HaberKanal
Haberler
Akıncı Üssü Darbe davası - haberver.in - 17.10.2021
AKINCI ÜSSÜ DARBE DAVASI
Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili 475 kişinin yargılandığı davanın görülmesine, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı sanık savunmalarıyla devam edildi.

17.11.2019 13:17 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili 475 kişinin yargılandığı davanın görülmesine, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı sanık savunmalarıyla devam edildi.

04.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Sanıkların savcının esasa yönelik mütalaasına karşı savunma yaptığı duruşmada, beyanda bulunan eski astsubay Hasan Çalmaz, 15 Temmuz'da Konya 3. Ana Jet Üssü 135. MAK (Muhabere Arama Kurtarma) ve İHK (İleri Hava Kontrolörü) filosunda görevli olduğunu ifade etti.

Çalmaz, 15 Temmuz'da izinde bulunduğunu, eğitim gerekçesiyle kışlaya çağrıldığını, Konya'da olduğu için perşembe akşamı üsse gidip cuma günkü eğitim için hazırlık yaptığını söyledi.

Cuma eğitim için çıktıklarını ancak İstanbul'a doğru gittiklerini anlatan Çalmaz, darbe girişiminden haberdar olmadığını, kimsenin de iddia edildiği üzere kendini motive etmediğini savundu.

Çalmaz, Samandıra'daki askeri tesislere geçtiklerini, burada bekler konumda kalacaklarının sonra da koruma ve emniyet görevi kapsamında hareket edeceklerinin belirtildiğini aktararak, helikopterle götürüldükleri yerin Moda Deniz Kulübü olduğunu sonradan öğrendiğini ileri sürdü.

Buranın otoparkına iniş yapan ikinci helikopterde bulunduğunu aktaran Çalmaz, indikten sonra çevre emniyeti aldığını söyledi. Çalmaz, burada gördüğü tek generalin ise korumalarıyla birlikte ayrılan dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal olduğunu öne sürdü.

Derdest edilen generalleri görmediğini savunan Çalmaz, Harp Okuluna hiç gitmediğini ve oradaki eylemler hakkında da bilgisi olmadığını iddia etti.

Moda'dan sonra Samandıra'ya, sonra da Akıncı Üssü'ne götürüldüklerini anlatan Çalmaz, Akıncı Üssü'nde de hiçbir faaliyette bulunmadığını savundu.

Çalmaz ile aynı birimde görevli sanık eski astsubay Mesut Güney de suçlamaları kabul etmedi.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

05.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Sanıkların savcının esasa yönelik mütalaasına karşı savunma yaptığı duruşmada, 15 Temmuz'da Konya 3. Ana Jet Üssü 135. Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ve İleri Hava Kontrolörü (İHK) filosunda görevli eski astsubaylar sanık Mustafa Kozak ile Mikail Tığcıoğlu, savunma yaptı.

Sanık Kozak, arazi eğitimi için hazırlık yaptıklarını ancak görev değişikliği olduğu belirtilerek İstanbul'a gittiklerini anlattığı savunmasında, önce Samandıra'daki askeri birliğe, oradan da Moda Deniz Kulübü'ne geçtiklerini aktardı.

Çevre emniyeti aldığını, bu sırada dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ı korumalarıyla ayrılırken gördüğünü de anlatan Kozak, ayrıca düğüne gelen davetlilerin arabalarına ulaşmalarına yardım ettiğini öne sürdü.

Kozak, ilerleyen saatlerde Samandıra'ya dönüp, oradan da Akıncı Üssü'ne helikopterle geçtiklerini belirterek, darbe girişiminden haberdar olmadığını iddia etti.

"Darbeyi kimin yaptığını bile savcıdan öğrendim." diyen Kozak, tahliyesini ve beraatini istedi.

İki sanık da suçlamaları reddederken sanık Tığcıoğlu da "Ben terörist, hain, darbeci değilim. Ben kendimden eminim." diyerek, beraat talebinde bulundu.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

Tahliye edilen generallere yeniden tutuklama

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince 12 Ekim'de görülen duruşmada tahliye edilen sanıklar hakkında, Cumhuriyet Savcısı Adnan Gümüş'ün yaptığı itiraz, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlandı.

