Ana Sayfa
Tarİhçe
F.Meçhuller
Faİller
Garİplİkler
Delİller
MeclİsRaporu
Yok mu?
Ö.H.Daİresİ
Örgütlenme
Yenİ Hedef
Laİklİk
Tasfİye
Susurluk
Arşİv
Kİtaplar
A.Harun
İletİşİm
Dİğer
ManŞetlerİmİz
TARTIŞMAFORUMU
İDDİANAMELER
13.08.2001 'den beri:
 Ziyaretçi: 2861657
Her Tür Hak İhlallerini İhbar edin ki Elbirliği ile zulmü engelleyelim ve Adaleti Sağlayabilelim.. Adalet Platformu
 Adresimiz www.kontrgerilla.com veya kontrgerilla.brinkster.net veya ergenekon.ws şeklindedir. Emektar adresimiz http://www24.brinkster.com/aharun hizmetini sürdürmektedir.
AnaSayfa | Tarih | FMeçhul | Fail | Gariplik | Delil | TBMM | Yokmu | ÖHD | Örgüt | YeniHedef | Laiklik | Tasfiye | Susurluk | Arşiv | A.Harun | İletişim | Diğer | Manşetler | Forum | İHBAR ET
Ergenekon, Balyoz ve benzer soruşturmaları engelleme çabalarıErgenekon soruşturma sürecinde ele geçen silahlarErgenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerErgenekon, Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları  
Ergenekon'da 184. duruşma. Ergenekon davasına 184. duruşma ile dev..
Eymür: Suikast timi uçaktaydı. Eski MİT Müsteşarı Mehmet Eymür kat..
Genelkurmay dvd'yi gönderdi. Ergenekon sanıklarında yakalanan ve d..
Danıştay: Artık rüya görmüyoruz. Danıştay Başkanı Hüseyin Karakull..
Darbeci Baro'ya darbe. Balyoz davasıyla ilgili yasa hazırlığı iddi..
Ergenekon'da 183. duruşma. Ergenekon davasına 183. duruşma ile dev..
Balyoz'da hakaret davası. Balyoz davası hakimlerine hakaret ettikl..
MBK üyesi: 27 Mayıs ifadesi veririm. 27 Mayıs darbesini yapan suba..
28 Şubat'ın bir kolu Yargıtay'da. Sivas olaylarında; slogan atan s..
Çillioğlu'da 1 gözaltı daha. Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı gör..
Manşetlerin tümünü görmek için tıklayın
 ERZİNCAN İDDİANAMESİ    (Toplam 61 sayfa)

T.C. ERZURUM CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI CMK 250.MADDE İLE YETKİLİ Soruşturma No : 2010/329 Esas No: 2010/70 İddianame No : 2010/66 TUTUKLU İŞ İDDİANAME/ ERZURUM 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE DAVACI: K. H. MÜŞTEKİ: AHMET DEMİR, ABDURRAHMAN Oğlu ELİF'den olma, 07/05/1973 doğumlu, 176 Sk. Yavuz Selim Mah. No:23-4 İç Kapı No:5 Merkez/ ERZİNCAN ikamet eder. ŞÜPHELİ: 1-SALDIRAY BERK-Şeyh Ahmet ve Aliye oğlu. 16/02/1948 doğ.Çankaya,Bahçelievler nuf. kayıtlı S.Ordu Komutanı olarak görev yapar MÜDAFİİ: - SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 57 TCK'nun 53 ve 58/9 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ ŞÜPHELİ:26/02/2010 ERZİNCAN/MERKEZ ŞÜPHELİ:2-İLHAN CİHANER-İsmail Hakkı ve Zeynep oğlu, 23/02/1968 doğ.Kağızman,Kömürlü nüf.kayıtlı, 22 Sk. İnönü Mah. No:44-8 İç Kapı No:2 Merkez/ ERZİNCAN ikamet eder. SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği, Birden Fazla Kışı İle Tehdit MÜDAFİİ:Av. Turgut KAZAN İstanbul Barosu avukatlarından (K 7 S 400) Av. Hamit SEKMAN Erzincan Barosu Avukatlarından Av. Mustafa GÜLER Ankara Barosu Avukatlarından Av. Baki Lütfı UZUN Ankara Barosu Avukatlarından SEVK MADDELERİ: TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 4/a ve 9. maddeleri yollamasıyla TCK'nun 106/2-c, 204/2-3, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası nın 5, TCK'nun 53 ve 58/9 maddeleri SUÇ TARİHÎ VE YERİ: 16/02/2010 ERZİNCAN/MERKEZ GÖZALTI TARİHİ:16/02/2010 TUTUKLAMA TARİHİ:17/02/2010 ŞÜPHELİ: 3-ALI TAPAN -ibrahim ve Emine oğlu 07/04/1961 doğ. Ankara,Güdül nüf.kayıtlı Erzincan İl Jandarma Komutanı olarak görev yapar. MÜDAFİİ: Av. Fatih Mehmet YOĞURTÇU Ankara Barosu avukatı SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 5, TCK'nun 53 ve 58/9 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ:09/12/2009, ERZİNCAN/MERKEZ GÖZALTI TARİHİ:09.12.2009 TUTUKLAMA TARİHİ: —

SAYFA: 1   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

ŞÜPHELİ: 4-RECEP GENCOGLU-Selahattin ve Güler oğlu, 27/09/1960 doğumlu, ili, GÖLCÜK ilçesi, DEĞİRMENDERE köy/mahallesi, 24 cilt, 604 aile sıra no, 3 sıra no'da nüfusa kayıtlı Erzurum Askeri Cezaevinde Tutuklu Merkez/ ERZURUM ikamet eder. MÜDAFİİ:Av. Erol HALKA-Eskisehir Barosu avukatı. Av. Talat SAYGILl-Eskipehir Barosu avukatı SUÇ: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ:27/01/2010 ERZİNCAN/MERKEZ GÖZALTI TARİHİ:27/01/2010- 31/01/2010 , 03/02/2010-05/02/2010 TUTUKLAMA TARİHİ:05/02/2010 ŞÜPHELİ: 5- NEDİM ERSAN- İBRAHİM Oğlu FATMA'den olma; 04/04/1971 doğumlu, BALIKESİR ili, SUSURLUK ilçesi, KIŞLA köy/mahallesi, 3 cilt, 98 aile sıra no, 8 sıra no'da nüfusa kayıtlı Erzurum Askeri Cezaevinde Tutuklu Merkez/ ERZURUM ikamet eder. MÜDAFİİ:Av Özal Gürkan SOYKAN Erzurum Barosu Avukatı SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2,135/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası nın 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ:24.11.2009 ERZİNCAN/MERKEZ GÖZALTI TARİHİ:24.11.2009 TUTUKLAMA TARİHİ:28/11/2009 ŞÜPHELİ:6- ERSİN ERGUT- MEHMET Oğlu SENEM'den olma, 01/08/1978 doğumlu, TRABZON ili, BESİKDÜZÜ ilçesi, köy/mahallesi, 2 cilt, 88 aile sıra no, 12 sıra no'da nüfusa kayıtlı Erzurum Askeri Cezaevinde Tutuklu Merkez/ ERZURUM ikamet eder. MÜDAFİİ: Av. Yavuz ERTUGAY Erzurum Barosu Avukatı SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 135/2, 43, 137/1-a, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası nın 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ:19.11.2009 ERZİNCAN/MERKEZ GÖZALTI TARiHi:19.11.2009 TUTUKLAMA TARİHİ:22.11/2009 ŞÜPHELİ:7- ORHAN ESİRGER- AHMET Oğlu UMMAHAN'den olma, 06/01/1970 doğumlu, ESKİŞEHİR ili, TEPEBAŞI ilçesi, köy/mahallesi, 147 cilt, 83 aile sıra no, 77 sıra no'da nüfusa kayıtlı Erzurum Askeri Cezaevinde Tutuklu Merkez/ ERZURUM ikamet eder. SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi MÜDAFİİ: Av. Yavuz ertugay Erzurum Barosu SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 135/2, 43, 137/1-a, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası nın 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ:18/11/2009 ERZİNCAN/MERKEZ

SAYFA: 2   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Gözaltı Tarihi:18/11/2009 Tutuklama Tarihi:21/11/1999 ŞÜPHELİ:8- ŞENOL BOZKURT- D.ALI Oğlu SEVGI'den olma, 01/02/1968 doğumlu, AKSARAY ili, GÜZELYURT ilçesi, SELİME KÖYÜ köy/mahallesi, 18 cilt, 75 aile sıra no, 39 sıra no'da nüfusa kayıtlı Erzurum Askeri Cezaevinde Tutuklu Merkez/ERZURUM ikamet eder. MÜDAFİİ:Av. Fatih Mehmet YOĞURTÇU Ankara Barosu SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 135/2, 43, 137/I-a, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası nın 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ:26/01/2009 ERZİNCAN/MERKEZ Gözaltı Tarihi:26/01/2010 Tutuklama Tarihi:31/01/2010 ŞÜPHELİ:9- MURAT YILDIZ- OZTURK Oğlu MENDUHA'den olma, 08/03/1973 doğumlu, ili, MERKEZ ilçesi, DERELİ köy/mahallesi, 69 cilt, 3 aile sıra no, 103 sıra no'da nüfusa kayıtlı Yaylabaşı Karakol Komutanı Olarak Görev Yapar ERZİNCAN ikamet eder. MÜDAFİİ:Av. Fatih Mehmet YOĞURTÇU ve Hüseyin ÖZARSLAN Ankara Barosu SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma SEVK MADDELERİ: TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 5, TCK'nun 53, 58/9Ve 63 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ:09.02.2010 ERZİNCAN/MERKEZ Gözaltı Tarihi:09,02,2010 Tutuklama Tarihi:12/02/2010 ŞÜPHELİ:10- SİNASİ DEMİR- HAYRI Oğlu MELIHA'den olma, 14/10/1973 doğumlu, NEVŞEHİR ili, GÜLŞEHİR ilçesi, YENİYAYLACIK köy/mahallesi, 33rcİtC;|-2''â*He sıra no, 49 sıra no'da nüfusa kayıtlı Erzurum Askeri Cezaevinde Tutuklu Merkez/ ERZURUM ikamet eder. MÜDAFİİ:Av Sadullah KARA Erzurum Barosu SUÇ: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ:04/12/2009 ERZİNCAN/MERKEZ Gözaltı Tarihi:04/12/2009 Tutuklama Tarihi:07/12/2009 ŞÜPHELİ:11-KIVILCIM ÜSTEL- İSMAİL Oğlu EMİNE LEYLA'den olma, 18/09/1978 doğumlu, İSTANBUL ili, BEYOĞLU ilçesi, HACIMİMİ köy/mahallesi, 17 cilt, 836 aile sıra no, l l sıra no'da nüfusa kayıtlı Erzurum Askeri Cezaevinde Tutuklu Merkez/ ERZURUM ikamet eder. MÜDAFİİ:Av Sadullah KARA Erzurum Barosu SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Birden Fazla Kişi ile Tehdit SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 4/a ve 9. maddeleri yollamasıyla TCK'nun 37, 106/2-c, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri

SAYFA: 3   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

SUÇ TARİHÎ VE YERİ:04/12/2009 ERZİNCAN/MERKEZ Gözaltı Tarihi:04/12/2009 Tutuklama Tarihi:07/12/2009 ŞÜPHELİ:12-SADRI BARKIN INCE- HAMDI SUAT Oğlu HAVVA EZHER'den olma, 05/03/1979 doğumlu, NEVŞEHİR ili, AVANOS ilçesi, CAMİKEBİR MAHALLESİ köy/mahallesi, 4 cilt, 29 aile sıra no, 39 sıra no'da nüfusa kayıtlı AAağı Ayrancı Mah. Çifteevler Sok. No.6/4 Çankaya/ ANKARA ikamet eder MÜDAFİİ:Av Sadullah KARA Erzurum Barosu SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ:04/12/2009ERZİNCAN/MERKEZ Gözaltı Tarihi:04/12/2009 Tutuklama Tarihi:07/12/2009 ŞÜPHELİ:13- AHMET SARAÇLAR- İSMET Oğlu SABIHA'den olma, 25/06/1969 doğumlu, ESKİŞEHİR ili, TEPEBAS1 ilçesi, GÜLLÜK köy/mahallesi, 24 cilt, 1239 aile sıra no, 7 sıra no'da nüfusa kayıtlı Arslanlı Mah. Demirken! Askeri Lojmanları Kanatlı Apt. No:8 Erzincan Merkez/ ERZURUM ikamet eder. MÜDAFİİ:Av. Hüseyin ÖZARSLAN Ankara Barosu SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele -yasasının 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri : SUÇ TARİHÎ VE YERİ:09.02.2010 ERZİNCAN/MERKEZ Gözaltı Tarihi: 09.02.2010 Tutuklama Tarihi:12.02.2010 ŞÜPHELİ:14- YASAR BAS- EYÜP Oğlu ŞÜKRİYE'den olma, 02/04/1963 doğumlu, ili, MERKEZ ilçesi, BÜYÜK CAKIRMAN KÖYÜ köy/mahallesi, 71 cilt, 19 aile sıra no, sıra no'da nüfusa kayıtlı Çarşı Mahallesi Toki Konutları K-6 22/3 Merkez/ ERZİNCAN ikamet eder MÜDAFİİ:Av Timurhan GÜR Erzurum Barosu SUÇ:Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma SEVK MADDELERİ:TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 5, TCK'nun 53, 58/9 ve 63 maddeleri SUÇ TARİHİ VE YERİ: 11.02.2010 ERZİNCAN/MERKEZ Gözaltı Tarihi:11.02.2010 Tutuklama Tarihi: - SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ Şüphelilerden; Saldıray BERK Erzincan İlinde konumlu 3. Ordu Komutanı, ilhan CIHANER Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı, Ali TAPAN Erzincan İl Jandarma Alay Komutanı, Recep GENÇOGLU 2009 yılında Eskişehir'e tayini çıkmadan önce Erzincan eski İl Jandarma Alay Komutanı, Nedim ERSAN Erzincan İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü, Ersin ERGUT Erzincan İl Jandarma İstihbarat Şube Müdür

SAYFA: 4   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Yardımcısı, Orhan ESİNGER Erzincan İl Jandarma Komutanlığında Astsubay, Şenol BOZKURT 2009 yılında Kahramanmaraş'a tayini çıkmadan önce Erzincan İl Jandarma istihbarat Şube Müdürlüğünde Astsubay, Murat YILDIZ Erzincan Yaylabaşı Jandarma Karakolunda Karakol Komutanı, Şinasi DEMİR Erzincan MİT Şube Müdürü, Sadri Barkın İNCE ve Kıvılcım ÜSTEL Erzincan MİT Şube Müdürlüğü personeli, Ahmet SARAÇLAR 3. Ordu İstihbarat Başkanlığı palan eğitim Astsubayı olarak .görev yapmaktadır. Yasar BAŞ Erzincan İl merkezinde Av Bayiliği yapmaktadır. Abdulvahap GÜLLÜ Erzincan .Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği 2. Sınıf Öğrencisidir. Erdal ZIREK Erzincan İl Merkezinde Pazarcılık yapmaktadır. GENEL OLARAK İstanbul C.Başsavcılığınca Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne yönelik bu güne kadar tüm ülke çapında yapılan soruşturmalar sonucunda, silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek, halkı yürütme organına karsı silahlı isyana tahrik etmek, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek, terör örgütüne ait silahlan depolamak, genel güvenliği kasten tehlikeye sokacak şekilde patlayıcı madde bulundurmak ve kullanmak, nitelikli kasten öldürmeye azmettirmek, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri çalmak, temin etmek, .yasaklanan bilgileri temin etmek, açıklamak, kişisel verileri kaydetmek ve bağlı pek, çok suçu. işlemekten İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davaları açılmıştır. Açılan bu davaların daha açık ve net olarak anlaşılabilmesi amacıyla Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün genel olarak yapısı, hedefleri ve hakkında bu güne kadar yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen deliller ve ulaşılan sonuçlarla ilgili iddianamelere dayanılarak kısaca açıklamalar yapılacaktır. Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün hücre tipi yapılanmaya sahip gizli bir örgüt olup özellikle kendi amaçları doğrultusunda devlet gücünü tam olarak kontrol etmeye yönelik olarak devletin bir çok kurumuna sızdığı ve bu amaçla bir çok eylem gerçekleştirdiği ve birçok eylemi de planladığı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Örgütün ana dokümanlarından ''ERGENEKON'' adlı dokümanda ''POLİTİKALAR'1 baslığı altında, ''21. yüzyılda kaçınılmaz bir biçimde Dünya politikalarını ve siyasetçilerini istihbarat örgütleri biçimlendirecektir... Dünyada var olabilmiş tüm sistemler, ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasileri engellemiştir. Bunun ise iki yolu vardır. (1) Suikast, (2) Dezenformasyondur... Suikast operasyonlarına gerek duyulmaması için, siyasi portreler çok ciddi biçimde analiz edilmeli, ortak ideallere uygun siyasilerin seçim kampanyaları organize edilerek parlamentoda etkin ve güçlü bir biçimde yer alabilmeleri sağlanmalı, böylelikle parlamento ülke çıkarlarına uygun biçimde isler hale getirilmeli, içte ve dışta saygın bir etkinliğe kavuşturulabilmelidir. Bu ve benzeri faaliyetler, tüm dünyada istihbarat örgütlerinin varlık ve görev nedenleri arasında yer alır. içte ve dışta ortak ve benzer idealler doğrultusunda faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası legal ve illegal örgütler ile işbirliğine yönelmek kaçınılmaz bir zorunluluktur...'' seklindeki ibareler tüm ülkede önce İ stanbul Cumhuriyet Baş savcı 11 ğ ı ş imdi de Cumhuriyet Başsavcılığımızca bu örgüte yönelik hukuksal

SAYFA: 5   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

çerçeve içinde yürütülen soruşturmanın önemini ve ülkemizin bu suç örgütü nedeniyle maruz kaldığı tehlikenin büyüklüğünü açıkça göz önün£ sermektedir. Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne yönelik bu güne kadar yapılan soruşturmalarda ele geçirilen örgütsel içerikli dokümanlar ve elde edilen tüm deliller çerçevesinde örgütün amacının; sürekli iç çatışma ve kaos yaşayan, komşu ülkeleri ile düşman ve dünyaya kapalı, Avrupa Birliği kriterlerine ve insan haklarına karşı, çağımızın tüm uluslararası değerlerini dışlayan, ekonomik kriz, iç etnik çatışmalar ve terör ile uğraşan, ekonomik yönden zayıf bir devlet imajı oluşturulmaya çalışılarak, devlet otoritesini içte ve dışta güçsüz kılmak, ülkeyi yönetilemez hale getirmek, böylece örgütün daha rahat etki edip yönlendirebileceği siyasal iktidarlar oluşturmak, örgütün belirlediği gizli amaç ve prensiplerin dışına çıkan tüm siyasal iktidarları değişik yöntemlerle kontrol altına almak, bu başarılamadığı taktirde yasama ve yürütme organlarını devirip kendi ideolojik amaçları doğrultusunda devlet yönetimini ele geçirmek olduğu anlaşılmaktadır. Ülkemize ve milletimize açık düşmanlık taşıyan bu amaca ulaşmak isteyen örgüt üyelerinin çoğu geçmişte çatışan siyasi düşünceler taşımalarına karşın milliyetçi ve güya ülkesini seven bir görüntü altında faaliyetlerini gizleme çabasına girmeleri ve kendilerine engei olduğunu düşündükleri kişileri ve kurumları dış güçlerle bağlantılı ve ülke düşmanı olarak gösterme çabaları içinde oldukları görülmektedir. Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün bu güne kadar yurt çapında yapılan operasyonlarla elde edilen örgütsel dokümanları incelendiğinde, amaçlarına ulaşmak için; -Naylon terör örgütlerinin oluşturulması, -Mafyanın ve uluslararası uyuşturucu ticaretinin kontrol altına alınması, -Medyanın kontrol altına alınması, -Sivil toplum kuruluşlarının kontrol altına alınması, -Siyasi partilerin kontrol altına alınarak siyaset dünyasına yön verilmesi, -Gerektiğinde siyasilere suikast düzenlenmesi, -Örgüte eleman kazandırmak ve gelir sağlamak için illegal tüm yolların kullanılması, gibi eylemlerin araç olarak benimsenmiş olması, ülkemizin bu örgüt nedeniyle karşı karşı ya' kaldığı tehlikenin boyutunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün, TSK içinde örgütlenmeye yaşamsal ölçüde önem verdiği, bu amaçla son derece gizli ve hücre tipi bir yapılanma kurup özel ve gizli bağlantılarla bu yapılanmayı kontrol ettiği belirlenmiştir. Bu yapılanma, sürekli örgütsel bağlantılarını devam ettirmekte olup örgütün bu üye ve yöneticileri tarafından örgütün amaçları doğrultusunda ve örgüt merkezinin verdiği kararların gereğinin uygulanmasına yönelik çalışmalar içinde olmaktadır. Örgütün bu amaçla ve planlanan suikast veya çeşitli tedhiş olaylarında kullanılması amacıyla örgüte ait önemli miktardaki silah ve askeri mühimmatı değişik yerlerde gizlediği belirlenmiştir. Başsavcılığımızca örgütle ilgili yapılan soruşturma sırasında ayrıntılı olarak incelenip değerlendirilmiş bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü davalarına ilişkin iddianamelerde ve ek delil klasörlerinde açıkça belirtildiği üzere, kimi şüphelilerin davamıza konu soruşturmada da örnekleri görüldüğü gibi, mezhebe dayalı kaos ve çatışma çıkarmaya yönelik olarak Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız'a ve Genel Sekreteri Kazım Genç'e yönelik suikast hazırlığı yapılmış olması da Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün bölgemizdeki paralel faaliyetlerine benzerlikler taşımakta olması bakımından hayli dikkat çekicidir. Aşağıda bölgemizin duyarlı yapısı da dikkate alınarak

SAYFA: 6   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

kaos amaçlı olarak Sünni-Alevi çatışması çıkartılması ve körüklenmesi için köylere kadar, silah bomba ve sair mühimmatın örgüt üyelerince nasıl dağıtıldığı açıklanacaktır. Örgütün, Türk Silahlı Kuvvetlen içinde son derece gizli bir yapılanma içinde olduğu kadar yukarıda açıklandığı gibi örgüt amaçlarının gerçekleştirilmesinde çok önemli gördüğü istihbarat örgütü içinde de kadrolaşmaya çalıştığı açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bazı Ergenekon Silahlı Terör Örgütü üyelerinin ülkemizin iç ve dış çıkarları için haber almak ve alınan tüm haber ve bilgileri yasalara uygun olarak değerlendirip ilgili makamlara sunmakla görevli Milli İstihbarat Teşkilatına da sızdığı ve elde ettikleri makam ve devlet gücünü, devletin çıkarlarına aykırı ama örgütün amaçlarına uygun olarak kullandıkları tespit edilmiştir. Söz konusu terör örgütünün, çeşitli yöntemlerle bir darbe zemini oluşturmak ve bunıtfl sağlanması için de toplumda infial uyandırıcı, demokratik secimle yönetime gelmiş iktidara güveni sarsıcı tedhiş eylemlerini bizzat veya aracı kullanarak örgütlediği, bu amaçla kimi zaman bireysel terör hareketleri kimi zaman da bizzat kurup yönlendirdiği terör örgütleri aracılığı ve söz konusu terör unsurlarının topluma saldığı korku ve güvensizlik duygusunun oluşturduğu etkinin sonucunda olağanüstü yönetim biçimlerinin uygulamaya sokulması amacıyla çok sayıda organizasyonlar icra ettiği anlaşılmıştır. İstanbul C.Başsavcılığınca Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 17.07.2009 tarih ve 2009/1498-751-565 sayılı iddianamede; örgütün amaçlarına ulaşma uğrunda ülkemizde karışıklık çıkarmayı hedeflediği ve bunu sağlama adına ülkemizde yüzyıllardan beri barış ve kardeşİik içinde yasayan alevi ve sünni kesim arasında çatışma çıkarmayı istediği, bunun için alevi toplumunun önde gelen temsilcilerinden olan Ali Balkız ve Kazım Genç'e yönelik olarak örgüt tarafından suikast planları hazırlandığı, şüpheli İbrahim Şahin'in evinde yapılan aramalarda ele geçen Kazım Genç'e yönelik suikast planında açıkça ''Eylemin Amacı: Alevileri kışkırtarak Alevi-Sünni kavgası çıkarmak'' şeklinde yazılı olduğu görülmektedir. SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTLERİNİN YAPISI VE ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ERZİNCAN YAPILANMASI Türk Ceza Hukukunda anayasal düzen aleyhine işlenen terör suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması ayrı bir rejime tabi tutulmuştur. Sanıklara isnad edilen silahlı örgüte yönetici ve üye olma suçlarında fiil ve faili bakımından bir özellik aranmamış, kimse bu suçların soruşturma ve kovuşturmasından bağışık tutulmamış hatta, C.Balkanından sonra en geniş dokunulmazlık alanına sahip olan milletvekilleri hakkında bile terör suçlan bakımından belirli koşullar altında soruşturma ve kovuşturma yolu bizzat yargı kararlarıyla açılmıştır. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin istikrar kazanmış kararlan ile. soruşturmaya seçimden önce başlanmış suçlarının Anayasanın 83. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında yasama dokunulmazlığı kapsamında görülemeyeceği kabul edilmiştir. Durum böyle iken, bir kişinin kimlik ve sıfatından hareketle terör örgütü üyesi olmakla suçlanamayacağı iddiasının; açık bir yanılgı ya da bu tür kimlik ve sıfatlan tanıyanlar ile bu tür suçların failleri olmayı yan yana getirmekte zorlanmanın ifadesi olmaktan başka bir değeri bulunmamaktadır. Türk toplumu ve hukuk çevrelerinin terör örgütü ve örgüt üyesi algısı, Türkiye'nin terörle mücadelesi bağlamında farklı portreler ve imajlar üzerinden gelişmiş, üst düzey kamu görevlilerinin bir terör örgütüne üye olarak kabul edilmelerinde zihinsel zorluklar yaşanmış olabilir. Ancak bu durum Türkiye'nin terörle mücadelede üzerinden tecrübe yaşadığı terör örgütleri açısından bakıldığında normal kabul edilebilirse de, Ergenekon Terör Örgütünün yapısı,

SAYFA: 7   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

stratejisi, hiyerarşisi, inleyişi, üye ve eleman profili ile örgütün amaçladığı suçlar ve faaliyeti kapsamında islediği suçlar dikkate alındığında bu kabul, Laik, demokratik ve Sosyal Hukuk Devleti karakteristiği ile birlikte Anayasal Düzenin işleyişine karsı büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Örgütün islemeyi amaçladığı suç nazara alındığında, bu günkü bilinen yapısı, stratejisi, işleyişi, üye ve eleman profili ile Ergenekon Terör Örgütü, sonuca götürmek bakımından oldukça elverişli biçimde kurulmuş ve çalıştırılmış bir model olarak ortada durmaktadır. Terör örgütü asıl gücünü beyaz yakalı faillerin halkta oluşturduğu bu algı yanılgısını ve kamu gücünde bulunan essiz terörle mücadele tecrübesinin farklı kulvarda gelişmiş olmasını istismar etmekten almaktadır. Halen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında Ergenekon Silahlı Terör Örgütü kapsamında devam eden soruşturma kapsamında bulunan Dursun ÇİÇEK tarafından imzalanmış bulunan Irticayla Mücadele Eylem Planı Erzincan ilinde hayata geçirilmek istenmiş bu amaçla Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak faaliyet gösteren şüpheli Saldıray Berk liderliğindeki yasadışı oluşum faaliyetlerde bulunmuştur. Bu çerçevede Gülen Cemaatinin Erzincan'daki evlerine ve/veya okullarına silah, uyuşturucu vs. suç unsurları ile yasadışı illegal dokümanlar koydurularak sonrasında bu yerlere eş zamanlı olarak operasyonlar yaptırılması ve böylece Gülen Cemaatinin silahlı terör örgütleri kapsamına alınmasının sağlanmasının hedeflendiği ortaya çıkmıştır. Dursun Çiçek imzalı bu belgedeki ifadeler ile Erzincan İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat şubesinde görevli üsteğmen şüpheli Ersin Ergut'un ajandasındaki birbiriyle örtüşen el yazısı ifadeler bunun açık kanıtıdır. Terör örgütlerinin adi suç örgütlerine göre profesyonel yapısı nedeniyle bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işledikleri suçların kesin olarak tespit edilip, delillerinin ortaya konulabilmesindeki güçlükler herkesçe bilinmektedir. Özellikle üyelerinin tamamına yakı nı kamu görevlilerinden oluşan ve bir kısmı Erzincan ilinde üst düzey görevlerde bulunan Ergenekon silahlı terör örgütünün Erzincan yapılanmasının bu oluşumu ve işlenen suçların kamu görevinin yapılması kılıfı altında gerçekleştirilmesi karşısında delillere ulaşabilmenin zorluğu ortadadır. Terör örgütlerinin amaçlarını gerçekleştirebilmek için amaçlarının büyüklüğüyle orantılı olarak gerek araç gereç (silah vs.) ve gerekse insan unsurlarının olabildiğince detaylı ve yaygın olarak bulunması gereklidir. Bu anlamda devletin, hükümetin ve TBMM'nin işlevini ortadan kaldırmayı amaçlayan Ergenekon terör örgütünün bu amacı gerçekleştirmek için kullanabileceği insanların sıradan insanlar olmaması, özellik arz eden devlet kademelerinde nitelikli görevler yapan kişilerden seçilmesi gerektiği ve terör örgütlerinin de bu hususa oldukça önem atfettikleri, devletin çeşitli kademelerinde üst düzey görev yapan insanlar arasından da kendilerine yönetici ve/veya üye seçtikleri ve bunları kendi illegal amaçları doğrultusunda talimat vermek suretiyle -yönlendirdikleri konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Jandarmaya yapılan bir ihbar üzerine İstanbul Ümraniye de bir gecekondunun çatısında 27 adet el bombasının çıkmasıyla başlayan ve İstanbul C.Başsavcılığınca yürütülen soruşturmayla, varlığı bilinen ancak kimsenin üzerine gitmeye cesaret edemediği Ergenekon terör örgütü, yukarıda kısaca açıkladığımız niteliklere sahip olan oldukça önemli ve bir o kadar da tehlikeli bir terör örgütü olarak karşımıza çıkmaktadır. ''İRTİCAYLA MÜCADELE EYLEM PLANI'' İSİMLİ BELGE'' Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne karşı İstanbul C.Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sı rasında avukat olarak görev yapan Serdar Oztürk isimli kişinin Ankara İli Çankaya ilçesinde bulunan . avukatlık bürosunda 04.06.2009 tarihinde yapılan aramada ele

SAYFA: 8   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

geçen Dr.Dz.P.Kur.Kd.Albay Dursun ÇİÇEK imzalı ''İlticayla Mücadele Eylem Planı'' başlıklı ''Gizli'' ibareli belgenin bir örneği istanbul C.Başsavcılığından istenmiş ve dosyamızın arasına konulmuştur. Bu belgenin incelenmesinde: ''1. DURUM; a. İrticai gruplar tarafından TSK basta olmak üzere devletin resmi kurumlarını yıpratmak üzere yoğun faaliyetler yürütülmekte, Ergenekon adı altında TSK'ya büyük emekleri geçmiş emekli ve muvazzaf askeri personele yersiz ithamlarda bulunularak lekelenmeye çalışılmaktadır. b. Düşman Unsurlar: (1) Atatürk ilke ve inkılâplarını ortadan kaldırarak, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini yıkmak ve yerine dini esaslara dayalı bir rejim kurma hedefleri engelleyecek tek kurum olarak TSK' yi görmekte, (2) Elde ettikleri TSK' yi yıpratıcı bilgi ve belgeleri kendilerine müzahir medya organları kanalıyla yayınlamakta, (3) Halkın yoğun ilgi gösterdiği birlik ve beraberlik mitinglerini Ergenekon tarafından maksatlı olarak planlanmış gibi göstermekte, (4) TSK' nın Ergenekon çatısı altında, başta PKK terör örgütü olmak üzere çeşitli terör örgütleriyle işbirliği yaptığını iddia etmekte, (5) Üst düzey komutanlar hakkında Yahudi, Ermeni, Sabetaycı vb. oldukları şeklinde asılsız haberler yapılmakta, (6) Kamuoyunu meşgul etmek ve bilgi kirliliği yaratmak üzere TSK personeline ait olduklarını iddia ettikleri ses ve görüntü kayıtlarını yayınlamaktadırlar. c. Dost Unsurlar: (1) Basın ve yayın organları kanalıyla irticai grupların iç yüzünü gösteren propaganda çalışmaları planlı bir şekilde yürütmekte, (2) TSK personeli ve ailelerine yönelik bilgilendirme faaliyetleri icra edilmekte, (3) TSK içerisine sızdırıldığı değerlendirilen personele ve aileleri ile bunların irtibatta olabilecekleri kişiler takip ve kontrol altına alınmakta, (4) Bilgisayar ve doküman güvenliği konusundaki tedbirler artırılmaktadır. 2. VAZİFE: irticai oluşumların içyüzünü göstererek, bu konudaki tereddütlere son vermek ve söz konusu örgütlere olan kamuoyu desteğini ortadan kaldırmak, Ergenekon kapsamında yapılan yıpratıcı kampanyaların etkisini azaltmak, TSK' ya yönelik olarak yapılan olumsuz propagandalara son vermektir. 3. İCRA; a.Harekat Tasarısı: (l )Genel Bilgiler: Laik ve demokratik düzeni yıkarak, şeriata dayalı bir İslam devleti kurma hayalinde bulunan AKP hükümeti ve ona destek veren çeşitli gruplar ile Fethullah Gülen grubu basta olmak üzere radikal dini oluşumlar hakkındaki gerçekleri gün yüzüne çıkarmak, kamuoyu desteğini kırmak ve faaliyetlerine son vermek üzere bilgi destek faaliyetleri icra edilecektir. (2) Faaliyetler birbiriyle senkronize şekilde üç bölümde icra edilecektir. (a) Planlama ve Genel Faaliyetler: (1) İcra edilen propagandalarda dine karşı olunmadığı teması işlenecektir

SAYFA: 9   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

(2) Eylemler, Ergenekon davasının gündemi değiştiriliyor havası oluşmadan planlanacak, dinci medyanın bu konuyu iplemesine imkan tanınmayacaktır. (3) ''Fethullah Gülen (FG)'çiler gemi azıya aldılar, doğrudan TSK'ya saldırıyorlar.'' Teması islenecek, bu kapsamda muhafazakar vatandaşların bile - ''Pes doğrusu biz de Elhamdülillah Müslüman'ız ama FG'ciler resmen TSK'ya saldırmak için provokasyon yapıyorlar.'' Dedirtecek çalışmalar yapılacaktır. (4) Sakıncalı/Şüpheli kategorisindeki irticacı subay ve astsubayların irticai propaganda yaptıkların dair ihbar çalınmaları yapılacak, müteakiben bu kişilerin ahlaki yönden olumsuzluklarıyla ilgili haberler yaptırılacaktır. (5) İrticacı TSK personeline yapılan operasyon kapsamında tespit edilememiş diğer irticai TSK personeline yönelik korkutucu propaganda geliştirilerek, bu kimilerin hata yaparak tespit edilmeleri veya kendiliğinden çözülmeleri sağlanacaktır. (6) Askeri suç kapsamında yapılacak ışık evleri baskınlarında, silahlı terör örgütü oluşturmak doğrultusunda; silah, mühimmat, plan vb. materyal bulunması sağlanarak, FG Grubu ''Silahlı Terör Örgütü'' Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü (FSTÖ) kapsamına aldırılacak ve sorutturmaları askeri yargı kapsamında yürüttürülecektir. (7) Ilımlı İslam konusu özellikle vurgulanacak, FG'cilerin ABD güdümünde hareket ettikleri ve İslam'ın orijinalini bozmak istedikleri hususu yoğun olarak dile getirilecektir. (b) Medya Faaliyetleri: (1) İskender Evrensoğlu, Ömer Öngüt gibi hazırda beklettiğimiz elemanlara medyatik eylemler ve söylemler yaptırılacak ve bu kişiler FG'ciler başta olmak üzere diğer irticai gruplarla özdeşleştirilerek, kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacaktır. (2) Yakalanan veya çözülen TSK personelinin bizim belirlediğimiz temalar doğrultusunda beyanlarda bulunmaları ve bu açıklamaların basında geniş yer bulması sağlanacaktır. (3) Ergenekon kapsamında tutuklanan TSK personelinin masum olduğu, irticayla etkin şekilde mücadele ettikleri için üzerlerine iftira atıldığı şeklinde haberler yaptırılacaktır. (4) Nurettin Veren gibi isimlerin TV programlarında FG grubu hakkında bizim istediğimiz temalar doğrultusunda açıklamalar yapmaları sağlanacaktır. (5) Kurdoğlu cemaati ve benzeri diğer cemaatlere mensup TSK personelinin TSK ile ilişkileri kesilirken FG grubuna mensup oldukları için atıldıkları şeklinde haberler yaptırılarak, kamuoyunda FG grubunun büyük yara aldığının düşünülmesi sağlanacaktır. (6) PKK terör örgütünün Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Irak'ın Kuzeyinde bulunan FG'cilere ait okul, dershane ve yurtlara eylem yapmıyor olmasının iki örgüt arasında bağ olduğu ve anlaştıklarının açık bir göstergesi olduğu yönünde haberler yaptırılacaktır. (7) Vatandaşlar tarafından yoğun olarak izlenen ve gündemdeki olaylar hakkında kamuoyu yanlış yönlendiren, ''Kurtlar Vadisi'', ''Kollama'' ve ''Tek Türkiye'' benzeri diziler hakkında olumsuz haberler yaptırılarak söz konusu dizilerin güvenilirliğini yitirmesi sağlanacaktır. (8) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öğrencilerine ait ibadet görüntü ve haberlerinin medyada yoğun olarak yer alması sağlanarak Milli Eğitim., Bakanı kamuoyu nezdinde yıpratılacaktır. (9) AKP mensuplarının ülkemizde ekonomik krizin etkisinin ciddi olarak hissedildiği bir

SAYFA: 10   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

dönemde, lüks yaşamlarından taviz vermedikleri yönünde haberler yaptırılarak, bu durumun hem ''İslam anlayışıyla çeliştiği'', hem de uygulamaya çalıştıkları ''Halka adamı '' yaklaşımlarının gerçeği yansıtmadığı konusunda kamuoyu bilgilendirilecektir. (10) Ermenistan ve Yunanistan ile ilgili kamuoyunda tepki uyandıracak haberler sürekli gündemde tutularak milliyetçi partilerin tabanının genişletilmesi sağlanacaktır. (c) Kara Propaganda Faaliyetleri: (1) Son dönemde geniş yankı bulan ses kayıtları konusunda bilgi kirliliği yaratmak üzere 10 irticacılar tarafından yayınlanmış gibi gösterilecek, ama dinleyenlerin bizi haklı bulacağı tarzda ses kayıtlan düzenlenecektir. (2) Çeşitli bilgi ve belgeler ile ilgili ortaya yem atılarak yakalanan personel hangi gruba ait olursa olsun FG'ci oldukları şeklinde ifade vermeleri sağlanacak ve bahse konu personelin adı basında duyulduktan sonra ahlaki açıdan olumsuzluklarıyla ilgili haberler yaptırılacaktır. (3) Yukarıda açıklanan şekildeki personelin, sıradan dahi olsa arkadaş çevresindeki en olumsuz kişi onların en yakın arkadaşı gibi gösterilerek, FG'çilerin iç yüzüymüş gibi düşünülmesi sağlanacaktır. (4) İhbara dayalı ev baskınları yaptırılarak, buralarda silah ve mühimmatın yanı sıra FG'ciler ile irtibat kurulması istenen oluşumlara(Yahudilik, CIA, Mossad, Moon Tarikatı, Humeyni, vb... ) ait objelerin aynı ortamda bulunması sağlanacaktır. (5) Ev baskınları kapsamında Alevi düşmanlığını körükleyici bilgi ve belgelerin bu evlerde bulunması sağlanacaktır. (6) İzleyici veya dinleyici kitlesi fazla olan radyo televizyon programlarına farklı bir kimlikle, canlı yayın esnasında, telefonla bağlanılarak; FG'ci maskesi altında konuşmalar yapılarak tahrik olmuş bir FG'ci gibi, ''Evet, kardeşim, bizimle uğraşan herkes Ergenekoncudur, onlarla uğraşmak bizim boynumuzun borcudur. Bizimle uğraşmaya kimsenin gücü yetmez'' Şeklinde açıklamalar yapması sağlanacaktır. (7) AKP mensubu kilit haberleşmeciler tarafından kamuoyuna çelişkili açıklamalar yaptırılarak, içerisinde ciddi anlamda anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş şeklinde algılanması sağlanacaktır'' şeklinde ifadeler bulunduğu görülmektedir. İRTİCA YLA MÜCADELE EYLEM PLANININ ERZİNCAN İLİNDE UYGULANMAK İSTENMESİNİN NEDENLERİ 1-) Erzincan'da hem alevi ve hem de sünni vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunması, diğer taraftan hem Kürt ve hem de Türk kökenli vatandaşlarımızın oturması nedeniyle kötü niyetli kişilerce bu durumun suistimal edilmesinin kolay olduğunun düşünülmesi 2-) Şüpheliler Saldıray BERK'in S.Ordu Komutanı olarak elindeki tüm yetkileri mensubu bulunduğu terör örgütünün illegal amaçları doğrultusunda kullanmaktan çekinmemesi, bilakis bu konuda diğer şüphelilerin mevki olarak üzerinde bulunması durumunu da kullanarak onlar üzerinde etkinlik sağlaması, 3-) Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ilhan CİHANER mensubu bulunduğu örgütün illegal amaçlan doğrultusunda yaptığı faaliyetlerde yol gösterme ve hukuki koruma sağlayacak konumda bulunması, Erzincan'ın farklı etnik kimlikleri barındıran yapısından yararlanılarak huzursuzluklar çıkartılması ve dolayısıyla buradan başlatılacak olayların tüm ülke çapına yayılmasının mümkün görünmesi, 4-) Erzincan'da gerek önceki İl Jandarma Komutanı Recep GENÇOGLU ve gerekse halen görevde bulunan İl Jandarma Komutanı Ali TAPAN'ın elinde bulundurduğu kolluk gücünü örgütün amaçlan doğrultusunda kullanmaktan çekinmemeleri, örneğin jandarma

SAYFA: 11   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

tarafından Erzincan'da yapılan İsmailağa ve Gülen grubuna yönelik soruşturmalar öncesi bu gruplarla ilgili mahkemeden önleme dinlemesi talep edilirken, bu grup mensubu olduğu iddia olunan kişiler hakkında suç olarak silahlı terör örgütleri arasında olduğu bu şüphelilerce bilinen ''H1ZBULLAH'' ve ''IBDA/C'' terör örgütlerinin isimlerinin belirtilmesi, böylece bu silahlı terör örgütlerinin isimlerinin kullanılması halinde telefon dinleme kararlarının...rahatlıkla alınabileceğini sahip oldukları mesleki birikim sayesinde gayet iyi bilen şüphelilerin yetkilerini örgütün amacı doğrultusunda bu şekilde kullanmaları, 5-) Tutuklu MİT Müdürü Şinasi DEMİR basta olmak üzere, diğer tutuklu MİT mensuplarının devletin ve yasaların kendilerine verdiği ülke çapında ve özellikle yabancı ülkelere yönelik istihbarat toplama ve değerlendirme yetkilerini kötüye kullanmaktan çekinmeyerek bu anlamda kullanmakta oldukları bir haber elemanına illegal olarak, kişi/cemaat hakkında bilgi-belge getirmesi talimatı verdikleri, bu elemanla ilk ilişkiye girerken elemanın PKK konusunda yardımcı olmak istemesine rağmen sonraki süreçte haber elemanını cemaat ve tarikatlar konusuna sevk ettikleri, bu konularda elemandan illegal olarak birçok bilgi ve belgeyi temin ettikleri, bu bilgi-belge nedeniyle bir yüzbaşının ordudan atılmasını sağladıkları tespit edilmiştir. Tüm bu açıklamalar sonucunda, Dursun Çiçek tarafından imzalandığı anlaşılan ''irticayla mücadele eylem planı'' isimli belgenin, Ergenekon silahlı terör örgütüne bağlı olarak meydana getirilen, içinde ordu komutanı, il Cumhuriyet Başsavcısı, il jandarma komutanı, jandarma istihbarat görevlileri, Mit il müdürü ve Mit çalışanları ile gerekli lojistik desteği sağlayabilecek sivil kişilerin yer aldığı oluşum tarafından Erzincan'da faaliyete geçirilebilmesinin mümkün olabileceği ve şüphelilerin meydana getirdikleri bu oluşumun bu zemini kullanmayı amaçladıkları görülmektedir. YETKİ VE GÖREVE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME: Bu bölümde Cumhuriyet Başsavcısı olan şüpheli İlhan Cihaner ile muvazzaf asker olan şüphelilere ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın yöntemi ile ilgili değerlendirme yapılacaktır. 1- Şüpheli ilhan Cihaner Hakkında Soruşturma ve Kovuşturmaya Yetkili Makama ilişkin Olarak; Şüpheli İlhan Cihaner Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmakta olup suç tarihi itibarıyla birinci sınıfa ayrılmıştır. Yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hakim ve C.savcılarının isledikleri iddia edilen suçlara ilişkin soruşturma yöntemleri aşağıda gösterildiği gibidir. 1-) 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 82-92. maddelerinde düzenlenen görev suçları: Bu maddelere göre görev suçu isleyen hakim ve C.savcıları hakkındaki soruşturma ancak Adalet bakanının izniyle yapılmaktadır. Adalet müfettişi veya hakkında soruşturulan kimiden daha kıdemli hakim veya savcı eliyle yapılan -soruşturma sonucunda kovuşturma yapılması gerekli görülürse yine Adalet Bakanının izniyle, hakkında soruşturma yürütülen hakim veya C. savcısının görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi tarafından son soruşturmanın açılması veya açılmaması kararı verilecektir. En yakın yer ağır ceza mahkemesi tarafından iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılması kararı verilmesi halinde yargılama ''birinci sınıfa ayrılmış hakim veya C.Savcıları ile ağır ceza mahkemesi heyetine dahil olanlar'' hakkında Yargı tayın ilgili ceza dairesinde yapılacaktır. Bunun dışındaki hakim ve savcılar hakkında ise yargılama, görev yaptıkları yer ağır ceza mahkemesinde

SAYFA: 12   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

görülecektir. Yani Yargıtay da yargılanacak olan hakim ve C. Savcıları, sadece görev suçu islemiş olan birinci sınıfa ayrılanlar ile ağır ceza mahkemesi heyetinde görev yapanlardır. 2-) 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 93. maddesinde düzenlenen kişisel suçlar: Bu maddeye göre, hakim ve C. savcılarının isledikleri kişisel suçlar (birinci sınıfa ayrılmış olanlar dahil herhangi bir ayırım yapılmaksızın tüm hakin: savcılar) hakkında sorutturma, en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısına aittir. Sorutturma sonunda dava açılması halinde ise yargılamayı da en yakın yer ağır ceza mahkemesi yapacaktır. Görüldüğü gibi hakim ve C. savcılarının imledikleri kişisel suçlar için herhangi bir izin sistemi getirilmediği gibi suça veya sıfata ilişkin olarak herhangi bir ayırım da yapılmamıştır. 3-) 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 94. Maddelerinde düzenlenen ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü halleri: Bu durumda soruşturma genel hükümlere göre yapılacaktır. Burada da herhangi bir izin sistemi getirilmediği gibi suça veya sıfata ilişkin olarak herhangi bir ayırım yapılmamıştır. 527J sayılı CMK'nun ''tanımlar'' ballıklı 2. Maddesinin j fıkrasında suçüstü haline dahil sayı lan suçlar; a-) İşlenmekte olan suç, b-) Henüz islenmiş olan fiil ile fiilin islenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya bankası tarafından takip edilerek yakalanan kikinin islediği suç, c-) Fiilin pek az önce imlendiğini gösteren eşya ve delille yakalanan kimsenin islediği suç olarak tanımlanmıştır. Bu madde kapsamında suç imleyen hakim ve C. savcıları diğer kişilerden farklı bir sorutturma yöntemine tabi tutulmamıştır. Bunun sonucu olarak herhangi bir görev sıfatı ve unvanı bulunmayan kişiler hakkında hangi hükümler uygulanacaksa, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü halinde suç işleyen hakim ve savcılar hakkında da soruşturma ona göre yapılacak, arama, gözaltına alma ve tutuklama gibi koruma tedbirleri genel hükümlere göre uygulanabilecektir. 4-) 5271 sayılı CMK'nun 250/1 maddesinde sayılan suçları isleyen hakim ve C. savcılarına ilişkin düzenlemeler: CMK'nun ''görev ve yargı çevresinin belirlenmesi'' başlıklı 250. maddesinin J. fıkrası hükmüne göre; a-) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu imal veya ticareti suçları, b-)Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar, c-) TCK'nun ikinci kitap dördüncü kısım 4, 5, 6 ve 7. Bölümde tanımlanan suçlar( TCK'nun 305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332. Maddeler hariç) Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde görülecektir. CMK'nun 250. Maddenin 3. fıkrasında; ''birinci fıkrada sayılan suçları isleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır. -Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır'' denilmektedir. ''Soruşturma'' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında ise: ''250. Madde kapsamına giren suçlarda soruşturma, hakimler ve savcılar yüksek kurulunca bu suçları soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen cumhuriyet savcılarınca bizzat yapılır. Bu suçlar görev

SAYFA: 13   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır'' hükmü bulunmaktadır. Bu maddedeki açık anlatımdan yasa koyucunun CMK'nun 250. maddesinde sayılan ve yasa koyucu tarafından ağırlıkları nedeniyle özel bir yargılama usulü öngörülen suçlan işleyen kişinin sıfatı ve memuriyeti ne olursa olsun soruşturmanın özel yetkili C. Savcıları tarafından yapılacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, İzmir İlinde birinci sınıfa ayrılmış özel yetkili ağır ceza mahkemesi başkanı olarak görev yapan bir sanık hakkında kurulan suç örgütüne yardım etme ve maddi menfaat karşılığı bir tutukluyu tahliye etmek suretiyle irtikap suçunu (TCK'nun 250. Maddesi) işleme iddiasıyla, İzmir Özel Yetkili C.savcılığınca genel hükümlere göre doğaldan soruşturma yapılarak özel yetkili ağır ceza mahkemesine dava açılmış, açılan bu davada iddianameyi kabul eden İzmir özel yetkili 8. Ağır Ceza Mahkemesi sanığın birinci sınıfa ayrılmış olması ve imlenen irtikap suçunun görev suçu olması nedeniyle dosyayı görevsizlik kararıyla Yargıtay 5. Ceza Dairesine göndermiştir. Yargıtay 5, Ceza Dairesi de yapılan tüm bu işlemlerde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını açıkça vurgulamıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 05.06.2009 tarihli ve 2009/1 -MD-5 sayılı kararı nda; ''CMK. mad. 250, görev ve yargı çevresinin belirlenmesi baslığı altında özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri ve C.Başsavcılıklarının ne tür davalara bakacağını düzenlemiştir. Buna göre CMK. m d. 250/1 b'de ''haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak islenen suçlara bakacağı yazılıdır. Deliller bölümünde yazılı olduğu üzere İzmir C.Başsavcılığının CMK. md. 250251 göre özel yetkili C.Başsavcı vekilliğince, ihbar, iddia ve isnatların bu madde kapsamında kaldığı gerekçesiyle soruşturma yürütülmüş.ve sonuçta CMK. 250'ye göre yetkili İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı ile dosya dairemize gönderilmiştir. Mahkeme bu aşamada iddianameyi kabul ederek, görevli ve yetkili olduğunu benimsemiş, daha sonrada sanıklardan Asım Korkut'un 1. sınıf hakim olduğu ve Yargıtay'da yargılanması gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Soruşturmanın niteliği, koruma tedbirlerinin mahiyeti göz önüne alındığında CMK. md. 251/1'e göre yapılan soruşturma ve koruma tedbirleri talepli yazılar üzerine ilgili mahkemece verilen kararlarda usul ve yasalara bir aykırılık yoktur'' denilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesi olarak yaptığı bu yargılama sonunda birinci sınıfa ayrılmış hakim olan sanığı, suç vasfını değiştirerek rüşvete teşebbüs suçundan mahkum etmiş ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan itirazı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi de itirazı reddederek yapılan işlemler ve takip edilen yöntemlerde isabetsizlik bulunmadığını teyid etmiştir. Burada CMK'nun 250/3 maddesinde yer alan ''Yargıtay'ın yargılayacağı'' kişilerin kapsamının belirlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bilindiği gibi, gerek 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK'nunda Yargıtay temyiz mercii olarak düzenlenmiştir. Ancak bazı istisnai hallerde belirli görevlerde bulunan kişilerin taşıdıkları sıfatları nedeniyle bazı suçlarına ilişkin yargılamanın Yargıtay da ilk derece mahkemesi olarak yapılması öngörülmüştür. Bu durumda Yargıtay'ın işlenen suçlara bakmakla görevli olan Dairesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılamayı yaptığında, verilecek kararı temyiz mercii olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu inceleyecektir.

SAYFA: 14   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Bunun da istisnası olarak Yargı tay Kanununun 46. maddesi gereğince Yargıtay Üyelerinin kişisel suçlarına ilk derece mahkemesi olarak Yargıtay Ceza Genel Kumlu bakmaktadır. 4483 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanunun 13. Maddesine göre; Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, TBMM Genel Sekreteri, müsteşarlar ve valilerin işledikleri görev suçlarında yargılama Yargıtay'ın ilgili ceza dairesinde yapılacaktır. Görüldüğü gibi sayılan .kişilerin işlediği görev suçlarının yargılamasını, Yargıtay ilgili ceza dairesi ilk derece mahkemesi olarak yapacaktır. Sayılan kişilerin kişisel suçlarında ise genel hükümler uygulanacaktır. Örneğin valiler hakkında CMK'nun 161/5 maddesi gereğince en yakın il C.Başsavcısınca genel hükümlere göre soruşturma yapılacaktır. Bu bölümde yapılan tüm açıklamalardan anlaşılacağı gibi; tüm hakim ve C. savcılarının işledikleri bütün suçlara ilişkin (ilk derece mahkemesi olarak) yargılama görevi Yargıtay'a ait değildir. Sadece birinci sınıfa ayrılmış veya ağır'ceza mahkemesi heyetine dahil olan hakim ve savcıların işledikleri görev suçlan ilk derece mahkemesi olarak Yargıtay da görülebilir. Bu nedenle CMK'nun 250/3 maddesinde geçen ''Yargıtay'ın yargılayacağı kişiler'' arasında 1-) Birinci sınıfa ayrılmamış ve ağır ceza mahkemesi heyetinde yer almayan görev suçu islemiş hakim ve savcılar, 2-) Suç türü ayırımı olmaksızın kişisel suç işleyen (bütün) hakim ve C. savcıları, Bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.12.2007 tarih ve 2007/222 esas-273 sayılı kararıyla, birinci sınıfa ayrılmış C.savcısı olan sanığın, gece vakti sarhoş olarak iki kimiyle birlikte adliyeye gelerek içeriye girmek istemesi ancak gece bekçisinin sokmaması nedeniyle adliyeye girememesi üzerine hâkim ve Cumhuriyet savcılarına sinkaflı küfürler edip adliyenin giriş kapısı tarafındaki ana caddeye bakan bahçesine aleni olarak küçük tuvaletini yapması eylemini kişisel suç olarak kabul edip, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin kararını isabetli bulup, yargılamanın Yargıtay Dairesinde değil en yakın yer ağır ceza mahkemesinde yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. Şüpheli İlhan Cihaner'e atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuTCK'nun 314/2 maddesinde düzenlenmiş bulunan ve cezası 5 yıldan 10 yıla kadar olan bir terör sucudur. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu, görevle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ilişkili olmayan ve görev nedeniyle işlenemeyecek olan ''mütemadi'' bir suçtur. Bu suçun niteliği ve temadi eden yapısı nedeniyle, temadinin bir kısmının mesai saatlerine yani görevli olunan zamana tesadüf etmesi de bu suçu görev suçu haline getirmeyecektir. Bunun yanında silahlı terör örgütüne üye olan bir hakim veya C. savcısının, örgüte üye olma suçu dışında örgütün faaliyetleri kapsamında ve amaçlan doğrultusunda, görevinin kendisine verdiği yetkileri ve avantajları kullanarak işlediği bir takım suçların görev suçu olması mümkündür. Ancak sahip olunan resmi sıfattan ve görevden kaynaklanan yetkilerin örgütün amaçları doğrultusunda kullanılmış olması silahlı terör örgütüne üye olma suçunu görev suçu haline dönüştürmeyecektir. Bu nedenlerle birinci sınıfa ayrılmış C.Başsavcısı olan şüpheli İlhan Cihaner'in işlemiş olduğu silahlı terör örgütüne üye olma suçu tamamen kişisel bir suçtur. Ayrı ca 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 4/a maddesinde sayılan suçlar arasında yer alması nedeniyle şüphelinin işlediği evrakta sahtecilik ve tehdit suçu da bu kanunun 9. maddesi gereğince CMK'nun 250. maddesi kapsamındadır.

SAYFA: 15   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Eğer şüpheli CMK'nun 250. maddesi kapsamında bir görev suçu işlemiş olsaydı (örneğin CMK'nun 250/1-b maddesi kapsamında haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulan* örgüte üye olan bir savcının yer aldığı ihale komisyonunda tehdit ile ihaleye katılan kişilerin ihaleden çekilmesini sağlaması) o takdirde birinci sınıfa ayrılmış C.savcısı olması nedeniyle ''yargıtay'ın yargılayacağı'' kişilerden olacaktı. Bir başka açıdan da; şüphelinin işlemiş olduğu silahlı terör örgütüne üye olma suçunun mütemadi bir suç olması, örgütten çekilme, teslim olma veya yakalanma gibi fiili bir nedenle yada iddianame düzenlenmesi gibi hukuki bir nedenle temadinin kesilmesine kadar suçun devam etmesi, suç tarihinin Yargıtayımızın yerleşmiş bir çok kararında da açıklandığı üzere hukuki veya fiili kesintinin oluştuğu tarih olması göz önüne alındığında; gözaltına alındığı ana kadar silahlı terör örgütüne üye olmayı sürdüren dolayısıyla da yakalandığı anda örgüte üye olma suçunu işlemiş bulunan sanığın yakalanmasının, CMK'nun 2/j-l maddesindeki ''işlenmekte olan suç'' kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 5 ve 6. Ceza Dairelerinin kararlarıyla da desteklenen tüm bu değerlendirmelerimizin sonucu olarak, şüpheli İlhan Cihaner hakkında 5271 sayılı CMK'nun 251/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, doğrudan genel hükümlere göre soruşturma yapılmış, soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin suçların işlendiği hususunda yeterli şüpheyi oluşturduğu kabul edilmiş ve iddianame, aynı Kanunun 250. maddesinin 3. Fıkrasının 1. cümlesi uyarınca Erzurum özel yetkili ağır ceza mahkemesine hitaben düzenlenmiştir. II - Şüpheliler Arasında Bulunan Muvazzaf Askerlere ilişkin Açıklamalar: Türk Ceza Kanununun 314. maddesinde yer alan suçu işlediği ileri sürülen asker kişiler hakkında adli yargı tarafından yapılacak soruşturma hususunda hukuki düzenleme şöyledir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 145. Maddesinde: ''Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; askeri olan suçları ile bunların asker aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler'' 353 sayı lı Askeri Mahkemelerin Kurulusu ve Yargılama Usulü Kanununun 9. Maddesi; ''Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçlan ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak isledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler'' Yine müşterek suçlar başlıklı 12. maddesinde de; ''Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafı ndan bir suçun müştereken islenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir'' hükmü yer almaktadır. Ceza Muhakemesi Kanununun 250. maddesinin son fıkrasının Anayasa Mahkemesi tarafı ndan iptal edilmesinden sonra madde hükmü, ''Birinci fıkrada belirtilen suçları isleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu Kanunla görevlendirilmiş Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır'' seklinde kalmıştır. Açı klanan tüm bu mevzuat çerçevesinde; TCK'nun 314. maddesinde silahlı örgüt kurmak veya yönetmek ile belirtilen örgüte üye olmak suçu, Askeri Ceza Kanunu'nda askeri suç olarak düzenlenmemiş ve hiçbir şekilde askeri suça dönüştürülmemiştir. Bir suçun askeri mahkemenin görev alanına girebilmesi için asker kişilerin askeri olan

SAYFA: 16   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

suçlarıyla bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak isledikleri suçlardan olması gerekmektedir. Anayasa'nın 145. maddesinde ve 353 sayılı Kanunun 9'uncu maddesinde gösterilen haller dışında, asker soruşturması ve kovuşturmasının adli yargıda görülüp yapılacağı kuşkusuzdur. Yine 353 sayılı Kanunun 12. maddesindeki, ''Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir'' hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere, bu suç Askeri Ceza Kanununda yazılı değildir ve yargılama yeri adli yargıdır. Sonuç olarak; askeri suç olmayan, asker kişilere karsı işlenmeyen ve askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olması düşünülemeyen davaya konu Türk Ceza Kanununun 314. maddesi kapsamındaki silahlı örgüt kurmak veya yönetmek veya bu şekilde kurulmuş bir örgüte üye olma suçlarının kim tarafından işlenirse işlensin açıkça adli yargının görev alanındaki suçlardan olduğu anlaşılmaktadır. SORUŞTURMANIN GELİŞİMİ VE ELDE EDİLEN DELİLLER Erzincan ili merkeze bağlı Çatalarmut baraj gölünde 27.10.2009 günü bir ihbar üzerine 13 'adet el bombası, çeşitli çap ve nitelikte 350 civarında merminin bulunması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızca gerekli soruşturmalara başlanmıştır(Klasör l sayfa 1-197) 27 Ekim 2009 günü Cumhuriyet Başsavcılığımızca Erzincan Çatalarmut barajına bulunan mühimmatlar konusunda basta İl Jandarma alay Komutanı şüpheli Ali TAPAN olmak üzere, şüpheliler Ersin ERGUT, Orhan ESİRGER ve Nedim ERSAN'ın birlikte komplo kurup plan yaptıkları, bu plan dahilinde bulunan mühimmatları Erzincan Emniyeti ile sun'i olarak irtibatlandırmaya çalıştıkları, bunun için de yalancı tanık ayarlamaya çalıştıkları, bu kapsamda sözde tanık ile gizli bir şekilde şehir dışında görüşüp çeşitli .vaatler karşılığında ikna etmeye çalıştıkları ancak tanığın(Gizli Tanık X) komplonun bir aracı olmak istememesi nedeniyle kabul etmediği tespit edilmiştir. Hatta başta şüpheli Ali TAPAN olmak üzere adı geçen şüphelilerin, tanığı gerçeğe aykırı anlatımlarda bulunması konusunda tanıklık yapması için iknaya çalışırken, bu olaydan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olan şüpheli ilhan CİHANER'ih de haberinin olduğu, hukuki korumanın ve desteğin bizzat şüpheli Başsavcı tarafından yapılacağı vaad edilmiştir(K 5 S 246-247). Şüpheli Ali TAPAN Cumhuriyet Başsavcılığımızca alınan ifadesinde bu konu ile ilgili olarak tanık ile gizli bir yerde görüştüğünü, görüşme sonrasında da durumu şüpheli İlhan CIHANER'e arz ettiğini beyan etmiş ve böylece planladıkları komplonun içinde şüpheli İlhan CİHANER'in de bulunduğunu zımni olarak ikrar etmiştir(K 7 S 191196). Çatal armut barajı Erzincan İl Jandarma komutanlığı sorumluluk alanında bulunmaktadır. Gizli Tanık Göyne'nin beyanından da anlaşılacağı üzere, buraya balık tutmak için giden bir vatandasın yerlere saçılmış durumdaki mühimmatları görünce daha önceden tanıştığı bir polis memurunu cep telefonundan arayıp bildirmesi üzerine Erzincan TEM Müdürlüğü Cumhuriyet Başsavcılığımıza bilgi vermiştir(K I S 85). Mühimmatların jandarma sorumluluk alanı içinde bulunması, ihbarcının mühimmatları jandarma yerine emniyete ihbar etmesi, olayın emniyet tarafından Erzincan C.Başsavcılığına bildirilmesi yerine öncelikle CMK'nun 250.maddesi ile yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesinden dolayı Erzincan C.Başsavcısı şüpheli İlhan CİHANER tarafından emniyet hakkında ''adli olayı geç bildirmek'' nedeniyle soruşturma açılmıştır.

SAYFA: 17   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Şüpheli İlhan CİHANER tarafından Adli olayı geç bildirmek suçundan başlatılan soruşturma sürecinde, bulunan mühimmatların sanki emniyet tarafından oraya önce attırılıp sonra da ihbar ettirip bu mühimmatları bulduğu iddiası ortaya atılarak ve bu sun'i iddiayı ispatlamak amacıyla da yalancı tanık bulma çabalarına girişilmiştir (K 7 S 95-105, 110-111). Şüphelilerce varılmak istenen illegal amacın da şu olduğu değerlendirilmiştir: ''Çatalarmut barajında bulunan ve el konulan mühimmatların Emniyet tarafından olaydan önce oraya koydurulup, bilahare de yine anlaşma ile mühimmatlar emniyet tarafından bulunmuş'' gibi gerçeğe aykırı bir senaryo üretilerek, Ergenekon Terör Örgütü soruşturması ve kovuşturmasında adli kolluk görevinin ağırlıkla emniyet teşkilatı tarafından ifa edilmekte olması nedeniyle, İstanbul C.Başsavcılığınca yürütülen bu soruşturmayı zayıflatmak, ele geçen yas'al deliller hakkında kamuoyunda şüpheler yaratmak ve emniyet teşkilatına gözdağı vermek amacıyla hareket edildiği değerlendirilmiştir. Gerek İstanbul 13. Ağır Ceza mahkemesinde yargılanan gerekse İstanbul C.Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamındaki sanıkların, şüphelilerin ve avukatlarının basına yansıyan beyanlarında; çıkan mühimmatlarla bir ilgilerinin bulunmadığı, bulunan ve el konulan mühimmatların emniyet görevlilerince gömüldüğünü iddia etmeleri dikkate alındığında uygulanmaya çalışılan bu senaryonun vahameti daha iyi anlaşılacaktır. Bu illegal amacı gerçekleştirmek için şüpheliler var güçleriyle çalışma yapmışlardır. Şüpheliler ilhan CİHANER, Ali TAPAN, Ersin ERGUT ve Orhan ESİRGER'in birlikte hareket ederek yalancı tanık bulma ve sun'i olarak delil oluşturma şeklinde gelişen faaliyetleri tespit edilmiş, bu faaliyetlerin S.Ordu komutanı sıfatı taşıyan şüpheli Saldıray BERK'in himayesi ve koordinasyonunda gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir(K 5 S 246-247, K 7 S 86-88, 191-197, 227-231, 205-207) Cumhuriyet Başsavcılığımızca bulunup el konulan bu mühimmatlardan sonraki süreçte, Erzincan Merkeze bağlı Ekmekli Göletinde de çok sayıda dolu mermi bulunduğunun bildirilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızca bu olaya ilişkin evrak da dosyaya dahil edilmiştir(K l S 103-148). Bulunan mühimmatların kim/kimler tarafından göle atıldığı ve bu mühimmatların Ergenekon Terör Örgütü ile irtibatları araştırılırken, Erzincan İl Jandarma Komutanlığı/İstihbarat Şube Müdürlüğünde Şube Müdürü, Şube Müdür Yardımcısı ile ASAF kısım amiri ile 11 Jandarma Komutanının Erzincan Emniyetine yönelik bir komplo kurmak için özel çalışma yürüttükleri, ''gölde bulunan mühimmatların emniyet görevlilerince oraya attırıldığı yalanı'' üzerine kurgulanmış bu komplonun fiili çalışmalarının yapıldığı, bu kapsamda bir kişinin ''bu mühimmatları oraya emniyet artırmıştır, çünkü mühimmatlar bulunmadan önce emniyet görevlisi beni çağırarak ''sana mühimmat verelim ve istediğimiz yere at, biz de sonra bir ihbar yaptırıp mühimmatları bulalım'' teklifini yaptılar, ancak ben kabul etmedim'' şeklinde Erzincan Başsavcısına ifade vermesi konusunda Tanık X 'e baskı yaptıkları, bu kişiye yalancı gizli tanıklık teklif ettikleri, karşılığında da bu kişiye 10.000.tL para ile çeşitli imkanları sunacakları vaadinde bulundukları tespit edilmiştir. Bu tespit işlemi, bizzat jandarma görevlileri Orhan Başçavuş, Ersin Üsteğmen ile II Jandarma Komutanı olan Ali TAPAN tarafından kandırılıp yalancı tanıklık konusunda ikna etmek istedikleri, Gizli tanık X 'in vicdan azabı duyarak Cumhuriyet Başsavcılığımıza ifade vermesi ile ortaya çıkmıştır (K 7 S 86-88, 82-83). Bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızca Erzincan II Jandarma Komutanlığının adı geçen personeline yönelik operasyon yapılmış, bilahare Orhan Başçavuş, Ersin Üsteğmen ile İstihbarat- Şube Müdürü Nedim ERSAN tutuklanmış, İl

SAYFA: 18   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Jandarma komutanı Ali TAPAN'IN şüpheli olarak ifadesi alınarak Adli Kontrol talebiyle mahkemeye sevk edilmiş, mahkemece şüpheli Ali TAPAN hakkında ''yurtdışına çıkış yasağı'' konulmuştur. Şüpheli Orhan ESİRGER'in evinde yapılan aramada ele geçen ve 183 numara ile numaralandırılan princo marka CD içerisinde, yeni nesil ekran kartlarının daha verimli kullanılabilmesi için bilgisayara yüklenilen DirectX10 isimli programın kurulum dosyaları içerisine ve uzantıları değiştirilerek gizlenmiş dosyalar bulunmuştur . Bu dosyalar içinde: l ''EGE.dll'' olarak isimlendirilen dosyanın gizlenme amacıyla kullanıcı tarafından uzantısının ''*.dll'' olarak değiştirildiği ve bu şekilde kullanılamaz halde olduğu, ''*.dH'' uzantılı dosyaların birçok program fonksiyonlarını yerine getirmesi için gereken ek dosyalan olduğundan normal kullanıcılar tarafından sistem dosyası olarak algılanabileceğinden fark edilemeyeceği, dosyanın gerçek uzantısının ''*.rar'' (sıkıştırılmış arşiv dosyası) olduğu, dosyanın normal kullanıcılar tarafından içeriğinin görülmesinin ancak uzantısının ''*.rar'' olarak değiştirildikten sonra mümkün olabileceği, bu şekilde dosyaların içerisindeki bilgilerin gizlendiği görülmüştür(K 5 S 38-119). Bu dosyanın içeriğinin incelenmesinde ''ABİLER ve ABLALAR. Xls'' isimli exel dosyaları içinde Gülen cemaati mensupları olduğu belirtilen kişilerin ad soyad, baba adı doğum tarihi doğum yeri adresi telefon numaralarının yer aldığı fişleme tabloların bulunduğu(K 5 S 95-99), ADRESLER, doç adlı word dosyası içerisinde; Nurcu/Fettullah GÜLEN Cemaatinin ışık evlerinin abiler ve ablalarına ilişkin 48 adet adres bilgilerine ilişkin fişleme tablosunun bulunduğu (K 5 S 93) 2- ''OSAK. DJ'' olarak isimlendirilen dosyanın gizlenme amacıyla kullanıcı tarafından uzantısının ''*.dll'' olarak değiştirirliği ve bu şekilde kullanılamaz halde olduğu, ''*.dll'' uzantılı dosyaların birçok program fonksiyonlarını yerine getirmesi için gereken ek dosyalan olduğundan normal kullanıcılar tarafından sistem dosyası olarak algılanabileceği ve fark edilemeyeceği, dosyanın gerçek uzantısının ''*.rar'' (sıkıştırılmış arşiv dosyası) olduğu, dosyanın normal kullanıcılar tarafından içeriğinin görülmesinin ancak uzantısının ''*.rar'' olarak değiştirildikten sonra kullanılmasının mümkün olduğu ve bu şekilde dosyaların gizlendiği, Dosyanın içeriğinin incelenmesinde; ''3. Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk ile ilgili değerlendirme, doç x'' isimli dosyada aynen; ''Erzincan ve civarındaki alevi köyleri özel olarak ilgilenmekte, bu köylerin ihtiyaçlarının giderilmesi için Ordunun imkanlarını kullanmaktadır. Yaptığı yardımlar nedeniyle alevi köyleri veA dedeler tarafından sevilmekte, dedeler tarafından kendisine takdir beratları verilmektedir'' şeklinde bilgilerin bulunduğu, 3- ''OCT 2006_XACT_x64.cab.rar'' isimli arşiv dosyasının içeriğinde, ''FG ÎLE İRTİBATLI ESNAFLAR. Xls'' excel dosyası içerisinde bazı Aesnaflara ait açık adres ve açı k kimlik bilgilerinin yazılı olduğu fişleme tablonun bulunduğu (K 5 S 88-92) ''İRTİBATLI MEMURLAR. Xls'' isimli Excel dosyası içerisinde Kamu personeli başlıklı ' TC no, ad soyad, baba adı, doğum tarihi ve telefon numaralan, çalıştığı yer ve adreslerinin bulunduğu fişleme tablosu çeşitli kamu personeline ait açık adres ve açık kimliklerinin yazılı fişleme tablosunun bulunduğu(K 5 S 79-80), ''OTLUKBELİ OKULLARINA KAYIT OLAN ÖĞRENCİLER. Xls'' isimli Excel dosyası içerisinde, çocukları Fetullah GÜLEN gurubuna ait okulda okuyan kayıtlı öğrenci velilerinden Kamu Personeli olanların açık adresleri ve kimliklerinin bulunduğu.tfeirv fişleme tablosunun olduğu(K 5 S 72a-b),

SAYFA: 19   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

''ÖĞRENCİ LİSTESİ. Xls'' isimli Excel dosyası içerisinde Gülen .Cemaati ile irtibatlı olduğu belirtilen ve üniversitede okuyan öğrencilerin doğum yeri ve tarihi, baba adı, nüfusa kayıtlı olduğu yer bilgilerinin yazılı olduğu fitleme tablosunun bulunduğu(K 5 S 70), ''BİLGİ NOTU HASTANE.doc'' isimli word dosyası içerisinde Erzincan Asker Hastanesine tedavi için gelen türbanlı ve boneli bayanların hangi askeri personelin yakınları olduğuna ilişkin fişleme tutanağının bulunduğu (K 5 S 85) ''İSMAİL AĞA CEMAAT ÜYELERİ.doc'' isimli word dosyası içerisinde 109 adet cep telefonu numarası ile bu numaraların sahiplerinin TC no, ad soyad ve adreslerine ilişkin fişleme tablosunun bulunduğu(K 5 S 74-77), Tespit edilmiştir. Bu süreçte MİT Erzincan Bölge Müdürünün de aralarında bulunduğu 3 MİT personelinin MİT haber elemanı olan bir kimiyi illegal amaçlar doğrultusunda (Dursun ÇİÇEK'e ait olduğu anlaşılan ''ilticayla mücadele eylem planı''nı Erzincan'da hayata geçirmek için çalışma yürüttükleri) kullandığına dair şikayet alınması üzerine bu konuda da soruşturmaya başlanmıştır(K 7 S 53-56, 65). Bu tanığın(Gizli Tanık Erzincan) Erzincan'da MİT tarafından eleman olarak kullanıldığı, ilk önceleri sadece PKK ili ilgili bilgi getirmesini istedikleri, ilerleyen zaman içinde tutuklu MİT görevlilerince özellikle kamuoyunda Gülen Cemaati olarak adlandırılan gruba yönelik çalışma yapmasının istendiği, bu kişinin kalmakta olduğu evin Kurdoğlu Cemaati olarak bilinen gruba ait olduğunu söylemesine karsın Tanık Erzincan'ın evde Risaleyi Nur okuduklarını söylemesi üzerine, MİT görevlisi şüphelilerin kalınan bu evin Gülen Cemaati olarak adlandırılan gruba ait olarak algıladıkları, evde kaldığı diğer kişilerle ilgili bilgi edinmek için haber elemanı yaptıkları Tanık Erzincan'ı sıkıştırdıkları, Tanık Erzincan'ın evde birlikte kaldığı Yıldırım isminde bir kişinin askeri doktor yüzbaşı olduğunu söylediği, bunun üzerine Mit görevlilerince Doktor Yüzbaşı Yıldırım'ın Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihracını temin için odasına silah vb. gibi suç eşyası koymak suretiyle komplo kurma yönünde girişimlerde bulunmaya başladıkları, elemandan Yıldırım'ın görev kimliğini çalmasını, odasını kontrol etmesini, odasına silah vs. koymasını istedikleri, ayrıca Yıldırım Yüzbaşının faaliyetleri hakkında detaylı bilgiler istedikleri, eleman vasıtasıyla Yüzbaşıya komplo kurmak, bilahare de Yüzbaşının ordudan ihraç edilmesini sağlamak amacı güttükleri anlaşılmıştır. Tanık Erzincan'ın beyanına delil mahiyetinde olan gizli tanığa Mit görevlilerince gizlice çektirilen Yüzbaşıya ait fotoğraf dosyada bulunmaktadır.(K 7 S 95-105, 110-111, K 2 S 223-251, 406-412, K 6 S 285, 312) Erzincan MİT görevlilerinin kullanmakta oldukları elaman (gizli tanık Erzincan) kanalıyla, Dursun ÇİÇEK tarafından kaleme alınan İlticayla Mücadele Eylem Planım Erzincan'da uygulamaya koydukları, bu bağlamda Gülen Cemaatinin gerek evlerine ve gerekse diğer kurumlarına yasadışı bir şekilde ruhsatsız silah, uyuşturucu, içeriği suç unsuru taşıyan belge vs. koydurtmak istedikleri, elemanı bu yönde kullandıkları,, Gülen Grubuna ait olduğu söylenen Erzincan Otlukbeli Kolejine silah vs. gibi suç eşyası koydurtmak istedikleri, gizli tanık Erzincan'ın MİT görevlileri tarafından kötü emellerine alet edildiğini düşünüp, yaptığı işten vicdan azabı duyarak, girdiği bu işten kurtulmak istediği ve fakat bu sırada şüpheli MİT görevlilerinin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan CİHANER'i araya koyduğu, Başsavcının eleman ile Fiat Doblo marka bir araç içinde şehir dışında görüştürüldüğü, bu görüşmede başsavcının elemana(Gizli Tanık Erzincan) MİT görevlileri için ''ağabeylerin senden ne istiyorlarsa onu yap, yapmayıp şikayet edersen belki biz zarar görürüz ama seni ve aileni,de bitiririz, babanı öldürürüz, kardeşlerinin çalıştığı memuriyetleri sonlandırırız'' diyerek tehdit ettiği(K 7 S 95-105, 110-111), gizli

SAYFA: 20   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

tanığın kendisine yapılan baskılardan bunaldığı, kendi ifadesi, Gizli Tanık. Taha, Gizli Tanık Kalem ifadesinden anlaşılmıştır(K 7 S 106-107, 108-109) Gizli Tanık Erzincan'ın Cumhuriyet Başsavcılığımızca ''gizli tanık'' olarak ifadesinin alınmasından sonra MİT Bölge Müdürlüğünde çalışan bu şüphelilere yönelik operasyon düzenlenmiş ve 3 MİT personeli gözaltına alınmış, sevk edildikleri Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi Üyeliğince tutuklanmışlardır. MİT görevlilerinin uygulamaya koydukları İrticayla Mücadele Eylem Planının, aynı zamanda Erzincan II Jandarma Komutanlığı görevlilerince de uygulanmay çalışıldığı Gizli Tanık Munzur ve tanık Hazar beyanlarından da anlaşıldığından Şüpheli MİT personeli ile Yıldırım ve kalmakta olduğu eve gelenlerle ilgili bilgi verdiğini, bir Pazar günü birlikte kaldığı Osman, Yıldırım ve Ersin ile birlikte Bayburt'ta Kurdoğlu cemaatine ait eve gittiklerini, oradayken Murat'ın kendisini arayarak kapı numarasını almasını istediğini, Bayburt'a gideceğini Murat'a söylemediğini ve nasıl haber aldığını bilmediğini, Bayburt kalesini gezdikleri esnada Osman ve Yıldırım'ın fotoğrafını çekmesini istediğini, kendisinin de fkisi yan yana dururken fotoğraflarını çektiğini ve Murat'a verdiğini, kapı nosunu almayı unuttuğunu söyleyince kendisine kızdığını ve böyle peylere dikkat etmesi gerektiğini söylediğini, bu olayları yaşadığında 2008 yılı olduğunu ve kurban bayramının yaklaşmış olduğunu, Kaldığı cemaatin kitap okuma programı için Diyarbakır'a gitmek için otobüse binmek üzereyken, Murat'ın arayıp şirketin ismini ve otobüsün plakasını sorduğunu, Diyarbakır'da da kendisini izleyenlerin olacağını, kendisini orada İbrahim abi isimli birisinin alacağını ve şahsın arabasının plakasını kendisine vermesine söylediğini, Diyarbakır'da kendisini karşılamaya kimse gelmeyince bir arkadaşını arayarak eşyalarını ablasının evine götürdüğünü, Diyarbakır'da kaldığı süre içinde de kaldığı evle ilgili bilgileri Murat'a aktardığını, kitap okuma programının olduğu zaman orada sohbetinde olduğunu ve bu sohbete eniştesiyle birlikte askeri doktor yüzbaşı ve askeri doktor binbaşı olan eniştesinin iki arkadaşının da geldiğini, o evde bir gün daha kaldıktan sonra memleketine döndüğünü, bayram geçtikten iki üç gün sonra Murat'ın kendisini arayarak acilen Erzincan'a dönmesini söylediğini, Erzincan'a döndüğünde hemen görüştüklerini ve Murat'ın kendisine bir fotoğraf gösterdiğini ve tanıyıp tanımadığını sorduğunu, kendisinin tanıdığı halde tanımadığını söyleyince Murat'ın sinirlendiğini, kendisine hitaben dersi kimin yaptığını resimdekilerden birisinin yapıp yapmadığını sorduğunu, kendisinin de bunlardan birisinin yapmadığım uzman çavuş olarak bildiği Murat abi isimli şahsın yaptığını söylediğini, bu olayın üzerine kendisini birisiyle tanıttıracağını söyleyip Bayburt yolu üzerindeki bir restorana gittiklerini, restoranda Kerim isimli istihbaratçı gözlüklü kel birisiyle görüştüklerini, Murat'ın kendisini farklı insanlarla görüştürmesinden dolayı şüphelendiğini, Kerim'in kendisine Murat'ın gösterdiği binbaşı ve yüzbaşının resimleriyle birlikte 8 adet uzman çavuş ve astsubaylara ait resim gösterdiğini, isimlerini teker teker yazarak kendisine tanıyıp tanımadığını sorduğunu, resmini gördüğü İbrahim isimli astsubayın sohbette olduğunu söylediğini, Kerim'in binbaşı ve yüzbaşının da sohbet ettiklerini neden söylemediğini sorduğunu, kendisinin de sohbeti yapan kişinin Murat isimli şahsın yaptığını söylediğini, bunun üzerine Kerim'in sinirlendiğini ve bu bilgileri emniyetle ve diğer istihbaratla paylattıklarını söylediğini, kendisine 300 lira verip makbuz imzalattığını, yüzbaşı ile binbaşının o sohbete katıldıklarını bildiklerini ama kendisinin ağzından duymak istediklerini, onların ordu içinde kalıp bütün bölücü

SAYFA: 21   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

faaliyetleri yapan kimiler olduğunu söyleyip sonra çıktığını, ardından Murat'ın kendisini bıraktığını ve birkaç gün daha Erzincan'da evdeki programa katılmasını istediğini, iki gün programa katıldıktan sonra tekrar buluştuklarını, buluşmaya Kerim ile Murat'ın birlikte geldiklerini, yine binbaşı ve yüzbaşıyı tanıyıp tanımadığını sorduklarını, yine tanımadığını söylediğini, aynı evde kaldığı Yıldırım'ın kimliğini almasını istediklerini, o gün üç defa görüştüklerini ve en son alamayacağını söylediğini, Kerim'in üzerinde 800 milyar yazan çeki göstererek istediklerini yapması halinde çeki kendisine vereceklerini söylediğini, beraber kaldığı Yıldırım'ın çantasına silah ve illegal oları kitap ve doküman koymasını istediklerini, kendisinin de çantasında zaten risalei nur var dediğini, bunun üzerine Kerim'in Yıldırım'ın üzerinde daha önce arama yaptıklarını ancak çantasının içinde sadece bir tane risalei nur bulduklarını onun da suç olmadığını, bu kişi ile baAa çı kabilmeleri için çantasına veya odasına kendisine verecekleri silahı ve illegal belgeleri koymasını, ayrıca odasına kamera yerleştirmesini söylediklerini, bunları yapması için süre verdiklerini, ancak kendisinin bu işi yapamayacağım söylediğini, bunun üzerine kendisine devletin isteklerini yapamadığını, ancak yine de kendisiyle çalışmaya devam edeceklerini söylediklerini, bu olayların yalandığında 2009'un ilk günleri olduğunu, Sonraki dönemlerde Murat ile görüşmelerinin devam ettiğini, ancak Kerim'in görüşmeye gelmediğini, Murat'ın kendisine söylediklerinden korkup korkmadığını sorduğunu, kendisinin de söyledikleri ile yaptıklarının çeliştiğini söylediğini, kaldığı evde risalei nur okunduğunu ve siyasi konuların ve herhangi bir örgüte yönelik konuşmalar konuşulmadığını söylediğini, ertesi gün tekrar buluştuklarında Murat'ın kendisini biriyle tanıştıracağını söylediğini, arabaya binen kişinin 20 dakika zamanı olduğunu söylediğini, Murat'ın sahsa ''savcım tanınabilirsiniz'' dediğini, şahsın kendisine dönerek ismini Hüseyin olarak söylediğini, sonra kendisine mitçileri kastederek neden ahilerini dinlemediğini, neden dediklerini yapmadığını, ailesinin, eniştesinin, devlet memura olan kardeşlerinin olduğunu, yaptığı hatanın onların hayatına mal olabileceğini, ''bu isin içerisine giren herkesin mezara kadar kendileriyle geleceğini, görüştüklerini kimsenin bilmemesi gerektiğini, cemaatteki gelişmelerin nasıl olduğunu, kaldığı yerde askerlerin olup olmadığını sorduğunu, bu cemaat içerisinde kalarak daha sonra bu cemaate öğretmenlik yapacağını ve kendilerine daha faydalı olacağını, mitçi ahilerinin kesinlikle kendilerini dinlemesi ve kendisine verilen paraları dikkatli harcaması gerektiğini, kendisini bir daha göremeyeceğini, bir isi olduğunda mitçi ahilerine söylemesini onların kendisine ileteceğini ve halledeceğini söylediğini, bu kişinin gözlüksüz ve kel olduğunu, Yaz tatiline gitmeden önce Murat'ın kendisini merkez komutanlığındaki kişilerle tanıştıracağını söylediğini, belki kendilerinden çıkıp onlara geçeceğini, oranın reisinin Saldıray Berk olduğunu, önce küçük rütbeli kişilerle sonra da Saldıray'la tanıştıracaklarını, Gülen cemaati içerisinde kalıp ileriki zamanlarda üst makamlara geldiğinde çok önemli kişilerle tanıştıracaklarını bunlardan birisinin de Saldıray olduğunu, Murat ile görüşmelerinde merkez komutanlığı ve savcı kelimelerinin çok geçtiğini, Yaz tatilinde memlekette olduğu sıralarda haberlerde ''Erzincan'da cemaate darbe planı'1 seklinde haber sunulmaya bağlayınca, Erzincan Başsavcını ekranda görünce irkildiğini, ne olduğunu soran babasına basından geçen olayları anlattığını, arabada görüştüğü savcının ekranda gördüğü Erzincan Başsavcısı olduğunu, sonra babasına Erzincan'a gitmek istemediğini korktuğunu söylediğini, ancak babasının bir şey olmaz

SAYFA: 22   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

diyerek gönderdiğini, Kurdoğlu cemaati ve Gülen cemaati ile ilgili mitçilerin bilgi istemesinden dolayı kendisiyle uğraşacaklarını ve bu yüzden oralarda kalmak istemediğini, Murat ile görüştüklerinde Kurdoğlu cemaatine yerleşip yerleşmediğini sorduğunu, kendisinin de oradan ayrıldığını Fethullah Gülen cemaatinde görevlendirildiğini söylediğini, Murat'ın kendisinden babası aracılığıyla Adıyaman milletvekili Mehmet Erdoğan'ın kardeşi olan emekli yarbay Cemal Erdoğan ile ilgili bilgi istediğini, ancak detaylı bilgi veremediğini, Murat'ın kendisine yarbay Cemal hakkında bilgi verdiğini, şahsın Ankara'da görev yaptığını ve Kurdoğlu cemaatine ait evde kaldığını, ayrıca ellerinde infaz listesi olduğunu ve bu listede yarbay Cemal ve askeri doktor yüzbaşı Yıldırım'ın da olduğunu söylediğini, bunun üzerine kendisinin yaz tatilinde Adıyaman'da iken milletvekilini aradığını, kendisini Mehmet Kara olarak tanıttığını ve şahısla görüşüp başından geçen her şeyi anlattığını, abisi Cemal Erdoğan'ın mitçilerin infaz listesinde olduğunu söylediğini, şahsın kendisine döner dönmez Adalet Bakanı ile görüşüp gerekeni yapacağını söylediğini, Yaz tatili bitmiş okullar açılmış olmasına rağmen tedirgin olduğu için Erzincan'a dönmediğini, mitçi Murat'ın sürekli kendisini arayarak dönmesini istediğini, kendisinin ancak Ekim 2009 sonlarına doğru Erzincan'a dönebildiğini, Erzincan'a Diyarbakır üzerinden geldiğini, ablasına giderek Erzincan'da başından geçen olayları anlattığını, ablasının da astsubay olan eşine anlattığını, eniştesinin bu kişilerin ülkeye -zararlı kişiler olduğunu, kesinlikle bu kişilerle görüşmemesi gerektiğini, kendisine de zararının dokunabileceğini söyleyerek o gece Diyarbakır'da bulunan Kurdoğlu cemaatinin sorumlusu Ahmet Abi ile görüştürdüğünü, Babasının bir tanıdığının kanalıyla Erzincan'da Tedaş'ın misafirhanesine yerleştiğini, bu zaman zarfında Mitçi Murat'ın tekrar aradığını, 2009'un ekim ayının sonlarında aradığında nerde olduğunu • sorduğunu, ancak Mitçilerin gerçek niyetlerini anladığı için tedaşta kaldığını söylemediğini, kendisinin de özel Otlukbeli ilköğretim okulunda olduğunu, buraya yerleştirdiklerini, o dönemde daha önceden tanıdığı Ali Rıza isimli şahsın referansı ile Otlukbeli kolejine gittiğini, ancak buradakilerin tayinin çıkmış olduğunu, okul müdürü Ahmet'in yanına girip kendisiyle görüştüğünü, Murat'ın kalacak yer ayarlamaya çalıştığı sıralarda Mitçi Murat'a gülen grubunda olduğunu ve orada ders vermeye başladığını söylediğini, Mitçi Murat'ın ''gülen grubunun kolejine yerleşmişsin çok iyi burada özellikle muhasebeci ile aranı iyi tut. Buraya yardım eden esnafların listesini istiyoruz. Kimler ne kadar yardım ediyor bunu istiyoruz, 'zaten Otlukbeli kolejinde bize çalışan muhasebeci var. ismi I.'dir'' dediğini, ayrıca öğrencilerin ve babalarının kimliklerini kendisinden istediğini, Mitçi Murat ile görüştükten sonra tekrar okul müdürü ile görüştüğünü ve sıkıntısı olduğunu söylediğini ve babından geçenleri anlattığını, kendisini okul müdürüne o zaman Memduh ismiyle tanıttığını, basından geçen olayları Ahmet ve Latif isimli kişilere anlattığını, bu kimilerin bu olayları basından duyduklarını söyleyerek çok şaşırdıklarını ve kendisine yardımcı olacaklarını söylediklerini, bu süre içerisinde Mitçi Murat ile görüştüğünde devamsızlıktan kalabileceğini söylediğini, Murat'ın fizik hocasıyla görüşerek hallettiğini, ama bu olaydan sonra sınıftaki arkadaşlarının kendisine olan bakış açılarının değiştiğini, Ahmet ve Latif isimli kişilerle görüştükten sonra Murat'ın tekrar arayarak yeri değiştirelim mi diye sorduğunu, bundan sonra verdiği e mail adresi ile haberleşeceklerini söylediğini, bu adreste taslak bölümünde yazı yazacağını ve o yazıya göre hareket edip,okuyup silmesini istediğini, kendisine vermiş olduğu e mail adresinin

SAYFA: 23   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

canErzincan 2009@mynet.com, şifresinin 112233 olduğunu, bundan sonra kendisiyle görüşmelerini bu e mail adresi üzerinden yapmaya başladıklarını, Murat telefonu çaldırdığında kendisinin gidip e maili kontrol ettiğini, sonra Murat'la buluştuklarını, yanında ''Şahin'' diye tanıştırdığı kel kafalı birisinin olduğunu, konuşmalarında mitçi Murat'ın bu kişiye ''müdürüm'' diye hitap ettiğini, Şahin isimli kişinin bu görüşmede Murat'a kızarak neden işlerini telefonla konuşarak hallettiklerini, bundan sonra kesinlikle telefonla konuşmak haberleşmek olmadığını, bütün haberleşmelerini msn üzerinden gerçekleştireceklerini şeklinde talimat verdiğini, Şahin'in kendisine hitaben kendileriyle görüştüğünü kimseye söyleyip söylemediğini veya babasına söyleyip söylemediğini sorduğunu, korktuğu için kimseye söylemedim dediğini, bunun üzerine ''madem kimseye söylemedin Erzincan 'da cemaatte işler niye karıştı, bu konuda yemin eder misin'' dediğini, kendisi de korktuğu için ''yemin ederim, kimseye söylemedim'' dediğini, jandarmadan emniyetten birileri yanına gelirse direk kendilerine telefon etmesini söylediklerini, Onlardan ayrıldıktan sonra eve yürüdüğünü, 58 plakalı bir aracın yanına yaklaştığını, ismini söyledikten sonra kapıyı açarak hemen bin dediklerini, arabadaki kişilerin kendisiyle konuşmak istediklerini ve doğruyu söylemesini istediklerini, kendisine kiminle çalıştığını, biraz önce görüştüğü kişilerin kim olduğunu sorduklarını, bunun üzerine görüştüğü kişilerin sivil polis arabası olduğunu söylediğini, bunun üzerine şahısların daha da kızarak onların İçendi arkadaşları olduğunu, jandarma istihbarattan olduklarını, kendisi tekrar Kurdoğlu cemaatine gönderseler gidip gitmeyeceğini sorduklarını, en küçük kız kardeşinden başlayarak tüm ailesini öldüreceklerini, kendisini tekrar arayacaklarını, o kişilerle görüşmemesini bundan sonra kendileriyle görüşeceğini, etrafına bakmadan direk evine gideceksin dediklerini, aracın içinde 4 kişi olduğunu, aracın içinde çantada uzun namlulu silah olduğunu, ayrıca öndeki kişinin silahını çekerek mekanizmayı kurup beline koyduğunu,önde sağda oturan kişiyi dönüp kendisine kızdığı için yüzünü gördüğünü ve tanıyabileceğini, arabadan inip eve girdiğini, camdan plakayı almak için baktığında arabanın gitmiş olduğunu, bu sırada Murat'ı arayıp olayı anlattığını, ertesi gün buluştuklarını, Şahin'in de olduğunu, başından geçen olayı anlatınca Şahin'in bunu kesin cemaatteki polislerin yaptığını söylediğini ama kendisinin buna inanmadığını, zaman zaman kendisine jandarma istihbarattan, emniyet istihbarattan gelebilirler dediklerini, bu olayı da kendilerinin yaptığını düşündüğünü, Ertesi gün Murat'ın tekrar aradığını ve buluştuklarını, kendisine Latif hocaya gidip anlattın mı diye sorduğunu, o esnada telefonunun çaldığını ve müdürüm dediği şahısla konuştuğunu, telefonda Murat'a kendisini indirmesini söylediğini ve bunun üzerine kendisini indirdiğini ve 16/11/2009 gününe kadar kendisini hiç aramadıklarını, kendisinin de onları aradığım ancak telefonlarının kapalı olduğunu, Tedaş' a yerleştiği sıralarda Murat ve Şahin ile yaptığı görüşmelerde koleje yerleştiğini düşünerek özellikle yurt dışına gidecek olan kişilerin isimlerini öğrenmesini ve kendilerine söylemesini istediklerini, ifadesinde anlattığı Kerim isimli kişinin yüzde doksan dokuz jandarmadaA görevli olduğunu, Kerim'i görse kesinlikle teşhis edeceğini, bunun dışında hiçbir isti.hbarat görevlisiyle görülmediğini, Mit'e verdiği bilgiler karşılığında zaman zaman 100, 300-350-400 ti peklinde düzensiz aralıklarla para verdiklerini, buna kargılık makbuz imzaladığını, Kerim tarafından ve Murat ile birlikte kendisine tanıttırılan savcı kendisini payet kendisine verdikleri görevler silah konulması, illegal iplerle ilgili olarak kendilerine en ufak bir şekilde ucu dokunursa

SAYFA: 24   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

''bütün sülalesini bitirip yok edeceklerini, gerekirse kendilerinin de öleceğini ama onun sülalesini bitirdikten sonra ölürüz diyerek Kerim ve savcının ayrı ayrı zamanlarda kendisini tehdit ettiklerini, Mitçilerin Erzincan'da kendisinin kaldığı Kurdoğlu cemaatine ait evi gülen grubuna ait ev olarak bildiklerini, Kurdoğlu cemaati olarak ayrı bir cemaat olduğunu bilmediklerini, bu nedenle oraya yönelik yapmak istedikleri her peyin aslında gülen grubuna yönelik yaptırmak istedikleri illegal peyler olduğunu, savcının kendisine istediklerini yapması kargılığında ilerde çok para kazanacağım, her ne kadar gülen cemaatine ait okulda öğretmen olsa da onların vereceği maaşın az olduğunu, bunun yanında mitçiler tarafından kendisine iyi miktarda para verileceğini söylediğini, Kendisine savcı olarak tanıtılan kişiyi yazın haberlerde televizyonda görüp teşhis ettiğini, bu kipinin kesinlikle Erzincan Başsavcısı olduğunu ismini sonradan haberlerde öğrendiğini. Kerim ile Bayburt yolu üzerinde yaptıkları görüşmede kendisine teklif ettikleri illegal isleri yapması, verecekleri suç unsuru taşıyan eşyaları kurumlara koyması karşılığında 800 milyarlık çek yazıp kendisine vereceklerini, ancak bunun bir anda olmayacağını, zaman içerisinde yaptığı ipler karşılığında yükselmesi ile birlikte verileceğini söylediğini, Şahin isimli MİT müdürünün kedisine görülmelerde özellikle Gülen cemaatine ait kolejde kalmasını ve kendisine verecekleri her türlü ipi yapmasını ısrarla söylediklerini, kendisine gülen cemaatine ait kolejde kalması için baskı yaptıklarını, kendisine itimatlarının kalmadığını, gülen cemaatine ait kolejde kalıp kalmadığını ısrarla sorunca kendisinin de korkudan orada kaldığım söylediğini, Mitçilerin kendisine ayrıca cemaatin evlerine veya kurumuna yerleştirilmek üzere dinleme cihazı vereceklerini söylediklerini beyan etmiştir. Tanık Erzincan Şüpheli MİT görevlileri Şinasi DEMİR, Sadri Barkın İNCE ve Kıvılcım ÜSTEL, Jandarma İstihbaratçısı Nedim ERSAN ve Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan CİHANER'i fotoğraflarından teşhis etmiştir.(K 2 S 223-251,406-412, KÖS 282-284, 285, 312, K 7 S 95-105, 110-111, K 8 S 201, ) Müşteki Ahmet DEMİR 'in Abdulvahap GÜLLÜ ile görüşmesine ilişkin Teknik izleme kararı (K 7 S 60, 62 ) üzerine çekilen 3 adet CD kaydı. Bulunacak 2-GİZLİ TANIK MUNZUR: ''Ben Erzincan da bir ip yeri sahibiydim, puanda ip yerini bırakmış bulunmaktayım, bu ip yerini yaklaşık iki yıl kadar önce açmıştım. İp yerim genellikle üniversiteli gençlere yönelik faaliyet göstermek amacıyla açılmıştı, ismi Ş. cafedir. Şuanda Antalya da yaşamaktayım. İş yerimi açtıktan kısa bir süre sonra işyerine komutanlarda gelip gitmeye başladı, bunlardan Şenol Başçavuş ile tanıştım, daha doğrusu Şenol komutan kendisi benimle yakından ilgilenmeye başladı, sonraki süreçte birlikte gelip gittikleri Ersin komutan, H. Başçavuş, S. Yarbay da ip yerime gelip gitmeye başladılar ve bunlarla da tanıştım, ben av merakı olan birisiyim, bunlarda ava çıkmak isteyince birlikte hafta sonlan Refahiye taraflarına ava gidip gelmeye başladık. Bu sırada samimiyetimiz oldukça ilerlemişti. H. Başçavuş puanda Erzincan İl Jandarma İstihbarat kısım komutanı olarak görev yapar, Şenol Komutanın yerine atanmıştır. Şenol komutan bir gün benim iş yerime üç dört kişi misafir getirdi. Benden bu misafirlere alkol servisi yapmamı istedi, ben ip yerim de alkol bulunmadığım söylememe rağmen, bana ısrarla para verip dışarıdan alkol aldırttı, bunların önemli misafirleri

SAYFA: 25   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Görüntülenen: 1 - 25 (Toplam 61)  | Sonraki 25 
| Paylaş: