YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
2 Eylül 2015, Çarşamba
Aharun.8m.net|Kontrgerilla.com|Ergenekon.ws|HaberKanal.net .. Terör, derin devlet, paralel devlet, kontrgerilla ve bağlantılı konularda 2001'den beri yayındayız
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

HaberKanal.net.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "hablemitoğlu" için arama sonuçları    (Toplam 115 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Darbe referandumda planlanmıştı

Türkiye yargıdaki kilitlenmeyi açmak için 2010'da anayasa referandumuna giderken peşpeşe çok ilginç olaylar yaşandı. Paralel yapı, Baykal kasedi, Balyoz kumpası gibi bir dizi operasyonla ülkeyi dizayn etti. Referandum sonrası ele geçirdiği HSYK ve yargı eli ile de 17-25 Aralık darbesi için düğmeye bastı. 'AK Parti ve Gülen'i Bitirme Planı' iddiası ilk kez Taraf ve diğer paralel medya eliyle gündeme getirildi ve bu iddia sürekli ön planda tutuldu. Meşru AK Parti iktidarına yönelik tehlikeyi ön planda tutan Gülen örgütü kendini ustaca kamufle etti. Müthiş bir strateji yürüttü. TSK, emniyet ve yargı içindeki örgüt üyelerinin zirveye çıkan çabalarıyla sahte kanıtlar hazırılandı. Gerçek olan ancak yetersiz kalabileceği düşünülen kanıtlarla birlikte devreye sokuldu. En büyük rakip TSK'nın devre dışı kalmaya başladığı anlaşılınca örgüt durmaksızın 2. hedefe yöneldi. 'Başbakan Erdoğan'ı devirme ve Ak Parti'yi kontrol altına alma planı' devreye sokuldu.

21.03.2015 21:06 17-25 Aralık Darbe Girişimleri’nin temeli 2010 yılında Paralel Yapı’nın ülke üzerindeki algı operasyonlarıyla atıldığı 2015’teki yargı kararlarıyla açıkça ortaya çıktı. ‘Arınç’a suikast iddiası ile Kozmik Oda araması’, ‘Taraf Gazetesi’nin yayınladığı Balyoz belgeleri ile emekli ve muvazzaf general tutuklamaları’, ‘Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner’in makam odasında gözaltına alınması’ ve dönemin ‘CHP lideri Deniz Baykal’a kaset tuzağı’ 2010 yılındaki önemli gelişmelerdi. Asker, yargı ve siyaset dünyasında büyük depremler yaratan bu olaylar silsilesinin sonunda Paralel Yapı, hedefine koyduğu 12 Eylül 2010 Anayasa referandumu için Türkiye’yi dizayn etti. 17-25 aralık darbesini de, operasyonları yürütecek savcı ve hakimlerin çöreklendiği HSYK eliyle yönetti. Paralel Yapı, referanduma giden süreç öncesinde adli ve idari yargıya sızmak için kronolojik olarak şu hamleleri yaptı:

-ARINÇ’A SUİKAST VE KOZMİK ODA ARAMASI : Türkiye Aralık 2009’da Bülent Arınç’a suikast ihbarı ile çalkalandı. Arınç’ın evinin yakınlarında yakalandığı iddia edilen Seferberlik Tetkik Kurulu’nda görevli Albay E.Y.B üzerinden polis ve paralel yapıya yakın bazı savcı ve hakimler devletin en mahrem bilgilerinin saklı olduğu Kozmik odaya girdi. Yargılama sonunda baskına giden tüm sürecin algı yönetimi ve yalanlar örüldüğü ortaya çıktı.

-BALYOZ BAVULU: 20 Ocak 2010’da Paralel Yapı’nın gazetesi Taraf, Balyoz darbe planı manşetiyle çıktı. Taraf yazarı Mehmet Baransu, elindeki Balyoz bilgilerinden oluşan bir bavulu savcılığa teslim etti. Bu süreçte onlarca emekli muvazzaf general subay tutuklandı. Paralel Yapı medyası askeri vesayet manşetleriyle algı operasyonları yaparken ilk kademe yargıdan mahkumiyet alan sanıklar Anayasa Mahkemesi’nin ‘hak ihlali’ kararı ile yeniden yargılandı. Yargılama sonucunda Balyoz CD’lerinin sahte olduğu ortaya çıktı. Balyoz belgelerini temin eden Mehmet Baransu ise ‘devletin gizli belgelerini temin ve yayımlamaktan’ tutuklandı.

-BAŞSAVCIYA TUTUKLAMA: Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı iken Fethullah Gülen ile ilgi soruşturma başlatan İlhan Cihaner, kimliği bugüne kadar açıklanmayan bir ihbar mektubuyla makamında polisler tarafından gözaltına alındı. Pek çok yargı mensubu Cihaner vakasıyla sindirildi.

-BAYKAL’A KASET TUZAĞI: Referanduma giden yolda bu kez hedef CHP oldu. Dönemin CHP lideri Deniz Baykal’a kaset tuzağı kuruldu. Baykal, Mayıs 2010’da istifa etti. Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan seçildi. Baykal istifa ederken de “Pensilvanya’dan aldığım üzüntü mesajlarının samimiyetine de inanıyorum” dedi. Gülen’in yaşadığı Pensilvanya’yı işaret eden Baykal’dan sonra işbaşına gelen Kılıçdaroğlu 17-25 Aralık darbe süreci ve sonrasında Paralel Yapı ile iş birliği yaptı.

HSYK referandumla ele geçti

12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu sonrasında HSYK’ya sızan Paralel Yapı, 17-25 Aralık darbe girişiminin zeminini yapılacak operasyonlar için kendi hakim ve savcılarını atayıp, Paralel Yapı çıkarlarına karşı hareket eden hakim ve savcılara da ceza vererek gerçekleştirdi.

AZ VEYA ÇOK BAŞARDILAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu durumu, 5 Mart’ta Niğde ve Osmaniye mitingleri dönüşünde gazetecilere şu sözlerle açıkladı: “2010 referandumu, onların dikkat ederseniz onların çok çırpındığı bir referandum oldu. Sizlerden de bir adım önde gittiler. Meğerse bu iyi niyetli değilmiş. Şimdi onları düşünüyorum. Niye iyi niyetli değilmiş. Çünkü o referandumda bunların tek hedefleri vardı. İdari ve adli yargıyı ele geçirmek. Ve bunu başardılar. Az veya çok başardılar.”

Başbakan: Yerle yeksan olacaklar

Erdoğan'ın Başbakan iken 8 Nisan 2014 tarihinde yaptığı bir açıklamada da benzer bilgiler yer alıyordu. Erdoğan şunları söylüyordu:

“Haremimize varıncaya kadar iftiralar atıldı. Tabii bunun bir de hesap günü var. O gün gelince hesaplaşacağız. Yerle yeksan olacaklar. Zaten kaçan kaçana... Pensilvanya'ya, New York'a, Brüksel'e... Daha da kaçacaklar.. Anayasa Mahkemesi verdiği kararla yasaları tersyüz etti. İnsan 'Anayasa Mahkemesi'nde de mi Paralel Yapı var' diye düşünüyor. ABD de onların avukatlığına soyundu.. Bu komplolar 17 Aralık'ta başlamadı. Onun öncesinde Gezi eylemleri var. Onun öncesinde Anayasa referandumunun ardından yargıda oluşan yapı var.. Eskiden hakaret davalarında lehimize karar verenler şimdi aleyhte karar alıyorlar. Alt mahkeme bize hak veriyor, yukarıdan 'Hakaret değil, ağır eleştiri' gerekçesiyle dönüyor.. Medyaya da sindirme davaları açıyorlar. Gazetelere tazminat davaları, kanallara yayın durdurma cezaları..”

HOCANIN KOYUNU, SONRA ÇIKAR OYUNU!..

O dönemde yaşananlar filmlere konu olacak kadar yoğun ve sürükleyici.. Olayları daha iyi anlayabilmek biraz daha detaya inmekte fayda olabilir.  Türkiye yargıdaki kilitlenmeyi açmak için 2010'da anayasa referandumuna giderken peşpeşe çok ilginç olaylar yaşandı. Paralel yapı, Baykal kasedi, Balyoz kumpası gibi bir dizi operasyonla ülkeyi dizayn etti. Referandum sonrası ele geçirdiği HSYK ve yargı eli ile de 17-25 Aralık darbesi için düğmeye bastı.

AK PARTİ VE GÜLEN'İ BİTİRME PLANI

'AK Parti ve Gülen'i Bitirme Planı' iddiası ilk kez Taraf ve diğer paralel medya eliyle gündeme getirildi ve bu iddia sürekli ön planda tutuldu. 'Islak imzalı irtica eylem planı' olarak da bilinen o planı kamuoyuna tanıtırken öne çıkarılan o cümleden de görülebileceği gibi meşru AK Parti iktidarına yönelik tehlikeyi ön planda tutan Gülen örgütü kendini ustaca kamufle etti. Müthiş bir strateji yürütüldü. TSK, emniyet ve yargı içindeki örgüt üyelerinin zirveye çıkan çabalarıyla sahte kanıtlar hazırlandı. Gerçek olan ancak yetersiz kalabileceği düşünülen kanıtlarla birlikte devreye sokuldu. En büyük rakip TSK'nın devre dışı kalmaya başladığı anlaşılınca örgüt durmaksızın 2. hedefine yöneldi. 'Başbakan Erdoğan'ı devirme ve AK Parti'yi kontrol altına alma planı' devreye sokuldu.

Filmleri andıran olaylar perde gerisinde yaşandı. Erdoğan'ın bağırsaklarından ciddi bir ameliyata girmesine denk getirilen 7 Şubat operasyonu inanılmaz ölçüde kritik bir gecikme nedeniyle başarısız kaldı. Çoğu değerlendirmeye göre o an Türkiye'de tarihin döndüğü an oldu. Sadece Erdoğan değil, o günleri öncesiyle birlikte -dikkatle- takip edenler, yaşananların birbiriyle nasıl da hayret verici şekilde örtüştüğünü ve tek bir anlama geldiğini birden farkettiler. Bu farkediş sonrası mevcut gözlükler çıkarılarak olaylara daha farklı bir gözlükle bakılmaya başlandı.

Niçin İsrail daha önce olmayan bir şekilde açıkça Hakan Fidan'ın MİT başına getirilmesine karşı çıkmıştı?.. Niçin Mavi Marmara'da 9 Türk vatandaşının İsrail askerlerince öldürülmüş olmasına karşın cemaat İsrail'i savunmuş ve otorite olarak tanımlamıştı?.. Niçin Taraf ve Zaman gibi cemaat gazeteleri yayın politikasını değiştirmiş, sürekli MİT'in açıklarını arar hale gelmişlerdi?.. Niçin Erdoğan için 2 yıl ömür biçilmişti?.. Niçin Ergenekon, Balyoz ve diğer darbe soruşturmalarında aksine dair bir çok örnek bilindiği halde 'görevden alınan savcıların hep haklı çıktığı görülmüştür' diyerek MİT'e yönelik operasyon savunulmaya başlanmıştı?.. Cemaat medyası 7 Şubat operasyonuna niçin bu kadar hayret verici ölçüde sahip çıkar hale gelmişti?..

ALARM ZİLLERİ ÇALMAYA BAŞLADI

Çok fazla başka somut bulgu daha sayılabilir bu farklılaşmayı kanıtlayan. Perde gerisinde bir şeyler yaşandığı açıktı. Açık tehlikeyle mücadele etmek kolayken, örtülü olanıyla mücadele ise doğası itibarıyla çok zor. Anlaşılıyor ki, tehlikenin farkına varan Erdoğan MİT Müsteşarlığına getirdiği Hakan Fidan'a daha bir önem atfetti. Alarm durumuna geçen MİT, ağırlığını bu iç tehlikeyi araştırmaya verdi. Aydınlık gazetesinin daha cemaat ve paralel yapı tartışmaları ortada yokken verdiği bir haber MİT'in cemaat tehlikesine karşı çalışmaya başladığını kanıtlıyordu. (1)

Yer altında yürüdüğü anlaşılan mücadele, Gezi olaylarına cemaat desteği ve o süreçte Fetullah Gülen'in Erdoğan'a yönelik aşağılayıcı nitelemeleri ile devam etti.

Erdoğan, Gülen'e açık çağrı yaparak Türkiye'ye, vatanına dönmesini istedi. Bunun samimi olmayan taktiksel bir çağrı olduğu bugün daha iyi görülebiliyor. Belli ki Erdoğan bir karşı operasyona hazırlanıyordu. Ardından Erdoğan cemaate en hassas bir yerinden darbe vurdu. Bu darbe öyle ustaca ve hassastı ki cemaat tüm dengesini kaybetti. Cemaatin ya da daha doğru ifadeyle paralel yapının en önemli finans ve eleman kaynağı dersanelerin kapatılacağını Erdoğan'ın açıkladığı iddia edildi.

Bu cemaatte şok etkisi yaptı. Bunu cemaat medyasının tam sayfa manşetten tepki göstermesi izledi. Gerilim giderek arttı. İlerleyen günlerde Başbakan yardımcısı  Bülent Arınç bir açıklama yaparak bu iddianın doğru olmadığını dile getirdi. Hemen ardından bizzat Başbakan Erdoğan'dan gelen açıklama ise olayı netleştirdi. Dersaneler kapatılacaktı!..

Dersanelerin kapatılması kararıyla kimyası bozulan cemaat ne dediğini şaşırdı. Paralel yapı tartışmaları o süreçte ilk kez ortaya çıktı. Erdoğan sık sık birilerinin kendilerine yönelik kirli planlar devreye sokmak üzere olduğunu açıklamaya başladı. Hemen ardından Taraf muhabiri Mehmet Baransu gizli bir MGK belgesini çarpıtarak yayınladı. AK Partinin ilk yıllarında yaşanan bir MGK toplantısında hükümete dayatılan belgeyi sanki hükümet gönül rızasıyla kabul etmiş ve tüm cemaatlere karşı önlem alınmasına onay vermiş gibi kamuoyuna yansıtıldı. Oysa bu belge hükümet tarafından uygulanmayarak kadük bırakılmış bir belgeydi. Taraf'ın çarpıtmasına her kesimden denebilecek şekilde, aralarında eski Taraf yazarlarının da olduğu çeşitli basın mensupları ve siyasilerce tepki gösterildi.

Taraf'ın bu başarısız kışkırtmasından kısa süre sonra asıl operasyon geldi. Yerel seçimlere 3 ay kala AK Partili yerel yöneticilere ve hükümet Bakanlarına yönelik yolsuzluk operasyonları geldi. İlki 17 Aralık'ta cemaat mensubu bir savcı olduğu daha önce İşçi Partililerce sık sık dile getirilmiş olan Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından başlatıldı. Ardından çeşitli illerde başka operasyonlar geldi. Bir diğer önemli operasyon 25 Aralık'ta İstanbul'dan geldi. İlginç olan ise operasyonların bir soruşturma dosyasının devamı olmayıp birbirinden bağımsız olmasıydı.

Operasyonların cemaate darbe sayılan dersane tartışmalarının ardından gelmesi.. Birbirinden bağımsız dosyaların aynı anda devreye sokulması.. Yolsuzluk operasyonlarından Başbakan ve bakanlar ile emniyet üst düzey yöneticilerinin haberi olmamasına karşın operasyon belge ve bilgilerinin Taraf'ın iki gazetecisi tarafından ilk andan itibaren internet üzerinden kamuoyuna aktarılmaya çalışılması.. İşte bu ayrıntılar hükümete yönelik bir yargı kumpası kurulduğuna dair kamuoyunda izlenime yol açtı ve büyük tepki doğurdu.

Başbakan Erdoğan'ın ilk anda yapmış olduğu 'Bu bir kumpastır. Direneceğiz, pes etmeyeceğiz' şeklindeki açıklaması kamuoyundaki etkisi büyük oldu. Hemen bir kaç miting düzenleyen Erdoğan'a halktan şaşırtıcı ölçüde yoğun destek geldi. Kısa sürede çeşitli illerde toplanan kalabalıkların krizin dönüm noktası olduğu söylenebilir.

Erdoğan mitinglerle yetinmedi. Öncelikle emniyet yetkilileri görevden alınarak yerlerine başkaları getirildi. Yoğun görev kaydırmaları yaşanmaya başladı. Kumpas savcılarının ısrarla devam etme çabaları yeni emniyet yetkilileri tarafından hukuki gerekçeler öne sürülerek engellendi. Bunu hazmedemeyen savcıların jandarmayı devreye sokma çabası jandarma yetkililerince engellendi. Devreye giren bir başka kurum İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı oldu. Başsavcı ve vekilleri dosyaları o savcılardan aldı. Bunu da hazmedemeyen savcılar adliye önünde daha önce görülmemiş bir şekilde bildiri dağıttılar. Kendisinin bile haberdar olmadığı dosya içeriklerinin medyaya sızdırıldığını açıklayan Başsavcı ise bildiri dağıtan savcıya sert tepki gösterdi. Ardından HSYK devreye girerek o savcıları başka illere atadı.

Diğer taraftan ağırlık İstanbul olmak üzere çeşitli illerde savcılıklara suç duyuruları yağmaya başladı. Çok sayıda somut delillerin sıralandığı suç duyurularında emniyet-yargı-medya içinde örgütlenmiş bir yapının yolsuzluk soruşturması kılıfı altında hükümeti devirmeye  çalıştığı ileri sürülüyor, bunun ortaya çıkarılması ve cezalandırılması talep ediliyordu.

17 Aralık'ta başlayan ve cemaatin son büyük hamlesi olarak nitelendirilen darbe girişiminin ayrıntıları bunlarla sınırlı değil. Ancak bu girişimin paralel yapı tartışmalarının başladığı eşik olduğu söylenebilir. Emniyet ve yargıda yoğun şekilde yaşanan görevden alma ve değişiklikler sonrası yeni göreve gelenler hukuki açıdan inkar edilemeyecek açık deliller tespit etmeye başladı. Telekulak, yani cemaat mensubu polislerin hedeflerindeki kişilere yönelik  yasadışı dinlemeleri konulu çok sayıda dava açıldı. Sanık avukatları ve yakınlarınca dile getirilen bir savunma, olayın cemaatle bağlantısının olmadığı ve cemaate iftira atıldığı şeklinde idi. Ancak somut deliller ele geçirildi ve cemaatin doğrudan suçlandığı, diğer deyişle paralel bir yapılanmayı konu alan soruşturmalar başlatıldı. Bu yapının lideri olarak Fetullah Gülen gösterildi ve hakkında iki farklı dosyadan yakalama kararı çıkarıldı. Asıl büyük iki soruşturmanın ise Ankara ve İstanbul'da yürütüldüğü ve delillerin toplanmakta olduğu biliniyor.

Paralel yapı tartışmaları sürecinde çarpıcı bir başka ayrıntı daha ortaya çıktı. Bu yapılanmanın sadece bugünün konusu olmadığı, AK Parti'den önce de Türkiye'de tehlike olarak soruşturulduğu farkedildi. 1990'lı yıllarda ve 2000'li yılların hemen başında çeşitli emniyet dosyaları hazırlanmıştı. 2000'de ise bir dava açılmıştı.

O günlerde ortaya çıkan detaylara bakıldığında ise adeta bugün ilk kez karşılaşıldığı sanılan bazı bilgilerin, özellikle polis teşkilatı içindeki cemaat yapılanmasına dair bilgilerin o günlerde ortaya çıkarıldığı, ancak ortaya çıkaranların bir şekilde devre dışı bırakıldığı görülüyor. O dönemde cemaat yapılanmasına yönelik en detaylı çalışmaları laik bir akademisyen yapmış. Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu. Bir suikast sonucu hayatını kaybeden bu ismin, o dönem yazdıklarına bakıldığında hayret verici şekilde sanki bugünü anlattığı görülüyor.

Paralel darbe referandumda planlandı

İşte tüm bu detaylar, paralel örgütün 2010'daki anayasa referandumunu nasıl manivela olarak kullandığını, hükümete yönelik darbe tehlikelerini ön plana çıkarak kendisini arka planda sakladığını ve tüm ülkeyi ele geçireceği gün için sabırla hazırlanıp eyleme geçtiğini gösteriyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4760
(2) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5372
(2) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5726
(2) Kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=par-gezi

(21 Mart 2015, 21:06)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6707    yazdır/print


 

Uçak kazalarında paralel gölge

Geçtiğimiz günlerde peşpeşe yaşanan 2 olayda 6 pilotumuzun şehit olduğu F4 savaş uçağı kazaları, kamuoyunu sarstı. Sivil havayolları şirketlerinin yetişmiş askeri pilotları yüksek maaşlarla işe almalarının hava kuvvetlerinde bir zafiyet doğurduğu, yerlerine getirilen genç pilotların da kısa sürede yeterli eğitim alamadıkları ve bunun kazalarda etkili olduğu ileri sürülen bir iddiaydı. Bir diğeri ise F4 Fantom uçaklarının eski teknolojileriyle uçan tabut haline gelmiş olmaları idi. İddiaları reddeden Hava Kuvvetleri yetkilileri yeterli eğitimlerin verildiğini ve F4 uçaklarının keşif uçuşlarının sona erdirildiğini açıkladılar. Ancak dile getirilen bir başka iddia daha söz konusu. Darbe davalarında çok sayıda subayın tasfiye edilmesiyle ile açılan boşluğu dolduran paralel yapının bu kazalarda etkin olduğu ileri sürülüyor. Etkin derken, bir sabotajdan bahsedilmiyor. Ancak etkili konumdaki paralelcilerin liyakatı değil kendi kadrolarını öncelediklerini ve bunun kazaların oluşmasında etkin olduğu iddia ediliyor. Adının açıklanmasını istemeyen bir Hava Kuvvetleri mensubu okurumuz, gönderdiği mesajında bu iddiayı dile getiriyor, önlem alınmasını talep ediyor.

15.03.2015 23:28 Geçtiğimiz günlerde peşpeşe yaşanan 2 ayrı olayda 2'şer F4 Phantom savaş uçağı çarpışmış, olaylarda 6 pilotumuz şehit olmuştu. Yakın arayla meydana gelen kazalar, kamuoyunda büyük infiale neden oldu. Kazaların ardındaki etkenler tartışılmaya başlandı.

İki olayın birbirine çok yakın meydana gelmesi ve şehit pilotlardan pilotlardan birinin babası tarafından cenaze töreninde dile getirilen "F4 uçakları uçan tabut, lütfen uçuştan kaldırın" sözleri kazaların nedenlerini ön plana çıkardı.

Sivil havayolları şirketlerinin yetişmiş askeri pilotları yüksek maaşlarla işe almalarının hava kuvvetlerinde bir zafiyet doğurduğu, yerlerine getirilen genç pilotların da kısa sürede yeterli eğitim alamadıkları ve bunun kazalarda etkili olduğu ileri sürülen bir iddia oldu. İddiaları reddeden Hava Kuvvetleri yetkilileri ise yeterli eğitimlerin verildiğini ve F4 (RF) uçaklarının keşif uçuşlarının sona erdirildiğini açıkladılar. Diğer görevlerdeki 50'ye yakın F4'ün ise bir süre daha uçmaya devam edeceği belirtiliyor.

Kazanın nedenlerine dair bir diğer iddia, F4 Fantom uçaklarının eski teknolojileriyle uçan tabut haline geldikleri oldu. Bunun doğru olmadığı açık. Çünkü bu uçaklar yıllardır TSK'da görev yapmakta. Hangi objektif kritere göre bir uçağa "uçan tabut" denildiği belli olmadan bir kaza ya da peşpeşe bir kaç kaza yaşandı diye bu nitelemeye gitmenin haksız bir değerlendirme olduğu söylenebilir.

Bir başka ilginç iddia ise, bu uçakları modernize eden İsrail'in uzaktan müdahale ile onları düşürdüğü oldu. Ancak elde somut bir delil olmadan bu tür bir iddianın ileri sürülmüş olması, her taşın altında İsrail'in aranarak bu ülkenin ön plana sürülmesinin zihinleri bulandırmaktan öteye geçmediği dile getiriliyor. Ayrıca İsrail tarafından modernize edilmediği halde düşmüş F4 ya da diğer uçaklarımızı da hatırlatmak gerekiyor.

Bu iddiaların doğruluğu yanlışlığı tartışılabilir. Bu, o konuda bilgili, etkili ve yetkili kişi/kurumların görevi.. Ancak dile getirilen bir başka iddia daha söz konusu. Ergenekon, Balyoz ve benzeri darbe davalarında çok sayıda hava kuvvetleri subayının kumpas kurularak tasfiye edildiği, açılan boşluğun, bu boşluğu açan paralel yapı tarafından doldurulduğu, yapılanmanın kazalarda etkin olduğu ileri sürülüyor. Etkin derken, bir sabotajdan bahsedilmiyor. Ancak etkili konumdaki paralelcilerin liyakatı değil kendi kadrolarını önceledikleri ve bunun kazaların oluşmasında etkin olduğu iddia ediliyor.

Paralel yapının varlığı artık tartışılır bir şüphe olmaktan çıktı. Peşpeşe açılan soruşturmalar giderek yukarıya Fetullah Gülen'e kadar tırmandı. Savcılar hergün daha fazla ve daha somut deliller elde ediyor. Paralel yapıya yönelik ana davanın heran açılması bekleniyor. Öte yandan bu yapılanmanın bugünün, diğer bir deyişle AK Parti hükümetinin sorunu olmadığı da ortaya çıktı. Örgütlenmenin 30-40 yıllık bir geçmişi olduğunun, 90'lı yıllardaki emniyet raporları ile 2002'de suikastle hayatını kaybeden laik akademisyen Prof.Dr. Necip Hablemitoğlu'nun çalışmalarıyla ortaya konduğu farkedildi. Dolayısıyla paralel yapı var/yok tartışmasına girmeye, lafı evelemeye gevelemeye gerek yok. Paralel yapının en gizli çalışmalarını TSK içerisinde yaptığı da dile getiriliyor.

Yine bu yapının yabancı ülkeler adına casusluk yaptığı da giderek daha fazla dile getirilir oldu. Savcılar son soruşturmalarda sık sık bu suçlamayı şüphelilere yöneltmeye başladılar. Suriye'ye giden MİT tırlarının durdurulması, Suriye konulu üst düzey güvenlik toplantısının deşifre edilmesi bu yapının amaçlarına ulaşmak için sırlarımızı deşifre etmekten hiç çekinmediğini gösterdi.

Uçak kazalarına dönecek olursak; adının açıklanmasını istemeyen bir Hava Kuvvetleri mensubu okurumuz, gönderdiği mesajında kazaların ardında Hava Kuvvetleri'ndeki paralel yapının etkili olduğunu dile getiriyor,önlem alınmasını talep ediyor. İddianın doğru olup olmadığını bilmiyoruz. İsimleri kısaltarak yayınladık. Kol kırılır yen içinde kalır anlayışına inanmıyoruz. Meydana gelen acılar sadece pilotların ailelerini değil tüm Türk milletini sarsıyor. Yetkililerin devreye girmesini ve bir hata varsa önlem almalarını bekliyoruz.

İşte okurumuzun gönderdiği o mesaj:

"..Bildiğiniz üzere son günlerde Hava Kuvvetleri kazalarda gündeme geldi. Kuvvetin bu hale gelmesine içerideki paralcilerin sebep olduğunu ortaya koyabilecek bir kazanın üzerine gidilmesi gerekmektedir. Öncelikle bu duruma sessiz kalarak vebal altına girmemek için... Kaza sürecini size detaylı anlatacağım...

Özellikle Personele ve İstihbarata nüfus ederek dışarıdaki işbirliği yaptıkları kadrolarla işini yapmaya çalışan düzgün vatan evlatlarını sistemden kovalayıp meydan kendilerine kalınca; liyakate göre yürümesi gereken usulleri alt üst etmek ilk işleri oldu. Bilerek yada bilmeyerek yüz küsür yılda tecrübeler ile oluşturulan eğitim kültürünü 8 yılda yerle bir ettiler. Bu kazanın üzerine gidilerse inanın iplikleri Allah ın izni ile ortaya cikacak.

Geçen sene Teğmen M.K. gece Merzifon da inişte pisten çıkarak ters dönen F-16 dan saatler süren çalışmalar sonucunda sağ kurtarıldı. Kaza incelendiğinde çocuğun bu tipte (F-16) ilk gece yalnız olduğu üstelik bu görevin gece görüş gözlüğü ile planlandığı ortaya çıktı. Üstelik kıtasına yeni katılmış bu teğmene 5 sorti çift kumanda gece görüş eğitimi verildikten sonra bu görev planlanmıştı. (Gece tipte ilk yalnız usulleri açık şekilde yönerge de yer alır: önce alaca yalnız planlanır 3 gün içinde gece yalnız sortisi planlaması gerekir ki bu uçuşlar asla gece görüş gözlüğü ile yapılmaz).. Gece tipte ilk yalnız uçuşu olması ve bu uçuşun birde gece görüş gözlüğü ile kıtasına katılalı henüz 1-2 ay olmuş birine planlanması işi birazcık bilenlere ''ne yapmış bunlar'' dedirtecek bir durumdur ve süreç kaza mı yoksa cinayet mi diye tartışılabilir...

Böyle bir hata yapılır mı??? Sistemle birileri oynamış ise evet.. Kök nedene inilince görüldü ki işi bilmeyen bu malum kişiler üst yönergeye aykırı şekilde kafalarına göre değişiklik yapmışlar. Bu ölümcül hatalar zincirini öğrenen Kuvvet Komutanı A. Paşanın ilk tepkisi olması gerektiği gibi sorumluların derhal görevden alınması şeklinde olmuş ama ucu parelelcilere dokununca araya girenler (baş klavuzu V.S.) sayesinde bu pislikte halının altına saklanmıştır...

Sorumlular görevlerine devam ettiler... Çocuk (teğmen) kazadan sonra izne çıktı ve elim bir trafik kazasında öldü... Konu da kapandı... Oh ne ala normal personelini kuduz köpeklerin önüne atan zihniyet burada birilerini korudu... Neden koruduğunun altında çok şey yatıyor... Parelelci olmayan onların hedef listesindeki biri hata yapsa idi aman Allah'ım vatan hainliği ile suçlar içeri atarlardı. Bunlar iyice bu güzel vatanı sahipsiz bellediler...

Siz şimdi akla ziyan açıklamalarla hem pilotaj diyor hemde RF lerin uçuşlarını durduruyorsunuz; T-37 lerde de aynısını yaptığınız için tabi tecrübelisiniz!!!! Peki ya son iki yıldaki F-16 kazaları? Diyarbakır'da 2 adet Merzifon'da 3 adet... Kendinde hata görmeyen bir yaklaşımdan nasıl önlem alması beklenir ki aldığı önlem ortada iken... Şapkayı önünüze koyup düşünmeniz için daha ne olması lazım neyi bekliyorsunuz... Neşteri vurup önlem alınmaz ise tarih (kazalar) tekerrür edince bir zaman sonrada F-16 ların uçuşlarını mı durduracaksınız?? Bari kendinizi kandırmayın... Ey kuvvet komutanı!!! neden geçen seneki RF-4 kazasının üstüne giden kaza kırım inceleme müdürünü görevinden alıp işi bilmeyen uzaktan kumandalı insanlara meydanı bıraktın? Sana gerçekler anlatılmasına rağmen... Neşteri vurmanız gerekirken neden verdiğiniz karardan Merzifon kazasında vaz geçtiniz? Neden çekindiniz?.. 9G çekmekle, gözlükleri takmakla, reklamlarla gerçekleri görmek istemediniz; işi bilene işi vermediniz üstelik doğru dürüst insanları kuduz köpeklerin yemesine seyirci oldunuz... Mızrak çuvala sığmıyor komutan kılavuzunuz V. olursa... Kuvvetin kimyasının bilinçli olarak bozulmasına sebep olanlar, buna çanak tutanlar, kırmızıların haricindeki işini yapan düz personeline bizden değil diyerek bozuk para gibi harcayanlar, SİZ BİZ diyenler kuvvetin Eğitim Kültür'ünü ayaklar altına alanlar gerçekleri halının altına saklayanlar bu Şehitlerin vebalini er geç vereceksiniz bu Dünya'da olmasa da öbür Dünya'da... Komutan sorumlusun, neşteri vurmadın vurdurmadılar kılavuzun yanlış.. Eğitim kültürü yüz küsür yılda oluştu 8 yılda yerle bir oldu ve de bu kafayla devam edersen bu günleri arayacaksın....Uçakların uçuşunu durdurmakla ancak deve kuşu gibi kafanızı kuma gömersiniz... Günü kurtarırsınız peki ya yarın bir sene sonrası???''

Bunlardan bildiğiniz üzere her şey beklenir... en iyilerini TSK'ya yerleştirdiler. Son kozlarını buradan oynayabilirler. Rabbim ellerine fırsat vermesin..."



(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(15 Mart 2015, 23:28)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6688    yazdır/print


 

Belge aramaya vakumla gittiler

Paralel yapıyı deşifreye yönelik çok önemli bilgileri yazdığı 'İn' isimli kitabında veren Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Sabri Uzun, Balyoz kapsamında Gölcük'te arama yapan Savcı Fikret Seçen'in aramaya vakum cihazıyla geldiğini belirterek 'Savcı bu dokümanı çıkarmak için cihaza ihtiyacı olacağını önceden biliyordu' şeklinde konuştu.

17.01.2015 00:36 Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Sabri Uzun ‘İn’ kitabında Paralel Yapı’ya ilişkin çok önemli bilgiler paylaşıyor. Paralel Yapı’nın emniyet içindeki yapılanması, devlet daireleri ve bürokraside etkin oluş süreçleri, siyaset kurumuna geçmiş yıllarda çektikleri operasyonlar, kaset oluşturma süreçleri, dinleme yöntemleri ve yürüttükleri operasyonlara dair bir çok bilgi kitapta mevcut. Sabri Uzun’la kitapta değindiği konuları ve değinmediği başlıkları konuştuk. Sabri Uzun’un dikkat çekici açıklamaları Paralel Yapı ile ilgili bilinenleri bir adım daha ileriye taşıyor.



Siz bu yapının farkına ne zaman ve nasıl vardınız?

2006 yılının başında Sayın Yaşar Büyükanıt aleyhine Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde bir internet sitesinde haber çıktı. Haberde dedesinin Yahudi olduğu yazıyordu. Bu haber üzerine çok yoğunlaştım ve kişisel gayretimle öğrendim ki Büyükanıt’ın dedesi, Arabistan çöllerinde Osmanlı Devleti için savaşmaya gidiyor, savaşıyor ve Filistin’de de şehit düşüyor. Şehit düşmüş birisine ‘Yahudi’ deniliyor ve bu yaralayıcı bir şeydir. Kaldı ki Yahudi olması bir suç değildir. Ben bu girişimin, Büyükanıt’ın terfisini önlemek için olduğunu düşündüm ve bunu ilgili yerlere de bunu yapan ‘Cemaat’ diye rapor ettim.

BÜYÜKANIT’TAN RÖVANŞ ALDILAR

Yaşar Büyükanıt’a bu hamleyi neden yaptılar?

1984 senesinde Yaşar Büyükanıt Kuleli Askeri Lisesi’nde 80 tane cemaatçi öğrenciyi atmış. Onun intikamını almışlar Yaşar Büyükanıt’tan.

Kitapta birçok bilgi paylaşıyorsunuz Paralel Yapı ile ilgili. Bu bilgileri nasıl edindiniz?

Ben Yaşar Büyükanıt olayını gördükten sonra teşkilat mensuplarıyla tek tek konuşmaya başladım. Bu sefer aynı şeyi emniyet teşkilatına da yapmaya başladılar. Örnek vereyim 2009 yılında Emniyet Genel Müdürü Emin Arslan’ı baron, kaçakçı yapıp hapse attılar. Baktım bunlar bir bütünlük arz ediyor. Geriye doğru bu bilgileri biriktirmeye başladım. Herkes kendilerine geçmişte yapılanları anlatmaya başladı. Hele ki kitap yayınlandıktan sonra çok sayıda kişi yaşadıklarını, bildiklerini anlatmaya başladı.

ARAMA YAPMADAN NE BULACAĞINI BİLİYORDU

Hala kamuoyuna yansımayan mağduriyetler mi var?

Çok sayıda var. Bir olayı daha anlatmak istiyorum, Deniz Kuvvetleri’nin Gölcük Donanma Komutanlığı’nda Savcı Fikret Seçen gidip arama yaptı. Zeminin altında dokümanlar bulduğunu söyledi. Ve arama yapmaya giderken yanında vakum cihazı götürdü. Ben 42 sene bu işi yaptım ve meslek hayatım boyunca yanında vakum cihazı götüren savcı, polis görmedim. Savcı bu dokümanı çıkarmak için vakum cihazına ihtiyacı olacağını önceden biliyor. Hatta savcı oraya gittiğinde mahkeme kararı henüz çıkmamıştı, oraya gittikten sonra kendisine ulaştırılıyor bu belge. Çok acayip bir örgütlenme var işin içinde.

İNANÇLARINI MASKE OLARAK KULLANDILAR

O halde paralel Yapı’nın hakkını da teslim etmek gerekir, bu çeteleşme ve örgütlenme işini epey başarıyla yürütmüşler diyebilir miyiz?

Devlet hiç kimseyi inancına göre tasnif edip belli inançları cezalandırma bazılarını da mükafatlandırma yönüne gitmemiştir. Devlet, devlet gibi olmuştur. Ama bunlar inancı bir maske olarak kullandılar. Bunlar Valiliği, Emniyet Müdürlüğü’nü, hâkimliği ve girdikleri bütün devlet kurumlarındaki görevlerini bir maske olarak kullanıyorlar.

İŞ ADAMLARINDAN TAHSİLÂT YAPIYORLAR

İş adamlarına yönelik şantaj tavırları bilinen bir durum. Siz de kitapta Ankaralı bir işadamından bahsediyorsunuz. Ne yapıyorlar bu işadamına?

Adamın anasından emdiği sütü burnundan getirmişler, ben daha sonra duydum olayı. Gelip işadamından yardım istiyorlar. Adam da 60 kadar hemşerisini okuttuğunu buna rağmen kendilerine de bin lira yardım yapabileceğini söylüyor. Bunların mütevelli heyet başkanı da ‘Ne bin lirası kardeşim, biz senden 40-50 bin almaya geldik’ diyor. Hatta ‘Senin muhasebecin kim’ diye üstü kapalı tehdit ediyorlar. Bu senin ticari hayatını bitiririz anlamına gelir. Adam da öyle kül yutacak biri değil, milliyetçi cenahın önde gelen isimlerinden birisi. Küfrederek bunları kovuyor. Bundan birkaç gün sonra emniyete bir mail geliyor ve bu adamın tefecilik yaptığı ihbarı yapılıyor. Ve tüm bilgilerini ortaya çıkartıp alacak-verecek ilişkisi olduğu herkesi ifadeye çağırıyorlar. İfade veren herkes de bu kişinin beş vakit namazında ve dürüst bir ticaret insanı olduğunu söylüyorlar. Adam bu hadiseden bir yara almadan kurtuldu ama bunların tahsilât usulü bu.

YAPMAYACAKLARI BİR ŞEY YOK

Kitapta kasetlemek istedikleri kişileri kadınlarla tuzağa gönderdiklerini de yazıyorsunuz. Nasıl yöntem izliyorlardı?

Bunların uygulamayacağı hiçbir yöntem yoktur. Bir kadının peşine erkek de gönderdiler. Zengin bir iş kadınıydı. Kadını şahsen tanımıyorum ama bir sivil toplum aracılığıyla kadına yönelik bir komplo olacağını ve kadını uyarmalarını söyledim. Yani bunlar erkeğe kadın, kadına da erkek buluyorlar. Bunların yapamayacağı bir şey yok.

Korku imparatorluğu inşa ettiler

Bunlar nerede operasyon yapmaya başladılar ve hangi operasyonları yaptılar?

Bunların ilk operasyonları 1998’de Sayın Mesut Yılmaz hükümetine karşı yapılmış Türkbank olayıydı. İkinci büyük olayları Nuh Mete Yüksel’e yapılandı. MİT Eski Müsteşar Yardımcısı Muhammet Dervişoğlu’na yaptıkları geldi. Daha sonra da Ergenekon, Balyoz, Oda Tv, Şike Davası, Erzincan Davası ve Casusluk Davası geldi ve bunların hepsi bir bütün.

Nasıl bir yol izlediler bunları yaparken?

Bunların esas yaptığı istihbaratı tasfiye ederek devletin gözünü kör kulağını sağır yapmaktı. İkinci aşama olarak devletin eli-kolu olan operasyonel faaliyetler içinde bulanabilecek ve geçmişte de bulunmuş kişileri cezaevine attılar. Devletin önümüzdeki 30 senesinde mülkiyede, emniyette, adliyede, askeriyede görev alabilecek kişilerini bertaraf ettiler. Böylelikle hem kendi adamlarının terfi etmesinin yolunu açtılar, hem de diğerlerini tasfiye ettiler. Böylece bir korku imparatorluğu inşa ettiler.

Bir dönem yapılan çok önemli isimlere suikastlar olacak haberleri de bu gayenin bir parçası mıydı?

Bana Erdoğan’a suikast yapılacak haberi geldiğinde çok üzüldüm. Hiç kimseyle bunu paylaşamadım, günlerce kara kara ‘Bu ne olabilir, hangi güç bunu yapabilir’ diye düşündüm. Ama sonra sonra olaylar yaşandıkça bu komplonun tamamının bunlar tarafından üretildiğini ve o makamlara ‘Gelin bize güvenin, sizin görev başında tuttuğunuz adamlar sizi koruyamazlar, bize tabi olun ’ mesajı veriliyordu. Amaç buymuş daha sonra anladık.

Hablemitoğlu davasında hatalıyım

Hablemitoğlu cinayetini çözmeyi çok istemiştim diyorsunuz, neden çözemediniz?

O iş çözülürdü de benim hatam oldu.

Neydi hatanız?

Cemaatçi olduğunu bilmediğim adama bu işi aydınlatma görevini verdim. Üzerinde çok durmama rağmen sonuç alınamadı.

Bunun arkasında da mı parmakları var?

Afakî konuşmak istemiyorum.

Sizin şahsi kanaatinizi merak ediyorum…

Benim şahsi kanaatim öyle. Bu iş bir polis işi. Çünkü Hablemitoğlu’nun öldürülmesinde iki tane boş kovan elde edildi. Biri makine kimya menşeli, diğeri de Amerikan mermisi. Amerika menşeli bir mermiyi kim temin edebilir?

Kim temin edebilir?

Polis, asker temin eder. Polis mıntıkasında onu öldürüp rahatlıkla sallanıp gitmek polisle iş birliği yapılmadan olamaz.

Paralel yapıyı İlluminati'ye benzetiyorum

Emniyet içine sızmaları 1980 itibariyle oldu ve 1986 sonrasında da ‘Özel sınıf’ oluşturdular diyorsunuz. Nasıl bir sınıftı bu ve nasıl bir yapılanmaları vardı?

Bunlar emniyette kendilerine iş bulunduğunu, vazife verildiğini zannediyorlar. Onlar o zaman belli bir seviyeye gelene kadar masum. Bunlara emniyette ‘özel sınıf’ deniliyor ama ‘Özel sahtekârlar, komplocular da’ diyebilirsiniz bunlara. Tamamına demiyorum ama yüzde 99’u böyle. Üç-dört kişi bulundukları kurum içinde 'şura'yı oluşturuyorlarmış. Bu şuranın dışında kendilerinin de bilmediği iki-üç kişi ayrıca bir üst şuraya bağlıymış. Yani şura dışında şura oluşturuyorlar, buna örgüt içinde örgüt denilebilir. Ayrıca birbirlerine karşı da istihbarat örgütü kuruyorlar. Ben bu yapıyı İlluminati örgütüne benzetiyorum.

Futbolun rantını yemek istediler

Şike Davası’nın arkasında cemaat var diyorsunuz, bu davadan menfaatleri neydi, nasıl bir kazanç sağlayacaklardı?

8 buçuk milyar dolarlık futbol piyasasını ele geçirme peşindeydiler. Mecnun Otyakmaz, Aziz Yıldırım’a ‘Bir hemşerim var Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nda görev alsın’ dedi. Aziz Yıldırım da bu şahsa destek verdi ve o kişi bu görevi aldı. O kişinin cemaatçi olduğunu ne Aziz Yıldırım da ne de Mecnun Otyakmaz biliyordu ama o kişi cemaatçiydi. Bu adam o göreve geldikten sonra futbol maçlarının gözlemcilerinin yüzde yetmişi cemaatin adamları oldu. Bugün bu federasyon tamamen olmasa da kısmen çeşitli adlar altında cemaatçilerin eline geçti.

Bildiklerimi mahkemede anlatacaktım

Kitabın aslında daha önceden hazır olduğu ama yayınlanmadığı söyleniyor, bu kitap geç mi kaldı ve neden daha önce değil de şimdi yayınlandı?

Beni Ergenekon, Balyoz, Oda TV, Devrimci Karargah, İrtica Eylem Planı gibi beş ayrı davada tutuklu avukatlar ve mahkumlar tanık gösterdiler. Sanki bu beş mahkemenin heyetleri bir üst şura tarafından yönetiliyormuş gibi beni hiç birisi tanık olarak çağırmadı. Ve ben de beni çağıracaklar ve ben de daha bu kitapta yer almayanlarla birlikte gidip anlatacağım diye düşünüyordum. O esnada tanıklık yapacak olsaydım kitap yazdığım vakit bu tanıklığın hiçbir anlamı olmayacaktı. Onun için Hanefi Avcı cezaevinden çıkana kadar ben bu konuya girmedim. Çünkü bildiklerimi Hanefi Avcı’nın mahkemesinde anlatacaktım. Haziran ayında Hanefi Bey tahliye olunca ben de artık yazmaya başladım. (Yenişafak)

SABRİ UZUN PARALEL KOMPLOYU ANLATTI

Emniyet İstihbarat eski Daire Başkanı Sabri Uzun, Başbakan’a suikastten, gazeteci Hrant Dink ve yazar Necip Hablemitoğlu cinayetine, bir dizi olayın paralel komplo ile yapıldığını anlattı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddialarının cemaat operasyonu olduğunu yazdı. Sabri Uzun, “Erdoğan’ın korkutularak, ‘büyük operasyon yaptık’ imajı yaratılıp maddi kazanç elde edildi. Amaçları, kendilerinin uydurduğu suikastleri önlemek değil, sivil darbeyle yönetimi ele geçirmekti” dedi.

Askerin devirmesini bekledi

Sabri Uzun, “Cemaat, 2002 seçimleriyle iktidara gelen AK Parti hükümetinin er geç askerler tarafından iktidardan uzaklaştırılacağına inanıyordu” dedi. Muhtemel bir AK Parti-asker çatışmasında cemaatin bürokrat kadrolarının harcanmak istenmediğini anlatan Uzun, “Bu nedenle cemaat 2002-2005 yılları arasında hiçbir imamına bürokraside görev aldırmadı. Geçen süre içinde AK Parti’nin beraber çalıştığı bürokratlarla başarılı olmasından rahatsız oldular ve yeni bir taktik geliştirdiler. İhbar mektuplarıyla bürokratlar görevlerinden alındı, yerlerine cemaatten olanlar atandı” diye konuştu. Uzun, bu süreçten sonra yargı ve emniyetin komplolara başladığını anlattı.

Bombalı Vito onların işi

Paralel yapının komplolarına dair örnekler veren Uzun, 11 Eylül 2007’de PKK’nın o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “suikast” düzenleyeceğinin iddia edildiğini belirtti. Uzun, “Bu kumpasla Erdoğan korkutulacak ve kendisine ‘büyük operasyon yaptık, sizi kurtardık’ denilerek para ödülü alındı. Olayı detaylarıyla anlatırsak o dönem önce Van’dan Mercedes Vito marka minibüs ayarlandı. Güya bu minibüsle PKK 580 kilo patlayıcı yüklemiş ve bu patlayıcılar Ankara’ya getirilmiş, Kurtuluş’ta çok katlı otoparka park edilmişti. Bu esnada yapılan ihbarla PKK’nın 11 Eylül’ün yıldönümünde Başbakan’a suikast yapacaktı. Bu iş sonunda başta polis Recep G. Olmak üzere cemaatçi polisler ciddi anlamda nakit para ödülü aldılar. Bu olay bazı medya organlarında Ergenekon-PKK bağlantısı iddiasıyla verildi” dedi. Sabri Uzun, şu önemli soruları yönlendirdi: “Bu minibüsü bir yardımcı istihbarat elemanına siz kiralatmadınız mı. Patlayıcı dediğiniz gübreyi siz aldırmadınız mı. Minibüsü Kurtuluş katlı otoparkına siz park etmediniz mi. Üzerinde parmak izi bulunmasın diye İstihbarat Dairesi’nin garajında yıkattığınız minibüsü bir polise eldivenle kullandırmadınız mı. İstihbarat elemanına 30 bin dolar ödendiniz mi.”

Amaç korkutup kadrolaşmak

2005 yılında Erdoğan’ın uçağına yönelik bomba ihbarına dair ilginç iddialarda bulunan Uzun, “2005’te Başbakan’a suikast yapılacak haberi ABD’de yaşayan bir vatandaşımızdan gelmişti. İhbarda, Başbakana, ‘Bize sığın, kendi kendine atama yapma. Seni ancak biz koruruz. Bizim onayımız olmayan görevlilere güvenme demek istiyordu” diye konuştu.

İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANI

Uzun yıllar emniyet içinde görev yapan Sabri Uzun, 6 yıl Emniyet Genel Müdürlüğü istihbarat Daire Başkanlığı’nda bulundu. 2006’da Şemdinli olayları yaşandığında İstihbarat Daire Başkanıydı. “Hırsız evin içinde, kilit bozuk” diyerek sorumluları işaret etti. Şemdinli olayının ardından 2006’da görevinden alındı. Kısa süre sonra Hrant Dink öldürüldü. Dink’in öldürüleceğine dair istihbarat raporu onun döneminde İstihbarat Daire’sine bildirilmişti. Ancak Uzun, savcıya verdiği ifadesinde bu bilgilerin kendisinden gizlendiğini iddia etti.

ARINÇ’A SUİKAST YALANI

Uzun’un değindiği bir başka önemli konu ise Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast iddialarıydı. “Amaç Arınç ve diğer AK Partililere korku salıp cemaate sığınmalarını sağlamaktı” diyen Uzun, şöyle devam etti: “Bu kumpasla TSK da itibarsızlaştırıldı, yalnızlaştırıldı. Ast personelin komutanlara güveni sarsıldı. Arınç’a suikast iddiası olayına bakan hakim Kadir Kayan 2011’de Yargıtay üyesi yapıldı. Savcı Mustafa Bilgi ise 28 Şubat davasına baktı.”

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun, “İN Baykal kaseti, Dink cinayeti ve diğer komplolar” adlı kitabında önemli iddialara yer verdi. Uzun’un kitabındaki en önemli iddialar paralel yapının mevcut hükümeti ele geçirme planlarına dair olanlar kısımlar.

Baykal’ı cemaat imamı uyardı

Deniz Baykal’ın paralel yapı tarafından tuzağa düşürüldüğünü anlatan Uzun’a göre, söz konusu kaset yayınlanmadan önce yapının bir imamı tarafından Baykal’a verilmişti. “İmam sanki hiç ilgileri yokmuş gibi Baykal’a ‘bize böyle bir kaset veriler ama yayınlamıyoruz’ dedi. Baykal’ın da sonradan teşekkür etmesi sağlandı.

Hilmi Özkök’e suikast tezgahı

ChronIcle dergisinde 2007’de yayınlanan bir haberde Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök’e suikast yapılacağının yazılı olduğunu anlatan Uzun, “Bu suikaste benim adım da karıştırılmıştı. Benim ve Ankara Merkez Komutanı Tuğgeneral Fehmi Büyükbayram’ın bu suikasti engellediği yazılıyordu. Eğer ben veya Büyükbayram konuyla ilgili bir açıklama yapsaydık plan başarıya ulaşacaktı. Böylece TSK üzerinde demokratik görünümlü cemaat baskısı tesis edilecekti. Sözde suikast iddiasının kaynağı İngiltere’den gelen bir telefondu. 4 Şubat 2004 günü bu konuyla ilgili emniyet, MİT ve Genelkurmay’dan isimlerle toplantı yaptık. Bazı orgenerallerin hanımları kendi aralarında yaptıkları sohbette Hilmi Özkök için ‘Hacı Hilmi Erdoğan’ diyorlardı. Bu konuşma üslubu TSK’da hiç görülmemişti. Gerçekten bir suikast olacağını düşünüyorum ancak STV’de yapılan yayında suikastçilerin Levent Ersöz ve Şükrü Sarıışık oldukları iddia edilince bu fikrim değişmişti. Bu iddialarla Balyoz ve Ergenekon davaları başladı” dedi.

Böcek nasıl yerleştirildi

Aralık 2011’de Başbakanlık ofisine yerleştirilen böceklerle ilgili önemli iddialarda bulunan Uzun, “Bu konuyla ilgili 10 Nisan 2013’te TBMM Yasadışı Dinlemeleri İnceleme Komisyonuna dinlemelerin nasıl yapıldığını anlattım. Bu dinlemelerin Anayasa dışı bir güç merkezi yani cemaatin en üst şurasınca yapıldığını ve 8 gün süre vermeleri halinde olayı çözeceğimi bildirdim. Gözaltına alınacak iki kişiyle bu olay çözülebilirdi. Bunlardan biri çilingir Hasan Usta’nın kalfasıydı. Bu kişi iyi niyetli şekilde devlete yardımcı olmuş görevini yapmıştı. Ancak onun açtığı kapıdan girilerek böcek yerleştirilecekti. İkinci kişi ise adliyede çalışan N adlı kişinin ablasıydı. Bu kişiler cemaatin arka yüzünü gözler önüne serecekti. Sonrasında herkes sustu. TBMM komisyonu, adli makamlar ve güvenlikçiler sinmişti.

Şike soruşturması “PARA” için yapıldı

Sabri Uzun, Şike davasının da “Para kazanmak” amacıyla yapıldığını öne sürdü. Uzun, paralel yapının önce futbolcuları şakirt yaptığını ve sonra da Futbol Federasyonu’nu ele geçirmeyi, böylece 8.5 milyar dolarlık futbol piyasasını elde etmeye çalıştığını belirtti. “Çok iyi biliyorum ki cemaat, TFF Tahkim Kurulu’na önemli bir imam yerleştirdi” diyen Sabri Uzun, “Buna Sivasspor Klubü Başkanı Mecnun Odyakmaz ‘bilmeden ricacı’ odu. Aziz Yıldırım da ‘bilmeden destek’ verdi. Odyakmaz bu kişiyi sadece Sivaslı bir hemşerisi olduğu için seçilmesini istemişti. Bu kişinin adı Şike dosyasında Odyakmaz ve Yıldırım arasında geçen telefon konuşması tapelerinden çıkarılmıştı” diye konuştu.

Samast’ın görüntüleri nasıl sızdı

Mustafa İlhan Samsun İl emniyet müdürüyken yaşanan Dink cinayetinde zanlı Ogün Samast’ın emniyette çektirilen tartışmalı fotoğrafıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yapan Uzun, “Müdüriyette Ogün Samast ile fotoğraf çeken polislerin görüntüleri cemaatçi bir polis e-postayla Ankara’daki ‘cemaat operasyonun başındaki’ kişiye yolladı. O kişi de fotoğrafı ‘cemaat medyası’nın başındaki kişiye gönderdi. Medya aracılığıyla Samsun Emniyet Müdürü Mustafa İlhan’a operasyon yapıldı yerine cemaatçi biri getirilecekti. İstanbul’daki cemaat gazetecisine emir verildi. ‘Samsun’a git cep telefonun açık olsun. Samsun jandarma Komutanlığı’nı cep numaranla ara, bir süre santral görevlisiyle konuş. Sonra telefonunu kapat. 2 saat sonra tekrar aç, sonra İstanbul’a dön. Geldikten sonra bana uğra’ denildi. Muhabir denileni yaptı ve İstanbul’a geldiğinde kendisine Ogün Samast’ın Samsun emniyetindeki fotoğrafı verildi. Haberden sonra Mustafa İlhan görevden alındı. Böylece fotoğrafı sızdıranlar gizlendi. (Star)

ÇETE SABRİ UZUN'U ÜÇ ÖRGÜTTEN SAHTE İSİMLE DİNLEMİŞ

Eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun'un cep telefonunun 2008, 2009 ve 2011'de yasadışı İslami Büyük Doğu Akıncıları/Cephesi (İBDA/C), Hizbullah ve Ergenekon üyeliği savıyla dinlendiği ortaya çıktı.

Sabri Uzun’un, ‘İn’ adlı kitabında yer verdiği dokümanlara göre cep telefonu ilk olarak, kendisinin bir dönem başkanlığını yaptığı Emniyet İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Coşkun Çakar’ın talebi ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Rüstem Çiloğlu’nun kararıyla 7 Nisan 2008’den itibaren ‘Hüseyin Özgür‘ sahte adıyla dinlendi. Önleyici dinleme kapsamında yapılan bu işlemde, Uzun’un telefonunun IMEİ numarası üzerinden karar çıkartıldı. Gerekçe olarak da şu suçlama gösterildi: “İslami Büyük Doğu Akıncıları - Cephesi (İBDA/C) terör örgütü faaliyetleri kapsamında aşırı tepkisel görüşleri benimseyerek bu yönde yürüttükleri kışkırtıcı propaganda ve faaliyetleri ile toplumu kaos ortamına çekmeye yönelik faaliyet ve eylemlerinin deşifre edilerek önlenmesi...”

Uzun, bir yıl sonra da yine Emniyet İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Coşkun Çakar’ın talebi ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı ile 5 Haziran 2009’dan itibaren üç ay süreyle İMEI numarası üzerinden dinlendi. Fakat bu kez ‘Süleyman Karaman’ adı ve yasadışı Hizbullah üyeliği şüphesiyle karar alındı.

Uzun’un telefonu, 2011’de Ergenekon kapsamındaki Oda TV davası çerçevesinde dinlendi. Bu kez gerçek adı ve telefon numarası üzerinden takip edilen Uzun, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla 10 Mart 2013’te dinlemeye alındı. Bu işlem, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Mehmet Karababa’nın onayıyla 6 Haziran 2011’den itibaren üç ay daha uzatıldı. (Radikal)

KOZANLI ÖMER’İN YAPTIRIM GÜCÜ EMNİYET MÜDÜRÜNDEN DAHA FAZLAYDI

Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun 24 TV'de paralel yapıyı anlattı... 24 TV'de Murat Çiçek'in sunduğu Açık Görüş programında Sabri Uzun paralel yapı hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Sabri Uzun, Emniyet imamının paralel Emniyet Genel Müdürü olduğunu, hatta Kozanlı Ömer’in yaptırım gücünün Emniyet Müdürü’nden daha fazla olduğunu belirtti. Uzun Kozanlı Ömer ile ilgili açıklamalarında şunlara yer verdi:

“İlk defa 20 Eylül 2010’da Hanefi Avcı’nın kitabından sonra mülkiye müfettişleri bir soruşturma başlatmışlardı. O soruşturma sırasında bana Kozanlı Ömer’i sordular. Ben Kozanlı Ömer’i tanımadığımı ama Ankara Maltepe’deki bürosunun yerini tarif ettim. “Böyle bir şey duydum” diye söyledim. Emniyetten 51 kişinin ifadesi alınıyor, 3 kişi Kozanlı Ömer’i bildiğini, duyduğunu söylüyor. 48 kişi bunu inkar etti. O zamanki şartlarda herkes korkuyordu.

“Emniyet İmamı” diyoruz da toplum bundan bir şey anlamaz. Bu cemaatin paralel Emniyet Genel Müdürü’dür. Bunu böyle söylememiz lazım. Hatta daha ileri gidip söylememiz lazım; ne anlaşılıyor: “cemaat kendi kendine bir imam tayin etmiş, olsun ne olur bundan ki?” Hayır. O imamın yaptırım gücü Emniyet Genel Müdürü’nden daha fazla idi. Esas patron o. Herkes ondan korkuyor, herkes onun icazetini alıp terfi etmeye çalışıyor. En azından bunlarla kötü olmamaya çalışıyor.

İfademde dedim ki; Kozanlı Ömer’in (Osman Hilmi Özdil) gerçek adını bilmiyordum. Bu “valiler kararnamesinde belirleyici oluyor” dedim. “Ve bunun kayınbiraderi 2010’un son kararnamesi ile tayin oldu. Bunda Kozanlı Ömer etkili oldu” dedim. Her valiler kararnamesi Bakanlar Kurulu ve Sayın Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak yürürlüğe giriyor. Kozanlı Ömer’in belirleyici olduğu kararname bu makam sahipleri tarafından imzalanarak yürürlüğe giriyor. Sonuç da şu: Kozanlı Ömer o kadar etkin ki kararname düzenleyecek kadar güce erişti.”

ERDOĞAN’IN AMELİYATI GECİKİNCE MİT OYUNU BOZULDU

Hükümetin ilk fark ettiği zaman MİT Müsteşarının soruşturması başlandığı zaman olduğunu söyleyen Sabri Uzun, “Başbakan ameliyattan uyandığı zaman ülkede MİT Müsteşarı olmayacaktı” dedi. Uzun şunları söyledi:

“Hükümetin ilk uyanması MİT Müsteşarı’nın soruşturmasının başladığı zaman oldu. çünkü burada çok özel bir durum var. Sayın Başbakan ameliyat olacak. Anestezi verilmesi 15 dakika geç başlıyor. Dolayısıyla o arada ameliyat masasında olmuyor. Ama o 15 dakika gecikmeyi hiç kimse hesaba katamazdı. Bunlar bu konuda gafil avlandılar. Onlar MİT Müsteşarı’nı hemen çağıracaklardı, MİT Müsteşarı hiç bu konuda uyanmayacaktı, hemen de tutuklanacaktı.

Ve Başbakan ameliyattan uyandığı zaman ülkede MİT Müsteşarı olmayacaktı. O soruşturma başka nereye kadar gidecekti onu bilemem ama Başbakan da bu işten pek kurtarabileceğini sanmıyordum. Çünkü artık bunun adı yargı süreci olacaktı, hukuk olacaktı. Biraz masumiyet olacaktı. Yani cemaat boyutu görünmeyecekti. İlk uyanma bana göre MİT Müsteşarıyla başladı ama yine de tereddütlü bir uyanmaydı bu. Bir uyku mahmurluğu diyebiliriz. Daha sonraki 17 Aralık’taki Bakanlara yapılan olay biraz daha işi netleştirdi.”

(17 Ocak 2015, 00:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6550    yazdır/print


 

Tüm operasyonlarda o çilingir var

Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un paralel yapıyı deşifre eden kitabında ilginç bilgiler yer alıyor. Buna göre; Ankara'daki çilingir Hasan Usta ve kalfası paralel yapının yasadışı gizli dinleme operasyonlarda sürekli rol almış. Bütün dinlemelerde evlere, işyerlerine, yani Baykal'ın ve MHP'lilerin izlenmesinden, 'AK Parti'yi ve Gülen Cemaati'ni Bitirme Planı'na hatta Askeri Casusluk davasına kadar onlarca operasyonda Hasan Usta ve kalfası paralel yapı polisleri tarafından kullanılmış. Sabah yazarı Mahmut Övür yazısında Sabri Uzun'un kitabındaki bu ve diğer bilgileri ele alıyor.

16.01.2015 22:19 Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un paralel yapıyı deşifre eden kitabında ilginç bilgiler yer alıyor. Buna göre; Ankara'daki çilingir Hasan Usta ve kalfası paralel yapının yasadışı gizli dinleme operasyonlarda sürekli rol almış. Bütün dinlemelerde evlere, işyerlerine, yani Baykal'ın ve MHP'lilerin izlenmesinden, 'AK Parti'yi ve Gülen Cemaati'ni Bitirme Planı'na hatta Askeri Casusluk davasına kadar onlarca operasyonda Hasan Usta ve kalfası paralel yapı polisleri tarafındna kullanılmış. Sabah yazarı Mahmut Övür yazısında Sabri Uzun'un kitabındaki bu ve diğer bilgileri ele alıyor. Övür'ün yazısı şu şekilde:



Paralel'in çilingiri Hasan Usta ve kalfası

"Gülen Cemaati'nin devlet içinde nasıl bir paralel yapı kurduğunu öğrendikçe daha çok şaşıracağız. Sadece emniyet ve yargıda değil devletin her biriminde nasıl etkili bir konuma geldiklerini her geçen gün daha net öğreniyoruz.

Bu başarıdaki ustalığı da şu ana kadar çıkan bilgilere göre "dinleme"ye borçlular. Devlet olmanın yolu nasıl güçlü bir istihbarat örgütüne sahip olmaktan geçiyorsa cemaat de aynı yolu izlemiş. Daha ortaya çıktığı zamanlarda bile sadece rakiplerini değil, kendi içindekileri de dinleyerek korkulan yapı olduğunu herkese hissettirmiş. Halen de sosyal medya üzerinden yaydığı bilgilerle bu özelliğini koruyor.

Cemaatin bu özelliğine ilk dikkat çeken devlet görevlisi, Türkiye'de dinleme meselesini en iyi bilen eski emniyet müdürlerinden Hanefi Avcı'ydı. Avcı, yazdığı kitapla bu gerçeği dile getirdi ama ne yazık ki 12 Eylül 2010 referandumuna giden süreçte söylediği için de etkili olamadı.

Şimdi benzer iddiaları bir başka istihbaratçı, Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun dile getiriyor. Uzun, hem yaşadığı hem tanık olduğu hem de duyduğu çok sayıda olayı yeni piyasaya çıkan İN kitabında anlatıyor. Daha çok da önemli dava ve dinleme skandalları üzerinden "paralel yapı"nın devleti, nasıl bir ahtapot gibi kuşatmasına yer veriyor. Zaman zaman da gerilere gidiyor.

Yani "Paralel Yapı", sadece son on yılın hikayesi değil. Bir bakıyorsunuz 90'lardaki Türkbank skandalında, bir bakıyorsunuz 2002 yılında öldürülen yazar Necip Hablemitoğlu cinayetinde karşımıza çıkıyor. Bunlar öyle sıradan iddialar da değil. Tabii bunları söyleyen de sıradan biri değil,

Bu yüzden kitapta yer alan çok sayıda iddia ciddi tartışma yaratacak ve ister istemez yargının konusu olacak. Çünkü sadece Başbakana suikasttan, TSK'ya ve siyasilere kurulan tuzaktan söz edilmiyor bazı cinayet iddialarına da yer veriliyor. Kitabı okurken, insan ürperiyor.

Bunların birçoğu medyada yer aldı. Ben kitapta sık sık adı geçen iki isme dikkat çekmek istiyorum.

İlki 2001 yılında ilk kez Ergenekon terör örgütü şemasını Sabri Uzun'a getiren polis şefi. Uzun, o ismi R.G. rumuzuyla veriyor.

Bir süre önce bu köşede CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşen eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'den söz ettim. Polis teşkilatını bilen veya cemaate yakın kiminle konuşsanız bu ismin önemini biliyor. Hatta kamuoyunda son dönemde adı geçen "imam"lardan bile "daha önemli" olduğundan söz ediliyor. Merak ediyorum hakkında bu kadar iddia olan biriyle ilgili bir işlem yapıldı mı? Ya da en azından Diyarbakır'da neler yaptığı araştırılmadı mı?

İkinci önemli isim Ankara'daki çilingir Hasan Usta ve kalfası... Uzun'a göre bütün dinlemelerde evlere, işyerlerine, yani Baykal'ın ve MHP'lilerin izlenmesinden, "AK Parti'yi ve Gülen Cemaati'ni Bitirme Planı"na hatta Askeri Casusluk davasına kadar onlarca operasyonda Hasan Usta ve kalfasının kullanıldığını iddia ediyor. .

Kitapta çilingirle açılan bir ev sahne var ki, Hollywood filmlerini aratmıyor. İşadamı Süleyman B'nin evine dinleme cihazı yerleştirmek için görev alan 20-25 polis, ev sahibinin eve erken dönmesiyle işi yarım bırakmak zorunda kalıyorlar ama yüz yüze gelmekten de kurtulamıyorlar. Hatta bir polis yakalanıp karakola teslim ediliyor ama üstü örtülüyor.

Bu da ne kadar pervasız bir yapıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. İN'de yargının ve medyanın araştırması gereken çok bilgi var."

Paralel Yapı, Dink ve Hablemitoğlu cinayetleri

"İsimsiz bir ihbar mektubu veya ne idüğü belirsiz bir gizli tanık değil, adı sanı belli bir emniyet müdürü konuşuyor. Hem de istihbarat kökenli bir emniyet müdürü. Yaşadığı ve tanık olduğu olayları biraz da kendi yorumunu katarak anlatıyor olabilir ama yazdığı İN kitabı, "Paralel Yapı" dediğimiz örgütün ne hedeflediğini gösterdiği gibi ne yapılması gerektiğine de ışık tutuyor.

Neler olacağını göreceğiz. Çünkü söyledikleri sıradan şeyler değil. Bugüne kadar bu yapıyla ilgili çok şey yazılıp söylendi ama ilk kez eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, ürkütücü bir iddiada bulunuyor ve "paralel yapı"yla faili meçhul cinayetlerin ilişkisini kuruyor. İki önemli örnek veriyor.

Uzun'un bu konudaki ilk iddiası yazar Necip Hablemitoğlu'yla ilgili. Uzun, Nazlı Ilıcak'ın cemaati, ABD'nin kuruluşunda rol oynayan püriten Protestan hareketine benzeten yaklaşımını ele alıp şöyle diyor: "Nazlı Ilıcak'ın 'Hizmet, hoşgörü, diyalog, üstün ahlak' gibi insani ve İslami değerleri Fethullah Gülen Cemaati'yle ilişkilendirip, özdeşleştirmesini 2005 öncesine kadar 'kabul edilebilir' görebiliriz. Çünkü o tarihe kadar Cemaat'in kirli çamaşırları henüz ortaya çıkmamıştı."

Peki, Uzun bu tespitiyle ne demek istiyor?

Üstü kapalı da olsa şöyle diyor:

"Protestanların ABD'yi, piyasaya kaset servis ederek, kamu görevlilerine kadın temin ederek, haklarında kitap yazan gazetecileri öldürerek kurduğunu düşünmüyorum."

Uzun'un ne düşündüğünü ve bu düşüncesini neye dayandırdığını sanıyorum Hablemitoğlu cinayeti soruşturmasını geçen yıl yeniden başlatan Savcı Hakan Yüksel de soracak.

Gelelim ikinci önemli iddiaya... Bu iddia Türkiye'yi sarsan Hrant Dink suikastıyla ilgili.

Bu konuda çok sayıda soru işareti olduğu, paralel yapı polislerinin ve müfettişlerinin bu cinayetin açığa çıkmasını engellemek için ellerinden geleni yaptığı az çok biliniyor. Uzun, bu süreci belge göstererek bilgi vererek anlatıyor. Şu bilgi bile başlı başına çok şey anlatıyor: "Dink cinayetiyle ilgili komployu ortaya koyan ikinci ifadem kayıptı."

Peki, kayıp ifadeler, silinen bilgisayar hafızaları, yönlendirilen müfettişlerle ne hedeflenmişti?

Uzun, lafı dolandırmadan söylüyor: "Kanımca, Dink cinayeti çok önceden planlandı ve bu cinayet sırasında A. İlhan Güler'in İstanbul İstihbarat Şubesi'nin başında bulunması istenmiyordu. Yapılacak 'Büyük Operasyon'un A.İlhan Güler'den gizlenmesi gerekiyordu."

Öyle de oldu. Güler, İstanbul'dan gitti, Ergenekon Operasyonu başlatıldı ve emniyetteki kadrolaşma istenen noktaya getirildi. Bu sürece ilişkin onlarca soru hâlâ cevapsız. Uzun'un ilk sorusu bile işin daha başından planlandığını gösteriyor: "17 Şubat 2006 tarihli 'Dink öldürülecek' yazan haber raporu İstihbarat Daire Başkanı olan benden ve yardımcılarım Necmettin Emre ile Vedat Yavuz'dan neden gizlendi?"

Aslında sadece Dink cinayeti değil, 2007'den sonra yürütülen bütün soruşturmalar rotasından bilinçli biçimde çıkartıldı. Ne kaos ortamı yaratanlar gerçek anlamda yargılandı ne de darbeciler. Paralel yapı bu yöntemle, rakiplerini elimine ederken, onları hükümete düşman ediyor, hükümeti de onlarla korkutuyordu. Bu iki kesim üzerinde de müthiş bir "güç" demekti. Böyle olduğu için 17-25 Aralık darbesiyle hükümeti devirmeye kalktılar." (Mahmut Övür / Sabah)

DEVLETİN HAFIZASINI YOK ETTİLER

Sabri Uzun, "İn" isimli kitabına koymadığı bazı bilgileri SABAH'a anlattı. Uzun, Paralel çetenin polis imamı Kozanlı Ömer'in ABD'ye girişinde el konulan laptopundaki bilgilerin bir CD'ye yüklenerek FBI aracılığıyla Türkiye'ye gönderildiği ancak kaybolduğunu söyledi. İşte Uzun'un çarpıcı açıklamaları:

ARŞİVLERİ ÇOK SAĞLAM: Örgütün arşivi çok sağlam. Bunu Yaşar Büyükanıt olayında gördüm. 1985'te Kuleli Askeri lisesinde 80 cemaatçiyi kovduğu için tam 26 yıl sonra intikam aldılar.

HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ: TİB'de sadece ses kayıtları yok. Fatura kayıtları ve HTS trafiği dediğimiz haberleşme trafiğini gösteren kayıtlar da var. Kendi örgütlerinin de çözülmesini sağlayacak HTS kayıtlarını kaybettiler. Yine kayıp olan baz istasyonu yani yer bilgileri var. Hablemitoğlu cinayetinin baz istasyonu kayıtları kayıp. Oysa bu olayın çözülmesi için bu kayıtların kullanılabilmesi lazım. Kurtuluş otoparkındaki bomba yüklü aracı oraya götüren kişinin cep telefonu kayıtları da kayıp. HTS kayıtları devletin hafızası. Arşivdeki evraktan daha kıymetli. Bunlar devletin hafızanı kaybettiler. MİT'teki hafıza bunun yüzde 10'u kadar.

BAYKAL'IN KASEDİ: Deniz Baykal bu olayın mağduru. Böyle bir örgüt karşısında bütün siyasi partiler bir araya gelip mücadele kurumu oluşturmalı.

YILDIZ'IN KIZINI DİNLEDİLER: HDP'li Bengi Yıldız'ın 14 yaşındaki kızını dinlemişler. Özel hayatına ait bilgileri temin edip bunu yayınlamak suretiyle BDP'ye vurmak istediler.

BENİ DE KANDIRDILAR: İstihbarat dairesi başkanıyken Polis Akademisi'nde ilk 20'ye giren öğrencileri alıyordum. Akademideki cemaatin ağabeyleri ilk 20'ye girmiş öğrencilerin "Ayakkabını boyamadın, yatağını düzelmedin" diyerek puanlarını kırıp ilk 20'nin dışına itmişler. Ben kimi aldıysam cemaatçi almış oldum. Bunu yıllar sonra anladım. (Sabah)

'OdaTV davasında tutuklanmayacağımı üç ay önce öğrendim'

Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun yeni kitabı 'İn'de 'cemaat'i yazdı. Radikal'e konuşan Uzun, "OdaTV davasında tutuklanmayacağımı davadan üç ay önce bana söylediler" dedi.

Eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’dan sonra eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun da ‘cemaat’i yazdı. Uzun, ‘ Kırmızı Kedi’ yayınlarından çıkacak ‘İn’ adlı kitabında, OdaTV davasında tutuklanmak üzereyken son anda bundan vazgeçildiğini ve bu bilginin kendisine dava açılmadan üç ay önce bir emniyet görevlisi tarafından bildirildiğini dile getiriyor. Radikal'e konuşan Sabri Uzun kendi telefonunun, intihar ettiği iddia edilen eski Emniyet Özel Harekat Dairesi Başkanı Behçet Oktay’la aynı gün dinlemeye alındığını belirterek, “ O beni başka bir yere götürüyor” dedi.

'SON ANDA VAZGEÇTİLER'

Memuriyet hayatı boyunca yaşadıklarının tümünü not aldığını ve notları ve elindeki dokümanları da kitaplaştırmaya karar verdiğini söyleyen eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, “2007’den sonra bu cemaat entrikasını ve düzenbazlığını, benim yaşadım olaylarla ters düşen boyutlarını da not alıyordum. Bir kültür ve hafıza bilgi oluşsun istedim. Bu tür entrikalar bir daha yaşanmasın diye düşüncelerimi yazdım” diye konuştu. OdaTV soruşturması kapsamında tutuklanacakken son anda bundan vazgeçildiğini ileri süren Uzun, bu bilginin de dava açılmadan üç ay önce bir emniyet görevlisi tarafından kendisine ulaştırıldığını ifade ederek, şunları anlattı: “Kitabın içerisinde, beni neden tutuklanmadığım da var. Savcı iddianameyi açıklamadan üç ay önce o iddianamede adımın geçmeyeceğini öğrenmiştim. ‘Sanık, tanık veya müşteki her ad olursa olsun, senin adın geçmeyecek’ diye bana haber gönderdiler. Emniyet içerisinden geldi bu bilgi. Ben ‘cemaat’ demiyorum. Bana ‘cemaat’ adına değil, şahıs olarak haber gönderdi. Kitabımda, haber gönderenin ön ismini yazdım. Ben o dosyaya girseydim çok memnun olurdum. Beni beş defa Ergenekon, Balyoz ve OdaTV davalarında tanık gösterdiler. Beşinden de çağırmadılar. Beş ayrı mahkemenin de üzerinde ‘Bu adamı çağırmayın’ diyen bir otorite olması lazım. (Cezaevine girmek için) Benim 2011’den beri valizim hazır, hala daha duruyor.” (Radikal)

(16 Ocak 2015, 22:19)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6542    yazdır/print


 

Paralel'in Perinçek taktiği

Ekim seçimlerinde cemaat etkinliğinin kırıldığı HSYK'da alınan kararlar paralel medyada Perinçek öne çıkartılarak karalanmaya çalışılıyor. HSYK'nın Ergenekon savcı ve hakimlerinin de aralarında olduğu 1 hakim ve 4 savcı hakkında soruşturma başlatma kararı alması, cemaatin Bugün gazetesi tarafından 'Doğu Perinçek'i bayram ettiren karar' olarak yansıtıldı. Haberde ayrıca 'Ergenekon Davasından müebbet hapse mahkum olan Perinçek, cezaevi çıkışı, 'göreve hazırız' demiş, Cemaat tarikatların kökünü kazımak için AKP'ye işbirliği mesajı göndermişti' ifadesi de yer aldı. Bu ifade, paralel yargıya yönelik tüm adımlar sonrası yapılan haberlerde 'kullanılmazsa olmaz' cümlelerden biri haline geldi. Bu, bilinçli bir algı operasyonunun yürütüldüğünü gösteriyor.

03.01.2015 16:43 Ekim seçimlerinde cemaat etkinliğinin kırıldığı HSYK'da alınan kararlar paralel medyada Perinçek öne çıkartılarak karalanmaya çalışılıyor. Ekim ayında yapılan seçimlerle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yenilenmişti. Beklenmedik bir sonucun çıktığı seçimlerde Hükümet+Ülkücü+Sol kesimler cemaate karşı seçimlere ittifak yaparak girmişlerdi. Yargıda Birlik adı verilen bu birlik, üyeliklerin hemen hemen tümünü kazandı. Bu kadar farklı bir sonuç beklenmiyordu.

Bu şaşırtıcı farklı sonuca, seçimlere doğru giderek netleşen paralel yapının yargıdaki etkinliği ile seçimi kazanıp intikam alınacağına dair çeşitli cemaat hakim-savcılarının mesajlarının neden olduğu değerlendirilmişti.

Ardından yeniden teşkil edilen HSYK'dan peşpeşe kritik kararlar çıkmaya başladı. Birkaç örnek sıralamak gerekirse; Ergenekon savcı ve hakimlerinin de aralarında olduğu 1 hakim ve 4 savcı hakkında soruşturma başlatma kararı alındı. 4 savcı açığa alındı. Oysa bu isimlerin soruşturulmasına karşı önceki HSYK döneminde açık bir direniş gözlenmekteydi.

Kurul'un geçtiğimiz yıllarda usulsüz dinleme kararlarına imza atan 150 hakim ve savcı hakkında da aynı süreci başlatacağı dile getiriliyor.

Yine kurul, Yargıtay'a yeni üyeler gönderdi. Yapılan atama ve seçimler sonrası Yargıtay'daki çok belirgin cemaat etkinliği kırıldı. Bu kanıyı güçlendiren bir gelişme, Yargıtay seçimlerinden hemen önce cemaat hakkında 2010'da şok edici bilgiler veren ve bu çevrenin hedefi haline gelen eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın hapis cezasının Yargıtay'da onanması oldu. Bu gelişme, kamuoyunda, cemaatin giderayak verdiği intikam mesajı olarak değerlendirildi.

Hakim ve savcılardan oluşan 10 bin civarındaki yargı üyesinin HSYK seçimlerinde verdiği mesaj çok açıktı. Paralel devlet yapılanması da denilen cemaat yapılanması tehlikesinin farkına varılmıştı.

Ancak cemaat medyasında ise bu durum gözlerden kaçırılmaya ve tuhaf şekilde Doğu Perinçek ismi ön plana çıkarılmaya çalışılıyor. İlk zamanlarda tepkisel bir durum diye geçiştirilebilecek bu detay yargıyla ilgili tüm gelişmelerde gündeme gelmeye başladı. Bu da bilinçli bir taktiğin yürütülmekte olduğunu düşündürüyor.

Son örnek olarak HSYK'nın 4 savcı ve 1 hakime yönelik soruşturma başlatmasına gösterilen tepkide de bu durum gözlendi. Paralel medyanın merkez yayın organlarından biri olarak nitelendirilen Bugün gazetesi, HSYK kararını "Doğu Perinçek'i bayram ettiren karar" olarak manşetten verdi. Bugün, haberde ayrıca "Ergenekon Davasından müebbet hapse mahkum olan Perinçek, cezaevi çıkışı, "göreve hazırız" demiş, Cemaat tarikatların kökünü kazımak için AKP'ye işbirliği mesajı göndermişti" ifadesini de kullandı. Bu cümle hemen dikkati çekiyor. Çünkü Bugün, Zaman ve diğer cemaat medyasının ilgili tüm haberlerinde bu cümlenin sık sık kullanılmaya başlandığı görülebilir.

Aslında paralel medyanın sadece 4savcı+1hakim olayı gibi paralel yapının yargı ayağına dönük değil genel olarak paralel yapıya yönelik tüm suçlamalarda da aynı savunma taktiğini kullandığı gözleniyor.

Oysa HSYK seçimlerinde çok net görüldüğü gibi cemaat yapılanmasının açıkça belirginleşmesi karşısında cemaat dışındaki kesimler birlikte hareket etmeye başladı. Bu ittifakta, paralel yapı tehlikesinin AK Parti'den önce de var olduğuna dair laik kesimin önemli isimlerinden Prof. Necip Hablemitoğlu'nun raporlarının da etkili olduğu belirtiliyor. Bu böyle olduğu halde, paralel kesimler, sanki sadece Ergenekon hükümlüsü Doğu Perinçek cemaate karşı mücadele veriyormuş şeklinde, cemaate yönelik mücadelenin kirli ve karanlık bir mücadele olduğu algısını oluşturmaya ve olayı ekseninden saptırmaya çalışıyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(03 Ocak 2015, 16:43)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6521    yazdır/print


 

Paralel kumpas şüphesi ve deliller

Canlı Yayınlar>Delil Tartışmaları bölümünü yayına açtığımızda hedeflediğimiz gibi Ergenekon, Balyoz ve benzer davalardaki delil tartışmalarına dair iki tarafın görüşlerini de yansıtmaya devam ediyoruz. Tartışma konusu olan deliller ile bu delillere karşı ileri sürülen itirazları gücümüz yettiğince bu bölümde bir araya toplamayı istediğimiz belirtmiştik. 17 Aralık sonrası ortaya çıkan delil gelişmelerini de 'Delil Tartışmaları' bölümünde oluşturduğumuz 3. sayfa ile okuyucularımıza aktarmayı istiyoruz.

21.12.2014 13:49 2013 yılının son ayları Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Başbakan Erdoğan'ın ilk başta anlaşılmaz gelen ısrarı ile 'Dersanelerin Kapatılması' tartışması başladı. Ancak sonradan anlaşılıyor ki Erdoğan bilinçli bir hamle yapmış, ön alarak bir savaşı başlatmıştı. Bu tartışma Fetullah Gülen cemaatinde çok büyük bir dalgalanmaya yol açtı. Türkiye sanki bir savaşa girmiş gibi dersanelerin kapatılmasına karşı şaşırtıcı ölçüde bir reaksiyon bir tepki gösterildi. Giderek tırmanan süreçte hükümeti zorda bırakmak için MGK belgeleri sızdırıldı. Hemen ardından 17 Aralık 2013'te AK Partili belediye ve bakanlara yönelik yolsuzluk operasyonları başlatıldı. Ancak yerel seçimlere 3 ay varken yapılan bu operasyonların kamuoyunda ağırlıklı olarak siyasi amaçlı olduğu değerlendirildi. Yaygın kanaate göre dersanelerin kapatılmasına karşı misilleme yapılıyordu. 17 Aralık operasyonlarına karşı Başbakan Erdoğan çok sert tepki gösterdi. Hemen mitinglere başladı. Fetullah Gülen liderliğindeki paralel devlet yapılanmasının rol aldığı yargı örtüsüne gizlenmiş bir darbe girişimiyle karşı karşıya olduklarını, buna karşı direneceklerini ifade etti. Mitinglere katılan büyük kalabalıklar mesajın alındığını gösterdi. Erdoğan bir taraftan da Emniyet içinde büyük bir görevden alma operasyonu başlattı. Fetullah Gülen o polislere sahip çıktı. şok eden bir bedduada bulundu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e 'devreye gir' mektubu yazdı. Bir kaç gün sonra 25 Aralık 2013 tarihinde ise ikinci bir yolsuzluk operasyonunun başlatılmaya çalışıldığı, ancak Başsavcılık ve Emniyet tarafından buna direnildiği ve engellendiği ortaya çıktı. Devam eden süreçte çok yoğun ve inanılmaz gibi görünen gelişmeler yaşandı. Dışişleri bakanlığının Suriye toplantısı sızdırıldı. MİT Tırları basıldı. Askerlere MİT görevlileri dövdürüldü.

İşte bu şekilde başlayan ve '17 Aralık paralel darbe süreci' olarak da adlandırılan, Fetullah Gülen cemaati tabanlı polis ve yargı içinde örgütlenmiş yapılanmanın darbe girişimi, hergeçen gün yeni delil ve belgelerle ortaya çıkmaya başladı. Bu yapılanmanın AK Parti'nin ortaya çıktığı 2002'den önce de var olduğu, 2002'de suikaste kurban giden Prof. Necip Hablemitoğlu'nun raporlarıyla farkedildi. Dolayısıyla tehlikenin büyüklüğü kamuoyunca farkedilmiş oldu. 2014 Mart sonunda gerçekleşen yerel seçimler paralel kesimler için çok önemli görülüyordu. AK Partinin oy oranı onlara göre önemli ölçüde düşecekti. Bu taktirde çok büyük bir siyasi tartışma başlatılarak yargı içindeki deşifre olmamış uzantılarca yolsuzluk soruşturmaları kaldığı yerden devam ettirilecekti. Ancak 30 Mart 2014 seçimleri bu kesimi şok etti. AK Parti'nin büyük bir başarı kazanması, ardından Ağustos ayında Başbakan Erdoğan'ın halk oyuyla cumhurbaşkanlığına seçilmesi, kamuoyunun olayları nasıl değerlendirdiğini çarpıcı şekilde gösterdi.

17 Aralık sürecinde ortaya çıkan bulgular, Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda sıkça tartışılan delillerin düzmece olduğu şüphesini güçlendirdi. Özellikle son gelişme olarak 14 Aralık 2014 tarihinde 'Tahşiye Kumpası Operasyonu' olarak adlandırılan operasyonda ortaya çıkan ayrıntılar, Gülen yapılanmasının masum insanlara kumpas kurduğunu, sahte delil yerleştirdiğini çarpıcı şekilde ortaya koydu. Fetullah Gülen hakkında yakalama kararı, Samanyolu TV başkanı için de tutuklama kararı verildi. Bu gelişme, kumpas şüphesini doğruladı. 14 Aralık'la birlikte olaylara bakış da birden tersine döndü. Artık kumpas şüphe değil bir gerçek olarak görülüyor. Dolayısıyla Ergenekon ve Balyoz darbe soruşturma ile davaları sürecinde gündeme gelen her delil üzerinde bir şüphe ortaya çıkmış oldu. F-Tipi olarak da nitelendirilen Gülen yapılanmasının kendilerine hedef gördüğü şahıs ve grupları kumpas kurarak ve sahte delil yerleştirerek suçlu gösterdiği anlaşıldı. Şüphesiz ki bu da bir kanaat. Yani henüz 14 Aralık davası görülmüş ve sonuca varılmış değil. Sadece gelişmelere bakarak bu kanaatimizi paylaşmış oluyoruz. Ancak, olay sadece Tahşiye Kumpası olayı da değil. Bunu da görmek lazım. Hiç bilinmeyen kumpas iddiaları her gün kamuoyuna yansıyor. Daha önce konuşmaya cesaret edemeyen ya da konuştuğu halde sesi duyulmamış olanların başına gelenler hergün basına yansıyor. Bunların dışında Ergenekon ve Balyoz gibi bilinen davalarda da önemli gelişmeler yaşanıyor. Örneğin yeniden görülen Balyoz davasında 2 adet delil CD'si üzerindeki yazıların bir imza makinesiyle yazıldığına dair bilirkişi tespiti yapıldı. Bilirkişinin teknik açıklamaları, özellikle bu konulara vakıf olanlar için oldukça aydınlatıcı. Elle yazılma durumunda olması gereken mürekkep birikmeleri burada yok. Tersine bir makineye mahsus mürekkep birikmeleri var. Bu noktada söylenebilecek önemli bir şey, f-tipi yapılanmanın kumpasına sadece hedeflerindeki sanıkların değil basın olarak bizlerin ve kamuoyunun da geldiği görülüyor. Kısacası, hepimizin kandırıldığı söylenebilir. Dolayısıyla açılacak davalara müşteki olarak katılmak da düşünülebilir.

Darbe girişimlerinin yaşandığı sır değildir. Saatlerce uzunluktaki ses kayıtları, Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman gibi en üst komutanların polemiği ve benzeri gibi sahtelik şüphesi olmayan deliller mevcuttur. Ancak belki bunların yargı önünde yetersiz olacağını düşünen paralel kesimlerin araya sahte deliller yerleştirmiş olabileceği şüphesi iyice güçlenmiş bulunmaktadır. Bu ise asla gözardı edilemeyecek ve o davaların sonucunu da etkileyecek önemli bir bulgudur. Halen Yargıtay aşamasında olan Ergenekon davası bir kez daha bu açıdan gözden geçirilmelidir. Tabi diğer davalar da..

Her zaman belirttiğimiz gibi (Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6070) bir insanın tipini görüşlerini veya diğer özelliklerini beğenmeyebilirsiniz. Ancak bu ona haksızlık yapılmasını haklı kılmaz. Bu zulümdür ve Allah'ın asla kabul etmediği bir davranıştır. Kul hakkıdır. Bunu yapanın ahiretinden korkulur. İki şeyden illa ki birisi seçilecekse mazlum olmak tercih edilmelidir. Darbe girişimi aşağılık bir suçtur. Topluma karşı işlenen bu suçun cezalandırılması gerekir. Ancak masum insanlara kumpas kurmak ise işte bu bize göre çok daha aşağılık ve kelimelerin nitelemede yetersiz kalacağı bir suçtur.

Deliller bölümünü yayına açtığımızda da belirttiğimiz gibi delil tartışmalarına dair iki tarafın görüşlerini de yansıtmayı amaçladık. Tartışma konusu olan deliller ile bu delillere karşı ileri sürülen itirazları gücümüz yettiğince burada bir araya toplamayı istediğimiz belirtmiştik. 17 Aralık sonrası ortaya çıkan delil gelişmelerini de 'Delil Tartışmaları' bölümünde oluşturduğumuz 3. sayfa ile sizlere aktarmaya çalışacağız. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

KUMPAS ŞÜPHESİYLE İLGİLİ HABERLERE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN >>>

Balyoz ve Ergenekon davalarında yaşanan delil tartışmaları | Odatv davasında yaşanan delil tartışmaları

(21 Aralık 2014, 13:49)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6486    yazdır/print


 

Paralel yapının operasyon korkusu

Paralel yapı, büyük operasyonun her an gelebileceği korkusuna kapıldı. İlginç gelişmeler gözleniyor. Zaman yazarları öncülüğünde adliye önünde toplanan çok sayıda kişi operasyonun engellenmesini istedi. İlginç bir başka detay da toplum kesimlerinin gelişmelere sessiz kaldığının belirtilmesi ve eleştirilmesi oldu. Bu şekilde yalnız kaldıklarını adeta itiraf eden paralel kesimin büyük operasyonun geleceğini duyurması bir habercilik başarısı değil yaşanan korkunun bir belirtisi olarak değerlendiriliyor. Çünkü 17 Aralık sonrasında devlet içinde cemaat tabanlı paralel bir yapılanmanın varlığına dair somut deliller her gün giderek çoğalırken bu yapılanmaya yönelik büyük bir operasyonun geleceğine zaten kesin gözle bakılıyordu. Dolayısıyla zaten gelmesi beklenen bu operasyonun sanki önceden haber alınmış gibi gösterilerek 'Sıradışı bir hareketlenme var. Bize operasyon yapılacak. Aman ha bu çok yanlış olur' gibi bir tavırla karalanmaya ve engellenmeye kalkışılmasının işe yaramayacağı değerlendiriliyor. Fetullah Gülen'den operasyon beklentisi üzerine yeni bir beddua daha geldi.

13.12.2014 15:56 Paralel yapı, büyük operasyonun her an gelebileceği korkusuna kapıldı. İlginç gelişmeler gözleniyor. Zaman yazarları öncülüğünde adliye önünde toplanan çok sayıda kişi operasyonun engellenmesini istedi.

Cemaat tabanlı paralel yapılanmanın internet sitelerinden olduğu ileri sürülen "Rota Haber", önceki gün paralel yapıya yönelik büyük bir operasyonun geleceğini "fuatavni" isimli twitter hesabına dayanarak ileri sürdü. Toplum kesimlerinin gelişmelere sessiz kaldığının da iddia edildiği ve eleştirildiği haberde aynen şu satırlar yer aldı:

"Başsavcılar 17 Aralık'ın rövanşı için Ankara'ya gitti. Son birkaç gün içerisinde birçok ilin başsavcı ve başsavcı vekili izne ayrılıp Ankara'ya geldi. Bu ziyaretler rutin ya da kişisel beklentiler için yapılan ziyaretlerden değil. 17/25 Aralık'ın rövanşı için düşünülen operasyonların ön çalışması için yapılan ziyaretler.

Modern toplumlarda alışılagelmiş tepkisizlikten ve öğrenilmiş çaresizlikten ötürü çok önemli gündemlerin hızla değişmesine ve görmezden gelinmesine kamuoyu müsaade etmez. Hele gündem hukukun yok sayılması ve çiğnenmesiyse uzun süre tartışıldığı gibi durum olumlu eleştirilerle düzeltilme yoluna gidilir.

Ülkemizde gündemi sarsması beklenen pek çok konunun farklı saiklerle görmezden gelinmesi neredeyse toplumsal fıtrat sayılıyor. Yerleşik düzene ve alışılagelene sımsıkı bağlı tutumumuza değer atfetmek için kullanılan sessiz çığlık ibaresi de sadece sloganik tatmin oluyor.

Toplumun duyarsızlığı üst seviyedeyken kendi alanları işgal edilen hukukçuların tavrı nasıl oluyor? Evrensel hukuk ilkelerinin 'Söz konusu iktidarsa, gerisi teferruatır' diye çiğnendiği bir durumda hukukçuların bırakın eleştirmeyi fikir beyan edemedikleri görülüyor. Oturma düzenleri bile tarafgirliklerini resmeden eski/yeni birçok hukukçunun birbirlerini dinlemeden ekrandan bağırıp çağırması yeterli görülür oldu.

Hukukun temel dinamiklerini sarsan değişiklikler bir tartışma programı ve otuz saniyelik basit bir haber kadar gündem oluyor. Hukuku torbaya koyup delik deşik haline getiren iktidar, temel insan haklarına aykırı düzenlemeleri torbaya koymuşsa çoğu zaman kimse farkına bile varmadan yasalaşıyor. Ve iki cümleyle dahi olsa gündeme gelmiyor.

Kişisel amaçlara hizmet eden özel yasa çıkarılamayacağı gibi dönemsel politika değişikliğiyle 9-10 ay gibi bir sürede hukuki kurallarda değişikliğe gidilmez.

'Somut delil gerektirir kuvvetli şüphe' kriteriyle kendini korumaya alıp 'Tehlikeyi! bertaraf ettim, şimdi intikam zamanı' diyerek 'makul şüphe' kriterine dönmek ilkel toplumlarda olabilecek yönetim zihniyetidir. Bu zihniyet her fırsatta 'Bu kriterleri toplumun belli kesimleri için çıkardım, Sulh Ceza Mahkemelerini bu yüzden kurdum' diyorsa artık hukuktan değil, keyfi yönetimden bahsedilebilir.

Hukuk ayaklar altındayken hukukçular neden sessiz?

Daha vahimi hukukçular neden hukuksuz sürece koşar adım ortak oluyorlar?

Açıkça dile getirilen 'Bin kişiye operasyon yapılacak ve 17 Aralık'ın intikamı alınacak' iddiasının dikkate bile alınmadığı ülkede rövanşist zihniyete ve hukuksuz operasyonlara gönüllü destek vermek isteyen hakim ve savcılar sıraya girmiş durumda.

Son birkaç gün içerisinde birçok ilin başsavcı ve başsavcı vekili izne ayrılıp Ankara'ya geldi. Bizim hangileri olduğunu bildiğimiz çok sayıda ilin savcıları var.

Bu ziyaretler rutin ya da kişisel beklentiler için yapılan ziyaretlerden değil. 17/25 Aralık'ın rövanşı için düşünülen operasyonların ön çalışması için yapılan ziyaretler.

Bağımsız olması gereken yargı mensupları talimat almaya ve hukuksuz operasyon için teklifler sunmaya geliyor. Ülke adına vahim bir durum.

Bir dönem brifing almak için askeri salonlara koşan yargı mensupları şimdi 'Biz de operasyonda yer alalım' gayreti ve kendilerini iktidara beğendirme refleksiyle Ankara'ya uçarak geliyor.

Devletin temel erki olan yargıyı, yargının kararlarına uymayarak ve 'Gücünüz yetiyorsa gelin yıkın' diye meydan okuyarak yok sayan yürütme erkine bağlılık bildiren 'Emret yapalım, milli irade sensin' diyen Başsavcı ve Başsavcı vekillerinin varlığı ülkenin düştüğü vahim durumun en önemli göstergesidir.

Hukusuzluğun tavan yaptığı bir toplumda 'Gündem ne kadar hızlı değişiyor' muhabbeti ve 'Artık hiçbir şeye şaşırmıyorum' vurdumduymazlığı yaşanan felaketlerin günden güne artmasına yol açtığı gibi yarım yamalak olan demokrasinin de rafa kaldırılmasına neden olmuştur. @FUATAVNİ / ROTAHABER"


BİNLERCE KİŞİ OPERASYONU PROTESTO ETTİ!

Zaman gazetesinde ise ilginç bir gelişme duyuruldu. Buna göre "Fuatavni" hesabından duyurulan haber üzerine harekete geçen binlerce kişi Çağlayan Adliyesi önünde toplandı ve gelecek bu operasyon protesto edildi. Paralel medyanın merkez yayın organı olarak nitelendirilen Zaman gazetesinde bu gelişme şu satırlarla duyuruldu:

"Dumanlı: Zaman'a el koyacak eli kader kırar, vicdan kırar, halk kırar

ON BİNLERCE İNSAN ÇAĞLAYAN ADLİYESİ’NDE BİR ARAYA GELİRKEN, BAŞTA ZAMAN GENEL YAYIN MÜDÜRÜ EKREM DUMANLI OLMAK ÜZERE GÖZALTINA ALINACAĞI İDDİA EDİLEN GAZETECİLER, BAŞSAVCILIĞA HAKLARINDA HERHANGİ BİR SORUŞTURMA OLUP OLMADIĞINI SORDU.

17 Aralık yolsuzluk operasyonunun intikamı için gözaltına alınacakları iddia edilen gazeteciler dün Çağlayan Adliyesi’ne gitti. Avukatlarının Başsavcı Hadi Salihoğlu ile görüştüğünü söyleyen Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, “Hadi Bey, ‘Benim böyle bir dosyadan haberim yok’ dedi.” bilgisini paylaştı.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun yıldönümüne 5 gün kala önemli bir iddia ortaya atıldı. Hukuksuz operasyonları önceden deşifre eden Twitter fenomeni Fuat Avni, 150’si gazeteci olmak üzere 400 kişinin gözaltına alınacağını yazdı. İddiada ismi geçen medya yöneticileri, dün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne gitti. Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, Zaman Genel Yayın Müdür Yardımcısı Mehmet Kamış, Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Abdülhamit Bilici, Aksiyon Genel Yayın Müdürü Bülent Korucu, Irmak TV Genel Yayın Müdürü Süleyman Sargın, Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, Bugün TV Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil, Zaman yazarı Mümtaz’er Türköne ve çok sayıda gazeteci, haklarında herhangi bir soruşturma olup olmadığını sordu. Adliye önünde bir araya gelen binlerce vatandaş da gazetecilere destek verdi.

Ekrem Dumanlı, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Türkiye’nin hiç kimsenin babasının çiftliği olmadığını söyleyen Dumanlı, “Biz dün (perşembe) gerekli tepkimizi verdik. Öteden beri söylediğimiz şeyi tekrar söylüyorum; bu ülke anayasa ile yasalarla, öyle ya da böyle, az ya da çok işleyen kanunlarıyla demokratik hukuk devletidir. Hiç kimsenin babasının çiftliği değildir. Hiçbir keyfi uygulamaya hiçbir vatandaş da razı değildir, boyun da eğmeyecektir.” dedi. Zaman Gazetesi olarak hiçbir baskı rejimine boyun eğmeyeceklerini beyan ettiklerini de hatırlatarak, şöyle devam etti: “Görüldüğü üzere büyük bir şımarıklık, büyük bir taşkınlık, büyük bir azgınlık içinde olan bazı ‘havuz’ diye yâd edilen insanlar yazıyor, çiziyor, tahrik ediyor. Onlardan bir tanesi, ‘Zaman’a da el konacak’ diye söyleyip duruyordu. Zaman’a el koyacak eli kader kırar, vicdan kırar, halk kırar. Birileri birkaç dişi fazla çıktı diye kendini vampir zannedebilir. Ama Zaman büyük lokmadır, yutulamaz. Zaman’ı durdurmak mümkün olmaz.”

Dumanlı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu ile yapılan görüşmeye de temas etti. Avukatlarının Salihoğlu ile bir araya geldiklerini dile getirerek şu bilgileri paylaştı: “Hadi Bey’in bize söylediği ‘benim böyle bir dosyadan haberim yok’. Tabii başsavcının haberi olmadan başkaları bir şeyler çeviriyor mu? Onu da bilemiyoruz. Dilekçemizi verdik. Dedik ki ‘bizimle ilgili bir soruşturma, tahkikat söz konusu mudur, değil midir? ‘Evet’ ise cevabı biz UYAP’ta da bunu görmek istiyoruz, dosyamızı da görmek istiyoruz. Ama bize şu an için söylenen ‘böyle bir şey yok.’ Peki bu hazırlık yok da dün öğleden beri bu hazırlık nedir? Neden yüzlerce polis bir operasyon var diye bekletilmektedir? İnsanlar fısıldayarak, biraz da korkarak ‘evet böyle bir şey var’ diyor. Ama resmen kimse bir şey söylemiyor. Bütün bunları zaman içerisinde yaşayacağız, göreceğiz.”

Salihoğlu ise adliyedeki basın odasına bilgi göndererek, operasyon iddiasına ilişkin gazetecilere herhangi bir açıklama yapılmayacağını duyurdu."

SAVCILIK: OPERASYON HAZIRLIĞI YOK

Öte yandan twitter'da perşembe akşamı ortaya atılan 'Gülen Cemaati'ne mensup 400 gazeteci gözaltına alınacak' iddiası doğrulanmadı. Fuatavni isimli hesaptan atılan ve özellikle Cemaat'e yakın Zaman gazetesi yazarlarına yönelik yapılacağı iddia edilen operasyon yapılmazken, "Al Jazeera" haber sitesine ye konuşan yargı kaynakları da adliyede böyle bir operasyon hazırlığı olmadığını söyledi. Fuatavni'nin operasyonda görev alacak polis ve yargı görevlilerinin isimlerini de vermesinin ardından Zaman Gazetesi'nin Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca Çağlayan Adliyesi'ne gitti. Dumanlı, Başsavcı Hadi Salihoğlu'na durumu sorduklarını belirtip, "Hadi Bey'in bize söylediği, 'Benim böyle bir dosyadan haberim yok'. Tabii başsavcının haberi olmadan birileri de bir şey çeviriyor mu bilemiyorum. Evetse sorunun cevabı bunu UYAP'ta da görmek istiyoruz" diye konuştu.

DUMANLI: OPERASYON EMRİ VERİLMİŞ

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ise, Çağlayan'a gitmeden önce Al Jazeera'nin sorularını yanıtladı. Fuatavni dışında başka bir kaynaktan kendilerine operasyon bilgisi gelip gelmediği sorusuna Dumanlı “Tabii bizim gazetenin muhabirleri devlet kurumlarındaki insanlarla yakın görüşüyorlar, temas ediyorlar. Oralardan aldığımız bilgiler Fuatavni’yi teyit ediyordu" yanıtını verdi. Dumanlı, "Emniyette bir operasyon için yüzlerce polis hazır tutuluyor mu? Bakıyoruz tutuluyor. Bir operasyon emri verilmiş mi? Verilmiş. Çağrılan insanlar niye çağrıldığını bilmiyor ama hem adliyede hem emniyette bu konuda hazırlık yapılmış. Bir de ulaştığımız bu konuyu bilmesi mümkün olan Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’ndaki yetkililerin sessizliği ‘hayır böyle bir şey yok’ demiyorlar. ‘Evet var, bu konuda yasal bir işlem yapıyoruz’ da demiyorlar. Mevcut yapıdaki hareketler Fuatavni’yi doğrular mahiyetteydi.” diye konuştu.

GÜLEN YİNE BEDDUA ETTİ

Fetullah Gülen'den operasyon beklentisi üzerine yeni bir beddua daha geldi. 17 Aralık sonrası paralel yapı polislerinin görevden alınması üzerine beddua eden eden Gülen "operasyonları yapanların evlerine ateşler salınsın" demişti. Ancak geriye bakıldığında görülenin, ateşlerin yanlış evlere düştüğü ve hedef şaşırdığı şeklinde yorumlanıyor. Fethullah Gülen, şimdi de şova dönüşen sahte operasyon nöbetlerine destek verip yeni beddualar yaptı, operasyonların engellenmesini istedi. Bu da bedduanın yine ters tepeceğini ve gelmesi beklenen operasyonun engellenemeyeceğini ve gerçekten de yapılacağına bir işaret  şeklinde  yorumlanıyor.

Gülen web sitesinden yayınlanan mesajda, "Zalimin işini kolaylaştırmak bir vebaldir. Zorlasın, göbekleri çatlasın, beyin kanamasından gitsinler" dedikten sonra taraftarlarına “susmayın” çağrısı yaptı. Fethullah Gülen, 17 Aralık darbe girişiminden bir yıl sonra yine bedduaları ile gündemde. Siyaseti hedef alan polis darbesinden hemen sonra yaptığı beddua ile büyük tepki çeken Gülen şimdi de Fuat Avni’nin twitlerinden sonra şova dönüşen sahte operasyon nöbetlerine destek verip yeni beddualar yaptı,Gülen web sitesinden yayınlanan mesajında, "Zalimin işini kolaylaştırmak bir vebaldir. Zorlasın, göbekleri çatlasın, beyin kanamasından gitsinler" dedikten sonra taraftarlarına “susmayın” çağrısı yaptı.

"İçeri atacaklarmış..."

Twitter’daki sahte hesap Fuat Avni’nin, Gülen cemaatine yakın medyaya operasyon yapılacağı iddiasından sonra, Zaman Gazetesi önü ve İstanbul Adliyesi’nde “nöbet şovu” yapılmasına destek olan Gülen, “İçeri atacaklarmış, ben zannediyorum dün içeri attıkları insanlar, meseleyi Kuran okuyarak ve gülerek karşıladıkları gibi, yarın öbür gün içeriye atacakları insanlar da, onu Hazreti Musa gibi gülerek karşılayacaklardır" dedi.

"Beyin kanamasından gitsinler"

Şahsi sitesinden yayınlanan videoda taraftarlarına “direnin” çağrısı yapan Gülen beddualarına da devam etti. Gülen şu ifadeleri kullandı: “Zalimin işini kolaylaştırmak bir vebaldir. Zorlasın, göbekleri çatlasın, beyin kanamasından gitsinler.”

Daha önce de ateşler salmıştı

Fethullah Gülen, 17 Aralık darbe girişiminden sonra hakkındaki suçlamaları reddederek çok büyük tepki çeken bir beddua yaparak şunları söylemişti: “Allah onların evlerine ateşler salsın, yuvalarını yıksın, birliklerini bozsun, duygularını sinelerinde bıraksın, önlerini kessin, bir şey olmaya imkan vermesin.”

KORKU PARALEL YAPIYI SARDI

Fuatavni'nin twitter mesajında da görülen ilginç bir detay; toplum kesimlerinin paralel yapıya yönelik gelişmelere karşı sessiz kaldığının belirtilmesi ve eleştirilmesi oldu. Bu şekilde yalnız kaldıklarını adeta itiraf eden bu yapının büyük operasyonun geleceğini duyurması bir habercilik başarısı değil yaşanan korkunun bir belirtisi olarak değerlendirilebilir. Çünkü 17 Aralık sonrasında devlete paralel yapılanmanın varlığına dair somut deliller her gün giderek çoğalırken bu yapılanmaya yönelik büyük bir operasyonun geleceğine zaten kesin gözle bakılıyordu. Dolayısıyla zaten gelmesi beklenen bu operasyonun sanki önceden haber alınmış gibi gösterilerek "Sıradışı bir hareketlenme var. Bize operasyon yapılacak. Aman ha bu çok yanlış olur!" gibi bir tavırla karalanmaya ve engellenmeye kalkışılmasının bir işe yaramayacağı, beyhude bir itibarsızlaştırma girişimi olmaktan öteye geçemeyeceği değerlendiriliyor. 17 Aralık 2013'ten bugüne kadar benzer engelleme girişimleri sonuçsuz kaldı. Çok çarpıcı bir son örnek 12 Ekim'deki HSYK seçimleri sürecinde yaşandı. Seçimler öncesi paralel kesimde yoğunlaşan ve varlıklarını adeta doğrularcasına "Biz gelirsek şöyle hesap soracağız, böyle yapacağız" gibi tehdit açıklamaları, bu yapının büyük bir darbe almasına, çeşitli görüşteki yargı kesimlerinin paralel tehlikeye karşı birleşmesine neden oldu. AK Parti'den önce 90'lı yılların sonunda Prof. Hablemitoğlu'nun da adeta feryat edercesine bu yapılanmaya dikkat çektiğinin toplumca farkedilmiş olması paralel yapıya yönelik büyük operasyonun engellenmesinin mümkün olmadığını gösteriyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(13 Aralık 2014, 15:56)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6471    yazdır/print


 

1000 isim daha dinlenmiş

Paralel yapının kontrolünde olduğu dönemde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından 2008-2009 tarihleri arasında, Genelkurmay Başkanlığı santralı ve TBMM ile işadamları, gazeteciler ve polislerin de arasında bulunduğu 1000 kişinin sahte isimlerle dinlendiği ortaya çıktı.

13.12.2014 14:22 Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından 2008-2009 tarihleri arasında, Genelkurmay Başkanlığı santralı ve TBMM ile işadamları, gazeteciler ve polislerin de arasında bulunduğu 1000 kişinin sahte isimlerle dinlendiği ortaya çıktı. Dönemin Emniyet Müdür Yardımcısı olan Emin Arslan da İBDA-C örgütü lideri İsmail Korkmaz sahte ismiyle ve mahkeme kararıyla dinlendi. Arslan, dün İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sahte isimle dinlendiğine ilişkin tespitleri içeren belgeleri teslim etti.

Hürriyet'in ortaya çıkardığı ‘VIP Dinleme’ skandalından sonra Ankara’da yeni bir telekulak skandalı gündeme bomba gibi düştü. Buna göre, 2008-2009 yılları arasında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından, aralarında Genelkurmay Başkanlığı santral numaralarından TBMM’ye, iş dünyasından gazetecilere kadar yaklaşık 1000 kişinin sahte isim ve olaylar üzerinden telefonlarının dinlendiği belirlendi. Dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan da telefonu dinlenenlerden biriydi. Meslektaşları, Emin Arslan’ı Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olduğu dönemde, İBDA-C örgütü lideri olarak İsmail Korkmaz sahte ismi ve mahkeme kararı ile dinlemişti. Hürriyet, bu dinleme skandalının belgelerine ve çok özel detaylarına ulaştı.

SORUŞTURMAYA HSYK BAŞMÜFETTİŞİ

Ankara İstihbarat Daire Başkanlığı’nda tespit edilen usulsüz ve yasadışı telefon dinlemeleri üzerine soruşturma başlatıldı. Geçmiş yıllara ait telefon dinlemelerini kapsayan soruşturmada ilk hedef, telefonların IMEI numaraları üzerinden talep edilen ve mahkeme kararı alınarak yapılan telefon dinlemeleri oldu. Soruşturmanın başına HSYK Başmüfettişi Ali Rıza Karakan getirildi.

İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANLIĞI

İlk tespitler sonunda, binlerce telefon IMEI numarası üzerinden alınan mahkeme kararları ile dinlenmişti. Bu telefon dinlemelerinde usulsüzlük ve yasadışı bir yöntem kullanılıp kullanılmadığı mercek altına alınmaya başlandı. Mahkeme kararları alınarak IMEI numaraları üzerinden dinlenen telefonların gerçek kişilere ait olup olmadığı araştırıldı. Araştırma sonunda Telekulağın hedefi olan yaklaşık 1000 kişinin telefonu, sahte isimler üzerinden terör örgütü üyesi olarak dinlenmişti. Dinleme tarihleri 2008-2009’u kapsıyordu. Dinlemenin adresi ise o dönem Ramazan Akyürek’in başında bulunduğu Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’ydı. Genelkurmay Başkanlığı santralinden TBMM’deki tüm daire başkanlıklarına, iş dünyasından gazetecilere ve hatta dönemin en üst düzey polis şeflerine kadar giden kabarık bir dinleme listesi ortaya çıktı.

İSMAİL KORKMAZ ADIYLA

Bu isimlerden biri de o yıllarda Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olan Emin Arslan’dı. İstihbarat Daire Başkanlığı’nda Şube Müdürü Yunus Yazar imzası ile telefonları IMEI üzerinden dinlenmesi istenen 7 kişilik listenin en başındaki isim, İsmail Korkmaz olarak belirtilmişti. 359542011470830 IMEI numaralı bu telefonun dinlenme gerekçesinde ise şunlar yazılmıştı: “İBDA-C (İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi) Terör Örgütü faaliyetleri kapsamında aşırı tepkisel görüşleri benimseyerek bu yönde yürüttükleri kışkırtıcı propaganda ve faaliyetleri ile toplumu kaos ortamına çekmeye yönelik kışkırtıcı faaliyet ve eylemlerin deşifre edilerek önlenmesi amacıyla IMEI numaralarının teknik takibi talep edilmektedir.”

3 AY DİNLEME TALEBİ

7 Nisan 2008’de 3 ay süre ile dinlenmesi talep edilen bu telefon numaraları aynı gün dönemin İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Coşkun Çakar’ın üst yazısı ve imzası ile Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Dinleme talebini içeren üst yazıdaki ifade aynen şöyleydi: “Dini motifli terör örgütü mensuplarınca kullanıldığına dair istihbari mahiyette bilgiler elde edilen, ekte gerekçesi ile IMEI numaraları belirtilen şahıs/ şahısların, gerçekleştirmeyi planladıkları/ planlayacakları eylemlerin önceden tespit edilerek engellenmesi amacıyla, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun Ek 7. maddesinde değişiklik yapan 5939 sayılı Kanun’un 1. maddesine istinaden irtibatlarının dinlenmesi, tespit edilmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, kayda alınması hususunda karara ihtiyaç duyulmaktadır...”

SAHTE İSİMLİ DİNLEMEYE ONAY

Karar aynı gün yani 7 Nisan 2008’de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Rüstem Çiloğlu tarafından, ‘Terör suçlarının işlenmesinin önlenmesi amacıyla iletişime müdahalenin gerektiği kanaatine varıldığı’ gerekçesi ile kabul edildi. Listenin 1 numarasında İsmail Korkmaz adı ile yer alan 7 kişi telefonlarının IMEI numaraları üzerinden dinlendi.

MAHKEMEYE BELGELERİ VERDİ

Gerçek 6 yıl sonra ortaya çıktı. İstihbarat Daire Başkanlığı’nda yapılan telefon dinlemelerinin usule uygun olup olmadığını araştıran HSYK Başmüfettişi Ali Rıza Karakan ve ekibince yapılan inceleme sonunda İsmail Korkmaz adına alınan kararla dinlenen telefonun dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan’a ait olduğu ortaya çıktı. Arslan, dün İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sahte isimle dinlendiğine ilişkin tespitleri içeren belgeleri teslim etti. Mahkemeye bir de dilekçe veren Arslan, ‘dinlemeleri yapan çetenin, kendisini amaçlarına engel gördükleri için, çevresini, sosyal ilişkilerini öğrenip, uydurma gerekçe ve dokümanlarla bir operasyona monte etmek amaçlarının açığa çıktığını’ belirtti. Arslan, 2009’da İstanbul’da gerçekleştirilen bir uyuşturucu operasyonu kapsamında tutuklanmıştı. İlk günden itibaren Emniyet’i ele geçirmek isteyen bir çetenin kendisine komplo kurduğunu iddia eden Arslan, ‘hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüte ve uyuşturucu ticaretine yardım etmek’ iddialarından 3.5 yıl ile 10.5 yıl hapis cezası istemiyle tutuksuz yargılanıyor.

160 ÜNLÜ İSİM DİNLEMİŞTİ

Hürriyet'in kısa süre önce yayınladığı bir başka haberde de 2008-2009 yılları arasında sektörlerinin ileri gelen 160 ünlü isminin, 'istihbari dinleme' adı altında, 'terör ve organize suç örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle' dinlendiğinin belirlendiği belirtiliyordu. Buna göre; gazetenin santral numaralarından Doğan Holding'in üst düzey yöneticilerinin neredeyse tamamı dinlenmiş. Listede işadamları Ferit Şahenk'ten, Ali Koç ve Mehmet Emin Karamehmet'e, eski Genelkurmay Başkanları İsmail Hakkı Karadayı'dan, Hüseyin Kıvrıkoğlu'na, gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz'dan, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Can Dündar'a kadar çok sayıda isim var. Haber üzerine harekete geçen savcılık paralel telekulak iddialarına yönelik soruşturma başlatmıştı.

Haberi daha ilginç kılan ise Hürriyet'in yayınlamasıydı. Bu durum, aylardır süren paralel yapı tartışmalarına soğuk bakan Hürriyet'in paralel yapıdan ümidini kestiği şeklinde değerlendiriliyor.

TEHLİKE AK PARTİ'DEN ÖNCE DE VARDI

"Günaydın Hürriyet, Elveda Paralel!" şeklinde de özetlenebilecek bu tavır değişikliği paralel yapının işinin bittiğine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Yine bu tavır değişikliği, olayın sadece AK Parti'nin sorunu değil, tehlikeye AK Parti'den önceki dönemde de dikkat çeken Prof. Necip Hablemitoğlu'nun raporlarına da yansıdığı gibi çok kritik bir devlet sorunu olduğunun bu kesimlerce de kavrandığına dair bir gösterge olarak yorumlanıyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Günaydın Hürriyet, Elveda Paralel!

(13 Aralık 2014, 14:22)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6465    yazdır/print


 

65 ilde 3027 polise soruşturma

Emniyet ve Jandarma'ya sızan Paralel Yapı unsurlarına yönelik soruşturmaların bilançosu genişliyor. Başbakanlık'tan 1, İçişleri Bakanlığı'ndan 61, Jandarma Genel Komutanlığı'ndan 3, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden 866 olmak üzere toplam 931 müfettiş 65 ilde soruşturmalarını sürdürüyor. Toplam 462 soruşturmadan 264'ü tamamlandı. 198'i sürüyor. Ergenekon, Balyoz ve benzer soruşturma süreçlerindeki tartışmaların ortaya çıkmaması için titizlikle yürütülen çalışmalarda sadece somut delillere yer veriliyor. 3bin polise soruşturma açılmış olması, yapının binlerce polise sahip olduğu iddialarını güçlendirdi. Kısa süre önce ortaya çıkan bir başka bilançoda ise paralel yapı' olarak adlandırılan Gülen Cemaati'nin emniyette 41 bin polisi olduğu, şu ana kadar tasfiye edilenlerin bu sayının çok azı olduğu öne sürülüyordu.

13.12.2014 14:11 17 ve 25 Aralık operasyonları ile devlet içindeki varlıkları su üstüne çıkan ve bir yıla yakın bir süredir hükümetin büyük bir mücadele verdiği paralel yapının Emniyet ve jandarma ayağına ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmaya başladı.

931 MÜFETTİŞ GÖREVLİ

Sadece 17 Aralık değil Ergenekon, Balyoz, casusluk davaları gibi kamuoyunun yakından takip ettiği birçok dosyada kurdukları komplolar tek tek ortaya çıkmaya başlayan paralel yapının, Emniyet ve jandarmadaki örgütlenmesinin çözülmesi için 931 müfettiş çalışmalarını sürdürüyor. Başbakanlık'tan 1, İçişleri Bakanlığı'ndan 61, Jandarma Genel Komutanlığı'ndan 3, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden 866 müfettiş harıl harıl paralel yapıya mensup polis ve jandarmanın devlete verdiği zararı ortaya çıkarmak için çalışıyor. Yapılan soruşturmalarda suça bulaştığı görülenler mahkemeye gönderiliyor. 931 müfettiş paralel yapıya ilişkin iddiaları araştırmak için toplam 65 ilde çalışmalarını sürdürüyor. Buralardaki vatandaş ya da personelden gelen iddialar soruşturuluyor. Belgeler, kayıtlar, görüntüler inceleniyor. Polis ile ilgili 460, jandarmadaki 2 olay ile ilgili soruşturma yürütülüyor. Bunlardan 264'ü ile ilgili çalışmalar tamamlandı, 198 soruşturma ise devam ediyor. Hakkında soruşturma açılan polis ve jandarmanın sayısı olayın vahametini daha da iyi ortaya koyuyor. Paralel yapı ile bağlantılı olarak suç işlediği yönünde şüphe olan 3 bin 27 polis, 8 jandarma hakkında yapılan soruşturmalar tamamlandı ya da devam ediyor.

BİN 700 SUÇ DUYURUSU

Bugüne kadar bin 697 polis, 8 jandarma olmak üzere toplam bin 705 güvenlik mensubu hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu. Bunların sonucunda 45 polis tutuklandı.

BİN 305 DİSİPLİN CEZASI

Bin 300 polis, 5 jandarma hakkında yapılan soruşturmalar sonrasında disiplin cezası verildi. 481 polis, 13 jandarma hakkında görevden uzaklaştırma kararı verildi. 538 polis hakkında ihraç talebi bulunuyor. Yapılan çalışmalar sonrasında bunlardan 163'ü ile ilgili ihraç cezası verildi.

GÜLEN'İN POLİSLERİ 41 BİN KİŞİ

Kısa süre önce ortaya çıkan bir başka bilançoda ise paralel yapı' olarak adlandırılan Gülen Cemaati'nin emniyette 41 bin polisi olduğu, şu ana kadar tasfiye edilenlerin bu sayının çok azı olduğu öne sürülüyordu. 40 ilde 5 bini rütbeli 41 bin polislik şok sayının; Emniyet'in istihbarat, TEM ve personel dairelerinin çalışması sonucu ortaya çıkarıldığı belirtildi. Sayının yüksekliği yakın geçmişte yaşanan bazı gelişmeleri anlaşılır kılıyor.

"POLİSİME DOKUNMAYIN" BEDDUASI

41 bin kişilik sayının yüksekliği cemaat yapılanmasının polis içinde adeta bir ordu kurmuş olduğunu düşündürüyor. Sayının ulaştığı seviye, cemaatin hazır hale geldiğini düşünerek 7 Şubat 2012 MİT kriziyle birlikte harekete geçmesini, ardından Gezi ve 17 Aralık süreçlerinde darbe girişimlerine devam etmesini de anlaşılır kılıyor. Sayının yüksekliği aynı zamanda cemaat yapılanmasının en büyük gücünün polis içinde olduğu iddiasını da güçlendirirken, 17 Aralık sonrası hükümetin polise yönelik geniş çaplı görevden alma operasyonlarına karşın Fetullah Gülen'in niçin beddua etmek gibi şaşırtıcı tavırlarla tepki gösterdiğini, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e mektup yazarak görevden almalar için acilen devreye girmesini istemesini de anlaşılır kılıyor. Polis içindeki cemaat yapılanmasıyla ilgili AK Parti döneminden önce, Prof. Necip Hablemitoğlu da çarpıcı raporlar kalem almış, ardından sürekli tehditler geldiğini açıklamıştı. 2000 yılındaki Gülen davasının delilleri arasına raporları giren Hablemitoğlu, 2002'de faili meçhul bir suikast sonucu öldürülmüştü. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Gülen'in polisleri 41 bin kişi

(13 Aralık 2014, 14:11)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6464    yazdır/print


 

Günaydın Hürriyet, Elveda Paralel!

2008-2009 yılları arasında sektörlerinin ileri gelen 160 ünlü isminin, 'istihbari dinleme' adı altında, 'terör ve organize suç örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle' dinlendiği belirlendi. Haberi daha ilginç kılan ise Hürriyet'in yayınlamasıydı. Bu durum, aylardır süren paralel yapı tartışmalarına soğuk bakan Hürriyet'in paralel yapıdan ümidini kestiği şeklinde değerlendiriliyor. Hürriyet'in haberine göre; gazetenin santral numaralarından Doğan Holding'in üst düzey yöneticilerinin neredeyse tamamı dinlenmiş. Listede işadamları Ferit Şahenk'ten, Ali Koç ve Mehmet Emin Karamehmet'e, eski Genelkurmay Başkanları İsmail Hakkı Karadayı'dan, Hüseyin Kıvrıkoğlu'na, gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz'dan, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Can Dündar'a kadar çok sayıda isim var. Haber üzerine harekete geçen savcılık paralel telekulak iddialarına yönelik soruşturma başlattı.

06.12.2014 16:14 İstanbul Emniyeti'nin arşiv kayıtlarında yapılan incelemelerin yeni bir paralel telekulak skandalını ortaya çıkardığı iddia edildi. Buna göre; 2008-2009 yıllarında aralarında iş adamı, gazeteci, milletvekili ve genelkurmay başkanlarının da bulunduğu 160 kişi kod isimlerle ve IMEI numaraları üzerinden usulsüz dinlenmiş.. Doğan Holding'in üst düzey yöneticilerinin neredeyse tamamının dinlenmiş olduğu listede işadamları Ferit Şahenk'ten, Ali Koç ve Mehmet Emin Karamehmet'e, eski Genelkurmay Başkanları İsmail Hakkı Karadayı'dan, Hüseyin Kıvrıkoğlu'na, gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz'dan, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Can Dündar'a kadar 160 kişinin ismi var.

GÜNAYDIN HÜRRİYET, ELVEDA PARALEL!

Haberi daha ilginç kılan ise Hürriyet gazetesinin manşetten yayınlamış olmasıydı. "Günaydın!" dedirten bu tavır değişikliği şaşırtıcı bulundu. Çünkü 17 Aralık'tan bugüne kadar 1 yıldır yoğun süren paralel yapı tartışmalarında Doğan medyasında paralel yapıyı kollayan ya da görmezden gelen bir tavır belirgin şekilde gözleniyordu. Hürriyet'in bu son haberine konu olan Doğan medyası ya da benzeri çevrelere ait önemli isimlerin paralel yapı tarafından dinlendiğine yönelik haberler daha önce de yayınlanmış, ancak Doğan medyası ya da bağlantılı haber organlarında adeta görmemezlikten gelinmişti. Her birisi belgelere dayanan ve çeşitli soruşturma ve davaların açılmış olduğunu işleyen telekulak haberlerine Hürriyet'in de manşetten vermeye başlamış olması, Hürriyet'in, daha doğrusu Doğan medyası ve temsil ettiği kesimlerin paralel yapıdan ümidini kestiği şeklinde değerlendiriliyor.

TEHLİKE AK PARTİ'DEN ÖNCE DE VARDI

"Günaydın Hürriyet, Elveda Paralel!" şeklinde de özetlenebilecek bu tavır değişikliği paralel yapının işinin bittiğine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Yine bu tavır değişikliği, olayın sadece AK Parti'nin sorunu değil, tehlikeye AK Parti'den önceki dönemde de dikkat çeken Prof. Necip Hablemitoğlu'nun raporlarına da yansıdığı gibi çok kritik bir devlet sorunu olduğunun bu kesimlerce de kavrandığına dair bir gösterge olarak yorumlanıyor.

DETAYLAR

Hürriyet'ten Toygun Atilla'nın haberine göre, Türkiye'nin ünlü işadamları, gazetecileri, rektörleri ve eski komutanların da aralarında bulunduğu 160 kişinin telefonlarının IMEI numaraları üzerinden, ‘terör ve organize suç örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle’ dinlendiği ortaya çıktı. Çoğu kod isimlerle alınan mahkeme kararlarının ardından 2008-2009 yılları arasında yapılan telefon dinlemeleri İstanbul Emniyeti tarafından ‘istihbari dinleme’ çerçevesinde gerçekleştirildi. Listede Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, işadamları Ali Koç, Mehmet Emin Karamehmet, eski Genelkurmay Başkanları Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, eski Deniz Kuvvetleri Komutanları Oramiral Vural Bayazıt ve Oramiral Bülent Alpkaya, gazeteciler Uğur Dündar, Mehmet Yılmaz, Yılmaz Özdil, Tufan Türenç, Can Dündar, Faruk Bildirici, Soner Yalçın, Şirin Payzın, Cengiz Semercioğlu gibi isimler var. ‘Moskof Cariye Hürrem’, ‘Pargalı’ ve ‘Hatice’ gibi tarihi romanların yazarı Fatma Demet Altınyeleklioğlu da dinlenenler arasında...

20 BİN DİNLEME

İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün arşiv kayıtlarında yapılan incelemelerde, dinlemeye alınmış pek çok telefon numarası tespit edildi. Bunun üzerine bu telefonların kimlere ait olduğu teker teker araştırıldı. Yaklaşık 2.5 aydır devam eden çalışma sonunda ‘telekulağın’ çalışma yöntemi gözler önüne serildi. Sonuçta işadamları, gazeteciler, askerler, bürokratlar ve öğretim görevlilerinin aralarında bulunduğu 160 kişinin, ‘terör ve organize suç örgütü üyelerinin yanlarına monte edilerek’ dinlendikleri ortaya çıktı. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerin çoğunda kod isimlerin kullanıldığı, bazılarının soyadlarının bile olmadığı anlaşıldı. Dinleme kararlarına yaptıkları işler ve konumları da konulmamıştı. IMEI numaraları üzerinden dinlenen telefonlar, sadece İstihbarat Şube Müdürlüğü ile de sınırlı değil. İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü ile Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde de geçmiş yıllara dönük yapılan araştırmalarda yaklaşık 20 bin telefon dinlemesi belirlendi. Bu 3 şubede incelemelerin sürdüğü, listenin bu incelemeler soncunda netleşeceği ifade edildi.

AVUKATI BİLE

Telefonları dinlenenler arasında haklarında dava açılan, gözaltına alınan ve tutuklu olarak yargılananlar da var. Gazeteci Soner Yalçın bu isimlerden biri. Odatv davası kapsamında 2011 yılında tutuklanan Soner Yalçın, 2008’in mart ayından haziran ayına kadar 3 ay boyunca dinlenmiş. İstanbul Askeri Casusluk davasının sanıklarından Ebru Nilhan Bozkurt’un telefonları ise 2008’in ocak ayı ile 2009’un mart ayı arasında 3 ay dinlenmiş. Bozkurt bu telefon dinlemesinden yaklaşık 1.5 yıl sonra İstanbul Askeri Casusluk davasında şüpheli oldu. Ancak dava dosyasında telefon dinleme görüşmeleri yer almadı. Aynı şekilde Soner Yalçın’ın da 2008’deki telefon görüşmeleri dava dosyasında yoktu. Bir diğer benzer telefon dinlemesi de Ergenekon davasının sanıklarından Yarbay Mustafa Dönmez’e ait. Dönmez’in telefonları 2008’in kasım ayı ile 2009’un şubat ayı arasında dinlenmiş. Polis Mustafa Dönmez’in telefonunu dinlemekle kalmamış, avukatı Gülten Güven’i de dinlemiş.



KODLARIYLA O İSİMLER

İŞ DÜNYASI

Ferit Şahenk - FERİT (Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
Yıldırım Ali Koç - ALİ (Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi)
Caroline Nicole Koç - CANAN (Mustafa Koç’un eşi)
Mehmet Emin Karamehmet - MAHMUT (Çukurova Holding’in sahibi)
Mustafa Süzer - MUSTAFA (Süzer Holding Yönetim Kurulu Başkanı)
Fevzi Bülent Özaydınlı - BÜLENT (Migros’un ortağı ve CEO’su)
Atalay Şahinoğlu - ATALAY (Nuh Çimento eski Genel Müdürü-Demirören Holding Koordinatör ve Danışmanı)
Hüsamettin Kavi (BEMKA Emaye Bobin Teli A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı)
Erol Altaca - EROL (Altaca Dershaneleri’nin sahibi)
Mehmet Yörük - MEHMET (Doğan Holding Finans ve Fon Yönetimi Başkan Yardımcısı)
Melih Türker - MELİH (O tarihte Petrol Ofisi Genel Müdürü)
Ertan Çakır - ERTAN (O tarihte Petrol Ofisi Satışlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı)
Ahmet Toksoy - (Doğan Holding Mali İşler Başkanı)
Ali İhsan Karacan - ALİ İHSAN (O tarihte Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi)
Yener Şenok - YENER (Doğan Holding Mali İşler Başkan Yardımcısı)
Hakan Genç (O tarihte Doğan Holding Avrupa Temsilcisi)
Süleyman Kocakaya (O tarihte Doğan Dış Ticaret Yöneticisi)
Dursun Ali Yılmaz - DURSUN (O tarihte Hürriyet Gazetesi Mali İşler Başkanı)
Halil Özkan - FARUK (O tarihte Hürriyet Gazetesi Mali İşler Müdürü)
Yavuz Ada (Hürriyet Gazetesi Muhasebe Müdürü)
Memduh Karakullukçu - MENDUH (2007-2010 arası TÜSİAD Başkan Danışmanı)
Sezai Çanakçı - SEZAİ (Çanakçılar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
İbrahim Çağlar - İBRAHİM (Nurtop A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı-İTO Başkanı-MÜSİAD Kurucu Üyesi)
Ömer Lütfi Karagöz - ÖZAY (Migros İletişim ve Bilgi Güvenliği Müdürü)
Tanıl Küçük - CEMAL (O tarihte İstanbul Sanayi Odası eski başkanlarından)

MEDYA DÜNYASI
Vuslat Doğan Sabancı (Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı)
Mehmet Yakup Yılmaz (Gazeteci-Yazar)
Tufan Türenç - TUFAN (Gazeteci)
Ruşen Çakır - RUŞEN (Gazeteci)
Mehmet Murat Yetkin - MURAT (Gazeteci)
Zafer Mutlu - ZAFER (Gazeteci)
Serdar Akinan - (SKY Türk eski Yayın Yönetmeni)
Cem Aydın (Doğuş Grubu eski Genel Müdürü)
Yılmaz Özdil - YILMAZ (Gazeteci-Yazar)
Can Dündar - CAN (Gazeteci)
Aslı Aydıntaşbaş - ASLI (Gazeteci)
Mehmet Faraç - MEHMET (Gazeteci)
İsmail Küçükkaya - İSMAİL (Gazeteci)
Süleyman Serdar Çaloğlu - SERDAR (Show TV eski Genel Müdürü)
Mirgün Cabbas - SIRRI (Televizyoncu)
Uğur Dündar - UĞUR (Gazeteci)
İbrahim Yıldız - (Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni) - Dinleme kararı yok
Abbas Güçlü - (Gazeteci) - Dinleme kararı yok
Amberin Zaman - MEHMET (Gazeteci)
Şirin Payzın Acet - ŞİRİN (Televizyoncu)
Nihat Genç - NİHAT (Yazar)
Oylum Talu - CEYLAN (Televizyoncu)
İbrahim Özay Şendir - ÖZAY (Gazeteci)
Rasih Yılmaz - RASİH (Gazeteci-Yayıncı)
Selahattin Sadıkoğlu - SELAHATTİN (Gazeteci)
Ergün Diler - ERGÜN (Gazeteci)
Cengiz Semercioğlu - CENGİZ (Gazeteci)
Engin Ardıç - HALİL (Gazeteci)
Bedri Baykam - BEDRİ (Ressam)
Melih MERİÇ - MELİH (Televizyoncu)
Metin Yüksel - METİN (Gazeteci)
Saner Ayar - SONER (Show TV eski Genel Müdürü)
Selçuk Tepeli - RECEP (Gazeteci/Şimdiki Habertürk Genel Yayın Yönetmeni)
Saynur Tezel Özgentürk - SAYNUR (Televizyoncu)
Ruhat Mengi - RUHİ (Gazeteci)
Orhan Gökdemir - SERDAR (Gazeteci)
Bülent Çöltekin - BÜLENT (Televizyoncu)
Rıdvan Bıyık - YAVUZ (Televizyoncu)
Mustafa Şekeroğlu - MUSTAFA (Gazeteci)
Fevzi Mete Çubukçu (Gazeteci)
Sinem Vural (Gazeteci)
Gülden Aydın (Gazeteci)
Mehmet Nuri Çolakoğlu - MEHMET NURİ (Gazeteci)
Faruk Bildirici - FARUK (Gazeteci)
İbrahim Serdar Akinan - SERDAR (Gazeteci)
Şükran Suna Vidinli - SUNA (TV programcısı)
Arslan Bulut - ARSLAN (Gazeteci)
Özdemir İnce - ÖZDEMİR (Yazar)
Uğur Şevkat (Gazeteci TV programcısı)

DİĞER İSİMLER
Bülent Küçüktürkmen (İşadamı))
Prof. Erdoğan Teziç (Eski YÖK Başkanı)
Orhan Birgit (Eski milletvekili Aydın Doğan Vakfı eski Yürütme Kurulu Başkanı)
Kuzey Deniz Komutanlığı santral numarası
Prof. Muhammed Şahin (İTÜ Rektörü)
Prof. Necla Pur (2006-2010 yılları arası Marmara Üniversitesi Rektörü)
İlter Türkmen (Eski Dışişleri Bakanı ve Büyükelçi)
Reşat Altay (Eski Trabzon Emniyet Müdürü)
Prof. Fatma Feyza Darandeliler - MEHMET (İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanlarından)
Aykut Zahid Akman (RTÜK eski Başkanı)
Fatma Nur Serter (CHP milletvekili)
Selahattin Çetiner (Eski İçişleri Bakanlarından)
Prof. Tanay Sıdkı Uyar - ÖMER (Marmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı)
Prof. Yunus Söylet (İstanbul Üniversitesi Rektörü)
Yaşar Yazıcıoğlu (Eski Başbakanlık Müsteşarı)
Prof. Ahmet Altınel (İstanbul Üniversitesi Zooteknik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi)
Muharrem İnce (CHP Milletvekili)
İlter Terzioğlu (Eski TURKCELL Şebeke Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı)
Prof. Hasan Can Okutan (İTÜ Kimya Ana Bilim Dalı Başkanı)
Prof. Ahmet Zekai Görgülü (İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı Başkanı)
Ferruh Taşdemir (Yapımcı)
Kemal Nehrozoğlu (Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri)
Sadettin Tantan (Yurt Partisi Genel Başkanı)
Prof. Faruk Erzengin (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi eski Dekanı)
Prof. Hüseyin Faruk Karadoğan (Eski İTÜ Rektörü)
Prof. Ayşe Soysal (Boğaziçi Üniversitesi Rektörü)
Prof. Emin Durul Ören (Yıldız Üniversitesi eski Rektörü)
Ömer Vehbi Hatipoğlu (Siyasetçi)
Saadet Yıldırım (Türk Dünyası
Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı)
Prof. Ali Akyüz (İstanbul Üniversitesi Cerrahi Tıp Bölümleri Öğretim Üyesi)
Mehmet Moğultay (Eski Bakan)
Lale Apaydın (TÜBİTAK Çalışanı)
Musa Çam (CHP Milletvekili)
Mehmet Akkan Suver (Marmara Grubu Stratejik Sosyal Araştırma Vakfı Genel Başkanı)

ONUN DÖNEMİ

İSTANBUL İstihbarat Şube Müdürü Edip Vural ve ekibinin çalışmaları sonunda ortaya çıkan yasadışı dinlemeler üzerine soruşturma derinleştirildi ve Mülkiye Başmüfettişi Turgay Alpman ile Polis Başmüfettişi Selim Kutkan bu dosya için özel olarak görevlendirildi. Polisin yaptığı ilk tespitler üzerinden çalışmayı derinleştiren müfettişler, sahte isimler ile yapılan telefon dinlemeleri için alınan mahkeme kararlarını da belgeledi. Bu dinlemelerin yapıldığı dönemde İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nin başında Ali Fuat Yılmazer görev yapıyordu. Yılmazer, daha önce ortaya çıkarılan yasadışı telefon dinlemeleriyle ilgili iddialar çerçevesinde halen tutuklu bulunuyor.

ORGANİZE

İstanbul’da Mülkiye Müfettişleri’nin yasadışı ve usulsüz telefon dinleme olaylarına yönelik olarak daha önce hazırladıkları bir raporda da dinleme eylemlerinin ‘sistematik, planlı ve organize’ bir görünüm arz ettiğine vurgu yapılarak, bu dinlemelerin ‘belirli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik’ olduğuna dikkat çekilmişti. Bu rapor da son soruşturmayı yürüten Mülkiye Başmüfettişi Turgay Alpman ve Polis Müfettişi Selim Kutkan tarafından hazırlanmıştı.

IMEI İLE DİNLEME NEDİR?

HER bir GSM telefon cihazına üretim aşamasında IMEI numarası yükleniyor. IMEI ‘International Mobile Equipment Identity’nin (Uluslararası Mobil Ekipman Kimliği) numarası her bir cihazın kimlik numarası olup 15 haneden oluşur, tek ve benzersizdir. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın telefonları da Devrimci Karargah dosyasında sahte isim ve IMEI numarası üzerinden dinlenmişti. Avcı, bu şekilde telefon dinlemesi yapılmasının yasadışı olduğunu söylemişti.

SAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI

Hürriyet gazetesinin ‘Dinlenen VİP isimler’ manşetiyle duyurduğu usulsüz dinleme iddialarına ilişkin haber savcılığı harekete geçirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 5 Aralık 2014’de Hürriyet Gazetesi’nin haberini ihbar kabul ederek soruşturma başlattı.

Mülkiye Müfettişleri’nin emniyette yaptığı incelemeler sonucunda 2008-2009 yıllarında aralarında iş adamı, gazeteci, milletvekili ve Genelkurmay Başkanları’nın da bulunduğu 160 kişiyi kod isimlerle ve IMEI numaraları üzerinden usulsüz olarak dinledikleri tespit edilmişti. Hürriyet’in manşetinde yer verdiği haberi ihbar kabul ederek soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Savcılığı, kod isimlerle ve usulsüz yapıldığı iddia edilen dinlemelere ilişkin mahkeme kararlarını ve diğer belgeleri inceleyecek.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(06 Aralık 2014, 16:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6458    yazdır/print


 

Gülen'in polisleri 41 bin kişi

'Paralel yapı' olarak adlandırılan Gülen Cemaati'nin emniyette 41 bin polisi olduğu, şu ana kadar tasfiye edilenlerin bu sayının çok azı olduğu öne sürüldü. 40 ilde 5 bini rütbeli 41 bin polislik şok sayının; Emniyet'in istihbarat, TEM ve personel dairelerinin çalışması sonucu ortaya çıkarıldığı belirtildi. Sayının yüksekliği yakın geçmişte yaşanan bazı gelişmeleri anlaşılır kılıyor.

29.11.2014 12:35 'Paralel yapı' olarak adlandırılan Gülen Cemaati'nin emniyette 41 bin polisi olduğu öne sürüldü. Emniyette Gülen Cemaati yapılanması iddiasına ilişkin Sabah gazetesi geçtiğimiz günlerde bir istatistik yayımladı. Gazetenin iddiasına göre 41 bin paralelci polis var. Emniyet'in istihbarat, TEM ve personel dairesinin 'paralel yapı'nın istatistiğini çıkardığını belirten Sabah gazetesi, "Buna göre Pensilvanya Örgütü, 40 ilde 5 bini rütbeli 41 bin polisle ihanet ağını ördü" iddiasını gündeme taşıdı.

40 İLİN EMNİYET TEŞKİLATINA MI SIZDILAR?

Uzun yıllardır gündemde olan Gülen Cemaati'nin polis yapılanmasına ilişkin yeni bir iddia ortaya atıldı. İçişleri Bakanlığı'nın talimatı üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat, TEM ve Personel daireleri tarafından yapılan çalışma sonucunda 'paralel yapı'nın emniyet ayağının istatistiki tablosu çıkarıldı. Buna göre 'paralel yapı' aralarında Ankara, İstanbul, Adana, Bursa ve İzmir'in de bulunduğu 40 ilin emniyet teşkilatlarına sızdı.

5 BİNİ RÜTBELİ POLİS

Nüfus ve iş yoğunluğu açısından Türkiye'nin en kritik illerini kapsayan çalışma sonucunda 'paralel yapı' içinde faaliyet gösteren, toplantılara katılıp ilişkili olan 41 bin civarında polis tespit edildi. Bunların 5 bini, emniyetin amirlik sınıfının ilk basamağı olan komiser yardımcılığından başlayarak, 1. sınıf emniyet müdürlüğüne kadar olan rütbeli kadroyu oluşturuyor. Geri kalan 36 bin civarındaki sayının ise polis memuru olduğu belirlendi. Elde edilen sayısal veriler teşkilatın 5'te 1'ini (yüzde 20) paralel yapının oluşturduğunu gösterdi.

PİRAMİTİ DÜZELTME ÇABASI

Yeniden yapılanma kapsamında TBMM'ye sunulan "İç Güvenlik Paketi'nde" radikal önlemler yer alırken 228 bin mensubu bulunan emniyet teşkilatının personel yapısı da ayrıca mercek altına alındı. Piramidi bozulan teşkilatı yeniden düzeltme çalışmaları kapsamında İstihbarat, Terörle Mücadele ve Personel Daire başkanlıkları tarafından emniyette yuvalandığı iddia edilen 'paralel yapı' mensuplarının tespiti için ilk aşamada 40 ile öncelik verildi.

Paralel yapının fotoğrafının çekildiği çalışmayı özellikle İstihbarat, KOM ve TEM başkanlıkları yürüttü. İllerde, bu başkanlıkların bünyesinde görev yapan şube müdürlüklerinde aktif olarak paralel yapı adına faaliyet yürüten amirler, müdürler ve polisler tespit edildi. 40 ilde görevli bulunan 180 bin polis arasından 5 bini rütbeli olmak üzere yaklaşık 41 bin ismin paralel yapıyla ilişkisi tespit edildi. 41 ildeki çalışmaların ise sürdürüldüğü öğrenildi.

İLK ETAPTA 600 EMEKLİ

40 ildeki çalışma sonucunda 'paralel yapı'ya ait evlerde yetişen, faaliyetlere katılan veya ilişkisi tespit edilen kişilerin teşkilat içindeki oranının 5'te 1'e karşılık geldiği belirlendi. "İç Güvenlik Paketi"nin bir ayağını oluşturan emniyetteki paralel ayıklamanın dayanağını oluşturan bu çalışmanın, emeklilik formülüne de ışık tutacağı öğrenildi. Haklarında açılan soruşturmalar sonucunda teşkilattan ihraç edilen amir kadrosundaki 150 personel dışında merkeze çekilenlerin de aralarında bulunduğu 600 kişinin ilk etapta re'sen emekli edilmesi bekleniyor.

SAYININ YÜKSEKLİĞİ OLAYLARI ANLAŞILIR KILIYOR

Sabah gazetesindeki bu haber paralel kesimlerde tepki gördü. Fişlenme yapıldığını, bunun da anayasa suçu olduğunu savunan cemaatin merkez gazetesi Zaman, "Emniyet kaynakları, AKP iktidarının fişlemelerle kendi polisini oluşturmaya çalıştığına dikkat çekiyor" iddiasında bulundu. Oysa AK Parti'den önceki 90'lı yıllarda da polisteki cemaat yapılanması çeşitli devlet raporlarına konu olmuş. Yine Prof. Necip Hablemitoğlu konuyu geniş şekilde belgelere dayanarak raporlaştırmış.

"POLİSİME DOKUNMAYIN" BEDDUASI

41 bin kişilik sayının yüksekliği cemaat yapılanmasının polis içinde adeta bir ordu kurmuş olduğunu düşündürüyor. Sayının ulaştığı seviye, cemaatin hazır hale geldiğini düşünerek 7 Şubat 2012 MİT kriziyle birlikte harekete geçmesini, ardından Gezi ve 17 Aralık süreçlerinde darbe girişimlerine devam etmesini de anlaşılır kılıyor. Sayının yüksekliği aynı zamanda cemaat yapılanmasının en büyük gücünün polis içinde olduğu iddiasını da güçlendirirken, 17 Aralık sonrası hükümetin polise yönelik geniş çaplı görevden alma operasyonlarına karşın Fetullah Gülen'in niçin beddua etmek gibi şaşırtıcı tavırlarla tepki gösterdiğini, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e mektup yazarak görevden almalar için acilen devreye girmesini istemesini de anlaşılır kılıyor. Polis içindeki cemaat yapılanmasıyla ilgili AK Parti döneminden önce, Prof. Necip Hablemitoğlu da çarpıcı raporlar kalem almış, ardından sürekli tehditler geldiğini açıklamıştı. 2000 yılındaki Gülen davasının delilleri arasına raporları giren Hablemitoğlu, 2002'de faili meçhul bir suikast sonucu öldürülmüştü. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(29 Kasım 2014, 12:35)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6437    yazdır/print


 

Humeyni planı suya düştü

Fetullah Gülen'in yıllardır yaşadığı ABD'den Türkiye'ye dönmemesinin nedenleri giderek belirginleşiyor: Yürütülen iki büyük soruşturma.. Gülen'in bu soruşturma savcılarını görevden aldırma girişimlerinin ve olası diğer tüm çabalarının 12 Ekim'deki HSYK seçimleri sonucunda tam bir akamete uğramış olması.. Yargının paralel yapı tehlikesi karşısında birleşmiş olması.. Kendisiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen polislere açılan çok sayıda diğer dava ve soruşturmalar.. Aleyhindeki çok sayıda suç duyurusu.. Gülen'in yaptığı karşı suç duyurularının takipsizlikle sonuçlanmaya başlaması.. Bu takipsizlik kararlarının yüzlerce yeni davayı getirme olasılığının belirmesi.. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Gülen yapılanmasına karşı tavrını hiç yumuşatmaması.. Paralel yapı tehlikesinin 1990'lı yılların sonunda da gündeme geldiğinin ve dolayısıyla bir hükümet sorunu değil devlet sorunu olduğunun tüm kesimlerce farkedilmiş olması.. İşte tüm bu ve sayılabilecek belki başka gelişmeler karşısında Fetullah Gülen'in ABD'den Türkiye dönme konusunu aklının kenarından bile geçirmediği, gelmesi durumunda derhal gözaltına alınıp tutuklanacağı korkusu yaşadığı ileri sürülüyor. Oysa İran lideri Humeyni'nin ülkesine dönmesinde olduğu gibi Gülen'in de Türkiye'ye gösterişli bir karşılama töreniyle dönme hazırlıkları yaptığı yakın dönemde gündeme gelmiş, hatta kalması için yapılan Ankara Gölbaşı'ndaki muhteşem malikanenin ayrıntıları medyaya yansımıştı.

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önce tedavi olmak gerekçesiyle 1999'da gittiği ABD'de yaşamını sürdürüyor. Açılan o davadaki beraat kararının 2007 yılında Yargıtay tarafından da onanması üzerine Türkiye'ye geri dönmesi için hiç bir hukuki engelin kalmadığı dile getirilmiş ve defalarca geri dönmesi için çağrılar yapılmıştı. Son çağrılardan biri bir kaç yıl önce bizzat Başbakan Erdoğan tarafından dile getirilmişti. O günler, paralel yapı tartışmalarına da çok uzaktı. Ancak en üst düzeyden gelen tüm bu çağrılara rağmen Gülen Türkiye'ye dönmedi.

Kamuoyunda buna bir anlam verilemiyordu. Kimi yorumcular Gülen'in açılabilecek yeni davalardan çekindiğini, kimileri de Gülen'in şartların daha da olgunlaşmasını beklediği ve tıpkı İran lideri Humeyni'nin 1979'daki devrim sonrası İran'a dönmesinde olduğu gibi şaşaalı bir törenle Türkiye'ye dönmeyi hesapladığını dile getiriyorlardı.

ÇANKAYA KÖŞKÜ'NDEN YÜKSEĞE YAPILAN MALİKANE

Paralel yapı tartışmalarının hemen öncesindeki aylarda basına da yansıyan haberlerde Ankara Gölbaşı'na bağlı İncek semtinde 11 ay önce (2012'nin sonuna doğru) temeli atılan ve 14 bin metrekarelik arazi üzerinde yükselen dev bir malikâneden bahsediliyordu. Ruhsatı cemaate çok yakın işadamı Akın İpek'e ait olan malikânenin Türkiye'ye dönme planı yapan Gülen için inşa edildiği iddia ediliyordu. Malikane için 1 Ekim 2013'te Gölbaşı Belediye İmar Müdürlüğü'nden alınan ve maliyeti yüksek, büyükelçilik ve vali konaklarına özel verilen V sınıfı A grubu (V-A) inşaat ruhsatı, malikânenin diplomatik merkez ya da saray olabileceği ihtimalini güçlendiriyordu. Ankara'da imara açık en yüksek noktada olan arsa, bin 100 metre rakımda bulunurken malikânenin arsası Çankaya'daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nden daha yüksekte bulunuyordu.

Bu malikane haberinin ardından Gülen'in Türkiye'ye dönmesi hususu medyada tartışılmaya başlandı. Ancak kısa süre sonra hükümetin dersanelerin kapatılma kararını alması ve bir kaç hafta sonra da hükümete yönelik 17 Aralık soruşturmasının başlatılması bütün planları değiştirmiş görünüyor.

Cemaat tabanlı paralel devlet yapılanması tartışmalarının 17 Aralık süreciyle birlikte başlaması ve en şok edici iddiaların bizzat Başbakan Erdoğan tarafından dile getirilmesinin Gülen'in dönüş planını bozduğu anlaşılıyor.

YÜZLERCE DAVA AÇTI, ADININ GEÇMEDİĞİ HABERLERE BİLE

Paralel yapılanmayı eleştiren hemen her basın haberine Fetullah Gülen avukatları aracılığıyla dava açtı. Paralel yapılanmayı hedef alan suç duyurularını yapan vatandaşlar ile açıklama yapan siyasiler de adeta istisnasız Gülen'in karşı suç duyurusu ile karşılık gördü. Öyle ki, Gülen tarafından açılan davaların sayısının aylar önce 1000'i aştığı basında dile getirilmişti. Son sayının ne olduğu merak ediliyor. Bu davalardan bazılarının kabul edilerek Gülen lehine tazminat ve ceza ile sonuçlandığı, çoğunun ise reddedildiği biliniyor.

Örneğin sonuçlanan son dava, Gülen'in Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'e açtığı 50 bin liralık manevi tazminat davası oldu. Fetullah Gülen'in, bazı gazetelerde yer alan bir röportajında kendisine iftirada bulunduğu iddiasıyla eski Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler'e açtığı 50 bin liralık manevi tazminat davası reddedildi. Dava dilekçesinde, İşler'in bazı gazetelerde yer alan "Karanlığın arkasındaki çete, cemaat bitmiştir" başlıklı röportajında Gülen'in "Kişilik haklarına saldırdığı" ileri sürülerek, 50 bin lira manevi tazminat talep ediliyordu. Mahkeme davanın reddine karar verdiğini açıkladı.

Bu dava dediğimiz gibi 1 yılı doldurmaya yaklaşan 17 Aralık paralel yapı tartışmaları sürecindeki sadece son örneklerden biri oldu. Hemen hergün basına bir başka davayla ilgili gelişmeler yansıyor.

Ve bu noktada Akşam gazetesi yazarı Emin Pazarcı hukukçulara dayandırdığı haberinde ilginç bir olasılıktan bahsetti. Pazarcı, Fethullah Gülen'in suç duyurusuyla açtırdığı davalarda hakkında takipsizlik kararı verilenlerin karşı suç duyurusunda bulunabileceğini yazdı. Yazar, bu görüşüne dava açma hakkının bir baskı aracı olarak kullanılmaması için getirilen ve “İftira Suçunu” düzenleyen TCK'nin 267. Maddesi’nin birinci fıkrasını gösterdi.

Gerçekten de Pazarcı'nın yazısında dile getirdiği gibi Gülen, içinde kendi adı geçmeyen cemaatle ilgili her haber ve gelişmeye karşı hemen dava açmakta. Öyle ki, kendisi hakkında suç duyurusu yapanlara karşı aynı gün hemen karşı suç duyurusunda bulunuyor. Kendisiyle ilgili dile getirilen şikayet ve delillerin doğruluğunu araştırmak için bile bir süre gerekirken bu yapılmıyor. Bunun en büyük delili de, Gülen'in şikayet dilekçelerinde hedef şahsı sadece kısaca şikayet etmek ve kendisine iftira edildiğini belirtmek ile yetinmesi oluyor. Aleyhinde sunulan somut delillere dair bir açıklama ve savunma getirmiyor. Bu nedenle Gülen'in bu karşı suç duyuruları yapmaktaki amacının, kendisi hakkında gelebilecek başka suç duyurusu ve şikayetlerin önüne geçmek, göz korkutmaya çalışmak olduğu ilk günlerden beri dile getirilen bir değerlendirme oldu.

GÜLEN: BENİ SORUŞTURAN SUÇ İŞLER!

Bu değerlendirmeyi haklı kılan şok edici ve skandal bir girişim daha geldi. Fetullah Gülen'in paralel yapılanmaya karşı en büyük soruşturmayı yürüttüğü ortaya çıkan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına karşı harekete geçtiği ortaya çıktı. Hem avukatı aracılığıyla soruşturma savcısını HSYK'ya şikayet etti ve görevden alınmasını istedi, hem de 30 ilin savcılığa dilekçeyle başvurarak "Ankara savcılığının talimatlarını uygulamayın, paralel örgütü soruşturmayın. Masum kişilerin soruşturulması suçtur" konulu gözdağı niteliğinde suç duyuruları yaptı. Ancak Gülen'in beklediğinin tam aksi gerçekleşti. Suç duyuruları o illerin savcılığınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi ve paralel yapı iddialarını güçlendiren bir delil olarak dosyaya girdi.

MAHKEMEDEN 'YURTDIŞI' VURGUSU

Aleyhinde gelişen bu şikayet, soruşturma ve gazete haberleri fırtınasının önüne geçebilmek için Gülen'in sergilediği çaba mahkemeleri bile isyan ettirdi. Öyle ki, Gülen'in şikayetine tazminat talebine bakan bir mahkeme yurtdışında ikameti olması ve yazışmalarda kendisine ulaşma güçlüğü nedeniyle, açtığı dava için Gülen'in 5bin TL teminat yatırması gerektiğine hükmetti. Emsal hale gelmesi beklenen kararda Gülen'in yurtdışında olmasına vurgu yapılmış olması bir anlamda çok dikkat çekiciydi.

Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi, “Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşlarının dava açmasına” ilişkin kanun maddesi uyarınca Gülen’in yargılama giderleri teminatı yatırmasına karar verdi. Hukukçular bu gelişme üzerine, “Gülen’in Türkiye’de mutad adresi yok. Kanunun maddesi açık. Gülen’in, açtığı bütün davalarda teminat yatırması gerekecek. Hakimler HMK gereği, Gülen’den teminat istemek zorundalar” değerlendirmesini yaptı.

GÜLEN'İ KORKUTAN GELİŞMELER

Sonuç olarak;

-"Gülen liderliğindeki paralel devlet yapılanması" konulu İstanbul ve Ankara'da iki büyük soruşturmanın yürütülüyor olması..

-Gülen'in bu iki soruşturma savcısını görevden aldırma girişimlerinin ve olası diğer tüm çabalarının 12 Ekim'deki HSYK seçimleri sonucunda tam bir akamete uğramış olması. Yargının paralel yapı tehlikesi karşısında birleşmiş olması..

-Gülen'in aleyhindeki haberler için açtığı davalarda mahkemelerin ret kararı vermesi. Ret gerekçelerinde, 'basının, somut verilerden yola çıkarak bir dereceye kadar abartıya da kaçarak yorum ve eleştiri yapmasının engellenmemesi gerektiğinin' belirtilmesi..

-Gülen'in açtığı diğer davaların da çoğunlukla takipsizlikle sonuçlanmakta oluşu..

-Gazeteci Emin Pazarcı'nın dile getirdiği gibi takipsizlik kararlarının Gülen aleyhinde yüzlerce karşı davanın açılma olasılığını getirmesi..

-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Gülen yapılanmasına karşı tavrını hiç yumuşatmaması, kararlılığını sürdürmesi..

-Paralel yapı tehlikesinin AK Parti'den önce de davalara konu olduğunun farkedilmesi.. Suikast sonucu hayatını kaybeden akademisyen Yazar Prof. Necip Hablemitoğlu'nun 17 Aralık sonrası dönemde paralel yapı tartışmalarıyla ortaya çıkan somut bilgileri adeta 90'lı yılların sonunda görmüş ve dile getirmiş olması.. Bu açıdan paralel yapı tehlikesinin bir hükümet sorunu değil bir devlet sorunu olduğunun tüm kesimlerce farkedilmiş olması..

İşte tüm bu ve sayılabilecek belki başka gelişmeler karşısında Fetullah Gülen'in ABD'den Türkiye dönme konusunu aklının kenarından bile geçirmediği, gelmesi durumunda derhal gözaltına alınıp tutuklanacağı korkusu yaşadığı, hatta ABD'de bile kalmasının giderek zorlaştığını düşündüğü ve güvenli bir üçüncü ülkeye gitme planları yaptığı dile getiriliyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(08 Kasım 2014, 13:58)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6413    yazdır/print


 

İşte Gülen soruşturma dosyası

Aydınlık gazetesi, Fetullah Gülen liderliğindeki paralel yapıya yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyanın detaylarını yayınlamaya başladı. Buna göre; Cemaat hakkında 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' suçlamasıyla başlatılan soruşturmanın şu andaki tek şüphelisi Fetullah Gülen. Dosya kapsamında şikayetçiler, tanıklar ve itirafçıların bir kısmının ifadeleri alındı. Soruşturmada şu ana kadar ifade veren isimlerden en dikkat çekicileri: Hüseyin Gülerce, Hanefi Avcı, Latif Erdoğan ve Ahmet Sarıtaş.. Gülen dosyasında yer alan kritik bazı detaylar da şu şekilde: Örgüt şemasını hangi tanık çizdi?.. Şemada kimler var?.. ABD Deniz Piyadeleri hangi Gülen okullarında öğretmen?.. Dershaneler için 'CHP'yi kullandık'; diyen bölge imamı kim?.. Dosyada hangi polis, savcı, işadamı ve gazeteciler var?.. Savcı, tanık ve itirafçılara hangi kritik soruları yöneltti?.. Kimler şikâyetçi?.. Ergenekon sanığı neden dosyada?..

08.11.2014 12:42 Fetullah Gülen liderliğindeki paralel yapıya yönelik iki büyük soruşturma yürütüldüğü biliniyordu. Biri Ankara'da Savcı Serdar Coşkun tarafından, diğeri ise İstanbul'da Savcı Fuzuli Aydoğdu tarafından.. İkisi de aynı kapsamda olan soruşturma dosyaları paralel yapılanmayı A'dan Z'ye ortaya çıkarmayı ve bu yapının yasal şekilde seçilmiş hükümete karşı darbe girişiminde bulunduğu iddialarını aydınlatmayı hedefliyor. Fetullah Gülen avukatı aracılığıyla her iki savcı hakkında HSYK'ya şikayette bulunmuş, görevden alınmalarını istemişti. Eğer 12 Ekim'de gerçekleşen HSYK seçimleri beklendiği gibi cemaatin istediği şekilde sonuçlanmış olsaydı bu savcıların görevden alınmalarına kesin gözüyle bakılıyordu. Değerlendirmelere göre cemaat yapılanması için bu seçimler hayati önemdeydi. Ancak bir sürpriz yaşandı ve Hükümet+Ülkücü+Sosyal Demokrat kesim cemaat yapılanmasına karşı ortak hareket ederek seçimleri büyük farkla kazandı. Bu sonuç, yargının paralel yapı tehlikesinin farkına vardığını çok net şekilde gösterdiği şeklinde değerlendiriliyor. Bu sonuç aynı zamanda bu iki soruşturma savcısını da ipten almış oldu. HSYK seçimlerinin hemen ardından yaşanan ilginç bir gelişme de özellikle İstanbul'daki soruşturmada savcılığın peşpeşe müşteki ifadelerini almaya başlaması oldu. Bu da eli rahatlayan savcılığın soruşturmayı hızlandırdığı şeklinde yorumlandı.

Aydınlık gazetesi, işte bu iki dosyadan biri olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın ulaştığı detaylarını yayınlamaya başladı. Buna göre; Cemaat hakkında ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçlamasıyla başlatılan soruşturmanın numarası 2014/39856. İstanbul Cumhuriyet Savcılığının yürüttüğü soruşturmanın şu andaki tek şüphelisi Fethullah Gülen. Dosya kapsamında şikayetçiler, tanıklar ve itirafçıların bir kısmının ifadeleri alındı. Soruşturmada şu ana kadar ifade veren isimlerden en dikkat çekicileri: Hüseyin Gülerce, Hanefi Avcı, Latif Erdoğan ve Ahmet Sarıtaş.. Gülen dosyasında yer alan kritik bazı detaylar şu şekilde:

* Örgüt şemasını hangi tanık çizdi? Şemada kimler var?
* ABD Deniz Piyadeleri hangi Gülen okullarında öğretmen?
* Dershaneler için “CHP’yi kullandık” diyen bölge imamı kim?
* Dosyada hangi polis, savcı, işadamı ve gazeteciler var?
* Savcı, tanık ve itirafçılara hangi kritik soruları yöneltti?
* Kimler şikâyetçi? Ergenekon sanığı neden dosyada?

Soruşturmanın adı: Fethullah Gülen suç örgütü

Fethullah Gülen hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, özel hayatın gizliliğini ihlal, dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık” suçlamasıyla başlatılan soruşturma dosyasına Aydınlık ulaştı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fuzuli Aydoğdu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında bugüne kadar birçok şikayetçi, tanık ve itirafçı ifade verdi. Soruşturmada, özellikle yıllarca cemaatle bağlantılı olduğunu söyleyerek ifade veren isimler dikkat çekici. Fethullah Gülen hakkında suç duyurusu yapan işadamı Ahmet Sarıtaş, savcılığa verdiği ifadesinde önemli ayrıntıları açıkladı.



‘16 YIL CEMAAT İÇİNDEYDİM FETHULLAH KAİNAT İMAMI’

İşadamı Ahmet Sarıtaş, el yazısıyla gönderdiği ikinci ifadesinde bir de şema çizdi. Şemada bir numara “Kâinat İmamı” Fethullah Gülen. Örgüt şemasında başyardımcı ve “Türkiye imamı” olarak Mustafa Özcan gösterildi. Özcan’ın yardımcıları da cemaate yakın olan Kaynak Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Naci Tosun, holding yöneticileri ve Ahmet Kara olarak belirtildi. Örgüt içindeki hiyerarşide “Türkiye İmamı” ve yardımcılarına bağlı olan kuruluşlar, gazete, dergi ve TV’ler, kamu çalışanları, şirketler, dershaneler, yurtlar, işadamları, üst düzey bürokratlar ve ışık evlerinde yaşayan öğrenciler gösterildi.  Şemayı çizerek örgütün işleyişini anlatan Ahmet Sarıtaş, 16 yıl cemaat içinde kaldığını ve 4 şirket batırdığını belirtti. Yemek işiyle uğraştığını söyleyen Sarıtaş, ifadesinde cemaatin içindeyken yaşadığı olayları anlattı.

‘ABD ASKERLERİ GÜLEN OKULLARINDA EĞİTMEN’

Şikayetçi işadamı, ifadesinde 2008 yılında Kuzey Irak’taki Işık Üniversitesi’ne yaptığı ziyarette ABD Deniz Piyadelerinin eğitmenlik yaptığına şahit olduğunu şu sözlerle dile getirdi: “Irak’ın kuzeyindeki Işık Üniversitesi ve oradaki kolejler için Türkiye’deki aynı işlerimi yapmak için gittim. Gittiğimde İngiliz vatandaşı Robert, Amerikan vatandaşı Edward ve Türk vatandaşı Savaş Aksoy’u gördüm. Bunların görevi doğal İngilizce konuşması sağlayan öğretim görevlileri olarak geçiyordu. Ben Savaş ile samimi oldum. ‘Siz bu insanlarla aynı evde kalıyorsunuz, bunlar ne iş yapıyor’ diye sordum. Oda her ikisinin İngiliz ve Amerikan deniz piyadelerinde asker olduklarını söyledi.”

CEMAATİN BÖLGE İMAMI: CHP KURYE ŞİRKETİ GİBİ

İşadamı Sarıtaş, ifadesinde ayrıca dershanelerin kapatılmasına karşı nasıl bir yol izleneceğini kendisine cemaatin Marmara Bölgesindeki tüm okullardan sorumlu olan İshak Şahin tarafından aktarıldığını söyledi. Sarıtaş konuşmayı şöyle aktardı: “23 Nisan günü İshak Şahin ile Beylikdüzü’ndeki caminin yanındaki okulda görüşmemiz oldu. Görüşmede, dershanelerin 8 maddeden dolayı kapanmayacağından emin olduğunu, ‘Dershanelerin kapanması da kanunla olacak, biz bunu idari mahkemeleri kullanırsak 5-6 yıl sürecek ancak kanun olduğu için Anayasa Mahkemesine de ancak muhalefet partisi direkt gidebiliyor. Anayasa Mahkemesine gidebilmesi için kendi menfaatimiz için CHP’yi kullandık. Yoksa CHP’nin teneke bir parti olduğunu biliyorduk. Güven-Der bizim derneğimiz, Öz-De-Bir CHP’ye yakın olan bir dernek ama bizde. CHP’yi kullandığımız için Öz-De-Bir vasıtası ile dosyayı CHP’ye verdik. CHP kargo kurye şirketi gibi dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne götürdü’ dedi.”

HİMMET TOSUNLARI

Ahmet Sarıtaş, ifadesinde 1998 yılı Kurban Bayramı’nda yemek verdiği her cemaat okulu için kendisinden bir tosun istendiğini ifade ederek şu bilgileri verdi: “Daha sonraki yılda bu sayı her okul için 3’e çıkmaya başladı. Zamanla da sen bize kârsız yemek vereceksin dediler. Biz Allah için çalışıyoruz diyerek manevi baskı yapmaya çalıştılar. Ben her bir okul için tosun bağışını fazla buldum. Bu hususun yukarısı tarafından duyulması halinde ‘ticari ilişkilerin sekteye uğrar’ diye tehdit ediyorlar, çalışan personelime, bana, personel sayısınca hem gazete hem de Sızıntı dergisi yazıyor, bunun parasını da kesiyorlar.”

HANEFİ AVCI DA TANIK

Soruşturmada tanık olarak eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı da ifade verdi. Avcı’nın daha önce cemaat hakkında yaptığı şikâyetler de soruşturma dosyasına girdi. Avcı ifadesinde, daha önce cemaatle ilgili olarak bazı isim ve bilgileri verdiğini ve istenildiği takdirde bunların dosyaya eklenebileceğini söyledi. Soruşturma savcısı, Avcı’nın Fethullah Gülen hakkında yaptığı şikayet ve dilekçeleri dosyaya koydu.

‘BANA ŞANTAJ YAPTILAR’

Soruşturma dosyasında Ergenekon davasının sanıklarından Selim Akkurt da var. Akkurt savcıya gönderdiği bir mektupla kendini ihbar ederek, “Fethullah Gülen terör örgütü üyesi olmaktan hakkımda işlem yapılmasını talep ediyorum” dedi. Bunun üzerine soruşturma dosyasına dâhil edilen Akkurt’un ifadesi alındı. Erzurum Cezaevinde bulunan Akkurt ifadesinde, “2002-2007 yılları arasında Fethullah Gülen terör örgütü içerisinde Zekeriya Öz, Ali Fuat Yılmazer, Mutlu Ekizoğlu, İsmail Erçelik ile birlikte aktif görevler aldım. Görev almamdaki sebep, kan davalı olduğum Sadrettin Özlem ile İlhan Yatağan cinayetlerini yukarıda saydığım bu kişiler, Erzurum’dan tanıdığım polis vasıtası ile çağırtarak, ‘eğer bizim dediğimizi yapmazsan, bu cinayetleri senin üzerine yıkarız. Biz sadece teröristlere operasyon yapacağız’ demeleri suretiyle bana şantaj yaptılar. Bende çaresizlikle Fethullah Gülen örgütüne katıldım. Yine Ergenekon davasında bu örgüte tanıklık etmediğim için ceza aldım. Zaten bu hususlarla ilgili Ergenekon davasında da ifadelerim vardır” dedi.

DOSYADAKİ SAVCI, POLİS GAZETECİ VE İŞADAMLARI...

“Fethullah Gülen suç örgütü” dosyasına F tipi polislere yönelik yapılan operasyonlarda gözaltına alınan ve tutuklanan ve polis şefleri hakkında yürütülen soruşturma da girdi. Gülen’in bir numaralı şüpheli olduğu soruşturmada Yurt Atayün, Ömer Köse, Erol Demirhan, Kazım Aksoy hakkında “görevi kötüye kullanma” suçu nedeniyle başlatılmış. Ancak bu soruşturma ana dosyadan ayrılmış. Latif Erdoğan’ın verdiği ifadede eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in cemaatle bağlantılı olduğu ve MİT’in başına getirilmek istendiği belirtiliyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında ifadesi alınan Erdoğan, cemaat toplantılarına katılan işadamları olarak, Ali Rıza Tanrısever, Ali Açıl, Mehmet Katırcı’nın isimlerini verdi. Latif Erdoğan, “paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde halen aktif olarak faaliyet gösteren kişiler” sorusunu da şöyle yanıtlıyor:

‘ÜST DÜZEY İLİŞKİLERİ AYARLIYOR’

“Kaynak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Naci Tosun, Mustafa Özcan, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil, üst düzey işadamlarıyla irtibatı koordine eden Ahmet Kara, Fatih Üniversitesi’nden Suat Yıldırım, eski AK Parti Milletvekili İlhan İşbilen, Harun Tokak, Murat Karabulut, Emniyetteki memurların Türkiye sorumlusu Süleyman Uysal, Samanyolu TV Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çelik, Zaman gazetesi Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Önder Aytaç, bütün üst düzey ilişkileri düzenleyen kişi Alaaddin Kaya, Kerim Balcı, Erhan Başyurt, Ahmet Kurucan.

Aynı kapsamda ifade veren Ahmet Keleş de, Fethullah Gülen’in operasyon ekibi olarak 34 kişinin ismini veriyor. İfade tutanağında cemaatteki görevlerinin de yazıldığı isimlerden bazıları şunlar:

“Mustafa Sağlam (İl Emniyet Müdürü), Cengiz Malbeleği (İstanbul Emniyeti Narkotik Şube), İrfan (soyadını hatırlamıyorum. TÜBİTAK’ta görevliydi), Yakup Yıldız (Turgut Özal Üniversitesi Genel Sekreteri), Said Cansu (Dershane ve Okullar Genel sorumlusu), Serhat Yazar (Sürat A.Ş sorumlusu)”

SAVCININ YÖNELTTİĞİ KRİTİK SORULAR

Savcılık talimatı kapsamında tanık sıfatıyla ifade veren Latif Erdoğan ve Ahmet Keleş’e yöneltilen sorular da dikkat çekiyor. Cemaat yapılanmasının işleyişini her yönüyle araştıran savcılığın yönelttiği sorulardan bazıları şunlar:

-Fethullah Gülen Cemaati olarak adlandırılan yapı ne zaman, kimlerle, ne şekilde başlamıştır?
-Amacı nedir?
-Bu cemaat oluşumunun stratejisi nedir? İlerlemesinde farklı unsur, siyaset, kuruluş, etnik, dinsel yapılarla irtibat kuruldu mu?
-Cemaatin üst kademeye kadar olan faaliyet yapısı ve hiyerarşisi nedir?
-Mali kaynakları nelerdir?
-Üye temini ne şekilde yapılıyor?
-Eğitim, vakıf, şirket alanındaki faaliyetleri nelerdir?
-Toplantı yapılan yerler Türkiye içerisinde mi, dışında mıydı?
-Cemaat içerisinde, öğrenci evi, semt ağabeyi, ilçe, il, bölge imamı, müfettiş, mütevelli heyeti, himmet, şakirt, cemaat, hizmet, abla, kardeş, hâdim kavramlarının karşılığı nedir?
-Emniyet bünyesinde bu yapıya üye bildiğiniz isimler var mı?
-Devlet kurumu bünyesinde yapı adına imamlık yapan şahıslar ne şekilde çalışır? Bu kurumlarda çalışan ve yapı içerinde olan şahıslar kimlerdir?
-Cemaatten ayrılan şahıslara yönelik tehdit veya şantaj şeklinde bir uygulama var mı?
-Cemaate para vermeyen iş adamlarına yapılan yasadışı bir uygulama oldu mu?

‘YAHUDİ AJANLAR FETHULLAH GÜLEN’İ SORGULADI’

Yıllarca cemaat içinde olan, soruşturma açıldıktan sonra tanık olarak ifade veren Latif Erdoğan, ‘suç örgütünün’ CIA ile bağlantısını Yahudi görevlilerin Fethullah Gülen’i nasıl sorguladıklarını anlattı. Cemaat üyelerinin ABD’de ‘Charter School’ denilen okullarda yetiştiğini ifade eden Latif Erdoğan, cemaat kadrolarının gittikleri ülkede ilk olarak ABD Büyükelçiliğini ziyaret ettiklerini ve orada ‘biat’ tabir edilen yeminle göreve başladıklarını söyledi

Fethullah Gülen hakkında açılan “suç örgütü” soruşturmasında tanık olarak ifade veren Latif Erdoğan’a yöneltilen sorular, savcılık tarafından kapsamlı bir araştırma yapıldığını ortaya koyuyor.

Soruşturma kapsamında iki kere evinde ifade veren Latif Erdoğan’a, cemaatin devlet kurumları arasındaki yapılanması, dış ülke istihbaratlarıyla ilişkileri, cemaatte kullanılan terimler, dış bağlantıları gibi bir çok soru yöneltildi.

‘ÖĞRENCİLER CHARTER SCHOOL’DA YETİŞİYOR’

Latif Erdoğan, Cemaat’in okullarını şöyle anlattı: “Amerika’da devlet tarafından finanse edilen ‘Charter School’ denilen okullar vardır, bu okullara Türkiye’den, Fethullah Gülen bilgisi dahilinde gelen öğrenciler yetiştiriliyor ve yetişmiş kadrolardan olan bu öğretmenler cemaat adına görevlendirildikleri yerlerden bilgi akışı sağlamıştır. Burada önemli olan husus, Amerika’nın hegemonyası altına almak istediği Türkiye Cumhuriyeti ve İslam coğrafyasını çok kolay bir şekilde etki altına alınmasına imkan sağlamasıdır. Amerika’nın bu sayede kendisine yeni bir kapı aralamış olduğunu Fethullah Gülen’in kendi ağzından duymuşluğum vardır. Cemaat kadroları öncelikle gittikleri ülkede Amerikan Büyükelçiliğini ziyaret ederek biat tabir edilen yeminle göreve başlıyorlardı. Akabinde bu cemaate ait okullarda CIA görevlilerinin öğretmen olarak çalıştığını biliyorum.

FETHULLAH’A BAĞLILIK YEMİNİ

Latif Erdoğan ek ifadesinde, kendisine yöneltilen “Cemaat olarak adlandırılan oluşumun kuruluşunda görev alan kişilerin yaptığı bir ant ya da Fethullah Gülen’e bağlılık yemini var mıydı?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Evet böyle bir yemin vardır. İlk kez 1986 yılında bana bu yemin ettirilmiştir. Ben hizmet içerisinde bulunduğum yıllarda böyle bir yeminin olduğunu biliyordum ve gizlilik esası olan bir uygulamadır. Bu yemin toplu halde yapılmaz. Bu yemin için çağırılmışsanız belirli bir mertebeye gelmişsiniz demektir. Bana bu yemin metnini okuyan Nurettin Veren’dir. Yüzüme karşı bu metin okunduğunda Fethullah Gülen orada yoktu.

Bu yemin Fethullah Gülen’e bağlılık anlamını taşır. Bende yemin metni yok ama Nurettin Veren’in bir röportajında okuduğu metin doğrudur. Bu yapı içerisinde belirli bir mertebeye gelmemiş iseniz kesinlikle yemin ettirilmezsiniz. Aynı zamanda yapı içerisinde önemli bir göreve gelmek istiyorsanız da bu yemini etmeniz zorunludur.”

‘YAHUDİ AJANLAR GÜLEN’İ SORGULADI’

Latif Erdoğan’a yöneltilen bir diğer soru da Fethullah Gülen cemaatinin dış ülke istihbarat servisleriyle bağlantıları oldu.

“Fethullah Gülen ve kendisine bağlı yapılanmanın CIA-MOSSAD ya da başka ülkelerin servisleri ile irtibatları var mıydı?” sorusuna Latif Erdoğan, “Bu sorunun yanıtını Ali Ünal’ın ‘Bir Portre Denemesi’ isimli kitabında bulabilirsiniz. Çünkü bu kitap bizzat Ali Ünal’a Fethullah Gülen tarafından yazdırılmıştır ve o açıdan bu kitaptaki bilgiler doğrudur.”

“ABD, Fethullah Gülen ile neden temas kurdu? Başka ülkelerde teması oldu mu?” sorusunu da cevaplayan Latif Erdoğan, cemaatin Amerika ile ilişkilerini şu sözlerle anlattı:

‘ABD, GÜLEN’E DEKLARE EDİYORDU’

Amerika’da Ortadoğu ve Türkiye masasında Yahudi görevliler vardır. Fethullah Gülen’in bu masalar tarafından birçok kez sorgulandığını kendisi bana anlatmıştır. Hatta Usame bin Ladin sorusunu bile sorduklarını anlattığını hatırlıyorum. Amerika hangi ülkeyi terör örgütü ilan edecekse Fethullah Gülen’i çağırarak deklare etmesini istiyordu.”

‘KOD İSİM KULLANIYORLAR’

Latif Erdoğan’ın, “Fethullah Gülen cemaati içerisinde kod isim kullanımı var mıdır? Ne amaçla kod isim kullanılır” sorusuna da yanıtı şöyle:

“Yapılanma içerisinde kod isim uygulaması vardır. Özellikle mahremiyet içeren kamu kurumlarında görev alan şahıslar kod isim kullanır ancak bu kod isimlerden sadece Hamidullah Öztürk’ün ‘Talip’ kod adını kullandığını biliyorum. Kod isim kim tarafından verilir bilmiyorum. Ama bağlı olduğu sorumlu şahsa kod isim verilebilir. Benim ise sadece gazetede müstear bir isimle bir dönem yazılarım yayınlanmıştır.”

İŞTE CEMAAT’İN JARGONU

Cemaat içinde kullanılan kavramların da karşılığının yer aldığı “Fethullah Gülen Suç Örgütü” soruşturma dosyasında, “Cemaat içerisinde ‘öğrenci evi, ağabey, imam, hadim’ jargonlarının tam karşılığı olan bir tanımlama var mıdır” diye soruluyor.

Latif Erdoğan sorunun yanıtını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor:

-“Cemaat: Genel manada iman ve Kuran inancını dünya ve Türkiye bazında yaymaya çalışan belli bir statü ve hiyerarşisi olan geniş kitlenin geniş ismidir.

-Hizmet: Hizmette cemaat ile aynı anlamı taşır.

-Öğrenci evi ağabeyi: Bir ev içinde kalan cemaat üyelerinin başlarında sorumlu olan şahıstır.

-Semt ağabeyi: Bir kaç evden sorumlu olan kişiye denilir ancak bu ev sayısı şehirlere göre değişir.

-İlçe İmamı: Kazalara bakan ve onlardan sorumlu olan kişidir.

-İl İmamı: Bağlı olduğu illerde koordinasyonu sağlayan ve onlardan sorumlu olan kişidir. O ilde olan cemaatin bütün faaliyetlerinden haberdar olan kişidir. Eskiden bu yapılanma içinde bulunduğum zamanda il imamları Fethullah Gülen’in katıldığı aylık rutin toplantılarda bulunan sorumlu kişilerdir. Toplantıda alınan kararlar bu şahıslar aracılığıyla görevli olduğu ilde cemaat adına faaliyet yürüten diğer sorumlu kişilere iletilir.

-Bölge İmamı: Normalde birkaç semtin içinde olduğu bir yapıyı anlatırdı. Ancak bizim dönemimizde Türkiye’nin coğrafi bölge dağılımına göre bölge imamları mevcuttu.

-Müfettiş: İmamlık konumundan alınan yani emekli olabilecek gibi görülen il imamlarının faaliyetlerini denetlemek maksadıyla kısıtlı yetkilerle göstermelik olarak cemaatin illerdeki faaliyetlerini kontrole giden şahıslardır.

-İrşat Ekipleri: Cemaat içerisinde tüm sorumluluk görevlerini yerine getirdikten sonra herhangi bir vazife almadan sadece sohbet-vaaz vermekle görevlendirilen şahıslardır.

-Mütevelli Heyeti: Hizmet bölgesinde mali işlere bakan ve çoğunluğu esnaftan oluşan topluluktur.

-Tayin Heyeti: O dönemde cemaat içinde en üst düzeyde görev yapan şahısların oluşturduğu heyettir.

-Şakirt: Bediüzzaman dönemine ait bir tabirdir. Talebe anlamına gelir. Hizmette kullanılmaz.

-Hadim: Hizmetçi anlamına gelir ancak cemaat yapılanması içinde imam anlamında kullanılmıştır. Şu anda kullanılmamaktadır.

-Ağabey: Hizmette öncülüğü olan kişi anlamındadır.

-Abla: Bayanlarda ağabeyin yaptığı görevi üstlenen kişidir.

-Kardeş: Müslümanlarda umumi bir kavramdır. Geleneksel olarak yapı içinde kullanılmaktadır.”

LATİF ERDOĞAN KİMDİR?

Soruşturma kapsamında verdiği ifadede özgeçmişini anlatan Latif Erdoğan cemaate nasıl girdiğini ayrıntılı bir şekilde aktarıyor:

“İlkokulu İzmir Çiğli’de okuduktan sonra Kestanepazarı’ndaki Kuran kursuna gittim. Fethullah Gülen de orada hoca olarak bulunuyordu. Cahit Erdoğan’ın referansı ile girdim. Cahit Erdoğan ilk Mütevelli Heyetinde olan ve Fethullah Gülen’in vaazlarını kaydeden kişiydi. 1974’te İzmir Yüksek İslam Enstitüsüne girdim. 1975 yılında Edremit kampında bulunduğum sırada Jandarma baskın yaptı. Ben orada bulunan Risale-i Nur kitaplarının kendime ait olduğunu söylemem üzerine İzmir Buca Cezaevi’nde 3 ay yattım. Cezanın diğer kısmını 1980 yılında 3 ay daha yatarak tamamladım.

1981-82 yılında Bitlis Tatvan’da ilçesinde vaizlik yaptım. Bu görevimden kendi isteğimle istifa ederek hizmette göreve devam ettim.

Askerden sonra, Sivas, Tokat, Amasya, Samsun, Ordu, Giresun illerinde hizmet adına imamlık yaptım.

1989 yılında İstanbul’a geldim. Bu tarihten itibaren Akademi isimli kuruluş adı altında yaklaşık 4 yıl boyunca Fethullah Gülen’in hayatı başta olmak üzere sohbet ve vaazlarını kitaplaştırdık. Bu süreçte Fethullah Gülen ile 3 ay kadar kendi hayatını anlatan röportaj yaptım.

Hizmet gereği Amerika’da 6 ay, Almanya ve Arjantin’de değişik süreler kaldım. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nı kurduktan sonra Zaman gazetesindeki görevime devam ettim. Gazete bünyesindeki ‘Akademi’ sayfasını ben oluşturuyordum. Daha sonra fikir ayrılığı nedeniyle cemaatle ilişkilerimi mesafeli olarak yürütmeye başladım. Ardından Bugün gazetesinde yazdım. Şu anda Yeni Akit gazetesinde yazıyorum. 1989 yılından sonra cemaat içinde herhangi bir ilde ve yurt dışında imamlık görevinde bulunmadım.”

SONRAKİ BÖLÜM: Fethullah Gülen’in bir sonraki adımı ne olacak?.. (Can Özçelik / Aydınlık)

------------------------------------------------------------------------------

ASKER İÇİNDEKİ CEMAATÇİLER DEVREYE GİRECEK

09.112014 21:20 ‘Fethullah Gülen suç örgütü’ soruşturmasında tanık olarak ifade veren Latif Erdoğan, cemaatin bundan sonraki hamlesini açıkladı. Erdoğan, asker içindeki yapılanmanın harekete geçebileceğini söyledi. Gülen’in kişiliği ile ilgili bir ayrıntıyı dile getiren Erdoğan, Gülen’in kendisini mesih ilan edenleri desteklediğini anlattı.

40 YILDIR ÇALIŞMA YAPIYORLAR

İFADE kapsamında Latif Erdoğan’a, Fethullah Gülen cemaatinin bundan sonraki hamlesiyle ilgili de yöneltilen soru dikkat çekici: “Üst akıl sıfatı ile isimlendirilen birlikteliğin kontrolü altında olduğu değerlendirilen ve Paralel Yapı olarak adlandırılan oluşumun koordinasyonu ile devletin kolluk kuvvetleri ve yargı mekanizması kullanılarak hükümeti devirme, Anayasal düzeni bozma girişimleri gözönüne alındığında, Fethullah Gülen isimli şahıs yukarıda belirtilen girişimlerin planlanmasında bilerek ve isteyerek yer almış mıdır? Seçilmiş Hükümete yönelik bir sonraki hamlesi olabilir mi?”

Bu sorunun yanıtını da Latif Erdoğan şu sözlerle anlatıyor: “Fethullah Gülen’in yapmış olduğu açıklamalardan konuyu sahiplendiği belli olmuştur. Zaten onun bilgisi dışında bu gelişmelerin olması mümkün değil. Bir sonraki süreçte şuana kadar Fethullah Gülen tarafından devreye henüz sokulmayan güç Askeriye içerisindeki yapılanmadır. Bu yapılanma küçümsenecek bir yapılanma değildir. 40 yıldır asker içinde çok ciddi çalışmalar yapıldığını biliyorum. O dönem öğrenci evlerinden yetişerek Askeri kurumlara subay-astsubay-uzmançavuş-sivil memur statüsünde yerleştirilen şahıslar şu an kurum içerisinde belirli bir mertebeye ulaşmışlardır. Benim asekeri unsurlar içinde ismen bildiğim bir kişi yoktur. Bilmem de mümkün değildir. Çünkü yapı içerisinde bu tür kurumlarda görevlendirilen şahısların isimleri çok gizli tutulur ve bu şahısları sadece kurumun sorumlusu bilir.”

‘MESİH İLAN EDENLERİ DESTEKLEDİ’

Fethullah Gülen’in nasıl bir kişiliğe sahip olduğu yönündeki soruya ilginç bir yanıt veren Latif Erdoğan şu ifadeleri kullandı: “Adaptasyonu çok güçlü, ikna kabiliyeti samimiyet bakımından etkin, şahsa göre tavrını koyarak onunla konuşan, insanları iyi analiz eden, ikili görüşmeler öncesinde ön bilgi toplayarak hazırlık yapan, bu bilgileri cemaat içinden şahıslarla toplayan bir şahıstır. Mustafa Özcan, Kudret Ünal ve Mehmet Demircan bilgi toplama hususunda kendisine bilgi aktarır. İtaat ve başarı Fethullah Gülen’in şahıslara güven duymasında en çok önem teşkil eden iki etmendir. Talimatları ne kadar zamanda tamamladığı önemlidir.
 
‘SİYONİST GÜÇLER KULLANIYOR’

Mehmet Tabanca, Hüseyin Gemici isimli şahıslar 1970 yıllarda hocanın mesih olduğunu yaymışlar ve bu konu ile ilgili kitaplar yayınlamışlardır ancak şuan aktif değildirler. Kendisi bu tür benzetme ve hitapları hiç bir zaman yalanlamadığı gibi bu tarz yaklaşımları ya da yazılan yazıları destekleyerek yayınlanmasını istemiştir. Hatta Hüseyin Gemici’ye bu konu hakkında ‘ya inanmazlarsa’ şeklinde bir söylemde bulunmuştur. Fethullah Gülen kendisi ve yapı ile ilgili olumlu yorumlanan bir rüyanın her ortamda söylenmesini isterken aleyhte bir rüya durumunda ise kendisi bizzat buna yalan bir rüya olduğunu dile getiriyor, bu da cemaat tabanında kendine yönelik etkin bir sistem oluşturuyordu. Geçmişteki misyonu ile şuandaki misyonu arasında belirgin bir şekilde farklılık vardır. Vatikanı idare ettiği gibi İslam alemini de hegemonyası altına almaya çalışan siyonist gücün, bu amacı için Fethullah Gülen ve yapılanmayı kullanarak hareket ettiği apaçık ortadadır.”

‘TSK’DA BİR SUBAYDAN BİR İMAM SORUMLU’

Cemaatin TSK içindeki yapılanmasıyla ilgili Aydınlık’a bilgi veren üst düzey bir Emniyet görevlisi, F tipi örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri içinde hala varlığını sürdürdüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Cemaatin TSK içindeki adamları hala görevde. Devlet orada bir faaliyete geçmedi. Cemaatin TSK içindeki örgütlenmesi, Emniyet’teki gibi değil. Emniyet teşkilatında, bütün teşkilattan bir imam sorumluydu. Ancak TSK’da bir subaydan bir imam sorumlu. O yüzden TSK’daki yapılanmaları daha karmaşık ve daha gizli.”

AYDINLIK GÜNDEME GETİRMİŞTİ

Aydınlık gazetesi 8 Temmuz 2014 tarihli manşet haberinde, “2 Bin Cemaatçi Özel’in Masasında” başlığıyla TSK içindeki yapılanmayla ilgili önemli bilgileri kamuoyuna duyurmuştu. Haberde şu bilgiler yer almıştı:

“Harp Okulu, Askeri Liseler ve Astsubay Hazırlama okullarına alınan 300’e yakın öğretmen, öğretim elemanı ve yardımcı personelin Gülen Cemaat ile ilişkili olduğu anlaşıldı. 2013 şurasında ataması yapılan 14 general ve amiralin de Gülen Cemaati ile yakın ilişkide olduğu en önemli iddialar arasında bulunuyor. Aydınlık’a ulaşan bilgilere göre MİT, F tipi örgütlenme ile ilişkisi olduğunu saptadığı ve ağırlığını astsubayların oluşturduğu yaklaşık 2 bin ismi Genelkurmay Başkanlığı’na bildirdi. 2 bin ismin içinde astsubayların yanı sıra subay ve general/amiral rütbesinde komutanlar da bulunuyor.”

15 YIL DİNLETTİ

Fethullah Gülen’in Amerika’ya gitmeden önce Latif Erdoğan’a, “seni 15 ylıdır dinletiyorum” diyerek itirafta bulunduğu da ifade kapsamında ortaya çıktı. İfadesinde kendisine yöneltilen “Hanefi Avcı, Orhan Özdemir, Celal Uzunkaya’yı tanıyor musunuz?” sorusunu yanıtlrken dinlenmesi olayını da Erdoğan şöyle anlattı: “Yukarıda isimi geçen şahısları tanımıyorum ancak Hanefi Avcı’yı da basından gördüğüm kadar biliyorum. Hanefi Avcı’nın mahkeme safahatında ‘cemaat kendi ağabeylerini de dinletiyordu’ şeklinde sorması üzerine cevaben ‘örneği Latif Erdoğan’dır’ şeklinde beyanda bulunduğundan dolayı kendisi hakkında bilgi sahibi oldum. Bu bağlamda cemaatin istihbarat birimlerini kontrol ettiğini ve istemedikleri şahısları dinledikleri ortaya çıkmıştır. Hatta Fethullah Gülen ile yaptığım bir görüşme esnasında bana ‘seni de 15 yıldır dinletiyorum hakkını helal et’ şeklinde söylemesi üzerine dinlendiğimi öğrendim. Bu konuşma Amerika’ya gitmeden önce olmuştur.”

SONRAKİ BÖLÜM: Savcıdaki 45 kişilik şüpheli listesi (Can Özçelik / Aydınlık)

------------------------------------------------------------------------------

SAVCILIKTAKİ 45 KİŞİLİK ŞÜPHELİ LİSTESİ

10.11.2014 23:08 ‘Fethullah Gülen Suç Örgütü’ soruşturmasını yürüten savcılık 45 kişilik isim listesi üzerinde duruyor. Bu isimleri, Cemaat’in bir zamanlar önemli isimlerinden olan Latif Erdoğan’a sordu. “Fethullah Gülen Suç Örgütü” soruşturmasında tanık sıfatıyla ifadesi alınan Latif Erdoğan’a yöneltilen bir soru, soruşturma kapsamında savcılığın 45 kişi hakkında da araştırma yaptığını ortaya çıkardı. Latif Erdoğan’a “Cemaat içerisinde bugüne kadar görev almış, bırakmış, halen aktif olan faaliyetini sürdüren aşağıda ismini verdiğimiz şahıslardan tanıdıklarınız kimlerdir?” sorusu yöneltildi.

Soruyu yanıtını ayrıntılı şekilde yanıtlayan Erdoğan şunları söyledi:

Mustafa Özcan: Hem hizmette hem de paralel yapıda etkin bir rol oynadığını düşünüyorum. Halen bu yapıda büyük oranda ağırlığının olduğunu biliyorum. Fethullah Gülen’i yönlendiren isimlerden biri olduğunu biliyorum. Kaynak Holding’in patronu ve Sema Hastanesi’nin sahibidir. Fethullah Gülen Amerika’ya gittiği ilk günden itibaren Türkiye’deki yapının organizesini yapar. Ayrıca mali anlamda da kasadır. Hizmette bulunmadığı mevki yoktur. Hizmette ve bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşumun içerisinde olduğunu düşünüyorum.

Şerif Ali Tekalan: Halen Cemaat’e ait tüm üniversitelerin başı ve sorumlusudur. Fethullah Gülen’in protokol ve bürokratlarla üst düzey siyasilerle görüşme ayrıca irtibatlarını kendisi organize eder. Hizmette en üst seviyede etkin bir isimdir. Yapı ile alakalı etkili ve derin bilgiye sahiptir. Özellikle cemaat içinde gerçek davaya bağlı insanların ilerlemesini engellemek için yollar deneyen ve yollar arayan bir isimdir. Fethullah Gülen’i temsil eder. Fethullah Gülen’in kendisine verdiği kararların tamamını uygular ve kendisine karşı çıkmaz. Onun adına konuşabilir ve hareket edebilir. Bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşumun operasyonel faaliyetlerinde aktif olarak görev aldığını düşünüyorum.

İŞADAMLARIYLA İRTİBAT

Nevzat Ayvacı: Antalyalı bir işadamıdır. Hizmette görev yaptığı süre içerisinde Antalya sorumlusu olarak kalmıştır. Halen aktif olarak görev alıp almadığını bilmiyorum. Hizmeti en iyi bilen şahıslardan biridir.

Ahmet Kara: Manisa Turgutlu, Tavşanlı, Erzurum ve İstanbul imamlığı yaptı. Daha sonra Marmara bölge sorumluluğu yaptı. Bir süre sonra da dış hizmetler için Kenya’ya gitti. Ahmet Kara, Fethullah Gülen’e çok yakın bir isimdir. Üst düzey işadamları ile irtibatı koordine eder. Cemaat’in mali konularda işadamlarından sağlanan kaynakların birebir yaptığı görüşmelerle kendisi sağlamaktadır. Ahmet Kara’nın bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde aktif olarak rol aldığını biliyorum.

İbrahim Kocabıyık: Erzurum ve Van imamlığı yapmıştır. Samanyolu TV’de program yapmıştır.

Önder Aytaç: Bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde olabileceğini tahmin ediyorum.

ASKERİ VE POLİS OKULLARI

Sait Aksoy: Bütün öğrenci yerleştirmelerinin koordinesini kendisi yapar. Askeri ve polis okullarına/kolejine öğrenci alımını ve teminini sağlar. Hizmette çok önemli bir isimdir. Uzun zamandır Amerika’dadır. Fethullah Gülen’e ait özel kurye ve istihbarat işlerinde kendisi görevlendirilir.

Hamidullah Öztürk: Fethullah Gülen’den ders almış önemli bir isimdir. Kendisi uzun dönemler askeri hizmetlere bakmıştır. Askeriye imamı olarak bilinir. Şu an Brezilya’dadır.

Murat Karabulut: Kendisi hizmet yapılanmasının MİT’ten sorumlu şahsı olduğunu basından öğrendim. Yapı içindeki etkinliğini bilmiyorum. Ancak özel statüde bir şahıstı.

YURTDIŞI İRTİBATLARI

Alaaddin Kaya: Stratejik öneme sahip bir şahıstır. Nerede önemli bir hamle, konu varsa kendisi ve İlhan İşbilen içindedir.

İsmail Büyükçelebi: Ankara imamlığı yaptıktan sonra Uzak Doğu, Çin ve Amerika’da görev yapmıştır. Halen Amerika’da olduğunu biliyorum. Hizmetin bütün yapısını Fethullah Gülen’den sonra en iyi bilen kişidir. Paralel yapı ile doğrudan bağlantılı olup olmadığını bilmiyorum. Ancak Fethullah Gülen’e kayıtsız şartsız bağlıdır. Askeri hizmetlerde önemli görevlerde bulunmuştur.

Suat Yıldırım: Fethullah Gülen ile ilişkisi Edirne’den başlar. Medine ve Malezya’da bulunmuştur. Hizmet yapılanmasını detaylarıyla bilir. Aynı evde kalmışlardır. Kendisi hizmet içinde bulundu, yapı içinde etkili bir isimdir ve savunur. Hatta bir ara Türkiye sorumlusu da olmuştur.

Mustafa Yeşil: Uzun yıllar İzmir ve Ankara imamlığının ardından İngiltere imamlığı yaptı. Cemaat içinde bütün yurt dışı irtibatları kendisi koordine eder. Hizmet yapısı ve bu dönem paralel yapı olarak adlandırılan oluşumun içinde en aktif olan şahıstır.

Ali Bayram: Sakarya ve Kazakistan imamlıklarından sonra Latin Amerika(Arjantin) imamlığı yapmıştır. Cemaat içinde yapılan üst düzey toplantılarda bulunan bir üyedir. Fethullah Gülen’in yeğeni olan Kemal Gülen ise kendisinin damadıdır. Helan aktif olarak cemaatte görevli olduğunu biliyorum. Kendisi bütün yapı ile ilgili geniş bilgiye sahiptir.

Harun Tokak: Halen İsrail imamlığı vardır ve oradadır. Hizmet içindeki bütün gizli çalışmaları bilir. Yaklaşık 1,5-2 yıldır oradadır.

Naci Tosun: Ankara İmamı olarak Devlet Planlama Teşkilatında görev yaptı. Eskişehir’e geçerek orada imamlık yaptı. Zaman gazetesi genel müdür yardımcılığı ve genel müdürlüğü yaptı. Samanyolu TV’de genel müdürlük yaptı. Halen Kaynak Holding Yönetim Kurulu Başkanıdır. Daha önceki zamanda Cemaat’in Türkiye’deki tüm yargı sisteminden sorumlu şahıstı. Ayrıca bürokraside etkindi. Halen cemaat yapılanması içinde aktif olarak hizmet vermektedir.

İsa Saraç: Şuan Amerika’dadır. Bursa’da il sorumlusuydu.

Ali Çelik: Bütün mali işlerin içinde bulunmaktadır. Bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde görev almış olabilir.

Akif Ulubaş: Hakkında bildiğim Kayseri ili imamı olarak toplantılara geldiğidir.

GÜLEN’İN GÜVENDİĞİ İSİM

Faruk İlk: Fethullah Gülen’in güvendiği bir isimdir. Özel bir görevi yoktur.

İzzet Aker: Kendisinin paralel yapı ile bir ilişkisi olduğunu düşünmüyorum.

İlhan İşbilen: Paralel yapılanma içinde faaliyet gösterip göstermediğini bilmiyorum. Ancak Ak Parti’den istifa edip tepkisini göstermiştir. Cemaat içinde kendisinin ayrı bir ekibi vardır. Mülki amirlerle (vali ve kaymakam) koordine sağlardı. Bürokrasiyi bilir. Bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde yer almış olabilir.

Cemal Uşşak: Cemaatle bir alakası yoktur ancak hizmet yapılanmasını bilir. Rahatsızlığı olduğunu biliyorum. Entelektüel kesimle irtibat sağlayan şahıstır. Bir dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içinde faaliyet göstermiştir.

Selman Kuzu: Kendisinin bu yapı içinde önemli bir kişi olabileceğini düşünüyorum.

Ali Rıza Tanrısever: Kendisine her yönü ile kefil olabilirim. Kendisinden zarar gelmeyecek bir şahıstır.

Hamit Özyurt: Ankara’lı tüccardır. Kemal Özdemir’le birlikte cemaatten ayrıldı.

Fehmi Çalışkan: Cemaat içinde üst düzey bir faaliyeti yoktur.

Mahmut Akdoğan: Fethullah Gülen ile İzmir’de tanışmıştır.

Nurettin Veren: Temasa geçilmesi gereken biridir.

İrfan Yılmaz: Cemaat yapılanmasında büyük bir yeri yoktur.

Hidayet Karaca: Paralel yapı ile ilgili en azından bilgi sahibi olduğu kanaatindeyim.

Erhan Başyurt: Paralel yapı ile ilgili bütün gelişmeleri takip ettiğini sanıyorum.

EMNİYET VE ADLİYE İMAMLARI

Kemalettin Özdemir: Ankara imamlığı yaptı. Daha sonra Emniyet’ten sorumlu imamlık yaptı. Kendisinin 6-7 sene kadar önce hizmetten ihraç edildiğini başkalarından duydum. Ayrılma sebebinin kendisi ile ilgili bir kaset olduğu iddiası olarak biliyorum ancak ben bunun iftira olduğunu düşünüyorum. Kendisinden sonra yerine gelen ( Kozanlı Ömer olarak bilinen) Osman Hilmi Özdil ile Emniyet teşkilatı yapısında aralarında çekişmeler olduğunu biliyorum. Bundan dolayı cemaatten ilişiğinin kesildiğini duydum. Emniyet teşkilatı sorumlusu olduğundan buradaki rütbeli görevlilerle ilgili yapılanmayı en iyi bilendir. Aynı zamanda cemaatin düzenlemesini yapan sorumlu şahıstır. Kendisinden bu konu ile ilgili detaylı bilgi alınabilir.

Süleyman Uysal: Emniyetteki memurların Türkiye sorumlusudur.

Ahmet Can: Adliye yapılanmasını koordine eder.

İRŞAT EKİBİ

Nejdet Başaran: Manisa imamlığı yapmıştır. Fethullah Gülen’in Amerika’ya gidişinde de yanında kaldı. Fethullah Gülen tarafından çok sevilen bir isimdir. İrşat ekibindedir, doğrudan bir sorumluluk verilmemiştir.

Nejdet İçel: Aydın, Denizli, Kırıkkale imamlıkları yaptı ve resmiyette de Diyanet imamlığı yaptı. İrşat ekibinde görev yaptı, başka görevlerde bulunmadı. Hizmette çok aktif biri değildir.

Cemal Türk: Kendisi Mollalardandır. Molla yapılanmasını koordine eden kişidir.

Bahattin Karataş: Kendisi Güneydoğu bölge sorumluluğu yaptı. Halen aktif görevde olduğunu biliyorum. Kendisinin İrşat ekibinde olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Kurucan: Fethullah Gülen’den özel ders alan “Mollalar”dandır.

Reşit Haylamaz: Molladır.

Kerim Balcı: Eğer cemaatin İsrail ile yakından ilişkileri varsa bunu en iyi bilecek kişilerden birisi.

Ekrem Dumanlı: Zaman gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Halen bu görevi yapıyor. Gazetedeki konumu gereği Fethullah Gülen ile irtibatlı bir isimdir. Hükümetle Cemaat’in arası iyi iken bürokratik bütün görüşmeleri yapan ve bu yapıyı en iyi tanıyan isimdir.

Yusuf Pekmezci: İzmir’de hareketin temelini atan şahıslardan biridir.  (Can Özçelik / Aydınlık)

------------------------------------------------------------------------------

FETHULLAH GÜLEN’İN YETİŞTİRDİĞİ MOLLALAR

12 Kasım 2014 23:25 Fethullah Gülen hakkında açılan “suç örgütü” soruşturmasına giren ifadelerde cemaat içinde Molla diye tabir edilen bir grubun olduğu belirlendi. Tanık olarak ifade veren Latif Erdoğan’a göre, Mollalar ilk olarak bizzat Gülen tarafından eğitildi. Cemaatin şu andaki idareci kadrosunun yüzde 90’ının Mollalar tarafından oluştuğunu kaydeden Erdoğan, bu ünitenin başındaki kişinin de Mustafa Özcan olduğunu söyledi.

MOLLALAR KİMLER?

Latif Erdoğan’ın “Fethullah Gülen suç örgütü” soruşturma dosyasına giren ifadesinde, “Yapılanma içerisinde Molla olarak tabir edilen şahıslar kimlerdir? Nerede ikamet ederler? Ne tür eğitim almaktadırlar? Görevleri nelerdir” sorusuna yanıtı şöyle: “Mollalar ilahiyat mezunları içerisinden seçilerek alınan kişilerdir. Önceki tarihlerde doğrudan Fethullah Gülen’den hadis, fıkıh ve tefsir gibi dersleri okumak suretiyle ders alan bir kadro oluştu. Sonra bu kadro ders okutmaya başladı ve bu ilk kadronun elinden geçerek ders alan kişiler Fethullah Gülen’in yanına gönderilmeye başlandı. Bunlar mobil hareket eden kişilerdir. Fethullah Gülen nerede kalıyorsa onlarda orada kalır, ortalama hocanın yanında 3-4 sene kalırlar. Kayıtsız şartsız Fethullah Gülen’e bağlıdırlar.

‘BAŞINDA ÖZCAN VAR’

Tabi bu süre içerisinde bir çok güven testinden geçirilirler ve daha sonra yapılanma adına çeşitli önemli görevler (dış ülke ve devlet birimlerine ait tüm çalışmalarda bu şahıslar görevlendirilir) bu şahıslara verilir. İlk dönemlerde Mollaların sayısı yaklaşık 10 kadardı. Daha sonra grup halinde yetiştirilmeye başlanıldı ve sayıları çoğaldı. İçlerinde akademisyenlerde vardır. Şuan ki Gülen cemaati denilen yapılanmanın idareci kadrosunun yüzde 90’ı Mollalar tarafından oluşur. Örnek olarak, Ahmet Kurucan, Cemal Türk, Mustafa Yeşil, Reşit Haylamaz, Hamidullah Öztürk’ü verebilirim. Bu şahıslar ilk Molla eğitiminden geçen ve daha sonra Molla yetiştiren şahıslardır. Bu ünitenin başındaki kişi ise Mustafa Özcan’dır.”

'DERİN YAPI'

Latif Erdoğan ifadesinin devamında Selman Kuzu’nun da Mollalardan olduğunu açıklıyor. Latif Erdoğan “suç örgütü” soruşturma dosyasına giren ifadesinde, Mollaların özellikle ilahiyat fakültesi mezunlarından seçildiğini ve cemaat içerisinde ayrı bir yapı oluşturulduğunu söyledi. Mollaların yapı içerisinde sadece Fethullah Gülen tarafından bilindiğini anlatan Erdoğan, bunu cemaat içinde ayrı bir “derin yapı” olarak niteledi. Latif Erdoğan, Mollaların Fethullah Gülen’in ağzından çıkan sözleri emir olarak kabul ettiğini de kaydetti.

HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ VE ZİRVE SALDIRISI

Soruşturma kapsamında kamuoyunun yakından takip ettiği davaların da ayrıntılarının araştırıldığı öğrenildi. Tanıklara, “Oslo süreci, Zirve Yayınevin saldırısı, Hablemitoğlu cinayeti, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü, Uludere, Mavi Marmara olayı, Ergenekon ve Odatv davaları hakkında bilginiz var mı?” diye soruldu.

'YAPININ ZAYIF NOKTASI EKONOMİ'

LATİF Erdoğan’a yöneltilen sorulardan bir diğeri de “bu yapının zayıf noktası neresidir” oldu. Erdoğan soruya şöyle yanıt verdi: “Şu anda zaafa uğratılan nokta ekonomik tarafıdır. Ekonomik gelirler, bu şekilde gitmesi halinde kesilecektir. Diğer bir meselede kamuoyunda itibar kaybetmesidir. Hükümete karşı benzer atraksiyonlara devam etmesi halinde cemaat aleyhine toplumda nefret algısı uyanacaktır.”

“Devletin bütünlüğü ve varlığı gözönünde bulundurulduğunda Fethullah Gülen hareketini ne olarak değerlendirirsiniz?” sorusuna Latif Erdoğan, “Şu andaki konum ve yapılanma açısından ve sonuçlar değerlendirildiğinde bana göre kesinlikle bir terör örgütüdür” dedi.

'BENİ BOŞAMASI İÇİN TELKİNDE BULUNMUŞLAR'

“Cemaat yapısından ayrılan şahıslara yönelik tehdit veya şantaj şeklinde bir uygulama var mıdır?” sorusuna Latif Erdoğan’ın yanıtı şöyle oldu: “Bana yapılan bir baskı yoktur. Ancak eşime benden ayrılması hususunda telkin ve teklifte bulunduklarını öğrendim. Kızım Fatih Üniversitesi’nde öğrenciyken, okula yakın olması sebebiyle sadece ailenin bildiği bir ev tutmuştum, eşimde kızımla birlikte kalıyordu. Bilmediğimiz iki bayanın eşime gelerek benden boşanması hususunda telkinde bulunduğunu bilmekteyim. Bu teklif 3 kez de dışarıda önüne çıkmak suretiyle tekrarlanmıştır. Bu şunu da göstermektedir, sadece aile fertlerinin bildiği bir ev takip yoluyla tespit edilmiştir.”

YAPININ MALİ KAYNAKLARI

Cemaate para akışının da araştırıldığı soruşturmada, “Yapının mali kaynakları nelerdir?” diye soruldu. Latif Erdoğan bu sorunun yanıtını ayrıntılı bir şekilde anlattı:

“İllerde ‘himmet’ ve bağış adı altında cemaat yapılanması için toplanan paraların 1/15’lik kısmı Fethullah Gülen’in kendisine getirilirdi. Fethullah Gülen ise kendisine çek, senet, ve nakit para olarak gelen bu parayı genel bütçeye bakan İstanbul ilinde toplanan mütevelli heyetindeki isimlerin başındaki, Mustafa Özcan’ın aracılığıyla gerekli yerlere aktarırdı. Fethullah Gülen bu çek, senet ve nakit parayı kendi üzerinde bulundurmazdı. Mustafa Özcan bu yapılanma içerisinde tüm para trafiğini kontrol eder ve koordinesini yapardı. Türkiye genelinde bu paraların nereye aktarıldığı ve mütevelli heyetinde kimlerin olduğunu en net Mustafa Özcan bilir. Mütevelli heyetinde çalışan kişilerin durumu genelde iyi olduğundan parasal konularda suistimal olmazdı. Hatta bazı yeni açılan il, bölge ya da ülkelerdeki cemaat faaliyetlerinin yürütülebilmesi amacıyla bu mütevelli heyetinden isimler kendi verdikleri himmetlerle ya da kendi bütçelerine yaptıkları yardımlarla bu eksiklikleri giderirlerdi. Bunun neticesinde, Fethullah Gülen’in iltifatlarına mazhar olurlardı. Bu onlar için gurur verici bir durumdu. Hizmetin kendi açtığı kuruluşlardan ziyade şahıs adına kurulan firmalarda hisseleri mevcuttur. Bunlara Bank Asya, Kaynak Holding, Sürat Kargo, Nida A.Ş örnek gösterilebilir. Bu firmalar şahıs üzerinden hizmet adına açıldığından şuanda bu şirketin sahibinin çocuklarının ileride herhangi bir hak iddia etmemesi için çek, senet alınır ve bunlar bir yerde muhafaza edilirdi.” (Can Özçelik / Aydınlık)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(08 Kasım 2014, 12:42), son güncel.: (12 Kasım 2014, 23:25)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6412    yazdır/print


 

Gitti seçimin biri, geliyor diğeri

Hükümet, HSYK'ya da mı operasyon düzenleyecek? HSYK krizinin 17 Aralık sonrası zirve yapması üzerine hükümetin nasıl bir yol izleyeceği merakla beklenirken emniyete düzenlenen paralel yapı operasyonlarının HSYK'ya düzenlenip düzenlenmeyeceği merakla bekleniyor. Cafesiyaset yazarı Abdullah Harun gelişme ve olasılıkları değerlendirdi.

21.08.2014 15:12 Cafesiyaset / Abdullah Harun - Bir seçimi bitirdik diğerine hazırlanıyoruz. 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra sıra şimdi 19 Ekim'deki HSYK seçimlerinde. 14000 hakim ve savcının seçmen olarak katılacağı seçimde adli yargıdan 7, idari yargıdan 3 isim HSYK asil üyeliğine seçilecek.

Kamuoyu olarak bu seçime kilitlendik. Çünkü cemaat mensubu bazı hakim ve savcılar bu seçimleri kazanacaklarından adeta emin görünüyorlar. Seçimi kazanacaklarını ve hükümetten hesap soracaklarını iddia ediyorlar. Düşünün, 14 bin hakim-savcının tamamı cemaat adaylarına oy vermiş olsa dahi, 21.5 milyon seçmenin seçtiği hükümetten hesap soracaklar!..

İşte belki bizzat bu meydan okuma dahi HSYK'nın birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi siyasiler tarafından seçilmesinin ne kadar doğru ve mantıklı olduğunu gösteriyor. Eğer 2010 yılında işin bu yönü görülebilseydi bugün bu krizi yaşamıyor olacaktık. Çünkü paralel hakim ve savcılar hukuki değil siyasi davranıyorlar. Bu çok açık..

Evet gündemde aylardır HSYK krizi var. 17 Aralık soruşturmasına hükümetin tepkisi krizin fitilini ateşledi. Bu kriz sürecinde o kadar çok ve önemli gelişmeler yaşandı ki süreci anlayabilmek için bunları belirtmekte fayda var:

17 Aralık savcısı Zekeriya Öz, -ki aynı zamanda Ergenekon savcısı olarak tanınıyor- seçimlere 3 ay kalmışken şaşırtıcı şekilde 3 dosyayı birleştirip yolsuzluk operasyonlarını başlattı. Hükümetin dört bakanının oğulları ve bir AK partili belediye başkanının da aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere kamuoyu buna çok sert tepki gösterdi. Kamuoyu tepki gösterdi diyoruz. Çünkü Erdoğan'ın o günlerde yaptığı seçim mitinglerine inanılmaz oranda büyük kalabalıklar katıldı. Coşkuyla Erdoğan'ı desteklediler.

Erdoğan, seçim öncesi gerçekleşen 17 Aralık operasyonunun dersane tartışmalarının hemen ardından gelmesine dikkat çekti. Cemaatin kumpasına karşı diz çökmeyeceklerini dile getirdi. "İnlerine gireceğiz" sözünü sık sık kullanarak en sert tepkiyi vereceklerini ilan etti.

Ardından önce Emniyet Müdürü değiştirildi. Hemen ardından Emniyet teşkilatında geniş çaplı görevden almalar yaşandı.

-Herkes için bir bavul hazırlamışlar-

-Dersaneler kapatılırsa 17 Aralıklar gelir-

Bu noktada Dersane tartışmalarına girmek istemiyoruz. Sadece şunları belirtmek gerekirse, hükümetin dersanelerin kapatılmasına yönelik kararlı tavrının cemaate büyük darbe vurma amaçlı olduğu konusunda herkes hemfikir. Çünkü onun da öncesinde Başbakan 7 Şubat 2012’de bu yapılanmanın ve teşkil ettiği tehlikenin büyüklüğünün farkına vardı. Harekete geçmeye karar verdi. Dersanelerin kapatılma girişimine karşılık cemaatin 17 Aralık ve devamı operasyonlarla misillemede bulunduğu konusunda da çoğunluk hemfikir. Kaldı ki, 17 Aralık'ın hemen öncesinde cemaat medyası mensuplarının “bavulda çok belgeler var, çok yakında bir şeyler gelecek” tehditlerini de hatırlayalım.

Balyoz bavulcusu bu cemaat gazetecilerinin 17 Aralık'ı 4 ay önceden bildiğine dair çarpıcı bulguları da hatırlayalım. İşte 17 Aralık'la ilgili şüpheleri güçlendiren bu gibi bulgulara detaylıca girmek istemiyoruz. O apayrı bir olay. Zaten bu somut bulgular nedeniyle savcılıklara suç duyuruları yapıldı. En azından İstanbul'da bu konuyla ilgili bir soruşturma olduğu biliniyor. Daha büyük bir başka soruşturma da Ankara’da yürütülüyor. Belki başkaları da vardır. Ancak dediğimiz gibi bu ayrı bir konu.

17 Aralık üzerindeki şüpheler konuşulurken 1 hafta sonra 25 Aralık'ta bir başka Ergenekon savcısı Muammer Akkaş operasyon yapmaya kalkıştı. Üstelik TMK kapsamında, yani terörle mücadele kapsamında. Ancak yeni Emniyet Müdürü savcının kendisine gönderdiği gözaltı talimatlarını yerine getirmedi. Buna gerekçe olarak da gözaltı gerekçelerinin ve delillerinin gösterilmemesini gösterdi. Ve ilerleyen günlerde bunun doğru olduğu, çuvallarca delil çuvalının hiç açılmadan gözaltı talimatlarının emniyete gönderildiği ortaya çıktı.

Bir başka operasyon İzmir'de yaşandı. Bir başkasının ise Ankara'da yapılacağı ileri sürüldü. Bir başka gelişme Adana'da Suriye'ye yardım götüren MİT TIR'larına yapılan baskın oldu.

Bir başkası yardım kuruluşu İHH'ya yönelik operasyon oldu. Dış görünüşte birbirinden bağımsız görünen tüm bu operasyonların peşpeşe gelmesi aslında birbiriyle koordine içinde ve bir plan dahilinde yürütüldüğü şüphesini güçlendirdi.

Çeşitli illerdeki birbirinden bağımsız bu operasyonların seçimin bir kaç ay öncesinde peşpeşe gelmesi kamuoyunda siyasi operasyon oldukları kanaatine neden oldu.

Ardından Başsavcılık müdahale ederek Savcı Akkaş'ın elindeki dosyayı aldı ve başka savcılara verdi. Savcı Akkaş buna ve talimatlarının yerine getirilmemesine tepki gösterdi. Çağlayan'daki Adliye önünde daha önce Türkiye'de olmamış şekilde basın mensuplarına korsan açıklama yaptı. Korsan gösteriler ve basın açıklamaları gibi Türk toplumunun aslında alışık olduğu ancak sivil toplum kuruluşları ve örgütlere layık gördüğü bu tür eylemlerin bu kez bir savcıdan gelmesi şaşırtıcı oldu.

-HSYK’dan ilk korsan eylemler-

HSYK'da 13 üye "korsan" olarak nitelendirilen bir bildiri yayınlayarak Savcı Öz'e, Akkaş'a ve yolsuzluk operasyonlarına sahip çıktı. Korsan olarak adlandırıldı. Çünkü yasal bir bildiri değildi. Siyasi bir mesaj verme çabası idi.

Bir başka savcı Mehmet Demir şok bir açıklama yaparak 17 ve 25 Aralık'ın hükümete darbe girişimi olduğunu ve buna direnilmesi gerektiğini belirtti.

Adalet Bakanı bir açıklama yaptı ve 17/25 Aralık savcılarına müdahale eden Başsavcı ve vekili ile Emniyet müdürünün HSYK tarafından soruşturulma çabasına geçit vermeyeceğini bildirdi.

Ardından HSYK'dan sürpriz atamalar geldi. 17 Aralık operasyonu sonrasında adı geçen 20 savcının görev yeri değişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bir başka isim getirildi.

Daha sonra 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında iki önemli gelişme yaşandı. 3 soruşturma dosyasından birinde 60 şüpheliye yeterli delil olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi. Savcı Ekrem Aydıner, takipsizlik gerekçesinde önemli tespitler yaptı. Öte yandan HSYK, 17 ve 25 Aralık soruşturmalarını başlatan savcılar Celal Kara, Muammer Akkaş, Zekeriya Öz ve 25 Aralık operasyonunda gözaltı kararı veren hakim Süleyman Karaçöl hakkındaki incelemesini tamamladı ve soruşturma başlatma kararı aldı.

Ardından HSYK'da var olduğu ileri sürülen paralel yapılanmanın, hakim ve savcı atamalarını belirleyecek olan 2014 Yaz Kararnamesi öncesi, paralel yapıyla ilgili davalara bakan hakimlerin listesinin hazırlığı içine girdiği iddiası gündem oldu. Paralel yapının üzerine giden hakim ve savcıları pasifize etmek için kurulun yakında düğmeye basacağı ileri sürüldü. Çünkü aksi halde paralel yapıya yönelik soruşturma ve davaların giderek çoğalacağı ve geri dönülemeyecek kritik bir yoğunluğa ulaşacağı dile getirildi.

Bu şekilde HSYK giderek tartışmaların odağına yerleşmeye başladı. Haziran ayının ortasına bu tartışmalarla gelindi. Büyük merakla beklenen ve sürpriz kararlar çıkacağı düşünülen kararname beklenirken bir başka beklenmedik sürpriz gelişme yaşandı. HSYK 1. Daire üyesi Teoman Gökçe, 17 Aralık operasyonu sonrası çıkarılan HSYK kararnamelerine tepki göstererek istifa ettiği açıkladı. Yazılı bir basın açıklaması yapan Gökçe hükümete tepki gösterdi. Bu olay, HSYK'da kararname krizi yaşandığına dair iddiaları doğrulamış oldu.

Hemen ardından HSYK kararnamesi açıklandı. 2224 görev değişikliğinin yaşandığı kararnamede paralel yapıya yönelik tasfiye yaşandığı izlenimi edinildi. Bazı isimler dikkati çekti. Adana'da MİT TIR'larının durdurulması talimatını veren 3 savcı başka illere atandı. Kararnamede, Adalet Bakanlığı bürokratlarına yönelik tasarruflar da dikkati çekti. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanları, Başsavcılar, Başmüfettişler ile Adalet Komisyonu başkanları, Türkiye'nin değişik yerlerinde düz hakim ve savcı olarak görevlendirildi. Ankara, İzmir ve İstanbul Başsavcılarının değişmediği kararnamede, birçok il başsavcısının tenzili rütbe ile düz savcılığa indirildiği de görüldü. Bu değişikliklerin cemaat kesimi yargı mensuplarını tasfiye amaçlı olduğu değerlendirmeleri yapıldı. Kararnamede dikkati çeken bir başka atama da, paralel yapının belalısı olarak bilinen bir savcının İstanbul'a Başsavcıvekili olarak atanması oldu. Bu atama ile daha geniş bir çalışma alanına kavuşan o savcının paralel yapıya karşı giderek yoğunlaşması beklenen yeni soruşturmalara imza atmasının beklendiği yorumları yapıldı.

Bu değerlendirmeleri haklı kılan bir detay da paralel medyada atamaların tasfiye olarak değerlendirilmesi ve tepki gösterilmesi oldu. Hükümetin HSYK’da tavrını koyarak aldırdığı bu kararların ardından ters yönde ilginç gelişmeler peşpeşe yaşanmaya başladı. Paralel yapının son kalesi ve en büyük direniş hattı nitelemeleri HSYK için yapılmaya başlandı. Önce zehir zemberek bir açıklama ile istifa eden Teoman Gökçe'nin istifası ilginç şekilde geçersiz kabul edildi. Kamuoyunda büyük tepki çeken bu istifa tevili HSYK'yı tartışmaların içine çekti. İstifanın skandal şekilde geçersiz kılınmasının nedeninin, kurul içindeki paralel yapının Gökçe'nin 1 kişilik oyuna çok kritik bir oylamada ihtiyaç duyması olduğu iddia edildi. HSYK bu şekilde gündeme yerleşirken diğer bazı detaylar da iddialarla örtüştü. Yargı üyeleri hakkındaki şikayetleri incelemekle görevli HSYK 3. Dairesi'nin, paralel yapı mensuplarını korumak için önündeki birçok dosyayı 'rapor, izin ve şerh oyunuyla' kasıtlı şekilde beklettiği iddia edildi. Buna göre en az bir kişi, karar toplantılarına katılmayıp süreci kilitliyor. Çünkü toplantılardan sonuç çıkabilmesi için karar yeter sayısının sağlanması gibi yasal bir zorunluluk var. İşte bu karar yeter sayısının oluşmasının paralel yapı tarafından bilinçli olarak engellendiği dile getirilmeye başlandı.

HSYK 3. Dairesi işte bu şekilde gündeme yerleşti. Bu arada bu gelişmelerle bağlantılı sayılabilecek başka olaylar da yaşanıyordu. MİT TIR'ları için arama emri veren Savcı Aziz Takcı'nın hakim eşi Selma Rahşan Takçı'nın usülsüz şikayeti üzerine bir soruşturma başlatıldı. Savcı Yenişafak gazetesinin basılması talimatını verdi. Bu olay kamuoyunda büyük tepki gördü. Paralel yapının varlığını bu akılalmaz girişimle bir kez daha gösterdiği savunuldu. Bu skandal, odatv soruşturmasında henüz basılmamış bir kitabın suç unsuru sayılmasını ve ellerinde bulunduran gazetecilerin de bu nüshaları savcılığa teslim etmesinin istenmesi gibi kamuoyunda şok etkisi yapan olayı akıllara getirdi. İlginç bir başka detay da odatv soruşturmasında o skandala imza atan savcının Zekeriya Öz olması idi. Yani yine adı paralel yapıyla geçen bir başka savcı. Kamuoyunda tepkilerin artması üzerine savcı geri adım attı ve Yenişafak'ın basılması talimatının sehven meydana geldiğini savundu. Ancak inandırıcı bulunmadı.

Bu şekilde görüldüğü gibi HSYK'daki paralel yapı ve karşıtları arasındaki savaş giderek belirginleşmeye başladı. Kimse kimseyi açıkça isim vererek suçlamıyordu belki ama aslında yaşanan tam olarak buydu. Bir savaş yaşanıyordu.

Ardından bu kez hamle hükümetten geldi. Yargıda geniş çaplı yapılandığı giderek hissedilen cemaat tabanlı paralel örgütün etkisini kırmak için hükümetin önemli bir adım daha atmaya ve yargıçlara sicil affı çıkarmaya hazırlandığı dile getirildi. Kanunsuz işlemlere engel olan ya da olabilecek yargıçların sicillerini HSYK müfettişleri eliyle bozan paralel çetenin, son yıllarda 1000'den fazla yargıcı bu şekilde cezalandırdığı, onlardan boşalan yerlere ise kendi elemanlarını yerleştirdiği ileri sürüldü. Sicil affı çıkarılması ile bu isimlerin tekrar aktif görevlere dönebilecekleri düşünülüyordu.

O günlerde cumhurbaşkanlığı seçimleri ana gündem maddesi iken Ekim ayındaki HSYK seçimlerinin daha önemli olduğu dillendirilmeye başlandı. Bu seçimi var olma savaşında çok önemli gören paralel yapının tüm dikkat ve gücüyle bu seçimleri kazanmaya odaklandığı, bunun için taktikler geliştirdiği ileri sürüldü. Özel görevli ekiplerle hakim ve savcılara 'ikna' ziyaretleri sıklaştı. Cemaatin doğrudan bir liste ile seçimlere katılmayacağı, bunun yerine YARSAV gibi laik kuruluşlarla anlaşarak kendi adaylarını o listelere sokturacağı ve kurula sokmaya çalışacağı iddia edildi. Yargı içindeki uzantılarıyla oy verecek 13 bin civarındaki hakim ve savcıyı ablukaya alan paralel yapının, çok örgütlü bir çalışma yürüttüğü, destek alabilmek için emniyet içerisindeki uzantılarınca daha önce elde edilmiş kişisel fişleme bilgileri kullanarak tehdit ve şantaj yapmaktan çekinmediği, yok olmama adına en büyük ve son direniş hattı gördüğü HSYK seçimlerini almayı planladığı dile getirildi. Eğer önlem alınmazsa paralel yapılanmanın HSYK seçimlerini örtülü kadrolarıyla kazanmasının kesin olduğu dile getirilmeye başlandı.

Bu tartışmalar sürerken “kontrgerilla.com” sitesine mesaj gönderen "Ali Usta" adlı bir yargı mensubu, yargıda paralel ya da diğer gruplara mensup yargıç ve savcıların sayısına dair ilginç rakamlar belirtti. Yeni HSYK zamanında 4000 kişinin paralel yapı tarafından mesleğe nasıl ilginç şekilde alındığını ifade etti. Bu rakamlardan hareketle Usta, karşısındaki gruplar ittifak yapmadığı taktirde Gülen grubunun seçimlerden tulum çıkararak zaferle ayrılacağını ifade etti. Usta'yı haklı çıkardığı söylenebilecek bir gelişme geçtiğimiz haftalarda yaşandı. Uzun süre sonuçlanmayan Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu seçimlerini Gülen grubunun karşısındakilerin dağınıklığı nedeniyle büyük çoğunlukla kazandığı ileri sürüldü.

-HSYK'dan o savcıya darbe girişimi-

Ardından çok önemli bir başka gelişme yaşandı. HSYK, paralel yapıyla ilgili en büyük soruşturmayı başlatan Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun hakkında inceleme kararı verdi. Skandal bir gerekçeye sahip olan karar oy çokluğuyla alındı. Karar, Adalet Bakanının 'olur'una sunuldu. Ancak Bakanın kararı reddedeceği ileri sürüldü. HSYK'nın inceleme kararını, Gülen'in avukatlarının, müvekkilleri hakkında soruşturma olup olmadığı sorularına savcının karşılık vermediği gerekçesiyle yapılan şikayet üzerine aldığı öğrenildi. Oysa bu konu detaylarıyla medyada gündeme gelmiş, görüş belirten hukukçular, savcının “soruşturmanın gizliliği” ve “Gülen'in soruşturmada şüpheli olmadığı” gerekçesiyle soruşturma dosyasını avukata vermemesinin çok doğru olduğunu, asıl dosyayı vermesinin bir suç olacağını ifade etmişlerdi.

-Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı-

HSYK'nın, paralel yapıyla ilgili en büyük soruşturmayı başlatan Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun hakkında inceleme kararı vermesine Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'dan uyarı geldi. Bozdağ, “Gizli bir soruşturma var. Ama bakıyorsunuz soruşturmayla ilgili paralel yapının bir takım servisleri var. Arkasından HSYK inceleme başlatıyor. Soruşturma gizli. HSYK bir tehdit mercii değildir. Hakim ve savcıların, görevlerini bağımsız yapmasının sigortasıdır. Ben kurul başkanı olarak daha ortada bir şey yokken HSKY'nın böyle bir inceleme başlatmasını soruşturma yürüten savcı bakımından bir tehdit olarak algıladığımı buradan ifade etmek istiyorum. HSKY'nın böyle bir görevi yok.” şeklinde konuştu. Bozdağ, savcı Zekeriya Öz hakkındaki inceleme kararını ise desteklediğini açıkladı. Öz hakkında sert açıklamalar yapan Bozdağ, incelemenin yeterli olmadığını belirtti ve soruşturma aşamasına geçilmesini ima etti. HSYK'nın iki savcı hakkında oy çokluğuyla aldığı inceleme kararı Adalet Bakanı Bozdağ'ın oluruna sunuldu. Bozdağ'ın Öz'le ilgili incelemeye olur derken Coşkun'la ilgili olan kararı ise reddedeceği iddia edildi.

-Gülen o savcıları da şikayet etti-

Ardından bir başka önemli gelişme de İstanbul'da yaşandı. Fetullah Gülen'in avukatları, müvekkilleri hakkında gizli bir soruşturma yürüttüğü gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet savcısı Fuzuli Aydoğdu ile Başsavcı Vekili Faruk Erşen Yılmaz hakkında disiplin ve adli soruşturma başlatılması ve savcıya dosyadan el çektirilmesi için HSYK'ya şikayette bulundu. Bu girişimin HSYK'daki paralel direnişten cesaret alınarak yapıldığı iddia edildi.

-Yarsav listesindeki cemaat adayları-

22 üyeden sadece 10'unun belirleneceği Ekim ayındaki seçimler için YARSAV aday listesini açıkladı. Yarsav, “Ne hükümet ne cemaat” sloganını öne çıkarıldı. Ancak Yarsav'ın asla onaylaması mümkün görülmeyen icraatları bulunan bazı isimlerin listede yer alması cemaat ittifakını doğrular nitelikteydi. Bu nedenle “Ne hükümet ne cemaat=Yersen (pardon Yarsav)” dalgası medyada geçildi. Yarsav listesindeki 3 isimden ikisinin Yarsav gibi bir kuruluşun asla kabul etmesi mümkün görülmeyen iki mahkeme kararına imza atan isimler olduğu ortaya çıktı. Üçüncü ismin ise cemaate mensup olduğunun kesin olduğu ileri sürüldü. Osman Can gibi hukukçular ise 3 değil 5 ismin cemaatin adayı olduğunu dile getirdi. İşte bu şekilde, Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu seçimlerini Yarsav'la ittifak yaparak kazandığı iddia edilen cemaatin aynı taktikle daha önemli gördüğü HSYK seçimlerini kazanmaya çalıştığı şüphesi de güçlenmiş oldu.

-22 Temmuz operasyonları-

Ardından İstanbul merkezli olmak üzere emniyet mensuplarına yönelik çok büyük bir operasyon başlatıldı. 100'den fazla emniyet müdürünün gözaltına alındığı operasyonlarda son rakamla 42'si tutuklanarak cezaevine gönderildi. Operasyonlar 2 soruşturma kapsamında yapılmıştı. Sözde İran yanlısı Selam-Tevhid adı verilen örgüte yönelik soruşturmada Başbakan Erdoğan'dan bakanlara, mankenlerden sanatçılara kadar 2280 kişinin 3 yıl boyunca yasadışı şekilde dinlendiğinin ve kumpas kurulduğunun tespit edilmesi gözaltılar için bir gerekçeydi. Diğer soruşturmadaki gerekçe ise çok sayıda kişinin uyduruk gerekçelerle dinlenmesi ve elde edilen bilgilerin casusluk amacıyla kullanılması oldu. Burada dikkati çeken detay, gözaltına alınan emniyetçilerin adlarının geçmişte cemaate yakın kişiler arasında geçmiş olmasıydı. Bunu doğrular şekilde gazetelerden siyasetçilere kadar paralel kesim gözaltılara o kadar sert tepki gösterdi ki, hakikaten bu çok şaşırtıcıydı. Hukukçular tek başına bunun bile o polislerin cemaat tabanlı paralel yapılanmaya mensup olduğuna güçlü bir delil olacağına dikkat çektiler.

Bir başka şaşırtıcı gelişme, adları paralel yapı ile birlikte geçen bazı hakim ve savcıların da 22 Temmuz gözaltılarına tepki göstermesi oldu. Hatta bazıları twitter mesajlarında hükümeti tehdit edecek kadar ileri gitti. Bu kişilerin dile getirdiği bir başka şey daha vardı. O da Ekim ayında milletin seçeceği yargıçların bunların hesabını soracağı şeklindeki gözdağı idi.

O günlerde 22 Temmuz operasyonlarının yargıya da yöneleceği konuşulmaya başlandı. Çünkü gözaltına alınıp tutuklanan emniyet mensuplarının bu suçları tek başlarına işlemelerinin mümkün olmadığı, polislerin geniş çaplı bir örgütlenmenin sadece bir ayağını teşkil ettikleri görüşünün dile getirilmesiydi. Yasadışı dinleme emirlerini onlara savcıların verdiği, hakimlerin de göz yumduğu iddia ediliyordu. Her an gelebileceği dile getirilen operasyon kapsamına 2012'deki MİT krizinden 17/25 Aralık darbe girişimlerine kadar, illegal faaliyetlere karışan yargı mensuplarının gireceği ileri sürüldü. Cemaat ve mensupları için açılan soruşturmaları sümenaltı eden, ayrıca kumpasla düzenlenen fezlekeler ve iddianameler ile siyasete müdahale girişiminde bulunan yargı mensuplarının operasyonun hedefi olacağı dile getirildi.

-HSYK Başkanından şok tehdit-

Tarihler 25 Temmuz'u gösterdiğinde HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'un, Hürriyet ve Zaman gazetesinde yayınlanan röpörtajları gündemi sarstı. Okur açıklamalarında skandal cümleler sarfetti. Tehdit yoluyla adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etti. Paralel yapı operasyonunun yargı mensuplarına uzanması durumunda HSYK olarak devreye gireceklerini, engellemek mümkün olmazsa geciktirmeye çalışacaklarını açıkladı. Cemaatin en kritik isimlerinden biri olduğu uzun süredir dile getirilen Okur, skandal açıklamalarıyla bu iddiayı da güçlendirmiş oldu.

Okur'un dile getirdiği taktiğe göre, oylamaları engellemek için paralel üyelerin ya hastalık ya da başka mazeret gösterip izin kullanacakları ve oylamaya katılmayacakları ileri sürüldü. Okur'un açıklamaları kamuoyunda büyük tepki gördü. Ertesi gün bir açıklama yapan Okur yanlış anlaşıldığını, görüşlerinin yanlış aktarıldığını ileri sürdü. Ancak yaşanan gelişmelere bakıldığında yaptığı açıklamaların yalanlanamayacağı anlaşılıyordu. Örneğin paralel yapıya yönelik soruşturmaları olumsuz etkilediği gözlenen "karar yeter sayısı" krizinin tam da Okur'un açıklamalarında olduğu gibi devreye olduğu görüldü.

Okur'un açıklamalarının ertesigünü Başbakan'a açık tehdit ve hakaret mesajları atmış olan savcı Zekeriya Öz HSYK'daki oylamada karar yeter sayısı çıkmayınca soruşturmadan kurtuldu. Savcılar hakkında soruşturma kararları gibi kritik kararlar verme durumundaki HSYK 3. Dairesi'nin bu krizi defalarca yaşattığı da ortaya çıktı. 17 Aralık soruşturması sonrası Adalet Bakanı Bozdağ'ın HSYK genel kurulunda bazı kararları almasını engellemek için 8 üyenin hastalık nedenleriyle kurul toplantısına katılmadıkları, 1 hafta sonra yapılan toplantıda da yine aynı durumun yaşandığı ve toplantı yeter sayısı oluşmadığı için de toplantıların yapılamadığı ortaya çıktı. Ortaya çıkan ilginç detay ise, şayet 8 değil de 7 üye katılmamış olsaydı toplantıların yapılabileceği idi. Görüldüğü gibi sayı tam sınırda olacak şekilde dikkatle ayarlanmıştı.

-HSYK desteği tehditleri çoğalttı-

Ardından zincirleme gelişmeler yaşandı. Paralel yapıya yönelik operasyonlarda gözaltına alınıp tutuklanan polislere paralel savcı ve hakimlerden skandal destek geldi. Hükümete açıkça meydan okuyan bu yargı mensuplarının kuruldaki cemaat yapısına güvenerek bu mesajları verdikleri dile getirildi. Bu nedenle tehdit mesajlarını giderek arttırdıkları, herhangi bir soruşturmaya uğramayacakları inancı içinde rahat hareket ettikleri, Ekim'deki HSYK seçimlerinde çoğunluğu ele geçirip hükümete gerekli hamleleri yapacaklarını belirtikleri ileri sürüldü.

-Ahmet Hamsici'den yeni bir korsan bildiri daha-

17 Aralık sonrası korsan olarak nitelendirilen bir bildiri yayınlayan HSYK 3. Daire Başkanı ve HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici bir yeni bildiri daha kaleme aldı. Bildirinin Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı Bekir Bozdağ'ın 'HSYK 3. Dairesi soruşturmaları engelliyor' açıklamasından hemen sonra gelmesi dikkati çekti.

-HSYK paralel seçim kampanyası yürütüyor-

İşte bu şekilde giderek tırmanan HSYK geriliminin çok garip bir durumu gözler önüne serdiği görüşü dile getirildi. Buna göre, bazı yargıçlar gizlemeye de gerek görmeden Ekim'deki seçimlerde HSYK'da çoğunluğu ele geçirip hükümete misilleme yapacakları mesajını veriyorlar. Ekim'deki HSYK seçimleri Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine alternatif bir seçim haline gelmeye başladı. Başbakan bir mesaj veriyor, paralelindeki mesaj peşinden geliyor. Başbakan Erdoğan “inlerine gireceğiz” diyor, yargıçlar “kim kiminkine girecek göreceğiz, milletin yargıçları hesap soracak” diyor. Milletin yargıçları milletin hükümetinden ve milletin cumhurbaşkanından hesap soracak!.. Bu, açık bir siyasi mesaj değil mi?.. İşte bu değerlendirmeler kamuoyunda yapılmaya başlandı.

Paralel hakim ve savcıların mesajlarına dikkat edildiğinde var olan meclis ve hükümetin onlar için hiç bir öneminin olmadığı görülebilir. Ekim seçimlerini kazandıkları taktirde sadece mahkemelerin değil adeta ülkenin de hakimi olacaklarını ima ediyorlar. Milletin hakimleri hesap soracak diyen bu kesimler, Ekim seçimlerinde hükümete alternatif olduklarını bu şekilde ilan ediyorlar. Bu gelişmeler, paralel yapının cumhurbaşkanlığı seçimleri için il il gezip miting yapan Başbakan Erdoğan'a nazire yaptığı ve alternatif bir seçin kampanyası yürüttüğü yorumlarına yol açtı.

Ardından hükümetin paralel yapının HSYK seçimlerinde çoğunluğu ve kurulda hakimiyeti ele geçirmesinin önüne geçmek için 3 aşamalı eylem plan hazırladığı iddia edildi. Üye seçim şekli değişecek.. Toplantı ve karar yeter sayısı değişecek.. Gerekirse anayasa değişikliği yapılacak.. İlk değişiklikle kürsü ve yüksek yargı organlarında yapılacak seçimlerde her üyenin sadece bir aday için oy kullanması sağlanacak. İkinci olarak toplantı ve karar yeter sayısı değiştirilecek. Bu iki adımın yetersiz kaldığı görülürse anayasa değişikliği yoluna gidilecek.

-HSYK müfettişlerinden 5 TIR savcısına şok-

Ardından yaşanan bir gelişme, Adana'da yardım TIR'larına baskın yapan 5 savcı için HSYK müfettişlerinin "soruşturma açılsın" şeklinde rapor hazırlamaları, raporda bu savcıların casusluk faaliyeti içinde olduğunu belirtmeleri ve savcıların meslekten ihraç edilmesini istemeleri oldu. Bu şok raporun HSYK Teftiş Kurulu'nda da onaylandığı ve gereğinin yapılması için HSYK 3. Daire'ye gönderildiği öğrenildi.

Ardından basında ilginç bir iddia dile getirildi. Buna göre, HSYK'daki paralel yapılanmanın, mensubu olan savcı ve hakimlerin soruşturulmasını engelleme çabalarına karşı cumhuriyet savcılarının devreye girmeye hazırlanıyor. HSYK 3. Dairesi'nin, yapı mensubu savcı ve hakimlerin soruşturulmasını Zekeriya Öz örneğinde olduğu gibi bloke etmeye devam etmesi halinde şok bir adım atılacak. Buna göre, paralel yapıya yönelik dosyalara bakan savcılar, 'casusluk' suçu nedeniyle Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nı hariç tutan CMK 161-8 maddeyi işletecek. Sonrasında da HSYK yetkilileri İbrahim Okur ve Ahmet Hamsici için TCK 288. madde, yani 'Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs' maddesi devreye sokulacak.

SONUÇ

Evet tüm bunlardan görüldüğü gibi 17 Aralık’tan beri çok yoğun şekilde bir HSYK krizi yaşıyoruz. Dikkatle bakıldığında şimdilik sadece emniyete yönelik olduğu farkedilebilecek operasyonlarda çok sayıda polis gözaltına alınıp tutuklandı.

Bu operasyonların yargıya yönelmemesi ise eşyanın tabiatına aykırı. Çünkü emniyetçilerin işledikleri suçları savcı talimatı ve hakim gözyumması olmadan gerçekleştirmesi mümkün görülmüyor. Ancak yapılanmanın yargı ayağına –şimdilik- uzanılamıyor. Çünkü HSYK açıkça direniyor.

Ancak ne gariptir 4 yıl önce de yine aynı sorun vardı. 4 yıl önce de HSYK krizi Türkiye'nin en önemli gündem maddelerinden biri idi. O kadar ki, millet olarak sandıklara gitmiş, tarihimizde ilk kez referandum yaparak HSYK ağırlıklı anayasa değişikliklerine onay vermiştik.

Çünkü Ergenekon, Balyoz, Temizöz ve benzeri darbe davalarına bakan savcı ve hakimler görevden alınmak, soruşturmalar engellenmek isteniyordu. 2005 yılında Şemdinli davasında bunun çarpıcı bir örneği yaşanmıştı. Korsan kararname çıkarma girişimleri, korsan bildiriler o dönem peşpeşe yaşanıyor, gündemi sarsıyordu.

Kriz o kadar tırmandı ki, Hsyk üyesi Ali Suat Ertosun, "Adalet Bakanı (Sadullah Ergin) toplantılara katılmazsa 6 kişi toplanıp karar alırız, kararname çıkartırız" diye tehdit yöneltecek kadar ileriye gitti.

Ve 4 yıl sonra yine HSYK krizi ilk gündem maddemiz haline geldi. Önceki HSYK'nın jargonuna, yani kullandığı kelime ve cümlelere, itirazlara ve savunmalara bakıldığında bugünkü ile hemen hemen aynı olduğunu görebiliriz. Paralel hakim ve savcı beyler yaptıklarını hukukun üstünlüğü için yaptığını söylüyor. 4 yıl öncekiler de öyle söylüyordu.

-Postala hayır, cüppeye evet mi?..-

Ama son kararı millet veriyor. Sel gider kum kalır misali millet sonunda seli gönderiyor, geride kendi seçtiklerini bırakıyor. Bu kez de öyle olacak. Başka türlüsü mümkün değil. Bir darbe postal giyilince kötü oluyor, engellenmesi gerekiyorsa, cüppe giyilince masum mu görülecek?.. Böyle bir şeye hiç bir hükümet hiç bir iktidar izin vermez. Veremez. Verirse kendisini seçenlere ihanet olmuş olur.

-Paralel yapı tehlikesi yeni değil-

Cemaatin devletin derinlerinde nasıl kadrolaştığını 1999 yılındaki DGM savcısı Nuh Mete Yüksel'in Fetullah Gülen iddianamesinden de okuyabilirsiniz. Yine Prof. Necip Hablemitoğlu'dan da okuyabilirsiniz. Yine 1999 yılındaki emniyet raporlarından da okuyabilirsiniz. Yine İlker Başbuğ’dan ya da önceki askerlerden de duyabilirdiniz. 40 yıllık bir yapılanma süreci yaşanmış. Yani paralel devlet tehlikesi AK Parti'den önce de var idi. Ancak sadece kadrolaşmakla yetinmekteydiler. 2012'deki MİT krizi ile birlikte eyleme geçip iktidara sahip olmak istediler. Evet burada kesinlikle Ak Parti'nin de hataları var. Şüphesiz. Ancak bu tehlikeyi bile bile bu hatayı yapmış, bu adamlara yol vermiş değiller. Tehlikeyi farkeder etmez de en sert şekilde üstüne gitmeye başladılar.

Şurası da rahatlıkla söylenebilir ki hiçbir hükümet ve yönetim AK Parti kadar bu tehlikeyle mücadele edemez. Çünkü dini değerleri istismar etmesi nedeniyle bu tehlike en masum bir poza kolaylıkla bürünebilmektedir. Bu şekilde de kendisiyle mücadele edilmesini halk desteğini sağlayarak engelleyebilmektedir. Ancak şimdi bunu başaramamaktadır. AK Parti'den daha iyi kimse bu yapıyla mücadele edemez. 28 Şubat'ın koyu şekilde hüküm sürdüğü 1999'da bu yapılanmaya yapılabilenleri hatırlayalım. Sadece dava açılabildi. O da Yargıtay'da beraatle sonuçlandı.

Sonuca gelecek olursak, 19 Ekim'deki seçimlerin nasıl sonuçlanacağı çok önemli. Ama bir o kadar da önemsiz. Çünkü başarılı olsa bile bu yapılanmanın alabileceği yol kısıtlı. İş oraya gelirse, bir yeni referandum bu krizi çözmek için devreye sokulabilir. Yeni Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yetkilerini nasıl yorumlayacağı ve devreye sokacağı da merak ediliyor. Ama yine de gelişmeleri izlemek gerek. Bize göre Erdoğan sağ olduğu, yetkili konumda bulunmaya ve kararlı olmaya devam ettiği sürece paralel yapı sadece sonunu geciktirebilir. Paralel yapının en nefret ettiği ve en çok korktuğu şey aslında tartışılıyor olmak. Gözlerin kendisine çevrilmesi.. 27 Nisan muhtırasını hatırlayalım. Postallılar hükümete posta koymaya kalktılar. Şimdi cüppeliler aynı şeyi yapmaya çalışıyor. Ve millet tüm bunları dikkatle izliyor.. (Cafesiyaset / Abdullah Harun)

Daha fazlasını oku: Hükümet, HSYK'ya da mı operasyon düzenleyecek? - Cafesiyaset http://www.Cafesiyaset.com/hukumet-hsykya-da-mi-operasyon-duzenleyecek_417994.html#ixzz3B1nEYHUX
Follow us: @Rotahaber on Twitter | rotahaberr on Facebook

(21 Ağustos 2014, 15:12)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6227    yazdır/print


 

Paralel evrende kaybolan dosyalar

13 yıl önce Eyüp mezarlığında 10 yerinden bıçaklanarak öldürülen Musevi asıllı işadamı Üzeyir Garih cinayeti dosyasının kayıp olduğunun ortaya çıkması şok etkisi yaptı. Ankara savcılığının paralel yapının bazı cinayetlerle bağlantısının araştırılması talimatının ardından gelen bu gelişme şüpheleri güçlendirdi. Garih'in dosyası, paralel yapı ile irtibatı sonradan ortaya çıkan Zekeriya Öz, Muammer Akkaş ve Cihan Kansız döneminde sırra kadem bastı. Savcıların bu dosyalara mesai harcamayıp 17 Aralık ve diğer yargısal darbe girişimleri için yoğunlaştıkları ileri sürülüyor. Buna dair çarpıcı bilgiler veriliyor. Cemaat tabanlı paralel yapının Başbakan ve hükümetine karşı ne zaman ve nasıl harekete geçtiğinin detayları önemli.. Sadece Garih değil başka cinayetlerde de paralel şüphe gündemde.. O dosyalarda da ihmal iddiaları sözkonusu. Ancak daha da ötesi, paralel yapının bu cinayetlerde doğrudan rol aldığına dair somut bulgular da var. Dink ve Hablemitoğlu cinayetleri gibi..

07.08.2014 16:09  Soruşturmaya daha önce bakan operasyon savcıları Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Muammer Akkaş'ın ise hiçbir işlem yapmadıkları ve mesailerini yargı darbesi odaklı soruşturmalara harcadıkları tespit edildi. 25 Ağustos 2001 yılında Eyüp Sultan Mezarlığı'nda 10 yerinden bıçaklanarak öldürülen Alarko Şirketler Topluluğu Başkanı Üzeyir Garih cinayeti dava dosyası kayıp.

-Paralel yapıyla ilişkili mi?-

17 ve 25 Aralık yargı darbesi girişimlerinin ardından paralel yapıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Emniyet'ten son yıllarda yaşanan önemli eylemlerin araştırılması istenmişti. Savcılığın konuyla ilgili talimat yazısında "Cemaat üyelerinin Türkiye'nin son 10 yılında işlenen önemli olaylara azmettiren, yardım eden ya da doğrudan suç işleyen sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesi, cemaat üyelerinin rolleri bulunduğu iddia edilen Rahip Santoro cinayeti, Hrant Dink'in öldürülmesi, Danıştay saldırısı, Zirve Kitabevi Katliamı, Necip Hablemitoğlu ve Üzeyir Garih'in öldürülmesi gibi olaylar ile irtibatlarının araştırılması..." ifadeleri yer almıştı. Bir yandan bu iddialar araştırılırken diğer yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda süren Garih cinayeti soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı. Soruşturmayı derinleştirmek için harekete geçen savcı, dava dosyasını istedi ancak dosyanın kayıp olduğu bildirildi.

-2008'de yeniden başladı-

17 ve 25 Aralık yargı darbesi girişimlerinin ardından HSYK tarafından yapılan atamalar ve Meclis'te çıkartılan yeni yasal düzenlemeler sonucu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda önemli düzenlemeler yapıldı. HSYK, yargı darbesi operasyonlarının başında bulunan birçok savcının görev yerini değiştirirken, yasal düzenlemeler gereği özel yetkili savcılık ve mahkemeler de kaldırılmıştı. Paralel yapının yargı içindeki uzantılarının yürüttüğü birçok soruşturma ve dava dosyası sil baştan ele alınarak incelendi. Bu dosyalardan biri de işadamı Üzeyir Garih cinayeti.

-Üç savcı da bağlantılı çıktı-

İhmaller olduğu gerekçesiyle yeniden açılan dosyaya Ergenekon soruşturmasının başında olan savcı Zekeriya Öz, katil zanlısı Yener Yermez'in ifadesini alarak başlamıştı. Dosya daha sonra savcı Cihan Kansız'a devredilmişti. Dosya 2010 yılında 25 Aralık soruşturmasının bildirici savcısı Muammer Akkaş'a verildi. Akkaş'ın, gazeteci Hrant Dink cinayeti soruşturmasında olduğu gibi Garih cinayetindeki iddiaları da hiç incelemediği ortaya çıktı.

Muammer Akkaş'ın görev yerinin değişmesiyle beraber elindeki tüm soruşturma dosyaları İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla başka savcıya devredildi. Garih cinayeti soruşturma dosyasını inceleyen yeni savcı, 6 yıl boyunca hiçbir tahkikat yapılmadığını tespit etti. Soruşturmayı sil baştan ele alan yeni savcı, incelemek üzere şu an Bakırköy Adliyesi'nde bulunan dava dosyasını istedi. Dosyayı bekleyen savcıya gelen cevapta 'Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili yapılan yargılama dosyası arşivimizde bulunamamıştır' denildi. Dosyanın kayıp olmasını manidar bulan savcılık, katil zanlısı olan ve Tokat Cezaevi'nde kalan Yener Yenmez'i ifadeye çağırdı. Savcı şimdi dosyayı arıyor.

GARİH SORUŞTURMASI YENİ SAVCIDA

Üzeyir Garih cinayeti soruşturması Mayıs 20014'te tekrar açılmıştı. Garih ailesi bilgilerine başvurulmak üzere terör savcılığı tarafından ifadeye çağrıldı. Ailenin ifadesine 13 yıldır ilk kez başvurulması da dikkat çekici. Dosyaya bundan önce paralel yapılanmaya bağlı olduğu ileri sürülen Ergenekon savcıları Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Muammer Akkaş bakmıştı. Ancak bu savcıların dosyada hemen hiç işlem yapmadığı ortaya çıktı. Cinayeti işleyen sanık Yener Yermez müebbet hapisle cezalandırılmıştı. Ancak olayın örgütlü işlendiğine ve derin bir infaz olduğuna dair somut bulgulara dayanan iddialar gündeme geliyor. Paralel yapının bu cinayetin işlenmesinde olmasa bile örtbas edilmesinde rol aldığı şüphesi ortaya çıkmış bulunuyor. Üçü de paralel olan savcıların dosyada hemen hiç bir işlem yapmaması, ailenin ifadesine bile başvurmaması bu şüpheyi güçlendiriyor. Paralel yapıya mensup bu savcıların asıl mesailerini, hükümete yönelik düzenlenecek paralel darbe girişimlerine yoğunlaştırdıkları ileri sürülüyor.

İŞTE CEMAATİN DARBE GİRİŞİMİNE KALKIŞMA KRONOLOJİSİ

Paralel kesimin AK Parti'ye karşı harekete geçtiği olayın 2009 yılında İsviçre'nin Davos kentinde yaşanan "one minute" olayı olduğu ileri sürülür. İsrail Cumhurbaşkanının o gün içine düştüğü acziyet ve şaşkınlık içindeki yüz ifadesine yansıyan şok tüm dünyada gündem oldu. Erdoğan, bölgesel politika değişikliğine geçerken MİT'in başına da çok güvendiği bir isim olan Hakan Fidan'ı getirdi.

Bu iki olay bir takım mekanizmaların harekete geçmesine neden oldu. Karanlık köşelerde harekete geçme kararı alındı. Hemen ardından 2010'da yaşanan anayasa referandumunda cemaatin yargı kadroları HSYK ve dolayısıyla yüksek yargı ile adli yargıya hakim oldu. Referandumda cemaat kesimi inanılmaz bir hararetle hükümeti ve "evet" kampanyasını destekledi. Dönemin cemaat medyasına bakıldığında bu açıkça görülecektir. İşte yargı kadrolarını bu süreçte kuran, emniyette ise zaten çok daha önceden kurmuş olan paralel kesim, 2010'da sözde Selam-Tevhid terör örgütü üyeliği şüphesiyle aralarında Başbakan Erdoğan'dan üst düzey devlet yetkililerine, gazetecilerden işadamlarına, mankenlerden sanatçılara kadar binlerce kişiyi doğrudan ya da dolaylı dinleme aldı. Haklarında bir kaç yıl boyunca bilgi toplandı. Kişisel, ticari ve ya da diğer sırlar öğrenildi. Toplanan bilgiler dinleme havuzu adı verilen veritabanında biriktirildi. Bu bilgiler Pensilvanya'ya da gönderildi. Gülen'in alüfteli buluşmaların kendisine haber verildiğinden bahsettiği sohbet konuşması hatırlandığında bu iddia güçleniyor.

Hükümet "one minute" diyerek ve İsrail'i hedefe koyarak başlattığı bölgesel politika değişikliğini çeşitli şekillerde kararlılıkla sürdürmeye devam ederken, paralel yapı ilk adımı atmaya karar verdi.

Başbakan Erdoğan'ın rahatsızlığı nedeniyle ağır bir ameliyata girmek üzere olduğu saatlerde o adım atıldı. 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve diğer 4 MİT üst düzey yetkilisi 'şüpheli' sıfatıyla ifadeye çağrıldı. KCK'ya sızan MİT ajanları vasıtasıyla bombalama molotoflu saldırılar gibi terör eylemlerinin talimatını vermekle yani terörü kışkırtmakla suçlandılar. İşte bu Cemaatin Başbakan Erdoğan'a karşı görünüre çıkan ilk darbe girişimi oldu. Başarılabilseydi ve Fidan tutuklanabilseydi, ona yetki verenin Başbakan Erdoğan olduğu kamuoyunda tartışılmaya açılacak ve böylece zan altında bırakılan Erdoğan'a da dokunulmuş olacaktı. Ancak Başbakan Erdoğan'ın hasta halde olaya müdahil olması ve çok sert tepki vermesi bu ilk darbe girişimini boşa çıkardı.

Erdoğan'ın bu ilk girişimden yeteri kadar uyanamadığı, bizzat daha sonra kendi açıklamalarından da anlaşılıyordu.

YOĞUN MESAİDEKİ SAVCILAR GARİH'LE NASIL UĞRAŞSIN. DAHA ÖNEMLİ DOSYALARI VAR!

Kurt politikacı Başbakan Erdoğan etrafındaki tehlikeyi hissetmişti. MİT'e daha fazla ağırlık verdi. Şahsi korumasını dahi MİT üstlendi. Korumalar sık sık değiştirildi. Başbakanlıkta korumalar arasında birbirine silah çekme olayı dahi yaşandı. Başbakan'ın ofisi ile evine dinleme cihazları yerleştirildi. 7 Şubat 2012'de başaramadığını bir sonraki hamlede başarmak ve onu devirmek isteyen çete tüm imkanlarını kullanarak Erdoğan'ı yakın takibe aldı.

Başbakan Erdoğan da boş durmadı. MİT, cemaat yapılanmasına karşı istihbarat toplamaya ağırlık verdi. Bu yönde Taraf gazetesinde çıkan haberleri hatırlayalım. Taraf gazetesinin o günlerde nasıl kabuk değiştirdiğini ve cemaatin yönetimine geçtiğini de hatırlayalım. Geriye dönük olarak bugün daha rahat söylenebileceği gibi Başbakan da cemaat tehlikesini hissetmiş ve alarm durumuna geçmişti. O dönem Ergenekon ve Balyoz davası aleyhinde, sanıklar lehinde söylediklerini, örneğin İlker Başbuğ hakkındaki açıklamalarını hatırlayalım. Hastanede yatan Balyoz generallerini ziyaretlerini hatırlayalım. Savcı Zekeriya Öz'ün görevden alınmasını hatırlayalım.

Ardından 2013 ortasında Taksim gezi olayları patlak verdi. O olaylarda cemaat polislerinin ve kışkırtıcı rol oynadığı dile getirilmişti. Başbakan Erdoğan Gezi eylemcilerine "çapulcu" demişti. Fetullah Gülen cevabı hemen yetiştirdi: "Onlara çapulcu demeyin. İçlerinden belki geleceğin kahramanları çıkabilir." İşte bu ve benzer somut örnekler ışığında Gezi'de cemaatin de eylemciler tarafında ve Başbakan ile hükümete karşı rol aldığı görüldü. Anlaşılıyor ki, cemaat 7 Şubat girişiminin ardından Gezi'de de bu uluslararası bir darbe girişimi koalisyonunda yer aldı.

Ardından bir kaç ay sonra, 2013 sonunda dersane tartışmaları gündeme geldi. O tartışmalara dikkatle bakıldığında bir şey çok net görülecektir. Tartışmalar "Dersaneler kapatılacak" diyerek Başbakan tarafından başlatıldı. Cemaat medyası inanılmaz bir saldırıya geçti. Başbakan'a ve hükümete yüklenmeye başladı. Yeraltında olan bitenden habersiz olan ve gelişmeleri kolayca okuyamayan kamuoyu cemaatin dersanelerin kapanmasını engellemek için verdiği mücadelenin şiddeti karşısında şok oldu. İlerleyen günlerde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan ortamı yatıştırmaya çalışan bir açıklama geldi. "Dersanelerin kapatılacağı haberleri doğru değil" gibi bir açıklamaydı. Ancak hemen ardından bir yerdeki bir toplantıda konuşma yapan Başbakan'dan çok net mesaj geldi: "Dersaneler kesin olarak kapatılacak!.." İşte bu son mesaj dersaneler kapatılacak mı kapatılmayacak mı tartışmasını bitirdi. Durum netleşti.

Başbakan kendilerine yönelik bazı hamlelerin geleceğini de ilan ediyordu: "Ne yaparsanız yapın. Ardınıza koymayın. Sizden korkmuyoruz. Bize millet yeter." Nitekim o günlerde medyada hükümetin kasetlerinin ve onu zor durumda bırakacak belgelerin ortaya çıkacağı iddiaları dolaşmaya başlamıştı.

Ardından cemaat gazetecilerinden Mehmet Baransu gizli bir MGK belgesini açıklayarak hükümetin Gülen cemaatini bitirmeye 2004'te karar verdiğini iddia etti. Saptırma amaçlı bir haber olduğu kısa sürede ortaya çıktı. İçeriği farklı olan bir MGK belgesine kendi yorumlarını katarak kamuoyunu manipüle etme girişimi kısa sürede geri tepti. Bir çok gazeteci konuyu değerlendirdi. İddianın doğru olmadığını delilleriyle ortaya serdi. Ancak olayda dikkat çeken taraf, Taraf gazetesinin, yani cemaat medyasının, yani paralel medyanın hükümete savaş ilan etmesiydi. Baransu belgeyi açıklarken hükümete bir de tehdit yöneltmişti. "Başka belgeler de var. Daha bavulu açmadım." diye twit mesajı atarak ilerleyen günlerde başka belgeleri açıklayacağını haber verdi.

Bu kriz tam yatışmışken hemen ardından 17 Aralık operasyonları geldi. Çok ilginç bir ayrıntı ile birlikte.. Kamuoyu ve hükümet operasyonlardan şok olmuşken, polisin amirleri olan İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü gibi en üst düzey yetkililer dahi detaylardan haberdar değilken operasyon belgeleri ve gözaltına alınacakların listesi Mehmet Baransu tarafından bir web sitesinden yayınlanmaya başladı. Hükümet, TİB kanalıyla derhal olay müdahale edip sitenin yayını durdurduysa da, ilk saatlerde bir çok belge açıklanmıştı bile.

Daha sonra operasyonları efsanevi savcı Zekeriya Öz'ün yürüttüğü ortaya çıktı. Kamuoyunu şok eden bu detaya ilerleyen saatlerde şaşırtıcı yeni detaylar da eklendi. Bizzat Başbakan, Öz'ün, kendisini Ergenekon savcılığı görevinden alan hükümete karşı sağda solda intikam alacağını söylediği duyumlarının kendisine daha önce gelmiş olduğunu açıkladı.

Cemaat gazetecisi Baransu'nun ulaşabildiği çok gizli bilgilerden en üst yetkililer habersizdi. Bu da Baransu'nun çok derin bir gazeteci olduğunu, gazetecilikten öte onun bir medya tetikçisi olduğunu ispatladı. Bu konuyla ilgili onun hakkında suç duyuruları yapıldı. Bu suç duyuruları dikkate alınarak Mehmet Baransu, diğer Taraf gazetecisi Emre Uslu ve Taraf yöneticileri hakkında "paralel yapıyla bağlantılı olarak hükümete yönelik darbe girişiminde bulunmak" suçlamasıyla Şubat ayında soruşturma başlatıldığı ortaya çıktı. İstanbul'daki bu soruşturmanın halen devam ettiği biliniyor.

Baransu olayındaki o çok çarpıcı detay hemen dikkatleri çekti. Cemaat gazetecisi Baransu'nun 17 Aralık soruşturmasının çok gizli belgelerini daha gözaltı operasyonlarının ilk anlarından itibaren medyadan açıklamaya başlaması onun 17 Aralık soruşturmasını yürütenlerle bağlantısına dair açık bir delil teşkil etti.

Bir başka delil daha vardı. O da Zekeriya Öz'ün soruşturmanın ilk günlerinde İstanbul Emniyet istihbarat'tan bir yetkiliyi gözaltına aldırmaya çalışmasıydı. Ancak yeni Emniyet Müdürü buna izin vermedi. Yasal bilgiler ışığında gözaltının yapılamayacağını bildirdi. Gerekçesini gösterdi. Öz'ün o istihbarat yetkilisini suçlama nedeni, soruşturma bilgilerini öğrenmeye ve bunu İçişleri Bakanına ulaştırmaya çalışmaktı. Oysa bu suçlama doğru olamazdı. Çünkü İçişleri Bakanı bu operasyonların bilgisini öğrenmiş olsaydı ya da sezmiş olsaydı kendi oğlu da dahil 4 bakan oğlunun gözaltına alınmasına engel olur, hem kendilerinin hem hükümetin itibarını kurtarırdı. Öz'ün bu tavrı şaşırtma taktiği olarak yorumlandı. Çünkü Öz aynı tavrı Baransu'dan esirgedi. İkinci delili işte bu "kollama" oluşturuyordu. Öz, Baransu'nun belgeleri yayınlamasına karşı en ufak şekilde bile harekete geçmedi.

Üçüncü bir delil daha ortaya çıktı. Diğer cemaat gazetecisi Emre Uslu, operasyonlardan 4 ay önceki bir twit mesajında operasyonların olacağını bildiğini ve İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlunun gözaltına alınacağını ima ediyordu. Bu şok mesajı Başbakan yardımcısı Bülent Arınç hayretle dile getirdi.

Görüldüğü gibi hükümete yargısal darbe girişimi olduğu anlaşılan 17 Aralık operasyonlarının savcısı Zekeriya Öz ile bundan bir hafta sonra yapılmaya kalkışılan 25 Aralık operasyonlarının savcısı Muammer Akkaş çok önemli ve derin konularla meşgul idiler. Bu nedenle Hrant Dink ve Üzeyir Garih gibi dosyalarla ilgilenemediler!..

Bu savcıların ya da onların dahil olduğu paralel yapılanmanın Dink, Garih, Hablemitoğlu cinayetleri dosyalarıyla ihmal şüphesi dışında başka ilgileri olup olmadığı halen araştırılıyor. Zaten Garih dosyası da bu araştırma nedeniyle tekrar gündeme geldi. Ama dosyası halen kayıp. Şüpheler arttı.

Diğer bazı cinayetlerde ise paralel yapının bizzat aktif rol aldığına dair somut şüpheler ortaya çıkmıştı zaten. Bunlar iyice güçlenmiş oldu. Örneğin cemaat mensubu emniyetçilerin Dink cinayetinde rol aldıkları şüphesi zaten yıllardır konuşuluyordu. (1)

Bir başka örnek Necip Hablemitoğlu cinayeti.. Bu cinayette paralel yapının rol aldığı şüphesi gündeme geldi. Şaşırtıcı bulgular ortaya çıktı. (2)

Çok şeyler daha söylenebilir. Ancak şu ana kadarkiler dahi soyut iddialar değil. Hepsi somut bulguya dayanıyor. Ankara'da yürütülen soruşturmanın paralel yapıya yönelik en büyük soruşturma niteliğinde olduğu ileri sürülüyor. Savcının bu cinayetleri de araştırma kapsamına dahil etmesi soruşturmanın gerçekten de çok büyük olduğunu ve giderek daha da büyüyeceğini gösteriyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=par-dink
(2) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6158

(07 Ağustos 2014, 16:09)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6184    yazdır/print


 

Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Hablemitoğlu suikasti dosyasını yeniden açtı. Hablemitoğlu'nun eşinin 2003 tarihli ifadesi de dosyada bulunuyor. İfadesini doğrulayan Şengül Hanım, eşinin Gülen Cemaati ile ilgili de geniş çaplı araştırmalar yaptığını dile getirdi. Cemaati anlattığı kitap ölümünden sonra yayımlandı. Öldürüldüğü dönemde Fetullah Gülen örgütlenmesine ilişkin 'Köstebek' adlı bir kitap üzerinde çalışan Hablemitoğlu'nun tamamlayamadığı kitap, ölümünün ardından yarım kalmış hali ile yayınlandı. Kitapta, 'Cemaat mensuplarının yabancı devletler adına casusluk yaptıkları' iddia ediliyor. Hablemitoğlu'nun cemaat konulu bir raporu 2000 yılındaki Gülen iddianamesinin delilleri arasında yer aldı. Rapor, 'Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar' başlığını taşıyordu. İddianameyi, kitabı ve raporun tamamını eklediğimiz bu haberde; Hablemitoğlu'nun ölümü sonrası kitabını yayınlatan Dost tarikatı liderinin eşiyle birlikte öldürülmesi, Hablemitoğlu'nun karşı çıktığı altın madenlerinden Ovacık'ın cemaatin prenslerinden Koza şirketine geçmesi gibi kafa kurcalayan çok ilginç bazı tesadüf ve sorulara da dikkat çekiliyor.

30.07.2014 12:24 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bağlı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu, 18 Aralık 2002 tarihinde işlenen Hablemitoğlu cinayetini silbaştan soruşturmak için harekete geçti. Faili meçhul kalan suikastla ilgili iddia ve şüphelerin soruşturulması için Savcı Hakan Yüksel görevlendirildi. Yaklaşık 12 yıldır işlem yapılmayan dosyadaki tüm delil ve ifadeler en küçük ayrıntısına kadar incelenecek. İki hafta önce görevlendirilen Savcı Hakan Yüksel'in mercek altına alacağı belgeler arasında, Hablemitoğlu'nun eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu'nun 2003 tarihli ifadesi de bulunuyor.

CEMAATİN SUİKASTLE BAĞLANTISI AK PARTİ'DEN ÖNCE DE GÜNDEMDEYDİ

Hablemitoğlu suikastinin Gülen cemaatiyle bağlantılı olduğu iddiası aslında yeni değil. Geçmişte ciddi şekilde gündeme gelmiş hatta 2000 yılındaki Gülen davasında da gündeme gelmişti. Hablemitoğlu'nun cemaatin dış ülkeler adına casusluk yaptığı iddiasını konu edinen bir makalesi o dava iddianamesinin ek delilleri arasında yer almıştı. Cemaat tabanlı paralel yapıya karşı en büyük soruşturma Ankara'da yürütülüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bağlı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Serdar Coşkun, geçtiğimiz haftalarda 30 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği talimatta, paralel yapı hakkındaki iddialarla ilgili delillerin toplanmasını talep etmişti. Talimattaki talepler kapsamına, yapılanmanın Hablemitoğlu suikastiyle bağlantısına dair iddiaların araştırılması da dahildi.

KURŞUNU ENSENDE HİSSEDECEKSİN

Şengül Hablemitoğlu'nun soruşturma dosyasındaki ifadesinin ayrıntılarına AKŞAM ulaştı. Eşinin Gülen Cemaati ve diğer örgütlerle ilgili çalışmalar yaptığını vurgulayan Şengül Hablemitoğlu, bu nedenle tehdit mesajları aldıklarını belirterek özetle şunları söylüyor: "... Tehdit mesaj ve mailleri eşimin öldürüldüğü döneme kadar devam etti. Gönderilen tehdit mesajları arasında, 'Seni tanıyoruz, nereye gidip geldiğini çok iyi biliyoruz, ensende kurşun hissedeceksin' ifadesi de vardı. Aynı dönemde 'Hoca efendi' başlıklı tehdit mailleri de geliyordu. Bu maillerde, 'Sen Ateist bile değilsin, cezanı bulacaksın' yazıyordu..."

CİNAYET ÇÖZÜLMELİ

Akşam'a konuşan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, 2003 tarihli ifadesini doğruladı. Şengül Hablemitoğlu, şunları söyledi: "Eşim, 2000'lerin başından itibaren Gülen Cemaati'nin yapılanmasıyla ilgili makaleler yazan, konferanslar veren bir insandı. Sadece Cemaat konusunda değil, başka örgütler hakkında da çalışmalar yapıyordu. Eşimi Alman Vakfı başkanı bile tehdit etmiş. Durum böyleyken 'cinayeti şu taraf işledi' diyemem. Bu cinayetin kim ya da, kimler tarafından işlendiğini çözmesi gereken yargıdır"

-Cemaati anlattığı kitap ölümünden sonra yayımlandı-

18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, öldürüldüğü dönemde Fethullah Gülen örgütlenmesine ilişkin "Köstebek" adlı bir kitap üzerinde çalışıyordu. Hablemitoğlu'nun tamamlayamadığı kitap, ölümünün ardından yarım kalmış hali ile yayınlandı. Kitapta, "Cemaat mensuplarının yabancı devletler adına casusluk yaptıkları" iddia edilmişti.

-Makalesi 'Ek Delil' oldu-

Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun adı, 1990'lı yılların ikinci yarısında Alman Vakıfları ve Gülen Cemaati'nin örgütlenme yapısına ilişkin makale ve araştırmalarıyla gündeme gelmişti. Fethullah Gülen ve Cemaati hakkında, "Anayasal Düzeni Yıkmaya Teşebbüs" suçlamasıyla iddianame hazırlayan dönemin DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Hablemitoğlu'nun kaleme aldığı "Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar" adlı makaleyi de, dava sürecinde ek delil olarak mahkemeye sunmuştu. Hablemitoğlu'nun makalesinde Fethullah Gülen'in, Philedelphia yakınlarında özel bir çiftlikte FBI koruması altında yaşadığı, Fethullahçı yapılanma CIA'nın öngördüğü tarikat modeline (Mormon, Moon, Scientology) benzediği, Cemaat yapılanmasının TSK'ya sızmaya çalıştığı da ileri sürülmüştü.

İŞTE HABLEMİTOĞLU'NUN CEMAATE IŞIK TUTAN KÖSTEBEK KİTABININ ÖNSÖZÜNDEN

Akşam'ın haberi bu şekilde. Haberde bahsi geçen kitap ve rapora gelince bunların tamamını habere ekledik. Okuduğunuz zaman paralel yapılanmanın AK Parti'den önceki dönemde nasıl deşifre olduğunu ancak bir şey yapılamadığını fark edeceksiniz. Tamamına ulaşabilmeniz için gerekli linki de eklediğimiz Hablemitoğlu'nun 'Köstebek' isimli kitabının önsözünde şu bilgiler yer alıyor:

"“Köstebek” adlı bu çalışma, içinde bulunduğumuz kapkara dönemde, devletimizin altının nasıl oyulduğunun, nasıl zaafa düşürüldüğünün binlerce örneğinden sadece birine ışık tutuyor: Türk Devleti’nin istihbarat birimlerine sızmış, kadrolaşmış fethullahçıları!..

Şeyhleri A.B.D.’de yaşayan, ancak kendi ülkesinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan; C.I.A., MI6 ve BND gibi yabancı ülke istihbarat örgütlerine taşeronluk yapan bir cemaate mensup müritlerin, asli görevi kendileri ile mücadele etmek olan istihbarat birimlerinde kadrolaşabileceğini, devletin gücünü, devleti savunanlara karşı kullanabilecek düzeye gelebileceklerini kim tahmin edebilir ki? “Köstebek”, bu ihanet öyküsünün adıdır...

Siz, hiç fethullahçıları devlete karşı bir tehdit olarak algılayan, şikâyet eden ya da onlarla uğraşan bir PKK’lı, Brüksel ya da Köln merkezli bir terörist ya da bir TÜSİAD üyesi ya da bir siyasal parti lideri ya da bir ikinci cumhuriyetçi ya da bir azınlık mensubu ya da misyoner ya da Hükûmet üyesi ya da bir Başbakan gördünüz mü? Nitekim, fethullahçıları kontr-espiyonaj kapsamında iç ve dış tehdit odağı olarak tanımlayan ve mücadele konsepti geliştiren gelmiş-geçmiş bir İçişleri Bakanı, bir Emniyet Genel Müdürü ve bir M.İ.T. Müsteşarı da göremezsiniz, gösteremezsiniz!.. Haklı olarak sorarsınız, kendi iç güvenliğini sağlayamayan, sızıntılara engel olamayan bir ulusal istihbarat birimi, nasıl olur da ülkenin güvenliğini sağlar?!. Bu sorunun yanıtı, doğal olarak olumsuzdur. Önünüzde iki tercih vardır; ya çoğunluğun yaptığı gibi bu çelişkiye karşı başınızı çevirir, farketmemiş gibi yaparsınız veya risk üstlenerek araştırmaya ve mücadeleye başlarsınız!..

Fethullahçılar, Türkiye’de Mevleviler, Bektaşiler, Cerrahiler gibi salt dinsel inancını yaşamaya çalışan bir cemaat değildir. Uluslararası alanda at koşturan, son derecede tehlikeli bağlantılarıyla, ekonomik kaynakları ve eğitim kurumlarıyla, Türkiye’nin yüzyüze olduğu en tehlikeli tehdit odağıdır. Örgütlenme modeli itibariyle Türkiye’de bir eşi yoktur; örgütlenme modeli olarak, tamamı C.I.A. denetimindeki Moon, Falun-Gong, Scientology gibi tarikatlarla benzeşmektedir. Fethullahçılar, mevcut ekonomik kaynaklarını, yapılabilecek en akılcı ve en değerli alana, eğitim yatırımına tahsis ettiklerinden, diğer şeriatçı yapılanmalara kıyasla, ülkemizin sadece bugününü değil, daha çok geleceğini tehdit etmektedirler. İşte bu yasadışı yapılanmanın, eğitimin yanısıra, en az onun kadar önemli olan istihbarat alanına yönelmesinde, birtakım stratejik gerekçeler rol oynamaktadır:

1. Tüm dünyanın pekçok merkezinde uygulanmakta olan terörist ve de köktendinci ideolojik yaklaşımların yaptığı gibi, devlete ya da yabancı devletlere karşı silahlı mücadele vererek hedefe varmanın mümkün olmadığını en kavrayan dinsel organize suç örgütü, Fethullahçılardır. Mevcut sistemi yıkmak yerine, takiyyeyi ön plana çıkararak, devlet yapısıyla çatışmayacak bir örgütlenmeyle, zaman içinde devletin stratejik kurum ve kuruluşların içine sızmak ve ele geçirmek, bu yasadışı yapılanmanın “ılımlı” görüntüsünün altındaki en önemli neden ve etkendir.

2. Fethullahçılar, istihbarat birimlerine sızmakla, kendilerine gelebilecek her türlü operasyonu önceden haber alma, önleme ve de karşı operasyonu başlatma olanağına sahip olmaktadırlar. Bu durum, onlara sadece savunma değil, saldırı olanağı da sağlamaktadır.

3. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmakta zorlanan ama buna rağmen yılmaksızın girişimlerini sürdüren fethullahçılar, istihbarat birimlerindeki kadrolarını, alternatif Silahlı Kuvvetler olarak algılamaktadırlar. Bu durum, onların kendilerini güvende hissetmelerine yol açmaktadır. Nitekim, emniyet mensubu fethullahçıların toplanma ve eğitim merkezlerine “ışık kışlaları”, emniyet içindeki kadrolarına da genel bir ifadeyle “ışık orduları” denilmektedir. Fethullahçıların emniyet içindeki kadroları, T.S.K.’ne karşı “denge” sağlama çabalarının bir sonucudur. Devletin ele geçirildiği, sistemin bütünüyle değiştirildiği, “Çin Seddi’ne otağ kurulduğu” en son aşamada, alternatif silahlı kuvvetlerin T.S.K.’ne karşı kullanılması olasılığından, moral anlamda sıkça söz edilmektedir.

4. Fethullahçılar, Türkiye’nin tek özel istihbarat örgütüne sahiptirler. Devletin istihbarat birimlerinin tüm olanaklarını kullanan; gizli bilgilerin tamamını elde eden bu yasadışı örgüt, gerek kendi “hasım”ları ve gerekse, hedef siyasiler, gazeteciler, mafya babaları, bürokratlar, akademisyenler, askerler ve diğer önemli meslek mensuplarının “açıklarını” içeren, şantaj malzemesi olarak kullanılabilecek her türlü görsel ve işitsel bant kayıtlarından, bu kayıtlara ait çözümlerden, fotoğraflardan her türlü resmi belgeye, hatta kişisel anekdotlara kadar herşeyi içeren bir arşive de sahip bulunmaktadırlar. Parayla satın alamadıklarına, hatta korkutamadıkları “hasım”larına karşı, çarpıtılmış, fabrikasyon bilgi ve belge tanzimi de, bu örgütün ilgi ve uzmanlık alanı içindedir. Aynı şekilde, fethullahçılar, kendi şirketlerine rakip şirketleri bertaraf etmek için bu özel istihbarat örgütünü kullanmaktadırlar. Bunun için daha çok, “kaçakçılık” duyumları çerçevesinde şirket merkezlerine yapılan aramaların yıkıcı etkisinden söz edilmektedir. Aynı taktik, “hasım” vakıf, dernek ve şahıslar için de uygulanmaktadır. Bu örgütün servis hizmetlerinden kimi siyasilerin sıkça yararlandığı yolunda duyumlar alınmaktadır. Özel istihbarat örgütü sayesinde, radikal sosyalist partilerin dışında, seçim barajını aşma olasılığı kuvvetli olan tüm siyasal partilerde, fethullahçıların aday gösterme gücünün sözkonusu olduğu bilinmektedir. Bu örgüt aynı zamanda, “hasım”ların enterne edilmesi, etkisizleştirilmesi ya da tasfiyesi; yandaşların ise önemli yerlere getirilmesinde işlevsel rol oynamaktadır.

İşte, “Köstebek” çalışması, fethullahçıların bu az bilinen karanlık yüzüne ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır. Özellikle Basın Savcılarının şu gerçeği bilmeleri gerekmektedir: Bu kitap, İçişleri Bakanlığı’nı ya da Emniyet’i tahkir ve tezyif amacıyla kaleme alınmamıştır. Aksine, kitabın yazılmasında, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve M.İ.T. gibi kuruluşlara, devletin güvenliğini koruma gibi asli görevlerini hatırlatma ve bu görevlerinin gereğini talep etme amacı ön planda tutulmuştur.

Bu kitabı hazırlarken, Fethullahçı istihbaratçıların “imam” düzeyindeki mensuplarına “moral” amacıyla dağıttıkları “İstihbarat Evrakı” yazılı dosyalardan (“gizli”, “çok gizli” kaşeli yazışmalar, soruşturma evrakları, ifade tutanakları, yazılı savunma ve diğer matbu metinler) çok yararlandığımı belirtmek istiyorum. Ama bunun için de fethullahçılara teşekkür etmem gerekmiyor. Buna karşılık, fethullahçı kadrolaşmaya karşı mücadele verdikleri için zarar gören ve bu çalışmada yardımlarını esirgemeyen “Kemal’in Polisleri”ne minnet duygularımı sunuyorum. Hukuksal yardımlarından dolayı dost ve fedakâr avukatım Hüseyin Buzoğlu’na ve Av. Neşet Yıldırım’a, “Yeni Hayat” Dergisinin sahibi Av. Hanifi Altaş’a, ve ayrıca bu alandaki çalışmalarından yararlandığım Dr. Ümit Emre’ye, M. Emin Değer’e, Ergün Poyraz’a, Zübeyir Kındıra’ya, Sertaç Eş’e ve Yasemin Güneri’ye teşekkür ediyorum.

Daha dün, T.B.M.M., A.B. ve A.B.D.’nin dayatmaları sonucunda, 30.000’den fazla vatandaşımızın ölümünden, yüzmilyarlarca dolarlık ekonomik kayıptan sorumlu Abdullah Öcalan için “idamı kaldıran” ve Türkiye’nin ulus-devlet özelliğinin temellerine dinamit koyan bir uyum yasa paketini kabul etmiştir. Hukukun temel kuralıdır, kişiler için yasa çıkarılamaz. Başta A.B.D. olmak üzere, hiçbir A.B. ülkesi, kendi iç hukuku ile ilgili dış dayatmalara izin vermez, veremez. Bu olguya rağmen Batılı ülkeler, bağımsız Türk yargısına, sözkonusu müdahale ile kabaca tecavüzde bulunmuştur. Hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı ilkelerinin bu şekilde çiğnenmesiyle, artık yeni dış müdahalelere de resmen yol açılmıştır. Bu zaafiyeti sergileyen T.B.M.M. üyelerinin, Abdullah Öcalan için ne zaman “af” çıkaracakları, hiç şüphesiz henüz bilinmiyor. Ama bu arada fethullahçıların beklentisi de ortaya çıkıyor: Fethullah Gülen, aynı dayatmacılıkla, belki yarın, tıpkı Humeyni gibi ve Humeyni işleviyle Türkiye’ye döndürülürse?!. Acaba T.B.M.M. ya da Hükûmet, hayır mı diyecek?!. Türkiye’deki tüm ulusalcıları, fethullahçı tehlikeye karşı çok geç olmadan birlikte hareket etmeye; istihbarat birimlerindeki fethullahçı unsurların temizlenmesi için kamuoyu oluşturmaya çağırıyorum... Dr. Necip Hablemitoğlu. 05.08.2002 Çankaya – Ankara."


KAFA KURCALAYAN SORULAR VE ŞÜPHELER

Hablemitoğlu, 'Köstebek' isimli kitabını tamamlayamadan öldürüldü. Kitap eksik haliyle yayınlandı. Yayınlanmasında Dost Tarikatı lideri İhsan Güven'in yardımı olduğu biliniyor. İlginçtir ki, Güven ve eşi de cinayetle öldürüldü. Bu iki cinayet de Ergenekon'la ilişkilendirildi cemaat çevrelerinde. Oysa son dönemdeki paralel yapı tartışmaları bunun bir şaşırtma ve hedef saptırma olabileceği ihtimalini akla getiriyor. Fetullah Hocanın 'teknik nakavt' konulu basına da yansımış görüşleri, cemaatin takiyyenin en alasını yıllardır yaptığı, bukalemunu bile kıskandıracak ustalıktaki kamuflajıyla devlet kurumlarına sızdığı hatırlandığında niçin olmasın denilebilir.

Çok ilginç bir bilgi daha var bu şüpheyi güçlendiren. Hablemitoğlu'nun altın madenlerine nasıl karşı çıktığını hatırlarsak, o da, Ovacık altın madeninin Gülen örgütünün prensi sayılan Koza şirketine gitmiş olmasıdır. Görüldüğü gibi olaylar hiç de görüldüğü gibi olmayabiliyor.

Ayrıca içimizdeki bir şüpheyi burada dile getirmenin yeri olduğuna inanıyoruz. 2000 yılında Fetullah Gülen'e karşı dava açıldı. Bu davayı Refah ve dolayısıyla AK Parti'nin de belalısı olan DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel açtı. Ancak bu dava beraatle sonuçlandı. Yargıtay da bu kararı onadı. Dava açılır açılmaz Fetullah Gülen soluğu Amerika'da aldı. Yurtdışına nasıl usulsüzce verilmiş bir yeşil pasaportla çıktığı geçtiğimiz aylarda basına yansıdı. Kaçmadığını, tedavi amacıyla gittiğini ileri süren Gülen halen ABD'de yaşıyor. Bu davanın iddianamesini, bu iddianameye delil olan Hablemitoğlu'nun 'Köstebek' kitabı ve 'Etki ajanları' raporunu okuduğunuzda, paralel yapılanmanın AK Parti'den önceki dönemde nasıl deşifre olduğunu ancak bir şey yapılamadığını fark edeceksiniz. Bu bir şey yapılamama kafaları kurcalıyor. Gerçekten de Gülen hakkındaki deliller o dönem yetersiz miydi?.. Yoksa bugün yargının her yerine sızdıkları her kesimce kabul edilen, hatta o kadar ki geçtiğimiz günlerde Yargıtay 1. Başkanlar Kurulunu ele geçirdikleri şimdi de aynısını HSYK için yapmaya hazırlandıkları ileri sürülen yargıdaki uzantıları bu beraatde rol almış olabilir mi?..

HABLEMİTOĞLU BUNLARI GÖRSEYDİ NE DERDİ?

Ayrıca Hablemitoğlu'nun cemaat mensuplarını yabancı ülkelere ajanlık yapmakla suçlamasını, aşağıda linklerini verdiğimiz kategorik haberlerimizdeki bilgilerle birlikte okumanızı tavsiye ediyoruz.

Şok ses kaydı!.. Paralelciler: ABD'yi Türkiye'ye tercih ederiz!
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz

Özbekistan'daki, Rusya'daki ve Azerbaycan'daki konuyla ilgili kendisini haklı kılar nitelikteki somut gelişmeleri görseydi acaba Hablemitoğlu ne derdi?.. Son aylardaki paralel yapı tartışmalarında ortaya çıkan somut bulguları, Adana'daki yardım TIR'ının cemaatin TSK ve yargıdaki mensuplarınca durdurulmasını, Suriye'ye ait savaş uçağının sınırlarımızı ihlali üzerine düşürülmesine cemaat çevrelerinin tepki göstermesini, Suriye konulu üst düzey güvenlik toplantısının medyaya servis edilmesini, Tevhit-Selam soruşturmasını İsrail istihbaratının ihbarı üzerine başlatmasını ve ülke yetkilileri dahil yüzlerce kişinin telefonlarını dinlemesini, bu kişilerin şu anda casusluk suçlamasıyla yargılanmaya başladıklarını, TİB'deki bilgilerin yabancı ülkelere transfer edildiğini, Mavi Marmara'nın otorite olan İsrail'den izin almadan yola çıkmasının eleştirilmesini, cemaatin güneydeki sevilen ülke dedikleri İsrail'i kollayan başka açıklamalarını, cemaatin Türkiye'yi teröre destek veren ülke gibi gösterme çabasını, Ankara'daki cemaat mensubu yargıç ve savcılara çetenin talimatlarını ve ABD'yi Türkiye'ye tercih edecekleri mesajını içeren ses kaydını görseydi acaba yine ne derdi Hablemitoğlu?..

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Hazırlık No: 1999/420 olan 2000 yılındaki Gülen iddianamesi (pdf) için tıklayın
Hablemitoğlu'nun Gülen cemaatini konu edindiği 'Köstebek' kitabı (pdf) için tıklayın
Hablemitoğlu'nun 'Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar' raporu (pdf) için tıklayın

(30 Temmuz 2014, 12:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ


------------------------------------------------------------------------------
Necip Hablemitoğlu ile ilgili tüm manşetlerimiz
Hablemitoğlu talimatı Küçük´ten
Sabancı ve Hablemitoğlu Ergenekon işi
Hablemitoğlu dosyası açılıyor

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6158    yazdır/print


 

Paralel panik delil olacak

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının paralel yapıya yönelik geniş kapsamlı soruşturması o kesimde paniğe neden oldu. Panik o kesimin medyasında yayınlanan haberlerden görülüyor. Sanki Türkiye yıkılıyormuş, adeta savaşa giriyormuş gibi bir telaş görülüyor. Oysa her soruşturmada olan hukuki adımlar atılıyor. Ancak paralel kesimler ön alma taktiğini uygulayarak soruşturmayı daha baştan itibarsızlaştırma çabasında. Bu açıkça görülüyor. Hukukçular, paralel medyadaki bu çabanın dahi soruşturmada delil olacağı kanaatinde. Öte yandan savcılık, Dink cinayetinin cemaatle bağlantısının araştırılmasını da istemişti. Paralel medya bu gelişmeye de tepki gösterdi. Oysa Dink soruşturmasında ihmallerin olduğu ve gerçek zanlıların ortaya çıkmaması için gayret gösterildiği şüphesi son yıllarda yoğun şekilde gündemdeydi. Dink dosyasının örtbas edildiği şüphesinde cemaatin adı bazı polis müdürleri ve savcılar nedeniyle sık sık gündeme gelmişti.

08.07.2014 12:04 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın paralel yapılanma hakkında yürüttüğü geniş kapsamlı soruşturma ve bu kapsamda gazeteci Hrant Dink cinayetinin de mercek altına alınması talimatı bu kesimlerde paniğe neden oldu. Dink suikastinin yaşandığı dönemde Emniyet İstihbarat’ın başında olan ve paralel yapıya yakın olduğu öne sürülen polis şefi Ramazan Akyürek’in cinayeti aydınlatacak bazı emareler ile log kayıtların silinmesi talimatı verdiği gündeme gelmişti.

Yollar paralele çıkıyor

Davanın sanığı polis eski muhbiri Erhan Tuncel de cinayetin perde arkasına ulaşılmasında en önemli adımlardan birinin Akyürek ve ekibi olduğunu işaret etmişti. Yine emniyet eski müdürü Hanefi Avcı da “Cemaat, Dink, Danıştay, Malatya cinayetleri gibi olayları kendi lehine kullandı” demişti.

17 ve 25 Aralık yargı darbesi girişimine kalkışan ve yasadışı soruşturmalar, sahte delil üretmek, orduya kumpas kurmak, devletin üst düzey kademesini yasadışı dinlemek, emniyet içinde yuvalanıp birçok kişi hakkında yasadışı dinlemeler yapmak gibi hukuk dışı eylemlerin icracısı olduğu öne sürülen paralel örgütlenme hakkındaki iddiaların mercek altına alınması bu yapıyı “gerdi”. Paralel yapının yayın organlarından Zaman gazetesi, Ankara Savcısı Serdar Coşkun’un talimatı doğrultusunda 30 ilin Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen yazıyı manşetine çarpıtarak “Masum insanları silahlı örgüt üyesi yapın emri” başlığıyla taşıdı. “Hizmete kumpas” kurulduğunu öne süren gazetenin Hrant Dink, Necip Hablemitoğlu, Üzeyir Garih cinayetlerinin yeniden soruşturulmasından duyduğu “rahatsızlık” da dikkati çekti. Bu panik havası Dink cinayetinin kilit isimlerinden olduğu ısrarla öne sürülen dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in paralel yapıya yakınlığıyla ilgili olduğu belirtildi.

ZAMAN’IN ÖN ALMA TAKTİĞİ

Ankara Başsavcılığı’nın ‘paralel örgüt’ü deşifre etmeye yönelik hukuki süreci başlatması ‘çözülme’ telaşını da beraberinde getirdi. Örgütün özellikle kamu yapılanması ve finans kaynaklarının ortaya çıkarılması endişesiyle, savcıları suçlayan ‘ön alma manşetleri’ üretilmeye başlandı. Adliye kaynaklarından alınan bilgiye göre paralel yapı hakkındaki süreç rutin bir işlem. Milli Güvenlik Kurulu’nda varlığı tespit edilen, Casusluk ve böcek soruşturmalarında da adı geçen ‘paralel örgüt’ün varlığı yeni tespit edildiği için Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, resmi bir yazıyla bu örgüt hakkında bilgi istedi. Varlığı yeni tespit edilen her örgüt için uygulanan işlem, paralel örgüt için de uygulandı.

Rutin uygulamaya göre, başsavcılıklar yeni tespit edilen örgütler hakkında istihbarat ve emniyet birimlerinden bilgi istiyor; örgütün lideri, üye sayısı, örgütlenme tipi, hiyerarşik yapısı, şüpheli adli olaylarla bağlantılarının araştırılmasını talep ediyor. Bu yapılmadığı takdirde eksik soruşturma yapmış oluyor. Bunlar tamamen hukukun içinde olan, yargısal süreçler. Aksi halde yapılan bu işlem ‘resmi yazı’ ile yapılmazdı.

Her örgüt için aynı işlem

Kaynaklar, bu işlem yapılmadan örgütün boyutu, etkinliği, kapasitesi, ekonomik gücü ve şiddet potansiyelinin değerlendirilemeyeceğine işaret ettiler. Kaynaklar, devletin, MGK kararıyla ‘tehdit’ olarak algıladığı örgütlenmeyi ‘hukuk kurumlarını harekete geçirerek’ deşifre etmesinin doğal olduğunu vurgularken, buna tepki gösterilmesinin ise manidar olduğunu belirtiyorlar. Öte yandan; bu yazının henüz hazırlanmadan ve il Emniyet Müdürlüklerine gönderilmeden önce eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in eline nasıl geçtiği de araştırılıyor. Şahin’in, 20 Haziran’da verdiği soru önergesinde, sözkonusu çalışmaların yapılması talimatının verilip verilmediği soruluyordu. Savcılık ise yazıyı 9 Haziran’da Emniyet’e göndermişti. Emniyet ise yazıyı 25 Haziran’da hazırlamış, 27 Haziran’da il emniyet müdürlüklerine dağıtmıştı. Şahin’in, İçişleri Bakanı’na soru olarak sorduğu bu bilgileri nereden aldığı, kimlerin hangi kaynaktan servis ettiği ise bilinmiyor.

Ramazan Akyürek sorgulanamadı

Yedi yıldır devam eden Hrant Dink soruşturmasına şimdi İstanbul savcısı Hasan Yılmaz bakıyor. Yılmaz, geçtiğimiz günlerde Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun’un da aralarında yer aldığı pek çok kişinin ifadesine başvurdu. Dink soruşturmasını ilk olarak paralel yapıya yakın savcı Fikret Seçen ve bir başka savcı Selim Berna Altay yürütmüştü. Soruşturma daha sonra 25 Aralık yargı darbesinin baş aktörü savcı Muammer Akkaş’a aktarılmıştı. Akkaş’ın “usulsüz soruşturma yürüttüğü”nün tespit edilmesinin ardından dosya savcı Murat İnam’a verilmişti. Özel yetkilerin kaldırılması sonrası dosya İnam’dan da alınmıştı. Emniyette 2009 yılında kullanıcı işlemleri kayıtlarını usulsüz sildiği ve sızdırdığı gerekçesiyle açığa alınan Ramazan Akyürek hakkında hiçbir işlem yapılmaması da dikkat çekmişti.

Savcı 3 yıl bekletti

O dönem, Akyürek hakkında “Dink cinayetinde delil karartma ve görevi ihmal” iddiasıyla işlem yapılması beklenirken paralel savcı Akkaş’ın 3 yıl hiçbir işlem yapmadığı ortaya çıkmıştı. Emniyet eski müdürü Hanefi Avcı da “Cemaat, Dink cinayetini kullandı” demişti. Avcı, “Cemaat, Hrant Dink, Danıştay saldırısı, Malatya olayı gibi olayları kendi lehine kullanmıştır. Emniyette birçok önemli birime cemaat mensupları yerleştirilmiştir” demişti. Dink davasının sanıklarından polis eski yardımcı istihbarat elemanı Erhan Tuncel de cinayetin aydınlatılmamasında Akyürek’i işaret etmişti. Tuncel, “Cinayeti işleyebilecek yapıyı sadece Akyürek kurabilir. Kendilerine ulaşılmaması için kayıtları sildirdi. Jandarmayla irtibatlı olduğum yalanını ortaya atıp polisle ilişkimi gizlemeye çalıştı” demişti.

Paniğin nedeni ortaya çıkarılma korkusudur

Paralel yapıyı soruşturan savcının verdiği ‘soruşturun’ talimatının tamamen CMK kapsamında olduğu vurgusu yapıldı.

Paralel Yapılanma’yı etkisine aldığı gözlenen paniğin ortaya çıkarılmanın korkusu olduğu bildirildi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Yasin Aktay, iki kez darbe girişiminde bulunan paralel yapılanmadan hukuk yoluyla hesap sormanın gerekli olduğunun altını çizerek, soruşturmada asla yasa dışına çıkılmadığını kaydetti. Emekli Savcı Reşat Petek, savcının tüm işlemlerinin yasal olduğunu, yasal soruşturmadan bu kadar korkulmasına anlam veremediğini söyledi. 17 Aralık ve 25 Aralık darbe girişimleri başarısızlıkla sonuçlanan; 30 Mart Seçimleri’ni sabote etmek için Başbakan Erdoğan’ın telefonunu ve Dışişleri’ni dinleyen; Selam Terör Örgütü adlı bir örgüt uydurup, binlerce kişiyi dinleyen Paralel Yapı, kendisine yönelik yürütülen “Gizli” soruşturma kapsamında “yasal yollarla delillerin toplanması” talimatının “Hizmete kumpas” olduğunu öne sürdü.

Emekli Savcı Reşat Petek: Zaman’ın haberi bile yeterli neden

Savcı, çantasını alıp delil toplamaz. Güvenlik kuvvetleri, jandarma ve emniyet görevlisi adli kolluk olarak savcısının yardımcısıdır. Olayın soruşturulması, arama, el koyma, yakalama, iletişim tespiti gibi raporların istenmesi hepsi savcının delil toplama yöntemidir. Bu işlemler yapılırken, sanki özellikle Zaman Gazetesi’ne göre hukukdışı emirler olarak ele almışlar. Aramanın, el koymanın, yakalamanın, iletişimin tespitinin nasıl yapılacağı kanunda belirlenmiş. Savcı, yazısında ‘Bu kanunu tanımayın, kanunsuz toplayın’ demiyor ki. ‘Suç delili olduğunda ya da toplanabileceği durumda mahkemelerden gerekli kararların alınarak, işlemlerin yapılması...’ diyor. Yurtdışına gitmiş, dönüşte yakalanması diyor, bunu bile Zaman eleştirmiş. Hakkında yakalama kararı olmayan dışında kimse yakalanmaz. Savcının talimatı ve 30 ilin emniyetine gönderilmesi Ceza Muhakemesi Kanunu içindedir. Bu, Cemaati Bitirme Operasyonu değildir. Cemaat mensuplarının paralel yapıda olması durumunda yasal durumun ifa edilmesi gerekir. Yazı 26 Haziran’da yazıldı deniyor ve gizlilik kaydı var deniyor. Ama yazı, gazete sayfasında orijinaliyle yayınlanıyor. Demek ki, mesele bu kadar ciddi. Savcının gizli soruşturmasını bile deşifre eden bir yapı var. Bu haberlerin yayınlanması bile, zaten bu soruşturma yapılmasının sebebidir.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Yasin Aktay: Zaman’ın amacı zaafa uğratmak

Savcı, Paralel yapılanmadaki paniğin nedeni ortaya çıkarılma korkusu. Zaman’ın haberlerinin amacı operasyonu zaafa uğratmak. Ortada boşa çıkartılmış bir darbe var. Bunun ne kadar planlanmış ve ilerlemiş olduğu, devletin derinliklerine sızmış olduğu ortaya çıkmış durumda. Başıboş bırakılması, toplumun ve devletin güvenliği için tehlikelidir. Binlerce insanı hukuksuz şekilde dinleyen, bilgileri yurtdışına sızdıran, Başbakan’ı dinleyen, ofisine böcek koyan bir sistem söz konusu. Bununla ilgili savcılık soruşturma yapmayacak mı yani? Yapması bile suç sayılıyor birileri tarafından. Gizli soruşturma belgeleri ifşa ediliyor. Hiçbir kural tanımayanların, özellikle dinlerken bunu yapanların ‘Bizi dinleyecekler’ diye yasal kayıtlara itirazı da gerçekten hayret konusu. Soruşturmanın da neden yapılması gerektiğinin özeti aslında.”

Herkesi dinlediler

Paralel yapılanma hukuksuz işlemlerin merkezi sayılıyor. 17 Aralık ve 25 Aralık darbe girişimlerinin yanı sıra pek çok hukuksuz dinleme de bu yapı tarafından hayata geçirildi. Star’ın duyurduğu binlerce kişinin Selam Terör Örgütü adlı uydurma örgütle ilişkili dinleme skandalının yanı sıra, yapılan inceleme sonucunda ulaşılan verilere göre, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce iki yılda 1 milyon 73 bin 136 dinleme işlemi gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştı. STAR da ‘Selam’ soruşturması dışında 30 ilde 148 bin kişinin de paralel yapı tarafından mercek altına aldığını gözler önüne sermişti. Kocakulak kurbanlarının çoğunun polis, savcı ve hakim olması dikkat çekmişti. Karanlık yapı kendisine yakın hakim, savcı ve polisleri de boş bırakmayıp sıkı takip altına almıştı. (Star)

(08 Temmuz 2014, 12:04)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ


------------------------------------------------------------------------------
HRANT DİNK CİNAYETİ VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Fetullah Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
MİT´in Dink belgesi sır mı?
Özel Harp de Dink şemasında
MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha
Tanık: Dink´i Özel Harp öldürdü
Arınç suikast belgesi MİT´den
Dink sanığı Tuncel kayıp
Sanık Tuncel de Ergenekon dedi
Flaş!!! Dink davası sonuçlandı
Flaş!!! Dink´in katiline 22 yıl
Flaş!!! Başsavcı: Dink´te örgüt var
Yargıtay: Örgüt var, terör yok
Dink davası yeniden görülecek
Şemdinli ile Dink tezatları
Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi
Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler
Dink cinayetinde 18 karanlık nokta
Dink için Yargıtaya 18 delil sunuldu
Dink Hakimi: Örgüt yok diyemem
Savcı Dink´te temyize gidiyor
Dink´te suç: Anayasa ihlali
Dink cinayetinde 30 kişiye soruşturma
Gül, Dink için DDK´yı görevlendirdi
Balyoz Darbe Planı´nın hedeflerinden biri de Dink çıktı
Santoro, Dink ve Zirve aynı örgütün işi
Avcı ve Şener´in Dink yalanları
Zirve: Şerefsizlere vur dedik, öldürdüler
Katili yakalamayı sevenler ile katille resim çektirmeyi sevenler
Samast, Dink´e öpülerek uğurlanmış
Samast´ın yakınındaki o er kim?
Dink sanıklarıyla irtibatlı jandarmalar
Savcı: Dink cinayeti Ergenekon işi
Dink dosyasındaki Ergenekon delilleri
Flaş!!! Ergenekon ve Dink sanıklarının irtibatı tespit edildi
AİHM: Ergenekon, terör örgütü
Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6083    yazdır/print


 

İşte paralel inlere giriş talimatı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Fetullah Gülen'e yönelik soruşturmasında 30 ilin emniyetine gönderilen talimat yazısı ortaya çıktı. Yazıda; Gülen cemaatinin silahlı güce sahip olup olmadığı, devlete paralel yapının ne olduğu, kimlerden oluştuğu, nihai amaçları, örgütlenmenin şekli ve şeması, insan kaynakları ve ekonomik kaynakları gibi hususlarının tespit edilmesi isteniyor. Talimatta; cemaatin vakıf, yayın, arsa, bina, okul, dersane, banka ve paralarının belirlenmesi de isteniyor. Öte yandan Gülen'in avukatı aracılığıyla HSYK'ya başvurduğu, soruşturmayı gizli yürütmesi nedeniyle savcıyı Kurul'a şikayet ettiği ileri sürüldü.

06.07.2014 16:51 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcısı Serdar Coşkun tarafından yürütülen Fetullah Gülen soruşturması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilen “Fetullah Gülen cemaati örgütlenmesini araştırın” talimatının ardından Genel Müdürlük de il emniyet müdürlüklerine operasyon talimatı gönderdi.

Arzu Yıldız'ın T24'teki haberine göre; Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'nca 25 Haziran'da 30 ile gönderilen gizli yazıda, "cemaatin silahlı gücünün bulunup bulunmadığının ve anayasal düzen ile hükümeti yıkabilecek gücünün olup olmadığının araştırılması" istendi. "Ülke çapında acil aramalar yapılması" istenen EGM yazısında “Öncelikle istihbarat birimleriyle irtibat kurulup cemaatin tuttuğu arşivlerin bulunduğu yerlerin tespit edilerek acil aramalar yapılması ve elde edilecek delillerin değerlendirmeye tabi tutulması” talimatı verildi. EGM talimatında, Fetullah Gülen cemaati bünyesinde görülen gazeteler, televizyon kanalları, radyolar, internet siteleri, vakıf, okul, dersane, bina, arsa, banka ve paraların da tespit edilerek bildirilmesi, soruşturmada "gizli tanık"ların bilgisine de başvurulması istendi. EGM yazısında, cemaat anayasal düzeni ve hükümeti yıkmaya çalışmak iddiasıyla suçlanırken Fetullah Gülen ve beraberindekilerin neden ABD'ye gittikleri ve "kimlere hizmet ettiklerinin" araştırılması, ülkeye dönenlerin yakalanması, telefonlarının dinlenmesi ve elektronik iletişimlerinin izlenmesi talimatı da verildi.

-30 ile talimat: Arayın, araştırın, bildirin-

EGM TEM Daire Başkanlığı'ndan 30 ile gönderilen 3 sayfalık yazıda şu bilgiler yer aldı:

-Öncelikle istihbarat birimleriyle irtibat kurulup cemaatin tuttuğu arşivlerin bulunduğu yerlerin tespit edilerek acil aramalar yapılması ve elde edilecek delillerin değerlendirmeye tabi tutulması

-Bu soruşturmanın çerçevesine giren cemaat üyesi olup örgütlü olarak hükümeti devirmek ve anayasal düzeni yıkıp, doğrudan faaliyet yürüten kişilerin tespiti, adreslerinin ve açık kimliklerinin belirlenmesi

-Ülke çapında eş zamanlı arama ve delil elde etmek için ayrıntılı çalışma yapılıp, gecikmeksizin arama ve delil elde etme işlemlerinin gizlilik içerisinde yürütülmesi

-Cemaate üye olup, aktif olarak hükümeti devirmek ve Anayasal düzeni yıkmak için faaliyet yürüten kişilerin cep telefonu ve elektronik iletişimlerinin denetlenip , izlenebilmesi için her türlü araştırmanın yapılması, gerekli kararların mahkemelerden alınabilmesi için işlemlerin başlatılması

-Fetullah Gülen ve cemaatinin elinde silahlı bir güç bulunup bulunmadığı, ordu, jandarma, MİT ve Emniyet birimleri içerisindeki cemaat üyelerinin böyle bir eyleme kalkışmaları halinde hükümeti yıkabilecek ve Anayasayı ortadan kaldırabilecek güçlerinin olup olmadığının belirlenmesi

-Cinayetler ve saldırılarla ilgililer mi?-

-Cemaat üyelerinin Türkiye’nin son 10 yılında işlenen önemli olaylara azmettiren, yardım eden ya da doğrudan suç işleyen sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesi, cemaat üyelerinin rolleri bulunduğu iddia edilen Aziz Santoro cinayeti, Hrant Dink’in öldürülmesi, Danıştay saldırısı, Zirve Yayınevi Katliamı, Necip Hablemitoğlu ve Üzeyir Garih’in öldürülmesi gibi olaylarda irtibatlarının araştırılması

-'Türkiye'ye döndüklerinde yakalanmaları…'-

-Cemaat lideri Fetullah Gülen ve yanındakilerin yurt dışındaki ilişki ve irtibatları, yurt dışına ne zaman çıktıkları ve yurt dışında kim adına çalıştıklarının tespit edilmesi, cemaatin neyi savunduğu, hangi konularda hassas olduğu, geçmişteki faaliyetleri, cemaat içi kuralları, cemaat dışı ilişkileri, bağlı olduğu ilkeler, cemaat mensuplarının davranış modellerinin belirlenmesi

-Bu suçlara karışan ve yurt dışına gidenlerin bulunduğu ülkelerin tespiti, ne zaman yurt dışına çıktıklarının belirlenmesi, ülkeye dönmeleri halinde yakalanmaları için gerekli işlemlerin tamamlanması

-Gülen cemaatinin ülke içerisinde ve ülke dışında örgütlenme yapısının araştırılıp bu örgütlenme içerisinde yer alanların tespiti

-Gülen cemaatinin üst imamlarından gelen talimatları, alt birimlere ulaştırma şeklinin belirlenmesi

-Örgüt içerisindeki disiplinin nasıl sağlandığı, cemaatten ayrılan ve ayrılmak isteyenlere karşı ne tür tedbirlerin alındığı, cemaatin üst düzey imamlarının aldığı kararların uygulanma şeklinin belirlenmesi

-Gülen cemaatinin kurumlarda örgütlenme şekillerinin belirlenmesi

-Cemaatin Jandarma, MİT, EGM, yargı organları ve ordudaki üyelerinin kimler olduğu , toplam kaç kişi olduklarının belirlenmesi, kurumlar içerisinde örgütlenme şekli ve şemasının tespiti

-Gülen’in Türkiye’de imam olarak görevlendirdiği kişilerin ilçeler, iller, ülke geneli, yabancı ülkeler olmak üzere ayrı ayrı tespit edilmesi

-İmamların hangi devlet idaresi veya kurumundan sorumlu olduğunun tespit edilmesi, imamların sorumluluk ve görev alanlarının belirlenmesi

-Emniyetten sorumlu imamın Ömer kod adlı O.H.Ö., TSK’dan sorumlu imamın H.Ö., MİT’ten sorumlu imamın Sinan kod M.K., Adalet Bakanlığı, Teftiş Kurulu Başkan yardımcılığı yapan ve soyadı A. Olan imamın ve diğer devlet kurumlarında sorumlu imam düzeyinde görevli olan kişilerin açık kimliklerinin tespiti

-'TV'leri, radyoları, gazeteleri, siteleri, ajansları bildirin'-

-Gülen cemaatinin kullandığı internet siteleri, basın yayın organları, gazeteleri, haber ajansları, TV ve radyolarının araştırılıp hangileri olduğunun il ve ilçelere dağılımın tespiti

-Gülen cemaatine bağlı şirket, vakıf, okul, dernek, yurt ve benzeri kuruluşlarda toplam çalışan kişi sayısının yıllara göre çıkarılması talep edildi.

-Yazıda ayrıca cemaatin dersane, yurt, ev ve okullarında kalan öğrenci sayısının tespiti de istendi. İlgili talepte Gülen cemaatinin her türlü ticari, eğitim, sosyal etkinlik, basın yayın ve matbaa işlemleri, internet yayıncılığı gibi faaliyetlerinin araştırılması talimatı verildi.

-Cemaatin devleti ele geçirmeye başladığı ve aktif olduğu 2003 yılından sonraki dönemde yapılan uygulamaları, soruşturma ve davalarla mağdur edilenlerin müşteki sıfatıyla olay, kişi ve yer hatırlatması yapılarak ayrıntılı ifadelerinin alınması

-Yazıda Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu, Hanefi Avcı’nın Haliçte Yaşayan Simonlar, İşçi Partisi’nden Metin isimli kişinin kitabı, İlker Başbuğ’un kitabının temin edilip gönderilmesi

-Talimat yazısının gönderildiği iller-

Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van emniyet müdürlükleri. (T24)

İşte operasyon talimatına ilişkin belgeler:







GÜLEN VE PARALEL MEDYA TEPKİLİ

Soruşturma ve talimatın paralel medyada 'cemaati tasfiye çabası' olarak sunulduğu da dikkatleri çekti. Paralel medyanın merkez tv kanalı Samanyolu Haber, talimatta, paralel yapının geçmişte baskısına maruz kalmış polis müdürlerinin ifadelerine ve kitaplarına başvurulmasına tepki gösterdi.

"Operasyon talimatında pes dedirten detay: Onları da dosyaya koyun" başlığıyla verilen haberde Samanyolu Haber'de şu satırlar yer aldı: "Delil bulmakta zorlanan Savcılığın, Emniyet'e gönderdiği talimatın ardından ortaya çıkan EGM’den 30 ile gönderilen 'operasyon talimatı' yazısında, soruşturma için gizlice 'delil bulun' deniliyor. Yandaş medyanın gazete manşetlerinde yer alan yalan haberlerin de yer aldığı talimat yazısında dikkat çeken bir detay ise: "Ahmet Şık’ın 'İmamın Ordusu', Hanefi Avcı’nın 'Haliçte Yaşayan Simonlar' ve İşçi Partisi’nden Metin isimli kişinin kitabı gibi kitapların da temin edilip dosyaya eklenmesi"

"Gazete manşetlerinden sonra kitap üzerinden delil üretme çabası" başlığı altında ise haberde şu satırlar yer alıyor: "Daha önce eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in Meclis’e verdiği soru önergesiyle yandaş meydanın manşetlerinin 'kirli eylem planı'nın bir parçası olduğu ortaya çıkmıştı. Yandaş meydanın Danıştay, Garih, Dink, Santoro ve Zirve gibi tüm cinayetleri Camia ile irtibatlandırma amaçlı yalan haberlerine EGM tarafından 'operasyon talimatı'nın yer aldığı belgede yer verilmesi de dikkat çekti."

"O kitapları da dosyaya koyun" başlığı altında da şu satırlara yer veriliyor: "Soruşturma kapsamında il emniyet müdürlüklerine gönderilen talimatta, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve tahliye edilen eski emniyet müdürü Hanefi Avcı’nın da mağdur sıfatıyla ifadesinin alınması istendi. Avcı dışında emniyet müdürleri Emin Aslan, Celal Uzunkaya, Faruk Ünsal ve Orhan Özdemir’in de mağdur sıfatıyla ifadelerinin alınması istendi. Bunun dışında ifade alma işlemi ile ilgili olarak şu talimata da yazıda yer verildi: “Cemaatin devleti ele geçirmeye başladığı ve aktif olduğu 2003 yılından sonraki dönemde yapılan uygulamaları, soruşturma ve davalarla mağdur edilenlerin müşteki sıfatıyla olay, kişi ve yer hatırlatması yapılarak ayrıntılı ifadelerinin alınması…” Talep yazısında ayrıca gizli tanık oluşturulması da isteniyor. Terörle Mücadele Daire Başkanlığının gönderdiği talep yazısında Ahmet Şık’ın 'İmamın Ordusu', Hanefi Avcı’nın 'Haliçte Yaşayan Simonlar' ve İşçi Partisi’nden Metin isimli kişinin kitabı gibi kitapların da temin edilip gönderilmesi isteniyor."

PARALEL YAPI SAVCIYI HSYK'YA ŞİKAYET ETTİ

Konuyla ilgili bir diğer gelişme de yine paralel medyada yer alıyor. Bugün'ün haberinde, Fetullah Gülen'in, avukatı aracılığıyla soruşturma savcısı Serdar Coşkun'u HSYK'ya şikayet ettiği bildiriliyor. Şikayet, Coşkun’un soruşturmayı gizlediği suçlamasıyla yapılmış. Gülen'in avukatı, soruşturma ve talimatın TCK, CMK, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu ileri sürüyor. Şikayet dilekçesinde Savcı Serdar Coşkun hakkında disiplin ve suç soruşturması talep edildiği belirtiliyor.

Haberde "Hizmet Hareketi'ne başlatılan soruşturmada büyük skandal" başlığı altında; "Hizmet Hareketi’ne ilgisi olan herkesi kayıt altına alma talimatı veren Ankara Savcısı Coşkun, Hocaefendi’nin avukatına dosyayı vermedi. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, Hocaefendi hakkında bir soruşturma varsa bildirilmesi ve gerekli evrakların kendilerine verilmesini talep etti. Bunun üzerine savcı Coşkun “Herhangi bir soruşturmada Fethullah Gülen şüpheli olarak bulunmuyor” diyerek soruşturmayı gizlediği ortaya çıktı." deniliyor ve bu durum skandal olarak değerlendiriliyor.

İkinci kez savcılığa giden Gülen'in avukatına, “Biz grubun araştırılmasını istedik. Fethullah Gülen şüpheli olarak soruşturmada bulunmuyor” cevabının yinelendiği ileri sürülüyor.

NEDEN GİZLİ YÜRÜTÜLÜYOR?

Haberdeki ilginç bir detay da, soruşturmanın niçin gizli yürütüldüğünün paralel kesimde güya merak konusu olduğundan bahsedilmiş olması.. Haberdeki ilgili satırlar şu şekilde: "Hocaefendi’nin avukatlarının, “Savcı Bey, daha önce de herhangi bir soruşturma olmadığını söylediğiniz halde soruşturmanın varlığını medyadan öğrendik. Bugün ise müvekkilimizin irtibatlı olduğu grubun, ‘Terörü finanse edip edemeyeceğinin araştırılmasını’ istiyorsunuz. Sayın Gülen’in yine şüpheli olmadığını söylüyorsunuz” cevabını verdiği kaydedildi. Soruşturma başlattığı medyaya yansımasına rağmen Coşkun’un soruşturmayı gizleme çabası dikkat çekerken soruşturmanın neden gizli yürütüldüğü merak konusu oldu."

GİZLİLİĞİN SEBEBİ GAYET AÇIK

Görüldüğü gibi Fetullah Gülen liderliğindeki paralel yapılanmaya yönelik bu en geniş kapsamlı soruşturma paralel kesimde panik etkisine neden olmuş durumda. Gülen liderliğindeki paralel yapılanma iddiasına dair çeşitli illerdeki savcılıklara onlarca suç duyurusu yapılmış, suç duyurularında çok sayıda somut deliller sunulmuşken, devletin en derinlerine sızmış paralel bir yapılanma söz konusu iken, soruşturmanın niçin gizli yapıldığı sorularak saf ayağına yatılmaya çalışıldığı gözleniyor.

Fetullah Gülen yıllardır ABD'nin Pensilvanya eyaletinde yaşıyor. Paralel devlet yapılanmasının varlığına ve yöneticiliğini Gülen'in yaptığına dair tartışmalar 8-9 aydır yoğun şekilde gündemde. Gülen'in hakkında çıkan iddiaları bir nevi yalanlaması anlamına gelebilecek şekilde Türkiye'ye kısa bir ziyaret bile yapması mümkün iken bunu yapmaması, gözaltına alınmaktan korktuğu ve iddiaların doğruluğuna bir delil olduğu yorumlarına neden oluyor. Gülen'in paralel yapılanmayla bağlantısı olduğuna dair haberlere karşı savcılıklara çok sayıda suç duyurusu yaptığı, çeşitli gazetelere, muhabir ve yazarlarına yüzlerce dava açtığı biliniyor. İlginç olan ise, dava dilekçelerinde şikayetçi kısmında "Fetullah Gülen.. İkamet adresi: ABD/Pensilvanya" yazıyor olması. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Bu haberle doğrudan bağlantılı haberler:
Savcı, beyin takımının peşinde
Gülen'e derin inceleme başlatıldı

(06 Temmuz 2014, 16:51)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) yargısal darbe girişimi manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6081    yazdır/print


 

Yabancı vakıflara suç duyurusu

Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının Gezi olaylarına aktif destek verdiğini gösteren somut bulgular sıralanıyor. Yabancı vakıfların Ergenekon davası sürecinde de gündeme geldiğine somut bulgularla dikkat çekilen suç duyurusunda, hem yasadışı faaliyette bulunmakla suçlanan yabancı vakıflar, hem de o vakıflarla bağlantıları gündeme gelen CHP'li yöneticiler hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması talep ediliyor. Suç duyurusunda, yabancı vakıfların Türkiye'de bu şekilde yasadışı faaliyet gösterdiği ve ülke siyasetine yurtiçindeki şubeleri aracılığıyla dışarıdan etki etmeye çalıştığı şüphesinin bir benzerinin Mısır'da da gündeme geldiği ve yürütülen soruşturma ve dava ile bu şüphenin ispatlandığı, çok sayıda yabancı vakıf görevlisinin hapis cezası aldığı hatırlatılıyor.

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının Gezi olaylarına aktif destek verdiğini gösteren somut bulgular sıralanıyor. Duyuruda ayrıca yabancı vakıfların Ergenekon davası sürecinde de gündeme geldiğine somut bulgularla dikkat çekiliyor.

Suç duyurusunda; Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıfların Türkiye siyasetine etki etmeye çalıştığına yönelik somut şüphelerinin yürütülecek bir soruşturma ile aydınlatılması, şüphelerin kanıtlanması halinde ise; ilgililer hakkında kovuşturma açılarak gerekli cezalara çarptırılmaları ve ilgili vakıfların Türkiye'deki şubelerinin kapatılması talep ediliyor.

Suç duyurusunda ayrıca yabancı vakıflarla bağlantıları gündeme gelen CHP'li yöneticiler hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması, suçları tespit edilenlerin gerekli cezalara çarptırılmaları da talep ediliyor.

Adalet Platformu, suç duyurusu dilekçesini Çağlayan Adalet Sarayı'nda nöbetçi Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar'a teslim etmek istedi. Ancak Savcı Uçar'ın dilekçeyi almaktan kaçınması üzerine Platform yetkilileri dilekçeyi İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Oktay Erdoğan'a teslim etti.
 
------------------------------------------------------------------------------

İşte o suç duyurusu:

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA
(10. Maddeye Göre Özel Yetkili)

ŞÜPHELİLER: Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıfların -ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının- ve CHP’nin yöneticileri, soruşturma ve inceleme sonucunda tespit edilecek diğer kişiler.

MÜŞTEKİ: Adem Çevik TC 12409824156 Şifahane cad. no.14 Süleymaniye Fatih/ist. Tel:05322467411 www.adaletplatformu.com ademgerede@gmail.com

SUÇLAR:Türkiyede kaos çıkarmak, terör faaliyetlerine destekte bulunmak, “Gezi Parkı Darbe Girişimi” ne destek vermek, Ergenekon v.b. Silahlı Terör Örgütü sanıklarına finansal destek vermek. Teröre yardım, anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs, yasama, yürütme ve yargı faaliyetlerini engellemek

İZAH: Türkiye'de şubeleri bulunan yabancı vakıflardan ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının yasalarla yasaklanmış olmasına karşın Türkiye'deki iç siyasete etki etmeye çalıştığı şüphesini doğuran çok sayıda somut bulgu son senelerde ortaya çıkmıştır. Aşağıda, deliller kısmında bunlardan bizim tespit edebildiğimiz bazılarına yer verilmiştir. Ülkemizi 2013 Haziran ayı boyunca sarsan Taksim Gezi olayları sürecinde bu bulgular artmıştır. Örneğin son olarak; Gezi Parkı eylemleri sırasında göstericilere kapılarını açan Divan Otel sahibi Ali Koç ve Semahat Arsel, bir Alman kuruluşu tarafından ödüllendirilmiştir. Ödülün gerekçesinde Divan´ın Gezi Parkı protestolarında ´sivil dayanışma ve cesaretin önemli bir örneğini´ ve ´misafirperverliğin kriz anlarında da ne kadar gerekli olduğunu´ gösterdiği vurgulanmıştır. Ödül, Batı ve özellikle Alman vakıf ve siyasilerinin Gezi olaylarına yakın ilgisine yeni bir delil teşkil etmektedir. ´Hospitality Innovation Award´ adı verilen ödüle bu yıl (2013) Divan Otelleri´nin sahipleri Ali Koç ile Semahat Arsel layık görülmüştür. Ödülün gerekçesinde Divan´ın Gezi Parkı protestolarında sivil dayanışma ve cesaretin önemli bir örneğini ve misafirperverliğin kriz anlarında da ne kadar gerekli olduğunu gösterdiği vurgulanmıştır. Merkezi Almanya'nın Münih kentinde ´te bulunan PKF hotelexperts isimli kuruluş tarafından verilen bu ödülün Münih´te yapılacak bir törenle sahiplerine takdim edileceği duyurulmuştur.

Batı'nın ve özellikle Alman vakıf ve siyasilerinin Gezi olaylarına yakın ilgisi çok sayıda somut bulguyla ortaya çıkmıştır. Gezi olayları sürecinde Alman medyasında Türk hükümeti ve başbakanına ağır hakaretler edilmiş, Alman Başbakanı Merkel'in Gezi olaylarına yönelik polis müdahalesinin G-8 toplantısında gündeme getirilebileceğini dile getirdiği ileri sürülmüş, Alman milletvekili Claudia Roth ise Gezi olaylarına bizzat katılarak destek vermiştir.

Bu bilgilerin dışında basında dile getirilen bir iddiaya göre, Gezi eylemlerine katılan ya da destek veren güçlerle ilgili bir rapor hazırlanmış ve Başbakan Erdoğan´a sunulmuştur. Ayrıntıları AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu´nda da konuşulan rapora göre; 8 Alman vakfı protestoların bitmemesi için eylemcilere kol kanat germiştir. Bu vakıfların eylemcilerin gıda sorunu yaşamaması için Taksim Meydanı´na sürekli yemek servisi yaptığı dile getirilmiştir.

Gezi olaylarına yabancı uyrukluların katıldığı da bir başka gerçektir. Bu durum halen yürütülen ve bir kısmı davaya dönüşen Gezi soruşturmalarında yer alan yabancı uyruklu sanıklardan da anlaşılmaktadır. Kendi ülkelerindeki, örneğin Gezi olaylarından kısa süre önce İngiltere ve ABD'de gerçekleşmiş olan çok daha sert polis müdahalesine karşı sessiz kalan bu kişilerin Türkiye'deki olaylarda aktif şekilde yer almalarının, bu suç duyurusuna temel teşkil eden yabancı bir yapılanmanın işi olduğu şüphesini güçlendirdiği görülmektedir.

-Hatay'da iş üzerinde yakalandılar-

Daha somut bir bulgu ise Hatay´da ortaya çıkmış bulunmaktadır. Gezi eylemcilerine para dağıttığı ihbarı üzerine 2013 Temmuz ayı başında biri Alman diğeri İngiliz iki yabancı vakfa baskın yapılmış, üyeleri gözaltına alınmıştı. Hatay´da Gezi Parkı eylemlerini provoke ettiği iddia edilen Alman yardım kuruluşu Arche Nova üyelerinin kaldığı eve operasyon düzenlendi. Maliye eski Bakanı Zekeriya Temizel´in kızı Selin Temizel´in aralarında bulunduğu 5 kişi gözaltına alındı.

Operasyon e-posta ihbarıyla başladı. İhbarda, bazı yabancıların kiraladıkları evde eylem organize ettiği ve göstericilere para dağıttığı ifade edildi. Selin Temizel ile Alman Natia S, İrlandalı Simon B, Arap uyruklu Usame H. ve Sinan G, casusluk suçlamasıyla gözaltına alındı. Savcılık ifadelerinin ardından yabancı uyruklu üç kişi sınır dışı edildi. Evde bulunan 50 bin dolar, 70 bin euro ve 50 bin liraya el kondu. Ele geçirilen dokümanlarda Hatay´da yaşayan Nusayrilere ilişkin bilgiler olduğu belirtildi.

Hatay´da aynı gerekçelerle ikinci casusluk operasyonu İngiliz yardım kuruluşu MapAction üyelerine yönelik gerçekleştirildi. İngiliz James A., Bruce S. ve İspanyol George G. gözaltına alındı. 3 yabancı sınır dışı edildi.

Arche Nova, 1992´den beri uluslararası düzeyde faaliyet gösteren bir yardım kuruluşu. Arche Nova üyelerinin Dışişleri Bakanlığı, AFAD veya Hatay Valiliği´nden izin almadığı belirlendi. Şehirdeki Gezi eylemlerine Türk bayrakları ile katıldıkları belirtilen şüpheliler, insanlığa karşı suç işleyen Esed yanlısı Nusayriler´i Suriyeli sığınmacılara karşı kışkırtmakla da suçlandı.

-Ergenekon sanıklarına finansal destek-

Yabancı vakıfların yasak olduğu halde Türkiye´deki siyasete müdahale ettiği iddiaları Ergenekon davası sürecinde de gündeme gelmiş ancak üzerine gidilmemişti. Alman vakıflarından Ergenekon sanıklarına gönderilen parasal destek belgelerle ortaya çıkmış ancak bu konuda ayrı bir soruşturma açılmamıştı.

Almanya´nın Türkiye üzerindeki siyasi nüfuz çabasının çok fazla olduğu, defalarca gündeme gelmiştir. O kadar ki, Başbakan Erdoğan, 2011 Ekim ayında yaptığı bir konuşmasında konuya değinme ihtiyacı hissetmiştir. Alman vakıflarının PKK´ya ve CHP´li belediyelere yardım ettiğini dile getiren Erdoğan, şunları da söylüyordu: “Alman vakıflarının, uzun zamandır Türkiye´de ne yazık ki buna benzer bazı girişimleri olmuştur. Hatta ana muhalefet partisine bu şekilde yardım konusu tartışma konusu da olmuştur, tartışılmıştır, medyada bu yayımlanmıştır. Fakat tabii o gündür bugündür bu iş üzerine gidilmediği için belki belli noktada kalmıştır.”

-Prof. Hablemitoğlu suikasti ile Alman vakıflarının bağlantısı-

Başbakanın dile getirdiği CHP ve PKK´ya finansal yardımın ötesinde de durumlar söz konusu idi. 2002 sonunda silahlı saldırıda hayatını kaybeden Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu´nun bu vakıfların Türkiye´deki etkilerini araştırdığı sırada öldürüldüğü iddia ediliyor. Ölümünde Ergenekon örgütünün parmağı Ergenekon davasında gündeme geldi. Hablemitoğlu suikastinin ardında Almanya´nın olduğu, bu ülkenin isteği doğrultusunda suikastin Ergenekon örgütünce gerçekleştirildiğine dair güçlü bulgular ortaya çıktı. Hablemitoğlu´nun ölmeden önceki son araştırması, Alman vakıflarının Türkiye´deki faaliyetleri üzerineydi. Hablemitoğlu´nun, Alman vakıflarının Türkiye´de yasal olmayan çalışmalar yaptığı, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediği ve altın madeni karşıtlarını örgütlediği yönünde çok önemli bilgilere ulaştığı ileri sürülüyor. Bu bilgileri 26 Aralık 2002´de Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi´nde görülmeye başlanacak 15 sanıklı ´Alman Vakıfları´ davasında açıklaması bekleniyordu. Ancak duruşmaya 8 gün varken öldürüldü.

-Bedrettin Dalan'a sahte pasaport-

Yine Almanya'nın, Ergenekon firarisi Bedrettin Dalan´a sahte pasaport verecek kadar ileri gittiği de bir gerçektir. Dalan'ın Sinan Akkuş adına düzenlenmiş sahte bir pasaport taşıdığı belgeleriyle basında yer almıştır. Almanya Dalan'ı Türkiye´ye iade etmeyi de reddetmektedir. Yine Alman derin devletinin Türklere yönelik dönerci cinayetlerinin ardından çıktığı da bir gerçektir. Türklere yönelik kundaklama olaylarının ardında da aynı gücün rol aldığı şüphesi var. Gezi olaylarında Türk kontrgerilla yapılanması olan Özel Harp Dairesi elemanlarının yer aldığı ileri sürülmüştü. Alman ve Türk kontrgerilla teşkilatlarının hala güçlü olduğu ve yardımlaştıkları bizzat Alman araştırmacılar tarafından da dile getirilmektedir. 1990 sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı sonrasında tüm NATO üyelerinde kurulduğu, İtalyan savcıların ulaştığı belgelerle ve üye ülkelerin yetkililerince yapılan açıklamalarla kanıtlanan Ergenekon benzeri Gladio teşkilatlarının tüm üyelerde tasfiye edildiği açıklanmasına karşın Türkiye´de bunun yapılmadığı yıllardır zaten biliniyordu. Bu Türk kontrgerilla teşkilatının varlığı artık savcılar tarafından da -örneğin Ergenekon davası iddianameleri ve esas hakkındaki mütalaada- dile getirilmektedir. Türklere yönelik yakın zamanda yaşanan ve altından Alman derin devletinin çıktığı Dönerci cinayetleri üzerine açıklama yapan Alman araştırmacılar ise teşkilatın Almanya kolunun da halen var olduğunu, Alman ve Türk Gladio teşkilatlarının halen güçlü şekilde varlıklarını sürdürdüğünü ve işbirliği yaptıklarını dile getirmişlerdir.

-Mısır'daki gelişmeler-

Bu suç duyurusunda dile getirilen şüphelerin bir benzeri Mısır'da ortaya çıkmış ve yürütülen soruşturma sonucu kanıtlanmıştır. Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek´in 2011´de Tahrir ayaklanması ile devrilmesinden sonraki yeni anayasal süreçte Mısır´da yabancı vakıflara baskınlar yapılmış, ABD, Alman ve İngiliz vakıflarının 43 yöneticisi 2011 sonunda gözaltına alınmıştır. Mısır Başsavcılığı söz konusu kişilerin sivil toplum kuruluşu adı altında ülkede siyasi faaliyetler yürüttüğünü, 2012 Mart ve Aralık ayları arasında izinsiz açılan 6 kuruluşun temsilcisinin, yabancı kaynaklardan fon sağladığını ortaya koymuştur. 43 sanık hakkında açılan dava 4 Haziran 2013´te sonuçlanmış, Mısır Ceza Mahkemesi, sanık olarak yargılanan sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcilerini siyasi faaliyetler yürüttüğü gerekçesiyle 1 ila 5 yıl arasında hapis cezasına çarptırmıştır. Amerika Birleşik Devletleri Ulaştırma Bakanı Ray Lahood´un oğlunun da aralarında bulunduğu 16 Amerikalı hakkında 5 yıl hapis cezası verilmiştir. Dava sonucunda Alman Konrad Adenauer Vakfı´nın yöneticilerine ve büro sorumlularına da 5´er yıla kadar varan hapis cezası verilmiştir. Toplamda 43 sanığın tümüne ceza verilmiştir. Mahkeme ayrıca sivil toplum kuruluşlarına ait tüm evrak ve dokümanlara el konulmasını ve ofislerinin kapatılmasını kararlaştırmıştır. Bu dava, yasak olmasına rağmen yabancı vakıfların Mısır´da siyasi faaliyetlerde bulunduğunu kanıtlamıştır.

Batı ülkelerinin vakıf ve kuruluşları aracılığıyla başka ülkelerin iç siyasetine nasıl etki etmeye çalıştığı Mısır´da net şekilde görülmüştür. Ve halen görülmeye de devam etmektedir. ABD Berkeley Üniversitesi öğrencileri bilgi edinme yasası kapsamında ABD´nin çeşitli dernek ve kuruluşlar aracılığıyla Mısır´da Cumhurbaşkanı Mursi karşıtı göstericilere parasal yardım yaptığını kanıtladılar. Benzer bir şüphe Türkiye´deki Gezi olaylarında da söz konusu.

Hatay´da bunun somut bir örneği tespit edilmiştir. Askeri darbelere hep karşı olduklarını açıklamalarına rağmen Batılıların ve Almanların Mısır´da farklı davranmalarının bir izahı yok. Ama aslında var. Darbeye darbe dememeleri, geçen bir kaç ayda darbeciler tarafından bir çok katliamlar yapılmasına ve demokrasi isteyen kitlelerin öldürülmesine karşın buna tepkisiz kalmaları, insanlık suçu işlenmesine karşın darbecilere yardıma devam etmeleri insanlık suçuna yardım teşkil ediyor. Ülkelerinin iştirak ettiği bu suçu eleştirmek ve bu konuda ödüller vermek yerine, başka ülkelerin iç siyasetine ödül maskesi altında müdahale etmek, çağdaş Batı demokrasisinin, ´ikiyüzlülük ödülü´nü hakettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla Alman PKF kuruluşu tarafından Divan oteline verilen Gezi ödülünün otel hizmetlerine gösterilen tarafsız bir ilginin dışında kaldığı ve iç siyasete etkiyi amaçladığına kuşku bulunmamaktadır.

DELİLLER: Tüm yasal deliller, tanıklar, 2002´deki Alman vakıfları davasına bakan Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi v.b. Ceza Mahkemesi´ndeki deliller, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13.Ağır v.b. Ceza Mahkemesi´ndeki deliller, Gezi soruşturmalarına bakan savcılıklardaki deliller, bilahare tarafımızca dosyaya sunulacak diğer deliller ile aşağıda bir kısmı verilen ilgili haberler:

"Almanlardan Koç´lu Gezi mesajı", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5617
"Yabancı vakıflara dava açılacak mı?", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5598
"Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler", http://kontrgerilla.com/yazilar/gezi_belgeseli.asp
"O vakıflar iş üstünde yakalandı", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5445
"Mısır Alman vakıflarını yargılıyor", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4291
"Mısır´da ABD rolü belgelendi", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5456
"Alman vakıfları Ergenekon davasında", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4271
"Ergenekon´un Almanya örgütlenmesiyle ilgili haberler", http://kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-deutsch
"Sanıklara Ergenekon koruması", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4694
"Interpol´e sunulan Ergenekon raporu", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4335
"Almanya´dan Dalan´a sahte pasaport", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4014
"Almanya Dalan´ı iade etmiyor", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4000

NETİCE-İ TALEP: Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıfların Türkiye siyasetine etki etmeye çalıştığı şüphelerinin yürütülecek bir soruşturma ile aydınlatılmasını, şüphelerin kanıtlanması halinde ise; ilgililer hakkında kovuşturma açılarak gerekli cezalara çarptırılmalarını ve ilgili vakıfların Türkiye'deki şubelerinin kapatılmasını ve Ergenekon Silahlı Terör Örgütü sanıklarına finansal destek vermek. Teröre yardım, anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs, yasama,yürütme ve yargı faaliyetlerini engellemek suçundan cezalandırılmalarını arz ve talep ederiz.

02.12.2013 Adem ÇEVİK

www.adaletplatformu.org darbesavarlarbirligi@gmail.com
Tel: 05322033274

------------------------------------------------------------------------------

-Nöbetçi savcı suç duyurusunu almak istemedi-

Az önce konuyla ilgili bir açıklama yapan Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, suç duyurusu dilekçesini Çağlayan Adalet Sarayı'nda bugün nöbetçi Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar'a teslim etmek istediklerini, ancak Savcı Uçar'ın dilekçeyi almaktan kaçınması üzerine Platform yetkilileri olarak dilekçeyi bizzat İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Oktay Erdoğan'a teslim ettiklerini belirtti. Çevik, Platform olarak somut bulgulara dayanan şüphelerin araştırılmasını ve sorumluların kovuşturulmasını beklediklerini ifade etti.

------------------------------------------------------------------------------

ALMAN VAKIFLARININ CHP'YE YARDIMI BELGELENDİ

Hatırlanacağı gibi, Birinci Ergenekon davasının 19 Ocak 2012 tarihindeki görülen 209. duruşmasında ifade veren Tanık Talip Doğan Karlıbel, Alman vakıflarına ve bu vakıfların Türkiye´deki Ergenekon sanıkları ve CHP´yle bağlantılarına dair çarpıcı iddialarda bulundu. İfadesinde 1997´ye kadar 11 yıl Alman emniyetinde çalıştığını, tercümanlık yaptığını, uyuşturucu alanında da çalıştığını dile getiren Karlıbel, çeşitli Alman Vakıflarından para alan Ergenekon sanıklarını ve aldıkları para miktarını ´belgeleriyle´ tek tek açıkladı. Karlıbel, Alman vakıflarının 1970 yılından bu yana Türkiye´ye 350 milyon dolar para transfer ettiğini savundu. Alman vakıflarının CHP´ye yaptığını iddia ettiği yardıma ilişkin dekontu, dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya´ya verdiğini belirten Karlıbel, ancak Başsavcının CHP ile ilgili bu iddianın üzerine gitmediğini öne sürdü. Karlıbel, Ankara 2 No´lu DGM´de görülen Alman vakıflarıyla ilgili davada da eski CHP Milletvekili avukat Şahin Mengü´nün yönetimindeki avukat grubunun, bu vakıfların avukatlığını yaptığını kaydetti. Alman siyasi vakıflarının, CHP ve bazı siyasi partiler ile bölücü örgütler gibi hükümete karşı olan bütün örgütlerle iç içe olduğunu tespit ettiğini savundu.

------------------------------------------------------------------------------

-Vakıflar daha önce de suç duyurusuna konu oldu-

Adalet Platformu, daha önce yaptığı bir suç duyurusunda CHP'nin kapatılması talebinde bulunmuş, CHP'nin yabancı vakıflardan aldığı finansal yardımın Ergenekon davasında belgelenmesini de deliller arasında göstermişti.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(02 Aralık 2013, 16:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Almanlardan Koç´lu Gezi mesajı

Yabancı vakıflara dava açılacak mı?

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Mısır´da ABD rolü belgelendi

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

CHP hakkında şok iddialarda bulunan Ergenekon tanığı Talip Doğan Karlıbel´le ilgili tüm manşetlerimiz

ÖRNEKLERLE CHP´NİN ERGENEKON VE BENZER DAVALARDA SEMPATİZANLIKTAN ÖTE TAVIRLARI

´ERGENEKON VE CHP´ MANŞETLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5712    yazdır/print


 

Flaş!!! Bahtiyar Aydın davası açıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında uğradığı suikast sonucu öldürülen dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili soruşturmayı 20 yıllık zaman aşımına gireceği gün tamamladı. Hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, ´şüpheli´ sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, ´Taammüden öldürme´, ´Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik´, ´Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma´ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

22.10.2013 13:01 Turgut Özal´ın ölümüyle aynı kapsamda değerlendirilen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesiyle ilgili flaş gelişme.. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında uğradığı suikast sonucu öldürülen dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili soruşturmayı tamamladı.

Faili meçhul cinayet dosyalarını soruşturan Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun´un, dosyanın 20 yıllık zaman aşımına gireceği gün hazırladığı iddianame, TMK´nın 10. Maddesiyle Görevli Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi.

İddianamede, 22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olarak görev yaparken, Lice Jandarma Komando Bölük Komutanlığı Binası önünde ´kanas´ olarak tabir edilen uzun namlulu silahla suikaste uğrayan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesiyle ilgili detaylara yer verildi.

İddianamede, 20 yıl önce Lice ilçesinde çıkan olaylarda Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgenaral Bahtiyar Aydın, Jandarma Uzman Çavuş Yüksel Bayar ile 14 vatandaşın öldüğü belirtilerek, Olayda, bir uzman çavuş, bir er ve bir polis memuru ile çok sayıda vatandaş yaralanmış, çok sayıda konut, iş yeri ve araç hasar görmüştür. Operasyonu Diyarbakır Jandarma Komutanı olan şüpheli Eşref Hatipoğlu yönetmiştir. Resmi tutanaklarda PKK terör örgütü mensuplarının ilçeye saldırması nedeniyle bu sonucun meydana geldiği yazılmış, ancak örgüt o gün ilçeye kendilerine ait hiçbir gruptan saldıranın olmadığını ileri sürmüştür. Aradan geçen 20 yıla rağmen saldırıya katıldığı tespit edilen örgüt mensubu olmamıştır denildi.

İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, şüpheli sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, Taammüden öldürme, Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik, Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

ŞEMDİN SAKIK: PAŞAYI DEVLET VURDU

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgenaral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesi olayı kayıtlara PKK ile çatışma sırasında ölüm olarak geçti. Ergenekon davasında ifade veren PKK yöneticisi Şemdin Sakık, mahkemede verdiği ifadede Aydın´ın ölümüyle ilgili, ´Bu olay aydınlatılmadı. Birileri cinayet işliyor, birileri de azabını yaşıyor. Paşayı devletin içinde bir ekip vurdu. Şüphem yok. Paşayı devlet vurdu. Hatta duyduğuma göre vuran asker de öldürüldü. Lice´de çatışma süsü verdiler. Paşa´da helikopterine atlayıp gitmek zorunda kaldı. Derin devlet vardır. Kimi ´Ergenekon´, kimi ´derin devlet´ dedi. Bence ayrımı yok. Öteden beri sol çevreler bütün hayallerini ordu üzerinde kuruyorlar´ diye konuşmuştu.

SES KAYDINDAKİ İDDİA

Öte yandan Yenişafak gazetesinde konuyla ilgili bir başka önemli iddia yayınlandı. Haberde, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın cinayetinde zamanaşımı süresinin dolmasına bir gün kala cinayeti aydınlatacak çok önemli bir bantın ortaya çıktığı belirtiliyor. Buna göre, halen Antalya İl Jandarma Komutanlığı´nda görevli olduğu öğrenilen Ayhan Esen´in ait olduğu iddia edilen ifadelerin yer aldığı bant kaydından, Aydın´ın terörist saldırıya değil bir iç hesaplaşmaya kurban gittiği bilgisi yer alıyor. Bant kaydından cinayeti anlatan Başçavuş Ayhan Esen´in, bir dönem Aydın´ın yakın koruması olarak görev yaptığı öğrenildi. Esen, cinayet olayında Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım´a işaret etti. Bant kaydının Malatya merkezli yürütülen Aydın cinayetinin de dahil olduğu ´faili meçhul cinayetler´ dosyasının aydınlığa kavuşturulmasında önemli bir rol oynayacağı dile getirildi. Esen´e ait olduğu ileri sürülen konuşmalarda, bu cinayetle ilgili olan kişilerin zaman içerisinde rütbe alarak yükseldiklerini anlatarak ´Allah belanızı versin.´ dediği yer aldı.

İÇ HESAPLAŞMAYA KURBAN GİTTİ

Bantta, Başçavuş Esen, cinayet sırasında Aydın´ın yanında olan diğer bir kişinin de şu an Erzurum´da Jandarma Bölge Komutanlığı yapan Tümgeneral İhsan Batı olduğunu dile getirdi. Hatta bu kişinin, Kazım Çillioğlu ve Aydın cinayetinin arka planına ait bazı sırlara sahip olduğunu da kayıtda ileri sürdü. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde vefat etmesi üzerine ifadesi alınamayan Tunceli Eski Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral İsmail Kuru ve ekibinin Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesi olayında da rol oynadığı da kayıtta iddia edildi.

Cinayette Yeşil parmağı

Esen´e ait olduğu iddia edilen kayıtta, Yeşil ve ekibinin de cinayetin öncesinde olay yerinde hazır bulunduğuna dair şöyle konuşmalar yer aldı: ´Yeşilde ordaydı. Yeşil her yerdeydi. Niye her yerdeydi biliyor musunuz? Yeşil... siz konuşun. Yeşil her yerdeydi. Bahtiyar Aydın´ın öldüğü yerdeydi Yeşil. İlçe Jandarmada. Yeşil İlçe Jandarmanın basıldığı yerdeydi. İşte bunları bilmiyorsunuz.´ Öte yandan Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasını derinleştiren Malatya Başsavcılığı, 1993´te ölen 4 isim aynı dosyaya dahil etmişti. 1993 yılındaki Turgut Özal , Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Bahtiyar Aydın suikastları da dosyaya dahil edilmişti. 23 Ekim 1993´te işlenen cinayetin, zamanaşımı süresi 22 Ekim 2013´te doluyordu. Bir gün kala ortaya çıkan konuşmalarında oldukça üzüntülü görünen ve pişmanlık ifadelerini içeren sözler sarfettiği belirtilen Esen´in, kendisini garantiye almak için böyle bir bantı dolturmuş olabileceği ileri sürüldü.

Bitlis´in ekibine tasfiye

Eşref Bitlis´in Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde Cumhurbaşkanı Özal, kürt ve terör meselesinin ´sivil´ yöntemlerle çözümü için bir çalışma başlatmıştı. Özal, Bitlis´in de görüşlerini almıştı. 1993´te Bitlis ve ekibi tıpkı Özal gibi şüpheli ölümler, suikastler ve cinayetlerle bir bir tasfiye edildi.

HEPSİ ÖLDÜRÜLDÜLER

Bahtiyar Aydın suikasti 28 Şubat davasında da geçiyor. 28 Şubat´ın 103 sanığı arasında yer alan Özel Harp subayı Albay Oğuz Kalelioğlu´dan önemli belgeler ele geçirilmişti. Bu belgelerden birisi bir suikast listesi idi. 28 Şubat döneminde Genelkurmay Psikolojik Harekât Dairesi Başkanı olan Oğuz Kalelioğlu´nun ev aramasında elde edilen 77´den 83´e kadar numaralandırılan ´Sayın Komutanım´ ibaresi ile başlayan ve son sayfasında ´Arz ederim´ ibaresiyle son bulan el yazısı dökümü bulunuyordu. Listede suikasta kurban giden sivil ve askerlerin isimleri şöyle: Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi ve Hrant Dink, Oramiral Kemal Kayacan, Orgeneral Adnan Ersöz, Korgeneral Hulusi Sayın, Korgeneral İsmail Selen, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Orgeneral Eşref Bitlis. Bu bilgiler 28 Şubat iddianamesinin 164 ve 1171. sayfalarında yer alıyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(22 Ekim 2013, 13:01)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TUĞGENERAL BAHTİYAR AYDIN SUİKASTİYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Bahtiyar Aydın suikastinde Balyoz izi

Tuğg. Aydın dosyası 17 yıl sonra açıldı

Tuğg. Aydın´ı Kanas´lı albay öldürdü

Komutanları JİTEM öldürttü

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5638    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 115)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkınd..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahke..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul et..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un fira..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargıla..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek ..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanm..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gaze..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç ..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ib..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na veri..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olayl..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldı..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına a..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt ..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günle..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Paralel zorbalar emniyeti böyle bastı

30.08.2015 15:05 Görevden uzaklaştırılan paralel yapıya mensup polisler Şanlıurfa Emniyeti'nde adeta terör estirdi. Emniyet koridorlarında tehditler savuran zorbalar meslektaşlarının üzerine yürüdü. Şanlıurfa'da emniyeti basan paralelc..
Tamamı 30.08.2015

Artık İnterpol arayacak

30.08.2015 14:46 Adalet Bakanlığı, firari savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara hakkında hazırlanan ve uluslararası arama ve yakalama müzekkeresi anlamına gelen “difüzyon” dosyasını, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başk..
Tamamı 30.08.2015

CHP'den Ergin'e suç duyurusu

30.08.2015 13:59 Adalet Bakanlığı'nda " 'Paralel Yapı' yok" diyen eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin hakkında, İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek suç duyurusunda bulundu. Ergenekon davası sanığı olan Çiçek, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve üs..
Tamamı 30.08.2015

İzmir'de 'Paralel Yapı'ya 11 gözaltı

18.08.2015 22:23 İzmir'de, ''Paralel Devlet Yapılanması'' soruşturması kapsamında 29 eğitim kurumunda arama yapıldı. İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla, "Terör örgütüne bile..
Tamamı 18.08.2015

Erdoğan'dan Almanya'ya ültimatom

18.08.2015 22:08 Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski savcı Zekeriya Öz'ün yurtdışına kaçmasına ve Almanya'da saklandığı iddiasına tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kırmızı bültenle beraber Almanya'yı da göreceğiz, bakalım ne yapacak? ..
Tamamı 18.08.2015

Kaçak Doktor Kimbil

18.08.2015 22:02 Dr. Kimbil'ı benim kuşağım bilir.. Yeni bir kaçak dizisi ile karşı karşıyayız. Savcı Öz kaçacak polis kovalayacak.. Savcı nasıl kaçtı, bu bir muamma. MİT'in bilgisi varsa niçin izin verildi. Yoksa o daha vahim bir iht..
Tamamı 18.08.2015

Hoca kaçar da müritler durur mu?

18.08.2015 21:41 Çeşitli davalardan haklarında yakalama kararı çıkarılması nedeniyle yurtdışına kaçan şüphelilere eklenen eski savcılardan Zekeriya Öz ve Celal Kara, "Fetullahçı Terör Örgütü" olarak iddianamelere yansıyan Paralel Devle..
Tamamı 18.08.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

AYM'den cemaate 'Paralel Yapı' reddi

18.08.2015 20:19 Anayasa Mahkemesi, Erdoğan'ın 17 Aralık operasyonunun ardından "Paralel Yapı"ya yönelik olduğu öne sürülen sözleri nedeniyle, şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiğini savunan Nurettin Polat'ın bireysel b..
Tamamı 18.08.2015

Yargıtay da 'TIR savcılarını' reddetti

18.08.2015 20:03 Yargıtay, Adana ve Hatay'da MİT'e ait tırların durdurulmasına ilişkin soruşturmada tutuklu bulunan isimlerin tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Adana ve Hatay'da MİT'e ait tırların durdurulmasına ilişkin soru..
Tamamı 18.08.2015

TIR davasında reddi hakime ret

18.08.2015 19:56 MİT TIR'ları soruşturmasında tutuklu muvazzaf askerlerin, Sulh Ceza Hakimliği'nin reddi için yaptığı talep reddedildi. Askerlerin Asliye Ceza Mahkemesi'ne başvurması üzerine talebi değerlendiren hakim, itirazları incel..
Tamamı 18.08.2015

Paralel'e 2 ayda 21 ilde operasyon

18.08.2015 19:47 Paralel Devlet Yapılanması/Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ilişkin ülke genelinde devam eden soruşturmalar kapsamında, son iki ayda gözaltına alınan 110 kişiden 10'u tutuklandı, 1 kişi hakkında yakalama kararı çıkarı..
Tamamı 18.08.2015

Ankara 'Paralel Yapı' davası başladı

18.08.2015 19:34 Emniyetteki "Paralel Devlet Yapılanması" iddialarına ilişkin, aralarında siyasetçi, gazeteci ve polis müdürlerinin de bulunduğu bazı kişilerin yasa dışı dinlendiği iddiasıyla haklarında dava açılan 54 kişinin yargılanm..
Tamamı 18.08.2015

Konya 'yargıya paralel baskı' davası

18.08.2015 19:26 Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "Paralel Devlet Yapılanması"na ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, örgütün, kendilerine engel gördüğü hakim, savcı gibi pek çok yargı mensubunu, isimsiz mekt..
Tamamı 18.08.2015

AYM'den Cihaner'e Ergenekon reddi

18.08.2015 19:02 CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner'in, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde bir gazetede yayımlanan "Darbe Andıcı'nın İşaret Fişeği Erzincan'da" başlıklı haberin mesleki itibarı ve kişilik haklarını hedef ..
Tamamı 18.08.2015

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
13.733.623