Söz konusu tarihte tahliye edilen eski Eskişehir Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı Kurmay Başkanı tümgeneral Suat Murat Semiz, eski Konya 3. Ana Jet Üs Komutanı tümgeneral Haluk Şahar, eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Lojistik Komutanlığı Uçak Sistemleri Yönetim Daire Başkanı tuğgeneral Murat Yalçınel, eski Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı Harekat Başkanı albay Abdurrahman Arslan ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın emir subaylığına vekaleten bakan sanık eski yüzbaşı Temel Karagöz'ün yeniden tutuklanmasına karar verildi.

Sanıklar hakkında isnat edilen suçlamaların, somut delillere dayandığı ifade edilen mahkeme kararında, ayrıca şu ifadeler yer aldı:

"İncelenen bilgi ve belgelere göre suçu vasıf ve mahiyeti, somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğu, sanıkların kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğu, ön görülen cezanın üst sınırı, tutuklulukta geçirilen süre ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak cumhuriyet savcısının itirazının kabulü ile Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen tahliye kararının kaldırılarak, sanıklar hakkında tutuklanmalarına yönelik yakalama müzekkeresi çıkarılmasına karar verilmiştir."

06.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Konya 3'üncü Ana Jet Üssü MAK ve İHK filosunda görevli eski astsubaylar Sezer Gülşen ile Ramazan Dede savunmasını yaptı.

İstanbul'daki Moda Deniz Kulübünde Orgeneral Mehmet Şanver'in düğününde bulunan komutanları derdest etmekle suçlanan MAK timinde görevli eski astsubay Gülşen, üzerine atılı suçlamaları reddetti, darbe girişimiyle ilgisi olmadığını savundu.

15 Temmuz 2016'da arazi eğitimi için hazırlık yaptıklarını ifade eden Gülşen, öğle saatlerinde arazi eğitiminin iptal edildiğini ve koruma görevi için İstanbul'a gitmelerinin emredildiğini söyledi.

İstanbul'da Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ı koruma görevi icra edeceklerinin bildirildiğini aktaran Gülşen, komutanları Binbaşı Gökhan Maldar'ın emriyle iki helikopterle Moda Deniz Kulübünün otoparkına indiklerini, çevre emniyeti alıp bekleme görevi icra ettiklerini öne sürdü.

Saat 03.00 sularında Moda Deniz Kulübünden ayrılıp neresi olduğunu bilmediği bir yere geçtiklerini aktaran Sezer Gülşen, "Bir süre sonra buradan da ayrılıp Hava Harp Okuluna indik. Gazinoda 2-3 saat dinlendikten sonra televizyondan darbe girişimini öğrendik. Kanımız dondu. Can güvenliğimize öncelik vermeyi kararlaştırdık. Konya'ya gitmekten de vazgeçtik. Ali ve Oğuz astsubayların memleketi olması dolayısıyla Rize'ye gittik. Ardından Konya'ya döndük. Konusu suç teşkil eden bir emri uygulamadık. Moda Deniz Kulübünde Abidin Ünal Paşa'yı korumaktan başka bir işe yönelik emir de almadık." şeklinde beyanda bulundu.

Darbe girişimi sırasında yerine getirdiği faaliyetlerin hiçbirinde hukuka aykırılık bulunmadığını öne süren Gülşen, girişimin başarısız olduğunu anlayınca Rize'ye kaçtıkları yönündeki suçlamanın "cumhuriyet savcısının hayal ürünü" olduğunu iddia etti.

Gülşen, "Kaçma niyetinde değildim. Darbeyi öğrendiğim andan itibaren derhal silah ve teçhizatımdan arındım ve devamında kendi isteğimle ifadeye gittim." dedi.

Sezer Gülşen, FETÖ'nün iletişim yöntemi olarak kullandığı sabit telefonlardan ardışık ve periyodik olarak arandığına yönelik tespiti de kabul etmedi.

Astsubay Ramazan Dede de MAK timinde en alt rütbede bulunduğunu ve hiçbir yetkisinin olmadığını söyledi.

Daha önceki görevlerde olduğu gibi 15 Temmuz'daki faaliyetlerinin de kanun ve TSK'nin İç Hizmet Kanunu'na uygun olduğunu savunan Dede, kanun ve yönetmeliklere aykırı hiçbir iş yapmadığını öne sürdü.

15 Temmuz 2016'da normal mesaisine geldiğini belirten Dede, emir üzerine arazi eğitimi hazırlıklarını tamamlayıp yola çıktığını, yolda eğitimin iptal olduğu ve İstanbul'a gideceklerinin bildirildiğini ifade etti.

İstanbul'da amiri binbaşı Gökhan Maldar'ın Hava Kuvvetleri Komutanı'nı koruma görevini yerine getireceklerini bildirildiğini aktaran Dede, Moda Deniz Kulübüne indiklerinde helikopterin emniyetini aldığını söyledi.

Görevin tamamlanmasının ardından helikopterle Samandıra'ya döndüklerini anlatan Dede, burada bir süre dinlendikten sonra yine bölük komutanının emriyle helikopterle Ankara'daki Akıncı Üssü'ne geçtiklerini savundu.

Faaliyetlerinin sorumluluğunun emri veren amirine ait olduğunu ifade eden Dede, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Bir asker olarak bana verilen emrin kanuna uygun olup olmadığını sorgulama imkanına sahip değilim. O gece yasal amirim olan Gökhan Binbaşı ne bana ne de timden başka bir personele darbeye yönelik bir bilgi veya emir verdi. Bize verdiği emirler tüm detaylarıyla sıradan bir göreve yönelikti. Ben emirlerin maksadını bilmediğim için müşterek fail olamam. Bulunduğum rütbe, mesleki geçmişim, tecrübe noksanlığım, görev yaptığım timde en kıdemsiz personel olmam nedeniyle iradem dışında hataya sürüklendim. Benim görevim emniyet almaktı. Helikoptere sırtım dönük şekilde emniyet aldım. Helikoptere binenler hakkında bir bilgim yok. Ne Abidin Ünal ne de diğer komutanların derdest edildiğini gördüm."

Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen Dede, Akıncı Üssü'nde nöbet tuttuklarına ilişkin kayıtları da reddetti.

Akıncı'da hiçbir yerde görev almadığını, adını sonradan öğrendiği bir yerde beklediklerini öne süren Dede, örgüt mensupları tarafından sabit telefonlardan ardışık ve periyodik şekilde arandığına ilişkin tespiti kabul etmedi.

Ramazan Dede'nin savunmasının ardından tamamlanan duruşmaya yarın devam edilecek.

07.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Konya 3'üncü Ana Jet Üssü Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ve İleri Hava Kontrolörü (İHK) filosunda görevli eski astsubay Sedat Koçyiğit savunmasını yaptı.

Koçyiğit, 15 Temmuz'da planlı eğitim olduğunu ancak o gün İstanbul'daki bir görev için önce Samandıra'daki askeri birliğe, sonra da helikopterle Moda Deniz Kulübü'ne geçtiklerini anlattı.

İniş yaptıktan sonra helikopterin çevre emniyetini aldığını savunan Koçyiğit, ilerleyen saatlerde Samandıra'ya döndüklerini iddia etti.

"Samandıra'ya geldiğimde verilen görevi yapmış olmanın verdiği huzurla uyudum." diyen Koçyiğit, suçlu olmadığını, o gece darbe girişiminden ve bunu kimin yaptığından haberdar olmadığını ileri sürdü.

Suçlamaları kabul etmeyen Koçyiğit, beraat talep etti.

Aynı birlikte görev yapan sanık eski astsubay Zeki Güngör de eksik kalan eğitimini tamamlamak amacıyla 14 Temmuz'da izinden döndüğünü savundu.

Eğitim amaçlı gelmesine rağmen 15 Temmuz'da eğitimin iptal olduğu ve gerçek bir göreve gidileceğinin bildirildiğini öne süren Güngör, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın korunması için İstanbul'a gideceklerini, ayrıntılı bilginin de daha sonra verileceğini öğrendiğini aktardı.

Güngör, Samandıra'daki birliğe vardıklarında bölük komutanı Gökhan Maldar'ın, Ünal'ı koruyacaklarına dair bilgi verdiğini, ardından bekleyeceklerini, emir geldiğinde hareket edeceklerini söylediğini ifade etti.

Bir müddet sonra gelen emir üzerine helikopterle Moda'ya geçtiklerini anlatan Güngör, iniş yaptıktan sonra 2-3 kişi ile bulundukları yerin ve helikopterin emniyetini aldığını belirtti.

Hem helikopteri hem insanları hem de bulundukları yeri koruduklarını aktaran Güngör, helikopterler birkaç kez iniş kalkış yaptıktan sonra Samandıra'ya döndüklerini ifade etti.

Güngör, biraz istirahat ettikten sonra Akıncı Üssü'ne götürüldükleri bilgisini vererek, darbe girişimini burada öğrendiğini bildirdi.

Derdest edilen generallerin bindiği helikopterde olmadığını savunan Güngör, FETÖ ile de bir bağı olmadığını iddia etti.

