YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
21 Ağustos 2014, Perşembe
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "Buzoğlu" için arama sonuçları    (Toplam 35 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Hablemitoğlu suikasti dosyasını yeniden açtı. Hablemitoğlu'nun eşinin 2003 tarihli ifadesi de dosyada bulunuyor. İfadesini doğrulayan Şengül Hanım, eşinin Gülen Cemaati ile ilgili de geniş çaplı araştırmalar yaptığını dile getirdi. Cemaati anlattığı kitap ölümünden sonra yayımlandı. Öldürüldüğü dönemde Fetullah Gülen örgütlenmesine ilişkin 'Köstebek' adlı bir kitap üzerinde çalışan Hablemitoğlu'nun tamamlayamadığı kitap, ölümünün ardından yarım kalmış hali ile yayınlandı. Kitapta, 'Cemaat mensuplarının yabancı devletler adına casusluk yaptıkları' iddia ediliyor. Hablemitoğlu'nun cemaat konulu bir raporu 2000 yılındaki Gülen iddianamesinin delilleri arasında yer aldı. Rapor, 'Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar' başlığını taşıyordu. İddianameyi, kitabı ve raporun tamamını eklediğimiz bu haberde; Hablemitoğlu'nun ölümü sonrası kitabını yayınlatan Dost tarikatı liderinin eşiyle birlikte öldürülmesi, Hablemitoğlu'nun karşı çıktığı altın madenlerinden Ovacık'ın cemaatin prenslerinden Koza şirketine geçmesi gibi kafa kurcalayan çok ilginç bazı tesadüf ve sorulara da dikkat çekiliyor.

30.07.2014 12:24 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bağlı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu, 18 Aralık 2002 tarihinde işlenen Hablemitoğlu cinayetini silbaştan soruşturmak için harekete geçti. Faili meçhul kalan suikastla ilgili iddia ve şüphelerin soruşturulması için Savcı Hakan Yüksel görevlendirildi. Yaklaşık 12 yıldır işlem yapılmayan dosyadaki tüm delil ve ifadeler en küçük ayrıntısına kadar incelenecek. İki hafta önce görevlendirilen Savcı Hakan Yüksel'in mercek altına alacağı belgeler arasında, Hablemitoğlu'nun eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu'nun 2003 tarihli ifadesi de bulunuyor.

CEMAATİN SUİKASTLE BAĞLANTISI AK PARTİ'DEN ÖNCE DE GÜNDEMDEYDİ

Hablemitoğlu suikastinin Gülen cemaatiyle bağlantılı olduğu iddiası aslında yeni değil. Geçmişte ciddi şekilde gündeme gelmiş hatta 2000 yılındaki Gülen davasında da gündeme gelmişti. Hablemitoğlu'nun cemaatin dış ülkeler adına casusluk yaptığı iddiasını konu edinen bir makalesi o dava iddianamesinin ek delilleri arasında yer almıştı. Cemaat tabanlı paralel yapıya karşı en büyük soruşturma Ankara'da yürütülüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bağlı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Serdar Coşkun, geçtiğimiz haftalarda 30 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği talimatta, paralel yapı hakkındaki iddialarla ilgili delillerin toplanmasını talep etmişti. Talimattaki talepler kapsamına, yapılanmanın Hablemitoğlu suikastiyle bağlantısına dair iddiaların araştırılması da dahildi.

KURŞUNU ENSENDE HİSSEDECEKSİN

Şengül Hablemitoğlu'nun soruşturma dosyasındaki ifadesinin ayrıntılarına AKŞAM ulaştı. Eşinin Gülen Cemaati ve diğer örgütlerle ilgili çalışmalar yaptığını vurgulayan Şengül Hablemitoğlu, bu nedenle tehdit mesajları aldıklarını belirterek özetle şunları söylüyor: "... Tehdit mesaj ve mailleri eşimin öldürüldüğü döneme kadar devam etti. Gönderilen tehdit mesajları arasında, 'Seni tanıyoruz, nereye gidip geldiğini çok iyi biliyoruz, ensende kurşun hissedeceksin' ifadesi de vardı. Aynı dönemde 'Hoca efendi' başlıklı tehdit mailleri de geliyordu. Bu maillerde, 'Sen Ateist bile değilsin, cezanı bulacaksın' yazıyordu..."

CİNAYET ÇÖZÜLMELİ

Akşam'a konuşan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, 2003 tarihli ifadesini doğruladı. Şengül Hablemitoğlu, şunları söyledi: "Eşim, 2000'lerin başından itibaren Gülen Cemaati'nin yapılanmasıyla ilgili makaleler yazan, konferanslar veren bir insandı. Sadece Cemaat konusunda değil, başka örgütler hakkında da çalışmalar yapıyordu. Eşimi Alman Vakfı başkanı bile tehdit etmiş. Durum böyleyken 'cinayeti şu taraf işledi' diyemem. Bu cinayetin kim ya da, kimler tarafından işlendiğini çözmesi gereken yargıdır"

-Cemaati anlattığı kitap ölümünden sonra yayımlandı-

18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, öldürüldüğü dönemde Fethullah Gülen örgütlenmesine ilişkin "Köstebek" adlı bir kitap üzerinde çalışıyordu. Hablemitoğlu'nun tamamlayamadığı kitap, ölümünün ardından yarım kalmış hali ile yayınlandı. Kitapta, "Cemaat mensuplarının yabancı devletler adına casusluk yaptıkları" iddia edilmişti.

-Makalesi 'Ek Delil' oldu-

Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun adı, 1990'lı yılların ikinci yarısında Alman Vakıfları ve Gülen Cemaati'nin örgütlenme yapısına ilişkin makale ve araştırmalarıyla gündeme gelmişti. Fethullah Gülen ve Cemaati hakkında, "Anayasal Düzeni Yıkmaya Teşebbüs" suçlamasıyla iddianame hazırlayan dönemin DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Hablemitoğlu'nun kaleme aldığı "Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar" adlı makaleyi de, dava sürecinde ek delil olarak mahkemeye sunmuştu. Hablemitoğlu'nun makalesinde Fethullah Gülen'in, Philedelphia yakınlarında özel bir çiftlikte FBI koruması altında yaşadığı, Fethullahçı yapılanma CIA'nın öngördüğü tarikat modeline (Mormon, Moon, Scientology) benzediği, Cemaat yapılanmasının TSK'ya sızmaya çalıştığı da ileri sürülmüştü.

İŞTE HABLEMİTOĞLU'NUN CEMAATE IŞIK TUTAN KÖSTEBEK KİTABININ ÖNSÖZÜNDEN

Akşam'ın haberi bu şekilde. Haberde bahsi geçen kitap ve rapora gelince bunların tamamını habere ekledik. Okuduğunuz zaman paralel yapılanmanın AK Parti'den önceki dönemde nasıl deşifre olduğunu ancak bir şey yapılamadığını fark edeceksiniz. Tamamına ulaşabilmeniz için gerekli linki de eklediğimiz Hablemitoğlu'nun 'Köstebek' isimli kitabının önsözünde şu bilgiler yer alıyor:

"“Köstebek” adlı bu çalışma, içinde bulunduğumuz kapkara dönemde, devletimizin altının nasıl oyulduğunun, nasıl zaafa düşürüldüğünün binlerce örneğinden sadece birine ışık tutuyor: Türk Devleti’nin istihbarat birimlerine sızmış, kadrolaşmış fethullahçıları!..

Şeyhleri A.B.D.’de yaşayan, ancak kendi ülkesinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan; C.I.A., MI6 ve BND gibi yabancı ülke istihbarat örgütlerine taşeronluk yapan bir cemaate mensup müritlerin, asli görevi kendileri ile mücadele etmek olan istihbarat birimlerinde kadrolaşabileceğini, devletin gücünü, devleti savunanlara karşı kullanabilecek düzeye gelebileceklerini kim tahmin edebilir ki? “Köstebek”, bu ihanet öyküsünün adıdır...

Siz, hiç fethullahçıları devlete karşı bir tehdit olarak algılayan, şikâyet eden ya da onlarla uğraşan bir PKK’lı, Brüksel ya da Köln merkezli bir terörist ya da bir TÜSİAD üyesi ya da bir siyasal parti lideri ya da bir ikinci cumhuriyetçi ya da bir azınlık mensubu ya da misyoner ya da Hükûmet üyesi ya da bir Başbakan gördünüz mü? Nitekim, fethullahçıları kontr-espiyonaj kapsamında iç ve dış tehdit odağı olarak tanımlayan ve mücadele konsepti geliştiren gelmiş-geçmiş bir İçişleri Bakanı, bir Emniyet Genel Müdürü ve bir M.İ.T. Müsteşarı da göremezsiniz, gösteremezsiniz!.. Haklı olarak sorarsınız, kendi iç güvenliğini sağlayamayan, sızıntılara engel olamayan bir ulusal istihbarat birimi, nasıl olur da ülkenin güvenliğini sağlar?!. Bu sorunun yanıtı, doğal olarak olumsuzdur. Önünüzde iki tercih vardır; ya çoğunluğun yaptığı gibi bu çelişkiye karşı başınızı çevirir, farketmemiş gibi yaparsınız veya risk üstlenerek araştırmaya ve mücadeleye başlarsınız!..

Fethullahçılar, Türkiye’de Mevleviler, Bektaşiler, Cerrahiler gibi salt dinsel inancını yaşamaya çalışan bir cemaat değildir. Uluslararası alanda at koşturan, son derecede tehlikeli bağlantılarıyla, ekonomik kaynakları ve eğitim kurumlarıyla, Türkiye’nin yüzyüze olduğu en tehlikeli tehdit odağıdır. Örgütlenme modeli itibariyle Türkiye’de bir eşi yoktur; örgütlenme modeli olarak, tamamı C.I.A. denetimindeki Moon, Falun-Gong, Scientology gibi tarikatlarla benzeşmektedir. Fethullahçılar, mevcut ekonomik kaynaklarını, yapılabilecek en akılcı ve en değerli alana, eğitim yatırımına tahsis ettiklerinden, diğer şeriatçı yapılanmalara kıyasla, ülkemizin sadece bugününü değil, daha çok geleceğini tehdit etmektedirler. İşte bu yasadışı yapılanmanın, eğitimin yanısıra, en az onun kadar önemli olan istihbarat alanına yönelmesinde, birtakım stratejik gerekçeler rol oynamaktadır:

1. Tüm dünyanın pekçok merkezinde uygulanmakta olan terörist ve de köktendinci ideolojik yaklaşımların yaptığı gibi, devlete ya da yabancı devletlere karşı silahlı mücadele vererek hedefe varmanın mümkün olmadığını en kavrayan dinsel organize suç örgütü, Fethullahçılardır. Mevcut sistemi yıkmak yerine, takiyyeyi ön plana çıkararak, devlet yapısıyla çatışmayacak bir örgütlenmeyle, zaman içinde devletin stratejik kurum ve kuruluşların içine sızmak ve ele geçirmek, bu yasadışı yapılanmanın “ılımlı” görüntüsünün altındaki en önemli neden ve etkendir.

2. Fethullahçılar, istihbarat birimlerine sızmakla, kendilerine gelebilecek her türlü operasyonu önceden haber alma, önleme ve de karşı operasyonu başlatma olanağına sahip olmaktadırlar. Bu durum, onlara sadece savunma değil, saldırı olanağı da sağlamaktadır.

3. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmakta zorlanan ama buna rağmen yılmaksızın girişimlerini sürdüren fethullahçılar, istihbarat birimlerindeki kadrolarını, alternatif Silahlı Kuvvetler olarak algılamaktadırlar. Bu durum, onların kendilerini güvende hissetmelerine yol açmaktadır. Nitekim, emniyet mensubu fethullahçıların toplanma ve eğitim merkezlerine “ışık kışlaları”, emniyet içindeki kadrolarına da genel bir ifadeyle “ışık orduları” denilmektedir. Fethullahçıların emniyet içindeki kadroları, T.S.K.’ne karşı “denge” sağlama çabalarının bir sonucudur. Devletin ele geçirildiği, sistemin bütünüyle değiştirildiği, “Çin Seddi’ne otağ kurulduğu” en son aşamada, alternatif silahlı kuvvetlerin T.S.K.’ne karşı kullanılması olasılığından, moral anlamda sıkça söz edilmektedir.

4. Fethullahçılar, Türkiye’nin tek özel istihbarat örgütüne sahiptirler. Devletin istihbarat birimlerinin tüm olanaklarını kullanan; gizli bilgilerin tamamını elde eden bu yasadışı örgüt, gerek kendi “hasım”ları ve gerekse, hedef siyasiler, gazeteciler, mafya babaları, bürokratlar, akademisyenler, askerler ve diğer önemli meslek mensuplarının “açıklarını” içeren, şantaj malzemesi olarak kullanılabilecek her türlü görsel ve işitsel bant kayıtlarından, bu kayıtlara ait çözümlerden, fotoğraflardan her türlü resmi belgeye, hatta kişisel anekdotlara kadar herşeyi içeren bir arşive de sahip bulunmaktadırlar. Parayla satın alamadıklarına, hatta korkutamadıkları “hasım”larına karşı, çarpıtılmış, fabrikasyon bilgi ve belge tanzimi de, bu örgütün ilgi ve uzmanlık alanı içindedir. Aynı şekilde, fethullahçılar, kendi şirketlerine rakip şirketleri bertaraf etmek için bu özel istihbarat örgütünü kullanmaktadırlar. Bunun için daha çok, “kaçakçılık” duyumları çerçevesinde şirket merkezlerine yapılan aramaların yıkıcı etkisinden söz edilmektedir. Aynı taktik, “hasım” vakıf, dernek ve şahıslar için de uygulanmaktadır. Bu örgütün servis hizmetlerinden kimi siyasilerin sıkça yararlandığı yolunda duyumlar alınmaktadır. Özel istihbarat örgütü sayesinde, radikal sosyalist partilerin dışında, seçim barajını aşma olasılığı kuvvetli olan tüm siyasal partilerde, fethullahçıların aday gösterme gücünün sözkonusu olduğu bilinmektedir. Bu örgüt aynı zamanda, “hasım”ların enterne edilmesi, etkisizleştirilmesi ya da tasfiyesi; yandaşların ise önemli yerlere getirilmesinde işlevsel rol oynamaktadır.

İşte, “Köstebek” çalışması, fethullahçıların bu az bilinen karanlık yüzüne ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır. Özellikle Basın Savcılarının şu gerçeği bilmeleri gerekmektedir: Bu kitap, İçişleri Bakanlığı’nı ya da Emniyet’i tahkir ve tezyif amacıyla kaleme alınmamıştır. Aksine, kitabın yazılmasında, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve M.İ.T. gibi kuruluşlara, devletin güvenliğini koruma gibi asli görevlerini hatırlatma ve bu görevlerinin gereğini talep etme amacı ön planda tutulmuştur.

Bu kitabı hazırlarken, Fethullahçı istihbaratçıların “imam” düzeyindeki mensuplarına “moral” amacıyla dağıttıkları “İstihbarat Evrakı” yazılı dosyalardan (“gizli”, “çok gizli” kaşeli yazışmalar, soruşturma evrakları, ifade tutanakları, yazılı savunma ve diğer matbu metinler) çok yararlandığımı belirtmek istiyorum. Ama bunun için de fethullahçılara teşekkür etmem gerekmiyor. Buna karşılık, fethullahçı kadrolaşmaya karşı mücadele verdikleri için zarar gören ve bu çalışmada yardımlarını esirgemeyen “Kemal’in Polisleri”ne minnet duygularımı sunuyorum. Hukuksal yardımlarından dolayı dost ve fedakâr avukatım Hüseyin Buzoğlu’na ve Av. Neşet Yıldırım’a, “Yeni Hayat” Dergisinin sahibi Av. Hanifi Altaş’a, ve ayrıca bu alandaki çalışmalarından yararlandığım Dr. Ümit Emre’ye, M. Emin Değer’e, Ergün Poyraz’a, Zübeyir Kındıra’ya, Sertaç Eş’e ve Yasemin Güneri’ye teşekkür ediyorum.

Daha dün, T.B.M.M., A.B. ve A.B.D.’nin dayatmaları sonucunda, 30.000’den fazla vatandaşımızın ölümünden, yüzmilyarlarca dolarlık ekonomik kayıptan sorumlu Abdullah Öcalan için “idamı kaldıran” ve Türkiye’nin ulus-devlet özelliğinin temellerine dinamit koyan bir uyum yasa paketini kabul etmiştir. Hukukun temel kuralıdır, kişiler için yasa çıkarılamaz. Başta A.B.D. olmak üzere, hiçbir A.B. ülkesi, kendi iç hukuku ile ilgili dış dayatmalara izin vermez, veremez. Bu olguya rağmen Batılı ülkeler, bağımsız Türk yargısına, sözkonusu müdahale ile kabaca tecavüzde bulunmuştur. Hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı ilkelerinin bu şekilde çiğnenmesiyle, artık yeni dış müdahalelere de resmen yol açılmıştır. Bu zaafiyeti sergileyen T.B.M.M. üyelerinin, Abdullah Öcalan için ne zaman “af” çıkaracakları, hiç şüphesiz henüz bilinmiyor. Ama bu arada fethullahçıların beklentisi de ortaya çıkıyor: Fethullah Gülen, aynı dayatmacılıkla, belki yarın, tıpkı Humeyni gibi ve Humeyni işleviyle Türkiye’ye döndürülürse?!. Acaba T.B.M.M. ya da Hükûmet, hayır mı diyecek?!. Türkiye’deki tüm ulusalcıları, fethullahçı tehlikeye karşı çok geç olmadan birlikte hareket etmeye; istihbarat birimlerindeki fethullahçı unsurların temizlenmesi için kamuoyu oluşturmaya çağırıyorum... Dr. Necip Hablemitoğlu. 05.08.2002 Çankaya – Ankara."


KAFA KURCALAYAN SORULAR VE ŞÜPHELER

Hablemitoğlu, 'Köstebek' isimli kitabını tamamlayamadan öldürüldü. Kitap eksik haliyle yayınlandı. Yayınlanmasında Dost Tarikatı lideri İhsan Güven'in yardımı olduğu biliniyor. İlginçtir ki, Güven ve eşi de cinayetle öldürüldü. Bu iki cinayet de Ergenekon'la ilişkilendirildi cemaat çevrelerinde. Oysa son dönemdeki paralel yapı tartışmaları bunun bir şaşırtma ve hedef saptırma olabileceği ihtimalini akla getiriyor. Fetullah Hocanın 'teknik nakavt' konulu basına da yansımış görüşleri, cemaatin takiyyenin en alasını yıllardır yaptığı, bukalemunu bile kıskandıracak ustalıktaki kamuflajıyla devlet kurumlarına sızdığı hatırlandığında niçin olmasın denilebilir.

Çok ilginç bir bilgi daha var bu şüpheyi güçlendiren. Hablemitoğlu'nun altın madenlerine nasıl karşı çıktığını hatırlarsak, o da, Ovacık altın madeninin Gülen örgütünün prensi sayılan Koza şirketine gitmiş olmasıdır. Görüldüğü gibi olaylar hiç de görüldüğü gibi olmayabiliyor.

Ayrıca içimizdeki bir şüpheyi burada dile getirmenin yeri olduğuna inanıyoruz. 2000 yılında Fetullah Gülen'e karşı dava açıldı. Bu davayı Refah ve dolayısıyla AK Parti'nin de belalısı olan DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel açtı. Ancak bu dava beraatle sonuçlandı. Yargıtay da bu kararı onadı. Dava açılır açılmaz Fetullah Gülen soluğu Amerika'da aldı. Yurtdışına nasıl usulsüzce verilmiş bir yeşil pasaportla çıktığı geçtiğimiz aylarda basına yansıdı. Kaçmadığını, tedavi amacıyla gittiğini ileri süren Gülen halen ABD'de yaşıyor. Bu davanın iddianamesini, bu iddianameye delil olan Hablemitoğlu'nun 'Köstebek' kitabı ve 'Etki ajanları' raporunu okuduğunuzda, paralel yapılanmanın AK Parti'den önceki dönemde nasıl deşifre olduğunu ancak bir şey yapılamadığını fark edeceksiniz. Bu bir şey yapılamama kafaları kurcalıyor. Gerçekten de Gülen hakkındaki deliller o dönem yetersiz miydi?.. Yoksa bugün yargının her yerine sızdıkları her kesimce kabul edilen, hatta o kadar ki geçtiğimiz günlerde Yargıtay 1. Başkanlar Kurulunu ele geçirdikleri şimdi de aynısını HSYK için yapmaya hazırlandıkları ileri sürülen yargıdaki uzantıları bu beraatde rol almış olabilir mi?..

HABLEMİTOĞLU BUNLARI GÖRSEYDİ NE DERDİ?

Ayrıca Hablemitoğlu'nun cemaat mensuplarını yabancı ülkelere ajanlık yapmakla suçlamasını, aşağıda linklerini verdiğimiz kategorik haberlerimizdeki bilgilerle birlikte okumanızı tavsiye ediyoruz.

Şok ses kaydı!.. Paralelciler: ABD'yi Türkiye'ye tercih ederiz!
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz

Özbekistan'daki, Rusya'daki ve Azerbaycan'daki konuyla ilgili kendisini haklı kılar nitelikteki somut gelişmeleri görseydi acaba Hablemitoğlu ne derdi?.. Son aylardaki paralel yapı tartışmalarında ortaya çıkan somut bulguları, Adana'daki yardım TIR'ının cemaatin TSK ve yargıdaki mensuplarınca durdurulmasını, Suriye'ye ait savaş uçağının sınırlarımızı ihlali üzerine düşürülmesine cemaat çevrelerinin tepki göstermesini, Suriye konulu üst düzey güvenlik toplantısının medyaya servis edilmesini, Tevhit-Selam soruşturmasını İsrail istihbaratının ihbarı üzerine başlatmasını ve ülke yetkilileri dahil yüzlerce kişinin telefonlarını dinlemesini, bu kişilerin şu anda casusluk suçlamasıyla yargılanmaya başladıklarını, TİB'deki bilgilerin yabancı ülkelere transfer edildiğini, Mavi Marmara'nın otorite olan İsrail'den izin almadan yola çıkmasının eleştirilmesini, cemaatin güneydeki sevilen ülke dedikleri İsrail'i kollayan başka açıklamalarını, cemaatin Türkiye'yi teröre destek veren ülke gibi gösterme çabasını, Ankara'daki cemaat mensubu yargıç ve savcılara çetenin talimatlarını ve ABD'yi Türkiye'ye tercih edecekleri mesajını içeren ses kaydını görseydi acaba yine ne derdi Hablemitoğlu?..

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Hazırlık No: 1999/420 olan 2000 yılındaki Gülen iddianamesi (pdf) için tıklayın
Hablemitoğlu'nun Gülen cemaatini konu edindiği 'Köstebek' kitabı (pdf) için tıklayın
Hablemitoğlu'nun 'Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar' raporu (pdf) için tıklayın

(30 Temmuz 2014, 12:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?


------------------------------------------------------------------------------
Necip Hablemitoğlu ile ilgili tüm manşetlerimiz
Hablemitoğlu talimatı Küçük´ten
Sabancı ve Hablemitoğlu Ergenekon işi
Hablemitoğlu dosyası açılıyor

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6158    yazdır/print


 

Şener Eruygur: Teslim Olmam

Ergenekon davasının 5 Ağustos´taki karar duruşmasında haklarında yakalama kararı çıkan 13 sanıktan 8´i hala teslim olmadı. En ilginç tepki ise emekli Org. Şener Eruygur´dan geldi. Davanın en önemli sanıklarından olan eski Jandarma Genel Komutanı emekli orgeneral Eruygur, ´Teslim olmayacağım. Gelip zorla götürebilirlerse götürsünler´ dedi. Yakalama kararı çıkarılan sanıklardan ikisi yurtdışına firar etmişti.

28.08.2013 10:26 Ergenekon davası 5 Ağustos´ta karara bağlanırken İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuksuz yargılanan 13 Ergenekon sanığı hakkında aldıkları hapis cezalarına istinaden yakalama kararı vermişti. Hakkında yakalama kararı bulunan sanıklardan 8´i halen firarda. Firardaki sanıklardan ´darbeye teşebbüs´ suçundan müebbet hapse mahkum olan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur´un avukatı “Teslim olmuyoruz, gelip zorla alsınlar” derken, yurtdışına kaçan eski Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz´in avukatı “Teslim olma zamanımız henüz gelmedi” dedi. Arama kararı bulunan 4 sanığın ise yurtdışına kaçtığı tespit edildi.

3 sanık karar duruşmasında tutuklandı

Kararın çıktığı 5 Ağustos tarihinde duruşma salonunda bulunan 3 sanık hemen tutuklanırken, 2 sanık ise daha sonra teslim olmuştu. Darbeye teşebbüs suçlamasıyla 15 yıl 8 ay 22 gün hapis cezası alan Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, ´Ergenekon Terör Örgütü Üyesi´ olmaktan 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Kemal Şahin ile ´Ergenekon terör örgütü yöneticisi´ olmaktan 22 yıl 6 ay hapis cezası alan Prof. Dr. Yalçın Küçük karar günü duruşma salounda tutuklanmıştı.

2 sanık teslim oldu

Hakkında yakalama kararı olanlardan ilk teslim olan ise ´örgüt üyeliği´ suçlamasıyla 13 yıl 2 ay hapis cezası alan Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç olmuştu. ´Ergenekon üyesi´ olmak suçundan 16 yıl 6 ay hapis alan Teğmen Mehmet Ali Çelebi ise 10 gün sonra Çağlayan Adliyesine gelerek teslim olmuştu.

Gelip alabiliyorlarsa alsınlar

“Darbeye teşebbüs” suçundan müebbet hapis, diğer suçlardan da 10 yıl hapis cezası verilen emekli Orgeneral Eruygur´un teslim olmama kararı aldığı öğrenildi. Eruygur´un Avukatı Filiz Esen, “Biz teslim olmayacağız, zorla götürülünceye kadar biz gelmeyeceğiz. Mahkeme heyeti gelip alabiliyorsa gelip alsınlar” dedi. Av. Esen, Eruygur´un sağlık durumu ile ilgili ise “Sağlık durumu eskisinden farklı değil. Herhangi bir gelişme olmadı” dedi. Ancak Adli Tıp Kurumu, karardan önce istenilen nihai raporunda “Eruygur´un cezaevinde kalmasında sağlık sorunları açısından bir sakınca yok” raporu vermişti.

Teslim olma zamanı gelmedi

Ergenekon davasında 10 yıl hapis cezasına çarptırılan davanın tutuksuz sanığı Levent Temiz´in avukatı Cevat Çalık ise “Levet Temiz´in Bulgaristan´a kaçtığı bir iddiadan ibarettir. Her şeyin bir zamanı vardır. Biz de zamanı gelince geliriz elbet. Daha zamanı gelmedi” dedi. Levent Temiz´in, 8 Ağustos´ta Bulgaristan´a giriş yaparken, Bulgar güvenlik kuvvetlerince yakalandığı iddia ediliyor. Temiz´in üzerinde yapılan aramalarda, Kocaeli nüfusuna kayıtlı “Ayhan Coşkun” ismi taşıyan sahte kimlik bulunduğu ve “siyasi iltica” talebinin de Bulgar makamlarınca reddedildiği belirtiliyor. (Star)

2 ulusalcı yurtdışına kaçtı

Ulusalcı geçinen sanık ülkücü Levent Temiz hakkında hapis kararı çıktığını öğrenince ´vatan sağolsun´ demişti. Ardından kayıplara karışan Temiz´in Bulgaristan´da olduğu öğrenilmişti. Bir başka ulusalcı geçinen sanık Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan da halen bulunduğu Almanya´dan Türkiye´ye dönmeyeceğini açıklamıştı.

Ergenekon davasında hapis cezası alan sanıklardan hala teslim olmayanlar arasında bir çok ismin de yurt dışında olduğu biliniyor. Teslim olmamaları halinde bu sanıklar için kırmızı bülten çıkarılması gündeme gelebilecek. Sanıklar arasında Gazeteci Merdan Yanardağ, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Cinali de bulunuyor. Avukat Mustafa Hüseyin Buzoğlu, Aydınlık Gazetesi´nden Mehmet Adnan Akfırat, TGB´nin kurucusu Tunç Akkoç´un yurt dışında olduğu belirlendi.

Yakalama kararı çıkarılan 13 sanık

Ergenekon davasında kararını açıklayan mahkeme, tutuksuz yargılanmakta olan sanıklardan 13´ü hakkında yakalama kararı çıkarmıştı. Bu sanıklar şunlardı:

Şener Eruygur, Yalçın Küçük, Tuncer Kılınç, Kemal Alemdaroğlu, Ahmet Cinali, Adnan Türkkan, Hüseyin Buzoğlu, Merdan Yanardağ, Tunç Akkoç, Adnan Akfırat, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Şahin, Levent Temiz.

MERDAN YANARDAĞ YAKALANDI VE TUTUKLANDI

14.09.2013 16:47 Ergenekon davası kapsamında aldığı hapis cezası nedeniyle hakkında yakalama kararı çıkarılan ve Muğla´nın Bodrum İlçesi´nde dün gözaltına alınan Yurt Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ tutuklandı. Yalıkavak Beldesi´nde kiraladığı yazlıkta dinlenirken dün (Cuma) akşam saatlerinde gözaltına alınan gazeteci Merdan Yanardağ, Bodrum Adliyesi´ndeki sorgusunun ardından tutuklandı. Yanardağ, gözaltına alınmasıyla ilgili bir soruya Bir kitap hazırlığı için Bodrum´a çalışmaya gelmiştim. Kitap hazırlığını tam da bitirmiştim. Kaldığım yazlığa gelen polislerin daveti üzerine emniyete gittik. Bana iyi davranıyorlar bir sıkıntı yok açıklamasını yapmıştı. Ergenekon Davası kapsamında, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen hakındaki 10 yıl 6 ay hapis cezası nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan Yurt Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, dün (Cuma) saat 20.00 sıralarında kaldığı Yalıkavak Beldesi´ndeki yazlıktan yanındaki 28 Şubat Soruşturması kapsamında gözaltına alınmıştı.

(28 Ağustos 2013), son güncel.: (14 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Teğmen Çelebi tutuklandı

Eski MGK sekreteri tutuklandı

Ergenekon sanığı firar etti

Ulusalcılar bir bir kaçıyor

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5539    yazdır/print


 

Teğmen Çelebi tutuklandı

Ergenekon davasında 16,5 yıl hapisle cezalandırılan ve hakkında yakalama kararı çıkarılan Teğmen Mehmet Ali Çelebi, adliyeye gelerek teslim oldu. Yakalama kararı yüzüne okunan Teğmen Çelebi tutuklandı ve cezasının infazı için cezaevine gönderildi.

14.08.2013 15:33 Ergenekon davasında 16,5 yıl hapisle cezalandırılan ve hakkında yakalama kararı çıkarılan Teğmen Mehmet Ali Çelebi, adliyeye gelerek teslim oldu.

Çağlayan´daki İstanbul Adalet Sarayı´na annesi Rukiye Çelebi, babası Muharrem Çelebi, ağabeyi Volkan Çelebi, sözlüsü Kezban Merey ve avukatıyla birlikte gelen Çelebi´yi, ellerinde Türk bayrakları taşıyan bir grup, çeşitli sloganlar atarak karşıladı.

Valiziyle teslim olan Çelebi, adliyenin önünde yaptığı açıklamada, suçsuz olduğunu ifade ederek, Masumiyetimize güveniyoruz sadece. Bunun mutlaka adaletle sonuçlanacağına eminiz. Bunu yeni görev olarak kabul ediyoruz. Hakikat er veya geç zafere ulaşacaktır. Bizim ödediğimiz bu bedeller milletimiz için uyanış vesilesi olacaktır dedi.

Avukat Serkan Günel, hakkındaki delilleri teker teker çürüttükleri müvekkilinin 33 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiğini belirterek, müvekkilinin gerekçesiz şekilde yeninden tutuklanmasına karar verildiğini savundu. Günel, müvekkilinin tahliye olmasının ardından geçen 26 ayda dosyaya hiçbir yeni delil girmediğini, hakkında yeni bir iddiada bulunulmadığını söyledi.

-Avukatı: Kaçma şüphesi yok-

Çelebi´nin kaçma ve delilleri karartma şüphesi olmamasına rağmen tekrar tutuklanmak istenmesine anlam veremediklerini ifade eden Günel, Tekrar tutuklanmasının ne anlama geldiğini sehven soruşturmasıyla 134 telefon numarasının rehberine yüklenmesiyle ortaya çıkan olayla bağlantılıyoruz. Kararı Türk milletine bırakıyoruz diye konuştu. Açıklamanın ardından adliye binasına giren Çelebi, yakınlarıyla da vedalaştı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine çıkarılacak olan Teğmen Mehmet Ali Çelebi, hakkındaki yakalama kararının yüzüne okunmasının ardından tutuklanacak.

Ergenekon davasını 5 Ağustos´ta karara bağlayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Mehmet Ali Çelebi´ye terör örgütüne üye olmak suçundan 12 yıl, kişisel verileri kaydetme ve ele geçirme suçundan da 4 yıl 6 ay hapis cezası vermişti. Mahkeme ayrıca Çelebi hakkında verilen ceza miktarı ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı hususlarını dikkate alarak, tutuklanmasına ve yakalama emri çıkartılmasına hükmetmişti.

TUTUKLANDI

Adliyede sağlık kontrolünden geçirilen Çelebi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde hakim karşısına geçti. Ergenekon davasına bakan hakimlerin yıllık izinde olması nedeniyle mahkemenin başkanlığını Metin Özçelik yaptı. Mahkemede Hakim Kemal Can ve Savaş Çelik de üye hakim olarak yer aldı.

Duruşmada ilk olarak, Çelebi hakkındaki yakalama kararı okundu. Kimlik bilgileri de okunan Çelebi, “Kimlik bilgileri bana aittir. Benim diyecek bir şeyim yoktur dedi.

Avukat Serkan Günel ise, “Müvekkilim 33 ay tutuklu olarak yargılandıktan sonra 26 ay önce oybirliği ile tahliye edilmiştir. Tahliyesinden sonra aleyhinde hiçbir yeni delil girmemesine rağmen hüküm ile birlikte tutuklanmak üzere yakalama emri çıkarılmıştır. Bu hukuka uygun değildir. Bu sebeple tutuklanmamasına karar verilmesini talep ediyorum diye konuştu.

Savcı Mustafa Çavuşoğlu ise, mahkemece sanık hakkında hüküm ile birlikte yakalama kararı çıkarılması nedeniyle Çelebi´nin tutuklanmasını istedi. Mahkeme ise, sanığın aldığı ceza miktarı ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı hususlarını dikkate alarak Çelebi´nin “Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olmak ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından tutuklanmasına karar verdi.

Çelebi, daha sonra cezaevine gönderildi.

YAKALAMA KARARI ÇIKARILANLAR

Ergenekon davasında kararını açıklayan mahkeme, tutuksuz yargılanmakta olan sanıklardan 13´ü hakkında yakalama kararı çıkarmıştı. Bu sanıklar şunlardı:

Şener Eruygur, Yalçın Küçük, Tuncer Kılınç, Kemal Alemdaroğlu, Ahmet Cinali, Adnan Türkkan, Hüseyin Buzoğlu, Merdan Yanardağ, Tunç Akkoç, Adnan Akfırat, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Şahin, Levent Temiz.

-Hapis cezası alanlardan 2´si kaçtı, bir çok sanık ise yurtdışında-

Ergenekon davasında 13 yıl 2 ay hapis cezası alan sanıklardan eski MGK sekreteri emekli orgeneral Tuncer Kılınç önceki gün teslim olmuş, yakalama kararı okunduktan sonra tutuklanarak hükmünün infazı için cezaevine gönderilmişti. Bazı sanıkların ise emekli org. Tuncer Kılınç ve Teğmen Mehmet Ali Çelebi gibi teslim olmak yerine yurtdışına kaçtıkları anlaşılmıştı. Tutuksuz sanıklardan ülkücü Levent Temiz´in hakkında hapis kararı çıktığını öğrenince ´vatan sağolsun´ dediği, ardından da Bulgaristan´a kaçtığı ortaya çıktı. Bir başka tutuksuz sanık Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan´ın ise halen bulunduğu Almanya´dan Türkiye´ye dönmeyeceği, odatv internet sitesine yaptığı açıklama ile öğrenildi. Bu iki sanık dışında haklarında yakalama kararı çıkarılan bir çok ismin de halen yurtdışında olduğu, bunların da Türkiye´ye dönmeyerek firari konumuna girebilecekleri belirtiliyor.

(12 Ağustos 2013, 13:26)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon sanığı firar etti

Ulusalcılar bir bir kaçıyor

Eski MGK sekreteri tutuklandı

CHP o kararları tanımıyor

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5526    yazdır/print


 

Ulusalcılar bir bir kaçıyor

Ergenekon davasında hapis cezası alan bazı sanıkların yurtdışına kaçışları sürüyor. Haklarında yakalama kararı çıkarılan bir çok ismin halen yurtdışında olduğu belirlendi. Sanık ülkücü Levent Temiz´in hakkında hapis kararı çıktığını öğrenince ´vatan sağolsun´ dediği, ardından da Bulgaristan´a kaçtığı ortaya çıkmıştı. Bir başka sanık Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan´ın ise halen bulunduğu Almanya´dan Türkiye´ye dönmeyeceği, yaptığı açıklama ile ortaya çıktı.

13.08.2013 16:42 Ergenekon davasında hapis cezası alan bazı sanıklar hala teslim olmazken, teslim olmayanlar arasında bir çok isimin de yurt dışında olduğu ortaya çıktı. Sanıklar arasında Gazeteci Merdan Yanardağ, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Cinali, Teğmen Mehmet Ali Çelebi de bulunuyor. Avukat Mustafa Hüseyin Buzoğlu, Aydınlık Gazetesi´nden Mehmet Adnan Akfırat, TGB´nin kurucusu Tunç Akkoç ve Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan´ın yurt dışında olduğu belirlendi. Adnan Türkkan Almanya´dan dönmeyeceğini açıkladı. Yasadışı yollarla ve sahte kimlikle yurt dışına kaçan Levent Temiz´in ise iade edilmesi için Bulgaristan makamları ile görüşmeler devam ediyor. Ulusalcı geçinen sanık ülkücü Levent Temiz hakkında hapis kararı çıktığını öğrenince ´vatan sağolsun´ demiş, ardından kayıplara karışan Temiz´in Bulgaristan´da yakalandığı ortaya çıkmıştı. Bir başka ulusalcı geçinen sanık Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan´ın da Almanya´dan Türkiye´ye dönmeyeceği, yaptığı açıklama ile ortaya çıktı.

-Anavatanlarına mı kaçtılar?-

Halen bulunduğu Almanya´dan Ergenekon örgütüne yakınlığı hakkında açılan davada ortaya çıkan odatv internet sitesine bir açıklama yapan Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan, Almanya´dan dönmeyeceğini belirtti. Türkkan Zindanlar yurtseverlerle doldu. Artık tek bir Aydınlıkçıyı dahi gladyo mahkemelerine teslim etmeyeceğiz. Biz asla başka devletlerin boyunduruğu altına girmeyiz dedi.

Almanya Ergenekon sanıklarının yabancısı olmadığı bir ülke. Ergenekon davasının en önemli sanıklarından birisi olan Bedrettin Dalan soruşturma sürecinde gözaltına alınacağını öğrenince yurtdışına firar etmişti. Son bir kaç yıldır Almanya´da olduğu ortaya çıkan Dalan´a Alman gizli servisince sahte pasaport verildiği belgeleriyle ortaya çıktı.

Ergenekon örgütüyle derin bağlantıları olduğu, bu ülkedeki vakıfları aracılığıyla Ergenekon sanıklarına çeşitli miktarlarda para gönderdiği ve Dalan´a sahte pasaport verdiği belgelerle kanıtlanan Almanya, Ergenekon soruşturma ve davasına başından beri soğuk bakıyor.

Ergenekon davasında da ele alınan Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastinin ardında Almanya´nın olduğu, bu ülkenin isteği doğrultusunda suikastin Ergenekon örgütünce gerçekleştirildiğine dair çok güçlü bulgular ortaya çıktı. Halen ölümüne dair soruşturması süren Hablemitoğlu´nun ölmeden önceki son araştırması, Alman vakıflarının Türkiye´deki faaliyetleri üzerineydi. Hablemitoğlu´nun, Alman vakıflarının Türkiye´de yasal olmayan çalışmalar yaptığı, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediği ve altın madeni karşıtlarını örgütlediği yönünde çok önemli bilgilere ulaştığı ileri sürülüyor. Bu bilgileri 26 Aralık 2002´de Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi´nde görülmeye başlanacak 15 sanıklı ´Alman Vakıfları´ davasında açıklaması bekleniyordu. Ancak 8 gün varken öldürüldü.

Alman devletinin ve vakıflarının Türkiye´deki siyasi etkileri son Gezi olaylarında da çarpıcı şekilde ortaya çıktı. Alman başbakanı Angela Merkel, Gezi olaylarına polisin müdahalesini eleştirdi. Korkunç görüntüler var diyen Merkel, G-8 zirvesinde bu konunun ele alınabileceğini belirtip Türkiye´yi tehdit etti. Alman milletvekili Cladio Roth, Türkiye´deki gezi olaylarına aktif şekilde katıldı. Taksim Gezi Parkı´ndaki proteso gösterilerine katılan Almanya Yeşiller Partisi Genel Başkanı ve Federal Meclis Milletvekili Claudia Roth, Türk-Alman Parlamenterler grubu temsilcisi olarak Gezi Parkı´ndaki eylemelere katılmasının hakkı ve görevi olduğunu söyledi. Roth, göstericilerin çevreye vermiş olduğu herhangi bir zarara tanık olmadığını da iddia etti. Başbakan ve milletvekilleri gibi Alman medyası da Gezi olaylarından dolayı Türkiye´ye karşı adeta ilan edilmemiş bir savaş açtı. O günlerde bir başka çarpıcı gelişme daha yaşandı. Gezi olaylarının sürdüğü o günlerde Hatay´da Gezi Parkı eylemcilerine para dağıtılarak provokasyon yapıldığı ihbarı üzerine ´casus evlerine´ ikiz baskın düzenlendi. Eski Bakan Zekeriya Temizel´in kızı Selin Temizel´in de aralarında bulunduğu Alman Arche Nova ve İngiliz MapAction üyesi 8 kişi gözaltına alındı. 6 yabancı ajanlık suçlamasıyla sınır dışı edildi. Konuyla ilgili bir başka gelişme de, Alman vakıflarının Gezi olaylarına aktif desteğinin Başbakan Erdoğan´a sunulan Gezi raporunda yer aldığının ileri sürülmesi oldu. Konuyla bağlantılı ilgili ilginç bir bilgi de, Alman ve ABD vakıflarının Mısır´da siyasi faaliyetlerde bulundukları iddiasının açılan dava sonucunda kanıtlanması oldu. ABD´li bakanın oğlu ile çok sayıda Alman vakıf yetkilisinin de yer aldığı 43 sanık mahkum oldu. Mısır mahkemelerinin davayı sonuçlandırmasından 1 ay sonra Mısır Cumhurbaşkanı Mursi darbe ile devrildi.

-Alman ve Türk gladioları hala etkin-

1990 sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı sonrasında tüm NATO üyelerinde kurulduğu, İtalyan savcıların ulaştığı belgelerle ve üye ülkelerin yetkililerince yapılan açıklamalarla kanıtlanan Ergenekon benzeri Gladio teşkilatlarının tüm üyelerde tasfiye edildiği açıklanmasına karşın Türkiye´de bunun yapılmadığı yıllardır zaten biliniyordu. Türklere yönelik yakın zamanda yaşanan ve altından Alman derin devletinin çıktığı Dönerci cinayetleri üzerine açıklama yapan Alman araştırmacılar ise teşkilatın Almanya kolunun da halen var olduğunu, Alman ve Türk Gladio teşkilatlarının halen güçlü şekilde varlıklarını sürdürdüğünü ve işbirliği yaptıklarını dile getirdiler.

-Ulusalcılığın 10´da 9´u kaçmak mı?-

Türkiye´nin çeşitli girişimlerde bulunmasına karşın Almanya, Ergenekon firari sanığı Bedrettin Dalan´ı Türkiye´ye iade etmeyi reddediyor. Yine Almanya´nın etkili olduğu Uluslararası Polis Teşkilatı INTERPOL de sanıklar hakkında yakalama kararı çıkartılması taleplerini çeşitli bürokratik gerekçelerle reddediyor. Bu bulgular ışığında halen Almanya´da bulunan Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan´ın da Dalan gibi Türkiye´ye iade edilme olasılığı zayıf görülüyor. Yine bu bulgular ışığında ulusalcı geçinen sanıkların aslında anavatanlarına kaçmış oldukları değerlendirmesi de yapılıyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(13 Ağustos 2013, 16:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon sanığı firar etti

Eski MGK sekreteri tutuklandı

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Firarlarda özel bir durum mu var?

Almanya, 250 teröristi iade etmiyor

Sanıklara Ergenepol koruması

Interpol´e sunulan Ergenekon raporu

Almanya´dan Dalan´a sahte pasaport

Almanya Dalan´ı iade etmiyor

Almanya Bakıcı´yı da vermiyor

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

Naziler, Alman Ergenekonu´nun kılıfı

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Aydınlık´tan Kozinoğlu´na ilginç sansür

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5521    yazdır/print


 

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu sanıklar salona alındı. Tüm sanıklar ve avukatların yerlerini almasının ardından kararın açıklanması bekleniyor.. Ve kararın okunmasına başlandı.. Mahkeme Ergenekon Terör Örgütü´nün varlığını tescil etti. Mahkeme 275 sanıktan 21´i hakkında beraat kararı verdi. Bedrettin Dalan´ın da aralarında bulunduğu firari sanıkların dosyası ayrıldı. Duruşmada şu an ceza alan sanıklarla ilgili bölümler okunuyor. Doğu Perinçek´in aralarında bulunduğu sanıklar salonu terketmek istedi. Jandarma izin vermedi. Duruşmada arbede çıktı, avukatlar salonu terketti.

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu sanıklar salona alındı. Tüm sanıklar ve avukatların yerlerini almasının ardından kararın açıklanması bekleniyor.

-Mustafa Balbay: Herkes hazırlansın sıcak bir sonbahar geliyor-

Tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşma salonunda yerlerini aldı. Avukatlar, salona giren sanıkları ayakta alkışladı. Sanıklardan bazılarının Türk Bayrağı açtığı gözlendi. ´Mustafa Kemal´in askerleriyiz´, ´Her yer Silivri her yer taarruz´ şeklinde sloganlar atıldı. Tutuklu sanıklardan Mustafa Balbay, ´Bu davayı halktan kopardılar, biz halkın adaletine sığınıyoruz. Herkes hazırlansın sıcak bir sonbahar geliyor. diye bağırdı.

-Sanık yakınları salonda-

Bazı sanık yakınlarının duruşma salonunda olduğunu bildirdi. DHA´nın haberine göre, Tuncay Özkan´ın kızı Nazlıcan Özkan ve Mustafa Balbay´ın eşi Gülşah Balbay salona girdi. Duruşma öncesi yapılan açıklamada, sanık yakınlarına da duruşma salonu yasağı konulmuştu.

-Bazı sanıklar katılmadı-

Sanıklardan yaklaşık 15 dakika sonra mahkeme heyetinin yerini almasıyla duruşma başladı. Duruşmaya, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Hasan Iğsız ile Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 63 tutuklu sanık katıldı. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Gülhane Askeri Tıp Akademisi´nde (GATA) tedavi gören Yüksek Askeri Şura kararıyla emekliliğe sevk edilen Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile avukat Serdar Öztürk katılmadı.

Heyetin yerini almasıyla avukat sıraları hareketlendi, söz isteyenler oldu. Vekil sıralarından CHP Mersin Milletvekili İsa Gök ayağa kalkarak heyet başkanına, “Sanık yakınlarının alınmadığı duruşma aleniyet kazanmaz. Sabah saat 9.00 denilen duruşma 3,5 saat geç başlıyor, böyle yargılama olmaz” itirazında bulundu. Mahkeme başkanı Hüseyin Özese, pek çok avukatın itirazına rağmen hükmün açıklanacağını, kimseye söz verilmeyeceğini belirterek kısık bir sesle hükmü okumaya başladı. Mahkemedeki gerginlik, başkanın sesine de yansıdı. Arada diğer üyelere kısa karar uzatılarak okutuldu. Mahkeme kürsüsünde 2 savcı, 4 hakim, 6 isim yer aldı. 6 kişinin de kürsüde devam edip etmeyeceğine dair bir avukatın itirazına mahkeme başkanı usule aykırı bir durum olmadığı yanıtını verdi.

13.09: 21 SANIK BERAAT ETTİ

Ve kararın okunmasına başlandı.. Başkan Özese, sanıklar hakkındaki kararlarını hazırladıklarını belirtti. Kararın iki aşamadan oluştuğunu ifade eden Özese, birinci aşamada sanıklar hakkındaki hükmün, ikinci aşamada ise sanıkların tutukluluk durumu ve taleplerinin yer aldığını ifade etti.

Özese, kararın özetini okumaya başladı. Mahkeme kararında, Ergenekon silahlı terör örgütü ifadesi kullanıldı. Mahkeme 275 sanıktan 21´i hakkında beraat kararı verdi. Beraat eden sanıklar arasında Ali Yiğit, Süleyman Esen, Salih Kunter, gazeteci Caner Taşpınar, yönetmen Halis Yavuz Işıklar da var.

Bedrettin Dalan ve Turhan Çömez´in da aralarında bulunduğu firari sanıkların dosyası ayrıldı.

SALONDA ARBEDE ÇIKTI

Doğu Perinçek´in aralarında bulunduğu sanıklar salonu terketmek istedi. Jandarma izin vermedi. Duruşmada arbede çıktı, avukatlar salonu terketti. 47 yıl hapis cezasına çarptırılan Arif Doğan, kararı duyduğu anda çığlıklar atarak kapıdan çıkmaya çalıştı. Doğan´ı son anda jandarma engelledi. Beni asın diye mahkeme heyetine bağıran Doğan uzun süre sakinleşemedi. Ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılan Tuncay Özkan ise, karara tepki gösterince salondan çıkarıldı. Tuncay Özkan´a başka suçlardan 16 yıl 2 ay daha ceza verildi.

13.15: İŞTE CEZASI BELLİ OLANLAR

* Emekli Tuğgeneral Veli Küçük´e 2 kez ağırlaştırılmış müebbet (diğer suçlardan da 99 yıl 1 ay)

* Danıştay saldırganı Alparslan Aslan´a 2 kez ağırlaştırılmış müebbet (diğer suçlardan da 90 yıl)

* Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´e 2 kez ağırlaştırlmış müebbet

* İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´e ağırlaştırılmış müebbet

* Emekli Albay Fikri Karadağ´a ağırlaştırılmış müebbet

* Emekli Albay Dursun Çiçek´e ağırlaştırılmış müebbet

* Avukat Kemal Kerinçsiz´e ağırlaştırılmış müebbet

* Gazeteci Tuncay Özkan´a ağırlaştırılmış müebbet

* Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´a müebbet

* Emekli Orgeneral Hurşit Tolon´a müebbet

* Eski Jandarma Genel Komutanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur´a müebbet

* Eski 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız´a müebbet

* Emekli Orgeneral Nusret Taşdeler´e müebbet

* Eski Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol´a müebbet

* Emekli Albay Fuat Selvi´ye müebbet

* Sendikacı Mustafa Özbek´e müebbet

* Emekli Korgeneral Mehmet Eröz´e müebbet

* Metal-İş eski başkanı Mustafa Özbek´e müebbet

* CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal´a 12 yıl 6 ay

* CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay´a 34 yıl 8 ay

* CHP´li vekil Sinan Aygün´e 13 yıl 6 ay

* Yazar Yalçın Küçük´e 22 yıl 6 ay

* Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´e 22 yıl 6 ay

* Eski Özel Tim´ci İbrahim Şahin´e 49 yıl 4 ay hapis

* Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´e 2 kez ağırlaştırlmış müebbet hapis (Bununla birlikte 117 yıl daha)

* Mustafa Levent Göktaş´a 23 yıl 4 ay

* Emekli Albay Hasan Atilla Uğur´a 29 yıl 3 ay

* İnternet Andıcı Davası sanıklarından emekli Tuğamiral Alaaddin Sevim 10 yıl

* Genelkurmay eski İstihbarat Dairesi Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkın Pekin 7,5 yıl

* Drej Ali olarak bilinen Ali Yasak 6 yıl 3 ay

* Emekli Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu 20 yıl 6 ay

* Tümgeneral Hıfzı Çubuklu 9 yıl 6 ay

* Davanın bir numaralı sanığı emekli asker Oktay Yıldırım´a 33 yıl 10 ay

* Akın Birdal suikastinin azmettiricisi, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Semih Tufan Gülaltay´a 12 yıl

* Emekli Albay Arif Doğan´a 47 yıl 3 ay hapis

* Zir Vadisi soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Emekli Yarbay Mustafa Dönmez´e 49 yıl 2 ay

* Eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç´a 13 yıl 2 ay

* Teğmen Noyan Çalıkuşu´na 8 yıl 6 ay

* Emekli asker Serdar Öztürk´e 25 yıl 6 ay

* Doğu Perinçek´in oğlu öğretim üyesi Mehmet Perinçek´e 6 yıl

* Adli Tıp Uzmanı Ümit Sayın´a 4 yıl

* Eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz´e 13 yıl 11 ay

* Sedat Peker´e 10 yıl

* Susurluk Davası hükümlüsü Sami Hoştan´a 10 yıl

* Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu´na 23 yıl

* Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu´na 15 yıl 8 ay

* Eski Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Ferit Bernay 10 yıl

* Eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran 10 yıl

* Anayasa Mahkemesi Üyesi Osman Paksüt´ün eşi tutuksuz sanık Ferda Paksüt´e 2 yıl 6 ay

* Eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan´a 14 yıl hapis

* İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever´e 15 yıl hapis

* Osman Yıldırım´a 8 yıl 9 ay (Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi´ne molotof saldırılarından beraat)

* Prof. Dr. Erol Manisalı´ya 9 yıl

* Emekli Orgeneral Kemal Yavuz´a 7 yıl 6 ay

* Gazeteci Adnan Bulut´a 6 yıl 3 ay

* Gazeteci Vedat Yenerer´e 7 yıl 6 ay

* Cumhuriyet Gazetesi´ne molotoflu saldırıda adı geçen Bedir Şinal´a 18 yıl 8 ay

* Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk´a 7 yıl 6 ay

* İP Genel Başkan Yardımcısı Turan Özlü 9 yıl

* Gazeteci Güler Kömürcü 7 yıl 6 ay

* Özlem Usta 6 yıl 3 ay

* Bekir Öztürk 12 yıl

* Yazar Ergün Poyraz´a 29 yıl 4 ay

* İşçi Partisi´nin avukatlarından Emcet Olcaytu´ya 13 yıl 2 ay

* Fatma Cengiz´e 11 yıl

* Emekli Binbaşı Fikret Emek´e 41 yıl 4 ay

* Eski Belediye Başkanı Gürbüz Çapan´a 1 yıl 3 ay

* İşçi Partisi yöneticisi ve Aydınlık Gazetesi yazarı Hikmet Çiçek´e 21 yıl 9 ay

* İşçi Partisi yöneticisi Hayrettin Ertekin´e 12 yıl

* Eski Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz´e 10 yıl

* Boğaç Kaan Murathan´a 17 yıl

* İşçi Partisi yöneticisi Adnan Akfırat´a 19 yıl

* Teğmen Mehmet Ali Çelebi´ye 16 yıl 6 ay

* 27 el bombasının ele geçirildiği gecekondunun sahibi Emekli Astsubay Mehmet Demirtaş´a 22 yıl

* Eski Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım´a 16 yıl 10 ay

* Mehmet Zekeriya Öztürk´e 19 yıl 6 ay

* Genelkurmay Eski Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel´e 7 yıl 6 ay

* Avukat Nusret Senem´e 20 yıl 3 ay

* Gazeteci Ünal İnanç´a 19 yıl

* Kemal Aydın´a 20 yıl 8 ay

15.15: HABERAL ve 16 SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Ergenekon Davası´nda 12 yıl 6 ay hapis cezası alan Mehmet Haberal ve diğer 16 sanık tahliye edildi. Sanıklar, tutuklu bulundukları süre gözönünde bulundurularak tahliye edildiler. Tahliye edilen 17 sanığın isimleri şöyle: Mehmet Haberal, Hıfzı Çubuklu, Mehmet Otuzbiroğlu, İsmail Hakkı Pekin, Osman Yıldırım, Cemal Gökçeoğlu, Erkan Ayyıldız, Fatma Cengiz, Hüseyin Yanç, Hulusi Gülbahar, İbrahim Özcan, Kenan Özay, Mehmet Perinçek, Mehmet Bülent Sarıkahya, Sedat Özüer, Selçuk Özkan, Ziya İlker Göktaş.

11 SANIK HAKKINDA YAKALAMA KARARI

Mahkeme 11 sanık hakkında da yakalama kararı çıkardı. Yakalama kararı çıkarılanların isimleri şöyle: Şener Eruygur, Yalçın Küçük, Tuncer Kılınç, Kemal Alemdaroğlu, Ahmet Cinali, Adnan Türkkan, Hüseyin Buzoğlu, Merdan Yanardağ, Tunç Akkoç, Adnan Akfırat, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Şahin, Levent Temiz.

KARARIN ÖZETİ 2 SAAT SÜRDÜ

Mahkeme ´Ergenekon kararının´ özetinin okunmasını bitirdi. Alınan kararlarla ilgili gerekli yazışmalar yapılıyor. Kararların açıklanması 2 saat 10 dakika sürdü.

BALBAY VE BAZI SANIKLAR İTİRAZ DİLEKÇESİ SUNDU

Mustafa Balbay, İlker Başbuğ ve Hurşit Tolon´un da aralarında bulunduğu bazı sanıklar, karara itirazı içeren dilekçeyi mahkemeye sundular.

TUTUKLULUĞUN DEVAMINA KARAR VERİLENLER

06.08.2013 13:55 Tutukluluk halinin devamına karar verilen 49 sanık: Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş, Muzaffer Tekin, İsmail Yıldız, Ergün Poyraz, Fikret Emek, Mehmet Zekeriya Öztürk, Veli Küçük, Sevgi Erenerol, Sedat Peker, Semih Tufan Gülaltay, Doğu Perinçek, Hikmet Çiçek, Kemal Kerinçsiz, Mehmet Fikri Karadağ, Alparslan Arslan, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu, Aykut Metin Şükre, Özkan Kurt, Bedirhan Şinal, Boğaç Kaan Murathan, Hurşit Tolon, Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Durmuş Ali Özoğlu, Kemal Aydın, Fatih Hilmioğlu, Mustafa Dönmez, Mustafa Levent Göktaş, Hasan Ataman Yıldırım, İbrahim Şahin, Dursun Çiçek, Serdar Öztürk, Mehmet Deniz Yıldırım, Hasan Iğsız, Mehmet Eröz, Nusret Taşdeler, Fuat Selvi, Alaettin Sevim, Mehmet İlker Başbuğ, Ulaş Özel, Okan İşgör, Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel, Turan Özlü, Mahmut Güzel.

TAHLİYESİNE KARAR VERİLENLER

Mehmet Haberal, Hıfzı Çubuklu, Mehmet Otuzbiroğlu, İsmail Hakkı Pekin, Osman Yıldırım, Cemal Gökçeoğlu, Erkan Ayyıldız, Fatma Cengiz, Hüseyin Yanç, Hulusi Gülbahar, İbrahim Özcan, Kenan Özay, Mehmet Perinçek, Mehmet Bülent Sarıkayha, Sedat Özüer, Selçuk Özkan, Ziya İlker Göktaş.

YAKALAMA KARARI ÇIKARILANLAR

Şener Eruygur, Yalçın Küçük, Tuncer Kılınç, Kemal Alemdaroğlu, Ahmet Cinali, Adnan Türkkan, Hüseyin Buzoğlu, Merdan Yanardağ, Tunç Akkoç, Adnan Akfırat, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Şahin, Levent Temiz.

DAVA DOSYASI AYRILANLAR

Bedrettin Dalan, Emrah Gönenci, Mustafa Bakıcı, Saipir Debzlelvidze, Turhan Çömez, Süleyman Solmaz. Engin Aydın, İlhan Selçuk ve Murat Özkan vefaat ettikleri için haklarındaki davanın düşürülmesine karar verildi.

BERAAT EDENLER

Adem Uzun, Ali Yiğit, Ayhan Çelik, Bahadır Berk, Bekir Çelik, Coşkun Çalık, Erdal İrten, Eren Mumcu, Fuat Ermiş, Garip İrfan Torun, Hakan Akdoğan, Halis Yavuz Işıklar, İlhami Ümit Handan, Kenan Temur, Maruf Şinik, Muhterem Bağcı, Onur Özdemir, Önder Koç, Recep Taylan, Salih Kurter, Satılmış Balkaş, Süleyman Esen, Tuncay Hacıbektaşoğlu.

ADLİ KONTROLE TABİ TUTULANLAR

Arif Doğan, Hüseyin Vural Vural, Ünal İnanç ve Mustafa Özbek hakkında konutlarını terk etmemek kaydıyla adli kontrol uygulanmasına karar verildi.

HAKİMLER KONUŞTU: VİCDANEN ÇOK RAHATIZ

10.08.2013 11:18 Ergenekon davasının ilk safhası 5 Ağustos´ta açıklanan kararla tamamlandı. Karara imza atan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin hakimleri ise karar sonrası ilk kez konuştu. Kararlarla ilgili eleştirilere yanıt veren yedek hakimlerden Mehmet Fatih Uslu, Kişilerin durumlarını hassas terazide tartar gibi inceledik dedi. Hakim Ercan Fırat ise, Verdiğimiz kararda vicdanen çok rahatız ifadesini kullandı. Milliyet gazetesine değerlendirme yapan yedek hakimlerden Mehmet Fatih Uslu ise, Kişilerin durumunu hassas terazide tartar gibi inceledik. Gerekçeli karar beklenmeden yargısız infaz yapılıyor. Maalesef kimse dosyanın içeriğini bilmiyor dedi. Hakim Ercan Fırat da, gerekçeli kararla birlikte her şeyin daha da açıklığa kavuşacağını belirtti. Fırat, İsabetli ve çok hukuki, yerinde bir karar verdiğimizi düşünüyoruz. Vicdanen çok rahatız ifadesini kullandı.

-------------------------------------------------------------------------

İŞTE 275 SANIK VE ALDIKLARI CEZALAR:

1-) Abdullah Arapoğlulları: 7 yıl 6 ay hapis cezası
2-) Abdulmuttalip Tonçer: 7 yıl 1 ay hapis cezası
3-) Abdulvahit Özkaya: 8 yıl 4 ay hapis cezası
4-) Adem Uzun: BERAAT ETTİ
5-) Adil Serdar Saçan: 14 yıl 5 ay hapis cezası
6-) Adnan Bulut: 6 yıl 3 ay hapis cezası
7-) Adnan Türkkan: 10 yıl 6 ay hapis cezası
8-) Ahmet Cinali: 10 yıl 6 ay hapis cezası
9-) Ahmet Hurşit Tolon: MÜEBBET HAPİS CEZASI, 5 yıl hapis cezası
10-) Ahmet Tuncay Özkan: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 16 yıl 2 ay hapis cezası
11-) Alaettin Sevim: 10 yıl hapis cezası
12-) Ali Kutlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
13-) Ali Oktay Şahbaz: 6 yıl 3 ay hapis cezası
14-) Ali Yasak: 6 yıl 3 ay hapis cezası
15-) Ali Yiğit: BERAAT ETTİ
16-) Alparslan Arslan: 2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 90 yıl 3 ay hapis cezası
17-) Altunay Şahin: 6 yıl 3 ay hapis
18-) Arif Doğan: 47 yıl 3 ay hapis cezası
19-) Asım Demir: 10 ay hapis cezası
20-) Atilla Aksu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
21-) Aydın Gergin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
22-) Aydın Yüksek: 16 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası
23-) Aydoğan Aksüngü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
24-) Ayhan Atabek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
25-) Ayhan Çelik: BERAAT ETTİ
26-) Aykut Metin Şükre: 12 yıl 6 ay hapis cezası
27-) Ayşe Asuman Özdemir: 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası
28-) Bahadır Berk: BERAAT ETTİ
29-) Barbaros Hayrettin Altıntaş: 6 yıl 3 ay hapis cezası
30-) Bayram Demir: 8 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
31-) Bedirhan Şinal: 18 yıl 8 ay hapis cezası
32-) Bedrettin Dalan'ın (Firari sanık) DAVA DOSYASININ AYRILDI.
33-) Bekir Çelik: BERAAT ETTİ
34-) Bekir Öztürk: 12 yıl hapis cezası
35-) Birol Başaran: 8 yıl 9 ay hapis cezası
36-) Boğaç Kaan Murathan: 16 yıl 9 ay hapis cezası
37-) Bora Ballı: 8 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
38-) Bülent Baş: 6 yıl 3 ay hapis cezası
39-) Bülent Güngördü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
40-) Caner Taşpınar: 6 yıl 3 ay hapis cezası
41-) Cem Şimşek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
42-) Cemal Gökçeoğlu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
43-) Cengiz Köylü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
44-) Cihan Arık: 6 yıl 3 ay hapis cezası
45-) Cihandar Hasanhanoğlu: 12 yıl 6 ay hapis cezası
46-) Coşkun Çalık: BERAAT ETTİ
47-) Doğu Perinçek: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET, 34 yıl 4 ay hapis cezası
48-) Doğukan Yorulmaz: 6 yıl 3 ay hapis cezası
49-) Durmuş Ali Özoğlu: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS, 6 yıl 6 ay hapis cezası
50-) Dursun Çiçek: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
51-) Emcet Olcaytu: 13 yıl 2 ay hapis cezası
52-) Emin Caner Yiğit: 8 yıl 1 ay hapis cezası
53-) Emin Gürses: 12 yıl hapis cezası
54-) Emin Şirin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
55-) Emrah Gönenci(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
56-) Emre Baltacı: 6 yıl 3 ay hapis cezası
57-) Engin Aydın (Hayatını kaybetti) DAVASI DÜŞÜRÜLDÜ
58-) Erbay Çolakoğlu: 8 yıl 10 ay 20 gün hapis
59-) Ercüment Ovalı: 6 yıl 3 ay hapis cezası
60-) Erdal İrten: BERAAT ETTİ
61-) Erdal Şahin: 6 yıl 3 ay hapis cezası
62-) Eren Mumcu: BERAAT ETTİ
63-) Ergün Poyraz: 29 yıl 7 ay hapis cezası
64-) Erhan Timuroğlu: 21 yıl 6 ay hapis cezası
65-) Erkan Ayyıldız: 4 yıl 7 ay hapis cezası
66-) Erkan Önsel: 9 yıl hapis cezası
67-) Erkut Ersoy: 11 yıl 15 gün hapis cezası
68-) Erol Manisa: 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası
69-) Erol Mütercimler: 8 yıl 9 ay hapis cezası
70-) Erol Ölmez: 9 yıl hapis cezası
71-) Ersin Gönenci: 8 yıl 4 ay hapis cezası
72-) Ertaç Giray: 11 yıl 8 ay hapis cezası
73-) Ertuğrul Orta: 6 yıl 3 ay hapis cezası
74-) Evrim Baykara: 6 yıl 3 ay hapis cezası
75-) Fahri Kepek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
76-) Fahri Süslü: 8 yıl 9 ay hapis cezası
77-) Fatih Derdiyok: 2 yıl 6 ay hapis cezası
78-) Fatih Hilmioğlu: 23 yıl hapis cezası
79-) Fatih Koca: 6 yıl 3 ay hapis cezası
80-) Fatma Cengiz: 11 yıl 15 gün hapis cezası
81-) Fatma Sibel Gürcihan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
82-) Ferda Paksüt: 2 yıl 6 ay hapis cezası
83-) Ferid İlsever: 15 yıl hapis cezası
84-) Feridun Refik Nuhoğlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
85-) Fikret Emek: 41 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası
86-) Fuat Ermiş: BERAAT ETTİ
87-) Fuat Selvi: MÜEBBET HAPİS CEZASI
88-) Fuat Turgut: 7 yıl 6 ay hapis cezası
89-) Garip İrfan Torun: BERAAT ETTİ
90-) Gazi Güder: 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası
91-) Güler Kömürcü: 7 yıl 6 ay hapis cezası
92-) Gürbüz Çapan: 1 yıl 3 ay hapis cezası
93-) Habip Ümit Sayın: 4 yıl 22 gün hapis cezası
94-) Hakan Akdoğan: BERAAT ETTİ
95-) Hakan Arıkan: 7 yıl 6 ay hapis cezası
96-) Hakan Şanlı: 8 yıl 9 ay hapis cezası
97-) Halil Behiç Gürcihan: 13 yıl 5 ay hapis cezası
98-) Halil Kemal Gürüz: 13 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
100-) Halis Yavuz Işıklar: BERAAT ETTİ
101-) Hasan Ataman Yıldırım: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS, 12 yıl 9 ay hapis cezası
102-) Hasan Atilla Uğur: 29 yıl 3 ay hapis cezası
103-) Hasan Hüseyin Uçar: 6 yıl 3 ay hapis cezası
104-) Hasan Iğsız: MÜEBBET HAPİS CEZASI
105-) Hatice Bahtiyar: 7 yıl 6 ay hapis cezası
106-) Hayati Özcan: 10 yıl 11 ay 20 gün hapis cezası
107-) Hayrettin Ertekin: 13 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
108-) Hayri Bildik: 6 yıl 3 ay hapis cezası
109-) Hayrullah Mahmud Özgür: 10 yıl 6 ay hapis cezası
110-) Hıfzı Çubuklu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
111-) Hikmet Çiçek: 21 yıl 9 ay hapis cezası
112-) Hulusi Gülbahar: 7 yıl 6 ay hapis cezası
113-) Hüdayi Ünlüer: 7 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası
114-) Hüseyin Gazi Oğuz: 10 yıl hapis cezası
115-) Hüseyin Görüm: 10 yıl hapis cezası
116-) Hüseyin Keskin: 10 yıl hapis cezası
117-) Hüseyin Nazlıkul: 2 yıl 1 ay hapis cezası
118-) Hüseyin Nusret Taşdeler: MÜEBBET HAPİS CEZASI
119-) Hüseyin Vural Vural: 17 yıl 4 ay 10 gün hapis cezası
120-) Hüseyin Yanç: 6 yıl 3 ay hapis cezası
121-) İbrahim Benli: 6 yıl 3 ay hapis cezası
122-) İbrahim Özcan: 14 yıl 8 ay hapis cezası
123-) İbrahim Şahin: 49 yıl 4 ay 10 gün hapis cezası
124-) İhsan Göktaş: 6 yıl 3 ay hapis cezası
125-) İlhami Ümit Handan: BERAAT ETTİ
126-) İlhan Bulayır: 6 yıl 3 ay hapis cezası
127-) İlhan Selçuk:(Hayatını kaybetti) DAVASI DÜŞÜRÜLDÜ
128-) İker Güven: 6 yıl 3 ay hapis cezası
129-) İlyas Çınar: 12 yıl 2 ay 7 gün hapis cezası
130-) İlyas Gümrükçü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
131-) İsmail Eksik: 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası
132-) İsmail Hakkı Pekin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
133-) İsmail Sağır: 21 yıl 6 ay hapis
134-) İsmail Yıldız: 28 yıl 4 ay hapis cezası
135-) İsmet Reçber: 6 yıl 3 ay hapis cezası
136-) Kahraman Şahin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
137-) Kemal Aydın: 20 yıl 8 ay hapis cezası
138-) Kemal Kerinçsiz: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 5 yıl hapis cezası
139-) Kemal Şahin: 6 yıl 3 ay hapis cezası
140-) Kemal Yalçın Alemdaroğlu: 15 yıl 8 ay 22 gün hapis cezası
141-) Kemalettin Balcı: 6 yıl 3 ay hapis cezası
142-) Kenan Özay: 4 yıl 3 ay hapis cezası
143-) Kenan Temur: BERAAT ETTİ
144-) Levent Ersöz: 22 yıl 6 ay hapis cezası
145-) Levent Temiz: 10 yıl hapis cezası
146-) Mahir Akkar: 3 yıl 4 ay hapis cezası
147-) Mahir Çayan Güngör: 7 yıl 6 ay hapis cezası
148-) Mahmut Güzel: 5 yıl hapis cezası
149-) Mahmut Öztürk: 6 yıl 3 ay hapis cezası
150-) Maruf Şinik: BERAAT ETTİ
151-) Memet Adnan Akfırat: 19 yıl hapis cezası
152-) Mehmet Ali Çelebi: 16 yıl 6 ay hapis cezası
153-) Mehmet Bedri Gültekin: 10 yıl 6 ay hapis cezası
154-) Mehmet Bora Perinçek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
155-) Mehmet Bozkurt: 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası
156-) Mehmet Bülent Sarıkahya: 7 yıl 6 ay hapis cezası
157-) Mehmet Dalagan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
158-) Mehmet Demirtaş: 22 yıl hapis cezası
159-) Mehmet Deniz Yıldırım: 16 yıl 10 ay hapis cezası
160-) Mehmet Eröz: MÜEBBET HAPİS CEZASI
161-) Mehmet Fikri Karadağ: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 12 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası
162-) Mehmet Haberal: 12 yıl 6 ay hapis cezası
163-) Mehmet İlker Başbuğ: MÜEBBET HAPİS CEZASI
164-) Mehmet Koral: 7 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası
165-) Mehmet Murat Yücel: 7 yıl 6 ay hapis cezası
166-) Mehmet Otuzbiroğlu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
167-) Mehmet Sabuncu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
168-) Mehmet Şener Eruygur: MÜEBBET HAPİS CEZASI+ 10 yıl hapis cezası
169-) Mehmet Zekeriya Öztürk: 19 yıl 6 ay hapis cezası
170-) Melih Yüksel: 6 yıl 3 ay hapis cezası
171-) Merdan Yanardağ: 10 yıl 6 ay hapis cezası
172-) Meryem Kurşun: 6 yıl 3 ay hapis cezası
173-) Mesut Özcan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
174-) Mete Yalazangil: 6 yıl 3 ay hapis cezası
175-) Muammer Karabulut: 11 yıl 3 ay hapis cezası
176-) Muammed Murat Avar: 5 yıl 4 ay 5 gün hapis cezası
177-) Muammed Sarıkaya: 6 yıl 3 ay hapis cezası
178-) Muammet Yüce: 12 yıl hapis cezası
179-) Muhittin Erdal Şenel: 7 yıl 6 ay hapis cezası
180-) Muhterem Bağcı: BERAAT ETTİ
181-) Murat Ağırel: 6 yıl 3 ay hapis cezası
182-) Murat Aplak: 2 yıl 6 ay hapis cezası
183-) Murat Çağlar: 10 yıl 10 ay hapis cezası
184-) Murat Çavdar: 6 yıl 3 ay hapis cezası
185-) Murat Eke: 6 yıl 3 ay hapis cezası
186-) Murat Özkan: (hayatını kaybetti) DAVASI DÜŞÜRÜLDÜ
187-) Murat Uslukılıç: 2 yıl 1 ay hapis cezası
188-) Mustafa Abbas Yurtkuran: 10 yıl hapis cezası
189-) Mustafa Ali Balbay: 34 yıl hapis cezası
190-) Mustafa Bakıcı:(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
191-) Mustafa Dönmez: 49 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası
192-) Mustafa Hüseyin Buzoğlu: 31 yıl 9 ay hapis cezası
193-) Mustafa Koç: 14 yıl 2 ay hapis cezası
194-) Mustafa Levent Göktaş: 23 yıl 9 ay hapis cezası
195-) Mustafa Özbek: MÜEBBET HAPİS CEZASI, 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası
196-) Muzaffer Öztürk: 12 yıl 6 ay hapis cezası
197-) Muzaffer Şenocak: 12 yıl 11 ay hapis cezası
198-) Muzaffer Tekin: 2 KERE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 117 yıl hapis cezası
199-) Münür Kemal Yavuz: 7 yıl 6 ay hapis cezası
200-) Neriman Aydın: 10 yıl 5 ay hapis cezası
201-) Noyan Çalıkuşu: 8 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası
202-) Nusret Senem: 20 yıl 3 ay hapis cezası
203-) Oğuz Alpaslan Abdülkadir: 6 yıl 3 ay hapis cezası
204-) Oğuz Bulut: 11 yıl 3 ay hapis cezası
205-) Oğuzhan Sahıroğlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
206-) Okan İşgör: 20 yıl hapis cezası
207-) Oktay Yıldırım: 33 yıl 10 ay hapis cezası
208-) Onur Özdemir: BERAAT ETTİ
209-) Orhan Güçlü: 2 yıl 1 ay hapis cezası
210-) Orhan Tunç: 6 yıl 3 ay hapis cezası
211-) Osman Gürbüz: 8 yıl 9 ay hapis cezası
212-) Osman Yıldırım: 9 yıl hapis cezası
213-) Önder Koç: BERAAT ETTİ
214-) Özkan Kurt: 13 yıl 6 ay hapis cezası
215-) Özlem Usta: 6 yıl 3 ay hapis cezası
216-) Rafet Arslan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
217-) Raif Görüm: 6 yıl 3 ay hapis cezası
218-) Rasim Görüm: 6 yıl 3 ay hapis cezası
219-) Recai Alkan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
220-) Recep Gökhan Sipahioğlu: 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası
221-) Recep Taylan: BERAAT ETTİ
222-) Rıza Ferit Bernay: 10 yıl hapis cezası
223-) Saipir Debzlelvidze:(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
224-) Salih Kurter: BERAAT ETTİ
225-) Sami Hoştan: 10 yıl hapis cezası
226-) Satılmış Balkaş: BERAAT ETTİ
227-) Sedat Özüer: 7 yıl 6 ay hapis cezası
228-) Sedat Peker: 10 yıl hapis cezası
229-) Selçuk Özkan: 4 yıl 7 ay
230-) Selim Akkurt: 10 yıl 6 ay hapis cezası
231-) Selim Utku Gümrükçü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
232-) Semih Tufan Gülaltay: 12 yıl hapis cezası
233-) Serdar Öztürk: 25 yıl 6 ay hapis cezası
234-) Serhan Bolluk: 7 yıl 6 ay hapis cezası
235-) Servet Kaynak: 8 yıl 9 ay hapis cezası
236-) Sevgi Erenerol: MÜEBBET HAPİS CEZASI, 8 yıl 9 ay hapis cezası
237-) Seyhun Zaim: 15 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası
238-) Sinan Aygün: 13 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası
239-) Siyami Yalçın: 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası
240-) Süleyman Esen: BERAAT ETTİ
241-) Süleyman Solmaz: (Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
242-) Taner Ünal: 8 yıl 9 ay hapis cezası
243-) Tanju Güvendiren: 6 yıl 3 ay hapis cezası
244-) Tanju Okan: 1 yıl 3 ay hapis cezası
245-) Taylan Özgür Kırmızı: 7 yıl 6 ay hapis cezası
246-) Tekin Irşi: 9 yıl 2 ay hapis cezası
247-) Tuğrul Demre: 6 yıl 3 ay hapis cezası
248-) Tuncay Hacıbektaşoğlu: BERAAT ETTİ
249-) Tunç Akkoç: 11 yıl 6 ay hapis cezası
250-) Tuncer Kılınç: 13 yıl 2 ay 10 gün hapis cezası
251-) Turhan Çömez(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
252-) Turhan Özlü: 9 yıl hapis cezası
253-) Ufuk Akkaya: 8 yıl 5 ay 20 gün hapis cezası
254-) Ufuk Mehmet Büyükçelebi: 7 yıl 6 ay hapis cezası
255-) Ulaş Özel: 15 yıl 3 ay 15 gün
256-) Ümit Oğuztan: 8 yıl 9 ay hapis cezası
257-) Ünal İnanç: 18 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
258-) Vatan Bölükbaşoğlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
259-) Vedat Yenerer: 7 yıl 6 ay hapis cezası
260-) Veli Küçük: 2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET, 99 yıl hapis cezası
261-) Yalçın Küçük: 22 yıl 6 ay hapis cezası
262-) Yaşar Arslanköylü: 6 ay 20 gün hapis cezası (6136 sayılı kanuna muhalefet etmek'den en az cezayı aldı)
263-) Yaşar Oğuz Şahin: 6 yıl 3 ay hapis cezası
264-) Yaşar Tozkoparan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
265-) Yusuf Beşirik: 6 yıl 3 ay hapis cezası
266-) Yusuf Erikel: 8 yıl 9 ay hapis cezası
267-) Yusuf Ethem Akbulut: 7 yıl 6 ay hapis cezası
268-) Yusuf Görüm: 6 yıl 3 ay hapis cezası
269-) Yusuf Tunçer: 7 yıl 6 ay hapis cezası
270-) Yüksel Dilsiz: 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası
271-) Zafer Şen: 8 yıl 9 ay hapis cezası
272-) Zahide Ruhsar Şenoğlu: 7 yıl 11 ay hapis cezası
273-) Zeki Yurdakul Çağman: 6 yıl 3 ay hapis cezası
274-) Zerar Atik: 6 yıl 3 ay hapis cezası
275-) Ziya İlker Göktaş: 7 yıl 6 ay hapis cezası

(05 Ağustos 2013), son güncel.: (10 Ağustos 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

Baskına çağıran TGB´ye baskın

Flaş: Ergenekon´da izleyici yok

Ergenekon´da karar 5 Ağustos´ta

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5507    yazdır/print


 

Ergenekon´da 313. duruşma

Ergenekon davasında 313. duruşma görülüyor. Sanıkların savcılık mütalaasına karşı son savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Duruşmada sanıklardan Gürbüz Çapan son savunmasını yapıyor.

11.06.2013 11:27 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 66´sı tutuklu 275 sanıklı Ergenekon davasının 313. duruşması görülüyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davanın duruşmasında, CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile Veli Küçük, İbrahim Şahin, Tuncay Özkan ve Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan´ın da aralarında bulunduğu 49 tutuklu sanık hazır bulundu.

Tutuksuz sanıklardan eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan ve Gazeteci Adnan Bulut ile Yalçın Küçük de duruşmaya katıldı. Küçük, Odatv davasından tutuklu olduğu için tutuklu sanık bölümünde yer aldı.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün de aralarında bulunduğu 17 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.

Kimlik yoklamasının ardından Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, 7 Haziran 2013 tarihli oturumda tutuklu sanık İlker Başbuğ´un savunmasını tamamlamasının ardından bazı seyircilerin alkışlamak suretiyle duruşma disiplinini ve düzenini bozduklarına ilişkin jandarma tarafından tutulan tutanağın mahkemeye sunulduğunu açıkladı.

SANIK GÜRBÜZ ÇAPAN´IN SAVUNMASI

Daha sonra da Özese, tutuksuz sanık Adil Serdar Saçan´a savunması için hazır olup olmadığını sordu. Ancak Saçan, rahatsız olduğu için savunma sırasını mahkemenin müsaadesiyle sanık Gürbüz Çapan´a vermek istediğini ifade etti. Başkan Özese rahatsızlığını sorduğunda Çapan, akciğer yetmezliği sendromu olduğunu ve fazla oturamadığını söyledi. Bunun üzerine Başkan Özese, savunması için Çapan´a söz verdi.

Çapan, Dava dosyasındaki deliller bir örgütün varlığını ortaya koyuyorsa örgütün istemediği bir kişi olduğum apaçık ortadadır. diye konuştu. Çapan sözlerine Bu davayla ilgili bir sürü vatandaşımız var. Savunmalarımız sırasında onlar da ben de aramızda organik bir ilişkinin olamayacağını söyledik. Bırakın darbecilerle birlikte olmayı bir karakolda çay içmişliğim bile yoktur. diye konuştu.

Bu dava ile hayatının hiç bir evresi arasında irtibat göremediğini belirten Çapan, kendi ile alakalı suçlamaların Ergenekon davasından ayrılmasını istedi.

Kendisine gelen bir ihbarda suikaste uğrayacağının belirtildiğini anlatan Çapan, silah temin etmeye çalıştığını söyledi. Resmi kanallardan silah ve koruma talebinde bulunduğunu belirten Çapan bu isteklerinin de geri çevrildiğini anlattı. Bu davada tanık olmasının da sanık olmasının da mümkün olmadığını belirten Çapan, bu davada yeri olmadığını, tek suçunun Cumhuriyet gazetesine yardım etmek olduğunu söyledi.

Çapan, 50 yaşımdan sonra dava nedeniyle 1,5 yılımı kaybettim. Dışarı çıkıp hakkımı aramaya da çalışmayacağım ama özensiz ve dikkatsiz delillerle birşey yapmadan beraatime karar verilmesini talep ediyorum. ifadesini kullandı. (Cihan)

SANIK ADİL SERDAR SAÇAN´IN SAVUNMASI

Duruşmada tutuksuz sanık İstanbul eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan da son savunmasını yaptı. 2 saat savunma süresi verilen Saçan, 16 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiğini söyleyerek, Tahliye olduktan 3 ay sonrasına kadar neden tutuklandığımı ben de anlayamadım. Dosyadaki iddiaları, belgeleri okuyunca ´Bende hakim olsam tutuklardım´ diye düşündüm. Emniyet talep ettiğim bazı belgeleri, ben tahliye olduktan 2 ay sonra gönderdi. Zamanında gönderseydi tutuklanmazdım. 25 yıl emniyet hizmet ettiğim halde bana bunu yaparsa, emniyetçi olmayanlara neler yapar, diye düşünüyor insan. O kadar emeğimiz var. Yazıklar olsun. Talebimin üzerine dosyaya gelen belgeler iddianameyi tamamen çürüttü diye konuştu. Saçan, soruşturma aşamasında emniyetin yaklaşık 300 sayfa belgeyi savcılıktan ve sonrasında da mahkemeden gizlediğini iddia etti.

2001 yılında Tuncay Güney ile yapılan mülakatın ardından yürütülen proje çalışmasının savcılık tarafından hazırlık soruşturmasına dönüşmeden kapatıldığını söyleyen Saçan, kendisi hakkında ´soruşturmayı kapattığı, mülakat kasetlerini aldığı, başka suretleri olmayan belgelerin evinde bulunduğu´ şeklinde suçlamalarda bulunulduğunu belirtti. Güney´in mülakat kasetleri ile kendisinin aldığı iddia edilen belgelerin talep etmeleri üzerine ilgili yerlerden mahkemeye gönderildiğini söyleyen Saçan, Ben yaptığım operasyonlarla ilgili belgelerin birer suretini hep yanımda götürmüşümdür. Adli tahkikatta dava açıldıktan sonra gizlilik kalkar dedi.

Dava kapsamında dinlenen gizli tanığın, ´Saçan´ın, Sedat Peker´e yol verdiğini alemde herkes bilir´ şeklinde ifade verdiğini söyleyen Saçan, bu iddianın doğru olmadığını belirterek Alemde herkes yol vermediğimi çok iyi bilir dedi. Adil Serdar Saçan, Yattılar kalktılar ´Saçan işkenceci´ dediler. Bu işkence davası mı? İşkence iddialarına ilişkin yargılandığım davalardan beraat ettim. Tuncay Güney´e işkence yaptığım mütalaa edilmiş. Ben Güney´e işkence yapmadım, bununla ilgili kesinleşmiş yargı kararı var diye konuştu. Dava sanıklarından Veli Küçük´ü tanımadığını söyleyen Saçan, Veli Küçük´e hiçbir belge vermedim, telefon irtibatım yok. Adam hakkında bir sürü işlem yapmışım gidip bir de tanışacak mıyız? diye konuştu.

SANIK YALÇIN KÜÇÜK´ÜN SAVUNMASI

Adil Serdar Saçan´ın ardından Mahkeme Başkanı Özese, tutuksuz sanık Yalçın Küçük´e Avukat Kazım Yiğit Akalın burada. Siz son savunmanız için hazır mısınız? diye sordu. Sinirlenen Yalçın Küçük, Siz burada devlet işi yapıyorsunuz. Ben bir devletim. Burada devlet olarak bulunuyorum. Çocuk gibi ´Gel hazır mısın savunmanı yap´ olmaz. Ben çocuk değilim. Ben kafası olan bir adamım diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Özese´nin Bağırmayın diye uyarması üzerine Yalçın Küçük yine sinirli bir tonda şöyle konuştu: Benim 100 avukatım vardır. Her birinin ayrı yerlerde ayrı işi var. Devlet için buradayım. Ciddi konuşma yapacağım. Bizim acelemiz yok, sizin aceleniz nedir? Görüyorsunuz sabahtan beri çalışıyorum. Dikkatim yoğunken savunma yapamam. Avukatım, ustadım Hasan Fehmi Demir´in gelmesini bekliyorum. Çünkü o da çok çalıştı diye konuştu.

Başkan Özese ise Mütalaa 18 Mart´ta verildi. Aradan 2.5 ay geçti. Tutuklu sanıklardan başladık, hazır olan tutuksuz sanıkları da aldık diye konuştu.

SANIK ÖZKAN KURT´UN SAVUNMASI

Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya Öz´ü tehdit ettiği iddiasıyla yargılanan tutuklu sanık Özkan Kurt da önceki beyanlarını tekrar ettğini söyleyerek, yazılı savunmasını mahkemeye sundu.

MAHKEMEDEN AVUKAT VE SANIKLARIN MAZERET TALEPLERİNE RET

Duruşmaya verilen aranın ardından Mahkeme Başkanı Özese, Yalçın Küçük´ün avukatlarından Kazım Yiğit Akalın´a savunma yapıp yapmayacaklarını yeniden sordu. Avukat Akalın Benim işverenim avukat Hasan Fehmi Demir´dir. Ben yanında çalışan SGK´li işçi avukatım. Hasan Bey boyun fıtığı ameliyata oldu, 30 günlük raporu olmasına rağmen gelip savunmayı yapmak istiyor. Haftaya pazartesi ya da salı günü savunmasını yapabilir dedi.

Aldıkları ara kararları açıklayan Mahkeme Başkanı Özese, Davanın geldiği aşama, duruşmaların kesintisiz devam ettiği, tutuklu sanıkların hepsinin esas hakkındaki mütalaalara karşı son savunmalarını yaptığına dikkat çekti. Kararında tutuksuz sanıkların vareste tutulma taleplerinin de kabul edilmediğinin tebliğ edildiğine dikkat çeken mahkeme heyeti, avukatların ve sanıkların mazeret taleplerinin reddine karar verdi.

TUTUKLU 66 SANIK İLE TUTUKSUZ 80 SANIĞIN SAVUNMASI TAMAMLANDI

Bu şekilde tutuklu 66 sanığın savunması tamamlanmış oldu. Yine esas hakkındaki mütalaanın açıklanamsının ardından geçen 2 aylık süre içinde 80 tutuksuz sanık da mütalaaya ilişkin son savunmasını yapmış oldu.

DURUŞMA ERTELENDİ

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti savunmaların alınmasına ara verdi. Mahkeme heyeti duruşmayı 13 Haziran Perşembe saat 09.30´a ertelendi. (DHA)

312. DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ergenekon davasında dün de 312. duruşma görüldü. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda dün görülen 312. duruşmaya CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, Tuncay Özkan ve İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek´in de aralarında bulunduğu 46 tutuklu sanık katıldı. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Gülhane Askeri Tıp Akademisi´nde (GATA) tedavi gören Yüksek Askeri Şura (YAŞ) Üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün de aralarında yer aldığı 20 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada, başka suçtan tutuklu yargılanan Yalçın Küçük ile tutuksuz sanıklar eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran ve avukat Hüseyin Buzoğlu da hazır bulundu.

SANIK MUSTAFA ABBAS YURTKURAN´IN SAVUNMASI

Duruşmada, savunmasını yapan Yurtkuran, mütalaada iletişim tespitlerine göre davanın sanıklarından emekli Orgeneral Şener Eruygur, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Doğu Perinçek gibi bazı sanıklarla irtibatlı olduğunun yazıldığını söyledi. Eruygur ile yazlık evinde komşu olduklarını, rektörlük görevi nedeniyle iki kez Eruygur´a ziyarette bulunduğunu ifade eden Yurtkuran, Tolon ile iddia edilen irtibat süresinin ise 2-3 kez telefon görüşmesi olduğunu savundu.

Dava sanıklarından İlker Güvenin 20 yıllık arkadaşı olduğunu, yine sanıklardan emekli Tuğgeneral Levent Ersözü de Bursa Bölge Jandarma Komutanı olması nedeniyle tanıdığını anlatan Yurtkuran, Haberal hem meslektaşım, hem de transplantasyonda ağabeyimdir. Bu kişilerle olan ilişkim örgütsel ilişki değildir. Rektör olmam nedeniyle kamu görevimin gerektirdiği ilişkilerdir dedi.

Yurtkuran, Perinçek´in de aralarında bulunduğu İşçi Partili bazı sanıklarla da mütalaada yer almasına rağmen hiç görüşmesinin olmadığını, bu kişileri dava nedeniyle tanıdığını öne sürdü. Rektörlüğünü yaptığı 2000-2008 yılları arasında Uludağ Üniversitesi´nde hiçbir öğrenci hareketinin dahi olmadığını savunan Yurtkuran, darbe iddialarını ise kabul etmedi.

BALBAY VE HABERAL´DAN TBMM´YE ÇAĞRI

Dünkü duruşmada davanın sanıklarından Balbay ve Haberal ortak yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 2 yıllık süre içerisinde tutuklu milletvekilleri sorununun çözülmemiş olmasının TBMM´nin sorunu olduğu belirtilerek, Hemen her dönem yargı paketleri çıkaran TBMM, bugüne kadar bu sorunu çözemeyerek eksik çalışmalarını devam ettirmiş ve bizleri de seçen binlerce insanın oylarını da adeta yok saymıştır ifadeleri kullanıldı. Tutukluyken aday olanların milletvekili seçildikten sonra özgürlüğüne kavuştuğu kaydedilen açıklamada, tutukluluk sorunlarının çözülmesi için TBMMye çağrıda bulunuldu. (AA)

(11 Haziran 2013, 11:27)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5382    yazdır/print


 

Ergenekon´da yumruklaşma

Ergenekon davasına 277. duruşma ile devam ediliyor. Avukatlar Mahkeme Başkanı tartıştı, avukatların mikrofonları kapatıldı. Bir avukat salondan çıkarıldı. Sanık Mustafa Balbay, ´Burada hukuk, milli irade ayaklar altına alınmaktadır´ dedi. Mahkeme Başkanı Balbay´ın mikrofonunu kapattırdı. Duruşmanın ilerleyen saatlerinde benzer tartışmalar yine yaşandı. Mahkeme başkanının bir avukatı salon dışına çıkarttırmak istemesi üzerine diğer bazı avukatlar da o avukatı jandarmaya karşı korumaya aldı ve dışarı çıkartılmasını engellemeye çalıştı. Sanık avukatları ile jandarmalar arasında yumruklaşma yaşandı. Gerginlik üzerine duruşma salonuna takviye jandarma ekipleri geldi. Taşkınlık devam etti. Bazı izleyiciler küfür ederek mahkeme heyetine doğru yürümeye çalıştı.

11.03.2013 10:59 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 67´si tutuklu 275 sanıklı Ergenekon davasının 277. duruşması başladı. Duruşmaya Mehmet Haberal, Mustafa Balbay, Hurşit Tolon, Hasan Iğsız ve İbrahim Şahin´in de aralarında bulunduğu 47 tutuklu sanık ve 9 tutuksuz sanık katıldı. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Nusret Taşdeler, Veli Küçük ve Doğu Perinçek´in da aralarında bulunduğu 20 tutuklu sanık ise katılmadı.

Büyük duruşma salonunda KCK davasının görülmesi nedeniyle Ergenekon davası, yargılamaların ilk başladığı küçük duruşma salonunda başladı. Salonun küçük olması ve katılımın yoğun olacağı ihtimali nedeniyle duruşma salonuna sanık yakınlarının da aralarında bulunduğu az sayıda izleyici katıldı.

Saat 10.14´de başlayan duruşmaya Cumhuriyet Savcıları Murat Dalkuş ve Mehmet Ali Pekgüzel de katıldı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese bügünkü oturumda ortaya konan delillerle ilgili tarafların beyanlarının alınacağını söyledi. Yoklamanın yapılmasının ardından davaya katılan avukatlarında yoklaması yapıldı. Esas hakkındaki mütalaanın verilmesine kadar duruşmalardan men edilen tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu´nun avukatı Ali Rıza Dizdar, müvekkilinin duruşmalardan yasaklı olduğu için beyanda bulunamayacağını belirtti. Mahkeme Başkanı Özese de yoklamanın yapıldığını, talebini yazılı olarak mahkemeye sunmasını isteyerek Avukat Dizdar´a söz vermedi. Avukat Dizdar´ın konuşmasına devam etmesi üzerine Mahkeme Başkanı Özese´nin talimatı üzerine mikrofonu kapatıldı.

AVUKAT ZEYNEP KÜÇÜK: FİZİKİ KOŞULLAR KORKUNÇ

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün kızı aynı zamanda avukatı olan Zeynep Küçük, duruşmanın küçük salonda yapılması nedeniyle yer konusunda sorun yaşandığını belirterek, Fiziki koşullar korkunç. Üst üste burada sıkıştık diye konuştu. Mahkeme Başkanı Özese de Keşke büyük salonda duruşmayı yapabilseydik ancak büyük salonda KCK davası görülüyor diye cevap verdi. Bazı avukatların ayakta kalması üzerine, müdahil avukatlar için ayrılan bölümde oturmalarına izin verildi. Öte yandan bazı avukatlar da izleyicilerin arasında duruşmayı izledi. Küçük olması nedeniyle avukatlar, sanık yakınları, milletvekilleri ve basın mensupları salona alındı. Bazı sanık yakınları da salon dışında bulunan ve ekran bulunan alanda duruşmayı takip etti. CHP Milletvekilleri Ali İhsan Köktürk ve Ali Özgündüz de duruşmaya izleyici olarak katıldı.

HABERAL´IN AVUKATI: YAŞAR YAZICIOĞLU HAZIR, TANIK OLARAK DİNLENSİN

Mahkeme Başkanı Özese daha sonra dosyaya çeşitli kurumlardan gelen evrakları okudu. CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal´ın avukatı Dilek Helvacı da söz alarak eski Başbakanlık Müsteşarlarından Yaşar Yazıcıoğlu´nun hazır olduğunu belirterek tanık olarak duruşmada dinlenmesini talep etti.

SANIKLAR REDDİ HAKİM TALEBİNDE BULUNDU

Bu sırada sanıklardan Fikri Karadağ ve Hüseyin Buzoğlu mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğini belirterek reddi hakim talebinde bulundu. Sanık Buzoğlu, Siz tarafsızlığınızı yitirmenin yanı sıra 18 Şubat´ta verdiğiniz ara kararla kararınızı açıkladınız. Sizin artık bu heyet içinde yer almamanız gerekir dedi.

AVUKAT İLE HAKİM TARTIŞTI

Mahkeme Başkanı Özese de Empati yapıp bizim yerimize geçmeyin. Mahkeme öyle bir şey söylemez dedi. Sanık Buzoğlu da Şahsınızın yerinde olmaktansa bu davada sanık ya da avukat olmayı tercih ederim diye konuştu. Mahkeme Başkanı Özese, Bunlar amacını aşan söylemler. Biz Türk Milleti adına yargılama yapıyoruz diyerek sanık Buzoğlu´nu uyardı.

AVUKAT SALONDAN ATILDI

Bu sırada duruşmada avukat Zeynep Küçük söz alarak müvekkilinin esas hakkındaki mütalaa verilene kadar duruşmalardan men edildiğini hatırlatarak, Veli Küçük´ün beyanda bulunması için salonda bulunması gerektiğini ifade etti. Zeynep Küçük´ün sesini yükselterek konuşmasına devam etmesi üzerine mikrofonu kapatıldı. Bu sırada söz almadan konuşan avukat Mehmet Taşdelen, Niye mikrofonu kapatıyorsunuz. Konuşmamıza izin vermiyorsunuz? diyerek tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı Özese de Disipline uymayan herkes dışarı çıkartılır dedi. Avukat Taşdelen´in yüksek sesle konuşmaya devam etmesi üzerine Mahkeme Başkanı Özese avukatın Taşdelen´in dışarı çıkmasını istedi. Avukat Taşdelen de Zaten konuşturmuyorsunuz. Buradan çıkıyorum diyerek salondan ayrıldı.

BALBAY´IN MİKROFONU KAPATILDI

Mustafa Balbay da Burada hukuk, milli irade ayaklar altına alınmaktadır dediği sırada Mahkeme Başkanı Özese´nin talimatı üzerine mikrofonu kapatıldı. Taleplere ilişkin görüşü sorulan Mehmet Ali Pekgüzel, reddi hakim talebin soyut ve kişisel nedenlere dayandırıldığını, sırf yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu belirterek, taleplerin reddedilmesini istedi. Mahkemede talebi değerlendirmek üzere duruşmaya ara verildi.

TALEPLERE İLİŞKİN KARAR AÇIKLANDI

Mahkeme heyeti bir saatlik aranın ardından taleplere ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme, tutuklu sanık Fikri Karadağ ve tutuksuz sanık Hüseyin Buzoğlu´nun reddi hakim taleplerini, mahkeme heyetinin tarafsızlığını gölgeye düşürecek sebeplerden olmadığı ve talebin açıkça davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçeleriyle reddetti. Mütalaaya karşı son savunmaları alınıncaya kadar duruşmadan men edilen Veli Küçük ve Durmuş Ali Özoğlu´nun ortaya konan delillere karşı beyanda bulunması için duruşmada hazır edilmesi talebini de değerlendiren mahkeme heyeti, sanıklarla ilgili disiplin tedbir kararı bulunduğundan talebin reddedildiğini açıkladı. Mahkeme heyeti, ayrıca CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal´ın avukatı Dilek Helvacı´nın eski Başbakanlık Müsteşarlarından Yaşar Yazıcıoğlu´nun tanık olarak dinlenmesi talebini de reddetti. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Avukat İlkay Sezer´in Müvekkili Hurşit Tolon ile ilgili daha önce mahkemeye sunduğu reddi hakim talebini kabul edilmediğini belirtti. Mahkeme heyeti, İlkay Sezer´in dilekçesinde bulunan bazı ifadelerden dolayı Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.

AVUKATLAR MAHKEMEYE KARŞI DİRENİŞE GEÇTİ!

´Ergenekon´ davasında, tanık beyanları ve delillerle ilgili şu aşamada beyanda bulunmak istemeyen sanık avukatları ile Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese arasında tartışma çıktı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, dosyadaki tanık beyanları ve delillere ilişkin sanık ve avukatlarına 15´er dakika süre verildiğini, konuşmak isteyenlerin beyanlarının alınacağını kaydetti.

Ancak, buna tepki gösteren bazı avukatlar, mahkemenin dosyaya gelen bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarını hazırlamaları amacıyla kendilerine süre verdiği, tüm delillerle ilgili beyanda bulunmak için hazır olmadıklarını belirttiler.

Avukat Vural Ergül, mahkemeden ısrarla söz isterken avukat Celal Ülgen de, Başkan Özese´nin uyarılarına rağmen oturmayacağını ve konuşmak istediğini söyledi. Avukat Ergül, mahkemenin bu uygulamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ifade etti.

Avukat Celal Ülgen´in de oturmayarak konuşmaya devam etmesi üzerine de Başkan Özese, ´Başkanla tartışıyorsunuz. Disipline aykırı davranıyorsunuz´ dedi.

Ülgen´in ´Ben saygılıyım´ sözleri üzerine Özese, ´Biz şahsi bir saygı istemiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti adına yargılama yapıyoruz. Saygınız Türk milletinedir´ diyerek, Ülgen´i oturması konusunda uyardı.

Ülgen´in ısrarlara rağmen yerine oturmaması üzerine Özese, önce uyarıda bulundu, ardından da avukatın salondan dışarı çıkartılmasını istedi.

Bunun üzerine diğer avukatlar da Ülgen´in çevresini sararak dışarı çıkartılmaması için jandarmayı engelledi. Özese de, ´Komutan, engelleyen herkesi çıkarın´ uyarısında bulundu.

Avukatların direnişinin sürmesi üzerine duruşmaya ara verildi. Ara sırasında izleyiciler ve sanıklar salondan çıkartılırken avukatların duruşma salonundan ayrılmamak için jandarmaya karşı direnişleri sürüyor.

SALONDA YUMRUKLAŞMA

Duruşmada sanık avukatlarıyla jandarma görevlileri arasında yumruklaşma yaşandı. Salona takviye jandarma ekipleri alındı.

İZLEYİCİLER MAHKEME HEYETİNE SALDIRMAK İSTEDİ

Ergenekon davasının tanınmış sanık avukatlarından Celal Ülgen´in mahkeme başkanı tarafından salondan atılmak istenmesiyle tırmanan tansiyon kavgaya dönüştü. Ülgen´in salondan çıkarılmak istenmesi geriliminin ardından ara verilen duruşma tekrar başladığında avukatlar ve jandarma tekme tokat kavgaya tutuştu.

Duruşmanın başlamasıyla beraber Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, verilen arada yaşanan olaylarda stajyer avukat Ece Unutmaz´ın bir tablet aracılığıyla görüntü aldığı ve jandarmanın tableti istemesiyle CHP Milletvekili Musa Çam´a verdiğini ifade etti. Musa Çam´ın tablet bilgisayarı kendine ait olduğunu söyleyerek jandarmalara vermediğini ifade etti. Başkan Özese, duruşma salonunda görüntü almanın yasak olduğu gerekçesiyle stajyer avukatın dışarı çıkarılmasını istedi. Ancak avukatlar araya girerek stajyer avukatın dışarı çıkarılmasını engelledi. Bunun üzerine duruşma salonuna robocop jandarmalar girdi. Jandarmalar ile avukatlar arasında arbede yaşandı. Bu esnada bazı avukatların kollarında ufak sıyrıklar oluştu. Arbede uzun süre devam etti. Robocoplar duruşma salonu içerisinde adeta etten duvar ördü. Bu esnada bazı izleyiciler küfür ederek mahkeme heyetine doğru yürümeye çalıştı ancak izleyiciler buna engel oldu. Duruşma salonunda CHP Milletvekili Musa Çam, cep telefonuyla görüntü aldı. Jandarmalar kaydın silinmesini istedi. Musa Çam ise telefonunu vermedi ve fotoğrafı silmedi. Arbedenin sürmesi üzerine seyirciler ile sanık bölümü arasına robocoplar yerleştirildi. Mahkeme heyetinin bulunduğu kürsünün önüne de set kurdu. Bu esnada bazı avukatlar heyete doğru bağırmaya başladı. Ali Rıza Dizdar ve Mahkeme Başkanı arasında sık sık bağrışmalar yaşandı. Son olarak stajyer avukatın dışarı çıkarılmasıyla jandarmalar salondan çıkarıldı ve duruşmaya devam edildi.

DURUŞMA YARINA ERTELENDİ

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Ergenekon Davası´nda söz alan tutuklu sanık CHP Zonguldak milletvekili Prof. Dr. Mehmet haberal duruşmada yaşanan gerginliğe dikkkat çekerek, Biz hekimler ve siz hakimler dogrudan insan hayatını ilgilendiren mesleklerle meşgulüz. Görevimiz biran evvel üzerimize düşeni yapıp insanları topluma kavuşturmak. Hekimler ve hakimler mesleklerini icra ederken sinirlenmemesi, reaksiyon göstermemesi gerekiyor. Arkanızda ´Adalet mülkün temelidir ´ yazıyor ve adalet yüceler yücesi Allah´ın emridir. Benim birinci görevim sizin sağlığınızı korumaktır. Ne olur sağlığınızı zedelemeyin. Beraber karşılıklı birbirimizi dinleyelim dedi.

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Davanın tutuklu sanıklarından Bedirhan Şinal´in ifadeleri sağlık sistemimi bozan iddialar. Ben yasal haklarımı kullanacağım. Mahkemenin da haklarımı koruyacağı inancındayım. Mahkeme kanalıylada suç duyurusunda bulunulmasını istiyorum dedi.

Sanıkların beyanlarının alınmasına ara veren Mahkeme Heyeti duruşmayı yarın saat 09.30´a erteledi

ŞOK DELİLLERİ GENELKURMAY GÖNDERDİ---------------------------------------------------------------------------

Bugünkü duruşmada savcının mütalaa vermesi beklenmiyor. Belki mütalaanın gecikebileceği de söylenebilir. Çünkü son duruşmada mahkeme çok sayıda ara karar almıştı. Bunlardan biri, yeni delillerin ortaya çıkması üzerine sanık avukatlarına savunma için süre verilmesiydi.

Mahkeme heyeti, Genelkurmay Başkanlığı´ndan gönderilen harddisklere ilişkin naip hakim incelemesi ve diğer naip hakim incelemelerine ilişkin rapor ve belgelerin çokluğunu dikkate alarak, bu belgeler ile daha önce dosyaya gelen diğer belgeler ve tanık beyanlarının incelenmesi amacıyla sanıklar ve avukatlarına süre verilmesine hükmetmişti.

Bilindiği gibi son bir kaç haftadır basına yansıyan bilgilere göre, Ergenekon davası kapsamına alınan internet andıcı ile ilgili olarak mahkeme heyetinin talebi üzerine Genelkurmay´daki bazı bilgisayarların harddiskleri incelemeye gönderilmiş, harddisklerden darbe planlarını destekleyen şok içerikli belge ve bilgiler çıkmıştı.

Mahkemede bulunmayan yeni belge ve isimlerin yer aldığı hardisklerdeki yaklaşık 3 milyon belgeden 600 bin adedinin şifreli ve gizli ibareli olduğu anlaşılmış, mahkeme Genelkurmay´dan şifreleri istemişti.

Gölcük Donanma Komutanlığı´nda elde edilen çuvallarca belgenin delil olarak çok büyük önemi olmasına ve davaları önemli ölçüde etkilemesine benzeyeceği anlaşılan Genelkurmay harddisklerinden çıkan belge ve bilgilerin de yeni bazı soruşturmaların açılmasına yol açabileceği, şifreli belgelerin açılmasıyla ilerleyen süreçte diğer yeni delillerin de elde edilebileceği düşünülüyor. Harddisklerdeki yeni delillerden basına yansıyan bazıları özetle şu şekilde:

Cumhuriyet mitingleri sivil değilmiş

Genelkurmay´ın Ergenekon davasına bakan mahkemeye gönderdiği harddisklerden AK Parti hükümetine karşı 2007´de düzenlenen mitinglerle ilgili çarpıcı bilgiler ortaya çıktı. Resmi yazışmalarda mitingler hakkında değerlendirmeler var. Yazışmalardan mitinglere destek verilmesi gerektiği açıkça belirtiliyor. Eski adı Psikolojik Harekat olan Bilgi Destek Dairesi´nden Albay Fuat Selvi´nin hazırladığı belgede, terör ve Cumhuriyet mitingleri kıyaslanıyor. Nerelerde yanlış yapıldığı, başarılı mitinglerin nasıl olması gerektiği tek tek anlatılıyor.

Genelkurmay´ın inkar ettiği Tushad´ın belgeleri Genelkurmayın disklerinden çıktı

Disklerden çıkan ve sadece Ergenekon davasını değil diğer bir çok davayı da temelden etkileyecek belki de en önemli delil, Genelkurmay´ın varlığını ettiği TUSHAD isimli Özel Harp Dairesi´nin TSK içinde kurduğu Ergenekon hücresinin varlığını gösteren ıslak imzalı resmi belgelerin taranmış fotoğrafları oldu.

Resmi belgelerde ´TUSHAD Genelkurmay bünyesinde kurulmuş gizli bir yapılanmadır´ deniliyor. Belgelerde resmi yazışmaların tüm ayrıntıları görülüyor. Son 1 yıl içinde peşpeşe gelen bilgilerle Tushad´ın varlığı ortaya çıkmıştı. Bilgilerin tümünde Özel Harp Dairesi (ÖHD) ve onun kurduğu Ergenekon hücresi TUSHAD´ın çok sayıda terör olayını planladığı, Türkiye´deki terörü en üst düzeyde planlayıp yürüten resmi daire olduğu iddia ediliyordu. Peşpeşe gelen bilgilerden rahatsız olan Genelkurmay geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir açıklama ile Özel Harp´in terörle bağlantısı iddialarını yalanladı. Genelkurmay, Tushad biriminin olmadığını da iddia etti. Ancak Genelkurmay´ın gönderdiği harddisklerden Genelkurmay´ın inkarını geçersiz kılan belgelerin çıkması Genelkurmay´ı çok zor durumda bırakacak. Tushad ile ilgili belgeler sadece Ergenekon davasını değil, Malatya Zirve katliamı, Hrant Dinl cinayeti davalarını, hatat Özel harp´le ilgili açılmak üzere olan diğer davaları da yakından etkileyecek. Bu mahkemeler çoktan Tushad´ın var olup olmadığına dair Genelkurmay´dan bilgi talep etmiş bulunuyor.

Albay Çiçek´in bilgileri harddisklerden çıkmadı

Disklerden çıkan ilginç bir bulgu da, disklerde yer alması gereken bir bilginin bulunmadığının anlaşılmasıydı. Bilgi Destek Dairesi´nde çalışan tüm kullanıcılara ait bilgilerin server bilgisayarın harddiskinde tespit edilmesine karşın o bölümün yöneticisi ve ıslak imzalı belgenin de mimarı olan Albay Dursun Çiçek´e ait bilgiler ise bulunamadı. Bu bilgi kaybı, daha önce İrticayla Mücadele Eylem Planı davasının delil klasörlerine giren Bilgi Destek Dairesi´ne ait 26 adet bilgisayar ve beş adet sunucu üzerinde ´70 kez güvenli silme işlemi´ yapıldığı iddialarını güçlendirdi.

Darbeyi olgunlaştırmada basına görev

Disklerden çıkan bir bilgi de, 30 Ağustos 2007´de Harekat Başkanlığı için hazırlanan bilgi notunda gözler önüne serilen darbe hazırlığı idi. Hükümete müdahale şartlarının olgunlaşma süreciyle ilgili basına yüklenen bazı sorumluluklara ve faaliyetlere yer verilen bilgi notunda, yazarlara kitap yazdırma, bazı tarikat ve sivil toplum örgütleri hakkında broşür hazırlatılması ve yönlendirici anket yaptırılması dikkat çekiyor.

Genelkurmay: Darbe şartları henüz yok!

Harddisklerden çıkan bir bilgi notu ise şok içerikliydi. 30 Ağustos 2007´de Harekat Başkanlığı için hazırlanan bilgi notunda hükümete müdahale şartlarının olgunlaşmadığı belirtiliyor. Bu sebeple muhtemel bir darbe için siyasi istikrarsızlık ve ekonomik gerilemeye ihtiyaç olduğu vurgulanıyor. Harddisklerden, Ergenekon sanıklarının kurtarılması, topluma irtica korkusu pompalanması, AK Parti´nin engellenmesi için yapılmış kara propaganda planları da çıktı.

Andıç´la 49 kampanya yürütülmüş

Disklerden çıkan bir belge, sanıkların varlığını inkar ettiği çok sayıdaki kara propaganda amaçlı internet sitesinin işletildiğine yönelik Ergenekon davasındaki suçlamayı doğruluyor. Ekim 2008 tarihli bir belgede, propaganda amaçlı 10 sitenin hizmet verdiği, 430 sitenin izlendiği ve internette 49 adet örtülü yayın kampanyasının yürütüldüğü belirtiliyor.

Genelkurmay´a çalışan 14 gazeteci kim?

Disklerden çıkan ilginç bir bilgi, ilerleyen günlerde gündemi sarsabilecek içerikte. Belgede AK Parti´ye kapatma davası hazırlanırken kullanılan 14 gazetecinin isimleri yer alıyor. Genelkurmay´dan gönderilen haberleri başlıkları değiştirerek aynen kendi haberleri gibi köşelerinde yayınlayan ve sadece isimlerinin başharfleri öğrenilebilen bu 14 gazetecinin kim olduğu henüz bilinmiyor.

Sanıklar ihbarları örtbas etmiş

Yeni deliller sadece harddisklerden değil Genelkurmay´dan gönderilen diğer belgelerden de elde edilmişti. Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin talebi üzerine Genelkurmay Başkanlığı´ndan gönderilen klasörler arasında yer alan 140 sayfalık bir belgede çarpıcı bilgiler yer alıyor. Örneğin, Ergenekon terör örgütüyle ilgili Genelkurmay Başkanlığı´na gönderilen 7 adet ihbar mektubunu, Balyoz ve Ergenekon davasının sanıkları incelemiş. Andıç davasındaki Ergenekon sanığı İsmail Hakkı Pekin ile Balyoz sanıkları Ahmet Türkmen, Cumhur Eryüksel ve Erdem Caner Bener tarafından yapılan incelemelerde, ihbar mektuplarında yer alan isimlerin hepsi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş.

Büyükanıt 2. muhtırayı hazırlamış

Disklerden çıkan bir diğer bilgi, 27 Nisan 2007 tarihinde AK Parti hükümetine karşı internette muhtıra yayımlayan dönemin Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt´ın, yeni bir bildiri hazırlattığı ancak kamuoyuna duyuramadığı oldu. Muhtırada, ´Genelkurmay´ın Başbakan´a bağlı bir kurum´ olduğu şeklindeki hükümet açıklamasından duyulan rahatsızlık dile getiriliyor.

İbadet Eylem Planı!

Disklerden, Ergenekon´un TSK´nın din düşmanı olmadığını göstermek için ´İbadet Eylem Planı´ yaptığını gösteren ilginç belgeler de çıktı. Namaz, hacc, kurban gibi ibadetlerin subaylarca yapılmasını ve kamuoyunun duyması için haberleştirilmesini isteyen planda amacın gösteriş olduğunu kanıtlayan iki kritik ayrıntı dikkat çekiyor. İlki, ibadetlerin dozajının iyi ayarlanması gerektiği, aksi halde kamuoyunda TSK´nın imajının zarar görebileceği uyarısı. Diğeri ise TSK´nın üst düzey yöneticilerinin ibadet uygulamasına katılmamasının istenmesi.

Aydınlık, yarı resmi TSK yayın organı

Disklerden çıkan bir belgelerde, Genelkurmay´ın Aydınlık ve Jeopolitik gibi dergilere kara propaganda amaçlı maddi desteği de yer alıyordu. Belgelerde, bu yayın organlarına çok sayıda abone yapılması, ilan ve reklam verilmesi, çıkaracakları kitap ve dergilerin alınması talep ediliyor. Belgelerde çok sayıda faaliyete dair planlar yer alıyor. En dikkat çekeni ise bazı Kuran ayetlerine yönelik çirkin saldırı planı. Bilindiği gibi Aydınlık dergisi yöneticileri Ergenekon davası kapsamında yargılanıyor. Aydınlık´a yöneltilen suçlamalardan biri, örgütün yayın organı olduğunu kanıtlayacak şekilde Başbakan Erdoğan´ın yasadışı şekilde kaydedilmiş gizli devlet konuşmalarını yayınlamak, böylece onu devirmeye yönelik darbe çalışmalarına destek vermek. Diğer yayın organı Jeopolitik de hükümet karşıtı bir yayın organı olarak yayın faaliyeti yürütüyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(11 Mart 2013, 10:59), son güncel.: (12 Mart 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Genelkurmay´ın provokasyon siteleri ya da ´internet andıcı´ konulu manşetlerimiz

Ergenekon, balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5169    yazdır/print


 

Ergenekon´da tanık talebine ret

Ergenekon davasının bugün görülecek 276. duruşmasında savcının esas hakkındaki mütalaasını açıklaması bekleniyordu ama olmadı. Duruşma 11 Mart´a ertelendi. Duruşmada Başbuğ´un avukatının bazı emekli kuvvet komutanlarının tanık olarak dinlenmesi talebi daha önce son duruşmada alınan ara karar gereğince reddedildi.

18.02.2013 10:51 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 67´si tutuklu 275 sanıklı Ergenekon davasının 276. duruşması başlamak üzere. Davanın bugünkü duruşmasında savcının mütalaasını açıklaması bekleniyor.

Duruşmaya, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, gazeteci Tuncay Özkan ve emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Hasan Iğsız´ın da aralarında bulunduğu 52 tutuklu sanık katıldı. Sanıklardan İlker Başbuğ, Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay´ın duruşma salonuna girişleri sırasında salondan alkış sesleri yükseldi.

Ankara GATA´da tedavi gören Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli tuğgeneraller Veli Küçük ve Levent Ersöz ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in de aralarında bulunduğu 15 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.

Bu davadan tutuksuz yargılanan Odatv davasının tutuklu sanığı Yalçın Küçük ile başka suçtan tutuklu olan Sami Hoştan ile tutuksuz yargılanan 17 kişi de duruşmada hazır bulundu.

Duruşmaya, CHP Genel Başkan Yardımcı Umut Oran ile İlhan Cihaner ve Musa Çam´ın da aralarında bulunduğu 14 CHP´li milletvekili de izleyici olarak katıldı.

Öte yandan, tutuklu sanık Mustafa Balbay, salonu girişi sırasında izleyicilere hitaben, İşte açık yargılamayı gördünüz. Kaç tane barikattan geçerek duruşma salonuna geldiniz? 4. yargı paketinden ne çıkacağını biliyorum; 5. yargı paketi çıkacak. Hukuku matruşkaya çevirdiler. diye bağırdı.

SALONA GETİRDİM DİNLEYİN!

Savcıların esas hakkındaki mütalaayı açıklamaları beklenirken, duruşmanın başında söz alan tutuklu sanık eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un avukatı İlkay Sezer, mahkemeye adeta ´Bunları tanık olarak dinle´ emri verir gibi bir talepte bulundu. Sezer, Başbuğ´un aynı dönemde birlikte görev yaptıkları ve 2011 yılında kendi isteğiyle emekli olan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Metin Ataç, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aydoğan Babaoğlu ve yine kendi isteği ile 2010 yılında emekliye ayrılan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Atilla Işık´ın tanık olarak dinlenilmesi için salona getirdiğini belirterek bu isimlerin tanık olarak dinlenilmesini istedi.

DAVAYI UZATMA TAKTİĞİ Mİ?

Bugüne kadar böyle bir uygulama Türk yargı tarihinde görülmezken, Sezer´in bu talebi ´sanık avukatları davada kararın çıkmasını geciktirmek istiyor´ iddiaları güç kazandırdı.

´TUNCAY GÜNEY SKYPE ÜZERİNDEN TANIK OLARAK DİNLENSİN´

Ayrıca Sevgi Erenol´un avukatı Vural Ergül, Kanada´da bulunan Tuncay Güney´in Skype bağlantısı yapılması suretiyle hazır bulunduğunu ifade ederek Güney´in tanık olarak dinlenilmesini talep etti.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, dosyaya gelen cevabi yazıların okunacağını, bunların incelenmesi için süre vereceklerini, ayrıca tanık dinletme taleplerini değerlendireceklerini kaydetti.

HANİ 778 TANIK DİNLENMEYECEKTİ?

Hatırlanacağı gibi mahkeme bundan önceki son duruşma olan 11 Ocak 2013´teki 275. duruşmada artık tanık dinlenmeyeceği kararına varmıştı. Toplam 835 tanıktan 778´i henüz dinlenmemiş bulunuyor. Bu sayının çokluğu durumunu değerlendiren Mahkeme heyeti, diğer tanıkların dinlemesi taleplerini istatistiki bilgilerle reddetmişti. O duruşmada ara karar alan Mahkeme, 576 duruşma yapıldığını, sadece 120 duruşmada tanık dinlenildiği belirterek, yeni tanık dinlenilmesine gerek olmadığını vurgulamıştı. Davada 835 tanığın dinlenilmesinin istendiğini, bunların arasından 57´sinin beyanlarının alındığını belirten Mahkeme, en iyimser tahminle 10 yıl sürecek bir yargılama süreci oluşacağını, bu nedenle, bundan sonra dinlenecek tanıkların davaya bir katkı sağlayamayacağını kaydetmişti. Mahkemenin bugün Avukat Sezer´in tanık dinleme talebini kabul etmesi durumunda çok sayıdaki diğer tanıkların dinlenmemesinin ise o tanıkları talep eden sanık ve müdahiller arasında rahatsızlık oluşturacağı, bu nedenle de mahkemenin 4 komutanın tanıklığına ret kararı vermesi bekleniyor.

SAVCI: TANIK TALEPLERİ REDDEDİLSİN

13:17 Mahkeme Başkanı Özese, daha önce eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun´un tanık sıfatıyla dinlenilmesinin talep edildiğini hatırlatıldı. Başkan Özese, Atasagun´un mahkemeye yazı gönderdiğini belirterek, “Atasagun tanık olarak dinlenilmesi için MİT´ten izin alınması gerektiğini belirtiyor yazısında dedi.

FATİH HİLMİOĞLU´NUN AVUKATINDAN İSYAN

Hastanede tedavi gören davanın tutuklu sanığı Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu´nun avukatı aynı zamanda kardeşi Hayati Hilmioğlu, müvekkilinin biran önce tahliye edilmesi gerektiğini belirterek, “Ölümcül noktaya gelmiş hastaları tutuklu yargılamaya neden ısrar ediyorsunuz anlamıyorum. diye konuştu.

BALBAY: BİZ TAKAS SANDIĞI DEĞİLİZ

Avukatların ´tanık dinleme´ taleplerinin alınmasının ardından söz alan İzmir CHP Milletvekili ve Gazeteci Mustafa Balbay, “Artık delillerin de tanıklığa ihtiyacı var. Onlar da bilirkişilerdir. Siz karar vermeden önce dinlemelisiniz. Burada artık uzun tutukluluk değil, uzun hukuksuzluk sorunu vardır. Buradaki insanlar ne olduğunu bilmediği bir pazarlığın takas sandığı gibi kendini görmektedir. Biz takas sandığı değiliz. dedi.

HABERAL: BAŞBAKAN´IN BİR SÖZÜ VAR

Balbay´ın ardından Prof. Dr. Mehmet Haberal söz aldı. Mahkeme heyetine teşekkür eden Haberal, “Bugünkü duruşmanın özelliği var. Toleranslı görüşleriniz için teşekkür ediyorum. Başbakan´ın bir sözü var; “İddia sahibi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Ben iddia makamından rica ediyorum. Durum ne ise, TBMM´nin çıkardığı yasalar ne ise ona göre karar verin. şeklinde konuştu.

SAVCI: TANIK TALEPLERİ REDDEDİLSİN

Avukatların ve sanıkların ardından mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese, tanık dinlenme taleplerine ilişkin savcının görüşünü sordu. Duruşma savcısı Murat Dalkuş, mevcut delil durumu ve daha önce verilen 11 Ocak 2013 tarihli ara karar gereğinde talebin reddedilmesini istedi. Duruşmaya ara verildi.

MAHKEME TANIK TALEBİNİ REDDETTİ

15:45 Ergenekon davasında mahkeme, eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner´in de aralarında bulunduğu eski üst düzey komutanların tanık olarak dinlenmesi talebini reddetti. Duruşmayı erteledi. Savcı da mütalaa sunmadı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, tanık dinleme taleplerine ilişkin alınan ara kararı açıkladı. Özese, bir kısım sanık ve avukatların, hazır ettikleri tanıkların dinlenilmesini, mahkemeden de bazı tanıkların çağrılmasını istediklerini belirtti.

Mahkemenin 11 Ocak 2013´teki duruşmada tanık dinlenilmesiyle ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulunduğunu ifade eden Özese, bu güne kadar dinlenen tanık beyanlarının nitelik ve nicelik açısından maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında yeterli olduğunu kaydetti. Özese, bu gerekçelerle tanık dinleme taleplerinin reddedildiğini açıkladı.

Özese, tutuklu yargılanan eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu´nun da Adli Tıp Kurumu´na sevk edilerek, cezaevinde kalmasının hayatı için kesin tehlike oluşturup oluşturmayacağı konusunda rapor alınmasına karar verildiğini de belirtti.

Mahkeme heyeti, firari Sanıklar Saipir Debzlelvidze, Bedrettin Dalan, Turhan Çömez ve Mustafa Bakıcı hakkındaki yakalama kararlarının yerine getirilmesinin beklenmesine hükmetti.

Mahkeme heyeti, bugünkü oturumda okunan belgeler, Genelkurmay Başkanlığı´ndan gönderilen harddisklere ilişkin naip hakim incelemesi ve diğer naip hakim incelemelerine ilişkin rapor ve belgelerin çokluğunu dikkate alarak, bu belgeler ile daha önce dosyaya gelen diğer belgeler ve tanık beyanlarının incelenmesi amacıyla sanıklar ve avukatlarına süre verilmesine hükmetti.

DURUŞMA ERTELENDİ

Tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 11 Mart 2013´e erteledi.

Başkan Özese ara kararları açıklarken sanık avukatları tepki gösterdi. Bazı izleyiciler de mahkeme heyetini yuhaladı. Bunun üzerine Başkan Özese, Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, yuhalayan seyirciler hakkında işlem yapılmasını istedi. Bunun üzerine salonda görevli jandarma basın mensuplarının salondan çıkmasına izin vererek izleyicileri çıkartmadı. Yapılan tespitin ardından salon boşaltıldı.

DURUŞMAYLA İLGİLİ DİĞER DETAYLAR -----------------------------------------------------------------------------------

MÜTALAA AÇIKLANMAYABİLİR

Mütalaa açıklanması beklentisiyle çok sayıda izleyici Silivri´ye gelmiş bulunuyor. Ancak, Mahkeme başkanı gelen yazılarla ilgili taraflara söz verileceğini söyledi. Bu nedenle savcının bugün esas hakkında mütalaasını vermesinin mümkün olmayabileceği de belirtiliyor.

JANDARMA GRUBA MÜDAHALE ETTİ

Ergenekon Davası´nın görüldüğü Silivri Cezaevi önünde toplanan kalabalık ile jandarma arasında zaman zaman gerginlik yaşanıyor. Cezaevi çevresinde geniş güvenlik önlemi alan jandarma, grupların cezaevi önüne girişine izin vermiyor. Kalabalık arasındaki bazı gruplar, jandarmanın çektiği tel örgüleri devirince guruba müdahale edildi. Jandarma , grubu tazyikli su sıkarak dağıttı.

DURSUN ÇİÇEK´İN KIZINDAN JANDARMAYA TEPKİ

Duruşma öncesi jandarma ekipleri Silivri Cezaevi önünde geniş güvenlik önlemi aldı. Duruşma salonu önüne kimse alınmazken, destek için gelenler uzak bir noktada bekletildi. Duruşma salonuna sanıkların birinci derece yakınları ve avukatları ile gazeteciler dışında kimse alınmadı. Girişlerde uzun kuyruklar oluşurken, sanıklardan Albay Dursun Çiçek´in kızı ve avukatı İrem Çiçek, annesiyle birlikte kapıda bekletilince jandarmaya tepki gösterdi. Çiçek bir süre sonra içeri alındı.

Bu arada, bazı CHP´li milletvekilleri de duruşma için cezaevine geldi. Umut Oran, Veli Ağababa, Musa Çam, Aykut Erdoğdu, Kadir Göknel Öğüç, Mahmut Tanal, İlhan Cihaner ve Yaşar Okuyan ile CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı da duruşmaya katılmak üzere Silivri´de bulunuyor. Milletvekillerinden bazıları ile jandarma görevlileri arasında tartışma yaşandı.

Duruşma salonu önündeki gerginlik sürüyor.

İKİNCİ MÜDAHALE

Ergenekon Davası nedeniyle Silivri Cezaevi önünde geniş güvenlik önlemleri alan jandarma, bariyerleri aşarak duruşma salonuna girmek isteyen gruba ikinci kez müdahale etti.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Ümraniye Çakmak Mahallesi´nde Mehmet Demirtaş´a ait gecekondunun çatısında sandık içerisinde ele geçirilen 27 savunma tipi el bombası, TNT kalıpları ve fünyelere ilişkin 12 Haziran 2007´de başlayan Ergenekon soruşturmasına ilişkin davada sona geliniyor.

İlk duruşması 20 Ekim 2008´de başlayan davada savcıların aralarında CHP Milletvekilleri Mehmet Haberal ile Mustafa Balbay, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek´in de yer aldığı 67´si tutuklu 275 sanık hakkındaki görüşünü açıklaması bekleniyor.

Soruşturmanın başlamasından 13 ay sonra 14 Temmuz 2008´de Ergenekon soruşturmasına ilişkin hazırlanan 2 bin 455 sayfalık ilk iddianamede; Danıştay 2. Dairesi üyesi Mustafa Yücel Özbilgin “maktül”, aynı dairenin Başkanı Mustafa Birden, üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Danıştay tetkik hakimi Ahmet Çobanoğlu da “mağdurlar” olarak yer almıştı.Ergenekon davasıyla birleştirilen ´İrtica ile Mücadele eylem Planı´ davasının 19 Aralık 2011´de görülen oturumunda ´suçtan zarar görme ihtimali bulunduğu´ gerekçesiyle iktidar partisi AK Parti´nin müdahilliğine karar verilmişti.

22 DAVA BİRLEŞTİRİLDİ

Sanık sayısının fazla olması ve güvenlik nedeniyle 20 Ekim 2008´de Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü içinde ki duruşma salonunda 86 sanık ile başlayan dava, yargılama aşamasında 2´inci ve 3´üncü Ergenekon, Danıştay saldırısı, Cumhuriyet Gazetesi´ne molotof kokteyli atılması, İnternet Andıcı ve İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nın da arasında olduğu 22 iddianamenin birleşmesi ile sanık sayısı 275´e çıkmıştı.

Dava kapsamında arlarında eski ATO Başkanı CHP milletvekili Sinan Aygün, Gürbüz Çapan, Adil Serdar Saçan´ın da bulunduğu 64 sanık tahliye edilmişti. 4 yılı aşkın bir süredir görülen dava kapsamında Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, emekli Orgeneraller Teoman Koman ve Ergin Saygun, eski MİT mensubu Mehmet Eymür ve organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı´nın da arasında bulunduğu yaklaşık 130 kişi tanık olarak ifade vermişti.Dava kapsamında “Deniz” kod adlı gizli tanık iken kimliğini açıklayan PKK´nın eski yöneticilerinden Şemdin Sakık´ın da arasında bulunduğu 31 gizli tanığın ifadesi alınmıştı.Birinci ´Ergenekon´ davasının sanıklarından olan Cumhuriyet Gazetesi´nin eski imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk dava kapsamında savunmasını yapamadan 21 Haziran 2010´da hayatını kaybetmişti.

Yargılama sürecinde mahkeme firari sanıklardan emekli Tümgeneral Mustafa Bakıcı, Yeditepe Üniversitesi kurucusu Bedrettin Dalan, eski AK Parti Milletvekili Turhan Çömez ve Saipir Deblevidze hakkında yakalama kararı çıkarmıştı.

MÜTALAA BEKLENMİŞ ANCAK SAVCILAR YENİ TALEPLERDE BULUNMUŞLARDI

Davanın 13 Aralık 2012´de görülen 270. celsede Savcının mütalaasını açıklaması beklenmiş ancak o celse duruşma savcıları dosyadaki eksikliklere ilişkin yeni taleplerde bulunmuşlardı. Mütalaanın beklendiği 270. Celse tartışmalarla geçmiş ve mahkeme davanın 4 sanığı hakkında ek bir iddianame düzenlendiğini belirtmişti. Yaşanan tartışmalardan ötürü sık sık ara verilen celsede duruşma savcıları Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve Murat Dalkuç TBMM´ye yazı yazılarak darbeleri araştırma komisyonunun hazırladığı raporu ve eklerinin dava dosyasına gönderilmesini talep etmişlerdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nca yürütülen ´Darbe günlükleri´ soruşturması kapsamında 2009 yılında ifade veren emekli Orgeneraller İbrahim Fırtına, Özden Örnek ve Aytaç Yalman´ın verdiği ifadelerin bir örneğinin dosyaya eklenilmesini isteyen Savcılar sanık Alparslan Arslan´a Danıştay saldırısında kullandığı iddia edilen glock marka silahların satılmasına ilişkin haklarında Silahlı terör örgütüne silah temin etmek suçlundan yeni bir iddianame hazırlanan sanıklar Aykut Metin Şükre, Erkan Ayyıldız, Kenan Özay ve Selçuk Özkan´a ek savunma için süre verilmesini talep etmişlerdi.

Savcıların taleplerini kabul eden mahkeme duruşmayı ertelemişti. Aralık 2012 ve Ocak 2013´te görülen duruşmalarda haklarında ek iddianame hazırlanan 4 sanık savunmasını yapmış, Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu´nun hazırladığı rapor mahkemeye ulaşmıştı.

Davanın bundan önceki son duruşması olan 11 Ocak 2013 tarihindeki 275. duruşmasında yaşanan diğer gelişmeler de şu şekildeydi:

-Ergenekon davasının 1 no´lu sanığı olan ve sağlık problemleri nedeniyle tutuksuz yargılanmakta olan emekli Org. Şener Eruygur´un sağlıklı olduğunun Adli Tıp heyetinin oybirliği ile mahkemeye bildirilmişti.

-Tutuklu sanıklardan avukat Hüseyin Buzoğlu´dan elde edilen deliller üzerinde naip hakimlikçe inceleme yapılmış, ancak sonuçları kamuoyuna yansımamıştı.

-2 sanıkta tarihi eser bulunması nedeniyle Kültür Bakanlığı´nın müdahillik talebi kabul edilmişti.

-Karagümrük çete davasından hükümlü bulunan Nuri Ergin tarafından mahkemeye bir mektup gönderildiği açıklanmış, içeriği öğrenilememişti.

-Kimliğini açıklamayan bir kişi tarafından duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel´e bazı gazete küpürleri ve 132 adet jpeg formatında fotoğrafın bulunduğu bir CD gönderildiği ortaya çıkmış, savcı Pekgüzel, incelediği CD´yi mahkeme kalemine teslim etmişti.

-Duruşmada mahkemenin aldığı kritik bir karar, davanın çok uzayacağı gerekçesiyle 835 tanıktan henüz dinlenmemiş olan 778´inin dinlenmesinden vazgeçilmesi olmuştu.

-Mahkeme, esas hakkında mütalaa için savcılara tekrar süre vermiş ve duruşmayı 18 Şubat 2013´e ertelemişti.

SİLİVRİ´DE MAHKEMEYE İKİNCİ BASKIN

19.02.2013 10:40 Ergenekon davasında sona yaklaşılırken CHP ve bazı ulusalcı dernekler mahkemeyi kaba kuvvetle baskı altına almaya çalıştı. CHP´li vekiller, kimliğini göstererek ayrı bir kapıdan salona girebilecekleri halde, göstericilerin önüne geçip bariyerlere yüklendi. Ara kararı açıklayan mahkeme başkanı, salonda yuhalayanları tespit ettirmek istedi, ancak Süheyl Batum kapıları açarak buna engel olmaya çalıştı.

Savcının mütalaa açıklaması beklenen Ergenekon davasının dünkü duruşması da olaylı geçti. Silivri´deki mahkemenin güvenliğini sağlayan Jandarma, geçen duruşmadaki gibi bariyerleri yıkarak salonu basmak isteyen gruba karşı bu kez sıkı tedbir aldı. CHP, İşçi Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye Komünist Partisi, Halkın Kurtuluş Partisi ve Tüm Gençlik Birliği gibi ulusalcı gruplar, sabah saatlerinde mahkeme önünde toplandı. Geçen duruşmaya göre katılım azdı ancak CHP´li vekillerin tutumları yine arbedeye sebep oldu. Vekiller kimliklerini gösterip salona girebilecekken, kaba kuvvetle mahkemeye baskı kurmaya çalışan gruplarla birlikte hareket etti. Salona girmek isteyenler, taş ve sopalarla saldırınca jandarma tazyikli su ve biber gazıyla müdahalede bulundu. CHP´li Mahmut Tanal bariyerlerden atlarken yaralandı. Dışarıda arbede sürerken içeride de olaylar yaşandı. CHP´nin savcı kökenli vekili Ali Özgündüz, sanıkların bulunduğu bölümden geçerek avukatların yanına gitmek istedi. Ancak kendisini uyaran jandarmaya “Bırak lan beni, ben milletvekiliyim.” diyerek tehdit ve hakaretler savurdu. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ara kararı okurken ağır hakaretlere maruz kaldı ve yuhalandı. Özese, yuhalayanların salon dışına çıkarılmaması ve haklarında işlem yapılması talimatını verdi. Görevliler, Mahkeme Başkanı´nın talimatı üzerine kapıları kapattı. Ancak CHP milletvekili Süheyl Batum, kapıyı zorla açtırdı.

Ergenekon davasının 276´ncı duruşması, dün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görüldü. Dava sebebiyle Silivri Cezaevi önüne toplanan değişik derneklere üye kişilerin oluşturduğu grup, bariyerleri aşarak duruşma salonuna girmek isteyince jandarmanın müdahalesi ile karşılaştı. Gruptakiler duruşma salonuna alınmayınca barikatları yıkarak taş ve sopalarla saldırdı. Eylemcilere karşı jandarma tazyikli su ve biber gazıyla müdahalede bulundu. Davanın 13 Aralık 2012 günkü duruşmasında yine mütalaa beklentisi ile cezaevi önüne gelen kalabalık dışarıda taşkınlık çıkarıp duruşma salonu bahçesini savaş alanına çevirmişti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran´ın da aralarında bulunduğu vekiller, ilk müdahalenin ardından Jandarma komutanıyla görüşerek barikatların kaldırılmasını istedi. CHP milletvekilleri Süheyl Batum, İlhan Cihaner, Mahmut Tanal, Veli Ağbaba, Musa Çam, Aykut Erdoğdu, Kadir Gökmen Öğüt ve CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı da eyleme katılanlar arasında yer aldı.

Duruşma salonunun dışında tansiyonu yükselten gruptakiler, “Silivri´yi yıkacağız” şeklinde slogan atarak ilk barikatı devirdi. Mahkeme salonuna ulaşmaya çalışan kitleyle jandarma arasında zaman zaman arbede yaşandı.

CHP´li milletvekilleri de duruşma salonuna girmelerinin önünde engel olmamasına rağmen, barikatların üstünden geçmeye çalıştı. Bu sırada CHP Milletvekili Mahmut Tanal, düşerek topuğunu incitti. Milletvekili, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Umut Oran da barikatın üstüne çıkarak göstericilerin yanından güvenlik güçlerinin bulunduğu bölüme geçti. CHP milletvekili Aykut Erdoğdu ise jandarma komutanından barikatların kaldırılmasını istedi, aksi takdirde yıkılacağını söyleyerek tehdit etti. Jandarma komutanından ret cevabı alan vekiller, barikatları yıkma konusunda aralarında tartıştı. Vekil Erdoğdu, “Niye duruyoruz, yıkıp kaldıralım şunları. Kafamı kırsalar da yıkalım şunları.” sözlerine karşın Süheyl Batum, “Burada 400 kişiden 100 kişi var bastıracak. Gerisi 60 yaşın üstünde kadınların olduğu grupta eğer biz bu barikatı açtıramazsak onlar biber gazıyla telef olur. Biz önde olacağımız için bize sıkamazlar ama arkada kalanları perişan ederler. O yüzden bu insanları telef ettirmemenin bir yolunu bulmalıyız.” diye konuştu.

İşte eyleme katılan gruplar

Ergenekon davası duruşması için Silivri Cezaevi önünde toplanan gruplar arasında İşçi Partisi, CHP ve Atatürkçü Düşünce Derneği ön sıralarda yer aldı. Diğer gruplar ise Türkiye Komünist Partisi, Halkın Kurtuluş Partisi ve bu partinin gençlik teşkilatı Tüm Gençlik Birliği oldu.

CHP´nin eylemdeki milletvekilleri hukuk kökenli

Silivri´de cezaevi önünde ve mahkeme salonunda gerçekleştirilen eylemlere katılan CHP´li milletvekilleri hukukçu kimlikleriyle biliniyor. Barikatlara çıkıp topuğunu inceten CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, İstanbul Barosu´na kayıtlı bir avukat. Duruşmada jandarmaya ´lan´ diye hakaret eden CHP´li Ali Özgündüz de İstanbul´da görev yapan eski bir savcı. Süheyl Batum ise anayasa profesörü. CHP´nin söz konusu vekillerinin başında kendisi de Ergenekon davası sanığı olan Denizli Milletvekili İlhan Cihaner geliyor. Cihaner, Erzincan Başsavcısı olduğu dönemde ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nı Erzincan´da yürürlüğe koymakla suçlanıyor. Ergenekon davasına sık sık gelip sanıklar ile yakın ilişkiler kuruyor. Cihaner´in yanı sıra emekli savcı Hakkı Süha Aldan ile avukat İsa Gök de CHP´nin hukukçu olup Ergenekon davasında darbe teşebbüs iddiasıyla yargılanan sanıkların yanında saf tutan isimler arasına bulunuyor. ( Göksel Genç, Cihan Acar / Zaman)

BAŞBUĞ´DAN TEPKİ: PKK´LI SAKIK MUTEBER TANIK KOŞANER DEĞİL

20.02.2013 15:35 Ergenekon tutuklusu eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, mahkemenin eski Genelkurmay başkanlarından Işık Koşaner ile kuvvet komutanlarını tanık sıfatıyla dinlememesini Hürriyet´e değerlendirdi. Başbuğ´un, “Teröristler Muteber Tanık, Ülkenin Genelkurmay Başkanı Değil” başlıklı mektubu şöyle:

-Hukuk garabeti-

“Türk Ordusu´nun Komutanı olarak, beraber çalıştığım üst düzey devlet yöneticilerini tanık olarak gösterdim ve mahkeme tarafından dinlenmesini istedim. Mahkeme bu isteğimizi reddetti. Türkiye Cumhuriyeti´nde devlet protokolü açısından 4 no´lu sırada bulunan bir kişinin, devletin üst düzey yöneticilerini tanık olarak göstermesinden daha doğal bir şey olamaz. Ancak, burada doğal olmayan başka bir şey vardır. Tanık olarak dinlenilmeleri istenen üst düzey devlet yöneticileri, kendileri tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilen kişinin, iddiaya göre; cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasına kısmen veya tamamen engellenmeye çalıştığı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti´nin başı ve üyeleridir. Eğer ileri sürülen bu iddia ciddiyse ve Türkiye ciddi bir hukuk devletiyse, mağdur durumda oldukları düşünülen bu üst düzey devlet yöneticilerinin; iddia makamının talebi ile mahkeme tarafından kamu tanıkları olarak dinlenmeleri gerekirdi. Ama Türkiye´de hukuk alanında o kadar büyük hukuk cinayetleri yaşanıyor ki, bunların sonucu olarak da mağdurların sanık tarafından tanık gösterilmesi gibi, dünyada emsali bulunmayan hukuk garabeti de ortaya çıkabiliyor.

-Başbakan´ın sözleri isyan-

Sayın Başbakan´ın suçlandığımız konulara ilişkin çeşitli zamanlarda konuşma ve beyanları olmuştur. Yapılan bu konuşmalara dikkatle bakılırsa, iddianamede bize yöneltilen suçlamalara karşı bir isyan ve reddedilişin olduğu açıkça görülebilir. Mahkeme bu beyanları bu açıdan görmemezlikten gelemez. Aksi takdirde, yine diğer zamanlarda olduğu gibi yeni bir hukuk cinayetine neden olabilir.

-Dinlemeye mecburlar-

Özellikle, 2008-2009 yılları arasında beraber görev yatığımız üst düzey silah arkadaşlarımı da 30 Mayıs 2012 tarihinde resmen tanık olarak gösterdim ve mahkeme tarafından dinlenilmesini talep ettim. Mahkeme bu isteğimizi de neredeyse 8 ay geçtikten sonra reddetti. Tanık olmalarını istediğim, değerli komutan arkadaşlarım; 18 Şubat 2013 günü Silivri´ye geldiler ve mahkeme tarafından dinlenilmelerini beklediler. Gün boyunca Silivri´de Cezaevi kampüsünde sabırla bekleyen, değerli arkadaşlarıma da teşekkür ederim. Ceza Muhakemeleri Kanunu´nun 178. maddesine göre; mahkeme bu kişileri tanık olarak dinlemek zorundadır. Böyle bir talebin reddedilmesi, yine Ceza Muhakemeleri Kanunu´nun 289/h maddesine göre, Yargıtay için mutlak bir bozma nedenidir. Bu konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun da kararı vardır.

-Mahkeme izah edilemez-

Buna rağmen mahkeme tanık dinleme taleplerini büyük bir cesaretle reddetmiştir. Bu inanılmaz bir karardır, inanılmaz bir durumdur. Bunu hiç kimse izah edemez. O zaman, bu mahkeme bu şekilde davranabilme gücünü nereden almaktadır? Neye güvenmektedir? Bu duruma Türkiye´de yargı erki ve yasama erki daha ne kadar seyirci olmaya devam edecektir?

-Yüce Türk Milleti-

Yüce Türk Milleti; Senin adına yargılama yaptığını ifade eden Mahkeme, terörist Şemdin Sakık´ı muteber bir tanık olarak dinlemiş buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti´nin Genelkurmay Başkanlığı´nı yapmış emekli Orgeneral Işık Koşaner ile Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı´nın tanıklığına itibar etmemiş ve onları dinlememiştir. Bu şekilde hareket edebilen bir mahkemenin adil yargılama yaptığını ve neticede de adil bir karara ulaşabileceğini beklemek mümkün müdür? Elbette hayır!” (Hürriyet)

(18 Şubat 2013), son güncel.: (20 Şubat 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5131    yazdır/print


 

Eruygur´un sağlığı yerinde

Ergenekon davasına 275. duruşma ile devam ediliyor. Duruşmada, TBMM Darbe Komisyonu´ndan istenen raporun, mahkemeye ulaştığı açıklandı. Önemli bir gelişme de, mahkemeye ulaşan Adli Tıp raporunda, tutuksuz sanıklardan emekli Orgeneral Şener Eruygur´un suç tarihinde ceza ehliyetinin tam olduğuna dair oybirliği ile görüş bildirilmesi oldu. Mahkemenin önemli bir kararı da bundan sonra kalan 778 tanığın dinlenme işleminden vazgeçmesi oldu.

11.01.2013 11:16 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 67´si tutuklu 275 sanıklı Ergenekon davasının 275. duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, gazeteci Tuncay Özkan ve emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Hasan Iğsız´ın da aralarında bulunduğu 38 tutuklu sanık katıldı.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Ankara GATA´da tedavi gören Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli tuğgeneraller Veli Küçük ve Levent Ersöz ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in de aralarında bulunduğu 29 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi. Bu davadan tutuksuz yargılanan ´Odatv´ davasının tutuklu sanığı Yalçın Küçük de duruşmada hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, daha önceki duruşmada sanıklardan Ertaç Giray hakkında İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi´nde açılan farklı bir dava dosyasının incelenmek üzere istendiğini hatırlattı. Özese, ayrıca sanık Hüseyin Buzoğlu´ndan elde edilen deliller üzerinde de naip hakim incelemesi yapılmasına karar verildiğini kaydetti.

Başkan Özese, yapılan taleplere ilişkin yazılan yazılardan bazılarına cevap verildiğini belirterek, mahkemeye ulaşan cevabi yazıları okudu. Özese, mahkeme tarafından naip hakim incelemesi yapılan iki konu ile ilgili olarak incelemenin tamamlandığı ve mahkemeye ulaştığını açıkladı. Ancak bu incelemelerin ayrıntıları konusunda bilgi verilmedi.

-Kültür Bakanlığı müdahil-

Mahkeme 2 sanıkta tarihi eser bulunması nedeniyle Kültür Bakanlığı´nın yaptığı müdahillik talebini kabul etti.

-Meclis darbe raporu mahkemede-

Önceki oturumda Türkiye Büyük Millet Meclisi´ne yazı yazıldığını hatırlatan Özese, TBMM Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu tarafından Kasım 2012 tarihinde hazırlanan raporun, iki cilt kitap ve ekinde bir adet harddisk ile birlikte mahkemeye ulaştığını açıkladı.

-Adli Tıp: Eruygur´un sağlığı yerinde-

Sağlık durumunun cezaevinde kalmasına engel olup olmayacağı daha önce de tartışma konusu olan tutuksuz sanık Şener Eruygur hakkında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı´ndan en son istenen sağlık raporunun mahkemeye ulaştığı da Özese tarafından bildirildi. Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi´nce 28 Aralık 2012 tarihinde hazırlanan raporda, ´Suç tarihinde Eruygur´un ceza ehliyetinin tam olduğu´ belirtildi. Bu karar, Adli Tıp Kurumu Başkanı ile birlikte 9 üyenin oy birliğiyle alındı. Raporda, Eruygur´da, cezaevinde düşmesinin ardından travma sonrası gelişen hafif bilişsel yetersizlik sayılan akli arızanın saptandığı ifade edildi. Bu duruma karşı 2 üye ise ´Şahsın durumunun düzelebileceği, travmaya bağlı demansta bilimsel araştırmalara göre düzelme eğilimi olduğunun saptandığı, hastalığın kalıcı olmadığı´ şeklinde görüş bildirdi. Mahkeme heyeti, 28 Haziran 2012´de aldığı kararla, Eruygur´u, mevcut rahatsızlığının ceza ehliyetini etkileyip etkilemediğinin tespiti için Adli Tıp Kurumu´na sevk etmişti.

Öte yandan, Karagümrük çete davasından hükümlü bulunan Nuri Ergin tarafından da mahkemeye bir mektup gönderildiği açıklandı.

Kimliğini açıklamayan bir kişi tarafından duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel´e bazı gazete küpürleri ve 132 adet jpeg formatında fotoğrafın bulunduğu bir CD gönderildiğini belirten Başkan Özese, savcı Pekgüzel tarafından bu CD´nin incelenerek mahkeme kalemine verildiğini ifade etti.

-Savcı taleplerin reddedilmesini istedi-

Duruşmada, Başkan Özese, sanık ve avukatların taleplerine ilişkin savcı Mehmet Ali Pekgüzel´e de söz verdi. Savcı Pekgüzel de, söz konusu yazılı ve sözlü taleplerin, davaya katkı sağlamayacağından reddedilmesini istedi.

Duruşmaya talepler konusunda karar vermek üzere ara verildiği sırada sanık avukatlarından İlkay Sezer ve Dilek Helvacı, gelen evrakları henüz görmediklerini, incelemek üzere kendilerine verilmesini ve inceleme yapmak için makul süre verilmesini talep ettiler. Avukat İlkay Sezer, ayrıca müvekkili İlker Başbuğ ve Hurşit Tolon için bazı tanıkların dinlenmesini istediklerini, ancak bu konuda bir karar verilmediğini hatırlatarak tanık dinletme taleplerinin de bir karara bağlanmasını istedi.

Mahkeme heyeti, talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi. (Cihan)

DİĞER 778 TANIK DİNLENMEYECEK

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada, mahkeme heyeti tarafından alınan kararlar açıklandı. Buna göre mahkeme heyeti, davada yeni tanık dinlenilmesi taleplerini istatistiki bilgilerle reddetti. Mahkeme, 576 duruşma yapıldığını, sadece 120 duruşmada tanık dinlenildiği belirterek, yeni tanık dinlenilmesine gerek olmadığını vurguladı. Davada 835 tanığın dinlenilmesinin istendiğini, bunların arasından 57´sinin beyanlarının alındığını belirtti. (Dinlenmesi istenen diğer tanık sayısı 778.)

En iyimser tahminle 10 yıl sürecek bir yargılama süreci olacağını ifade eden mahkeme heyeti, bundan sonra dinlenecek tanıkların bir katkı sağlayamayacağını kaydetti. Mahkeme, bu kapsamda davada, başka tanık dinlenilmesine yer olmadığına karar verdi. Mahkemenin bu kararına göre, daha önceden dinlenilmesine karar verilen eski MİT Başkanı Şenkal Atasagun ve Ak Parti Milletvekili Şamil Tayyar´ın tanıklığına başvurulmayacak. (AA)

TAHLİYE TALEPLERİNE RET

İlker Başbuğ´un da aralarında bulunduğu 67 sanığın tutukluluk hallerinin devamın karar veren mahkeme Ergenekon Duruşmasını 18 Şubat 2013 tarihine erteledi.

(11 Ocak 2013, 11:16)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5061    yazdır/print


 

Tanık: Özkök, Ergenekon yöneticisi

Ergenekon davasına 253. duruşma ile devam ediliyor. Duruşmada Ergenekon örgütünün medya yapılanması konusunda şok iddialarda bulunan gizli tanık Mart, örgütün medya yöneticiliğini Ertuğrul Özkök´ün yaptığını iddia etti. Duruşmada önemli bir diğer gelişme de, Odatv davasına bakan mahkemenin davanın Ergenekon´la birleşmesi için görüş talep etmesi oldu.

01.11.2012 12:42 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 65´i tutuklu 274 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 253. duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve gazeteci Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu 36 tutuklu sanık katıldı. Duruşmaya, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile Sedat Peker ve Semih Tufan Gülaltay´ın da aralarında bulunduğu 29 tutuklu sanık gelmedi. Duruşmada, kumar operasyonundan tutuklanan davanın tutuksuz sanığı Sami Hoştan ile tutuksuz yargılanan ´Odatv´ davasının tutuklu sanığı Yalçın Küçük de hazır bulundu.

ODATV DAVASI ERGENEKON´LA BİRLEŞSİN TALEBİ

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi´nin ´Odatv´ dava dosyasını göndererek, bu dava ile birleştirilip birleştirilmeyeceği konusunda görüş sorduğunu kaydetti.

GİZLİ TANIK ´MART´IN İFADESİ

Başkan Özese, ardından ´gizli tanık Mart´ın gizli tanık odasında hazır olduğunu belirtti. Özese´nin ´İfadenizde Ergün Poyraz, Hüseyin Buzoğlu ve emekli Orgeneral Tuncer Kılınç gibi sanıklarla ilgili beyanda bulunmuşsunuz. Anlatır mısınız?´ diye gizli tanık Mart´a soru yöneltti.

-Ergenekon´un medya ayağına dair bilgiler-

Gizli tanık, isnat edilen örgütün medya ayağıyla ilgili bilgisi olduğunu söyledi.

-Poyraz´ın kitapları-

Gizli tanık, Togan Yayınları´nda çalıştığını belirterek, Ergün Poyraz´ın yazdığı kitapların Ankara´dan avukat Hüseyin Buzoğlu tarafından getirilerek bu yayınevinde basıldığını anlattı.Poyraz´ın kitaplarının Hürriyet Gazetesi´nde tanıtımının yapıldığını ve haberleştirildiğini ifade eden gizli tanık, Poyraz´ın en son yazdığı ´İplikçi´ adlı kitabın internet sitelerinde kapağının tanıtımının yapılmasına rağmen basılmadığını belirtti.Gizli tanık, savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in ´Poyraz´ın yazmış olduğu kitaplardaki bilgilerin nereden temin edildiği konusunda jandarma ismi geçti mi?´ sorusunda, ´Geçiyordu. Öyle bir kanaldan geldiği söyleniyordu. Kitaplar Ankara´da yazılıp Ergün Poyraz´ın düzeltmesinden sonra yayına veriliyordu´ yanıtını verdi.

Pekgüzel´in, ifadesinde Tuncer Kılınç´tan da söz ettiğini belirttiği gizli tanık, ´Tuncer Kılınç kanalıyla geldi mi bilemem. Ben Kılınç´ın adını Hüseyin Buzoğlu avukatı olduğu ve onu tanıdığı için söylemiştim´ dedi.

Gizli tanık Mart, savcılıktaki “Bu örgütün medya patronluğunu Hüseyin Buzoğlu yapmaktadır. Talimatı da Tuncer Kılınç´tan almaktadır” şeklindeki ifadesini düzelterek şu iddialarda bulundu: “Hüseyin Buzoğlu için bu biraz ağır olmuş. Bu şekilde yorumlanmış. Tuncer Kılınç´ı tanımıyorum. Kendi yorumlarına göre medya patronluğunu Ertuğrul Özkök ve ekibi yapıyordu.”

-Deniz Feneri dosyası-

Deniz Feneri dosyasını Almanya´dan Hürriyet Gazetesi muhabiri Toygun Atilla´nın getirdiğini öne süren gizli tanık Mart “Deniz Feneri dosyasının Almancasını gördüm. Toygun Atilla, bize getirdi. Hürriyet Grubu, önce yayınlamayı düşünmüş, sonra vazgeçmiş” diye konuştu.

-Avukat Buzoğlu salondan çıkartıldı-

Tutuksuz sanık avukat Hüseyin Buzoğlu, gizli tanık Mart´ın ifadesinin 5 Mart 2012 tarihinde savcılık tarafından alındığına dikkat çekerek “Mahkeme ile savcılık arasında gizli tanık Mart´ın ifadesine ilişkin bir yazışma olmamış” diye konuştu. Başkan Özese “Belgeler dosyada vardır. Siz gizli tanık Mart´a soru sorun” diye uyardı. Hüseyin Buzoğlu ise “Hiçbir yazışma olmadığı halde mahkeme nereden biliyor da gizli tanık Mart´ın ifadesini istiyor? Mahkeme, duruşma dışında savcılarla görüşüyor mu” diye sordu. Başkan Özese “Soru sorma hakkınızı amacına uygun kullanmıyorsunuz. Kesmek zorunda kalacağım. Usule uygun soru sormuyorsunuz” dedi. Buzoğlu´nun gizli tanık Mart´ın ifadesinin alınması ve mahkemeye gönderilmesi sürecine ilişkin sorularını sürdürmesi üzerine Başkan Özese Buzoğlu´nun dışarı çıkarılması talimatı verdi. Buzoğlu ise jandarmanın müdahalesine fırsat vermeden “Yargılama böyle mi olacak? Bana soru sordurmuyorsunuz” diye bağırarak salondan çıktı.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün kızı ve avukatı Zeynep Küçük ise, tutuksuz sanık ve avukat Hüseyin Buzoğlu´nun salondan çıkarılmasına “Sanığa soru sordurtmadınız ve dışarı çıkarttınız. Bu nedenle tanığın sorgusu eksiktir. Bu durumda adil yargılama yapıldığından bahsedemeyiz” sözleriyle tepki gösterdi. Gizli tanık Mart´ın “Ergenekon davasının ilk 30-40 duruşmasını izlemişimdir” sözleri üzerine avukat Zeynep Küçük, “Bir tanığın duruşmalara girmesi yasaktır” diye konuştu.

Duruşmaya ara verildi. (AA)

GİZLİ TANIK BOYABAT´IN İFADESİ

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkmesi´nde görülen Ergenekon Davası´nın öğleden sonraki bölümünde Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Gizli Tanık Boyabat´ın dinleneceğini söyledi. Mahkeme Başkanı Özese, Savcılık ifadenizde dava sanıklarından Sami Hoştan ve Muzaffer Tekin hakkında beyanlarda bulunmuşsunuz. Bildiklerinizi anlatır mısınız? diye sordu. Sesi ve görüntüsü bozularak duruşma salonunda bulunan ekranlara yansıtılan Gizli Tanık Boyabat, Taner Büber isimli şahısla cezaevinde tanıştıklarını söyledi. Gizli Tanık Boyabat, Büber aracılığıyla Muzaffer Tekin ve Sami Hoştan ile tanıştığını söyleyerek şunları anlattı:

2001 yılında Taner Büber ile gayrimeşru ortamlarda tanıştık ve suç ortaklığımız oldu. Taner Büber 2005 yılında cezaevinden avukatı aracılığıyla bize notlar göndermeye başladı. Gönderdiği notların birinde Gaziosmanpaşa´da Kürt- Türk çatışması çıkarmamızı istedi, bunun ardından belli hedeflere ateş etmeye başladık. PKK´ya destek veren esnaflara ve PKK sempatizanı gençlere saldırmaya başladık. 2005 yılında çatışma hızlandı. Bizden ve onlardan da vurulanlar oldu. Bu süreçte cezaevine girdik ve çıktık.

Büber´in avukatları aracılığıyla gönderdiği başka nota da değinen Gizli tanık Boyabat, Büber gönderdiği pusulasında Erol Evcil´in vurulmasını istedi. Gönderilen notta, ´Erol Evcil ağabeye yanlış yaptı bulun öldürün´ yazıyordu. Evcil´i 1,5 ay Bursa ve Adana´da takip ettik. Evcil´i bir kaç yerde kıstırmaya çalıştık ancak çok sıkı korunuyordu. Evcil´in JİTEM elemanları tarafından korunduğunu öğrenerek durumu Büber´e ilettik. Büber de ´Ağabeyi bu işi hallecek siz geri çekilin´ dedi. Ağabeyi olarak bahsettiği kişi ise Sami Hoştan´dı diye konuştu.

Büber´in cezaevinden çıkmasının ardından Muzafer Tekin ve Sami Hoştan´ın Silivri´deki çiftliğe geldiğini söyleyen Gizli tanık Boyabat, Tekin´in çiftlikte 5-6 gün kadar kaldığını söyledi. Gizli Tanık Boyabat, Muzaffer Tekin bize ideolojik şeyler bahsetti. Ben doğma büyüme Gaziosmanpaşalı´yım. Gaziosmanpaşa´da çatışma çıkarmamızı, PKK sempatizanlarının yollara çıktığını, öldürmemiz gerektiğini söyledi. Benim bakış açım da onunla aynıydı. Kürtlerle iyi geçinemiyordum. Tekin´den bir silah almadık. Bizim silaha ihtiyacımız yoktu. Silahı sokakta da buluyorduk. Silahı kendimiz temin ettik. Tekin, bizden çatışma ortamı için hazırlık yapmamızı istedi. Hazırlığını yapıyorduk. Gaziosmanpaşa´da dükkanlara ateş ediyorduk. İnsanlar yaralandı diye konuştu.

-´Muzaffer Tekin, Hrant Dink´i öldürme talimatı verdi´-

Duruşma savcısı Pekgüzel Muzaffer Tekin ile Taner Büber´in arası neden bozuldu? diye sorması üzerine tanık şunları anlattı:

2005 yılında Taner Büber cezaevinden çıkmıştı. Silivri´deki çiftlikte Muzaffer Tekin, Taner Büber´in Hrant Dink´i öldürmesini istedi. Tekin, Taner Büber´e üzerinde miktarı yazmayan çekler verdi. Tekin, ´İşi bitirdikten sonra istediğiniz miktarı yazabilirsiniz´ dedi. Ama Taner Büber, yeniden cezaevine girmek istemediğini söyleyip vazgeçti, kabul etmedi.

Savcı Pekgüzel, Neden Hrant Dink´in öldürülmesi isteniyor? diye sordu. Gizli Tanık Boyabat, Muzaffer Tekin, Büber´e 2005 yılının ortalarında, Hrant Dink´i öldürmesini söyledi. Hrant Dink´in yazdığı yazılarından dolayı. Büber bu işi bize yaptıracaktı. Ancak plan aşamasına gidilmedi. Büber bu işin kendisine uzayacağını anladı, ´Büyük cezalar alırım´ diye vazgeçti. Bunu Tekin´e de söyledi. Tartıştılar. Muzaffer Tekin çiftlikten ayrıldı. Tekin, Büber´e verdiği çekleri geri istedi. Çekler, Dink´in öldürülmesi için verildi. İşi hallettikten sonra istediğimiz rakamı yazabileceğimiz söylendi. Büber, ´sizin için işler yaptık´ diyerek çekleri geri vermedi. Sami Hoştan ağabeyin araya girmesi üzerine Büber çekleri Tekin´e geri verdi diye konuştu.

-Balbay´a suç duyurusu talebi-

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, duruşma sona ererken söz alarak Mustafa Balbay´ın 30 Ekim 2012 tarihli duruşmada iddia makamını “itham edici” beyanları nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı´na gereğinin yapılması için yazı yazılmasını talep etti.

Duruşma 5 Kasım Pazartesi gününe ertelendi.

-Balbay, Savcı´ının açığını yakalamasına bozulmuş-

30 Ekim Salı günkü duruşmada Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Mustafa Balbay´ın sabahki oturumda “Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, duruşmalardan yasaklı olduğum sırada Haziran 2008´e yazdığım yazıyı 2006´da yazdığımı ifade ederek soru yöneltmiş” şeklinde itirazı olduğunu anımsatmıştı. Pekgüzel, Balbay´ın Cumhuriyet Gazetesi´nde 2 Haziran 2006 tarihinde yayınlanan “Er Er Ergenekon Gel Her Yere Kon” başlıklı yazısını okuyarak açıklama yapmasını istemişti. Ergenekon adının kendisi yazmadan önce medya yer aldığına dikkat çeken Mustafa Balbay ise şu açıklamayı yapmıştı: “Benim Savcı Pekgüzel´in ´Ergenekon soruşturmaları başlamadan, hiçbir yerde yayınlanmadan Mustafa Balbay´ın yazılarında kaleme aldı´ şeklindeki sözleri çok ağır bir itham. Eğer hiçbir yerde yayınlanmadan Ergenekon´u yazdıysam ya çok özel bir şeyler biliyorum ya da bir şeyler saklıyorum. Bu konuyu araştırıp benden önce nerelerde yayınlandığını size sunacağım. Şimdi hatırladığım 26-27 Mayıs 2006 tarihlerinde gazete manşetlerinde Ergenekon yer almıştı.”

“Savcı Pekgüzel´in benim yokluğumda gazeteci Aslı Aydıntaşbaş´ın tanıklığı sırasında ´Siz bu yazıyı yazarken Balbay´dan mı esinlendiniz´ diye sormasına çok alındım” diyen Balbay, 2 Haziran 2006 tarihli yazısının Atabeyler operasyonu ve Danıştay saldırısının ile ilgili olduğunu anlatmıştı. Balbay yazısındaki “Bütün bu örgütlenmelerin tepesinde de medyaya ve medyaya haber sızdıranlara göre, Ergenekon adlı bir örgüt var” ifadesine dikkat çekerek “Benim savcı Pekgüzel´e itirazım hiçbir yerde yayınlanmadan benim Ergenekon´u yazdığım iddiası. İşte adresi gösteriyorum” demişti.

Balbay, ayrıca yazısındaki ifadeleri 2008 yılında bir televizyon programında Şamil Tayyar ile tartışmasında kullandığına dikkat çekerek “Burada 4 yıldır benim Türkiye´deki tartışmaları haber yapmam tartışılıyor. Ben Cumhuriyet Gazetesi´nin Ankara temsilcisi olarak ülkedeki tartışmaları yazıyordum. Televizyon programları yapıyordum, radyoda yorumlar yapıyordum ve kitap yazıyordum” diye konuşmuştu. (Cumhuriyet)

(01 Kasım 2012, 12:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Kontrgerilla Medyası

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Odatv davası duruşmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4916    yazdır/print


 

Ergenekon sanığına iftira davası

Ergenekon davası sanığı Avukat Serdar Öztürk´ün, ´bürosunda yapılan aramada ele geçirilen mermileri ve gizli belgeleri koydukları´ iddiasıyla haklarında suç duyurusunda bulunduğu 2 kadının açtığı ´iftira´ davasına devam edildi. Islak imzalı belge, ilk olarak diğer bir çok kritik belgeyle birlikte Ergenekon sanıklarının avukatlığını yapan Serdar Öztürk´ün bürosunda ele geçirilmişti. Bu belgelerin ortaya çıkması üzerine Öztürk inanılmaz suçlamalarda bulunarak belgeleri bürosuna polislerin yerleştirdiğini iddia etmişti. Bu iddiasından vazgeçen Öztürk, daha sonra yoldan geçen sabıkalı birisinin yerleştirdiğini iddia etmiş, o kişinin de derhal bulunmasını istemişti.

26.09.2012 17:31 Ergenekon davası sanığı Avukat Serdar Öztürk´ün, ´bürosunda yapılan aramada ele geçirilen mermileri ve gizli belgeleri koydukları´ iddiasıyla haklarında suç duyurusunda bulunduğu 2 kadının açtığı ´iftira´ davasına devam edildi. Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmaya ´Ergenekon´ davasından tutuklu bulunan sanık Öztürk ve avukatları ile şikayetçiler A.A. ve A.H.B.´nın avukatı katıldı.

Öztürk, savunmasında, kendisini ´Ceyda Ertüzün´ olarak tanıtan A.H.B.´nın telefon açarak, hukuki bir problemi için randevu talep ettiğini, kendisinin de talebi kabul ettiğini anlattı. Telefondan yarım saat kadar sonra kadınların bürosuna geldiğini bildiren Öztürk, şunları kaydetti: ´Ofisteki görüşmede benden Adnan Oktar adlı kişinin Yargıtay´daki dava dosyasıyla ilgili yardımcı olmamı istediler. Adnan Oktar, kamuoyunda ´Adnan Hoca´ olarak bilinen halen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi´nde örgüt üyeliğinden yargılanan biridir. Ben bu hanımlara kendi dosyalarım için bile Yargıtay´a gitmediğimi, böyle bir tarzım olmadığını söyledim ve beni nereden bulduklarını sordum. Doyurucu bir cevap veremediler. Ancak, şikayetçilerin ofisteki şüpheli hareketlerinden rahatsız olduğum için irtibatı kesmek istemedim. Bu nedenle daha sonra tekrar görüşelim diye ayrıldık. Görüşmenin hemen akabinde, bir meslektaşımla yaptığım telefon görüşmesinde, Fethullah Gülen cemaatine mensup polislerin bu kadınları göndermiş olabileceğini ifade ettim.´

Öztürk, sonraki süreçte Ergenekon soruşturması kapsamında sahte delillerle gözaltına alındığını ve tutuklandığını öne sürerek, ´Bu süreçte, şikayetçilerin de emniyet içindeki bu çete tarafından kullanıldığına dair çok kuvvetli emareler bulunmaktadır´ dedi.

Bu kapsamda, şikayetçi kadınlar hakkında bazı delillerin toplanmasını istediğini söyleyen Öztürk, bunun yasal hakkı olduğunu belirtti. Öztürk, ´Ne kadınların kişilik haklarını ihlal eden ifadelerde bulundum ne de hakaretamiz beyanlarım oldu. Ben sadece somut olguları izah ederek, bu kadınlar hakkında bazı delillerin toplanmasını talep ettim. Çünkü bu hanımların avukatlık ofisime yaptıkları ziyaretlerde bıraktıkları kartvizitte yazan telefon numaralarının hiçbirisi kendilerine ait değildi´ diye konuştu.

´Bu kadınların ziyaret ettiği avukatlardan Mustafa Levent Göktaş, Hüseyin Buzoğlu ve kendisinin ya gözaltına alındığını ya da tutuklandığını´ kaydeden Öztürk, ´kadınların ziyaretlerde avukatlara ilk sorularının, büroda gizli kamera ve ortam dinlemesi yapılıp yapılmadığına´ ilişkin olduğunu ileri sürdü.

Öztürk, ´Tüm bu olgular hayatın olağan akışına aykırı olduğu için bu hanımlardan şüphelendik ve sadece haklarında bazı araştırmaların yapılmasını talep ettik. Ancak bunların hiçbirisi yapılmadı´ dedi.

Savunmasını zabıt katibine bizzat yazdıran Öztürk´ün detaylara inmesi ve savunmasının uzaması üzerine Hakim Avni Mis, Öztürk´ü birkaç kez uyardı. Öztürk, uyarılara, ´Ben burada size yönelik savunma yapmıyorum. Esasında Yargıtay´a yönelik bile yapmıyorum. Bırakın savunmama ben karar vereyim. Ben burada her şeyi anlatacağım. 3,5 yıldır yatıyorum. Siz de 2 saat dinleyin´ dedi.

Müştekilerin avukatı Mustafa Kemal Çiçek ise ´Sanık 3,5 yıldır tutuklu. 3 gün de sürse savunmasını dinlemek gerekir. Herkes bilsin. Bu devlet, beni de Ergenekoncu diye 3 yıl 1 ay dinlemiş. Bugün bu tarafta oturunca kafalarda sorular oluşuyor´ diye konuştu.

-Hakim cenazeye gidemedi-

Hakim Mis, ilerleyen dakikalarda Öztürk´ten ´Cenazemiz var. İki adımlık yerdeki cenazeye katılalım´ diyerek, savunmasını kısa kesmesini istedi. Öztürk ise ´Ben babamın cenazesine katılamadım´ dedi. Öztürk´ün salonda izleyici olarak bulunan annesi de ´6 ay babasının öldüğünü söyleyemedik´ ifadesini kullandı. Hakim Mis ise bunun üzerine sitemle ´Peki, gitmeyeyim´ dedi.

Öztürk, duruşmada, şikayetçilerden biriyle yaptığı görüşmeye ilişkin ses kaydını da mahkemeye sundu. Müştekilerin avukatı Çiçek, suçlamaları kabul etmediklerini bildirdi. Duruşma, müştekilerin ifadelerinin alınması için talimat yazılmasına ve Öztürk´ün verdiği ses kaydı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, ertelendi.

-İddianameden-

İddianamede, Öztürk´ün, ´bürosunda yapılan aramada ele geçirilen mermiler ve gizli belgeleri A.H.B. ve A.A. tarafından konulduğu, A.H.B ve A.A.´nın emniyet mensupları ve Adnan Hocacıların organizasyonuyla bir örgüt çerçevesinde hareket ederek eylemlerini gerçekleştirdiklerini´ öne sürerek, A.H.B. ve A.A. hakkında suç duyurusunda bulunduğu bildirildi. CMK´nın 250. maddesiyle görevli Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´nin, şikayetin ardından yürüttüğü soruşturmada A.H.B. ve A.A. hakkında takipsizlik kararı verdiği belirtilen iddianamede, A.H.B. ve A.A.´nın, bunun üzerine Öztürk hakkında ´iftira´ suçundan şikayette bulundukları kaydedildi. Öztürk´ün, iki kişiye iftirada bulunduğu gerekçesiyle 8 yıla kadar hapsi isteniyor. ( AA)

ISLAK İMZA DAVASI ONUN BÜROSUNDA BAŞLADI

Ergenekon kapsamındaki Islak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ davasının tutuklu sanığı Avukat Serdar Öztürk, Ergenekon´un en renkli simalarından birisi. Türkiye´yi sallayan ıslak imzalı Kontrgerilla belgesi, ilk olarak onun gözaltına alındığı operasyonda fotokopi olarak çok sayıdaki diğer belgeyle birlikte ele geçirilmişti. Bu ve benzeri sarsıcı belgeleri önceleri bürosuna polis tarafından yerleştirildiğini iddia eden Serdar Öztürk, aramada bürodaki bir kaç avukatın daha bulunduğu ve tutanağa paraf atmalarıyla çark etmiş, ardından belgelerin büroya sokaktan geçen birisi tarafından yerleştirildiğini, bu meçhul kişinin tespit edilmesini istemişti. Serdar Öztürk, gözaltına alındığında eski cumhurbaşkanı Necdet Sezer tarafından kendisine verilmiş olan devlet madalyasını iade edeceğini de iddia etmişti.

-Aramalara katılan avukat, Öztürk´ü yalanladı: Belge onun ofisinde bulundu-

Masum insanlara suç isnat edip askerî mahkemelerde yargılamayı öngören ıslak imzalı ´Kaos Planı´ avukat Serdar Öztürk´ün ofisinde ele geçirilmişti. Avukat Serdar Öztürk, bütün delillere rağmen ´Kaos Planı´nın ofisinde yapılan aramada ele geçirildiğini kabul etmiyordu. Öztürk ve avukatları, komplo planının polis tarafından ofise bırakıldığını iddia ediyordu. Fakat ek klasörlerde ortaya çıkan belgeler, planın polisler tarafından bırakılmadığını kanıtlıyor. Aramalara müdafi avukat sıfatıyla katılan Özge Evci, El konulan belgeleri ben paraf ettim. Polislerin ellerinde içeriye girerken herhangi bir çanta veya paket yoktu. ifadelerini kullanıyor. İddianamenin 18. ek klasöründe, Levent Göktaş´la aynı ofisi paylaşan avukat Özge Evci´nin ifadeleri yer alıyor. Serdar Öztürk´ün ofisinde aramanın yapıldığı gün polisle birlikte aramalara müdafi avukat sıfatıyla katılan avukat Evci, şu ifadeleri kullanıyor: Avukat Levent Göktaş ile birlikte ofis arkadaşı aynı büroda görev yapıyordum. Serdar Öztürk Bey´i bu vesile ile tanıyorum. Olay günü, Serdar Öztürk Bey´in bürosuna gittim. Ben avukat olduğumu, Serdar Öztük Bey´in müdafisi olarak hazır bulunacağımı söyledim. 10-15 dakika kadar bekledik. Aynı büroda görev yapan arkadaşlardan Çağrı Yılmaz Bey geldi. Kapıyı açtı, büroya girdik. Avukat Serdar Bey´e ait odayı gösterdi. Aramaya imkânların elverdiği ölçüde bizler de katılıyorduk. Bürodan çıkarıldığı ve meslekî faaliyetle ilgisinin bulunup bulunmadığı yönünden kontrol edilen belgeler ve dosyaları bir polis memuruyla birlikte ben paraf ediyordum. Numaralandırma işlemlerini memur bey yapıyordu, evrakın boş yerlerini bizzat ben çizerek iptal ediyordum. Bu şekilde el konulan evrakların tamamını ben paraf ettim. Şu an bana göstermiş olduğunuz ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ başlıklı ve gizli ibareli olup 4 sayfadan ibaret olan ve Dursun Çiçek ismi ve imzası bulunan fotokopilerde bulunan paraflar benim paraflarıma benzemektedir. Belgenin aslının getirilmesine gerek yoktur. Boş alandaki çizgi tarafımdan çizilmiştir. Büroda arama yapan polislerin üzerinde normal yazlık kıyafetleri vardı. Polislerin ellerinde içeriye girerken herhangi bir çanta veya paket yoktu. Sadece arama kararı ve eki yazılar vardı. Arama sırasında bu belgelerin konulması çok zayıf ihtimaldir. Zaten bizler de gerekli dikkat ve özeni göstermeye çalıştık.

-Madalyalarını geri iade etme girişimi ile başlayan şovlar, ´Belgeyi ofisime polisler koydu´ diyerek ortalığı ayağa kaldırmasıyla sürmüştü-

Avukat Serdar Öztürk, TV´den 51 Numaralı DVD´yi ve diğer belgeleri büroya polisin koyduğunu iddia etmiş ve bu iddia Ergenekoncu çevrelerce de günlerce dile getirilmişti. Hatta Öztürk iddiasını daha da ileri götürerek DVD ve diğer CD-DVD´leri polisin koyduğunu ispatlayacaklarını açıklamıştı: DVD´nin oraya polis memurlarınca konulduğunu tespit ettik. DVD içinde bulunan görüntülerin tespit tutanağına ulaştık. DVD´de bir savcının havaalanında gizlice çekilmiş görüntülerinin bulunduğunu ileri süren Öztürk, şöyle devam etmişti: Havaalanında bulunan kameraların diğer görüntülerinden bu görüntüyü çeken kişinin de tespit edileceğini anladık. DVD´yi büroya koyan polis memurunun ismi ve resmini de tespit edip Ankara Savcılığı´na başvurdum.

-Aramaların polis kamerasına kaydedildiğinin ortaya çıkması ve kendi avukatlarının imzaları Öztürk´ün şovunu bitirdi-

Ancak Öztürk´ün bu iddiası aramanın polis kamerasınca saniye saniye kaydedildiğinin ve arama esnasında Öztürk´ün bürosunda bulunan 3 avukatının tutanağı imzaladıklarının ortaya çıkmasıyla yalanlanmıştı. Öztürk´ün avukatı Hasan Gürbüz, müvekkiline ait böyle bir belge olmadığını ve komplo kurulduğunu iddia etmişti. Ancak, Öztürk´ün bürosundaki arama sırasında Öztürk´ün avukatı Demet Reçber´in de hazır bulunduğu ve büroda ele geçirilen belgelerle ilgili tutanağa polis ve savcıyla birlikte imza attığı ortaya çıktı. Avukatlık bürosunda yapılan arama sırasında Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin kamera kullandığı ve kameraların an be an aramaları kaydettiği ve arama yapılan her yere savcı, avukat ve polisin birlikte girdiği öğrenilmişti. Serdar Öztürk´ten elde edilen CD, DVD ve bilgisayar hard disklerinin imajlarının da kısa süre içinde kopyalanarak tutanak karşılığı teslim edildiği, kamera uygulamasının Levent Göktaş´ın ofisinde ele geçirilen 51 no´lu DVD ile ilgili olarak ortaya atılan ´polis koydu´ iddiası gibi benzer bir olayla karşılaşmamak için yapıldığı öğrenilmişti.

-Kendi bürosuyla müvekkilinin bürosunda Türkiye´yi sallayan dvd ve belgeler ele geçti-

Serdar Öztürk, bazı üst düzey yargı mensupları ile bürokratlara ait şantaj amaçlı namahrem görüntüler ile Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya´nın özel hayatı ve ailesiyle ilgili fişleme dosyalarının bulunduğu 51 Numaralı DVD´nin sahibi Göktaş´ın avukatı ve iş ortağıydı. Öztürk, TV´den 51 Numaralı DVD´yi büroya polisin koyduğunu iddia etmişti.

-Kendisini sivil değil askeri savcıların sorgulamasını istemiş ve bürosunda ele geçen harddiski askeri savcılığa teslim etmişti-

Ergenekon tutuklusu Avukat Serdar Öztürk´ün sivil yargıdan kaçma çabası dikkatlerden kaçmamıştı. Bürosunda yapılan aramada ´İrtica Eylem Planı´ bulunan Ergenekon tutuklusu Serdar Öztürk´ün avukatları, müvekkilleri Öztürk´ün Askeri Savcılık tarafından ifadesinin alınmasını talep etmiş ve ayrıca kopyası çıkartılan harddisk´i de Askeri Savcılığa teslim etmişlerdi. Bunlarla da yetinmeyen Serdar Öztürk, Taraf Gazetesi´nde yayımlanan ´İrtica ile Mücadele Planı´nı basına sızdırdıkları gerekçesiyle savcılar ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Öztürk´ün avukatları, belgeyi sızdırdıkları iddiasıyla Fatih Cumhuriyet Savcılığı´na başvururak, polis şefleri hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardı. Suç duyurusu dilekçesinde dosyada ´kısıtlama kararı´ olması nedeniyle avukatlara bile verilmeyen belgelerin bir gazeteye servis yapıldığı savunularak, savcılar ve polislerin görevi ihmal suçundan yargılanması istenmişti. İlk ortaya çıktığında belgeyi inkar eden Öztürk´ün, belgenin sızdırılması iddiasıyla suç duyurusu yapması anlamlı bulunmuştu. Öztürk´ün avukatları ayrıca Ergenekon soruşturma savcılarını aynı gerekçelerle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´na (HSYK) da şikayette bulunacaklarını açıklamışlardı. Öztürk´ün Topluma karşı suç olan eylemleri içeren bir belgeyi bürosunda bulundurmayı açıklamak yerine veya ´benim değil, alnım ak´ demek yerine sivil yargıdan kaçma girişimleri, madalyasına düşkün olduğunu iddia eden biri için hayretle karşılanmıştı. Öztürk´ün avukatları, Askeri Savcılığı da başvuruda bulundu. Avukatlar, Öztürk´ün ifadesinin Askeri Savcılık tarafından alınmasını talep etti. Öztürk´ün avukatı Hasan Gürbüz konuyla ilgili şunları söyledi: Serdar Öztürk avukat olduğu için kanunlar gereği polis ifade alamıyor. Belgeleri inceleyemediği için savcılığa da ifade vermedi. Sorgu hakimi ise ´Soru sormayız´ dedi. Bu noktada, Öztürk´ün ifadesini Askeri Savcılığın alması için başvuruda bulunduk. Çünkü belgeyle ilgili soruşturmayı da Askeri Savcılık yürütüyor. Öztürk´ün ifadesinin alınmaması eksiklik yaratır. Bu başvuruyu yaparken Öztürk´ün bürosundaki bilgisayarın hard diski´nin kopyasını da Askeri Savcılığa verdik. Çünkü belgenin bu bilgisayardan çıktığı iddia ediliyor. İnceleme yapması için hard disk´in kopyasını askeri savcılığa teslim ettik.

-Sorguda belgeleri ameliyat eldiveniyle inceledi-

Serdar Öztürk´ün avukatı Demet Reçber, müvekkilinin 6 Haziran 2009 tarihindeki sorgusunda parmak izi istediğini belirterek, şöyle anlattı: O gün üzerinde ´gizli´ ibaresi olan birçok belge müvekkilime gösterildi. Kendisi üzerinde ´gizli´ yazısını görünce ameliyat eldiveni istedi ve belgeleri bu eldiveni giyerek yaklaşık bir dakika inceledi. Bu sırada hakim ve polisler de eldiven giydi. Hakim inceleme sırasında müdahale etti ve ´Belgeleri incelemeniz için değil tespit için size gösterdik´ dedi. Belgenin Öztürk´ün bürosunda ortak kullanım alanında bulunan bir masanın altındaki yeşil çantanın içinden çıktığı iddia edilmişti. Öztürk´ün avukatı Hasan Gürbüz ise kendilerinin belgeyi görmemelerine rağmen Emniyet birimleri tarafından kendilerine belgenin bürodaki beyaz renkli bir klasörden çıktığının beyan edildiğini söyledi. Söz konusu beyaz klasör, 4 Haziran 2009 tarihinde Öztürk´ün bürosunda tutulan arama ve el koyma tutanağında şöyle anlatılıyor: Bir adet beyaz klasörün içerisinde 326 sayfalık, tarafımızdan 1´den 326´ya kadar numaralandırılan ve Avukat Özge Evci´ye paraflatılan ´Gizli - Çok Gizli´ kaşeli bilgisayar çıktılı, daktilo çıktılı, el yazmalı teksir kağıtlarından dökümanlar... Öztürk´ün avukatları belgenin gazetecilere sızdırıldığını ileri sürerek Ergenekon savcıları ve polis hakkında suç duyurusunda da bulunmuştu. Serdar Öztürk´ün avukatları, Fatih Cumhuriyet Savcılığı´na verdikleri suç duyurusu dilekçesinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi Sağ Terör Büro amirliği görevlileri, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar, haberi yayınlayan Taraf Gazetesi ve muhabiri hakkında soruşturma yapılarak soruşturmanın gizliliğini ihlal edenlerin tespit edilerek cezalandırılmasını istediler. Avukatlar, dosya üzerinde kısıtlama olduğu gerekçesiyle kendilerine bile bilgi verilmediği halde, ´İrtica ile Mücadele Planı´ adlı belgenin gazetecilere sızdırılarak soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiğini ileri sürdüler. Serdar Öztürk, avukatlığını yaptığı Ergenekon tutuklusu, emekli Albay Levent Göktaş´ta bulunan şantaj CD´si ve mermiler için de “Polis koydu” demişti.

-Başbakan´a açık mektup: Belgeyi gerçek grafologlara incelettir sahte olduğu ortaya çıkacaktır!-

Öztürk´ün ilginç bir icraatı da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a açık mektup göndermesi olmuştu. Öztürk mektubunda, ıslak imzalı ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nın teknolojik imkanlar kullanılarak üretilmiş başka bir sahte belge olduğunu iddia etmişti. Öztürk mektubunda, Başbakan Erdoğan´dan bu belge aslının gerçek grafologlardan oluşan bir kurulca, savcı Zekeriya Öz, askeri savcı ve jandarma kriminal uzmanlarının sadece gözlemci olarak katılımıyla incelemesinin yapılmasının sağlamasını istemişti. Serdar Öztürk, belirttiği ayrıntılı incelemenin sivil uzmanlar tarafından oluşturulan kurulca yapılması durumunda belgenin sahte olduğunun görüleceğini savunmuştu.

-Şov bitmedi: Belgeleri polis koydu iddiasını tutturamayınca yılmadı, bu kez sabıkalı birini suçladı, üstelik de o kişinin bulunmasını istedi-

Daha önce ofisinde ele geçirilen Kurmay Albay Dursun Çiçek´in hazırladığı ´AKP ve Gülen´i Bitirme Planı´ belgesini arama yapan polislerin koyduğunu iddia eden Serdar Öztürk, ağız değiştirip ´Belgeyi sabıkalı biri bıraktı, araştırılıp bulunsun´ iddiasında bulunmuştu. Belgenin polislerce yerleştirildiği iddiası çürüyen Serdar Öztürk ağız değiştirerek bu kez daha soyut bir suçlamayla sabıkalı birisinin belgeleri bürosuna yerleştirdiğini iddia etti ve bürosunun bulunduğu sokaktaki telefon görüşme kayıtlarının incelenerek bu kişinin bulunabileceğini belirterek savcılıktan bu isteğinin değerlendirilmeye alınmasını istemişti. Serdar Öztürk´ün ağız değişikliği, Yarbay Mustafa Dönmez´i hatırlatmıştı. Yarbay Dönmez de arazisinde ve evinde ele geçen malzemelerin polislerce yerleştirildiğini iddia ederek polisi suçlayarak askerleri savunmuştu. Ancak aramada hazır bulunan çok sayıdaki asker görevlilerin de polisleri savunması üzerine konuyu saptıran Yarbay, ıslak tükenmezle hazırladığı krokinin kendisine ait olduğunun bilirkişi tarafından kesin olarak belirtilmesine de itiraz ederek oyalama olduğu anlaşılan savunma taktiği yürütmeye devam etmişti. Avukat Serdar Öztürk´ün, dilekçesinde, soruşturma konusu belgenin sabıkalı bir kişi tarafından ofisine konulduğunu iddia ederek, aramanın yapıldığı günden bir gün öncesine ait ofisinin bulunduğu Bestekar Sokak ile ilgili “iletişimin tespiti” kararı çıkartılmasını talep ettiği belirtildi. Öztürk´ün belgeyi bırakan kişinin bu şekilde tespit edilebileceğini savunduğu, ancak isim vermediği bildirildi. Savcılık, Öztürk´ün bu talebine ilişkin henüz bir karar vermedi. Öztürk, aramada ele geçirilen belgeler ve 250 adet merminin kendisine ait olmadığını ileri sürmüştü. Aramanın yapıldığı gün iş nedeniyle Antalya´da bulunan Öztürk, bu süre içerisinde bürosuna giren kişi ya da kişilerce belgenin ofisine bırakılmış olabileceğini iddia etmişti.

-Bu nasıl hukukçu? Savcılara darbe tehdidi-

Albay Dursun Çiçek imzalı kaos belgesinin fotokopisi Ankara´daki ofisinde ele geçen ve kaos belgesi skandalının patlamasına neden olan Ergenekon sanığı avukat Serdar Öztürk´ün, savcıları tehdit ettiği de ortaya çıktı. Tutuklandıktan 4 gün sonra Başsavcılığa dilekçe gönderen Öztürk, ´operasyonlar sürerse TSK´nın darbe yapacağını´ iddia ediyor. 6 sayfalık dilekçede Öztürk, Darbe olursa binlerce, on binlerce insanın polislikten atılacağını rahatlıkla göreceksiniz. Bütün polis teşkilatı yenisi kurulmak üzere lağvedilebilir. diyor. Cemaatçi vakıfların ve işadamlarının mal varlığına el konulabileceğini iddia eden Öztürk, Cemaat operasyonunun psikolojik harp ayağını yürüten ajan gazeteciler tutuklanır. TV´ler kapatılır ve mal varlıklarına el konulur. ifadelerini kullanıyor.

-TSK´ya saldırmak, çocuk oyuncağı değildir-

Ankara´daki ofisinde yapılan aramada ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı, 300 adet mermi ve çok sayıda askeri gizli belge´ bulunan Avukat Serdar Öztürk, Ergenekon soruşturması kapsamında 06.08.2009 tarihinde tutuklanarak cezaevine konuldu. Tutuklandıktan 4 gün sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na dilekçe gönderen Öztürk, soruşturmayı yürüten savcılara ´darbe´ ile gözdağı vermeye çalışıyor. 10.08.2009 tarihli 6 sayfalık dilekçede şunlar kaydediliyor: Oynadığınız oyunun ne kadar tehlikeli olduğunu ve nelere yol açacağını bilmeniz gerekir. Çünkü TSK´ya saldırmak, çocuk oyuncağı değildir. Emekli bir subay olarak ifade etmek isterim ki; emekli bir subay olarak ülkenin onurunu ve şerefini korumakla görevli subaylar orduya ve kendilerine yapılan hakaret ve aşağılamaları asla unutmazlar, mutlaka hesabını sorarlar. Şimdi siz hedef seçtiğiniz bilim adamlarının, muhaliflerin ve cemaatçi olmayan insanların ve subayların ev ve işyerlerine delil bırakıp tutukluyorsunuz. Bu aklı da eski bir kuaför hanımın muhteris eşinden ve onun ders verdiği yabancı bir servisten dolayı alıyorsunuz.

-Darbe olursa gazeteciler tutuklanır, TV´ler kapanır-

Dilekçede savcılara İşlediğiniz suçlardan ötürü yargının önüne çıktığınız gün sizi Potomyalı başbakan bile kurtaramaz. diyen Öztürk, şöyle devam ediyor: Darbe olursa binlerce, on binlerce insanın polislikten atılacağını rahatlıkla göreceksiniz. Bütün polis teşkilatı yenisi kurulmak üzere lağvedilebilir. Cemaatçi vakıfların ve işadamlarının mal varlığına el konulabilir. Cemaat operasyonunun psikolojik harp ayağını yürüten ajan gazeteciler tutuklanır. TV´ler kapatılır ve mal varlıklarına el konulur. Bunlar olduğunda bugün bu zulmü reva görenlere kimse acımaz. Dilekçe üzerine Öztürk hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nca ´kamu görevlisine hakaret, TSK´yı aşağılama ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçlarından soruşturma başlatıldı. Öztürk, geçtiğimiz günlerde tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi´nden Jandarma nezaretinde getirilerek savcıya ifade verdi.

-Gözaltına alınırken ´Madalyamı geri alın´ demişti-

Ergenekon son dalga operasyonları sırasında 5 Haziran 2009 günü emekli Albay Levent Göktaş´ın avukatı Serdar Öztürk, Ergenekon Terör Örgütü üyesi olduğu iddiası ile Ankara´da gözaltına alınmıştı. Gözaltında iken Serdar Öztürk gözaltında iken avukatı Demet Reçber´e yıllar önce kendisine verilen üstün hizmet madalyası ve beratının Cumhurbaşkanı´na iade edilmesi talimatını vermişti. Öztürk, gözaltında bulunduğu Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´nde de Cumhurbaşkanlığı makamına iletilmek üzere şu dilekçeyi yazmıştı: 1985 yılında binlerce Kara Harp Okulu subayı gibi gerekirse vatan uğrunda canımı feda etmeye yemin ederek askerlik mesleğine adım attım. Askerlik hayatım boyunca yeminime sadık kaldım. 1993-1994 tarihleri arasında Şırnak ili Silopi İlçesi Çalışkan köyü bölgesinde konuşlu Eren bölüğünde bölük komutanı olarak görev yaptım. Bu görevim esnasında 13 Ekim 1994 tarihinde Kuzey Irak sınırında icra edilen operasyon sırasında bubi tuzağına basmak suretiyle ağır yaralandım. İki hafta komada kaldım. İki yıl tedavi gördüm. Bir gözümü ve bazı iç organlarımı tamamen kaybettim. Bu nedenle devletim tarafından şahsıma devlet övünç madalyası verilmiştir. 3 Haziran 2009´da İstanbul Özel yetkili 11´inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hakkımda terör örgütü üyeliği iddiası ile yakalama kararı verilmiştir. Bir insan, hem devletinin övüncüne mazhar olmuş bir kahraman, hem de terör örgütü üyesi olamaz. Yaptığım hizmet, feda ettiğim gençliğim ve sağlığım. Devletime helaldir. Ancak bu çelişkinin giderilmesi maksadıyla Sayın Cumhurbaşkanlığı´nca tarafıma verilen devlet övünç madalyasını makamınıza iade etmek zorunluluğu doğmuştur.

-Bozacının şahidi şıracı-

Serdar Öztürk´ün çok ilginç bir icraatı ise diğer bir Ergenekon sanığı olan Albay Dursun Çiçek´in savcılığa yaptığı bir suç duyurusuyla ortaya çıktı. Çiçek, altında ıslak imzasının olduğu ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ belgesinin orjinalini bir ihbar mektubu ile birlikte savcılığa gönderen kişiler hakkında ´kendisine iftira ettikleri´ gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. İlginç olan ayrıntı ise, Dursun Çiçek´in delil olarak diğer bir Ergenekon sanığı Serdar Öztürk´ün bir dilekçesini göstermesiydi. İftiraya uğradığını belirten Çiçek şikayetinde, elinde somut bir bulgu olmadığı halde ihbarı yapabilecek beş emniyet görevlisinin adını Öztürk´ün dilekçesine dayanarak verdi. Serdar Öztürk´ün dilekçesinde isimleri geçen Bülent Türker, Recep Güven, Ali Fuat Yılmazer, Ahmet Çevik ve Abdullah Kaya gibi üst düzey emniyet görevlilerinden birinin kendisine iftira etmiş olabileceğini dile getiren Dursun Çiçek, bu şahıslardan şikayetçi olduğunu belirtmişti. Çiçek´in suç duyurusu için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Islak imzanın Çiçek´e ait olduğu Emniyet, Jandarma ve Adli Tıp laboratuvarlarınca defalarca teyit edildi. Dursun Çiçek´in Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) psikolojik savaş biriminde yönetici olduğu hatırlanırsa, böyle ilginç bir şikayette bulunmasının şaşırtıcı olmadığı, mesleğinin hakkını verdiği yorumları medyada yer aldı.

-Olmayan sicil numaralarıyla savcılığı polislerin peşine taktı-

Serdar Öztürk´ün bir başka ilginç eylemi de polislerle ilgili savcılığa yaptığı başvurusunda ortaya çıktı. Soruşturmanın uzaması üzerine ´Gerçeğe aykırı tutanak hazırlamakla´ suçladığı polislerin savcılık tarafından korunduğunu iddia etti. Ancak iddianın gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre Serdar Öztürk, suçladığı polislerin sicil numaralarını savcılığa yanlış bildirmiş. Dolayısıyla Öztürk´ün verdiği sicil numaralarını araştıran savcılık, söz konusu polislere ulaşamıyor.

-Polisin ABD büyükelçisine Ergenekon brifingi verdiğini iddia etti-

Serdar Öztürk´ün diğer bir icraatı, savcılığa yaptığı ilginç bir suç duyurusuydu. Wikileaks belgelerine göre bazı emniyet görevlileri tarafından ABD´nin Ankara Büyükelçiliği´nde Ergenekon soruşturmasına dair brifing verildiğini iddia ederek suç duyurusunda bulundu. ABD Büyükelçiliği´ne brifing verildiğine dair herhangi bir somut bulgu olmadığı, iddiaların tamamen soyut olduğu gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın işleme koymadığı suç duyurusundaki iddiayla ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü, ´İddialar gerçeğe aykırıdır´ diye açıklama yaptı.

-İlker Başbuğ´a başvurdu. Ergenekon hakim ve savcılarının askeri savcılıkça tutuklanmasını istedi-

Serdar Öztürk´le ilgili son ilginç gelişme ise, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında hazırlanan ´internet andıcı´ iddianamesiyle ortaya çıkmıştı. Buna göre, internet andıcı davasının tutuklu sanığı Serdar Öztürk, dönemin Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ´a başvurarak, aralarında Ergenekon soruşturmalarını yürüten savcılar, emniyet mensupları, kovuşturmaları yürüten hakimlerin de yer aldığı isimlerin askeri savcılığın yürüteceği bir soruşturma ile tutuklanmalarını istemişti. Öztürk, Başbuğ´a kişiye özel ve ´sayın komutanım´ diye başlayan dilekçeleri yazarak, yasama organı üyeleri ile görüşmesini, askeri savcılığın görev ve yetkisini artırıcı tedbirlerin alınması için çaba harcamasını talep etmişti. Genekurmay Başkanlığı´nın toplam 109 sayfa tutan dilekçe ve eklerini Andıç davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne göndermişti. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(26 Eylül 2012, 17:31)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

AVUKAT SERDAR ÖZTÜRK´ÜN BİRBİRİNDEN İLGİNÇ İDDİALARI

Serdar Öztürk´le ilgili manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4845    yazdır/print


 

İkinci Ergenekon´da 161. duruşma

İkinci Ergenekon davasına 161. duruşma ile devam ediliyor. Duruşma, tutuksuz sanık avukat Hüseyin Buzoğlu´nun savunmasıyla sürüyor. Bu arada, Birinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı Semih Tufan Gülaltay´a bir başka mahkemede yargılandığı çete davasında 74 yıl 2 ay hapis cezası verildi.

27.02.2012 12:02 İkinci ´Ergenekon´ davasına 161. duruşma ile devam ediliyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan küçük salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay Özkan, emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un da aralarında bulunduğu 13 tutuklu sanık katıldı. Tutuklu sanıklardan CHP Zonguldak Milletvekili ve Başkent Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Oğuz Bulut ve Mustafa Dönmez ise duruşmaya gelmedi. Duruşmaya, ´Odatv davası´ kapsamında tutuklu olan bu davanın tutuksuz sanığı Yalçın Küçük ile tutuksuz yargılanan emekli Orgeneral Kemal Yavuz, Hüseyin Buzoğlu, Ferit Bernay, Muhammet Avar ve Mustafa Yurtkuran da katıldı.

HÜSEYİN BUZOĞLU´NUN SAVUNMASI

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese yarım kalan savunmasını tamamlaması için tutuksuz sanık avukat Hüseyin Buzoğlu´nu kürsüye çağırdı. Ankara´daki ofisinde yapılan aramada ele geçirildiği iddia edilen flaş belleğin kendisine ait olmadığını savunan Buzoğlu, Ergenekon davalarında suçlamalar ya ihbar mektubu, ya e-posta yoluyla ya da dijital verilere dayanılarak yapılıyor. İletiler, ihbarlar, dijital veriler suç kabul edilip soruşturmalar yürütüldü ve iddianameler hazırlandı. Siz de bunların doğruluğunu sorgulamadan kabul edip yargılama yapıyorsunuz. Bu yasal değildir dedi.

Evindeki bilgisayarda çocuk pornosu içerikli resimleri bulunduğu iddia edildiğini ve hakkında soruşturma başlatıldığını söyleyen Buzoğlu, Bu çirkin isnatla ilgili yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan söz konusu ´Ergenekon´ soruşturmasını yürütenler tarafından hakkımda savcılar tarafından istemde bulunulan tutuklama taleplerinin mahkemece reddinin ardından bu kez de bu denli çirkin bir iftirada bulunuldu. Bunun amacı kamuoyu nezdinde şahsıma ve temsil ettiğim müvekkillere yönelik bir saldırı başlatılmasını sağlamak olduğunu düşünüyorum diye konuştu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın yapılan inceleme neticesinde takipsizlik kararı verdiğini belirten Buzoğlu, Her ne kadar takipsizlik kararı verilmiş olsa da 6 yaşındaki kızım büyüdüğünde bu çirkin iftirayı görse ona kim nasıl hesap verecek. Ben kızıma bunu nasıl anlatacağım? dedi. Buzoğlu ayrıca savcılığın kendisine birçok kişi hakkında böyle ithamların olduğunu söylediğini savundu.

Buzoğlu, suikast sonucu yaşamını yitiren Araştırmacı Yazar Necip Hablemitoğlu´nun avukatlığını da yaptığını belirtti. Buzoğlu, Hablemitoğlu´nun cemaat hakkındaki çalışmaları nedeniyle kendisinde bulunan belgeleri kendisine yönelik davalar açılması halinde kanıt olarak kullanmak üzere avukat sıfatıyla şahsıma teslim etmiştir. Sayın Hablemitoğlu´nun avukatı olduğum bilinmesine rağmen bu belgelerin ekler arasında yer verilmesi yasallıktan uzaktır dedi.

Buzoğlu, gerekli gereksiz birçok yazı veya dokümanın iddianame ve ek delil klasörlerine konularak milyonlarca sayfaya ulaştığını dile getiren Buzoğlu, Tertipçilerin, Fethullahçıların himmet toplantıları hakkındaki bu belgeleri ekler arasına koymamaları, tertibin ardındakilerin kimler olduğu bir kez daha açıklığa kavuşmuştur diye konuştu.

Duruşmada Ankara´daki ofisindeki arama görüntülerini de izlettiren Buzoğlu, Görüntülerden de anlaşılacağı üzere neye el konulacağına emniyet yetkilileri karar veriyor. Bu durum Ceza Muhakemeleri Kanunu´na aykırıdır dedi. Kendisine ait olduğunu kabul etmediği flaş belleğin bulunduğu iddia edilen görüntülerde 9 dakikalık bir kayıp olduğunu dile getiren Buzoğlu, Görüntü bir ara gidiyor, geldiği zaman ile gittiği zaman arasında 9 dakikalık bir kayıp söz konusudur. Bu da gösteriyor ki açıkça hukuka aykırı delillerle yargılama yapılıyor yorumunda bulundu. İletişim tutanaklarında örgütsel bağlamda konuştuğu iddialarına da değinen Buzoğlu, konuşmalarında suç isnat edilecek bir durum olmadığını ileri sürdü.

İddianamede yer alan bir telefon görüşmesinde Kemal paşayla görüştüm ben ifadesinin iddianamede Kemal Paşa isimli bir şahısla görüştüğü anlaşılmıştır şeklinde yer almasının manidar olduğunu söyleyen Buzoğlu, Sırf mesnetsiz savlarına gerekçe yaratabilmek adına, yasalar da hiçe sayılarak iki avukat arasındaki bir dosyaya dair hukuki bir konuya ilişkin telefon görüşmesi, terör örgütü soruşturması veya kovuşturmasının kanıtı olarak sunulabilmiştir. Burada ´Kemal Paşa´ olarak bildirilen bir şahıs değil İzmir İli´ne bağlı Kemalpaşa İlçesi´dir. Nasıl bir kin ve husumetle tertibin derinleştirilmeye çalışıldığı sabittir dedi.

MUHAMMET MURAT AVAR´IN SAVUNMASI

Daha sonra savunma yapan tutuksuz sanık Gazeteci Muhammet Murat Avar, 24 Şubat 2012 tarihine kadar asker olduğunu ve terhis olur olmaz da duruşmaya ifade vermeye geldiğini belirtti. Davanın sanıklarından Neriman Aydın ve Kemal Aydın´ı tanıdığını söyleyen Avar, Doğu Anadolu´da gazetecilik yapıyorum. Orada iddianamede geçtiği gibi misyonerlik faaliyetleri ile ilgili de haber yaptım. Gazeteciyim, polis ve asker başta olmak üzere haber kaynağı olabilecek herkesle görüştüm. Suçlamaları kabul etmiyorum. Yaptıklarım gazetecilik faaliyetinin dışında değildir dedi.

Bir an önce kararın verilmesini talep eden Avar, annesinin duruşmaya geldiğinden haberi olmadığını kendisini askerde sandığını kaydetti. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, yargılamanın makul sürede sona ermesi için çaba sarf ettiklerinin altını çizdi.

RIZA FERİT BERNAY´IN SAVUNMASI

Avar´ın ardından savunmasını yapmak için 19 Mayıs Üniversitesi eski Rektörü Rıza Ferit Bernay huzura geldi. İki dönem rektörlük yaptığını ifade eden Bernay, yasa dışı hiçbir faaliyetinin olmadığını anlattı. Terör örgütü üyeliği suçlamasını kabul etmediğini belirten Bernay, Ergenekon ismini ilk defa bu dava nedeniyle duydum. Salondakilerin çoğunun, sanık mı ziyaretçi olduğunu ancak yaka kartlarından ayırt edebildim dedi.

İddianamede dava sanıklarından YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz ile aynı örgüt mensubu olarak gösterilmelerine de değinen Bernay, 2000 yılında cumhurbaşkanı tarafından göreve atandığını söyledi. O dönemde Kemal Gürüz´ün atamaya karşı çıktığını dile getiren Bernay, Rektör olduğumda iki yıl boyunca Kemal Gürüz bana akademik kadro vermedi. Bu oldukça uzun bir süredir bir üniversite için. Ben Kemal Gürüz´ün kendisini hiç tanımıyordum. Hiç tanışmadığım ve aramızda sıkıntılar olan bir insanla aynı örgüte mensup olmamız çelişkiyi ortaya koymaktadır ifadelerini kullandı.

Dava sanıklarından Fatih Hilmioğlu´nun üniversite yıllarından sınıf arkadaşı olduğunu hatırlatan Bernay, Mustafa Yurtkuran´ı da Rektörler Kurulu´ndan tanıdığını belirtti. Tutuklu sanık Mustafa Balbay ile konuşmacı olarak katıldıkları bir panelde tanıştığını dile getiren Bernay, Mehmet Haberal Hacettepe´den hocamdır. Şener Eruygur ile Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) seçimlerinde görüşmelerim olmuştur dedi. İşçi Partisi üyesi olmadığının altını çizen Bernay, zamanında Talat Paşa Komitesi´nden davet aldığını ancak katılmadığını ifade etti.

Hakkındaki iddiaların üç ayağı olduğunu söyleyen sanık Ferit Bernay, İlki Cumhuriyetçi Çalışma Grubu´dur. İkincisi Jandarma Genel Komutanlığı´nda verilen yemektir. Üçüncüsü de Mustafa Balbay´ın üçüncü şahıslarla yaptığı görüşmelerde adımın geçmesidir şeklinde konuştu. Cumhuriyetçi Çalışma Grubu´nun adını ilk defa soruşturma aşamasında duyduğunu ileri süren sanık Bernay, Jandarma Genel Komutanlığı´ndaki yemeğe ise YÖK tasarısındaki değişiklikleri konuşmak ve fikir alışverişinde bulunmak için gittiklerini kaydetti. Cumhuriyete saygı mitinglerinin Jandarma Genel Komutanlığı´nda kararlaştırıldığı yönündeki iddialarını reddeden Bernay, Mitinglerde ´ordu göreve´ pankartı açanların defalarca kez ikaz edildi. Emniyet görevlilerinden gruptan çıkarılmaları istendi. Hatta fiziki itişmeler yaşandı. Bazı medya kuruluşları konuyu mitinge mal etti diye konuştu. Hakkındaki suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini belirten Bernay, beraatını talep etti. ( DHA)

MUSTAFA ABBAS YURTKURAN´IN SAVUNMASI

Tutuksuz sanık Mustafa Abbas Yurtkuran da, savunmasında, ´silahlı örgüt üyesi´ ve ´darbe teşebbüsü´ iddiaları ile yargılanmasının kendisini kahrettiğini belirterek, bu suçlamalarla kendisinin uzaktan ve yakından ilgisinin olmadığını öne sürdü. Yurtkuran, 2000 ile 2008 yılları arasında Bursa Uludağ Üniversitesinde rektörlük yaptığını ifade ederek, ´Rektörlük görevim sırasında yaptığım konuşmalar dinlenirse hükümeti devirme gibi bir planımın olmadığı görülecektir´ dedi. Cumhuriyet Mitingi´ne katıldığını belirten Yurtkuran, söz konusu mitingde ´Ordu göreve´ pankartını açanları tanımadığını ve bu olayın münferit bir hadise olduğunu iddia etti.

Davanın sanıklarından Şener Eruygur ile görevdeyken iki kere görüştüğünü anlatan Yurtkuran, Uludağ Üniversitesi´nin jandarma bölgesinde olduğunu, söz konusu görüşmelerden birinde jandarma sayısının güvenlik açısından arttırılmasını istediğini, diğer görüşmesinde ise görevli kıdemli bir astsubayın çocuğu hasta olduğu için görevinde bir dönem daha kalması için ricada bulunduğunu anlattı.

Kent Otel´de yapılan toplantılara çağrılmadığını söyleyen Mustafa Abbas Yurtkuran, İşçi Partisi´nin yurt dışı programları dahil hiçbir programına katılmadığını ancak Aydınlık Dergisinde, fotoğrafı yayınlanarak ´sanki katılmış gibi´ yansıtıldığını belirtti.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese´nin, ´Batı Çalışma Grubu´nu duydunuz mu?´ sorusuna Yurtkuran, ´Rektörlük dönemimde Bursa Bölge Komutanı tarafından BÇG´ye şikayet edildiğimi duydum. Söz konusu komutan, il genel kurulunda dönemin valisi Ali Fuat Güven ve bana hitaben, İlahiyat Fakültesindeki kız öğrencilerin başörtüleriyle derse girmelerine izin vermem nedeniyle BÇG´ye şikayet ettiğini söyledi. Bende ilk kez BÇG´yi bu kurulda duymuş oldum´ yanıtını verdi.

2000 ile 2008 tarihler arasında görev yapan Bursa valilerinin, Bursa emniyet müdürlerinin ve cumhuriyet başsavcılarının tanık olarak dinlenilmesini isteyen Yurtkuran, hakkındaki iddiaları kabul etmediğini belirterek, beraatını talep etti.

Yurtkuran´ın savunmasının tamamlanmasının ardından duruşma yarına ertelendi. (AA)

-Ergenekon sanığı Gülaltay´a ´çeteden´ 74 yıl hapis cezası-

27.02.2012 11:49 Birinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı Semih Tufan Gülaltay´a yargılandığı çete davasında 74 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, Gülaltay´ın annesini de ´yağma´ suçundan 5 yıl hapisle cezalandırdı.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Semih Tufan Gülaltay, Ahmet Fulin, Necdet Atış, Dursun Güler, Veli Kılıç, Gürkan Temelli, Fuat Güngör ve Ferit Erbağcı getirildi. Tutuksuz sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada son sözü sorulan sanık Gülaltay, ortada bir suç örgütü olmadığını belirterek tahliyesini ve beraatini istedi. Diğer sanıklar da tahliyeleri ve beraatlerini talep etti.

Davayı karara bağlayan mahkeme, Ergenekon davası kapsamında da tutuklu olarak yargılanan Semih Tufan Gülaltay´ın suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçunu işlediğini belirtti. Mahkeme, Gülaltay´ın Örgüt kurmak, silah kanununa muhalefet, Muzaffer ve Esra Feride Gökçimen, Mehmet Kemal Bublişin, Recai Agül, Mehmet Demir´in yağmalanması, Suat Turgut ve Fuat Turgut, Sevinç Dereli ve Celal Güven´in yağmalanmasına teşebbüs etmek ve İbrahim Zeyrekce ile Yusuf Akyüz´in alıkonması ve yağmalanması suçlarından toplam 74 yıl 2 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

Semih Tufan Gülaltay´ın annesi Solmaz Gülaltay´ın da Sevinç Dereli ve Celal Güven´e yönelik yağmaya teşebbüs suçundan 5 yıl hapisle cezalandırılmasına hükmeden mahkeme, tutuklu sanıklardan Ahmet Fulin´i örgüte üye olmak, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından toplam 67 yıl 8 ay 15 gün hapisle cezalandırdı.

Sanık Dursun Güler´in benzer suçlardan 63 yıl 6 ay 15 gün, Necdet Atış´ın 44 yıl 4 ay 15 gün, Gürkan Temelli´nin 26 yıl 15 gün, Ferit Erbağcı´nın 24 yıl 4 ay 15 gün, Fuat Güngör´ün 21 yıl 15 gün, Veli Kılıç´ın da 16 yıl 15 gün hapisle cezalandırılmasına karar verildi.

Diğer tutuksuz sanıklara da çeşitli oranlarda hapis cezasına çarptıran mahkeme, aralarında Semih Tufan Gülaltay´ın da olduğu 8 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Yakalanamayan sanıklar Muzaffer Gökçimen ve Emre Gülaltay´ın dosyalarının ayrılarak yargılamalarının devamına karar verildi. Ayrıca, duruşmaya kendileri ve avukatları da mazeretsiz gelmeyen sanıklar Sami Alper Eren ve Cengiz Akboğa hakkındaki dosyaların da ayrılarak başka bir numara üzerinden devamı kararlaştırıldı. ( Cihan)

(27 Şubat 2012, 12:02)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4288    yazdır/print


 

İkinci Ergenekon´da 160. duruşma

İkinci Ergenekon davasına 160. duruşma ile devam ediliyor. Duruşmada tutuksuz sanıkların savunmaları alınıyor. Tutuklu sanık Mustafa Balbay gazetecilere yaptığı açıklamada, duruşmaların ilk zamanlarda ağır ilerlediğini ifade ederek, ´Son zamanlarda yargılama inanılmaz hızlandı´ dedi. Bazı gazetecilerin davanın hızlanmasının çok iyi olduğunu söylemesi üzerine Avukat Turgut Kazan, ´Olur mu öyle şey?´ diyerek bu durumu eleştirdi.

24.02.2012 11:59 İkinci ´Ergenekon´ davasına 160. duruşma ile devam ediliyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan küçük salonda görülen duruşmada, Mustafa Balbay, İbrahim Şahin, Hasan Atilla Uğur ve Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu 13 tutuklu sanık hazır bulundu. Tutuklu sanıklardan Mehmet Haberal, Levent Ersöz ve Mustafa Dönmez ise duruşmaya gelmedi. Tutuksuz sanıklardan Yalçın Küçük, İlyas Çınar, Muhterem Bağcı, Münir Kemal Yavuz ve Hüseyin Buzoğlu da duruşmaya katıldı. Ayrıca duruşmaya gazeteciler Orhan Birgit, Kenan Akın, Turgay Noyan, Engin Köklüçınar, Oktay Duran, İbrahim Tufan Türenç ve Pınar Türenç ile eski İstanbul Barosu Başkanı Avukat Turgut Kazan da duruşmaya izleyici olarak geldi.

-Özkan: Evimden bomba çıkmadı, AİHM yanıltıldı-

Duruşma başlamadan önce tutuklu sanıklar, izleyici olarak katılan gazeteciler ile bir süre sohbet edip kendi hukuki durumları ve davanın bulunduğu aşama konusunda bazı bilgilendirmelerde bulundu. Sanık Tuncay Özkan, dava sürecinde tutuklu yargılanmalarla ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvurulardan sadece Mustafa Levent Göktaş ve kendisinin başvurusunun kabul edildiğini söyledi. Özkan, Adalet Bakanlığı AİHM´in benim hakkımdaki iki sorusuna ´bomba ve gizli içerikli belgeler çıktığını´ söyleyerek AİHM´i etkilemeye çalışıyor. Oysa benim evimde bomba çıkmadı. Gizli belgeler denilen belgeler ise benim araştırma yaptığım Susurluk konusuyla alakalı rapor, Yeşil´in kimlik bilgileri ve Milli Güvenlik ön değerlendirme raporudur. dedi. Kendi haklarında Eylül ayına kadar AİHM´den bir karar çıkmasını beklediğini belirten Özkan, bu aşamadan sonra davada tahliyelerin yaşanacağını öne sürdü.

-Davaların hızlı ilerlemesi Avukat Turgut Kazan´ın hoşuna gitmedi-

Tutuklu sanık Mustafa Balbay da, duruşmaların ilk zamanlarda ağır ilerlediğinden yakındıklarını belirterek, Son zamanlarda yargılama inanılmaz hızlandı. dedi. Sohbet ettiği gazetecilere bu durumun normal olup olmadığını sordu. Bazı gazetecilerin davanın hızlanmasının çok iyi olduğunu söylemesi üzerine Avukat Turgut Kazan, Olur mu öyle şey? diyerek bu durumu eleştirdi.

İLYAS ÇINAR´IN SAVUNMASI

Duruşma başlamadan önce yapılan uyarı üzerine sanıklar sohbetlerini bitirerek yerlerine alındı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, kimlik yoklamasının ardından dünkü oturumda savunmasını yapan tutuksuz sanık İlyas Çınar´a bazı sorular yöneltti. Ergenekon ana davası tutuklu sanıklarından Doğu Perinçek´i tanıyıp tanımadığı ve tanıyorsa nerede ve nasıl tanıdığı sorulan Çınar, Perinçek´i İşçi Partisi´nde tanıdım. Partide düzenlenen çeşitli konferanslara davet edildiğimde kendisiyle karşılaşıyorduk. Bir konferansa kendisi bizzat çağırdı beni. Diğer konferanslara da partinin çeşitli yöneticileri davet etti. diye konuştu.

Ergenekon ana davası sanıklarından Ferit İlsever, Emin Gürses ve Kemal Kerinçsiz ile Yaşar Hacısalihoğlu´nu tanıdığını belirten sanık Çınar, bazı konferans ve bilimsel içerikli panellerde bu kişilerin konuşmacı olarak katıldığını, kendisinin de de katıldığı bu programlarda karşılaştıklarını ve tanıştıklarını söyledi. Talatpaşa komitesinin ne olduğunu bilmediğini belirten Çınar, katıldığı bazı toplantılara ´Talatpaşa komitesi´ adının verildiğini ama kendisinin bundan haberi olmadığını söyledi. Duruşma, sanık İlyas Çınar´ın avukatı Celal Ülgen´in savunması ile devam ediyor. ( Cihan)

(24 Şubat 2012, 11:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

AİHM: Ergenekon örgütü var

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4282    yazdır/print


 

İkinci Ergenekon´da 159. duruşma

İkinci Ergenekon davasına 159. duruşma ile devam ediliyor. Duruşmada tutuksuz sanıkların savunmaları alınıyor. Tutuksuz yargılanan eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz savunma ve çapraz sorgusunda, hakkındaki suçlamaları reddetti.

23.02.2012 11:13 İkinci ´Ergenekon´ davasına 159. duruşma ile devam ediliyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan küçük salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay Özkan, emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu´nun da aralarında bulunduğu 14 tutuklu sanık katıldı. Tutuklu sanıklardan CHP Zonguldak Milletvekili ve Başkent Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Oğuz Bulut ve İbrahim Özcan ise duruşmaya gelmedi. Duruşmaya, ´Odatv davası´ kapsamında tutuklu olan bu davanın tutuksuz sanığı Yalçın Küçük ile tutuksuz yargılanan eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, emekli Orgeneral Kemal Yavuz, Türk Metal Sendikası eski Genel Başkanı Mustafa Özbek, avukat Hüseyin Buzoğlu ve İlyas Çınar katıldı.

TUNCER KILINÇ´IN SAVUNMASI

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, eski MGK Genel Sekreteri olan tutuksuz sanık emekli Orgeneral Tuncer Kılınç´ın yarım kalan savunması ile duruşmaya devam edeceklerini açıkladı. Hakkındaki iddiaların 5´ncisi ile savunmasına devam edeceğini belirten Kılınç, İşçi Partisi´nde yapılan aramalarda elde edilen CD ve DVD içeriğinde Avrasya ittifakı içinde milli devletimizi yeniden yapılandırmayı cesaretle savunan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Tuncer Kılınç´a karşı yürütülen psikolojik savaş harekatları şeklinde isminin geçtiği ve devletin yeniden yapılandırılmasından bahsedildiği, bunun da örgüt amaçları doğrultusunda devletin yeniden şekillendirilmesi ve kendi amaçları doğrultusunda devlet yönetiminde görev alacak şahısların yönetime getirilmesinin hedeflendiği amaçlandırılmaktadır.´ şeklindeki iddiayı hatırlattı.

CD ve DVD içeriğinde kendisinin 7 Mart 2002 yılında Harp Akademileri´nde yaptığı bir konuşmaya yer verildiğini anlatan Kılınç, ayrıca Ergenekon ana davasının tutuklu sanıklarından Doğu Perinçek´in de aynı konu ile ilgili değerlendirmesinin bulunduğunu söyledi. Kılınç, konuşmasının ardından 3 ay boyunca yazılı ve görsel medyada hakkında olumsuz yazı ve konuşmaların yapıldığını söyledi. Konuşmasında, ´Türkiye´nin çevresinde bir güvenlik kuşağı nasıl oluşturulabilir?´ ana temasının işlendiği sempozyumun AB ile ilişkiler konusunun işlendiği panelde kendisinin de katkıda bulunmak üzere konuşma yaptığını söyledi.Kılınç, AB´nin, Türkiye´nin ulusal çıkarlarını gözardı ettiğini, bizden beklentilerinin ulusal çıkarlarımızla uyuşmayan hususlar olduğunu, Türkiye´nin ulusal çıkarları bakımından yakın çevresi ile de ilişki kurmasının yararlı olacağını, bu kapsamda ABD´ni gözardı etmeksizin Rusya ve hatta mümkünse İran ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde fayda gördüğümü belirtmiştim. hatırlatmasını yaptı.Bu tarihten itibaren Türkiye´nin güvenliği dahil her türlü geleceğinin AB ve ABD güdümünde olmasını destekleyen karşı görüşlü birçok yazar, medya mensubu ve siyasetçinin hedefi haline geldiğini söyleyen Kılınç, Sayın Perinçek´in, bu saldırıları bir psikolojik harekat olarak değerlendirmesinin nedeni bu olsa gerek. Şu anda sizlere hesap verme konumunda olmamda o saldırıların etkileri vardır. diye konuştu. ( Cihan)

Kendisinin, yargılandığı dava konusu örgütün 1 numarası olarak ilan edildiğini belirten Kılınç, buna gerekçe olarak da, MGK Genel Sekreterliği görevini yürütürken yurt dışında faaliyette bulunan Atatürkçü Düşünce Dernekleri´ne para yağdırdığı iddiasının gösterildiğini kaydetti. MGK Genel Sekreterliğinin derneklere ismen yardım yapmadığını dile getiren Kılınç, ulusalcı olduğu ve Türkiye´nin Avrasya ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirmesini önerdiği için iddia olunan ´Ergenekon´ örgütünün içinde yer almasının doğal bir sonuç olarak gösterildiğini söyledi.

´Perinçek bunları göz önünde tutarak şahsıma karşı yürütülen psikolojik savaştan bahsediyorsa yerden göğe kadar haklıdır´ diyen Kılınç, ´Devletin Yeniden Yapılandırılması´ isimli dokümanın ne kimler tarafından hazırlandığı, ne de içeriğinden haberdar olduğunu dile getirdi.

İradesi dışında bir makalede isminin geçmesinden dolayı suçlandığını belirten Kılınç, ´Sayın Eruygur ile hiçbir faaliyetin içinde bulunmadım. Bu yakıştırmaların tamamı asılsızdır. Tuncer Kılınç olarak ne bu salonda bulunanlar, ne isimleri geçen şahıslar ne de başka bir kimseyle iddianamede ileri sürülen çerçevede bir birlikteliğim söz konusu değildir. Geçmişte üstlendiğim görevler, Silahlı Kuvvetler içerisindeki hiyerarşik konumum, düşünülen türdeki bir birlikteliğe asla izin vermez´ dedi.

Kılınç, Birinci ´Ergenekon´ davasında tutuklu yargılanan Ergün Poyraz´dan ele geçirilen birçok devlete ait gizli bilgi ve belgelerin kendisi tarafından ulaştırıldığı iddialarına ilişkin olarak, ´Bu mantıktan hareket edersiniz bana gelen her ziyaretçiye gizli bilgi ve belgeler sağladığım kanaatine varırsınız. Bu tamamen soyut bir yakıştırmadır. Ancak mesleğimin en üst kademelerine ulaşmış bir üst düzey askerin onuruna yönelik çok büyük iftira taşıdığı için bu mesnetsiz ve insafsız tutumu kınıyorum´ diye konuştu. ( AA)

Dava dosyasında yer alan bir ihbar içerikli mailde sanık Hasan Atilla Uğur´un, 2003-2004 Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarına ilişkin Şener Eruygur ve Aytaç Yalman ile kendisi arasında irtibat sağladığı iddialarına ise Kılınç, Benim devre arkadaşlarımdırlar. Görüşme yapmak için herhangi bir aracıya ihtiyacım yoktur. cevabını verdi. Kılınç, ayrıca iddianamede geçen Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven isimli darbe planlarından da dava başlayana kadar haberi olmadığını iddia etti.

Hakim Özese tarafından Ergenekon ana davasında tutuklu olarak yargılanan Ergün Poyraz´ı tanıyıp tanımadığını sorulan Kılınç, Necip Hablemitoğlu öldürüldükten sonra Ergün Poyraz yanıma geldi. ´Hablemitoğlu´nun ölmeden önce Alman vakıfları konusunda araştırma yaptığını ve kendisinin de aynı konuda elinde bulunan bazı bilgileri Hablemitoğlu ile paylaştığını´ söyledi. Hablemitoğlu öldürüldüğüne göre kendisinin de öldürülebileceğini söyledi. Kim tarafından öldürülebileceğini söylemedi ama hayatından endişe duyduğunu belirterek koruma talebinde bulundu. Ben de Ergün Poyraz jandarma bölgesinde oturduğu için Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur´u arayarak durumu anlatım. Koruma sağlanmasını istedim. Poyraz´ın korunma talebi kabul edildi. dedi.

Davanın, 21 Haziran 2010 tarihinde ölen tutuksuz sanığı İlhan Selçuk´u aileleriyle katıldığı özel bir yemekte tanıştıklarını ifade eden Kılınç, Bir kez de İstanbul Üniversitesi´nde düzenlenen bir sempozyumda konuşma yapmak için gittiğimde gördüm. İlhan Selçuk da başka bir panelde konuşmacı olarak bulunuyordu. dedi. Veli Küçük´ü de tanıdığını belirten Kılınç, 1984 ile 1987 yılları arasında ben Edirne Uzunköprü´de Alay Komutanıydım. Veli Küçük de o dönem binbaşı rütbesinde Edirne´de Jandarma Komutanıydı. Veli Küçük zaman zaman bölgemize gelip gittiğinde gördüm. Ancak ne o zaman ne de emekli olduktan sonra özel bir görüşmemiz olmadı. ifadesini kullandı.

Hurşit Tolon ile komşuluk ilişkisinin üzerinde dostlukları olduğunu belirten Kılınç, Sevdiğim mümtaz bir generaldir. dedi. Tolon ile 6 yıl aynı apartmanda oturduklarını belirten Kılınç, belli bir rütbeye geldikten sonra asgari düzeyde bile ilişki kuramadıklarını dile getirdi. Kılınç, Türk Silahlı Kuvvetlerinde sosyal dayanışma sorunları olduğunu belirten Kılınç, Tolon´u çok sevmesine rağmen sadece birer kez ailece birbirlerini ziyaret ettiklerini anlattı. Balyoz Davası´nın tutuklu sanığı emekli Korgeneral Engin Alan´ı tanıdığını ifade eden sanık Kılınç, 2000- 2001 yıllarında Ben 3. Ordu Komutanıyken, Engin Alan 8. Kolordu Komutanı olarak emrimde çalıştı. TSK´ni Güçlendirme Vakfı Başkanıydı kendisini bir kez ziyaret ettim, çayını içtim. dedi.

Mahkeme Başkanı Özese´nin, 28 Şubat 1997 yılında bazı kararların alındığı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısına katıldınız mı? O zaman rütbeniz neydi? şeklindeki sorusuna ise sanık Kılınç, O dönem Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarıydım. Bu toplantıya katılmadım. Müsteşar olarak o toplantıya katılma şansım yoktur. cevabını verdi. ( Cihan)

23.02.2012 22:12 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri´de görülen davanın 159. duruşmasında Tuncer Kılınç´ın savunması ve sorgusu tamamlandı. Tuncer Kılınç, kendisine yönelik iddialara ilişkin şu savunmayı yaptı: “Bütün bu dayanaksız, kanıttan yoksun yakıştırmalarla sayın savcıların, emniyet mensuplarının kendi kafalarında yarattıkları bir örgütün sözde üyesi olduğumu, zorlanarak sizlere ispat etmeye çalıştıkları ortadadır. Tekrar ediyorum, ben ne onların kafalarındaki ne de herhangi bir illegal örgütün ne üyesiyim ne de sempatizanıyım.”

Kılınç, Balbay´a ait olduğu ileri sürülen notlarda kendisine “Bu AKP´yi sadece yasal yollardan durdurmak mümkün değil” gibi bir ifade atfedildiğini belirterek “Güncel konularda değerlendirmelerimi almak için bazı gazetecilerle sohbetim olmuştur. Sayın Balbay ile de birkaç kez görüşmüştüm. Şunu itiraf edeyim ki o günlerde seçimi kesin olarak kazanacağı beklenen AKP´nin içinden çıktığı parti dahil o siyasal ve sosyal görüşteki hiçbir partiye sempati duymam mümkün değildir. Ancak ´Bu AKP´yi sadece yasal önlemlerle durdurmak mümkün değil´ gibi saçma bir ifadenin söz konusu olamayacağı açıktır. Bu ifadeler Balbay´ın benim değerlendirmemden aldığı notlar olamaz. Zira akıl ve mantıkla bağdaşmayan ifadeler yer alıyor. Sayın Balbay da konu edilen günlüklerin tahrif edilmiş olduğunu belirtmiştir” dedi. Kılınç, “Mustafa Balbay´a YAŞ ve MGK toplantılarına ilişkin bilgi sızdırdığı” iddiasıyla ilgili olarak “Bir kısım gizli belgeleri sızdırdığım yolundaki iddia tamamen asılsızdır. Bu suçlamayı şahsıma yapılmış bir hakaret olarak değerlendiriyorum. Tarafımdan sayın Balbay´a veya herhangi bir şahsa devlet sırrı olabilecek nitelikte herhangi bir evrakı, belgeyi ya da dokumanı verdiğim savı, varsayımlarla değil, somut delillerle ispat edilmelidir” diye açıklama yaptı.

Kılınç, “Hiç kimse ve hatta hiçbir otorite de beni yasadışı olabilecek bir konuda faaliyet göstermem hususunda yönlendiremez. Ben 43 yıl emir komuta altında görev yaptım. 2003 yılında emekli oldum. O tarihten bu yana da kendi hür irademle hareket eden bir insanım. Yasadışı hiçbir düşüncenin veya eylemin sahibi değildim” diye konuştu.

Kılınç, savunmasında tutuklu sanık yazar Ergun Poyraz ile görüşmesine ilişkin “örgüt çatısı” altında olduğu iddiasını şu şekilde reddetti. “MGK Genel Sekreterliği adeta bir hacet kapısı gibidir. Bürokratından normal vatandaşa kadar ülke güvenliği konusunda kendi gözlem ve görüşmelerini iletmek isteyenlerden tutun, bazı bakanlıklardan veya devlet kuruluşlardan beklentilerini gerçekleştiremeyenlere kadar birçok vatandaş o kapıdan medet umar. Bugünkü başbakan da henüz milletvekili olmadan seçimi kazanmış bir parti başkanı olarak bir cumartesi günü ziyaretime gelmiş ve 1.5 saat süre kendileriyle görüşülmüştür.”

Kılınç, eski başbakanlardan 2006´da kaybettiğimiz Bülent Ecevit´in koruması eski milletvekili Recai Birgün´ün “Kılınç emekli olduktan sonra Ecevit´in Oran´daki konutuna gidip askerler olarak DSP´nin yönetimini kendilerinin oluşturduğu bir gruba devredilmesini istediği” şeklindeki tanık ifadesinin gerçeği yansıtmadığını belirterek “Tamamen hayal mahsülü” dedi. Kılınç, 2004 başında parti başkanlığından ayrılacağı açıklandığında Ecevit´in evine gittiğini ve “Partinin güçlenebilmesi konusunda fikirlerim arasında parti başkanlığına genç ve dinamik birinin getirilmesi” düşüncelerini aktardığını anlattı.

Kılınç, fikirlerimi açıkladığında Ecevit´in “Paşam doğru söylüyorsunuz, ama parti içinde yıllarca emek vermiş, yönetimde bulunmuş arkadaşlarımız var, onların emeklerini göz ardı edemeyiz” dediğini aktardı. Kılınç şöyle devam etti: “Ecevit, hatta ´Sayın Paşam siz 8-10 arkadaşınızla buyrun partimize katılın´ şeklinde teklifte bulundular. Ben de ´Genç dinamik ve yetenekli birilerine vurgu yapmıştım. Ben 65 yaşında emekli bir askerim´ mealinde bir şeyler söyledim. Ecevit ısrarla ´Düşünün 2-3 gün içerisinde cevabınızı bekleyeceğim´ dediler. Bu konuda hiç kimseyle görüşmediğim halde ´kimsenin istekli olmadığını´ telefonla belirttim.”

Başkan Özese´nin “Genç dinamik birisi derken kafanızda bir isim var mıydı” sorusunu Kılınç, “Hayır” diye yanıtladı.

Ergenekon iddiaları kapsamında görülen ÇEV ve ÇYDD davasında firari sanık Çağdaş Eğitim Vakfı Genel Başkanı Gülseven Yaşer ile görüşmesini ise Kılınç şu şekilde açıkladı: “ÇEV Başkanı´nın ziyaret maksadı o dönemde burs verdikleri öğrencilere Fethullah Gülen cemaatinden bazılarının musallat olduğu yolundaki gözlemlerini aktarmaktı. Ayrıca bu konuda kendilerine yardımcı olacağını beyan eden İstanbul Emniyet Teşkilatında görevli bir şahsın başlarına açtığı bazı sıkıntılardan dolayı yakınmaları vardı. Bu yakıştırmalarla bu ziyaretleri anlamlandırmak bir karalamadan ibarettir.”

Başkan Hasan Hüseyin Özese, savunmasını tamamlamasının ardından Tuncer Kılınç´a “28 Şubat 1997 de göreviniz neydi” diye sordu. Kılınç, “Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarıydım. 1995-1998 yılları arasında bu görevdeydim” diye yanıt verdi. Başkan Özese´nin “28 Şubat kararlarının alındığı MGK toplantına katıldınız mı” sorusunu Kılınç, “Hayır, MSB Müsteşarı olarak o toplantıya katılma şansım yoktu” diye yanıtladı.

Özese´nin “İlhan Selçuk´u tanır mıydınız” sorusu üzerine Kılınç, “Tanışırdım. Özel bir davet yemeğine katılmıştık. Cumhuriyet´ten Alev Coşkun´da vardı. Ailelerimiz, eşlerimizle katılmıştık. İstanbul Üniversitesi´nde bir sempozyumda ikimiz de konuşmacıydık Orada karşılaşmıştık” dedi.

Başkan Özese, Kılınç´a dosyadaki bazı belgelere dayanarak “Sarıkız Ayışı, Yakamoz Eldiven gibi darbe planlarından haberdar olup olmadığını” sordu. Kılınç, “Bahsi geçen konularla ilgili ne bir bilgim var ne de duydum” diye yanıt verdi.

Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özök´ün tanık olarak verdiği ifadesinde darbe iddialarına ilişkin “Vardır da diyemem, yoktur da diyemem” şeklindeki sözlerini anımsatarak “Bu sözler darbe teşebbüsü girişimi olduğu izlenimi uyandırmıyor mu” diye sordu. Hilmioğlu, emekli Orgeneral Hilmi Özkök´ün darbe iddialarına ilişkin “Şuyu vukuundan beter” dediğini anımsatarak “Bu durumda soruşturma başlatması gerekmez mi” diye sorular yöneltti.

Başkan Özese´nin “Yorum sorusu sormayın. Bilgiye görgüyü dayalı soru sorun” diye uyarması üzerine Prof. Dr. Hilmioğllu, “Nasıl sorayım bilemiyorum. Hilmioğlu´nun ifadeleri doğru mu” diye sordu. Başkan Özese, “Bu sorunun Hilmi Özkök´e sorulması lazım” diye müdahale etti. Prof. Dr. Hilmioğlu´nun “27 Mayıs, 12 Eylül askeri darbelerinde sivillerle işbirliği olmuş mudur? Bu davada yargılananları üçte ikisi sivil. Askeri darbelerin doğasında sivillerle işbirliği var mıdır” diye soru yöneltti. Kılınç, “27 Mayıs´ta ben Harp Okulu´nda öğrenciydim. 12 Eylül´de ise yurtdışındaydım. O nedenle neler yapılmış bilemem” yanıtını verdi.

Özese´nin gazetecilerle ilgili sorusu üzerine “Ben MGK Genel Sekreterliği görevim nedeniyle birçok gazeteci ile iç içe oldum. 1987-1989´da da Genelkurmay Genel Sekreterliği, 1982-1984 yıllarında Basın Halkla ilişkiler Daire Başkanlığı yapmıştım. Bu görevlerim nedeniyle sadece Mustafa Balbay değil, Mehmet Ali Birant´tan birçok gazeteciye kadar o dönemde tanıştım” şeklinde bilgi verdi.

Kılınç, “Darbe çalışmaları kapsamında Kent Otel toplantılarına katıldığı anlaşılmıştır” şeklindeki iddiaya da yanıt verdi: “Anılan bu toplantı Ankara´da Patalya Oteli´nde gerçekleşmiştir. Toplantıya basın mensupları, bazı siyasi parti başkanları katılmıştır. Beni oraya Ufuk Söylemez davet etmiştir. Herkese açık olan bu toplantının gizli yanı yoktur. Bir kere de önceki bir tarihte de Kent Otel´de yapılan toplantıya katıldığımı söylemiştim. Her iki toplantıya da misafir olarak katıldım. Bu toplantılar yeni bir siyasi parti oluşturabilmek çabalarının dışında bir içerikte değillerdir. Her iki toplantıda da yaklaşık 70-80 kadar katılımcı vardı.” Kılınç “Sarıkız” ve “Ayışığı” isimli darbe planlarından dava başlayana kadar haberi olmadığını da söyledi.

MUSTAFA ÖZBEK´İN SAVUNMASI

Tutuksuz sanık eski Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek de savunmasında “Ömrüm boyunca ihtilallere karşı oldum. 27 Mayıs´ta Kırıkkale´de işçiydim. 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat´ta sendikacıydım. İhtilallerin ülkelere ne getirdiğini, ne götürdüğünü en iyi bilen kişilerden biriyim” diye konuştu. Özbek, savunmasını şöyle sürdürdü: “38 yıldır mücadele eden sendikacı Mustafa Özbek´in terör örgütüyle, ihtilalle ne işi olabilir. Demokratik rejimi, işçi haklarını savunmuş bir sendikacı bu şekilde nasıl suçlanır. Ömrümüzü demokratik sendikacılığa verdik.”

Strateji dergisi

Özbek, Cumhuriyet Gazetesi´nin eki olarak bir süre verilen Strateji Dergisi´nin Ulusal Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (TUSAM) tarafından çıkarıldığını anlattı. Özbek, derginin bağımsız olduğunu ifade ederek derginin 12 yazarından 8-9´nun TUSAM´dan, 2-3´ünün de Cumhuriyet yazarları olduğunu belirtti.

Özbek “Bana bütün başbakanlar milletvekili olma teklifinde bulundu. Siyaseti sevmiyordum. Ben sendikacıyım, kabul etmedim” dedi.

Özbek, çocuklarına ait Avrasya Televizyonu´nda Mustafa Balbay´ın program yaptığını anlatarak, “Balbay ile arkadaşlık dostluk dışında bir ilişkim olmadı” diye konuştu. ( Cumhuriyet, Vatan)

(23 Şubat 2012, 11:13)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4278    yazdır/print


 

Susurluk dosyası Ergenekon davasında

Ergenekon davasında mahkeme bazı ara kararlar aldı. Mahkeme heyeti, Abdullah Çatlı ve Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ´ın ölümüyle sonuçlanan Susurluk kazasıyla ilgili dava dosyasının Susurluk Asliye Ceza Mahkemesinden istenmesine karar verdi. Mahkeme Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan´ın cep telefon görüşmeleriyle ilgili de bir inceleme kararı aldı.

Susurluk dosyası Ergenekon davasında

Ergenekon davasında mahkeme bazı ara kararlar aldı. Mahkeme heyeti, Abdullah Çatlı ve Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ´ın ölümüyle sonuçlanan Susurluk kazasıyla ilgili dava dosyasının Susurluk Asliye Ceza Mahkemesinden istenmesine karar verdi. Mahkeme Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan´ın cep telefon görüşmeleriyle ilgili de bir inceleme kararı aldı.

Birinci Ergenekon Davası´na bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Kasım 2011´de görülen 200. duruşmada sanık ve avukatların sözlü ve yazılı taleplerini 30 Kasım 2011 tarihinde karara bağladı. Mahkeme heyeti Cumhuriyet gazetesine atılan el bombalarının verildiği iddia edilen evin bulunduğu Ataşehir´deki Pınar Sitesinin kapsama alanında bulunan Turkcell, Vodafone ve Avea şirketlerinin baz istasyonları ile Alparslan Arslan´ın Danıştay´a saldırı için gittiğinde kaldığı otelin bulunduğu Ankara Çankırı Caddesi Eş Dost Sokak´a hizmet veren baz istasyonlarıyla tüm verilerin karşılaştırılmasına karar verdi. Karşılaştırma sonucu, varsa ortak olan telefonların tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması da karara bağlandı.

Ayrıca mahkeme heyeti, 3 Kasım 1996´da Susurluk´ta meydana gelen ve Abdullah Çatlı ile Hüseyin Kocadağ´ın ölümüyle sonuçlanan kazaya ilişkin görülen dava dosyasının Susurluk Asliye Ceza Mahkemesinden istenilmesi de hükme bağlandı. Mahkeme heyeti, İstanbul 6 No´lu DGM tarafından Susurluk dava dosyasından tefrik edilen eylemlerle ilgili sair mahkemelerde açılan davaların akıbeti konusunda ayrıntılı bilgi verilmesi için Beşiktaş´ta bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine yazı yazılması kararlaştırıldı.

Mahkeme heyeti, bugüne kadar yapılan duruşmalarda Gizli tanık 17nin kimliğini deşifre eden sanıklar hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. 5 Aralık´ta görülecek olan bir sonraki celseye de başka suçtan hükümlü olan bu davadan tutuksuz yargılanan Sedat Peker ile bir önceki celse de tahliye edilen Hüseyin Görüm´ün hazır edilmesi de hükme bağlandı.

Mahkeme heyeti, başka bir kararında öncelikli olarak tutuklu sanıklardan Ergün Poyraz´ın avukatı olan Hüseyin Buzoğlu´nun, birleştirme talebiyle açılan ikinci Ergenekon davasında da tutuksuz sanık olarak yargılandığı hatırlatmasını yaptı. Ardından da hakkında isnat edilen suçlar ile sevk maddeleri dikkate alınarak Buzoğlu´nun Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 151/3 maddesi uyarınca Poyraz´ın Poyraz´ın avukatlığı görevinden 1 yıl süreyle yasaklanmasına karar verdi.

İfade ve belgelerde adı geçen şüpheli Tuncay Güney hakkındaki soruşturmanın akıbetinin Beşiktaş´taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğinden sorulmasını karara bağlayan mahkeme heyeti, Güney hakkında dava açılıp açılmadığının, açılmışsa esas numarasının, ayrıca Güney´in yurt dışında ifadesinin alınıp alınmadığının sorulmasına, alınmışsa bu ifade tutanağının gönderilmesinin istenilmesine karar verdi.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanık İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in son duruşmada sarf ettiği sözlerle ilgili olarak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını da kararlaştırdı.

VELİ KÜÇÜK MÜ VEDAT ERGİN Mİ?

Cumhuriyet gazetesine molotofkokteyli atılması dosyasının sanığı Bedirhan Şinal´in, Edirne F Tipi Cezaevi´nden yaptığı telefon konuşmasında geçen Kandıra´daki V. adlı kişinin tespitine yönelik olarak 1 Ocak 2008 ile 23 Temmuz 2008 tarihleri arasında Kandıra Cezavinde kalan, adı V harfi ile başlayan tutuklu ve hükümlülerin isimlerinin istenmesi için Kandıra Ceza İnfaz Kurumuna yazı yazılmasına karar verildi. ( Cihan)

Molotoflu saldırı davasının iddianamesinde, soruşturma esnasında iletişim tespit tutanaklarına yansıdığı şekliyle Bedirhan Şinal´ın, eylemin arkasında Kandıra´da yatan ´V.´nin (Veli Küçük) olduğundan bahsederek suça konu olayın Ergenekon örgütü ile irtibatlı olduğuna dair şifreli bilgi aktardığı belirtiliyordu. İddianamede Bedirhan Şinal´ın tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi´nden 23 Temmuz 2008 günü telefondan aradığı ablası Fatma Melahat Zayım´ın “Peki kim, en baştaki kim? Sadece bir isim var bana. Baş harfini söyle” sorusu üzerine Şinal, “V. ile başlıyor. O da cezaevinde, Kandıra´da yatıyor” diyerek emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ü işaret ettiğine dikkat çekiliyordu. İddinamede V´nin Veli Küçük olarak geçmesine karşın, Ergenekon davasında mahkemede ifade veren Bedirhan Şinal, V´nin Veli Küçük değil Vedat Ergin olduğunu ifade etmişti. Mahkeme heyetinin Bedirhan Şinal´a Edirne F Tipi Cezaevi´nden yaptığı telefon konuşmasında geçen ´Kandıra´daki V´ adlı kişinin kim olduğunu sormuş, savcıların Kandıra´daki V´yi bugüne dek Veli Küçük olarak yorumladığını ifade eden Şinal, ´Bu kişi Vedat Ergin´dir´ demişti.

(01 Aralık 2011, 14:13)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava manşetlerimiz

Susurluk skandalı ve cinayetlerine dair çeşitli devlet kurumlarınca hazırlanan raporlar

Danıştay saldırısı ve Ergenekon davasıyla birleştirilmesi manşetlerimiz

Cumhuriyet Küçük´ten, bomba Tekin´den

Osman Yıldırım, Ataşehir´deki evi bulamadı

Ataşehir´e bir delil daha: Veli Küçük´ün cep sinyalleri

Ataşehir toplantısı cep sinyalleriyle doğrulandı

Ataşehir´deki evin keşfi ve sanıkların komşularca teşhisi tartışmaları

Ataşehir´deki ev tanıklarla doğrulandı

Cumhuriyet gazetesine molotoflu saldırı ve Ergenekon bağı manşetlerimiz

Molotof saldırganı Bedirhan Şinal´le ilgili manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3946    yazdır/print


 

Ergenekon´da 200. duruşma

Birinci Ergenekon davasının bugün 200. duruşması görülüyor. Duruşmada sanıkların ve avukatların sözlü ve yazılı talepleri alınıyor. Tahliye talepleri yapılan duruşma sonunda tahliye kararı çıkıp çıkmayacağı merak ediliyor.

Ergenekon´da 200. duruşma

Birinci Ergenekon davasının bugün 200. duruşması görülüyor. Duruşmada sanıkların ve avukatların sözlü ve yazılı talepleri alınıyor. Tahliye talepleri yapılan duruşma sonunda tahliye kararı çıkıp çıkmayacağı merak ediliyor. İlerleyen saatlerde tutuklu sanık Hüseyin Görüm´ün tahliyesine karar verildi.

Danıştay´a Saldırı ve Cumhuriyet Gazetesi´ne bomba atılması olayları dosyalarının birleştirildiği Birinci Ergenekon davasına İstanbul´da devam ediliyor. 26´sı tutuklu 108 sanıklı Birinci Ergenekon Davası´nın 200. duruşması Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´ndeki salonda başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ile Alparslan Arslan´ın da aralarında bulunduğu 24 tutuklu sanık katıldı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Ergün Poyraz ve Sevgi Erenerol katılmadı. Ressam Bedri Baykam da izleyici olarak duruşmaya katıldı. Duruşma tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz´in taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

HAKİM´DEN PERİNÇEK´E TEPKİ

Duruşmada söz alan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Türkiye´de bir gladyo bulunduğunu, ancak bu gladyonun kendilerini hapislere atanların olduğunu savundu. Perinçek, Biz bu gladyonun var olduğunu nereden anlıyoruz, 1993 yılında Uğur Mumcu´nun arabasına konan bombanın patlamasıyla, Ahmet Taner Kışlalı´nın öldürülmesiyle anlıyoruz. O örgüt var. Milleti parçalayan, Türkiye Cumhuriyeti halkını tasfiye eden bir örgüt. Biz bu örgüte karşı savaşan insanlarız ifadesini kullandı. Perinçek, Uğur Mumcu´nun öldürülmesi ve izleyiciler arasında da bulunan Bedri Baykam´a bıçak sokulmasının da gladyonun yaptığı eylemlerin parçaları olduğunu savundu.

ABD´nin, Kuzey Irak´ta ikinci İsrail devletinin kurulmasını amaçlandığını ve merkezinin de Diyarbakır olacağını iddia eden Perinçek, Biz onun için hapse atıldık dedi. Davanın sonuna gelindiğini söyleyen Perinçek daha sonra mahkeme heyetine, Siz bu Atatürk Cumhuriyeti´ni yıkma davasının neresindesiniz? diye sordu. Bu sözler üzerine mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese, Perinçek´in savunma sınırları içerisinde kalmasını, mahkemeye soru sorma hakkı olmadığını belirterek uyardı. Amerika´nın düğmeye basmasıyla yurtseverlerin ve TSK´a mensuplarının hapse atıldığını iddia eden Perinçek, Bu yurtseverler suçsuzdur. Ben intikam peşinde olan dava adamıyım. Ali, Veli umurumda değil. Umurumda olan Atatürk´ün çağdaş Türkiye hedefi, bağımsız egemen refah içindeki emekçi halkın yönettiği bir Türkiye. Bu tertipleri yapanlar kesinlikle mahkum edilecektir diye konuştu.

Perinçek, Ergenekon Davası´nın siyasi bir dava olduğunu söylemesi üzerine mahkeme Başkanı Özese, Perinçek´i ikinci kez uyardı. Uyarılmasına sinirlenen Perinçek, Başkanım siz bana değil Tayyip´e kızın. Tayyip, ´Ben yargı ile işbirliği içindeyim´ diyor ifadelerini kullandı. Perinçek´in bu sözleri üzerine üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu Mahkeme dışında dile getirilen beyanlar bizim için sivrisineğin vızıltısından öteye geçemez. Mahkeme heyeti, yapılan bütün yorumlara hangi siyasi partiden olursa olsun kulaklarını ve gözlerini kapatır dedi. Mahkeme tarafından kendisine tanınan 15 dakika da savunmasını yapan Perinçek, sözleri tahliyesini isteyerek tamamladı. Perinçek´in ardından talep kısmında söz alan sanıklar emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Hayrettin Ertekin ve Hikmet Çiçek de tahliyesini istedi. Duruşma sanık ve avukatlarının sözlü ve yazılı taleplerinin alınmasıyla devam ediyor. (DHA)

BİR SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Birinci Ergenekon Davası´nda Kuvayi Milliye 1919 Derneği´nin yöneticisi Hüseyin Görüm tahliye edildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen 26´sı tutuklu 108 sanıklı Birinci Ergenekon Davası´nın 200. duruşması sona erdi. Duruşmada verilen aranın ardından Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, sanık ve avukatların taleplerine ilişkin alınan ara kararları açıkladı. 13. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Hüseyin Görüm´ün dosya kapsamı, delil durumu ve yattığı süreyi de gözönünde bulundurarak tahliyesine karar verdi. Mahkeme, ayrıca 4 yıldır tutuklu yargılanan Görüm´ün yurtdışına çıkışını yasakladı. Mahkeme, tutuklu sanık Ergun Poyraz´ın avukatı Hüseyin Buzoğlu´nun duruşmadaki beyanları nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Mahkeme heyeti, diğer 25 sanığın tahliye taleplerini oy birliğiyle reddetti. Mahkeme heyeti sanık ve avukatların diğer sözlü ve yazılı taleplerini celse arasında değerlendireceğini belirterek duruşmayı, 5 Aralık´a erteledi. Görüm´ün tahliye edilmesiyle Birinci Ergenekon Davası´nda tutuklu sanık sayısı 25´e düştü. ( DHA)

3 YILDA 200 DURUŞMA

12 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye´de bir evde ele geçirilen patlayıcı maddelerle ilgili olarak başlatılan soruşturma sonucunda 46´sı tutuklu 86 sanık hakkında hazırlanan 2 bin 455 sayfalık iddianame 25 Temmuz 2008 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İlk duruşması 20 Ekim 2008 tarihinde Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda yapılan dava ile yargılama sürecinde, Danıştay üyeleri ve Cumhuriyet gazetesine el bombası atılmasıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava birleştirildi.

SANIK SAYISI 108´E ÇIKTI

Aynı mahkemedeki Vatanseverler Birliği Derneği (eski adıyla Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği) davası, Alparslan Arslan´a Danıştay saldırısında kullanılan glock marka silahın satılmasıyla ilgili Üsküdar 5. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Fener Rum Patriği Bartholomeos´a yönelik suikast hazırlığı davası, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Zekeriya Öz´ü ´Ergenekon´ soruşturmasını yürüttüğü sırada tehdit edilmesi davası ile İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki, Cumhuriyet gazetesine molotofkokteyli atılması davası da bu davayla birleştirildi. Birleşen dosyalarla birlikte dava kapsamında yargılanan sanıkların sayısı 26´sı tutuklu olmak üzere 108´e çıkarken, Danıştay dosyasının sanıkları Süleyman Esen ve Tekin Irşi´nin de aralarında bulduğu 33 kişi yargılama süresince tahliye edildi.

ERGENEKON SANIKLARININ SAVUNMALARI BİTTİ, BİRLEŞTİRİLEN DOSYALARIN SANIKLARI SAVUNMA YAPIYOR

Dava kapsamında, sanıklardan Saipir Deblevidze, yakalanamadığı için, rahatsızlanması ve 21 Haziran 2010´da da yaşamını yitirmesi üzerine de İlhan Selçuk´un ifadesi alınamadı. Sanıkların ifadelerinin tamamlanmasının ardından birleşen dosyalardan, Danıştay´a saldırı ve Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması ile Vatanseverler davası sanıklarının ifadelerinin alınması tamamlandı. Dava kapsamında daha sonra tanık dinlenilmesi aşamasına geçildi. Danıştay dosyası tanıklarının dinlenildiği davada, özellikle Alparslan Arslan´ın arkadaşları, ailesi ve yakın çevresinin tanık olarak bilgilerine başvuruldu. Davada ayrıca 14 Nisan 2011´de, gizli tanık ´Aydın-1´ dinlendi. ´Ergenekon´ davaları kapsamında ilk defa dinlenilen bu gizli tanık, gizli tanık odasına alınarak, görüntüsü ve sesi duruşma salonuna değiştirilerek yansıtıldı. Duruşmada daha sonra, Cumhuriyet gazetesine molotofkokteyli atılması davasının sanıklarının dinlenilmesine geçildi. (AA)

(04 Kasım 2011, 15:33)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3872    yazdır/print


 

Ergenekon´da Danıştay tanıkları dinlendi

Ergenekon ana davasında, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması olaylarına ilişkin dava dosyasının tanıklarının dinlenmesine devam ediliyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi bitişiğindeki duruşma salonunda görülen Ergenekon davasının 184´üncü duruşmasında tanık Mehmet Ener´e doğrudan soru sorma işlemi ile duruşmaya devam edildi.

Ergenekon´da Danıştay tanıkları dinlendi

Ergenekon ana davasında, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması olaylarına ilişkin dava dosyasının tanıklarının dinlenmesine devam ediliyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi bitişiğindeki duruşma salonunda görülen Ergenekon davasının 184´üncü duruşmasında tanık Mehmet Ener´e doğrudan soru sorma işlemi ile duruşmaya devam edildi.

Tutuklu sanık Ergun Poyraz´ın avukatı ve 2. Ergenekon davasında tutuksuz yargılanan Avukat Hüseyin Buzoğlu, Tanık Ener´e, Osman Yıldrım ile görüşmelerine ve Yıldırım´ın iddialarına ilişkin çok sayıda soru yöneltti. Tanık Mehmet Ener ise davanın 19 Nisan ve 21 Nisan tarihli oturumlarına ilişkin tutanakların okunmasını istedi. Buzoğlu, Tanık Ener´e Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Danıştay´a saldırı davasının 13 Şubat 2008´deki karar duruşmasında Osman Yıldırım´a Neden konuşmadın? hani konuşacaktın? diye seslenip seslenmediğini sordu.

Tanık Ener ise, Osman Yıldırım´a bir yönlendirmem söz konusu olmadı. Mahkeme Başkanı Orhan Karadeniz´e açıklama yapması noktasında ´hani anlatacaktın?´ diye sordum. Başka bir kastım yoktu dedi. Avukat Buzoğlu´nun Osman Yıldırım´a ´Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar ile Muzaffer Tekin ve Veli Küçük´ün adlarını açıklamasının müvekkiliniz Süleyman Esen´e yarar sağlayacağını söylediniz mi? sorusuna da Ener, kanuni hakkını kullanarak müvekkili Esen hakkındaki hiçbir soruya cevap vermeyeceğini söyledi.

Avukat Buzoğlu´nun soruları üzerine Mehmet Ener, Danıştay binasının güvenlik kameralarına ait kayıtların incelenmesi talebinin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmediğini belirterek, Güvenlik kameralarını 3,5 yıl sonra bu mahkeme inceledi. Ankara´daki davada incelenmiş olsaydı gerçekler daha iyi ortaya çıkacaktı. dedi.

Tanık Mehmet Ener, avukat Buzoğlu´nun Bütün bu sanıkların burada bulunmasının sebebi sizsiniz. Burada tanık olarak size sorular soruluyor, bir gün sanık olarak yargılanacaksınız. Atfı cürümün ne anlama geldiğini biliyor musunuz sözlerinin tehdit içerikli olduğunu savunarak mahkemeden işlem yapılmasını talep etti.

Tutuklu sanık Emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün kızı ve avukatı Zeynep Küçük´ün, Osman Yıldırım ile görüştükten sonra Şamil Tayyar´a gideceğinize önce Savcı Hamza Keleş´e gitseydiniz sözleri üzerine Tanık Ener, Benim hayatımda keşke yoktur. diye konuştu. Zeynep Küçük, Osman Yıldırım, Şamil Tayyar´a sızdırılan açıklamalarında Cumhuriyet gazetesine atılan bombaları Veli Küçük´ten aldığını söylüyor. İstanbul Cumhuriyet savcılarına Ankara Sincan Cezaevi´nde verdiği ifadede bombaları Muzaffer Tekin´den aldığını söylüyor. Bunlar nasıl sızmış olabilir. diye sordu. Avukat Ener ise Onu basına sormak lazım. karşılığını verdi.

Daha sonra da Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, kendisine davetiye gönderilmesine rağmen duruşmaya gelmeyen tanık Nejat Uysal´ın, polis zoruyla mahkemeye getirildiğini açıkladı. Daha sonra da tutuklu sanık Alparslan Arslan´ın arkadaşlarından Nejat Uysal´ın tanık sıfatı ile dinlenmesine başlandı.

Danıştaya saldırı yapıldığı dönemde Üsküdar Ülkü Ocakları´nda görev yaptığını söyleyen Uysal, sanık Alparslan Arslan´ın ülkü ocağına gelip gittiğini ve bu sayede tanıştıklarını anlattı. Alparslan Arslan´ın teşkilata hukuk fakültesinden öğrenci arkadaşlarıya sürekli geldiğini anlatan Uysal, Zaman zaman teşkilatımıza ait çay bahçesinde ya da teşkilatımızda bir araya gelir çay içer, sohbet ederdik. dedi.

Osman Yıldırım ve Alparslan Arslan´ın ülkü ocaklarına ait çay bahçesine birlikte geldiğini anlatan Uysal, Alparslan rijit bir arkadaşımızdı. Kimsenin dediğini kabul etmiyordu. Kendi doğrularında ısrar eden biriydi. Dostluk anlamında diyoloğu olmazdı. dedi. 2005 yılında Alanya´ya taşındığını belirten Uysal, Danıştay´a yapılan saldırıyı televizyonlardan öğrendiğini belirtti. Televizyonlarda Alparslan Aslan´ın isminin ´Arslan Alparslan´ şeklinde ters yazıldığını söyleyen Uysal, Acaba Alparslan Arslan mı ? diye düşündüm hemen aradım Alparslan´ı. Ancak olayı gerçekleştiren oydu ki telefonuna cevap vermiyordu. Zaten daha sonra televizyonlar da olayı gerçekleştirenin Alparslan Arslan olduğunu söyledi. ifadesini kullandı.

Alparslan Arslan´ın olayda kullandığı silahı nasıl temin ettiği konusunda bilgisi olmadığını belirten Uysal, Danıştay saldırısıyla ilgili herhangi bir ilgisi olmadığını söyledi. Uysal, Alparslan bir gün beni aradı, bir arabaya ihtiyacı olduğunu nasıl temin edebileceğini sordu. Ben de araba alım-satım işiyle uğraşan tanıdık arkadaşım Aykut Metin Şükre´nin telefonun verdim. dedi. Tanık Uysal, Aykut Metin Şükre´nin ifadesinde, benim Alparslan´ı kendisine silah alması için yönlendirdiğimi söylemiş, bu doğru değil. Niçin böyle söylemiş anlamadım ama belki korkuyordur. Ben sadece Alparslan´ı otomobil alması konusunda Aykut Metin Şükre´ye yönlendirdim. dedi.

Alparslan Arslan´ın ve avukat arkadaşı Süleyman Esen´in bir dönem Salih Kurter´den dini tavsiyeler aldığını iddia eden tanık Uysal, Salih hoca onlara muska yapıp vermiş. Kurşun geçirmez bir etkisi varmış. Salih Kurter´e giden arkadaşlarımız ailelerinden fazla bu hocaya bağlanmışlardı. Alparslan´a sordum, ´Neden bu hocaya gidiyorsunuz?´ diye. Alparslan da bana, ´Kuran öğreniyoruz, manevi olarak rahatlıyoruz´ demişti. diye konuştu.

Ergenekon sanıklarından Emin Gürses´i de ülkücülerin takıldığı çay bahçesinden tanıdığını belirten Uysal, Kendi anlatımlarından önemli bir devlet görevlisi ya da istihbaratçı olduğunu düşündüğüm için birçok bilgiyi kendisi ile paylaşırdım. diye konuştu. ( Cihan)

(30 Mayıs 2011, 22:23)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Danıştay ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi manşetlerimiz

Danıştay soruşturması sil baştan

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3372    yazdır/print


 

ÇYDD davası başladı: Yetkisizliğe ret

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) yöneticileri ile üyelerinden oluşan 8 kişi hakkında açılan davanın görülmesine başlandı.

ÇYDD davası başladı: Yetkisizlik talebine ret

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) yöneticileri ile üyelerinden oluşan 8 kişi hakkında açılan davanın görülmesine başlandı.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Prof. Dr. Ayşe Yüksel, Prof. Dr. Halime Filiz Meriçli, avukatlar Fatma Nur Gerçel, Mustafa Namık Kemal Boya ile Ömer Sadun Okyaltırık, Hamdi Gökhan Ecevit ve Aydın Ortabaşı katıldı. Davanın ABD´deki kızının yanına kaçan ve hakkında kırmızı bülten çıkarılması yönünde karar alınan sanığı Gülseven Yaşer ise duruşmada hazır edilemedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu, ses ve görüntü kaydı yapılan duruşmada, Türkiye Barolar Birliğinin 23 Şubat 2011 tarihinde Başkan Vedat Ahsen Coşar ile İnsan Hakları Merkezi Başkanı Rona Aybay´ın da aralarında bulunduğu bir grup avukatın duruşmaya gözlemci olarak katılması yönünde karar aldığını ve bunu dosyaya sunduklarını bildirdi.

Tutuksuz sanıkların kimliklerinin tespit edildiği duruşmada, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal´ın söz almak istemesi ve üye hakim Mehmet Karababa´nın buna karşı çıkması nedeniyle kısa bir tartışma yaşandı. Kocasakal´ın Avukatlık Kanunu´na göre söz aldığını ve duruşmaya gözlemci olarak katılmak istediklerinin tutanağa geçirilmesini talep ettiğini bildirmesi ve Başkan Yılmazabdurrahmanoğlu´nun talebi yazılı yapmalarını istemesi üzerine yeniden tartışma çıktı. Tartışmaya, duruşmada gözlemci olarak bulunan avukatların da katılması üzerine Başkan Yılmazabdurahmanoğlu, salondakileri duruşmanın düzenini bozmamaları, aksi halde kapalı yapılması kararı alabileceği yönünde uyardı. Ümit Kocasakal´ın talebinin tutanağa geçirilmesinin ardından duruşmaya devam edildi.

Yetkisizlik itirazı yapıldı, mahkeme reddetti

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) yöneticileri ile üyelerinden oluşan 8 kişi hakkındaki davaya bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin davadan çekilmesi ve davanın yetkisizlik kararı verilerek Ankara´da görülmesi talepleri reddedildi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada sanıkların kimlik tespitleri yapıldıktan sonra avukatlara söz verildi.

Avukatlar davanın Ankara´da görülmesini istedi

Gülseven Yaşer´in avukatı Hüseyin Buzoğlu, davanın Poyrazköy´de ele geçirilen mühimmata ilişkin açılan davayla birleştirilmesi talebiyle açıldığını hatırlatarak, mahkemenin UYAP tarafından belirlenmediğini, dolayısıyla mahkemenin dosyadan el çekmesi gerektiğini bildirdi. Avukat Buzoğlu, sanıkların ´anayasal düzeni değiştirmek ve hükümeti yıkmak´la suçlandığını, hükümetin ve meclisin Ankara´da olduğunu belirterek, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara´ya gönderilmesini istedi. Buzoğlu, iddianamenin delil klasörlerinde yer aldığını iddia ettiği hukuka aykırı delillerin de dosyadan çıkartılmasını ve iddianame okunurken bu delillerin okunmamasını talep etti.

Avukatlar hakimleri birbirine düşürmeyi denedi

Duruşmada söz alan diğer avukatlar da dosyanın ek delil klasörlerinde yer alan hukuka aykırı delillerin çıkartılması gerektiğini söyledi. Fatmanur Gerçel´in avukatı Serkan Günel, İstanbul Bürosu Başkanı Ümit Kocasakal ile yaşanan tartışmada sık sık araya giren üye hakim Mehmet Karababa´nın giydiği cübbeye dikkat çekerek, ´Mehmet Karababa, mahkeme başkanlığınıza ortak olduğunu giydiği çift çelenkli cübbeyle de gösteriyor zaten´ dedi. Avukat Günel, üye hakim Karababa´nın sadece mahkeme başkanlarının giydiği yakasında çift çelenk bulunan cübbeyi giydiğini belirterek, Karababa´nın mahkeme başkanından izin almadan konuşmaması gerektiğini vurguladı.

Savcı yetkisizlik talebinin reddedilmesini istedi

Taleplere ilişkin görüşünü açıklayan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç ise bugünün 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü olduğunu hatırlatarak, ´Çanakkale şehitlerinin önünde saygıyla eğiliyorum´ dedi. Ardından yetki itirazına ilişkin görüşünü açıklayan Saraç, davanın meclisi ve hükümeti devirmeye yönelik değil, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla açıldığını ifade etti. Dolayısıyla yetkili mahkemenin Ankara olmadığını söyleyen Saraç, iddianamenin uzunluğu nedeniyle mahkemenin görevlendireceği kişilerce okunmasını talep etti.

Hakim Karababa: Ben tuzluk değilim

Savcı Saraç´ın, avukat Hüseyin Buzoğlu´nun ´mahkemenin dosyadan el çekmesi´ talebine ilişkin mütalaa vermemesi üzerine Buzoğlu, mahkemenin dosyadan el çekmesi talebini tekrarladı. Bu sırada araya giren üye Hakim Mehmet Karababa, ´Talebinizi açıkça ifade eder misiniz? Reddi heyet talebinde mi bulunuyorsunuz?´ diye sordu. Buzoğlu´nun, hakim Karababa´nın, mahkeme başkanından izin almadan araya girmesinin yasal olmadığını belirtmesi üzerine Karababa, ´Ben burada tuzluk değil, hakimim. Tabii ki konuşurum´ karşılığını verdi. Bunun üzerine avukat Buzoğlu, ´Bir ret talebim yok. Dosyadan el çekmenizi istiyorum. Sayın Karababa´nın ´tuzluk´ deyiminden başka ret nedeni yok´ dedi.

Mahkeme Başkanı üye hakime sahip çıktı

Verilen arada talepleri değerlendiren mahkeme heyetinin başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu, ´Üye hakimin mahkeme başkanının işlerine karışması´ yönündeki eleştirilere ´Heyetteki hakimlerin benim duruşma esnasında görmediğim şeyleri bana hatırlatmalarını, göstermelerini ben istedim. Bunu başkana müdahale olarak değerlendirmeyin. Kaldı ki, CMK´ya göre hakimlerin de soru sorma ve başka hakları var. Lütfen esasa bakın, usulü şeylere takılmayın´ karşılığını verdi.

Davanın reddi ve diğer talepler reddedildi

Başkan Yılmazabdurrahmanoğlu, ´Ergenekon terör örgütüne üyelik´ suçundan açılan davanın suç yerinin İstanbul olduğunu belirterek, avukatlarca yapılan yetkisizlik talebinin reddine karar verildiğini açıkladı. İddianameden hukuka aykırı delillerin dava dosyasından çıkarılması, sanık Ömer Sadun Okyaltırık´ın avukatının yanında oturarak savunma yapması ve mahkeme heyetinin davadan re´sen çekilmesi yönündeki sanık avukatlarınca dile getirilen talepleri de CMK´nın ilgili maddeleri kapsamında reddettiklerini belirten Başkan Yılmazabdurrahmanoğlu, iddianamenin TRT spikerleri tarafından okunması talebiyle ilgili de avukatlarca iddianamenin özet olarak Cumhuriyet Savcısı tarafından okunmasını talep edebilecekleri bilgisini verdi.

İddianamenin savcı tarafından okunması talebi kabul edildi

Bunun üzerine tüm sanık avukatları adına söz alan avukat Hüseyin Karataş, iddianamenin veya iddianamenin yerine geçecek herhangi bir sayfanın Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç tarafından okunması talebinde bulundu. Mahkeme heyeti de bu talebi kabul etti. Öğle arası verilen duruşmanın ardından Savcı Saraç tarafından iddianamenin özet halinde okunmasına geçilmesi bekleniyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıklardan Mustafa Namık Kemal Boya´nın ´Ergenekon silahlı terör örgütüne üye olmak´, ´Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek´ ve ´Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek´ suçlarından 12,5 ile 30 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor. Eski ÇEV Başkanı Gülseven Yaşer ile Fatma Nur Gerçel´in ´Ergenekon silahlı terör örgütüne üye olmak´ ve ´Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek´ suçlarından 8 ile 19,5 yıl arasında hapisle cezalandırılması istenilen iddianamede, Ayşe Yüksel, Halime Filiz Meriçli, Hamdi Gökhan Ecevit, Ömer Sadun Okyaltırık ve Aydın Ortabaşı hakkında da ´Ergenekon silahlı terör örgütüne üye olmak´ suçundan 7,5 ile 15´er yıl arasında hapis cezaları öngörülüyor. ( AA)

Gülseven Yaşer´in avukatı dosyadan yasaklandı

Çağdaş Yaşamı Destekleme (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) yöneticilerinin yargılandığı davada firari sanık Gülseven Yaşer´in avukatı Hüseyin Buzoğlu´nun, Ergenekon sanığı olması nedeniyle dosyadan bir yıl yasaklanmasına karar verildi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde bugün görülen davanın ilk duruşması sona erdi. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde savcı Nuri Ahmet Saraç, sanıkların iddianamedeki hukuki değerlendirmelerine ilişkin bölümü özetleyerek okudu. Savcı Saraç´ın iddianamede yer alan Deniz Yıldızı projesi kapsamında burs alan kızların teğmenlere ve bürokratlara gönderildiği ve bu şekilde kontrol altında tutuldukları iddiasını okuduğu sırada sanıklar müdahale etti. Sanıkların böyle bir şey olmadığını, kendilerine hakaret edildiğini ve bu bölümlerin okunmamasını istemesi üzerine mahkeme başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu, Şu an iddianame okunuyor. Size de söz hakkı verilecek uyarısında bulundu. Savcı Saraç´ın Ben bu cümleyi baştan okumak istiyorum. demesi üzerine avukatlar ve sanıklar tekrar tepki gösterdi. Mahkeme başkanı da savcıya kaldığı yerden okumasını söyledi.

Savcı Saraç´ın iddianamenin özetini okumasının ardından avukat Hüseyin Karataş, iddianamenin okunması faslından sonra savunmalar için süre kalmayacağını düşündüklerini anlattı. Savunmalarını tam olarak hazırlayamadıklarını belirten Karataş, Savunmamızda görsel unsurları kullanarak yapacağız. Görsel ortamı ve savunmamızı hazırlamak için süre talep ediyoruz. dedi.

Hakkında kırmızı bülten çıkarılan Gülseven Yaşer´in avukatı Hüseyin Buzoğlu, müvekkilinin yurt dışında tiroit kanseri tedavisi gördüğünü ifade ederek hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasını ve istinabe yoluyla ifadesinin alınmasını talep etti. Yaşer´in kendisi ve eşi Yaşar Yaşer ile yaptığı görüşmelerin iddianamede örgütsel irtibat olarak değerlendirildiğini anlatan Buzoğlu, Müvekkilimle ilgili soruşturma başladıktan sonra dosyaya vekaletnamemi sundum. Ancak iddianamede buna rağmen Gülseven Yaşer´in avukatı olarak yer almadım. İddianameyi hazırlayan odaklar, bunu kasıtlı olarak yapmıştır. Çünkü daha sonra Gülseven Yaşer ile yaptığım görüşmeler, benim de örgütsel irtibatım olarak değerlendirilmiş ve hakkımda dava açılmıştır. dedi.

Talebe ilişkin görüşü sorulan savcı Saraç, yakalama kararının kaldırılması talebinin reddini istedi. Avukat Hüseyin Buzoğlu hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde Ergenekon terör örgütü üyeliği suçundan davanın devam ettiğini hatırlatan Saraç, Gülseven Yaşer´in de aynı suçlamayla yargılandığını söyledi. Saraç, bu nedenle Buzoğlu´nun CMK´nın 151. maddesi gereğince Gülseven Yaşer´in avukatlığından yasaklanmasını talep etti.

Duruşmada verilen aranın ardından mahkeme kararlarını açıkladı. Firari sanık Gülseven Yaşer hakkında yakalama kararı ve kırmızı bültenin kaldırılması talebi, Yaşer´in üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların varlığı dikkate alınarak reddedildi.

Savcı Saraç´ın avukat Buzoğlu´nun dosyadan yasaklanması talebine ilişkin olarak mahkeme, Buzoğlu´nun İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde Ergenekon terör örgütü üyesi olmak suçundan yargılandığını belirtti. Bu nedenle avukat Buzoğlu´nun, bu dava ile sınırlı olmak üzere müdafilik görevinden bir yıl süre ile yasaklanmasına karar verildi. Buzoğlu 3. Ergenekon davasında 16 no´lu sanık olarak yargılanıyor. ( Cihan)

(18 Mart 2011, 13:43)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ÇYDD İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

ÇYDD ve ÇEV konulu manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

Ergenekoncuların derin avukatı ve örgüt üyesi Hüseyin Buzoğlu ile ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3116    yazdır/print


 

Flaş!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un misyonerlikle ilgili faaliyetleri ve Zirve Katliamı zanlılarıyla ilişkileri nedeniyle Ergenekon soruşturması savcılarından Zekeriya Öz´ün talimatıyla başlatılan operasyon kapsamında Siirt, Muğla, Malatya ve İzmir´in de aralarında bulunduğu 9 ilde aramalar yapılıyor. Aralarında eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Babat´ın da bulunduğu 20´nin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin Zirve katliamını planlayan ve azmettirenler olduğu iddia ediliyor.

FLAŞ!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un misyonerlikle ilgili faaliyetleri ve Zirve Katliamı zanlılarıyla ilişkileri nedeniyle Ergenekon soruşturması savcılarından Zekeriya Öz´ün talimatıyla başlatılan operasyon kapsamında Siirt, Muğla, Malatya ve İzmir´in de aralarında bulunduğu 9 ilde aramalar yapılıyor. Aralarında eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Babat´ın da bulunduğu 20´nin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin Zirve katliamını planlayan ve azmettirenler olduğu iddia ediliyor.

Ergenekon soruşturması savcılarından Zekeriya Öz´ün talimatıyla başlatılan operasyon kapsamında Siirt, Muğla, Malatya ve İzmir´in de aralarında bulunduğu 9 ilde aramalar yapılıyor. Aralarında eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Babat´ın da bulunduğu 20´nin üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin Zirve katliamını planlayan ve azmettirenler olduğu iddia ediliyor. Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol´un misyonerlikle ilgili faaliyetleri ve zanlılarla ilişkileri nedeniyle operasyonun başlatıldığı ifade edildi. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin koordinasyonun da yürütülen soruşturma kapsamında bir çok ilin jandarma alay komutanlıklarında arama yapıldığı ileri sürüldü. Arama yapılan adresler arasında Malatya İnönü Üniversitesi´nin bulunduğu belirtildi. Gözaltına alınanların İstanbul´a getirileceği öğrenildi.

Siirt´te bir astsubay gözaltına alındı

Zirve Yayınevi katliamı ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Siirt´te, jandarmada görevli bir astsubay gözaltına alındı. Astsubayın evinde polis tarafından arama yapılıyor. Malatya eski Jandarma Alay Komutanı Ülger gözaltına alındı. Malatya´daki Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davada cinayetin işlendiği dönemde Malatya Jandarma Alay Komutanı olan emekli Albay Mehmet Ülger´in gözaltına alındığı ileri sürüldü.

Jandarma istihbarattan savcılığa ihbar mektubu

Davaya bakan özel yetkili cumhuriyet savcısının talimatıyla, 9 ilde 20 adrese baskın düzenlendiği, Malatya eski Jandarma Komutanı Albay Mehmet Ülger´in bu çerçevede gözaltına alındığı öğrenildi. Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı, mahkemeye gönderdiği yazıda, 25-26 Mayıs 2006´da eski Malatya İl Jandarma Alay Komutanı emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger tarafından ´aşırı sağ faaliyetler ve misyonerlik´ semineri düzenlendiğini bildirmişti. Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şubesi´nde çalışan bir personel olduğu belirtilen kişi ise özel yetkili savcıya gönderdiği mektubunda şu ifadelere yer vermişti Malatya İl Jandarma Komutanı Jandarma Kurmay Albay Mehmet Ülger tarafından Kayseri Jandarma Bölge Komutanı ve Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanı´na 2007 yılı Mart ayında brifing verildi. Bu brifingden yaklaşık bir buçuk ay sonra misyoner cinayeti işlenmiştir. Bu brifingde, öldürülen kişiler ve yaptıkları faaliyetleri ile ilgili olarak ayrıntılı raporlar bizzat Mehmet Ülger tarafından üstlerine sunulmuştur.

Katliamın gerçekleşeceği subaylar tarafından biliniyordu

Mektupta, olayın gerçekleşeceğinin Ülger ve bazı üst komutanlar tarafından bilindiği ileri sürülüyor.

İlahiyatçı öğretim görevlisi de katliamla bağlantılı

İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi personeli Ruhi Abat´ın da jandarma ile birlikte çalıştığı iddiasının bulunduğu mektupta şu satırlar yer almıştı: Ruhi Abat´ın İl Jandarma Komutanlığı´na gelişi hiçbir zaman kayıt altına alınmamıştır. Normalde İl Jandarma Komutanlığı´na gelen tüm sivil şahıslar nizamiyede nöbet tutan personel tarafından ziyaret defterine kayıt edilir, kimlikleri alınır ve kendilerine ziyaretçi giriş kartı verildikten sonra içeri alınmalarına karşılık Ruhi Abat hiçbir zaman bu işleme tabi tutulmamıştır. Öte yandan soruşturma kapsamında İnönü Üniversitesi Rektörlük binasında arama yapıldığı bildirildi.

İzmir´de bir askeri misafirhanede arama

İzmir´de bir askeri misafirhanede, Ergenekon soruşturması çerçevesinde arama yapıldı. Alınan bilgiye göre, Ergenekon soruşturmasına ilişkin, sabah saatlerinde bazı illerdeki adreslerle birlikte İzmir´deki bir askeri misafirhanede, cumhuriyet savcısı gözetiminde polis tarafından arama yapıldı. Konuyla ilgili gözaltına alınan kişi olmadığı öğrenildi.

Ankara´da emekli asker gözaltına alındı

Ergenekon soruşturması kapsamında, emekli bir askerin Ankara´da gözaltına alındığı bildirildi. Edinilen bilgiye göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda emekli bir askeri gözaltına aldı. Sağlık kontrolünden geçirilen emekli askerin, İstanbul´a gönderileceği öğrenildi.

Zirve Katliamı nasıl oldu?

Malatya´da, 18 Nisan 2007´de, Zirve Yayınevi´nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel bıçaklanarak öldürülmüş, zanlılardan Salih Gürler(20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (19) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalanmıştı. Üçüncü katın penceresinden kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Emre Günaydın, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde tedavi edildikten sonra tutuklanmıştı. Günaydın´ın olaydan yaklaşık 2 yıl sonra cezaevinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifade doğrultusunda, olayı azmettirdiği gerekçesiyle Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki de tutuklanmıştı. Yelki, 22 Mayıs 2009, Aral ise 20 Ağustos 2009´daki duruşmalarda tahliye edilmiş, 15 Ekim 2010´daki 29. duruşmada tanık olarak dinlenilen Erhan Özen´in ifadelerini de dikkate alan mahkeme heyeti, Aral´ın yeniden tutuklanmasına karar vermişti.

ERGENEKON VE ZİRVE BAĞLANTISINI GÖSTEREN RAPOR VE İFADELER

Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan son operasyon öncesinde Zirve Yayınevi katliamı ile Ergenekon arasında irtibat olduğunu gösteren rapor ve ifadeler bulunuyor. Gizli bir tanık da ifadesinde, Zirve Yayınevi cinayetinin, eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve öğretim görevlisi Ruhi Abat, İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´in de aralarında bulunduğu bir ekip tarafından planlandığını söylemişti. Zirve Yayınevi cinayeti davasının avukatları da özel yetkili savcılıktan aradaki ilişkinin araştırılmasını talep etmişti.

Zirve Yayınevi´nde misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle 3 kişinin öldürülmesi olayını planladıkları ve azmettirdikleri gerekçesiyle bir çok zanlı hakkında gözaltı kararı verildi. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´ün talimatı ile başlayan operasyon öncesinde cinayetle Ergenekon ilişkisini gösteren rapor ve ifadeler bulunuyor. Savcı Öz´e 29 Aralık 2010´da ifade veren gizli bir tanık cinayetin, eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger, öğretim görevlisi Ruhi Abat, İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil´in de aralarında bulunduğu bir ekip tarafından cinayetin planlandığını söylemişti.

Bu ifadenin yanı sıra Dink ve Zirve Yayınevi cinayeti davalarında tanık olarak ifade veren Erhan Özen, cinayetinin azmettiricisi olduğu iddiasıyla yargılanan Varol Bülent Aral ile Ergenekon davası sanıkları emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in irtibatlı olduğunu söylemişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´nın isteği üzerine Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´nün cinayetle Ergenekon soruşturması arasında bir bağ olup olmadığına yönelik 32 sayfadan oluşan raporda da bağlantılar anlatılıyor.

Kafes Eylem Planı´nın ortaya çıkmasıyla Santaro, Malatya Zirve Yayınevi ve Hrant Dink cinayetleri için ´operasyonlar´ ibaresi kullanıldığını belirten raporun sonuç bölümünde, Ülkemizde son zamanlarda meydana gelen provokatif amaçlı olaylar incelendiğinde hemen hemen her birisinin değişik amaçlar içerdiği, bir olayda laik-antilaik çatışması tetiklenmeye çalışıldığı, bir kısım olaylarda azınlıkların hedef alındığı, bir takım olaylarda da ülkemizi uluslar arası arenada sıkıntıya sokmaya çalışıldığı görülmüştür. deniliyor.

Raporda, Soruşturma kapsamında haklarında işlem yapılan Ahmet Hurşit Tolon ve Durmuş Ali Özoğlu isimli şahıslardan, Türkiye´de yaşayan azınlıklarla ve Rum, Ermeni, Yahudi azınlığın sahip oldukları vakıflarla ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı gizli ibareli belgeler olduğu, yine aynı şahıslarda misyonerlik faaliyetleri ile ilgili bilgileri içeren- belgeler olduğu, şahıslardan elde edilen PH 02-2-9 isimli word dosyalarının birebir aynı olduğu ve her iki belgede de Türk Ortodoks patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol´un ifadesi ile, Batı Kurtuluş savaşı ile yapamadığını, misyonerlik ile yapmaya çalışmaktadır. Misyonerlik kilise kurumu olarak görünse de, aslında Emperyalizmin mızrak ucudur. şeklinde ibarelerin olduğu, Soruşturma kapsamında hakkında işlem yapılan Hüseyin Buzoğlu ve Ergün Poyraz isimli şahıslardan elde edilen dijital verilerde Sevgi Erenerol isimli sanığın askeri personele yönelik vermiş olduğu misyonerlik konulu konferansa ait video görüntüleri ve konferansın çözüm metninin olduğu görülmüştür. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Sevgi Erenerol isimli şahsın her ne kadar söylemiş olduğu sözleri genel bir kitleye hitap ediyormuş gibi söylediği görülse de, Ergenekon Terör örgütünün faaliyetleri kapsamında özellikle bir gruba yönelik bilgilendirme ve yönlendirme faaliyeti içerisinde olduğu, ayrıca Ahmet Hurşit Tolon´dan elde edilen 1 nolu cd içerisinde yer alan misyonerlik isimli 27 slaytlı sunumun 20. slaytında Kayra Dağıtım isminin ve il bazında Malatya, İstanbul, İzmir, Trabzon şehir isimlerinin özellikle belirtilmesi, Durmuş Ali Özoğlu ve Hurşit Tolon´dan elde edilen dijital verilerde Mesrob Mutafyan isminin bulunması ve aynı şahsın isminin soruşturma kapsamında tutuklu sanıklardan İbrahim Şahin´den de tedhiş planı çerçevesinde elde edilmesi bahse konu, şehir, kurum ve şahıs isimlerinin özel hedef gösterildiği kanaatini oluşturmaktadır.

Kafes Operasyonu Eylem Planı´nın ´Durum´ başlığı altında; Santaro, Malatya Zirve Yayınevi ve Hrant Dink eylemleri için operasyonlar ibaresi kullanılmıştır. Belirtilen bu üç eylemin de Ergenekon Terör örgütü amaçları doğrultusunda yapılan eylemler oldukları değerlendirilmektedir. ifadeleri yer alıyor.

Raporun sonuç bölümü, İş bu iddia olunan Ergenekon terör örgütü ile Zirve cinayeti sanıklarının irtibatlarını gösterir rapor tarafımızdan tanzimle altı birlikte imza altına alınmıştır. ifadeleri ile son buluyor.

Bunların yanı sıra Zirve Yayınevi davasının müdahil avukatı Erdal Doğan´ın 18 Ocak 2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na verdiği dilekçenin de soruşturma dosyasında yer aldığı öğrenildi. Doğan, Savcı Öz´e verdiği dilekçede, Ergenekon sanıkları ile Zirve Yayınevi cinayeti sanıklarının ilişkilerinin araştırılmasını talep etmişti. ( Cihan)

ÇOK GÜÇLÜ DELİLLER VAR

18 Mart 2011 - Zirve Yayınevi davasının müdahil avukatı Erdal Doğan´ın 18 Ocak 2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na verdiği dilekçenin de soruşturma dosyasında yer aldığı öğrenildi. Doğan, dilekçesinde, Ergenekon sanıkları ile Zirve Yayınevi cinayeti sanıklarının ilişkilerinin araştırılmasını istemişti. Emniyet´in hazırladığı 32 sayfalık Zirve katliamı raporunda, Doğu Perinçek´le katliamı azmettirmekle suçlanan emekli Albay Ülger arasındaki ilişkiye dikkat çekilmişti. Rapora Sevgi Erenerol´la ilgili bilgiler de girmişti. Erenerol´un 25 Aralık 2000 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve SAREM´de verdiği misyonerlik konferansı geniş olarak raporda yer almıştı. Seminerde, misyonerliğin ajanlık ve provokatörlük olduğunu belirten Erenerol, Türk Ortodoksluğu dışında tüm yabancı din misyonlarına karşı durduklarını aktarmıştı. Mahkemeye gönderilen katliamın hedef göstererek işlendiği belirtilen polis raporunda, olayın Ergenekon yapılanması tarafından gerçekleştirildiği kanaatine varıldığı belirtiliyor.

´Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler´

Gazeteci-yazar Adem Yavuz Arslan´ın geçtiğimiz aylarda çıkan ´Bi Ermeni Var´ kitabında yer verdiği bilgiler kamuoyunu sarsmıştı. Kendisine daha sonra mermi ve beyaz bere gönderilerek tehdit edilen Arslan´ın yazdığı kitapta, Hurşit Tolon´un görevi sırasında Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi´nde (TUSHAD) görevli olduğu belirtilen bir kişinin 24 Aralık 2010´da gizli tanık olarak ifade verdiği aktarılıyordu. Gizli tanık, ifadelerinde, Zirve katliamını jandarmanın organize ettiğini iddia etmişti. Şahıs, Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün emriyle, 2003-2005 yılları arasında şehrin kilisesinde başpapaz olarak çalıştığını anlatıyordu. Aynı tanığın kitapta yer alan ifadesine göre, Ülger ve beraberindekiler katledilen üç kişiye yönelik sansasyonel bir eylem hazırlığı içindeydi. O tanığın iddiasına göre, olay akşamı, İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat´ın (küçük resim) cinayetlerden sonra yaptığı bir telefon görüşmesinde, Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler. dediği iddia edilmişti.

İşte karanlık bağlantılar

Danıştay saldırısından yaklaşık bir yıl sonra Malatya´da bir provokasyon yaşandı. Zirve Yayınevi´nde çalışan ve misyonerlik yaptıkları ileri sürülen Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel, 18 Nisan 2007´de boğazları kesilerek öldürüldü. Zanlılardan Salih Gürler (20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (20) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalandı. Üçüncü katın penceresinden kaçmak isterken düşerek yaralanan Emre Günaydın (19) ise tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Davanın 9 Haziran 2008´de yapılan 7. duruşmasında Emre Günaydın ilginç ifadeler kullandı. Saldırıda azmettirici olmakla suçlanan Varol Bülent Aral ile ilgili soru üzerine şunları söyledi: Aral işten çıkarıldığında bana (´Bizimle birlikte ol, sana her türlü devlet desteği sağlarız´) dedi. Davanın bir numaralı sanığı Emre Günaydın´a talimat veren kişinin Varol Bülent Aral olduğu ileri sürüldü. Malatya Otogarı´nda bulunan Aral´a ait ajandada Ergenekon izine rastlandı. Bülent Aral´ın ajandasında Veli Küçük´ten Zekeriya Öztürk´e kadar pek çok isim ve kayıt yer alıyordu. Milliyet Gazetesi 17 Şubat 2009´da önemli bir habere imza attı. Haberde, Malatya´da Zirve Yayınevi´nde 3 kişinin boğazı kesilerek öldürülmesi olayının azmettiricisi olarak tutuklanan Hüseyin Yelki´nin, emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün katliam için görevlendirdiği öne sürülen iki kişiyi tanıdığı ortaya çıktı. deniliyordu.

Ergenekon dosyası eklendi

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Eray Gürtekin, 21 Kasım 2008´de Ergenekon davası iddianamesinin, Malatya´daki yayınevi cinayetleri davasının dosyasına eklendiğini açıkladı. Cinayetlerle ilgili davanın görüldüğü 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne 12 Haziran 2007´de gönderilen ihbar mektubunda, eski Malatya Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger´e yönelik suçlamalar bulunuyordu. Mektupta ´Emre Günaydın´ı azmettiren ve yönlendiren kişi komutanımız M.Ü.´nün yönlendirmesiyle İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat´tır´ deniliyordu. Ruhi Abat´ın olaydan önceki 6 ay boyunca istihbaratçılarla 600´e yakın görüşme yaptığı tespit edildi.

Bir dönem JİTEM´de haber elemanı olarak çalıştığını anlatan Erhan Özen ise davanın 29. duruşmasında verdiği ifadede, Varol Bülent Aral ile Ergenekon davasının tutuklu sanıkları emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in irtibatlı olduğunu söylemişti.

Veli Küçük ifade vermiş ve katliamın Ergenekon davasıyla birleştirileceğini iddia etmişti

13 Nisan 2009´da Ruhi Abat ve Mehmet Ülger tanık olarak dinlendi. Mahkeme heyeti ve müdahil avukatları, olay günü cinayet yerine gidip gitmediğini sordu. Olay yerine gittiğini, nedeninin de alay komutanı olarak savcının bir talimatının olup olmayacağını öğrenmek amacı taşıdığını ileri sürdü. Ergenekon davasının 8 Mayıs 2009´da yapılan 83. duruşmasında ilginç bir gelişme yaşandı. Veli Küçük, Malatya´daki katliama ilişkin, 6 Mayıs Çarşamba günü şüpheli olarak Silivri´de ifade verdiğini açıkladı. Küçük, Malatya´daki Zirve Yayınevi katliamı nedeniyle çarşamba günü şüpheli olarak Silivri´de ifade verdim. Zirve Yayınevi´nin şu anda şüphelisiyim. diye konuştu.

Ergenekon davası tutuksuz sanıklarından eski Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon´da ele geçirilen Psikolojik Harekat Seminerleri isimli bir sunuda Zirve Yayınevi´nin eski ismi yer alıyordu: Malatya´da Kayra Dağıtım (Zirve Yayınevi´nin eski ismi) Pazarlama Ltd. Şirketi adı altında kurulan kitabevi tarafından askeri personele yönelik misyonerlik faaliyetlerinde bulunulduğu...

Zirve soruşturması derinleşiyor, müdahil avukatlar umutlu

Zirve Yayınevi´nde 3 kişinin bıçaklanarak öldürülmesiyle ilgili davanın müdahil avukatı Erdal Doğan, 18 Ocak 2010´da Savcı Zekeriya Öz´den katliamın Kafes Eylem Planı çerçevesinde ve Ergenekon bağlantısı konusunda araştırma ve soruşturma yapılmasına dair talepte bulunduklarını söyledi. Katliamla ilgili davanın son 3 yıldır Poyrazköy ve Ergenekon gibi davalarla bağlantılı olduğunu her duruşmada söylediklerini ifade eden Doğan, şöyle konuştu: Zirve Yayınevi´ndeki cinayetlerle ilgili davanın Ergenekon-Poyrazköy davasıyla bağlantısına dair iddialarımızı, delillerimizi en az son 3 yıldır davanın görüldüğü Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi´ne ve halen davayla ilgili soruşturmayı sürdüren Malatya savcıları ile Ergenekon soruşturmasını başlatan İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e sunmuştuk. Ayrıca davanın müdahil avukatları olarak 18 Ocak 2010 tarihinde Savcı Zekeriya Öz´e katliamın Kafes Eylem Planı çerçevesinde ve Ergenekon bağlantısı konusunda araştırma ve soruşturma yapılmasına dair taleplerimizi içeren bir dilekçe de vermiştik. Bugünkü gelişmelerden de anlaşılıyor ki Sayın Öz´ün daha önceki araştırmalarıyla birlikte bu soruşturmayı derinleştirdiği görünüyor. Hatırlanacağı üzere rahip Santoro, Zirve Yayınevi ve Hrant Dink cinayetleri, Kafes Eylem Planı´nda birer operasyon olarak zikredilmekteydi.´ ( Zaman)

SAVCIYA GELEN ŞOK SES KAYDI OPERASYONU BAŞLATTI

Malatya´da dört yıl önce Zirve Yayınevi´nde misyonerlik faaliyeti yaptıkları gerekçesiyle biri Alman üç kişinin vahşice öldürüldüğü katliamla ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz´e konuşan jandarma istihbaratında çalışan gizli tanığın anlatımları ve postayla gönderilen bir CD, dün polisi harekete geçirdi. Dokuz kentte çoğu asker 20 kişinin gözaltına alındığı operasyonun perde arkasına Taraf ulaştı. İşte operasyonun perde arkasındaki olaylar ve Zirve katliamını çözen ses kaydının hikâyesi.

Operasyona jandarma istihbaratında çalışan bir ismin ´gizli tanık´ olarak 24 Aralık 2010 tarihinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ifadeyle başlandı. Gizli tanık, Zirve katliamının tüm ayrıntılarını, cinayeti kimin işlediğini Öz´e ayrıntılarıyla anlattı. Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un da ismini veren gizli tanığın ifadeleri üzerine soruşturma derinleştirildi.

Deliller postayla geldi

Bu safhada savcılığa postadan cinayetin tüm ayrıntılarını anlatan bir ses kaydı ulaştı. CD normal ebatlarda değil, mini boydaydı. CD içerisindeki tüm konuşmalar deşifre edildi. Konuşma, Malatya Organize Sanayi Jandarma Karakolu´nda geçiyordu. 27 Ocak 2008 tarihinde gerçekleşen bu toplantıya katılan isimler ise oldukça dikkat çekici. Dönemin Malatya Jandarma Alay Komutanı Albay Mehmet Ülger, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Ruhi Abat, papaz İlker Çınar, İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Haydar Yeşil, İl Jandarma İstihbarat Başçavuş Adil Akçay.

Katliamı gülerek anlatıyorlardı

CD´deki ses kayıtları gizli alınmış bir kayıttı. Albay Mehmet Ülger ve Ruhi Abat dahil cinayetin içerisinde olan bazı isimler cinayetin nasıl işlendiğini kendi aralarında konuşuyorlardı. Cinayet emrinin nasıl verildiği, kimin cinayette kaç para aldığı gibi tüm ayrıntılar CD içerisinde vardı. Cinayet öncesi ve sonrasıyla ilgili tüm ayrıntılar bu toplantıda konuşulmuştu. Hatta toplantıya katılanlar cinayetin işlenişini gülerek anlatıyorlardı. Cinayet sonrası siyasi hayatın nasıl şekilleneceği gibi konuşmalar yapmaktan da çekinmiyorlardı.

Savcı Öz, gizli tanığı dinledi

İşte bu CD üzerine 24 Aralık 2010 günü ifade veren gizli tanığı savcı bir kez daha dinledi. 14 Mart 2011 tarihinde gizli tanık savcıya ifade verdi. Savcının ifade istemesinin sebebi, seslerin kime ait olduğunu öğrenmekti. Gizli tanık Albay ve öğretim görevlisi dahil toplantıya katılan tüm isimleri savcıya bildirdi. Aynı gizli tanık bu kez de sekiz sayfalık bir ifade verdi. Toplantıda konuşulanlar çerçevesinde tüm ayrıntıları savcı Öz´e aktardı.

Önemli delillere ulaşıldı

Soruşturma dosyasında CD´nin yanı sıra katliamda öldürülen sanıkların ölmeden önce katıldıkları toplantılarda çekilen fotoğrafları da yer aldı. Cinayeti işleyenler adım adım Zirve katliamında ölen isimleri takip etmişlerdi. Savcılığa gönderilen CD içerisindeki ses kayıtları ve gizli tanığın ifadesinin ardından düğmeye basıldı ve dün operasyon başlatıldı. Dün görüştüğüm bir yetkili “Bir iki gün içerisinde tüm Türkiye Zirve katliamının sorumlularını öğrenecek. Ses kaydında cinayeti kimlerin işlediği ortaya çıkacak” dedi. Görüştüğüm bir başka yetkili ise “Cinayet tüm yönleriyle ortaya çıktı. Siz çarşamba günü tüm Türkiye bu haberi konuşacak demiştiniz ama asıl Zirve´nin ses kayıtlarını birkaç gün içerisinde konuşulacak” dedi.

Biz vurun dedik, onlar öldürmüş

Gizli tanığın iddiaları, Gazeteci Adem Yavuz Arslan´ın “Bi Ermeni Var...” adlı kitabında yayımlanmıştı. Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekât Dairesi´nde (TUSHAD) görevli olduğunu belirten gizli tanık, Ergenekon sanığı Levent Ersöz´ün emriyle, 2003-2005 yılları arasında görevlendirildiği şehrin kilisesinde başpapaz olarak çalıştığını belirtiyor. Daha sonra Mehmet Ülger, Ruhi Abat ve Binbaşı Haydar Yeşil´in ekibinde çalıştığını anlatan tanık, iddiaya göre Ülger´e sansasyonel eylemin ne olduğunu sormuş ve “Gelen emir doğrultusunda misyonerlere gözdağı vermek için Necati Aydın, Thilman Geske ve Uğur Yüksel´i korkutacağız” yanıtını almıştı. Yine tanığın iddiasına göre öğretim görevlisi Ruhi Abat, katliamın yaşandığı gün bağlantılarına telefonla bilgi verirken “Biz o şerefsizlere ´vurun´ dedik, onlar gidip öldürmüş” dediği iddia edilmişti.

Dokuz ilde 20 gözaltı

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün yürüttüğü soruşturma kapsamında, Malatya, Siirt, Muğla ve İzmir´in aralarında olduğu 9 ilde yapılan operasyonlarda, Malatya eski İl Alay Komutanı emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger ve yaklaşık 20 kişi gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında, İnönü Üniversitesi (İÜ) İlahiyat Fakültesi´nde araştırma görevlisi olan Ruhi Abat´ın evinin yanı sıra 3 ayrı noktada arama yapıldı. Özel yetkili Cumhuriyet savcılarının katıldığı aramaların ardından Ruhi Abat ile Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Jandarma Binbaşı H.Y, jandarma astsubaylar Mehmet Çolak ve A.A. gözaltına alınarak, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü´ne götürüldü. Emekli Albay Mehmet Ülger ise Ankara´daki evinde gözaltına alındıktan sonra İstanbul Emniyeti´ne getirilerek, sorguya alındı. Muğla Jandarma Komutanlığı´nda yapılan aramanın ardından bir muvazzaf gözaltına alındı. Siirt´te yapılan baskında ise İl Alay Komutanlığı´nda görevli A.G emniyete götürüldü. İzmir´de ise İl Jandarma Komutanlığı´na ait misafirhanede arama yapıldı. Aranan muvazzafa ulaşılamadı.

İntihar girişimi

Malatya´da gözaltına alınan astsubay Mehmet Çolak´ın eşi H. Çolak, olayın ardından intihar girişiminde bulundu. Alınan bilgiye göre, H.Çolak´ın Fırat Mahallesi´ndeki evinde tabanca ile intihar etmek istediği ve bir el silah sesi duyulduğu öğrenildi. Çağrılan ambulansla Malatya Devlet Hastanesine götürülen H. Çolak´ın yara almadığı, hastanede gözetim altında tutulduğu belirtildi. ( Mehmet Baransu / Taraf)

(17 Mart 2011), son güncel.: (18 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3111    yazdır/print


 

Çağdışı Yaşamcılar, bağışlarla terörist beslemiş

Ergenekon savcılarına Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ile ilgili 35 sayfalık şok rapor gönderildi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) raporunda; ÇEV ile ÇYDD´nin, birçok bombalama ve araç yakma eylemine karıştığı tespit edilen 65 kişiye burs verdiği belgeleriyle ortaya konuldu.

Çağdışı Yaşamcılar, bağışlarla terörist beslemiş

Ergenekon savcılarına Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ile ilgili 35 sayfalık şok rapor gönderildi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) raporunda; ÇEV ile ÇYDD´nin, birçok bombalama ve araç yakma eylemine karıştığı tespit edilen 65 kişiye burs verdiği belgeleriyle ortaya konuldu.

Ergenekon´un 12. dalgasında basılan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) hakkında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından hazırlanan raporda şok tespitlere yer verildi. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz; ÇYDD ve ÇEV üyelerinin Ergenekon ile bağlantısı olduğu tespiti ile baskın yapmış, operasyonda ÇYDD ve ÇEV´e ait birçok belgeye el konulmuştu. Öz, incelemede suç unsuru taşıyan delillere ulaşılması üzerine Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu´na yazı yazarak ismi geçen derneklerin tüm banka hareketlerinin incelenmesini istemişti.

BDDK RAPORU BÜTÜN PARA HAREKETİNİ DEŞİFRE ETTİ

BDDK tarafından hazırlanan 35 sayfalık rapor; ÇEV ve ÇYDD´yi bütün karanlık yönleriyle deşifre etti. 4 yeminli murakıp tarafından hazırlanan raporun ´ÇYDD´den burs alan terör bağlantılı kişiler´ başlıklı bölümünde ÇYDD´nin bombalama ve terör eylemlerine karışan 65 kişiye burs verdiği, burs alan kişilerle ilgili tüm detayların incelendiği belirtiliyor. 2005 yılında Şişli İlçesi Maslak Opet benzinliğine bombalı araçla yapılan saldırıda gözaltına alınan Nusret İzci´nin İş Bankası´ndaki hesabının incelemesinde ÇYDD´den 395 lira yatırıldığı, Sabahat Çağlar tarafından da belirli aralıklarla toplam 13 kalemde 2.422 lira para aktarıldığı ifade ediliyor.

ÇYDD´den burs alan Sercan Avşar´ın ise İstanbul Eminönü ilçesinde meydana gelen araç yakma eylemlerine katıldığı, yine bursiyerlerden Süleyman İçer´in araç yakma eylemleri kapsamında gözaltına alındığı belirtiliyor.

Sercan Avşar´a 16 kalemde 1.800 lira, mason olduğu belirtilen Türkiye Fikir ve Kültür Derneği kanalıyla da 700 lira aktarıldığı kaydediliyor. Süleyman İçer´in İş Bankası hesabınaysa 26 kalemde 3.170 lira aktarıldığı ifade ediliyor.

Azize Deniz Taşdemir´in hesabına 27 kalemde 2.615 lira, örgüt üyeliğinden hakkında işlem yapılmış Çiğdem Tosun´a ise 850 lira yatırıldığı belirtiliyor.

BDDK: 65 KİŞİYE 117 BİN LİRA

BDDK´nın raporunda; “Haklarında terör örgütü üyeliğinden işlem yapılan 65 örgüt mensubuna toplam 117 bin lira verildiği, 2 kişiye ÇYDD ile ilişkili olduğu düşünülen kişilerce 9 bin lira aktarıldığı, 2´si ÇYDD bursları kesildikten sonra olmak üzere toplam 3 kişiye ise T. Fikir ve Kültür Derneği tarafından 2.450 TL burs verildiği” ifade ediliyor.

ALMAN VAKIFLARI YİNE BAŞROLDE

Raporun “yurt dışından yapılan yardımlar” başlıklı bölümünde özellikle misyoner faaliyetleri ile dikkat çeken Alman kuruluşlarının yüklü meblağlarda para aktardığı belirtiliyor. Aralarında Arbeiterwohlfahrt ve Stichting Af Jocgnick Foundation´un da bulunduğu 68 vakıf ve derneğin ÇYDD ve ÇEV´e yüklü miktarda bağış yaptığı tespit edildi.

ÇYDD´nin yurt dışı hesabına Arbeiterwohlfahrt´in Euro cinsinden 334 bin, Stichting Af Jocgnick Foundation´ın ise 299 bin transfer ettiği, toplamda ise 3 milyon 700 bin Türk Lirası´nın aktarıldığı vurgulanıyor.

DOĞAN GRUBU VE PATRİK DE LİSTEDE

Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e gönderilen raporun ´Çağdaş Eğitim Vakfı´ başlıklı bölümündeyse Doğan Grubu´nun ÇEV´e 1 trilyona yakın para aktardığı, bağış yapanlar arasında Fener Patriği´nin de bulunduğu vurgulanıyor.

Raporda Mehmet Kudsi Megdeş´in 711 bin dolar, Hürriyet Gazetecilik A.Ş.´nin 646 bin lira, Philip Morris Sabancı´nın 292 bin lira, Simens´in 100 bin lira, Doğan Gazetecilik A.Ş.´nin 39 bin lira, Hüseyin Buzoğlu´nun 60 bin, Patrik Bartholomeos´un 20 bin dolar, İş Bankası´nın ise 18 bin lirayı ÇEV´in hesabına aktardığı belirtiliyor.

ŞOK MEKTUP BDDK´DAN ÇIKTI, PATRİK BİLE 20 BİN DOLAR VERMİŞ

BDDK raporunda Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Avukat Hüseyin Buzoğlu ile ilgili çarpıcı bir bilgiye yer veriliyor. Soruşturma kapsamında ev ve ofisine baskın yapılan Buzoğlu´na ait bilgisayarın içinde “Serhat ve Eyüp´ten mektup” başlıklı 3 sayfalık bir mektup bulunduğu, e-postayla ÇEV´e gönderildiği, ÇEV´den de Hüseyin Buzoğlu´nun mailine gönderildiği ifade edilen mektupta AB´den 900 bin Euro, Fener Rum Patriği Bartholomeos´tan 20 bin dolar, Dünya Kiliseler Birliği ve American Board isimli kuruluştan miktarı belirtilmeyen miktarda para alındığı ve bu paranın zimmete geçirildiği iddia ediliyor. (Yeni Akit)

(07 Şubat 2011, 18:06)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ÇYDD İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

ÇYDD ve ÇEV konulu manşetlerimiz

Ergenekon-PKK bağlantısı manşetlerimiz

Ergenekon´un finans kaynakları manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2928    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 35)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
8.994.885