HaberKanal
Haberler
İstanbul VIP Dinleme davası - haberver.in - 16.1.2018
İSTANBUL VIP DİNLEME DAVASI
İstanbul'da eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın da aralarında bulunduğu 3'ü tutuklu 143 polisin yargılandığı FETÖ/PDY'nin yasadışı dinleme davasına devam edildi. Savunma yapan tutuklu sanıklardan Hayati Başdağ, kendilerini içeri attıranların devleti yıkmaya çalıştıklarını, amacın Ortadoğu'nun yenide şekillendirilmesi olduğunu iddia etti.

17.12.2016 16:03 İstanbul'da eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın da aralarında bulunduğu 3'ü tutuklu 143 polisin yargılandığı FETÖ/PDY'nin yasadışı dinleme davasına devam edildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 7.celsesi görülen duruşmaya, tutuklu sanıklardan eski Emniyet İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Hayati Başdağ ile 25 tutuksuz sanık katıldı.

Duruşma, mahkemeye gelen evrakların okunmasıyla başladı. Davanın müşteki ve mağdurlarından 80 kişinin, celse arasında, davaya katılma talebini içeren dilekçe sundukları belirtildi.

Mahkeme Başkanı Bülent Dalkıran, tutuklu sanıklardan Erol Demirhan ile tutuksuz sanıklardan eski komiser Serkan Durmaz'ın örgütün şifreli haberleşme programı "ByLock"u kullandığının tespit edildiğine dair evrakın mahkemeye gönderildiğini belirterek, Durmaz hakkında yakalama kararı çıkarıldığını bildirdi.

Duruşmada söz alan sanıklar Başdağ, Kongur ve Güneş, cezaevinde gerektiği kadar vakit bulamadıkları ve avukatlarıyla yeterince görüşemediklerini ifade ederek, savunmalarını hazırlamak için süre talebinde bulundu.

SAVUNMASINI HAZIRLAMAK İÇİN SÜRE TALEP ETTİ

Duruşmada söz alan Hayati Başdağ savunmasını hazırlamak için süre talep ederek, "Bizim yaptığımızın kanuni ses kayıtları sanmıştım. Ancak bunun olmadığını gördüm. Terör örgütü üyeliğinden tutuklandım. Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmaya çalışıyorlar, yaşanan süreç devletin tasfiyesi sürecidir. FETÖ konusu mazerettir. İsterseniz bu süreci Ergenekon ve Balyoz süreçlerine MİT krizine götürebilirsiniz. Heyetinizin tarihi sorumluluk gereği bunun şuurunda olmanızı istirham ediyorum. Yarın torunlarımız arkamızdan Fatiha mı, yoksa başka bir şey mi okuyacak bu belli olacaktır. Ben ihraç edilmiş de olsam Türk devletinin bir neferiyim" dedi.

"FETÖ ÜYESİ OLMADIĞIM AÇIKTIR"

FETÖ savunuculuğu yapmadığını ileri süren Başdağ, "FETÖ üyesi olmadığım açıktır. FETÖ uydurulmuş bir çuvaldır. Türkiye Cumhuriyeti devleti yıkılmak istenmektedir. Amaç Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesidir. Ben kendimle ilgili bir talepte bulunamam. Ama sakın beni tahliye etmeyin, tahliye ederseniz FETÖ'cü diye damgalanırsınız ve işinizden atılırsınız, cezaevine girersiniz" diye konuştu.

Diğer sanıklar ise avukat tutmak için maddi imkanlarının yeterli olmadığını söyleyerek avukat atanmasını talep etti.

SEGBİS tartışması

Duruşmada sanık avukatlarından Özge Elif Hendekçi ile Mahkeme Başkanı Bülent Dalkıran arasında, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'ne ilişkin (SEGBİS) tartışma yaşandı.

Avukat Hendekçi, bütün duruşmalarda SEGBİS'in açık olmasını ve yargılamanın kayıt altına alınmasını istedi.

Başkan Dalkıran ise sanıkların savunmalarını yapmadıklarını, bu nedenle söylenen her sözün tutanağa geçirildiğini belirtti.

Hendekçi, SEGBİS olmadan duruşmalara devam edilmesi durumunda, tutanaklara eksik bilgilerin girebileceğini, bunun da müvekkilleri açısından dezavantaj olduğunu söyledi.

Avukat Hendekçi'nin ısrarlı talebi üzerine Mahkeme Başkanı Dalkıran, yüksek sesle "Avukat Hanım, her duruşma bunu yapıyorsunuz. Duruşmayı provoke ediyorsunuz. Böyle devam ederseniz hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım." dedi.

Avukat Hendekçi de "Bana böyle bağıramazsınız. Ben sadece yasal bir talebi dile getiriyorum. Ben de sizin hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım." diye cevap verdi.

Duruşmada diğer avukatlar da söz alarak, müvekkillerinin FETÖ'yle bir bağlantısının bulunmadığını öne sürerek, tahliyelerine karar verilmesini talep etti.

TUTUKLULUKLARININ DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan ve Hayati Başdağ'ın savunmalarının henüz alınmamış olması, iddia edilen eylemlerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde yoğunlaşmış olması ve bu sanıkların yönetici konumda bulunmalarını dikkate alarak tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

KATILMA TALEPLERİ KABUL EDİLDİ

Heyet, aralarında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden ve emekli Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan'ın da bulunduğu toplam 80 şikayetçinin suçtan zarar görme ihtimallerine binaen duruşmalara 'katılan' sıfatıyla kabullerine de hükmetti.

Taleplere ilişkin ara kararını açıklayan heyet, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Mustafa Rifat Hisarcıklıoğlu, Adana Emniyet Müdürü Osman Ak, İHH Başkanı Bülent Yıldırım, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, eski TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, eski emniyet müdürü Emin Aslan ile iş adamları İnan Kıraç, Mehmet Ali Yalçındağ, Aydın Doğan ve gazeteci Fatih Altaylı, Nevzat Çiçek'in de aralarında bulunduğu 80 kişinin, suçtan zarar görme ihtimalini dikkate alarak, davaya katılma taleplerini kabul etti.

Avukat talebinde bulunan sanıklara avukat tayin edilmesi için baroya yazı yazılmasına karar veren heyet, sanıklara savunmalarını hazırlamaları için süre verdi.

Soruşturma kapsamında tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen, fakat duruşmalara gelmeyen 17 sanık hakkındaki yakalama kararının beklenilmesine hükmeden heyet, tutuklu sanıklar eski emniyet müdürleri Hayati Başdağ, Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve savunmalarının henüz alınmamış olması nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Duruşma 8-9 Mart'a ertelendi.

İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan 721 sayfalık iddianamede siyaset, iş, medya ve spor dünyasından tanınmış isimlerin de bulunduğu 57 kişi "mağdur" sıfatıyla yer alıyor. 209 kişinin "müşteki" sıfatıyla yer aldığı iddianamede, İstanbul, Tekirdağ ve Edirne İl Emniyet Müdürlükleri bünyesinde bulunan İstihbarat Şube Müdürlükleri'nde telekomünikasyon yoluyla yapılan önleyici istihbarat faaliyetleriyle ilgili olarak iletişimin tespit edilmesi, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinde usulsüzlükler tespit edildiği belirtiliyor. Sanıkların 2008 yılından 2013 yılına kadar kesintisiz bir biçimde bu eylemlerini sürdürdükleri ve yasadışı örgütlenme oluşturdukları ifade ediliyor. İddianamede, sanıkların kamuoyunda tanınan belirli ekonomik güce sahip kişileri, terör ve organize suç örgütleriyle ilişkilendirerek, bu kişilere ait bilgileri bildikleri halde kişinin gerçek kimliklerini gizlemek veya eksik ya da yanlış bilgi vererek, içeriği itibariyle sahte oluşturulmuş belgelerle temin edilen dinleme kararlarını uygulamaya koyarak, özel hayatın gizliliğini ihlal ettikleri belirtiliyor.

CEZA İSTEMLERİ

İddianamede, soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski emniyet müdürleri Erol Demirhan ve Ali Fuat Yılmazer'in de aralarında olduğu tüm sanıklar hakkında "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor. Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan, Özgür Nikbay, Halil Hilal Seyfi, Serdar Güldalı ve Mehmet Yılmaz hakkında ayrıca, "Silahlı örgüt kurmak ve yönetmek" suçlarından 15'er yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, diğer 137 şüphelinin de "Silahlı örgüte üye olmak" suçundan 10'ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. İddianamede, Ali Fuat Yılmazer hakkında 56 müştekiye yönelik eyleminden dolayı, "Resmi belgede sahtecilik", "İftira", "Görevi kötüye kullanma", "Haberleşmenin gizliliğini ihlal", "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması", "Özel hayatın gizliliğini ihlal", "Kişisel verilerin kaydedilmesi", "Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme", "Kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri yok etmeme" suçlarından 616 yıldan bin 924 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İddianamede, Erol Demirhan'ın ise aynı suçlardan, 175 müştekiye yönelik eyleminden dolayı bin 743 yıldan 5 bin 735 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor. Diğer 141 şüpheli hakkında ise benzer suçlardan 35 yıldan 878 yıla kadar değişen oranlarda hapis cezası talep ediliyor.

Paralel yapı-12 Mart (2016) 'İstanbul yasadışı dinleme-VIP dinleme' soruşturması

(17 Aralık 2016, 16:03)

Share by: