YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
25 Ekim 2014, Cumartesi
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "hablemitoğlu" için arama sonuçları    (Toplam 102 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Gitti seçimin biri, geliyor diğeri

Hükümet, HSYK'ya da mı operasyon düzenleyecek? HSYK krizinin 17 Aralık sonrası zirve yapması üzerine hükümetin nasıl bir yol izleyeceği merakla beklenirken emniyete düzenlenen paralel yapı operasyonlarının HSYK'ya düzenlenip düzenlenmeyeceği merakla bekleniyor. Cafesiyaset yazarı Abdullah Harun gelişme ve olasılıkları değerlendirdi.

21.08.2014 15:12 Cafesiyaset / Abdullah Harun - Bir seçimi bitirdik diğerine hazırlanıyoruz. 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra sıra şimdi 19 Ekim'deki HSYK seçimlerinde. 14000 hakim ve savcının seçmen olarak katılacağı seçimde adli yargıdan 7, idari yargıdan 3 isim HSYK asil üyeliğine seçilecek.

Kamuoyu olarak bu seçime kilitlendik. Çünkü cemaat mensubu bazı hakim ve savcılar bu seçimleri kazanacaklarından adeta emin görünüyorlar. Seçimi kazanacaklarını ve hükümetten hesap soracaklarını iddia ediyorlar. Düşünün, 14 bin hakim-savcının tamamı cemaat adaylarına oy vermiş olsa dahi, 21.5 milyon seçmenin seçtiği hükümetten hesap soracaklar!..

İşte belki bizzat bu meydan okuma dahi HSYK'nın birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi siyasiler tarafından seçilmesinin ne kadar doğru ve mantıklı olduğunu gösteriyor. Eğer 2010 yılında işin bu yönü görülebilseydi bugün bu krizi yaşamıyor olacaktık. Çünkü paralel hakim ve savcılar hukuki değil siyasi davranıyorlar. Bu çok açık..

Evet gündemde aylardır HSYK krizi var. 17 Aralık soruşturmasına hükümetin tepkisi krizin fitilini ateşledi. Bu kriz sürecinde o kadar çok ve önemli gelişmeler yaşandı ki süreci anlayabilmek için bunları belirtmekte fayda var:

17 Aralık savcısı Zekeriya Öz, -ki aynı zamanda Ergenekon savcısı olarak tanınıyor- seçimlere 3 ay kalmışken şaşırtıcı şekilde 3 dosyayı birleştirip yolsuzluk operasyonlarını başlattı. Hükümetin dört bakanının oğulları ve bir AK partili belediye başkanının da aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere kamuoyu buna çok sert tepki gösterdi. Kamuoyu tepki gösterdi diyoruz. Çünkü Erdoğan'ın o günlerde yaptığı seçim mitinglerine inanılmaz oranda büyük kalabalıklar katıldı. Coşkuyla Erdoğan'ı desteklediler.

Erdoğan, seçim öncesi gerçekleşen 17 Aralık operasyonunun dersane tartışmalarının hemen ardından gelmesine dikkat çekti. Cemaatin kumpasına karşı diz çökmeyeceklerini dile getirdi. "İnlerine gireceğiz" sözünü sık sık kullanarak en sert tepkiyi vereceklerini ilan etti.

Ardından önce Emniyet Müdürü değiştirildi. Hemen ardından Emniyet teşkilatında geniş çaplı görevden almalar yaşandı.

-Herkes için bir bavul hazırlamışlar-

-Dersaneler kapatılırsa 17 Aralıklar gelir-

Bu noktada Dersane tartışmalarına girmek istemiyoruz. Sadece şunları belirtmek gerekirse, hükümetin dersanelerin kapatılmasına yönelik kararlı tavrının cemaate büyük darbe vurma amaçlı olduğu konusunda herkes hemfikir. Çünkü onun da öncesinde Başbakan 7 Şubat 2012’de bu yapılanmanın ve teşkil ettiği tehlikenin büyüklüğünün farkına vardı. Harekete geçmeye karar verdi. Dersanelerin kapatılma girişimine karşılık cemaatin 17 Aralık ve devamı operasyonlarla misillemede bulunduğu konusunda da çoğunluk hemfikir. Kaldı ki, 17 Aralık'ın hemen öncesinde cemaat medyası mensuplarının “bavulda çok belgeler var, çok yakında bir şeyler gelecek” tehditlerini de hatırlayalım.

Balyoz bavulcusu bu cemaat gazetecilerinin 17 Aralık'ı 4 ay önceden bildiğine dair çarpıcı bulguları da hatırlayalım. İşte 17 Aralık'la ilgili şüpheleri güçlendiren bu gibi bulgulara detaylıca girmek istemiyoruz. O apayrı bir olay. Zaten bu somut bulgular nedeniyle savcılıklara suç duyuruları yapıldı. En azından İstanbul'da bu konuyla ilgili bir soruşturma olduğu biliniyor. Daha büyük bir başka soruşturma da Ankara’da yürütülüyor. Belki başkaları da vardır. Ancak dediğimiz gibi bu ayrı bir konu.

17 Aralık üzerindeki şüpheler konuşulurken 1 hafta sonra 25 Aralık'ta bir başka Ergenekon savcısı Muammer Akkaş operasyon yapmaya kalkıştı. Üstelik TMK kapsamında, yani terörle mücadele kapsamında. Ancak yeni Emniyet Müdürü savcının kendisine gönderdiği gözaltı talimatlarını yerine getirmedi. Buna gerekçe olarak da gözaltı gerekçelerinin ve delillerinin gösterilmemesini gösterdi. Ve ilerleyen günlerde bunun doğru olduğu, çuvallarca delil çuvalının hiç açılmadan gözaltı talimatlarının emniyete gönderildiği ortaya çıktı.

Bir başka operasyon İzmir'de yaşandı. Bir başkasının ise Ankara'da yapılacağı ileri sürüldü. Bir başka gelişme Adana'da Suriye'ye yardım götüren MİT TIR'larına yapılan baskın oldu.

Bir başkası yardım kuruluşu İHH'ya yönelik operasyon oldu. Dış görünüşte birbirinden bağımsız görünen tüm bu operasyonların peşpeşe gelmesi aslında birbiriyle koordine içinde ve bir plan dahilinde yürütüldüğü şüphesini güçlendirdi.

Çeşitli illerdeki birbirinden bağımsız bu operasyonların seçimin bir kaç ay öncesinde peşpeşe gelmesi kamuoyunda siyasi operasyon oldukları kanaatine neden oldu.

Ardından Başsavcılık müdahale ederek Savcı Akkaş'ın elindeki dosyayı aldı ve başka savcılara verdi. Savcı Akkaş buna ve talimatlarının yerine getirilmemesine tepki gösterdi. Çağlayan'daki Adliye önünde daha önce Türkiye'de olmamış şekilde basın mensuplarına korsan açıklama yaptı. Korsan gösteriler ve basın açıklamaları gibi Türk toplumunun aslında alışık olduğu ancak sivil toplum kuruluşları ve örgütlere layık gördüğü bu tür eylemlerin bu kez bir savcıdan gelmesi şaşırtıcı oldu.

-HSYK’dan ilk korsan eylemler-

HSYK'da 13 üye "korsan" olarak nitelendirilen bir bildiri yayınlayarak Savcı Öz'e, Akkaş'a ve yolsuzluk operasyonlarına sahip çıktı. Korsan olarak adlandırıldı. Çünkü yasal bir bildiri değildi. Siyasi bir mesaj verme çabası idi.

Bir başka savcı Mehmet Demir şok bir açıklama yaparak 17 ve 25 Aralık'ın hükümete darbe girişimi olduğunu ve buna direnilmesi gerektiğini belirtti.

Adalet Bakanı bir açıklama yaptı ve 17/25 Aralık savcılarına müdahale eden Başsavcı ve vekili ile Emniyet müdürünün HSYK tarafından soruşturulma çabasına geçit vermeyeceğini bildirdi.

Ardından HSYK'dan sürpriz atamalar geldi. 17 Aralık operasyonu sonrasında adı geçen 20 savcının görev yeri değişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bir başka isim getirildi.

Daha sonra 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında iki önemli gelişme yaşandı. 3 soruşturma dosyasından birinde 60 şüpheliye yeterli delil olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi. Savcı Ekrem Aydıner, takipsizlik gerekçesinde önemli tespitler yaptı. Öte yandan HSYK, 17 ve 25 Aralık soruşturmalarını başlatan savcılar Celal Kara, Muammer Akkaş, Zekeriya Öz ve 25 Aralık operasyonunda gözaltı kararı veren hakim Süleyman Karaçöl hakkındaki incelemesini tamamladı ve soruşturma başlatma kararı aldı.

Ardından HSYK'da var olduğu ileri sürülen paralel yapılanmanın, hakim ve savcı atamalarını belirleyecek olan 2014 Yaz Kararnamesi öncesi, paralel yapıyla ilgili davalara bakan hakimlerin listesinin hazırlığı içine girdiği iddiası gündem oldu. Paralel yapının üzerine giden hakim ve savcıları pasifize etmek için kurulun yakında düğmeye basacağı ileri sürüldü. Çünkü aksi halde paralel yapıya yönelik soruşturma ve davaların giderek çoğalacağı ve geri dönülemeyecek kritik bir yoğunluğa ulaşacağı dile getirildi.

Bu şekilde HSYK giderek tartışmaların odağına yerleşmeye başladı. Haziran ayının ortasına bu tartışmalarla gelindi. Büyük merakla beklenen ve sürpriz kararlar çıkacağı düşünülen kararname beklenirken bir başka beklenmedik sürpriz gelişme yaşandı. HSYK 1. Daire üyesi Teoman Gökçe, 17 Aralık operasyonu sonrası çıkarılan HSYK kararnamelerine tepki göstererek istifa ettiği açıkladı. Yazılı bir basın açıklaması yapan Gökçe hükümete tepki gösterdi. Bu olay, HSYK'da kararname krizi yaşandığına dair iddiaları doğrulamış oldu.

Hemen ardından HSYK kararnamesi açıklandı. 2224 görev değişikliğinin yaşandığı kararnamede paralel yapıya yönelik tasfiye yaşandığı izlenimi edinildi. Bazı isimler dikkati çekti. Adana'da MİT TIR'larının durdurulması talimatını veren 3 savcı başka illere atandı. Kararnamede, Adalet Bakanlığı bürokratlarına yönelik tasarruflar da dikkati çekti. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanları, Başsavcılar, Başmüfettişler ile Adalet Komisyonu başkanları, Türkiye'nin değişik yerlerinde düz hakim ve savcı olarak görevlendirildi. Ankara, İzmir ve İstanbul Başsavcılarının değişmediği kararnamede, birçok il başsavcısının tenzili rütbe ile düz savcılığa indirildiği de görüldü. Bu değişikliklerin cemaat kesimi yargı mensuplarını tasfiye amaçlı olduğu değerlendirmeleri yapıldı. Kararnamede dikkati çeken bir başka atama da, paralel yapının belalısı olarak bilinen bir savcının İstanbul'a Başsavcıvekili olarak atanması oldu. Bu atama ile daha geniş bir çalışma alanına kavuşan o savcının paralel yapıya karşı giderek yoğunlaşması beklenen yeni soruşturmalara imza atmasının beklendiği yorumları yapıldı.

Bu değerlendirmeleri haklı kılan bir detay da paralel medyada atamaların tasfiye olarak değerlendirilmesi ve tepki gösterilmesi oldu. Hükümetin HSYK’da tavrını koyarak aldırdığı bu kararların ardından ters yönde ilginç gelişmeler peşpeşe yaşanmaya başladı. Paralel yapının son kalesi ve en büyük direniş hattı nitelemeleri HSYK için yapılmaya başlandı. Önce zehir zemberek bir açıklama ile istifa eden Teoman Gökçe'nin istifası ilginç şekilde geçersiz kabul edildi. Kamuoyunda büyük tepki çeken bu istifa tevili HSYK'yı tartışmaların içine çekti. İstifanın skandal şekilde geçersiz kılınmasının nedeninin, kurul içindeki paralel yapının Gökçe'nin 1 kişilik oyuna çok kritik bir oylamada ihtiyaç duyması olduğu iddia edildi. HSYK bu şekilde gündeme yerleşirken diğer bazı detaylar da iddialarla örtüştü. Yargı üyeleri hakkındaki şikayetleri incelemekle görevli HSYK 3. Dairesi'nin, paralel yapı mensuplarını korumak için önündeki birçok dosyayı 'rapor, izin ve şerh oyunuyla' kasıtlı şekilde beklettiği iddia edildi. Buna göre en az bir kişi, karar toplantılarına katılmayıp süreci kilitliyor. Çünkü toplantılardan sonuç çıkabilmesi için karar yeter sayısının sağlanması gibi yasal bir zorunluluk var. İşte bu karar yeter sayısının oluşmasının paralel yapı tarafından bilinçli olarak engellendiği dile getirilmeye başlandı.

HSYK 3. Dairesi işte bu şekilde gündeme yerleşti. Bu arada bu gelişmelerle bağlantılı sayılabilecek başka olaylar da yaşanıyordu. MİT TIR'ları için arama emri veren Savcı Aziz Takcı'nın hakim eşi Selma Rahşan Takçı'nın usülsüz şikayeti üzerine bir soruşturma başlatıldı. Savcı Yenişafak gazetesinin basılması talimatını verdi. Bu olay kamuoyunda büyük tepki gördü. Paralel yapının varlığını bu akılalmaz girişimle bir kez daha gösterdiği savunuldu. Bu skandal, odatv soruşturmasında henüz basılmamış bir kitabın suç unsuru sayılmasını ve ellerinde bulunduran gazetecilerin de bu nüshaları savcılığa teslim etmesinin istenmesi gibi kamuoyunda şok etkisi yapan olayı akıllara getirdi. İlginç bir başka detay da odatv soruşturmasında o skandala imza atan savcının Zekeriya Öz olması idi. Yani yine adı paralel yapıyla geçen bir başka savcı. Kamuoyunda tepkilerin artması üzerine savcı geri adım attı ve Yenişafak'ın basılması talimatının sehven meydana geldiğini savundu. Ancak inandırıcı bulunmadı.

Bu şekilde görüldüğü gibi HSYK'daki paralel yapı ve karşıtları arasındaki savaş giderek belirginleşmeye başladı. Kimse kimseyi açıkça isim vererek suçlamıyordu belki ama aslında yaşanan tam olarak buydu. Bir savaş yaşanıyordu.

Ardından bu kez hamle hükümetten geldi. Yargıda geniş çaplı yapılandığı giderek hissedilen cemaat tabanlı paralel örgütün etkisini kırmak için hükümetin önemli bir adım daha atmaya ve yargıçlara sicil affı çıkarmaya hazırlandığı dile getirildi. Kanunsuz işlemlere engel olan ya da olabilecek yargıçların sicillerini HSYK müfettişleri eliyle bozan paralel çetenin, son yıllarda 1000'den fazla yargıcı bu şekilde cezalandırdığı, onlardan boşalan yerlere ise kendi elemanlarını yerleştirdiği ileri sürüldü. Sicil affı çıkarılması ile bu isimlerin tekrar aktif görevlere dönebilecekleri düşünülüyordu.

O günlerde cumhurbaşkanlığı seçimleri ana gündem maddesi iken Ekim ayındaki HSYK seçimlerinin daha önemli olduğu dillendirilmeye başlandı. Bu seçimi var olma savaşında çok önemli gören paralel yapının tüm dikkat ve gücüyle bu seçimleri kazanmaya odaklandığı, bunun için taktikler geliştirdiği ileri sürüldü. Özel görevli ekiplerle hakim ve savcılara 'ikna' ziyaretleri sıklaştı. Cemaatin doğrudan bir liste ile seçimlere katılmayacağı, bunun yerine YARSAV gibi laik kuruluşlarla anlaşarak kendi adaylarını o listelere sokturacağı ve kurula sokmaya çalışacağı iddia edildi. Yargı içindeki uzantılarıyla oy verecek 13 bin civarındaki hakim ve savcıyı ablukaya alan paralel yapının, çok örgütlü bir çalışma yürüttüğü, destek alabilmek için emniyet içerisindeki uzantılarınca daha önce elde edilmiş kişisel fişleme bilgileri kullanarak tehdit ve şantaj yapmaktan çekinmediği, yok olmama adına en büyük ve son direniş hattı gördüğü HSYK seçimlerini almayı planladığı dile getirildi. Eğer önlem alınmazsa paralel yapılanmanın HSYK seçimlerini örtülü kadrolarıyla kazanmasının kesin olduğu dile getirilmeye başlandı.

Bu tartışmalar sürerken “kontrgerilla.com” sitesine mesaj gönderen "Ali Usta" adlı bir yargı mensubu, yargıda paralel ya da diğer gruplara mensup yargıç ve savcıların sayısına dair ilginç rakamlar belirtti. Yeni HSYK zamanında 4000 kişinin paralel yapı tarafından mesleğe nasıl ilginç şekilde alındığını ifade etti. Bu rakamlardan hareketle Usta, karşısındaki gruplar ittifak yapmadığı taktirde Gülen grubunun seçimlerden tulum çıkararak zaferle ayrılacağını ifade etti. Usta'yı haklı çıkardığı söylenebilecek bir gelişme geçtiğimiz haftalarda yaşandı. Uzun süre sonuçlanmayan Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu seçimlerini Gülen grubunun karşısındakilerin dağınıklığı nedeniyle büyük çoğunlukla kazandığı ileri sürüldü.

-HSYK'dan o savcıya darbe girişimi-

Ardından çok önemli bir başka gelişme yaşandı. HSYK, paralel yapıyla ilgili en büyük soruşturmayı başlatan Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun hakkında inceleme kararı verdi. Skandal bir gerekçeye sahip olan karar oy çokluğuyla alındı. Karar, Adalet Bakanının 'olur'una sunuldu. Ancak Bakanın kararı reddedeceği ileri sürüldü. HSYK'nın inceleme kararını, Gülen'in avukatlarının, müvekkilleri hakkında soruşturma olup olmadığı sorularına savcının karşılık vermediği gerekçesiyle yapılan şikayet üzerine aldığı öğrenildi. Oysa bu konu detaylarıyla medyada gündeme gelmiş, görüş belirten hukukçular, savcının “soruşturmanın gizliliği” ve “Gülen'in soruşturmada şüpheli olmadığı” gerekçesiyle soruşturma dosyasını avukata vermemesinin çok doğru olduğunu, asıl dosyayı vermesinin bir suç olacağını ifade etmişlerdi.

-Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı-

HSYK'nın, paralel yapıyla ilgili en büyük soruşturmayı başlatan Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun hakkında inceleme kararı vermesine Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'dan uyarı geldi. Bozdağ, “Gizli bir soruşturma var. Ama bakıyorsunuz soruşturmayla ilgili paralel yapının bir takım servisleri var. Arkasından HSYK inceleme başlatıyor. Soruşturma gizli. HSYK bir tehdit mercii değildir. Hakim ve savcıların, görevlerini bağımsız yapmasının sigortasıdır. Ben kurul başkanı olarak daha ortada bir şey yokken HSKY'nın böyle bir inceleme başlatmasını soruşturma yürüten savcı bakımından bir tehdit olarak algıladığımı buradan ifade etmek istiyorum. HSKY'nın böyle bir görevi yok.” şeklinde konuştu. Bozdağ, savcı Zekeriya Öz hakkındaki inceleme kararını ise desteklediğini açıkladı. Öz hakkında sert açıklamalar yapan Bozdağ, incelemenin yeterli olmadığını belirtti ve soruşturma aşamasına geçilmesini ima etti. HSYK'nın iki savcı hakkında oy çokluğuyla aldığı inceleme kararı Adalet Bakanı Bozdağ'ın oluruna sunuldu. Bozdağ'ın Öz'le ilgili incelemeye olur derken Coşkun'la ilgili olan kararı ise reddedeceği iddia edildi.

-Gülen o savcıları da şikayet etti-

Ardından bir başka önemli gelişme de İstanbul'da yaşandı. Fetullah Gülen'in avukatları, müvekkilleri hakkında gizli bir soruşturma yürüttüğü gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet savcısı Fuzuli Aydoğdu ile Başsavcı Vekili Faruk Erşen Yılmaz hakkında disiplin ve adli soruşturma başlatılması ve savcıya dosyadan el çektirilmesi için HSYK'ya şikayette bulundu. Bu girişimin HSYK'daki paralel direnişten cesaret alınarak yapıldığı iddia edildi.

-Yarsav listesindeki cemaat adayları-

22 üyeden sadece 10'unun belirleneceği Ekim ayındaki seçimler için YARSAV aday listesini açıkladı. Yarsav, “Ne hükümet ne cemaat” sloganını öne çıkarıldı. Ancak Yarsav'ın asla onaylaması mümkün görülmeyen icraatları bulunan bazı isimlerin listede yer alması cemaat ittifakını doğrular nitelikteydi. Bu nedenle “Ne hükümet ne cemaat=Yersen (pardon Yarsav)” dalgası medyada geçildi. Yarsav listesindeki 3 isimden ikisinin Yarsav gibi bir kuruluşun asla kabul etmesi mümkün görülmeyen iki mahkeme kararına imza atan isimler olduğu ortaya çıktı. Üçüncü ismin ise cemaate mensup olduğunun kesin olduğu ileri sürüldü. Osman Can gibi hukukçular ise 3 değil 5 ismin cemaatin adayı olduğunu dile getirdi. İşte bu şekilde, Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu seçimlerini Yarsav'la ittifak yaparak kazandığı iddia edilen cemaatin aynı taktikle daha önemli gördüğü HSYK seçimlerini kazanmaya çalıştığı şüphesi de güçlenmiş oldu.

-22 Temmuz operasyonları-

Ardından İstanbul merkezli olmak üzere emniyet mensuplarına yönelik çok büyük bir operasyon başlatıldı. 100'den fazla emniyet müdürünün gözaltına alındığı operasyonlarda son rakamla 42'si tutuklanarak cezaevine gönderildi. Operasyonlar 2 soruşturma kapsamında yapılmıştı. Sözde İran yanlısı Selam-Tevhid adı verilen örgüte yönelik soruşturmada Başbakan Erdoğan'dan bakanlara, mankenlerden sanatçılara kadar 2280 kişinin 3 yıl boyunca yasadışı şekilde dinlendiğinin ve kumpas kurulduğunun tespit edilmesi gözaltılar için bir gerekçeydi. Diğer soruşturmadaki gerekçe ise çok sayıda kişinin uyduruk gerekçelerle dinlenmesi ve elde edilen bilgilerin casusluk amacıyla kullanılması oldu. Burada dikkati çeken detay, gözaltına alınan emniyetçilerin adlarının geçmişte cemaate yakın kişiler arasında geçmiş olmasıydı. Bunu doğrular şekilde gazetelerden siyasetçilere kadar paralel kesim gözaltılara o kadar sert tepki gösterdi ki, hakikaten bu çok şaşırtıcıydı. Hukukçular tek başına bunun bile o polislerin cemaat tabanlı paralel yapılanmaya mensup olduğuna güçlü bir delil olacağına dikkat çektiler.

Bir başka şaşırtıcı gelişme, adları paralel yapı ile birlikte geçen bazı hakim ve savcıların da 22 Temmuz gözaltılarına tepki göstermesi oldu. Hatta bazıları twitter mesajlarında hükümeti tehdit edecek kadar ileri gitti. Bu kişilerin dile getirdiği bir başka şey daha vardı. O da Ekim ayında milletin seçeceği yargıçların bunların hesabını soracağı şeklindeki gözdağı idi.

O günlerde 22 Temmuz operasyonlarının yargıya da yöneleceği konuşulmaya başlandı. Çünkü gözaltına alınıp tutuklanan emniyet mensuplarının bu suçları tek başlarına işlemelerinin mümkün olmadığı, polislerin geniş çaplı bir örgütlenmenin sadece bir ayağını teşkil ettikleri görüşünün dile getirilmesiydi. Yasadışı dinleme emirlerini onlara savcıların verdiği, hakimlerin de göz yumduğu iddia ediliyordu. Her an gelebileceği dile getirilen operasyon kapsamına 2012'deki MİT krizinden 17/25 Aralık darbe girişimlerine kadar, illegal faaliyetlere karışan yargı mensuplarının gireceği ileri sürüldü. Cemaat ve mensupları için açılan soruşturmaları sümenaltı eden, ayrıca kumpasla düzenlenen fezlekeler ve iddianameler ile siyasete müdahale girişiminde bulunan yargı mensuplarının operasyonun hedefi olacağı dile getirildi.

-HSYK Başkanından şok tehdit-

Tarihler 25 Temmuz'u gösterdiğinde HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'un, Hürriyet ve Zaman gazetesinde yayınlanan röpörtajları gündemi sarstı. Okur açıklamalarında skandal cümleler sarfetti. Tehdit yoluyla adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etti. Paralel yapı operasyonunun yargı mensuplarına uzanması durumunda HSYK olarak devreye gireceklerini, engellemek mümkün olmazsa geciktirmeye çalışacaklarını açıkladı. Cemaatin en kritik isimlerinden biri olduğu uzun süredir dile getirilen Okur, skandal açıklamalarıyla bu iddiayı da güçlendirmiş oldu.

Okur'un dile getirdiği taktiğe göre, oylamaları engellemek için paralel üyelerin ya hastalık ya da başka mazeret gösterip izin kullanacakları ve oylamaya katılmayacakları ileri sürüldü. Okur'un açıklamaları kamuoyunda büyük tepki gördü. Ertesi gün bir açıklama yapan Okur yanlış anlaşıldığını, görüşlerinin yanlış aktarıldığını ileri sürdü. Ancak yaşanan gelişmelere bakıldığında yaptığı açıklamaların yalanlanamayacağı anlaşılıyordu. Örneğin paralel yapıya yönelik soruşturmaları olumsuz etkilediği gözlenen "karar yeter sayısı" krizinin tam da Okur'un açıklamalarında olduğu gibi devreye olduğu görüldü.

Okur'un açıklamalarının ertesigünü Başbakan'a açık tehdit ve hakaret mesajları atmış olan savcı Zekeriya Öz HSYK'daki oylamada karar yeter sayısı çıkmayınca soruşturmadan kurtuldu. Savcılar hakkında soruşturma kararları gibi kritik kararlar verme durumundaki HSYK 3. Dairesi'nin bu krizi defalarca yaşattığı da ortaya çıktı. 17 Aralık soruşturması sonrası Adalet Bakanı Bozdağ'ın HSYK genel kurulunda bazı kararları almasını engellemek için 8 üyenin hastalık nedenleriyle kurul toplantısına katılmadıkları, 1 hafta sonra yapılan toplantıda da yine aynı durumun yaşandığı ve toplantı yeter sayısı oluşmadığı için de toplantıların yapılamadığı ortaya çıktı. Ortaya çıkan ilginç detay ise, şayet 8 değil de 7 üye katılmamış olsaydı toplantıların yapılabileceği idi. Görüldüğü gibi sayı tam sınırda olacak şekilde dikkatle ayarlanmıştı.

-HSYK desteği tehditleri çoğalttı-

Ardından zincirleme gelişmeler yaşandı. Paralel yapıya yönelik operasyonlarda gözaltına alınıp tutuklanan polislere paralel savcı ve hakimlerden skandal destek geldi. Hükümete açıkça meydan okuyan bu yargı mensuplarının kuruldaki cemaat yapısına güvenerek bu mesajları verdikleri dile getirildi. Bu nedenle tehdit mesajlarını giderek arttırdıkları, herhangi bir soruşturmaya uğramayacakları inancı içinde rahat hareket ettikleri, Ekim'deki HSYK seçimlerinde çoğunluğu ele geçirip hükümete gerekli hamleleri yapacaklarını belirtikleri ileri sürüldü.

-Ahmet Hamsici'den yeni bir korsan bildiri daha-

17 Aralık sonrası korsan olarak nitelendirilen bir bildiri yayınlayan HSYK 3. Daire Başkanı ve HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici bir yeni bildiri daha kaleme aldı. Bildirinin Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı Bekir Bozdağ'ın 'HSYK 3. Dairesi soruşturmaları engelliyor' açıklamasından hemen sonra gelmesi dikkati çekti.

-HSYK paralel seçim kampanyası yürütüyor-

İşte bu şekilde giderek tırmanan HSYK geriliminin çok garip bir durumu gözler önüne serdiği görüşü dile getirildi. Buna göre, bazı yargıçlar gizlemeye de gerek görmeden Ekim'deki seçimlerde HSYK'da çoğunluğu ele geçirip hükümete misilleme yapacakları mesajını veriyorlar. Ekim'deki HSYK seçimleri Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine alternatif bir seçim haline gelmeye başladı. Başbakan bir mesaj veriyor, paralelindeki mesaj peşinden geliyor. Başbakan Erdoğan “inlerine gireceğiz” diyor, yargıçlar “kim kiminkine girecek göreceğiz, milletin yargıçları hesap soracak” diyor. Milletin yargıçları milletin hükümetinden ve milletin cumhurbaşkanından hesap soracak!.. Bu, açık bir siyasi mesaj değil mi?.. İşte bu değerlendirmeler kamuoyunda yapılmaya başlandı.

Paralel hakim ve savcıların mesajlarına dikkat edildiğinde var olan meclis ve hükümetin onlar için hiç bir öneminin olmadığı görülebilir. Ekim seçimlerini kazandıkları taktirde sadece mahkemelerin değil adeta ülkenin de hakimi olacaklarını ima ediyorlar. Milletin hakimleri hesap soracak diyen bu kesimler, Ekim seçimlerinde hükümete alternatif olduklarını bu şekilde ilan ediyorlar. Bu gelişmeler, paralel yapının cumhurbaşkanlığı seçimleri için il il gezip miting yapan Başbakan Erdoğan'a nazire yaptığı ve alternatif bir seçin kampanyası yürüttüğü yorumlarına yol açtı.

Ardından hükümetin paralel yapının HSYK seçimlerinde çoğunluğu ve kurulda hakimiyeti ele geçirmesinin önüne geçmek için 3 aşamalı eylem plan hazırladığı iddia edildi. Üye seçim şekli değişecek.. Toplantı ve karar yeter sayısı değişecek.. Gerekirse anayasa değişikliği yapılacak.. İlk değişiklikle kürsü ve yüksek yargı organlarında yapılacak seçimlerde her üyenin sadece bir aday için oy kullanması sağlanacak. İkinci olarak toplantı ve karar yeter sayısı değiştirilecek. Bu iki adımın yetersiz kaldığı görülürse anayasa değişikliği yoluna gidilecek.

-HSYK müfettişlerinden 5 TIR savcısına şok-

Ardından yaşanan bir gelişme, Adana'da yardım TIR'larına baskın yapan 5 savcı için HSYK müfettişlerinin "soruşturma açılsın" şeklinde rapor hazırlamaları, raporda bu savcıların casusluk faaliyeti içinde olduğunu belirtmeleri ve savcıların meslekten ihraç edilmesini istemeleri oldu. Bu şok raporun HSYK Teftiş Kurulu'nda da onaylandığı ve gereğinin yapılması için HSYK 3. Daire'ye gönderildiği öğrenildi.

Ardından basında ilginç bir iddia dile getirildi. Buna göre, HSYK'daki paralel yapılanmanın, mensubu olan savcı ve hakimlerin soruşturulmasını engelleme çabalarına karşı cumhuriyet savcılarının devreye girmeye hazırlanıyor. HSYK 3. Dairesi'nin, yapı mensubu savcı ve hakimlerin soruşturulmasını Zekeriya Öz örneğinde olduğu gibi bloke etmeye devam etmesi halinde şok bir adım atılacak. Buna göre, paralel yapıya yönelik dosyalara bakan savcılar, 'casusluk' suçu nedeniyle Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nı hariç tutan CMK 161-8 maddeyi işletecek. Sonrasında da HSYK yetkilileri İbrahim Okur ve Ahmet Hamsici için TCK 288. madde, yani 'Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs' maddesi devreye sokulacak.

SONUÇ

Evet tüm bunlardan görüldüğü gibi 17 Aralık’tan beri çok yoğun şekilde bir HSYK krizi yaşıyoruz. Dikkatle bakıldığında şimdilik sadece emniyete yönelik olduğu farkedilebilecek operasyonlarda çok sayıda polis gözaltına alınıp tutuklandı.

Bu operasyonların yargıya yönelmemesi ise eşyanın tabiatına aykırı. Çünkü emniyetçilerin işledikleri suçları savcı talimatı ve hakim gözyumması olmadan gerçekleştirmesi mümkün görülmüyor. Ancak yapılanmanın yargı ayağına –şimdilik- uzanılamıyor. Çünkü HSYK açıkça direniyor.

Ancak ne gariptir 4 yıl önce de yine aynı sorun vardı. 4 yıl önce de HSYK krizi Türkiye'nin en önemli gündem maddelerinden biri idi. O kadar ki, millet olarak sandıklara gitmiş, tarihimizde ilk kez referandum yaparak HSYK ağırlıklı anayasa değişikliklerine onay vermiştik.

Çünkü Ergenekon, Balyoz, Temizöz ve benzeri darbe davalarına bakan savcı ve hakimler görevden alınmak, soruşturmalar engellenmek isteniyordu. 2005 yılında Şemdinli davasında bunun çarpıcı bir örneği yaşanmıştı. Korsan kararname çıkarma girişimleri, korsan bildiriler o dönem peşpeşe yaşanıyor, gündemi sarsıyordu.

Kriz o kadar tırmandı ki, Hsyk üyesi Ali Suat Ertosun, "Adalet Bakanı (Sadullah Ergin) toplantılara katılmazsa 6 kişi toplanıp karar alırız, kararname çıkartırız" diye tehdit yöneltecek kadar ileriye gitti.

Ve 4 yıl sonra yine HSYK krizi ilk gündem maddemiz haline geldi. Önceki HSYK'nın jargonuna, yani kullandığı kelime ve cümlelere, itirazlara ve savunmalara bakıldığında bugünkü ile hemen hemen aynı olduğunu görebiliriz. Paralel hakim ve savcı beyler yaptıklarını hukukun üstünlüğü için yaptığını söylüyor. 4 yıl öncekiler de öyle söylüyordu.

-Postala hayır, cüppeye evet mi?..-

Ama son kararı millet veriyor. Sel gider kum kalır misali millet sonunda seli gönderiyor, geride kendi seçtiklerini bırakıyor. Bu kez de öyle olacak. Başka türlüsü mümkün değil. Bir darbe postal giyilince kötü oluyor, engellenmesi gerekiyorsa, cüppe giyilince masum mu görülecek?.. Böyle bir şeye hiç bir hükümet hiç bir iktidar izin vermez. Veremez. Verirse kendisini seçenlere ihanet olmuş olur.

-Paralel yapı tehlikesi yeni değil-

Cemaatin devletin derinlerinde nasıl kadrolaştığını 1999 yılındaki DGM savcısı Nuh Mete Yüksel'in Fetullah Gülen iddianamesinden de okuyabilirsiniz. Yine Prof. Necip Hablemitoğlu'dan da okuyabilirsiniz. Yine 1999 yılındaki emniyet raporlarından da okuyabilirsiniz. Yine İlker Başbuğ’dan ya da önceki askerlerden de duyabilirdiniz. 40 yıllık bir yapılanma süreci yaşanmış. Yani paralel devlet tehlikesi AK Parti'den önce de var idi. Ancak sadece kadrolaşmakla yetinmekteydiler. 2012'deki MİT krizi ile birlikte eyleme geçip iktidara sahip olmak istediler. Evet burada kesinlikle Ak Parti'nin de hataları var. Şüphesiz. Ancak bu tehlikeyi bile bile bu hatayı yapmış, bu adamlara yol vermiş değiller. Tehlikeyi farkeder etmez de en sert şekilde üstüne gitmeye başladılar.

Şurası da rahatlıkla söylenebilir ki hiçbir hükümet ve yönetim AK Parti kadar bu tehlikeyle mücadele edemez. Çünkü dini değerleri istismar etmesi nedeniyle bu tehlike en masum bir poza kolaylıkla bürünebilmektedir. Bu şekilde de kendisiyle mücadele edilmesini halk desteğini sağlayarak engelleyebilmektedir. Ancak şimdi bunu başaramamaktadır. AK Parti'den daha iyi kimse bu yapıyla mücadele edemez. 28 Şubat'ın koyu şekilde hüküm sürdüğü 1999'da bu yapılanmaya yapılabilenleri hatırlayalım. Sadece dava açılabildi. O da Yargıtay'da beraatle sonuçlandı.

Sonuca gelecek olursak, 19 Ekim'deki seçimlerin nasıl sonuçlanacağı çok önemli. Ama bir o kadar da önemsiz. Çünkü başarılı olsa bile bu yapılanmanın alabileceği yol kısıtlı. İş oraya gelirse, bir yeni referandum bu krizi çözmek için devreye sokulabilir. Yeni Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yetkilerini nasıl yorumlayacağı ve devreye sokacağı da merak ediliyor. Ama yine de gelişmeleri izlemek gerek. Bize göre Erdoğan sağ olduğu, yetkili konumda bulunmaya ve kararlı olmaya devam ettiği sürece paralel yapı sadece sonunu geciktirebilir. Paralel yapının en nefret ettiği ve en çok korktuğu şey aslında tartışılıyor olmak. Gözlerin kendisine çevrilmesi.. 27 Nisan muhtırasını hatırlayalım. Postallılar hükümete posta koymaya kalktılar. Şimdi cüppeliler aynı şeyi yapmaya çalışıyor. Ve millet tüm bunları dikkatle izliyor.. (Cafesiyaset / Abdullah Harun)

Daha fazlasını oku: Hükümet, HSYK'ya da mı operasyon düzenleyecek? - Cafesiyaset http://www.Cafesiyaset.com/hukumet-hsykya-da-mi-operasyon-duzenleyecek_417994.html#ixzz3B1nEYHUX
Follow us: @Rotahaber on Twitter | rotahaberr on Facebook

(21 Ağustos 2014, 15:12)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6227    yazdır/print


 

Paralel evrende kaybolan dosyalar

13 yıl önce Eyüp mezarlığında 10 yerinden bıçaklanarak öldürülen Musevi asıllı işadamı Üzeyir Garih cinayeti dosyasının kayıp olduğunun ortaya çıkması şok etkisi yaptı. Ankara savcılığının paralel yapının bazı cinayetlerle bağlantısının araştırılması talimatının ardından gelen bu gelişme şüpheleri güçlendirdi. Garih'in dosyası, paralel yapı ile irtibatı sonradan ortaya çıkan Zekeriya Öz, Muammer Akkaş ve Cihan Kansız döneminde sırra kadem bastı. Savcıların bu dosyalara mesai harcamayıp 17 Aralık ve diğer yargısal darbe girişimleri için yoğunlaştıkları ileri sürülüyor. Buna dair çarpıcı bilgiler veriliyor. Cemaat tabanlı paralel yapının Başbakan ve hükümetine karşı ne zaman ve nasıl harekete geçtiğinin detayları önemli.. Sadece Garih değil başka cinayetlerde de paralel şüphe gündemde.. O dosyalarda da ihmal iddiaları sözkonusu. Ancak daha da ötesi, paralel yapının bu cinayetlerde doğrudan rol aldığına dair somut bulgular da var. Dink ve Hablemitoğlu cinayetleri gibi..

07.08.2014 16:09  Soruşturmaya daha önce bakan operasyon savcıları Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Muammer Akkaş'ın ise hiçbir işlem yapmadıkları ve mesailerini yargı darbesi odaklı soruşturmalara harcadıkları tespit edildi. 25 Ağustos 2001 yılında Eyüp Sultan Mezarlığı'nda 10 yerinden bıçaklanarak öldürülen Alarko Şirketler Topluluğu Başkanı Üzeyir Garih cinayeti dava dosyası kayıp.

-Paralel yapıyla ilişkili mi?-

17 ve 25 Aralık yargı darbesi girişimlerinin ardından paralel yapıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Emniyet'ten son yıllarda yaşanan önemli eylemlerin araştırılması istenmişti. Savcılığın konuyla ilgili talimat yazısında "Cemaat üyelerinin Türkiye'nin son 10 yılında işlenen önemli olaylara azmettiren, yardım eden ya da doğrudan suç işleyen sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesi, cemaat üyelerinin rolleri bulunduğu iddia edilen Rahip Santoro cinayeti, Hrant Dink'in öldürülmesi, Danıştay saldırısı, Zirve Kitabevi Katliamı, Necip Hablemitoğlu ve Üzeyir Garih'in öldürülmesi gibi olaylar ile irtibatlarının araştırılması..." ifadeleri yer almıştı. Bir yandan bu iddialar araştırılırken diğer yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda süren Garih cinayeti soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı. Soruşturmayı derinleştirmek için harekete geçen savcı, dava dosyasını istedi ancak dosyanın kayıp olduğu bildirildi.

-2008'de yeniden başladı-

17 ve 25 Aralık yargı darbesi girişimlerinin ardından HSYK tarafından yapılan atamalar ve Meclis'te çıkartılan yeni yasal düzenlemeler sonucu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda önemli düzenlemeler yapıldı. HSYK, yargı darbesi operasyonlarının başında bulunan birçok savcının görev yerini değiştirirken, yasal düzenlemeler gereği özel yetkili savcılık ve mahkemeler de kaldırılmıştı. Paralel yapının yargı içindeki uzantılarının yürüttüğü birçok soruşturma ve dava dosyası sil baştan ele alınarak incelendi. Bu dosyalardan biri de işadamı Üzeyir Garih cinayeti.

-Üç savcı da bağlantılı çıktı-

İhmaller olduğu gerekçesiyle yeniden açılan dosyaya Ergenekon soruşturmasının başında olan savcı Zekeriya Öz, katil zanlısı Yener Yermez'in ifadesini alarak başlamıştı. Dosya daha sonra savcı Cihan Kansız'a devredilmişti. Dosya 2010 yılında 25 Aralık soruşturmasının bildirici savcısı Muammer Akkaş'a verildi. Akkaş'ın, gazeteci Hrant Dink cinayeti soruşturmasında olduğu gibi Garih cinayetindeki iddiaları da hiç incelemediği ortaya çıktı.

Muammer Akkaş'ın görev yerinin değişmesiyle beraber elindeki tüm soruşturma dosyaları İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla başka savcıya devredildi. Garih cinayeti soruşturma dosyasını inceleyen yeni savcı, 6 yıl boyunca hiçbir tahkikat yapılmadığını tespit etti. Soruşturmayı sil baştan ele alan yeni savcı, incelemek üzere şu an Bakırköy Adliyesi'nde bulunan dava dosyasını istedi. Dosyayı bekleyen savcıya gelen cevapta 'Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili yapılan yargılama dosyası arşivimizde bulunamamıştır' denildi. Dosyanın kayıp olmasını manidar bulan savcılık, katil zanlısı olan ve Tokat Cezaevi'nde kalan Yener Yenmez'i ifadeye çağırdı. Savcı şimdi dosyayı arıyor.

GARİH SORUŞTURMASI YENİ SAVCIDA

Üzeyir Garih cinayeti soruşturması Mayıs 20014'te tekrar açılmıştı. Garih ailesi bilgilerine başvurulmak üzere terör savcılığı tarafından ifadeye çağrıldı. Ailenin ifadesine 13 yıldır ilk kez başvurulması da dikkat çekici. Dosyaya bundan önce paralel yapılanmaya bağlı olduğu ileri sürülen Ergenekon savcıları Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Muammer Akkaş bakmıştı. Ancak bu savcıların dosyada hemen hiç işlem yapmadığı ortaya çıktı. Cinayeti işleyen sanık Yener Yermez müebbet hapisle cezalandırılmıştı. Ancak olayın örgütlü işlendiğine ve derin bir infaz olduğuna dair somut bulgulara dayanan iddialar gündeme geliyor. Paralel yapının bu cinayetin işlenmesinde olmasa bile örtbas edilmesinde rol aldığı şüphesi ortaya çıkmış bulunuyor. Üçü de paralel olan savcıların dosyada hemen hiç bir işlem yapmaması, ailenin ifadesine bile başvurmaması bu şüpheyi güçlendiriyor. Paralel yapıya mensup bu savcıların asıl mesailerini, hükümete yönelik düzenlenecek paralel darbe girişimlerine yoğunlaştırdıkları ileri sürülüyor.

İŞTE CEMAATİN DARBE GİRİŞİMİNE KALKIŞMA KRONOLOJİSİ

Paralel kesimin AK Parti'ye karşı harekete geçtiği olayın 2009 yılında İsviçre'nin Davos kentinde yaşanan "one minute" olayı olduğu ileri sürülür. İsrail Cumhurbaşkanının o gün içine düştüğü acziyet ve şaşkınlık içindeki yüz ifadesine yansıyan şok tüm dünyada gündem oldu. Erdoğan, bölgesel politika değişikliğine geçerken MİT'in başına da çok güvendiği bir isim olan Hakan Fidan'ı getirdi.

Bu iki olay bir takım mekanizmaların harekete geçmesine neden oldu. Karanlık köşelerde harekete geçme kararı alındı. Hemen ardından 2010'da yaşanan anayasa referandumunda cemaatin yargı kadroları HSYK ve dolayısıyla yüksek yargı ile adli yargıya hakim oldu. Referandumda cemaat kesimi inanılmaz bir hararetle hükümeti ve "evet" kampanyasını destekledi. Dönemin cemaat medyasına bakıldığında bu açıkça görülecektir. İşte yargı kadrolarını bu süreçte kuran, emniyette ise zaten çok daha önceden kurmuş olan paralel kesim, 2010'da sözde Selam-Tevhid terör örgütü üyeliği şüphesiyle aralarında Başbakan Erdoğan'dan üst düzey devlet yetkililerine, gazetecilerden işadamlarına, mankenlerden sanatçılara kadar binlerce kişiyi doğrudan ya da dolaylı dinleme aldı. Haklarında bir kaç yıl boyunca bilgi toplandı. Kişisel, ticari ve ya da diğer sırlar öğrenildi. Toplanan bilgiler dinleme havuzu adı verilen veritabanında biriktirildi. Bu bilgiler Pensilvanya'ya da gönderildi. Gülen'in alüfteli buluşmaların kendisine haber verildiğinden bahsettiği sohbet konuşması hatırlandığında bu iddia güçleniyor.

Hükümet "one minute" diyerek ve İsrail'i hedefe koyarak başlattığı bölgesel politika değişikliğini çeşitli şekillerde kararlılıkla sürdürmeye devam ederken, paralel yapı ilk adımı atmaya karar verdi.

Başbakan Erdoğan'ın rahatsızlığı nedeniyle ağır bir ameliyata girmek üzere olduğu saatlerde o adım atıldı. 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve diğer 4 MİT üst düzey yetkilisi 'şüpheli' sıfatıyla ifadeye çağrıldı. KCK'ya sızan MİT ajanları vasıtasıyla bombalama molotoflu saldırılar gibi terör eylemlerinin talimatını vermekle yani terörü kışkırtmakla suçlandılar. İşte bu Cemaatin Başbakan Erdoğan'a karşı görünüre çıkan ilk darbe girişimi oldu. Başarılabilseydi ve Fidan tutuklanabilseydi, ona yetki verenin Başbakan Erdoğan olduğu kamuoyunda tartışılmaya açılacak ve böylece zan altında bırakılan Erdoğan'a da dokunulmuş olacaktı. Ancak Başbakan Erdoğan'ın hasta halde olaya müdahil olması ve çok sert tepki vermesi bu ilk darbe girişimini boşa çıkardı.

Erdoğan'ın bu ilk girişimden yeteri kadar uyanamadığı, bizzat daha sonra kendi açıklamalarından da anlaşılıyordu.

YOĞUN MESAİDEKİ SAVCILAR GARİH'LE NASIL UĞRAŞSIN. DAHA ÖNEMLİ DOSYALARI VAR!

Kurt politikacı Başbakan Erdoğan etrafındaki tehlikeyi hissetmişti. MİT'e daha fazla ağırlık verdi. Şahsi korumasını dahi MİT üstlendi. Korumalar sık sık değiştirildi. Başbakanlıkta korumalar arasında birbirine silah çekme olayı dahi yaşandı. Başbakan'ın ofisi ile evine dinleme cihazları yerleştirildi. 7 Şubat 2012'de başaramadığını bir sonraki hamlede başarmak ve onu devirmek isteyen çete tüm imkanlarını kullanarak Erdoğan'ı yakın takibe aldı.

Başbakan Erdoğan da boş durmadı. MİT, cemaat yapılanmasına karşı istihbarat toplamaya ağırlık verdi. Bu yönde Taraf gazetesinde çıkan haberleri hatırlayalım. Taraf gazetesinin o günlerde nasıl kabuk değiştirdiğini ve cemaatin yönetimine geçtiğini de hatırlayalım. Geriye dönük olarak bugün daha rahat söylenebileceği gibi Başbakan da cemaat tehlikesini hissetmiş ve alarm durumuna geçmişti. O dönem Ergenekon ve Balyoz davası aleyhinde, sanıklar lehinde söylediklerini, örneğin İlker Başbuğ hakkındaki açıklamalarını hatırlayalım. Hastanede yatan Balyoz generallerini ziyaretlerini hatırlayalım. Savcı Zekeriya Öz'ün görevden alınmasını hatırlayalım.

Ardından 2013 ortasında Taksim gezi olayları patlak verdi. O olaylarda cemaat polislerinin ve kışkırtıcı rol oynadığı dile getirilmişti. Başbakan Erdoğan Gezi eylemcilerine "çapulcu" demişti. Fetullah Gülen cevabı hemen yetiştirdi: "Onlara çapulcu demeyin. İçlerinden belki geleceğin kahramanları çıkabilir." İşte bu ve benzer somut örnekler ışığında Gezi'de cemaatin de eylemciler tarafında ve Başbakan ile hükümete karşı rol aldığı görüldü. Anlaşılıyor ki, cemaat 7 Şubat girişiminin ardından Gezi'de de bu uluslararası bir darbe girişimi koalisyonunda yer aldı.

Ardından bir kaç ay sonra, 2013 sonunda dersane tartışmaları gündeme geldi. O tartışmalara dikkatle bakıldığında bir şey çok net görülecektir. Tartışmalar "Dersaneler kapatılacak" diyerek Başbakan tarafından başlatıldı. Cemaat medyası inanılmaz bir saldırıya geçti. Başbakan'a ve hükümete yüklenmeye başladı. Yeraltında olan bitenden habersiz olan ve gelişmeleri kolayca okuyamayan kamuoyu cemaatin dersanelerin kapanmasını engellemek için verdiği mücadelenin şiddeti karşısında şok oldu. İlerleyen günlerde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan ortamı yatıştırmaya çalışan bir açıklama geldi. "Dersanelerin kapatılacağı haberleri doğru değil" gibi bir açıklamaydı. Ancak hemen ardından bir yerdeki bir toplantıda konuşma yapan Başbakan'dan çok net mesaj geldi: "Dersaneler kesin olarak kapatılacak!.." İşte bu son mesaj dersaneler kapatılacak mı kapatılmayacak mı tartışmasını bitirdi. Durum netleşti.

Başbakan kendilerine yönelik bazı hamlelerin geleceğini de ilan ediyordu: "Ne yaparsanız yapın. Ardınıza koymayın. Sizden korkmuyoruz. Bize millet yeter." Nitekim o günlerde medyada hükümetin kasetlerinin ve onu zor durumda bırakacak belgelerin ortaya çıkacağı iddiaları dolaşmaya başlamıştı.

Ardından cemaat gazetecilerinden Mehmet Baransu gizli bir MGK belgesini açıklayarak hükümetin Gülen cemaatini bitirmeye 2004'te karar verdiğini iddia etti. Saptırma amaçlı bir haber olduğu kısa sürede ortaya çıktı. İçeriği farklı olan bir MGK belgesine kendi yorumlarını katarak kamuoyunu manipüle etme girişimi kısa sürede geri tepti. Bir çok gazeteci konuyu değerlendirdi. İddianın doğru olmadığını delilleriyle ortaya serdi. Ancak olayda dikkat çeken taraf, Taraf gazetesinin, yani cemaat medyasının, yani paralel medyanın hükümete savaş ilan etmesiydi. Baransu belgeyi açıklarken hükümete bir de tehdit yöneltmişti. "Başka belgeler de var. Daha bavulu açmadım." diye twit mesajı atarak ilerleyen günlerde başka belgeleri açıklayacağını haber verdi.

Bu kriz tam yatışmışken hemen ardından 17 Aralık operasyonları geldi. Çok ilginç bir ayrıntı ile birlikte.. Kamuoyu ve hükümet operasyonlardan şok olmuşken, polisin amirleri olan İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü gibi en üst düzey yetkililer dahi detaylardan haberdar değilken operasyon belgeleri ve gözaltına alınacakların listesi Mehmet Baransu tarafından bir web sitesinden yayınlanmaya başladı. Hükümet, TİB kanalıyla derhal olay müdahale edip sitenin yayını durdurduysa da, ilk saatlerde bir çok belge açıklanmıştı bile.

Daha sonra operasyonları efsanevi savcı Zekeriya Öz'ün yürüttüğü ortaya çıktı. Kamuoyunu şok eden bu detaya ilerleyen saatlerde şaşırtıcı yeni detaylar da eklendi. Bizzat Başbakan, Öz'ün, kendisini Ergenekon savcılığı görevinden alan hükümete karşı sağda solda intikam alacağını söylediği duyumlarının kendisine daha önce gelmiş olduğunu açıkladı.

Cemaat gazetecisi Baransu'nun ulaşabildiği çok gizli bilgilerden en üst yetkililer habersizdi. Bu da Baransu'nun çok derin bir gazeteci olduğunu, gazetecilikten öte onun bir medya tetikçisi olduğunu ispatladı. Bu konuyla ilgili onun hakkında suç duyuruları yapıldı. Bu suç duyuruları dikkate alınarak Mehmet Baransu, diğer Taraf gazetecisi Emre Uslu ve Taraf yöneticileri hakkında "paralel yapıyla bağlantılı olarak hükümete yönelik darbe girişiminde bulunmak" suçlamasıyla Şubat ayında soruşturma başlatıldığı ortaya çıktı. İstanbul'daki bu soruşturmanın halen devam ettiği biliniyor.

Baransu olayındaki o çok çarpıcı detay hemen dikkatleri çekti. Cemaat gazetecisi Baransu'nun 17 Aralık soruşturmasının çok gizli belgelerini daha gözaltı operasyonlarının ilk anlarından itibaren medyadan açıklamaya başlaması onun 17 Aralık soruşturmasını yürütenlerle bağlantısına dair açık bir delil teşkil etti.

Bir başka delil daha vardı. O da Zekeriya Öz'ün soruşturmanın ilk günlerinde İstanbul Emniyet istihbarat'tan bir yetkiliyi gözaltına aldırmaya çalışmasıydı. Ancak yeni Emniyet Müdürü buna izin vermedi. Yasal bilgiler ışığında gözaltının yapılamayacağını bildirdi. Gerekçesini gösterdi. Öz'ün o istihbarat yetkilisini suçlama nedeni, soruşturma bilgilerini öğrenmeye ve bunu İçişleri Bakanına ulaştırmaya çalışmaktı. Oysa bu suçlama doğru olamazdı. Çünkü İçişleri Bakanı bu operasyonların bilgisini öğrenmiş olsaydı ya da sezmiş olsaydı kendi oğlu da dahil 4 bakan oğlunun gözaltına alınmasına engel olur, hem kendilerinin hem hükümetin itibarını kurtarırdı. Öz'ün bu tavrı şaşırtma taktiği olarak yorumlandı. Çünkü Öz aynı tavrı Baransu'dan esirgedi. İkinci delili işte bu "kollama" oluşturuyordu. Öz, Baransu'nun belgeleri yayınlamasına karşı en ufak şekilde bile harekete geçmedi.

Üçüncü bir delil daha ortaya çıktı. Diğer cemaat gazetecisi Emre Uslu, operasyonlardan 4 ay önceki bir twit mesajında operasyonların olacağını bildiğini ve İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlunun gözaltına alınacağını ima ediyordu. Bu şok mesajı Başbakan yardımcısı Bülent Arınç hayretle dile getirdi.

Görüldüğü gibi hükümete yargısal darbe girişimi olduğu anlaşılan 17 Aralık operasyonlarının savcısı Zekeriya Öz ile bundan bir hafta sonra yapılmaya kalkışılan 25 Aralık operasyonlarının savcısı Muammer Akkaş çok önemli ve derin konularla meşgul idiler. Bu nedenle Hrant Dink ve Üzeyir Garih gibi dosyalarla ilgilenemediler!..

Bu savcıların ya da onların dahil olduğu paralel yapılanmanın Dink, Garih, Hablemitoğlu cinayetleri dosyalarıyla ihmal şüphesi dışında başka ilgileri olup olmadığı halen araştırılıyor. Zaten Garih dosyası da bu araştırma nedeniyle tekrar gündeme geldi. Ama dosyası halen kayıp. Şüpheler arttı.

Diğer bazı cinayetlerde ise paralel yapının bizzat aktif rol aldığına dair somut şüpheler ortaya çıkmıştı zaten. Bunlar iyice güçlenmiş oldu. Örneğin cemaat mensubu emniyetçilerin Dink cinayetinde rol aldıkları şüphesi zaten yıllardır konuşuluyordu. (1)

Bir başka örnek Necip Hablemitoğlu cinayeti.. Bu cinayette paralel yapının rol aldığı şüphesi gündeme geldi. Şaşırtıcı bulgular ortaya çıktı. (2)

Çok şeyler daha söylenebilir. Ancak şu ana kadarkiler dahi soyut iddialar değil. Hepsi somut bulguya dayanıyor. Ankara'da yürütülen soruşturmanın paralel yapıya yönelik en büyük soruşturma niteliğinde olduğu ileri sürülüyor. Savcının bu cinayetleri de araştırma kapsamına dahil etmesi soruşturmanın gerçekten de çok büyük olduğunu ve giderek daha da büyüyeceğini gösteriyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=par-dink
(2) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6158

(07 Ağustos 2014, 16:09)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6184    yazdır/print


 

Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Hablemitoğlu suikasti dosyasını yeniden açtı. Hablemitoğlu'nun eşinin 2003 tarihli ifadesi de dosyada bulunuyor. İfadesini doğrulayan Şengül Hanım, eşinin Gülen Cemaati ile ilgili de geniş çaplı araştırmalar yaptığını dile getirdi. Cemaati anlattığı kitap ölümünden sonra yayımlandı. Öldürüldüğü dönemde Fetullah Gülen örgütlenmesine ilişkin 'Köstebek' adlı bir kitap üzerinde çalışan Hablemitoğlu'nun tamamlayamadığı kitap, ölümünün ardından yarım kalmış hali ile yayınlandı. Kitapta, 'Cemaat mensuplarının yabancı devletler adına casusluk yaptıkları' iddia ediliyor. Hablemitoğlu'nun cemaat konulu bir raporu 2000 yılındaki Gülen iddianamesinin delilleri arasında yer aldı. Rapor, 'Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar' başlığını taşıyordu. İddianameyi, kitabı ve raporun tamamını eklediğimiz bu haberde; Hablemitoğlu'nun ölümü sonrası kitabını yayınlatan Dost tarikatı liderinin eşiyle birlikte öldürülmesi, Hablemitoğlu'nun karşı çıktığı altın madenlerinden Ovacık'ın cemaatin prenslerinden Koza şirketine geçmesi gibi kafa kurcalayan çok ilginç bazı tesadüf ve sorulara da dikkat çekiliyor.

30.07.2014 12:24 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bağlı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu, 18 Aralık 2002 tarihinde işlenen Hablemitoğlu cinayetini silbaştan soruşturmak için harekete geçti. Faili meçhul kalan suikastla ilgili iddia ve şüphelerin soruşturulması için Savcı Hakan Yüksel görevlendirildi. Yaklaşık 12 yıldır işlem yapılmayan dosyadaki tüm delil ve ifadeler en küçük ayrıntısına kadar incelenecek. İki hafta önce görevlendirilen Savcı Hakan Yüksel'in mercek altına alacağı belgeler arasında, Hablemitoğlu'nun eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu'nun 2003 tarihli ifadesi de bulunuyor.

CEMAATİN SUİKASTLE BAĞLANTISI AK PARTİ'DEN ÖNCE DE GÜNDEMDEYDİ

Hablemitoğlu suikastinin Gülen cemaatiyle bağlantılı olduğu iddiası aslında yeni değil. Geçmişte ciddi şekilde gündeme gelmiş hatta 2000 yılındaki Gülen davasında da gündeme gelmişti. Hablemitoğlu'nun cemaatin dış ülkeler adına casusluk yaptığı iddiasını konu edinen bir makalesi o dava iddianamesinin ek delilleri arasında yer almıştı. Cemaat tabanlı paralel yapıya karşı en büyük soruşturma Ankara'da yürütülüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bağlı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Serdar Coşkun, geçtiğimiz haftalarda 30 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği talimatta, paralel yapı hakkındaki iddialarla ilgili delillerin toplanmasını talep etmişti. Talimattaki talepler kapsamına, yapılanmanın Hablemitoğlu suikastiyle bağlantısına dair iddiaların araştırılması da dahildi.

KURŞUNU ENSENDE HİSSEDECEKSİN

Şengül Hablemitoğlu'nun soruşturma dosyasındaki ifadesinin ayrıntılarına AKŞAM ulaştı. Eşinin Gülen Cemaati ve diğer örgütlerle ilgili çalışmalar yaptığını vurgulayan Şengül Hablemitoğlu, bu nedenle tehdit mesajları aldıklarını belirterek özetle şunları söylüyor: "... Tehdit mesaj ve mailleri eşimin öldürüldüğü döneme kadar devam etti. Gönderilen tehdit mesajları arasında, 'Seni tanıyoruz, nereye gidip geldiğini çok iyi biliyoruz, ensende kurşun hissedeceksin' ifadesi de vardı. Aynı dönemde 'Hoca efendi' başlıklı tehdit mailleri de geliyordu. Bu maillerde, 'Sen Ateist bile değilsin, cezanı bulacaksın' yazıyordu..."

CİNAYET ÇÖZÜLMELİ

Akşam'a konuşan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, 2003 tarihli ifadesini doğruladı. Şengül Hablemitoğlu, şunları söyledi: "Eşim, 2000'lerin başından itibaren Gülen Cemaati'nin yapılanmasıyla ilgili makaleler yazan, konferanslar veren bir insandı. Sadece Cemaat konusunda değil, başka örgütler hakkında da çalışmalar yapıyordu. Eşimi Alman Vakfı başkanı bile tehdit etmiş. Durum böyleyken 'cinayeti şu taraf işledi' diyemem. Bu cinayetin kim ya da, kimler tarafından işlendiğini çözmesi gereken yargıdır"

-Cemaati anlattığı kitap ölümünden sonra yayımlandı-

18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, öldürüldüğü dönemde Fethullah Gülen örgütlenmesine ilişkin "Köstebek" adlı bir kitap üzerinde çalışıyordu. Hablemitoğlu'nun tamamlayamadığı kitap, ölümünün ardından yarım kalmış hali ile yayınlandı. Kitapta, "Cemaat mensuplarının yabancı devletler adına casusluk yaptıkları" iddia edilmişti.

-Makalesi 'Ek Delil' oldu-

Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun adı, 1990'lı yılların ikinci yarısında Alman Vakıfları ve Gülen Cemaati'nin örgütlenme yapısına ilişkin makale ve araştırmalarıyla gündeme gelmişti. Fethullah Gülen ve Cemaati hakkında, "Anayasal Düzeni Yıkmaya Teşebbüs" suçlamasıyla iddianame hazırlayan dönemin DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Hablemitoğlu'nun kaleme aldığı "Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar" adlı makaleyi de, dava sürecinde ek delil olarak mahkemeye sunmuştu. Hablemitoğlu'nun makalesinde Fethullah Gülen'in, Philedelphia yakınlarında özel bir çiftlikte FBI koruması altında yaşadığı, Fethullahçı yapılanma CIA'nın öngördüğü tarikat modeline (Mormon, Moon, Scientology) benzediği, Cemaat yapılanmasının TSK'ya sızmaya çalıştığı da ileri sürülmüştü.

İŞTE HABLEMİTOĞLU'NUN CEMAATE IŞIK TUTAN KÖSTEBEK KİTABININ ÖNSÖZÜNDEN

Akşam'ın haberi bu şekilde. Haberde bahsi geçen kitap ve rapora gelince bunların tamamını habere ekledik. Okuduğunuz zaman paralel yapılanmanın AK Parti'den önceki dönemde nasıl deşifre olduğunu ancak bir şey yapılamadığını fark edeceksiniz. Tamamına ulaşabilmeniz için gerekli linki de eklediğimiz Hablemitoğlu'nun 'Köstebek' isimli kitabının önsözünde şu bilgiler yer alıyor:

"“Köstebek” adlı bu çalışma, içinde bulunduğumuz kapkara dönemde, devletimizin altının nasıl oyulduğunun, nasıl zaafa düşürüldüğünün binlerce örneğinden sadece birine ışık tutuyor: Türk Devleti’nin istihbarat birimlerine sızmış, kadrolaşmış fethullahçıları!..

Şeyhleri A.B.D.’de yaşayan, ancak kendi ülkesinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan; C.I.A., MI6 ve BND gibi yabancı ülke istihbarat örgütlerine taşeronluk yapan bir cemaate mensup müritlerin, asli görevi kendileri ile mücadele etmek olan istihbarat birimlerinde kadrolaşabileceğini, devletin gücünü, devleti savunanlara karşı kullanabilecek düzeye gelebileceklerini kim tahmin edebilir ki? “Köstebek”, bu ihanet öyküsünün adıdır...

Siz, hiç fethullahçıları devlete karşı bir tehdit olarak algılayan, şikâyet eden ya da onlarla uğraşan bir PKK’lı, Brüksel ya da Köln merkezli bir terörist ya da bir TÜSİAD üyesi ya da bir siyasal parti lideri ya da bir ikinci cumhuriyetçi ya da bir azınlık mensubu ya da misyoner ya da Hükûmet üyesi ya da bir Başbakan gördünüz mü? Nitekim, fethullahçıları kontr-espiyonaj kapsamında iç ve dış tehdit odağı olarak tanımlayan ve mücadele konsepti geliştiren gelmiş-geçmiş bir İçişleri Bakanı, bir Emniyet Genel Müdürü ve bir M.İ.T. Müsteşarı da göremezsiniz, gösteremezsiniz!.. Haklı olarak sorarsınız, kendi iç güvenliğini sağlayamayan, sızıntılara engel olamayan bir ulusal istihbarat birimi, nasıl olur da ülkenin güvenliğini sağlar?!. Bu sorunun yanıtı, doğal olarak olumsuzdur. Önünüzde iki tercih vardır; ya çoğunluğun yaptığı gibi bu çelişkiye karşı başınızı çevirir, farketmemiş gibi yaparsınız veya risk üstlenerek araştırmaya ve mücadeleye başlarsınız!..

Fethullahçılar, Türkiye’de Mevleviler, Bektaşiler, Cerrahiler gibi salt dinsel inancını yaşamaya çalışan bir cemaat değildir. Uluslararası alanda at koşturan, son derecede tehlikeli bağlantılarıyla, ekonomik kaynakları ve eğitim kurumlarıyla, Türkiye’nin yüzyüze olduğu en tehlikeli tehdit odağıdır. Örgütlenme modeli itibariyle Türkiye’de bir eşi yoktur; örgütlenme modeli olarak, tamamı C.I.A. denetimindeki Moon, Falun-Gong, Scientology gibi tarikatlarla benzeşmektedir. Fethullahçılar, mevcut ekonomik kaynaklarını, yapılabilecek en akılcı ve en değerli alana, eğitim yatırımına tahsis ettiklerinden, diğer şeriatçı yapılanmalara kıyasla, ülkemizin sadece bugününü değil, daha çok geleceğini tehdit etmektedirler. İşte bu yasadışı yapılanmanın, eğitimin yanısıra, en az onun kadar önemli olan istihbarat alanına yönelmesinde, birtakım stratejik gerekçeler rol oynamaktadır:

1. Tüm dünyanın pekçok merkezinde uygulanmakta olan terörist ve de köktendinci ideolojik yaklaşımların yaptığı gibi, devlete ya da yabancı devletlere karşı silahlı mücadele vererek hedefe varmanın mümkün olmadığını en kavrayan dinsel organize suç örgütü, Fethullahçılardır. Mevcut sistemi yıkmak yerine, takiyyeyi ön plana çıkararak, devlet yapısıyla çatışmayacak bir örgütlenmeyle, zaman içinde devletin stratejik kurum ve kuruluşların içine sızmak ve ele geçirmek, bu yasadışı yapılanmanın “ılımlı” görüntüsünün altındaki en önemli neden ve etkendir.

2. Fethullahçılar, istihbarat birimlerine sızmakla, kendilerine gelebilecek her türlü operasyonu önceden haber alma, önleme ve de karşı operasyonu başlatma olanağına sahip olmaktadırlar. Bu durum, onlara sadece savunma değil, saldırı olanağı da sağlamaktadır.

3. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmakta zorlanan ama buna rağmen yılmaksızın girişimlerini sürdüren fethullahçılar, istihbarat birimlerindeki kadrolarını, alternatif Silahlı Kuvvetler olarak algılamaktadırlar. Bu durum, onların kendilerini güvende hissetmelerine yol açmaktadır. Nitekim, emniyet mensubu fethullahçıların toplanma ve eğitim merkezlerine “ışık kışlaları”, emniyet içindeki kadrolarına da genel bir ifadeyle “ışık orduları” denilmektedir. Fethullahçıların emniyet içindeki kadroları, T.S.K.’ne karşı “denge” sağlama çabalarının bir sonucudur. Devletin ele geçirildiği, sistemin bütünüyle değiştirildiği, “Çin Seddi’ne otağ kurulduğu” en son aşamada, alternatif silahlı kuvvetlerin T.S.K.’ne karşı kullanılması olasılığından, moral anlamda sıkça söz edilmektedir.

4. Fethullahçılar, Türkiye’nin tek özel istihbarat örgütüne sahiptirler. Devletin istihbarat birimlerinin tüm olanaklarını kullanan; gizli bilgilerin tamamını elde eden bu yasadışı örgüt, gerek kendi “hasım”ları ve gerekse, hedef siyasiler, gazeteciler, mafya babaları, bürokratlar, akademisyenler, askerler ve diğer önemli meslek mensuplarının “açıklarını” içeren, şantaj malzemesi olarak kullanılabilecek her türlü görsel ve işitsel bant kayıtlarından, bu kayıtlara ait çözümlerden, fotoğraflardan her türlü resmi belgeye, hatta kişisel anekdotlara kadar herşeyi içeren bir arşive de sahip bulunmaktadırlar. Parayla satın alamadıklarına, hatta korkutamadıkları “hasım”larına karşı, çarpıtılmış, fabrikasyon bilgi ve belge tanzimi de, bu örgütün ilgi ve uzmanlık alanı içindedir. Aynı şekilde, fethullahçılar, kendi şirketlerine rakip şirketleri bertaraf etmek için bu özel istihbarat örgütünü kullanmaktadırlar. Bunun için daha çok, “kaçakçılık” duyumları çerçevesinde şirket merkezlerine yapılan aramaların yıkıcı etkisinden söz edilmektedir. Aynı taktik, “hasım” vakıf, dernek ve şahıslar için de uygulanmaktadır. Bu örgütün servis hizmetlerinden kimi siyasilerin sıkça yararlandığı yolunda duyumlar alınmaktadır. Özel istihbarat örgütü sayesinde, radikal sosyalist partilerin dışında, seçim barajını aşma olasılığı kuvvetli olan tüm siyasal partilerde, fethullahçıların aday gösterme gücünün sözkonusu olduğu bilinmektedir. Bu örgüt aynı zamanda, “hasım”ların enterne edilmesi, etkisizleştirilmesi ya da tasfiyesi; yandaşların ise önemli yerlere getirilmesinde işlevsel rol oynamaktadır.

İşte, “Köstebek” çalışması, fethullahçıların bu az bilinen karanlık yüzüne ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır. Özellikle Basın Savcılarının şu gerçeği bilmeleri gerekmektedir: Bu kitap, İçişleri Bakanlığı’nı ya da Emniyet’i tahkir ve tezyif amacıyla kaleme alınmamıştır. Aksine, kitabın yazılmasında, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve M.İ.T. gibi kuruluşlara, devletin güvenliğini koruma gibi asli görevlerini hatırlatma ve bu görevlerinin gereğini talep etme amacı ön planda tutulmuştur.

Bu kitabı hazırlarken, Fethullahçı istihbaratçıların “imam” düzeyindeki mensuplarına “moral” amacıyla dağıttıkları “İstihbarat Evrakı” yazılı dosyalardan (“gizli”, “çok gizli” kaşeli yazışmalar, soruşturma evrakları, ifade tutanakları, yazılı savunma ve diğer matbu metinler) çok yararlandığımı belirtmek istiyorum. Ama bunun için de fethullahçılara teşekkür etmem gerekmiyor. Buna karşılık, fethullahçı kadrolaşmaya karşı mücadele verdikleri için zarar gören ve bu çalışmada yardımlarını esirgemeyen “Kemal’in Polisleri”ne minnet duygularımı sunuyorum. Hukuksal yardımlarından dolayı dost ve fedakâr avukatım Hüseyin Buzoğlu’na ve Av. Neşet Yıldırım’a, “Yeni Hayat” Dergisinin sahibi Av. Hanifi Altaş’a, ve ayrıca bu alandaki çalışmalarından yararlandığım Dr. Ümit Emre’ye, M. Emin Değer’e, Ergün Poyraz’a, Zübeyir Kındıra’ya, Sertaç Eş’e ve Yasemin Güneri’ye teşekkür ediyorum.

Daha dün, T.B.M.M., A.B. ve A.B.D.’nin dayatmaları sonucunda, 30.000’den fazla vatandaşımızın ölümünden, yüzmilyarlarca dolarlık ekonomik kayıptan sorumlu Abdullah Öcalan için “idamı kaldıran” ve Türkiye’nin ulus-devlet özelliğinin temellerine dinamit koyan bir uyum yasa paketini kabul etmiştir. Hukukun temel kuralıdır, kişiler için yasa çıkarılamaz. Başta A.B.D. olmak üzere, hiçbir A.B. ülkesi, kendi iç hukuku ile ilgili dış dayatmalara izin vermez, veremez. Bu olguya rağmen Batılı ülkeler, bağımsız Türk yargısına, sözkonusu müdahale ile kabaca tecavüzde bulunmuştur. Hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı ilkelerinin bu şekilde çiğnenmesiyle, artık yeni dış müdahalelere de resmen yol açılmıştır. Bu zaafiyeti sergileyen T.B.M.M. üyelerinin, Abdullah Öcalan için ne zaman “af” çıkaracakları, hiç şüphesiz henüz bilinmiyor. Ama bu arada fethullahçıların beklentisi de ortaya çıkıyor: Fethullah Gülen, aynı dayatmacılıkla, belki yarın, tıpkı Humeyni gibi ve Humeyni işleviyle Türkiye’ye döndürülürse?!. Acaba T.B.M.M. ya da Hükûmet, hayır mı diyecek?!. Türkiye’deki tüm ulusalcıları, fethullahçı tehlikeye karşı çok geç olmadan birlikte hareket etmeye; istihbarat birimlerindeki fethullahçı unsurların temizlenmesi için kamuoyu oluşturmaya çağırıyorum... Dr. Necip Hablemitoğlu. 05.08.2002 Çankaya – Ankara."


KAFA KURCALAYAN SORULAR VE ŞÜPHELER

Hablemitoğlu, 'Köstebek' isimli kitabını tamamlayamadan öldürüldü. Kitap eksik haliyle yayınlandı. Yayınlanmasında Dost Tarikatı lideri İhsan Güven'in yardımı olduğu biliniyor. İlginçtir ki, Güven ve eşi de cinayetle öldürüldü. Bu iki cinayet de Ergenekon'la ilişkilendirildi cemaat çevrelerinde. Oysa son dönemdeki paralel yapı tartışmaları bunun bir şaşırtma ve hedef saptırma olabileceği ihtimalini akla getiriyor. Fetullah Hocanın 'teknik nakavt' konulu basına da yansımış görüşleri, cemaatin takiyyenin en alasını yıllardır yaptığı, bukalemunu bile kıskandıracak ustalıktaki kamuflajıyla devlet kurumlarına sızdığı hatırlandığında niçin olmasın denilebilir.

Çok ilginç bir bilgi daha var bu şüpheyi güçlendiren. Hablemitoğlu'nun altın madenlerine nasıl karşı çıktığını hatırlarsak, o da, Ovacık altın madeninin Gülen örgütünün prensi sayılan Koza şirketine gitmiş olmasıdır. Görüldüğü gibi olaylar hiç de görüldüğü gibi olmayabiliyor.

Ayrıca içimizdeki bir şüpheyi burada dile getirmenin yeri olduğuna inanıyoruz. 2000 yılında Fetullah Gülen'e karşı dava açıldı. Bu davayı Refah ve dolayısıyla AK Parti'nin de belalısı olan DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel açtı. Ancak bu dava beraatle sonuçlandı. Yargıtay da bu kararı onadı. Dava açılır açılmaz Fetullah Gülen soluğu Amerika'da aldı. Yurtdışına nasıl usulsüzce verilmiş bir yeşil pasaportla çıktığı geçtiğimiz aylarda basına yansıdı. Kaçmadığını, tedavi amacıyla gittiğini ileri süren Gülen halen ABD'de yaşıyor. Bu davanın iddianamesini, bu iddianameye delil olan Hablemitoğlu'nun 'Köstebek' kitabı ve 'Etki ajanları' raporunu okuduğunuzda, paralel yapılanmanın AK Parti'den önceki dönemde nasıl deşifre olduğunu ancak bir şey yapılamadığını fark edeceksiniz. Bu bir şey yapılamama kafaları kurcalıyor. Gerçekten de Gülen hakkındaki deliller o dönem yetersiz miydi?.. Yoksa bugün yargının her yerine sızdıkları her kesimce kabul edilen, hatta o kadar ki geçtiğimiz günlerde Yargıtay 1. Başkanlar Kurulunu ele geçirdikleri şimdi de aynısını HSYK için yapmaya hazırlandıkları ileri sürülen yargıdaki uzantıları bu beraatde rol almış olabilir mi?..

HABLEMİTOĞLU BUNLARI GÖRSEYDİ NE DERDİ?

Ayrıca Hablemitoğlu'nun cemaat mensuplarını yabancı ülkelere ajanlık yapmakla suçlamasını, aşağıda linklerini verdiğimiz kategorik haberlerimizdeki bilgilerle birlikte okumanızı tavsiye ediyoruz.

Şok ses kaydı!.. Paralelciler: ABD'yi Türkiye'ye tercih ederiz!
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz

Özbekistan'daki, Rusya'daki ve Azerbaycan'daki konuyla ilgili kendisini haklı kılar nitelikteki somut gelişmeleri görseydi acaba Hablemitoğlu ne derdi?.. Son aylardaki paralel yapı tartışmalarında ortaya çıkan somut bulguları, Adana'daki yardım TIR'ının cemaatin TSK ve yargıdaki mensuplarınca durdurulmasını, Suriye'ye ait savaş uçağının sınırlarımızı ihlali üzerine düşürülmesine cemaat çevrelerinin tepki göstermesini, Suriye konulu üst düzey güvenlik toplantısının medyaya servis edilmesini, Tevhit-Selam soruşturmasını İsrail istihbaratının ihbarı üzerine başlatmasını ve ülke yetkilileri dahil yüzlerce kişinin telefonlarını dinlemesini, bu kişilerin şu anda casusluk suçlamasıyla yargılanmaya başladıklarını, TİB'deki bilgilerin yabancı ülkelere transfer edildiğini, Mavi Marmara'nın otorite olan İsrail'den izin almadan yola çıkmasının eleştirilmesini, cemaatin güneydeki sevilen ülke dedikleri İsrail'i kollayan başka açıklamalarını, cemaatin Türkiye'yi teröre destek veren ülke gibi gösterme çabasını, Ankara'daki cemaat mensubu yargıç ve savcılara çetenin talimatlarını ve ABD'yi Türkiye'ye tercih edecekleri mesajını içeren ses kaydını görseydi acaba yine ne derdi Hablemitoğlu?..

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Hazırlık No: 1999/420 olan 2000 yılındaki Gülen iddianamesi (pdf) için tıklayın
Hablemitoğlu'nun Gülen cemaatini konu edindiği 'Köstebek' kitabı (pdf) için tıklayın
Hablemitoğlu'nun 'Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar' raporu (pdf) için tıklayın

(30 Temmuz 2014, 12:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?


------------------------------------------------------------------------------
Necip Hablemitoğlu ile ilgili tüm manşetlerimiz
Hablemitoğlu talimatı Küçük´ten
Sabancı ve Hablemitoğlu Ergenekon işi
Hablemitoğlu dosyası açılıyor

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4424    yazdır/print


 

Paralel panik delil olacak

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının paralel yapıya yönelik geniş kapsamlı soruşturması o kesimde paniğe neden oldu. Panik o kesimin medyasında yayınlanan haberlerden görülüyor. Sanki Türkiye yıkılıyormuş, adeta savaşa giriyormuş gibi bir telaş görülüyor. Oysa her soruşturmada olan hukuki adımlar atılıyor. Ancak paralel kesimler ön alma taktiğini uygulayarak soruşturmayı daha baştan itibarsızlaştırma çabasında. Bu açıkça görülüyor. Hukukçular, paralel medyadaki bu çabanın dahi soruşturmada delil olacağı kanaatinde. Öte yandan savcılık, Dink cinayetinin cemaatle bağlantısının araştırılmasını da istemişti. Paralel medya bu gelişmeye de tepki gösterdi. Oysa Dink soruşturmasında ihmallerin olduğu ve gerçek zanlıların ortaya çıkmaması için gayret gösterildiği şüphesi son yıllarda yoğun şekilde gündemdeydi. Dink dosyasının örtbas edildiği şüphesinde cemaatin adı bazı polis müdürleri ve savcılar nedeniyle sık sık gündeme gelmişti.

08.07.2014 12:04 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın paralel yapılanma hakkında yürüttüğü geniş kapsamlı soruşturma ve bu kapsamda gazeteci Hrant Dink cinayetinin de mercek altına alınması talimatı bu kesimlerde paniğe neden oldu. Dink suikastinin yaşandığı dönemde Emniyet İstihbarat’ın başında olan ve paralel yapıya yakın olduğu öne sürülen polis şefi Ramazan Akyürek’in cinayeti aydınlatacak bazı emareler ile log kayıtların silinmesi talimatı verdiği gündeme gelmişti.

Yollar paralele çıkıyor

Davanın sanığı polis eski muhbiri Erhan Tuncel de cinayetin perde arkasına ulaşılmasında en önemli adımlardan birinin Akyürek ve ekibi olduğunu işaret etmişti. Yine emniyet eski müdürü Hanefi Avcı da “Cemaat, Dink, Danıştay, Malatya cinayetleri gibi olayları kendi lehine kullandı” demişti.

17 ve 25 Aralık yargı darbesi girişimine kalkışan ve yasadışı soruşturmalar, sahte delil üretmek, orduya kumpas kurmak, devletin üst düzey kademesini yasadışı dinlemek, emniyet içinde yuvalanıp birçok kişi hakkında yasadışı dinlemeler yapmak gibi hukuk dışı eylemlerin icracısı olduğu öne sürülen paralel örgütlenme hakkındaki iddiaların mercek altına alınması bu yapıyı “gerdi”. Paralel yapının yayın organlarından Zaman gazetesi, Ankara Savcısı Serdar Coşkun’un talimatı doğrultusunda 30 ilin Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen yazıyı manşetine çarpıtarak “Masum insanları silahlı örgüt üyesi yapın emri” başlığıyla taşıdı. “Hizmete kumpas” kurulduğunu öne süren gazetenin Hrant Dink, Necip Hablemitoğlu, Üzeyir Garih cinayetlerinin yeniden soruşturulmasından duyduğu “rahatsızlık” da dikkati çekti. Bu panik havası Dink cinayetinin kilit isimlerinden olduğu ısrarla öne sürülen dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in paralel yapıya yakınlığıyla ilgili olduğu belirtildi.

ZAMAN’IN ÖN ALMA TAKTİĞİ

Ankara Başsavcılığı’nın ‘paralel örgüt’ü deşifre etmeye yönelik hukuki süreci başlatması ‘çözülme’ telaşını da beraberinde getirdi. Örgütün özellikle kamu yapılanması ve finans kaynaklarının ortaya çıkarılması endişesiyle, savcıları suçlayan ‘ön alma manşetleri’ üretilmeye başlandı. Adliye kaynaklarından alınan bilgiye göre paralel yapı hakkındaki süreç rutin bir işlem. Milli Güvenlik Kurulu’nda varlığı tespit edilen, Casusluk ve böcek soruşturmalarında da adı geçen ‘paralel örgüt’ün varlığı yeni tespit edildiği için Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, resmi bir yazıyla bu örgüt hakkında bilgi istedi. Varlığı yeni tespit edilen her örgüt için uygulanan işlem, paralel örgüt için de uygulandı.

Rutin uygulamaya göre, başsavcılıklar yeni tespit edilen örgütler hakkında istihbarat ve emniyet birimlerinden bilgi istiyor; örgütün lideri, üye sayısı, örgütlenme tipi, hiyerarşik yapısı, şüpheli adli olaylarla bağlantılarının araştırılmasını talep ediyor. Bu yapılmadığı takdirde eksik soruşturma yapmış oluyor. Bunlar tamamen hukukun içinde olan, yargısal süreçler. Aksi halde yapılan bu işlem ‘resmi yazı’ ile yapılmazdı.

Her örgüt için aynı işlem

Kaynaklar, bu işlem yapılmadan örgütün boyutu, etkinliği, kapasitesi, ekonomik gücü ve şiddet potansiyelinin değerlendirilemeyeceğine işaret ettiler. Kaynaklar, devletin, MGK kararıyla ‘tehdit’ olarak algıladığı örgütlenmeyi ‘hukuk kurumlarını harekete geçirerek’ deşifre etmesinin doğal olduğunu vurgularken, buna tepki gösterilmesinin ise manidar olduğunu belirtiyorlar. Öte yandan; bu yazının henüz hazırlanmadan ve il Emniyet Müdürlüklerine gönderilmeden önce eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in eline nasıl geçtiği de araştırılıyor. Şahin’in, 20 Haziran’da verdiği soru önergesinde, sözkonusu çalışmaların yapılması talimatının verilip verilmediği soruluyordu. Savcılık ise yazıyı 9 Haziran’da Emniyet’e göndermişti. Emniyet ise yazıyı 25 Haziran’da hazırlamış, 27 Haziran’da il emniyet müdürlüklerine dağıtmıştı. Şahin’in, İçişleri Bakanı’na soru olarak sorduğu bu bilgileri nereden aldığı, kimlerin hangi kaynaktan servis ettiği ise bilinmiyor.

Ramazan Akyürek sorgulanamadı

Yedi yıldır devam eden Hrant Dink soruşturmasına şimdi İstanbul savcısı Hasan Yılmaz bakıyor. Yılmaz, geçtiğimiz günlerde Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun’un da aralarında yer aldığı pek çok kişinin ifadesine başvurdu. Dink soruşturmasını ilk olarak paralel yapıya yakın savcı Fikret Seçen ve bir başka savcı Selim Berna Altay yürütmüştü. Soruşturma daha sonra 25 Aralık yargı darbesinin baş aktörü savcı Muammer Akkaş’a aktarılmıştı. Akkaş’ın “usulsüz soruşturma yürüttüğü”nün tespit edilmesinin ardından dosya savcı Murat İnam’a verilmişti. Özel yetkilerin kaldırılması sonrası dosya İnam’dan da alınmıştı. Emniyette 2009 yılında kullanıcı işlemleri kayıtlarını usulsüz sildiği ve sızdırdığı gerekçesiyle açığa alınan Ramazan Akyürek hakkında hiçbir işlem yapılmaması da dikkat çekmişti.

Savcı 3 yıl bekletti

O dönem, Akyürek hakkında “Dink cinayetinde delil karartma ve görevi ihmal” iddiasıyla işlem yapılması beklenirken paralel savcı Akkaş’ın 3 yıl hiçbir işlem yapmadığı ortaya çıkmıştı. Emniyet eski müdürü Hanefi Avcı da “Cemaat, Dink cinayetini kullandı” demişti. Avcı, “Cemaat, Hrant Dink, Danıştay saldırısı, Malatya olayı gibi olayları kendi lehine kullanmıştır. Emniyette birçok önemli birime cemaat mensupları yerleştirilmiştir” demişti. Dink davasının sanıklarından polis eski yardımcı istihbarat elemanı Erhan Tuncel de cinayetin aydınlatılmamasında Akyürek’i işaret etmişti. Tuncel, “Cinayeti işleyebilecek yapıyı sadece Akyürek kurabilir. Kendilerine ulaşılmaması için kayıtları sildirdi. Jandarmayla irtibatlı olduğum yalanını ortaya atıp polisle ilişkimi gizlemeye çalıştı” demişti.

Paniğin nedeni ortaya çıkarılma korkusudur

Paralel yapıyı soruşturan savcının verdiği ‘soruşturun’ talimatının tamamen CMK kapsamında olduğu vurgusu yapıldı.

Paralel Yapılanma’yı etkisine aldığı gözlenen paniğin ortaya çıkarılmanın korkusu olduğu bildirildi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Yasin Aktay, iki kez darbe girişiminde bulunan paralel yapılanmadan hukuk yoluyla hesap sormanın gerekli olduğunun altını çizerek, soruşturmada asla yasa dışına çıkılmadığını kaydetti. Emekli Savcı Reşat Petek, savcının tüm işlemlerinin yasal olduğunu, yasal soruşturmadan bu kadar korkulmasına anlam veremediğini söyledi. 17 Aralık ve 25 Aralık darbe girişimleri başarısızlıkla sonuçlanan; 30 Mart Seçimleri’ni sabote etmek için Başbakan Erdoğan’ın telefonunu ve Dışişleri’ni dinleyen; Selam Terör Örgütü adlı bir örgüt uydurup, binlerce kişiyi dinleyen Paralel Yapı, kendisine yönelik yürütülen “Gizli” soruşturma kapsamında “yasal yollarla delillerin toplanması” talimatının “Hizmete kumpas” olduğunu öne sürdü.

Emekli Savcı Reşat Petek: Zaman’ın haberi bile yeterli neden

Savcı, çantasını alıp delil toplamaz. Güvenlik kuvvetleri, jandarma ve emniyet görevlisi adli kolluk olarak savcısının yardımcısıdır. Olayın soruşturulması, arama, el koyma, yakalama, iletişim tespiti gibi raporların istenmesi hepsi savcının delil toplama yöntemidir. Bu işlemler yapılırken, sanki özellikle Zaman Gazetesi’ne göre hukukdışı emirler olarak ele almışlar. Aramanın, el koymanın, yakalamanın, iletişimin tespitinin nasıl yapılacağı kanunda belirlenmiş. Savcı, yazısında ‘Bu kanunu tanımayın, kanunsuz toplayın’ demiyor ki. ‘Suç delili olduğunda ya da toplanabileceği durumda mahkemelerden gerekli kararların alınarak, işlemlerin yapılması...’ diyor. Yurtdışına gitmiş, dönüşte yakalanması diyor, bunu bile Zaman eleştirmiş. Hakkında yakalama kararı olmayan dışında kimse yakalanmaz. Savcının talimatı ve 30 ilin emniyetine gönderilmesi Ceza Muhakemesi Kanunu içindedir. Bu, Cemaati Bitirme Operasyonu değildir. Cemaat mensuplarının paralel yapıda olması durumunda yasal durumun ifa edilmesi gerekir. Yazı 26 Haziran’da yazıldı deniyor ve gizlilik kaydı var deniyor. Ama yazı, gazete sayfasında orijinaliyle yayınlanıyor. Demek ki, mesele bu kadar ciddi. Savcının gizli soruşturmasını bile deşifre eden bir yapı var. Bu haberlerin yayınlanması bile, zaten bu soruşturma yapılmasının sebebidir.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Yasin Aktay: Zaman’ın amacı zaafa uğratmak

Savcı, Paralel yapılanmadaki paniğin nedeni ortaya çıkarılma korkusu. Zaman’ın haberlerinin amacı operasyonu zaafa uğratmak. Ortada boşa çıkartılmış bir darbe var. Bunun ne kadar planlanmış ve ilerlemiş olduğu, devletin derinliklerine sızmış olduğu ortaya çıkmış durumda. Başıboş bırakılması, toplumun ve devletin güvenliği için tehlikelidir. Binlerce insanı hukuksuz şekilde dinleyen, bilgileri yurtdışına sızdıran, Başbakan’ı dinleyen, ofisine böcek koyan bir sistem söz konusu. Bununla ilgili savcılık soruşturma yapmayacak mı yani? Yapması bile suç sayılıyor birileri tarafından. Gizli soruşturma belgeleri ifşa ediliyor. Hiçbir kural tanımayanların, özellikle dinlerken bunu yapanların ‘Bizi dinleyecekler’ diye yasal kayıtlara itirazı da gerçekten hayret konusu. Soruşturmanın da neden yapılması gerektiğinin özeti aslında.”

Herkesi dinlediler

Paralel yapılanma hukuksuz işlemlerin merkezi sayılıyor. 17 Aralık ve 25 Aralık darbe girişimlerinin yanı sıra pek çok hukuksuz dinleme de bu yapı tarafından hayata geçirildi. Star’ın duyurduğu binlerce kişinin Selam Terör Örgütü adlı uydurma örgütle ilişkili dinleme skandalının yanı sıra, yapılan inceleme sonucunda ulaşılan verilere göre, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce iki yılda 1 milyon 73 bin 136 dinleme işlemi gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştı. STAR da ‘Selam’ soruşturması dışında 30 ilde 148 bin kişinin de paralel yapı tarafından mercek altına aldığını gözler önüne sermişti. Kocakulak kurbanlarının çoğunun polis, savcı ve hakim olması dikkat çekmişti. Karanlık yapı kendisine yakın hakim, savcı ve polisleri de boş bırakmayıp sıkı takip altına almıştı. (Star)

(08 Temmuz 2014, 12:04)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?


------------------------------------------------------------------------------
HRANT DİNK CİNAYETİ VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Fetullah Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
MİT´in Dink belgesi sır mı?
Özel Harp de Dink şemasında
MİT´ten bir Özel Harp belgesi daha
Tanık: Dink´i Özel Harp öldürdü
Arınç suikast belgesi MİT´den
Dink sanığı Tuncel kayıp
Sanık Tuncel de Ergenekon dedi
Flaş!!! Dink davası sonuçlandı
Flaş!!! Dink´in katiline 22 yıl
Flaş!!! Başsavcı: Dink´te örgüt var
Yargıtay: Örgüt var, terör yok
Dink davası yeniden görülecek
Şemdinli ile Dink tezatları
Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi
Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler
Dink cinayetinde 18 karanlık nokta
Dink için Yargıtaya 18 delil sunuldu
Dink Hakimi: Örgüt yok diyemem
Savcı Dink´te temyize gidiyor
Dink´te suç: Anayasa ihlali
Dink cinayetinde 30 kişiye soruşturma
Gül, Dink için DDK´yı görevlendirdi
Balyoz Darbe Planı´nın hedeflerinden biri de Dink çıktı
Santoro, Dink ve Zirve aynı örgütün işi
Avcı ve Şener´in Dink yalanları
Zirve: Şerefsizlere vur dedik, öldürdüler
Katili yakalamayı sevenler ile katille resim çektirmeyi sevenler
Samast, Dink´e öpülerek uğurlanmış
Samast´ın yakınındaki o er kim?
Dink sanıklarıyla irtibatlı jandarmalar
Savcı: Dink cinayeti Ergenekon işi
Dink dosyasındaki Ergenekon delilleri
Flaş!!! Ergenekon ve Dink sanıklarının irtibatı tespit edildi
AİHM: Ergenekon, terör örgütü
Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6101    yazdır/print


 

İşte paralel inlere giriş talimatı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Fetullah Gülen'e yönelik soruşturmasında 30 ilin emniyetine gönderilen talimat yazısı ortaya çıktı. Yazıda; Gülen cemaatinin silahlı güce sahip olup olmadığı, devlete paralel yapının ne olduğu, kimlerden oluştuğu, nihai amaçları, örgütlenmenin şekli ve şeması, insan kaynakları ve ekonomik kaynakları gibi hususlarının tespit edilmesi isteniyor. Talimatta; cemaatin vakıf, yayın, arsa, bina, okul, dersane, banka ve paralarının belirlenmesi de isteniyor. Öte yandan Gülen'in avukatı aracılığıyla HSYK'ya başvurduğu, soruşturmayı gizli yürütmesi nedeniyle savcıyı Kurul'a şikayet ettiği ileri sürüldü.

06.07.2014 16:51 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcısı Serdar Coşkun tarafından yürütülen Fetullah Gülen soruşturması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilen “Fetullah Gülen cemaati örgütlenmesini araştırın” talimatının ardından Genel Müdürlük de il emniyet müdürlüklerine operasyon talimatı gönderdi.

Arzu Yıldız'ın T24'teki haberine göre; Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'nca 25 Haziran'da 30 ile gönderilen gizli yazıda, "cemaatin silahlı gücünün bulunup bulunmadığının ve anayasal düzen ile hükümeti yıkabilecek gücünün olup olmadığının araştırılması" istendi. "Ülke çapında acil aramalar yapılması" istenen EGM yazısında “Öncelikle istihbarat birimleriyle irtibat kurulup cemaatin tuttuğu arşivlerin bulunduğu yerlerin tespit edilerek acil aramalar yapılması ve elde edilecek delillerin değerlendirmeye tabi tutulması” talimatı verildi. EGM talimatında, Fetullah Gülen cemaati bünyesinde görülen gazeteler, televizyon kanalları, radyolar, internet siteleri, vakıf, okul, dersane, bina, arsa, banka ve paraların da tespit edilerek bildirilmesi, soruşturmada "gizli tanık"ların bilgisine de başvurulması istendi. EGM yazısında, cemaat anayasal düzeni ve hükümeti yıkmaya çalışmak iddiasıyla suçlanırken Fetullah Gülen ve beraberindekilerin neden ABD'ye gittikleri ve "kimlere hizmet ettiklerinin" araştırılması, ülkeye dönenlerin yakalanması, telefonlarının dinlenmesi ve elektronik iletişimlerinin izlenmesi talimatı da verildi.

-30 ile talimat: Arayın, araştırın, bildirin-

EGM TEM Daire Başkanlığı'ndan 30 ile gönderilen 3 sayfalık yazıda şu bilgiler yer aldı:

-Öncelikle istihbarat birimleriyle irtibat kurulup cemaatin tuttuğu arşivlerin bulunduğu yerlerin tespit edilerek acil aramalar yapılması ve elde edilecek delillerin değerlendirmeye tabi tutulması

-Bu soruşturmanın çerçevesine giren cemaat üyesi olup örgütlü olarak hükümeti devirmek ve anayasal düzeni yıkıp, doğrudan faaliyet yürüten kişilerin tespiti, adreslerinin ve açık kimliklerinin belirlenmesi

-Ülke çapında eş zamanlı arama ve delil elde etmek için ayrıntılı çalışma yapılıp, gecikmeksizin arama ve delil elde etme işlemlerinin gizlilik içerisinde yürütülmesi

-Cemaate üye olup, aktif olarak hükümeti devirmek ve Anayasal düzeni yıkmak için faaliyet yürüten kişilerin cep telefonu ve elektronik iletişimlerinin denetlenip , izlenebilmesi için her türlü araştırmanın yapılması, gerekli kararların mahkemelerden alınabilmesi için işlemlerin başlatılması

-Fetullah Gülen ve cemaatinin elinde silahlı bir güç bulunup bulunmadığı, ordu, jandarma, MİT ve Emniyet birimleri içerisindeki cemaat üyelerinin böyle bir eyleme kalkışmaları halinde hükümeti yıkabilecek ve Anayasayı ortadan kaldırabilecek güçlerinin olup olmadığının belirlenmesi

-Cinayetler ve saldırılarla ilgililer mi?-

-Cemaat üyelerinin Türkiye’nin son 10 yılında işlenen önemli olaylara azmettiren, yardım eden ya da doğrudan suç işleyen sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesi, cemaat üyelerinin rolleri bulunduğu iddia edilen Aziz Santoro cinayeti, Hrant Dink’in öldürülmesi, Danıştay saldırısı, Zirve Yayınevi Katliamı, Necip Hablemitoğlu ve Üzeyir Garih’in öldürülmesi gibi olaylarda irtibatlarının araştırılması

-'Türkiye'ye döndüklerinde yakalanmaları…'-

-Cemaat lideri Fetullah Gülen ve yanındakilerin yurt dışındaki ilişki ve irtibatları, yurt dışına ne zaman çıktıkları ve yurt dışında kim adına çalıştıklarının tespit edilmesi, cemaatin neyi savunduğu, hangi konularda hassas olduğu, geçmişteki faaliyetleri, cemaat içi kuralları, cemaat dışı ilişkileri, bağlı olduğu ilkeler, cemaat mensuplarının davranış modellerinin belirlenmesi

-Bu suçlara karışan ve yurt dışına gidenlerin bulunduğu ülkelerin tespiti, ne zaman yurt dışına çıktıklarının belirlenmesi, ülkeye dönmeleri halinde yakalanmaları için gerekli işlemlerin tamamlanması

-Gülen cemaatinin ülke içerisinde ve ülke dışında örgütlenme yapısının araştırılıp bu örgütlenme içerisinde yer alanların tespiti

-Gülen cemaatinin üst imamlarından gelen talimatları, alt birimlere ulaştırma şeklinin belirlenmesi

-Örgüt içerisindeki disiplinin nasıl sağlandığı, cemaatten ayrılan ve ayrılmak isteyenlere karşı ne tür tedbirlerin alındığı, cemaatin üst düzey imamlarının aldığı kararların uygulanma şeklinin belirlenmesi

-Gülen cemaatinin kurumlarda örgütlenme şekillerinin belirlenmesi

-Cemaatin Jandarma, MİT, EGM, yargı organları ve ordudaki üyelerinin kimler olduğu , toplam kaç kişi olduklarının belirlenmesi, kurumlar içerisinde örgütlenme şekli ve şemasının tespiti

-Gülen’in Türkiye’de imam olarak görevlendirdiği kişilerin ilçeler, iller, ülke geneli, yabancı ülkeler olmak üzere ayrı ayrı tespit edilmesi

-İmamların hangi devlet idaresi veya kurumundan sorumlu olduğunun tespit edilmesi, imamların sorumluluk ve görev alanlarının belirlenmesi

-Emniyetten sorumlu imamın Ömer kod adlı O.H.Ö., TSK’dan sorumlu imamın H.Ö., MİT’ten sorumlu imamın Sinan kod M.K., Adalet Bakanlığı, Teftiş Kurulu Başkan yardımcılığı yapan ve soyadı A. Olan imamın ve diğer devlet kurumlarında sorumlu imam düzeyinde görevli olan kişilerin açık kimliklerinin tespiti

-'TV'leri, radyoları, gazeteleri, siteleri, ajansları bildirin'-

-Gülen cemaatinin kullandığı internet siteleri, basın yayın organları, gazeteleri, haber ajansları, TV ve radyolarının araştırılıp hangileri olduğunun il ve ilçelere dağılımın tespiti

-Gülen cemaatine bağlı şirket, vakıf, okul, dernek, yurt ve benzeri kuruluşlarda toplam çalışan kişi sayısının yıllara göre çıkarılması talep edildi.

-Yazıda ayrıca cemaatin dersane, yurt, ev ve okullarında kalan öğrenci sayısının tespiti de istendi. İlgili talepte Gülen cemaatinin her türlü ticari, eğitim, sosyal etkinlik, basın yayın ve matbaa işlemleri, internet yayıncılığı gibi faaliyetlerinin araştırılması talimatı verildi.

-Cemaatin devleti ele geçirmeye başladığı ve aktif olduğu 2003 yılından sonraki dönemde yapılan uygulamaları, soruşturma ve davalarla mağdur edilenlerin müşteki sıfatıyla olay, kişi ve yer hatırlatması yapılarak ayrıntılı ifadelerinin alınması

-Yazıda Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu, Hanefi Avcı’nın Haliçte Yaşayan Simonlar, İşçi Partisi’nden Metin isimli kişinin kitabı, İlker Başbuğ’un kitabının temin edilip gönderilmesi

-Talimat yazısının gönderildiği iller-

Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van emniyet müdürlükleri. (T24)

İşte operasyon talimatına ilişkin belgeler:







GÜLEN VE PARALEL MEDYA TEPKİLİ

Soruşturma ve talimatın paralel medyada 'cemaati tasfiye çabası' olarak sunulduğu da dikkatleri çekti. Paralel medyanın merkez tv kanalı Samanyolu Haber, talimatta, paralel yapının geçmişte baskısına maruz kalmış polis müdürlerinin ifadelerine ve kitaplarına başvurulmasına tepki gösterdi.

"Operasyon talimatında pes dedirten detay: Onları da dosyaya koyun" başlığıyla verilen haberde Samanyolu Haber'de şu satırlar yer aldı: "Delil bulmakta zorlanan Savcılığın, Emniyet'e gönderdiği talimatın ardından ortaya çıkan EGM’den 30 ile gönderilen 'operasyon talimatı' yazısında, soruşturma için gizlice 'delil bulun' deniliyor. Yandaş medyanın gazete manşetlerinde yer alan yalan haberlerin de yer aldığı talimat yazısında dikkat çeken bir detay ise: "Ahmet Şık’ın 'İmamın Ordusu', Hanefi Avcı’nın 'Haliçte Yaşayan Simonlar' ve İşçi Partisi’nden Metin isimli kişinin kitabı gibi kitapların da temin edilip dosyaya eklenmesi"

"Gazete manşetlerinden sonra kitap üzerinden delil üretme çabası" başlığı altında ise haberde şu satırlar yer alıyor: "Daha önce eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in Meclis’e verdiği soru önergesiyle yandaş meydanın manşetlerinin 'kirli eylem planı'nın bir parçası olduğu ortaya çıkmıştı. Yandaş meydanın Danıştay, Garih, Dink, Santoro ve Zirve gibi tüm cinayetleri Camia ile irtibatlandırma amaçlı yalan haberlerine EGM tarafından 'operasyon talimatı'nın yer aldığı belgede yer verilmesi de dikkat çekti."

"O kitapları da dosyaya koyun" başlığı altında da şu satırlara yer veriliyor: "Soruşturma kapsamında il emniyet müdürlüklerine gönderilen talimatta, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve tahliye edilen eski emniyet müdürü Hanefi Avcı’nın da mağdur sıfatıyla ifadesinin alınması istendi. Avcı dışında emniyet müdürleri Emin Aslan, Celal Uzunkaya, Faruk Ünsal ve Orhan Özdemir’in de mağdur sıfatıyla ifadelerinin alınması istendi. Bunun dışında ifade alma işlemi ile ilgili olarak şu talimata da yazıda yer verildi: “Cemaatin devleti ele geçirmeye başladığı ve aktif olduğu 2003 yılından sonraki dönemde yapılan uygulamaları, soruşturma ve davalarla mağdur edilenlerin müşteki sıfatıyla olay, kişi ve yer hatırlatması yapılarak ayrıntılı ifadelerinin alınması…” Talep yazısında ayrıca gizli tanık oluşturulması da isteniyor. Terörle Mücadele Daire Başkanlığının gönderdiği talep yazısında Ahmet Şık’ın 'İmamın Ordusu', Hanefi Avcı’nın 'Haliçte Yaşayan Simonlar' ve İşçi Partisi’nden Metin isimli kişinin kitabı gibi kitapların da temin edilip gönderilmesi isteniyor."

PARALEL YAPI SAVCIYI HSYK'YA ŞİKAYET ETTİ

Konuyla ilgili bir diğer gelişme de yine paralel medyada yer alıyor. Bugün'ün haberinde, Fetullah Gülen'in, avukatı aracılığıyla soruşturma savcısı Serdar Coşkun'u HSYK'ya şikayet ettiği bildiriliyor. Şikayet, Coşkun’un soruşturmayı gizlediği suçlamasıyla yapılmış. Gülen'in avukatı, soruşturma ve talimatın TCK, CMK, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu ileri sürüyor. Şikayet dilekçesinde Savcı Serdar Coşkun hakkında disiplin ve suç soruşturması talep edildiği belirtiliyor.

Haberde "Hizmet Hareketi'ne başlatılan soruşturmada büyük skandal" başlığı altında; "Hizmet Hareketi’ne ilgisi olan herkesi kayıt altına alma talimatı veren Ankara Savcısı Coşkun, Hocaefendi’nin avukatına dosyayı vermedi. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, Hocaefendi hakkında bir soruşturma varsa bildirilmesi ve gerekli evrakların kendilerine verilmesini talep etti. Bunun üzerine savcı Coşkun “Herhangi bir soruşturmada Fethullah Gülen şüpheli olarak bulunmuyor” diyerek soruşturmayı gizlediği ortaya çıktı." deniliyor ve bu durum skandal olarak değerlendiriliyor.

İkinci kez savcılığa giden Gülen'in avukatına, “Biz grubun araştırılmasını istedik. Fethullah Gülen şüpheli olarak soruşturmada bulunmuyor” cevabının yinelendiği ileri sürülüyor.

NEDEN GİZLİ YÜRÜTÜLÜYOR?

Haberdeki ilginç bir detay da, soruşturmanın niçin gizli yürütüldüğünün paralel kesimde güya merak konusu olduğundan bahsedilmiş olması.. Haberdeki ilgili satırlar şu şekilde: "Hocaefendi’nin avukatlarının, “Savcı Bey, daha önce de herhangi bir soruşturma olmadığını söylediğiniz halde soruşturmanın varlığını medyadan öğrendik. Bugün ise müvekkilimizin irtibatlı olduğu grubun, ‘Terörü finanse edip edemeyeceğinin araştırılmasını’ istiyorsunuz. Sayın Gülen’in yine şüpheli olmadığını söylüyorsunuz” cevabını verdiği kaydedildi. Soruşturma başlattığı medyaya yansımasına rağmen Coşkun’un soruşturmayı gizleme çabası dikkat çekerken soruşturmanın neden gizli yürütüldüğü merak konusu oldu."

GİZLİLİĞİN SEBEBİ GAYET AÇIK

Görüldüğü gibi Fetullah Gülen liderliğindeki paralel yapılanmaya yönelik bu en geniş kapsamlı soruşturma paralel kesimde panik etkisine neden olmuş durumda. Gülen liderliğindeki paralel yapılanma iddiasına dair çeşitli illerdeki savcılıklara onlarca suç duyurusu yapılmış, suç duyurularında çok sayıda somut deliller sunulmuşken, devletin en derinlerine sızmış paralel bir yapılanma söz konusu iken, soruşturmanın niçin gizli yapıldığı sorularak saf ayağına yatılmaya çalışıldığı gözleniyor.

Fetullah Gülen yıllardır ABD'nin Pensilvanya eyaletinde yaşıyor. Paralel devlet yapılanmasının varlığına ve yöneticiliğini Gülen'in yaptığına dair tartışmalar 8-9 aydır yoğun şekilde gündemde. Gülen'in hakkında çıkan iddiaları bir nevi yalanlaması anlamına gelebilecek şekilde Türkiye'ye kısa bir ziyaret bile yapması mümkün iken bunu yapmaması, gözaltına alınmaktan korktuğu ve iddiaların doğruluğuna bir delil olduğu yorumlarına neden oluyor. Gülen'in paralel yapılanmayla bağlantısı olduğuna dair haberlere karşı savcılıklara çok sayıda suç duyurusu yaptığı, çeşitli gazetelere, muhabir ve yazarlarına yüzlerce dava açtığı biliniyor. İlginç olan ise, dava dilekçelerinde şikayetçi kısmında "Fetullah Gülen.. İkamet adresi: ABD/Pensilvanya" yazıyor olması. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Bu haberle doğrudan bağlantılı haberler:
Savcı, beyin takımının peşinde
Gülen'e derin inceleme başlatıldı

(06 Temmuz 2014, 16:51)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6099    yazdır/print


 

Yabancı vakıflara suç duyurusu

Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının Gezi olaylarına aktif destek verdiğini gösteren somut bulgular sıralanıyor. Yabancı vakıfların Ergenekon davası sürecinde de gündeme geldiğine somut bulgularla dikkat çekilen suç duyurusunda, hem yasadışı faaliyette bulunmakla suçlanan yabancı vakıflar, hem de o vakıflarla bağlantıları gündeme gelen CHP'li yöneticiler hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması talep ediliyor. Suç duyurusunda, yabancı vakıfların Türkiye'de bu şekilde yasadışı faaliyet gösterdiği ve ülke siyasetine yurtiçindeki şubeleri aracılığıyla dışarıdan etki etmeye çalıştığı şüphesinin bir benzerinin Mısır'da da gündeme geldiği ve yürütülen soruşturma ve dava ile bu şüphenin ispatlandığı, çok sayıda yabancı vakıf görevlisinin hapis cezası aldığı hatırlatılıyor.

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının Gezi olaylarına aktif destek verdiğini gösteren somut bulgular sıralanıyor. Duyuruda ayrıca yabancı vakıfların Ergenekon davası sürecinde de gündeme geldiğine somut bulgularla dikkat çekiliyor.

Suç duyurusunda; Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıfların Türkiye siyasetine etki etmeye çalıştığına yönelik somut şüphelerinin yürütülecek bir soruşturma ile aydınlatılması, şüphelerin kanıtlanması halinde ise; ilgililer hakkında kovuşturma açılarak gerekli cezalara çarptırılmaları ve ilgili vakıfların Türkiye'deki şubelerinin kapatılması talep ediliyor.

Suç duyurusunda ayrıca yabancı vakıflarla bağlantıları gündeme gelen CHP'li yöneticiler hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması, suçları tespit edilenlerin gerekli cezalara çarptırılmaları da talep ediliyor.

Adalet Platformu, suç duyurusu dilekçesini Çağlayan Adalet Sarayı'nda nöbetçi Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar'a teslim etmek istedi. Ancak Savcı Uçar'ın dilekçeyi almaktan kaçınması üzerine Platform yetkilileri dilekçeyi İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Oktay Erdoğan'a teslim etti.
 
------------------------------------------------------------------------------

İşte o suç duyurusu:

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA
(10. Maddeye Göre Özel Yetkili)

ŞÜPHELİLER: Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıfların -ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının- ve CHP’nin yöneticileri, soruşturma ve inceleme sonucunda tespit edilecek diğer kişiler.

MÜŞTEKİ: Adem Çevik TC 12409824156 Şifahane cad. no.14 Süleymaniye Fatih/ist. Tel:05322467411 www.adaletplatformu.com ademgerede@gmail.com

SUÇLAR:Türkiyede kaos çıkarmak, terör faaliyetlerine destekte bulunmak, “Gezi Parkı Darbe Girişimi” ne destek vermek, Ergenekon v.b. Silahlı Terör Örgütü sanıklarına finansal destek vermek. Teröre yardım, anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs, yasama, yürütme ve yargı faaliyetlerini engellemek

İZAH: Türkiye'de şubeleri bulunan yabancı vakıflardan ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının yasalarla yasaklanmış olmasına karşın Türkiye'deki iç siyasete etki etmeye çalıştığı şüphesini doğuran çok sayıda somut bulgu son senelerde ortaya çıkmıştır. Aşağıda, deliller kısmında bunlardan bizim tespit edebildiğimiz bazılarına yer verilmiştir. Ülkemizi 2013 Haziran ayı boyunca sarsan Taksim Gezi olayları sürecinde bu bulgular artmıştır. Örneğin son olarak; Gezi Parkı eylemleri sırasında göstericilere kapılarını açan Divan Otel sahibi Ali Koç ve Semahat Arsel, bir Alman kuruluşu tarafından ödüllendirilmiştir. Ödülün gerekçesinde Divan´ın Gezi Parkı protestolarında ´sivil dayanışma ve cesaretin önemli bir örneğini´ ve ´misafirperverliğin kriz anlarında da ne kadar gerekli olduğunu´ gösterdiği vurgulanmıştır. Ödül, Batı ve özellikle Alman vakıf ve siyasilerinin Gezi olaylarına yakın ilgisine yeni bir delil teşkil etmektedir. ´Hospitality Innovation Award´ adı verilen ödüle bu yıl (2013) Divan Otelleri´nin sahipleri Ali Koç ile Semahat Arsel layık görülmüştür. Ödülün gerekçesinde Divan´ın Gezi Parkı protestolarında sivil dayanışma ve cesaretin önemli bir örneğini ve misafirperverliğin kriz anlarında da ne kadar gerekli olduğunu gösterdiği vurgulanmıştır. Merkezi Almanya'nın Münih kentinde ´te bulunan PKF hotelexperts isimli kuruluş tarafından verilen bu ödülün Münih´te yapılacak bir törenle sahiplerine takdim edileceği duyurulmuştur.

Batı'nın ve özellikle Alman vakıf ve siyasilerinin Gezi olaylarına yakın ilgisi çok sayıda somut bulguyla ortaya çıkmıştır. Gezi olayları sürecinde Alman medyasında Türk hükümeti ve başbakanına ağır hakaretler edilmiş, Alman Başbakanı Merkel'in Gezi olaylarına yönelik polis müdahalesinin G-8 toplantısında gündeme getirilebileceğini dile getirdiği ileri sürülmüş, Alman milletvekili Claudia Roth ise Gezi olaylarına bizzat katılarak destek vermiştir.

Bu bilgilerin dışında basında dile getirilen bir iddiaya göre, Gezi eylemlerine katılan ya da destek veren güçlerle ilgili bir rapor hazırlanmış ve Başbakan Erdoğan´a sunulmuştur. Ayrıntıları AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu´nda da konuşulan rapora göre; 8 Alman vakfı protestoların bitmemesi için eylemcilere kol kanat germiştir. Bu vakıfların eylemcilerin gıda sorunu yaşamaması için Taksim Meydanı´na sürekli yemek servisi yaptığı dile getirilmiştir.

Gezi olaylarına yabancı uyrukluların katıldığı da bir başka gerçektir. Bu durum halen yürütülen ve bir kısmı davaya dönüşen Gezi soruşturmalarında yer alan yabancı uyruklu sanıklardan da anlaşılmaktadır. Kendi ülkelerindeki, örneğin Gezi olaylarından kısa süre önce İngiltere ve ABD'de gerçekleşmiş olan çok daha sert polis müdahalesine karşı sessiz kalan bu kişilerin Türkiye'deki olaylarda aktif şekilde yer almalarının, bu suç duyurusuna temel teşkil eden yabancı bir yapılanmanın işi olduğu şüphesini güçlendirdiği görülmektedir.

-Hatay'da iş üzerinde yakalandılar-

Daha somut bir bulgu ise Hatay´da ortaya çıkmış bulunmaktadır. Gezi eylemcilerine para dağıttığı ihbarı üzerine 2013 Temmuz ayı başında biri Alman diğeri İngiliz iki yabancı vakfa baskın yapılmış, üyeleri gözaltına alınmıştı. Hatay´da Gezi Parkı eylemlerini provoke ettiği iddia edilen Alman yardım kuruluşu Arche Nova üyelerinin kaldığı eve operasyon düzenlendi. Maliye eski Bakanı Zekeriya Temizel´in kızı Selin Temizel´in aralarında bulunduğu 5 kişi gözaltına alındı.

Operasyon e-posta ihbarıyla başladı. İhbarda, bazı yabancıların kiraladıkları evde eylem organize ettiği ve göstericilere para dağıttığı ifade edildi. Selin Temizel ile Alman Natia S, İrlandalı Simon B, Arap uyruklu Usame H. ve Sinan G, casusluk suçlamasıyla gözaltına alındı. Savcılık ifadelerinin ardından yabancı uyruklu üç kişi sınır dışı edildi. Evde bulunan 50 bin dolar, 70 bin euro ve 50 bin liraya el kondu. Ele geçirilen dokümanlarda Hatay´da yaşayan Nusayrilere ilişkin bilgiler olduğu belirtildi.

Hatay´da aynı gerekçelerle ikinci casusluk operasyonu İngiliz yardım kuruluşu MapAction üyelerine yönelik gerçekleştirildi. İngiliz James A., Bruce S. ve İspanyol George G. gözaltına alındı. 3 yabancı sınır dışı edildi.

Arche Nova, 1992´den beri uluslararası düzeyde faaliyet gösteren bir yardım kuruluşu. Arche Nova üyelerinin Dışişleri Bakanlığı, AFAD veya Hatay Valiliği´nden izin almadığı belirlendi. Şehirdeki Gezi eylemlerine Türk bayrakları ile katıldıkları belirtilen şüpheliler, insanlığa karşı suç işleyen Esed yanlısı Nusayriler´i Suriyeli sığınmacılara karşı kışkırtmakla da suçlandı.

-Ergenekon sanıklarına finansal destek-

Yabancı vakıfların yasak olduğu halde Türkiye´deki siyasete müdahale ettiği iddiaları Ergenekon davası sürecinde de gündeme gelmiş ancak üzerine gidilmemişti. Alman vakıflarından Ergenekon sanıklarına gönderilen parasal destek belgelerle ortaya çıkmış ancak bu konuda ayrı bir soruşturma açılmamıştı.

Almanya´nın Türkiye üzerindeki siyasi nüfuz çabasının çok fazla olduğu, defalarca gündeme gelmiştir. O kadar ki, Başbakan Erdoğan, 2011 Ekim ayında yaptığı bir konuşmasında konuya değinme ihtiyacı hissetmiştir. Alman vakıflarının PKK´ya ve CHP´li belediyelere yardım ettiğini dile getiren Erdoğan, şunları da söylüyordu: “Alman vakıflarının, uzun zamandır Türkiye´de ne yazık ki buna benzer bazı girişimleri olmuştur. Hatta ana muhalefet partisine bu şekilde yardım konusu tartışma konusu da olmuştur, tartışılmıştır, medyada bu yayımlanmıştır. Fakat tabii o gündür bugündür bu iş üzerine gidilmediği için belki belli noktada kalmıştır.”

-Prof. Hablemitoğlu suikasti ile Alman vakıflarının bağlantısı-

Başbakanın dile getirdiği CHP ve PKK´ya finansal yardımın ötesinde de durumlar söz konusu idi. 2002 sonunda silahlı saldırıda hayatını kaybeden Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu´nun bu vakıfların Türkiye´deki etkilerini araştırdığı sırada öldürüldüğü iddia ediliyor. Ölümünde Ergenekon örgütünün parmağı Ergenekon davasında gündeme geldi. Hablemitoğlu suikastinin ardında Almanya´nın olduğu, bu ülkenin isteği doğrultusunda suikastin Ergenekon örgütünce gerçekleştirildiğine dair güçlü bulgular ortaya çıktı. Hablemitoğlu´nun ölmeden önceki son araştırması, Alman vakıflarının Türkiye´deki faaliyetleri üzerineydi. Hablemitoğlu´nun, Alman vakıflarının Türkiye´de yasal olmayan çalışmalar yaptığı, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediği ve altın madeni karşıtlarını örgütlediği yönünde çok önemli bilgilere ulaştığı ileri sürülüyor. Bu bilgileri 26 Aralık 2002´de Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi´nde görülmeye başlanacak 15 sanıklı ´Alman Vakıfları´ davasında açıklaması bekleniyordu. Ancak duruşmaya 8 gün varken öldürüldü.

-Bedrettin Dalan'a sahte pasaport-

Yine Almanya'nın, Ergenekon firarisi Bedrettin Dalan´a sahte pasaport verecek kadar ileri gittiği de bir gerçektir. Dalan'ın Sinan Akkuş adına düzenlenmiş sahte bir pasaport taşıdığı belgeleriyle basında yer almıştır. Almanya Dalan'ı Türkiye´ye iade etmeyi de reddetmektedir. Yine Alman derin devletinin Türklere yönelik dönerci cinayetlerinin ardından çıktığı da bir gerçektir. Türklere yönelik kundaklama olaylarının ardında da aynı gücün rol aldığı şüphesi var. Gezi olaylarında Türk kontrgerilla yapılanması olan Özel Harp Dairesi elemanlarının yer aldığı ileri sürülmüştü. Alman ve Türk kontrgerilla teşkilatlarının hala güçlü olduğu ve yardımlaştıkları bizzat Alman araştırmacılar tarafından da dile getirilmektedir. 1990 sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı sonrasında tüm NATO üyelerinde kurulduğu, İtalyan savcıların ulaştığı belgelerle ve üye ülkelerin yetkililerince yapılan açıklamalarla kanıtlanan Ergenekon benzeri Gladio teşkilatlarının tüm üyelerde tasfiye edildiği açıklanmasına karşın Türkiye´de bunun yapılmadığı yıllardır zaten biliniyordu. Bu Türk kontrgerilla teşkilatının varlığı artık savcılar tarafından da -örneğin Ergenekon davası iddianameleri ve esas hakkındaki mütalaada- dile getirilmektedir. Türklere yönelik yakın zamanda yaşanan ve altından Alman derin devletinin çıktığı Dönerci cinayetleri üzerine açıklama yapan Alman araştırmacılar ise teşkilatın Almanya kolunun da halen var olduğunu, Alman ve Türk Gladio teşkilatlarının halen güçlü şekilde varlıklarını sürdürdüğünü ve işbirliği yaptıklarını dile getirmişlerdir.

-Mısır'daki gelişmeler-

Bu suç duyurusunda dile getirilen şüphelerin bir benzeri Mısır'da ortaya çıkmış ve yürütülen soruşturma sonucu kanıtlanmıştır. Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek´in 2011´de Tahrir ayaklanması ile devrilmesinden sonraki yeni anayasal süreçte Mısır´da yabancı vakıflara baskınlar yapılmış, ABD, Alman ve İngiliz vakıflarının 43 yöneticisi 2011 sonunda gözaltına alınmıştır. Mısır Başsavcılığı söz konusu kişilerin sivil toplum kuruluşu adı altında ülkede siyasi faaliyetler yürüttüğünü, 2012 Mart ve Aralık ayları arasında izinsiz açılan 6 kuruluşun temsilcisinin, yabancı kaynaklardan fon sağladığını ortaya koymuştur. 43 sanık hakkında açılan dava 4 Haziran 2013´te sonuçlanmış, Mısır Ceza Mahkemesi, sanık olarak yargılanan sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcilerini siyasi faaliyetler yürüttüğü gerekçesiyle 1 ila 5 yıl arasında hapis cezasına çarptırmıştır. Amerika Birleşik Devletleri Ulaştırma Bakanı Ray Lahood´un oğlunun da aralarında bulunduğu 16 Amerikalı hakkında 5 yıl hapis cezası verilmiştir. Dava sonucunda Alman Konrad Adenauer Vakfı´nın yöneticilerine ve büro sorumlularına da 5´er yıla kadar varan hapis cezası verilmiştir. Toplamda 43 sanığın tümüne ceza verilmiştir. Mahkeme ayrıca sivil toplum kuruluşlarına ait tüm evrak ve dokümanlara el konulmasını ve ofislerinin kapatılmasını kararlaştırmıştır. Bu dava, yasak olmasına rağmen yabancı vakıfların Mısır´da siyasi faaliyetlerde bulunduğunu kanıtlamıştır.

Batı ülkelerinin vakıf ve kuruluşları aracılığıyla başka ülkelerin iç siyasetine nasıl etki etmeye çalıştığı Mısır´da net şekilde görülmüştür. Ve halen görülmeye de devam etmektedir. ABD Berkeley Üniversitesi öğrencileri bilgi edinme yasası kapsamında ABD´nin çeşitli dernek ve kuruluşlar aracılığıyla Mısır´da Cumhurbaşkanı Mursi karşıtı göstericilere parasal yardım yaptığını kanıtladılar. Benzer bir şüphe Türkiye´deki Gezi olaylarında da söz konusu.

Hatay´da bunun somut bir örneği tespit edilmiştir. Askeri darbelere hep karşı olduklarını açıklamalarına rağmen Batılıların ve Almanların Mısır´da farklı davranmalarının bir izahı yok. Ama aslında var. Darbeye darbe dememeleri, geçen bir kaç ayda darbeciler tarafından bir çok katliamlar yapılmasına ve demokrasi isteyen kitlelerin öldürülmesine karşın buna tepkisiz kalmaları, insanlık suçu işlenmesine karşın darbecilere yardıma devam etmeleri insanlık suçuna yardım teşkil ediyor. Ülkelerinin iştirak ettiği bu suçu eleştirmek ve bu konuda ödüller vermek yerine, başka ülkelerin iç siyasetine ödül maskesi altında müdahale etmek, çağdaş Batı demokrasisinin, ´ikiyüzlülük ödülü´nü hakettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla Alman PKF kuruluşu tarafından Divan oteline verilen Gezi ödülünün otel hizmetlerine gösterilen tarafsız bir ilginin dışında kaldığı ve iç siyasete etkiyi amaçladığına kuşku bulunmamaktadır.

DELİLLER: Tüm yasal deliller, tanıklar, 2002´deki Alman vakıfları davasına bakan Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi v.b. Ceza Mahkemesi´ndeki deliller, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13.Ağır v.b. Ceza Mahkemesi´ndeki deliller, Gezi soruşturmalarına bakan savcılıklardaki deliller, bilahare tarafımızca dosyaya sunulacak diğer deliller ile aşağıda bir kısmı verilen ilgili haberler:

"Almanlardan Koç´lu Gezi mesajı", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5617
"Yabancı vakıflara dava açılacak mı?", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5598
"Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler", http://kontrgerilla.com/yazilar/gezi_belgeseli.asp
"O vakıflar iş üstünde yakalandı", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5445
"Mısır Alman vakıflarını yargılıyor", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4291
"Mısır´da ABD rolü belgelendi", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5456
"Alman vakıfları Ergenekon davasında", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4271
"Ergenekon´un Almanya örgütlenmesiyle ilgili haberler", http://kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-deutsch
"Sanıklara Ergenekon koruması", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4694
"Interpol´e sunulan Ergenekon raporu", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4335
"Almanya´dan Dalan´a sahte pasaport", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4014
"Almanya Dalan´ı iade etmiyor", http://kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4000

NETİCE-İ TALEP: Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıfların Türkiye siyasetine etki etmeye çalıştığı şüphelerinin yürütülecek bir soruşturma ile aydınlatılmasını, şüphelerin kanıtlanması halinde ise; ilgililer hakkında kovuşturma açılarak gerekli cezalara çarptırılmalarını ve ilgili vakıfların Türkiye'deki şubelerinin kapatılmasını ve Ergenekon Silahlı Terör Örgütü sanıklarına finansal destek vermek. Teröre yardım, anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs, yasama,yürütme ve yargı faaliyetlerini engellemek suçundan cezalandırılmalarını arz ve talep ederiz.

02.12.2013 Adem ÇEVİK

www.adaletplatformu.org darbesavarlarbirligi@gmail.com
Tel: 05322033274

------------------------------------------------------------------------------

-Nöbetçi savcı suç duyurusunu almak istemedi-

Az önce konuyla ilgili bir açıklama yapan Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, suç duyurusu dilekçesini Çağlayan Adalet Sarayı'nda bugün nöbetçi Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar'a teslim etmek istediklerini, ancak Savcı Uçar'ın dilekçeyi almaktan kaçınması üzerine Platform yetkilileri olarak dilekçeyi bizzat İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Oktay Erdoğan'a teslim ettiklerini belirtti. Çevik, Platform olarak somut bulgulara dayanan şüphelerin araştırılmasını ve sorumluların kovuşturulmasını beklediklerini ifade etti.

------------------------------------------------------------------------------

ALMAN VAKIFLARININ CHP'YE YARDIMI BELGELENDİ

Hatırlanacağı gibi, Birinci Ergenekon davasının 19 Ocak 2012 tarihindeki görülen 209. duruşmasında ifade veren Tanık Talip Doğan Karlıbel, Alman vakıflarına ve bu vakıfların Türkiye´deki Ergenekon sanıkları ve CHP´yle bağlantılarına dair çarpıcı iddialarda bulundu. İfadesinde 1997´ye kadar 11 yıl Alman emniyetinde çalıştığını, tercümanlık yaptığını, uyuşturucu alanında da çalıştığını dile getiren Karlıbel, çeşitli Alman Vakıflarından para alan Ergenekon sanıklarını ve aldıkları para miktarını ´belgeleriyle´ tek tek açıkladı. Karlıbel, Alman vakıflarının 1970 yılından bu yana Türkiye´ye 350 milyon dolar para transfer ettiğini savundu. Alman vakıflarının CHP´ye yaptığını iddia ettiği yardıma ilişkin dekontu, dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya´ya verdiğini belirten Karlıbel, ancak Başsavcının CHP ile ilgili bu iddianın üzerine gitmediğini öne sürdü. Karlıbel, Ankara 2 No´lu DGM´de görülen Alman vakıflarıyla ilgili davada da eski CHP Milletvekili avukat Şahin Mengü´nün yönetimindeki avukat grubunun, bu vakıfların avukatlığını yaptığını kaydetti. Alman siyasi vakıflarının, CHP ve bazı siyasi partiler ile bölücü örgütler gibi hükümete karşı olan bütün örgütlerle iç içe olduğunu tespit ettiğini savundu.

------------------------------------------------------------------------------

-Vakıflar daha önce de suç duyurusuna konu oldu-

Adalet Platformu, daha önce yaptığı bir suç duyurusunda CHP'nin kapatılması talebinde bulunmuş, CHP'nin yabancı vakıflardan aldığı finansal yardımın Ergenekon davasında belgelenmesini de deliller arasında göstermişti.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(02 Aralık 2013, 16:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Almanlardan Koç´lu Gezi mesajı

Yabancı vakıflara dava açılacak mı?

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Mısır´da ABD rolü belgelendi

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

CHP hakkında şok iddialarda bulunan Ergenekon tanığı Talip Doğan Karlıbel´le ilgili tüm manşetlerimiz

ÖRNEKLERLE CHP´NİN ERGENEKON VE BENZER DAVALARDA SEMPATİZANLIKTAN ÖTE TAVIRLARI

´ERGENEKON VE CHP´ MANŞETLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5750    yazdır/print


 

Flaş!!! Bahtiyar Aydın davası açıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında uğradığı suikast sonucu öldürülen dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili soruşturmayı 20 yıllık zaman aşımına gireceği gün tamamladı. Hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, ´şüpheli´ sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, ´Taammüden öldürme´, ´Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik´, ´Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma´ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

22.10.2013 13:01 Turgut Özal´ın ölümüyle aynı kapsamda değerlendirilen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesiyle ilgili flaş gelişme.. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında uğradığı suikast sonucu öldürülen dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili soruşturmayı tamamladı.

Faili meçhul cinayet dosyalarını soruşturan Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun´un, dosyanın 20 yıllık zaman aşımına gireceği gün hazırladığı iddianame, TMK´nın 10. Maddesiyle Görevli Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi.

İddianamede, 22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olarak görev yaparken, Lice Jandarma Komando Bölük Komutanlığı Binası önünde ´kanas´ olarak tabir edilen uzun namlulu silahla suikaste uğrayan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesiyle ilgili detaylara yer verildi.

İddianamede, 20 yıl önce Lice ilçesinde çıkan olaylarda Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgenaral Bahtiyar Aydın, Jandarma Uzman Çavuş Yüksel Bayar ile 14 vatandaşın öldüğü belirtilerek, Olayda, bir uzman çavuş, bir er ve bir polis memuru ile çok sayıda vatandaş yaralanmış, çok sayıda konut, iş yeri ve araç hasar görmüştür. Operasyonu Diyarbakır Jandarma Komutanı olan şüpheli Eşref Hatipoğlu yönetmiştir. Resmi tutanaklarda PKK terör örgütü mensuplarının ilçeye saldırması nedeniyle bu sonucun meydana geldiği yazılmış, ancak örgüt o gün ilçeye kendilerine ait hiçbir gruptan saldıranın olmadığını ileri sürmüştür. Aradan geçen 20 yıla rağmen saldırıya katıldığı tespit edilen örgüt mensubu olmamıştır denildi.

İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, şüpheli sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, Taammüden öldürme, Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik, Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

ŞEMDİN SAKIK: PAŞAYI DEVLET VURDU

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgenaral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesi olayı kayıtlara PKK ile çatışma sırasında ölüm olarak geçti. Ergenekon davasında ifade veren PKK yöneticisi Şemdin Sakık, mahkemede verdiği ifadede Aydın´ın ölümüyle ilgili, ´Bu olay aydınlatılmadı. Birileri cinayet işliyor, birileri de azabını yaşıyor. Paşayı devletin içinde bir ekip vurdu. Şüphem yok. Paşayı devlet vurdu. Hatta duyduğuma göre vuran asker de öldürüldü. Lice´de çatışma süsü verdiler. Paşa´da helikopterine atlayıp gitmek zorunda kaldı. Derin devlet vardır. Kimi ´Ergenekon´, kimi ´derin devlet´ dedi. Bence ayrımı yok. Öteden beri sol çevreler bütün hayallerini ordu üzerinde kuruyorlar´ diye konuşmuştu.

SES KAYDINDAKİ İDDİA

Öte yandan Yenişafak gazetesinde konuyla ilgili bir başka önemli iddia yayınlandı. Haberde, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın cinayetinde zamanaşımı süresinin dolmasına bir gün kala cinayeti aydınlatacak çok önemli bir bantın ortaya çıktığı belirtiliyor. Buna göre, halen Antalya İl Jandarma Komutanlığı´nda görevli olduğu öğrenilen Ayhan Esen´in ait olduğu iddia edilen ifadelerin yer aldığı bant kaydından, Aydın´ın terörist saldırıya değil bir iç hesaplaşmaya kurban gittiği bilgisi yer alıyor. Bant kaydından cinayeti anlatan Başçavuş Ayhan Esen´in, bir dönem Aydın´ın yakın koruması olarak görev yaptığı öğrenildi. Esen, cinayet olayında Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım´a işaret etti. Bant kaydının Malatya merkezli yürütülen Aydın cinayetinin de dahil olduğu ´faili meçhul cinayetler´ dosyasının aydınlığa kavuşturulmasında önemli bir rol oynayacağı dile getirildi. Esen´e ait olduğu ileri sürülen konuşmalarda, bu cinayetle ilgili olan kişilerin zaman içerisinde rütbe alarak yükseldiklerini anlatarak ´Allah belanızı versin.´ dediği yer aldı.

İÇ HESAPLAŞMAYA KURBAN GİTTİ

Bantta, Başçavuş Esen, cinayet sırasında Aydın´ın yanında olan diğer bir kişinin de şu an Erzurum´da Jandarma Bölge Komutanlığı yapan Tümgeneral İhsan Batı olduğunu dile getirdi. Hatta bu kişinin, Kazım Çillioğlu ve Aydın cinayetinin arka planına ait bazı sırlara sahip olduğunu da kayıtda ileri sürdü. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde vefat etmesi üzerine ifadesi alınamayan Tunceli Eski Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral İsmail Kuru ve ekibinin Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesi olayında da rol oynadığı da kayıtta iddia edildi.

Cinayette Yeşil parmağı

Esen´e ait olduğu iddia edilen kayıtta, Yeşil ve ekibinin de cinayetin öncesinde olay yerinde hazır bulunduğuna dair şöyle konuşmalar yer aldı: ´Yeşilde ordaydı. Yeşil her yerdeydi. Niye her yerdeydi biliyor musunuz? Yeşil... siz konuşun. Yeşil her yerdeydi. Bahtiyar Aydın´ın öldüğü yerdeydi Yeşil. İlçe Jandarmada. Yeşil İlçe Jandarmanın basıldığı yerdeydi. İşte bunları bilmiyorsunuz.´ Öte yandan Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasını derinleştiren Malatya Başsavcılığı, 1993´te ölen 4 isim aynı dosyaya dahil etmişti. 1993 yılındaki Turgut Özal , Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Bahtiyar Aydın suikastları da dosyaya dahil edilmişti. 23 Ekim 1993´te işlenen cinayetin, zamanaşımı süresi 22 Ekim 2013´te doluyordu. Bir gün kala ortaya çıkan konuşmalarında oldukça üzüntülü görünen ve pişmanlık ifadelerini içeren sözler sarfettiği belirtilen Esen´in, kendisini garantiye almak için böyle bir bantı dolturmuş olabileceği ileri sürüldü.

Bitlis´in ekibine tasfiye

Eşref Bitlis´in Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde Cumhurbaşkanı Özal, kürt ve terör meselesinin ´sivil´ yöntemlerle çözümü için bir çalışma başlatmıştı. Özal, Bitlis´in de görüşlerini almıştı. 1993´te Bitlis ve ekibi tıpkı Özal gibi şüpheli ölümler, suikastler ve cinayetlerle bir bir tasfiye edildi.

HEPSİ ÖLDÜRÜLDÜLER

Bahtiyar Aydın suikasti 28 Şubat davasında da geçiyor. 28 Şubat´ın 103 sanığı arasında yer alan Özel Harp subayı Albay Oğuz Kalelioğlu´dan önemli belgeler ele geçirilmişti. Bu belgelerden birisi bir suikast listesi idi. 28 Şubat döneminde Genelkurmay Psikolojik Harekât Dairesi Başkanı olan Oğuz Kalelioğlu´nun ev aramasında elde edilen 77´den 83´e kadar numaralandırılan ´Sayın Komutanım´ ibaresi ile başlayan ve son sayfasında ´Arz ederim´ ibaresiyle son bulan el yazısı dökümü bulunuyordu. Listede suikasta kurban giden sivil ve askerlerin isimleri şöyle: Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi ve Hrant Dink, Oramiral Kemal Kayacan, Orgeneral Adnan Ersöz, Korgeneral Hulusi Sayın, Korgeneral İsmail Selen, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Orgeneral Eşref Bitlis. Bu bilgiler 28 Şubat iddianamesinin 164 ve 1171. sayfalarında yer alıyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(22 Ekim 2013, 13:01)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TUĞGENERAL BAHTİYAR AYDIN SUİKASTİYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Bahtiyar Aydın suikastinde Balyoz izi

Tuğg. Aydın dosyası 17 yıl sonra açıldı

Tuğg. Aydın´ı Kanas´lı albay öldürdü

Komutanları JİTEM öldürttü

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=703    yazdır/print


 

Derin Karargah Almanya´da

Türkiye´de ağır darbeler alarak bitme durumuna gelen Devrimci Karargah terör örgütünün Alman istihbarat örgütünün koruması altında Almanya´da faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Almanya´nın Türkiye´ye yönelik derin ilgisi, Ergenekon soruşturması ile Gezi olayları sürecinde sık sık somut bulgularla kanıtlanmış bulunuyor.

17.10.2013 13:53 Türkiye´de ağır darbeler alarak bitme durumuna gelen Devrimci Karargah terör örgütünün (DKÖ) Alman istihbarat örgütünün koruması altında Almanya´da faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Örgüt lideri Serdar Kaya´nın Almanya´da yaşamını sürdürdüğü tespit edildi. Son dönemde ortaya çıkan en gizemli ve önemli terör örgütü olan Devrimci Karargâh´ın Almanya´da yaşayan lideri ´Adnan´ kod adlı Serdar Kaya´yı ilk kez SABAH görüntüledi. Bugüne kadar Türk basınında tek bir kare bile fotoğrafı yer almayan Kaya, uzun soluklu bir araştırma sonucunda kendisini bulan Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek ile muhabir İbrahim Evrim Ayral´ı Berlin´de karşısında görünce şaşırdı, heyecanını gizleyemedi. Görüntülenmemek için sağa sola kaçmaya çalıştı, ancak görüşmenin her ânı fotomuhabiri Serkan Bayraktar tarafından görüntülendi. Abdurrahman Şimşek daha önce de Kürt yazar Musa Anter suikastı tetikçisi Hamit Yıldırım´ı, kanlı saldırıdan 20 yıl sonra Şırnak´ta bulup görüntülemişti. Savcılık da ortaya çıkan bilgi ve belgelerden hareketle düğmeye basmış, 3 ay içinde zaman aşımından kapanacak olan Anter dosyası bu şok gelişme sonrası davaya dönüşmüştü.

Devrimci Karargah terör örgütünün lideri Serdar Kaya, İnterpol tarafından difüzyon kararı ile arandığı halde Almanya´da elini kolunu sallayarak dolaşıyor. SABAH´ın bile kendi imkânlarıyla bulduğu Kaya´yı Alman güvenlik birimlerinin bulamaması olanak dışı. Bu da Kaya´nın Alman makamları tarafından korunduğunu gösteriyor.

MİT´TE BİLE FOTOĞRAFI YOK

Serdar Kaya, lideri olduğu örgütün terör eylemleriyle ilgili bütün soruları yanıtsız bıraktı. Kaya, SABAH´ın, Lideri olduğunuz Devrimci Karargâh örgütü hakkında neler söyleyeceksiniz? şeklindeki sorusuna Bilmiyorum, öyle bir şey yok, diye cevap verdi. İstanbul´da kanlı eylemlerin emrini siz mi verdiniz? sorusunu da yanıtsız bıraktı. Devrimci Karargâh davasında hapis cezası alan polis şefi Hanefi Avcı´yı tanıyor musunuz? sorusuna da cevap vermedi. Kaya, muhabir İbrahim Evrim Ayral´ın, Lideri olduğunuz örgüt pek çok kanlı eyleme karıştı. Polis şehit etti. Siz de bir asker çocuğusunuz, bir şey söylemeyecek misiniz? sorusunu da yanıtsız bıraktı. Kaya, son olarak Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek, Bari iki cümle söyleyin, deyince İşte söylüyorum: İki cümle, dedi. Serdar Kaya, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) başta olmak üzere Türk istihbarat birimlerinde de son fotoğrafları yer almayan, adresi kimse tarafından bilinmeyen ve bu yüzden ´hayalet´ olarak anılan bir örgüt lideri. Kaya, Devrimci Karargâh´ın ana karargâhının bulunduğu Nürnberg kentinde Alman gizli servisinin gözetiminde yaşıyor. Dönerci cinayetleri olarak bilinen cinayet olayları ile de gündeme gelen Nürnberg, Hitler döneminden beri Alman derin devletinin en faal olduğu şehirlerden biri olarak biliniyor. DKÖ de bu şehirde üslenmiş durumda. SABAH Özel İstihbarat Bölümü´nün Avrupa´da üslenmiş Devrimci Karargâh Örgütü ile uzun soluklu haber araştırması yaklaşık iki yıl önce başladı. 26 Aralık 2011´de SABAH´ın manşetten yayınladığı ´Karargâh´ı MİT çökertti´ haberinden sonra araştırmalara başlayan ekip Almanya´dan İsviçre´ye, Fransa´dan Hollanda´ya pek çok Avrupa ülkesinde Karargâh´ın izlerini araştırdı ve çarpıcı sonuçlara ulaştı. Bu çalışmalar sonucu örgütün siyasi lideri konumundaki Serdar Kaya, askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir ve finansörü Hakan Etyemez Avrupa´nın çeşitli şehirlerinde görüntülendi. Kaya, Nürnberg´de yaşıyor, zaman zaman Berlin´e gidiyor. 16 Haziran Örgütü kökenli Serdar Kaya´nın kod adı Adnan.

KARATAŞ´IN YERİNE DÜŞÜNÜLÜYOR

Edinilen bilgilere göre Devrimci Karargâh (DKÖ) Örgütü, Dev-Sol ve DHKP-C örgütlerinin liderliğini yapan Dursun Karataş´ın ölümünden sonra Avrupa ülkeleri tarafından Karataş´tan sonraki potansiyel birleştirici sol örgüt lideri olarak görülüyor ve bu yüzden Avrupa ülkelerinin gizli servisleri tarafından korunup kollanıyor. Öyle ki Almanya´da Türklere ait tüm işyerleri sıkı bir mali denetime tabi iken DKÖ´nün finansörü Hakan Etyemez´in şirketleri denetimden âdeta muaf tutuluyor. Örgütün bildirisinde de gizli servislerle dolaylı irtibatını ele veren ipuçları içeren ifadeler yer alıyor: Emperyalist dünyanın yeni bir yeniden paylaşım sürecine girdiği, ABD´nin tek başına diğer ülkelere politikalar dayattığı, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gibi çalışmalara Lenin´in ´Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen hakları birleşin´ sloganıyla karşı konulması gerektiği, Türkiye´nin bölgesel emperyalist siyonist politikaların merkezlerinden biri olduğu söyleniyor. Bildiri ile, örgütü ağırlayan Avrupa ülkelerinin, ABD´ye mesaj verircesine, Tek başına diğer ülkelere politika dayatma! şeklinde mesaj verdiği belirtiliyor. Türk istihbaratının tespitlerine göre Kaya´nın Nürnberg´de Bayerische Landesbank Girozentrale isimli bankada bir hesabı mevcut. Örgüt mensupları genelde İş Bankası ve Western Union yoluyla bu hesaba para gönderiyor.

ANA KARARGÂHI ALMANYA´NIN NÜRNBERG KENTİ

Serdar Kaya 1955 İstanbul doğumlu, Ankara Polatlı nüfusuna kayıtlı. Resmi belgelerde DKÖ üyesi olarak geçen Rabia Şen Süer Kaya ile evli. Ev Adresi Nürnberg/Almanya olarak geçiyor. Bu adres örgütün karargâhı olarak kullanılan yer. Ancak Kaya Nürnberg´de başka bir adreste yaşıyor. Kaya´nın Berlin´de de bir adresi var... Babası emekli subay olan Serdar Kaya, Ankara Çankaya Lisesi´nden mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi´ne girdi. Burada bir yıl okudu, ardından Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi´ne geçti. İki yıl sonra bu okulu da terk etti. 1978´de ruhsatsız silah taşımak suçundan 10 ay hapis cezası aldı. 1979 yılında Hikmet Kıvılcımlı´nın görüşleri çerçevesinde kurulan Vatan Partisi´nde görev aldı. 12 Eylül´den sonra Partizan Yolu adlı örgüte yönelik operasyondan sonra 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1987´de tahliye olunca Partizan Yolu´nun devamı niteliğindeki 16 Haziran Hareketi´nin Türkiye sorumlusu oldu. Sarp Kuray ayrıldıktan sonra 16 Haziran´da etkin konuma geldi. 1998 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarınca Hakan Etyemez vasıtasıyla Almanya´nın Nürnberg kentine yerleşti. 2005 yılında, daha sonra Bostancı´da bir çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya ile görüştü. Yılmazkaya´yı Türkiye askeri kanat sorumluluğuna getirdi. Serdar Kaya, Orhan Yılmazkaya ile birlikte Kuzey Irak´a giderek Zap Kampı´nda askeri eğitim aldı.

ÖRGÜTÜN LİDERİ VE TEORİSYENİ...

Örgüt kadrosuna bütün eylem talimatlarını veren isim Serdar Kaya. Selimiye Kışlası ve AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binasını bombalamak için eylemler yapan örgüt, 2008 yılından bu yana 2 emniyet görevlisi şehit etti, 11 emniyet görevlisini yaraladı. Örgütün saldırıları sonucunda bir vatandaş hayatını kaybetti, 8 vatandaş ise yaralandı. Serdar Kaya, Emniyet arşivlerindeki bilgilere göre 1989-91 yılları arasında İstanbul´da pek çok silahlı eyleme karıştı. Örgütün teorisyeni konumundaki Serdar Kaya´nın, Lenin´in ´Ne Yapmalı?´ isimli kitabından ilhamla devrimin safhalarını analiz ettiği Türkiye Bir Devrim İçin Ne Yapmalı?´ başlıklı bir yazısı bulunuyor. Kaya o yazısında, Kürt halk hareketinin egemen yapıda (Türkiye Cumhuriyeti Devleti´ni kast ediyor) yarattığı çatlağın genişletilerek devrimci İslam´ı (Alevilik kast ediliyor) ittifak gücü olarak kullanmak suretiyle emperyalizme karşı direnebilecek güçlü bir siyasal yapının oluşturulması gerektiğini, işçi sınıfını devrimci bir başkaldırıya hazırlayacak öncü bir örgüt kurulmasının şart olduğunu ve devrimci eylem çizgisinin, Türkiye devriminin karargâhını oluşturmakla yaratılabileceğini iddia ediyor. Bu görüş, DKÖ´nün ortaya çıkış amacını da gösteriyor. (Sabah)

ÖRGÜT TÜRKİYE´DE BİTME NOKTASINA GELDİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün taşeron eylem yaptırdığı örgütlerden biri olarak gösterilen ve sol çevrelerde dahi karanlık bir yeni sol örgüt olarak nitelendirilen Devrimci Karargah Örgütü (DKÖ), Ergenekon operasyonlarının başlaması ile ortaya çıkan bir örgüt oldu. Adını ilk kez 2008 yılının Ağustos ayında Selimiye Kışlası´na yapılan havan saldırısı ile duyuran örgüt, ardından AK Parti İstanbul İl Başkanlığına bombalı saldırı yaparak bir polis memurunu şehit etti. Örgütün yöneticisi Orhan Yılmazkaya, Bostancı´da polisle girdiği şiddetli bir çatışmada ölü olarak ele geçirildi. Peşpeşe operasyonlarla darbe yiyen örgüt Türkiye´de fiilen bitme noktasına geldi. 2013 Nisan ayında düzenlenen son operasyonlarda örgütün son iki yöneticisi de yakalanmış oldu. Türkiye´de aranan yöneticisi kalmayan örgütün lideri konumundaki Serdar Kaya´nın Almanya´da yaşadığı ileri sürülüyordu.

ÖRGÜTE AÇILAN DAVADA EN AĞIR CEZALARDAN BİRİ HANEFİ AVCI´YA

Devrimci Karargah örgütüne yönelik 5 dava açıldı. 100´e yakın sanığın yargılandığı birleştirilerek görülen davaların en ilgi çeken sanığı eski emniyet müdürü Hanefi Avcı oldu. Avcı´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım´, ´yargı görevini yapanı etkileme´, ´soruşturmanın gizliliğini ihlal´, ´terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme´, ´ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı yasaya muhalefet´ ve ´zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme´ suçlarından toplam 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyordu. 19 Temmuz 2013 tarihinde sonuçlanan davada örgüt yöneticisi Ulaş Erdoğan 17 yıl, Avcı ise 15 yıl hapse mahkum edildi.

45 sanığın çeşitli oranlarda hapis cezasına çarptırıldığı Devrimci Karargah davasında gerekçeli karar 28 Eylül 2013 tarihinde açıklandı. Kararda 15 yıl hapis cezası alan Avcı´nın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi Necdet Kılıç ile yakın ilişkisinin olduğu, örgüte yönelik soruşturmayı etkisiz hale getirmek için Kılıç´a taktik verdiği belirtildi. Avcı´nın Kılıç´a teknik ve fiziki takipte olduğunu haber verdiği ve takibi nasıl etkisiz kılacağını anlattığı ifade edildi. Kararda, “Sanık Avcı Necdet Kılıç ile konuşarak söz konusu soruşturmayı akim bırakmak için kendisine yol ve yöntem gösterdiği, Hanefi Avcı İl Emniyet Müdürü olmasına rağmen ve emniyet müdürlüğünün çeşitli birimlerinde istihbarat dahil görev yapmasına rağmen Devrimci Karargah örgütü mensubuna yardım ettiği vicdani kanısına varıldığından mahkumiyetine karar verilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

KİTABIYLA TÜRKİYE´Yİ SARSTI

Avcı, Ergenekon soruşturması sürecinde yazdığı bir kitapla tam anlamıyla Türkiye´yi sarstı. Ergenekon davalarının Fethullah Gülen cemaatinin komplosu olduğunu, tüm hakim ve savcıların da bu cemaatin emrinde olduğunu ileri süren Avcı, CHP lideri Deniz Baykal´a yönelik seks kaseti olayının da yine cemaatin işi olduğunu iddia ediyordu. Adeta her taşın altında cemaat var diyen Hanefi Avcı´nın bu inanılmaz derecedeki abartılı iddiaları ileri sürmesinin arka planı çok geçmeden aydınlandı. Avcı´nın ne kadar derin bir istihbarat görevlisi olduğu da o süreçte ortaya çıktı.

Avcı´nın Devrimci Karargah örgütü üyeleriyle irtibatı vardı ve kendisine yönelik polis soruşturmasını, teşkilat içindeki irtibatları aracılığıyla haber almıştı. Örgüt üyelerine polis takibinden kurtulma taktikleri verdiği, soruşturmada kanıtlandı. Hiç bir şekilde izah edilemeyecek ve savunulamayacak şekilde derin irtibatları tespit edilen Avcı son bir hamle ile ön almaya ve kendisine yönelik soruşturmayı itibarsızlaştırmaya çalıştı. Cemaatin kendisine yönelik bir intikam operasyonu yaptığını öne sürdü. Oysa deliller çok açıktı. İşte kitap, kafa karıştırmak ve Ergenekon davaları üzerinde şüphe uyandırmak amacıyla son anda cemaat bölümü eklenerek piyasaya çıkarılmış oldu. Ergenekon davalarına karşı çok büyük bir hamle yapılmıştı. Ancak bu hamlenin kendisine yönelik Devrimci Karargah soruşturmasını baltalamak için yapıldığı da kısa sürede ortaya çıktı. Bu hamle ile aynı zamanda Ergenekon soruşturmasının da baltalanmak istendiği açıktı.

O süreçte ortaya çıkan başka ayrıntılar bunun aslında çökmekte olan Ergenekon´un can havliyle yaptığı derin bir plan olduğunu da gösterdi.

Şöyle ki, Hanefi Avcı halen Ergenekon örgütünün talimatları doğrultusunda yayın yapmakla suçlanan Odatv internet sitesine yönelik açılan davada da sanık olarak yargılanıyor. Avcı´nın kitabını Ergenekon davalarını baltalamak için yazdığı iddiası davanın konularından birisi. Bu dava henüz sonuçlanmış değil.

Bir diğer ayrıntı, Hanefi Avcı´nın 6 Mart 1993´de İstanbul Kartal´da Dev-Sol´a düzenlenen polis operasyonu yönettiğinin ortaya çıkması oldu. O olayda asıl ortaya çıkan ise operasyonda yaşamını yitiren örgüt mensupları Bedri Yağan ve arkadaşlarının yakın mesafeden başlarına ateş edilerek infaz edildikleri oldu. Adını daha sonra DHKP-C olarak değiştirecek olan Dev-Sol örgütünün yönetimi böylece Dursun Karataş ekibine teslim edilmiş oldu. Bedri Yağan örgütte liderlik kavgası veren kişi idi. Dev-Sol, Ergenekon sürecinde ortaya çıkan bu ve benzer bulgular nedeniyle derin devletin yönetimindeki anlamına gelen ´Derin-Sol´ olarak adlandırılıyor. Adını DHKP-C olarak değiştiren bu örgütün Hatay bölgesinde Özel Harp Dairesi mensuplarıyla birlikte ortak operasyonlar yaptığı, İstanbul´daki Ergenekon davasından Malatya´daki Zirve davasına gönderilen ´Akdeniz Raporu´ belgesinde belirtiliyor.

Bu derin bağlantılar ve eylemler başka bilgilerle de teyit edildi. Eski özel Harekat polisi Ayhan Çarkın, Susurluk dönemindeki faili meçhul cinayetlere dair 2011 yılında şok itiraflarda bulundu, somut bilgiler verdi. İtiraflar 17 cinayet hakkında soruşturma açılmasına neden oldu. Bu cinayetlerden birine yönelik dava geçtiğimiz günlerde açıldı. Eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen sanıklardan biri haline geldi. Ayhan Çarkın, itiraflarında Hanefi Avcı ve Dursun Karataş´ın ne kadar derin kişiler olduğuna dair iddialarda da bulunuyordu. Dursun Karataş´ı istihbarat minibüsünde gördüğünü söyleyen Çarkın, Avcı´nın da Ergenekon´un merkez komitesinde görev aldığını ileri sürüyordu.

ÖRGÜT GEZİ OLAYLARINDA DA ROL ALDI

Haziran ayı boyunca Türkiye´yi sarsan Taksim Gezi Parkı olaylarında Devrimci Karargah örgütünün de rol aldığı ortaya çıkmıştı. Taksim´de molotof atarak polisle çatışırken görüntülenen ve daha sonra yakalanan Ulaş Bayraktaroğlu´nun Devrimci Karargah örgütü (DKÖ) mensubu olması buna dair bulgulardan sadece birisi. Gezi olaylarına yönelik çeşitli iddianame ve soruşturmalarda bu örgütün adı sıkça geçmekte.

ALMANYA´NIN TÜRKİYE´YE DERİN İLGİSİ

Polisiye operasyonlarla Türkiye´de bitme noktasına gelen Devrimci Karargah örgütünün Almanya´da yaşamını sürdürdüğünün ortaya çıkması aslında şaşırtıcı değil. Almanya´nın Türkiye´ye yönelik derin ilgisi son Ergenekon soruşturması sürecinde sık sık somut bulgularla kanıtlanmış bulunuyor. 1990 yılında İtalya´da patlak veren Gladio skandalı, Nato bünyesindeki kontrgerilla teşkilatlarından bir örneğinin de Almanya´da bulunduğunu ülke yetkililerinin itiraflarıyla resmen kanıtlamıştı. CIA öncülüğünde NATO ülkelerinde kurulan kontrgerilla yapılanmalarında Alman Nazilerinin örnek alındığı ileri sürülüyordu. Esasen Amerikan istihbarat teşkilatı OSS´nin CIA´ya dönüşmesinde de yine Alman nazilerinin örnek alındığı, nazi yöneticilerinin CIA yapılanmasında görev aldığı biliniyor. Alman ve Türk kontrgerilla teşkilatlarının halen aktif şekilde yaşadığı ve yardımlaşmakta olduğu Alman araştırmacılar tarafından da dile getirilmekte. Türklere yönelik dönerci cinayetlerinin arkasında da bu derin yapının rol aldığı ileri sürülmekte. Almanya´nın Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi bazı Ergenekon sanıklarıyla çeşitli bağlantıları ve çeşitli Ergenekon sanıklarına para desteği sağladığı belgeleriyle ortaya çıkmış, bu iddia Ergenekon davasında mahkemenin dikkatini çekmişti. Ergenekon´un en önemli sanıklarından olan firari Bedrettin Dalan´a Alman istihbarat teşkilatının sahte pasaport verdiği de ortaya çıkan bir başka ayrıntı idi. Yönetiminde Almanya´nın etkin olduğu Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol, Dalan´ın Türkiye´ye iade talebini reddederken, aynı şekilde kırmızı bültenle aranan çok sayıda diğer terör suçlusunu da Türkiye´ye iade etmeyi ya reddediyor ya da bürokratik bahanelerle işi yokuşa sürüyor. Prof. Necip Hablemitoğlu´nun Alman derin devletinin vakıf ve dernekleri aracılığıyla Türkiye´de siyasete müdahale ettiği iddiasını araştırırken Ergenekon örgütü tarafından öldürüldüğüne dair somut bulgular diğer bir kanıtı teşkil ediyor. Almanya´nın Türkiye´yi karıştıran Gezi olaylarına siyasetçileriyle, medyasıyla, vakıf ve dernekleri aracılığıyla aktif destek verdiğinin somut bulgularla ortaya çıkmış olması da bu konuda sayılabilecek diğer bir kanıt. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

KARARGAH AVRUPA´YA YAYILMIŞ

18.10.2013 12:06 SABAH, Devrimci Karargâh örgütünün Serdar Kaya dışındaki yöneticilerini de buldu. Bütün kadrolarıyla Avrupa´ya yayılmış olan örgütün hemen her önemli Avrupa kentinde bir üssü var. Sabah, aralıklarla toplam iki yıl süren uzun soluklu bir haber-araştırma süreci sonunda Devrimci Karargâh örgütünün Serdar Kaya dışındaki yöneticilerini de buldu. Örgütün, Kaya´dan sonra en önemli yöneticisi olan askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir´i İsviçre´de bulup görüntüledik. Devrimci Karargâh´ın bir diğer önemli yöneticisi finansör Hakan Etyemez´i de örgütün ana karargâhının bulunduğu Nürnberg´de fotoğrafladık. Etyemez bugüne kadar hiç görüntülenmemişti. DPD adlı kargo firmasının Nürnberg bayiliğini yapan Etyemez´in B.E. Transport adlı bir şirketi bulunuyor. Alman polisinin, Türklere ait pek çok işyerine mali baskı yaptığı halde B.E. Transport´u mali denetime tabi tutmadığı öğrenildi. Hakan Etyemez, örgütün Nürnberg´deki merkezinde diğer Devrimci Karargâh üyeleriyle toplantılar yapıyor.

SABAH Özel İstihbarat Bölümü, Serdar Kaya´yı, Nürnberg´den Berlin´e geldikten sonra sabah eşi Rabia Şen Süer Kaya ile birlikte kahvaltıya giderken görüntülemişti. Berlin´de Serdar Kaya ile birlikte görüntülenen Rabia Şen Süer Kaya da Devrimci Karargâh üyesi olarak biliniyor. Rabia Şen Süer Kaya, 24 Nisan 2010 tarihinde örgütün etkin olduğu şehirlerden Zürih´te yapılan Orhan´lardan Mahir´lere kavga sürüyor konulu anma etkinliğinde Devrimci Karargâh standını temsil etmiş. Rabia Şen Süer Kaya´nın da adının yer aldığı MİT raporuna göre Devrimci Karargâh örgütünde etkin görevlerde olan isimler şunlar:

Şemdin Şimşir, Hakan Etyemez, Mehmet Güneş, Bülent Parmaksız, Hakan Soytemiz, Eser Sandıkçı, Emrol Pamuk, Mustafa Süleyman, Kudret Köksal, İbrahim Halit Elçi, Aynur Boyraz, Orhan Yılmazkaya, Cemal Bozkurt, Fatih Aydın, Özgür Dinçer, Murad Akıncılar, Kamil Cem Özatalay, Cenk Murat Ağcabay, Oğuzhan Kayserilioğlu, Semih Aydın, Tuncay Yılmaz, Süleyman Baş, Eyüp Çelik, Mehmet Şamir Altan, Mehmet Bülent Özbek, Mehmet Ali Özdemir, Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Gürbüz Güneş, Cevat Dökmeci, Günay Kubilay, Salih Mahir Aydın, Nail Arıkan, Özcan Kılıç, Ulaş Erdoğan, Osman Baha Okar, Önder Sönmez, Özgür Aytulum, Rauf Demir, Okan Duman, Bayram Akdoğdu, Benay Can, Vedat Yılmaz ve Volkan Karakuş. Raporda DK´nın solda birlik çalışmaları için faaliyet gösterdiği de belirtiliyor. Raporda ayrıca Hakan Etyemez´in örgütün finansörlerinden olduğu bilgisine de yer veriliyor. MİT´in tespitlerine göre örgütün askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir de, İsviçre´de bahis işletmeciliği ve uyuşturucu kaçakçılığı yapan çevrelerle ilişkili ve bu çevrelerden örgüte finans sağlıyor.

Berlin´de görüntülenen Devrimci Karargâh´ın lideri Serdar Kaya´dan sonra en önemli ismi askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir. Dev-Sol kökenli Şimşir´in kod adı Faruk. Şimşir Erzincan Refahiyeli. İlkokul mezunu olan Şimşir´in Uzakdoğu sporlarıyla ilgilendiği, iyi silah kullandığı ve bu yüzden askeri kanat sorumluluğuna getirildiği belirtiliyor.

İstihbarat birimlerinin tespitlerine göre Şimşir, uyku bozukluğu, bayılma, karanlıktan korkma, asabiyet gibi şikâyetlerle tedavi merkezine başvurmuş. Bir başka deyişle Şimşir´in psikolojik sorunları var. Şimşir´in, örgütte Anıt Baba, Suat Bozkuş, Mehmet Şamil Altan, Cenk Murat Ağcabay, Süleyman Baş, Mehmet Güneş, Kamil Cem Özatalay, Özgür Tüzün, Bülent Parmaksız, Okan Duman, Bayram Akdoğdu, Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Eyüp Çelik, Mehmet Ali Bozdemir ve Raif Demir ile doğrudan bağlantısı bulunuyor.

Edindiğimiz bilgilere göre Avrupa´daki örgütsel toplantılar Almanya´dan Serdar Kaya ve İsviçre´den Şemdin Şimşir´in de aralarına bulunduğu 6-7 kişilik üst yönetim kademesi tarafından gerçekleştiriliyor. Bir başka ilginç bilgi ise SABAH´ın bulup görüntülediği Serdar Kaya´nın Suriye´de sivillere yönelik Şebiha katliamlarıyla gündeme gelen THKP-C Acilciler Örgütü´nün Lideri Mihraç Ural´la irtibatlı olması. Hatta Kaya, Suriye´de bir DK ofisi bile açmayı planlamış. MİT´e göre örgütün Almanya, İsviçre, Hollanda, Fransa, Rusya kadrosundakiler şöyle;
Almanya kadrosunda Serdar Kaya, Rabia Şen Süer Kaya, Hakan Etyemez, Cevat Dökmeci, Mehmet Ali Bozdemir.
İsviçre kadrosunda Şemdin Şimşir, Eyüp Çelik, Suphi Ağaçkesen, Nevzat Coşkun, Mehmet Akyol, Pakize Keleş, Cenk Murat Ağcabay, Rauf Demir, Şükrü Bozkurt, Süleyman Baş.
Hollanda kadrosunda Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Suat Bozkuş, Salih Mahir Aydın.
Fransa kadrosunda Gürbüz Güneş; Rusya kadrosunda ise Anıt Baba

PKK´NIN GÖZETİMİNDE

19.10.2013 12:02 2005 yılında kurulan Devrimci Karargâh, Avrupa´da etkin olan PKK´nın gözetiminde eylemlerini yapıyor. Örgüt, Kandil bağlantısını Serdar Kaya-Mustafa Karasu ilişkisi üzerinden sağlıyor. 2005 yılında kurulan Devrimci Karargâh örgütü, birden bire ortaya çıkıp, büyük kanlı eylemlere başlamış ilginç bir örgüt. Örgütün ansızın faaliyetlerine başlayıp, kanlı eylemler yapmış olması yabancı gizli servislerin denetiminde olduğunu gösteriyor. Örgüt ayrıca Avrupa´da etkin olan PKK´nın gözetiminde faaliyet gösteriyor. Kandil´den Nürnberg ve Berlin´e, oradan Avrupa´nın pek çok şehrine yayılan ilişki ağı içinde Devrimci Karargâh (DK), PKK desteğiyle yaşatılan bir örgüt olarak nitelendirilebilir. DK-PKK bağlantısını, Serdar Kaya ile PKK´nın Kandil´deki üst düzey yöneticilerinden Mustafa Karasu sağlıyor. Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) tespitlerine göre Kaya, Kandil´de Karasu ile görüştü ve DK´nın Avrupa´da nasıl faaliyet göstereceğini ayrıntılarıyla konuştu. Serdar Kaya ayrıca, Bostancı´daki polis baskınında ölen Orhan Yılmazkaya ile birlikte de Kuzey Irak´taki Zap kampına gidip askeri eğitim aldı. Kaya ile Yılmazkaya´nın internet üzerinden şifreli görüşmeler yaptığı tespit edildi. Emniyet, internet haberleşmelerini şifreli yapan örgütün zaman zaman güvenlik için canlı kurye kullandığını da belirledi. Devrimci Karargâh, 2008 yılında 1. Ordu Komutanlığı´na havan mermisi ile saldırı düzenlenmesi, Karacaahmet Mezarlığı´nda zaman ayarlı parça tesirli bomba ile patlatılmasıyla gündeme geldi. Örgütün en büyük eylemi ise, Sütlüce´deki Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul İl Başkanlığı´na bombalı paket gönderilmesiydi. Bombanın patlaması sonucu bir polis memuru şehit olmuş, 5´i polis 12 kişi de yaralanmıştı. 2009´da Beşiktaş´taki Pozitif Bank binasına bombalı saldırı düzenleyen örgütün Bostancı´daki hücre evinin basılması sırasında televizyonlardan canlı yayınlanan çatışmada emniyet amiri Semih Balaban şehit olmuş, yoldan geçen Mazlum Şeker de hayatını kaybetmişti. Bu çatışmada Serdar Kaya´nın görevlendirdiği örgüt yöneticisi Orhan Yılmazkaya öldürülmüştü.

2008 yılında adını duyuran Devrimci Karargâh örgütüyle ilgili MİT raporunda DK´nın 2011 yılı itibariyle Avrupa-Irak alanında 60-70 mensubuyla toplantılar yaptığı bilgisi yer alıyor. Raporda şöyle deniliyor: Avrupa merkezli olarak yönlendirildiği bilinen örgütün ağırlıklı olarak Almanya ve İsviçre´de faaliyet göstermekte olup, Fransa ve Hollanda´da kadro ve bağlantıları bulunmaktadır. Ayrıca Irak, Suriye, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Hırvatistan ve Saraybosna´da da irtibatlarda ve faaliyetlerde bulunduğuna dair duyumlar alınmıştır.

Örgütün lideri Serdar kaya´nın eşi Rabia Şen Süer Kaya 1961 Üsküdar doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi´nden mezun oldu. Serdar Kaya ile 1989´da evlendi. Yazarlık ve çevirmenlik yapıyor. İddialara göre, Rabia Şen Süer Kaya´nın örgütte irtibatlı olduğu diğer isimler şunlar: Eşi Serdar Kaya, Cenk Murat Ağcabay, Anıt Baba, Suat Bozkuş, Şamil Altan, Hakan Etyemez, Pakize Keleş, Hakan Soytemiz, Gürbüz Güneş, Oğuzhan Kayserilioğlu, Mehmet Güneş, Cem Özatalay, Murad Akıncılar, Mehmet Bülent Özbek, Mehmet Ali Bozdemir, Cevat Dökmeci, İbrahim Özkan, Muttalip Küçükoğlu, Mehmet Ali Yücel, Mebruke Bayram. Rabia Şen Süer Kaya, DK´nın Emir Yusuf Emirmahmudoğlu adlı yöneticisi ile de irtibatlı. Emirmahmudoğlu 2006 yılında Hollanda´dan Rabia Şen Süer Kaya ile internet üzerinden birkaç kez örgütsel bağlantı kurmuş.

Devrimci Karargâh örgütü, 2009 yılında Sabiha Gökçen Havalimanı´nda 11 Eylül tarzı bir terör saldırısı planladığı iddiasıyla gündeme geldi. Örgütün, 11 Eylül tarzı bir terör saldırısı için üs olarak seçtiği Sabiha Gökçen Havalimanı´nda uçak bakım şirketine eleman sızdırdığı, ancak polisin örgütü çökertmesinden sonra eylemin yapılamadığını SABAH daha önce yazmıştı. SABAH´ın 9 Kasım 2009´da sürmanşetten yayınladığı haberde örgütün tıpkı Sabancı suikastında Fehriye Erdal´ın Sabancı Center´da işe konulması gibi, bir şirkete eleman yerleştirerek saldırı planladığı belirtilmişti. (Sabah)

(17 Ekim 2013, 13:53), son güncel.: (19 Ekim 2013, 12:02)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DEVRİMCİ KARARGAH 3. İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

Avcı´nın devrimciler içinde işi ne?

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

DHKP-C´nin Ergenekon bağlantısı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Çarkın´dan Hanefi Avcı itirafları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Yabancı vakıflara dava açılacak mı?

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2986    yazdır/print


 

Almanlardan Koç´lu Gezi mesajı

Gezi Parkı eylemleri sırasında göstericilere kapılarını açan Divan Otel sahibi Ali Koç ve Semahat Arsel, bir Alman kuruluşu tarafından ödüllendirildi. Ödülün gerekçesinde Divan´ın Gezi Parkı protestolarında ´sivil dayanışma ve cesaretin önemli bir örneğini´ ve ´misafirperverliğin kriz anlarında da ne kadar gerekli olduğunu´ gösterdiği vurgulandı. Ödül, Batı ve özellikle Alman vakıf ve siyasilerinin Gezi olaylarına yakın ilgisine yeni bir delil teşkil ediyor. Hatay´da Gezi eylemcilerine para dağıttığı ihbarı üzerine biri Alman iki yabancı vakfa baskın yapılmış, üyeleri gözaltına alınmıştı.

08.10.2013 13:00 Gezi Parkı eylemleri sırasında göstericilere kapılarını açan Divan Otel ödüllendirildi.´Hospitality Innovation Award´a bu yıl Divan Otelleri´nin sahipleri Ali Koç ile Semahat Arsel layık görüldü. Ödülün gerekçesinde Divan´ın Gezi Parkı protestolarında sivil dayanışma ve cesaretin önemli bir örneğini ve misafirperverliğin kriz anlarında da ne kadar gerekli olduğunu gösterdiği vurgulandı. Merkezi Münih´te bulunan PKF hotelexperts isimli kuruluş tarafından verilen ödülün çarşamba akşamı Münih´te yapılacak bir törenle sahiplerine takdim edileceği duyuruldu.

Batı ve özellikle Alman vakıf ve siyasilerinin Gezi olaylarına yakın ilgisi çok sayıda somut delille ortaya çıkmıştı. Gezi olayları sürecinde Alman medyasında Türk hükümeti ve başbakanına ağır hakaretler edilmiş, Alman Başbakanı Merkel Gezi olaylarına yönelik polis müdahalesinin G-8 toplantısında gündeme getirilebileceğini dile getirdiği ileri sürülmüş, Alman milletvekili Caludia Roth da Gezi olaylarına bizzat katılarak destek vermişti. Alman vakıf ve kuruluşlarının yasak olmasına rağmen Türkiye´de siyasi faaliyetlerde bulunduğu çok sayıda somut delille ortaya çıkmış bulunuyor. Hatay´da Gezi eylemcilerine para dağıttığı ihbarı üzerine biri Alman iki yabancı vakfa baskın yapılmış, üyeleri gözaltına alınmıştı. Alman vakıflarının Türkiye´de siyasi faaliyetlerde bulunduğu iddiaları giderek çoğalırken buna yönelik henüz bir soruşturma başlatılmış değil.

Hatay´da yabancı vakıfların Gezi olaylarına aktif destek verdiğinin ortaya çıkması çok önemli. Çünkü yabancı vakıfların yasak olduğu halde Türkiye´deki siyasete müdahale ettiği iddiaları Ergenekon davası sürecinde de gündeme gelmiş ancak üzerine gidilmemişti. Bu şüpheler, Gezi olaylarıyla birlikte bir kez daha gündemde. Alman vakıflarından Ergenekon sanıklarına gönderilen parasal destek belgelerle ortaya çıkmış ancak bu konuda ayrı bir soruşturma açılmamıştı. Yine konuyla doğrudan bağlantılı olarak gündeme gelen Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu´nun suikastle öldürülmesine de, yabancı vakıfların Türkiye´deki siyasi etkilerini araştırmasının neden olduğu ileri sürülmüş, bu konuyla ilgili somut bulgular ortaya çıkmıştı.

Bu konuyu çok yakından ilgilendiren ilginç bir gelişme Mısır´da yaşandı. Mübarek´in 2011´de devrilmesinden sonraki yeni süreçte Mısır´da yabancı vakıflara baskınlar yapıldı. ABD, Alman ve İngiliz vakıflarının 43 yöneticisi gözaltına alındı. Bu vakıfların yasak olmasına rağmen Mısır´da siyasi faaliyetlerde bulunduğu kanıtlandı. Dava sonuçlandığında ABD ve Avrupalı 43 sanığın tümü hapis cezası aldı. ABD Ulaştırma Bakanının oğlu da bu sanıklardan biri idi. Davanın bu şekilde sonuçlanması ABD ve Mısır arasında diplomatik kriz çıkardı. Dava Avrupa ülkelerinde de tepkilere yol açtı. Ve davanın sonuçlanmasından sadece 1 ay sonra Mursi askeri darbe ile devrildi.

İkiyüzlülük ödülü verilmeli

Batı ülkelerinin vakıf ve kuruluşları aracılığıyla başka ülkelerin iç siyasetine nasıl etki etmeye çalıştığı Mısır´da net şekilde görüldü. Ve halen görülmeye de devam ediyor. ABD Berkeley Ünivesitesi öğrencileri bilgi edinme yasası kapsamında ABD´nin çeşitli dernek ve kuruluşlar aracılığıyla Mısır´da Cumhurbaşkanı Mursi karşıtı göstericilere parasal yardım yaptığını kanıtladılar. Benzer bir durum şüphesiz Türkiye´deki Gezi olaylarında da mevcut. Hatay´da bunun somut bir örneği tespit edildi. Askeri darbelere hep karşı olduklarını açıklamalarına rağmen Batılıların ve Almanların Mısır´da farklı davranmalarının bir izahı yok. Ama aslında var. Darbeye darbe dememeleri, geçen bir kaç ayda darbeciler tarafından bir çok katliamlar yapılmasına ve demokrasi isteyen kitlelerin öldürülmesine karşın buna tepkisiz kalmaları, insanlık suçu işlenmesine karşın darbecilere yardıma devam etmeleri insanlık suçuna yardım teşkil ediyor. Ülkelerinin iştirak ettiği bu suçu eleştirmek ve bu konuda ödüller vermek yerine, başka ülkelerin iç siyasetine ödül maskesi altında müdahale etmek, çağdaş Batı demokrasisinin, ´ikiyüzlülük ödülü´nü hakettiği anlamına geliyor.

Bir ödül de soruşturma başlatmayanlara

İşin tuhaf bir yönü de Türkiye ile ilgili.. Yasak olmasına karşın yabancı vakıfların Türkiye´de siyasete nüfuz çabalarında bulunduğunu gösteren somut bulgular Ergenekon davasından sonra Gezi olayları sürecinde de çoğaldı. Ancak bu konuda henüz bir soruşturma başlatılmış değil. Kendi ülkelerindeki katliam ve polis şiddetine ses çıkarmayan ve o ülkelerin istihbarat ofisi gibi Türkiye´de faaliyet gösteren bu vakıflara, Türkiye´nin iç siyasetiyle ilgili bir konuda ödül veren Alman ´PKF hotelexperts´ kuruluşu da katılmış oldu. Ancak bundan daha somut bulgular da var. Bir örneği Hatay´da ortaya çıktı. Savcılıkların ne zaman harekete geçeceği ve Türk siyasetine vakıf ve kuruluşları yollarıyla dış müdahale çabalarının ne zaman soruşturma konusu olacağı merak ediliyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(08 Ekim 2013, 13:00)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yabancı vakıflara dava açılacak mı?

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Mısır´da ABD rolü belgelendi

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2971    yazdır/print


 

Yabancı vakıflara dava açılacak mı?

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, 3 Ağustos 2013´te Galatasaray Lisesi önünde başlayan ve gün boyu süren olaylarla ilgili 3´ü yabancı 35 kişi hakkında iddianame hazırladı. Yabancılardan ikisi Alman, diğeri ABD vatandaşı. Yine İstanbul´da açılan ilk davada da bir İtalyan fotoğrafçı sanık olarak yer alıyor. Gezi´deki yabancı bağlantısı somut başka olaylarla da ortaya çıkmıştı. Hatay´da eylemcilere para dağıttığı ihbarı üzerine iki yabancı vakfa baskın yapılmış, üyeleri gözaltına alınmıştı. Yabancı vakıfların yasak olmasına rağmen Türkiye´deki siyasete etki etmeye çalıştığı şüphesi, Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu suikasti ile Ergenekon davası sürecinde de somut bulgularla ortaya çıkmıştı. Mısır´da da benzer şüpheler ortaya çıkmış, 2011´de açılan ve geçtiğimiz aylarda sonuçlanan davada ABD ve Alman vakıflarında yönetici ve üye 43 kişi suçlu bulunarak hapis cezaları almışlardı.

24.09.2013 14:10 İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, 3 Ağustos 2013´te Galatasaray Lisesi önünde başlayan ve gün boyu süren olaylarla ilgili 3´ü yabancı 35 kişi hakkında iddianame hazırladı. Gezi Parkı eylemleri kapsamındaki iddianamede “Her yer Taksim her yer direniş” ve “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” şeklinde slogan atan yaklaşık 120 kişilik grubun, dağılın uyarısı yapan emniyet güçlerine taş ve şişe attığı belirtildi. Polisin tazyikli su ve biber gazı kullanarak dağıttığı grubun bir süre sonra tekrar toplandığının kaydedildiği iddianamede, aralarında Alman vatandaşları Marc Klaus Jörg Sander ve Denis Schmick ile ABD vatandaşı Jeff Allen Crane´ın da bulunduğu 35 kişinin gözaltına alındığı vurgulandı.

Sanıklardan Sander´in üzerinden iki adet baret ve bir gaz maskesi, Schmick´in üzerinden ise gazlı bez çıktığı ifade edildi. Diğer sanıkların da eyleme hazırlıklı geldikleri, üzerlerinde baret, puşi ve maket bıçaklarının çıktığı ifade edildi. Savcılık, sanıkların yasa dışı toplantı kapsamında dağılmaları konusunda uyarıda bulunulmasına rağmen dağılmayarak cebir ve şiddet ile mukavemet suçunu işledikleri sonucuna ulaşıldığını belirtti.

DAHA ÖNCE 3 DAVA AÇILDI

İSTANBUL: Gezi olayları hakkında ilk dava İstanbul´da açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame 19 Temmuz´da İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi´ne gönderildi. Kabul edilen iddianame ile dava açıldı. Görevi yaptırmamak için direnme, 2911 sayılı kanuna muhalefet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve ulaşım aracının hareket etmesini engellemek suçlarından 20 şüpheli hakkında 1 ila 7 yıl arasında hapis cezası talep ediliyor.

-İtalyan fotoğrafçı da sanık-

Yine İstanbul´da açılan bu ilk davanın sanıkları arasında İtalyan uyruklu fotoğrafçı Mattia Cacciatori de yer alıyor. Cacciatori, görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı kanuna muhalefet ile suçlanıyor.

ADANA: Gezi hakkındaki 2. dava Adana´da açıldı. Gezi Parkı eylemine destek vermek amacıyla düzenlenen gösterilerde 22 polis memurunu yaralayıp, valilik konutuna taşlı ve sopalı saldırıda bulundukları iddia edilen 11 kişi hakkında Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesi´nde açılan davada şüpheliler hakkında 6 ila 28´er yıl hapis cezası istendi. Şüpheliler ´2911 Sayılı yasaya muhalefet, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar vermeye teşebbüs´ ile suçlanıyor.

İZMİR: Gezi hakkındaki 3. dava İzmir´de açıldı. Taksim Gezi Parkı eylemlerine destek için İzmir´de gösterilere katıldıkları iddiasıyla ilk operasyonda tutuklanan 8 kişi hakkında, ´2911 Sayılı Yasaya Muhalefet, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Terör Örgütü Üyesi Olmamakla Birlikte Terör Örgütü Adına Suç İşlemek´ iddiasıyla 17´şer yıl hapis cezası istemiyle, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde dava açıldı.

GEZİ´NİN DIŞ BAĞLANTILARI

Gezi olaylarına aktif olarak katılan, polise direnen yabancılar bunlarla sınırlı değil. Alman milletvekili Claudia Roth ve yabancı ülke diplomatları ile diğer yabancı uyruklu kişilerin de olaylara katıldıkları basında yer aldı.

Gezi olaylarına katılan göstericilere yabancı vakıfların maddi destek verdiği de o günlerde iddia edilmiş, buna dair bir raporun Başbakan Erdoğan´a sunulduğu basına yansımıştı.

Bunlarla ilgili ilerleyen günlerde iki çarpıcı gelişme yaşandı. İlki, Gezi´ye dair İstanbul´da düzenlenen ilk iddianamede İtalyan uyruklu fotoğrafçı Mattia Cacciatori´nin sanık olarak yer alması oldu. Gezi olaylarına aktif şekilde katılan ve polise direnen Cacciatori´nin 7 yıla kadar hapsi isteniyor.

Ancak 5 Temmuz 2013´te basına çok çarpıcı bir başka gelişme yansıdı. Buna göre, Hatay´da Gezi Parkı eylemcilerine para dağıtılarak provokasyon yapıldığı ihbarı üzerine ´casus evlerine´ ikiz baskın düzenlendi. Eski Bakan Zekeriya Temizel´in kızı Selin Temizel´in de aralarında bulunduğu Alman Arche Nova ve İngiliz MapAction üyesi 8 kişi gözaltına alındı. 6 yabancı ajanlık suçlamasıyla sınır dışı edildi.

