YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
28 Temmuz 2014, Pazartesi
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "encümen daniş" için arama sonuçları    (Toplam 35 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Tanık binbaşıdan şok iddialar

Ergenekon davasına 262. duruşma ile devam ediliyor. Duruşmada, 1999 yılında ´Adnan Hocacılar´ grubu operasyonu olarak bilinen Bilim Araştırma Vakfı´na yapılan operasyonda gözaltına alınan Emre Çalıkoğlu tanık olarak dinlenildi. Çalıoğlu, Ergenekon sanıklarından espi polis şefi Adil Serdar Saçan hakkında bildiklerini anlattı. Duruşmada tanık olarak dinlenen emekli Binbaşı Zahit Engin ise çok çarpıcı bilgiler verdi, Ergenekon örgütünün varlığını doğruladı.

16.11.2012 12:47 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 65´i tutuklu 274 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 262. duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan küçük salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay Özkan ve Alparslan Arslan´ın da aralarında bulunduğu 31 tutuklu sanık katıldı. Duruşmaya, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile men cezası verilen emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 34 tutuklu sanık gelmedi.

TANIK EMRE ÇALIKOĞLU´NUN İFADESİ

Duruşmada, 1999 yılında ´Adnan Hocacılar´ grubu operasyonu olarak bilinen Bilim Araştırma Vakfı´na yapılan operasyonda gözaltına alınan Emre Çalıkoğlu tanık olarak dinlenildi.

Çalıkoğlu, 12 Kasım 1999 yılında İstanbul Organize Suçlar Şubesi´nce gözaltına alınarak 6 gün işkence gördüğünü belirterek, dönemin şube müdürü olan davanın tutuksuz sanıklarından Adil Serdar Saçan ile gözaltında tutulduğu dönemde diyalogları olduğunu ifade etti.

Çalıkoğlu, ´Kendisini derin devlet diye adlandırdı. Bundan gurur duyduğunu söylediğine, bizzat şahit oldum. ´Ergenekon´ soruşturmasından sonra Saçan´ın sözünü ettiği derin devletin ´Ergenekon´ yapılanması olduğunu anladım. Bunun üzerine ´Ergenekon´ soruşturmasını yürüten savcılığa dilekçe verdim´ dedi.

Askerlik görevini yaptığı bir dönemde gözaltına alındığını belirten Çalıkoğlu, ´Ağır işkencenin ardından 4-5 gün sonra Saçan beni odasına aldırdı. İyi polis şeklinde konuşma yaptı. Asker olduğumu söyledim. Bana alaycı bir şekilde, ´seni askere aldırdım´ dedi. Telefonda sürekli ´komutanım´ diye, itaatkar şekilde hitap ediyordu´ diye konuştu.

Gözleri ve elleri bağlı şekilde nezarethanenin girişinde bulunan taşın üzerine oturtulduklarını, işkencelerin gece saat 01.00´dan sonra yapıldığını ifade eden Çalıkoğlu, daha sonra basından Ahmet İhtiyaroğlu olduğunu anladığı kişinin işkenceden sorumlu olup, kendilerine işkence yaptığını iddia etti.

-İşkence davası-

Saçan hakkında 2003 yılında işkence suçundan dolayı şikayetleri üzerine dava açıldığını dile getiren Çalıkoğlu, dava sonucunda işkence gördüklerine karar verildiğini ancak, suçun faillerinin tespit edilemediği için Saçan´ın beraat ettiğini kaydetti.

Çalıkoğlu, Saçan´ın kendiyle birlikte gözaltına alınan bazı kişilere de ´derin devlet sizin faaliyetlerinizden memnun değil, esas devlet biziz´ şeklinde tehditvari bir şekilde konuşmalar yaptığını duyduğunu anlattı.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in sorusu üzerine 2003 yılındaki işkence davasında neden derin devletten söz etmediğini, ´O zaman ´Ergenekon´ yoktu. O dava işkence davasıydı´ şeklinde açıklayan Çalıkoğlu, 1999 yılındaki gözaltı sürecinde ifadelerini daha imzalamadan Doğan Medya Grubu´nda haber olduğunu söyledi.

Dava sanıklarından Tuncay Özkan´ın o dönem Doğan Medya Grubu´nda çalıştığını, bu haberlerin sorumlusunun Özkan olduğunu söyleyen Çalıkoğlu, kendileri hakkında yapılan haberler nedeniyle Saçan ve Özkan´ın bağlantısı olduğunu düşündüğünü kaydetti.

Tuncay Özkan da, büyük bir grup olan Doğan Medya´nın her biriminin ayrı ayrı sorumluluğu olduğunu, kendisinin o dönemde bütün gruptan sorumlu bir pozisyonda bulunmadığını belirterek, Çalıkoğlu´na ´Sizinle ilgili benim imzamın olduğu bir haber var mı. Bana haberden dolayı dava açtınız mı?´ diye sordu.

Çalıkoğlu da, Özkan´ın kendisiyle ilgili imzalı bir haberi olmadığını, Özkan´a haberlerden dolayı dava açmadığını ifade ederek, ´İmzanız gerekiyor mu? Sizin sorumlu olduğunuz kurumda yayınlandı. Bütün Doğan Grubu´nda bunu gerçekleştirdiniz´ dedi.

Özkan´ın ´Hangi gazetede sizinle ilgili haber yaptım´ sözleri üzerine Çalıkoğlu, ´Siz Saçan´dan elde ettiğiniz bizimle ilgili sahte bilgileri bütün kanallara servis ettiniz´ diye konuştu.

Özkan´ın ´Benim servis ettiğimi nereden biliyorsunuz´ sözleri üzerine de Çalıkoğlu, ´Ben öyle olduğunu düşünüyorum´ şeklinde konuştu.

Özkan da, hayatı boyunca iddianamesi hazırlanmamış davalarla ilgili haber yapmadığını belirtti. Duruşmaya ara verildi.

TANI ZAHİT ENGİN´İN İFADESİ

Verilen aranın ardından diğer bir tanık olarak emekli Binbaşı Zahit Engin´in dinlenmesine geçildi. 2002´de Jandarma´dan Binbaşı rütbesi ile emekli olduğunu söyleyen Engin, 1999 yılında Ankara´da içkili bir yemekteki sohbet ortamında Ergenekon´u duydum. Sivillerin bulunduğu bir masaydı, kimin söylediğini hatırlamıyorum. İçki masasında konuşulanların üzerinde durmadım. İçki masasında konuşulanları ciddiye bile almadım dedi. Danıştay Saldırısı´nın arkasında Ergenekon yapılanmasının olduğunu iddia eden tanık Engin, saldırıdan sonra gazeteci Uğur Dündar´ın kendisini arayarak televizyon programına çıkarmak için ikna etmeye çalıştığını söyledi. Dündar´ın program teklifini kabul etmediğini belirten Engin, Dündar´a ´Vatan - milleti düşünüyorsan Ergenekon´u araştır´ dedim. Telefonda 45 dakika konuştuk dedi.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in, Bu iddianızı neye dayanarak söylüyorsunuz, iddianızı somutlaştırır mısınız? diye sorması üzerine tanık Engin şunları söyledi: Danıştay saldırısıyla ilgili çok haber okudum ve araştırdım. Sordum sorguladım. Çok büyük bir iddia sahibi de değilim. Cemaatlerin böyle bir eyleme giremeyeceğini, bu işin arkasında Ergenekon yapılanmasının olacağını düşündüm. Uğur Dündar beni aradı, Ben de ´Siz Ergenekon´u araştırın´ dedim. Bunlar benim değerlendirmelerimdir. Değerlendirmelerim içimdeki bir histir.

-Tanığa ölüm tehditleri-

Tehdit edildiğini belirten Engin, Ankara´dan Bahçelievler´e giderken devre arkadaşım Zeki Ayan ile telefonla görüştük. 100-200 metre sonra arabayla karşıma çıktı. ´Silahsız dolaşıyorsun sana bir şey olursa üzülürüm´ dedi. Ben de bu tehdidi gönderenlere söyle ´ölürsem bir şey yok ama, ben ölmeyip eşim ve çocuğum ölürse genel komutanı, kurmay başkanını alnının ortasından vurmazsam şerefsizim´ dedim. Başka bir arkadaşım da vuracaklar seni, Cem Ersever´in başına gelenleri düşünmüyor musun?´ dedi diye konuştu. Kimin tehdit etiğine ilişkin soru üzerine Engin, O zaman kimdi bilmiyorum. Ya Levent Ersöz, ya da Halil Helvacıoğlu diye cevap verdi.

-Tanık Binbaşı: Ergenekon´un beyni Encümen-i Daniş-

Tanık Zahit Engin, Ergenekon duruyor dimdik değil ama korktu, belki de sindi. Bir sürü insanı Ergenekon diye topladılar. Ama bir Encümen-i Daniş üyesini getiremediler. Emniyette ifade verirken, ´savcı Zekeriya Öz çağırsın, ben yol göstereyim´ dedim. Acaba maksat ´Ergenekon´u bitirmek mi, tamamen sindirmek mi? Belki ben yüzde 5, yüzde 10´u biliyorum. O da gördüklerim, duyduklarım falan. 30 sene sonrada ben aynı bildiklerimi anlatırım. Ama ´Ergenekon´ yolundan çıktı. Kurunun yanında yaşı da yakmaya başladı. Türkiye´de bir koro vardı. Bir olay olduğunda koro aynı gün, aynı şeyleri söylemeye başlıyordu. Bunun içinde emekli subaylar, generaller var. Her emekli olan genelkurmay başkanı yok. Hilmi Özkök yok. Ama daha az rütbeliler içinde bulunuyor. İlk zamanlar Başbakan Erdoğan´a da toplantı tutanaklarını göndermişler. O da ´dağıtın bunları´ demiş. Bunlar kendilerine bir rol biçtiler. Toplantılarına devam ettiler. Devletin gerçek sahibi ya bunlar. ´Ergenekon´un beyni Encümen-i Daniş´ dedim. Encümeni Daniş ´Türkiye nasıl yönetilir´ diye toplantılar yapıyordu. Ergenekon operasyonlarından sonra Encümen-i Daniş daha az toplantı yapmaya başladılar. Bir sürü günahsız adam burada yatıyor. Rahip Santoro cinayetiyle başlayan ve devam eden olayların arkasında Ergenekon´un olduğunu düşünüyorum dedi.

-Hablemitoğlu cinayeti-

Necip Hablemitoğlu suikastının da tarikatlar, cemaatler tarafından işlenmediğini düşündüğünü söyleyen Engin, cinayetin ardından asker tarafından çok detaylı kriminal inceleme yapıldığını söyleyerek şunları anlattı: Harekete dayalı saat ayarlı bombaydı. Çift düzenekli bombayı ilk defa orada duydum. Yakalanan adamların yapacağı bir iş değildi. 1 hafta İran´da bomba eğitimi gördük diyorlardı.

-33 er olayı-

Bingöl´de 1993´te 33 askerin şehit edilmesinden sorumlu tutulduğunu söyleyen tanık Zahit Engin, ´Gaffar Okkan cinayetini de Zahit Engin işledi´ diyorlar. Bu iddialar yüzünden yarın öbür gün torunlarım benden nefret edecek. Ben 2 kez kurşun yemiş ölümden dönmüş insanım. 6-7 Kasım tarihlerinde mahkemenizde tanık olarak dinlenen PKK´nın eski yöneticilerinden Şemdin Sakık, 33 erin şehit edilmesi olayını ben yapmadım diyor. Genelkurmay´ın bir arşivi olsa da telsiz konuşmalarını ortaya çıkardı. Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan telsiz konuşmasında Şemdin Sakık´a teşekkür etti. Abdullah ´Öcalan ben yapmadım´ diyor diye konuştu.

-Balyoz davası-

Engin, Balyoz Davası´nda bazı listelerde adı olduğu için cezaevinde yatan askerler var. Vicdanım bunlara sızlıyor. Beni suçlayanlara değil. Ben kimseye iftira atmadım. ´Ergenekon´ Türkiye gündeminde değilken bile, ben konuşuyordum dedi. (DHA)

İtirafçı Abdülkadir Aygan´ın ifadesinde geçen ´JİTEMCİ Zahit´in kendisi olduğunu belirten Engin, Aygan´ın kendisi hakkında bazı beyanları olduğunu söyledi.

Engin, 1999´da Ulucanlar Cezaevi´ne yapılan operasyon sırasında Ankara İl Jandarma Asayiş Şube Müdürlüğü yaptığını belirterek, operasyon sırasında kendisinin de başından yaralandığını kaydetti. Bu operasyonun ardından haklarında dava açıldığını ifade eden Engin, dosyanın Yargıtay aşamasında olduğunu dile getirdi.

Engin, Şemdin Sakık´ı da Irak´tan getirildiğinde Diyarbakır Havaalanı´nda kendi ekibinin teslim aldığını ifade ederek, ´Sakık´ı uyku tulumlarının içinde aldık. Getirildiğinde hala uyuyordu. Irak´tan Özel Kuvvetler timi almış. Sakık´ı Diyarbakır İl Jandarma´ya götürdük. Ben sorgusuna girmedim´ dedi.

TUTUKLULUKLARA DEVAM

Zahit Engin´in tanık olarak dinlenilmesinin tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti tarafından alınan ara kararlar açıklandı. Buna göre, duruşmayı 19 Kasım Pazartesi gününe erteleyen mahkeme, o gün yapılacak celsede Abdullah Öcalan´ın eski avukatlarından İrfan Dündar´ın tanık olarak dinlenileceğini kaydetti. Mahkeme, aralarında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal´ın da bulunduğu 65 tutuklu sanığın bu hallerinin devamına karar verdi.

ORG. TAŞDELER HAKKINDA 2. YAKALAMA KARARI

17.11.2012 15:54 İnternet Andıcı davası sanığı Orgeneral Nusret Taşdeler hakkında ikinci kez yakalama kararı çıkarıldı. Yüksek Askeri Şura üyesi olarak görev yapan Taşdeler hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınan yakalama kararı dün Ankara Merkez Komutanlığı´na iletildi. İlgili kuruma gönderilen kararda, Orgeneral Taşdeler´in yakalanarak 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne teslim edilmesi istendi. Öte yandan aynı karar Emniyet Genel Müdürlüğü´ne de iletildi. Söz konusu şahsın yakalanması durumunda Merkez Komutanlığı´na teslim edilmesi talep edildi. İddialara göre polis, askerle karşı karşıya gelmemek için Taşdeler´in yakalanmasında geri planda duracak. Daha önce de hakkında çıkarılan yakalama kararı üzerine Taşdeler, rahatsız olduğunu savunmuştu. Emekli general GATA´da tedavi altına alınmıştı. (Zaman)

(16 Kasım 2012), son güncel.: (17 Kasım 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4943    yazdır/print


 

Özkök: Balyoz amacını aştı

Ergenekon davasına 214. duruşma ile devam ediliyor. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, dün başladığı tanık ifadesine bugün de devam ediyor. İlk gelen bilgilere göre Özkök bugünkü ifadesinde şunları söyledi: ´Balyoz seminerinde amacının dışına çıkıldı uyardım.. Muhtıra sözünü Aytaç Yalman dile getirdi..´

03.08.2012 10:23 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 65´i tutuklu 273 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 214´üncü duruşması başladı.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, emekli orgeneraller İlker Başbuğ ve Hurşit Tolon, Mustafa Balbay, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ve gazeteci Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu 45 tutuklu sanık katıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal, emekli tuğgeneraller Levent Ersöz ile Veli Küçük ve Sedat Peker´in de aralarında bulunduğu 20 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada, bu davada tutuksuz yargılanan ´Odatv´ davasının tutuklu sanığı Yalçın Küçük ile diğer tutuksuz sanıklar Nusret Senem, Fatma Sibel Gürcihan ve Güler Kömürcü Öztürk de hazır bulundu.

Duruşma başlamadan önce salona gelen İlker Başbuğ, izleyiciler tarafından alkışlandı. Başbuğ bir süre sonra izleyicilerin bulunduğu bölüme gelerek, buradakileri selamladı. Bu sırada da izleyicilerin Başbuğ´u alkışladıkları görüldü.

TANIK HİLMİ ÖZKÖK´ÜN İFADESİ

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, tanıklardan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök´ün hazır olduğunu belirtti. Salona alınan Özkök, kürsüye gelerek sandalyeye oturdu. Duruşma, sanık avukatlarının Özkök´e sorularını yöneltmesiyle devam ediyor.

-Muhtıra sözünü Yalman söyledi-

Ergenekon Davası´nda tanık olarak ifade vermeye başlayan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, tutuklu sanık Dursun Çiçek´in avukatı olan kızı İrem Çiçek´in dünkü anlatımlarında yer alan ´muhtıra´ sözünün hatırlatılması üzerine Ben darbe girişimi vardır demedim. Gazetelere göre hüküm verilecek değildir. O söz Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman tarafından söylendi. Muhtemel harekat tarzı olarak ifade ettiğini de dün burada söyledim dedi.

-Andıç siteleri-

Avukat Çiçek, Genelkurmay bünyesinde yayın yapan internet sitelerinin 24 Mart 1999´da yayına başladığını hatırlatarak, Bu sitelerde hükümete karşı yayın yapıldığından bilginiz var mı? sorusunu yöneltti. Özkök de Ben o zaman 1. Ordu Komutanıydım. Suç unsuru olduğu iddia edilen sitelerin 2006´dan sonra yayın yaptığı ifade edilmektedir. Benim karargahtaki direktifim ´bu sitelerde siyasi işlerle uğraşılması yasaktır. dönemimde suç unsuru hiç bir şey yayınlanmadı dedi

-Balyoz amacını aştı-

Avukatların Balyoz Planı´yla ilgili soruları üzerine de Özkök, Balyoz Hareket Planı semineri, rutin bir seminerdi. Ancak planla ilgili olarak amacın dışına çıkan, siyasileri de hedefleyen sözler ve ifadeler nedeniyle o dönem uyarıda bulundum yanıtını verdi.

Özkök, tutuklu sanıklardan Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu´nun avukatı Burak Candan´ın, 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı´nda yapıldığı belirtilen ´Balyoz Plan Semineri´ni hatırlatarak, ´Darbenin Aytaç Yalman tarafından önlendiği söyleniyor. Bu konuda bilginiz nedir?´ şeklindeki sorusu üzerine, sorunun görülen davayla ilgisini kuramadığını söyledi.

Candan´ın, müvekkilinin ´Balyoz Planı´ iddiasına ilişkin de yargılandığı anımsatarak, soruyu tekrarlaması üzerine Özkök, şunları söyledi:

´Silahlı kuvvetlerde çeşitli durumlara ilişkin Milli Güvenlik Kurulu´nda kararlaştırılan ve hükümet tarafından onaylanan milli strateji belgesinde, harp oyunları, plan seminerleri ve plan tatbikatları vardır. Genelkurmay, her 2 yılda, 1. Ordu, 2. Ordu, 3. Ordu´ya hangi planların oynanacağını, seminerlerin yapılacağını, ne şekilde oynanacağını ve tarihleri bildirir. Bu, benden önce rutin olarak yayımlanmıştır. Uygulanması gerekir. Ben yoğunluğumdan katılamadım. Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılmasını emrettim. Bu seminer icra edilmiş, fakat en tehlikeli senaryo amacını biraz aşkın şekilde oynanmış. Siyasi kişiler ve siyasi olaylar, gerçekmiş gibi oynanmış. Ben de Kara Kuvvetleri Komutanı´na incelettim.´

Özkök, bir soru üzerine, Jandarma Genel Komutanlığı dinlenme tesislerinde rektörlerle yapılan toplantıda ne konuşulduğu konusunda bilgisi olmadığını söyledi.

-´ABD´lilerin telkini oldu mu?´-

Davanın tutuklu sanıklarından İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in avukatı Osman Aydın Şahin, 17 Ocak 2004´de Star Gazetesi´nde Recep Tayyip Erdoğan´ın dönemin ABD Savunma Bakanı Paul Wolfowitz´e yönelik bir mektubunun haber yapıldığını hatırlatarak, “Burada Hilmi Özkök ile mahrem bir görüşme yapmak istediği belirtiliyor. Recep Tayyip Erdoğan´la hiçbir yetkisi olmadığı halde bir görüşmeniz oldu. Bu görüşmeyi yapmanız için ABD´li bir yetkilinin telkini oldu mu?” diye sordu.

Özkök´de bu soruyu “Hayır” diye yanıtladı.

Avukat Şahin´in, “ABD´ye gittiniz. Heyetten ayrı bir çalışma içerisinde olduğunuz yazıldı. Bu süreçte bu görüşme ile ilgili bir hazırlık çalışması aşaması yaşandı mı?” sorusuna da Özkök, “Hayır” diye yanıt verdi. Özkök ayrıca ´ABD, Irak tezkeresi için bizden siyasi baskı istedi, yapmadık´ ifadelerini de kullandı.

Tutuklu sanıklardan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu´nun avukatı Hayati Hilmioğlu´nun Jandarma Genel Komutanlığı´nda rektörlerle yapılan toplantılara ilişkin soruları üzerine Özkök, söz konusu toplantıda ne konuşulduğunu bilmediğini kaydetti.

Emekli Albay Dursun Çiçek´in avukatı İrem Çiçek´in, dünkü beyanlarından sonra ´Özkök, darbe girişimi var dedi´ şeklinde haberler yayımlandığını belirterek, konuya açıklık getirmesini istediği Özkök, ´Dünkü beyanlarımın hepsi kayda geçmiştir. Benim böyle bir beyanım olmadı. Gazetelere göre hüküm vermeyeceğiz´ diye konuştu.

Çiçek´in soruları üzerine, Dursun Çiçek´in kendisinin görev yaptığı dönemde de Bilgi Destek Dairesi´nde görevli olduğunu düşündüğünü ifade eden Özkök, Çiçek´i şahsen tanımadığını söyledi. İrem Çiçek´in ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nı inceleterek, bu belgeden daha önce bilgisi olup olmadığını sorduğu Özkök, söz konusu belgeyi haber yapılmadan önce bilmediğini, basına yansıdığı kadar bilgisi olduğunu kaydetti. Çiçek´in plan belgelerinde olması gereken unsurları sayarak, bu unsurların dava konusu belgede bulunup bulunmadığını sorması üzerine Özkök, ´Bu belgelerde, avukatın söylediği unsurlar genellikle vardır. Bu belgede bu unsurlar görünmüyor´ dedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, avukat İrem Çiçek´in ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´na ilişkin sorularının bazılarını ´yorum sorusu´ olduğu gerekçesiyle engelledi. Bunun üzerine Özese ile Çiçek arasında sözlü tartışma çıktı. Bunun üzerine Özese, Çiçek´in mikrofonunu kapattı. Özese, duruma tepki göstermesi nedeniyle salondan çıkarılmasını istediği Dursun Çiçek ise kendisinin zaten salondan çıktığını belirterek, yüksek sesle ´Kağıt parçası yüzünden 3,5 yıldır tutukluyum burada´ dedi.

Tutuklu sanıklardan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu´nun avukatı Hayati Hilmioğlu´nun Jandarma Genel Komutanlığı´nda rektörlerle yapılan toplantılara ilişkin soruları üzerine Özkök, söz konusu toplantıda ne konuşulduğunu bilmediğini kaydetti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada tanık olarak dinlenilen Özkök, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu´nun sorularını cevapladı. Haşıloğlu´nun ´Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan ´Genç subaylar rahatsız´ başlıklı haberle ilgili ´Demokrat olmam suç mu? Lanetliyorum´ şeklinde beyanlarınız var. Ne sebeple kullandınız. Biraz daha açar mısınız?´ sorusuna Özkök, şu cevabı verdi: ´Demokrat olmam konusu; hükümete bağlı olmam şeklinde algılandı. Bu hep tenkit edildi. Tabii ki bir Genelkurmay Başkanı hükümete bağlıdır, ancak farklı yansıtıldı. O dönem Başbakan´a genç subayların rahatsız olduğunu söylediğim iddia edildi. Ben böyle bir şey demedim. Hepimiz tedirgindik. Basın toplantısı yaptım. ´Darbeyi tasvip etmiyorum. Lafı dahi olamaz´ dedim.´

Haşıloğlu´nun, ´Sizde ´Genç subaylar rahatsız´ manşeti neden bu kadar infial uyandırdı? Tedirginliğiniz neydi?´ sorusu üzerine Özkök, ´Silahlı kuvvetler üzerinde yarattığı etki ve 27 Mayıs´ta slogan olarak kullanılmış olmasıdır´ diye konuştu.

-´Balbay kendini kullandırmasın´-

Özkök, Cumhuriyet gazetesinde, kendisiyle ilgili 18 yıl yurt dışında kaldığına ilişkin çıkan haber nedeniyle Genelkurmay 2. Başkanı veya İletişim Daire Başkanı ile Mustafa Balbay´a haber gönderdiğini ifade ederek, ´(Yazılarını yazarken kullanılıyor olmasın, kendini kullandırmasın) dedim´ dedi. Yazının yayınlandığı dönemde düzeltilmesi konusunda bir şey söylemediğini, ancak emekli olduğu zaman Balbay´a sitem ettiğini dile getiren Özkök, Wikipedia internet sitesinden biyografisine bakıldığında yurt dışında ne kadar görev yaptığının ve Türkiye gerçeklerini ne kadar bildiğinin görüleceğini Balbay´a da söylediğini aktardı.

Haşıloğlu, bu açıklamanın ardından Balbay´ın, bu bilgileri veren haber kaynağı için ´üst düzey bir subay´ olduğunu ifade ettiğini hatırlatarak, Özkök´e, bu konuda araştırma yapıp yapmadığını sordu. Özkök ise böyle bir araştırma yapmadığını, Balbay´ın kendisine ´Çok güvenli bir kaynak´ dediğini anlattı.

Haşıloğlu´nun, ´Gazetelerin sizi yıpratma kampanyasından söz ettiniz. Örnek verir misiniz?´ sorusunu yönelttiği Özkök, Cumhuriyet Gazetesi´nde kendisiyle ilgili çıkan bir haberi anlattı. Özkök, Bursa´da Işıklar Askeri Lisesi´nde okumasına rağmen gazetede Kuleli Askeri Lisesi´nde okuduğu dönemlerde cuma namazına gittiği şeklinde haber çıktığını belirterek, ´Hakkımda zaman zaman gazetelerde, internet sitelerinde haberler yayınlandı. Bunlar beni baskı altına aldı. Yanlış yazılar ve yorumlarla görev yapmam beni menfi olarak yıprattı´ dedi. Hilmi Özkök, hakkında bu şekildeki yazıların Kara Kuvvetleri Komutanlığı´na gelinceye kadar olmadığını belirterek, ´Sicilim tertemiz. Genelkurmay Başkanlığı´na adım geçince bazı sıkıntılar başladı. Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu benim irticaya karşı iyi mücadele yapamayacağımı söyledi. Dolayısıyla beni Genelkurmay Başkanı yapmak istemedi. O zamana kadar bir problem yoktu´ diye konuştu.

-Sefer tası-

Özkök, soru üzerine yemeklerini sefer tası ile yanında getirmediğini belirterek, ´Sefer tası falan yoktu. Evimden paket halinde sebze getiriyordum. Genelkurmay Başkanlığı´nın ikinci yılından itibaren 2005´e kadar olabilir´ dedi.

´Sağlığınız nedeniyle herhangi bir spekülasyon yapıldı mı?´ şeklindeki soru üzerine Özkök, ´Hayır. ´GATA´ya muayenelere gitmiyor´ diye yazıldı. Benim bir sağlık sorunum yok. Ben hala her sene GATA´ya kontrole giderim´ diye konuştu.

Özkök, Genelkurmay Başkanlığı´na atanmasına ilişkin soru üzerine, bu şekildeki atamalara ilişkin teamülleri anlatarak, kendisinin de teamüllere göre atandığını anlattı. Ecevit hükümeti döneminde Genelkurmay Başkanı olduğunu ifade eden Özkök, ´Benim bir yerden gelip de birisi tarafından savunulduğum düşüncesi yanlıştır´ dedi.

´Genelkurmay Başkanlığı göreviniz sırasında sivil ve askeri taraftan istifanızı sağlama yönünde doğrudan ya da dolaylı bir etki oldu mu?´ şeklindeki soru üzerine de Özkök, böyle bir şey olmadığını belirterek, ancak basında hakkında çıkanlardan dolayı ´Acaba beni istifaya zorluyorlar mı´ diye aklından geçirdiğini söyledi.

-1 Mart Tezkeresi-

Haşıloğlu´nun, ´Siz 1 Mart tezkeresi öncesinde tavrınızın nötr olduğunu söylediniz. Siyasilerin kararı olduğunu söylediniz. Basında hükümete baskı yapmanızın istendiği yazıldı´ şeklindeki sözleri üzerine Özkök, bunların doğru olduğunu belirterek, sadece güvenlik boyutu konusunda Cumhurbaşkanı ve Başbakan´a bilgi verildiğini anlattı. Özkök, ´(Dönemin ABD Savunma Bakan Yardımcısı) Paul Wolfowitz benim baskı yapmamı istemiştir. Ben baskı yapmadım. Ben düşüncelerimi arz ettim. (Tezkere geçsin - geçmesin diye) Baskı yaparak siyasi kararı etkileme yoluna gitmedim´ dedi.

Haşıloğlu´nun sorusu üzerine ´Ayışığı ve Yakamoz´ belgeleri geldiğinde o dönemde Genelkurmay Adli Müşaviri olan Sadi Çaycı´ya bilgisayarları inceletmeyi düşündüğünü söylediğini ifade eden Özkök, ´Bilgisayarlara girebilir miyiz´ dedim. ´Girmeseniz iyi olur´ dedi´ şeklinde konuştu.

Savcı Haşıloğlu´nun, ´Tuncay Özkan ve Kemal Yavuz döneminde televizyon programında sizinle ve komutanlığınızla ilgili yıpratıcı yayınlar yapıldı mı?´ sorusuna Özkök, ´Evet aleyhime ve haksız yayınlar oldu. Bana haksız ithamlarda bulunmuştur. Hatta televizyonda bana salak demiştir (Tuncay Özkan). ´Ağzından kaçmıştır´ diye nitelendirdim´ diye konuştu. Bunun üzerine Tuncay Özkan söz alarak bir Genelkurmay Başkanı´na böyle bir söz söylemeyeceğini belirterek, bu konuda yargılandığını ve beraat ettiğini anlattı. Özkan, programa ilişkin kaseti deşifre eden subayların yanlış yazdığını kaydetti.

CÇGekibi.word isimli bir belgeyi Genelkurmay Başkanlığına sorduk. Kendilerine ait olduğunu söylediler. Cumhuriyet Çalışma Grubu´na ait olduğu anlaşılan bu belge içeriğinde Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde istihbarat yönetim şube müdürlüğü kurulduğu ve bununla ilgili görevlendirme çalışması yapıldığı belirtiliyor. Bu bilgiye sahip misiniz? şeklindeki soru üzerine bu belgeyi görmek isteyen Özkök, Jandarma Genel Komutanlığı´nın, kendi başkanlığına dağıtım yaptığı bir belgedir. dedi. TSK´da teşkilat değişiklik tekliflerinin belirli periyotlarla yapıldığını belirten Özkök, Böyle bir konuyu net olmamakla birlikte hatırlıyorum. Bana sunulan teklifte isim listesi bulunmaz, daha ana hatları ile yer alır. diye konuştu.

-´Kıvrıkoğlu beni yetersiz gördü´-

Haşıloğlu, Hakkınızda karalama kampanası başlatıldığını söylediniz. Bu kampanya ne zaman başlatıldı? diye sordu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı yaptığı döneme kadar sicili tertemiz bir subay olduğunu belirten Özkök, Ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığı´ndan Genelkurmay Başkanlığı´na geçiş sürecimde bazı sıkıntılar yaşadım. Kıvrıkoğlu tarafından sevilirdim. Beni Genelkurmay 2. Başkanı yaparak karargaha yanına aldı. Ancak Genelkurmay Başkanlığı´na geçişim sırasında ise irtica ile mücadele konusunda iyi çalışamayacağımı düşünüyordu. Beni Genelkurmay Başkanı yapmayacağını söyledi. Ben de kendisinin takdiri olduğunu söyledim. ifadesini kullandı.

-Encümen-i Daniş-

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Özkök´e Encümen-i Daniş´i duydunuz mu? diye sordu. Özkök bu soruya da Emekli askerler ve bürokratlar İstanbul´da bir araya gelerek memleket sorunlarını konuşurlardı. İçlerinde çok demokrat komutanlarım vardı. Bu toplantılara ilişkin rapor düzenlenip Genelkurmay Başkanlığı´na verilip verilmediğini duymadım. Benim Başkanlığımda böyle bir rapor verilmedi bana. cevabını verdi.

-İlker Başbuğ´u övdü-

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un avukatı İlkay Sezer´in İlker Başbuğ´un yasal anlamda hükümete karşı bir tutumunu göründünüz mü? sorusunu Özkök Hayır diye cevapladı.

Sezer İki yıl Genelkurmay İkinci Başkanlığı´nı yapan İlker Başbuğ, görevini ne şekilde yapmıştır? diye sordu. Özkök ise Beni yönlendirmeyen, doğru kararlar vermem için bana bilgiler toplayan, çok düzgün bir insandır. Kendisinden çok istifade ettim. sözleriyle Başbuğ hakkında bir değerlendirme yaptı.

Sezer´in, Sizin Genelkurmay Başkanlığı yaptığınız dönemde İlker Başbuğ ile Anayasa ve yasayla belirtilen demokratik görüş konusunda ve hükümete bakışınızla ilgili fikir ayrılıklarınız oldu mu? diye sordu. Bu konularda fikir ayrılıkları olmadığını belirten Özkök, zaman zaman başka başka konularda ayrılıklar yaşadıklarını ve bu ayrılıkları da Başbuğ´a söylediğini anlattı.

Başkan Özese, soruşturma savcılığına gönderilen bir ihbar mektubunda, Fransa´dan getirilerek kuvvet komutanları ile Şener Eruygur, Hasan Atilla Uğur gibi bazı komutanlar, Ergün Poyraz gibi bazı gazeteciler ve bazı rektörlere beyaz renkli sagem telefonları dağıtıldığının belirtildiğini hatırlattı. Kriptolu olan ve dinlenmesi mümkün olmayan bu telefonların kimlere verildiğinin araştırılması ile Ergenekon terör örgütünün çözülebileceğinin ifade edildiğini anlatan Özese, Özkök´e bu konuda bir bilgisi olup olmadığını sordu. Özkök ise kriptolu bir telefon teknolojisinden bilgisi olmadığını belirterek aynı teknolojiyi taşıyan telsizlerin kullanıldığını, ihbar mektubunda belirtilen kişi ve makamlara dağıtıldığından ise haberi olmadığını söyledi. Bunun üzerine isimleri geçtiği için Hasan Atilla Uğur ve Fatih Hilmioğlu böyle bir iddianın asılsız olduğunu öne sürdü.

-Özkök´ün tanık olarak dinlenilmesi tamamlandı-

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada, Özkök sanık avukatlarının ve mahkeme heyeti üyelerinin sorularını cevapladı. Tanık olarak dinlenilmesi tamamlanan Özkök´ün, bugün saat 10.00´da başlayan ifade verme işlemi saat 14.50´te bitti. Mahkeme Başkanı Özese, Hilmi Özkök´e tanıklık ifadesinin tamamlandığını belirterek Tanıklık yaptığınız için teşekkür ederiz dedi. Özkök Silivri´den ayrıldı. ( AA)

GİZLİ TANIK İSMET´İN İFADESİ

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Ergenekon davasında eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök´ün ifadesinin tamamlanmasının ardından gizli tanık ifadesinin alınmasına geçildi. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, gizli tanık İsmet´in, gizli tanık odasında hazır bulunduğunu belirterek, Kendi isteği ile sesi bozulmadan görüntüsü bozularak duruşma salonuna yansıtıldı. açıklamasını yaptı. İsmet´in kimlik tespitinin gizli tanık odasında alındığı belirtildi. Doğru söyleyeceğine ilişkin yemini yaptırılan İsmet, ifadesine geçmeden önce bir açıklama yapmak istediğini söyledi.

Gizli tanık sıfatıyla ifade vermeyi tercih ettiği dönemde can güvenliği bulunmaması nedeniyle kimliğini gizlemeyi tercih ettiğini belirten İsmet, gerçek ismini açıklamak istediğini söyledi. Başkan Özese´nin yönlendirmesi ile isminin Semih Genç olduğunu belirten tanık, bu isimle de daha önceden mahkemeye gelerek duruşmada ifade verdiğini anlattı. Tanık Genç, gerçek ismi ile verdiği ifadesinde ayrıntılı olarak anlatımlarda bulunduğunu belirterek bu ifadesini tekrar ettiğini söyledi.

Başkan Özese, Semih Genç adıyla verdiğiniz ifadenize eklemek istediğiniz bir konu var mı? diye sordu. 5 Temmuz 2012 tarihinde verdiği bu ifadesinde DHKP-C itirafçısı olduğunu söylediğini belirten Genç, Sabancı konusuyla alakalı eklemek istediği bazı ifadeler olduğunu söyledi. Genç, DHKP-C, Sabancı suikastını Buca Cezaevi´nde 3 kişinin öldürülmesi üzerine gerçekleştirdiğini açıklamıştı. Ben Romanya´da Fehriye Erdal ile aynı evde kaldım. Fehriye Erdal, Buca olaylarından 3-4 ay sonra Sabancı Center´de işe girip istihbarat çalışmalarına başlamıştı. dedi. Genç, Özdemir Sabancı´nı öldürülmesinin en temel nedeninin ise Sabancı´nın Kürt raporunu açıklamasından devletin derinlerinin rahatsız olması. şeklinde yorumladı.

Genç, Bekaa´daki kampta 80-90 kişilik Dev-Sol militanlarını eğiten Muzaffer Mehmet Çiler, Mecnun Suna ve Yakup isimli subaylar olduğunu teşhis ettim, gördüm. iddiasında bulundu. ( Cihan)

Genç´in ifadesinin tamamlanmasının ardından Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Abdullah Öcalan´ın bir dönem avukatlığını yapan Doğan Erbaş, İrfan Dündar ve Zeki Okçuoğlu´nun savcılık ifadesi olup olmadığının TMK´nın 10. maddesiyle görevli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na sorulmasına karar verdi.

Duruşma, 6 Ağustos Pazartesi gününe ertelendi.

İŞTE YALMAN´IN MUHTIRA VERELİM TEKLİFİ: KOMUTANLAR HÜKÜMETİ DEVİRMEYE KARARLI

Hilmi Özkök´ün beyin fırtınası şeklinde gerçekleştiğini söylediği ´Muhtıra´ teklifi yapılan toplantı, 3 Aralık 2003 tarihinde kış dönemi YAŞ toplantısına hazırlık olarak karargâhta yapıldı. Muhtıra teklifinin perde arkası Özden Örnek´e ait olduğu öne sürülen darbe günlüklerinde yer alıyor. Duruşmada Hilmi Özkök 3 Aralık 2003´te yapılan bir toplantıda muhtıra teklifinin beyin fırtınası şeklinde gündeme geldiğini söyledi. Özkök´ün ifadesinde bahsettiği toplantı ve muhtıra teklifinin perde arkası ve bütün ayrıntıları eski deniz kuvvetleri komutanı Emekli Oramiral Özden Örnek´e ait olduğu iddia edilen darbe günlüklerinde yer alıyor. O konuşma şu şekilde:

ŞÜKRÜ SARIIŞIK: İcraatlarını demokrasi ile önleyemeyiz.

AYTAÇ YALMAN: Söylenecekler söylendi. Kendimi suçlu hissediyorum (Genelkurmay Başkanı bu söz üzerine araya girerek ´neden kendini yalnız sorumlu hissediyorsun´ diye soruyor?) Yalnız kendim değil, siz de benim kadar sorumlusunuz. Buradaki diğer arkadaşların sorumluluğu bizden sonra gelir. Zamanı boşuna geçirdik. Benim önerim hemen ve gecikmesiz eylem planına başlamak. Seçimden önce muhtıra vermeliyiz. (NOT: Aytaç Yalman´ın bahsettiği seçim Mart 2004´te yapılan belediye seçimleri. Çünkü toplantıda Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının bu seçimlerden de galip çıkması halinde artık engellenemeyeceği dillendiriliyor.)

İBRAHİM FIRTINA: Eylem planının amacı anayasayı korumak. Ama bu hükümetle olmaz.

ÖZDEN ÖRNEK: AKP´nin attığı her adıma aynı şiddetle ama çok kararlı cevap vermeliyiz.

YAŞAR BÜYÜKANIT: Eylem planında tedbirleri sıralamak kolay ama uygulanabilir olmalı.

HURŞİT TOLON: Seçimden önce ikaz etmezsek önümüze aşamayacağımız engel çıkacaktır.

İLKER BAŞBUĞ: Stratejimizin büyük kısmı yerel seçimlerden önce yapılmalı. Aksi hâlde işimiz zorlaşacak.

HİLMİ ÖZKÖK: Ben yüzde sekseni ile aynı fikirdeyim. Ama katılmadığım noktalar var. Açık konuştuğunuz için hepinize teşekkür ederim. Muhtıra vermeye niyetim yok. Bu hükümet gitmelidir. Demokratik yollardan bu işi halledeceğiz. Yapabileceğimiz birçok şeyin olduğuna da inanıyorum.

AYTAÇ YALMAN İDDİALARI REDDETTİ

04.08.2012 13:59 Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Muhtıra önerisini Yalman verdi´ diyen eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök´ün açıklamalarına cevap verdi. Söz konusu toplantıda darbe planının kesinlikle gündeme gelmediğini söyleyen Yalman, Muhtıra kelimesini söylediğimi hatırlamıyorum. Böyle bir teklif yapmam zaten söz konusu değil dedi. Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkök´ün Ergenekon Davası´ndan tanık olarak verdiği ifadelere açıklık getirmek amacıyla dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Aytaç Yalman Hürriyet´e açıklamalar yaptı.Yalman, yaptığı açıklamada özellikle Özkök´ün “Muhtıra kelimesi gündeme geldi” şeklindeki sözleri üzerinde durdu ve bu konuda Emekli Orgeneral Özkök´le aralarında geçen konuşmaları anımsattı. Yalman´ın açıklaması aynen şöyle:

- “3 Ağustos günü Ergenekon davasında tanık olarak ifade veren Sayın Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkök´ün verdiği ifadeye bazı konularda açıklık getirmek ihtiyacını duyuyorum. İfade edildiği gibi söz konusu toplantı 3 Aralık 2003 tarihinde Genelkurmay Karargahı´nda yapıldı. Şura öncesinde yapılan bu toplantıda bulunan komutan arkadaşlar, kendi bakış açılarından sorumlu oldukları komutanlıkların görüş ve hassasiyetlerini dile getirdiler. 9 yıl önce vuku bulan bu toplantıda ne konuşulduğunu kelime kelime hatırlamam mümkün değildir. Ancak o gün içinde bulunulan durumdan duydukları endişelerini ifade ettiklerini söyleyebilirim. Birçok yerde ifade edildiği gibi toplantıda darbe, darbe planı gibi kelimelerin telaffuz edilmediğini kesinlikle ifade edebilirim. İfade edilen Ayışığı ve Yakamoz isimli planlar nisan veya mayıs ayında Hilmi Paşa tarafından bana gösterildi. Bilgimin olup olmadığı soruldu. Ben de bilgimin olmadığını kendisine ilettim. Kendisi de ´Ben de öyle tahmin etmiştim´ dedi.

- Toplantıda kıdem sırasına göre en son ben konuştum. Hatırladığım kadarıyla şu sözleri söyledim: ´Arkadaşlarımın durumun değerlendirilmesine ilişkin açıklamalarından üzüntü duydum. Bu nedenle kendimi sorumlu hissediyorum´ dedim. Çünkü o toplantıda bir önceki seneden göreve devam eden bir tek ben vardım. Bunun üzerine Hilmi Paşa ´Ben de sorumlu mu oluyorum´ dedi. Ben de kendisine ´Siz nasıl kabul ederseniz´ dedim. Daha sonra hatırladığım kadarıyla burada ifade edilen hususların yetkili makamlara aktarılmasının uygun olacağını belirterek görüşümü ifade ettim. Nitekim söz konusu toplantıdan sonra genelkurmay karargahında konu ile ilgili hazırlık yapıldı. Yanılmıyorsam 19 Ocak tarihinde Başbakan, Milli Savunma Bakanı ve Kuvvet Komutanları´nın katıldığı bu toplantıda 3 Aralık 2003 günü ifade edilen hususlar istikametinde bir brifing verildi. Bu brifing Genelkurmay Başkanı adına Genelkurmay 2. Başkanı tarafından verildi.

- Muhtıra kelimesini söylediğimi hatırlamıyorum. Böyle bir teklif yapmam zaten sözkonusu değil. Nitekim sayın Emekli Orgeneral Hilmi Özkök tarafından bu husus belirtilmiştir. Esasen söylenen kelimeye ne anlam yüklendiği ve nasıl ifade edildiği önemlidir. Bu nedenle adımın darbe ile özdeşleşmiş bir kelimeyle anılmasından duyduğum rahatsızlığı belirtmeliyim. Hayatımın her safhasında yasal sınırlar içerisinde kalmış biri olarak böyle bir açıklama yapmak ihtiyacını hissetmiş bulunuyorum.” (Hürriyet)

(03 Ağustos 2012), son güncel.: (04 Ağustos 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4728    yazdır/print


 

Başbakan: Menemen ile Danıştay aynı

Başbakan Erdoğan: ´Danıştay olayı patlak verdiği zaman yandaş basınlarıyla beraber bize saldırdılar. Bu ülkenin muhafazakar insanlarına, dindar insanlarına saldırdılar, ´irtica bu işi yaptı´ dediler. Kendi gazetelerini gidip bombalayanları, kalktılar bize fatura etmek istediler. Arkadan İttihat-Terakki´nin devamı olan zihniyet çıktı. Bizzat Gazi Mustafa Kemal´in kurdurttuğu Serbest Cumhuriyet Fırkası´nın başına gelenlere bakın. 27 Mayıs öncesindeki provokasyonlara bakın. 12 Eylül öncesinde, 28 Şubat öncesinde yaşananlara bakın. Encümen-i Daniş´e bakın. Neler dönüyor neler. Kahramanmaraş olaylarının Çorum olaylarından, 1 Mayıs hadisesinin Sivas olaylarından, Menemen hadisesinin Danıştay saldırısından farkı, sadece zaman ve mekan farkıdır. Yoksa senaryo aynıdır.´

02.02.2012 11:30 Başbakan Erdoğan, Danıştay saldırısını böyle yorumladı: Danıştay olayı patlak verdiği zaman yandaş basınlarıyla bize saldırdılar. Bu ülkenin muhafazakâr insanlarına, dindar insanlarına saldırdılar, ´irtica bu işi yaptı´ dediler. Ancak arkadan İttihat-Terakki´nin devamı olan zihniyet çıktı. Partisinin ´Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı´nda önemli açıklamalar yapan Başbakan, Dersim faciası, askerî darbeler, Kürt meselesi, Çorum, Maraş ve Sivas olaylarının arkasında hep bu zihniyetin bulunduğunun altını çizdi. Sözü Danıştay saldırısına getiren Erdoğan, Danıştay olayı patlak verdiği zaman yandaş basınlarıyla beraber bize saldırdılar. Bu ülkenin muhafazakâr insanlarına, dindar insanlarına saldırdılar, ´irtica bu işi yaptı´ dediler. Kendi gazetelerini gidip bombalayanları, kalktılar bize fatura etmek istediler. Arkadan ne çıktı; nelerin çıktığı ortada. İttihat-Terakki´nin devamı olan zihniyet çıktı. dedi. Başbakan, İzmir Suikastı´nın, Menemen Hadisesi´nin peşine düşmeyenlerin, bugün Danıştay davasını, Ergenekon davasını anlayamayacağını vurguladı.

Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin ´Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı´nda önemli açıklamalar yaptı. Fransa´da 77 senatörün ´inkâr yasası´nı Anayasa Mahkemesi´ne götürmesine temas eden Başbakan, İnanıyorum ki Fransa Anayasa Mahkemesi sağduyulu davranacaktır. temennisinde bulundu. Erdoğan, konuya ilişkin uyarılarda da bulundu. Avrupa´nın kimi ülkelerinde son yarım yüzyılda yaşanan bazı acı hadiseleri sineye çektiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: Ancak bugün şunu herkes bilsin ki Türkiye eski Türkiye değildir. Türkiye, Avrupa´da sinsice yükselen ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobia karşısında susacak, tepkisiz kalacak, boynunu bükecek bir ülke değildir. Avrupalı dostlarımızı buradan samimiyetle uyarıyorum; Fransa´da ortaya çıkan tablo, Avrupa´daki sinsi tehlikenin ciddi bir tezahürüdür.

Erdoğan, konuşmasında muhalefete de yüklendi. Özellikle CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu´nun kendisine yönelik Dindarlık taslıyorsun, senin dindarlıkla bir ilgin de yok. eleştirisi ile İmam hatip okullarını CHP kurdu. sözlerine sert tepki gösterdi. Başbakan, özetle şunları kaydetti:

Ateist nesil yetiştirmek senin işin olabilir: Benim Türkiye´yi ´dindarlar-dinsizler´ diye ayırdığımı söylüyor. Benim ifademde dindarlar, dinsizler diye bir ifade yok. Dindar bir gençlik yetiştirme var. Sayın Kılıçdaroğlu, sen bizden ateist bir nesil yetiştirmemizi mi bekliyorsun? O belki senin işin olabilir, ama bizim böyle bir amacımız yok.

Kılıçdaroğlu, sen bostan korkuluğu musun?: Kılıçdaroğlu dün çıkmış, katsayı meselesiyle ilgili olarak, ´Danıştay´a CHP başvurmadı, arkadaşlarımızın münferit başvurusu´ diyor. Peki sen nesin orada? Bostan korkuluğu musun? O arkadaşlarının arkasında niye mertçe durmuyorsun? Duramazsın. Arkalarında da duramazsın, engel de olamazsın. Seni oraya genel başkan olarak çıkaran zihniyet, 1939´da Dersim faciasının mimarı olan zihniyettir. Sen o zihniyetle, seni oraya taşıyan zihniyetle çatışmaya giremezsin. Buna gücün yetmez.

Yargı CHP´nin militanlarından arınıyor: Bugün her yargı kararına, her yargı tasarrufuna karşı çıkıyorlar. Neden? Nedeni çok açık. Zira bu ülkede, 12 Eylül 2010´da, millet idareye, millet yargıya el koymuştur. Hiç kusura bakmayın Sayın Kılıçdaroğlu, yargının hükümetin emrine filan girdiği yok; tam tersine yargı, sizin militanlarınızdan, sizin militan tavrınızdan, sizin militan zihniyetinizden arınıyor, temizleniyor.

Kılıçdaroğlu´nun Seyfi Oktay´la güzel ortak yanları var: Yanı başınızdaki hanımefendinin (Emine Ülker Tarhan), HSYK konusunda ´YARSAV´ın militanı olacak adam lazım bize.´ şeklindeki sözlerini hatırlayın. CHP´li eski bir Adalet Bakanı´nın (Seyfi Oktay), yargıda nasıl kadrolaştığı, yargıda nasıl işler hallettiği bütün boyutlarıyla ortaya çıktı; Sayın Kılıçdaroğlu´yla da gayet güzel ortak yanları var zaten.

MHP, kazılardan neden rahatsız?: Çok enteresan bir gelişme daha var. MHP, Dersim konusunun açılmasından en az CHP kadar rahatsızlık duydu. Diyarbakır İçkale´de toprağın altından çıkan kemiklerden bile ciddi rahatsızlık duydu. Bunlar, dün her şeyi hasıraltı ediyorlardı. Şimdi de işte o zihniyet, kemiklerin çıkmasından rahatsız oluyor, sümenaltı yaptıkları yetmiyormuş gibi, şimdi de ´toprakaltı´ yapmanın mücadelesini veriyor.

Danıştay´ın Menemen´den tek farkı; zaman ve mekândır: Bizzat Gazi Mustafa Kemal´in kurdurttuğu Serbest Cumhuriyet Fırkası´nın başına gelenlere bakın. 27 Mayıs öncesindeki provokasyonlara bakın. 12 Eylül öncesinde, 28 Şubat öncesinde yaşananlara bakın. Encümen-i Daniş´e bakın. Neler dönüyor neler. Kahramanmaraş olaylarının Çorum olaylarından, 1 Mayıs hadisesinin Sivas olaylarından, Menemen hadisesinin Danıştay saldırısından farkı, sadece zaman ve mekân farkıdır. Yoksa senaryo aynıdır. İşte biz, bu kısır döngüyü kırmanın, Türkiye´yi bu kısır döngüden çıkarmanın gayreti, mücadelesi içindeyiz.

CHP tarihinden 16 belge ile ´basın özgürlüğü´ cevabı

Bu ülkede basın özgürlüğü noktasında söz söyleyecek en son kişi CHP genel başkanıdır. Bakın elimdeki dosyada 1940´lı yıllara ait 16 ayrı belge var. Çoğunda Cumhurbaşkanı olarak İsmet İnönü´nün ve dönemin bakanlarının imzası var. Düşünebiliyor musunuz, Elifba kitabını yasaklamışlar... Elifba kitabını yasaklayan zihniyete ne denirse, CHP zihniyeti odur. Hazreti Ali´nin Cenklerini yasaklamışlar. Bu işleri senin iyi bilmen gerekir Sayın Kılıçdaroğlu. Arapça levhaları yasaklamışlar. Cumhuriyet Gazetesi başta olmak üzere birçok gazeteyi kapatmışlar, yayınlarını durdurmuşlar. Aynı düşünce dünyasını paylaştıkları Aziz Nesin´in, Sabahattin Ali´nin, Rıfat Ilgaz´ın kitaplarını yasaklamış, toplatmışlar. İşte CHP´nin tarihi bu. ( Zaman)

DANIŞTAY SALDIRISI NEDİR?

Avukat Alparslan Arslan, 17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesi´ni basarak toplantı halindeki yüksek yargıçlara kurşun yağdırdı. Saldırıda hakim Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybederken, dönemin 2. Daire Başkanı Mustafa Birden, üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir, Ahmet Çobanoğlu yaralandı. Saldırının türban amaçlı olduğu iddia edildi, devletin en tepesindeki Cumhurbaşkanı Sezer bile irtica nutukları attı. Ancak bu histerik hedef saptırma çabaları saldırının Ergenekon Terör Örgütünün eylemi olduğu ortaya çıktıktan sonra yerini sessizliğe ve endişeye bıraktı. Kontrgerillacıların bu cüretkar provokasyonunun çökmesiyle 1990´lı yıllardan beri önde gelen laiklik savunucuları ve aydınların faili meçhul suikastlerle öldürülüp müslümanların suçlanması ezberi de bozulmuş oldu. Olayın ertesi günü Hürriyet gazetesi ´İkinci MENEMEN olayı´ diye başlık atmıştı. Ergenekon örgütünün en önemli ve büyük eylemi olan Danıştay saldırısı, başörtüsü değil darbe içindi ve tıpkı Menemen´deki Kubilay olayı gibi askerleri müslümanlara ve AK parti hükümetine karşı kışkırtmayı amaçlamıştı.

ERGENEKON´UN KÖKLERİ: DANIŞTAY VE MENEMEN PROVOKASYONLARI

Menemen de 31 Mart gibi bir komplo idi.. Derin devletin karanlıklarda kalmış faili meçhullerle dolu karanlık ve kanlı bir operasyonu.. 2006 yılında gerçekleşen Danıştay saldırısında dinci kılığına girmiş meyhanecilerin mahkeme üyelerine kurşun yağdırarak olayı müslümanlar üzerine yıkmaya çalışması gibi Cumhuriyetin ilk yıllarında Menemen´de yine derviş kılığına girmiş ancak olay esnasında bile içki içen serkeş ayyaşlar tarafından bir subayın kafası kesilerek olay müslümanlara yıkılmaya çalışıldı, korkunç bir provokasyon tertiplendi. Tarihçi Cezmi Yurtsever´e göre: ´Kubilay´ı şeriatçılar değil, o günün Ergenekoncuları öldürdü. Tarihe Menemen ya da Kubilay olayı olarak geçen olaylar, ´derin devletin din adamlarını tasfiye projesi´ idi´. Yurtsever, Genelkurmay Başkanlığı kozmik tarih arşiv belgelerinde araştırma yaptığını vurgulayarak, 23 Aralık 1930 tarihinde İzmir´in Menemen ilçesinde yaşanan olaylardan sonra bütün din adamlarının tek tek fişlendiğine dikkat çekti. Karanlık ve kanlı bir senaryodan söz ediyoruz ve 81 yıldır bu ülkede Menemen ve Kubilay isimlerinin arkasına saklanılarak, bir cinayet bahane edilerek başka bir cinayet meşrulaştırılmaya, İslam´a ve Müslümanlara hakaretler edilmeye devam ediliyor.

İKİNCİ MENEMEN PROVOKASYONU DANIŞTAY SALDIRISININ ARDINDAN KİM NE DEDİ?

Ergenekon Terör Örgütü´nün amaçlarından biri ´kaos ortamı oluşturacak eylemler yapmak´. Bu cümleyi en iyi anlatan eylem de Danıştay saldırısıdır. Cinayet gününü ve ardından cenaze töreninde yaşananları hatırlamakta fayda var. Özellikle Kocatepe´de kılınan cenaze namazında yaşananları... Cami avlusunda toplanan kalabalık, ´Türkiye laiktir laik kalacak, kahrolsun şeriat´ sloganları atıyordu. Hükümet üyeleri, sanki cinayetin failleriymiş gibi saldırıya maruz kalıyordu. Bazı bakanların korumalar eşliğinde koşmaları hala hafızalardaki yerini koruyor. Dönemin medyasının ve yetkililerinin saldırıya dair değerlendirmeleri yapılan provokasyonun büyüklüğünü ibret verici şekilde gözler önüne seriyor:

MİLLİYET VE HÜRRİYET: ´Laikliğe kurşun, türban kararı veren yargıçlar vuruldu.´

CUMHURBAŞKANI AHMET NECDET SEZER: ´Saldırı laik cumhuriyete. Neden olanlar tutum ve davranışlarını yeniden gözden geçirmeli. Laikliği çeşitli biçimlerde yorumlayarak, içini boşaltıp demokrasiyi, dolayısıyla devlet rejimini yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.´

YÖK BAŞKANI PROF. DR. ERDOĞAN TEZİÇ VE REKTÖRLER KOMİTESİ: ´Bütün bu gelişmeler laik Cumhuriyet´e yönelen tehlikenin ne denli vahim boyutlara ulaştığının açık bir göstergesidir.´

DANIŞTAY BAŞKANVEKİLİ TANSEL ÇÖLAŞAN: ´Saldırı türban kararından ötürü. Toplumsal mutabakatı bozanlar suçludur. Onlar kendilerini biliyor.´

CHP LİDERİ DENİZ BAYKAL: ´Siyasete kan bulaşmıştır. Başbakan, ektikleri zehirli tohumlar kanlı zakkumlarını açınca muhalefeti suçluyor. Sorumluluktan kurtulamaz, Başbakan hezeyan içinde. Bir an önce Türkiye´yi nereye sürüklemekte olduğunu görsün, aklını başına alsın.´

KUVVET KOMUTANLARI: Törene katılmayan kuvvet komutanları Sıhhiye Orduevi´nden Danıştay´ın önüne kadar yürüyüş yaptılar. Askerler, bazı vatandaşlar tarafından alkışlarla karşılandılar. Bu sırada, Atatürk´ün ordusu, şeriatın korkusu sloganı atıldı.

DANIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ, YARGITAY BAŞKANLARI VE BAŞSAVCILAR: Orduya darbe çağrısı yaptılar. Anıtkabir´den sonra saldırının gerçekleştiği binaya geldiler. Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu´nun okuduğu ortak metinde, Bu saldırı dolayısıyla, yargı dışında da laik, demokratik devlet düzenini koruma görevleriyle yükümlü olanlara, bu görevlerini tekrar hatırlatıyoruz.´

CENAZEYE KATILAN KALABALIK: Cenazede hükümete protesto. Tören için Danıştay´a gelen Bakan Abdullah Gül, Hükümet istifa sloganlarıyla karşılandı. Kalabalık, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarını ise alkışladı. Türkiye laiktir, laik kalacak, Mollalar İran´a ve Hükümet istifa sloganları atıldı. Bakanlar Çiçek ve Şener darp edildi. Halkın, cenaze töreninde bakanlara gösterdiği tepki konusunda Demirel, Büyük infiale kapılmış halkın ne zaman ne yapacağı konusunda yorum yapmak mümkün değildir. dedi.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(02 Şubat 2012, 11:30)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Başbakan: Menemen provokasyondu

Ergenekon´un kökleri ve Menemen

Danıştay saldırısındaki tezgah: Meyhaneden dinci örgüt üyeliğine

Biri emretmiş biri planlamış biri vurmuş biri karartmış biri de örtmüş

Danıştay soruşturması sil baştan

Danıştay ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi manşetlerimiz

İşte adım adım Danıştay saldırısı

O gün çok konuşan hatta tekbir getirtenler(!) şimdi suskun

OYAK: Devleti korumak ayıp değil

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4190    yazdır/print


 

Karargah´tan Balyoz kurtarma harekatı

Yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hayri Kıvrıkoğlu´nun ilk işi Genelkurmay Adli Müşavirliği´nde Balyoz sanıklarını kurtarmak için gizli zirve gerçekleştirmek oldu. CMK´da yapılacak değişikliklerle ilgili 9 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen gizli zirvede benimsenen formül YARSAV ve CHP´nin formülüyle bire bir aynı çıktı. Formül, PKK, KCK, Ergenekon, DHKP-C tutuklularını da kurtarıyor. İlerleyen saatlerde Genelkurmay Başkanlığı´ndan bir açıklama geldi. TSK sitesinde yayınlanan basın açıklamasında; o toplantının Genelkurmay Başkanı´nın talimatıyla, yasa değişikliği için hükümete kurumsal görüş bildirmeye hazırlık amaçlı, teknik seviyede bir toplantı olduğu ifade edildi.

Karargah´tan Balyoz kurtarma harekatı

Yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hayri Kıvrıkoğlu´nun ilk işi Genelkurmay Adli Müşavirliği´nde Balyoz sanıklarını kurtarmak için gizli zirve gerçekleştirmek oldu. CMK´da yapılacak değişikliklerle ilgili 9 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen gizli zirvede benimsenen formül YARSAV ve CHP´nin formülüyle bire bir aynı çıktı. Formül, PKK, KCK, Ergenekon, DHKP-C tutuklularını da kurtarıyor. İlerleyen saatlerde Genelkurmay Başkanlığı´ndan bir açıklama geldi. TSK sitesinde yayınlanan basın açıklamasında; o toplantının Genelkurmay Başkanı´nın talimatıyla, yasa değişikliği için hükümete kurumsal görüş bildirmeye hazırlık amaçlı, teknik seviyede bir toplantı olduğu ifade edildi.

Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hayri Kıvrıkoğlu´nun talimatı doğrultusunda Genelkurmay Adli Müşavirliği´nde Balyoz tutuklularının durumlarının ele alındığı üst düzey bir toplantı gerçekleşti. Toplantıya, Genelkurmay Adli Müşavir Vekili Albay Şakir Aytaş, Kara Kuvvetleri Adli Müşaviri Albay Ahmet Vurucu, Jandarma Adli Müşaviri Yüzbaşı Hakan Kandemir, Hava Kuvvetleri Adli Müşavirliği´nden ise Hakim Üsteğmen Özkan Doğu katıldı. Genelkurmay Adli Müşavirliği´nde, Hasdal Cezaevi´nde tutuklu bulunan muvazzaf subayların serbest bırakılmasını sağlayacak hukuki düzenlemeler üzerine gerçekleştirilen bir çalıştaydı bu. Genelkurmay Adli Müşavirliği, Kara, Hava ve Jandarma´nın temsilcileri haricinde toplantıya dışarıdan katılan iki isim ise şu anda Hasdal´da tutuklu bulunan Tümgeneral Hıfzı Çubuklu´ya yakınlığı ile bilinen Hakim Yüzbaşı Kurtuluş Kaya ve Hakim Binbaşı Doğan Uysal oldu.

CMK´DA DEĞİŞİKLİK ELE ALINDI

Toplantıda Balyoz tutuklularının tahliye edilmesi için CMK´da hangi maddelerde yasal değişiklik yapılacağı ile ilgili çalışma yapıldığı kaydedildi. Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hayri Kıvrıkoğlu´nun teklifi doğrultusunda yapılan çalışmada, ilk yol olarak; tutukluluk sürelerinin kısaltılması teklif edildi. Yapılacak değişiklikle terör örgütü sanıklarının tabi olduğu tutukluluk süresinin iki katı olmaktan çıkartılması ve normal suçlardaki süreye indirilmesi için yasal düzenleme taslağı hazırlandı.

AKIL HOCALARI YARSAV VE BARO

PKK terör örgütü ve Ergenekon sanıklarının böyle bir değişiklik sonrasında tahliyesinin gündeme gelecek olması, endişenin boyutlarını artırıyor. Askeri toplantıda benimsenen ikinci yol ise son çare olarak Hükümete 250. Madde ile yetkili özel savcılıkların kaldırılmasıyla ilgili baskı yapılması oldu. 250´yle yetkili savcılık ve mahkemelerin kaldırılması fikrini kamuoyuna ilk olarak YARSAV ve Ergenekon´u destekleyen Barolar gündeme getirmişti. CHP de konunun önemli savunucularından.

TOPLANTILAR SÜREKLİ HALE GETİRİLDİ

Edinilen bilgilere göre yapılan çalışmalar kapsamında Org. Kıvrıkoğlu´nun Hakim Albay Şakir Aytaş başkanlığında kurduğu ekip yaklaşık bir haftadır ceza kanununda yapılması gerekli değişiklikler üzerinde hazırlıklarını sürdürüyor.

HASDAL´DAKİ TUTUKLULAR BİLGİLENDİRİLDİ

Çalışmalarla ilgili Hasdal Askeri Cezaevi´nde bulunan sanıkların da bilgilendirildiği kaydedildi. Hakim Albay Aytaş´ın geç saatlere kadar konu üzerinde çalıştığı Karargahtan gelen bilgiler arasında. Hakkındaki suçlamalar nedeniyle uzun süre tahliye olması beklenmeyen Tümgeneral Çubuklu´nun yerine sürdürülen hazırlıklar sonrası Aytaş´ın Adli Müşavir olarak atanması bekleniyor.

GİZLİ TOPLANTIDAN KOMUTAN´IN HABERİ VAR MI?

Öte yandan Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Kıvrıkoğlu´nun Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel´e öncelikli sorunlarının cezaevinde tutuklu bulunan personelin serbest bırakılması ile ilgili çalışmalara başlamak olduğunu söylediği gelen bilgiler arasında. Ancak gizli yürütülen toplantılar hakkında Org. Özel´e bilgi verilip verilmediği öğrenilemedi. Özel´e bilgi verildi ise konu hakkında bundan sonraki süreçte nasıl tavır takınacağı merak ediliyor.

SANIKLARA VAKIFTAN YARDIM

Org. Hayri Kıvrıkoğlu´nun, Ergenekon´la irtibatlı Encümen-i Daniş üyesi emekli Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu´nun kuzeni olduğu biliniyor. Org. İlker Başbuğ da göreve geldiğinde yaptığı Karargah toplantısında öncelikli gündeminin, Ergenekon benzeri devam eden soruşturma ve kovuşturmalar olduğunu belirtmişti. Org. Işık Koşaner de görevine başlar başlamaz İnternet Andıcı davasından tutuklu bulunan Tümgeneral Hıfzı Çubuklu ve şu an onun yerine Genelkurmay Adli Müşavirliği´ne vekalet eden Hakim Albay Şakir Aytaş´a Balyoz sanıklarına maddi destek vermek için hukuki yardım sandığı kurdurmuş ve sandığa para toplanması için emir vermişti.Vefat eden TSK personelinin ailesine maddi destek amaçlı olarak faaliyet gösteren TSK Dayanışma Vakfı´nın vakıf senedinde yaptırılan değişiklikle Balyoz tutukluları, yaptıkları görevden dolayı haklarında adli işlem yapılmış gibi gösterilerek, ciddi miktarlarda vakıf paralarından faydalandırıldı.

KCK, PKK, DHKP-C DE YARARLANACAK

Toplantıda benimsenen terör suçlarında tutukluluk sürelerinin normal suçlar seviyesine çekilmesi Balyoz dışında çok sayıda tutuklu sanığın da tahliyesini gündeme getirecek. KCK, PKK, DHKP-C ve Ergenekon gibi önemli ve kapsamlı davalarda yargılanan çok sayıda tutuklu sanık, süre yarı yarıya düştüğü için otomatikman tahliye edilecek. (Yeni Akit)

TSK´DAN TOPLANTI AÇIKLAMASI: YASAL DÜZENLEME İÇİN KURUMSAL GÖRÜŞ BİLDİRDİK

Genelkurmay Başkanlığı´ndan bugün bazı gazetelerde yer alan, Balyoz´dan tutuklu bulunan muvazzafları kurtarmak için Karargahta yapılan toplantıyla ilgili bir açıklama yapıldı. Açıklamada o toplantının Genelkurmay Başkanı´nın talimatıyla kurumsal görüş bildirmeye hazırlık amaçlı, teknik seviyede bir bir açıklama olduğu ifade edildi. İşte Genelkurmay Başkanlığı´ndan yapılan o açıklama;

BASIN AÇIKLAMASI.. TARİH : 22 Ağustos 2011.. SAAT : 12:22.. NO : BA - 12 / 11

1. 22 Ağustos 2011 tarihli bazı basın yayın organlarında Genelkurmay Başkanlığı Karargahında yapılan bir toplantıdan bahsedilmektedir.

2. Bahse konu toplantı, Genelkurmay Başkanının talimatıyla, Genelkurmay Adli Müşavirliği koordinatörlüğünde, Kuvvet Komutanlıklarının adli müşavirlerinin katılımı ile icra edilmiştir.

3. Bu toplantıda, yeni yasama döneminde CMK´da ve askeri hukuki mevzuatta yapılması düşünülen yeni düzenlemelerin neler olabileceği üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır.

4. Bu çalışma, kurumsal görüş bildirmeye hazırlık amaçlı, teknik seviyede bir faaliyettir.

5. Bu nedenle, toplantıya, yazılarda belirtilen anlamı yüklemek yanlıştır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur. ( tsk.tr)

(22 Ağustos 2011, 10:43)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Öz yetmedi, yeniçeriler kelle istiyor

Flaş!!! Koşaner emekliliğini istedi

BALYOZ İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Balyoz Planı manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3665    yazdır/print


 

Ersöz´den Çiçek gibi emir-komuta itirafı

Ergenekon sanıklarında çözülmeler devam ediyor. Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, mahkemeye verdiği 18 sayfalık dilekçede ´Encümen-i Daniş´e katılan ve Fenerbahçe Orduevi´nde oturan komutanlar konuşsun. Ben ve Hasan Atilla Uğur´un üzerinden bir dönemin hesaplaşmasına girilmesin. Bizim haksız yere kurban edilişimize kim göz yumuyor?´ dedi. Ersöz, ´Emir-komuta zincirinin dışına asla çıkmadım´ vurgusu yaptıktan sonra, yaptığı tüm telefon ve ortam dinlemelerinin bu zincir kapsamında gerçekleştirildiğini iddia etti. Ersöz dava duruşmalarında da üstlerini ima eden ifadeler vermiş, sonraki süreçte de kendisine tedavi gördüğü hastanede suikast girişiminde bulunulmuştu.

Ersöz´den Çiçek gibi emir-komuta itirafı

Ergenekon sanıklarında çözülmeler devam ediyor. Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz de tıpkı Albay Dursun Çiçek gibi üstlerini işaret etti. Mahkemeye verdiği 18 sayfalık dilekçede ´Encümen-i Daniş´e katılan ve Fenerbahçe Orduevi´nde oturan komutanlar konuşsun. Ben ve Hasan Atilla Uğur´un üzerinden bir dönemin hesaplaşmasına girilmesin. Bizim haksız yere kurban edilişimize kim göz yumuyor?´ diyen Ersöz, ´Emir-komuta zincirinin dışına asla çıkmadım´ vurgusu yaptıktan sonra, yaptığı tüm telefon ve ortam dinlemelerinin bu zincir kapsamında gerçekleştirildiğini iddia etti. Ersöz dava duruşmalarında da üstlerini ima eden ifadeler vermiş, sonraki süreçte de kendisine tedavi gördüğü hastanede suikast girişiminde bulunulmuştu.

Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün “derin kulağı” olduğu iddia edilen emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne18 sayfalık bir dilekçe sunarak “Encümen-i Daniş toplantılarına katılan ve Fenerbahçe´de oturan komutanlar konuşsun. Bizi kim, neden kurban ediyor?” dedi. Tutuklu bulunduğu Silivri Ceza İnfaz Kurumu Semt Polikliniği´nde tedavisi süren Ersöz, “Emir-komuta zincirinin dışına asla çıkmadım” vurgusu yaptıktan sonra, yaptığı tüm telefon ve ortam dinlemelerinin bu zincir kapsamında gerçekleştirildiğini iddia etti.

AYTAÇ YALMAN´I ÖZEL OLARAK ANDI

Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Ergenekon mahkemesine gönderdiği dilekçesinde “Özden Örnek günlüklerini açıklasın” dedi. Başta dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı (KKK) emekli Orgeneral Aytaç Yalman olmak üzere Darbe Günlükleri´nde adı geçen komutanları bildiklerini açıklamaya çağıran Levent Ersöz dilekçesinde Fenerbahçe Orduevi´nde ikamet eden emekli komutanlarına şöyle seslendi:

ÖZDEN ÖRNEK GÜNLÜKLERİNİ ANLATSIN

“Günlükler Özden Örnek´e mi ait, değilse kime ait. Sözde darbe tarihi Aralık 2004 tarihinde ve KKK olmadan darbe yapılamayacağı günlüklerde anlatılıyor. Bu ifadeler kendisine mi ait, Aralık 2004´te kendisi görevine devam eden KKK ve Jandarma Genel Komutanı´nın görev süreleri doluyordu, ben de atamaya tabiydim. Bu çelişki nasıl açıklanabilir. Gerek kendileri, gerek Fenerbahçe´de ve diğer yerlerde ikamet eden komutanlarımız, 2004 yılında J.Gn.K.lığı görevine getirilen kendisine arzda bulunduğum komutanım konuşsun. Ben ve Hasan Atilla Uğur´un üzerinden bir dönemin hesaplaşmasına girilmesin. Bizim haksız yere kurban edilişimize kim göz yumuyor?”

ENCÜMENDANİŞ´E MESAJ VERDİ

Darbe Günlükleri soruşturmasının Ergenekon davasından ayrılmasını eleştiren Levent Ersöz, üyelerinin çoğu emekli komutanlar ve emekli büyükelçilerden oluşan ve Ergenekon soruşturmasıyla gündeme gelen Encümen-i Daniş toplantılarına da dikkat çekti. Ersöz “Dönemin kuvvet komutanları, emekli olduktan sonra faaliyetleri olmadığı şeklindeki bir gerekçeyle tefrik edildiler. Encümen-i Daniş toplantılarına her ay düzenli katılan sivil ve askerler suçlu görülmüyor” dedi.

DARBE PLANLADILAR MI KONUŞSUNLAR

Darbe Günlükleri´nde ismi geçenlerin ve Encümen-i Daniş toplantılarına katıların suçlanmasına rağmen kendilerinin suçlanmasını eleştiren Ersöz “Bir arkadaşımın daveti üzerine katıldığım, parasını da cebimden ödediğim bir yemekli toplantı için suçlu ilan ediliyorum. Plan yapma, komutanlık adına brifing hazırlama ve takdime ilişkin karargah sorumluluğu İstihbarat Başkanlığı´na ait değildir. Dönemin komutanları böyle bir örgüt var mı, bu örgüt içinde yer aldılar mı, darbe planı yaptılar mı, kendi aralarında bir çalışma grubu kurdular mı? Çıkıp konuşsunlar” dedi.

HİLMİ ÖZKÖK VE TANSU ÇİLLER´İ DİNLETMİŞTİ

Şırnak Jandarma Alay Komutanlığı, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı, Jandarma İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevlerinde bulunan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün, Sarıkız ve Ayışığı darbe teşebbüslerine aktif olarak katılarak istihbarat topladığı, yargı kararı olmadan cep telefonlarını dinlettiği, emekli Oramiral Özden Örnek´in darbe günlüklerinde iddia ediliyor. Emekli Albay Erdal Sarızeybek, emekli Orgeneral Şener Eruygur´un Jandarma Genel Komutanlığı döneminde (2002-2004) Ersöz´ü, yasadışı olarak aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve eski Başbakan Tansu Çiller de olan bazı kişilerin telefonlarını dinletmekle suçlamıştı. 6 aydan fazla firari olarak gezen ve Ankara´da bir hastanede yakalanan Ersöz, tutuklandıktan sonra uzun süre hastanelerde kaldı. Adli Tıp raporuyla Silivri Cezaevi´ne gönderilen Ersöz, halen Silivri Cezaevi Semt Polikliniği´nde tedavi görüyor.

ERGENEKON´UN KARAKUTUSU

Güneydoğu´da görev yaptığı dönemde bölge halkı tarafından ´Sarı Levent´ olarak anılan, Jandarma İstihbarat´taki görevi ve darbe hazırlıkları sırasında üstlendiği işler nedeniyle de çok önemli bilgi ve belgelere sahip olduğu iddia edilen Levent Ersöz için “Ergenekon´un derin kulağı ve kara kutusu” deniliyor. ( Star)

(10 Ağustos 2011, 11:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

Darbe Günlükleri ve Komutanlarla ilgili manşetlerimiz

Deniz Kuv. Komutanı Özden Örnek´in darbe günlükleri (tam metin)

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3616    yazdır/print


 

Demirel ve Kıraç neyin peşinde?

Statükoyu oluşturan güçler, İstanbul´un laikçi büyük sermayesi ve askeriye, sermayenin sesi olan gazetelerle MHP´yi kolluyor, BDP´de boncuk buluyor!.. Emre Aköz köşe yazısında seçim sürecinde daha önce benzeri yaşanmamış şekilde ortaya çıkmış olan siyasi entrikalar ve arka planına ışık tutmaya çalışıyor.

Demirel ve Kıraç neyin peşinde?

Statükoyu oluşturan güçler, İstanbul´un laikçi büyük sermayesi ve askeriye, sermayenin sesi olan gazetelerle MHP´yi kolluyor, BDP´de boncuk buluyor!.. Emre Aköz köşe yazısında seçim sürecinde daha önce benzeri yaşanmamış şekilde ortaya çıkmış olan siyasi entrikalar ve arka planına ışık tutmaya çalışıyor.

Emre Aköz (Sabah): Demirel ve Kıraç: ´Operatörler´ neyin peşinde? Bugün siyasi kapışma, basit bir partiler arası çekişme değil. Temel mesele şu: Devlet düzeni olduğu gibi kalacak mı, yoksa çağın gereklerine uygun olarak değişecek mi? Statükoyu oluşturan güçler (ki bunların merkezinde İstanbul´un laikçi büyük sermayesi ve askeriye var) şöyle düşünüyor:

1) Bize yakın partilerin, değişimin temsilcisi AK Parti´yi yenmeleri mümkün değil... Hükümeti yine o kuracak.

2) Ancak bir ´cephe´ oluşturabilirsek, Meclis´te güçlenerek, çıkarlarımızı zedeleyecek bir Yeni Anayasa´nın yapılmasını engelleyebiliriz.

3) Hatta bu cephe sayesinde, kendi adayımızı Cumhurbaşkanı seçtirebiliriz.

4) Gün gelip AKP fırtınası dindiğinde, biz yine borumuzu öttürürüz.

Bu stratejiyi kim oluşturdu? Mesela Encümen- i Daniş ya da benzeri bir statükonun akil adamları kadrosu mu? Bilmiyoruz. Ama şu kadarı belli: Stratejinin operatörleri arasında, Süleyman Demirel ve Vehbi Koç´un damadı İnan Kıraç var. 1970´lerde, Ecevitli CHP´ye karşı, iki kere, AP liderliğinde, milliyetçi cephe kurmuş olan Demirel, müşterek hasma karşı asgari müştereklerde birleştirme konusunda deneyimli bir siyasetçi. Benim Anti-Parti adını da verdiğim bu cephenin en safında büyük ortak CHP yer alıyor... CHP´ye açık büfe rolü verilmiş durumda. Büfede her seçmen kendine uygun bir şeyler buluyor: Kebap ile suşi yan yana!

Açık büfenin halka takdiminde, Kemal Kılıçdaroğlu´nun çekirdek çıtlatırcasına yalan söyleyebilme yeteneği kullanılıyor. Kemal Bey herkese mavi boncuk dağıtıyor seçim meydanlarında. Adeta Nasreddin Hoca: O haklı... Bu da haklı... diyor. Yahu ikisi birden nasıl haklı olur, diye itiraz ederseniz, cevabı hazır: Sen de haklısın! Kemal Bey bu seçim taktiğini kolayca uyguluyor. Çünkü verdiği sözleri tutması gerekmiyor. Nasılsa, Başbakan olup vaatlerini yerine getirme zorunda kalmak gibi bir risk yok. Onun cephe misyonu bol üfürükle oylarını artırmak. (Hatırlar mısınız? Bir keresinde dili sürçmüş ve Biz öyle Sayın Başbakan gibi, söz verip de, sözümüzün arkasında duran bir insan değiliz deyivermişti mitingde.)

Cephenin bütün partileri aralarında paslaşıyor: CHP´nin seçim otobüsü, üstünde Kılıçdaroğlu ile MHP il başkanlığının önünden geçerken, ülkücüler büyük alkış tutuyor kendisine. CHP´liler, MHP´ye de oy istiyor seçmenden... Daha geçen gün Bize oy vermeyen sağ seçmen, lütfen MHP´ye versin dediler... Statüko cephesinin en küçük ortağı ise solcular... Doğu Perinçek takımı zaten askerci olduğu için çoktandır işin içinde... Dev-Yol ve Dev-Sol çizgisi ise gazeteci Ahmet Şık´ın tutuklanmasını bahane ederek cepheye katıldı.

Bunlar olağan ittifaklar: MHP zaten statükocu. Solcular ise devletçi ve laikçi olduklarından, pratikte hep CHP´yi ve nihayetinde askeri tercih ettiler; Müslümanları sevmediler. Para kazanan Müslümanları ise hiç sevmediler. Cephenin en ilginç ortağı hiç kuşkusuz PKK-BDP çizgisi. Skandal kasetler ortaya döküldüğünde, Fırat Haber Ajansı aracılığıyla MHP´ye arka çıktı. Başbakan Erdoğan, konuşurken kepenkleri indirttiler... Hakkâri´de hiçbir potansiyeli olmayan Kılıçdaroğlu geldiğinde ise kepenkleri açtırıp, meydanları kendi adamlarıyla doldurdular. PKK militanları bugünlerde sadece Kürt ulusalcılığı için değil, Türk statükosu için de çalışıyor. Tabii bu sevgi karşılıklı: Hürriyet, Milliyet, Radikal, Vatan gibi laikçi büyük sermayenin sesi olan gazetelere bakın. MHP´ye kol kanat germekle kalmıyor, BDP´nin bağımsız adaylarında boncuk arıyor ve buluyorlar! ( Emre Aköz / Sabah)

(27 Mayıs 2011, 12:50)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Baykal´a seks komplosu manşetlerimiz

Mehmet Baransu / Taraf: İnan Kıraç denedi kaset halletti

CHP ve MHP´nin Ergenekon sanıklarını milletvekili yapma planı

2011 seçimleri Ergenekon referandumu

2011 SEÇİM SÜRECİNDE YAŞANAN KIŞKIRTMALAR

2011 Kontrgerilla için ´Kıyamet´ yılı

Seçim ve anayasa Kontrgerilla için ölüm kalım meselesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3350    yazdır/print


 

Kılıçdaroğlu Aygün´e sahip çıktı

Ecevit iddiaları konusunda günlerdir sessizliğini koruyan Kılıçdaroğlu´ndan şaşırtan tepki.. Ecevit´in adını ağzına almadan önce abdest alsın diyerek Erdoğan´a sert tepki gösteren Kılıçdaroğlu, CHP´ye aday yaptığı Ergenekon sanığı Sinan Aygün´ün Ecevit´in başbakanlıktan azli için mahkemeye başvurmasını ise normal karşıladı: ´Tabanının talebini yerine getirdi.´ Diğer taraftan Ergenekon´un CHP´ye dair planlarıyla ilgili bir iddia daha gündemde. ´Cezaevinden kurtarılmak için Haberal´ın CHP´den milletvekili seçtirilmesi planlanıyor´ diye aylar önce dile getirilen iddiaların doğrulanmasının ardından şimdi yeni bir iddia gündemde. Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın ´Silivri´den CHP Genel Başkanlığı koltuğuna taşınması´ planlanıyor. Bu iddia partide rahatsızlığa yol açtı.

Kılıçdaroğlu Aygün´e sahip çıktı

Ecevit iddiaları konusunda günlerdir sessizliğini koruyan Kılıçdaroğlu´ndan şaşırtan tepki.. Ecevit´in adını ağzına almadan önce abdest alsın diyerek Erdoğan´a sert tepki gösteren Kılıçdaroğlu, CHP´ye aday yaptığı Ergenekon sanığı Sinan Aygün´ün Ecevit´in başbakanlıktan azli için mahkemeye başvurmasını ise normal karşıladı: ´Tabanının talebini yerine getirdi.´ Diğer taraftan Ergenekon´un CHP´ye dair planlarıyla ilgili bir iddia daha gündemde. ´Cezaevinden kurtarılmak için Haberal´ın CHP´den milletvekili seçtirilmesi planlanıyor´ diye aylar önce dile getirilen iddiaların doğrulanmasının ardından şimdi yeni bir iddia gündemde. Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın ´Silivri´den CHP Genel Başkanlığı koltuğuna taşınması´ planlanıyor. Bu iddia partide rahatsızlığa yol açtı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu,Ankara Ticaret Odası (ATO) başkanlığı döneminde, ´Ecevit başbakanlık yapamıyor´ dilekçesiyle vasi tayini isteyen CHP Ankara adayı Aygün´ü, “Tabanını dinlemiş” diyerek savundu. Eski Başbakan Bülent Ecevit´i Clinton karşısında iki büklüm gösteren AK Parti seçim afişine CHP liderinden büyük tepki gelmişti. Kılıçdaroğlu, Samsun mitinginde afişten dolayı doğrudan Başbakan Tayyip Erdoğan´ı hedef alarak, ´Sen kim Ecevit kim? Sen Ecevit´in tırnağı olamazsın. Adını ağzına alırken önce abdest al´ demişti. Ancak bu olayın hemen ardından CHP´den milletvekili adayı yapılan Ergenekon sanığı Sinan Aygün´ün, Ecevit´in başbakanlıktan azli için mahkemeye başvurduğunun ortaya çıkması şok etkisi yapmıştı. Günlerdir sessizliğini koruyan Kılıçdaroğlu´nun bu konuda ne diyeceği merak ediliyordu.

Ecevit´in başbakanlıktan düşürülmesi için Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın başrolde olduğu komplo iddiası mahkemelerde yargılanmakta ve sıcaklığını korumakta iken, Haberal´ın adeta alay eder gibi Ecevit´in memleketi Zonguldak´tan milletvekili adayı gösterilmesi DSP tabanında büyük bir öfke doğurmuştu. Üstüne gelen Aygün olayı ortamı daha da gerdi. Durumu kurtarmak ve DSP tabanını yatıştırmak için günlerdir açıklama yapması beklenen Kılıçdaroğlu nihayet konuştu. Beklentilerin aksine, Ecevit´in başbakanlık yapmasının engellenmesi ve vasi tayini için mahkemeye başvuran CHP Ankara adayı Sinan Aygün´e sahip çıkan Kılıçdaroğlu, “Tabanından öyle bir talep gelmiş, o talebin gereğini yapmış. Sağlık sorunu nedeniyle bunu söylemiştir. Yoksa başka bir nedeni yok” iddiasında bulundu. Kılıçdaroğlu önceki gece Show Tv´de katıldığı programda, Ergenekon sanıkları Mehmet Haberal ve Sinan Aygün´ün adaylığıyla ilgili eleştirilere karşılık her iki isme de sahip çıktı. Haberal´ın dünyanın en önemli cerrahlarından olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, uzun süredir neden tutuklu olduğunu bilmediği bir suçtan yargılandığını, Balbay´ın önemli bir gazeteci, Cihaner´in önemli bir savcı olduğunu ve haksız tutuklandığını iddia etti.

CHP + Demirel - Ecevit = İktidar

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP içinden yöneltilen ´Demirel aday listesi verdi ve parti sağa kaydı´ eleştirileri için “Demirel sıradan bir insan değil. Ama bir önerisi olursa değerlendiririz. Artık sadece seçime sosyal demokratlarla giremeyiz. Onlara sen partiye gelme dersek nasıl iktidar olacağız. İnsan annesinden sosyal demokrat doğar diye bir şey yok” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, diğer eleştiri konusu olan aday Sinan Aygün´ün ATO başkanıyken AK Parti iktidarını en sert eleştiren isimlerden birisi olduğunu savundu. Aygün´ün ATO Başkanlığı döneminde hazırladığı ´Ecevit başbakanlık yapamaz´ şeklinde rapor olduğunun hatırlatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, ´Tabanından öyle bir talep gelmiş, o talebin gereğini yapmış. Sağlık sorunu nedeniyle bunu söylemiştir. Yoksa başka bir nedeni yok´ dedi. Başbakan Erdoğan´ın, ´Ecevit´i üzerine beton dökerek öldürmek istediler. Bu isimler Ecevit´i tasfiye hareketinin içinde yer almıştır´ yönünde sözlerine ilişkin de Kılıçdaroğlu, ´Beton dökmek kimin söylemidir? Mafyanın söylemidir” dedi. Kılıçdaroğlu, hem o dönemin yakın tanığı Emrehan Halıcı´nın hem de Rahşan Ecevit´in bu iddianın gerçekdışı olduğunu söylediklerini belirterek, ´Hükümet sizsiniz bütün devletin arşivleri sizin elinizde, çıkarın ortaya. Dedikoduyla siyaset olur mu? Varsa öyle bir şey çıkarırsınız belgesini koyarsanız mesele biter. O söylemler bizim için ciddiye alınacak söylemler değil´ diye konuştu. ( Star)

MHP ve CHP´ye yerleşen Ergenekon´un seçim sonrası planı

İddialar bir bir doğrulanıyor.. ´Cezaevinden kurtarılmak için Haberal´ın CHP´den milletvekili seçtirilmesi planlanıyor´ diye aylar önce dile getirilen iddialar doğrulandı. Şimdi yeni bir iddia gündemde. Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın Silivri´den CHP Genel Başkanlığı koltuğuna taşınması planlanıyor. Bu iddia partide rahatsızlığa yol açtı. Yenişafak´ın dile getirdiği iddiaya göre, CHP´de seçim sonrasındaki büyük hesaplaşmada Haberal´ın en büyük kozunun, Ergenekon sanıkları, Süheyl Batum ve Demirel´in partiye monte ettiği merkez sağ isimler olduğu belirtildi.

CHP´yi ele geçirmeye çalışan iradenin, Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ı seçim sonrası partinin başına geçirmeyi planladığı iddiası büyük yankı uyandırdı. Başkent Üniversitesi eski Rektörü ve Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın seçimlerden sonra CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturacağı iddiaları partiyi karıştırdı. CHP, Haberal şoku ile sarsılırken, 12 Haziran genel seçimlerinin ardından partide büyük bir hesaplaşma yaşanacağı belirtiliyor. Son dakikada milletvekili adayı yapılması ile dikkati çeken Mehmet Haberal, milletvekili seçildiği takdirde halen tutuklu bulunduğu Silivri F Tipi Cezaevi´nden de kurtulma şansı bulabilecek. Haberal, tutukluluğunun uzun bir süresini sağlık gerekçesi ile hastanede yatarak geçirirken, milletvekili olarak TBMM´ye girme imkanını CHP sıralarından bulacak. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu´nun listelerinden aday gösterdiği Ergenekoncu adaylar ile 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel´in önerisi ile monte ettiği iddia edilen merkez sağ kökenli adayların birlikte hareket etme tedirginliğini yaşıyor. Anadolu´dan oy alabilmek için listelerinde merkez sağdan gelen 14 isme yer veren Kılıçdaroğlu, bu isimlerin Ergenekon sanıkları ile birlikte hareket etmesi durumunda sıkıntıya girecek. CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal´ı bir kaset ile alaşağı eden ve ardından hiç düşünmediği halde Kılıçdaroğlu´nu partiye genel başkan yapan irade şimdi TBMM´de küçük bir grup oluşturabilecek azınlığı Parlamento´ya sokma başarısını gösterecek.

B planı yedekte tutuluyor

Ergenekon sanıkları İlhan Cihaner, Mustafa Balbay, Sinan Aygün gibi kilit isimlerin CHP´den milletvekili adayı gösterilmesi ile kendini yalnız hissetmeyecek olan Mehmet Haberal, Encümeni Daniş´in desteğini almış durumda. Encümeni Daniş Üyesi CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, Haberal´ın adaylığını ilk dile getirmesi ile birlikte güvenerek yola çıkabileceği isimler arasında yer alıyor. 12 Haziran genel seçimlerinden sonra Haberal´ın partiyi ele geçirememesi durumunda ise B planı hazırlığı içinde bulunduğu belirtildi.

Ergenekon sanığı Haberal ve Demirel destekli merkez sağ ekibinin, partinin hakimiyetini ele geçirememesi halinde ise önce TBMM´de bir grup kuracağı öne sürüldü. BDP´li olmalarına karşın bağımsız aday olarak miletvekili seçildikten sonra partiye katılarak TBMM´de grup kurmalarını örnek alacak olan bu hareket de Ergenekon temsilcileri ile birlikte sağ kökenli vekillerle önce yeni bir grup kuracak. Haberal´ı destekleyen irade, TBMM´de grup kurmak için gerekli olan 20 asgari miletvekili sayısına sağ kökenli milletvekili adayları Mahmut Öztürk, Mustafa Eren, Bülent Kuşoğlu, Ali Arif Özzeybek, Zeki Korkutata, Muhammet Çakmak, Aydın Ayaydın, Turhan Tayan, Aytun Çıray, Salih Sümer, İhsan Kalkavan, Kenan Bıyık ve YARSAV eski Başkanı Emine Ülker Tarhan gibi isimlerin katılımı ile ulaşmayı hedefliyor.

CHP´de Demirel etkisi

Sağ seçmenin kalbinde Çoban Sülü olarak taht kuran ve Cumhurbaşkanlığı gibi onurlu bir koltuğa oturma şansına erişen Süleyman Demirel, Ergenekon sanıklarının en büyük destekçileri arasında yer alıyor. Demirel´in, Ergenekon sanıklarına destek vermesinin yanı sıra onların hangi illerden ve hangi sıralardan aday göste-rilmesi gerektiği konusunda da Kılıçdaroğlu´na tavsiyelerde bulunduğu iddia edilmişti. Haberal için Türkiye ve Zonguldak´ın onuru tanımlamasını yapan Demirel gibi Kılıçdaroğlu da Haberal bizim onurumuzdur demek zorunda kalmıştı. Kılıçdaroğlu, geçmişte parti üyeliğinden ayrılan ancak geri dönmek isteyenlere çıkarttığı aftan PM kararı ile yararlanamayan Fikri Sağlar, Mehmet Haberal´ın CHP´ye genel başkan olması planını Kötü niyetli düşünce olarak değerlendirdi. CHP´nin seçim çalışmalarına kendi ilkesi ve prensipleri doğrultusunda devam ettiğini ifade eden Sağlar, Seçim sonrasında CHP tabanı kendine uygun en iyi kararı verecektir dedi.

Deniz Baykal´ı kaset skandalıyla CHP´nin koltuğundan uzaklaştıran iradenin desteğini aldığı belirtilen Kemal Kılıçdaroğlu´nun tedirgin olduğu öne sürüldü. Aday listelerinde yer verilen Ergenekon sanıkları ile merkez sağ isimlerin 12 Haziran sonrası planlarının Kılıçdaroğlu´nu rahatsız ettiği konuşuluyor.

2. Ergenekon iddianamesinde

Dışarıdan müdahalelerle asrın davasında yargılanan sanıkları milletvekili adayı yapmasıyla gündeme gelen CHP, Ergenekon üzerinden yaşanan hâkimiyet mücadelesini 2. Ergenekon iddianamesi ortaya koydu. Tüm tepkilere rağmen Zonguldak´tan birinci sıra milletvekili adayı yapılan Ergenekon tutuklusu Prof. Dr. Mehmet Haberal´ın gözünün genel başkanlık koltuğunda olduğu iddiasını güçlü kılan gelişmeler, iddianamede ´CHP´ye Yönelik Yürütülen Faaliyetler´ başlığı altında yansımıştı. İddianameye göre; Ergenekon, o dönemde partinin başına Tuncay Özkan´ı getirmeyi planladı.

2. Ergenekon iddianamesine göre; soruşturma kapsamında ele geçirilen dijital veriler, dokümanlar ve şüphelilerin telefon konuşmaları, Özkan´ın CHP´nin başına getirilmesi planlarını ortaya koydu. İddianamede Özkan hesabıyla ilgili şu ifadelere yer verildi: ´CHP´yi kontrol altına alıp yönlendirmek için faaliyetlerde bulunurken diğer taraftan da CHP yönetimini ele geçirmeye çalıştığı, bu kapsamda da şüpheli Ahmet Tuncay Özkan´ı CHP Genel Başkanlığına getirmek için girişimlerde bulundukları, bunların yanı sıra CHP içersindeki milletvekillerine yönelik istihbari çalışmalar yaptıkları ve elde ettikleri kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydedip arşivledikleri belirlenmiş olup?´

İddianamede, ele geçen belge ve telefon konuşmalarından örgütün CHP´yi kontrol altına almak için değişik eylemler organize ettiğini ortaya koydu. Ergenekon sanıklarının bu amaçla CHP içinde istihbarat çalışması yaptığı bilgisi de iddianamede geçen bilgiler arasında yer aldı. ( Yenişafak)

Haberal niçin bu kadar önemli

Sağlık durumu kötüleştirilen Ecevit´in başbakanlıktan düşürülmesi ve yerine Ergenekon´un istediği bir hükümet formülünün oluşturulması planını ve bu planda başrol oyuncusu olarak Haberal´ın yer aldığını haberalan Ecevit, sağlık durumunun giderek kötüleştiği Haberal´ın hastanesinden apar topar çıkarılmış ve evinde hızla iyileşmişti. Ecevit´in Haberal´la ilgili ilginç bir tavrı daha olmuştu. Ecevit, Demirel´den boşalacak cumhurbaşkanlığı makamının adayları arasında ilk sırada adı geçen Haberal´ı veto ederek sürpriz şekilde Necdet Sezer´i cumhurbaşkanlığına seçtirmişti.

Bu şekilde planları o dönem engellenen Ergenekon´un günümüzde onu etkili makamlara getirme ısrarı sürüyor. Bu ısrarı aslında aylar önce web sitemizde de dile getirmiştik. Hastanede koruma çabalarında amacın sadece cezaevinden uzak tutmak değil onu etkili bir makama getirmek olduğunu da belirtmiştik. Cezaevinden kurtarılmak için kendisine Haseki Kardiyoloji´de aylarca uygulanan koruma çemberinin bir benzeri daha önce hiçbir Ergenekon tutuklusunda görülmedi. Bu süreçte çok ilginç gelişmeler yaşandı. Mahkemelerin iddiaların üzerine gitmesiyle örgütün koruma kollama çemberi kısmen ortaya çıkarıldı, bazı doktorlar tutuklandı.

Haberal´ın Ergenekon için çok önemli olduğu belli, ancak bu önem nereden kaynaklanıyor o belli değil. Haberal, Kanal B´nin sahibi. 2007 seçim sürecinde AKP´nin oyunu düşürmek için her puştluğu yap diyerek Kanal B yöneticilerine emir verdiği, bir canlı yayın kazasıyla ortaya çıkmıştı. Aynı zamanda da bir bilimadamı, beyin cerrahı. Bu özellikler dışında muhtemelen bilinmeyen başka bir nedenle Ergenekon´un Haberal´da ısrar ettiği söylenebilir. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

DEMİREL´İN ÇANKAYA´DA HABERAL HESABI

11 Mayıs 2011 - Ahmet Kekeç (Star): Mahmut Övür üşenmemiş, bizzat Demirel eliyle CHP´ye monte edilen sağcıların listesini çıkarmış. Hepsi de, “merkez sağ barikatlardan” gelen ve Demirel´siz adım atmayacak isimler. Tam 16 kişi... 4 kişi daha bulunabilse, Meclis´te “grup” kuracak çoğunluğa ulaşıyorlar. Peki, ne arıyor bu adamlar CHP´de? Mahmut Övür iyi niyetli bir arkadaşımız olduğu için, bu “montaj” çabasını, “AK Parti karşısında güçlü bir muhalefet oluşturmak arzusu” ile açıklıyor. Kısmen öyledir de, bu transferler, bana, bir başka projeksiyonun, bir başka “salim aklın” ürünüymüş gibi geliyor.

Eski DYP Genel Sekreteri Tevfik Diker´e göre, Demirel´in hesabı, Erdoğan´ı Çankaya´ya çıkartmamak. Mümkündür... Bir diğer hesabı da, Mehmet Haberal´ı Cumhurbaşkanı adayı yapmak... Mümkün müdür? En iyisi kendisi anlatsın: “Demirel, Başbakan Erdoğan´ın Çankaya´da önünü kesmek istiyor. Bunun için toplumda karşılığı olan bir ismi kullanacak. Bu isim Haberal´dan başkası olamaz. CHP, Haberal´ı Cumhurbaşkanı adayı göstermezse Demirel´in ikinci planı devreye girecek ve CHP ile MHP´deki ´Demirelciler´ partilerinden istifa ederek bir yeni grup kuracaklar. Bu grubun Cumhurbaşkanı adayı Haberal olacak... Anayasaya göre, Cumhurbaşkanlığı seçimine girebilmek için en az 20 milletvekilinin aday göstermesi gerekiyor. Haberal Çankaya´ya çıkarsa Erdoğan´ın elinden AK Parti gidecek ve karizması çizilmiş olacak. Daha sonra AK Parti´yi parçalamak kolaylaşacakmış!”

Demirel bu türden hesapların içine girer mi? Demirel´in bundan başka hesabı mı var ki? Fakat, Tevfik Diker´in ilave etmeyi unuttuğu bir husus var: Demirel´in CHP´ye monte ettiği isimler grup kuracak çoğunluğa ulaştıktan ve Haberal´ı Çankaya´ya yolladıktan sonra, teorisiyle birlikte çöküp giden merkez sağın “yeniden inşası” işine de girişecekler. Sonuç mu? Bu ülkede “mühendis cetveli” değmiş hiçbir siyasi oluşum başarılı olamamıştır. Üzülerek söylüyorum ki, bu oluşum da başarılı olamayacak, sosyal demokrat bünyede tahribat yaratmakla kalacaktır. (Ahmet Kekeç / Star)

(10 Mayıs 2011), son güncel.: (11 Mayıs 2011, 13:35)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Cezaevinden kurtarıp hastaneye koymuşlar ille de cumhurbaşkanlığı demiş

Aygün: Ecevit Başbakanlık yapamaz

ECEVİT´İN ´İŞ GÖREMEZ´ RAPORU İLE BAŞBAKANLIKTAN DÜŞÜRÜLME GİRİŞİMİ MANŞETLERİMİZ

CHP ve MHP´nin Ergenekon sanıklarını milletvekili yapma planı

2011 seçimleri Ergenekon referandumu

2011 SEÇİM SÜRECİNDE YAŞANAN KIŞKIRTMALAR

2011 Kontrgerilla için ´Kıyamet´ yılı

Seçim ve anayasa Kontrgerilla için ölüm kalım meselesi

Örneklerle CHP´nin Ergenekon davalarında sempatizanlıktan öte tavırları

´Ergenekon ve CHP´ manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3275    yazdır/print


 

CHP´nin İzmit adayı Veli Küçük, Trabzon adayı Ali Öz

Ergenekon´a, Balyoz´a sahip çıkan, Hizbullahçıları serbest bırakan Yargıtay´a tek kelime söylemeyen anlayış bu. Seviyesi bayağı aşağılarda. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu´nun ´AK Parti Hizbullah ile ilişki içinde´ iddiasını dile getirdiği gün, CHP´li Süheyl Batum Ergenekon Terör Örgütü ile ittifak planını açıkladı.

CHP´nin İzmit adayı Veli Küçük, Trabzon adayı Ali Öz

Ergenekon´a, Balyoz´a sahip çıkan, Hizbullahçıları serbest bırakan Yargıtay´a tek kelime söylemeyen anlayış bu. Seviyesi bayağı aşağılarda. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu´nun ´AK Parti Hizbullah ile ilişki içinde´ iddiasını dile getirdiği gün, CHP´li Süheyl Batum Ergenekon Terör Örgütü ile ittifak planını açıkladı.

Ergun Babahan (Star): CHP´nin muhalefet çıtası, deniz seviyesinin altında. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu´nun “AK Parti Hizbullah ile ilişki içinde” iddiasını dile getirdiği gün, CHP´li, Süheyl Batum Ergenekon Terör Örgütü ile ittifak planını açıkladı. Danıştay davası gelişmelerini, Ergenekon davası ortaya çıktıktan sonra siyasi suikastlerin arkasının bıçak gibi kesilmesini görmezden geliyor Batum. Aslında Kılıçdaroğlu´nun Bursa´da yapıp sonra geri çektiği açıklamayı yeniden gündeme getiriyor.

Herhalde Veli Küçük´ü İzmit´ten, Ali Öz´ü Trabzon´dan aday yaparlar. Ya da sanıklar arasında seçme yapacaklar, “Buna değdi, buna az değdi” diyerek aday belirleme sürecine girilecek. CHP´nin muhalefetini seviyeli bulanların dikkat etmesi gereken bir tablo bu. Hükümeti Hizbullah ile ilişki içinde olmakla suçlayacak kadar absürd bir muhalefet anlayışı bu.Ergenekon´a, Balyoz´a sahip çıkan, Hizbullahçıları serbest bırakan Yargıtay´a tek kelime söylemeyen anlayış bu. Seviyesi bayağı aşağılarda. CHP´nin 1960 darbesinden bu yana zihniyetinin hiç değişmediğini ortaya koyan bir anlayışın kendini dışa vurumunu görüyoruz. Bu kafayla giderseniz sandığa, zor alırsınız tezkere. ( Ergun Babahan / Star)

Türkan Saylan gibi ´İhtiyarlar Heyeti´nin tercihi de Batum

Ergenekon sanıklarını CHP milletvekili yapma projesinin CHP tarafındaki liderliğini yürüten CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum´un adı son olarak Encümen-i Daniş adı verilen derin devlet ihtiyarlar heyetinin, merkez sağı toparlamak için DYP´nin başına onu getirmek istediklerini açıklamasıyla gündeme gelmişti. Daha önce gündeme gelen ses kayıtlarında da, ÇYDD başkanı Türkan Saylan, CHP lideri Deniz Baykal´ı liderlikten çekilmeye zorlamak için kalp ameliyatına müdahale edilmesini ve yerine Süheyl Batum´un gelmesini istiyordu. Yine Batum´un adı Balyoz davası iddianamesinde iki yerde geçiyor: Darbe sonrası oluşturulacak Milli Mutabakat Hükümeti´nde Devlet Bakanı olarak, darbe sonrası faydalanma umulan 137 gazeteciden biri olarak.

Küçük, büyük komutanların Meclis´e sokulmasını istiyordu

Kontrgerilla Gençlik Birliği (KGB) olarak da adlandırılan, Ergenekon´un gençlik yapılanması Türkiye Gençlik Birliği (TGB) isimli örgütün toplantısında konuşan Ergenekon sanığı Yalçın Küçük, PKK´nın güç kaybetmesinden üzüntü duyduğunu belirtiyor, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu´dan Ergenekon tutuklularının milletvekili yapılmasını istediğini anlatıyordu. Küçük şunları söylüyordu: ´Doğu Perinçek´i sevgili Tuncay´ı, sevgili Balbay´ı, sevgili Haberal´ı büyük komutan Çetin Doğan´ı, büyük komutan Hasan Iğsız´ı Meclis´e sokacaksınız. Bunu yapacaksın yoksa senin bu zulüm dönemine karşı olduğuna inanmayız. Bu ordu bizim ordumuzdur. Onu sol Kemalist çizgiye çekmek bizim görevimizdir. Biz şu anda o mücadeleyi yapıyoruz, bunları yapıyoruz.´ (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

CHP Nisan´a kadar çarketti.. Gürsel Tekin: Konu Nisan ayında değerlendirilecek

Tartışmaların giderek büyümesi ve CHP´ye tepkilerin artması üzerine CHP´li yetkililer devreye girdi.CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum´un, “Silivri´de tutuklu olarak yargılanan Ergenekon davası sanıkları Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan´ın CHP´den milletvekili adaylıklarına olanak tanınabileceği” yönündeki açıklamaları partide tartışma yarattı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu´nun, Batum´u bizzat arayarak uyardığı ve “Olası adaylıklarla ilgili açıklamalardan kaçının. Bir mağduriyetin giderilmesinin yolu olarak milletvekilliğini tartışmaya açmak doğru değil” dediği öğrenildi. Batum´a yönelik “açık tepki” ise bir diğer Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin´den geldi. Tekin, genel merkezde yaptığı açıklamada, “Türkiye´nin ve CHP´nin şu anki gündeminde işsizlik, yoksulluk gibi konular var. Herkesin aday olma hakkı bulunuyor, ancak bunlar nisan ayında değerlendirilecek” dedi. Batum da kendisini, “Balbay ve Özkan´la ilgili görüşümün kişisel olduğu, partiyi bağlamadığını vurgulamak istiyorum” sözleriyle savundu. Batum bir televizyon kanalına ise “Balbay ve Özkan´ın aday yapılmasını Parti Meclisi´ne teklif edebilirim” açıklamasını yaptı. ( Hürriyet)

Kılıçdaroğlu: Adaylıklar sözkonusu değil

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay´ın milletvekilliliği adaylığı gibi birşeyin söz konusu olmadığını söyledi. ( Zaman)

Batum durumu kurtarmaya çalıştı: Olmayacağını bile bile yapalım dedim

CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanıkları gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan´ın milletvekili adaylığıyla ilgili önerisinin bu kişileri cezaevinden kurtarmayı amaçlamadığını belirterek, ´Onların kurtulmayacağını bile bile, arkalarında olduğumuzu sembolik olarak gösteren birşey yapalım dedim´ şeklinde konuştu. Batum, TBMM´de gazetecilerin sorularını yanıtlarken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile aralarında hiçbir tartışma olmadığını söyledi. Tanrıkulu´nun açıklamalarının son derece haklı olduğunu, kendisiyle aynı şeyi söylediğini belirten Batum, ´Ergenekon Davasının, başından bu yana oyun olduğunu söylüyoruz. Herkesi içine atıp, bütün hukuksuzlukları devam ettirip, 3,5 yıl insanları tutuklu yargılamak hukuka ayrı. Ergenekon´daki sürekli devam eden tutuklamalar da bu oyunun parçası. Sezgin, bunu söyledi´ dedi.

Batum, milletvekili adayları konusunda görüşlerinin benzer olup olmadığı sorusuna, ´Kesinlikle benzer. O kişilerin kurtarılması için değil; çünkü anayasa açık, kurtarmak mümkün değil. Ne ile suçlandığını bilmeyen iki gazeteci orada. Türk toplumunun belirli bir bölümü, en azından yüzde 50´si yapılan rezilliğin, densizliğin farkında. ´Buna artık izin vermeyeceğiz´ yönünde, sembolik olarak, bu ikisini milletvekili yapalım... Benimki bir öneri, onların kurtulmayacağını bile bile, arkalarında olduğumuzu sembolik olarak gösteren bir şey yapalım dedim´ karşılığını verdi. Bunun, bir kurtarma değil, prensip meselesi olduğunu kaydeden Batum, ´Ergenekon, Balyoz, KCK davalarında insanlar tutuklu. Peki Deniz Feneri Davası nerede? Bu dava için Hüseyin Çelik´in, Bekir Bozdağ´ın hiç konuştuğunu duydunuz mu?´ diye sordu. ( Zaman)

(25 Ocak 2011, 11:30)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

CHP´nin Ergenekon sanıklarını milletvekili yapma planı

Batum: 50 bin kişi Silivri´yi basalım

Örneklerle CHP´nin Ergenekon davalarında sempatizanlıktan öte tavırları

´Ergenekon ve CHP´ manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2850    yazdır/print


 

Batum: 50 bin kişi Silivri´yi basalım

CHP´nin, başka milletvekili adayı bulamamış gibi Ergenekon Terör Örgütü mensuplarını milletvekili yapmayı ve Haziran seçimlerinde seçilmelerini sağlayarak, cezaevinden ve davalardan kurtarma planı giderek netleşiyor. Son olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, Silivri´deki Ergenekon sanıklarını korumak için her yöntemi uygulayacaklarını açıkladı.

24.01.2011 12:42 Uğur Mumcu´nun öldürülüşünün 18. yılı dolayısıyla düzenlenen anma etkinlikleri için İzmir´e gelen Batum, ´Ergenekon´ sanıklarının milletvekili yapılarak cezaevinden kurtarılması teklifini değerlendireceklerini belirtti. Batum, İçeride yatan Atatürkçü aydınları korumak için elimizden geleni yapacağız. dedi. Bunun için her yöntemi uygulayacaklarının altını çizdi. Batum, Biz terör örgütü falan değiliz. Biz, AKP hükümetinin bilerek ve isteyerek Atatürkçü aydınları içeri tıkmak suretiyle, Türkiye´de kendi iktidarını hiçbir engel olmadan kurmak istediğini düşünüyoruz. Buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. Buna izin vermemek her yöntemle olabilir. Oradaki Atatürkçü aydınları partiye alarak veya başka bir yöntemle, iktidara baskı kurarak olabilir. Bunların hepsini uygulayacağız. şeklinde konuştu.

50 bin kişiyle mahkemeyi korkutma harekatı!

Geçtiğimiz günlerde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Tansel Çölaşan´la birlikte Silivri Cezaevi´ne giderek Ergenekon sanıklarına destek veren CHP Genel Başkan Yardımcısı, Haberal ve Balbay´ı milletvekili yapın. çağrılarına, Mesajınızı alıyorum. diye karşılık vermişti. Batum, her şeye rağmen bu Silivri çıkarmasından tatmin olmadı. Ergenekon davasına bakan mahkemenin, kendilerinden sonra, ziyaretçilerin bundan böyle içeriye sokulmaması yönünde bir karar aldığını söyledi. Süheyl Batum, Biz 50 bin kişiyle Silivri´ye gitseydik ´gelenler açıkta duracaklar, içeri kadar giremeyecekler´ diye karar almaya cesaret edemezlerdi. 50 bin kişi, bunu kuracağız şimdi. Biliyorum ki sizler bunu örgütlersiniz, korkmazsınız da... diyerek yeni bir Silivri çıkarmasına hazırlandığının ipuçlarını verdi.

Kılıçdaroğlu sıcak

Ergenekon sanıklarını BDP´li Sabahat Tuncel modeliyle vekil yaparak hapisten kurtaracaklarını daha önce inkar eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da, Denizli´de bazı gazetecilerin, Hanefi Avcı, Mehmet Haberal gibi tutuklu sanıkları aday göstermeniz söz konusu mu sorusu üzerine Her talebe saygılıyız, niye böyle bir talep geldi diye bir şey diyemeyiz ama sonuçta karar verecek olan parti organları diyerek açık kapı bıraktı.

Bursa´da açıkladı

Kılıçdaroğlu´nun Silivri planı 5 Aralık´ta Yeni Şafak´ta yer almıştı. Kılıçdaroğlu bu planını Bursa´ya yaptığı gezi sırasında buradaki Kent Gazetesi yazarı Yusuf Kotaman´a anlatmış, Kotaman da buna köşesinde yazmıştı. Yeni Şafak´ın Kotaman´ı kaynak göstererek yaptığı haber ise Kılıçdaroğlu tarafından yalanlanmıştı. Kılıçdaroğlu, ´Hayır böyle bir çalışmamız yok. Nereden çıkarılıyor anlamıyorum demişti. CHP Bursa İl Başkanı Gürhan Aydoğan ise Kılıçdaroğlu´nun yalanlamasından habersiz Kotaman´ı doğrulamıştı. CHP´nin bu planında ne kadar ciddi olduğu geçen hafta İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel´in açıklamalarıyla da ortaya çıkmıştı.

CHP için onur olur

Bayır, Balbay ve Haberal´ın her ikisi de alanlarında değerli isimler. Her ikisinin de aday olması CHP için onurdur. Balbay´ın İzmir´den kontenjan milletvekili olmasına dair beklentiler bana da ulaştı. Haberal´ın daha çok tanındığı ve çalıştığı bölge Ankara olduğu için belki o bölgeden değerlendirilmesi daha şık olabilir. Genel Merkez´e İzmir´den Mustafa Balbay´ın adaylığını önermekte sakınca görmem ifadelerini kullanmıştı. Yüksel de bu isimlerin değerlendirilebileceğini söylemişti.

MHP ve CHP´nin iş bölümü

Ergenekon davası kapsamında Silivri´de tutuklu bulunanların hapisten çıkarılması için MHP ve CHP´nin işbölümü yapacağı belirtiliyor. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde DTP, cezaevinde bulunan Sebahat Tuncel´i bağımsız milletvekili adayı olarak göstermişti. Tuncel milletvekili seçilince dokunulmazlık kazanmış ve ceza evinden çıkmıştı. Şimdi CHP ve MHP de benzer bir taktikle Silivri tutuklarını kendi aralarında paylaşarak milletvekili yapacak. CHP´nin Silivri tutuklularından Mehmet Haberal, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Doğu Perinçek ve Çetin Doğan´ı, MHP´nin ise Engin Alan, Atilla Uğur ve Hasan Iğsız´ı aday göstereceği belirtiliyor. ( Yenişafak, Zaman)

Batum: Balbay ve Özkan´ı aday göstereceğim

CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, Ergenekon davasının tutuklu sanıkları Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan´ın milletvekili adaylığı için Parti Meclisi´ne öneri sunacağını açıkladı. Batum, bu düşüncenin kendi şahsi fikri olduğunu ve parti yönetimi ile yapacağı görüşmede Balbay ve Özkan´ın aday yapılmasını teklif edeceğini son kararı da Parti Meclisi´nin vereceğini ifade etti. ( Hürriyet)

Batum´un Ergenekon yakınlığı

Süheyl Batum´un adı son olarak Encümen-i Daniş adı verilen derin devlet ihtiyarlar heyetinin, merkez sağı toparlamak için DYP´nin başına onu getirmek istediklerini açıklamasıyla gündeme gelmişti. Daha önce gündeme gelen ses kayıtlarında da, ÇYDD başkanı Türkan Saylan, CHP lideri Deniz Baykal´ı liderlikten çekilmeye zorlamak için kalp ameliyatına müdahale edilmesini ve yerine Süheyl Batum´un gelmesini istiyordu. Yine Batum´un adı Balyoz davası iddianamesinde iki yerde geçiyor: Darbe sonrası oluşturulacak Milli Mutabakat Hükümeti´nde Devlet Bakanı olarak, darbe sonrası faydalanma umulan 137 gazeteciden biri olarak.

´Dokunulmazlıklar kalksın, ama Ergenekon sanıklarına dokunulmasın´

AK Parti Trabzon Milletvekili Asım Aykan, CHP´nin bir yandan ´dokunulmazlıklar kalksın´ derken, bir yandan da Ergenekon sanıklarına dokunulmazlık zırhı giydirmeye çalıştığını söyledi. Aykan yaptığı yazılı açıklamada, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum´un, Ergenekon davasından yargılananlardan bazı isimleri milletvekili adayı yapmayı düşündüklerini ilan etmesini eleştirdi. Ergenekon yapılanmasının PKK ile bağlantılarını, JİTEM ile bağlantılarını, faili meçhullerle bağlantılarını, Hizbullah ile bağlantılarını, Kandil ve Öcalan ile bağlantılarını bütün dünya duydu, ancak CHP duymamış ifadelerini kullanan Aykan, Son olarak Gölcük´te zulalarda çıkan belgelerle birilerinin ihtilal için gece gündüz kan ter içerisinde çalıştıklarını, demokrasiyi, milli iradeyi, hukuku, siyasi partileri yok etmek için örgütlendiklerini net biçimde ortaya koyuyor. Ancak CHP´nin bu da umurunda değil. Duymuyor, görmüyor, yandaş medyası da duymuyor, görmezlikten geliyor. dedi.

´Bir komplo ile Ergenekon avukatlığını devraldığını´ iddia ettiği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu´nun ne yapacağını şaşırmış durumda olduğunu belirten Aykan, açıklamasını şöyle sürdürdü: Geldiği günden beri öyle zikzaklar çizdi ki milletin kafası tamamen karıştı. CHP tabanı yakında kurtar bizi Baykal diye haykırırsa kimse şaşmasın. Partisini yönetemeyen bir kadro, ülkeyi yönetmeye talip, hazırlığı yok. Ne zaman, nerede ne söyleyeceğini bilmiyor. Popülizme yönelmiş, geçmişte söylediklerini şimdi nakzediyor. Ergenekon davası çözülmeden terör örgütü PKK´nın yaptığı olaylar, faili meçhuller, Uğur Mumcu, Hrant Dink, Rahip Santoro, Zirve Yayınevi cinayeti, Eşref Bitlis Paşa´nın ölümü gibi olaylar çözülmez. Bu mesele bir parti meselesi değildir. Ülkenin bekası, evlatlarımızın geleceği, demokrasi ve hukuk devleti olmamız davasıdır. Bir yandan dokunulmazlıklar kalksın diyen CHP, bir yandan da Ergenekon sanıklarına dokunulmazlık zırhı giydirmeye çalışıyor. Öyle anlaşılıyor ki bu işi kotarma görevi Encümen-i Daniş prensi Sayın Batum´a verilmiş gözüküyor. Sayın Batum´a dikkat çekmek istiyorum, birileri kendisini bazı görevler için CHP´ye monte etmiş durumda. CHP bu tavrı ile haziran seçimlerini; Türkiye´nin geleceğine değil, hukuk mu, demokrasi mi, Ergenekon mu, üçgenine sıkıştırıyor. Silivri´den ´mesaj alınmıştır´ diyen Sayın Batum´a 12 Haziran akşamı milletimiz de ´mesaj alınmış ve gereği yapılmıştır´ diyecektir. ( Cihan)

(24 Ocak 2011, 12:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

CHP´nin Ergenekon sanıklarını milletvekili yapma planı

Örneklerle CHP´nin Ergenekon davalarında sempatizanlıktan öte tavırları

´Ergenekon ve CHP´ manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2848    yazdır/print


 

Avcı´yı işkence mahkumiyetinden darbeciler kurtarmış

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Devrimci Karargah soruşturması kapsamında tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın 1984 yılında Mersin Sıkıyönetim Mahkemesi´nde işkenceden mahkum olduğunu, ancak bu cezadan Askeri Yargıtay 4. Dairesi tarafından skandal bir gerekçeyle kurtarıldığını anlatıyor.

Avcı´yı işkence mahkumiyetinden darbeciler kurtarmış

Taraf muhabiri Mehmet Baransu ´Mösyö Hanefi Avcı´nın Yazamadıkları´ isimli yeni kitabında, Devrimci Karargah soruşturması kapsamında tutuklanan eski polis müdürü Hanefi Avcı´nın 1984 yılında Mersin Sıkıyönetim Mahkemesi´nde işkenceden mahkum olduğunu, ancak bu cezadan Askeri Yargıtay 4. Dairesi tarafından skandal bir gerekçeyle kurtarıldığını anlatıyor.

Piyasaya yeni çıkan ´Mösyö´ kitabı, Hanefi Avcı´nın gizli hayatını gözler önüne serdi. Hanefi Avcı´nın 1984 yılında işkenceden mahkum olduğu ortaya çıktı. Mehmet Baransu´nun yeni kitabı Mösyö´de yer alan bilgiye göre Avcı´yı bu cezadan Askeri Yargıtay 4. Dairesi kurtardı. Devrimci Karargah Soruşturması kapsamında gözaltına alınan Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın ilk görev yeri Mersin´de, işkence yaptığı kişiler tarafından Mersin Sıkı Yönetim Mahkemesi´ne açılan davada mahkum olduğu belirlendi. Mehmet Baransu´nun MÖSYÖ - Hanefi Avcı´nın Anlatamadıkları isimli kitabında yer alan bilgiye göre, Avcı´nın Mersin yılları sert polislik yaptığı, gözaltındakileri işkenceden geçirdiği dönem olarak dikkat çekiyor.

1 yıl hapis 3 yıl meslekten men

Baransu, Karakutu Yayınları arasından çıkan kitabında Hanefi Avcı´yı mahkumiyete götüren süreci şöyle anlatıyor: Adana 2 Nolu Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi 982/372 Nolu Esas kaydıyla görülen bir davada Remzi Korkmaz, Halit Ertan ve Kalender Irmak, Hanefi Avcı tarafından işkence gördüklerini iddia ediyordu. Bu yüzden Adana 2 Nolu Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi Hanefi Avcı´ya 19-04-1984 tarihli 982/372 esas 1984/118 sayılı kararla TCK´nın 243/1 maddesi gereğince 1 yıl ağır hapis ve 3 yıl memuriyetten men cezası vermişti. Korkmaz´ın ayaklarında doku zedelenmesi, Ertan´ın sağ el bileğinde kırık, Irmak´ın ise dişleri dökülmüştü. Bu arada işkenceye şahit gösterilen Ertan Çıral, kendisinin de Avcı´nın işkencesine maruz kaldığını söylediği için mahkemece muteber olmadığı için kabul görmüyordu. Avcı, işkence yaptığı gerekçesiyle aldığı hapis cezası üzerine Mersin Sıkıyönetim Komutanlığı Nezdinde Kurulan 2´Nolu Sıkı Yönetim Askeri Mahkemesi´ne ait 1984-467 Nolu dosya kaydıyla kendisi hakkındaki karar için, Askeri Yargıtay 4. Dairesi´ne temyize başvurmuştu. Askeri Yargıtay 4. Dairesi de kararı esastan bozmuştu. Dava tekrar ilk mahkemeye geri gönderilmiş ve Askeri Yargıtay 4. Dairesi´nin esastan bozduğu karara uyulmuştu.

Yargıtay´dan vicdansız kanaat

İşte burada biraz sıkı durmak gerekiyor, çünkü 23-01-1985 tarihli ve 1985 / 15 Nolu Karar ile Avcı beraat ettirilmişti. Askeri Yargıtay´ın esastan bozduğu kararın gerekçesi dünya hukuk tarihine geçecek kadar sıra dışıydı: ´Şahitlerin ve müştekilerin aynı örgüte mensup oldukları ve şikayetleri ile ifade tarihlerinde aynı cezaevinde birlikte bulundukları ve 12 Eylül sonrasında örgüt mensuplarının güvenlik güçleri mensuplarına iftiralar ile yıpratmayı kendi ideoloji ve taktiklerinin bir parçası olarak kabul ettikleri ve bunu da tüm yandaşları örgüt mensuplarına yaydıkları böylece sanıkların iddia edilen suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu nedenle tüm sanıkların beraatine karar verilmesi gerekmiş ve vicdani kanaat bu şekilde hasıl olmuştur.

Hukuk dışı bir yorum

Baransu´ya göre Avcı´nın mahkumiyetinin bozulması; delilsiz, dayanaksız, doğruluğunu yanlış bir kanaatten alan hukuk dışı bir yorumun sonucu olduğu kesindi. Ancak bir gerçek vardı ki gerekçenin herhangi bir yasaya dayandırılmayan ironik özü şu şekilde algılanmaya müsaitti: Siz örgüt mensupları bizim memurumuzdan daha mı kıymetli olduğunuzu sanıyorsunuz? Vermişsiniz aynı cezaevinde kafa kafaya, iftira atıp bizi burada meşgul ediyorsunuz. Ayrıca işkence yaptıysa da benim memurum yapmış, ne olacak ki?

Dönemin ün yapan valisi: Encümeni Daniş üyesi Karaduman

Mehmet Baransu, kitabında Hanefi Avcı´nın ilk görev yeri Mersin´de hızla ün yaptığını ve tüm devlet birimlerinde konuşulmaya başlandığını belirtiyor. Baransu aynı tarihlerde Avcı´yla birlikte Mersin´de bir başka ismin daha ün yaptığına dikkat çekiyor. İşte Baransu´nun kaleminden o isim: Bu kişi o dönemki Mersin Valisi, TBMM eski Başkanı ve Ergenekon sürecinde sıkça gündeme gelen Encümen-i Daniş´in üyesi olan Necmettin Karaduman´dı. Avcı, Karaduman tarafından Mersin´de fikri olarak devşirilmişti. Devşirme operasyonu hemen meyvelerini vermiş, Avcı´nın darbeye giden süreçte solcu ve sağcılara karşı devlet adına daha da sert bir yöntem sergilemesinin ilk sinyalleri Mersin´de kendini göstermeye başlamıştı. Darbe öncesi ideolojik kamplar arasında oluşturulacak baskı ve tedirginliğin ipleri işte bu dönemde Avcı gibilerin ellerine teslim edilmişti.

Avcı´dan MHP´ye rüşvet iddiası

Mehmet Baransu´nun kitabında yer verdiği bilgilere göre DSP - MHP - ANAP koalisyonu döneminde Hanefi Avcı´nın ilgisi siyasilere yoğunlaşıyor. Baransu, Avcı´nın bu dönemini şu sözlerle açıklıyor: Koalisyonun MHP kanadıyla bağlantıları iyiydi. Avcı´nın eşi Kayseri´li idi. Avcı da Kayserili dostları sayesinde MHP´yle bağlantı sağlamıştı. Koalisyonu umutla karşılayan Avcı bir müddet sonra çevresine MHP´nin yolsuzluklarını anlatır olmuştu. Özellikle hükümetin MHP kanadından Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın´ın yaptıklarından bizardı. Ancak Aydın´ın bu işte yalnız olmadığını, aldığı her türlü rüşvetten parti Genel Başkanına yüzde yirmi pay verdiğini, hatta büyük bir işten Genel Başkanın payını vermediği için ikilinin tartıştığı iddiasını da gazetecilere ulaştıran Hanefi Avcı´dan başkası değildi. Aydın´la görüşüp, iş alamayan, rüşvet verip karşılığını bulamadığını iddia ettiği bazı işadamlarının gazetecilerle de temas etmesini de sağlamıştı. ( Bugün)

(24 Kasım 2010, 13:06)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hanefi Avcı´nın iddiaları manşetlerimiz

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2529    yazdır/print


 

Levent Ersöz´ün ses kaydında şok iddialar

Habervaktim.com´da yayınlanan ve Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´e ait olduğu belirtilen ses kaydında şok iddialar yer alıyor: ´Orgeneral yalman ağır kaçacak ama 2003-2004 yılında komutanların hepsini vaktiyle de satan bir adamdır. Komutanları satan bir adamdır. Genelkurmay başkanına satan kişidir yani. Çok kirli bir adamdır. 19 Mart 2003, bu tarih çok kritik bir tarihtir Türk Silahlı Kuvvetlerinin. gidip Hilmi Özkök´e komutanların hepsini gammazladı. Şener Paşa, Hurşit Paşa, ben, efendime söyliyim Atilla, ondan sonra Kemal Yavuz paşa, Tuncer Kılınç Paşa, Erdal Paşa, hepsini sattı. Kent otel toplantılarına ben de katıldım, kimler yoktu ki..´

Levent Ersöz´ün ses kaydında şok iddialar

Habervaktim.com´da yayınlanan ve Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´e ait olduğu belirtilen ses kaydında şok iddialar yer alıyor: ´Orgeneral yalman ağır kaçacak ama 2003-2004 yılında komutanların hepsini vaktiyle de satan bir adamdır. Komutanları satan bir adamdır. Genelkurmay başkanına satan kişidir yani. Çok kirli bir adamdır. 19 Mart 2003, bu tarih çok kritik bir tarihtir Türk Silahlı Kuvvetlerinin. gidip Hilmi Özkök´e komutanların hepsini gammazladı. Şener Paşa, Hurşit Paşa, ben, efendime söyliyim Atilla, ondan sonra Kemal Yavuz paşa, Tuncer Kılınç Paşa, Erdal Paşa, hepsini sattı. Kent otel toplantılarına ben de katıldım, kimler yoktu ki..´

Aytaç paşa 19 Mart 2003´te hepimizi sattı

Metacafe´de de yayınlanan ses kaydında Ersöz şunları söylüyor: Orgeneral yalman ağır kaçacak ama 2003-2004 yılında komutanların hepsini vaktiyle de satan bir adamdır. Komutanları satan bir adamdır. Genelkurmay başkanına satan kişidir yani. Çok kirli bir adamdır. 19 Mart 2003, bu tarih çok kritik bir tarihtir Türk Silahlı Kuvvetlerinin. gidip Hilmi Özkök´e komutanların hepsini gammazladı. Şener Paşa, Hurşit Paşa, ben, efendime söyliyim Atilla, ondan sonra Kemal Yavuz paşa, Tuncer Kılınç Paşa, Erdal Paşa, hepsini sattı.

Cumhuriyeti koruma görevi verilmiş tek kuruluş TSK´dır

Dedim ki, vaktiyle hep aynı tarafta olduğumuz savcıların, hazırladığı talihsiz bir iddianameyle bugün ben buradayım. Halbuki cumhuriyeti koruma onların dışında kanunla yetkilendirilmiş görev verilmiş tek kuruluş Türk silahlı kuvvetleridir, onun ben bir ferdiydim. 30 yıl ben bu işte çalıştım. Cumhuriyeti korumak için çalıştım. Ama şimdi ikimiz ayrı saflardayız, biri suçluyor, birisi suçlanıyor.

HSYK krizinin perde arkası

Valla Ankara´dan gelen avukatın söylediği, bunlar fazla yaygara Yapıyorlar diyorlar, mutlaka bir şeyler var deniliyor. Şu andaki Başkan vekili (Kadir Özbek) hemşerisiymiş. Bu benim gelen avukat çok dürüst bir adam. O diyor alevidir ve gerçek bir hukukçudur diyor. Öyle kuru gürültüye pabuç bırakmayan bir tiptir diyor. Yoksa bu türlü başka türlü kilitlenmezdi bu dava diyor. Normal bir iki tane savcıdan dolayı kilitlenecek bir olay değil bu diyor. Eğer onlardan bir kişi değişirse diyor, bu olayın seyri değişir diyor. Bizimkiler Yargıtay Başkanı kadar olamadılar. Adam çatır çatır söyledi ona karşı hiç cevap veremediler.

Kent otel toplantılarına ben de katıldım, kimler yoktu ki

Kent otelde 13 toplantı diyor, ben bir tanesine katıldım. Şener paşam vardı. Ankara´ya gelmişlerdi. Bir savcı arkadaş davet etti gittim. Şimdi o hakimler savcılar şeyi varya, o bir tane üyenin işte bu toplantılara katıldığı diye şey yapıyorlar, yaygara yapıyorlar. 2006´nın mayısında mı neydi yani. Şimdi böyle bir u masanın ve ya işte dikdörtgen masanın etrafında herkes oturmuş ortası boş bir masa, efendime söyliyim, hem yemek yeniyor hem de herkes işte ülkenin konularıyla ilgili konuşmak isteyen alıyor mikrofonu eline konuşuyor. Ben yanımda hatta emekli bir binbaşı arkadaşım var hatta ofiste beraber çalıştığımız, ben onu da götürdüm beraber. Ben ağzımı bile açmadım zaten, konuşmadım. Çünkü baktım ki herkes hep aynı. Hatta daha sonra da çıkarken dedim ki İlhan´a ya bizim komutanlar gelmese bizim burada işimiz ne. Mesela benim gittiğimde Şener Paşa vardı, Hurşit Paşa vardı, efendime söyliyim, gazi üniversitesinin rektörü vardı. Sabih Kanadoğlu vardı, YARSAV Başkanı vardı, Sadettin Tantan vardı, eski şeylerden, Danıştay üyeleri, Yargıtay üyeleri, efendime söyliyim, Emin Çölaşan vardı, Balbay vardı. Yani; Aytaç Yalman Encümen-i Daniş üyesi olmakla birlikte o gün gelmedi. Şener paşa geliyor. ( Habervaktim)

(04 Mart 2010, 12:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları

Profesör: Kayıt Tolon´un, ispat ederim

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1572    yazdır/print


 

Encümeni Daniş Ergenekon´un üstü

Birinci Ergenekon davasının dün görülen 124. duruşmasının gizli celse bölümünde sanık Adli Tıpçı Ümit Sayın şok itiraflarda bulundu. Ergenekon soruşturma sürecinde Ümit Sayın´a ait olduğu söylenen ifadelerinde aslında bu bilgiler medyaya yansımıştı. Ancak dünkü duruşmada bu bilgiler bizzat Sayın´ın ağzından doğrulanmış oldu. Kamuoyunun Ergenekon soruşturmasıyla varlığını öğrendiği Encümeni Daniş grubunun, adının sonradan Ergenekon Terör Örgütü olduğunu öğrendiği yapılanma olduğunu açıklayan Sayın, kendisine bu konudaki en ayrıntılı bilgileri eski genelkurmay başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu´nun 2005 yılında verdiğini belirtti. Üç eski genelkurmay başkanı, bir eski başbakan, bir eski meclis başkanı, bazı eski kuvvet komutanları ve orgeneraller, iki eski dışişleri bakanı, bazı eski bakanlar, politikacılar ve emekli büyükelçilerden oluşan 40 kişilik bir grubun adı olan Encümeni Daniş, ´Danışma Kurulu´ anlamına geliyor. İstanbul´da 15 günde bir toplanıyor, ülkenin durumunu görüşüyorlar. Genel Sekreterin kaleme aldığı raporu başkanlarının imzasıyla ve belirledikleri devlet yöneticilerine gönderiyorlar. Süleyman Demirel ile Ahmet Necdet Sezer Çankaya Köşkü´nde otururlarken onlara gönderirlermiş, başbakanlara da... İrticacı oldukları için Erdoğan ve Gül´e göndermemişler.. Sezer ´Aksatmadan gönderin´ demiş, gönderileni okur ve gereğini yerine getirirmiş. Encümeni Daniş´in Türk Gladiosunun ´P2 Mason Locası´ olduğu iddia edilmişti. Ocak 2009´da Ergenekon gözaltı dalgası yaşanmış ve gözaltına alınanlara Encümeni Daniş´le ilgili sorular sorulmuş, grup ilk kez Tolon´un sorgusunda gündeme gelmişti. Encümen-i Daniş tartışmaları sürerken Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, kendi isminin de Ergenekon´da geçtiği iddialarıyla ilgili ´Veli Küçük denen o adamı tanımam´ bile demiş, Ergenekon tutuklusu Veli Küçük´ün cevabı da sert olmuştu. Küçük, Karadayı´ya gönderdiği bir sayfalık mektupta ´(O adam) değilim, emekli oluncaya kadar sizin emrinizde çalışmış emekli bir tuğgeneralim´ sitemi göndermişti.

Ümit Sayın´dan itiraf: Encümeni Daniş Ergenekon´un üstüdür

Birinci Ergenekon davasının dün görülen 124. duruşmasının gizli celse bölümünde sanık Adli Tıpçı Ümit Sayın şok itiraflarda bulundu. Ergenekon soruşturma sürecinde Ümit Sayın´a ait olduğu söylenen ifadelerinde aslında bu bilgiler medyaya yansımıştı. Ancak dünkü duruşmada bu bilgiler bizzat Sayın´ın ağzından doğrulanmış oldu. Kamuoyunun Ergenekon soruşturmasıyla varlığını öğrendiği Encümeni Daniş grubunun, adının sonradan Ergenekon Terör Örgütü olduğunu öğrendiği yapılanma olduğunu açıklayan Sayın, kendisine bu konudaki en ayrıntılı bilgileri eski genelkurmay başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu´nun 2005 yılında verdiğini belirtti. Üç eski genelkurmay başkanı, bir eski başbakan, bir eski meclis başkanı, bazı eski kuvvet komutanları ve orgeneraller, iki eski dışişleri bakanı, bazı eski bakanlar, politikacılar ve emekli büyükelçilerden oluşan 40 kişilik bir grubun adı olan Encümeni Daniş, ´Danışma Kurulu´ anlamına geliyor. İstanbul´da 15 günde bir toplanıyor, ülkenin durumunu görüşüyorlar. Genel Sekreterin kaleme aldığı raporu başkanlarının imzasıyla ve belirledikleri devlet yöneticilerine gönderiyorlar. Süleyman Demirel ile Ahmet Necdet Sezer Çankaya Köşkü´nde otururlarken onlara gönderirlermiş, başbakanlara da... İrticacı oldukları için Erdoğan ve Gül´e göndermemişler.. Sezer ´Aksatmadan gönderin´ demiş, gönderileni okur ve gereğini yerine getirirmiş. Encümeni Daniş´in Türk Gladiosunun ´P2 Mason Locası´ olduğu iddia edilmişti. Ocak 2009´da Ergenekon gözaltı dalgası yaşanmış ve gözaltına alınanlara Encümeni Daniş´le ilgili sorular sorulmuş, grup ilk kez Tolon´un sorgusunda gündeme gelmişti. Encümen-i Daniş tartışmaları sürerken Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, kendi isminin de Ergenekon´da geçtiği iddialarıyla ilgili ´Veli Küçük denen o adamı tanımam´ bile demiş, Ergenekon tutuklusu Veli Küçük´ün cevabı da sert olmuştu. Küçük, Karadayı´ya gönderdiği bir sayfalık mektupta ´(O adam) değilim, emekli oluncaya kadar sizin emrinizde çalışmış emekli bir tuğgeneralim´ sitemi göndermişti.

Ümit Sayın itiraflarında, tutuksuz sanıklardan Kemal Alemdaroğlu ile 2004 yılında rektörlük binasında yaptıkları konuşmayı da anlattı: Bana bu yapılanmadan söz etti. Sivil toplum örgütleriyle bağlantısı olduğunu söyledi. ´Görev alır mısın?´ dedi. Katılamayacağımı söyledim. Emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile de 2005 yılında Fenerbahçe Orduevi´nde görüştük. Bana en ayrıntılısını da Hüseyin Kıvrıkoğlu anlattı. Örgütlenmenin ´Encümeni Daniş´ olduğunu, toplandıklarını söyledi. Encümeni Daniş içerisinde büyükelçiler, komutanlar ve devletin üst kademesindeki insanların bulunduğunu, görevi sırasında da böyle toplantılar yapıldığını belirtti.´

Başka komutanlarla yaptığı görüşmelerde de ´gidişata dur´ demek için toplantılar yapıldığını söylediklerini ifade etti. Ümit Sayın, Konuşmalar sırasında Ergenekon adı hiç geçmedi. Bu örgütlenmenin Ergenekon olup olmadığını bilmiyordum. Bir örgütlenme olduğunu, sivil toplum kuruluşlarıyla, Encümeni Daniş ile koordineli olarak toplantılar yapıldığını biliyorum. Ama ben bu örgütün üyesi değilim. Ergenekon adını basından duydum.´ diye konuştu. Ana dava iddianamesi ile ikinci dava iddianamesini okuduktan sonra ordu içerisinde bir yapılanma olduğu kanaatine vardığını belirten Sayın, Gerek Özden Örnek´in günlükleri, gerekse diğer deliller, TSK içerisinde bir örgütlenme olduğunu gösteriyor. Zaten ikinci dava darbe üzerine açılmış.´ şeklinde konuştu.

Hüseyin Kıvrıkoğlu, hakkında çıkan iddialar üzerine Hürriyet´e konuşmuştu. ´O toplantıları Gül´e bildirdik´ manşetiyle verilen haberde, Encümeni Daniş toplantılarıyla ilgili açıklamalar yer aldı. Kıvrıkoğlu, ayda iki kez gerçekleştirilen söz konusu toplantılarda, dünya meselelerini tartıştıklarını, başbakan olduğu dönem Abdullah Gül´e bildirdiklerini anlattı. ´1 Numara´ olduğu yönündeki iddiaları yalanladı, Ergenekon´un adını operasyondan sonra öğrendiğini ifade etti. ( Zaman)

Karadayı´nın ses kaydı: Encümeni Daniş ülkenin kaderini değiştirecek

Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı´ya ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı internete düşmüştü. Karadayı ses kaydında Encümeni Daniş hakkında bilgiler veriyordu: Bizde birkaç tane şey var bakan var Encümen-i Daniş´te Mustafa Aysan falan yazı yazıyordu Radikale madikale ekonomiyle ilgili. Aynı zamanda bizim Encümeni Daniş´te üye. Fethi Çelikbaş var, eski başbakan, meclis başkanı, başbakanlık da yaptı, Bülent Ulusu var diyor. Karadayı Murat Karayalçın, İlter Türkmen, Mustafa Aysan, Oğuz Gökmen, Sefa Reisoğlu, Kamuran Evliyaoğlu, Necmettin Karaduman, Necdet Uruğ, Necdet Öztorun, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Şener Eruygur´un isimlerini sayarken Şener Paşa çok değerli bir çocuk. O ilk toplanmaları o akıl etti, yani ülkenin kaderini değiştirecek bu işte inşallah başarılı oluruz diyor. ( Sabah)

(08 Aralık 2009, 10:50)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Encümeni Daniş´le ilgili manşetlerimiz

´Encümeni Daniş Türk Gladiosunun ´P2 Mason Locası´dır!´ manşetimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1191    yazdır/print


 

Flaş!!! Ergenekon davasının gizli celsesinde şok itiraflar

Asrın davası olarak nitelenen Ergenekon Davası´nda bugün çok ilginç bir gelişme yaşanıyor. Duruşmada tutuklu sanıklardan Adli Tıp´çı Ümit Sayın´ın talebi doğrultusunda diğer sanıklar dışarı çıkartılarak bazı beyanları alındı. Sayın, ikinci Ergenekon davasının tutuksuz sanıklarından emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur´un, ´TSK içinde bir yapılanmadan söz ettiklerini, bu yapılanmanın gidişata dur diyeceğini belirttiklerini´ iddia etti. Ümit Sayın, Eruygur´un ´Bu yapılanmanın sivil kanadında görev alması konusunda´ kendisine de teklifte bulunduğu ve teklifi kabul etmediğini ileri sürdü.

FLAŞ!!! Ergenekon davasının gizli celsesinde şok itiraflar

Asrın davası olarak nitelenen Ergenekon Davası´nda bugün çok ilginç bir gelişme yaşanıyor. Duruşmada tutuklu sanıklardan Adli Tıp´çı Ümit Sayın´ın talebi doğrultusunda diğer sanıklar dışarı çıkartılarak bazı beyanları alındı. Sayın, ikinci Ergenekon davasının tutuksuz sanıklarından emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur´un, ´TSK içinde bir yapılanmadan söz ettiklerini, bu yapılanmanın gidişata dur diyeceğini belirttiklerini´ iddia etti. Ümit Sayın, Eruygur´un ´Bu yapılanmanın sivil kanadında görev alması konusunda´ kendisine de teklifte bulunduğu ve teklifi kabul etmediğini ileri sürdü.

Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılara ilişkin dava ile birleştirilen birinci ´Ergenekon´ davasının 124. duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´ndeki salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, Hayrettin Ertekin ve Selim Akkurt dışındaki emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, Alparslan Arslan ve Osman Yıldırım´ın da aralarında bulunduğu 25 tutuklu sanık katıldı. Tutuksuz yargılanan gazeteci Güler Kömürcü Öztürk de duruşmada hazır bulundu. Duruşmada tutuklu sanıklardan Ümit Sayın´ın talebi doğrultusunda diğer sanıklar dışarı çıkartılarak bazı beyanları alındı. Sayın, ikinci ´Ergenekon´ davasının tutuksuz sanıklarından emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur´un,´TSK içinde bir yapılanmadan söz ettiklerini, bu yapılanmanın gidişata dur diyeceğini belirttiklerini´ iddia etti. Ümit Sayın, Eruygur´un ´Bu yapılanmanın sivil kanadında görev alması konusunda´ kendisine de teklifte bulunduğu ve teklifi kabul etmediğini ileri sürdü. ( AA)

Ümit Sayın´dan Ergenekon örgütünü ve Türkiye´yi sarsacak itiraflar

Birinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanıklarından Ümit Sayın, ´Tolon, bana, ´ordu içinde, TSK içinde bir yapılanma olduğunu´, bu yapılanmanın gidişata ´dur´ diyeceğinden bahsetti. Eruygur ile 2006 yılında Fenerbahçe Orduevi´nde yaptığımız görüşmede, bana TSK içinde böyle bir örgütün varlığından, sivil toplum örgütleriyle koordinasyon kurulduğundan söz etti´ dedi.

Ergenekoncular Hakim Haşıloğlu´ya kafayı taktılar

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada söz alan tutuklu sanık İP Genel Başkanı Doğu Perinçek´in avukatı Mehmet Cengiz, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu ile ilgili kendilerine yeni bilgi ve belgelerin ulaştığını ifade ederek, ´buna ilişkin dosyanın Adalet Bakanının masasında olduğunu´ savundu. Haşıloğlu´nun Çatalca Sulh Ceza Mahkemesi´nde görevli olduğu sırada eşinin dayısı Eyüp Aytemur adına Çatalca İcra Müdürlüğü´nden ucuz taşınmaz satın alma girişiminde bulunduğunu ifade eden Cengiz, bu amaçla Çatalca İcra Müdürüne ´baskı uyguladığını´ öne sürdü. Cengiz, 14 Mayıs 2007 tarihindeki taşınmaz için yapılan ihaleye katılarak 120 bin TL bedeli Haşıloğlu´nun ödediğini, bunun için 40 bin doları kuyumcudan bozdurduğunu savunarak, ardından bu taşınmazın üzerine yapılacak olan inşaat ruhsatının iptal edildiğini kaydetti. Cengiz, ´Taşınmazın yasa gereği yeniden satışa çıkarıldığını duyan Haşıloğlu´nun, bir yargıç olarak bu gibi durumlarda ödenen teminatın iadesinin yasaya göre mümkün olmadığını çok iyi bildiği halde tayin edildiği Beşiktaş Adliyesi´nden Çatalca Adliyesi´ne gelmiş, İcra Müdürünü çağırmış, onu, memurları dışarı çıkartıp boşalttığı savcılık katındaki bir odaya kapatarak, ´Satış kararı vermişsin, aynı gün seni görseydim öldürebilirdim. Bu gün teminatı geri vereceksin, yoksa tayin telin yarın elinde olur. Ben şimdiye kadar istediğim yerde çalıştım. İstediğim kişiyi istediğim yerde çalıştıracak ve istediğim yerde çalışacak kadar kuvvetliyim´ diyerek tehditte bulunmuştur´ dedi.

Bozacının şahidi şıracı: İşçi Partisi CHP´yi referans gösterdi

İcra Müdürünün bu olayın ardından Gaziantep´e sürüldüğünü ifade eden Cengiz, saptadıkları bu olguları değerlendirmesi amacıyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´na başvurduklarını, konunun da CHP´li bazı milletvekilleri tarafından soru önergesi şeklinde TBMM gündemine getirildiğini anlattı. Cengiz, Haşıloğlu´nun fiilinin kamuoyu tarafından da öğrenildiğini belirterek, bu durumun, yalnız kendi güvenlerinin kaybolmasına değil, kamuoyunda da Haşıoğlu´na karşı ciddi kuşkular duyulmasına yol açtığını savundu. Cengiz, Haşıloğlu´nun davadan çekilmesini istedi.

Reddi-hakim kabul edilmedi

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün de, tutuklu sanıklardan Ümit Sayın´ın dilekçe vererek gizli oturumda dinlenmek istediğini, ancak mahkemenin bu yönde bir karar vermediğini gerekçesiyle heyetin reddini talep ettiğini kaydetti. Başkan Şengün, verdikleri kısa aranın ardından taleplere ilişkin kararlarını açıkladı. Reddi hakim talebinin kabul edilmediğini ifade eden Başkan Şengün, Haşıloğlu´nun da davadan çekilmediğini açıkladığını dile getirdi. Ümit Sayın da ishal ve grip olduğunu belirterek, hastaneye gitmek istediğini söyledi. Sayın, daha sonra kapalı oturumda her şeyi açıklayacağını ifade etti.

Ümit Sayın´dan örgütü yıkabilecek şok itiraflar

Başkan Şengün de diğer tutuklu ve tutuksuz sanıkları salondan dışarı çıkartarak, Ümit Sayın´ı salondaki kürsüye çağırdı. Şengün´ün, ´Evet seni dinliyoruz. Nedir söylemek istediklerin?´ demesinin ardından Ümit Sayın, daha önce kendi yazılı talebi üzerine savcı Zekeriya Öz´e ifade verdiğini, bu oturumda da ona ilaveler yapacağını söyledi.

Sayın: ´Örgütlenme doğrudur ancak adının Ergenekon olduğunu bilmiyordum´

Komutanlar TSK içinde gizli bir yapılanma olduğunu söylediler

Sayın, askeri okuldaki öğrencileri vasıtasıyla ve gittiği konferanslar nedeniyle tanıştığı komutanlar tarafından kendisine TSK içerisinde gizli bir yapılanma olduğunun söylendiğini anlattı. Adının ´Ergenekon´ olduğunu bilmediği bu örgütlenmenin, sivil toplum örgütleriyle koordineli olarak çalıştığını ve düzenli olarak gizli toplantılar yapıldığını ileri süren Sayın, ´Konuştuğum komutanlar Türkiye´deki durumun iyiye gitmediğini, bu örgütlenmenin bu gidişe bir dur diyeceğini söylediler. Komutanlar muhtıra verilmesini savunuyorlardı. Tolon da dahil...´ dedi. Sayın, önceden Genelkurmay Psikolojik Harp Dairesi Başkanı olan Tümgeneral Can Teler ile yaptığı konuşmayı anlatarak, ´Bana ´komutanların bir takım görüşmeler yaptığını, askeriye içinde birtakım toplantılar yapıldığını, özel telefonlar kullanıldığını´ söyledi. ´Askeriye içinde bir hareket olduğunu, bu gidişe ´dur´ denileceğini´ belirtti´ dedi.

Tolon ve Eruygur ile görüşmeler

Sayın, yine 2006 yılında Merkez Orduevi´nde emekli orgeneral Hurşit Tolon ile de görüştüğünü ifade ederek, şunları anlattı: ´Bana ordu içinde, TSK içinde bir yapılanma olduğunu, bu yapılanmanın gidişata dur diyeceğinden bahsetti. Beni Şener Eruygur ile tanıştırdı. Eruygur ile 2006 yılında Fenerbahçe Orduevi´nde yaptığımız görüşmede, bana TSK içinde böyle bir örgütün varlığından, sivil toplum örgütleriyle koordinasyon kurulduğundan söz etti. Konuştuğum diğer komutanlar bana görev üstlenmem konusunda bir şey söylemedi. Sadece Eruygur, ´sivil kanadında yer alır mısın?´ dedi. Ben de alamayacağımı söyledim.´ Genelkurmay istihbaratından emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız´ın da Genelkurmay istihbaratının bu konudan haberi olduğunu söylediğini öne süren Sayın, 2006 yılında Kadıköy´de aynı internet sitesinde yazı yazdığı tutuklu sanıklardan Mehmet Zekeriya Öztürk ve emekli Tümgeneral Reha Taşkesen´in de bu örgütlenmeden söz ettiğini savundu.

Yapılanma hakkında en ayrıntılı bilgileri Kıvrıkoğlu verdi

Tutuksuz sanıklardan Kemal Alemdaroğlu ile 2004 yılında rektörlük binasında yaptıkları konuşmayı açıklayan Sayın, ´Bana bu yapılanmadan söz etti. Sivil toplum örgütleriyle bağlantısı olduğunu söyledi. ´Görev alır mısın´ dedi. Katılamayacağımı söyledim. Emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile de 2005 yılında Fenerbahçe Orduevi´nde görüştük. Bana en ayrıntılısını da Hüseyin Kıvrıkoğlu anlattı. Örgütlenmenin ´Encümen-i Danış´ olduğunu, toplandıklarını söyledi. Encümen-i Daniş içerisinde büyükelçiler, komutanlar ve devletin üst kademesindeki insanların bulunduğunu, görevi sırasında da böyle toplantılar yapıldığını söyledi´ diye konuştu.

Bu yapılanma Encümen-i Daniş ile koordineli toplantılar yapıyordu

Başka komutanlarla yaptığı görüşmelerde de ´gidişata dur´ demek için toplantılar yağıldığını söylediklerini ifade eden Sayın, ´Konuşmalar sırasında Ergenekon adı hiç geçmedi. Bu örgütlenmenin Ergenekon olup olmadığını bilmiyordum. Bir örgütlenme olduğunu, sivil toplum kuruluşlarıyla, Encümen-i Danış ile koordineli olarak toplantılar yapıldığını biliyorum. Ama ben bu örgütün üyesi değilim. Ergenekon adını basından duydum´ dedi. Ana dava iddianamesini ile ikinci dava iddianamesini okuduktan sonra ordu içerisinde bir yapılanma olduğu kanaatine vardığını belirten Sayın, ´Gerek Özden Örnek´in günlükleri, gerekse diğer deliller, TSK içerisinde bir örgütlenme olduğunu gösteriyor. Zaten ikinci dava darbe üzerine açılmış´ diye konuştu.

Kilisedeki Ergenekon toplantısı

Koğuş arkadaşı olan, tutuklu sanık Emin Gürses´in kilisede Sevgi Erenerol ile yaptıkları bir toplantıya ilişkin bilgiler de veren Sayın, ´Erenerol, Emin Gürses´e, Şener Eruygur´un da başında olduğu bir yapılanma ve örgütlenmeden bahsetmiş. Şener paşanın TSK´nın, sivil toplum örgütleriyle koordinasyonunu sağlamak için ADD´nin başına geçeceğini söylemiş´ diye konuştu.

Ek ifademi etkin pişmanlıktan faydalanmak için veriyorum

Sayın, Savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in sorusu üzerine, ek ifadesini ´etkin pişmanlık yasasından faydalanmak için verdiğini´ söyledi. İfadesini kendi iradesi ile verdiğini belirten Sayın, en büyük baskıyı ´İtirafçı olma´ diye ablasından gördüğünü anlattı.

Mehmet Demirtaş ile Oktay Yıldırım Ümraniye bombaları hakkında konuşuyorlardı

Tutuklu sanıklar Mehmet Demirtaş ile Oktay Yıldırım arasında yapılan bir konuşmaya da kapı arkasından şahit olduğunu belirten Sayın, ´Hangisi söylüyordu tam olarak hatırlamıyorum ama bombalardan bahsediyorlardı. Kendilerinin olduğu ortaya çıkarsa fena olacağını söylüyorlardı. Oktay Yıldırım ise seri numaralarının farklı olduğu belirterek, ´korkma, bir şey olmaz´ diyordu. Ben içeri girince sustular´ iddiasında bulundu.

Gizli Tanık olduğum iddiası doğru

Sayın, bu davanın gizli tanıkları arasında yer aldığını, basın organlarında çıkınca da kendi isteği üzerine duruşmalardan muaf tutulduğunu belirtti. Savcı Pekgüzel´in kendisinden ele geçirilen dijital verilerin şifrelerini istemesi üzerine Sayın, dijital verilerin 2000 yılında ABD´deyken oluşturulduğunu, şifrelerini hatırlamadığını kaydetti. Savcı Zekeriya Öz´e verdiği ifadesinde kendisi ve ailesinin can güvenliği ile ilgili endişesi olduğunu söylediği hatırlatılan Sayın, ´Eğer böyle bir örgüt varsa TSK hakkında böyle konuşarak can güvenliğimi tehlikeye soktuğumu düşünüyorum´ diye konuştu. Savcının ´Bu konuları neden size anlatıyorlardı?´ sorusu üzerine, Ümit Sayın, ´Görüşmelerimizde konu hep Türkiye´nin geldiği duruma varıyordu. İnsanlara güven sağlayan bir yapım var. Bu nedenle bana anlatıyorlardı´ dedi. Duruşma sırasında Sayın´a heyet tarafından dosyadaki gizli tanık ´Anadolu´ olarak alınan ifadesi, okuması için verildi. Sayın´a öğleden sonraki oturumda bu ifadesine ilişkin sorular yöneltilecek.

Ümit Sayın: Ulusalcı çizgideki yazılarımdan pişmanım

Ergenekon ana davasının tutuklu sanıklarından Ümit Sayın, öğleden önce yapılan oturumda bazı üst düzey askeri personelin, TSK içindeki gizli örgütlenme olduğunu söylediklerini, bunları da etkin pişmanlıktan faydalanmak için söylediğini ifade etti. Savcı Nihat Taşkın´ın, İfadelerinizde suçsuz olduğunuzu belirterek tahliyenizi istiyorsunuz ama etkin pişmanlıktan yararlanmak için de ifade veriyorsunuz. Madem suçsuzsunuz pişman olduğunuz nedir? şeklindeki sorusuna Sayın, Eğer suçsa ulusalcı çizgide yazdığım çok sayıda yazıdan pişmanım. Ama bu yazılarımın da suç olmadığını düşünüyorum. diye cevap verdi.

Mahkeme Başkanı Şengün Sayın´ı sıkıştırdı

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasının 124. duruşmasının öğleden sonra görülen oturumunda tutuklu sanık Ümit Sayın´a mahkeme heyeti, savcılar ve avukatlar bazı sorular yöneltti. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, Bu konuları neden size anlattılar. Hem de ayrıntılı. Üstelik bunlar ulu orta konuşulmaz. Kaldı ki telefon tapelerinize bakıldığından siz çok konuşan birisiniz. Bunları gidip bir yerde anlatacağınız düşünülür. demesi üzerine sanık Sayın, Ben bunları hiçbir yerde anlatmadım. diye konuştu. Ümit Sayın, savcı Zekeriya Öz´e verdiği ifadesinde sanıklardan Kemal Alemdaroğlu´nun, örgütlenmenin üniversite sorumlusu olduğu şeklinde bir beyanının yazıldığını hatırlatarak, Bu bilgi kesin bir bilgi değildir. Benim kanaatim o yöndeydi ama tutanağa kesin diye geçmiş. Düzeltilmesini istiyorum. dedi.

Kapalı oturum bitince mahkeme heyeti diğer sanıklara geçen konuşmaları aktardı

Sanık Ümit Sayın, kendisine yöneltilen sorular üzerine TSK içerisindeki örgütlenmeyle paralel olarak faaliyet yürüten sivil toplum örgütleri içinde Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV), Toplumsal Ekonomik ve Sosyal Araştırma Vakfı (TESAV), Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Türkiyem Grubu´nun bulunduğu şeklinde bilgiye sahip olduğunu söyledi. Savcı Nihat Taşkın, Etkin Pişmanlık yasasından faydalanmak istediğinizi söylüyorsunuz. Aynı zamanda örgüt üyesi olmadığınızı söyleyerek tahliyenizi talep ediyorsunuz. O zaman pişman olduğunuz nedir? diye sordu. Sanık Ümit Sayın ise Savcı Öz´e de örgüt üyeliği suçunu kabul etmediğimi söyledim. Ulusalcı çizgide pek çok şey yazmaktan pişmanım. Ama bu yazılarımın da suç olmadığını düşünüyorum. cevabını verdi. Savcıların, mahkeme heyetinin ve bazı sanık avukatlarının sorularının ardından kapalı duruşmaya son verilerek diğer sanıklar da mahkeme salonuna alındı. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, Ümit Sayın´ın verdiği bilgiler ve kendisine yöneltilen sorular ile cevaplarını, diğer sanıklara okumaya başladı. ( Zaman)

Ergün Poyraz JİTEM ile birlikte çalışıyor

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, tutuklu sanık Ümit Sayın´ın, gizli tanık olarak verdiği ifadesi okundu. Sayın ifadesinde, ´JİTEM´in Ergün Poyraz için çalıştığı´ şeklinde bir bölüm olduğunu belirterek düzeltme yapmak istediğini söyledi. Sayın, Orada söylemek istediğim Ergün Poyraz´ın JİTEM ile birlikte çalıştığıdır. dedi. Bu anlattıklarının kendisine nakledilenler olduğunu, kendisinin bizzat duymadığını savunan Sayın, Örgütün içinde olduğum anlamı çıkıyor. Ben bu örgütün, yapılanmanın içine hiç girmedim.´ diye konuştu. Davanın Kasım 2008´de görülen duruşmasında Ergün Poyraz, aynı davanın sanıklarından emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´den koruma istediğini açıklamıştı. Aynı duruşmada, savcı Nihat Taşkın, Hikmet Çiçek´ten elde edilen notlarda Jandarma İstihbarat´tan para aldığınız yazıyor. Siz almadığınızı, Çiçek´te çıkan belgelerde imza olmadığını söylüyorsunuz. Sizden neredeyse arşiv oluşturacak derecede gizli askeri belge elde edildi. Bunları kimden aldınız? sorusuna Poyraz, Kimseden gizli belge almadım. diyerek cevap vermişti. Tutuklu sanık Ümit Sayın´ın beyanlarının alınmasının ardından, diğer tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşma salonuna alındı. Duruşma, Başkan Şengün tarafından Sayın´ın bugünkü beyanlarının diğer sanıklara okunmasıyla sürdü.

Emin Gürses´ten tehdit: Biraz sonra koğuşa geleceksin

Duruşmanın ilerleyen saatlerinde Ümit Sayın´ın açıklamalarına ilişkin diğer sanık ve avukatların beyanları da alındı. Duruşmada, Sayın´ın, diğer sanıkların yokluğundaki oturumda anlattıklarının kağıda yapılan dökümü, diğer sanıklara mahkeme heyetince okundu. Bunun ardından söz alan tutuklu sanık Emin Gürses, Savcı Zekeriya Öz´ün gizli tanık olarak ifadesini aldığı sırada Sayın´a 221 etkin pişmanlık hükmü, 221´e girmezsen 35 sene yatarsın.´ şeklinde beyanda bulunduğunu savundu. Sayın ile aynı koğuşta kalan Gürses´in Öz, ´Emin Hoca´nın burnunu biraz sürteyim´ dedi mi?´ şeklindeki sorusuna, Yok. cevabını verdi. Gürses´in Bak burada öyle söylüyorsun. Sonra koğuşa geleceksin.´ şeklinde konuşması üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün müdahale ederek, Bu ne demek?´ dedi. Gürses, 21,5 aydır aynı koğuşta kalıyorum. Tüm ihtiyaçlarını ben görüyorum. Zekeriya Öz bunu açıkça tehdit etti. Bunu bu duruma mahkeme getirdi. Sorgu sırasında, iddianame ve basında okuduklarından kendisi söylemiş gibi tutanağa yazıldığını anlattı. Sayın´ın durumu ortada. Açlık grevi tutuyor, intihar edeceğim diyor. Onun için tahliye istiyorum.´ dedi.

Ümraniye bombaları

Ümraniye´de ele geçirilen bombaların sahibi olmakla suçlanan Oktay Yıldırım, Sayın´a Bombalarla ilgili bahsettiğiniz konuşmada tam olarak duyduğunuz nedir?´ diye sordu. Sayın, konuşmanın Mehmet Demirtaş ve Oktay Yıldırım arasında geçtiğini belirterek, Hangisi söylüyordu tam hatırlamıyorum; ama bombalardan bahsediyorlardı. Biri bombaların ortaya çıkmasının, Danıştay bombaları olduğunun duyulmasının tehlike yaratacağını söylüyordu. Diğeri de seri numaralarının farklı olduğunu söylüyordu. Bunu söyleyen sanırım Oktay Yıldırım´dı. Ben içeri girince sustular.´ dedi. Sayın, sık sigara içtiğini, sigara için dışarıya çıktığında kapının arkasından bunu duyduğunu ifade etti.

Doğu Perinçek, duruşma salonunu terk etti

Dünkü duruşmaya, Osman Yıldırım ile tutuklu sanıklardan Doğu Perinçek arasında yaşanan tartışma damgasını vurdu. Perinçek´in geçen duruşmada ´Savcılar Osman Yıldırım´a iftira attırıyor´ dediğini hatırlatan Yıldırım, Beni kendisiyle karıştırıyor. ´Bunlar Bulgaristan´da istihbarat teşkilatı tarafından eğitilmiş´ diyor. Türkiye´nin neresinde bir suikast yapılmışsa Doğu Perinçek orada çıkıp beyanat veriyor. Bana savcılar iftira attırmıyor. ´İfadeni geri çek´ diyen kendisi, ´sana yardımcı oluruz´ diyen kendisi. diye konuştu. Perinçek, mahkeme heyetine başkanlık yapan üye hakim Hasan Hüseyin Özese´nin Osman Yıldırım´a ´Osman bey´ diye hitap etmesini eleştirdi. Perinçek, Neredeyse Sultan Osman diyeceksiniz. Bari Osman Gazi yapın.´ diyerek tepki gösterdi. Hasan Hüseyin Özese, Size de Doğu bey diyorum. dedi. Taştırma üzerine duruşmadan ayrılan Perinçek, daha sonra tekrar gelerek söz istedi. Hakimlere hakaret eden Perinçek, Bu tiyatroya son vermemeniz, gizli bir tertibin içinde olduğunuzu gösterir. Bu suçtur. Burada tarafsızlığınızı yitirmişsinizdir. Perişan olacaksınız. Bu tertibin içinde olan herkes perişan olacak. Kesinlikle yargılanacaksınız.´ ifadelerini kullandı. Sanıklar ve avukatların sorularının tamamlanmasının ardından Başkan Şengün, duruşmayı yarın saat 09.30´a erteledi.

Öcalan´ın dosyası mahkemeye gönderildi

Terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan´ın dava dosyası, Ergenekon davası kapsamında incelenmek üzere İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildi. Edinilen bilgiye göre, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin talebi doğrultusunda, bölücübaşı Abdullah Öcalan´a ilişkin dava dosyasının İstanbul´a gönderilmesine karar verdi. Dava dosyası, dün, özel bir kurye ile İstanbul´a gönderildi. Dava dosyasının incelendikten sonra yeniden Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderileceği öğrenildi. ( Zaman)

Hukukçular: Sayın´ın hayatı tehlikede, başka bir cezaevine nakledilmeli

09 Aralık 2009: Birinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Ümit Sayın, önceki gün yapılan kapalı celsede gizli tanık Anadolu´nun kendisi olduğunu açıklayarak, çarpıcı itiraflarda bulunması can güvenliğini akıllara getirdi. Sayın´ın itirafları, diğer sanıkları rahatsız etti. Koğuş arkadaşı Doç. Dr. Emin Gürses, sorduğu bir sorunun ardından Sayın´ı, Doğruyu söyle, az sonra koğuşa geleceksin. diyerek tehdit etti. Hukukçuların ortak görüşü, Sayın´ın acilen başka bir cezaevine nakledilmesi gerekiyor. Eski Savcı Sacit Kayasu, Mahkeme önünde tarihi ifşada bulunan bir tanığın diğer sanıklarla aynı ortamda kalması çok mahzurlu bir durum. Sayın´ın, mahkemede yaptığı açıklamalardan sonra hayatı pamuk ipliğine bağlı. Yarın Ümit Sayın´ın başına bir şey geldiğinde bundan devlet sorumlu olur. Bu yüzden devlet, tanıklara sahip çıkmalıdır. Sayın, tek başına bir koğuşa alınmalı, hatta mümkünse başka bir hapishaneye nakledilmelidir. ifadelerini kullandı. Emekli Savcı Gültekin Avcı ise şunları söyledi: Cezaevi savcısının talimatı ile Sayın´ın koğuşu değiştirilmeli. Mahkemede verdiği ifadeler sebebiyle Sayın´ın hayatı tehlikeye girmiştir. Savcılar, Sayın´ı sıkı bir güvenlik çemberine almalılar. Çünkü Sayın´ın başına bir şey gelirse bundan sonra tanık bulmak da zorlaşır. Dava sonuçsuzluğa doğru gider. ( Zaman)

(07 Aralık 2009, 13:02), son güncel.: (09 Aralık 2009)

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1187    yazdır/print


 

Danıştay bombalarının bizim olduğu anlaşılırsa naneyi yedik

Ergenekon´un terör örgütü olduğu iddiaları örgüt içinde yer almış elemanların itiraflarıyla da giderek güçleniyor. Ergenekon davasının sanıklarından biri gizli tanıklığa başvurdu. Dokuz farklı konuyla ilgili olarak ayrıntılı ifade veren gizli tanık ´Anadolu´ bombaları ve ordu içindeki asker-sivil örgütlenmeyi anlattı. Ergenekon sanığı iken gizli tanık olan Anadolu´nun ifadeleri şok iddialar içeriyor: ´Demirtaş, Oktay Yıldırım´a ´Danıştay bombalarının bizim olduğu anlaşılırsa naneyi yedik´ dedi. TSK içindeki gizli yapılanmayı Tolon ve Şener´den duydum. Kıvrıkoğlu bana yapının en büyük sivil ayağının ´Encümen-i Daniş´ olduğunu söyledi.´

Danıştay bombalarının bizim olduğu anlaşılırsa naneyi yedik

Ergenekon´un terör örgütü olduğu iddiaları örgüt içinde yer almış elemanların itiraflarıyla da giderek güçleniyor. Ergenekon davasının sanıklarından biri gizli tanıklığa başvurdu. Dokuz farklı konuyla ilgili olarak ayrıntılı ifade veren gizli tanık ´Anadolu´ bombaları ve ordu içindeki asker-sivil örgütlenmeyi anlattı. Ergenekon sanığı iken gizli tanık olan Anadolu´nun ifadeleri şok iddialar içeriyor: ´Demirtaş, Oktay Yıldırım´a ´Danıştay bombalarının bizim olduğu anlaşılırsa naneyi yedik´ dedi. TSK içindeki gizli yapılanmayı Tolon ve Şener´den duydum. Kıvrıkoğlu bana yapının en büyük sivil ayağının ´Encümen-i Daniş´ olduğunu söyledi.´

Gizli tanıklığa başvuran sanık ´Anadolu´dan bomba itiraflar

Soruşturma ve davanın ciddiyetle ilerlediğini ve büyüdüğünü gören sanıklar itiraflara yöneliyor. Ergenekon Terör Örgütü, hem Ergenekon savcılarının takibiyle hem de örgüt elemanlarının itiraflarıyla giderek çözülüyor.

Gizli Tanık ´Anadolu´ Ergenekon hakkında çok şeyler bildiği iddia edilen Adli Tıp´çı Ümit Sayın mı?

Ergenekon örgütünün üst düzey yöneticisi olmakla suçlanan Kemal Alemdaroğlu´nun avukatı Metin Çetinbaş, bir duruşmada ´Anadolu´ rumuzlu gizli tanığın Ümit Sayın olduğunu söylemiş, bunun üzerine cumhuriyet savcıları da Terörle Mücadele Kanunu´na göre bir kişiyi teröre hedef gösterdiği gerekçesiyle Çetinbaş hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istemişti. 26 Ağustos´ta yapılan duruşmada da Hakim Köksal Şengün, tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz´in isteği üzerine, gizli tanık ´Anadolu´ya ait ifade örneği ve gizli kimlik bilgilerinin kendisine gönderildiğini açıklamıştı.

Üçüncü Ergenekon iddianamesinin dayanağı, yani delil klasörleri sanık avukatlarına verilmişti. 1454 sayfada toplanan kanıtlar 185 klasöre ancak sığdı. Binlerce belgenin bir araya getirildiği klasörlerde en dikkat çekici bölümlerden biri Ergenekon sanıkları arasında yer alan, aynı zamanda soruşturma kapsamında ifade veren gizli tanık ´Anadolu´nun iddiaları oldu. Mehmet Demirtaş ve Oktay Yıldırım arasındaki ´bomba´ konuşmalarına tanık olduğunu belirten Anadolu, Demirtaş´ın “Bu Danıştay bombalarının bizim olduğu anlaşılırsa naneyi yeriz” dediğini söylüyor. Ergenekon üyeliğinden Silivri Cezaevinde tutuklu bulunduğu belirtilen Anadolu, 10 başlık altında sıraladığı ifadelerinde “Ergenekon örgütünün tam olarak mahiyetini iddianameden sonra anladım” diyor.

Bombaları Oktay Yıldırım koydu

Gizli tanık Anadolu, 11 Nisan 2009´da verdiği ifadede, geçmişte yaşadığı ve cezaevinde kaldığı süre içerisinde şahit olduğu olaylarla ilgili vicdanen adalete yardımcı olmak istediğini söyledi. Gizli tanık, Ergenekon davasının ilk günlerinde duruşmaya verilen arada sanıklardan Mehmet Demirtaş ve el bombalarının sahibi olduğu iddia edilen emekli astsubay Oktay Yıldırım arasında geçen görüşmeye şahit olduğunu belirterek şunları anlattı: “Mehmet Demirtaş, ´Bu Danıştay bombalarının bizim bombalar olduğu anlaşılır ise naneyi yeriz´ dedi. Bunun üzerine Oktay Yıldırım´da ´Bizim bombalar olduğu anlaşılmaz, kafile numaraları farklı´ dediğini duydum ve o sırada içeri girdiğimde konuşmayı kestiler. Bir sefer de kendisine şaka yolu ile “Bombaları çatı katına sen mi koydun” diye sorduğum da kendisinin koyduğunu söyledi.

Hükümeti devirmek istiyorlardı

Dokuz farklı konuyla ilgili olarak ayrıntılı ifade veren gizli tanık Anadolu, 2004 yılında Kayseri Tugay´ına bir konuşma için gittiğinde, Tugay Komutanı Reha Taşkesen ile özel odasında görüşme yaptığını ifade etti. Anadolu, görüşmede konunun “Derin devlet”e geldiğini ve Taşkesen´in TSK bünyesinde sivillerle birlikte organize olmuş gizli bir örgüt yapılanmasından bahsettiğini de anlattı. Gizli tanık, Tugay Komutanı Taşkesen´in bu yapılanmanın başında askerlerin olduğunu ve sivil toplum örgütleri ile bazı bürokratların hükümeti beğenmedikleri, icraatları bulunduğunda hükümeti devirmek ve askeri darbe yapmak olduğunu kendisine anlattığını söyledi.

96´dan beri gizli yapılanma var

2005 yılında Fenerbahçe Orduevi´nde görüştüğü eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu´nun 1996´dan beri askeriye içinde gizli bir yapılanma ve örgütlenme olduğundan bahsettiğini, örgütlenmenin başta gelen sivil kanadının ise Encümen-i Danış toplantıları olduğunu söylediğini iddia etti. Anadolu, Kıvrıkoğlu´nun ayda bir yapılan bu toplantılarda alınan kararları gizlice MGK´ya ve üst düzey bürokratik makamlara yolladığını, bu grubun içindeki üst düzey komutanlar arasında eski Genelkurmay başkanları ile İsmail Hakkı Karadayı´nın da olduğunu söylediğini aktardı. Gizli tanık, “Ayrıca bakanlar, üst düzey bürokratların bu grupta olduğun, sivil kanatta TSK ile irtibatlı en üst düzey kurulun bu kurul olduğunu ve irtibatların bu kurul üzerinden yoğun olarak sağlandığını söyledi. Benim bu görüşmeyi yaptığım ay haziran ayı olabilir” dedi.

Seçimler öncesi eylem

2006´da Ankara Merkez Orduevi´nde Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile yaptığı görüşmede, Tolon´un TSK içindeki gizli yapılanmadan sözettiğini anlatan gizli tanık, STK´larla da işbirliği yapıldığını kaydetti. Anadolu, Hurşit Tolon´un, Türkiye Topluluğu, ADD, Çağdaş Eğitim Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi STK´ların hükümeti yıpratıp bir yıl sonra süresi dolacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ciddi bir baskı yapmayı düşündüklerini söylediğini anlattı. Gizli tanık Anadolu, 2006 Şubat ayında yaptığı bu görüşmede Tolon´un, Türkiyem Topluluğu´na girip ayrıldığını söylediğini ve eylemler için Cumhurbaşkanlığı seçiminin olduğu zamanın uygun olduğunu söylediğini ifade etti.

Büyükanıt da varmış

Gizli tanık Anadolu, 2006´da emekli orgeneral Şener Eruygur ile yaptığı görüşmede ise TSK içindeki gizli yapılanma içinde Yaşar Büyükanıt´ın olduğunu ileri sürdüğünü söyledi. Anadolu, Eruygur´un, Genelkurmay´ın bilgisi dahilinde özel görevle Atatürkçü Düşünce Derneği´nin başına getirildiğini kendisine söylediğini anlattı. Anadolu, katıldığı toplantılar sonrasında yapılanmanın adının Ergenekon olduğunu öğrendiğini söyledi. Anadolu, Tolon´un bahsettiği gizli örgüt içinde önde gelen kurumun ADD olduğunu söylediğini, Çağdaş Eğitim Vakfı ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği´nin kendileri ile hareket ettiğini anlattığını ve yaptıkları organizasyonlarda Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğinden kendilerine para verildiğini ancak ne kadar verildiğini söylemediğini belirtti.

İstihbaratın bilgisi vardı

2006 kış aylarında emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız´ın İstihbarat Daire Başkanı olduğu dönemde yaptığı görüşmede Parmaksız´ın TSK içindeki gizli yapılanmanın Genelkurmay İstihbaratı´nın bilgisi dahilinde olduğunu ve hükümeti ortadan kaldıracak güçte olduklarını söylediğini anlattı.

Alemdaroğlu´nun toplantısına Demirel de katıldı

Gizli tanık Anadolu, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu´nun da 2004 Mayıs-Haziran aylarında TSK içindeki yapılanmadan bahsederek üniversite yapılanmasında görevli olduğunu anlattığını kaydetti. Gizli tanık şunları anlattı: “Görevi kabul etmedim. Yaşar Hacı Salihoğlu´nun bu yapılanma içinde üniversitede askerler ile irtibat sağlayan kişi olduğunu, Jeopolitik Dergisi´ni çıkardığını, askerler ile toplantılar yaptığını emekli askerlerin yazılarının bu dergide yayımlandığını söyledi. Yaşar Hacı Salihoğlu´nu tanımam ancak 2003 yılında Tandoğan´da yapılan ´Cumhuriyet´e Saygı´ adlı mitingin askerlerin koordinesinde yapıldığını, ´Ordu Göreve´ pankartlarının da aynı kapsamda yapıldığını ve bu pankartları aynı mitingde Atatürkçü Düşünce Derneği Konfederasyonu tarafından yapıldığı bu derneğin Türk Solu Dergisi ve İleri Dergisi ile irtibatlı olduğunu bana söyledi. Ayrıca Kemal Alemdaroğlu ´Taksim Toplantıları´ adı altında yemekli toplantılar düzenliyordu. Bir seferde bu toplantılara Süleyman Demirel katıldı. Bu toplantıda Süleyman Demirel Türkiye´nin kötüye gittiğini ve değişmesi gerektiğini anlatıyordu.”

STK ve ordu arasında irtibat sağlıyorlardı

Ergenekon sanığı Doç. Dr. Emin Gürses ile birlikte yargılandığı ayrıntısını da veren gizli tanık Anadolu, Gürses´le yaptığı görüşmede Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol´un kilisede yaptığı toplantılardan da bahsettiğini anlattı. Bu yapılanmanın içinde emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin ile Erenerol´un bulunduğunu ve bu kişilerin STK´larla ordu arasında irtibat sağladıklarını anlattığını kaydetti. Gürses´in bu yapılanmanın adının Ergenekon olduğunu söylediğini, sanıklardan Şener Eruygur´un verdiği bilgi ve belgeler doğrultusunda yazar Ergün Poyraz´ın kitap yazdığını, JİTEM´in ise Poyraz´a çalıştığını belirtti. ´Gizli´ ibareli belgelerinde Eruygur tarafından Poyraz´a verildiğini anlattığını söyleyen Anadolu, emekli Binbaşı Fikret Emek´e duruşmada “Bombaları neden evinde bulundurdun” diye soruduğumda annesinin evinde unuttuğunu söyleyerek komik bir cevap verdiğini kaydetti. Anadolu, “Benim örgütün sivil ve askeri yapısı ile doğrudan ve dolaylı olarak bir alakam yoktur. Ancak bu şahıslar ile devletin büyükleri olduğu için yakınlaştım. Ergenekon´un tam olarak mahiyetini iddianameden sonra fark ettim” dedi.

Hükümeti mitinglerle yıpratacağız

Gizli tanık, 2006´da Ankara Merkez Orduevi´nde emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile arasında geçen görüşmeyi de şöyle aktarıyor: Oraya Şener Eruygur ve ADD´ler ile alakalı görüşmelere gitmişti. Hükümetin gitmesi gerektiğini söyledi. TSK içindeki gizli örgüt yapılanmasının başında Org. Y. B´nin olduğunu söyledi. Ciddi organizasyonlar düşündüklerini ve bunun için Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğinden kendilerine para verildiğini söyledi. Kendisi bana görev teklif ettiğinde Kadıköy ADD üyesiydim. Genelkurmay´ın bilgisi dahilinde özel görev ile ADD´nin başına getirildiğini belirtti. Ayrıca gizli örgütün Türkiye´de askeri müdahale yapabilecek bir yapılanma olduğunu söyledi. Sürekli darbe olacağı beklentilerini dile getiriyordu.”

Tümgeneral Parmaksız:Hükümet gitmezse darbe ile ortadan kaldırılacak

Ek klasörlerde yer alan gizli tanık Anadolu´nun verdiği bilgilere göre Ergenekon yapılanmalarının bütün yıpratma çalışmalarına rağmen hükümetin gitmemesi halinde müdahale etmeyi planladıklarını da anlattı. Gizli Tanık Anadolu, emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız´ın da TSK içindeki gizli yapılanmadan söz ettiğini öne sürerek, bunun Genelkurmay istihbaratının bilgisi dahilinde olduğunu söylediğini belirtiyor. Tümgeneral Parmaksız´ın ´Hükümet gitmezse bir müdahaleyle hükümet ortadan kaldırılacak. Bununla ilgili ciddi çalışmalar yaptıklarını´ söylediğini aktaran Anadolu, TESAV Başkanı Agah Oktay Güner´in de kendisine benzeri şeyler söylediğini anlatıyor. Anadolu, Ergenekon sanıklarından Kemal Alemdaroğlu´nun da “Gizli yapılanmanın üniversite sorumlusuyum” dediğini öne sürüyor. Anadolu ayrıca, Alemdaroğlu´nun 2003´te Tandoğan meydanında yapılan ´Cumhuriyet´e saygı mitingi´nin askerlerin koordinesinde yapıldığını, ´Ordu Göreve´ pankartlarının da aynı kapsamda açıldığını anlattığını iddia ediyor.

Vatanseverler davasında çete liderinin ifadelerinde Parmaksız paşa ve Ergenekoncular

Girdap Operasyonu ile yakalanan Vatanseverler çetesi (Vatanseverler Kuvvetler Güç Birliği Hareketi - VKGB) lideri Taner Ünal´ın mahkeme dosyasında yer alan konuşmasında Ergenekoncular için “Bunlar ihtilal hazırlıyor. Muzaffer Tekin Cumhurbaşkanı, Parmaksız Paşa Genelkurmay Başkanı olacakmış” dediği ortaya çıkmıştı. ( Yenişafak)Vatanseverler çetesi davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesine karar verilmişti.

Ankara polisinin düzenlediği Girdap Operasyonu kapsamında tutuklanan Vatanseverler Güç Birliği Hareketi lideri Taner Ünal´ın, Ergenekon Terör Örgütü ve Danıştay saldırısı ile ilgili ilginç bazı açıklamaları ortaya çıktı. Ünal konuşmalarında, Ergenekon´da tutuklanan Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ ile arkadaşlarının ihtilal peşinde koştuğunu söylüyordu. Taner Ünal, mahkemeden alınan izinle yapılan dinlemede kaydedilen konuşmasında emekli Tümgeneral Alaaddin Parmaksız ve emekli Albay Fikri Karadağ ile yaptıkları toplantıda konuşulanları dernek yöneticisine şu şekilde anlatıyor: “Kardeşim dedim. Yani hoş geldiniz, iyi yaptınız, memnun oldum. İki tane dedim, Mümtaz, şey paşa subay, size nasıl yardımcı olabilirim? Ne yapmak istiyorsunuz? Hedefleriniz neler, dedim. Fikri Karadağ dedi ki, biz dedi, paşaların kellelerini çuvala dolduracağız dedi. Anlamadım dedim. Evet dedi, biz ihtilal yapacağız, ihtilali de Muzaffer Tekin yapacak dedi. Hayırdır paşam dedim ya ben birden şoka uğradım yani. Ne kellesi dolduracaksınız dedim PKK´lı kellesi falan mı dolduracaksınız dedim. Hayır dedi. Paşaların kellelerini dolduracağız dedi. Bu memlekette dedi çok vatan haini paşa var dedi. Ben tabii Alaattin Parmaksız biraz tersler diye şey yaptım. İşte dedi Genelkurmay Başkanım da burada dedi. Muzaffer Tekin Cumhurbaşkanı olacak dedi. Kendisi de başbakan filan olacak. Bunun üzerine gönderdim bunları. Ne ihtilali yapıyorsunuz siz dedim.” VKGB lideri Taner Ünal´a göre Muzaffer Tekin ihtilal yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı olacak, Genelkurmay Başkanlığı´na ise emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız getirilecekti. Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ ise ihtilalde Başbakanlık görevini üstlenecekti.

(31 Ağustos 2009, 11:40)

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=923    yazdır/print


 

Gizli Tanıklığa başvuran Ergenekoncu Sayın: Hayatım tehlikede

Ergenekon örgütünün üst düzey yöneticisi olmakla suçlanan Kemal Alemdaroğlu´nun avukatı Metin Çetinbaş, bir duruşmada ´Anadolu´ rumuzlu gizli tanığın Ümit Sayın olduğunu söylemişti. Bunun üzerine cumhuriyet savcıları da Terörle Mücadele Kanunu´na göre bir kişiyi teröre hedef gösterdiği gerekçesiyle Çetinbaş hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Gizli tanık olduğu iddiasıyla Metin Çetinbaş tarafından hedef gösterilen Ergenekon sanığı Doç. Dr. Ümit Sayın, hayati tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle duruşmalara çıkmak istemediğini belirten bir dilekçe vermiş. Cumhuriyet savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın, davanın önceki günkü duruşmasında Sayın´ın gönderdiği dilekçeyi mahkemeye sundu. Savcılar, Sayın´ın bu talebinde takdirin mahkeme heyetinde olduğunu belirtti.

Gizli Tanıklığa başvuran Ergenekoncu Sayın: Hayatım tehlikede

Ergenekon örgütünün üst düzey yöneticisi olmakla suçlanan Kemal Alemdaroğlu´nun avukatı Metin Çetinbaş, bir duruşmada ´Anadolu´ rumuzlu gizli tanığın Ümit Sayın olduğunu söylemişti. Bunun üzerine cumhuriyet savcıları da Terörle Mücadele Kanunu´na göre bir kişiyi teröre hedef gösterdiği gerekçesiyle Çetinbaş hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Gizli tanık olduğu iddiasıyla Metin Çetinbaş tarafından hedef gösterilen Ergenekon sanığı Doç. Dr. Ümit Sayın, hayati tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle duruşmalara çıkmak istemediğini belirten bir dilekçe vermiş. Cumhuriyet savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın, davanın önceki günkü duruşmasında Sayın´ın gönderdiği dilekçeyi mahkemeye sundu. Savcılar, Sayın´ın bu talebinde takdirin mahkeme heyetinde olduğunu belirtti.

Ergenekon örgütünün üst düzey yöneticisi olmakla suçlanan Kemal Alemdaroğlu´nun avukatı Metin Çetinbaş, bir duruşmada ´Anadolu´ rumuzlu gizli tanığın Ümit Sayın olduğunu söylemişti. Bunun üzerine cumhuriyet savcıları da Terörle Mücadele Kanunu´na göre bir kişiyi teröre hedef gösterdiği gerekçesiyle Çetinbaş hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Ergenekon hakkında çok şeyler bildiği iddia edilen Adli Tıp´çı Ümit Sayın Gizli Tanık ´Anadolu´ mu?

Üçüncü iddianamenin eklerinde yer alan ifadesinde Ergenekon sanıklarından biri olduğunu belirten gizli tanık Anadolu, Mehmet Demirtaş, Oktay Yıldırım´a ´Danıştay bombalarının bizim olduğu anlaşılırsa naneyi yedik.´ dedi. TSK içindeki gizli yapılanmayı Tolon ve Şener´den duydum. Kıvrıkoğlu bana yapının en büyük sivil ayağının ´Encümen-i Daniş´ olduğunu söyledi. demişti. Ergenekon örgütünün üst düzey yöneticilerinden olduğu iddia edilen Kemal Alemdaroğlu´nun avukatı Metin Çetinbaş, duruşmada bu gizli tanığın Ümit Sayın olduğunu söylemişti. Bunun üzerine cumhuriyet savcıları da Terörle Mücadele Kanunu´na göre bir kişiyi teröre hedef gösterdiği gerekçesiyle Çetinbaş hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. ( Zaman)

(27 Ağustos 2009, 09:55)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

´Ergenekon davasını sakatlamak için gizli tanıklar deşifre ediliyor´ manşetimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=912    yazdır/print


 

Flaş!!! Kontrgerilla talepleri HSYK´yı kilitledi

Adalet Bakanlığı´nın bir ay önce HSYK´ya verdiği kararname taslağına karşı bazı üyelerin alternatif hazırlaması, Kurul´u tıkadı. Ergenekon ve KCK gibi soruşturmaları hedef alan girişime Adalet Bakanı ve müsteşarı tepki gösterdi. Bu iki isim, kanuna aykırı teklifler üzerine toplantıya katılmadı. Talebin Anayasa´nın yargı bağımsızlığını teminat altına alan 138. maddesine aykırı olduğunu belirten Adalet Bakanı Ergin, bundan vazgeçilmeden toplantılara katılmayacağını söyledi. Onların yokluğunda kurul karar alamıyor.

FLAŞ!!! Kontrgerilla talepleri HSYK´yı kilitledi

Adalet Bakanlığı´nın bir ay önce HSYK´ya verdiği kararname taslağına karşı bazı üyelerin alternatif hazırlaması, Kurul´u tıkadı. Ergenekon ve KCK gibi soruşturmaları hedef alan girişime Adalet Bakanı ve müsteşarı tepki gösterdi. Bu iki isim, kanuna aykırı teklifler üzerine toplantıya katılmadı. Talebin Anayasa´nın yargı bağımsızlığını teminat altına alan 138. maddesine aykırı olduğunu belirten Adalet Bakanı Ergin, bundan vazgeçilmeden toplantılara katılmayacağını söyledi. Onların yokluğunda kurul karar alamıyor.

Adalet Bakanlığı´nın bir ay önce HSYK´ya verdiği kararname taslağına karşı bazı üyelerin alternatif hazırlaması, Kurul´u tıkadı. Ergenekon ve KCK gibi soruşturmaları hedef alan girişime Adalet Bakanı ve müsteşarı tepki gösterdi. Bu iki isim, kanuna aykırı teklifler üzerine toplantıya katılmadı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´nun (HSYK), Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıları ve davaya bakan mahkeme heyetini görevden alma operasyonunun detayları belli olmaya başladı. Yasal dayanağı ve yetkileri olmadığı halde yüksek yargıdan gelen HSYK üyelerinin hazırladığı ek kararnamenin gündeme alınma önerisinin, görüşmeleri kilitlediği belirtildi. Teklifte kamuoyunun yakından takip ettiği davaların yargıçlarının değiştirilmesinin yanı sıra henüz bir yılını doldurmayan hakim ve savcıların bile hiçbir gerekçe gösterilmeden tayininin istendiği vurgulandı. Gelişme üzerine Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Müsteşar Ahmet Kahraman, HSYK´nın dünkü toplantısına katılmadı. Dikmen Hakimevi´nde kendi aralarında toplanan Kurul üyeleri görüşmeleri neticelendiremeden dağıldı. Toplantı çıkışında yazılı bir açıklama yapan Başkan Vekili Kadir Özbek, yaz kararnamesi çalışmalarının bugün devam edeceğini duyurdu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ise akşam saatlerinde İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile ´AB Adalet ve İçişleri Bakanları Toplantısı´na katılmak üzere İsveç´e gitti.

İddialara göre, alternatif kararname hazırlayan HSYK üyeleri dün akşam saatlerinde kamuoyunda oluşan tepkiler sebebiyle Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarla ilgili taleplerini geri çekti. Bugünkü görüşmelere PKK´nın şehir yapılanması KCK operasyonu, faili meçhul dosyası ile Albay Cemal Temizöz soruşturmasını yürüten savcıların görevden alınmasını talep ederek başlayacakları öğrenildi. Adalet Bakanlığı´nın yasalara uymayan bu talebe de karşı çıktığı belirtiliyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Müsteşar Kahraman´ın, hazırlanan kararname örneğinin yasal dayanağı bulunmadığı ve böyle bir kararnameye yetkili olmadıklarını belirterek, teklife itiraz ettikleri öğrenildi. Kurul üyeleri Ergin ve Kahraman´ın ´devam eden soruşturmalarda görev alan hakim ve savcıların görevden alınmasını isteyen, yargıya müdahale niteliği taşıyan, yargı bağımsızlığını ve hakimlik teminatına aykırı´ diyerek yaptıkları itiraz nedeniyle görüşmelere ara verildiği kaydedildi. HSYK´nın yüksek yargıdan gelen üyelerinin yasaya aykırı teklifinde, kamuoyunun yakından takip ettiği hakim ve savcıların değiştirilmesinin yanı sıra henüz bir yılını doldurmayanların da hiçbir gerekçe göstermeden tayininin istendiği vurgulandı. Adalet Bakanlığı´nın adli yargı yaz kararname taslağını 15 Haziran´da görüşülmek üzere HSYK üyelerine verdiği, üyelerin yaklaşık bir aydır taslağı incelediği, son dakika teklifi üzerine görüşmelerin pazartesi gününden itibaren kilitlendiği belirtiliyor.

BAKAN ERGİN KURUL´A KATILMADI

Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı Sadullah Ergin ile Bakanlık Müsteşarı Ahmet Kahraman´ın katılmadığı Kurul toplantısı Dikmen Hakimevi´nde yapıldı. Ergin´in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın Resmi Konut´ta 6 bakanla yapılan toplantı sebebiyle katılmadığı toplantıya Müsteşar Kahraman´ın yerine görevlendirdiği müsteşar yardımcısı da iştirak etmedi. Toplantı, Başkan Vekili Kadir Özbek´in başkanlığında Yargıtay ve Danıştay´dan gelen 5 asil üyesinin katılımıyla gerçekleşti. Ergin ve Kahraman´ın katılmama gerekçesi ise HSYK´nın yüksek yargıdan gelen üyelerinin pazartesi günü gündeme getirdiği mevzuata aykırı kararname taslağı olduğu öğrenildi. Şu anda HSYK´da görüşmeler kilitlenirken, adli yargı yaz kararnamesinin daha da uzayabileceği belirtildi. HSYK´nın atama ve tayin işlemleri son kararnameye kadar HSYK Kanunu´na uygun olarak yapılıyordu. Kurul´un üye dağılımı şöyle: HSYK Başkanı Sadullah Ergin, Başkan Vekili ve Yargıtay Üyesi Kadir Özbek, Müsteşar Ahmet Kahraman, Yargıtay üyeleri Ali Suat Ertosun, Musa Tekin, Danıştay üyeleri Suna Türkoğlu, Orhan Cem Erbük.

Kurul´un hazırladığı alternatif kararname, kanuna aykırı

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´nun hazırladığı ek kararname taslağının mevzuata aykırı olduğu belirtildi. HSYK Kanunu´nun 19. maddesine göre, kararname taslağını Adalet Bakanlığı Özlük İşleri (Personel) Genel Müdürlüğü´nün hazırlayacağı ve Kurul´a sunacağı hükme bağlanıyor. Kanunun atama ve nakil başlıklı 19. maddesi şöyle: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; atama ve nakillerde uygulanacak objektif esasları kapsayan Atama ve Nakil Yönetmeliği düzenler. Bu Yönetmelik Resmi Gazete´de yayımlanır. Adalet Bakanlığı Özlük İşleri Genel Müdürlüğü ilgililerin taleplerini, sicillerini ve tespit edilmiş sair hallerini, hizmetin icap ve ihtiyacı ile birlikte inceleyerek kanuna, Atama ve Nakil Yönetmeliğine uygun olarak yapacağı taslağı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´na sunar. Bu taslak, ilgililerin gizli ve açık sicilleri ve diğer evrakı ile birlikte Kurul tarafından en geç bir ay içinde incelenir, aynen veya gerekli görülen değişiklikler yapılarak karara bağlanır ve Adalet Bakanlığı´na tevdi edilir.

Bakan olmadan HSYK karar alamaz

Eski Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel: HSYK toplantısının gününü ve gündemini adalet bakanı belirler. Gündemini belirlemediği zaman 5 kişi toplanıp karar alamaz. Hakimler Savcılar Yasası´na göre HSYK tam sayı ile toplanır, salt çoğunlukla karar alabilir. Tam sayı yoksa toplantı olmaz. Yedek üyeler ancak Yargıtay (3) ve Danıştay (2) üyelerinin yokluğu halinde toplantıya katılabilir. Ancak adalet bakanı ya da müsteşar yoksa toplantı veya alınmak istenen karar söz konusu olmaz. Görünen o ki, Ergenekon gibi önemli bir süreci soruşturan savcıların yerinin değiştirilmesi için kararlar alınmaya çalışılıyor. Bakan ve müsteşar girmediği için bu kararname de kilitlenmiş. Bin küsur savcı ve hakim mağdur olacak.

Umarız, HSYK bir yanlışa imza atmaz

Hukuk ve Yaşam Derneği Başkanı Av. Hayrettin Açıkgöz: HSYK´nın kararnameyi açıklamasındaki gecikmenin bir nedeninin de Ergenekon davası olabileceği yönündeki spekülasyonlara ben de katılıyorum. Çünkü günlerdir erteleniyor. Ancak bu hukuki olur mu, olmaz mı onu iyi değerlendirmek lazım. Hakim ve savcılar mesleklerini bağımsız olarak icra ediyorlar, yaptıkları iş anayasal teminat altında. HSYK´nın Demokles´in kılıcı gibi bu mesleği icra eden insanların tepesinde sallanması bağımsızlıklarına gölge düşürecek bir durum. Ergenekon davası gibi birçok davada bu tür değişiklikler davanın seyrini etkilemiştir. Umarız HSYK bir yanlışlığa imza atmaz. Ergenekon davası gibi çok kapsamlı bir davada değişiklik, yargı sürecini de uzatacaktır.

Kararnameyi Adalet Bakanlığı hazırlar

Yargıtay Onursal Üyesi Ekrem Serim: 1982 Anayasası´nda kararnameleri Adalet Bakanlığı hazırlayıp kurula getireceği hükme bağlandı. Kurul kararnamede gelen isimlerin tayinlerinde değişiklik yapma hakkına sahiptir. Hayır bu değiştirilmesin yerinde dursun şeklinde yetkilere sahiptir. Ancak tasarı hazırlama yetkisini haiz değildir. Tasarıyı bakanlık hazırlar. HSYK böyle bir şey hazırlıyorsa ilk olur. Mevzuata aykırıdır. Kurul kararnamedeki bazı isimleri reddedebilir, tayinlerin yerini değiştirebilir. Ama yepyeni bir tasarı hazırlama gibi bir şey şimdiye kadar duymadım. Bu kadar yıllık tatbikat böyle. Bu kanuna da aykırı olur. Adalet bakanı ve müsteşar olmadan karar almaları usulün dışına çıkılması demek.

Bu insanların da tatile çıkma hakkı var

Star Gazetesi yazarı Şamil Tayyar: Bu kararnameden 2 bin hakim ve savcının etkilenme ihtimali var. Bu insanlar tatile çıkacak, çocuklarını okullara yerleştirecek ve bunun gibi şeyler var. Atama kararnamesinin bir an önce çıkması gerekiyor. Aksi halde yüzlerce kişi bundan mağdur olacak. HSYK´nın bu sorunu ileri bir tarihe iteleme ihtimali görülüyor. Böyle olursa durum farklı bir boyut kazanabilir.

Ergenekon savcılarının görevden alınması girişimlerine tepki yağdı

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu´nun Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıları görevden alma girişimleri büyük tepki topladı. Dün bazı gazetelerde konuya ilişkin yer alan haberlerde savcıların değiştirilmesinin yargı bağımsızlığını zedeleyeceği görüşü dile getirildi. Vatan Gazetesi başyazarı Güngör Mengi de dünkü köşesinde HSYK üyelerini dikkatli olmaya çağırdı: Yargının bağımsızlığına yönelen güvensizliği şu dönemde haklı çıkaracak müdahaleler Türkiye´yi kaosa sürükler. Ergenekon davasına yönelecek müdahale, yargının iflası, adaletin yıkımı olur. ( Zaman)

Tozlu dosyaları raftan indiren savcılar hedefte

Üye Ali Suat Ertosun´un değiştirilmesini istediği savcılar arasında son dönemde yürüttükleri başarılı operasyonlarla gündeme gelen Diyarbakır savcıları da var. Diyarbakır´da eski DGM olarak tabir edilen ağır cezalık dosyalara bakan 8 savcı bulunuyor. Bu savcıların tamamı henüz iki yıllık. Ceza Muhakemeleri Kanunu´na göre atanan savcıların görev yerlerinin 3 yıldan önce değiştirilebilmesi için güçlü bir gerekçenin olması gerekiyor. Alınan bilgilere göre Diyarbakır cumhuriyet savcıları arasında soruşturma geçiren isim yok. Görev yerinin değiştirilmesini talep eden de bulunmuyor. Bu durumda Diyarbakır´daki savcıların neden değiştirilmek istendiği akıllarda güçlü soru işaretleri bırakıyor. Çünkü söz konusu savcılar çok önemli operasyonların altına imza attı. Yürüttükleri çok önemli soruşturmaların birçoğunun henüz iddianamesi hazır değil. Örneğin PKK´nın şehir yapılanması olan KCK soruşturmasını yürüten savcı Ergun Tokgöz, tam iki yıldır bu soruşturma üzerinde çalışıyor. Savcı, henüz iddianameyi bitirmedi. Görevden alınması durumunda iki yıldır hazırlığı yapılan bu soruşturma tıkanma noktasına gelecek. Aynı savcı tutuklanan Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Cemal Temizöz soruşturmasını da yürütmüştü. Güneydoğu kayıpları ile ilgili soruşturmayı yürüten savcı İsmail Aksoy´un elindeki dosyaların çoğu da henüz soruşturma aşamasında. Kazılarda bulunan sonuçlarla ilgili o dönemde görevde olan yetkililerin yargı karşısına çıkarılması süreci başlayacak. Değişiklikler tüm bu hazırlıkları baltalayacak. Diyarbakır savcılarının önünde yıllardır tozlu raflarda bekletilen, çoğu soruşturulmadan kapatılmış 10 bin dosya var. Dosyaların bazıları 15-20 yıl öncesine dayanıyor. Yazar Musa Anter ve Albay Rıdvan Özden´in öldürülmesi olaylarının yanı sıra Güçlükonak katliamı, Koşuyolu´ndaki saldırı gibi önemli olaylar da soruşturma dosyaları arasında. Hedefteki savcılar bir döneme ait hukuksuzlukları masaya yatırdı. Yapılacak değişiklik Türkiye´nin önündeki şeffaflaşma ve hukuk devleti fırsatını baltalayacak. ( Zaman)

HSYK üyesinden Ergenekon sanığına geçmiş olsun ziyareti

Ergenekon davası sanığı Aydın´ın, bir HSYK asil üyesinin de bulunduğu yüksek yargı mensuplarını Ehl-i Dil adlı toplantılara götürdüğü iddia edildi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´nun (HSYK) asil üyelerinden birinin, tutuksuz yargılanan Ergenekon davası sanığı Engin Aydın´ı, serbest bırakıldıktan sonra evinde ziyaret ettiğinin istihbarat birimlerince tespit edildiği öne sürüldü. Aydın´ı ziyaret eden HSYK üyesinin, Ankara´da Kent Otel´de yapılan ve Encümen-i Daniş toplantılarına benzer bir nitelik taşıyan Ehl-i Dil toplantılarına da katıldığı öğrenildi. Aydın´ın, HSYK üyesi ile bazı yüksek yargı mensuplarını Ehl-i Dil adı verilen bu toplantılara götürdüğüne ilişkin bir belgenin de Ergenekon davasının 3´üncü iddianamesinde yer aldığı iddia edildi. Aydın, 22 Ocak´ta Prof. Dr. Yalçın Küçük´le birlikte serbest bırakılmıştı. Ehl-i Dil toplantılarına, HSYK´da görev yapmış üç yüksek yargı mensubunun da katıldığı öne sürülüyor.

SAVCININ SÜRESİ

HSYK üyelerinin bu toplantılara gitmesi, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar ile Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin iki üyesinin değiştirilmesiyle ilgili kararı verecek olması tarafsızlık ilkesine aykırı bir durum olarak nitelendiriliyor. HSYK´nın yaz kararnamesinde Ergenekon davasına bakmak üzere geçici olarak görevlendirilen özel yetkili savcılar Kasım İlimoğlu, Rasim Işıkaltın ve Mustafa Çavuşoğlu´nun da görev süreleri dolduğu için eski görevlerine atanmaları bekleniyor. Buna gerekçe olarak da Hakimler ve Savcılar Kanunu´nun 47. maddesinde yer alan Kendi yargı çevresi dışında geçici yetki ile görevlendirilenler o yerde dört aydan fazla çalıştırılamaz. Ancak, bu süre kendi istekleri veya hizmet gerekleri gözetilerek iki ay daha uzatılabilir hükmü gösteriliyor. Her üç savcının da 4+2 aylık görev sürelerini tamamladıkları belirtiliyor. ( Sabah)

Şamil Tayyar ( Star): HSYK, Askeri mahkemeleri tırpanlama yasasının rövanşını almaya çalışıyor

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu, Ergenekon´a kilitlendi. Israrla Ergenekon davasına bakan hakimler ve soruşturmayı yürüten savcılardan hesap sormak istiyor. Oysa, Anayasa´nın 139. maddesi çok açık. Hakim ve savcıların yargı teminatları var. Ama çok ısrarlılar. Hesap tutarsa, hem mahkeme hem soruşturma, ´iyi çocuklara´ emanet. Şemdinli ve Susurluk´ta olduğu gibi Ergenekon davası iğdiş edilecek. 2 yıldır hakim ve savcılara dokunmakta tereddüt eden bazı HSYK üyelerinin, şimdi bu kadar ısrarcı olması, askere sivil yargı yolunu açan yasadan bağımsız değerlendirilemez. Belli ki, üzerlerinde yoğun baskı var. Bu yasanın Çankaya´dan dönmesi için ´bir askeri yetkili´ türünden 28 Şubat geleneklerini hortlatanlar, şimdi HSYK´yı etkileme gayreti içindeler.

Direniyorlar. Ama karşılarında da dirençli bir siyasi irade var. Geri adım atmayı düşünmüyorlar. Zekeriya Öz´ü Ferhat Sarıkaya gibi ´yem´ etmeyecekler. O nedenle, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK´nın dünkü toplantısına katılmadı. Müsteşarı Ahmet Kahraman´ı da göndermedi. HSYK´nın 5 üyesi, dün, kendileri çalıp kendileri oynadılar. Karar vermesi gereken onlardı. Çünkü, Adalet Bakanlığı, 2 bin civarındaki hakim ve savcının atamalarıyla ilgili taslak çalışmayı, HSYK üyelerine 15 Haziran´da teslim etti. Aradan geçen 1 ay boyunca HSYK üyeleri çalışmalarını bitiremedi. Daha doğrusu, bazı üyelerin Ergenekon´da 3. iddianameyi bekleme arzusu, incelemenin önüne geçti. İddianame mahkemeye sunulursa, savcıları daha kolay görevden alacaklarını umdu. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Şimdi HSYK Üyeleri karar verecek; ya devam eden soruşturma ve kovuşturmalara müdahale anlamını taşıyacak atamalardan vazgeçecek, ya da kararnameyi tümden unutacak. Bakalım, sivil yargılamanın rövanşı nasıl sonuçlanacak?

Nazlı Ilıcak ( Sabah): HSYK´da mücadele

Önce Star gazetesinde şüphe ve söylenti mahiyetinde çıktı. Hakimler ve savcılar kararnamesi geciktikçe, Kurum´un içindeki kavga daha iyi anlaşılır hale geldi. Başta Ergenekon savcısı Zekeriya Öz aleyhinde olmak üzere, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu´na (HSYK) sürekli şikayette bulunanlar vardı. Ama Adalet Bakanı izin vermediği için soruşturma açılamıyordu. Adalet Bakanlığı, Şemdinli davasında yaşananlardan ders almıştı. Çünkü soruşturma izni verilmesiyle, HSYK´nın, Van Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Ferhat Sarıkaya´yı şutlaması bir olmuştu. Adalet Bakanlığı´ndan izin çıksa, hiç şüpheniz olmasın, aynı olay Zekeriya Öz´ün ve arkadaşlarının da başına gelirdi. Şimdi, bazı Ergenekon savcılarını ve hakimlerini, HSYK, başka yerlere atamak istiyor. İddiaya göre, Güneydoğu´daki yargısız infazları soruşturan mahkemenin hakim ve savcıları için de aynı gayret söz konusu.

Mücadele nasıl neticelenir, bilemem. Ama AK Parti olmasaydı, Türkiye´nin, Ergenekon davasında gösterilen direnci kolay kolay kıramayacağı bu şekilde bir kere daha ortaya çıktı. Maalesef, yargı, siyasallaşmış. Daha doğrusu, Yüksek Yargı´da ideolojik tavırlar var. Bugüne kadar JİTEM´den, ya da darbe girişiminde bulunanlardan hesap sorulmaması, Askeri hassasiyetlere özen gösteriyoruz gerekçesiyle siyaset alanının daraltılması, bunun delili değil mi? Daha önce, niçin, Andıç yazarı Çevik Bir mahkeme önüne çıkamadı da, İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal daha yeni şikayette bulunuyor?

Yargının bağımsızlığı kadar, ideolojik saplantılardan bağımsız davranması da çok önemli. Son olay şunu gösteriyor: Adalet Bakanı ve Müsteşarı, HSYK içinde yer almasaydı, belki Kurul, siyasetten daha bağımsız bir konumda olacaktı ama Ergenekon davasının da kolayca önünü kesebilecekti. Şu anda Ergenekon davasının Yargıtay´da bozularak, bazı asker kişiler yönünden dosyanın Askeri Mahkeme´ye gönderilmesi ihtimali bile mevcut. Bunun zeminini Anayasa Mahkemesi´ne müracaat eden CHP hazırlıyor. Çok yazık!!!

(16 Temmuz 2009)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

HSYK üzerinden Ergenekon davasını akamete uğratma çabaları

Ergenekon soruşturmasını/davasını akamete uğratma girişimleri & provokasyonları

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=811    yazdır/print


 

Ergenekon´un beyni Encümen-i Daniş´te

Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu: Ergenekon´un gövdesini oluşturan akil adamlar var. Bunlar dışarıda. Encümen-i Daniş´te beyin takımından isimler var.. Encümen-i Daniş Ergenekon´un beyin takımına ulaşmayı engelleyen barikatlardan biri.. Ama bu şekildeki tek yapı Encümen-i Daniş değil, çok sayıda var. Ergenekon´un ne kadar güçlü olduğunun bir kanıtı da halen toplumu etkileyebilen bir takım insanların çeşitli medya kanallarında bu iddianamenin hukuksuz olduğunu söyleyebilmesidir. MİT ve TSK arşivleri mutlaka Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara açılmalı. 28 Şubat darbesini haber verdik diye bizi içeri atanlar şimdi Ergenekon´dan cezaevindeler Allah´a şükür. Özkök, Büyükanıt ve Başbuğ´un sağduyulu tavırları olmasaydı yeni darbeler olacaktı. Son darbe girişimlerinin deşifre edilmesinde polis istihbarat ve MİT üstüne düşeni yaptı. Özkök, darbelerin önlenmesinde darbecilerin planları hakkında MİT ve polisten istihbarat aldı. 28 Şubat´ta polis darbeleri önleme inisiyatifine ulaştı.

Ergenekon´un beyin takımı hala dışarıda. Encümen-i Daniş´te beyin takımından isimler var..

Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu: Ergenekon´un gövdesini oluşturan akil adamlar var. Bunlar dışarıda. Encümen-i Daniş´te beyin takımından isimler var.. Encümen-i Daniş Ergenekon´un beyin takımına ulaşmayı engelleyen barikatlardan biri.. Ama bu şekildeki tek yapı Encümen-i Daniş değil, çok sayıda var. Ergenekon´un ne kadar güçlü olduğunun bir kanıtı da halen toplumu etkileyebilen bir takım insanların çeşitli medya kanallarında bu iddianamenin hukuksuz olduğunu söyleyebilmesidir. MİT ve TSK arşivleri mutlaka Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara açılmalı. 28 Şubat darbesini haber verdik diye bizi içeri atanlar şimdi Ergenekon´dan cezaevindeler Allah´a şükür. Özkök, Büyükanıt ve Başbuğ´un sağduyulu tavırları olmasaydı yeni darbeler olacaktı. Son darbe girişimlerinin deşifre edilmesinde polis istihbarat ve MİT üstüne düşeni yaptı. Özkök, darbelerin önlenmesinde darbecilerin planları hakkında MİT ve polisten istihbarat aldı. 28 Şubat´ta polis darbeleri önleme inisiyatifine ulaştı.

Bu haftanın konuğu eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu. İkinci Ergenekon iddianamesini konuştuk. Neden Orakoğlu? Ergenekon iddianamesindeki tanıklardan. 2003-2004´te planlanan darbe girişimlerini ilk telaffuz eden isimlerden biri. Hilmi Özkök´ün yanı sıra Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ´un da darbecilere sıcak bakmadığını 2 yıl önce söyledi. Şimdi ikinci Ergenekon iddianamesiyle bu bilgi doğrulandı. Yine Ergenekon´un, PKK ve Hizbullah´la ilişki içinde olduğu bu örgütleri yönlendirmeye çalıştığını anlattı. İddianamenin önemli bir kısmı bu ilişkileri anlatıyor şimdi. 28 Şubat döneminde bir süre de cezaevinde yatan Orakoğlu´na göre, tutuklanan isimler sadece Ergenekon´un görünen kısmı.

28 Şubat ve Susurluk dönemini en iyi bilen isimlerdensiniz. O dönemde Ergenekon denen yapıdan haberdar mıydınız? Biliyorsunuz, 28 Şubat sürecinde cezaevine atıldık. Niçin? O dönemde isimlendiremesek de aslında bu çeteyle karşılaşmıştık. 28 Şubat bir milattır aslında.

Tepe yöneticiler olarak Şener Eruygur ve Hurşit Tolon yer alıyor. Ergenekon bu kadar mı? Ergenekon´un beyin fonksiyonları daha faaliyette. Beyin takımı dışarıda.

Beyin takımı? Beyin takımı veya gövde diyelim bu isimlere. Ergenekon´un akil adamları... Çünkü bu yapıyı yöneten bir akil adamlar grubu var.

Cezaevinde olanlar? Onlar yıpranmış isimler. Bu dönemde ortaya çıkmadıkları takdirde bu derin yapının beyni için tehlike yaratabilecek insanlar... Eylemci gruplar, tetikçiler biraz da emir verenler ve ilişkili olanlar açığa çıkarıldı.

Encümen-i Daniş Ergenekon´un beyin takımına ulaşmayı engelleyen barikatlardan biri.. Ama bu şekildeki tek yapı Encümen-i Daniş değil, çok sayıda var.

Beyin takımı kimlerden oluşuyor? Şöyle söyleyeyim; Ergenekon´un sivil toplum kuruluşlarından, emniyetten, Silahlı Kuvvetler´den veya mülki idare amirliklerinden sorumlu birinci yöneticileri var. Bu yöneticilerden oluşan bir beyin takımı. Bu beyin takımı kendilerine ulaşılmamasını sağlayacak bir takım bariyer ve barikatlar hazırlarlar. Encümen-i Daniş bu barikatlardan biri. Encümen-i Daniş´te eski Genelkurmay başkanları, MİT müsteşarları, gibi önemli isimler var. Ama oradaki insanların yüzde 90´ı gerçekten fikir alışverişi yapmaya, ülke meselelerini tartışmaya geliyor.Ama içlerindeki 3-4 kişi Ergenekon´un gövdesine veya beyin takımına giden yol. Encümeni Daniş gibi yapılar Ergenekon´un beynine gitmenize engel.

Bu yapıdaki Ergenekon´cular kim? Encümen-i Daniş´in kararlarını kim alıyorsa, alınacak kararları kim gündeme getiriyorsa... Zaten o birkaç isim de Ergenekon´un gövdesindeki isimlerdir. Ama bu şekildeki tek yapı Encümen-i Daniş değil, çok sayıda var.

Bu beyin takımı nasıl çalışıyor? Ergenekon´da hücre sistemi var. Çok gizlilik temel esas. Emniyet, medya ve üst düzey yargı ayağı da açığa çıkartılmadı.

Ergenekon´un ne kadar güçlü olduğunun bir kanıtı da halen toplumu etkileyebilen bir takım insanların çeşitli medya kanallarında bu iddianamenin hukuksuz olduğunu söyleyebilmesidir.

Çok sayıda gazeteci tutuklu veya yargılanıyor... Cezaevinde olanlar örgütle birebir organik bağ içinde olan. Ama beyin takımıyla irtibatlı çok üst düzey medya yöneticileri ve yazarlar var.Ergenekon´un ne kadar güçlü olduğunun bir kanıtı da halen toplumu etkileyebilen bir takım insanların çeşitli medya kanallarında bu iddianamenin hukuksuz olduğunu söyleyebilmesidir.

MİT ve TSK arşivleri mutlaka Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara açılmalı

Ergenekon´un kontrgerilla veya Gladio´yla ilişkisi nedir? Türk Gladiosu´nun adı Ergenekon´dur. Bu derin yapı 1960 ihtilalinden sonra oluşturuldu. Ama bu Ergenekon eski yapıyı taklit ediyor. Diğer bütün NATO ülkelerinde Bizde böyle bir yapı vardı ama tasfiye ettik deniliyor. Türkiye´de de ülkeyi idare edenler, karar verici mekanizmalar bunu mutlaka yapmalı.

Kim yapacak; başbakan mı, cumhurbaşkanı mı? Bu bir Milli Güvenlik kararıyla olabilir. MGK´da bu karar alınıp, açıklama yapılabilir. İkincisi; MİT ve TSK arşivleri mutlaka Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara açılmalı. Çünkü devletin yetkilerini bu örgütün lehine kullanan üst düzey yetkililer var. Bunların deşifre edilmesi şart. TSK arşivleri daha önce Uğur Mumcu ve Necip Hablemitoğlu´na açıldı, neden bu kadar önemli bir soruşturmayı yürüten savcılara açılmasın? Bir de Ergenekon´la ilgili Meclis Komisyonu şart.

28 Şubat darbesini haber verdik diye bizi içeri atanlar şimdi Ergenekon´dan cezaevindeler Allah´a şükür.Özkök, Büyükanıt ve Başbuğ´un sağduyulu tavırları olmasaydı yeni darbeler olacaktı. Son darbe girişimlerinin deşifre edilmesinde polis istihbarat ve MİT üstüne düşeni yaptı. Özkök, darbelerin önlenmesinde darbecilerin planları hakkında MİT ve polisten istihbarat aldı. 28 Şubat´ta polis darbeleri önleme inisiyatifine ulaştı.

27 Nisan muhtırası sırasında Yaşar Büyükanıt darbeyi engelledi demiştiniz... Özkök, Büyükanıt ve Başbuğ´un sağduyulu tavırları olmasaydı yeni darbeler olacaktı. Son darbe girişimlerinin deşifre edilmesinde polis istihbarat ve MİT üstüne düşeni yaptı. Özkök, darbelerin önlenmesinde darbecilerin planları hakkında MİT ve polisten istihbarat aldı. 28 Şubat´ta polis darbeleri önleme inisiyatifine ulaştı.

Sizin döneminizde mi oldu bu?28 Şubat´ta bana yapılan eleştiri görev alanımı aşmamdı. Çünkü darbe istihbaratını yapmaya yetkili kurum yok. Darbe belgesini hiyerarşiyle Süleyman Demirel´e verdik. Ama Demirel belgeyi Çevik Bir´e geri verdi. Demirel isteseydi 28 Şubat olmazdı ama bu vesileyle siyasi hasımlarını tasfiye etti. Bizim de tutuklanmamıza neden oldu. Ama bizi içeri atanlar şimdi Ergenekon´dan cezaevindeler Allah´a şükür.

Velioğlu, Beykoz´da öldürülmedi çatışma mizansendi

Hizbullah´ı gerçekten Ergenekon mu yönlendiriyordu? Ergenekon´un naylon terör örgütleri kurma gibi bir stratejisi var. Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu´nun Cem Ersever´le ilişkisi zaten biliniyor. Hizbullah ile bu güçlerin ilişkisinin tanığıyım.Ben Hatay Emniyet Müdürü´yken, İl Alay Komutanlığı´na Vicdan Başaran´ın atanması nedeniyle Adana Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz, kente geldi. Üçümüz yemeğe gittik. Yemek sırasında uzun boylu birisi hep ayakta duruyordu. Koruma zannettim. Ben de Temel Paşa, bu arkadaş neden ayakta duruyor, o da yemek yesin dedim. Temel Cingöz de Gel otur Hüseyin dedi. Tabii Hizbullah operasyonundan sonra o adamın Hüseyin Velioğlu olduğunu öğrendik. Velioğlu´nun Beykoz´daki operasyonda öldürüldüğüne inanmıyorum. Neden? Hüseyin Velioğlu´nun bir özelliği dikkatimi çekmişti; polis veya asker çağırdığında hemen önünü ilikliyor, çok saygılı davranıyordu. Böyle birisinin polise ateş açacağına inanmıyorum. O çatışma mizansendi. Büyük olasılıkla başka yerde öldürüldü; oraya getirildi.Bir de imkanı yok Velioğlu´nun o kadar kısa sürede örgütün arşivini ve bütün parasını İstanbul´a taşımasına. Burada önemli bir şey daha var; Ergenekon Hizbullah´ı kullanırken hemen medyada koruma duvarı oluşturuyor. Mesela ben Hizbullah´la ilgili bir açıklama yaptığımda hemen hedef olurum. Ama bir yazar bu örgüt aleyhine 4-5 kitap yazmıştır, ama asla hedef olmamıştır.Aksine Hizbullah Basın Bürosu denen bir yer başkalarıyla ilgili tehdit açıklamalarını bu yazara gönderiyor.

PKK ile derin yapının tasfiyesi paralel

PKK´nın tasfiyesine ne diyorsunuz? Türkiye´nin yaşadığı bu coğrafyada hiçbir şey tesadüfi değil. PKK´yla Ergenekon´un tasfiye süreci paralel. PKK tasfiye olur olmaz o ayrı şey, ama Ergenekon gibi yapıları ortaya çıkaran karar verici mekanizmaya ulaşılması gerekir. Ergenekon buzdağının görünen yüzü.

PKK´nın tasfiye edileceğine inanmıyor musunuz? JİTEM´in kurucularından Cem Ersever yıllar önce yazdığı kitabında PKK´nın tasfiye edileceğine inanmıyorum diyor. O dönemde de gündemde. Nedense bu tasfiyede Talabani başrolde. Derin yapıların emirleri bittiği zaman PKK biter.

PKK- Ergenekon ilişkisini neye dayandırıyorsunuz? Pilot Necati denen kişi kuruluşundan itibaren örgüt içinde. Örgüte bütün parasal kaynağı o sağlıyor. Öcalan, Pilot Necati nedeniyle örgütü MİT eliyle kurduğunu ama Suriye´ye gittikten sonra ilişkiyi kopardığını söylüyor. O nedenle Öcalan MİT´in örgütü kendisine kurdurttuğunu zannediyor.

Kim kurdurtuyor? O dönemde NATO tipi Gladio örgütleri bilinmediği için bunu söylüyor. Öcalan öğrenciyken bir taraftan sağ eylemlerde diğer taraftan sol eylemlerde yetiştiriliyor. Uğur Mumcu bunları araştırırken öldürüldü. Meclis´te bir Abdullah Öcalan Araştırma Komisyonu şart. Bu komisyonla bütün bu karanlık dönem araştırılmalı.

(06 Nisan 2009)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ecevit Kılıç - Bülent Orakoğlu röpörtajı, Sabah

Kontrgerilla Medyası

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=557    yazdır/print


 

Flaş ses kaydı: Cumhurbaşkanını halkın seçmesi çok tehlikeli

Ses kaydının tam metni: Halk cahil, cumhurbaşkanını halkın seçmesi kadar tehlikeli bir şey yok Geçen üst düzey çok üst düzey bir komutanla konuştum, o da diyor ki yani hedefleri belli kesinlikle yani tereddüt etmenin alemi yok. Bunların hedefleri kesin diyor. Bunun dışında başka bir şey düşünmemek lazım. Yani efendim demokrasi, insan hakları, özgürlük bunların hepsi bahane. Fevkalade tehlikeli.. Şey cumhurbaşkanını şey seçmesi. Böyle bir şey kısa zamanda olmaz, ondan sonra bir de Türk şeyin halkın seçmesi, kadar tehlikeli bir şey yok çünkü Türkiye Fransa, İsviçre değil halk cahil.

FLAŞ!!! Karadayı´nın 5. ses kaydı yayınlandı

Ses kaydının tam metni: Halk cahil, cumhurbaşkanını halkın seçmesi kadar tehlikeli bir şey yok Geçen üst düzey çok üst düzey bir komutanla konuştum, o da diyor ki yani hedefleri belli kesinlikle yani tereddüt etmenin alemi yok. Bunların hedefleri kesin diyor. Bunun dışında başka bir şey düşünmemek lazım. Yani efendim demokrasi, insan hakları, özgürlük bunların hepsi bahane. Fevkalade tehlikeli.. Şey cumhurbaşkanını şey seçmesi. Böyle bir şey kısa zamanda olmaz, ondan sonra bir de Türk şeyin halkın seçmesi, kadar tehlikeli bir şey yok çünkü Türkiye Fransa, İsviçre değil halk cahil.

ASKER MÜDAHALE ETMELİ, BİLDİRİ METNİ HAZIR

Daha 25-30 sene askerin himayesinde gitmesi lazım demokrasinin, Türkiye´nin.. Hemen Onur Bey´e söyledim gerekirse yargıya mı müracaat edecekler böyle şey olur mu? Bülent Tanla bana bildiri metnini okudu. Asker müdahale etmesi lazım bugün sabah geldi yaa şeyy Bülent Tanla, orduevinde oturduk biraz 1 saat 1,5 saat kadar bugün yarın şey yayınlayacak, bildiri yayınlayacak, şeyini falan okudu metnini şimdi şeye gidiyor, ne yapın edin asker katılsın istemiyorum ama şu var hatta ben söyledim. Çünkü öyle bir haber aldım. Bende söylemiştim bunların istemediği bir şeye hayır hayır derseniz adam balkondan düşüyor tek eliyle tutunmuş kurtarması yok eğer buna yardım etmezsen bu adamı çıkartmazsan hain olursun vatan haini olursun, adam tek ülke bu vaziyete gelirse asker müdahale etmesi lazım. Tabii bunlar gene böyle şeyler yaparlarsa asker bugün dur der. Demesi lazım yavv. Biz nasıl dedik adamlara. O bakımdan şimdi diğer partilerde kamuoyunda bir şey var. Halk Partisi daha ağırlık basacak falan diye, iki parti birleşmiş, ama bunun içinde çok uğraştım. İki parti birleşmiş, halk partisi yalnız son aldıkları o bir iki tane şey bir iki tane adam almışlar İsmail Amasyalı bilmem ne falan olmaz bunlar.

CHP BAŞKANLIĞINDA KOALİSYON

Bu seçimleri 4 parti girer benim hedefim, şey 4 parti girer bunların benim istediğim, Cumhuriyet Halk Partisi´nin başkanlığında bir koalisyon. O takdirde şartlar çok değişir.

Ilımlı aday vecdi gönül projesi tuzak

3-4 ay evvel Onur Öymen´e yazdım, bu seçimde hükümetin tarafı başarılı olursa, ikinci seçimde büyük avantaj sağlar anlatabildim mi? İkincisi bu AKP´den birisi olursa Vecdi Gönül olabilir, olursa AKP iktidarı devam eder, tek parti iktidarı, otokrasi devam eder. Tek parti iktidarı, o mahsurlu tabi.. Mesela ben sanmıyorum ki bu adamın Sayın Sezer´in reddettiği bazı yasalara hayır diyeceğini sanmıyorum.

HİKMET ÇETİN´E CANIM SIKILDI

Hikmet Çetin alternatif cumhurbaşkanı adayı dün Hikmet Çetin´le konuştum. Dün gazetede bir şey okudum, Hikmet abi etrafında yeni bir parti diyor. Çok canım sıkıldı. Akşam aradım dedim ya hikmet bey bu ne anlama geliyor. Hakikaten doğru mu dedim efendim çok zorlanıyorum diyor valla ben size bir şey söyleyeyim dedim ben sizin dostluğunuzu gördüm. Ondan sonra büyük itibarınız var bir bu değerli şeyiniz hatta size dedim ben ilk defa söylemiştim. Benim cumhurbaşkanı adayım sensin diye söylemiştim. İki sene evvel. Ondan sonra bu dedim şeyi bırakın hangi parti sonradan adam oldu. Girersiniz yüzde bir ondan sonra sıradan bir lider olursunuz. Lider bile olamazsınız. Bu dedim çok önemli. Valla ben de öyle düşünüyorum dedi yarım saat 45 dakka konuştuk. O zaman senden ricam şeyle konuş Erkan Mumcu ile konuş ondan sonra bana geldiler ne yapalım dediler.

NUR SERTER MİLLİ EĞİTİM BAKANI

Nur Serter Milli Eğitimi a´dan z´ye değiştirecek. İlk iş şeyi halletmek lazım Milli Eğitimi hemen düzeltmek lazım, milli eğitimi a dan z ye kadar düzeltmek lazım. İnşallah bu Nur Serter kazanır da, Nur Serter bizim Encümen-i Danişte, onu da sonradan aldık biz kazanır da Milli Eğitim Bakanı olur, üniversitede rektör yardımcısı.

(23 Mart 2009)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Videoyu izlemek için tıklayın

Videoyu indirmek için tıklayın

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=501    yazdır/print


 

Karadayı´nın ses kaydını Kıvrıkoğlu mu sızdırdı?

Ergenekon süreci, iki eski genelkurmay başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve Hüseyin Kıvrıkoğlu´nu tartışmaların odağına sürükledi. İki paşa hakkında da ´1 Numara´ iddiası var. Doğu Perinçek, Kıvrıkoğlu´nun ismini Silivri´de çok açık şekilde zikrederken, emekli asker Prof. Dr. Nevzat Tarhan´ın aynı koltuk için öngördüğü isim Karadayı´ydı. Encümen-i Daniş toplantılarına beraber katılan bu dost kardeşler, görevde oldukları dönemde ´düşman kardeş´ gibiydiler. En azından kamuoyundaki algılama böyleydi. Karadayı´nın şimdiye kadar internete dört ses kaydı düştü. Dördüncü ses kaydı en kötüsü idi. Son derece ayrıntılı ve şok ifadeler içeren kayıtta Karadayı, 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinde rol aldığını detaylı şekilde anlatıyordu. Karadayı´nın kendini rahat hissettiği bir ortamda ancak bu kadar hassas ifadeler kullanabileceğini ve bu nedenle bu tür bir konuşmayı ancak Encümen-i Daniş gibi güvendiği bir yerde yapmış olma ihtimaline binaen ses kaydının da encümencilerden biri tarafından yapılmış olabileceği iddiasını gündeme getirmiştik. Nitekim Karadayı´nın da Encümen toplantılarını kayda aldırdığını daha önce ifade etmiş olması bu iddiayı güçlendiriyordu. Buradan hareketle kendisi gibi bu işlere meraklı diğer bir encümencinin de muhtelif sebeplerle sesleri kayda almış veya aldırmış olabileceğini ifade etmiştik. Star gazetesi yazarı Şamil Tayyar´ın bugünkü yazısı da Karadayı´nın ses kayıtlarının arkadaşı Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından sızdırılmış olabileceğini işliyor. Bilindiği gibi Hüseyin Kıvrıkoğlu ile İsmail Karadayı, Encümen-i Daniş´in, toplantılara beraber katılan iki müdavimi. Hüseyin Kıvrıkoğlu´nun, Ergenekon´da 1 numara olduğu iddiasının medyada yoğun şekilde işlendiği birkaç hafta önce Genelkurmay Başkanlığı´nı ziyaret edip İlker Bağbuğ ile görüşmesi dikkati çekmişti. Dikkati çeken diğer ayrıntılar da var. Ergenekon duruşmalarında Perinçek, Hüseyin Kıvrıkoğlu´nun ´1 numara´ olduğunu iddia etmişti. Diğer Ergenekon sanığı Veli Küçük ise ´1 numara´yı açıklamamış ama Hüseyin Kıvrıkoğlu ile İsmail Karadayı´ya yaklaşımı farklı olmuştu. Kendisini küçümseyen paşalardan Karadayı´ya tepki gösteren Veli Küçük, Kıvrıkoğlu´na ise saygı göstermişti.

Karadayı´nın ses kaydını Encümen-i Daniş´te kaydeden Kıvrıkoğlu mu sızdırdı?..

Ergenekon süreci, iki eski genelkurmay başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve Hüseyin Kıvrıkoğlu´nu tartışmaların odağına sürükledi. İki paşa hakkında da ´1 Numara´ iddiası var. Doğu Perinçek, Kıvrıkoğlu´nun ismini Silivri´de çok açık şekilde zikrederken, emekli asker Prof. Dr. Nevzat Tarhan´ın aynı koltuk için öngördüğü isim Karadayı´ydı. Encümen-i Daniş toplantılarına beraber katılan bu dost kardeşler, görevde oldukları dönemde ´düşman kardeş´ gibiydiler. En azından kamuoyundaki algılama böyleydi. Karadayı´nın şimdiye kadar internete dört ses kaydı düştü. Dördüncü ses kaydı en kötüsü idi. Son derece ayrıntılı ve şok ifadeler içeren kayıtta Karadayı, 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinde rol aldığını detaylı şekilde anlatıyordu. Karadayı´nın kendini rahat hissettiği bir ortamda ancak bu kadar hassas ifadeler kullanabileceğini ve bu nedenle bu tür bir konuşmayı ancak Encümen-i Daniş gibi güvendiği bir yerde yapmış olma ihtimaline binaen ses kaydının da encümencilerden biri tarafından yapılmış olabileceği iddiasını gündeme getirmiştik. Nitekim Karadayı´nın da Encümen toplantılarını kayda aldırdığını daha önce ifade etmiş olması bu iddiayı güçlendiriyordu. Buradan hareketle kendisi gibi bu işlere meraklı diğer bir encümencinin de muhtelif sebeplerle sesleri kayda almış veya aldırmış olabileceğini ifade etmiştik. Star gazetesi yazarı Şamil Tayyar´ın bugünkü yazısı da Karadayı´nın ses kayıtlarının arkadaşı Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından sızdırılmış olabileceğini işliyor. Bilindiği gibi Hüseyin Kıvrıkoğlu ile İsmail Karadayı, Encümen-i Daniş´in, toplantılara beraber katılan iki müdavimi. Hüseyin Kıvrıkoğlu´nun, Ergenekon´da 1 numara olduğu iddiasının medyada yoğun şekilde işlendiği birkaç hafta önce Genelkurmay Başkanlığı´nı ziyaret edip İlker Bağbuğ ile görüşmesi dikkati çekmişti. Dikkati çeken diğer ayrıntılar da var. Ergenekon duruşmalarında Perinçek, Hüseyin Kıvrıkoğlu´nun ´1 numara´ olduğunu iddia etmişti. Diğer Ergenekon sanığı Veli Küçük ise ´1 numara´yı açıklamamış ama Hüseyin Kıvrıkoğlu ile İsmail Karadayı´ya yaklaşımı farklı olmuştu. Kendisini küçümseyen paşalardan Karadayı´ya tepki gösteren Veli Küçük, Kıvrıkoğlu´na ise saygı göstermişti.

): İki ´1 Numara´nın kavgası mı?

Ergenekon süreci, iki eski genelkurmay başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve Hüseyin Kıvrıkoğlu´nu tartışmaların odağına sürükledi. İki paşa hakkında da ´1 Numara´ iddiası var. Doğu Perinçek, Kıvrıkoğlu´nun ismini Silivri´de çok açık şekilde zikrederken, emekli asker Prof. Dr. Nevzat Tarhan´ın aynı koltuk için öngördüğü isim Karadayı´ydı. Oysa bu iki paşa, görevde oldukları dönemde ´düşman kardeş´ gibiydiler. En azından kamuoyundaki algılama böyleydi. Hatta, 6 Ekim 1997 günü TSK´nin Toros-2/97 adıyla Kıbrıs´ta gerçekleştirdiği askeri tatbikatta Albay Vural Berkay´ın bir keskin nişancıya ait M-16 silahından çıkan mermiyle hayatını kaybetmesi, derin kavganın izdüşümü olarak yorumlandı. O tatbikatta, komuta kademesini yeniden dizayn etmek için Kıvrıkoğlu´na ´suikast´ düzenlendiği şüphesi, hala zihinlerdeki varlığını sürdürmektedir. Nitekim, Kıvrıkoğlu´nun Genelkurmay Başkanı oluncaya kadar uçağa binmediği, zorunlu programlar dışında hiçbir davete katılmadığı iddiası hala konuşulmaktadır.

Yaygın kanıya göre; Çevik Bir´in Genelkurmay Başkanlığı´na giden yolu, açılmak isteniyordu!

O esnada iki kıdemli Orgeneral vardı. 1994 yılında bu rütbeyi alan 1. Ordu Komutanı Atilla Ateş, diğeri Jandarma Genel Komutanı Fikret Özden Boztepe´ydi. Suikastın gerçekleşmesi halinde Ateş, Kara Kuvvetleri Komutanı, 1998 yılı Ağustos´unda ise Karadayı´nın yerine Genelkurmay Başkanı olacaktı. Orgeneral Ateş, Karadayı´ya ait olduğu iddia edilen kasette ismi sıkça geçen komutanlardan biridir. Bu durumda 1995 yılında Orgeneral olan Çevik Bir´in Ateş´ten boşalan 1. Ordu Komutanlığı´na, ardından Kara Kuvvetleri Komutanlığı´na atanacağı varsayılıyordu. Ancak kendinden daha kıdemli olan Boztepe´nin de aynı görev için şansı bulunduğu hiç hesaba katılmadı. Aytaç Yalman´a kadar Jandarma´dan Kara Kuvvetleri Komutanlığı´na geçiş olmadığı için Boztepe´nin emekli olma ihtimali hep yüksek görüldü. Yani, Bir için Genelkurmay yolu suikast başarılı olsa bile tümden açık değildi. Ama bu iddia, zihinlerde önemli bir karşılık buldu. Bu vahim iddiaların doğruluğu veya yanlışlığı konusunda kesin bir yargıya varmamız, mevcut bilgiler ışığında mümkün gözükmüyor. Ancak her geçen gün şüpheleri güçlendirecek ipuçları ortaya çıkıyor.

Veli Küçük´ün iki paşaya yaklaşımı farklı!

Üzerine odaklandığımız konuda devam edecek olursak, böylesine derin kavganın yaşandığı dönemin iki komutanının isimleri nasıl oldu da bir araya geldi? Bu soruya sağlıklı cevap bulabilmek için Ocak ayı içinde iki paşanın Küçük´ü hedef alan açıklamaları dikkatle ve yeniden okunmalıdır. Karadayı´nın Küçük için ´O adam´ diye hitap etmesi, Kıvrıkoğlu´nun ise ´Adımı kullanmış´ demesi, yeni bir kavgayı körükledi. Ancak Küçük´ün Kıvrıkoğlu´na cevap verirken ´Dönem bireysel endişeleri aşarak vatanın ve cumhuriyetin çıkarlarını gözetmek dönemidir´ şeklinde özenli bir üslubu seçmesi ve birlikte hareket etmeye çağırması, Karadayı´ya karşı ´Sürç-i lisan kabul ediyorum, o adam değilim´ diyerek daha kabadayı bir üsluba yönelmesi dikkat çekiciydi. Çünkü; Kıvrıkoğlu ve Karadayı, aynı ekibin parçası olmadılar. O nedenledir ki, ikisini aynı fotoğraf karesi içinde zor görürsünüz. Bu çatışmanın dolaylı etkisi midir bilemem, ama Batı Çalışma Grubu kadrolarının Ergenekon yapılanması içinde fazlaca yer bulamamasının bir nedeni, kimi emekli komutanlar arasındaki iktidar kavgasıdır.

Ergenekon taifesi, yavaş yavaş Karadayı´yı Silivri minderine çekmeye çalışıyor

Karadayı´ya ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının internet sitelerine düşmeye başlaması, bu iktidar kavgasının yeniden hortladığına işaret edebilir. Ergenekon taifesi, yavaş yavaş Karadayı´yı Silivri minderine çekmeye çalışıyor. Karşı hamle nasıl gelişir, bilinmez. Mesela, bir Kıvrıkoğlu kaseti internet sitelerine düşer mi? Karı koca kavgasından doğan İSKİ skandalı örneğinde olduğu gibi bazen şerden hayır doğabiliyor. Bu kasetlerde, darbe planlarının nasıl yapıldığı, partilerin nasıl kapatıldığı konusunda suç oluşturan çok önemli itiraflar var. Kamuoyu, iddiaların üzerine gidecek Zekeriya Öz gibi yeni bir savcı bekliyor. Benim favorim Ali Çakır... Haydi Çakır, bir destan da burada yaz...

Abdullah Harun

(02 Mart 2009)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.



Şamil Tayyar (Star

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=405    yazdır/print


 

Flaş ses kaydı: Karadayı´dan darbe itirafları

Daha önce İsmail Hakkı Karadayı´nın üç ses kaydı video paylaşım sitelerine düşmüştü. Yeni ses kaydı da yine gündemi sarsacak nitelikte... Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı´ya ait olduğu iddia edilen ve Haber7.com´da yayınlanan ses kaydındaki konuşmalar yakın tarihle ilgili oldukça çarpıcı bilgiler veriyor. 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat askeri darbelerinde bir şekilde aktif görev aldığını belirten ses, Necmettin Erbakan´ın iktidardan nasıl düşürüldüğünü, Mesut Yılmaz´a iktidarın altın tepsiyle sunulduğunu anlatıyor. Karadayı´nın bu tür bir konuşmayı ancak Encümen-i Daniş gibi güvendiği bir yerde yapmış olma ihtimali ses kaydının da encümencilerden biri tarafından yapılmış olma ihtimalini gündeme getiriyor. Nitekim Karadayı da Encümen toplantılarını kayda aldırdığını daha önce ifade etmişti. Kendisi gibi bu işlere meraklı diğer bir encümencinin de muhtelif sebeplerle sesleri kayda almış veya aldırmış olabileceği konuşuluyor.

FLAŞ!!! Karadayı´nın 4. ses kaydı da piyasada! Karadayı´dan şok ifadeler.. Darbe itirafları..

Daha önce İsmail Hakkı Karadayı´nın üç ses kaydı video paylaşım sitelerine düşmüştü. Yeni ses kaydı da yine gündemi sarsacak nitelikte... Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı´ya ait olduğu iddia edilen ve Haber7.com´da yayınlanan ses kaydındaki konuşmalar yakın tarihle ilgili oldukça çarpıcı bilgiler veriyor. 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat askeri darbelerinde bir şekilde aktif görev aldığını belirten ses, Necmettin Erbakan´ın iktidardan nasıl düşürüldüğünü, Mesut Yılmaz´a iktidarın altın tepsiyle sunulduğunu anlatıyor. Karadayı´nın bu tür bir konuşmayı ancak Encümen-i Daniş gibi güvendiği bir yerde yapmış olma ihtimali ses kaydının da encümencilerden biri tarafından yapılmış olma ihtimalini gündeme getiriyor. Nitekim Karadayı da Encümen toplantılarını kayda aldırdığını daha önce ifade etmişti. Kendisi gibi bu işlere meraklı diğer bir encümencinin de muhtelif sebeplerle sesleri kayda almış veya aldırmış olabileceği konuşuluyor.

4. SES KAYDI EN KÖTÜSÜ.. ŞOK İFADELER İÇERİYOR!.. KARADAYI COŞMUŞ DA COŞMUŞ, ANLATMIŞ. DUR DİYEN DE OLMAMIŞ..

28 Şubat´ın yıldönümünde 28 Şubatçı paşaya sürpriz!

Piyasaya düşen yeni video kaydındaki ses 27 Mayıs Darbesi´ne fiilen dahil olduğunu söylüyor. 27 Mayıs darbesi döneminde yaşanan olayları Üniversitelerin verdiği desteği anlatan ses Kemal Alemdaroğlu´nun o dönemde okuldan alındığını söylüyor. 12 Eylül darbesinde de fiili olanak görev aldığın aktaran sesin sahibi, Mamak´ta görev yaptığını ve Ankara´daki operasyonu yapan adam olduğunu anlatıyor.

İşte çok ilginç ve şok ifadelerin yer aldığı tüm metin:

Ben tabi 27 Mayıs´a iştirak ettim fiilen. 27 Mayıs´ta Davutpaşa´daydım ben, Orhan Erkanlı falan vardı. O zaman 27 Mayıs, bana hemen ertesi gün görev verdiler. Davutpaşa´daki işleri bitirdik, o Zeki Şahin, Bümin Yamanoğlu, ondan sonra neydi. Kemal Binatlı bunlar merkez komutanı, onları aldık oraya Davutpaşa´ya bir sürü insanlar alındı. Onları biz oradan Yassıada´ya gönderdik. Yeşilköy Havalimanı´ndan onlar gelirdi toplanırdı, gönderirdik. Şimdi bir de üniversiteler faaliyete geçerdi, bağırır şey yapardı, o zaman üniversitelerde muazzam bir kaynama vardı. Bunlar, üniversiteler partiye karşı çok şeydi, biliyorsunuz 555K falan vardı. Üniversiteler hükümete karşıydılar. Nümayişler yapıyorlar bilmem ne yapıyorlardı. Polis onlardan yakalarlardı. Kamyon kamyon bize adam gönderirlerdi. Davutpaşa´yı hapishane zannediyorlardı herifler. Biz çocuklarla akşam otururduk, top oynardık yemekler yedirirdik, akşam arka kapıdan gönderirdik. Bu kolayı ben anlattığım zaman, orada şey vardı, Alemdaroğlu dedi Komutanım ben onların içindeydim beni de saldınız dedi. Kemal Alemdaroğlu onu da almış gelmişler, ondan sonra biz akşam arka kapıdan göndermişiz. Şimdi tabi, ondan sonra Davutpaşa´da iş bittikten sonra irtibat bürosuna aldılar. İrtibat bürosunda Yassıada ile irtibattayız. Gittim geldim devamlı, işte o davalara falan girerdim. Ara sıra Yassıada´da ormanın içinde dahi otururdum sabaha kadar, gelen geçirdik. hiç uyumadan koltuk altında silah, ondan sonra şeyden sonra ayrıldık tabi, akademiyi kazandıktan sonra ayrıldık.

12 EYLÜL´DEKİ ROLÜ

12 Eylül´de de vardım, ben planlama grubundaydım, bizim sabıkamız fazla. 12 Eylül´de ben Mamak Tugay Komutanı idim. Ankara´daki operasyonu yapan adamdım. Ki oraya gelirlerdi hapishaneye. Recep Ergün vardı. Allah rahmet eylesin. Orda da biz daha evvel planlama grubuyduk, tayin dairesindeydim, beni oraya vereceklerdi ihtilal hazırlanırken. Biliyordum ben, benim planlamam şöyle oluyordu, belirli şahısları kritik yerlere atıyordum, çünkü tayin daire başkanıydım. Tayin daire başkanıydım, oraya ben şeyle atıyordum. Kim biliyordu, Nurettin Ersin biliyordu, Mehmet paşa biliyordu Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı, Kenan Evren biliyordu tayinleri, bir de ben cebimde şey yapıyordum, katiyen kimse bilmezdi onu. Ondan sonra yalnız ben oraya gideceğim. Mamak´a gidecektim. Mamak´ta o Kırıkkale de bana bağlı. Kırıkkale´de işçiler var, fabrika var, oradan da bazı sesler geliyor. 12 Eylül´de biz bundan da endişe ettik.

Oraya Kırıkkale´ye alay komutanı bir alayımız vardı orda. Kimi atayayım kimi diye günlerce düşünmüşümdür. Sonra Atilla Ateş´e atadım. Allah razı olsun çok iyi oldu. Yalnız şöyle bir terslik oldu. 10 Eylül günü Atilla oradan bana geldi. Kırıkkale´den, dedi komutanım annemi kaybettim dedi. O şeyli Kastamonulu, ondan sonra Taşköprülü oraya gideceğim dedi, müsaade eder misiniz dedi. Atla git dedim yarın gece saat 11´de burada olacaksın dedim en geç, ama anlamış, söyleyemiyorsun da...

Sabıkalı adamız, sicili bozuk bir adamım

Kim vardı orada, yarbay, yarbay vardı. Yardımcısı yarbaya da özel bir mektup yazdım. Dedim ki; bu mektup Atilla gelmezse, Allah korusun olabilir ki gelemeyebilir, bu mektup benim emrimle, benden müsaade olmadan açılmayacak, ben oku dediğim zaman açacaksın. Gelince alay komutanına vereceksin bunu. Atilla Paşa gelirse alay komutanına vereceksin bunu, bana soracak, öyle açacak dedim. Allah korusun yani, ondan sonra gece tabi oturuyorum 11 Eylül akşam, gece oturuyorum. Ben zaten 2 ay evvel çocukları gönderdim Antalya´ya 1 sene evvel zaten, 6-7 ay evvelinden. Seçim başladı, o zamanlar çıktı ortaya 2-3 ay evvel 4 ay evvel. Ertelendi biraz. Şimdi tabi günleri unuttum. Ben, hanım, Mamak´a gittim Mamak kışlasında kalıyordum, çocukları gönderdim Antalya´ya kampa gönderdim. ama hanıma bile söylemedim. Siz kalın dedim. Bazı sıkıntılar var. Mamak´ta çalışıyorum, anladılar onlar da tabi. Artık şehirle alakamı kestim ben. Oraya gittim. Orda yatıyorum, orda kalkıyorum. Allah rahmet eylesin Eşref Bitlis, Bolu´daydı, oradan da 2 tabur getirdik, o da bana misafir oldu. Komando taburu getirdi. Sabıkalı adamız, sicili bozuk bir adamım.

28 ŞUBAT

Hocayı, Demirel ile konuştum, dedim mutlaka gitmesi lazım, biliyorsunuz dev gazeteler verdi, nizamiyeden döndük dedim. Nizamiyeden döndük lafı enteresandır yani, bu demektir ki bir halt olmasaydı biz... Ne dersem onu yaparlardı, hocaya ayrıl dedim, ayrıldı. Daha ne olsun? Bunu Cumhurbaşkanı şey, herkes bunu kabul etti. Biz bunu yapacağız. Ben onu neden yayınladılar bilemiyorum. Bir sebebi olmalı onun bir sebebi olmalı. Bir de şimdi burada Genelkurmay´ın diri durması lazım. Bir partiyi kapattık yav. Valla aynı kafadan gidiyorlar kafaların değişmesi lazım.

ONUR ÖYMEN, BİZDEN HABERSİZ SİYASİ ADIM ATMAZ

Onur Öymen gelecek bana, bakalım, buluşacağız. Telefon etti Ankara´dan görüşmemiz lazım dedi. Peki dedim. Görüşeceğiz konuşacağız. Dürüst, kafası çalışır. Ben Genelkurmay başkanıyken o Dışişleri Bakanı Müsteşarıydı. Devamlı birlikte çalışırdık. Son derece o karargahta, bizim gizli karargahta bizim 2. Başkan oradaydı. Gider gelirlerdi. İrtibat sağlardık ve birbirimizden haberimiz olmadan hiçbir siyasi şeyler yapmaz. O zaman çok iyi işledi işler.

MESUT YILMAZ´A ALTIN TEPSİDE İKTİDAR TESLİM ETTİK

Ben Mesut Yılmaz´la 28 Şubattan sonra Bodrum´a gitmiştim hatta gazeteler yazdı, manşet attılar. Karadayı yoruldu da Bodrum´a gitti falan diye, o zamanın gazetelerine bakarsan. Şimdi orada Mesut Yılmaz ile beraber bir araya geldik. Hanım, Berna Hanım, Benim hanım dördümüz oturduk. Şeye şunu söyledim Mesut Bey´e dedim ki: Mesut Bey, size altın tepside bir iktidar teslim ediyoruz. Altın tepside önünüze kondu.Bunu iyi değerlendirin dedim, kimin yanında eşinin yanında, Berna Hanım´ın yanında gayet dikkatli dinliyorlar. Biz sizin arkanızdayız, sizi sonuna kadar destekleyeceğiz, ama dedim benim bazı taleplerim var. Bu taleplerim:

1- Siyasi Partiler Kanunu´nu değiştireceksiniz

2- Seçim Kanunu´nu mutlaka değiştireceksiniz

3- Sekiz yıllık eğitimi mutlaka sağlayacaksınız

4- Milletvekili dokunulmazlığını kürsü dokunulmazlığına çevireceksiniz

Saymış saymış... Mesut Yılmaz da sırıtmış.

Ondan sonra 7 tane şey saydım. Siyasi Parti Kanunu, Seçim Kanunu, milletvekili dokunulmazlığı, 8 yıllık eğitim kanunu, unuttum notlarımda var, 8 tane, 7 tane şey söyledim, hepsini sırıtarak dinledi. Sonra Cumhurbaşkanı dedi ki bana, bize, ikimize bir arada otururken. Sayın Genelkurmay Başkanının bazı fikirleri var dedi. Bunu dedi 3´ümüz bir araya gelelim de dedi, konuşalım. Basından gizli, zaman zaman toplandık biz, görüştük. 8 yıllık eğitim konusu açıldı, çocuklara ilkokul talebelerine Kur´an kursu yarışması yaptırıyorlar, hanginiz iyi okuyacak hanginiz. Öyle şey olur mu yav. Çocuk o zaman Kur´an düşecek Kur´an ezberlemeye kalkacak. Elinde bir dosya var, şu kadar ince bir şey, dosya şöyle, boyuna çeviriyor ben konuşurken, dedi ki, bunu yaparsak şu kadar dersliğe ihtiyaç var, şu kadar şeye dershaneye ihtiyaç var. Yapmayacaksanız dedim Hoca´dan ne farkınız var...

8 yıllık eğitime el atmış

Ondan sonra neyse geldik. 8 yıllık eğitime karar verdik. 8 yıllık eğitime değişecek diye komisyondan geçti. Bana dediler ki, istihbarattan geldiler, efendim bunlar 8 yıllık eğitimi 5+3 yapacaklarmış, önerge vermişler, sahtekar bunlar, burada karar veriyoruz. Bir milletvekili kalkıyor önerge veriyor, hemen onu Meclis´te ayarlıyorlar, Yaşar Tüycü.Allah biliyor ya inanmadım, ya dedim olmaz öyle şey Cumhurbaşkanı ile konuştum, Başbakanla konuştum, komisyona sevk ettirdim, komisyon kabul etti, yani hükümet, onun başında Başbakan var, inanmadım, sonra Meclis´e gelindi. Hakikaten 5+3 dendi, adamlar kabul etti. Sonra 8 yıla zor çektik. Onlar bu kadar adi adam, şimdi, Mesut Yılmaz da kaypak.

BENİ GÖREVDEN ALMAYA KALKTILAR

Beni emekliye ayırmaya kalktılar, 28 Şubat olmadan önce, bunların bende belgeleri var. Bir gün şeydeyim Pazar günü, oturuyorum ben, köşkün bahçesinde, hava gayet güzel, nizamiyeye bir şey gelmiş. Köşkün nizamiyesi var ya sivil bir adam gelmiş. Ahmet´e demiş ki, Ahmet benim emir subayım, ben demiş ki, ben komutanı çok seviyorum, ben demiş Tansu hanımın yanında çalışıyorum, onun korumasıyım. Komutana Tansu Hanım´ın masasını karıştırırken, gözünden şöyle bir mektup buldum, yazı buldum. O yazıya da çok üzüldüm, komutana bunu getiriyorum. Gizlice oradan getirdim, demiş. Baktım okudun, şöyle yazıyor. Cumhurbaşkanı´na teklif ediyor. Diyor, Cumhurbaşkanını test ediyor. Genelkurmay Başkanı´nı emekliye ayıralım, kararname hazırlayalım, Cumhurbaşkanı´na götürelim. Cumhurbaşkanına diyelim ki, sen askerden yana mısın, sivilden yana mısın, demokrasiden yana mısın, onu zorlayalım imzalatalım, Cumhurbaşkanına çünkü Genelkurmay başkanının tayinine Cumhurbaşkanı karar veriyor.

Onun üzerine ben bunu okudum, Çevik Paşa´yı çağırdım aşağıda, köşkte oturuyor, 50 metre aşağıda köşkte oturuyor. Otur şöyle Çevir, hemen okuttum okudu. Dedim, Çevik, bunlar tehdit, bana vız gelir dedim kesinlikle. Sen dedim mantık şu mu, var mı, bir Başbakanlık koruması, Başbakan´ın masasında ona ait evrakı bulacak. Dedim ki, bunun bir fotokopisini alın, fakat o gün de pazar, evde fotokopi yok, Ahmet fırladı nizamiyeye gitti, oradan Muhafız Alayı´na gidecek, Muhafız Alayı´nda tabii herkes izinli. Zaten adam orada bekliyormuş, demiş ki benim hemen almam lazım, beni mahvederler. Aradan bir dünya zaman geçti, o Meclis toplandı, AKP grubu ne diyorlar ona en küçük grup onların. Ondan sonra bu kararında içerdiği 2´şer sayfalık bir karar alıyorlar. Onların içinden bir tek Necmettin Cevheri karşı geliyor. Bu diyor çok tehlikeli bir şey diyor, biz bunu 12 Eylül´de yapamadık diyor. Bu bakımdan böyle bir şeye kesinlikle ben taraftar değilim diyor Necmettin Cevheri.

Şimdi bazıları dedi ki, komutanım bu kahpe, bu kahpe dedi. Yani kamuoyuna ordu bize ihtilal yapamaz, darbe yapamaz efendim havasını yaratmak için geliyor, söyleyeceği bir şey yok.

Ziyarete gelen Çiller´i kabul etmemiş.

Ondan sonra bunu merkez karar yönetim şeyinden sonra 2 saat sonra bana rahmetli Güven Erkaya telefon etti. Komutanım sizi dedi, bana bunu getirdiler ama el altından bizim de istihbarat çalışıyor, tabii hemen o şeyi masanın içine koydum.Komutanım dedi böyle böyle, ziyaret edeceğim dedi. Ben, hemen gel dedim, oturdu biraz durgun şey, üzüntülü. Çıkarttı kağıdı önüme koydu, ona da gelmiş, iki sayfa belge, ondan sonra ben de önüne koydum bana da geldi şimdi dedim. Dedim bunları ver bana. Bunların hepsi gözdağı, ne yapabilirler, bir halt yapamazlar, yani bizim alternatiflerimiz var, Bir şey yaparken alternatifsiz şey yaparken, alternatifsiz bir şey yapmam. Onun üzerine sonra Tansu Çiller beni ziyarete geldi, gelmek istedi, fakat kabul etmedim. On gün sonra tekrar eve telefon etti, bizim hanım çıktı. Tansu Hanım dedi, ondan sonra ben çıktım dedi ki, sayın Genelkurmay Başkanım sizinle görüşmek istiyorum dedi. Ondan sonra peki dedim ben size haber veririm dedim. Çok önemli bir şey söyleyeceğim dedi, çok önemli bir şey söyleyeceğim size dedi, peki dedim ertesi günde kuvvet komutanları tesadüfen bir araya geleceğiz. İşte yemek yedik, yemekten sonra, dedim ki arkadaşlar bu Tansu Hanım´ı birinci sefer kabul etmedim biliyorsunuz, basın da yazdı bunu. İkinci sefer, dün akşam bana telefon etti, böyle böyle dedi, ne diyorsunuz. Şimdi bazıları dedi ki, komutanım bu kahpe, bu kahpe dedi. Yani kamuoyuna ordu bize ihtilal yapamaz, darbe yapamaz efendim havasını yaratmak için geliyor, söyleyeceği bir şey yok.

Mesela bunlardan bir tanesi Allah selamet versin, Hikmet Köksal. Onun üzerine bazıları evet dedi. Bazıları Güven Paşa dedi ki, komutanım çok önemli bir şey söyleyeceğim dediğine göre, bu Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı kabul etmeniz lazım dedi. İşte dedim ben Genelkurmay Başkanıyım dedim, kabul ediyorum dedim. Geldi, yani geldi oturdu, ben kapıda karşılamadım. Yüzbaşı, nöbetçi subayla karşıladım, odamın içerisinde karşıladım. Ondan sonra otururken bana dedi ki, beni çok rencide ettiniz dedi. Daha otururken daha beni çok rencide ettiniz dedi. Siz de dedim, bizi çok üzdünüz dedim.Ben dedim size, bu parti ile iktidar olmayın, çünkü ANAP´ta şeyden olmuştu. ANAP´ın şeyin kitabında vardır dedim benim söylediklerim. Meclis Başkanı vardı ya o zamanlar, doktor, son dakikada ben ona haber gönderdim, gazeteler yazdı bunu bazı kitaplarda da var. Geldi bana işte kesinlikle bu akşam iptal edin dedi. Ben iptal ettirdim, program hazırlandı, imza edecekler. O akşam Mesut Yılmaz´a şey yapılacak. Fakat ben Brüksel´e gittim. Brüksel´deydim. Bükreş´e gittim zaman bunlar böyle anlaştılar, bu sefer şeyle Tansu Hanım´la hala daha Tansu Hanım´a dedim ki, bunlarla koalisyon yaparsanız partiniz biter dedim. Şimdi bana ne dedi biliyor musunuz, şimdi ne yapmamız lazım dedi.

DEMİREL, BEN NE DERSEM YAPARDI

Şimdi dedim, istifa etmeniz lazım dedim. Ondan sonra şimdi deniz bitti istifa etmeniz lazım dedim. Sonra kalkacaktı, ben dedim hepsini söyledim şimdi şeyiniz yok, istifa etmeniz lazım dedim, bundan sonra masadan şeyi aldım. Bir dakika, kalkıyordu masadan, bir dakika dedim Merkez Karar Yönetim Kurulu´nun verdiği kararı, şöyle tuttum buna ne diyorsunuz dedim. Daha okumadan şöyle baktı, bu yanlış dedi, bu yalan dedi, okumadan bu yalan dedi.Okumadan tabii, bunu kaçırmadım, hemen gittim Cumhurbaşkanına telefon ettim, görüşmek istiyorum. Cumhurbaşkanı´na hepsini aynen anlattım, birinci sefer ne dediyse anlattım, Cumhurbaşkanı kalktı ben dedi, deli miyim dedi, böyle bu adamların saçma saçma şeyiyle sizin emeklilik şeyinizi nasıl onaylarım falan dedi. Demirel, Cumhurbaşkanlığı´nı fevkalade iyi yaptı, ilişkilerimiz de fevkalade iyiydi. Hatta bir gazeteye beyanat verdi. Darbeyi Karadayı önledi, falan diye. Tabi çok iyi ilişkilerimiz vardı, ben ne dersem onu yapardı. Mesela, Adana´ya gidecek efendim şu mesajı verirseniz iyi olur, kesinlikle, bir de bir birimizden hiçbir şeyi saklamazdık. ( Haber7)

Karadayı´nın tüm ses kayıtlarıyla ilgili manşetlerimiz

(27 Şubat 2009)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Video kaydını izlemek için tıklayın

Video kaydını indirmek için tıklayın

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=397    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 35)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
8.743.169