15 Temmuz Cuma Saat:22.00 TSK'daki FETÖ'cülerden askeri darbe girişimi
YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
27 Temmuz 2016, Çarşamba
Aharun.8m.net|Kontrgerilla.com|HaberKanal.net .. Terör, derin devlet, paralel devlet, kontrgerilla ve bağlantılı konularda 2001'den beri yayındayız
Terörle mücadele dursun deyip devlete demediğini bırakmayan, terör örgütüne ise ses bile çıkaramayan sözde aydınların skandal bildirisinin yurtiçi ve dışı destekçileri

HaberKanal.net.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "jitem mahkeme" için arama sonuçları    (Toplam 482 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Flaş!!! Ayhan Çarkın tutuklandı

Susurluk davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın, 1994 yılında Ankara´nın Gölbaşı ilçesinde cesedi bulunan avukat Yusuf Ekinci´nin öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklandı. Ankara özel yetkili cumhuriyet savcısı tarafından, tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilen Çarkın, ´Etkin pişmanlık´tan yararlanmak istediğini açıkladı. Mahkeme Çarkın´ın tutuklanmasına karar verdi.

FLAŞ!!! Ayhan Çarkın tutuklandı

Susurluk davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın, 1994 yılında Ankara´nın Gölbaşı ilçesinde cesedi bulunan avukat Yusuf Ekinci´nin öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklandı. Ankara özel yetkili cumhuriyet savcısı tarafından, tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilen Çarkın, ´Etkin pişmanlık´tan yararlanmak istediğini açıkladı. Mahkeme Çarkın´ın tutuklanmasına karar verdi.

Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın, faili meçhullerle ilgili soruşturma kapsamında tutuklandı.1994´te öldürülen Avukat Yusuf Ekinci´nin ailesinin yaptığı suç duyurusu üzerine gözaltına alınan Çarkın´ın, cinayet emrini İbrahim Şahin´den (eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili) aldığını söylediği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Çarkın, Ankara´da Özel Yetkili Savcı Hakan Yüksel´e Susurluk Davası´nın Ankara ile ilgili bölümü konusunda önemli itiraflarda bulundu. Avukat Ekinci´nin yanı sıra eski Sağlık Bakanlığı Müfettişi Namık Erdoğan, eski DEP Ankara İl Başkanı Faik Candan ve Altındağ Nüfus Müdürü Macit Baskın´ın cinayetlerinde rol aldığını itiraf etti. Cinayet yerlerinde keşif yaptırılan Çarkın, dün çıkarıldığı mahkeme tarafından cezaevine gönderildi. Çarkın, adliye çıkışında, Adalet için herkes yardımcı olsun. Müdahiller, herkes gelsin bana. Bütün dosyalar açılacak, bütün gerçekler ortaya çıkacak. dedi.

Çarkın, basına yansıyan konuşmalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Susurluk davasında çeteye üye olmak suçundan 4 yıl ceza alan Çarkın, 16´sı çocuk 30 kişinin öldürüldüğü Pınarcık katliamıyla ilgili de, Pınarcık katliamını provokasyon amaçlı JİTEM´in oluşturduğu gruplar yaptı. demişti. Çarkın, kaç kişi öldürdüğü yönündeki soruyu, Öldürdüğüm insanların çetelesini tutmadım. şeklinde cevaplamıştı.

Eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın, 2 Haziran Perşembe günü İstanbul´da gözaltına alınmıştı. Cuma günü ise aynı soruşturma kapsamında özel yetkili savcıya ifade veren Çarkın, daha sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü´ne götürülmüştü. Avukat Yusuf Ekinci´nin eşi avukat Ülkü Ekinci ve oğlu avukat Sertaç Kamil Ekinci, cesedin bulunmasının yıl dönümü olan 25 Şubat 2011 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na faili meçhul cinayetin işlendiği tarihte görev yapan yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. ( Cihan)

SUSURLUK DOSYASI TEKRAR AÇILIYOR

Türkiye´nin karanlık dönemi olarak adlandırılan 1994 yılındaki 4 faili meçhul cinayetin dosyası tekrar açılıyor. Susurluk´un karakutusu olarak bilinen Eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Yüksel´e ´şüpheli´ sıfatıyla verdiği ifade kapsamında; eski Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Mecit Baskın, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan ve avukat Yusuf Ekinci´nin cesetlerinin bulunduğu Ankara Mamak ve Gölbaşı ilçelerinde tatbikatlı keşif yapıldı. Çarkın´a Ankara TEM Şubesi tarafından alındığı iddia edilen ve bir daha kendisinden haber alınamayan Avukat Faik Candan´ın da sorulduğu öğrenildi. Ayhan Çarkın´ın itirafları kapsamında yapılan keşiflere Çarkın´ın da katıldığı öğrenildi. Cinayetleri ´faili meçhul´ olarak kalan bu isimlerin tamamının 1994 yılında öldürüldüğü belirlendi.

ERDOĞAN DOSYASI KAPATILMIŞTI

Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan´ın öldürülmesine neden olan olayların Haluk Kırcı´nın dört arkadaşıyla birlikte bir şirket kurmasıyla irtibatlı olduğu ileri sürülmüştü. Kırcı´nın aralarında Abdullah Çatlı´nın kardeşi Zeki Çatlı´nın ve Bahçelievler katliamı sanıklarından Ahmet Ercüment Gedikli´nin de bulunduğu dört ortağıyla birlikte kurduğu Promesse Tıbbi Malzeme ve Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi´yle Sağlık Bakanlığı ihalelerine girdiği saptandı. Kırcı´nın ihalelere giren diğer şirketlere baskı uyguladığı, bakanlık personeline rüşvet dağıttığı iddialarıyla ilgili olarak 1994 yılında Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan soruşturma açtı. Ünlü sanatçı Yılmaz Erdoğan´ın amcası olan Namık Erdoğan, elindeki soruşturma dosyasını tamamlamadan öldürülmüştü. Erdoğan´ın dağa (PKK´ya) ilaç ve sağlık malzemesi sağladığı iddia edilmişti.

NÜFUS MÜDÜRÜ CİNAYETİ

1994 yılında öldürülen Ankara Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın cinayeti de faili meçhul olarak kalmıştı. Mecit Baskın, PKK´nın Doğu Bölgesi Politik Sorumlusu olduğu iddia edilen, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ileri sürülen Hakkari Yüksekova doğumlu Hurşit Han´ın kayınbiraderiydi.

EKİCİ´NİN CESEDİ BULUNMUŞTU

25 Şubat 1994 yılında cesedi Gölbaşı´nda bulunan Avukat Yusuf Ekici´nin kendi gibi avukat olan eşi Ülkü Ekici tarafından 25 Şubat´ta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na verilen dilekçeyle, cinayetteki sis perdesinin aralanması istenmişti. Ekinci, sadece emniyet teşkilatı özel harekat birimlerinde bulunan Uzi marka silahla öldürülmüştü.

SUÇ MAHALLİNDE KEŞİF YAPILDI

Avukat Faik Candan ise 1994 yılında kaçırılmış ve bir daha kendisinden haber alınamamıştı. Dönemin İHD Genel Başkanı Akın Birdal, avukat Candan´ın Ankara Terörle Mücadele Şubesi´nce gözaltına alınmasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe ve İnsan Hakları Bakanı Azimet Köylüoğlu´na başvuruda bulunmuştu. Candan´ın öldürüldüğü belirtilen yerde de Ayhan Çarkın´ın ifadeleri doğrultusunda gizli tatbikat yapıldığı öğrenildi.

BİLDİKLERİMİ ANLATIRIM DEMİŞTİ

Ayhan Çarkın, Susurluk kazası ile ilgili olarak Şubat ayında Radikal Gazetesi´ne verdiği röportajında Hakikatları araştırma komisyonu kurulması kurulması durumunda tüm bildiklerini anlatacağını ifade etmişti. Çarkın´ın bu sözleri üzerine önce İstanbul özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali tarafından ifadesi alınmıştı. Savcı Karaali Ankara´da soruşturulan faali meçhul cinayetler ile ilgili olarak dinlenmesi içir Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yazı gönderdi. Bunun üzerine dosya Özel Yetkili Savcı Hüseyin Yüksel´i verildi.

Ağar ve Şahin´in ifadesi alınsın demişti

Eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın, Benim girdiğim tüm silahlı çatışmalarda imzam vardır. Bu işte bir adalet varsa ben o işte varım. Kimlerle çalışmışsam onlara da her şeyi sormaya hakkı vardır insanların. Hiçbir yere kaçmayacağım. Öcalan´ın önerdiği hakikatleri araştırma komisyonu açılsın, namusum ve şerefim üzerine yemin ediyorum gider her şeyi anlatırım. Benimle birlikte olanları, bu ülkeye ihanet edenleri söyleyeceğime yemin ediyorum. Ama o komisyona başkaları da gelmeli. Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve daha başkaları da gelmeli demişti. Kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal cinayetinde yer aldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Çarkın, Susurluk kazasında yaralı kurtulan DYP´li Milletvekili Sedat Bucak´ın altı korumasından biriydi. Çarkın Susurluk davasında İstanbul DGM tarafından Ocak 1997´de tutuklandı. 4 yıl ceza aldı, 291 gün hapis yattı. ( Yenişafak)

Fikri Sağlar ifade verdi

10 Haziran 2011 - Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinin yürüttüğü bazı faili meçhul cinayetlere ilişkin soruşturma kapsamında, bir dönem Susurluk´ta meydana gelen kazaya ilişkin Meclis Araştırma Komisyonunun da üyesi olan eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar´ın bilgisine başvuruldu.Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısına 1 saat 15 dakika süreyle ifade veren Sağlar, adliye çıkışında gazetecilere açıklama yaptı. Susurluk davası hükümlüsü, eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın da şüphelisi olduğu soruşturmada ´tanık´ olarak ifade verdiğini belirten Sağlar, tanıklığının, Susurluk´ta meydana gelen kazaya ilişkin Meclis Araştırma Komisyonunda Çarkın´ın verdiği ifadelerle ilgili olduğunu kaydetti.

Bir soru üzerine, Çarkın´ın verdiği ifadeleri tam olarak bilmediğini söyleyen Sağlar, ancak Çarkın´ın, basına yansıyan ifadelerinin, Meclis Araştırma Komisyonuna verdiğinden çok farklı olduğunu belirtti. Eski ifadelerle ilgili konuyu açtığını bildiren Sağlar, Ömer Lütfi Topal cinayeti konusunda, İbrahim Şahin´in geçmişte verdiği ifadeleri anlattı.

Şahin´in, ´cinayet işlendiği dönemde UZİ marka silahın yalnızca kendilerinde bulunduğu ve cinayet mahallinde UZİ marka silah şarjörü bırakılarak, bir mesaj verildiği´ yönünde beyanda bulunduğunu kaydeden Sağlar, Şahin´in, komisyonda, ´Bu mesajı kabul etmediklerini, olayın üzerlerine atıldığını´ ifade ettiğini dile getirdi. ´Ben de o sırada, avukat Yusuf Ekinci´nin de UZİ ile öldürüldüğünü sormuştum. Kendi ifadesiyle geldiği noktada çok şaşırmıştı´ diyen Sağlar, ifadesinde bu konunun altını çizdiğini kaydetti.

Sağlar, bir soruyu yanıtlarken, Susurluk´la ilgili Meclis Araştırma Komisyonunun diğer üyelerinin ifadelerinin alınıp alınmayacağını bilmediğini, ifadesinde Mehmet Ağar´ın isminin geçmediğini bildirdi. ( AA)

(05 Haziran 2011), son güncel.: (10 Haziran 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın şok itirafları ve gözaltına alınışı manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3395    yazdır/print


 

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

İzmir´deki bir operasyonda gözaltına alınan İrfan Erbarıştıran´la bağlantılı oldukları gerekçesiyle Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinden alınarak merkeze çekilen Celal Uzunkaya, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ı yakalamak için operasyon hazırlığında olduklarını söyledi.

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

İzmir´deki bir operasyonda gözaltına alınan İrfan Erbarıştıran´la bağlantılı oldukları gerekçesiyle Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinden alınarak merkeze çekilen Celal Uzunkaya, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ı yakalamak için operasyon hazırlığında olduklarını söyledi.

İzmir´de kendisini muhbir ve MİT görevlisi olarak tanıtıp, çok sayıda kişiyi dolandırdığı iddia edilen İrfan Erbarıştıran ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinden alınarak merkeze çekilen Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü´nün de aralarında bulunduğu 7 tutuksuz sanığın yargılanmalarına devam edildi. Duruşmada Uzunkaya, ´Yeşil´ olarak bilinen Mahmut Yıldırım´dan yaşıyor gibi sözetti. Erbarıştıran da duruşmadan sonra basın mensuplarına, tutuklanmadan önce Yeşil´i yakalamak için çalıştıklarını söyledi.

İzmir 10´uncu Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davanın duruşmasına, haklarında 6-33 yıl arasında hapis cezaları istenen eski Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü ile İrfan Erbarıştıran, diğer tutuksuz sanıklar, avukatları katıldı.

Celal Uzunkaya´nın ifadesindeki ´Yeşil´ kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım ile ilgili sözleri dikkat çekti. Bugüne kadar yaşayıp- yaşamadığı tartışılan Yıldırım´dan hayattaymış gibi söz eden Uzunkaya savunmasında, şöyle dedi: Biz önce kamuoyu önünde cezalandırıldık. Elle tutulur hiçbir delil yokken burada çete suçundan yargılanmak gücüme gidiyor. Özellikle ben şu anda, birlikte yargılandığım istihbaratçı İrfan Erbarıştıran ile damadımı 6 bin Euro dolandırmış gibi görünüyorum. Böyle bir şey kabul edilebilir değil. Benim İrfan Erbarıştıran ve örgüt üyeleri ile 587 kez telefonla görüştüğüm iddia ediliyor. Böyle bir şey mümkün değil. İrfan Erbarıştıran´ı Yeşil ile ilgili yaptığımız çalışma konusunda uyardım. ´Bak bu çok gizli bir çalışma, bir yerden sızarsa kötü olur´ şeklinde sözler söyledim. Çünkü bu çok gizli bir çalışmaydı. Hakkımdaki iddiaları kabul etmiyor ve beraatimi talep ediyorum.

Mustafa Gülcü de eski savunmalarını tekrarladı. Emniyet Genel Müdürlüğü´ne 2009 yılında gelen bir ihbar mektubuyla başlayan operasyonda önce kamu önünde suçlu ilan edildiklerini, sonra mahkeme önüne çıkarıldıklarını belirten eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü, şöyle devam etti: Sayın üyeler, ihbar mektubu şu anda elimde. Bu mektupta ne isim ne de bir imza ve kaşe var. Böylesine kayıtsız ve kim tarafından yazıldığı belli olmayan iddialara inanılıp hakkımızda dava açıldı. Şu anda çete suçlamasıyla karşınızdayız dedi. Mağdur olduklarını belirten Gülcü, Benim, çete lideri olarak gösterilen İrfan Erbarıştıran ile bir tek telefon görüşmem yoktur. Varsa eğer bana verilsin. Benim defalarca görüştüğüm iddia ediliyor. Suçsuzum ve beraatimi talep ediyorum. Heyet eğer beraat kararı vermeyecekse görevsizlik kararı verilsin.

Yeşil´i yakalamak için operasyon

İrfan Erbarıştıran ise, davanın açıldığı günden beri gazetelerde muhbir ve ihbarcı olarak adının yazıldığını, bunun şu andaki yaşantısını sıkıntıya soktuğunu söyledi. Can güvenliğinin bulunmadığını belirten İrfan Erbarıştıran, Sayın başkanım size soruyorum, beni kim koruyacak? Adım gazetelerde ve internet ortamında açıkca yazıldı. Nereye gitsem deşifre oluyorum dedi, hakkındaki suçlamaları ve çete lideri olduğu iddialarını kabul etmedi.

Diğer sanıklardan Tahir Saraç, ücret karşılığında Erbarıştıran´ın şoförlüğünü yaptığını öne sürerken, Cem Gülbayoğlu ise örgüt üyesi olmadığını iddia etti. Ergün Arar ve Fuat Çiriş de iddiaları reddetti. Mahkeme heyeti, görevsizlik taleplerini reddederek duruşmayı eylül ayına erteledi.

Duruşmadan sonra basın mensuplarının, Celal Uzunkaya´nın Yeşil ile ilgili sözleriyle ne demek istediğini sorduğu Erbarıştıran, Böylesine gizli bir bilgiyi bile mahkemede açıkça söylüyor. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yakalanması için 6 aydır çalışma yapıyorduk. Biz kendisinin yerini tespit edip yakalanması için çalışırken, beni tutuklayıp cezaevine gönderdiler diye konuştu. Uzunkaya´nın bu konuda duruşmada söylediği sözleri doğruladı.

Olayın geçmişi

İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, 2009 yılı Aralık ayında, dolandırıcılık yaptıkları ileri sürülen bir grubu takibe alarak operasyon düzenledi. Operasyonda, grubun elebaşısı olduğu ileri sürülen, emniyete haber elemanı olarak görev yaptığı belirtilen İrfan Erbarıştıran, Cem Gülbayoğlu, Tahir Saraç, Fuat Çiriş, Ergün Arar gözaltına alındı. Ayrıca, Erbarıştıran ile bağlantılı olduğu ileri sürülen, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü´nün de ifadesine başvuruldu. Sanıklardan İrfan Erbarıştıran, Cem Gülbayoğlu, Tahir Saraç tutuklandı. Operasyonun ardından Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü kararnameyle görevlerinden başka bir göreve atanmak üzere alındı. Soruşturmanın tamamlanmasıyla sanıklar hakkında İzmir 10´uncu Ağır Ceza Mahkemesi´nde dava açıldı. Sanıkların 5´i hakkında nitelikli dolandırıcılık, çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, üye olmak, tehdit etme suçlarından, polis müdürleri Celal Uzunkaya ile Mustafa Gülcü´nün soruşturmanın gizliliğini ihlal etmekten cezalandırılmaları istendi. Yargılama başladıktan sonra tutuklu sanıklar tahliye edildi. ( Cnnturk)

Şok iddia: Yeşil yaşıyor, itirafçı olmak istiyor

07 Eylül 2011 - JİTEM´in PKK´nın ve bunların Ergenekon´la olan bağlantılarının masaya yatırıldığı programda Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili iddia damga vurdu. Beyaz TV´de Latif Şimşek ve Nagehan Alçı´nın birlikte sunduğu programa 90´larda bölgede JİTEM haber elemanı olarak çalışan Bedran Akdağ ve Emekli Astsubay Hüseyin Oğuz konuk oldu. Emekli Astsubay Hüseyin Oğuz ´Yeşil´in yaşadığı´ iddiasını yeniden dile getirdi. Ve 2009 senesinde Ergenekon soruşturması başladığı sırada kendisini Yeşil´in aradığını şöyle aktardı ´Ergenekon ve gizli sanıklarla görüştüğünü ve bunun ileriki süreçte çok faydalı olacağını söyledi. Tabi ben o saatte beni neden biri arasın. Ama kesin Yeşil´di. Sesinden tanıdım. Yeşil sıkıştı. Eski beraber olduğu insanlar tümüyle emekli oldu. Kaçacak, göçecek yeri kalmadı.´

Bu telefon konuşmasının ardından kendisini arayanın Yeşil olduğunu teyit ettiğini belirten Oğuz, Yeşil´in oğlunun da kendisini arayıp babasının itirafçı olmak istediğini yaptıklarından dolayı pişman olduğunu söylediğini belirtti. Nagehan Alçı bunun üzerine Yeşil´in Ergenekon itirafçısı olmasıyla Türkiye´deki karanlık noktaların aydınlanacağı yorumunda bulunarak Oğuz´a ´Yeşil´in itirafçı olmasıyla kimler çok korkar?´ diye sordu. ( Aktifhaber)

(23 Mayıs 2011), son güncel.: (07 Eylül 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3326    yazdır/print


 

Şemdinli´de Büyükanıt da yargılanabilir

Şemdinli davasının Van Ağır Ceza Mahkemesi´ne dönmesinin ardından müdahil avukatlar, Yaşar Büyükanıt´ın da davaya dahil edilmesi için girişim başlatıyor.

Şemdinli´de Büyükanıt da yargılanabilir

Şemdinli davasının Van Ağır Ceza Mahkemesi´ne dönmesinin ardından müdahil avukatlar, Yaşar Büyükanıt´ın da davaya dahil edilmesi için girişim başlatıyor.

Şemdinli´de 9 Kasım 2005 tarihinde Seferi Yılmaz´a ait Umut Kitabevi´nin astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz tarafından bombalanmasının ardından, askeri ve sivil mahkeme arasında dosyanın gidip gelmesi nedeniyle bir türlü başlanamayan yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi´nin davanın sivil mahkemede görüşülmesi gerektiğine dair verdiği kararın ardından önümüzdeki günlerde yeniden Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görüşülmeye başlanacak.

Uyuşmazlık Mahkemesi´nin gerekçeli kararı on beş gün içerisinde yazması ve dava dosyasını yeniden Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne göndermesi bekleniyor. Dosyanın gelmesinin ardından Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Seferi Yılmaz ve davanın mağdurlarının avukatları Dinçer Aslan ve Murat Timur, daha önce 39 yıl hapis cezasına çarptırılan ancak askeri mahkeme tarafından tahliye edilen tanıklar hakkında verilen mahkûmiyet kararının yinelenmesini isteyecekler.

Büyükanıt yargılansın talebi

Avukatlar ayrıca, eski Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya tarafından hazırlanan Şemdinli iddianamesinde eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt hakkında ´yargıyı etkilemeye teşebbüs´, ´Diyarbakır 7. Kolordu´da görevli olduğu dönemde suç işlemek için örgüt kurmak´, ´ görevi kötüye kullanmak´ ve ´evrakta sahtecilik´ suçlarından yargılanmasına yönelik istemi hatırlatarak, mahkemeden Büyükanıt´ın sanık olarak yargılanmasını talep edecekler. Avukatlar Büyükanıt´ın yanı sıra olaylarda ismi geçen ve 2005 yılında Van Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Selahattin Uğurlu ve Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Erdal Öztürk´ün de ´sanık´ olarak yargılanmalarını ve duruşmalara katılmalarını talep edecekler.

Yeni bir suç duyurusu

Avukatlar, taleplerine gerekçe olarak, Şemdinli iddianamesini hazırlayan Ferhat Sarıkaya´nın ´olayın arka planının da üst rütbeli isimlerin olduğu´ tespitini ve Askeri Yargıtay Başsavcılığı tarafından 18 Şubat 2011 tarihinde “olayın arka planı iyi incelemeli, olayda tanık ifadelerine göre ve incelendiğinde karmaşık ilişkiler dikkat çekmektedir. Emir komuta zinciri dikkate alındığında olayla ilgili üst düzey komutanların bilgi sahibi olmaması mümkün değildir” şeklindeki görüşlerini gösterecekler. Taraf´a konuşan Avukat Murat Timur, “Emir komuta zinciri içerisinde sorumluların tek tek dosyaya dâhil edilmesi gerekiyor. Çünkü saldırganlar Şemdinli´ye İl Jandarma Komutanlığı´ndan aldıkları resmi izin belgesi ile gidiyorlar. İl Jandarma Komutanlığı, Bölge Asayiş Komutanlığı´ndan onay almadan belge düzenleyemez. Bölge Asayiş Komutanlığı ise o dönemde Büyükanıt´ın başında olduğu 7. Kolorduya bağlı. Mahkemenin bunları dikkate alarak, söz konusu kişileri dosyaya dâhil etmesi gerekiyor” dedi.

Taraf ´a konuşan Şemdinli Davası müdahil Avukatı Dinçer Aslan, “Büyükanıt´ın bu saldırının arkasında olduğu, hem tanık ifadelerinde hem de savcılığa ulaşan ihbar mektuplarında aleni bir şekilde ortadır. İfadesi ilk olarak talimat yoluyla da alınabilir” diye konuştu. Adli kaynaklar ise böyle bir talep gelmesi halinde değerlendirilebileceğini belirtti.

Sarıkaya´nın iddianamesinden

Şemdinli´deki olayın ardından o dönemde Van Cumhuriyet Savcısı olan Ferhat Sarıkaya, 200 sayfalık bir iddianame hazırlamış. İddianamede, saldırının JİTEM tarafından provokasyon amacıyla yapıldığına dair tespitlerde bulunmuştu. Sarıkaya iddianamede ayrıca, olayın arkasından Cumhuriyet Savcılığı´na gönderilen ihbar mektubu, işadamı Mehmet Ali Altındağ´ın ifadesi ve dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olan Yaşar Büyükanıt´ın olayın ardından saldırganlar için “tanırım iyi çocuklardır” açıklaması iddianameye konu olmuştu. Sarıkaya Büyükanıt´ın ´adli yargıyı etkilemeye teşebbüs´, ´Diyarbakır 7. Kolordu´da görevli olduğu dönemde suç işlemek için örgüt kurmak´, ´ görevi kötüye kullanmak´ ve ´evrakta sahtecilikten yargılanmasını istemişti. Sarıkaya, iddianamede ayrıca, Büyükanıt´ın aynı dönemde Van Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Selahattin Uğurlu ve Hakkâri Dağ Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Erdal Öztürk´ü de ´suç işlemek amacıyla örgüt kurmak´ ile suçlamış ve yargılanmalarını istemişti. ( Taraf)

(20 Mayıs 2011, 17:06)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Lanet olsun böyle iyi çocuklara

Şemdinli davası tekrar Van 3. Ağır Ceza´da

Şemdinli Davası ile ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3319    yazdır/print


 

Ergenekon davasında 120. duruşma

İkinci Ergenekon davasının bugün başlayan 120. duruşmasında tutuklu sanık emekli albay Levent Göktaş´ın çapraz sorgusuna devam ediliyor.

Ergenekon davasında 120. duruşma

İkinci Ergenekon davasının bugün başlayan 120. duruşmasında tutuklu sanık emekli albay Levent Göktaş´ın çapraz sorgusuna devam ediliyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen ikinci Ergenekon davasının 120´nci duruşmasında eski Özel Harekat Dairesi Başkan vekili İbrahim Şahin, gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu 18 tutuklu sanık hazır bulundu. Sanık Yalçın Küçük ise bu davadan tutuksuz olmasına rağmen Oda Tv soruşturması kapsamında tutuklandığı için tutuklu sanıklar arasında yer aldı. Tutuklu sanıklardan eski Başkent Üniversitesi kurucu rektörü Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi rektörü Fatih Hilmioğlu, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Albay Mustafa Dönmez, İbrahim Özcan ve Ersin Gönenci ise duruşmaya katılmadı.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, tutuklu sanık emekli Albay Mustafa Levent Göktaş´ı sanık kürsüsüne çağırarak Sanığa doğrudan soru sorma işlemine yani çapraz sorgusuna devam edileceğini açıkladı. Çapraz sorgunun başlamasıyla birlikte sanık Göktaş, önceki oturumlarda savcılar tarafından, Yeditepe Üniversitesi´nden birisi tarafından arandığını ve bunun nedeninin sorulduğunu hatırlatarak, Beni arayan emekli Albay arkadaş Üniversitede Terörle Mücadele konusunda seminer vermemi istemişti. Ancak semineri vermedim. diye hatırlatmada bulundu. ( Cihan)

Göktaş, Danıştay Hakimini aramış

Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese, sanık Göktaş´a Danıştay davasına bakan eski Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Orhan Karadeniz ile görüşüp görüşmediği sordu. Orhan Karadeniz´i bayram kutlaması için aramış olabileceğini ve Karadeniz´in emekli olduktan sonra bir iki defa bürosuna geldiğini ifade eden Göktaş, Orhan Karadeniz kıymetli bir hakimdir. diye konuştu. Göktaş, Danıştay binasının güvenliğinden ve kameralarından sorumlu OYAK Güvenlik Şirketi yöneticileri ile olan telefon görüşmeleri ve ilişkileri ile ilgili olarak da, 1995 yılında Özel Kuvvetler´den MİT´e subay ve astsubay alınacağı söylendi. Bizimle birlikte okul komutanı Orhan Çoban, komutan yardımcısı Kaşif Kozinoğlu, İbrahim Çağatay dahil toplam 5 subay, 6 astsubay MİT´e gittiler. 2000 yılının sonuna kadar kaldılar. Sonra MİT´ten ayrılanlar Özel Kuvvetler´e alınmadılar. Bazıları başka yerlere tayin oldu, bazıları emekli oldu. Emekli olan Orhan Çoban, Oyak Güvenlik´in Genel Müdürü oldu. ifadesini kullandı.

Bürosunda çalışan avukat Özge Evci´den ele geçirildiği iddia edilen ve içinde yüksek yargı hakim ve savcılarına ait kişisel bilgiler ve görüntüler olduğu belirtilen 51 No´lu DVD´ye ilişkin soruya ise Göktaş, 51 Numaralı DVD´nin kendisine ait olmadığını öne sürdü. Göktaş´ın, 1998 yılında Suriye ile imzalanan Adana Mutabakatında bulunduğunu söylediğini hatırlatan Özese´nin, 51 No´lu DVD´de bu anlaşmaya ilişkin detaylı bilgiler var. Bu bilgiler başkalarının eline geçmiş olabilir mi? diye sordu. Göktaş bu soruyu da, Devletten sızmış, benimle ilgisi yok. Ben Suriye´de görevliydim. Bana gönderilen soruları Suriyeli yetkililere sorar, aldığım cevapları el yazısı kripto ile 2. Ordu Komutanlığı´na gönderirdim. 2. Ordu da benim mesajlarımı kendi formatıyla Genelkurmay´a gönderirdi. Genelkurmay da MİT, Dışişleri Bakanlığı ve polisle paylaşırdı. diye cevapladı.

Kuzey Irak´ta görev yaptığını ve peşmergelerle birlikte PKK kamplarına sızıp bombalanacak hedefleri bildirdiğini söyleyen Göktaş, PKK kampında peynir, süt, bal sattık. Etrafa da baktık. Diyarbakır´a ´Böyle bir kamp yeri var´ diyorduk, harita üzerinde çiziyorduk. dedi.

Balyoz davasının tutuklu sanığı emekli Korgeneral Engin Alan´ı tanıyıp tanımadığı sorulan Göktaş, hiç tanımadığı şeklinde cevap verdi. JİTEM ile irtibatı olup olmadığı sorulan Göktaş, hiçbir alakası olmadığını söyleyerek, Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele birimleriyle hiç irtibatımız olmaz. Biz sadece Kuzey Irak´ta görevliyiz. Onlar istihbarat gönderirse bizim üstümüze yani tümene gönderir. Emri bize tümen verir biz gideriz. dedi.

Hakim Sedat Sami Haşıloğlu da, Ergenekon iddianamesinde Ergenekon diye bir terör örgütünün varlığından bahsediyor. Asker kişilerle ilişkiler kuran bir örgüt olduğunu söylüyor iddianame. Siz bir asker olarak ´Ergenekon´ adlı bir yapının konuşulduğuna şahit oldunuz mu? diye sordu. Göktaş, bu soruya da bulunduğu ortamlarda Ergenekon diye bir yapılanmayı hiç duymadığını savundu. (Cihan)

Göktaş´ın çapraz sorgusu tamamlandı

Çapraz sorgusu yapılan tutuklu sanık emekli albay ve avukat Levent Göktaş´a, üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu, ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ davası tutuklu sanığı Serdar Öztürk´ün kendisi hakkında ´değişik bir psikolojide olduğu´ sözlerini hatırlattı. Bunun üzerine, Göktaş, ´Ben ağlayan bir adamım, ailece bir bayrak gördüğümüzde, şehit cenazesinde kova dolusu ağlarız. Ben kanun çalarım, şarkı söyleyemem, ağlarım. Bu halimizi görenler ´Psikolojisi bozulmuş´ der´ diye konuştu.

Göktaş´ın çapraz sorgusunun ardından söz alan, Oda TV soruşturması kapsamında tutuklu bulunan, ikinci ´Ergenekon´ davasının tutuksuz sanığı Yalçın Küçük, hakim Hasan Hüseyin Özese´nin Göktaş´a sorularına dikkati çekerek, ´Burada bir ceza davası yerine Türk devlet teşkilatı üzerine seminer yapar hale geldik´ dedi. Türk devlet teşkilatında 2 milli istihbarat teşkilatı olduğunu belirten Küçük, şunları kaydetti: ´Biri bizim bildiğimiz MİT´tir. Diğeri ise Dışişleri Bakanlığı bünyesinde İstihbarat ve Araştırma Genel Müdürlüğüdür. Rahmetli büyükelçi Cenk Duatepe de bunun umum müdürü olmuştu. Cenk Duatepe, Talabani ve Barzani ile görüşmeleri doğrudan yürütürdü.´

Göktaş´ın avukatı Hüseyin Ersöz de söz alarak, 51 No´lu DVD´nin hukuka uygun elde edilmediğini belirterek, söz konusu DVD´nin hukuka uygunluk denetiminin yapılmasını istedi. Ersöz, böylece müvekkilinin özgürlüğünü kısıtlayacak hiçbir nedeni kalmayacağını ifade ederek, müvekkilinin tahliyesini talep etti. Ersöz´ün savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme heyeti duruşmayı yarına erteledi. ( Zaman, Cnnturk)

TSK´nın terörle mücadelesi sorgulanıyor

17 Mayıs 2011 - İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanıklarından emekli albay Levent Göktaş´ın avukatı Celal Ülgen, davayı değerlendirdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesinde bulunan salondaki 121. duruşmada savunma yapan Göktaş´ın avukatı Ülgen, aynı zamanda avukat olan müvekkiline çapraz sorguda hakim ve savcılar tarafından 200 kadar soru sorulduğunu belirterek, ´Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde miyiz, rüyada mıyız? Bir uluslararası mahkemede savaş suçlarından mı yargılanıyoruz?´ diye konuştu. ´Sayın hakim ve savcıların içinde bir kötülük yok biliyorum ama böyle de soru sorulmaz ki´ diyen Ülgen, ´Sorulara baktığım zaman, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadelesinin sorgulanması olarak görüyorum. Bu, soru sorma değil sorgulamadır. Yeni bir olay, yeni bir kurgu, sanık yeniden sanık oluyor, iş çığrından çıkıyor´ dedi. Ülgen, müvekkilinin çapraz sorgusu sırasında sorulan soruları eleştirerek, buranın sorgulama yeri olmadığını, soruların yeniden sorgulama şeklinde olduğunu söyledi.

Müvekkilinin Ankara´daki avukatlık bürosunun aranmasının usule aykırı olduğunu ifade eden Ülgen, arama kararında İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi İdris Asan´ın imzasının bulunduğunu belirtti. Ülgen, CMK´da avukatlara yönelik yapılan aramalarda mahkeme kararının olması gerektiğinin yer aldığını kaydederek, ´Müvekkilim Levent Göktaş avukat olduğuna göre kararı veren hakim, aranacak yerin avukatlık bürosu olduğunu biliyor´ dedi. Celal Ülgen, aynı mahkeme kararıyla müvekkilinin Ankara´daki bürosunun arandığını belirterek, Ankara´da özel yetkili mahkemenin bulunması nedeniyle İstanbul´daki mahkemenin arama kararıyla yapılan bu aramanın hukuka aykırı olduğunu söyledi.

İddianameye bakıldığında müvekkilinin hangi suçu işlediğini göremediğini ifade eden Ülgen, burada savcı ve hakimlerin sorularından da Göktaş´ın hangi suçu işlediğinin çıkarılamadığını öne sürdü. Ülgen, iddianamede Göktaş´a atfedilecek bir suç olmadığını savunarak, ´Göktaş hangi suçu işledi? İddianameye baktığımda sanık yok. İddianamede müvekkilim hayali bir örgütün üyesi olmakla ve yönetmekle suçlanıyor. Müvekkilim hangi eyleme, hangi toplantıya gitmiş de suçlu oluyor? Bunun açıklanmasını istiyorum´ dedi.

Ülgen, Göktaş´ın evinin aranması için gerekçe gösterilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: ´İddianamedeki suça bakıyorum. Suçla ilgili eylem yok. 51 No´lu DVD bulunmasaydı ne olacaktı? 51 No´lu DVD´ye güvenerek mi giriyorsun aramaya? Sanıktan delile gidilerek arama kararı verilmiştir. CMK´nın 130. maddesi çok açıktır. Arama sırasında savcı ve barodan görevli bir avukatın olması gerektiği belirtilmiştir. Bir yasanın hoyratça uygulandığı başka bir ülke daha olabilir mi?´

Ülgen, Göktaş´ın bürosunda ele geçirildiği iddia edilen 51 No´lu DVD´nin alınması sırasında tutanak tutulmadığını iddia ederek, imajı alınmadan götürülen DVD´ye her türlü bilginin daha sonra yüklenebileceğini kaydetti. ´Devlet Bakanı Hayati Yazıcı´nın ÖSYM Başkanı´na mail gönderdiği´ iddialarına da değinen Ülgen, ´Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bakanı Hayati Yazıcı ile ilgili açıklama yaparak ´Onun adına mail oluşturulmuş´ dedi. Herkesle ilgili böyle bir oyun yapılabilir, mail atılabilir. Başbakan, ´Allah korusun, Facebook´ta adınıza hesap açarlar, yanına iki de kadın resmi koyarlar, yayınlarlar dikkat edin. Teknoloji çok ilerledi´ dedi. Buradaki insanlar bu yüzden tutuklandı. 3 yıldan beri tutuklu yargılanıyorlar´ dedi.

Öte yandan ´Balyoz Planı´ davası sanıklarının eş ve yakınlarının oluşturduğu ´Vardiya Bizde Platformu´nun bazı üyelerinin de duruşmayı izlemeye geldiği görüldü. ( AA)

Tutuklu sanık Levent Göktaş´ın avukatı Celal Ülgen müvekkilinin tahliyesini isteyerek 3 saat süren savunmasını tamamladı. Göktaş savunmasının son bölümünde, İki buçuk aydır göğsümdeki üç kahramanlık madalyasıyla tecrit hücresinde kalıyorum. Böyle bir hücrede kalmaktansa keşke PKK´nın elinde esir olsaydım. Hiç olmazsa düşmanımı bilirdim. Şu an düşmanım kim belli değil dedi. Çok şehit cenazesi gördüğünü söyleyen Göktaş, Ölen kim? Öldüren kim? Kim kimi öldürüyor? Ben tabi ki, ona buna af çıksın istemiyorum. Artık bu savaşın bitmesini istiyorum şeklinde konuştu. Göktaş´ın avukatının savunmasının bitmesinin ardından eski Özel Harekat Dairesi Başkan vekili İbrahim Şahin´in yarım kalan çapraz sorgusuna devam edildi. ( Cnnturk)

(16 Mayıs 2011), son güncel.: (17 Mayıs 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Levent Göktaş´ın sorgusu manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3298    yazdır/print


 

Danıştay hakimlerinin ifadesi alınacak

Ergenekon davasında çok sayıda ara karar alan mahkeme Danıştay saldırısı ve Ergenekon soruşturmalarını giderek derinleştiriyor. Danıştay´da saldırıya uğrayan ve Ergenekon davasında mahkemeye gelerek ifade vermekten kaçınan hakimlerin ifadeleri talimatla alınacak. Davanın Ankara´da görüldüğü süreçle ilgili olarak hakkında ileri sürülen bir iddia nedeniyle Başsavcıvekili Hamza Keleş´in ifadesi de alınacak. Son duruşmada hakimlere yönelik tavırları nedeniyle Sanık Veli Küçük 3, avukat Vural Ergül ise 16 duruşmaya katılamayacak. Tüm sanıkların yurt dışına çıkış-giriş bilgilerini de isteyen mahkeme, özellikle sanıklardan İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz ile çok sayıda ara karar aldı.

Danıştay hakimlerinin ifadesi alınacak

Ergenekon davasında çok sayıda ara karar alan mahkeme Danıştay saldırısı ve Ergenekon soruşturmalarını giderek derinleştiriyor. Danıştay´da saldırıya uğrayan ve Ergenekon davasında mahkemeye gelerek ifade vermekten kaçınan hakimlerin ifadeleri talimatla alınacak. Davanın Ankara´da görüldüğü süreçle ilgili olarak hakkında ileri sürülen bir iddia nedeniyle Başsavcıvekili Hamza Keleş´in ifadesi de alınacak. Son duruşmada hakimlere yönelik tavırları nedeniyle Sanık Veli Küçük 3, avukat Vural Ergül ise 16 duruşmaya katılamayacak. Tüm sanıkların yurt dışına çıkış-giriş bilgilerini de isteyen mahkeme, özellikle sanıklardan İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz ile çok sayıda ara karar aldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 22 Nisan 2011 tarihli duruşma sonunda celse arasında değerlendirilmesine karar verilen sanık ve avukat talepleri, 28 Nisan 2011 tarihli ara celsede 43 ana başlık altında değerlendirildi.

Davaya bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay saldırısına ilişkin olarak görgüsü ve beyanı bulunan Danıştay 2. Dairesi Başkanı Kamuran Erboğa´nın talimatla tanık olarak ifadesinin alınmasına karar verdi.Mahkeme, Danıştay saldırısı mağduru olan hakimlerin ifadelerinin talimat yoluyla alınmasına karar verdi. Daha önce dinlenmeleri yönünde karar verilen hakimlerden Mustafa Birden, bir toplantı sırasında duruşmaya gelmeyecekleri yönünde açıklamada bulmuştu. Danıştay 5. Dairesi´nde yaşanan saldırının mağdurları Mustafa Birden, Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Ahmet Çobanoğlu´nun saldırı olayına ilişkin görgüye dayalı tanık ifadelerinin alınması için özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildi. Karar´da Alparslan Arslan´ın fotoğrafının da evraka iliştirilerek teşhis edilmesinin istenmesi, saldırı olayının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen halen mağdur hakimlere Alparslan Arslan´ın teşhis ettirilmediği gerçeğini ortaya koydu.

Perinçek´in iddiası araştırılacak

Mahkeme, tutuklu sanık İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in 177´nci celsedeki beyanları ve 26 Mayıs 2006 tarihinde yaptığı basın açıklaması ile ilgili olarak da bir dizi karar aldı. Sanık Perinçek, 17 Mayıs 2006 tarihinde meydana gelen Danıştay saldırısının ardından iki kamu kurum ve kuruluşuna yönelik saldırı gerçekleşeceğini, bu saldırının dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı´na yönelik olabileceğini açıkladığı bilgisine de yer verildi. Konunun Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü´ne yazı yazılmasına karar verildi. Ayrıca konunun Ankara TEM Şube Müdürlüğü´nden teyidinin sorulması da karara bağlandı.

Veli Küçük´e 3 duruşma yasağı

Tutuklu sanıklardan emekli Orgeneral Veli Küçük, mahkemenin aldığı ara karar ile önümüzdeki üç duruşmaya girmesine yasaklama getirildi. Küçük´ün, ara karara uyması konusunda birden fazla ikaz edilmesine rağmen bu karara uymayacağını söyleyip bu karara muhalefet ile duruşma düzenini bozmakta ısrar edici davranışlar sergilediği ifadesine yer verildi.

Hamza Keleş´in tanıklığı

Danıştay dava dosyası kapsamında tanık olarak ifadesine başvurulan avukat Mehmet Ener´in, Yargılama Ankara´da yapılırken sanık Osman Yıldırım´ı, kendi ısrarı nedeniyle cezaevinde ziyaret ettim. Cumhuriyet gazetesine atılan el bombalarını Veli Küçük´ten aldığı gibi bazı bilgiler verdi. Ben de durumu Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili Hamza Keleş´e anlattım. Ancak anlattıklarımı yazıya döküp tutanak haline getirmedi. şeklindeki sözleri de bir başka karara gerekçe gösterildi. Mahkeme, Ankara Özel Yetkili Nöbetçi Mahkemeye talimat yazılarak Savcı Keleş´in bu konudaki tanıklığına başvurulmasına karar verdi.

Kemalettin Gülen tanık olarak dinlenecek

Mahkeme ilk duruşmada, Mehmet Ener ve Fettullah Gülen´in yeğeni olduğu iddia edilen Kemalettin Gülen´in tanık olarak dinlenilmesi için hazır edilmesine hükmetti.

Ümraniye bombaları Genelkurmay´a sorulacak

Dava kapsamında ele geçirilen bombalarla ilgili olarak yapılan bilirkişi incelemesinde Ümraniye´de ele geçirilen Amerikan M26 tipi el bombalarının 1950 - 1955 yılları arasında üretilen mühimmat olduğu belirtildiğinden bu mühimmatın TSK envanterine alınıp alınmadığı, alınmış ise hangi komutanlık ve birliklere teslim edildiğinin Genelkurmay Kuvvet Komutanlıkları´na ayrı ayrı sorulmasına karar verdi.

Tuncay Güney için tutuklanmama talebine ret

Tutuklu sanık Sevgi Erenerol´un avukatı Vural Ergül tarafından, yaptığı açıklamalarla kamuoyunda adından sıkça bahsedilen Tuncay Güney hakkında, Tutuklanmayacağı yönünde güvence verilmesine ilişkin talebi reddedildi. Ergül, halen Kanada´da yaşadığı bilinen firari şüpheli Tuncay Güney´in, tutuklanmayacağı yönünde güvence verilmesi halinde duruşmaya gelerek ifade vermek istediğini söylemişti. Mahkeme bu red kararına, Tuncay Güney hakkında açılmış bir dava bulunmadığı ve güvence ile tanık olarak dinlenmesi gibi bir usül bulunmadığını gerekçe gösterdi.

Vural Ergül´e duruşmalara katılma yasağı

Mahkeme, 14 Nisan 2011 tarihli duruşmada dinlenen gizli tanık Aydın-1´in kimliğini ifşa ettiği iddiasıyla avukat Ergül hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulunulmasına da karar verildi.Ara kararın sonunda ise tutuksuz sanık Vedat Yenerer´in vekaletnameli, tutuklu sanık Sevgi Erenerol´un vekaletnamesiz avukatlığını yürüten avukat Vural Ergül hakkında bir dizi tedbir amaçlı karar aldı. Ergül´ün duruşmalarda defalarca ikaz edilmesine rağmen yoğun ve ısrarlı şekilde duruşma düzenini bozucu davranışlar sergilediği, kendisine söz verildiğinde müvekkilleri ile alakalı hemen hemen hiçbir talepte bulunmayıp mahkeme hakimlerine ve savcılarına eleştiri sınırlarını aşan, hakaret ve iftira kapsamında sözler sarf ettiği ifadesine yer verildi. Bu davranışları nedeni ile Ergül hakkında birçok suç duyurusunda bulunulduğu, duruşmalardan men edildiği belirtilen ara kararda, Mahkemeye Başkanlık yapan hakimlerin uyarıları karşısında düzen bozucu söz ve eylemlerine devam ederek, bağlı bulunduğu ve bir kamu görevi olan avukatlık meslek etik kurallarına, vakar, ciddiyet ve sorumluluğuna aykırı tutumlarını sürdürdüğü değerlendirmesi yapıldı.

Ayrıca avukat Ergül´ün, gizli tanıkları dinletmemek için elinden geleni yapacağını söylediği ve gizli tanıkların kimliğini açığa çıkarma yönündeki kararlı söz ve tavırları ile kanun lafzına, ruhuna ve ulaşmak istediği amaca aykırı ve tanıkların güvenliğini tehlikeye sokacak kararlı ve ısrarlı söz ve davranışlarda bulunduğu da belirtilen Ergül hakkında, Bunlar dikkate alındığında bu tip davranışlarının sonraki oturumlarda da duruşmayı önemli ölçüde aksatacak ve gizli tanıkların can ve mal güvenliğini tehlikeye sokacak boyutlara ulaştığına kanaat getirilmiştir. ifadesi kullanıldı.

Yapılan bütün bu açıklamaların ardından Ergül´ün, yapılacak olan ilk 16 duruşmaya girmesine yasaklama getirildi. Ayrıca Ergül, bu 16 celse haricinde gizli tanıkların dinleneceği duruşmalara da giremeyecek. Mahkeme, avukat Ergül hakkında verilen bu kararı, bağlı bulunduğu İstanbul Baro Başkanlığı´na bildirilmesini de karara bağladı. ( Cihan)

Haberal´ın verileri, hard disk yetersizliğinden incelenemedi

İkinci Ergenekon davasında celse arasında değerlendirilmesine karar verilen sanık ve avukatların talepleri 39 ana başlık altında karara bağlandı. Alınan kararda, tutuklu sanık Mehmet Haberal ile ilgili Kanal B televizyonundan alınan digital verilerin büyük bir bölümünün yeterli hard disk bulunamaması sebebiyle incelenemediği bilgisine yer verildi. Mahkeme, 13 il jandarma bölge komutanlığına yazı yazılarak 2004 yılı Ocak ve Mayıs ayında başka bir seminer yapılıp yapılmadığınının sorulması da karara bağlandı.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İkinci Ergenekon davasının celse arasında verilen son ara kararında uzun süre boyunca rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi altında tutulan daha sonra mahkemenin verdiği karar doğrultusunda cezaevine konulan eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal ile ilgili bazı açıklamalara yer verildi.

Kararda Kanal B televizyonunda el konulan 101 adet hard disk, 3 adet harici hard disk, 2 adet flash disk ve 49 adet diskete el konulduğu belirtildiği ara kararda, Bilişim malzemelerin fazla olması nedeniyle bir kısım malzemenin imajının alındığı, 42 hard disk imajlarının alınması için çok sayıda hard diske ihtiyaç olduğu, hard disk temin edilememesi nedeniyle imajının alınamadığı ve dolayısıyla da incelemediği. tespitinde bulunuldu.Kararın devamında ise imaj alımı için çok sayıda hard diske ihtiyaç olduğuna dikkat çekilerek imajı alınamayan bu verilerin incelemesinin halen mahkeme tarafından devam ettiği belirtildi.

İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz´le çok sayıda ara karar

Tüm sanıkların yurt dışına giriş- çıkış bilgilerinin de istendiği kararda özellikle İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz ile ilgili kararların çokluğu dikkat çekti. Susurluk davası hükümlüsü, eski Özel Hareket Dairesi Başkan vekili ve davanın tutuklu sanığı İbrahim Şahin ile bağlantılı olabileceği belirtilen eski özel timci Ayhan Çarkın´ın basına yaptığı açıklamanın ardından savcılık tarafından alınan ifadesi de mahkemece istendi.

Şahin ile iddianameye göre bağlantılı olduğu ileri sürülen tutuklu sanık Fatma Cengiz ile ilgili olarak bu sanıkların ifadeleri de göz önüne alınarak MİT ile irtibatının araştırılmasına karar verildi. Kararda, Şahin ve Cengiz´in MİT ile irtibatları çerçevesinde ileri sürülen iddialar nedeniyle duruşma tutanaklarının da eklenerek MİT Müsteşarlığından bu kişilerin MİT ile irtibatlı olup olmadığı, irtibatları var ise bunun niteliğinin bildirilmesi istendi. Bu karara ilişkin maddesin sonunda ise davanın müştekisi Bektaşi ve Alevi Dernekleri başkanı Ali Balkız ve Kazım Genç ve Ermeni Partriği Mesrop Mutafyan ile ilgili müsteşarlığa yazı yazılmasına karar verildi.

Sanık Şahin´in savunması sırasında kendisinin Metin Gürak ve Bekir Kalyoncu isimli generallerin o dönemde kurulması gündemde olan terörle mücadele konusundaki müsteşarlıkta göreve getirileceğini söyledikleri Kayseri Hava İndirme Tugayı santralinde çalıştığını bildiği Fatma Cengiz´in kendisini TVK isimli askeri hattan bu generaller ile görüştürdüğü, bu nedenle kendisinin kurulması gündemde olan müsteşarlıkta görev alabilecek subay, astsubay ve polisleri seçerek listelediği, görevi teslim alma töreninde yapacağı konuşmayı bile hazırladığı iddiaları Genelkurmay başkanlığına sorulacak.

Bu kapsamda Şahin ile 2007 yılından itibaren kurumsal olarak görüşüp görüşülmediğinin bildirilmesi, adı geçen generallerin Şahin ile herhangi bir görüşmede bulunup bulunmadığı da Genelkurmay´dan istenen bilgiler arasında. Şahin ile ilgili alınan bir başka kararda Sivas Ermeni Cemaati Lideri Minas Durmazgüler ile ilgili suikast planlarının MİT Şahin ve başka sanıklar tarafından iletildiği yönündeki Şahin´in ifade verdiği belirtilerek bu konunda MİT´ten sorulması karara bağlandı. Erzurum ve Ardahan il emniyet müdürlüklerine yazı yazılarak Şahin ile ilgili delil klasörlerinde yer alan PKK´ya ait olduğu söylenen silah deposu ile ilgili herhangi bir delil olup olmadığı da soruldu. Mahkeme, Aktütün karakol baskını ile ilgili Cengiz ve Şahin arasında görüşme tutanaklarını göndererek Şahin´in baskınla ilgili ihbarda bulunup bulunmadığı da MİT´ten sorulacak konular arasında.

Şahin ve Cengiz´in TVK´ya ait olduğu söylenen kod numaralarının değerlendirilmesi, kayıtlar taranarak sanıkların telefon numaraları ile 2008 yılı içinde Genelkurmay Başkanlığı´na ait TVK hatları arasında iletişim olup olmadığının da araştırılması için de Genelkurmay Başkanlığı´na yazı yazılmasına karar verildi.

Susurluk mercek altında

Kararda Susurluk olayının mali boyutu ilgili mali bir raporun verilip verilmediği, hatta Susurluk ile ilgili verilen başkaca raporlar varsa gizlilik kuralları dikkate alınarak ve onaylı bir örneğinin Başbakanlık Teftiş Kurulu´ndan isteneceği yer aldı.

Hanefi Avcı´dan ele geçen kasetler incelenecek

Ergenekon ve Devrimci Karargah Davalarının tutuklu sanığı eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin kaset dökümleri savcılıktan istendi. İzmir Özel yetkili Cumhuriyet savcılığına yazı yazılarak Yelpaze adı verilen operasyonun ardından başlatılan soruşturmanın evrakları ve ses kayıtları da istendi.

Arif Doğan´ın ses kayıtları

Mahkeme, JİTEM´i ben kurdum diyen davanın sanıklarından emekli Albay Arif Doğan ile ilgili olarak Basında yer alan Arif Doğan´ın sesli ve görüntülü mesajlarını içeren CD´lerin çözümünün ve CD´lerdeki konuşma metinlerinden kurgu ve manipülasyon yapıldığı iddiasında bulunulduğundan bu konuda araştırma yapılmasına, konuyla ilgili Polis Kriminal Laboratuvarı´na müzekkere yazılmasına karar verildi.

Şener Eruygur´un sağlık durumu

Sağlık nedenleriyle tahliye edilen emekli orgeneral Şener Eruygur ile ilgili olarak başsavcılığa yazı yazılarak nihai sağlık durumunun tespiti yapılarak hazırlanacak raporun mahkemeye gönderilmesi istendi. Jandarma Genel Komutanlığı´na müzekkere yazılarak, 2003-2004 yıllarına ait karargah içi komutan programının imha edildiği bildirildiğinden, bunun yasal dayanağı ve imha tutanaklarının gönderilmesini isteyen mahkeme heyeti, o dönemde Jandarma Genel Komutanı olan Eruygur ile gerekli temas sağlanarak, bu yıllara ait programın temin edilip mahkemeye gönderilmesine de karar verdi.

13 ildeki jandarmadan seminer bilgisi

38 nolu ara kararda Erzurum, Kayseri, Tunceli, Batman, Adana, Aydın, Diyarbakır, Ankara, Giresun, Tokat, Konya, Bursa, İstanbul Jandarma Bölge komutanlıklarına yazı yazılarak 2004 yılının ocak ve mayıs ayında herhangi bir seminer düzenlenip düzenlenmediği, düzenlendiyse kimlerin katıldığı, sonunda herhangi bir rapor düzenlenip düzenlenmediği de soruldu. ( Cihan, CNN)

(29 Nisan 2011, 12:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Gülaltay´dan mahkemeye tehdit

Danıştay ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi manşetlerimiz

Danıştay soruşturması sil baştan

Tetikçiye tekbir getirtilecekse varlar

O gün çok konuşan hatta tekbir getirtenler(!) şimdi suskun

Birden niçin susuyor?

ERGENEKON DAVASINDAN TANIKTAN ÇARPICI İFADE

Flaş!!! Danıştay tanığı gizli oturumda

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3241    yazdır/print


 

Uşak Cezaevi isyanı: 28 kişiye müebbet

Ergenekon sanığı Veli Küçük´ün adının da karıştığı, Uşak Cezaevi´nde 2000 yılında 6 kişinin öldüğü ve 23 kişinin yaralandığı olayla ilgili olarak Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin de aralarında bulunduğu 32 kişinin yargılanmasına devam ediliyor. İddialara göre Özdemir Sabancı´nın katili Mustafa Duyar´ı Afyon cezaevinde devlet tarafından infaz eden Ergin kardeşler, 2 yıl sonra Uşak cezaevinde yine devlet tarafından diğer bir mafya çetesinin elemanlarınca infaz edilmek istendiler. Ancak isyan başlatan kardeşler, çok sayıda kişiyi öldürdüler. İsyan sırasında cezaevi penceresinden gazetecilere seslenen Nuri Ergin ´Bu devlet bana Mustafa Duyar´ı öldürttü. Ben öldürttüm. Şimdi canlı söylüyorum´, kardeşi Vedat Ergin ise ´Veli Küçük´ü arayın; beni sorun. Başka da bir şey demiyorum´ demişti. Geç saatlere kadar süren davada, yeni günün ilk saatinde mahkeme heyeti kararını açıkladı. Buna göre aralarında Ergin kardeşlerin de bulunduğu 28 kişiye müebbet hapis cezası verildi.

Uşak Cezaevi isyanı: 28 kişiye müebbet

Ergenekon sanığı Veli Küçük´ün adının da karıştığı, Uşak Cezaevi´nde 2000 yılında 6 kişinin öldüğü ve 23 kişinin yaralandığı olayla ilgili olarak Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin de aralarında bulunduğu 32 kişinin yargılanmasına devam ediliyor. İddialara göre Özdemir Sabancı´nın katili Mustafa Duyar´ı Afyon cezaevinde devlet tarafından infaz eden Ergin kardeşler, 2 yıl sonra Uşak cezaevinde yine devlet tarafından diğer bir mafya çetesinin elemanlarınca infaz edilmek istendiler. Ancak isyan başlatan kardeşler, çok sayıda kişiyi öldürdüler. İsyan sırasında cezaevi penceresinden gazetecilere seslenen Nuri Ergin ´Bu devlet bana Mustafa Duyar´ı öldürttü. Ben öldürttüm. Şimdi canlı söylüyorum´, kardeşi Vedat Ergin ise ´Veli Küçük´ü arayın; beni sorun. Başka da bir şey demiyorum´ demişti. Geç saatlere kadar süren davada, yeni günün ilk saatinde mahkeme heyeti kararını açıkladı. Buna göre aralarında Ergin kardeşlerin de bulunduğu 28 kişiye müebbet hapis cezası verildi.

Uşak Spor Salonu´nda görülen dava, savcının sanıklar hakkında talep edilen cezaları okumasıyla başladı. Ardından sanıkların savunmalarına geçildi. İlk sözü alan sanıklardan Vedat Ergin, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen sanıkların sadece iki kez mahkemeye çıkmış olmasının adil olup olmadığını sordu. Uşak Cezaevi´ndeki olaylara ilişkin 33 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiğini ileri süren Ergin, 104 sanık hakkında iddianame hazırlandı. Neden 33 kişi hakkında ceza veriliyor? Ben bunu araştırdım. Bu 33, devletin güvenlik güçleriyle PKK terör örgütü arasında bir şifreymiş. Ahmet Arif´in 33 Kurşun şiirini bilmiyordum. Bir önceki duruşmada Ali Suat Ertosun ve Silivri´nin askerî kanadına hitaben onu okudum. Onu okuduktan sonra ona gönderme yapar gibi bize 33 müebbet çıktı. dedi.

´Uşak´taki isyanın sorumlusu Ali Suat Ertosun´dur´

Uşak Cezaevi isyanı konuşulunca en başa Ali Suat Ertosun´un koyulması gerektiğini iddia eden Vedat Ergin, Bu isyanın mimarı, Ali Suat Ertosun´dur. Silivri kadrosunun asker çetesi, Alaattin Çakıcı´yı bilinçli olarak Ergin kardeşlerin kaldığı Kartal´a verdi. Uşak Cezaevi´nde isyanın yaşanması için uygun iklim beklendi. dedi. Uşak Cezaevi´ne bir buzdolabı içinde 4 tabanca ve 2 cep telefonu sokulmak istendiğini ancak bunun askerler tarafından bulunduğunu ifade eden Vedat Ergin, Alaattin Çakıcı´yla telefonda görüştüğünü iddia ettikleri iki kişiyi falakaya yatırdıklarını ifade etti. Cezaevinde kalan bir kişinin kendilerine gelerek bir mafya liderinin kendilerini öldürmeyi düşündüğünü söylediğini aktaran Vedat Ergin, Uşak Cezaevi´ne bizim infaz edileceğimizle ilgili resmî yazılar geldi. Biz de arkadaşlarımızı koğuşlara dağıttık. Veli Küçük, JİTEM, Silivri´nin asker kanadı benim annemi tekerlekli sandalyeye mahkum etti. dedi. Alaattin Çakıcı´nın sekiz elemanının Uşak´a gelerek suç işlediğini ve Uşak Cezaevi´ne koyulduğunu iddia eden Vedat Ergin, Hepsini aldık ve falakaya yatırdık. Hepsi bize yapacakları eylemleri itiraf ettiler. Sonra başsavcı ve cezaevine müdürüne, ´Bunları alın, başka cezaevine gönderin.´ dedik, dilekçeler verdik ama onları almadılar. diye konuştu. Hapishanede bulunan 4 silahın da kendilerine ait olduğunu kaydeden Ergin, Ben de bunun üzerine hapishaneyi rehin aldım. Ali Suat Ertosun isteseydi, bu isyan çıkmazdı.

Veli Küçük´le ilgili iddiasını yalanladı

Veli Küçük´e seslendiğim görüntü kaydı sırasında kafam güzeldi. ´Beni Veli Küçük´e sorun.´ dediğim kayıtları, kafam güzelken söylemiş olabilirim. Hayatımda Veli Küçük´ü görmedim. diye konuştu.

´Duyar´ı şehit cenazesinden etkilenip öldürdüm´

Daha sonra savunma sırasını Nuri Ergin aldı. Kendisinin organize suç örgütü elebaşı olduğunu söyleyen Ergin, Mustafa Duyar´ın öldürülmesiyle ilgili olarak, Mustafa Duyar, cezaevindeyken dilekçe yazıyor, ´Beni öldürecekler´ diye. Ben de bir akşam bir şehit cenazesi haberini izledim. Orada yaşlı bir teyze, şehit oğlunun fotoğrafıyla yürüyor ve ağlıyordu. Çok duygulandım. Mustafa Duyar´ın kaldığı cezaevindeki çocukları aradım ve onlara Duyar´a selamımı söylemelerini istedim. Onlar da mesajımı aldılar ve sabahında onu öldürdüler. Selçuk Parsadan çocuklara küfrettiği için ona da sıktılar. dedi. Alaattin Çakıcı ile aralarında bir husumet bulunmadığını, zaman içinde bir konudan dolayı görüş ayrılığı yaşadıklarını dile getiren Nuri Ergin, Biz cezaevinde ailemizle görüşürken bize 38 el kurşun sıktılar. Biz Uşak Cezaevi´ne gelmeden, sekiz kişi arka arkaya öldürülmüş. Ben de kendimizi korumak için hapishaneye 4 silah getirttim. Hapishanede herkesin elinde büyük şiş ve kamalar vardı. Burada yargılanan kişilerin hiçbiri bana bağlı değil. Bu insanlar, suçsuz günahsız yere müebbetle yargılanıyor. Uşak isyanında suçlu varsa o da benim. Hukuk herkese lazım, bu insanların suçu yok. Uşak, bana ve aileme ağır bedel ödetti. Eşimi kaybettim, annem tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı. Bizi neden buradan almadılar da bu isyana göz yumdular? dedi.

´Ergenekon sanıkları 183 kez, biz 2 kez hakim karşısına çıktık´

Ergenekon sanıklarının 3,5 yılda 183 kez hakim karşısına çıktığını dile getiren Nuri Ergin, Biz ise 11 yılda sadece iki kez hakim karşısına çıktık. Onlar 183 kez çıkmalarına rağmen, ´Savunma hakkımızı yapamıyoruz´ diye bağırıyorlar. 183 kez hakim karşısına çıkmışsın kardeşim, biz sekiz kere bile çıkamadık. Savunma hakkı kutsaldır. diye konuştu. Sanıkları 23 avukat savunurken mağdur tarafı sadece bir avukat temsil etti. Duruşmaya, tutuklu sanıklardan 19´u katıldı. Duruşmaya, diğer sanıkların savunmalarıyla devam ediliyor. ( Cihan)

Sabancı´nın katili Duyar´ı Afyon cezaevinde devlet tarafından infaz ettiler, 2 yıl sonra Uşak cezaevinde yine devlet tarafından infaz edilmek istendiler

Nuri Ergin: Bu devlet bana Mustafa Duyar´ı öldürttü

Kamuoyunda ´Karagümrük Çetesi´ ya da ´nuriş kardeşler´ olarak da bilinen Nuri ve Sedat Ergin kardeşler, Afyon Cezaevi´ne sevk edildikten kısa süre sonra 15 Şubat 1999´da Sabancı suikastı sanığı Mustafa Duyar´ı kurşun yağmuruna tutarak öldürdüler. Olay sırasında Tansu Çiller´in başbakan olduğu dönemde örtülü ödeneği dolandırmakla suçlanan Selçuk Parsadan´ı da başından vurdular. Bu olaylardan sonra Ergin kardeşler, Kartal Özel Tip Kapalı Cezaevi´ne gönderildi. Ancak aynı cezaevinde Alaattin Çakıcı ve Erol Evcil gibi çete davası sanıklarının da bulunması yeni olaylara sahne oldu. Gelişen süreçte diğer bir mafya babası Alaaddin Çakıcı´yla büyük bir savaşa girişen nuriş kardeşler Uşak Cezaevi´ne nakledilmelerinin ardından Nuri Ergin, kardeşi Vedat ve adamları, 3 Aralık 2000´de, Çakıcı´nın kendilerini öldürtmek için yolladığını iddia ettikleri sekiz adamı bulmak için 200 yandaş mahkumla birlikte Uşak Cezaevi´ni kan gölüne çevirdiler. Ellerindeki tabancalarla yöneticileri rehin alan, beş mahkumu öldürüp, sekiz mahkum ve cezaevi 2. müdürünü yaralı halde pencereden dışarı atan isyancıların başı Nuri Ergin, daha sonra silahını koğuş penceresinden atıp Ben iyi niyetimi gösterdim. Gerisini size bırakıyorum diyerek teslim oldu. Ergin, kendilerini öldürmek için gelen kişileri yakalayıp, itiraflarını video bantlara kaydettiklerini de söyledi. Bu isyan sırasında çok çarpıcı bir gelişme yaşandığı yıllar sonra ortaya çıkan bir video kaydıyla öğrenildi. İsyan sırasında cezaevi penceresinden gazetecilere seslenen Nuri Ergin “Bu devlet bana Mustafa Duyar´ı öldürttü. Ben öldürttüm. Şimdi canlı söylüyorum”, kardeşi Vedat Ergin ise “Veli Küçük´ü arayın; beni sorun. Başka da bir şey demiyorum” demişti. Ergin kardeşlerin Uşak cezaevine HSYK´daki Ali Suat Ertosun tarafından bilinçli olarak naklettirildiği, bu yolla, savcılara itiraflarda bulunacağını açıklayan Sabancı´nın katili Mustafa Duyar´ı devlet tarafından aldıkları görevle öldüren Ergin´lerin yine devlet tarafından infaz edilmek istendikleri iddia edildi. İşte ortaya çıkan video, bu iddiayı doğrular nitelikte olması nedeniyle kamuoyunda şok etkisi yapmıştı.

23.59: Davada mahkeme karar için ara verdi

Mahkeme heyeti karar açıklamak üzere duruşmaya ara verdi.33 tutuklu sanıktan 19´unun katıldığı davada tüm sanıklar savunmalarını yaptı. Sanıklardan Hüseyin Bahar, Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin cezaevine gelmeden önce cezaevinde esrar, eroin gibi uyuşturucu maddelerin paket paket satıldığını, cezaevine buzdolapları içinde cep telefonları sokulduğunu iddia etti. Ergin kardeşlerin gelmesinin ardından cezaevinde uyuşturucu madde satışının durduğunu ve huzurun hakim olduğunu ileri süren Bahar, Ergin kardeşler gelmeseydi de cezaevi patlayacaktı. 11 yıldır yargılanıyorum ama ikinci kez mahkemeye çıkarılıyorum. dedi.

´NURİ ERGİN´İN EMRİ OLMADAN CEZAEVİNDE YAPRAK UÇMAZDI´

Diğer sanıkların da savunmalarının ardından Nuri Ergin söz istedi. Ergin, cezaevinde kendisinin emri olmadan kimsenin bir şey yapamayacağını ileri sürerek, Ben isteseydim cezaevinde isyan çıkmazdı. Ben sıkın demeseydim kimse kimseye sıkmazdı. dedi. Ergin ayrıca tüm sanıklara benim emrim olmadan cezaevinde yaprak kımıldayıp kımıldamayacağının sorulmasını talep etti. Bunun üzerine mahkeme heyeti sanıkları tek tek çağırarak cezaevinde Nuri Ergin´in talimatı olmadan herhangi bir eylemin yapılıp yapılamayacağını sordu. Tüm sanıklar cezaevinde Nuri Ergin´in emri olmadan herhangi bir eylem yapılamayacağını dile getirdi.

NURİ ERGİN: BANA KİMSE SEN KİMİ ÖLDÜRDÜN DİYE SORMADI

Mahkeme heyetinin tüm savunmaları almasının ardından son sözler soruldu. Nuri Ergin karar öncesi son sözünde, takdirin mahkemede olduğunu ifade ederek, Kararı hukuk, adalet adına alacaksınız. Suç benim, özellikle bana ceza verin. Bu olayda suçu olmayan başta kardeşim Vedat Ergin ve diğer sanıklara ceza vermeyeceğinizi umuyorum. Bana kimse sen kimi öldürdün diye sormadı. Ben olayda silah kullandım ve azmettirdim. Kardeşim Vedat, cezaevi müdürü bize ihanet ettiği için ona bir tane sıktı. Olayda tek suçlu benim. Ben de bu eylemleri zevk için yapmadım diye konuştu.

Vedat Ergin de, son 10 yıldır Ergin ailesinin devletin içine çöreklenmiş kan emicilerin hedefinde olduğunu iddia ederek, Bunların sorumlusu Silivri´de yatan başta Veli Küçük´tür. Burada yargılananların çoğu suçsuzdur. Biz de nefsi müdafaa yaptık. Bu olayda nefsi müdafaa var, tahrik var ve devletin zafiyeti var. Aramızda çok günahsızlar var, lütfen kararı ona göre verin dedi.

Mahkeme heyeti sanıklarla ilgili kararını vermek için duruşmaya ara verdi. ( Cihan)

30 Nisan 2011 - 00.42: 28 kişiye müebbet cezası verildi

30 Nisan 2011 - Uşak Cezaevi´nde 2000 yılında 6 kişinin ölümü 23 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan ve aralarında Nuri Ergin ile Vedat Ergin´de bulunduğu 33 sanıkla ilgili duruşmada karar verildi.Uşak Ağır Ceza Mahkemesi, dava sürecinde ikisi hayatını kaybeden 33 sanıktan 31´i hakkında kararını açıkladı. Buna göre cezaevi isyanı ve sonrasında yaşanan olaylarla ilgili Nuri Ergin ve Vedat Ergin´le birlikte 28 sanığa müebbet hapis cezası verildi. Sanıklardan Semih Diş, Ahmet Karakaya ve Murat Yılmaz ise beraat etti. Dosya Yargıtay´a gitmeden önce sanıklara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti. Mahkemenin kararını açıklamasının ardından Nuri Ergin ayağa kalkarak mahkeme heyetine teşekkür etti. Mahkeme sonrası sanıklar cezaevi araçlarıyla yeniden kaldıkları cezaevlerine götürülmeye başlandı. ( Cihan)

YARGITAY MÜEBBETLERİ ONADI

17.04.2012 13:37 Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 6 kişinin ölümü, 23 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan Uşak Cezaevi´ndeki isyana ilişkin Nuri ve Vedat Ergin´in de aralarında bulunduğu 28 sanığın müebbet hapis cezasına çarptırılması, 3 sanığın da beraati yönündeki kararı onadı.Uşak Ağır Ceza Mahkemesi´nin 29 Nisan 2011 tarihli kararını inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi´nin 20 Şubat 2012 tarihli ilamında, sanık avukatlarının çeşitli nedenlerle, Afyon Cumhuriyet Savcısı´nın da sanıkların ´tasarlayarak, canavarca his saikiyle ve eziyet çektirerek öldürme ve öldürmeye teşebbüs´ suçlarından cezalandırılması gerektiği görüşüyle yaptığı temyiz itirazlarının yerinde görülmediğinden reddedildiği bildirildi.

Yerel mahkemenin bazı cezaların hesaplanması sırasında hataya düştüğü, ancak bu hataların yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte bulunmadığını, gerekli düzeltmelerin Yargıtay´ca yapılabileceği belirtilen ilamda, 28 sanık hakkında Atamer Hoşkara, Reşat Taşçı, Orhan Cemal Yeşilkaya, Erol Neşet, Kenan Altunsaban ve Nihat Yarğı´nın öldürülmesine ilişkin hükmedilen 6 defa 25´er yıllık hapis cezaları ile Varol Özdemir, Metin Güney ve Murat Eryılmaz´ın öldürülmesine teşebbüs edilmesine ilişkin 3 kez verilen 12,5´ar yıllık hapis cezalarının eski TCK´nın 71. maddesi uyarınca toplanarak müebbet hapis cezası olarak infazı yönündeki düzeltilmiş hükmü onadı.

Eski TCK´nın 71. maddesi, ´Aynı neviden hürriyeti bağlayan muvakkat cezalara mahkumiyet halinde bu cezaların mecmu tatbik olunur. 24 seneden aşağı olmamak üzere en az 2 ağır hapis cezasına mahkumiyet halinde müebbet ağır hapis cezası tatbik olunur´ hükmünü içeriyor.

Uşak E Tipi Cezaevi´nde 2000 yılında 6 kişinin öldürülmesi, 23 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylara ilişkin Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin de aralarında bulunduğu 33 sanık, Uşak Ağır Ceza Mahkemesi´nde yargılanmıştı. Mahkeme heyeti, Nuri ve Vedat Ergin´in de aralarında bulunduğu 28 sanık hakkında ´6 kişiyi öldürmek ve 3 kişiyi öldürmeye teşebbüs etmek´ suçlarından ayrı ayrı hükmettiği hapis cezalarını eski TCK´nın 71. maddesi uyarınca toplayarak müebbet hapis cezasına dönüştürmüş, 3 sanığın beraatına, ölen 2 sanık hakkındaki davanın da ortadan kaldırılmasına karar vermişti. ( AA)

(29 Nisan 2011), son güncel.: (17 Nisan 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte FOX TV´de, Uşak Cezaevi isyanında Ergin kardeşlerin Duyar cinayetine dair şok itirafları

´Sabancı´nın katili Duyar´ı Yeşil öldürttü´

Ergin kardeşler ve Sabancı suikasti manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3239    yazdır/print


 

Temizöz davası: Vali Kıraç dinlendi

Emekli Albay Cemal Temizöz´ün yargılandığı davada İzmir Valisi Cahit Kıraç, tanık olarak dinlendi. Mahkemenin soruları üzerine Kıraç, iddianamede yer alan cinayet olayları ve jandarmanın sivil kıyafetli sorgu ekibi hakkında bilgisinin olmadığını söyledi.

Temizöz davası: Vali Kıraç dinlendi

Emekli Albay Cemal Temizöz´ün yargılandığı davada İzmir Valisi Cahit Kıraç, tanık olarak dinlendi. Mahkemenin soruları üzerine Kıraç, iddianamede yer alan cinayet olayları ve jandarmanın sivil kıyafetli sorgu ekibi hakkında bilgisinin olmadığını söyledi.

Kayseri eski Jandarma Komutanı Emekli Albay Cemal Temizöz ve eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ´ın da aralarında bulunduğu 6´sı tutuklu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmanın sabahki oturumunda tutuklu sanıklar emekli Albay Cemal Temizöz, Kamil Atağ, Tamer Atağ, Fırat Altın, Hıdır Altuğ ve Adem Yakin hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan Kukel Atağ ise katılmadı. Duruşmada, mahkeme heyeti, sanıklardan Kukel Atağ´ın sanık avukatların talebi üzerine ara celsede yapılan değerlendirme sonucunda tahliye edilmesiyle ilgili karar okundu.

SİİRT EMNİYET MÜDÜRÜ GÜVEN

Duruşmanın sabahki oturumunda ilk olarak Siirt Emniyet Müdürü Recep Güven tanık olarak dinlendi. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, sanıklardan Hıdır Altuğ´un tanık Güven ilgili beyanını okudu. Sanık Altuğ´un ifadesinde Ben Ankara´da iş adamı Ali İhsan Kaya´nın yanında çalışıyordum. Şantiyede kalıyordum. İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Recep Güven ve Emniyet Müdürü Hanefi Avcı gelip giderlerdi. Güven ve Avcı benden Diyarbakır´a gidip ifade vermemi istediler. Benden, polise bazı paşaların isimlerini vermemi istediler. Ben de ´Neden?´ diye sordum. Bana, ´Bak paşaların kulağından tutup cezaevine atıyorlar´ dediler şeklinde konuştuğunu anlatan Mahkeme Başkanı Yılmaz, tanık Güven´e bu iddianın doğru olup olmadığını sordu.

Tanık Güven, 1991-1996 yılları arasında Diyarbakır´da istihbarat görevinde bulunduğunu, sanıklardan Fırat Altın ve Hıdır Altuğ´u itirafçı oldukları için tanıdığını, diğer sanıkları ise tanımadığını söyledi. İş adamı Ali İhsan Kaya´nın terör mağduru olduğunu, iş makinelerinin örgüt tarafından yakıldığını belirten Güven, 1991 yılında Ali İhsan Kaya ile tanıştım. Arkadaşlığımız vardı. Sık olmamakla birlikte görüşüyoruz. Ancak Hanefi Avcı ile 5 yıldır görüşmüyorum. Edirne Emniyet Müdürlüğüne atandığından itibaren görüşmedik dedi.

Sanık Hıdır Altuğ ile bir görüşmesinin olmadığını kaydeden Güven, Ali İhsan Kaya, bir gün bana Hıdır Altuğ´un durumu anlattı. Bende ´Bildiği bir şey varsa savcılığa gitsin, adalet yerini bulsun´ dedim şeklinde konuştu. Müdahil avukatlardan Selçuk Kozağaçlı, tanık Güven´e görev yaptığı dönemde bir takım kolluk görevlilerinin bölgede yetkilerini aşıp bazı yasa dışı olaylara karıştığı yönünde bilgisi olup olmadığını sordu. Bu konuda kendisine intikal eden somut bir olayın olmadığını bildiren tanık Güven, Basına yansıyan şeyler vardı. Bende duyuyordum. Ancak somut bir şey yoktu dedi. Avukat Kozağaçlı, tanığa bu kez JİTEM diye bir yapı hakkında bilginiz var mı? diye sordu. Tanık Güven, JİTEM´i Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele diye bildiğini belirterek, Bu konuda bazı belgelerin de yayınlandığını zannediyorum diye konuştu.

Sanık Hıdır Altuğ´un durumu konusunda iş adamı Ali İhsan Kaya´ya savcılığa intikal etmesi konusunda tavsiyede bulunduğunu ifade eden Güven, vicdanen rahat olduğunu söyledi. Bak paşaların kulağından tutup cezaevine atıyorlar diye bir cümle kurmadığını belirten Güven, Ben öyle nezaketsiz bir cümle kurmam. Bu devlet terbiyeme terstir dedi. Cumhuriyet savcısı, tanık Güven´e 2009 yılında Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile birlikte iş adamı Ali İhsan Kaya´yı ziyaret edip etmediğini sordu. Tanık Güven, Avcı ile bir araya gelip Kaya´nın bürosuna gitmediklerini söyledi.

İZMİR VALİSİ KIRAÇ

Duruşmada, Güven´in ardından dönemin Şırnak Valisi olan İzmir Valisi Cahit Kıraç, tanık olarak dinlendi. Sanıklardan Cemal Temizöz ve Kamil Atağ´ı tanığını, diğer sanıkları tanımadığını belirten Kıraç, 1993 yılında atandığım Şırnak´ta 13 ay görev yaptım. İlçelere yaptığım ziyaretler esnasında jandarma komutanları ve belediye başkanlarını da ziyaret ederdim. Temizöz ve Atağ´ı o yönden tanırım dedi. Mahkeme Başkanı Yılmaz, tanık Kıraç´a, iddianamede yer alan cinayet olayları ve jandarmanın sivil kıyafetli sorgu ekibi hakkında bilgisinin olup olmadığını sordu. Kıraç, aradan 18 yıl geçtiğini, görevi esnasında böyle bir olayı hatırlamadığını söyledi. Sanık avukatlarından Selçuk Kozağaçlı, tanık Kıraç´a o dönemde işlenen cinayet olaylarının il ve ilçe idare kurullarına yansıyıp yansımadığını ve JİTEM yapılanmasını sordu. Tanık Kıraç, böylesi bir iddianın idare kurullarına yansımadığını, JİTEM ismini de gazetelerden duyduğunu belirtti. Şırnak´ta o dönemde asayiş yönünden bazı sıkıntıların yaşandığını ifade eden Kıraç, sanık Cemal Temizöz´ün terör örgütü PKK´nın Cizre Kaymakamlığına saldırısını hatırlıyor musunuz? sorusu üzerine de Bazı kamu binalarına bu tür şeyler olduğunu hatırlıyorum dedi. Demokratik hukuk devletinde, devletin güvenlik birimlerinin yapacaklarının kurallar çerçevesinde belirlendiğini anlatan Kıraç, Sıkıntılı bir dönemdi. Ancak devlet olarak biz oradaydık. Benim kapım vatandaşa sonuna kadar açıktı diye konuştu.

TEMİZÖZ´DEN TANIK KIRAÇ´A BENİ NASIL TANIRDIN?

Duruşmada, sanıklardan Temizöz, tanık İzmir Valisi Kıraç´a, Beni nasıl tanırdın? diye sordu. Tanık Kıraç, O dönemde yüzbaşıydı. Onun gibi çok ilçe komutanı vardı. Benim öyle ve böyle biriydi dememin bir mantığı yok dedi. Müdahil avukatlardan Tahir Elçi, tanığa, Temizöz´ün görev yaptığı dönemde faili meçhul cinayetlerde yaşanan artış dikkatinizi çekti mi? diye sordu. Tanık Kıraç, böylesi çok yoğun bir iddianın kendisine ulaşmadığını söyledi. Avukat Elçi, önceki duruşmalarda tanık olarak dinlenen Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurlu ve Buca Kaymakamı Şenol Bozacıoğlu´na duruşmada nasıl ifade vermeleri gerektiğini anlatan mektup gönderildiğini, böylesi bir mektubun kendisine de ulaşıp ulaşmadığını sordu. Tanık Kıraç, Bana böylesi bir mektup gelmedi diye konuştu. Mahkeme heyeti, tanık ifadelerinin ardından duruşmaya, öğleden sonra devam edilmek üzere ara verdi. ( AA)

Savcı, Temizöz´ün Cizre´deki 6 dosyasını getirilmesini istedi

Diyarbakır´da bugün görülen faili meçhul cinayetler davasının duruşmasının öğlenden sonraki bölümünde mahkeme heyeti, müdafi ve sanık avukatlarının talepleri aldı.Duruşmada iddia makamı, 1993 yılında Cizre´de 3 mahallenin sorumluluğunun emniyetten alınarak jandarma verilen protokolün Jandarma Genel Komutanlığı´ndan istendiğini ancak gelmediğini belirtti. Savcı, protokolün İçişleri Bakanlığı´ndan istenmesini talep etti. Savcı, Temizöz´ün Cizre´de görev yaparken hakkında gasp, ihmal ve adli ihmal olmak üzere soruşturma talebini içeren 6 dosya olduğunu belirterek, mahkemeden bu dosyaların Cizre Cumhuriyet Savcılığı´ndan istenmesini talep etti. Bu konuda söz alan avukatlardan Veysel Vesek ise bu konuyu araştırdıklarını Cizre Cumhuriyet Savcılığı´nda Temizöz ile ilgili 6 dosya kaydı olduğunu ancak dosyaların olmadığını dile getirdi. Vesek, dosyaların İl İdare Kurulu´nda olabileceğini belirterek, kendilerinin de bu talepte bulunduğunu dile getirdi.

Müdafi avukatlardan Selçuk Kozağaçlı ise davanın sanıklarından Kukel Atağ´ın sağlık sorunlarından dolayı tahliye edilmesinin kendilerinde endişe oluşturduğunu söyledi. Kozaağaçlı, sanıkların sürekli Şırnak ve Cizre´de neler olup bittiğini sorduğunu hatırlatarak, Burada sanık olarak gelmeleri gerekirken tanık olarak dinlenen kişiler oluyorsa, bir ilçe komutanı yargılanıyor onun amirleri geziyorsa, bunu samimi anlatacaklarsa; bir devlet yapısı mı hiyerarşi mi bunu anlatsınlar. Cizre gerçekten dedikleri gibiyse büyük bir kalkışma varsa bunları dinleyebiliriz. Bu savaşın bütün kodlarını bize anlatmalarını, buradaki mağdurların nasıl bu duruma düşürüldüğünü bize anlatmalarını istiyoruz. diye konuştu.

ARİF DOĞAN İFADE VERMEK İSTİYOR

Mahkeme başkanı son duruşmada aldıkları ara kararları gereği yaptıkları yazışmalarının sonuçlarını açıkladı. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Menderes Yılmaz, Arif Doğan´ın ifade vermek istediğini, ancak sağlık sorunları nedeniyle mahkemeye gelemeyeceğini bildirdiğini, talimatla ifade verebileceğini söylediğini kaydetti.

Sanıklardan Hıdır Altuğ, öğlenden önceki duruşmada tanık olarak Siirt Emniyet Müdürü Recep Güven ile ilgili olarak, Onunla ilgili söylediklerimi tekrar ediyor, onu Allah´a havale ediyorum. dedi.

Duruşmada ilk kez savunma yapan itirafçılardan Abdülhakim Güven ise cinayetlerin işlendiği tarihlerde Cizre´de olmadığını savundu. Güven, Basında ve kamuoyunda kumpas oluşturdular sonra Ankara´da yakalandım. Benim ile ilgili hiçbir iddia somut hale getirilmedi. O dönemin bütün devlet yetkilileri gelsin söylesin, böyle bir şey varsa eğer. Güvenlik güçleri beni içeriden çıkarıp götürdü doğru ama nereye götürdüklerini bilmiyorum. Evet gerçekten pişman oldum ama pişman olduğuma pişman ettiler. şeklinde konuştu.

Sanıklardan Kamil Atağ ise kendisinin sivil ekiplere de Temizöz ekibine de ihtiyacı olmadığını belirterek, aşiret olduğunu ve dava nedeniyle 20 milyon kişiye rezil edildiğini kaydetti. Atağ, Bugün burada olmasaydım belki bir yerden aday olacaktım. Ben faili meçhulcü değilim buradaki mağdurlara ben de acıyorum. Benim Temizöz ve ekibiyle ne işim olur? dedi.

Sanıklardan Bedran kod adlı Adem Yakin ise örgütün Cizre sorumluluğunu yaparken teslim olduğunu hatırlatarak, Öcalan tarafından ´Genç Osman´ adıyla Botan´ın gülü denilen Cizre´ye gönderildiğini söyledi. Yakin, Avukatlar Cizre´yi anlatın diyorlar. Tamam anlatalım ama iki taraftan da anlatacağız. Beka vadisinde örgüt tarafından yakılan Kürt gençlerinin kemiklerini de anlatalım. ifadelerini kullandı. ( Cihan)

İddianameden

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca hazırlanan 104 sayfalık iddianamede, sanıkların TCK´nın ´Adam öldürmek´, ´Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´Adam öldürmeye azmettirmek´ suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. Sanıklardan Cemal Temizöz´ün 9, Kamil Atağ´ın 7, Temer Atağ´ın 2, Adem Yakin´in 7, Hıdır Altuğ´un 3, Fırat Altın´ın (Abdulhakim Güven) 6, Kukel Atağ´ın ise bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. İddianamede, sanık Albay Temizöz´ün, 1993´te Cizre´de terörle mücadele ediliyor görüntüsü altında korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan bir grup oluşturduğu savunuluyor. ´Söz konusu grubun, süreç içerisinde asli görevinden ayrılarak, terör örgütü PKK´ya yardım ettiğinin değerlendirildiği ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldıkları kişileri sorguladığı´na yer verilen iddianamede, grubun, bu sorgulanan kişilerden bir kısmını öldürdüğü öne sürülüyor.

Cemal Temizöz Balyoz davasında da tutuklu, adı bir çok başka soruşturmada da geçiyor

Davanın 1 no´lu sanığı Albay Cemal Temizöz, Balyoz davasında da 143 no´lu sanık olarak tutuklu yargılanıyor. Temizöz´ün adı ayrıca Ergenekon örgütünün TSK içindeki yapılanması olan ´Karargah Evleri´ oluşumuna yönelik soruşturmayı örtbas gayretlerinde Kayseri´de üç astsubaya uygulanan hipnozlu ve işkenceli sorguya katılanlar arasında da geçiyor. Yine Temizöz´ün adı Ergenekon sanıklarıyla yapılan telefon görüşmeleri nedeniyle 3. Ergenekon iddianamesinde ve ayrıca Şemdinli iddianamesinde de geçiyor. Temizöz´ün adı yine Malatya Zirve Yayınevi katliamı davasının tanıklarından Erhan Özen´in ifadesi ile Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan´ın ifadesinde de geçiyor. Temizöz´ün adı ayrıca Ergenekon bağlantılı Kafes davasının ek klasörlerinde de geçiyor.

(22 Nisan 2011, 18:43)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Temizöz´le ilgili tüm manşetlerimiz

Temizöz iddianamesinde ara

Temizöz´ü şikayet edemezdim, bizi de öldürürdü

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3213    yazdır/print


 

Karanlık odada seçim fotoğrafı çalışması

Kasetçiler devrede.. CHP karanlık odada yeniden yapılandırılıyor.. Kaset skandalı ile Baykal´ı tasfiye edip, Kemal Kılıçdaroğlu´nu CHP´nin başına getiren irade, milletvekili listelerinde de damgasını vurdu. Derin devletle mücadele eden solcu isimler CHP´ye üye bile kabul edilmezken, Ergenekon sanığı ünlü sağcılar CHP listelerinin başına yerleşti. Benzer bir derin yapılanmanın da MHP´de gerçekleştirildiği, Engin Alan için odatv bağlantılı Ergenekon sanığı Yalçın Küçük´ün ricacı olduğu ortaya çıkmıştı.

