HaberKanal
Haberler
Akıncı Üssü Darbe davası - haberver.in - 17.10.2021
AKINCI ÜSSÜ DARBE DAVASI
Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili 475 sanığın yargılandığı davaya sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarıyla devam edildi.

21.12.2019 12:46 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili 475 sanığın yargılandığı davaya sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarıyla devam edildi.

02.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada savunma yapan eski Hava Kuvvetleri Harekat Başkanlığı Eğitim Dairesi Başkanı Tuğgeneral Kemal Akçınar, üzerine atılı suçlamayı reddetti, darbe girişimiyle ilgisinin bulunmadığını savundu.

15 Temmuz'da gerçekleştirilen bir inceleme gezisinde Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'a refakat etmekle görevlendirildiğini belirten Akçınar, bu nedenle ailesiyle birlikte 14 Temmuz Perşembe günü özel aracıyla Ankara'dan İstanbul'a gittiğini söyledi.

Geceyi Hava Harp Okulunda geçirdikten sonra gün boyu Ünal'ın programını takip ettiğini anlatan Akçınar, komutanın, akşam saatlerinde Korgeneral Mehmet Şanver'in kızının düğününe katılmak üzere Fenerbahçe Orduevi'ne geçmesinin ardından, düğüne davetli olmadığı için, eşi ve çocuklarını bıraktığı kardeşinin Sancaktepe'deki evine geçtiğini aktardı.

Genelkurmay'da silahlı çatışma haberlerini görünce önce Hava Kuvvetleri Harekat Merkezini, ardından da düğündeki komutanları aradığını ancak ulaşamadığını ileri süren Akçınar, bunun üzerine düğün salonuna gidip komutanların yanında bulunmanın ve onların emirlerini almanın doğru olduğunu değerlendirdiğini ifade etti.

Kardeşinin kayın biraderinden kendisini düğünün yapılacağı yere arabayla götürmesini rica ettiğini, ancak trafiğin kilitlendiğini ve gidemediklerini belirten Akçınar, yanındaki kişinin iş yerinin yakın olduğunu söylemesi üzerine iş yerine geçip gelişmeleri buradan takip ettiğini öne sürdü.

Akçınar, 16 Temmuz'da saat 10.00 civarında eşi ve çocuklarının yanına gittiğini, saat 11.00'de yola çıkıp saat 17.00 gibi Ankara'ya geldiğini kaydetti.

Tümgeneral İsmail Güneykaya'yı arayıp durumu anlattığını ve konutta olduğunu aktardığını dile getiren Akçınar, pazartesi ve salı günü normal mesaisine gittiğini, salı günü görevi başındayken Merkez Komutanlığından gelen ekiplerce gözaltına alındığını kaydetti.

"İddia edilen kişileri görmedim"

Hava Harp Okulunda düzenlenen darbe toplantısına katıldığı iddiasını kabul etmeyen Kemal Akçınar, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu iddiayı destekleyen hiçbir delil olmaması nedeniyle hakkımda soruşturma başlatmadı. Şahsıma yönelik bu iddianın doğru olmadığı Başsavcılıkça kabul edildi. Savcılığın, bahse konu toplantıya katıldığını tespit ederek mahkemeye gönderdiği listede de adım yok. Hava Harp Okuluna geldikten sonra, usulen komutanı ziyaret edip ayaküstü kısa bir görüşme yaptıktan sonra odama geçtim. Ne Hava Harp Okulunda ne de başka yerde herhangi bir toplantıya katıldım. İddia edilen kişileri görmedim. Bu kişilerin orada olup olmadığını bilmiyorum." ifadelerini kullandı.

Darbecilerce hazırlanan sözde atama listesinde isminin karşısına "Göreve devam" yazıldığına işaret eden Akçınar, bu listenin hukuki dayanağının bulunmadığını, tek başına delil sayılamayacağını savundu.

Akçınar, "Bu listeye adım, bilgim ve iznim olmadan yazılmış. Listedeki görevlendirmeyi yerine getirmek için hiçbir eylemim olmadı." dedi.

Sözde atama listesinde verilen görevi almak için Ankara'ya geldiği iddiasını kabul etmeyen Akçınar, başkente darbe girişiminin bastırılmasının ardından geldiğini söyledi.

Akçınar'ın, rahatsızlığı nedeniyle savunmasına daha sonra devam edeceğini belirtmesi üzerine mahkeme başkanı duruşmayı sonlandırdı.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

03.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Dün başladığı esas hakkındaki savunmasını bugün de sürdüren eski Hava Kuvvetleri Harekat Başkanlığı Eğitim Dairesi Başkanı tuğgeneral Kemal Akçınar, aleyhindeki tanık beyanlarını reddetti.

