YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
13 Şubat 2016, Cumartesi
Aharun.8m.net|Kontrgerilla.com|HaberKanal.net .. Terör, derin devlet, paralel devlet, kontrgerilla ve bağlantılı konularda 2001'den beri yayındayız
Terörle mücadele dursun deyip devlete demediğini bırakmayan, terör örgütüne ise ses bile çıkaramayan sözde aydınların skandal bildirisinin yurtiçi ve dışı destekçileri

HaberKanal.net.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "jitem mahkeme" için arama sonuçları    (Toplam 478 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Danıştay hakimlerinin ifadesi alınacak

Ergenekon davasında çok sayıda ara karar alan mahkeme Danıştay saldırısı ve Ergenekon soruşturmalarını giderek derinleştiriyor. Danıştay´da saldırıya uğrayan ve Ergenekon davasında mahkemeye gelerek ifade vermekten kaçınan hakimlerin ifadeleri talimatla alınacak. Davanın Ankara´da görüldüğü süreçle ilgili olarak hakkında ileri sürülen bir iddia nedeniyle Başsavcıvekili Hamza Keleş´in ifadesi de alınacak. Son duruşmada hakimlere yönelik tavırları nedeniyle Sanık Veli Küçük 3, avukat Vural Ergül ise 16 duruşmaya katılamayacak. Tüm sanıkların yurt dışına çıkış-giriş bilgilerini de isteyen mahkeme, özellikle sanıklardan İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz ile çok sayıda ara karar aldı.

Danıştay hakimlerinin ifadesi alınacak

Ergenekon davasında çok sayıda ara karar alan mahkeme Danıştay saldırısı ve Ergenekon soruşturmalarını giderek derinleştiriyor. Danıştay´da saldırıya uğrayan ve Ergenekon davasında mahkemeye gelerek ifade vermekten kaçınan hakimlerin ifadeleri talimatla alınacak. Davanın Ankara´da görüldüğü süreçle ilgili olarak hakkında ileri sürülen bir iddia nedeniyle Başsavcıvekili Hamza Keleş´in ifadesi de alınacak. Son duruşmada hakimlere yönelik tavırları nedeniyle Sanık Veli Küçük 3, avukat Vural Ergül ise 16 duruşmaya katılamayacak. Tüm sanıkların yurt dışına çıkış-giriş bilgilerini de isteyen mahkeme, özellikle sanıklardan İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz ile çok sayıda ara karar aldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 22 Nisan 2011 tarihli duruşma sonunda celse arasında değerlendirilmesine karar verilen sanık ve avukat talepleri, 28 Nisan 2011 tarihli ara celsede 43 ana başlık altında değerlendirildi.

Davaya bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay saldırısına ilişkin olarak görgüsü ve beyanı bulunan Danıştay 2. Dairesi Başkanı Kamuran Erboğa´nın talimatla tanık olarak ifadesinin alınmasına karar verdi.Mahkeme, Danıştay saldırısı mağduru olan hakimlerin ifadelerinin talimat yoluyla alınmasına karar verdi. Daha önce dinlenmeleri yönünde karar verilen hakimlerden Mustafa Birden, bir toplantı sırasında duruşmaya gelmeyecekleri yönünde açıklamada bulmuştu. Danıştay 5. Dairesi´nde yaşanan saldırının mağdurları Mustafa Birden, Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Ahmet Çobanoğlu´nun saldırı olayına ilişkin görgüye dayalı tanık ifadelerinin alınması için özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildi. Karar´da Alparslan Arslan´ın fotoğrafının da evraka iliştirilerek teşhis edilmesinin istenmesi, saldırı olayının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen halen mağdur hakimlere Alparslan Arslan´ın teşhis ettirilmediği gerçeğini ortaya koydu.

Perinçek´in iddiası araştırılacak

Mahkeme, tutuklu sanık İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in 177´nci celsedeki beyanları ve 26 Mayıs 2006 tarihinde yaptığı basın açıklaması ile ilgili olarak da bir dizi karar aldı. Sanık Perinçek, 17 Mayıs 2006 tarihinde meydana gelen Danıştay saldırısının ardından iki kamu kurum ve kuruluşuna yönelik saldırı gerçekleşeceğini, bu saldırının dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı´na yönelik olabileceğini açıkladığı bilgisine de yer verildi. Konunun Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü´ne yazı yazılmasına karar verildi. Ayrıca konunun Ankara TEM Şube Müdürlüğü´nden teyidinin sorulması da karara bağlandı.

Veli Küçük´e 3 duruşma yasağı

Tutuklu sanıklardan emekli Orgeneral Veli Küçük, mahkemenin aldığı ara karar ile önümüzdeki üç duruşmaya girmesine yasaklama getirildi. Küçük´ün, ara karara uyması konusunda birden fazla ikaz edilmesine rağmen bu karara uymayacağını söyleyip bu karara muhalefet ile duruşma düzenini bozmakta ısrar edici davranışlar sergilediği ifadesine yer verildi.

Hamza Keleş´in tanıklığı

Danıştay dava dosyası kapsamında tanık olarak ifadesine başvurulan avukat Mehmet Ener´in, Yargılama Ankara´da yapılırken sanık Osman Yıldırım´ı, kendi ısrarı nedeniyle cezaevinde ziyaret ettim. Cumhuriyet gazetesine atılan el bombalarını Veli Küçük´ten aldığı gibi bazı bilgiler verdi. Ben de durumu Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili Hamza Keleş´e anlattım. Ancak anlattıklarımı yazıya döküp tutanak haline getirmedi. şeklindeki sözleri de bir başka karara gerekçe gösterildi. Mahkeme, Ankara Özel Yetkili Nöbetçi Mahkemeye talimat yazılarak Savcı Keleş´in bu konudaki tanıklığına başvurulmasına karar verdi.

Kemalettin Gülen tanık olarak dinlenecek

Mahkeme ilk duruşmada, Mehmet Ener ve Fettullah Gülen´in yeğeni olduğu iddia edilen Kemalettin Gülen´in tanık olarak dinlenilmesi için hazır edilmesine hükmetti.

Ümraniye bombaları Genelkurmay´a sorulacak

Dava kapsamında ele geçirilen bombalarla ilgili olarak yapılan bilirkişi incelemesinde Ümraniye´de ele geçirilen Amerikan M26 tipi el bombalarının 1950 - 1955 yılları arasında üretilen mühimmat olduğu belirtildiğinden bu mühimmatın TSK envanterine alınıp alınmadığı, alınmış ise hangi komutanlık ve birliklere teslim edildiğinin Genelkurmay Kuvvet Komutanlıkları´na ayrı ayrı sorulmasına karar verdi.

Tuncay Güney için tutuklanmama talebine ret

Tutuklu sanık Sevgi Erenerol´un avukatı Vural Ergül tarafından, yaptığı açıklamalarla kamuoyunda adından sıkça bahsedilen Tuncay Güney hakkında, Tutuklanmayacağı yönünde güvence verilmesine ilişkin talebi reddedildi. Ergül, halen Kanada´da yaşadığı bilinen firari şüpheli Tuncay Güney´in, tutuklanmayacağı yönünde güvence verilmesi halinde duruşmaya gelerek ifade vermek istediğini söylemişti. Mahkeme bu red kararına, Tuncay Güney hakkında açılmış bir dava bulunmadığı ve güvence ile tanık olarak dinlenmesi gibi bir usül bulunmadığını gerekçe gösterdi.

Vural Ergül´e duruşmalara katılma yasağı

Mahkeme, 14 Nisan 2011 tarihli duruşmada dinlenen gizli tanık Aydın-1´in kimliğini ifşa ettiği iddiasıyla avukat Ergül hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulunulmasına da karar verildi.Ara kararın sonunda ise tutuksuz sanık Vedat Yenerer´in vekaletnameli, tutuklu sanık Sevgi Erenerol´un vekaletnamesiz avukatlığını yürüten avukat Vural Ergül hakkında bir dizi tedbir amaçlı karar aldı. Ergül´ün duruşmalarda defalarca ikaz edilmesine rağmen yoğun ve ısrarlı şekilde duruşma düzenini bozucu davranışlar sergilediği, kendisine söz verildiğinde müvekkilleri ile alakalı hemen hemen hiçbir talepte bulunmayıp mahkeme hakimlerine ve savcılarına eleştiri sınırlarını aşan, hakaret ve iftira kapsamında sözler sarf ettiği ifadesine yer verildi. Bu davranışları nedeni ile Ergül hakkında birçok suç duyurusunda bulunulduğu, duruşmalardan men edildiği belirtilen ara kararda, Mahkemeye Başkanlık yapan hakimlerin uyarıları karşısında düzen bozucu söz ve eylemlerine devam ederek, bağlı bulunduğu ve bir kamu görevi olan avukatlık meslek etik kurallarına, vakar, ciddiyet ve sorumluluğuna aykırı tutumlarını sürdürdüğü değerlendirmesi yapıldı.

Ayrıca avukat Ergül´ün, gizli tanıkları dinletmemek için elinden geleni yapacağını söylediği ve gizli tanıkların kimliğini açığa çıkarma yönündeki kararlı söz ve tavırları ile kanun lafzına, ruhuna ve ulaşmak istediği amaca aykırı ve tanıkların güvenliğini tehlikeye sokacak kararlı ve ısrarlı söz ve davranışlarda bulunduğu da belirtilen Ergül hakkında, Bunlar dikkate alındığında bu tip davranışlarının sonraki oturumlarda da duruşmayı önemli ölçüde aksatacak ve gizli tanıkların can ve mal güvenliğini tehlikeye sokacak boyutlara ulaştığına kanaat getirilmiştir. ifadesi kullanıldı.

Yapılan bütün bu açıklamaların ardından Ergül´ün, yapılacak olan ilk 16 duruşmaya girmesine yasaklama getirildi. Ayrıca Ergül, bu 16 celse haricinde gizli tanıkların dinleneceği duruşmalara da giremeyecek. Mahkeme, avukat Ergül hakkında verilen bu kararı, bağlı bulunduğu İstanbul Baro Başkanlığı´na bildirilmesini de karara bağladı. ( Cihan)

Haberal´ın verileri, hard disk yetersizliğinden incelenemedi

İkinci Ergenekon davasında celse arasında değerlendirilmesine karar verilen sanık ve avukatların talepleri 39 ana başlık altında karara bağlandı. Alınan kararda, tutuklu sanık Mehmet Haberal ile ilgili Kanal B televizyonundan alınan digital verilerin büyük bir bölümünün yeterli hard disk bulunamaması sebebiyle incelenemediği bilgisine yer verildi. Mahkeme, 13 il jandarma bölge komutanlığına yazı yazılarak 2004 yılı Ocak ve Mayıs ayında başka bir seminer yapılıp yapılmadığınının sorulması da karara bağlandı.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İkinci Ergenekon davasının celse arasında verilen son ara kararında uzun süre boyunca rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi altında tutulan daha sonra mahkemenin verdiği karar doğrultusunda cezaevine konulan eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal ile ilgili bazı açıklamalara yer verildi.

Kararda Kanal B televizyonunda el konulan 101 adet hard disk, 3 adet harici hard disk, 2 adet flash disk ve 49 adet diskete el konulduğu belirtildiği ara kararda, Bilişim malzemelerin fazla olması nedeniyle bir kısım malzemenin imajının alındığı, 42 hard disk imajlarının alınması için çok sayıda hard diske ihtiyaç olduğu, hard disk temin edilememesi nedeniyle imajının alınamadığı ve dolayısıyla da incelemediği. tespitinde bulunuldu.Kararın devamında ise imaj alımı için çok sayıda hard diske ihtiyaç olduğuna dikkat çekilerek imajı alınamayan bu verilerin incelemesinin halen mahkeme tarafından devam ettiği belirtildi.

İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz´le çok sayıda ara karar

Tüm sanıkların yurt dışına giriş- çıkış bilgilerinin de istendiği kararda özellikle İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz ile ilgili kararların çokluğu dikkat çekti. Susurluk davası hükümlüsü, eski Özel Hareket Dairesi Başkan vekili ve davanın tutuklu sanığı İbrahim Şahin ile bağlantılı olabileceği belirtilen eski özel timci Ayhan Çarkın´ın basına yaptığı açıklamanın ardından savcılık tarafından alınan ifadesi de mahkemece istendi.

Şahin ile iddianameye göre bağlantılı olduğu ileri sürülen tutuklu sanık Fatma Cengiz ile ilgili olarak bu sanıkların ifadeleri de göz önüne alınarak MİT ile irtibatının araştırılmasına karar verildi. Kararda, Şahin ve Cengiz´in MİT ile irtibatları çerçevesinde ileri sürülen iddialar nedeniyle duruşma tutanaklarının da eklenerek MİT Müsteşarlığından bu kişilerin MİT ile irtibatlı olup olmadığı, irtibatları var ise bunun niteliğinin bildirilmesi istendi. Bu karara ilişkin maddesin sonunda ise davanın müştekisi Bektaşi ve Alevi Dernekleri başkanı Ali Balkız ve Kazım Genç ve Ermeni Partriği Mesrop Mutafyan ile ilgili müsteşarlığa yazı yazılmasına karar verildi.

Sanık Şahin´in savunması sırasında kendisinin Metin Gürak ve Bekir Kalyoncu isimli generallerin o dönemde kurulması gündemde olan terörle mücadele konusundaki müsteşarlıkta göreve getirileceğini söyledikleri Kayseri Hava İndirme Tugayı santralinde çalıştığını bildiği Fatma Cengiz´in kendisini TVK isimli askeri hattan bu generaller ile görüştürdüğü, bu nedenle kendisinin kurulması gündemde olan müsteşarlıkta görev alabilecek subay, astsubay ve polisleri seçerek listelediği, görevi teslim alma töreninde yapacağı konuşmayı bile hazırladığı iddiaları Genelkurmay başkanlığına sorulacak.

Bu kapsamda Şahin ile 2007 yılından itibaren kurumsal olarak görüşüp görüşülmediğinin bildirilmesi, adı geçen generallerin Şahin ile herhangi bir görüşmede bulunup bulunmadığı da Genelkurmay´dan istenen bilgiler arasında. Şahin ile ilgili alınan bir başka kararda Sivas Ermeni Cemaati Lideri Minas Durmazgüler ile ilgili suikast planlarının MİT Şahin ve başka sanıklar tarafından iletildiği yönündeki Şahin´in ifade verdiği belirtilerek bu konunda MİT´ten sorulması karara bağlandı. Erzurum ve Ardahan il emniyet müdürlüklerine yazı yazılarak Şahin ile ilgili delil klasörlerinde yer alan PKK´ya ait olduğu söylenen silah deposu ile ilgili herhangi bir delil olup olmadığı da soruldu. Mahkeme, Aktütün karakol baskını ile ilgili Cengiz ve Şahin arasında görüşme tutanaklarını göndererek Şahin´in baskınla ilgili ihbarda bulunup bulunmadığı da MİT´ten sorulacak konular arasında.

Şahin ve Cengiz´in TVK´ya ait olduğu söylenen kod numaralarının değerlendirilmesi, kayıtlar taranarak sanıkların telefon numaraları ile 2008 yılı içinde Genelkurmay Başkanlığı´na ait TVK hatları arasında iletişim olup olmadığının da araştırılması için de Genelkurmay Başkanlığı´na yazı yazılmasına karar verildi.

Susurluk mercek altında

Kararda Susurluk olayının mali boyutu ilgili mali bir raporun verilip verilmediği, hatta Susurluk ile ilgili verilen başkaca raporlar varsa gizlilik kuralları dikkate alınarak ve onaylı bir örneğinin Başbakanlık Teftiş Kurulu´ndan isteneceği yer aldı.

Hanefi Avcı´dan ele geçen kasetler incelenecek

Ergenekon ve Devrimci Karargah Davalarının tutuklu sanığı eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin kaset dökümleri savcılıktan istendi. İzmir Özel yetkili Cumhuriyet savcılığına yazı yazılarak Yelpaze adı verilen operasyonun ardından başlatılan soruşturmanın evrakları ve ses kayıtları da istendi.

Arif Doğan´ın ses kayıtları

Mahkeme, JİTEM´i ben kurdum diyen davanın sanıklarından emekli Albay Arif Doğan ile ilgili olarak Basında yer alan Arif Doğan´ın sesli ve görüntülü mesajlarını içeren CD´lerin çözümünün ve CD´lerdeki konuşma metinlerinden kurgu ve manipülasyon yapıldığı iddiasında bulunulduğundan bu konuda araştırma yapılmasına, konuyla ilgili Polis Kriminal Laboratuvarı´na müzekkere yazılmasına karar verildi.

Şener Eruygur´un sağlık durumu

Sağlık nedenleriyle tahliye edilen emekli orgeneral Şener Eruygur ile ilgili olarak başsavcılığa yazı yazılarak nihai sağlık durumunun tespiti yapılarak hazırlanacak raporun mahkemeye gönderilmesi istendi. Jandarma Genel Komutanlığı´na müzekkere yazılarak, 2003-2004 yıllarına ait karargah içi komutan programının imha edildiği bildirildiğinden, bunun yasal dayanağı ve imha tutanaklarının gönderilmesini isteyen mahkeme heyeti, o dönemde Jandarma Genel Komutanı olan Eruygur ile gerekli temas sağlanarak, bu yıllara ait programın temin edilip mahkemeye gönderilmesine de karar verdi.

13 ildeki jandarmadan seminer bilgisi

38 nolu ara kararda Erzurum, Kayseri, Tunceli, Batman, Adana, Aydın, Diyarbakır, Ankara, Giresun, Tokat, Konya, Bursa, İstanbul Jandarma Bölge komutanlıklarına yazı yazılarak 2004 yılının ocak ve mayıs ayında herhangi bir seminer düzenlenip düzenlenmediği, düzenlendiyse kimlerin katıldığı, sonunda herhangi bir rapor düzenlenip düzenlenmediği de soruldu. ( Cihan, CNN)

(29 Nisan 2011, 12:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Gülaltay´dan mahkemeye tehdit

Danıştay ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi manşetlerimiz

Danıştay soruşturması sil baştan

Tetikçiye tekbir getirtilecekse varlar

O gün çok konuşan hatta tekbir getirtenler(!) şimdi suskun

Birden niçin susuyor?

ERGENEKON DAVASINDAN TANIKTAN ÇARPICI İFADE

Flaş!!! Danıştay tanığı gizli oturumda

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3241    yazdır/print


 

Uşak Cezaevi isyanı: 28 kişiye müebbet

Ergenekon sanığı Veli Küçük´ün adının da karıştığı, Uşak Cezaevi´nde 2000 yılında 6 kişinin öldüğü ve 23 kişinin yaralandığı olayla ilgili olarak Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin de aralarında bulunduğu 32 kişinin yargılanmasına devam ediliyor. İddialara göre Özdemir Sabancı´nın katili Mustafa Duyar´ı Afyon cezaevinde devlet tarafından infaz eden Ergin kardeşler, 2 yıl sonra Uşak cezaevinde yine devlet tarafından diğer bir mafya çetesinin elemanlarınca infaz edilmek istendiler. Ancak isyan başlatan kardeşler, çok sayıda kişiyi öldürdüler. İsyan sırasında cezaevi penceresinden gazetecilere seslenen Nuri Ergin ´Bu devlet bana Mustafa Duyar´ı öldürttü. Ben öldürttüm. Şimdi canlı söylüyorum´, kardeşi Vedat Ergin ise ´Veli Küçük´ü arayın; beni sorun. Başka da bir şey demiyorum´ demişti. Geç saatlere kadar süren davada, yeni günün ilk saatinde mahkeme heyeti kararını açıkladı. Buna göre aralarında Ergin kardeşlerin de bulunduğu 28 kişiye müebbet hapis cezası verildi.

Uşak Cezaevi isyanı: 28 kişiye müebbet

Ergenekon sanığı Veli Küçük´ün adının da karıştığı, Uşak Cezaevi´nde 2000 yılında 6 kişinin öldüğü ve 23 kişinin yaralandığı olayla ilgili olarak Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin de aralarında bulunduğu 32 kişinin yargılanmasına devam ediliyor. İddialara göre Özdemir Sabancı´nın katili Mustafa Duyar´ı Afyon cezaevinde devlet tarafından infaz eden Ergin kardeşler, 2 yıl sonra Uşak cezaevinde yine devlet tarafından diğer bir mafya çetesinin elemanlarınca infaz edilmek istendiler. Ancak isyan başlatan kardeşler, çok sayıda kişiyi öldürdüler. İsyan sırasında cezaevi penceresinden gazetecilere seslenen Nuri Ergin ´Bu devlet bana Mustafa Duyar´ı öldürttü. Ben öldürttüm. Şimdi canlı söylüyorum´, kardeşi Vedat Ergin ise ´Veli Küçük´ü arayın; beni sorun. Başka da bir şey demiyorum´ demişti. Geç saatlere kadar süren davada, yeni günün ilk saatinde mahkeme heyeti kararını açıkladı. Buna göre aralarında Ergin kardeşlerin de bulunduğu 28 kişiye müebbet hapis cezası verildi.

Uşak Spor Salonu´nda görülen dava, savcının sanıklar hakkında talep edilen cezaları okumasıyla başladı. Ardından sanıkların savunmalarına geçildi. İlk sözü alan sanıklardan Vedat Ergin, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen sanıkların sadece iki kez mahkemeye çıkmış olmasının adil olup olmadığını sordu. Uşak Cezaevi´ndeki olaylara ilişkin 33 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiğini ileri süren Ergin, 104 sanık hakkında iddianame hazırlandı. Neden 33 kişi hakkında ceza veriliyor? Ben bunu araştırdım. Bu 33, devletin güvenlik güçleriyle PKK terör örgütü arasında bir şifreymiş. Ahmet Arif´in 33 Kurşun şiirini bilmiyordum. Bir önceki duruşmada Ali Suat Ertosun ve Silivri´nin askerî kanadına hitaben onu okudum. Onu okuduktan sonra ona gönderme yapar gibi bize 33 müebbet çıktı. dedi.

´Uşak´taki isyanın sorumlusu Ali Suat Ertosun´dur´

Uşak Cezaevi isyanı konuşulunca en başa Ali Suat Ertosun´un koyulması gerektiğini iddia eden Vedat Ergin, Bu isyanın mimarı, Ali Suat Ertosun´dur. Silivri kadrosunun asker çetesi, Alaattin Çakıcı´yı bilinçli olarak Ergin kardeşlerin kaldığı Kartal´a verdi. Uşak Cezaevi´nde isyanın yaşanması için uygun iklim beklendi. dedi. Uşak Cezaevi´ne bir buzdolabı içinde 4 tabanca ve 2 cep telefonu sokulmak istendiğini ancak bunun askerler tarafından bulunduğunu ifade eden Vedat Ergin, Alaattin Çakıcı´yla telefonda görüştüğünü iddia ettikleri iki kişiyi falakaya yatırdıklarını ifade etti. Cezaevinde kalan bir kişinin kendilerine gelerek bir mafya liderinin kendilerini öldürmeyi düşündüğünü söylediğini aktaran Vedat Ergin, Uşak Cezaevi´ne bizim infaz edileceğimizle ilgili resmî yazılar geldi. Biz de arkadaşlarımızı koğuşlara dağıttık. Veli Küçük, JİTEM, Silivri´nin asker kanadı benim annemi tekerlekli sandalyeye mahkum etti. dedi. Alaattin Çakıcı´nın sekiz elemanının Uşak´a gelerek suç işlediğini ve Uşak Cezaevi´ne koyulduğunu iddia eden Vedat Ergin, Hepsini aldık ve falakaya yatırdık. Hepsi bize yapacakları eylemleri itiraf ettiler. Sonra başsavcı ve cezaevine müdürüne, ´Bunları alın, başka cezaevine gönderin.´ dedik, dilekçeler verdik ama onları almadılar. diye konuştu. Hapishanede bulunan 4 silahın da kendilerine ait olduğunu kaydeden Ergin, Ben de bunun üzerine hapishaneyi rehin aldım. Ali Suat Ertosun isteseydi, bu isyan çıkmazdı.

Veli Küçük´le ilgili iddiasını yalanladı

Veli Küçük´e seslendiğim görüntü kaydı sırasında kafam güzeldi. ´Beni Veli Küçük´e sorun.´ dediğim kayıtları, kafam güzelken söylemiş olabilirim. Hayatımda Veli Küçük´ü görmedim. diye konuştu.

´Duyar´ı şehit cenazesinden etkilenip öldürdüm´

Daha sonra savunma sırasını Nuri Ergin aldı. Kendisinin organize suç örgütü elebaşı olduğunu söyleyen Ergin, Mustafa Duyar´ın öldürülmesiyle ilgili olarak, Mustafa Duyar, cezaevindeyken dilekçe yazıyor, ´Beni öldürecekler´ diye. Ben de bir akşam bir şehit cenazesi haberini izledim. Orada yaşlı bir teyze, şehit oğlunun fotoğrafıyla yürüyor ve ağlıyordu. Çok duygulandım. Mustafa Duyar´ın kaldığı cezaevindeki çocukları aradım ve onlara Duyar´a selamımı söylemelerini istedim. Onlar da mesajımı aldılar ve sabahında onu öldürdüler. Selçuk Parsadan çocuklara küfrettiği için ona da sıktılar. dedi. Alaattin Çakıcı ile aralarında bir husumet bulunmadığını, zaman içinde bir konudan dolayı görüş ayrılığı yaşadıklarını dile getiren Nuri Ergin, Biz cezaevinde ailemizle görüşürken bize 38 el kurşun sıktılar. Biz Uşak Cezaevi´ne gelmeden, sekiz kişi arka arkaya öldürülmüş. Ben de kendimizi korumak için hapishaneye 4 silah getirttim. Hapishanede herkesin elinde büyük şiş ve kamalar vardı. Burada yargılanan kişilerin hiçbiri bana bağlı değil. Bu insanlar, suçsuz günahsız yere müebbetle yargılanıyor. Uşak isyanında suçlu varsa o da benim. Hukuk herkese lazım, bu insanların suçu yok. Uşak, bana ve aileme ağır bedel ödetti. Eşimi kaybettim, annem tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı. Bizi neden buradan almadılar da bu isyana göz yumdular? dedi.

´Ergenekon sanıkları 183 kez, biz 2 kez hakim karşısına çıktık´

Ergenekon sanıklarının 3,5 yılda 183 kez hakim karşısına çıktığını dile getiren Nuri Ergin, Biz ise 11 yılda sadece iki kez hakim karşısına çıktık. Onlar 183 kez çıkmalarına rağmen, ´Savunma hakkımızı yapamıyoruz´ diye bağırıyorlar. 183 kez hakim karşısına çıkmışsın kardeşim, biz sekiz kere bile çıkamadık. Savunma hakkı kutsaldır. diye konuştu. Sanıkları 23 avukat savunurken mağdur tarafı sadece bir avukat temsil etti. Duruşmaya, tutuklu sanıklardan 19´u katıldı. Duruşmaya, diğer sanıkların savunmalarıyla devam ediliyor. ( Cihan)

Sabancı´nın katili Duyar´ı Afyon cezaevinde devlet tarafından infaz ettiler, 2 yıl sonra Uşak cezaevinde yine devlet tarafından infaz edilmek istendiler

Nuri Ergin: Bu devlet bana Mustafa Duyar´ı öldürttü

Kamuoyunda ´Karagümrük Çetesi´ ya da ´nuriş kardeşler´ olarak da bilinen Nuri ve Sedat Ergin kardeşler, Afyon Cezaevi´ne sevk edildikten kısa süre sonra 15 Şubat 1999´da Sabancı suikastı sanığı Mustafa Duyar´ı kurşun yağmuruna tutarak öldürdüler. Olay sırasında Tansu Çiller´in başbakan olduğu dönemde örtülü ödeneği dolandırmakla suçlanan Selçuk Parsadan´ı da başından vurdular. Bu olaylardan sonra Ergin kardeşler, Kartal Özel Tip Kapalı Cezaevi´ne gönderildi. Ancak aynı cezaevinde Alaattin Çakıcı ve Erol Evcil gibi çete davası sanıklarının da bulunması yeni olaylara sahne oldu. Gelişen süreçte diğer bir mafya babası Alaaddin Çakıcı´yla büyük bir savaşa girişen nuriş kardeşler Uşak Cezaevi´ne nakledilmelerinin ardından Nuri Ergin, kardeşi Vedat ve adamları, 3 Aralık 2000´de, Çakıcı´nın kendilerini öldürtmek için yolladığını iddia ettikleri sekiz adamı bulmak için 200 yandaş mahkumla birlikte Uşak Cezaevi´ni kan gölüne çevirdiler. Ellerindeki tabancalarla yöneticileri rehin alan, beş mahkumu öldürüp, sekiz mahkum ve cezaevi 2. müdürünü yaralı halde pencereden dışarı atan isyancıların başı Nuri Ergin, daha sonra silahını koğuş penceresinden atıp Ben iyi niyetimi gösterdim. Gerisini size bırakıyorum diyerek teslim oldu. Ergin, kendilerini öldürmek için gelen kişileri yakalayıp, itiraflarını video bantlara kaydettiklerini de söyledi. Bu isyan sırasında çok çarpıcı bir gelişme yaşandığı yıllar sonra ortaya çıkan bir video kaydıyla öğrenildi. İsyan sırasında cezaevi penceresinden gazetecilere seslenen Nuri Ergin “Bu devlet bana Mustafa Duyar´ı öldürttü. Ben öldürttüm. Şimdi canlı söylüyorum”, kardeşi Vedat Ergin ise “Veli Küçük´ü arayın; beni sorun. Başka da bir şey demiyorum” demişti. Ergin kardeşlerin Uşak cezaevine HSYK´daki Ali Suat Ertosun tarafından bilinçli olarak naklettirildiği, bu yolla, savcılara itiraflarda bulunacağını açıklayan Sabancı´nın katili Mustafa Duyar´ı devlet tarafından aldıkları görevle öldüren Ergin´lerin yine devlet tarafından infaz edilmek istendikleri iddia edildi. İşte ortaya çıkan video, bu iddiayı doğrular nitelikte olması nedeniyle kamuoyunda şok etkisi yapmıştı.

23.59: Davada mahkeme karar için ara verdi

Mahkeme heyeti karar açıklamak üzere duruşmaya ara verdi.33 tutuklu sanıktan 19´unun katıldığı davada tüm sanıklar savunmalarını yaptı. Sanıklardan Hüseyin Bahar, Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin cezaevine gelmeden önce cezaevinde esrar, eroin gibi uyuşturucu maddelerin paket paket satıldığını, cezaevine buzdolapları içinde cep telefonları sokulduğunu iddia etti. Ergin kardeşlerin gelmesinin ardından cezaevinde uyuşturucu madde satışının durduğunu ve huzurun hakim olduğunu ileri süren Bahar, Ergin kardeşler gelmeseydi de cezaevi patlayacaktı. 11 yıldır yargılanıyorum ama ikinci kez mahkemeye çıkarılıyorum. dedi.

´NURİ ERGİN´İN EMRİ OLMADAN CEZAEVİNDE YAPRAK UÇMAZDI´

Diğer sanıkların da savunmalarının ardından Nuri Ergin söz istedi. Ergin, cezaevinde kendisinin emri olmadan kimsenin bir şey yapamayacağını ileri sürerek, Ben isteseydim cezaevinde isyan çıkmazdı. Ben sıkın demeseydim kimse kimseye sıkmazdı. dedi. Ergin ayrıca tüm sanıklara benim emrim olmadan cezaevinde yaprak kımıldayıp kımıldamayacağının sorulmasını talep etti. Bunun üzerine mahkeme heyeti sanıkları tek tek çağırarak cezaevinde Nuri Ergin´in talimatı olmadan herhangi bir eylemin yapılıp yapılamayacağını sordu. Tüm sanıklar cezaevinde Nuri Ergin´in emri olmadan herhangi bir eylem yapılamayacağını dile getirdi.

NURİ ERGİN: BANA KİMSE SEN KİMİ ÖLDÜRDÜN DİYE SORMADI

Mahkeme heyetinin tüm savunmaları almasının ardından son sözler soruldu. Nuri Ergin karar öncesi son sözünde, takdirin mahkemede olduğunu ifade ederek, Kararı hukuk, adalet adına alacaksınız. Suç benim, özellikle bana ceza verin. Bu olayda suçu olmayan başta kardeşim Vedat Ergin ve diğer sanıklara ceza vermeyeceğinizi umuyorum. Bana kimse sen kimi öldürdün diye sormadı. Ben olayda silah kullandım ve azmettirdim. Kardeşim Vedat, cezaevi müdürü bize ihanet ettiği için ona bir tane sıktı. Olayda tek suçlu benim. Ben de bu eylemleri zevk için yapmadım diye konuştu.

Vedat Ergin de, son 10 yıldır Ergin ailesinin devletin içine çöreklenmiş kan emicilerin hedefinde olduğunu iddia ederek, Bunların sorumlusu Silivri´de yatan başta Veli Küçük´tür. Burada yargılananların çoğu suçsuzdur. Biz de nefsi müdafaa yaptık. Bu olayda nefsi müdafaa var, tahrik var ve devletin zafiyeti var. Aramızda çok günahsızlar var, lütfen kararı ona göre verin dedi.

Mahkeme heyeti sanıklarla ilgili kararını vermek için duruşmaya ara verdi. ( Cihan)

30 Nisan 2011 - 00.42: 28 kişiye müebbet cezası verildi

30 Nisan 2011 - Uşak Cezaevi´nde 2000 yılında 6 kişinin ölümü 23 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan ve aralarında Nuri Ergin ile Vedat Ergin´de bulunduğu 33 sanıkla ilgili duruşmada karar verildi.Uşak Ağır Ceza Mahkemesi, dava sürecinde ikisi hayatını kaybeden 33 sanıktan 31´i hakkında kararını açıkladı. Buna göre cezaevi isyanı ve sonrasında yaşanan olaylarla ilgili Nuri Ergin ve Vedat Ergin´le birlikte 28 sanığa müebbet hapis cezası verildi. Sanıklardan Semih Diş, Ahmet Karakaya ve Murat Yılmaz ise beraat etti. Dosya Yargıtay´a gitmeden önce sanıklara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti. Mahkemenin kararını açıklamasının ardından Nuri Ergin ayağa kalkarak mahkeme heyetine teşekkür etti. Mahkeme sonrası sanıklar cezaevi araçlarıyla yeniden kaldıkları cezaevlerine götürülmeye başlandı. ( Cihan)

YARGITAY MÜEBBETLERİ ONADI

17.04.2012 13:37 Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 6 kişinin ölümü, 23 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan Uşak Cezaevi´ndeki isyana ilişkin Nuri ve Vedat Ergin´in de aralarında bulunduğu 28 sanığın müebbet hapis cezasına çarptırılması, 3 sanığın da beraati yönündeki kararı onadı.Uşak Ağır Ceza Mahkemesi´nin 29 Nisan 2011 tarihli kararını inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi´nin 20 Şubat 2012 tarihli ilamında, sanık avukatlarının çeşitli nedenlerle, Afyon Cumhuriyet Savcısı´nın da sanıkların ´tasarlayarak, canavarca his saikiyle ve eziyet çektirerek öldürme ve öldürmeye teşebbüs´ suçlarından cezalandırılması gerektiği görüşüyle yaptığı temyiz itirazlarının yerinde görülmediğinden reddedildiği bildirildi.

Yerel mahkemenin bazı cezaların hesaplanması sırasında hataya düştüğü, ancak bu hataların yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte bulunmadığını, gerekli düzeltmelerin Yargıtay´ca yapılabileceği belirtilen ilamda, 28 sanık hakkında Atamer Hoşkara, Reşat Taşçı, Orhan Cemal Yeşilkaya, Erol Neşet, Kenan Altunsaban ve Nihat Yarğı´nın öldürülmesine ilişkin hükmedilen 6 defa 25´er yıllık hapis cezaları ile Varol Özdemir, Metin Güney ve Murat Eryılmaz´ın öldürülmesine teşebbüs edilmesine ilişkin 3 kez verilen 12,5´ar yıllık hapis cezalarının eski TCK´nın 71. maddesi uyarınca toplanarak müebbet hapis cezası olarak infazı yönündeki düzeltilmiş hükmü onadı.

Eski TCK´nın 71. maddesi, ´Aynı neviden hürriyeti bağlayan muvakkat cezalara mahkumiyet halinde bu cezaların mecmu tatbik olunur. 24 seneden aşağı olmamak üzere en az 2 ağır hapis cezasına mahkumiyet halinde müebbet ağır hapis cezası tatbik olunur´ hükmünü içeriyor.

Uşak E Tipi Cezaevi´nde 2000 yılında 6 kişinin öldürülmesi, 23 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylara ilişkin Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin de aralarında bulunduğu 33 sanık, Uşak Ağır Ceza Mahkemesi´nde yargılanmıştı. Mahkeme heyeti, Nuri ve Vedat Ergin´in de aralarında bulunduğu 28 sanık hakkında ´6 kişiyi öldürmek ve 3 kişiyi öldürmeye teşebbüs etmek´ suçlarından ayrı ayrı hükmettiği hapis cezalarını eski TCK´nın 71. maddesi uyarınca toplayarak müebbet hapis cezasına dönüştürmüş, 3 sanığın beraatına, ölen 2 sanık hakkındaki davanın da ortadan kaldırılmasına karar vermişti. ( AA)

(29 Nisan 2011), son güncel.: (17 Nisan 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte FOX TV´de, Uşak Cezaevi isyanında Ergin kardeşlerin Duyar cinayetine dair şok itirafları

´Sabancı´nın katili Duyar´ı Yeşil öldürttü´

Ergin kardeşler ve Sabancı suikasti manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3239    yazdır/print


 

Temizöz davası: Vali Kıraç dinlendi

Emekli Albay Cemal Temizöz´ün yargılandığı davada İzmir Valisi Cahit Kıraç, tanık olarak dinlendi. Mahkemenin soruları üzerine Kıraç, iddianamede yer alan cinayet olayları ve jandarmanın sivil kıyafetli sorgu ekibi hakkında bilgisinin olmadığını söyledi.

Temizöz davası: Vali Kıraç dinlendi

Emekli Albay Cemal Temizöz´ün yargılandığı davada İzmir Valisi Cahit Kıraç, tanık olarak dinlendi. Mahkemenin soruları üzerine Kıraç, iddianamede yer alan cinayet olayları ve jandarmanın sivil kıyafetli sorgu ekibi hakkında bilgisinin olmadığını söyledi.

Kayseri eski Jandarma Komutanı Emekli Albay Cemal Temizöz ve eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ´ın da aralarında bulunduğu 6´sı tutuklu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmanın sabahki oturumunda tutuklu sanıklar emekli Albay Cemal Temizöz, Kamil Atağ, Tamer Atağ, Fırat Altın, Hıdır Altuğ ve Adem Yakin hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan Kukel Atağ ise katılmadı. Duruşmada, mahkeme heyeti, sanıklardan Kukel Atağ´ın sanık avukatların talebi üzerine ara celsede yapılan değerlendirme sonucunda tahliye edilmesiyle ilgili karar okundu.

SİİRT EMNİYET MÜDÜRÜ GÜVEN

Duruşmanın sabahki oturumunda ilk olarak Siirt Emniyet Müdürü Recep Güven tanık olarak dinlendi. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, sanıklardan Hıdır Altuğ´un tanık Güven ilgili beyanını okudu. Sanık Altuğ´un ifadesinde Ben Ankara´da iş adamı Ali İhsan Kaya´nın yanında çalışıyordum. Şantiyede kalıyordum. İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Recep Güven ve Emniyet Müdürü Hanefi Avcı gelip giderlerdi. Güven ve Avcı benden Diyarbakır´a gidip ifade vermemi istediler. Benden, polise bazı paşaların isimlerini vermemi istediler. Ben de ´Neden?´ diye sordum. Bana, ´Bak paşaların kulağından tutup cezaevine atıyorlar´ dediler şeklinde konuştuğunu anlatan Mahkeme Başkanı Yılmaz, tanık Güven´e bu iddianın doğru olup olmadığını sordu.

Tanık Güven, 1991-1996 yılları arasında Diyarbakır´da istihbarat görevinde bulunduğunu, sanıklardan Fırat Altın ve Hıdır Altuğ´u itirafçı oldukları için tanıdığını, diğer sanıkları ise tanımadığını söyledi. İş adamı Ali İhsan Kaya´nın terör mağduru olduğunu, iş makinelerinin örgüt tarafından yakıldığını belirten Güven, 1991 yılında Ali İhsan Kaya ile tanıştım. Arkadaşlığımız vardı. Sık olmamakla birlikte görüşüyoruz. Ancak Hanefi Avcı ile 5 yıldır görüşmüyorum. Edirne Emniyet Müdürlüğüne atandığından itibaren görüşmedik dedi.

Sanık Hıdır Altuğ ile bir görüşmesinin olmadığını kaydeden Güven, Ali İhsan Kaya, bir gün bana Hıdır Altuğ´un durumu anlattı. Bende ´Bildiği bir şey varsa savcılığa gitsin, adalet yerini bulsun´ dedim şeklinde konuştu. Müdahil avukatlardan Selçuk Kozağaçlı, tanık Güven´e görev yaptığı dönemde bir takım kolluk görevlilerinin bölgede yetkilerini aşıp bazı yasa dışı olaylara karıştığı yönünde bilgisi olup olmadığını sordu. Bu konuda kendisine intikal eden somut bir olayın olmadığını bildiren tanık Güven, Basına yansıyan şeyler vardı. Bende duyuyordum. Ancak somut bir şey yoktu dedi. Avukat Kozağaçlı, tanığa bu kez JİTEM diye bir yapı hakkında bilginiz var mı? diye sordu. Tanık Güven, JİTEM´i Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele diye bildiğini belirterek, Bu konuda bazı belgelerin de yayınlandığını zannediyorum diye konuştu.

Sanık Hıdır Altuğ´un durumu konusunda iş adamı Ali İhsan Kaya´ya savcılığa intikal etmesi konusunda tavsiyede bulunduğunu ifade eden Güven, vicdanen rahat olduğunu söyledi. Bak paşaların kulağından tutup cezaevine atıyorlar diye bir cümle kurmadığını belirten Güven, Ben öyle nezaketsiz bir cümle kurmam. Bu devlet terbiyeme terstir dedi. Cumhuriyet savcısı, tanık Güven´e 2009 yılında Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile birlikte iş adamı Ali İhsan Kaya´yı ziyaret edip etmediğini sordu. Tanık Güven, Avcı ile bir araya gelip Kaya´nın bürosuna gitmediklerini söyledi.

İZMİR VALİSİ KIRAÇ

Duruşmada, Güven´in ardından dönemin Şırnak Valisi olan İzmir Valisi Cahit Kıraç, tanık olarak dinlendi. Sanıklardan Cemal Temizöz ve Kamil Atağ´ı tanığını, diğer sanıkları tanımadığını belirten Kıraç, 1993 yılında atandığım Şırnak´ta 13 ay görev yaptım. İlçelere yaptığım ziyaretler esnasında jandarma komutanları ve belediye başkanlarını da ziyaret ederdim. Temizöz ve Atağ´ı o yönden tanırım dedi. Mahkeme Başkanı Yılmaz, tanık Kıraç´a, iddianamede yer alan cinayet olayları ve jandarmanın sivil kıyafetli sorgu ekibi hakkında bilgisinin olup olmadığını sordu. Kıraç, aradan 18 yıl geçtiğini, görevi esnasında böyle bir olayı hatırlamadığını söyledi. Sanık avukatlarından Selçuk Kozağaçlı, tanık Kıraç´a o dönemde işlenen cinayet olaylarının il ve ilçe idare kurullarına yansıyıp yansımadığını ve JİTEM yapılanmasını sordu. Tanık Kıraç, böylesi bir iddianın idare kurullarına yansımadığını, JİTEM ismini de gazetelerden duyduğunu belirtti. Şırnak´ta o dönemde asayiş yönünden bazı sıkıntıların yaşandığını ifade eden Kıraç, sanık Cemal Temizöz´ün terör örgütü PKK´nın Cizre Kaymakamlığına saldırısını hatırlıyor musunuz? sorusu üzerine de Bazı kamu binalarına bu tür şeyler olduğunu hatırlıyorum dedi. Demokratik hukuk devletinde, devletin güvenlik birimlerinin yapacaklarının kurallar çerçevesinde belirlendiğini anlatan Kıraç, Sıkıntılı bir dönemdi. Ancak devlet olarak biz oradaydık. Benim kapım vatandaşa sonuna kadar açıktı diye konuştu.

TEMİZÖZ´DEN TANIK KIRAÇ´A BENİ NASIL TANIRDIN?

Duruşmada, sanıklardan Temizöz, tanık İzmir Valisi Kıraç´a, Beni nasıl tanırdın? diye sordu. Tanık Kıraç, O dönemde yüzbaşıydı. Onun gibi çok ilçe komutanı vardı. Benim öyle ve böyle biriydi dememin bir mantığı yok dedi. Müdahil avukatlardan Tahir Elçi, tanığa, Temizöz´ün görev yaptığı dönemde faili meçhul cinayetlerde yaşanan artış dikkatinizi çekti mi? diye sordu. Tanık Kıraç, böylesi çok yoğun bir iddianın kendisine ulaşmadığını söyledi. Avukat Elçi, önceki duruşmalarda tanık olarak dinlenen Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurlu ve Buca Kaymakamı Şenol Bozacıoğlu´na duruşmada nasıl ifade vermeleri gerektiğini anlatan mektup gönderildiğini, böylesi bir mektubun kendisine de ulaşıp ulaşmadığını sordu. Tanık Kıraç, Bana böylesi bir mektup gelmedi diye konuştu. Mahkeme heyeti, tanık ifadelerinin ardından duruşmaya, öğleden sonra devam edilmek üzere ara verdi. ( AA)

Savcı, Temizöz´ün Cizre´deki 6 dosyasını getirilmesini istedi

Diyarbakır´da bugün görülen faili meçhul cinayetler davasının duruşmasının öğlenden sonraki bölümünde mahkeme heyeti, müdafi ve sanık avukatlarının talepleri aldı.Duruşmada iddia makamı, 1993 yılında Cizre´de 3 mahallenin sorumluluğunun emniyetten alınarak jandarma verilen protokolün Jandarma Genel Komutanlığı´ndan istendiğini ancak gelmediğini belirtti. Savcı, protokolün İçişleri Bakanlığı´ndan istenmesini talep etti. Savcı, Temizöz´ün Cizre´de görev yaparken hakkında gasp, ihmal ve adli ihmal olmak üzere soruşturma talebini içeren 6 dosya olduğunu belirterek, mahkemeden bu dosyaların Cizre Cumhuriyet Savcılığı´ndan istenmesini talep etti. Bu konuda söz alan avukatlardan Veysel Vesek ise bu konuyu araştırdıklarını Cizre Cumhuriyet Savcılığı´nda Temizöz ile ilgili 6 dosya kaydı olduğunu ancak dosyaların olmadığını dile getirdi. Vesek, dosyaların İl İdare Kurulu´nda olabileceğini belirterek, kendilerinin de bu talepte bulunduğunu dile getirdi.

Müdafi avukatlardan Selçuk Kozağaçlı ise davanın sanıklarından Kukel Atağ´ın sağlık sorunlarından dolayı tahliye edilmesinin kendilerinde endişe oluşturduğunu söyledi. Kozaağaçlı, sanıkların sürekli Şırnak ve Cizre´de neler olup bittiğini sorduğunu hatırlatarak, Burada sanık olarak gelmeleri gerekirken tanık olarak dinlenen kişiler oluyorsa, bir ilçe komutanı yargılanıyor onun amirleri geziyorsa, bunu samimi anlatacaklarsa; bir devlet yapısı mı hiyerarşi mi bunu anlatsınlar. Cizre gerçekten dedikleri gibiyse büyük bir kalkışma varsa bunları dinleyebiliriz. Bu savaşın bütün kodlarını bize anlatmalarını, buradaki mağdurların nasıl bu duruma düşürüldüğünü bize anlatmalarını istiyoruz. diye konuştu.

ARİF DOĞAN İFADE VERMEK İSTİYOR

Mahkeme başkanı son duruşmada aldıkları ara kararları gereği yaptıkları yazışmalarının sonuçlarını açıkladı. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Menderes Yılmaz, Arif Doğan´ın ifade vermek istediğini, ancak sağlık sorunları nedeniyle mahkemeye gelemeyeceğini bildirdiğini, talimatla ifade verebileceğini söylediğini kaydetti.

Sanıklardan Hıdır Altuğ, öğlenden önceki duruşmada tanık olarak Siirt Emniyet Müdürü Recep Güven ile ilgili olarak, Onunla ilgili söylediklerimi tekrar ediyor, onu Allah´a havale ediyorum. dedi.

Duruşmada ilk kez savunma yapan itirafçılardan Abdülhakim Güven ise cinayetlerin işlendiği tarihlerde Cizre´de olmadığını savundu. Güven, Basında ve kamuoyunda kumpas oluşturdular sonra Ankara´da yakalandım. Benim ile ilgili hiçbir iddia somut hale getirilmedi. O dönemin bütün devlet yetkilileri gelsin söylesin, böyle bir şey varsa eğer. Güvenlik güçleri beni içeriden çıkarıp götürdü doğru ama nereye götürdüklerini bilmiyorum. Evet gerçekten pişman oldum ama pişman olduğuma pişman ettiler. şeklinde konuştu.

Sanıklardan Kamil Atağ ise kendisinin sivil ekiplere de Temizöz ekibine de ihtiyacı olmadığını belirterek, aşiret olduğunu ve dava nedeniyle 20 milyon kişiye rezil edildiğini kaydetti. Atağ, Bugün burada olmasaydım belki bir yerden aday olacaktım. Ben faili meçhulcü değilim buradaki mağdurlara ben de acıyorum. Benim Temizöz ve ekibiyle ne işim olur? dedi.

Sanıklardan Bedran kod adlı Adem Yakin ise örgütün Cizre sorumluluğunu yaparken teslim olduğunu hatırlatarak, Öcalan tarafından ´Genç Osman´ adıyla Botan´ın gülü denilen Cizre´ye gönderildiğini söyledi. Yakin, Avukatlar Cizre´yi anlatın diyorlar. Tamam anlatalım ama iki taraftan da anlatacağız. Beka vadisinde örgüt tarafından yakılan Kürt gençlerinin kemiklerini de anlatalım. ifadelerini kullandı. ( Cihan)

İddianameden

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca hazırlanan 104 sayfalık iddianamede, sanıkların TCK´nın ´Adam öldürmek´, ´Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´Adam öldürmeye azmettirmek´ suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. Sanıklardan Cemal Temizöz´ün 9, Kamil Atağ´ın 7, Temer Atağ´ın 2, Adem Yakin´in 7, Hıdır Altuğ´un 3, Fırat Altın´ın (Abdulhakim Güven) 6, Kukel Atağ´ın ise bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. İddianamede, sanık Albay Temizöz´ün, 1993´te Cizre´de terörle mücadele ediliyor görüntüsü altında korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan bir grup oluşturduğu savunuluyor. ´Söz konusu grubun, süreç içerisinde asli görevinden ayrılarak, terör örgütü PKK´ya yardım ettiğinin değerlendirildiği ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldıkları kişileri sorguladığı´na yer verilen iddianamede, grubun, bu sorgulanan kişilerden bir kısmını öldürdüğü öne sürülüyor.

Cemal Temizöz Balyoz davasında da tutuklu, adı bir çok başka soruşturmada da geçiyor

Davanın 1 no´lu sanığı Albay Cemal Temizöz, Balyoz davasında da 143 no´lu sanık olarak tutuklu yargılanıyor. Temizöz´ün adı ayrıca Ergenekon örgütünün TSK içindeki yapılanması olan ´Karargah Evleri´ oluşumuna yönelik soruşturmayı örtbas gayretlerinde Kayseri´de üç astsubaya uygulanan hipnozlu ve işkenceli sorguya katılanlar arasında da geçiyor. Yine Temizöz´ün adı Ergenekon sanıklarıyla yapılan telefon görüşmeleri nedeniyle 3. Ergenekon iddianamesinde ve ayrıca Şemdinli iddianamesinde de geçiyor. Temizöz´ün adı yine Malatya Zirve Yayınevi katliamı davasının tanıklarından Erhan Özen´in ifadesi ile Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan´ın ifadesinde de geçiyor. Temizöz´ün adı ayrıca Ergenekon bağlantılı Kafes davasının ek klasörlerinde de geçiyor.

(22 Nisan 2011, 18:43)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Temizöz´le ilgili tüm manşetlerimiz

Temizöz iddianamesinde ara

Temizöz´ü şikayet edemezdim, bizi de öldürürdü

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3213    yazdır/print


 

Karanlık odada seçim fotoğrafı çalışması

Kasetçiler devrede.. CHP karanlık odada yeniden yapılandırılıyor.. Kaset skandalı ile Baykal´ı tasfiye edip, Kemal Kılıçdaroğlu´nu CHP´nin başına getiren irade, milletvekili listelerinde de damgasını vurdu. Derin devletle mücadele eden solcu isimler CHP´ye üye bile kabul edilmezken, Ergenekon sanığı ünlü sağcılar CHP listelerinin başına yerleşti. Benzer bir derin yapılanmanın da MHP´de gerçekleştirildiği, Engin Alan için odatv bağlantılı Ergenekon sanığı Yalçın Küçük´ün ricacı olduğu ortaya çıkmıştı.

Karanlık odada seçim fotoğrafı çalışması

Kasetçiler devrede.. CHP karanlık odada yeniden yapılandırılıyor.. Kaset skandalı ile Baykal´ı tasfiye edip, Kemal Kılıçdaroğlu´nu CHP´nin başına getiren irade, milletvekili listelerinde de damgasını vurdu. Derin devletle mücadele eden solcu isimler CHP´ye üye bile kabul edilmezken, Ergenekon sanığı ünlü sağcılar CHP listelerinin başına yerleşti. Benzer bir derin yapılanmanın da MHP´de gerçekleştirildiği, Engin Alan için odatv bağlantılı Ergenekon sanığı Yalçın Küçük´ün ricacı olduğu ortaya çıkmıştı.

Kaset skandalı ile Deniz Baykal´ı CHP Genel Başkanlığı´ndan uzaklaştıran irade partiyi tanzim etmeye devam ediyor. Parti Meclisi üyelerinin istifasına ve parti teşkilatlarının tepkisine yol açan,Ergenekoncu adaylar CHP´nin milletvekili listelerine damgasını vurdu. Milletvekili adaylarının belirlendiği Parti Meclisi toplantısında Ergenekon sanığı Sinan Aygün ile Mehmet Haberal´ın adaylıklarına yönelik itirazlar üzerine, parti yöneticilerini karşısına alarak bu isimleri aday gösteren, yine Ergenekon sanığı Mustafa Balbay´ı seçilecek yerden listeye koyan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulu´na (YSK) verilen ilk listede yer vermediği Ergenekon sanığı İlhan Cihaner´i ise Denizli´den kontenjan adayı olarak gösterdi. Odatv muhabiri İklim Bayraktar´ın ricası üzerine Ergenekon tutuklusu Soner Yalçın´a Meclis kürsüsünden destek veren Kılıçdaroğlu, Odatv´nin 16 Nisan´daki yayınından 4 saat 32 dakika sonra Cihaner´i aday gösterdi. Odatv´de yer alan yazıda Cihaner´i milletvekili adayı göstermeyen CHP yönetimi sert bir dille suçlanarak, İlhan Cihaner simgedir. Cumhuriyet hukukunun simgesidir. Peki CHP, İlhan Cihaner´i niye milletvekili adayı yapmadı? Bunun açıklamasını yapmak zorundadır deniliyordu.

İLK LİSTEDE YER ALMADI

11 Nisan günü YSK´ya sunulan milletvekili listelerinde Cihaner´in yer almaması üzerine kendisine yöneltilen sorulara, Parti Meclisi´nin takdiri yanıtını veren Kılıçdaroğlu, CHP´ye sadece milletvekili olarak hizmet edilmeyeceğini, Cihaner´in birikiminden başka kademelerde yararlanmak istediklerini söylemişti. Kılıçdaroğlu, Cihaner, PM´ye sunulan listede yer aldı mı? sorusuna ise Hayır ismi PM´ye sunulmadı yanıtını vermişti. Ancak 16 Nisan günü sürpriz bir gelişme yaşanarak Ergenekon sanığı İlhan Cihaner´in ismi Denizli´den kontenjan adayı olarak YSK´ya iletildi. Kılıçdaroğlu, sürpriz adaylığı Uğur Dündar´la birlikte çıktığı Star TV´deki yayında, Aslında bir gecikme yok, bazı adaylarla ilgili kamuoyu yoklaması yapıldı. Bu yoklamaların bize dönüşü biraz gecikmeli oldu. Normal süreçte aday olması düşünülüyordu... diye açıkladı.

ODA TV 11.28´DE YAZDI

Cihaner´in YSK´ya sunulan ilk listede yer almaması üzerine Odatv´de yer alan bir yazıda CHP yönetiminin bu tavrı eleştirilerek, İlhan Cihaner simgedir. Cumhuriyet hukukunun simgesidir. Peki CHP, İlhan Cihaner´i niye milletvekili adayı yapmadı? Bunun açıklamasını yapmak zorundadır diye soruluyordu. Odatv yöneticisi ve Ergenekon tutuklusu Soner Yalçın´ın mahkemeye çıkarılacağı gün Odatv muhabiri İklim Bayraktar´ın ´ricası´ üzerine Meclis´teki grup konuşmasında, Soner Yalçın soyadı gibi yalçın, kaya gibi... sözleriyle destek veren Kılıçdaroğlu, Cihaner konusundaki isteğe de kayıtsız kalmadı. Cihaner´in aday gösterilmemesi üzerine 16 Nisan günü saat 11.28´de Odatv sitesinde yer alan bir yazıda, Peki söyler misiniz: İlhan Cihaner niye aday yapılmadı. Neyi eksikti?.. CHP, Cumhuriyet savcısının hangi özelliğini beğenmedi? diye Kılıçdaroğlu´ndan hesap sorulması dikkati çekti. Yazının sitede yer almasından 4 saat 32 dakika sonra CHP´den yapılan açıklamada, Cihaner´in Denizli´den kontenjan adayı olarak isminin Yüksek Seçim Kurulu´na bildirildiği ilan edildi.

Öte yandan CHP´nin milletvekili adaylık listesi ilk açıklandığında, listede Ergenekon tutuklusu Mehmet Haberal, Mustafa Balbay ve Ergenekon sağını Sinan Aygün´ün isimleri vardı. Ancak Türkiye´nin sayılı sosyal demokrat isimleri Fikri Sağlar, Hikmet Çetin ve Ercan Karakaş listede yer almadı. Hikmet Çetin, Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan seçildikten sonra, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül´ün hareketini durdurarak, Kılıçdaroğlu´na destek verilmesini sağlamıştı. Fikri Sağlar ise, derin devletle mücadelesini her katıldığı programda sürdürüyordu. Kemal Kılıçdaroğlu, bu isimleri liste dışında tutarak, kendisini genel başkanlığa taşıyan kaset skandalının arkasındaki güce boyun eğdi.

ECEVİT´İN KEMİKLERİ SIZLADI

Kemal Kılıçdaroğlu, aday listelerini hazırlarken arkadaşlarının tepkisine aldırış etmediği gibi, rahmetli Bülent Ecevit´in anısına da saygı göstermedi. CHP Parti Meclis´i Üyesi Enver Aysever, Mehmet Haberal ve Sinan Aygün´ün aday gösterilmesine tepki göstererek, CHP´den istifa etti. Buna aldırmayan Kılıçdaroğlu, Haberal´ı merhum Bülent Ecevit´in seçim bölgesi olan Zonguldak´tan aday gösterdi. Üstelik, Ecevit´in başbakan olduğu dönemde, Haberal tarafından yanlış tedavi edildiği iddiaları Ergenekon davası iddianamesinde yer almasına rağmen.

Kılıçdaroğlu: İnşallah Cihaner Meclis´e girer

Şanlıurfa´daki programının ardından İstanbul´a gitmek için Gaziantep Havaalanı´na gelen Kemal Kılıçdaroğlu bir kuşun azizliğine uğradı. Kılıçdaroğlu´nun da bineceği uçağın motoruna kuş kaçınca sefer iptal edildi. Şanlıurfa´ya geri dönen Kılıçdaroğlu, Ankara´ya gitti. Urfa´da soruları cevaplayan Kılıçdaroğlu, Cihaner´in aday olmasıyla ilgili bir soru üzerine ´Yorum yapmaya gerek yok. Adayımızdır, inşaallah başarılı olur, parlamentoya girer´ dedi.

CHP´deki gizli iradenin isteğini yansıtan o yazı

İlhan Cihaner simgedir. Cumhuriyet hukukunun simgesidir. Peki CHP, İlhan Cihaner´i niye milletvekili adayı yapmadı? Bunun açıklamasını yapmak zorundadır.İlhan Cihaner simgedir: Karslı dört çocuklu bir Tekel emekçisinin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Kars´ta yaptı. Liseyi Ankara Abidinpaşa Endüstri Meslek Lisesi´nde okudu. Aselsan´da çalıştı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi´ni çalışıp okuyarak bitirdi. 15 yaşından beri emekçi yani. Hukuk diploması yetmedi; 1991´de yüksek lisansını tamamladı: Bir insan hakkı olarak bilgi edinme hakkı. Cumhuriyet Savcısı olarak ilk görev yeri Hatay´ın reyhanlı ilçesi oldu: 16 Mart 1994. Üç yıl sonra Şırnak-İdil´de görev yaparken, faili meçhul cinayete kurban edilmiş üç kişinin dosyasını raftan indirdi.JİTEM hakkında Diyarbakır DGM Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Bu JİTEM aleyhine açılan ilk davaydı. 10 yıl bölgede görev yaptı. İlhan Cihaner sonra sırasıyla Ankara Çamlıdere, Samsun Vezirköprü, Manisa Alaşehir ve Erzincan´da bulundu. Tefecilerle, kaçakçılarla, tarikatlarla mücadele etti. OP cumhuriyet savcısının yapması gerekenleri yaptı. Zekiydi. Espriliydi. Karikatüristti. Müzik tutkunuydu. Entelektüeldi. Atatürkçüydü. İyi bir babaydı. Peki söyler misiniz: İlhan Cihaner niye aday yapılmadı. Neyi eksikti?.. CHP, Cumhuriyet savcısının hangi özelliğini beğenmedi? Açıklama yapmak zorundadır... (Odatv.com) ( Yenişafak)

Soruşturma ve davalar derinlerin kimyasını bozdu

Kaset skandalı ile Baykal´ı tasfiye edip, Kemal Kılıçdaroğlu´nu CHP´nin başına getiren iradenin, milletvekili listelerinde de damgasını vurduğu görülüyor. Derin devletle mücadele eden solcu isimler CHP´ye üye bile kabul edilmezken, Ergenekon sanığı ünlü sağcılar CHP listelerinin başına yerleşti. CHP daha önce 3 Ergenekon sanığını aday göstermişti. Bunlardan Mehmet Haberal için Demirel´in ricacı olduğu ortaya çıkmıştı. Yine eski lider Deniz Baykal´ın CHP başından uzaklaştırılmasında Odatv ve bağlantılı olarak Ergenekon´un rol oynadığı, bu güçlerin HalkTV´yi alabilmek için Deniz Baykal hakkında ´Varan 2´ kodlu yeni bir kaseti ortaya çıkarma hazırlığı yaptığı ileri sürülmüştü. Benzer bir derin yapılanmanın da MHP´de gerçekleştirildiği, Engin Alan için odatv bağlantılı Ergenekon sanığı Yalçın Küçük´ün ricacı olduğu ortaya çıkmıştı. Bu iki partinin başka aday kalmamış gibi kamuoyunun muhtemel tepkisine karşın Ergenekon ve Balyoz gibi kritik davaların sanıklarına adaylık yolu açmasının kendi iradeleri ile değil, Baykal´ı devirerek güçlerini gösteren Ergenekon´un direktifiyle gerçekleştirildiği ileri sürülüyor. CHP yönetiminin Odatv´nin yayınından sadece birkaç saat sonra sürpriz şekilde Cihaner´i listeye yerleştirmesi bu derin ilişkilere bir kanıt olarak gösteriliyor. Seçmen tabanlarının olası tepkilerine rağmen sağcı ve solcuların birbirine karıştığı tüm bu karanlık ve ensest ilişkiler, 2011´in Kontrgerillacılar için ´Kıyamet Yılı´ olduğu iddiasını güçlendiriyor. Bu sıradışı karmaşık ilişkiler, alışık oldukları yöntemlerle iktidar olma umudunu kaybeden güçlerin, alışık olmadıkları yöntem olan ´halktan oy isteyerek iktidar olma´ yolundaki acemilik hataları olarak kabul ediliyor. 12 Haziran 2011 tarihinde gerçekleşecek seçimler diğer partiler için farklılık arzetmezken, CHP ve MHP´nin kaderini Ergenekon sanıklarının aday yapılmasının belirleyeceği, diğer konuların ikinci planda kalacağı değerlendiriliyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(18 Nisan 2011, 11:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

CHP ve MHP´nin Ergenekon sanıklarını milletvekili yapma planı

Ergenekon sanıklarını milletvekili yapma planı

2011 seçimleri Ergenekon referandumu

2011 SEÇİM SÜRECİNDE YAŞANAN KIŞKIRTMALAR

2011 Kontrgerilla için ´Kıyamet´ yılı

Seçim ve anayasa Kontrgerilla için ölüm kalım meselesi

Ergenekon´da seçim hazırlığı: Mitingler tekrar devrede

Av mevsimi açıldı: Hedef AKP

Odatv´de şok belge: Baykal´a seks komplosu

Baykal´a komplo manşetlerimiz

´Ergenekon ve CHP´ manşetlerimiz

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3201    yazdır/print


 

TSK´da bir ilk: Ses kaydına ceza

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Genelkurmay´ın ´yok´ saydığı JİTEM´i ses kaydında itiraf eden hava tuğgeneral Mehmet Eldem´e uyarı cezası verdi. Soruşturma kapsamında ifadesi de alınan Eldem´in ses kaydındaki konuşmaların kendisine ait olduğunu reddettiği, sadece bir kısmını konuşmuş olabileceği ve kaydın hukuksuz bir şekilde yapıldığını söylediği belirtilirken, bu savunmanın Org. Aksay´ı tatmin etmediği ve ceza almasını engellemediği bildirildi. Tuğgeneral Eldem bu haberle ilgili web sitemize bir tekzip metni de göndermiş ve ses kaydını inkar etmişti. 16 Ağustos 2010´da internette yer alan ses kaydındaki Eldem olduğu iddia edilen kişi; Seferberlik Tetkik Kurulunda herkesle ilgili bilgilerin bulunduğundan, JİTEM´in kesinlikle var olduğundan ama TSK´nın bu oluşumun varlığını bile bile inkar ettiğinden, JİTEM arşivlerinde Seferberlik Tetkik Kurulu´nda (Özel Harp Dairesi) bulunan bilgilerden daha özel bilgilerin bulunduğundan, Bir çok kişinin fişlediğinden bahsediyordu.

TSK´da bir ilk: Ses kaydına ceza

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Genelkurmay´ın ´yok´ saydığı JİTEM´i ses kaydında itiraf eden hava tuğgeneral Mehmet Eldem´e uyarı cezası verdi. Soruşturma kapsamında ifadesi de alınan Eldem´in ses kaydındaki konuşmaların kendisine ait olduğunu reddettiği, sadece bir kısmını konuşmuş olabileceği ve kaydın hukuksuz bir şekilde yapıldığını söylediği belirtilirken, bu savunmanın Org. Aksay´ı tatmin etmediği ve ceza almasını engellemediği bildirildi. Tuğgeneral Eldem bu haberle ilgili web sitemize bir tekzip metni de göndermiş ve ses kaydını inkar etmişti. 16 Ağustos 2010´da internette yer alan ses kaydındaki Eldem olduğu iddia edilen kişi; Seferberlik Tetkik Kurulunda herkesle ilgili bilgilerin bulunduğundan, JİTEM´in kesinlikle var olduğundan ama TSK´nın bu oluşumun varlığını bile bile inkar ettiğinden, JİTEM arşivlerinde Seferberlik Tetkik Kurulu´nda (Özel Harp Dairesi) bulunan bilgilerden daha özel bilgilerin bulunduğundan, Bir çok kişinin fişlediğinden bahsediyordu.

Çeşitli soruşturmalarda yargılanan generallerin internete düşen ses kayıtları Genelkurmay Başkanlığı tarafından dikkate alınmaz ve yok sayılırken, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, ses kaydını affetmedi. Aksay, JİTEM´i itiraf eden generale uyarı cezası kesti. Uyarı cezasının TSK´da bir generale uygulandığı çok nadir görülen bir olay.

´İfadesi alındı ceza kesildi´

Hava Kuvvetleri Personel Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Eldem, 16 Ağustos 2010 tarihinde internete düşen ses kaydında, JİTEM´in varlığını itiraf eden ifadelerde bulunuyordu. Kayıtlarda, Eldem, “Resmi olarak kurulan JİTEM diye bir jandarma istihbarat teşkilatı vardı. Bunu TSK alenen inkar etti, bizim böyle bir teşkilatımız yok diye. Var! Resmi olarak kurulmuş, emir verilmiş de kurulmuş ama var. Komutanı var, başkanı var, Hav. Kom´da (Hava Kuvvetleri Komutanlığı) yapılaşması var. TSK bunu göz göre göre inkar etti. Ama var. Var yani, bilmeyen yok, herkes biliyor” diyordu.Mehmet Eldem hakkında Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay´ın emriyle idari soruşturma yürütüldüğü, soruşturma neticesinde Tuğgeneral Eldem´in uyarı cezası aldığı öğrenildi.

Ses kaydını kısmen kabul etti

Soruşturma kapsamında ifadesi de alınan Eldem´in ses kaydındaki konuşmaların kendisine ait olduğunu reddettiği, sadece bir kısmını konuşmuş olabileceği ve kaydın hukuksuz bir şekilde yapıldığını söylediği belirtilirken, bu savunmanın Org. Aksay´ı tatmin etmediği ve ceza almasını engellemediği bildirildi.Eldem´e uyarı cezasının “uygunsuz ifadeleri” nedeniyle verildiği, ses kaydında yer alan “Genelkurmay´ın resmi açıklamalarının tersine JİTEM´in var olduğu, JİTEM, Seferberlik Tetkik Kurulu (Özel Harp Dairesi/ÖHD) gibi birimlerde tamamen hukuk dışında yapılanmalar olduğu, kanun ve kurallara aykırı fiiller gerçekleştirildiği ve kimsenin hesap soramadığı” gibi söylemlerinin ceza almasında etkili olduğu değerlendirildi.

Ses kaydına ilk defa ceza verildi

Genelkurmay Başkanlığı, generallere ilişkin internete düşen ses kayıtlarını dikkate almazken ve yok sayarken, hatta bu yönde kamuoyunu aydınlatma gereği bile duymazken, Org. Aksay´ın ortam dinlemesi üzerine verdiği yönelik bu ceza, dikkat çekici bulundu.

Genelkurmay´ın yok saydığı JİTEM´i anlatmıştı

Orgeneral Aksay´ın generalliğe terfisini sağladığı isimler arasında yer alan Tuğgeneral Eldem, internete düşen ses kaydında, JİTEM´in varlığı ve icraatları ile ilgili itiraf gibi açıklamalarda bulunmuştu. Eldem, ses kaydındaki ifadeleriyle, mahkemelere “Teşkilatımızda JİTEM diye bir birimimiz bulunmamaktadır” şeklinde cevap veren Genelkurmay´ı yalanlıyordu.9 Ağustos 2010´da yayınlanan karar üzerine yeni görevine geçen Eldem, bir hafta sonra internete düşen ses kaydı ile sarsılmıştı. ( Star)

Ses kaydında ilginç ifadeler yer alıyordu

Tuğgeneral: ´28 Şubat değil, asıl bu (yani yargının olayların üzerine gitmesi) post modern darbe. Ne var ne yok geldiği zaman kapıya savcı mavcı. Bir dakika burası askeri bölge giremezsin. Bilmem ne falan diyemeyiz. Buyrun hoşgeldiniz deyip her tarafımızı açacağız böyle. Savcı umarım bilinçli biridir. Ondan sonra konulara yatkın biridir. Fazla uzatmaz. Ama değilse bundan sonra çok farklı yerlere çekilebilir.´

Resmi olarak kurulan JİTEM diye bir Jandarma İstihbarat Teşkilatı vardı. Bunu Türk Silahlı Kuvvetleri alenen inkar etti. Bizim böyle bir teşkilatımız yok diye. VAR! Resmi olarak kurulmuş emir verilmiş de kurulmuş ama. Komutanı var. Başkanı var. Havkomda yapılaşması var. Şunu bunu var. Türk Silahlı Kuvvetleri bunu gördü. Evet inkar etti. Bizde böyle bir teşkilat yok diye. Ama var. Var yani. Bilmeyen yok. Herkes biliyor. İnkar ediyor. E şimdi inkar ediyorsun. Böyle bir teşkilat var. Bunun görevleri içerisinde olmayan şeylerde yapıyor bazen. İstihbarat çalışması da yapıyor. Yani niçin yapıyor. Ne olur ne olmaz diye yapıyor. Yani şeye yönelik çalışma. Aslında jandarma da yapıyor. Jandarmanın istihbarat şubelerine girseler neler bulurlar acaba? Post modern darbe vardı ya. İşte post modern darbe bu esas. 28 şubatta yaptıkları vardı. Post modern darbe. Bana göre o darbe marbe değildi. Bu darbe işte. Adam her şeyinde şimdi seni şimdi kovalamaya başladı. Her şeyin içerisine girdi. Hayır diyemiyorsun. Bunun için başka neler çıkacak? Dediğiniz gibi yorumlamaya bağlı. Eğer ters zamanda bir yorumlarsa hepsini içeri alırlar. Taa şeye kadar. Çünkü o bilgiler muhtemelen sadece kendi arşivinde değil. Bilgi olarak da belli yerlere gidiyordur. Şimdi o arşivlenmiş dokümanların hepsinde dağıtım hanesi vardır. O dağıtım hanesine gittiği zaman dağıtımda heee neresi işte bilmem ne jandarma alay komutanlığı TIK TIK GENELKURMAY sırayla o dağıtımlara da gidecek bakacak. Yani doğrumu değil mi diye. Oraları da sorgulayacak. Ondan sonra al gülüm ver gülüm. Savcı umarım bilinçli biridir. Ondan sonra konulara yatkın biridir. Fazla uzatmaz. Ama değilse bundan sonra çok farklı yerlere çekilebilir. En güvenlikli yerler oralarıydı İKK yönünden hassasiyet veya gizlilik yönünden hassasiyet yönünden gösteren yerlerdir. Yani işler böyle. Tamamen saydam bir hale geçiyoruz. Haberiniz olsun . Ne var ne yok geldiği zaman kapıya savcı mavcı. Bir dakika burası askeri bölge giremezsin. Bilmem ne falan diyemeyiz. Buyrun hoşgeldiniz deyip her tarafımızı açacağız böyle.

Eldem sitemize tekzip metni göndermişti

16 Ağustos 2010 tarihli ´JİTEM´i kabul eden Tuğgeneralden şok açıklamalar ´ başlığıyla yayınladığımız alıntı haberimizden dolayı Mehmet Eldem itirazda bulunarak sitemize tekzip metni göndermişti. İşte, habere ekleyerek yayınladığımız o tekzip metni:

Sayın Site Yetkilisi; 1. Sitenizde 16 Ağustos 2010 tarihinde konusu “Tuğgeneral Mehmet ELDEM ile ilgili” olan, şahsıma ait yorumların yapıldığı yazı, ses kaydı ve video ile ilgili olarak aşağıda belirtilen hususları dikkate almanızı rica ederim. a. Bu ses kaydı hukuka aykırı bir şekilde, doğruluğu araştırılmadan, kişilik haklarımı ihlal edecek şekilde, yorumlar da yapılarak sitenizde yayımlanmıştır. b. Bunun haber olarak maksadını aşan yorumlarla yayımlanması, rütbemin bile albayken tuğgeneral olarak yazılması haberin doğruluğunun ne kadar araştırıldığının kanıtıdır. Bu tarihte rütbem albay olarak devam etmekteydi. c. Bu haber yapılırken benden izin alınmamıştır veya danışılmamıştır. ç. Konuşmanın nerede, ne zaman, ne maksatla kimin tarafından, nasıl ve hangi şartlarda yapıldığı belli değildir. 2. Hakkımda doğru olmayan hususların, ifade etmediğim düşüncelerimin yer aldığı, hukuka aykırı, usulsüz ve gizli şekilde yapılmış, montajlanmış bu ses kaydının üzerine gerçekle alakası olmayan yorumlar oluşturulmuş olduğundan, bu haberin, ses kaydının, görüntülerin, video kaydının, verdiğiniz linklerin siteniz içeriğinden ve arşivinden çıkarılmasını rica ediyorum. Çıkarılmadığı takdirde; a. 5651 Sayılı Kanunun Dokuzuncu maddesi gereği, b. Türk Ceza Kanununun (TCK) 133´üncü maddesi 1,2 ve 3´üncü fıkraları gereği, c. TCK´nun 267´inci maddesi gereği, ç. 5187 sayılı Kanunun 11 nci maddesi gereği işlem tesis edilmesi için Adli Makamlara müracaat edeceğimi ve hukuki uygulamaları başlatacağımı dikkatinize sunarım. Mehmet ELDEM ...

meldem@ekolay.net, 28 Eylül 2010, Salı 07:30

(15 Nisan 2011, 11:56)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

JİTEM´i kabul eden Tuğgeneralden şok açıklamalar

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3196    yazdır/print


 

Çarkın soruşturması derinleştiriliyor

Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın itirafları üzerine başlatılan soruşturma derinleştiriliyor. Soruşturma savcısı Hakan Karaali´nin ´iş yükü´ azaltılıyor.

13.04.2011 13:39 Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın itiraflarına bakan savcı Hakan Karaali´nın ´iş yükü´ azaltılıyor. Savcının soruşturmayı derinleştireceği öğrenildi. Çarkın geçtiğimiz haftalarda şok itiraflarda bulunmuştu. Devlet emriyle çok sayıda yargısız infaz yaptıklarını açıklayan Çarkın, somut kişi ve yer isimleri de vermişti. ´Terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söyleyen Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı. Çarkın bugün Devrimci Karargah davasında sanık olarak yargılanmaya başlayan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında da ağır suçlamalarda bulunmuştu. Savcı Karaali tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Çarkın, çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

Köy boşaltmalar, JİTEM korkusu ve Kürt işadamlarına yönelik cinayetlerle geçen 90´lı yılların ´kara kutusu´ Eski Özel Harekat Polisi ve Susurluk hükümlüsü Ayhan Çarkın´ın şok açıklamalarının ardından, bir önemli gelişme daha yaşandı. Müdahil avukatlarının yaptığı talep doğrultusunda; Çarkın ile ilgili dosyaya bakan Özel Yetkili Savcı Hakan Karaali´nin “Yalnızca Ayhan Çarkın dosyasıyla ilgilenmesine” karar verildiği, savcı Karaali´nin soruşturmayı derinleştireceği öğrenildi. Özel Yetkili Savcı Karaali, basın yoluyla işlenen suçlarla ilgili dosyalara bakıyor. Çarkın´ın Radikal´e detaylarıyla anlattığı kanlı olayların mağdurlarının avukatları ise “Savcı Karaali´nin elindeki dosya sayısının fazlalığına” dikkat çekerek, Çarkın ile ilgili dosyanın ya başta bir savcıya verilmesini ya da da savcının iş yükünün azaltılıp yetkilerinin artırılmasını talep ediyordu.

Müdahil avukatlarından Taylan Tanay, bu amaçla İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı´na sunduğu dilekçeyi Başsavcı vekili Fikret Seçen´e iletti. Avukat Tanay, gerekçelerini şöyle sıraladı: “Soruşturması sürdürülen bir suç örgütü söz konusu. Temel eylem biçimi kaybetme, silahlı çatışma süsü verilmiş kolluk infazı. Yüzlerce insanın silahlı çatışma adı altında öldürüldüğü, halen 17 bin civarında insanın kaybedildiği düşünülürse soruşturmanın derinleştirilmesi bizce zorunluluk arzediyordu. Bunun basın işlerine bakan bir savcının iş yükü ile yürütülmesi mümkün değildi. Soruşturmayı sürdüren savcılığın görev yaptığı saha içerisinde süreli ve süresiz yayınların sayısı hayli fazlaydı. Basın Kanunu uyarınca dava açmak için kesin süreler var. Bu da savcılığın iş yükünü artırmakta” diye konuştu.

Dilekçeyi sundukları Başsavcı vekili Fikret Seçen´in de konuya olumlu yaklaştığını belirten Tanay, Seçen´den Savcı Karaali´nin üzerinden basın dosyalarını almaya karar verdikleri yönünde bilgi aldıklarını söyledi. “Bu yolla Karaali´nin müstesna olarak bu dosya ile ilgileneceğini ve soruşturmayı derinleştireceğini öğrendik” diyen Tanay, soruşturmanın amacına ulaşılması ve ülke tarihinin en kapsamlı kontrgerilla faaliyetinin açığa çıkarılması yolunda önemli bir adım olduğunu da vurguladı.

Susurluk defterine son

Hacı Karay Ailesi´nin avukatı Mehmet Selim Okçuoğlu ise “Ergenekon zihniyetini mahkum etmek isteyen anlayışın Susurluk defterini kamuoyu vicdanını rahatlatacak şekilde kapatması lazım” dedi. Soruşturmadan genel olarak memnun olmadıklarını da ifade eden Okçuoğlu, “Bu ciddiyeti görürsek biz de savcı gibi çalışabiliriz. Bizden yararlanılmasını talep ediyoruz. Failleri, mekanizmayı biliyoruz. Cinayetler konusunda elimizde çeşitli kanıtlar var” dedi. (Radikal)

Çarkın´dan şok itiraflar

Ayhan Çarkın geçtiğimiz haftalarda şok itiraflarda bulunmuştu. Devlet emriyle çok sayıda yargısız infaz yaptıklarını açıklayan Çarkın, somut kişi ve yer isimleri de vermişti. ´Terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söyleyen Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı. Çarkın bugün Devrimci Karargah davasında sanık olarak yargılanmaya başlayan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı hakkında da ağır suçlamalarda bulunmuştu. Savcı Karaali tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Çarkın, çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

(13 Nisan 2011, 13:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın şok itirafları ve gözaltına alınışı manşetlerimiz

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

Çarkın´ı Diyarbakır da soruşturuyor

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3190    yazdır/print


 

Tanık Özen, Dink soruşturmasında ifade verdi

Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin devam eden soruşturma kapsamında, Zirve Yayınevi katliamı davasında tanık olarak dinlenen Erhan Özen´in ifadesi alındı.Soruşturma savcısına ´tanık´ sıfatıyla ifade veren Erhan Özen´in, ´2004 yılında Sevgi Erenerol´un talimatıyla Dink´i yabancı mezarlığına götürdük. Dink ile Erenerol yarım saat bir aracın içinde görüştü. Burada tehdit edildiğini biliyorum. Agos çevresinde fotoğraflama çalışması yaptım.´ şeklinde bilgiler verdiği öğrenildi.

Tanık Özen, Dink soruşturmasında ifade verdi

Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin devam eden soruşturma kapsamında, Zirve Yayınevi katliamı davasında tanık olarak dinlenen Erhan Özen´in ifadesi alındı.Soruşturma savcısına ´tanık´ sıfatıyla ifade veren Erhan Özen´in, ´2004 yılında Sevgi Erenerol´un talimatıyla Dink´i yabancı mezarlığına götürdük. Dink ile Erenerol yarım saat bir aracın içinde görüştü. Burada tehdit edildiğini biliyorum. Agos çevresinde fotoğraflama çalışması yaptım.´ şeklinde bilgiler verdiği öğrenildi.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin devam eden soruşturma kapsamında Erhan Özen ´tanık´ sıfatıyla ifade verdi. Malatya Zirve Yayınevi katliamı davasında da tanık olarak dinlenen ve kendisinin JİTEM adına çalıştığını belirten Erhan Özen, 10 Mayıs 2010 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Dink davasında tanık olarak dinlenmişti. Erhan Özen´in verdiği ifadeler mahkeme heyeti tarafından soruşturma savcısı Selim Berna Altay´a iddialarının incelenmesi için gönderilmişti. Savcı Altay, başka bir suçtan Çorum´da cezaevinde yatan Erhan Özen´in ifadesini aldı.Geçtiğimiz hafta Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne getirilen Özen, Dink soruşturması savcısı Altay´a ´tanık´ sıfatıyla ifade verdi. Özen´in mahkemede verdiği ifadeye benzer bir ifade verdiği öğrenildi.

JİTEM´e çalıştığını, 2004 yılında Ergenekon davasının tutuklu sanığı Sevgi Erenerol´un talimatıyla Dink´i yabancı mezarlığına götürdüklerini söylediği öğrenilen Özen´in Dink ile Erenerol´un yarım saat bir aracın içinde görüştüğünü söylediği belirtildi. İfadesinde Dink´in mezarlıkta tehdit edildiğini öne süren Özen´in, Muzaffer Tekin´den aldığım talimatla 2005 yılında Agos gazetesi önünde fotoğraflama için görevlendirildim. Adıma kayıtlı araçla gazete çevresinde fotoğraf çektim. Bu fotoğrafların bir kısmını bir ekmek fabrikasında sakladım. ifadelerini tekrarladığı belirtildi. ( Cihan)

Eski Emniyet Müdürünün ifadesi alındı

21 Nisan 2011 - Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink´in öldürülmesine ilişkin Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında talimatla ifadesinin alınması kararlaştırılan eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, İstanbul´da Cumhuriyet Savcılığa ifade verdi. Hrant Dink´in öldürülmesi olayında dönemin bazı İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin ihmalleri olup olmadığı konusunda yürütülen ve daha önce soruşturmayı yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca ´takipsizlik kararı´ verilen, ancak Dink ailesinin müracaatı üzerine Rize Ağır Ceza Mahkemesince genişletilmesine karar verilen soruşturma kapsamında, aynı savcılık Reşat Altay´ın talimatla ifadesinin alınmasını kararlaştırdı. Bu karar doğrultusunda, oturduğu İstanbul´da cumhuriyet savcılığına çağrılan Altay´ın talimatla ifadesi alındı. İstanbul´da Altay´ın ifadesini alan savcılığın, Altay´ın ifadesinin alındığını Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdiği öğrenildi. ( Yenişafak)

(11 Nisan 2011), son güncel.: (21 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hrant Dink cinayeti ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

AİHM: Ergenekon, terör örgütü

Flaş!!! Ergenekon ve Dink sanıklarının irtibatı tespit edildi

Balyoz Darbe Planı´nın hedeflerinden biri de Dink çıktı

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Dink´te suç: Anayasa ihlali

Dink cinayetinde 30 kişiye soruşturma

Gül, Dink için DDK´yı görevlendirdi

Samast, Dink´e öpülerek uğurlanmış

Zirve: Şerefsizlere vur dedik, öldürdüler

Samast´ın yakınındaki o er kim?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3185    yazdır/print


 

Peker´den Avcı´ya ağır suçlamalar

´Suç örgütü lideri olmak´ suçlamasıyla cezaevinde bulunan Sedat Peker, Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanığı eski polis müdürü Hanefi Avcı´yla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Dev-Solcu Bedri Yağan´ın ölümünde Avcı´nın parmağı olduğunu ileri sürdü: ´Öldürenler polis değil, itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu.´

Peker´den Avcı´ya ağır suçlamalar

´Suç örgütü lideri olmak´ suçlamasıyla cezaevinde bulunan Sedat Peker, Devrimci Karargah terör örgütü davasının tutuklu sanığı eski polis müdürü Hanefi Avcı´yla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Dev-Solcu Bedri Yağan´ın ölümünde Avcı´nın parmağı olduğunu ileri sürdü: ´Öldürenler polis değil, itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu.´

Çete suçundan Silivri Cezaevi´nde yatan Sedat Peker, haftalık haber dergisi Aksiyon´a konuştu. Devrimci Karargah terör örgütü davasında yargılanan eski istihbaratçı Hanefi Avcı´nın bir dönem JİTEM adına çalışan itirafçıları nasıl kullandığını ve kendisini nasıl yönlendirdiğini ayrıntılarıyla anlattı. Kendisinin mahkemede vereceği ifadeden sonra Avcı´nın Ergenekon davasında ´yöneticilikten´ yargılanacağını söyledi.

Aksiyon Dergisi´nin bugün piyasaya çıkan sayısında yer alan röportajın bazı bölümleri şöyle: Avcı´nın ´Pala Şeref´ lakaplı başkomiseri ile irtibat halindeydik. Benim yanıma gelen itirafçıların isimleri Süleyman ve kardeşi Cemal Öğer, Ali Ozansoy´un kardeşi, Hüseyin Tilki, Hidayet Bozyiğit ve başka birkaç kişiydi. Devlete faydaları olduğu için bu arkadaşlarla ilgilendim. Adanalı işadamı Hayrettin Alp bana gelerek itirafçıların benim yakınım olduğunu duyduğunu söyledi. Ahbabı olan Kanal 6´nın eski sahibi Mehmet Kurt´tan bir arsa için avanta istiyorlarmış. ´Bu arkadaşları tanıyorum; ancak onlar Hanefi Avcı´nın ekibi´ dedim. Mehmet Kurt da araya tanıdıklar koyarak Avcı´nın yanına gitmiş. Avcı, ´Benim ekibim değiller, ancak devlete faydaları oldu.´ demiş. Kontrolsüz ve tehlikeli olduklarını söylemeyi de unutmamış. Yani bu olayı bir şikayet olarak kabul edip resmiyete koyacağına, adama bir de para ödesin diye telkinlerde bulunmuş. Mehmet Kurt´tan büyük para alındı. Ben ifade verdikten sonra Avcı bunlardan da yargılanacak, çünkü yağma suçuna iştirak etme durumu var. Mesela Tatlıcı ailesinin bir alacağı için içecek fabrikası olan bir adamı rahmetli Hidayet Bozyiğit ve bir iki itirafçı bel üstünden vurarak ağır yaralamıştı. Bu olayı da faili meçhul olarak Hanefi Avcı kapattı. Ancak vereceğim ifadeden sonra herhalde bu dosyalar tekrar açılacaktır.

´Avcı, Ergenekon´da yönetici´ iddiası

Dev-Sol içinde tasfiye edilen Bedri Yağan´ın ve diğerlerinin tüm bitişik atış raporları çatışmada ölmediklerini, infaz edildiklerini gösteriyor. Öldürenler polis değil, bu itirafçılardı. Benim yanıma yolladığı itirafçıları o operasyonlarda kullanıyordu. En son temizliği yani imha işini onlar yapıyordu. Bunu bana itirafçı ekibinin sözcüsü konumunda olan Süleyman Öğer anlattı... Hanefi Avcı ve itirafçı ekibiyle ilgili mahkemede açıklamalarda bulunacağım. Zaten savcılığın bunun üzerine otomatik olarak harekete geçeceğini düşünüyorum. O zaman kendisi (Avcı) zannederim Ergenekon üyeliğinden değil, yöneticiliğinden yargılanacaktır.

Sedat Peker, son dönemde yaşanan tutuklamaları da olumlu bulduğunu anlatıyor. Şöyle konuşuyor: Elinde silah olan biri en fazla 5-10 kişiyi öldürebilir. Ancak elinde kalemini silah olarak kullanan kişi kitleleri birbirine düşman edip birçok kişinin ölümünden sorumlu olabilir. ( Zaman)

DEVRİMCİ KARARGAH DAVASI 13 NİSAN´DA BAŞLIYOR

Devrimci Karargah Örgütü (DKÖ) soruşturması kapsamında tutuklu eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 22 kişinin yargılanmasına 13 Nisan Çarşamba günü başlanacak. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesine başlanacak olan davanın 120 sayfalık iddianamesinde, şüpheli Hanefi Avcı´nın Haliçte Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat isimli kitabında bazı telefonların hukuka aykırı dinlendiği yönündeki iddiasına örnek gösterdiği bölümde, şüpheli Nejdet Kılıç´ın dinlenmekte olan telefon numaraları ile bu şüphelinin irtibatlı olduğu diğer şüphelilere yönelik yapılan fiziki ve teknik takibin deşifre edildiği belirtiliyor.

Avcı´nın kitabının ardından, şüphelilerin telefon dinlemeleri konusunda birbirlerini uyardıkları ve teknik takip çalışmalarına karşı önlem aldıkları belirtilen iddianamede, Kılıç ve Avcı´nın bu konuya ilişkin yaptıkları telefon görüşmeleri özetleniyor.

Avcı´nın soruşturmaya ilişkin bilgileri deşifre etmesinin ardından Nejdet Kılıç´ın Beyoğlu´ndaki evinde yapılan aramada elde edilen el yazımı dokümanlarda soruşturmanın tarih ve sayısının yer aldığı notların ele geçirildiği belirtilen iddianamede şöyle deniliyor:

Hanefi Avcı, Nejdet Kılıç ile yaptığı telefon görüşmelerinde, ´Nejdet´in, savcılığa dilekçe vermesi gerektiğini, hakkında eski dinleme kararı bulunduğunu, dinleme ile ilgili yeni bir karara ulaştığını, telefonun Nejdet Kılıç´ın üzerine olmasına rağmen dinlemenin başkasının adına alındığını, bunu yapanların İstanbul İstihbarat Şubesi olduğunu, dinleme harici takip de yaptıklarını, takibi yapanların normal polis olmadığını, cemaatin adamları olduğunu, bunu da dilekçesinde belirtmesi gerektiğini´ söylemiş, mahkeme tarafından verilmiş gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah terör örgütü şüphelisi Nejdet Kılıç ile bunları paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Devrimci Karargah Örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir.

Hanefi Avcı´nın yazdığı kitapta, kamuoyunda, Ergenekon ve Balyoz Planı adıyla bilinen önemli soruşturma ve kovuşturmaların kesin hükümle sonuçlanmadan önce süreç içerisinde savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla yazılmış bölümlerin mevcut olduğu belirtilen iddianamede, yine kitapta, terörle mücadele eden savcı, hakim ve kolluk kuvvetlerine suç isnadı yapıldığı, yetkilileri hedef gösteren bölümlerin olduğu kaydediliyor.

Hanefi Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın adına ruhsat süreleri dolmuş olan silahlara, Hanefi Avcı´nın görevi nedeniyle ve görev yeri itibariyle ruhsat tanzim edildiği belirtilen iddianamede, silahların iadesi hususunda Hanefi Avcı´ya gerekli tebligatın yapılmasına rağmen silahların iade edilmediği anlatılıyor.

Avcı çiftinin belirtilen silahları yasal hükümlere aykırı olarak ikametlerinde bulundurmaya devam ettikleri belirtilerek, Şenay Avcı´nın örgütsel bir irtibatı olmamasına rağmen, şüphelilerin hukuki durumlarının birlikte değerlendirilmesi bakımından şüpheli Şenay Avcı hakkında da soruşturma kapsamında iddianame düzenlenmesinin uygun olacağı değerlendirildiğinden hakkında iddianame düzenlenmiştir denildi.

Nejdet Kılıç´ın, Devrimci Karargah terör örgütünün devrimci gruplar ile yan yana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş bir kısım kişileri buluşturmaya çalıştığının belirlendiği kaydedilen iddianamede, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan´ın, Devrimci Karargah terör örgütü amaç ve hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü, bu örgütün üyesi olduğu kanaatine varıldığı kaydediliyor.

Ceza istemleri

İddianamede, tutuklu sanık eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın, Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım suçundan 7,5 ile 15, Yargı görevini yapanı etkileme suçundan 3 ile 6, soruşturmanın gizliliğini ihlal suçundan 1.5 ile 4,5, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme suçundan 1 ile 3, ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan 7,5 ile 12 ve zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan da 2 yıl 10 ay ile 11 yıl 3 ay olmak üzere toplam 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında değişen hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Avcı´nın eşi Şenay Avcı´nın da ikametinde bulunan birden fazla ruhsat süreleri dolmuş silahı bulundurma suçundan 7.5 ile 12 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Hanefi Avcı´nın kullandığı telefon hattının sahibi olduğu öne sürülen tutuklu sanık Nejdet Kılıç´ın, Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak suçundan 7,5 ile 15 ve 6136 sayılı yasada belirlenen bıçakları izinsiz bulundurmak suçundan 1,5 ile 3 yıl olmak üzere toplam 9 ile 18 yıl arasında hapse çarptırılması öngörülüyor.

Osman Bahar Okar, Semih Aydın, Hakan Tanrıverdi, Önder Sönmez, Oğuzhan Kayserioğlu, Özgür Aytulum, Günay Kubilay, Ecevit Piroğlu, Kemal Hamzaoğlu, Sultan Çelik Kubilay, Özgür Cafer Kalafat, Yaman Yıldız ve Selda Başusta´nın, Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak suçundan 7,5 ile 15´er yıl arasında hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanıklar Rıdvan Turan ve Salih Mahir Sayın´ın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak ve ateşli silahlar kanununa muhalefet suçlarından 9 ile 19.5´ar yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

İddianamede, Hakan Soytemiz, Tuncay Yılmaz, Ulaş Bayraktaroğlu, İbrahim Turgut´un da Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olmak, sahte kimlik bulundurmak, İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak, İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünde molotofkokteyli taşımak ve atmak, 6136 sayılı kanuna muhalefet etmek suçlarından 3 ile 30 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması öngörülüyor. ( Zaman)

(11 Nisan 2011, 10:20)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı´nın amacı soruşturmayı engellemek

Ergenekon´un karşı hamlesi Avcı´dan

İşte Hanefi Avcı´nın Ergenekon planı

İşte 120 sayfalık Devrimci Karargah 3. iddianamesi

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DEVRİMCİ KARARGAH 3. İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

DKÖ iddianamesine kabul: Avcı sanık

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3182    yazdır/print


 

Muhtıraya suç duyurusu

Genelkurmay´ın Balyoz davasında gerçekleşen tutuklamalara yönelik dün yaptığı eleştiriler kamuoyunda büyük tepki doğurdu. Adalet Platformu, muhtıra yayınlayan askeri yetkililere suç duyurusunda bulunmaya hazırlanırken vatandaşları da suç duyurusuna katılmaya çağırdı. Platform, 8 Nisan Cuma günü saat 14:00´de Beşiktaş Adliyesi´ne giderek suç duyurusu dilekçesini yetkililere teslim edecek.

Muhtıraya suç duyurusu

Genelkurmay´ın Balyoz davasında gerçekleşen tutuklamalara yönelik dün yaptığı eleştiriler kamuoyunda büyük tepki doğurdu. Adalet Platformu, muhtıra yayınlayan askeri yetkililere suç duyurusunda bulunmaya hazırlanırken vatandaşları da suç duyurusuna katılmaya çağırdı. Platform, 8 Nisan Cuma günü saat 14:00´de Beşiktaş Adliyesi´ne giderek suç duyurusu dilekçesini yetkililere teslim edecek.

Adalet Platformu´ndan yapılan açıklama şu şekilde: BALYOZ MUHTIRASINA SUÇ DUYURUSU ve TSK´YA MİLLETTEN ÜLTİMATOM, 8 Nisan Cuma Saat:14, Beşiktaş Adliyesi, www.adaletplatformu.net.Anayasa 138. ve TCK 288. Madde ihlalinden, Yasama-Yürütme ve yargıya müdahaleden, görevi kötüye kullanmaktan, darbecilik suçuyla yargılananları açığa almayarak görevi ihmalden, mahkeme üyelerini tehditten ve hedef göstermeden, daha önce mahkemeye baskı yaparak tahliye sonucu delillerin karartılmasından dolayı ve re´sen soruşturma açılmamasından dolayı SUÇ DUYURUSU yapacağız. Adalete baskıya karşı sessiz kalarak dilsizşeytan ve belhumadal olmamak için yapacağımız suç duyurusuna bekleriz.

DARBE=İŞGAL. Darbeler tüm insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Haddini bilmeyen ve alenen darbelere ve balyoza ergenekona destek olan Genelkurmay yetkilileri derhal istifa etmelidir ve apoletli siyaseti bırakmalı, millete verilen muhtıraları derhal sayfasından kaldırmalıdır. Genelkurmay milli savunmaya bağlanmalı ve resmi protokol sıralamasında da darbeci askere haddi bildirilmelidir.

Başbakan ve bakan asmış, TBMM ve anayasayı ortadan kaldırmış, darbeci gelenekten gelenleri ve darbeyi savunmak, katiline tecavüzcüsüne aşık bir durumdur ki derhal bu şizofrenik ve paranoyak durum tedavi edilmelidir. Komutanım yanlışı benim doğrumdan üstündür mantığı askeri okullardan kaldırılmalı, komutanların İslama irtica, müslümanlara mürteci, askerler kobay, camiler bombalanmalı mantığı değişmeli ve tüm askeri okullara din dersi ve kuran meali dersi konularak halkına düşman komutanlar yetişmesi engellenmelidir. Eğer darbe ve muhtıralara sessiz kalırsak 17 bin faili meçhul daha olur ve 3 trilyon dolarımız daha terör tüccarlarına gider. Muhtıra terbiyesizliğinden dolayı milletten derhal özür dilenmeli ve hükümet, muhtıracılar dahil tüm balyozcuları 65. maddeyle derhal görevden almalıdır.

Adalet Platformu Koordinatörü Adem ÇEVİK 05322467411

İşte suç duyurusu dilekçesi

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA

(CMK 250. Maddeye Göre Özel Yetkili )

Şüpheliler: Işık KOŞANER Genel Kurmay Başkanı, Genel Kurmay 2. Başkanı Aslan GÜNER, TSK Komuta kademesi. Darbe yapan, darbeyi-darbeciliği savunan soruşturma-inceleme ile tespit edilecek kişiler.

Müşteki: Adem ÇEVİK TCNo:12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ankara Tel:05322467411 www.adaletplatformu.net www.facebook.com/adaletplatformu www.twitter.com/adaletplatformu

Suçlar: ALENEN YARGIYA BASKI YAPMAK, Görevi kötüye kullanmak, suçu ve suçluyu övmek vatana ihanet, kaos, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, anayasa 138. ve 10. madde ve TCK 288., 215., 216., 40., ve 217.madde ihlali ve tehdit. Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, Yargının, TBMM´nin ve hükümetin faaliyetlerini engellemek. Yargıya baskı yapmak, HSYK´yı tehdit etmek, yargıya emir ve talimat vermek, Balyoz yargıçlarını terör örgütlerine hedef göstermek, adaleti engellemek, suça iştirak, teröre yardım ve yataklık, devlet memuru olduğu halde siyaset yapmak, siyasi demeçler vermek, bir zümreye ayrıcalık. Anayasanın ve kanunların uygulanmasını engellemek devlet malına zarar vermek, suçu ve suçluyu gizlemek, Uluslar arası hukuku ve sözleşmeleri uygulamamak.

İzah: www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm

TSK ayrı bir devlet midir ki web adresinde “GOV” veya “MİL” uzantısı kullanmıyor. TSK ve OYAK LAĞVEDİLMELİDİR.

Siyasi demeçler veren, mahkemeleri, TBMM ve Hükümeti alenen tehdit edenler istifa etmiyorlarsa derhal AZL edilmelidir.

06 Nisan 2011 SAAT15:20 NO:BA - 05 / 11 koduyla yayımlanan yargıya emir-talimat muhtırası aşağıdadır.

1. 5-7 Mart 2003 tarihinde 1´inci Ordu Komutanlığında yapılan bir plan semineri ve bu seminerle ilişkilendirilmeye çalışılan ve bir darbe planı olduğu iddia edilen planla ilgili olarak başlatılan kovuşturma işlemi devam etmektedir.

2. Halen tutuklu bulunan 163 askeri personelin, tutuksuz yargılanmak üzere yaptıkları müracaat 5 Nisan 2011 tarihinde itiraz mahkemesi tarafından ikinci kez reddedilerek, tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

3. Devam eden yargı sürecine müdahale anlamına gelebilecek davranışlardan özellikle kaçınan Türk Silahlı Kuvvetleri, yargılamayı etkilemeyecek şekilde, çeşitli defalar açıklamalar yaparak, ilgili makamları bilgilendirerek, yapılan seminerin ne olduğunu, nasıl yapıldığını, neleri kapsadığını ve kimlerin hangi emirlerle katıldığını tereddüte yer bırakmayacak şekilde izah etmiştir. Benzer hususlar, savcılık makamlarınca görevlendirilen bilirkişi raporlarında da açık bir şekilde yer almaktadır.

4. Hal böyle iken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir.

5. Bu nedenle, dün verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararı kamuoyunun bilgisi için olduğu gibi yayınlıyoruz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

TSK daha önceki muhtıra açıklamalarında da Balyozu ve balyozcu komutanları savunmuş etki altındaki mahkeme üyeleri tahliye vermek zorunda kalmış ve deliler de karartılmıştır hatta balyoz savcılarının görev yerleri değiştirilmiştir. Şemdinli de olduğu gibi Balyozcular iyi çocuktur iyi komutanlardır kefiliz denilerek mahkemeye etki edilmiştir. 27 Nisan da verdiği muhtırada TBMM ve milli iradeyi alenen silahla tehdit etmiştir. Komuta kademesinin çoğunluğunun cuntaya bulaştığından ve sürekli darbe yapmalarından dolayı da TSK lağvedilmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.

TSK´nın alenen Balyozculara destek vermesi de alenen suçtur. Yargıçlara brifing veren TSK ve TSK´dan brifing alan yargıçlar “darbe görev suçudur” gerektiğinde yine kendilerinin illegal bir müdahale izlenimini oluşturmuştur. Mahkemelerin üzerinden F-16 uçuran Saldıray BERK´e, “Kaos ve darbe için Öcalan´dan yararlanalım” ve “darbeci Cihaner´i ses kaydındaki gibi kopya belge ile kurtaralım”a emirle parti kapatmada TSK´nın rolü olduğu söylenmektedir.

28 Şubat sürecinde Namaz kılanlara ve başörtülülere irtica ve mürteci diyerek aşağılanmış görevlerinden atılmış ayrımcılık ve soykırım suçu işlenmiştir. Orduda namaz kılan 1600 kişi atılmış. 28 şubat darbesinden sonra 50 milyar dolar bankaların içi boşaltılarak Türkiye halkına ihanet edilmiştir. 10 haziran 1997 de anayasa mahkemesi, danıştay, yargıtay vb. Yüksek yargı mensublarına emir-talimatla birifingler verilerek suç işlenmiştir. TSK´daki cuntacılar alenen mahkemelere baskı yapması ve ergenekona, balyoza kafese irticaya poyrazköye atabeylere sahip çıkması da suça iştiraktir ve suçu-suçluyu övmektir. Re´sen soruşturma açmamak da suçtur.

19 Şubat 2011´de TSK Komutasının Balyoz sanıklarına destek ziyareti Mahkemeye ALENİ BASKIdır. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Hasdal Askeri Cezaevi´nde yatan 102 muvazzaf subaya ziyarette bulunması: YARGIYA, HÜKÜMETE, TBMM´ye ve MİLLİ İRADEYE ALENEN HAKARETTİR AYRICA DARBEYE AÇIKÇA DESTEK VE MAHKEMEYİ TEHDİTTİR. Komutanların tutuklu general-amiral ve subaylarla görüşmesi Balyoz Mahkemesi hakim ve savcılarına ALENEN BASKIdır. Balyozcu paşaları açığa almayarak delillerin karartılması suçları işlenmiştir. Helikopterle Hasdal ziyareti TCK 266., 288., 265/2 madde anayasanın 138. Maddesine alenen aykırıdır.

Geçtiğimiz ay TSK sitesinden “TSK aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecine sabrediyoruz” daha önce de İlker BAŞBUĞ “sabrımızı zorlamayın” tehditi.. TSK´daki Cuntadan TSK´ya ve mahkemeye Baskı. Millete tehdit.

YARGININ, TBMM ve hükümetin faaliyetlerini engellemek, vatana ihanet, anayasal düzeni ortadan kaldırmak, suça yardım-yataklık ve suça iştirak suçu işlenmiştir 251. Maddenin ve 288. Maddenin açık hükmüne rağmen adil yargılamayı engellemek ve etkilemek suçları işlenmiştir

BALYOZ´u ERGENEKONu, uyuşturucu ticaretini, silah ve terör rantının araştırılmasını engellemeye çalışarak suça iştirak edenler ve YARGIYA BASKI yapanlar, devam ettirenler ve emeği geçenler de suçludur

“BALYOZ PLANI”, “Kafes planı”, “irtica eylem planı”, “tank skandalı” sarıkız, ayışığı, yakamoz, eldiven v.b. Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS” planlarında adı geçenler, şikayete konu planların hazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasında görev alan ve suça asli ve fer`i iştirak eden, suçu öven, suçluyu gizleyenler, suçluları azletmeyenler veya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve diğer şüpheliler. Subay Sicil Yönetmeliğinin 65. maddesini uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla delillerin karartılmasına aracılık yapan bakanlar da suça iştirak ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti SİLAHLI KUVVETLERİ kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azade olabileceği de söylenemez. Hesap verebilir ve şeffaf olmayan yapılar elbette ki eleştiriye açık olmalıdır. TSK mensuplarının işlediği iddia edilen hususlarda ayrımcılık yapılmadan etkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir.

Türkiye´deki modern ve post modern askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları ve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbe planlarının TSK mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur. Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar dün olduğu gibi bugün de başbakan-bakan adam asabilirler. mutlaka darbecilerin acilen hesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanların da sorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet edenler, cinnet geçirenler de derhal müşahede altına alınmalıdır. Tüm darbecilerin malvarlığına el konulmalıdır.

Suç işlediği gerekçesiyle yargılananların açığa alınmaması, askeriyeden ve bürokrasiden uzaklaştırılmayıp , sahip çıkılması ve soruşturulmaması; üstelik terfi ettirilmesi görevi ihmal, vatana ihanet ve görevi kötüye kullanmaktır. siyaset yapmak, yargıyı etkilemek ve baskı yapmak ve kaos planları oluşturma suçları işlenmiş ve halen alenen hukuksuzluğa devam edilmesinden dolayı suça iştirak suçu işlenmesinin yanısıra organizeli şekilde yasama, yargı ve yürütme faaliyetleri engelleniyor.

Ayrıca Ergenekon PKK KCK israil stratejik işbirliği iddialarını, TSK+Yargı ve diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların heron ihanetlerinin ve GATA da askerleri kobay olarak kullananların hala görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için ekonomik kriz çıkartmak dolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silah harcamasında ve 30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbecilerin Balyozcuların ve tüm darbecilerin rolü büyüktür.

Deliller: tüm yasal deliller, tanıklar ve ilgili haberler www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2011/BA_05.htm

Netice-i Taleb: 6 Nisan da www.TSK.TR Web sayfasında yayımlanan MUHTIRA ile alenen Yargı-Yasama ve Yürütme tehdit edilmiştir. Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, şüphelilerin uygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hatta uygulayan, görevini kötüye kullananlardan ve kamu malı helikopteri ve bulunduğu statüyü kullanarak alenen mahkemeye baskı yapanlardan suçu-suçluyu ve DARBEYİ-DARBECİLERİ övenlerden şikayetçiyim.

Şüphelilerin; TCK´nın halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. Şüpheliler ayrıca TCK´nın ´silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak, Yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden de yargılanmalı.

Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali, 288.madde, 214.madde, 213., 215.,216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220.madde, 657 sayılı devlet memurları kanununa , askeri kanunlara göre de işlem yapılmasını,

Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delillerin karartılmaması için açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler, darbecilerin malvarlığına el koymayanlar, TSK ve Yargı mensublarının da içinde bulunduğu CUNTAcılarla 27mayıs-12mart cuntacıları, 28şubat-27nisan muhtıracıları ve Ergenekon-Balyoz-Kafes-İrtica-Susurluk-pkk-kck-bçg-gladio vb. Çetelerle organik-inorganik bağlantılarının araştırılmasını özellikle insanlığa karşı suç işlenmesinden dolayı TCK 77. maddeye göre de cezalandırılmalarını arz ve talep ederiz. Anayasayı, evrensel hukuku,uluslararası anlaşmaları uygulamayanlar da suçludur

10 Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006´da anlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni Yolsuzlukla Savaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dilerim.

08.04.2011 Adem ÇEVİK www.adaletplatformu.net

(NOT. DİLEKÇE BUGÜN SAAT.10´DA BEŞİKTAŞ ADLİYESİ´NDE NÖBETÇİ SAVCI SELİM BEY VE HAKAN KARAALİ´YE TESLİM EDİLDİ. KAYIT NO. 2011-7609)

Adalet Platformu´nun ardından 15 dernek daha suç duyurusunda bulundu

09 Nisan 2011 - Balyoz darbe planı davasıyla ilgili Görevli ve emekli 163 personelin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir. diye açıklama yapan Genelkurmay Başkanlığı´na tepkiler büyüyor. Yargıya müdahale edildiğini vurgulayan hukukçular, dün somut bir adım attı. 15 derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Hukukçular Platformu, İstanbul Adliyesi´ne suç duyurusunda bulundu. TSK bildirisini yargı yetkisinin gasp edilmesi olarak değerlendiren hukukçular, Anayasa´nın 138., TCK´nın da 277 ve 288. maddelerinin ihlal edildiğine dikkat çekti. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve diğer sorumlular hakkında savcıları işlem yapmaya çağıran avukatlar, suç kapsamını ise ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ olarak gösterdi. ´Genelkurmay´ı anlamakta güçlük çekiyoruz, herkes kendi işini yapsın´ yazılı dövizler taşıyan grup adına konuşan Avukat Tülay Sofu, bu hukuk tanımazlığı kabullenemeyeceklerinin altını çizdi. Dün İzmir Barosu´ndan bir grup avukat da, basın açıklamasıyla Genelkurmay´a tepki gösterdi: Bildiri Anayasa ihlalidir.

Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinde yayınlanan bildiride, Türk Silahlı Kuvvetleri´nin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir. deniliyordu. Yargılama sürerken böyle bir açıklamanın yapılması kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Siyasiler de TSK´nın açıklamasını yargıya müdahale olarak yorumladı. Açıklamaya sert tepki gösteren hukukçular ise konuyu yargıya taşıdı.

Hukuk Dernekleri Platformu, açıklamaya ilişkin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundu. Sultanahmet´teki İstanbul Adliyesi´ne gelen Hukuk Dernekleri Platformu üyesi bir grup avukat adına açıklama yapan avukat Tülay Sofu, Genelkurmay´ın açıklamasını ´talihsizlik´ olarak değerlendirdiklerini söyledi. Sofu, Genelkurmay Başkanlığı, hiçbir yetki ve hakkı olmamasına rağmen Balyoz davası yargılama sürecine ilişkin 163 muvazzaf ve emekli subay hakkındaki tutuklama kararının devamı yönünde verilen mahkeme kararını anlamakta güçlük çektikleri yönünde talihsiz bir açıklama yapmıştır. Yargı organları görevlerini yaparken hiçbir şahsın ve kurumun maddi ve manevi baskısı altında olamaz. Baskı altındaki bir yargı adaletle hükmedemez. Yapılan açıklama askeri kurumların, darbelerin geliştirdiği askeri vesayet kültüründen halen vazgeçmediğini göstermektedir. Nasıl ki Genelkurmay bazı şeyleri anlamıyorsa biz de pimi çekilmiş el bombasının elde tutulması emrini vererek 4 askerin ölmesine neden olan subayın korunmasını anlamıyoruz. Ordunun komutanları tarafından döşenen mayınlar yüzünden hayatını kaybeden askerlerin ´PKK tarafından şehit edildi´ resmi açıklamasını anlamıyoruz. Millete inat olsun diye 33 insanı kurşuna dizdiren generalin isminin kışlalara verilmesini ve vatani görevini yapan askerlerin kobay olarak kullanılmasını anlamıyoruz. Silahlı Kuvvetler´in geçmişten bugüne anlayamadığımız tasarruflarını uç uca eklesek İstanbul´dan Ankara´ya yol olur. Genelkurmay Başkanlığı´nın internet sitesindeki basın açıklamasının Anayasa´ya aykırı ve suç oluşturacak nitelikte olması nedeniyle cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyoruz.´ diye konuştu. Grup, yapılan açıklamanın ardından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve diğer ilgililer hakkında hazırladıkları suç duyurusu dilekçesini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na sundu. Dilekçede, Işık Koşaner ve diğer ilgililer hakkında ´yargı görevi yapanı etkileme´ ve ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçlarından kamu davası açılması talep edildi.

Savunma Avukatları Derneği Başkanı Muhittin Köylüoğlu ise şu ifadeleri kullandı: Açıklama hukuki olarak kesinlikle suç. Genelkurmay, ´Biz defalarca darbe planı olmadığını bildirdik´ diyor. Mevcut deliller ise Genelkurmay´ı doğrulamıyor, olayın bir seminer planından öte olduğunu gösteriyor. Hükümet kararlılık gösterirse, Genelkurmay Başkanı´nın görevden alınması için bile girişimde bulunabilir. Bunun hukuki temeli mevcut. Çünkü her kurum kendi mensuplarının yargılanmaması, tutuklanmaması, tahliye edilmesi için fetva vermeye kalkarsa bu işin sonu gelmez.

Açıklamayla yargıya muhtıra verildi

İzmir Barosu´na üye bir grup avukat, Genelkurmay Başkanlığı´nın, internet sitesinde ´Balyoz´ davasına yönelik yaptığı açıklamaya ilişkin, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda bulunan grup adına İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması yapan avukat Mustafa Halit Çelik, açıklamada davayla ilgili açıkça mahkemeye tavsiye ve telkinde bulunulduğunu anlattı. Yapılan açıklama adeta yargıya muhtıra niteliğindedir. diyen Çelik, şunları söyledi: Genelkurmay Başkanlığı´nın, er, uzman veya astsubaylar ile ilgili olarak sessiz kalmasına rağmen, general ve rütbeli subay personeli hakkında bu tür açıklamalarda bulunması düşündürücüdür. Anayasamızın 138. ve TCK´nın 288. maddesi gereği Genelkurmay Başkanımız hem ´Anayasa maddesini ihlal´ suçunu, hem de ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçunu birlikte işlemiştir. Bu konuda, suç duyurusunda bulunuyor ve ilgilileri göreve çağırıyoruz.´ ( Zaman)

(07 Nisan 2011), son güncel.: (09 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Öz yetmedi, yeniçeriler kelle istiyor

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3175    yazdır/print


 

Poyrazköy´de tanık polisler dinlendi

Poyrazköy davasında Beykoz´da mühimmat çıkan kazılara katılan emniyet görevlileri tanık olarak dinlendi.

Poyrazköy´de tanık polisler dinlendi

Poyrazköy davasında Beykoz´da mühimmat çıkan kazılara katılan emniyet görevlileri tanık olarak dinlendi.

Amirallere suikast ve Kafes davalarıyla birleştirilen Poyrazköy davasına İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde devam ediliyor. 7´si tutuklu 69 sanığın yargılandığı davanın bugünkü duruşmasına tutuklu sanıklar emekli Binbaşı Levent Bektaş, emekli astsubay Ergin Geldikaya, muvazzaf askerler Ercan Kireçtepe, Erme Onat, Eren Günay, Faruk Akın ve Sinan Efe Noyan katıldı. Poyrazköy davasında tutuksuz yargılanan ancak Balyoz davası kapsamında tutuklu bulunan Koramiral Kadir Sağdıç, Tuğamiral Mehmet Fatih İlgar, Tuğamiral Levent Görgeç´in de aralarında olduğu 8 sanık da duruşmaya katıldı. Tutuksuz 14 sanığın da geldiği duruşmaya müdahil Agos Gazetesi adına da avukatlar katıldı.

Duruşma başında mahkeme başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu kısa bir açıklama yaptı. Başkan, salonda bulunan sanık ve izleyicilerin belli bir düzeyin üstünde insanlar olduğunu belirterek, Herkes kendini bilir. Bu nedenle sıkı güvenlik önlemleri almadım. Lütfen salondaki kurallara uyun. Yoksa sıkı güvenlik önlemi alırım. dedi.

Duruşmada daha sonra mühimmatlara ilişkin yapılan aramalara katılan emniyet görevlileri tanık olarak dinlenmeye başlandı. Poyrazköy´de aramaların yapıldığı 23 Nisan 2009´da Beykoz Asayiş Müdürlüğü´nde görevli olduğunu belirten tanık M.K., o gün hava muhalefeti nedeniyle arama yapılmadığını ve kendisinin sadece çevre güvenliğinden sorumlu olduğunu söyledi.

Aramalar sırasında İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´nde görevli olduğunu ifade eden tanık A.B. de, 23 Nisan 2009´daki aramaya katıldığını ve kendisinin de çevre güvenliğinden sorumlu olduğunu ifade etti.

O dönemde Sualtı Grup Amirliği´nde görev yaptığını belirten A. T. de, gelen bir ihbar üzerine Çubuklu´da ele geçirilen mühimmatlarla ilgili aramaya katıldığını söyledi. Su altında bulunan mühimmatın önce fotoğrafının çekildiğini anlatan A. T., olay yeri inceleme polislerinin mühimmatın çıkarılabileceği bilgisi vermesi üzerine malzemeleri çıkardıklarını ifade etti. Sanıklardan Feyyaz Öğütçü´nün 4536 Sayılı Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunun 5. maddesi kapsamında mühimmatın bulunmasından sonra Deniz Kuvvetleri´ne bilgi verilmesi gerektiğini hatırlattı. Tanık ise böyle bir kanundan haberi olmadığını söyledi. Sanıklardan Fatih İlgar´ın denizden bomba çıkarılması konusunda eğitim alıp almadığını sorduğu tanık, herhangi bir eğitim almadığını söyledi.

Avukat Celal Ülgen de, denizaltına yerleştirilmiş bir mühimmatın ne kadar zamanda yosunlaştığını sordu. Tanık A.T., mühimmatın 3-4 günde yosun tutacağını ancak bulunan malzemelerde yosun olmadığını ifade etti. ( Cihan)

Emekli Oramiral Ataç Poyrazköy davasında tanık olmak istiyor

Poyrazköy davasında sanık avukatlarından İrfan Sütlüoğlu, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Metin Ataç´ın tanık olarak ifade vermek istediğini belirtti.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen duruşmada söz alan tutuklu teğmenler Faruk Akın ve Sinan Efe Noyan´ın avukatı İrfan Sütlüoğlu, müvekkillerinin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Metin Ataç ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit´e suikast iddiasıyla yargılandığını hatırlattı. Bununla ilgili olarak Metin Ataç´ın avukatının kendisini aradığını kaydeden avukat Sütlüoğlu, avukatın Ataç´ın 11 Nisan Pazartesi günü görülecek olan duruşmada tanık olarak ifade vermek istediğini söylediğini belirtti. Sütlüoğlu, bu soruşturmanın başladığı dönemlerde basın mensuplarının, suikastten haberi olup olmadığını sorması üzerine Ataç´ın soruşturmadan haberi olduğunu kast ederek, Evet haberim var dediğini kaydetti. Metin Ataç´ın suikasttan haberi olmadığını, soruşturmadan haberi olduğunu anlatmaya çalıştığını söyleyen Sütlüoğlu, Ataç´ın bu konuyla ilgili ifade vermek istediğini ifade etti. Ataç´ın suikasttan haberi olmadığını vurgulayan Sütlüoğlu, Ataç´ın Pazartesi günkü duruşmada tanık olarak dinlenmesine karar verilmesini talep etti. ( Cihan)

Yeni Ergenekon savcısı Kansız, Poyrazköy ile Ergenekon bağlantılarına yeni kanıtlar bulmuştu

İstanbul Şile´de 2010´da yapılan kazılarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianamenin, şu an Poyrazköy davasına bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabulü ile yeni dava açılmıştı. İddianamede 1´i tutuklu 4 sanığın ´Ergenekon terör örgütü üyesi olmak´ suçundan cezalandırılması isteniyor. İtirafçı olduğunu ve JİTEM adına operasyonlara katıldığını belirten sanık Ulaş Özel ifadesinde, Ergenekon sanığı emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in cezaevine girmesinden sonra Poyrazköy davası tutuklu sanığı emekli Binbaşı Levent Bektaş´ın onun konumuna geldiğini, sık sık Veli Küçük ve Levent Bektaş ile görüşüldüğünü söylüyordu. Şile iddianamesi, Poyrazköy cephaneliği ile Ergenekon sanıkları arasındaki bağlantıları gösteriyordu. Şile kazıları iddianamesini hazırlayan Savcı Cihan Kansız, dün Zekeriya Öz´den alınan dosyalara bakmakla görevlendirilmişti.

Bektaş´ın telefonları Poyrazköy´de sinyal vermemiş

08 Nisan 2011 - Poyrazköy davasının tutuklu sanıklarından emekli Binbaşı Levent Bektaş´ın kullandığı 2 adet SIM kartın cephaneliğin bulunduğu Beykoz bölgesinde sinyal vermediği belirtildi. Bektaş kendisinin cephanelerle ilgisi bulunmadığını iddia ederek baz istasyonlarından sinyal kayıtlarının sorulmasını talep etmişti.Bektaş´ın talebine ilişkin cevap davanın görüldüğü İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne ulaştı. 21-24 Nisan 2009 tarihlerinde Poyrazköy Keçilik mevkiinde bulunan mühimmat ile ilgilisinin olmadığını ve mühimmatın bulunduğu bölgeye gitmediğini iddia eden Bektaş´ın talebi üzerine mahkeme 7 Mart 2011 tarihinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı´na (TİB) yazı yazarak, Bektaş´a ait 0533 ile başlayan iki numaranın hangi bölgelerden sinyal verdiğinin tespit edilmesini istemişti. Bu talep üzerine TİB, emekli Binbaşı Bektaş´ın sim kartları üzerinde 23 Şubat 2009 ile 28 Nisan 2009 tarihlerini içeren bir inceleme yaptı. Mahkemeye gelen TİB kayıtlarına göre Bektaş´ın iki kartı da söz konusu tarihler arasında kazıların yapıldığı Poyrazköy´den sinyal vermemiş. Yaklaşık 2 aylık kayıtlara göre Bektaş´ın sim kart sinyalleri ağırlıklı olarak Büyükçekmece, Avcılar, Tuzla, Beykoz, Sarıyer ilçelerinden alınmış. Poyrazköy Keçilik mevkisinde 21-24 Nisan 2009 tarihleri arasında yapılan kazılarda 15 adet dolu law silahı, 6 adet boş law silahı, 14 adet el bombası, 450 gram C3 patlayıcı, 5 adet bubi tuzağı ve 45 adet sis bombası olmak üzere çok miktarda mühimmat ele geçirilmişti. ( Cihan)

(06 Nisan 2011), son güncel.: (08 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

POYRAZKÖY İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Poyrazköy kazıları ile ilgili manşetlerimiz

Silahları Poyrazköy´e göm emri Gölcük´ten

Gölcük Donanma´da zemine gizlenmiş 10 çuval belge manşetlerimiz

Casusluk izleri Poyrazköy´de bulunmuş

Fuhuş ve casusluk soruşturmasıyla ilgili manşetlerimiz

Şile cephane kazıları ile ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3171    yazdır/print


 

Yeni Ergenekon savcısı Cihan Kansız

Terfi eden Zekeriya Öz´ün elindeki dosyalar, Şile kazılarıyla ilgili soruşturmayı yapan Özel Yetkili Savcı Cihan Kansız´a verildi. Kansız´a soruşturmada diğer Savcı Ufuk Ermertcan yardım edecek.

Yeni Ergenekon savcısı Cihan Kansız

Terfi eden Zekeriya Öz´ün elindeki dosyalar, Şile kazılarıyla ilgili soruşturmayı yapan Özel Yetkili Savcı Cihan Kansız´a verildi. Kansız´a soruşturmada diğer Savcı Ufuk Ermertcan yardım edecek.

Zekeriya Öz´ün, terfi ederek İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili olmasının ardından Ergenekon soruşturmasını yürütecek olan yeni savcı belli oldu. Özel Yetkili Başsavcı Vekili Fikret Seçen, Zekeriya Öz´ün yürüttüğü soruşturma dosyalarını, özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız´a verdi. Kansız´a Özel Yetkili Savcı Ufuk Ermertcan yardım edecek. Yeni Ergenekon Savcısı Cihan Kansız, Ergenekon bağlantısı olduğu belirtilen Şile´deki cephanelik kazılarına ilişkin soruşturmayı yürütmüştü. Kansız, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 34 sayfalık Şile kazıları iddianamesinde 4 sanığın JİTEM, MLKP, PKK ve İBDA-C ile bağlantılarına dikkat çekmişti.

Kansız´ın yürüttüğü önemli soruşturmalardan biri de Adalet Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü ve üst düzey bürokratlara DHKP-C tarafından oyuncak bebekle bombalı eylem hazırlığı olmuştu. Ergenekon Savcısı Cihan Kansız, son olarak ünlü türkücü İbrahim Tatlıses´e yönelik silahlı saldırı soruşturmasını yürütüyordu. Kansız, saldırıyla bağlantısı olduğu belirtilen terör örgütü PKK üyesi olduğu iddia edilen şüphelileri sorgulamış ve terör örgütü bağlantılı 4 şüpheliyi tutuklatmıştı. Ergenekon soruşturmalarında Kansız´a yardım etmek üzere görevlendirilen Savcı Ufuk Ermertcan ise HSYK tarafından 25 Mart 2011 günü Özel Yetkili Savcı olarak İstanbul Adliyesi´ne atanmıştı.

Savcılar adliye personeliyle vedalaştı

Beşiktaş Adliyesi´nde Turan Çolakkadı, Zekeriya Öz ve Ercan Şafak´ın veda töreninde konuşan Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Fikret Seçen, “Zekeriya Öz malumunuz, kamuoyuna mal olmuş bir arkadaşımız. Kendisini hiç unutmayacağız. Mesleğimiz kendisini unutmayacak” dedi.Tek başına bir şey yapmadığını belirten Öz ise “Lehimize yazanlara teşekkür ediyoruz, aleyhimize yazanlara saygı duyuyoruz” diye konuştu.

HSYK kararnamesi ile özel yetkileri alınıp terfi ettirilerek İstanbul Başsavcılığı´na atanan Turan Çolakkadı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Ergenekon savcıları Zekeriya Öz ve Ercan Şafak, dün Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nden düzenlenen veda töreni ile ayrıldı. Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Fikret Seçen, Çolakkadı, Öz ve Ercan´a çiçek vererek yeni görevlerinde başarı diledi. Binayı dolaşarak tek tek personel ile vedalaşan 3 savcı, basın mensupları ile de vedalaştı. Savcılar tüm basın mensuplarının elini sıkarak helalleştiler. Turan Çolakkadı, basın mensuplarına “Sizler de ağır görevler yaptınız” dedi. Basın mensupları ise 3 savcıya da yeni görevlerinde başarı diledi. Savcılar veda töreninde şunları söylediler:

Terfiyle gittiler

Fikret Seçen: “Zekeriya Öz malumunuz üzere Türkiye´de herkesin ismini bildiği yürüttüğü soruşturmalarda kamuoyuna mal olmuş bir arkadaşımız. Kendisini hiç unutmayacağız. Mesleğimiz kendisini unutmayacak. Kendilerine üzülüyoruz buradan ayrıldıkları için, ancak seviniyoruz terfi ederek gittiler kendileri. Ayrıca Sayın Başsavcımızdan da burada görev yaptığımız süre içinde çok olumlu mesajlar aldık. Hukukçuluğu bizleri yönlendirdi.”

Biz taraf tutmayız

Turan Çolakkadı: “15 yıl bu adliyede görev yaptım. Bu adliyede gerçekten mesleki dayanışma içinde fedakârlıkla bütün arkadaşlarımız çalıştılar. Bütün amacımız fedakârca gerçeği ortaya çıkarmak. İşin doğrusu gücümüz yettiğince bulmak. Biz yargı mensupları bunu amaçlarız. Kesinlikle taraf tutmayız. Üzerimde bundan sonra İstanbul Başsavcılığı gibi büyük bir yük var, bu prensipler dahilinde çalışacağım.”

Tek başıma değildim

Zekeriya Öz: “Ben tek başıma bir şey yapmadım. Emniyet güçlerimizin de emekleri var, askeri makamlarında merkez komutanlığının da. Bu kadar iş yapılıyor askerler de kanunlara saygı duyarak bu işlerin yapılmasına müsaade etti. Yapılan bir iş varsa şahsımızın değil, bu tür işler devlet adına millet adına yapılıyor. Ayrıca Türk milletinin de bu işte emeği ve katkısı var. Gazetecilere de böyle bir günde ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ediyorum. Lehimize ve aleyhimize yazıldı. Lehimize yazanlara teşekkür ediyoruz, aleyhimize yazanlara saygı duyuyoruz.”

Yardımcı YARSAV üyesi

ERGENEKON soruşturmasına yardımcı savcı olarak atanan Ufuk Ermertcan, 25 Şubat HSYK Kararnamesi ile Özel Yetkili Savcı olarak İstanbul Adliyesi´ne atandı. Ermertcan´ın, Ergenekon soruşturmaları ve hükümetin yargıya ilişkin yaptığı düzenlemelere sert eleştirileriyle bilinen Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) üyesi olduğu öğrenildi.

Halef-selef

BEŞİKTAŞ´taki İstanbul Adliyesi´nde bir açıklama yapan Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen, devam eden Ergenekon soruşturmasının Ulusal Yargı Ağı Projesi üzerinden Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından yürütüleceğini açıkladı. Seçen, adliyeye yeni atanan Ufuk Ermertcan´ın, Ergenekon soruşturmasında yardımcı savcı olarak görevlendirildiğini söyledi. Cihan Kansız 1969 Rize doğumlu. İstanbul Hukuk Fakültesi´ni 1990´da bitirdi. Kansız, sırasıyla Sivas Kangal, Trabzon Çarşıbaşı, Bilecik Osmaneli, Zeytinburnu´nda görev yaptı. Temmuz 2007 itibariyle Özel Yetkili Savcı olarak atandı. Kansız´ın devraldığı Ergenekon operasyonu kapsamında devam eden soruşturmalar şunlar:

Genelkurmay Başkanlığı´na ait internet sitelerinde hükümet aleyhine kara propaganda yapıldığı iddialarına ilişkin soruşturma.

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ve eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay´ın da adının geçtiği yargıyı etkilemeye teşebbüs edildiği gerekçesi ile yürütülen soruşturma.

Jandarma Genel Komutanlığı´nda 2002-2004 arasında örtülü ödenekten yapılan harcamalara ilişkin yürütülen soruşturma.

2001´de dolandırıcılık iddiasıyla gözaltına alındığında emniyette verdiği mülakat ile Ergenekon soruşturmasının temelini oluşturan Ergenekon´un firari şüphelisi Tuncay Güney hakkındaki soruşturma.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a suikast iddialarına ilişkin emekli Orgeneral Çevik Bir ve eski MİT yöneticisi Nuri Gündeş hakkında yürütülen soruşturma.

Odatv´nin sahibi Soner Yalçın ile Ahmet Şık ve Nedim Şener´in de arasında bulunduğu gazetecilere yönelik soruşturma.

Malatya Zirve Yayınevi Cinayeti´nin Ergenekon bağlantılarına dair yürütülen soruşturması. ( Star, Hürriyet)

Önemli soruşturmalar yeni savcılarda

07 Nisan 2011 - İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili olan Fikret Seçen, kendisinin yürüttüğü Gölcük Donanma Komutanlığı´ndan çıkan belgelerle ilgili soruşturmada Hüseyin Ayar´ı, Ergenekon davası tutuklu sanığı Mehmet Haberal´ın mahkemeden saklandığı belirtilen raporuna ilişkin soruşturmada ise Mehmet Berk´i görevlendirdi. Donanmada döşeme altına saklanan çuvallara ilişkin soruşturmaya ise Hüseyin Aksoy bakacak.Başsavcı vekilliği görevlerine atanan Fikret Seçen, Zekeriya Öz ve Ercan Şafak´ın yürüttükleri soruşturmalar yeni savcılara devredildi. Özel Yetkili Başsavcı Vekili olan Fikret Seçen, atanmadan önce kendisinin yürüttüğü 2 soruşturma için görevlendirme yaptı.

Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Mehmet Haberal´ın mahkemeden saklandığı iddia edilen ve taburcu olabileceğini gösteren sağlık raporuna ilişkin soruşturmayı bundan sonra Mehmet Berk yürütecek. Savcı Mehmet Berk, daha önce Balyoz soruşturmasında görev almıştı. Ancak çok sayıda muvazzaf generalin de gözaltına alınması kararı verilen dalgada dönemin Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Berk´in Balyoz soruşturmasından alındığını duyurmuştu.

Başsavcı Vekili Seçen, yine kendisinin yürüttüğü Gölcük Donanma Komutanlığı´nda yapılan aramalarda ele geçirilen belgelerle ilgili dosyayı savcı Hüseyin Ayar´a devretti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği´ne atandıktan sonra Sultanahmet Adliyesi´nde görev yapmaya başlayan Ercan Şafak´ın yürüttüğü Gölcük Donanma Komutanlığı´nda döşeme altından çıkan ve Poyrazköy davasının devamı niteliğindeki belgelere ilişkin soruşturmayı da bundan sonra Hüseyin Aksoy yürütecek. ( Cihan)

Yeni savcılar, Ergenekon´u sıfırdan inceleyecek

Ergenekon soruşturmasında görevlendiren yeni savcılar, soruşturmayla ilgili hazırlanan tüm iddianameleri incelemeye aldı. Soruşturmayla ilgili emniyetten brifing de alacak olan savcılara koruma ve araç da tahsis edileceği öğrenildi.Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından başsavcı vekilliğine atanan savcılar Zekeriya Öz, Fikret Seçen ve Ercan Şafak yerine Ergenekon soruşturmasında görevlendiren Cihan Kansız ve Ufuk Ermertcan, soruşturmayı sıfırdan incelemeye aldı. Şu ana kadar onun üzerinde iddianame hazırlanan soruşturmada yeni savcıların iddianamelerle birlikte ek klasörlerini de inceleyecekleri belirtildi. Savcıların emniyetten de soruşturmayla ilgili brifing alacağı kaydedildi.

Kansız ve Ermertcan, Öz ve Seçen´in odasına taşındı

Son atamaların ardından Ergenekon soruşturmasında görevlendirilen yeni savcılar, soruşturmanın eski savcılarının odasına geçti. Daha önce Zekeriya Öz ve Fikret Seçen´in birlikte kaldığı odayı bundan sonra savcılar Kansız ve Ermertcan kullanacak. Öte yandan, adliyeye gidiş gelişlerde servisi kullanan Ergenekon soruşturmasının yeni savcılarına koruma ve araç da tahsis edileceği öğrenildi. ( Cihan)

Hanefi Avcı´dan HSYK´ya şikayet

Tutuklu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, daha önce ´Ergenekon´ soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz ile İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri Metin Özçelik, Mehmet Ekinci ve Birol Bilen hakkında, ´görevlerini kötüye kullandıkları´ iddiasıyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna (HSYK) şikayette bulundu. Edinilen bilgiye göre Avcı, avukatı Fidel Okan aracılığıyla şikayet dilekçesini HSYK´ya verdi. Dilekçede, Ergenekon soruşturması kapsamında da tutuklanan Avcı´nın tutukluluğuna yapılan itirazın İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince oy çokluğuyla reddedildiği hatırlatıldı. İtirazın reddi kararına muhalefet şerhi koyan Mahkeme Başkanı Şeref Akçay´ın karşı oy gerekçesinden alıntılar yapılan dilekçede, karşı oy görüşünün, ´Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün, Avcı´ya yönelik olarak bağımsız, tarafsız, adil ve insan vicdanına uygun soruşturma yapmadığını ortaya çıkardığı´ iddia edildi.

Öz´ün tutuklama talebinin ardından Avcı´yı sorgulayan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Birol Bilen´in ´geçersiz sebeplerle´ tutuklama kararı verdiği ileri sürülen dilekçede, ´tutuklama kararının birer cümlelik gerekçelerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile Bangalor Yargı Etiği İlkelerine aykırı olduğu´ savunuldu. Dilekçede, Avcı´nın tutukluluğuna yapılan itirazı reddeden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri Metin Özçelik ve Mehmet Ekinci´nin de bu kararlarına ´herhangi bir açıklayıcı ve teyit edici gerekçe koymadıkları´ kaydedildi ve aynı ilkeleri ihlal ettikleri ileri sürüldü. Dilekçede, bu sebeplerle, Öz, Özçelik, Ekinci ve Bilen´in görevde yetkiyi kötüye kullandıkları ileri sürüldü ve haklarında bu suçlamayla soruşturma açılması talep edildi. ( Star)

(06 Nisan 2011), son güncel.: (07 Nisan 2011)

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3169    yazdır/print


 

Çarkın´ı Diyarbakır da soruşturuyor

Diyarbakır´da faili meçhul cinayetleri soruşturan özel yetkili Cumhuriyet Savcısı, son günlerde medyaya yansıyan açıklamalarından dolayı ´Susurluk´ davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın hakkında soruşturma başlattı. Çarkın birkaç gün önce İstanbul Cumhuriyet Savcısı hakan karaali tarafından gözaltına aldırılıp sorgulanmış tutuklama talebiyle sevkedildiği mahkemece serbest bırakılmıştı. Çarkın´ın serbest bırakılması itirafçı mı oldu sorusunun sorulmasına da yol açtı. Ancak hukukçular, savcının Çarkın´ı mahkemeye tutuklamak üzere sevkettiğini, dolayısıyla şüpheliyi ´itirafçı´ değil ´şüpheli´ olarak değerlendirdiğini belirtiyor. Savcı Karaali´nin Çarkın´ın serbest bırakılmasına itiraz edeceği de ileri sürülüyor.

Diyarbakır Başsavcılığı´ndan Çarkın´a soruşturma

Diyarbakır´da faili meçhul cinayetleri soruşturan özel yetkili Cumhuriyet Savcısı, son günlerde medyaya yansıyan açıklamalarından dolayı ´Susurluk´ davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın hakkında soruşturma başlattı. Çarkın birkaç gün önce İstanbul Cumhuriyet Savcısı hakan karaali tarafından gözaltına aldırılıp sorgulanmış tutuklama talebiyle sevkedildiği mahkemece serbest bırakılmıştı. Çarkın´ın serbest bırakılması itirafçı mı oldu sorusunun sorulmasına da yol açtı. Ancak hukukçular, savcının Çarkın´ı mahkemeye tutuklamak üzere sevkettiğini, dolayısıyla şüpheliyi ´itirafçı´ değil ´şüpheli´ olarak değerlendirdiğini belirtiyor. Savcı Karaali´nin Çarkın´ın serbest bırakılmasına itiraz edeceği de ileri sürülüyor.

Edinilen bilgiye göre, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gerçekleşen bazı olaylarla ilgili açıklamaları medyaya yansıyan ´Susurluk´ davası hükümlüsü Çarkın hakkında soruşturma başlatıldı. Savcılık, soruşturma kapsamında, ´şüpheli´ sıfatıyla bir süre önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nda ifade veren Çarkın´ın ifade tutanaklarını istedi. Çarkın´ın ifadelerini inceleyecek olan savcı, bölgedeki olaylara ilişkin ifadelerini yetersiz bulması halinde talimatla yeniden ifadesinin alınması talebinde bulunacak. Bu arada, Diyarbakır Baro Başkanlığı da bir süre önce Çarkın´ın basına yansıyan açıklamaları nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. Çarkın, 26 Mart 2011 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi alındıktan sonra tutuklama istemiyle İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilmiş, sorgusu tamamlandıktan sonra serbest bırakılmıştı. Çarkın tutuksuz yargılanacak. ( Zaman)

Çarkın itirafçı mı oldu?

Susurluk davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın, gazete ve televizyonlarda yaptığı açıklamalar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılması tartışma yarattı. Terörle mücadele adı altında birçok cinayet işlediklerini söyleyen Çarkın´ın serbest bırakılması, itirafçı mı oldu sorusunu akla getirirdi. Ancak hukukçular, savcının Çarkın´ı mahkemeye tutuklamak üzere sevkettiğini, dolayısıyla şüpheliyi itirafçı değil şüpheli olarak değerlendirdiğini belirtti.

Ayhan Çarkın´ın basına yaptığı açıklamaların ardından 1991 ile 1997 yılları arasında polisin düzenlediği 24 operasyonda hayatını kaybeden 62 kişinin aileleri adına savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştu. Avukatların verdiği dilekçede eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, eski milletvekili Necdet Menzir, İzmir Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz ve emekli Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da aralarında bulunduğu 138 kişi hakkında silahlı örgüt kurmak, yönetmek, üye olmak, adam öldürmek suçlarından soruşturma yapılarak cezalandırılmaları istenmişti. Bunun üzerine inceleme başlatan savcılığın talimatıyla Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri 25 Mart 2011´de Çarkın´ı gözaltına almıştı.

Yaklaşık 10 saat savcılığa ifade veren Çarkın´ın akşam saatlerinde adam öldürmek suçundan tutuklama istemiyle sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakılması ise tartışma yarattı. Çarkın´ın birçok cinayet işlediğini söylemesine rağmen serbest bırakılması itirafçı olarak mı değerlendirildiği sorusunu akıllara getirirken, hukukçular ise aksi yönde görüş bildirdi.

Normal şüpheli gibi

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, Çarkın´ın serbest bırakılmasıyla ilgili olarak Savcının şüpheliyi tutuklamaya sevk etmesi şüphelinin itirafçı olarak değil, normal bir şüpheli olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Mahkeme tutuklama için gerekli şartların oluşmadığına kanaat getirmiş ki böyle bir karar vermiş. Eğer itirafçı olarak değerlendirilseydi savcı tutuklamaya sevk etmez kendisi serbest bırakırdı. Şu durumda savcının şüphelinin serbest bırakılmasına itiraz etme hakkı var diye konuştu.

Emekli savcı Mecit Ceylan ise, tutuklamanın mahkemenin takdirinde olduğunu belirterek, Hangi şartlarda tutuklama yapılacağı Ceza Muhakemesi Kanunu´nun 100. maddesinde ayrıntılı olarak yer alıyor. Dolayısıyla mahkeme bu şartların oluşmadığı görüşüyle şüpheliyi serbest bırakmış. Savcının tutuklama talebinde bulunmuş olması ve mahkemenin bu talebi kabul etmeyerek şüpheliyi serbest bırakmış olması tutuklamaya ilişkin olarak CMK´daki prosedürün uygulandığını gösteriyor dedi.

Açıklamaları ses getirdi

Terörle mücadele sırasında bin kişi öldürmüş olabilirim diyen Çarkın, 2011´deki son açıklamalarında da benzer iddialar ortaya atmıştı. Çarkın, terörle mücadele adı altında birçok cinayet işlediklerini, birçok insana işkence yaptıklarını, JİTEM´in de birçok katliama imza attığını öne sürmüştü. Vicdan azabı çektiği için şimdi gerçekleri açıkladığını ifade eden Çarkın, Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var demişti. ( Milliyet)

Savcı itiraz edecek

Son günlerde basında yer alan çarpıcı açıklamaları nedeniyle gözaltına alınan ve tutuklanması istemiyle çıkarıldığı mahkemede serbest bırakılan Susurluk hükümlüsü ve eski özel harekât polisi Ayhan Çarkın´ın sorgusu sırasında pişmanlık yasasından yararlanmak istemediği öğrenildi. Çarkın´ın basında yer alan ifadelerinde belirttiği ´Susurluk´la ilgili çok önemli belge´yi savcıya vermediği bildirilirken, Çarkın´ın nöbetçi mahkeme üye hâkimi tarafından serbest bırakılmasına soruşturma savcısının itiraz edeceği kaydedildi. ( Taraf)

(29 Mart 2011, 13:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın şok itirafları ve gözaltına alınışı manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3153    yazdır/print


 

Flaş!!! Çarkın gözaltına alındı

Adı Susurluk skandalına da karışan eski Polis Özel Harekat Elemanı Ayhan Çarkın gözaltına alındı. Çarkın´ın son günlerde medyaya yansıyan açıklamalarına ilişkin başlattığı incelemeyi soruşturmaya dönüştüren Savcı Karaali´nin, Çarkın´ın ´şüpheli´ sıfatıyla ifadesine başvuracağı öğrenildi.

25.03.2011 16:24 Adı Susurluk skandalına da karışan eski Polis Özel Harekat Elemanı Ayhan Çarkın gözaltına alındı. Çarkın geçtiğimiz günlerde şok itiraflarda bulunmuştu. Devlet emriyle çok sayıda yargısız infaz yaptıklarını açıklayan Çarkın, somut kişi ve yer isimleri de vermişti. Gözaltının bu itiraflar nedeniyle yapıldığı sanılıyor. Meclis´te bir konuşma yapan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, şok itiraflara da değinmiş ve ´Susurluk´ davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın, derhal koruma altına alınması gerektiğini savunmuştu. Çarkın´ın, ´O dönemde faili meçhul cinayetleri biz işledik´ dediğini ancak hiç kimsenin sesinin çıkmadığını belirten Sakık, ´Bu kişiyle ilgili hükümeti, savcıları, herkesi göreve davet ediyorum. Derhal bu kişi, koruma altına alınmalıdır. Geçmişimizle yüzleşeceksek bu kişilerin bir an önce hükümet tarafından koruma altına alınması gerekir´ demişti.

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı´nın talimatı üzerine Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü harekete geçti. Ekipler, eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ı gözaltına aldı. Vatan Caddesi´ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü´ne götürülen Çarkın´ın Susurluk başta olmak üzere birçok konuda Radikal Gazetesi´ne yaptığı açıklamalarla ilgili olarak gözaltına alındığı öğrenildi. Çarkın, kendisiyle yapılan röportajda görev yaptığı dönemle ilgili itiraflarda bulunmuştu.

Çarkın´ın gözaltına alınmasına neden olan şok itiraflar

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın´ın 22 Mart´ta CNN Türk´teki 5N1K programında dile getirdiği şok iddialar üzerine inceleme başlatmıştı. Çarkın, basına yansıyan açıklamalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı.

Susurluk davasının sanıkları arasında yer alan isimlerden biri de Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´dı. Susurluk davasında ´suç örgütüne üye olmak´ suçundan 4 yıl ceza verildi. Aldığı cezaya kendisi bile şaşırmıştı. Müebbet beklerken aldıkları ´komik´ cezaların kendilerini şoke ettiğini söylemişti. Aradan yıllar geçti. Aynı Ayhan Çarkın, ´artık vicdan azabı´ çektiğini söyleyerek konuşmaya başladı. Çarkın, ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini itiraf ediyor. Birçok insana işkence yaptıklarını da söylüyor. JİTEM´in de birçok katliama imza attığını aktarıyor. Çarkın, Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var. ifadelerini kullanıyor.

PERPA katliamı yargısız infazdı

Çarkın, bir gazeteye verdiği demeçte itiraf niteliğinde açıklamalarda bulunmuş ve Ben İstanbul´daki her baskında vardım. PERPA baskınında bir kız öldü, infaz edildi. Ben silahlı çatışmadaydım o esnada. Orada başka bir Ayhan vardı, o vurdu kızı. Yapılanlar yargısız infazdı. demişti. Çarkın´ın itiraflarından umutlanan katliam mağdurları yeniden yargıya başvurmuştu. Ayhan Çarkın´ın PERPA katliamı ile ilgili yaptığı itiraflar ise dosyanın yeniden açılabilmesi için delil oldu. Mağdurlar, aynı olaydan yargılanan ancak mahkeme kararıyla beraat eden aralarında Çarkın´ın da bulunduğu 9 Özel Harekatçı polis hakkında soruşturma açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusu dilekçesini mağdurların avukatı Taylan Tanay yaptı. Tanay, Çarkın´ın itiraflarının delil niteliğinde olduğunu, bu nedenle PERPA katliamının yargılamasının yeniden yapılması gerektiğini söyledi. Dilekçede eski Özel Harekatçı polisler Ayhan Çarkın, Ömer Kaplan, Ayhan Özkan, Hüseyin Doğrul, Selim Kostik, Kadir Uçar, Hasan Erdoğan ve Ali Çektin katliamı gerçekleştirmekle suçlanıyor. Aynı şüpheliler hakkında 1993 yılında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde dava açıldığı, ancak beraat ettikleri hatırlatılıyor. Tanay, polisleri yargılayıp beraat ettiren İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne de dilekçe sundu. Dilekçede Çarkın´ın açıklamalarının davada yeni delil teşkil ettiği vurgulanarak yargılamanın yeniden yapılması talep ediliyor. (Zaman)

Çarkın: Bazı bilgileri savcılara saklıyorum

Medya organlarına açıklama yapmayı sürdüren eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın, 1988´den itibaren işlenen faili meçhul cinayetler ve kamuoyunda yargısız infaz olarak bilinen öldürme olayları hakkında savcılıkta ifade vereceğini söyledi. Çarkın savcıya Behçet Cantürk, DEP´li vekillerin avukatı Medet Serhat, işadamı Savaş Buldan, MİT´çi Tarık Ümit, Dev-Sol´un muhalif liderleri Bedri Yağan, Sinan Kukul, kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal cinayetleri konusunda bilgiler vereceğini ifade etti.

´İlk kez rahat uyudum´

İtirafları sonrasında 19 yıldır ilk kez huzurlu bir uyku çektiğini söyleyen Çarkın, “Eskiden kafam rahattı. Şimdi içim de rahat” diye konuşmuştu. Çarkın, kendisine yöneltilen bazı sorulara ise “Bunu savcılara saklıyorum. Şimdi konuşursam gerçek suçlular kaçar” diyerek cevap vermemişti.

Mehmet Ağar ekibi polisleri öldürttü, suikastler Dev-Sol´a yüklendi, Hanefi Avcı işin içinde

Çarkın´ın bazı açıklamaları şöyle: “Başta Mehmet Ağar olmak üzere tüm ekibi önce polisleri öldürttü. Muhsin Bodur adlı polisin Mecidiyeköy´de öldürülmesinden sonra 1993´e kadar 100´den fazla polisin öldürülmesine göz yumdu bu yöneticiler. Cinayetleri hep Dev-Sol´a yüklediler. Hanefi Avcı çözecek bu işi.”

Yargısız infazlar

Sinan Kukul ve Bedri Yağan ile yanındakilerin öldürülmesi olayları yargısız infazdır. Bedri Yağan´ın öldürüldüğü evden iki bebek çıkardım. Ben kurtardım onları. Tuzla´da TİKKO´cuların öldürülmesi yargısız infazdır. 12 Temmuz operasyonunda çatıştım. Bahçelievler´de 3.5 saat uğraştık. Onlar gerçek devrimciydi. Vuruştuk; asaletleriyle öldüler.

´Gazi´yi Şevki Kul´a sorun´

Gazi olaylarında dahlim yoktur. Şefik Kul´u bulun. Siyasi Şube´de operasyon müdürüydü 1990´larda.

´Susurluk kazası´

Ben duyunca Ankara´dan geldim. Çatlı´yı gördüm. Birisi onu vura vura öldürmüş eminim. Mercedes olaydan bir süre önce İstanbul Atatürk Oto Sanayi Sitesi´nde tamirdeydi. O arabayla oynandı. Tamirde bir şeyler oldu o arabaya.

İnfaz edilen polisler

Fadıl Şişman adlı arkadaşım da bizimle birlikte cezaevine girecekti. Esenyurt´ta 7.65 mermiyle öldürüldü. Ahmet Sakarya için beyin kanseri dediler. Bu arkadaşlarımız pek çok önemli cinayet işledi. Çok biliyorlardı yani. Sami Hoştan ve Veli Küçük ayrıca meslektaşım Oğuz Yorulmaz´ın öldürülmesi olayı nedeniyle de sorgulanmalı. O benden daha fazla şey biliyordu.

´Arıkan´ı ben vurdum´

Bahçelievler operasyonunda İbrahim Yalçın Arıkan evden fırladı ben de ona ateş ettim. Ama orada 20 kişilik operasyon timi vardı. Nasıl olduysa bu çocuğu ellerinden kaçırıverdiler. Çocuk da sokakta benimle karşılaştı. Uyanık davranmasam o can havliyle beni vuracaktı.

Bazı polisler ödüllendirildi

O dönem bazı polisler erken emekli edildi. Kim varsa hepsi alınmalı, sorgulanmalı... Siyasi Şube´deydiler, ödüllendirildiler. Mal varlıklarına bakılsın. Kim servet sahibi?

´Ayhan Özkan öldürdü´

PERPA baskınında o kızı (Selma Çıtlak) Ayhan Özkan vurdu. Tamamı alınsın o polislerin.

Uyuşturucu

İbrahim Şahin bir İranlıyı verdi bana. Büyük uyuşturucu işindeydiler. Narkotik Şube´ye teslim et dedi; ama ben Güvenlik Şube´ye teslim ettim... Ondan sonra Şahin düşman oldu bana. Adı geçen iki İranlı öldürülmüş bu arada.

Topal cinayetinde infaz edilmek istendim kurtuldum, sonra Pala´yı infaz ettiler

Ömer Lütfü Topal cinayetinden gözaltına alındıktan sonra Ankara´ya götürülmem kurtarma değil infaz girişimiydi. Boğaz Köprüsü´nün ortasında kendimi arabadan attım. Pala lakaplı bir polisi öldürdüler sonra bu yüzden. Ömer Lütfü Topal olayına özellikle kafayı taktım. Zaten kasetler var, kayıtlar var.

Susurluk´tan 291 gün hapis yattı

Kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal cinayetinde yer aldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Çarkın, Susurluk kazasında yaralı kurtulan DYP´li Milletvekili Sedat Bucak´ın altı korumasından biriydi. Çarkın, Susurluk davasında İstanbul DGM tarafından Ocak 1997´de tutuklandı ve 4 yıl hapis cezası aldı, 291 gün hapis yattı.

2008´de de açıklamalar yapmıştı: ´1000 kişi öldürmüş olabilirim´

Ayhan Çarkın, aslında bundan önce de şok açıklamalar yapmıştı. Çarkın, 21 Ekim 2008´de Star TV´de yayınlanan Arena´da Uğur Dündar´a çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. Susurluk kazasının Ergenekon´u aydınlatan bir lamba olduğunu öne süren Çarkın, “Terörle mücadele sırasında 1000 kişi öldürmüş olabilirim” demişti. Abdullah Çatlı´nın da Ergenekon örgütünce öldürüldüğünü iddia eden Çarkın, ayrıca Uğur Dündar için de ´ölüm emri´ verildiğini, ancak Çatlı´nın buna karşı çıktığını açıklamıştı.

İşte Ayhan Çarkın´ın 2008´deki o açıklamaları:

Ayhan Çarkın: Uğur Dündar için ölüm emri verildi. Ama Abdullah Çatlı, ´Uğur Dündar vatanını sever´ diyerek bu suikasta karşı çıktı. Yani Dündar´ı Allah korudu. Suikast emrini veren de bir siyasetçiydi.

Uğur Dündar: Hiçbir siyasetçiyle kişisel bir hesabım olmadı. Ölüm emrimi veren siyasetçiyi affettim bile.

Uğur Dündar: Çatlı´nın sonunu Ergenekon mu hazırladı?

Ayhan Çarkın: Evet... Çatlı´nın mert bir insan olduğunu anladılar ve onu öldürdüler. Büyük bir açık yüreklilikle kullanıldığımızı da itiraf ediyorum. Kullanıldığımızı, kazanın olduğu sırada fark ettik ama hep sustuk.

(25 Mart 2011, 16:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3143    yazdır/print


 

Saddam´a idamlık asker satışına soruşturma

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 yıl peşmerge komutanlığı yaptıktan sonra Türkiye´ye gelen ve aynı zamanda Türk vatandaşı olan Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) 1989 yılında Antalya´da vatani görevini yaparken, Irak makamlarından gizlice alınan 100 bin dolar rüşvet karşılığında askeri birliğinden alınıp idam edilmek üzere Saddam Hüseyin yönetimine teslim edildiği iddiaları üzerine emekli Albay Arif Doğan´ın da aralarında bulunduğu 3 kişi hakkında soruşturma başlattı.

Saddam´a idamlık asker satışına soruşturma

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 yıl peşmerge komutanlığı yaptıktan sonra Türkiye´ye gelen ve aynı zamanda Türk vatandaşı olan Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) 1989 yılında Antalya´da vatani görevini yaparken, Irak makamlarından gizlice alınan 100 bin dolar rüşvet karşılığında askeri birliğinden alınıp idam edilmek üzere Saddam Hüseyin yönetimine teslim edildiği iddiaları üzerine emekli Albay Arif Doğan´ın da aralarında bulunduğu 3 kişi hakkında soruşturma başlattı.

Diyarbakır´da avukat Tahir Elçi, 2009 yılında ´Bir askerin 100 bin dolar karşılığında Irak´a teslim edildiği´ iddiaları üzerine emekli Albay Arif Doğan´ın da bulunduğu 3 kişi hakkında İstanbul, Diyarbakır ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunmuştu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli Doğan´ın talimatla ifadesinin alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazmış, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı da olayla ilgili ´görevsizlik´ kararı vererek, dosyayı Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı´na göndermişti.

Emekli Albay Arif Doğan, alınan ifadesinde avukat Tahir Elçi´nin suç duyurusunda yer alan, ´22 yıl önce Antalya´da askeri birliğinden alınan Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) 100 bin dolar karşılığında Irak devletine teslim edilmesi´ iddiaların doğru olmadığını ileri sürmüştü. Mehmet Kılıç´ın Saddam´ın baskılarından kaçarak Türkiye´ye gelen şahıslardan olduğunu anlatan Doğan, ifadesinde, ´Bir aşiret reisiydi. Bu olayı sonradan duydum. İbrahim Babat´ın kod ismi ´Mete´ idi, kendisi Suriyeliydi. Şaban Bayram da astsubaydı. Bunlar Silopi bölgesinde görevliydiler. Benim kurduğum JİTEM´in personeli değildiler. Bunlar Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının görevlileridir. Ben ´Saddam´a teslim edildi´ diye bir şey duymadım. Para karşılığında Irak istihbaratına teslim edildiğini duydum´ demişti.

Soruşturma başlatıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili olarak Arif Doğan, İbrahim Babat ve Şaban Bayram hakkında ´terör örgütünün faaliyetleri çerçevesinde adam kaçırma´ suçundan soruşturma başlattı. Özel yetkili Cumhuriyet savcının yürüttüğü soruşturma dosyasının bir örneği birinci ´Ergenekon´ davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ile aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan´ın bulunduğu 16 sanıklı ´JİTEM´ davasının görüldüğü Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

´Hakkında idam kararı vardı´

Avukat Elçi, savcılığa sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, Türk vatandaşlığına geçen ve Mehmet Kılıç adını alan Maho Gevdan´ın 12 yıl boyunca Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) Zaho Bölge Peşmerge Komutanı olarak görev yaptıktan sonra Saddam Hüseyin yönetiminin, Kürtlere karşı kimyasal silah kullanması üzerine ailesiyle Türkiye´ye kaçarak Şırnak´ın Beytüşşebap ilçesine yerleştiğini kaydetmişti. Irak´ta hakkında idam kararı verilen ve aynı zamanda Türk vatandaşı olan Kılıç´ın Türkiye´ye geldikten sonra 1989 yılında vatani görevini yapmak üzere Antalya 3. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığına teslim olduğunu kaydeden avukat Tahir Elçi, dilekçesinde şu ifadelere yer vermişti:

´Kılıç burada vatani görevini yapmakta iken o dönem Diyarbakır ve Silopi JİTEM komutanları olan şüpheli Arif Doğan ve halen hayatta olmayan Ahmet Cem Ersever´in talimatıyla JİTEM üyesi jandarma astsubayı Şaban Bayram ve Tokat-Niksarlı Erol adlı er tarafından Antalya´daki birliğinden alınmak istenmiş, adı geçenler tarafından alınıp götürülmek üzere birlikteki komutanları tarafından çarşı iznine çıkarılmış, birlik nizamiye kapısından alınmış, elleri arkadan bağlanarak Silopi´ye getirilmiş ve burada JİTEM komutanları tarafından 100 bin dolar karşılığı Irak devlet yetkililerine teslim edilmiştir.´ ( AA)

JİTEM tetikçisi Babat, olayı Başbakanlık Susurluk Raporu´nda anlatmıştı

Kürtçe ismiyle Maho Gevdan, Türk vatandaşlığına geçtiği ismi ile Mehmet Kılıç, 1988 yılına kadar Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Zaho bölge peşmerge komutanı olarak peşmergelere komutanlık yaptı. Ancak Halepçe katliamından sonra ailesiyle Türkiye´ye kaçarak gelen hem Türkiye hem de Irak vatandaşı olan Kılıç´ın hayatı askere gitmesiyle beraber değişti. Mehmet Kılıç´ın kaçırılma hikayesini Suriye asıllı itirafçı İbrahim Babat, Susurluk soruşturmasını araştıran raportör Kutlu Savaş´a şöyle anlatmıştı: 1989´da JİTEM komutanları tarafından bizden Mehmet Kılıç´ın (Maho Gevdan) Antalya´dan alınıp getirilmesi istendi. Ben, Astsubay Şaban Bayram ve Erol adındaki bir askerle birlikte Antalya´da il jandarma alay komutanıyla görüştüm. Yetkililer geleceğimizden haberdardı. Alay komutanına, ´Alıyoruz, ancak geri getirmeyebiliriz; ifadesini aldıktan sonra infaz edebiliriz.´ dedik. Ertesi günü Mehmet´i nizamiye kapısından aldık, Silopi´ye getirdik. Cem Ersever´in sürekli ilişkide olduğu Irak irtibat subayına teslim ettik. Mehmet Kılıç, eskiden KDP içinde üst düzey sorumlu olduğundan Irak devleti tarafından JİTEM´den 100 bin dolar karşılığında istenmişti. Bu olayı duyan ve rahatsız olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak, daha sonra kaza süsü verilen bir olayla öldürüldü. dedi.

SORUŞTURMA ERGENEKON VE JİTEM DAVALARINI YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR

Özel yetkili Cumhuriyet savcının başlattığı soruşturmanın dosya örneği birinci ´Ergenekon´ davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ile aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan´ın bulunduğu 16 sanıklı ´JİTEM´ davasının görüldüğü Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Çünkü soruşturma bu iki davayı yakından ilgilendiriyor.

Mehmet Kılıç´ın Saddam´a satıldığını öğrenen yüzbaşı öldürüldü

Mehmet Kılıç´ın Saddam´a satılarak öldürülmesine göz yumulması olayını öğrenen Silopi İstihbarat Grup Komutanlığı´nda görevli Yüzbaşı İsmail Öztoprak´ın, rahatsızlığını belirtmesi üzerine JİTEM tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti. Diyarbakır´da devam eden 11 sanıklı JİTEM davasının iddianamesinde, Yüzbaşı Öztoprak´ın ölümünden Albay Arif Doğan sorumlu tutuluyordu. İddianamede Halepçe katliamından sonra Türkiye´ye sığınan peşmerge komutanı Maho Gevdan´ın, JİTEM tarafından Antalya´da askerliğini yaparken kaçırılarak Saddam´a 100 bin dolar karşılığında teslim edildiği belirtiliyor. Mehmet Kılıç adını alan Gevdan´ın tesliminden Ahmet Cem Ersever´in 30 bin dolar aldığı, bu durumdan haberi olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak´ın rahatsızlık duyarak itirafçı Hacı Hasan ile tartıştığı belirtiliyor.

Albay Doğan da suçlanıyor

JİTEM davası iddianamesinde Öztoprak´ın mevzileri geçerken bir er tarafından açılan ateş sonucu yanlışlıkla vurulduğu şeklinde tutanak tutularak olaya kaza sürü verildiği ileri sürülüyor. Olaydan sonra itirafçı Hacı Hasan´ın Arif Doğan tarafından Batman´a gönderildiği belirtiliyor.

İtirafçı Hacı Hasan kimdir?

Gerçek adı İbrahim Babat olan Hacı Hasan´ın kod adı Mete. PKK itirafçısı. 1967´de, Suriye´nin Kamışlı kazasında doğan İbrahim Babat, 1984´te PKK´ya katılmış. 1988´de 15 kişilik bir grupla Botan bölgesinde çalışmaya başlayan Babat, PKK´ya güvenini yitirince kaçmaya karar vermiş ancak Suriye sınırına giderken konakladığı köyün korucubaşısı tarafından yakalanarak jandarmaya teslim edilmiş. Binbaşı Ahmet Cem Ersever tarafından sorgulanan Babat´a PKK´ya karşı mücadeleye katılması için teklifte bulunulmuş. İbrahim Babat, Deşifre edilmemesi ve herhangi bir çatışmada ölü olarak gösterilmesini şart koşmuş. İsteğinin zamanın Asayiş Komutanı Hulusi Sayın Paşa tarafından kabul edilmesi üzerine devlet için çalışmaya başlamış. Babat, daha sonra Türk vatandaşlığına geçmiş ve 1993 yılında İstanbul´a yerleşerek tahsilat işlerine girmiş. 1997´de İstanbul Kadıköy´de silahlı çatışmaya katılan İbrahim Babat, ortağı Süleyman Ülger´i öldürmeye teşebbüsten aranırken, ilişkisini hiç kesmediğini söylediği Yalova İl Jandarma Alay Komutanı Arif Doğan´ın odasında yakalanmış. Yargılama sonunda 17 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmış. 7 yıl ceza alacağı vaadine rağmen 17 yıl 6 ay hapis verilince önce Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişlerine, sonra da İstanbul DGM Başsavcılığı´na itirafta bulunmuş. İtirafları Kutlu Savaş´ın hazırladığı Susurluk Raporunun 10 numaralı eki olarak Mesut Yılmaz´a teslim edilmiş.

1999 yılındaki DGM iddianamesi bugüne de ışık tutuyor

Kapatılan Diyarbakır DGM Başsavcılığı´nca hazırlanan, itirafçı ve koruculardan kurulu bir çeteyle ilgili iddianamede, bölgedeki birçok cinayet, bombalama ve suikastın, dönemin rütbeli komutanlarının emri veya bilgisi dahilinde gerçekleştirildiği öne sürülmüştü. 1999 tarihli iddianamede, ´faili meçhul´ bir cinayet sonucu öldürülen Binbaşı Ahmet Cem Ersever´in komutasındaki altı PKK itirafçısının, dönemin Asayiş Kolordu Komutanı Hulusi Sayın, asayiş komutanları İsmail Selen ve Hikmet Köksal ile JİTEM´in (varlığı devlet birimlerince hiçbir zaman doğrulanmayan Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı) bilgisi dahilinde cinayetler işlediği belirtiliyordu.

Tutuksuz yargılanan çete

DGM´ler kapatılınca Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderilen çete davasında, 1996 ve öncesinde karıştıkları olaylar nedeniyle PKK itirafçıları Adil Timurtaş, Recep Tiril ile ´İbrahim Babat´ sahte kimlikli Suriye uyruklu Hacı Hasan, jandarma istihbarat elemanları Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz ve korucu Faysal Şanlı yargılanıyor. TCK´nın 313. maddesi uyarınca, ´cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve 450. maddesi uyarınca ´birden fazla kişiyi öldürmek´ suçlarından ömür boyu hapis istemiyle tutuksuz yargılanan çete üyelerinin ifadelerine dayanılan iddianamede sanıkların karıştığı olaylar ayrıntılarıyla anlatıldı.

Maaşlı itirafçı

Sanıkla ilgili Binbaşı Ahmet Cem Ersever tarafından çatışmada öldüğüne dair evrak hazırlatılıp, Şırnak´ta ölen İbrahim Babat´ın kimliğinin üzerine kimlik çıkarılmıştır. Erserver´in durumu Asayiş Kolordu Komutanı Hulusi Sayın´a anlattığı, asayiş komutanları İsmail Selen ve Hikmet Köksal´ın da durumu bildiği ve sanığın Silopi birliğinde JİTEM Komutanı Binbaşı Arif Doğan, Binbaşı Ersever, Yüzbaşı İsmail Öztoprak, Üsteğmen Sinan Yaşar, Astsubay Başçavuş Şaban Bayram ile diğer korucu ve askerlerle birlikte aylık 500 bin lira maaşla görevlendirilmiş, istihbarat çalışmalarına ve silahlı operasyonlara katılmıştır.

Iraklı komutanın jitemciler tarafından peşmergelere parayla iadesi

Hasan, Ersever, Bayram ve Şanlı, mağdurları gözaltına alıp, PKK´ya yardım ettikleri gerekçesiyle Silopi JİTEM´de sorgulamıştır. Şanlı´nın aralarında husumet bulunduğunu söylemesi üzerine sorgularında bir suç işlediklerine dair bilgi alamadıkları köylüler, Nusaybin yakınlarında Şanlı tarafından, Ersever ve Bayram´ın gözetiminde kurşuna dizilerek öldürülmüştür. İddianamede, Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi´nin (KDP) Zaho bölge komutanı Maho Gevdan´ın Türkiye´ye gelip Mehmet Kılıç adını alarak Türk vatandaşı olduğu, Antalya´da askerlik yaparken para karşılığında peşmergelere verildiği de yer aldı. KDP´nin sırlarını Türkiye´ye anlatması nedeniyle, Gevdan´ın Silopi JİTEM´den 100 bin dolar karşılığında istendiği belirtilen iddianamede, Bunun üzerine Hasan, Astsubay Bayram ve ´Tokatlı bir er´ diye tanımlanan bir kişi Antalya´ya giderek, ´Silopi´de Türk yüzbaşıyı öldürmüş. Sorgulayacağız´ diyerek bu kişiyi birliğinden alıp Silopi´de peşmergelere teslim etmişler ve Ersever bunun karşılığında 30 bin dolar almıştır.

Olayı öğrenen Yüzbaşı´nın öldürülmesi

Hasan´ın anlatması üzerine olaydan haberdar olan Yüzbaşı İsmail Öztoprak ile Hacı Hasan´ın (İbrahim Babat) tartışması üzerine Öztoprak kaza süsü verilerek öldürülmüştür. Bunun üzerine Babat, Arif Doğan tarafından Batman´a gönderilmiştir. Sanık daha sonra İstanbul´a kaçmış, 1.5 ay kadar sonra da Asayiş Bölge Komutanı Hikmet Köksal´ın isteğiyle Diyarbakır´a gelmiştir denildi.

(25 Mart 2011, 17:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte JİTEM´in Saddam´a sattığı komutan

Iraklı komutan eşi de müdahil

Yüzbaşı Öztoprak cinayeti Ergenekon´da

ERGENEKON SANIĞI ALBAY ARİF DOĞAN´LA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

JİTEM´ci Aygan´a bir tutuklama daha

JİTEM´den bordrolu Aygan hakkında geniş bilgi

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3142    yazdır/print


 

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın´ın bir tv kanalında dile getirdiği şok iddialarla ilgili inceleme başlattı. Çarkın, basına yansıyan açıklamalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı.

24.03.2011 10:42 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın´ın bir tv kanalında dile getirdiği şok iddialarla ilgili inceleme başlattı. Çarkın, basına yansıyan açıklamalarında ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini söylemişti. Çarkın, ´Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda.´ ifadelerini kullanmıştı.

Susurluk davasının sanıkları arasında yer alan isimlerden biri de Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´dı. Susurluk davasında ´suç örgütüne üye olmak´ suçundan 4 yıl ceza verildi. Aldığı cezaya kendisi bile şaşırmıştı. Müebbet beklerken aldıkları ´komik´ cezaların kendilerini şoke ettiğini söylemişti. Aradan yıllar geçti. Aynı Ayhan Çarkın, ´artık vicdan azabı´ çektiğini söyleyerek konuşmaya başladı. Çarkın, ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini itiraf ediyor. Birçok insana işkence yaptıklarını da söylüyor. JİTEM´in de birçok katliama imza attığını aktarıyor. Çarkın, Ergenekon bizim hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var. ifadelerini kullanıyor.

Ayhan Çarkın, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Ergenekon sanığı İbrahim Şahin gibi isimlerin de dinlenmesi gerektiğini söyledi. Çarkın´ın bu ifadelerinin medyada yer alması üzerine İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti. Savcı Hakan Karaali, gazetelerde yer alan açıklamalarla ilgili olarak inceleme başlattı. İnceleme sonunda Çarkın´ın ifadeye çağırılıp çağırılmayacağı belli olacak.

PERPA katliamı için yeniden yargılama talebi

Ayhan Çarkın´ın PERPA katliamı ile ilgili yaptığı itiraflar ise dosyanın yeniden açılabilmesi için delil oldu. Mağdurlar, aynı olaydan yargılanan ancak mahkeme kararıyla beraat eden aralarında Çarkın´ın da bulunduğu 9 Özel Harekatçı polis hakkında soruşturma açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Çarkın, bir gazeteye verdiği demeçte itiraf niteliğinde açıklamalarda bulunmuş ve Ben İstanbul´daki her baskında vardım. PERPA baskınında bir kız öldü, infaz edildi. Ben silahlı çatışmadaydım o esnada. Orada başka bir Ayhan vardı, o vurdu kızı. Yapılanlar yargısız infazdı. demişti. Çarkın´ın itiraflarından umutlanan katliam mağdurları yeniden yargıya başvurdu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusu dilekçesini mağdurların avukatı Taylan Tanay yaptı. Tanay, Çarkın´ın itiraflarının delil niteliğinde olduğunu, bu nedenle PERPA katliamının yargılamasının yeniden yapılması gerektiğini söyledi.

Dilekçede eski Özel Harekatçı polisler Ayhan Çarkın, Ömer Kaplan, Ayhan Özkan, Hüseyin Doğrul, Selim Kostik, Kadir Uçar, Hasan Erdoğan ve Ali Çektin katliamı gerçekleştirmekle suçlanıyor. Aynı şüpheliler hakkında 1993 yılında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde dava açıldığı, ancak beraat ettikleri hatırlatılıyor. Tanay, polisleri yargılayıp beraat ettiren İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne de dilekçe sundu. Dilekçede Çarkın´ın açıklamalarının davada yeni delil teşkil ettiği vurgulanarak yargılamanın yeniden yapılması talep ediliyor. (Zaman)

Çarkın: Bazı bilgileri savcılara saklıyorum

Medya organlarına açıklama yapmayı sürdüren eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın, 1988´den itibaren işlenen faili meçhul cinayetler ve kamuoyunda yargısız infaz olarak bilinen öldürme olayları hakkında savcılıkta ifade vereceğini söyledi. Çarkın savcıya Behçet Cantürk, DEP´li vekillerin avukatı Medet Serhat, işadamı Savaş Buldan, MİT´çi Tarık Ümit, Dev-Sol´un muhalif liderleri Bedri Yağan, Sinan Kukul, kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal cinayetleri konusunda bilgiler vereceğini ifade etti.

´İlk kez rahat uyudum´

Radikal´e yaptığı ve önceki gün gazetemizde yayımlanan açıklamaları sonrasında 19 yıldır ilk kez huzurlu bir uyku çektiğini söyleyen Çarkın, “Eskiden kafam rahattı. Şimdi içim de rahat” diye konuştu. Radikal´e yeni açıklamalarda bulunan Çarkın, bazı sorularımıza “Bunu savcılara saklıyorum. Şimdi konuşursam gerçek suçlular kaçar” diyerek cevap vermedi.

Mehmet Ağar ekibi polisleri öldürttü, suikastler Dev-Sol´a yüklendi, Hanefi Avcı işin içinde

Çarkın´ın yeni açıklamaları şöyle: “Başta Mehmet Ağar olmak üzere tüm ekibi önce polisleri öldürttü. Muhsin Bodur adlı polisin Mecidiyeköy´de öldürülmesinden sonra 1993´e kadar 100´den fazla polisin öldürülmesine göz yumdu bu yöneticiler. Cinayetleri hep Dev-Sol´a yüklediler. Hanefi Avcı çözecek bu işi.”

Yargısız infazlar

Sinan Kukul ve Bedri Yağan ile yanındakilerin öldürülmesi olayları yargısız infazdır. Bedri Yağan´ın öldürüldüğü evden iki bebek çıkardım. Ben kurtardım onları. Tuzla´da TİKKO´cuların öldürülmesi yargısız infazdır. 12 Temmuz operasyonunda çatıştım. Bahçelievler´de 3.5 saat uğraştık. Onlar gerçek devrimciydi. Vuruştuk; asaletleriyle öldüler.

´Gazi´yi Şevki Kul´a sorun´

Gazi olaylarında dahlim yoktur. Şefik Kul´u bulun. Siyasi Şube´de operasyon müdürüydü 1990´larda.

´Susurluk kazası´

Ben duyunca Ankara´dan geldim. Çatlı´yı gördüm. Birisi onu vura vura öldürmüş eminim. Mercedes olaydan bir süre önce İstanbul Atatürk Oto Sanayi Sitesi´nde tamirdeydi. O arabayla oynandı. Tamirde bir şeyler oldu o arabaya.

İnfaz edilen polisler

Fadıl Şişman adlı arkadaşım da bizimle birlikte cezaevine girecekti. Esenyurt´ta 7.65 mermiyle öldürüldü. Ahmet Sakarya için beyin kanseri dediler. Bu arkadaşlarımız pek çok önemli cinayet işledi. Çok biliyorlardı yani. Sami Hoştan ve Veli Küçük ayrıca meslektaşım Oğuz Yorulmaz´ın öldürülmesi olayı nedeniyle de sorgulanmalı. O benden daha fazla şey biliyordu.

´Arıkan´ı ben vurdum´

Bahçelievler operasyonunda İbrahim Yalçın Arıkan evden fırladı ben de ona ateş ettim. Ama orada 20 kişilik operasyon timi vardı. Nasıl olduysa bu çocuğu ellerinden kaçırıverdiler. Çocuk da sokakta benimle karşılaştı. Uyanık davranmasam o can havliyle beni vuracaktı.

Bazı polisler ödüllendirildi

O dönem bazı polisler erken emekli edildi. Kim varsa hepsi alınmalı, sorgulanmalı... Siyasi Şube´deydiler, ödüllendirildiler. Mal varlıklarına bakılsın. Kim servet sahibi?

´Ayhan Özkan öldürdü´

PERPA baskınında o kızı (Selma Çıtlak) Ayhan Özkan vurdu. Tamamı alınsın o polislerin.

Uyuşturucu

İbrahim Şahin bir İranlıyı verdi bana. Büyük uyuşturucu işindeydiler. Narkotik Şube´ye teslim et dedi; ama ben Güvenlik Şube´ye teslim ettim... Ondan sonra Şahin düşman oldu bana. Adı geçen iki İranlı öldürülmüş bu arada.

Topal cinayetinde infaz edilmek istendim kurtuldum, sonra Pala´yı infaz ettiler

Ömer Lütfü Topal cinayetinden gözaltına alındıktan sonra Ankara´ya götürülmem kurtarma değil infaz girişimiydi. Boğaz Köprüsü´nün ortasında kendimi arabadan attım. Pala lakaplı bir polisi öldürdüler sonra bu yüzden.

Topal olayına kafayı taktım

Ömer Lütfü Topal olayına özellikle kafayı taktım. Zaten kasetler var, kayıtlar var.

Savcılık inceleme başlattı

İstanbul Başsavcılığı, Susurluk davası hükümlüsü eski özel harekatçı Ayhan Çarkın´ın Radikal´e yaptığı itiraflarıyla ilgili inceleme başlattı. Avukatlar 62 maktül için 128 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Susurluk davasında çete üyesi olmak suçundan 4 yıl ceza alan eski özel harekatçı Ayhan Çarkın, geçtiğimiz günlerde Radikal´e yaptığı açıklamada, ´terörle mücadele´ adı altında birçok cinayet işlediklerini belirtmişti. Birçok insana işkence yaptıklarını da söyleyen Çarkın, o dönemde JİTEM´in de birçok katliama imza attığını öne sürmüştü. Vicdan azabı çektiği için şimdi gerçekleri açıkladığını ifade eden Çarkın, “Ergenekon hepimizin çıkış noktası. Bizim çıkış noktamızdır. Ergenekon´dan şu anda kimse içeride değil. Hepsi dışarıda. Veli Küçük´ün Dağlık Karabağ´la da alakası var. Orada da bir Ergenekon var” demişti. Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin gibi isimlerin de dinlenmesi gerektiğini de belirten Çarkın´ın açıklamaları üzerine İstanbul Özel Yetkili Savcılığı harekete geçti. Savcı Hakan Karaali, Çarkın´nın Radikal´de yer alan açıklamalarıyla ilgili olarak inceleme başlattı. İnceleme sonunda Çarkın´ın ifadeye çağırılıp çağırılmayacağı belli olacak.

Susurluk davası hükümlüsü eski özel timci Ayhan Çarkın hakkında avukatlar Taylan Tanay, Barkın Timtik, Oya Aslan ve Ebru Timtik suç duyurusunda bulundu. İstanbul Özel Yetkili Savcısı Hakan Karaali´ye sunulan dilekçede 62 ´maktül´ün adı yer aldı. Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, eski Emniyet Müdürü Necdet Menzir, Emniyet Müdürü Reşat Altay, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, İzmir Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz, eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın´ın da aralarında olduğu 138 ismin şüpheli olarak yer aldığı dilekçede, “Ülke tarihinin en uzun ve en kapsamlı “terör etkinliğinin”; yani halka karşı kontrgerilla/Özel Harp/Özel Harekât saldırısının adli hesabının sorulması gerekiyor” ifadesi yer alıyor.

Ergin Cinmen: Artık tekrar araştırma vakti

Susurluk çetesinin yargılandığı davada sanıkları küçük cezalarla kurtulmuştu. Ayhan Çarkın´ın Radikal´in açıklamalarının ardından şimdi geçmişten bu güne kalan sorular tekrar gündemde. Geçmişte yapılan hataları ve bugün yapılması gerekenleri o dönemin müdahil avukatlarına sorduk.

Avukat Ergin Cinmen: Savcılığın Ayhan Çarkın´ın ifadelerini delil başlangıcı olarak alıp soruşturmaya geçmesi fevkalade önemlidir. Elimizde, o dönem TBMM Susurluk Komisyon raporu var. Kutlu Savaş´ın Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu var. Bunlar yeniden gündeme getirilmeli. O dönemler İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Çarkınları yargılamıştı ve dava, böyle bir örgütün altını çizmekle kendisini sınırlamıştı. Ancak örgütün işlediği iddia edilen suçlarla ilgi soruşturma yapmamıştı. Şimdi Çarkın, devletin kendilerini nasıl kullandığını söylüyor, suçlarını söylüyor. Şu an o suçları araştırmanın vaktidir. Sonuçta zamanaşımı henüz söz konusu değil.

Ergenekon avukatı savcılara güvenmiyor

İlhan Cihaner ve diğer bazı Ergenekon sanıklarının avukatlarından Turgut Kazan: Özel yetkili savcılara tanınan yetkiye dayalı olarak yapılacak soruşturmalara inanamıyorum. Temel sorun budur. Hele hele İstanbul´da Türkan Saylan´a, Ahmet Şık´a ve Nedim Şener´e yapılanları gördükten sonra sağlıklı bir şey yapılacağına hiç inanmıyorum. O savcıların Türkiye´deki bütün işleri İstanbul´daki bir torbaya atarken, Mehmet Ağar´ın Ankara´da tek başına yargılandığını gördükten sonra inanmam mümkün değil.

´Susurluk´u çözmek için MGK arşivleri açılmalı´

Eski TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Ayhan Çarkın açıklamalarını çok önemli bulduğunu belirterek “Dosyaları özel yetkili savcı ele almalı. Milli Güvenlik Kurulu arşivleri açılmalı ve o zamanlar ne gibi kararlar vermiş, kim vermiş açığa çıkartılmalı” dedi. Elkatmış, Radikal´e yaptığı değerlendirmede o dönemde yargının dosyaya yaklaşımını eleştirerek, “Yargı her zaman problem. Hiçbir zaman görevini layıkıyla yapmadı bu konuda. Hele de 28 Şubat sürecinde hiç yapmadı ve iş geçiştirildi. Derinlikli bir soruşturma yapmadılar, dosyayı kapatmak istediler. Brifing alan ve veren bir yargıdan ne beklenirdi ki zaten. Dosya kapatılmak istendi” dedi. Elkatmış, eski polis Ayhan Çarkın´ın açıklamaları sonrası dosyanın yeniden açzılması durumunda Milli Güvenlik Kurulu (MGK) arşivlerinde yer alan bazı gizli belgelerin açığa çıkartılması gerektiğini söyledi. Susurluk dosyasıyla ilgili özel yetkili bir savcının görevlendirilmesi gerektiğini söyleyen Elkatmış “MGK aldığı kararlar ve icraatlar nasıl hayata geçmiş. Kapalı kapılar açılması lazım. MGK´nın teröre karşı mücadele için aldığı kararlar var. Bu kararları kim vermiş, kim almış” diye konuştu. (Radikal)

ÇARKIN CNN´E KONUŞMUŞTU

Eski Özel harekat polisi Ayhan Çarkın, 22 Mart 2011 tarihinde CNN Türk Televizyonundaki 5N1K programına katılarak şok itiraflarda bulunmuştu. Çarkın, 90´lı yıllarda kendisinin de katıldığı operasyonlarda yargısız infaz yaptıklarını, Kürt işadamlarını devlet emriyle öldürdüklerini söylüyordu. Çarkın, sık sık tansiyonun yükseldiği programda, Cüneyt Özdemir´in Bir dönem Türkiye´de Kürt işadamlarının yer aldığı ölüm listelerinin varlığı konuşuldu, tartışıldı. Ve bu listedeki bazı işadamları kaçırılarak infaz edildi. Siz bu infazlarda bulundunuz mu? sorusuna Böyle bir liste var, zaten dönemin başbakanı da söyledi. Verilen emirler yerine getirildi. Emri verenler kenara çekildi. Herkes konuşmaya korkuyor cevabını veriyordu. İnfazların varlığını doğrulayan Çarkın, verilen bu emirlerin resmi emir olduğu iddiasını da kabul etti.

(24 Mart 2011, 10:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Danıştay ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi manşetlerimiz

Danıştay soruşturması sil baştan

Flaş!!! Cumhuriyet ve Patrik saldırıları, Ergenekon´la birleşiyor

Savcı Zekeriya Öz´e suikast emri astsubaydan

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3136    yazdır/print


 

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Ergenekon soruşturmasında ´Zirve dalgasının´ başlamasını sağlayan gizli tanık Deniz Uygar, dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger başkanlığında, ´misyonerlik çalıştayı´ düzenlediklerini söyledi. Ülger, ´Misyonerlere gözdağı verme talimatı üst düzey komutanlardan geldi´ dedi.

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Ergenekon soruşturmasında ´Zirve dalgasının´ başlamasını sağlayan gizli tanık Deniz Uygar, dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger başkanlığında, ´misyonerlik çalıştayı´ düzenlediklerini söyledi. Ülger, ´Misyonerlere gözdağı verme talimatı üst düzey komutanlardan geldi´ dedi.

Ergenekon operasyonlarının Zirve Dalgasında gizli tanık olan Deniz Uygar´ın eski papaz olduğu ve Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele´den (JİTEM) düzenli olarak para aldığı ortaya çıktı. Gelen emirle Hıristiyan oldum. Tasfiye amaçlı misyonerlerin arasına sızdım baş papazlığa kadar yükseldim. 2005´te gelen emirle yine Müslüman oldum diyen gizli tanık Deniz Uygar´a, JİTEM´den yapıldığı iddia edilen ödemelere ait makbuz ve kasa ödeme kayıtlarına SABAH ulaştı. Makbuzlarda Malatya Jandarma İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil ve Jandarma Kıdemli Başçavuş Adil Akçay´ın imzaları bulunuyor.

Savcı Öz´e ifade verdi

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Malatya´daki Zirve Yayınevi Katliamı dosyasına el koyunca Deniz Uygar kod adı verilen gizli tanığın ifadesini aldı. 24 Aralık 2010 ve 28 Aralık 2010 tarihlerinde Zekeriya Öz´e iki kez ifade veren gizli tanık bu ifadelerin yanı sıra şimdiye kadar ortaya hiç çıkmamış belgeleri de savcı Öz´e verdi. Gizli tanık Uygar, Savcı Öz´e verdiği ifadesinde şunları anlattı: Uzman çavuş olarak görev yaparken 1993´de Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki TUSHAD´a (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi) bağlı olarak, likidasyon (tasfiye) amaçlı misyonerlerin arasına sızarak Baş papazlığa kadar yükseldim. 2005´te gelen emirle tekrar Müslüman oldum. Verilen görev üzerine misyonerlik karşıtı röportajlar, konferanslar verdim. Kitap yazmam konusunda da ayrıca görevler aldım

Zirve Çalıştayı

Gizli tanık Uygar, talimatla 2006´da dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger´in başkanlığında, İstihbarat Şube Başkanı Binbaşı Haydar Yeşil ve İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat ile birlikte bir misyonerlik çalıştayı başlattıklarını söyledi. Çalıştayda Türkiye´deki misyonerlik faaliyetlerinin önlenmesi ve misyonerlere gözdağı vermek amacıyla üst düzey komutanlardan talimat geldiğini savunan Uygar, Zirve Yayınevi çalışanları Necati Aydın, Thilman Geske, Uğur Yüksel´e yönelik bir korkutma eylemi yapma kararı alındı. Emre Günaydın ve arkadaşları hakkında hazırlanan bilgiler değerlendirildi. Günaydın´ın eylemi gerçekleştirmesi için psikolojik olarak hazırladı. Hazırlamak için Ruhi Abat ve Sevgi Erenerol Malatya´da misyonerlik konferansları verdi dedi. Ayrıca, Albay Mehmet Ülger´in misyoner faaliyetleri hakkında Kayseri´de bir brifing verdiğini söyleyen gizli tanık Deniz Uygar Bu brifingten 1,5 ay sonra Malatya Zirve Yayınevi cinayeti gerçekleşti. Ruhi Abat beni aradı ´Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler´ dedi şeklinde ifade verdi.

Kod adları: Ercüment Ağa, Cenk, Halil, Zahit, Hoca, Hamit.. Kod No: 2594326

Çalışmanın çok gizli tutulmasından dolayı kod isimler aldıklarını söyleyen gizli tanık Deniz Uygar, Albay Mehmet Ülger ´Ercüment Ağa´ ve ´Cenk´, Binbaşı Haydar Yeşil ´Halil´, akademisyen Ruhi Abat ´Zahit´ ve ´Hoca´, ben ise ´Hamit´ kod ismini kullandık. Ayrıca bana verilen kod numarası da 2594326 idi. Bana yapılan ödemeler de zaten belirtmiş olduğum kod numarasıyla yapılıyordu dedi.

İşte Uygar´a ödemelerin belgeleri

Gizli tanık Deniz Uygar´a JİTEM´den yapıldığı ileri sürülen ödemelerin makbuz ve kasa ödeme kayıtlarına SABAH ulaştı. Ödeme Fişi başlıklı makbuzlarda çeşitli zamanlarda 300 ila 1000 YTL yapıldığı görülüyor. Makbuzların altında ´alan´ kısmında ´2594326´ kodu ve imza yer alırken, ´veren´ kısmında Jandarma İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´in adı ve imzası, ´hazır bulunan´ kısmında ise Jandarma Kıdemli Başçavuş Adil Akçay´ın adı ve imzası bulunuyor. Makbuzların ´açıklama´ kısmında ise her makbuzda farklı bilgiler yer alıyor. 1 Ocak 2008 tarihli makbuzun ´açıklama´ kısmında yer alan bilgi şöyle: Malatya ve diğer illerdeki misyonerlik faaliyetlerinin takibi, taktik ve tekniklerini öğrenmesi için 2594326 nolu haber elemanına 600 YTL verilmiştir. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz´ün incelemeye aldığı ´Kasa Ödeme Defteri´ kayıtlarında ise gizli tanık Deniz Uygar´a çeşitli tarihlerde ve meblağlarda yapılan ödemelerin tutanakları bulunuyor. Bu kayıtlara göre 1 sıra no´lu 900 YTL tutarındaki ödemenin tarihi 22 Mart 2007. Bu ilk ödemenin tarihi Zirve Yayınevi katliamından bir ay öncesine rastlıyor. SABAH´ın ulaşabildiği belgelerdeki 12 sıra no´lu 800 YTL tutarındaki ödemenin tarihi ise 17 Haziran 2008. Ödemelerin tutarları 300 ila 1000 YTL arasında değişiyor. ´Hangi Hizmet Karşılığı Ödendiği´ hanesinde ise genel olarak Malatya ve diğer illerdeki misyonerlik faaliyetlerinin takibi... ifadesi yer alıyor.

Genelkurmay: 1999´dan sonra TUSHAD yok

Savcı Zekeriya Öz, TUSHAD´ı Genelkurmay´a sordu. 17 Ocak 2011´de gelen cevapta 1999 yılından sonra bünyelerinde bu isimde bir kuruluşun bulunmadığı belirtildi. Gizli tanık Deniz Uygar da TUSHAD´da 1993 yılında göreve başladığını söyledi.

Zirve´deki 7 kişi dün tutuklanmıştı

Ergenekon soruşturması kapsamında 9 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen Zirve dalgasında gözaltına alınan 6´sı muvazzaf asker 9 şüpheliden 7´si tutuklandı, 2 şüpheli ise serbest bırakıldı. Dokuz şüpheli önceki gün Beşiktaş´daki İstanbul Adliyesi´ne sevk edildi. Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından dün saat 02.00´ye kadar ifadeleri süren şüphelilerden 7´si tutuklanması istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliği´nce sorgulanan aralarında eski Malatya jandarma komutanı emekli albay Mehmet Ülger, istihbarat binbaşı Haydar Yeşil ile İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Ruhi Abat, Başçavuş Abdullah Atılgan, Başçavuş Murat Göktürk, Uzman Çavuş Mehmet Çolak, Uzman Çavuş Adil Akçay tutuklandı. Binbaşı Haydar Yeşil ile 2 astsubay ve 2 uzman çavuş Hasdal Askeri Cezaevi´ne, emekli albay Mehmet Ülger ile Ruhi Abat ise Metris Cezaevi´ne gönderildiler.

Ses kaydını biz yaptık ama yasaldı

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan askerlere Zirve Yayınevi cinayeti öncesinde ve sonrasında yapılan toplantının ses kayıtlarının dinletilerek, konuşmalarla ilgili sorular soruldu. Ses kayıtlarını kabul eden şüphelilerin Olay sonrası yaptığımız toplantıda muhbirimiz, cinayetin nasıl ve kimler tarafından yapılmış olabileceğine ilişkin tahminlerini bizimle paylaştı dediği belirtildi. Şüphelilerin, Biz istihbarat şubede görevliyiz. Görevimiz gereği misyonerlik faaliyetleri konusunda çalışmalar yaptık. Görev alanımız içinde olan bölgede yaşananları aktif bir şekilde takip ettik. Yaptığımız çalışmalar yönetmelik ve hukuk içinde gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıları sık sık yaparız ve bir ses kaydı kullanarak ´muhbirimizin´ verdiği bilgileri kaydederiz diye ifade verdikleri kaydedildi. Şüphelilere, Zirve Yayınevi cinayeti ile ilgili neler biliyorsunuz?, Misyonerlik faaliyetleri konusunda ne gibi çalışmalarda bulundunuz?, Ergenekon sanıklarından kimleri tanıyorsunuz?, Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´u tanıyor musunuz?, Erenerol´un misyonerlik faaliyetlerine ilişkin yaptığı çalışmalara katıldınız mı? sorularının sorulduğu belirtildi. Soruşturma kapsamında Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e gönderilen 3 adet imzasız ihbar mektubu olduğu, bu mektuplarda Zirve Yayınevi cinayetinin kimler tarafından ve nasıl organize edildiğinin anlatıldığı ifade edildi. Şüphelilerin ise imzasız ihbar mektuplarında yer alan iddiaları kabul etmediği belirtildi. ( Sabah)

(22 Mart 2011, 11:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3126    yazdır/print


 

Kurucusu ama JİTEM davasına kabul edilmiyor

Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan, Diyarbakır´da görülen JİTEM davasında ´tanık´ olarak çağırılması durumunda bildiklerini anlatmaya hazır olduğunu söyledi.Arif Doğan, Ergenekon davası kapsamında yaptığı savunmasında birimin kurucusu olduğunu açıklamış, resmi kurumların aksine JİTEM´in varlığını doğrulamıştı. Bunun üzerine harekete geçen JİTEM davasının mağdur avukatları, Doğan´ın sanık olarak davaya dâhil edilmesini istedi. Mahkeme bu talebi kabul etmedi. Avukatlar da bugün görülecek duruşmada yargılanmasına izin verilmeyen Doğan´ın tanık olarak mahkemede gelmesi için ara karar talebinde bulunacak.

Kurucusu ama JİTEM davasına kabul edilmiyor

Ergenekon davası sanığı emekli Albay Arif Doğan, Diyarbakır´da görülen JİTEM davasında ´tanık´ olarak çağırılması durumunda bildiklerini anlatmaya hazır olduğunu söyledi.Arif Doğan, Ergenekon davası kapsamında yaptığı savunmasında birimin kurucusu olduğunu açıklamış, resmi kurumların aksine JİTEM´in varlığını doğrulamıştı. Bunun üzerine harekete geçen JİTEM davasının mağdur avukatları, Doğan´ın sanık olarak davaya dâhil edilmesini istedi. Mahkeme bu talebi kabul etmedi. Avukatlar da bugün görülecek duruşmada yargılanmasına izin verilmeyen Doğan´ın tanık olarak mahkemede gelmesi için ara karar talebinde bulunacak.

Arif Doğan ise mahkemenin istemesi halinde tanıklık yapmaya hazır olduğunu söylüyor. Sağlık durumu nedeniyle Diyarbakır´a gidemeyeceğini anlatan JİTEM´in kurucusu, Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz´e ifade verebileceğini anlatıyor. JİTEM davasından bugüne kadar bir sonuç alınmadığını hatırlatan Doğan, şunları kaydediyor: Mahkeme beni davet edersen Fırat´ın ötesine geçememek şartıyla bildiklerimi anlatırım. Sağlık durumum nedeniyle oraya gidemem. JİTEM´in kitabını yazdım, Ergenekon davasında da birçok şey anlattım. Tanık olarak dinlenmemi istemişler, ya zaten JİTEM´in kurucusu benim!

Avukatlar ise Doğan´ın Diyarbakır´da görülen davada hazır bulunarak, sanık itirafçılarla yüzleşmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi durumda ise bir gelişme kaydedilemeyeceğini vurguluyor. Öte yandan Cemal Temizöz ile çok sayıda korucunun yargılandığı ´faili meçhuller´ davasında da Doğan´ın tanıklık yapması için mahkeme karar almıştı. Faili meçhul cinayetler, gasp, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi suçlarla sürekli ismini duyuran JİTEM uzun yıllardan beri Türkiye´nin gündeminde. 1990´lı yıllara damgasını vuran birim, binlerce faili meçhul cinayete işledi. İddiaların ötesine geçen bu gerçeği bizzat birimde görev alan tetikçiler itiraf etti. Bütün bunlara rağmen JİTEM´le ilgili ancak 1998´de soruşturma açıldı. Hakkında suç isnat edilenlerin asker olması mahkemeler arasında yetki sorunun yaşanmasına neden oldu. Uzun bir belirsizlikten sonra soruşturma 2002´de dava aşamasına gelebildi. JİTEM davasında Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta farklı tarihlerde birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi yaptıkları iddiasıyla 16 sanık tutuksuz yargılanıyor. ( Zaman)

(22 Mart 2011, 10:56)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Arif Doğan kitap yazdı: JİTEM´i ben kurdum

Arif Doğan mahkemede JİTEM´i savundu

ERGENEKON SANIĞI ALBAY ARİF DOĞAN´LA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

JİTEM´i ispatlayan belgeler: Jand. Komutanı Korg. Hulusi Sayın´dan Arif Doğan´a tebrik yazısı

Aygan: Doğan, aklınca JİTEM´i gömecek

Arif Doğan mahkemede JİTEM´i savundu

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

JİTEM´ci Aygan´a bir tutuklama daha

JİTEM´den bordrolu Aygan hakkında geniş bilgi

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3123    yazdır/print


 

Temizöz davası: Görmedim duymadım bilmiyorum

Faili meçhuller davasında dönemin Cizre savcısı şu an Samsun savcısı olan Atilla Ceylan tanık olarak dinlendi. Savcı Ceylan´ın sorulan tüm soruları ´hatırlamadığını´ gerekçe göstererek geçiştirmesine müdahil avukatları tepki gösterdi. Soruşturma dosyalarından örnek veren avukatlar, İbrahim Adak´ın öldürülmesinde hiçbir tanık beyanı ve belge olmadan neden örgüt tarafından öldürüldüğünü yazarak görevsizlik kararı verdiğini sorması üzerine Ceylan, ´O dönemdeki olayı hatırlamıyorum´ diyerek cevapladı. Ceylan´ın, kendisine belgeleri getiren kolluk kuvvetlerinin ´kod´ ad kullanıp kullanmadığı şeklindeki diğer bir soruyu da ´hatırlamıyorum´ diye cevaplaması üzerine avukatlar, ´Sizin döneminizde Yavuz kod adlı Burhanettin Kıyak var. Evraklarda da geçiyor. Sizin de evraklarda imzanız var. Ama bilgim yok diyorsunuz.´ diyerek tepki gösterdi.

Temizöz davası: Görmedim duymadım bilmiyorum

Faili meçhuller davasında dönemin Cizre savcısı şu an Samsun savcısı olan Atilla Ceylan tanık olarak dinlendi. Savcı Ceylan´ın sorulan tüm soruları ´hatırlamadığını´ gerekçe göstererek geçiştirmesine müdahil avukatları tepki gösterdi. Soruşturma dosyalarından örnek veren avukatlar, İbrahim Adak´ın öldürülmesinde hiçbir tanık beyanı ve belge olmadan neden örgüt tarafından öldürüldüğünü yazarak görevsizlik kararı verdiğini sorması üzerine Ceylan, ´O dönemdeki olayı hatırlamıyorum´ diyerek cevapladı. Ceylan´ın, kendisine belgeleri getiren kolluk kuvvetlerinin ´kod´ ad kullanıp kullanmadığı şeklindeki diğer bir soruyu da ´hatırlamıyorum´ diye cevaplaması üzerine avukatlar, ´Sizin döneminizde Yavuz kod adlı Burhanettin Kıyak var. Evraklarda da geçiyor. Sizin de evraklarda imzanız var. Ama bilgim yok diyorsunuz.´ diyerek tepki gösterdi.

Güneydoğu´da 1993-95 yılları arasında Şırnak ve Cizre ilçesinde işlenen faili meçhul cinayetlerle ilgili davanın duruşmasına devam edildi. Duruşmada, dönemin Cizre Cumhuriyet Savcısı ve şu an Samsun Cumhuriyet Savcısı olarak çalışan Atilla Ceylan tanık olan dinlendi. Savcı Ceylan, dosyadaki bazı evraklardaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ederken, iddialarla ilgili hiçbir şey hatırlamadığını söyledi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen bugünkü duruşmaya, tutuklu sanıklar Emekli Albay Cemal Temizöz, Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ ve oğulları Tamer ile Kukel Atağ, itirafçılar Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ ve Adem Yakin katıldı.

Hiçbir olayı hatırlayamadı

Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, kimlik tespiti yaptıktan sonra tanıkların dinlenmesine devam etti. Sanıkların avukatlarının isteği üzerine; tanık olarak çağrılan bürokratlardan dönemin Cizre Savcısı Atilla Ceylan, sanıklardan Kamil Atağ ile Temizöz´ü tanıdığını söyledi. Savcı Ceylan, 1993 yılı ile 94 yılının bir bölümünde savcılığa ilk kez Cizre´de başladığını söyledi. Mahkeme Başkanı Yılmaz´ın, öldürüldüğü iddia edilen kişilerin isimlerini tek tek okurken, Savcı Ceylan, hiçbir ismi hatırlamadığını söyledi. Temizöz ve ekibi tarafından öldürüldüğü iddia edilen kişilerle ilgili düzenlenen evraklardaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul eden Ceylan, O dönemde evraklar üzerinde işlem yapılmış, biz de gerekeni yapmışız. Olayları ve detaylarını hatırlamıyorum. dedi. Mahkeme başkanı Yılmaz´ın, Sivil araçlar olduğu, yine sivil giyimli kişiler bu araçlara insanları alıp götürüp öldürüyordu. şeklinde iddiaların olduğunu sorması üzerine Savcı Ceylan, Bunlarla ilgili bir bilgi ya da duyumumuz olsaydı gerekli işlemi yapardık. diye cevap verdi.

Soruşturma yapmadan görevsizlik veril, tanık beyanı ve belge olmadan cinayetler PKK işidir denilmiş

Faili meçhullerden İbrahim Adak dosyasındaki imzanın kendisine ait olduğunu belirten Ceylan, avukatların, neden soruşturma yapmadan ´görevsizlik´ verdiniz sorusu üzerine, Biz dosyayı yetkili Diyarbakır DGM savcılığına gönderdik. dedi. Avukatlardan Emin Aktar´ın, Adak´ın öldürülmesinde hiçbir tanık beyanı ve belge olmadan neden örgüt tarafından öldürüldüğünü yazarak görevsizlik kararı vermesine sorması üzerine Ceylan, O dönemdeki olayı hatırlamıyorum. Evrak üzerinde gerekli işlemin yapıldığını düşünüyorum. diye cevap verdi. Avukatlardan Tahir Elçi´nin size ilgili belgeleri getiren kolluk kuvvetlerinin ´kod´ ad kullanıp kullanmadığını sorması üzerine Ceylan, böyle bir şey hatırlamadığını söyledi. Bu sırada söz alan mağdur avukatlardan Bahattin Özdemir, Sizin döneminizde Yavuz kod adlı Burhanettin Kıyak var. Evraklarda da geçiyor. Sizin de evraklarda imzanız var. Ama bilgim yok diyorsunuz. Biz Yavuz´un uzman çavuş olduğunu ve halen görevde olduğunu biliyoruz. diye konuştu.

Sanıklarla avukat arasında gerginlik

Tanık ifadelerinden sonra söz alan mağdur avukatlarından Veysel Vesek, faili meçhul cinayete kurban gittiği belirtilen Beşir Bayar´ın dosyasında hiçbir belge olmamasına rağmen, ´örgüt tarafından öldürüldü´ denilerek görevsizlik kararı verildiğini söyledi. Avukat Vesek, Bayar´ın nerede saat kaçta öldürüldüğünün belli olduğunu kaydetti. Bu sırada söz alan Temizöz, ´avukatların bu detayı bilmesi, kendisinin de işin içinde olmasından kaynaklanıyor´ demesi gerginliğe neden oldu. Vesek´in ´başka bir şey var mı´ demesi üzerine, bu sefer sanık Kamil Atağ ayağa kalkıp elini kaldırarak, Vesek´e ´sen yerinde rahat ol´ diye bağırdı. Vesek, bunun tehdit olduğunu, dosyaya yazılmasını istedi. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, Atağ hareketini dosyaya yazdırdı. ( Cihan)

Diğer savcı da tanık olarak ifade verdi

Albay Cemal Temizöz davasının öğleden sonraki bölümünde, 1993-1996 yılları arasında Cizre´de Cumhuriyet Savcısı olan Taner Tabel, tanık olarak dinlendi. Görev yaptığı dönemde çok sayıda kişinin alınıp sorgulandığı ve kendilerine getirildiğini anlatan Tabel, JİTEM ismini o dönemde de duydum. Ama bilgim yok. Beyaz renkli Toros olayını ise basından duyduktan sonra biraz hafızamı yokladım. Öyle bir araba var mı hatırlamıyorum. Ama kamu kurumlarında sivil araçlar vardı. Sivil olarak çalışan emniyet ve jandarma görevlileri de vardı. dedi.

Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz´ın, ´sivil çalışan güvenlik görevlilerinin kod isim kullandıklarına şahit oldunuz mu? Ya da Yavuz, Bedran, Tuna isimlerini hatırlıyor musun?´ şeklindeki sorusuna, Savcı Tabel, Kod adı Yavuz olan kişiyi uzman çavuş olarak biliyorum. Selim ve Tuna isimli uzman çavuşları hatırlıyorum. Ama bu isimler kod mu gerçek mi? Bilmiyorum. Onların gerçek ismi olduğunu düşünüyorum. Bana o isimlerle kendilerini tanıttılar. O kişiler şu an mahkeme salonunda yok. şeklinde cevap verdi.

Öldürülme olaylarında ise terör şüphesi olduğu zaman yetkileri olmadığını, özel yetkili Diyarbakır DGM´nin devreye girdiğini anlatan Tabel, şunları söyledi: Temizöz ile ilgili fezleke hazırladığımı basından öğrendim. O dönemde demek ki böyle bir işlem yapmışım ama hatırlamıyorum.

Faili meçhul cinayetlerden olan Mardinli iş adamı Abdulhamit Düdük olayından sonra, abisinin verdiği dilekçede Bedran ve Abdulhakim isimlerinin geçmesine rağmen, dosyaya görevsizlik kararını verme nedenini ise şöyle açıkladı: Dosyada görgü tanığı muhtar İzhak´ın da ifadesi alınmış, dosya Diyarbakır DGM´ye gönderilmiş. Bununla ilgili tahkikat devam ediyor.

Cizre´de göreve başladıktan sonra insanların adliye önüne gelemediklerini anlatan Tabel, Sonra insanlar dilekçe vermeye başladılar. Bunun nedeni bize olan güven olabilir. Terör olabilir. Farklı nedenleri olabilir. Tanık müşteki gibi kişiler, bana gelmeden önce baskı görmüyorlardı diyemem. Görmüş olabilir veya olmayabilirler de kapım herkese açıktı. dedi. ( Cihan)

Söz alan sanık Cemal Temizöz, tanık Tabel´e görev yaptığı dönemdeki Cizre´nin durumunu sorarak, terör örgütü PKK tarafından Cizre Hükümet Konağı´na yapılan saldırı esnasında neler yaşadığını anlatmasını istedi. Adliye lojmanının hükümet konağına çok yakın olduğunu ifade eden tanık Tabel, ´Biz saldırı esnasında ya kapıcı dairesine inerdik ya da binanın koridorunda uyurduk´ dedi.

Kaymakama da tehdit mektubu gönderilmiş

Önceki duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Cizre Kaymakamı olan Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurlu´ya duruşmada nasıl ifade vermesi gerektiği anlatılan mektubun bir benzerinin, tanık olarak çağrılan dönemin Cizre Kaymakamı olan Buca Kaymakamı Şenol Bozacıoğlu´na da gönderildiği ortaya çıktı. Duruşmada tanık olarak dinlenen Bozacıoğlu, müdahil avukatlarının, ´Size de nasıl ifade vermeniz gerektiği yönünde bir mektup gönderildi mi?´ sorusu üzerine, ´Bana kargo aracılığıyla böyle bir mektup geldi. Sadece giriş kısmını okudum. Bu davadan ve Cizre´den bahsediliyordu. Ciddi bulmadığım için içeriğinin tümünü okumadan yırtıp attım´ dedi. İddianamede yer alan cinayet olayları hakkında bilgi sahibi olmadığını ifade eden tanık Bozacıoğlu, ´Aradan yıllar geçtiği için olayları çok detaylı hatırlamak mümkün değil. Benim görev yaptığım dönemde huzur sağlanmıştı. Vatandaşlar gece bile sokağa çıkar hale gelmişti. İlçede bir korku mevcut değildi´ diye konuştu. Müdahil avukatı Tahir Elçi, mahkemeden, tanık Bozacıoğlu´na gönderilen mektubun nereden ve kimler tarafından gönderildiğinin tespit edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı´na yazı yazılmasını talep etti. Bu arada söz alan sanık Temizöz´ün avukatı Ünsal Aktaş, mektubu bir komplo olarak değerlendirdiklerini, gerçeğin er ya da geç ortaya çıkacağını söyledi.

Karakol komutanı ifadesinin bir kısmını kabul etmedi

Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Cizre Merkez Jandarma Karakol Komutanı Ahmet Öznalbant, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı´na verdiği ifadenin bir kısmını kabul etmediğini anlattı. Savcının kendisiyle yaklaşık 2 saat sohbet ettiğini ve kendisine ´Vereceğin ifadenin çok önemi yok. Her şey ortada. Sadece bilgine başvurmak için çağırdım´ dediğini ileri süren tanık Öznalbant, şöyle dedi: ´Savcılıkta verdiğim ifadenin bir kısmını kabul etmiyorum. Savcı ile detaylı konuştuk. İfademi ´evet, hayır´ şeklinde verdim. O da öyle yazdırdı. Okuduktan sonra imzaladım. Ancak daha sonra ifademi, yanlış anlaşılabileceği düşüncesiyle değiştirmek istedim. Kendi el yazımla yazdığım ifademi savcılığa gönderdim. Ben üstlerimden usulsüz bir emir almadım ve vermedim.´

´İlçe tamamen tehlikeliydi´

Cizre´ye 1992 yılında atandığını belirten tanık Öznalbant, o dönemde jandarmanın ancak kendi güvenliğini sağlayabildiğini anlattı. Bulundukları binadan dışarı çıkamadıklarını ifade eden Öznalbant, şunları söyledi: ´İlçe tamamen tehlikeliydi. Terör örgütü PKK´nın kurtarılmış bölgesi halindeydi. Dışarı çıkamadığımız için gözaltı işlemi yapamıyorduk. Temizöz´ün ilçeye atanmasından sonra jandarmada personel sayısı, silah ve teçhizat artırıldı. Yeni bir jandarma binası yapıldı. Temizöz vatandaşlarla iyi ilişki kurdu. Bu nedenle geçici köy korucusu sayısı arttı. Bizim işlerimiz çok yoğundu. Bu nedenle komutanımız Temizöz, terör örgütüne yardım yataklık ve haklarında ihbar bulunan kişilerin adli işlemlerini yapmak üzere 3-4 rütbeli personel görevlendirdi. Gözaltına alınan kişilerin ihtiyaçlarını gidermek için de 3-4 er vardı. Bunlar ifade alırdı.´

Tanığın savcılıkta verdiği ifadesini okuyan Mahkeme Başkanı Yılmaz, ´Yavuz´, ´Tuna´ ve ´Selim hoca´ kod adlı jandarma görevlilerini tanıyıp tanımadığını sordu. ´Yavuz´ ve ´Tuna´yı hatırladığını kaydeden tanık Öznalbant, ´Bunlar kod isim kullanırdı. Çünkü terör bölgesinde açık kimlikleri deşifre olursa saldırıya uğramasınlar diye yapılırdı. Kendi aralarında bu ismi kullanırlardı. Ben gerçek isimlerini hatırlamıyorum´ dedi. Terör örgütü PKK itirafçılarının bölgeyi iyi bildikleri için karakollarda jandarmaya yardımcı olduklarını ifade eden Öznalbant, bunlardan Fırat Altın´ın Cizreli olduğu için bildiğini, diğerlerini ise hatırlamadığını belirtti.

Bunun üzerine söz alan müdahil avukatlardan Selçuk Kozağaçlı, mahkeme heyetinden, tanık hakkında ´yalancı tanıklığa´ başvurduğu gerekçesiyle işlem yapılmasını talep etti.

Sanıkların tahliye talebi reddedildi

Tanık beyanlarının ardından söz alan sanıklardan Kukel Atağ, mesane kanseri olduğunu, tedavisini sürdürebilmek için tahliye talebinde bulundu. Sanık Tamer Atağ da faili meçhul cinayetlerin faili olmadıklarını belirterek, ´Bu olayı çözmek istiyorsanız o dönem ülkeyi yönetenleri çağırıp yargılayın´ dedi.

Sanık Kamil Atağ ise suçunun korucu ve terör örgütüne karşı savaşmak olduğunu ifade ederek, ´Ben faili meçhulcü değilim. Abdullah Öcalan Kürdü temsil edemez. Kemal Burkay´ı, Osman Baydemir´i, Leyla Zana´yı hedef alamaz. Sen canavarsın, Kürt olamazsın. Seni tanımıyorum. Bu ses Kandil´e de İmralı´ya da gider. Belki okyanustan düğmeye bastılar. Amerikalılar beni ajanlaştırmaya çalıştı, elçileri yanıma geldi onları kovdum. Belki onlar düğmeye bastı´ diye konuştu.

Sanık Adem Yakin de söz konusu davanın Türk hukuk tarihine kara bir leke olarak geçeceğini ileri sürerek, ´Bir hukuk devletinde hukuksuzca yargılanmak çok acı verici. Faili meçhuller, devletin bir askeriyle çözülemez. Faili meçhulleri çözmek için bir dönemin karanlık sayfalarının sahiplerini bulmalısınız´ dedi.

Sanıklardan Cemal Temizöz ise Cizre´de görev yaptığı dönemde her gün çatışmaların yaşandığını anlatarak, ´Siz bana sinir sisteminiz nasıl dayandı diye sormadınız. Leblebi gibi her yere mayın döşüyorlardı. Bu davada sivil giyimli görev yapmanın da suç olduğunu gördük. Burada bir şeylerin diyeti olmayalım´ diye konuştu.

Avukatların tahliyeye ilişkin taleplerini dinleyen mahkeme başkanı Yılmaz, dönemin Şırnak Valisi olan İzmir Valisi Cahit Kıraç ile Cizre´de o dönem görev yapan Başkomiser Muharrem Durmaz´ın önümüzdeki duruşmada tanık olarak dinlenmeleri için hazır edilmelerini istedi. Mahkeme, ayrıca, sağlık durumu dikkate alınarak emekli Albay Arif Doğan ve tutuklu emniyet müdürü Hanefi Avcı´nın da tanık olarak dinlenilmesi için yazılan müzekkerenin cevabının beklenilmesine de karar verdi. Sanıkların tutukluluk halinin devamına da karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi. ( AA)

İddianameden

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca hazırlanan 104 sayfalık iddianamede, sanıkların TCK´nın ´Adam öldürmek´, ´Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´Adam öldürmeye azmettirmek´ suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. Sanıklardan Cemal Temizöz´ün 9, Kamil Atağ´ın 7, Temer Atağ´ın 2, Adem Yakin´in 7, Hıdır Altuğ´un 3, Fırat Altın´ın (Abdulhakim Güven) 6, Kukel Atağ´ın ise bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. İddianamede, sanık Albay Temizöz´ün, 1993´te Cizre´de terörle mücadele ediliyor görüntüsü altında korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan bir grup oluşturduğu savunuluyor. ´Söz konusu grubun, süreç içerisinde asli görevinden ayrılarak, terör örgütü PKK´ya yardım ettiğinin değerlendirildiği ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldıkları kişileri sorguladığı´na yer verilen iddianamede, grubun, bu sorgulanan kişilerden bir kısmını öldürdüğü öne sürülüyor. ( Cihan)

Cemal Temizöz Balyoz davasında da tutuklu, adı bir çok başka soruşturmada da geçiyor

Davanın 1 no´lu sanığı Albay Cemal Temizöz, Balyoz davasında da 143 no´lu sanık olarak tutuklu yargılanıyor. Temizöz´ün adı ayrıca Ergenekon örgütünün TSK içindeki yapılanması olan ´Karargah Evleri´ oluşumuna yönelik soruşturmayı örtbas gayretlerinde Kayseri´de üç astsubaya uygulanan hipnozlu ve işkenceli sorguya katılanlar arasında da geçiyor. Yine Temizöz´ün adı Ergenekon sanıklarıyla yapılan telefon görüşmeleri nedeniyle 3. Ergenekon iddianamesinde ve ayrıca Şemdinli iddianamesinde de geçiyor. Temizöz´ün adı yine Malatya Zirve Yayınevi katliamı davasının tanıklarından Erhan Özen´in ifadesi ile Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan´ın ifadesinde de geçiyor. Temizöz´ün adı ayrıca Ergenekon bağlantılı Kafes davasının ek klasörlerinde de geçiyor.

Kukel Atağ kanser olduğu gerekçesiyle tahliye edildi

28 Mart 2011 - Güneydoğu´da ´karanlık dönem´ olarak adlandırılan 1993-1995 yılları arasında işlenen 23 faili meçhul cinayetten sorumlu oldukları iddiasıyla, eski Kayseri İl Jandarma Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz´ün de aralarında bulunduğu 7 sanıklı davada bir kişi tahliye edildi.Diyarbakır 6´ncı Ağır Ceza Mahkemesi, Temizöz ile birlikte cinayetler işlediği iddia edilen dönemin Cizre Belediye Başkanı ve korucu başı Kamil Atağ´ın oğlu Kukel Atağ´ı sağlık sorunlarından dolayı tahliye etti. Davada Temizöz, Kamil Atak, Tamer Atak, Âdem Yakın, Fırat Altun (Abdulhakim Güven) ve Hıdır Altuğ tutuklu olarak yargılanmaya devam edecek. Geçtiğimiz hafta Diyarbakır´da görülen duruşmada sanık avukatı Nail Karaaslan, mahkemeye heyetine müvekkilinin mesane kanseri olduğunu belirterek tedavi olması için tahliye talebinde bulunmuştu. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, tahliye talebine ret ederek hastaneden gönderilecek raporları beklemeye karar vermişti.

Faili meçhul cinayetler davasının önemli tanıklarından Mehmet Nuri Binzet, Kukel Atağ´ın yeğenleriyle birlikte Ramazan Uykur´u silahla öldürdüğünü dile getirmişti. Duruşmada tanık olarak dinlenen Ramazan Uykur´un yeğeni Mehmet Uykur ise amcasının nasıl öldürüldüğünü anlatmıştı. Uykur, Kamil Atağ´ın çocukları amcamı götürmek istedi. Amcam gitmeyince önünü kesip arabaya bindirmeye çalıştılar. Amcam bu sırada tartıştı, tabancayla yaraladıktan sonra yere düştü. Atağ´ın oğlu Temel ve Kukel sırayla kaleşnikofla tarayıp öldürdüler. demişti. Kukel Atağ ise böyle bir şeyin olmadığını iddia etmişti.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca hazırlanan 104 sayfalık iddianamede, sanıkların TCK´nın ´Adam öldürmek´, ´Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´Adam öldürmeye azmettirmek´ suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. Sanıklardan Cemal Temizöz´ün 9, Kamil Atağ´ın 7, Tamer Atağ´ın 2, Âdem Yakın´ın 7, Hıdır Altuğ´un 3, Fırat Altın´ın (Abdulhakim Güven) 6, Kukel Atağ´ın ise bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

İddianamede, sanık Temizöz´ün 1993´te Cizre´de ´terörle mücadele ediliyor´ görüntüsü altında ´korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan bir grup oluşturduğu´ ileri sürülüyor. ´Söz konusu grubun, süreç içerisinde asli görevinden ayrılarak, terör örgütü PKK´ya yardım ettiğinin değerlendirildiği ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldıkları kişileri sorguladığı´ ifade edilen iddianamede, grubun, bu sorgulanan kişilerden bir kısmını öldürdüğü öne sürülüyor. ( Cihan)

(18 Mart 2011), son güncel.: (28 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Temizöz´le ilgili tüm manşetlerimiz

Temizöz iddianamesinde ara

Temizöz´ü şikayet edemezdim, bizi de öldürürdü

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3114    yazdır/print


 

Flaş!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un misyonerlikle ilgili faaliyetleri ve Zirve Katliamı zanlılarıyla ilişkileri nedeniyle Ergenekon soruşturması savcılarından Zekeriya Öz´ün talimatıyla başlatılan operasyon kapsamında Siirt, Muğla, Malatya ve İzmir´in de aralarında bulunduğu 9 ilde aramalar yapılıyor. Aralarında eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Babat´ın da bulunduğu 20´nin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin Zirve katliamını planlayan ve azmettirenler olduğu iddia ediliyor.

FLAŞ!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un misyonerlikle ilgili faaliyetleri ve Zirve Katliamı zanlılarıyla ilişkileri nedeniyle Ergenekon soruşturması savcılarından Zekeriya Öz´ün talimatıyla başlatılan operasyon kapsamında Siirt, Muğla, Malatya ve İzmir´in de aralarında bulunduğu 9 ilde aramalar yapılıyor. Aralarında eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Babat´ın da bulunduğu 20´nin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin Zirve katliamını planlayan ve azmettirenler olduğu iddia ediliyor.

Ergenekon soruşturması savcılarından Zekeriya Öz´ün talimatıyla başlatılan operasyon kapsamında Siirt, Muğla, Malatya ve İzmir´in de aralarında bulunduğu 9 ilde aramalar yapılıyor. Aralarında eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Babat´ın da bulunduğu 20´nin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin Zirve katliamını planlayan ve azmettirenler olduğu iddia ediliyor. Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un misyonerlikle ilgili faaliyetleri ve zanlılarla ilişkileri nedeniyle operasyonun başlatıldığı ifade edildi. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin koordinasyonun da yürütülen soruşturma kapsamında bir çok ilin jandarma alay komutanlıklarında arama yapıldığı ileri sürüldü. Arama yapılan adresler arasında Malatya İnönü Üniversitesi´nin bulunduğu belirtildi. Gözaltına alınanların İstanbul´a getirileceği öğrenildi.

Siirt´te bir astsubay gözaltına alındı

Zirve Yayınevi katliamı ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Siirt´te, jandarmada görevli bir astsubay gözaltına alındı. Astsubayın evinde polis tarafından arama yapılıyor. Malatya eski Jandarma Alay Komutanı Ülger gözaltına alındı. Malatya´daki Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davada cinayetin işlendiği dönemde Malatya Jandarma Alay Komutanı olan emekli Albay Mehmet Ülger´in gözaltına alındığı ileri sürüldü.

Jandarma istihbarattan savcılığa ihbar mektubu

Davaya bakan özel yetkili cumhuriyet savcısının talimatıyla, 9 ilde 20 adrese baskın düzenlendiği, Malatya eski Jandarma Komutanı Albay Mehmet Ülger´in bu çerçevede gözaltına alındığı öğrenildi. Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı, mahkemeye gönderdiği yazıda, 25-26 Mayıs 2006´da eski Malatya İl Jandarma Alay Komutanı emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger tarafından ´aşırı sağ faaliyetler ve misyonerlik´ semineri düzenlendiğini bildirmişti. Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şubesi´nde çalışan bir personel olduğu belirtilen kişi ise özel yetkili savcıya gönderdiği mektubunda şu ifadelere yer vermişti Malatya İl Jandarma Komutanı Jandarma Kurmay Albay Mehmet Ülger tarafından Kayseri Jandarma Bölge Komutanı ve Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanı´na 2007 yılı Mart ayında brifing verildi. Bu brifingden yaklaşık bir buçuk ay sonra misyoner cinayeti işlenmiştir. Bu brifingde, öldürülen kişiler ve yaptıkları faaliyetleri ile ilgili olarak ayrıntılı raporlar bizzat Mehmet Ülger tarafından üstlerine sunulmuştur.

Katliamın gerçekleşeceği subaylar tarafından biliniyordu

Mektupta, olayın gerçekleşeceğinin Ülger ve bazı üst komutanlar tarafından bilindiği ileri sürülüyor.

İlahiyatçı öğretim görevlisi de katliamla bağlantılı

İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi personeli Ruhi Abat´ın da jandarma ile birlikte çalıştığı iddiasının bulunduğu mektupta şu satırlar yer almıştı: Ruhi Abat´ın İl Jandarma Komutanlığı´na gelişi hiçbir zaman kayıt altına alınmamıştır. Normalde İl Jandarma Komutanlığı´na gelen tüm sivil şahıslar nizamiyede nöbet tutan personel tarafından ziyaret defterine kayıt edilir, kimlikleri alınır ve kendilerine ziyaretçi giriş kartı verildikten sonra içeri alınmalarına karşılık Ruhi Abat hiçbir zaman bu işleme tabi tutulmamıştır. Öte yandan soruşturma kapsamında İnönü Üniversitesi Rektörlük binasında arama yapıldığı bildirildi.

İzmir´de bir askeri misafirhanede arama

İzmir´de bir askeri misafirhanede, Ergenekon soruşturması çerçevesinde arama yapıldı. Alınan bilgiye göre, Ergenekon soruşturmasına ilişkin, sabah saatlerinde bazı illerdeki adreslerle birlikte İzmir´deki bir askeri misafirhanede, cumhuriyet savcısı gözetiminde polis tarafından arama yapıldı. Konuyla ilgili gözaltına alınan kişi olmadığı öğrenildi.

Ankara´da emekli asker gözaltına alındı

Ergenekon soruşturması kapsamında, emekli bir askerin Ankara´da gözaltına alındığı bildirildi. Edinilen bilgiye göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda emekli bir askeri gözaltına aldı. Sağlık kontrolünden geçirilen emekli askerin, İstanbul´a gönderileceği öğrenildi.

Zirve Katliamı nasıl oldu?

Malatya´da, 18 Nisan 2007´de, Zirve Yayınevi´nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel bıçaklanarak öldürülmüş, zanlılardan Salih Gürler(20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (19) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalanmıştı. Üçüncü katın penceresinden kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Emre Günaydın, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde tedavi edildikten sonra tutuklanmıştı. Günaydın´ın olaydan yaklaşık 2 yıl sonra cezaevinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifade doğrultusunda, olayı azmettirdiği gerekçesiyle Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki de tutuklanmıştı. Yelki, 22 Mayıs 2009, Aral ise 20 Ağustos 2009´daki duruşmalarda tahliye edilmiş, 15 Ekim 2010´daki 29. duruşmada tanık olarak dinlenilen Erhan Özen´in ifadelerini de dikkate alan mahkeme heyeti, Aral´ın yeniden tutuklanmasına karar vermişti.

ERGENEKON VE ZİRVE BAĞLANTISINI GÖSTEREN RAPOR VE İFADELER

Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan son operasyon öncesinde Zirve Yayınevi katliamı ile Ergenekon arasında irtibat olduğunu gösteren rapor ve ifadeler bulunuyor. Gizli bir tanık da ifadesinde, Zirve Yayınevi cinayetinin, eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Abat, İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´in de aralarında bulunduğu bir ekip tarafından planlandığını söylemişti. Zirve Yayınevi cinayeti davasının avukatları da özel yetkili savcılıktan aradaki ilişkinin araştırılmasını talep etmişti.

Zirve Yayınevi´nde misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle 3 kişinin öldürülmesi olayını planladıkları ve azmettirdikleri gerekçesiyle bir çok zanlı hakkında gözaltı kararı verildi. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´ün talimatı ile başlayan operasyon öncesinde cinayetle Ergenekon ilişkisini gösteren rapor ve ifadeler bulunuyor. Savcı Öz´e 29 Aralık 2010´da ifade veren gizli bir tanık cinayetin, eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger, öğretim görevlisi Ruhi Abat, İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´in de aralarında bulunduğu bir ekip tarafından cinayetin planlandığını söylemişti.

Bu ifadenin yanı sıra Dink ve Zirve Yayınevi cinayeti davalarında tanık olarak ifade veren Erhan Özen, cinayetinin azmettiricisi olduğu iddiasıyla yargılanan Varol Bülent Aral ile Ergenekon davası sanıkları emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in irtibatlı olduğunu söylemişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nın isteği üzerine Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´nün cinayetle Ergenekon soruşturması arasında bir bağ olup olmadığına yönelik 32 sayfadan oluşan raporda da bağlantılar anlatılıyor.

Kafes Eylem Planı´nın ortaya çıkmasıyla Santaro, Malatya Zirve Yayınevi ve Hrant Dink cinayetleri için ´operasyonlar´ ibaresi kullanıldığını belirten raporun sonuç bölümünde, Ülkemizde son zamanlarda meydana gelen provokatif amaçlı olaylar incelendiğinde hemen hemen her birisinin değişik amaçlar içerdiği, bir olayda laik-antilaik çatışması tetiklenmeye çalışıldığı, bir kısım olaylarda azınlıkların hedef alındığı, bir takım olaylarda da ülkemizi uluslar arası arenada sıkıntıya sokmaya çalışıldığı görülmüştür. deniliyor.

Raporda, Soruşturma kapsamında haklarında işlem yapılan Ahmet Hurşit Tolon ve Durmuş Ali Özoğlu isimli şahıslardan, Türkiye´de yaşayan azınlıklarla ve Rum, Ermeni, Yahudi azınlığın sahip oldukları vakıflarla ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı gizli ibareli belgeler olduğu, yine aynı şahıslarda misyonerlik faaliyetleri ile ilgili bilgileri içeren- belgeler olduğu, şahıslardan elde edilen PH 02-2-9 isimli word dosyalarının birebir aynı olduğu ve her iki belgede de Türk Ortodoks patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol´un ifadesi ile, Batı Kurtuluş savaşı ile yapamadığını, misyonerlik ile yapmaya çalışmaktadır. Misyonerlik kilise kurumu olarak görünse de, aslında Emperyalizmin mızrak ucudur. şeklinde ibarelerin olduğu, Soruşturma kapsamında hakkında işlem yapılan Hüseyin Buzoğlu ve Ergün Poyraz isimli şahıslardan elde edilen dijital verilerde Sevgi Erenerol isimli sanığın askeri personele yönelik vermiş olduğu misyonerlik konulu konferansa ait video görüntüleri ve konferansın çözüm metninin olduğu görülmüştür. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Sevgi Erenerol isimli şahsın her ne kadar söylemiş olduğu sözleri genel bir kitleye hitap ediyormuş gibi söylediği görülse de, Ergenekon Terör örgütünün faaliyetleri kapsamında özellikle bir gruba yönelik bilgilendirme ve yönlendirme faaliyeti içerisinde olduğu, ayrıca Ahmet Hurşit Tolon´dan elde edilen 1 nolu cd içerisinde yer alan misyonerlik isimli 27 slaytlı sunumun 20. slaytında Kayra Dağıtım isminin ve il bazında Malatya, İstanbul, İzmir, Trabzon şehir isimlerinin özellikle belirtilmesi, Durmuş Ali Özoğlu ve Hurşit Tolon´dan elde edilen dijital verilerde Mesrob Mutafyan isminin bulunması ve aynı şahsın isminin soruşturma kapsamında tutuklu sanıklardan İbrahim Şahin´den de tedhiş planı çerçevesinde elde edilmesi bahse konu, şehir, kurum ve şahıs isimlerinin özel hedef gösterildiği kanaatini oluşturmaktadır.

Kafes Operasyonu Eylem Planı´nın ´Durum´ başlığı altında; Santaro, Malatya Zirve Yayınevi ve Hrant Dink eylemleri için operasyonlar ibaresi kullanılmıştır. Belirtilen bu üç eylemin de Ergenekon Terör örgütü amaçları doğrultusunda yapılan eylemler oldukları değerlendirilmektedir. ifadeleri yer alıyor.

Raporun sonuç bölümü, İş bu iddia olunan Ergenekon terör örgütü ile Zirve cinayeti sanıklarının irtibatlarını gösterir rapor tarafımızdan tanzimle altı birlikte imza altına alınmıştır. ifadeleri ile son buluyor.

Bunların yanı sıra Zirve Yayınevi davasının müdahil avukatı Erdal Doğan´ın 18 Ocak 2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na verdiği dilekçenin de soruşturma dosyasında yer aldığı öğrenildi. Doğan, Savcı Öz´e verdiği dilekçede, Ergenekon sanıkları ile Zirve Yayınevi cinayeti sanıklarının ilişkilerinin araştırılmasını talep etmişti. ( Cihan)

ÇOK GÜÇLÜ DELİLLER VAR

18 Mart 2011 - Zirve Yayınevi davasının müdahil avukatı Erdal Doğan´ın 18 Ocak 2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na verdiği dilekçenin de soruşturma dosyasında yer aldığı öğrenildi. Doğan, dilekçesinde, Ergenekon sanıkları ile Zirve Yayınevi cinayeti sanıklarının ilişkilerinin araştırılmasını istemişti. Emniyet´in hazırladığı 32 sayfalık Zirve katliamı raporunda, Doğu Perinçek´le katliamı azmettirmekle suçlanan emekli Albay Ülger arasındaki ilişkiye dikkat çekilmişti. Rapora Sevgi Erenerol´la ilgili bilgiler de girmişti. Erenerol´un 25 Aralık 2000 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve SAREM´de verdiği misyonerlik konferansı geniş olarak raporda yer almıştı. Seminerde, misyonerliğin ajanlık ve provokatörlük olduğunu belirten Erenerol, Türk Ortodoksluğu dışında tüm yabancı din misyonlarına karşı durduklarını aktarmıştı. Mahkemeye gönderilen katliamın hedef göstererek işlendiği belirtilen polis raporunda, olayın Ergenekon yapılanması tarafından gerçekleştirildiği kanaatine varıldığı belirtiliyor.

´Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler´

Gazeteci-yazar Adem Yavuz Arslan´ın geçtiğimiz aylarda çıkan ´Bi Ermeni Var´ kitabında yer verdiği bilgiler kamuoyunu sarsmıştı. Kendisine daha sonra mermi ve beyaz bere gönderilerek tehdit edilen Arslan´ın yazdığı kitapta, Hurşit Tolon´un görevi sırasında Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi´nde (TUSHAD) görevli olduğu belirtilen bir kişinin 24 Aralık 2010´da gizli tanık olarak ifade verdiği aktarılıyordu. Gizli tanık, ifadelerinde, Zirve katliamını jandarmanın organize ettiğini iddia etmişti. Şahıs, Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün emriyle, 2003-2005 yılları arasında şehrin kilisesinde başpapaz olarak çalıştığını anlatıyordu. Aynı tanığın kitapta yer alan ifadesine göre, Ülger ve beraberindekiler katledilen üç kişiye yönelik sansasyonel bir eylem hazırlığı içindeydi. O tanığın iddiasına göre, olay akşamı, İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat´ın (küçük resim) cinayetlerden sonra yaptığı bir telefon görüşmesinde, Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler. dediği iddia edilmişti.

İşte karanlık bağlantılar

Danıştay saldırısından yaklaşık bir yıl sonra Malatya´da bir provokasyon yaşandı. Zirve Yayınevi´nde çalışan ve misyonerlik yaptıkları ileri sürülen Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel, 18 Nisan 2007´de boğazları kesilerek öldürüldü. Zanlılardan Salih Gürler (20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (20) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalandı. Üçüncü katın penceresinden kaçmak isterken düşerek yaralanan Emre Günaydın (19) ise tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Davanın 9 Haziran 2008´de yapılan 7. duruşmasında Emre Günaydın ilginç ifadeler kullandı. Saldırıda azmettirici olmakla suçlanan Varol Bülent Aral ile ilgili soru üzerine şunları söyledi: Aral işten çıkarıldığında bana (´Bizimle birlikte ol, sana her türlü devlet desteği sağlarız´) dedi. Davanın bir numaralı sanığı Emre Günaydın´a talimat veren kişinin Varol Bülent Aral olduğu ileri sürüldü. Malatya Otogarı´nda bulunan Aral´a ait ajandada Ergenekon izine rastlandı. Bülent Aral´ın ajandasında Veli Küçük´ten Zekeriya Öztürk´e kadar pek çok isim ve kayıt yer alıyordu. Milliyet Gazetesi 17 Şubat 2009´da önemli bir habere imza attı. Haberde, Malatya´da Zirve Yayınevi´nde 3 kişinin boğazı kesilerek öldürülmesi olayının azmettiricisi olarak tutuklanan Hüseyin Yelki´nin, emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün katliam için görevlendirdiği öne sürülen iki kişiyi tanıdığı ortaya çıktı. deniliyordu.

Ergenekon dosyası eklendi

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Eray Gürtekin, 21 Kasım 2008´de Ergenekon davası iddianamesinin, Malatya´daki yayınevi cinayetleri davasının dosyasına eklendiğini açıkladı. Cinayetlerle ilgili davanın görüldüğü 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne 12 Haziran 2007´de gönderilen ihbar mektubunda, eski Malatya Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger´e yönelik suçlamalar bulunuyordu. Mektupta ´Emre Günaydın´ı azmettiren ve yönlendiren kişi komutanımız M.Ü.´nün yönlendirmesiyle İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat´tır´ deniliyordu. Ruhi Abat´ın olaydan önceki 6 ay boyunca istihbaratçılarla 600´e yakın görüşme yaptığı tespit edildi.

Bir dönem JİTEM´de haber elemanı olarak çalıştığını anlatan Erhan Özen ise davanın 29. duruşmasında verdiği ifadede, Varol Bülent Aral ile Ergenekon davasının tutuklu sanıkları emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in irtibatlı olduğunu söylemişti.

Veli Küçük ifade vermiş ve katliamın Ergenekon davasıyla birleştirileceğini iddia etmişti

13 Nisan 2009´da Ruhi Abat ve Mehmet Ülger tanık olarak dinlendi. Mahkeme heyeti ve müdahil avukatları, olay günü cinayet yerine gidip gitmediğini sordu. Olay yerine gittiğini, nedeninin de alay komutanı olarak savcının bir talimatının olup olmayacağını öğrenmek amacı taşıdığını ileri sürdü. Ergenekon davasının 8 Mayıs 2009´da yapılan 83. duruşmasında ilginç bir gelişme yaşandı. Veli Küçük, Malatya´daki katliama ilişkin, 6 Mayıs Çarşamba günü şüpheli olarak Silivri´de ifade verdiğini açıkladı. Küçük, Malatya´daki Zirve Yayınevi katliamı nedeniyle çarşamba günü şüpheli olarak Silivri´de ifade verdim. Zirve Yayınevi´nin şu anda şüphelisiyim. diye konuştu.

Ergenekon davası tutuksuz sanıklarından eski Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon´da ele geçirilen Psikolojik Harekat Seminerleri isimli bir sunuda Zirve Yayınevi´nin eski ismi yer alıyordu: Malatya´da Kayra Dağıtım (Zirve Yayınevi´nin eski ismi) Pazarlama Ltd. Şirketi adı altında kurulan kitabevi tarafından askeri personele yönelik misyonerlik faaliyetlerinde bulunulduğu...

Zirve soruşturması derinleşiyor, müdahil avukatlar umutlu

Zirve Yayınevi´nde 3 kişinin bıçaklanarak öldürülmesiyle ilgili davanın müdahil avukatı Erdal Doğan, 18 Ocak 2010´da Savcı Zekeriya Öz´den katliamın Kafes Eylem Planı çerçevesinde ve Ergenekon bağlantısı konusunda araştırma ve soruşturma yapılmasına dair talepte bulunduklarını söyledi. Katliamla ilgili davanın son 3 yıldır Poyrazköy ve Ergenekon gibi davalarla bağlantılı olduğunu her duruşmada söylediklerini ifade eden Doğan, şöyle konuştu: Zirve Yayınevi´ndeki cinayetlerle ilgili davanın Ergenekon-Poyrazköy davasıyla bağlantısına dair iddialarımızı, delillerimizi en az son 3 yıldır davanın görüldüğü Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne ve halen davayla ilgili soruşturmayı sürdüren Malatya savcıları ile Ergenekon soruşturmasını başlatan İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e sunmuştuk. Ayrıca davanın müdahil avukatları olarak 18 Ocak 2010 tarihinde Savcı Zekeriya Öz´e katliamın Kafes Eylem Planı çerçevesinde ve Ergenekon bağlantısı konusunda araştırma ve soruşturma yapılmasına dair taleplerimizi içeren bir dilekçe de vermiştik. Bugünkü gelişmelerden de anlaşılıyor ki Sayın Öz´ün daha önceki araştırmalarıyla birlikte bu soruşturmayı derinleştirdiği görünüyor. Hatırlanacağı üzere rahip Santoro, Zirve Yayınevi ve Hrant Dink cinayetleri, Kafes Eylem Planı´nda birer operasyon olarak zikredilmekteydi.´ ( Zaman)

SAVCIYA GELEN ŞOK SES KAYDI OPERASYONU BAŞLATTI

Malatya´da dört yıl önce Zirve Yayınevi´nde misyonerlik faaliyeti yaptıkları gerekçesiyle biri Alman üç kişinin vahşice öldürüldüğü katliamla ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz´e konuşan jandarma istihbaratında çalışan gizli tanığın anlatımları ve postayla gönderilen bir CD, dün polisi harekete geçirdi. Dokuz kentte çoğu asker 20 kişinin gözaltına alındığı operasyonun perde arkasına Taraf ulaştı. İşte operasyonun perde arkasındaki olaylar ve Zirve katliamını çözen ses kaydının hikâyesi.

Operasyona jandarma istihbaratında çalışan bir ismin ´gizli tanık´ olarak 24 Aralık 2010 tarihinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ifadeyle başlandı. Gizli tanık, Zirve katliamının tüm ayrıntılarını, cinayeti kimin işlediğini Öz´e ayrıntılarıyla anlattı. Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un da ismini veren gizli tanığın ifadeleri üzerine soruşturma derinleştirildi.

Deliller postayla geldi

Bu safhada savcılığa postadan cinayetin tüm ayrıntılarını anlatan bir ses kaydı ulaştı. CD normal ebatlarda değil, mini boydaydı. CD içerisindeki tüm konuşmalar deşifre edildi. Konuşma, Malatya Organize Sanayi Jandarma Karakolu´nda geçiyordu. 27 Ocak 2008 tarihinde gerçekleşen bu toplantıya katılan isimler ise oldukça dikkat çekici. Dönemin Malatya Jandarma Alay Komutanı Albay Mehmet Ülger, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat, papaz İlker Çınar, İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Haydar Yeşil, İl Jandarma İstihbarat Başçavuş Adil Akçay.

Katliamı gülerek anlatıyorlardı

CD´deki ses kayıtları gizli alınmış bir kayıttı. Albay Mehmet Ülger ve Ruhi Abat dahil cinayetin içerisinde olan bazı isimler cinayetin nasıl işlendiğini kendi aralarında konuşuyorlardı. Cinayet emrinin nasıl verildiği, kimin cinayette kaç para aldığı gibi tüm ayrıntılar CD içerisinde vardı. Cinayet öncesi ve sonrasıyla ilgili tüm ayrıntılar bu toplantıda konuşulmuştu. Hatta toplantıya katılanlar cinayetin işlenişini gülerek anlatıyorlardı. Cinayet sonrası siyasi hayatın nasıl şekilleneceği gibi konuşmalar yapmaktan da çekinmiyorlardı.

Savcı Öz, gizli tanığı dinledi

İşte bu CD üzerine 24 Aralık 2010 günü ifade veren gizli tanığı savcı bir kez daha dinledi. 14 Mart 2011 tarihinde gizli tanık savcıya ifade verdi. Savcının ifade istemesinin sebebi, seslerin kime ait olduğunu öğrenmekti. Gizli tanık Albay ve öğretim görevlisi dahil toplantıya katılan tüm isimleri savcıya bildirdi. Aynı gizli tanık bu kez de sekiz sayfalık bir ifade verdi. Toplantıda konuşulanlar çerçevesinde tüm ayrıntıları savcı Öz´e aktardı.

Önemli delillere ulaşıldı

Soruşturma dosyasında CD´nin yanı sıra katliamda öldürülen sanıkların ölmeden önce katıldıkları toplantılarda çekilen fotoğrafları da yer aldı. Cinayeti işleyenler adım adım Zirve katliamında ölen isimleri takip etmişlerdi. Savcılığa gönderilen CD içerisindeki ses kayıtları ve gizli tanığın ifadesinin ardından düğmeye basıldı ve dün operasyon başlatıldı. Dün görüştüğüm bir yetkili “Bir iki gün içerisinde tüm Türkiye Zirve katliamının sorumlularını öğrenecek. Ses kaydında cinayeti kimlerin işlediği ortaya çıkacak” dedi. Görüştüğüm bir başka yetkili ise “Cinayet tüm yönleriyle ortaya çıktı. Siz çarşamba günü tüm Türkiye bu haberi konuşacak demiştiniz ama asıl Zirve´nin ses kayıtlarını birkaç gün içerisinde konuşulacak” dedi.

Biz vurun dedik, onlar öldürmüş

Gizli tanığın iddiaları, Gazeteci Adem Yavuz Arslan´ın “Bi Ermeni Var...” adlı kitabında yayımlanmıştı. Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekât Dairesi´nde (TUSHAD) görevli olduğunu belirten gizli tanık, Ergenekon sanığı Levent Ersöz´ün emriyle, 2003-2005 yılları arasında görevlendirildiği şehrin kilisesinde başpapaz olarak çalıştığını belirtiyor. Daha sonra Mehmet Ülger, Ruhi Abat ve Binbaşı Haydar Yeşil´in ekibinde çalıştığını anlatan tanık, iddiaya göre Ülger´e sansasyonel eylemin ne olduğunu sormuş ve “Gelen emir doğrultusunda misyonerlere gözdağı vermek için Necati Aydın, Thilman Geske ve Uğur Yüksel´i korkutacağız” yanıtını almıştı. Yine tanığın iddiasına göre öğretim görevlisi Ruhi Abat, katliamın yaşandığı gün bağlantılarına telefonla bilgi verirken “Biz o şerefsizlere ´vurun´ dedik, onlar gidip öldürmüş” dediği iddia edilmişti.

Dokuz ilde 20 gözaltı

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün yürüttüğü soruşturma kapsamında, Malatya, Siirt, Muğla ve İzmir´in aralarında olduğu 9 ilde yapılan operasyonlarda, Malatya eski İl Alay Komutanı emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger ve yaklaşık 20 kişi gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında, İnönü Üniversitesi (İÜ) İlahiyat Fakültesi´nde araştırma görevlisi olan Ruhi Abat´ın evinin yanı sıra 3 ayrı noktada arama yapıldı. Özel yetkili Cumhuriyet savcılarının katıldığı aramaların ardından Ruhi Abat ile Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Jandarma Binbaşı H.Y, jandarma astsubaylar Mehmet Çolak ve A.A. gözaltına alınarak, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´ne götürüldü. Emekli Albay Mehmet Ülger ise Ankara´daki evinde gözaltına alındıktan sonra İstanbul Emniyeti´ne getirilerek, sorguya alındı. Muğla Jandarma Komutanlığı´nda yapılan aramanın ardından bir muvazzaf gözaltına alındı. Siirt´te yapılan baskında ise İl Alay Komutanlığı´nda görevli A.G emniyete götürüldü. İzmir´de ise İl Jandarma Komutanlığı´na ait misafirhanede arama yapıldı. Aranan muvazzafa ulaşılamadı.

İntihar girişimi

Malatya´da gözaltına alınan astsubay Mehmet Çolak´ın eşi H. Çolak, olayın ardından intihar girişiminde bulundu. Alınan bilgiye göre, H.Çolak´ın Fırat Mahallesi´ndeki evinde tabanca ile intihar etmek istediği ve bir el silah sesi duyulduğu öğrenildi. Çağrılan ambulansla Malatya Devlet Hastanesine götürülen H. Çolak´ın yara almadığı, hastanede gözetim altında tutulduğu belirtildi. ( Mehmet Baransu / Taraf)

(17 Mart 2011), son güncel.: (18 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3111    yazdır/print


 

Soner Yalçın´ın çarpıttığı dosya Savcı Öz´de

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Odatv soruşturmasında tutuklanan Soner Yalçın´ın, eski Gümrük ve Tekel Bakanlığı Başmüfettişi Necati Can´a hakaretten yargılandığı dava dosyasını incelemeye aldı. İskenderun´daki silah kaçakçılığı ile ilgili dosyada, Yalçın´ın, ASALA´ya bağlı Overco şirketinin içinde bulunduğu olayı Muhsin Yazıcıoğlu ve MHP´lilerin üzerine yıkmaya çalıştığı, öldürülen Binbaşı Cem Ersever´in adını da kirli dosyaya karıştırdığı ileri sürülüyor. Soner Yalçın, Ergenekon kapsamında tutuklanmıştı. Dosyada, İtalya´da derin devlet ve Gladio´nun bağlantılarını araştıran Savcı Carlo Palermo´nun Hollanda üzerinden İskenderun´a getirilen silahlarda P2 Mason Locası´nın parmağı olduğuna yönelik tespitleri, bir itirafçının ´Silahları sağcı-solcu terör örgütlerine dağıtıyorduk´ şeklindeki beyanı da yer alıyor.

Soner Yalçın´ın çarpıttığı dosya Savcı Öz´de

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Odatv soruşturmasında tutuklanan Soner Yalçın´ın, eski Gümrük ve Tekel Bakanlığı Başmüfettişi Necati Can´a hakaretten yargılandığı dava dosyasını incelemeye aldı. İskenderun´daki silah kaçakçılığı ile ilgili dosyada, Yalçın´ın, ASALA´ya bağlı Overco şirketinin içinde bulunduğu olayı Muhsin Yazıcıoğlu ve MHP´lilerin üzerine yıkmaya çalıştığı, öldürülen Binbaşı Cem Ersever´in adını da kirli dosyaya karıştırdığı ileri sürülüyor. Soner Yalçın, Ergenekon kapsamında tutuklanmıştı. Dosyada, İtalya´da derin devlet ve Gladio´nun bağlantılarını araştıran Savcı Carlo Palermo´nun Hollanda üzerinden İskenderun´a getirilen silahlarda P2 Mason Locası´nın parmağı olduğuna yönelik tespitleri, bir itirafçının ´Silahları sağcı-solcu terör örgütlerine dağıtıyorduk´ şeklindeki beyanı da yer alıyor.

Odatv.com baskınının ardından tutuklanan Soner Yalçın´ın Gümrük ve Tekel Bakanlığı eski Başmüfettişi Necati Can´a hakaretten yargılandığı dava dosyası da Ergenekon soruşturması kapsamında incelemeye alındı. Sıradan bir hakaret davası gibi görünen dosya, Soner Yalçın´ın ve Türkiye´nin yakın tarihindeki önemli gelişmelere ilişkin yaptığı dezenformasyonlarla ilgili çarpıcı bilgiler içeriyor.

Cem Ersever´i açığa aldıran olay

İskenderun Limanı´nda 12 Eylül öncesi ortaya çıkarılan bir silah kaçakçılığıyla ilgili resmi raporda fail olarak bazı Kürt iş adamları ile Ermeni firması Overco´nun adı geçiyor. Buna rağmen Yalçın, ´Binbaşı Ersever´in İtirafları´ kitabının 41. sayfasında olayda Necati Can´ın Ersever´le görüştüğü ve onu kolladığı ima ediliyor. Kitap Türkiye´ye kaçak yollardan sokulan 2 bin 500 tabancanın yakalanma sürecini anlatırken şu cümlelere yer veriyor: Ersever, İstanbul´da kaçakçılık olayını soruşturan Gümrük ve Tekel Bakanlığı Müfettişi Necati Can´la görüşüyor. Necati Can´a Muhsin Yazıcıoğlu´nun mektubunu veriyor. Ersever, MHP´lilere ait olan 2 bin 500 tabanca ve kaçak malların yakalanması görevini ihmal ettiği için açığa alınıyor.

Soruşturmayı yapan isim bile farklı

Yalçın´ın kitabının aksine müfettiş raporları ve mahkeme tutanaklarında ise olay şöyle: 1978´de İskenderun Limanı´ndan transit yük taşıyan bir TIR´da Gaziantep Jandarma ekipleri tarafından yapılan aramada 2 bin 500 adet Bersa marka kaçak tabanca ve şarjörler ele geçirildi. Gümrük belgelerinde malın alıcısı olarak Ahmet ve Mehmet Taner kardeşler görünürken, kamyonun başında bekleyen sabıkalı kaçakçı Mehmet Taner yakalanarak sorgulandı. Kaçakçılık soruşturmasını Necati Can değil Müfettiş İsmail Yanlar yaptı. Mahkeme zabıtlarına ve resmî belgelere göre silahları yurtdışından gönderen şirket, Ermenilere ait Overco. Bu dönemde Gümrük ve Tekel Bakanı Tuncay Mataracı organize kaçakçılık olaylarına rüşvet karşılığı destek suçundan Yüce Divan´da yargılanarak 46 yıl hapis cezası aldı. Kaçak tabancaları taşıyan şirketin sahibi ise Bayındırlık Bakanı Şerafettin Elçi´nin çocuklarının kirvesi olan kaçakçı Necat Söyler.

Silahlar Kürt ve Ermenilere gidiyor

Silah kaçakçılığına adı karışan Overco firmasını ilk olarak tespit eden müfettiş ise Yalçın´dan şikayetçi olan Necati Can oldu. Can, Overco´nun Türkiye üzerinden kaçakçılık yaptığını ve dikkat edilmesi gerektiğiyle ilgili tespitlerde bulunup, gümrükleri uyaran bir rapor hazırlamış. İskenderun´da ele geçirilen 2 bin 500 tane silahla ilgili İsmail Yanal, Ali Cevat Akın, İsmail Yanal, Mutlu Otman, Cafer Çetin ve Yunus Nadi Kural gibi dönemin önemli gümrük müfettişleri de ayrı ayrı soruşturma raporu hazırladı. Raporların hiçbirinde 2 bin 500 tabancanın failleriyle ilgili Soner Yalçın´ın anlattığı yönde bilgi yer almadı. Yalçın´ın kitabında yer vermediği Overco, raporlara göre Türkiye aleyhine yurtdışında faaliyet gösteren ASALA gibi Ermeni örgütlerinin uzantısı. Bu firmanın kaçakçılık yapan Türkiye´deki işbirlikçilerinin ise Ahmet, Hasan Karagülle ve amca çocukları Taner Kardeşler ile Necat Söyler olduğu belirtiliyor. Dönemin Emniyet Genel Müdürü Fahri Görgülü ise kaçak silahların Barzani ve Talabani´ye ulaştırıldığını belirtiyor.

Veli Küçük de İskenderun´daydı

1978´de İskenderun Limanı´ndan transit yük taşıyan TIR´da 2 bin 500 adet Bersa marka kaçak tabanca ve şarjörün ele geçirildiği dönemde İskenderun´da Jandarma´nın başında Ergenekon tutuklusu emekli Tuğgeneral Veli Küçük bulunuyordu. Küçük´ün evinde ele geçirilen ajandalarda da silah kaçakçılığın kara yolları ayağını oluşturan Orta Doğu Nakliyat´ın sahibi Nejat Söyler ve ekibiyle ilgili notlar bulunduğu tespit edildi. Küçük´ün Söyler´in konuşmalarını bir kasete kaydettiği, İskenderun´daki gümrükte yaşanan kaçakçılık olaylarını yakından takip ettiği ve bunu ajandasına kaydettiği Ergenekon davasının ek klasör delilleri arasına girdi.

Asıl kaçakçılara kitabında hiç yer vermedi

Soner Yalçın´ın yargılandığı dava dosyasında ´Binbaşı Ersever´in İtirafları´ kitabında anlatılan dönemin kaçakçılık olayının perde arkası da mahkemeye delil teşkil etmesi açısından ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Özellikle Türkiye´deki silah kaçakçılığının uluslararası boyutlarda olduğu ve İtalyan Savcısı Carlo Palermo´nun Gladyo ve derin devletin iç yüzüne dair yürüttüğü soruşturmanın ayağının o dönemde Türkiye´ye uzandığı belirtiliyor. Savcı Palermo´nun kaçakçıların bazılarının Türk vatandaşı olduğunu tespit ettiği belirtiliyor.

Mason Locası P2 parmağı

İtalyan polisinin elindeki başka bir tutuklu da ismi açıklanmaması kaydıyla şu açıklamayı yapıyor: Türkiye´ye İskenderun Limanı´ndan silah sokuyorduk, sağ-sol ayrımı yapmadan bütün terör örgütlerine satıyorduk. Palermo´nun İtalya´da Vatikan´a bağlı P2 Mason Locası´nın kaçakçılığa karıştığına dair tespitlerde bulunduğu yönünde haberlerin de o dönemde gazetelere yansıdığı belirtiliyor. Silahları İtalya´dan yükleyip Hollanda üzerinden gönderenlerin aslında Yahudi, Ermeni ve Kürt kökenli olduğu bazı gümrük müfettişlerinin raporlarına da yansımış. 12 Eylül döneminde kaçak silahların gümrük işlerini yürüten Nurettin Yaygılı´nın Rotaryen olduğu tespit edilmiş. Olaydaki tüm aktörlerin çok net bir şekilde bilinmesine rağmen Soner Yalçın Binbaşı Ersever´in İtirafları adlı kitabında silahların MHP´ye aitmiş gibi anlatmasının Ermeni firmayı ve silah kaçakçılığını organize eden yabancı istihbaratçıları gizlenme çabası olarak yorumlanıyor.

Cumhuriyet de saptırmış

O dönemde olayın üstünü örtmeye dönük haberler de dava dosyasında yer alıyor. 13 Nisan 1981 tarihli Cumhuriyet gazetesinde manşetten verilen haberde 13 gümrükçü yargılanacak denilerek Overco firması aklanıyor ve şirketin açıklamasına yer veriliyor. Hürriyet gazetesinin 9 Mayıs 1982 tarihinde manşetten verdiği İşte 400 milyarlık kaçakçılığın belgeleri. Maskeleri indiriyoruz başlıklarıyla verilen haber ise tam tersini ortaya koyuyor. Haberde Belgeler, Ermeni terör örgütü ASALA´nın 5 yıl öncesinden başlayarak 12 Eylül´e kadar Türkiye´ye silah ve kaçak eşya soktuğunu gösteriyor. Müfettiş raporlarında ASALA ve onun maşası kaçakçı şebekelerinin bütün faaliyetleri ortaya konarken, ´Kimler bunu örtbas etmeye çalışıyordu? deniyor.

Yalçın´ın JİTEM çelişkisi

Soner Yalçın´ın olayları nasıl çarpıttığına ilişkin bilgi ve belgeleri bir araya getiren eski Başmüfettiş Necati Can, davalık olduğu dosyada soruşturmayı bile kendisinin yürütmediğini, müfettiş İsmail Yanlar´ın soruşturduğunu söylüyor. Can ifadesinde Soner Yalçın´ın bu konuları bilmediğini ve kitabın kesinlikle birileri tarafından kendisine yazdırıldığını ileri sürüyor: Duruşmada bu bilgileri nereden öğrendiğini sordum. ´Ersever anlattı´ dedi. Halbuki aynı kitapta bu bilgileri JİTEM´in kurucusu olduğu ileri sürülen Yüzbaşı Cem Ersever´le tanışmadan önce yazdığını belirtiyor. Bunu hatırlatınca cevap veremedi. Soner Yalçın, Binbaşı Ersever´in İtirafları isimli kitabın içinde yer alan detayları Ankara 4 No´lu Sıkıyönetim Mahkemesi´nden aldığını belirtiyor. Ancak Sıkıyönetim Mahkemesi´nin kararında ve gerekçeli kararda da olay kitaptaki gibi anlatılmıyor. Kimler tarafından yazıldığı hiçbir zaman tespit edilememiş iki mektupta MHP adının geçtiği belirtiliyor. Ancak işin ilginç yanı, Alparslan Türkeş ve arkadaşlarına yönelik baskında parti binasında ele geçirilen bu mektuplarda da hadise böyle anlatılmıyor.

Dosya 2 yıldır bekliyor

Soner Yalçın´ın 2006 yılından bu tarafa sanık olarak yargılamasına devam edilen dosyanın iki yıldır bekletildiği öğrenildi. Necati Can kitabın 41. sayfasında yer alan bilgilerin, 2005´te Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi´nde delil olarak kullanılmak istenmesi üzerine Soner Can´dan şikâyetçi oldu. Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesi´nde 2006 yılında açılan dava, 2008 yılına kadar devam etti ve mahkeme suça teşkil eden Binbaşı Ersever´in İtirafları kitabının ilk baskısının 1994 yılında yapıldığını ve suçun zaman aşımına uğradığını belirtip Soner Yalçın lehine karar verdi. Fakat kitabın 2007´ye kadar sürekli basıldığı gözardı edildi. Fakat zaman aşımının yanlış uygulandığını tespit eden Yargıtay 13 Temmuz 2009´da kararı bozdu. Dosya iki yıldır 16. Asliye Ceza´da bekletiliyor. ( Yenişafak)

(17 Mart 2011, 12:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Sabah Akşam ´Karanlık Oda´yı aydınlattı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3109    yazdır/print


 

Görüntülenen: 221 - 240 (Toplam 478)  |  Önceki 20 | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda'da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Rumiye Kasım
Bir ajan çalışması

Doğu Anadolu'nun bir ilindeyim. Çok eski dostlarla görüşüyorum uzun zamandır. Gelmediğim bir il dostları dinliyorum. Sohbet güzel zaman ilerlerken sohbet koyulaşıyor. İlginç k..
Tamamı 29.01.2016

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' internet..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Kaynak'tan 11 şirket daha çıktı

07.02.2016 10:18 Fetullahçı Terör Örgütü'nün finans kaynaklarından olan ve örgüte yönelik soruşturma kapsamında el konulup kayyuma devredilen Kaynak Holding'te bulunan serverdan, 11 Paralel şirket daha çıktı. SAĞLIK VE EĞİTİMDE 11 Şİ..
Tamamı 07.02.2016

Bursa'da Paralel'e 20 gözaltı

06.02.2016 18:13 Bursa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri  6 ilde eş zamanlı düzenlediği operasyonda 'Gülen Terör Örgütü' içinde yer aldıkları iddiasıyla 20 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltı listesinde 35 ismin bulunduğu bildiriliyor. Al..
Tamamı 06.02.2016

Kayseri'de Paralel'e 5 gözaltı

06.02.2016 12:47 Kayseri'de paralel örgüte bu sabah düzenlenen operasyonunda 5 iş adamı gözaltına alındı. Kayseri Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi tarafından bu sabah düzenlenen operasyonda 12 işadamı hakkınd..
Tamamı 06.02.2016

Dündar iddianamesi kabul edildi

06.02.2016 12:20 MİT TIR'larıyla ilgili yayınladıkları ihanet dolu haber ve görüntüler nedeniyle Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül hakkında müebbet hapis talebiyle hazırlanan iddianame ..
Tamamı 06.02.2016

Manisa'da Paralel'e 6 tutuklama

06.02.2016 11:49 Aralarında İstanbul, Denizli, İzmir ve Manisa'nın bulunduğu 4 ilde eş zamanlı yapılan operasyonla 21 kişi hakkında çıkarılan yakalama kararı sonrası gözaltına alınan 20 kişiden emniyetteki ifadeleri tamamlanan son 8 ki..
Tamamı 06.02.2016

Gülen'in Gürcistan hocası tutuklandı

06.02.2016 11:23 Erzincan merkezli 8 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik eş zamanlı operasyon kapsamında aranan firari zanlı yakalandı. İliç Milli Eğitim Müdürlüğünce 2012-2013 döneminde Sosyal..
Tamamı 06.02.2016

SPK'dan Akın İpek'e suç duyurusu

06.02.2016 11:16 Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yapılan inceleme sonucunda Akın İpek ile Tekin İpek hakkında, Koza Altın'ı zarara uğrattığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Şirketten KAP'a gönderilen SPK açıklamasında şöyle denil..
Tamamı 06.02.2016

Paralel hastanelere kapatma kararı

06.02.2016 10:41 İzmir'de yılbaşında SGK'nın sözleşmelerini yenilemediği Şifa Üniversitesi'ne bağlı sekiz poliklinik ve bir hastane, mahkemenin daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararını kaldırmasıyla bir kez daha kapatıldı. İzmir ..
Tamamı 06.02.2016

Öz'e haksız mal edinme davası

06.02.2016 10:08 Meslekten ihraç edilen ve hakkında yakalama kararı bulunan eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Zekeriya Öz hakkında, "Haksız mal edinme" suçundan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Bakırköy Cumhuriy..
Tamamı 06.02.2016

Kumpas mağduru subaylara müjde

06.02.2016 09:59 Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM), İzmir Askeri Casusluk Davası nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edilen 30 askeri personelin meslekten ihraç kararlarının kaldırılmasına karar verdi. Daha önce bekletici ..
Tamamı 06.02.2016

Düzce'de Paralel'e 13 gözaltı

03.02.2016 20:05 Düzce'de bir kısım kamu görevlisi, bürokrat ve emniyet mensubunun usulsüz dinlendikleri iddiasına ilişkin 9 aydır yürütülen soruşturma kapsamında Düzce merkezli 6 ilde yapılan eş zamanlı operasyonda, 13 emniyet görevli..
Tamamı 03.02.2016

İşbank için kurumlar göreve

03.02.2016 11:55 Gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak'ın da kurucuları arasında olduğu "Finansal Tetikçilikle Mücadele Platformu" (FİTEM) dün Sultanahmet'teki "Türkiye Yazarlar Birliği"nde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Platform, İ..
Tamamı 03.02.2016

Selam kumpasında ara kararlar

03.02.2016 11:24 Paralel örgütün, Başbakan Erdoğan'ı İran lideri Ahmedinecat ve Lübnan Hizbullah lideri Nasrallah ile birlikte terör örgütü yöneticisi göstermeye çalıştığı 'Selam-Tevhid soruşturmasında usulsüzlük' davasına devam edildi..
Tamamı 03.02.2016

Paralel polislere ceza gerekçesi

03.02.2016 11:11 Emniyet Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Daire Başkanlığı bünyesinde, görev tanımı olmayan "bölge/ülke polis uzmanı" teşkilatlanmasına gittikleri ve "personel ataması için amirleri yanılttıkları" suçlamasıyla 12 emniyet g..
Tamamı 03.02.2016

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
16.079.251