Karanlık odada seçim fotoğrafı çalışması

Kasetçiler devrede.. CHP karanlık odada yeniden yapılandırılıyor.. Kaset skandalı ile Baykal´ı tasfiye edip, Kemal Kılıçdaroğlu´nu CHP´nin başına getiren irade, milletvekili listelerinde de damgasını vurdu. Derin devletle mücadele eden solcu isimler CHP´ye üye bile kabul edilmezken, Ergenekon sanığı ünlü sağcılar CHP listelerinin başına yerleşti. Benzer bir derin yapılanmanın da MHP´de gerçekleştirildiği, Engin Alan için odatv bağlantılı Ergenekon sanığı Yalçın Küçük´ün ricacı olduğu ortaya çıkmıştı.

Kaset skandalı ile Deniz Baykal´ı CHP Genel Başkanlığı´ndan uzaklaştıran irade partiyi tanzim etmeye devam ediyor. Parti Meclisi üyelerinin istifasına ve parti teşkilatlarının tepkisine yol açan,Ergenekoncu adaylar CHP´nin milletvekili listelerine damgasını vurdu. Milletvekili adaylarının belirlendiği Parti Meclisi toplantısında Ergenekon sanığı Sinan Aygün ile Mehmet Haberal´ın adaylıklarına yönelik itirazlar üzerine, parti yöneticilerini karşısına alarak bu isimleri aday gösteren, yine Ergenekon sanığı Mustafa Balbay´ı seçilecek yerden listeye koyan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulu´na (YSK) verilen ilk listede yer vermediği Ergenekon sanığı İlhan Cihaner´i ise Denizli´den kontenjan adayı olarak gösterdi. Odatv muhabiri İklim Bayraktar´ın ricası üzerine Ergenekon tutuklusu Soner Yalçın´a Meclis kürsüsünden destek veren Kılıçdaroğlu, Odatv´nin 16 Nisan´daki yayınından 4 saat 32 dakika sonra Cihaner´i aday gösterdi. Odatv´de yer alan yazıda Cihaner´i milletvekili adayı göstermeyen CHP yönetimi sert bir dille suçlanarak, İlhan Cihaner simgedir. Cumhuriyet hukukunun simgesidir. Peki CHP, İlhan Cihaner´i niye milletvekili adayı yapmadı? Bunun açıklamasını yapmak zorundadır deniliyordu.

İLK LİSTEDE YER ALMADI

11 Nisan günü YSK´ya sunulan milletvekili listelerinde Cihaner´in yer almaması üzerine kendisine yöneltilen sorulara, Parti Meclisi´nin takdiri yanıtını veren Kılıçdaroğlu, CHP´ye sadece milletvekili olarak hizmet edilmeyeceğini, Cihaner´in birikiminden başka kademelerde yararlanmak istediklerini söylemişti. Kılıçdaroğlu, Cihaner, PM´ye sunulan listede yer aldı mı? sorusuna ise Hayır ismi PM´ye sunulmadı yanıtını vermişti. Ancak 16 Nisan günü sürpriz bir gelişme yaşanarak Ergenekon sanığı İlhan Cihaner´in ismi Denizli´den kontenjan adayı olarak YSK´ya iletildi. Kılıçdaroğlu, sürpriz adaylığı Uğur Dündar´la birlikte çıktığı Star TV´deki yayında, Aslında bir gecikme yok, bazı adaylarla ilgili kamuoyu yoklaması yapıldı. Bu yoklamaların bize dönüşü biraz gecikmeli oldu. Normal süreçte aday olması düşünülüyordu... diye açıkladı.

ODA TV 11.28´DE YAZDI

Cihaner´in YSK´ya sunulan ilk listede yer almaması üzerine Odatv´de yer alan bir yazıda CHP yönetiminin bu tavrı eleştirilerek, İlhan Cihaner simgedir. Cumhuriyet hukukunun simgesidir. Peki CHP, İlhan Cihaner´i niye milletvekili adayı yapmadı? Bunun açıklamasını yapmak zorundadır diye soruluyordu. Odatv yöneticisi ve Ergenekon tutuklusu Soner Yalçın´ın mahkemeye çıkarılacağı gün Odatv muhabiri İklim Bayraktar´ın ´ricası´ üzerine Meclis´teki grup konuşmasında, Soner Yalçın soyadı gibi yalçın, kaya gibi... sözleriyle destek veren Kılıçdaroğlu, Cihaner konusundaki isteğe de kayıtsız kalmadı. Cihaner´in aday gösterilmemesi üzerine 16 Nisan günü saat 11.28´de Odatv sitesinde yer alan bir yazıda, Peki söyler misiniz: İlhan Cihaner niye aday yapılmadı. Neyi eksikti?.. CHP, Cumhuriyet savcısının hangi özelliğini beğenmedi? diye Kılıçdaroğlu´ndan hesap sorulması dikkati çekti. Yazının sitede yer almasından 4 saat 32 dakika sonra CHP´den yapılan açıklamada, Cihaner´in Denizli´den kontenjan adayı olarak isminin Yüksek Seçim Kurulu´na bildirildiği ilan edildi.

Öte yandan CHP´nin milletvekili adaylık listesi ilk açıklandığında, listede Ergenekon tutuklusu Mehmet Haberal, Mustafa Balbay ve Ergenekon sağını Sinan Aygün´ün isimleri vardı. Ancak Türkiye´nin sayılı sosyal demokrat isimleri Fikri Sağlar, Hikmet Çetin ve Ercan Karakaş listede yer almadı. Hikmet Çetin, Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan seçildikten sonra, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül´ün hareketini durdurarak, Kılıçdaroğlu´na destek verilmesini sağlamıştı. Fikri Sağlar ise, derin devletle mücadelesini her katıldığı programda sürdürüyordu. Kemal Kılıçdaroğlu, bu isimleri liste dışında tutarak, kendisini genel başkanlığa taşıyan kaset skandalının arkasındaki güce boyun eğdi.

ECEVİT´İN KEMİKLERİ SIZLADI

Kemal Kılıçdaroğlu, aday listelerini hazırlarken arkadaşlarının tepkisine aldırış etmediği gibi, rahmetli Bülent Ecevit´in anısına da saygı göstermedi. CHP Parti Meclis´i Üyesi Enver Aysever, Mehmet Haberal ve Sinan Aygün´ün aday gösterilmesine tepki göstererek, CHP´den istifa etti. Buna aldırmayan Kılıçdaroğlu, Haberal´ı merhum Bülent Ecevit´in seçim bölgesi olan Zonguldak´tan aday gösterdi. Üstelik, Ecevit´in başbakan olduğu dönemde, Haberal tarafından yanlış tedavi edildiği iddiaları Ergenekon davası iddianamesinde yer almasına rağmen.

Kılıçdaroğlu: İnşallah Cihaner Meclis´e girer

Şanlıurfa´daki programının ardından İstanbul´a gitmek için Gaziantep Havaalanı´na gelen Kemal Kılıçdaroğlu bir kuşun azizliğine uğradı. Kılıçdaroğlu´nun da bineceği uçağın motoruna kuş kaçınca sefer iptal edildi. Şanlıurfa´ya geri dönen Kılıçdaroğlu, Ankara´ya gitti. Urfa´da soruları cevaplayan Kılıçdaroğlu, Cihaner´in aday olmasıyla ilgili bir soru üzerine ´Yorum yapmaya gerek yok. Adayımızdır, inşaallah başarılı olur, parlamentoya girer´ dedi.

CHP´deki gizli iradenin isteğini yansıtan o yazı

İlhan Cihaner simgedir. Cumhuriyet hukukunun simgesidir. Peki CHP, İlhan Cihaner´i niye milletvekili adayı yapmadı? Bunun açıklamasını yapmak zorundadır.İlhan Cihaner simgedir: Karslı dört çocuklu bir Tekel emekçisinin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Kars´ta yaptı. Liseyi Ankara Abidinpaşa Endüstri Meslek Lisesi´nde okudu. Aselsan´da çalıştı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi´ni çalışıp okuyarak bitirdi. 15 yaşından beri emekçi yani. Hukuk diploması yetmedi; 1991´de yüksek lisansını tamamladı: Bir insan hakkı olarak bilgi edinme hakkı. Cumhuriyet Savcısı olarak ilk görev yeri Hatay´ın reyhanlı ilçesi oldu: 16 Mart 1994. Üç yıl sonra Şırnak-İdil´de görev yaparken, faili meçhul cinayete kurban edilmiş üç kişinin dosyasını raftan indirdi.JİTEM hakkında Diyarbakır DGM Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Bu JİTEM aleyhine açılan ilk davaydı. 10 yıl bölgede görev yaptı. İlhan Cihaner sonra sırasıyla Ankara Çamlıdere, Samsun Vezirköprü, Manisa Alaşehir ve Erzincan´da bulundu. Tefecilerle, kaçakçılarla, tarikatlarla mücadele etti. OP cumhuriyet savcısının yapması gerekenleri yaptı. Zekiydi. Espriliydi. Karikatüristti. Müzik tutkunuydu. Entelektüeldi. Atatürkçüydü. İyi bir babaydı. Peki söyler misiniz: İlhan Cihaner niye aday yapılmadı. Neyi eksikti?.. CHP, Cumhuriyet savcısının hangi özelliğini beğenmedi? Açıklama yapmak zorundadır... (Odatv.com) ( Yenişafak)

Soruşturma ve davalar derinlerin kimyasını bozdu

Kaset skandalı ile Baykal´ı tasfiye edip, Kemal Kılıçdaroğlu´nu CHP´nin başına getiren iradenin, milletvekili listelerinde de damgasını vurduğu görülüyor. Derin devletle mücadele eden solcu isimler CHP´ye üye bile kabul edilmezken, Ergenekon sanığı ünlü sağcılar CHP listelerinin başına yerleşti. CHP daha önce 3 Ergenekon sanığını aday göstermişti. Bunlardan Mehmet Haberal için Demirel´in ricacı olduğu ortaya çıkmıştı. Yine eski lider Deniz Baykal´ın CHP başından uzaklaştırılmasında Odatv ve bağlantılı olarak Ergenekon´un rol oynadığı, bu güçlerin HalkTV´yi alabilmek için Deniz Baykal hakkında ´Varan 2´ kodlu yeni bir kaseti ortaya çıkarma hazırlığı yaptığı ileri sürülmüştü. Benzer bir derin yapılanmanın da MHP´de gerçekleştirildiği, Engin Alan için odatv bağlantılı Ergenekon sanığı Yalçın Küçük´ün ricacı olduğu ortaya çıkmıştı. Bu iki partinin başka aday kalmamış gibi kamuoyunun muhtemel tepkisine karşın Ergenekon ve Balyoz gibi kritik davaların sanıklarına adaylık yolu açmasının kendi iradeleri ile değil, Baykal´ı devirerek güçlerini gösteren Ergenekon´un direktifiyle gerçekleştirildiği ileri sürülüyor. CHP yönetiminin Odatv´nin yayınından sadece birkaç saat sonra sürpriz şekilde Cihaner´i listeye yerleştirmesi bu derin ilişkilere bir kanıt olarak gösteriliyor. Seçmen tabanlarının olası tepkilerine rağmen sağcı ve solcuların birbirine karıştığı tüm bu karanlık ve ensest ilişkiler, 2011´in Kontrgerillacılar için ´Kıyamet Yılı´ olduğu iddiasını güçlendiriyor. Bu sıradışı karmaşık ilişkiler, alışık oldukları yöntemlerle iktidar olma umudunu kaybeden güçlerin, alışık olmadıkları yöntem olan ´halktan oy isteyerek iktidar olma´ yolundaki acemilik hataları olarak kabul ediliyor. 12 Haziran 2011 tarihinde gerçekleşecek seçimler diğer partiler için farklılık arzetmezken, CHP ve MHP´nin kaderini Ergenekon sanıklarının aday yapılmasının belirleyeceği, diğer konuların ikinci planda kalacağı değerlendiriliyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(18 Nisan 2011, 11:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

CHP ve MHP´nin Ergenekon sanıklarını milletvekili yapma planı

Ergenekon sanıklarını milletvekili yapma planı

2011 seçimleri Ergenekon referandumu

2011 SEÇİM SÜRECİNDE YAŞANAN KIŞKIRTMALAR

2011 Kontrgerilla için ´Kıyamet´ yılı

Seçim ve anayasa Kontrgerilla için ölüm kalım meselesi

Ergenekon´da seçim hazırlığı: Mitingler tekrar devrede

Av mevsimi açıldı: Hedef AKP

Odatv´de şok belge: Baykal´a seks komplosu

Baykal´a komplo manşetlerimiz

´Ergenekon ve CHP´ manşetlerimiz

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3201    yazdır/print


 

TSK´da bir ilk: Ses kaydına ceza

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Genelkurmay´ın ´yok´ saydığı JİTEM´i ses kaydında itiraf eden hava tuğgeneral Mehmet Eldem´e uyarı cezası verdi. Soruşturma kapsamında ifadesi de alınan Eldem´in ses kaydındaki konuşmaların kendisine ait olduğunu reddettiği, sadece bir kısmını konuşmuş olabileceği ve kaydın hukuksuz bir şekilde yapıldığını söylediği belirtilirken, bu savunmanın Org. Aksay´ı tatmin etmediği ve ceza almasını engellemediği bildirildi. Tuğgeneral Eldem bu haberle ilgili web sitemize bir tekzip metni de göndermiş ve ses kaydını inkar etmişti. 16 Ağustos 2010´da internette yer alan ses kaydındaki Eldem olduğu iddia edilen kişi; Seferberlik Tetkik Kurulunda herkesle ilgili bilgilerin bulunduğundan, JİTEM´in kesinlikle var olduğundan ama TSK´nın bu oluşumun varlığını bile bile inkar ettiğinden, JİTEM arşivlerinde Seferberlik Tetkik Kurulu´nda (Özel Harp Dairesi) bulunan bilgilerden daha özel bilgilerin bulunduğundan, Bir çok kişinin fişlediğinden bahsediyordu.

TSK´da bir ilk: Ses kaydına ceza

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Genelkurmay´ın ´yok´ saydığı JİTEM´i ses kaydında itiraf eden hava tuğgeneral Mehmet Eldem´e uyarı cezası verdi. Soruşturma kapsamında ifadesi de alınan Eldem´in ses kaydındaki konuşmaların kendisine ait olduğunu reddettiği, sadece bir kısmını konuşmuş olabileceği ve kaydın hukuksuz bir şekilde yapıldığını söylediği belirtilirken, bu savunmanın Org. Aksay´ı tatmin etmediği ve ceza almasını engellemediği bildirildi. Tuğgeneral Eldem bu haberle ilgili web sitemize bir tekzip metni de göndermiş ve ses kaydını inkar etmişti. 16 Ağustos 2010´da internette yer alan ses kaydındaki Eldem olduğu iddia edilen kişi; Seferberlik Tetkik Kurulunda herkesle ilgili bilgilerin bulunduğundan, JİTEM´in kesinlikle var olduğundan ama TSK´nın bu oluşumun varlığını bile bile inkar ettiğinden, JİTEM arşivlerinde Seferberlik Tetkik Kurulu´nda (Özel Harp Dairesi) bulunan bilgilerden daha özel bilgilerin bulunduğundan, Bir çok kişinin fişlediğinden bahsediyordu.

Çeşitli soruşturmalarda yargılanan generallerin internete düşen ses kayıtları Genelkurmay Başkanlığı tarafından dikkate alınmaz ve yok sayılırken, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, ses kaydını affetmedi. Aksay, JİTEM´i itiraf eden generale uyarı cezası kesti. Uyarı cezasının TSK´da bir generale uygulandığı çok nadir görülen bir olay.

´İfadesi alındı ceza kesildi´

Hava Kuvvetleri Personel Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Eldem, 16 Ağustos 2010 tarihinde internete düşen ses kaydında, JİTEM´in varlığını itiraf eden ifadelerde bulunuyordu. Kayıtlarda, Eldem, “Resmi olarak kurulan JİTEM diye bir jandarma istihbarat teşkilatı vardı. Bunu TSK alenen inkar etti, bizim böyle bir teşkilatımız yok diye. Var! Resmi olarak kurulmuş, emir verilmiş de kurulmuş ama var. Komutanı var, başkanı var, Hav. Kom´da (Hava Kuvvetleri Komutanlığı) yapılaşması var. TSK bunu göz göre göre inkar etti. Ama var. Var yani, bilmeyen yok, herkes biliyor” diyordu.Mehmet Eldem hakkında Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay´ın emriyle idari soruşturma yürütüldüğü, soruşturma neticesinde Tuğgeneral Eldem´in uyarı cezası aldığı öğrenildi.

Ses kaydını kısmen kabul etti

Soruşturma kapsamında ifadesi de alınan Eldem´in ses kaydındaki konuşmaların kendisine ait olduğunu reddettiği, sadece bir kısmını konuşmuş olabileceği ve kaydın hukuksuz bir şekilde yapıldığını söylediği belirtilirken, bu savunmanın Org. Aksay´ı tatmin etmediği ve ceza almasını engellemediği bildirildi.Eldem´e uyarı cezasının “uygunsuz ifadeleri” nedeniyle verildiği, ses kaydında yer alan “Genelkurmay´ın resmi açıklamalarının tersine JİTEM´in var olduğu, JİTEM, Seferberlik Tetkik Kurulu (Özel Harp Dairesi/ÖHD) gibi birimlerde tamamen hukuk dışında yapılanmalar olduğu, kanun ve kurallara aykırı fiiller gerçekleştirildiği ve kimsenin hesap soramadığı” gibi söylemlerinin ceza almasında etkili olduğu değerlendirildi.

Ses kaydına ilk defa ceza verildi

Genelkurmay Başkanlığı, generallere ilişkin internete düşen ses kayıtlarını dikkate almazken ve yok sayarken, hatta bu yönde kamuoyunu aydınlatma gereği bile duymazken, Org. Aksay´ın ortam dinlemesi üzerine verdiği yönelik bu ceza, dikkat çekici bulundu.

Genelkurmay´ın yok saydığı JİTEM´i anlatmıştı

Orgeneral Aksay´ın generalliğe terfisini sağladığı isimler arasında yer alan Tuğgeneral Eldem, internete düşen ses kaydında, JİTEM´in varlığı ve icraatları ile ilgili itiraf gibi açıklamalarda bulunmuştu. Eldem, ses kaydındaki ifadeleriyle, mahkemelere “Teşkilatımızda JİTEM diye bir birimimiz bulunmamaktadır” şeklinde cevap veren Genelkurmay´ı yalanlıyordu.9 Ağustos 2010´da yayınlanan karar üzerine yeni görevine geçen Eldem, bir hafta sonra internete düşen ses kaydı ile sarsılmıştı. ( Star)

Ses kaydında ilginç ifadeler yer alıyordu

Tuğgeneral: ´28 Şubat değil, asıl bu (yani yargının olayların üzerine gitmesi) post modern darbe. Ne var ne yok geldiği zaman kapıya savcı mavcı. Bir dakika burası askeri bölge giremezsin. Bilmem ne falan diyemeyiz. Buyrun hoşgeldiniz deyip her tarafımızı açacağız böyle. Savcı umarım bilinçli biridir. Ondan sonra konulara yatkın biridir. Fazla uzatmaz. Ama değilse bundan sonra çok farklı yerlere çekilebilir.´

Resmi olarak kurulan JİTEM diye bir Jandarma İstihbarat Teşkilatı vardı. Bunu Türk Silahlı Kuvvetleri alenen inkar etti. Bizim böyle bir teşkilatımız yok diye. VAR! Resmi olarak kurulmuş emir verilmiş de kurulmuş ama. Komutanı var. Başkanı var. Havkomda yapılaşması var. Şunu bunu var. Türk Silahlı Kuvvetleri bunu gördü. Evet inkar etti. Bizde böyle bir teşkilat yok diye. Ama var. Var yani. Bilmeyen yok. Herkes biliyor. İnkar ediyor. E şimdi inkar ediyorsun. Böyle bir teşkilat var. Bunun görevleri içerisinde olmayan şeylerde yapıyor bazen. İstihbarat çalışması da yapıyor. Yani niçin yapıyor. Ne olur ne olmaz diye yapıyor. Yani şeye yönelik çalışma. Aslında jandarma da yapıyor. Jandarmanın istihbarat şubelerine girseler neler bulurlar acaba? Post modern darbe vardı ya. İşte post modern darbe bu esas. 28 şubatta yaptıkları vardı. Post modern darbe. Bana göre o darbe marbe değildi. Bu darbe işte. Adam her şeyinde şimdi seni şimdi kovalamaya başladı. Her şeyin içerisine girdi. Hayır diyemiyorsun. Bunun için başka neler çıkacak? Dediğiniz gibi yorumlamaya bağlı. Eğer ters zamanda bir yorumlarsa hepsini içeri alırlar. Taa şeye kadar. Çünkü o bilgiler muhtemelen sadece kendi arşivinde değil. Bilgi olarak da belli yerlere gidiyordur. Şimdi o arşivlenmiş dokümanların hepsinde dağıtım hanesi vardır. O dağıtım hanesine gittiği zaman dağıtımda heee neresi işte bilmem ne jandarma alay komutanlığı TIK TIK GENELKURMAY sırayla o dağıtımlara da gidecek bakacak. Yani doğrumu değil mi diye. Oraları da sorgulayacak. Ondan sonra al gülüm ver gülüm. Savcı umarım bilinçli biridir. Ondan sonra konulara yatkın biridir. Fazla uzatmaz. Ama değilse bundan sonra çok farklı yerlere çekilebilir. En güvenlikli yerler oralarıydı İKK yönünden hassasiyet veya gizlilik yönünden hassasiyet yönünden gösteren yerlerdir. Yani işler böyle. Tamamen saydam bir hale geçiyoruz. Haberiniz olsun . Ne var ne yok geldiği zaman kapıya savcı mavcı. Bir dakika burası askeri bölge giremezsin. Bilmem ne falan diyemeyiz. Buyrun hoşgeldiniz deyip her tarafımızı açacağız böyle.

Eldem sitemize tekzip metni göndermişti

16 Ağustos 2010 tarihli ´JİTEM´i kabul eden Tuğgeneralden şok açıklamalar ´ başlığıyla yayınladığımız alıntı haberimizden dolayı Mehmet Eldem itirazda bulunarak sitemize tekzip metni göndermişti. İşte, habere ekleyerek yayınladığımız o tekzip metni:

Sayın Site Yetkilisi; 1. Sitenizde 16 Ağustos 2010 tarihinde konusu “Tuğgeneral Mehmet ELDEM ile ilgili” olan, şahsıma ait yorumların yapıldığı yazı, ses kaydı ve video ile ilgili olarak aşağıda belirtilen hususları dikkate almanızı rica ederim. a. Bu ses kaydı hukuka aykırı bir şekilde, doğruluğu araştırılmadan, kişilik haklarımı ihlal edecek şekilde, yorumlar da yapılarak sitenizde yayımlanmıştır. b. Bunun haber olarak maksadını aşan yorumlarla yayımlanması, rütbemin bile albayken tuğgeneral olarak yazılması haberin doğruluğunun ne kadar araştırıldığının kanıtıdır. Bu tarihte rütbem albay olarak devam etmekteydi. c. Bu haber yapılırken benden izin alınmamıştır veya danışılmamıştır. ç. Konuşmanın nerede, ne zaman, ne maksatla kimin tarafından, nasıl ve hangi şartlarda yapıldığı belli değildir. 2. Hakkımda doğru olmayan hususların, ifade etmediğim düşüncelerimin yer aldığı, hukuka aykırı, usulsüz ve gizli şekilde yapılmış, montajlanmış bu ses kaydının üzerine gerçekle alakası olmayan yorumlar oluşturulmuş olduğundan, bu haberin, ses kaydının, görüntülerin, video kaydının, verdiğiniz linklerin siteniz içeriğinden ve arşivinden çıkarılmasını rica ediyorum. Çıkarılmadığı takdirde; a. 5651 Sayılı Kanunun Dokuzuncu maddesi gereği, b. Türk Ceza Kanununun (TCK) 133´üncü maddesi 1,2 ve 3´üncü fıkraları gereği, c. TCK´nun 267´inci maddesi gereği, ç. 5187 sayılı Kanunun 11 nci maddesi gereği işlem tesis edilmesi için Adli Makamlara müracaat edeceğimi ve hukuki uygulamaları başlatacağımı dikkatinize sunarım. Mehmet ELDEM ...

meldem@ekolay.net, 28 Eylül 2010, Salı 07:30

(15 Nisan 2011, 11:56)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

JİTEM´i kabul eden Tuğgeneralden şok açıklamalar

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3196    yazdır/print


 

Çarkın soruşturması derinleştiriliyor

Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın itirafları üzerine başlatılan soruşturma derinleştiriliyor. Soruşturma savcısı Hakan Karaali´nin ´iş yükü´ azaltılıyor.

13.04.2011 13:39 Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın itiraflarına bakan savcı Hakan Karaali´nın ´iş yükü´ azaltılıyor. Savcının soruşturmayı derinleştireceği öğrenildi. Çarkın geçtiğimiz haftalarda şok itiraflarda bulunmuştu. Devlet emriyle çok sayıda yargısız infaz yaptıklarını açıklayan Çarkın, somut kişi ve yer isimleri de vermişti. ´Terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söyleyen Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı. Çarkın bugün Devrimci Karargah davasında sanık olarak yargılanmaya başlayan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında da ağır suçlamalarda bulunmuştu. Savcı Karaali tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Çarkın, çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

Köy boşaltmalar, JİTEM korkusu ve Kürt işadamlarına yönelik cinayetlerle geçen 90´lı yılların ´kara kutusu´ Eski Özel Harekat Polisi ve Susurluk hükümlüsü Ayhan Çarkın´ın şok açıklamalarının ardından, bir önemli gelişme daha yaşandı. Müdahil avukatlarının yaptığı talep doğrultusunda; Çarkın ile ilgili dosyaya bakan Özel Yetkili Savcı Hakan Karaali´nin “Yalnızca Ayhan Çarkın dosyasıyla ilgilenmesine” karar verildiği, savcı Karaali´nin soruşturmayı derinleştireceği öğrenildi. Özel Yetkili Savcı Karaali, basın yoluyla işlenen suçlarla ilgili dosyalara bakıyor. Çarkın´ın Radikal´e detaylarıyla anlattığı kanlı olayların mağdurlarının avukatları ise “Savcı Karaali´nin elindeki dosya sayısının fazlalığına” dikkat çekerek, Çarkın ile ilgili dosyanın ya başta bir savcıya verilmesini ya da da savcının iş yükünün azaltılıp yetkilerinin artırılmasını talep ediyordu.

Müdahil avukatlarından Taylan Tanay, bu amaçla İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı´na sunduğu dilekçeyi Başsavcı vekili Fikret Seçen´e iletti. Avukat Tanay, gerekçelerini şöyle sıraladı: “Soruşturması sürdürülen bir suç örgütü söz konusu. Temel eylem biçimi kaybetme, silahlı çatışma süsü verilmiş kolluk infazı. Yüzlerce insanın silahlı çatışma adı altında öldürüldüğü, halen 17 bin civarında insanın kaybedildiği düşünülürse soruşturmanın derinleştirilmesi bizce zorunluluk arzediyordu. Bunun basın işlerine bakan bir savcının iş yükü ile yürütülmesi mümkün değildi. Soruşturmayı sürdüren savcılığın görev yaptığı saha içerisinde süreli ve süresiz yayınların sayısı hayli fazlaydı. Basın Kanunu uyarınca dava açmak için kesin süreler var. Bu da savcılığın iş yükünü artırmakta” diye konuştu.

Dilekçeyi sundukları Başsavcı vekili Fikret Seçen´in de konuya olumlu yaklaştığını belirten Tanay, Seçen´den Savcı Karaali´nin üzerinden basın dosyalarını almaya karar verdikleri yönünde bilgi aldıklarını söyledi. “Bu yolla Karaali´nin müstesna olarak bu dosya ile ilgileneceğini ve soruşturmayı derinleştireceğini öğrendik” diyen Tanay, soruşturmanın amacına ulaşılması ve ülke tarihinin en kapsamlı kontrgerilla faaliyetinin açığa çıkarılması yolunda önemli bir adım olduğunu da vurguladı.

Susurluk defterine son

Hacı Karay Ailesi´nin avukatı Mehmet Selim Okçuoğlu ise “Ergenekon zihniyetini mahkum etmek isteyen anlayışın Susurluk defterini kamuoyu vicdanını rahatlatacak şekilde kapatması lazım” dedi. Soruşturmadan genel olarak memnun olmadıklarını da ifade eden Okçuoğlu, “Bu ciddiyeti görürsek biz de savcı gibi çalışabiliriz. Bizden yararlanılmasını talep ediyoruz. Failleri, mekanizmayı biliyoruz. Cinayetler konusunda elimizde çeşitli kanıtlar var” dedi. (Radikal)

Çarkın´dan şok itiraflar

Ayhan Çarkın geçtiğimiz haftalarda şok itiraflarda bulunmuştu. Devlet emriyle çok sayıda yargısız infaz yaptıklarını açıklayan Çarkın, somut kişi ve yer isimleri de vermişti. ´Terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söyleyen Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı. Çarkın bugün Devrimci Karargah davasında sanık olarak yargılanmaya başlayan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında da ağır suçlamalarda bulunmuştu. Savcı Karaali tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Çarkın, çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

(13 Nisan 2011, 13:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın şok itirafları ve gözaltına alınışı manşetlerimiz

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

Çarkın´ı Diyarbakır da soruşturuyor

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3190    yazdır/print


 

Tanık Özen, Dink soruşturmasında ifade verdi

Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin devam eden soruşturma kapsamında, Zirve Yayınevi katliamı davasında tanık olarak dinlenen Erhan Özen´in ifadesi alındı.Soruşturma savcısına ´tanık´ sıfatıyla ifade veren Erhan Özen´in, ´2004 yılında Sevgi Erenerol´un talimatıyla Dink´i yabancı mezarlığına götürdük. Dink ile Erenerol yarım saat bir aracın içinde görüştü. Burada tehdit edildiğini biliyorum. Agos çevresinde fotoğraflama çalışması yaptım.´ şeklinde bilgiler verdiği öğrenildi.

Tanık Özen, Dink soruşturmasında ifade verdi

Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin devam eden soruşturma kapsamında, Zirve Yayınevi katliamı davasında tanık olarak dinlenen Erhan Özen´in ifadesi alındı.Soruşturma savcısına ´tanık´ sıfatıyla ifade veren Erhan Özen´in, ´2004 yılında Sevgi Erenerol´un talimatıyla Dink´i yabancı mezarlığına götürdük. Dink ile Erenerol yarım saat bir aracın içinde görüştü. Burada tehdit edildiğini biliyorum. Agos çevresinde fotoğraflama çalışması yaptım.´ şeklinde bilgiler verdiği öğrenildi.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin devam eden soruşturma kapsamında Erhan Özen ´tanık´ sıfatıyla ifade verdi. Malatya Zirve Yayınevi katliamı davasında da tanık olarak dinlenen ve kendisinin JİTEM adına çalıştığını belirten Erhan Özen, 10 Mayıs 2010 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Dink davasında tanık olarak dinlenmişti. Erhan Özen´in verdiği ifadeler mahkeme heyeti tarafından soruşturma savcısı Selim Berna Altay´a iddialarının incelenmesi için gönderilmişti. Savcı Altay, başka bir suçtan Çorum´da cezaevinde yatan Erhan Özen´in ifadesini aldı.Geçtiğimiz hafta Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne getirilen Özen, Dink soruşturması savcısı Altay´a ´tanık´ sıfatıyla ifade verdi. Özen´in mahkemede verdiği ifadeye benzer bir ifade verdiği öğrenildi.

JİTEM´e çalıştığını, 2004 yılında Ergenekon davasının tutuklu sanığı Sevgi Erenerol´un talimatıyla Dink´i yabancı mezarlığına götürdüklerini söylediği öğrenilen Özen´in Dink ile Erenerol´un yarım saat bir aracın içinde görüştüğünü söylediği belirtildi. İfadesinde Dink´in mezarlıkta tehdit edildiğini öne süren Özen´in, Muzaffer Tekin´den aldığım talimatla 2005 yılında Agos gazetesi önünde fotoğraflama için görevlendirildim. Adıma kayıtlı araçla gazete çevresinde fotoğraf çektim. Bu fotoğrafların bir kısmını bir ekmek fabrikasında sakladım. ifadelerini tekrarladığı belirtildi. ( Cihan)

Eski Emniyet Müdürünün ifadesi alındı

21 Nisan 2011 - Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında talimatla ifadesinin alınması kararlaştırılan eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, İstanbul´da Cumhuriyet Savcılığa ifade verdi. Hrant Dink´in öldürülmesi olayında dönemin bazı İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin ihmalleri olup olmadığı konusunda yürütülen ve daha önce soruşturmayı yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca ´takipsizlik kararı´ verilen, ancak Dink ailesinin müracaatı üzerine Rize Ağır Ceza Mahkemesince genişletilmesine karar verilen soruşturma kapsamında, aynı savcılık Reşat Altay´ın talimatla ifadesinin alınmasını kararlaştırdı. Bu karar doğrultusunda, oturduğu İstanbul´da cumhuriyet savcılığına çağrılan Altay´ın talimatla ifadesi alındı. İstanbul´da Altay´ın ifadesini alan savcılığın, Altay´ın ifadesinin alındığını Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdiği öğrenildi. ( Yenişafak)

(11 Nisan 2011), son güncel.: (21 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hrant Dink cinayeti ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

AİHM: Ergenekon, terör örgütü

Flaş!!! Ergenekon ve Dink sanıklarının irtibatı tespit edildi

Balyoz Darbe Planı´nın hedeflerinden biri de Dink çıktı

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Dink´te suç: Anayasa ihlali

Dink cinayetinde 30 kişiye soruşturma

Gül, Dink için DDK´yı görevlendirdi

Samast, Dink´e öpülerek uğurlanmış

Zirve: Şerefsizlere vur dedik, öldürdüler

Samast´ın yakınındaki o er kim?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3185    yazdır/print


 

Peker´den Avcı´ya ağır suçlamalar

´Suç örgütü lideri olmak´ suçlamasıyla cezaevinde bulunan Sedat Peker, Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanığı eski polis müdürü Hanefi Avcı´yla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Dev-Solcu Bedri Yağan´ın ölümünde Avcı´nın parmağı olduğunu ileri sürdü: ´Öldürenler polis değil, itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu.´

Peker´den Avcı´ya ağır suçlamalar

´Suç örgütü lideri olmak´ suçlamasıyla cezaevinde bulunan Sedat Peker, Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanığı eski polis müdürü Hanefi Avcı´yla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Dev-Solcu Bedri Yağan´ın ölümünde Avcı´nın parmağı olduğunu ileri sürdü: ´Öldürenler polis değil, itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu.´

Çete suçundan Silivri Cezaevi´nde yatan Sedat Peker, haftalık haber dergisi Aksiyon´a konuştu. Devrimci Karargah terör örgütü davasında yargılanan eski istihbaratçı Hanefi Avcı´nın bir dönem JİTEM adına çalışan itirafçıları nasıl kullandığını ve kendisini nasıl yönlendirdiğini ayrıntılarıyla anlattı. Kendisinin mahkemede vereceği ifadeden sonra Avcı´nın Ergenekon davasında ´yöneticilikten´ yargılanacağını söyledi.

Aksiyon Dergisi´nin bugün piyasaya çıkan sayısında yer alan röportajın bazı bölümleri şöyle: Avcı´nın ´Pala Şeref´ lakaplı başkomiseri ile irtibat halindeydik. Benim yanıma gelen itirafçıların isimleri Süleyman ve kardeşi Cemal Öğer, Ali Ozansoy´un kardeşi, Hüseyin Tilki, Hidayet Bozyiğit ve başka birkaç kişiydi. Devlete faydaları olduğu için bu arkadaşlarla ilgilendim. Adanalı işadamı Hayrettin Alp bana gelerek itirafçıların benim yakınım olduğunu duyduğunu söyledi. Ahbabı olan Kanal 6´nın eski sahibi Mehmet Kurt´tan bir arsa için avanta istiyorlarmış. ´Bu arkadaşları tanıyorum; ancak onlar Hanefi Avcı´nın ekibi´ dedim. Mehmet Kurt da araya tanıdıklar koyarak Avcı´nın yanına gitmiş. Avcı, ´Benim ekibim değiller, ancak devlete faydaları oldu.´ demiş. Kontrolsüz ve tehlikeli olduklarını söylemeyi de unutmamış. Yani bu olayı bir şikayet olarak kabul edip resmiyete koyacağına, adama bir de para ödesin diye telkinlerde bulunmuş. Mehmet Kurt´tan büyük para alındı. Ben ifade verdikten sonra Avcı bunlardan da yargılanacak, çünkü yağma suçuna iştirak etme durumu var. Mesela Tatlıcı ailesinin bir alacağı için içecek fabrikası olan bir adamı rahmetli Hidayet Bozyiğit ve bir iki itirafçı bel üstünden vurarak ağır yaralamıştı. Bu olayı da faili meçhul olarak Hanefi Avcı kapattı. Ancak vereceğim ifadeden sonra herhalde bu dosyalar tekrar açılacaktır.

´Avcı, Ergenekon´da yönetici´ iddiası

Dev-Sol içinde tasfiye edilen Bedri Yağan´ın ve diğerlerinin tüm bitişik atış raporları çatışmada ölmediklerini, infaz edildiklerini gösteriyor. Öldürenler polis değil, bu itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu. En son temizliği yani imha işini onlar yapıyordu. Bunu bana itirafçı ekibinin sözcüsü konumunda olan Süleyman Öğer anlattı... Hanefi Avcı ve itirafçı ekibiyle ilgili mahkemede açıklamalarda bulunacağım. Zaten savcılığın bunun üzerine otomatik olarak harekete geçeceğini düşünüyorum. O zaman kendisi (Avcı) zannederim Ergenekon üyeliğinden değil, yöneticiliğinden yargılanacaktır.

Sedat Peker, son dönemde yaşanan tutuklamaları da olumlu bulduğunu anlatıyor. Şöyle konuşuyor: Elinde silah olan biri en fazla 5-10 kişiyi öldürebilir. Ancak elinde kalemini silah olarak kullanan kişi kitleleri birbirine düşman edip birçok kişinin ölümünden sorumlu olabilir. ( Zaman)

DEVRİMCİ KARARGAH DAVASI 13 NİSAN´DA BAŞLIYOR

Devrimci Karargah Örgütü (DKÖ) soruşturması kapsamında tutuklu eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 22 kişinin yargılanmasına 13 Nisan Çarşamba günü başlanacak. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesine başlanacak olan davanın 120 sayfalık iddianamesinde, şüpheli Hanefi Avcı´nın Haliçte Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat isimli kitabında bazı telefonların hukuka aykırı dinlendiği yönündeki iddiasına örnek gösterdiği bölümde, şüpheli Nejdet Kılıç´ın dinlenmekte olan telefon numaraları ile bu şüphelinin irtibatlı olduğu diğer şüphelilere yönelik yapılan fiziki ve teknik takibin deşifre edildiği belirtiliyor.

Avcı´nın kitabının ardından, şüphelilerin telefon dinlemeleri konusunda birbirlerini uyardıkları ve teknik takip çalışmalarına karşı önlem aldıkları belirtilen iddianamede, Kılıç ve Avcı´nın bu konuya ilişkin yaptıkları telefon görüşmeleri özetleniyor.

Avcı´nın soruşturmaya ilişkin bilgileri deşifre etmesinin ardından Nejdet Kılıç´ın Beyoğlu´ndaki evinde yapılan aramada elde edilen el yazımı dokümanlarda soruşturmanın tarih ve sayısının yer aldığı notların ele geçirildiği belirtilen iddianamede şöyle deniliyor:

Hanefi Avcı, Nejdet Kılıç ile yaptığı telefon görüşmelerinde, ´Nejdet´in, savcılığa dilekçe vermesi gerektiğini, hakkında eski dinleme kararı bulunduğunu, dinleme ile ilgili yeni bir karara ulaştığını, telefonun Nejdet Kılıç´ın üzerine olmasına rağmen dinlemenin başkasının adına alındığını, bunu yapanların İstanbul İstihbarat Şubesi olduğunu, dinleme harici takip de yaptıklarını, takibi yapanların normal polis olmadığını, cemaatin adamları olduğunu, bunu da dilekçesinde belirtmesi gerektiğini´ söylemiş, mahkeme tarafından verilmiş gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah terör örgütü şüphelisi Nejdet Kılıç ile bunları paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Devrimci Karargah Örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir.

Hanefi Avcı´nın yazdığı kitapta, kamuoyunda, Ergenekon ve Balyoz Planı adıyla bilinen önemli soruşturma ve kovuşturmaların kesin hükümle sonuçlanmadan önce süreç içerisinde savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla yazılmış bölümlerin mevcut olduğu belirtilen iddianamede, yine kitapta, terörle mücadele eden savcı, hakim ve kolluk kuvvetlerine suç isnadı yapıldığı, yetkilileri hedef gösteren bölümlerin olduğu kaydediliyor.

Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın adına ruhsat süreleri dolmuş olan silahlara, Hanefi Avcı´nın görevi nedeniyle ve görev yeri itibariyle ruhsat tanzim edildiği belirtilen iddianamede, silahların iadesi hususunda Hanefi Avcı´ya gerekli tebligatın yapılmasına rağmen silahların iade edilmediği anlatılıyor.

Avcı çiftinin belirtilen silahları yasal hükümlere aykırı olarak ikametlerinde bulundurmaya devam ettikleri belirtilerek, Şenay Avcı´nın örgütsel bir irtibatı olmamasına rağmen, şüphelilerin hukuki durumlarının birlikte değerlendirilmesi bakımından şüpheli Şenay Avcı hakkında da soruşturma kapsamında iddianame düzenlenmesinin uygun olacağı değerlendirildiğinden hakkında iddianame düzenlenmiştir denildi.

Nejdet Kılıç´ın, Devrimci Karargah terör örgütünün devrimci gruplar ile yan yana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş bir kısım kişileri buluşturmaya çalıştığının belirlendiği kaydedilen iddianamede, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan´ın, Devrimci Karargah terör örgütü amaç ve hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü, bu örgütün üyesi olduğu kanaatine varıldığı kaydediliyor.

Ceza istemleri

İddianamede, tutuklu sanık eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım suçundan 7,5 ile 15, Yargı görevini yapanı etkileme suçundan 3 ile 6, soruşturmanın gizliliğini ihlal suçundan 1.5 ile 4,5, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme suçundan 1 ile 3, ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan 7,5 ile 12 ve zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan da 2 yıl 10 ay ile 11 yıl 3 ay olmak üzere toplam 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında değişen hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın da ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma suçundan 7.5 ile 12 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Hanefi Avcı´nın kullandığı telefon hattının sahibi olduğu öne sürülen tutuklu sanık Nejdet Kılıç´ın, Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak suçundan 7,5 ile 15 ve 6136 sayılı yasada belirlenen bıçakları izinsiz bulundurmak suçundan 1,5 ile 3 yıl olmak üzere toplam 9 ile 18 yıl arasında hapse çarptırılması öngörülüyor.

Osman Bahar Okar, Semih Aydın, Hakan Tanrıverdi, Önder Sönmez, Oğuzhan Kayserioğlu, Özgür Aytulum, Günay Kubilay, Ecevit Piroğlu, Kemal Hamzaoğlu, Sultan Çelik Kubilay, Özgür Cafer Kalafat, Yaman Yıldız ve Selda Başusta´nın, Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak suçundan 7,5 ile 15´er yıl arasında hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanıklar Rıdvan Turan ve Salih Mahir Sayın´ın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak ve ateşli silahlar kanununa muhalefet suçlarından 9 ile 19.5´ar yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

İddianamede, Hakan Soytemiz, Tuncay Yılmaz, Ulaş Bayraktaroğlu, İbrahim Turgut´un da Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak, sahte kimlik bulundurmak, İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak, İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünde molotofkokteyli taşımak ve atmak, 6136 sayılı kanuna muhalefet etmek suçlarından 3 ile 30 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması öngörülüyor. ( Zaman)

(11 Nisan 2011, 10:20)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

İşte 120 sayfalık Devrimci Karargah 3. iddianamesi

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DEVRİMCİ KARARGAH 3. İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

DKÖ iddianamesine kabul: Avcı sanık

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3182    yazdır/print


 

Muhtıraya suç duyurusu

Genelkurmay´ın Balyoz davasında gerçekleşen tutuklamalara yönelik dün yaptığı eleştiriler kamuoyunda büyük tepki doğurdu. Adalet Platformu, muhtıra yayınlayan askeri yetkililere suç duyurusunda bulunmaya hazırlanırken vatandaşları da suç duyurusuna katılmaya çağırdı. Platform, 8 Nisan Cuma günü saat 14:00´de Beşiktaş Adliyesi´ne giderek suç duyurusu dilekçesini yetkililere teslim edecek.

Muhtıraya suç duyurusu

Genelkurmay´ın Balyoz davasında gerçekleşen tutuklamalara yönelik dün yaptığı eleştiriler kamuoyunda büyük tepki doğurdu. Adalet Platformu, muhtıra yayınlayan askeri yetkililere suç duyurusunda bulunmaya hazırlanırken vatandaşları da suç duyurusuna katılmaya çağırdı. Platform, 8 Nisan Cuma günü saat 14:00´de Beşiktaş Adliyesi´ne giderek suç duyurusu dilekçesini yetkililere teslim edecek.

Adalet Platformu´ndan yapılan açıklama şu şekilde: BALYOZ MUHTIRASINA SUÇ DUYURUSU ve TSK´YA MİLLETTEN ÜLTİMATOM, 8 Nisan Cuma Saat:14, Beşiktaş Adliyesi, www.adaletplatformu.net.Anayasa 138. ve TCK 288. Madde ihlalinden, Yasama-Yürütme ve yargıya müdahaleden, görevi kötüye kullanmaktan, darbecilik suçuyla yargılananları açığa almayarak görevi ihmalden, mahkeme üyelerini tehditten ve hedef göstermeden, daha önce mahkemeye baskı yaparak tahliye sonucu delillerin karartılmasından dolayı ve re´sen soruşturma açılmamasından dolayı SUÇ DUYURUSU yapacağız. Adalete baskıya karşı sessiz kalarak dilsizşeytan ve belhumadal olmamak için yapacağımız suç duyurusuna bekleriz.

DARBE=İŞGAL. Darbeler tüm insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Haddini bilmeyen ve alenen darbelere ve balyoza ergenekona destek olan Genelkurmay yetkilileri derhal istifa etmelidir ve apoletli siyaseti bırakmalı, millete verilen muhtıraları derhal sayfasından kaldırmalıdır. Genelkurmay milli savunmaya bağlanmalı ve resmi protokol sıralamasında da darbeci askere haddi bildirilmelidir.

Başbakan ve bakan asmış, TBMM ve anayasayı ortadan kaldırmış, darbeci gelenekten gelenleri ve darbeyi savunmak, katiline tecavüzcüsüne aşık bir durumdur ki derhal bu şizofrenik ve paranoyak durum tedavi edilmelidir. Komutanım yanlışı benim doğrumdan üstündür mantığı askeri okullardan kaldırılmalı, komutanların İslama irtica, müslümanlara mürteci, askerler kobay, camiler bombalanmalı mantığı değişmeli ve tüm askeri okullara din dersi ve kuran meali dersi konularak halkına düşman komutanlar yetişmesi engellenmelidir. Eğer darbe ve muhtıralara sessiz kalırsak 17 bin faili meçhul daha olur ve 3 trilyon dolarımız daha terör tüccarlarına gider. Muhtıra terbiyesizliğinden dolayı milletten derhal özür dilenmeli ve hükümet, muhtıracılar dahil tüm balyozcuları 65. maddeyle derhal görevden almalıdır.

Adalet Platformu Koordinatörü Adem ÇEVİK 05322467411

İşte suç duyurusu dilekçesi

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA

(CMK 250. Maddeye Göre Özel Yetkili )

Şüpheliler: Işık KOŞANER Genel Kurmay Başkanı, Genel Kurmay 2. Başkanı Aslan GÜNER, TSK Komuta kademesi. Darbe yapan, darbeyi-darbeciliği savunan soruşturma-inceleme ile tespit edilecek kişiler.

Müşteki: Adem ÇEVİK TCNo:12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ankara Tel:05322467411 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu

Suçlar: ALENEN YARGIYA BASKI YAPMAK, Görevi kötüye kullanmak, suçu ve suçluyu övmek vatana ihanet, kaos, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, anayasa 138. ve 10. madde ve TCK 288., 215., 216., 40., ve 217.madde ihlali ve tehdit. Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, Yargının, TBMM´nin ve hükümetin faaliyetlerini engellemek. Yargıya baskı yapmak, HSYK´yı tehdit etmek, yargıya emir ve talimat vermek, Balyoz yargıçlarını terör örgütlerine hedef göstermek, adaleti engellemek, suça iştirak, teröre yardım ve yataklık, devlet memuru olduğu halde siyaset yapmak, siyasi demeçler vermek, bir zümreye ayrıcalık. Anayasanın ve kanunların uygulanmasını engellemek devlet malına zarar vermek, suçu ve suçluyu gizlemek, Uluslar arası hukuku ve sözleşmeleri uygulamamak.

İzah: www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm

TSK ayrı bir devlet midir ki web adresinde “GOV” veya “MİL” uzantısı kullanmıyor. TSK ve OYAK LAĞVEDİLMELİDİR.

Siyasi demeçler veren, mahkemeleri, TBMM ve Hükümeti alenen tehdit edenler istifa etmiyorlarsa derhal AZL edilmelidir.

06 Nisan 2011 SAAT15:20 NO:BA - 05 / 11 koduyla yayımlanan yargıya emir-talimat muhtırası aşağıdadır.

1. 5-7 Mart 2003 tarihinde 1´inci Ordu Komutanlığında yapılan bir plan semineri ve bu seminerle ilişkilendirilmeye çalışılan ve bir darbe planı olduğu iddia edilen planla ilgili olarak başlatılan kovuşturma işlemi devam etmektedir.

2. Halen tutuklu bulunan 163 askeri personelin, tutuksuz yargılanmak üzere yaptıkları müracaat 5 Nisan 2011 tarihinde itiraz mahkemesi tarafından ikinci kez reddedilerek, tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

3. Devam eden yargı sürecine müdahale anlamına gelebilecek davranışlardan özellikle kaçınan Türk Silahlı Kuvvetleri, yargılamayı etkilemeyecek şekilde, çeşitli defalar açıklamalar yaparak, ilgili makamları bilgilendirerek, yapılan seminerin ne olduğunu, nasıl yapıldığını, neleri kapsadığını ve kimlerin hangi emirlerle katıldığını tereddüte yer bırakmayacak şekilde izah etmiştir. Benzer hususlar, savcılık makamlarınca görevlendirilen bilirkişi raporlarında da açık bir şekilde yer almaktadır.

4. Hal böyle iken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir.

5. Bu nedenle, dün verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararı kamuoyunun bilgisi için olduğu gibi yayınlıyoruz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

TSK daha önceki muhtıra açıklamalarında da Balyozu ve balyozcu komutanları savunmuş etki altındaki mahkeme üyeleri tahliye vermek zorunda kalmış ve deliler de karartılmıştır hatta balyoz savcılarının görev yerleri değiştirilmiştir. Şemdinli de olduğu gibi Balyozcular iyi çocuktur iyi komutanlardır kefiliz denilerek mahkemeye etki edilmiştir. 27 Nisan da verdiği muhtırada TBMM ve milli iradeyi alenen silahla tehdit etmiştir. Komuta kademesinin çoğunluğunun cuntaya bulaştığından ve sürekli darbe yapmalarından dolayı da TSK lağvedilmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.

TSK´nın alenen Balyozculara destek vermesi de alenen suçtur. Yargıçlara brifing veren TSK ve TSK´dan brifing alan yargıçlar “darbe görev suçudur” gerektiğinde yine kendilerinin illegal bir müdahale izlenimini oluşturmuştur. Mahkemelerin üzerinden F-16 uçuran Saldıray BERK´e, “Kaos ve darbe için Öcalan´dan yararlanalım” ve “darbeci Cihaner´i ses kaydındaki gibi kopya belge ile kurtaralım”a emirle parti kapatmada TSK´nın rolü olduğu söylenmektedir.

28 Şubat sürecinde Namaz kılanlara ve başörtülülere irtica ve mürteci diyerek aşağılanmış görevlerinden atılmış ayrımcılık ve soykırım suçu işlenmiştir. Orduda namaz kılan 1600 kişi atılmış. 28 şubat darbesinden sonra 50 milyar dolar bankaların içi boşaltılarak Türkiye halkına ihanet edilmiştir. 10 haziran 1997 de anayasa mahkemesi, danıştay, yargıtay vb. Yüksek yargı mensublarına emir-talimatla birifingler verilerek suç işlenmiştir. TSK´daki cuntacılar alenen mahkemelere baskı yapması ve ergenekona, balyoza kafese irticaya poyrazköye atabeylere sahip çıkması da suça iştiraktir ve suçu-suçluyu övmektir. Re´sen soruşturma açmamak da suçtur.

19 Şubat 2011´de TSK Komutasının Balyoz sanıklarına destek ziyareti Mahkemeye ALENİ BASKIdır. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Hasdal Askeri Cezaevi´nde yatan 102 muvazzaf subaya ziyarette bulunması: YARGIYA, HÜKÜMETE, TBMM´ye ve MİLLİ İRADEYE ALENEN HAKARETTİR AYRICA DARBEYE AÇIKÇA DESTEK VE MAHKEMEYİ TEHDİTTİR. Komutanların tutuklu general-amiral ve subaylarla görüşmesi Balyoz Mahkemesi hakim ve savcılarına ALENEN BASKIdır. Balyozcu paşaları açığa almayarak delillerin karartılması suçları işlenmiştir. Helikopterle Hasdal ziyareti TCK 266., 288., 265/2 madde anayasanın 138. Maddesine alenen aykırıdır.

Geçtiğimiz ay TSK sitesinden “TSK aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecine sabrediyoruz” daha önce de İlker BAŞBUĞ “sabrımızı zorlamayın” tehditi.. TSK´daki Cuntadan TSK´ya ve mahkemeye Baskı. Millete tehdit.

YARGININ, TBMM ve hükümetin faaliyetlerini engellemek, vatana ihanet, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, suça yardım-yataklık ve suça iştirak suçu işlenmiştir 251. Maddenin ve 288. Maddenin açık hükmüne rağmen adil yargılamayı engellemek ve etkilemek suçları işlenmiştir

BALYOZ´u ERGENEKONu, uyuşturucu ticaretini, silah ve terör rantının araştırılmasını engellemeye çalışarak suça iştirak edenler ve YARGIYA BASKI yapanlar, devam ettirenler ve emeği geçenler de suçludur

“BALYOZ PLANI”, “Kafes planı”, “irtica eylem planı”, “tank skandalı” sarıkız, ayışığı, yakamoz, eldiven v.b. Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS” planlarında adı geçenler, şikayete konu planların hazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasında görev alan ve suça asli ve fer`i iştirak eden, suçu öven, suçluyu gizleyenler, suçluları azletmeyenler veya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve diğer şüpheliler. Subay Sicil Yönetmeliğinin 65. maddesini uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla delillerin karartılmasına aracılık yapan bakanlar da suça iştirak ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti SİLAHLI KUVVETLERİ kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azade olabileceği de söylenemez. Hesap verebilir ve şeffaf olmayan yapılar elbette ki eleştiriye açık olmalıdır. TSK mensuplarının işlediği iddia edilen hususlarda ayrımcılık yapılmadan etkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir.

Türkiye´deki modern ve post modern askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları ve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbe planlarının TSK mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur. Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar dün olduğu gibi bugün de başbakan-bakan adam asabilirler. mutlaka darbecilerin acilen hesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanların da sorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet edenler, cinnet geçirenler de derhal müşahede altına alınmalıdır. Tüm darbecilerin malvarlığına el konulmalıdır.

Suç işlediği gerekçesiyle yargılananların açığa alınmaması, askeriyeden ve bürokrasiden uzaklaştırılmayıp , sahip çıkılması ve soruşturulmaması; üstelik terfi ettirilmesi görevi ihmal, vatana ihanet ve görevi kötüye kullanmaktır. siyaset yapmak, yargıyı etkilemek ve baskı yapmak ve kaos planları oluşturma suçları işlenmiş ve halen alenen hukuksuzluğa devam edilmesinden dolayı suça iştirak suçu işlenmesinin yanısıra organizeli şekilde yasama, yargı ve yürütme faaliyetleri engelleniyor.

Ayrıca Ergenekon PKK KCK israil stratejik işbirliği iddialarını, TSK+Yargı ve diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların heron ihanetlerinin ve GATA da askerleri kobay olarak kullananların hala görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için ekonomik kriz çıkartmak dolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silah harcamasında ve 30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbecilerin Balyozcuların ve tüm darbecilerin rolü büyüktür.

Deliller: tüm yasal deliller, tanıklar ve ilgili haberler www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm

Netice-i Taleb: 6 Nisan da www.TSK.TR Web sayfasında yayımlanan MUHTIRA ile alenen Yargı-Yasama ve Yürütme tehdit edilmiştir. Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, şüphelilerin uygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hatta uygulayan, görevini kötüye kullananlardan ve kamu malı helikopteri ve bulunduğu statüyü kullanarak alenen mahkemeye baskı yapanlardan suçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİ övenlerden şikayetçiyim.

Şüphelilerin; TCK´nın halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. Şüpheliler ayrıca TCK´nın ´silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak, Yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden de yargılanmalı.

Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali, 288.madde, 214.madde, 213., 215.,216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220.madde, 657 sayılı devlet memurları kanununa , askeri kanunlara göre de işlem yapılmasını,

Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delillerin karartılmaması için açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler, darbecilerin malvarlığına el koymayanlar, TSK ve Yargı mensublarının da içinde bulunduğu CUNTAcılarla 27mayıs-12mart cuntacıları, 28şubat-27nisan muhtıracıları ve Ergenekon-Balyoz-Kafes-İrtica-Susurluk-pkk-kck-bçg-gladio vb. Çetelerle organik-inorganik bağlantılarının araştırılmasını özellikle insanlığa karşı suç işlenmesinden dolayı TCK 77. maddeye göre de cezalandırılmalarını arz ve talep ederiz. Anayasayı, evrensel hukuku,uluslararası anlaşmaları uygulamayanlar da suçludur

10 Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006´da anlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni Yolsuzlukla Savaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dilerim.

08.04.2011 Adem ÇEVİK www.adaletplatformu.net

(NOT. DİLEKÇE BUGÜN SAAT.10´DA BEŞİKTAŞ ADLİYESİ´NDE NÖBETÇİ SAVCI SELİM BEY VE HAKAN KARAALİ´YE TESLİM EDİLDİ. KAYIT NO. 2011-7609)

Adalet Platformu´nun ardından 15 dernek daha suç duyurusunda bulundu

09 Nisan 2011 - Balyoz darbe planı davasıyla ilgili Görevli ve emekli 163 personelin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir. diye açıklama yapan Genelkurmay Başkanlığı´na tepkiler büyüyor. Yargıya müdahale edildiğini vurgulayan hukukçular, dün somut bir adım attı. 15 derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Hukukçular Platformu, İstanbul Adliyesi´ne suç duyurusunda bulundu. TSK bildirisini yargı yetkisinin gasp edilmesi olarak değerlendiren hukukçular, Anayasa´nın 138., TCK´nın da 277 ve 288. maddelerinin ihlal edildiğine dikkat çekti. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve diğer sorumlular hakkında savcıları işlem yapmaya çağıran avukatlar, suç kapsamını ise ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ olarak gösterdi. ´Genelkurmay´ı anlamakta güçlük çekiyoruz, herkes kendi işini yapsın´ yazılı dövizler taşıyan grup adına konuşan Avukat Tülay Sofu, bu hukuk tanımazlığı kabullenemeyeceklerinin altını çizdi. Dün İzmir Barosu´ndan bir grup avukat da, basın açıklamasıyla Genelkurmay´a tepki gösterdi: Bildiri Anayasa ihlalidir.

Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinde yayınlanan bildiride, Türk Silahlı Kuvvetleri´nin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir. deniliyordu. Yargılama sürerken böyle bir açıklamanın yapılması kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Siyasiler de TSK´nın açıklamasını yargıya müdahale olarak yorumladı. Açıklamaya sert tepki gösteren hukukçular ise konuyu yargıya taşıdı.

Hukuk Dernekleri Platformu, açıklamaya ilişkin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundu. Sultanahmet´teki İstanbul Adliyesi´ne gelen Hukuk Dernekleri Platformu üyesi bir grup avukat adına açıklama yapan avukat Tülay Sofu, Genelkurmay´ın açıklamasını ´talihsizlik´ olarak değerlendirdiklerini söyledi. Sofu, Genelkurmay Başkanlığı, hiçbir yetki ve hakkı olmamasına rağmen Balyoz davası yargılama sürecine ilişkin 163 muvazzaf ve emekli subay hakkındaki tutuklama kararının devamı yönünde verilen mahkeme kararını anlamakta güçlük çektikleri yönünde talihsiz bir açıklama yapmıştır. Yargı organları görevlerini yaparken hiçbir şahsın ve kurumun maddi ve manevi baskısı altında olamaz. Baskı altındaki bir yargı adaletle hükmedemez. Yapılan açıklama askeri kurumların, darbelerin geliştirdiği askeri vesayet kültüründen halen vazgeçmediğini göstermektedir. Nasıl ki Genelkurmay bazı şeyleri anlamıyorsa biz de pimi çekilmiş el bombasının elde tutulması emrini vererek 4 askerin ölmesine neden olan subayın korunmasını anlamıyoruz. Ordunun komutanları tarafından döşenen mayınlar yüzünden hayatını kaybeden askerlerin ´PKK tarafından şehit edildi´ resmi açıklamasını anlamıyoruz. Millete inat olsun diye 33 insanı kurşuna dizdiren generalin isminin kışlalara verilmesini ve vatani görevini yapan askerlerin kobay olarak kullanılmasını anlamıyoruz. Silahlı Kuvvetler´in geçmişten bugüne anlayamadığımız tasarruflarını uç uca eklesek İstanbul´dan Ankara´ya yol olur. Genelkurmay Başkanlığı´nın internet sitesindeki basın açıklamasının Anayasa´ya aykırı ve suç oluşturacak nitelikte olması nedeniyle cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyoruz.´ diye konuştu. Grup, yapılan açıklamanın ardından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve diğer ilgililer hakkında hazırladıkları suç duyurusu dilekçesini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na sundu. Dilekçede, Işık Koşaner ve diğer ilgililer hakkında ´yargı görevi yapanı etkileme´ ve ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçlarından kamu davası açılması talep edildi.

Savunma Avukatları Derneği Başkanı Muhittin Köylüoğlu ise şu ifadeleri kullandı: Açıklama hukuki olarak kesinlikle suç. Genelkurmay, ´Biz defalarca darbe planı olmadığını bildirdik´ diyor. Mevcut deliller ise Genelkurmay´ı doğrulamıyor, olayın bir seminer planından öte olduğunu gösteriyor. Hükümet kararlılık gösterirse, Genelkurmay Başkanı´nın görevden alınması için bile girişimde bulunabilir. Bunun hukuki temeli mevcut. Çünkü her kurum kendi mensuplarının yargılanmaması, tutuklanmaması, tahliye edilmesi için fetva vermeye kalkarsa bu işin sonu gelmez.

Açıklamayla yargıya muhtıra verildi

İzmir Barosu´na üye bir grup avukat, Genelkurmay Başkanlığı´nın, internet sitesinde ´Balyoz´ davasına yönelik yaptığı açıklamaya ilişkin, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda bulunan grup adına İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması yapan avukat Mustafa Halit Çelik, açıklamada davayla ilgili açıkça mahkemeye tavsiye ve telkinde bulunulduğunu anlattı. Yapılan açıklama adeta yargıya muhtıra niteliğindedir. diyen Çelik, şunları söyledi: Genelkurmay Başkanlığı´nın, er, uzman veya astsubaylar ile ilgili olarak sessiz kalmasına rağmen, general ve rütbeli subay personeli hakkında bu tür açıklamalarda bulunması düşündürücüdür. Anayasamızın 138. ve TCK´nın 288. maddesi gereği Genelkurmay Başkanımız hem ´Anayasa maddesini ihlal´ suçunu, hem de ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçunu birlikte işlemiştir. Bu konuda, suç duyurusunda bulunuyor ve ilgilileri göreve çağırıyoruz.´ ( Zaman)

(07 Nisan 2011), son güncel.: (09 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Öz yetmedi, yeniçeriler kelle istiyor

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3175    yazdır/print


 

Poyrazköy´de tanık polisler dinlendi

Poyrazköy davasında Beykoz´da mühimmat çıkan kazılara katılan emniyet görevlileri tanık olarak dinlendi.

Poyrazköy´de tanık polisler dinlendi

Poyrazköy davasında Beykoz´da mühimmat çıkan kazılara katılan emniyet görevlileri tanık olarak dinlendi.

Amirallere suikast ve Kafes davalarıyla birleştirilen Poyrazköy davasına İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde devam ediliyor. 7´si tutuklu 69 sanığın yargılandığı davanın bugünkü duruşmasına tutuklu sanıklar emekli Binbaşı Levent Bektaş, emekli astsubay Ergin Geldikaya, muvazzaf askerler Ercan Kireçtepe, Erme Onat, Eren Günay, Faruk Akın ve Sinan Efe Noyan katıldı. Poyrazköy davasında tutuksuz yargılanan ancak Balyoz davası kapsamında tutuklu bulunan Koramiral Kadir Sağdıç, Tuğamiral Mehmet Fatih İlgar, Tuğamiral Levent Görgeç´in de aralarında olduğu 8 sanık da duruşmaya katıldı. Tutuksuz 14 sanığın da geldiği duruşmaya müdahil Agos Gazetesi adına da avukatlar katıldı.

Duruşma başında mahkeme başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu kısa bir açıklama yaptı. Başkan, salonda bulunan sanık ve izleyicilerin belli bir düzeyin üstünde insanlar olduğunu belirterek, Herkes kendini bilir. Bu nedenle sıkı güvenlik önlemleri almadım. Lütfen salondaki kurallara uyun. Yoksa sıkı güvenlik önlemi alırım. dedi.

Duruşmada daha sonra mühimmatlara ilişkin yapılan aramalara katılan emniyet görevlileri tanık olarak dinlenmeye başlandı. Poyrazköy´de aramaların yapıldığı 23 Nisan 2009´da Beykoz Asayiş Müdürlüğü´nde görevli olduğunu belirten tanık M.K., o gün hava muhalefeti nedeniyle arama yapılmadığını ve kendisinin sadece çevre güvenliğinden sorumlu olduğunu söyledi.

Aramalar sırasında İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´nde görevli olduğunu ifade eden tanık A.B. de, 23 Nisan 2009´daki aramaya katıldığını ve kendisinin de çevre güvenliğinden sorumlu olduğunu ifade etti.

O dönemde Sualtı Grup Amirliği´nde görev yaptığını belirten A. T. de, gelen bir ihbar üzerine Çubuklu´da ele geçirilen mühimmatlarla ilgili aramaya katıldığını söyledi. Su altında bulunan mühimmatın önce fotoğrafının çekildiğini anlatan A. T., olay yeri inceleme polislerinin mühimmatın çıkarılabileceği bilgisi vermesi üzerine malzemeleri çıkardıklarını ifade etti. Sanıklardan Feyyaz Öğütçü´nün 4536 Sayılı Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunun 5. maddesi kapsamında mühimmatın bulunmasından sonra Deniz Kuvvetleri´ne bilgi verilmesi gerektiğini hatırlattı. Tanık ise böyle bir kanundan haberi olmadığını söyledi. Sanıklardan Fatih İlgar´ın denizden bomba çıkarılması konusunda eğitim alıp almadığını sorduğu tanık, herhangi bir eğitim almadığını söyledi.

Avukat Celal Ülgen de, denizaltına yerleştirilmiş bir mühimmatın ne kadar zamanda yosunlaştığını sordu. Tanık A.T., mühimmatın 3-4 günde yosun tutacağını ancak bulunan malzemelerde yosun olmadığını ifade etti. ( Cihan)

Emekli Oramiral Ataç Poyrazköy davasında tanık olmak istiyor

Poyrazköy davasında sanık avukatlarından İrfan Sütlüoğlu, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Metin Ataç´ın tanık olarak ifade vermek istediğini belirtti.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen duruşmada söz alan tutuklu teğmenler Faruk Akın ve Sinan Efe Noyan´ın avukatı İrfan Sütlüoğlu, müvekkillerinin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Metin Ataç ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit´e suikast iddiasıyla yargılandığını hatırlattı. Bununla ilgili olarak Metin Ataç´ın avukatının kendisini aradığını kaydeden avukat Sütlüoğlu, avukatın Ataç´ın 11 Nisan Pazartesi günü görülecek olan duruşmada tanık olarak ifade vermek istediğini söylediğini belirtti. Sütlüoğlu, bu soruşturmanın başladığı dönemlerde basın mensuplarının, suikastten haberi olup olmadığını sorması üzerine Ataç´ın soruşturmadan haberi olduğunu kast ederek, Evet haberim var dediğini kaydetti. Metin Ataç´ın suikasttan haberi olmadığını, soruşturmadan haberi olduğunu anlatmaya çalıştığını söyleyen Sütlüoğlu, Ataç´ın bu konuyla ilgili ifade vermek istediğini ifade etti. Ataç´ın suikasttan haberi olmadığını vurgulayan Sütlüoğlu, Ataç´ın Pazartesi günkü duruşmada tanık olarak dinlenmesine karar verilmesini talep etti. ( Cihan)

Yeni Ergenekon savcısı Kansız, Poyrazköy ile Ergenekon bağlantılarına yeni kanıtlar bulmuştu

İstanbul Şile´de 2010´da yapılan kazılarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianamenin, şu an Poyrazköy davasına bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabulü ile yeni dava açılmıştı. İddianamede 1´i tutuklu 4 sanığın ´Ergenekon terör örgütü üyesi olmak´ suçundan cezalandırılması isteniyor. İtirafçı olduğunu ve JİTEM adına operasyonlara katıldığını belirten sanık Ulaş Özel ifadesinde, Ergenekon sanığı emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in cezaevine girmesinden sonra Poyrazköy davası tutuklu sanığı emekli Binbaşı Levent Bektaş´ın onun konumuna geldiğini, sık sık Veli Küçük ve Levent Bektaş ile görüşüldüğünü söylüyordu. Şile iddianamesi, Poyrazköy cephaneliği ile Ergenekon sanıkları arasındaki bağlantıları gösteriyordu. Şile kazıları iddianamesini hazırlayan Savcı Cihan Kansız, dün Zekeriya Öz´den alınan dosyalara bakmakla görevlendirilmişti.

Bektaş´ın telefonları Poyrazköy´de sinyal vermemiş

08 Nisan 2011 - Poyrazköy davasının tutuklu sanıklarından emekli Binbaşı Levent Bektaş´ın kullandığı 2 adet SIM kartın cephaneliğin bulunduğu Beykoz bölgesinde sinyal vermediği belirtildi. Bektaş kendisinin cephanelerle ilgisi bulunmadığını iddia ederek baz istasyonlarından sinyal kayıtlarının sorulmasını talep etmişti.Bektaş´ın talebine ilişkin cevap davanın görüldüğü İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne ulaştı. 21-24 Nisan 2009 tarihlerinde Poyrazköy Keçilik mevkiinde bulunan mühimmat ile ilgilisinin olmadığını ve mühimmatın bulunduğu bölgeye gitmediğini iddia eden Bektaş´ın talebi üzerine mahkeme 7 Mart 2011 tarihinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı´na (TİB) yazı yazarak, Bektaş´a ait 0533 ile başlayan iki numaranın hangi bölgelerden sinyal verdiğinin tespit edilmesini istemişti. Bu talep üzerine TİB, emekli Binbaşı Bektaş´ın sim kartları üzerinde 23 Şubat 2009 ile 28 Nisan 2009 tarihlerini içeren bir inceleme yaptı. Mahkemeye gelen TİB kayıtlarına göre Bektaş´ın iki kartı da söz konusu tarihler arasında kazıların yapıldığı Poyrazköy´den sinyal vermemiş. Yaklaşık 2 aylık kayıtlara göre Bektaş´ın sim kart sinyalleri ağırlıklı olarak Büyükçekmece, Avcılar, Tuzla, Beykoz, Sarıyer ilçelerinden alınmış. Poyrazköy Keçilik mevkisinde 21-24 Nisan 2009 tarihleri arasında yapılan kazılarda 15 adet dolu law silahı, 6 adet boş law silahı, 14 adet el bombası, 450 gram C3 patlayıcı, 5 adet bubi tuzağı ve 45 adet sis bombası olmak üzere çok miktarda mühimmat ele geçirilmişti. ( Cihan)

(06 Nisan 2011), son güncel.: (08 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

POYRAZKÖY İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Poyrazköy kazıları ile ilgili manşetlerimiz

Silahları Poyrazköy´e göm emri Gölcük´ten

Gölcük Donanma´da zemine gizlenmiş 10 çuval belge manşetlerimiz

Casusluk izleri Poyrazköy´de bulunmuş

Fuhuş ve casusluk soruşturmasıyla ilgili manşetlerimiz

Şile cephane kazıları ile ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3171    yazdır/print


 

Yeni Ergenekon savcısı Cihan Kansız

Terfi eden Zekeriya Öz´ün elindeki dosyalar, Şile kazılarıyla ilgili soruşturmayı yapan Özel Yetkili Savcı Cihan Kansız´a verildi. Kansız´a soruşturmada diğer Savcı Ufuk Ermertcan yardım edecek.

Yeni Ergenekon savcısı Cihan Kansız

Terfi eden Zekeriya Öz´ün elindeki dosyalar, Şile kazılarıyla ilgili soruşturmayı yapan Özel Yetkili Savcı Cihan Kansız´a verildi. Kansız´a soruşturmada diğer Savcı Ufuk Ermertcan yardım edecek.

Zekeriya Öz´ün, terfi ederek İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili olmasının ardından Ergenekon soruşturmasını yürütecek olan yeni savcı belli oldu. Özel Yetkili Başsavcı Vekili Fikret Seçen, Zekeriya Öz´ün yürüttüğü soruşturma dosyalarını, özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız´a verdi. Kansız´a Özel Yetkili Savcı Ufuk Ermertcan yardım edecek. Yeni Ergenekon Savcısı Cihan Kansız, Ergenekon bağlantısı olduğu belirtilen Şile´deki cephanelik kazılarına ilişkin soruşturmayı yürütmüştü. Kansız, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 34 sayfalık Şile kazıları iddianamesinde 4 sanığın JİTEM, MLKP, PKK ve İBDA-C ile bağlantılarına dikkat çekmişti.

Kansız´ın yürüttüğü önemli soruşturmalardan biri de Adalet Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü ve üst düzey bürokratlara DHKP-C tarafından oyuncak bebekle bombalı eylem hazırlığı olmuştu. Ergenekon Savcısı Cihan Kansız, son olarak ünlü türkücü İbrahim Tatlıses´e yönelik silahlı saldırı soruşturmasını yürütüyordu. Kansız, saldırıyla bağlantısı olduğu belirtilen terör örgütü PKK üyesi olduğu iddia edilen şüphelileri sorgulamış ve terör örgütü bağlantılı 4 şüpheliyi tutuklatmıştı. Ergenekon soruşturmalarında Kansız´a yardım etmek üzere görevlendirilen Savcı Ufuk Ermertcan ise HSYK tarafından 25 Mart 2011 günü Özel Yetkili Savcı olarak İstanbul Adliyesi´ne atanmıştı.

Savcılar adliye personeliyle vedalaştı

Beşiktaş Adliyesi´nde Turan Çolakkadı, Zekeriya Öz ve Ercan Şafak´ın veda töreninde konuşan Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Fikret Seçen, “Zekeriya Öz malumunuz, kamuoyuna mal olmuş bir arkadaşımız. Kendisini hiç unutmayacağız. Mesleğimiz kendisini unutmayacak” dedi.Tek başına bir şey yapmadığını belirten Öz ise “Lehimize yazanlara teşekkür ediyoruz, aleyhimize yazanlara saygı duyuyoruz” diye konuştu.

HSYK kararnamesi ile özel yetkileri alınıp terfi ettirilerek İstanbul Başsavcılığı´na atanan Turan Çolakkadı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Ergenekon savcıları Zekeriya Öz ve Ercan Şafak, dün Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nden düzenlenen veda töreni ile ayrıldı. Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Fikret Seçen, Çolakkadı, Öz ve Ercan´a çiçek vererek yeni görevlerinde başarı diledi. Binayı dolaşarak tek tek personel ile vedalaşan 3 savcı, basın mensupları ile de vedalaştı. Savcılar tüm basın mensuplarının elini sıkarak helalleştiler. Turan Çolakkadı, basın mensuplarına “Sizler de ağır görevler yaptınız” dedi. Basın mensupları ise 3 savcıya da yeni görevlerinde başarı diledi. Savcılar veda töreninde şunları söylediler:

Terfiyle gittiler

Fikret Seçen: “Zekeriya Öz malumunuz üzere Türkiye´de herkesin ismini bildiği yürüttüğü soruşturmalarda kamuoyuna mal olmuş bir arkadaşımız. Kendisini hiç unutmayacağız. Mesleğimiz kendisini unutmayacak. Kendilerine üzülüyoruz buradan ayrıldıkları için, ancak seviniyoruz terfi ederek gittiler kendileri. Ayrıca Sayın Başsavcımızdan da burada görev yaptığımız süre içinde çok olumlu mesajlar aldık. Hukukçuluğu bizleri yönlendirdi.”

Biz taraf tutmayız

Turan Çolakkadı: “15 yıl bu adliyede görev yaptım. Bu adliyede gerçekten mesleki dayanışma içinde fedakârlıkla bütün arkadaşlarımız çalıştılar. Bütün amacımız fedakârca gerçeği ortaya çıkarmak. İşin doğrusu gücümüz yettiğince bulmak. Biz yargı mensupları bunu amaçlarız. Kesinlikle taraf tutmayız. Üzerimde bundan sonra İstanbul Başsavcılığı gibi büyük bir yük var, bu prensipler dahilinde çalışacağım.”

Tek başıma değildim

Zekeriya Öz: “Ben tek başıma bir şey yapmadım. Emniyet güçlerimizin de emekleri var, askeri makamlarında merkez komutanlığının da. Bu kadar iş yapılıyor askerler de kanunlara saygı duyarak bu işlerin yapılmasına müsaade etti. Yapılan bir iş varsa şahsımızın değil, bu tür işler devlet adına millet adına yapılıyor. Ayrıca Türk milletinin de bu işte emeği ve katkısı var. Gazetecilere de böyle bir günde ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ediyorum. Lehimize ve aleyhimize yazıldı. Lehimize yazanlara teşekkür ediyoruz, aleyhimize yazanlara saygı duyuyoruz.”

Yardımcı YARSAV üyesi

ERGENEKON soruşturmasına yardımcı savcı olarak atanan Ufuk Ermertcan, 25 Şubat HSYK Kararnamesi ile Özel Yetkili Savcı olarak İstanbul Adliyesi´ne atandı. Ermertcan´ın, Ergenekon soruşturmaları ve hükümetin yargıya ilişkin yaptığı düzenlemelere sert eleştirileriyle bilinen Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) üyesi olduğu öğrenildi.

Halef-selef

BEŞİKTAŞ´taki İstanbul Adliyesi´nde bir açıklama yapan Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen, devam eden Ergenekon soruşturmasının Ulusal Yargı Ağı Projesi üzerinden Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından yürütüleceğini açıkladı. Seçen, adliyeye yeni atanan Ufuk Ermertcan´ın, Ergenekon soruşturmasında yardımcı savcı olarak görevlendirildiğini söyledi. Cihan Kansız 1969 Rize doğumlu. İstanbul Hukuk Fakültesi´ni 1990´da bitirdi. Kansız, sırasıyla Sivas Kangal, Trabzon Çarşıbaşı, Bilecik Osmaneli, Zeytinburnu´nda görev yaptı. Temmuz 2007 itibariyle Özel Yetkili Savcı olarak atandı. Kansız´ın devraldığı Ergenekon operasyonu kapsamında devam eden soruşturmalar şunlar:

Genelkurmay Başkanlığı´na ait internet sitelerinde hükümet aleyhine kara propaganda yapıldığı iddialarına ilişkin soruşturma.

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ve eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay´ın da adının geçtiği yargıyı etkilemeye teşebbüs edildiği gerekçesi ile yürütülen soruşturma.

Jandarma Genel Komutanlığı´nda 2002-2004 arasında örtülü ödenekten yapılan harcamalara ilişkin yürütülen soruşturma.

2001´de dolandırıcılık iddiasıyla gözaltına alındığında emniyette verdiği mülakat ile Ergenekon soruşturmasının temelini oluşturan Ergenekon´un firari şüphelisi Tuncay Güney hakkındaki soruşturma.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a suikast iddialarına ilişkin emekli Orgeneral Çevik Bir ve eski MİT yöneticisi Nuri Gündeş hakkında yürütülen soruşturma.

Odatv´nin sahibi Soner Yalçın ile Ahmet Şık ve Nedim Şener´in de arasında bulunduğu gazetecilere yönelik soruşturma.

Malatya Zirve Yayınevi Cinayeti´nin Ergenekon bağlantılarına dair yürütülen soruşturması. ( Star, Hürriyet)

Önemli soruşturmalar yeni savcılarda

07 Nisan 2011 - İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili olan Fikret Seçen, kendisinin yürüttüğü Gölcük Donanma Komutanlığı´ndan çıkan belgelerle ilgili soruşturmada Hüseyin Ayar´ı, Ergenekon davası tutuklu sanığı Mehmet Haberal´ın mahkemeden saklandığı belirtilen raporuna ilişkin soruşturmada ise Mehmet Berk´i görevlendirdi. Donanmada döşeme altına saklanan çuvallara ilişkin soruşturmaya ise Hüseyin Aksoy bakacak.Başsavcı vekilliği görevlerine atanan Fikret Seçen, Zekeriya Öz ve Ercan Şafak´ın yürüttükleri soruşturmalar yeni savcılara devredildi. Özel Yetkili Başsavcı Vekili olan Fikret Seçen, atanmadan önce kendisinin yürüttüğü 2 soruşturma için görevlendirme yaptı.

Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Mehmet Haberal´ın mahkemeden saklandığı iddia edilen ve taburcu olabileceğini gösteren sağlık raporuna ilişkin soruşturmayı bundan sonra Mehmet Berk yürütecek. Savcı Mehmet Berk, daha önce Balyoz soruşturmasında görev almıştı. Ancak çok sayıda muvazzaf generalin de gözaltına alınması kararı verilen dalgada dönemin Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Berk´in Balyoz soruşturmasından alındığını duyurmuştu.

Başsavcı Vekili Seçen, yine kendisinin yürüttüğü Gölcük Donanma Komutanlığı´nda yapılan aramalarda ele geçirilen belgelerle ilgili dosyayı savcı Hüseyin Ayar´a devretti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği´ne atandıktan sonra Sultanahmet Adliyesi´nde görev yapmaya başlayan Ercan Şafak´ın yürüttüğü Gölcük Donanma Komutanlığı´nda döşeme altından çıkan ve Poyrazköy davasının devamı niteliğindeki belgelere ilişkin soruşturmayı da bundan sonra Hüseyin Aksoy yürütecek. ( Cihan)

Yeni savcılar, Ergenekon´u sıfırdan inceleyecek

Ergenekon soruşturmasında görevlendiren yeni savcılar, soruşturmayla ilgili hazırlanan tüm iddianameleri incelemeye aldı. Soruşturmayla ilgili emniyetten brifing de alacak olan savcılara koruma ve araç da tahsis edileceği öğrenildi.Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından başsavcı vekilliğine atanan savcılar Zekeriya Öz, Fikret Seçen ve Ercan Şafak yerine Ergenekon soruşturmasında görevlendiren Cihan Kansız ve Ufuk Ermertcan, soruşturmayı sıfırdan incelemeye aldı. Şu ana kadar onun üzerinde iddianame hazırlanan soruşturmada yeni savcıların iddianamelerle birlikte ek klasörlerini de inceleyecekleri belirtildi. Savcıların emniyetten de soruşturmayla ilgili brifing alacağı kaydedildi.

Kansız ve Ermertcan, Öz ve Seçen´in odasına taşındı

Son atamaların ardından Ergenekon soruşturmasında görevlendirilen yeni savcılar, soruşturmanın eski savcılarının odasına geçti. Daha önce Zekeriya Öz ve Fikret Seçen´in birlikte kaldığı odayı bundan sonra savcılar Kansız ve Ermertcan kullanacak. Öte yandan, adliyeye gidiş gelişlerde servisi kullanan Ergenekon soruşturmasının yeni savcılarına koruma ve araç da tahsis edileceği öğrenildi. ( Cihan)

Hanefi Avcı´dan HSYK´ya şikayet

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, daha önce ´Ergenekon´ soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz ile İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri Metin Özçelik, Mehmet Ekinci ve Birol Bilen hakkında, ´görevlerini kötüye kullandıkları´ iddiasıyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna (HSYK) şikayette bulundu. Edinilen bilgiye göre Avcı, avukatı Fidel Okan aracılığıyla şikayet dilekçesini HSYK´ya verdi. Dilekçede, Ergenekon soruşturması kapsamında da tutuklanan Avcı´nın tutukluluğuna yapılan itirazın İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince oy çokluğuyla reddedildiği hatırlatıldı. İtirazın reddi kararına muhalefet şerhi koyan Mahkeme Başkanı Şeref Akçay´ın karşı oy gerekçesinden alıntılar yapılan dilekçede, karşı oy görüşünün, ´Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün, Avcı´ya yönelik olarak bağımsız, tarafsız, adil ve insan vicdanına uygun soruşturma yapmadığını ortaya çıkardığı´ iddia edildi.

Öz´ün tutuklama talebinin ardından Avcı´yı sorgulayan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Birol Bilen´in ´geçersiz sebeplerle´ tutuklama kararı verdiği ileri sürülen dilekçede, ´tutuklama kararının birer cümlelik gerekçelerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile Bangalor Yargı Etiği İlkelerine aykırı olduğu´ savunuldu. Dilekçede, Avcı´nın tutukluluğuna yapılan itirazı reddeden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri Metin Özçelik ve Mehmet Ekinci´nin de bu kararlarına ´herhangi bir açıklayıcı ve teyit edici gerekçe koymadıkları´ kaydedildi ve aynı ilkeleri ihlal ettikleri ileri sürüldü. Dilekçede, bu sebeplerle, Öz, Özçelik, Ekinci ve Bilen´in görevde yetkiyi kötüye kullandıkları ileri sürüldü ve haklarında bu suçlamayla soruşturma açılması talep edildi. ( Star)

(06 Nisan 2011), son güncel.: (07 Nisan 2011)

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3169    yazdır/print


 

Çarkın´ı Diyarbakır da soruşturuyor

Diyarbakır´da faili meçhul cinayetleri soruşturan özel yetkili Cumhuriyet Savcısı, son günlerde medyaya yansıyan açıklamalarından dolayı ´Susurluk´ davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın hakkında soruşturma başlattı. Çarkın birkaç gün önce İstanbul Cumhuriyet Savcısı hakan karaali tarafından gözaltına aldırılıp sorgulanmış tutuklama talebiyle sevkedildiği mahkemece serbest bırakılmıştı. Çarkın´ın serbest bırakılması itirafçı mı oldu sorusunun sorulmasına da yol açtı. Ancak hukukçular, savcının Çarkın´ı mahkemeye tutuklamak üzere sevkettiğini, dolayısıyla şüpheliyi ´itirafçı´ değil ´şüpheli´ olarak değerlendirdiğini belirtiyor. Savcı Karaali´nin Çarkın´ın serbest bırakılmasına itiraz edeceği de ileri sürülüyor.

Diyarbakır Başsavcılığı´ndan Çarkın´a soruşturma

Diyarbakır´da faili meçhul cinayetleri soruşturan özel yetkili Cumhuriyet Savcısı, son günlerde medyaya yansıyan açıklamalarından dolayı ´Susurluk´ davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın hakkında soruşturma başlattı. Çarkın birkaç gün önce İstanbul Cumhuriyet Savcısı hakan karaali tarafından gözaltına aldırılıp sorgulanmış tutuklama talebiyle sevkedildiği mahkemece serbest bırakılmıştı. Çarkın´ın serbest bırakılması itirafçı mı oldu sorusunun sorulmasına da yol açtı. Ancak hukukçular, savcının Çarkın´ı mahkemeye tutuklamak üzere sevkettiğini, dolayısıyla şüpheliyi ´itirafçı´ değil ´şüpheli´ olarak değerlendirdiğini belirtiyor. Savcı Karaali´nin Çarkın´ın serbest bırakılmasına itiraz edeceği de ileri sürülüyor.

Edinilen bilgiye göre, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gerçekleşen bazı olaylarla ilgili açıklamaları medyaya yansıyan ´Susurluk´ davası hükümlüsü Çarkın hakkında soruşturma başlatıldı. Savcılık, soruşturma kapsamında, ´şüpheli´ sıfatıyla bir süre önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nda ifade veren Çarkın´ın ifade tutanaklarını istedi. Çarkın´ın ifadelerini inceleyecek olan savcı, bölgedeki olaylara ilişkin ifadelerini yetersiz bulması halinde talimatla yeniden ifadesinin alınması talebinde bulunacak. Bu arada, Diyarbakır Baro Başkanlığı da bir süre önce Çarkın´ın basına yansıyan açıklamaları nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. Çarkın, 26 Mart 2011 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi alındıktan sonra tutuklama istemiyle İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilmiş, sorgusu tamamlandıktan sonra serbest bırakılmıştı. Çarkın tutuksuz yargılanacak. ( Zaman)

Çarkın itirafçı mı oldu?

Susurluk davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın, gazete ve televizyonlarda yaptığı açıklamalar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılması tartışma yarattı. Terörle mücadele adı altında birçok cinayet işlediklerini söyleyen Çarkın´ın serbest bırakılması, itirafçı mı oldu sorusunu akla getirirdi. Ancak hukukçular, savcının Çarkın´ı mahkemeye tutuklamak üzere sevkettiğini, dolayısıyla şüpheliyi itirafçı değil şüpheli olarak değerlendirdiğini belirtti.

Ayhan Çarkın´ın basına yaptığı açıklamaların ardından 1991 ile 1997 yılları arasında polisin düzenlediği 24 operasyonda hayatını kaybeden 62 kişinin aileleri adına savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştu. Avukatların verdiği dilekçede eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, eski milletvekili Necdet Menzir, İzmir Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz ve emekli Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 138 kişi hakkında silahlı örgüt kurmak, yönetmek, üye olmak, adam öldürmek suçlarından soruşturma yapılarak cezalandırılmaları istenmişti. Bunun üzerine inceleme başlatan savcılığın talimatıyla Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri 25 Mart 2011´de Çarkın´ı gözaltına almıştı.

Yaklaşık 10 saat savcılığa ifade veren Çarkın´ın akşam saatlerinde adam öldürmek suçundan tutuklama istemiyle sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakılması ise tartışma yarattı. Çarkın´ın birçok cinayet işlediğini söylemesine rağmen serbest bırakılması itirafçı olarak mı değerlendirildiği sorusunu akıllara getirirken, hukukçular ise aksi yönde görüş bildirdi.

Normal şüpheli gibi

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, Çarkın´ın serbest bırakılmasıyla ilgili olarak Savcının şüpheliyi tutuklamaya sevk etmesi şüphelinin itirafçı olarak değil, normal bir şüpheli olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Mahkeme tutuklama için gerekli şartların oluşmadığına kanaat getirmiş ki böyle bir karar vermiş. Eğer itirafçı olarak değerlendirilseydi savcı tutuklamaya sevk etmez kendisi serbest bırakırdı. Şu durumda savcının şüphelinin serbest bırakılmasına itiraz etme hakkı var diye konuştu.

Emekli savcı Mecit Ceylan ise, tutuklamanın mahkemenin takdirinde olduğunu belirterek, Hangi şartlarda tutuklama yapılacağı Ceza Muhakemesi Kanunu´nun 100. maddesinde ayrıntılı olarak yer alıyor. Dolayısıyla mahkeme bu şartların oluşmadığı görüşüyle şüpheliyi serbest bırakmış. Savcının tutuklama talebinde bulunmuş olması ve mahkemenin bu talebi kabul etmeyerek şüpheliyi serbest bırakmış olması tutuklamaya ilişkin olarak CMK´daki prosedürün uygulandığını gösteriyor dedi.

Açıklamaları ses getirdi

Terörle mücadele sırasında bin kişi öldürmüş olabilirim diyen Çarkın, 2011´deki son açıklamalarında da benzer iddialar ortaya atmıştı. Çarkın, terörle mücadele adı altında birçok cinayet işlediklerini, birçok insana işkence yaptıklarını, JİTEM´in de birçok katliama imza attığını öne sürmüştü. Vicdan azabı çektiği için şimdi gerçekleri açıkladığını ifade eden Çarkın, Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var demişti. ( Milliyet)

Savcı itiraz edecek

Son günlerde basında yer alan çarpıcı açıklamaları nedeniyle gözaltına alınan ve tutuklanması istemiyle çıkarıldığı mahkemede serbest bırakılan Susurluk hükümlüsü ve eski özel harekât polisi Ayhan Çarkın´ın sorgusu sırasında pişmanlık yasasından yararlanmak istemediği öğrenildi. Çarkın´ın basında yer alan ifadelerinde belirttiği ´Susurluk´la ilgili çok önemli belge´yi savcıya vermediği bildirilirken, Çarkın´ın nöbetçi mahkeme üye hâkimi tarafından serbest bırakılmasına soruşturma savcısının itiraz edeceği kaydedildi. ( Taraf)

(29 Mart 2011, 13:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın şok itirafları ve gözaltına alınışı manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3153    yazdır/print


 

Flaş!!! Çarkın gözaltına alındı

Adı Susurluk skandalına da karışan eski Polis Özel Harekat Elemanı Ayhan Çarkın gözaltına alındı. Çarkın´ın son günlerde medyaya yansıyan açıklamalarına ilişkin başlattığı incelemeyi soruşturmaya dönüştüren Savcı Karaali´nin, Çarkın´ın ´şüpheli´ sıfatıyla ifadesine başvuracağı öğrenildi.

25.03.2011 16:24 Adı Susurluk skandalına da karışan eski Polis Özel Harekat Elemanı Ayhan Çarkın gözaltına alındı. Çarkın geçtiğimiz günlerde şok itiraflarda bulunmuştu. Devlet emriyle çok sayıda yargısız infaz yaptıklarını açıklayan Çarkın, somut kişi ve yer isimleri de vermişti. Gözaltının bu itiraflar nedeniyle yapıldığı sanılıyor. Meclis´te bir konuşma yapan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, şok itiraflara da değinmiş ve ´Susurluk´ davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın, derhal koruma altına alınması gerektiğini savunmuştu. Çarkın´ın, ´O dönemde faili meçhul cinayetleri biz işledik´ dediğini ancak hiç kimsenin sesinin çıkmadığını belirten Sakık, ´Bu kişiyle ilgili hükümeti, savcıları, herkesi göreve davet ediyorum. Derhal bu kişi, koruma altına alınmalıdır. Geçmişimizle yüzleşeceksek bu kişilerin bir an önce hükümet tarafından koruma altına alınması gerekir´ demişti.

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı´nın talimatı üzerine Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü harekete geçti. Ekipler, eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ı gözaltına aldı. Vatan Caddesi´ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü´ne götürülen Çarkın´ın Susurluk başta olmak üzere birçok konuda Radikal Gazetesi´ne yaptığı açıklamalarla ilgili olarak gözaltına alındığı öğrenildi. Çarkın, kendisiyle yapılan röportajda görev yaptığı dönemle ilgili itiraflarda bulunmuştu.

Çarkın´ın gözaltına alınmasına neden olan şok itiraflar

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın´ın 22 Mart´ta CNN Türk´teki 5N1K programında dile getirdiği şok iddialar üzerine inceleme başlatmıştı. Çarkın, basına yansıyan açıklamalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı.

Susurluk davasının sanıkları arasında yer alan isimlerden biri de Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´dı. Susurluk davasında ´suç örgütüne üye olmak´ suçundan 4 yıl ceza verildi. Aldığı cezaya kendisi bile şaşırmıştı. Müebbet beklerken aldıkları ´komik´ cezaların kendilerini şoke ettiğini söylemişti. Aradan yıllar geçti. Aynı Ayhan Çarkın, ´artık vicdan azabı´ çektiğini söyleyerek konuşmaya başladı. Çarkın, ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini itiraf ediyor. Birçok insana işkence yaptıklarını da söylüyor. JİTEM´in de birçok katliama imza attığını aktarıyor. Çarkın, Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var. ifadelerini kullanıyor.

PERPA katliamı yargısız infazdı

Çarkın, bir gazeteye verdiği demeçte itiraf niteliğinde açıklamalarda bulunmuş ve Ben İstanbul´daki her baskında vardım. PERPA baskınında bir kız öldü, infaz edildi. Ben silahlı çatışmadaydım o esnada. Orada başka bir Ayhan vardı, o vurdu kızı. Yapılanlar yargısız infazdı. demişti. Çarkın´ın itiraflarından umutlanan katliam mağdurları yeniden yargıya başvurmuştu. Ayhan Çarkın´ın PERPA katliamı ile ilgili yaptığı itiraflar ise dosyanın yeniden açılabilmesi için delil oldu. Mağdurlar, aynı olaydan yargılanan ancak mahkeme kararıyla beraat eden aralarında Çarkın´ın da bulunduğu 9 Özel Harekatçı polis hakkında soruşturma açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusu dilekçesini mağdurların avukatı Taylan Tanay yaptı. Tanay, Çarkın´ın itiraflarının delil niteliğinde olduğunu, bu nedenle PERPA katliamının yargılamasının yeniden yapılması gerektiğini söyledi. Dilekçede eski Özel Harekatçı polisler Ayhan Çarkın, Ömer Kaplan, Ayhan Özkan, Hüseyin Doğrul, Selim Kostik, Kadir Uçar, Hasan Erdoğan ve Ali Çektin katliamı gerçekleştirmekle suçlanıyor. Aynı şüpheliler hakkında 1993 yılında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde dava açıldığı, ancak beraat ettikleri hatırlatılıyor. Tanay, polisleri yargılayıp beraat ettiren İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne de dilekçe sundu. Dilekçede Çarkın´ın açıklamalarının davada yeni delil teşkil ettiği vurgulanarak yargılamanın yeniden yapılması talep ediliyor. (Zaman)

Çarkın: Bazı bilgileri savcılara saklıyorum

Medya organlarına açıklama yapmayı sürdüren eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın, 1988´den itibaren işlenen faili meçhul cinayetler ve kamuoyunda yargısız infaz olarak bilinen öldürme olayları hakkında savcılıkta ifade vereceğini söyledi. Çarkın savcıya Behçet Cantürk, DEP´li vekillerin avukatı Medet Serhat, işadamı Savaş Buldan, MİT´çi Tarık Ümit, Dev-Sol´un muhalif liderleri Bedri Yağan, Sinan Kukul, kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal cinayetleri konusunda bilgiler vereceğini ifade etti.

´İlk kez rahat uyudum´

İtirafları sonrasında 19 yıldır ilk kez huzurlu bir uyku çektiğini söyleyen Çarkın, “Eskiden kafam rahattı. Şimdi içim de rahat” diye konuşmuştu. Çarkın, kendisine yöneltilen bazı sorulara ise “Bunu savcılara saklıyorum. Şimdi konuşursam gerçek suçlular kaçar” diyerek cevap vermemişti.

Mehmet Ağar ekibi polisleri öldürttü, suikastler Dev-Sol´a yüklendi, Hanefi Avcı işin içinde

Çarkın´ın bazı açıklamaları şöyle: “Başta Mehmet Ağar olmak üzere tüm ekibi önce polisleri öldürttü. Muhsin Bodur adlı polisin Mecidiyeköy´de öldürülmesinden sonra 1993´e kadar 100´den fazla polisin öldürülmesine göz yumdu bu yöneticiler. Cinayetleri hep Dev-Sol´a yüklediler. Hanefi Avcı çözecek bu işi.”

Yargısız infazlar

Sinan Kukul ve Bedri Yağan ile yanındakilerin öldürülmesi olayları yargısız infazdır. Bedri Yağan´ın öldürüldüğü evden iki bebek çıkardım. Ben kurtardım onları. Tuzla´da TİKKO´cuların öldürülmesi yargısız infazdır. 12 Temmuz operasyonunda çatıştım. Bahçelievler´de 3.5 saat uğraştık. Onlar gerçek devrimciydi. Vuruştuk; asaletleriyle öldüler.

´Gazi´yi Şevki Kul´a sorun´

Gazi olaylarında dahlim yoktur. Şefik Kul´u bulun. Siyasi Şube´de operasyon müdürüydü 1990´larda.

´Susurluk kazası´

Ben duyunca Ankara´dan geldim. Çatlı´yı gördüm. Birisi onu vura vura öldürmüş eminim. Mercedes olaydan bir süre önce İstanbul Atatürk Oto Sanayi Sitesi´nde tamirdeydi. O arabayla oynandı. Tamirde bir şeyler oldu o arabaya.

İnfaz edilen polisler

Fadıl Şişman adlı arkadaşım da bizimle birlikte cezaevine girecekti. Esenyurt´ta 7.65 mermiyle öldürüldü. Ahmet Sakarya için beyin kanseri dediler. Bu arkadaşlarımız pek çok önemli cinayet işledi. Çok biliyorlardı yani. Sami Hoştan ve Veli Küçük ayrıca meslektaşım Oğuz Yorulmaz´ın öldürülmesi olayı nedeniyle de sorgulanmalı. O benden daha fazla şey biliyordu.

´Arıkan´ı ben vurdum´

Bahçelievler operasyonunda İbrahim Yalçın Arıkan evden fırladı ben de ona ateş ettim. Ama orada 20 kişilik operasyon timi vardı. Nasıl olduysa bu çocuğu ellerinden kaçırıverdiler. Çocuk da sokakta benimle karşılaştı. Uyanık davranmasam o can havliyle beni vuracaktı.

Bazı polisler ödüllendirildi

O dönem bazı polisler erken emekli edildi. Kim varsa hepsi alınmalı, sorgulanmalı... Siyasi Şube´deydiler, ödüllendirildiler. Mal varlıklarına bakılsın. Kim servet sahibi?

´Ayhan Özkan öldürdü´

PERPA baskınında o kızı (Selma Çıtlak) Ayhan Özkan vurdu. Tamamı alınsın o polislerin.

Uyuşturucu

İbrahim Şahin bir İranlıyı verdi bana. Büyük uyuşturucu işindeydiler. Narkotik Şube´ye teslim et dedi; ama ben Güvenlik Şube´ye teslim ettim... Ondan sonra Şahin düşman oldu bana. Adı geçen iki İranlı öldürülmüş bu arada.

Topal cinayetinde infaz edilmek istendim kurtuldum, sonra Pala´yı infaz ettiler

Ömer Lütfü Topal cinayetinden gözaltına alındıktan sonra Ankara´ya götürülmem kurtarma değil infaz girişimiydi. Boğaz Köprüsü´nün ortasında kendimi arabadan attım. Pala lakaplı bir polisi öldürdüler sonra bu yüzden. Ömer Lütfü Topal olayına özellikle kafayı taktım. Zaten kasetler var, kayıtlar var.

Susurluk´tan 291 gün hapis yattı

Kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal cinayetinde yer aldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Çarkın, Susurluk kazasında yaralı kurtulan DYP´li Milletvekili Sedat Bucak´ın altı korumasından biriydi. Çarkın, Susurluk davasında İstanbul DGM tarafından Ocak 1997´de tutuklandı ve 4 yıl hapis cezası aldı, 291 gün hapis yattı.

2008´de de açıklamalar yapmıştı: ´1000 kişi öldürmüş olabilirim´

Ayhan Çarkın, aslında bundan önce de şok açıklamalar yapmıştı. Çarkın, 21 Ekim 2008´de Star TV´de yayınlanan Arena´da Uğur Dündar´a çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. Susurluk kazasının Ergenekon´u aydınlatan bir lamba olduğunu öne süren Çarkın, “Terörle mücadele sırasında 1000 kişi öldürmüş olabilirim” demişti. Abdullah Çatlı´nın da Ergenekon örgütünce öldürüldüğünü iddia eden Çarkın, ayrıca Uğur Dündar için de ´ölüm emri´ verildiğini, ancak Çatlı´nın buna karşı çıktığını açıklamıştı.

İşte Ayhan Çarkın´ın 2008´deki o açıklamaları:

Ayhan Çarkın: Uğur Dündar için ölüm emri verildi. Ama Abdullah Çatlı, ´Uğur Dündar vatanını sever´ diyerek bu suikasta karşı çıktı. Yani Dündar´ı Allah korudu. Suikast emrini veren de bir siyasetçiydi.

Uğur Dündar: Hiçbir siyasetçiyle kişisel bir hesabım olmadı. Ölüm emrimi veren siyasetçiyi affettim bile.

Uğur Dündar: Çatlı´nın sonunu Ergenekon mu hazırladı?

Ayhan Çarkın: Evet... Çatlı´nın mert bir insan olduğunu anladılar ve onu öldürdüler. Büyük bir açık yüreklilikle kullanıldığımızı da itiraf ediyorum. Kullanıldığımızı, kazanın olduğu sırada fark ettik ama hep sustuk.

(25 Mart 2011, 16:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3143    yazdır/print


 

Saddam´a idamlık asker satışına soruşturma

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 yıl peşmerge komutanlığı yaptıktan sonra Türkiye´ye gelen ve aynı zamanda Türk vatandaşı olan Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) 1989 yılında Antalya´da vatani görevini yaparken, Irak makamlarından gizlice alınan 100 bin dolar rüşvet karşılığında askeri birliğinden alınıp idam edilmek üzere Saddam Hüseyin yönetimine teslim edildiği iddiaları üzerine emekli Albay Arif Doğan´ın da aralarında bulunduğu 3 kişi hakkında soruşturma başlattı.

Saddam´a idamlık asker satışına soruşturma

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 yıl peşmerge komutanlığı yaptıktan sonra Türkiye´ye gelen ve aynı zamanda Türk vatandaşı olan Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) 1989 yılında Antalya´da vatani görevini yaparken, Irak makamlarından gizlice alınan 100 bin dolar rüşvet karşılığında askeri birliğinden alınıp idam edilmek üzere Saddam Hüseyin yönetimine teslim edildiği iddiaları üzerine emekli Albay Arif Doğan´ın da aralarında bulunduğu 3 kişi hakkında soruşturma başlattı.

Diyarbakır´da avukat Tahir Elçi, 2009 yılında ´Bir askerin 100 bin dolar karşılığında Irak´a teslim edildiği´ iddiaları üzerine emekli Albay Arif Doğan´ın da bulunduğu 3 kişi hakkında İstanbul, Diyarbakır ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunmuştu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli Doğan´ın talimatla ifadesinin alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazmış, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı da olayla ilgili ´görevsizlik´ kararı vererek, dosyayı Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı´na göndermişti.

Emekli Albay Arif Doğan, alınan ifadesinde avukat Tahir Elçi´nin suç duyurusunda yer alan, ´22 yıl önce Antalya´da askeri birliğinden alınan Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) 100 bin dolar karşılığında Irak devletine teslim edilmesi´ iddiaların doğru olmadığını ileri sürmüştü. Mehmet Kılıç´ın Saddam´ın baskılarından kaçarak Türkiye´ye gelen şahıslardan olduğunu anlatan Doğan, ifadesinde, ´Bir aşiret reisiydi. Bu olayı sonradan duydum. İbrahim Babat´ın kod ismi ´Mete´ idi, kendisi Suriyeliydi. Şaban Bayram da astsubaydı. Bunlar Silopi bölgesinde görevliydiler. Benim kurduğum JİTEM´in personeli değildiler. Bunlar Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının görevlileridir. Ben ´Saddam´a teslim edildi´ diye bir şey duymadım. Para karşılığında Irak istihbaratına teslim edildiğini duydum´ demişti.

Soruşturma başlatıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili olarak Arif Doğan, İbrahim Babat ve Şaban Bayram hakkında ´terör örgütünün faaliyetleri çerçevesinde adam kaçırma´ suçundan soruşturma başlattı. Özel yetkili Cumhuriyet savcının yürüttüğü soruşturma dosyasının bir örneği birinci ´Ergenekon´ davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ile aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan´ın bulunduğu 16 sanıklı ´JİTEM´ davasının görüldüğü Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

´Hakkında idam kararı vardı´

Avukat Elçi, savcılığa sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, Türk vatandaşlığına geçen ve Mehmet Kılıç adını alan Maho Gevdan´ın 12 yıl boyunca Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) Zaho Bölge Peşmerge Komutanı olarak görev yaptıktan sonra Saddam Hüseyin yönetiminin, Kürtlere karşı kimyasal silah kullanması üzerine ailesiyle Türkiye´ye kaçarak Şırnak´ın Beytüşşebap ilçesine yerleştiğini kaydetmişti. Irak´ta hakkında idam kararı verilen ve aynı zamanda Türk vatandaşı olan Kılıç´ın Türkiye´ye geldikten sonra 1989 yılında vatani görevini yapmak üzere Antalya 3. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığına teslim olduğunu kaydeden avukat Tahir Elçi, dilekçesinde şu ifadelere yer vermişti:

´Kılıç burada vatani görevini yapmakta iken o dönem Diyarbakır ve Silopi JİTEM komutanları olan şüpheli Arif Doğan ve halen hayatta olmayan Ahmet Cem Ersever´in talimatıyla JİTEM üyesi jandarma astsubayı Şaban Bayram ve Tokat-Niksarlı Erol adlı er tarafından Antalya´daki birliğinden alınmak istenmiş, adı geçenler tarafından alınıp götürülmek üzere birlikteki komutanları tarafından çarşı iznine çıkarılmış, birlik nizamiye kapısından alınmış, elleri arkadan bağlanarak Silopi´ye getirilmiş ve burada JİTEM komutanları tarafından 100 bin dolar karşılığı Irak devlet yetkililerine teslim edilmiştir.´ ( AA)

JİTEM tetikçisi Babat, olayı Başbakanlık Susurluk Raporu´nda anlatmıştı

Kürtçe ismiyle Maho Gevdan, Türk vatandaşlığına geçtiği ismi ile Mehmet Kılıç, 1988 yılına kadar Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Zaho bölge peşmerge komutanı olarak peşmergelere komutanlık yaptı. Ancak Halepçe katliamından sonra ailesiyle Türkiye´ye kaçarak gelen hem Türkiye hem de Irak vatandaşı olan Kılıç´ın hayatı askere gitmesiyle beraber değişti. Mehmet Kılıç´ın kaçırılma hikayesini Suriye asıllı itirafçı İbrahim Babat, Susurluk soruşturmasını araştıran raportör Kutlu Savaş´a şöyle anlatmıştı: 1989´da JİTEM komutanları tarafından bizden Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) Antalya´dan alınıp getirilmesi istendi. Ben, Astsubay Şaban Bayram ve Erol adındaki bir askerle birlikte Antalya´da il jandarma alay komutanıyla görüştüm. Yetkililer geleceğimizden haberdardı. Alay komutanına, ´Alıyoruz, ancak geri getirmeyebiliriz; ifadesini aldıktan sonra infaz edebiliriz.´ dedik. Ertesi günü Mehmet´i nizamiye kapısından aldık, Silopi´ye getirdik. Cem Ersever´in sürekli ilişkide olduğu Irak irtibat subayına teslim ettik. Mehmet Kılıç, eskiden KDP içinde üst düzey sorumlu olduğundan Irak devleti tarafından JİTEM´den 100 bin dolar karşılığında istenmişti. Bu olayı duyan ve rahatsız olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak, daha sonra kaza süsü verilen bir olayla öldürüldü. dedi.

SORUŞTURMA ERGENEKON VE JİTEM DAVALARINI YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR

Özel yetkili Cumhuriyet savcının başlattığı soruşturmanın dosya örneği birinci ´Ergenekon´ davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ile aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan´ın bulunduğu 16 sanıklı ´JİTEM´ davasının görüldüğü Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Çünkü soruşturma bu iki davayı yakından ilgilendiriyor.

Mehmet Kılıç´ın Saddam´a satıldığını öğrenen yüzbaşı öldürüldü

Mehmet Kılıç´ın Saddam´a satılarak öldürülmesine göz yumulması olayını öğrenen Silopi İstihbarat Grup Komutanlığı´nda görevli Yüzbaşı İsmail Öztoprak´ın, rahatsızlığını belirtmesi üzerine JİTEM tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti. Diyarbakır´da devam eden 11 sanıklı JİTEM davasının iddianamesinde, Yüzbaşı Öztoprak´ın ölümünden Albay Arif Doğan sorumlu tutuluyordu. İddianamede Halepçe katliamından sonra Türkiye´ye sığınan peşmerge komutanı Maho Gevdan´ın, JİTEM tarafından Antalya´da askerliğini yaparken kaçırılarak Saddam´a 100 bin dolar karşılığında teslim edildiği belirtiliyor. Mehmet Kılıç adını alan Gevdan´ın tesliminden Ahmet Cem Ersever´in 30 bin dolar aldığı, bu durumdan haberi olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak´ın rahatsızlık duyarak itirafçı Hacı Hasan ile tartıştığı belirtiliyor.

Albay Doğan da suçlanıyor

JİTEM davası iddianamesinde Öztoprak´ın mevzileri geçerken bir er tarafından açılan ateş sonucu yanlışlıkla vurulduğu şeklinde tutanak tutularak olaya kaza sürü verildiği ileri sürülüyor. Olaydan sonra itirafçı Hacı Hasan´ın Arif Doğan tarafından Batman´a gönderildiği belirtiliyor.

İtirafçı Hacı Hasan kimdir?

Gerçek adı İbrahim Babat olan Hacı Hasan´ın kod adı Mete. PKK itirafçısı. 1967´de, Suriye´nin Kamışlı kazasında doğan İbrahim Babat, 1984´te PKK´ya katılmış. 1988´de 15 kişilik bir grupla Botan bölgesinde çalışmaya başlayan Babat, PKK´ya güvenini yitirince kaçmaya karar vermiş ancak Suriye sınırına giderken konakladığı köyün korucubaşısı tarafından yakalanarak jandarmaya teslim edilmiş. Binbaşı Ahmet Cem Ersever tarafından sorgulanan Babat´a PKK´ya karşı mücadeleye katılması için teklifte bulunulmuş. İbrahim Babat, Deşifre edilmemesi ve herhangi bir çatışmada ölü olarak gösterilmesini şart koşmuş. İsteğinin zamanın Asayiş Komutanı Hulusi Sayın Paşa tarafından kabul edilmesi üzerine devlet için çalışmaya başlamış. Babat, daha sonra Türk vatandaşlığına geçmiş ve 1993 yılında İstanbul´a yerleşerek tahsilat işlerine girmiş. 1997´de İstanbul Kadıköy´de silahlı çatışmaya katılan İbrahim Babat, ortağı Süleyman Ülger´i öldürmeye teşebbüsten aranırken, ilişkisini hiç kesmediğini söylediği Yalova İl Jandarma Alay Komutanı Arif Doğan´ın odasında yakalanmış. Yargılama sonunda 17 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmış. 7 yıl ceza alacağı vaadine rağmen 17 yıl 6 ay hapis verilince önce Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişlerine, sonra da İstanbul DGM Başsavcılığı´na itirafta bulunmuş. İtirafları Kutlu Savaş´ın hazırladığı Susurluk Raporunun 10 numaralı eki olarak Mesut Yılmaz´a teslim edilmiş.

1999 yılındaki DGM iddianamesi bugüne de ışık tutuyor

Kapatılan Diyarbakır DGM Başsavcılığı´nca hazırlanan, itirafçı ve koruculardan kurulu bir çeteyle ilgili iddianamede, bölgedeki birçok cinayet, bombalama ve suikastın, dönemin rütbeli komutanlarının emri veya bilgisi dahilinde gerçekleştirildiği öne sürülmüştü. 1999 tarihli iddianamede, ´faili meçhul´ bir cinayet sonucu öldürülen Binbaşı Ahmet Cem Ersever´in komutasındaki altı PKK itirafçısının, dönemin Asayiş Kolordu Komutanı Hulusi Sayın, asayiş komutanları İsmail Selen ve Hikmet Köksal ile JİTEM´in (varlığı devlet birimlerince hiçbir zaman doğrulanmayan Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı) bilgisi dahilinde cinayetler işlediği belirtiliyordu.

Tutuksuz yargılanan çete

DGM´ler kapatılınca Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderilen çete davasında, 1996 ve öncesinde karıştıkları olaylar nedeniyle PKK itirafçıları Adil Timurtaş, Recep Tiril ile ´İbrahim Babat´ sahte kimlikli Suriye uyruklu Hacı Hasan, jandarma istihbarat elemanları Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz ve korucu Faysal Şanlı yargılanıyor. TCK´nın 313. maddesi uyarınca, ´cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve 450. maddesi uyarınca ´birden fazla kişiyi öldürmek´ suçlarından ömür boyu hapis istemiyle tutuksuz yargılanan çete üyelerinin ifadelerine dayanılan iddianamede sanıkların karıştığı olaylar ayrıntılarıyla anlatıldı.

Maaşlı itirafçı

Sanıkla ilgili Binbaşı Ahmet Cem Ersever tarafından çatışmada öldüğüne dair evrak hazırlatılıp, Şırnak´ta ölen İbrahim Babat´ın kimliğinin üzerine kimlik çıkarılmıştır. Erserver´in durumu Asayiş Kolordu Komutanı Hulusi Sayın´a anlattığı, asayiş komutanları İsmail Selen ve Hikmet Köksal´ın da durumu bildiği ve sanığın Silopi birliğinde JİTEM Komutanı Binbaşı Arif Doğan, Binbaşı Ersever, Yüzbaşı İsmail Öztoprak, Üsteğmen Sinan Yaşar, Astsubay Başçavuş Şaban Bayram ile diğer korucu ve askerlerle birlikte aylık 500 bin lira maaşla görevlendirilmiş, istihbarat çalışmalarına ve silahlı operasyonlara katılmıştır.

Iraklı komutanın jitemciler tarafından peşmergelere parayla iadesi

Hasan, Ersever, Bayram ve Şanlı, mağdurları gözaltına alıp, PKK´ya yardım ettikleri gerekçesiyle Silopi JİTEM´de sorgulamıştır. Şanlı´nın aralarında husumet bulunduğunu söylemesi üzerine sorgularında bir suç işlediklerine dair bilgi alamadıkları köylüler, Nusaybin yakınlarında Şanlı tarafından, Ersever ve Bayram´ın gözetiminde kurşuna dizilerek öldürülmüştür. İddianamede, Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi´nin (KDP) Zaho bölge komutanı Maho Gevdan´ın Türkiye´ye gelip Mehmet Kılıç adını alarak Türk vatandaşı olduğu, Antalya´da askerlik yaparken para karşılığında peşmergelere verildiği de yer aldı. KDP´nin sırlarını Türkiye´ye anlatması nedeniyle, Gevdan´ın Silopi JİTEM´den 100 bin dolar karşılığında istendiği belirtilen iddianamede, Bunun üzerine Hasan, Astsubay Bayram ve ´Tokatlı bir er´ diye tanımlanan bir kişi Antalya´ya giderek, ´Silopi´de Türk yüzbaşıyı öldürmüş. Sorgulayacağız´ diyerek bu kişiyi birliğinden alıp Silopi´de peşmergelere teslim etmişler ve Ersever bunun karşılığında 30 bin dolar almıştır.

Olayı öğrenen Yüzbaşı´nın öldürülmesi

Hasan´ın anlatması üzerine olaydan haberdar olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak ile Hacı Hasan´ın (İbrahim Babat) tartışması üzerine Öztoprak kaza süsü verilerek öldürülmüştür. Bunun üzerine Babat, Arif Doğan tarafından Batman´a gönderilmiştir. Sanık daha sonra İstanbul´a kaçmış, 1.5 ay kadar sonra da Asayiş Bölge Komutanı Hikmet Köksal´ın isteğiyle Diyarbakır´a gelmiştir denildi.

(25 Mart 2011, 17:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte JİTEM´in Saddam´a sattığı komutan

Iraklı komutan eşi de müdahil

Yüzbaşı Öztoprak cinayeti Ergenekon´da

ERGENEKON SANIĞI ALBAY ARİF DOĞAN´LA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

JİTEM´ci Aygan´a bir tutuklama daha

JİTEM´den bordrolu Aygan hakkında geniş bilgi

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3142    yazdır/print


 

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın´ın bir tv kanalında dile getirdiği şok iddialarla ilgili inceleme başlattı. Çarkın, basına yansıyan açıklamalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı.

24.03.2011 10:42 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın´ın bir tv kanalında dile getirdiği şok iddialarla ilgili inceleme başlattı. Çarkın, basına yansıyan açıklamalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı.

Susurluk davasının sanıkları arasında yer alan isimlerden biri de Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´dı. Susurluk davasında ´suç örgütüne üye olmak´ suçundan 4 yıl ceza verildi. Aldığı cezaya kendisi bile şaşırmıştı. Müebbet beklerken aldıkları ´komik´ cezaların kendilerini şoke ettiğini söylemişti. Aradan yıllar geçti. Aynı Ayhan Çarkın, ´artık vicdan azabı´ çektiğini söyleyerek konuşmaya başladı. Çarkın, ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini itiraf ediyor. Birçok insana işkence yaptıklarını da söylüyor. JİTEM´in de birçok katliama imza attığını aktarıyor. Çarkın, Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var. ifadelerini kullanıyor.

Ayhan Çarkın, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Ergenekon sanığı İbrahim Şahin gibi isimlerin de dinlenmesi gerektiğini söyledi. Çarkın´ın bu ifadelerinin medyada yer alması üzerine İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti. Savcı Hakan Karaali, gazetelerde yer alan açıklamalarla ilgili olarak inceleme başlattı. İnceleme sonunda Çarkın´ın ifadeye çağırılıp çağırılmayacağı belli olacak.

PERPA katliamı için yeniden yargılama talebi

Ayhan Çarkın´ın PERPA katliamı ile ilgili yaptığı itiraflar ise dosyanın yeniden açılabilmesi için delil oldu. Mağdurlar, aynı olaydan yargılanan ancak mahkeme kararıyla beraat eden aralarında Çarkın´ın da bulunduğu 9 Özel Harekatçı polis hakkında soruşturma açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Çarkın, bir gazeteye verdiği demeçte itiraf niteliğinde açıklamalarda bulunmuş ve Ben İstanbul´daki her baskında vardım. PERPA baskınında bir kız öldü, infaz edildi. Ben silahlı çatışmadaydım o esnada. Orada başka bir Ayhan vardı, o vurdu kızı. Yapılanlar yargısız infazdı. demişti. Çarkın´ın itiraflarından umutlanan katliam mağdurları yeniden yargıya başvurdu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusu dilekçesini mağdurların avukatı Taylan Tanay yaptı. Tanay, Çarkın´ın itiraflarının delil niteliğinde olduğunu, bu nedenle PERPA katliamının yargılamasının yeniden yapılması gerektiğini söyledi.

Dilekçede eski Özel Harekatçı polisler Ayhan Çarkın, Ömer Kaplan, Ayhan Özkan, Hüseyin Doğrul, Selim Kostik, Kadir Uçar, Hasan Erdoğan ve Ali Çektin katliamı gerçekleştirmekle suçlanıyor. Aynı şüpheliler hakkında 1993 yılında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde dava açıldığı, ancak beraat ettikleri hatırlatılıyor. Tanay, polisleri yargılayıp beraat ettiren İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne de dilekçe sundu. Dilekçede Çarkın´ın açıklamalarının davada yeni delil teşkil ettiği vurgulanarak yargılamanın yeniden yapılması talep ediliyor. (Zaman)

Çarkın: Bazı bilgileri savcılara saklıyorum

Medya organlarına açıklama yapmayı sürdüren eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın, 1988´den itibaren işlenen faili meçhul cinayetler ve kamuoyunda yargısız infaz olarak bilinen öldürme olayları hakkında savcılıkta ifade vereceğini söyledi. Çarkın savcıya Behçet Cantürk, DEP´li vekillerin avukatı Medet Serhat, işadamı Savaş Buldan, MİT´çi Tarık Ümit, Dev-Sol´un muhalif liderleri Bedri Yağan, Sinan Kukul, kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal cinayetleri konusunda bilgiler vereceğini ifade etti.

´İlk kez rahat uyudum´

Radikal´e yaptığı ve önceki gün gazetemizde yayımlanan açıklamaları sonrasında 19 yıldır ilk kez huzurlu bir uyku çektiğini söyleyen Çarkın, “Eskiden kafam rahattı. Şimdi içim de rahat” diye konuştu. Radikal´e yeni açıklamalarda bulunan Çarkın, bazı sorularımıza “Bunu savcılara saklıyorum. Şimdi konuşursam gerçek suçlular kaçar” diyerek cevap vermedi.

Mehmet Ağar ekibi polisleri öldürttü, suikastler Dev-Sol´a yüklendi, Hanefi Avcı işin içinde

Çarkın´ın yeni açıklamaları şöyle: “Başta Mehmet Ağar olmak üzere tüm ekibi önce polisleri öldürttü. Muhsin Bodur adlı polisin Mecidiyeköy´de öldürülmesinden sonra 1993´e kadar 100´den fazla polisin öldürülmesine göz yumdu bu yöneticiler. Cinayetleri hep Dev-Sol´a yüklediler. Hanefi Avcı çözecek bu işi.”

Yargısız infazlar

Sinan Kukul ve Bedri Yağan ile yanındakilerin öldürülmesi olayları yargısız infazdır. Bedri Yağan´ın öldürüldüğü evden iki bebek çıkardım. Ben kurtardım onları. Tuzla´da TİKKO´cuların öldürülmesi yargısız infazdır. 12 Temmuz operasyonunda çatıştım. Bahçelievler´de 3.5 saat uğraştık. Onlar gerçek devrimciydi. Vuruştuk; asaletleriyle öldüler.

´Gazi´yi Şevki Kul´a sorun´

Gazi olaylarında dahlim yoktur. Şefik Kul´u bulun. Siyasi Şube´de operasyon müdürüydü 1990´larda.

´Susurluk kazası´

Ben duyunca Ankara´dan geldim. Çatlı´yı gördüm. Birisi onu vura vura öldürmüş eminim. Mercedes olaydan bir süre önce İstanbul Atatürk Oto Sanayi Sitesi´nde tamirdeydi. O arabayla oynandı. Tamirde bir şeyler oldu o arabaya.

İnfaz edilen polisler

Fadıl Şişman adlı arkadaşım da bizimle birlikte cezaevine girecekti. Esenyurt´ta 7.65 mermiyle öldürüldü. Ahmet Sakarya için beyin kanseri dediler. Bu arkadaşlarımız pek çok önemli cinayet işledi. Çok biliyorlardı yani. Sami Hoştan ve Veli Küçük ayrıca meslektaşım Oğuz Yorulmaz´ın öldürülmesi olayı nedeniyle de sorgulanmalı. O benden daha fazla şey biliyordu.

´Arıkan´ı ben vurdum´

Bahçelievler operasyonunda İbrahim Yalçın Arıkan evden fırladı ben de ona ateş ettim. Ama orada 20 kişilik operasyon timi vardı. Nasıl olduysa bu çocuğu ellerinden kaçırıverdiler. Çocuk da sokakta benimle karşılaştı. Uyanık davranmasam o can havliyle beni vuracaktı.

Bazı polisler ödüllendirildi

O dönem bazı polisler erken emekli edildi. Kim varsa hepsi alınmalı, sorgulanmalı... Siyasi Şube´deydiler, ödüllendirildiler. Mal varlıklarına bakılsın. Kim servet sahibi?

´Ayhan Özkan öldürdü´

PERPA baskınında o kızı (Selma Çıtlak) Ayhan Özkan vurdu. Tamamı alınsın o polislerin.

Uyuşturucu

İbrahim Şahin bir İranlıyı verdi bana. Büyük uyuşturucu işindeydiler. Narkotik Şube´ye teslim et dedi; ama ben Güvenlik Şube´ye teslim ettim... Ondan sonra Şahin düşman oldu bana. Adı geçen iki İranlı öldürülmüş bu arada.

Topal cinayetinde infaz edilmek istendim kurtuldum, sonra Pala´yı infaz ettiler

Ömer Lütfü Topal cinayetinden gözaltına alındıktan sonra Ankara´ya götürülmem kurtarma değil infaz girişimiydi. Boğaz Köprüsü´nün ortasında kendimi arabadan attım. Pala lakaplı bir polisi öldürdüler sonra bu yüzden.

Topal olayına kafayı taktım

Ömer Lütfü Topal olayına özellikle kafayı taktım. Zaten kasetler var, kayıtlar var.

Savcılık inceleme başlattı

İstanbul Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski özel harekatçı Ayhan Çarkın´ın Radikal´e yaptığı itiraflarıyla ilgili inceleme başlattı. Avukatlar 62 maktül için 128 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Susurluk davasında çete üyesi olmak suçundan 4 yıl ceza alan eski özel harekatçı Ayhan Çarkın, geçtiğimiz günlerde Radikal´e yaptığı açıklamada, ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini belirtmişti. Birçok insana işkence yaptıklarını da söyleyen Çarkın, o dönemde JİTEM´in de birçok katliama imza attığını öne sürmüştü. Vicdan azabı çektiği için şimdi gerçekleri açıkladığını ifade eden Çarkın, “Ergenekon hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var” demişti. Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin gibi isimlerin de dinlenmesi gerektiğini de belirten Çarkın´ın açıklamaları üzerine İstanbul Özel Yetkili Savcılığı harekete geçti. Savcı Hakan Karaali, Çarkın´nın Radikal´de yer alan açıklamalarıyla ilgili olarak inceleme başlattı. İnceleme sonunda Çarkın´ın ifadeye çağırılıp çağırılmayacağı belli olacak.

Susurluk davası hükümlüsü eski özel timci Ayhan Çarkın hakkında avukatlar Taylan Tanay, Barkın Timtik, Oya Aslan ve Ebru Timtik suç duyurusunda bulundu. İstanbul Özel Yetkili Savcısı Hakan Karaali´ye sunulan dilekçede 62 ´maktül´ün adı yer aldı. Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, eski Emniyet Müdürü Necdet Menzir, Emniyet Müdürü Reşat Altay, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, İzmir Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz, eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın da aralarında olduğu 138 ismin şüpheli olarak yer aldığı dilekçede, “Ülke tarihinin en uzun ve en kapsamlı “terör etkinliğinin”; yani halka karşı kontrgerilla/Özel Harp/Özel Harekât saldırısının adli hesabının sorulması gerekiyor” ifadesi yer alıyor.

Ergin Cinmen: Artık tekrar araştırma vakti

Susurluk çetesinin yargılandığı davada sanıkları küçük cezalarla kurtulmuştu. Ayhan Çarkın´ın Radikal´in açıklamalarının ardından şimdi geçmişten bu güne kalan sorular tekrar gündemde. Geçmişte yapılan hataları ve bugün yapılması gerekenleri o dönemin müdahil avukatlarına sorduk.

Avukat Ergin Cinmen: Savcılığın Ayhan Çarkın´ın ifadelerini delil başlangıcı olarak alıp soruşturmaya geçmesi fevkalade önemlidir. Elimizde, o dönem TBMM Susurluk Komisyon raporu var. Kutlu Savaş´ın Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu var. Bunlar yeniden gündeme getirilmeli. O dönemler İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Çarkınları yargılamıştı ve dava, böyle bir örgütün altını çizmekle kendisini sınırlamıştı. Ancak örgütün işlediği iddia edilen suçlarla ilgi soruşturma yapmamıştı. Şimdi Çarkın, devletin kendilerini nasıl kullandığını söylüyor, suçlarını söylüyor. Şu an o suçları araştırmanın vaktidir. Sonuçta zamanaşımı henüz söz konusu değil.

Ergenekon avukatı savcılara güvenmiyor

İlhan Cihaner ve diğer bazı Ergenekon sanıklarının avukatlarından Turgut Kazan: Özel yetkili savcılara tanınan yetkiye dayalı olarak yapılacak soruşturmalara inanamıyorum. Temel sorun budur. Hele hele İstanbul´da Türkan Saylan´a, Ahmet Şık´a ve Nedim Şener´e yapılanları gördükten sonra sağlıklı bir şey yapılacağına hiç inanmıyorum. O savcıların Türkiye´deki bütün işleri İstanbul´daki bir torbaya atarken, Mehmet Ağar´ın Ankara´da tek başına yargılandığını gördükten sonra inanmam mümkün değil.

´Susurluk´u çözmek için MGK arşivleri açılmalı´

Eski TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Ayhan Çarkın açıklamalarını çok önemli bulduğunu belirterek “Dosyaları özel yetkili savcı ele almalı. Milli Güvenlik Kurulu arşivleri açılmalı ve o zamanlar ne gibi kararlar vermiş, kim vermiş açığa çıkartılmalı” dedi. Elkatmış, Radikal´e yaptığı değerlendirmede o dönemde yargının dosyaya yaklaşımını eleştirerek, “Yargı her zaman problem. Hiçbir zaman görevini layıkıyla yapmadı bu konuda. Hele de 28 Şubat sürecinde hiç yapmadı ve iş geçiştirildi. Derinlikli bir soruşturma yapmadılar, dosyayı kapatmak istediler. Brifing alan ve veren bir yargıdan ne beklenirdi ki zaten. Dosya kapatılmak istendi” dedi. Elkatmış, eski polis Ayhan Çarkın´ın açıklamaları sonrası dosyanın yeniden açzılması durumunda Milli Güvenlik Kurulu (MGK) arşivlerinde yer alan bazı gizli belgelerin açığa çıkartılması gerektiğini söyledi. Susurluk dosyasıyla ilgili özel yetkili bir savcının görevlendirilmesi gerektiğini söyleyen Elkatmış “MGK aldığı kararlar ve icraatlar nasıl hayata geçmiş. Kapalı kapılar açılması lazım. MGK´nın teröre karşı mücadele için aldığı kararlar var. Bu kararları kim vermiş, kim almış” diye konuştu. (Radikal)

ÇARKIN CNN´E KONUŞMUŞTU

Eski Özel harekat polisi Ayhan Çarkın, 22 Mart 2011 tarihinde CNN Türk Televizyonundaki 5N1K programına katılarak şok itiraflarda bulunmuştu. Çarkın, 90´lı yıllarda kendisinin de katıldığı operasyonlarda yargısız infaz yaptıklarını, Kürt işadamlarını devlet emriyle öldürdüklerini söylüyordu. Çarkın, sık sık tansiyonun yükseldiği programda, Cüneyt Özdemir´in Bir dönem Türkiye´de Kürt işadamlarının yer aldığı ölüm listelerinin varlığı konuşuldu, tartışıldı. Ve bu listedeki bazı işadamları kaçırılarak infaz edildi. Siz bu infazlarda bulundunuz mu? sorusuna Böyle bir liste var, zaten dönemin başbakanı da söyledi. Verilen emirler yerine getirildi. Emri verenler kenara çekildi. Herkes konuşmaya korkuyor cevabını veriyordu. İnfazların varlığını doğrulayan Çarkın, verilen bu emirlerin resmi emir olduğu iddiasını da kabul etti.

(24 Mart 2011, 10:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Danıştay ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi manşetlerimiz

Danıştay soruşturması sil baştan

Flaş!!! Cumhuriyet ve Patrik saldırıları, Ergenekon´la birleşiyor

Savcı Zekeriya Öz´e suikast emri astsubaydan

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3136    yazdır/print


 

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Ergenekon soruşturmasında ´Zirve dalgasının´ başlamasını sağlayan gizli tanık Deniz Uygar, dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger başkanlığında, ´misyonerlik çalıştayı´ düzenlediklerini söyledi. Ülger, ´Misyonerlere gözdağı verme talimatı üst düzey komutanlardan geldi´ dedi.

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Ergenekon soruşturmasında ´Zirve dalgasının´ başlamasını sağlayan gizli tanık Deniz Uygar, dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger başkanlığında, ´misyonerlik çalıştayı´ düzenlediklerini söyledi. Ülger, ´Misyonerlere gözdağı verme talimatı üst düzey komutanlardan geldi´ dedi.

Ergenekon operasyonlarının Zirve Dalgasında gizli tanık olan Deniz Uygar´ın eski papaz olduğu ve Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele´den (JİTEM) düzenli olarak para aldığı ortaya çıktı. Gelen emirle Hıristiyan oldum. Tasfiye amaçlı misyonerlerin arasına sızdım baş papazlığa kadar yükseldim. 2005´te gelen emirle yine Müslüman oldum diyen gizli tanık Deniz Uygar´a, JİTEM´den yapıldığı iddia edilen ödemelere ait makbuz ve kasa ödeme kayıtlarına SABAH ulaştı. Makbuzlarda Malatya Jandarma İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil ve Jandarma Kıdemli Başçavuş Adil Akçay´ın imzaları bulunuyor.

Savcı Öz´e ifade verdi

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Malatya´daki Zirve Yayınevi Katliamı dosyasına el koyunca Deniz Uygar kod adı verilen gizli tanığın ifadesini aldı. 24 Aralık 2010 ve 28 Aralık 2010 tarihlerinde Zekeriya Öz´e iki kez ifade veren gizli tanık bu ifadelerin yanı sıra şimdiye kadar ortaya hiç çıkmamış belgeleri de savcı Öz´e verdi. Gizli tanık Uygar, Savcı Öz´e verdiği ifadesinde şunları anlattı: Uzman çavuş olarak görev yaparken 1993´de Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki TUSHAD´a (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi) bağlı olarak, likidasyon (tasfiye) amaçlı misyonerlerin arasına sızarak Baş papazlığa kadar yükseldim. 2005´te gelen emirle tekrar Müslüman oldum. Verilen görev üzerine misyonerlik karşıtı röportajlar, konferanslar verdim. Kitap yazmam konusunda da ayrıca görevler aldım

Zirve Çalıştayı

Gizli tanık Uygar, talimatla 2006´da dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger´in başkanlığında, İstihbarat Şube Başkanı Binbaşı Haydar Yeşil ve İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat ile birlikte bir misyonerlik çalıştayı başlattıklarını söyledi. Çalıştayda Türkiye´deki misyonerlik faaliyetlerinin önlenmesi ve misyonerlere gözdağı vermek amacıyla üst düzey komutanlardan talimat geldiğini savunan Uygar, Zirve Yayınevi çalışanları Necati Aydın, Thilman Geske, Uğur Yüksel´e yönelik bir korkutma eylemi yapma kararı alındı. Emre Günaydın ve arkadaşları hakkında hazırlanan bilgiler değerlendirildi. Günaydın´ın eylemi gerçekleştirmesi için psikolojik olarak hazırladı. Hazırlamak için Ruhi Abat ve Sevgi Erenerol Malatya´da misyonerlik konferansları verdi dedi. Ayrıca, Albay Mehmet Ülger´in misyoner faaliyetleri hakkında Kayseri´de bir brifing verdiğini söyleyen gizli tanık Deniz Uygar Bu brifingten 1,5 ay sonra Malatya Zirve Yayınevi cinayeti gerçekleşti. Ruhi Abat beni aradı ´Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler´ dedi şeklinde ifade verdi.

Kod adları: Ercüment Ağa, Cenk, Halil, Zahit, Hoca, Hamit.. Kod No: 2594326

Çalışmanın çok gizli tutulmasından dolayı kod isimler aldıklarını söyleyen gizli tanık Deniz Uygar, Albay Mehmet Ülger ´Ercüment Ağa´ ve ´Cenk´, Binbaşı Haydar Yeşil ´Halil´, akademisyen Ruhi Abat ´Zahit´ ve ´Hoca´, ben ise ´Hamit´ kod ismini kullandık. Ayrıca bana verilen kod numarası da 2594326 idi. Bana yapılan ödemeler de zaten belirtmiş olduğum kod numarasıyla yapılıyordu dedi.

İşte Uygar´a ödemelerin belgeleri

Gizli tanık Deniz Uygar´a JİTEM´den yapıldığı ileri sürülen ödemelerin makbuz ve kasa ödeme kayıtlarına SABAH ulaştı. Ödeme Fişi başlıklı makbuzlarda çeşitli zamanlarda 300 ila 1000 YTL yapıldığı görülüyor. Makbuzların altında ´alan´ kısmında ´2594326´ kodu ve imza yer alırken, ´veren´ kısmında Jandarma İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´in adı ve imzası, ´hazır bulunan´ kısmında ise Jandarma Kıdemli Başçavuş Adil Akçay´ın adı ve imzası bulunuyor. Makbuzların ´açıklama´ kısmında ise her makbuzda farklı bilgiler yer alıyor. 1 Ocak 2008 tarihli makbuzun ´açıklama´ kısmında yer alan bilgi şöyle: Malatya ve diğer illerdeki misyonerlik faaliyetlerinin takibi, taktik ve tekniklerini öğrenmesi için 2594326 nolu haber elemanına 600 YTL verilmiştir. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz´ün incelemeye aldığı ´Kasa Ödeme Defteri´ kayıtlarında ise gizli tanık Deniz Uygar´a çeşitli tarihlerde ve meblağlarda yapılan ödemelerin tutanakları bulunuyor. Bu kayıtlara göre 1 sıra no´lu 900 YTL tutarındaki ödemenin tarihi 22 Mart 2007. Bu ilk ödemenin tarihi Zirve Yayınevi katliamından bir ay öncesine rastlıyor. SABAH´ın ulaşabildiği belgelerdeki 12 sıra no´lu 800 YTL tutarındaki ödemenin tarihi ise 17 Haziran 2008. Ödemelerin tutarları 300 ila 1000 YTL arasında değişiyor. ´Hangi Hizmet Karşılığı Ödendiği´ hanesinde ise genel olarak Malatya ve diğer illerdeki misyonerlik faaliyetlerinin takibi... ifadesi yer alıyor.

Genelkurmay: 1999´dan sonra TUSHAD yok

Savcı Zekeriya Öz, TUSHAD´ı Genelkurmay´a sordu. 17 Ocak 2011´de gelen cevapta 1999 yılından sonra bünyelerinde bu isimde bir kuruluşun bulunmadığı belirtildi. Gizli tanık Deniz Uygar da TUSHAD´da 1993 yılında göreve başladığını söyledi.

Zirve´deki 7 kişi dün tutuklanmıştı

Ergenekon soruşturması kapsamında 9 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen Zirve dalgasında gözaltına alınan 6´sı muvazzaf asker 9 şüpheliden 7´si tutuklandı, 2 şüpheli ise serbest bırakıldı. Dokuz şüpheli önceki gün Beşiktaş´daki İstanbul Adliyesi´ne sevk edildi. Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından dün saat 02.00´ye kadar ifadeleri süren şüphelilerden 7´si tutuklanması istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliği´nce sorgulanan aralarında eski Malatya jandarma komutanı emekli albay Mehmet Ülger, istihbarat binbaşı Haydar Yeşil ile İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Ruhi Abat, Başçavuş Abdullah Atılgan, Başçavuş Murat Göktürk, Uzman Çavuş Mehmet Çolak, Uzman Çavuş Adil Akçay tutuklandı. Binbaşı Haydar Yeşil ile 2 astsubay ve 2 uzman çavuş Hasdal Askeri Cezaevi´ne, emekli albay Mehmet Ülger ile Ruhi Abat ise Metris Cezaevi´ne gönderildiler.

Ses kaydını biz yaptık ama yasaldı

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan askerlere Zirve Yayınevi cinayeti öncesinde ve sonrasında yapılan toplantının ses kayıtlarının dinletilerek, konuşmalarla ilgili sorular soruldu. Ses kayıtlarını kabul eden şüphelilerin Olay sonrası yaptığımız toplantıda muhbirimiz, cinayetin nasıl ve kimler tarafından yapılmış olabileceğine ilişkin tahminlerini bizimle paylaştı dediği belirtildi. Şüphelilerin, Biz istihbarat şubede görevliyiz. Görevimiz gereği misyonerlik faaliyetleri konusunda çalışmalar yaptık. Görev alanımız içinde olan bölgede yaşananları aktif bir şekilde takip ettik. Yaptığımız çalışmalar yönetmelik ve hukuk içinde gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıları sık sık yaparız ve bir ses kaydı kullanarak ´muhbirimizin´ verdiği bilgileri kaydederiz diye ifade verdikleri kaydedildi. Şüphelilere, Zirve Yayınevi cinayeti ile ilgili neler biliyorsunuz?, Misyonerlik faaliyetleri konusunda ne gibi çalışmalarda bulundunuz?, Ergenekon sanıklarından kimleri tanıyorsunuz?, Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´u tanıyor musunuz?, Erenerol´un misyonerlik faaliyetlerine ilişkin yaptığı çalışmalara katıldınız mı? sorularının sorulduğu belirtildi. Soruşturma kapsamında Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e gönderilen 3 adet imzasız ihbar mektubu olduğu, bu mektuplarda Zirve Yayınevi cinayetinin kimler tarafından ve nasıl organize edildiğinin anlatıldığı ifade edildi. Şüphelilerin ise imzasız ihbar mektuplarında yer alan iddiaları kabul etmediği belirtildi. ( Sabah)

(22 Mart 2011, 11:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3126    yazdır/print


 

Görüntülenen: 221 - 240 (Toplam 482)  |  Önceki 20 | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda'da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' internet..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

FETÖ medyasına 42 gözaltı

25.07.2016 21:50 TSK'daki FETÖ'cülerin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturma kapsamında FETÖ ile bağlantılı oldukalrı iddiasıyla bugün 42 gazeteci hakkında gözaltı kararı çıkartıldı. İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bü..
Tamamı 25.07.2016

Firari SAT'lardan 7'si yakalandı

25.07.2016 21:28 TSK'daki FETÖ'cülerin 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı otele saldırıp 2 polisi şehit ettikten sonra kaçan özel karma timden 7 asker daha bugün yakalandı. Hala firar durumund..
Tamamı 25.07.2016

Darbede Gülen'in parmak izleri

25.07.2016 21:22 Hükümet, önümüzdeki günlerde iki bakanını Amerika'ya gönderip Gülen'in iadesini isteyecek. ABD'ye gidecek dosyada Gülen'in darbe girişimindeki rolüne dair deliller olacak. O dosyanın içeriği belli değil ancak 15 Temmuz..
Tamamı 25.07.2016

FETÖ hala Tübitak'ta mı?

25.07.2016 20:54 (ÖZEL HABER) Fetullah Gülen Terör Örgütü'nün (FETÖ/PDY) yakın geçmişe kadar en önemli yapılanmalarından birini teşkil eden TÜBİTAK'ta örgütün varlığını hala sürdürdüğü ileri sürülüyor. Tübitak görevlilerinin gönderdiği..
Tamamı 25.07.2016

Antalya'da FETÖ'ye 39 gözaltı

25.07.2016 20:32 Antalya'da düzenlenen FETÖ soruşturması kapsamında 39 rütbeli polis gözaltına alındı. Antalya Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Fetullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, rütbeli ..
Tamamı 25.07.2016

İstanbul Üniversitesi'nde 31 gözaltı

25.07.2016 20:14 TSK'daki FETÖ'cülerin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ'ye karşı yurt çapında başlatılan operasyonlar İstanbul Üniversitesi'ne de uzandı. İstanbul merkezli 5 ilde yapılan operasyonlarda FETÖ'yle bağlantısına da..
Tamamı 25.07.2016

Adana FETÖ davası sürüyor

25.07.2016 19:44 Adana'da, "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY)" yönelik soruşturma kapsamında açılan davada, aralarında Fetullah Gülen ve eski Adana Büyükşehir Belediye Başkanvekili Zihni Aldırmaz'ın da ol..
Tamamı 25.07.2016

Türksat baskınında FETÖ izi

25.07.2016 19:44 15 Temmuz askeri darbe girişiminin FETÖ ile irtibatını gösteren deliller giderek çoğalıyor. Darbeci askerlerin TÜRKSAT yayınlarını kesmesi için çağırdığı 4 sivil, STV çalışanı ve 17-25 Aralık sonrası Tübitak'tan çıkarı..
Tamamı 25.07.2016

FETÖ'nün Polatlı imamı yakalandı

25.07.2016 19:27 TSK'daki FETÖ'cülerin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından devam eden operasyonlarda, Fetullahçı Terör Örgütü'nün kilit isimlerinden ve Polatlı İmamı olduğu kaydedilen bir kişi yakalandı. FETÖ terör örgütüne yönelik sü..
Tamamı 25.07.2016

SAT'çıların bankacı imamı yakalandı

24.07.2016 18:46 TSK'daki FETÖ'cülerin 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Marmaris'te bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast için Marmaris'e giden SAT timlerinin imamı olduğu ortaya çıkan BDDK uzmanı Kemal Işıklı, ihbar ü..
Tamamı 24.07.2016

Ankara Emniyeti'nde 97 gözaltı

24.07.2016 17:56 TSK'daki FETÖ'cülerin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan "himmet paraları, cemaat toplantıları ve örgütle bağlantılı kişiler" çerçevesinde yürütülen soruşturmada Ankara Emniyeti'nde bugün operasyon düzenle..
Tamamı 24.07.2016

HSYK: FETÖ, Mason türü gizli örgüt

24.07.2016 12:45 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili ve 2'nci Daire Başkanı Mehmet Yılmaz, FETÖ yapılanmasını 'İlluminati' ve 'Opus Dei'ye benzetti. Yılmaz, Hürriyet'e şunları söyledi: “Fetullahçı örgüt üyesi ..
Tamamı 24.07.2016

FETÖ'nün Bodrum imamı yakalandı

24.07.2016 11:34 Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) "Bodrum imamı" olduğu gerekçesiyle aranan "Asım" kod adlı Çağrı Acar, İzmir'in Tire ilçesinde yakalandı. 23 Temmuz'da (dün) yaşanan olayla ilgili alın..
Tamamı 24.07.2016

Adana'da FETÖ'ye 17 tutuklama

24.07.2016 11:21 Adana'da Fetullahçı Terör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 42 polis gözaltına alındı. 20 ve 21 Temmuz'da gerçekleşen gözaltılarla ilgili alınan bilgilere göre, TSK'daki FETÖ'cüle..
Tamamı 24.07.2016

Gülen'in sağ kolu yakalandı

23.07.2016 23:54 FETÖ lideri Fetullah Gülen'in sağ kolu Halis (Davut) Hancı Trabzon'un Araklı ilçesinde yakalandı. Gerçek adının Davut olduğu belirlenen terörist Trabzon'un Araklı ilçesinde yakalanarak gözaltına alındı. Hancı'nın 15 Te..
Tamamı 23.07.2016

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
18.596.789