Sanık Akçınar, FETÖ'cü olduğuna dair beyanda bulunan tanıkların kendisine iftira attığını, bu tanıkların bazılarının da ilk ifadelerini daha sonra değiştirdiklerini söyledi.

Örgütsel amaçlı operasyonel hat kullandığı iddialarına da cevap veren Akçınar, söz konusu suçlamaya ilişkin bilgi notunun MİT Başkanlığı tarafından hazırlandığını, bunun hukuki delil olarak kullanılamayacağını savundu.

Akçınar, mütalaada belirtilen FETÖ'nün mahrem imamları ile ankesörlü telefonla arandığı ve örgütün askeri yapılanmasında yer aldığı suçlamasının kendisine yönelik iftira olduğunu öne sürdü.

Hakkındaki delillerin hukuka uygun toplanmadığını ve kendisine dava dahi açılmaması gerektiğini savunan Akçınar, adil yargılanma hakkının çiğnendiğini iddia etti.

Eski tuğgeneral Akçınar, darbe toplantılarına katıldığı, darbenin planlama aşamasında yer aldığı ve olay günü gerçekleştirilmeye çalışılan darbe teşebbüsünde rol aldığı yönünde somut bir delilin bulunmadığını savundu.

Darbecilerin sözde atama listesinde adı "Ankara Valisi" olarak geçen Akçınar, atama listesinin delil olma özelliğini yitirdiğini kaydetti.

Konusu suç teşkil eden hiçbir eyleminin bulunmadığını ileri süren Akçınar, "Darbe girişimi sırasında ne Akıncı Üssü'nde ne de Hava Kuvvetleri Karargahı'nda bulunmadığım açıktır. FETÖ'nün askeri yapılanması içerisinde yer aldığım iddialarının tümünü reddediyorum." dedi. Akçınar, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

04.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Dünkü celsede savunmasına başlayan eski astsubay Yılmaz Bahar, darbe girişimi sırasında yaşadıklarına ilişkin beyanlarına devam etti.

Arazi eğitime çıkarılacağı düşündüğü için verilen emir üzerine tam teçhizat kuşandığını savunan Bahar, bölük komutanı binbaşı Gökhan Maldar'ın yönergelere göre eğitime çıkılacağını söylemesi üzerine eğitimde kullanılacak malzemeleri hazırladığını belirtti.

Bahar, darbe girişiminin yaşandığı günün sabahında Maldar'ın bölüğü topladığını, eğitimin iptal olduğunu İstanbul'a göreve gideceklerini emrettiğini ve akabinde saat 20.00 civarında beraberindeki tim ile helikopterle Samandıra'daki askeri birliğe iniş yaptıklarını kaydetti.

İstanbul Samandıra'da bulunan Muharebe Arama Kurtarma (MAK) birliğinde Maldar'ın timi toplayarak Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın emniyetinin alınması kapsamında bulunduğu yerden tahliye edeceklerini söylediğini aktaran Bahar, "Samandıra'dan Fenerbahçe Orduevi'ne gittik, orada helikoptere komutanın korumaları da bindi. Oradan Moda Düğün Salonu'na gittik. Amacımız Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'ın güvenliğini sağlamaktı." diye konuştu.

Savunması sırasında kürsüye vuran sanık Bahar, mahkeme başkanı Selfet Giray tarafından uyarıldı.

Sanık eski astsubay Fatih Pancar da emir komuta zinciri içinde hareket ettiğini, darbe teşebbüsünde yer aldığına dair savcılık mütalaasını reddettiğini bildirdi.

Pancar, 12 Temmuz'da eski binbaşı Gökhan Maldar'ın arazi eğitimi planladığını, o hafta bir kez paraşüt atlayışı gerçekleştirdiklerini ve atış faaliyetleri yaptıklarını anlattı.

Pancar, MAK tim personeli olduğunu, 15 Temmuz günü sanık eski binbaşı Gökhan Maldar'ın emriyle Konya'dan İstanbul'a gittiklerini, burada Abidin Ünal'ın korumalığını yapacaklarına dair emir aldıklarını iddia etti.

Daha sonra Ünal'ın bulunduğu Moda Deniz Kulübüne gittiklerini ifade eden Pancar, burada aralarında generallerin de bulunduğu askerlerin kelepçelendiğini, bunun güvenlik önlemleri kapsamında yapıldığını düşündüğünü ileri sürdü.

Suçsuz olduğunu savunan Pancar, beraat talebinde bulundu.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

05.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Esas hakkında savunma yapan eski astsubay Fatih Suçatı, olay tarihinde Konya'daki 3. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda Muhabere Arama Kurtarma (MAK) personeli olarak çalıştığını belirtti.

Olay günü amirinin verdiği emirlere uyduğunu aktaran Suçatı, bu sebeple tutuklandığını ve 3 yılı aşkın süredir tutuklu yargılanmasına devam edildiğini vurguladı.

Yargılama sürecinde yaşadığı olaylara değinen Suçatı, adil yargılama hakkının ihlal edildiğini savundu ve tanık sıfatıyla dinlenilmesini istediği bazı kişilerin mahkemeye hiç çağrılmadığını söyledi.

Savunmasında MAK personelinin görev tanımını yapan ve göreve gidişlerde yaşadıklarını anlatan Suçatı, 15 Temmuz'da da kendilerine verilen emrin daha öncekiler gibi sıradan bir emir olduğunu kaydetti.

Esas hakkındaki mütalaaya katılmadığını bildiren Suçatı, savunmasına yarın devam edecek.

06.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Dünkü celsede savunmasına başlayan eski Muhabere Arama Kurtarma (MAK) astsubay Fatih Suçatı, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı beyanlarına devam etti.

Suçatı, İstanbul'daki Moda Deniz Kulübü'nde bulunan komutanların derdest edilip Akıncı Üssü'ne götürülmelerinde aktif rol oynadığına dair mütalaayı reddederek, "Moda Deniz Kulübü'nde insanlar bizleri alkışlıyordu. Bizlerle resim çektiriyordu. Binanın içindekilerin emniyetini aldık. Hiç kimsenin darbeye ilişkin ağzından bir kelime bile çıkmadı." diye konuştu.

Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'a karşı zor kullanmadığını bu yöndeki savcılık mütalaasının gerçeği yansıtmadığını iddia eden Suçatı, Akıncı Üssü'nde filodaki kamera görüntülerine bakıldığında bu durumun görüleceğini öne sürdü.

Mütalaada belirtilen terör örgütü üyesi olduğuna dair tespitin doğru olmadığını ileri süren Suçatı, komutanlarının emriyle hareket ettiğini başka kimseden emir ya da talimat almadığını savundu.

Akıncı Üssü'ne indikten bir müddet sonra darbe girişiminden haberdar olduğunu belirten Suçatı, "Saat 04.30 gibi filoda askeri savcı gördüm. Savcıya ilk ifade veren benim. Darbeden haberim yoktu." dedi.

Hukuksuz delillerle yargılandığını ve suçsuz olduğunu iddia eden Suçatı, 15 Temmuz'da aldığı emrin daha önceki görevlere giderken aldığı emirlerden bir farkı olmadığını, kanunsuz bir iş yapmadığını ileri sürdü.

Sanık Suçatı, savunmasına 9 Aralık Pazartesi günü devam edecek.

09.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Eski Muhabere Arama Kurtarma (MAK) astsubay Fatih Suçatı, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı beyanlarına devam etti.

Yargılama sürecinde yaşadığı olaylara değinen Suçatı, adil yargılama hakkının ihlal edildiğini savunarak, hakkındaki tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Moda Deniz Kulübü'ndeki kamera kayıtlarının yasal delil ve yöntemlerle elde edilmediğini öne süren Suçatı, "Olay mahalline ait deliller gerektiği gibi muhafaza edilmemiştir." dedi.

Yasa dışı delillerle yargılandığını ve suçsuz olduğunu iddia eden Suçatı, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Sanık avukatının beyanlarının ardından duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

10.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

İstanbul'daki Moda Deniz Kulübü'nde generalleri derdest eden ekipte yer aldığı iddia edilen eski astsubay Yakup Yiğit, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Olay tarihinde emir komuta zinciri içinde hareket ettiğini iddia eden Yiğit, suç işleme kastının olmadığını savundu. Rütbesi gereği verilen emirleri sorgulama konumunda olmadığını söyleyen Yiğit, darbe girişimine katkı verecek eylemde bulunmadığını öne sürdü.

FETÖ üyesi olmadığına ilişkin dava dosyasında somut delillerin bulunduğunu aktaran Yiğit, gelinen aşamada suçsuz olduğunun ortaya çıktığını, bu nedenle beraat edilmeyi beklediğini sözlerine ekledi.

Sanık eski astsubay Hamza Karaduran da olay günü mesaiye geldiğinde, öğleden sonra koruma görevi için İstanbul'a gidileceğini, görevin detaylarının burada bildirileceğinin söylenmesi üzerine kara yoluyla İstanbul Samandıra'daki askeri birliğe gittiklerini anlattı.

İstanbul'a ulaştıktan sonra eski binbaşı Gökhan Maldar'ın, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'a yönelik koruma görevinde bulunacaklarını söylediğini aktaran Karaduran, ardından Moda Deniz Kulübü'ne gittiklerini anlattı.

Burada kendisine dış emniyeti alma görevi verildiğini ifade eden Karaduran, bir zaman sonra tim komutanının görevin bittiğini söylemesi üzerine, helikopterlerle Samandıra'ya döndüklerini bildirdi.

Bu süreçte yasa dışı bir eylemde bulunmadığını, kendisine verilen emirleri yerine getirdiğini savunan Karaduran, suçsuz olduğunu belirterek beraatini istedi.

Sanık avukatlarının beyanının ardından duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

11.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Esas hakkında savunma yapan Mehmet Veske, 15 Temmuz'da astsubay rütbesinde Hava Kuvvetleri Komutanlığında komutan koruma ekibinde görev aldığını anlattı.

Olay gününden bir gün önce koruma şefi olan astsubay Fatih Kahraman'ın kendisini arayarak İstanbul'da bulunan dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'ı koruma görevini verdiğini aktaran Veske, 15 Temmuz'da bu görev için özel bir araçla İstanbul'a gittiğini beyan etti.

Daha önce de bu şekilde göreve gittiğinden görevin verilme şeklini yadırgamadığını ileri süren Veske, Moda Deniz Kulübü'ne gittiğinde çıkış kapılarından birinde beklemeye başladığını, olumsuz bir durumla karşılaşmadığını belirtti.

Sanık Veske, bir süre sonra Ünal'ın helikoptere geçtiğinin söylenmesi üzerine kendisinin de helikoptere bindiğini, buradan Sabiha Gökçen Havalimanı'na gittiklerini dile getirdi.

Kendisinin Ünal'ı koruma saikiyle hareket ettiğini, darbe girişiminden ve Akıncı Üssü'ne gidileceğinden habersiz olduğunu savunan Veske, Akıncı'ya indikten sonra Ünal ile birlikte 141. Filo'ya geçtiklerini, kendisinin Ünal'ın bulunduğu odanın dışında beklediğini ve dinlendiğini bildirdi.

Veske, sabaha kadar hiçbir bir olaya karışmadığını, sabah saatlerinde pistin bombalanması üzerine üs karargahına gittiğini, savcının geleceğinin söylenmesi üzerine darbe girişiminden haberdar olduğunu, akabinde de tutuklanarak yargılanmaya başladığını anlattı.

Darbe girişimi sırasında Ünal'ın kendisinin de arasında bulunduğu koruma ekibine darbe girişimi konusunda bilgi vermediği için bu konuda önleyici bir tedbir alamadığını öne süren Veske, suçsuz olduğunu, darbeci olmadığını ve komutanları derdest etmediğini belirterek beraatini istedi.

Olay tarihinde Konya 3. Ana Jet Üssü 135. MAK (Muhabere Arama Kurtarma) ve İHK (İleri Hava Kontrolörü) Filo Komutanlığında görev yapan ve Moda Deniz Kulübündeki darbe karşıtı generalleri derdest eden ekipte yer aldığı belirtilen eski astsubay Göksel Bayram da suçsuz olduğunu savunarak beraatini istedi.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

12.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Esas hakkındaki savunmasını yapan eski üsteğmen Abdüssamet Kara, olay tarihinde Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üssü'nde helikopter pilotu olarak görev yaptığını dile getirdi.

Suç işlemediği halde 3 yılı aşkın süredir tutuklu bulunduğunu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılandığını aktaran Kara, 15 Temmuz'da amirleri tarafından verilen emirleri uyguladığını söyledi.

Olay günü aldığı talimat doğrultusunda ikinci pilotu olduğu helikopterle Konya'dan Yalova'ya uçtuklarını belirten Kara, burada bir süre bekledikten sonra İstanbul'a geçtiklerini aktardı.

Moda Deniz Kulübü'nden generallerin alıkonulmasıyla suçlandığını hatırlatan Kara, burada helikopterden inmediği ve uçuş kabininde kalmaya devam ettiği için neler olduğundan habersiz olduğunu savundu.

Sabah saatlerinde İstanbul'dan Akıncı Üssü'ne geldiklerini bildiren Kara, konusu suç teşkil eden bir eyleminin bulunmadığını ve darbe girişiminde yer almadığını iddia etti.

Esasa ilişkin mütalaayı kabul etmediğini ve FETÖ üyesi olmadığını kaydeden Kara, beraatini istedi.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

13.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Esas hakkında savunma yapan eski astsubay Mustafa Turgay, 15 Temmuz öncesi Hava Kuvvetleri Komutanlığında dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'ın koruma ekibinde görev aldığını dile getirdi.

Olay gününün tamamını Ünal'ın eşinin yanında İstanbul'da geçirdiğini belirten Turgay, Ünal'ın eşinin Moda Deniz Kulübündeki düğüne katılmaktan, düğüne kısa bir süre kalmışken vazgeçtiğini iddia etti.

Akşam saatlerinde koruma ekibindeki diğer personel ile Moda Deniz Kulübü'ne gittiklerini anlatan Turgay, kendilerine verilen görevin "komutanı korumak" olduğunu, buradan Ünal'ı aldıktan sonra Akıncı Üssü'ne geçtiklerini dile getirdi.

Ünal'ın derdest edilmediği iddiasında bulunan Turgay, kamera kayıtlarında Ünal'ın Akıncı Üssü'nde rahatça dolaştığının anlaşıldığını beyan etti.

Darbe girişiminden sonra 2 hafta daha görevine devam ettiğini belirten Turgay, derdest ettiği iddia edilen komutanların kendisini kuvvet karargahında görmesine rağmen şikayetçi olmadıklarını, bunun suçsuz olduğunun kanıtı olduğunu öne sürdü.

Sanık Turgay, Akıncı Üssü'ne kendi isteğiyle gitmediğini, buradaki eylemlerden sorumlu tutulamayacağını ve suç işlemediğini savunarak, beraat talebinde bulundu.

Sanık eski astsubay Mustafa Balcı ise devlet büyüklerinin 15 Temmuz'da neler yaşandığını bildiklerini ileri sürerek, savunma yapmayacağını dile getirdi.

Davanın görülmesine, haftaya devam edilecek.

17.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, sanıklar, yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu.

Savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma yapması için tutuklu sanık eski astsubay Süleyman Mert'e söz verildi.

15 Temmuz'da TSK İnsani Yardım Tugayı Lojistik Destek Komutanlığında görev yaptığını belirten Mert, akşam saatlerinde evinde bulunduğu sırada kendisini arayan birlikteki askerin, eski albay Ali Eraslan'ın emriyle alarm verildiğini söylediğini aktardı.

Bunun üzerine o gece darbeciler tarafından vurulan birinci sicil amiri yüzbaşı Özhan Hekin'i aradığını, onun da birliğe gelmesini emretmesi üzerine yola çıktığını anlatan Mert, şöyle konuştu:

"Emir üzerine gittiğim kışlada albay Ali Eraslan'ın emriyle alarm eğitimi ve denetlemelerde kullandığım tüfeği imza karşılığı aldım. Karargahta Suriye'ye hava harekatı olabileceği, bizim de koruma amaçlı Akıncı Üssü'ne gidebileceğimiz söylendi. Bir süre sonra kışladan ayrıldık ve Akıncı Üssü'nde lojman nizamiyesi olduğunu sonradan öğrendiğim yere ulaştık. Araçlardan indikten sonra nizamiyenin giriş kısmında silahlı askerler bulunuyordu. Biz de orada beklemeye başladık. Nizamiyede güvenlik amaçlı beklediğimiz esnada haberlerden darbe girişimi olduğunu öğrendim."

Gelişmeler hakkında bilgi almak için eski binbaşı Murat Tekin'in yanına gittiğini ancak onun da yaşananlardan habersiz olduğunu öğrendiğini iddia eden Mert, sabah saatlerine kadar bulunduğu bölgeyi terk edemediğini, kimseye ateş açmadığını ileri sürdü.

Akıncı Üssü'nde bulunduğu süre boyunca kanunsuz bir eylemde bulunmadığını, darbe girişimine destek olabilecek bir faaliyetinin olmadığını savunan Mert, beraatini talep etti.

"Darbe girişimini haberlerden öğrendim"

Tutuklu sanık eski binbaşı Murat Tekin de olay günü rutin mesainin ardından evine gittiğini, saat 21.00 sularında eski yarbay Mustafa Zelbey'in aramasından sonra da görev yeri olan İnsani Yardım Tugayı'na gittiğini anlattı.

Kışlada Zelbey'in kendilerine "eğitim maksatlı tatbikat alarmı verildiğini" söylediğini bildiren Tekin, tugay komutanı ile yapılan toplantıda ise eski albay Ali Eraslan'ın "Suriye'ye yönelik bir harekat başladığını, bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığından aldığı emir gereği Akıncı Üssü'ne gideceklerini" dile getirdiğini aktardı.

Emir üzerine Akıncı Üssü'ne güvenlik tedbirleri kapsamında gittiklerini savunan Tekin, bir zaman sonra cep telefonundan darbe girişimine ilişkin haberler gördüğünü ifade etti.

Tekin, bunun üzerine bağlı olduğu eski albay Ali Eraslan'a Sincan'daki kışlalarına dönmeleri önerisinde bulunduğunu ancak Akıncı Üssü'ne giriş çıkışın yasaklandığı gerekçesiyle Eraslan'ın bunu uygulayamadığını öne sürdü.

Emir komuta zinciri içinde hareket ettiğini, yasalardan kaynaklı bu durum nedeniyle yargılanmasının hukuki olmadığını savunan Tekin, mütalaada iddia edildiği gibi Akıncı Üssü'nde kanunsuz bir eylemde bulunmadığını iddia etti.

Savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma yapması için tutuklu sanık eski astsubay astsubay Emre Karaaslan'a söz verildi. Olay tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İnsani Yardım Tugayı Lojistik Destek Komutanlığında görev yaptığını belirten Karaaslan, eski yarbay Mustafa Zelbey'in alarm tatbikatı emri nedeniyle karargaha gittiğini ileri sürdü.

Bir süre sonra eski tugay komutanı albay Ali Eraslan ve Zelbey'in komutasında Akıncı Üssü'ne giden bir grup askerin arasında yer aldığını anlatan Karaaslan, yine Eraslan'ın talimatıyla lojman nizamiyesine gittiklerini ifade etti.

İlerleyen saatlerde cep telefonundan darbe girişimine dair haberleri gördüğünü aktaran Karaaslan, bunun üzerine kışlaya dönmeleri önerisinde bulunduğunu, komutanlarının kendisine Genelkurmay Başkanlığının emri üzerine beklemeye devam edeceklerini söylediğini bildirdi.

Daha sonra güvenlik binasına gittiğini belirten Karaaslan, lojmanlar bölgesindeki bodruma geçip sabah saatlerine kadar burada beklediğini öne sürdü.

Ardından üsse gelen polis ekiplerine sığındıklarını dile getiren Karaaslan, darbe girişiminden haberinin olmadığını, komutanları Eraslan ve Zelbey'in emriyle hareket ettiğini, rütbesi gereği emirlere karşı çıkma konumunda olmadığını savundu.

Darbe girişimine katkıda bulunacak bir eyleminin olmadığı ileri süren Karaaslan, beraatini talep etti.

"Komutanlarım emretti"

Sanık eski teğmen Aykut Gündüz de darbe girişiminden önce İnsani Yardım Tugayı'nda görev yaptığını, 15 Temmuz 2016'da Kızılay'da bulunduğu sırada amirlerinin göreve çağırması nedeniyle Akıncı Üssü'ne gittiğini ileri sürdü. Terör saldırısına karşı güvenlik önlemi alınacağı bilgisinin verildiğini aktaran Gündüz, Akıncı Üssü'ne vardıktan bir zaman sonra yaşananların darbe girişimi olduğunu fark ettiğini belirtti.

Ardından Akıncı'dan ayrılmak istediğini, ancak nizamiyeleri tutan silahlı darbecilerin buna izin vermediğini savunan Gündüz, konuşmasına şöyle devam etti:

"Komutanım albay Ali Eraslan'ın emriyle mesaiye geldim ve yine onun emriyle Akıncı Üssü'ne götürüldüm. Kendi irademle hareket ettiğim söylenemez. Darbe girişimi olduğunu öğrendikten sonra komutanlara neden burada olduğumuzu sordum. Akıncı'dan çıkmak istedim ama bu mümkün olmadı. Yaşananlardan rahatsız olduğum olay esnasında yaptığı telefon görüşmeleriyle de sabittir. Mesleğin daha başında olan bir teğmen olarak kanunsuz bir eylemde bulunmamak için her şeyi yaptım. Suçsuz olduğum ortadadır."

FETÖ üyesi olmadığını, dava dosyasında bunun aksini ortaya koyacak somut bir delilin bulunmadığını belirten Gündüz beraatini istedi.

Duruşmaya, yarın devam edilmek üzere ara verildi.

18.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, sanıklar, yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu.

Esasa ilişkin savunma yapan eski teğmen Muhammed Saka, darbe girişiminin yaşandığı gün rutin mesaisini bitirdikten sonra evine gittiğini, eski yarbay Mustafa Zelbey'in arayarak alarm tatbikatı olacağını söylediğini ve kışlaya gelmesini emrettiğini savundu.

Saka, kışlaya gittiğinde Zelbey'in kendisine ve yanındakilere terör saldırısı istihbaratı olduğu için Akıncı Üssü'ne gidileceğini söylemesi üzerine, kamuflajları giyip araçlarla yola çıktıklarını belirtti.

Araçlarla Akıncı Üssü'ne giriş yaptıklarını ifade eden Saka, Yenikent nizamiyesinde görevlendirildiği kulübenin içinde olduğu sırada bağrışma sesleri duyduğunu ve daha sonra SAT komandosu bir grup askerin nizamiyenin önüne geldiğini iddia etti.

Kısa süre sonra nizamiye çevresinde seslerin yükselmeye başladığını anlatan sanık Saka, yüzbaşı Özhan Hekin'in kışlayı terk etmek istediğini duyduğunu, bir süre sonra da Hekin'in yaralı olarak nizamiyeye getirildiğini ancak Hekin'i kimin vurduğunu görmediğini ileri sürdü.

Sanık Saka, suçsuz olduğunu savunarak, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Eski teğmen Muhammet Kıvrak da olay günü görev yaptığı İnsani Yardım Tugayı'nda alarm verildiğini, bunun üzerine kışlaya gittiğini, komutanlarının terör saldırısı olabileceğinden bahsettiğini iddia etti.

Verilen emirle Akıncı Üssü'ne gittiklerini söyleyen Kıvrak, olay akşamı babasıyla yaptığı telefon görüşmesinde darbe girişimi olduğunu öğrendiğini, ancak komutanlarından darbeye yönelik emir verilmediğinden Akıncı Üssü'nde kalmaya devam ettiğini söyledi.

Sanık Kıvrak, nizamiyede bulunduğu sırada Yüzbaşı Özkan Hekim'in "Bu savaş benim savaşım değil" dedikten sonra kışlayı terketmeye çalıştığını, bir müddet sonra yaralı bir şekilde askerler tarafından getirildiğini, ancak kim tarafından vurulduğunu görmediğini ifade etti.

Darbeci olmadığını savunan Kıvrak, tahliyesini ve beraatini istedi.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

19.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada Yüzbaşı Özkan Hekin'in şehit edilmesi talimatını verdiği öne sürülen sanıklardan eski yarbay Mustafa Zelbey savunma yaptı.

Olay tarihinde İnsani Yardım Tugayında yarbay olarak görev yaptığını belirten Zelbey, Suriye'ye terör operasyonu düzenleneceği, Akıncı Üssü'nün de bu operasyonda aktif şekilde kullanılacağı belirtilerek üssün güvenliğini sağlamak maksadıyla komutanları tarafından görevlendirildiğini savundu.

Esasa ilişkin mütalaadaki 15 Temmuz'dan birkaç gün önce görevli olduğu birlikte darbeye hazırlık yaptığı iddiasını reddeden Zelbey, birliğin İstanbul'a taşınması planı kapsamında lojistik hazırlıklar yapıldığını ileri sürdü.

Evinde bulunduğu sırada saat 21.00 civarında tugay komutanı albay Ali Eraslan'ın aradığını ve derhal kışlaya gelmesi emrini verdiğini aktaran Zelbey, kışlaya yakın olarak oturduğunu bildiği personelini arayarak tugay komutanının emrini ilettiğini söyledi.

Zelbey, birliğine gittiğinde Eraslan'ın olası terör olaylarına karşı emniyet tedbirlerinin artırılması maksadıyla çağırdığını söylemesi üzerine odasına geçip kamuflajlarını giydiğini anlattı.

Kışladan saat 23.15 sırlarında Akıncı Üssü'ne gitmek için ayrıldıklarını, yayımlanan sözde sıkıyönetim emrini de görmediğini ileri süren Zelbey, dört araçla Akıncı Üssü'ndeki Yenikent nizamiyesinin olduğu bölgeye gittiklerini dile getirdi.