Suçlamaları reddeden Güngör, beraatini istedi.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

08.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Konya 3. Ana Jet Üssü Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ve İleri Hava Kontrolörü (İHK) filosunda görevli eski astsubay Oğuz Haksal savunmasını yaptı.

Haksal, savunmasının başında FETÖ ile bağı olmadığını, terörist ilan edilemeyeceğini savundu.

Hakkari'de görevdeyken 13 Temmuz'da döndüğünü ve paraşüt eğitimi için hazırlık yaptığını belirten Haksal, 14'ünde de cuma günü için arazi eğitimi yapılacağının bildirildiğini öne sürdü.

Haksal, cuma günü arazi eğitimi için hazırlık yaptığını ancak öğle saatlerinde bu eğitimin iptal edildiğini ve İstanbul'da bir koruma görevine gideceklerinin bildirildiğini iddia etti.

Samandıra'daki askeri tesise vardıklarında bölük komutanı Gökhan Maldar'ın, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'ı koruma görevini yapacaklarını söylediğini ifade eden Haksal, helikopterle Moda Deniz Kulübü'ne geçtiklerini söyledi.

Haksal, düğün salonuna girmediğini, dışarıda emniyet aldığını savunarak, helikopter yakınında beklediği için araca binmek üzere gelen Abidin Ünal'a baş selamı verdiğini öne sürdü. Ünal ayrıldıktan sonra diğer helikopterin indiğini, bir süre sonra da buradan ayrıldıklarını ve önce Samandıra'ya geçtiklerini anlatan Haksal, daha sonra da harp okuluna gittiklerini bildirdi.

Haksal, burada beklerken amirinin gelip kendisiyle birlikte iki kişinin daha orada kalmasını söylediğini iddia ederek, bunun üzerine geçtikleri binadaki televizyondan darbe girişimini öğrendiklerini savundu.

Buradaki üç kişiden Rizeli olan arkadaşının memleketine gittiklerini ancak kaçmadıklarını öne süren Haksal, 19 Temmuz'da Konya'ya dönüp polise teslim olduğunu söyledi.

Haksal, "Ben bir asker olarak emirlere uyduğum için buradayım. Ben darbeci değilim. Bu yaşananlardan tamamen habersiz olarak mağdurum." dedi.

Aynı birimde görevli eski astsubay Sinan Turğan da savunmasında FETÖ üyesi olmadığını söyledi.

Arazi eğitimi yapacakken görev değişikliğiyle İstanbul'a gittiklerini anlatan Turğan, eğitime çıkacaklarını düşündüğü için yanına cüzdanını dahi almadığını iddia etti.

İstanbul'a geçtiklerinde indikleri helikopterin emniyetini aldığını, kimseyi kelepçelemediğini, alıkoymadığını ve bağlamadığını savunan Turğan, o gün, verilen hukuki emirlere uyduğunu ileri sürdü.

Duruşmaya 11 Kasım pazartesi devam edilmek üzere ara verildi.

Tahliye edilen general yakalandı

Öte yandan Akıncı Üssü davasında hakkında yakalama kararı çıkarılan eski pilot tümgeneral Suat Murat Semiz, Trabzon'da gözaltına alındı.

Trabzon Emniyet Müdürlüğü ekipleri, FETÖ'nün darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 kişinin yargılandığı davada, aralarında generallerin de olduğu tahliye edilen 5 sanık hakkında yeniden tutuklama kararı çıkması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında operasyon gerçekleştirdi.

Ekipler, hakkında, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan yakalama kararı bulunan eski Eskişehir Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı Kurmay Başkanı tümgeneral Suat Murat Semiz'i, Of ilçesinde saklandığı evde yakaladı.

11.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.

Esasa ilişkin savunmasını yapan eski astsubay Yunus Dağcı, 15 Temmuz'da Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığında Muharebe Arama Kurtarma (MAK) personeli olarak görev yaptığını dile getirdi.

Sanık Dağcı, darbe girişiminin yaşandığı gün verilen emirle İstanbul'a gittiklerini, burada Moda Deniz Kulübü ve Hava Harp Okulunda bir süre bulunduktan sonra Akıncı Üssü'ne geldiklerini anlattı.

Darbe girişiminden önceden haberdar olmadığını ileri süren Dağcı, "Akıncı'ya gideceğimizi indikten sonra öğrendim. Bir süre sonra bölük komutanımız (eski binbaşı) Gökhan Maldar geldi, emir komuta zinciri dışında bir şey yapmadığımızı, komutanlarımızın emirlerini yerine getirdiğimizi söyledi. Zaten Akıncı'da herhangi bir şeye karışmadık, bize Akıncı'da herhangi bir emir vermedi." savunmasını yaptı.

Üzerine atılı olan "FETÖ üyeliği" suçlamasına da değinen sanık Dağcı, örgüt üyesi olduğuna dair kendisine yöneltilen tek isnadın ankesörlü aramalar olduğunu belirtti.

Söz konusu aramalarda kimlerle görüştüğünün tespit edilemediğini ve örgütün mahrem imamları ile irtibat sağlamadığını iddia eden Dağcı, "Hiçbir terör örgütüyle ilgili değildir bu aramalar." açıklamasını yaptı.

Eski astsubay Dağcı, mahkeme heyetinden beraat talebinde bulundu.

Savunma yapan eski astsubay Yücel Lökeşe de üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ve darbe girişiminde bulunmadığını savunarak, beraatini istedi.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

12.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, savunma yapan dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Abidin Ünal'ın koruması eski astsubay Gökhan Gerboğa, emir üzerine İstanbul'a giderek Ünal'ın emniyetini aldığını iddia etti. Sanıklardan eski astsubay Fatih Kahraman'la buluşup Fenerbahçe Orduevi'ne gittiklerini, oradan bir helikopterle Ünal'ın bulunduğu Moda Deniz Kulübüne geçtikleri anlatan Gerboğa, daha sonra Ünal ile Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Akıncı'daki 141. Filoya hareket ettiklerini belirtti.

Abidin Ünal'a karşı zor kullanmadığını, tehdit etmediğini ve askerliğe aykırı bir davranışta bulunmadığını ileri süren Gerboğa, Akıncı Üssü'nde gözaltına alınmadığını, Konya 3. Ana Jet Üssü'ndeki görevine devam ettiği sırada gözaltı işlemi yapıldığını söyledi.

Cezalandırılması yönündeki mütalaayı kabul etmediğini, hiçbir örgüte üye olmadığını savunan Gerboğa, "Benim görevim, Abidin Ünal'ı korumaktı. Komutana zarar gelmeden Akıncı Üssü'ne ulaşmasını sağladım." dedi. Gerboğa, Moda Deniz Kulübü'nde silahını komutanın bulunduğu masaya doğrulttuğu iddiasını da kabul etmedi.

Gökhan Gerboğa, Konya'daki FETÖ soruşturması kapsamında itiraflarda bulunan bir sanığın kendisine yönelik örgüt üyesi olduğu beyanını kabul etmediğini belirterek tahliye talebinde bulundu.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

13.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Darbe girişimi sırasında Konya 3. Ana Jet Üssü'nde görev yapan MAK timi personeli eski astsubay sanık Ömer Vurgun, savcılık mütalaasında geçen suçlamaları reddederek savunmasına başladı. Vurgun, olay günü eski binbaşı Gökhan Maldar'ın bölüğü topladığını, göreve gideceklerini emrettiğini ve akabinde saat 20.00 civarında beraberindeki tim ile helikopterle bilmediği bir askeri birliğe iniş yaptıklarını savundu.

Konya'dan kalkış yaptıktan sonra görev yerinin değiştiğini ve Hava Kuvvetleri Komutanı'nın emrine tahsis edildiklerini öğrendiğini öne süren Vurgun, "Tim komutanımız, terör saldırısı ihtimaline karşı koruma, kurtarma ve tahliye görevinin bize verildiğini söyledi. Askeri teamüller çerçevesinde hareket ettim." diye konuştu.

İlk başta, "arazi eğitimi" diye yola çıkartılıp Yalova'ya, daha sonra Moda Deniz Kulübü'ne götürüldüğünü iddia eden Vurgun, "Helikopterden hiç ayrılmadım, benim görevim, helikopter makineli tüfeğinin başında durmaktı. Birkaç kişi geldi helikoptere bindik ve havalandık ardından Harp Okulu'nun bahçesine indik." dedi.

Vurgun, sabah gün ağarınca verilen emir üzerine, helikopterle Akıncı Üssü'ne gittiklerini, orada kendi emniyet tedbirlerini alarak beklediğini beyan etti.

Savcılık mütalaasında yer alan İstanbul'daki Moda Deniz Kulübü'nden generalleri derdest ederek, Akıncı'ya götüren ekipte olduğu iddiasına da değinen Vurgun, emir komuta zinciri içerisinde hareket ettiğini, hiç kimseye karşı silah kullanmadığını ileri sürdü.

Hakkındaki örgüt üyesi olduğuna dair tanık beyanlarının da gerçeği yansıtmadığını öne süren Vurgun, yargılamada gelinen aşama itibariyle suçsuz olduğunun ortaya çıktığını belirterek tahliye talebinde bulundu.

Duruşmaya, yarın devam edilecek.

14.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray, dava dosyasına gelen evrakı okudu ve ardından buna ilişkin savunma yapmaları için sanıklara söz verdi.

Sözde atama listesinde ismi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak geçen, sanık eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı (HKK) Karargahı Destek Kıtaları Grup Komutanı Albay İlhan Karasu, gelen belgelere ilişkin beyanda bulundu. Dosyaya gelen yeni delil niteliğindeki Güvenlik Harekat Merkezi kamera görüntülerini incelediğini belirten Karasu, bu kayıtların isnat edilen suçları işlemediğinin kanıtı olduğunu iddia etti.

Esasa ilişkin savunmasını yaparken, gelen evraka ilişkin daha detaylı savunma yapacağını dile getiren Karasu, tahliye talebinde bulundu.

Eski Eskişehir Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Suat Murat Semiz de 12 Ekim'de tahliye edildiğini, annesinin vefat haberi üzerine defin işlemi için mahkemeye ve idari birimlere bildirerek, Trabzon'un Of ilçesine gittiğini ifade etti. Yeniden tutuklanma kararını Trabzon'da öğrendiği belirten Semiz, hiçbir yerde saklanmadığını, cenaze evinden direk ilçe emniyet müdürlüğüne gittiğini söyledi.

Yargılamada gelinen aşama itibarıyla suçsuz olduğunun ortaya çıktığını savunan Semiz, örgütün atama listesinde adının olmasının kendi iradesi dışında olduğunu ve birçok generalin adının da listede olmasına rağmen halen görevde olduklarını ileri sürdü.

Semiz, tekrar tutuklanmasına hükmeden Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olmadığını savunarak, tahliye talebinde bulundu.

Sanık eski Konya 3. Ana Jet Üssü Komutanlığı Harekat Komutanı Kurmay Albay Mustafa Ertürk de darbe girişimi gecesi Konya'daki uçuş kulesindeki telefon kayıtlarının mahkeme dosyasına kazandırılmasını talep etti.

Konya Cumhuriyet Başsavcılığına bu konu hakkında müzekkere yazılmasını isteyen Ertürk, kayıtlar geldiğinde suçsuz olduğunun anlaşılacağını söyledi.

Olay tarihinde Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler (MEBS) Okulunda kursiyer teğmen olarak görev yapan sanıklar da kendileri hakkında mahkemeye gönderilen idari tahkikat raporunu kabul etmediklerini ve suçsuz olduklarını savundu.

Bazı sanıkların tahliye talebinin ardından duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

15.11.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Sanıklar ve avukatların beyanlarının alındığı duruşmada, tutuklu sanıklar tahliye talebinde bulundu ve toplanmasını istedikleri delilleri mahkeme heyetine iletti.

Taleplerin ardından, önceki celse tahliye edilen ve savcılığın itirazı üzerine yeniden tutuklanan eski Hava Lojistik Komutanlığı Uçak Sistemleri Yönetim Daire Başkanı tuğgeneral Murat Yalçınel'in, yeniden tahliyesi için Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan başvurunun mahkemece karara bağlanarak, Yalçınel hakkında tahliye kararı verilmiş olduğu açıklandı.

Görüşü sorulan duruşma savcısı, sanıklar ve avukatlarının yeniden toplanmasını istedikleri belgelerin davaya bir yenilik katmayacağı için reddine ve tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesini istedi.

Müzakerenin ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, aralarında FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile mahrem imam Adil Öksüz'ün de arasında bulunduğu firari sanıklar hakkındaki yakalama kararlarının infazının beklenilmesine ve ilgili makamlardan yeniden istenen belgelerin davaya yenilik katmayacağından reddine karar verdi.

Tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin de devamına hükmeden mahkeme, 2 Aralık 2019 ile 10 Ocak 2020 tarihleri arasında devam etmek üzere duruşmayı erteledi.

Paralel yapı-15 Temmuz (2016)-29 Mart (2017) 'Ankara 475 sanık (ilk 486) Darbe/Akıncı Hava Üssü' davası

(17 Kasım 2019, 13:17)

Share by: