YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
31 Temmuz 2014, Perşembe
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "öhd beyaz kuvvetler" için arama sonuçları    (Toplam 40 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Gezi´ye darbe soruşturması

Gezi davasının avukatlarından Efkan Bolaç, 'İstanbul'da darbeye teşebbüsle ilgili, gizlilik kararı olan bir soruşturma var.' dedi. Bolaç'a göre yakında konuyla ilgili operasyonlar yapılacak. Bu iddiayı doğrulayan bilgiler İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 1 hafta önceki açıklamasında ortaya çıkmıştı. Başsavcılık darbe suçlamasıyla 6 ayrı soruşturmanın yürütüldüğünü belirtiyordu. Öte yandan farklı bir son dakika gelişmesi Ankara'dan geldi. Terör suçlarına bakmakla görevli Başsavcılık eldeki delilleri yetersiz görerek Ankara'daki 4 ayrı Gezi soruşturmasında görevsizlik kararı verdi.

16.12.2013 15:33 Taraf gazetesine bir röpörtaj veren İstanbul’daki Gezi davasının avukatlarından Efkan Bolaç, Taksim Gezi olaylarıyla ilgili İstanbul'da gizlilik kararı olan bir soruşturmanın yürütüldüğünü iddia etti. Bolaç'ın röpörtajda aktardığı bilgiler özetle şu şekilde verilebilir: (1)

"Gözaltılar konusunda İçişleri Bakanlığı’nın verdiği sayıyla bizim takip ettiğimiz sayı birbirini tutmuyor. Sadece İstanbul’da 1100 civarında gözaltı oldu. Bununla ilgili olarak hâlen İstanbul’da tutuklu sayısı 31’dir.

Eylemlerde mahkemeye sevk edilenler neyle suçlanıyor? - Yağma suçu işlendiği, özel kıyafetlerin usulsüz kullanıldığı, Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, polise karşı silahlı direnme. Doktorların yaralılara müdahalesini suç kapsamına almaya çalışıyorlar. Mesela 12 Haziran’da alınanlar vardı. Baret satıcısı, gözlük satıcısı vardı. Hepsini tutuklamaya sevk ettiler, sonra iddianame düzenlendi. Mahkeme bu iddianameyi reddetti. Bareti olan veya çantasında gözlüğü olan veya toz maskesi olan insanların tamamının gözaltına alındığını ve savcının bunu iddianamede silah olarak değerlendirdiğini görüyorsunuz. Bu arada ajanlıkla suçlanan yedi yabancı uyruklu var. Bir kısmı Erasmus öğrencisi.

İddianame mahkeme tarafından reddedildi. “Birincisi, bunları silahlı direnme olarak görmüyorum. Ayrıca, ikincisi kişiselleştirme yok, kimin ne yaptığı, ne şekilde bu suçu işlediğine dair delil yok. Üçüncüsü Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettiğini söylüyorsunuz, toplantı gösteri yürüyüşlerine muhalefetin unsurları da yok burada” dedi. Nedir unsurları? Bununla ilgili olarak bir gösteriye gitme saikiyle hareket etmiş olabilirler bunlar fakat gösteriye gidebileceğini kabul ediyorsan vazgeçebileceğini de düşünmen gerekiyor diyor mahkeme.

Mahkemeden döndükten sonra savcılık tekrar bu iddianameyi geri gönderiyor ve şu şekilde bir cevap yazıyor: “Bu insanlar oraya havuza gitmediler.“ Mahkeme —kural olarak—, iddianame tekrar gönderilirse bunu reddetme hakkına sahip değil. Bunun üzerine mahkeme, (ilginçtir ben daha önce böyle bir karara hiç şahit olmadım) ilk açılış evrakıyla birlikte tüm sanıklar hakkında beraat kararı veriyor. Duruşma günü vermiyor, sanıkları çağırmıyor, hiç kimseye tebligat yapmıyor gelin şu gün duruşma var diye. Duruşmayı açmadan hazırlık safhasında hepsine beraat veriyor.

255 KİŞİYE YENİ DAVA

255 kişi hakkında yeni bir iddianameden bahsediliyor. Bu iddianamede çok tartışılan Bezm-i Âlem Camii de geçiyor sanırım. - Aslında 610 kişilik bir iddianame var. Şimdilik bu kadarı tamamlanmış.. Bezm-i Âlem Camii bildiğimiz mesele. İbadethaneleri kirletmek suçlaması. Bira şişesiyle ilgili mevzu bu iddianamede netleşecek..

GİZLİ SORUŞTURMA

Ve bir yerde darbeye teşebbüs tarzı bir söylem var ama henüz onu netleştiremedik. Aslında o darbeye teşebbüsle ilgili olarak başka bir soruşturma sürüyor. Soruşturmada gizlilik kararı var, o gizlilik kararının niye çıktığını bilmiyoruz. Gizlilik kararı olan bir soruşturma var. Bu soruşturmanın İstanbul’da 15-20 kişiyi kapsadığı söyleniyor. Ayrıca yine gizlilik kararı alınmış 73 avukatla ilgili soruşturma var. Muhtemelen darbeyle ilgili olarak yeni bir dava açılabilir. Ergenekonvari tarz bir davayla karşı karşıya kalma ihtimalimiz yüksek..

Türk Dil Kurumu’nda zaten darbe için tanımlama değişmişti. “Hükümeti demokratik yollardan yıkmaya veya istifaya zorlama” diyor. Böyle bir şeyin darbe olarak anlatılması mümkün mü? Ankara’daki olaylarda polis sorguda insanlara “Yaptığınız işlemin anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik bir teşebbüs olduğunun farkında mısınız” diye soru soruyor. Yani hükümete yönelik darbe teşebbüsü içerisindesiniz diyor.. Darbe suçlamasıyla ilgili dosyada avukatlarla ilgili bir kısım var gibi görünüyor. Ben de o dosyanın içerisinde var olduğumu düşünüyorum.

Taraftar gruplarına yönelik ilk operasyon Çarşı’ya yapıldı. Bu operasyonda 10 kişi alındı. Bu insanlarla ilgili olarak yapılan işlemler kamu malına zarar verme, suç örgütü oluşturma.. Bu konuda da gizlilik kararı var. Bir dinleme kararı var onu istiyoruz, bize vermiyorlar." (1)

40 AYRI İDDİANAME İLE 308 ŞÜPHELİ HAKKINDA KAMU DAVASI AÇILMIŞTI

Gezi davasının avukatlarından Efkan Bolaç'ın, Taksim Gezi olaylarıyla ilgili İstanbul'da gizlilik kararı olan bir soruşturmanın yürütüldüğüne dair iddiası bu şekilde.. Bu iddiayı doğrulayan bilgiler 1 hafta önce ortaya çıkmıştı. Hatırlanacağı gibi 10 Aralık 2013'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yeni bir iddianameyi tamamladığı belirtiliyordu. (2)

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, 7’si yabancı uyruklu 255 şüpheli hakkında “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Kanun’a muhalefet, ibadethaneyi kirletmek suretiyle zarar vermek, kamu görevlilerine görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi, özel kıyafetleri usulsüz kullanma ve kamu malına zarar verme” suçlarından iddianame hazırlandığı belirtildi.

Bu suçlardan biri veya bir kaçı isnat edilmiş şüpheliler hakkında hazırlanan iddianamenin 55. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği ifade edildi. Soruşturma kapsamında 10 şüpheli hakkında ise geçerli delil bulunmadığı ve fiilin suç teşkil etmediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi.

Yapılan açıklamada, “249 kişinin şikayeti ve mağduriyeti çerçevesinde ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Kanun’a muhalefet, kamu görevlilerine görevi yaptırmamak direnme, mala zarar verme, yağma hırsızlık, hakaret, kamu görevlilerine kasten yaralama, ulaşım araçlarının çalışmasının engellenmesi, kaçırılması ve alıkonulması, konut ve işyeri dokunulmazlığını bozmak’ suçlarını işledikleri iddiasıyla sayıları ve kimlikleri tam olarak belirlenemeyen kişiler hakkında soruşturmaya devam edilmekte olup, bunların tespiti için kolluk birimlerine talimat verilmiştir” denildi.

40 AYRI İDDİANAME, 308 ŞÜPHELİ HAKKINDA KAMU DAVASI

Açıklamada, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili olarak bugüne kadar 40 ayrı iddianame ile 308 şüpheli hakkında kamu davası açıldığı, 36 ayrı soruşturmaya da devam edildiği belirtiliyordu.

6 DARBE SORUŞTURMASI

Yine açıklamada, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörle Mücadele Kanunu Soruşturma Bürosu’nda suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme, silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs, 2911 sayılı yasaya muhalefet suçlarından dolayı 6 ayrı soruşturmaya devam edilmektedir. Bu soruşturmalar kısmen daha önce başlatılmış olup, Gezi Parkı olaylarıyla beraber başka yer ve zamanlardaki fiilleri de kapsamaktadır” ifadelerine yer veriliyordu. İşte Başsavcılığın açıklamasındaki bu ifadeler, Gezi olaylarının masum bir protesto eylemi olmayıp hükümeti devirmek amaçlı planlı bir darbe girişimi olduğuna dair iddiaların ciddi olduğunu, bu konuyla ilgili somut delillerin mevcut olduğunu gösteriyor.

SOMUT BULGULAR
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının belirttiği darbe suçlaması bulunan 6 soruşturmada dosyalara giren delillerin neler olduğunu bilmiyoruz. Çünkü soruşturmalar gizli yürütülüyor.

Ancak dosyaya girmiş ya da girebileceği düşünülen bazı somut bulgular var. Örneğin iki hafta önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmış olan bir suç duyurusunda (3) dikkat çekilen, olaylara yabancıların organize şekilde aktif destek verdiğini ispatlayan bulgular.. Sivil toplum kuruluşlarından Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle 2 Aralık 2013 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının Gezi olaylarına aktif destek verdiğini gösteren somut bulgular sıralanıyordu. Örneğin, Hatay'da Gezi eylemcilerine para dağıtarak gösteri yapmaya teşvik eden iki yabancı vakfa baskın yapılmış, bir çok yabancı uyruklu üyeleri gözaltına alınmıştı. Yabancı vakıfların Ergenekon davası sürecinde de gündeme geldiğine somut bulgularla dikkat çekilen suç duyurusunda, yasadışı faaliyette bulunmakla suçlanan yabancı vakıflar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması talep ediliyordu.

Suç duyurusunda dikkat çekilen diğer bir bulgu ise, basında yer alan bir iddiaya dayanıyordu. Buna göre, Gezi eylemlerine katılan ya da destek veren güçlerle ilgili bir rapor hazırlanmış ve Başbakan Erdoğan´a sunulmuştur. Ayrıntıları AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu´nda da konuşulan rapora göre; 8 Alman vakfı protestoların bitmemesi için eylemcilere kol kanat germiştir. Bu vakıfların eylemcilerin gıda sorunu yaşamaması için Taksim Meydanı´na sürekli yemek servisi yaptığı dile getirilmiştir. Bu iddia doğru ise, soruşturma dosyalarına bu raporun girmesi de beklenebilir.

Gezi olaylarına yabancı uyrukluların katılımı, zaten halen yürütülen ve bir kısmı davaya dönüşen Gezi soruşturmalarında yer alan yabancı uyruklu sanıklardan da anlaşılmaktadır. Kendi ülkelerindeki, örneğin Gezi olaylarından kısa süre önce İngiltere ve ABD'de gerçekleşmiş olan çok daha sert polis müdahalesine karşı sessiz kaldığı ileri sürülen bu kişilerin Türkiye'deki olaylarda aktif şekilde yer almalarının, Gezi olaylarında yabancı bir yapılanmanın da rol aldığı şüphesini güçlendirdiği değerlendirilmektedir.

-Özel Harp bağlantısı-

Taksim Gezi olaylarına dair basında yer alan konuyla ilgisi olabilecek başka bilgiler de var. (4) Örneğin, “istihbarat birimleri, Taksim Gezi Parkı protestolarının organize sokak olaylarına dönüşmesinde Özel Harp Dairesi´nin sivil yapılanması olan ´Beyaz Kuvvetler´ parmağını tespit etti. Bu, basında yer alan bir iddia. Soruşturma dosyalarına girip girmediği bilinmiyor. İddiaya göre, “zello” adı verilen internet tabanlı konuşmalar, aynı anda çok sayıda ilde patlak veren Gezi olaylarının anlık gelişmediğini, planlı şekilde bir güç tarafından organize edildiğini gösteriyor. O konuşmalardan bir bölümü şu şekildeydi: ´Çayyolu çok sakin ne oluyoruz?.. Son durum nedir Kızılay´da?.. Görüşmeleri saklı tutun, araya girenleri kanal liderine bildirin o kişiyi çıkarsın.. Frekansa girenler var, deşifre oldu, Zello´dan başka frekansa geçin.. Telefonla konuşmayın.. Zello şifresini yüzyüze grup liderlerine ulaştırın o sizi bilgilendirir..´”

Gezi olaylarının önceden planlanmış organize bir eylem olduğu şüphesini güçlendiren bir başka bulgu da yine basına yansımıştı. Yöneticileri Ergenekon davasında da yargılanan Türk Gençlik Birliği'nin (TGB) adı Taksim gezi olaylarında da sık sık geçti. Ergenekon davasında son duruşmaların basılması girişiminde öncülük yapmasıyla hatırlanan TGB, Taksim gezi olaylarının yurt çapında kışkırtılmasında önemli rol aldı. Hatta o kadar ki, Rize´deki olaylara katılan Türk Gençlik Birliği (TGB), Rize Jandarma İl Alay Komutanlığının telefonlarını twitter´dan duyurup, göstericilerin telefon etmesini ve jandarmayı polise karşı yardıma çağırmalarını isteyecek kadar ileri gitti. (5)

Hatırlatalım, 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast hazırlığı suçlamasıyla Arınç´ın evi civarında gözlem yaparken yakalanan ve ellerindeki adres kağıdını aceleyle ağızlarına atarak yok etmek isteyen Özel Harp Dairesi (ÖHD) mensubu iki subayın da TGB ile bağlantıları iddia edilmişti. Özel Harp Dairesi'ndeki 1 aylık aramaları, 8 subayın gözaltına alınıp 3'ünün tutuklanmasını, 1 kamyon dolusu bomba olayını ve aramalardan 1 ay sonra Türkiye çapında meydana gelen kitlesel kışkırtma olaylarını da kapsadığı ileri sürülen Ankara'daki, Türkiye'nin bu en gizli soruşturmasının halen sürdüğü, her an tamamlanabileceği ve iddianamesi ortaya çıktığında Türkiye'nin sarsılacağı söyleniyor. (6)

Konuyla bağlantısı olabilecek bir başka bilgi daha verilebilir ve yine Hatay'la ilgili. (7) Hatay, oldukça hassas olan bir ilimiz. Peşpeşe bombalı araba patlatma eylemleriyle, Suriye'li sığınmacılara karşı bir mezhep ağırlıklı protesto eylemleriyle ve son olarak da Gezi eylemleriyle son dönemde suların durulmadığı bir şehrimiz. Yakın dönemde bu ildeki kaos olaylarının ardında Özel Harp Dairesi´nde görevli 209 sivil görevlinin yer aldığının MİT tarafından tespit edildiği de basında dile getirilen bir başka iddia oldu. Buna göre, Hatay´da görevli Özel Kuvvet mensuplarından bir kısmının Ankara'daki Kozmik Oda aramalarından elde edilen bilgilerle tespit edildiği, 69´unun Antakya´da, 20´sinin Reyhanlı´da, 8´inin Kırıkhan´da, 16´sının Samandağ´da geri kalanının ise Dörtyol, Yayladağı ve İskenderun´da yaşadığı belirlenen sivil kaos timlerinin, kaotik söylentilerle şehirde gergin iklimi sürekli diri tutmaya çalıştığı, marjinal örgütleri sokak eylemleri için organize ettiği belirlendi. Bu tespit, Ergenekon mahkemesinden Zirve mahkemesine gönderilen bir belgeyi de doğrulamış oluyor. Belgede, Özel Harp´in Hatay´da DHKP-C´lilerle ortak operasyonlar düzenlediği belirtiliyordu.

İSTANBUL BAŞSAVCILIĞI: DARBE SUÇLAMASIYLA 6 SORUŞTURMA VAR

İstanbul'daki Gezi olayları İstanbul'la sınırlı kalmadı. Çok kısa sürede diğer illere de yayıldı. Dışarıdan bakıldığında İstanbul ve Ankara'da Başbakan Erdoğan'ın resmi konut ve evine yönelik basma girişimleriyle de görüldüğü gibi Başbakan Erdoğan'ı ve onun nezdinde hükümeti devirme girişimiydi. İstanbul, Ankara, Rize ve Hatay'da bizim tespit edebildiğimiz somut bulgular yukarıda gösterildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, "Gezi olaylarının darbe amaçlı" olduğu suçlamasıyla 6 adet gizli soruşturma yürüttüğüne dair bilgi başsavcılığın açıklamasında yer alıyordu. Aynı bilgi İstanbul'da açılan çeşitli Gezi davalarındaki sanıkların avukatlarından Efkan Bolaç tarafından da teyit edildi.

ANKARA BAŞSAVCILIĞI: DARBE İÇİN YETERLİ DELİL YOK

Konuyla bağlantılı farklı bir son dakika gelişmesi ise Ankara'dan geldi. (8) Buna göre, terör suçlarına bakmakla görevli Başsavcılık, bugün verdiği bir kararla, eldeki delilleri yetersiz görerek Ankara'daki 4 ayrı Gezi soruşturmasında görevsizlik kararı verdi ve dosyaları Basın Suçları’na bakmakla görevli Başsavcıvekilliği’ne gönderdi. Eylemlerle ilgili görüntüleri, terör ve istihbarat birimlerinden gelen bilgi ve belgeleri inceleyen ve görevsizlik kararı veren Başsavcılık, kararında, protestoların darbe amacıyla ya da terör örgütlerinin yönlendirmesiyle gerçekleştirildiğine dair yeterli delil olmadığını, protestoların polise mukavemet, kamu malına zarar verme, kamu düzenini bozma iddiasıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

CEMAAT: GEZİ DARBE DEĞİL

Konuyla ilgili burada belirtilebilecek bir başka bilgi de son günlerin tartışma konusu olan Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili. Gezi olaylarının darbe girişimi olmadığına dair görüş, Fethullah Gülen cemaatinin medya haberlerinde de gözleniyor. Zaten aylardır tartışma konusu olan "cemaatin Gezi olaylarına destek verdiği" iddialarını güçlendiren son örnek bir hafta önce yaşandı. (9) İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Mustafa Erdoğan'ın, Gezi olaylarının bir darbe girişimi olarak değerlendirilemeyeceğine dair görüşleri ile hükümete yönelik sert eleştirileri aynı gün, 9 Aralık 2013 tarihinde hem Aksiyon dergisinde hem de Bugün gazetesinde yayınlandı. "Eylemcilere çapulcu demeyin" şeklindeki Fethullah Gülen'in açıklamasından sonra tırmanan "cemaatin Gezi olaylarına destek verdiği, cemaatin bu eylemlerin demokratik ve masum amaçlı protesto gösterileri olduğu kanatinde olduğu" iddiaları cemaat medyasının öne çıkardığı bu eş zamanlı haberlerle güçlenmiş oldu.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

1) Taraf.com.tr/haber/gezi-ye-darbe-davasi-hazirligi.htm
2) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5725
3) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5712
4) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5364
5) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5361
6) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5569
7) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5595
8) Hurriyet.com.tr/gundem/25372629.asp
9) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5726

(16 Aralık 2013, 15:33)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Gezi´nin ana iddianamesi tamam

Yabancı vakıflara suç duyurusu

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Çapulcu da denmesin, darbe de

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5734    yazdır/print


 

Baskına çağıran TGB´ye baskın

İddianamelerde Ergenekon´un gençlik birliği olarak geçen Türk Gençlik Birliği´ne sabah erken saatlerde operasyon düzenlendi. İstanbul ve Ankara´da düzenlenen eş zamanlı operasyonda, aralarında Aydınlık gazetesi çalışanları, İşçi Partisi ve Türk Gençlik Birliği yönetici ve üyelerinin de bulunduğu 21 kişi gözaltına alındı. Operasyonların nedeni, bu kuruluşların kamuoyunu, 5 Ağustos´ta hükmün açıklanacağı Ergenekon davasını basmaya çağırmaları. Gözaltına alınan şüphelilere ´halkı şiddet eylemlerine ve isyana teşvik´ suçundan işlem yapılacağı ve devam eden operasyon kapsamında gözaltı sayısının artabileceği belirtiliyor.

03.08.2013 11:22 İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Ergenekon Davasının karar duruşmasını izlemek için Silivri´de toplanma çağrısı yapan bazı kişilere yönelik sabah saatlerinde operasyon düzenledi.

21 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

İstanbul ve Ankara´da düzenlenen eş zamanlı operasyonda, şu ana kadar aralarında Aydınlık gazetesi çalışanları, İşçi Partisi ve Türkiye Gençlik Birliği yönetici ve üyelerinin de bulunduğu 21 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler hakkında, halkı şiddet eylemlerine ve isyana teşvik suçundan işlem yapılacağı ve devam eden operasyon kapsamında gözaltı sayısının artabileceği belirtildi.

´5 AĞUSTOS´TA SİLİVRİ´YE´ ÇAĞRISI YAPMIŞTI

Türkiye Gençlik Birliği, Silivri´de 5 Ağustos Pazartesi günü yapılacak olan Ergenekon davasının karar duruşması öncesi herkesi Silivri´ye çağıran bir duyuru yapmıştı.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, dün Ergenekon davasının karar duruşmasına izleyici alınmayacağını açıklamış, Silivri´deki toplanmaların ´kanunsuz gösteri´ olarak değerlendirileceğini söylemişti.

DAHA ÖNCEKİ BASKINDA MAHKEME HEYETİNE FİİLİ SALDIRI YAPILDI

Bu kuruluşların daha önceki bir daveti sonucu gerçekleşen baskında çıkan olaylarda mahkeme heyeti can güvenliği nedeniyle duruşmayı ertelemek zorunda kalmıştı. 8 Nisan 2013 tarihinde gerçekleşen 282. duruşmada protesto kelimesiyle tanımlanamayacak düzeyde taşkınlıklar çıkmış, duruşmanın yapılması engellenmişti. Yöneticileri davada yargılanan İşçi Partisi ve TGB´nin öncülüğünde gerçekleşen olaylarda CHP´li milletvekilleri etkin rol almışdı.

TGB=KIŞKIRTICILIK

Silivri´ye baskına çağırma olayının dışında TGB´nin adı Taksim gezi olaylarında da sık sık geçmekteydi. TGB olayların kışkırtılmasında önemli rol almıştı. Hatta o kadar ki, Rize´deki olaylara katılan Türk Gençlik Birliği (TGB), Rize Jandarma İl Alay Komutanlığının telefonlarını twitter´dan duyurup, göstericilerin telefon etmesini ve jandarmayı polise karşı yardıma çağırmalarını isteyecek kadar ileri gitmişti.

İŞÇİ PARTİSİ´NİN GENÇLİK ÖRGÜTÜ

Türk Gençlik Birliği (TGB), yöneticileri Ergenekon davasının en önemli sanıkları arasında yer alan ve Pazartesi günkü duruşmada liderleri Doğu Perinçek´in ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alması olasılığı bulunan İşçi Partisi´nin gençlik örgütlenmesi olarak biliniyor. Atatürkçülüğün ardına sığınarak marjinal sol örgütlerle birlikte hareket eden TGB, hükümet aleyhindeki her türlü toplumsal olayın ardında yer almakta, tam bir kışkırtıcılık faaliyeti yürütmektedir. Bu yapılanmayla ilgili en dikkat çekici bilgi, 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast hazırlığı suçlamasıyla Arınç´ın evi civarında gözlem yaparken yakalanan ve ellerindeki adres kağıdını aceleyle ağızlarına atarak yok etmek isteyen Özel Harp Dairesi (ÖHD) subaylarının TGB ile bağlantılarının ortaya çıkması olmuştu.

TGB, ERGENEKON´UN GENÇLİK YAPILANMASI

Türk Gençlik Birliği (TGB), İkinci Ergenekon iddianamesinde Ergenekon´un yönetimindeki sivil toplum kuruluşlarından biri olarak geçiyor. TGB´nin yöneticileri Ergenekon davasında sanık konumnda. Ergenekon sürecindeki eylemleri ve iddianamelerde hakkındaki iddialar incelendiğinde, TGB´nin Ergenekon Gençlik Birliği olarak görev yaptığı iddiaları güçlenmekte. Birliğin adı bu şekilde ön plana çıkınca Ergenekon sanığı Yalçın Küçük, Ergenekon algısının oluşmaması için TGB´den Ergenekon davası aleyhindeki eylemlere katılmamasını istemişti. Ancak Küçük bu algıyı engellemekte çok geç kalmış bulunuyor. Çünkü Türk Gençlik Birliği (TGB), Ergenekon iddianamesindeki tespiti doğrularcasına çok sayıda eylemde ortaya çıktı. 29 Ekim 2012 ve 1 Mayıs 2013 olaylarının provoke edilmesinde önemli rol oynayan bu yapılanma Taksim Gezi olaylarının tırmandırılmasında da etkin rol aldı. Ergenekon´un gençlik örgütlenmesi ya da Kontrgerilla Gençlik Birliği (KGB) olarak da adlandırılmaya başlanan bu yapılanma, Ergenekon sanığı Doğu Perinçek´in İşçi partisi ile bağlantılı. Örgüt Ergenekon´la ilgili her faaliyette öncü olarak aktif şekilde yer alıyor. TGB yöneticilerinin 2009 sonunda kozmik aramalar üzerine gözaltına alınıp tutuklanması istenen Özel Harp subaylarıyla bağlantıları da ortaya çıkmıştı.

ARINÇ SUİKASTÇİSİ ÖZEL HARP SUBAYLARI DA TGB BAĞLANTILI

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast hazırlığı suçlamasıyla Arınç´ın evi civarında gözlem yaparken yakalanan ve ellerindeki adres kağıdını aceleyle ağızlarına atarak yok etmek isteyen Özel Harp Dairesi (ÖHD) mensubu iki subayın da TGB ile bağlantıları iddia edilmişti. Taksim olaylarına dair basında o günlerde yer alan bir bilgi, bu açıdan ilginçti. Buna göre, “istihbarat birimleri, Taksim Gezi Parkı protestolarının organize sokak olaylarına dönüşmesinde Özel Harp Dairesi´nin sivil yapılanması olan ´Beyaz Kuvvetler´ parmağını tespit etti. İnternet tabanlı konuşmalar, aynı anda çok sayıda ilde patlak veren olayların anlık gelişmediğini ve planlı şekilde bir güç tarafından organize edildiğini gösteriyor. O konuşmalardan bir bölümü şu şekildeydi: ´Çayyolu çok sakin ne oluyoruz?.. Son durum nedir Kızılay´da?.. Görüşmeleri saklı tutun, araya girenleri kanal liderine bildirin o kişiyi çıkarsın.. Frekansa girenler var, deşifre oldu, Zello´dan başka frekansa geçin.. Telefonla konuşmayın.. Zello şifresini yüzyüze grup liderlerine ulaştırın o sizi bilgilendirir..´”

YUMURTALI PROTESTOLARDAKİ İLGİNÇ ZAMANLAMA

2011 seçimlerine giden süreçte tam 1 yıl kadar önce TRT Haber´de, ´Büyük Takip´ programında Ergenekon yöneticisi olarak yargılanan Yalçın Küçük´e ait bazı görüntüler yayınlanmıştı. Türk Gençlik Birliği (TGB) isimli örgütün toplantısında konuşan Küçük, PKK´nın güç kaybetmesinden üzüntü duyduğunu belirtiyordu. PKK´nın dibinin oyulduğunu belirten Küçük, Fethullah Gülen Hareketi hem Musul´da hem Diyarbakır´da PKK´nın dibini oyuyor. diye konuşuyordu. Yumurtalı eylemlerin küçümsenmemesi gerektiğini söyleyen Küçük, 27 Mayıs´a giden yolda kendisinin de içinde olduğu bu tarz gençlik hareketlerinin rol oynadığını anlatıyordu.

Yumurtalı protestoların, ´Öğrenci Kollektifleri´ adlı sol görüşlü gençlik örgütlenmesi tarafından 2011 Haziran seçim sürecinde hükümeti zor durumda bırakmak amacıyla planlanan öğrenci eylemlerinden biri olduğu iddia edilmişti. TGB´nin bu hareketlenmedeki rolü net bilinmiyor. Ancak hükümet yanlısı olmakla itham edilen liberal aydın, gazeteci, bürokrat ve hükümet bakanlarına yönelik peşpeşe gerçekleşen yumurtalı protestoların, Ergenekon bağlantılarının gündeme gelmesinin ertesinde kesilmesi dikkat çekmişti. İstanbul Dolmabahçe´de ve Erzurum´da Başbakanı protesto amaçlı ve polisin şiddet kullanmaya zorlandığı protesto eylemlerinin de yaklaşan seçimlere yönelik Ergenekon destekli öğrenci eylemlerinden biri olduğu medyada dile getirilmişti. Bu tartışmaların üzerine Taraf yazarı Emre Uslu´nun yazısı şok bir iddiayı dile getirmişti. Buna göre Erzurum Kış Olimpiyatlarında Başbakan Erdoğan ve hükümet üyelerini protesto için yola çıkan öğrencilerin otobüs paralarının CHP´li belediyelerce ödendiğine dair yine o öğrencilerin arasında yer alan bir öğrenci itirafta bulunmuştu.

ERGENEKON İDDİANAMELERİNDE TGB

TGB, İkinci Ergenekon davasının konularından. İkinci iddianamenin 23 sayfasında TGB´ye yer verilmekte:

İkinci Ergenekon iddianamesinin 1364. sayfasında Türk Gençlik Birliği´nden Ergenekon´un yönetimindeki sivil toplum kuruluşlarından biri olarak bahsedilmekte.

İkinci iddianamenin 728. sayfasında TGB ile ilgili çok çarpıcı bilgiler verilmekte, sanık Hurşit Tolon´un TGB bağlantılarından bahsedilmekte.

İkinci iddianamenin 1369, 132 ve 311- 312´nci sayfalarında yine TGB ile ilgili çarpıcı bilgiler yer almakta.

İkinci iddianamenin 1368. sayfasında TGB belgelerinin polis aramasından kaçırılmasıyla ilgili bilgiler yer almakta.

Bunların dışında İkinci Ergenekon iddianamesinde çok miktarda başka bilgiler de yer almaktadır. Örneğin 432- 433. sayfalarda TÜRKİYE GENÇLİK BİRLİĞİ başlığıyla geniş bilgiler bulunurken. 1366- 1367. sayfalarda ise TGB´nin İşçi Partisi ile bağlantısına dair sanıklardan ele geçirilen çok çarpıcı notlara ve TGB´nin hangi amaçla kurulduğuna dair satırlara yer verilmekte.

Üçüncü Ergenekon iddianamesinin 250. sayfasında sanık Erol Manisalı´nın Ergenekon´la bağlantısına dair deliller kapsamında TGB konusuna yer verilmekte.

ÇYDD-ÇEV iddianamesinin 353. sayfasında sanık Mustafa Namık Kemal Boya´nın Ergenekon´la bağlantısına dair deliller kapsamında TGB konusuna da yer verilmekte.

Odatv iddianamesinin 8-9´ncu sayfalarında sanık Yalçın Küçük´ün Ergenekon algısının oluşmaması için TGB´den Ergenekon davası aleyhindeki eylemlere katılmaması şeklindeki görüşlerine yer verilmekte.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

GÖZALTINA ALINAN 21 KİŞİNİN SORGUSU SÜRÜYOR

04.08.2013 13:07 Polis operasyonunda dün gözaltına alınan 21 kişinin arasında TGB Genel Başkanı Çağdaş Cengiz, Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Yücel, İP Ankara İl Başkanı Osman Yılmaz, Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Mustafa Kaya ve muhabir Mehmet Kıvanç´ın da olduğu öğrenildi. Şüphelilerin, halkı şiddet eylemlerine ve isyana teşvikten, ülkede kaos ve kargaşa ortamı oluşturup anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine yönelik suç işleme yönünde çağrı, mevcut hükümeti devirmeye yönelik çağrı, kişileri kamu düzenini bozmaya teşvik, mahkeme üyelerini baskı altına alarak adil yargılamayı etkileme suçlarından işlem göreceği bildirildi. Gözaltına alınanlar sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü. Gözaltılar üzerine İP´den yapılan açıklamada, Buradan bir kez daha haykırıyoruz. 5 Ağustos´ta yüz binlerle Silivri´deyiz. denildi.

(03 Ağustos 2013), son güncel.: (04 Ağustos 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TGB ve Ergenekon bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon iddianamelerinde Türk Gençlik Birliği (TGB)

TGB: Gücümüz az, asker gelsin

Flaş: Ergenekon´da izleyici yok

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

TGB: Silivri´yi 5 Ağustos´ta basıcaz

Ergenekon duruşması yapılamadı

Ergenekon´da olaylı 282. duruşma

İşçi Partisi: Silivri´yi basıcaz

Silivri´deki olaylara soruşturma

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

CHP ve İP´e kapatma başvurusu

Mahkeme baskınına suç duyurusu

13.12.2012: Flaş!!! CHP ve İP´liler mahkemeyi basmaya kalktılar

Ergenekon davasının 277. duruşmasında salonda ve dışarıda yaşananlar

Batum: 50 bin kişi Silivri´yi basalım

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5503    yazdır/print


 

Uzlaştıkça sıra sana gelecek

Taksim Gezi olaylarıyla başlayan kriz dün sona ermiş gibi görünüyor. Başbakan Erdoğan´ın kararlı duruşu ve milleti arkasına alması ile akamete uğratıldığı söylenebilir. Ancak bir sonraki kışkırtma ölümcül olabilir. Son 1, 1.5 yıldır bu güçlerle uzlaşmaya çalışıyor izlenimi veren Başbakan Erdoğan son olaylardan sonra bunun yanlışlığını anlamış olmalı. Derhal atılması gereken bazı adımlar söz konusu...

12.06.2013 15:40 Taksim Gezi olaylarıyla başlayan iki haftalık kriz polisin dün Taksim´e ölçülü müdahalesi ile sona ermiş gibi görünüyor. Son olaylar, sık sık vurgulamaya ve dikkat çekmeye çalıştığımız bir gerçeği umulur ki Başbakan Erdoğan´a açıkça göstermiştir. Derin güçler hala çok etkin. Ergenekon ve bağlantılı soruşturmalarda ortaya çıkarılanlar örgütün çok ufak bir kısmı. Bu böyle iken son 1-1,5 yıldır aksi yönde çarpık gelişmeler yaşandı. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz görevden alındı. Darbe girişimlerini haber veren ses kayıtlarının haberleştirilmesi hapis cezası getirilerek yasaklandı. Hasta ziyaretleri yapıldı. ´Genelkurmay Başkanı nasıl terörist olabilir´ denildi. ´Mahkemeler nasıl yargılamayı uzatır. Delilin varsa ver hükmü, bitsin. Uzatmanın alemi ne´ gibi açıklamalarla yargıya baskı yapıldı. Bunların yanlışlığını ve bu derin güçlerle bir uzlaşma olamayacağını Başbakan Erdoğan son günlerde görmüş olmalı.

Darbe tehlikesinin sürdüğünü ısrarla ve örneklerle vurguladık. Aylar önce internette yayınlanan ve bir darbe hazırlığına dair Genelkurmay Karargahında yapılan çok gizli bir toplantının ses kaydını ve niçin hala soruşturma açılmadığını ısrarla gündeme getirdik. Başbakan Erdoğan´ın uzlaşmacı görünen tavırlarını iyi niyetle eleştirdik. Bilinmelidir ki, bu derin güçlerle asla uzlaşma olmaz. Su uyur bu güçler uyumaz. Bir ihmal ölümcül sonuçlara yol açabilir.

Kışkırtma son olarak Gezi Parkı´nda ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan´ın kararlı duruşu ve milleti arkasına alması ile akamete uğratıldı. Bu satırların kaleme alındığı saatler itibarıyla kriz bitmiş gibi görünüyor. Ancak bir sonraki kışkırtma ölümcül olabilir. Kışkırtmaların kesileceği düşünülmesin.

Unutulmasın ki, yakın aylarda 29 Ekim 2012 Cumhuriyet bayramı gibi simgesel anlamı büyük olan bir bayram alternatif kutlamalar adı altında kitlesel olaylarla kışkırtıldı. 1o Kasım´ın kışkırtılmasından son anda bir nedenle vazgeçildi. 1 Mayıs 2013 Taksim meydanı yasaklaması yine kitlesel olaylarla kışkırtıldı. Silivri´deki Ergenekon duruşması basıldı. Mahkeme heyeti can güvenliği nedeniyle duruşmayı ertelemek zorunda kaldı.

BİR SONRAKİ KONU NE OLABİLİR?

Gezi, buna eklenen son halkaydı. Sorun bir kaç ağaç ve yeşillik değildi. Bugün Gezi ise yarın Çamlıca´ya cami projesi olabilir. 3. Köprü ve 3. Havalimanı olabilir. Kanal İstanbul, Atatürk Orman Çiftliği ve HES projeleri olabilir.. THY´deki işçi çıkarmaları olabilir.. Kendilerine Taksim Gezi Platformu diyen bir grubun olayları sona erdirmek için ileri sürdüğü çok sayıdaki taleplere bakıldığında ilk madde hariç diğerlerinin Gezi ile alakasının olmadığı açıkça görülecektir.

Gezi, park olarak kalsın. Topçu Kışlası yapılmasın.. Taksim´de gösteri yasaklanmasın.. Üç ilin vali ve emniyet müdürü görevden alınsın.. Gaz bombası ve benzerlerinin kullanımı yasaklansın.. AKM yıkılmasın.. Direnişe katılanlardan gözaltına alınanlar serbest bırakılsın ve soruşturma açılmasın.. Taksim ve Kızılay başta Türkiye´deki tüm meydanlarda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilsin.. Gezi Parkına müdahale ile simgeleşen iktidar anlayışının yurttaşlarımızda yaşam tarzına ve inançlarına müdahale ve hor görülme biçiminde algılandığı ve buna yanıt verdikleri görülsün.. 3. köprü yapılmasın.. 3. havalanı yapılmasın.. Kanal İstanbul, Atatürk Orman Çiftliği ve HES projeleri durdurulsun.. Alevi yurttaşların hassasiyetleri gözetilsin.. Kentsel dönüşüm mağdurlarının haklı taleplerinin, kadın bedenleri üzerinde denetim kuran muhafazakar erkek politikalarına karşı yükselen sesin, üniversite, yargı ve sanatçılar üzerindeki baskılara karşı direnç kaldırılsın.. Başta Türk Hava Yolu işçileri olmak üzere tüm emekçilerin hak gaspları kaldırılsın.. Tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadele desteklensin.. Yurttaşların eğitim ve sağlık hakkına ulaşımının önündeki tüm engeller kaldırılsın..

Görüldüğü gibi kışkırtmak istenirse konu çok. Öte yandan, hükümete alternatif olacak bir muhalefet partisinin kurulmasının sağlanması.. Başbakanın boyu posu, konuşma ve hitabetinin ortadan kaldırılması.. ve benzeri diğer maddeler niçin eklenmemiş acaba bu listeye?.. Yoksa bunlar gayrıresmi bir listede mi?.. Hani Odatv soruşturmasında sanıklardan ele geçirilen, ´HalkTV´nin ele geçirilmesi ve Deniz Baykal´ın devrilerek yerine daha etkin bir liderin getirilmesi´ talimatlarını içeren belgelerde olduğu gibi.. Gizli ve yıkıcı projelerle uğraşmaktan, halka ulaşacak açık ve yapıcı projelere vakit bulamayan bu çevreler, göbeğini kaşıyan, bidon ve tenek kafalı diyerek hakaret ettikleri halka kendilerini sevdirmeyi aslında hiç dert de edinmediler. Halk hücum edince bu vatandaşlar denize giremedi!.. Yine Halk hücum edince bu vatandaşlar sandıktan da çıkamadı!..

AÇIK VE GİZLİ PROJELER

Kendi gizli projelerini başaramayan bu grupların umutsuzluğun verdiği hırçınlık ve Özel Harp´in verdiği destekle Taksim´de terör estirmesi acaba kendilerine bir şey kazandırdı mı yoksa kaybettirdi mi?.. Son Gezi olaylarında görüldü ki, MHP gibi ülkücü kesimden de Erdoğan´a destek geliyor.

Projeye karşı çıkan bir grup eğer alanı işgal ederek o projeyi durduracaksa, erken kalkıp alan işgal eden amacına ulaşacaksa bunun sonu nereye varacaktır? Erken kalkanın darbe yaptığı Afrika muz cumhuriyetlerine mi? Birileri Türkiye ile Afrika´nın yerini karıştırıyor olmalı. İleri sürülen taleplerin sığlığı da bunu gösteriyor.

Acaba o projeyi destekleyen halk kesimlerinin olabileceği ihtimali niçin hesaba katılmıyor? Niçin İşçi partililer açıkça ´Sandığın önemi yok. Biz bu cumhuriyeti sandıklardan çıkarak kurmadık´ diyebiliyor?

Hükümet, terör sorununu siyasi risk alarak bitirmek üzere. En büyük çatışma alanlarını kaybeden güçlerin hırçınlaşması anlaşılır bir şey.

YAPILMASI GEREKEN

Bilinmelidir ki, bu derin güçlerle asla uzlaşma olmaz. Su uyur bu güçler uyumaz. Bir ihmal ölümcül sonuçlara yol açabilir. Yapılması gereken net: Operasyonları hızlandırmak.. Savcı Zekeriya Öz´ün tekrar özel yetki ile yetkilendirilerek göreve getirilmesi de düşünülebilir.

Son aylarda somut belgelerle de ortaya çıktığı gibi Ergenekon´un daha üstünde yer alan ve emir-komuta ile çalışan asıl beynin, yani Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) üzerine gidilmeli. Kozmik odalara tekrar girilmeli. Terör örgütleriyle bağlantıları mahkemelerdeki belgelere de yansıyan, kamyon dolusu bombalarının terör örgütleriyle bağlantısı kanıtlanan bu güç mercek altına alınmalı. Bu daireye bağlı asker ve sivil görevlilerin son günlerde nerelerde olduğu, kimlerle görüştüğü gibi hususlar incelemeye alınmalı.

SOMUT BULGULAR ARTIYOR

Taksim Gezi olaylarının ardında Özel Harp´in olduğunu çok sayıda somut bulguya dayanarak iddia etmiştik. Zello sistemi üzerinden internet tabanlı yapılan konuşmalar, aynı anda çok sayıda ilde patlak veren olayların anlık gelişmediğini ve planlı şekilde bir güç tarafından organize edildiğini gösteriyordu.

Somut bulgular çıkmaya devam ediyor. Örneğin Z.K. isimli bir DHKP-C mensubunun, olaylar başlamadan bir hafta önce alınan ifadesinde söyledikleri: “Genel bir talimat geldi. Gezi Parkı konusunda direnmemiz ve halkı yönlendirmemiz gerektiği yönünde. Bunun için liseli grubumuzu, üniversiteli gruplarımızı harekete geçirdik. Tabanımız olan aileler ve etkin olduğumuz kitlelere bu konuda ciddi bir şekilde eyleme katılmaları talimatı verildi. Bize amacın direnmek değil, istediğimizi almak olduğu söylendi. Alevileri kullanacaklarını açıkça söylediler. Ben de bir Aleviyim ve talimat bu yönde. Gezi Parkı´nda olayları çıkaranlar bizim gruplar. Bazen buna oraya gelen vatandaş da katılıyor. Bize sonuna kadar her yerde direnin denildi. Gerektiğinde çatışın, silah ve bomba eylemlerinde bulunun denildi. Bu bombaların nerede ve nasıl kullanılacağına dair bir bilgim yok. Ancak Devrimci Karargah ve Acilciler ile beraber hareket edildiğini biliyorum. Diğer sol gruplarla zaten ortak hareket ediyoruz. Beyaz Kuvvetler hakkında bir bilgim yok. Ama üniversitelerde eylemlerin daha da büyüyeceğini söyleyebilirim.”

Emekli Binbaşı Mustafa Hacımustafaoğlu´nun bugün twitterden gönderdiği mesaj diğer bir somut bulguyu içeriyor: ´Emekli subay ve astsubaylardan eylemlerin içinde olanları, sanal ortamdan kışkırtıcı ve yönlendirici yayınlar yapanları biliyorum.´

İlerleyen günlerde Gezi olaylarıyla ilgili somut bulguların artacağı söylenebilir. Eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanvekili Bülent Orakoğlu da olayların ardında Özel Harp´in varlığına dikkati çekiyor. Bu güce bir operasyon yapılmadığı sürece kitlesel kışkırtmaların süreceğini belirten Orakoğlu, bu yıl içinde bir operasyon düzenlenebileceğini söylüyor.

HOCA YAKALANDI

Taksim Gezi Parkı´nda dün molotof atarak polisle çatışırken görüntülenen bir kişi yakalandı. ´Hoca´ diye hitap edilen bu kişinin Devrimci Karargah terör örgütü (DKÖ) mensubu olduğu ortaya çıktı. Bu örgütün Ergenekon örgütüne taşeron eylem yaptığı son bir kaç yıl içinde ortaya çıkan bir ayrıntı. Sol çevrelerde dahi şüpheyle karşılanan bu örgüte yönelik açılan davada eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı da yargılanıyor. Savcı 40 yıl hapis cezası talep etti. DHKP-C´nin ne kadar derin bir örgüt olduğunu çok sayıda somut bulgu ile ortaya koymuştuk. Derinlerden suikast ihaleleri alan, derin Daire´lerle ortak operasyon yürüten bir örgüt. Hanefi Avcı´nın bu örgütlerle derin bağlantılarını, DHKP-C lideri Dursun Karataş´ın önünü yargısız infazla nasıl açtığını ayrıntılarıyla haberleştirmiştik.

ORTAK OPERASYONLAR

Özel Harp Dairesi ile ilgili iddialar spekülasyon ya da komplo teorisi değil. Başbakanlar Bülent Ecevit ile Turgut Özal´ın başına gelenlerin dışında son 1 yıl içinde ortaya çıkan ve mahkemelerin de dikkatini çeken somut belgeler var. Örneğin Özel Harp´in DHKP-C ile ortak operasyon yürüttüğüne dair. Bu belgelerden sonra Ergenekon, Zirve ve Dink davalarının seyri değişti. Bir diğer örnek, Ergenekon mütalaasına da yansıdığı gibi Ankara´da ele geçirilen bir kamyon içindeki 900 el bombasından 300´ünün Ergenekon ve diğer terör örgütlerinden ele geçirilenlerle kardeş olması. Çok fazla örnek var. Bunları bir çok haberde detaylı olarak ele aldık.

Unutulmasın ki, üzerlerine gidildiği taktirde bu daireye mensup sivil uzantıların ülke çapında karışıklıklar çıkarabileceği olasılığı Başbakan Ecevit´i dahi korkuttu. Ecevit, gerekli adımları atmaktan vazgeçti. Aynı korkuyu Başbakan Özal da taşıdı. Kendisine yönelik suikast soruşturmasını kapattırdı. Cumhurbaşkanı olunca ve yeni anayasayı yapınca bu güçleri mağlup edebileceğini hesapladı. Ancak yanıldı. Bedelini zehirlenmek ve makamında hayatını kaybetmekle ödedi. Bu güçler o kadar yakınında idi ki hastaneye götürülürken bile bir cumhurbaşkanı muamelesini layık görmediler. Alınan kanı dahi çöpe atıldı.

UZLAŞMA, UZLAŞTIKÇA SIRA SANA GELECEK

Eğer Başbakan Erdoğan, bu güçlerle uzlaşabileceğini ve kendisinin yakasını bırakacaklarını, bunları yeni anayasa ile mağlup edebileceğini düşünüyorsa Özal gibi yanılıyor. Gezi olayları, bunun yanlışlığını açıkça göstermiş olmalı. Derin güçler hala çok etkin. Ergenekon ve bağlantılı soruşturmalarda ortaya çıkarılanlar örgütün çok ufak bir kısmı. Su uyur düşman uyumaz.. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(12 Haziran 2013, 10:27)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

Avcı´nın devrimciler içinde işi ne?

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Savcı: Ergenekon, kontrgerilladır

İşte kanıtlarıyla Ergenekon´un ardındaki asıl beyin: Özel Harp Dairesi ya da kontrgerilla

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon sürecinde ele geçenler ile sağda solda terkedilmiş bulunan silah ve mühimmatlar

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

TBMM: Terör Özel Harp işi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5387    yazdır/print


 

Özel Harp´e operasyon geliyor

Birkaç ağaç için başladığı söylenen Taksim olaylarının hızla tüm yurda yayılmasının arkasında Özel Harp var demiştik. Emniyet İstihbarat eski Başkanvekili Orakoğlu hem bu iddiayı doğruladı hem de şok bir ekleme daha yaptı: Bu yıl içinde bu güce büyük bir operasyon düzenlenecek!.. Ancak Özel Harp´e yönelik gelişmeler Orakoğlu´nun bahsettiği operasyonla sınırlı kalmayacak. Kozmik oda davası da çok yakında açılıyor.

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde internethaber.com sitesinde yayınlanan röpörtajımızda şüpheleri ve ortaya çıkan bulguları analiz ediyorduk. İstihbarat birimleri olayın sokak eylemlerine dönüşmesinde Beyaz Kuvvetlerin varlığını tespit etti. Birkaç ağaç için başladığı söylenen Taksim olaylarının hızla tüm yurda yayılmasının arkasında derin güçler mi var?.. İstihbarata takılan telefon görüşmelerinde aynı anda tüm illerde olayları yönlendiren güçlerin varlığı Özel Harp´e mi işaret ediyor?.. Yakın zamanda yaşanan ve Gezi olaylarına benzeyen kitlesel hareketlenmeler aynı güçlerin işi mi?.. Bu şüphelere yanıt aradığımız ve somut bulgulara dayanarak ileri sürdüğümüz iddiamız tartışılmaya devam ediyor. Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanvekili Bülent Orakoğlu iddiayı doğrularken şok bir ekleme daha yaptı.

Geçtiğimiz günlerde 28 Şubat iddianamesi kabul edilerek dava açılmıştı. 1997 yılındaki 28 Şubat sürecinin en önemli isimlerinden birisi hiç kuşkusuz dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanvekili Bülent Orakoğlu.. 28 Şubat darbe sürecinde cuntanın merkezi yapılanması olan Batı Çalışma Grubu´nun (BÇG) içine eleman sızdırarak bilgi topladı. BÇG´nin yasadışı faaliyetlerini ve darbe hazırlıklarını somut belgelerle tespit edip raporlaştırdı, hükümete ulaştırdı. Başbakan Necmettin Erbakan gereğinin yapılması ve cuntanın uyarılması için raporu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel´e gönderdi. Ancak şok edici bir gelişme yaşandı. Demirel uyarmak bir yana raporu cuntacılara teslim etti. Ardından Orakoğlu ile Deniz Kuvvetleri içinde yapılanan BÇG darbe birimine sızan onbaşı Kadir Sarmusak hakkında askeri mahkemede dava açıldı. Suçlama, TSK´ya ait belgelerin Deniz Kuvvetleri´nden yasadışı yollarla dışarıya çıkarılması idi. Emniyet İstihbarat Dairesi´nde geçici görevle çalışan polis kökenli deniz onbaşı Kadir Sarmusak ile Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu, askerî savcı tarafından sorgulanıp tutuklandı. Yargılama sonucu Bülent Orakoğlu ve Kadir Sarmusak suçsuz bulundu.

28 Şubat sürecinde hükümet ve onu seçen halk kesimleri üzerinde kurulmaya çalışılan derin destekli baskı süreci, bugünlerde Taksim Gezi olayları üzerinden tekrar oluşturulmaya çalışılıyor. Eski Emniyet İstihbarat dairesi Başkanvekili Bülent Orakoğlu, 28 Şubat davasının açılması ve son günlerde yaşanan Taksim gezi olayları konusunda açıklamalar yaptı. O açıklamalardan bir kısmı şu şekilde:

KONTRGERİLLA´YA OPERASYON YAPILMADIKÇA TEHDİT SÜRECEK

28 Şubat sürecinde imaj ve prestij kaybına uğrayan derin yapının 28 Şubat süreci sonrasında da polisin millet iradesi ve demokrasi yanında yer alarak siyasi iktidarın da desteğiyle Türkiye´nin istikametine yön verecek büyük operasyonları gerçekleştirmesi karşısında operasyonel gücünü kaybettiği ve etkisini yitirdiği yönünde analizler yapılıyor.

Ancak derin yapının merkezi kontrgerillaya yönelik bir operasyonun bugüne kadar yapılamamış olması, kontrgerillanın tüm devlet kurumlarına nüfuz eden iç içe geçmiş yapısı ve dış bağlantıları provokasyon, dezenformasyon ve kamuoyunu etkileme gücü Türkiye´de demokrasi ve milli iradeyi tehdit etmeye devam ediyor.

Başbakan Erdoğan´ın polisi motive etmek amacıyla ´rejimin teminatı polistir´ açıklaması, bu yapıyı oldukça rahatsız etmiş olacak ki devletin anayasal kurumları ve güvenlik bürokrasisi arasında gerilim ve sürtüşme yaratma amacına hizmet eden bir dizi provokatif olay yakın tarihimizde ardı ardına yaşandı.

Bu yaşanan olayların arka planının çözümü şüphesiz ki derin yapının geçmişten günümüze farklı eylem ve olaylarda ortaya çıkan kodlarının çözülmesi ile mümkün görünüyor.

Darbe Komisyonu raporunda konuya açıklık getirecek önemli saptamalarda bulunuluyor:

´Türkiye´de derin devlet, hakim ve oligarşik zümre olan askeri yelpaze etrafında vücut bulmuştur. Yapının içinde istihbarat, medya, mafya, sermaye ve bürokrasiden unsurlar mevcuttur. Türkiye´de derin devlet devasa bir yapıdır, operasyonel eylemler yapmıştır, yapmaktadır ve tasfiye- ye tevessül edilmediği için belli ki yapmaya devam edecektir. Türkiye´de gerginlik ve kutuplaşma iklimini oluşturan ve tetikleyen gayri kanuni çetelerin sayısının 50´den aşağı olmadığı tahmin edilmektedir. Türkiye bu iç buhran gönüllülerini tabandan zirveye tespit ve tasfiye etmelidir.´

Özel Harp´in ilk kurucularından olan Kemal Yamak derin yapının TBMM ve devletin diğer kurumlarına nasıl sızdığının önemli ipuçlarını verdiği anılarını kaleme aldığı kitap´ta TBMM içinde birbirini tanımayan çeşitli partilere mensup Özel Harp´çi milletvekillerinin olduğunu itiraf ediyor. Yamak, Özel Harpçi olarak eğitilenlerin nasıl ve neden seçildiklerini de şöyle açıklıyor: ´Aslında onlar milletvekilliği dönemlerinde değil, daha genç yaşlarda bölgesinde güvenilir, saygın, sözü geçen ve gerektiğinde halkıyla bütünleşerek, milleti ve vatanı için yapılacak mücadelede önder olabilecek niteliklere sahip oldukları için seçilmişlerdi.´

Türkiye´de gerçekleştirilen tüm darbelerin arkasında olduğu anlaşılan kontrgerilla yapılanması, 28 Şubat Süreci ve bu süreç sonrasındaki darbe teşebbüslerinin Emniyet İstihbaratı tarafından deşifre edilmesi karşısında Emniyet İstihbaratı´nın kurumsal kimliğini hedef almış görünüyor.

BU YIL BİR OPERASYON GELEBİLİR

Bu yıl içinde derin yapının merkezine yapılması muhtemel, kontrgerillaya yönelik bir operasyon, belki de devlet kurumlarına sızmış kurumları karşı karşıya getiren Özel Harpçileri deşifre ederek, Gezi Parkı olaylarının iç ve dış provokatörlerini ve aktörlerini tanımamıza vesile olacak.

KOZMİK İDDİANAME HER AN AÇIKLANABİLİR

Bülent Orakoğlu´nun sözleri bu şekilde.. Ancak Özel Harp Dairesi´ne (ÖHD) yönelik gelişmeler bu operasyonla sınırlı kalmayacak. Kozmik Oda davası da çok yakında açılıyor.

Hatırlanacağı gibi 2009 yılı sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturma Özel Harp´in Ankara´daki merkezinde 1 ay süren kozmik aramalara neden oldu. 8 Özel Harp subayı gözaltına alınırken 3´ü için tutuklama talep edildi. Kendilerine yöneltilen suçlama silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak, hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan ve TBMM´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs idi.

Soruşturma kapsamında basına o günlerde yansıyan önemli bir iddia da gözaltına alınan Özel Harp subaylarının bazı Ergenekon sanıklarıyla, Ergenekon´un gençlik yapılanması olarak bilinen ve geçtiğimiz günlerde Rize´de Gezi olaylarına askerin de destek vermesi çağrısı yapan Türk Gençlik Birliği (TGB) üyeleriyle ve ayrıca sağ ve sol çeşitli terör örgütü mensuplarıyla bağlantılarının tespit edildiği idi. İddianame açıklandığında en çok merak edilen ayrıntılardan biri de bu iddianın doğru olup olmadığı olacak.

3 yılı aşan soruşturmanın tamamlanmak üzere olduğu Şubat ayında basına yansımıştı. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 28 Şubat iddianamesini tamamlayıp mahkemeye sunmasının ardından kozmik iddianameyi de tamamlayacağı ve mahkemeye sunacağı o bilgilerde yer alıyordu. Yine o bilgilerde çok çarpıcı bazı ayrıntılar da yer alıyordu. Buna göre;

-Savcı çok önemli bilgi ve belgelere ulaştı. İddianameye son şeklini vermeden önce emekli ve muvazzaf subaylarla birlikte bazı sivilleri ´şüpheli´ sıfatıyla ifadeye çağıracak. Kozmik aramalarda elde edilen çuvallar dolusu belge ve bilgiden şüpheli görülenler 38 klasör halinde mühürlendi. Savcı, 60 yıllık bir kısmı ´devlet sırrı´ olan belgelere ulaşmış oldu.

-Kozmik Oda´da gömülü mühimmatın krokilerine de rastlandı. Krokilerde gösterilen yerler kontrol edildi.

-Ergenekon soruşturması ile bazı terör olaylarında ele geçirilen el bombalarının Özel Harp Dairesi´nin envanterindekilerle irtibatı belirlendi. Kozmik aramadan 3 ay sonra Ankara´da yakalanan Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyondaki 954 bombadan 317 tanesinin Ergenekon ve terör olaylarıyla bağlantısı bir başka soruşturma kapsamında ortaya çıkmıştı.

-Aramalarda azınlıklara ilişkin bilgi, belge ve fişlemelere ulaşıldı. Hrant Dink, Zirve Davası, Rahip Santora cinayetine ışık tutacak bazı bilgiler ele geçirildi.

-Aramalarda Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´la beraber Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin´in konutlarının krokileri bulundu.

-Kozmik Oda´dan çıkan sivil görevliler listelerinde kamuoyunun yakından tanıdığı siyasetçi, sivil toplum örgütü lideri gibi etkin kişilerin adları tespit edildi. Bu isimlerin iddianame veya eklerinde ortaya çıkması durumunda kamuoyunda şok etkisi yapması bekleniyor.

-En önemli ayrıntı da, davanın Arınç´a suikast iddiasıyla sınırlı olmayacak olması. 6-7 Eylül olaylarından 1 Mayıs´a, Çorum, Sivas olaylarından faili meçhuller ve Hrant Dink cinayetine kadar yakın tarihin karanlıkta kalan bir çok terör olayı dava konusu olacak. Bu dava ile Özel Harp Dairesi´nin Türkiye´deki terörün ardındaki asıl güç olduğu ortaya konulmuş olacak.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(10 Haziran 2013, 13:44)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Gezi´nin arkasından onlar çıktı

Gezi´de Özel Harp izi

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

ŞOK!!! İşte TUSHAD belgeleri.. Beyaz Kuvvetler.. Görmek için tıklayın

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad´ın ilk kez telaffuz edildiği 22.06.2012´de kabul edilen 761 sayfalık Zirve ek iddianamesi

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5379    yazdır/print


 

Gezi´nin arkasından onlar çıktı

Birkaç ağaç için başladığı söylenen Taksim olaylarının hızla tüm yurda yayılmasının arkasında derin güçler mi var?.. İstihbarata takılan telefon görüşmelerinde aynı anda tüm illerde olayları yönlendiren güçlerin varlığı Özel Harp´e mi işaret ediyor? Yakın zamanda yaşanan ve Gezi olaylarına benzeyen kitlesel hareketlenmeler aynı güçlerin işi mi? Bu soruların cevabını ´Ordu Suikast Düzenler Mi?´ kitabının yazarı ve kontrgerilla.com isimli sitesinde analiz yayınlayan araştırmacı Abdullah Harun´a sorduk.

06.06.2013 20:52 Türkiye´de pek çok karanlık olayların arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı.

Banu İriç / internethaber.com (Özel İçerik)- Taksim´de Gezi Parkı´nın yıkılıp ağaçların kesilmesine tepki olarak başlayan eylemlerin içerisine şiddetin karışmasıyla kafalarda soru işaretleri bırakan Gezi Parkı eylemleri için iddialı bilgiler ortaya çıkmaya başladı. Medyada yer alan haberlerde istihbarat birimlerinin olayın sokak eylemlerine dönüşmesinde Beyaz Kuvvetlerin varlığını tespit etmişti.

Birkaç ağaç için başladığı söylenen Taksim olaylarının hızla tüm yurda yayılmasının arkasında derin güçler mi var?.. İstihbarata takılan telefon görüşmelerinde aynı anda tüm illerde olayları yönlendiren güçlerin varlığı Özel Harp´e mi işaret ediyor? Yakın zamanda yaşanan ve Gezi olaylarına benzeyen kitlesel hareketlenmeler aynı güçlerin işi mi?

Bu soruların cevabını Ordu Suikast Düzenler Mi? kitabının yazarı ve kontrgerilla.com isimli sitesinde analiz yayınlayan araştırmacı Abdullah Harun´a sorduk.

Gezi Parkı olaylarının arkasında ne var?

Taksim Gezi Parkı olayları bir kaç gündür Türkiye´yi derinden sarsıyor. Dile getirilen şüpheler ve ortaya çıkan bazı ayrıntılar, Özel Harp´in olayların ardında olup olmadığı sorusuna yol açıyor.

Özel Harp´in Gezi olaylarında devrede olup olmadı iddiasını dile getirebilmek için belge ve bilgi gibi en azından bir adet somut bulgunun olması gerekir. Somut bulgular olmadan bu iddiayı dile getirmek komploculuktan öte geçmeyecektir. Buna dikkat ederek olaylara baktığımız zaman Taksim Gezi olaylarının arkasında Özel Harp var mı? sorusunu Evet olarak cevaplayabiliriz.

Yetkililerin elinde bu konuda neler var henüz bilmiyoruz. Ancak son bir kaç günde ortaya çıkan bazı deliller ile daha önce elde edilenler, Özel Harp´in devrede olduğunu gösteriyor. Bir gazetede verilen haberdeki bilgiler, Gezi için somut ilk delil sayılabilir. Buna göre, “İstihbarat birimleri, Taksim Gezi Parkı protestolarının organize sokak olaylarına dönüşmesinde Özel Harp Dairesi´nin sivil yapılanması olan ´Beyaz Kuvvetler´ parmağını tespit etti.

28 Şubat ve Gezi olaylarını birbirine benzetebilir miyiz?

28 Şubat davasının Taksim´deki Gezi olaylarıyla ilginç bir bağlantısı var. Çünkü, 1997 yılındaki 28 Şubat post modern darbe sürecinde sadece askeri hareketlenmeler yaşanmadı. Bugünlerde Taksim Gezi olayları kapsamında eylemciler tarafından başlatılan tencere-tavaya vurarak hükümet ve onu seçenler üzerinde baskı kurma eyleminin bir benzeri o süreçte yaşandı. Hükümeti devirmek isteyen bazı kesimler askerlere destek vererek ışıkları akşam 21.00´de kapa-aç eylemi yapmıştı. Bu eylem, Sincan´da tankların şehir ortasından yürütülmesi ile birlikte 28 Şubat darbe sürecinin simgelerinden biri haline gelmişti.

Sosyal medyadaki örgütlenmeden anlayabilir miyiz bunu?

İnternet tabanlı konuşmalar, aynı anda çok sayıda ilde patlak veren olayların anlık gelişmediğini ve planlı şekilde bir güç tarafından organize edildiğini gösteriyor. O konuşmalardan bir bölümü şu şekildeydi: ´Çayyolu çok sakin ne oluyoruz? Son durum nedir Kızılay´da? Görüşmeleri saklı tutun, araya girenleri kanal liderine bildirin o kişiyi çıkarsın. Frekansa girenler var, deşifre oldu, Zello´dan başka frekansa geçin. Telefonla konuşmayın. Zello şifresini yüzyüze grup liderlerine ulaştırın o sizi bilgilendirir.´

Bu konuşma trafiği, olayların çeşitli illerde aynı anda patlak vermesi ve idaresinde bir gücün devrede olduğunu gösteriyor. Bu sevk ve idarenin, olaylarda yer alan terör örgütleri yöneticilerini aşan bir kriz idaresi olduğu da görülüyor. Özel Harp´in terör örgütleriyle bağlantısı 70´li yıllardan beri Türkiye´de çok konuşulmuştur. Ancak o yıllarda Özel Harp Dairesi bir tabu idi ve kimsenin dokunmaya gücü yetmiyordu. Bu nedenle bu daireyle ilgili çok sayıda ve somut resmi gelişmeye rağmen hiçbir sonuç alınamadı.

ÖZEL HARP DAİRESİ İCRAATLARI

İLK İCRAAT 6-7 EYLÜL OLAYLARI

Özel Harp Dairesi kendini ilk nasıl gösterdi?

İlk örnek olarak, 1955 yılındaki 6-7 Eylül olayları verilebilir. İki gün boyunca İstanbul´da yaşayan başta Rumlar olmak üzere azınlıklara yönelik tahrip ve yağma hareketine katılanlar dıştan bakıldığında sivil vatandaşlardı. Ancak araların sivil görevlilerin katıldığı ve kalabalıkları yönlendirdiği, saldırıların muhteşem bir Özel Harp Dairesi operasyonu olduğu, ilerleyen yıllarda bu Daire komutanının ağzından kaçırmasıyla ortaya çıktı. Bu güçlerin Kıbrıs´ta cami bile yaktığı yine aynı komutanın ağzından kaçırmasıyla belgelendi.

Faaliyetleri nelerdi?

Bir başka örnek, Başbakan Bülent Ecevit döneminde, 70´li yılların sonlarına doğru gençler arasında giderek tırmanan terör olaylarını araştıran Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz. Özel Harp Dairesi´nin terörün ardındaki merkez olduğunu tespit eden Öz, bir raporla durumu Başbakan Ecevit´e sundu. Yürüttüğü soruşturmayı tamamlayamadan kısa süre sonra da suikastte öldürüldü.

ECEVİT ÖZEL HARP DAİRESİNİN FARKINDAYDI

Dönemin yöneticileri durumun farkında mıydı?

Bu raporun sunulduğu Başbakan Ecevit, hem iktidarda hem muhalefette Özel Harp Dairesi konusunu hep gündemde tuttu. O, bu dairenin terörle bağlantısını en üst düzeyde dile getiren yetkili kişi oldu. Hatta Ecevit´in dile getirdiği bir cümle var ki, çok önemli. Taksim olaylarının nasıl birden büyüyerek yurda yayıldığını izah edebilecek bir içeriğe sahip. Ecevit, Özel Harp Dairesi´nin varlığını 70´li yıllarda Başbakan iken tesadüfen öğrenmiş, kendi ifadesiyle dehşete kapılmıştı.

Bazı ön hazırlıklardan sonra Daire´nin ´sivil uzantısı´nı ortadan kaldırmak ve dış etkilerden arındırmak, asli görevi ile sınırlamak üzere gereken adımları atmaya karar verdi. Ancak süreci tamamlayamadan muhalefete düştü. Sonra da konunun üzerini örtmeyi tercih etti. Neden örttüğünü de şöyle gerekçelendiriyordu:

Bana, özsunuşta (brifingde) verilen bilgiler çok gizli olduğu için yeraltına kök salmış, adı sanı bilinmeyen kimselerden oluşan bir Örgüt´e karşı, muhalefette iken önlem alabilmemiz olanaksız olduğu için, hatta yapacağım açıklamalar üzerine, Kuruluş´un ´Sivil uzantısı´nda yer alanlardan bazılarının, korunma içgüdüsüyle, ülkede çok tehlikeli tertiplere yönelebileceklerinden kaygı duyduğum için, o acı Devlet Sırrı´nı bir zehir gibi içimde saklamak zorunda kaldım.

Yine Başbakan Ecevit´e yönelik çok ilginç bir suikast girişimi ile Demirel´in haber verdiği bir başka suikast ihbarı olayları da yaşandı. İki olay için de Ecevit, “Bu olaylar bende Özel Harp Dairesi çağrışımı yaptı” diyecekti.

DERTLERİ ÖZAL´I TASFİYE ETMEK

Özal suikastinde izleri var mı?

Diğer bir Başbakan Turgut Özal, kendisine 1987 yılında parti kongresinde düzenlenen suikast girişiminden yaralı olarak kurtuldu.

Özal´a suikast girişiminde bulunan kişi Afyon Dazkırı´da Ülkü Ocakları 2. başkanlığı yapmış olan Kartal Demirağ idi. Suikast olayını soruşturan savcı Uğur Tönük, Afyon Dazkırı´da bir kontrgerilla kampının varlığını keşfetti. Orada eğitim aldığı ortaya çıkan Demirağ sağcı militandı. Savcı Uğur Tönük bu ve bazı ek bilgilere ulaşınca iki general tarafından çağrıldı ve ´Devam etmeyin başınız ağrır´ diyerek uyarıldı.

ÖZAL DOSYANIN KAPANMASINI İSTEDİ

Özal´ın tutumu ne oldu?

Bu generallerden birisi Özal Harp Dairesi´nin komutanlarından Sabri Yirmibeşoğlu idi. Yine o günlerde Savcı Tönük´in kızı kaçırıldı. Savcı soruşturmadan çekildi. Özal da soruşturmanın daha ileriye götürülmemesi için talimat verdi. Olay kapandı. Yakınlarının ifadelerine göre, cumhurbaşkanlığına hazırlanan Özal sorun çıkmasını istemiyordu.

O yüzden dosyanın kapatılmasını istedi. Buna karşı çıkan ve suikastin ardındaki güçlerle hesaplaşmak isteyen yakınlarını uyaran Özal şunları söylüyordu: Çocuklar çok gençsiniz. Hesaplaşmaya girersek ülke kaybeder, ülke karışır. Tehdit altındayım, önümüzdeki bir yılı atlatmamız lazım. Bizim bu olayı çözdüğümüzü bunu yaptıranlar biliyorlar. Tekrar girişimde bulunamazlar. Can güvenliğinizin teminatı benim. Dertleri beni tasfiye etmek. 292 vekil bunların gözlerini korkuttu. Anayasayı değiştireceğimizi düşünüyorlar. Bu işi unutun ve sakin olun. Bu bir yıl içinde bunlarla kavgaya girersek, kaybederiz.

Özal´a suikast davasına bunlar girdi mi?

Bunları söyleyen Özal cumhurbaşkanı iken makamında hayatını kaybetti. 1993 yılında O ve ona bağlı bir çok komutan ve sivil şahıs peşpeşe hayatlarını kaybetti. Özal´ın bu daireye bağlı Ergenekon hücresi TUSHAD tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddiası geçtiğimiz aylarda kabul edilen Özal´a Suikast davası iddianamesine girdi.

20 yıllık zaman aşımına 1 gün varken açılan bu şok davada, Özal´ı öldürtmekle suçlanan Ergenekon sanığı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz önümüzdeki aylarda yargılanmaya başlayacak. Soruşturmayı sürdüren Savcı başka isimlerin peşinde.

ÖZAL HARP DAİRESİ ÖZAL DAVASI SAVCISINI TEHDİT ETTİ

Özal´a Başbakanken düzenlenen suikasti soruşturan ilk Savcı Uğur Tönük, Özal soruşturmasını günümüzde yürüten savcıya verdiği ifadede Özel Harp tarafından tehdit edildiği ve kızının kaçırıldığı iddialarını doğruladı.

Ergenekon´un halen faaliyette olduğu biliniyor. Geçtiğimiz aylarda Malatya Zirve katliamının ardında da bu örgütün bulunduğu somut delillerle iddia edildi. Savcının hazırladığı iddianame kabul edilerek dava açıldı.

TUSHAD nasıl ortaya çıktı?

Davayla ilgili hazırlanan 19 sanıklı ek iddianamede halen Ergenekon sanığı olarak tutuklu yargılanmakta olan Emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un, Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği görevini yürüttüğü 1993 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekât Dairesi (TUSHAD) isimli gizli bir yapılanmayı kurduğu ve Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda eylemler yaptığı ileri sürülüyor.

Yine iddianameye göre TUSHAD isimli Ergenekon hücresi, Özel Harp Dairesi mensuplarından meydana gelmekte. Bu iddiaları doğrulayan çok sayıda yeni delil, dava sanığı bir binbaşının akrabası tarafından mahkemeye teslim edilen harddiskten çıktı. Yine diğer bir yeni delil İstanbul´daki Ergenekon davasına bakan mahkemeden Malatya savcılığına

Erdoğan´a yönelik çok sayıda suikast girişimi yaşandı. Atabeyler mangası Özel Harpçi subayların yer aldığı ilk suikast girişimi olayı değildi. 4x4´lük suikast planı olmasına karşın dava çok ilginç şekilde örtbas edildi. Tanksavar roketiyle Başbakanın uçağının düşürülmesi planı da yine Ergenekon soruşturması kapsamında soruşturulan diğer suikast girişimlerinden birisiydi. Ergenekon davasında savcılık mütalaasının açıklanmasının hemen ardından Başbakanlık ofisine düzenlenen roketatarlı saldırı ile Adalet Bakanlığına yönelik el bombalı saldırılar DHKP-C´nin imzasını taşısa da, bu örgütün Özel Harp´le açığa çıkan bağlantısı, saldırıların zamanlaması ve seçilen hedeflerin kimliği, eylemin kim tarafından ihale edildiğini gösteriyor.

ARINÇ SUİKASTİYLE DEŞİFRE OLAN ÖZEL HARP DAİRESİ

Arınç´a suikastteki Özel Harp Dairesi izi nedir?

Biraz daha detaya girelim. Çünkü çok ilginç bilgiler var.. 2009 sonunda Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiası üzerine başlatılan soruşturma, Özel Harp Dairesi´nde (ÖHD) 1 ay süren kozmik aramalarla derinleşti.

Türkiye bu gelişmelerle sarsıldı. 3 ay sonra Ankara´da esrarengiz bir kamyon ihbar üzerine durduruldu. Özel Harp Dairesi´ne ait olduğu ortaya çıkan kamyon 954 adet el bombası ile doluydu. O kamyondaki el bombalarının seri no´ları kayda alındı ve kamyon serbest bırakıldı. Kriminal inceleme sonuçları sarsıcı çıktı. 954 bombadan 317 tanesinin Ergenekon soruşturmalarında ve ayrıca 54 adet terör olayında ele geçirilen el bombalarıyla seri ve kafile no benzerliği tespit edildi.

Özel Harp yetkililerinin kamyon yakalandığında yaptıkları açıklamalara göre o bombalar yeni seri numara basımına götürülüyordu. Bunun bir anlamı, izlerin silineceği idi. Bu şok durumu, o zamanki haberlerimizde ´nereye terör lazımsa oraya bomba temin edilir´ diyerek ifade etmiş, şaşkınlığımızı belirtmiştik.

317 bomba olayı o günlerde soruşturulmadı. Ancak geçtiğimiz haftalarda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın soruşturmayı yeniden başlattığı ortaya çıktı.

ÖZEL HARP´TE ARAMALAR YAPILDI OLAYLAR BAŞLADI

Arınç´a suikast soruşturmasından sonra neler oldu?

Taksim´den tüm yurda aynı anda yayılan Gezi olaylarını anımsatır şekilde o günlerde başka ilginç gelişmeler de yaşandı. Özel Harp Dairesi´nin üzerine gidilmeye neden olan Arınç´a suikast soruşturmasının ardından İzmir, Selendi, Edirne, Erzincan, Kars, Tire, Kırklareli, Trabzon, Muğla, İnegöl ve Hatay Dörtyol gibi bazı il ve ilçelerde karışıklıklar meydana geldi.

Bir örnek olarak, Edirne´de 5 DHKP-C´linin tutuklanmasının ardından gerginlik yaşandı. Ergenekon´a taşeronluk yapmakla suçlanan ve Derin-Sol olarak da nitelendirilen bu örgüte mensup bir grup DHKP-C´li şehre girip basın açıklaması yaptıkları sırada linç girişimiyle karşılaştı. Edirne´deki olayda sadece Derin-Sol olarak da adlandırılan DHKP-C örgütü yer almadı.

Bu örgüt mensuplarına yönelik lince katılanların arasında da bazı derin kişiler tespit edildi. Günler öncesinden alarma geçen Edirne polisinin yaptığı kimlik kontrollerinde, şehir dışından gelen bazı kişilerin askeri istihbaratçılar ve emekli askerler oldukları belirlendi. Edirne emniyeti provokasyon ihtimali üzerinde durdu.

ÖZEL HARP DAİRESİ VE DHKP-C ORTAK EYLEMLERİ

Bu endişeye Türk Ocakları da katıldı. Basında olayların arkasında Özel Harp Dairesi´ne bağlı yarı sivil ordu mensuplarının olduğu iddia edildi. Bu yarı-sivil gücün kozmik odada inceleme başlatıldığını görünce operasyonel olarak harekete geçmiş olabileceği söylendi. Siyaset bilimciler yeni provokasyonlar için uyardı. Basında o günlerde dile getirilen bu uyarıları doğrularcasına 2010 boyunca yukarıda belirttiğimiz il ve ilçelerde toplumsal kışkırtma olayları meydana geldi.

DHKP-C kullanılarak neler yapıldı?

Geçtiğimiz aylarda Ergenekon davasına bakan mahkeme, talep üzerine Malatya Zirve Katliamını soruşturan savcılığa ilginç bir belge gönderdi. Belgede Özel Harp Dairesi´ne bağlı bazı subayların Hatay bölgesinde DHKP-C ile ortak eylemler yürüttüğü belirtiliyordu.

Özel Harp Dairesi´nin sivil uzantıları nelerdir?

Özel Harp Dairesi´nin toplum içinde sivil görünümde görev yapan 100 bin sivil üyesi olduğu hep söylenirdi. Ancak bu rakam, Özel Harp´in kurucuları arasında yer alan Emekli Albay İsmail Tansu´ya bile abartılı gelmişti. Tansu, “Rakamı duyunca neredeyse aklım duracak. Mütemadiyen uyduruyorlar. Türkiye´deki tüm kötü işleri bu dairenin üzerine atıyorlar. Bu daire yasal olmayan bir işi yapmaz. Daire, kendi vazifesinin dışında örgüt kurmakla görevli değil... 150 bin kişinin ise bulunduğunu sanmıyorum” diye konuşmuştu.

Açıkçası yüzbinli rakam bu satırların yazarı olarak bize dahi abartılı geliyordu. Ancak 2012 sonunda Genelkurmay´ın TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonuna gönderdiği 100 bin kişilik üye listesi doğrusu bizi de şok etmiş oldu. Bu Daire hakkında “kontrgerilla.com” sitesi olarak çok şeyler söyledik. Başbakan Ecevit ile diğer yetkililerin açıklamalarını ve bu daireden korkularını bir bir aktardık. Genelkurmay´ın gönderdiği liste işte bu iddiaların ne kadar ciddi olduğunu doğrulamış oldu.

Yine Özel Harp mensuplarından 2006 yılında MİT´e gönderilmiş olan, talep üzerine de MİT´in TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonuna 2012 sonunda gönderdiği 6 adet ihbar mektubu iddiaların sanılandan da ciddi ve dehşet verici olduğunu gösterdi. O ihbar mektuplarında Malatya Zirve katliamı ile Hrant Dink cinayetinin ardında da bu Daire mensuplarının olduğu iddia ediliyor. İhbar mektupları mahkemeleri harekete geçirdi.

Malatya Zirve katliamının, 1993 yılında TSK içinde çok gizli şekilde kurulan TUSHAD isimli Ergenekon hücresi tarafından planlandığı ve bu hücrenin Özel Harp mensubu subaylarca yönetildiği ileri sürülüyor. Malatya´daki mahkeme şimdi bu iddiaları araştırıyor.

Nasıl bir yapılanma bu?

1990 sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı gösterdi ki, tüm NATO ülkeleri bu teşkilata üye olurken gizli bir antlaşma ile muhtemel bir Sovyet işgaline karşı hazırlık amacıyla bu dairelerin kurulmasını kabul etmiş. Gladio skandalı sonrası tüm NATO üyeleri bu dairelerin varlığını ve teröre bulaştığı iddialarını kabul etti. Bir tek Türkiye hariç.

Daire mensuplarına savunma taktiği olarak terör, kaos ve karışıklık çıkarma yöntemleri öğretiliyor. İşte bu nokta çok ama çok önemli. Yani mensupları halen terör ve kaos çıkarmayı bile resmi bir devlet dairesi var. Emir komuta ile çalışıyorlar. Bir ülke işgal edildiğinde onları gerilla savaşıyla yıpratmayı amaçlayan, bunun için kendilerine terör çıkartma yöntemleri öğretilen ve sayıları yüzbin civarında olan asker ve sivil Özel Harp´çilerin barış zamanında da teröre bulaştığı, öğrendikleri yöntemleri ülke içinde uyguladıkları 70´li yıllardan beri iddia edilmekte.

Genelkurmay nasıl tanımladı bu yapıyı?

Kimilerine göre sadece bazı elemanları teröre bulaştı. Kimine göre ise teşkilatın tümü. 1990´daki Gladio skandalı üzerine bir açıklama yapmak zorunda kalan Genelkurmay, Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) kontrgerilla olmadığını şu sözlerle iddia etti: “Özel Harp Dairesi´nin öyle söylendiği gibi terörle alakası yoktur. Özel Harp Dairesi yalnız antikomünist değildir. Din devrimine karşı da kullanılacaktır...”

Bu cümle aslında şok edici bir doğrulamaydı. Çünkü bir işgalden bahsedilmiyor, devrim kelimesi kullanılıyordu. Özel Harp Dairesi resmiyette bir dış işgal durumunda devreye girecekti teorik olarak çünkü. Oysa burada devrim sözcüğü kullanılmıştı. Bu durum, başörtüsü taleplerinin onlara göre din devrimi süreci olduğu algısının kamuoyunda belirmesine neden oldu.

28 Şubat sürecinde inançlı kesimlerin iç düşman görülüp PKK terör örgütünden bile öncelikli düşman ilan edilmesini ve bunun kırmızı kitaplara kadar girmesini hatırlayalım. Buradan hareketle Başbakan Erdoğan hükümetinin bir çok icraatının da bu Daire´ye göre din devrimi süreci olarak görüldüğü söylenebilir. Özel Harp subaylarından TBMM´ye ulaşan ihbar mektupları ilk elden doğrulamalar.

Lafı eveleyip gevelemenin, tartışma ve inkarın anlamı yok. Olay tam olarak bu. Bir diğer önemli ayrıntı da, brifingde kullanılan ifadelere göre ikinci seçeneğin daha doğru olmasıdır. Yani sadece bazı elemanlar değil, aksine teşkilatın tümü emir-komuta zinciri içerisinde teröre bulaşmış ve halen de bulaşmaktadır. Bu korkunç şüphe, Özel Harp´teki kozmik aramalara direnişi, savcının sokulmadığı odalara hakimin dahi zorlukla girebilmesini, 1 kamyon bombanın 3´te birinin terör olaylarındaki bombalarla kardeş çıkmasını, o bombaların seri no değişimine yani izlerin silinmesine götürülmekte olmasını, Özal soruşturmasının Özel harp komutanının tehdidiyle durmasını ve aşağıda sıralanan diğer olayları gayet anlaşılır hale getirmekte:

-Başbakan Ecevit´e ilginç silahlarla düzenlenen suikast girişimleri..

-Başbakan Ecevit´in teşkilatın üzerine gidemediğine ve gittiği taktirde ülke çapında tertiplerin yaşanabileceğine dair yıllardır bilinen ifadeleri..

-Başbakan Necmettin Erbakan´ın Uğur Mumcu suikastinden açıkça Özel Harp Dairesi´ni sorumlu

-Başbakan Turgut Özal´a yönelik suikast soruşturmasının Özel Harp tehdidiyle sona ermesi..

-Başbakan Erdoğan´a 4x4´lük suikast hazırlığında yakalanan Atabeyler çetesinin Özel Harp subaylarından meydana gelmesi..

-Sauna çetesinde Özel Harp subaylarının yer alması..

-Sauna ve Atabeyler gibi, Özel Harp mensuplarınca yönetilen 300 hücrenin daha var olduğunun Ergenekon sanıklarının birbirine gönderdiği maillerden anlaşılması..

-Ergenekon ve benzer davalarda yargılanan çok sayıda sanığın Özel Harp Dairesi elemanı olması..

-Ergenekon´un en büyük cephaneliğinin bu Daire mensubu bir subayın annesinin Eskişehir´deki evinde ele geçirilmesi..

-Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a 2009 sonundaki suikast hazırlığı iddiasıyla gözaltına alınan 8 subayın Özel Harp mensubu olması..

-Bu subayların iddianamelerde Ergenekon´un gençlik birliği olarak tanımlanan Türk Gençlik Birliği (TGB) ve Ergenekon davasında yargılanan bazı sanıklarla bağlantılarının tespit edilmesi.. TGB´nin kitlesel kışkırtma gösterilerinde sık sık yer alması.. Yine TGB´nin Gezi olayları için twitter üzerinden Rize Jandarma İl Alay komutanının telefonunu vermesi. Vatandaşları bu numaraya telefon ederek askerleri göreve çağırmaya davet etmesi..

-Özel Harp merkezinde 1 ay süren kozmik aramalar ve bu aramaları hakimin zorlukla yapabilmesi..

-Kozmik aramaya katılan hakim ve savcıya yoğun tehditler, mermili mektuplar, marangoz takipçiler..

-Bu olaylardan 3 ay sonra Ankara´da yakalanan Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyondaki 940 el bombasından 317 tanesinin, Ergenekon soruşturmaları kapsamındaki 12 olayda ve ayrıca diğer 59 adet terör olayında ele geçirilen el bombalarıyla seri ve kafile no benzerliği taşıması..

-Özel Harp Dairesi´nin üzerine gidilmeye neden olan Arınç´a suikast soruşturmasının ardından İzmir, Selendi, Edirne, Erzincan, Kars, Tire, Kırklareli, Trabzon, Muğla, İnegöl ve Hatay Dörtyol gibi bazı il ve ilçelerde meydana gelen kitlesel kışkırtma olayları..

-Bir örnek olarak, Edirne´deki olaylarda şehir dışından emekli subayların geldiğinin tespit edilmesi.. Diğer yerlerdeki olaylardan bazılarında da çok ilginç ayrıntıların ortaya çıkması..

-2012 sonunda MİT tarafından TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderilen Özel Harp mensuplarından bazılarının bu yozlaşma ve çarpıtmaya dair ihbar mektupları..

-Varlığı inkar edilen TSK içindeki Ergenekon hücre yapılanması TUSHAD´ın varlığını gösteren belgelerin bizzat Genelkurmay´daki bilgisayarlardan çıkması..

İşte önemi nedeniyle yukarıda sıralanan ve olabildiğince kısa şekilde verilmeye çalışılan, daha bir çok örneği verilebilecek bu olaylardan da görüldüğü gibi her taşın altından Özel Harp Dairesi çıkıyor.

Gezi Parkı´nda derin yapı yeniden mi dirildi?

Dün ortaya çıkan şok telefon görüşmeleri ile yukarıda sıraladığımız bilgilerden hareketle, normal bir protesto olayı olmadığı giderek anlaşılan Taksim Gezi olaylarının arkasından da bu Daire´nin çıktığı söylenebilir.

Daire´nin, 1000 yıl sürecekken 15 yılda Ankara Sincan cezaevinde son bulan ve bugün iddianamesi kabul edilerek davası açılan 28 Şubat sürecinin tekrar diriltilmesi için Taksim´de Gezi´ye çıktığı söylenebilir.

İç düşman olarak görülen Erdoğan hükümetine ve din devrimi süreci diye nitelenen hükümet icraatlarına karşı büyük bir saldırıya geçtiği dile getiriliyor.

CEMAAT OLAYLARIN ARKASINDA MI?

Cemaat ile ilgili de bazı iddialar var...

Yine Başbakan Erdoğan´a terörü bitirmek için yaptığı hamlelerin ardından kendisine yargı yoluyla yöneltilen ´sivil darbe´ girişimini hatırlayalım.

MİT Müsteşarı üzerinden düzenlenen çok ama çok ilginç olan bu hamle, Erdoğan´ın hızlıca hareket etmesiyle akamete uğratıldı. Bu hamlenin ardında bir cemaatin olduğu da ileri sürüldü.

Bazı ilginç gelişmeler bu iddiayı güçlendirdi. Son günlerde gerçekleşen olayların ardındaki güçlerin arasında da aynı kesimin yer aldığı ileri sürülüyor.

O kesimin basılı, televizyon ve internet medya organlarına bakıldığında bu iddiayı güçlendiren yayın politikası gözleniyor.

Son dönemde hükümetle bu cemaat arasında yaşanan gerilim ile darbelere karşı yıllardır izlenen yayın politikasının son günlerde terkedilerek yerine Başbakan´ı sürekli hedef gösteren yayın ve haberlerin yayınlanmakta oluşu da dikkati çekiyor. İlginçtir MİT krizi olayında da benzer bir yayın politikası gözlenmişti. Kafaları karıştıran bu ayrıntılar tesadüf olabilir mi?

(Banu İriç / internethaber.com)

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(06 Haziran 2013, 20:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Gezi´de Özel Harp izi

ŞOK!!! İşte TUSHAD belgeleri.. Beyaz Kuvvetler.. Görmek için tıklayın

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad´ın ilk kez telaffuz edildiği 22.06.2012´de kabul edilen 761 sayfalık Zirve ek iddianamesi

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5364    yazdır/print


 

TGB: Gücümüz az, asker gelsin

İddianamelerde Ergenekon Gençlik Birliği olarak nitelenen Türk Gençlik Birliği TGB, Rize Jandarma İl Alay komutanının telefonunu yayınladı ve göstericilerin telefon ederek askerleri göreve çağırmasını istedi.

06.06.2013 12:31 Türkiye Gençlik Birliği alay komutanının telefonunu yayınlayıp askeri göreve çağırdı. Taksim Gezi Parkı eylemlerini provoke eden yüzlerce kişi attıkları tweetleri silmeye başladı. Ancak İşçi Partisi ve gençlik oluşumu TGB´liler hala provokatif tweetlerle halkı tahrik etmeye devam ediyor. TGB dün akşam Rize´de meydana gelen olaylar üzerine attığı tweette Rize İl Alay Komutanlığı´nın telefonunu vererek Herkes arasın göreve çağırsın dedi. (Star)



-Sizin gücünüz yetmiyor mu?-

Bu garip mesaj kamuoyunda hayretle karşılandı. Hükümeti devireceklerini ilan eden kalabalıklara tepki gösteren kamuoyu, CHP+Ordu=İktidar denkleminin geçersizliği matematiksel olarak ispatlandı. Madem sandığın ve ona oy atan halkın iradesinin sizce bir önemi yok, o halde sokağa çıkan birkaç bin kişiyle hükümeti devirmeye gücünüz yetmiyor mu, niçin askerleri göreve çağırıyorsunuz? çağrısı yaptı.

TGB´nin mesajındaki bir ayrıntıya da dikkat çekiliyor ve Madem ´geldiğin gibi gideceksin Tayyip´ deniliyor o halde bu terör ne? 10 ay sonra sandık geliyor. Vatandaşın dükkanlarını yağmalayarak mı oy toplayacaksınız? deniliyor.

-Cesaret buraya kadar-

Attıkları provokatif mesajlar nedeniyle bazı kişilerin gözaltına alınmasıyla beraber günlerdir halkı tahrik eden mesajları atan sanatçı ve ünlü isimler ise mesajlarını silmeye başladı.

TGB, ERGENEKON´UN GENÇLİK YAPILANMASI

Türkiye Gençlik Birliği (TGB), İkinci Ergenekon iddianamesinde Ergenekon´un yönetimindeki sivil toplum kuruluşlarından biri olarak geçiyor. TGB´nin Ergenekon sürecindeki eylemleri ve iddianamelerde hakkındaki iddialar incelendiğinde, Ergenekon Gençlik Birliği olarak görev yaptığı iddiaları güçlenmekte. Birliğin adı bu şekilde ön plana çıkınca Ergenekon sanığı Yalçın Küçük, Ergenekon algısının oluşmaması için TGB´den Ergenekon davası aleyhindeki eylemlere katılmamasını istemişti. Ancak Küçük bu algıyı engellemekte çok geç kalmış bulunuyor. Çünkü Türk Gençlik Birliği (TGB), Ergenekon iddianamesindeki tespiti doğrularcasına çok sayıda eylemde ortaya çıktı. 29 Ekim 2012 ve 1 Mayıs 2013 olaylarının provoke edilmesinde önemli rol oynayan bu yapılanma Taksim Gezi olaylarının tırmandırılmasında da etkin rol aldı. Ergenekon´un gençlik örgütlenmesi ya da Kontrgerilla Gençlik Birliği (KGB) olarak da adlandırılmaya başlanan bu yapılanma, Ergenekon sanığı Doğu Perinçek´in İşçi partisi ile bağlantılı. Örgüt Ergenekon´la ilgili her faaliyette öncü olarak aktif şekilde yer alıyor. TGB yöneticilerinin 2009 sonunda kozmik aramalar üzerine gözaltına alınıp tutuklanması istenen Özel Harp subaylarıyla bağlantıları da ortaya çıkmıştı.

ARINÇ SUİKASTÇİSİ ÖZEL HARP SUBAYLARI DA TGB BAĞLANTILI

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast hazırlığı suçlamasıyla Arınç´ın evi civarında gözlem yaparken yakalanan ve ellerindeki adres kağıdını aceleyle ağızlarına atarak yok etmek isteyen Özel Harp Dairesi (ÖHD) mensubu iki subayın da TGB ile bağlantıları iddia edilmişti. Taksim olaylarına dair dün bir gazetede verilen haberdeki bilgiler bu bağlantı açısından ilginçti. Buna göre, “istihbarat birimleri, Taksim Gezi Parkı protestolarının organize sokak olaylarına dönüşmesinde Özel Harp Dairesi´nin sivil yapılanması olan ´Beyaz Kuvvetler´ parmağını tespit etti. İnternet tabanlı konuşmalar, aynı anda çok sayıda ilde patlak veren olayların anlık gelişmediğini ve planlı şekilde bir güç tarafından organize edildiğini gösteriyor. O konuşmalardan bir bölümü şu şekildeydi: ´Çayyolu çok sakin ne oluyoruz?.. Son durum nedir Kızılay´da?.. Görüşmeleri saklı tutun, araya girenleri kanal liderine bildirin o kişiyi çıkarsın.. Frekansa girenler var, deşifre oldu, Zello´dan başka frekansa geçin.. Telefonla konuşmayın.. Zello şifresini yüzyüze grup liderlerine ulaştırın o sizi bilgilendirir..´”

YUMURTALI PROTESTOLARDAKİ İLGİNÇ ZAMANLAMA

2011 seçimlerine giden süreçte tam 1 yıl kadar önce TRT Haber´de, ´Büyük Takip´ programında Ergenekon yöneticisi olarak yargılanan Yalçın Küçük´e ait bazı görüntüler yayınlanmıştı. Türk Gençlik Birliği (TGB) isimli örgütün toplantısında konuşan Küçük, PKK´nın güç kaybetmesinden üzüntü duyduğunu belirtiyordu. PKK´nın dibinin oyulduğunu belirten Küçük, Fethullah Gülen Hareketi hem Musul´da hem Diyarbakır´da PKK´nın dibini oyuyor. diye konuşuyordu. Yumurtalı eylemlerin küçümsenmemesi gerektiğini söyleyen Küçük, 27 Mayıs´a giden yolda kendisinin de içinde olduğu bu tarz gençlik hareketlerinin rol oynadığını anlatıyordu.

Yumurtalı protestoların, ´Öğrenci Kollektifleri´ adlı sol görüşlü gençlik örgütlenmesi tarafından 2011 Haziran seçim sürecinde hükümeti zor durumda bırakmak amacıyla planlanan öğrenci eylemlerinden biri olduğu iddia edilmişti. TGB´nin bu hareketlenmedeki rolü net bilinmiyor. Ancak hükümet yanlısı olmakla itham edilen liberal aydın, gazeteci, bürokrat ve hükümet bakanlarına yönelik peşpeşe gerçekleşen yumurtalı protestoların, Ergenekon bağlantılarının gündeme gelmesinin ertesinde kesilmesi dikkat çekmişti. İstanbul Dolmabahçe´de ve Erzurum´da Başbakanı protesto amaçlı ve polisin şiddet kullanmaya zorlandığı protesto eylemlerinin de yaklaşan seçimlere yönelik Ergenekon destekli öğrenci eylemlerinden biri olduğu medyada dile getirilmişti. Bu tartışmaların üzerine Taraf yazarı Emre Uslu´nun yazısı şok bir iddiayı dile getirmişti. Buna göre Erzurum Kış Olimpiyatlarında Başbakan Erdoğan ve hükümet üyelerini protesto için yola çıkan öğrencilerin otobüs paralarının CHP´li belediyelerce ödendiğine dair yine o öğrencilerin arasında yer alan bir öğrenci itirafta bulunmuştu.

ERGENEKON İDDİANAMELERİNDE TGB

TGB, İkinci Ergenekon davasının konularından. İkinci iddianamenin 23 sayfasında TGB´ye yer verilmekte:

İkinci Ergenekon iddianamesinin 1364. sayfasında Türkiye Gençlik Birliği´nden Ergenekon´un yönetimindeki sivil toplum kuruluşlarından biri olarak bahsedilmekte.

İkinci iddianamenin 728. sayfasında TGB ile ilgili çok çarpıcı bilgiler verilmekte, sanık Hurşit Tolon´un TGB bağlantılarından bahsedilmekte.

İkinci iddianamenin 1369, 132 ve 311- 312´nci sayfalarında yine TGB ile ilgili çarpıcı bilgiler yer almakta.

İkinci iddianamenin 1368. sayfasında TGB belgelerinin polis aramasından kaçırılmasıyla ilgili bilgiler yer almakta.

Bunların dışında İkinci Ergenekon iddianamesinde çok miktarda başka bilgiler de yer almaktadır. Örneğin 432- 433. sayfalarda TÜRKİYE GENÇLİK BİRLİĞİ başlığıyla geniş bilgiler bulunurken. 1366- 1367. sayfalarda ise TGB´nin İşçi Partisi ile bağlantısına dair sanıklardan ele geçirilen çok çarpıcı notlara ve TGB´nin hangi amaçla kurulduğuna dair satırlara yer verilmekte.

Üçüncü Ergenekon iddianamesinin 250. sayfasında sanık Erol Manisalı´nın Ergenekon´la bağlantısına dair deliller kapsamında TGB konusuna yer verilmekte.

ÇYDD-ÇEV iddianamesinin 353. sayfasında sanık Mustafa Namık Kemal Boya´nın Ergenekon´la bağlantısına dair deliller kapsamında TGB konusuna da yer verilmekte.

Odatv iddianamesinin 8-9´ncu sayfalarında sanık Yalçın Küçük´ün Ergenekon algısının oluşmaması için TGB´den Ergenekon davası aleyhindeki eylemlere katılmaması şeklindeki görüşlerine yer verilmekte.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(06 Haziran 2013, 12:31)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TGB ve Ergenekon bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon iddianamelerinde Türk Gençlik Birliği (TGB)

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Gezi kışkırtıcılarına suç duyurusu

Başbakan kaosçulara sert çıktı

Sosyal medyayı sallayan afiş

Taksim Tahrir olmaz

Twitteri olmayan halk ne diyor?

Topyekün Savaş

Sandıktaki çaresizliklerini gördüler

Gezi´de Özel Harp izi

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5361    yazdır/print


 

Gezi´de Özel Harp izi

Taksim Gezi Parkı olaylarında çarpıcı gelişme.. İstihbarat birimleri, Taksim Gezi Parkı protestolarının organize sokak olaylarına dönüşmesinde Özel Harp Dairesi´nin sivil yapılanması olan ´Beyaz Kuvvetler´ parmağını tespit etti. İnternet tabanlı konuşmalar, aynı anda çok sayıda ilde patlak veren olayların anlık gelişmediğini ve planlı şekilde bir güç tarafından organize edildiğini gösteriyor. İşte o konuşmalardan bir bölüm: ´Çayyolu çok sakin ne oluyoruz?.. Son durum nedir Kızılay´da?.. Görüşmeleri saklı tutun, araya girenleri kanal liderine bildirin o kişiyi çıkarsın.. Frekansa girenler var, deşifre oldu, Zello´dan başka frekansa geçin.. Telefonla konuşmayın.. Zello şifresini yüzyüze grup liderlerine ulaştırın o sizi bilgilendirir..´

05.06.2013 10:49 Bülent Arınç´a suikast girişimiyle deşifre olan Özel Kuvvetler Gezi Parkı eyleminin arkasından çıktı. İstihbarat birimleri, Taksim Gezi Parkı protestolarının organize sokak olaylarına dönüşmesinde askerin sivil yapılanması olan ´Beyaz Kuvvetler´ parmağını tespit etti.

Yenişafak´tan Tahir Alperen´in haberine göre Türkiye´nin darbeye hazırlanmasında Özel Harp Dairesi´nin sivil unsurları olarak her zaman sokakta aktif olan ´Beyaz Kuvvetler´in, İstanbul Taksim, Ankara Kızılay ve İzmir başta olmak üzere büyük metropollerde 8 gündür süren ve yayılan olayların organize edilmesinde rol aldıkları belirlendi.

Geçmişte toplumsal olayların örgütlenmesinde merkez konumunda olan Özel Harp Dairesi (ÖHD), yani Seferberlik Tetkik Kurulları, özellikle Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast girişimiyle tamamen deşifre olmuş ve Ergenekon süreciyle birlikte Siyah-Beyaz Kuvvetler türü yapılandırmalardan arındırılmıştı. Son olarak iç tehdit konseptine göre yeniden şekillenen kurullardan 11´i lağvedilmişti.

PERDE GERİSİNDE

Ergenekon, Kafes, İnternet Andıcı, Zirve Yayınevi, Dink, Danıştay gibi davalarla birlikte ciddi şekilde yıpranan ve eski gücünü kaybeden psikolojik harp merkezi ´Beyaz Kuvvetler´in, Taksim Gezi Parkı protestolarıyla tekrar güç kazandığı belirlendi. Taksim olayının ´çevre protestosundan´ hükümeti yıkmaya yönelik sokak olaylarına dönüşmesinde önemli bir parmağı olduğu tespit edilen ´Beyaz Kuvvetler´in, merkezlerinin dağıtılmasıyla birlikte kendi içlerinde temasa geçerek marjinal sol partileri kullanmak suretiyle saha çalışmasına giriştikleri ortaya çıktı.

OLAYLAR AYNI ANDA

Beyaz Kuvvetler, Twitter ve diğer sosyal paylaşım ağları üzerinden marjinal gençleri harekete geçirmek için teknolojinin son olanaklarından yararlanmayı da bildi. Derin odaklar, kitleleri tek elden yönetmek ve meydanlarda toplamak için en çok akıllı telefon uygulaması ´Zello´ya başvurdu. Telsiz mantığıyla çalışan uygulama sayesinde her şehir için ayrı gruplar açan organizatörler, marjinal grupları polise saldırmaları için kışkırttı. Böylece Türkiye´nin değişik birçok kentinde olaylar neredeyse aynı anda patlak vermiş oldu.

Telefonda provokasyon kanalları

Sayıları onbinleri bulan sokak eylemcilerinin zaman zaman şiddete başvurmaları üzerine, asıl amacı masumane prostesto gösterisi yapmak olan vatandaşlar da sokaklardan çekildi. Geriye kalan marjinal gruplar Başkent Ankara sokaklarında terör estirirken, Siber Suçlarla Mücadele ekiplerinin yoğun çalışmaları sonrası sözkonusu örgütlerin liderlerinin kitleleri nasıl organize ettikleri de tespit edildi. İnternet bağlantısı bulunan iPhone ve Blackberry marka cep telefonlarının yanısıra Android işletim sistemli telefonlar ve bazı tabletler aracılığıyla da kullanılabilen Zello isimli Bas-Konuş telsiz programı sayesinde örgüt liderlerinin öfkeli marjinal grupların şehir içerisindeki kitlesel hareketlerini kontrol ettikleri tespit edildi.

KONUŞMALAR KAYITLARA GEÇTİ

-Çayyolu çok sakin ne oluyoruz

-Halk TV´de kameralar arkadaşların zor durumda olduğunu gösteriyor takviye..

-Son durum nedir Kızılay´da

-Görüşmeleri saklı tutun, araya girenleri kanal liderine bildirin o kişiyi çıkarsın

-Frekansa girenler var, deşifre oldu, Zello´dan başka frekansa geçin

-Telefonla konuşmayın

-Zello şifresini yüzyüze grup liderlerine ulaştırın o sizi bilgilendirir

-Ankara genelinde son durum nasıl

-Hava açık (polis pasif durumda) hava kapalı (polis aktif zorlanıyoruz)

-Halk TV´yi arayın Tunalı´ya kamera göndersin

-Liseliler okuldan çıkıyor

-Ziya Gökalp´te panzere karşı barikat

-Güvenpark´ta durumlar nasıl

ZELLO SİSTEMİ DEŞİFRE OLDU

Taksim gezi parkı protestolarının büyük şehirlerde sokak hareketlerine dönüşmesinin altında marjinal sol örgütlerinin ´Zello´ ittifakı çıktı. Sokak hareketlerini düzenleyen 16 örgütün, Zello isimli internet haberleşme kanalından örgütlenerek ´sokak hareketlerini´ yönettiği belirlendi. İstanbul, Ankara ve İzmir´de Zello örgütlenmesi yapan grupların her birinin başında bir kanal lideri olduğu ortaya çıktı. Kanal liderlerinin Zello frenkanslarından haberleşmeyi yönlendirdikleri belirlendi. İnternet bağlantılı telefonlar üzerinden kullanılabilen ´Zello´ Bas-Konuş telsiz programı sayesinde marjinal kitleleri organize eden örgüt liderleri eylemcileri yönlendirerek sistemli şekilde hareket etmelerini sağladı.

Beşinci gününe giren ve bir türlü bitmek bilmeyen gösteriler sonrası, Başbakanlık ve çeşitli bakanlık binalarını koruyan polis ve eylemci gruplar arasındaki sürtüşmeler de sona ermedi. Ankara´nın Kızılay Meydanı´nda toplanan kalabalıklar zaman zaman polise taş, sopa ve bilye atarak ortalığı savaş alanına çevirdi. Polisin gaz ve su ile müdahalesi sonucu dağılan gruplar arasında şiddete meyilli 16 marjinal grup tespit edildi. Aralarında, neredeyse her toplumsal olayda sokakları savaş alanına çeviren DHKP-C, TKP, MLKP, Halk Cephesi, SDP, Kaldıraç, Anarşist gibi grupların da bulunduğu 16 marjinal grubun gençleri de örgütleyerek şiddete başvurdukları tespit edildi. Sözkonusu örgüt liderlerinin iletişim için kullandıkları programın da yine ´Zello´ olduğu ortaya çıktı. (Tahir Alperen / Yenişafak)

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(05 Haziran 2013, 10:49)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Gezi kışkırtıcılarına suç duyurusu

Başbakan kaosçulara sert çıktı

Sosyal medyayı sallayan afiş

Taksim Tahrir olmaz

Twitteri olmayan halk ne diyor?

Topyekün Savaş

Sandıktaki çaresizliklerini gördüler

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

ŞOK!!! İşte TUSHAD belgeleri.. Beyaz Kuvvetler.. Görmek için tıklayın

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad´ın ilk kez telaffuz edildiği 22.06.2012´de kabul edilen 761 sayfalık Zirve ek iddianamesi

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5358    yazdır/print


 

Dink davası yeniden görülecek

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Hrant Dink cinayeti davasında bir örgütün var olduğuna, ancak sanıkların ´silahlı terör örgütü´ değil ´suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüt´ üyesi olduklarına karar verdi. Bu kararla, Dink davası cinayetin ardındaki örgütün ortaya çıkarılması için İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yeniden görülecek.

15.05.2013 10:14 Yargıtay 9. Ceza Dairesi, duruşmalı temyiz isteyen Hrant Dink cinayeti davası sanığı Ersin Yolçu ile diğer tüm sanıklar yönünden incelemesini tamamlayarak kararını açıkladı. Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul, Hrant Dink cinayeti davasında suçluların silahlı terör örgütü değil suç işlemek amacıyla oluşturulan örgütün üyesi olduklarını oy birliğiyle kabul edildiğini açıkladı. Daire, Yasin Hayal´e verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı. Hayal´in silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan verilen beraat kararını ise suç işlemek amacıyla oluşturulan örgütü kurma ve yönetme suçundan ceza verilmesi istemiyle bozdu.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Hrant Dink cinayeti 2007 Ocak ayında işlendi. Cinayetin ardından 20 sanık yargılandı. Yaklaşık 5 yıl süren davada 20 sanıktan bazıları çeşitli oranlarda cezalara çarptırılırken, bazıları da beraat etti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi´nin, 17 Ocak 2012´de sonuçlandırdığı davada cinayetin ardında bir örgüt olmadığı tespiti yapıldı. Sanıklara örgüt suçundan ceza verilmedi. Dink davası daha sonra Yargıtay´da temyiz incelemesine alındı. Yargıtay Başsavcılığı, hazırladığı tebliğnamesinde cinayetin örgütlü bir yapı tarafından işlendiğini belirtti. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi de bu yönde karar vermiş oldu. Bu kararla, Dink davası cinayetin ardındaki örgütün ortaya çıkarılması için İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yeniden görülecek.

DELİLLER: DİNK´İ ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ ÖLDÜRDÜ

Yargıtay´ın kararının aksine Dink´in herhangi bir suç örgütü tarafından değil Ergenekon Terör Örgütü tarafından öldürüldüğünü gösteren çok sayıda somut delil bulunuyor. 2007 yılında başlayan Ergenekon soruşturması sürecinde çok çarpıcı bilgiler ortaya çıktı. Özellikle Ergenekon bağlantılı Poyrazköy davasına konu olan Kafes Eylem Planı, cinayetin Ergenekon´un işi olduğunu, Dink´in diğer bazı gayrı müslim vatandaşlarla beraber AK Parti hükümetini Batı´ya karşı zor durumda bırakmak için planlı olarak öldürüldüğünü gösteriyordu.

İstanbul 14. Ağır Ceza´da karara bağlanan Dink davasında duruşma savcısı Hikmet Usta, cinayetin Ergenekon´un bağımsız bir hücresi tarafından işletildiğini kaydetti.

Ergenekon davasında yargılanan 6 sanığın Dink davası sanıklarıyla telefon irtibatları tespit edildi. Bu kişilerin Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Kemal Kerinçsiz, Levent Temiz, Mustafa Levent Göktaş ve Erbay Çolakoğlu olduğu Dink davasına gönderilen iletişimi tespit tutanaklarıyla belgelendi.

Hrant Dink davasında azmettiricilik suçlamasıyla yargılanan ve beraat eden sanık Erhan Tuncel dahi, cinayetin arkasında Ergenekon terör örgütünün olduğunu iddia etti. Ayrıntılar verdi. Tuncel´in Emniyet´in istihbarat elemanı olduğu duruşmalarda ortaya çıktı.

Dink soruşturması halen devam ediyor. Savcı Muammer Akkaş´ın, ele geçen yeni deliller ışığında cinayetin ardında Ergenekon örgütünün varlığına kanaat getirdiği belirtiliyor. Akkaş´ın Zirve Yayınevi dosyasını istediği; Rahip Santoro, Dink ve Zirve cinayetlerinin aynı odak eliyle işlendiği yönünde bulgulara ve bir örgüt şemasına ulaştığı kaydediliyor. Devam eden Dink soruşturması giderek derinleşiyor. Savcı Muammer Akkaş, geçtiğimiz haftalarda cinayet ile ilgili aralarında polis ve jandarma görevlilerinin de bulunduğu 10 kişinin ´bilgi sahibi´ sıfatıyla ifadesini aldı. Dava sanığı bazı isimlerin de önümüzdeki günlerde ifadesi alınacak.

Ergenekon soruşturması dışında da Dink cinayetinin bir terör örgütünün işi olduğuna dair deliller ortaya çıktı. Özellikle gayrımüslim vatandaşların katledildiği 2007 yılındaki Malatya Zirve Katliamı davasındaki yeni deliller önemli. Bu dava kapsamında hazırlanan ek iddianame, katliamın Ergenekon Terör Örgütü´nün işi olduğunu, Rahip Santoro ve Hrant Dink´in de aynı örgüt tarafından öldürüldüğünü ortaya koydu.

Zirve davasının tanıklarından ve JİTEM haber elemanı Erhan Özen, Malatya´da misyonerlere yönelik katliamla, Hrant Dink cinayetlerinin Ergenekon yapılanması tarafından ´Kafes Eylem Planı´ kapsamında işlendiğini açıkladı, ayrıntılar verdi. Dink davasında ifade de veren Özen, JİTEM´e çalıştığını, İstanbul´da merkez komutanlığından hizmetleri karşılığında para aldığını söyledi. Agos gazetesinin önünde fotoğraflama çalışması yaptıklarını, Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un Hrant Dink´i gayrimüslim mezarlığında tehdit ettiğini, Dink´i olay yerine kendilerinin götürdüğünü, İnci kod adlı bir kadının Dink´i izlemek için Agos yakınlarında bir işe yerleştirildiğini anlattı.

MİT´ten TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderilen 6 adet ihbar mektubunda Dink cinayeti de dahil olmak üzere çok sayıda cinayet ve terör eyleminin en üst yapı olan Özel Harp Dairesi (ÖHD) tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyordu.

DELİLLER DELİLLERİ GETİRİYOR, DAVALAR ÜSTE DOĞRU İLERLİYOR

Bunlar yeniden görülecek olan Dink davasını ve devam eden soruşturmayı etkileyecek belge ve bilgilerden sadece bir kısmı. Dink davası önümüzdeki günlerde yeniden görülmeye başlayacak. Bu kez cinayetin ardındaki örgütün izi sürülecek. Benzer bir gelişme, Malatya Zirve Katliamı davası ile Atabeyler davasında da yaşanmıştı. O davalarda da örgütün varlığı tartışma konusu olmuştu. Ancak Ergenekon kapsamında ele geçen yeni deliller ışığında yeni soruşturmalar başlatıldı. Özellikle Malatya davası şaşırtıcı şekilde ivme kazandı. Ergenekon´un 1993 yılında TSK içinde örgütlendiği bu davada ortaya çıkan belgelerle ispatlandı.

Çeşitli illerdeki dava ve soruşturmalarda ortaya çıkan yeni belgeler birbirilerini zincirleme şekilde etkiliyor. Örneğin Ergenekon davası Malatya ve Dink davalarını etkiledi. Ergenekon ve Malatya davalarında ortaya çıkan yeni deliller, Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a suikast davasının açılmasına da neden oldu.

Dikkat edilirse, Dink, Malatya ve Özal davalarında yargının dikkati giderek Özel Harp Dairesi´ne yoğunlaşıyor. Önümüzdeki yakın süreçte Özel Harp kozmik iddianamesinin açıklanması bekleniyor. Oradan çıkacak belgelerin bu davaları büyük oranda etkileyeceği dile getiriliyor.

Yargı süreçlerinin doğru şekilde ilerlediği görülüyor. Cinayet, terör ve kaos eylemlerinin herhangi bir suç örgütü ya da örgütleri tarafından değil onların daha üstünde yer alan bir merkez tarafından düzenlendiği somut delilleriyle ortaya çıkıyor.

Dink davası önümüzdeki günlerde yeniden görülmeye başlayacak. Bu kez cinayetin ardındaki örgütün izi sürülecek. Ancak, cinayetin ardında Yargıtay´ın kararında belirtildiği gibi herhangi bir suç örgütü değil bir terör örgütü söz konusu. Hatta o örgütün de üstünde yer alan, Beyaz-Siyah kuvvetleriyle ve emir komuta zinciriyle çalışan vatansever bir resmi daire söz konusu. Tüm bulgular bunu gösteriyor.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(15 Mayıs 2013, 10:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

HRANT DİNK CİNAYETİ VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Flaş!!! Başsavcı: Dink´te örgüt var

Flaş!!! Dink´in katiline 22 yıl

Flaş!!! Dink davası sonuçlandı

Tanık: Dink´i Özel Harp öldürdü

Özel Harp de Dink şemasında

MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha

Arınç suikast belgesi MİT´den

Dink cinayetinde 18 karanlık nokta

Dink için Yargıtaya 18 delil sunuldu

Dink Hakimi: Örgüt yok diyemem

Savcı Dink´te temyize gidiyor

Sanık Tuncel de Ergenekon dedi

Savcı: Dink cinayeti Ergenekon işi

Dink dosyasındaki Ergenekon delilleri

Dink´te suç: Anayasa ihlali

Dink cinayetinde 30 kişiye soruşturma

Gül, Dink için DDK´yı görevlendirdi

Flaş!!! Ergenekon ve Dink sanıklarının irtibatı tespit edildi

Balyoz Darbe Planı´nın hedeflerinden biri de Dink çıktı

Santoro, Dink ve Zirve aynı örgütün işi

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Avcı ve Şener´in Dink yalanları

Zirve: Şerefsizlere vur dedik, öldürdüler

Katili yakalamayı sevenler ile katille resim çektirmeyi sevenler

Samast, Dink´e öpülerek uğurlanmış

Samast´ın yakınındaki o er kim?

Dink sanıklarıyla irtibatlı jandarmalar

AİHM: Ergenekon, terör örgütü

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5299    yazdır/print


 

Reyhanlı saldırısı kimin işi?

Hatay´ın Reyhanlı ilçesinde dün meydana gelen bombalı saldırılarda 46 kişi hayatını kaybetti. Açıklama yapan devlet bakanları örgütün ve saldırganların kimliğinin tespit edildiğini, Türkiye´li olan saldırganlardan 9´unun gözaltına alındığını açıkladı. Açıklamada sadece ´El Muhaberat bağlantılı örgüt´ bilgisi yer alırken, örgütün ve gözaltına alınanların isimleri verilmedi. Bu açıklamalara dayanarak saldırının Suriye istihbarat servisi El-Muhaberat´ın ve onunla bağlantılı olduğu uzun zamandır bilinen Türk terör örgütleri THKP-C ve DHKP-C´nin işi olduğu söylenebilir. Bu olasılık başka bulgularla da güçleniyor.

12.05.2013 14:51 Türkiye, dün Hatay´ın Reyhanlı ilçesinde 10 dakika arayla yaşanan patlamalarla sarsıldı. Bomba yüklü iki aracın patlatılması sonucu 46 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. İlk olarak saat 13.55 sularında, Yeni Mahalle Atatürk Caddesi´nde bulunan Reyhanlı Belediye binası yanında park edilmiş bomba yüklü araçta patlama meydana geldi. Yaklaşık 10 dakika sonra da buraya 500 metre uzaklıktaki PTT binasının yakınında ikinci patlama meydana geldi. Bu patlama ile birlikte çarşı merkezinde büyük bir panik yaşandı. Polis, anonslar yaparak halktan sakin olmalarını istedi.

AMAÇ ÇOK SAYIDA İNSANI ÖLDÜRMEK

Saldırılarda ilk belirlemelere göre araçların bagaj kısmına yerleştirilmiş telefon düzenekli ve zaman ayarlı yaklaşık 100 kilo TNT patlayıcısı kullanıldı. Bombaların kalabalığın yoğun olduğu noktalarda ve peşpeşe meydana gelmesi saldırganların amacının mümkün olduğu kadar çok sayıda insanı öldürmek ve toplum içinde büyük bir infial meydana getirmek olduğunu gösteriyor. Dünkü saldırılar aynı zamanda Türkiye tarihinin de en kanlı terör saldırıları oldu.

MÜLTECİLERE LİNÇ GİRİŞİMİ

Patlamaların ardından Atatürk Caddesi´nde toplanan bir grup genç, yoldan geçen Suriyelilere saldırdı. Olay yerine gelen polisler havaya ateş açarak kalabalığı dağıtmaya çalıştı. Suriyelilerin barındığı Hatay´ın değişik bölgelerindeki kamplar çevresinde de geniş güvenlik önlemleri alındı. Polis ekiplerinin izinleri kaldırılırken, bölgeye çevre illerden güvenlik ekipleri sevk edildi.

3 AY ÖNCEKİ BENZER SALDIRI

Reyhanlı´ya bağlı Cilvegözü Sınır Kapısı´nda 11 Şubat´ta patlayıcı yüklü araçla gerçekleştirilen saldırıda ise 4´ü Türk, 14 kişi yaşamını yitirirken, 26 kişi de yaralanmıştı.

BAKANLAR: SURİYE İSTİHBARATI VE BAĞLANTILI TÜRK ÖRGÜTÜN İŞİ

Dünkü saldırılarla ilgili en çarpıcı ve geniş açıklama Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay´dan geldi. Atalay, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile birlikte Hatay Valiliği´ne gelerek saldırıyla ilgili bilgilendirme toplantısı düzenledi. Olayın faillerinin tespitiyle ilgili çalışmaların büyük oranda tamamlandığını söyleyen Atalay şunları söyledi:

“Saldırıyı düzenleyen örgüt ve mensuplarının Suriye´deki rejim yanlısı El Muhaberat örgütüyle bağlantılı oldukları belirlenmiştir. Kişiler de büyük oranda bellidir. Plaka tespitleri yapılmıştır. Menfur hadisenin Suriye muhalefeti ve Suriyeli sığınmacılarla ilgisinin olmadığı kesindir. Bu olayın sınırdan mı geldiği, buradan mı olduğu tabi konuşuldu. Bizim şimdiki tespitlerimiz Türkiye içinden. Akşam açıklamıştım ilk verileri. Suriye istihbaratıyla irtibatlı bir terör örgütünün bu konuyla ilgisi tespit edilmiş ve kişiler de belli oranda tespit edilmiştir diye. Şu ana kadar da bu kişilerden 9´u gözaltına alınmış durumda. Kendi ifadeleriyle, itiraflarıyla da bunlar büyük oranda belirlenmiş oldu. Hepsi bizim vatandaşımız. Hepsi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Olayla ilgili, olayın failleriyle ilgili, örgütle ilgili, gözaltındakilerin itiraflarıyla ilgili en derin sonuçlara ulaşılmış durumda. Gözaltına alınamayan halen birkaç kişi var. Yani şu an 9 kişi gözaltında. Onun için de daha ileri isimlendirme çerçevesinde bir açıklama yapmıyoruz ama çok da uzun süreceğini zannetmiyoruz.”

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay´ın açıklamalarında saldırganlarla ilgili öne çıkan ayrıntılar şunlar:

-Suriye istihbarat servisi El Muhaberat örgütü

-Muhaberat´la bağlantılı bir Türk terör örgütü

-Saldırganlar Türk vatandaşı, 9 kişi gözaltında, itirafta bulundular

Bu ayrıntılar ışığında, saldırının ardında Suriye istihbarat servisi El-Muhaberat ve onunla bağlantılı olduğu uzun zamandır bilinen Türk terör örgütü THKP-C´nin olduğu anlaşılıyor. Bu örgütün ikiz kardeşi olan DHKP-C´nin de işin içinde olduğu belirtiliyor. İkisi hemen hemen aynı olan örgütlerin farkı, Acilciler denilen THKP-C´nin Türkiye doğumlu, ama Suriye patentli olması. DHKP-C´nin de Suriye bağlantıları güçlü. Suriye´nin Lazkiye kentine bağlı Ras el Basit´te bulunan bir kampta iki örgüt birlikte eğitim görüyor. 400 kadar örgüt mensubuna El Muhaberat´ın eğitim verdiği kamp, Esed ordusu tarafından korunmakta. THKP-C ve DHKP-C üyeleri isyancılara karşı Eset askerlerinin yanında savaşıyor.

Saldırıların ardında bu örgütlerin varlığı başka bulgularla da güçleniyor. Sitemizde daha önce bir kaç kez haber yaptığımız gibi ´Acilciler örgütü´ olarak da adlandırılan THKP-C örgütü, Suriye gizli servisi Muhaberat ile işbirliği içerisinde özellikle Hatay´da Türk halkını Suriye´li mültecilere karşı kışkırtmaya çalışmakta. 2012 Şubat ayından beri yürütülen bu çalışmalara CHP ve alevi gruplar da destek veriyor.

HATAY´DA UTANÇ YÜRÜYÜŞÜ

1 Eylül 2012 tarihinde Hatay´da, kendilerini ´Suriye Emperyalist Müdahaleye Hayır Platformu´ üyeleri olarak tanıtan kişilerin öncülüğünde bir araya gelen yaklaşık 1000 kişi yürüyüş yapmıştı. Valilik önünde toplanan ve aralarında Emek Partisi, Eğitim-Sen, DİSK, KESK, ÖDP ve TMMOB üyelerinin de bulunduğu gruptakiler izinsiz yürüyüş yapmışlar, Arapça, ´Kanımız canımız Esed´e feda´, ´Suriye halkı yalnız değildir´ sloganları atmışlar, ´Faşizme karşı omuz omuza´, ´Suriye´de savaşı istemiyoruz´ yazılı dövizler taşımışlardı.

2012 Ağustos ayında Hatay´da bir başka gösteri düzenlenmişti. Şarkıcısı, türkücüsü, yazarı, şairi, sendikacısı, partilisiyle bütün sol ve alevi grupların toplandığı Hatay Antakya´da, bolca sol-sosyalist ajitasyon ve Alevilik propagandası yapılmış, Suriyeli muhaliflere tepki gösterilmişti. Bir taraftan ´halkların kardeşliği´ sloganları atan şaşkın topluluk, diğer taraftan da katliamdan kaçan çaresiz insanlara ´Evlerinizi kiralamayın!´ şeklinde insanlık dışı ve utanç verici çağrılarda bulunmuştu.

SALDIRILARIN ARDINDAKİ ÖRGÜT VE İSİM

THKP-C örgütünün liderliğini haberin başında fotoğrafı görünen Mihraç Ural yürütüyor. Ural, halen Suriye´de Eset güçleri safında isyancılara karşı savaşıyor. Geçtiğimiz günlerde dünya basınında gündem olan Suriye´nin Banyan kasabasında yerel halka yönelik korkunç katliamın bu örgütün işi olduğu açığa çıktı. Bunu kanıtlayan Ural´ın video kayıtları basına yansıdı.

CİLVEGÖZÜ SALDIRISI

Dünkü saldırıların Suriye bağlantısı olasılığı benzer bir başka olayla da güçleniyor. Hatırlanacağı gibi dünkü saldırıların bir benzeri 3 ay önce yine Hatay´da yaşanmıştı. Cilvegözü sınırkapısında bomba yüklü bir aracın patlatılmasıyla 14 kişi yaşamını yitirmişti. Saldırganların yakalandığı olay halen yargı aşamasında bulunuyor. O olayla ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı Muammer Güler, “Suriye istihbaratı ile bağlantısı var mı?” sorusu üzerine net ifadeler kullanmıştı: “Evet. Suriye istihbaratıyla, ordu yetkilileriyle irtibatlı olduklarını tespit ettik.”

SALDIRILARIN AMACI

Suriye rejiminin Türkiye´ye sığınan kendi vatandaşları arasında gönderdiği ajanları ile ortalığı germek için uzun süredir uğraştığı bilinen bir şey. Bir değil bir çok olaydan bahsedilebilir. Bu olaylardan hareketle Esed´in sınır kapılarını tamamen kapattırmayı hedeflediği anlaşılıyor. İlk olarak Cilvegözü Sınır Kapısı´ndaki patlama, daha sonra Ceylanpınar Sınır Kapısı ve oradaki çadırkentlerde yaşanan kargaşa, son olarak Reyhanlı´da geçtiğimiz hafta gerçekleşmeye başlayan provokatif eylemler.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Reyhanlı´da bir olay yaşandı. Suriyeli mültecilerin Türk bayrağı yaktığına dair bir söylenti çıkarıldı. Bu söylenti üzerine ilçede ciddi bir gerginlik meydana geldi. Ellerine Türk bayrağı alarak sokağa çıkan bir grup, slogan atarak Suriyeli sığınmacıları kovalamaya başladı. Emniyet´in erken müdahalesi ile herhangi bir olumsuzluk yaşanmadan olay bastırıldı.

Bu olayın ardından dünkü saldırıların gelmesi aslında hiç de şaşırtıcı değil. Dün yaşanan iki patlamanın ardından da bazı grupların sokaklarda gördükleri Suriyeli sığınmacılara saldırmaya başladığı görüldü. Güvenlik güçleri ancak havaya ateş açarak olayları yatıştırabildi.

Bu gelişmeler, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Esed´in Türkiye´nin sınır kapılarını mültecilere kapattırma planını istikrarlı şekilde sürdürmeye kararlı olduğunu gösteriyor. Türkiye´nin Suriye siyasetini kamuoyunda sorgulatma ve değiştirtme hedefi ise saldırılardaki diğer bir amaç olabilir.

Türkiye´nin Suriye´nin kimyasal silah kullandığını somut verilerle ispat etme gayreti son günlerde gündem olmuştu. Başbakan Erdoğan´ın ABD´ye yapacağı ziyaret ve bu ziyarette kimyasal silah konusunun konuşulacağı da biliniyordu. Suriye rejiminin isyanı bastırmak için halkına karşı kimyasal silah kullanmasının, ABD açısından kırmızı çizginin geçilmesi olduğu ve askeri müdahaleyi meşru kılacağı ABD yetkilileri tarafından açıklanmıştı. İşte Türkiye´nin son günlerde Suriye´ye karşı uluslararası müdahale kararı alınması için kimyasal silah kullanıldığının ispatına gayret etmesi bu saldırıların bir diğer nedeni olabilir.

Suriye bağlantıları tespit edilse bile bombalı saldırıların Türk halkı üzerinde hükümet karşıtı bir etki yapmayacağı söylenemez. Bu noktada kitle psikolojisi işe karışmakta. Esed´in kaybedeceği bir şey kalmadı. Aksine bu tür terör saldırıları ona kazanç sağlayabilir. Türkiye tarihinde daha önce görülmemiş büyüklükteki terör saldırılarında çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesi, saldırıların ardında Suriye parmağının tespit edilmesini nispeten önemsizleştirebilir.

MEZHEPSEL DAYANIŞMA

CHP ve alevi sol gruplar, Suriye rejimine, açık katliamlarına rağmen açık destek vermekte. Mezhepsel dayanışma ön plana çıkmış görünüyor. Bu gruplar şaşılacak ölçüde Türkiye´nin politikasını eleştiriyor, hiç bir haklılık payı vermiyor. Suriye rejimine ise toz kondurmayan bu gruplar, aksine Suriye´yi emperyalizme karşı savaştığı için övmekte. Yine bu alevi-sol gruplar, hep eleştire geldikleri İran rejimi ile Lübnan Hizbullah örgütünü de Suriye´ye destek verdikleri için övmekte.

HATAY ÜÇ YÖNETİM MERKEZİNDEN BİRİ

Son söz olarak Hatay´ın, kitlesel kışkırtmalara en müsait bölgelerden biri olarak bilindiğini aktaralım. 2010 yılında 4 polis memurunun şehit edildiği saldırı sonrası milliyetçi kesimlerin Kürt mahallelerine yönelik saldırıları hatırlara geliyor. Arşiv kayıtlarımızı taradığımızda Hatay bölgesinin Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) en etkili olduğu bölgelerden biri olduğu görülüyor. Trabzon, Malatya ve Hatay, Özel Harp çalışmalarının yönetildiği üç merkez olarak biliniyor. Bu konuda MİT´e gelen bazı ihbar mektupları bu yılın başında TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na da ulaştırılmıştı. Halen görülmekte olan Malatya Zirve katliamı davasına bakan mahkemenin talebi üzerine İstanbul´daki Ergenekon davasına bakan mahkemeden gönderilen bir belge ise çok ilginç. Belgede, DHKP-C´nin Özel Harp Dairesi (ÖHD) mensuplarıyla o bölgede ortak eylemler yürüttüğü, Özel Harp´in Alevi grupları kendi yapılarına kazandırma çalışması yaptığı belirtiliyor. Reyhanlı´daki olayları anlayabilmek için belki bu ayrıntının da dikkate alınması gerekebilir.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

PLAKA HARİÇ DİĞER BİLGİLER ÖNCEDEN İHBAR EDİLMİŞ

16.05.2013 10:19 Hatay´ın Reyhanlı ilçesinde cumartesi günü gerçekleşen ve 51 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırıyla ilgili önemli bir belge ortaya çıktı. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi´nin hazırladığı istihbarat belgesinde, bombalı saldırı hazırlığına dair önemli ayrıntılar yer alıyor. 8 Mayıs Çarşamba günü İstihbarat Daire Başkanlığı´na gelen ihbar, Hatay Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve MİT Bölge Başkanlığı ile paylaşılıyor. Ardından da elde edilen bilgiler 9 Mayıs´ta, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri, İçişleri ile Adalet Bakanlığı, MİT ve Jandarma Genel Komutanlığı dahil 13 birime gönderiliyor.

Terör örgütü THKP/C Acilciler grubu mensubu bir kişinin ihbarı doğrultusunda hazırlanan 9 Mayıs 2013 tarihli gizli belgede, saldırıda kullanılacak bombaların T.D. isimli şahıs tarafından Yayladağ Sınır Kapısı´na kadar getirileceği, bu kişiden de bombaları Hatay merkez nüfusuna kayıtlı N.E.´nin teslim alacağı kaydediliyor. Daha sonra ise M.G. isimli bir kaportacı tarafından yerleştirilen bombaların Ankara´nın en işlek alışveriş merkezinde (AVM) patlatılacağı aktarılıyor. Saldırının da AVM´nin en yoğun olduğu cuma günü yapılacağının altı çiziliyor. Edinilen bilgilere göre zanlılar bomba yükledikleri araçlarla 4 Mayıs Cumartesi günü gece yarısı Ankara´ya giriş yaparak pazar günü öğle vaktine kadar Başkent´te dolaştı. Ancak Ankara Emniyeti´nin üst düzey güvenlik tedbirleri karşısında, Ankara´dan Hatay´a dönüş yapmak zorunda kaldı.

Saldırının ardından güvenlik birimleri zanlılarla ilgili olarak detaylı bir çalışma ortaya koydu. Bölgede bulunan bazı güvenlik kameralarını mercek altına alan terör ve istihbarat ekipleri, zanlıların kimliklerine kısa sürede ulaştı. Yapılan ilk tespitlerde bombalı saldırıyı gerçekleştiren 3 Suriyeli teröriste, Hatay merkez nüfusuna kayıtlı N.E., Y.N. T.D. ve M.G. isimli şahısların yardım ve yataklık yaptıkları kesinlik kazandı. Bu kapsamda da Suriye´den bombaların bir hafta önce uyuşturucu ticareti yapan T.D. tarafından Yayladağ Sınır Kapısı´ndan 25-30´ar kiloluk kolilerle getirildiği, daha sonra ise bombaların N.E.´ye teslim edildiği belirlendi. N.E.´nin teslim aldığı bombaları Harbiye´de kaportacılık işleri yapan M.G.´ye verdiği belirtildi. Daha sonra ise M.G., elindeki bombaları transit iki minibüsün gizli bölmelerine yerleştirerek patlamaya hazır hale getirdi.

İhbarda sadece plakalar yoktu

Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı´nın teröristlerin bombalı saldırı hazırlığına ilişkin çalışması 9 Mayıs 2013´te gelen bir ihbarla başladı. İhbar eden şahıs, araçların plakaları haricinde zanlıların hazırlığı ile ilgili olarak Emniyet´e önemli bilgiler verdi. Şahsının da bu grup içerisinde olduğunu ancak bu eylemde zanlıların kendisini dışarıda tuttuklarını kaydeden ihbarcı şunları aktardı: “Bir hafta önce 25-30 kilo paketler içerisinde toplam (1000) kg kadar C-3 bomba malzemesi Samandağı´ndan denizyoluyla Hatay Harbiye beldesine getirildi. Bu bombalar perşembe gecesi belirtilen araçlara yüklenerek N.E. ve Y.N. önderliğinde Ankara iline hareket edecek. Nasır, öncü olarak giderken bombalı araçlar da yol güzergâhındaki tehlike durumuna göre peşinden gidecek. Minibüsler için iki şoför ayarlandı. Ancak bu kişilerin adları öğrenilemedi.”

İhbarda ayrıca zanlıların Ankara´daki hedefleri ile ilgili de önemli ayrıntılar yer aldı. Daha önce Kocatepe Camii olarak belirlenen hedefin bir alışveriş merkezi olarak değiştirilebileceği ve bombaların cuma günü (10 Mayıs) Ankara´da patlatılacağının kaydedildiği ihbarda şu ayrıntılar dile getirildi: “Bu işler için daha önce Y.N., 4-5 milyon Suriye lirası aldı. Lazkiye´den yüklenen bombaları bizzat gördüm. Bu konu çok ciddi. Lazkiye´de Acilciler lideri Mihraç Ural ve yanında kalan Hacı kod adlı biri tarafından planlandı. Beni çok fazla işin içine sokmuyorlar. Beni sadece geçiş işlerinde kullanıyorlar. N.E. isimli şahsın kaçta geçeceği kesinleşince arayıp bildireceğim.” (Bayram Kaya / Zaman)

EMNİYET: SALDIRI EL KAİDE´NİN DEĞİL THKP/C ACİLCİLER - MİHRAÇ URAL´IN İŞİ

03.10.2013 10:45 EGM, bazı basın-yayın organlarında yer alan ´Reyhanlı saldırısının El-Kaide bağlantılı Irak-Şam İslam Devleti Örgütü tarafından gerçekleştirildi´ yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM)´den yapılan yazılı açıklamada, söz konusu haberin, Suriye rejimi yanlısı İngilizce ve Arapça yayın yapan ´breakingnews.sy´ isimli internet sitesine dayandırıldığı belirtildi. Sitede yer alan bildirinin Irak-Şam İslam Devleti Örgütüne ait olup olmadığına ilişkin bilgilerin bulunmadığı kaydedilen açıklamada, El Kaide terör örgütüne ait internet sitelerinde bildirinin Irak-Şam İslam Devleti Örgütüne ait olmadığı ve eylemin örgüt tarafından üstlenilmediği, yapılan haberlerin yalan ve maksatlı olduğuna yönelik ifadelere yer verildiğinin belirlendiği aktarıldı. Açıklamada, ülkemizi tehdit eden El Kaide terör örgütüne karşı güvenlik birimlerimizce yürütülen mücadele ve örgütün geçmişteki eylemleriyle ilgili operasyonların gerçekleştirildiğinin kamuoyu tarafından bilindiği ifade edildi.

´REYHANLI SALDIRISINI GERÇEKLEŞTİRENLER NET BİR ŞEKİLDE TESPİT EDİLMİŞTİR´

Hatay´ın Reyhanlı ilçesinde 11.05.2013 tarihinde gerçekleştirilen hain saldırı sonrası eylemle irtibatı olduğu belirlenen şahıslara yönelik 12 Mayıs-22 Ağustos 2013 tarihlerinde operasyon düzenlendiği ifade edilen açıklamada, yakalanan 35 şahıstan 20´sinin tutuklandığı, 2´sinin hakkında ise adli kontrol kararı verildiği belirtildi. Açıklama şöyle devam etti: Patlamayı gerçekleştiren şahıslar ile araçları temin eden, patlayıcıları Suriye´den getiren, araçlardaki donanımları değiştiren, patlama öncesi keşif yapan, araçları olay yerine getirerek patlatan ve bu kişilere yardım ve yataklık yapan şahısların tümü bilgi, belge ve kamera görüntüleriyle tespit edilmişlerdir. Yakalanan şahısların Cumhuriyet Savcılığındaki sorgularında alınan ifadeleri ve yapılan tahkikat sonucu, faillerin mevcut Suriye rejiminin istihbarat servisinde görevli subaylarla ve yine aynı servisle irtibatlı THKP/C Acilciler terör örgütü lideri olarak kırmızı bültenle aranan Mihraç URAL ile bağlantılı olarak lojistik ve finansal destek sağladıkları ve saldırıyı gerçekleştirdikleri açık ve net bir şekilde tespit edilmiştir. Soruşturma halen Adli Makamlarca sürdürülmektedir. Reyhanlı saldırısının failleri somut delillerle belirlenmişken bu tür asılsız haber ve bu haberlere dayandırılarak yapılan yorumların olayı çarpıtma amacına yönelik olduğu değerlendirilmektedir.´

REYHANLI İDDİANAMESİ KABUL EDİLDİ

06.11.2013 21:09 Reyhanlı´da 52 kişinin öldüğü bombalı saldırıyla ilgili hazırlanan iddianame kabul edildi. 19 sanık hakkında 53´er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 130 kez 22´şer yıl hapis cezası isteniyor. Hatay´ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013´te gerçekleşen saldırıyla ilgili iddianamenin kabul edilmesiyle, dava süreci başladı. Mahkeme heyeti ilk duruşma tarihini 13 Şubat 2014 olarak belirledi. İddianamede 2´si Suriyeli 33 sanıktan 19´u hakkında devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmaya teşebbüs ve 52 kişinin ölümüne sebep olmaktan, 53´er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 130 kişiyi öldürmeye tam teşebbüsten 130 kez 22´şer yıl hapis cezası isteniyor. 115 sayfalık iddianamede, sanıklardan 14´ü için ise terör örgütü üyesi olmak, örgüte yardım ve yataklık etmek suçlarından 15´er yıl hapis cezası talep ediliyor. Eylemi suriye istihbaratı ile planladığı tespitine yer verilen iddianamede, terör örgütü THKP-C Acilciler grubunun elebaşı Mihraç Ural´ın da saldırılarda bizzat yer aldığı bilgisine yer verilmişti. Ural ve firari 5 sanığın Suriye´de olduğu tahmin ediliyor.

SANIK NAZİK´İN ESED İLE GÖRÜŞMESİ İDDİANAMEDE

07.11.2013 10:10 Hatay´ın Reyhanlı ilçesinde 52 kişinin öldüğü, 155 kişinin yaralandığı iki ayrı bombalı saldırıya ilişkin hazırlanan iddianame, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. İlk duruşma 13 Şubat 2014´te yapılacak. İddianamede, 11 Mayıs 2013´te meydana gelen patlamanın planlayıcılarından THKP-C Acilciler terör örgütü yöneticisi Mihraç Ural´ın Suriye güvenlik ve istihbarat birimleriyle birlikte hareket ettiği belirtiliyor. Bu isim aracılığıyla, şüpheli Yusuf Nazik´in Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile 1 saat 45 dakika görüştüğü ifade ediliyor.

TMK 10´uncu maddesiyle yetkili cumhuriyet savcısı, ´mala zarar verme, kamu malına zarar verme, kasten yaralama, tasarlayarak ve patlayıcı madde kullanarak öldürme, tasarlayarak ve patlayıcı madde kullanarak öldürmeye teşebbüs, patlayıcı madde bulundurma, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, silahlı terör örgütüne üye olma, suçluyu kayırma´ iddiasıyla 2´si Suriye uyruklu, toplam 33 sanıktan 17´si hakkında 53´er kez ağırlaştırılmış müebbet istedi. 16 sanık için 15´er yıl hapis cezası talep etti. 11 Mayıs´ta meydana gelen patlamadan 3 gün önce saat 16.00 sularında Hatay Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´ne telefonla saldırı ihbarı yapıldığı belirtilen 110 sayfalık iddianamede, telefon görüşmesinde Suriye istihbaratı ile bağlantılı olan Acilciler terör örgütünün Türkiye´de bombalama eylemi hazırlığı içerisinde olduğu bilgisinin verildiği kaydedildi. İhbarın cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi üzerine soruşturma başlatıldığı ancak tüm önlemlere rağmen olayın meydana geldiği hatırlatıldı. (Zaman)

ASIL HEDEF ANKARA´YDI

Saldırıdan iki gün önce Hatay Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünü telefonla arayarak Acilciler terör örgütü ve örgütün lideri Mihraç Ural hakkında bilgi vermek isteyen Xin ifadesine de yer verilen iddianamede, iki adet minibüsle gerçekleştirilen saldırıların hedefinin Ankara olduğu tespitinde bulunuldu. Tüm çalışmalara ve önlemlere rağmen 11 Mayıs 2013 günü Hatay Reyhanlı ilçesi Yeni Mahalle Belediye Hizmet binası yanında saat 13.21´de Reyhanlı İlçesi Yeni Mahalle Atatürk Caddesi PTT önünde saat 13.25´te bomba yüklü araç kullanıldığı değerlendirilen 2 ayrı patlama olayı meydana gelmiştir ifadeleri kullanılan iddianamede, saldırıdan iki gün önce gelen ihbarın kolluk görevlilerince savcılığa iletildiği, hemen harekete geçen savcılığın teknik takip çalışmalarına başladığı bilgisine de yer verildi. THKP-C Acilciler terör örgütünün kuruluş aşamasının ve eylemlerinin de yer aldığı iddianamede, mobese kayıtlarının incelenmesinde patlayıcı yüklü beyaz ve gri renkli iki minibüsün eylemde kullanıldığının tespitine de işaret edildi.

ESED´LE GÖRÜŞME İDDİANAMEDE ŞÖYLE YER ALDI

İddianamede “şüpheli şahısların saldırıdaki rolleri” şöyle anlatıldı: “Patlama olayının, THKP/C-Acilciler terör örgütü lideri Mihrac URAL tarafından organize edildiği, Suriye´de bulunan Mihraç URAL´ın, Suriye ülkesinde meydana gelen iç savaş sonrasında, Suriye rejiminin desteğiyle Mukaveme Suriyyi adında silahlı/askeri birlik kurduğu ve Suriye yönetimine bağlı güçlerle birlikte muhaliflere karşı savaştığı, Suriye istihbarat örgütü yetkilileri ile irtibatlı olduğu ve onların talimatlarını yerine ğetirdiği, Suriye güvenlik güçlerinin bilgisi dahilinde güvenlikçi üniforması giyerek silahlı mensuplarıyla faaliyet yürüttüğü, liderliğini yaptığı örgütün Suriye rejiminin kontrolündeki bölgelerde örgüt kamplarının bulunduğu, eylem planlamasının Mihraç URAL ve Suriye istihbaratı elemanı olduğu anlaşılan Ömer El Hatip ve kimliği tespit edilemeyen Suriye istihbaratı mensubu olduğu anlaşılan Hacı kod adlı kişiler tarafından yapıldığı, Suriye sınırında kaçakçılık yapan Yusuf NAZİK ile irtibat kurulduğu, yine Suriye uyruklu Antakya ile Suriye arasında kaçakçılık yapan Ebu Cüneyt lakaplı Mohammad Dip Koralı´nın eylemi gerçekleştirecek kişilerin belirlenmesi ve organizesinde görev aldığı, planlamanın Türkiye ayağını yönetecek Nasır ESKİOCAK ile irtibat kurulduğu, planlamanın bu kısmının 2012 yılının son aylarında yapıldığı, 2013 yılının Ocak ayı başından itibaren şüpheliler Yusuf NAZİK ve akrabası olan Yusuf BÜYÜKKASIM´ın yaklaşık 1 ay süreyle Suriye´de bulundukları, burada eylemle ilgili talimatlandırıldıkları, aynı dönemde Nasır ESKİOCAK´ın da Yusuf NAZİK´le birlikte eylemi planlayanlarla eyleme ilişkin görüşmelerde bulunduğu, şüpheli Nasır ESKİOCAK tarafından şüpheli Mehmet GENÇ´in eylemin organizesine dahil edildiği, ismi geçen bu şüphelilerin Mihraç URAL, Hacı lakaplı Suriye istihbarat görevlisi, Suriye istihbaratının Lazkiye´deki en üst yöneticisi olan Hilal ESED, Semih ESED isimli yetkililerle görüştükleri, eylem planlaması için hazırlandıkları, şüpheli Yusuf NAZİK´in eylem planlaması hazırlığında şüpheli Mihraç URAL aracılığıyla Suriye devlet başkanı Beşşar ESED´le de görüştürüldüğü, eylemi gerçekleştiren şüphelilerin Suriye istihbarat örgütü ve bu örgütle paralel silahlı faaliyet yürüten THKP-C Acilciler terör örgütünün talimatıyla ve bu örgütlerden aldıkları emirle eylem hazırlığına başladıkları...

MİHRAC URAL´LA DOĞRUDAN İRTİBAT

Nasır ESKİOCAK´ın Mihrac URAL ile doğrudan irtibatlı olan Yusuf NAZİK ve Suriye İstihbarat görevlisinden eylemin organizesi için aldığı paranın bir kısmını Mehmet GENÇ ve Yusuf BÜYÜKKASIM isimli şüphelilere vererek eylemde kullanılması planlanan 100´lük tabir edilen 2 adet Ford Transit marka araç satın alınması yönünde talimat verdiği, Mehmet GENÇ ve Yusuf BÜYÜKKASIM isimli şüphelilerin ise bu talmatlara uyarak eylemden 1 ay kadar önce Nasır ESKİOCAK´tan aldıkları para ile satın alınıp Mehmet GENÇ´in adına kayıt ettirildiği...

KEŞİF YAPILMIŞ

Ahmet MANSUROĞLU isimli şüphelinin söz konusu araçların alınması esnasında Mehmet GENÇ ve Yusuf BÜYÜKKASIM ile birlikte hareket ettiği, Nasır ESKİOCAK´ın talimatı doğrultusunda, Ahmet MANSUROĞLU ve Yusuf BÜYÜKKASIM´ın gerçekleştirilmesi düşünülen bombalı saldırı eyleminin keşif çalışmalarını yapmak amacıyla daha önceden satın aldıkları 06 AH 6072 plakalı Ford Transit marka araç ile 04.05.2013 tarihinde Konya ve Ankara ilerine giderek keşif çalışması yaptıkları, Ankara ilinde eylemin gerçekleştirilmesi plananlanan Kocatepe Cami ve yakınında bununan bir AVM´nin fotoğraflandığı, sonradan yapılan tespitte kamera kayıtlarının incelenmesi ve plaka tanıma sistemi (PTS) dökümlerinin incelenmesinde 13/04/2013 günü Yusuf NAZİK ve Nasır ESKİOCAK´ın Nasır´a ait 31 ALV 38 plakalı otomobil ile ayın güzergahta keşif yaptıkları tespit edilmiştir.”

THKP-C/ACİLCİLER İLİŞKİSİ

İddianamede “THKP-C” ile “Acilciler” terör örgütleriyle ilgili bilgiler de yer alıyor. THKP-C terror örgütünün, 30 Mart 1972 tarihinde Tokat-Niksar-Kızıldere Köyünde güvenlik kuvvetleriyle girdikleri silahlı çatışmada THKP/C´nin lider kadrosunun ölümünden sonra doğan boşlukta, İlker AKMAN, Hasan Basri TEMİZALP, Yüksel ERİŞ ve Engin ERKİNER önderliğinde bir araya gelen grup tarafından kurulduğu kaydediliyor. Devamında ise şöyle deniliyor: “Ortadoğu Teknik Üniversitesi´nde THKP/C stratejisini yeniden hayata geçirmek için çalışmalara başlayan THKP/C örgütü içerisinden İlker AKMAN, Hasan Basri TEMİZALP ve Ahmet KUŞ isimli şahısların, Mahir ÇAYAN´ın görüş ve düşüncelerinden hareketle, 1974-75 yıllarında “Türkiye Devriminin Acil Sorunları (TDAS)” adlı 184 sayfalık bir broşür hazırlamışlar ve bu doğrultuda örgütlenmişlerdir. Türkiye Devriminin Acil Sorunları isimli broşürde ileri sürülen tezleri kabul edenlere ve bu doğrultuda örgütlenme faaliyeti içerisinde bulunanlara diğer sol gruplar tarafından ACİLCİLER ismi verilmiştir.”

HATAY´IN SURİYE´YE İLHAKI PEŞİNDELER

Acilciler terror örgütünün liderliğini Suriye´de bulunan Mihraç Ural isimli şahsın yaptığı belirtilen iddianamede “Örgüt Suriye´de Hatay Kurtuluş ismiyle tanınmakta olup, Hatay´ın Suriye´ye ilhakı yönündeki çalışmalar yapması için Suriye gizli servisi (Suriye El-muhaberatı) tarafından desteklenmektedir” deniliyor. (Akit)

(12 Mayıs 2013, 14:51), son güncel.: (07 Kasım 2013, 10:10)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Nuseyriler, Esat ve Hatay

Esed´in Hatay´daki adamı

Baasçıların utanç kardeşliği

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5292    yazdır/print


 

Flaş!!! Özal iddianamesine kabul

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianame, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Dava zaman aşımına 1 gün kala açıldı. Duruşma için henüz gün belirlenmedi.

16.04.2013 17:45 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianame, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Ancak mahkeme, henüz duruşma gününü belirlemedi. Turgut Özal´ın vefat yıldönümü olan 17 Nisan´a 1 gün kala dava açılmış oldu. (AA)

TMK´nın 10. maddesiyle görevli Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin´in hazırladığı 50 sayfalık iddianame, zaman aşımı süresinin dolmasına iki hafta kala Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderilmişti. Özal´ın eşi Semra Özal ile oğlu Ahmet Özal´ın müşteki olarak gösterildiği iddianamede, suç tarihi 17 Nisan 1993 gösteriliyor.

Levent Ersöz´ün suçlandığı TCK´nın 156. maddesinde, Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır. deniliyor.

Ersöz´ün şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na yazılan talimatta ise Turgut Özal´ın Cumhurbaşkanlığı Köşkü´nde rahatsızlanarak vefat etmesi sürecindeki olaylar ve temel konularda ifadeler arasındaki çelişkiler gözetildiğinde, merhum Cumhurbaşkanı´nın organize bir şekilde işlenen cinayete kurban gittiği yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır. görüşleri yer alıyor.

İKİNCİ İDDİANAME GELİYOR

Kabul edilen iddianamenin ekinde 15 klasör içinde 6 bin sayfa civarında belge delil olarak bulunuyor. Belgeler içinde Özel Harp Dairesi´ndeki (ÖHD) kozmik aramalarda elde edilen bazı belgelerin de olduğu sanılıyor. İddianamede Özal´ın organize bir cinayetle öldürüldüğü, cinayetin Özel Harp hücresi Tushad´ın işi olduğu iddia ediliyor. Buna karşılık savcılığın bir örgüt tespitine yer vermemesi ve sadece Levent Ersöz´ü suçlaması da dikkati çekiyor.

İddianamede tek şüpheli olarak Ergenekon davasının da tutuklu sanığı olan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün yer aldığı sanılıyor. Soruşturma kapsamında Ergenekon davasının diğer bir tutuklu sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un da şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmış, ancak Tolon savcılıkça serbest bırakılmıştı. Tolon´un iddianamede yer alıp almadığı henüz kesinlik kazanmadı.

Ancak Özal´ın ölümüne dair yürütülen soruşturma bitmiş değil. Savcılığın Ergenekon davasında mahkemede ifade veren gizli tanıkların beyanları üzerine Savaş Korkmaz kod adlı bir kişinin de izini sürdüğü öğrenilmişti. Savcılığın elindeki bulgularla tanık ifadelerindeki ayrıntıların örtüştüğü bildiriliyor. Bu kişinin gerçek kimliği belirlendiğinde ikinci bir iddianamenin hazırlanacağı ve ilkiyle birleştirilmesinin talep edileceği belirtiliyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)



İDDİANAMENİN DETAYLARI NETLEŞİYOR

16.04.2013 18:30 İddianamenin detayları da netleşmeye başladı. İlk sayfalarında Turgut Özal´ın hayatı özetlenerek, Türkiye´nin 8. Cumhurbaşkanı seçilerek, görev başında hayatını kaybetmiş siyasetçi ve devlet adamıdır ifadesi kullanıldı. Anavatan Partisini 20 Mayıs 1983´te kuran Özal´ın başbakan seçildiği ve iktidarda bulunduğu 1983-1991´de, Türkiye ekonomisini ortalama 5,2 büyüttüğü belirtilen iddianamede, Özal´ın Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu´nu değiştirerek Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığını kurduğu ifade edildi. Özal´ın, partisinin, 18 Haziran 1988´de Ankara Atatürk Spor Salonu´nda düzenlenen 2. Olağan Kongresi´nde, Kartal Demirağ´ın düzenlediği saldırıdan yaralı olarak kurtulduğu anımsatılan iddianamede, Saldırgan Kartal Demirağ önce ölüm cezasına çarptırılıp, ardından cezası 20 yıla indirilmiştir. Gerek ailesinin, gerek birlikte siyaset yapan kişilerin beyanlarına göre, Turgut Özal, Türkiye´nin yüksek menfaatleri için olayın üzerine çok fazla gidilmemesini istemiştir denildi.



Turgut Özal´ın, 9 Kasım 1989´da resmi olarak cumhurbaşkanlığı görevine başladığı hatırlatılan iddianamede, Özal´ın, Cumhurbaşkanlığı döneminde yaşanan 1. Körfez Savaşı´nda çok aktif rol aldığı kaydedildi.

Özal´ın, dönemin Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin´in uzaklaştırılması için mümkün olan her şeyin yapılması konusunda fikren ve siyasi olarak çok istekli olduğu, bu nedenle ABD´ye destek verdiği anlatılan iddianamede, şunlar belirtildi: Harekata Türk ordusunun da katılıp, Misak-ı Milli sınırları içinde olan Musul ve Kerkük´e girilmesini isteyince, zamanın Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay görev süresi sona ermeden 3 Aralık 1990´da kendi isteği ile genelkurmay başkanlığı görevinden emekliye ayrıldı. Görevden ayrılmasına sebep olarak da 1. Körfez Savaşı´nda hükümetin tutumuna tepki olduğu öne sürüldü.

Özal her zaman sivil yönetim ve demokrasinin üstünlüğünü savunmuştur. Sivil yönetimi destekleme adına kamu kurum ve kuruluşlarını ziyaret ederken, resmi kıyafetiyle ziyaret eden diğer Cumhurbaşkanlarından farklı olarak çoğu defa kravatsız, keten pantolon, keten ayakkabı ve tişörtle resmi programlara katılmıştır. Özal, diğer cumhurbaşkanları gibi konuklarını Köşk´te ağırlamak yerine, Marmaris´te Okluk Koyu´nda ağırlamıştır. Ölümünde, ´sivil cumhurbaşkanı, demokrat cumhurbaşkanı, dindar cumhurbaşkanı´ pankartlarıyla da bu tutumu desteklenmiştir.

İddianamede, Turgut Özal, 17 Nisan 1993´te 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden sonra şüpheli bir şekilde vefat etmiştir ifadesi kullanılarak, cenazesine Türkiye´nin dört bir yanından yüz binlerce kişinin akın ettiği, törenin televizyonlardan canlı yayınlandığı, ülkede bayrakların yarıya indirildiği görüşüne yer verildi.

Özal ile yakın dostluğu olan dönemin ABD Başkanı George H. W. Bush´un, beklentilerin aksine cenaze törenine katılmadığı kaydedilen iddianamede, Özal´ın, Öldükten sonra beni İstanbul´a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed´in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum vasiyetine uyularak, kendisi tarafından yaptırılan eski Başbakan Adnan Menderes´in anıt mezarının da bulunduğu Topkapı Vatan Caddesi´nde hazırlanan anıt mezara defnedildiği anımsatıldı.

1993´ÜN ÖNEMLİ OLAYLARI

İddianamede, ´1993 Yılında Meydana Gelen Önemli Olaylar´ başlığı altında, ´1993´te işlenen faili meçhul cinayetler, sansasyonel eylemler ve ülkeyi etkileyen önemli günler´ şöyle sıralandı:

-11 Ocak: İstanbul polisi, LuckyS adlı Panama bandıralı gemide 15 ton uyuşturucu ele geçirdi.

-15 Ocak: Bingöl ile Diyarbakır´ın Kulp ilçesi arasında bulunan PKK kampları havadan bombalandı. 150 PKK´lının öldüğü açıklandı.

-24 Ocak: Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu, evinin önünde otomobiline konan bomba ile öldürüldü.

-28 Ocak: İşadamı Jak Kamhi´ye suikast düzenlendi. Kamhi, yara almadan kurtuldu.

-5 Şubat: ANAP İstanbul Milletvekili, eski Maliye Bakanı Adnan Kahveci, ailesi ile Bolu-Gerede´de trafik kazası geçirerek hayatını kaybetti.

-17 Şubat: Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, buzlanma nedeniyle uçağın düşmesi yüzünden öldü. Resmi açıklama bu yönde olsa da olay sonrası toplanan kanıtlar, ortaya çıkan gelişmeler, bunun bir suikast olabileceği şüphesini ortaya koymuş, bu konuda da soruşturma halen devam etmektedir.

-18 Mart: PKK lideri Abdullah Öcalan, aldığı ateşkes kararını duyurdu.

-17 Nisan: 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, şüpheli şekilde öldü.

-16 Mayıs: Süleyman Demirel, Türkiye Cumhuriyeti´nin 9. Cumhurbaşkanı seçildi.

-23 Mayıs: PKK´lı teröristler Bingöl-Elazığ karayolunu keserek, teskere almış 33 silahsız askeri şehit etti. Bu konuda askerlerin güvenliği için gerekli tedbirlerinin alınmadığı ortaya çıkmıştır.

-8 Haziran: Abdullah Öcalan ateşkesi sona erdirdiklerini açıkladı.

-13 Haziran: DYP Olağanüstü Genel Kurulunda Genel Başkan seçilen Tansu Çiller 25 Haziran´da Başbakanlık koltuğuna oturdu.

-15 Haziran: Bitlis Kayabaşı ve Bingöl Üçpınar köylerinde 9 vatandaş roketatarlı saldırıyla öldürüldü.

-26 Haziran: Mardin´in Yeşilli ve Koyunlu köylerinde PKK katliam yaptı, 8 sivil öldürüldü.

-30 Haziran: Van´da Yenigün Otel kundaklandı, 11 kişi öldü, 27 kişi yaralandı.

-2 Temmuz: Sivas´ta Pir Sultan etkinliklerine katılan Aziz Nesin ile bir grup aydın ve sanatçının kaldığı Madımak Oteli ateşe verildi, 37 kişi öldü.

-2 Temmuz: Şırnak-Çelik Karakolu baskını neticesinde 16 asker şehit oldu.

-5 Temmuz: Erzincan´ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde PKK ve diğer örgütlerin ortak yaptığı eylem sonucunda 33 kişi öldürüldü.

-12 Temmuz: Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürlüğü´ne getirildi.

-12 Temmuz: Anayasa Mahkemesi, Halkın Emek Partisinin (HEP) kapatılmasına karar verdi.

-18 Temmuz: Van´ın Bahçesaray ilçesine bağlı Sündüz Yaylası´nda PKK tarafından 14 çocuk, 8 kadın ve 4 erkek öldürüldü.

-27 Temmuz: Bakanlar Kurulu, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş´in görev süresini 1 yıl uzattı.

-29 Temmuz: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhittin Fisunoğlu, 30 Ağustos beklenmeden görevinden alındı. Kara Kuvvetleri Komutanlığına 1. Ordu Komutanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı atandı.

-4 Ağustos: Bitlis´in Mutki ilesine bağlı Kavakbaşı ve Yenidoğan köyleri arasında yol kesen PKK´lı teröristler minibüsü taradı, 15 kişi öldü, 13 kişi yaralandı.

-23 Ağustos: Iğdır-Sultantopu Karakolu baskını neticesinde 14 asker şehit düştü.

-24 Ağustos: Batman Gercüş Ayranlı mevkisi baskınında çok sayıda sivil vatandaş öldü.

-1 Eylül: Ağrı Eleştirt Aşağı Kopuz Köyü İlkokulu PKK´lı teröristlerce yakıldı. (1993´ün ikinci yarısında onlarca köyün PKK tarafından yakıldığı haberleri yansıdı)

-4 Eylül: Batman´da yapılan saldırı sonucunda DEP Milletvekili Mehmet Sincar ile Batman İl Yönetim Kurulu Üyesi Metin Özdemir öldürüldü.

-12 Eylül: SHP Genel Başkanlığı´ndan ayrılan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, kabineden de istifa etti.

-25 Eylül: Van-Kanalga Karakolu baskını neticesinde 12 asker şehit düştü.

-29 Eylül: Batman Kozluk Beşkonak köyü Serikan mezrasında PKK katliamı sonucunda 2 çocuk, 4 kadın ve 1 erkek vatandaşımız öldürüldü.

-2 Ekim: Kahramanmaraş Elbistan Seydilli köyü Ofalar mezrasında PKK otobüs taradı, 10 kişi öldü.

-4 Ekim: Siirt Şirvan Daltepe köyünde PKK katliam yaptı. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 23 kişi öldürüldü.

-7 Ekim: Tunceli Pertek Pınarlar köyünde PKK katliamı sonucunda 4 öğretmen şehit edildi.

-10 Ekim: Tansu Çiller, Avrupa Konseyi toplantısı için bulunduğu Viyana´da İspanya tecrübesinden (Bask modeli) biz de yararlanacağız dedi.

-11 Ekim: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Çözümü İspanya´da arama dedi.

-16 Ekim: PKK tehdidi sebebiyle ulusal gazeteler Diyarbakır bürolarını kapattı.

-22 Ekim: Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Diyarbakır Lice Asayiş Bölük Komutanlığı binası önünde silahlı saldırı sonucu şehit oldu.

-22 Ekim: Siirt Baykan Derince mezrasında PKK tarafından çoğu çocuk 22 kişi öldürüldü.

-25 Ekim: PKK, Erzurum´un Çat ilçesine bağlı Yavi beldesinde kahvehane bastı, 35 kişi öldü, 50 kişi yaralandı.

-27 Ekim: Başbakan Tansu Çiller, Terör ya bitecek ya bitecek! açıklamasını yaptı. 4 gün sonra da Terörün dıştaki ve içteki kaynaklarını kurutacağız dedi.

-4 Kasım: JİTEM´in kilit isimlerinden olduğu belirtilen Cem Ersever öldürüldü. Ersever, Güneydoğu´daki gerçekler Türk milletinden gizleniyor demişti.

-29 Aralık: Mardin Kılavuzköy Jandarma Karakolu´nu basan teröristler 12 askeri şehit etti. Savur ilçesinde devriye gezen iki polis şehit edildi.

-31 Aralık: Abdullah Öcalan, ABD ve AB´nin önde gelen devlet ve hükümet başkanlarına açık bir mektup göndererek, yeni bir sözde ateşkes ilan etmek istediğini bildirdi.

SUİKAST GİRİŞİMİ VE UÇAK KAZASI

İddianamede, Maktulün Ölümünden Önce şahsına Yönelik Gerçekleştirilen EYlemler başlığı altında, Kartal Demirağ tarafından gerçekleştirilen suikast olayı ve Uçak kazasına yer verildi.

Özal´a, 18 Haziran 1988´de Anavatan Partisi´nin 2. Olağan Kongresi´nde Kartal Demirağ tarafından suikast düzenlendiği ve sağ elinden yaralı olarak kurtulduğu belirtilen iddianamede, Demirağ´ın önce ölüm cezasına çarptırıldığı, sonra cezasının 20 yıla indirildiği anımsatıldı.

Turgut Özal´ın oğlu Tevfik Ahmet Özal´ın, 1 Nisan 2013 tarihli beyanı özetlendi. Buna göre Ahmet Özal, babasına yönelik suikasttan 2-3 ay önce Başbakan olarak kendisine tahsisli olan TC-GAP uçağının İstanbul´dan Ankara´ya hareket edeceği sırada bir sesle bütün ışıklarının söndüğünü, 2. pilotun sigorta diye düğmeye basmasıyla ışıkların geri geldiğini, havalandıktan sonra Büyükada üzerinde aynı sorunun bir daha yaşandığını ifade ederek, kendisinin hobi olarak sivil pilot olması nedeniyle, babasının da kabul etmesiyle uçağı Yeşilköy Havalimanı´na döndürdüğünü, havalimanına gelmeden çok önce uçağın sağ motorunun durduğunu, elektriklerin kesildiğini, göstergelerin kaybolduğunu, telsiz konuşmalarının yapılamadığını, kule ile konuşamadıklarını, kabin içerisinde duman yükselmeye başladığını, herkesin panikleyip bağırmaya başladığını anlattı.

Uçağın denizin üzerinden çok alçak geçerek piste iniş yaptığını, kulenin inişten habersiz olduğunu, uçağın tekerlerinin patladığını kaydeden Ahmet Özal, pilotun ´Uçak infilak edecek, kaçın´ iye bağırdığını, normal kapıyı açmak istediğini ancak basınç farkından dolayı açılmadığını ve en arka bagajların olduğu kargo kapısını açtıklarını ifade etti.

Ahmet Özal, korumaların babasını sarkıtarak aşağıya indirdiklerini, aşağıya atlayanlardan Basın Danışmanı Can Pulat ve Özel Kalem Müdürü Tevfik Ertürk´ün sakatlandığını bildirerek, Olayın basında kısaca yer aldığını, uçağı satan firmanın rapor düzenlediğini ve uçağın havada patlama ihtimalinin yüzde 95 olduğunu, geri kalan yüzde 5 ihtimalle kendilerinin kurtulduğunu söylediklerini aktardı.

Bu olayın babasına yönelik suikast olabileceğini düşünmediklerini söyleyen Ahmet Özal, Ancak Kartal Demirağ tarafından silahlı suikast girişiminden sonra bu olayın da bir suikast girişimi olabileceğini değerlendirdiklerini belirtti.

GİZLİ TANIK SELÇUK

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianamede, Şüpheli Levent Ersöz´ün, açık kimliği tespit edilemeyen ancak gizli tanık ´Selçuk´ tarafından ´Savaş Korkmaz´ olarak belirtilen kişi ile 17 Nisan 1993´te, Türkiye´nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ı önceden planlayarak zehirlemek suretiyle öldürttüğü, bu yolla atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır ifadesi kullanıldı.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen iddianamede, Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Devlet Denetleme Kurulu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu´nca hazırlanan raporlar ve gizli tanıklar İlker Çınar´ın, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı´na, Selçukun ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na verdiği ifadeler özetlendi.

İddianameye göre, ifadesinde, 1993´ten itibaren, Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisinde yer alan TUSHAD´a bağlı Beyaz Kuvvetler Komutanlığı´nda görev yaptığını belirten Çınar, Beyaz Kuvvetler´in operasyonel bir birim olmadığını belirtti.

Operasyonel olan Siyah Kuvvetler´in ise halk arasında bulunduğunu ve görevinin farklı grupları karşı karşıya getirerek ortamı germek olduğunu iddia eden Çınar, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde bulunan JİTEM´in de TUSHAD tarafından kontrol edildiğini ve infazlar yaptığını ileri sürdü.

Operasyonlar başladıktan sonra, Beyaz Kuvvetler, Siyah Kuvvetler ve JİTEM´in, Ergenekon Terör Örgütü´nün bir parçası olduğu sonucuna vardığını ifade eden Çınar, Ergenekon kapsamında yargılanan Hurşit Tolon´un, TUSHAD´ın başında ve emekli olduktan sonra bile etkin konumda bulunduğunu savundu.

Sanık Levent Ersöz´den eğitim aldığını iddia eden Çınar, Özal´ın suikast sonucu öldüğünü, TUSHAD´a girdikten sonra yapılan konuşmalarda duyduğunu ileri sürdü. Çınar, Turgut Özal´ın, kalp krizine yol açacak polonyum 210 ve amerikyum 241 radyoaktif ilaçları verilerek öldürüldüğünü öne sürdü.

CUMHURBAŞKANINI DA ZEHİRLETİRİZ

Gizli tanık Selçuk da ifadesinde, Levent Ersöz´ü tanıdığını belirterek, bir konuşmada Ersöz´ün, Biz gerektiğinde cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişiyi de zehirletiriz, öldürtürüz dediğini duyduğunu iddia etti.

Selçuk, Özal´ın ölümüne ilişkin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne yazdığı dilekçede de jandarma istihbarata çalıştığı dönemde, yarbay rütbesindeki ´Savaş´ isimli bir kişinin, Özal´ın ölümünün zehirlenme yoluyla düzenlenen planlı bir suikast olduğunu söylediğini ileri sürdü.

Levent Ersöz´ün, 2004´te Ankara Çayyolu´ndaki bir toplantıda ise Bizler başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış kişiyi zehirletiriz dedikten sonra, toplantıda bulunan Yarbay Savaş´a dönerek, Bu olayın kahramanlarından biri Savaş´tır ifadesini kullandığını iddia eden Selçuk, Ersöz´ün, konuşmasının devamında, Özal´ın yanında yer alan Eşref Bitlis´in ihanet içinde olduğunu savunarak, Bu yanlışın bedelini hem kendi hem onu adam bilip yanında olanlar ödedi dediğini ifade etti.

ERSÖZ´ÜN SAVUNMASI

İddianamede, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki Ergenekon davasının iddianamelerinden, Turgut Özal´ın adının geçtiği bazı bölümler aktarıldıktan sonra, sanık Levent Ersöz´ün, soruşturma aşamasında alınan savunmasına yer verildi.

Buna göre, Ersöz, Deniz Uygar kod isimli İlker Çınar´ı tanımadığını ve hakkındaki iddialardan basın yoluyla haberdar olduğunu aktardı. İlker Çınar´ın ifadelerinde çelişkiler bulunduğunu ileri süren Ersöz, Genelkurmay´da TUSHAD diye bir birimin olmadığını, ne Beyaz Kuvvetler ne de Siyah Kuvvetler birimlerini duymadığını belirtti.

JİTEM diye bir birimin söz konusu olmadığını savunan Ersöz, Arif Doğan gibi hastalıklı ruh hali içerisindeki bir kişinin beyanlarına dayanarak JİTEM´in var olduğunun iddia edildiğini, Teoman Koman´ın, mahkemede tanık olarak dinlendiğinde JİTEM´in var olmadığını açıkça ifade ettiğini, Genelkurmay Başkanlığı´nın TUSHAD diye bir birimin olmadığını mahkemeye bildirdiğini, dolayısıyla olmayan bir kuruluşun Özal´ı öldürmesinin söz konusu olamayacağını kaydetti.

HAYAL ÜRÜNÜ BİR SENARYO

Özal´ın ölümüyle ilgili iddiaların hayal ürünü bir senaryo olduğunu ileri süren Ersöz, Özal´ın öldüğü tarihte Şırnak 23. Jandarma Sınır Tugayı´nda kurmay başkanı olduğunu belirtti.

Selçuk isimli gizli tanığın kim olduğunu bilmediğini ve hiçbir ilişki içine girmediklerini dile getiren Ersöz, Selçuk´un, Jandarma İstihbarat´ta haber elemanı olarak çalıştığını ve kendisini oradan tanıdığını ifade ettiğine dikkati çekti. Ancak 2003-2004´te sadece bir yıl istihbarat başkanı olarak çalıştığını bildiren Ersöz, gizli tanık Selçuk´un beyanlarının çelişkili olduğunu öne sürerek, hakkındaki iddiaları reddetti.

Ersöz, Selim Gül´ün Şırnak´ta emrinde çalışan bir astsubay olduğuna değinerek, gizli tanık ifadelerinde, Ankara Çayyolu´nda 2004´te gerçekleştirildiği savunulan toplantıda yer aldığı iddia edilen Gül´ün, hatırladığı kadarıyla o tarihte Mersin İl Jandarma Komutanlığı emrinde olduğunu dile getirdi.

Böyle bir toplantı olmadığı için, ´Bizler Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış kişiyi zehirletiriz´ dediğinin iftira ve yalan olduğunu savunan Ersöz, Turgut Özal ve Eşref Bitlis´in ölümlerinde en ufak bir bilgi ve etkisinin söz konusu olmadığını ileri sürdü.

İlker Çınar´ın Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı´nın iddianamesinin 9. ve 10. sayfasında belirttiği hususların tamamen yalan ve uydurma olduğunu ifade eden Ersöz, Çınar ile hiç çalışmadığını savundu.

Hurşit Tolon´un TUSHAD olarak iddia edilen bir kuruluşla ilişkisi olup olmadığını bilmediğini, kaldı ki TUSHAD diye bir kuruluşun bulunmadığını iddia eden Ersöz, Adli Tıp Kurumu raporunda, Özal´ın ne şekilde öldüğü tespit edilememiştir denilmesine rağmen İlker Çınar ve Selçuk adlı gizli tanığın beyanı üzerine, Özal´ın öldürüldüğü sonucuna varılmış gibi kendisine sorular sorulmasını kabul edemeyeceğini dile getirdi.

DEĞERLENDİRME

İddianamenin son bölümünü oluşturan Değerlendirme kısmında ise şunlar kaydedildi:

Ayrıntılarıyla açıklanan tanık beyanları, bilgi ve belgeler, şüpheli Levent Ersöz´ün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde (CMK 250. madde ile görevli) yargılandığı suçların niteliği ve özelliği ile tüm soruşturma dosyası içeriği dikkate alındığında, şüpheli Levent Ersöz´ün, açık kimliği tespit edilemeyen ancak gizli tanık ´Selçuk´ tarafından ´Savaş Korkmaz´ olarak belirtilen kişi ile 17 Nisan 1993 tarihinde, Türkiye´nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ı önceden planlayarak zehirlemek suretiyle öldürttüğü, bu yolla atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

İddianamede, Ersöz´ün 765 sayılı TCK´nın Cumhurbaşkanına suikasta ilişkin 156. maddesiyle cezalandırılması istendi.

Maddede, Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır deniliyor.



İDDİANAME: YARBAY SAVAŞ KORKMAZ DA SUİKASTE KATILDI

17.04.2013 10:00 Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne dair kabul edilen iddianamenin 65 sayfa olduğu öğrenildi. İddianamede tek sanık olarak Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün yer aldığı kesinleşti. Ayrıca iddianamede, “Ersöz´ün açık kimliği tespit edilemeyen Yarbay Savaş Korkmaz ile birlikte Özal´ı önceden planlayarak zehirlemek suretiyle öldürttüğü kanaatine varılmıştır.” denildi.



´ÖZEL HARP´İN ÖZAL´I İNDİREN GÜÇ OLDUĞUNU UNUTMAYIN´

İddianamede Ergenekon davası kapsamında Özal´la ilgili bölümlere de yer verildi. 282. Sayfasında İşçi Partisi´nden elde edilen “prov mekt oğuz” isimli word sayfası içerisinde Öcalan´ın avukatı ve özel kuvvetlerde görevli olduğu belirtilen Oğuz´un konuşmaları dikkat çekti. Oğuz´un konuşmalarda biz sizi protokolden sonra ÖKK´nın 2. Başkanına götüreceğiz. Karargahta görüşeceksiniz. Onunla böyle rahat konuşamazsınız. Özal´dan iyi bir şekilde söz edemezsiniz. Özal´ı indiren güçle konuştuğunuzu unutmayacaksınız. Özal için Ermeni köpeği Kürt eniği gibi laflar duyabilirsiniz” ifadelerini kullandığı belirtildi.

´ÖZAL ÖLÜRSE DARBE OLMAZ, DEMİREL ÖLÜRSE OLUR!´

Turgut Özal´ın kendisine düzenlenen suikastın üzerine gittiğine yer verilen iddianamede, Ergenekon belgelerine göre, Demirel ve İnönü´nün öldürülmesi durumunda ordunun yönetime el koyacağı tahmininin dile getirildiği, Özal ve Mesut Yılmaz öldürülürse böyle bir durumun söz konusu olmayacağının vurgulandığı dokümanlar olduğu belirtildi. (Bugün)

ZEHİRLENMEYE DAİR İLK SUÇ DUYURUSU 1996´DA.. ARDINDAN DA İLGİNÇ BİR GELİŞME..

Savcılığın Turgut Özal´ın ölümünü araştırdığı sırada dönemin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi´ne 1996 yılında ´Özal´ın zehirlenerek öldürüldüğü´ yönünde suç duyurusunda bulunulduğu anlaşıldı. Dönemin DGM Savcılığı´na gelen suç duyurusuna hiçbir araştırma yapılmadan takipsizlik kararı verildiği tespit edildi.

Bu olayın hemen ardından ilginç bir gelişme daha yaşandı. Zamanlama, tesadüf olasılığını zayıflatıyor. Buna göre, DDK raporunda da belirtildiği gibi Özal´a ait kan örnekleri Hacettepe Üniversitesi´nde 1996 yılında kayboldu. Özal´ın şüpheli ölümüne ilişkin yapılan ilk suç duyurusunun ardından kan örneklerinin kaybolması ise dikkat çekti.

Test Sonuçları da Kayıp

Yine olayla ilgili bir başka kritik ayrıntı bir tanığın ifadesinde yer alıyor. Kan örneklerinin kaybolmasıyla ilgili çeşitli iddialara yer verilirken kan örneklerinin taşınırken kırıldığı öne sürülmüştü. Hacettepe Üniversitesi´nde görevli Doç. Dr. Cumhur Özkuyumcu DDK raporundaki beyanında, 17 Nisan 1993 günü Özal´ın ölümünün hemen ardından kendisine Özal´ın kan örneğinin gönderildiğini belirtmişti. Özkuyumcu´nun Özal´ın kan örneği üzerinde birden çok test yaptığını ancak hasta dosyasında bulunan test sonuçları arasında o gün kendilerinin çalıştıkları test sonuçlarının bulunmadığını ifade ettiği aktarıldı.

İDDİANAMEYE GÖRE KALP KRİZİ UZAK İHTİMAL

18.04.2013 13:05 Savcılık: “Verilere göre kalp krizi uzak ihtimal, rahatsızlığı ve ölümü sırasındaki bazı bulgular toksik kimyasal madde zehirlenmesi olarak bilinen ´organofosfat zehirlenmesi´ belirtileridir.”

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen Ergenekon ve Balyoz davaları sanığı Levent Ersöz´ün tek şüpheli olarak yer aldığı ´Özal´a Suikast İddianamesinde´ çarpıcı ayrıntılara yer verildi. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın kalp kriziyle ölümü olasılığının uzak bir ihtimal olarak görüldüğü ifade edilen iddianamede Devlet Denetleme Kurulu´nun Özal´ın Türkiye ve Amerika´daki tüm sağlık verileri toplanarak sağlık haritasının çıkartıldığı kaydedildi.

DDK Raporu´na özel vurgu

Savcılık, DDK Raporu´nun ´Özal´ın ölümünde kalp dışı ve özellikle de doğal ölüm nedenleri dışındaki ihtimallerin düşünülmesi gerektiği´ tespitine vurgu yaparken Özal´ın rahatsızlığı ve ölümü sırasındaki bazı bulguların ise, toksik kimyasal madde zehirlenmesi olarak bilinen ´organofosfat zehirlenmesi´ belirtileri olduğunu kaydetti. İddianameyi hazırlayan Savcı Kemal Çetin, Özal´ın ölümünün ardından kan örneği alınarak bazı testler yapıldığını, ancak bu testlerin hasta dosyasında bulunmadığını belirtti.

Şüpheli ölüme otopsi yapılır

Özal´ın ölüm raporu ve gömme izin belgesinde birbirinden farklı tanıların yazıldığını belirten savcılık, bu durumun Özal´ın ölümünü ´şüpheli ölüm´ yaptığını belirtti. SAvcılık, şüpheli ölümlerde otopsi kararının hekim veya aileye ait olamayacağını vurguladı. Çetin, adli makamlara olayın bildirilmemiş olmasının yasalara aykırı olduğu belirtildi.

Ersöz tanıklardan şikayetçi

Levent Ersöz, avukatı Hulusi Çoşkun aracılığıyla, iddianameye itiraz etti ve gizli tanıklar İlker Çınar ve Selçuk hakkında ´suç uydurma´, ´yalan tanıklık´, ´iftira´ ve ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçlamalarıyla şikayetçi oldu. (Star)

SAVAŞ KORKMAZ´IN GERÇEK KİMLİĞİ AÇIĞA ÇIKMAK ÜZERE: YOZGAT/SORGUN ÖKSÜZLER KÖYÜ´NDEN

19.04.2013 16:58 Özal iddianamesinde Özal´a yönelik suikastte yer aldığı iddia edilen Savaş Korkmaz kod adlı kişinin kimlik bilgileri açığa çıkmak üzere. İddianamede onun memleketinin Yozgat/Sorgun/Öksüzler Köyü olduğu belirtiliyor. Ergenekon davasında ayrıntılı şekilde bir kaç kez ifade veren Gizli Tanık Selçuk´un konuyla ilgili ifadeleri Özal iddianamesinin 13-16. sayfaları arasında yer alıyor. İlgili satırlar şu şekilde:

.. ayrıca Savaş...? isimli bir JİTEM görevlisi daha tanıdığını bunun rütbesinin ise yarbay olduğunu, hatta diğer şahısları Savaş yarbayın yönlendirdiğini, bu kişilerin yanında istihbarat elemanı olarak çalıştıkları sivil kökenli insanlar bulunduklarını ayrıca Arif DOĞAN´la tanıştığını o dönem rütbesinin yarbay olduğunu, ancak Savaş yarbayın üzerinde bulunduğunu,

..Gizli tanık Selçuk´un 05/12/2012 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına Turgut ÖZAL´ın ölümüyle ilgili dilekçe verdiği, yazısından kimliğinin ortaya çıkmaması için Mahkeme Başkanlığı tarafından verdiği dilekçesinde ekleme ve çıkarma yapılmaksızın anlam değişikliği olmaksızın zapta geçirerek imzalandığı, gizli tanığın Mahkeme Başkanlığına hitaben yazmış olduğu dilekçesinde özetle;

Turgut ÖZAL´ın zehirlenerek öldürülmesini Jandarma İstihbaratta çalıştığı dönemde Yarbay rütbesinde olan ifadesinde belirttiği Savaş isimli şahıstan aralarındaki yakın ilişki sebebiyle işittiğini, aralarında güvene dayalı ilişki bulunduğunu, Savaş Yarbayın kendisine Turgut ÖZAL´ın ölümünün zehirlenme yoluyla düzenlenen planlı bir suikast olduğunu, bu olayın içerisinde kendisinin de yer aldığını, güvendiği İrfan, Ahmet ve kendisinin isimlerini net olarak bilmediği üç beş kişilik arkadaş ortamında söylediğini,

Kendisinin bu hususları daha sonra 2004 yılında Ankara Ümitköy Çayyolu Mevkii Atabilge Sitesinde bulunan ofis ve misafirhane olarak kullanıldığını bildiği, ofis ve misafirhaneye ek olan aynı site içerisinede bir villa ve 2 ayrı evin olduğunu bildiğini, bu yerlerden birinde Levent ERSÖZ´den de duyduğunu, Levent ERSÖZ´ün konuşmasını Savaş Yarbay, tanımadığı Selim GÜL denilen biri, Taşkın, İrfan ve kendisi ile Levent ERSÖZ´ün adamı olan birkaç kişinin bulunduğu toplantıda yaptığını, Levent ERSÖZ´ün kendi yapılanmalarının üstünlüğü ve istihbaratın önemini anlatmak için bizler Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış kişiyi zehirletiriz dediğini, bu konuşma yapıldığında Albay rütbesinde olan Savaş Yarbaya dönerek “bu olayın kahramanlarından biri Savaş´tır” dediğini ve kendince Savaş Yarbayı onore ettiğini, kendisinin daha önce bildiği bu olayı Savaş´ın kendilerine anlattığının ortaya çıkmasın diye şaşırmış gibi yaparak dinlediğini, konuşmaların devamında Eşref BİTLİS´in bu oluşuma ihanet içinde olduğunu, Turgut ÖZAL´ın yanında yer aldığını söyleyerek küfür ettiğini, “bu yanlışın bedelini hem kendi hemde Onu adam bilip yanında olanlar ödedi” dediğini,

Bu konuşmalardan sonra kendisinin Savaş Yarbaya (Albaya) birkaç kişinin daha olduğu bir ortamda “Levent ERSÖZ seni onore etti zamanında ÖZAL´ın olayında yer aldığını söylemiştin ama tam ne yaptığını söylememiştin, merakımıza ver sorduk” dediğini, onunda konuşmayı, yaptıklarını övünerek anlatmayı sevdiğini, kendilerine güvenle anlattığını,

İfadesinde belirttiği kişilerden Savaş Yarbayın 1998-1999 yıllarında Yarbay olduğunu, JİTEM´de sorgucu olduğunu, soyadını, tuttuğu notlarını kontrol ettikten sonra “Savaş KORKMAZ, Yozgat/Sorgun Öksüzler Köyü” memleketli olduğunu hatırladığını, bu kişinin Albay rütbesiyle emekli olduğunu öğrendiğini, öğrendiği kişinin uzun yıllardır tanıdığı bir arkadaşı olduğunu,

İrfan isimli kişinin o dönem rütbesinin Binbaşı olup soyadının ŞAHİNOĞLU olduğunu, Kayserili fakat fazla bilgi sahibi olmadığını, İrfan´ın Ankara´da oturduğunu, şuan emekli olduğunu bildiğini,

Ahmet isimli şahıs hakkında fazla bilgi sahibi olmadığını, 1997-1998 yıllarından sonra bu oluşumdaki kişilerle bağlantısının yok denecek kadar az olduğunu, bu kişinin Levent ERSÖZ´ün konuşmasına şahit olanlardan olduğunu, rütbesini bilmediğini,

Selim GÜL, Taşkın ve başka kişilerin Levent ERSÖZ´ün Şırnak´ta Albay rütbesinde olduğu dönemde yakın çalıştığı ve daha sonra yine kendi kontrolünde olan kişiler olduğunu, bu toplantıda olduklarını hatırladığını belirtmiştir.

Gizli tanık Selçuk´un 14/12/2012 tarihinde yine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına vermiş olduğu ve tutanak haline getirilen dilekçesinde de, 05/12/2012 tarihli dilekçesinde anlattığı hususlara ek olarak; o dönem Savaş Yarbayın Turgut ÖZAL´ın zehirlenmesiyle ilgili olayın ayrıntılarını anlatırken kendisinin delillerin yok edilmesinde yardımcı tim olarak görevli olduğunu anlattığını belrtimiştir.

DOSYADAKİ DELİLLER

Özal iddianamesinin ekinde şu deliller yer alıyor:

-Gizli Tanık Selçuk´un beyanları

-Tanık Deniz UYGAR kod isimli İlker ÇINAR´ın beyanları

-Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunca düzenlenen 04/06/2012 tarihli ve 2012/2 sayılı raporu

-İstanbul Adli Tıp Kurumunun 05/12/2012 tarihli ve 4416-C sayılı raporu

-İstanbul CMK´nın 250. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş 2008/623 sayılı ve 10/07/2008 tarihli iddianame (1. Ergenekon iddianamesi)

-İstanbul CMK´nın 250. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş 2009/188 sayılı ve 08/03/2009 tarihli iddianame (2. Ergenekon iddianamesi)

-Malatya CMK´nın 250. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş 2012/98 sayılı ve 08/06/2012 tarihli iddianame (Malatya Zirve katliamı ek iddianamesi)

-Şüpheli savunması, Tanık beyanları, Müşteki beyanları, Sabıka ve nüfus kaydı ve tüm dosya kapsamı (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

İLK DURUŞMA TARİHİ BELLİ OLDU: 11 EYLÜL

02.05.2013 12:16 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında açılan davanın ilk duruşması, 11 Eylül´de görülecek. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, davanın tensip zaptını hazırladı. Davanın ilk duruşması 11 Eylül´de saat 09.00´da görülmesi, müştekiler Semra Özal ve Ahmet Özal ile tanık ifadelerinin talimatla alınması kararlaştırıldı. İddianamede Ersöz, 765 sayılı TCK´nın Cumhurbaşkanına suikasta ilişkin 156. maddesi kapsamında suçlanıyor. Maddede, Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla, buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır deniliyor.

(16 Nisan 2013), son güncel.: (02 Mayıs 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Özal soruşturması genişliyor

TURGUT ÖZAL SUİKASTİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Zehirlenme örtbas mı edilecek?

Özal´ın zehirlendiği iddiası ve adli tıp incelemesi manşetlerimiz

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Özal: Dertleri beni tasfiye etmek

DDK: Özal´ın mezarı açılmalı

DDK raporunun tam metni

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın

DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı

Özal suikastinde çember daralıyor

Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı

Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü

Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5238    yazdır/print


 

Eymür´den Zirve´de şok iddialar

2007´de Malatya´da Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davada, MİT eski Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür talimatla ifade verdi. Özel Harp Dairesi´ne bağlı Beyaz Kuvvetler´le ilgili bildiklerini anlatan Eymür, iddiaların çoğunu doğruladı. Misyonerlik faaliyetlerinden haberi olmadığını belirten Eymür, Kaşif Kozinoğlu´nun eski HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak´ın suikast emrini verdiğini de iddia etti. Kozinoğlu, Odatv davasında tutuklu olarak cezaevinde bulunurken kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti.

22.03.2013 17:13 Malatya´daki Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davada Milli İstihbarat Teşkilatı(MİT) eski Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür talimatla ifade verdi. Davaya bakan Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Eymür´ün tanık sıfatıyla dinlenilmesine karar vermişti. Talimat üzerine bugün Çağlayan´daki İstanbul Adalet Sarayı´na gelen Eymür, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi´nde ifade verdi.

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen duruşmada Eymür´ün yanı sıra dava kapsamında tutuklu bulunan emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un avukatları ile müdahil avukatı hazır bulundu.

ÖZEL HARP DAİRESİNE BAĞLI BEYAZ KUVVETLER SORULDU

Mahkemede, Eymür´e ´atin.org.´ sitesinde Özel Harp Dairesi´ne (ÖHD) bağlı ´Beyaz Kuvvetler´e ilişkin 2001 yılında yazdığı yazı nedeniyle ifadesinin alınacağı hatırlatıldı.

Söz konusu yazıyı 2001 yılında yazdığını ifade eden Eymür, Bu yapılanmayı çok teferruatlı bilmiyorum. Bildiğim kadarıyla bir hücre yapılanması mevcut. Ben MİT´te görevliyken yanımda çalışan eski özel kuvvet elemanları vardı. Bildiklerimi bunlar anlatmıştı bana. Özel kuvvetlerin üç ana unsuru var. Sivil unsurları var. Bunlara Beyaz Kuvvetler deniyor. MAK denilen bir birim var. Siyah kuvvetler denilen bir birim daha var. Beyaz kuvvetler bölgelere göre çalışıyor. Bunlar harp eğitimi almış insanlar. Çok disiplinli ve ağızları sıkıdır bunların. Ben bu birimde çalışıp da, çalıştığını söyleyeni duymadım. Bunu söylemenin bedeli çok ağır olur dedi.

Beyaz kuvvetlerin bölge yapılanmaları halinde olduğunu belirten Eymür, Bu bölgelerdeki hücreler birbirini tanımaz. Bölge başkanları var. Sadece bölge başkanları hücreleri bilir. Takma isimleri kullanıyorlar. Muharebe Arama Kurtarma (MAK) birimi Özel Kuvvetlerin en seçkin birimidir. diye konuştu.

İfadesinde bazı isimlere de yer veren Eymür, OYAK davasının sanıklarından Orhan Çoban, vefat eden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu ve Yavuz Ataç gibi isimlerin Özel Kuvvetler Komutanlığı´nda görevli olduğunu belirterek, Bu isimler daha sonra MİT´e geçti. Özel Kuvvetler Komutanlığı´nın PKK ile mücadele de çok önemli başarıları var. Ancak bazı isimlerin zaman zaman münferit olarak rutin dışına çıktıklarını biliyorum. Örneğin Kaşif Kozinoğlu. Bu isim benim altımda MİT´te çalışırken, kendi emrindeki adamlara eski HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak´ın suikast emrini verdi. Ben bunu öğrenince kendisi hakkında soruşturma açtım. Disiplin cezası verdim. Kurumdan uzaklaştırmak istedim ancak yapamadım. Kendisini teşkilat içinde de himaye edenler olduğu için uzaklaştıramadım ifadelerini kullandı.

ÖZEL HARP, EMİR KOMUTA ALTINDA İLLEGAL ÇALIŞMIŞ OLABİLİR

TSK bünyesinde kurulduğu belirtilen Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi´ni (TUSHAD) duymadığını belirten Eymür, Özel Kuvvetler Komutanlığı, devlet iradesi ile kurulmuş bir yasal kurum. Ancak zaman zaman illegal faaliyet içinde olunduğunu duydum. Bu bireysel de olabilir, emir komuta zinciri içinde de olabilir dedi.

KIVRIKOĞLU´NA KIBRIS´TA SUİKAST

Kıbrıs´ta gerçekleştirilen bir askeri tatbikatta zamanın komutanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu´na suikast gerçekleştirilmeye çalışıldığını düşündüğünü söyleyen Mehmet Eymür, O zaman Vural Albay şehit oldu. Ben bunun Kıvrıkoğlu´na yönelik bir suikast girişimi olduğunu ve bu eylemin bu yapılanma içinden yapıldığını duydum ifadelerini kullandı.

´ÖZEL KUVVETLERİN SAVAŞ OLMADIĞINDA NE YAPTIĞINI BİLMİYORUM´

Özel kuvvetlerin savaş olmadığı zamanlarda ne yaptığını bilmediğini ifade eden Eymür, Söz konusu yapılanmanın misyonerlikle ilgili çalışma yapıp yapmadığını bilmiyorum. Dini yapılanmalara ayrı bölümler bakar. Benim bölümüm terör ile ilgiliydi dedi.

Bu tür yapılanmalarda kaos için bazı çalışmaların da yapıldığı duyduğunu belirten Eymür, Kaos yaratmak için bir faaliyetleri oldu mu? sorusuna, Emekli subaylara bürolar açıldı, evler tutuldu. İstihbarat çalışmaları yapıyorlardı. Ama ne olduğunu bilmiyorum. Daha sonra basında da yer aldı. Mehmet Ali Birand ile ilgili yapılan çalışmalar ortaya çıktı yanıtını verdi.

İfadesinin yanı sıra mahkemeye bir flash bellek veren Eymür, Bu bellekte benim başka yazılarım ve Kıbrıs´ta yayın yapan sitelerde Özel Kuvvetlere ilişkin yer alan bilgiler var dedi.

Öte yandan, Eymür´ün ifade verdiği sırada silahlı bir korumasının salonda izleyiciler arasında olması dikkat çekti. (İHA)

(22 Mart 2013, 17:13)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Özel Harp Dairesi´ndeki Beyaz Kuvvetler ile ilgili manşetlerimiz

Şok!!! Tushad belgeleri ortaya çıktı

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Harddiskler Gölcük etkisi yapacak

Şok Tushad belgesi mahkemede

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad´ın ilk kez telaffuz edildiği 22.06.2012´de kabul edilen 761 sayfalık Zirve ek iddianamesi

TBMM: Terör Özel Harp işi

İşte kanıtlarıyla Ergenekon´un ardındaki asıl beyin: Özel Harp Dairesi ya da kontrgerilla

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Zirve tanığı yeniden ifade verdi

Çınar´dan mahkemede şok iddialar

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Zirve derinleşiyor: Yeni deliller

Zirve davaları birleştirildi

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Dink ve Zirve aynı ekibin işi

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5193    yazdır/print


 

Harddiskler Gölcük etkisi yapacak

Genelkurmay´ın Ergenekon davasına gönderdiği harddisklerden darbe davalarındaki suçlamaları doğrulayan yeni deliller çıktı. Benzer gelişme Malatya Zirve davasında sanık akrabası tarafından mahkemeye teslim edilen harddisk olayında da yaşanıyor. Gölcük´te elde edilen belgeler bir çok şüphelinin tutuklanmasına, yeni soruşturma ve davaların açılmasına neden olmuştu. Gölcük etkisinin, elde edilen yeni delillerle Ergenekon, Zirve ve Dink davalarında da yaşanacağı görülüyor. Elde edildikleri yer itibarıyla önemi büyük olan deliller, yeni bazı soruşturmaların açılmasına da yol açabilir.

12.03.2013 22:48 Ergenekon davası kapsamına alınan internet andıcı davası sanıklarının ifadelerinde verdikleri bazı bilgilerin izini süren mahkeme heyeti, ifadelerde bahsi geçen personelin bilgisayarlarının harddisklerini Genelkurmay´dan talep etmişti. Genelkurmay´ın mahkemeye gönderdiği harddiskler Naip Hakim tarafından incelendi. Bir rapor hazırlanarak sonuçlar mahkemeye bildirildi. Harddisklerden darbe planlarını destekleyen şok içerikli belge ve bilgiler çıktı. Mahkemede bulunmayan yeni belge ve isimlerin yer aldığı hardisklerdeki yaklaşık 3 milyon belgeden 600 bin adedinin şifreli ve gizli ibareli olduğu anlaşıldı. Mahkeme Genelkurmay´dan şifreleri istedi. Henüz açılamayan bu şifreli dosyaların da açılmasıyla delillerin artması bekleniyor.

Bizzat Genelkurmay kanalıyla elde edilmeleri nedeniyle deliller üzerine tartışma yaşanması beklenmiyor. Benzer bir durum Gölcük Donanma Komutanlığı´ndaki aramalarda çuvallarca belgenin elde edilmesinde yaşanmıştı. Bir diğer benzer gelişme de Malatya Zirve davasında sanık akrabası tarafından mahkemeye yakın zamanda teslim edilen harddisk olayında yaşanıyor. O harddiskten de çarpıcı yeni deliller çıktı.

Gölcük´te elde edilen belgeler bir çok şüphelinin tutuklanmasına, yeni soruşturma ve davaların açılmasına neden olmuştu. Gölcük etkisinin, elde edilen yeni delillerle Ergenekon ve Zirve davalarında da yaşanacağı görülüyor. Elde edildikleri yer itibarıyla önemi büyük olan delillerin yeni bazı soruşturmaların açılmasına yol açabileceği düşünülüyor.

GENELKURMAY HARDDİSKLERİNDEKİ YENİ DELİLLER

Genelkurmay´ın mahkemeye gönderdiği harddisklerdeki yeni delillerden bazıları özetle şu şekilde:

Genelkurmay: Darbe şartları henüz yok!

Harddisklerden çıkan bir bilgi notu şok içeriğe sahip. 30 Ağustos 2007´de Harekat Başkanlığı için hazırlanan bilgi notunda hükümete müdahale şartlarının olgunlaşmadığı belirtiliyor. Bu sebeple muhtemel bir darbe için siyasi istikrarsızlık ve ekonomik gerilemeye ihtiyaç olduğu vurgulanıyor. Harddisklerden, Ergenekon sanıklarının kurtarılması, topluma irtica korkusu pompalanması ve AK Parti´nin engellenmesi için yapılmış kara propaganda planları da çıktı.

Genelkurmay´ın inkar ettiği Tushad, Genelkurmay disklerinden çıktı

Disklerden çıkan ve sadece Ergenekon davasını değil diğer bir çok davayı da temelden etkileyecek belki de en önemli delil, Genelkurmay´ın varlığını ettiği TUSHAD isimli Özel Harp Dairesi´nin TSK içinde kurduğu Ergenekon hücresinin varlığını gösteren ıslak imzalı resmi belgelerin taranmış fotoğrafları oldu. Resmi belgelerde ´TUSHAD Genelkurmay bünyesinde kurulmuş gizli bir yapılanmadır´ deniliyor. Belgelerde resmi yazışmaların tüm ayrıntıları görülüyor. Son 1 yıl içinde peşpeşe gelen bilgilerle Tushad´ın varlığı ortaya çıkmıştı. Bilgilerin tümünde Özel Harp Dairesi (ÖHD) ve onun kurduğu Ergenekon hücresi TUSHAD´ın çok sayıda terör olayını planladığı, Türkiye´deki terörü en üst düzeyde planlayıp yürüten resmi daire olduğu iddia ediliyordu. Peşpeşe gelen bilgilerden rahatsız olan Genelkurmay geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir açıklama ile Özel Harp´in terörle bağlantısı iddialarını yalanladı. Genelkurmay, Tushad biriminin olmadığını da iddia etti. Ancak Genelkurmay´ın gönderdiği harddisklerden Genelkurmay´ın inkarını geçersiz kılan belgelerin çıkması Genelkurmay´ı da çok zor durumda bırakacak. Tushad ile ilgili belgeler sadece Ergenekon davasını değil, Malatya Zirve katliamı ile Hrant Dink cinayeti davalarını, hatta Bülent Arınç´a suikast ve Özel Harp Dairesi ile ilgili açılmak üzere olan davayı da yakından etkileyecek. İlgili mahkeme ve savcılıklar Tushad´ın var olup olmadığına dair Genelkurmay´dan bilgi talep etmişti.

Genelkurmay´dan Özel Harp itirafları

Genelkurmay harddisklerinden Özel Harp Dairesi ile ilgili çarpıcı bir belge çıktı. ´Amatör siviller´in kullanıldığı ve bunların ´kontrol dışı kalmaları seyredilmiştir´ denilen belgede Özel Harp Dairesi´nin ´istikrarsızlaştırma operasyonu´ yaptığı kabul ediliyor. “Geçmişte yapılmış, olmuş bitmiş faaliyet ve uygulamalardan bugünün yöneticileri sorumlu değildir” yorumu yapılıyor. Ancak şüphe konusu uygulamaların geçmişte kalmadığına dair çok fazla delil ve bulgu ortaya çıktı. Kaldı ki bir an için öyle olduğu varsayılsa bile bahsi geçen ifadenin tek başına bir itiraf niteliği taşıdığı açık. Geçmişte hangi suçlara, cinayet ve terör eylemlerine karışıldığı sorusunun mahkemelerin ilgisini çekeceği açık. Genelkurmay resmi açıklamalarında Daire´nin terörle bağlantısını sürekli yalanlıyor. Benzer bir yalanlama bir kaç hafta önce geldi. Ancak bizzat Genelkurmay´ın gönderdiği harddisklerden çıkan itiraf ve belgeler, gerçeğin farklı olduğunu ortaya koyuyor.

Cumhuriyet mitingleri sivil değilmiş

Genelkurmay´ın Ergenekon davasına bakan mahkemeye gönderdiği harddisklerden AK Parti hükümetine karşı 2007´de düzenlenen mitinglerle ilgili çarpıcı bilgiler çıktı. Resmi yazışmalarda mitingler hakkında değerlendirmeler var. Yazışmalardan mitinglere destek verilmesi gerektiği açıkça belirtiliyor. Eski adı Psikolojik Harekat olan Bilgi Destek Dairesi´nden Albay Fuat Selvi´nin hazırladığı belgede, terör ve Cumhuriyet mitingleri kıyaslanıyor. Nerelerde yanlış yapıldığı, başarılı mitinglerin nasıl olması gerektiği tek tek anlatılıyor. Mitingler Ergenekon iddianamelerinde Ergenekon örgütünün eylemi olarak gösteriliyor, bunun delilleri sıralanıyor.

Albay Çiçek´in bilgileri harddisklerden çıkmadı

Disklerden çıkan ilginç bir bulgu da, disklerde yer alması gereken bir bilginin bulunmadığının anlaşılmasıydı. Bilgi Destek Dairesi´nde çalışan tüm kullanıcılara ait bilgilerin server bilgisayarın harddiskinde tespit edilmesine karşın o bölümün yöneticisi ve ıslak imzalı belgenin de mimarı olan Albay Dursun Çiçek´in bilgileri ise bulunamadı. Bu bilgi kaybı, daha önce İrticayla Mücadele Eylem Planı davasının delil klasörlerine giren Bilgi Destek Dairesi´ne ait 26 adet bilgisayar ve beş adet sunucu üzerinde ´70 kez güvenli silme işlemi´ yapıldığı iddialarını güçlendirdi.

Sanıklar ihbarları örtbas etmiş

Yeni deliller sadece harddisklerden değil Genelkurmay´dan gönderilen diğer belgelerden de elde edilmişti. Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin talebi üzerine Genelkurmay Başkanlığı´ndan gönderilen klasörler arasında yer alan 140 sayfalık bir belgede çarpıcı bilgiler yer alıyor. Örneğin, Ergenekon terör örgütüyle ilgili Genelkurmay Başkanlığı´na gönderilen 7 adet ihbar mektubunu, Balyoz ve Ergenekon davasının sanıkları incelemiş. Andıç davasındaki Ergenekon sanığı İsmail Hakkı Pekin ile Balyoz sanıkları Ahmet Türkmen, Cumhur Eryüksel ve Erdem Caner Bener tarafından yapılan incelemelerde, ihbar mektuplarında yer alan isimlerin hepsi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş.

Andıç´la 49 kampanya yürütülmüş

Disklerden çıkan bir belge, sanıkların varlığını inkar ettiği çok sayıdaki kara propaganda amaçlı internet sitesinin işletildiğine yönelik Ergenekon davasındaki suçlamayı doğruluyor. Ekim 2008 tarihli bir belgede, propaganda amaçlı 10 sitenin hizmet verdiği, 430 sitenin izlendiği ve internette 49 adet örtülü yayın kampanyasının yürütüldüğü belirtiliyor.

Darbeyi olgunlaştırmada basına görev

Disklerden çıkan bir bilgi de, 30 Ağustos 2007´de Harekat Başkanlığı için hazırlanan bilgi notunda gözler önüne serilen darbe hazırlığı idi. Hükümete müdahale şartlarının olgunlaşma süreciyle ilgili basına yüklenen bazı sorumluluklara ve faaliyetlere yer verilen bilgi notunda, yazarlara kitap yazdırma, bazı tarikat ve sivil toplum örgütleri hakkında broşür hazırlatılması ve yönlendirici anket yaptırılması dikkat çekiyor.

Genelkurmay´a çalışan 14 gazeteci kim?

Disklerden çıkan ilginç bir bilgi, ayrıntıları ortaya çıktığında gündemi sarsabilecek içerikte. Belgede AK Parti´ye kapatma davası hazırlanırken kullanılan 14 gazetecinin isimleri yer alıyor. Genelkurmay´dan gönderilen haberleri başlıkları değiştirerek aynen kendi haberleri gibi köşelerinde yayınlayan ve sadece isimlerinin başharfleri öğrenilebilen bu 14 gazetecinin kim olduğu henüz bilinmiyor.

Aydınlık, yarı resmi TSK yayın organı

Disklerden çıkan bir belgelerde, Genelkurmay´ın Aydınlık ve Jeopolitik gibi dergilere kara propaganda amaçlı maddi desteği de yer alıyordu. Belgelerde, bu yayın organlarına çok sayıda abone yapılması, ilan ve reklam verilmesi, çıkaracakları kitap ve dergilerin alınması talep ediliyor. Belgelerde çok sayıda faaliyete dair planlar yer alıyor. En dikkat çekeni ise bazı Kuran ayetlerine yönelik çirkin saldırı planı. Bilindiği gibi Aydınlık dergisi yöneticileri Ergenekon davası kapsamında yargılanıyor. Aydınlık´a yöneltilen suçlamalardan biri, örgütün yayın organı olduğunu kanıtlayacak şekilde Başbakan Erdoğan´ın yasadışı şekilde kaydedilmiş gizli devlet konuşmalarını yayınlamak, böylece onu devirmeye yönelik darbe çalışmalarına destek vermek. Diğer yayın organı Jeopolitik de hükümet karşıtı bir yayın organı olarak yayın faaliyeti yürütüyor.

Büyükanıt 2. muhtırayı hazırlamış

Disklerden çıkan bir diğer bilgi, 27 Nisan 2007 tarihinde AK Parti hükümetine karşı internette muhtıra yayımlayan dönemin Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt´ın, yeni bir bildiri hazırlattığı ancak kamuoyuna duyuramadığı oldu. Muhtırada, ´Genelkurmay´ın Başbakan´a bağlı bir kurum´ olduğu şeklindeki hükümet açıklamasından duyulan rahatsızlık dile getiriliyor.

İbadet Eylem Planı!

Disklerden, Ergenekon´un TSK´nın din düşmanı olmadığını göstermek için ´İbadet Eylem Planı´ yaptığını gösteren ilginç belgeler de çıktı. Namaz, hacc, kurban gibi ibadetlerin subaylarca yapılmasını ve kamuoyunun duyması için haberleştirilmesini isteyen planda amacın gösteriş olduğunu kanıtlayan iki kritik ayrıntı dikkat çekiyor. İlki, ibadetlerin dozajının iyi ayarlanması gerektiği, aksi halde kamuoyunda TSK´nın imajının zarar görebileceği uyarısı. Diğeri ise TSK´nın üst düzey yöneticilerinin ibadet uygulamasına katılmamasının istenmesi.

ZİRVE DAVASINDA SANIK YAKININ TESLİM ETTİĞİ HARDDİSKTEKİ YENİ DELİLLER

Zirve davasında sanık yakının savcılığa teslim ettiği harddiskten çıkan bazı yeni deliller özetle şu şekilde:

Zirve Yayınevi cinayetleri davası kapsamında tutuklu bulunan muvazzaf asker Haydar Yeşil´e ait bir harddisk kayınbiraderi H.K. tarafından belki önemli olabilir gerekçesiyle soruşturmayı yürüten savcılığa teslim edildi. Harddiskten şok belge, ses kaydı ve bilgiler çıktı. Diskten çıkan belgelerin öncelikle Malatya Zirve katliamı davasıyla ilgili olduğu belirlendi. Şerefsizlere vur dedik öldürmüşler şeklindeki katliamı itiraf eden ses kaydı bunlardan sadece birisi. Ancak harddiskten çıkan bilgiler sadece bu katliamla sınırlı değil.

Savcı: Hamido´yu Özel Harp öldürdü

Binbaşı Haydar Yeşil´in harddiskinden çıkan belgelere göre, 1978 yılında Malatya eski belediye başkanlarından ´Hamido´ lakaplı Hamit Fendoğlu´na yönelik suikast, darbeye zemin hazırlamak amacıyla, Zirve Yayınevi cinayetlerini planlayan Özel Harp Dairesi´nin ´siyah ve beyaz kuvvetler´i tarafından gerçekleştirilmiş. Harddiskteki bilgilerden hareketle bu görüşe varan savcı delillerini de raporunda sıralıyor. 17 Nisan 1978 tarihinde Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, evine paketle gönderilen bombanın patlaması sonucu iki torunu ve geliniyle birlikte hayatını kaybetmişti. Zirve Yayınevi Katliamı da 2007 yılında yine Malatya ilinde gerçekleşti.

1978 yılı garip gelebilir. Ancak hatırlanacağı gibi Özel Harp Dairesi unsurlarının görev aldığı TUSHAD isimli Ergenekon hücre yapılanmasının 1993 yılında TSK içinde gizlice kurulduğu, Zirve iddianamesinde delilleriyle ortaya konulmuştu. Ayrıca bu gelişmeden hareketle biz bir adım daha ileri gitmiş ve Ergenekon yapılanmasının 1970´li yıllara kadar uzandığını Ergenekon 1993´e uzandı başlıklı 24 Haziran 2012 tarihli haberde çok sayıdaki somut delil ve bulgu ile ortaya koymuştuk.

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Binbaşı Haydar Yeşil´in harddiskinden çıkan bazı belgeler, Özel Harp Dairesi subaylarının görev aldığı TUSHAD isimli Ergenekon hücresinin hazırladığı raporlardan oluşuyor. Raporlarda, Üsteğmen B.Ç. için “Mersin bölgesinde PKK odaklı sokak eylemleri yaptırabilme kabiliyetine sahiptir. Mersin´de bir çok olayı kendi dairesi planlamıştır. Bölgede planların pratiğe dönüştürecek sivil bağlantıları güçlüdür. Kendisine bağlı siyah ve beyaz kuvvetleri koordine etmektedir.. PKK ile sivil kuruluşlarımız ile ortak görev yürütmektedir.” deniliyor. 2005 yılında Mersin´de Nevruz kutlamalarında küçük çocuklar Türk bayrağını yakmış, tüm yurtta tepki gösterileri düzenlenmişti. Bayrağı çocukların eline takım elbiseli bir sivilin verdiği, bu kişinin Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) üyesi Ali Kutlu olduğu tespit edilmişti. Kutlu, halen Ergenekon davasında yargılanıyor. Dolayısıyla harddiskten çıkan bu raporlar Ergenekon davasını yakından ilgilendirmekte.

Yukarıda sayılanlar, basına yansımış olan yeni delillerden sadece bir kısmı. Tıpkı Gölcük Donanma Komutanlığından ele geçirilenlere benzer şekilde, bizzat Genelkurmay ya da sanık yakını kanalıyla elde edilmeleri nedeniyle deliller üzerine tartışma yaşanması beklenmiyor. Elde edildikleri yer itibarıyla önemi büyük olan delillerin Gölcük etkisi yapması, Ergenekon, Zirve ve Dink gibi mevcut davaları etkilemesi, çok sayıda yeni soruşturmanın açılmasına da yol açması bekleniyor.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(12 Mart 2013, 22:48)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Genelkurmay´ın provokasyon siteleri ya da ´internet andıcı´ konulu manşetlerimiz

Zirve derinleşiyor: Yeni deliller

Donanma´da zemine gizlenmiş 10 çuval belge manşetlerimiz

Flaş!!! Donanma´da arama: 10 çuval belge

Ergenekon, Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5174    yazdır/print


 

Şok!!! Tushad belgeleri ortaya çıktı

Genelkurmay´ın internet andıcını soruşturan Ergenekon mahkemesinin talebi üzerine gönderdiği harddisklerden, varlığı inkar edilen TUSHAD´ın ıslak imzalı belgelerinin taranmış fotoğrafları çıktı. Resmi belgelerde ´TUSHAD Genelkurmay bünyesinde kurulmuş gizli bir yapılanmadır´ deniliyor. Belgelerde resmi yazışmaların tüm ayrıntıları görülüyor. Son 1 yıl içinde peşpeşe gelen bilgilerle Tushad´ın varlığı ortaya çıkmıştı. Bilgilerin tümünde Özel Harp Dairesi ve onun kurduğu Ergenekon hücresi TUSHAD´ın çok sayıda terör olayını planladığı, Türkiye´deki terörü en üst düzeyde planlayıp yürüten resmi daire olduğu iddia ediliyordu. Peşpeşe gelen bilgilerden rahatsız olan Genelkurmay geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir açıklama ile Özel Harp´in terörle bağlantısı iddialarını yalanladı. Genelkurmay, Tushad biriminin olmadığını da iddia etti. Ancak Genelkurmay´ın gönderdiği harddisklerden Genelkurmay´ın inkarını geçersiz kılan belgelerin çıkması Genelkurmay´ı çok zor durumda bırakacak.

08.03.2013 10:13 Genelkurmay´ın gönderdiği harddisklerden, varlığı inkar edilen TUSHAD´ın ıslak imzalı belgeleri çıktı. Belgelerde ´TUSHAD Genelkurmay bünyesinde kurulmuş gizli bir yapılanmadır´ deniliyor. Star´dan Kemal Gümüş´ün haberine göre (1), Genelkurmay´ın internet andıcını soruşturan Ergenekon mahkemesinin talebi üzerine gönderdiği harddisklerden, varlığı inkar edilen TUSHAD´ın ıslak imzalı belgelerinin taranmış fotoğrafları çıktı. Star´ın yayınladığı resmi belgelerde “TUSHAD Genelkurmay bünyesinde kurulmuş gizli bir yapılanmadır” deniliyor. Belgelerde resmi yazışmaların tüm ayrıntıları görülüyor.

TUSHAD 4 kez revize edilmiş

Islak imzalı belgelere göre, TUSHAD ve Beyaz Kuvvetler Komutanlığı 2004-2005 ve 2008 ile 2009´da revize edilmiş. “Çok gizli” damgalı, “sayı numarası” verilip ve “konu”su da belirtilen resmi belgelere göre TUSHAD 2008 yılına kadar aktif bir şekilde faaliyet yürütmüş. Ancak birim Ergenekon operasyonlarının hız kazanmasıyla beraber tüm plan ve belgeleri imha ederek bir süre geri çekilmeye karar vermiş. Bunu bir emirle tüm personellerine duyuran Beyaz Kuvvetler Komutanlığı ikinci bir bildirime kadar faaliyetlerin askıya alınmasını istiyor.

Ergenekon´dan korkmayın!

Operasyonlar neticesinde kimsenin korkmamasının da tembihlendiği emirde personelin yapmış olduğu tüm illegal çalışmalara ait belgelerin imha edildiği ve personellerin özlük haklarının korunacağını belirtilerek güvence veriliyor. TUSHAD´ın çalışmalarını gözler önüne seren bazı belgelerde yer alan emirler, yazışmalarda muhatapların özellikle gizlenmiş olduğu dikkat çekti. Belgelerde imza olmasına rağmen belgelerin muhatapları ´rakam´la sembolize edilmiş. Beyaz Kuvvetler birimlerine gönderildiği anlaşılan ana belgede TUSHAD Koordinasyon Başkanı olarak Osman Caner´in imzası var.

Deşifre olduk, geri çekiliyoruz

TUSHAD´ın ´geri çekilin´ emri şöyle: “3276 Dikkatine: 11.06.2008 tarihinde ulusal medyada çıkan haberler sonrasında çalışmalarımız tehlike altına girmiştir. Çalışmalarımıza ikinci bir bildirime kadar geçici olarak ara verildiğini bildiririz. Yasal haklarınız saklı kalmak üzere koruma altına alındığından dolayı özlük bilgileriniz gizlenecek ve korunacaktır. 3. Bölgede devam eden çalışmanız burada bulunan merkezi yönetim sorumluluğunda olacaktır. 25. 07.2008”

TUSHAD´ın varlığını itiraf eden o belgede şu bilgiler yer alıyor:

T.C Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi Beyaz Kuvvetler Komutanlığı Ankara.

3276 Dikkatine..

(...) MGK kararlarında misyonerlik faaliyetleri irtica ve bölücü tehditler sıralamasında 2. sırada yer almaktadır. Bu tehdit ortadan kaldırılıncaya kadar profesyonel bir çalışma yapılması ön görülmüştü.

(...) Milli güvenliğe karşı tehdit oluşturan bu tür unsurlarla mücadele etmesi için bağımsız ve paralel bir kurumsal yapılanmaya ihtiyaç duyulmuştu. Bu amaca hizmet etmesi için TSK bünyesinde gizli ve bağımsız bir yapılanmaya gidilmişti. Bu yapılanma sizinde hizmette bulunduğunuz Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi´dir.

Bu daire milli çıkarlar doğrultusunda, devamlılık ve gizlilik açısından gerekli durumlarda revizyona gidebilir. Bu nedenlerden dolayı tüm kolların da bilgilendirilmesiyle 1995, 1999 ve 2004 yıllarında revize edilmişti.

TUSHAD çalışanları arasında kısa, orta ve uzun vadede görev yapan her kesimden operasyon ve kontrespiyonaj kol çalışanı bulunmaktadır. TUSHAD Koordinatörlüğünde görev yapan Özel Kuvvetler Komutanlığı´nın Sivil Kolu olan Beyaz Kuvvetlerin çalışanları karşılıklı bilgilendirmeyle dayanışmaya gidebilirler.

Böyle durumlarda dayanışmanın oluşması TUSHAD Koordinasyon Merkezi tarafından sağlanır.

TUSHAD Koordinasyon Başkanı Osman Caner imzasıyla hazırlan görevlendirme yazısında ise şu emirler yer alıyor:

-İstihbarat birimine haber elemanı sağlamak.

-Kapsamlı medya çalışması yaparak topluma misyonerlik faaliyetlerinin gerçek amaçları arasında bulunan bölücü ve yıkıcı yönlerini anlatmak. Bu konuda görsel ve yazılı medyayı tam anlamıyla kullanarak toplumun misyonerlere olan bakış açısında etki yaratmak. Misyonerlerin, Alevi ve Kürtleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti´ne karşı kışkırttıklarını vurgulamak. Misyonerlerin Türkiyeyi bölmek istedikleri anlatmak.

-Devletin tüm kurum ve kuruluşları ile dayanışmayı sağlamak.

-Siyasi parti liderleri ve sivil toplum örgütleriyle ortak çalışma yapmak. Konferans, panel, seminer gibi bilinçlendirme çalışmaları yapmak.

-Jandarma Genel Komutanlığının ve Emniyet Genel Müdürlüğünün desteği ile konferanslar verdirmek, basın açıklamaları yapmak.

-Yerel yönetimlerin desteği alınarak ortak çalışmlar yapmak.

-Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde konferanslar vermek.

-Üniversiteler ve akademik çevreyle irtibatlaşarak ortak çalışmalar yapmak

-JİTEM ile koordinasyona devam etmek

-Misyonerlik faaliyetleriyle ilgili olarak kitaplar hazırlamak. (1)

HİÇBİR ŞEY GİZLİ KALMIYOR

Özel Harp Dairesi´nden (ÖHD) Beyaz ve Siyah Kuvvetlerin görev aldığı TUSHAD birimi ilk kez 22 Haziran 2012 tarihinde kabul edilen Malatya Zirve Yayınevi Katliamı davasının ek iddianamesiyle kamuoyuna yansımıştı. (2) İlerleyen süreçte TUSHAD´ın bundan da önce, ilk kez 5 Şubat 2012´de Zirve soruşturmasında savcıya ifade veren Zirve davası sanık ve tanığı İlker Çınar tarafından dile getirildiği ortaya çıktı. (3) TUSHAD kimliklerini de savcıya teslim eden Çınar, Cumhurbaşkanı Özal´ın TUSHAD tarafından zehirlenerek öldürüldüğünü de iddia etti. Çınar bu iddiasında şaşırtıcı ayrıntılar da verdi. İlk anda şaşırtıcı olan iddialar, son 1 yıl içinde peşpeşe ortaya çıkan bilgilerle giderek güçleniyor.

Yine Aralık/2012 ve Ocak/2013´te Özel Harp mensuplarından MİT´e oradan da TBMM Komisyonuna ulaşan çok sayıda ihbar mektubunda TUSHAD´ın varlığından bahsedildi. Bu bilgilerin tümünde Özel Harp Dairesi ve onun kurduğu Ergenekon hücresi TUSHAD´ın çok sayıda terör olayını planladığı, aslında Türkiye´deki terörü en üst düzeyde planlayıp yürüten resmi daire olduğu iddia ediliyordu. (4)

Bu şekilde peşpeşe gelen bilgilerden rahatsız olan Genelkurmay geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir açıklama ile Özel Harp´in terörle bağlantısı iddialarını yalanladı. Genelkurmay, Tushad biriminin olmadığını da iddia etti. 15 Şubat 2013 tarihinde Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı başlığıyla yaptığımız haberde (5) bu reddin ne kadar anlamsız olduğunu çok sayıdaki delil ve bulguyu sıralayarak gösterdik. Delillerin arasına bu Tushad belgeleri de eklenmiş oldu. (6)

Genelkurmay JİTEM´in varlığını da yıllardır inkar etmekteydi. JİTEM´in var olduğu, maaş bordrolarına varıncaya kadar çok sayıda resmi belge ile ortaya çıkmasına rağmen (7) Genekurmay inkarcı tavrını sürdürdü. Nuh dedi Peygamber demedi. Öyle ki, bir kaç gün önce 4 Mart 2013 tarihinde görülen Malatya Zirve katliamı davasının 57. duruşmasında mahkeme başkanının ilginç bir tepkisi oldu. Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde hazırlanan bir rapor ile JİTEM yapılanmasının ortaya çıkartıldığını belirtti. Kısa, Hurşit Tolon´un JİTEM´in olmadığını mahkemede söylediğini hatırlatarak, Bir orgeneralin JİTEM yoktur demesi çok garip dedi. (8)

İnkarların anlamsızlığı Balyoz davasında da ortaya çıkmıştı. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner´in Balyoz planı bizden çıkmış, namertlere kaptırmışız ses kaydında da görüldüğü gibi (9) planların varlığı gayrıresmi seviyede kabul edilmesine karşın resmi düzeyde hiç bir zaman kabul edilmedi. Hep inkar yolu seçildi. Hatta askeri bilirkişilerin delilleri sahte gösterme çabaları mahkeme heyetinin tepkisini çekti ve gerekçeli kararda bu tepki ortaya konuldu. (10) Delillerin gerçek olduğu mahkemenin verdiği kararla da görüldü. Aynı konudaki son gelişme de ilginçti. Balyoz davasında TÜBİTAK´ın atadığı bilirkişilerin delillerin gerçek olduğuna dair görüşlerine itiraz edildi. Balyoz lideri Org. Çetin Doğan, Bilirkişiler delillere nasıl gerçek diyebilir, delillerin sahte olabileceği ihtimalinden raporlarında nasıl bahsetmez? diye bilirkişiler aleyhine tazminat davası açtı. Ancak dava hem yerel mahkeme, hem de Yargıtay tarafından reddedildi. Yargıtay, bilirkişi incelemelerinin hukuki olduğunu gösterdi. (11)

Genelkurmay Ergenekon soruşturmasıyla başlayan süreçte hep inkar yolunu seçti. Mahkemelerden deliller hep gizlendi, neredeyse soruşturma ve davalara hiç yardımcı olunmadı. (12) Ancak yukarıda verilen örneklerden de anlaşılacağı gibi Genelkurmay´ın anlamsız şekilde yargıdan bilgi gizleme çabası bir işe yaramıyor. Peşpeşe ortaya çıkan belgeler, Balyoz mahkemesinin de işaret ettiği gibi askeri yetkililerin skandal şekilde yargıdan gizlenme çabalarını deşifre ediyor. Balyoz mahkemesinin, askeri bilirkişilerin delilleri sahte gösterme çabalarına gösterdiği tepki aslında çok ilginç. Bu tepki, yargı da dahil herkesin olayların farkında olduğunu ve tepki gösterdiğini gösteriyor. Ancak bunu bir tek askeri yetkililer göremiyor ne yazık ki. Basiretsiz askeri yöneticiler TSK´yı gereksiz yere tartışmanın içine çekiyor, itibarının zedelenmesine neden oluyor. Hatta öylesine ki, ihbar üzerine Donanma Komutanlığı´na bir baskın yapılması ve zemin karolarının altına gizlenmiş çuvallarca belgelerin bulunması, cuntacıların TSK´yı ne kadar zor bir duruma düşürdüklerine çarpıcı bir örnek. Ancak herşeye rağmen farkında olunması gereken kritik ayrıntı, itibarı zedelenenin TSK değil onun üniforması içinde yanlış işlere ya da yasadışılığa bulaşanların olduğudur. Bu ayrımın gözden kaçırılmaması gerekiyor. TSK hepimizin ordusu.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Haber.stargazete.com/politika/tushad-tsk-icinde-gizli-bir-yapilanma/haber-733937

(2) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(3) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4973

(4) Kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5072 5057 5055

(5) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5128

(6) Kontrgerilla.com/images/tushadbelge.jpg

(7) Kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=jitem-belge

(8) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5158

(9) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3679

(10) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5054

(11) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5159

(12) Kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=ordu-ve-kg

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(08 Mart 2013, 10:13)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TUSHAD belgelerini görmek için tıklayın

ŞOK!!! İşte TUSHAD belgeleri.. Görmek için tıklayın

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad´ın ilk kez telaffuz edildiği 22.06.2012´de kabul edilen 761 sayfalık Zirve ek iddianamesi

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

TSK´DAKİ SKANDALLARLA İLGİLİ BAZI MANŞETLERİMİZ

Askeri bilmezkişilere gerekçe şoku

Askeri ´bilmezkişiler´ itinayla seçilir

Savcı: Kara Kuvvetleri delil gizliyor

Ergenekon ve diğer soruşturmalara asker müdahalesi

G.kurmay´da hangi soruşturma sonuçlandı ki?

Flaş!!! Çubuklu´nun ses kaydı Genelkurmay´ı sarsar: Üçok´un bilgisayarında belge temizliği

Karargah Evleri´yle ilgili bilgiler.. Soruşturmanın askerlerce savsaklanması

İşte Karargah Evleri soruşturması böyle örtbas edildi

Karargah Evleri gibi diğer soruşturmaları da karartmak istediler

Asker de Suç Örtme Makinesini gördü

Skandal!!! Askeri savcılara evrakta sahtecilik suçlaması

Savcılar suçu aydınlatır.. Ya kendileri de karışmışsa?..

Bazı savcılar suçu aydınlatır, bazıları karartır

Genelkurmay´ın provokasyon siteleri ya da ´internet andıcı´ konulu manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5166    yazdır/print


 

Zirve davasında 60. duruşma

2007´de Malatya´da Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesine ilişkin davaya 60. duruşma ile devam edildi. Davada tutuklu sanık Bülent Aral savunma yaptı. Duruşmada mağdur avukatları, mahkemenin Genelkurmay ve MİT´den TUSHAD ile ilgili belge ve bilgileri istemesini talep etti.

07.03.2013 20:59 Malatya´daki Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 60. duruşma ile devam edildi.

Ek iddianamede olayın bir numaralı şüphelisi olarak gösterilen ve daha sonra tutuklama kararı verilen emekli orgeneral Hurşit Tolon´un, Ergenekon davasından dolayı Silivri Cezaevi´nde tutuklu olduğu için katılamadığı duruşmaya Malatya Eski Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Mehmet Ülger, Binbaşı Haydar Yeşil, Astsubay Abdullah Atılgan, Uzman Çavuşlar Murat Göktürk, Mehmet Çolak, Adil Akçay, İnönü Üniversitesi öğretim görevlisi Ruhi Abat, Levent Ercan Gelegen, Adem Gedik ve Hüseyin Yelki ile ilk iddianamede tutuklu bulunan Emre Günaydın ve Varol Bülent Aral katıldı. Olayın ilk tutuklu sanıklarından Salih Gürler, Abuzer Yıldırım, Hamit Çeker ve Cuma Özdemir ise cezaevinde görüş günü olması nedeniyle bugünkü duruşmaya gelmedi.

Sanık ve müdahil avukatlarının yanı sıra öldürülen Alman Tilman Geske´nin eşi Suzanna Geske de duruşmaya katıldı.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada, Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, Diyarbakır Protestan Kilisesi Pastörü Ahmet Güvener´in Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde talimatla, tanık ve müşteki sıfatıyla ifadesinin alındığını belirtti. Kısa, Güvener´in davada yargılanan asker kökenli kişilerin kendisini yasa dışı dinlediğini iddia ederek, bu kişilerden şikayetçi olduğunu aktardı.

SANIK VAROL BÜLENT ARAL´IN SAVUNMASI

Daha sonra tutuklu sanık Varol Bülent Aral´ın savunmasına geçildi. Aral, savunmasında tutuklu sanık Emre Günaydın´la ilgili konuşacağını ancak onun duruşmada olmadığını söyledi. Mahkeme Başkanı Kısa, jandarma görevlilerinden Emre Günaydın´ın getirilmesini istedi. Günaydın, yaklaşık yarım saat sonra duruşma salonuna getirildi.

Aral, savunmasında Ergenekon, Zirve gibi soruşturmaların basın üzerinden yürütülen algısal bir operasyon olduğunu ileri sürerek JİTEM ve TUSHAD gibi kuruluşların gerçekten var olduğunu savundu.

Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa´nın Emekli komutanlar JİTEM´i duymadık diyorlar. Sen neye dayanarak var diyorsun demesi üzerine Varol Bülent Aral, Genelkurmay Başkanlığı ve Arif Doğan´ın mahkemelere gönderdiği bilgiler ve açıklamalarına dayanarak bu ifadeyi kullandığını belirtti. DHKP-C için bir eylemde gözaltına alındığını kabul ederek Ankara´da 2008 yılında eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk´e saldırı hazırlığı esnada bombanın patlaması sonucu ölen DHKP-C´li Akkurt´un kendisinin yakın arkadaşı olduğunu belirtti.

Savunmasında, adli sicilinin kabarık olduğunu ifade eden Aral, bu duruma göre bir değerlendirilme yapılmaması gerektiğini belirterek aslen Tunceli nüfusuna kayıtlı olduğunu söyledi.

Aral savunmasında ´Zirve Yayınevi´ndeki cinayetlere ilişkin davanın ´Ergenekon´ davasının Malatya ayağı olduğu´ iddiasında bulunarak, ´Ergenekon varsa bize de gösterin, gidip üye olacağım´ dedi.

Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi´nin (TUSHAD) 1999´a kadar var olduğunu, daha sonra kaldırıldığını ileri süren Aral, davanın tanığı ve sanığı İlker Çınar´ın ise kaldırılan bir örgüte 2000 yılında girdiğini söylediğini ve ´internetten öğrendiği zırvaları paslaştığını´ savundu.

İddianamede, kendisiyle ilgili olarak Emre Günaydın´la cezaevinde görüştüğü ve onu azmettirdiği yönünde iddialar bulunduğunu hatırlatan Aral, Emre Günaydın´la cezaevinde görüştüğüne dair kayıtlar olmadığını öne sürdü.

-Aral, Günaydın´la ilgili iddialarda bulundu-

Varol Bülent Aral, savunması sırasında sanıklardan Emre Günaydın´a dönerek cinayetin ardından kendi ismini nerede kullandığını sordu. Bunun üzerine Emre Günaydın ise Varol Bülent Aral ile yerel bir gazetede çalıştığı esnada tanıştığını ve kendisini gizemli konuşmalarından dolayı önemli birisi zannettiğini belirtti. Aral´ın gasp suçundan yargılandığını bildiğini kaydeden Günaydın, gazete sahibinin telkini ile Aral´ı gazeteden kovulduğunu belirtti.

Emre Günaydın´ın avukatı Niyazi Tokmak da Aral hakkında gasp suçundan 4 klasör dava dosyası bulunduğunu iddia etti. Aral, kendisini gasp edenleri şikayet ettiği için o klasörlerin bulunduğunu savundu. Emre Günaydın´a dönen Aral, ´Hamit Özpolat´ın seni para için azmettirdiği yalan mı? Senin babanın seni para için azmettirdiği yalan mı? Gaspçı da sensin, hırsız da sensin, ahlaksız da sensin´ iddialarında bulundu.

Bunun üzerine Günaydın´ın avukatı Niyazi Tokmak devreye girerek Aral´ın iddialarının asılsız olduğunu söyledi. Tokmak ayrıca, Aral´ın bu şekilde birçok kişi hakkında mesnetsiz iddialarının bulunduğunu söyledi. Tokmak, Aral´ın sözlerinin kayda geçmesini, bu sözlerle ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Avukat Tokmak, iddia edildiği gibi Günaydın´ın ailesinin durumunun maddi olarak çok iyi olmadığını ve olaylardan sonra daha da kötüleştiğini ifade etti. Aral´ın müvekkilini ve ailesini töhmet altında bıraktığını ifade eden Tokmak, ´Ailenin hala borçları var. Ekonomik açıdan çökmüşler´ diye konuştu.

Duruşmada, “4 yıl önce, ben bu dava Ergenekon´a bağlanacak dedim, bağlandı. Demek ki bildiğimiz bazı şeyler var. Arkadaşlarımız çok, derin bağlantılar var. Ama ben derin değilim” diyen sanık Aral ile Emre Günaydın arasında karşılıklı tartışmalar devam ederken Mahkeme Başkanı duruma müdahale ederek her iki tarafı da uyardı. Yarın öğleden önce her şeyi açıklayacağını ifade eden Aral´a, Mahkeme Başkanı Kısa, Niye şimdi açıklamıyorsun. Yarın eşref saatin mi? diye sorunca Aral Benim değil başkalarının eşref saati olacak yanıtını verdi.

Duruşmaya daha sonra ara verildi.

Malatya 3. ağır Ceza Mahkemesi´ndeki Zirve Yayınevi Davasının 60. duruşmasının ikinci bölümünde sanık Varol Bülent Aral, savunma yapmayı sürdürdü. Kendisine de tanık koruma imkanı sağlanması halinde mahkemeye yeni bilgiler vereceğini söyleyen Aral, beraatını talep etti. Dava kapsamında haksız yere tutuklandığını ve aleyhine somut delil bulunmadığını belirten Sanık Aral, isimsiz, imzasız ihbar mektupları çöplüktür, çöpe atılmalıdır. İmzasız ihbar mektupları dosyaya konulmamalı. Mahkemeler delil aşaması değil, yargılama aşamasıdır. Aleyhimde somut bir delil bulunmamaktadır. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum dedi.

Sanık Varol Bülent Aral, Açlık grevine başladım deyince araya giren Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, Sen nasıl ayakta duruyorsun diye sorunca, Şekerli su ve limon içiyorum ki, kafam çalışsın dedi.

Aral, Emre Günaydın ile Hüseyin Yelki´yi tanıştırdığımı kabul ediyorum. Bu suç mu? Hüseyin´le tanışmam suçsa söyleyin. Mehmet Ülger´le görüşmüş olmam suçsa söyleyin dedi.

Davada hem sanık hem tanık olan İlker Çınar´ın bir an önce dinlenilmesi gerektiğini belirten Aral, Burada kimse kendisine bir şey yapmaz. Neden korkuyor? İlker´e ulaşmak istesem onu bir gecede bulurum iddialarında bulundu.

Gazetecilerin bulunduğu sıraya dönerek hakaret eden Aral, Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa´nın heyete doğru konuşması yönünde uyarması üzerine, hakkında yazılanlardan ve uzun süre tutuklu bulunmasından rahatsız olduğunu ifade etti.

BİZDE İLKER ÇINAR´IN YÖNLENDİRİLDİĞİNE İNANIYORUZ

Mahkemede söz alan emekli Albay Mehmet Ülger´in avukatı Saim Tuğrul, Gizli tanık, mağara bulunan silah ile ilgili ifade verirken, olay yerinde Eylül yada Ekim ayında kar olduğunu söylüyor. Ancak Malatya´da yaşayanlar, bu mevsimde sadece Beydağı´nın zirvesinde kar olduğunu söylüyorlar. Bu durumun meteorolojiden sorulmasını istiyoruz. Sanık ve tanık İlker Çınar´ın misyonerlikle ilgili konferans verdiği illerdeki en az 3 müftünün tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz. Müftülere, bu konferansların TUSHAD talimatı ile düzenlenip, düzenlenmediği sorulmalı. Gizli tanık, bir lokantadan bahsetmektedir. Bu lokantanın sahibi tanık olarak dinlenmeli ve Mehmet Ülger´in o lokantaya gidip gitmediği sorulmalı. Gizli tanığın eski rektör Fatih Hilmioğlu´na suikast düzenleyeceği ifadesi üzerine mahkemede ifade veren Fatih Hilmioğlu, böyle bir olayı doğrulamıyor ve Benim güvenliğimi sağlıyordu. Suikast iddiası deli saçması´ diyor. Mahkemede tanık olarak dinlenen Behnan Konutgan, İlker Çınar için, Kitap ve ifadeleri yazma kapasitesinde olmadığını ve yönlendirildiğini söyledi. Biz de aynı kanaatteyiz. İlker Çınar´ın durumu ve eğitimi, dosyadaki ifade ve dilekçelerini yazabilecek bir kapasitede değildir. Biz de İlker Çınar´ın yönlendirildiğine inanıyoruz şeklinde konuştu.

GENELKURMAY TUSHAD KİMLİĞİNİ KABUL ETMEDİ

Avukat Saim Turgut, sanık ve tanık İlker Çınar´ın uzman olarak çalışırken, hakkında bölük komutanı tarafından tutulan dosyada, Sahtekar ve güvenilmez ifadesinin kullanıldığını ve maaş günü firardan gelip maaşını aldıktan sonra tekrar firar ettiğinin belirtildiğini aktardı ve bu dosyanın dava dosyasında bulunduğunu, ancak iddianamede yer verilmediğini söyledi.

Tutuklu sanık Emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un avukatı İlkay Sezer de söz alarak, iddianamede Hurşit Tolon´dan elde edildiği belirtilen CD´lerin arama ve yakalama tutanaklarında yer almadığını, talep ettiklerinde ise gizlilik kararı nedeniyle kendilerine verilmediğini belirtti. TUSHAD adlı kuruluş ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı tarafından son yapılan açıklamada böyle bir kuruluşun olmadığının belirtildiğini aktaran Avukat Sezer, Genelkurmay Başkanlığı´nın sanık ve tanık İlker Çınar´dan elde edilen TUSHAD kimliğinin, askeri kimlik yönetmeliğine uymadığının da belirtildiğini aktararak, mahkemeye son gelen belge ve dosyalarda hakkında hiçbir delil bulunmadığını belirttiği sanık Hurşit Tolon hakkında tahliye talebinde bulundu.

GENELKURMAY VE MİT´TEN TUSHAD TALEPLERİ

Mağdur avukatlarından Erdal Doğan tarafından mahkemeye sunulan talep dilekçesinde ise MİT Müsteşarlığından dosyamızın 2.ek iddianamesi eklenerek iddianamede yer alan Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı/Özel Harp Dairesi (ÖHD) bünyesinde oluşturulan TUSHAD adlı yapılanma ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin ve yine iddianamede iddia edildiği üzere TUSHAD adlı yapının kurucu ve yöneticisi olarak ismi zikredilen emekli orgeneral Ahmet Hurşit Tolon´un TUSHAD ve Özel Kuvvetler Komutanlığı/Özel Harp Dairesi ile ilişkisine dair kendi kurumlarındaki mevcut bilgilerin Mahkemeye gönderilmesi talep ediyoruz. Aynı talebin Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığından da talep edilmesi talep ediyoruz. MİT Müsteşarlığından; iddianamede yer alan Özel Kuvvetler Komutanlığı/Özel Harp Dairesi bünyesinde oluşturulan sivil ve resmi görevli kişilerden oluşan Beyaz ve Siyah Kuvvetlere dair yapılanmasının Malatya başta olmak üzere Malatya ile yakın ilişkisi olabilecek diğer illerdeki (iddianame bağlamında İstanbul, Trabzon, Ankara, Kayseri, Mersin gibi illerin) görevlendirilen kişilerin isim ve konumlarının bildirilmesi ve aynı talebin Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığından da talep edilmesi istiyoruz dedi.

MİT´TEN CİNAYET ÖNCESİ DUYUMLARIN SORULMASI TALEP EDİLDİ

MİT´ten Zirve Yayınevi cinayetleri öncesinde varsa yapılan tespit ve bilgilerinde mahkemeye gönderilmesini istediklerini aktaran Av. Erdal Doğan, MİT Müsteşarlığından öncelikle Mahkemenin mevcut yargılama konusu olan Zirve Yayınevi çalışanlarının katledilmesine ilişkin olmak üzere Malatya´daki Hıristiyan topluluğa yönelik olabilecek saldırı, cinayet gibi eylem hazırlıklarının yapıldığını ilişkin olmak üzere eylemler öncesi kendilerinin ulaştıkları veya tespit ettikleri bilgileri önlem alınması hususunda Malatya´daki ilgili emniyet birimlerine ya da ilgisi olabilecek diğer kurumlara bildirmişler midir? Bildirmişlerse İl Emniyet Müdürlüğü´nün ya da ilgisi olabilecek diğer kurumların hangi birim veya birimlerine ne zaman ve hangi içerikte bildirdikleri hususundaki bilgi ve belgelerin Mahkemeye gönderilmesi için müzekkere yazılması talep ediyoruz şeklinde talep de bulundu.

KOZMİK ODA BELGELERİ İSTENDİ

Ankara´daki Kozmik Oda operasyonu sonrasında elde edilen bilgile ve belgeler arasında zirve Yayınevi ile ilgili belge ve bilgilerin de istenmesini talep eden Av. Erdal Doğan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın TMK 10.madde ile yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili´den kamuoyunca Kozmik Oda olarak bilinen yürüttüğü soruşturma kapsamında Özel Harp Dairesi/Özel Kuvvetler Komutanlığı´na bağlı kozmik odada yapmış olduğu arama ve araştırma sonucunda dosyamızı yakından ilgilendiren TUSHAD adlı yapılanmaya dair elde ettiği bilgi ve belgelerin özel bir dosya olarak hazırlanarak Mahkemeye acilen gönderilmesi hususunda müzekkere yazılması talep ediyoruz. Aynı şekilde Cumhuriyet Savcılığından iddianamede yer verilen söz konusu TUSHAD adlı yapının kurucusu ve yöneticisi iddiası ile sanık olarak yargılanan emekli orgeneral Ahmet Hurşit Tolon hakkındaki hem TUSHAD adlı yapı hem de Özel Harp Dairesi/Özel Kuvvetler Komutanlığı yapılanması ile ilişki, konum ve görevlerine dair dosyamızı ilgilendirebilecek hususlarda ulaştığı tüm bilgi ve belgelerin Mahkeme dosyasına gönderilmesini talep ediyoruz dedi.

KOD İSİMLER SORULDU

Av. Erdal Doğan´ın diğer talepleri şu şekilde: Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığından Mahkememiz dosyasına TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Başkanlığına MİT tarafından gönderilmiş 290 sayfa tutarındaki belgede Beyaz ve Siyah Kuvvetler olarak ismi zikredilen kişilerden bazılarının kod numaraları ya da sicil numarası verilmiş olmasına rağmen bu kişilerin isim ve soy isimleri gizlenmiş ve X olarak belirtilmiştir. Kod numaraları belli olan bu kişilerin dosyamızı yakından ilgilendirebileceği ihtimaline binaen ilgili komutanlıktan ismi saklanan kişilerin isim ve soy isimlerinin Mahkeme´ye bildirilmesi için sorulması talep ediyoruz.

Dava sanıklarından Ruhi Abat´ın hem tanık hem de sanık olarak vermiş oldukları beyan ve savunmalarında bir dönem görev yapmış olduğu İnönü Üniversitesi Strateji Araştırma Merkezi´nin ne zaman, hangi amaçla kurulduğunu ve hangi çalışma yöntemleri ile çalışma yürüttükleri ve bu yönde ürettikleri çalışmaların listesi ile faaliyetinin devam edip etmediğinin İnönü Üniversitesi Rektörlüğü´nden sorulmasına, ayrıca sanık Ruhi Abat´ın ilgili kurumda kimlerin referansı ile ne zaman çalışmaya başladığı, hangi çalışmalarda görev aldığı, ortak çalışma yürüttüğü kişilerin olup olmadığının sorulmasını talep ediyoruz. Malatya İl Emniyet Komisyonun 2004 ile 2009 yılları arasında yapmış oldukları toplantı tutanaklarının bir örneğinin Mahkememiz dosyasına gönderilmesi için müzekkere yazılması talep ediyoruz.

Mahkeme heyeti, talepleri aldıktan sonra duruşmayı 8 Mart Cuma gününe erteledi. Mahkeme heyetinin 61. duruşmada ara kararları vermesi bekleniyor.

(07 Mart 2013, 20:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Zirve tanığı yeniden ifade verdi

Çınar´dan mahkemede şok iddialar

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Zirve derinleşiyor: Yeni deliller

Zirve davaları birleştirildi

İşte 761 sayfalık ek iddianamesi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Dink ve Zirve aynı ekibin işi

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5165    yazdır/print


 

Yargıtay Başkanına suikast planı

2007-2008 yıllarında Özel Harp bünyesindeki derin yapı, kaos yaratıp darbeye zemin oluşturmak için AK Parti´ye kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya´ya suikast planladı. Plan, Danıştay saldırısının kopyası gibi. Danıştay saldırısı Ergenekon davasında yargılanıyor. Yargıtay´a yönelik olası bir suikastin izine de yine Ergenekon davasında ulaşılmıştı. Yani, Yargıtay´a suikast planı aslında, tıpkı Danıştay saldırısı gibi Ergenekon örgütünün bir planıydı. Yargıtay´a yönelik olası bir suikastin izine ilk olarak Ergenekon davasında ulaşılmıştı. Yargıtay suikast planının Özel Harp´le bağlantısı ve Özel Harp´in de Ergenekon´la bağlantısı, ihbar mektupları ve Zirve davası iddianamesindeki belgelerle ortaya çıktı. Dolayısıyla iki sonuç ortaya çıkmaktadır. İlki, Yargıtay´a suikast planı tıpkı Danıştay saldırısı gibi Ergenekon örgütünün eylemidir. Diğeri ise asıl planlayıcıların Ergenekon´un da üstünde yer alan Özel Harp Dairesi olduğudur. Bu satırları bitirirken ilginç bir haber geldi. Aydınlık gazetesinin bugünkü bir haberi bu iddiaları güçlendirdi.

07.03.2013 10:31 MİT tarafından Meclis Darbe Komisyonu´na gönderilen Özel Harp Dairesi´nde (ÖHD)görevli bir subayın yazdığı ihbar mektuplarında geçtiğimiz ay basına yansıyan (1) bir ayrıntı bir kez daha gündeme geldi. Star´dan Kemal Gümüş´ün haberine göre (2), ihbar mektubunda Özel Kuvvetler içindeki derin yapılanmanın, kaos oluşturarak AK Parti iktidarını devirmek için dehşet verici kanlı planlar hazırladığı belirtiliyor. Bu planlardan birinin de o dönem AK Parti´ye kapatma davası açan dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya´ya yönelik olduğu iddia ediliyor. Plana göre, Yalçınkaya´ya suikast yapılacak ve cinayet AK Parti´ye fatura edilecekti. Kaos için hazırlanan dehşet planı şöyle işleyecekti:

Önce partinin kapatılacağı yönünde medyada yoğun olarak haberlerin çıkması sağlanacak. Ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın kapalı kapılar ardında kapatma davasına vereceği tepki gizlice kayıt altına alınacak. Başbakan´ın sözleri kayıt altına alındıktan sonra Yalçınkaya öldürülecek. Cinayetin ardından failinin AK Parti olduğu yönünde kampanya düzenlenecek. Suikastı ´Siyah Kuvvetler´e bağlı bir infaz timi gerçekleştirecek. Siyah Kuvvetler´e bağlı infaz timi, ´Korsan Ülkücü Grubu” oluşturdu ve bazı gençlere silahlı eğitimi vermeye başladı. Bu kapsamda 100 kişi Bolu civarında silahlı eğitime tabi tutuluyor. (2)

YARGITAY SUİKASTİ DE DANIŞTAY GİBİ ERGENEKON BAĞLANTILI

Star´ın haberi bir ayrıntıyı akıllara getiriyor. Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya´ya yönelik suikast planı, Danıştay saldırısının kopyası gibi. Bilindiği gibi, Danıştay saldırısı Ergenekon davasında yargılanıyor. Yargıtay´a yönelik olası bir suikastin izine de aslında ilk olarak Ergenekon soruşturmasında ulaşılmıştı.

21 Mart 2008´de Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün talimatı üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri İşçi Partisi Genel Merkezi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nusret Senem´in evinde aramalar gerçekleştirmişti.

Aramalarda bir CD içinde Yargıtay binasına giriş ve güvenli kaçış yollarını belirten ayrıntılı bir suikast krokisi ile çok önemli diğer bazı deliller ele geçirilmişti. Bu deliller halen görülmekte olan Ergenekon dava dosyasında bulunuyor.

Krokiler İşçi Parti´li Adnan Akfırat´ın eşyalarının arasında ele geçirildi. Yargıtay binasına ait krokileri inceleyen Ankara Emniyet Müdürlüğü´nden uzmanlar, planların Yargıtay´da çalışan biri tarafından çizildiği sonucuna vardı. Savcılık Emniyet´in raporu üzerine, Yargıtay´daki köstebeğin peşine düştü.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, Ergenekon operasyonunda ele geçirilen krokileri incelenmesi için Ankara Emniyeti´ne gönderdi. Krokiyi inceleyen Terörle Mücadele Şubesi´nde görevli 4 polis, planlarda dışarıdan kimsenin bilemeyeceği ayrıntıların olduğu kanaatine vardı. Uzman polislerin hazırladığı raporda, Yargıtay hizmet binaları ile ilgili verilen belgilerin çok ayrıntılı ve aslına uygun olduğu, tuvalet ve mutfak gibi bölümlerin bile planlarda çizildiği belirtilerek Dışarıdan bir insanın hizmet binaları hakkında bu kadar detaylı bilgilere ulaşamayacağı değerlendirilmektedir denildi.

KROKİLER SUİKAST İÇİN Mİ?

Roporda, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya´nın makam odasının krokide ayrıntılı bir şekilde tarif edildiğine dikkat çekilerek, ele geçirilen CD´deki metinde de binadan kaçış yollarının ayrıntılı olarak anlatıldığı belirtildi. Raporda ´Binanın hangi noktalarında polis kontrolü olduğu ve hangi noktalarda güvenlik kameralarının olmadığı net bir şekilde tarif edilmiş´ tespitine yer verildi. Polis, Yargıtay binasının 3 bloğunun da ayrıntılı krokisinin suikast amacıyla çizilmiş olabileceği üzerinde duruyor.

ÖZEL HARP´İN ERGENEKON BAĞLANTISI

Özel Harp Dairesi´nin Ergenekon örgütüyle bağlantısı Malatya Zirve Yayınevi Katliamı davasının ek iddianamesiyle ortaya çıkmıştı. 22 Haziran 2012 tarihinde kabul edilen ek iddianamede, Ergenekon örgütünün varlığının 1993´e kadar uzandığına dair çarpıcı ifadeler bulunuyor. Emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un Genelkurmay Başkanlığı genel sekreterliği görevini yürüttüğü 1993 yılında kurduğu Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi (TUSHAD) isimli gizli yapıyı, Ergenekon´un talimatıyla 1995, 1999 ve 2004 yıllarında revize ettiği aktarılıyor. Aynı sayfalarda TUSHAD´ın Özel Harp´le bağlantısı da, Beyaz ve Siyah Kuvvetler şeklinde ayrıntılı olarak belirtiliyor. Çok ilginç detayların yer aldığı bilgileri iddianamenin 597-599 sayfalarında bulabilirsiniz. (3)

Sonuç olarak tüm delillerin birbiriyle örtüştüğü görülmekte. Yani, Yargıtay´a suikast planı aslında, tıpkı Danıştay saldırısı gibi Ergenekon örgütünün bir planıydı. Yargıtay´a yönelik olası bir suikastin izine ilk olarak Ergenekon davasında ulaşılmıştı. Yargıtay suikast planının Özel Harp´le bağlantısı ve Özel Harp´in de Ergenekon´la bağlantısı, ihbar mektupları ve Zirve davası iddianamesindeki belgelerle ortaya çıktı. Dolayısıyla iki sonuç ortaya çıkmaktadır. İlki, Yargıtay´a suikast planı tıpkı Danıştay saldırısı gibi Ergenekon örgütünün eylemidir. Diğeri ise bu eylemlerin asıl planlayıcılarının Ergenekon´un da üstünde yer alan Özel Harp Dairesi olduğudur.

Bu satırları bitirirken ilginç bir haber geldi. Eklemeden geçemedik. Aydınlık gazetesinin, yani diğer deyişle Yargıtay´a suikast planının ele geçirildiği ekibin yayın organının, diğer deyişle de yöneticilerinin Ergenekon örgütüyle bağlantısı görülerek Ergenekon davası kapsamında yargılanmaya başladığı Aydınlık gazetesinin bugün yayınladığı bir haberde Taraf gazetesinin Özel Harp´le ilgili dün yayınladığı bir haber eleştiriliyor.

Aydınlık´ın EN BÜYÜK SIR DÜŞMAN ELİNDE başlığıyla verdiği bugünkü haberine göre; Özel Kuvvetler Komutanlığı´nın vatandaşlardan oluşturduğu ve olası bir savaş durumunda harekete geçmek için yetiştirilen kişilerin listesi dün Taraf Gazetesi´nde yayımlandı. Gazete, Özel Kuvvetler´in bu hazırlığının “kontrgerilla faaliyeti” olduğunu ileri sürdü. Genelkurmay´ın 2008 yılında ülkenin işgal tehdidine karşı halka dayanan savunma planı ve direnişte görev alacak binlerce kişinin listesi, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu eliyle deşifre edildi. Darbeleri Araştırma Komisyonu, MİT tarafından gönderildiği belirtilen raporu Zirve davasına bakan mahkemeye sununca, savunma planında yer alacak binlerce kişinin isimleri ile meslekleri, adresleri, faaliyet alanları ve telefon numaraları ortalığa döküldü. Özel Kuvvetler´in bu hazırlığını “kontrgerilla faaliyeti” diye duyuran Taraf gazetesi, dünkü sayısında planı ve listedeki kişilerin listesini isimleri kapatarak yayımladı. Halka dayalı özel savaş planının açıkladığında da, “Genelkurmay´ın yeni kontrgerilla planı” manşetiyle Genelkurmay´ı hedef alan Taraf, kampanyayı devam ettirdi. (4)

İlginç değil mi? Çünkü Aydınlık, Özel Harp ve kontrgerilla karşıtı yayınlar yapan bir yayın organıydı. İddialarına göre geçmişte sürekli kontrgerillanın üzerine gitmiştiler. Ancak bugünkü haberinde görüldüğü gibi ve aslında olayları takip edenlerin de farkettiği gibi Ergenekon soruşturma sürecinde bir çok kez Özel Harp´i savunur yayın yaptılar. 2009 sonunda Özel Harp Dairesi´nde 1 ay süren kozmik aramalara yaklaşımları sadece bir örnek. Bu yayın organları o günlerde Özel Harp´çi kesildiler. Bu tavır değişikliği nedeniyle basında ilginç bir iddia dile getirildi. Buna göre, kozmik aramalarda isim listelerine ulaşılmıştı ve bu ekibin isimlerinin de Özel Harp üyeleri listesinde olduğu ileri sürülüyordu. Yalçın Küçük gibi PKK´nın kamplarında ateşli konuşmalar yapan bir kişinin Özel Harp aramalarına şiddetle tepki göstermesinin altında böyle bir neden olduğu ileri sürülüyordu. Kozmik aramalara başlandığı gün tutuklanmak istenen ancak tutuksuz yargılanmalarına karar verilen 3 Özel Harp subayının bazı Ergenekon sanıkları ile bağlantısının tespit edildiği ileri sürülmüştü. Yine bu subayların Türk Gençlik Birliği (TGB) gibi işçi Partisi gençlerinden oluşan -iddianamelere göre- Ergenekon´un gençlik yapılanması gibi oluşumlarla bağlantısının tespit edildiği o günlerde basında dile getirilmişti. Kozmik iddianame önümüzdeki aylarda tamamlanıp ortaya çıktığında bu ayrıntıları öğrenebileceğiz.

Özel Harp ile Ergenekon bağlantısına dair delil ve bulguları bir çok haberimizde sürekli dile getirdik. Bir kısmını yukarıda belirttik. Aydınlık´ın bugünkü haberindeki yaklaşımını da artık bu bulgular arasına ekleyebiliriz.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Takvim, Taraf, kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5057

(2) Haber.stargazete.com/politika/2-danistay-planlanmis/haber-733626

(3) Kontrgerilla.com/iddianame_zirveek.asp

(4) Aydinlikgazete.com/mansetler/19805-en-buyuk-sir-dusmanin-elinde.html

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(06 Mart 2013, 10:31)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Savcı: Hamido Özel Harp işi

Zirve derinleşiyor: Yeni deliller

Zirve davaları birleştirildi

İşte 761 sayfalık ek iddianamesi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Çınar´dan mahkemede şok iddialar

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Dink ve Zirve aynı ekibin işi

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5164    yazdır/print


 

Zirve´den Hatay kontrgerillası çıktı

Zirve Yayınevi davasını dosyasına giren belgelerde Hatay´ın nasıl ´fişlendiği´ ve bölgede Seferberlik Tetkik Kurulu çalışmaları çerçevesinde mühimmat depolama gibi kontrgerilla faaliyetleri yürütüldüğü anlatılıyor.

06.03.2013 22:45 Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) TBMM´ye yolladığı Özel Harp Dairesi (ÖHD) ya da diğer adıyla Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) belgelerinden Hatay´da bir dutluk içerisine gömülü mühimmatın tarifi ve krokisi, mühimmattan sorumlu ´Oytun Gerilla Birliği´nin raporu, şehri ´Kurtarılacak Kişiler´, ´Kuvvetli ve Nüfuzlu Kişiler´, ´Şüpheli ve Zararlı Şahıslar´ diye ayıran 209 kişilik bir fişleme listesi çıktı. 1995-2004 yılları arasına kapsadığı sanılan evraktan; şehirdeki Alevi, Hristiyan ve Bahai inanç önderlerinin, sol görüşlülerin, Kürtler ve Ermenilerin ´zararlı´ sayıldığı ortaya çıkıyor. Ayrıca STK´ya katılan sivil kişiye okutulup dosyasına konduğu iddia edilen bir not da raporlar arasında yer alıyor.

Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderdiği Seferberlik Tetkik Kurulu´na (STK) ilişkin dosya Zirve Yayınevi Davası´nın görüldüğü Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasına girdi. Evraklar arasında, ´Vatanını çok seven bir özel kuvvetler mensubu´ adıyla MİT´e gönderilmiş ihbar mektubu ve STK´ya ait olduğu iddia edilen resmi belgeleri içeren ekler de yer alıyor. İlk kez gün ışığına çıkan bu belgeler arasında Hatay ve Antakya çevresine ilişkin olanlar dikkat çekiyor. Bu evraklar şöyle:

BEYAZ KUVVETLERE NOT: STK´ya seçilip ´Beyaz Kuvvetler´ bünyesine giren sivillere Genelkurmay tarafından okutulduğu ve daha sonra dosyasına konduğu öne sürülen bir not bulunuyor. Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt´ın adının yazılı olduğu notta şu ifadeler var:

“Vatanımızın birliğine ve milletimizin varlığına karşı vuku bulacak bir düşman tecavüzü halinde silahlı kuvvetlerimizle birlikte yürütülecek harekatta gizli mücadele usulleri ile barıştan itibaren bazı çalışmalar ve çok gizli hazırlıklar yapılmaktadır.

Her Türk´ün seve katılacağına ve milli varlığımızın korunması konusunda hayati derecede önem taşıdığına inandığım böyle milli bir hazırlığın milli hisleri kuvvetli, yetişmiş, bilgili ve cesur elemanlara ihtiyaç vardır.

Yakından izlediğimiz yüksek nitelik ve yetenekleriniz, takdirle karşılanan müspet davranışlarınız ve milli heyecanınız dolayısıyla sizin de bu çalışmalara katılmanızı uygun gördüm. Gönderdiğim subay size gerekli bilgiyi verecektir.

Bu milli konuya ilgi göstereceğinize ve yapılacak çalışmalara iştirak edeceğinize inanıyor, başarılı hizmetlerinizin devamını diliyorum.”

DUTLUK İÇİNDE GİZLİ MÜHİMMAT: STK´nin mühimmatlarını gömme yöntemiyle sakladığı anlaşılan gizli depoya ait “yer bulma kartı” da dosyaya girdi. Üzerinde, ´Gizli Depo Yer Bulma Kartı (Form 478) yazılı kartta, ´Kod Numarası: E-701´, ´Depo Cinsi: Gömme Tipi´ ve ´Depolama Usulü: Gizli´ ifadeleri, deponun koordinatları yer alıyor. Kartın altında, depo yerinin tarifi yapılıyor. Tarif şöyle: “Kumlu´da Muharrem köyüne gelmeden stabilize yolun kuzeyinde eski bir su pompası vardır. Bu su pompası dut ağaçlarının içindedir. Bölgede buna benzer başka dut ağacı topluluğu yoktur. Su pompasının demir borusunun olduğu duvar cephesinin yol tarafındaki köşesi 1 nolu M.N., aynı cephenin diğer köşesi 2 nolu M.N.dır. Depodan 1 nolu M.N.a 142 derece ve 620 cm.dir. 2 nolu M.N.na ise 176 derece ve 6f0 cm.dir. Depo 60 cm derinliktedir.”

OYTUN GERİLLA BİRLİĞİ: Üzerinde ´Oytun Gerilla Birliği 1. Tim Depo Keşif Raporu´ yazılı bu evrakta mühimmatın gömülü olduğu deponun ayrıntılı tarifi var. ´Civardaki Arazi´ başlığı altında, “Depo yeri ağaçlıktır. Civarında tarlalar vardır. Stabilize yola (Kumlu-Muharrem ky) 150 m mesafededir. Önünden tarlalar arası traktör yola geçmektedir” deniyor. ´Toprağın Tarifi´ başlığı altında ise “Toprağın içinde taş ve çakıl yoktur, kazılması kolaydır. Çevresinde ağaç olsa da kazma esnasında pek etkilenmez. Su tutma, toprak kaybı olmaz” ifadesi yer alıyor. ´Emniyet Hususları´ başlığında da, “Gizli deponun bulunduğu yer yaz aylarında tarlalarda çalışanlar sebebiyle kış aylarına göre oldukça emniyetsizdir. Ağaçlar kısmen gizleme sağlar. Emniyet nöbetçiler ve gözcüler yardımıyla sağlanır. Yakınında ev yoktur. ´Depolamaya Başlama Zamanı´ başlığında, “Gizli depolama ve depo çıkarma çevrenin açık ve tarlalık olmasından dolayı gece yapılması uygundur” denen rapor “Fazla toprak civardaki tarlalara atılabilir” diye bitiyor. Raporun ekinde deponun resimleri ve krokisi de yer alıyor.

200 KİŞİLİK FİŞLEME LİSTESİ: STK´nın Hatay´daki yurttaşları ´Kurtarılacak Önemli Kişiler´, ´Kuvvetli ve Nüfuzlu Şahıslar´ ile ´Şüpheli ve Zararlı Şahıslar´ başlığı altında tasnif ettiği ve fişlediği görülüyor. İlk listede 24 kişinin ismi yer alıyor. Bunlar arasında eski milletvekilleri, belediye başkanları, sanayiciler, çiftçiler ve tüccarlar var. İsimlerin karşısında “Bölgede saygın bir şahsiyettir. Mukavemete bölge dışından daha faydalı olur” deniyor.

İkinci listede kimi milletvekilleri ve aileleri, MHP´liler, DYP´liler, belediye başkanları, emniyet müdürleri, kimi bürokratlar, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi´nde görevli akademisyenler, okul müdürleri, esnaf ve iş adamlarının da olduğu 62 kişinin adı yer alıyor. Bazı isimlerin karşısında, “Sağlam, güvenilir, devletine ve milletine bağlı milliyetçidir. Çevresini müspet yönde etkiler” denirken, bazıları için “Aktif ve pasif mukavemet yaparak Gnh. harekatını olumlu yönde etkileyebilirler. Türk´tür” ifadesi yer alıyor.

Üçüncü listede ise yörenin Alevi ve Hristiyan önderleri ve ruhani liderleri, ÖDP´liler, kapatılan HADEP üyeleri, İHD´liler, belediye başkanları, akademisyenler, gazeteciler, işadamları ve çiftçilerden oluşan 123 kişinin adı var. Bu kişiler için “Alevi sol her türlü yasadışı işle irtibatı vardır”, “Suriye sempatizanı”, “Kürt asıllı bölücü”, “Aşırı sol” ifadeleri geçiyor. (Radikal)

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(06 Mart 2013, 22:45)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Savcı: Hamido Özel Harp işi

Zirve derinleşiyor: Yeni deliller

Zirve davaları birleştirildi

İşte 761 sayfalık ek iddianamesi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Çınar´dan mahkemede şok iddialar

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Dink ve Zirve aynı ekibin işi

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5163    yazdır/print


 

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

Özel Harp Dairesi´nin Ankara´daki merkezinde 1 ay süreyle yapılan aramalarda ele geçen belgeleri inceleyen savcı, dava açmaya hazırlanıyor. Dava Arınç´a suikast iddiasıyla sınırlı olmayacak. 6-7 Eylül olaylarından 1 Mayıs´a, Çorum, Sivas olaylarından faili meçhuller ve Hrant Dink cinayetine kadar yakın tarihin karanlıkta kalan bir çok terör olayı dava konusu olacak. Savcı, Mart ayında emekli ve muvazzaf subaylarla birlikte bazı sivilleri ifadeye çağıracak. Genelkurmay Başkanlığı, bir kaç gün önce yaptığı açıklamada Özel Harp´in terör olaylarına bulaştığı iddialarını yalanlamıştı. Bu açıklamaya eleştirilerimizi içeren haberimizde, yalanlamanın ikna edicilikten ne kadar uzak olduğunu, çok sayıda somut belge ve bulgu ile detaylı şekilde anlatmaya çalışmıştık. Bu kapsamdaki son gelişme olan kozmik iddianamenin hazırlanmakta oluşu, Genelkurmay´ı zor durumda bırakacak.

23.02.2013 13:38 Türkiye´nin en gizli ve gizemli yeri olarak gösterilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) ´kozmik oda´sının sır perdesi aralanıyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiası ile başlayan soruşturma yakın tarihle yüzleşme davasına dönüşüyor. Tarihte ilk kez aranan ´Kozmik Oda´dan çuvallar dolusu evrak ve 38 klasör belge çıkmıştı. Radikal´den Ömer Şahin´in haberine göre (1), 60 yıllık devlet sırlarını barındıran belgeleri inceleyen Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, 3.5 yıl aradan sonra dava açmaya hazırlanıyor. Savcı´nın açacağı dava Arınç´a suikast iddiasıyla sınırlı olmayacak. ´Kozmik oda´ davası 6-7 Eylül olaylarından 1 Mayıs´a, Çorum, Sivas olaylarından faili meçhuller ve Hrant Dink cinayetine kadar yakın tarihin karanlıkta kalan olaylarına uzanacak. Savcı, Mart ayında emekli, muvazzaf subaylarla birlikte bazı sivilleri ifadeye çağıracak.

Soruşturma detayları

Soruşturmayı yürüten Savcı Mustafa Bilgili çok önemli bilgi ve belgelere ulaştı. Bilgili, 28 Şubat soruşturması, faili meçhuller gibi önemli davalara da bakıyor. Savcı Bilgili´nin yazımında sona gelinen 28 Şubat iddianamesini teslim ettikten sonra önceliği ´kozmik oda´ soruşturmasına vereceği kesinleşti. Savcı Mustafa Bilgili´nin elinde güçlü belgeler olduğu belirtiliyor. ´Kozmik oda´ operasyonunda yaşananlar ve dava dosyasına girmesi beklenen bilgi-belgeler hakkında şunlar konuşuluyor:

2 subayın ifadeleri çelişkili:

Arınç´a suikast iddiasıyla yakalanan Binbaşı ve Albay, aynı mahallede oturan emekli Albay Baki Kaya´yı izlediklerini söylemişti. 2 subayın yakalandıkları yer ve ifadeleri çelişkili çıktı. Savcı Bilgili, Kaya´nın ifadesini aldı. Kaya, Genelkurmay´dan koruma talebi olmadığını ve tedavi gördüğünü söyledi.

Kozmik odaya girebilen 2 albaydan biri:

Yakalandıkları sırada Albay E.Y.B´nin Arınç´ın adresinin yazılı olduğu notu yutmak isterken yere düşürdüğü ve daha sonra bu notun kendisine ait olmadığını açıkladığı söylenmişti. Albay´ın ilk ifadesinde notun kendisine ait olduğunu kabul ettiği söyleniyor. ´Kozmik oda´ya el-yüz tarama sistemiyle 2 albay, 2 yüzbaşı dört kişi girebiliyor. Arınç´ın evinin etrafında yakalanan Albay E.Y.B´nin o iki albaydan biri olduğu ortaya çıktı.

38 klasörde 60 yıllık sırlar:

Seferberlik Tetkik Kurulu´ndaki aramalarda çuvallar dolusu belge, bilgiye ulaşıldı. ´Kozmik oda´da şüpheli görülen 38 klasör belge mühürlendi. Savcı, 60 yıllık bir kısmı ´devlet sırrı´ olan belgelere ulaşmış oldu.

Bilgisayarda silinmiş dosyalar:

´Kozmik oda´ya giriş sıkıntılı olmuştu. Olaydan bir hafta sonra girilen odada bazı bilgisayarların hard disklerinin olmadığı, kablosunun açıkta bırakıldığı gözlendi. Bilgisayar içindeki bazı dosyaların silindiği de tespit edildi. Bütün bunlar tespit tutanağına geçirildi. Olaydan sonra “Belgeleri yaktık” şeklinde ses kaydı internete düşmüştü. Bunun üzerine bodrum katına girilerek yakılma izi olup olmadığına ilişkin zabıt tutuldu.

Gömülü mühimmatlar Özel Harp´in:

´Kozmik oda´da gömülü mühimmat krokilerine de rastlandı. Krokilerde gösterilen yerler kontrol edildi. Soruşturma sonucunda Ergenekon davasının başlangıcı kabul edilen Ümraniye´deki el bombaları ile saldırılar ve bazı karanlık olaylarda ele geçirilen bombaların Özel Harp Dairesi´nin envanterinde bulunduğu iddia ediliyor. (8)

Azınlıklar hakkında bilgi:

Aramalarda azınlıklara ilişkin bilgi ve belgelere de ulaşıldı. Hrant Dink, Zirve Davası, Rahip Santora cinayetine ışık tutacak bazı bilgilerin çıkabileceği söyleniyor. Malatya Zirve Davası ile MİT´in Meclis´e ulaşan son raporu da dava dosyasına eklendi.

´Kozmik Oda´ya giren siviller:

Seferberlik Tetkik Kurulu´nun ´beyaz´, ´siyah´, ´turuncu´ kuvvetler şeklinde örgütlenmeye gittiği ortaya çıkmıştı. ´Kozmik oda´dan çıkan listelerle kimlikleri deşifre oldu. ´Kozmik oda´dan kamuoyunun yakından tanıdığı siyasetçi, sivil toplum örgütü lideri gibi etkin kişiliklerin adlarının çıktığı da söyleniyor.

Asker ve siviller ifadeye çağrılacak:

Davanın açılmasıyla beraber Ergenekon, Balyoz sanıklarının da aralarında bulunduğu emekli, muvazzaf subaylar ile bazı siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcilerinin ´şüpheli´ sıfatıyla ifadeye çağrılması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Gül´ün evinin krokisi:

´Kozmik oda´ davasında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´la beraber AK Parti´de bakanlık yapmış önemli isimlerin izlendiği iddiası da ele alınacak. Aramalarda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin´in konutlarının krokileri de bulundu. Dava dosyasında siyasilerden başka bazı azınlık liderleri, sivil toplum örgütü yöneticileri ve kamuoyunun tanıdığı farklı kesimden isimlere dönük derlenmiş bilgiler bulunuyor. (1)(5)

GENELKURMAY ÖZEL HARP´İ YALANLAMIŞ, PİNOKYO´YU HATIRLATMIŞTI

Genelkurmay Başkanlığı, bir kaç gün önce 15 Şubat 2013 tarihinde resmi internet sitesinden yayınladığı bir açıklama ile Özel Harp´in terör olaylarına bulaştığı iddialarını yalanlamış, son dönemde Özel Harp Dairesi ile ilgili medyada yer alan haberlere tepki göstermişti. Açıklamada, ´Özel Kuvvetler Komutanlığı gizli ve illegal bir yapılanma değildir´ deniliyor, Daire´nin yaptığı faydalı işler sıralanıyordu. Eski Genelkurmay başkanlarından 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren dahi, Daire´yle ilgili iddialara ihtiyatla yaklaşmış ve Belki, bana intikal ettirilmeden, bazı yerlerde gayrı resmi olarak teşkilattan bazı kişiler bu işe bulaşmış olabilir. Bunu bilemem. demişken (2) şimdiki Genelkurmay yetkililerinin iddiaları kısa yoldan yalanlaması hem şaşırtıcıydı, hem değildi.

Aynı gün bu açıklamayı ve eleştirilerimizi içeren bir haber yayınlamıştık. Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı başlıklı haberimizde (3) bu yalanlamanın ikna edicilikten ne kadar uzak olduğunu, çok sayıda somut belge ve bulgu ile detaylı şekilde anlatmıştık. Tüm bu somut belge bilgi ve bulgulara karşın Genelkurmay´ın yıllardır yaptığı gibi, Özel Harp´in yasal olan güçlerini öne sürerek yasal olmayan kısmını gözlerden saklamaya çabalaması, son yıllarda arınma dönemine giren TSK yetkililerinin eski refleksleriyle yalanlama çabasını sürdürmesi, masal kahramanı Pinokyo´yu anımsatıyor demiştik.

Özel Harp Dairesi´nin yasa dışı işlere karıştığı ve terörü kışkırttığı şüphesi, son dönemde ardı ardına ortaya çıkan somut delil ve bulgularla güçlendi. Mahkemeler harekete geçti. Ergenekon, Dink ve Zirve davalarına bakan mahkemeler ve savcılıklar bu örgütün izini sürmeye başladı. Birkaç yıldır herkesin dikkati Silivri´de yargılama konusu olan Ergenekon Terör Örgütü üzerinde. Oysa Ergenekon örgütü, buzdağının üzerindeki kısım. Asıl örgüt ise Özel Harp Dairesi. Bu bir spekülasyon değil. Bu Daire´ye dair çok sayıda ve detaylı haberler yaptık. Adı son haftalarda çok sık gündeme gelen bu Daire ile ilgili bu sitede çok şeyler söylendi. Sitemizin bir sayfası bu Daire´yle ilgili. En geniş ve güncel bilgileri yine bu sitede bulabilirsiniz. Bize göre, mahkemelerin Özel Harp´in izini sürmeye başlamaları doğru bir gelişme..

SORUŞTURMADA HALEN 3 MUVAZZAF SUBAY ŞÜPHELİ

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmanın kapsamında ilk günlerde muvazzaf 8 Özel Harp subayı gözaltına alınmıştı. Tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevkedilen üç subay tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Yani iddianameye en az üç muvazzaf subayın gireceği söylenebilir. Soruşturma kapsamında başka gözaltı ya da ifade işlemi gerçekleşmedi. Gerçekleştiyse de kamuoyuna yansımadı. Diğer taraftan 2009 sonundaki kozmik aramalarda savcı ve hakime yoğun tehditler gelmiş, mermili mektuplar ve cep mesajları gönderilmişti. Hakimi iki ayrı araba takip etmiş, hakimin uyarısı üzerine durdurulan araçların Özel Harp´e ait olduğu anlaşılmış, ancak somut bir suç delili bulunamadığı için serbest bırakılmışlardı. Bu hareketlenmeler kamuoyunda hakim ve savcının taciz edilmek istendiği yorumlarına neden olmuştu. Yine kısa süre sonra başlayan ve 2010 yılına yayılan; İzmir, Selendi, Edirne, Erzincan, Kars, Tire, Kırklareli, Trabzon, Muğla, Bursa İnegöl ve Hatay Dörtyol gibi bazı il ve ilçelerde meydana gelen yoğun kitlesel kışkırtma olayları da dikkat çekiciydi. (4) Bu tür sıradışı ve yoğun gelişmelerin, Özel Harp´e yönelik dava sürecinde önümüzdeki günlerde meydana gelip gelmeyeceği merak ediliyor.

ARINÇ´A SUİKAST İDDİASINI AŞAN SUÇLAMALAR SÖZ KONUSU

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmanın 3 yılı aşkın sürede niçin tamamlanmadığını ısrarla takip edip sık sık haberleştirdik. (5) Medyada bu konudaki en geniş haberleri de bu sitede bulabilirsiniz. Hatta Arınç suikasti ve geri planına dair Ordu Suikast Düzenler mi? başlıklı kitabımız 2 ay önce 2013 başında piyasaya çıktı. (6) Bu kitabı tanıttığımız TV programında Arınç´a suikast olayının ardında suikastten daha büyük suçlamaların olduğunu çok sayıda bulguya dayanarak dile getirdik. (7) Bunlardan en çarpıcısı soruşturma kapsamında savcılıkta ifadeleri alınan 8 askerden 3´ünün, ´silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak, hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan ve TBMM´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüsle´ suçlanarak tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkedilmesiydi. O Özel Harp subaylarının bazı Ergenekon sanıklarıyla, Ergenekon Gençlik Birliği TGB´yle ve ayrıca sağ ve sol çeşitli terör örgütü mensuplarıyla bağlantılarının tespit edildiği de ileri sürülüyordu. Savcı Bilgili´nin iddianamesinde dikkat çekmeye hazırlandığı gibi; kozmik aramadan 3 ay sonra Ankara´da yakalanan Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyondaki 940 bombadan 317 tanesinin, Ergenekon soruşturmaları kapsamındaki 12 olayda ve ayrıca diğer 59 adet terör olayında ele geçirilen el bombalarıyla seri ve kafile no benzerliği taşıdığı ortaya çıktı. (8) İddianame ortaya çıktığında soruşturmayla ilgili tüm bu ayrıntıların neler olduğu görülebilecek.

Özel Harp Dairesi, özellikle TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´nun raporu sonrası son aylarda sık sık gündeme geliyor. (9) Bunların yanında biz de çok sayıda özel haber ile son iki aydır sürekli Özel Harp´e dikkat çekiyoruz. (10) 1990 yılı sonunda patlayan Gladio skandalından bugüne 22 yıldır bu Daire´nin izini sürüyoruz. Dolayısıyla soruşturmanın kapatılmadığı ve tamamlanmak üzere olduğu haberi en çok bizi sevindirdi. İddianamenin tamamlanıp ortaya çıkacağı günü ve iddianamedeki ayrıntıları sabırsızlıkla bekliyoruz.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1122580

(2) Hürriyet, 26 Kasım 1990

(2) Kontrgerilla.com/OHD.asp

(3) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5128

(4) Kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2045 1312

(5) Kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bulent-arinc-suikast

(6) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5028

(7) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5080

(8) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2054

(9) Kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=Ö.xox.HD

(10) Kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5136 5128 5121 5118 5101 5080 5072 5055 5033 5023

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(23 Şubat 2013, 13:38)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Arınç´a suikast iddiası ve kozmik arama manşetlerimiz

Arınç suikast belgesi MİT´den

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

Özel Harp başbakanları korkutuyor

2007 kaos süreci Özel Harp işi

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Şok Tushad belgesi mahkemede

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Savcı: Hamido Özel Harp işi

Tanık: Dink´i Özel Harp öldürdü

Dink Özel Harp işi diyen tanığa koruma

Dink mahkemesi Özel Harp´in peşinde

MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha

Arınç suikast belgesi MİT´den

Polis: Evler kaos için işaretlendi

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5146    yazdır/print


 

Savcı: Hamido Özel Harp işi

Zirve Yayınevi´ndeki cinayetlere ilişkin soruşturmayı yürüten savcı, sanık Haydar Yeşil´e ait harddisten çıkan yeni delillere ilişkin rapor hazırladı. Savcı raporunda, 1978 yılında Malatya eski belediye başkanlarından ´Hamido´ lakaplı Hamit Fendoğlu´na yönelik suikastın, darbeye zemin hazırlamak amacıyla, Zirve Yayınevi cinayetlerini planlayan Özel Harp Dairesi´nin ´siyah ve beyaz kuvvetler´i tarafından gerçekleştirildiğini savundu. Yeşil´in yakını tarafından savcılığa teslim edilen sürpriz harddiskten şok deliller çıkmıştı.

18.02.2013 13:47 Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. maddesiyle görevli Malatya Cumhuriyet Savcısı, Zirve Yayınevi cinayetleri davası kapsamında tutuklu bulunan muvazzaf asker Haydar Yeşil´in kayınbiraderi H.K. tarafından teslim edilen harddiskin içeriğine ilişkin rapor hazırladı. Raporunda, 17 Nisan 1978 tarihinde Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu´nun, evine paketle gönderilen bombanın patlaması sonucu iki torunu ve geliniyle birlikte öldürülmesinin ´darbeye zemin hazırlamak amacıyla´ yapıldığını ileri süren savcı, kamuoyunda ´Hamido cinayeti´ olarak da bilinen olayın, Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi´ne (TUSHAD) bağlı ´siyah kuvvetler´ ve ´beyaz kuvvetler´in görevini yapan birimler tarafından gerçekleştirildiğini iddia etti. Zirve ek iddianamesinde Tushad isimli bu Ergenekon hücresinin, 1993 yılında emekli Hurşit Tolon tarafından TSK içinde kurulduğu, bünyesinde Genelkurmay´a bağlı Özel Harp Dairesi (ÖHD) subaylarının görev yaptığı belirtiliyordu.

Raporunu Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunan savcı, devlet içine sızmış ve gizli şekilde kurulan kuvvetlerin, devletin tüm imkan ve kabiliyetlerini sonuna kadar kullandığının tespit edildiğini belirtti. Savcı, raporunda, ´Daha önceki tarihlerde siyah ve beyaz kuvvetlerin görevlerini yapan birimler tarafından, darbeye ortam hazırlamak amacıyla Malatya´da meydana gelen olaylar ve bu olaylar sonucu yine devlet içine sızmış gizli şekilde kurulan karanlık kuvvetlerin 17 Nisan 1978 tarihinde öldürdükleri Hamit Fendoğlu ile ilgili basında çıkan haberlerin arşivlendiği tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalarda haber alma ödeneğinin etkin bir şekilde kullanıldığının ikrar edildiği ve bu şekilde devletin tüm imkan ve kabiliyetinin sonuna kadar kullanıldığı tespit edilmiştir´ ifadelerine yer verdi.

-TUSHAD 3. bölge hücre yapılanmasındaki faaliyetler-

Tespitlerinde ´TUSHAD´ın 3. bölge hücre yapılanmasının´ Malatya´da olduğuna dikkati çeken savcı, Zirve Yayınevi cinayetlerinden tutuklu eski Malatya Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger´in başında bulunduğu ekibin, Türkiye´nin başka bölgelerinde de misyonerleri takip ettiklerini, bunun TUSHAD talimatıyla JİTEM mensuplarınca yapıldığını ileri sürdü.

Örgütün, göç eden ailelere yardım amaçlı kurulan bir derneğin faaliyetlerinin misyonerlik olarak gösterilmesini sağladığını savunan savcı, Diyarbakır, Mersin, İstanbul, Van gibi kentlere göç eden ailelere yönelik yardımları da misyonerlerce yapılmış gibi gösterdiğini ve bu konuda çok sayıda belge ve fotoğraf düzenlendiğini iddia etti.

Savcı, ´Söz konusu belgeler ve resimlerin Mersin´de bulunan Abdullah Atılgan tarafından elde edilerek, Malatya´ya Mehmet Ülger ve ekibine gönderdiği, Ülger ve ekibinin bunlar üzerinde ekleme ve çıkarmalar yaparak belgeleri kullandıkları, Mehmet Ülger´in başında olduğu TUSHAD 3. Bölge Malatya hücre yapılanması ile Mersin´de TUSHAD´a bağlı faaliyet yürüten JİTEM mensubu Abdullah Atılgan´ın koordineli bir şekilde çalıştıkları, hükümeti devirme, azınlıklar ve gayrimüslimlere yönelik cinayetlere ortam hazırlama faaliyetleri yürüttükleri görülmektedir´ değerlendirmesinde bulundu.

-Özel bilgi kitapçığı hazırlanmış-

Raporunda, Mehmet Ülger ve ekibi tarafından, ´geçmişten günümüze faaliyet gösteren dini motifli terör örgütleri, dini gruplar, tarikatlar ve misyonerlik faaliyetleriyle ilgili özel bilgi kitapçığının hazırlandığını´ öne süren savcı, bu kitapçıkta Malatya´nın aşırı sağ faaliyetleri açısından hassasiyetleri bulunduğu ve misyonerler açısından merkez seçildiğinin belirtildiğini aktardı.

Savcı, kitapçık içindeki bilgiler doğrultusunda, Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı´nda bağlı illerin de katılımıyla misyonerlikle ilgili seminerler düzenlendiğini savundu.

-Zirve Yayınevi cinayetleri-

Malatya´da 18 Nisan 2007´de Zirve Yayınevi´nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel bıçaklanarak öldürülmüştü. Zirve Yayınevi cinayetleriyle ilgili açılan davada, ilk iddianamede 6´sı tutuklu 9 sanık yargılanmış, ardından oluşturulan ikinci iddianamede sanık sayısı 19´a yükselmişti.

Davaya ilişkin ikinci iddianamede, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, eski Malatya Jandarma Alay Komutanı emekli albay Mehmet Ülger ve Binbaşı Haydar Yeşil´in yanı sıra astsubay Abdullah Atılgan, uzman çavuşlar Murat Göktürk, Mehmet Çolak, Adem Gedik ve Adil Akçay, İnönü Üniversitesi öğretim görevlisi Ruhi Abat, Levent Ercan Gelegen, Aykut Saka, İlker Çınar ile olaya ilişkin devam eden mevcut davada da sanık olarak bulunan Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Salih Gürler, Cuma Özdemir, Hamit Çeker, Varol Bülent Aral ve Hüseyin Yelki sanık olarak gösterilmişti.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen davanın son duruşmasında Hurşit Tolon ile tutuksuz sanıklar Hüseyin Yelki, Levent Ercan Gelegen ve muvazzaf asker Adem Gedik hakkında tutuklama kararı çıkarılmıştı. (AA)

(18 Şubat 2013, 13:47)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hamido dosyası tekrar açıldı

Hamido konusunu içeren tüm manşetlerimiz

Zirve derinleşiyor: Yeni deliller

Zirve davaları birleştirildi

İşte 761 sayfalık ek iddianamesi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Çınar´dan mahkemede şok iddialar

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Dink ve Zirve aynı ekibin işi

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5132    yazdır/print


 

Tushad, bayrağı PKK´ya yaktırdı

Zirve katliamı soruşturmasında yeni belgeler ele geçirildi. Özel Harp Dairesi subaylarının görev aldığı TUSHAD isimli Ergenekon hücresinin hazırladığı raporlarda, Üsteğmen B.Ç. için ´Mersin bölgesinde PKK odaklı sokak eylemleri yaptırma kabiliyeti var. Pekçok olayı da kendi dairesi planladı´ deniliyor. 2005 yılında Mersin´de Nevruz kutlamalarında küçük çocuklar Türk bayrağını yakmış, tüm yurtta tepki gösterileri düzenlenmişti. Bayrağı çocukların eline takım elbiseli bir sivilin verdiği, bu kişinin Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) üyesi Ali Kutlu olduğu tespit edilmişti. Kutlu, halen Ergenekon davasında yargılanıyor.

12.02.2013 10:24 İşyerlerine molotof atan, bayrak yakan, polisi taşlayan çocuklarla gündeme gelen Mersin´deki olayların altından varlığı sürekli tartışma konusu olan TUSHAD çıktı. Star´dan Kemal Gümüş´ün haberine göre (1), Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının Zirve Katliamı soruşturması çerçevesinde elde ettiği yeni deliller arasında bulunan bir belgede TUSHAD´ın elemanları ile ilgili şok raporlar yer alıyor. Raporda TUSHAD elemanı B.Ç için “Mersin bölgesinde PKK odaklı sokak eylemleri yaptırabilme kabiliyetine sahiptir. Mersin´de bir çok olayı kendi dairesi planlamıştır. Bölgede planların pratiğe dönüştürecek sivil bağlantıları güçlüdür” değerlendirmesi yapılıyor.

Ülger´e bağlı kara propaganda

Zirve Cinayeti soruşturmasında elde edilen yeni deliller arasında Genelkurmay bünyesinde Hurşit Tolon tarafından kurulan Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi´nin (TUSHAD) faaliyetleri gün yüzüne çıkmaya başladı. Daha önce Jandarma İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´e ait hard diskte ortaya çıkan TUSHAD´a dair savcılığın yeni belgelere ulaştığı öğrenildi. Yeni belgelere göre Zirve Yayınevi Katliamı´nın azmettiricisi olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger´e bağlı çalışan dezenformasyon ekibinin toplumu yanlış yönlendirmek ve tedirginlik oluşturmak için büyük bir kara propaganda çalışması yaptığı belirlendi.

Siyah-Beyaz-Kurt-Kartal

Yine söz konusu belgelerde yer alan bilgilere göre TUSHAD´ın alt birimleri olan Siyah ve Beyaz Kuvvetler dışında Kurt ve Kartal isimli iki farklı birimi daha olduğu belirtiliyor. TUSHAD´çılar bünyelerinde çalıştırdıkları askeri personeller ile ilgilide çok detaylı raporlar hazırlatmış ve kullandıkları elemanlarının faaliyet alanları ile irtibatlarını birer birer raporlaştırmış. Raporların birinde ise TUSHAD personeli B.Ç´nin Mersindeki olayların arkasında olduğu ve provokatif bir çok olayı koordine ettiği belirtiliyor. Savcılığın elindeki yeni belgelerde yer alan TUSHAD personelinden bir kaçı için hazırlanan raporlar ise şöyle:

CHP içinde organize yapıyor

Üsteğmen B.Ç: Binbaşı T. Ç´e bağlı olarak çalışmaktadır. Sorumluluğu altındaki elemanlarına hakim olup uygun proje ve görevlerde kullanma yeteneği gelişmiştir. Kürtçü unsurlar ve Alevi unsurlar arasında bağlantıları vardır. Mersin CHP İl teşkilatı içerisinde organize kabiliyetine sahiptir. Mersin CHP içerisinde teşkilatlanma için GATA´dan Albay Ö.P. aracılık etmekte.

Üsteğmen B.Ç planladı

Özellikle Mersin´de bölgesinde PKK odaklı sokak eylemleri yaptırabilme kabiliyetine sahiptir. Mersin´de bir çok olayı kendi dairesi planlamıştır. Bölgede planların pratiğe dönüştürecek sivil bağlantıları güçlüdür. Kendisine bağlı siyah ve beyaz kuvvetleri koordine etmektedir. Verilen görevleri yerine getirme konusunda bir özel harpçi kadar hırslıdır. Kurtlar içerisindeki yapı ile Üsteğmen K. A. üzerinden irtibatlıdır.

PKK ile ortak görev yürüttü

Daire içinde Deniz Üstğ. K.E.A., Deniz Üstğ. D.A., Deniz Üsteğmen S.T., Astsubay Kıdemli Başçavuş T.A., Kd. Başçavuş Z.Ö. ile birlikte çalışmaktadır. PKK ile sivil kuruluşlarımız ile ortak görev yürütmektedir.

TUSHAD ´Makina Dairesi´ yapılanması

HER bölgede kendine ait yapı kuran TUSHAD´ın hücreler halinde oluşturulduğu ortaya çıktı. Hücrelerin bağlı olduğu “TUSHAD Makine Daireleri”nde ise önemli eylem kararları alınırken çeşitli sivil veya siyasi kurumlarla bağlantı da kuruluyordu. TUSHAD yapısının kurulduğu bölgenin büyüklüğüne göre birkaç “Makine Dairesi”ne ayrılabildiği de öğrenildi. Örneğin Akdeniz´de 3 Makine Dairesi bulunmaktaydı. Raporda “Üsteğmen M. Z, Yüzbaşı Ü. N. K´ya bağlı olarak çalışmaktadır. Eleman kazanma noktasında Kd. Başçavuş B.G´yi aktif olarak kullanmış, bir çok elemanı yapıya kazandırmıştır” notu da dikkat çekti.

NEVRUZ´DA ÇOCUKLARIN ELİNE BAYRAK VERİP ÜLKEYİ AYAĞA KALDIRDILAR

MERSİN´DE 2005 yılındaki Nevruz kutlamaları sırasında küçük çocuklar bayrak yakmış ve buna tepki olarak tüm Türkiye´de bayrak kampanyaları ve yürüyüşleri yapılmıştı. Gözaltına alınan çocuklar ve tanık olarak dinlenen polisler, takım elbiseli iki kişinin bayrağı verip yakmalarını istediğini anlatmıştı. Ergenekon gizli tanığı 17´de, verdiği ifadede, çocuklara bayrağı yakması için veren kişinin Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) üyesi Ali Kutlu olduğunu iddia etmiş ve Kutlu tutuklanmıştı. Polis de yaptığı fotoğraf karşılaştırmasında çocukların yanındaki kişinin Kutlu olduğunu belirleyip mahkemeye bildirdi. (1)

KONTRGERİLLACILAR İÇİN BAYRAK YAKMA DAHİL HERŞEY MÜBAH

Star yazarı Berat Özipek´in Ergenekon ve ahlak başlıklı 24 Şubat 2009 tarihli yazısını alıntılarken şu satırları eklemiştik: Kendi adamlarımızı öldürür, kendi gazetelerimizi bombalar karşı tarafın üzerine atarız. Çocuklara para verip bayrağı yerlerde süründürtür, para verip gençlere papazları yazarları vurdurturuz. Öyle pervasız öyle korkusuzuz ki cinayeti işleyenlerle güvenlik güçlerini aynı bayrak altında fotoğraflarız. Çocuklarının gözleri önünde insanları evinden alıp infaz ederiz, asit kuyularına atarız. Bize isyan etsinler diye yakınlarına dışkı yediririz, köylerini yakarız. Uyuşturucu ve kan lekesiyle kirlenmiş parayı, mücadelemizi hatırlattığı için daha çok severiz. Yaptıklarımızı örtecek cici gösterecek medyamız, siyasetçilerimiz, parti genel başkanı avukatlarımız var. Bir çağrımızla bayrağı kapıp meydanları dolduracak vatandaşlarımız var. Aynı tabancayla öğleden önce sağcıyı öğleden sonra solcuyu vururuz. Gerilimden çatışmadan besleniriz. Beslendikçe yeni kışkırtmalar çıkartırız. Boş durmayı sevmeyiz. Öyle başarılıyız ki, Gladio´ların örgütlendiği tüm Nato ülkeleri içinde en kanlı ve yoğun faili meçhullerin yaşandığı ülke sayemizde bizimki olmuştur.. (2)

TUSHAD NEDİR?

22 Haziran 2012 tarihinde kabul edilen Malatya Zirve katliamı ek iddianamesinden Türkiye´yi sarsan şok bir iddia çıktı. Ek iddianamenin neredeyse tamamı bu iddiaya dayanıyordu. Buna göre, 1993 yılında TSK içinde o dönem Tümgeneral rütbesinde olan Hurşit Tolon tarafından Ergenekon´a bağlı çok gizli bir hücre yapılanması oluşturulmuş, kışkırtma ve kaos eylemleri gerçekleştirilmişti. Bu hücre Özel Harp Dairesi (ÖHD) görevlilerinden oluşturulmuştu. Ek iddianamenin 598-599. sayfalarında şu ifadeler kullanılıyor:

Şüphelinin Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği görevini yürüttüğü 1993 yılında TSK içerisinde TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli gizli bir yapılanmayı Ergenekon Terör Örgütünün talimadarı doğrultusunda bu örgüte bağlı kurarak faaliyete geçirdiği, bu birimin Ergenekon Terör Örgütü tarafından TSK içerisinde gizli bir şekilde kurulmuş olmasından dolayı Genelkurmay Başkanlığının bu birimden haberinin olmadığı, bu yapılanmada diğer bir Ergenekon Terör Örgütü sanığı olan Levent Ersöz´e eğitmen olarak görev verdiği, uzun yıllar bu birimin başında görev yaptığı, Şüphelinin, TUSHAD´ı 1954 yılında kurulan ve daha sonra Özel Harp Dairesi, 1990 yılında da Özel Kuvvetler Komutanlığı ismini alan Seferberlik Tetkik Kurulu içerisindeki bazı birim ve yapıları Beyaz Kuvvetler ve Siyah Kuvvetler adı altında kurumsallaştırarak kurduğu.. (3)

(1) haber.stargazete.com/politika/sokaklari-tushadin-kara-propaganda-ekibi-yaktirdi/haber-726693

(2) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=389

(3) kontrgerilla.com/iddianame_zirveek.asp

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(12 Şubat 2013, 10:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

2005´te Mersin´deki Bayrak yakma olayıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon´da çarpıcı tanık ifadesi

Meğer bayrağı özde vatandaş yaktırmış

Ergenekoncular için herşey mübah

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

TUSHAD İLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Zirve derinleşiyor: Yeni deliller

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Çınar´dan mahkemede şok iddialar

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Zirve davaları birleştirildi

İşte 761 sayfalık ek iddianame

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Dink ve Zirve aynı ekibin işi

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5118    yazdır/print


 

Tanık: Dink´i Özel Harp öldürdü

Hrant Dink cinayeti davasına gelen sürpriz ihbar mektubundan sonra mahkeme Tokat´taki gizli tanığın ifadesini aldı. Gizli tanık, cinayetin ardında Özel Harp Dairesi´nin olduğunu iddia etti.

11.02.2013 10:01 Agos gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink´in Özel Kuvvetler Komutanlığı´na bağlı Beyaz Kuvvetler tarafından öldürüldüğü yönündeki raporun MİT tarafından Meclis´e gönderilmesinin ardından, Dink suikastını organize eden örgütle ilgili çok önemli bir bilgi daha elde edildi.

Dink´i öldüren Ogün Samast´ın örgüt üyeliği iddiasıyla yargılandığı İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi´ne gelen ihbar mektubunda, cinayete ilişkin olarak Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) işaret edildiği iddia edildi. Çok önemli bilgilerin yer aldığı ifadeler, örgüte ışık tutacak.

Can güvenliği nedeniyle kimliği açıklanmayan ve içeriği sır gibi saklı tutulan gizli tanık mektubu, geçtiğimiz günlerde mahkemeye ulaşmıştı. İhbar mektubunu dikkate alan İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, talimatla Tokat´ta tutuklu bulunan gizli tanığın ifadesini almış ve ifadeler, kamu görevlileriyle ilgili soruşturmayı yürüten TMK 10. Madde´yle Yetkili Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş´a da iletilmişti. Bunun üzerine savcılığın da gizli tanık ifadelerini mercek altına aldığı öğrenildi. MİT´in Meclis´e gönderdiği belgelerde ise Hrant Dink ve Zirve Yayınevi cinayetlerinin Özel Harp Dairesi tarafından gerçekleştirildiği anlatılıyordu.

Seferberlik Başkanlığı planladı

Raporda şöyle deniyordu: “Hrant Dink cinayeti, Danıştay saldırısı, papaz cinayetleri, Malatya yayınevi baskını gibi birçok olay Seferberlik Başkanlığı´nın planlaması, sevk ve idaresi ile gerçekleşmiştir. Seferberlik Başkanlığı´nın üç merkezi bulunmaktadır: Trabzon, Hatay, Malatya. Bu merkezlerde görev yapan TSK mensuplarına bağlı olarak çalışan teşkilat yapısı dört ayaklıdır.”

Ergenekon organizasyonu

Hrant Dink´in öldürülmesiyle ilgili bilgiler Kafes Eylem Planı´nda yer almıştı. Planda şöyle deniyordu: “Rahip Santoro, Malatya Zirve Yayınevi ve Hrant Dink operasyonları sonrasında Türkiye´de yaşayan gayrımüslimlerin, irticai grupların hedefinde olduğu yönünde kamuoyu oluşmuş, ancak AKP tarafından, karşıt medyanın da desteğiyle, söz konusu olayların Ergenekon tarafından organize edildiği şeklinde yoğun propaganda faaliyetlerinde bulunulmuştur.”

“Hoş gidişler ola” parolalı sunum hazırlandı

İnternet Andıcı Davası´na bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin talebi üzerine Genelkurmay´ın gönderdiği harddiskteki 3 milyon belgede de Hrant Dink´le ilgili önemli bilgiler yer almıştı. Harddiskte, Genelkurmay tarafından kara propaganda amaçlı kurulan sitelerde yayınlanmak üzere, “Hoş gidişler ola” başlığıyla sunum hazırlandığı belirtilerek şöyle denmişti: “Hrant Dink´in öldürülmesinden sonra onun sanki gerçek bir Türk dostu olduğu, Türk düşmanı Ermeni diasporasına karşı da Türkleri savunduğu, Ermeni soykırımını savunmadığı, bu konuda Türkiye aleyhinde faaliyet göstermediği gibi medya tarafından bir tablo çizilmeye çalışıldığı; fakat hiç de medyanın iddia ettiği gibi Dink´in Türk dostu olmadığı ve Ermeni soykırımının tanınmasını istediğini anlatan slayt gösterisi.” (Taraf)

(11 Şubat 2013, 10:01)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha

Arınç suikast belgesi MİT´den

Özel Harp de Dink şemasında

2012 tarihli Şok Meclis Raporu: 100 bin özel harpçi var, derin devlet hala aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

İŞTE ÖZEL HARP DAİRESİ KONULU 2010 TBMM ARAŞTIRMA RAPORUNUN TAMAMI

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

HRANT DİNK CİNAYETİ VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Flaş!!! Başsavcı: Dink´te örgüt var

Flaş!!! Dink´in katiline 22 yıl

Flaş!!! Dink davası sonuçlandı

Dink cinayetinde 18 karanlık nokta

Dink için Yargıtaya 18 delil sunuldu

Dink Hakimi: Örgüt yok diyemem

Savcı Dink´te temyize gidiyor

Sanık Tuncel de Ergenekon dedi

Savcı: Dink cinayeti Ergenekon işi

Dink dosyasındaki Ergenekon delilleri

Dink´te suç: Anayasa ihlali

Dink cinayetinde 30 kişiye soruşturma

Gül, Dink için DDK´yı görevlendirdi

Flaş!!! Ergenekon ve Dink sanıklarının irtibatı tespit edildi

Balyoz Darbe Planı´nın hedeflerinden biri de Dink çıktı

Santoro, Dink ve Zirve aynı örgütün işi

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Avcı ve Şener´in Dink yalanları

Zirve: Şerefsizlere vur dedik, öldürdüler

Katili yakalamayı sevenler ile katille resim çektirmeyi sevenler

Samast, Dink´e öpülerek uğurlanmış

Samast´ın yakınındaki o er kim?

Dink sanıklarıyla irtibatlı jandarmalar

AİHM: Ergenekon, terör örgütü

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5116    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 40)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
8.769.810

Email