Sanık Zelbey, savunmasına şöyle devam etti:

"Nizamiyeden girdikten sonra lojman nizamiyesine giden grubun içindeydim. Şehit Özkan Hekin vurulduğunda orada değildim. Gece 03.45'e kadar Yenikent nizamiyesine hiç gelmedim. Lojman nizamiyesinde bulundum. Fatih Koçak, beni Yenikent nizamiyesine çağırdı. Oraya gittiğimde bir kargaşa oldu. Özkan Hekin'in gitmek istediğini anladım. Ben de 'Bırakın gitsin.' dedim. Kimseye 'Ateş edin' talimatım olmadı. Bir süre sonra birkaç el silah sesi geldi. Işın Ceylan ve Halil Burak Balcı da oradaydı. Işın Ceylan 'Buraya bir araç gelsin.' diye seslendi. Araç gitti. Özkan yaralı bir şekilde arka koltuğa yatırılmıştı. Özkan konuşabiliyordu.

Süratle revire götürülmesi emrini verdim. Akıncı Üssü içindeki revire götürüldü."

Sabaha karşı nizamiye bölgesindeki kalabalığın dağılmasının ardından İnsani Yardım Tugayındaki personelle 143'üncü Filo'nun otoparkına geçtiklerini ifade eden Zelbey, "Üs içinde dolaşmaya başladık, niyetimiz askeri savcıyı bulmaktı. Bina içindeki odalara baktığımızda buralarda havacı kıyafetleri gördük. Biz de orada bulduğumuz havacı üniformalarını giydik." diye konuştu.

Sanıklar Fahri Koçak ve Ali Eraslan ile üssün dışına çıktıklarını, bir süre yürüdükten sonra yolda bekleyen polislerin yanına gittiklerini belirten Zelbey, iddia edildiği gibi üsten kaçarken yakalanmadıklarını savundu.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

20.12.2019 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.

Esas hakkındaki savunmasını yapan eski astsubay Erdoğan Durgun, olay tarihinde Konya'daki 3. Ana Jet Üssü'nde görev yaptığını, 14 Temmuz'da sanık eski binbaşı Gökhan Maldar'ın kendisinden Akıncı Üssü'ne giderek eğitim faaliyetine katılmasını istediğini söyledi.

Sanık Durgun, söz konusu emri Cumhurbaşkanı'na suikast ekibinin başındaki darbeci general Gökhan Şahin Sönmezateş'in verdiği yönündeki ilk ifadesinin doğruyu yansıtmadığını ileri sürdü.

Aldığı eğitim emrinin darbeye yönelik olmadığını iddia eden Durgun, emrin sözlü olarak verildiğini, amiri olan Maldar'dan yazılı emir istemesinin söz konusu olamayacağını savundu.

Olay günü Halil Burak Balcı ile Akıncı Üssü'ne geldiklerini, dönemin harekat komutanı olan Ahmet Özçetin'in bilgisi dahilinde Akıncı'ya girerek 143. Filo'ya geçtiklerini anlatan Durgun, eğitim kapsamında beklemeye başladıklarını aktardı.

Akşam saatlerinde filo personelinin toplanmaya başladığını söyleyen Durgun, Akıncı'ya yönelik terör saldırısı olabileceğinin konuşulduğunu ve harekat komutanı tarafından beklemeleri gerektiğinin söylendiğini, bunun üzerine Maldar'ı arayarak bilgi vermek istediğini ancak kendisine ulaşamadığını ileri sürdü.

İlerleyen saatlerde terör saldırısı ihtimaline karşı nizamiyeye giderek emniyet görevi aldığını iddia eden Durgun, burada toplanan vatandaşlarla konuşarak onları askeri bölgeden uzaklaştırmaya çalıştığını, kendisinin hiçbir şekilde sivillere ateş etmediğini öne sürdü. Durgun, nizamiyede toplanan vatandaşlar ile askerleri karşı karşıya getirmek isteyenlerin olduğu iddiasında bulundu.

Darbeci olmadığını, bu düşünceyle hareket etmediğini ve suçsuz olduğunu savunan Durgun, beraatini istedi.

Davanın görülmesine gelecek hafta devam edilecek.

Paralel yapı-15 Temmuz (2016)-29 Mart (2017) 'Ankara 475 sanık (ilk 486) Darbe/Akıncı Hava Üssü' davası

(21 Aralık 2019, 12:46)

Share by: