Ana Sayfa
Tarİhçe
F.Meçhuller
Faİller
Garİplİkler
Delİller
MeclİsRaporu
Yok mu?
Ö.H.Daİresİ
Örgütlenme
Yenİ Hedef
Laİklİk
Tasfİye
Susurluk
Arşİv
Kİtaplar
A.Harun
İletİşİm
Dİğer
ManŞetlerİmİz
TARTIŞMAFORUMU
İDDİANAMELER
13.08.2001 'den beri:
 Ziyaretçi: 2861664
Her Tür Hak İhlallerini İhbar edin ki Elbirliği ile zulmü engelleyelim ve Adaleti Sağlayabilelim.. Adalet Platformu
 Adresimiz www.kontrgerilla.com veya kontrgerilla.brinkster.net veya ergenekon.ws şeklindedir. Emektar adresimiz http://www24.brinkster.com/aharun hizmetini sürdürmektedir.
AnaSayfa | Tarih | FMeçhul | Fail | Gariplik | Delil | TBMM | Yokmu | ÖHD | Örgüt | YeniHedef | Laiklik | Tasfiye | Susurluk | Arşiv | A.Harun | İletişim | Diğer | Manşetler | Forum | İHBAR ET
Ergenekon, Balyoz ve benzer soruşturmaları engelleme çabalarıErgenekon soruşturma sürecinde ele geçen silahlarErgenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerErgenekon, Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları  
Ergenekon'da 184. duruşma. Ergenekon davasına 184. duruşma ile dev..
Eymür: Suikast timi uçaktaydı. Eski MİT Müsteşarı Mehmet Eymür kat..
Genelkurmay dvd'yi gönderdi. Ergenekon sanıklarında yakalanan ve d..
Danıştay: Artık rüya görmüyoruz. Danıştay Başkanı Hüseyin Karakull..
Darbeci Baro'ya darbe. Balyoz davasıyla ilgili yasa hazırlığı iddi..
Ergenekon'da 183. duruşma. Ergenekon davasına 183. duruşma ile dev..
Balyoz'da hakaret davası. Balyoz davası hakimlerine hakaret ettikl..
MBK üyesi: 27 Mayıs ifadesi veririm. 27 Mayıs darbesini yapan suba..
28 Şubat'ın bir kolu Yargıtay'da. Sivas olaylarında; slogan atan s..
Çillioğlu'da 1 gözaltı daha. Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı gör..
Manşetlerin tümünü görmek için tıklayın
 ŞEMDİNLİ İDDİANAMESİ    (Toplam 100 sayfa)

T.C. V A N CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI (CMK.nun 250. Maddesi ile Yetkili) SORUŞTURMA NO ESAS NO KARAR NO : 2005/750 : 2006/32 : 2006/31 T U T U K L U İ D D İ A N A M E VAN ( ) AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA DAVACI MAKTÜL : K.H. MAĞDUR ŞİKÂYETÇİ VEKİLİ SUÇTAN ZARAR GÖREN VEKİLLERİ ŞÜPHELİLER Mehmet Zahir KORKMAZ : Mehmet Reşit oğlu, Makbule'den doğma, Şemdinli - 01.03.1976 D.lu, Hakkâri-Şemdinli-Altınsu Köyü Cilt 2, Hane 5 N.K. olup 09.11.2005 Tarihi İtibariyle vefat etmiş. Metin KORKMAZ : Mehmet Salih oğlu, Asya'dan doğma, 1964 d.lu, Şemdinli İlçesi Altınsu Köyü'nde oturur. Seferi YILMAZ : Mir oğlu, Hayat'tan doğma, 08.03.1962 D.lu, Hakkâri-Şemdinli-Umurlu Köyü N.K. olup Şemdinli-Kılıç Mahallesinde oturur. Av. Murat TİMUR : Van Barosu Avukatlarından Av. Mehmet EKİCİ : Van Barosu Avukatlarından Av. Cüneyt CANİŞ : Van Barosu Avukatlarından Hamide KORKMAZ : Memet kızı, Perizat'tan doğma, 01.07.1981 D.lu, Şemdinli-Altınsu Köyü'nde oturur. Av. Cüneyt CANİŞ : Van Barosu Avukatlarından Av. Mehmet EKİCİ : Van Barosu Avukatlarından 1- Ali KAYA : Miri oğlu, Melek'ten doğma, Mutki-01.07.1968 D.lu, Bitlis - Mutki - Bağarası Köyü Cilt 10, Hane 3 N.K. olup Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı Lojmanlarında oturur. Okur-yazar, sabıkasız, Hakkâri İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde Görevli Astsubay Başçavuş, T.C. Kimlik No : 23500447410, İslâm, Hâlen: Atılı Suçtan VAN ASKERÎ CEZAEVİNDE TUTUKLU. 1

SAYFA: 1   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

2- Özcan İLDENİZ : Cemal oğlu, Fadime'den doğma, Sındırgı-19.04.1970 D.lu, Balıkesir-Sındırgı-Kocabey Köyü Cilt 49, Hane 51 N.K. olup Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı Lojmanlarında oturur. Okur-yazar, sabıkasız, Hakkâri İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde Görevli Astsubay Başçavuş, T.C. Kimlik No : 19816522408, İslâm Hâlen: Atılı Suçtan VAN ASKERÎ CEZAEVİNDE TUTUKLU. MÜDAFİLERİ SUÇ SUÇ TARİHİ GÖZALTI TARİHİ TUTUKLAMA TARİHİ SEVK MADDELERİ DELİLLER 3- Veysel ATEŞ : Haci oğlu, Merci'den doğma, Çukurca-27.03.1972 D.lu, Hakkâri-Çukurca-Kurudere Köyü Cilt 13, Hane 25 N.K. olup Hakkâri-Bağlar Mahallesinde oturur. Okur-yazar, sabıkalı, T.C. Kimlik No : 31477639516. İslâm, Hâlen: Atılı Suçtan BİTLİS E-TİPİ KAPALI CEZAEVİNDE TUTUKLU : Av. Mehmet GÖÇMEN : Ankara Barosu Avukatlarından Ankara-Kızılay; Sümer 1. Sok. No : 9/31 Av. Vedat GÜLŞEN : Ankara Barosu Avukatlarından Ankara-Çankaya-Sondurak; Hoşdere Cad. No : 208/8 : DEVLETİN BİRLİĞİNİ ve ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZMAYA YÖNELİK EYLEMDE BULUNMAK, ADAM ÖLDÜRMEK ve ADAM ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS ETMEK. SUÇ İŞLEMEK İÇİN ANLAŞMAK. : 09.11.2005 : 09-11.11.2005 (Şüpheli Veysel ATEŞ İçin) : 11.11.2005 (Şüpheli Veysel ATEŞ İçin) 28.11.2005 (Şüpheliler Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ İçin) : TÜM ŞÜPHELİLER İÇİN TCK.nun 302/1 Maddesi, 3713 Sayılı Yasanın 5. Maddesi, TCK.nun 302/2. Md.si Yollaması İle 82/1-c Maddesi, TCK.nun 302/2. Md.si Yollamasıyla 82/1-c, 35/1. Md.si (İki Defa) TCK.nun 316/1. Maddesi, TCK.nun 53. Maddesi, TCK.nun 63. Maddesi. : Şüpheli, Mağdur, Şikâyetçi ve Tanık Beyanları, Ekspertiz Raporları, İnceleme ve Keşif Tutanağı, İhbar Dilekçeleri, Telefon Kayıtları, Nüfus ve Sabıka Kayıtları ile Tüm Dosya Kapsamı. 2

SAYFA: 2   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Soruşturma Evraki İncelendİ : Şüphelilerden Ali KAYA'nın 17 Temmuz 2004 tarihinden itibaren; Özcan İLDENİZ'in ise 16 Temmuz 2004 tarihinden itibaren Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde Astsubay olarak görev yaptıkları, Şüpheli Veysel ATEŞ'in Hakkâri il merkezinde ikamet ettiği, 1988 yılında PKK Terör örgütüne katıldığı, kendisinin Hakkâri, Yüksekova, Çukurca, Şemdinli ve Beytüşşebap bölgesinde örgütsel faaliyetlerde bulunduğu, örgüt içerisinde örgütsel eğitim aldığı, silâh ve bomba eğitimi de aldığı, 27.07.1991 tarihine kadar örgütsel faaliyetlerine devam ettiği, bu tarihten sonra örgütten kaçarak Irak'ın kuzeyinde fiilî hâkimiyet alanı bulunan KDP Bölgesine gittiği, 29.04.1997 tarihinde Habur Sınır Kapısından Türkiye'ye giriş yaparak güvenlik güçlerine teslim olduğu, yapılan yargılama sonucu Devletin Hâkimiyeti Altında Bulunan Topraklardan Bir Kısmını Devlet İdaresinden Ayırmaya Yönelik Eylemlerde Bulunmak suçundan ceza aldığı, bu cezanın infazı sırasında 27.08.2000 tarihinde naklen Şemdinli Cezaevine geldiği, 17.11.2000 tarihine kadar bu cezaevinde kaldığı, bu tarihte Hakkâri Kapalı Cezaevine nakledildiği, Veysel ATEŞ'in 2003 yılından itibaren Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından ''görüşülen şahıs'' konumu ile istihbarî çalışmalarda bulunulduğu, 2001 yılında çıkartılan JGY:37-8 Haber Elemanlarının Temini, Kullanımı ile Etkinliklerinin Tespiti ve Kontrolü Yönergesi esaslarına göre 03.08.2004 tarihinde ''Haber Elamanı'' olarak kayıtlara alındığı, Mağdur/Şikâyetçi Seferi YILMAZ'ın Şemdinli ilçe merkezinde ikamet ettiği, Şemdinli ilçesi Özipek Pasaj ı'nda bulunan Umut Kitapevi'ni işlettiği, Seferi YILMAZ hakkında 15 Ağustos 1984 yılında PKK Terör örgütünce Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı'na yapılan silâhlı saldırıya kılavuzluk yaptığı, Devletin Hâkimiyeti Altında Bulunan Topraklardan Bir Kısmını Devletin İdaresinden Ayırmaya Yönelik Eylemlerde bulunmak suçundan yargılandığı ve ceza aldığı, PKK Terör örgütünün Şemdinli ilçesi kırsalında faaliyet gösteren örgüt mensupları ile irtibatlı olduğu, bu örgüt mensuplarına malzeme temin ettiği, yardım ve yataklık yaptığı, eylem yapılacak yerler ile ilgili bilgiler verdiği, bölgede bulunan örgüt mensuplarının ailelerine yardımcı olduğu, DEHAP ile ilgili bütün faaliyetlerde ön planda olduğu, yeni kurulan Demokratik Toplum Hareketi'nin (DTH) Şemdinli'deki kurucu üyeleri arasında yer aldığı, örgüt içerisinde Haci (K) olarak tanındığı, Şemdinli'deki son dönemlerde meydana gelen bazı bombalama olaylarına karıştığı şeklinde hakkında teknik takip ve istihbarat bilgilerinin bulunduğu, Seferi YILMAZ hakkında bu iddialar ile ilgili olarak hâlen Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimizin 2006/76 sayılı soruşturma dosyasında PKK Terör Örgütüne Yardım Etmek suçundan soruşturmanın devam ettiği, Şüpheli Ali KAYA'nın İstihbarat Şube Müdürlüğü nezdinde genelde Hakkâri merkezde görev yaptığı, şüpheli Özcan İLDENİZ'in ise Şemdinli ilçesinde istihbarî çalışmalar yapmak üzere görevli olduğu, yapılan istihbarî çalışmalarda Şemdinli ilçesinde ikamet eden ve Umut Kitapevi isimli iş yerini çalıştıran ve PKK Terör Örgütüne Yardım Etmek suçundan soruşturma evrakı tefrik edilen Seferi YILMAZ isimli kişinin PKK terör örgütü üyesi olan Sabri (K) Ali KISIKYOL isimli örgüt mensubu 3

SAYFA: 3   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

ile işbirliği içerisinde olduğu ve Seferi YILMAZ'ın Şemdinli ilçesinde terör örgütünün vergilendirme, eylem, istihbarat, birlik keşifleri ve sınır kaçakçılığı konusunda örgüte yardım etme ve örgüt adına para alma konumunda olan Şemdinli örgüt sorumlusu olduğunun tespit edildiği ve Seferi YILMAZ isimli şahsın Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'nce takibe alındığı, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hâkimliği'nin 19.09.2005 gün ve 2005/307 Müt. Sayılı kararı ile 0536 368 10 02 numaralı; önce Seyfullah KOÇ adına kayıtlıyken daha sonra Mesut SALIKBAĞRA adına kayıtlı olup hâlen PKK Terör örgütünün üyesi olan Sabri (K) Ali KISIKYOL tarafından kullanıldığı iddia edilen telefonun üç (3) ay süre ile dinlenmesi, izlenmesi, tespit edilmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınmasına dair karar gereğince bu telefonun teknik takibinin yapıldığı, 04.11.2005 günü saat 16:32 sıralarında Sabri (K) Ali KISIKYOL ile Seferi YILMAZ'ın telefonda görüşme yaptığı, telefon görüşmesine göre Sabri (K) Ali KISIKYOL'un Seferi YILMAZ'dan bir adres istediği Seferi YILMAZ'ın da Umut Kitapevi Şemdinli adresini verdiği, Sabri (K) Ali KISIKYOL'un bu adrese Almanya'dan eşyaların geleceğini beyan ettiği, 15.11.2005 günü saat 15:28 sıralarında Sabri (K) Ali KISIKYOL'un amcasının oğlu olduğu ve hâlen asker olduğu anlaşılan bir kişi ile telefon görüşmesi yaptığı, bu telefon görüşmesinin kapsamına göre Ali KISIKYOL'un amcasının oğlunun Sabri (K) Ali KISIKYOL'a, gönderdiği eşyaların bulunduğu Umut Kitapevi'nin havaya uçtuğunu söylediği, Sabri (K) Ali KISIKYOL'un da amcasının oğluna gönderdiği eşyaların MP3 ve bir kalem olduğunu ve değerlerinin 300 Avro olduğunu söylediği, amcasının oğlunun da Sabri (K) Ali KISIKYOL'a eğer o eşyayı almasak Şemdinli'nin Alay Komutanının gideceğini beyan ettiği, yine telefon görüşmelerinde kimlik bilgileri belli olmayan amcasının oğlunun 0536 368 10 02 numaralı telefonu kullanan Sabri (K) Ali KISIKYOL'a ''o alçaklar onların ayakları altında bomba atmışlardı, telefonla görüştüğüm adam altına bomba attılar alçaklar bu ayın dokuzunda'' şeklinde sözler de söylediği, 04.11.2005 günlü Sabri (K) Ali KISIKYOL ile Seferi YILMAZ'ın Kitapevine gelecek olan bu paketin PKK Terör örgütünün dağ kadrosuna gönderileceği değerlendirmesini yapan Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'nün Seferi YILMAZ'ı yukarıda belirttiğimiz üzere takibe aldığı, Seferi YILMAZ ile ilgili istihbarî faaliyetler ve çalışma yapmak üzere şüpheli Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ'in görevlendirildiği1, şüpheliler Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ'in 1 Ülke Seviyesinde İstihbarat Yapma Yetkisi : 3201 sayılı Emniyet Teşkilâtı Kanununun 1. maddesinde: ''memleketin umumi emniyet ve asayişinden Dahiliye Vekili mesuldür. Dahiliye Vekili bu işleri, kendi Kanunları dairesinde hareket eden Emniyet Umum Müdürlüğü ile Jandarma Komutanlığı ve icabında diğer bütün zabıta teşkilâtı vasıta ile ifa ve lüzum halinde icra vekilleri heyeti kararı ile ordu kuvvetlerinden istifade eder.'' denilmektedir. Bu maddenin İçişleri Bakanına verdiği yükümlülük, memleketin genel emniyet ve asayişini sağlamaktır. Emniyetin sağlanması için, Kolluğun muhtemel suçlular hakkında bilgi dosyası oluşturması gerekmektedir. Böyle bir çalışma, kişi hak ve özgürlükleri ile yakından ilgilidir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, kanunu koyucu her kurumu kendi kanunu ile ayrı ayrı yetkilendirmiş ve bu yetkinin sınırlarını da çizmiştir. Ayrıca Emniyet Teşkilâtı Kanununun 8. maddesinde belirtilen ''Polis: idarî, adlî ve siyasi kısımlara ayrılır.'' hükmüne paralel olarak adlî görev ile siyasi görev içinde yer alan istihbarat görevinin birbirine karıştırılmamasına özen gösterilmiştir. Polisin görev ve yetkileri 4.7.1934 tarihli ve 2559 sayılı PVSK ile belirlenmiştir. AB'ye geçiş sürecinde ''içişleri ve adalet alanlarında işbirliği'' başlıklı 24. bölümün A listesi, İçişleri Bakanlığına gerekli uyum hazırlıklarını yapma görevini vermiştir. Demokratik Hukuk Devletlerinin varlığını tehdit eden terör odaklarının zamanında teşhisi, eylemlerine daha ortaya çıkmadan engel olunabilmesi, taktik ve stratejilerini devamlı olarak değiştiren yıkıcı, bölücü ve irticai örgütler karşısında genel kolluk kuvvetlerinin yasal yetkilerinin yeniden düzenlenmesi gereklidir. Bu noktada önemli kilometre taşlarından birisi ''istihbarat'' alanıdır. Bu husus, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nda 1985 yılında eklenen Ek-7 nci madde ile ilk defa belirginleşmiştir. Ek Madde 7- (Ek: 16/6/1985-3233/7 md.) ''Polis Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak üzere, ülke seviyesinde istihbarat faaliyetlerinde bulunur, bu amaçla bilgi toplar, değerlendirir, yetkili mercilere veya 4

SAYFA: 4   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

kullanma alanına ulaştırır. Devletin diğer istihbarat kuruluşlarıyla işbirliği yapar.'' Bu madde, TBMM'de görüşülürken dönemin İçişleri Bakanı Yıldırım AKBULUT tarafından, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü ve Anayasa düzenini korumayı amaçlayan bir İstihbarat Dairesi kurduklarını, ülkelerin güçlü olması ve ileri safhalara ulaşabilmeleri için istihbaratın bütün dünyada kabul edilmiş bir unsur olduğunu ifade ettikten sonra, bu yasanın Polise neden yetki verdiğini ''Devletin Güvenliği ve Demokrasinin Selameti açısından'' ifadesini kullanarak açıklamıştır. Kanun koyucunin bu tavrı istihbarat yetkisinin polisin ilgili dairesi ile sınırlı olduğunun göstergesidir. Bununla birlikte, Anayasamızda yapılan değişiklikler ve uluslararası sözleşmeler gereği hazırlanan 5397 sayılı yasa, istihbarat ihtiyaçlarını karşılamak için meydana getirilmiş ikinci önemli adımdır. Bu yasa istihbarat sistemin işlemesini, bu hususta hukuka uygun işlemlerin ne suretle gerçekleştirileceğini, kararların hangi makamlar tarafından ve ne gibi koşullara uyulması suretiyle alınacağını, bu husustaki denetim kurallarını ve usullerini, İstihbarat ihtiyacının milletlerarası hak bildirileri ve anayasanın güvencelerine uygun olarak nasıl giderileceğini ve hangi birimlerin hangi alanda ve ne ölçüde yetkilendirildiğini göstermektedir. Bu açıklamadan sonra maddelere bakılacak olursa; Birinci madde polis istihbaratını düzenlemiştir. İlk fıkra kapsamı belirleyen fıkradır. Ülkenin genel güvenliği temelinde ülke seviyesinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Türk Ceza Kanununda 250 nci maddesinde sayılan suçların işlenmesinin önlenmesi amacıyla iletişimin tespiti, dinleme, kayda almaya ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi olanaklı kılınmıştır. İletişime müdahaleler hakim kararıyla gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise, Emniyet Genel Müdürü veya İstihbarat Daire başkanının yazılı emriyle olacaktır. Bu çerçevede yapılacak müdahaleler terör tehdidinin devam etmesi durumunda hakimin takdiriyle tehlikenin bitimine kadar uzatmaya olanaklıdır. Jandarma Teşkilâtı açısından getirilen 2. maddedeki düzenleme ile; 5397 sayılı Kanunda sayılan yöntemler Jandarma Teşkilât ve Görev Kanunun 7. maddesinin (a) fıkrasında belirtilen görev ve sorumluluk sahasıyla sınırlandırılmıştır. Bu madde ile kanun koyucu Jandarma teşkilâtına istihbarat üretme amacıyla değil suçları önleme noktasında önleyici dinleme olarak da nitelendirebilecek idarî bir işlem tesis etmiştir. Maddenin amacı sorumluluk sahasında işlenmek üzere olan ancak kuvvetli emarelerin bulunmaması durumunda iletişime müdahale etmek suretiyle suçun engellenmesini sağlamaktır. Yasa koyucu bu kurumun istihbarat elde etmesini bizatihi kendisine bırakmamış, bu konuda talep ettikleri istihbarat üretme yetkisine yönelik yasal düzenlemeleri TBMM'den geri çekmiştir. 5397 sayılı yasanın komisyon görüşmelerinde sorumluluk sahasındaki bu tür ihtiyaçlarını polis ve MİT kaynaklarından sağlamasını daha uygun görmüştür. Bazı milletvekilleri ise bu noktada teklifteki istihbarat elde etme kavramının jandarma açısından uygun görmediklerini muhalefet şerhleri ile belirginleştirmişlerdir. Nitekim kanun koyucu de bu noktayı haklı görerek TBMM Genel Kurulunda bu yönde verilen önerge ile tekliften bu kavramın kaldırılmasını desteklemişlerdir. Kaldı ki; Bu özel düzenlenme ile getirilen kısıtlamaya PVSK'nın 25. maddesine dayanılarak geniş yorum getirmek hiçbir hukuk otoritesinin kabul edemeyeceği aşikardır. Kanun koyucu bu düzenlenme ile sorumluluk sahası dışında istihbarat yapma yetkisini engellemiştir. PVSK-Madde 25 ''Polis teşkilâtı bulunmayan yerlerde il, ilçe ve bucak jandarma komutanları ile jandarma karakol komutanları bu kanunda yazılı vazifeleri yapar ve yetkileri kullanırlar.'' İstihbarat görevi yetkisini düzenleyen PVSK Ek-7. madde incelendiği zaman bu görevlerin polis içerisinde bile tüm birimlere bırakılmadığı açıktır. Yasa böyle hassas bir görevi bu konuda gerekli eğitimlerin verildiği, tahkikatları ayrıca yapılarak ehil oldukları çeşitli sınavlardan geçirilerek belirlenen İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevlileri ile kısıtlamıştır. İstihbarat görevi bu açıdan da diğer polisiye görevlerden ayrıştırılmıştır. Bu görevi yürüten personel sicil notları dışında ayrıca değerlendirme prosedürleri ile sürekli olarak denetlenmektedir. Kanun koyucu tüm bu hususları gözeterek askerî bir disipline sahip diğer kolluk birimine Anayasal haklara yönelik istisnai tedbirleri kullanacak olan birimlerde de kısıtlamaya gitmiştir. Bu husus komisyon üyelerinin ayrışık oy gerekçelerinde de net bir şekilde dayanakları ile birlikte belirtilmektedir. Bu husus AB'nin çeşitli ilerleme raporlarında da dile getirilmiştir. Bilindiği üzere; özel düzenlenen bir alanda, genel düzenlemeleri dayanak göstererek hukukî dayanak aramak kabul edilemez bir uygulamadır. Yukarıda da belirtildiği üzere, Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun olası öngörülemeyen durumlarda kullanılmak ve Jandarma görev kanununda gereksiz tekrarlardan kaçınmak için düzenlediği bir maddeyi, ''istihbarat görevi'' gibi son derece detaylı ve hassas bir maddeyle ilişkilendirerek kullanmak hukuka uygun bir yorum değildir. Hukukta yorum yapılırken lafzi yorum yanında maddenin hedefini gözeten manevî yorumu da önemli bir husus olarak gözetilmelidir. Hakkâri ilindeki Jandarma İç Güvenlik Birliklerinin Hiyerarşik Yapısı Şu Şekildedir. Jandarma; 2803 Sayılı Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri Kanununun da emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanun ve nizamların verdiği görevleri yerine getiren silâhlı, askerî bir güvenlik ve kolluk kuvveti olarak tarif edilmektedir. 2803 Sayılı Kanunda ve Jandarma Teşkilâtı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinde Jandarma birliklerinin; Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülen haller ile sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde gerekli olan bölümü ile Kuvvet Komutanlıkları emrine gireceği, kalan bölümü ile Jandarma Genel Komutanlığı emrinde rutin görevlerine devam edeceği de belirtilmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki bazı illerimizde, 1987 yılında 285 sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliğinin İhdası Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname ve bu KHK'ye ilave hüküm eklenmesine dair 286 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, terörle mücadelede bazı düzenlemeler yapılmış ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü birlik ve birimlerinin gerek kendi aralarında gerekse mülkî makamlarla olan ilişkilerinde, hangi esaslara bağlı olarak faaliyet yürütecekleri açıklanmıştır. Olağanüstü hal uygulaması niteliği itibariyle geçici bir uygulamadır. Bu sebeple, 285 ve 286 sayılı KHK'lerdeki esas ve usullerden olağan döneme geçiş sırasında emir komuta ilişkileri başta olmak üzere, terörle mücadele faaliyetlerinde bir boşluk içerisine düşülmemesi amacıyla 07 Temmuz 1997'de Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanununun 11/D maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak toplam (27) maddeden oluşan bir ''Müşterek Protokol'' imzalanmıştır. İmzalanan protokol, Genelkurmay Başkanlığınca Jandarma dahil ilgili Türk Silâhlı Kuvvetleri birimlerine ve İçişleri Bakanlığınca da, 81 İlimizin Valiliğine ve ilgili birimlerine gönderilmiştir. Protokolün yayımlanmasından sonra, Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan ve zaman zaman yenilenen EMASYA direktifleri yayımlanarak, anılan Müşterek Protokoldeki hususlar teyit edilmiştir. En son olarak da, 06 Temmuz 2005 tarihinde Genelkurmay Başkanlığınca ''MD: 117-1 TSK Birliklerinin Emniyet, Asayiş ve Yardımlaşma (EMASYA) Görevlerinde Kullanılmasına İlişkin Planlama Direktifi (EMASYA Direktifi)'' hazırlanarak, Jandarma dahil Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin ilgili birlikleri ile Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Valilikler, İl Emniyet 5

SAYFA: 5   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Müdürlükleri başta olmak üzere pek çok sivil makama da gönderilmiştir. 5442 Sayılı İl İdaresi Kanununun 11/D maddesine göre, Valiler, ilde çıkabilecek veya çıkan olayları; öncelikle emrindeki kolluk kuvvetleri ile önlemeye çalışacaklar, emrindeki kuvvetlerle önlenmesini mümkün görmedikleri veya önleyemedikleri; aldıkları tedbirlerin bu kuvvetlerle uygulanmasını mümkün görmedikleri veya uygulayamadıkları takdirde, diğer illerin kolluk kuvvetleri ile bu iş için tahsis edilen diğer kuvvetlerden yararlanabileceklerdir. Bunun yanında, askerî birliklerden kuvvet talep edilmesinin usul ve esasları ise, Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında yapılan protokol ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan ilgi direktif ile belirlenmiştir. Bu düzenlemelerde, valilerin, askerî birlik taleplerini EMASYA Bölge veya Tali Bölge Komutanlarına iletmeleri gerektiği öngörülmüştür. Aynı maddenin 3. alt bendi gereğince, Valinin yardım talebi üzerine, ilde çıkabilecek veya çıkan olaylarda görev alan askerî birlikler, 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'ndan doğan yetkiler ile diğer kanun ve düzenlemelerden doğan kolluk kuvvetlerinin genel güvenliği sağlamada sahip oldukları yetkileri kullanarak terörle mücadele görev ve sorumluluklarını yerine getirirler. Kolluk kuvvetlerinin genel güvenlik ile ilgili görevleri, 2803 sayılı Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasının a ve b bentleri ile 2559 sayılı Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasında; Terör suçları dahil her türlü suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, İşlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adlî hizmetleri yerine getirmek olarak düzenlenmiştir. Vali tarafından askerî birliklerden yardım istendiğinde; Olayların niteliğine göre istenen askerî kuvvetin büyüklüğünü (personel, malzeme, teşkilât vs.) belirleme yetkisi, vali ile koordine etmek şartıyla, askerî birliğin komutanına aittir. Görevde kalış süresini belirleme yetkisi, askerî birliğin komutanıyla koordine etmek şartıyla valiye aittir. Muhtemel olaylar için istenen ve büyüklüğü ile görevde kalış süresi yukarıda belirtildiği şekilde belirlenen askerî kuvvet, birlik komutanı tarafından, valinin görüşü de alınarak olaylara hızlı bir şekilde el koymaya uygun olacağı değerlendirilen yerde, cereyan eden olaylar için ise olay yerinde hazır bulundurulur. Askerî kuvvetin müstakil olarak görevlendirilmesi durumunda, verilen görev askerî kuvvet tarafından kendi komutanının sorumluluğu altında ve onun emir ve talimatlarına göre yerine getirilir. Bu durumda güvenlik kuvvetleri ile yardıma gelen askerî kuvvet arasında işbirliği ve koordinasyon, yardıma gelen askerî birliğin komutanının da görüşü alınarak vali tarafından tespit edilir. Askerî birliğin belirli görevleri jandarma ya da polis ile birlikte yapması durumunda; komuta, sevk ve idare, askerî birliklerin (Jandarma dahil) en kıdemli komutanına aittir. Kolluk kuvvetleri askerî birliklerin olay mahalline intikal ettiği andan itibaren askerî komutanının emrine girerler. Askerî komutan tarafından aksine bir emir verilmedikçe olay mahallindeki kolluk kuvvetlerinin almış oldukları tertip, tedbir ve düzenler bozulmaz. Olaylara müdahalede hangi kurum-kuruluşların destek görevi alacağı, il valileri veya görevlendirildiyse koordinatör vali tarafından, ilgili EMASYA Bölge/Tali Komutanlıkları ile koordine edilerek belirlenir ve bu husus önceden yapılacak planlamalarda ayrıntılı olarak belirtilir. İlgili mülkî amir tarafından görevlendirilen Polis Özel Harekât Timleri, iç güvenlik harekâtı süresince EMASYA Bölge ve Tali Bölge Komutanlıklarının Harekât Kontrolündedir. Geçici köy korucuları, bölgedeki ilgili Jandarma komutanlığının emir-komutasında olarak, EMASYA Komutanlıklarının harekât kontrolünde görev yaparlar. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ayrılıkçı ve bölücü terör örgütü ile zamanında, süratli ve etkin bir şekilde mücadele edebilmesi için, bu bölgelerde, Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığınca imzalanan protokol gereğince, Valilerden alınan izin ve onaylarla kolluk kuvvetlerinin genel güvenliği sağlama yetkileri bulunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı birimleri ve bunların harekât kontrolüne verilen Jandarma iç güvenlik birlikleri kullanılmaktadır. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda, Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı da, terörle mücadele görevinin yürütülmesinde, öncelikle aynı garnizon içinde bulunan Hakkâri Dağ Komando Tugay Komutanlığının (EMASYA Tali Bölge Komutanlığı), sonra bir üst komutanlık olan Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığının (EMASYA Bölge Komutanlığının) bir birimi durumundadır ve faaliyetlerini bu çerçeve de yürütmektedir. Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı; Genelkurmay Başkanlığının 21 Mayıs 2001 gün ve HRK: 7130-58-01/GHD.Pl.Ş. (176) sayılı emri ile 2 nci Ordu/ Malatya'nın Harekât Kontrolünde görev yapmaktadır. Sonuç olarak; Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı, belirtilen yasal mevzuat doğrultusunda terörle mücadele faaliyetlerini yürütmekte; emir komuta ilişkileri açısından, yasal düzenlemeler ile Protokol esaslarına göre yürütülen uygulamalar arasında hiçbir farklılık bulunmamaktadır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere Doğu, Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan Jandarma Genel Komutanlığı birlikleri ile Jandarma Genel Komutanlığı arasındaki emir komuta bağlantısı diğer bölgelere göre farklılık göstermektedir. Batman, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa ve Van illerindeki Jandarma Genel Komutanlığı birliklerinin İç Güvenlik Harekâtının yürütülmesi ile ilgili konularda Kara Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinin Harekât Komutası/Kontrolünde olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda düzenlenen EMASYA Direktifi gereğince; * Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı, Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığına (Hakkâri EMASYA Tali Bölge K.lığı olarak), * Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığına (EMASYA Bölge Komutanlığı olarak), , * Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Malatya 2. Ordu Komutanlığına, * Malatya 2. Ordu Komutanlığı da Kara Kuvvetleri Komutanlığına, bağlı olarak faaliyet göstermektedir. EMASYA Direktifi gereğince Hakkâri Dağ ve Komanda Tugay Komutanlığı Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığına bağlı olarak faaliyet yürütmektedir. Bu kapsamda Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı'nın yapmış olduğu bir faaliyetin, operasyonun ve çalışmanın olumlu veya olumsuz sonuçlarından doğrudan doğruya Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı sorumludur. EMASYA Direktifi gereğince bu sorumluluk zincirinin bağlantıları takip edildiğinde sorumluluğun Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na kadar uzandığı görülecektir. Bu açıklamalar ışığı altında istihbarat yapma konusunda; 5397 Sayılı Yasada birinci madde polis istihbaratını düzenlemiştir. İlk fıkra kapsamı belirleyen fıkradır. Ülkenin genel güvenliği temelinde ülke seviyesinde 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Türk Ceza Kanununda 250. maddesinde sayılan suçların işlenmesinin önlenmesi amacıyla iletişimin tespiti, dinleme, kayda almaya ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi olanaklı kılınmıştır. İletişime müdahaleler hakim kararıyla gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise, Emniyet Genel Müdürü veya İstihbarat Daire başkanını yazılı emriyle olacaktır. Bu çerçevede yapılacak müdahaleler terör tehdidinin devam etmesi durumunda hakimin taktiriyle tehlikenin bitimine kadar uzatmaya olanaklıdır. Jandarma teşkilâtı açısından getirilen 2. maddedeki düzenlemede ise; bu yöntemler teşkilât ve görev kanunun 7. maddesinin a fıkrasında belirtilen görev ve sorumluluk sahasıyla 6

SAYFA: 6   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

07.11.2005 tarihinde yanlarında istihbarî faaliyetlerde haber elemanı olarak kullanılan eskiden PKK terör örgütünün içerisinde yer almış daha sonra terör örgütünden ayrı lmış itirafçı konumunda olan diğer şüpheli Veysel ATEŞ'in de bulunduğu her üç sınırlandırılmasıdır. Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri Emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmaktır. 5397 Sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile ile kanun koyucu Jandarma teşkilâtına istihbarat üretme amacıyla değil suçları önleme noktasında önleyici dinleme olarak da nitelendirebileceğimiz idarî bir işlem tesis etmiştir. Maddenin amacı sorumluluk sahasında işlenmek üzere olan ancak kuvvetli emarelerin bulunmaması durumunda iletişime müdahale etmek suretiyle suçun engellenmesini sağlamaktır. Yasa koyucu bu kurumun istihbarat elde etmesini bizatihi kendisine bırakmamış, bu konuda talep ettikleri istihbarat üretme yetkisine yönelik yasal düzenlemeleri TBMM.den geri çekmiştir. 5397 Sayılı Yasa'nın komisyon görüşmelerinde sorumluluk sahasındaki bu tür ihtiyaçlarını polis ve MİT kaynaklarından sağlamasını daha uygun görmüştür. Bazı milletvekilleri ise bu noktada teklifteki istihbarat elde etme kavramının jandarma açısından uygun görmediklerini muhalefet şerhleri ile belirginleştirmişlerdir. Nitekim kanun koyucu de bu noktayı haklı görerek TBMM Genel Kurulunda bu yönde verilen önerge ile tekliften bu kavramın kaldırılmasını desteklemişlerdir. Kanun koyucu bu düzenlenme ile Jandarma teşkilâtının sorumluluk sahası dışında istihbarat yapma yetkisini engellemiştir. İçişleri Bakanlığı 18/01/2005 tarihli (B050ÖKM0000011-12/76) tarihli genelgesi ile her iki güvenlik teşkilâtını sorumluk bölgeleri konusunda uyarmıştır. Suçun önlenmesi ve suçluların takip edilerek adlî makamların önüne çıkartılması için koordinasyonun önemine dikkat çekilen genelgede sorumluluk alanlarına ilişkin 5442 sayılı ''İller İdaresi Kanunu'', 2559 sayılı ''Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'', 2803 sayılı ''Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri Kanunu'' ve 2692 sayılı ''Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu''nun ilgili maddelerine dikkat çekilmektedir. Genelge ile; 1. ''Kolluk birimlerinin kendi sorumluluk alanları dışında gelişen herhangi bir suç hakkında bilgiye ulaşması durumunda; elde edilen bilgilerin o yerin sorumlu kolluk amirine iletileceği ve araştırma, soruşturma ve operasyonun o bölgeden sorumlu kolluk birimi tarafından yürütüleceği, 2. Kolluk birimlerinin kendi sorumluluk alanında başlayan bir suçla ilgili olarak diğer bir kolluk birimi alanında soruşturma, araştırma ve operasyon yürütmesi gerektiği durumlarda göreve başlamadan önce bölgeden sorumlu kolluk amirine görevin mahiyeti ve süresi hakkında bilgi vereceği ve müşterek çalışmanın o yerin idarî amirinin izni alınmak suretiyle yürütüleceği, 3. Adlî makamlar tarafından verilecek arama kararlarında ise il ve ilçe Cumhuriyet Başsavcılarının polis ve jandarma sorumluluk bölgeleri protokollerini esas alacakları; güvenlik güçlerinin sorumluluk bölgelerinin ihlaline sebep verecek arama kararlarını talep edemeyecekleri'', bildirilmiştir. Hakkâri İl Jandarma Komutanı Erhan KUBAT'ın şüpheliler Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ'i Yüksekova ve Şemdinli ilçeleri bölgesinde bulunan örgüt mensupları hakkında bilgi elde etmek, istihbarî ve operasyonel faaliyetlerde bulunmak maksadı ile 09.11.2005 günü saat 08:00.den itibaren görevlendirdiği, bu görevlendirme ile ilgili olarak bir gün öncesinde Hakkâri Dağ ve Komanda Tugayı ile Yüksekova ve Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlıklarına mesajla bilgilendirdiği bu görevlendirmede polis yada jandarma bölgesi ayrımı yapılmadığı, polis bölgesinde yapılan bu çalışmalar hakkında ilgili mülkî amirlerin ve polis birimlerinin bilgilendirilmediği, jandarmanın polis sorumluluk bölgesinde istihbarat çalışması yapamayacağı dolayısıyla 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun Ek 7 inci 2803 Sayılı Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetki Kanunu'nun 10, 12 nci Jandarma Teşkilât Görev ve Yönetmeliği'nin 19, 21, 146. ve 154 üncü, 15.07.1961 tarihli İşbirliği Yönetmeliği'nin 3. ve 4 üncü maddeleri ile İçişleri Bakanlığı'nın 13.01.2005 tarihli genelgesine aykırı hareket ettiği, Terörle mücadelede küresel gelişmeler ve Türkiye'nin yukarıda belirtilen kendine özgü şartlarını ve şehir yaşamındaki gelişmeleri gözeten kanun koyucunun hayata geçirdiği 5397 Sayılı ''Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'' un birinci maddesi ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı'na yurt genelinde istihbarat yapma yetkisi verilirken aynı kanunun ikinci maddesinde Jandarma Genel Komutanlığı'na sadece kendi sorumluluk sahasında suçu önleyici amaçlı teknik istihbarat yapma hakkı ve görevi getirilmiştir. Üstelik alt komisyonlardaki görüşme notları ve kanunun şekli itibariyle yorumlandığında kanun koyucunun Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı'nın görev ve yetkilerin ayrı ayrı düzenleyerek her iki kurumun kanunlarla belirtilen kendi sorumluluk sahalarına ve birbirlerinin görevlerine ilişkin müdahâlenin önlenmeye çalışıldığı ortaya çıkmaktadır. Bu noktada Şemdinli olayları sırasında ilçe merkezinde görevli olduğun öne süren Jandarma Personelinin üstlerinden emir almış olduklarını öne sürseler dahi emri verenin kanunlara aykırı davrandığı ortaya çıkmaktadır. Yine ilgili genelge gereği polis sorumluluk bölgesinde suçu önleyici teknik izleme ve dinlemenin yapılmasının adlî makamlardan talep edilmesinin kanuna aykırı bir durum ortaya çıkarttığı, Bu açıklamalarla Hakkâri İl Jandarma komutanı Albay Erhan KUBAT'ın Hakkâri Dağ Komando Tugayına, Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı'na ve Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı'na 08/11/2005 tarihinde yazdığı görevlendirme yazısı güvenlik güçleri arasındaki koordinasyonun gereklerini yerine getirmediği görülmüştür. Bu yazı ilgili genelgede belirtilen ''Aynı kolluk birimlerinin farklı il ve ilçelerde birbirlerinin sorumluluk alanlarında çalışma yapmasını gerektiren durumlarda müşterek hareket edileceği ve mülki amire haber verileceği'' hükmünü karşılamaktadır. Üstelik görev yazısının mahiyeti icabı genelgenin diğer hükümlerinin yerine getirilmesi gerektiği zımnen kabul edilmektedir. Yine elde edilen delil ve ifadelerden mülkî amirin görevin mahiyeti ve şekli hakkında bilgilendirildiğine ilişkin bir sonuç elde edilememiştir. Hakkâri İl Jandarma komutanı Albay Erhan KUBAT'ın sıralı amirleri Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanı Erdal ÖZTÜRK ve Van Asayiş Kolordu Komutanı Selahattin UĞURLU'dur. Askerî hiyerarşinin yapısı gereği ve EMASYA direktifleri gereğince astın üstten habersizce, onun bilgisi, izni veya emri olmadıkça her hangi bir iş ve işlem yapamayacağı genel bir kural olduğu düşünülürse hâlen Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanı Erdal ÖZTÜRK ile Van Asayiş Kolordu Komutanı olarak görev yapan Selahattin UĞURLU'nun bu tür yasaya aykırı olarak yapılan istihbarat çalışmalarından bilgisinin olmadığı düşünülemez. Yasaya aykırı olarak yapılan istihbarat faaliyetleri ile ilgili Erhan KUBAT, Erdal ÖZTÜRK ve Selahattin UĞURLU hakkında Görevi Kötüye Kullanmak suçundan Görevsizlik verileceğinden, soruşturma evrakı Genel Kurmay Başkanlığı Askerî Savcılığı'na gönderilmek üzere tefrik edilerek Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimiz soruşturma defterinin 2006/152 sırasına kaydı yapılmıştır. 7

SAYFA: 7   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

şüphelinin Şemdinli ilçesinde 04.11.2005 tarihindeki telefon görüşmesinde bahsi geçen paketin ele geçirilmesi için ne şekilde hareket edecekleri konusunda değerlendirmeler yaptıkları, paketin geleceği kişi olarak değerlendirilen Seferi YILMAZ'ın ev ve iş yerlerinin krokisini çizdikleri, Seferi YILMAZ hakkında istihbarî çalışmaları yapan, ev ve iş yerinin krokisini çizen şüpheliler Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ'in suç tarihi olan 09.11.2005 günü ''Yüksekova ve Şemdinli ilçeleri bölgesinde bulunan örgüt mensupları hakkında bilgi elde etmek, istihbar! ve operasyonel faaliyetlerde bulunmak'' maksadı ile 9 Kasım 2005 günü saat 08:00.dan itibaren görevlendirildiğini ve kendilerine gereken yardımın ve kolaylığın sağlanmasını içeren Hakkâri İl Jandarma Alay Komutanı Erhan KUBAT'ın 08.11.2005 gün ve İSTH : 3590-2816 - 05/TER.OLY. (3365) sayılı Faks Mesaj Formu Görevlendirme yazısı ile görevlendirildikleri, -anlaşıldığı üzere- görevin içerisinde daha önceden Seferi YILMAZ hakkında elde edilmiş bilgi ve belgelerin Adlî makamlara iletilmesine ilişkin bir hususun bulunmadığı. Şüpheliler Ali KAYA, Özcan İLDENİZ ve Veysel ATEŞ'in 07.11.2005 günü sivil plaka olan 30 AK 933 Plaka sayılı araç ile Şemdinli ilçesine göreve gittikleri, görevlendirmede Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ'in olduğu oysa araçta üç kişilik silâh ve mühimmatın bulunduğu, araç içerisinde bulunan silâhlardan birisinin Uzman Çavuş Uğur ÖZDEMİR'e ait olduğu, oysa bu silâhın resmî kayıtlara göre Uğur YILDIRIM isimli bir Uzman Çavuş'a teslim edildiği, bu durumun Jandarma Teşkilâtı'nın iç disiplinine uygun bir uygulama olmadığı, nitekim askerî bir disiplin ve hiyerarşi uygulayan ve her konuda ayrıntılı talimat ve yönergelerle iş ve işlemlerini yürütün Jandarma Teşkilâtı'nın istihbaratçılarının Hakkâri gibi terörün yoğun olarak yaşandığı ve her an her türlü olayın gerçekleşme ihtimali olan bir yörede çok miktarda silâh ve mühimmat ile başkalarının eline geçmesi sakıncalı bilgi ve belgelerin sorumsuzca otomobile konulup göreve çıkılmış olmasının gerek göreve çıkanlar gerekse bunları görevlendiren ve denetlemeyenler açısından ciddi bir tedbirsizlik ve dikkatsizlik olduğu, Şüpheliler Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ'in 9 Kasım 2005 OLAY GÜNÜ; yanlarında diğer şüpheli Veysel ATEŞ de olduğu halde, sivil plaka olan 30 AK 933 Plaka sayılı resmî araçla saat 11:00 sularında Şemdinli ilçesine geldikleri, şüphelilerin bu sefer Şemdinli'ye geliş amaçlarının savunmaya göre, Umut Kitapevi'ne terör örgütünün dağ kadrosuna gönderilmek üzere Almanya'dan gelecek paket olduğu, bununla birlikte aleyhe delillere mantıklı bir açıklama getiremeyip tam inkâr durumunda olan şüphelilerin gerçek amacının ise 5 Ağustos günü terör örgütü tarafından Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığınca Askerî Gazino geçişine konulan ve 5 askerin feci şekilde parçalanarak şehit olduğu olay ile 1 Kasımda Askerî Gazinonun diğer tarafındaki sokağa park edilen otomobil içindeki bombanın patlaması sonucu bir askerin gözlerinin kör olduğu, birçok kişinin yaralandığı ve sokağın adeta yıkıldığı olayın sorumlusu olarak kabul ettikleri Seferi YILMAZ'a, onun ve bağlantılı olduğu terör örgütünün kullandığı yöntem ile cevap vermek olduğu hususunda yargılamaya yeterli delil bulunduğu, Şüphelilerin araçlarını Abdi ÖZEL isimli bir şahsın dükkânın önüne park ettikleri, aracın camlarının kapalı olduğu, şüphelilerin araç içerisinden Seferi YILMAZ'a ait Umut Kitapevi'nin bulunduğu Özipek Pasajı'na doğru baktıkları ve aralarında konuştukları, Veysel ATEŞ'in biraz telaşlı hâlinin olduğu, aracın arkasında oturan açık kahverengi montlu şüpheli Veysel ATEŞ'in araçtan çıktığı, araçtan çıkmadan önce arka koltukta oturduğu sırada koltuğun üzerinde bir çanta ve siyah poşet ile ilgilendiği, arabadan indikten sonra her iki eli montunun cebinde Özipek 8

SAYFA: 8   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Pasajı'na doğru yürüdüğü, Özipek Pasajı ile aracın bulunduğu Abdi ÖZEL'in dükkânının arasında 25-30 metre mesafe olduğu, bu sırada şüphelilerin davranışlarından şüphelenen esnâf Zeydan ÖZEL'in Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ'in bulunduğu araca doğru yaklaştığı esnada Ali KAYA'nın aracı hareket ettirerek Özipek Pasajı'na doğru gittiği, sonra ileriden dönüp Keyifler Kuyumcusunun olduğu yere aracı park ettiği, bu arada şüpheli Veysel ATEŞ'in Seferi YILMAZ'ın bulunduğu pasaja giderek burada gerekli araştırma ve keşif faaliyetlerini yaptıktan sonra elinde bulunan ve diğer şüpheliler Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ ile birlikte yanlarında getirdikleri iki adet el bombasını daha önceden PKK örgütü üyesi olmak suçundan ceza alıp 15 yıl hapis yatan Seferi YILMAZ isimli şahsa ait Umut Kitapevi'nin içerisine Alman yapımı pimleri çekilmiş ve patlamaya hazır vaziyetteki iki ayrı el bombası atıldığı, müşteki Seferi YILMAZ'ın pimi çekilmiş el bombalarını görünce can havliyle kendisini işyerinden dışarıya attığı, bombalardan birinin işyerinin kapısının önünde, diğerinin ise Kitapevini ikiye ayıran kontraplağın kapıya dönük (müşterilerin geldiği) dış tarafında olmak üzere patlaması sonucunda Kitapevinde bulunan maktül Mehmet Zahir KORKMAZ'ın 10.11.2005 tarihli Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağına göre; ''...patlayıcı madde şarapnel yaralanmasına bağlı humerus, radius, femur ve kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu...'' öldüğü, Metin KORKMAZ isimli kişinin ise; düzenlenen kesin doktor raporuna göre ''...basit tıbbî müdahale ile giderilebilir mahiyetteki, sağ uyluk üst dış kısmında 0.5x2 ve 0.5x1 cm.lik derin cilt ve cilt altı kesiği, sol ayakta 0.5x2 cm.lik derin cilt alt ve cilt altı kesiği ve vücudun bir çok kısmında yaygın büyüklüğü 0.5 ve 1 cm varan cilt erozyonları oluşturur şekilde.'' yaralandığı, Patlamayı duyan çevre esnâfı ve halkın merakla patlamanın olduğu pasaja doğru yöneldikleri, o sırada kendisini işyerinden ve pasajdan dışarıya atan Seferi YILMAZ'ın pasaj koridorundan çıkarken üzerinde sarı-kahverengimsi renkli bir mont bulunan Veysel ATEŞ'i gördüğü, peşinden gittiği, kesintisiz olarak takip ettiği. hem Türkçe ve hem de Kürtçe olarak ''...bombayı atan bu şahıstır, yakalayın...'' diye bağırıp çevredeki esnâf ve halktan yardım istemesi üzerine, kalabalık bir grubun Veysel ATEŞ'in peşine düştüğü, Veysel ATEŞ'in pasajdan çıkmasına müteakip öncelikle aracın ilk park edildiği yer olan Zeydan ÖZEL'in iş yerinin önüne doğru yöneldiği, aracı orada göremeyince Veysel ATEŞ'in 0538 202 18 74 numaralı cep telefonundan Ali KAYA'nın cep telefonu olan 0532 276 83 72 numaralı cep telefonunu saat 11:29 sıralarında aradığı Ali KAYA'ya nerede olduklarını sorduğu, Veysel ATEŞ'in hiç arkasına bakmadan telefonu kulağında koşar adımlarla yürüdüğü, bu arada Ali KAYA'nın da cep telefonunun elinde olduğu ve telefonu kulağında tutar vaziyette hızlı hızlı yürüdüğü, Ali KAYA ve Veysel ATEŞ'in cadde üzerinde buluştukları yerde Ali KAYA'nın Veysel ATEŞ'e ''patladı mı'' diye sorduğu, Veysel ATEŞ'in de ''evet'' şeklinde cevabından sonra Ali KAYA'nın ''atla arabaya'' dediği, daha sonra Veysel ATEŞ ile onun peşinden gelen Ali KAYA'nın o sırada içinde diğer şüpheli Özcan İLDENİZ'in bulunduğu otomobilin yanına vardıkları, şüpheli Veysel ATEŞ'in aracın arka koltuğuna oturduğu, ancak henüz aracı çalıştırıp hareket ettiremeden, ''...PKK.lı mı, asker mi, polis mi, köy koruyucusu mu yoksa el-kaide mensubumu olduğunu anlayamadım. Arabaya binmek istediler. Ben ve esnâf arkadaşlar bu ikisini arabaya bindirmedik...'' şeklindeki tanık beyanında anlatıldığı üzere çevrede bulunan esnâf ve halktan kişilerin arabanın etrafını kuşattığı, mağdur Seferi YILMAZ'ın; ''...bombayı atan buydu...'' diyerek arka koltukta oturmakta olan Veysel ATEŞ'i gösterip teşhis ettiği, bu sırada aracın dışında bulunan Ali KAYA'nın, aracın etrafını saran kişilere ''...biz emniyetteniz, arkadaki de arkadaşım ...'' şeklinde 9

SAYFA: 9   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

sözler söyleyerek Polis oldukları zannını uyandırmaya çalıştığı, daha sonra araca binip çalıştırarak aracı hareket ettirip birlikte kaçmak istedikleri, ancak dükkânlarının önünde olduğu için orada bulunan esnâf ile rastlantı sonucu orada bulunan halktan kişiler tarafından kaçmalarına imkân tanınmadığı, şüpheli Ali KAYA'nın arabanın etrafını çeviren bu kişilerden kurtulamayacağını anlayınca araçtan inip bagaj kapağını açarak bagajın içinden aldığı uzun namlulu kalashnikov marka silâhı çıkarıp mekanizmasını kurduğu, bu sırada etrafındaki tanık Lezgin ATABAK'ın ''...yapma !, yapma! ...'' diyerek şüpheli Ali KAYA'nın kolundan tutup tüfeğin namlusunu havaya kaldırdığı, yine oradakilerden başka birinin de tüfeğin şarjörünü düşürdüğü, bu sırada olay yerinden Kitapevinde müşteri olarak bulunan Mehmet Zahir KORKMAZ isimli şahsın ölmüş olduğu haberinin gelmesi üzerine kalabalıklaşan ve öfkelenen halkın, bombayı atan şüpheli Veysel ATEŞ'i bulunduğu aracın içinden çıkarmaya çalıştığı, ileriki safhalarda öfke ve gerginliğin daha da artması sonrası aracın camlarının kırıldığı, şüphelilere darp ve cebirde bulunma girişiminde bulunulduğu, daha sonra İlçe Kaymakamı, İlçe Emniyet Müdürü ve bir kısım askerî yetkililerin olay yerine geldiği, takviye olarak polis ve askerler ile Özel Harekat Ekiplerinin olay yerine ulaşarak müdahaleleri sonucunda şüpheli Veysel ATEŞ'in halkın elinden kurtarılarak zırhlı araç ile Şemdinli İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü, Özcan İLDENİZ'in yürüyerek kalabalıktan uzaklaşıp İlçe Jandarma Komutanlığı'na gittiği, tanık Lezgin ATABAK'ın beyanında geçtiği üzere o sırada kalabalığın içinden ayrılmaya çalışan Ali KAYA'nın da halk tarafından Yanık Yarbay olarak bilinen Yarbay Mustafa YANIK'ın talimatı ile askerler tarafından yakalandığı, Toplanıp Hükümet Konağı'na yürüyen Şemdinli halkını sakinleştirmeye çalışan Kaymakam Mustafa Cihan SESLİHAN'ın, bombalı saldırının provokasyon olduğunu iddia ederek gözaltına alınan ve yine olay yerinden kaçarak İlçe Jandarma Komutanlığı'na sığınan şüphelilerin kimliklerinin açıklanmasını isteyen göstericilerin saldırısına uğradığı, güvenlik güçlerinin halkı dağıtmak için havaya ateş açtığı olaylarda ilçenin DEHAP'lı Belediye Başkanı Hurşit TEKİN'in de aralarında bulunduğu üç kişinin yaralandığı, ilçeye giriş ve çıkışların yasaklandığı, güvenlik güçlerinin herkesin evine dönmesine ilişkin uyarılarına uyulmadığı, Öğlen saat 11:00 - 11:30 arasında meydana gelen patlamadan 6 saat sonra şüphelilerin otomobilinde Savcılık tarafından Tespit - Keşif işleminin yapılmasına başlanabildiği, 30 AK 933 sivil plakalı resmî araçta Şemdinli Cumhuriyet Savcısı tarafından olay günü saat 18:00 sıralarında yapılan incelemede, aracın bagajında; 1 - Üç adet kalashnikov marka seyyar dipçikli dolu şarjör takılı tüfek, bir adet dolu kalashnikov şarjörü, iki adet hücum yeleği, hücum yeleklerinin ceplerinde altı adet kalashnikov şarjörü, ayrıca siyah bir çantanın içinde; üzerlerinde HGR Z DM LOS FMP-133 ve HGR Z DM LOS FMP-134 ibareleri bulunan Almanya ülkesi yapımı iki adet el bombasının, 2 - İçinde; a) ''...Aşiret Durum Çizelgesi...'' adlı belgede; aşiretlerin ve aşiret reislerinden AKP Milletvekili Mustafa ZEYDAN, Ahmet ZEYDAN, Macit PİRUZBEYOĞLU, Gani ÇALLI, Abdurrahman KESKİN, Kemâl KAYA, İskender ERTUŞ, Mehmet ADIYAMAN, Hasan ÖZTUNÇ, Celi ÖZBEK, Ömer KEÇECİ, A. Hakim TURGUT, Haydar KAYA, 10

SAYFA: 10   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Hüsnü TİMUR ve Fuat EDİŞ'in ve yine aşiret mensubu kişilerin isim listesi ve ikamet bölgeleri ve yine Şemdinli Bölgesi Genel Değerlendirmesi başlıklı evrakların, b) Yine, Şemdinli'de bulunan Demokratik Toplum Harekatı (DTP) Teşkilâtlanmasında yer alan şahısların fotoğraflarının bulunduğu ve Kurucular Kurulundan Mehmet KAYRAN adlı üyenin dışındaki tüm üyelerin adının altında kare şeklinde bir kutu, Mehmet KAYRAN'ın fotoğrafının altında ise '' x işareti '' bulunan fotoğraflı isimlerinin yer aldığı listenin, c) Bombanın atıldığı dükkânın sahibi Seferi YILMAZ adına düzenlenmiş Nüfus Kayıt Örneği, Şahıs Şahsî Bilgiler Formu, Biyografik Bilgi Formu, Şemdinli İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından tanzim edilmiş eski tarihli polis ifade tutanağı, Seferi YILMAZ'ın fotoğrafının da bulunduğu Konutta Kalanlar başlıklı iki adet evrak, yine mağdurun fotoğraf fotokopilerinin bulunduğu Seferi YILMAZ bir adet Bilgi Notu, dört adet kroki ile diğer dosyalarda telefon numaralarının bulunduğu evrak ile bombanın patladığı Özipek pasajı ve Umut Kitapevi ile ilgili yolların krokilerinin, Bulunduğu (4) adet dosyanın, 3 - İki adet not defterinin, 4 - Araca ait belgeler ve bir takım aletlerin ele geçirildiği. Her ne kadar savunmalarda ve görevlendirmeye ilişkin yazılarda şüphelilerin sadece istihbaratla görevlendirildikleri bildirilmiş ise de; şüphelilerin içinde bulundukları araçta yapılan incelemede, aracın bagajında ele geçen üç adet kalashnikov marka seyyar dipçikli dolu şarjör takılı tüfek, bir adet dolu kalashnikov şarjörü, iki adet hücum yeleği, hücum yeleklerinin ceplerinde altı adet kalashnikov şarjörü, ayrıca siyah bir çantanın içinde; üzerlerinde HGR Z DM LOS FMP-133 ve HGR Z DM LOS FMP-134 ibareleri bulunan Almanya ülkesi yapımı iki adet el bombasının Şemdinli ilçesine operasyonel bir faaliyet için gidildiği ve bulunulduğunun göstergesi olduğu, münhasıran istihbarat toplama görevi ile bağdaşmadığı, yine ele geçen ve içinde; aşiretlerin ve aşiret reislerinden AKP Milletvekili Mustafa ZEYDAN, Ahmet ZEYDAN, Macit PİRUZBEYOĞLU, Gani ÇALLI, Abdurrahman KESKİN, Kemâl KAYA, İskender ERTUŞ, Mehmet ADIYAMAN, Hasan ÖZTUNÇ, Celi ÖZBEK, Ömer KEÇECİ, A. Hakim TURGUT, Haydar KAYA, Hüsnü TİMUR ve Fuat EDİŞ'in ve yine aşiret mensubu kişilerin isim listesi ve ikamet bölgeleri ve yine Şemdinli Bölgesi Genel Değerlendirmesi başlıklı evrakların bulunduğu ''...Aşiret Durum Çizelgesi...'' adlı belgenin, yine Şemdinli'de bulunan Demokratik Toplum Harekatı (DTP) Teşkilatlanmasında yer alan şahısların fotoğraflarının bulunduğu ve Kurucular Kurulundan Mehmet KAYRAN adlı üyenin dışındaki tüm üyelerin adının altında kare şeklinde bir kutu, Mehmet KAYRAN'ın fotoğrafının altında ise '' x işareti '' bulunan fotoğraflı isimlerinin yer aldığı listenin, yine bombanın atıldığı dükkânın sahibi Seferi YILMAZ'ın fotoğraf fotokopilerinin bulunduğu Seferi YILMAZ bir adet Bilgi Notu ile aralarında dört adet kroki ile bombanın patladığı Özipek pasajı ve Umut Kitap evi ile ilgili yolların dört adet krokinin bulunduğu evrak ve dökümanların da; çok açık bir şekilde şüphelilerin operasyonel bir faaliyet içinde olduklarını ortaya koyduğu, olayın hemen sonrasında olay yeri yakınında yakalanmış olmalarının da suça konu bombalama olayının şüpheliler tarafından gerçekleştirildiği iddialarını teyit ettiği, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Lâboratuvarları Dairesi Başkanlığı'nın 18.11.2005 gün ve 2005/19 Uzmanlık Numaralı ekspertiz raporunda; ''...patlamanın meydana geldiği yerden elde edilen el bombaları maşaları ile şüpheli şahısların 11

SAYFA: 11   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

kullandığı aracın bagajından çıkan el bombalarının fünye gurubundaki maşalar ile benzerlik gösterdikleri, patlamış ve patlamamış el bombalarının aynı model el bombaları olduklarının...'' bildirildiği, O sırada, Şemdinli Cumhuriyet Savcısının yaptığı incelemeler sürerken, resmî sevk işlemi ile tedavi için özel otomobiliyle gittiği Van Devlet Hastanesi'nden eşi ve çocukları ile dönmekte olan J.Uzm. Çvş. Tanju ÇAVUŞ'un Şemdinli ilçesi girişinde yolunu kesen kalabalık bir gurubun, araca saldırması üzerine panik ve heyecana kapılıp eşi ve çocuklarını korumak için havaya rasgele ateş açması sonucunda Ali YILMAZ isimli bir vatandaşın hayatını kaybettiği, 4 kişinin de yaralandığı, bunun üzerine Cumhuriyet Savcısının incelemelerini tamamlayamadan olay yerinden ayrılmak zorunda kaldığı, J.Uzm. Çvş. Tanju ÇAVUŞ'un da gözaltına alındığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Lâboratuvarları Dairesi Başkanlığı'nın 18.11.2005 gün ve 2005/19 Uzmanlık Numaralı ekspertiz raporunda; ''...patlamanın meydana geldiği yerden elde edilen el bombaları maşaları ile şüpheli şahısların kullandığı aracın bagajından çıkan el bombalarının fünye gurubundaki maşalarile benzerlik gösterdiği, patlamış ve patlamamış el bombalarının aynı model olduklarının. '' bildirildiği, 15.11.2005 günü saat 15:28 sıralarında Sabri (K) Ali KISIKYOL tarafından kullanılan bu telefondan, amcasının oğlu ve hâlen askerde olduğu anlaşılan ancak açık kimliği tespit edilemeyen bir kişi ile yaptığı telefon görüşmesi kapsamına göre; amcasının oğlunun, Sabri (K) Ali KISIKYOL'a, ''.gönderdiği eşyaların bulunduğu Umut Kitapevi'nin havaya uçtuğunu.'' söylediği, onun da ''.gönderdiği eşyaların MP3 ve bir kalem olduğunu ve değerlerinin 300 Avro olduğunu.'' söylediği, devamında amcasının oğlunun da ''.eğer o eşyayı almasalar Şemdinli'nin Alay Komutanının gideceğini.'' beyan ettiği, yine telefon görüşmelerinde amcasının oğlunun, Sabri (K) Ali KISIKYOL'a ''.o alçaklar onların ayakları altında bomba atmışlardı, telefonla görüştüğüm adam altına bomba attılar alçaklar, bu ayın dokuzunda.'' şeklinde sözler de söylediği, OLAYA İLİŞKİN ŞÜPHELİLERİN SAVCILIK İFADELERİ AŞAĞIDA OLDUĞU GİBİ AKTARILMIŞTIR. 1 - Şüpheli Veysel ATEŞ 12.11.2005 Tarihli Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki İfadesinde : Ben 1972 Çukurca doğumluyum, ilkokul mezunuyum, 1988 yılının sonbahar aylarında zorla kaçırıp PKK terör örgütüne kazandırdılar, 1991 yılının 1. ayında örgütten kaçarak Kuzey Irak Dohuk kentine yerleştim, orada evlendim daha sonra kardeşlerim Faruk İle Cafer'i örgütten kaçtığımdan dolayı öldürdüler. 1997 yılında Habur kapısından güvenlik güçlerine teslim oldum, Şırnak Savcılığına teslim edildim, Van DGM de yargılanıp 4.5 sene ceza aldım, cezamı çektikten sonra askerliğimi yaptım, askerliğimi yaptıktan sonra Hakkâri iline yerleştim inşaatlarda çalışıp geçimimi sağlıyorum, 1993 yılından bu yana Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı'nda haber elamanı olarak görev yapıyorum, Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı istihbarat elamanı olarak görevli Ali KaYA isimli başçavuş ve Özcan isimli soyadını bilmediğim başçavuş arkadaşlarımla Şemdinli ilçesine gelmek üzere 09.11.2005 tarihinde saat 08:30 sıralarında Hakkâri den 12

SAYFA: 12   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı'na ait 30 AK 933 plakalı araç ile yola çıktık, amacımız bazı elamanlar ve dostlar ile görüşmek, bazı elamanlardan haber toplamak ve eleman kazandırmak idi, araçla iki başçavuş ile birlikte Şemdinli ilçesine geldik saatin kaç olduğunu hatırlamıyorum aracı Ali Başçavuş kullanıyordu. Özcan Başçavuşta şoförün yanında idi, top sakallı olan Özcan başçavuş idi, benim üzerimde mont vardı, beraberce Şemdinli'ye giriş yaptık aracı Cumhuriyet Caddesi üzerinde park ettik, Özcan başçavuş abdest almak için camiye gidecek ve sayısal loto oynamak için kupon alacaktı, daha çıkmasına fırsat kalmadan bomba sesi duyduk, Ali başçavuş bu nedir diye kapıyı açtı biraz bakmak için ileri gitti. Ali başçavuş orada bulunan gençlere ne oldu diye sordu onlarda ona, ''hem yapıyorsunuz hemde soruyorsunuz şerefsizler'' diye karşılık verdi, Ali başçavuşa saldırmaya kalktılar, demir çubuklar ile kafasına vuruyorlar idi, ben de arabadan çıkıp Ali başçavuşa yardım etmek istedim, bir iki tanesini itekledim, Ali başçavuş bana arabaya bin dedi, daha sonra tekrar arabanın arka koltuğuna bindim, çevrede toplanan kalabalık arabanın bütün camlarını kırdılar tekme tokat beni dövdüler, özel harekat kıyafetli ve sivil kıyafetli polisler beni arabadan çıkardılar zırhlı bir araba ile ilçe emniyet müdürlüğüne götürdüler, şüphelinden soruldu, ben Ali başçavuşa yardım etmek için yanına gittiğim yer ile araba arasında yaklaşık 10-15 m mesafe vardı, bize saldırılınca bulunduğumuz yerden koşarak arabanın bulunduğu yere doğru kaçmaya başladık, peşimizden ''şerefsizler siz yapıyorsunuz'' diye bağırıyorlardı, Ali başçavuş kalabalığın arasında kaldı ben ise aracın yanına gelip arka koltuğa oturdum, ben araca binerken Özcan başçavuşu araçta görmedim, aracın içerisinde bana saldırılınca kafamı eğip kapattım, aracın etrafından Özcan ve Ali başçavuşu görmem mümkün olmadı, 30 Ak 933 plakalı aracın bagajında bulunan silâhlar ve şarjörler jandarmaya aitti, görev için Şemdinli'ye geldiğimizde terörist saldırı olur diye bu silâhları yanımıza aldık, el bombalarında ise haberim yoktur, Şüpheliden tekrar soruldu, bombalama eylemini kesinlikle ben gerçekleştirmedim, ben bombanın nerede patladığını bile bilemiyorum, kalabalığın içerisinde bazı şahıslar bu itirafçı diye bağırınca tüm saldırılar ve tepkiler bana yöneldi, o zamana kadar bana karşı tepkiler gayet normal idi, hatta ben Ali başçavuşun yanında onları itelerken bile tepki almadım, itirafçı itirafçı diye bağırınca bana karşı saldırılar başladı, Şüpheliden tekrar soruldu, Şemdinli ilçe merkezine geldiğimizde caddede dönüş yapıp, aracı park ettik, caddede hiç dolaşmadık, aracı park ettikten sonra saldırılar nedeni ile yerinden oynatamadık dedi. Şüpheliden tekrar soruldu, bomba patladığında herkes bombanın patladığı yere doğru gidiyordu, Ali başçavuşun olduğu yer ile araç arasında 10-15m mesafe vardı, Ali başçavuşa ilk başta 5 kişi saldırdı ben müdahale etmek için yanma geldiğimde bana da saldırdılar, daha sonra yüzlerce insan üzerimize saldırdılar, bana saldırıp vuranlardan şikâyetçiyim şeklinde beyanda bulunmuştur. 2 - Şüpheli Özcan İLDENİZ 28.11.2005 Tarihli Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimizde Alınan İfadesinde : Ben daha önce Şemdinli Cumhuriyet Savcılığı'nda şüpheli olarak ifade vermiştim. O ifademi aynen kabul ve tekrar ederim. Ben, Şemdinli ilçesi ve çevresinde istihbarat sorumlusuyum. Sık sık bu ilçeye gidip gelmekteyim. 16.07.2004 tarihinde Hakkâri'deki görevime başlamıştım. Göreve başladıktan sonra bu bölgede istihbarat sorumlusu olarak görevliyim. Ben Şemdinli ilçe merkezinde tanınmaktayım. Şemdinli'de bulunan Seferi YILMAZ isimli şahsın son günlerde örgüt ile olan irtibatını ortaya koymak için çalışmalar yapıyorduk. Bu konuda telefon dinleme (teknik takip) için mahkeme kararı da alındı. 2 Kasım 2005 günü ben Şemdinli'ye şubemizden başka arkadaşlarla başka istihbarî bilgileri değerlendirmek üzere gitmiştim. 1 Kasım 2005 tarihinde meydan gelen patlama olayını da 13

SAYFA: 13   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

araştırıyorduk. Ayrıca 7 Kasım 2005 tarihinde de Ali başçavuş ve Veysel ATEŞ ile birlikte Şemdinli'ye gittik. Seferi YILMAZ ile ilgili çalışmalarımızı sürdürüyorduk. Seferi YILMAZ'ın 4 Kasım 2005 tarihindeki teknik takipteki konuşmasında geçen paketi ele geçirmek için çalışmalar yapıyorduk. 9 Kasım 2005 tarihinde daha önce Seferi YILMAZ hakkındaki özellikle paket konusundaki bilgileri değerlendirmek ve bu konudaki bilgileri Jandarma ve Emniyet vasıtası ile Savcı Bey'e ulaştırmak için gelmiştik. Seferi YILMAZ'ın henüz teknik takipteki dinlemesi bitmemişti. Ancak bu paket gelişini takip etmek ve gerekirse arama kararı almak için dosyayı Savcı Bey'e verecektik. 09.11.2005 tarihinde Şemdinli'ye geldik. Aracımız resmî araçtır, ancak plakası sivildir. Aracı Ali başçavuş kullanıyordu. Veysel ATEŞ'de yanımızdaydı. Şemdinli'ye girdik, şehir merkezinde bulunan AKP binasının önünde aracı park ettik. Şemdinli sorumlusu ben olduğum için bazı elemanlar ile irtibata geçecektim, bu arada tuvalete gidecektim. Araçtan inmeden bir patlama sesi geldi. Önce ben çıkmadım. Ali başçavuş ile Veysel dışarı çıktı. Daha sonra da ben çıktım. Ali başçavuş ve Veysel arabadan 10-15 metre uzaklaştılar. Ben bundan sonra arabadan çıktım ve kaldırımın üzerinde durdum. Patlamanın olduğu yere doğru baktım. Bu sırada bazı vatandaşlar dükkânlarından çıkmış, patlamanın olduğu yere doğru gidiyor veya bakıyorlardı, bu arada 5-6 kişilik bir grupta patlamanın olduğu istikametten bize doğru geliyorlardı. Hedef muhtemelen biz veya arabaydı. Vatandaşlar yanımıza geldi. Ali başçavuş gelenlere ne oluyor diye sordu. Vatandaşlarda ''hem yapıyorsunuz, hemde soruyorsunuz şerefsizler'' şeklinde sözler söyledi. Arabanın yanında münakaşa oldu. Daha sonra Ali başçavuşu darp ettiler. Ali başçavuşa yardım eden Veysel ATEŞ'i arabaya bindirdiği sırada gelen grup içerisinden birisi ''bu itirafçıdır'' dedi ve Veysel'e saldırdılar. O da bu arada arabaya bindi. Bütün halk bu sırada arabanın etrafını sardı. Ali başçavuş gelen halka bu arabaya saldıran kişilere ''emniyet görevlisiyiz'' demesine rağmen halk yine saldırdı. Ben aracın bir yanında Ali başçavuş aracın diğer yanında halkı önlemeye çalıştık. O esnada beni tanıyan birkaç kişi beni göstererek ''bu da onların arkadaşı, bu da onlardan'' dedikten sonra bana da saldırmaya başladılar. Beni darp ettiler. O arada yanıma gelen genç bir çocuk ''abi seni daha önce burada tanıdıkları için sana daha fazla saldıracaklar, buradan kaç'' dedi. Ben de grubun içerisinden çıkarak İlçe Jandarma istikametine doğru hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladım. Gruptan çıkan ve beni tanıyan birkaç kişi ''mavi montlu kaçıyor, yakalayın'' diye bağırıyordu. Bazı vatandaşları benim üzerime saldırtmaya çalıştılar. Ben daha sonra önce Emniyet'e, oradan da araçla Taktik Alaya gittim. Soruldu : Şemdinli'ye geldikten sonra biz hiç birbirimizden ayrılmadık. Veysel ATEŞ'de yanımızdan hiç ayrılmadı. Veysel ATEŞ beni telefonla hiç aramadı. Veysel ATEŞ, Ali başçavuşun haber elemanıdır. Bende telefon numarası yoktur. Olay yerinden gözlemlediğim kadarıyla ilk önce Veysel ayrıldı. Daha sonra ben ayrıldım, ben Emniyette iken Ali başçavuşum beni cep telefonumdan aradı ve sağlığım ile ilgili bilgiler sordu. Bende kendisini aradım. Sağlığıyla ilgili sordum. Ben Emniyet Müdürlüğü'nde iken Ali başçavuşu aradım. O da beni ben buradayken aradı. Ayrıca ben de olay esnasında darp edildim. Bacaklarımda morluklar vardır. Beni darp edenleri şu an görsem tanırım. Ben kendilerinden şikâyetçiyim. Olayın oluşundan 3-4 dakika sonra ROJ TV yayın yapmıştır. Yani ben ve diğer arkadaşlar Şemdinli'ye Seferi YILMAZ isimli şahsı öldürmek veya yaralamak amacıyla gelmiş değiliz. Bombayı biz atmadık. Veysel'de atmadı. Veysel bizim yanımızdan ayrılmadı. Ben daha önceki Şemdinli'ye gelişlerimde bombanın patladığı pasajda gazeteci olduğu için gazete almak için gittim. Bu pasajda iddaa bayisi olduğu için ve burası Şemdinli'de tek olduğu için zaman zaman bu bayide iddaa oynamak için gittim. Yanımda güvenlik açısından başka arkadaşlarda vardı. Yani Seferi YILMAZ'ın iş yerinin planını almak için ve buraya bomba atmak için 14

SAYFA: 14   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

hazırlık çalışması yapmak için pasaja gitmiş değilim. Aracımızda çıkan Seferi YILMAZ'a ait iş yeri ve ev krokileri söz konusu paketin teslim adresi için yapılacak operasyonlara yönelik çalışmadır. Bu konuyu daha önce Savcılıktaki ifademde belirtmiştim. Benim söyleyeceklerim bundan ibarettir. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmem şeklinde beyanda bulunmuştur. 3 - Şüpheli AliKAYA 28.11.2005 Tarihli Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimizde Alınan İfadesinde : Ben daha önce Şemdinli Cumhuriyet Savcılığında şüpheli olarak ifade vermiştim. O ifademi aynen kabul ve tekrar ederim. Ayrıca o ifademde belirtmediğim birkaç hususu da dile getirmek istiyorum. Şöyle ki; Terör örgütü PKK.nın bu sene stratejisi değişti, artık çatışma olmuyor, terör örgütü artık yerleşim yerlerine uzaktan kumandalı veya zaman ayarlı bombalar koyarak eylemler gerçekleştiriliyor. Terör örgütü bu konuda Şemdinli'ye çok yüklendi. Yine 1 Kasım 2005 Tarihinde Şemdinli'de Jandarma'nın yakınında bir araçta 100 Kg. yakın C4 patlatıldı. Ayrıca 25 Ağustos 2005 tarihinde de Şemdinli Nizamiye'nin önünde yine bomba patlatıldı. 5 askerîmiz şehit oldu. Şemdinli'de bu olayların bu şekilde artması üzerine istihbarî çalışmalarımıza biraz daha hız verdik. Yaptığımız tespitler sonucu Şemdinli'deki Kitapevi sahibi Seferi YILMAZ'ın Sabri (K) Ali KISIKYOL isimli örgüt mensubu ile işbirliği içerisinde olduklarını ve Seferi YILMAZ'ın Şemdinli'de terör örgütünün vergilendirme, eylem, istihbarat, birlik keşifleri ve sınır kaçakçılığı konusunda örgüte yardım etme ve örgüt adına para alma konumunda olan Şemdinli örgüt sorumlusu olduğunu tespit ettik. 04.11.2005 talihinde Seferi YILMAZ'ın telefonu teknik takipte olduğu için bu kişi adına bir paket geleceğini ve bu paketin dağa gideceğini ve Sabri (K) isimli örgüt mensubuna teslim edileceğini öğrendik. Sabri (K) bu konuşmada bu paketi nereye teslim edeceğini sordu. Seferi YILMAZ'da adresini verdi. Biz bu paketin ne olduğunu öğrenmek ve ele geçirmek istiyorduk. 07.11.2005 tarihinde yine bu istihbarî çalışmaları değerlendirmek üzere Şemdinli'ye geldik. Çalışmalarımızı yaptık. Paketin nereye gelebileceğini değerlendirdik. Krokiler çizdik. Aynı gün Hakkâri'ye döndük. 09.11.2005 günü de söz konusu derlenen belgeleri Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunmak üzere Şemdinli'ye geldik. Hatta bu konuda resmî görevliydik. Şemdinli'ye saat kaçta geldiğimizi hatırlamıyorum. Ancak öğleye yakındı. Şemdinli'ye geldik. Şehir merkezindeki en son göbekten dönüş yapıp, aracımızı AKP İlçe Binasının önüne park ettik. Bu arada planımız: Şemdinli'deki haber elemanımızı yanımıza alıp uygun bir yerde kendisi ile görüştükten sonra Jandarmaya ve Emniyet'e geçip daha sonra dosyayı Savcılığa vermekti. Ancak Özcan İLDENİZ tam arabadan ineceği sırada bomba patlama sesini duyduk. Yanımızda Veysel ATEŞ'de vardı. Veysel ATEŞ arabanın arka koltuğunda oturuyordu. Üçümüzde arabadan inmemiştik. Daha sonra, ifademde belirttiğim konular gelişti. Soruldu : Şemdinli'ye geldikten sonra biz hiç birbirimizden ayrılmadık. Veysel ATEŞ'de yanımızdan hiç ayrılmadı. Ancak olaylar olup bittikten sonra Veysel ATEŞ İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmüştü. İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde bulunan Terörle Mücadele Daire Başkanı ki bu kişinin ismini bilmiyorum, kendisi Ankara'da görev yapıyormuş, bu kişi Veysel ATEŞ'in 0538 202 18 74 numaralı cep telefonundan benim cep telefonum olan 0532 276 83 72 numaralı cep telefonumu aramıştı. Veysel Emniyet Müdürlüğü'ne götürülünce orada kendisinin benim haber elemanım olduğunu öğrenen bahsettiğim Daire Başkam beni, Veysel'in cep telefonundan arayıp olayı sordu. Daire Başkanı'nın neden kendi telefonundan beni aramadığını bilmiyorum, zaten kendisini de tanımıyorum. Soruldu : Veysel ATEŞ'in 0538 202 18 74 numaralı cep telefonundan benim cep telefonum olan 0532 276 83 72 numaralı cep telefonum 09.11.2005 tarihinde saatini tam hatırlamıyorum Şemdinli girişindeki Kaymakam 15

SAYFA: 15   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Çeşmesi yanında daha önce cep telefonu ile tuzak bir patlama olmuştu. Veysel AtEş telefonu ile arabanın içerisinde beni aradı, nitekim cep telefonunun burada çekip çekmediği, kapsama alanı olup olmadığını denemek için aramayı yaptırdım. Örgüt eylemleri kapsamında o bölgede daha önce cep telefonu ile yapılan patlama olaylarım anlayabilmek amacıyla bu şekilde bir telefon test görüşmesi yaptık. Yine Veysel daha sonraki saatlerde beni cep telefonundan aradı. Kendisi Emniyette idi. Olay yerinde hırpalandığını ve durumunun iyi olduğunu bildirmişti. Soruldu : Ayrıca benim Avea hatlı 0505.li telefonum da vardır. Numarası 0505 251 85 39.dur. 0505 235 63 98 numaralı cep telefonu Özcan İLDENİZ'e aittir. Olaylar olduktan sonra vatandaşlar bizim araca saldırdılar. Bu arada Özcan İLDENİZ'i Sınır Alay Komutanlığı birlikleri muhafaza altına aldılar. Saatini tam olarak hatırlamıyorum. Özcan İLDENİZ beni cep telefonumdan arayıp durumunun iyi olduğunu söyledi ve benimde durumu sordu. Vatandaşların bizim üzerimize saldırdığı saati tam olarak hatırlamamakla birlikte mesai bitimine yakındı. Biz olay yerinde arabanın içerisinde ve çevresinde vatandaşların saldırısına maruz kaldık. Veysel ATEŞ 7-8 dakika aracın içerisinde kaldı ve Emniyet Müdürlüğü'ne teslim edildi. Özcan İLDENİZ kendi imkânları ile kurtuldu, yani vatandaşın saldırısı ile askerî bölüğe varması 10 dakika kadar bir süre içerisinde oldu. Bende 20 dakika kadar aracın yanında kaldım. Ben kendi imkânlarımla olay yerinden kaçıp Jandarmaya sığındım. Bizim kullandığımız ve bizim araçta bulunan iki adet el bombası MKE yapımı MOD 45 Modeli bomba tipidir. Bizim zimmetimizde ve birliğimizde Alman malı el bombaları yoktur. Ben ve diğer arkadaşlar kesinlikle Seferi YILMAZ isimli şahsın iş yerine el bombası atmış değiliz. Bunun planım da daha önceden yapmadık. Ben 1.5 yıldan beri Hakkâri'de görev yapıyorum. Şemdinli'ye üç defa gittim. patlamanın olduğu söz konusu pasaja hiç gitmedim, spor toto, spor loto, iddaa vs oynamadım. Biz Şemdinli'ye geldikten sonra bomba patlamasını müteakip araçtan inmiştik, ben araçtan 5-6 adım ileri doğru gittim. Bu arada yukarıdan 3-5 kişi aşağı doğru koşuyordu. Veysel'de aracın yanındaydı. Bize doğru koşarak gelen bu 35 kişi direk bizim yanımıza doğru geliniyorlardı. Ben bu şahıslara ne olduğunu sordum. Bomba patladığını söylediler, o sırada içlerinden birisi Veysel'i göstererek ''işte bu şerefsiz itirafçıdır'' dedi. Bir başkası da arabanın birkaç metre yanında olan Özcan Astsubayı gördü. Özcan Astsubay istihbarat konusunda Şemdinli Bölgesinde bakıyordu ve bu bölgede tanınan biri kişidir. Bu bölgeye sık sık gelip gitmektedir. Özcan Astsubayı da böylece tanıdıktan sonra bilisi ''bu da vardı'' dedi. yine peşinden bir başkası ''şerefsizler hem yapıyorsunuz, hem de soruyorsunuz, Devlet yapıyor, PKK.ya yıkıyorsunuz'' dedi ve üzerimize saldırdılar. Ben Veysel'e arabaya oturmasını söyledim. Olay bu şekilde meydana geldi. Kesinlikle Seferi YILMAZ'ın iş yerine bombayı biz atmadık. Olaya müteakip cep telefonlarım ile çeşitli yerlerle görüştüm. Bu olayla ilgili başımıza gelenleri anlattım. Ayrıca, bombanın patladığı gün Şorej (K), Agiri (K) ve Velat (K) isimli örgüt mensupları teknik takipte Sabri (K) ile yaptıkları konuşmalarda; bizim aracımızın başında olduklarını, malzemelere el koyduklarım ve ne yapmaları gerektiği konusunda talimat istiyorlar. Yani bomba olayı örgüt tarafımdan planlanmış ve o gün dağ kadrosu Şemdinli'ye inmiş, bu konuşmalar teknik takip tutanaklarında vardır. Örgütün bu olaylar sonucu halkı nasıl provake ettiği, Türk Bayrağına ve Atatürk Büstüne saldırdıkları görüldü. Bu hususlar teknik takip tutanaklarındaki konuşmalardan anlaşılmaktadır. Ben Tanju ÇAVUŞ isimli şahsı tanımam. Kendisi ile daha önce hiç görüşmedim. Sınıfı da farklıdır. Olay günü benim üzerimde siyah mont vardı. Özcan'ın üzerinde de lacivert mont vardı. Benim söyleyeceklerim bundan ibarettir. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmem şeklinde beyanda bulunmuştur. 16

SAYFA: 16   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Şüphelilerin beyanlarına göre söz konusu bombalama olayını terör örgütü PKK gerçekleştirdiği varsayımından hareket ettiğimizde; terör örgütünün aynı tipte Alman yapımı dört adet el bombasını temin ettikten sonra iki tanesini kitapevi'ne attırması gerektiği, diğer iki tanesini de Jandarma'ya ait aracın ilçeye geleceğini, araçta MKE yapımı el bombası bulunabileceğini varsayarak bunları değiştirmek amacıyla muhafaza etmesi gerekeceği ve patlamanın gerçekleşmesine müteakip şüpheli Ali KAYA'nın savunduğu şekilde MKE yapımı el bombalarının araç içerisinden karmaşa ve karışıklık ortamında terör örgütü mensupları veya yandaşlarınca değiştirmeleri gerekeceği, bu varsayımın ise dosyadaki delil kapsamına göre gerçekleşmesinin uzak olduğu, Olay İle İlgili Mağdurlar Seferi YILMAZ ve Metin KORKMAZ'ın Beyanları Aşağıya Aynen Aktarılmıştır. 1 - Müşteki-Mağdur Seferi YILMAZ Beyanında : Ben 5 yıldır Özipek Pasajında şu anda bulunduğumuz dükkânda Kitapevi işletiyorum. Kırtasiye çeşidim yoktur. Tam saatini hatırlayamamakla birlikte saat 11:00-12:00 arası Çarşamba günü şu gördüğünüz raf ile ayrılmış arka bölümde üç dükkân ilerideki kunduracı komşum Metin KORKMAZ ile birlikte küçük tüpün üzerinde öğle yemeği için salçalı yumurta pişirmiştik. Yanımızda arka bölümde Metin'in amcasının oğlu Mehmet Zahit KORKMAZ vardı. Yumurta pişmişti ayrıca işhanı kapısının karşısında karşı tarafta Çocuk giyim dükkânı olan Bedri YALÇIN'a haber vermek için dükkânın arka bölümünün kapısı (geçiti) olan şuraya yöneldiğimde ve perdeyi açtığım anda cam kırılma sesi geldi bu sırada açık kapının yanındaki camın kırıldığını anladım. Yerde yuvarlanan el bombasını gördüm. Bomba attılar diye bağırdım. Kendimi dışarı attım. Merdivenlerden bir basamak inmiştim. Bu sırada kaçan kahverengi montlu, kumral saçlı, kişi koşarak iş hanı kapısına doğru koşuyordu. Ben bir basamak inip bu kahverengi montluyu gördükten sonra patlama oldu. Bu dediğim yani cam kırılması, sesi bombayı yerde görmem ve hemen dışarı çıkıp bir basamak inmem anlık oldu. Belki iki üç saniye belki dört beş saniye oldu. Patlama olmadan önce kahverengi montlu kişiyi iş hanı çıkışında gördüm dedi. Dışarı ilk çıktığı yer ile kahverengi montlu kişiyi gördüğü yer soruldu. Gösterdi. Bu anda kahverengi montlu ile arasında 9.5-10 metre olduğu görüldü. Soruldu: Bu sırada arkası dönüktü. İş hanı girişinden çıkıp sağa doğru döndüğündü yandan yüzünü gördüm. Bu sırada iş hanı giriş kapısındaki kırtasiyeci açıktı, işhanında bulunan berber ile iddia bayisi kapalıydı. İddia bayi sabahtan biraz açtı sonra kapatıp gitti. Berber ise hastası olduğu için Van ilindeydi. Ben peşinden koştum. Bu kahverengili de iş hanından çıkıp sağa doğru koştu. Ben pasajı çıktığımda kahverengili kişi şuradaydı dedi. Aralarında yaklaşık 10 metre mesafe olduğu gözlendi. Ben Ekrem BAŞ'ın marketinin oraya kadar ben onun peşinden koştum. Onun koştuğu yönden de patlama sesini duyan esnâf geliyordu. Ben peşinden 20-30 metre gittim. Bu sırada karşı yönden gelen grubun önünde Konfeksiyoncu Zeydan ÖZER'i gördüm. Kahverengi montluyu kaçırmayın, bombayı atan bu diye Türkçe olarak bağırdım. Ben daha sonra yani Zeydan ÖZER ile yanındakiler kahverengi montlu kişinin peşine döndüklerinde dükkânımdaki yaralılara bakmaya koştum. Ben dükkâna geri döndüğümde Çocuk Giyimci Bedri YALÇIN benden önce dükkâna gelmişti. Dükkânımın ışıkları yanmıyordu. (pasajın dip tarafında penceresiz olan Kitapevinin aydınlatması olmadığından karanlık olduğu görüldü, el bombası patladığında ampulün kırılması sonucu karanlıkta kaldığı değerlendirildi). Bedri ile Kadri ALKAN Metin'i tutmuşlar dışarı çıkarıyorlardı. Mehmet Zahir diye içeriye seslendim. Ses vermedi. Benim arkamdan o da çıkmış mıdır diye 17

SAYFA: 17   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

düşündüm. Gördüklerime, M. Zahir nerede hastaneye bakın diye söyledim. Pasajın dışında caddeydim. Kalabalık Ak Parti bürosunun olduğu iş hanının önündeydi. Ben de oraya vardım. burada yaklaşık 15-20 kişi vardı. Beyaz bir otomobilin etrafındalardı. Kovaladığım kahverengi montlu kişi arabanın arkasında oturuyordu. Şoför tarafında dışarıda sonradan adını Ali KAYA olarak öğrendiğim kır saçlı kişi vardı. Ali KAYA'nın yanında bagaja doğru da top sakallı hafif burnu çıkık, uzun boylu, üzerinde Adidas marka mavi mont vardı. Kırtasiyeci Reşit KAYA ile İHD üyesi Kadir ÖZCANER vardı. Hatırlayamadığım başka 15-20 kişi daha vardı. Reşit ile Kadir arkadaki kahverengiliye saldıranları önlüyorlardı. Reşit bu kahverengiliye kimliğini ver sen kimsin dedi. O da kimliğim amirimde dedi, Ali KAYA'yı gösterdi. Arabayı sallayanlar vardı. Benim bu arabanın başına gelmemden 15 dakika kadar sonra Emniyet Müdürü geldi. O arada Şemdinli de görevli Yanık Yarbay geldi. Ali KAYA ben emniyettenim bu içerdeki de bizim görevlimiz, uzman çavuş diye söylüyordu. Diğer top sakallı olan onlardan ayrı duruyordu. Esnâflardan biri bu da onlarla beraber dedi. Geçmiş olaylardan kaynaklanan hassasiyet vardı. Çevredekiler arabaya bakacağız ne var, bomba mı var dediler. Ali KAYA ile sonradan adını Özcan diye öğrendiğim kişi açamazsınız dediler. Sonra Özel Harekatçılar geldi, havaya ateş ettiler. Ali KAYA bagajdan Keleş almak istedi. Çevredekiler silâhı onun elinden aldılar. Sonra silâhın şarjörü düşerken her halde alnına değmiş. Bu sırada kahverengili hâlâ aracın içindeydi. Yanık Yarbay ile Emniyet Müdürü halka söz verdi. Bunlar Adalet önüne çıkarılacak, bundan hiç kuşkunuz olmasın diye söylediler. Kahverengi montluğu her halde akrep denen kapalı polis aracı götürdü. Ben bu sırada kahverengi montluya vuran olup olmadığını görmedim. Yanık Yarbay adlarını sonradan Ali KAYA ve Özcan diye öğrendiğim kır saçlı ile top sakallı kişiyi, oradaki askerlere yakalayın dedi. Askerler de bu ikisini kollarından tutup, jandarmaya doğru götürdüler. Arabanın etrafında kalabalık çoğalmaya devam etti. Pasajdan eller üstünde Mehmet Zahir'i getirdiler. Hastaneye doğru yürüyerek taşıdılar. Kalabalık bunu görünce daha da öfkelendi. Mehmet Zahir ile Metin'in köyden akrabaları da gelmiş, kalabalığın bir bölümü hastaneye doğru gitti, bir bölümü de aracın etrafında kaldı. Ben 5 saat sonraki bir uzmanın sivil arabasından ateş edilmesi ile yaralanan kişiler ile ilgili olayı görmedim. Benim dükkânımda bomba patladığı zaman saat 11:00 - 12.00 arasıydı. Öğlen ezanı okunalı yarım saat olmuştu. Bu zaman konusunda emin değilim, ancak herkes namazda yada yemekteydi. Ortalık tenha idi dedi. Soruldu : Ben 1984 yılında Vekil Öğretmen idim. 1984 yılında Eruh ve Şemdinli olayları olmuştu. PKK Şemdinli'yi basmıştı. Ben o olaya katılmadım. Ancak itirafçı beyanları ile mahkum oldum. 1985 yılının Mart ayından 2000 yılı Mayıs ayına kadar cezaevinde kaldım. Cezaevinden çıktıktan sonra Şemdinli'ye dönüp Kitapevi açtım. Kitapevinde sadece kitap satıyorum. Ayrıca DTP delegesiyim. Bekarım, ekonomik sorunlar sebebi ile evlenemedim. Emniyet Bekçisi olup Koçyiğit Köyüne ziyarete giden ağabeyim Nurettin YILMAZ'ı köy basılıyor diye koruyucular 1988 yılında vurmuştu. Ben hâlen yengem Hemra ve yeğenlerim ile birlikte kalıyorum. Evlenmek için ev yapmam lazım dedi. Soruldu : Ben yemek hazır olduğundan Bedri'ye haber vermek için paravanın perdesini açtığım anda cam kırılma sesi ile birlikte yerde bir tane el bombası gördüm. Kendimi bomba atıldı diye bağırıp dışarıya attım ve bir basamak indikten sonra eğildim. Bu sırada kahverengili pasajdan koşarak çıkıyordu. Bu sırada benim bitişiğimdeki boş dükkân ile iddia Bayinin hizasındaydı. Pasaj içinde başka kimse yoktu. Benim dükkânıma bombayı atan kesin bu kahverengilidir. Başka kimse yoktu. Benim dükkânımın üst katı bilardo salonudur. Bazen top yere düştüğünde ses geliyor. Ben cam kırılma sesi ile birlikte dükkânın ön bölümünde yerde el bombasını gördüm. İkinci el bombasını görmedim. Belki arka bölümde 18

SAYFA: 18   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

patlayan el bombasını kapıdan yuvarlamıştır. Belki aynı anda atmıştır, bilemiyorum dedi. Patlamanın olduğu Kitapevinin ön ve arka bölümünü iki bölüme ayıran raf ve rafın arkasındaki kontroplak iki el bombasının patladığı yerler, dükkânın geneli, iş hanı, kendisini dışarı attığını söylediğinde bulunduğu yer ile kahverengilinin bulunduğu yer olarak tarif ettiği mesafe, iş hanından çıktıktan sonra kahverengili ile arasındaki mesafe ve beyaz otomobilin park etmiş olduğu AKP bürosu ve İnşaat Malzemecilerinin olduğu iş hanının önündeki mesafe görüldü. Değerlendirildi. İş hanından çıktığım anda kahverengili şurada idi dediği noktanın iş hanı çıkışına yaklaşık 10 metre, bu noktaya otomobilin bulunduğu yerin ise yaklaşık 105 metre olduğu değerlendirildi. Soruldu : İş yerime bomba atılarak benim hem canıma hem malıma kastedildi. Bu sebeple şikâyetçiyim. Benim iş yerime bombayı atan Veysel ATEŞ'den ve ona bu işi yaptıran Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ'den şikâyetçiyim. Bu ikisinin benim dükkânıma bomba atılmasında ilgisi vardır. Kaçan Veysel ATEŞ askerîyeye ait bu araca sığınıyor. Ayrıca bu aracın bagajında benim dükkânım ve evimin krokileri ile şahsıma ait özel bilgiler çıktı. İsim listesinde benim adım kırmızı ile çizilmiş, başka şüphelendiğim yoktur, Beyanlarına göre neden başkasının dükkânına değil de, kendisinin dükkânına bomba atıldığı soruldu; Benim geçmişte PKK üyesi olmaktan yargılanmam, yine daha sonra HADEP, DEHAP ve en son DTH (DTP) de çalışmam sebebi ile olabilir. Belki benim durumumda olanlara mesaj vermek, buna bomba atarız da diğerleri de dağa kaçar diye düşünmüş olabilirler. Belki yeni kurulan Demokratik Toplum partisine bir uyarı olabilir diye düşünüyorum. Şemdinli de önce 5 Ağustosta İlçe Jandarma'nın gazino tarafında bomba patladı. Orada beş altı asker yaşamını yitirdi. Bunun üzerine 1 Eylül gecesi Beş şehidimizin kanı yerde kalmayacak diye sokaklara bildiri atılmıştı, bu bildiride terör örgütüne yardım edenler hem canları hemde malları ile ödeyecekler diye bir söz vardı. 1 Eylül günü Dünya Barış Günü etkinliğini DEHAP Şemdinli İlçe Teşkilâtı organize etmişti. Barış Çadırının yanında bir metre arkasında ağaçların arasında bomba patladı, 15.e yakın yaralı oldu. Bu konuda Şemdinli Savcılığına DEHAP ilçe örgütü olarak şikâyette bulunduk. 25 Ekim de emniyet binası ile askerî lojmanların arasında poşete konmuş bomba patladı. Yaralanan ve ölen olmadı, camlar kırıldı. Bence iki bina arasında nöbetçinin gördüğü yere poşet bırakılmış olması dikkat çekicidir. Sonra 1 Kasım da Cumhuriyet Caddesinde İlçe Jandarma'nın yakınında askerî gazino ile bunun karşısındaki Belediyeye ait Uzman Çavuşların kaldığı bina arasında cadde de bomba patladı, gazetelerin yazdığına göre 27 kişi yaralanmış, bunlar arasında 3 asker vardır. Diğerleri sivillerdir. Ondan sonra da benim dükkânımda bomba patladı. Kahverengili iş hanından çıkıp sağ tarafa doğru koşarak gitti. Esnâf arkadaşlardan ; Tahir ERBAŞ, Kadir KAÇAR, Mehmet ATİLA, Fahri YILMAZ, Burhan YILMAZ, Metin EROĞUZ ve Zeydan ÖZEL arabanın park edildiğini görmüşler. Bu konuda bilgi sahibi olduklarını öğrendim. Ben aynı konuda Şemdinli Savcılığında ve Mülkiye Müfettişlerine yazılı ifade verdim. Mehmet ELKATMIŞ'a da sözlü olarak bilgi verdim. Benim söyleyeceklerim bundan ibarettir. İsimlerini bildirdiğim şahitlerimin ifadelerinin alınmasını, bu işte daha başka kişilerinde katılımı varsa onlar hakkında da gereğinin yapılmasını istiyorum. Şeklinde Beyanda Bulunmuştur. 2 - Mağdur-Müşteki Metin KORKMAZ Beyanında : 09.11.2005 tarihinde saat 11:30 ile 12:00 sıralarında Şemdinli ilçe merkezinde Özipek Pasaj ı'nda Seferi Yılmaz'a ait Umut Kitapevi'nin arkasında bulunan mutfak bölümünde ben, Seferi YILMAZ ve amcamın oğlu Mehmet Zahir KORKMAZ yemek pişiriyorduk. Yemek pişmişti. Yemeği masanın üzerine koymuştuk. Seferi YILMAZ'ın Kitapevinin 19

SAYFA: 19   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

arkasında bulunan aynı Kitapevinin içerisinde kitapların bulunduğu bölümle kitap rafları kontra plakla ayrılmış mutfak bölümünün ortasında bir masa vardı. Ben masanın arkasındaydım. Mehmet Zahir KORKMAZ ve Seferi YILMAZ masanın kapıya yakın tarafındaydı. İkisi de masada yan yana oturmuşlardı. Sonra birden Kitapevinin camının kırıldığını duyduk. Kırılan camlarda yere düşünce bir gürültü oldu. Seferi YILMAZ ve Mehmet Zahir KORKMAZ ayağa kalktılar. Seferi YILMAZ daha önce kapıya doğru hareket etti. Ardından Mehmet Zahir Kitapevinin giriş kapısına yöneldi. Seferi YILMAZ bomba var diye bağırdı. Benim kaçma imkânım yoktu. Önümde masa vardı. Zaman yoktu. Bu nedenle kendimi yere attım. İlk önce Seferi YILMAZ dükkândan dışarı çıktı. Mehmet Zahir KORKMAZ Kitapevinden çıkmak üzere iken birinci el bombası patladı. Ben birinci bombanın patladığını duydum. Ardından ikinci el bombasını bana 1,5-2 metre uzaklıkta alev almış şekilde döndüğünü gördüm. Ben başımı korumak için masanın arkasına köşeye soktum. Amacım başımı ve vücudumun yukarısını korumaktı. Bomba da patlayınca ben kalçamdan ve bacağımdan yaralandım. Mağdurdan soruldu: Cevaben: Birinci patlayan bomban benden 4 metre kadar uzaklıktaydı. İkinci bomba bana daha yakı ndı. Ben el bombasını atan kişiyi görmedim. Bomba patlayınca özellikle ikinci el bombası patlayınca her şey üzerime yıkıldı. 1,5-2 dakika kadar bekledikten sonra üzerimdekileri atıp sürünerek el hareketiyle Kitapevinin kapısına doğru yöneldim. Yaralıyım beni kurtarın diye bağırdım. Başımı Kitapevinin dışına doğru çıkardım. Hatırladığım kadarıyla Naif ERLER ve Bedri YALÇIN beni aldılar. Pasajın dışına çıkıp Necmettin KEYFİ'nin arabası ile Şemdinli Devlet Hastanesi'ne getirdiler. Orada tedavi gördüm. Ben bu saldırıyı kimin gerçekleştirdiğini bilmiyorum. Ben bu saldırıyı yapanlar ve beni yaralayan şahıs veya şahıslardan şikâyetçiyim dedi. Tanıktan soruldu: Cevaben: Patlamanın olduğu saatte Özipek pasajında Seferi YILMAZ'a ait Umut Kitapevi, bana ait kundura dükkânı ve pasajın giriş kapısında Naif ERLER'e ait işyeri açık idi. Diğer işyerleri kapalı idi. Öğle vakti olduğu için herhalde yemeğe gitmişlerdi. Pasajımızın içerisinde bir tane berber dükkânı vardı. Sahibi Van'a gitmişti. Bir tane de iddia bayii vardı. Oda her hal de yemeğe gitmişti. Yemekten önce kendilerini yemeğe çağırmak için pasaja bir bakmıştım. Şeklinde Beyanda Bulunmuştur. Olay İle İlgili Olarak Dinlenen Tanık Beyanlarının Bazıları Aşağıya Aynen Aktarılmıştır. 1 - Tanık Zeydan ÖZEL Beyanında : Ben sorduğunuz konuda daha önce Şemdinli Savcısına ve Mülkiye müfettişlerine de ifade vermiştim. Ben amcamın oğlu Abdi ÖZEL'in dükkânın önünde dururken beyaz reno marka 30 AK 933 plakalı otomobilde tam Abdi'nin dükkânın önünde park etmiş duruyordu. Ben de arabanın yanındaydım. Camları kapalı idi ve içeride üç kişi sürekli Özipek Pasajına bakıyor ve aralarında konuşuyorlardı. Konuşmalarını duymadım. Şemdinli küçük bir yer olduğundan ve sürekli bombalar patlayıp durduğundan bunlardan şüphelendim. Ben içeri Abdi'nin dükkânı girdim ve Abdi'ye ben bunlardan şüphelendim dedim. Çünkü arkada oturan açık kahverengi renkli montlu olan biraz telaşlıydı. Yüzü bir değişik geldi. Abdi bana bunlar bombacı olmasın diye şaka ile karışık söyledi. Ben Abdi'nin dükkânın içinden camdan baktım. Arkada oturan zayıf, açık kahverengi renkli montlu 20

SAYFA: 20   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

arabadan çıktı. Çıkmadan önce bana tarafta oturuyordu ve diğer tarafında koltuğun üzerinde bir çanta ile siyah poşet vardı. Kapıyı açtığında bunu gördüm. Hatta Allah şahittir. Eli ile çantanın ağzını tuttu. Tam bu anda kapıyı açtığından gördüm. Elleri montunun cebinde Öz İpek Pasajı tarafına yürüdü. Özipek Pasajı Abdi'nin dükkânına 25-30 metre mesafededir. Açık kahverengi renkli montlunun arkasından bakmadan Özipek Pasajına girişini de görmedim. O tarafa yürüdüğünü gördüm. Bu sırada iyice şüphelendim. Abdi'nin dükkânından çıkıp araca doğru yaklaştım. Yakından yüzlerine baktım. Bunun üzerine benim meraklı şekilde bakmamdan rahatsız olmuş olacak ki direksiyonda oturan saçı az beyaz olan ve sonradan adını Ali KAYA olarak öğrendiğim kişi yavaş yavaş Özipek Pasajına doğru gitti. İlerden dönüp geldi. Dönüp Keyfiler Kuyumcusunun olduğu yere aracı park etti. Ben kendi dükkânıma gittim. 1012 dakika geçmişti ki bomba sesi geldi. Ben hemen dükkânın dışına çıktım. Baktım halk Öz İpek Pasajına koşuyor. Ben de o tarafa doğru demir direğe kadar yürüdüm. Baktım biraz önce arabadan inen açık kahverengi montlu kişi tam ters tarafa bana doğru koşar adım yürüyerek geldi. Yanımdan geçti. Allah şahittir telefonu eline aldı. Nerdesin dedi. Bu sırada Seferi YILMAZ yanıma geldi ve ben Sefer'e; Sefer bu kahverengili adamı yakalayın dedim. Sefer' de; Zeydan bana bombayı atan oydu dedi. Bende bu adamı yakalayın diye halka seslendim. Şemdinli Eczanesine kadar yakalayın diye arkasından yürüdüm. Bu kahverengili adam hiç arkasına bakmadan telefonu kulağında yürüdü. Baktım kır saçlı dediğim Ali KAYA'nın da cep telefonu kulağındaydı bu sırada kahverengilinin telefonu da kulağındaydı ve kahverengili sonradan adını Ali KAYA diye öğrendiğim hafif kır saçlıya doğru yürüdü, koşmuyordu ancak hızlı yürüyordu. Baktım aynı arabanın arka koltuğuna bindi. O binerken Ali KAYA'da direksiyona bindi ve kolunu cama koydu. Bir şey olmamış gibi davranıyordu. Top sakallı olan da arabanın yanında duruyordu. Ben Ali KAYA'nın yanına gittim. Bak arkadaş inkâr etme, seni gördüm, seni yarım saattir takip ediyorum dedim. Bana ben değilim dedi. Top sakallıya da aynısını dedim. O da ben değilim dedi. Ben de arkadaş inkâr etme üçünüz bir aradaydınız dedim. Sonra bütün esnâflar, halk toplanmıştı, arabanın etrafını sardılar Ali KAYA arabadan indi. Arabanın bagajını açtı, eline keleş aldı ve ben emniyet görevlisiyim, yaklaşmayın dedi. Ben de bak arkadaş emniyet görevlisiysen bombayı niye patlattınız dedim. Kim tuttu bilmiyorum, elindeki keleşi tuttular, şarjörü çıkarttılar. Baktım bagaj el bombası ve silâh dolu, yelekler vardı, evraklar vardı, harita vardı. O anda bakamadık. Bu sırada emniyet amiri, kaymakam ve özel tim geldi. Mustafa YANIK yarbay geldi. Özel tim havaya ateş açtı. Emniyet amiri tamam sessiz olun her şeyi hallederiz dedi. Bu sırada Mehmet Zahir KORKMAZ ölmüş diye pasajdan haber geldi. Emniyet amiri arabanın üstüne çıkıp halkı sakinleştirmek için konuşuyordu. Mehmet Zahir KORKMAZ öldü diye haber gelince emniyet amiri arabanın üstünden indi. Açık kahverengili arabanın arkasında otururken halk arabaya saldırdı. Özel tim havaya ateş etti. Ondan sonra küçük bir akrep gibi panzer geldi, havaya ateş edildi. O sırada arkadakini küçük panzere attılar. Ali KAYA'yı da yani kır saçlı olan şoför mahallinde gördüğümü de emniyet amiri ve özel tim götürdü. Top sakallı sürekli arabanın etrafında dolaşıyordu. Yanık yarbay sürekli sakin olun diye halka sesleniyordu. Ben top sakallıyı gösterip bakın buda onlardan dedim. Bunun üzerine top sakallı olan ellerini cebine koydu. Çaktırmadan Öz İpek Pasajına doğru yürüdü. Ben bu adamı yakalayın diye bağırdım. Oradaki Karafırın'ın önünde askerler yolu kesmişlerdi. Benim ile gelenler ile beraber top sakallıyı yakaladık. Bu sırada Mustafa YANIK yarbayım oğlum; durun sakin olun, her şey adalete gider dedi. Bunun üzerine bende komutanım o zaman bunu yakalayın dedim. Mustafa YANIK yarbayımda askerlere oğlum bunu yakalayın dedi. Askerlerde bunun iki koluna girdiler yakaladılar 21

SAYFA: 21   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

götürdüler. Patlama olduğu zaman ben camide öğlen namazını kıldım, çıktım. Yani öğlen namazını kılıp çıkmamdan sonra dükkâna geldiğim sıralarda oldu ben saati 11:45 olarak tahmin ediyorum. Daha memurlarda öğlen paydosuna çıkmamıştı dedi. Ben hava kararmaya yakın gelen Savcı Bey'in yanındaydım. Bu sırada halk arabayı kaçırmasınlar diye etrafını sarmıştı. Çünkü arabanın bagajında keleşler, el bombaları, evraklar, haritalar, kroki vardı. Tam saatini bilmiyorum. Hava tam kararmıştı. Ben sakin olun, rahat olun diye bağırmaktan sesim kısılmıştı. Ziraat Bankası'nın önünden dört-beş el silâh sesi geldi. 80 metre kadar uzaktaydık. Yani Savcı bey arabaya bakarken bulunduğumuz yerden 80 metre kadar uzaktaydı. Silâh sesleri gelince herkes kendini yere attı. Bu sırada avukatlar vardı, Milletvekili Esat CANAN vardı. Sonradan duyduğuma göre benim müşterim olan ve hatta benden kredili alışveriş yapmış olan Tanju ÇAVUŞ taradı diye söylediler. Bu olayın geçtiği Ziraat Bankasının civarında evi olan yoktur. O olayı gören şahidim de yoktur dedi. Ben bir siyasî partiye üye değilim. Seferi YILMAZ ile bir akrabalığım yoktur. Şeklinde Beyanda Bulunmuştur. 2 - Tanık Lezgin ATABAK'ın Beyanında; 9 Kasım günü saat 12:15 civarında dükkânımın önünde oturuyordum. Yanımda Hamit ELMAS isimli arkadaş vardı. Altınsu köyündendir. Biz onunla sohbet ederken yüz metre ileride patlama sesi geldi. çevredeki esnâf ve halk o tarafa doğru yöneldi. Fakat iki şahıs tam ters tarafa doğru yürüyordu. Bu iki şahıstan biri önde diğeri onun 10 metre arkasındaydı. Öndeki sarı-kahverengi arası renkli bir mont giymişti ve bacağında kot pantolon vardı, arkadaki ise top sakallıydı. Bunlar hızlı adımlarla yarı koşar yarı yürür şeklinde kalabalığın tersine doğru geliyorlardı. Ben o anda herkes o tarafa giderken bu ikisinin ters tarafa benim bulunduğum tarafa doğru gelmesinden şüphelendim. Bunlar benim dükkânımın olduğu tarafın karşı tarafında ki beyaz Reno 19 araca doğru yürüdüler. O esnada Seferi YILMAZ uzaktan yakalayın, yakalayın onları diye bağırdı. Bunun üzerine ben ve çevredeki esnâflar bunlara doğru gittik, bende yaklaştım. Sarı kahverengimsi montlu olan adını sonradan Veysel ATEŞ olarak öğrendiğim kişi arabanın arkasına geçip oturdu ve yüzünü gizlemeye başladı. Ben arabaya yaklaşınca kır saçlı olan biz emniyetteniz, bomba ihbarı aldık onun için geldik dedi. Ben de bunun üzerine madem bomba ihbarı aldınız, neden o taraftan doğru kaçı yorsunuz dedim. Bunun üzerine bana seslenmedi. Ben patlamadan önce bu arabaya dikkat etmemiştim. Patlamadan sonra esnâf patlamanın olduğu tarafa doğru giderken önce kahverengi-sarımsı montlu kişi, arkasından da top sakallı olan top sakallı 10 metre arkada olacak şekilde bize doğru yanı beyaz arabaya doğru yarı koşar yarı yürür şeklinde, o taraftan uzaklaşma şeklinde geliyorlarken benim dikkatimi önce bu çekti. Arkasından Seferi YILMAZ onları yakalayın diye bağırdı dedi. Kahverengili yakalayın diye mi bağırda yoksa onları yakalayın diye mi bağırdı diye soruldu. Yakalayın diye bağırdı. Ben o sırada dikkatimi bunlara verdiğim için ve Seferi YILMAZ bunlara doğru işaret ettiği için tam olarak ne dediğini hatırlayamıyorum. Onu mu dedi, onları mı dedi tam olarak çıkaramıyorum. Sonra da arabanın yanına gelip bu attı diye arkada oturanı gösterdi. Bu sırada kır saçlı olan benim konuştuğum kişi biz emniyetteniz, arkadaki de arkadaşım dedi. Ben de ama arkadaki atmış bombayı deyince seslenmedi. Bu sırada ben bu kişilerin PKK.lı mı, asker mi, polis mi, köy koruyucusu mu yoksa el-kaide mensubumu olduğunu anlayamadım. Arabaya binmek istediler. Ben ve esnâf arkadaşlar bu ikisini arabaya bindirmedik. Sarı-kahverengi montlu olan ise arkada oturuyordu. Kır saçlı olanın direksiyona geçmesini engelledik. Bu sırada kır saçlı olan yavaş yavaş bagaja doğru yöneldi. Bagajdan bir tane kaleşnikof çıkardı. Kurdu, artık havaya mı ateş edecekti, 22

SAYFA: 22   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

bize mi ateş edecekti bilmiyorum. Ben bu sırada tüfeğin namlusunu tutup havaya kaldırdım ve yapma yapma dedim. Ateş ettirmedim. Ben namlusunu kır saçlı da tüfeğin sapını bırakmadı. Bu sırada bir esnâf arkadaş kim olduğunu şu anda çıkaramıyorum. Bastı şarjörünü düşürdü. Bundan sonra keleşi kendisi bagaja mı koydu, yoksa birisimi aldı bilemiyorum. Ateş etmemesi için ben namlusundan tutup havaya kaldırdım, engel oldum. Bu an da yirminin üzerinde esnâf birikmişti. Belki vatandaştan da gelen olmuştu. Ben o telaşla kim vardı bilmiyorum. Ondan sonra emniyet müdürünü ve Yanık Yarbayı gördüm onlar geldiler. Ben Yarbayıma bu insanları yakalayın, götürün hem hiç olmasınlar hem de neyin nesi oldukları ortaya çı ksı n diye bu şekilde söyledim. 5 Ağustosta askerlerin öldüğü bombadan beri bu patlayan kaçınca bomba oldu. Bu dördüncü oldu. Halk sinirliydi, linç ederler diye korktum, emniyet müdürü ve Yanık Yarbaydan sonra 10 tane kadar özel harekatçı geldi, havaya ateş ettiler. İnsanlar hiç etkilenmedi. Ben emniyet müdürüne ateş etmesinler çatışma olur dedim. Benim dediğimi emniyet müdürü haklı buldu. Iki üç dakika sonra küçük zırhlı arabalardan biri geldi. beyaz Renoya yanaştı. Arkada olan Veysel isimli kişi ile kır saçlı olan Ali isimli kişi bu araca bindi, götürdüler. Ben o kargaşada top sakallı ne oldu bilmiyorum dedi. Ben o gün oruçlu idim. İftarımı açmak için evime gitmiştim. Eve vardığım anda dört-beş el silâh sesi geldi. tabanca mı başka şey mi bilemem. Uzakta idim. Telefon ile kardeşim Ercan aradı. Ercan bana bir tane daha olay olmuş diye anlattı. Bir tane uzman gelmiş ateş etmiş dört kişi yaralanmış bir kişi ölmüş dedi.Eve vardıktan sonra akşam ezanı oldu veya olmak üzereydi. Bu sırada dört-beş el silâh sesi duydum dedi. Devamla ben ilk olayın olduğu öğlen saatlerinde de halkı yatıştırmaya çok uğraştım.Bomba patladığında yanlış hatırlamıyorsam 12:10 sıralarıydı. Bu sırada ben öğlen namazını evde kıldıktan sonra dükkânıma inmiştim.Ben hükümetimizden ve devletimizden bu olayın ne olduğunu, neden böyle yapıldığını ortaya çıkarmasını istiyorum. Neden, ne için bu olay yapıldı, Şemdinli halkından biri olarak ortaya çıkarılmasını istiyorum. şeklinde beyanda bulunmuştur. 3 - Tanık Kadir ÖZCANER Beyanında : Ben şoförlük mesleği ile uğraşıyorum. 09/11/2005 günü öğle namazına doğru yeğenime ait Gökalp Market'in önünde Sait KAYA'nın yaptırdığı inşaattan çıkan hafriyattan iki araba kadar evimin önündeki bahçeye dökmek için belediyeden kamyon bekliyordum. Daha öncesinde saat 10:00 sıralarında Muzaffer SÖNMEZ isimli belediye şoförüne Sait KAYA'ya ait hafriyatları nereye döküyorsun dedim. O da dereye döküyorum dedi. Ben de kendisine bunlardan iki kamyonunu benim bahçeye dökelim dedim. O da bana hafriyatın ön kısmında taş var. Birkaç araba götüreyim ondan sonra sana hafriyat götürürüm. Sen birazdan buraya gel ben bir iki araba dökeyim ondan sonra senin hafriyatı dökeriz dedi. Daha sonra yeğenime ait Gökalp Market'in önünde beklemeye başladım. Bu sırada Yusuf GÖKALP de dükkânın içerisindeydi. Ben de dışarıda belediye kamyonunu bekliyordum. Ben geldikten 10 dakika sonra beyaz bir Renault 19 marka araç Bizim Market isimli işyerinin önüne geldi, yolun jandarma istikametine doğru solunda park etmiş araçlar nedeniyle yolun sağında ortaya yakın vaziyette park etmiş araçların yanında duruyordu. Yol kısmı da biraz dar idi. Aracın şoförü araca binip yaklaşık 20 metre kadar geri geldi. Yolda manevra yaparak dönüş yapıp önünü Yüksekova istikametine çevirdi. Aracın arkasında bir kişi daha vardı. Araç Van Gölü Tavukçuluk isimli işyerinin önünde durmuştu. Aracın arkasında oturan kişiyi tam olarak tarif edemeyeceğim. Sadece araçta otururken kolunu gördüm. Kendisini araçtan inerken gördüm nereye gittiğini görmedim. Aracın şoför mahallinde oturan siyah montlu, sakalsız, saçları kısa, mavi kot pantolonlu şahıs arabadan çıkıp kolunu 23

SAYFA: 23   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

arabanın ön kısmına dayanmış bir vaziyette bekliyordu. Daha sonra pasaj tarafından büyük bir patlama sesi geldi. Aracı ilk gördüğüm anla bombanın ilk patladığı zaman arasında yaklaşık 10-15 dakikalık bir süre geçmişti. Zaten ben Gökalp Market'in önüne geldiğim sırada beyaz renkli araba dikkatimi çekti. Dikkatimi çekmesinin sebebi de o yönden gelecek kamyonu bekliyor olmamdır. Patlama olunca pasajın bulunduğu yerden insanlar caddede kaçışıyordu. Caddede dükkânları bulunan herkes patlamanın olduğu yere doğru bakıyordu. Ben de oraya doğru bakıyordum. İnsanların bir kısmı da pasaja doğru koşuyordu. Bulunduğum yerden Özipek Pasajının girişini göremiyordum. Patlama olduktan hemen sonra açık kahve renkli montlu bir kişi, hafif sarı sakallı, kendisini daha önce görmediğim bir şahıs telaşlı bir şekilde hızlı adımlarla yürüyerek araca doğru geliyordu. Arkasından Fahri YILMAZ'ın bombayı atan budur, yakalayın diye bağırdığını duydum Fahri YILMAZ'da telaşlı bir şekilde arkasından yürüyordu. Arkasından sen kimsin diye hem Türkçe hem de Kürtçe sesleniyordu. Kaçan şüpheli şahsın elinde telefon vardı ve telefonla konuşuyordu. Uzakta olduğum için ne konuştuğunu duymadım Ben de şahsın önünü kesmek istedim. Şahsın arkasından hızlı hızlı yürümeye başladım. Arabanın yanına doğru gittik. Şahıs hemen arabanın arka koltuğuna oturdu. Ben aracın başında bekleyen daha sonra basında gördüğüm Ali KAYA isminde olduğunu öğrendiğim şahsa kimliğini sordum. Bize biz emniyet görevlisiyiz dediler. Ben kendilerinden kimliklerini göstermelerini istedim fakat kimliğini göstermedi. Ben emniyet görevlisiyim ne yapıyorsunuz diyordu. Biz kendisini daha önce görmediğimiz için emniyet görevlisi olmadığını bildiğimiz için kimliğini sorduk. Aracın başında bulunanlardan isimlerini hatırladığım Reşit KAYA aracın arka koltuğunda bulunan kişiye kimliğini sordu. O da dışarıda aracın başında bulunan Ali'yi gösterip kimliğim amirimde dedi. Ali isimli aracın dışında bekleyen ismini basından öğrendiğim kişi aracın bagaj kapağını açarak bagajdan bir tane kalashnikov tüfek çıkararak ben ve iki üç kişi Ali'nin elindeki silâhı aldık. Bagaja koyduk. Diğer kişileri şu an hatırlamıyorum. Bagajın üstüne halk oturdu. Bu sırada olay yeri de kalabalıklaştı. Ali silâhı aldıktan sonra top sakallı üçüncü bir şahıs aracın ön sağ kapısına geldi. Ben de aracın karşı tarafındaydım. Top sakallı bu şahsın sadece üst bölgesini bir anlık gördüm. Ali ismindeki şahıs dışındakileri görsem tanımam. Aracın başında bekleyen halkın yüzde doksanı arabayı korumaktı. Bir kısmı arabaya saldırıyordu. Halkın çoğunluğu onlara engel olmaya çalışıyordu. Emniyet amiri olay yerine gelerek arabanın üzerine çıktı. Halkı sakinleştirmek için halka seslendi. Olay yerinde güvenlik güçleri vardı. Yanık Yarbayda olay yerindeydi. Şüpheli üç kişiye kimin saldırdıklarını görmedim. Araca zarar verenleri de görmedim. Dediğim gibi olay yeri çok kalabalıktı. Emniyet güçleri de aracın arka koltuğundaki kişiyi de panzere atıp götürdüler. Diğer iki kişiden Ali'yi emniyet amiri ile giderken gördüm. Olay yerinde yapılan incelemeler sırasında ben oradaydım. Akşam üzeri bir kişinin öldürülmesi olayını görmedim. Daha sonra hastaneye gittim. Kamu binalarının taşlanması olaylarını yapanları görmedim. Kalabalık olduğu için görmedim. Şeklinde beyanda bulunmuştur. 4 - Tanık Necmettin KORKMAZ Beyanında : Ben Şemdinli ilçe merkezinde Özlem Giyim isimli işyerinin sahibiyim. Dükkânın önünde dışarıda tek başıma duruyordum. Öğle ezanı okunduktan sonra öğle yemeğine çıkacakken benim dükkânımın yakınında karşı tarafta bulunan Özipek Pasajından bir patlama sesi geldi. Herkes pasaja yöneldi. Pasajdan kahve renkli bir kişinin koşarak çıktığını gördüm. 5-6 metre kadar arkasından da Seferi YILMAZ geliyordu. Seferi YILMAZ ''yakalayın bombayı bu attı'' diye bağırıyordu. Kahve renkli kişi ile Seferi YILMAZ 24

SAYFA: 24   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

koşarak bize doğru geliyordu. Herkes paniklemişti. Seferi YILMAZ kaçan kişiyi biraz kovalayıp bıraktı. Seferi YILMAZ kaçan kişiyi 20 metre kadar kovaladı. Benim dükkânımın yolunda pasaj tarafında işyeri olan Zeydan ÖZER yakalayın bombayı patlatan bu diye bağırıyordu. Kahverengi renkli montlu kaçan şahıs benim yanımdan geçti. Olayın şokunda olduğum için şahsı yakalayamadım. Yakalamakta aklıma gelmedi. Şüpheli şahıs kaçarken bütün esnâflar dışarı çıktı. Olayın meydana geldiği Cumhuriyet Caddesi kalabalıklaştı. Kahverengi renkli montlu kaçan kişi yanımdan geçerken ''nerdesiniz'' dediğini duydum. Daha sonra ben de pasaja gittim. Pasajın içerisine girdim. Pasajın içerisindeki Umut Kitapevi'nden Bedri YALÇIN, Seferi YILMAZ ve ismini bilmediğim birkaç kişi daha yaralı Metin KORKMAZ'ı çıkardılar. Metin KORKMAZ benim amcamın oğludur. Yaralı çıktıktan sonra ben daha sonra şahsın kaçtığı yere doğru gittim. Gittiğimde beyaz renkli bir araç gördüm. Etrafında kalabalık toplanmıştı. Bazı kişiler emniyet güçleri gelene kadar barikat kurmuştu. Aracın arka koltuğunda oturan kişiler neden bunu yaptın dedi. Pasajdan koşarak kaçan bu kişi idi. Arabanın arka koltuğunda oturan kişi el bombasını alarak çekilin patlatırım dedi. Daha sonra el bombasını tekrar cebine koydu. Kalabalığın içinden bir kesim arabanın arka kodluğunda torun kişiye saldırıyorlardı. Arabanın içinde iki kişi daha vardı. Bir tanesi uzun boylu top sakallı idi. Birisi onlara siz kimsiniz diye sordu. Bu top sakallı olan kişi biz Emniyetteniz diyordu. Kimliğinizi gösterin deyince de kimliğim emniyet amirimde dedi. Halkta bir panik hali vardı. O anda orada kimlerin olduğunu hatırlamıyorum. Daha sonra emniyet güçleri olay yerine geldi. Halkı sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Olay yerine panzer gelip aracın arkasına o kişiyi alıp götürdüler. Bir kişiyi de emniyet aldı. Diğer şahsı da top sakallı olduğunu zannettiğim kişiyi Zeydan ÖZER tarafından yakalanıp jandarmaya teslim etti. Araca kimlerin zarar verdiğini bilmiyorum. Halktan bir kesim şüpheli kişilere saldırmaya çalışıyordu. Bir kısmı da engel olmaya çalışıyordu. Kimlerin saldırdıklarını görmedim. Şüpheli şahıslar emniyet güçlerine teslim edilince ben hastaneye gittim. Hastane de Metin KORKMAZ, Mehmet Zahir nerede diyordu. Mehmet Zahir'in de bombanın patladığı yerde olduğunu anlayınca koşarak pasaja gittim. Bir kişi yanımda olan ismini hatırlamadığım kişi koşun Mehmet Zahir burada diye bağırınca aracın etrafındakiler koşarak pasaja geldi, Mehmet Zahir'in cesedini çıkartıp hastaneye götürdük. Mehmet Zahir KORKMAZ'ın öldüğünü duyunca pasajın önünde bayılmışım. Gözümü Yüksekova Devlet Hastanesi'nde açtım. Ondan sonra yaşananları bilmiyorum. Tanıktan soruldu: Cevaben: Pasajdan koşarak çıkan kahverengi renkli montlu kişi benim yanımdan hızlı adımlarla geçti. Daha sonra tekrar koşmaya başladı dedi. Tanıktan soruldu: Cevaben: kahverengi renkli montlu kişi aracın arkasında otururken el bombasını alarak çekilin patlatırım dediğini ben o anda ona yakın olduğum için duydum. O anda başımı arabanın içine sokmuştum. Olayı o anda başka birisinin görüp görmediğini bilmiyorum. O anda şahsa bunu neden yaptın diye sormuştum. Şeklinde beyanda bulunmuştur. 5 - Tanık İsmail ELMAS Beyanında ; Ben Elmas Züccaciye isimli işyerinin üst yerinde çaycılık yapıyorum. 09/11/2005 tarihinde öğle vakti Şemsettin KORKMAZ'ın işyerine çay götürüyordum. Çayı alıp merdivenlerden inerken bomba patladı. Bulunduğum yerden pasajın giriş merdivenlerini görebiliyordum. Bomba patladıktan hemen sonra kahverengi renkli montlu kişiyi caddede koşarken gördüm arkasından da Seferi YILMAZ koşuyordu. Yakalayın bombayı patlatan bu diye bağırıyordu. Ben de çayı bıraktım. Bu sırada Ali KAYA Elmas Zücaciye'nin önünde idi Ali KAYA elinde telefonla ''nerdesin aşağı doğru koş ben buradayım gel'' diyordu. 25

SAYFA: 25   Orjinal iddianame sayfasını görüntülemek için tıklayın

Görüntülenen: 1 - 25 (Toplam 100)  | Sonraki 25 
| Paylaş: