YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
2 Ağustos 2014, Cumartesi
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "Osman Kaçmaz Sincan" için arama sonuçları    (Toplam 87 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


28 Şubat: Niyetimiz kötü değildi

28 Şubat davasında 34. duruşma başladı. Duruşmada tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Duruşmada savunma yapan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Hikmet Köksal çarpıcı açıklamalar yaptı. 'İddianamede tamamen askerler suçlanmış. Diğer devlet ricalinden bahsedilmemiştir' diyen Köksal, Silahlı Kuvvetler'in illegal iş yapmayacağını belirtti. Köksal, 'Şartlar gerektiğinde gerekli şeyi yapar. Niyetimiz kötü olsaydı bizi kolay kolay kimse durduramazdı. Bunu da bilmek lazım. Emirleri uygulamazsak yasal bir suç işlemiş oluruz.' diyerek ne kadar çarpık bir bakış açısına sahip olduklarını gösterdi. Köksal, 28 Şubat sürecinde Sincan merkezinden tankların yürütülmesinin de önceden planlanmış bir geçiş olduğunu, normal güzergahta tamirat olduğu için şehir içinden geçmek zorunda kaldıklarını savundu.

20.11.2013 12:56 28 Şubat darbe sürecine ilişkin 5'i tutuklu 103 sanığın 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni cebren devirmeye, düşürmeye iştirak' suçundan müebbet hapis cezası talebiyle Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı davanın 35. duruşması başladı.

Duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katılıyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, bu duruşmaya da katılmadı.

SANIK HAYRİ BÜLENT ALPKAYA'NIN SAVUNMASI

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın bugünkü celsesi, dönemin Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri (MEBS) Başkanı, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Hayri Bülent Alpkaya'nın avukatı Erol Aras'ın savunmasıyla başladı.

Davanın sadece BÇG'nin yargılanması değil, bir dönemin yargılanması olduğunu ifade eden Aras, "gelinen noktada devrilmiş bir hükümetin değil, istifa etmiş bir hükümetin olduğunun" anlaşıldığını belirtti.

Davanın, birtakım intikam duyguları ve acılarla, seneler sonra siyasilerin "28 Şubat ne oldu?" yönündeki beyanları üzerine açıldığını öne süren Aras, davanın hukuki ve sosyal temelinin çok sağlam olmadığını savundu.

Müvekkili Alpkaya'nın BÇG içinde görev almadığını aktaran Aras, Tansu Çiller'in, REFAH-YOL Hükümetinin istifasından sonra dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'a yönelik, "Şimdiye kadar seçilmiş hiçbir genel başkan onbaşı olma şerefsizliğini göstermedi" sözü üzerine başlatılan kampanyaya ilişkin, "Deniz Kuvvetleri Komutanlığının kampanyasıdır. Tansu Çiller o sırada hükümette değildir. Bunun hükümeti düşürmekle, psikolojik harekatla ilgisi yok. Hukuk dışı, şiddete dayalı, insanlık dışı bir saldırı emri verilmemiştir" ifadelerini kullandı.

SANIK HİKMET KÖKSAL'IN SAVUNMASI

Aras'ın ardından duruşmada tutuksuz sanıklardan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Hikmet Köksal savunma yaptı. Köksal, savunmasında MGK toplantısında yaşananları anlattı. MGK toplantısına Cumhurbaşkanı’nın açılış konuşması ile başlandığını söyleyen Köksal, “Önce MİT, daha sonra İçişlerinden emniyet görevlisi bilgi verdi, Genelkurmay Başkanlığı'ndan da bir korgeneral arkadaşımız da bilgilendirme hususunda görüş belirtti. Sonrasında bir tavsiye kararı olarak hükümete tavsiye edilmesi kararlaştırıldı." dedi.

-Köksal: Sadece askerler suçlanıyor-

Köksal, “İddianamede tamamen askerler suçlanmış. Diğer devlet ricalinden bahsedilmemiştir. MİT ve emniyet sunum yaptı. Bu, tamamen iyi niyetle hükümete tavsiye edildi.” şeklinde konuştu.

MGK ve YAŞ toplantılarına yasal olarak katıldığını, alınan kararları da imzaladığını anlatan Köksal, BÇG'nin illegal bir yapı olmakla suçlandığını belirterek, "Ben BÇG içinde olmadım, ama bu beni çok üzdü." dedi.

-Köksal: Niyetimiz kötü olsa kimse durduramaz, emrin dinlenmemesi yasal suçtur!

Köksal, "TSK, illegal bir iş yapmaz, şartlar gerektiğinde gereken şeyleri yapar. İllegal iş yapacak bir ihtiyaç da yoktu. Niyetimiz kötü olsaydı bizi kolay kolay kimse durduramazdı. Bunu da bilmek lazım" diye konuştu. Silahlı Kuvvetler'in illegal iş yapmayacağını belirten Köksal, “Şartlar gerektiğinde gerekli şeyi yapar. Niyetimiz kötü olsaydı bizi kolay kolay kimse durduramazdı. Bunu da bilmek lazım. Emirleri uygulamazsak yasal bir suç işlemiş oluruz.” diye konuştu.

"Batı Çalışma Grubu Eylem Planı" diye bir çalışma olmadığını savunan Köksal, "Olsa mutlaka haberim olur, inkar da etmezdim. Üst makamca yapılan çalışmaların hiçbirinin altında ıslak imzam yoktur. Bütün askerlik hayatım boyunca sadece mesleğimle uğraştım. Hiçbir ideolojinin içinde olmadım" ifadelerini kullandı.

Şemdin Sakık'ın yüzlerce kişinin ölümüne sebep olmuş azılı bir katil olduğunu söyleyen Köksal, Sakık'ın beyanlarıyla suçlanmaktan üzüntü duyduğunu dile getirdi.

ÖZBEK'İN BAŞBAKAN ERBAKAN'A YÖNELİK HAKARETİ

Köksal, dönemin Erzurum Bölge Jandarma Komutanı Osman Özbek'in Başbakan Necmettin Erbakan'a yönelik basında yer alan küfürlü konuşması sırasında Genelkurmay Başkanlığına vekalet ettiğini bildirerek, olay üzerine Özbek'e niçin böyle söylediğini sorduğunu aktardı. Köksal, şöyle devam etti.

"Çok başarılı hizmet vermiş bir arkadaştır. İnsanların bir de psikolojik yapısı vardır. Söylediğini tasvip etmiyorum, asla. Ama yanlışlık yapabileceğini her zaman düşünmek gerekir. Kişisel görüşünü dışa vurmuş ve söylemiştir. Ben gerekli araştırmayı yapar yapmaz Antalya'ya giderek, orada bulunan Sayın Cumhurbaşkanı'na durumu anlattım. 'Basına bilgi vereceğim' dedim. Sayın Cumhurbaşkanı ise 'Siz basına bir şey söylemeyin. Ben gereken bilgileri vereceğim' dedi. Dışarıda bekleyen gazetecilere bir şey söylemedim. Biraz gittikten sonra karşıma biri çıktı, gazeteciymiş, dedi ki, 'Sizin astınız şöyle şöyle demiş, hükümete küfretmiş'. Ben, 'Cumhurbaşkanına bilgi verdim. O açıklama yapacak' dedim. Yalnız, 'İnsanların ağzına bant çekemezsiniz' diye ekledim. Bu da suç olarak gösterilmiş iddianamede. Bir türlü anlayamadım."

TANKLARIN YÜRÜTÜLME GEREKÇESİ, TRAFİĞİ AKSATMAMAK!

Köksal, 4 Şubat 1997'de Sincan'da tankların geçmesiyle ilgili, şunları kaydetti: "Sincan'dan tankların yürütülmesi kadar istismar edilmiş bir olay görmedim. Enteresandır ki bu kadar önemli görülen, abartılan, hala 3 tane tankın televizyon monitörlerinde tehdit unsuru gibi gösterildiği olayın tehditle, korkutmayla hiçbir ilgisi yoktur. Bu olay olduğu zaman Kara Kuvvetleri Komutanlığında en üst düzeydeki insan bendim. Hiçbir kişi arayıp da 'Bu tankları niye yürüttün?' diye sormadı. Herkes istediğini yazdı, istediğini düşündü. Halbuki tanklar, yıllık eğitim planının gereği olarak Sincan'dan geçti. Neden Sincan? Sincan şehir merkezi değil. Ankara, İstanbul gibi yerlerde ana yola zarar vermeyelim, trafiği aksatmayalım diye... Üstelik her zaman kullandığımız yolda bir köprü tamiratı vardı, oradan geçemedik. 4 Şubat'ta gözümden katarakt ameliyatı olmuştum. Sincan'daki olaylar ise 5 gün önce olmuştu. Dolayısıyla oradan geçmenin suç olacağını hiç düşünmemiştim. Yıllık eğitim planı için müsaade almaya kalkarsak, o zaman biz hiçbir eğitim yapamayız.

Hiç kimseden müsade almadım. Tanklar neden Sincan'dan geçmiş? Meclis'in önünden mi geçmiş? Veyahut da Çankaya'daki Reisicumhur Köşkü'nü mü sarmışız. Kimseye ateş mi etmişiz? Ben emir verdikten sonra bütün Kara Kuvvetleri çıkar araziye, gece eğitimi yapar. Bu benim görevim. Bunu yaparsam, planlara girmişse, kimseye sormam."

Köksal, "yapılan tatbikatlardan da halk korku duymadı" ifadelerini kullandı.

-------------------------------------------------------------------------------

-Tank geçişi neydi?-

30 Ocak 1997'de Refah Parti'li Sincan Belediyesi'nin, İsrail'in Filistin'deki katliamlarını protesto amaçlı düzenlediği 'Kudüs Gecesi'ni bahane eden TSK içindeki cuntacı grup, hükümete gözdağı vermek için 4 Şubat'ta Sincan caddelerinden 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yapma emri vermişti.

-Üç kişinin emri gerekiyor-

Davanın sanıklarından Erdal Ceylanoğlu, geçtiğimiz Şubat ayında 28 Şubat davası soruşturması kapsamında tutuklanmıştı. O dönem Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanı olan Erdal Ceylanoğlu'na Sincan'dan tankların geçmesiyle ilgili sorular yöneltilmişti.

Ceylanoğlu, tankların yürütüldüğü tarihte izinli olduğunu söylemiş ve olayı duyduktan sonra, öğle saatlerinde birliğe gittiğini savunmuştu.

Ceylanoğlu, bir başka soruyu yanıtlarken, tankların geçişi için Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı ile üç kişinin emrinin gerektiğini açıklamıştı. Ceylanoğlu'nun avukatı Erol Aras, Bir gazetecinin ''Emri veren kimdi'' sorusuna, ''İsim vermek doğru olmaz ama o dönemin Genelkurmay Başkanı ve EDOK Komutanı vermiştir'' diye yanıt vermişti.

-------------------------------------------------------------------------------

Köksal, tankların yürütülmesi konusuna devamla şunları da söyledi: "Ben hastanedeyken telefon geldi, dediler ki 'Sayın Genelkurmay Başkanı çok üzülmüş, neden haberleri olmamış'. Art niyetli olsaydım eğer, bu şekilde hareket etmezdim. Daha büyük kuvvetleri her tarafa çıkarırdım. Bu (tankların geçişi), 30 Ocak'ta yapılanlardan sonra olduğu için korkutmaya çalışmışız. Türk halkı askerden, tankından, topundan korkacak değil. Sevgiyle yaklaşır askerine, korkutma olmaz. Eğer bir millet askerini sevmiyorsa, o milletin sonu gelmiş demektir."

Soruşturma aşamasındaki beyanına, "Tanklar için emir verdim" diye yazıldığını bildiren Köksal, "Yazılı emir de vermedim, sözlü emir de vermedim. Savcı Mustafa Bilgili'ye bunu söyledim, 'Düzeltiriz' dedi. Ben, kurmay başkanına, 'Eğitim uygulama planlarındaki vazifesini yapsınlar' dedim" ifadelerini kullandı.

-Çapraz sorgu-

Çapraz sorguda Savcı Kemal Çetin'in, “Yapılan tatbikatın planlanıp planlanmadığının belgesi Genelkurmay’da yok. Planlı tatbikatla ilgili bir belge gerekli yere iletilmez mi?” sorusuna Köksal, “Tatbikat 7’sinde yapılacaktı. Ben 4’üne aldırdım. Genelkurmay bütün tatbikatların ne zaman yapılacağını bilmez. Benim İstanbul’da incelemelerim vardı. O yüzden erkene aldırdım ama ameliyat olduğum için tatbikatı da izleyemedim” şeklinde cevap verdi

Sanık Hikmet Köksal, Başkan Tayyar Köksal'ın "54. Hükümet kurulduktan sonra, ordunun, Genelkurmayın veya üst düzey komutanların hükümetten rahatsızlığı olduğuna dair beyanı, hükümetin görevden el çektirilmesi, düşürülmesi, istifa ettirilmesi yönünde çalışması oldu mu?" sorusuna, "Asla böyle bir görüş olmadı, böyle bir şey sorulmadı. Hayır. Hatta MGK'da bile ne bir darbe, ne hükümetin düşürülmesi, böyle bir şey asla konuşulmadı. Sadece istihbari bilgiler konuşuldu" karşılığını verdi.

28 Şubat 1997 tarihli MGK kararlarının daha önce askerlerce mi hazırlandığı, yoksa kararların toplantıda mı alındığı ve kararların alınmasında askerin hükümete baskısı olup olmadığı sorusu üzerine Köksal, "Hayır. Sadece bilgiler verildi. Bu bilgiler üzerine tartışmalar yapıldı. Cumhurbaşkanının emriyle tutanak halinde yazıldı. Herkes imzaladığı gibi ben de imzaladım. Bugün de olsa imzalarım" dedi.

Üye Hakim Süleyman Köksaldı, İzzet Baysal tarafından Hikmet Köksal'a gönderilen ve "Tek çare ve tek ümit, ne kadar arzu etmesek de yine sizlersiniz" yazan mektuptan bir bölüm okuduktan sonra, "İzzet Baysal'ı tanıyor musunuz?" diye sordu.

Hikmet Köksal, böyle binlerce mektup geldiğini ifade etti ve İzzet Baysal'ı tanımadığını söyledi.

-Tank ifadelerindeki çelişki-

Üye Hakim Hakan Oruç'un, Sincan'da tankların yürütülmesi konusundaki beyanıyla sanıklardan İzzettin İyigün'ün soruşturma aşamasındaki beyanının çeliştiğini söylemesi üzerine Köksal, "Tankların geçmesi, hareket etmesi bir plan göreviydi. O plan dediğimiz de yıllık eğitim emridir. O emrin gereğinin yapılmasını söyledim. Denetlemeye gideceğimi söyledim" dedi.

Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin'in, "Osman Özbek ile ilgili bir disiplin işlemi yapıldı mı?" sorusuna ise Köksal, "Ben, Genelkurmay Başkanlığına üç günlüğüne vekalet ettim. Adli soruşturma yapıldığını zannediyorum. Sonuçta arkadaşım görevden alındı" karşılığını verdi.

Duruşmaya daha sonra öğle arası verildi.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmanın öğleden sonraki oturumunda Köksal'ın çapraz sorgusuna devam edildi.

Sanık avukatlarından Aykanat Kaçmaz, "İddianamede tankların yürütülmesinin hükümet ve vatandaş üzerinde büyük korku yarattığı geçiyor. Gazete haberindeyse tankların yürütülmesinin vatandaşlarca ilgiyle izlendiği yazıyor. Sizce tankların yürümesini ilgiyle izleyen vatandaşlar bundan korkmuş mudur" sorusunu yöneltti.

Köksal, soruya "Tanklar ilk kez yürümüyor, birçok kez yürümüştür. Türk insanı tanktan da toptan da korkmaz, askerin yürüyüşünden de korkmaz" karşılığını verdi.

Cevabın ardından müşteki avukatlarından Yunus Akyol, bulunduğu yerden Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal'a, "Sayın Başkan bu soruda yorum göremediniz mi?" diye sordu.

Köksal, duruşma düzeninin bozulmaması konusunda Akyol'u uyardı.

Akyol, "Size soru sormak istiyorum" dedi.

Köksal ise buna, "Bana soru sorma hakkınız yok. Öyle bir usul yok. Tartışmayalım, lütfen" karşılığını verdi.

-Sultanbeyli'de dikilen Atatürk heykeli-

Müşteki avukatlarından Yılmaz Bölükbaşı, o dönemde, emekli Tümgeneral Doğu Silahçıoğlu'nun girişimleriyle Sultanbeyli'de Atatürk heykeli dikilmesi ve caddenin adının Atatürk olarak değiştirilmesine ilişkin soru yöneltti.

Hikmet Köksal, soru üzerine "Doğu Silahçıoğlu herkes kadar vatansever bir subaydır. O belediye başkanıyla mahalli idare amiriyle görüştü. Komutanlarının müsaadesini alacağı bana söylendi. Kendisine bir tarla gösterilerek 'Oraya dik' denilmiş. Bana geldiğinde, 'Valiyle kaymakamla görüş, o heykeli dik' dedim. Çünkü dikilen heykel çok sevdiğimiz Atatürk'ün heykelidir" yanıtını verdi.

Hikmet Köksal, Bölükbaşı'nın, "Yani o heykelin dikilmesi talimatını dolaylı olarak siz verdiniz, öyle mi?" sorusunu "Evet" diye yanıtladı.

Bölükbaşı, "Bugün dönemin Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ı aradım. 'Şu tank olayını anlat' dedim. Bir ayrıntı ifade etti. Tanklar geçiyor, içinden bir tanesi bırakılıyor. Daha sonra arıza yaptı deniliyor. Halk tedirgin şekilde bu tankı sonuna kadar izliyor. O tank da daha sonra diğerlerine katılıyor. Yani orada, psikolojik harekatın içinde mizansen uygulanıyor. Tankların yürütülmesi konusunu net olarak bize özetler misiniz?" diye sordu.

Köksal'ın soruya yanıtı, "Çok net olarak söyledim ama siz anlamak istemediniz. O yüzden size cevap vermeyeceğim" oldu.

Avukat Bölükbaşı, Bekir Yıldız'ın kendisine, tanklar Sincan'da yürüdüğünde köprü çalışması olmadığını söylediğini bildirerek konunun Ankara Büyükşehir Belediyesinden sorulmasını talep etti.

Köksal da o gün bozulmuş bir köprünün tamiratı bulunduğunu söyledi ve köprü tamiratı konusununun araştırılmasını istedi.

Söz alan sanık Erdal Ceylanoğlu da "Tankın arıza yapmadığı doğru değil. Tank arıza yaptı" dedi.

-"Tanklar eğitime gitti"-

Avukat Bölükbaşı'nın, "28 Şubat kararlarını hükümetin uygulamadığını söylediniz. Hükümet, 28 Şubat kararlarına gönüllü olarak imza atmışsa niye uygulanmasın?" sorusunu ise Köksal, "Onu bana değil, Sayın Başbakan Beye, tekrar dünyaya gelirse sorarsınız" diye yanıtladı.

Müşteki avukatlarından Figen Şaştım'ın, "Sincan'da tankları neden yürüttünüz?" sorusu üzerine Köksal, şunları söyledi:

"Tanklar eğitime gitti. Eğitim için Sincan belediye başkanından, kaymakamından, Genelkurmay başkanından, validen izin almam ben. Emir, sadece büyükşehirlerin içinden tankların geçmemesidir. Ankara, İstanbul gibi şehirlerin içinden geçilmeyecek. Bu tatbikatlar bugün yapılmadı. Senelerdir yapılır. Bunları anlamanız mümkün olmayabilir. Çünkü asker değilsiniz. Hiç kimseden müsaade almadan bu eğitimi yapmalıydık. Her zaman eğitim yaptığımız yolda köprü onarımı varmış. Bana 'Nereden gidelim' diye sordular. 'Nereden isterseniz oradan gidin' dedim ben de."

Köksal, Şaştım'ın, "Madem rutin bir durum, 4 Şubat'tan önce en son ne zaman tanklar şehrin içinden geçti?" sorusu üzerine, geçmişte de bunun yapıldığını ancak tarihini hatırlamadığını bildirdi.

Müşteki avukatlarından Emrullah Beytar'ın 24 Ocak 1997'de Gölcük Donanma Komutanlığındaki toplantıya katılıp katılmadığı sorusu üzerine Köksal, toplantıya katıldığını bildirdi. Köksal, toplantıda tatbikatla ilgili konular konuşulduğunu ancak her şeyi hatırlamadığını ifade ederek "18 sene geçti, ben de 82 yaşındayım" diye konuştu..

-"İddianame de gazete manşetine dayanıyor"-

Müşteki avukatlarından Enis Günay'ın "Türkiye o dönemde çalkantılı bir dönem geçiriyor. Tankların geçişini ertelemeyi düşünmediniz mi?" sorusu üzerine, hiçbir zaman önceden planlanmış bir emri geri almadığını anlattı.

Sincan'da tankların geçmesinden sonra gazetelerin manşetlerini görünce, bunun eğitim amaçlı olduğuna ilişkin neden açıklama yapmadığı sorulunca Köksal, "Gazete manşetleri mi idare ediyor Türkiye'yi? İddianame de gazete manşetine dayanıyor. Tankların yürütüldüğünün ertesi günü manşetlerde gördüğüm manzarayı unutmuyorum. Ancak gazetenin fikri de beni fazla bağlamaz" karşılığını verdi.

Avukat Muhammed Emin Özkan'ın, "Demokrasiye balans ayarı yaptık sözü sizi rahatsız etti mi?" sorusu üzerine Köksal, "Hayır. Çünkü bu sözün söylendiğine inanmıyorum. Arkadaşım da böyle bir söz söylemediğini beyan etti" yanıtını verdi.

Köksal, bir başka soruyu yanıtlarken, Sincan'da tankların geçmesinin 28 Şubat 1997'deki MGK'da gündeme gelmediğini bildirdi.

Sanıklardan dönemin MGK Genel Sekreteri İlhan Kılıç, söz alarak hiçbir konunun MGK'ya daha önce hazırlanarak gelmediğini anlattı ve "Zaten cumhurbaşkanı onu kabul etmez. Yaşayan bir tanık olarak söylüyorum. Cumhurbaşkanı herkesi toplar, dinler" dedi.

-Sanık avukatı-

Hikmet Köksal'ın avukatı Yavuz Er de iddianamede TSK'nın lehine tek bir paragraf bile bulunmadığını ve TSK'nın yargılandığını ifade etti.

Er'in sözleri üzerine üye Hakim Hakan Oruç, "Burada Türk Ordusu yargılanmıyor. Biz de Türk Ordusu içinde görev yaptık" ifadesini kullandı.

Er ise "Ordunun kurmay heyeti yargılanıyor. Ben burada komutanlar nezdinde Türk ordusunun yargılandığını vurgulamak istiyorum. Müvekkilim Hikmet Köksal 600 bin kişilik Türk ordusunun temsilcisi. Şu anda, salonda öğrencisi olmayan çok az insan olabilir. 82 yaşındaki bir insanı 16 ay cezaevinde kaçacak diye tutuyoruz. Yargılama yapılırken, şerefli Türk komutanlarının geçmişleri de göz önünde tutulsun" diye konuştu.

"İddianamede atılı suçun işlendiğine ilişkin deliller dışında her şeyin bulunduğunu" savunan Er, "Bin 300 sayfalık iddianame gazete haberleriyle kitap yazarlarının fikirleriyle dolu. Atılı suçlamalar için toplanan deliller şüphe içeren, akla ve mantığa uzak, Ceza Muhakemesi Kanunu'nu dışlayan delillerdir. Hukukun evrensel ilkelerine de aykırılar. Gazete ve yazar görüşleri, Genelkurmay görüşlerinin önüne geçiyor" değerlendirmesini yaptı.

SANIK AHMET ÇÖREKÇİ'NİN SAVUNMASI

Duruşmada son olarak dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Ahmet Çörekçi’nin savunması alındı. MGK’da Batı Çalışma Grubu’nun kurulması yönünde bir karar alınmadığını belirten Çörekçi, “MGK hükümet üyelerinden hiç kimse herhangi bir şeye itiraz etmedi. MGK alınan kararların yapılıp yapılamadığının sorma yetkisine sahip değildir. Aynı konu tekrar gündeme alınırsa süreç yeniden işletilir. MGK üyesi olarak, alınan kararları takip etmedim, kimseye sormadım. Alınan kararların takibi görevlerim arasında yok” dedi.

Çörekçi, MGK'nın gündeminin cumhurbaşkanınca belirlendiğini, kurulda her üyenin görüş ve önerilerini söylediğini aktardı. MGK'nın sadece anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görevleri yaptığını bildiren Çörekçi, MGK gündeminin belirlenmesinde, gündemle ilgili hususların takibinde katkısının olmadığını belirtti.

Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın, MGK kararlarıyla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılmasını tüm bakanlıklara ve ilgililere gönderdiğini kaydeden Çörekçi, MGK üyesi olarak alınan kararların hiçbirini takip etmediğini ileri sürdü.

MGK gündemine müdahale etme, kurulda bir konunun görüşülmesini isteme yetkisinin olmadığını ifade eden Çörekçi, REFAHYOL hükümetinin istifasının, MGK kararlarına bağlanması doğru olmadığını savundu.

Çörekçi, "Sadece anayasal bir kurum olan MGK toplantılarına katılmam, suçlanmama dayanak gösteriliyor" ifadesini kullandı.

Çörekçi, "16 yıl önce, Ağustos 1997'de emekli oldum. BÇG adlı oluşumun ne kuruluşuna ne faaliyetlerine katıldım. İlgili belgeleri de görmedim. Görseydim imzam ve parafım olurdu. Benden habersiz olarak düzenlenen hiçbir belgeden sorumlu olmayacağım" dedi.

İddianamede, hükümeti nasıl ortadan kaldırmaya veya görev yapmasını engellemeye çalıştığı, cebir ve şiddet kullanıp kullanmadığı, kullandıysa bunun ne olduğunun açıkça belirtilmediğini anlatan Çörekçi, "Atılı suçu işlemedim, suçsuzum, beraatimi istiyorum" diye konuştu.

Duruşmaya, yarın saat 10.00'a kadar ara verildi. Savunmaları alınan Hikmet Köksal, Altaç Atılan, Köksal Karabay ve Orhan Yöney'in duruşmalardan vareste tutulduğu davaya yarın saat 10:00’da devam edilecek.

(20 Kasım 2013, 12:56)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Darbe kaydına suç duyurusu

28 Şubat´ta şok Çiller itirafı

28 Şubat davasında mahkeme heyeti ile ilgili tartışmalar

28 Şubat´a Balyoz etkisi

28 Şubat davası duruşmaları

Flaş!!! 28 Şubat davası açıldı

28 Şubat soruşturması manşetlerimiz

28 Şubat süreci manşetlerimiz

28 Şubat iddianamesinde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5694    yazdır/print


 

Fener savcısından şok savunma

Deniz Feneri savcılarının yargılanmalarına başlandı. Sanık savcı Nadi Türkaslan, evrak üzerindeki bazı bilgileri gizlediğini doğruladı: ´Karar üzerinde zerre kadar oynama yapmadım, sadece üzerini kapattım.´ Diğer savcı Abdulvahap Yaren ise skandal savunmasında evrakta tahrifat yapıldığı suçlamasını kabul etti, ancak bunun haklı bir nedeni olduğunu ima etti.

04.05.2012 14:03 Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmadan ´evrakta tahrifat yaptıkları´ suçlamasıyla alınan 3 savcının, ´görevde yetkiyi kötüye kullanma´ suçundan Yargıtay´da yargılanmalarına başlandı. İlk duruşmaya Cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren, Mehmet Tamöz ve avukatları ile müşteki avukatları katıldı. Ayrıca MHP Milletvekili Faruk Bal ile CHP Milletvekilleri Emine Ülker Tarhan ve Kamer Genç ile eski Sincan Hakimi Osman Kaçmaz da duruşmayı izleyenler arasında yer aldı. Savcılar, Yargıtay 11. Ceza Dairesi´nde, ´görevde yetkiyi kötüye kullanma´ suçundan yargılanıyor. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Deniz Feneri soruşturmasından alınan üç savcı ile ilgili Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi´nin gönderdiği iddianameyi kabul etmişti.

-Kapalı oturum reddedildi-

Sanık Mehmet Tamöz, duruşmanın siyasi bir mahiyet kazanabileceği ve yargılamanın önüne geçebileceğini belirterek savunmalarını etkin bir şekilde kullanma imkanının olmayacağı gerekçesiyle kapalı yapılmasını talep etti. Daire, bu talebi oy birliğiyle reddetti.

-´Karar üzerinde zerre kadar oynama yapmadım, sadece üzerini kapattım´-

Daha sonra sanık Cumhuriyet savcılarından Nadi Türkaslan savunmasını yaptı. 26 yıllık bir savcı olarak burada olmasının kolay olmadığını dile getiren Türkaslan, suçunun bulunmadığını, davanın zorlama ve hukuk dışı yollarla açılan bir dava olduğunu söyledi. Hiç kimseyle hesaplaşma gibi bir durumunun bulunmadığını belirten Türkaslan, hukuk neyse onu uygulamaya çalıştıklarını savundu. İşin buralara geleceğini görür hale geldiğini anlatan Türkaslan, birileri hakkında gözaltı kararı olmaması halinde bu davanın da açılmayacağını ileri sürdü. Bilmedikleri bir nedenden soruşturmadan alındıklarını ifade eden Türkaslan, haklarında hukuken yanlış, tek taraflı bir soruşturma yapıldığını ileri sürdü. Karar üzerinde zerre kadar bir oynama yapmadığını iddia eden Türkaslan, savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürdü. Fotokopiler üzerinde ´aslının aynısıdır´ mührünün bulunmadığını dile getiren Türkaslan, karar üzerinde bir oynama yapmadığını savundu. Mahkeme kararının aslının üzerinde bir tahribat yapmadığını anlatan Türkaslan, Karar üzerinden fotokopi aldıktan sonra kapatma yaptım. Karar üzerinden fotokopi alıp göndermesem yine mi suç işleyecektim? Tedbir kararı üzerinden değil fotokopi üzerinden kapatma uyguladım. dedi.Suçlamanın belli olmadığını dile getiren diğer Savcı Mehmet Tamöz de haklarındaki iddiaların doğru olmadığını vurguladı.

-Tahrifat intikam amaçlı mı: Savcıdan skandal suçlama-

Duruşmada açıklama yapan diğer savcı Abdulvahap Yaren ise savunmasında inanılmaz ifadeler kullandı. Deniz Feneri yolsuzluğu davası sanıklarını suçlayan Yaren, “Bu insanlar ne yapmış? Zekat, fitre, sadaka paralarını hovardalıkta kullanmış, şirketlerine aktarmış, paraları kendine mal etmiş. Bunu dini inançları suistimal ederek yapmış” derken, Cumhuriyet savcısı olarak görevini yerine getirdiğini belirtti. Tedbir kararında, şüphelilerle ilgili ´şu şirketteki payı şu kadardır´ şeklinde açıklama bulunmadığını anlatan Yaren, “Yargılandığım suç yazdığım mütalaa. Sonraki savcılar da aynı mütalaayı yazmış. Onlarla ilgili karar var mı? Yok. Gerçek amaç savcıları uzaklaştırmak ve amaçlarına ulaştılar” değerlendirmesinde bulunarak beraatini istedi. ( Cihan, Anka)

SUÇU İSPAT İÇİN SUÇ İŞLEYEN SAVCILAR

Yukarıdaki şok edici sözleri sarfeden savcı Yaren´in, henüz sonuca bağlanmayan bir davada sanıkları karalayarak kendini aklamaya çalışması, bu kadar kötülük yapmış sanıkların şirketlerine hukuk dışı da el konulabileceğini ima etmesi dikkat çekti. Bu skandal savunma, deniz Feneri davasını hukuki olarak değil de kişisel ya da siyasi amaçlarla yürüttükleri iddialarını da güçlendiriyor. Savcıların, sanıkların ortağı oldukları şirketlerin mal varlıklarına el koyabilmek için mahkeme kararını örterek hukuk dışına çıkmaları bu bakış açısıyla anlaşılır hale geliyor.

Deniz Feneri savcılarının görevden alınmasına neden olduğu öne sürülen evrakta tahrifat işlemi, mahkemenin verdiği arama el koyma karar belgesinde savcıların mahkemece reddedilen bazı taleplerinin üzerinin örtülerek uygulanması. Yani mahkemenin reddettiği el koyma kararı, üzeri örtülerek gerekli makamlara fakslanıyor ve hukuk dışı şekilde el koyma gerçekleşiyor. Diğer bir ifadeyle savcılar gasp işlemi yaptılar. Savcılar, mahkemeden soruşturma kapsamındaki bazı şüphelilerin ortağı oldukları şirketlerin malvarlığına el konulmasını da içeren bazı taleplerde bulundular. Ancak mahkeme bu taleplerden yukarıda bahsi geçen ´el koyma´ talebini reddetti. Savcılar ise mahkeme kararındaki o maddenin üzerini kapatarak fotokopi çektiler ve eksik haliyle onu Tapu Müdürlüğüne gönderdiler. O maddeyi görmeyen Tapu Müdürlüğü de doğal olarak o şirketlerin mal varlığına tedbir koydu.

EVRAKTA TAHRİFAT YAPTILAR

Savcılar Nadi Türkaslan, Mehmet Tamöz ve Abdulvahap Yaren hakkında, Deniz Feneri soruşturmasını yürütürken, Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.06.2009 tarihli 2009/563 Sayılı kararını tahrif ettikleri gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından inceleme başlatılmıştı. HSYK´nın, müfettişlerinin raporu doğrultusunda kovuşturma izni verdiği savcıların dosyası Sincan Cumhuriyet Başsavcılığına geldi. Cumhuriyet Savcısı Murat Gökçe tarafından yapılan soruşturmada Abdulvahap Yaren, Mehmet Tamöz ve Nadi Türkaslan´ın HSYK müfettişlerinin de tespit ettiği fiilleri işlediklerini belirterek iddianame hazırladı. Savcı Gökçe tarafından hazırlanan iddianamede, Nadi Türkaslan için Evrakta tahrifat yapmak ve mahkeme kararına aykırı işlem yapmak, Mehmet Tamöz ve Abdulvahap Yaren için ise Zarar doğuran işlemin devamını sağlamak suretiyle görevi kötüye kullanmak suçlaması yer aldı. Avukatlar Hakan Yıldız ve Şule Yıldız tarafından savcılar hakkında suç duyurusunun ardından HSYK incelemesi üzerine Soruşturmanın selameti amacıyla savcılar Türkaslan, Yaren ve Tamöz Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının tasarrufuyla dosyadan alınmıştı. Sincan Savcısı Murat Gökçe tarafından hazırlanan iddianame Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´na oradan da Yargıtay 11. Ceza Dairesi´ne iletildi. Savcılar, 1. sınıfa ayrıldıkları için yargılamaları Yargıtay´da yapılıyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(04 Mayıs 2012, 14:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Deniz Feneri savcılarının ´evrakta tahrifat´ davası manşetlerimiz

Deniz Feneri Savcılarının üstünü örttüğü mahkeme kararı

Fener savcılarına kovuşturma izni

Zekeriya Öz´e alkış, Deniz Feneri´ne yuh

Nazlı Ilıcak: Deniz Feneri ve madalyonun diğer yüzü

Aydınlık´tan Kozinoğlu´na ilginç sansür

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4520    yazdır/print


 

MİT darbesi kovuşturulur mu?

MİT krizi üzerine hükümet süratle harekete geçti. Birkaç günlük süreç sonunda cumhurbaşkanının da jet onayıyla yasa değişikliği dün akşam uygulamaya girdi. Bu hızlı süreç, son YAŞ toplantısında topluca emeklilik restini çeken kuvvet komutanlarına karşı hükümet ve cumhurbaşkanının uyguladığı hızlı müdahaleyi hatırlattı. Kriz resmi olarak kapandı. Bazı yetkililere göre hükümete karşı sivil darbe girişimi yaşandı. Bu iddiayı güçlendiren bulgular var. Bu noktada akıllara çok önemli bir soru takılıyor: Bir darbe girişimi şüphesi varsa, bu kovuşturulacak mı?..

18.02.2012 13:21MİT krizi gündemi ilk sıradan meşgul etmeye devam ediyor. Hükümet kriz karşısında süratle harekete geçti. Birkaç günlük süreç sonunda Cumhurbaşkanının da jet onayıyla yasa değişikliği dün akşam uygulamaya girdi. Ancak tartışmalar bir süre daha süreceğe benziyor. Bir eski MİT yöneticisi, çok açık bir ifadeyle krizi tanımladı: ´Hükümete karşı sivil darbe girişimi yaşandı.´ Bu çok büyük bir iddia. Ancak olayın özünde aslında bu korkunç şüphe var. Bu iddiayı güçlendiren bulgular var. İşte belki de bu nedenle MİT krizi en önemli tartışma konusu oldu ve tartışmanın süreceği de söylenebilir. Hükümete karşı son darbe girişimi ´27 Nisan e-Muhtırası´ idi. Nasıl uzun süre konuşulduysa ve halen de konuşuluyorsa, bu sivil darbe girişimi iddiası da uzun süre konuşulacaktır. E-Muhtıra nasıl daha sonra kovuşturma konusu yapıldıysa, MİT üzerinden hükümete sivil darbe girişimi yaşandığı iddiası da muhtemelen kovuşturma konusu olacaktır.

Medyaya bakıldığında çok ilginç tavır değişiklikleri görülüyor. Cemaat işin içinde mi şüphesini doğuracak şekilde ona yakın bazı yayın organları sürekli ve tek taraflı MİT aleyhtarı yayınlar yaptılar, savcıları savundular. Bunu görebilmek de çok kolay. Kütüphanelere gitmeye de gerek yok. İnternet arşivlerinden yayınlanan haber ve yorumlara ulaşılabilir. Ancak son günlerde farklı tavırlar görülüyor. Oysa bu başında böyle olsa yani en azından bu işin arkasında bir komplo olabilir mi, savcılık yanlış yapmış olabilir mi, bazı zamanlamalar çok dikkat çekici acaba komplo olasılığı olabilir mi gibi haber ve yorumlara da yer verilse belki de bu tehlikeli ve rahatsız edici düşünce hiç ortaya çıkmayacaktı.

Şüphesiz her kurum içinde iyiler de var kötüler de. Hiç bir kurum için hatasız denilemez. Ancak MİT krizinde olduğu gibi MİT´i topyekün kötü ilan eden, polis teşkilatını ve yargıyı ise topyekün iyi ilan edenler var. Savcıların, hakimlerin ya da polislerin görevden alınmasını kötü görenler var. Bir görevden alma yaşanınca o görevden almayı eleştirenler olduğu gibi alkışlayanlar da var. Örneğin Zekeriya Öz´ün görevden alınması.. MİT olayında Savcı Sadrettin Sarıkaya´ya dosyadan el çektirilmesini eleştirenler Savcı Zekeriya Öz´ün görevden alınmasını ise alkışlamışlardı. Deniz Feneri savcılarının görevden alınmasına karşı çıkanlar, o savcıların mahkeme kararlarının üstünü inanılmaz şekilde örterek mahkemenin reddettiği talepleri nasıl hukuksuzca uygulattıklarını görmek istemiyorlar. Bu çevreler ilk olarak Almanya´da başlatılan Deniz Feneri davasının Alman derin devletinin bir oyunu olduğuna dair MİT´çi Kozinoğlu´nun iddialarının üstünü de örtüyorlar, hükümet aleyhtarı diğer iddialarını ise savunuyorlar. Sincan hakimi Osman Kaçmaz Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´ü ifadeye çağırınca eleştirenler, MİT Müsteşarı üzerinden Başbakan ifadeye çağrılınca alkışlıyorlar. Sadrettin Sarıkaya´yı görevden aldıran hükümet Ferhat Sarıkaya´nın görevden alınmasına ise tepki göstermişti deniliyor. Soyadları aynı olan savcılar aynı kefeye konuluyor. Bu arada hatırlatalım ki Zekeriya Öz´ün görevden alınmasına biz tepki göstermiş ve bunda hükümetin rolü olduğuna inanmış, açık eleştiriler yöneltmiştik.

BU HÜKÜMET OLMASAYDI ERGENEKON SORUŞTURULUR MUYDU?

Ergenekon ve Balyoz sürecinde genelkurmay başkanları dahi ifade veriyorken üst düzey subaylar tutuklanırken iyi de MİT Müsteşarı Fidan ifade verirken mi kötü deniliyor. Oysa olaylar -kasti ya da değil- tamamen birbirine karıştırılıyor. Ergenekon ve Balyoz şüphelileri hükümeti devirme suçlamasıyla kovuşturuluyor. Hükümet bu yüzden doğal olarak arkasında duruyor. MİT krizinde de hedef hükümet. Bu yüzden de hükümetin tavrı yine aynı. Farklı bir şey yok aslında. Ayrıca bu hükümet olmasaydı Ergenekon soruşturmaları süreci yaşanır mıydı? Bunu da görelim. Bunu söylemeye herhalde en layık insanlardan biri bu satırların yazarıdır. Yıllardır kontrgerilla iddialarını takip ediyorum. AK Parti iktidarından önce kesinlikle umutsuzdum bu karanlık güçlerin açığa çıkarılacağından. Benim görmemi geçelim, çocuklarımızın dahi o günleri görebileceğinden umutsuzdum. Evet açıkça umutsuzdum.

Hiçkimse, ´ama değişen çağın gereği bunların soruşturulması zaten yapılacaktı´ demesin. Onlara birşeyi hatırlatmalı. İtalya´da 1990 yılı sonunda patlayan Gladio skandalı tüm Nato ülkelerini sardı ve hepsinde yetkililer bu cinayet örgütlerinin varlığını kabul ettiler, ya tasfiye ettiler ya da hukuksal sınırlara çektiler. Evet tüm üye devletler resmen kontrgerillalara karşı tavır aldılar, Türkiye hariç. O tartışmalı günlerde Genelkurmay yetkilileri başörtüsü taleplerinin devrim süreci olarak görüldüğünü, Türkiye´de de bir İslam devrimi süreci yaşandığını ima eden açıklamalar yaptılar. Türkiye´de kesinlikle kontrgerilla olmadığını iddia ettiler. Olsa bile İslami devrim sürecine karşın örgütün gerekli olduğunu demeye getirdiler. Bu kadar kararlı ve güçlü olan derin yapıların, çağın gereği diye kendilerine yönelik soruşturmaları kabul edecekleri, her türlü darbe ve benzeri karşı koymalarla direnmeyecekleri, teslim olacakları beklenebilir mi. Hükümet kararlı tavır göstermese kelle koltukta üzerlerine gitmese Ergenekon soruşturmaları süreci başlayabilir miydi. Arkasında hükümet desteği olmasa Zekeriya Öz´ün sonu da Savcı Doğan Öz gibi olmaz mıydı?

ÖZAL´IN AÇILIM PROJESİ DE SABOTE EDİLMİŞTİ

Genelkurmay´ın bu açıklaması 1990 Aralık ayında oldu. Ardından kronolojik olarak olaylara bakarsak kontrgerillanın Türkiye´de ne kadar etkin şekilde faaliyet yürüttüğünü net şekilde görebiliriz. Özellikle 1993 yılına yığılan çok sayıda olay bu faaliyetleri o kadar çarpıcı şekilde gösteriyor ki daha önce hiçbir şekilde görülmemiştir. 1993 kanlı ve kara bir yıl oldu. O yıl adeta bir suikast fırtınası yaşandı. En kanlısının Bingöl´deki 33 er katliamının olduğu çok sayıda peşpeşe gelen olaylarda kendi alanında güçlü ve simge isimler aynı yıl, art arda hayatlarını kaybetti: Gazeteci yazar Uğur Mumcu, Jandarma Komutanı Eşref Bitlis, Cumhurbaşkanı Özal, Bingöl´de 33 asker, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Binbaşı Cem Ersever.. Kimi öldürüldü, kiminin ölümünün üzerindeki sis perdesi hala aralanamadı. Bu kişi ve olayların ortak özelliği ise ya PKK´yla mücadelenin doğrudan içinde yer almaları ya da sorunun çözümü için ciddi mesai harcamalarıydı. Bu suikast fırtınasından geriye PKK terörüne karşı şiddete devam politikası kaldı. Son yıllarda hükümetin gerçekleştirmeye çalıştığı ve MİT krizinde de ön plana çıkan PKK terörünü barışçı yollarla durdurma şeklindeki demokratik açılım projesini ilk olarak aslında Cumhurbaşkanı Turgut Özal uygulamaya çalışmıştı. Ama bedelini O ve onun ekibinde yer alan yukarıda adı sayılan askeri yetkiler ödedi. Ergenekon ya da kontrgerillanın, asker polis MİT ve PKK içindeki uzantıları yoluyla demokratik barış çabaları sabote edildi.

Aslında son yıllarda benzer sabote girişimlerini yaşamıyor muyuz? Referanduma doğru, seçimlere doğru terör ve her türlü kışkırtma girişimleri artmadı mı? Bursa İnegöl ile Hatay Dörtyol gibi örneklerle Kürt vatandaşlara karşı toplu linç girişimleri yaşanmadı mı? Böylece Türk-Kürt gerginliği arttırılmaya çalışılmadı mı? Öğrenciler CHP tarafından finanse edilerek hükümeti protesto gösterilerine, yumurtalı saldırılara kışkırtılmadı mı? Hopa´da Başbakanın otobüsü taşlanarak, Kastamonu´da PKK´lılarca seçim otobüslerine bombalı saldırılar düzenlenerek, yetersiz muhalefet seçim kampanyasında takviye edilmeye çalışılmadı mı? Olaylar, gören ya da görmek isteyen gözler için o kadar açık ki.. Birileri demokratik açılım gerçekleşmesin, barış olmasın, şiddet sürsün, bir ailenin bir oğlu askerde diğeri dağda birbirine kurşun çeksin istiyor. Birileri sanıyor ki sadece şiddet yoluyla bu terör biter.

Aslında Turgut Özal ve ekibine karşı girişilen sabotaj operasyonlarının benzerlerini bu hükümetin demokratik açılım sürecinde de görmek mümkün. Bugünlerde son örneğini MİT krizinin oluşturduğu bu girişimleri farketmemek mümkün mü? PKK´ya karşı askeri ve polisiye tedbirlerden vazgeçmeyen, KCK operasyonlarının arkasında duran, ancak barış girişimlerinden de vazgeçmeyen hükümeti, KCK´yı ve hatta PKK´yı kurduran, halkın polisini askerini öldüren, molotofla sivillerini yakan bir başbakanın hükümeti konumuna sokmak istiyorlar.

KRİZDE DİKKATİ ÇEKEN ÇOK SAYIDA AYRINTI

MİT krizinde şüphe çeken çok önemli başka ayrıntılar daha var. Tartışmaların odağındaki ses kaydının basına sızdırılması başlı başına dikkat çekici. Başbakan Erdoğan tam Mısır´da tüm dünyaya yönelik bir konuşma yapıyor, İsrail´e de uyarılarda bulunuyor. Aynı saatlerde bir internet sitesi hacklenerek ses kaydı veriliyor. Tabi hızla internet medyasında da yayılıyor. Bu sızdırma olayından birkaç gün önce İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman üstü örtülü de değil açıkça, ´Türkiye´nin düşmanı PKK´ya yardım edeceğiz´ diyor. O günlerde hükümetin terörle mücadelede yeni yapılanma çabaları sonuç veriyor, PKK´ya ve KCK´ya darbe üstüne darbe vuruluyor. Ardından ses kaydı geliyor, ardından MİT görevlileri ifadeye çağrılıyor ve bir nevi PKK ile KCK´yı bunlar kurdu diyerek hükümet korkunç bir zan altında bırakılıyor. Görüldüğü gibi çok büyük bir hamle yapılmış durumda.

Bu kadar büyük bir hamlenin arkasında İsrail, ABD derin devleti denilen neoconlar ve onların polis ile MİT içindeki uzantılarının bulunduğu konuşuluyor. Bunların üstüne Odatv ve diğer Ergenekon medyasının MİT Müsteşarı Fidan´ı yıpratma kampanyası, İsrail askerlerinin Mavi Marmara gemisine saldırısından birkaç saat sonra İskenderun deniz üssüne PKK saldırısı, İskenderun´a İsrail saldırılarına karşı füze sistemi kurulduğunun açığa çıkması, bu üsse yönelik saldırıya katılan elebaşının diğer teröristlerce de ifşa edilen İsrail bağlantıları, Lübnan´da İsrail adına casusluk yapan PKK´lıların yakalanması da konulursa perde gerisi giderek netleşiyor.

HALKA HESAP VEREN BAŞBAKAN AMA BİRİLERİ HARİÇTEN POLİTİKA YAPMAYA ÇALIŞIYOR

Başbakan´ın krize derhal el koyması, kendisine hamle yapıldığını farkettiğini gösteriyor. Eğer iddia edildiği gibi MİT yöneticileri KCK´lıların eylemlerine yardımcı oldularsa, yani suçlarına ortak oldularsa Başbakan onları sahiplenir mi? Geçtiğimiz günlerde Adana´da bir MİT görevlisi gözaltına alındı. Suriye direniş lideri albayı 100 bin dolara Esed´e sattığı ve idam edilmesine neden olduğu söyleniyor. Bu olayı öğrenince Hakan Fidan onu görevden almış. Böyle hainlere elbette lanet olsun. Ama çürük ve sağlam elmaları da birbirine karıştırmamalı. TSK içindeki Ergenekoncular temizleniyor. Aynı şey MİT içinde de yapılmalı. Aynı şey polis içinde de yapılmalı.

Başbakan risk aldığını açıkça halka söylemedi mi? Açılım projesine böyle başlamadı mı? Halk da ona güvendi. Seçimlerde yüzde 50 oyu böyle vermedi mi? Açık açık. Göstere göstere. Yani Başbakanın sorunu barış yoluyla çözmeye çalıştığı görüldü. Ama PKK kabul etmeyip silah bırakmayınca peşpeşe operasyonlar gelmedi mi? Kazan vadisinde, Karadeniz´de, Kuzey Irak´ta peşpeşe teröristler imha edilmedi mi? ´Düşürün şu heronları pkklılar vuruluyor´ diyenler kimlerdi? Onların üzerine gidenler kimler? Heron ihaneti gibi ihanetlerle MİT ve TSK içindeki hainlerin üzerine gidilip de Silivri´ye doldurulmuyorlar mı? O nedenle de artık başarılı operasyonlar yapılmıyor mu? MİT krizinin yaşandığı günlerde 24 terörist daha öldürülmedi mi?

Başsavcının, yardımcısının, hatta soruşturmadaki diğer savcının haberi olmadan çok büyük bir hamleyle MİT Müsteşarına uzanmakta bir art niyet aramamak mümkün mü? Bu hamlenin ne gibi sonuçlar doğuracağını, nelere yol açacağını o savcının öngörmemesi mümkün mü? 12 Eylül askeri bir darbe idi, 28 Şubat post-modern yarı askeri bir darbe oldu. 27 Nisan internet darbesi idi. MİT krizi ise 7 Şubat sivil darbe girişimi oldu. Ama sonuçta hepsi bir darbe girişimi idi. Meşru hükümeti devirme ya da politikalarını değiştirtme girişimleri idi.

SAVCILARIN HAKİMLERİN HER YAPTIĞI DOĞRU MUDUR?

Savcıların, hakimlerin her yaptığı doğru mudur? Eğer öyleyse Danıştay saldırısı niçin Ankara´daki yargılamada savcısıyla hakimiyle örtbas edildi? Cihaner´in mahkemeden kaçırılarak Yargıtay´a alınmasının anlamı nedir? Cihaner´in o dönemin HSYK´sı tarafından Erzincan´a atanmasının, cemaatler soruşturmasını Ergenekon´dan iki ay sonra başlatmasının, adalet bakanlığından iki yıl gizli yürüttüğü soruşturmayı hükümet üyelerine kadar tırmandırmasının anlamı nedir? Ergenekon tutuklusu Mehmet Haberal´ın başvurusu üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi´ndeki üyelerin skandal şekilde tazminata hükmetmelerinin ve bu açılan kapıdan çok sayıda Ergenekon ve Balyoz sanıklarının geçerek Ergenekon ve Balyoz davalarını çökertmeye çok yaklaşmasının anlamı nedir? Bir darbe illaki askeri kesimden gelir denilemez. Önceki HSYK ve Yargıtay´dan gelen bu tür darbe çabaları da geçtiğimiz yıl yapılan referandumda millet tarafından engellenmedi mi? Demek ki işin içinde hakim savcı falan olması o girişimleri temize çıkarmaya yetmiyor. Onlar da hata yapabilir. Onlar da suç işleyebilir. Onlar da ellerindeki imkanları istismar ederek pekala darbe girişiminde bulunabilir. Kişilerin kim olduğuna değil, ne yaptığına, ne dediğine bakmalı.

Başbakandan izin alınmadan MİT yetkililerinin soruşturulması zaten yasaya da aykırı. Ama CMK farklı diyenleri AYM eski raportörü Osman Can susturdu. O yasanın çok yanlış yorumladığını hukuki açıdan ispat etti. Savcılık soruşturmasının da hukuksuz olduğunu ilan etti. Yani zaten baştan yanlışlık vardı. MİT kanunu değişikliği, anlayış kıtlığı olanları ya da art niyetlilerin yollarını kapatmak için yapıldı. Zaten var olan yasa güçlendirildi. Tıpkı 367 krizindeki gibi hukuksal boşluk dolduruldu. Zaten Başbakandan önce de var olan yasalar hükümete gelince uygulanmasın isteyenler var. Tıpkı 367 krizinde olduğu gibi. Her zaman uygulanan yasalar nedense bu hükümete gelince hep aleyhte yorumlanıyor.

HALKA HESAP VERİYORSA TEK KİŞİLİK YASA DA ÇIKARIR

Bu ülkeyi hükümet yönetmeli. Yani tam olarak hükümet yönetmeli. Çeşitli kurumların içindeki hainler ya da onların organize şekilde meydana getirdiği gizli örgütler değil. Hükümete yönetme yetkisini halk seçimlerde veriyor. Gereğini yapmazsa hesabını yine seçimlerde sorar. Hükümet ne gerekiyorsa yapar. Gerekirse tek kişilik yasa da çıkarır. Önemli olan halka hesap vermek. Halk onaylıyorsa iş bitmiştir. Kim ne derse desin.

27 NİSAN SORUŞTURULMAYA BAŞLANDI, 7 ŞUBAT DA SORUŞTURULUR

Son MİT krizi olayında da çok korkunç bir şüphe var, bir darbe girişimi yaşandığına dair. Eski MİT yöneticisi Cevat Öneş bu durumu çok açık ifade ediyor: ´Bu olay AK Parti´ye, siyasete yapılan bir darbe girişimidir. AK Parti´nin ayakları kesilmek istenmiştir.´ Hükümete karşı son darbe girişimi ´27 Nisan e-Muhtırası´ idi. Nasıl uzun süre konuşulduysa ve halen de konuşuluyorsa, bu sivil darbe girişimi iddiası da uzun süre konuşulacaktır. Ancak e-Muhtıra nasıl daha sonra kovuşturma konusu yapıldıysa, MİT üzerinden hükümete sivil darbe girişimi yaşandığı gibi çok ciddi bir iddia da muhtemelen kovuşturma konusu olacaktır.

Abdullah Harun / kontrgerilla.com

(18 Şubat 2012, 13:21)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

MİT BAŞKAN VE GÖREVLİLERİNİN İFADEYE ÇAĞRILMASI KRİZİYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Başsavcılık: İstihbaratçılar suç işledi

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Hükümet sivil darbeyi engelledi

KCK savcısı görevden alındı

MİT kanunu Perşembe çıkıyor

MİT´çilere yakalama kararı

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

Osman Can savcıların soruşturmasını hukuksuz ilan etti: MİT yasası görmezden gelindi

Aydınlık´tan Kozinoğlu´na ilginç sansür

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

ERGENEKON, BALYOZ VE DİĞER İDDİANAMELERDE ARAMA YAP

İnegöl ve Dörtyol´daki kitlesel kışkırtmalarda Kontrgerilla kuşkusu

12 Eylül 2010 Anayasa referandumu manşetlerimiz

2011 seçim sürecinde yaşanan kışkırtmalar

2011 Kontrgerilla için ´Kıyamet´ yılı

Seçim ve anayasa Kontrgerilla için ölüm kalım meselesi

Yarbay kontrgerillayı deşifre etti

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4259    yazdır/print


 

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Zaman gazetesinin bugünkü haberlerinde dün görevden alınan savcı Sadrettin Sarıkaya´ya sahip çıkıldığı görülüyor. Bu da bir kaç gündür konuşulan cemaat-MİT çatışması yaşanıyor iddialarını akıllara getiriyor. MİT gerginliğinde birkaç gündür her kesim tarafından cemaat-MİT çatışması yaşandığı ve cemaatin doğrudan Başbakana hamle yaptığı iddiaları ileri sürülüyor. Poliste etkili olan cemaat kaynaklarınca Başbakana bağlı olan MİT´e, üstelik de en üst konumdaki görevliye doğrudan hamle yapıldığı dillendiriliyor. Olaydan sorumlu olduğu ileri sürülen iki polis yetkilisinin bu nedenle derhal görevden alındığı söyleniyor. Bu iddialarda doğruluk payı olabilir mi?..

12.02.2012 10:36 Zaman gazetesinin bugünkü haberlerinde dün görevden alınan savcı Sadrettin Sarıkaya´ya sahip çıkıldığı görülüyor. Bu da bir kaç gündür konuşulan cemaat-MİT çatışması yaşanıyor iddialarını akıllara getiriyor. Savcı Bilal Bayraktar´ın da daha önce Balyoz soruşturmasında baskıya maruz kaldığı hatırlatılıyor. Ancak savcı Bayraktar´a o zaman baskı yapanlar farklı kaynaklardı. Şu anda ise Bayraktar´a herhangi bir baskı uygulanmış değil, KCK soruşturmasında görevine aynen devam ediyor. Sadece savcı Sadrettin Sarıkaya soruşturmadan alınmış durumda. Onun nedeni de açık. Başsavcılığa ve soruşturmadaki diğer savcı Bayraktar´a haber vermeden, o yurtdışında iken aceleyle MİT operasyonunu başlatıyor. Hakan Fidan´ın arkasında Başbakan açıkça durduğu, OSLO görüşmelerinin siyasi sorumluluğunu üstlendiği halde Fidan´a operasyon düzenliyor. Bunun aslında Başbakana bir operasyon olduğu çok açık.

Görevden alınan savcılar hep haklı mı çıktı?

Soruşturmaya bakan savcıların her yaptığının doğru olduğu söylenemez. Bir kişinin savcı olması her yaptığının yasal ya da doğru olduğu anlamına gelmez. Aksi halde Sincan hakimi Osman Kaçmaz´ın Cumhurbaşkanını ifadeye çağırması da eleştirilmemeliydi. Oysa o süreçte Kaçmaz´ın siyasi davrandığı açıktı. Siyasi sorumsuzluğu olduğu yasalarla da belliyken Cumhurbaşkanı Gül´ü ifadeye çağırmıştı. Bir insanın hakim ya da savcı olması, her yaptığının doğru olduğu, dokunulamayacağı anlamına gelmez. Dokunulamaz olanlar sadece milletvekilleri. Onlara da bu yetkiyi halk seçimlerde veriyor. Cemaatin dahi eleştiriler yönelttiği İlhan Cihaner bir savcı değil miydi? Erzincan cumhuriyet başsavcısı iken, üstelik de makamında gözaltına alındı. Bu mantık açısıyla o görevden alma da yanlış olmalı. Öyle değil mi? Ancak Zaman gazetesi Cihaner´i hep eleştirdi ve görevden almayı doğru bulan haberler yaptı. ´Görevden alınan savcılar hep haklı çıktı´ denirse Cihaner haklı mı çıkmıştır? Cumhurbaşkanını ifadeye çağırması eleştirilen Osman Kaçmaz haklı mı çıkmıştır? Cemaatin yayınlarına bakıldığında çok sayıda benzer örnekle eleştirilen savcı ve hakimlere rastlanabilir. Şu halde her görevden alma doğrudur ya da yanlıştır denemez. MİT gerginliğinde birkaç gündür CHP dahil her kesim tarafından cemaat-MİT çatışması yaşandığı, cemaatin doğrudan Başbakana hamle yaptığı iddiaları ileri sürülüyor. Poliste etkili olan cemaat kaynaklarınca Başbakana bağlı olan MİT´e, üstelik de en üst konumdaki görevliye doğrudan hamle yapıldığı dillendiriliyor. İki polis yetkilisinin derhal görevden alınma nedeninin de hükümetin bu tuzağa karşı cevabı olduğu söyleniyor. İnanmak istemediğimiz bu tür iddialarda doğruluk payı olabilir mi?..

Zaman gazetesinin savcı Sadrettin Sarıkaya´ya sahip çıktığı Büşra Erdal imzalı haberi şu şekilde:

Görevden alınan savcıların yaptıkları hep doğru çıktı.. Demokrasi tarihimiz açısından kritik öneme sahip soruşturmaları yürüten savcılar, yıllardır ya meslekten çıkarılma ya da dosyadan el çektirmeyle gündeme geldi.Son olarak KCK soruşturması kapsamında MİT mensuplarını ifadeye çağıran İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sadrettin Sarıkaya, dosyadan alındı. Tüm bu örneklere baktığımızda, ortak sonuç şu: Bu savcıların yazdığı iddianameler, yaptıkları işlemler her defasında mahkeme heyetlerince uygun bulundu. Sanıklar tutuklandı ya da mahkum oldu. Yani tarih, görevden alınan savcıları hep haklı çıkardı. Nisan 2010´da aynı adliyede görevli Balyoz davası savcıları Bilal Bayraktar ve Mehmet Berk, 25´i general bir grup asker hakkında mahkemeden yakalama kararı çıkarttığı için aynı uygulamaya maruz kalmıştı. Dönemin Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, iki savcıya Balyoz dosyasından el çektirdi. Bu savcıların ortak noktası, CMK´nın verdiği yetki kapsamında görevlerini yapması. Savcıların ´görev ve yetki´lerini düzenleyen CMK´nın 161´inci maddesinin ilk cümlesi şöyle: Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir.

Bununla birlikte CMK´nın 250´nci maddesi de istisnaları belirtip bunların dışındaki kişilerin terör, darbe gibi devletin güvenliğine ilişkin suçlarda doğrudan yargılanabileceğini düzenliyor. Savcıların, tüm bu yasal düzenlemelerle verilen yetkiye göre, ellerindeki delillerle hakimlerden yakalama, ev araması kararı talep etmesine ve bunların kabul edilmesine rağmen yaşananların yasal zeminde karşılığı yok. Sonuçta, MİT mensuplarının ifadeye çağrılması yasal bir durumdu. Gelmedikleri için savcı, Hakan Fidan dışındaki 4 MİT´çi için yakalama talep etti. Mahkeme, bu talebi kabul etti. Bu karar işleme konuldu. Yani, mahkeme kararını uygulayan bir savcı var ortada. Ama buna rağmen soruşturmadan alındı. Bu tür olağanüstü müdahaleler soruşturmalara zarar verici nitelikte. Uzun zaman çalışmış, dosyaya emek vermiş savcı alınarak yeni savcı atanması süreci uzatıyor. Şüphelilerin daha çok tutuklu kalmasına neden oluyor. Yeni gelen savcı, dosyaya hemen hâkim olamıyor ve bir dizi eksiklik baş gösteriyor. Nihayetinde hukuka güven azalıyor. Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen tarih, görevden alınan savcıları haklı çıkarıyor. Savcı Sacit Kayasu´nun meslekten çıkarılmasına neden olan 12 Eylül darbe iddianamesi, 12 yıl sonra tekrar hazırlanarak mahkeme tarafından kabul edildi. Darbeci generaller 4 Nisan 2012´de mahkeme önüne çıkacak. Ferhat Sarıkaya´nın meslekten çıkarılmasına neden olan iddianameye göre yargılama yapıldı. Ve talebi doğrultusunda sanıklar 6 yıl sonra 39´ar yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Balyoz davası savcılarının Nisan 2010´da yakalama kararı çıkardığı 25 general de 11 Şubat 2011´de İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi´nce tutuklandı. Savcıların görevden alınmasına neden olan generaller şu an tutuklu yargılanıyor. ( Büşra Erdal / Zaman)

İhanet varsa elbet soruşturulur

Zaman´ın diğer haberinde ise savcının görevden alınmasıyla KCK soruşturmasında bu sorular cevapsız mı kalacak deniyor. Eğer iddia edildiği MİT görevlileri bizzat eylemleri yönlendirdiyse, bombalama ve benzeri eylemleri yaptılarsa hatta KCK´yı kurdularsa Başbakan onlara sahip çıkar mı? Başbakanın KCK´ya ve PKK´ya karşı nasıl savaş açtığı açık değil mi? Buna karşın Başbakanın bu suçlara göz yumması düşünülebilir mi? AK Parti iktidarı döneminde böyle çetelere, organize örgütlere karşı muhteşem bir mücadele yürütülmedi mi, halen de yürütülmüyor mu? Öyle suçlar ve ihanetler varsa elbette sorumluları hesap verecektir...

´KCK soruşturmasında bu sorular cevapsız mı kalacak´ başlıklı diğer haber şu şekilde:

Terör örgütü KCK´ya yönelik olarak 3 yıldır sürdürülen soruşturmada dün kritik gelişmeler yaşandı. 5 MİT yetkilisini ifadeye çağıran Savcı Sadrettin Sarıkaya´ya görevinden el çektirildi. Görünen haliyle savcılar kişileri değil, yetki dışına çıkan suçları sorguluyor. Bu yüzden 4 gündür kamuoyuna yansıyan bu ciddi bilgi ve iddiaların cevaplanması gerekiyor.Yaklaşık 3 yıldır sürdürülen terör örgütü KCK soruşturmasında belki de en kritik aşama son 4 günde yaşandı. Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sadrettin Sarıkaya´nın MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Emre Taner, Afet Güneş ve iki ismi ifadeye çağırdı. Bu isimler çağrıya uymadı. Bunun üzerine yakalama emri çıkarıldı. Dün ise Savcı Sarıkaya´ya dosyadan el çektirildi. Hemen ardından emniyet müdürleri Yurt Atayün, Erol Demirhan ve Ali Fuat Yılmazer Ankara´ya tayin edildi. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, savcılar görevi değil, yetki dışına çıkan suçları sorguluyor. Buna rağmen tartışma; Fidan´ın ve diğer MİT´çilerin kanunen Başbakan´ın oluru olmadan ifadeye çağrılamayacağına, Oslo görüşmelerinin talimatını Erdoğan´ın verdiğine yoğunlaştı. Kişiler konuşulurken, suçun ne olduğu gözden kaçırıldı. Peki soruşturma dosyasının içeriğiyle ilgili yansıyan iddialar cevapsız mı kalacak? Örneğin şu bilgiler önemsiz mi? Başakşehir´de, Ergenekon ve Balyoz savcılarının hâkim lojmanlarına silahla saldıranlardan biri MİT´in haber elemanı çıktı. İbrahim Tatlıses´e suikast için Abdullah Uçmak´a 2 Kalaşnikof´u MİT´in haber elemanı teslim etti. 6 Temmuz 2011´de Öcalan, KCK Yürütme Konseyi´ne 6 sayfalık el yazısıyla mektup yazdı. 10 Temmuz´da MİT heyeti aracılığıyla Kandil´e ulaşan mektubun ardından 14 Temmuz´da Öcalan´ın talimatıyla 13 askerin şehit edildiği Silvan saldırısıyla ´halk savaşı´ başlatıldı. Son 3 yılda MİT´in haber elemanları sadece İstanbul´da yaklaşık 50 olaya karıştı. Soruşturma savcıları ya da kolluk güçleri suça bulaşmış kişilerle karşılaştıklarında ne yapmalıydı? Bunları MİT yöneticileri biliyorduysa, bu hususlarda gereği için ne yapıldı?

Olayın diğer yönü ise kanlı terör saldırıları sürecinde KCK´nın paralel devlet iddiasıyla yapılanmasında nasıl beslenip büyüdüğü. İddialar vahim nitelikte. Bazıları ´ne var bunda, MİT´in görevi terör örgütlerine sızmaktır´ diyor. Ancak iddialar görevin ötesine geçildiğini gösterecek derece açık şekilde ihlalleri gündeme getiriyor. Örneğin, MİT heyetinin istihbarat toplama görevinin dışına çıkarak örgütün yönetilmesine aracılık ettiği, örgütün silahlı faaliyetlerine göz yumduğu, KCK yapılanmasının MİT heyeti gözetiminde tamamlandığı, Özerk Kürdistan´a imkân verilmesinin planlandığı; PKK´nın özerk Kürdistan´da polis gücü haline getirilmek istendiği ileri sürülüyor. PKK/KCK Önderlik Komitesi´ne yönelik operasyonda 12 ses kaydı, 19 mektup bulunuyor. Aynı bilgilere göre MİT elde ettiği saldırı ve eylem talimatlarının önlenmesine yönelik harekete geçmiyor. Yani istihbarat toplama vazifesi aşılarak, devletin bütünlüğü ve anayasal düzene karşı anlaşma noktasına varılıyor. Hatta güvenlik birimlerinin operasyonlarını engellemek için çalışma yürütülüyor... İddialar sürüyor. Ve hiçbiri yenilir yutulur cinsten değil. Kimse soruşturma dosyasındaki bilgiler ve delillere, savcılar kadar vâkıf değil elbette. Peki görevi aşan faaliyetlerde bulananların Anayasa´yı, kanunları ihlal ettikleri iddiaları sorulup, sorgulanmayacak mı? Bu iddiaların her biri aylarca tartışılır. Şimdi tekrar soralım: Savcılar MİT´in doğrudan temaslarında ve örgüt içindeki ajanları aracılığıyla elde ettiği saldırı ve eylem talimatlarının engellenmesine yönelik harekete geçmediğini, ´demokratik özerklik´ ilanında katkılarının ne olduğunu, Habur´un hükümete karşı operasyon olarak planlandığını sormasın mı? ( Fatih Uğur / Zaman)

Abdullah Harun / kontrgerilla.com

TWO CEMAAT!

15.02.2012 15:17 Sevilay Yükselir (Sabah): Amerika´da yaşamını devam ettiren Fethullah Gülen´in ve cemaatinin görüş ve olaylara yaklaşımını takip etmek için okunması gereken gazetelerden ilkidir Zaman. Özellikle de Ekrem Dumanlı. MİT´e dair yapılan son operasyonda tarafını polis ve yargıdan yana koyan Zaman gazetesinin yayın yönetmeni yazısının sonunda bir de serzenişte bulunmuş. Son gelişmelerin müsebbibi olarak Gülen Cemaati´nin işaret edilmesinin, özellikle Savcı Sarıkaya´nın cemaatten biriymiş gibi gösterilmesinin son derece haksız bir yaklaşım olduğunu söylemiş. Neye yalan söyleyeyim. Düne kadar ben de bütün bu olup bitenlerin arkasında Gülen Cemaati´nin olduğuna inanıyordum. Zira emareler hep o yöndeydi. Ancak dün görüştüğüm ve cemaatin en mühim isimlerinden olan değerli bir işadamının Bu iş şık olmadı! Ve maalesef bize hiç yakışmadı! Hiç kimse, hiçbirimiz seçilmişlerden daha üstün değiliz! ifadeleri önceki bütün fikirlerimin değişmesine neden oldu. Anladığım kadarıyla bu son operasyon Gülen Cemaati´nde bir ayrışmaya neden olmuş. Artık orayı da, Şahinler ve Güvercinler şeklinde tanımlamak mümkün. Cemaati temsil eden medyanın son dönemdeki haberciliğinden rahatsız olan bu işadamının cemaatin güvercin kanadından olduğunu söylersem, Dumanlı ve ekibinin ne olduğunu söylememe gerek kalmaz herhalde! ( Sabah)

KCK İLE GÖRÜŞEN CEMAAT NİÇİN AYNI ŞEYİ YAPAN MİT´E TAVIR ALIYOR?

15.02.2012 17:59 Ali Karahasanoğlu (Yeni Akit): Fidan olayında; kim, niçin, nerede duruyor? MİT Müsteşarı ile ilgili ifadeye çağırma olayında hayli ilginç tavırlar sergileniyor.. Tahminlerin altüst olduğu, kimin ne yorum yapacağını kestirmenin zor olduğu bir gündemi yaşıyoruz.. Durumu kısaca değerlendirirsek.. Hakan Fidan´ın, İsrail´in istemediği bir müsteşar olduğu kesin.. Bu durum, Hakan Fidan göreve ilk getirildiğinde yapılan açıklamalara da yansımıştı.. Bu biliniyor iken, Gülen cemaati içinde yer alanların da Hakan Fidan´ı istemiyor görüntüsü vermesi, garip bir durum.. Bir gariplik daha.. Gülen cemaati genelde, hoşgörü ve uzlaşı çizgisini takip eder. Bu hoşgörü çizgisine rağmen, çok net aleyhte bulgular da yok iken, Hakan Fidan konusunda katı tavır sergilemesi, izaha muhtaç olsa gerek. Yine açıklanması gereken bir durum; yumuşak üslubu ile bilinen, hatta KCK soruşturmasında gözaltına alınan bazı isimlerle, eski tarihlerde bazı etkinlikler çerçevesinde buluşan cemaatin temsilcisi konumundaki isimlerin, şimdi KCK´ya yönelik operasyonlar sebebi ile suçlanan Hakan Fidan´a benzer hoşgörüyü göstermemeleri.. Ne var bu Hakan Fidan´da acaba?.. Temel ilkeler, vazgeçilmez çizgiler, o söz konusu olduğunda, niye çiğneniyor?

Ya Taraf gazetesi?.. KCK soruşturmasında, çok net olarak gözaltıların aleyhinde tavır sergilediler. Birçok KCK sanığına destek verip, gözaltıların, tutuklamaların yanlış olduğunu ifade ettiler.. Ama ne hikmetse, KCK sanıklarına gösterdikleri desteği; KCK sanıklarına destek vermekle suçlanan MİT mensuplarına göstermediler.. Tam aksine, MİT mensuplarını hedef tahtasına koydular.. Niye acaba?

Ergenekon sanıklarının durumu da dikkate değer.. Ergenekon sanıkları, İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi savcılarını sürekli eleştiriyor, onları hakaretlere varan tehditlerle iş yapamaz hale getirmek istiyorlar.. Ancak Ergenekon yanlılarının, son olayda MİT Müsteşarı´nı ifadeye çağıran savcıya destek çıkmaları da ilginç.. Bu tavır, sadece Bize yapılanlar, MİT Müsteşarı´na da yapılsın. Oh olsun intikamcılığından mı ibaret? Yoksa arkasında çok başka hesaplar mı var?

Ya CHP´li politikacılar? Onlarda da gariplik var.. Özel yetkili savcılara karşı, Ergenekon´un avukatıyız diyorlardı.. Özel yetkili savcıları, otoriter devletin temsilcileri olarak görüyorlardı.. Özel yetkili savcılığın ve mahkemelerin hepten kaldırılmasını istiyorlardı.. En azından yetkilerinin sınırlandırılmasını istiyorlardı.. Şimdi o savcıların yetkilerini birazcık daraltacak olan kanun değişikliğinde, kıyametleri kopartıyorlar.. Teklifin görüşmesinin bile yapılmasına izin vermiyorlar. Niye acaba? Ne var bu Hakan Fidan´da ki; CHP´yi, tüm politikasını inkar edecek bir çizgiye getiriyor? Yetkilerin birazcık da olsa kısıtlanmasına, Kısa günün kârı gözüyle bakmaları gerekirken, niye muhalefet ediyorlar?

BDP´nin durumu farklı mı sanki? Son günlerde adeta sus pus oldular.. Suskunlukları, KCK içine sızan MİT mensuplarının sayıca çokluğu sebebi ile, tabanın Ne biçim örgüt bu? Bu kadar içine sızılan örgütten ne fayda gelir? Biz devlete muhalefet ediyoruz diye eylem yaparken, aslında devlet bizi yönlendiriyor, yönetiyormuş eleştirisini, yüksek sesle dile getirmeye başlamasından çekinmeleri mi? Onun için mi, pek yorum yapmıyorlar? BDP´liler, düne kadar MİT-PKK görüşmelerini olumlu bulurken, şimdi bu görüşmeler gerekçe gösterilerek Hakan Fidan´ın aforoz edilmek istenmesinde, niye Müsteşar´a destek vermiyorlar? Hepsinin tavrını not edelim.. Süreç içinde gerçeklerin ortaya çıkmasını bekleyelim.. ( Yeni Akit)

TARAF DA MİT´ÇİLERE KARŞI TAVIR ALDI

15.02.2012 18:01 Sabah yazarı Sevilay Yükselir canlı yayında Taraf´ın ağır toplarını topa tuttu. Ortaya attığı bir iddia ise Taraf´ta Sabah´ın muhbiri mi var sorusunu akla getirdi. Acı Kahve programında Sevilay Yükselir, Taraf gazetesi ile iki önemli yazarına ağır bir dille suçlamalar getirdi. Yükselir´in Mehmet Baransu hakkındaki bir iddiası ise Sabah´ın Taraf´ta ajanları mı var sorusunu gündeme getirdi. Taraf´ın Yazı işleri toplantısındaki konuşmaları Sabah´a uçuran kişinin kimliği merak konusu oldu.

Mehmet Baransu, Sevilay Yükselir´in iddiasına twitter üzerinden şu karşılığı verdi: *Sevilay Yükselir yalan söylüyor. Yaşar Büyükanıt tutuklanacak dedim. Sanırım ortam dinlemesini yapanlar iyi dinleyememiş... Taraf´ta herkes bunu bilir. Sıra Yaşar Büyükanıt´ta dedim. Kaldı ki bunu 2010 yılı Mart ayında çıkan KARARGAH kitabımda yazmıştım. *Sevgili MİTçiler. Madem dinliyorsunuz beni bari Yaşar Büyükanıtla, Hakan Fidan´ı karıştırmayın. Gazetecilere doğru bilgi aktarın. *Taraf´ın dinlendiğini biliyorduk ama yazı işleri toplantısının ortam dinlemesinin yapıldığını bilmiyorduk. Gazetecilere servis edildiğini de...

Mehmet Eymür´ün konuk olduğ Acı Kahve programında Sevilay Yükselir´in ortaya attığı bir iddia ile canlı yayın-twitter kapışmasına sebep oldu. Yükselir, bundan 1.5 ay önce Taraf´ın yazı işleri toplantısında Mehmet Baransu´nun, Hakan Fidan tutuklanacak dediğini iddia etti. Canlı yayında gelen bu imalarla yüklü sözler üzerine Mehmet Baransu twitter üzerinden anında yanıt verdi. Baransu, MİT´in kendilerini dinleyip, konuşulanları gazetecilere servis ettiğini öne sürdü. Sevilay Yükselir ise programın sonunda twitter üzerinden gelen bu mesaja verdiği karşılık ile Sabah´ın Taraf´taki muhbiri kim sorusunu akıllara taktı.

TARAF´TAKİ MUHBİR KİM?

İşte Yükselir´in cevabı; -Baransu benim bu söylediğimden ortam dinlemesine götürmüş işi... Ortam dinlemesi değil arkadaşlarının bize ilettiği... Çok sıkıntıya düşersek o arkadaşlarını da açıklarız. Bizi yasal olmayan dinlemelere bağlamasın, ayıp bir şey. Çok ayıp bir şey. Yapmasın sevgili Baransu! Buralara çekmek yanlıştır, çok sıkıntıya düşersek o arkadaşın kim olduğunu açıklarız.

USLU ÇARKETTİ!

Yükselir, Taraf´ın ABD´deki yazarı Emre Uslu´ya da verdi veriştirdi. Sabah yazarı, Uslu için ne oldu da çarketti dedi. İşte canlı yayında söyledikleri; Şimdi bakıyorsunuz! Dün bir arkadaşı okuyorum, Emre Uslu diye polis kökenli bir arkadaş var. Oslo görüşmelerinden dolayı Hakan Fidan´a vurmaya çalışıyor. Bu arkadaşın üç yazısı var ki Hakan Fidan´ı göklere çıkarmış. Ne oldu da birden değişti? 6-7 ay önce Oslo görüşmelerini övüyorsun sonra da çark ediyorsun. Bu nasıl mantık. Sen bana kendi içinde yaşadığın tezatı açıklayabilir misin Emre Uslu? Hakan Fidan´ın boynunu koparmaksa, Hakan Fidan´ı yemekse mesele burdan yol alamazsınız.

TARAF KİMİN TARAFI?

Sevilay Yükselir´in hedefinde Taraf´ta vardı. Gazeteye de şu yorumları getirdi; Bunların yaşadığı çelişkiyi anlayamıyorum. Taraf demokratik açılımı bu kadar savunmuş gazete olarak kendilerini bundan sonra nasıl anlatacaklar. tam bir kaos yaşanıyor. İnanamıyorum. Kürt açılımına en büyük desteği veren gazete bugün o Oslo görüşmeleri ve KCK ile ilgili şeylerden dolayı MİT´i eleştiriyorlar. Bir anlamsızlık var bilmiyorum bu anlamsızlık nereye gidecek. ( Gazeteciler.com)

(12 Şubat 2012), son güncel.: (15 Şubat 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

MİT BAŞKAN VE GÖREVLİLERİNİN İFADEYE ÇAĞRILMASI KRİZİYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

KCK savcısı görevden alındı

MİT kanunu Perşembe çıkıyor

MİT´çilere yakalama kararı

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4235    yazdır/print


 

Danıştay soruşturması yargıya uzanır mı?

Ankara´da dün gerçekleşen Danıştay saldırısı operasyonları dikkatleri bir kez daha saldırıdaki ayrıntılara çevirdi. Ergenekon soruşturmasında ele geçen bilgilerle birlikte baştan sonra çok planlı yapıldığı anlaşılan saldırıda, kameraların karartılması saldırının önemli sacayaklarından biriydi. Diğer bir ayak ise saldırının Ankara´daki mahkeme tarafından adeta örtülmesi olmuştu. Dün başlayan operasyonların davaya Ankara´da bakan mahkeme üyeleriyle soruşturma savcılarına da uzanabileceği ileri sürülüyor.

04.01.2012 11:54 Danıştay saldırısına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Orhan Karadeniz, kameraların o gün çalışmaması ve diğer bir çok ayrıntıyla ilgilenmedi. Bu dava sürerken İstanbul´da Ergenekon soruşturması başladı. Savcı Zekeriya Öz, saldırının Ergenekon´la bağlantısına dair elde ettiği delil ve bulguları bir mektupla mahkemeye bildirdi. Ancak mahkeme bu mektubu hiç dikkate almadı ve davayı dinci kalkışma hükmüyle adeta apar topar kapattı. Dolayısıyla Hakim Orhan Karadeniz´in yaptığı eksik bir yargılama. Hakim Karadeniz, kamera arızasının üzerine niçin gitmedikleriyle ilgili skandal bir açıklama yapmış ve ´Oyak Güvenlik, kameraların arızalı olduğunu bildirdi, hem katil de yakalanmıştı. Niçin üzerine gidecektik ki; lüzumsuz bir iş olurdu´ demişti. Ergenekon mahkemesinin ortaya çıkardığı birçok şeyin Ankara´da eksik ve adil olmayan bir yargılama yapıldığını ortaya koyduğu zaten biliniyordu. Yargılama sürecinde kamera arızasına ve Ergenekon savcısınca mahkemeye iletilen çok sayıda somut delil ve bulgulara bu mahkemenin ilgisiz kalması olayda kasıt olabileceği şüphesini de doğurdu. Hukukçulara göre soruşturmanın Ankara 11. Ağır Ceza´nın başkan ve üyeleri ile soruşturma savcılarına sıçraması kaçınılmaz bir gereklilik.

Danıştay soruşturması 11. Ağır Ceza üyelerine uzanabilir

Danıştay saldırısının planlamasından örtülmesine kadar birbiriyle uyumlu gerçekleşen gelişmeler, ´Biri emretmiş, biri planlamış, biri vurmuş, biri karartmış, biri de örtmüş..´ iddiasını güçlendiriyor. Soruşturmada şu an OYAK hedefte. Ancak Ankara´daki ilgili yargıç ve savcıların da soruşturma kapsamında olduğu ileri sürülüyor. Bu ayrıntı aslında yeni de değil. Ankara Emniyeti´nin saldırı günü gönderdiği yazıya, 5 gün sonra cevap vererek bozuk harddiskin OYAK güvenlikte olduğunu yazan Danıştay Savcısı Mehmet Engin Çakmak´ın, Ergenekon örgütünün yargıya sızma faaliyetleri kapsamında ve sanıklarla ilişkisi olduğu şüphesiyle 4 hafta boyunca izlendiği ortaya çıkmıştı.

Savcıdan şüphe çeken ayrıntı: Polise 5 gün sonra bilgi verdi

Ankara Emniyeti Müdürlüğü saldırı günü, 17 Mayıs 2006´da Danıştay´a yazı yazarak, görüntü kayıtlarını istedi. Danıştay Savcısı Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Engin Çakmak, emniyetin yazısına tam 5 gün sonra, 22 Mayıs 2006´da cevap verdi. Çakmak yazısında kamera sisteminin daha önce Mayıs ayı içerisinde 3 kez arıza yaptığını belirterek ´Görüntülerin kaydedildiği harddiskin arızalı olması nedeniyle kayıtlara ulaşılamadığı şirket yetkililerince ifade edilmiş olup, kayıt cihazı halen OYAK Savunma ve Güvenlik A.Ş´de bulunmaktadır´ dedi. 274 sayılı yazıda Çakmak, polis ve savcıdan önce şirketin ´görüntülere ulaşılamadı´ bilgisinin alındığını belirtirken, olaydan 5 gün sonra polise harddiskin OYAK Güvenlik´te olduğunu bildirmesi şüphelere neden oldu. Çakmak yazısına, daha önce OYAK Güvenlik´e kamera sisteminde meydana gelen 3 arızayla ilgili gönderdiği 8 Mayıs 2006 tarihli belgeyi de ekledi.

71 yargı mensubu arasında

Polise 5 gün gecikmeyle bilgi vererek ´delil karartmaya zaman kazandırma´ kuşkusuna neden olan Danıştay Savcısı Genel Sekreter Yardımcısı Çakmak, Ergenekon sanıklarıyla ilişki şüphesiyle nedeniyle takibe alınan savcı ve hakimler arasında yer alıyor. Ergenekon savcılarının tespitleri ile Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu müfettişleri 71 hakim ve savcının takip edilmesi için iki kez mahkeme kararı çıkardı. Müfettişler 14 Ekim 2008´de İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi´ne, 3 Kasım 2008´de de İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´ne başvurdu. ´Ergenekon örgütünün yargıya sızma faaliyetleri kapsamında, sanıklarla ilişkisi olduğu´ iddiasıyla aynı gün takip edilmeleri yönünde karar verilen hakim ve savcılar arasında Danıştay Tetkik Hakimi Mehmet Engin Çakmak da yer aldı.

Ergenekon sanıklarıyla bağlantılar

Mahkemelere sunulan belgede söz konusu yargı mensuplarının, Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Albay Fikri Karadağ ve avukat Kemal Kerinçsiz´in de aralarında bulunduğu sanıklarla irtibatlarının tespit edildiği belirtildi. Bazı hakim ve savcıların Ergenekon sanıklarına yönelik ´Bir emrin var mı?´ şeklindeki soruları, Küçük´ün birçok hakim ve savcı ile irtibatlı olduğu ve bazı yargı mensupları hakkında ´bizim çocuklardan, arkadaşlardan´ dediği bilgisine yer verildi.

4 hafta teknik takip

Çakmak ile İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Ankara Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ve Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu´nun da bulunduğu yargı mensupları, Ergenekon bağlantısı şüphesiyle 4 hafta süreyle telefonları dinlendi ve gittikleri yerlerde izlendi. Tetkik Hakimi Çakmak, izlendiği dönemde Danıştay 4. Dairesi´nde görev yapıyordu.

Hurşit Tolon ve diğer sanıkların M.E.Ç ile telefon görüşmeleri

Öte yandan ikinci Ergenekon iddianamesinde emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un da aralarında bulunduğu bazı sanıkların ´M.E.Ç´ şeklinde kodlanmış bir kişiyle telefon konuşmaları yeralıyor. Konuşmaların bazılarında Danıştay´da karara bağlanacak bir dosyayla ilgili olması da dikkat çekti.

Saldırıda örgüt bağlantısına karşı çıkan Savcı da izlendi

Kanlı Danıştay saldırısıyla ilgili soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci´nin de Ergenekon şüphesiyle takip edildiği ortaya çıktı. Ergenekon sanıklarıyla bağlantılı oldukları şüphesiyle 4 hafta boyunca teknik takibe alınan 71 hakim ve savcılar arasında yer alan Salim Demirci, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine saldırı davasına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada örgüt bağlantısının araştırılmasına karşı çıkmıştı.

Cumhuriyet gazetesi örgüt var mı araştırılsın dedi Savcı karşı çıktı

Davaya müdahil olan Cumhuriyet gazetesi avukatları saldırının çok daha büyük bir oluşum tarafından organize edilmesi ihtimali bulunduğunu belirterek soruşturmanın genişletilmesini istemişti. Savcı Demirci ise, ´soruşturmanın genişletilmesine gerek yok´ diyerek karşı çıkmıştı. Mahkeme de bu talebi geri çevirmişti. Son duruşmada ise Ümraniye´de bulunan el bombalarının Cumhuriyet´e atılanlarla aynı seriden olduğunun ortaya çıkması üzerine Mahkeme Başkanı Orhan Karadeniz, dosyanın genişletilmesine karar verdi. Demirci yine önceki mütalaasını tekrarladı.

Hakim Orhan Karadeniz için yargı yolu açılabilir

Mahkeme sürecinde Danıştay baskınını aydınlatacak birçok noktayı araştırmadığı ortaya çıkan davanın hakimi Orhan Karadeniz için de yargı yolu açılabilir. Danıştay´daki kanlı baskının ardından soruşturmayı yürüten savcılık ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi´nin yargılama sürecinde olayı aydınlatacak birçok noktayı araştırmadığı belirlendi. TÜBİTAK´ın raporundan sonra Taraf ´a konuşan dönemin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Orhan Karadeniz, Güvenlik şirketi kameraların kayıtta olmadığı yönünde bir yazı gönderdi. Arslan da yakalandığı için kayıtların akıbeti üzerinde çok durmadık diyerek kendisini savunmuştu. Ancak soruşturma sırasında karanlıkta bırakılan noktalar, Hakim Karadeniz´in görevini ihmal ettiği yönündeki iddiaları da beraberinde getirdi. Bu durum, Hakim Karadeniz için de yargı yolunun açılacağı şeklinde yorumlanıyor.

İşte kuşkulara yol açan noktalar:

1) Alparslan Arslan´ın saldırıdan bir gün önce keşif yaptığını gösteren OYAK Güvenlik´e ait Danıştay binasındaki kamera kayıtları incelenmedi. Mahkeme, OYAK Güvenlik Şirketi´nin kameraların kayıt yaptığı harddisk bozuk yazısıyla yetindi.

2) Danıştay binasının yanındaki Sıhhiye Orduevi ile bir bankanın kameralarına ait görüntüler dava sürecinde inceletilmedi. Genelkurmay Başkanlığı´nın Ankara Emniyet Müdürlüğü´ne gönderdiği kamera kayıtlarının açılamadığı belirtildi. Fakat Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay´da olduğu gibi, Orduevi´ne ait kamera görüntülerini de incelenmesi için TÜBİTAK´a gönderme gereği duymadı.

3) Danıştay Davası´na bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tetikçi Arslan´ın saldırıdan önceki 48 saatte gönderdiği 14 mesajın kime gönderildiğini de araştırmadı. Arslan, saldırıdan bir gün önce Bir eksiğin var mı, İçeride mi dışarıda mı, Uygun yer mi, Bilmiyorum yolcuyu görmeli miydim? şeklinde gönderdiği mesajları Elif adlı kızkardeşine attığını söyledi. Ancak, kızkardeşi Elif´in ifadesi alınmadı ve telefonu inceletilmedi.

4) Olaydan önce Arslan´ı Danıştay önünde iki kişiyle birlikte gördüğünü söyleyen tanık Aysel Sağlam, olaya karışan şüphelilerle yüzleştirilmedi.

5) Danıştay Davası sürerken, Ergenekon soruşturmasında, saldırının bireysel eylem olmadığını ortaya koyan bilgiler ortaya çıktı. Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´in, Alparslan Arslan´la bağlantısı tespit edildi. Danıştay sanığı Osman Yıldırım, Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün Cumhuriyet´e saldırıyı organize ettiğini itiraf etti. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz, çok sayıdaki ayrıntıları bir mektupla mahkemeye bildirdi. Bunlara rağmen mahkeme ve savcılık saldırıdaki örgütsel bağlantıyı araştırma gereği duymadı.

BEYİN TAKIMI MI GİZLENİYOR?

Danıştay güvenlik kamera sisteminin kayıtlarının tutulduğu hard diskler saldırıdan önceki bir haftada üç kez arızalanması ve iki kez değiştirilmesi, “Saldırıyı asıl planlayanların bina ve çevresinde yaptıkları keşfin görüntüleri mi yok edildi” sorusunu da gündeme getirmişti.

Bunlar tesadüf olabilir mi?

Saldırgan silahla Danıştay´a giriyor, güvenlikçiler müdahale etmiyor. Güvenlik kamera sistemi saldırıdan önce arızalanıyor. Sıhhiye Orduevi´nde olduğu gibi çevredeki kameraların kayıtları da yok oluyor. TÜBİTAK´ın bomba raporu, akıllara Danıştay saldırısı ve sonrasında yaşananlarla ilgili “Bu kadarı da tesadüf olabilir mi” sorusunu getirmişti. Olayları tesadüf olarak görmeyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ise dün yeni operasyonlara başvurdu. Operasyonların operasyonları doğuracağı ileri sürülüyor. İşte mahkemeyi de harekete geçiren ve ´korumalı ve planlı cinayet´ tezini güçlendiren tesadüfler!

1) Alparslan Arslan saldırıdan bir gün önce Danıştay binasına girip keşif yapıyor. Kimse fark etmiyor.

2) Katil avukat 17 Mayıs sabahı Danıştay binasına giriyor. Kapıdaki x-ray cihazı alarm veriyor ancak güvenlikçiler avukat kimliğini gösterince üst araması yapmaya gerek duymuyor.

3) Arslan toplantı sırasında koridorda dolanıyor ama kimseler fark etmiyor.

4) Saldırının ardından Arslan kaçarken Danıştay´da görevli OYAK Özel Güvenlik Şirketi çalışanları saldırganı farketmiyor ve yakalayamıyor.

5) Saldırgan girdiği kapıya değil de devamlı polis bulunmayan arka kapıya yöneliyor. Arslan nasıl biliyorsa orada güvenlik zaafiyeti olduğunu bilebiliyor. Allah´tan o sırada orada kahraman bir polis var da yakayı ele veriyor.

6) Saldırı günü kameralar kayıt dışı bırakılıyor ve mahkemeye ´Harddisk bozuktu´ yazısı gönderiliyor.

7) Danıştay çevresindeki özel işyerlerinin kamera kayıtları ´polisiz´ diyen kişilerce gerçek polislerden önce tek tek toplanıp yok ediliyor.

8) Danıştay´ın karşısındaki Sıhhiye Orduevi´nin kamera sistemi değiştiği için görüntüler izlenemiyor.

9) Yargılamayı yapan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi “bozuk da olsa o hard diski bir inceleteyim” deme gereği duymadan ´türban için´ kararı veriyor.

10) Saldırı sonrası Alparslan Arslan´la bağlantısı tespit edilen Ergenekon sanığı Muzaffer Tekin, intihar girişiminde bulunuyor. Gözaltına alınıp sorgulanıyor ancak hakkında dava açılmasına gerek duyulmuyor.

11) OYAK´ın ´Harddisk bozuk´ iddiasının yalan olduğu, hard diskin temizlendiği ortaya çıkıyor.

12) Ve Türk halkından tüm bunların bir tesadüf olduğuna inanması bekleniyor.

OYAK: Devleti korumak ayıp değil

Kanlı Danıştay saldırısına ait güvenlik kamera kayıtlarının silindiğine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, dün İstanbul, Ankara ve Zonguldak´ta 21 adreste arama yapıldı. Danıştay saldırısı olduğunda OYAK Güvenlik Müdürü olan Orhan Çoban ile birlikte 9 kişi gözaltına alındı. Halen Oyak Genel Müdürü olan Coşkun Ulusoy ise gözaltına alınmadı. Sadece evi ve ofisi arandı. Coşkun Ulusoy´un, Danıştay saldırısında kameraların karartıldığı iddialarında adının geçmesinden şikayetçi olan MİT´çi Kaşif Kozinoğlu´na, ´Devleti korumak ayıp değil günah değil´ dediği dinlemeye takılmıştı. Bu cümle aslında Danıştay saldırı sürecini ve olayın örtbas edilmesini bir anlamda açıklıyor. Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz günlerde eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay ve bağlantılı kişiler hakkında ´Ergenekon davasını engelleme girişimleri´ konulu iddianame tamamlanarak mahkemeye sunuldu. Ergenekon davasını engelleme amacıyla Seyfi Oktay ve ekibinin görüştüğü iddia edilen kişilerden biri de Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün idi. Şengün´ün bu baskılara direndiği ve çeteye hizmet etmediği biliniyor. Ancak kesin olan birşey varsa o da kendisine Ergenekon davasında Oktay ve ekibi tarafından baskı yapıldığı. Telefon görüşmeleri bunu ispatlıyor. Oktay ve ekibi arasında geçen bir telefon görüşmesinde Şengün´e baskı yapılması isteniyor ve onun gibi Atatürkçü insanlara bu ülkenin ihtiyacı olduğu belirtiliyordu. Yani Oktay ve ekibinin, diğer bir deyişle Ergenekon örgütünün Ergenekon davasını engelleme girişimlerindeki amaçları, rejimi korumak. Bunun için provokatif saldırılar yapmak hakimleri öldürmek kameraları karartmak davayı dincilere yıkarak örtbas etmek ayıp değil günah değil!..

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(04 Ocak 2012, 10:54)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Danıştay saldırısında 9 gözaltı

Danıştay´ın silinen kayıtlarına soruşturma başlatılmış

Flaş!!! Danıştay kayıtlarına suç duyurusu

Flaş!!! TÜBİTAK: Kayıtlar silinmiş, bir kısmını kurtardık

Danıştay´ın kameralarına bakan OYAK Güvenlik´le ilgili tüm manşetlerimiz

Mahkeme tüm ayrıntılara iniyor: Orduevi kameraları da incelenecek

Flaş!!! Sıhhiye kameraları da karartılmış

Biri emretmiş biri planlamış biri vurmuş biri karartmış biri de örtmüş

Ergenekon´un kökleri ve Menemen

Danıştay ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi manşetlerimiz

Danıştay soruşturması sil baştan

İşte adım adım Danıştay saldırısı

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

Ankara´daki Danıştay davasında skandal

Danıştay, 11. Ağır Ceza´ya uzanabilir

Danıştay hakiminden skandal sözler

´Danıştay kararında vicdanım hala rahat´

Danıştay hakimi: Görüntüleri istememişlerse ben ne yapayım?

Birden niçin susuyor?

O gün çok konuşan hatta tekbir getirtenler(!) şimdi suskun

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4060    yazdır/print


 

2011 seçimleri Ergenekon referandumu

Son iki günde görüldü ki, birçok enteresan isim CHP´den siyasete soyunmak üzere görevlerinden istifa etmişlerdir. Vatandaş bu durumu, ´gerçek kimliklerine geri döndüler´ şeklinde yorumluyor. Bence de çok doğru yaptılar. Meclis dışında kalıp başka ve kirli birtakım ilişkiler ile ülke kaderi üzerine kanlı oyun oynamak isteyenlerin, bu arzularını siyasetin meşru zemininde tatmin etmeleri herkesin tercihi olmalıdır. İşte buyurunuz; yakın zamanda seçim var. Kadrolarınız hazır. Çıkınız halkın karşısına ve oy isteyiniz. Millet size oy verince, planlara, oyunlara, krokilere, zulalara ihtiyaç olmayacağını göreceksiniz. İsterseniz ´Bitirme Planları´nı hükümet programı yapıp resmen uygulamaya bile koyarsınız. Yaklaşan seçim, aynı zamanda Ergenekon referandumu olacak gibi!

2011 seçimleri Ergenekon referandumu

Son iki günde görüldü ki, birçok enteresan isim CHP´den siyasete soyunmak üzere görevlerinden istifa etmişlerdir. Vatandaş bu durumu, ´gerçek kimliklerine geri döndüler´ şeklinde yorumluyor. Bence de çok doğru yaptılar. Meclis dışında kalıp başka ve kirli birtakım ilişkiler ile ülke kaderi üzerine kanlı oyun oynamak isteyenlerin, bu arzularını siyasetin meşru zemininde tatmin etmeleri herkesin tercihi olmalıdır. İşte buyurunuz; yakın zamanda seçim var. Kadrolarınız hazır. Çıkınız halkın karşısına ve oy isteyiniz. Millet size oy verince, planlara, oyunlara, krokilere, zulalara ihtiyaç olmayacağını göreceksiniz. İsterseniz ´Bitirme Planları´nı hükümet programı yapıp resmen uygulamaya bile koyarsınız. Yaklaşan seçim, aynı zamanda Ergenekon referandumu olacak gibi!

M. Nedim Hazar (Zaman): Birçok kişi gibi, ben de hiçbir zaman ciddiye almadım Oda TV ve yayınladıklarını. Ben almadım ama alanlar vardı. Gazeteciler Cemiyeti örneğin. Her yıl ahbap yaren ilişkileriyle bol keseden ödül ve sevgi öpücüğü dağıtan bu meslek kuruluşu Oda TV´yi ´Övgüye değer´ bulmuştu! Sonra bu cerahat yüklü balona biri iğneyi batırdı ve ortalığa saçılan ilişkiler yumağı, bir mesleğin ideoloji uğruna nasıl iğdiş edildiğini gösterdi.

Şüphesiz tüm bunlar ´bir kesim´ için çok fazla anlam ifade etmeyecek biliyoruz. Biliyoruz çünkü nice deliller, nice suç-üstüleri gördükleri halde burun kıvıranlar var bu memlekette. Bu kesime göre Soner Yalçın ve Oda TV bu ülkede muhalefetin ağa babasını yapıyor. Bunun için akla mantığa zerre kadar uymayan şeyleri bile savunup, kendilerini komik duruma düşürmeyi göze alanlar bile var. Neyse konumuz bu değil... Belki başka zaman Oda TV kurbanları diye bir dernek etrafında toplanması gerekenler, içerikli bir yazı kaleme alırız. Bu ülke tarihinin neredeyse her döneminde bu tür insanlar ve kurumlar, oluşumlar hep var olmuştur. Asker ile aşk yaşayıp onları darbeye yönlendiren, tabiri caizse ´gaz´ veren yayın organlarından varlığını Türk cuntacılarına armağan eden basın leşkerleri her daim olmuştur.

Sıkıntı şu: Bu sorunlu ve marazi yapının ülkenin koskoca muhalefet partisiyle hiç de iç açıcı olmayan bir ilişki içinde olduğuna dair şüpheyi aşan birtakım veriler ortaya çıkmıştır. CHP endişe etmesin, İklim Bayraktar ismi etrafında magazinel açıyla yaklaşmıyorum olaya. Zira çok daha derin ve etik açıdan sorunlu bir durum var karşımızda. O da ilk paragraflarda bahsini ettiğimiz marazi yapı ile anamuhalefet partisinin ilişkisidir. İktidar partisini her ne pahasına olursa olsun indirmeyi kendine siyasi ikbal olarak belirleyen bir zihniyet için normal olabilir bu söylediğim. Ki hatırlarsınız daha önce de bunların değişik modelleri bizzat kamera karşısında ´Her türlü puştluğu´ yapabileceklerini kendi ağızlarıyla itiraf etmişlerdi. Başta parti içindeki liderlik kavgasında bu tür karanlık ve tehlikeli oluşumlar ile ´seviyeli´ beraberlik yaşayanların, bu bumerangın bir gün dönüp dolaşıp kendilerini vurabileceğini hesaplamaları gerekiyordu. Ki ekranlara çıkıp akılalmaz iddialarda bulunan Bayan Bayraktar, savcının elindeki kanıtları gördüklerinde bazı CHP´lilerin çok zor durumda kalacağını ifade etti.

Burada sıkıntı, ´kim doğru, kim yalan söylüyor´ meselesi değildir asla. Genel başkanları da dahil olmak üzere, gerçek işi siyaset olup, ülke meseleleriyle ilgili çözüm üretmesi gerekenlerin bu tür yapılarla -tabiri caizse- aynı çuvala girmeleridir. Sayın Kılıçdaroğlu´nun ne işi vardır bu karanlık yapı ile? Sayın Tekin ne gibi bir beklenti ile Oda TV yöneticileriyle bu tür konuları paylaşmaktadır? Dahası kendilerine hukukçu diyen ve kerameti kendinden menkul bazı isimlerin bu çirkin ve bel altı oyunlarında ne işleri vardır? Tüm bunların yakın zamanda daha net bir şekilde ortaya çıkacağını tahmin ediyorum.

Bir de şu var. Son iki günde görüldü ki, birçok enteresan isim CHP´den siyasete soyunmak üzere görevlerinden istifa etmişlerdir. Vatandaş bu durumu, ´gerçek kimliklerine geri döndüler´ şeklinde yorumluyor. Bence de çok doğru yaptılar. Meclis dışında kalıp başka ve kirli birtakım ilişkiler ile ülke kaderi üzerine kanlı oyun oynamak isteyenlerin, bu arzularını siyasetin meşru zemininde tatmin etmeleri herkesin tercihi olmalıdır. İşte buyurunuz; yakın zamanda seçim var. Kadrolarınız hazır. Çıkınız halkın karşısına ve oy isteyiniz. Millet size oy verince, planlara, oyunlara, krokilere, zulalara ihtiyaç olmayacağını göreceksiniz. İsterseniz ´Bitirme Planları´nı hükümet programı yapıp resmen uygulamaya bile koyarsınız. Yaklaşan seçim, aynı zamanda Ergenekon referandumu olacak gibi! ( M. Nedim Hazar / Zaman)

MHP´nin Osman Kaçmaz´dan haberi yok

Tartışmalı kararlarıyla gündemden düşmeyen eski Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´ın görevinden istifa ederek MHP´den aday olacağını açıklaması parti yönetimini şaşırttı. MHP yöneticileri, Kaçmaz´ın partilerinden aday adayı olacağını, yazılı ve görsel basından öğrendi. MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, Benim bildiğim, parti ile bir görüşmesi olmadı. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli ile de bir temasa geçtiğini duymadım. Hukukçu kimliğinin dışında kendisini de tanımam. Partiden diğer arkadaşlarımla bir ilişkiye girdi mi onu da bilemiyorum. dedi. Kaçmaz´ın aday olması halinde prosedürün belli olduğuna dikkat çeken Paçacı, Partimize başvurular 14 Mart´ta başlıyor, 21 Mart´ta sona eriyor. Bu süre içinde gelir başvuru formunu doldurur ve 1.000 lira başvuru ücretini yatırırsa aday adayı olabilir. Ancak ondan sonraki değerlendirme nasıl olur onu bilemem. şeklinde konuştu. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural da Kaçmaz´ın adaylığı konusunda bir bilgiye sahip olmadığını söyledi. Vural, Bildiğim kadarıyla, hiçbir görüşme olmadı. dedi.

Sincan Hakimi Kaçmaz, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´le ilgili ´Kayıp Trilyon´ davasında Anayasa´ya aykırı şekilde yargılama girişiminde bulunmuş, karar Yargıtay tarafından bozulmuştu. Kaçmaz, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan´ın başörtülü öğrencilerin üniversitelerden çıkarılamayacağı yazısı üzerine mahkemenin verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararını da kaldırmıştı. ( Zaman)

´Hanefi Avcı´nın adaylığı utanç verici´

CHP´li Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, makam odasına gizli kamera koyan ve kendisine operasyon düzenleyen Hanefi Avcı´nın milletvekili adaylığına sert tepki gösterdi. Avcı´yı aday göstermenin parti için utanç verici olacağını savunan Sedefçi, “CHP aday gösterirse istifa ederim” dedi. Avcı´nın Edirne´de görev yaptığı sırada, Edirne Belediyesi´nde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla başlattığı operasyon nedeniyle hapis cezası alan Sedefçi, Avcı´nın kendisini kurtarmak için Meclis´e girmeyi amaçladığını belirterek, “Avcı yüzlerce insanın ahını aldı. Hangi partiden aday olursa, o parti için utanç verici olur. CHP´den aday olursa istifa ederim. CHP´nin o tür insanları çatısı altında barındıracağını düşünmüyorum” diye konuştu. ( Star)

Cihaner: Meslekte yapılabilecek birşey kalmadı

Yargıtay´daki yargılandığı dava duruşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cihaner, milletvekili aday adaylığı için görevinden ayrılmasının anımsatılması üzerine, henüz bir siyasi parti ya da seçim bölgesi söylemek istemediğini belirtti. Mesleğini devam ettirme koşullarının kalmadığını, hukuk dışı bir süreç yaşadığını ifade eden Cihaner, ´Bu gitgide koyulaşıyor. Hem ülke genelinde hem de bizim yaşadıklarımız özelinde bundan böyle bu meslekte kalarak hukukçuluğumu yapabileceğime inanmıyorum. Koşulları kalmadı´ dedi. ´Milletvekilliğinin dokunulmazlık zırhına sığınmak istiyor´ şeklindeki değerlendirmelerin anımsatılması üzerine de Cihaner, şöyle konuştu: ´Milletvekilliğinin dokunulmazlığına ilişkin Anayasa maddesi... Benim suçlandığım maddeler, eğer seçimden önce soruşturma başlanmışsa milletvekilliği dokunulmazlığı kapsamında değildir. Hayatımda yapacağım en son şey bir şeyden kaçmaktır. Hele hele kişisel olarak bu tarz dokunulmazlığın olmaması gerektiğine inanan birisi olarak, dokunulmazlığa sığınmak gibi bir korkaklığa tevessül etmem. Tekrar söyleyeyim, benimle ilgili suçlama dokunulmazlık kapsamında değil.´ Cihaner, siyasetin bir meslek olmadığını da belirterek, hukukçuluğa devam edeceğini ifade etti. ( AA)

Hakaret ettiği haktan oy isteyecek: Ülke akıl tutulması yaşıyor

Referandumda yüksek farkla ´Evet´in ardından 10 bin civarındaki hakim ve savcı adaylarının katıldığı HSYK seçimlerinden hiçbir Yarsav adayının seçilemediği 16-0 gibi tarihi bir sonuç çıkınca, ´İnanılmaz şekilde ülke gene bir akıl tutulması yaşıyor, insanın aklı almıyor´ demişti. Gazetecilerin siyaset düşünüyor musunuz sorusu üzerine Cihaner, siyaseti bir kaçış yolu olarak tanımlayarak, Ben hiçbir şeyden kurtulmak için hiçbir şey yapmam, yasama dokunulmazlığını soruyorsanız eğer. Bundan kurtulması gerekenler başkaları olacak. Bir kehanette bulunayım. Bu süreçte rol alan birçok insanın çok uzak memleketlere kaçacaklarını şimdiden söyleyebilirim. Bundan başkaları kurtulacak ben niye kurtulayım. Ben burada saldırıya uğramış, açık bir hukuksuzluğa uğramış bir insanım, bunun hesabını zamanı gelince soracağız. Başkaları kaçacak. O anlamda başka şeylere sığınmaya çalışacak başkaları çıkacak. Ama siyaset ortalama bir Türk yurttaşının kafasında ne kadar yer ediyorsa o kadar yer ediyor. Koşullar olur olmaz. Öyle bir şeyi düşünmüş değilim demişti.

(12 Mart 2011, 13:58)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

2011 SEÇİM SÜRECİNDE YAŞANAN KIŞKIRTMALAR

2011 Kontrgerilla için ´Kıyamet´ yılı

Seçim ve anayasa Kontrgerilla için ölüm kalım meselesi

Ergenekon´da seçim hazırlığı: Mitingler tekrar devrede

Av mevsimi açıldı: Hedef AKP

Örneklerle CHP´nin Ergenekon davalarında sempatizanlıktan öte tavırları

´Ergenekon ve CHP´ manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3095    yazdır/print


 

Yargıtay ve Danıştay´a 211 üye seçildi

Referandumda kabul edilen anayasa değişikliğiyle üye sayısı arttırılan Yargıtay ve Danıştay´a HSYK tarafından 211 yeni üye seçildi. Seçilen isimler arasında, Ergenekon soruşturmasında görev alan hâkim ve savcıların yanı sıra ´kozmik oda´ soruşturmasını yürüten hâkim Kadir Kayan ile YARSAV Yönetim Kurulu üyeleri de bulunuyor.

Yargıtay ve Danıştay´a 211 üye seçildi

Referandumda kabul edilen anayasa değişikliğiyle üye sayısı arttırılan Yargıtay ve Danıştay´a HSYK tarafından 211 yeni üye seçildi. Seçilen isimler arasında, Ergenekon soruşturmasında görev alan hakim ve savcıların yanı sıra ´kozmik oda´ soruşturmasını yürüten hakim Kadir Kayan ile YARSAV Yönetim Kurulu üyeleri de bulunuyor. Türkiye tarihinde ilk kez 19 düz savcı yüksek yargı üyesi oldu. Listede YARSAV´dan da 20 isim var.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Yargıtay ve Danıştay´a yeni üyeler seçti. Yargıtay´a ilk kez Başsavcılardan ayrı olarak 19 Cumhuriyet Savcısı da üye olarak seçildi. Gece geç saatlerde sonuçlanan seçimlere göre, Yargıtay´a 160, Danıştay´a ise 51 isim yüksek yargıç olarak atandı. Seçilen isimler arasında, Ergenekon soruşturmasında görev alan hakim ve savcıların yanı sıra ´kozmik oda´ soruşturmasını yürüten hakim Kadir Kayan ile YARSAV Yönetim Kurulu üyeleri de bulunuyor. HSYK´nın 51 üyeyi belirlediği, kalan üyeleri önümüzdeki günlerde seçeceği belirtildi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin´in katılmadığı seçim 5 bini aşkın hakim ve savcı arasından iki turlu olarak yapıldı. İrtica ile Mücadele Eylem Planı soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Murat Yönder´i HSYK´nın üye seçmesi dikkat çekti. Yargıtay ve Danıştay´a üye seçilenler arasında YARSAV üyesi hakim ve savcılar da bulunduğu belirtildi. YARSAV Yönetim Kurul Üyesi Ramazan Bayrak Yargıtay üyesi, YARSAV Yönetim Kurulu üyesi Oktay Aydın ise Danıştay üyesi seçildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili İbrahim Özyurt da Yargıtay üyeliğine seçildi. Dün gece HSYK´nın internet sitesinden yayınlanan listelere göre Yargıtay ve Danıştay´a üye seçilen bazı isimler şöyle:

İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM) ile CNR Fuarcılık arasındaki fuar salonlarının tahliyesine ilişkin davalarda rüşvet alındığı iddiasıyla Yargıtay 6´ncı Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Hasan Erdoğan´ın Yüce Divan´da yargılanması kararıyla sonuçlanan yargıda rüşvet soruşturmasını yürüten HSYK Müfettişi Halit Kıvrıl Yargıtay üyesi seçildi.

Balyoz tahliyelerini reddeden, Albay Dursun Çiçek´i ikinci tutuklama kararını veren İstanbul Hakimi İdris Asan da Yargıtay´a üye seçilenler arasında yeraldı. Şemdinli davasının görüldüğü Van 3´üncü Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan ve eski HSYK´nın Bakırköy hakimliğine atadığı İlhan Kaya da Yargıtay üyesi oldu.

Buna göre, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu´nun kozmik odalarında arama yapan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kadir Kayan Yargıtay üyesi oldu. Uğur Mumcu ve diğer faili meçhullerin kovuşturulduğu Umut davası ile Sivas katliamı davasına da bakan bu mahkemenin bir diğer hakimi Halit Dönmez de Yargıtay´a seçildi. Eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´i İsmailağa cemaati soruşturması nedeniyle arayarak uyardığı iddia edilen Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Çetin Şen, Atabeyler ve Küre (Sauna çetesi) soruşturmalarını yürüten Ankara Savcısı Dilaver Kahveci, Malatya Zirve Yayınevi katliamı davasına bakan 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Eray Gürtekin, anayasa referandumunda evet oyu verenleri gaflet içinde olmakla suçlayan eski Danıştay Başsavcısı ADD Başkanı Tansel Çölaşan´ı Ankara B. Şehir Belediye Başkanı Gökçek´e 5 bin Tl tazminat ödemeye mahkum eden hakim Eyüp Sarıcalar, Yargtıay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Sincan hakimi Osman Kaçmaz´ın da aralarında olduğu çok sayıda hakim-savcı hakkında Ergenekon iddiasıyla soruşturma yürütüp telefon dinleme kararı aldıran müfettişler İbrahim Kır ve Mehmet Arı, HSYK Teftiş Kurulu Başkanı Selahattin Atalay, HSYK Genel Sekreter Yardımcısı Nevzat Karababa, Melih Gökçek´i imar kirliliği davasında beraat ettiren hakim Mehmet Tanrıseven yeni Yargıtay üyeleri oldu.

Danıştay´dan yeni üyelere tepki: Anıtkabir´e çıkıyorlar

Danıştay üyelerinin saat 14.30´da Anıtkabir´i ziyaret edeceği öğrenildi. Danıştay´a atanan yeni üyelere tepki için yapılacağı iddia edilen ziyarette Danıştay Başkanı Mustafa Birden Anıtkabir özel defterini imzalayacak.

Gerçeker: Yargıtayımıza güç katacaklar

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Yargıtay´a yeni seçilen üyelere ilişkin ´Yeni seçilen arkadaşlarımız inşallah Yargıtayımıza güç katacaklar. Hep birlikte sorunlarımızı bir an önce çözmeye çalışacağız´ değerlendirmesinde bulundu.

15.11: Danıştay üyeleri tepki için Anıtkabir´e çıktı

Danıştay Başkanı Mustafa Birden ve Danıştay üyeleri, yargıda son yapılan atamalara tepki için Anıtkabir´e çıktı. Danıştay Başkanı Mustafa Birden ziyarette, Anıtkabir Özel Defterini imzaladı. Birden deftere şunları yazdı: Yargının siyasallaşması devlete zarar verir. HSYK, yargıyı önceki durumundan geriye götürdü.

HSYK´dan Çok Sert Açıklama

Yargıdaki atamalarla ilgili gelen tepkilere HSYK´dan sert yanıt geldi. Yapılan açıklama şöyle...Yargıdaki atamalarla ilgili tepkilere HSYK´dan yanıt geldi: Seçilen üyeler gerekli şartları taşımaktadır... Yargının siyasallaştığını söyleyenler siyasi duruş sergiliyor.... Danıştay dahil hiçbir makam HSYK´ya emir ve talimat veremez... Her kurum görev alanını iyi bilmeli, bu sınır içinde kalmalı...

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkan Vekili Ahmet Hamsici, Danıştay´a yeni seçilen üyelerin bugüne kadarki çalışma ve liyakatleri görmezden gelinerek ve bundan sonraki çalışma ve performansları görülüp değerlendirilmeden, anlaşılmaz bir şekilde yargının siyasallaştığı açıklamalarının yapılması, bu açıklamayı yapanlar açısından siyasi bir duruşun en açık göstergesidir dedi.

Hamsici, HSYK´nın internet sitesinde yer alan açıklamasında, Danıştay Başkanı Mustafa Birden´in bazı üyelerle Anıtkabir ziyareti sırasında, HSYK´yı suçlayan ifadeler kullanması sebebiyle açıklama yapılmasına gerek duyulduğunu belirtti.

2575 sayılı Danıştay Kanunu´nun 8´inci maddesine göre, Danıştay üyeliğine seçilebilmek için, idari yargı hakim ve savcılarının birinci sınıfa ayrıldıktan sonra en az üç yıl bu görevlerde başarı ile çalışmış olmaları ve birinci sınıfa ayrılma niteliğini kaybetmemeleri gerektiğine dikkati çeken Hamsici, HSYK Genel Kurulu´nun, bu seçime yönelik yapmış olduğu çalışmalar neticesinde Başkan hariç 21 üyenin tamamının katıldığı dünkü toplantısında seçilme şartlarını taşıyan 544 idari yargı hakim ve savcısı arasından 51 kişiyi gizli oylama neticesinde Danıştay üyeliğine seçtiğini hatırlattı.

Bu şekilde seçilen üyeler, Danıştay üyeliği için gerekli olan şartların tamamını taşımaktadır diyen Hamsici, ayrıca, bu üyelerin bir başka yerden ya da kurumdan getirilmiş olmayıp idari yargı içerisinde aktif olarak çalışan birinci sınıf hakim ve savcılar olduğunu kaydetti.

DANIŞTAY ÜYELİĞİNİ HAK ETTİKLERİ GÖRÜLECEKTİR

Hamsici, son görev yaptığı yer ve unvanlara bakıldığında seçilenlerin, 3´ünün kıdemli olmak üzere 13´ünün Danıştay tetkik hakimi, 2´sinin Danıştay savcısı, 3´ünün Bölge İdare Mahkemesi başkanı, 13´ünün İdare ve Vergi Mahkemesi başkanı, 13´ünün Bölge İdare, İdare ve Vergi Mahkemesi üyesi, birisinin idari görevde çalışan Genel Müdür Yardımcısı, 4´ünün HSYK Teftiş Kurulunda görev yapan başmüfettiş ve müfettiş, 2´sinin ise Anayasa Mahkemesi raportörü olduğu görüleceğini bildirerek, şöyle devam etti:

Ayrıca, seçilen üyelerin sicil durumları incelendiğinde; tamamının birinci sınıf oldukları, hiçbirinin sicillerinde en küçük bir olumsuzluk bulunmadığı, müfettiş ve başkanlar tarafından düzenlenen değerlendirme formlarının tamamının iyi veya pekiyi olduğu, tümünün mümtazen terfi ettiği, Danıştay üyeliğine seçilmelerine engel hiçbir hususun bulunmadığı, en gencinin Cumhurbaşkanlığı için seçilme yaşı olan 40 yaşında olduğu, hukuki bilgi, birikim ve çalışmaları itibarıyla Danıştay üyeliğini hak ettikleri görülecektir.

Seçilen üyelerin gerek mesleğe kabullerinde gerekse birinci sınıfa ayrılmalarında mevcut Kurul üyelerimizin bir dahli olmamıştır. Daha önceki kurul üyeleri, bugün haklarında beyanat verilen hakim ve savcıların, bilimsel güç ve yetenekleri ile hizmet ve meslekteki başarılarına göre emsalleri arasında temayüz ettiklerini değerlendirerek birinci sınıfa ayrılmalarına karar vermiştir.

Hal böyle iken, yargının içerisinden ve değişik kademelerinden Danıştay´a yeni seçilen üyelerin bugüne kadarki çalışma ve liyakatleri görmezden gelinerek ve bundan sonraki çalışma ve performansları görülüp değerlendirilmeden, anlaşılmaz bir şekilde yargının siyasallaştığı açıklamalarının yapılması, bu açıklamayı yapanlar açısından siyasi bir duruşun en açık göstergesidir. Ayrıca, bu şekildeki beyanlar hem seçilen üyelere, hem bu üyeleri seçen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin iradesine saygısızlıktır.

Kanundaki şartları taşıyan, sicil durumları ve terfileri dikkate alındığında liyakatleri ile öne çıkan bu meslektaşlara karşı hangi kriterler ve sebepler esas alınarak böyle bir tavır alındığı mutlaka açıklanmalıdır.

Bu ithamların, somut dayanaktan yoksun, haksız ve önyargılı olduğunu savunan Hamsici, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´nun anayasal bir kurum olduğunu, anayasa ve kanunlardan kaynaklanan görevlerini yerine getirirken ve

yetkilerini kullanırken tamamen bağımsız olduğunu vurguladı.

Danıştay da dahil olmak üzere hiçbir organ, makam, merci veya kişinin Kurul´a emir ve talimat veremeyeceğini, iradesini vesayet altına alamayacağını, kurul kararlarını ve tasarruflarını doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilemeye çalışamayacağını belirten Hamsici, Her kurum kendisine Anayasanın verdiği görev alanını iyi bilmeli ve bu sınırlar içerisinde kalmalıdır. Kurulumuz mahkemelerin bağımsızlığı ile hakimlik ve savcılık teminatı esaslarını gözeterek adalet, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, tutarlılık, eşitlilik, ehliyet ve liyakat ilkeleri çerçevesinde görev yapmakta olup bu değerler çerçevesinde seçimini yapmıştır dedi.

YARGITAY´A SEÇİLEN 160 ÜYE

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu´nun 24 Şubat 2011 gün ve 92 sayılı kararı ile Yargıtay üyeliğine seçilen adli yargı hakim ve cumhuriyet savcıları şöyle:

1. Ankara, Abdi Cengiz

2. İzmir, Hakim Abdullah Ergin

3. Sincan, Ticaret Mahkemesi Başkanı Abdullah Yaman

4. Diyarbakır, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Abdurrahman Kavun

5. Ankara, Hakim Abdülhalik Yıldız

6. İzmir, Ahmet Cengiz

7. Aydın, Ahmet Er

8. Ankara, Hakim Ahmet Kiriş

9. Yargıtay, Tetkik Hakimi Ahmet Kütük

10. Tetkik Hakimi Ahmet Taşkın

11. Yargıtay, Tetkik Hakimi Ahmet Toker

12. Kayseri, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ahmet Turan Doğan

13. Kayseri, Hakim Ali Akın

14. Antalya, Hakim Ali Çolak

15. Teftiş Kurulu Başkanlığı, Adalet Başmüfettişi Ali Eryılmaz

16. Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, Başkan Ali Kaya

17. Gaziantep, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ali Sancar

18. Eskişehir, Hakim Ali Selman Erkuş

19. Ankara, Hakim Ali Şahin

20. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ali Yağcı

21. HSYK, Başmüfettiş Ali Yıldız

22. Adana, Hakim Arif Bekler

23. Yargıtay, Tetkik Hakimi Arif Kellecioğlu

24. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Aydın Boşgelmez

25. Yargıtay, Tetkik Hakimi Ayhan Doğan

26. Üsküdar, Hakim Bahri Aydoğan

27. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı 33563 Bekir Özenir

28. Denizli, Hakim Bilal Karadağ

29. Antalya, Hakim Bilal Köseoğlu

30. Kartal, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Burhan Karaloğlu

31. Ankara, Hakim Candaş İlgün

32. Bursa, Hakim Coşkun Demir

33. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Cumhur Özer

34. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Çetin Şen

35. Mersin, Davut Telli

36. Ankara, Dilaver Kahveci

37. Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç.Dr.Ali Karagülmez

38. Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Dursun Altınöz

39. Strateji Geliştirme Başkanlığı, Başkan Dursun Murat Cevher

40. Malatya, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Eray Gürtekin

41. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Erdal Noyan

42. Hatay, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Esabil Saylak

43. Bursa, Hakim Eyüp Sabri Baydar

44. Ankara, Hakim Eyüp Sarıcalar

45. Balıkesir, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Eyüp Yeşil

46. Denizli Ticaret Mahkemesi Başkanı Faruk Gök

47. Yargıtay, Tetkik Hakimi Fikriye Şentürk

48. İstanbul, Hakim Gültekin Dinç

49. İzmir, Hakim Günal Akyol

50. Yargıtay, Tetkik Hakimi Gürsel Yalvaç

51. Yargıtay, Tetkik Hakimi Hakkı Torlak

52. Muğla, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Halil Adıgüzel

53. Konya, Hakim Halil Özdemir

54. Ankara, Hakim Halit Dönmez

55. HSYK, Başmüfettiş Halit Kıvrıl

56. Tuzla, Haluk Kırca

57. Bakırköy, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hamza Yaman

58. Yargıtay, Tetkik Hakimi Hasan Tahsin Gökcan

59. Ankara, Hakim Hüsamettin Makas

60. Yargıtay, Tetkik Hakimi Hüsamettin Uğur

61. Yargıtay, Tetkik Hakimi Hüseyin Çolak

62. Yargıtay, Tetkik Hakimi Hüseyin Güngör Babacan

63. Yargıtay, Tetkik Hakimi Hüseyin Karagöl

64. Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Kulaç

65. Ankara, Hüseyin Sarıömeroğlu

66. HSYK, Başmüfettiş İbrahim Kır

67. Yargıtay, Tetkik Hakimi İbrahim Kurt

68. Ankara, İbrahim Özyurt

69. HSYK, Başmüfettiş İbrahim Tufan Ataman

70. Ankara, İbrahim Zengin

71. İstanbul, Hakim İdris Asan

72. Gaziantep, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İlhami Dal

73. Bakırköy, Hakim İlhan Kaya

74. Ankara, Hakim İlyas Altan

75. Hatay, Hakim İrfan Doğan

76. Ankara, Hakim İrfan Vural

77. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı İsmail Ergün

78. Yargıtay, Tetkik Hakimi İsmail Köse

79. İstanbul, Kadir Altınışık

80, Ankara, Hakim Kadir Kayan

81. Kayseri, Kenan Karabeyeser

82. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Kerim Tosun

83. Ankara, Hakim Kuddusi Celalettin Esen

84. Üsküdar, Hakim Mahmut Akkoyun

85. HSYK, Başmüfettiş Mahmut Kış

86. İzmir, Hakim Mahmut Özcan

87. Ankara, Hakim Mehmet Ali Demirezici

88. HSYK, Başmüfettiş Mehmet Arı

89. Aydın, Mehmet Aydoğdu

90. Ankara, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Berber

91. Ankara, Hakim Mehmet Kasım Tunç

92. Antalya, Mehmet Murat Ferat

93. İstanbul, Mehmet Murat Yönder

94. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet Özkan

95. İzmir, Mehmet Sait Demiröz

96. Bakırköy, Mehmet Şahin

97. Ankara, Hakim Mehmet Şemseddin Tanrıseven

98. Sincan, Hakim Mehmet Uslu

99. Bakırköy, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Vehip Ekinci

100. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Memiş Selçuk Güney

101. Yargıtay, Tetkik Hakimi Mesut Budak

102. Hatay, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mesut Kundakçı

103. Ankara, Hakim Muhammet Güney

104. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcısı Muharrem Akkaya

105. Yargıtay, Tetkik Hakimi Muharrem Karayol

106. İzmir, Hakim Murat Kıyak

107. Yargıtay, Tetkik Hakimi Mustafa Abdullah Coş

108. Muğla, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Akarsu

109. Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Akkuş

110. Yargıtay Tetkik Hakimi Mustafa Albayrak

111. Tekirdağ, Mustafa Demirdağ

112. Ankara, Mustafa Erdoğan

113. Adana, Mustafa Haluk Baydilli

114. Manisa, Mustafa Kemal Semercioğlu

115. Ankara, Hakim Mustafa Kemal Tepedelen

116. Sincan, Mustafa Kılıç

117. Kayseri, Mustafa Sarıçam

118. İzmir, Hakim Mustafa Simavlı

119. Balıkesir, Hakim Mustafa Yılmazel

120. Ankara, Hakim Muzaffer Karadağ

121. Yargıtay, Tetkik Hakimi Muzaffer Özdemir

122. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Nazmi Çatak

123. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Nazmi Dere

124. Yargıtay, Tetkik Hakimi Necati Meran

125. HSYK, Genel Sekreter Yardımcısı Nevzat Karababa

126. Sincan, Hakim Nurettin Türkmen

127. Teftiş Kurulu Başkanlığı, Adalet Müfettişi Nuri Güleç

128. Yargıtay, Tetkik Hakimi Osman Yurdakul

129. Yargıtay, Tetkik Hakimi Önder Aytaç

130. Eğitim Dairesi Başkanlığı, Başkan Özcan Avcı

131. Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ramazan Bayrak

132. Yargıtay, Tetkik Hakimi Reşat Taşdelen

133. Yargıtay, Tetkik Hakimi Salih Çelik

134. Yargıtay, Tetkik Hakimi Salih Özaykut

135. Sincan, Hakim Salih Sönmez

136. Ankara, Hakim Saliha Nuran Canpolat

137. Denizli, Hakim Sami Öztürk

138. Türkiye Adalet Akademisi, Başkan Yardımcısı Sami Sezai Ural

139. Teftiş Kurulu Başkanlığı, Teftiş Kurulu Başkanı Selahittin Atalay

140. Yargıtay, Tetkik Hakimi Seracettin Göktaş

141. Yargıtay, Tetkik Hakimi Sultan Namazcı

142. Ankara, Hakim Suna Türe

143. Ankara, Hakim Süleyman Köksal

144. Yargıtay, Tetkik Hakimi Süleyman Kul

145. İstanbul, Süleyman Pehlivan

146. Ankara, Hakim Şakir Aktı

147. Adana, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şuayip Şen

148. Edirne, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Turgut Emiroğlu

149. Yargıtay, Tetkik Hakimi Türkşen Akdamar

150. Yargıtay, Tetkik Hakimi Veli Değirmenci

151. Eyüp, Vuslat Dirim

152. Konya, Hakim Yahya Memiş

153. Yargıtay, Tetkik Hakimi Yılmaz Tosun

154. HSYK, Başmüfettiş Yusuf Memiş

155. Yargıtay, Tetkik Hakimi Yüksel Kocamış

156. Trabzon, Hakim Zafer Turanlı

157. Denizli, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zekeriya Erdoğan

158. Kanunlar Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Zekeriya Yılmaz

159. İstanbul, Cumhuriyet Savcısı Zihni Doğan

160. İstanbul, Cumhuriyet Savcısı Zülfükar Tekirdağ.

DANIŞTAY´A SEÇİLEN 51 ÜYE

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu´nun 24 Şubat 2011 gün ve 93 sayılı Kararı ile Danıştay Üyeliğine Seçilen İdari Yargı Hakim ve Savcılarına İlişkin liste ise şöyle:

1. Antalya, İdare Mahkemesi Başkanı Ahmet Eğerci

2. Ankara, İdare Mahkemesi Başkanı Ali İhsan Şahin

3. Ankara, Vergi Mahkemesi üyesi Ali Kazan

4. Ankara, Bölge İdare Mahkemesi üyesi Bedrettin Işıldak

5. Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi Raportörü Bekir Sözen

6. Ankara, İdare Mahkemesi üyesi Edat Yücel Seyhan

7. Emin Sınmaz

8. Genel Müdür Yardımcısı Enver Kaya

9. Ankara, İdare Mahkemesi üyesi Ercan Ahi

10. İstanbul, İdare Mahkemesi Başkanı Ertuğrul Arslanoğlu

11. Fethi Aslan

12. HSYK, Başmüfettiş Gürsel Ceylan

13. Isparta, İdare Mahkemesi Başkanı Halil Çırak

14. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Hannan Yılbaşı

15. Van Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Hasan Demir

16. Ankara Bölge İdare Mahkemesi üyesi Hasan Güzeler

17. Hasan Turgut

18. Hüseyin Oğuz

19. Ankara, İdare Mahkemesi Üyesi İbrahim Aliusta

20. Erzurum, İdare Mahkemesi Başkanı İbrahim Günenç

21. Ankara, Vergi Mahkemesi Başkanı İhsan Uluca

22. İstanbul, Bölge İdare Mahkemesi üyesi İlhan Hanağası

23. Ankara, İdare Mahkemesi Başkanı İrfan Eroğlu

24. Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi Raportörü Kadir Özkaya

25. Kayseri, İdare Mahkemesi Başkanı Kemalettin İşlek

26. Mahmut Ersert

27. HSYK, Müfettiş Mehmet Ali Duran

28. Mehmet Ali Samur

29 HSYK, Başmüfettiş Mehmet Çelik

30. Mehmet Sönmez

31. Adana, İdare Mahkemesi Başkanı Mesut Güngör

32. HSYK, Müfettiş Mithat Özcan

33. Antalya, Bölge İdare Mahkemesi üyesi Muammer Arseven

34. Ankara, Bölge İdare Mahkemesi üyesi Muammer Topal

35. Denizli, İdare Mahkemesi Başkanı Mustafa Dinç

36. Ankara, Bölge İdare Mahkemesi üyesi Mustafa Genç

37. Konya, İdare Mahkemesi Başkanı Mustafa Gökçek

38. Nurdane Topuz

39. Ankara, İdare Mahkemesi üyesi Okay Koçak

40. Ankara, İdare Mahkemesi üyesi Oktay Aydın

41. Malatya, İdare Mahkemesi Başkanı Orhan Boyraz

42. İstanbul, İdare Mahkemesi Başkanı Resul Çomoğlu

43. Seyfullah Yıldıztekin

44. Süleyman Hilmi Aydın

45. Süleyman Kurt

46. Şaban Işık

47. Ünal Demirci

48. Ankara Bölge İdare Mahkemesi üyesi Vahit Bektaş

49. Vecdi Karanfil

50. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Yılmaz Akçil

51. Yunus Çetin

Savcılar da yüksek yargı üyesi oldu

26 Şubat 2011 - HSYK, yeni kurulan Yargıtay ve Danıştay daireleri için seçim yaptı. Yargıtay´a 160, Danıştay´a 51 yeni üye seçilirken, Türkiye tarihinde ilk kez 19 düz savcı yüksek yargı üyesi oldu. Listede YARSAV´dan da 20 isim var.

4 BİN 988 ADAYDAN 160´I SEÇİLDİ

Yargıtay´da boş bulunan 160 üyelik için 4 bin 988 aday arasından iki turlu oylama yapıldı. Yapılan ilk turda 4 bin 563 aday elendi. Kalan 423 aday arasından ikinci tur oylamaya geçildi. Yapılan ikinci tur oylamada 12 ve üzeri oy alan 160 hakim ve Cumhuriyet savcısı Yargıtay üyeliğine seçildi. Dün saat 23:00´e kadar kimlerin seçileceğini HSYK üyelerinin dahi bilmediğine dikkat çekildi.

ÜYELER ARASINDA PAYLAŞILIYORDU

Önceki HSYK döneminde yüksek yargıdan gelen üyeler, seçilecek isimleri kontenjan usulüyle paylaşıyorlardı. 30 kişi seçilecekse Yargıtay´dan gelen 3 üye 10 isim belirliyor ve bu isimler oylamayla seçiliyordu. Diğer üyelerin beğenmediği bir isim çıkarsa yeni ismi de kontenjanı bulunan sözkonusu Kurul üyesi öneriyordu. Bunun üzerinde uzlaşılırsa seçim oluyordu.

CUMHURBAŞKANI 15 ÜYE SEÇECEK

Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimlerine Adalet Bakanı ve Kurul Başkanı Sadullah Ergin katılmadı. HSYK, üye seçiminde yargının bütün kademelerinde görev yapan hakim ve savcıların dengeli bir şekilde temsil edilmesine özen göstererek, ilk kez Cumhuriyet savcıları arasından da seçim yaptı. Yargıtay´a ilk kez başsavcı olmayan ünvansız savcılar arasından 19 savcı Yargıtay üyeliğine seçildi. Danıştay üyelerinin 4´te 1´ini Cumhurbaşkanı´nın seçmesi nedeniyle HSYK, Danıştay´a 61 yerine emeklilik nedeniyle boşalanlarla birlikte 51 üye seçti. Cumhurbaşkanı Gül, Danıştay´a 15 üye gönderecek.

İKİ YARSAV YÖNETİCİSİ DE LİSTEDE

YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ramazan Bayrak Yargıtay´a Oktay Aydın ise Danıştay´a seçildi. Üyeler dahil toplamda YARSAV´dan 20 isim Yüksek Yargı´ya seçildi.

Kozmik Hakim de Yargıtay üyesi oldu

Yargıtay´a seçilen isimler arasında en dikkat çeken isimler şunlar:

Seferberlik Tetkik Kurulu Kozmik Odası´nda arama yapan Ankara 11. Ağır Ceza Üyesi Kadir Kayan.

Devrimci Karargah soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık.

Balyoz Darbe Planı soruşturmasını başlatan Cumhuriyet Savcısı Süleyman Pehlivan.

Dursun Çiçek hakkında ikinci kez tutuklama kararı veren İstanbul 9. Ağır Ceza Üyesi İdris Asan.

Atabeyler Çetesi soruşturmasını yürüten Ankara Savcısı Dilaver Kahveci.

YARGITAY´A SEÇİLENLER

Yargıtay üyeliğine seçilen 160 yargı mensubunun önceki görevlerine göre dağılımı şöyle:

Yargıtay tetkik hakimi: 32

Yargıtay Savcısı : 12

Başsavcı ve vekili: 7

Cumhuriyet Savcısı : 19

Hukuk Hakimi : 32

Ceza Hakimi: 36

Adalet Bakanlığı yöneticisi: 11

Anayasa Mahkemesi raportörü: 1

Adalet Akademisi: 2

HSYK Başmüfettişi: 7

HSYK Genel Sekreter yardımcısı: 1

DANIŞTAY´A SEÇİLENLER

Danıştay üyeliğine seçilen 51 yargı mensubunun önceki görevlerine göre dağılımı şu şekilde:

Danıştay tetkik hakimi: 13

Danıştay savcısı: 2

Bölge İdare Mahkemesi: 10

İdare Mahkemesi: 17

Vergi Mahkemesi: 2

Anayasa Mahkemesi raportörü: 2

HSYK müfettişi: 4

Adalet Bakanlığı: 1 ( Cihan, Star)

Cumhurbaşkanı Gül´ün Danıştay´a atadığı isimler belli oldu

03 Mart 2011 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´ün Danıştay´a atadığı isimler belli oldu. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi´nden yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi; Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası´nın 155´nci ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu´nun 8 ve 9.cu maddeleri gereğince, Danıştay Üyeliklerine; Çanakkale Valisi Abdulkadir ATALIK´ı, Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ali D. ULUSOY´u, Merkez Valisi Bülent KILINÇ´ Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. H. Bülent OLCAY´ı, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Galip Tuncay TUTAR´ı, Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü Müşavir Avukatı Halide ESEN´i, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Halil YILMAZ´ı, Karayolları eski Genel Müdürü Hicabi ECE´yi, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürü İbrahim ER´i,Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu eski Başkanı Mahmut VURAL´ı, Merkez Valisi Mevlüt ATBAŞ´ı, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa KÖKÇAM´ı, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Nizamettin KALAMAN´ı, Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yalçın EKMEKÇİ´yi,Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Zeki YİĞİT´i seçmişlerdir. ( Cihan)

(25 Şubat 2011), son güncel.: (03 Mart 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İŞTE ADIM ADIM ERZİNCAN´DAKİ ISLAK KOMPLO

Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarmanın ´ıslak imza´ operasyonları

Cihaner´i Yargıtay´da kurtarma planı manşetlerimiz

Tiyatro: Er Cihaner´i kurtarmak

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3020    yazdır/print


 

YÖK Başkanı, Kaçmaz´ı HSYK´ya şikayet etti

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)´na şikayet etti. Şikayet gerekçesi olarak, Kaçmaz´ın Özcan´ı konuyu bilmemekle suçlayıp istifasını istemesi ve bunun partizanca nitelikte ve tarafsızlığını zedeleyecek bir davranış olması gösterildi. Sincan hakimi Osman Kaçmaz, hakkında karar verdiği Özcan´ı basın yoluyla eleştirmiş ve istifa etmesi gerektiğini açıklamıştı. Kaçmaz´ın sergilediği bu skandal ve yapılan şikayet üzerine HSYK´nın Kaçmaz hakkında karar alabileceği belirtiliyor.

YÖK Başkanı, Kaçmaz´ı HSYK´ya şikayet etti

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)´na şikayet etti. Şikayet gerekçesi olarak, Kaçmaz´ın Özcan´ı konuyu bilmemekle suçlayıp istifasını istemesi ve bunun partizanca nitelikte ve tarafsızlığını zedeleyecek bir davranış olması gösterildi. Sincan hakimi Osman Kaçmaz, hakkında karar verdiği Özcan´ı basın yoluyla eleştirmiş ve istifa etmesi gerektiğini açıklamıştı. Kaçmaz´ın sergilediği bu skandal ve yapılan şikayet üzerine HSYK´nın Kaçmaz hakkında karar alabileceği belirtiliyor.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan´ın avukatı Dr. Hüseyin Aydın tarafından HSYK Teftiş Kurulu Başkanlığı´na iletilen şikayet dilekçesinde; Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın 12 Ekim 2010 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı şeklindeki kararının kaldırılmasına karar verdiği hatırlatıldı.

YÖK Başkanı Özcan tarafından, kararı veren hakimle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın bir takım açıklamalarda bulunduğu; bu değerlendirmeleri gerekçe gösteren Osman Kaçmaz´ın, açıklamalarından ötürü Özcan´ı kınayarak istifaya davet ettiği anımsatıldı. Dilekçede, yargıçların bireysel ve kollektif olarak yargı mesleğinin saygınlığını koruyarak, toplumun yargı sistemine güvenini temin etmek zorunda olduğu aktarıldı. Dilekçede, Şikayet olunan yargıcın açıklamaları, makul bir gözlemci gözünde tarafsızlığını zedelediği gibi genel olarak yargı sistemine olan güveni de sarsacak niteliktedir. denildi. Toplumda partizanca tartışılan konulara ilişkin mahkeme dışında açıklama yapmanın veya partizan siyasi faaliyetlerde bulunmanın tarafsızlığı zedelediği ifade edildi. Osman Kaçmaz´ın, Özcan´ı konuyu bilmemekle suçlayıp istifasını istemesinin partizanca nitelikte ve tarafsızlığını zedeleyecek bir davranış olduğu belirtildi.

Dilekçede, Adı geçen yargıç, toplumsal bir tartışmayla ilgili olarak toplumda saygın bir konumu olan müvekkilimi hedef alan bir açıklamada bulunmak suretiyle, yargı makamının onurunu zedeleyen bir davranış sergilemiştir. ifadelerine yer verildi. Yusuf Ziya Özcan´ın, açıklamalarında, Osman Kaçmaz ve kararını eleştirmediği; kararın takdirini kamuoyuna bıraktığı kaydedildi. Buna rağmen, şikayet olunan yargıcın, ölçüsüz bir şekilde müvekkilimi hedef alan açıklamaları, yargının siyasi sessizlik geleneğine de aykırılık teşkil etmektedir. denildi. Dilekçede, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ın, ´resmi sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte bir eylemde bulunmak suretiyle görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırdığı´ belirtilerek, hakkında disiplin soruşturması açılması talep edildi. ( Cihan)

Özcan: Suçu kabul ediyorum

YÖK Başkanı Özcan, ALES´e başörtüsüyle girişe izin veren bir kararın altına imza atması üzerine İşçi Partisi´ne yakınlığı ile bilinen TGB tarafından hakkında savcılığa suç duyurusu yapılmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada suç unsurlarına rastlanmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiş, ancak bu karar itiraz edilmesi üzerine konuya bakan Sincan mahkemesi takipsizlik kararını kaldırmıştı. Bu gelişme üzerine açıklama yapan Özcan, Biz üzerimize düşeni yapıyoruz. Bizim görevimiz herkese eşit imkânlar sağlamaktır. Bu yönde adımlar atıyoruz. Eğer bu imkânları sağlamak suçsa, herkese eşit imkânlar sağlamak suç ise ben bu suçu kabul ediyorum. Başka bir şey söylemek istemiyorum.´ şeklinde konuşmuştu.

Kaçmaz: Özcan´ı ve Elitaş´ı istifaya davet ediyorum

Özcan´ın söylediği “Kararı halka bırakıyorum” sözlerine tepki gösteren Kaçmaz ANKA ajansına açıklamalar yapmıştı: “Hakimler yasalara ve kanuna göre karar verir. Bunlar halk önünde yargıyı yıpratmaya çalışıyorlar. Açıklamalarından dolayı Özcan´ı kınıyorum.” Kaçmaz, Özcan ve AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş´ı yaptığı açıklamalarından dolayı sert bir dille eleştirmişti. Kaçmaz, “Özcan´ın ilgili kanunu bildiği sanmıyorum. Bilse bu tür talihsiz açıklamalarda bulunmaz. Onu ilgili kanunu okumaya davet ediyorum. Ayrıca, derhal Özcan´ı ve Elitaş´ı istifaya davet ediyorum” diye konuşmuştu.

(11 Şubat 2011, 11:48)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Kaçmaz´dan skandal: YÖK başkanını istifaya çağırdı

Ergenekon-Kaçmaz ikilisinden Başörtüsü kışkırtması

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2950    yazdır/print


 

Kaçmaz´dan skandal: YÖK başkanını istifaya çağırdı

Başörtüsünü serbest bırakan genelgesi nedeniyle YÖK Başkanı hakkında verilen takipsizlik kararını kaldırarak yargı yolunu tekrar açan Sincan hakimi Kaçmaz, ´Kararı halka bırakıyorum´ diyen Özcan´ın istifa etmesini istedi. Bu skandal çağrıya en sert tepki Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu´dan geldi. Çubukçu, Özcan´ı istifaya davet etmeye hiçbir yargı mensubunun hakkı olmadığını belirterek, ´YÖK Başkanı´na yönelik istifa davetiyle Kaçmaz, kişisel düşüncesini kamuoyuna açıklayarak, tarafsız değil taraf olduğunu da dile getirmiş bulunmaktadır. Osman Kaçmaz´ın kendi verdiği kararı da tartışmalı hale getiren bu vahim tablo karşısında endişe duyduğumu kamuoyuyla paylaşırım.´ değerlendirmesinde bulundu.

Kaçmaz´dan skandal: YÖK başkanını istifaya çağırdı

Başörtüsünü serbest bırakan genelgesi nedeniyle YÖK Başkanı hakkında verilen takipsizlik kararını kaldırarak yargı yolunu tekrar açan Sincan hakimi Kaçmaz, ´Kararı halka bırakıyorum´ diyen Özcan´ın istifa etmesini istedi. Bu skandal çağrıya en sert tepki Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu´dan geldi. Çubukçu, Özcan´ı istifaya davet etmeye hiçbir yargı mensubunun hakkı olmadığını belirterek, ´YÖK Başkanı´na yönelik istifa davetiyle Kaçmaz, kişisel düşüncesini kamuoyuna açıklayarak, tarafsız değil taraf olduğunu da dile getirmiş bulunmaktadır. Osman Kaçmaz´ın kendi verdiği kararı da tartışmalı hale getiren bu vahim tablo karşısında endişe duyduğumu kamuoyuyla paylaşırım.´ değerlendirmesinde bulundu.

Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan hakkında verilen takipsizlik kararının kaldırılmasına yönelik Özcan´ın söylediği “Kararı halka bırakıyorum” sözlerine tepki gösterdi. Kaçmaz, “Hakimler yasalara ve kanuna göre karar verir. Bunlar halk önünde yargıyı yıpratmaya çalışıyorlar. Açıklamalarından dolayı Özcan´ı kınıyorum” dedi. Özcan´ı istifaya çağıran Kaçmaz, yaptığı açıklamada, YÖK Başkanı´nın üniversitelere gönderdiği başörtüsü genelgesi nedeniyle Başsavcılığın verdiği takipsizlik kararının kaldırıldığını, bu nedenle Özcan´ın yargılanması gerektiği yönünde hüküm verdiğini anımsattı.

Herkesi istifaya çağırdı, kendini unuttu

Kaçmaz, Özcan ve AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş´ı karara yönelik yaptığı açıklamalarından dolayı sert bir dille eleştirdi. Kaçmaz, “Özcan´ın ilgili kanunu bildiği sanmıyorum. Bilse bu tür talihsiz açıklamalarda bulunmaz. Onu ilgili kanunu okumaya davet ediyorum. Ayrıca, derhal Özcan´ı ve Elitaş´ı istifaya davet ediyorum” diye konuştu. Kaçmaz, “YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan´ın başörtüsü talimatıyla ilgili verilen takipsizlik kararını kaldıran Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ın, YÖK Başkan ve üyeleri hakkındaki ceza soruşturmalarında izlenecek yöntemi belirleyen Adalet Bakanlığı´nın 24 Ekim 2010 tarihli yazısına uygun karar verdiği ortaya çıktı” şeklindeki haberleri de değerlendirdi. Kaçmaz, bakanlığın böyle bir yazı gönderdiğini, bu yazıdan da anlaşılacağı üzere bakanlığın kendisini desteklediğini ve doğruladığını savundu. Kaçmaz, hakimlerin bakanlık emri ile karar vermediğini, aldıkları kararlarda kanunu ve hukuku uyguladıklarını vurguladı.

Yeniden soruşturma istedi

Kaçmaz, Özcan´ın üniversitelerdeki türban yasağına son veren genelgesi nedeniyle yapılan suç duyusu üzerine verilen takipsizlik kararını kaldırmıştı. Kaçmaz, kararında, takipsizlik kararının ancak YÖK Kanunu uyarınca yürütülecek soruşturma sonunda verilebileceğini belirtmiş, kanundaki usullerin izlenmemesi nedeniyle soruşturmanın yeniden yürütülmesini istemişti. Özcan ile Elitaş ise karara tepki göstermişti. YÖK Başkanı Özcan hakkında üniversitelere gönderdiği başörtüsü genelgesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulmuş, Başsavcılık da takipsizlik kararı vermişti. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan hakkında verilen takipsizlik kararını kaldırdı. Kaçmaz, takipsizlik kararının ancak YÖK kanunu uyarınca yürütülecek bir soruşturma sonucunda verilebileceğini belirtmiş ve soruşturmanın yeniden açılmasını istemişti.

Milli Eğitim Bakanından Kaçmaz´a tepki

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan´ı istifaya davet etmeye hiçbir yargı mensubunun hakkı olmadığı gibi Sincan 1´inci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ın da hakkı olmadığını belirterek, ´YÖK Başkanı´na yönelik istifa davetiyle Kaçmaz, kişisel düşüncesini kamuoyuna açıklayarak, tarafsız değil taraf olduğunu da dile getirmiş bulunmaktadır´ değerlendirmesinde bulundu. Çubukçu, yaptığı yazılı açıklamada, ´Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ın YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan hakkındaki görüşlerinin yer aldığı haberlerle ilgili olarak sessiz kalınamayacağı için açıklama yapma gereği duyduğunu´ ifade etti.

Söz konusu haberlerde, YÖK Başkanı Özcan´ın, kendisi hakkında verilen takipsizlik kararının kaldırılmasına yönelik ´kararı halka bırakıyorum´ sözlerine, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kaçmaz´ın tepki gösterdiğinin belirtildiğini kaydeden Çubukçu, haberlerde ayrıca Kaçmaz´ın, Özcan hakkında ´Özcan´ı kınıyorum. Özcan´ı kanunu okumaya ve istifaya davet ediyorum´ ifadelerinin yer aldığını da belirtti.

Çubukçu, açıklamasında şunları kaydetti: ´Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın verdiği takipsizlik kararının ardından Osman Kaçmaz´ın daha önce hiçbir yargı mensubu tarafından yapılmamış bir şekilde YÖK Başkanı Özcan´ı istifaya davet ettiğini görmüş bulunmaktayım. YÖK Başkanı´nı istifaya davet etmeye hiçbir yargı mensubunun hakkı olmadığı gibi Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kaçmaz´ın da hakkı yoktur. Osman Kaçmaz, kınama ve istifa davetiyle, bir yargı mensubu olarak tarafsızlık ilkesine aykırı davranmıştır. YÖK Başkanı´na yönelik istifa davetiyle Kaçmaz, kişisel düşüncesini kamuoyuna açıklayarak, tarafsız değil taraf olduğunu da dile getirmiş bulunmaktadır. Osman Kaçmaz´ın kendi verdiği kararı da tartışmalı hale getiren bu vahim tablo karşısında endişe duyduğumu kamuoyuyla paylaşırım.´ ( Milliyet, Zaman)

YÖK Başkanı ´Suçu kabul ediyorum´ demişti

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ´Bütün öğrencilerimizin eşit şekilde eğitim almasını sağlamak suç ise ben bu suçu kabul ediyorum´ demişti. YÖK Başkanı Özcan, ALES´e başörtüsüyle girişe izin veren bir kararın altına imza atması üzerine İşçi Partisi´ne yakınlığı ile bilinen TGB tarafından hakkında Sincan Savcılığı´na suç duyurusu yapılmıştı. Özcan, İşçi Partisi/TGB´nin başvurusu üzerine Osman Kaçmaz´ın başında bulunduğu Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi´nin kendisi hakkındaki takipsizlik kararını kaldırmasına ilişkin değerlendirme yaptı. Konuya ilişkin bugün gazetecilerin ısrarlı soruları üzerine açıklamalarda bulunan Özcan, Bütün öğrencilerimizin eşit şekilde eğitim almasını sağlamak suçsa ben suçumu kabul ediyorum. diye konuştu. 40 gün önce kız kardeşi Naciye Göztepe´yi kaybeden YÖK Başkanı, bugün Bilkent Doğramacızade Camii´nde mevlit okuttu. Çok sayıda vatandaşın katıldığı mevlit sonrası Sincan Hâkimliği´nin kararıyla ilgili soruların cevaplandıran Özcan, Biz üzerimize düşeni yapıyoruz. Bizim görevimiz herkese eşit imkânlar sağlamaktır. Bu yönde adımlar atıyoruz. Eğer bu imkânları sağlamak suçsa, herkese eşit imkânlar sağlamak suç ise ben bu suçu kabul ediyorum. Başka bir şey söylemek istemiyorum.´ şeklinde açıklama yaptı.

(07 Şubat 2011, 22:19)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon-Kaçmaz ikilisinden Başörtüsü kışkırtması

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2930    yazdır/print


 

Ergenekon-Kaçmaz ikilisinden Başörtüsü kışkırtması

Ergenekon´un gençlik yapılanması olduğu iddia edilen Türkiye Gençlik Birliği´nin (TGB) şikayeti üzerine, YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan hakkında başörtüsüne izin verdiği gerekçesiyle başlatılan soruşturmada verilen takipsizlik kararı, tartışmalı kararlarla gündeme gelen Sincan hakimi Osman Kaçmaz tarafından kaldırıldı.

Ergenekon-Kaçmaz ikilisinden Başörtüsü kışkırtması

Ergenekon´un gençlik yapılanması olduğu iddia edilen Türkiye Gençlik Birliği´nin (TGB) şikayeti üzerine, YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan hakkında başörtüsüne izin verdiği gerekçesiyle başlatılan soruşturmada verilen takipsizlik kararı, tartışmalı kararlarla gündeme gelen Sincan hakimi Osman Kaçmaz tarafından kaldırıldı.

Kamuoyunda YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan hakkında, ´başörtüsü´ konusunda İstanbul Üniversitesine (İÜ) gönderilen yazıyla ´Anayasayı ihlal ve halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik´ suçunu işlediği iddiasıyla başlatılan soruşturmada verilen ´takipsizlik kararı´, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırıldı. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ın verdiği kararda, şikayet konusu eylemin Özcan´ın YÖK başkanlığı göreviyle ilgili olduğu ifade edilerek, soruşturmanın 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun, YÖK Başkanı hakkındaki ceza soruşturma usulünü düzenleyen 53. maddesine göre yapılmadığı kaydedildi. Kararda, ´Verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar hukuktan yoksun olup, hukuka uygun olmadığı, usul ve yasalara da aykırı olduğundan itirazın kabulüyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmektedir´ denildi.

Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Ankara İl Sekreteri Osman Erbil, ´YÖK´ün başörtüsüne ilişkin olarak İÜ´ye gönderdiği yazı nedeniyle Anayasa´yı ihlal ettiği, görevini kötüye kullandığı ve halkı kanunlara uymamaya tahrik suçunu işlediği iddiasıyla´ Özcan hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Şahin Tanrıöver, Özcan hakkında, ´Kovuşturma açılmasına yer olmadığına´ karar vermiş, Erbil ise bu karara Sincan Ağır Ceza Mahkemesi´nde itiraz etmişti. (Yenişafak)

YÖK Başkanı: Suçu kabul ediyorum

05 Şubat 2011: Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ´Bütün öğrencilerimizin eşit şekilde eğitim almasını sağlamak suç ise ben bu suçu kabul ediyorum´ dedi. YÖK Başkanı Özcan, ALES´e başörtüsüyle girişe izin veren bir kararın altına imza atması üzerine İşçi Partisi´ne yakınlığı ile bilinen TGB tarafından hakkında Sincan Savcılığı´na suç duyurusu yapılmıştı. Özcan, İşçi Partisi/TGB´nin başvurusu üzerine Osman Kaçmaz´ın başında bulunduğu Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi´nin kendisi hakkındaki takipsizlik kararını kaldırmasına ilişkin değerlendirme yaptı. Konuya ilişkin bugün gazetecilerin ısrarlı soruları üzerine açıklamalarda bulunan Özcan, Bütün öğrencilerimizin eşit şekilde eğitim almasını sağlamak suçsa ben suçumu kabul ediyorum. diye konuştu. 40 gün önce kız kardeşi Naciye Göztepe´yi kaybeden YÖK Başkanı, bugün Bilkent Doğramacızade Camii´nde mevlit okuttu. Çok sayıda vatandaşın katıldığı mevlit sonrası Sincan Hâkimliği´nin kararıyla ilgili soruların cevaplandıran Özcan, Biz üzerimize düşeni yapıyoruz. Bizim görevimiz herkese eşit imkânlar sağlamaktır. Bu yönde adımlar atıyoruz. Eğer bu imkânları sağlamak suçsa, herkese eşit imkânlar sağlamak suç ise ben bu suçu kabul ediyorum. Başka bir şey söylemek istemiyorum.´ şeklinde açıklama yaptı. (Zaman)

TGB, ERGENEKON´UN GENÇLİK YAPILANMASI

2´nci Ergenekon iddianamesinde TGB

İkinci Ergenekon iddianamesinin 1364. sayfasında TGB´den, Ergenekon´un yönetimindeki sivil toplum kuruluşlarından biri olarak bahsedilmekte: e-E. Delillerin ve Hukuki Durumunun Değerlendirilmesi Ergenekon Terör Örgütüne ait örgütsel dokümanlarda, Ergenekon´un kendi kuracağı sivil toplum örgütlerine ihtiyacı olduğu, Sivil Toplum Örgütleri aracılığıyla kamuoyunun etki altına alınarak yönlendirilebileceği, etkinlik ve eylemleri organize ve kontrol eden güçlü bir mekanizma olarak kalacağının belirtilmektedir. Türk Gençlik Birliği´nin (TGB) de ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜnün güdümündeki sivil toplum kuruluşlarından biri olduğu, örgüte bağlı olarak faaliyet yürüttüğü, bu bağlamda şehit cenazelerinin provoke edildiği ve TGB´ nin bu eylemlere önderlik eden gruplar içerisinde yer aldığı, terör örgütünün amaçlarına ulaşabilmek için yaşamsal derecede önem verdiği toplumda kriz, kaos ve kargaşa çıkarılmasına yönelik faaliyette bulunduğu, ...

Arınç suikastçileri de TGB bağlantılı çıkmıştı

TGB´ ile ilgili şok bir ayrıntı daha ortaya çıktı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast hazırlığı suçlamasıyla Arınç´ın evi civarında gözlem yaparken yakalanan ve ellerindeki adres kağıdını aceleyle ağızlarına atarak yok etmek isteyen Özel Harp Dairesi (ÖHD) mensubu iki subayın da TGB ile bağlantıları olduğu iddia edilmişti. Suçüstü yapılarak gözaltına alınan Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü ve Binbaşı İbrahim Göze´nin Ergenekon tutuklusu Muzaffer Tekin, bazı DHKP-C örgüt üyeleri, Ergenekon´la bağlantılı ´Türkiye Gençlik Birliği (TGB)´ üyeleri, uyuşturucu kullanmak/satmaktan sabıkalı kişiler ve tefecilikten sabıkalı kişilerle bağlantılı oldukları tespit edilmişti. Aramalarda Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü adına düzenlenmiş görevi kısmına ´muhabir´ yazan ´Sahte Sarı Basın kartı´” ele geçirilmişti. Suikast iddiaları ele geçen delillerle giderek netleşirken yakalanan subayların Ergenekon Terör Örgütü´yle bağlantılarının araştırıldığı da belirtilmişti. Arınç´a suikast soruşturmasının tamamlandığı ve iddianamesinin yazımına başlandığı geçtiğimiz günlerde açıklandı. Bu iddianamenin ortaya çıkmasıyla gözaltına alınan Özel Harpçi subayların TGB ve Ergenekon´la bağlantıları ortaya çıkacak.

(04 Şubat 2011), son güncel.: (05 Şubat 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TGB ile ilgili manşetlerimiz

Osman Kaçmaz´la ilgili tüm manşetlerimiz

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2911    yazdır/print


 

Bukalemun Yargıtay, ilginç kararlarda jete dönüşüyor

Bukalemun gibi yavaş hareket eden Yargıtay, bazı ilginç davalarda değişim geçirerek jete dönüşüyor. Kamuoyunu şoke eden tahliyeleri, ilgili dairelerin ´iş yükü´ fazlalığına bağlayan Yargıtay, kendisi ile çelişti. Bazı davaların jet hızıyla karara bağlaması bu durumu çok net olarak otaya koyuyor. Yaklaşık bin sanığın dosyasını 10 yıldır görüşmeyen Yargıtay, Osman Kaçmaz, Ömer Faruk Eminağaoğlu, İlhan Cihaner ve Mehmet Haberal gibi Ergenekon sanığı ya da onlara yakın isimlerin davalarını birkaç ay içinde sonuçlandırarak lehlerine karar verdi. Yargıtay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın milletvekili seçilememesi için de jete dönüşmüştü. Erdoğan´ın dosyasını özel kuryeyle Diyarbakır´dan Ankara´ya getirten mahkeme aynı gün karar vererek, Başbakan´ın ismini milletvekili listesinden sildirmişti.

Bukalemun Yargıtay, ilginç kararlarda jete dönüşüyor!

Bukalemun gibi yavaş hareket eden Yargıtay, bazı ilginç davalarda değişim geçirerek jete dönüşüyor. Kamuoyunu şoke eden tahliyeleri, ilgili dairelerin ´iş yükü´ fazlalığına bağlayan Yargıtay, kendisi ile çelişti. Bazı davaların jet hızıyla karara bağlaması bu durumu çok net olarak otaya koyuyor. Yaklaşık bin sanığın dosyasını 10 yıldır görüşmeyen Yargıtay, Osman Kaçmaz, Ömer Faruk Eminağaoğlu, İlhan Cihaner ve Mehmet Haberal gibi Ergenekon sanığı ya da onlara yakın isimlerin davalarını birkaç ay içinde sonuçlandırarak lehlerine karar verdi. Yargıtay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın milletvekili seçilememesi için de jete dönüşmüştü. Erdoğan´ın dosyasını özel kuryeyle Diyarbakır´dan Ankara´ya getirten mahkeme aynı gün karar vererek, Başbakan´ın ismini milletvekili listesinden sildirmişti.

Terör, hırsızlık, çete ve tecavüz dosyalarını, iş yükünü öne sürerek yargılamaları yıllarca öteleyen Yargıtay, Ergenekon sanığı İlhan Cihaner, Abdullah Gül´ün yargılanmasını isteyen Sincan Hakimi Osman Kaçmaz ve Ergenekon sanıklarına desteği ile bilinen YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu için gözle görülür bir çabayla hareket etti. Adalet Bakanlığı verilerine göre 953 dosyayı 10 yıldır öteleyen Yargıtay, bu 4 isimle ilgili kararı 2 ila 4 ay gibi kısa sürelerde verdi. Toplamda tahliye olması beklenen bin 236 sanıktan 953´ünün dosyası hala Yargıtay´da temyiz için bekliyor. Ceza Muhakemeleri Kanununun 102. maddesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte, gasp, terör, çete, tecavüz ve cinayet gibi suçlardan yargılanan birçok tutuklu, yargılama 10 yılı aştığı gerekçesi ile tahliye ediliyor.

İlk duruşmada tahliye çıktı

Yargıtay, ismi Ergenekon´da ve skandallarda geçenler için inanılmaz bir hızla hareket ediyor. 16 Şubat´ta ´Ergenekon terör örgütü üyesi olmak´ suçlamasıyla gözaltına alınan ve bir gün sonra Erzurum´da tutuklanan İlhan Cihaner, tutuklanmasının ardından HSYK, soruşturmayı yürüten özel yetkili savcıların yetkisini aldı. Cezaevine gönderilen Cihaner´in davasını İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ davasıyla birleştirdi. Ancak Yargıtay 11. Ceza Dairesi, şaşırtan bir karara imza atarak fotokopi üzerinden aldığı Cihaner´in Erzurum´daki davası ile Yargıtay´daki görevi kötüye kullanmak dosyasını birleştirdi. Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, 17 Haziran 2010´da duruşmada verilen kısa aradan sonra birleştirilen dosyanın incelendiğini ve Cihaner´in koşulsuz tahliyesine karar verdi. Yaklaşık 4 ay tutuklu kalan Başsavcı Cihaner´in davası karara bağlandı ve Cihaner görevine başladı.

Ayda bir duruşma

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ın ´Görevi kötüye kullanmak´ ve ´Soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek´ suçlarından yargılandığı davada 2 buçuk ayda karar verdi. Olayı aydınlatması beklenen telefon kayıtları ve havaalanı kayıtları dahil birçok delili araştırma gereği dahi duymayıp alelacele berat karar verildi. YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu için de iş yükü unutuldu. Eminağaoğlu´nun birinci sınıf savcı olduğunu gerekçe gösterilip dosya Yargıtay 4. Ceza Dairesi´ne verilmişti. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz´ı süratle tahliye eden mahkeme, Eminağaoğlu´nu 4 ayda 3 duruşma yaparak beraat ettirmişti.

Başbakan´ı milletvekilliğinden etmek için özel kurye

Yargıtay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için de skandala imza atmıştı. 2002 yılında milletvekili listeleri verilirken, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin verdiği adli sicil kaydıyla ilgili bir karar kesin olduğu halde Yargıtay jet hızında devreye girmiş, Erdoğan´ın milletvekili seçilememesi için de kuryeyle dosya Ankara´ya getirilmişti. Ankara´da toplanan mahkeme aynı gün karar vererek, Başbakan´ın ismini milletvekili listesinden sildirmişti.

Yargıtay bu kez Haberal için sahnede

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın tahliye başvurusunu reddeden 9 hakimi de jet hızı ile mahkum etti. Hukuk skandalı olarak yorumlanan karar, fotokopi belgeler üzerinden incelenerek verildi. 9 Ağır Ceza Hakimi 1,5 ay içinde bin 500´er lira tazminat ödemeye mahkum edildi. ( Cihan)

Ergenekon sanıkları için vakitleri vardı

Yüksek yargı iş yükü olduğu gerekçesiyle davaların zamanında bitirilmediğini savunurken, yüksek yargı üyelerinin mesai saatlerinde görevleri dışında işler yaptığı ortaya çıktı.

Eminağaoğlu´nun mesaisi Ergenekon sanıklarına

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ömer Faruk Eminağaoğlu, mesai saatlerinde Ergenekon sanığı Mustafa Balbay´a destek için Cumhuriyet gazetesini ziyaret ediyor, eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu´nun evi aranırken işini bırakıp Kanadoğlu´nun evine gidiyor. Mesai saatlerinde basın toplantısı düzenleyen Eminağaoğlu, Ergenekon sanıklarının duruşmalarını sürekli takip gidiyor. Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner´e destek olmak için Erzurum´a gidiyor.

Tarhan ve Kaçmaz da, Ergenekon duruşmalarını takip ediyor

Yargıtay 4. Ceza Dairesi Tetkik Hakimi Emine Ülker Tarhan ve Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz da Ergenekon sanıklarını duruşmalarını takip eden yüksek yargı üyelerinden... Osman Kaçmaz, Erzurum´da süren duruşmayı izledi.

Paksüt, Silivri´de duruşma izliyor, Genelkurmay´da görüşme yapıyor

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt de, mesai saatlerinde Silivri´de süren duruşmaları izliyor, Ergenekon sanığı olan kişilerle öğle saatlerinde yemek yiyor. Paksüt, yine mesai saatlerinde Genelkurmay Karargahı´nda gizli görüşmeler yapıyor. İşte o örnekler: 4 MART 2008- Osman Paksüt, eğitim özgürlüğüyle ilgili düzenleme ve kapatma davası sürecinde Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ´la Genelkurmay Başkanlığı karargahında gizli bir görüşme yaptı. 13 MAYIS 2008- Osman Paksüt, eşi Ferda Paksüt´le birlikte makam aracıyla Ankara Kavaklıdere Tenis Kulübü´nde yemeğe gitti. Yemekte; Balıkesir eski Milletvekili Turhan Çömez de bulundu. (Kenan Kıran / Yeni Akit)

(08 Ocak 2011, 13:53)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

10 yıllık tutukluluk süresi tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2766    yazdır/print


 

Kaçmaz skandalının arkasında Fuhuş çetesi mi var?

Abdurrahman Dilipak: Kaçmaz´ın kaçamağına ne demeli. Olay Savarona yatında fuhuş çetesi skandalından daha az önemli değil.. Sincan hakimi Kaçmaz´la Hatay´da otel odasında basılan Yeşim E. TBMM Eğitim Daire Başkanlığı´nda memur çıktı.. Şimdi orada da bir soruşturma yapmak gerek. Personele tuzak kurulup, Meclis´ten bazı bilgiler dışarı sızdırılmış olabilir mi? Belki bu kızlar da kullanılıyordur. Tehdit, baskı ve şantajla bazı şeyleri yapmaya zorlanıyordur. Arkalarında böyle bir örgüt var mı, bakmak gerek. Onun için de yakın çalışma arkadaşlarının takibe alınması gerek. Belki de bunlar başkalarına tuzak kurup, baskı ve şantajla, başkalarını da kendileri gibi davranmaya zorluyorlardır.. Bu memuru kim işe almış, hangi milletvekilleri ile temas kuruyor, bu da önemli.. Hani işin içinden sanki Devrimci Karargah, Çağdaş Yaşam, Sauna Çetesi çıkacakmış gibi.. Bu kadını Meclis´e kim soktu ve bu kadının Meclis´te başka ilişkileri var mı? Öbür kadın nerede çalışıyor? Bunların aileleri kim ve bu işi biliyorlar mı? Bu işin arkası eşelendiğinde bir başka çete/örgüt yapılanmasına da ulaşılabilir..

Kaçmaz skandalının arkasında Fuhuş çetesi mi var?

Abdurrahman Dilipak: Kaçmaz´ın kaçamağına ne demeli. Olay Savarona yatında fuhuş çetesi skandalından daha az önemli değil.. Sincan hakimi Kaçmaz´la Hatay´da otel odasında basılan Yeşim E. TBMM Eğitim Daire Başkanlığı´nda memur çıktı.. Şimdi orada da bir soruşturma yapmak gerek. Personele tuzak kurulup, Meclis´ten bazı bilgiler dışarı sızdırılmış olabilir mi? Belki bu kızlar da kullanılıyordur. Tehdit, baskı ve şantajla bazı şeyleri yapmaya zorlanıyordur. Arkalarında böyle bir örgüt var mı, bakmak gerek. Onun için de yakın çalışma arkadaşlarının takibe alınması gerek. Belki de bunlar başkalarına tuzak kurup, baskı ve şantajla, başkalarını da kendileri gibi davranmaya zorluyorlardır.. Bu memuru kim işe almış, hangi milletvekilleri ile temas kuruyor, bu da önemli.. Hani işin içinden sanki Devrimci Karargah, Çağdaş Yaşam, Sauna Çetesi çıkacakmış gibi.. Bu kadını Meclis´e kim soktu ve bu kadının Meclis´te başka ilişkileri var mı? Öbür kadın nerede çalışıyor? Bunların aileleri kim ve bu işi biliyorlar mı? Bu işin arkası eşelendiğinde bir başka çete/örgüt yapılanmasına da ulaşılabilir..

Kılıçdaroğlu çıkmış, Erdoğan´la ilgili Wikileaks´teki belgelerin yalan olduğunu isbata çağırıyor. Kılıçdaroğlu, Sirmen´den Yuvacık Barajı´nın hesabını sorsa ya önce.. Baykal, evli bir bayan milletvekili olan, eski özel kalem müdürü ile gayrimeşru ilişkiye girdi mi girmedi mi? Niye kadın hakları savunucuları susuyorlar? “Özel hayat” diyemezsiniz buna, “genel ahlak” diye bir şey var.. Hani tek eşlilik vardı sizde?. Hani kadın hakları savunucuları nerde?. Bir kadının çiğnenen onuru sözkonusu değil mi burada?. Kim kimi ayarttı? Bir de o var! “Erkekler poligamiktir” deyip geçecek misiniz? Bu, Türk tipi Profumo skandalıdır.. İngiltere eski savaş bakanı John Profumo 1963 yılında Christine Keeler ile ilişkisi olmadığını beyan ederek parlamentoya yalan söylediğinin ortaya çıkması sonucu görevinden istifa etmek zorunda kaldı.. Geçelim bunu.. Baykal Genel Başkanlıktan oldu, hâlâ Genel Başkanlık hayalleri kuruyor, eşi de boşanma davası açmadı. Ne o kadın milletvekilliğinden istifa etti, ne de eşi boşanma davası açtı. Bir garip namus anlayışı..

Bunu da geçelim... Peki Kaçmaz´ın kaçamağına ne demeli. Olay Savarona yatında fuhuş çetesi skandalından daha az önemli değil.. Sincan hakimi Kaçmaz´la Hatay´da otel odasında basılan Yeşim E. TBMM Eğitim Daire Başkanlığı´nda memur çıktı.. Şimdi orada da bir soruşturma yapmak gerek. Personele tuzak kurulup, Meclis´ten bazı bilgiler dışarı sızdırılmış olabilir mi? Belki bu kızlar da kullanılıyordur. Tehdit, baskı ve şantajla bazı şeyleri yapmaya zorlanıyordur. Arkalarında böyle bir örgüt var mı, bakmak gerek. Onun için de yakın çalışma arkadaşlarının takibe alınması gerek. Belki de bunlar başkalarına tuzak kurup, baskı ve şantajla, başkalarını da kendileri gibi davranmaya zorluyorlardır.. Bu memuru kim işe almış, hangi milletvekilleri ile temas kuruyor, bu da önemli.. Hani, hadi oldu diyelim.. Yeşim E.´nin kız kardeşi de, Kaçmaz´ın kaldığı odanın yanındaki odada, Kaçmaz´ın avukatı ile basıldı.. Otelci kendi itibarını koruma davasında.. İşin neresinden tutsan elinde kalıyor.. Müşterilerin kimlik kayıtları polise bildirilmemiş, çünkü, gece 01´den sonra giriş yapılmış.. Parayı bir işadamı ödemiş.. Kim, ne karşılığı bu işe girişiyor? Kızları kim buldu? Kızlar beraber geldi ise iki kardeş, iki arkadaşla yan yana. Ortada sanki bir şebeke var gibi.. Bu kişiler bu kızlarla sürekli mi çıkıyorlar?. Yoksa!

Aslında iş biraz daha girift.. İhbarda kokain partisinden ve yabancı kadınların zorla alı konulduğundan bahsediliyordu. İhbarı yapan kimdi ve niçin bu yola başvurdu? Olayda 2 erkek, 2 kadın yok, 3 erkek, 2 kadın var. Sincan hakimi olarak ünlenen Osman Kaçmaz ve avukatı Baykal Doğan, iki kız kardeşle 303 ve 304 nolu odadaydılar, diğer bir bitişik odada ise başka bir Sincan hakimi Remzi Özdemir vardı! Hani işin içinden sanki Devrimci Karargah, Çağdaş Yaşam, Sauna Çetesi çıkacakmış gibi.. Bu kadını Meclis´e kim soktu ve bu kadının Meclis´te başka ilişkileri var mı? Öbür kadın nerede çalışıyor? Bunların aileleri kim ve bu işi biliyorlar mı? Uçkur belası Kaçmaz ve avukatının yakasını bırakmayacak.. Şimdi bu hakim, nasıl bir aile davasına bakabilir ki? Bu ilişkilerini kayda alan birileri varsa, yarın şantaj yapmazlar mı? O zaman bu kişilerin bazı tasarruflarının kendi iradesi ile ve hukuki kaygılarla yapıldığından nasıl emin olabiliriz?

Wikileaks belgelerinin ciddiyetinden emin değiliz. Ama ortada bir suçüstü durumu var.. Aslında ihbar, fuhuş ve uyuşturucu partisi ile ilgili idi.. Belki acele etmeseler, bakarsınız grub sex rezaleti de çıkabilirdi.. Bu alemde her şey mümkün.. Bu tezgahta mutlaka başka birilerinin daha olması gerek. O odalara kamera yerleştirilmiş mi, ona da bakmak gerek.. Bakarsınız işin içinden bir de şantaj çıkar.. Herhalde bu durum, idari, mali, hukuki soruşturmaya konu edilecektir.. Bu işin arkası eşelendiğinde bir başka çete/örgüt yapılanmasına da ulaşılabilir.. CHP´liler, YARSAV, ağır ağabeyler bu konuda susmayı tercih ediyorlar her nedense! Savcılık soruşturma açmış olmalı. Adalet Bakanlığı, HSYK ve TBMM de bu işi soruşturuyor olsa gerek.. Bakalım bu işin arkasından ne çıkacak? Bu milletin malı, canı, namusu bunlara mı emanet edilecek! Usta, Kılıçdaroğlu ne buyurur acaba bu hususta! Selam ve dua ile.. Not: Ha! Bu arada Kemal Türkler davası zaman aşımından düştü. “Tuz koktu” diyoruz da inanmıyor birileri! ( Abdurrahman Dilipak / Yeni Akit)

(04 Aralık 2010, 17:34)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Kaçar kaçmaz yakalanan Kaçmaz: Şok fuhuş operasyonu

Fuhuş ve casusluk soruşturmasıyla ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2596    yazdır/print


 

Devlette neler oluyor, darbe ve çetecilerle uzlaşılıyor mu?

Şamil Tayyar: YAŞ´ta terfi ettirilmeyen komutanlar mahkeme kararıyla terfi aldı.. Balyoz´da tutuklu sanık kalmadı, ifadeye çağrılan paşalar orduevlerinde saklandı, savcı talimatlarına uyulmadı, hiç kimsenin de gıkı çıkmadı, Silivri´de ise Ergenekon sanıkları gün sayıyor.. Mehmet Haberal yüzünden 9 hakime tazminat cezası verildi.. Başsavcı İlhan Cihaner kurtarıldı.. Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´a HSYK atamalarında dokunulmadı.. Darbe günlükleri dosyası Ergenekon´dan çıkarılarak Ankara´ya havale edildi.. Son hadiseler, mevzuatta yapılacak değişikliğin tek başına yeterli olmayacağını, köhnemiş zihniyet yargıdan tasfiye oluncaya kadar sancılı sürecin devam edeceğini gösteriyor. Kürt meselesinde olduğu gibi burada da (sivil/asker) eylemsizlik sürecine bağlı olarak bir mutabakat ihtimalinin doğduğunu söylemek için erken midir, bilmiyorum. Önümüzdeki dönemin çok iyi takip edilmesi gerekir. Devlet içinde bu yönde bir mutabakat oluşursa, darbe davaları minimize olur, zencilerden ibaret küçük hücrelere dönüştürülür, yeni tahliye kararları çıkar ve faturadaki rakam azalır. Mutabakat oluşmazsa? Çatışmanın seyri, süreci tayin eder...

Devlette neler oluyor, darbe ve çetecilerle uzlaşılıyor mu?

Şamil Tayyar: YAŞ´ta terfi ettirilmeyen komutanlar mahkeme kararıyla terfi aldı.. Balyoz´da tutuklu sanık kalmadı, ifadeye çağrılan paşalar orduevlerinde saklandı, savcı talimatlarına uyulmadı, hiç kimsenin de gıkı çıkmadı, Silivri´de ise Ergenekon sanıkları gün sayıyor.. Mehmet Haberal yüzünden 9 hakime tazminat cezası verildi.. Başsavcı İlhan Cihaner kurtarıldı.. Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´a HSYK atamalarında dokunulmadı.. Darbe günlükleri dosyası Ergenekon´dan çıkarılarak Ankara´ya havale edildi.. Son hadiseler, mevzuatta yapılacak değişikliğin tek başına yeterli olmayacağını, köhnemiş zihniyet yargıdan tasfiye oluncaya kadar sancılı sürecin devam edeceğini gösteriyor. Kürt meselesinde olduğu gibi burada da (sivil/asker) eylemsizlik sürecine bağlı olarak bir mutabakat ihtimalinin doğduğunu söylemek için erken midir, bilmiyorum. Önümüzdeki dönemin çok iyi takip edilmesi gerekir. Devlet içinde bu yönde bir mutabakat oluşursa, darbe davaları minimize olur, zencilerden ibaret küçük hücrelere dönüştürülür, yeni tahliye kararları çıkar ve faturadaki rakam azalır. Mutabakat oluşmazsa? Çatışmanın seyri, süreci tayin eder...

Devlette neler oluyor? Bir süredir tuhaf işler oluyor. Nasıl görmek veya okumak gerekir, gerçekten çok zorlanıyorum. Samimi olmak gerekirse, midem bulanıyor artık. Çukurca´daki mayın faciasından sorumlu tutulan Hakkari Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es tutuklandı. İddialara ve delillere bakıldığında böyle bir kararın verilmesi, hiç kimse için sürpriz olmadı. Garip olan, iddiaları örtbas etmekle suçlanan ve son YAŞ toplantısında terfi ettirilmeyen Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya´nın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi´nde açtığı yürütmeyi durdurma davasını kazanmasıdır. Karara göre, ay sonuna kadar Korgeneral yapılması gerekiyor. Biri Mamak Cezaevi´ne diğeri Korgeneral rütbesiyle karargaha...

Cumhuriyet tarihinin en önemli darbe davalarından Balyoz´da tutuklu sanık kalmadı, ifadeye çağrılan paşalar orduevlerinde saklandı, savcı talimatlarına uyulmadı, hiç kimsenin de gıkı çıkmadı, Silivri´de ise Ergenekon sanıkları gün sayıyor. Oysa hem iddialar hem deliller, Balyoz´un Ergenekon´dan daha büyük bir dava olduğunu gösteriyordu. Beyazlar dışarıya zenciler içeriye...

3 yıldır Silivri´de ömür tüketen Ergenekon sanıklarının yakarışları mahkeme duvarından öteye ulaşmazken, bir gün dahi içeri girmeyip hastanede sanık olmanın dayanılmaz ağırlığını yaşayan Mehmet Haberal yüzünden 9 hakime tazminat cezası verildi. Yargıdaki köklü teamülleri alt üst etme ve 58 bin tutuklu için emsal oluşturma pahasına olsa bile Haberal´ın hatırına hakimlere “tutukluluk tazminatı” yağdırıldı. Haberal´ın Ergenekon sanığı olması nedeniyle Yargıtay´ın sevgisine mazhar olduğunu düşünüyorsanız, yanılırsınız. Şikayetçi Mustafa Balbay olsaydı sözgelimi, böyle bir karar çıkmazdı. Üstatlara tazminat ödülü, alttakilere elma şekeri...

Yargıtay, hiçbir hakim veya savcıya göstermediği ilgiyi Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner´den esirgemedi. Kıran kırana savaştı, ses kayıtlarını tınlamadı, dosya olmadığı halde fotokopi üzerinden karar verip Cihaner´i serbest bıraktı. Cihaner, Haberal gibi bir ilkin kahramanıydı. Yeni HSYK, Cihaner´i Adana´ya düz savcı olarak atayarak sürece tepkisini gösterdi belki, gariptir tartışmaların merkezinde ve HSYK seçiminde YARSAV listesinin ilk sırasındaki Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´a dokunan olmadı. Direnenlere yeni adres, uzlaşanlara selam...

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özden Örnek´e ait olduğu iddia edilen darbe günlükleriyle ilgili dosyayı Ergenekon´la bağlantısı olmadığı gerekçesiyle Ankara´ya havale etti. Tüm fatura, 2009 Aralık başında açılan dosyaya yaklaşık 4 ay önce görevlendirilen Savcı Mehmet Ergül´e kesildi. Komutanları sorgulayıp saatlerce ifadesini alan Başsavcıvekili Turan Çolakkadı ve Ergenekon savcılarının sorgulama sonrası şüphelileri mahkemeye sevk ederken tutuklanmalarına gerek görmemeleri çabucak unutuldu. İddianamelerin omurgasını oluşturan günlüklerle ilgili yaklaşım, daha ilk gün kötürümdü. Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Darbe günlüklerine özgürlük, Narnia günlüklerine pranga...

Bu ve benzeri o kadar çok örnek var ki, yazmaya kalksak satırlar yetmez. Ama ortak noktaları tek: cari olan üstünlerin hukuku... Umarım, yeni dönem hukuk ihlallerinin asgari düzeye ineceği, herkesin hukuk önünde eşit olacağı bir dönem olur. Son hadiseler, mevzuatta yapılacak değişikliğin tek başına yeterli olmayacağını, köhnemiş zihniyet yargıdan tasfiye oluncaya kadar sancılı sürecin devam edeceğini gösteriyor. Yaşananların basit analizini hukuki perspektiften bu şekilde birkaç cümleyle özetlemek mümkün, ancak Ergenekon, Balyoz ve darbe günlükleriyle ilgili sürecin gidişatına dair bazı ipuçlarını da son olayların perde aralıklarında görebiliriz. Kürt meselesinde olduğu gibi burada da (sivil/asker) eylemsizlik sürecine bağlı olarak bir mutabakat ihtimalinin doğduğunu söylemek için erken midir, bilmiyorum. Önümüzdeki dönemin çok iyi takip edilmesi gerekir. Devlet içinde bu yönde bir mutabakat oluşursa, darbe davaları minimize olur, zencilerden ibaret küçük hücrelere dönüştürülür, yeni tahliye kararları çıkar ve faturadaki rakam azalır. Mutabakat oluşmazsa? Çatışmanın seyri, süreci tayin eder... ( Şamil Tayyar / Star)

(08 Kasım 2010, 13:31)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Dokunul-a-mazlar: Cumhurbaşkanı adayı Haberal kollanıyor

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2474    yazdır/print


 

Flaş!!! HSYK atama kararnamesi açıklandı

HSYK atama kararnamesini tamamladı, saat 16.00´da açıklanacak. Kurula sunulan kararnamedeki hakim ve savcıların sayısında değişiklik yapıldığı öğrenildi. Eski kurulda sık görülen korsan kararname krizinin yaşanıp yaşanmadığı, Ergenekon ve benzeri kritik davalara bakan hakim ve savcıların yerlerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı merakla bekleniyor. Akşam saatlerinde belli olan kararnamede önemli sürprizler yaşanmadı. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner Adana Savcılığı´na düz savcı olarak atandı, Ergenekon savcılarıyla Sincan 1. Ağır Ceza hakimi Osman Kaçmaz´ın görev yeri değişmedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na ise Sarıyer Adliyesi Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş getirildi.

FLAŞ!!! HSYK atama kararnamesi açıklandı

HSYK atama kararnamesini tamamladı, saat 16.00´da açıklanacak. Kurula sunulan kararnamedeki hakim ve savcıların sayısında değişiklik yapıldığı öğrenildi. Eski kurulda sık görülen korsan kararname krizinin yaşanıp yaşanmadığı, Ergenekon ve benzeri kritik davalara bakan hakim ve savcıların yerlerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı merakla bekleniyor. Akşam saatlerinde belli olan kararnamede önemli sürprizler yaşanmadı. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner Adana Savcılığı´na düz savcı olarak atandı, Ergenekon savcılarıyla Sincan 1. Ağır Ceza hakimi Osman Kaçmaz´ın görev yeri değişmedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na ise Sarıyer Adliyesi Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş getirildi.

Uzun zamandır Türkiye gündemini meşgul eden ve eski HSYK üyelerinin verdiği korsan kararname ile krize dönüşen 140 civarındaki ünvanlı hakim ve savcının ataması ile ilgili kararname tamamlandı. Kararname 16.30´da yapılacak açıklama ile kamuoyuna duyurulacak. Adalet Bakanlığı, kararnamedeki hakim ve savcı sayısında değişiklik yapıldığını açıkladı. Eski kurulda sık görülen korsan kararname krizinin yaşanıp yaşanmadığı, Ergenekon ve benzeri kritik davalara bakan hakim ve savcıların yerlerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı merakla bekleniyor.

Ergenekon savcılarıyla Sincan hakimi Osman Kaçmaz´ın yeri değişmedi, Cihaner Adana´ya düz savcı atandı..

Kararname yayınlandı

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, unvanlı hakim ve Cumhuriyet savcılarının atamasına ilişkin kararnameyi yayımladı. Adalet Bakanlığı internet sitesinde yayımlanan Kararnameye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına Sarıyer Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş atandı. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ise Adana Cumhuriyet savcılığına getirildi. Cihaner´den boşalan Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığına da Burhaniye Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Şafak tayin edildi. Kartal Cumhuriyet Başsavcıvekili Hikmet Gülay İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atandı. Ergenekon savcılarının ve Sincan Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Osman Kaçmaz´ın görev yerleri değiştirilmedi. CNN TÜRK´e konuşan İlhan Cihaner, Görev sürem dolmadan atama yapılması garip değerlendirmesinde bulundu.

AB İlerleme Raporu: HSYK değişiklikleri olumlu

AB Komisyonu´nun 9 Kasım´da yayımlayacağı 2010 Türkiye İlerleme Raporu´nun taslağında Anayasa değişikliğiyle HSYK´nın üye sayısının artırılması olumlu adım olarak nitelendirildi. Raporda Ergenekon davasının ilerletildiği vurgulanarak, savcı Ferhat Sarıkaya´nın meslekten ihracıyla sonuçlanan Şemdinli hadisesinin hala çözüme kavuşturulmadığı ifade edildi. İlerleme Raporu taslağında, HSYK´nın üye sayısının 7´den 22´ye çıkarılarak, hakim ve savcılara doğrudan seçimlerle ilk kez Kurul´a üye gönderme imkanı tanınmasıyla HSYK´nın yargıdaki temsil gücünün artırıldığı belirtildi. Taslak belgede, Anayasa değişikliğiyle daha önce HSYK tarafından meslekten ihraç edilen hakim ve savcılara dönüş yolunun açılması olumlu bulunurken, bu kapsamda savcı Ferhat Sarıkaya´nın meslekten ihracıyla sonuçlanan Şemdinli hadisesinin hala çözüme kavuşturulmadığı ifade edildi. Anayasa değişikliğiyle sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasının önüne geçilmesini de olumlu karşılayan AB Komisyonu, üst düzey yargı ve ordu mensuplarının önemli davalarla ilgili yaptıkları açıklamaların yargının tarafsızlığını tehlikeye düşürdüğü kaydedildi.

Cihaner´in tutuklanması

Taslakta, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner´in tutuklanması ve devamında HSYK´nın, Cihaner´le ilgili soruşturmayı yürüten Erzurum özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal´ın özel yetkisini geri almasından bahsedilerek, bu süreçte üst düzey yargı mensuplarının HSYK´ya destek veren açıklamalarının, yargının adil yargılama kapasitesi hakkında şüphe yarattığı görüşü dile getirildi.

Ergenekon davası demokrasi için fırsat

Geçmiş yıllardaki raporlarında Türkiye´ye, Ergenekon davasını demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü güçlendirmek için bir fırsat olarak kullanmasını tavsiye eden AB Komisyonu, bu yılki raporunda, bu kapsamda Türkiye´nin attığı adımları kayda geçirmeye hazırlanıyor. AA muhabirinin ulaştığı 2010 İlerleme Raporu taslağında, Türkiye´nin darbe iddialarıyla ilgili soruşturmaları genişlettiği belirtilerek Ergenekon davası kapsamındaki gelişmeler örnek olarak gösterildi. Taslak belgede bu kapsamda, Danıştay saldırısının Ergenekon davasıyla birleştirilmesi, Ergenekon zanlılarında ele geçirildiği iddia edilen ve Kafes Planı olarak adlandırılan darbe planının soruşturulması, dönemin 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk´in irticayla mücadele eylem planı kapsamında ifadeye çağrılması ve 2003 yılında 1. Ordu tarafından hazırlandığı iddia edilen Balyoz adlı darbe planıyla ilgili tutuklamalar ayrıntılı olarak anlatıldı. Ergenekon davasında uzun tutukluluk sürelerinin yargının hızlı işlemesi açısından endişe kaynağı olduğu dile getirilen rapor taslağında, Ergenekon davasıyla ilgili şu ifadeler kullanıldı: Suç ağı olduğu iddia edilen Ergenekon´a ve diğer bazı darbe planlarına yönelik soruşturmalar, demokratik kurumların uygun işleyişine ve hukukun üstünlüğüne güveni artırmak için bir fırsat olmayı sürdürüyor. Buna karşın bu süreçteki yargılamalarda sanık haklarına ve sürecinin vaktinde ilerletilmesine tam saygı gösterilmelidir. ( Cnnturk)

Ankara C. Başsavcılığı 11 aydır boştu

06 Kasım 2010: Eski Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu´nda (HSYK) atanma ve terfisi krize neden olan 190 unvanlı hakim ve savcının yeni görev yeri dün belli oldu. 140 hakim ve savcının görev yeri değiştirildi. Anayasa değişikliğinin ardından üye sayısı yediden 22´ye çıkarılan yeni HSYK üyeleri, kararname üzerindeki görüşmeleri tamamlamak üzere dün Konya yolu üzerindeki binada biraraya geldiler. Kurul´un ilk işi Hüseyin Poyrazoğlu´nun Yargıtay üyeliğine seçilmesinin ardından 11 aydır boş olan Ankara Cumhuriyet Başsavcısını belirlemek oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na son dönemde başarılarıyla adından sıkça söz ettiren Sarıyer Başsavıcısı İbrahim Ethem Kuriş atandı. Kuriş´in yerine ise Pendik Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş görevlendirildi. Önümüzdeki günlerde göreve başlayacak olan Kuriş´in önündeki dosyalardan biri de, İstanbul Özel Yetkili Savcısı Mehmet Ergül´ün “yetkisizlik” kararı ile Ankara´ya gönderdiği “Darbe Günlükleri” soruşturması için yedi özel yetkili savcıdan birini görevlendirmek olacak.

Cihaner´e tenzili rütbe

HSYK, ´görevi kötüye kullanmak´ ve ´Ergenekon terör örgütüne üye olmak´ suçlamalarıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesi´nde yargılanan ´İnternet Andıcı´nı Erzincan´da uygulamak isteyen Erzincan Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner´i de tenzili rütbeyle Adana Cumhuriyet savcılığına atadı. Cihaner´den boşalan Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığına da Burhaniye Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Şafak tayin edildi. HSYK tarafından Adana´ya düz savcı olarak atanan İlhan Cihaner, yeni görev hakkında ilk yorumu Taraf´a yaptı. Cihaner, şunları söyledi: Benim görev yerimi değişmesine ilişkin bir talebim yoktu. Üstelik buradaki görev sürem de henüz dolmamıştı. Başsavcı olarak görev yaparken savcı olarak atanmam söz konusu. Şu an herşey çok sıcak olduğu için henüz karara itiraz edip, etmeyeceğime karar veremedim. Ancak bu konuyla ilgili detaylı bir açıklama yapacağım.

Yetkileri kaldırılmıştı başsavcı oldu

Ergenekon yapılanmasının Erzincan ayağı soruşturmasında Cihaner´in gözaltına alınmasının ardından özel yetkileri kaldırılan Erzurum Cumhuriyet Başsavcıvekili Tarık Gür, Ünye Cumhuriyet Başsavcılığı´na atandı. Gür´ün yerine Sinop Cumhuriyet Başsavcısı Ömür Topaç getirildi. ( Yenişafak, Taraf)

(05 Kasım 2010), son güncel.: (06 Kasım 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte 05.11.2010 Tarih ve 34 Sayılı HSYK Adli Yargı Kararnamesi

HSYK tartışmaları ve kurul üzerinden Ergenekon davasını engelleme çabaları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2469    yazdır/print


 

Yeni HSYK başladı: Başkanvekili bugün seçilebilir

Anayasa değişikliği ile üye sayısı 7´den 22´ye çıkarılan yeni HSYK, yapılan seçimler ve atamaların ardından çalışmaya hazır hale geldi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin başkanlığında bugün ilk toplantısını yapacak kurulun önünde kararnameler ve hakim - savcılara ait disiplin dosyaları olacak. Bu dosyalar arasında, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ve Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu´nun da aralarında olduğu hakim savcılara ait disiplin dosyalarının bulunduğu ileri sürülüyor. Bugün toplanacak yeni kurulun gündeminde ilk olarak başkanvekili seçimi var. İstifa etmeyerek kurulun en kıdemli üyesi sıfatını kazanan Ali Suat Ertosun başkanvekili olacak mı? Üye dağılımı değişen kurulun ilk toplantısında bu sorunun yanıtı aranacak.

Yeni HSYK başladı: Başkanvekili bugün seçilebilir

Anayasa değişikliği ile üye sayısı 7´den 22´ye çıkarılan yeni HSYK, yapılan seçimler ve atamaların ardından çalışmaya hazır hale geldi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin başkanlığında bugün ilk toplantısını yapacak kurulun önünde kararnameler ve hakim - savcılara ait disiplin dosyaları olacak. Bu dosyalar arasında, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ve Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu´nun da aralarında olduğu hakim savcılara ait disiplin dosyalarının bulunduğu ileri sürülüyor. Bugün toplanacak yeni kurulun gündeminde ilk olarak başkanvekili seçimi var. İstifa etmeyerek kurulun en kıdemli üyesi sıfatını kazanan Ali Suat Ertosun başkanvekili olacak mı? Üye dağılımı değişen kurulun ilk toplantısında bu sorunun yanıtı aranacak.

HSYK´da Bakan Sadullah Ergin ve müsteşarı Ahmet Kahraman dışında, Müsteşar Yardımcısı İbrahim Okur, Personel Genel Müdürü Birol Erdem, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Ahmet Hamsici ve Akademi Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Kaya olmak üzere Bakanlık´tan 5 kişi olacak. Kurul ilk toplantısında Başkanvekili seçecek. Ardından ünvanlılar kararnamesi ile idari yargı yaz kararnamesini çıkaracak. Kurul´un sonraki gündemi ise aralarında Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ve Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu´nun da aralarında olduğu hakim savcılara ait disiplin dosyaları olacak.

İhraç görüşmeleri yeni yılda

Meslekten ihracı istenen Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ve YARSAV eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu dosyası yeni HSYK tarafından görüşülecek gündem maddeleri arasında bulunuyor. Ancak ihraç istemleri ile ilgili görüşmelerin Kurul´un daire yapıları şekillendikten sonrasına bırakılacağı belirtildi.

Yeni dönem başlıyor

Halk oylamasıyla tarihî bir reformu gerçekleştiren Türkiye, yeni dönemin ilk adımlarını atıyor. En somut değişim yargıda yaşanıyor. Bugün yeni üyeleriyle ilk toplantısını yapacak olan HSYK, yol haritasını belirleyecek. Yargıda yığılan dosyalara çözüm arayacak. ´Kriz´ haberlerinden bıkan kamuoyu ise kuruldan bağımsız ve tarafsız yargı için icraat bekliyor. Referandumun en somut sonuçları arasında yer alan yargıda reform, uygulamaya geçiyor. Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) değişen yapısıyla yeni dönemin ilk adımlarını atmaya başladı. Yeni HSYK´nın oluşum süreci de dün tamamlandı. Kürsü hâkimlerinin oy kullandığı ve yeni üyeleri belirlediği seçime şaibe karıştırma çabası ise sonuçsuz kaldı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), adlî ve idarî yargıda yapılan HSYK üyeliği seçimlerinin iptalini isteyen eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu´nun başvurusunu oybirliğiyle reddetti. YSK, seçimi kazanan 10 asıl ve 4 yedek üyeye törenle mazbatalarını verdi. Cumhurbaşkanı´nın 4 üyeyi seçmesiyle birlikte 22 asıl üye, bugün ilk toplantısını Ankara Gazi Mahallesi´ndeki yeni binasında yapacak.

Kurulun gündemi çok yoğun

Yeni HSYK´yı yoğun bir gündem bekliyor. Kurul, ilk olarak başkan vekili ve genel sekreter seçimlerini yapacak. Ardından 138 unvanlı hâkim ve savcının atama kararnamesini görüşecek. Kurulun en önemli gündem maddeleri arasında, yargıdaki dosya yükü de yer alıyor. Halen Yargıtay ve Danıştay´da bekleyen ve zamanaşımına uğrayan on binlerce dosya var. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, sadece 2009´da Yargıtay´da 14 bin 809 dosyanın zamanaşımı nedeniyle düştüğünü, 841 bin dosyanın da bir sonraki yıla devrettiğini açıklamıştı. Sorunun çözümü için adlî yargıda istinaf mahkemelerinin 2011 başında devreye girmesi bekleniyor. Kurul, bu mahkemelere, birinci sınıfa ayrılmış binin üzerinde hakim ve savcı atayacak. Ceza davalarında üst sınırı beş yıla kadar olan davalar ile hukuk davalarının belirli miktara kadar olan davalarına istinaf mahkemelerinin bakması bekleniyor. İstinaf mahkemeleri devreye girdiğinde yüksek yargıda davaların bekleme süreleri azalarak, zamanaşımı sorununun ortadan kalkacağı ifade ediliyor. Adalet Bakanlığı, İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara, Konya, Samsun, Adana, Erzurum ve Diyarbakır´da istinaf mahkemelerinin kuruluşunu tamamlamıştı. Yeni kurulun bu mahkemelere birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar arasından binin üzerinde ismi ataması bekleniyor.

Ünvanlı 138 hakim ve savcının ataması

HSYK´nın önünde bekleyen dosyalar arasında unvanlı hâkim ve savcıların atama kararnamesi de var. Daha önceki krizler nedeniyle ertelenen unvanlı 138 hâkim ve savcının ataması yapılacak. Bunun yanı sıra kurul gündeminde çeşitli disiplin dosyaları da bekliyor. Eski YARSAV Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu ile Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi Osman Kaçmaz´ın ihraç talepleri bunlar arasında. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na da bir isim atanacak. Unvanlı hâkim ve savcılara ilişkin atamanın güz kararnamesi ile birleştirilerek çıkarılacağı belirtiliyor. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´in görev yerinin de bu kararname kapsamında değiştirileceği ifade ediliyor.

14.45: HSYK´nın ilk toplantısı başladı

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK üyeleriyle bugün yapılacak ilk toplantıda, başkanvekili seçilmesinin söz konusu olabileceğini söyledi. Bakan Ergin, HSYK toplantısına katılmak üzere, saat 14.10´da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna geldi. Gelişinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ergin, bugün HSYK üyeleriyle ilk toplantıyı yapacaklarını söyledi. Ergin, gazetecilerin ´gündemin ne olacağına´ ilişkin sorusu üzerine, ´Toplantıda kurulun çalışma takvimi ve gündemi konuşulacak. Ayrıca Anayasamızın geçici maddesinde kayıt altına alınmış hükümlerin gereği olarak başkanvekili seçilmesi de söz konusu olabilecek´ dedi. Bir başka gazetecinin ´138 unvanlı hakim ve savcı ataması var, bununla ilgili bir değerlendirme yapar mısınız?´ şeklindeki sorusuna ise Ergin, bugün yapılacak ilk toplantıda üyelerle bunları konuşacakları yanıtını verdi. Daha sonra HSYK üyelerinin de gelmesiyle toplantıya geçildi. ( AA)

16.42: HSYK´nın geçici başkanvekili Hamsici

Yapılan seçim sonucunda HSYK´nın geçici başkanvekili Ahmet Hamsici oldu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin başkanlığından yapılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´nun (HSYK) toplantısı sona erdi. HSYK´nın geçici başkanvekilliğine Ahmet Hamsici seçildi. Toplantı sonrası bir açıklama yapan Bakan Ergin, toplantının çok güzel bir ortamda geçtiğini belirterek, geçici HSYK Başkanvekilliği seçiminin de yapıldığını söyledi. Başkanvekilliğine Adalet Akademisi Başkanı iken üye seçilen Ahmet Hamsici, Ali Suat Ertosun ve Hüseyin Sertar aday oldu. Bakan Ergin, Hamsici´nin geçici başkanvekilliğine seçildiğini açıkladı. Salı ve perşembe günleri HSYK´nın çalışmalarına devam edeceğini dile getiren Ergin, HSYK yasa tasarısının Bakanlar Kurulu´nda imzaya açıldığını, çarşamba günü ise Meclis´e gönderileceğini ifade etti. Türkiye Adalet Akademisi Genel Başkanı olan Ahmet Hamsici, kurul tarafından HSYK asıl üyeliğine seçilmiş ve Cumhurbaşkanı Gül kararı onaylamıştı. ( Cihan)

(25 Ekim 2010, 12:40)

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2433    yazdır/print


 

HSYK seçimlerine göre YARSAV tabansız, kuru gürültü

Dün yapılan HSYK seçimleri çarpıcı bir sonuç çıkardı. YARSAV´ın desteklediği adaylardan hiçbiri seçilemedi. Gürültüsü fazla çıkan derneğin tabanının olmadığını gösteren sonuçlar, YARSAV´ı ve yargıda yuvalanmış kontrgerillacıları şok etti. Bu kadar büyük bir farkın beklenmediği seçimlerde HSYK´nın yeni üyeleri, hakim ve savcıların ezici çoğunluğunun desteğini alarak seçildi. Bu da yeni kurulun temsil kabiliyetini yükseltti. Mevcut HSYK´nın en büyük destekçisi YARSAV adaylarına verilen destek yüzde 20´lerde kaldı. Ancak YARSAV´a alternatif olarak kurulan ve HSYK üyeliği seçimlerinde 5´i adli yargı, 1´i de idari yargı olmak üzere 6 adaya destek verdiğini duyuran Demokrat Yargı´nın desteklediğini duyurduğu adaylardan da hiçbir aday seçilemedi.

HSYK seçimlerine göre YARSAV tabansız, kuru gürültü

Dün yapılan HSYK seçimleri çarpıcı bir sonuç çıkardı. YARSAV´ın desteklediği adaylardan hiçbiri seçilemedi. Gürültüsü fazla çıkan derneğin tabanının olmadığını gösteren sonuçlar, YARSAV´ı ve yargıda yuvalanmış kontrgerillacıları şok etti. Bu kadar büyük bir farkın beklenmediği seçimlerde HSYK´nın yeni üyeleri, hakim ve savcıların ezici çoğunluğunun desteğini alarak seçildi. Bu da yeni kurulun temsil kabiliyetini yükseltti. Mevcut HSYK´nın en büyük destekçisi YARSAV adaylarına verilen destek yüzde 20´lerde kaldı. Ancak YARSAV´a alternatif olarak kurulan ve HSYK üyeliği seçimlerinde 5´i adli yargı, 1´i de idari yargı olmak üzere 6 adaya destek verdiğini duyuran Demokrat Yargı´nın desteklediğini duyurduğu adaylardan da hiçbir aday seçilemedi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´nun (HSYK) yeni üyeleri hakim ve savcıların büyük desteğiyle seçildi. Kurula adli yargı içerisinden en çok oy alarak seçilen İbrahim Okur, saat 23.30 itibarıyla sayılan 9.400 oydan 6.742´sini aldı. Okur´a destek yüzde 72´ye ulaştı. YARSAV listesinden seçime giren adaylar arasında en çok oyu ise Abbas Özden aldı. Özden, 2.679 oyda kalarak seçilmeyi başaramadı. Özden´in oy oranı yüzde 28,5´te kaldı. Mevcut HSYK´nın kararlarına güçlü destek veren YARSAV´ın hakim ve savcılar arasındaki karşılığı da bu şekilde ortaya çıktı. Yine YARSAV listesinden seçime giren Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Osman Kaçmaz da oyların ancak yüzde 28´ini alabildi. Adli ve idari yargıda kesin olmayan sonuçlara göre asıl üyeliğe seçilen isimlerden Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Berberoğlu, kuruldaki en genç isim olarak görev yapacak. 39 yaşındaki Berberoğlu´nun yanı sıra 41 yaşındaki İstanbul İdare Mahkemesi Hakimi Resul Yıldırım ile Yargıtay Tetkik Hakimi Teoman Gökçe en genç üyeler olarak dikkat çekiyor. Kurul asil üyeliğine seçilen isimlerin özgeçmişleri şöyle:

İDARİ YARGI ASİL ÜYELER

Ahmet Berberoğlu: 1971 yılında doğan Ahmet Berberoğlu, 1994 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi´nden mezun oldu. Danıştay Başkanlığı tarafından 1998-1999 yılları arasında 8 ay süreyle İngiltere´de idari yargı sisteminin gelişimi hakkında incelemelerde bulunmak üzere görevlendirilen Berberoğlu, Danıştay Altıncı Dairesi´nde tetkik hakimi olarak görev yapıyordu.

Birol Erdem: 1966 doğumlu. 1988 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden mezun oldu. Edirne ve Ankara´da idare mahkemesi üyeliği yapan Erdem, personel genel müdürlüğünü yürüten ilk idarî yargı hakimi olarak bu görevine devam ediyordu.

Resul Yıldırım: 1969 Giresun doğumlu. Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü´nden mezun oldu. 1995 yılında hakimlik mesleğine başlayan Yıldırım, İstanbul 5´inci İdare Mahkemesi hakimi olarak görev yapıyordu.

ADLİ YARGI ASİL ÜYELER

İbrahim Okur: 1966 doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden 1988 yılında mezun oldu. Ankara adli yargı hâkim adayı olarak göreve başlayan Okur, sırasıyla Almus, Sarıkamış, Haymana´da savcılık görevlerinde bulundu. 1996 yılından bu yana Personel Genel Müdürlüğü´nde tetkik hakimliği, daire başkanlığı, personel genel müdür yardımcılığı ve personel genel müdürlüğü görevlerinde bulundu. 2008´den beri Adalet Bakanlığı müsteşar yardımcılığı görevini sürdürmekteydi.

Teoman Gökçe: 1969 Tokat doğumlu. 1990 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ceza Hukuku Anabilim Dalı´nda yüksek lisans ve Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı´nda doktora eğitimini tamamlayan Gökçe, 1999 yılından beri Yargıtay tetkik hakimliği görevini yapıyordu.

Ömer Köroğlu: 1964 yılında Trabzon´da doğan Ömer Köroğlu Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden 1991 yılında mezun oldu. Köroğlu, 2007 yılından bu yana Rize Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığı görevindeydi.

Nesibe Özer: 1964´te Adana´da doğdu. 1986 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden mezun oldu. Özer, 2007 yılından beri Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olarak görev yapmaktaydı.

Ahmet Kaya: 1966 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden 1990 yılında mezun oldu. 2009´dan bu yana Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi müdürlüğü görevini sürdürüyordu.

Hüseyin Serter: 1964 Denizli doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi´ni 1987 yılında tamamladı. Serter, 2009 yılından beri Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığı görevini yapıyordu.

İsmail Aydın: 1966´da Manisa´da doğan İsmail Aydın, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden 1988 yılında mezun oldu. 2003 yılından bu yana Edirne´de hakimlik yapıyordu. ( Zaman)

Yargıtay´dan gelecek 6 HSYK üyesi de belirlendi

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin istifasının ardından kurula Yargıtay kontenjanından katılacak 3 asıl ve 3 yedek üye bugün yapılan seçimle belli oldu. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Üyesi Zeynep Nilgün Hacımahmutoğlu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyesi Ahmet Karayiğit ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi üyesi Ulvi Yüksel asil üyeliğe, Yargıtay 6. Ceza Dairesi Üyesi Erkan Öztürk, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi üyesi Ömer Hicri Tuna ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi üyesi Rahmi Ünal yedek üyeliğe seçildi. Seçimde, 3. asıl üye olarak belirlenen Ulvi Yüksel, halen HSYK üyesi olan Ali Suat Ertosun´un seçildiği tarihten itibaren başlayan 4 yıllık görev süresi dolduktan sonra kalan HSYK üyeliği süresini tamamlayacak.

İşte Yargıtay´dan HSYK´ya seçilenler

Yargıtay´dan HSYK´ya seçilen kişiler belli oldu: Asil üyeler (3); Nilgün Hacımahmutoğulları, Ahmet Karayiğit, Ulvi Yüksel. Yedek üyeler (3); Ömer Tuna, Erkan Özrük, Rahmi Ünal. ( AA)

Danıştay da 2 üye seçti

Referandumla kabul edilen Anayasa değişikliğindeki HSYK´ya ilişkin hükümler uyarınca Danıştay Genel Kurulu tarafından bugün seçim yapıldı. Danıştay´ın internet sitesinden açıklanan sonuca göre, HSYK asıl üyeliklerine Danıştay üyeleri Ziya Özcan ve Zeynep Kavlak, yedek üyeliklerine ise Gürsel Mekik ve Neşe Sarı seçildi.

HSYK´ya 15 asil üye seçildi

Böylece dünden beri, 16´sı adli ve idari yargıdan, 6´sı Yargıtay´dan ve 4´ü de Danıştay´dan olmak üzere 26 yeni üye HSYK´ya seçilmiş oldu. Bunlardan 15´i asil 11´i yedek üye.

6 üye daha seçilecek

HSYK üyeliği için Cumhurbaşkanınca 4 asıl üye ile Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca da 1 asıl, 1 yedek üye daha belirlenecek.

Adalet Akademisi´nde seçim yapıldı: HSYK´ya 2 üye

19 Ekim 2010: ANKARA-Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu 30 üyenin katılımı ile toplandı. Akademi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği için yapılan seçim sonucunda adaylardan Türkiye Adalet Akademisi Başkanı ve Danıştay Üyesi Ahmet Hamsici´yi 21 oy ile asıl üyeliğe, Danıştay Üyesi Tacettin Şimşek´i de 11 oy ile yedek üyeliğe seçti. (Cihan)

(18 Ekim 2010), son güncel.: (19 Ekim 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

HSYK üzerinden Ergenekon davasını engelleme çabaları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2395    yazdır/print


 

Flaş!!! Bakanlığın desteklediği adayların tümü HSYK´da

HSYK´ya seçilecek 16 üye için bugün yapılan seçim sonuçları hemen hemen netleşti. Ancak sonucun kesin olmadığı, birkaç ilin sonuçlarının henüz netleşmediği bildiriliyor. Son duruma göre Adalet Bakanlığı´nın desteklediği adayların tümü HSYK´da. YARSAV´ın desteklediği hiçbir aday ise ne asil ne de yedek üye olarak seçilemedi. HSYK´da yeni bir dönem başlıyor, yeni kurul yeni üyelerle oluşuyor. Kesin olmayan sonuçlara göre yeni 16 üye şu şekilde: Adli yargı asil üyeler (7); 1. İbrahim Okur, 2. Teoman Gökçe, 3. Ömer Köroğlu, 4. Nesibe Özer, 5. Hüseyin Serter, 6. Ahmet Kaya, 7. İsmail Aydın, yedek üyeler(4); 1. Harun Kodalak, 2. Celal Avar, 3. Hayrettin Türe, 4. Ali Öztürk. İdari yargı asil üyeler (3); 1. Ahmet Berberoğlu, 2. Birol Erdem, 3. Resul Yıldırım, yedek üyeler (2); 1. Halil Koç, 2. İbrahim Topuz.

FLAŞ!!! Bakanlığın desteklediği adayların tümü HSYK´da

HSYK´ya seçilecek 16 üye için bugün yapılan seçim sonuçları hemen hemen netleşti. Ancak sonucun kesin olmadığı, birkaç ilin sonuçlarının henüz netleşmediği bildiriliyor. Son duruma göre Adalet Bakanlığı´nın desteklediği adayların tümü HSYK´da. YARSAV´ın desteklediği hiçbir aday ise ne asil ne de yedek üye olarak seçilemedi. HSYK´da yeni bir dönem başlıyor, yeni kurul yeni üyelerle oluşuyor. Kesin olmayan sonuçlara göre yeni 16 üye şu şekilde: Adli yargı asil üyeler (7); 1. İbrahim Okur, 2. Teoman Gökçe, 3. Ömer Köroğlu, 4. Nesibe Özer, 5. Hüseyin Serter, 6. Ahmet Kaya, 7. İsmail Aydın, yedek üyeler(4); 1. Harun Kodalak, 2. Celal Avar, 3. Hayrettin Türe, 4. Ali Öztürk. İdari yargı asil üyeler (3); 1. Ahmet Berberoğlu, 2. Birol Erdem, 3. Resul Yıldırım, yedek üyeler (2); 1. Halil Koç, 2. İbrahim Topuz.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyeliği seçimi bu akşam saat 17´de sona erdi. YSK Başkanvekili Kırdar Özsoylu, HSYK üyeliği seçimlerine ilişkin kesin olmayan sonuçları açıkladı. Özsoylu, sonucun kesin olmadığını, birkaç ilin sonuçlarının henüz ellerine ulaşmadığını kaydetti. Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz da resmi olmayan sonuçlara göre HSYK´ya seçilen 11 üye arasına girmeyi başaramadı. Kaçmaz 2 bin 630 oy aldı.

Şok sonuçlar.. Demokratlar: 16 Yarsav: 0

HSYK´ya seçilecek 16 üye için bugün yapılan seçim sonuçları netleşti. Adalet Bakanlığı´nın desteklediği adayların tümü HSYK´da. YARSAV´ın desteklediği hiçbir aday ise seçilemedi. HSYK´da yeni bir dönem başlıyor, yeni kurul yeni üyelerle oluşuyor. HSYK´nın adli ve idari yargı seçimlerinin resmi olmayan sonuçları belli oldu. 12 Eylül referandumuyla yapılan anayasa değişikliği çerçevesinde hakim ve savcılar, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´na üye seçmek üzere sandığa gitti. Adli yargıdan 7 asil, 4 yedek olmak üzere 11 ismi belirlemek için 81, idari yargıda da 3 asil, 2 yedek ismi belirlemek için 25 ilde yapılan seçimler olaysız sona erdi. Saat 17.00´de biten oy verme işleminden sonra sayıma geçildi.

YSK´nın sitesinde açıkladığı resmi olmayan geçici sonuçlara göre seçime giren 201 aday arasından ilk 16´ya girmeyi başaranlar ve aldıkları oylar şöyle sıralandı:

ADLİ YARGI: Asil üyeler İbrahim Okur 6401 , Teoman Gökçe 6068 , Ömer Köroğlu 5833 , Nesibe Özer 5822 , Hüseyin Serter 5770 , Ahmet Kaya 5679 , İsmail Aydın 5186. Yedek üyeler; Harun Kodalak 4871 , Celal Avar 4725 , Hayrettin Türe 4570 , Ali Öztürk 4542.

İDARİ YARGI: Asil üyeler Ahmet Berberoğlu 870 , Birol Erdem 852 , Resul Yıldırım 821. Yedek üyeler; Halil Koç 652 , İbrahim Topuz 561.

İşte YSK resmi geçici sonuçları

17 Ekim 2010 Pazar günü yapılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyeliği seçimi geçici sonuçları ile ilgili Yüksek Seçim Kurulu´nun 2010/980 sayılı kararına ulaşmak için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz.

HSYK seçimleri birilerini şok etti

HSYK seçimleri tamamlandı. Kamuoyunun yakından tanıdığı iki tartışmalı isim HSYK üyesi olamadı.. Anayasa´da yapılan değişiklik çerçevesinde gerçekleştirilen HSYK seçimleri büyük oranda tamamlandı. 28 Şubat´ın tartışmalı isimlerinden Nuh Mete Yüksel ve Gül´e dava açan Osman Kaçmaz liste dışı kaldı.. Resmi olmayan sonuçlara göre, 28 Şubat döneminin tartışmalı tartışmalı isimlerinden eski DGM savcısı Nuh Mete Yüksel 1. derece hakim ve savcıların oy kullandığı seçimde ancak 104 oy alabildi. 12 Eylül referandumuyla yapılan anayasa değişikliği çerçevesinde hakim ve savcılar, HSYK´ya üye seçmek üzere sandığa gitti. 167 adayın yarıştığı seçimlerde 1. derece hakim ve savcılar 7´si asil 4´ü yedek 11 üyeyi aralarından seçerek HSYK´ya gönderdi. 28 Şubat´ın tartışmalı ismi Eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, seçimlerde düşük oy aldı. 10 binin üzerinde hakim ve savcının seçilecek 11 üye için ayrı ayrı oy kullandığı seçimlerde Nuh Mete Yüksel resmi olmayan sonuçlara göre 104 oy alabildi. Yüksel, aldığı düşük oy sebebiyle HSYK´ya seçilemedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´ün hakkında dava açarak kamuoyunda tartışma oluşturan Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz da resmi olmayan sonuçlara göre HSYK´ya seçilen 11 üye arasına girmeyi başaramadı. Kaçmaz 2 bin 630 oyla HSKY´ye seçilen 11 ismin dışında kaldı.

Demokrat Yargı´dan da üye seçilemedi

18 Ekim 2010: Anayasa değişikliğine Evet diyerek, yargıdaki Kast sisteminin değişmesine destek veren Demokrat Yargı Derneği´nin desteklediği adaylardan da listeye giren olmadı. HSYK üyeliği seçimlerinde 5´i adli yargı, 1´i de idari yargı olmak üzere 6 adaya destek verdiğini duyuran Demokrat Yargı´nın desteklediğini duyurduğu adaylardan hiçbir aday seçilemedi.

Ergin´den açıklama

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçim sonuçlarının, seçime giden hakim ve savcıların marjinal söylemlere itibar etmediğini gösterdiğini söyledi.

Bakan Ergin, yargı derneklerinden kimsenin seçilmemesiyle ilgili olarak ise Seçilen 16 kişiden sadece iki tanesi Adalet Bakanlığı´nda çalışıyor. YARSAV´ın listesinde de bakanlık çalışanları vardı. Ama bunlar seçilemediler. Demek ki bakanlıkta çalışması yeterli değil. dedi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçim sonuçlarının, seçime giden hakim ve savcıların marjinal söylemlere itibar etmediğini gösterdiğini söyledi. Seçilenlerin bakanlığa yakın olduğu iddiaları için ise Ergin, bunun iradeye saygısızlık anlamına geldiğini vurguladı. Bakanlık girişinde gazetecilerin sorularını cevaplayan Ergin, HSYK sonuçlarını değerlendirerek Sonuçların hayırlı olmasını diliyoruz. 11 bin hakim ve savcı Yüksek Seçim Kurulu´nun denetimi altında iradelerini ortaya koydu. Bundan sonra bu iradele saygı duymaktan başka yapacak birşey yoktur. Herkesin buna saygı duyması gerekiyor. dedi.

YARSAV´ın adaylarının seçilememesiyle ilgili bir soruya ise Ergin, Bunu sadece YARSAV bağlamında değerlendirmek doğru olmaz. Başka bir yargı derneği de listesini açıkladı. Ama her iki listeden de kimsenin seçilememesini şöyle okumak doğru mu acaba; yargı tabanı, hakim ve savcılarımız marjinal bir söylem tarzına itibar etmediğini gösterir. Hakim ve savcılarımızın hem mesleğin ağırlığını ve hem onurunu, hem bir hakim ve savcının tarafsız ve bağımsız olmasını gereği olan tutum ve davranışları sergilemek durumunda. Dolayısıyla 11 bin civarında hakim ve savcımız sandığa gittiler ve tercihlerini hiçbir dernek çatısı altında olmayan isimlerden yana bulundular. Buradan bence bu mesaj çıkıyor ben öyle okuyorum. Hakimlerimiz ve savcılarımız meslek örgütleri içerisinde faaliyet göstereceklerse bu etkinliğin marjinal söylem tarzında olmaması gerektiğini, hakim ve savcı mesleğiyle uyumlu bir üslupla yapılması gerektiğini işaret etti bu sandık sonuçlarını. karşılığını verdi.

Seçilen isimlerin bakanlığa yakın olduğu iddiası için de Ergin, bu iddianın seçime gidenlerin iradesine saygısızlık olduğunu belirterek Burada artık herkesin bu saygıyı göstermesi gerekir. Asıl ve yedeklere baktığınız zaman 16 kişi seçildi. Bunlardan sadece iki tanesi bakanlık çalışanı. Diğer 14 ismi ne ile izah edeceksiniz. Bunlara bakıldığında bu yapılan değerlendirmelerin doğru olmadığı ortaya çıkacaktır. diye konuştu. ( Cihan)

(17 Ekim 2010), son güncel.: (24 Ekim 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Adli Yargı seçim sonuçları (YSK)

İdari Yargı seçim sonuçları (YSK)

HSYK üzerinden Ergenekon davasını engelleme çabaları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2392    yazdır/print


 

İşte YARSAV´ın HSYK adayları

YARSAV´ın, günlerdir sır gibi saklayıp, sonunda açıklamak zorunda kaldığı HSYK adayları tanıdık isimlerden oluşuyor. YARSAV´ın desteklediği adaylar içinde, Osman Kaçmaz, Hayri Keskin, Abbas Özden, Mehmet Reşat Koparan gibi son dönemlerde sıkça tartışılan isimler de yer alıyor.

İşte YARSAV´ın HSYK adayları

YARSAV´ın, günlerdir sır gibi saklayıp, sonunda açıklamak zorunda kaldığı HSYK adayları tanıdık isimlerden oluşuyor. YARSAV´ın desteklediği adaylar içinde, Osman Kaçmaz, Hayri Keskin, Abbas Özden, Mehmet Reşat Koparan gibi son dönemlerde sıkça tartışılan isimler de yer alıyor.

Günlerdir destek verdiği adayları sır gibi saklayan YARSAV, sonunda resmen hangi adaylara destek vereceğini açıkladı. YARSAV´ın destekleyeceğini duyurduğu adaylar tanıdık. İşte o isimlerden bazıları:

TAMER AKGÖKÇE - Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Tamer Akgökçe, gazeteci-yazar Perihan Mağden´i, Ozan Arif ve İsmail Türüt´e basın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 6 ay hapse mahkûm etti. Mağden, yazısında hükümeti devirmek için kamuoyu oluşturmak üzere Ergenekon sanıkları tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen Rahip Santoro ve Hrank Dink cinayeti sanıklarını öven Ozan Arif ve İsmail Türüt´e ağır eleştiriler yöneltmişti.

ALİ ASKER KAZAK - Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ali Asker Kazak ise 30 yıldır devam eden eski DİSK Başkanı Kemal Türkler suikastı sanığı ve MİT´çilerin himayesinde olduğu ortaya çıkan Ünal Osmanağaoğlu´na, Yargıtay´ın bozma kararlarına rağmen 3 defa beraat kararı verdi. Üzeyir Garih cinayetine de bakan Kazak, duruşmalara 2 defa muamma bir kalp krizi gerekçesi ile katılmamıştı.

MEHMET REŞAT KOPARAN - Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mehmet Reşat Koparan ise Enerji Bakanı Taner Yıldız´a yumruk atan Şahin Şimşek´i tahliye etmesiyle gündeme gelmişti. Bakan Taner Yıldız, 19 Nisan 2010 tarihinde Kayseri´de katıldığı şehit cenazesinde saldırıya uğramış ve burnundan yaralanmıştı.

GÜNGÖR TOSUNOĞLU - İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Güngör Tosunoğlu´nun ise İzmir´de süper savcı olarak bilinen Murat Gök´ün başlattığı “Yengeç” adıyla düzenlenen rüşvet operasyonunda gözaltına alınan Emekli Hakim E.Y. ile birlikte görev yaptığı ortaya çıktı. Sanıklardan Emekli Hakim E.Y., “rüşvet, irtikap ve nitelikli dolandırıcılık” suçundan yargılanıyor.

ALİ HAYDAR YÜCESOY - Beyoğlu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Ali Haydar Yücesoy, 2001´de Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi´nde görev yaptığı sırada, PKK´ya eleman kazandırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan iki kişinin gözaltı süresinin uzatılması talebine karşı çıktı. Yücesoy, ayrıca Silvan´da bir örgüt operasyonu sırasında öldürülen bir genç kızın ailesinin yargısız infaz ve işkence iddiaları üzerine suç duyurusunda bulunmuştu.

OSMAN KAÇMAZ - Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ise kamuoyunun çok yakından tanıdığı bir isim. Kaçmaz´ın, disiplin soruşturması kapsamında meslekten ihracı isteniyor. Kaçmaz, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´ün yargılanmasını istemişti.

HAYRİ KESKİN - Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Hayri Keskin de tanıdık isimlerden. Keskin, Ergenekoncu çevrelerin talebi üzerine TİB´e baskın düzenlemişti.

ABBAS ÖZDEN - Ankara Cumhuriyet Savcısı Abbas Özden ise Ergenekon soruşturması kapsamında İşçi Partisi´nin aramasını yapan polisler hakkında dava açmıştı. Polisler, Özden hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla şikâyetçi olmuştu.

ORHAN SUNGUR - Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdür Yardımcısı Orhan Sungur ise internete düşen ses kaydında Ergenekon davasının Yargıtay´da birleştirilmesini istemesiyle gündeme gelmişti. Sungur´un Kaçmaz´a, “Ergenekon´un tamamını birleştirsinler” dediği iddia edilmişti.

İŞTE YARSAV´IN ADAYLARI

YARSAV´ın, resmen destekleyeceğini açıkladığı isimlerin tümü şöyle: “Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Tamer Akgökçe, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ali Asker Kazak, Adana 1. Ticaret Mahkemesi Başkanı Sezai Kepenek, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Hayri Keskin, Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mehmet Reşat Koparan, Ankara Cumhuriyet Savcısı Abbas Özden, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Güngör Tosunoğlu, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Tetkik Hakimi Funda Tuner, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdür Yardımcısı Orhan Sungur, Beyoğlu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Ali Haydar Yücesoy, Ankara 5. İdare Mahkemesi Başkanı Emine Aktepe, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üyesi Emin Ayhan Çarıkcı, Adalet Başmüfettişi Abidin Çelik, Ankara 11. İdare Mahkemesi Başkanı Seval Kırklar ve Danıştay 13. Daire Tetkik Hakimi Hüseyin Özgün.”

(10 Ekim 2010, 12:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

17 EKİM 2010 GÜNÜ YAPILACAK SEÇİMLERDE KESİN LİSTE (YSK): ´ADLİ YARGI HAKİM VE SAVCILARI´ ARASINDAN 167 ADAY VE ÖZGEÇMİŞLERİ

17 EKİM 2010 GÜNÜ YAPILACAK SEÇİMLERDE KESİN LİSTE (YSK): ´İDARİ YARGI HAKİM VE SAVCILARI´ ARASINDAN 34 ADAY VE ÖZGEÇMİŞLERİ

HSYK üzerinden Ergenekon davasını engelleme çabaları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2357    yazdır/print


 

Hukukçular: Yasalara göre Yargıtay´ın kararı yok hükmünde

Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun Başsavcı İlhan Cihaner´in ağır ceza mahkemesinde yargılandığı terör davasının Yargıtay´a alınmasına dair kararı kamuoyunda şok etkisi yaptı. Hukuk fakültelerinin dekan ve öğretim üyelerinden baro başkanlarına, hukuk derneklerinin yöneticilerinden emekli yargı mensuplarına kadar herkes yapılan işlemin Anayasa´ya ve kanunlara aykırı olduğuna dikkat çekiyor. Yargıtay´ın yerel mahkemelerin görev alanındaki örgüt davasına bakmasının yetki gaspı anlamına geldiği, kararın Ergenekon davalarının seyrini değiştireceği ve zaten bunun amaçlandığı vurgulanıyor. Aslında böyle bir durumun yaşanabileceği Ergenekon soruşturmasının başlayıp hızla ilerlemesi üzerine birkaç senedir dile getirilmekteydi. 16 Temmuz 2008´de CHP´li Onur Öymen, katıldığı bir TV programında ´Merak etmeyin, Ankara´da hakimler var´ diyerek mahkemeden mahkumiyet çıksa bile Yargıtay´dan döneceğini ima etmişti. Ancak artık mahkumiyet kararlarının dahi beklenmeyeceği anlaşılıyor. Hukukçular bir çok yasa hükmünün açıkça ihlal edildiğini, dolayısıyla kararın yok hükmünde olduğunu belirtiyorlar. Skandal kararın alınmasıyla ilk defa yaşanacak olan ´terör davalarının 11. Ceza´da görülmesi´ durumu, emsal oluşturarak birinci sınıf yargı üyesi barındırabilen her çetenin davasının yargıtaya alınmasını getirecek. İtalya´daki Gladio skandalını ortaya çıkaran Savcı Felice Casson´un dediği gibi Kontrgerilla en büyük direnişi yargıda gösteriyor. Ses kayıtlarıyla da ortaya çıktığı gibi, Ergenekon´la bağlantı şüphesi bulunan yargı mensupları, örgütlü şekilde hareket ederek bağlı bulundukları örgüte yönelik soruşturmayı inanılmaz şekilde devir almış oldular. Artık istedikleri gibi kapatabilirler. Kamuoyundaki kanaat bu. Ve iddialara göre yargıtay bununla da yetinmeyecek ve öncelikle ´Islak imzalı´ dava olmak üzere Ergenekon davalarının tümü, yerel mahkemelerde karara bağlanması beklenmeden yargıtayda birleştirilerek örtbas edilecek.

Hukukçular: Yasalara göre Yargıtay´ın kararı yok hükmünde

Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun Başsavcı İlhan Cihaner´in ağır ceza mahkemesinde yargılandığı terör davasının Yargıtay´a alınmasına dair kararı kamuoyunda şok etkisi yaptı. Hukuk fakültelerinin dekan ve öğretim üyelerinden baro başkanlarına, hukuk derneklerinin yöneticilerinden emekli yargı mensuplarına kadar herkes yapılan işlemin Anayasa´ya ve kanunlara aykırı olduğuna dikkat çekiyor. Yargıtay´ın yerel mahkemelerin görev alanındaki örgüt davasına bakmasının yetki gaspı anlamına geldiği, kararın Ergenekon davalarının seyrini değiştireceği ve zaten bunun amaçlandığı vurgulanıyor. Aslında böyle bir durumun yaşanabileceği Ergenekon soruşturmasının başlayıp hızla ilerlemesi üzerine birkaç senedir dile getirilmekteydi. 16 Temmuz 2008´de CHP´li Onur Öymen, katıldığı bir TV programında ´Merak etmeyin, Ankara´da hakimler var´ diyerek mahkemeden mahkumiyet çıksa bile Yargıtay´dan döneceğini ima etmişti. Ancak artık mahkumiyet kararlarının dahi beklenmeyeceği anlaşılıyor. Hukukçular bir çok yasa hükmünün açıkça ihlal edildiğini, dolayısıyla kararın yok hükmünde olduğunu belirtiyorlar. Skandal kararın alınmasıyla ilk defa yaşanacak olan ´terör davalarının 11. Ceza´da görülmesi´ durumu, emsal oluşturarak birinci sınıf yargı üyesi barındırabilen her çetenin davasının yargıtaya alınmasını getirecek. İtalya´daki Gladio skandalını ortaya çıkaran Savcı Felice Casson´un dediği gibi Kontrgerilla en büyük direnişi yargıda gösteriyor. Ses kayıtlarıyla da ortaya çıktığı gibi, Ergenekon´la bağlantı şüphesi bulunan yargı mensupları, örgütlü şekilde hareket ederek bağlı bulundukları örgüte yönelik soruşturmayı inanılmaz şekilde devir almış oldular. Artık istedikleri gibi kapatabilirler. Kamuoyundaki kanaat bu. Ve iddialara göre yargıtay bununla da yetinmeyecek ve öncelikle ´Islak imzalı´ dava olmak üzere Ergenekon davalarının tümü, yerel mahkemelerde karara bağlanması beklenmeden yargıtayda birleştirilerek örtbas edilecek.

Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´in terör örgütü üyeliğinden yargılandığı Erzurum´daki Ergenekon davası, skandal gelişmelere sahne oluyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, önceki gün verdiği kararla, Cihaner´in dosyasını Ankara´ya taşıdı. Böylece internete düşen ses kayıtlarındaki kurtarma planının son halkası da tamamlanmış oldu. Karar kamuoyunda şok etkisi yaptı. Hukuk fakültelerinin dekan ve öğretim üyelerinden baro başkanlarına, hukuk derneklerinin yöneticilerinden emekli yargı mensuplarına kadar herkes yapılan işlemin Anayasa´ya ve kanunlara aykırı olduğuna dikkat çekiyor. Yargıtay´ın yerel mahkemelerin görev alanındaki örgüt davasına bakmasının yetki gaspı anlamına geldiği vurgulanıyor. 19 Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Hakan Hakeri, dışarıdan zorlamalarla yapılan yargılamanın adalete gölge düşüreceği uyarısında bulunuyor. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden Doç. Mustafa Şentop, Yargıtay ve Danıştay´ın seçtiği ´üst ağalık´ yolunun yanlış olduğuna işaret ediyor. Demokrat Yargı Eşbaşkanı Orhan Gazi Ertekin´e göre hukuksuzluk üzerine hukuk inşa ediliyor. Eski DGM hâkimi Ahmet Çağlayan, HSYK´daki değişikliğin haklılığı ortaya çıktı. derken, Boğaziçi Avukatlar Derneği Başkanı Bilal Çalışır, ses kayıtlarına atıf yapıyor: Mesele bir kısım yüksek yargı mensuplarının ideolojileri çerçevesinde yürütülüyor.

Arınç: Yüksek yargı, içindeki çürük elmaları temizlemeli

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İlhan Cihaner´i kurtarma planında yer alan adımların teker teker uygulamaya geçirilmesinin yargının itibarını düşürdüğünü söyledi. Yargının kendi içindeki çürük elmaları temizlemesi gerektiğinin altını çizen Arınç, Yargı adına fevkalade üzülüyoruz. Bu konuşmalar ve bunları söyleyen insanların kimlikleri, Türkiye´de yüksek yargıda ciddi sorunlar olduğunu göstermektedir. dedi. Arınç, Yargıtay Başkanı´nın, zaman zaman ´Olayı soruşturuyoruz, gerekenler yapılacaktır.´ şeklinde açıklama yaptığını da hatırlattı ve ekledi: Bu soruşturmalar varsa, sonucunda neler yapıldığını hepimiz merak ediyoruz. Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç, deşifre olan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´i kurtarma operasyonuyla ilgili ses kayıtlarında sözü geçen eylem planlarının teker teker uygulanmasının, yargının itibarını düşürdüğünü söyledi. İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü´nü ziyaretinde Bülent Arınç´a, Başsavcı Cihaner´le ilgili internete düşen ses kayıtlarıyla ortaya çıkan kurtarma planının, yalanlanmamasına rağmen adım adım uygulamaya konulduğu hatırlatılarak, bu konudaki görüşü soruldu. Yargının kendi içindeki çürük elmaları temizlemesi gerektiğinin altını çizen Arınç, Eğer yüksek yargı sadece bağımsızlığı arzu ediyor, ´Biz ne yaparsak doğrudur, kendi içimizde yanlış yapanlar da olsa onları biz bağışlarız.´ diye düşünüyorsa, ben şahsen çok üzülürüm. Böyle bir yüksek yargının ayakta kalması ilelebet mümkün olmaz. Süratle kendilerini temizlemeli, yenilemeli, denetlenebilir olmalı ve suç teşkil eden bu tür eylemler karşısında gereğini süratle yapmalıdırlar. dedi. Bu tür olaylar açığa çıktıkça yargı içindeki sıkıntıların boyutlarının da netleştiğini belirten Arınç, Esasen bu konuşmalar ve bunları söyleyen insanların kimlikleri, Türkiye´de yüksek yargıda ciddi sorunlar olduğunu göstermektedir. Sayın Yargıtay Başkanı, zaman zaman bu konularda, ´Olayı soruşturuyoruz, gerekenler yapılacaktır.´ demesine rağmen bu soruşturmalar varsa, bitirilip bitirilmediğini ve sonucunda neler yapıldığını hepimiz merak ediyoruz. şeklinde konuştu. Kurumların hiçbir şekilde yıpranmasını istemediklerini anlatan Arınç, Biz kurumlarımızın itibarlı ve güçlü olmasını isteriz. Bunu Silahlı Kuvvetler için de, yargı için de, bürokrasi için de isteriz, çünkü bu kurumları itibarlı yapan şey şeffaf, dürüst ve denetlenebilir olmalıdır.

Cihaner: Ses kayıtları 8 ay öncesine ait

Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, kendisini aklamak amacıyla Yargıtay´da yapılan görüşmelerin düştüğü ses kayıtlarıyla ilgili ´deli saçması´ yorumunda bulundu. Cihaner, iddia edilen ses kayıtlarıyla ilgili kronolojik hatalar yaşandığını, kayıtların 7-8 ay öncesine ait olduğunu ileri sürdü. Başsavcı Cihaner, O sıra ceza genel kurulu ortada yok. Benim ilk duruşmalarımda, ne davanın ceza genel kuruluna gideceği belli dosyanın ne Yargıtay 11. Ceza Dairesi´ne de İstanbul´a gideceği belli. Yayınlanan o konuşmalar, yayınladığı o dönemlerde henüz dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu´na gidip gitmeyeceği hatta Yargıtay´da görülüp görülmeyeceği bile belli değil. Sözde ceza genel kurulu başkanı ile görüşmüşüm. Bu mantıklı mı? dedi.

Diğer sanıkların Yargıtay´a gelmesi de hukuka aykırı

Prof. Dr. Faruk Turhan (Süleyman Demirel Üniversitesi Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı): Yargıtay´ın kararıyla, Cihaner´in Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi´nde süren ´terör örgütü´ üyeliği suçlamasındaki davasında yer alan diğer sanıkların da Yargıtay 11. Dairesi´nde yargılanmaları söz konusu oluyor ki bu tamamen hukuka aykırıdır. Hâkimler ve Savcılar Kanunu´nun 93. ve 94´üncü maddesinde bu tür suçları işleyen hâkim ve savcıların suçlarına iştirak edenlerin soruşturma ve kovuşturmalarının aynı usule tabi olacağına ilişkin hüküm bulunmamaktadır.

11. Daire´ye gönderilen dava, hukuksuzdur

Yrd. Doç. Dr. Adnan Küçük (Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi): Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun 11. Daire´ye gönderdiği dava tam bir hukuk skandalı. Başından beri çeşitli oyunlar oynanmaya çalışılan dosya iyice karıştı. Davanın 11. Ceza Dairesi´ne gönderilmesi hukuksuzdur. Çünkü eğer iki mahkeme arasında uyuşmazlık varsa CMUK´a göre hangi mahkeme daha ağır ceza istiyorsa dava orada birleştirilir. Ancak Yargıtay Genel Kurulu bu kanunu göz ardı etti. Türkiye´de denetime tabi olmayan mahkemeler ben yaptım oldu mantığıyla hukuk dışı kararlar veriyor.

Yargıtay Ceza Dairesi ihsas-ı reyde bulundu

Kemal Bayrak (Boğaziçi Hukukçular Derneği Ceza Avukatı): Cihaner´in Yargıtay´da yargılanması usule uygundur. Ancak bu davanın başında fotokopiyle karar vermesi son derece adli hatadır, hukuku adeta yok saymaktır, fotokopi üzerinden ne dava görürsünüz ne de tahliye verebilirsiniz. Bu açıkça hukuksuzluktur. Burada fotokopi belgeyle tahliye eden, bununla kalmayıp birleştirme gibi kararlar veren Yargıtay Ceza Dairesi´nin reddedilmesi imkanı da söz konusu olabilir. Çünkü ihsas-ı reyde bulunmuştur. Burada suç işlediği iddia edilen bir sanığın açık açık lehine taraf tutmuştur.

Yerel mahkemelerin alanını daraltıyor

Doç. Dr. Mustafa Şentop (Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi üyesi): Yargıtay 11. Ceza Dairesi´nin dava ile ilgili aldığı kararlar Ceza Genel Kurulu´nda da etkili olmuştur. Anayasa´nın 154. maddesine göre sıkıntı var, Yargıtay Kanunu´na göre görev sırasında işlenmiş her suçun görev suçu kabul edilmesi mümkün değil. Bu bütün kamu görevlileri için geçerli bir yasa. O bakımdan Yargıtay´ın kanunda gösterdiği görev ve yetkilerinin burada aşındığını veya suiistimal edildiğini söyleyebiliriz. Buradaki nitelendirme farklılığı da yerel mahkemelerin görev alanını daraltıyor. Yargıtay´ın görev alanını genişletmiş oluyor. Yargıtay, Danıştay gibi yüksek mahkemeler yerel mahkemeler üzerinde üst ağalık gibi üst çalışma yolunu seçiyorlar bunlar yanlıştır.

Bu karar, yargılamanın seyrini değiştirir

Cevdet İlhan Günay (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Onursal Üyesi): Karar, yargılamanın seyrini değiştirir nitelikte. Görev suçu ile terör suçunun birleştirilmesi çok zordur. Terör suçuna 9. Daire bakar. Terör suçu özel bir suçtur ve özel yetkili mahkemeler tarafından bakılması gerekir. Eğer Yargıtay´da yargılanması gerekiyorsa da 9. Ceza Dairesi bakar; 11. Ceza Dairesi değil.

Cihaner davasına özel yetkili mahkeme bakar

Bilal Çalışır (Boğaziçi Avukatlar Derneği Başkanı): Yargıçların telefon konuşmalarından da anlaşılabileceği gibi hukuk göz ardı ediliyor. Bundan sonra Yargıtay nezdinde Cihaner dosyasının hiçbir hukuk zemininde göz önüne alınarak yürümeyeceği kanaatindeyim. Cihaner´in suçu Yargıtay´ın görev alanı içinde değildir. Göreviyle ilgili suçtan değil tam tersi terör suçundan yargılanacak. Ceza Kanunu´na göre (250. madde) bu tip davalara özel yetkili mahkemeler bakar. Mesele bir kısım yüksek yargı mensubunun ideolojileri çerçevesinde yürütülüyor.

Yargıtay kararı yok hükmündedir

Avukat Halil Doğan (Demokrat Hukukçular Derneği Genel Başkanı): Yasalara göre Yargıtay 11. Ceza Dairesi´nin verdiği birleştirme kararı yok hükmündedir. Burada çok açık bir şekilde Yargıtay´ın yetki gaspı var. Bu dava, ağır ceza mahkemesinde görülmesi gereken bir dava. Her şey bir plan dâhilinde uygulanıyor. Bu davada asker olan kişilere de kapı açılmak isteniyor.

Zorlama kararlarla hukuk yürümez

Prof. Dr. Hakan Hakeri (Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı): Davalar birleştirilebilir. Buna engel yok. Ancak ben olaylar ilk geliştiğinde Yargıtay Ceza Dairesi´nin dosyayı doğrudan isteme yetkisi olmadığı düşüncesindeydim. Ses kayıtlarıyla ilgili de yargının bu tip planlar içine girmesi doğru değil. İşlerin kendi akışına bırakılması, hukuk düzeninin kendi kuralları içinde gelişmesi lazım. Zorlamalarla davaların alınıp oradan oraya aktarılması yargılamanın adilliğine gölge düşürür.

HSYK´daki değişikliğin haklılığı ortaya çıktı

Ahmet Çağlayan (Eski DGM Hâkimi): Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun oylamasıyla kanundaki hükümler değişiyorsa o zaman İlhan Cihaner´in Yargıtay´da yargılanma kararı doğrudur. Bu mevcut durum, HSYK´da yapılan değişikliğin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun buna bir açıklık getirmesi gerekiyor.

Mağdurlar AİHM´ye başvurma hakkına sahip

Orhan Gazi Ertekin (Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı): Bu davanın Yargıtay´a alınma çabaları en başından beri şaibeyle gidiyor. 11. Ceza Dairesi CD üzerinden birleştirme kararı vererek hukuk tarihinde olmayan bir ilke imza attı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da bu hukuksuzluğun üzerinden başka bir hukuksuz kararı verdi. Yasalara göre Yargıtay 11. Ceza Dairesi´nin verdiği birleştirme kararı yok hükmündedir. Yargıtay Ceza Kurulu´nun hükmü son karar olduğundan mağdur kişiler AİHM´ye başvurma haklarına sahiptir. Bu dosya yargılama süreci başından beri hukuk davası gibi değil de bir hesaplaşma gibi devam ediyor. ( Zaman)

Ergenekon davalarını etkisizleştirme süreci adım adım ilerliyor

Albay Dursun Çiçek´in ıslak imzalı Kontrgerilla belgesinde de açıkça belirtildiği gibi Fethullah ve İsmailağa cemaatlerini tehlikeli teröristler olarak göstermek ve bu cemaatler üzerinden hükümeti devirebilmek için Ergenekon soruşturmasından birkaç ay sonra Erzincan´da Başsavcı İlhan Cihaner tarafından başlatılan ve iki yıl Adalet Bakanlığı´ndan bile gizli yürütülen Erzincan cemaatler soruşturmasını güçlendirmek için Erzincan´da gölete bomba ve diğer mühimmatlar bırakıldı. Ancak suların çekilmesiyle açığa çıkan göletteki mühimmatların jandarma yerine polise ihbar edilmesi korkunç planı bozdu. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı´nın devreye girmesiyle başlatılan soruşturma, Kontrgerilla´nın ´ıslak imzalı´ en büyük provokasyonlarından birini suç üstü yakalamış oldu. Gölde silahlarla birlikte bulunan sim kartın izinin sürülmesiyle bazı MİT görevlilerinin de olaya karıştığı anlaşıldı. Soruşturmanın 4 savcısı HSYK tarafından görevden alındı. Yerine atanan savcı da soruşturmayı aynı şekilde sürdürünce, son çare olarak, dava yüksek yargıdaki cüppelerine bürünmüş örgüt uzantılarınca skandal şekilde fotokopi olarak Yargıtay´a alındı ve sanıklar tahliye edildi. Erzurum mahkemesinden sonra İstanbul mahkemesi de Yargıtay´daki bu kirli plana direndi. Ancak son kararı verecek olan Ceza Kurulu, yasaları açıkça ihlal etti ve tüm tarafları şaşırtan bir kararla davanın 11. Daire´de kalmasını sağladı. Bu son kararla ses kayıtları doğrulanmış oldu. Ses kaydında sanık Cihaner´in Yargıtay Ceza Genel Kurulu başkanı ve diğer üyelerle görüştürüldüğü belirtiliyordu. Buna rağmen alınan bu kararla Kontrgerilla´nın yargıdaki, özellikle de yüksek yargıdaki varlığı bir kez daha tescillendi. İtalya´daki Gladio skandalını ortaya çıkaran Savcı Felice Casson´un da dediği gibi Kontrgerilla en büyük direnişi yargıda gösteriyor. Ses kayıtlarıyla da ortaya çıktığı gibi, Ergenekon´la bağlantı şüphesi bulunan yargı mensupları, örgütlü şekilde hareket ederek bağlı bulundukları örgüte yönelik soruşturmayı inanılmaz şekilde devir almış oldular. Artık istedikleri gibi kapatabilirler. Kamuoyundaki kanaat bu. Ve iddialara göre yargıtay bununla da yetinmeyecek ve öncelikle ´Islak imzalı´ dava olmak üzere Ergenekon davalarının tümü, yerel mahkemelerde karara bağlanması beklenmeden yargıtayda birleştirilecek ve örtbas edilecek. Terör konusunda Yargıtay´da görülen ilk dava Cihaner´in davası. İddialara göre bu dava emsal kabul edilerek diğer Ergenekon ve benzeri davalardaki 1. sınıf sanık durumundaki sanıkların müracaatı üzerine o davalar da yargıtaya alınacak.

ŞOK Ses Kaydı: Cihaner ve tüm Ergenekon davaları Ankara´ya alınsın

İnternete geçtiğimiz günlerde düşen ses kaydı Yargıtay´daki kirli oyunları deşifre ediyordu. Skandal ses kaydındaki kişiler arasında Sincan Hakimi Osman Kaçmaz, Yargıtay Üyeleri Hamdi Yaver Aktan ile Fatih Arkan, Prof. Dr. Ersan Şen, 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, Danıştay 7. Daire Üyesi Eren Sonbay gibi isimler bulunuyordu. Şok diyalogların geçtiği ses kaydı, yerel mahkemelerden Yargıtay´a aktarılan dosyalara bakacak hakimlerle görüşülerek dosyalara nasıl tesir edildiğini gösteriyordu. Ses kaydı, İstanbul´da mı yoksa Ankara´da mı bakılmaya devam edileceğine dair Yargıtay Ceza Kurulu´nda karara bağlanacak olan Islak İmza ve Cihaner dosyaları konusunda yargıtayda nasıl kirli oyunlar oynandığını, hatta sadece bu davaların değil tüm Ergenekon davalarının dahi birleştirilerek Ankara´da Yargıtay´da gördürülmesi çabalarının harcandığını gösteriyordu. Şu ana kadar yüksek yargıdaki bu kirli oyunları deşifre eden çok sayıda ses kaydı yayınlandı. Sonuncu ses kaydı, referandumda hayır oyları çıkmasının önemini ve boykot desteği için PKK terör örgütü lideri Öcalan´la görüşülmesi gerektiğini işliyordu. Yine önceki kayıtlardan birinde de Cihaner davasının Erzurum Mahkemesi´nden baskıyla alınarak Yargıtay´da görülmesi ve sanıkların tahliye edilmesi işleniyordu. Ortaya çıktığında Türkiye´yi sarsan bu ses kaydındaki kişiler için, kimlikleri de açık olmasına rağmen birşey yapılmadı ve kayıtta geçen kirli plan adeta göstere göstere ve adım adım gerçekleştirildi. İçlerinde gerçek hukukçular bulunsa da Yargıtay dairelerinde kritik konumlara gelmiş birçok ismin örgütlü olarak birlikte hareket ettikleri, ihsası reyde bulunarak dosyalara bakacak kişilere ve dosyalara tesir ettikleri, istedikleri yönde karar çıkarttıkları bu ses kayıtlarından anlaşılıyor. Ancak tüm bunlara rağmen Kontrgerillacıların terör zanlılarını Şemdinli örneğinde olduğu gibi Türk mahkemelerinden kurtarma operasyonuna karşı şimdilik birşey yapılamıyor. Masum kişilerin evlerine silah yerleştirerek terörist göstermeye çalışan, göletlere silah bırakan zanlılar kurtarılarak serbest bırakılıyor.

Abdullah Harun

(30 Eylül 2010, 11:19)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

SKANDAL!!! Yargıtay Cihaner tiyatrosuna devam edecek

Tiyatro: Er Cihaner´i kurtarmak

Ses Kaydı: Cihaner ve diğer davalar Ankara´ya

Cihaner´i Yargıtay´da kurtarma planı manşetlerimiz

Flaş!!! Islak İmza ve Cihaner birleşti

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

İŞTE ADIM ADIM ERZİNCAN´DAKİ ISLAK KOMPLO

Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarmanın ´ıslak imza´ operasyonları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2308    yazdır/print


 

Ses Kaydı: Cihaner ve diğer davalar Ankara´ya

İnternete yeni bir ses kaydı daha düştü. Dailymotion.com´da yayına konulan 4 parçalı ses kaydı bir süre sonra site tarafından yayından kaldırıldı. Skandal ses kaydındaki kişiler arasında Sincan Hakimi Osman Kaçmaz, Yargıtay Üyeleri Hamdi Yaver Aktan ile Fatih Arkan, Prof. Dr. Ersan Şen, 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, Danıştay 7. Daire Üyesi Eren Sonbay gibi isimler bulunuyor. Şok diyalogların geçtiği ses kaydı, Yargıtay´da nasıl kirli oyunlar oynandığını, yerel mahkemelerden oraya aktarılan dosyalara bakacak hakimlerle görüşülerek dosyalara nasıl tesir edildiğini bir kez daha gösteriyor. Ses kaydı, çok yakında İstanbul´da mı yoksa Ankara´da mı bakılmaya devam edileceğine dair Yargıtay Ceza Kurulu´nda karara bağlanacak olan Islak İmza ve Cihaner dosyaları konusunda yargıtayda nasıl kirli oyunlar oynandığını, hatta sadece bu davaların değil tüm Ergenekon davalarının dahi birleştirilerek Ankara´da Yargıtay´da gördürülmesi çabalarının harcandığını gösteriyor. Şu ana kadar yüksek yargıdaki bu kirli oyunları deşifre eden çok sayıda ses kaydı yayınlandı. Sonuncu ses kaydı, referandumda hayır oyları çıkmasının önemini ve boykot desteği için PKK terör örgütü lideri Öcalan´la görüşülmesi gerektiğini işliyordu. Yine önceki kayıtlardan birinde de Cihaner davasının Erzurum Mahkemesi´nden baskıyla alınarak Yargıtay´da görülmesi ve sanıkların tahliye edilmesi işleniyordu. Ortaya çıktığında Türkiye´yi sarsan bu ses kaydındaki kişiler için, kimlikleri de açık olmasına rağmen birşey yapılmadı ve kayıtta geçen kirli plan adeta göstere göstere ve adım adım gerçekleştirildi. İçlerinde gerçek hukukçular bulunsa da Yargıtay dairelerinde kritik konumlara gelmiş birçok ismin örgütlü olarak birlikte hareket ettikleri, ihsası reyde bulunarak dosyalara bakacak kişilere ve dosyalara tesir ettikleri, istedikleri yönde karar çıkartıkları bu ses kayıtlarından anlaşılıyor.

ŞOK Ses Kaydı!!! Cihaner ve tüm Ergenekon davaları Ankara´ya alınsın

İnternete yeni bir ses kaydı daha düştü. Dailymotion.com´da yayına konulan 4 parçalı ses kaydı bir süre sonra site tarafından yayından kaldırıldı. Skandal ses kaydındaki kişiler arasında Sincan Hakimi Osman Kaçmaz, Yargıtay Üyeleri Hamdi Yaver Aktan ile Fatih Arkan, Prof. Dr. Ersan Şen, 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, Danıştay 7. Daire Üyesi Eren Sonbay gibi isimler bulunuyor. Şok diyalogların geçtiği ses kaydı, Yargıtay´da nasıl kirli oyunlar oynandığını, yerel mahkemelerden oraya aktarılan dosyalara bakacak hakimlerle görüşülerek dosyalara nasıl tesir edildiğini bir kez daha gösteriyor. Ses kaydı, çok yakında İstanbul´da mı yoksa Ankara´da mı bakılmaya devam edileceğine dair Yargıtay Ceza Kurulu´nda karara bağlanacak olan Islak İmza ve Cihaner dosyaları konusunda yargıtayda nasıl kirli oyunlar oynandığını, hatta sadece bu davaların değil tüm Ergenekon davalarının dahi birleştirilerek Ankara´da Yargıtay´da gördürülmesi çabalarının harcandığını gösteriyor. Şu ana kadar yüksek yargıdaki bu kirli oyunları deşifre eden çok sayıda ses kaydı yayınlandı. Sonuncu ses kaydı, referandumda hayır oyları çıkmasının önemini ve boykot desteği için PKK terör örgütü lideri Öcalan´la görüşülmesi gerektiğini işliyordu. Yine önceki kayıtlardan birinde de Cihaner davasının Erzurum Mahkemesi´nden baskıyla alınarak Yargıtay´da görülmesi ve sanıkların tahliye edilmesi işleniyordu. Ortaya çıktığında Türkiye´yi sarsan bu ses kaydındaki kişiler için, kimlikleri de açık olmasına rağmen birşey yapılmadı ve kayıtta geçen kirli plan adeta göstere göstere ve adım adım gerçekleştirildi. İçlerinde gerçek hukukçular bulunsa da Yargıtay dairelerinde kritik konumlara gelmiş birçok ismin örgütlü olarak birlikte hareket ettikleri, ihsası reyde bulunarak dosyalara bakacak kişilere ve dosyalara tesir ettikleri, istedikleri yönde karar çıkartıkları bu ses kayıtlarından anlaşılıyor.

1. Ses kaydı: TİB baskınları

Birinci ses kaydındaki konuşmalardan, deşifre olmasına rağmen adım adım gerçekleştirilen “Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner´i kurtarma planı”ndan Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´ın da haberdar olduğu anlaşılıyor. Konuşanların Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdür Yardımcısı Orhan Sungur, Ankara Hakimi Hayri Keskin, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz olduğu ileri sürülüyor. Ses kaydında, Yarsav eski Başkanı Ömerfaruk Eminağaoğlu´nun şikayeti üzerine Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´ın verdiği kararla ve daha sonraki aylarda Yargıtay ve Danıştay yetkililerinin de telefonlarının gizlice dinlendiği şikayetleri üzerine devletin telefon dinlemelerinin denetlendiği en üst kurumu merkezi olan Ankara´daki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı´na (TİB) 4 kez baskın yapılarak şikayetlere konu olan yasadışı dinlemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılmıştı. Baskınları gerçekleştiren bilirkişilerin de bulunduğu heyete Ankara hakimi Hayri Keskin başkanlık etmişti. İncelemeler sonucunda hiçbir yasadışı dinleme tespit edilmediği gibi aksine yasal olarak yani mahkeme kararıyla Ergenekon kapsamında hakkında telefon dinlemesi yapılan bazı hakim ve savcıların isimleri bazı medya organlarına sızdırılmış, tüm yargının gizli ve yasa dışı şekilde dinlendiği iddiasıyla büyük bir tartışma başlatılmıştı.

2. Ses kaydı: Cihaner ve Ergenekon davalarının Yargıtay´da gördürülme çabaları

İkinci ses kaydında ise önümüzdeki haftalarda Yargıtay Ceza Kurulu´nda görüşülerek karar bağlanacak olan Cihaner ve Islak imza davalarının Ankara´da Yargıtay´da mı yoksa İstanbul´daki Ergenekon mahkemesinde mi görüleceği konusu işleniyor. Dosyaların Ceza Genel Kurulunca incelenmesi arefesinde sanık İlhan Cihaner´in Yargıtay üyesi Fatih Arkan tarafından Yargıtay üyeleri ile görüştürülerek kulis yapıldığı ve bunun da ötesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı İhsan Akçin ile de görüştürüldüğü belirtiliyor. Kısa süre önce medyada er alan haberlere göre de, dava sanığı Cihaner´in Yargıtay Ceza Kurulu üyeleriyle Ankara´da görüşmeler yaptığı ortaya çıkmıştı.

3. Ses kaydı: Ersan Şen ile Ersan Ülker´in dava sonucunu önceden ayarlaması

Üçüncü ses kaydındaki görüşme, Cihaner´in davasına bakan Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker ile Ergenekon davalarının muhalifi hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen arasında geçiyor. Ülker´i arayan Şen, yerel mahkemeden Yargıtay´a intikal eden bir dosya hakkında bilgi vererek dosya hakkında ağırlığını koymasını istiyor. Ayrıntılı görüşmede Ülker de, ´Bakarız Ersan, sen merak etme, şey yaparız´ diyerek açıkça ihsası reyde bulunuyor.

4. Ses kaydı: Yargıtay´ın Ergenekon hakimlerine tazminat kararındaki kirli oyunlar

Dördüncü ses kaydındaki görüşmede yer alan kişilerden birinin Danıştay 7. Daire Üyesi Eren Sonbay olduğu ileri sürülüyor, diğer kişi ise bilinmiyor. Ses kaydından Sonbay olduğu iddia edilen kişi, bir kısım arkadaşı ile birlikte beklemekte olduğu İlhan Cihaner´in tahliyesini haber alınca, sevincinden deliye dönerken, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi´nin Ergenekon hakimleri aleyhindeki tazminat kararını nasıl organize ettiklerini anlatıyor: ´Biz 10 gün önceden biliyorduk onu o gün heyetinde kararın verildiği akşamın hiiii. İkibuçuk milyara mı hükmetmişler Eren. Tabi, tabi ama o üst sınır zaten mecburen ama şimdi Yargıtay Genel Hukuk Kuruluna gidecek yani. Bakalım orada ne olacak. Hiçbir şey olmaz canım yani Kurulun yapısı gayet iyi.´ Hatırlanacağı gibi Ergenekon davasının tutuklu sanığı Mehmet Haberal´ı tahliye etmedikleri gerekçesiyle çeşitli mahkemelerdeki 9 hakime Yargıtay 4. Hukuk Dairesi skandal şekilde tazminat cezası vermişti. Bu skandalın ardından hareketlenen diğer Ergenekon ve Balyoz sanıkları da yine aynı daireye birer ikişer müracaat ederek hakim ve savcılar aleyhine tazminat davaları açtılar. Bu yolla Ergenekon ve benzeri davalara bakan hakim ve savcıların yıldırılmak istendiği açıkça görülüyor. İşte dünkü ses kaydı Yargıtay´ın verdiği bu tazminat kararının 10 gün önceden farklı hakimler tarafından bilindiği anlaşılıyor. Dördüncü ses kaydındaki Danıştay 7. Dairesi Üyesi Eren Sonbay olduğu ileri sürülen kişi, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi´nin Ergenekon hakimleri aleyhindeki tazminat kararını nasıl organize ettiklerini anlatıyor. Şahıs, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi´nin Ergenekon davasında tutukluları tahliye etmedikleri gerekçesiyle 9 hakime verilen tazminat cezasını 10 gün önceden bildiklerini söylüyor. Sonbay, yargıtayda bu kararın çıkacağından HSYK üyesi Suna Türkoğlu´nun da haberdar olduğunu söylüyor. Kararname krizinden sonra Yargıtay´a üye seçilen ve 9 hakimin tazminata mahkum edilmesi kararını veren Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Üyesi Ayşe Çevikbaş, Tartıcı´nın özellikle bu daireye görevlendirildiğini söylüyor.

(4 dosya bir yerde, 109MB)

Birinci ses kaydının dökümü

Birinci ses kaydındaki konuşmalardan, deşifre olmasına rağmen adım adım gerçekleştirilen “Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner´i kurtarma planı”ndan Sincan Hakimi Osman Kaçmaz´ın da haberdar olduğu anlaşılıyor. Konuşanların Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdür Yardımcısı Orhan Sungur, Ankara Hakimi Hayri Keskin, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz olduğu ileri sürülüyor. İşte 1´nci ses kaydının dökümü:

Orhan Sungur: Vallahi bak sen sonra böyle dinleme minleme odalarına da girdin, oraları da gördün yani...N´oluyo oralarda

Hayri Keskin: Hiç bir şey yok genel müdürüm.

Orhan Sungur: Bu hakimler yatsın kalksın sana dua etsin yani. Yedi düvele karşı tek başına savaşıyon.

X Bayan: ..arkadaşları diyormuş; vaay adama bak helal olsun tek başına savaşıyor.

Hayri Keskin: Osman Reis´in yüzünden uzaylılar Türkçe öğrenmiş. Geçen hafta düştü ya... Uzaylılar Türkçe mi konuşuyo? Konuşurken mi düştü? Şu adamdan terörist olur mu arkadaşlar? Şu surata bak, melek melek.

Orhan Sungur: Cihaner´in davası, Cihaner´in davası ertelendi mi ?

Osman Kaçmaz: Ertelendi, haftaya Cuma´ya.

Orhan Sungur: Çook güzel oluyo...

Orhan Sungur: ...kardeşim bu davada yaa.

Osman Kaçmaz: Birleştirilecek ya

Orhan Sungur: Göndermiyor ama (dosyayı)

Hayri Keskin: CD üzerinden birleştirecekler.

Osman Kaçmaz: O dosyayı da istedi. Şeyi de istedi, bunda birleştirecekler, Bunu da birleştirecekler.

Orhan Sungur: Ergenekon´un tamamını birleştirsinler.

Osman Kaçmaz: İstanbul´u birleştiriyor.

Orhan Sungur: Yok, Ergenekon´un tamamını burayla birleştirsinler. : Üst dereceli mahkeme, birleştirir her zaman ama baskı altında.

Osman Kaçmaz: Duruşmada “evet İlhan ne diyorsun” diyor. Hemen ertesi gün başkan sanığa İlhan diye hitap etti.

Orhan Sungur: Ahmet mi diyecekti?

Osman Kaçmaz: Bu sefer döndü, ne dedi biliyor musunuz başkan? Sayın İlhan Cihaner evet ne söylüyorsun. Yav, İlhan demişsen devam et İlhan demeye. Sayın İlhan daha kötü. Ne demek Sayın İlhan.

Orhan Sungur: Bak itiraz etmiyorum yani

Osman Kaçmaz: Hüseyin Boyrazoğlu çıktı duruşmaya. (Eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, 11. Ceza Dairesi Üyesi)

Hayri Keskin: Şeye?

Osman Kaçmaz: 11´in eee. : Eee, bir oyumuz garanti o zaman.

İkinci ses kaydının dökümü

İkinci ses kaydında ise önümüzdeki haftalarda Yzrgıtay Ceza kurulu´nda görüşülerek karar bağlanacak olan Cihaner ve Islak imza davalarının Ankara´da Yargıtay´da mı yoksa İstanbul´daki Ergenekon mahkemesinde mi görüleceği konusu işleniyor. Dosyaların Ceza Genel Kurulunca incelenmesi arefesinde sanık İlhan Cihaner´in Yargıtay üyesi Fatih Arkan tarafından Yargıtay üyeleri ile görüştürülerek kulis yapıldığı ve bunun da ötesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı İhsan Akçin ile de görüştürüldüğü belirtiliyor. Kısa süre önce medyada er alan haberlere göre de, dava sanığı Cihaner´in Yargıtay Ceza Kurulu üyeleriyle Ankara´da görüşmeler yaptığı ortaya çıkmıştı. İşte 2´nci ses kaydının dökümü:

Hamdi Yaver Aktan: Hata bizden kaynaklanıyor yani. Bu işi iyi götüremedik. Nasıl strateji izleyeceğimizi Sabih beyle falan.

Fatih ARKAN: Herkes adına çaba gösteren çocuk, diyetini çekiyor şimdi.

Hamdi Yaver Aktan: Evet yaa.

Fatih ARKAN: Biz bu uyarıları varsayım olarak size aktarmaya çalıştık. Size, başsavcıya, Ceza Kurul başkanına (Yargıtay Ceza Genel Kuirulu Başkanı İhsan Akçin), yani ben, eee görüştürdük hepsiyle.

Hamdi Yaver Aktan: Ya dedim. Ben dedi her şeyi göze aldım dedi. Tamam madem.

Fatih ARKAN: Çok önce başladık, geliyor belli süreç yani. Herkes tavrını alsın, herkes...

Üçüncü ses kaydının dökümü

Üçüncü ses kaydındaki görüşme, Cihaner´in davasına bakan Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker ile Ergenekon davalarının muhalifi hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen arasında geçiyor. Ülker´i arayan Şen, yerel mahkemeden Yargıtay´a intikal eden bir dosya hakkında bilgi vererek dosya hakkında ağırlığını koymasını istiyor. Ayrıntılı görüşmede Ülker de, ´Bakarız Ersan, sen merak etme, şey yaparız´ diyerek açıkça ihsası reyde bulunuyor. İşte 3´ncü ses kaydının dökümü:

Ersan Şen : Abi ben sizin, sizde olan (11. Ceza Dairesinde olan) bir dosyanın vekaletini aldım, dün itibariyle. 3 Haziran da murafaası (duruşma) var. Bir dilekçe hazırlayıp verecem.

Ersan Ülker : 3 Haziran, ne o ... dosyası mı ?

Ersan Şen : Yok hayır hayır değil. Bu 5-6 defa bozma görmüş, çokça usulden, 6. Ceza Dairesinden geçmiş gitmiş, biraz şeyi takip eden bir dosya. Yahya Murat Demirel´i takip eden bir dosya. İsim olarak hatırlarsınız, Ziraat Bankası ile Ağyar Çetinkaya. Diğer dosyayı bir miktar takip etmiş, ilginç bir dosya

Ersan Ülker : Ziraat Bankası´nın mı?

Ersan Şen : Ziraat Bankası.

Ersan Ülker : Ya o konuda bir şey var deniyor, bu hafta genel kurulda da (Ceza Genel Kurulu), güzel tartışmalar yapıldı, benden çıktı ya bu bankalara dair.

Ersan Şen : Evet.

Ersan Ülker : Tam şey yapamadım şimdi ya ama çok lehe bir durum var. Bunu siz, Bakacılar, Bankalar Birliği istiyor yani.

Ersan Şen : Abi bizim meselede şöyle. Suç tarihi 1999 gözüküyor. Ordan bu tarafa geliyor fakat çokça süreç geçirmiş, fakat işlendiği iddia olunan tarihte 4389 yürürlükte değil. İki husus yürürlükte.

Ersan Ülker : İşte aynı durum canım.

Ersan Şen : Bir şekli, nüans farkı, tek bir nüans farkı var Yahya Murat Demirel ile

Ersan Ülker : Şey çıktı bak, onu al sen yalnız, bu genel kurul kararı tam senin dosyanı ilgilendiren konu, onu alda

Ersan Şen : Ne zaman çıktı abi.

Ersan Ülker : İşte bu şeyde çıktı daha

Ersan Şen : Bizdeki sorun tabii biraz tarihler itibariyle

Ersan Ülker : Biz onlara bakarız ya artık o konuda bir netlik...

Ersan Şen : Ben dilekçe verecem, ben dilekçe verecem.

Ersan Ülker : Sen ver de onu...

Ersan Şen : Yani, Sizin yakaladığınız o ince noktayı yerel mahkeme yakalayamamış.

Ersan Ülker : Onu inceleriz. Daha gelecek herhalde değil mi ?

Ersan Şen : Geldi geldi. Sayın başkanım, sizin yakaladığınız ince noktayı yerel mahkeme görememiş.

Ersan Ülker : Ona bakacağız tabii.

Ersan Şen : Bir o bir de ikincisi şu; bilirkişi heyeti kurman gerekiyor, bu teknik bir mesele. Bunda da yine onu yapmamış. Siz gönderdiğiniz için bozmayla...

Ersan Ülker : Bakarız. Sen dilekçeni yaz da şimdi ver.

Ersan Şen : Ben kendim bizzat takip edeceğim.

Ersan Ülker : ????

Ersan Şen : Çok uzun tutmayayım değil mi ? Kaç sayfa, iki sayfa.

Ersan Ülker : Yok ya, okunacak tarzda, bizim hani o şeyimizden de referans yaparak, hangi konuların araştırılması gerektiğini

Ersan Şen : O Ceza Genel Kurulu kararının beni ilgilendiren bir tarafı var mı ?

Ersan Ülker : Eee, onu al yani. Eee çok ilgilendiriyor. Onu al yani, sizi, bankacıları çok ilgilendiriyor. Bilmiyorum yine bunlar için gene şeye, meclise sunulan bir şey vardı.

Ersan Şen : Hiç haberim yok ondan hah haa haa.

Ersan Ülker : Çıkar çıkmaz bilmiyorum yani. Belkide şey yaa.. onu takip edeceksin.

Ersan Şen : Ben nasıl dilekçe yazayım abi. Benim üç tane meselem var. Bir tanesi bu tarih, ikincisi bilirkişi incelemesi üçüncüsü de özgür suç bu. Yani özgür suç olması itibariyle 40/2 uygulanır diyorum. Yani

Ersan Ülker : Ya sen şeyine göre yaz, biz onu zaten şeyin, eee merak etme yani Önceki bir bozmamız varsa, onları mutlaka biz şey yaparız.

Ersan Şen : Peki şu, şu var mı abi sizde. bütün banka dosyalarında bilirkişi incelemesi istiyor musunuz.

Ersan Ülker : Bilirkişi incelemesi tabi şunun için istenir. Mesela kredi tahsis edildiği tarihte nedir, teminat nedir, şey nedir, karşılıyor mu krediyi. E bunları tabi bilirkişi ...

Ersan Şen : Bu yok mesela bizim dosyada.

Ersan Ülker : Onlar, onları tabiî isteyeceğiz yani şey olursa. Ona bakarız Ersan, sen merak etme, şey yaparız

Ersan Şen : Bir emrin, isteğin var mı?

Ersan Ülker : Sağol canım.

Dördüncü ses kaydının dökümü

Dördüncü ses kaydındaki görüşmede yer alan kişilerden birinin Danıştay 7. Daire Üyesi Eren Sonbay olduğu ileri sürülüyor, diğer kişi ise bilinmiyor. Ses kaydından Sonbay olduğu iddia edilen kişi, bir kısım arkadaşı ile birlikte beklemekte olduğu İlhan Cihaner´in tahliyesini haber alınca, sevincinden deliye dönerken, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi´nin Ergenekon hakimleri aleyhindeki tazminat kararını nasıl organize ettiklerini anlatıyor. İşte 4´ncü ses kaydının dökümü:

Eren Sonbay : - Efendim Leyla´cığım, noldu duruşma, birleşti mi, - vayyy (Gülüyor), ayyy çok teşekkür ediyorum, hııı, ayyy çok sevindim Leyla ayyy bugün o kadar istedim ki orada olmak ama işte biliyorsun koşulları, çok öptüm çok çok çok çok hadi hoşça kal, - İlhan Cihaner tahliye, tahliye oldu çocuklar

X : Yaa

Eren Sonbay : Ayyy evet, çok sevindim süper benim orda olmam gerekirdi, vallahi

X : Dosyası bulundu herhalde

Eren Sonbay: Yok dosyayı bulmadılar, yok canım Yargıtay kararı ama Ayşe´lerin kararı nasıl (YARGITAY 4. H.D. ´nin Ergenekon Davalarına bakan hakimler aleyhine tazminata hükmettiği karara ilişkin olarak konuşuyorlar. HSYK, burada da bir ayak oyunu yapmış.)

X : Hı hı

Eren Sonbay : Biz 10 gün önceden biliyorduk onu o gün heyetinde kararın verildiği akşamın hiiii

X : İkibuçuk milyara mı hükmetmişler Eren

Eren Sonbay : Tabi, tabi ama o üst sınır zaten mecburen ama şimdi Yargıtay Genel Hukuk Kuruluna gidecek yani

X : Bakalım orada ne olacak

Eren Sonbay: Hiçbir şey olmaz canım yani Kurulun yapısı gayet iyi bi de bir karar yazmışlar daha şimdi gerekçesiz karar gönderildi hemen duruşmadan sonra

X : Anladım

Eren Sonbay : 4 kişi oturdular bir karar metni bir karar kararın bak bir metni gelecek görürsün yani

X : Gelince bir bana ver şeyi bi bakayım

Eren Sonbay : Tabi, tabi

X : Ya ben de olsam yazarım AİHM kararları önlerinde çünkü çok zorlanacak bir şey yok

Eren Sonbay : Hüseyin´in eşi de süper (Emekli Danıştay kıdemli tetkik hakimi Hüseyin Çevikbaş´ın karısı olan ve HSYK´nın son seçiminde üye seçilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Üyesi Ayşe Çevikbaş Tartıcı)

X : Kimin

Eren Sonbay : Hüseyin´in eşi, Yargıtay 4 de, özellikle de zaten diyor Suna (HSYK Üyesi Suna Türkoğlu)

X : Hangi Hüseyin´in!

XX : Hüseyin Çevikbaş vardı ya

Eren Sonbay : Ayşe var ya

XX : Onun eşi Ayşe

X : Ayşe

XX : Yargıtay Üyesi oldu 4.Huku´kta

X : Onu tanıyorum

Eren Sonbay : 4.Hukuk´ta, Suna´ya (HSYK üyesi Suna Türkoğlu) dedim ki Suna dedim geçen bir hafta önce Suna dedim yani bunu sizin bilmeniz gerekiyor yani ben bunu paylaşma izni aldım dedim yani böyle böyle dedim de biz onu Yargıtay 4. Hukuk´a onu ve dedi şeyi özellikle verildi dedi, yani onu

X : Suna´da şişirmesin o şeyi o adamlar

Eren Sonbay : Suna´dan değil, Kadir Abi verdi.

X : Hayır şeyi söylüyorum hiç kendi Suna ve şimdi ağlamasınlar onları oraya ben tayin etmedim özel yetkili olarak (Ergenekon savcılarını kastediyor) ve ilk günden itibaren belliydi Adalet Bakanlığı´na 5 kişi direnemiyorsa yuh olsun onlara

Eren Sonbay : Tabi, tabi onlar farklı şeyler

X : Yuh olsun

Eren Sonbay : Tabiki, tabiki

X : Özel yetkiliyi ben atamadım, yani bu bilinen bir şeydi

Eren Sonbay : Ama haklarını vermek gerekir. ( Habervaktim)

Cihaner, Ceza kurulu üyeleriyle görüştürülmüştü

Erzincan Ergenekon sanığı Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner´in, Yargıtay 11.Ceza Dairesi tarafından tahliye edildikten bir ay sonra, Yargıtay üyeleriyle üstelik de Yargıtay binasında bir toplantı yaptığı ortaya çıkmıştı. Cihaner´le toplantı yapan Yargıtay üyelerinin tamamının Cihaner´in davasının gitmesi muhtemel Yargıtay Ceza Genel Kurulu üyesi olmaları dikkat çekmişti. Cihaner, günlerce internette ve medyada tahliye planı deşifre edilmesine rağmen tahliye edildikten yaklaşık bir ay sonra YARSAV Yönetiminde yer alan 14. Hukuk Dairesi Tetkik Hakimi Leyla Köksal ile birlikte Yargıtay 8. Ceza Dairesi´ni ziyaret etmişti.

İhsas-ı reyde bulundular

15 Temmuz günü saat 16.00 sularında gerçekleşen ziyaret sırasında Yargıtay 8.Ceza Dairesi müzakere salonunda bu dairenin üyeleriyle bir toplantı yapıldığı ileri sürülmüş, bu toplantıya, 8. Daire üyeleri Hamdi Yaver Aktan, Haydar Metiner, Nuray Duranoğlu, Ali Cengiz Özbek ve Necla Üçkardeşler´in katıldığı öne sürülmüştü. Toplantıda nelerin konuşulduğu ise merak ediliyor. Cihaner´in aynı gün, Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi Salih Zeki İskender ile de bir araya geldiği ifade edildi. Toplantıya katılan Yargıtay 8.Ceza Dairesi üyeleri aynı zamanda dava sürecindeki nihai kararı verecek olan Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun da üyesi konumunda. Bu üyelerin sanık İlhan Cihaner´le toplantı yaparak, ihsası reyde bulundukları konuşuluyor.

Aktan hep başrolde

İlhan Cihaner´in yargılaması sırasında, internet sitesine düşen ses kayıtlarında Hamdi Yaver Aktan başrolde olmuştu. Aktan, İlhan Cihaner dosyasının fotokopi belgeler üzerinden Yargıtay 11. Ceza Dairesi´ndeki dava ile birleştirilmesi için 11. Ceza Başkanı Ersan Ülker´le görüştüğünü ve Cihaner davasını Ankara´ya alıp üzerini örtmesi karşılığında Yargıtay Başkanlığı teklif ettiğini söylemişti.

Erzincan Ergenekon davasına kim bakacak: Ankara mı İstanbul mu?

Yargıtay Ceza Kurulu´nun vereceği karar çok kritik

Ümraniye´de, Zir vadisinde, Poyrazköy´de, Amirallere suikast soruşturmasında ve diğer tüm Ergenekon soruşturmalarında hep aynı iddialar ileri sürüldü: Mühimmatları polis yerleştirdi, Ergenekon olayı bir polis komplosudur, fethullah cemaatinin işidir... Ergenekon´un Erzincan ayağı soruşturmasını da etkilemek için benzer şekilde olayın polis komplosu olduğu, gölete mühimmatın polis tarafından yerleştirildiği iddia edilmişti. Albay Dursun Çiçek´in ıslak imzalı Kontrgerilla belgesinde de açıkça belirtildiği gibi Fethullah ve İsmailağa cemaatlerini tehlikeli teröristler olarak göstermek ve bu cemaatler üzerinden hükümeti devirebilmek için Ergenekon soruşturmasından birkaç ay sonra Erzincan´da Başsavcı İlhan Cihaner tarafından başlatılan ve iki yıl Adalet Bakanlığı´ndan bile gizli yürütülen Erzincan cemaatler soruşturmasını güçlendirmek için Erzincan´da gölete bomba ve diğer mühimmatlar bırakıldı. Suların çekilmesiyle açığa çıkan göletteki mühimmatların aramasını polis nezaretinde başlatan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı´nın soruşturması, Kontrgerilla´nın ıslak imzalı en büyük provokasyonlarından birini suç üstü yakalamış oldu. Gölde silahlarla birlikte bulunan sim kartın izinin sürülmesiyle bazı MİT görevlilerinin de olaya karıştığı anlaşıldı. 17 sanıklı Erzincan-Ergenekon davası, Kontrgerilla´nın yüksek yargıdaki uzantılarınca skandal şekilde fotokopi olarak Yargıtay´a alınarak kurtarılmaya çalışıldı. Tutuklu sanıklar ilk duruşmada tahliye edildi. Kontrgerilla´nın 2´nci Şemdinli operasyonu yine başarıya ulaşacak denilirken, ıslak imzalı belge konulu Ergenekon davasına bakan İstanbul´daki 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin Erzincan dava dosya aslının Erzurum mahkemesince kendilerine gönderilmesi üzerine devreye girmesiyle, davanın İstanbul´daki mahkemeye gitme olasılığı ortaya çıktı. Yıl sonuna kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulu´nun davaya İstanbul´un mu yoksa Ankara Yargıtay´ın mı bakacağına karar vermesi bekleniyor. Ancak hukukçular davaya İstanbul´un bakacağına eminler. Çünkü yargıtayın sadece görev suçuyla ilgili davalara bakması mümkün. Ceza Kurulu´nun vereceği kararla Kontrgerilla´nın yargıdaki varlığı bir anlamda tescillenmiş olacak.

(4 dosya bir yerde, 109MB)

Abdullah Harun

(27 Eylül 2010, 13:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kayıtlarını dinlemek isterseniz tıklayın

Ses kaydını indirmek için tıklayın

Ses kayıtlarını dinlemek için tıklayın

Cihaner´i Yargıtay´da kurtarma planı manşetlerimiz

Flaş!!! Islak İmza ve Cihaner birleşti

Ergenekon hakimlerinin Yargıtay´ın tazminat cezalarıyla yıldırılma çabası

TİB baskınlarıyla gizli Ergenekon dinlemelerinin ele geçirilme çabası

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

İŞTE ADIM ADIM ERZİNCAN´DAKİ ISLAK KOMPLO

Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarmanın ´ıslak imza´ operasyonları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2296    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 87)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
8.795.818