YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
1 Temmuz 2015, Çarşamba
Aharun.8m.net|Kontrgerilla.com|Ergenekon.ws|HaberKanal.net .. Terör, derin devlet, paralel devlet, kontrgerilla ve bağlantılı konularda 2001'den beri yayındayız
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

HaberKanal.net.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "jitem mahkeme" için arama sonuçları    (Toplam 473 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Çarkın soruşturması derinleştiriliyor

Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın itirafları üzerine başlatılan soruşturma derinleştiriliyor. Soruşturma savcısı Hakan Karaali´nin ´iş yükü´ azaltılıyor.

13.04.2011 13:39 Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın itiraflarına bakan savcı Hakan Karaali´nın ´iş yükü´ azaltılıyor. Savcının soruşturmayı derinleştireceği öğrenildi. Çarkın geçtiğimiz haftalarda şok itiraflarda bulunmuştu. Devlet emriyle çok sayıda yargısız infaz yaptıklarını açıklayan Çarkın, somut kişi ve yer isimleri de vermişti. ´Terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söyleyen Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı. Çarkın bugün Devrimci Karargah davasında sanık olarak yargılanmaya başlayan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında da ağır suçlamalarda bulunmuştu. Savcı Karaali tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Çarkın, çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

Köy boşaltmalar, JİTEM korkusu ve Kürt işadamlarına yönelik cinayetlerle geçen 90´lı yılların ´kara kutusu´ Eski Özel Harekat Polisi ve Susurluk hükümlüsü Ayhan Çarkın´ın şok açıklamalarının ardından, bir önemli gelişme daha yaşandı. Müdahil avukatlarının yaptığı talep doğrultusunda; Çarkın ile ilgili dosyaya bakan Özel Yetkili Savcı Hakan Karaali´nin “Yalnızca Ayhan Çarkın dosyasıyla ilgilenmesine” karar verildiği, savcı Karaali´nin soruşturmayı derinleştireceği öğrenildi. Özel Yetkili Savcı Karaali, basın yoluyla işlenen suçlarla ilgili dosyalara bakıyor. Çarkın´ın Radikal´e detaylarıyla anlattığı kanlı olayların mağdurlarının avukatları ise “Savcı Karaali´nin elindeki dosya sayısının fazlalığına” dikkat çekerek, Çarkın ile ilgili dosyanın ya başta bir savcıya verilmesini ya da da savcının iş yükünün azaltılıp yetkilerinin artırılmasını talep ediyordu.

Müdahil avukatlarından Taylan Tanay, bu amaçla İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı´na sunduğu dilekçeyi Başsavcı vekili Fikret Seçen´e iletti. Avukat Tanay, gerekçelerini şöyle sıraladı: “Soruşturması sürdürülen bir suç örgütü söz konusu. Temel eylem biçimi kaybetme, silahlı çatışma süsü verilmiş kolluk infazı. Yüzlerce insanın silahlı çatışma adı altında öldürüldüğü, halen 17 bin civarında insanın kaybedildiği düşünülürse soruşturmanın derinleştirilmesi bizce zorunluluk arzediyordu. Bunun basın işlerine bakan bir savcının iş yükü ile yürütülmesi mümkün değildi. Soruşturmayı sürdüren savcılığın görev yaptığı saha içerisinde süreli ve süresiz yayınların sayısı hayli fazlaydı. Basın Kanunu uyarınca dava açmak için kesin süreler var. Bu da savcılığın iş yükünü artırmakta” diye konuştu.

Dilekçeyi sundukları Başsavcı vekili Fikret Seçen´in de konuya olumlu yaklaştığını belirten Tanay, Seçen´den Savcı Karaali´nin üzerinden basın dosyalarını almaya karar verdikleri yönünde bilgi aldıklarını söyledi. “Bu yolla Karaali´nin müstesna olarak bu dosya ile ilgileneceğini ve soruşturmayı derinleştireceğini öğrendik” diyen Tanay, soruşturmanın amacına ulaşılması ve ülke tarihinin en kapsamlı kontrgerilla faaliyetinin açığa çıkarılması yolunda önemli bir adım olduğunu da vurguladı.

Susurluk defterine son

Hacı Karay Ailesi´nin avukatı Mehmet Selim Okçuoğlu ise “Ergenekon zihniyetini mahkum etmek isteyen anlayışın Susurluk defterini kamuoyu vicdanını rahatlatacak şekilde kapatması lazım” dedi. Soruşturmadan genel olarak memnun olmadıklarını da ifade eden Okçuoğlu, “Bu ciddiyeti görürsek biz de savcı gibi çalışabiliriz. Bizden yararlanılmasını talep ediyoruz. Failleri, mekanizmayı biliyoruz. Cinayetler konusunda elimizde çeşitli kanıtlar var” dedi. (Radikal)

Çarkın´dan şok itiraflar

Ayhan Çarkın geçtiğimiz haftalarda şok itiraflarda bulunmuştu. Devlet emriyle çok sayıda yargısız infaz yaptıklarını açıklayan Çarkın, somut kişi ve yer isimleri de vermişti. ´Terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söyleyen Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı. Çarkın bugün Devrimci Karargah davasında sanık olarak yargılanmaya başlayan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında da ağır suçlamalarda bulunmuştu. Savcı Karaali tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Çarkın, çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

(13 Nisan 2011, 13:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın şok itirafları ve gözaltına alınışı manşetlerimiz

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

Çarkın´ı Diyarbakır da soruşturuyor

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3190    yazdır/print


 

Tanık Özen, Dink soruşturmasında ifade verdi

Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin devam eden soruşturma kapsamında, Zirve Yayınevi katliamı davasında tanık olarak dinlenen Erhan Özen´in ifadesi alındı.Soruşturma savcısına ´tanık´ sıfatıyla ifade veren Erhan Özen´in, ´2004 yılında Sevgi Erenerol´un talimatıyla Dink´i yabancı mezarlığına götürdük. Dink ile Erenerol yarım saat bir aracın içinde görüştü. Burada tehdit edildiğini biliyorum. Agos çevresinde fotoğraflama çalışması yaptım.´ şeklinde bilgiler verdiği öğrenildi.

Tanık Özen, Dink soruşturmasında ifade verdi

Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin devam eden soruşturma kapsamında, Zirve Yayınevi katliamı davasında tanık olarak dinlenen Erhan Özen´in ifadesi alındı.Soruşturma savcısına ´tanık´ sıfatıyla ifade veren Erhan Özen´in, ´2004 yılında Sevgi Erenerol´un talimatıyla Dink´i yabancı mezarlığına götürdük. Dink ile Erenerol yarım saat bir aracın içinde görüştü. Burada tehdit edildiğini biliyorum. Agos çevresinde fotoğraflama çalışması yaptım.´ şeklinde bilgiler verdiği öğrenildi.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin devam eden soruşturma kapsamında Erhan Özen ´tanık´ sıfatıyla ifade verdi. Malatya Zirve Yayınevi katliamı davasında da tanık olarak dinlenen ve kendisinin JİTEM adına çalıştığını belirten Erhan Özen, 10 Mayıs 2010 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Dink davasında tanık olarak dinlenmişti. Erhan Özen´in verdiği ifadeler mahkeme heyeti tarafından soruşturma savcısı Selim Berna Altay´a iddialarının incelenmesi için gönderilmişti. Savcı Altay, başka bir suçtan Çorum´da cezaevinde yatan Erhan Özen´in ifadesini aldı.Geçtiğimiz hafta Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne getirilen Özen, Dink soruşturması savcısı Altay´a ´tanık´ sıfatıyla ifade verdi. Özen´in mahkemede verdiği ifadeye benzer bir ifade verdiği öğrenildi.

JİTEM´e çalıştığını, 2004 yılında Ergenekon davasının tutuklu sanığı Sevgi Erenerol´un talimatıyla Dink´i yabancı mezarlığına götürdüklerini söylediği öğrenilen Özen´in Dink ile Erenerol´un yarım saat bir aracın içinde görüştüğünü söylediği belirtildi. İfadesinde Dink´in mezarlıkta tehdit edildiğini öne süren Özen´in, Muzaffer Tekin´den aldığım talimatla 2005 yılında Agos gazetesi önünde fotoğraflama için görevlendirildim. Adıma kayıtlı araçla gazete çevresinde fotoğraf çektim. Bu fotoğrafların bir kısmını bir ekmek fabrikasında sakladım. ifadelerini tekrarladığı belirtildi. ( Cihan)

Eski Emniyet Müdürünün ifadesi alındı

21 Nisan 2011 - Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında talimatla ifadesinin alınması kararlaştırılan eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, İstanbul´da Cumhuriyet Savcılığa ifade verdi. Hrant Dink´in öldürülmesi olayında dönemin bazı İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin ihmalleri olup olmadığı konusunda yürütülen ve daha önce soruşturmayı yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca ´takipsizlik kararı´ verilen, ancak Dink ailesinin müracaatı üzerine Rize Ağır Ceza Mahkemesince genişletilmesine karar verilen soruşturma kapsamında, aynı savcılık Reşat Altay´ın talimatla ifadesinin alınmasını kararlaştırdı. Bu karar doğrultusunda, oturduğu İstanbul´da cumhuriyet savcılığına çağrılan Altay´ın talimatla ifadesi alındı. İstanbul´da Altay´ın ifadesini alan savcılığın, Altay´ın ifadesinin alındığını Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdiği öğrenildi. ( Yenişafak)

(11 Nisan 2011), son güncel.: (21 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hrant Dink cinayeti ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

AİHM: Ergenekon, terör örgütü

Flaş!!! Ergenekon ve Dink sanıklarının irtibatı tespit edildi

Balyoz Darbe Planı´nın hedeflerinden biri de Dink çıktı

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Dink´te suç: Anayasa ihlali

Dink cinayetinde 30 kişiye soruşturma

Gül, Dink için DDK´yı görevlendirdi

Samast, Dink´e öpülerek uğurlanmış

Zirve: Şerefsizlere vur dedik, öldürdüler

Samast´ın yakınındaki o er kim?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3185    yazdır/print


 

Peker´den Avcı´ya ağır suçlamalar

´Suç örgütü lideri olmak´ suçlamasıyla cezaevinde bulunan Sedat Peker, Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanığı eski polis müdürü Hanefi Avcı´yla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Dev-Solcu Bedri Yağan´ın ölümünde Avcı´nın parmağı olduğunu ileri sürdü: ´Öldürenler polis değil, itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu.´

Peker´den Avcı´ya ağır suçlamalar

´Suç örgütü lideri olmak´ suçlamasıyla cezaevinde bulunan Sedat Peker, Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanığı eski polis müdürü Hanefi Avcı´yla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Dev-Solcu Bedri Yağan´ın ölümünde Avcı´nın parmağı olduğunu ileri sürdü: ´Öldürenler polis değil, itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu.´

Çete suçundan Silivri Cezaevi´nde yatan Sedat Peker, haftalık haber dergisi Aksiyon´a konuştu. Devrimci Karargah terör örgütü davasında yargılanan eski istihbaratçı Hanefi Avcı´nın bir dönem JİTEM adına çalışan itirafçıları nasıl kullandığını ve kendisini nasıl yönlendirdiğini ayrıntılarıyla anlattı. Kendisinin mahkemede vereceği ifadeden sonra Avcı´nın Ergenekon davasında ´yöneticilikten´ yargılanacağını söyledi.

Aksiyon Dergisi´nin bugün piyasaya çıkan sayısında yer alan röportajın bazı bölümleri şöyle: Avcı´nın ´Pala Şeref´ lakaplı başkomiseri ile irtibat halindeydik. Benim yanıma gelen itirafçıların isimleri Süleyman ve kardeşi Cemal Öğer, Ali Ozansoy´un kardeşi, Hüseyin Tilki, Hidayet Bozyiğit ve başka birkaç kişiydi. Devlete faydaları olduğu için bu arkadaşlarla ilgilendim. Adanalı işadamı Hayrettin Alp bana gelerek itirafçıların benim yakınım olduğunu duyduğunu söyledi. Ahbabı olan Kanal 6´nın eski sahibi Mehmet Kurt´tan bir arsa için avanta istiyorlarmış. ´Bu arkadaşları tanıyorum; ancak onlar Hanefi Avcı´nın ekibi´ dedim. Mehmet Kurt da araya tanıdıklar koyarak Avcı´nın yanına gitmiş. Avcı, ´Benim ekibim değiller, ancak devlete faydaları oldu.´ demiş. Kontrolsüz ve tehlikeli olduklarını söylemeyi de unutmamış. Yani bu olayı bir şikayet olarak kabul edip resmiyete koyacağına, adama bir de para ödesin diye telkinlerde bulunmuş. Mehmet Kurt´tan büyük para alındı. Ben ifade verdikten sonra Avcı bunlardan da yargılanacak, çünkü yağma suçuna iştirak etme durumu var. Mesela Tatlıcı ailesinin bir alacağı için içecek fabrikası olan bir adamı rahmetli Hidayet Bozyiğit ve bir iki itirafçı bel üstünden vurarak ağır yaralamıştı. Bu olayı da faili meçhul olarak Hanefi Avcı kapattı. Ancak vereceğim ifadeden sonra herhalde bu dosyalar tekrar açılacaktır.

´Avcı, Ergenekon´da yönetici´ iddiası

Dev-Sol içinde tasfiye edilen Bedri Yağan´ın ve diğerlerinin tüm bitişik atış raporları çatışmada ölmediklerini, infaz edildiklerini gösteriyor. Öldürenler polis değil, bu itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu. En son temizliği yani imha işini onlar yapıyordu. Bunu bana itirafçı ekibinin sözcüsü konumunda olan Süleyman Öğer anlattı... Hanefi Avcı ve itirafçı ekibiyle ilgili mahkemede açıklamalarda bulunacağım. Zaten savcılığın bunun üzerine otomatik olarak harekete geçeceğini düşünüyorum. O zaman kendisi (Avcı) zannederim Ergenekon üyeliğinden değil, yöneticiliğinden yargılanacaktır.

Sedat Peker, son dönemde yaşanan tutuklamaları da olumlu bulduğunu anlatıyor. Şöyle konuşuyor: Elinde silah olan biri en fazla 5-10 kişiyi öldürebilir. Ancak elinde kalemini silah olarak kullanan kişi kitleleri birbirine düşman edip birçok kişinin ölümünden sorumlu olabilir. ( Zaman)

DEVRİMCİ KARARGAH DAVASI 13 NİSAN´DA BAŞLIYOR

Devrimci Karargah Örgütü (DKÖ) soruşturması kapsamında tutuklu eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 22 kişinin yargılanmasına 13 Nisan Çarşamba günü başlanacak. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesine başlanacak olan davanın 120 sayfalık iddianamesinde, şüpheli Hanefi Avcı´nın Haliçte Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat isimli kitabında bazı telefonların hukuka aykırı dinlendiği yönündeki iddiasına örnek gösterdiği bölümde, şüpheli Nejdet Kılıç´ın dinlenmekte olan telefon numaraları ile bu şüphelinin irtibatlı olduğu diğer şüphelilere yönelik yapılan fiziki ve teknik takibin deşifre edildiği belirtiliyor.

Avcı´nın kitabının ardından, şüphelilerin telefon dinlemeleri konusunda birbirlerini uyardıkları ve teknik takip çalışmalarına karşı önlem aldıkları belirtilen iddianamede, Kılıç ve Avcı´nın bu konuya ilişkin yaptıkları telefon görüşmeleri özetleniyor.

Avcı´nın soruşturmaya ilişkin bilgileri deşifre etmesinin ardından Nejdet Kılıç´ın Beyoğlu´ndaki evinde yapılan aramada elde edilen el yazımı dokümanlarda soruşturmanın tarih ve sayısının yer aldığı notların ele geçirildiği belirtilen iddianamede şöyle deniliyor:

Hanefi Avcı, Nejdet Kılıç ile yaptığı telefon görüşmelerinde, ´Nejdet´in, savcılığa dilekçe vermesi gerektiğini, hakkında eski dinleme kararı bulunduğunu, dinleme ile ilgili yeni bir karara ulaştığını, telefonun Nejdet Kılıç´ın üzerine olmasına rağmen dinlemenin başkasının adına alındığını, bunu yapanların İstanbul İstihbarat Şubesi olduğunu, dinleme harici takip de yaptıklarını, takibi yapanların normal polis olmadığını, cemaatin adamları olduğunu, bunu da dilekçesinde belirtmesi gerektiğini´ söylemiş, mahkeme tarafından verilmiş gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah terör örgütü şüphelisi Nejdet Kılıç ile bunları paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Devrimci Karargah Örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir.

Hanefi Avcı´nın yazdığı kitapta, kamuoyunda, Ergenekon ve Balyoz Planı adıyla bilinen önemli soruşturma ve kovuşturmaların kesin hükümle sonuçlanmadan önce süreç içerisinde savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla yazılmış bölümlerin mevcut olduğu belirtilen iddianamede, yine kitapta, terörle mücadele eden savcı, hakim ve kolluk kuvvetlerine suç isnadı yapıldığı, yetkilileri hedef gösteren bölümlerin olduğu kaydediliyor.

Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın adına ruhsat süreleri dolmuş olan silahlara, Hanefi Avcı´nın görevi nedeniyle ve görev yeri itibariyle ruhsat tanzim edildiği belirtilen iddianamede, silahların iadesi hususunda Hanefi Avcı´ya gerekli tebligatın yapılmasına rağmen silahların iade edilmediği anlatılıyor.

Avcı çiftinin belirtilen silahları yasal hükümlere aykırı olarak ikametlerinde bulundurmaya devam ettikleri belirtilerek, Şenay Avcı´nın örgütsel bir irtibatı olmamasına rağmen, şüphelilerin hukuki durumlarının birlikte değerlendirilmesi bakımından şüpheli Şenay Avcı hakkında da soruşturma kapsamında iddianame düzenlenmesinin uygun olacağı değerlendirildiğinden hakkında iddianame düzenlenmiştir denildi.

Nejdet Kılıç´ın, Devrimci Karargah terör örgütünün devrimci gruplar ile yan yana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş bir kısım kişileri buluşturmaya çalıştığının belirlendiği kaydedilen iddianamede, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan´ın, Devrimci Karargah terör örgütü amaç ve hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü, bu örgütün üyesi olduğu kanaatine varıldığı kaydediliyor.

Ceza istemleri

İddianamede, tutuklu sanık eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım suçundan 7,5 ile 15, Yargı görevini yapanı etkileme suçundan 3 ile 6, soruşturmanın gizliliğini ihlal suçundan 1.5 ile 4,5, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme suçundan 1 ile 3, ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan 7,5 ile 12 ve zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan da 2 yıl 10 ay ile 11 yıl 3 ay olmak üzere toplam 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında değişen hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın da ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma suçundan 7.5 ile 12 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Hanefi Avcı´nın kullandığı telefon hattının sahibi olduğu öne sürülen tutuklu sanık Nejdet Kılıç´ın, Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak suçundan 7,5 ile 15 ve 6136 sayılı yasada belirlenen bıçakları izinsiz bulundurmak suçundan 1,5 ile 3 yıl olmak üzere toplam 9 ile 18 yıl arasında hapse çarptırılması öngörülüyor.

Osman Bahar Okar, Semih Aydın, Hakan Tanrıverdi, Önder Sönmez, Oğuzhan Kayserioğlu, Özgür Aytulum, Günay Kubilay, Ecevit Piroğlu, Kemal Hamzaoğlu, Sultan Çelik Kubilay, Özgür Cafer Kalafat, Yaman Yıldız ve Selda Başusta´nın, Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak suçundan 7,5 ile 15´er yıl arasında hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanıklar Rıdvan Turan ve Salih Mahir Sayın´ın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak ve ateşli silahlar kanununa muhalefet suçlarından 9 ile 19.5´ar yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

İddianamede, Hakan Soytemiz, Tuncay Yılmaz, Ulaş Bayraktaroğlu, İbrahim Turgut´un da Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak, sahte kimlik bulundurmak, İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak, İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünde molotofkokteyli taşımak ve atmak, 6136 sayılı kanuna muhalefet etmek suçlarından 3 ile 30 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması öngörülüyor. ( Zaman)

(11 Nisan 2011, 10:20)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

İşte 120 sayfalık Devrimci Karargah 3. iddianamesi

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DEVRİMCİ KARARGAH 3. İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

DKÖ iddianamesine kabul: Avcı sanık

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3182    yazdır/print


 

Muhtıraya suç duyurusu

Genelkurmay´ın Balyoz davasında gerçekleşen tutuklamalara yönelik dün yaptığı eleştiriler kamuoyunda büyük tepki doğurdu. Adalet Platformu, muhtıra yayınlayan askeri yetkililere suç duyurusunda bulunmaya hazırlanırken vatandaşları da suç duyurusuna katılmaya çağırdı. Platform, 8 Nisan Cuma günü saat 14:00´de Beşiktaş Adliyesi´ne giderek suç duyurusu dilekçesini yetkililere teslim edecek.

Muhtıraya suç duyurusu

Genelkurmay´ın Balyoz davasında gerçekleşen tutuklamalara yönelik dün yaptığı eleştiriler kamuoyunda büyük tepki doğurdu. Adalet Platformu, muhtıra yayınlayan askeri yetkililere suç duyurusunda bulunmaya hazırlanırken vatandaşları da suç duyurusuna katılmaya çağırdı. Platform, 8 Nisan Cuma günü saat 14:00´de Beşiktaş Adliyesi´ne giderek suç duyurusu dilekçesini yetkililere teslim edecek.

Adalet Platformu´ndan yapılan açıklama şu şekilde: BALYOZ MUHTIRASINA SUÇ DUYURUSU ve TSK´YA MİLLETTEN ÜLTİMATOM, 8 Nisan Cuma Saat:14, Beşiktaş Adliyesi, www.adaletplatformu.net.Anayasa 138. ve TCK 288. Madde ihlalinden, Yasama-Yürütme ve yargıya müdahaleden, görevi kötüye kullanmaktan, darbecilik suçuyla yargılananları açığa almayarak görevi ihmalden, mahkeme üyelerini tehditten ve hedef göstermeden, daha önce mahkemeye baskı yaparak tahliye sonucu delillerin karartılmasından dolayı ve re´sen soruşturma açılmamasından dolayı SUÇ DUYURUSU yapacağız. Adalete baskıya karşı sessiz kalarak dilsizşeytan ve belhumadal olmamak için yapacağımız suç duyurusuna bekleriz.

DARBE=İŞGAL. Darbeler tüm insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Haddini bilmeyen ve alenen darbelere ve balyoza ergenekona destek olan Genelkurmay yetkilileri derhal istifa etmelidir ve apoletli siyaseti bırakmalı, millete verilen muhtıraları derhal sayfasından kaldırmalıdır. Genelkurmay milli savunmaya bağlanmalı ve resmi protokol sıralamasında da darbeci askere haddi bildirilmelidir.

Başbakan ve bakan asmış, TBMM ve anayasayı ortadan kaldırmış, darbeci gelenekten gelenleri ve darbeyi savunmak, katiline tecavüzcüsüne aşık bir durumdur ki derhal bu şizofrenik ve paranoyak durum tedavi edilmelidir. Komutanım yanlışı benim doğrumdan üstündür mantığı askeri okullardan kaldırılmalı, komutanların İslama irtica, müslümanlara mürteci, askerler kobay, camiler bombalanmalı mantığı değişmeli ve tüm askeri okullara din dersi ve kuran meali dersi konularak halkına düşman komutanlar yetişmesi engellenmelidir. Eğer darbe ve muhtıralara sessiz kalırsak 17 bin faili meçhul daha olur ve 3 trilyon dolarımız daha terör tüccarlarına gider. Muhtıra terbiyesizliğinden dolayı milletten derhal özür dilenmeli ve hükümet, muhtıracılar dahil tüm balyozcuları 65. maddeyle derhal görevden almalıdır.

Adalet Platformu Koordinatörü Adem ÇEVİK 05322467411

İşte suç duyurusu dilekçesi

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA

(CMK 250. Maddeye Göre Özel Yetkili )

Şüpheliler: Işık KOŞANER Genel Kurmay Başkanı, Genel Kurmay 2. Başkanı Aslan GÜNER, TSK Komuta kademesi. Darbe yapan, darbeyi-darbeciliği savunan soruşturma-inceleme ile tespit edilecek kişiler.

Müşteki: Adem ÇEVİK TCNo:12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ankara Tel:05322467411 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu

Suçlar: ALENEN YARGIYA BASKI YAPMAK, Görevi kötüye kullanmak, suçu ve suçluyu övmek vatana ihanet, kaos, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, anayasa 138. ve 10. madde ve TCK 288., 215., 216., 40., ve 217.madde ihlali ve tehdit. Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, Yargının, TBMM´nin ve hükümetin faaliyetlerini engellemek. Yargıya baskı yapmak, HSYK´yı tehdit etmek, yargıya emir ve talimat vermek, Balyoz yargıçlarını terör örgütlerine hedef göstermek, adaleti engellemek, suça iştirak, teröre yardım ve yataklık, devlet memuru olduğu halde siyaset yapmak, siyasi demeçler vermek, bir zümreye ayrıcalık. Anayasanın ve kanunların uygulanmasını engellemek devlet malına zarar vermek, suçu ve suçluyu gizlemek, Uluslar arası hukuku ve sözleşmeleri uygulamamak.

İzah: www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm

TSK ayrı bir devlet midir ki web adresinde “GOV” veya “MİL” uzantısı kullanmıyor. TSK ve OYAK LAĞVEDİLMELİDİR.

Siyasi demeçler veren, mahkemeleri, TBMM ve Hükümeti alenen tehdit edenler istifa etmiyorlarsa derhal AZL edilmelidir.

06 Nisan 2011 SAAT15:20 NO:BA - 05 / 11 koduyla yayımlanan yargıya emir-talimat muhtırası aşağıdadır.

1. 5-7 Mart 2003 tarihinde 1´inci Ordu Komutanlığında yapılan bir plan semineri ve bu seminerle ilişkilendirilmeye çalışılan ve bir darbe planı olduğu iddia edilen planla ilgili olarak başlatılan kovuşturma işlemi devam etmektedir.

2. Halen tutuklu bulunan 163 askeri personelin, tutuksuz yargılanmak üzere yaptıkları müracaat 5 Nisan 2011 tarihinde itiraz mahkemesi tarafından ikinci kez reddedilerek, tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

3. Devam eden yargı sürecine müdahale anlamına gelebilecek davranışlardan özellikle kaçınan Türk Silahlı Kuvvetleri, yargılamayı etkilemeyecek şekilde, çeşitli defalar açıklamalar yaparak, ilgili makamları bilgilendirerek, yapılan seminerin ne olduğunu, nasıl yapıldığını, neleri kapsadığını ve kimlerin hangi emirlerle katıldığını tereddüte yer bırakmayacak şekilde izah etmiştir. Benzer hususlar, savcılık makamlarınca görevlendirilen bilirkişi raporlarında da açık bir şekilde yer almaktadır.

4. Hal böyle iken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir.

5. Bu nedenle, dün verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararı kamuoyunun bilgisi için olduğu gibi yayınlıyoruz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

TSK daha önceki muhtıra açıklamalarında da Balyozu ve balyozcu komutanları savunmuş etki altındaki mahkeme üyeleri tahliye vermek zorunda kalmış ve deliler de karartılmıştır hatta balyoz savcılarının görev yerleri değiştirilmiştir. Şemdinli de olduğu gibi Balyozcular iyi çocuktur iyi komutanlardır kefiliz denilerek mahkemeye etki edilmiştir. 27 Nisan da verdiği muhtırada TBMM ve milli iradeyi alenen silahla tehdit etmiştir. Komuta kademesinin çoğunluğunun cuntaya bulaştığından ve sürekli darbe yapmalarından dolayı da TSK lağvedilmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.

TSK´nın alenen Balyozculara destek vermesi de alenen suçtur. Yargıçlara brifing veren TSK ve TSK´dan brifing alan yargıçlar “darbe görev suçudur” gerektiğinde yine kendilerinin illegal bir müdahale izlenimini oluşturmuştur. Mahkemelerin üzerinden F-16 uçuran Saldıray BERK´e, “Kaos ve darbe için Öcalan´dan yararlanalım” ve “darbeci Cihaner´i ses kaydındaki gibi kopya belge ile kurtaralım”a emirle parti kapatmada TSK´nın rolü olduğu söylenmektedir.

28 Şubat sürecinde Namaz kılanlara ve başörtülülere irtica ve mürteci diyerek aşağılanmış görevlerinden atılmış ayrımcılık ve soykırım suçu işlenmiştir. Orduda namaz kılan 1600 kişi atılmış. 28 şubat darbesinden sonra 50 milyar dolar bankaların içi boşaltılarak Türkiye halkına ihanet edilmiştir. 10 haziran 1997 de anayasa mahkemesi, danıştay, yargıtay vb. Yüksek yargı mensublarına emir-talimatla birifingler verilerek suç işlenmiştir. TSK´daki cuntacılar alenen mahkemelere baskı yapması ve ergenekona, balyoza kafese irticaya poyrazköye atabeylere sahip çıkması da suça iştiraktir ve suçu-suçluyu övmektir. Re´sen soruşturma açmamak da suçtur.

19 Şubat 2011´de TSK Komutasının Balyoz sanıklarına destek ziyareti Mahkemeye ALENİ BASKIdır. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Hasdal Askeri Cezaevi´nde yatan 102 muvazzaf subaya ziyarette bulunması: YARGIYA, HÜKÜMETE, TBMM´ye ve MİLLİ İRADEYE ALENEN HAKARETTİR AYRICA DARBEYE AÇIKÇA DESTEK VE MAHKEMEYİ TEHDİTTİR. Komutanların tutuklu general-amiral ve subaylarla görüşmesi Balyoz Mahkemesi hakim ve savcılarına ALENEN BASKIdır. Balyozcu paşaları açığa almayarak delillerin karartılması suçları işlenmiştir. Helikopterle Hasdal ziyareti TCK 266., 288., 265/2 madde anayasanın 138. Maddesine alenen aykırıdır.

Geçtiğimiz ay TSK sitesinden “TSK aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecine sabrediyoruz” daha önce de İlker BAŞBUĞ “sabrımızı zorlamayın” tehditi.. TSK´daki Cuntadan TSK´ya ve mahkemeye Baskı. Millete tehdit.

YARGININ, TBMM ve hükümetin faaliyetlerini engellemek, vatana ihanet, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, suça yardım-yataklık ve suça iştirak suçu işlenmiştir 251. Maddenin ve 288. Maddenin açık hükmüne rağmen adil yargılamayı engellemek ve etkilemek suçları işlenmiştir

BALYOZ´u ERGENEKONu, uyuşturucu ticaretini, silah ve terör rantının araştırılmasını engellemeye çalışarak suça iştirak edenler ve YARGIYA BASKI yapanlar, devam ettirenler ve emeği geçenler de suçludur

“BALYOZ PLANI”, “Kafes planı”, “irtica eylem planı”, “tank skandalı” sarıkız, ayışığı, yakamoz, eldiven v.b. Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS” planlarında adı geçenler, şikayete konu planların hazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasında görev alan ve suça asli ve fer`i iştirak eden, suçu öven, suçluyu gizleyenler, suçluları azletmeyenler veya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve diğer şüpheliler. Subay Sicil Yönetmeliğinin 65. maddesini uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla delillerin karartılmasına aracılık yapan bakanlar da suça iştirak ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti SİLAHLI KUVVETLERİ kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azade olabileceği de söylenemez. Hesap verebilir ve şeffaf olmayan yapılar elbette ki eleştiriye açık olmalıdır. TSK mensuplarının işlediği iddia edilen hususlarda ayrımcılık yapılmadan etkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir.

Türkiye´deki modern ve post modern askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları ve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbe planlarının TSK mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur. Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar dün olduğu gibi bugün de başbakan-bakan adam asabilirler. mutlaka darbecilerin acilen hesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanların da sorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet edenler, cinnet geçirenler de derhal müşahede altına alınmalıdır. Tüm darbecilerin malvarlığına el konulmalıdır.

Suç işlediği gerekçesiyle yargılananların açığa alınmaması, askeriyeden ve bürokrasiden uzaklaştırılmayıp , sahip çıkılması ve soruşturulmaması; üstelik terfi ettirilmesi görevi ihmal, vatana ihanet ve görevi kötüye kullanmaktır. siyaset yapmak, yargıyı etkilemek ve baskı yapmak ve kaos planları oluşturma suçları işlenmiş ve halen alenen hukuksuzluğa devam edilmesinden dolayı suça iştirak suçu işlenmesinin yanısıra organizeli şekilde yasama, yargı ve yürütme faaliyetleri engelleniyor.

Ayrıca Ergenekon PKK KCK israil stratejik işbirliği iddialarını, TSK+Yargı ve diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların heron ihanetlerinin ve GATA da askerleri kobay olarak kullananların hala görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için ekonomik kriz çıkartmak dolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silah harcamasında ve 30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbecilerin Balyozcuların ve tüm darbecilerin rolü büyüktür.

Deliller: tüm yasal deliller, tanıklar ve ilgili haberler www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm

Netice-i Taleb: 6 Nisan da www.TSK.TR Web sayfasında yayımlanan MUHTIRA ile alenen Yargı-Yasama ve Yürütme tehdit edilmiştir. Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, şüphelilerin uygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hatta uygulayan, görevini kötüye kullananlardan ve kamu malı helikopteri ve bulunduğu statüyü kullanarak alenen mahkemeye baskı yapanlardan suçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİ övenlerden şikayetçiyim.

Şüphelilerin; TCK´nın halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. Şüpheliler ayrıca TCK´nın ´silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak, Yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden de yargılanmalı.

Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali, 288.madde, 214.madde, 213., 215.,216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220.madde, 657 sayılı devlet memurları kanununa , askeri kanunlara göre de işlem yapılmasını,

Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delillerin karartılmaması için açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler, darbecilerin malvarlığına el koymayanlar, TSK ve Yargı mensublarının da içinde bulunduğu CUNTAcılarla 27mayıs-12mart cuntacıları, 28şubat-27nisan muhtıracıları ve Ergenekon-Balyoz-Kafes-İrtica-Susurluk-pkk-kck-bçg-gladio vb. Çetelerle organik-inorganik bağlantılarının araştırılmasını özellikle insanlığa karşı suç işlenmesinden dolayı TCK 77. maddeye göre de cezalandırılmalarını arz ve talep ederiz. Anayasayı, evrensel hukuku,uluslararası anlaşmaları uygulamayanlar da suçludur

10 Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006´da anlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni Yolsuzlukla Savaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dilerim.

08.04.2011 Adem ÇEVİK www.adaletplatformu.net

(NOT. DİLEKÇE BUGÜN SAAT.10´DA BEŞİKTAŞ ADLİYESİ´NDE NÖBETÇİ SAVCI SELİM BEY VE HAKAN KARAALİ´YE TESLİM EDİLDİ. KAYIT NO. 2011-7609)

Adalet Platformu´nun ardından 15 dernek daha suç duyurusunda bulundu

09 Nisan 2011 - Balyoz darbe planı davasıyla ilgili Görevli ve emekli 163 personelin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir. diye açıklama yapan Genelkurmay Başkanlığı´na tepkiler büyüyor. Yargıya müdahale edildiğini vurgulayan hukukçular, dün somut bir adım attı. 15 derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Hukukçular Platformu, İstanbul Adliyesi´ne suç duyurusunda bulundu. TSK bildirisini yargı yetkisinin gasp edilmesi olarak değerlendiren hukukçular, Anayasa´nın 138., TCK´nın da 277 ve 288. maddelerinin ihlal edildiğine dikkat çekti. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve diğer sorumlular hakkında savcıları işlem yapmaya çağıran avukatlar, suç kapsamını ise ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ olarak gösterdi. ´Genelkurmay´ı anlamakta güçlük çekiyoruz, herkes kendi işini yapsın´ yazılı dövizler taşıyan grup adına konuşan Avukat Tülay Sofu, bu hukuk tanımazlığı kabullenemeyeceklerinin altını çizdi. Dün İzmir Barosu´ndan bir grup avukat da, basın açıklamasıyla Genelkurmay´a tepki gösterdi: Bildiri Anayasa ihlalidir.

Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinde yayınlanan bildiride, Türk Silahlı Kuvvetleri´nin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir. deniliyordu. Yargılama sürerken böyle bir açıklamanın yapılması kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Siyasiler de TSK´nın açıklamasını yargıya müdahale olarak yorumladı. Açıklamaya sert tepki gösteren hukukçular ise konuyu yargıya taşıdı.

Hukuk Dernekleri Platformu, açıklamaya ilişkin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundu. Sultanahmet´teki İstanbul Adliyesi´ne gelen Hukuk Dernekleri Platformu üyesi bir grup avukat adına açıklama yapan avukat Tülay Sofu, Genelkurmay´ın açıklamasını ´talihsizlik´ olarak değerlendirdiklerini söyledi. Sofu, Genelkurmay Başkanlığı, hiçbir yetki ve hakkı olmamasına rağmen Balyoz davası yargılama sürecine ilişkin 163 muvazzaf ve emekli subay hakkındaki tutuklama kararının devamı yönünde verilen mahkeme kararını anlamakta güçlük çektikleri yönünde talihsiz bir açıklama yapmıştır. Yargı organları görevlerini yaparken hiçbir şahsın ve kurumun maddi ve manevi baskısı altında olamaz. Baskı altındaki bir yargı adaletle hükmedemez. Yapılan açıklama askeri kurumların, darbelerin geliştirdiği askeri vesayet kültüründen halen vazgeçmediğini göstermektedir. Nasıl ki Genelkurmay bazı şeyleri anlamıyorsa biz de pimi çekilmiş el bombasının elde tutulması emrini vererek 4 askerin ölmesine neden olan subayın korunmasını anlamıyoruz. Ordunun komutanları tarafından döşenen mayınlar yüzünden hayatını kaybeden askerlerin ´PKK tarafından şehit edildi´ resmi açıklamasını anlamıyoruz. Millete inat olsun diye 33 insanı kurşuna dizdiren generalin isminin kışlalara verilmesini ve vatani görevini yapan askerlerin kobay olarak kullanılmasını anlamıyoruz. Silahlı Kuvvetler´in geçmişten bugüne anlayamadığımız tasarruflarını uç uca eklesek İstanbul´dan Ankara´ya yol olur. Genelkurmay Başkanlığı´nın internet sitesindeki basın açıklamasının Anayasa´ya aykırı ve suç oluşturacak nitelikte olması nedeniyle cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyoruz.´ diye konuştu. Grup, yapılan açıklamanın ardından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve diğer ilgililer hakkında hazırladıkları suç duyurusu dilekçesini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na sundu. Dilekçede, Işık Koşaner ve diğer ilgililer hakkında ´yargı görevi yapanı etkileme´ ve ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçlarından kamu davası açılması talep edildi.

Savunma Avukatları Derneği Başkanı Muhittin Köylüoğlu ise şu ifadeleri kullandı: Açıklama hukuki olarak kesinlikle suç. Genelkurmay, ´Biz defalarca darbe planı olmadığını bildirdik´ diyor. Mevcut deliller ise Genelkurmay´ı doğrulamıyor, olayın bir seminer planından öte olduğunu gösteriyor. Hükümet kararlılık gösterirse, Genelkurmay Başkanı´nın görevden alınması için bile girişimde bulunabilir. Bunun hukuki temeli mevcut. Çünkü her kurum kendi mensuplarının yargılanmaması, tutuklanmaması, tahliye edilmesi için fetva vermeye kalkarsa bu işin sonu gelmez.

Açıklamayla yargıya muhtıra verildi

İzmir Barosu´na üye bir grup avukat, Genelkurmay Başkanlığı´nın, internet sitesinde ´Balyoz´ davasına yönelik yaptığı açıklamaya ilişkin, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda bulunan grup adına İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması yapan avukat Mustafa Halit Çelik, açıklamada davayla ilgili açıkça mahkemeye tavsiye ve telkinde bulunulduğunu anlattı. Yapılan açıklama adeta yargıya muhtıra niteliğindedir. diyen Çelik, şunları söyledi: Genelkurmay Başkanlığı´nın, er, uzman veya astsubaylar ile ilgili olarak sessiz kalmasına rağmen, general ve rütbeli subay personeli hakkında bu tür açıklamalarda bulunması düşündürücüdür. Anayasamızın 138. ve TCK´nın 288. maddesi gereği Genelkurmay Başkanımız hem ´Anayasa maddesini ihlal´ suçunu, hem de ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçunu birlikte işlemiştir. Bu konuda, suç duyurusunda bulunuyor ve ilgilileri göreve çağırıyoruz.´ ( Zaman)

(07 Nisan 2011), son güncel.: (09 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Öz yetmedi, yeniçeriler kelle istiyor

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3175    yazdır/print


 

Poyrazköy´de tanık polisler dinlendi

Poyrazköy davasında Beykoz´da mühimmat çıkan kazılara katılan emniyet görevlileri tanık olarak dinlendi.

Poyrazköy´de tanık polisler dinlendi

Poyrazköy davasında Beykoz´da mühimmat çıkan kazılara katılan emniyet görevlileri tanık olarak dinlendi.

Amirallere suikast ve Kafes davalarıyla birleştirilen Poyrazköy davasına İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde devam ediliyor. 7´si tutuklu 69 sanığın yargılandığı davanın bugünkü duruşmasına tutuklu sanıklar emekli Binbaşı Levent Bektaş, emekli astsubay Ergin Geldikaya, muvazzaf askerler Ercan Kireçtepe, Erme Onat, Eren Günay, Faruk Akın ve Sinan Efe Noyan katıldı. Poyrazköy davasında tutuksuz yargılanan ancak Balyoz davası kapsamında tutuklu bulunan Koramiral Kadir Sağdıç, Tuğamiral Mehmet Fatih İlgar, Tuğamiral Levent Görgeç´in de aralarında olduğu 8 sanık da duruşmaya katıldı. Tutuksuz 14 sanığın da geldiği duruşmaya müdahil Agos Gazetesi adına da avukatlar katıldı.

Duruşma başında mahkeme başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu kısa bir açıklama yaptı. Başkan, salonda bulunan sanık ve izleyicilerin belli bir düzeyin üstünde insanlar olduğunu belirterek, Herkes kendini bilir. Bu nedenle sıkı güvenlik önlemleri almadım. Lütfen salondaki kurallara uyun. Yoksa sıkı güvenlik önlemi alırım. dedi.

Duruşmada daha sonra mühimmatlara ilişkin yapılan aramalara katılan emniyet görevlileri tanık olarak dinlenmeye başlandı. Poyrazköy´de aramaların yapıldığı 23 Nisan 2009´da Beykoz Asayiş Müdürlüğü´nde görevli olduğunu belirten tanık M.K., o gün hava muhalefeti nedeniyle arama yapılmadığını ve kendisinin sadece çevre güvenliğinden sorumlu olduğunu söyledi.

Aramalar sırasında İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´nde görevli olduğunu ifade eden tanık A.B. de, 23 Nisan 2009´daki aramaya katıldığını ve kendisinin de çevre güvenliğinden sorumlu olduğunu ifade etti.

O dönemde Sualtı Grup Amirliği´nde görev yaptığını belirten A. T. de, gelen bir ihbar üzerine Çubuklu´da ele geçirilen mühimmatlarla ilgili aramaya katıldığını söyledi. Su altında bulunan mühimmatın önce fotoğrafının çekildiğini anlatan A. T., olay yeri inceleme polislerinin mühimmatın çıkarılabileceği bilgisi vermesi üzerine malzemeleri çıkardıklarını ifade etti. Sanıklardan Feyyaz Öğütçü´nün 4536 Sayılı Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunun 5. maddesi kapsamında mühimmatın bulunmasından sonra Deniz Kuvvetleri´ne bilgi verilmesi gerektiğini hatırlattı. Tanık ise böyle bir kanundan haberi olmadığını söyledi. Sanıklardan Fatih İlgar´ın denizden bomba çıkarılması konusunda eğitim alıp almadığını sorduğu tanık, herhangi bir eğitim almadığını söyledi.

Avukat Celal Ülgen de, denizaltına yerleştirilmiş bir mühimmatın ne kadar zamanda yosunlaştığını sordu. Tanık A.T., mühimmatın 3-4 günde yosun tutacağını ancak bulunan malzemelerde yosun olmadığını ifade etti. ( Cihan)

Emekli Oramiral Ataç Poyrazköy davasında tanık olmak istiyor

Poyrazköy davasında sanık avukatlarından İrfan Sütlüoğlu, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Metin Ataç´ın tanık olarak ifade vermek istediğini belirtti.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen duruşmada söz alan tutuklu teğmenler Faruk Akın ve Sinan Efe Noyan´ın avukatı İrfan Sütlüoğlu, müvekkillerinin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Metin Ataç ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit´e suikast iddiasıyla yargılandığını hatırlattı. Bununla ilgili olarak Metin Ataç´ın avukatının kendisini aradığını kaydeden avukat Sütlüoğlu, avukatın Ataç´ın 11 Nisan Pazartesi günü görülecek olan duruşmada tanık olarak ifade vermek istediğini söylediğini belirtti. Sütlüoğlu, bu soruşturmanın başladığı dönemlerde basın mensuplarının, suikastten haberi olup olmadığını sorması üzerine Ataç´ın soruşturmadan haberi olduğunu kast ederek, Evet haberim var dediğini kaydetti. Metin Ataç´ın suikasttan haberi olmadığını, soruşturmadan haberi olduğunu anlatmaya çalıştığını söyleyen Sütlüoğlu, Ataç´ın bu konuyla ilgili ifade vermek istediğini ifade etti. Ataç´ın suikasttan haberi olmadığını vurgulayan Sütlüoğlu, Ataç´ın Pazartesi günkü duruşmada tanık olarak dinlenmesine karar verilmesini talep etti. ( Cihan)

Yeni Ergenekon savcısı Kansız, Poyrazköy ile Ergenekon bağlantılarına yeni kanıtlar bulmuştu

İstanbul Şile´de 2010´da yapılan kazılarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianamenin, şu an Poyrazköy davasına bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabulü ile yeni dava açılmıştı. İddianamede 1´i tutuklu 4 sanığın ´Ergenekon terör örgütü üyesi olmak´ suçundan cezalandırılması isteniyor. İtirafçı olduğunu ve JİTEM adına operasyonlara katıldığını belirten sanık Ulaş Özel ifadesinde, Ergenekon sanığı emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in cezaevine girmesinden sonra Poyrazköy davası tutuklu sanığı emekli Binbaşı Levent Bektaş´ın onun konumuna geldiğini, sık sık Veli Küçük ve Levent Bektaş ile görüşüldüğünü söylüyordu. Şile iddianamesi, Poyrazköy cephaneliği ile Ergenekon sanıkları arasındaki bağlantıları gösteriyordu. Şile kazıları iddianamesini hazırlayan Savcı Cihan Kansız, dün Zekeriya Öz´den alınan dosyalara bakmakla görevlendirilmişti.

Bektaş´ın telefonları Poyrazköy´de sinyal vermemiş

08 Nisan 2011 - Poyrazköy davasının tutuklu sanıklarından emekli Binbaşı Levent Bektaş´ın kullandığı 2 adet SIM kartın cephaneliğin bulunduğu Beykoz bölgesinde sinyal vermediği belirtildi. Bektaş kendisinin cephanelerle ilgisi bulunmadığını iddia ederek baz istasyonlarından sinyal kayıtlarının sorulmasını talep etmişti.Bektaş´ın talebine ilişkin cevap davanın görüldüğü İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne ulaştı. 21-24 Nisan 2009 tarihlerinde Poyrazköy Keçilik mevkiinde bulunan mühimmat ile ilgilisinin olmadığını ve mühimmatın bulunduğu bölgeye gitmediğini iddia eden Bektaş´ın talebi üzerine mahkeme 7 Mart 2011 tarihinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı´na (TİB) yazı yazarak, Bektaş´a ait 0533 ile başlayan iki numaranın hangi bölgelerden sinyal verdiğinin tespit edilmesini istemişti. Bu talep üzerine TİB, emekli Binbaşı Bektaş´ın sim kartları üzerinde 23 Şubat 2009 ile 28 Nisan 2009 tarihlerini içeren bir inceleme yaptı. Mahkemeye gelen TİB kayıtlarına göre Bektaş´ın iki kartı da söz konusu tarihler arasında kazıların yapıldığı Poyrazköy´den sinyal vermemiş. Yaklaşık 2 aylık kayıtlara göre Bektaş´ın sim kart sinyalleri ağırlıklı olarak Büyükçekmece, Avcılar, Tuzla, Beykoz, Sarıyer ilçelerinden alınmış. Poyrazköy Keçilik mevkisinde 21-24 Nisan 2009 tarihleri arasında yapılan kazılarda 15 adet dolu law silahı, 6 adet boş law silahı, 14 adet el bombası, 450 gram C3 patlayıcı, 5 adet bubi tuzağı ve 45 adet sis bombası olmak üzere çok miktarda mühimmat ele geçirilmişti. ( Cihan)

(06 Nisan 2011), son güncel.: (08 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

POYRAZKÖY İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Poyrazköy kazıları ile ilgili manşetlerimiz

Silahları Poyrazköy´e göm emri Gölcük´ten

Gölcük Donanma´da zemine gizlenmiş 10 çuval belge manşetlerimiz

Casusluk izleri Poyrazköy´de bulunmuş

Fuhuş ve casusluk soruşturmasıyla ilgili manşetlerimiz

Şile cephane kazıları ile ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3171    yazdır/print


 

Yeni Ergenekon savcısı Cihan Kansız

Terfi eden Zekeriya Öz´ün elindeki dosyalar, Şile kazılarıyla ilgili soruşturmayı yapan Özel Yetkili Savcı Cihan Kansız´a verildi. Kansız´a soruşturmada diğer Savcı Ufuk Ermertcan yardım edecek.

Yeni Ergenekon savcısı Cihan Kansız

Terfi eden Zekeriya Öz´ün elindeki dosyalar, Şile kazılarıyla ilgili soruşturmayı yapan Özel Yetkili Savcı Cihan Kansız´a verildi. Kansız´a soruşturmada diğer Savcı Ufuk Ermertcan yardım edecek.

Zekeriya Öz´ün, terfi ederek İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili olmasının ardından Ergenekon soruşturmasını yürütecek olan yeni savcı belli oldu. Özel Yetkili Başsavcı Vekili Fikret Seçen, Zekeriya Öz´ün yürüttüğü soruşturma dosyalarını, özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız´a verdi. Kansız´a Özel Yetkili Savcı Ufuk Ermertcan yardım edecek. Yeni Ergenekon Savcısı Cihan Kansız, Ergenekon bağlantısı olduğu belirtilen Şile´deki cephanelik kazılarına ilişkin soruşturmayı yürütmüştü. Kansız, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 34 sayfalık Şile kazıları iddianamesinde 4 sanığın JİTEM, MLKP, PKK ve İBDA-C ile bağlantılarına dikkat çekmişti.

Kansız´ın yürüttüğü önemli soruşturmalardan biri de Adalet Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü ve üst düzey bürokratlara DHKP-C tarafından oyuncak bebekle bombalı eylem hazırlığı olmuştu. Ergenekon Savcısı Cihan Kansız, son olarak ünlü türkücü İbrahim Tatlıses´e yönelik silahlı saldırı soruşturmasını yürütüyordu. Kansız, saldırıyla bağlantısı olduğu belirtilen terör örgütü PKK üyesi olduğu iddia edilen şüphelileri sorgulamış ve terör örgütü bağlantılı 4 şüpheliyi tutuklatmıştı. Ergenekon soruşturmalarında Kansız´a yardım etmek üzere görevlendirilen Savcı Ufuk Ermertcan ise HSYK tarafından 25 Mart 2011 günü Özel Yetkili Savcı olarak İstanbul Adliyesi´ne atanmıştı.

Savcılar adliye personeliyle vedalaştı

Beşiktaş Adliyesi´nde Turan Çolakkadı, Zekeriya Öz ve Ercan Şafak´ın veda töreninde konuşan Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Fikret Seçen, “Zekeriya Öz malumunuz, kamuoyuna mal olmuş bir arkadaşımız. Kendisini hiç unutmayacağız. Mesleğimiz kendisini unutmayacak” dedi.Tek başına bir şey yapmadığını belirten Öz ise “Lehimize yazanlara teşekkür ediyoruz, aleyhimize yazanlara saygı duyuyoruz” diye konuştu.

HSYK kararnamesi ile özel yetkileri alınıp terfi ettirilerek İstanbul Başsavcılığı´na atanan Turan Çolakkadı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Ergenekon savcıları Zekeriya Öz ve Ercan Şafak, dün Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nden düzenlenen veda töreni ile ayrıldı. Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Fikret Seçen, Çolakkadı, Öz ve Ercan´a çiçek vererek yeni görevlerinde başarı diledi. Binayı dolaşarak tek tek personel ile vedalaşan 3 savcı, basın mensupları ile de vedalaştı. Savcılar tüm basın mensuplarının elini sıkarak helalleştiler. Turan Çolakkadı, basın mensuplarına “Sizler de ağır görevler yaptınız” dedi. Basın mensupları ise 3 savcıya da yeni görevlerinde başarı diledi. Savcılar veda töreninde şunları söylediler:

Terfiyle gittiler

Fikret Seçen: “Zekeriya Öz malumunuz üzere Türkiye´de herkesin ismini bildiği yürüttüğü soruşturmalarda kamuoyuna mal olmuş bir arkadaşımız. Kendisini hiç unutmayacağız. Mesleğimiz kendisini unutmayacak. Kendilerine üzülüyoruz buradan ayrıldıkları için, ancak seviniyoruz terfi ederek gittiler kendileri. Ayrıca Sayın Başsavcımızdan da burada görev yaptığımız süre içinde çok olumlu mesajlar aldık. Hukukçuluğu bizleri yönlendirdi.”

Biz taraf tutmayız

Turan Çolakkadı: “15 yıl bu adliyede görev yaptım. Bu adliyede gerçekten mesleki dayanışma içinde fedakârlıkla bütün arkadaşlarımız çalıştılar. Bütün amacımız fedakârca gerçeği ortaya çıkarmak. İşin doğrusu gücümüz yettiğince bulmak. Biz yargı mensupları bunu amaçlarız. Kesinlikle taraf tutmayız. Üzerimde bundan sonra İstanbul Başsavcılığı gibi büyük bir yük var, bu prensipler dahilinde çalışacağım.”

Tek başıma değildim

Zekeriya Öz: “Ben tek başıma bir şey yapmadım. Emniyet güçlerimizin de emekleri var, askeri makamlarında merkez komutanlığının da. Bu kadar iş yapılıyor askerler de kanunlara saygı duyarak bu işlerin yapılmasına müsaade etti. Yapılan bir iş varsa şahsımızın değil, bu tür işler devlet adına millet adına yapılıyor. Ayrıca Türk milletinin de bu işte emeği ve katkısı var. Gazetecilere de böyle bir günde ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ediyorum. Lehimize ve aleyhimize yazıldı. Lehimize yazanlara teşekkür ediyoruz, aleyhimize yazanlara saygı duyuyoruz.”

Yardımcı YARSAV üyesi

ERGENEKON soruşturmasına yardımcı savcı olarak atanan Ufuk Ermertcan, 25 Şubat HSYK Kararnamesi ile Özel Yetkili Savcı olarak İstanbul Adliyesi´ne atandı. Ermertcan´ın, Ergenekon soruşturmaları ve hükümetin yargıya ilişkin yaptığı düzenlemelere sert eleştirileriyle bilinen Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) üyesi olduğu öğrenildi.

Halef-selef

BEŞİKTAŞ´taki İstanbul Adliyesi´nde bir açıklama yapan Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen, devam eden Ergenekon soruşturmasının Ulusal Yargı Ağı Projesi üzerinden Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından yürütüleceğini açıkladı. Seçen, adliyeye yeni atanan Ufuk Ermertcan´ın, Ergenekon soruşturmasında yardımcı savcı olarak görevlendirildiğini söyledi. Cihan Kansız 1969 Rize doğumlu. İstanbul Hukuk Fakültesi´ni 1990´da bitirdi. Kansız, sırasıyla Sivas Kangal, Trabzon Çarşıbaşı, Bilecik Osmaneli, Zeytinburnu´nda görev yaptı. Temmuz 2007 itibariyle Özel Yetkili Savcı olarak atandı. Kansız´ın devraldığı Ergenekon operasyonu kapsamında devam eden soruşturmalar şunlar:

Genelkurmay Başkanlığı´na ait internet sitelerinde hükümet aleyhine kara propaganda yapıldığı iddialarına ilişkin soruşturma.

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ve eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay´ın da adının geçtiği yargıyı etkilemeye teşebbüs edildiği gerekçesi ile yürütülen soruşturma.

Jandarma Genel Komutanlığı´nda 2002-2004 arasında örtülü ödenekten yapılan harcamalara ilişkin yürütülen soruşturma.

2001´de dolandırıcılık iddiasıyla gözaltına alındığında emniyette verdiği mülakat ile Ergenekon soruşturmasının temelini oluşturan Ergenekon´un firari şüphelisi Tuncay Güney hakkındaki soruşturma.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a suikast iddialarına ilişkin emekli Orgeneral Çevik Bir ve eski MİT yöneticisi Nuri Gündeş hakkında yürütülen soruşturma.

Odatv´nin sahibi Soner Yalçın ile Ahmet Şık ve Nedim Şener´in de arasında bulunduğu gazetecilere yönelik soruşturma.

Malatya Zirve Yayınevi Cinayeti´nin Ergenekon bağlantılarına dair yürütülen soruşturması. ( Star, Hürriyet)

Önemli soruşturmalar yeni savcılarda

07 Nisan 2011 - İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili olan Fikret Seçen, kendisinin yürüttüğü Gölcük Donanma Komutanlığı´ndan çıkan belgelerle ilgili soruşturmada Hüseyin Ayar´ı, Ergenekon davası tutuklu sanığı Mehmet Haberal´ın mahkemeden saklandığı belirtilen raporuna ilişkin soruşturmada ise Mehmet Berk´i görevlendirdi. Donanmada döşeme altına saklanan çuvallara ilişkin soruşturmaya ise Hüseyin Aksoy bakacak.Başsavcı vekilliği görevlerine atanan Fikret Seçen, Zekeriya Öz ve Ercan Şafak´ın yürüttükleri soruşturmalar yeni savcılara devredildi. Özel Yetkili Başsavcı Vekili olan Fikret Seçen, atanmadan önce kendisinin yürüttüğü 2 soruşturma için görevlendirme yaptı.

Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Mehmet Haberal´ın mahkemeden saklandığı iddia edilen ve taburcu olabileceğini gösteren sağlık raporuna ilişkin soruşturmayı bundan sonra Mehmet Berk yürütecek. Savcı Mehmet Berk, daha önce Balyoz soruşturmasında görev almıştı. Ancak çok sayıda muvazzaf generalin de gözaltına alınması kararı verilen dalgada dönemin Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Berk´in Balyoz soruşturmasından alındığını duyurmuştu.

Başsavcı Vekili Seçen, yine kendisinin yürüttüğü Gölcük Donanma Komutanlığı´nda yapılan aramalarda ele geçirilen belgelerle ilgili dosyayı savcı Hüseyin Ayar´a devretti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği´ne atandıktan sonra Sultanahmet Adliyesi´nde görev yapmaya başlayan Ercan Şafak´ın yürüttüğü Gölcük Donanma Komutanlığı´nda döşeme altından çıkan ve Poyrazköy davasının devamı niteliğindeki belgelere ilişkin soruşturmayı da bundan sonra Hüseyin Aksoy yürütecek. ( Cihan)

Yeni savcılar, Ergenekon´u sıfırdan inceleyecek

Ergenekon soruşturmasında görevlendiren yeni savcılar, soruşturmayla ilgili hazırlanan tüm iddianameleri incelemeye aldı. Soruşturmayla ilgili emniyetten brifing de alacak olan savcılara koruma ve araç da tahsis edileceği öğrenildi.Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından başsavcı vekilliğine atanan savcılar Zekeriya Öz, Fikret Seçen ve Ercan Şafak yerine Ergenekon soruşturmasında görevlendiren Cihan Kansız ve Ufuk Ermertcan, soruşturmayı sıfırdan incelemeye aldı. Şu ana kadar onun üzerinde iddianame hazırlanan soruşturmada yeni savcıların iddianamelerle birlikte ek klasörlerini de inceleyecekleri belirtildi. Savcıların emniyetten de soruşturmayla ilgili brifing alacağı kaydedildi.

Kansız ve Ermertcan, Öz ve Seçen´in odasına taşındı

Son atamaların ardından Ergenekon soruşturmasında görevlendirilen yeni savcılar, soruşturmanın eski savcılarının odasına geçti. Daha önce Zekeriya Öz ve Fikret Seçen´in birlikte kaldığı odayı bundan sonra savcılar Kansız ve Ermertcan kullanacak. Öte yandan, adliyeye gidiş gelişlerde servisi kullanan Ergenekon soruşturmasının yeni savcılarına koruma ve araç da tahsis edileceği öğrenildi. ( Cihan)

Hanefi Avcı´dan HSYK´ya şikayet

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, daha önce ´Ergenekon´ soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz ile İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri Metin Özçelik, Mehmet Ekinci ve Birol Bilen hakkında, ´görevlerini kötüye kullandıkları´ iddiasıyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna (HSYK) şikayette bulundu. Edinilen bilgiye göre Avcı, avukatı Fidel Okan aracılığıyla şikayet dilekçesini HSYK´ya verdi. Dilekçede, Ergenekon soruşturması kapsamında da tutuklanan Avcı´nın tutukluluğuna yapılan itirazın İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince oy çokluğuyla reddedildiği hatırlatıldı. İtirazın reddi kararına muhalefet şerhi koyan Mahkeme Başkanı Şeref Akçay´ın karşı oy gerekçesinden alıntılar yapılan dilekçede, karşı oy görüşünün, ´Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün, Avcı´ya yönelik olarak bağımsız, tarafsız, adil ve insan vicdanına uygun soruşturma yapmadığını ortaya çıkardığı´ iddia edildi.

Öz´ün tutuklama talebinin ardından Avcı´yı sorgulayan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Birol Bilen´in ´geçersiz sebeplerle´ tutuklama kararı verdiği ileri sürülen dilekçede, ´tutuklama kararının birer cümlelik gerekçelerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile Bangalor Yargı Etiği İlkelerine aykırı olduğu´ savunuldu. Dilekçede, Avcı´nın tutukluluğuna yapılan itirazı reddeden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri Metin Özçelik ve Mehmet Ekinci´nin de bu kararlarına ´herhangi bir açıklayıcı ve teyit edici gerekçe koymadıkları´ kaydedildi ve aynı ilkeleri ihlal ettikleri ileri sürüldü. Dilekçede, bu sebeplerle, Öz, Özçelik, Ekinci ve Bilen´in görevde yetkiyi kötüye kullandıkları ileri sürüldü ve haklarında bu suçlamayla soruşturma açılması talep edildi. ( Star)

(06 Nisan 2011), son güncel.: (07 Nisan 2011)

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3169    yazdır/print


 

Çarkın´ı Diyarbakır da soruşturuyor

Diyarbakır´da faili meçhul cinayetleri soruşturan özel yetkili Cumhuriyet Savcısı, son günlerde medyaya yansıyan açıklamalarından dolayı ´Susurluk´ davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın hakkında soruşturma başlattı. Çarkın birkaç gün önce İstanbul Cumhuriyet Savcısı hakan karaali tarafından gözaltına aldırılıp sorgulanmış tutuklama talebiyle sevkedildiği mahkemece serbest bırakılmıştı. Çarkın´ın serbest bırakılması itirafçı mı oldu sorusunun sorulmasına da yol açtı. Ancak hukukçular, savcının Çarkın´ı mahkemeye tutuklamak üzere sevkettiğini, dolayısıyla şüpheliyi ´itirafçı´ değil ´şüpheli´ olarak değerlendirdiğini belirtiyor. Savcı Karaali´nin Çarkın´ın serbest bırakılmasına itiraz edeceği de ileri sürülüyor.

Diyarbakır Başsavcılığı´ndan Çarkın´a soruşturma

Diyarbakır´da faili meçhul cinayetleri soruşturan özel yetkili Cumhuriyet Savcısı, son günlerde medyaya yansıyan açıklamalarından dolayı ´Susurluk´ davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın hakkında soruşturma başlattı. Çarkın birkaç gün önce İstanbul Cumhuriyet Savcısı hakan karaali tarafından gözaltına aldırılıp sorgulanmış tutuklama talebiyle sevkedildiği mahkemece serbest bırakılmıştı. Çarkın´ın serbest bırakılması itirafçı mı oldu sorusunun sorulmasına da yol açtı. Ancak hukukçular, savcının Çarkın´ı mahkemeye tutuklamak üzere sevkettiğini, dolayısıyla şüpheliyi ´itirafçı´ değil ´şüpheli´ olarak değerlendirdiğini belirtiyor. Savcı Karaali´nin Çarkın´ın serbest bırakılmasına itiraz edeceği de ileri sürülüyor.

Edinilen bilgiye göre, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gerçekleşen bazı olaylarla ilgili açıklamaları medyaya yansıyan ´Susurluk´ davası hükümlüsü Çarkın hakkında soruşturma başlatıldı. Savcılık, soruşturma kapsamında, ´şüpheli´ sıfatıyla bir süre önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nda ifade veren Çarkın´ın ifade tutanaklarını istedi. Çarkın´ın ifadelerini inceleyecek olan savcı, bölgedeki olaylara ilişkin ifadelerini yetersiz bulması halinde talimatla yeniden ifadesinin alınması talebinde bulunacak. Bu arada, Diyarbakır Baro Başkanlığı da bir süre önce Çarkın´ın basına yansıyan açıklamaları nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. Çarkın, 26 Mart 2011 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi alındıktan sonra tutuklama istemiyle İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilmiş, sorgusu tamamlandıktan sonra serbest bırakılmıştı. Çarkın tutuksuz yargılanacak. ( Zaman)

Çarkın itirafçı mı oldu?

Susurluk davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın, gazete ve televizyonlarda yaptığı açıklamalar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılması tartışma yarattı. Terörle mücadele adı altında birçok cinayet işlediklerini söyleyen Çarkın´ın serbest bırakılması, itirafçı mı oldu sorusunu akla getirirdi. Ancak hukukçular, savcının Çarkın´ı mahkemeye tutuklamak üzere sevkettiğini, dolayısıyla şüpheliyi itirafçı değil şüpheli olarak değerlendirdiğini belirtti.

Ayhan Çarkın´ın basına yaptığı açıklamaların ardından 1991 ile 1997 yılları arasında polisin düzenlediği 24 operasyonda hayatını kaybeden 62 kişinin aileleri adına savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştu. Avukatların verdiği dilekçede eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, eski milletvekili Necdet Menzir, İzmir Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz ve emekli Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 138 kişi hakkında silahlı örgüt kurmak, yönetmek, üye olmak, adam öldürmek suçlarından soruşturma yapılarak cezalandırılmaları istenmişti. Bunun üzerine inceleme başlatan savcılığın talimatıyla Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri 25 Mart 2011´de Çarkın´ı gözaltına almıştı.

Yaklaşık 10 saat savcılığa ifade veren Çarkın´ın akşam saatlerinde adam öldürmek suçundan tutuklama istemiyle sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakılması ise tartışma yarattı. Çarkın´ın birçok cinayet işlediğini söylemesine rağmen serbest bırakılması itirafçı olarak mı değerlendirildiği sorusunu akıllara getirirken, hukukçular ise aksi yönde görüş bildirdi.

Normal şüpheli gibi

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, Çarkın´ın serbest bırakılmasıyla ilgili olarak Savcının şüpheliyi tutuklamaya sevk etmesi şüphelinin itirafçı olarak değil, normal bir şüpheli olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Mahkeme tutuklama için gerekli şartların oluşmadığına kanaat getirmiş ki böyle bir karar vermiş. Eğer itirafçı olarak değerlendirilseydi savcı tutuklamaya sevk etmez kendisi serbest bırakırdı. Şu durumda savcının şüphelinin serbest bırakılmasına itiraz etme hakkı var diye konuştu.

Emekli savcı Mecit Ceylan ise, tutuklamanın mahkemenin takdirinde olduğunu belirterek, Hangi şartlarda tutuklama yapılacağı Ceza Muhakemesi Kanunu´nun 100. maddesinde ayrıntılı olarak yer alıyor. Dolayısıyla mahkeme bu şartların oluşmadığı görüşüyle şüpheliyi serbest bırakmış. Savcının tutuklama talebinde bulunmuş olması ve mahkemenin bu talebi kabul etmeyerek şüpheliyi serbest bırakmış olması tutuklamaya ilişkin olarak CMK´daki prosedürün uygulandığını gösteriyor dedi.

Açıklamaları ses getirdi

Terörle mücadele sırasında bin kişi öldürmüş olabilirim diyen Çarkın, 2011´deki son açıklamalarında da benzer iddialar ortaya atmıştı. Çarkın, terörle mücadele adı altında birçok cinayet işlediklerini, birçok insana işkence yaptıklarını, JİTEM´in de birçok katliama imza attığını öne sürmüştü. Vicdan azabı çektiği için şimdi gerçekleri açıkladığını ifade eden Çarkın, Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var demişti. ( Milliyet)

Savcı itiraz edecek

Son günlerde basında yer alan çarpıcı açıklamaları nedeniyle gözaltına alınan ve tutuklanması istemiyle çıkarıldığı mahkemede serbest bırakılan Susurluk hükümlüsü ve eski özel harekât polisi Ayhan Çarkın´ın sorgusu sırasında pişmanlık yasasından yararlanmak istemediği öğrenildi. Çarkın´ın basında yer alan ifadelerinde belirttiği ´Susurluk´la ilgili çok önemli belge´yi savcıya vermediği bildirilirken, Çarkın´ın nöbetçi mahkeme üye hâkimi tarafından serbest bırakılmasına soruşturma savcısının itiraz edeceği kaydedildi. ( Taraf)

(29 Mart 2011, 13:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın şok itirafları ve gözaltına alınışı manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3153    yazdır/print


 

Flaş!!! Çarkın gözaltına alındı

Adı Susurluk skandalına da karışan eski Polis Özel Harekat Elemanı Ayhan Çarkın gözaltına alındı. Çarkın´ın son günlerde medyaya yansıyan açıklamalarına ilişkin başlattığı incelemeyi soruşturmaya dönüştüren Savcı Karaali´nin, Çarkın´ın ´şüpheli´ sıfatıyla ifadesine başvuracağı öğrenildi.

25.03.2011 16:24 Adı Susurluk skandalına da karışan eski Polis Özel Harekat Elemanı Ayhan Çarkın gözaltına alındı. Çarkın geçtiğimiz günlerde şok itiraflarda bulunmuştu. Devlet emriyle çok sayıda yargısız infaz yaptıklarını açıklayan Çarkın, somut kişi ve yer isimleri de vermişti. Gözaltının bu itiraflar nedeniyle yapıldığı sanılıyor. Meclis´te bir konuşma yapan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, şok itiraflara da değinmiş ve ´Susurluk´ davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın, derhal koruma altına alınması gerektiğini savunmuştu. Çarkın´ın, ´O dönemde faili meçhul cinayetleri biz işledik´ dediğini ancak hiç kimsenin sesinin çıkmadığını belirten Sakık, ´Bu kişiyle ilgili hükümeti, savcıları, herkesi göreve davet ediyorum. Derhal bu kişi, koruma altına alınmalıdır. Geçmişimizle yüzleşeceksek bu kişilerin bir an önce hükümet tarafından koruma altına alınması gerekir´ demişti.

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı´nın talimatı üzerine Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü harekete geçti. Ekipler, eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ı gözaltına aldı. Vatan Caddesi´ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü´ne götürülen Çarkın´ın Susurluk başta olmak üzere birçok konuda Radikal Gazetesi´ne yaptığı açıklamalarla ilgili olarak gözaltına alındığı öğrenildi. Çarkın, kendisiyle yapılan röportajda görev yaptığı dönemle ilgili itiraflarda bulunmuştu.

Çarkın´ın gözaltına alınmasına neden olan şok itiraflar

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın´ın 22 Mart´ta CNN Türk´teki 5N1K programında dile getirdiği şok iddialar üzerine inceleme başlatmıştı. Çarkın, basına yansıyan açıklamalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı.

Susurluk davasının sanıkları arasında yer alan isimlerden biri de Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´dı. Susurluk davasında ´suç örgütüne üye olmak´ suçundan 4 yıl ceza verildi. Aldığı cezaya kendisi bile şaşırmıştı. Müebbet beklerken aldıkları ´komik´ cezaların kendilerini şoke ettiğini söylemişti. Aradan yıllar geçti. Aynı Ayhan Çarkın, ´artık vicdan azabı´ çektiğini söyleyerek konuşmaya başladı. Çarkın, ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini itiraf ediyor. Birçok insana işkence yaptıklarını da söylüyor. JİTEM´in de birçok katliama imza attığını aktarıyor. Çarkın, Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var. ifadelerini kullanıyor.

PERPA katliamı yargısız infazdı

Çarkın, bir gazeteye verdiği demeçte itiraf niteliğinde açıklamalarda bulunmuş ve Ben İstanbul´daki her baskında vardım. PERPA baskınında bir kız öldü, infaz edildi. Ben silahlı çatışmadaydım o esnada. Orada başka bir Ayhan vardı, o vurdu kızı. Yapılanlar yargısız infazdı. demişti. Çarkın´ın itiraflarından umutlanan katliam mağdurları yeniden yargıya başvurmuştu. Ayhan Çarkın´ın PERPA katliamı ile ilgili yaptığı itiraflar ise dosyanın yeniden açılabilmesi için delil oldu. Mağdurlar, aynı olaydan yargılanan ancak mahkeme kararıyla beraat eden aralarında Çarkın´ın da bulunduğu 9 Özel Harekatçı polis hakkında soruşturma açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusu dilekçesini mağdurların avukatı Taylan Tanay yaptı. Tanay, Çarkın´ın itiraflarının delil niteliğinde olduğunu, bu nedenle PERPA katliamının yargılamasının yeniden yapılması gerektiğini söyledi. Dilekçede eski Özel Harekatçı polisler Ayhan Çarkın, Ömer Kaplan, Ayhan Özkan, Hüseyin Doğrul, Selim Kostik, Kadir Uçar, Hasan Erdoğan ve Ali Çektin katliamı gerçekleştirmekle suçlanıyor. Aynı şüpheliler hakkında 1993 yılında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde dava açıldığı, ancak beraat ettikleri hatırlatılıyor. Tanay, polisleri yargılayıp beraat ettiren İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne de dilekçe sundu. Dilekçede Çarkın´ın açıklamalarının davada yeni delil teşkil ettiği vurgulanarak yargılamanın yeniden yapılması talep ediliyor. (Zaman)

Çarkın: Bazı bilgileri savcılara saklıyorum

Medya organlarına açıklama yapmayı sürdüren eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın, 1988´den itibaren işlenen faili meçhul cinayetler ve kamuoyunda yargısız infaz olarak bilinen öldürme olayları hakkında savcılıkta ifade vereceğini söyledi. Çarkın savcıya Behçet Cantürk, DEP´li vekillerin avukatı Medet Serhat, işadamı Savaş Buldan, MİT´çi Tarık Ümit, Dev-Sol´un muhalif liderleri Bedri Yağan, Sinan Kukul, kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal cinayetleri konusunda bilgiler vereceğini ifade etti.

´İlk kez rahat uyudum´

İtirafları sonrasında 19 yıldır ilk kez huzurlu bir uyku çektiğini söyleyen Çarkın, “Eskiden kafam rahattı. Şimdi içim de rahat” diye konuşmuştu. Çarkın, kendisine yöneltilen bazı sorulara ise “Bunu savcılara saklıyorum. Şimdi konuşursam gerçek suçlular kaçar” diyerek cevap vermemişti.

Mehmet Ağar ekibi polisleri öldürttü, suikastler Dev-Sol´a yüklendi, Hanefi Avcı işin içinde

Çarkın´ın bazı açıklamaları şöyle: “Başta Mehmet Ağar olmak üzere tüm ekibi önce polisleri öldürttü. Muhsin Bodur adlı polisin Mecidiyeköy´de öldürülmesinden sonra 1993´e kadar 100´den fazla polisin öldürülmesine göz yumdu bu yöneticiler. Cinayetleri hep Dev-Sol´a yüklediler. Hanefi Avcı çözecek bu işi.”

Yargısız infazlar

Sinan Kukul ve Bedri Yağan ile yanındakilerin öldürülmesi olayları yargısız infazdır. Bedri Yağan´ın öldürüldüğü evden iki bebek çıkardım. Ben kurtardım onları. Tuzla´da TİKKO´cuların öldürülmesi yargısız infazdır. 12 Temmuz operasyonunda çatıştım. Bahçelievler´de 3.5 saat uğraştık. Onlar gerçek devrimciydi. Vuruştuk; asaletleriyle öldüler.

´Gazi´yi Şevki Kul´a sorun´

Gazi olaylarında dahlim yoktur. Şefik Kul´u bulun. Siyasi Şube´de operasyon müdürüydü 1990´larda.

´Susurluk kazası´

Ben duyunca Ankara´dan geldim. Çatlı´yı gördüm. Birisi onu vura vura öldürmüş eminim. Mercedes olaydan bir süre önce İstanbul Atatürk Oto Sanayi Sitesi´nde tamirdeydi. O arabayla oynandı. Tamirde bir şeyler oldu o arabaya.

İnfaz edilen polisler

Fadıl Şişman adlı arkadaşım da bizimle birlikte cezaevine girecekti. Esenyurt´ta 7.65 mermiyle öldürüldü. Ahmet Sakarya için beyin kanseri dediler. Bu arkadaşlarımız pek çok önemli cinayet işledi. Çok biliyorlardı yani. Sami Hoştan ve Veli Küçük ayrıca meslektaşım Oğuz Yorulmaz´ın öldürülmesi olayı nedeniyle de sorgulanmalı. O benden daha fazla şey biliyordu.

´Arıkan´ı ben vurdum´

Bahçelievler operasyonunda İbrahim Yalçın Arıkan evden fırladı ben de ona ateş ettim. Ama orada 20 kişilik operasyon timi vardı. Nasıl olduysa bu çocuğu ellerinden kaçırıverdiler. Çocuk da sokakta benimle karşılaştı. Uyanık davranmasam o can havliyle beni vuracaktı.

Bazı polisler ödüllendirildi

O dönem bazı polisler erken emekli edildi. Kim varsa hepsi alınmalı, sorgulanmalı... Siyasi Şube´deydiler, ödüllendirildiler. Mal varlıklarına bakılsın. Kim servet sahibi?

´Ayhan Özkan öldürdü´

PERPA baskınında o kızı (Selma Çıtlak) Ayhan Özkan vurdu. Tamamı alınsın o polislerin.

Uyuşturucu

İbrahim Şahin bir İranlıyı verdi bana. Büyük uyuşturucu işindeydiler. Narkotik Şube´ye teslim et dedi; ama ben Güvenlik Şube´ye teslim ettim... Ondan sonra Şahin düşman oldu bana. Adı geçen iki İranlı öldürülmüş bu arada.

Topal cinayetinde infaz edilmek istendim kurtuldum, sonra Pala´yı infaz ettiler

Ömer Lütfü Topal cinayetinden gözaltına alındıktan sonra Ankara´ya götürülmem kurtarma değil infaz girişimiydi. Boğaz Köprüsü´nün ortasında kendimi arabadan attım. Pala lakaplı bir polisi öldürdüler sonra bu yüzden. Ömer Lütfü Topal olayına özellikle kafayı taktım. Zaten kasetler var, kayıtlar var.

Susurluk´tan 291 gün hapis yattı

Kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal cinayetinde yer aldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Çarkın, Susurluk kazasında yaralı kurtulan DYP´li Milletvekili Sedat Bucak´ın altı korumasından biriydi. Çarkın, Susurluk davasında İstanbul DGM tarafından Ocak 1997´de tutuklandı ve 4 yıl hapis cezası aldı, 291 gün hapis yattı.

2008´de de açıklamalar yapmıştı: ´1000 kişi öldürmüş olabilirim´

Ayhan Çarkın, aslında bundan önce de şok açıklamalar yapmıştı. Çarkın, 21 Ekim 2008´de Star TV´de yayınlanan Arena´da Uğur Dündar´a çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. Susurluk kazasının Ergenekon´u aydınlatan bir lamba olduğunu öne süren Çarkın, “Terörle mücadele sırasında 1000 kişi öldürmüş olabilirim” demişti. Abdullah Çatlı´nın da Ergenekon örgütünce öldürüldüğünü iddia eden Çarkın, ayrıca Uğur Dündar için de ´ölüm emri´ verildiğini, ancak Çatlı´nın buna karşı çıktığını açıklamıştı.

İşte Ayhan Çarkın´ın 2008´deki o açıklamaları:

Ayhan Çarkın: Uğur Dündar için ölüm emri verildi. Ama Abdullah Çatlı, ´Uğur Dündar vatanını sever´ diyerek bu suikasta karşı çıktı. Yani Dündar´ı Allah korudu. Suikast emrini veren de bir siyasetçiydi.

Uğur Dündar: Hiçbir siyasetçiyle kişisel bir hesabım olmadı. Ölüm emrimi veren siyasetçiyi affettim bile.

Uğur Dündar: Çatlı´nın sonunu Ergenekon mu hazırladı?

Ayhan Çarkın: Evet... Çatlı´nın mert bir insan olduğunu anladılar ve onu öldürdüler. Büyük bir açık yüreklilikle kullanıldığımızı da itiraf ediyorum. Kullanıldığımızı, kazanın olduğu sırada fark ettik ama hep sustuk.

(25 Mart 2011, 16:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3143    yazdır/print


 

Saddam´a idamlık asker satışına soruşturma

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 yıl peşmerge komutanlığı yaptıktan sonra Türkiye´ye gelen ve aynı zamanda Türk vatandaşı olan Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) 1989 yılında Antalya´da vatani görevini yaparken, Irak makamlarından gizlice alınan 100 bin dolar rüşvet karşılığında askeri birliğinden alınıp idam edilmek üzere Saddam Hüseyin yönetimine teslim edildiği iddiaları üzerine emekli Albay Arif Doğan´ın da aralarında bulunduğu 3 kişi hakkında soruşturma başlattı.

Saddam´a idamlık asker satışına soruşturma

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 yıl peşmerge komutanlığı yaptıktan sonra Türkiye´ye gelen ve aynı zamanda Türk vatandaşı olan Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) 1989 yılında Antalya´da vatani görevini yaparken, Irak makamlarından gizlice alınan 100 bin dolar rüşvet karşılığında askeri birliğinden alınıp idam edilmek üzere Saddam Hüseyin yönetimine teslim edildiği iddiaları üzerine emekli Albay Arif Doğan´ın da aralarında bulunduğu 3 kişi hakkında soruşturma başlattı.

Diyarbakır´da avukat Tahir Elçi, 2009 yılında ´Bir askerin 100 bin dolar karşılığında Irak´a teslim edildiği´ iddiaları üzerine emekli Albay Arif Doğan´ın da bulunduğu 3 kişi hakkında İstanbul, Diyarbakır ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunmuştu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli Doğan´ın talimatla ifadesinin alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazmış, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı da olayla ilgili ´görevsizlik´ kararı vererek, dosyayı Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı´na göndermişti.

Emekli Albay Arif Doğan, alınan ifadesinde avukat Tahir Elçi´nin suç duyurusunda yer alan, ´22 yıl önce Antalya´da askeri birliğinden alınan Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) 100 bin dolar karşılığında Irak devletine teslim edilmesi´ iddiaların doğru olmadığını ileri sürmüştü. Mehmet Kılıç´ın Saddam´ın baskılarından kaçarak Türkiye´ye gelen şahıslardan olduğunu anlatan Doğan, ifadesinde, ´Bir aşiret reisiydi. Bu olayı sonradan duydum. İbrahim Babat´ın kod ismi ´Mete´ idi, kendisi Suriyeliydi. Şaban Bayram da astsubaydı. Bunlar Silopi bölgesinde görevliydiler. Benim kurduğum JİTEM´in personeli değildiler. Bunlar Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının görevlileridir. Ben ´Saddam´a teslim edildi´ diye bir şey duymadım. Para karşılığında Irak istihbaratına teslim edildiğini duydum´ demişti.

Soruşturma başlatıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili olarak Arif Doğan, İbrahim Babat ve Şaban Bayram hakkında ´terör örgütünün faaliyetleri çerçevesinde adam kaçırma´ suçundan soruşturma başlattı. Özel yetkili Cumhuriyet savcının yürüttüğü soruşturma dosyasının bir örneği birinci ´Ergenekon´ davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ile aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan´ın bulunduğu 16 sanıklı ´JİTEM´ davasının görüldüğü Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

´Hakkında idam kararı vardı´

Avukat Elçi, savcılığa sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, Türk vatandaşlığına geçen ve Mehmet Kılıç adını alan Maho Gevdan´ın 12 yıl boyunca Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) Zaho Bölge Peşmerge Komutanı olarak görev yaptıktan sonra Saddam Hüseyin yönetiminin, Kürtlere karşı kimyasal silah kullanması üzerine ailesiyle Türkiye´ye kaçarak Şırnak´ın Beytüşşebap ilçesine yerleştiğini kaydetmişti. Irak´ta hakkında idam kararı verilen ve aynı zamanda Türk vatandaşı olan Kılıç´ın Türkiye´ye geldikten sonra 1989 yılında vatani görevini yapmak üzere Antalya 3. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığına teslim olduğunu kaydeden avukat Tahir Elçi, dilekçesinde şu ifadelere yer vermişti:

´Kılıç burada vatani görevini yapmakta iken o dönem Diyarbakır ve Silopi JİTEM komutanları olan şüpheli Arif Doğan ve halen hayatta olmayan Ahmet Cem Ersever´in talimatıyla JİTEM üyesi jandarma astsubayı Şaban Bayram ve Tokat-Niksarlı Erol adlı er tarafından Antalya´daki birliğinden alınmak istenmiş, adı geçenler tarafından alınıp götürülmek üzere birlikteki komutanları tarafından çarşı iznine çıkarılmış, birlik nizamiye kapısından alınmış, elleri arkadan bağlanarak Silopi´ye getirilmiş ve burada JİTEM komutanları tarafından 100 bin dolar karşılığı Irak devlet yetkililerine teslim edilmiştir.´ ( AA)

JİTEM tetikçisi Babat, olayı Başbakanlık Susurluk Raporu´nda anlatmıştı

Kürtçe ismiyle Maho Gevdan, Türk vatandaşlığına geçtiği ismi ile Mehmet Kılıç, 1988 yılına kadar Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Zaho bölge peşmerge komutanı olarak peşmergelere komutanlık yaptı. Ancak Halepçe katliamından sonra ailesiyle Türkiye´ye kaçarak gelen hem Türkiye hem de Irak vatandaşı olan Kılıç´ın hayatı askere gitmesiyle beraber değişti. Mehmet Kılıç´ın kaçırılma hikayesini Suriye asıllı itirafçı İbrahim Babat, Susurluk soruşturmasını araştıran raportör Kutlu Savaş´a şöyle anlatmıştı: 1989´da JİTEM komutanları tarafından bizden Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) Antalya´dan alınıp getirilmesi istendi. Ben, Astsubay Şaban Bayram ve Erol adındaki bir askerle birlikte Antalya´da il jandarma alay komutanıyla görüştüm. Yetkililer geleceğimizden haberdardı. Alay komutanına, ´Alıyoruz, ancak geri getirmeyebiliriz; ifadesini aldıktan sonra infaz edebiliriz.´ dedik. Ertesi günü Mehmet´i nizamiye kapısından aldık, Silopi´ye getirdik. Cem Ersever´in sürekli ilişkide olduğu Irak irtibat subayına teslim ettik. Mehmet Kılıç, eskiden KDP içinde üst düzey sorumlu olduğundan Irak devleti tarafından JİTEM´den 100 bin dolar karşılığında istenmişti. Bu olayı duyan ve rahatsız olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak, daha sonra kaza süsü verilen bir olayla öldürüldü. dedi.

SORUŞTURMA ERGENEKON VE JİTEM DAVALARINI YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR

Özel yetkili Cumhuriyet savcının başlattığı soruşturmanın dosya örneği birinci ´Ergenekon´ davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ile aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan´ın bulunduğu 16 sanıklı ´JİTEM´ davasının görüldüğü Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Çünkü soruşturma bu iki davayı yakından ilgilendiriyor.

Mehmet Kılıç´ın Saddam´a satıldığını öğrenen yüzbaşı öldürüldü

Mehmet Kılıç´ın Saddam´a satılarak öldürülmesine göz yumulması olayını öğrenen Silopi İstihbarat Grup Komutanlığı´nda görevli Yüzbaşı İsmail Öztoprak´ın, rahatsızlığını belirtmesi üzerine JİTEM tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti. Diyarbakır´da devam eden 11 sanıklı JİTEM davasının iddianamesinde, Yüzbaşı Öztoprak´ın ölümünden Albay Arif Doğan sorumlu tutuluyordu. İddianamede Halepçe katliamından sonra Türkiye´ye sığınan peşmerge komutanı Maho Gevdan´ın, JİTEM tarafından Antalya´da askerliğini yaparken kaçırılarak Saddam´a 100 bin dolar karşılığında teslim edildiği belirtiliyor. Mehmet Kılıç adını alan Gevdan´ın tesliminden Ahmet Cem Ersever´in 30 bin dolar aldığı, bu durumdan haberi olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak´ın rahatsızlık duyarak itirafçı Hacı Hasan ile tartıştığı belirtiliyor.

Albay Doğan da suçlanıyor

JİTEM davası iddianamesinde Öztoprak´ın mevzileri geçerken bir er tarafından açılan ateş sonucu yanlışlıkla vurulduğu şeklinde tutanak tutularak olaya kaza sürü verildiği ileri sürülüyor. Olaydan sonra itirafçı Hacı Hasan´ın Arif Doğan tarafından Batman´a gönderildiği belirtiliyor.

İtirafçı Hacı Hasan kimdir?

Gerçek adı İbrahim Babat olan Hacı Hasan´ın kod adı Mete. PKK itirafçısı. 1967´de, Suriye´nin Kamışlı kazasında doğan İbrahim Babat, 1984´te PKK´ya katılmış. 1988´de 15 kişilik bir grupla Botan bölgesinde çalışmaya başlayan Babat, PKK´ya güvenini yitirince kaçmaya karar vermiş ancak Suriye sınırına giderken konakladığı köyün korucubaşısı tarafından yakalanarak jandarmaya teslim edilmiş. Binbaşı Ahmet Cem Ersever tarafından sorgulanan Babat´a PKK´ya karşı mücadeleye katılması için teklifte bulunulmuş. İbrahim Babat, Deşifre edilmemesi ve herhangi bir çatışmada ölü olarak gösterilmesini şart koşmuş. İsteğinin zamanın Asayiş Komutanı Hulusi Sayın Paşa tarafından kabul edilmesi üzerine devlet için çalışmaya başlamış. Babat, daha sonra Türk vatandaşlığına geçmiş ve 1993 yılında İstanbul´a yerleşerek tahsilat işlerine girmiş. 1997´de İstanbul Kadıköy´de silahlı çatışmaya katılan İbrahim Babat, ortağı Süleyman Ülger´i öldürmeye teşebbüsten aranırken, ilişkisini hiç kesmediğini söylediği Yalova İl Jandarma Alay Komutanı Arif Doğan´ın odasında yakalanmış. Yargılama sonunda 17 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmış. 7 yıl ceza alacağı vaadine rağmen 17 yıl 6 ay hapis verilince önce Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişlerine, sonra da İstanbul DGM Başsavcılığı´na itirafta bulunmuş. İtirafları Kutlu Savaş´ın hazırladığı Susurluk Raporunun 10 numaralı eki olarak Mesut Yılmaz´a teslim edilmiş.

1999 yılındaki DGM iddianamesi bugüne de ışık tutuyor

Kapatılan Diyarbakır DGM Başsavcılığı´nca hazırlanan, itirafçı ve koruculardan kurulu bir çeteyle ilgili iddianamede, bölgedeki birçok cinayet, bombalama ve suikastın, dönemin rütbeli komutanlarının emri veya bilgisi dahilinde gerçekleştirildiği öne sürülmüştü. 1999 tarihli iddianamede, ´faili meçhul´ bir cinayet sonucu öldürülen Binbaşı Ahmet Cem Ersever´in komutasındaki altı PKK itirafçısının, dönemin Asayiş Kolordu Komutanı Hulusi Sayın, asayiş komutanları İsmail Selen ve Hikmet Köksal ile JİTEM´in (varlığı devlet birimlerince hiçbir zaman doğrulanmayan Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı) bilgisi dahilinde cinayetler işlediği belirtiliyordu.

Tutuksuz yargılanan çete

DGM´ler kapatılınca Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderilen çete davasında, 1996 ve öncesinde karıştıkları olaylar nedeniyle PKK itirafçıları Adil Timurtaş, Recep Tiril ile ´İbrahim Babat´ sahte kimlikli Suriye uyruklu Hacı Hasan, jandarma istihbarat elemanları Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz ve korucu Faysal Şanlı yargılanıyor. TCK´nın 313. maddesi uyarınca, ´cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve 450. maddesi uyarınca ´birden fazla kişiyi öldürmek´ suçlarından ömür boyu hapis istemiyle tutuksuz yargılanan çete üyelerinin ifadelerine dayanılan iddianamede sanıkların karıştığı olaylar ayrıntılarıyla anlatıldı.

Maaşlı itirafçı

Sanıkla ilgili Binbaşı Ahmet Cem Ersever tarafından çatışmada öldüğüne dair evrak hazırlatılıp, Şırnak´ta ölen İbrahim Babat´ın kimliğinin üzerine kimlik çıkarılmıştır. Erserver´in durumu Asayiş Kolordu Komutanı Hulusi Sayın´a anlattığı, asayiş komutanları İsmail Selen ve Hikmet Köksal´ın da durumu bildiği ve sanığın Silopi birliğinde JİTEM Komutanı Binbaşı Arif Doğan, Binbaşı Ersever, Yüzbaşı İsmail Öztoprak, Üsteğmen Sinan Yaşar, Astsubay Başçavuş Şaban Bayram ile diğer korucu ve askerlerle birlikte aylık 500 bin lira maaşla görevlendirilmiş, istihbarat çalışmalarına ve silahlı operasyonlara katılmıştır.

Iraklı komutanın jitemciler tarafından peşmergelere parayla iadesi

Hasan, Ersever, Bayram ve Şanlı, mağdurları gözaltına alıp, PKK´ya yardım ettikleri gerekçesiyle Silopi JİTEM´de sorgulamıştır. Şanlı´nın aralarında husumet bulunduğunu söylemesi üzerine sorgularında bir suç işlediklerine dair bilgi alamadıkları köylüler, Nusaybin yakınlarında Şanlı tarafından, Ersever ve Bayram´ın gözetiminde kurşuna dizilerek öldürülmüştür. İddianamede, Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi´nin (KDP) Zaho bölge komutanı Maho Gevdan´ın Türkiye´ye gelip Mehmet Kılıç adını alarak Türk vatandaşı olduğu, Antalya´da askerlik yaparken para karşılığında peşmergelere verildiği de yer aldı. KDP´nin sırlarını Türkiye´ye anlatması nedeniyle, Gevdan´ın Silopi JİTEM´den 100 bin dolar karşılığında istendiği belirtilen iddianamede, Bunun üzerine Hasan, Astsubay Bayram ve ´Tokatlı bir er´ diye tanımlanan bir kişi Antalya´ya giderek, ´Silopi´de Türk yüzbaşıyı öldürmüş. Sorgulayacağız´ diyerek bu kişiyi birliğinden alıp Silopi´de peşmergelere teslim etmişler ve Ersever bunun karşılığında 30 bin dolar almıştır.

Olayı öğrenen Yüzbaşı´nın öldürülmesi

Hasan´ın anlatması üzerine olaydan haberdar olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak ile Hacı Hasan´ın (İbrahim Babat) tartışması üzerine Öztoprak kaza süsü verilerek öldürülmüştür. Bunun üzerine Babat, Arif Doğan tarafından Batman´a gönderilmiştir. Sanık daha sonra İstanbul´a kaçmış, 1.5 ay kadar sonra da Asayiş Bölge Komutanı Hikmet Köksal´ın isteğiyle Diyarbakır´a gelmiştir denildi.

(25 Mart 2011, 17:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte JİTEM´in Saddam´a sattığı komutan

Iraklı komutan eşi de müdahil

Yüzbaşı Öztoprak cinayeti Ergenekon´da

ERGENEKON SANIĞI ALBAY ARİF DOĞAN´LA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

JİTEM´ci Aygan´a bir tutuklama daha

JİTEM´den bordrolu Aygan hakkında geniş bilgi

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3142    yazdır/print


 

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın´ın bir tv kanalında dile getirdiği şok iddialarla ilgili inceleme başlattı. Çarkın, basına yansıyan açıklamalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı.

24.03.2011 10:42 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın´ın bir tv kanalında dile getirdiği şok iddialarla ilgili inceleme başlattı. Çarkın, basına yansıyan açıklamalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı.

Susurluk davasının sanıkları arasında yer alan isimlerden biri de Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´dı. Susurluk davasında ´suç örgütüne üye olmak´ suçundan 4 yıl ceza verildi. Aldığı cezaya kendisi bile şaşırmıştı. Müebbet beklerken aldıkları ´komik´ cezaların kendilerini şoke ettiğini söylemişti. Aradan yıllar geçti. Aynı Ayhan Çarkın, ´artık vicdan azabı´ çektiğini söyleyerek konuşmaya başladı. Çarkın, ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini itiraf ediyor. Birçok insana işkence yaptıklarını da söylüyor. JİTEM´in de birçok katliama imza attığını aktarıyor. Çarkın, Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var. ifadelerini kullanıyor.

Ayhan Çarkın, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Ergenekon sanığı İbrahim Şahin gibi isimlerin de dinlenmesi gerektiğini söyledi. Çarkın´ın bu ifadelerinin medyada yer alması üzerine İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti. Savcı Hakan Karaali, gazetelerde yer alan açıklamalarla ilgili olarak inceleme başlattı. İnceleme sonunda Çarkın´ın ifadeye çağırılıp çağırılmayacağı belli olacak.

PERPA katliamı için yeniden yargılama talebi

Ayhan Çarkın´ın PERPA katliamı ile ilgili yaptığı itiraflar ise dosyanın yeniden açılabilmesi için delil oldu. Mağdurlar, aynı olaydan yargılanan ancak mahkeme kararıyla beraat eden aralarında Çarkın´ın da bulunduğu 9 Özel Harekatçı polis hakkında soruşturma açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Çarkın, bir gazeteye verdiği demeçte itiraf niteliğinde açıklamalarda bulunmuş ve Ben İstanbul´daki her baskında vardım. PERPA baskınında bir kız öldü, infaz edildi. Ben silahlı çatışmadaydım o esnada. Orada başka bir Ayhan vardı, o vurdu kızı. Yapılanlar yargısız infazdı. demişti. Çarkın´ın itiraflarından umutlanan katliam mağdurları yeniden yargıya başvurdu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusu dilekçesini mağdurların avukatı Taylan Tanay yaptı. Tanay, Çarkın´ın itiraflarının delil niteliğinde olduğunu, bu nedenle PERPA katliamının yargılamasının yeniden yapılması gerektiğini söyledi.

Dilekçede eski Özel Harekatçı polisler Ayhan Çarkın, Ömer Kaplan, Ayhan Özkan, Hüseyin Doğrul, Selim Kostik, Kadir Uçar, Hasan Erdoğan ve Ali Çektin katliamı gerçekleştirmekle suçlanıyor. Aynı şüpheliler hakkında 1993 yılında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde dava açıldığı, ancak beraat ettikleri hatırlatılıyor. Tanay, polisleri yargılayıp beraat ettiren İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne de dilekçe sundu. Dilekçede Çarkın´ın açıklamalarının davada yeni delil teşkil ettiği vurgulanarak yargılamanın yeniden yapılması talep ediliyor. (Zaman)

Çarkın: Bazı bilgileri savcılara saklıyorum

Medya organlarına açıklama yapmayı sürdüren eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın, 1988´den itibaren işlenen faili meçhul cinayetler ve kamuoyunda yargısız infaz olarak bilinen öldürme olayları hakkında savcılıkta ifade vereceğini söyledi. Çarkın savcıya Behçet Cantürk, DEP´li vekillerin avukatı Medet Serhat, işadamı Savaş Buldan, MİT´çi Tarık Ümit, Dev-Sol´un muhalif liderleri Bedri Yağan, Sinan Kukul, kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal cinayetleri konusunda bilgiler vereceğini ifade etti.

´İlk kez rahat uyudum´

Radikal´e yaptığı ve önceki gün gazetemizde yayımlanan açıklamaları sonrasında 19 yıldır ilk kez huzurlu bir uyku çektiğini söyleyen Çarkın, “Eskiden kafam rahattı. Şimdi içim de rahat” diye konuştu. Radikal´e yeni açıklamalarda bulunan Çarkın, bazı sorularımıza “Bunu savcılara saklıyorum. Şimdi konuşursam gerçek suçlular kaçar” diyerek cevap vermedi.

Mehmet Ağar ekibi polisleri öldürttü, suikastler Dev-Sol´a yüklendi, Hanefi Avcı işin içinde

Çarkın´ın yeni açıklamaları şöyle: “Başta Mehmet Ağar olmak üzere tüm ekibi önce polisleri öldürttü. Muhsin Bodur adlı polisin Mecidiyeköy´de öldürülmesinden sonra 1993´e kadar 100´den fazla polisin öldürülmesine göz yumdu bu yöneticiler. Cinayetleri hep Dev-Sol´a yüklediler. Hanefi Avcı çözecek bu işi.”

Yargısız infazlar

Sinan Kukul ve Bedri Yağan ile yanındakilerin öldürülmesi olayları yargısız infazdır. Bedri Yağan´ın öldürüldüğü evden iki bebek çıkardım. Ben kurtardım onları. Tuzla´da TİKKO´cuların öldürülmesi yargısız infazdır. 12 Temmuz operasyonunda çatıştım. Bahçelievler´de 3.5 saat uğraştık. Onlar gerçek devrimciydi. Vuruştuk; asaletleriyle öldüler.

´Gazi´yi Şevki Kul´a sorun´

Gazi olaylarında dahlim yoktur. Şefik Kul´u bulun. Siyasi Şube´de operasyon müdürüydü 1990´larda.

´Susurluk kazası´

Ben duyunca Ankara´dan geldim. Çatlı´yı gördüm. Birisi onu vura vura öldürmüş eminim. Mercedes olaydan bir süre önce İstanbul Atatürk Oto Sanayi Sitesi´nde tamirdeydi. O arabayla oynandı. Tamirde bir şeyler oldu o arabaya.

İnfaz edilen polisler

Fadıl Şişman adlı arkadaşım da bizimle birlikte cezaevine girecekti. Esenyurt´ta 7.65 mermiyle öldürüldü. Ahmet Sakarya için beyin kanseri dediler. Bu arkadaşlarımız pek çok önemli cinayet işledi. Çok biliyorlardı yani. Sami Hoştan ve Veli Küçük ayrıca meslektaşım Oğuz Yorulmaz´ın öldürülmesi olayı nedeniyle de sorgulanmalı. O benden daha fazla şey biliyordu.

´Arıkan´ı ben vurdum´

Bahçelievler operasyonunda İbrahim Yalçın Arıkan evden fırladı ben de ona ateş ettim. Ama orada 20 kişilik operasyon timi vardı. Nasıl olduysa bu çocuğu ellerinden kaçırıverdiler. Çocuk da sokakta benimle karşılaştı. Uyanık davranmasam o can havliyle beni vuracaktı.

Bazı polisler ödüllendirildi

O dönem bazı polisler erken emekli edildi. Kim varsa hepsi alınmalı, sorgulanmalı... Siyasi Şube´deydiler, ödüllendirildiler. Mal varlıklarına bakılsın. Kim servet sahibi?

´Ayhan Özkan öldürdü´

PERPA baskınında o kızı (Selma Çıtlak) Ayhan Özkan vurdu. Tamamı alınsın o polislerin.

Uyuşturucu

İbrahim Şahin bir İranlıyı verdi bana. Büyük uyuşturucu işindeydiler. Narkotik Şube´ye teslim et dedi; ama ben Güvenlik Şube´ye teslim ettim... Ondan sonra Şahin düşman oldu bana. Adı geçen iki İranlı öldürülmüş bu arada.

Topal cinayetinde infaz edilmek istendim kurtuldum, sonra Pala´yı infaz ettiler

Ömer Lütfü Topal cinayetinden gözaltına alındıktan sonra Ankara´ya götürülmem kurtarma değil infaz girişimiydi. Boğaz Köprüsü´nün ortasında kendimi arabadan attım. Pala lakaplı bir polisi öldürdüler sonra bu yüzden.

Topal olayına kafayı taktım

Ömer Lütfü Topal olayına özellikle kafayı taktım. Zaten kasetler var, kayıtlar var.

Savcılık inceleme başlattı

İstanbul Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski özel harekatçı Ayhan Çarkın´ın Radikal´e yaptığı itiraflarıyla ilgili inceleme başlattı. Avukatlar 62 maktül için 128 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Susurluk davasında çete üyesi olmak suçundan 4 yıl ceza alan eski özel harekatçı Ayhan Çarkın, geçtiğimiz günlerde Radikal´e yaptığı açıklamada, ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini belirtmişti. Birçok insana işkence yaptıklarını da söyleyen Çarkın, o dönemde JİTEM´in de birçok katliama imza attığını öne sürmüştü. Vicdan azabı çektiği için şimdi gerçekleri açıkladığını ifade eden Çarkın, “Ergenekon hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var” demişti. Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin gibi isimlerin de dinlenmesi gerektiğini de belirten Çarkın´ın açıklamaları üzerine İstanbul Özel Yetkili Savcılığı harekete geçti. Savcı Hakan Karaali, Çarkın´nın Radikal´de yer alan açıklamalarıyla ilgili olarak inceleme başlattı. İnceleme sonunda Çarkın´ın ifadeye çağırılıp çağırılmayacağı belli olacak.

Susurluk davası hükümlüsü eski özel timci Ayhan Çarkın hakkında avukatlar Taylan Tanay, Barkın Timtik, Oya Aslan ve Ebru Timtik suç duyurusunda bulundu. İstanbul Özel Yetkili Savcısı Hakan Karaali´ye sunulan dilekçede 62 ´maktül´ün adı yer aldı. Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, eski Emniyet Müdürü Necdet Menzir, Emniyet Müdürü Reşat Altay, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, İzmir Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz, eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın da aralarında olduğu 138 ismin şüpheli olarak yer aldığı dilekçede, “Ülke tarihinin en uzun ve en kapsamlı “terör etkinliğinin”; yani halka karşı kontrgerilla/Özel Harp/Özel Harekât saldırısının adli hesabının sorulması gerekiyor” ifadesi yer alıyor.

Ergin Cinmen: Artık tekrar araştırma vakti

Susurluk çetesinin yargılandığı davada sanıkları küçük cezalarla kurtulmuştu. Ayhan Çarkın´ın Radikal´in açıklamalarının ardından şimdi geçmişten bu güne kalan sorular tekrar gündemde. Geçmişte yapılan hataları ve bugün yapılması gerekenleri o dönemin müdahil avukatlarına sorduk.

Avukat Ergin Cinmen: Savcılığın Ayhan Çarkın´ın ifadelerini delil başlangıcı olarak alıp soruşturmaya geçmesi fevkalade önemlidir. Elimizde, o dönem TBMM Susurluk Komisyon raporu var. Kutlu Savaş´ın Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu var. Bunlar yeniden gündeme getirilmeli. O dönemler İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Çarkınları yargılamıştı ve dava, böyle bir örgütün altını çizmekle kendisini sınırlamıştı. Ancak örgütün işlediği iddia edilen suçlarla ilgi soruşturma yapmamıştı. Şimdi Çarkın, devletin kendilerini nasıl kullandığını söylüyor, suçlarını söylüyor. Şu an o suçları araştırmanın vaktidir. Sonuçta zamanaşımı henüz söz konusu değil.

Ergenekon avukatı savcılara güvenmiyor

İlhan Cihaner ve diğer bazı Ergenekon sanıklarının avukatlarından Turgut Kazan: Özel yetkili savcılara tanınan yetkiye dayalı olarak yapılacak soruşturmalara inanamıyorum. Temel sorun budur. Hele hele İstanbul´da Türkan Saylan´a, Ahmet Şık´a ve Nedim Şener´e yapılanları gördükten sonra sağlıklı bir şey yapılacağına hiç inanmıyorum. O savcıların Türkiye´deki bütün işleri İstanbul´daki bir torbaya atarken, Mehmet Ağar´ın Ankara´da tek başına yargılandığını gördükten sonra inanmam mümkün değil.

´Susurluk´u çözmek için MGK arşivleri açılmalı´

Eski TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Ayhan Çarkın açıklamalarını çok önemli bulduğunu belirterek “Dosyaları özel yetkili savcı ele almalı. Milli Güvenlik Kurulu arşivleri açılmalı ve o zamanlar ne gibi kararlar vermiş, kim vermiş açığa çıkartılmalı” dedi. Elkatmış, Radikal´e yaptığı değerlendirmede o dönemde yargının dosyaya yaklaşımını eleştirerek, “Yargı her zaman problem. Hiçbir zaman görevini layıkıyla yapmadı bu konuda. Hele de 28 Şubat sürecinde hiç yapmadı ve iş geçiştirildi. Derinlikli bir soruşturma yapmadılar, dosyayı kapatmak istediler. Brifing alan ve veren bir yargıdan ne beklenirdi ki zaten. Dosya kapatılmak istendi” dedi. Elkatmış, eski polis Ayhan Çarkın´ın açıklamaları sonrası dosyanın yeniden açzılması durumunda Milli Güvenlik Kurulu (MGK) arşivlerinde yer alan bazı gizli belgelerin açığa çıkartılması gerektiğini söyledi. Susurluk dosyasıyla ilgili özel yetkili bir savcının görevlendirilmesi gerektiğini söyleyen Elkatmış “MGK aldığı kararlar ve icraatlar nasıl hayata geçmiş. Kapalı kapılar açılması lazım. MGK´nın teröre karşı mücadele için aldığı kararlar var. Bu kararları kim vermiş, kim almış” diye konuştu. (Radikal)

ÇARKIN CNN´E KONUŞMUŞTU

Eski Özel harekat polisi Ayhan Çarkın, 22 Mart 2011 tarihinde CNN Türk Televizyonundaki 5N1K programına katılarak şok itiraflarda bulunmuştu. Çarkın, 90´lı yıllarda kendisinin de katıldığı operasyonlarda yargısız infaz yaptıklarını, Kürt işadamlarını devlet emriyle öldürdüklerini söylüyordu. Çarkın, sık sık tansiyonun yükseldiği programda, Cüneyt Özdemir´in Bir dönem Türkiye´de Kürt işadamlarının yer aldığı ölüm listelerinin varlığı konuşuldu, tartışıldı. Ve bu listedeki bazı işadamları kaçırılarak infaz edildi. Siz bu infazlarda bulundunuz mu? sorusuna Böyle bir liste var, zaten dönemin başbakanı da söyledi. Verilen emirler yerine getirildi. Emri verenler kenara çekildi. Herkes konuşmaya korkuyor cevabını veriyordu. İnfazların varlığını doğrulayan Çarkın, verilen bu emirlerin resmi emir olduğu iddiasını da kabul etti.

(24 Mart 2011, 10:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Danıştay ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi manşetlerimiz

Danıştay soruşturması sil baştan

Flaş!!! Cumhuriyet ve Patrik saldırıları, Ergenekon´la birleşiyor

Savcı Zekeriya Öz´e suikast emri astsubaydan

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3136    yazdır/print


 

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Ergenekon soruşturmasında ´Zirve dalgasının´ başlamasını sağlayan gizli tanık Deniz Uygar, dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger başkanlığında, ´misyonerlik çalıştayı´ düzenlediklerini söyledi. Ülger, ´Misyonerlere gözdağı verme talimatı üst düzey komutanlardan geldi´ dedi.

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Ergenekon soruşturmasında ´Zirve dalgasının´ başlamasını sağlayan gizli tanık Deniz Uygar, dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger başkanlığında, ´misyonerlik çalıştayı´ düzenlediklerini söyledi. Ülger, ´Misyonerlere gözdağı verme talimatı üst düzey komutanlardan geldi´ dedi.

Ergenekon operasyonlarının Zirve Dalgasında gizli tanık olan Deniz Uygar´ın eski papaz olduğu ve Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele´den (JİTEM) düzenli olarak para aldığı ortaya çıktı. Gelen emirle Hıristiyan oldum. Tasfiye amaçlı misyonerlerin arasına sızdım baş papazlığa kadar yükseldim. 2005´te gelen emirle yine Müslüman oldum diyen gizli tanık Deniz Uygar´a, JİTEM´den yapıldığı iddia edilen ödemelere ait makbuz ve kasa ödeme kayıtlarına SABAH ulaştı. Makbuzlarda Malatya Jandarma İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil ve Jandarma Kıdemli Başçavuş Adil Akçay´ın imzaları bulunuyor.

Savcı Öz´e ifade verdi

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Malatya´daki Zirve Yayınevi Katliamı dosyasına el koyunca Deniz Uygar kod adı verilen gizli tanığın ifadesini aldı. 24 Aralık 2010 ve 28 Aralık 2010 tarihlerinde Zekeriya Öz´e iki kez ifade veren gizli tanık bu ifadelerin yanı sıra şimdiye kadar ortaya hiç çıkmamış belgeleri de savcı Öz´e verdi. Gizli tanık Uygar, Savcı Öz´e verdiği ifadesinde şunları anlattı: Uzman çavuş olarak görev yaparken 1993´de Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki TUSHAD´a (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi) bağlı olarak, likidasyon (tasfiye) amaçlı misyonerlerin arasına sızarak Baş papazlığa kadar yükseldim. 2005´te gelen emirle tekrar Müslüman oldum. Verilen görev üzerine misyonerlik karşıtı röportajlar, konferanslar verdim. Kitap yazmam konusunda da ayrıca görevler aldım

Zirve Çalıştayı

Gizli tanık Uygar, talimatla 2006´da dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger´in başkanlığında, İstihbarat Şube Başkanı Binbaşı Haydar Yeşil ve İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat ile birlikte bir misyonerlik çalıştayı başlattıklarını söyledi. Çalıştayda Türkiye´deki misyonerlik faaliyetlerinin önlenmesi ve misyonerlere gözdağı vermek amacıyla üst düzey komutanlardan talimat geldiğini savunan Uygar, Zirve Yayınevi çalışanları Necati Aydın, Thilman Geske, Uğur Yüksel´e yönelik bir korkutma eylemi yapma kararı alındı. Emre Günaydın ve arkadaşları hakkında hazırlanan bilgiler değerlendirildi. Günaydın´ın eylemi gerçekleştirmesi için psikolojik olarak hazırladı. Hazırlamak için Ruhi Abat ve Sevgi Erenerol Malatya´da misyonerlik konferansları verdi dedi. Ayrıca, Albay Mehmet Ülger´in misyoner faaliyetleri hakkında Kayseri´de bir brifing verdiğini söyleyen gizli tanık Deniz Uygar Bu brifingten 1,5 ay sonra Malatya Zirve Yayınevi cinayeti gerçekleşti. Ruhi Abat beni aradı ´Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler´ dedi şeklinde ifade verdi.

Kod adları: Ercüment Ağa, Cenk, Halil, Zahit, Hoca, Hamit.. Kod No: 2594326

Çalışmanın çok gizli tutulmasından dolayı kod isimler aldıklarını söyleyen gizli tanık Deniz Uygar, Albay Mehmet Ülger ´Ercüment Ağa´ ve ´Cenk´, Binbaşı Haydar Yeşil ´Halil´, akademisyen Ruhi Abat ´Zahit´ ve ´Hoca´, ben ise ´Hamit´ kod ismini kullandık. Ayrıca bana verilen kod numarası da 2594326 idi. Bana yapılan ödemeler de zaten belirtmiş olduğum kod numarasıyla yapılıyordu dedi.

İşte Uygar´a ödemelerin belgeleri

Gizli tanık Deniz Uygar´a JİTEM´den yapıldığı ileri sürülen ödemelerin makbuz ve kasa ödeme kayıtlarına SABAH ulaştı. Ödeme Fişi başlıklı makbuzlarda çeşitli zamanlarda 300 ila 1000 YTL yapıldığı görülüyor. Makbuzların altında ´alan´ kısmında ´2594326´ kodu ve imza yer alırken, ´veren´ kısmında Jandarma İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´in adı ve imzası, ´hazır bulunan´ kısmında ise Jandarma Kıdemli Başçavuş Adil Akçay´ın adı ve imzası bulunuyor. Makbuzların ´açıklama´ kısmında ise her makbuzda farklı bilgiler yer alıyor. 1 Ocak 2008 tarihli makbuzun ´açıklama´ kısmında yer alan bilgi şöyle: Malatya ve diğer illerdeki misyonerlik faaliyetlerinin takibi, taktik ve tekniklerini öğrenmesi için 2594326 nolu haber elemanına 600 YTL verilmiştir. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz´ün incelemeye aldığı ´Kasa Ödeme Defteri´ kayıtlarında ise gizli tanık Deniz Uygar´a çeşitli tarihlerde ve meblağlarda yapılan ödemelerin tutanakları bulunuyor. Bu kayıtlara göre 1 sıra no´lu 900 YTL tutarındaki ödemenin tarihi 22 Mart 2007. Bu ilk ödemenin tarihi Zirve Yayınevi katliamından bir ay öncesine rastlıyor. SABAH´ın ulaşabildiği belgelerdeki 12 sıra no´lu 800 YTL tutarındaki ödemenin tarihi ise 17 Haziran 2008. Ödemelerin tutarları 300 ila 1000 YTL arasında değişiyor. ´Hangi Hizmet Karşılığı Ödendiği´ hanesinde ise genel olarak Malatya ve diğer illerdeki misyonerlik faaliyetlerinin takibi... ifadesi yer alıyor.

Genelkurmay: 1999´dan sonra TUSHAD yok

Savcı Zekeriya Öz, TUSHAD´ı Genelkurmay´a sordu. 17 Ocak 2011´de gelen cevapta 1999 yılından sonra bünyelerinde bu isimde bir kuruluşun bulunmadığı belirtildi. Gizli tanık Deniz Uygar da TUSHAD´da 1993 yılında göreve başladığını söyledi.

Zirve´deki 7 kişi dün tutuklanmıştı

Ergenekon soruşturması kapsamında 9 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen Zirve dalgasında gözaltına alınan 6´sı muvazzaf asker 9 şüpheliden 7´si tutuklandı, 2 şüpheli ise serbest bırakıldı. Dokuz şüpheli önceki gün Beşiktaş´daki İstanbul Adliyesi´ne sevk edildi. Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından dün saat 02.00´ye kadar ifadeleri süren şüphelilerden 7´si tutuklanması istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliği´nce sorgulanan aralarında eski Malatya jandarma komutanı emekli albay Mehmet Ülger, istihbarat binbaşı Haydar Yeşil ile İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Ruhi Abat, Başçavuş Abdullah Atılgan, Başçavuş Murat Göktürk, Uzman Çavuş Mehmet Çolak, Uzman Çavuş Adil Akçay tutuklandı. Binbaşı Haydar Yeşil ile 2 astsubay ve 2 uzman çavuş Hasdal Askeri Cezaevi´ne, emekli albay Mehmet Ülger ile Ruhi Abat ise Metris Cezaevi´ne gönderildiler.

Ses kaydını biz yaptık ama yasaldı

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan askerlere Zirve Yayınevi cinayeti öncesinde ve sonrasında yapılan toplantının ses kayıtlarının dinletilerek, konuşmalarla ilgili sorular soruldu. Ses kayıtlarını kabul eden şüphelilerin Olay sonrası yaptığımız toplantıda muhbirimiz, cinayetin nasıl ve kimler tarafından yapılmış olabileceğine ilişkin tahminlerini bizimle paylaştı dediği belirtildi. Şüphelilerin, Biz istihbarat şubede görevliyiz. Görevimiz gereği misyonerlik faaliyetleri konusunda çalışmalar yaptık. Görev alanımız içinde olan bölgede yaşananları aktif bir şekilde takip ettik. Yaptığımız çalışmalar yönetmelik ve hukuk içinde gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıları sık sık yaparız ve bir ses kaydı kullanarak ´muhbirimizin´ verdiği bilgileri kaydederiz diye ifade verdikleri kaydedildi. Şüphelilere, Zirve Yayınevi cinayeti ile ilgili neler biliyorsunuz?, Misyonerlik faaliyetleri konusunda ne gibi çalışmalarda bulundunuz?, Ergenekon sanıklarından kimleri tanıyorsunuz?, Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´u tanıyor musunuz?, Erenerol´un misyonerlik faaliyetlerine ilişkin yaptığı çalışmalara katıldınız mı? sorularının sorulduğu belirtildi. Soruşturma kapsamında Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e gönderilen 3 adet imzasız ihbar mektubu olduğu, bu mektuplarda Zirve Yayınevi cinayetinin kimler tarafından ve nasıl organize edildiğinin anlatıldığı ifade edildi. Şüphelilerin ise imzasız ihbar mektuplarında yer alan iddiaları kabul etmediği belirtildi. ( Sabah)

(22 Mart 2011, 11:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3126    yazdır/print


 

Kurucusu ama JİTEM davasına kabul edilmiyor

Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan, Diyarbakır´da görülen JİTEM davasında ´tanık´ olarak çağırılması durumunda bildiklerini anlatmaya hazır olduğunu söyledi.Arif Doğan, Ergenekon davası kapsamında yaptığı savunmasında birimin kurucusu olduğunu açıklamış, resmi kurumların aksine JİTEM´in varlığını doğrulamıştı. Bunun üzerine harekete geçen JİTEM davasının mağdur avukatları, Doğan´ın sanık olarak davaya dâhil edilmesini istedi. Mahkeme bu talebi kabul etmedi. Avukatlar da bugün görülecek duruşmada yargılanmasına izin verilmeyen Doğan´ın tanık olarak mahkemede gelmesi için ara karar talebinde bulunacak.

Kurucusu ama JİTEM davasına kabul edilmiyor

Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan, Diyarbakır´da görülen JİTEM davasında ´tanık´ olarak çağırılması durumunda bildiklerini anlatmaya hazır olduğunu söyledi.Arif Doğan, Ergenekon davası kapsamında yaptığı savunmasında birimin kurucusu olduğunu açıklamış, resmi kurumların aksine JİTEM´in varlığını doğrulamıştı. Bunun üzerine harekete geçen JİTEM davasının mağdur avukatları, Doğan´ın sanık olarak davaya dâhil edilmesini istedi. Mahkeme bu talebi kabul etmedi. Avukatlar da bugün görülecek duruşmada yargılanmasına izin verilmeyen Doğan´ın tanık olarak mahkemede gelmesi için ara karar talebinde bulunacak.

Arif Doğan ise mahkemenin istemesi halinde tanıklık yapmaya hazır olduğunu söylüyor. Sağlık durumu nedeniyle Diyarbakır´a gidemeyeceğini anlatan JİTEM´in kurucusu, Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz´e ifade verebileceğini anlatıyor. JİTEM davasından bugüne kadar bir sonuç alınmadığını hatırlatan Doğan, şunları kaydediyor: Mahkeme beni davet edersen Fırat´ın ötesine geçememek şartıyla bildiklerimi anlatırım. Sağlık durumum nedeniyle oraya gidemem. JİTEM´in kitabını yazdım, Ergenekon davasında da birçok şey anlattım. Tanık olarak dinlenmemi istemişler, ya zaten JİTEM´in kurucusu benim!

Avukatlar ise Doğan´ın Diyarbakır´da görülen davada hazır bulunarak, sanık itirafçılarla yüzleşmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi durumda ise bir gelişme kaydedilemeyeceğini vurguluyor. Öte yandan Cemal Temizöz ile çok sayıda korucunun yargılandığı ´faili meçhuller´ davasında da Doğan´ın tanıklık yapması için mahkeme karar almıştı. Faili meçhul cinayetler, gasp, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi suçlarla sürekli ismini duyuran JİTEM uzun yıllardan beri Türkiye´nin gündeminde. 1990´lı yıllara damgasını vuran birim, binlerce faili meçhul cinayete işledi. İddiaların ötesine geçen bu gerçeği bizzat birimde görev alan tetikçiler itiraf etti. Bütün bunlara rağmen JİTEM´le ilgili ancak 1998´de soruşturma açıldı. Hakkında suç isnat edilenlerin asker olması mahkemeler arasında yetki sorunun yaşanmasına neden oldu. Uzun bir belirsizlikten sonra soruşturma 2002´de dava aşamasına gelebildi. JİTEM davasında Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta farklı tarihlerde birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi yaptıkları iddiasıyla 16 sanık tutuksuz yargılanıyor. ( Zaman)

(22 Mart 2011, 10:56)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Arif Doğan kitap yazdı: JİTEM´i ben kurdum

Arif Doğan mahkemede JİTEM´i savundu

ERGENEKON SANIĞI ALBAY ARİF DOĞAN´LA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

JİTEM´i ispatlayan belgeler: Jand. Komutanı Korg. Hulusi Sayın´dan Arif Doğan´a tebrik yazısı

Aygan: Doğan, aklınca JİTEM´i gömecek

Arif Doğan mahkemede JİTEM´i savundu

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

JİTEM´ci Aygan´a bir tutuklama daha

JİTEM´den bordrolu Aygan hakkında geniş bilgi

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3123    yazdır/print


 

Temizöz davası: Görmedim duymadım bilmiyorum

Faili meçhuller davasında dönemin Cizre savcısı şu an Samsun savcısı olan Atilla Ceylan tanık olarak dinlendi. Savcı Ceylan´ın sorulan tüm soruları ´hatırlamadığını´ gerekçe göstererek geçiştirmesine müdahil avukatları tepki gösterdi. Soruşturma dosyalarından örnek veren avukatlar, İbrahim Adak´ın öldürülmesinde hiçbir tanık beyanı ve belge olmadan neden örgüt tarafından öldürüldüğünü yazarak görevsizlik kararı verdiğini sorması üzerine Ceylan, ´O dönemdeki olayı hatırlamıyorum´ diyerek cevapladı. Ceylan´ın, kendisine belgeleri getiren kolluk kuvvetlerinin ´kod´ ad kullanıp kullanmadığı şeklindeki diğer bir soruyu da ´hatırlamıyorum´ diye cevaplaması üzerine avukatlar, ´Sizin döneminizde Yavuz kod adlı Burhanettin Kıyak var. Evraklarda da geçiyor. Sizin de evraklarda imzanız var. Ama bilgim yok diyorsunuz.´ diyerek tepki gösterdi.

Temizöz davası: Görmedim duymadım bilmiyorum

Faili meçhuller davasında dönemin Cizre savcısı şu an Samsun savcısı olan Atilla Ceylan tanık olarak dinlendi. Savcı Ceylan´ın sorulan tüm soruları ´hatırlamadığını´ gerekçe göstererek geçiştirmesine müdahil avukatları tepki gösterdi. Soruşturma dosyalarından örnek veren avukatlar, İbrahim Adak´ın öldürülmesinde hiçbir tanık beyanı ve belge olmadan neden örgüt tarafından öldürüldüğünü yazarak görevsizlik kararı verdiğini sorması üzerine Ceylan, ´O dönemdeki olayı hatırlamıyorum´ diyerek cevapladı. Ceylan´ın, kendisine belgeleri getiren kolluk kuvvetlerinin ´kod´ ad kullanıp kullanmadığı şeklindeki diğer bir soruyu da ´hatırlamıyorum´ diye cevaplaması üzerine avukatlar, ´Sizin döneminizde Yavuz kod adlı Burhanettin Kıyak var. Evraklarda da geçiyor. Sizin de evraklarda imzanız var. Ama bilgim yok diyorsunuz.´ diyerek tepki gösterdi.

Güneydoğu´da 1993-95 yılları arasında Şırnak ve Cizre ilçesinde işlenen faili meçhul cinayetlerle ilgili davanın duruşmasına devam edildi. Duruşmada, dönemin Cizre Cumhuriyet Savcısı ve şu an Samsun Cumhuriyet Savcısı olarak çalışan Atilla Ceylan tanık olan dinlendi. Savcı Ceylan, dosyadaki bazı evraklardaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ederken, iddialarla ilgili hiçbir şey hatırlamadığını söyledi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen bugünkü duruşmaya, tutuklu sanıklar Emekli Albay Cemal Temizöz, Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ ve oğulları Tamer ile Kukel Atağ, itirafçılar Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ ve Adem Yakin katıldı.

Hiçbir olayı hatırlayamadı

Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, kimlik tespiti yaptıktan sonra tanıkların dinlenmesine devam etti. Sanıkların avukatlarının isteği üzerine; tanık olarak çağrılan bürokratlardan dönemin Cizre Savcısı Atilla Ceylan, sanıklardan Kamil Atağ ile Temizöz´ü tanıdığını söyledi. Savcı Ceylan, 1993 yılı ile 94 yılının bir bölümünde savcılığa ilk kez Cizre´de başladığını söyledi. Mahkeme Başkanı Yılmaz´ın, öldürüldüğü iddia edilen kişilerin isimlerini tek tek okurken, Savcı Ceylan, hiçbir ismi hatırlamadığını söyledi. Temizöz ve ekibi tarafından öldürüldüğü iddia edilen kişilerle ilgili düzenlenen evraklardaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul eden Ceylan, O dönemde evraklar üzerinde işlem yapılmış, biz de gerekeni yapmışız. Olayları ve detaylarını hatırlamıyorum. dedi. Mahkeme başkanı Yılmaz´ın, Sivil araçlar olduğu, yine sivil giyimli kişiler bu araçlara insanları alıp götürüp öldürüyordu. şeklinde iddiaların olduğunu sorması üzerine Savcı Ceylan, Bunlarla ilgili bir bilgi ya da duyumumuz olsaydı gerekli işlemi yapardık. diye cevap verdi.

Soruşturma yapmadan görevsizlik veril, tanık beyanı ve belge olmadan cinayetler PKK işidir denilmiş

Faili meçhullerden İbrahim Adak dosyasındaki imzanın kendisine ait olduğunu belirten Ceylan, avukatların, neden soruşturma yapmadan ´görevsizlik´ verdiniz sorusu üzerine, Biz dosyayı yetkili Diyarbakır DGM savcılığına gönderdik. dedi. Avukatlardan Emin Aktar´ın, Adak´ın öldürülmesinde hiçbir tanık beyanı ve belge olmadan neden örgüt tarafından öldürüldüğünü yazarak görevsizlik kararı vermesine sorması üzerine Ceylan, O dönemdeki olayı hatırlamıyorum. Evrak üzerinde gerekli işlemin yapıldığını düşünüyorum. diye cevap verdi. Avukatlardan Tahir Elçi´nin size ilgili belgeleri getiren kolluk kuvvetlerinin ´kod´ ad kullanıp kullanmadığını sorması üzerine Ceylan, böyle bir şey hatırlamadığını söyledi. Bu sırada söz alan mağdur avukatlardan Bahattin Özdemir, Sizin döneminizde Yavuz kod adlı Burhanettin Kıyak var. Evraklarda da geçiyor. Sizin de evraklarda imzanız var. Ama bilgim yok diyorsunuz. Biz Yavuz´un uzman çavuş olduğunu ve halen görevde olduğunu biliyoruz. diye konuştu.

Sanıklarla avukat arasında gerginlik

Tanık ifadelerinden sonra söz alan mağdur avukatlarından Veysel Vesek, faili meçhul cinayete kurban gittiği belirtilen Beşir Bayar´ın dosyasında hiçbir belge olmamasına rağmen, ´örgüt tarafından öldürüldü´ denilerek görevsizlik kararı verildiğini söyledi. Avukat Vesek, Bayar´ın nerede saat kaçta öldürüldüğünün belli olduğunu kaydetti. Bu sırada söz alan Temizöz, ´avukatların bu detayı bilmesi, kendisinin de işin içinde olmasından kaynaklanıyor´ demesi gerginliğe neden oldu. Vesek´in ´başka bir şey var mı´ demesi üzerine, bu sefer sanık Kamil Atağ ayağa kalkıp elini kaldırarak, Vesek´e ´sen yerinde rahat ol´ diye bağırdı. Vesek, bunun tehdit olduğunu, dosyaya yazılmasını istedi. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, Atağ hareketini dosyaya yazdırdı. ( Cihan)

Diğer savcı da tanık olarak ifade verdi

Albay Cemal Temizöz davasının öğleden sonraki bölümünde, 1993-1996 yılları arasında Cizre´de Cumhuriyet Savcısı olan Taner Tabel, tanık olarak dinlendi. Görev yaptığı dönemde çok sayıda kişinin alınıp sorgulandığı ve kendilerine getirildiğini anlatan Tabel, JİTEM ismini o dönemde de duydum. Ama bilgim yok. Beyaz renkli Toros olayını ise basından duyduktan sonra biraz hafızamı yokladım. Öyle bir araba var mı hatırlamıyorum. Ama kamu kurumlarında sivil araçlar vardı. Sivil olarak çalışan emniyet ve jandarma görevlileri de vardı. dedi.

Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz´ın, ´sivil çalışan güvenlik görevlilerinin kod isim kullandıklarına şahit oldunuz mu? Ya da Yavuz, Bedran, Tuna isimlerini hatırlıyor musun?´ şeklindeki sorusuna, Savcı Tabel, Kod adı Yavuz olan kişiyi uzman çavuş olarak biliyorum. Selim ve Tuna isimli uzman çavuşları hatırlıyorum. Ama bu isimler kod mu gerçek mi? Bilmiyorum. Onların gerçek ismi olduğunu düşünüyorum. Bana o isimlerle kendilerini tanıttılar. O kişiler şu an mahkeme salonunda yok. şeklinde cevap verdi.

Öldürülme olaylarında ise terör şüphesi olduğu zaman yetkileri olmadığını, özel yetkili Diyarbakır DGM´nin devreye girdiğini anlatan Tabel, şunları söyledi: Temizöz ile ilgili fezleke hazırladığımı basından öğrendim. O dönemde demek ki böyle bir işlem yapmışım ama hatırlamıyorum.

Faili meçhul cinayetlerden olan Mardinli iş adamı Abdulhamit Düdük olayından sonra, abisinin verdiği dilekçede Bedran ve Abdulhakim isimlerinin geçmesine rağmen, dosyaya görevsizlik kararını verme nedenini ise şöyle açıkladı: Dosyada görgü tanığı muhtar İzhak´ın da ifadesi alınmış, dosya Diyarbakır DGM´ye gönderilmiş. Bununla ilgili tahkikat devam ediyor.

Cizre´de göreve başladıktan sonra insanların adliye önüne gelemediklerini anlatan Tabel, Sonra insanlar dilekçe vermeye başladılar. Bunun nedeni bize olan güven olabilir. Terör olabilir. Farklı nedenleri olabilir. Tanık müşteki gibi kişiler, bana gelmeden önce baskı görmüyorlardı diyemem. Görmüş olabilir veya olmayabilirler de kapım herkese açıktı. dedi. ( Cihan)

Söz alan sanık Cemal Temizöz, tanık Tabel´e görev yaptığı dönemdeki Cizre´nin durumunu sorarak, terör örgütü PKK tarafından Cizre Hükümet Konağı´na yapılan saldırı esnasında neler yaşadığını anlatmasını istedi. Adliye lojmanının hükümet konağına çok yakın olduğunu ifade eden tanık Tabel, ´Biz saldırı esnasında ya kapıcı dairesine inerdik ya da binanın koridorunda uyurduk´ dedi.

Kaymakama da tehdit mektubu gönderilmiş

Önceki duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Cizre Kaymakamı olan Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurlu´ya duruşmada nasıl ifade vermesi gerektiği anlatılan mektubun bir benzerinin, tanık olarak çağrılan dönemin Cizre Kaymakamı olan Buca Kaymakamı Şenol Bozacıoğlu´na da gönderildiği ortaya çıktı. Duruşmada tanık olarak dinlenen Bozacıoğlu, müdahil avukatlarının, ´Size de nasıl ifade vermeniz gerektiği yönünde bir mektup gönderildi mi?´ sorusu üzerine, ´Bana kargo aracılığıyla böyle bir mektup geldi. Sadece giriş kısmını okudum. Bu davadan ve Cizre´den bahsediliyordu. Ciddi bulmadığım için içeriğinin tümünü okumadan yırtıp attım´ dedi. İddianamede yer alan cinayet olayları hakkında bilgi sahibi olmadığını ifade eden tanık Bozacıoğlu, ´Aradan yıllar geçtiği için olayları çok detaylı hatırlamak mümkün değil. Benim görev yaptığım dönemde huzur sağlanmıştı. Vatandaşlar gece bile sokağa çıkar hale gelmişti. İlçede bir korku mevcut değildi´ diye konuştu. Müdahil avukatı Tahir Elçi, mahkemeden, tanık Bozacıoğlu´na gönderilen mektubun nereden ve kimler tarafından gönderildiğinin tespit edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı´na yazı yazılmasını talep etti. Bu arada söz alan sanık Temizöz´ün avukatı Ünsal Aktaş, mektubu bir komplo olarak değerlendirdiklerini, gerçeğin er ya da geç ortaya çıkacağını söyledi.

Karakol komutanı ifadesinin bir kısmını kabul etmedi

Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Cizre Merkez Jandarma Karakol Komutanı Ahmet Öznalbant, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı´na verdiği ifadenin bir kısmını kabul etmediğini anlattı. Savcının kendisiyle yaklaşık 2 saat sohbet ettiğini ve kendisine ´Vereceğin ifadenin çok önemi yok. Her şey ortada. Sadece bilgine başvurmak için çağırdım´ dediğini ileri süren tanık Öznalbant, şöyle dedi: ´Savcılıkta verdiğim ifadenin bir kısmını kabul etmiyorum. Savcı ile detaylı konuştuk. İfademi ´evet, hayır´ şeklinde verdim. O da öyle yazdırdı. Okuduktan sonra imzaladım. Ancak daha sonra ifademi, yanlış anlaşılabileceği düşüncesiyle değiştirmek istedim. Kendi el yazımla yazdığım ifademi savcılığa gönderdim. Ben üstlerimden usulsüz bir emir almadım ve vermedim.´

´İlçe tamamen tehlikeliydi´

Cizre´ye 1992 yılında atandığını belirten tanık Öznalbant, o dönemde jandarmanın ancak kendi güvenliğini sağlayabildiğini anlattı. Bulundukları binadan dışarı çıkamadıklarını ifade eden Öznalbant, şunları söyledi: ´İlçe tamamen tehlikeliydi. Terör örgütü PKK´nın kurtarılmış bölgesi halindeydi. Dışarı çıkamadığımız için gözaltı işlemi yapamıyorduk. Temizöz´ün ilçeye atanmasından sonra jandarmada personel sayısı, silah ve teçhizat artırıldı. Yeni bir jandarma binası yapıldı. Temizöz vatandaşlarla iyi ilişki kurdu. Bu nedenle geçici köy korucusu sayısı arttı. Bizim işlerimiz çok yoğundu. Bu nedenle komutanımız Temizöz, terör örgütüne yardım yataklık ve haklarında ihbar bulunan kişilerin adli işlemlerini yapmak üzere 3-4 rütbeli personel görevlendirdi. Gözaltına alınan kişilerin ihtiyaçlarını gidermek için de 3-4 er vardı. Bunlar ifade alırdı.´

Tanığın savcılıkta verdiği ifadesini okuyan Mahkeme Başkanı Yılmaz, ´Yavuz´, ´Tuna´ ve ´Selim hoca´ kod adlı jandarma görevlilerini tanıyıp tanımadığını sordu. ´Yavuz´ ve ´Tuna´yı hatırladığını kaydeden tanık Öznalbant, ´Bunlar kod isim kullanırdı. Çünkü terör bölgesinde açık kimlikleri deşifre olursa saldırıya uğramasınlar diye yapılırdı. Kendi aralarında bu ismi kullanırlardı. Ben gerçek isimlerini hatırlamıyorum´ dedi. Terör örgütü PKK itirafçılarının bölgeyi iyi bildikleri için karakollarda jandarmaya yardımcı olduklarını ifade eden Öznalbant, bunlardan Fırat Altın´ın Cizreli olduğu için bildiğini, diğerlerini ise hatırlamadığını belirtti.

Bunun üzerine söz alan müdahil avukatlardan Selçuk Kozağaçlı, mahkeme heyetinden, tanık hakkında ´yalancı tanıklığa´ başvurduğu gerekçesiyle işlem yapılmasını talep etti.

Sanıkların tahliye talebi reddedildi

Tanık beyanlarının ardından söz alan sanıklardan Kukel Atağ, mesane kanseri olduğunu, tedavisini sürdürebilmek için tahliye talebinde bulundu. Sanık Tamer Atağ da faili meçhul cinayetlerin faili olmadıklarını belirterek, ´Bu olayı çözmek istiyorsanız o dönem ülkeyi yönetenleri çağırıp yargılayın´ dedi.

Sanık Kamil Atağ ise suçunun korucu ve terör örgütüne karşı savaşmak olduğunu ifade ederek, ´Ben faili meçhulcü değilim. Abdullah Öcalan Kürdü temsil edemez. Kemal Burkay´ı, Osman Baydemir´i, Leyla Zana´yı hedef alamaz. Sen canavarsın, Kürt olamazsın. Seni tanımıyorum. Bu ses Kandil´e de İmralı´ya da gider. Belki okyanustan düğmeye bastılar. Amerikalılar beni ajanlaştırmaya çalıştı, elçileri yanıma geldi onları kovdum. Belki onlar düğmeye bastı´ diye konuştu.

Sanık Adem Yakin de söz konusu davanın Türk hukuk tarihine kara bir leke olarak geçeceğini ileri sürerek, ´Bir hukuk devletinde hukuksuzca yargılanmak çok acı verici. Faili meçhuller, devletin bir askeriyle çözülemez. Faili meçhulleri çözmek için bir dönemin karanlık sayfalarının sahiplerini bulmalısınız´ dedi.

Sanıklardan Cemal Temizöz ise Cizre´de görev yaptığı dönemde her gün çatışmaların yaşandığını anlatarak, ´Siz bana sinir sisteminiz nasıl dayandı diye sormadınız. Leblebi gibi her yere mayın döşüyorlardı. Bu davada sivil giyimli görev yapmanın da suç olduğunu gördük. Burada bir şeylerin diyeti olmayalım´ diye konuştu.

Avukatların tahliyeye ilişkin taleplerini dinleyen mahkeme başkanı Yılmaz, dönemin Şırnak Valisi olan İzmir Valisi Cahit Kıraç ile Cizre´de o dönem görev yapan Başkomiser Muharrem Durmaz´ın önümüzdeki duruşmada tanık olarak dinlenmeleri için hazır edilmelerini istedi. Mahkeme, ayrıca, sağlık durumu dikkate alınarak emekli Albay Arif Doğan ve tutuklu emniyet müdürü Hanefi Avcı´nın da tanık olarak dinlenilmesi için yazılan müzekkerenin cevabının beklenilmesine de karar verdi. Sanıkların tutukluluk halinin devamına da karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi. ( AA)

İddianameden

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca hazırlanan 104 sayfalık iddianamede, sanıkların TCK´nın ´Adam öldürmek´, ´Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´Adam öldürmeye azmettirmek´ suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. Sanıklardan Cemal Temizöz´ün 9, Kamil Atağ´ın 7, Temer Atağ´ın 2, Adem Yakin´in 7, Hıdır Altuğ´un 3, Fırat Altın´ın (Abdulhakim Güven) 6, Kukel Atağ´ın ise bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. İddianamede, sanık Albay Temizöz´ün, 1993´te Cizre´de terörle mücadele ediliyor görüntüsü altında korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan bir grup oluşturduğu savunuluyor. ´Söz konusu grubun, süreç içerisinde asli görevinden ayrılarak, terör örgütü PKK´ya yardım ettiğinin değerlendirildiği ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldıkları kişileri sorguladığı´na yer verilen iddianamede, grubun, bu sorgulanan kişilerden bir kısmını öldürdüğü öne sürülüyor. ( Cihan)

Cemal Temizöz Balyoz davasında da tutuklu, adı bir çok başka soruşturmada da geçiyor

Davanın 1 no´lu sanığı Albay Cemal Temizöz, Balyoz davasında da 143 no´lu sanık olarak tutuklu yargılanıyor. Temizöz´ün adı ayrıca Ergenekon örgütünün TSK içindeki yapılanması olan ´Karargah Evleri´ oluşumuna yönelik soruşturmayı örtbas gayretlerinde Kayseri´de üç astsubaya uygulanan hipnozlu ve işkenceli sorguya katılanlar arasında da geçiyor. Yine Temizöz´ün adı Ergenekon sanıklarıyla yapılan telefon görüşmeleri nedeniyle 3. Ergenekon iddianamesinde ve ayrıca Şemdinli iddianamesinde de geçiyor. Temizöz´ün adı yine Malatya Zirve Yayınevi katliamı davasının tanıklarından Erhan Özen´in ifadesi ile Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan´ın ifadesinde de geçiyor. Temizöz´ün adı ayrıca Ergenekon bağlantılı Kafes davasının ek klasörlerinde de geçiyor.

Kukel Atağ kanser olduğu gerekçesiyle tahliye edildi

28 Mart 2011 - Güneydoğu´da ´karanlık dönem´ olarak adlandırılan 1993-1995 yılları arasında işlenen 23 faili meçhul cinayetten sorumlu oldukları iddiasıyla, eski Kayseri İl Jandarma Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz´ün de aralarında bulunduğu 7 sanıklı davada bir kişi tahliye edildi.Diyarbakır 6´ncı Ağır Ceza Mahkemesi, Temizöz ile birlikte cinayetler işlediği iddia edilen dönemin Cizre Belediye Başkanı ve korucu başı Kamil Atağ´ın oğlu Kukel Atağ´ı sağlık sorunlarından dolayı tahliye etti. Davada Temizöz, Kamil Atak, Tamer Atak, Âdem Yakın, Fırat Altun (Abdulhakim Güven) ve Hıdır Altuğ tutuklu olarak yargılanmaya devam edecek. Geçtiğimiz hafta Diyarbakır´da görülen duruşmada sanık avukatı Nail Karaaslan, mahkemeye heyetine müvekkilinin mesane kanseri olduğunu belirterek tedavi olması için tahliye talebinde bulunmuştu. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, tahliye talebine ret ederek hastaneden gönderilecek raporları beklemeye karar vermişti.

Faili meçhul cinayetler davasının önemli tanıklarından Mehmet Nuri Binzet, Kukel Atağ´ın yeğenleriyle birlikte Ramazan Uykur´u silahla öldürdüğünü dile getirmişti. Duruşmada tanık olarak dinlenen Ramazan Uykur´un yeğeni Mehmet Uykur ise amcasının nasıl öldürüldüğünü anlatmıştı. Uykur, Kamil Atağ´ın çocukları amcamı götürmek istedi. Amcam gitmeyince önünü kesip arabaya bindirmeye çalıştılar. Amcam bu sırada tartıştı, tabancayla yaraladıktan sonra yere düştü. Atağ´ın oğlu Temel ve Kukel sırayla kaleşnikofla tarayıp öldürdüler. demişti. Kukel Atağ ise böyle bir şeyin olmadığını iddia etmişti.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca hazırlanan 104 sayfalık iddianamede, sanıkların TCK´nın ´Adam öldürmek´, ´Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´Adam öldürmeye azmettirmek´ suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. Sanıklardan Cemal Temizöz´ün 9, Kamil Atağ´ın 7, Tamer Atağ´ın 2, Âdem Yakın´ın 7, Hıdır Altuğ´un 3, Fırat Altın´ın (Abdulhakim Güven) 6, Kukel Atağ´ın ise bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

İddianamede, sanık Temizöz´ün 1993´te Cizre´de ´terörle mücadele ediliyor´ görüntüsü altında ´korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan bir grup oluşturduğu´ ileri sürülüyor. ´Söz konusu grubun, süreç içerisinde asli görevinden ayrılarak, terör örgütü PKK´ya yardım ettiğinin değerlendirildiği ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldıkları kişileri sorguladığı´ ifade edilen iddianamede, grubun, bu sorgulanan kişilerden bir kısmını öldürdüğü öne sürülüyor. ( Cihan)

(18 Mart 2011), son güncel.: (28 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Temizöz´le ilgili tüm manşetlerimiz

Temizöz iddianamesinde ara

Temizöz´ü şikayet edemezdim, bizi de öldürürdü

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3114    yazdır/print


 

Flaş!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un misyonerlikle ilgili faaliyetleri ve Zirve Katliamı zanlılarıyla ilişkileri nedeniyle Ergenekon soruşturması savcılarından Zekeriya Öz´ün talimatıyla başlatılan operasyon kapsamında Siirt, Muğla, Malatya ve İzmir´in de aralarında bulunduğu 9 ilde aramalar yapılıyor. Aralarında eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Babat´ın da bulunduğu 20´nin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin Zirve katliamını planlayan ve azmettirenler olduğu iddia ediliyor.

FLAŞ!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un misyonerlikle ilgili faaliyetleri ve Zirve Katliamı zanlılarıyla ilişkileri nedeniyle Ergenekon soruşturması savcılarından Zekeriya Öz´ün talimatıyla başlatılan operasyon kapsamında Siirt, Muğla, Malatya ve İzmir´in de aralarında bulunduğu 9 ilde aramalar yapılıyor. Aralarında eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Babat´ın da bulunduğu 20´nin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin Zirve katliamını planlayan ve azmettirenler olduğu iddia ediliyor.

Ergenekon soruşturması savcılarından Zekeriya Öz´ün talimatıyla başlatılan operasyon kapsamında Siirt, Muğla, Malatya ve İzmir´in de aralarında bulunduğu 9 ilde aramalar yapılıyor. Aralarında eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Babat´ın da bulunduğu 20´nin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin Zirve katliamını planlayan ve azmettirenler olduğu iddia ediliyor. Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un misyonerlikle ilgili faaliyetleri ve zanlılarla ilişkileri nedeniyle operasyonun başlatıldığı ifade edildi. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin koordinasyonun da yürütülen soruşturma kapsamında bir çok ilin jandarma alay komutanlıklarında arama yapıldığı ileri sürüldü. Arama yapılan adresler arasında Malatya İnönü Üniversitesi´nin bulunduğu belirtildi. Gözaltına alınanların İstanbul´a getirileceği öğrenildi.

Siirt´te bir astsubay gözaltına alındı

Zirve Yayınevi katliamı ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Siirt´te, jandarmada görevli bir astsubay gözaltına alındı. Astsubayın evinde polis tarafından arama yapılıyor. Malatya eski Jandarma Alay Komutanı Ülger gözaltına alındı. Malatya´daki Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davada cinayetin işlendiği dönemde Malatya Jandarma Alay Komutanı olan emekli Albay Mehmet Ülger´in gözaltına alındığı ileri sürüldü.

Jandarma istihbarattan savcılığa ihbar mektubu

Davaya bakan özel yetkili cumhuriyet savcısının talimatıyla, 9 ilde 20 adrese baskın düzenlendiği, Malatya eski Jandarma Komutanı Albay Mehmet Ülger´in bu çerçevede gözaltına alındığı öğrenildi. Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı, mahkemeye gönderdiği yazıda, 25-26 Mayıs 2006´da eski Malatya İl Jandarma Alay Komutanı emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger tarafından ´aşırı sağ faaliyetler ve misyonerlik´ semineri düzenlendiğini bildirmişti. Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şubesi´nde çalışan bir personel olduğu belirtilen kişi ise özel yetkili savcıya gönderdiği mektubunda şu ifadelere yer vermişti Malatya İl Jandarma Komutanı Jandarma Kurmay Albay Mehmet Ülger tarafından Kayseri Jandarma Bölge Komutanı ve Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanı´na 2007 yılı Mart ayında brifing verildi. Bu brifingden yaklaşık bir buçuk ay sonra misyoner cinayeti işlenmiştir. Bu brifingde, öldürülen kişiler ve yaptıkları faaliyetleri ile ilgili olarak ayrıntılı raporlar bizzat Mehmet Ülger tarafından üstlerine sunulmuştur.

Katliamın gerçekleşeceği subaylar tarafından biliniyordu

Mektupta, olayın gerçekleşeceğinin Ülger ve bazı üst komutanlar tarafından bilindiği ileri sürülüyor.

İlahiyatçı öğretim görevlisi de katliamla bağlantılı

İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi personeli Ruhi Abat´ın da jandarma ile birlikte çalıştığı iddiasının bulunduğu mektupta şu satırlar yer almıştı: Ruhi Abat´ın İl Jandarma Komutanlığı´na gelişi hiçbir zaman kayıt altına alınmamıştır. Normalde İl Jandarma Komutanlığı´na gelen tüm sivil şahıslar nizamiyede nöbet tutan personel tarafından ziyaret defterine kayıt edilir, kimlikleri alınır ve kendilerine ziyaretçi giriş kartı verildikten sonra içeri alınmalarına karşılık Ruhi Abat hiçbir zaman bu işleme tabi tutulmamıştır. Öte yandan soruşturma kapsamında İnönü Üniversitesi Rektörlük binasında arama yapıldığı bildirildi.

İzmir´de bir askeri misafirhanede arama

İzmir´de bir askeri misafirhanede, Ergenekon soruşturması çerçevesinde arama yapıldı. Alınan bilgiye göre, Ergenekon soruşturmasına ilişkin, sabah saatlerinde bazı illerdeki adreslerle birlikte İzmir´deki bir askeri misafirhanede, cumhuriyet savcısı gözetiminde polis tarafından arama yapıldı. Konuyla ilgili gözaltına alınan kişi olmadığı öğrenildi.

Ankara´da emekli asker gözaltına alındı

Ergenekon soruşturması kapsamında, emekli bir askerin Ankara´da gözaltına alındığı bildirildi. Edinilen bilgiye göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda emekli bir askeri gözaltına aldı. Sağlık kontrolünden geçirilen emekli askerin, İstanbul´a gönderileceği öğrenildi.

Zirve Katliamı nasıl oldu?

Malatya´da, 18 Nisan 2007´de, Zirve Yayınevi´nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel bıçaklanarak öldürülmüş, zanlılardan Salih Gürler(20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (19) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalanmıştı. Üçüncü katın penceresinden kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Emre Günaydın, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde tedavi edildikten sonra tutuklanmıştı. Günaydın´ın olaydan yaklaşık 2 yıl sonra cezaevinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifade doğrultusunda, olayı azmettirdiği gerekçesiyle Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki de tutuklanmıştı. Yelki, 22 Mayıs 2009, Aral ise 20 Ağustos 2009´daki duruşmalarda tahliye edilmiş, 15 Ekim 2010´daki 29. duruşmada tanık olarak dinlenilen Erhan Özen´in ifadelerini de dikkate alan mahkeme heyeti, Aral´ın yeniden tutuklanmasına karar vermişti.

ERGENEKON VE ZİRVE BAĞLANTISINI GÖSTEREN RAPOR VE İFADELER

Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan son operasyon öncesinde Zirve Yayınevi katliamı ile Ergenekon arasında irtibat olduğunu gösteren rapor ve ifadeler bulunuyor. Gizli bir tanık da ifadesinde, Zirve Yayınevi cinayetinin, eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Abat, İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´in de aralarında bulunduğu bir ekip tarafından planlandığını söylemişti. Zirve Yayınevi cinayeti davasının avukatları da özel yetkili savcılıktan aradaki ilişkinin araştırılmasını talep etmişti.

Zirve Yayınevi´nde misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle 3 kişinin öldürülmesi olayını planladıkları ve azmettirdikleri gerekçesiyle bir çok zanlı hakkında gözaltı kararı verildi. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´ün talimatı ile başlayan operasyon öncesinde cinayetle Ergenekon ilişkisini gösteren rapor ve ifadeler bulunuyor. Savcı Öz´e 29 Aralık 2010´da ifade veren gizli bir tanık cinayetin, eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger, öğretim görevlisi Ruhi Abat, İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´in de aralarında bulunduğu bir ekip tarafından cinayetin planlandığını söylemişti.

Bu ifadenin yanı sıra Dink ve Zirve Yayınevi cinayeti davalarında tanık olarak ifade veren Erhan Özen, cinayetinin azmettiricisi olduğu iddiasıyla yargılanan Varol Bülent Aral ile Ergenekon davası sanıkları emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in irtibatlı olduğunu söylemişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nın isteği üzerine Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´nün cinayetle Ergenekon soruşturması arasında bir bağ olup olmadığına yönelik 32 sayfadan oluşan raporda da bağlantılar anlatılıyor.

Kafes Eylem Planı´nın ortaya çıkmasıyla Santaro, Malatya Zirve Yayınevi ve Hrant Dink cinayetleri için ´operasyonlar´ ibaresi kullanıldığını belirten raporun sonuç bölümünde, Ülkemizde son zamanlarda meydana gelen provokatif amaçlı olaylar incelendiğinde hemen hemen her birisinin değişik amaçlar içerdiği, bir olayda laik-antilaik çatışması tetiklenmeye çalışıldığı, bir kısım olaylarda azınlıkların hedef alındığı, bir takım olaylarda da ülkemizi uluslar arası arenada sıkıntıya sokmaya çalışıldığı görülmüştür. deniliyor.

Raporda, Soruşturma kapsamında haklarında işlem yapılan Ahmet Hurşit Tolon ve Durmuş Ali Özoğlu isimli şahıslardan, Türkiye´de yaşayan azınlıklarla ve Rum, Ermeni, Yahudi azınlığın sahip oldukları vakıflarla ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı gizli ibareli belgeler olduğu, yine aynı şahıslarda misyonerlik faaliyetleri ile ilgili bilgileri içeren- belgeler olduğu, şahıslardan elde edilen PH 02-2-9 isimli word dosyalarının birebir aynı olduğu ve her iki belgede de Türk Ortodoks patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol´un ifadesi ile, Batı Kurtuluş savaşı ile yapamadığını, misyonerlik ile yapmaya çalışmaktadır. Misyonerlik kilise kurumu olarak görünse de, aslında Emperyalizmin mızrak ucudur. şeklinde ibarelerin olduğu, Soruşturma kapsamında hakkında işlem yapılan Hüseyin Buzoğlu ve Ergün Poyraz isimli şahıslardan elde edilen dijital verilerde Sevgi Erenerol isimli sanığın askeri personele yönelik vermiş olduğu misyonerlik konulu konferansa ait video görüntüleri ve konferansın çözüm metninin olduğu görülmüştür. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Sevgi Erenerol isimli şahsın her ne kadar söylemiş olduğu sözleri genel bir kitleye hitap ediyormuş gibi söylediği görülse de, Ergenekon Terör örgütünün faaliyetleri kapsamında özellikle bir gruba yönelik bilgilendirme ve yönlendirme faaliyeti içerisinde olduğu, ayrıca Ahmet Hurşit Tolon´dan elde edilen 1 nolu cd içerisinde yer alan misyonerlik isimli 27 slaytlı sunumun 20. slaytında Kayra Dağıtım isminin ve il bazında Malatya, İstanbul, İzmir, Trabzon şehir isimlerinin özellikle belirtilmesi, Durmuş Ali Özoğlu ve Hurşit Tolon´dan elde edilen dijital verilerde Mesrob Mutafyan isminin bulunması ve aynı şahsın isminin soruşturma kapsamında tutuklu sanıklardan İbrahim Şahin´den de tedhiş planı çerçevesinde elde edilmesi bahse konu, şehir, kurum ve şahıs isimlerinin özel hedef gösterildiği kanaatini oluşturmaktadır.

Kafes Operasyonu Eylem Planı´nın ´Durum´ başlığı altında; Santaro, Malatya Zirve Yayınevi ve Hrant Dink eylemleri için operasyonlar ibaresi kullanılmıştır. Belirtilen bu üç eylemin de Ergenekon Terör örgütü amaçları doğrultusunda yapılan eylemler oldukları değerlendirilmektedir. ifadeleri yer alıyor.

Raporun sonuç bölümü, İş bu iddia olunan Ergenekon terör örgütü ile Zirve cinayeti sanıklarının irtibatlarını gösterir rapor tarafımızdan tanzimle altı birlikte imza altına alınmıştır. ifadeleri ile son buluyor.

Bunların yanı sıra Zirve Yayınevi davasının müdahil avukatı Erdal Doğan´ın 18 Ocak 2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na verdiği dilekçenin de soruşturma dosyasında yer aldığı öğrenildi. Doğan, Savcı Öz´e verdiği dilekçede, Ergenekon sanıkları ile Zirve Yayınevi cinayeti sanıklarının ilişkilerinin araştırılmasını talep etmişti. ( Cihan)

ÇOK GÜÇLÜ DELİLLER VAR

18 Mart 2011 - Zirve Yayınevi davasının müdahil avukatı Erdal Doğan´ın 18 Ocak 2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na verdiği dilekçenin de soruşturma dosyasında yer aldığı öğrenildi. Doğan, dilekçesinde, Ergenekon sanıkları ile Zirve Yayınevi cinayeti sanıklarının ilişkilerinin araştırılmasını istemişti. Emniyet´in hazırladığı 32 sayfalık Zirve katliamı raporunda, Doğu Perinçek´le katliamı azmettirmekle suçlanan emekli Albay Ülger arasındaki ilişkiye dikkat çekilmişti. Rapora Sevgi Erenerol´la ilgili bilgiler de girmişti. Erenerol´un 25 Aralık 2000 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve SAREM´de verdiği misyonerlik konferansı geniş olarak raporda yer almıştı. Seminerde, misyonerliğin ajanlık ve provokatörlük olduğunu belirten Erenerol, Türk Ortodoksluğu dışında tüm yabancı din misyonlarına karşı durduklarını aktarmıştı. Mahkemeye gönderilen katliamın hedef göstererek işlendiği belirtilen polis raporunda, olayın Ergenekon yapılanması tarafından gerçekleştirildiği kanaatine varıldığı belirtiliyor.

´Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler´

Gazeteci-yazar Adem Yavuz Arslan´ın geçtiğimiz aylarda çıkan ´Bi Ermeni Var´ kitabında yer verdiği bilgiler kamuoyunu sarsmıştı. Kendisine daha sonra mermi ve beyaz bere gönderilerek tehdit edilen Arslan´ın yazdığı kitapta, Hurşit Tolon´un görevi sırasında Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi´nde (TUSHAD) görevli olduğu belirtilen bir kişinin 24 Aralık 2010´da gizli tanık olarak ifade verdiği aktarılıyordu. Gizli tanık, ifadelerinde, Zirve katliamını jandarmanın organize ettiğini iddia etmişti. Şahıs, Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün emriyle, 2003-2005 yılları arasında şehrin kilisesinde başpapaz olarak çalıştığını anlatıyordu. Aynı tanığın kitapta yer alan ifadesine göre, Ülger ve beraberindekiler katledilen üç kişiye yönelik sansasyonel bir eylem hazırlığı içindeydi. O tanığın iddiasına göre, olay akşamı, İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat´ın (küçük resim) cinayetlerden sonra yaptığı bir telefon görüşmesinde, Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler. dediği iddia edilmişti.

İşte karanlık bağlantılar

Danıştay saldırısından yaklaşık bir yıl sonra Malatya´da bir provokasyon yaşandı. Zirve Yayınevi´nde çalışan ve misyonerlik yaptıkları ileri sürülen Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel, 18 Nisan 2007´de boğazları kesilerek öldürüldü. Zanlılardan Salih Gürler (20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (20) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalandı. Üçüncü katın penceresinden kaçmak isterken düşerek yaralanan Emre Günaydın (19) ise tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Davanın 9 Haziran 2008´de yapılan 7. duruşmasında Emre Günaydın ilginç ifadeler kullandı. Saldırıda azmettirici olmakla suçlanan Varol Bülent Aral ile ilgili soru üzerine şunları söyledi: Aral işten çıkarıldığında bana (´Bizimle birlikte ol, sana her türlü devlet desteği sağlarız´) dedi. Davanın bir numaralı sanığı Emre Günaydın´a talimat veren kişinin Varol Bülent Aral olduğu ileri sürüldü. Malatya Otogarı´nda bulunan Aral´a ait ajandada Ergenekon izine rastlandı. Bülent Aral´ın ajandasında Veli Küçük´ten Zekeriya Öztürk´e kadar pek çok isim ve kayıt yer alıyordu. Milliyet Gazetesi 17 Şubat 2009´da önemli bir habere imza attı. Haberde, Malatya´da Zirve Yayınevi´nde 3 kişinin boğazı kesilerek öldürülmesi olayının azmettiricisi olarak tutuklanan Hüseyin Yelki´nin, emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün katliam için görevlendirdiği öne sürülen iki kişiyi tanıdığı ortaya çıktı. deniliyordu.

Ergenekon dosyası eklendi

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Eray Gürtekin, 21 Kasım 2008´de Ergenekon davası iddianamesinin, Malatya´daki yayınevi cinayetleri davasının dosyasına eklendiğini açıkladı. Cinayetlerle ilgili davanın görüldüğü 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne 12 Haziran 2007´de gönderilen ihbar mektubunda, eski Malatya Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger´e yönelik suçlamalar bulunuyordu. Mektupta ´Emre Günaydın´ı azmettiren ve yönlendiren kişi komutanımız M.Ü.´nün yönlendirmesiyle İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat´tır´ deniliyordu. Ruhi Abat´ın olaydan önceki 6 ay boyunca istihbaratçılarla 600´e yakın görüşme yaptığı tespit edildi.

Bir dönem JİTEM´de haber elemanı olarak çalıştığını anlatan Erhan Özen ise davanın 29. duruşmasında verdiği ifadede, Varol Bülent Aral ile Ergenekon davasının tutuklu sanıkları emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in irtibatlı olduğunu söylemişti.

Veli Küçük ifade vermiş ve katliamın Ergenekon davasıyla birleştirileceğini iddia etmişti

13 Nisan 2009´da Ruhi Abat ve Mehmet Ülger tanık olarak dinlendi. Mahkeme heyeti ve müdahil avukatları, olay günü cinayet yerine gidip gitmediğini sordu. Olay yerine gittiğini, nedeninin de alay komutanı olarak savcının bir talimatının olup olmayacağını öğrenmek amacı taşıdığını ileri sürdü. Ergenekon davasının 8 Mayıs 2009´da yapılan 83. duruşmasında ilginç bir gelişme yaşandı. Veli Küçük, Malatya´daki katliama ilişkin, 6 Mayıs Çarşamba günü şüpheli olarak Silivri´de ifade verdiğini açıkladı. Küçük, Malatya´daki Zirve Yayınevi katliamı nedeniyle çarşamba günü şüpheli olarak Silivri´de ifade verdim. Zirve Yayınevi´nin şu anda şüphelisiyim. diye konuştu.

Ergenekon davası tutuksuz sanıklarından eski Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon´da ele geçirilen Psikolojik Harekat Seminerleri isimli bir sunuda Zirve Yayınevi´nin eski ismi yer alıyordu: Malatya´da Kayra Dağıtım (Zirve Yayınevi´nin eski ismi) Pazarlama Ltd. Şirketi adı altında kurulan kitabevi tarafından askeri personele yönelik misyonerlik faaliyetlerinde bulunulduğu...

Zirve soruşturması derinleşiyor, müdahil avukatlar umutlu

Zirve Yayınevi´nde 3 kişinin bıçaklanarak öldürülmesiyle ilgili davanın müdahil avukatı Erdal Doğan, 18 Ocak 2010´da Savcı Zekeriya Öz´den katliamın Kafes Eylem Planı çerçevesinde ve Ergenekon bağlantısı konusunda araştırma ve soruşturma yapılmasına dair talepte bulunduklarını söyledi. Katliamla ilgili davanın son 3 yıldır Poyrazköy ve Ergenekon gibi davalarla bağlantılı olduğunu her duruşmada söylediklerini ifade eden Doğan, şöyle konuştu: Zirve Yayınevi´ndeki cinayetlerle ilgili davanın Ergenekon-Poyrazköy davasıyla bağlantısına dair iddialarımızı, delillerimizi en az son 3 yıldır davanın görüldüğü Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne ve halen davayla ilgili soruşturmayı sürdüren Malatya savcıları ile Ergenekon soruşturmasını başlatan İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e sunmuştuk. Ayrıca davanın müdahil avukatları olarak 18 Ocak 2010 tarihinde Savcı Zekeriya Öz´e katliamın Kafes Eylem Planı çerçevesinde ve Ergenekon bağlantısı konusunda araştırma ve soruşturma yapılmasına dair taleplerimizi içeren bir dilekçe de vermiştik. Bugünkü gelişmelerden de anlaşılıyor ki Sayın Öz´ün daha önceki araştırmalarıyla birlikte bu soruşturmayı derinleştirdiği görünüyor. Hatırlanacağı üzere rahip Santoro, Zirve Yayınevi ve Hrant Dink cinayetleri, Kafes Eylem Planı´nda birer operasyon olarak zikredilmekteydi.´ ( Zaman)

SAVCIYA GELEN ŞOK SES KAYDI OPERASYONU BAŞLATTI

Malatya´da dört yıl önce Zirve Yayınevi´nde misyonerlik faaliyeti yaptıkları gerekçesiyle biri Alman üç kişinin vahşice öldürüldüğü katliamla ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz´e konuşan jandarma istihbaratında çalışan gizli tanığın anlatımları ve postayla gönderilen bir CD, dün polisi harekete geçirdi. Dokuz kentte çoğu asker 20 kişinin gözaltına alındığı operasyonun perde arkasına Taraf ulaştı. İşte operasyonun perde arkasındaki olaylar ve Zirve katliamını çözen ses kaydının hikâyesi.

Operasyona jandarma istihbaratında çalışan bir ismin ´gizli tanık´ olarak 24 Aralık 2010 tarihinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ifadeyle başlandı. Gizli tanık, Zirve katliamının tüm ayrıntılarını, cinayeti kimin işlediğini Öz´e ayrıntılarıyla anlattı. Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un da ismini veren gizli tanığın ifadeleri üzerine soruşturma derinleştirildi.

Deliller postayla geldi

Bu safhada savcılığa postadan cinayetin tüm ayrıntılarını anlatan bir ses kaydı ulaştı. CD normal ebatlarda değil, mini boydaydı. CD içerisindeki tüm konuşmalar deşifre edildi. Konuşma, Malatya Organize Sanayi Jandarma Karakolu´nda geçiyordu. 27 Ocak 2008 tarihinde gerçekleşen bu toplantıya katılan isimler ise oldukça dikkat çekici. Dönemin Malatya Jandarma Alay Komutanı Albay Mehmet Ülger, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat, papaz İlker Çınar, İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Haydar Yeşil, İl Jandarma İstihbarat Başçavuş Adil Akçay.

Katliamı gülerek anlatıyorlardı

CD´deki ses kayıtları gizli alınmış bir kayıttı. Albay Mehmet Ülger ve Ruhi Abat dahil cinayetin içerisinde olan bazı isimler cinayetin nasıl işlendiğini kendi aralarında konuşuyorlardı. Cinayet emrinin nasıl verildiği, kimin cinayette kaç para aldığı gibi tüm ayrıntılar CD içerisinde vardı. Cinayet öncesi ve sonrasıyla ilgili tüm ayrıntılar bu toplantıda konuşulmuştu. Hatta toplantıya katılanlar cinayetin işlenişini gülerek anlatıyorlardı. Cinayet sonrası siyasi hayatın nasıl şekilleneceği gibi konuşmalar yapmaktan da çekinmiyorlardı.

Savcı Öz, gizli tanığı dinledi

İşte bu CD üzerine 24 Aralık 2010 günü ifade veren gizli tanığı savcı bir kez daha dinledi. 14 Mart 2011 tarihinde gizli tanık savcıya ifade verdi. Savcının ifade istemesinin sebebi, seslerin kime ait olduğunu öğrenmekti. Gizli tanık Albay ve öğretim görevlisi dahil toplantıya katılan tüm isimleri savcıya bildirdi. Aynı gizli tanık bu kez de sekiz sayfalık bir ifade verdi. Toplantıda konuşulanlar çerçevesinde tüm ayrıntıları savcı Öz´e aktardı.

Önemli delillere ulaşıldı

Soruşturma dosyasında CD´nin yanı sıra katliamda öldürülen sanıkların ölmeden önce katıldıkları toplantılarda çekilen fotoğrafları da yer aldı. Cinayeti işleyenler adım adım Zirve katliamında ölen isimleri takip etmişlerdi. Savcılığa gönderilen CD içerisindeki ses kayıtları ve gizli tanığın ifadesinin ardından düğmeye basıldı ve dün operasyon başlatıldı. Dün görüştüğüm bir yetkili “Bir iki gün içerisinde tüm Türkiye Zirve katliamının sorumlularını öğrenecek. Ses kaydında cinayeti kimlerin işlediği ortaya çıkacak” dedi. Görüştüğüm bir başka yetkili ise “Cinayet tüm yönleriyle ortaya çıktı. Siz çarşamba günü tüm Türkiye bu haberi konuşacak demiştiniz ama asıl Zirve´nin ses kayıtlarını birkaç gün içerisinde konuşulacak” dedi.

Biz vurun dedik, onlar öldürmüş

Gizli tanığın iddiaları, Gazeteci Adem Yavuz Arslan´ın “Bi Ermeni Var...” adlı kitabında yayımlanmıştı. Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekât Dairesi´nde (TUSHAD) görevli olduğunu belirten gizli tanık, Ergenekon sanığı Levent Ersöz´ün emriyle, 2003-2005 yılları arasında görevlendirildiği şehrin kilisesinde başpapaz olarak çalıştığını belirtiyor. Daha sonra Mehmet Ülger, Ruhi Abat ve Binbaşı Haydar Yeşil´in ekibinde çalıştığını anlatan tanık, iddiaya göre Ülger´e sansasyonel eylemin ne olduğunu sormuş ve “Gelen emir doğrultusunda misyonerlere gözdağı vermek için Necati Aydın, Thilman Geske ve Uğur Yüksel´i korkutacağız” yanıtını almıştı. Yine tanığın iddiasına göre öğretim görevlisi Ruhi Abat, katliamın yaşandığı gün bağlantılarına telefonla bilgi verirken “Biz o şerefsizlere ´vurun´ dedik, onlar gidip öldürmüş” dediği iddia edilmişti.

Dokuz ilde 20 gözaltı

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün yürüttüğü soruşturma kapsamında, Malatya, Siirt, Muğla ve İzmir´in aralarında olduğu 9 ilde yapılan operasyonlarda, Malatya eski İl Alay Komutanı emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger ve yaklaşık 20 kişi gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında, İnönü Üniversitesi (İÜ) İlahiyat Fakültesi´nde araştırma görevlisi olan Ruhi Abat´ın evinin yanı sıra 3 ayrı noktada arama yapıldı. Özel yetkili Cumhuriyet savcılarının katıldığı aramaların ardından Ruhi Abat ile Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Jandarma Binbaşı H.Y, jandarma astsubaylar Mehmet Çolak ve A.A. gözaltına alınarak, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´ne götürüldü. Emekli Albay Mehmet Ülger ise Ankara´daki evinde gözaltına alındıktan sonra İstanbul Emniyeti´ne getirilerek, sorguya alındı. Muğla Jandarma Komutanlığı´nda yapılan aramanın ardından bir muvazzaf gözaltına alındı. Siirt´te yapılan baskında ise İl Alay Komutanlığı´nda görevli A.G emniyete götürüldü. İzmir´de ise İl Jandarma Komutanlığı´na ait misafirhanede arama yapıldı. Aranan muvazzafa ulaşılamadı.

İntihar girişimi

Malatya´da gözaltına alınan astsubay Mehmet Çolak´ın eşi H. Çolak, olayın ardından intihar girişiminde bulundu. Alınan bilgiye göre, H.Çolak´ın Fırat Mahallesi´ndeki evinde tabanca ile intihar etmek istediği ve bir el silah sesi duyulduğu öğrenildi. Çağrılan ambulansla Malatya Devlet Hastanesine götürülen H. Çolak´ın yara almadığı, hastanede gözetim altında tutulduğu belirtildi. ( Mehmet Baransu / Taraf)

(17 Mart 2011), son güncel.: (18 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3111    yazdır/print


 

Soner Yalçın´ın çarpıttığı dosya Savcı Öz´de

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Odatv soruşturmasında tutuklanan Soner Yalçın´ın, eski Gümrük ve Tekel Bakanlığı Başmüfettişi Necati Can´a hakaretten yargılandığı dava dosyasını incelemeye aldı. İskenderun´daki silah kaçakçılığı ile ilgili dosyada, Yalçın´ın, ASALA´ya bağlı Overco şirketinin içinde bulunduğu olayı Muhsin Yazıcıoğlu ve MHP´lilerin üzerine yıkmaya çalıştığı, öldürülen Binbaşı Cem Ersever´in adını da kirli dosyaya karıştırdığı ileri sürülüyor. Soner Yalçın, Ergenekon kapsamında tutuklanmıştı. Dosyada, İtalya´da derin devlet ve Gladio´nun bağlantılarını araştıran Savcı Carlo Palermo´nun Hollanda üzerinden İskenderun´a getirilen silahlarda P2 Mason Locası´nın parmağı olduğuna yönelik tespitleri, bir itirafçının ´Silahları sağcı-solcu terör örgütlerine dağıtıyorduk´ şeklindeki beyanı da yer alıyor.

Soner Yalçın´ın çarpıttığı dosya Savcı Öz´de

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Odatv soruşturmasında tutuklanan Soner Yalçın´ın, eski Gümrük ve Tekel Bakanlığı Başmüfettişi Necati Can´a hakaretten yargılandığı dava dosyasını incelemeye aldı. İskenderun´daki silah kaçakçılığı ile ilgili dosyada, Yalçın´ın, ASALA´ya bağlı Overco şirketinin içinde bulunduğu olayı Muhsin Yazıcıoğlu ve MHP´lilerin üzerine yıkmaya çalıştığı, öldürülen Binbaşı Cem Ersever´in adını da kirli dosyaya karıştırdığı ileri sürülüyor. Soner Yalçın, Ergenekon kapsamında tutuklanmıştı. Dosyada, İtalya´da derin devlet ve Gladio´nun bağlantılarını araştıran Savcı Carlo Palermo´nun Hollanda üzerinden İskenderun´a getirilen silahlarda P2 Mason Locası´nın parmağı olduğuna yönelik tespitleri, bir itirafçının ´Silahları sağcı-solcu terör örgütlerine dağıtıyorduk´ şeklindeki beyanı da yer alıyor.

Odatv.com baskınının ardından tutuklanan Soner Yalçın´ın Gümrük ve Tekel Bakanlığı eski Başmüfettişi Necati Can´a hakaretten yargılandığı dava dosyası da Ergenekon soruşturması kapsamında incelemeye alındı. Sıradan bir hakaret davası gibi görünen dosya, Soner Yalçın´ın ve Türkiye´nin yakın tarihindeki önemli gelişmelere ilişkin yaptığı dezenformasyonlarla ilgili çarpıcı bilgiler içeriyor.

Cem Ersever´i açığa aldıran olay

İskenderun Limanı´nda 12 Eylül öncesi ortaya çıkarılan bir silah kaçakçılığıyla ilgili resmi raporda fail olarak bazı Kürt iş adamları ile Ermeni firması Overco´nun adı geçiyor. Buna rağmen Yalçın, ´Binbaşı Ersever´in İtirafları´ kitabının 41. sayfasında olayda Necati Can´ın Ersever´le görüştüğü ve onu kolladığı ima ediliyor. Kitap Türkiye´ye kaçak yollardan sokulan 2 bin 500 tabancanın yakalanma sürecini anlatırken şu cümlelere yer veriyor: Ersever, İstanbul´da kaçakçılık olayını soruşturan Gümrük ve Tekel Bakanlığı Müfettişi Necati Can´la görüşüyor. Necati Can´a Muhsin Yazıcıoğlu´nun mektubunu veriyor. Ersever, MHP´lilere ait olan 2 bin 500 tabanca ve kaçak malların yakalanması görevini ihmal ettiği için açığa alınıyor.

Soruşturmayı yapan isim bile farklı

Yalçın´ın kitabının aksine müfettiş raporları ve mahkeme tutanaklarında ise olay şöyle: 1978´de İskenderun Limanı´ndan transit yük taşıyan bir TIR´da Gaziantep Jandarma ekipleri tarafından yapılan aramada 2 bin 500 adet Bersa marka kaçak tabanca ve şarjörler ele geçirildi. Gümrük belgelerinde malın alıcısı olarak Ahmet ve Mehmet Taner kardeşler görünürken, kamyonun başında bekleyen sabıkalı kaçakçı Mehmet Taner yakalanarak sorgulandı. Kaçakçılık soruşturmasını Necati Can değil Müfettiş İsmail Yanlar yaptı. Mahkeme zabıtlarına ve resmî belgelere göre silahları yurtdışından gönderen şirket, Ermenilere ait Overco. Bu dönemde Gümrük ve Tekel Bakanı Tuncay Mataracı organize kaçakçılık olaylarına rüşvet karşılığı destek suçundan Yüce Divan´da yargılanarak 46 yıl hapis cezası aldı. Kaçak tabancaları taşıyan şirketin sahibi ise Bayındırlık Bakanı Şerafettin Elçi´nin çocuklarının kirvesi olan kaçakçı Necat Söyler.

Silahlar Kürt ve Ermenilere gidiyor

Silah kaçakçılığına adı karışan Overco firmasını ilk olarak tespit eden müfettiş ise Yalçın´dan şikayetçi olan Necati Can oldu. Can, Overco´nun Türkiye üzerinden kaçakçılık yaptığını ve dikkat edilmesi gerektiğiyle ilgili tespitlerde bulunup, gümrükleri uyaran bir rapor hazırlamış. İskenderun´da ele geçirilen 2 bin 500 tane silahla ilgili İsmail Yanal, Ali Cevat Akın, İsmail Yanal, Mutlu Otman, Cafer Çetin ve Yunus Nadi Kural gibi dönemin önemli gümrük müfettişleri de ayrı ayrı soruşturma raporu hazırladı. Raporların hiçbirinde 2 bin 500 tabancanın failleriyle ilgili Soner Yalçın´ın anlattığı yönde bilgi yer almadı. Yalçın´ın kitabında yer vermediği Overco, raporlara göre Türkiye aleyhine yurtdışında faaliyet gösteren ASALA gibi Ermeni örgütlerinin uzantısı. Bu firmanın kaçakçılık yapan Türkiye´deki işbirlikçilerinin ise Ahmet, Hasan Karagülle ve amca çocukları Taner Kardeşler ile Necat Söyler olduğu belirtiliyor. Dönemin Emniyet Genel Müdürü Fahri Görgülü ise kaçak silahların Barzani ve Talabani´ye ulaştırıldığını belirtiyor.

Veli Küçük de İskenderun´daydı

1978´de İskenderun Limanı´ndan transit yük taşıyan TIR´da 2 bin 500 adet Bersa marka kaçak tabanca ve şarjörün ele geçirildiği dönemde İskenderun´da Jandarma´nın başında Ergenekon tutuklusu emekli Tuğgeneral Veli Küçük bulunuyordu. Küçük´ün evinde ele geçirilen ajandalarda da silah kaçakçılığın kara yolları ayağını oluşturan Orta Doğu Nakliyat´ın sahibi Nejat Söyler ve ekibiyle ilgili notlar bulunduğu tespit edildi. Küçük´ün Söyler´in konuşmalarını bir kasete kaydettiği, İskenderun´daki gümrükte yaşanan kaçakçılık olaylarını yakından takip ettiği ve bunu ajandasına kaydettiği Ergenekon davasının ek klasör delilleri arasına girdi.

Asıl kaçakçılara kitabında hiç yer vermedi

Soner Yalçın´ın yargılandığı dava dosyasında ´Binbaşı Ersever´in İtirafları´ kitabında anlatılan dönemin kaçakçılık olayının perde arkası da mahkemeye delil teşkil etmesi açısından ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Özellikle Türkiye´deki silah kaçakçılığının uluslararası boyutlarda olduğu ve İtalyan Savcısı Carlo Palermo´nun Gladyo ve derin devletin iç yüzüne dair yürüttüğü soruşturmanın ayağının o dönemde Türkiye´ye uzandığı belirtiliyor. Savcı Palermo´nun kaçakçıların bazılarının Türk vatandaşı olduğunu tespit ettiği belirtiliyor.

Mason Locası P2 parmağı

İtalyan polisinin elindeki başka bir tutuklu da ismi açıklanmaması kaydıyla şu açıklamayı yapıyor: Türkiye´ye İskenderun Limanı´ndan silah sokuyorduk, sağ-sol ayrımı yapmadan bütün terör örgütlerine satıyorduk. Palermo´nun İtalya´da Vatikan´a bağlı P2 Mason Locası´nın kaçakçılığa karıştığına dair tespitlerde bulunduğu yönünde haberlerin de o dönemde gazetelere yansıdığı belirtiliyor. Silahları İtalya´dan yükleyip Hollanda üzerinden gönderenlerin aslında Yahudi, Ermeni ve Kürt kökenli olduğu bazı gümrük müfettişlerinin raporlarına da yansımış. 12 Eylül döneminde kaçak silahların gümrük işlerini yürüten Nurettin Yaygılı´nın Rotaryen olduğu tespit edilmiş. Olaydaki tüm aktörlerin çok net bir şekilde bilinmesine rağmen Soner Yalçın Binbaşı Ersever´in İtirafları adlı kitabında silahların MHP´ye aitmiş gibi anlatmasının Ermeni firmayı ve silah kaçakçılığını organize eden yabancı istihbaratçıları gizlenme çabası olarak yorumlanıyor.

Cumhuriyet de saptırmış

O dönemde olayın üstünü örtmeye dönük haberler de dava dosyasında yer alıyor. 13 Nisan 1981 tarihli Cumhuriyet gazetesinde manşetten verilen haberde 13 gümrükçü yargılanacak denilerek Overco firması aklanıyor ve şirketin açıklamasına yer veriliyor. Hürriyet gazetesinin 9 Mayıs 1982 tarihinde manşetten verdiği İşte 400 milyarlık kaçakçılığın belgeleri. Maskeleri indiriyoruz başlıklarıyla verilen haber ise tam tersini ortaya koyuyor. Haberde Belgeler, Ermeni terör örgütü ASALA´nın 5 yıl öncesinden başlayarak 12 Eylül´e kadar Türkiye´ye silah ve kaçak eşya soktuğunu gösteriyor. Müfettiş raporlarında ASALA ve onun maşası kaçakçı şebekelerinin bütün faaliyetleri ortaya konarken, ´Kimler bunu örtbas etmeye çalışıyordu? deniyor.

Yalçın´ın JİTEM çelişkisi

Soner Yalçın´ın olayları nasıl çarpıttığına ilişkin bilgi ve belgeleri bir araya getiren eski Başmüfettiş Necati Can, davalık olduğu dosyada soruşturmayı bile kendisinin yürütmediğini, müfettiş İsmail Yanlar´ın soruşturduğunu söylüyor. Can ifadesinde Soner Yalçın´ın bu konuları bilmediğini ve kitabın kesinlikle birileri tarafından kendisine yazdırıldığını ileri sürüyor: Duruşmada bu bilgileri nereden öğrendiğini sordum. ´Ersever anlattı´ dedi. Halbuki aynı kitapta bu bilgileri JİTEM´in kurucusu olduğu ileri sürülen Yüzbaşı Cem Ersever´le tanışmadan önce yazdığını belirtiyor. Bunu hatırlatınca cevap veremedi. Soner Yalçın, Binbaşı Ersever´in İtirafları isimli kitabın içinde yer alan detayları Ankara 4 No´lu Sıkıyönetim Mahkemesi´nden aldığını belirtiyor. Ancak Sıkıyönetim Mahkemesi´nin kararında ve gerekçeli kararda da olay kitaptaki gibi anlatılmıyor. Kimler tarafından yazıldığı hiçbir zaman tespit edilememiş iki mektupta MHP adının geçtiği belirtiliyor. Ancak işin ilginç yanı, Alparslan Türkeş ve arkadaşlarına yönelik baskında parti binasında ele geçirilen bu mektuplarda da hadise böyle anlatılmıyor.

Dosya 2 yıldır bekliyor

Soner Yalçın´ın 2006 yılından bu tarafa sanık olarak yargılamasına devam edilen dosyanın iki yıldır bekletildiği öğrenildi. Necati Can kitabın 41. sayfasında yer alan bilgilerin, 2005´te Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi´nde delil olarak kullanılmak istenmesi üzerine Soner Can´dan şikâyetçi oldu. Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesi´nde 2006 yılında açılan dava, 2008 yılına kadar devam etti ve mahkeme suça teşkil eden Binbaşı Ersever´in İtirafları kitabının ilk baskısının 1994 yılında yapıldığını ve suçun zaman aşımına uğradığını belirtip Soner Yalçın lehine karar verdi. Fakat kitabın 2007´ye kadar sürekli basıldığı gözardı edildi. Fakat zaman aşımının yanlış uygulandığını tespit eden Yargıtay 13 Temmuz 2009´da kararı bozdu. Dosya iki yıldır 16. Asliye Ceza´da bekletiliyor. ( Yenişafak)

(17 Mart 2011, 12:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Sabah Akşam ´Karanlık Oda´yı aydınlattı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3109    yazdır/print


 

Kozinoğlu kiminle irtibatlı?

Ergenekon soruşturması kapsamında evi aranan ve yurtdışında olduğu gerekçesiyle gözaltına alınamayan MİT Dış Operasyonlar Daire Başkan Yardımcısı Kâşif Kozinoğlu´nun, Nurullah Teyfik Ağansoy´un öldürülmesini planlandığı gerekçesiyle tutuklu bulunan ve Alaattin Çakıcı´nın sağ kolu olan Adnan Çiçek ile irtibatının olduğu ortaya çıktı. Ergenekon´un deşifre olmasında büyük rol oynayan eski Jandarma İstihbaratçısı Gizli Tanık Kıskaç ise, Adnan Çiçek´in yardımıyla Kaşif Kozinoğlu ile görüştüğünü söyledi.

Kozinoğlu kiminle irtibatlı?

Ergenekon soruşturması kapsamında evi aranan ve yurtdışında olduğu gerekçesiyle gözaltına alınamayan MİT Dış Operasyonlar Daire Başkan Yardımcısı Kaşif Kozinoğlu´nun, Nurullah Teyfik Ağansoy´un öldürülmesini planlandığı gerekçesiyle tutuklu bulunan ve Alaattin Çakıcı´nın sağ kolu olan Adnan Çiçek ile irtibatının olduğu ortaya çıktı. Ergenekon´un deşifre olmasında büyük rol oynayan eski Jandarma İstihbaratçısı Gizli Tanık Kıskaç ise, Adnan Çiçek´in yardımıyla Kaşif Kozinoğlu ile görüştüğünü söyledi.

Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında evi aranan ve yurtdışında olduğu gerekçesiyle gözaltına alınamayan MİT Dış Operasyonlar Daire Başkan Yardımcısı Kaşif Kozinoğlu´nun, Nurullah Teyfik Ağansoy´un öldürülmesini planlandığı gerekçesiyle tutuklu bulunan ve Alaattin Çakıcı´nın sağ kolu olan Adnan Çiçek ile irtibatının olduğu ortaya çıktı.

JİTEM MENSUPLARI KOZİNOĞLU´YLA GÖRÜŞMÜŞ

Tevfik Nurullah Ağansoy´un da aralarında bulunduğu 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırı davasının iddianamesinde, “Taammüden öldürmeye azmettirmek, öldürmek ve öldürmeye iştirak” suçlarından 4 defa idam cezasına çarptırılması talep edilen Adnan Çiçek, JİTEM mensublarını Kaşif Kozinoğlu´yla görüştürmüş.

“ÇAKICI´YA ´REİS´ DİYORDU”

Ergenekon´un deşifre olmasında büyük rol oynayan eski Jandarma İstihbaratçısı Gizli Tanık Kıskaç, Adnan Çiçek´in yardımıyla Kaşif Kozinoğlu ile görüştüğünü söyledi. Adnan Çiçek ile görüştüğünü, kendisine, “Ankara´ya git. Milli İstihbarat Teşkilatındaki adamımız ile görüştüreceğim” dediğini kaydeden Gizli Tanık Kıskaç, “2000 yılında, yurtdışına çıkmak istedim. Ankara´ya gittim, Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) Bahçelievler´deki merkezine gittim. Kaşif Kozinoğlu, o dönemde MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanıydı. Kaşif Kozinoğlu ile görüştüm. Kozinoğlu´nun kendisiyle görüşeceğimden haberi vardı. Alaattin Çakıcı´nın ismi geçince ´Reis´ diyordu. Demek ki, aralarında güçlü bir bağ vardı. Bir saat kadar yanında oturduktan sonra ayrıldım” dedi.

“ADNAN ÇİÇEK´LE CEZAEVİNDE TANIŞTIM”

Sivas E Tipi Kapalı Cezaevi´nde 16. koğuşta kaldığını, Alaattin Çakıcı´nın adamı olarak bilinen Davut Yıldız sayesinde Adnan Çiçek ile tanıştığını kaydeden Gizli Tanık Kıskaç, “Davut Yıldız´ın can güvenliği yoktu. Alaattin Çakıcı´nın da Uludağ´da eşini öldürtmesi yüzünden Dündar Kılıç, Uğur Çakıcı´nın intikamını aldırtmak için Davut Yıldız´ı cezaevinde vurdurtmak istemesinden dolayı Davut Yıldız´ın can güvenliği bize aitti. Davut Yıldız sayesinde Adnan Çiçek ile tanıştım. Zaten bir süre sonra da Adnan Çiçek cezaevine girdi” diye konuştu.

“ASIL NEDEN TOPAL´IN ÖLDÜRÜLMEMESİYDİ”

Gizli Tanık Kıskaç, Adnan Çiçek´in cezaevine giriş sebebinin Nurullah Teyfik Ağansoy cinayeti olduğunu belirterek, “Nurullah Teyfik Ağansoy´un öldürülme sebebi ise Alaattin Çakıcı ile hasımlıktan öte kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal´ın öldürmemesiydi” değerlendirmesinde bulundu.

ÇİÇEK HAKKINDA 4 DEFA İDAM CEZASINA ÇARPTIRILMASI TALEP EDİLİYOR

Bebek´teki bir çay bahçesinde, Teyfik Nurullah Ağansoy´un da aralarında bulunduğu 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırı olayına ilişkin, 3´ü gıyabi tutuklu, 6´sı tutuklu, 12 sanık hakkında dava açıldı. Dava, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülüyor. İddianamede, Ağansoy´a silahlı saldırı girişimini planladıkları öne sürülen Adnan Çiçek ve Kenan Ali Gürsel, saldırıda tetiği çektiği iddia edilen Ferdi Heybet, Hasan Taşkın, Aydın Göker ve Yener Üçüncü ile gıyabi tutuklu sanıklar Kamil Özkılıç ve Ahmet Atlılar´ın da, “Taammüden öldürmeye azmettirmek, öldürmek ve öldürmeye iştirak” suçlarından 4 defa idam cezasına çarptırılması talep ediliyor. (Kenan Kıran / Yeni Akit)

Hayalet´ MİT´çiden ´1 numara´ Teoman Paşa´ya

15 Mart 2011 - Ergenekon´dan tutuklanan ´Kozmik´ ve ´Hayalet´ lakaplı MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu´nun ilişkileri oldukça manidar. Devlete ait gizli bilgileri ifşa ettiği iddia edilen Kozinoğlu´nun yolu eski MİT Müsteşarı Teoman Koman ile kesişiyor. Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasında adı geçen ancak yurt dışında olduğu için ifadesi alınamayan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu ile ilgili ´sırlar´ devam ediyor. Geçen perşembe günü Afganistan´dan getirilerek Zekeriya Öz tarafından ifadesi alınan Kozinoğlu, ´terör örgütü üyesi olmak´ ve ´devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek´ suçlamalarıyla tutuklandı. Adı çok duyulan ama kimliği ve özellikleri hakkında fazla bir şey bilinmeyen Kozinoğlu, halen merak konusu. İfade vermeye gelene kadar Kozinoğlu´na ait net bir fotoğraf karesi dahi yoktu.

Kendini saklamayı çok iyi bilen, birden fazla pasaport kullanan ve ayrı ayrı banka hesapları olduğu ileri sürülen Kaşif Kozinoğlu için iki tabir kullanılıyor: ´Kozmik´ ve ´Hayalet´... ´Kozmik´ denilmesinin sebebi, MİT´e ulaşan devlete ait gizli belgelerin çoğunu arşivlemesi. ´Hayalet´ lakabı ise ortalarda pek görünmeyen ancak önemli işleri yürüten ve hiçbir zaman takibe takılmayan özelliğinden kaynaklanıyor.

Kozinoğlu´nun Ergenekon´daki son operasyonda evinin aranması ve sonrasında tutuklanmasının ilk gerekçesinin, Oda TV´ye verdiği bazı bilgi, belge ve görüntü kasetleri olduğu söyleniyor. Elinde çok sayıda kişiye ait dinleme kayıtları, görüntüler ve devlete ait gizli belgeler olduğu tahmin ediliyor. Bunun ötesinde bazı vakıf ve derneklere yönelik raporlar hazırladığı ve bu raporları üstlerinin izni olmadan başka ülkelerin istihbarat birimleriyle paylaştığı belirtiliyor.

Peki, Oda TV ile Kozinoğlu´nun ilişkisi ne zaman başladı? Oda TV´nin sahibi Soner Yalçın ile ilk bağlantıya geçen, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Mikdat Alpay´dı. İddialara göre, Yalçın´a ´Efendi´ kitabını yazdıran ve kaynak sağlayan kişi de Alpay´dı. Mikdat Alpay, bilgileri Kaşif Kozinoğlu´ndan alıp Yalçın´a iletiyordu. Soner Yalçın kitabı yazdıktan sonra tehdit edildiğini söyleyip koruma almıştı. Ancak bir süre ortalarda görünmemişti. Yalçın´ı bu süre zarfında Kozinoğlu´nun sakladığı belirtiliyor.

Mikdat Alpay aslında MİT müsteşarı olmayı bekliyordu (Mesut Yılmaz´ın başbakanlığı döneminde). Ancak onun yerine Şenkal Atasagun atandı. Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer´in sınıf arkadaşı olan Alpay, beklediği atama gerçekleşmeyince görevini bırakmak zorunda kaldı ve emekli oldu. Aslında bu ilişkiler yumağı hep devam etti. Kozinoğlu ile Alpay, aynı ekipteydi. Aynı şekilde MİT´in asker kökenli son müsteşarı olan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Teoman Koman ile sıkı bağlantıları vardı.

MİT´e gelen bazı bilgilere rağmen terör saldırılarına zamanında müdahale edilemediği için başta Doç. Dr. Bahriye Üçok olmak üzere eski MİT Müsteşarı Hiram Abbas gibi kişilerin öldürülmesi engellenemedi. Diğer bir ayrıntı ise JİTEM mensubu Ahmet Cem Ersever´in Soner Yalçın´a konuşmasını da aynı ekip sağlamıştı. Zaten Ersever konuştuktan sonra sıkıntılı bir döneme girmiş, sonra da hala cevap bekleyen bir düzine soru ile faili meçhule kurban gitmişti. Kullanıp atma veya faydalanıp bırakmanın, geçmişte Türk istihbaratının en çok başvurduğu yöntemlerden olduğu söyleniyor. Bu nedenle Ersever´in elindeki bilgi ve belgelerin, Eşref Bitlis suikastı başta olmak üzere, 90´lı yıllardaki faili meçhullerin aydınlanmasını sağlayacak nitelikte olduğu belirtiliyor.

İddialara göre, Soner Yalçın ile Ersever´i buluşturan Kozinoğlu ekibiydi. Alpay-Kozinoğlu-Koman ilişkisi ise ayrı bir tartışma ve araştırma konusu. İkisi de JİTEM-Jandarma-MİT üçgenini çok iyi biliyordu. ´Hayalet´ Kaşif Kozinoğlu´nun bildiklerini Teoman Koman da biliyordu. İlginçtir, Teoman Koman´ın MİT´teki lakabı veya kod adı ise ´Bir Numara´ idi.

Ergenekon´da da ´Bir numara kim?´ sorusu sık sık medya tarafından gündeme getirilmişti. Kafaları karıştıran bu isimlerin ortalarda pek görülmemesi ve hiçbir olayda neredeyse isimlerinin anılmaması oldukça ilginç. Garip bir el, bir ekibin üstünü örterken, diğer bir ekibin üstünü ısrarla açmaya çalışıyor. Mesela, Teoman Koman Paşa ismi hiçbir şekilde gündeme gelmiyor. Geçmişte hem Bülent Arınç hem de Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış tarafından ismi gündeme getirilmesine rağmen hiçbir yargı birimi harekete geçmedi. Hatta Elkatmış´a göre Susurluk´un üstünü Koman Paşa örtmüştü. Susurluk´un üzerine gidilmiş olsaydı belki Türkiye Ergenekon gerçeğini çoktan çözmüş olacaktı.

Kozinoğlu´nun bir özelliği de MİT´te ´Türkçü-kafatasçı´ (bugünkü ´ulusalcı´ kavramının karşılığı) olarak tabir edilen klikten olması. Bu nedenle Çerkez grubu ile sürekli bir yarış içinde oldu ve onları ekarte eden kim varsa onların yanında yer aldı. Mehmet Eymür, Şenkal Atasagun, Hiram Abbas gibi isimlerle ayrılıkları da bundan geliyor. Tabii onun asker tarafı da unutulmamalı. Ona göre, MİT´i en iyi, istihbaratı güçlü, askeri eğitim almış kişiler yönetebilir. Şu anki MİT Müsteşarı Hakan Fidan´ı yıpratma ve hükümeti güç durumda bırakma gibi planları olduğu söylenen Kozinoğlu´nun, aynı zamanda Ergenekon davasına karşı bir cephe oluşturulması gerektiğini yakın çevresine aktardığı belirtiliyor.

Geçen hafta Aksiyon´da ´Kozmik Kozinoğlu´ başlığıyla yayımlanan haber, aslında onun kimliğini biraz ortaya koyuyor. Türkiye, Kaşif Kozinoğlu adını ilk olarak 6 yıl önce MİT-Mafya-Yargıtay üçgeninde gelişen bir skandalla duymuştu. Alaattin Çakıcı´nın davası için dönemin Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ile görüşmeler yapmıştı. İkili arasındaki konuşmalar yasal dinlemeye takılmıştı. Kozinoğlu, görüşmeyi inkar etmiş ancak mahkeme, Çakıcı´nın ceza almaması için Yargıtay´daki dosyasını takip ettiği ortaya çıkan Kozinoğlu´na 5 ay hapis cezası vermişti. Hakkında dava açılan ilk üst düzey MİT görevlisi olan Kozinoğlu´nun yolu, Ergenekon´la eskiden beri kesişiyordu. Hatta iş Susurluk´a kadar uzanıyor. Özel Kuvvetler´in bir kolu olan Muharebe Arama Kurtarma Birliği (MAK)´nin de kuruculuğunu yapan MİT mensubu, görevi Ergenekon operasyonunda tutuklanan Levent Göktaş´a bırakmıştı. MİT´te Operasyon Başkanlığı´nın altında Asya Ülkeleri Daire Başkanı Vekilliği yapan Ergenekon zanlısının, ´yükselebilmek için teşkilata sahte diploma verdiği´ de Çakıcı davası sırasında ortaya çıkmıştı. Binbaşı rütbesiyle emekli olan Kozinoğlu, 1986´da Özel Harp Dairesi´nde çalışırken Polis Özel Harekat timlerini eğitmek üzere görevlendirildi. 1987´de ise MİT´in yurt dışında görev yapması için kurduğu birime atandı.

Kaşif Kozinoğlu´nu Ergenekon´a yaklaştıran en büyük etkenlerden biri, Ergenekon sanığı emekli Yarbay Korkut Eken´le irtibatı. Eken, Mehmet Ağar´ın Emniyet Müdürlüğü´ne atanmasının ardından müşavir oldu. 12 Mart 1995´te Gazi Mahallesi´nde başlayan olaylar sırasında oluşturulan Güvenlik Masası´nda ´Özel Harekat Danışmanı´ olarak yer aldı. Susurluk Komisyonu´na yaptığı açıklamada Abdullah Çatlı´yla bir yemekte tanıştığını, Çatlı´nın 1980 öncesinde kullanılmış olabileceğini ve Tarık Ümit´i tanıdığını söyledi. Çete iddialarının asılsız olduğunu ileri sürdü. İstanbul DGM´de süren ´Çete Davası´nda yargılandı. Emniyet´e ´Hospro´ şirketi tarafından hibe edilen ve bir bölümü ortadan kaybolan silahlarla ilgili olarak Eken´le birlikte Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Şemsettin Can Polat, Necmettin Ercan, Mustafa Teber, Tekin Hatipoğlu, Nazmi Kara, Ömer Aydoğan, Niyazi Pek hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Mehmet Ağar, bu soruşturma sırasında verdiği yazılı ifadede, silahları Korkut Eken´e senet karşılığı teslim ettiğini ileri sürdü. Kaşif Kozinoğlu´nun bütün bu bilgilerden haberi vardı. Çünkü hem Korkut Eken hem de Ergenekon sanığı İbrahim Şahin, Kozinoğlu ile irtibat halindeydi. ( Aksiyon)

(07 Mart 2011), son güncel.: (15 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Odatv´ye 2. baskın

ODATV İLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3063    yazdır/print


 

Ergenekon-PKK-TİKKO ilişkileri

Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul Şile´deki cephane kazılarıyla ilgili hazırlanan yeni iddianame, Ergenekon´un taşeron terör örgütleri kullandığına dair iddiaları daha da somutlaştırdı.

Ergenekon-PKK-TİKKO ilişkileri yeni iddianamede

Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul Şile´deki cephane kazılarıyla ilgili hazırlanan yeni iddianame, Ergenekon´un taşeron terör örgütleri kullandığına dair iddiaları daha da somutlaştırdı.

28 Temmuz 2010´da Şile´de yapılan kazılarla ilgili İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen 34 sayfalık iddianamede Ergenekon davasının asker sanıkları Veli Küçük, Levent Bektaş, Muzaffer Tekin, Oktay Yıldırım ve Mustafa Turhan Ecevit´in eski TİKKO ve PKK mensuplarıyla ilişkisi dikkat çekiyor. Eski TİKKO´cu Ulaş Özel ve eski PKK´lı Hüseyin Yanç ile polis Yusuf Ethem Akbulut´un sanık Okan İşgör´ün yanında çalıştığı anlatılıyor. İddianamedeki anlatıma göre sanık İşgör, JİTEM´in kurduğu şirketi devrettiği bir isim. İddianamede, bu durumun Ergenekon´un JİTEM´le bağlantısına örnek olduğu belirtiliyor. Öte yandan davanın bir numaralı sanığı eski TİKKO´lu Ulaş Özel´de ele geçen çok sayıda mühimmat da şebekenin silahlı ayağı açısından dikkat çekiyor. İddianamede, İşgör ile Özel arasında mühimmatla ilgili şifreli konuşma geçtiği vurgulanıyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nca hazırlanan iddianamede, bir ihbar üzerine başlayan operasyonda, Özel´in üvey babası Mustafa Nemli´nin evinde 1 adet Kaleşnikof, 2 adet dolu şarjör, 51 adet Kaleşnikof´a ait fişek, şişede 3 adet MKE yapımı sağlam el bombası fünye grubu, 3 adet sağlam el bombası gövdesi, 1 adet elden fırlatmalı aydınlatma fişeği bulunduğu anlatılıyor. Sanık Özel´in yer göstermesi üzerine yapılan aramalarda ise Jandarma Genel Komutanlığı´nca verilmiş takdirnameler, çok sayıda askeri malzeme, bir adet kurusıkı tabanca ve buna ait 5 fişek bulunan şarjör, bir adet el bombası, 12 adet MKE yapımı fişek, 10 adet kurusıkı fişeği, 2 adet Glock silah şarjörü, şişeler içinde üç adet el bombası ele geçirildiği ve bunun yanında sahte isimli kimliklerin de bulunduğu aktarılıyor.

Bir numaralı sanıktan çarpıcı itiraflar

İddianameye yansıyan sanık Özel´in açıklamaları da dikkat çekici. Üniversite yıllarında TİKKO mensubu olan ve daha sonra itirafçı olup operasyonlara katılan Ulaş Özel, JİTEM adına kendisine kimlik verildiğini ve maaşa bağlandığını belirtti. Özel, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Muzaffer Tekin ve Kemal Kerinçsiz´i tanıdığını, yanında çalıştığı Okan İşgör´ün Kerinçsiz´le Cumhuriyet mitinglerine katılım ve organize ile ilgili planlamalar yaptıklarını aktardı. İşgör´ün o sırada Kerinçsiz´in yanında koruma gibi durduğunu ifade etti. Birlikte gittikleri toplantılarda Ergenekon soruşturmasında ismi geçen subayları gördüğünü de kaydetti.

PKK itirafçısı Hüseyin Yanç da Tunceli´deyken Jandarma İstihbarat´ın yönlendirmesi ile Okan İşgör´le tanıştığını anlattı. İşgör´ün kendisine, Göktuğ isimli şirketi JİTEM´in kurduğunu ve daha sonra JİTEM´den devraldığını anlattığını kaydetti. Sanıklardan Özel de 2007 yılında Ergenekon soruşturması başladıktan sonra İşgör´e ait şirketlerin mal varlığının sıfırlandığını, 24 adet TIR´ın satıldığını anlattı.

Kriminal rapor: Bombalar kullanılmaya elverişli

İddianamenin delillerin değerlendirilmesi bölümünde, ele geçirilen mühimmatla ilgili kriminal raporlara yer verildi. Ele geçen malzemeler üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde sanıklardan Ulaş Özel´in sağ el işaret parmak izine rastlandığı belirtildi. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) tarafından hazırlanan raporlarda sanıklarda ele geçen 88 el bombasının da TSK´ya ait olduğu kaydedildi. 44 adet el bombasının MKE tarafından 21 Şubat 2001´de Jandarma Genel Komutanlığı´na (JGK) teslim edilen 5 bin adet el bombasından, 44 adet savunma tipi el bombasının ise 25 Ekim 1999 tarihinde JGK´ya teslim edilen 5 bin 350 adet bombasından olduğu bildirildi. Ele geçirilen otomatik silah, tüfek ve fişeklerle ilgili yapılan tatbikat ve incelemelerde ise patlamaya hazır, kullanıma elverişli oldukları belirtildi. ( Zaman)

(03 Mart 2011, 10:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon-PKK bağlantısı manşetlerimiz

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DHKP-C ile ilgili manşetlerimiz

Ergenekon-Hizbuttahrir bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon-Hizbullah bağlantıları

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

ERGENEKON VE DİĞER TERÖR ÖRGÜTLERİNDEKİ BOMBA VE SİLAHLARIN KARDEŞLİĞİ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3042    yazdır/print


 

Flaş!!! Ergenekon´da yeni dava: Şile kazıları

Ergenekon´da yeni dava açıldı. Şile´de yapılan kazılarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede 1´i tutuklu 4 sanığın ´Ergenekon terör örgütü üyesi olmak´ suçundan cezalandırılması istendi. İtirafçı olduğunu ve JİTEM adına operasyonlara katıldığını belirten sanık Ulaş Özel ifadesinde, Ergenekon sanığı emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in cezaevine girmesinden sonra Poyrazköy davası tutuklu sanığı emekli Binbaşı Levent Bektaş´ın onun konumuna geldiğini, sık sık Veli Küçük ve Levent Bektaş ile görüşüldüğünü söyledi. İddianame, Poyrazköy cephaneliği ile Ergenekon sanıkları arasındaki bağlantıyı da gösteriyor. Dikkati çeken bir ayrıntı da sanıkların TİKKO, İBDA-C ve PKK gibi çeşitli terör örgütü üyeleri olmaları.

FLAŞ!!! Ergenekon´da yeni dava: Şile kazıları

Ergenekon´da yeni dava açıldı. Şile´de yapılan kazılarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede 1´i tutuklu 4 sanığın ´Ergenekon terör örgütü üyesi olmak´ suçundan cezalandırılması istendi. İtirafçı olduğunu ve JİTEM adına operasyonlara katıldığını belirten sanık Ulaş Özel ifadesinde, Ergenekon sanığı emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in cezaevine girmesinden sonra Poyrazköy davası tutuklu sanığı emekli Binbaşı Levent Bektaş´ın onun konumuna geldiğini, sık sık Veli Küçük ve Levent Bektaş ile görüşüldüğünü söyledi. İddianame, Poyrazköy cephaneliği ile Ergenekon sanıkları arasındaki bağlantıyı da gösteriyor. Dikkati çeken bir ayrıntı da sanıkların TİKKO, İBDA-C ve PKK gibi çeşitli terör örgütü üyeleri olmaları.

Ergenekon soruşturması kapsamında Şile´de yapılan kazılarla ilgili olarak 1´i tutuklu 4 sanık hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamede, 28 Temmuz 2010´da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´ne gelen bir ihbar üzerine sanıklardan Ulaş Özel´in yaşadığı Başakşehir´deki evde arama yapıldığı ve aramalarda kaleşnikof silah, elden fırlatmalı roket ibareli aydınlatma fişeği, el bombası gövdesi ele geçirildiği belirtildi. Burada ulaşılamayan Ulaş Özel´in daha sonra Altınoluk´ta yakalandığı ifade edilen iddianamede, Özel´in başka mühimmat da bulunduğunu söylediği kaydedildi. Yeniden yapılan aramalarda bol miktarda askeri malzeme ve çeşitli miktarda mühimmatla birlikte çeşitli tarihli Jandarma Genel Komutanlığı tarafından verilmiş takdirnamelerin bulunduğu anlatıldı.

İddianamede yer alan ifadesine göre; sanık Özel eski bir TİKKO örgütü üyesi olduğunu anlattı. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan, cezaevinde kaldığı süre ve sonrasında Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele (JİTEM) isimli askeri kurumda çalışan Özel´e resmi kimlik ve silah verildi. Kırsal alanda silahlı terör örgütleri ile JİTEM adına çatışmalara giren Özel, 2005 yılının sonlarına doğru devletin resmi görevlilerinin yönlendirmesiyle İstanbul´da bulunan Hüseyin Yanç ile irtibata geçerek Okan İşgör´ün işyerinde çalışmaya başladığını söyledi.

İşgör´ün İBDA-C, Yanç´ın ise PKK-Kongra/Gel üyesi olduklarını, ikisinin de itirafçı JİTEM üyesi olduğunu, Yanç´ın örgüt içindeyken patlayıcı bomba yaptığını, İşgör´ün ise bomba yapımı konusunda Yanç´tan bilgi aldığını söyledi.

ERGENEKON´UN ORTAYA ÇIKMASI İLE KULLANILDIĞIMI ANLADIM

İşgör´ün yanında çalıştığı dönemde iş yerine birçok resmi görevlinin geldiğini, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan birçok şahıs ile kendisinin ve arkadaşlarının irtibatlı olduğunu anlatan Özel, İstanbul´a geldikten sonra tanık oldukları ilişkiler ve irtibatlar, Ergenekon soruşturması ile ortaya çıkan gerçeklerle kendi konumundaki kişilerin iyi niyetlerinin suiistimal edildiğini, devlete hizmet edileceği düşüncesi ile kandırıldıklarını anladığını kaydetti.

Okan İşgör´ün zengin birisi olarak lüks araçlara bindiğini, yanında Ergenekon sanıklarından Muzaffer Tekin ve Oktay Yıldırım´ın bulunduğunu anlatan Özel, Muzaffer Tekin´in emekli yüzbaşı olmasına rağmen yanına gelen emekli paşalar ve albayların bu şahsa saygı gösterdiklerini, ´komutanım´ diye hitap ettiklerini, Tekin ve etrafındaki JİTEM´den ayrılan asker emeklisi grubun Büyükçekmece´deki bir cenaze töreni ve Etiler´de bir toplantıya katıldıklarını, bu şahıslar arasında Veli Küçük´ün de bulunduğunu ifade etti.

İşgör ile Tekin´i emekli Yarbay Ömer Rıdvan Altınok´un tanıştırdığını, avukat Kemal Kerinçsiz´le İşgör´ün görüştüğünü kaydeden Özel, o dönemlerde yapılan Cumhuriyet mitinglerine katılım ve organize ile ilgili planlamalar yaptıklarını aktardı. İşgör´ün yanında daha çok koruması gibi bulunduğunu belirten Özel, birlikte gittikleri toplantılarda son yıllarda kamuoyunda Ergenekon soruşturması olarak bilinen soruşturmada isimleri geçen subayları gördüğünü söyledi.

TEKİN CEZAEVİNE GİRİNCE BEKTAŞ YERİNE GEÇTİ

2007-2008 yıllarında Muzaffer Tekin ve çevresindeki kişilerin cezaevine girdiğini anlatan Özel, sonrasında Okan İşgör´ün emekli Binbaşı Levent Bektaş ile irtibata geçtiğini, kendisinin de Levent Bektaş´la arasının iyi olduğunu ifade etti.

Muzaffer Tekin´in cezaevine girmesinden sonra Levent Bektaş´ın onun konumuna geldiğini söyleyen Özel, İşgör´ün telefonla ve yüz yüze sık sık Veli Küçük ve Levent Bektaş ile görüştüğünü öne sürdü. Özel, Bektaş´ın illegal gruplarla irtibat kurmak için İşgör´ü kullandığını ifade etti.

ŞİLE´DE SİLAHLI EĞİTİM YAPTIK

Hüseyin Yanç ve Okan İşgör´le birlikte 2006-2008 yıllarında 3-4 sefer Şile bölgesindeki ormanlık alana gittiklerini, yanlarında SAT´çı astsubaylar ve ismini bilmediği şahısların da bulunduğunu kaydeden Özel, burada silahlı eğitim yaptıklarını, bir seferinde bu şahısların kazma ve kürekle bir ağacın dibine gittiklerini, ama bir şey gömerken görmediğini anlattı.

2007 yılında Okan İşgör´ün kendisine devrettiği bir şirketin mutfak bölümünün gizli bölmesinde su baskını sonrası silah ve mühimmatlar gördüğünü söyleyen Özel, bunları Okan İşgör´ün annesinin evinde sakladığını, İşgör´ün kendisine bu malzemeleri Yüzbaşı Ali Barış Sevindik´in alacağını söylediğini kaydetti. Evinde silah ve mühimmatlar yakalanınca korktuğunu anlatan Özel, bu konuda İşgör´e bilgi verdiğini İşgör´ün de olayın kendisine sirayet ettirilmemesini söylediğini ifade etti.

Kendisini teslim olduğu günden bugüne kadar resmi operasyonlarda kullanan, gayri meşru işlerde kendisinden faydalanan, kullandıktan sonra ortada bırakan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmak istediğini anlatan Özel, herhangi bir örgüt üyesi olmadığını ve kendisi hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etti.

BEKTAŞ İLE 128 KEZ GÖRÜŞTÜ

İddianamede, Özel´in 29 Aralık 2007 ve 20 Mart 2009 tarihleri arasında Poyrazköy davası sanıklarından Levent Bektaş ile farklı numaralarda toplam 128 kez görüşme kaydının tespit edildiği belirtildi.

ADİL SERDAR SAÇAN´A BİLGİ VERİYORDUM

Ambarlı Limanı´nda nakliyecilik yaptığını belirten sanık Okan İşgör, 1998 yılında tehdit edildiğini, haraç vermediği için silahla tarandığını, bunun üzerine jandarmadan yardım istediğini anlattı. İBDA-C terör örgütünün kendisinden haraç istediğini öne süren İşgör, bunu jandarma istihbarata bildirdiğini söyledi.

Askerliğini yaptığı sırada tanıştığı Ergenekon davası sanıklarından eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçan´a da öğrendiği konuları haftalık olarak aktardığını ifade eden İşgör, 1998 yılında İstanbul TEM Şube´nin yaptığı İBDA-C operasyonunda tutuklandığını, cezaevinde bulunduğu dönemde de resmi görevlilere cezaevinde olup bitenleri aktardığını kaydetti.

İşgör, ayrıca Şile´de kazı yapılan arazinin Orman İşletme Müdürlüğü´ne ait olduğunu, Altay Lojistik firmasında turizm unvanı olmasından dolayı burayı mesire alanı yapmak için müracaat ettiklerini, ele geçen dökümanlarda yer alan resim, harita, kroki ve koordinat bilgilerinin 2006 senesinde bu yeri kiralamak için müracaatta bulundukları yere ait olduğunu, o zamandan bu yana içerisinde bunları sakladığını da anlattı.

İfadelerinde Kemal Kerinçsiz, Muzaffer Tekin ve Veli Küçük´ü tanımadığını söyleyen Okan İşgör´ün bu kişilerle telefon irtibatları olduğunun vurgulandığı iddianamede, İşgör´ün, 3 Ocak 2007 ve 20 Şubat 2009 tarihleri arasında Levent Bektaş ile 556 kere, Veli Küçük ile de farklı numaralardan toplam 9 kere, Kemal Kerinçsiz ile de 1 kez görüştüğü tespit edildi.

TDKP örgütünden kaçıp teslim olduğunu belirten sanık Hüseyin Yanç, cezaevinde örgüt mensuplarından baskı görünce tünel kazarak 18 kişi ile kaçtıklarını belirtti. Şam´da kendilerini Abdullah Öcalan´ın karşıladığını ifade eden Yanç, Türkiye´ye geldikten sonra 1995 yılında tekrar güvenlik güçlerine teslim olduğunu söyledi.

İtirafçı olduğunu ve 12 yıl ceza aldığını kaydeden Yanç, cezaevindeyken Jandarma Özel Harekat 5B timleri ile birlikte operasyonlara katıldığını ifade etti. 2005 yılında jandarmanın yönlendirmesiyle İstanbul´da Okan İşgör´e ait şirkette çalışmaya başladığını belirten Yanç, Levent Bektaş´ın ve birçok askerin İşgör´ün yanına gelip gittiğini söyledi.

Yanç, İşgör ile uyuşturucu işleri ile ilgili istihbarat alışverişi yaptıklarını kaydetti.

Sanık Yanç´ın telefon numarasının Poyrazköy davası sanığı emekli Binbaşı Levent Bektaş´ın telefonunda Hüseyin Ji şeklinde kayıtlı olduğu belirtildi.

GENELKURMAY JİTEM YOK DEDİ

İddianamenin Şüphelilerin JİTEM ile olan irtibatları başlıklı bölümünde Ulaş Özel´in JİTEM üyesi olduğu iddialarına ilişkin olarak Genelkurmay Başkanlığı´ndan 6 Aralık 2010´da gelen yazısına yer verildi. Genelkurmay´ın JİTEM adında herhangi bir birim olmadığını belirttiği anlatılan iddianamede, cevap yazısında Ulaş Özel´le ilgili er ve erbaşlık haricinde herhangi bir görevlendirme yapılmadığı, 25 Haziran 2005 tarihinde Elazığ Kovancılar Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığı´ndan terhis olduğu, görev süresi içerisinde farklı tarihlerde 3 adet Jandarma Bölge Komutanı imzalı takdirname aldığına yer verildi.

ARİF DOĞAN: JİTEM´İ KANUNİ OLARAK KURDUM

JİTEM´i kurduğunu öne süren Ergenekon davası sanıklarından emekli Albay Arif Doğan´ın soruşturma sırasında tanık olarak dinlendiğinin belirtildiği iddianamede, Doğan, JİTEM´i kanuni olarak kurduğunu, görev alanının da Türkiye´nin tümü olduğunu söylediği belirtildi. 1990 yılında JTEM´in faaliyetlerinin durduğunu belirten Doğan´dan ele geçirilen belgelerde JİTEM´e dair birçok belgenin bulunduğu kaydedildi.

BEKTAŞ´IN İFADESİ ALINDI

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Poyrazköy sanığı Bektaş´ın ise sanık İşgör´ü işi nedeniyle tanıdığını, SAT Grup Komutanlığı´nda görevli ortak arkadaşları olduğunu söylediği belirtildi. İşgör´ün terör örgütü üyesi olduğunu bilmediğini, diğer sanıkları da İşgör´ün yanında işçi olarak bildiğini belirten Bektaş´ın, ele geçirilen mühimmattan bilgisinin olmadığını söylediği ifade edildi.

İddianamede şu ifadelere yer verildi: Ergenekon soruşturmaları kapsamında elde edilen örgütsel dokümanda JİTEM ile ilgili ´İnsan yapısındaki yapı taşları özellikleri dikkate alındığında asker/sivil ayrımı yapılamayacağı ortaya çıkar´ şeklinde yer alan ibare, şüphelilerin kısmi kabule dayanan savunmaları, telefon rehberlerinde yer alan birçok ortak kamu görevlisine ait telefon numaraları, Levent Bektaş´ın telefon rehber bilgilerinde Hüseyin Yanç´ın ´Hüseyin J´ şeklinde kayıtlı olması, şüphelilerin Levent Bektaş ile olan yoğun irtibatları, Ergenekon soruşturmaları kapsamında ele geçen JİTEM ile ilgili dokümanlar birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin münferiden bir araya gelmedikleri, örgütün amacı doğrultusunda ve hiyerarşik yapı içerisinde hareket ettikleri değerlendirilmiştir.

İŞGÖR, VELİ KÜÇÜK´LE ŞİRKET KURACAKTI

İddianamede, Ergenekon terör örgütünün Özel Güvenlik Şirketleri kurulması için faaliyette bulunduğuna dikkat çekilerek sanık Okan İşgör´ün Ergenekon sanıklarından Veli Küçük ile birlikte güvenlik şirketi kurma hazırlığında oldukları ve Küçük´ün yönetim kurulunda görev alacağı anlatıldı.

İddianamede şu tespitlere yer verildi: Her 3 şüphelinin haklarında devam eden soruşturma ve yargılamalar bulunan Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi kişilerle irtibatlı oldukları, örgüte yönelik soruşturmalar başladıktan sonra örgüte ait olduğu değerlendirilen silah ve patlayıcıların gizlenerek muhafazasına çalışıldığı, muhtemelen uygun ortam bulunup, örgütçe karar alındıktan sonra bu silah ve patlayıcıların ilerideki eylemlerde kullanılabileceği, her 3 şüphelinin örgütün genel stratejisine uygun olarak hareket ettikleri, çevrelerine kendilerini ´Derin Devlet´ olarak adlandırılan yapının adamı olduklarını telkin ettikleri anlaşılmakla, her 3 şüphelinin Ergenekon silahlı terör örgütünün üyesi olduğu, şüphelilerden Yusuf Ethem Akbulut´un diğer şüphelilerle irtibatlı olduğu, Ulaş Özel ile birlikte Kazi Erdel isimli şahsın öldürülmesine yönelik eyleme dönülmeyen olaya iştirak ettiği, böylelikle şüphelinin de Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.

MKEK BAZI MÜHİMMATIN TSK´YA AİT OLDUĞUNU RAPOR ETTİ

İddianamede kriminal raporlara da yer verildi. Şahıslardan elde edilen mühimmatın incelenmesi sonucu Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) tarafından hazırlanan raporda 44 adet el bombasının MKEK tarafından 21 Şubat 2001 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı (JGK)´ya teslim edilen 5 bin adet el bombasından olduğu belirtildi.

Raporda 44 adet savunma tipi el bombasının ise 25 Ekim 1999 tarihinde JGK´ya teslim edilen 5 bin 350 adet bombalardan olduğu kaydedildi. Bir adet el bombası tapasının ise 16 Şubat 2001 tarihinde Kara Kuvvetler Komutanlığı´na (KKK) teslim edilen mühimmattan olduğu ifade edildi.

İddianamede şüpheliler Ulaş Özel ve Hüseyin Yanç´ın Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, patlayıcı madde bulundurmak, ateşli silahlar kanununa muhalefet ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından 74 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Sanıklardan Okan İşgör´ün Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, patlayıcı madde bulundurmak, ateşli silahlar kanununa muhalefet suçlarından 63 yıla kadar hapsinin talep edildiği iddianamede sanıklardan Yusuf Ethem Akbulut´un Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, ateşli silahlar kanununa muhalefet suçlarından 22,5 yıla kadar hapsi öngörüldü. ( Cihan)

JİTEM´i görünce ´bu terör bitmez´ demeye başladım

04 Mart 2011 - Şile´deki kazılarla ilgili ifade veren Ulaş Özel, iki yıl öncesine kadar JİTEM için çalıştığını söyledi. Ergenekon kapsamında Şile´deki kazılarla ilgili olarak 1´i tutuklu 4 sanık hakkında yürütülen soruşturmanın İstanbul 12.Ağır Ceza tarafından kabul edilen 34 sayfalık iddianamesinde ilginç detaylar yer alıyor. İddianamenin 1 numaralı sanığı Ulaş Özel´in “Bir dönem çalıştım” dediği JİTEM´le ilgili tespitleri dikkat çekiyor. Özel askerlikten sonra Kırıkkale, Elazığ, Erzincan ve Tunceli´ye gittiğini ve 2009´da Jandarma Binbaşı Uğur Ertekin tarafından aranarak Erzincan´da istihbarat yaptırıldığını söyledi. Özel, savcılıktaki 27 sayfalık ifadesinde, JİTEM´de yaşananları gördükten sonra bu ülkede terörün hiçbir zaman bitirilemeyeceği düşüncesine kapıldığını söyledi.

RESMİ MAKAMDA RESMİ VAR

Özel´den ele geçen görüntüler de iddianameye girdi. Özel´in resmi askeri makamlarda çekilmiş görüntülerinin olduğu, JİTEM´e ait resmi silahlarla görüldüğü ve JİTEM adına katıldığı operasyon görüntüleri olduğu kendisinin de bunları kabul ettiği belirtiliyor.

JİTEM´ciler 2 kod isimli

Ergenekon sanığı Özel, JİTEM´in bütün personelinin kod adı ve kendi kimliği haricinde kimliklerinin de olduğunu kendisinin de Sedat ve Çağdaş olmak üzere iki ismi olduğunu söylediği belirtiyor. İddianameye göre Özel, eski bir TİKKO üyesi olduğunu ´pişmanlık´ sonrası JİTEM´de çalıştığını söyledi. ( Star)

(01 Mart 2011), son güncel.: (04 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Meclis tasarıyı kabul etti: Haberal da etkilenecek

Ergenekon savcı ve hakimlerinin Yargıtay tazminatlarıyla yıldırılma çabası

Yargıda kontrgerilla örgütlenmesi

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Flaş!!! Yargıtay´ın Haberal skandalına karşı yasa teklifi

Örgüte para lazım: Ergenekoncular 468 bin lira istiyor

Haberal ve onun yargı ile sağlıkta kollanması manşetlerimiz

Böyle olur yükseklerin alçak hukuku: Skandala yargıtay onayı

Haberal´ın dava açtığı iki hakim ´Şemdinli kararını´ hatırlattı

Balyoz hakimlerinden Yargıtay´a isyan: Baskı yapmayın

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3037    yazdır/print


 

Bomba iddia: Örgüte jandarmadan eğitim

PKK ve Dev-Sol´un naylon örgütü Devrimci Karargah´ın liderlerine jandarma tarafından eğitim verildiği, istihbarat desteği sağlandığı ortaya çıktı. Ancak jandarma haberlere tepki gösterdi ve eğitimin jandarma tarafından değil jandarma içindeki sol görüşlü elemanlar tarafından verildiğini ve bu ilişki tespit edilir edilmez de o şahısların TSK ile ilişiğinin kesildiğini açıkladı.

Bomba iddia: Örgüte jandarmadan eğitim

PKK ve Dev-Sol´un naylon örgütü Devrimci Karargah´ın liderlerine jandarma tarafından eğitim verildiği, istihbarat desteği sağlandığı ortaya çıktı. Ancak jandarma haberlere tepki gösterdi ve eğitimin jandarma tarafından değil jandarma içindeki sol görüşlü elemanlar tarafından verildiğini ve bu ilişki tespit edilir edilmez de o şahısların TSK ile ilişiğinin kesildiğini açıkladı.

Selimiye Kışlası´na havan topu saldırısı, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı´na bombalı saldırı ve 1 polisin şehit olduğu Bostancı´daki çatışmayla gündeme gelen Devrimci Karargah terör örgütü (DKÖ) yönetici ve elamanlarına Jandarma´nın eğitim verdiği ortaya çıktı. Aralarında Hanefi Avcı´nın da bulunduğu 22 sanıklı Devrimci Karargah terör örgütü iddianamesinin ek delil klasörlerindeki belgelerde örgüt elemanlarının ´Jandarma A tipi Özel Kuvvetler´ tarafından eğitildiği belirtiliyor. Soruşturmayı yürüten savcılığın tespitlerine göre, PKK ve Dev-Sol ile bağlantılı ve işbirliği içindeki ´taşeron´ ve ´naylon´ bir terör örgütü olan Devrimci Karargah elemanlarına Jandarma Komando Astsubay Muzaffer Mehmetçiler bomba ve suikast eğimi verdi.

SUBAYDAN ÖRGÜTE İSTİHBARAT

İddianame eklerinde, Dev-Sol ve devamı niteliğindeki Devrimci Karargah arasında bağlantıyla ilgili çarpıcı tespitlere yer verildi. Jandarmada görevli subaylar tarafından, şehirde eylem yapacaklar için takip-tarassut-suikast-istihbarat; dağda eylem yapacaklar için de çatışma, karakol baskınları, pusu kurma, bombalama gibi eğitimler verildiği belirtildi. Eklerde Jandarma Genel Komutanlığı´nda görevli Yüzbaşı Necmi Suna´nın Devrimci Karargah örgütünün liderlerinden İbrahim Bingöl´e istihbarat bilgisi ve patlayıcı sağladığı yeraldı. 1990-1991-1992 ve 1993 yıllarında gerçekleştirilen eski MİT mensubu Hiram Abas, Emekli Paşa İsmail Selen, Emekli Orgeneral Memduh Ünlütürk, Adana Jandarma Bölge Komutanı Temel Cingöz, eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, Emekli Paşa Kemal Kayacan gibi birçok sansasyonel eylemin de bugünkü Devrimci Karargah´ın lider kadrosu tarafından organize edildiği gizli tanık ifadeleriyle kanıtlandı.

SUİKASTLER SERVİS EDİLİYORDU

17 Mayıs 2008´de, Devrimci Karargah´ın çekirdek kadrosuyla ilgili ifade veren eski Dev-Solcu gizli Tanık ´Dilovası´, örgütün 90-92 yıllarında gerçekleştirdiği söz konusu suikastlar için örgütün hiçbir istihbarat çalışması yapmadığını belirterek İstihbarat çalışması olmadan çok ciddi ve gizli nokta eylemlerin, örgütün merkezi tarafından ekiplere ulaştırılmasında derin bağlantıların olduğu ve adeta eylemlerin servis edildiğini söyleyebilirim dedi.

BOMBALAR YÜZBAŞI NECMİ´DEN

Eski örgüt mensubu gizli tanık ´İsmet´ ise 16 Mayıs 2008 tarihli ifadesinde ´Jandarma A Tipi Özel Kuvvetler Birliği´nden subaylarla görüşmeler yaptıklarını ve örgüt liderlerinin bir çoğunun bu birlikteki askerler tarafından eğitildiğini anlattı. ´İsmet´ Bu birliklerde subay olarak görev yapan görevlilerle örgütün talimatıyla görüşmeler yapıyor, silah, patlayıcı ve istihbarat konularında bilgi alışverişi yapıyorduk. O dönemlerde Jandarma A Tipi Özel Kuvvetleri´nde görevli Yüzbaşı Necmi Suna vasıtasıyla örgütün eylem için ihtiyaç duyduğu patlayıcı ve silahlar ile eylem istihbaratını tedarik ediyordum... Jandarma Genel Komutanlığı´na Yüzbaşı Necmi Suna´nın çağırmasıyla gidiyordum, beni kapıda karşılıyordu. Operasyonlarda attı kullandı göstererek sakladığı daha doğrusu bana öyle söylediği TNT, dinamit, el bombası, silah, mermi gibi malzemeleri kışlanın içerisinde yani askeri lojmanların içerisinde bana veriyordu. Arandığım dönemde dahi Jandarma Genel Komutanlığı´na gidiyordum ifadelerini kullandı.

BEKAA´DA JANDARMA EĞİTİMİ

Kendisinin de aralarında bulunduğu üst düzey 3 yöneticinin, Bekaa´da silahlı ve ideolojik eğitim aldığını belirterek sözkonusu eğitimi Jandarma´da görevli Komando Astsubay Muzaffer Mehmetçiler´in verdiğini belirtti. İsmet, Mehmetçiler şehirde eylem yapacaklar için takip-tarassut-suikast-bombalama-istihbarat; dağda eylem yapacaklara çatışma, karakol baskınları, pusu kurma, gibi eğitimler verdi dedi.

SUİKAST İSTİHBARATINI YÜZBAŞIDAN ALDI

İsmet, Devrimci Karargah´ın liderlerinden İbrahim Bingöl´ün de jandarmadan eğitim alan 3 yöneticiden biri olduğunu söyledi. Savcılık tespitlerine göre, Dev-Sol´un darbeci kanat sorumlularından Bingöl için gizli tanık İsmet şöyle konuştu: Birçok öldürme ve bombalama eylemlerinde bulunmuş İbrahim Bingöl de Jandarma A tipi özel kuvvetlerde görevli subaylarla görüşüyordu. Onlarda bilgi ve istihbarat aldığını net olarak biliyorum.

İbrahim Bingöl, Hulusi Sayın suikastı sonrası yakalandı. Kısa bir süre sonra tutuklu bulunduğu cezaevinden örgüt üyelerinden Lütfi Topal ile firar ettiler. Ayrıca iddianameye giren ´Ali´ kod adlı Lütfi Topal, 20 Haziran 1991´tarihli ifadesinde, emekli paşa İsmail Selen´in öldürülmesiyle ilgili istihbaratın, Jandarma Genel Komutanlığı´nda görevli Yüzbaşı Necmi Suna tarafından verildiğini söyledi.

JİTEM BAĞLANTILI

Soruşturmada tutuklanan Devrimci Karargah üyesi Ulaş Erdoğan ise örgütün liderlerinden Serdar Kaya´nın JİTEM bağlantısı olduğunu anlattı. Erdoğan, Serdar Kaya ile ilgili 1990´lı yıllardan beri derin ve karanlık bağlantıları olduğu yönünde net bilgilerim vardı. JİTEM yetkilileriyle görüşürken görüldüğünü babası anlattı. Sarp Kuray´ın Beşiktaş´ta MİT görevlileriyle yaptığı görüşmenin Serdar Kaya´ya ulaşması şüphelendim. JİTEM bağlantısını kendi ağzıyla itiraf etmesine gerek yok. Serdar Kaya´nın verdiği eylem talimatları ve örgütün yaptıkları bu bağlantıyı doğruluyor dedi.

POLİS KAYDI OLMAYACAK, SİLAH KULLANACAK

Devrimci Karargâh terör örgütünün, bünyesine alacağı kişilere yönelik titiz bir çalışma yaptığı ortaya çıktı. İddianamenin ek klasörlerinde yer alan belgelere göre üyeliğe kabul edilecek kişilere kapsamlı bir özgeçmiş formu dolduruluyor. Onlarca sorunun yer aldığı bu formda silah kullanma deneyiminin olup olmadığı soruluyor.

Bostancı´daki çatışmada öldürülen örgüt lideri Orhan Yılmazkaya´dan elde edilen deliller arasında yer alan ´özgeçmiş doldurma belgesi´ 8 numaralı ek klasörde bulunuyor. Orhan Yılmazkaya´nın bilgisayarının harddiskinde oluşturulmuş herhangi bir belge bulunmadığı için veri kurtarma işlemleri yapılarak daha önce kaydedilmiş çok sayıda ofis belgesi ele geçirildi. Bunların yüzde 10´u ise ancak açılabildi. ´Unallocated Clusters-634´ isimli bir sayfadan oluşan belgede özgeçmiş raporunun nasıl doldurulacağı gösteriliyor. Nüfus cüzdanında yer alan adı, soyadı, cinsiyeti, kan grubu, anne ve baba adı, doğum yeri, doğum tarihi, medeni hali, nüfusa kayıtlı olduğu yer, veriliş tarihi ve TC kimlik numarası gibi nüfus kayıt bilgilerinin yanı sıra formda çok özel belgeler de bulunuyor. Bunlar arasında ´kod adı´ ibaresi özellikle dikkat çekiyor. Etnik ve dini kökeni, pasaport numarası, medeni durumu ve varsa gönül ilişkisi, evli ise eşinin evi ve iş adresleri ve telefonları sorgulanıyor. Olağanüstü durumlarda iletişim kurulacak akrabaların isim, telefon ve adresleri isteniyor. İlkokuldan başlayarak bitirdiği okullar ve dereceleri isim, semt ve adresleriyle birlikte isteniyor. Bildiği diller soruluyor. Birinci derece akrabalar arasında örgütlü devrimci, faşist ve İslamcı kişilerin olup olmadığı da formda sorulanlar arasında yer alıyor.

Formdaki sorular bunlarla sınırlı kalmıyor. 57 ayrı sorunun yöneltildiği formda, kişinin üye olduğu demokratik kitle örgütleri ve görevi de sorgulanıyor. Silah kullanma deneyimi; nerede edindiği, ne kadar olduğu yazılacak ibaresinden sonra şu sorular da sıralanıyor: Hangi suçlamalarla, hangi tarihlerde ne kadar gözaltına alındı? Polis kaydı var mı, parmak izi ve fotoğrafı çekildi mi? Suçlamalarıyla birlikte tutukluluk süreleri. Mahkumiyet; suç, mahkemenin adı, dosya numarası yazılacak. Kayıtlarda görülen sabıka. Geçirdiği önemli ameliyatlar ve hastalıklar varsa halen süren etkileri ve psikolojik rahatsızlıklar yazılacak. Devrimci mücadeleye giriş tarihi. Örgütsel deneyimler; tüm örgütler, giriş ve çıkış süreleri, çıkış nedenleri, çalışılan görev yazılacak. Detaylı bilgilerin alındığı özgeçmiş doldurma formunun altında doldurulma tarihi ile birlikte ilginç bir detay da yer alıyor. Formu dolduran sorumlunun kod adı da altına yazılıyor. ( Zaman)

JANDARMA´DAN HABERLERE TEPKİ

28 Şubat 2011 - JANDARMA Genel Komutanlığı, dün bazı basın yayın organlarından çıkan Devrimci Karargah Örgütü´ne ´Bomba Eğitimi Jandarma´dan´ başlık haberlerle ilgili olarak, Bir Kanun Ordusu olan J.Gn.K.lığının suç örgütleri ve suçlularla ilişki içinde bulunduğu izlenimi verilmeye çalışılması üzüntü ile karşılanmıştır denildi.

İnternet sitesinde yapılan açıklamada, Bazı basın yayın organlarında 27 Şubat tarihinde yer alan ´Bomba eğitimi Jandarma´dan´ başlıklı haberde ´Jandarma Genel Komutanlığında görevli Yüzbaşı Necmi SUNA´nın Devrimci Karargah Örgütü mensupları ile ilişkisinin olduğu´, ´Jandarma Komando Astsubay Muzaffer MEHMETÇİLER tarafından Dev-Sol ve PKK´nın taşeronu olan Devrimci Karargah elemanlarına bomba ve suikast eğitimi verildiği´, ´Devrimci Karargah liderlerinden çoğunun Bekaa Vadisi´nde Jandarma´da görevli subaylardan eğitim aldığı´ hususları yer almıştır.

Konu ile ilgili yapılan incelemede; haberde Yzb. Necmi SUNA olarak belirtilen şahsın Astsubay Necmi SUNA olduğu ve Jandarma Genel Komutanlığı´nda görevli iken, yapılan bir soruşturma sonucunda yasadışı bir sol örgüt mensupları ile ilişkisinin tespit edilmesi nedeniyle, 25 Kasım 1991 tarihinde TSK´den ilişiğinin kesildiği, haberde ismi geçen Astsubay Muzaffer MEHMETÇİLER´in, Ankara İl J. K.lığında görevli iken, yapılan bir soruşturma sonucunda yasadışı bir sol örgüt mensubu olduğunun belirlenmesi üzerine, Ekim 1990´da firar ettiği ve firarda iken 25 Kasım 1991 tarihinde TSK´den ilişiğinin kesildiği tespit edilmiştir. Bir Kanun Ordusu olan J.Gn.K.lığının suç örgütleri ve suçlularla ilişki içinde bulunduğu izlenimi verilmeye çalışılması üzüntü ile karşılanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur denildi. ( Hürriyet)

(27 Şubat 2011), son güncel.: (28 Şubat 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah iddianamesi kabul edildi

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3028    yazdır/print


 

Cuntaya yardım baskısına suç duyurusu

Adalet Platformu, geçtiğimiz günlerde internet yayınlanan ses kaydına da yansıdığı gibi Balyoz ve Ergenekon sanıkları için askerlerden küfür ve baskıyla para toplamaya çalıştığı iddia edilen Kurmay Albay Ali Çankır hakkında suç duyurusunda bulundu. Ali Çankır olduğu iddia edilen kişi, sadece balyoz sanığı askerlere değil Mehmet Haberal, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay gibi Ergenekon davası sanıklarına dahi açıkça sahip çıkarak yardım yapılması gerektiğini belirtiyor, ağza alınmayacak küfürlerle askerler üzerinde baskı kuruyordu.

Cuntaya yardım baskısına suç duyurusu

Adalet Platformu, geçtiğimiz günlerde internet yayınlanan ses kaydına da yansıdığı gibi Balyoz ve Ergenekon sanıkları için askerlerden küfür ve baskıyla para toplamaya çalıştığı iddia edilen Kurmay Albay Ali Çankır hakkında suç duyurusunda bulundu. Ali Çankır olduğu iddia edilen kişi, sadece balyoz sanığı askerlere değil Mehmet Haberal, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay gibi Ergenekon davası sanıklarına dahi açıkça sahip çıkarak yardım yapılması gerektiğini belirtiyor, ağza alınmayacak küfürlerle askerler üzerinde baskı kuruyordu.

´Mehmet Haberal´ın ne suçu var? Tuncay Özkan´ın ne suçu var? Mustafa Balbay´ın ne suçu var? İçeri girmiş insanlarımıza yardım etmeyelim mi?´ diyerek Ergenekon ve Balyoz davasında yargılanan sanıklara baskıyla para toplamaya çalıştığı iddia edilen Kurmay Albay Ali Çankır hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Sivil Toplum kuruluşlarından olan Adalet Platformu tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmek üzere Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı´na teslim edilen suç duyurusu dilekçesinde, Kandıra Tugay Komutanlığı´ndaki olayın soruşturulması ve ilgililerin ´terör örgütüne yardım yataklık yapmak, zorla yardım toplamak, görevi kötüye kullanmak, vatana ihanet, kaos, anayasal düzeni yıkmak, darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, yargının, TBMM´nin ve hükümetin faaliyetlerini engellemek, suçu ve suçluyu övmek, suça iştirak ve çıkar amaçlı organize suç örgütü üyeliği suçlarından yargılanması talep edildi. İşte o suç duyurusu:

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA ulaştırılmak üzere(CMK 250. Maddeye Göre Özel Yetkili )

ÜSKÜDAR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA kayıt no.2011-1252-23.02.2011

Şüpheliler: Kurmay Albay Ali Çankır ve Astsubay Osman isimli şüpheliler (kandıra tugay komutanlığı) Soruşturma ile tespit edilecek kişiler.

Müşteki: Adem ÇEVİK TCNo:12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ankara Tel:05322467411 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu

Suçlar: TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM YATAKLIK YAPMAK, Zorla yardım toplamak, Görevi kötüye kullanmak, vatana ihanet, kaos, anayasal düzeni yıkmak, Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, Yargının, TBMM´nin ve hükümetin faaliyetlerini engellemek. Suçu ve suçluyu övmek, suça iştirak, çıkar amaçlı organize suç örgütü üyeliği

İzah: Aktifhaber.com ve dailymotion.com sitelerinin haberine göre Balyoz darbecilerine alenen destekleyenler suçu-suçluyu övenler teröre yardım yataklık yapanlar zorla küfürle terör örgütüne yardım toplayanların haberinden öncesinde de TSK üst düzey komutanları Hasdal ziyaretiyle Balyoza aleni destek vermişlerdir.

Balyoz terörüne zorla yardım toplanması Genelkurmaydan ve TSK üst kademesinden haberli yapılması tüm komutanların olayların içinde bulunması Balyoz Darbesine aleni destektir ve TBMM´ye ve MİLLİ İRADEYE ALENEN HAKARETTİR AYRICA DARBEYE TERÖRE AÇIKCA DESTEKTİR VE MAHKEMEYİ TEHDİTTİR. ASKERLİKTEN SOĞUTMA ve suça iştirak suçu işlenmiştir.

Komutanların tutuklu general-amiral ve subaylarla görüşmesi ve emirle zorla Balyoz Çetesine yardım toplatılması Balyoz Mahkemesi hakim ve savcılarına ALENEN BASKIdır. Balyozcu paşaları açığa almayarak delillerin karartılması suçları da işlenmiştir.

Zorla yardım toplatılarak Helikopterle Hasdal ziyareti TCK 266., 288., 265/2 madde anayasanın 138. Maddesine alenen askeri ceza kanununun 148. maddesine aykırıdır

Geçtiğimiz ay TSK sitesinden “TSK aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecine sabrediyoruz” daha önce de İlker BAŞBUĞ “sabrımızı zorlamayın” tehditi.. TSK´daki Cuntadan TSK´ya ve mahkemeye Baskı.

YARGININ, TBMM ve hükümetin faaliyetlerini engellemek, vatana ihanet, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, suça yardım-yataklık ve suça iştirak suçu işlenmiştir 251. Maddenin ve 288. Maddenin açık hükmüne rağmen adil yargılamayı engellemek ve etkilemek.

BALYOZ´u ERGENEKONu, uyuşturucu ticaretini, silah ve terör rantının araştırılmasını engellemeye çalışarak suça iştirak edenler ve YARGIYA BASKI yapanlar, devam ettirenler ve emeği geçenler de suçludur

“BALYOZ PLANI”, “Kafes planı”, “irtica eylem planı”, “tank skandalı” sarıkız, ayışığı, yakamoz, eldiven v.b. Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS” planlarında adı geçenler, şikayete konu planların hazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasında görev alan ve suça asli ve fer`i iştirak eden, suçu öven, suçluyu gizleyenler, suçluları azletmeyenler veya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve diğer şüpheliler. Subay Sicil Yönetmeliğinin 65. maddesini uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla delillerin karartılmasına aracılık yapan bakanlar da suça iştirak ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti SİLAHLI KUVVETLERİ kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azade olabileceği de söylenemez. Hesap verebilir ve şeffaf olmayan yapılar elbette ki eleştiriye açık olmalıdır. TSK mensuplarının işlediği iddia edilen hususlarda etkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir.

Türkiye´deki modern ve post modern askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları ve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbe planlarının TSK mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur. Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar bırakın başbakan-bakan asmayı dünya dönüyor denildiği için bile adam asabilirler. mutlaka darbecilerin acilen hesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanlarında sorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet edenler, cinnet geçirenler de derhal müşahede altına alınmalıdır.

Suç işlediği gerekçesiyle yargılananların açığa alınmaması, askeriyeden ve bürokrasiden uzaklaştırılmayıp , sahip çıkılması ve soruşturulmaması; üstelik terfi ettirilmesi görevi ihmal, vatana ihanet ve görevi kötüye kullanmaktır. siyaset yapmak, yargıyı etkilemek ve baskı yapmak ve kaos planları oluşturma suçları işlenmiş ve halen alenen hukuksuzluğa devam edilmesinden dolayı suça iştirak suçu işlenmesinin yanısıra organizeli şekilde yasama, yargı ve yürütme faaliyetleri engelleniyor.

Ayrıca Ergenekon PKK KCK israil stratejik işbirliği iddialarını, TSK+Yargı ve diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların hala görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için ekonomik kriz çıkartmak dolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silah harcamasında ve 30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbecilerin Balyozcuların rolü büyüktür.

Deliller: tüm yasal deliller, tanıklar, haberler

www.aktifhaber.com/bu-ses-kaydi-gundemi-sarsacak-399737h.htm

Netice-i Taleb: Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, Ses kayıtlarından ve şüphelilerin uygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hatta uygulayan terör tüccarlığı yaparak görevini kötüye kullananlardan ve kamu malı helikopteri ve bulunduğu statüyü kullanarak alenen mahkemeye ve baskı yapanlardan ve askerlerden zorla yardım toplayanlardan suçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİ övenlerden şikayetçiyim.

Şüphelilerin; TCK´nın halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. Şüpheliler ayrıca TCK´nın ´silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak, yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden de yargılanmalı.

Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali, 288.madde, , 39. 38/1. Ve 40.madde, askeri kanunlara göre de işlem yapılmasını,

Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delilerin karartılmaması için açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler de ayrıca anayasayı ve evrensel hukuku ve uluslararası anlaşmaları uygulamayanlarda suçludur

10 Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006´da anlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni Yolsuzlukla Savaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dilerim.

23.02.2011

Adem ÇEVİK Vekili

(24 Şubat 2011, 12:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Fakir cuntacıların 1 TL ısrarı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3014    yazdır/print


 

Görüntülenen: 221 - 240 (Toplam 473)  |  Önceki 20 | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkınd..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahke..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul et..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un fira..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargıla..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek ..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanm..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gaze..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç ..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ib..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na veri..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olayl..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldı..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına a..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt ..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günle..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Darbe 9 yıl önce planlandı

26.06.2015 19:40 Paralel Yapı'nın 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinin planını 2006 yılından itibaren sinsice hayata geçirmeye başladığı ortaya çıktı. Soruşturma dosyasına göre, 2006 yılı Nisan ayında, il imamları, 37 ilin Vergi Dairel..
Tamamı 26.06.2015

Paralel ekibe soruşturma

26.06.2015 19:33 Yurt Atayün ve Ali Fuat Yılmazer'e Ergenekon soruşturması açıldı. 2010 yılında Ergenekon davasında 'kumpas' iddiasıyla iki isim hakkında başlatılan bir soruşturma takipsizlikle kapandı. Dava avukatlarından Hüseyin Ersö..
Tamamı 26.06.2015

Kozmik kumpas soruşturuluyor

26.06.2015 19:25 HSYK 3. Dairesinin, Savcı Bilgili hakkında başlattığı inceleme kapsamında müfettişler, "Kozmik Oda" soruşturmasının şüphelilerinin ifadelerini almaya başladı. HSYK 3. Dairesinin, "Kozmik Oda" soruşturmasını yürüten Cu..
Tamamı 26.06.2015

İzmir'de paralel vakfa operasyon

26.06.2015 19:21 İzmir'de ''Paralel Devlet Yapılanması''na finansal destek sağladıkları iddia edilen vakıf, özel üniversite ve hastaneye baskın yapıldı. Aramalarda 200 klasör evrakla bilgisayarlara el konuldu. İzmir Emniyet Müdürlüğü ..
Tamamı 26.06.2015

Emniyet'ten Manisa açıklaması

26.06.2015 19:04 Manisa Emniyet Müdürü Tayfur Erdal Ceren, Paralel Devlet Yapılanması'na yönelik operasyonlara gölge düşürmek ve yapılanmayı ayakta tutmak amacıyla ortaya kendisini ve teşkilatı hedef alan asılsız ve mesn..
Tamamı 26.06.2015

Tahşiye'de 4 tutuklama

26.06.2015 18:44 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen ''Tahşiyeciler'' grubuna yönelik kumpas soruşturmasının ikinci dalgasında gözaltına alınan ve tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen 13 şüpheliden 4'ü tutuklandı. Soru..
Tamamı 26.06.2015

Paralel yapıya cinayet operasyonu

20.06.2015 21:26 Paralel Devlet Yapılanması soruşturması kapsamında 6 ilde düzenlenen operasyonlarda, 16 kişi gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fuzuli Aydoğdu'nun yürüttüğü soruşturma kapsamında, İstanbul Terörle Müc..
Tamamı 20.06.2015

Tahşiye kumpasında 20 gözaltı

20.06.2015 21:09 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Tahşiyecilere kumpas soruşturmasında 2. dalga operasyon için aralarında İstanbul'un da yer aldığı 16 ilde düğmeye bastı. 18 Haziran'da gerçekleşen operasyonlarda çok sayıda gözaltı yaş..
Tamamı 20.06.2015

KPSS'de ilginç bağlantılar

20.06.2015 20:39 2010 yılındaki KPSS'de kopya çekildiği iddiasıyla başlatılan soruşturmanın dördüncü dalgasında gözaltına alınan ve tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen 22 kişiden 15'i tutuklandı.22 şüphelinin tutuklanması..
Tamamı 20.06.2015

KPSS'de 15 tutuklama

20.06.2015 20:33 2010 yılındaki KPSS'de kopya çekildiği iddiasıyla başlatılan soruşturmanın dördüncü dalgasında gözaltına alınan ve tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen 22 kişiden 15'i tutuklandı. Tutuklamaya sevk yazısın..
Tamamı 20.06.2015

Dink'te kameralara paralel örtü

20.06.2015 20:25 Silahlı suikast sonucu öldürülen AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in vurulduğu gün olay yerinde iki jandarma istihbarat elemanının olduğu saptandı. Star'dan Helin Şahin'in haberine göre; olayın ortaya çı..
Tamamı 20.06.2015

17-25 Aralık yargıçlarına kötü haber

20.06.2015 20:21 Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 ve 25 Aralık soruşturmalarını yürüten eski savcılar Celal Kara ve Muammer Akkaş hakkında "Görevi kötüye kullanma", eski hakim Süleyman Karaçöl hakkında ise "Görevi ihmal" suçlarında..
Tamamı 20.06.2015

Gülen'in Başsavcı davasına ret

20.06.2015 20:15 "Fetullah Gülen Terör Örgütü Davası"nın bir numaralı sanığı Fetullah Gülen'in, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak hakkında KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin yaptığı açıklamalar nedeniyle açtığı 100 bin l..
Tamamı 20.06.2015

Hidayet Karaca'ya ret

20.06.2015 20:10 Paralel yapı operasyonları çerçevesinde geçtiğimiz aralık ayında tutuklanarak cezaevine konan Samanyolu Yayın Gurubu Başkanı Hidayet Karaca, Sulh Ceza Hakimlerine yönelik kendisini hukuksuz şekilde tutuklu tuttukları g..
Tamamı 20.06.2015

İzmir paralel yapı davası

20.06.2015 20:06 İzmir'de görev yaptıkları dönemde "yasa dışı dinleme" iddialarına ilişkin 26 emniyet mensubu hakkında açılan davada 247 sayfalık iddianamenin okunması tamamlandı. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, hakların..
Tamamı 20.06.2015

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
12.898.291