Batılıların Gezi olaylarına ilgisi skandal gelişmelerle ortaya çıkmıştı. Batı medyasında Gezi olayları şaşırtıcı büyüklükte yalan haberlerle yansıtıldı. Ana sayfa başlıklarında Başbakan Erdoğan´a ağır hakaretlere yer verildi. ABD ve Avrupa´lı sözde aydınlar, o günlerde Londra ve Washington´da yaşanmış benzer kitlesel olaylarda polisin uyguladığı ve çok sayıda kişinin öldüğü şiddetten hiç bahsetmeyerek Başbakan Erdoğan´ı ve partisini eleştirdiler. Diktatör olarak niteleyerek hakaret ettiler. Hatta insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle Erdoğan´ın Strasbourg´ta yargılanabileceği tehdidini ileri sürecek kadar ileri gittiler.

Yabancılarla işbirliği içine giren Gezi eylemcilerinin Dolmabahçe cami kapısını tekmelemeleri, içeriye ayakkabılarla girmeleri, orada içki içip öpüşmeleri, sırtında haç işaretli bir kızılhaç doktorunun camide ortalıkta dolanması kamuoyunda şok etkisi yaptı.

Gezi olaylarına dair çeşitli illerde halen yürütülen soruşturmalarda olayların dış bağlantılarının da inceleme kapsamına alınıp alınmadığı bilinmiyor. Belki Hatay´daki yabancı vakıf baskını ardından başlatılan soruşturma bu şüphenin izini sürüyor olabilir. Öyle bile olsa soruşturmanın Hatay´la sınırlı ve dar kapsamlı olacağı söylenebilir.

Hatay´da yabancı vakıfların Gezi olaylarına aktif destek verdiğinin ortaya çıkması çok önemli. Çünkü yabancı vakıfların yasak olduğu halde Türkiye´deki siyasete müdahale ettiği iddiaları Ergenekon davası sürecinde de gündeme gelmiş ancak üzerine gidilmemişti. Bu şüpheler, Gezi olaylarıyla birlikte bir kez daha gündemde. Alman vakıflarından Ergenekon sanıklarına gönderilen parasal destek belgelerle ortaya çıkmış ancak bu konuda ayrı bir soruşturma açılmamıştı. Yine konuyla doğrudan bağlantılı olarak gündeme gelen Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu´nun suikastle öldürülmesine de, yabancı vakıfların Türkiye´deki siyasi etkilerini araştırmasının neden olduğu ileri sürülmüş, bu konuyla ilgili somut bulgular ortaya çıkmıştı. Ancak dediğimiz gibi, yabancı vakıfların siyasi nüfuz çabaları hakkında ayrı bir soruşturma başlatılmış değil.

Bu konuyu yakından ilgilendiren ilginç bir gelişme Mısır´da yaşandı. Mısır´da Mübarek´in 2011´de devrilmesinden sonraki yeni süreçte yabancı vakıflara baskınlar yapıldı. ABD, Alman ve İngiliz vakıflarının 43 yöneticisi gözaltına alındı. Bu vakıfların yasak olmasına rağmen Mısır´da siyasi faaliyetlerde bulunduğu kanıtlandı. Dava sonuçlandığında ABD ve Avrupalı 43 sanığın tümü hapis cezası aldı. ABD Ulaştırma Bakanının oğlu da bu sanıklardan biri idi. Davanın bu şekilde sonuçlanması ABD ve Mısır arasında diplomatik kriz çıkardı. Dava Avrupa ülkelerinde de tepkilere yol açtı. Ve davanın sonuçlanmasından sadece 1 ay sonra Mursi askeri darbe ile devrildi.

Yasak olmasına karşın yabancı vakıfların Türkiye´de siyasete nüfuz çabalarında bulunduklarına dair somut bulgular Ergenekon davasından sonra Gezi olayları sürecinde de çoğaldı. Kendi ülkelerindeki katliam ve polis şiddetine ses çıkarmayan ve o ülkelerin istihbarat ofisi gibi Türkiye´de faaliyet gösterdiklerini gösteren somut şüphelerden sonra bu vakıflara karşı bir an önce ayrı bir soruşturma başlatılması gerekiyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(24 Eylül 2013, 14:10)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Mısır´da ABD rolü belgelendi

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1357    yazdır/print


 

Ulusalcılar bir bir kaçıyor

Ergenekon davasında hapis cezası alan bazı sanıkların yurtdışına kaçışları sürüyor. Haklarında yakalama kararı çıkarılan bir çok ismin halen yurtdışında olduğu belirlendi. Sanık ülkücü Levent Temiz´in hakkında hapis kararı çıktığını öğrenince ´vatan sağolsun´ dediği, ardından da Bulgaristan´a kaçtığı ortaya çıkmıştı. Bir başka sanık Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan´ın ise halen bulunduğu Almanya´dan Türkiye´ye dönmeyeceği, yaptığı açıklama ile ortaya çıktı.

13.08.2013 16:42 Ergenekon davasında hapis cezası alan bazı sanıklar hala teslim olmazken, teslim olmayanlar arasında bir çok isimin de yurt dışında olduğu ortaya çıktı. Sanıklar arasında Gazeteci Merdan Yanardağ, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Cinali, Teğmen Mehmet Ali Çelebi de bulunuyor. Avukat Mustafa Hüseyin Buzoğlu, Aydınlık Gazetesi´nden Mehmet Adnan Akfırat, TGB´nin kurucusu Tunç Akkoç ve Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan´ın yurt dışında olduğu belirlendi. Adnan Türkkan Almanya´dan dönmeyeceğini açıkladı. Yasadışı yollarla ve sahte kimlikle yurt dışına kaçan Levent Temiz´in ise iade edilmesi için Bulgaristan makamları ile görüşmeler devam ediyor. Ulusalcı geçinen sanık ülkücü Levent Temiz hakkında hapis kararı çıktığını öğrenince ´vatan sağolsun´ demiş, ardından kayıplara karışan Temiz´in Bulgaristan´da yakalandığı ortaya çıkmıştı. Bir başka ulusalcı geçinen sanık Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan´ın da Almanya´dan Türkiye´ye dönmeyeceği, yaptığı açıklama ile ortaya çıktı.

-Anavatanlarına mı kaçtılar?-

Halen bulunduğu Almanya´dan Ergenekon örgütüne yakınlığı hakkında açılan davada ortaya çıkan odatv internet sitesine bir açıklama yapan Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan, Almanya´dan dönmeyeceğini belirtti. Türkkan Zindanlar yurtseverlerle doldu. Artık tek bir Aydınlıkçıyı dahi gladyo mahkemelerine teslim etmeyeceğiz. Biz asla başka devletlerin boyunduruğu altına girmeyiz dedi.

Almanya Ergenekon sanıklarının yabancısı olmadığı bir ülke. Ergenekon davasının en önemli sanıklarından birisi olan Bedrettin Dalan soruşturma sürecinde gözaltına alınacağını öğrenince yurtdışına firar etmişti. Son bir kaç yıldır Almanya´da olduğu ortaya çıkan Dalan´a Alman gizli servisince sahte pasaport verildiği belgeleriyle ortaya çıktı.

Ergenekon örgütüyle derin bağlantıları olduğu, bu ülkedeki vakıfları aracılığıyla Ergenekon sanıklarına çeşitli miktarlarda para gönderdiği ve Dalan´a sahte pasaport verdiği belgelerle kanıtlanan Almanya, Ergenekon soruşturma ve davasına başından beri soğuk bakıyor.

Ergenekon davasında da ele alınan Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastinin ardında Almanya´nın olduğu, bu ülkenin isteği doğrultusunda suikastin Ergenekon örgütünce gerçekleştirildiğine dair çok güçlü bulgular ortaya çıktı. Halen ölümüne dair soruşturması süren Hablemitoğlu´nun ölmeden önceki son araştırması, Alman vakıflarının Türkiye´deki faaliyetleri üzerineydi. Hablemitoğlu´nun, Alman vakıflarının Türkiye´de yasal olmayan çalışmalar yaptığı, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediği ve altın madeni karşıtlarını örgütlediği yönünde çok önemli bilgilere ulaştığı ileri sürülüyor. Bu bilgileri 26 Aralık 2002´de Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi´nde görülmeye başlanacak 15 sanıklı ´Alman Vakıfları´ davasında açıklaması bekleniyordu. Ancak 8 gün varken öldürüldü.

Alman devletinin ve vakıflarının Türkiye´deki siyasi etkileri son Gezi olaylarında da çarpıcı şekilde ortaya çıktı. Alman başbakanı Angela Merkel, Gezi olaylarına polisin müdahalesini eleştirdi. Korkunç görüntüler var diyen Merkel, G-8 zirvesinde bu konunun ele alınabileceğini belirtip Türkiye´yi tehdit etti. Alman milletvekili Cladio Roth, Türkiye´deki gezi olaylarına aktif şekilde katıldı. Taksim Gezi Parkı´ndaki proteso gösterilerine katılan Almanya Yeşiller Partisi Genel Başkanı ve Federal Meclis Milletvekili Claudia Roth, Türk-Alman Parlamenterler grubu temsilcisi olarak Gezi Parkı´ndaki eylemelere katılmasının hakkı ve görevi olduğunu söyledi. Roth, göstericilerin çevreye vermiş olduğu herhangi bir zarara tanık olmadığını da iddia etti. Başbakan ve milletvekilleri gibi Alman medyası da Gezi olaylarından dolayı Türkiye´ye karşı adeta ilan edilmemiş bir savaş açtı. O günlerde bir başka çarpıcı gelişme daha yaşandı. Gezi olaylarının sürdüğü o günlerde Hatay´da Gezi Parkı eylemcilerine para dağıtılarak provokasyon yapıldığı ihbarı üzerine ´casus evlerine´ ikiz baskın düzenlendi. Eski Bakan Zekeriya Temizel´in kızı Selin Temizel´in de aralarında bulunduğu Alman Arche Nova ve İngiliz MapAction üyesi 8 kişi gözaltına alındı. 6 yabancı ajanlık suçlamasıyla sınır dışı edildi. Konuyla ilgili bir başka gelişme de, Alman vakıflarının Gezi olaylarına aktif desteğinin Başbakan Erdoğan´a sunulan Gezi raporunda yer aldığının ileri sürülmesi oldu. Konuyla bağlantılı ilgili ilginç bir bilgi de, Alman ve ABD vakıflarının Mısır´da siyasi faaliyetlerde bulundukları iddiasının açılan dava sonucunda kanıtlanması oldu. ABD´li bakanın oğlu ile çok sayıda Alman vakıf yetkilisinin de yer aldığı 43 sanık mahkum oldu. Mısır mahkemelerinin davayı sonuçlandırmasından 1 ay sonra Mısır Cumhurbaşkanı Mursi darbe ile devrildi.

-Alman ve Türk gladioları hala etkin-

1990 sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı sonrasında tüm NATO üyelerinde kurulduğu, İtalyan savcıların ulaştığı belgelerle ve üye ülkelerin yetkililerince yapılan açıklamalarla kanıtlanan Ergenekon benzeri Gladio teşkilatlarının tüm üyelerde tasfiye edildiği açıklanmasına karşın Türkiye´de bunun yapılmadığı yıllardır zaten biliniyordu. Türklere yönelik yakın zamanda yaşanan ve altından Alman derin devletinin çıktığı Dönerci cinayetleri üzerine açıklama yapan Alman araştırmacılar ise teşkilatın Almanya kolunun da halen var olduğunu, Alman ve Türk Gladio teşkilatlarının halen güçlü şekilde varlıklarını sürdürdüğünü ve işbirliği yaptıklarını dile getirdiler.

-Ulusalcılığın 10´da 9´u kaçmak mı?-

Türkiye´nin çeşitli girişimlerde bulunmasına karşın Almanya, Ergenekon firari sanığı Bedrettin Dalan´ı Türkiye´ye iade etmeyi reddediyor. Yine Almanya´nın etkili olduğu Uluslararası Polis Teşkilatı INTERPOL de sanıklar hakkında yakalama kararı çıkartılması taleplerini çeşitli bürokratik gerekçelerle reddediyor. Bu bulgular ışığında halen Almanya´da bulunan Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan´ın da Dalan gibi Türkiye´ye iade edilme olasılığı zayıf görülüyor. Yine bu bulgular ışığında ulusalcı geçinen sanıkların aslında anavatanlarına kaçmış oldukları değerlendirmesi de yapılıyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(13 Ağustos 2013, 16:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon sanığı firar etti

Eski MGK sekreteri tutuklandı

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Firarlarda özel bir durum mu var?

Almanya, 250 teröristi iade etmiyor

Sanıklara Ergenepol koruması

Interpol´e sunulan Ergenekon raporu

Almanya´dan Dalan´a sahte pasaport

Almanya Dalan´ı iade etmiyor

Almanya Bakıcı´yı da vermiyor

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

Naziler, Alman Ergenekonu´nun kılıfı

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Aydınlık´tan Kozinoğlu´na ilginç sansür

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2256    yazdır/print


 

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Hatay´da Gezi Parkı eylemcilerine para dağıtılarak provokasyon yapıldığı ihbarı üzerine ´casus evlerine´ ikiz baskın düzenlendi. Eski Bakan Zekeriya Temizel´in kızı Selin Temizel´in de aralarında bulunduğu Alman Arche Nova ve İngiliz MapAction üyesi 8 kişi gözaltına alındı. 6 yabancı ajanlık suçlamasıyla sınır dışı edildi. Alman vakıflarının Gezi olaylarına aktif desteğinin Başbakan Erdoğan´a sunulan Gezi raporunda yer aldığı ileri sürülmüştü. Yine Alman vakıflarından Ergenekon sanıklarına para yardımı Ergenekon davasında belgelenmişti. Benzer bir durum Mısır´da da gündeme geldi. Eski Bakan Temizel´in kızı Türkiye´de yakalanırken ABD´li Bakan´ın oğlu da Mısır´da yakalandı. Yabancı vakıfların Mısır´da siyasi faaliyetlerde bulunduğu, Mursi´nin devrilmesinden 1 ay önce sonuçlanan davada kanıtlandı. ABD Ulaştırma Bakanının oğlu da dahil 43 vakıf yöneticisi hapis cezası aldı.

05.07.2013 14:09 Hatay´da Gezi Parkı eylemlerini provoke ettiği iddia edilen Alman yardım kuruluşu Arche Nova üyelerinin kaldığı eve operasyon düzenlendi. Maliye eski Bakanı Zekeriya Temizel´in kızı Selin Temizel´in aralarında bulunduğu 5 kişi gözaltına alındı.

NUSAYRİ FİŞLEMELERİ

Operasyon e-posta ihbarıyla başladı. İhbarda, bazı yabancıların kiraladıkları evde eylem organize ettiği ve göstericilere para dağıttığı ifade edildi. Selin Temizel ile Alman Natia S, İrlandalı Simon B, Arap uyruklu Usame H. ve Sinan G, casusluk suçlamasıyla gözaltına alındı.

Savcılık ifadelerinin ardından yabancı uyruklu üç kişi sınır dışı edildi. Evde bulunan 50 bin dolar, 70 bin euro ve 50 bin liraya el kondu. Ele geçirilen dokümanlarda Hatay´da yaşayan Nusayrilere ilişkin bilgiler olduğu belirtildi.

İKİNCİ DALGA İNGİLİZ MAP ACTION´A

Hatay´da aynı gerekçelerle ikinci casusluk operasyonu İngiliz yardım kuruluşu MapAction üyelerine yönelik gerçekleştirildi. İngiliz James A., Bruce S. ve İspanyol George G. gözaltına alındı. 3 yabancı sınır dışı edildi.

´Kızım vatanına bağlı biri´

Almanya´da tıp doktoru olan kızı Selin´in insani yardım için Hatay´a geldiğini ifade eden Zekeriya Temizel, konuyla ilgili şunları söyledi: “Kızım vatanına milletine bağlı biri. Bir işyerinden bilgisayar satın almışlar. Firma ödemeye rağmen bilgisayarı teslim etmemiş. Tartışma olmuş. Konu polise yansımış. Bunun dışında kim gözaltına alınmış, neyle suçlanmış bilgi sahibi değilim. Benim kızım ülkesi aleyhine hiçbir oluşumda yer almaz.”

İzinsiz faaliyet ´kışkırtma´

Arche Nova üyelerinin Dışişleri Bakanlığı, AFAD veya Hatay Valiliği´nden izin almadığı belirlendi. Şehirdeki Gezi eylemlerine Türk bayrakları ile katıldıkları belirtilen şüpheliler, Esed yanlısı Nusayriler´i Suriyeli sığınmacılara karşı kışkırtmakla suçlandı.

Kürt bölgesi için Barzani´yle görüşme

Arche Nova, 1992´den beri uluslararası düzeyde faaliyet gösteren bir yardım kuruluşu. Etiyopya, Burkina Faso, Kenya, Kongo, Uganda, Haiti, Myanmar ve Japonya´da faaliyet gösteren kuruluş, Suriye´nin Kürt bölgesinde temsilcilik kurmak için Mesud Barzani ile görüşüp yardım istedi. (Bugün)

ALMAN VAKIFLARI TAKSİM GEZİ´DE ETKİN ROL ALDI

Bugün gazetesinde verilen yukarıdaki ayrıntılar şaşırtıcı değil. 1 ay önce gerçekleşen ve 2 hafta boyunca devam eden Taksim Gezi olaylarında Alman vakıflarının da etkin rol aldığı iddia edilmişti. Buna göre, eylemlere katılan ya da destek veren güçlerle ilgili bir rapor hazırlandı ve Başbakan Erdoğan´a sunuldu. Ayrıntıları AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu´nda da konuşulan rapora göre; 8 Alman vakfı protestoların bitmemesi için eylemcilere kol kanat gerdi. Daha önce terör örgütlerine yardım yaptığı ifade edilen bu vakıflar eylemcilerin gıda sorunu yaşamaması için Taksim Meydanı´na sürekli yemek servisi yaptı.

ALMAN VAKIFLARINDAN ERGENEKON SANIKLARINA PARA

Bu, Alman vakıflarıyla ilgili ilk iddia da değil aslında. Almanya´nın Türkiye üzerindeki siyasi nüfuz çabasının çok fazla olduğu, defalarca belgeleriyle kanıtlandı. O kadar ki, Başbakan Erdoğan, 2011 Ekim ayında yaptığı bir konuşmasında konuya değinme ihtiyacı hissetti. Alman vakıflarının PKK´ya ve CHP´li belediyelere yardım ettiğini dile getiren Erdoğan, şunları da söylüyordu: Alman vakıflarının, uzun zamandır Türkiye´de ne yazık ki buna benzer bazı girişimleri olmuştur. Hatta ana muhalefet partisine bu şekilde yardım konusu tartışma konusu da olmuştur, tartışılmıştır, medyada bu yayımlanmıştır. Fakat tabii o gündür bugündür bu iş üzerine gidilmediği için belki belli noktada kalmıştır.

Başbakanın dile getirdiği CHP ve PKK´ya finansal yardımın ötesinde de durumlar söz konusu idi. 2002 sonunda silahlı saldırıda hayatını kaybeden Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu´nun bu vakıfların Türkiye´deki etkilerini araştırdığı sırada öldürüldüğü iddia ediliyor. Ölümünde Ergenekon örgütünün parmağı Ergenekon davasında gündeme geldi. Yine davada Alman vakıflarının Türkiye´deki siyasi etkileri de gündeme geldi. Mahkeme bu iddiaların üzerine gitti. Alman vakıflarının Türkiye´deki Ergenekon sanıklarına paralar gönderdiği belgelendi.

Yine Almanya, Ergenekon firarisi Bedrettin Dalan´a sahte pasaport verecek kadar ileri gitti. Onu Türkiye´ye iade etmeyi reddediyor. Yine Alman derin devleti Türklere yönelik dönerci cinayetlerinin ardından çıktı. Türklere yönelik kundaklama olaylarının ardında da aynı gücün rol aldığı şüphesi var. Alman ve Türk kontrgerilla teşkilatlarının hala güçlü olduğu Alman araştırmacılar tarafından da dile getiriliyor.

Taksim Gezi olaylarının kışkırtılmasında vakıfları aracılığıyla Almanya´nın rol aldığı iddiasıyla örtüşen başka bilgiler de var. Alman Başbakanı Merkel, Gezi olaylarında skandal sayılabilecek ifadelerle Türk devletini eleştirdi. Durumu G-8 toplantısına getirebileceklerini belirtti. Alman medyası, Başbakan Erdoğan´ı ve hükümetini açık düşman ilan eden bir yayın politikası izledi.

ABD ve İngiltere´nin durumu da farklı değil. Avrupa parlamentosu Gezi olaylarında polis müdahalesini kınarken aynı günlerde İngiltere´de gerçekleşen müdahaleye ise en ufak bir ses çıkarmadı. Örnekler çoğaltılabilir. Görüldüğü gibi Gezi olayları yabancı unsurlar tarafından desteklendi. ABD´nin CNN televizyonu, 1 milyon katılımlı AK Parti mitingini hükümeti protesto gösterisi diye inanılmaz bir çarpıtmayla göstermekten çekinmedi. Yabancı gazeteci ve parlamenterler Gezi protestolarına aktif katıldılar. Kendi medyaları dahi bunları eleştirdi, ´kendi ülkenizdeki benzer olaylara tepki vermezken orada ne işiniz var´ diyerek. Bu güçler AK Parti hükümetini devirme çabasında aktif rol aldılar. Tüm bunların organize olduğuna şüphe duyulmuyor.

MURSİ DÖNEMİNDE YABANCI VAKIFLAR´A BASKIN YAPILDI

İlginçtir benzer bir tartışma Mısır´da yaşandı. Önceki gün canlı yayında duyurulan bir askeri darbe ile seçimle gelmiş olan Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi devrildi. Mursi´nin yönetime gelmesine yol açan Tahrir´deki halk ayaklanması 1,5 yıl önce 11 Şubat 2011´de sonuçlanmış, Mısır diktatörü Hüsmü Mübarek istifa etmişti. Yeni hükümetin ilk icraatlarından birisi, yabancı vakıfların Mısır´daki siyasi faaliyetlerinin üzerine gitmek oldu. 2011 sonunda yabancı vakıflara baskınlar yapıldı. Gözaltılar yaşandı. 43 sanık hakkında açılan dava 4 Haziran 2013´te sonuçlandı. Mısır Ceza Mahkemesi, sanık olarak yargılanan sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcilerini siyasi faaliyetler yürüttüğü gerekçesiyle 1 ila 5 yıl arasında hapis cezasına çarptırdı.

BAKAN ZEKERİYA TEMİZEL´İN KIZI TÜRKİYE´DE, ABD´Lİ BAKANIN OĞLU MISIR´DA YAKALANDI

Amerika Birleşik Devletleri Ulaştırma Bakanı Ray Lahood´un oğlunun da aralarında bulunduğu 16 Amerikalı hakkında 5 yıl hapis cezası verildi. Dava sonucunda Alman Konrad Adenauer Vakfı´nın yöneticilerine ve büro sorumlularına da 5´er yıla kadar varan hapis cezası verildi. Toplamda 43 sanığın tümüne ceza verildi. Mahkeme ayrıca sivil toplum kuruluşlarına ait tüm evrak ve dokümanlara el konulmasını ve ofislerinin kapatılmasını kararlaştırdı. Mısır Başsavcılığı söz konusu kişilerin sivil toplum kuruluşu adı altında ülkede siyasi faaliyetler yürüttüğünü, 2012 Mart ve Aralık ayları arasında izinsiz açılan 6 kuruluşun temsilcisinin, yabancı kaynaklardan fon sağladığını ortaya koydu.

Başbakan Erdoğan´ın da dile getirdiği gibi Türkiye´de yabancı vakıfların üzerine Mısır´daki kadar henüz gidilmemiş olsa da, konu Ergenekon davasında kısıtlı şekilde gündeme gelmiş olsa da, Almanya ve diğer Batı ülkelerinin, vakıfları aracılığıyla, Türkiye ve Mısır gibi ülkelerde siyasi çalışmalar yaptığı, beğenmedikleri hükümetlere karşı bazı siyasi parti ve örgütlere maddi destek verdiği iddiaları, Mısır´daki yargılama sonucunda kanıtlanmış oldu. Ve bu yargılama Mursi´nin devrilmesinden 1 ay önce Haziran başında sonuçlandı. Bu durum aynı zamanda, Batı´nın Mursi´den niçin nefret ettiğini, bu vakıflar üzerinden Batı´nın Mısır halkı arasında nasıl çalışmalar yaptığını ve muhtemelen Mursi karşıtı hareketlenmeyi ve askeri darbeyi örgütlediğini de düşündürdü. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(05 Temmuz 2013, 14:09)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Mısır´da askeri darbe oldu

Düşünen adam da olacak mı?

Mısır ve Türkiye için tarihi gün: 11022011

Taksim Tahrir olmaz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5690    yazdır/print


 

Ergenekon´da karar 5 Ağustos´ta

Ergenekon davasının 320. duruşmasında önemli gelişme.. Sanıkların savcılık mütalaasına karşı son savunmalarının alınması tamamlandı. Ardından hemen sanıkların son sözlerinin alınmasına geçildi. Sanıklardan kısa kısa bir kaç cümle ile son sözleri alındı. Ardından ara karar alındı: Davada hüküm günü 5 Ağustos..

21.06.2013 12:16 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 66´sı tutuklu, 275 sanıklı Ergenekon davasının 320. duruşması görülüyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nin yanında bulunan büyük salonunda yapılan duruşmada CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay, Hurşit Tolon, Hasan Iğsız, Veli Küçük, Doğu Perinçek ve Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu 52 tutuklu sanık hazır bulundu. Duruşmaya ayrıca Yalçın Küçük´ün de aralarında bulunduğu 9 tutuksuz sanık geldi. Küçük, başka suçtan tutuklu olduğu için tutuklu sanık bölümünde yer aldı.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler ve Levent Ersöz´ün de aralarında bulunduğu 14 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı.

Öte yandan, Balbay ve Haberal´ın da aralarında bulunduğu bazı sanıkların daveti üzerine duruşmaya izleyiciler, CHP milletvekilleri ve basın kuruluşu temsilcileri yoğun ilgi gösterdi.

Duruşmaya, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ile Mahmut Tanal, Haluk Eyidoğan, Sencer Ayata, Muharrem Işık, Gürkut Acar, Namık Havutça, Tufan Köse, Kemal Ekinci ve Ali Sarıbaş ile Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel; Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç, Cumhuriyet Gazetesi yazarları Şükran Soner, Güray Öz ve Meriç Velidedeoğlu ile Yalçın Bayar, Bedri Baykam ve Mustafa Mutlu katıldı.

İzleyicilere seslenen Mustafa Balbay, Biz yıllardır hukuku halkla arayacağız dedik. Yanılmadığımızı gördük. Bir kez daha anladık ki halktan büyük iktidar yok. Mehmet Haberal´ın dediği gibi haklı olmak kadar halklı kalmak da önemlidir. Biz haklıyız ve hep haklı kalacağız. Bu davada hukuk olmadığını size bugün bir kaz daha anlatacağız dedi. Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel´in de en ön sırada oturduğu basın mensuplarının bulunduğu bölüme yönelen Balbay, Lütfen bugün gerçek gazetecilik yapalım. diye seslendi.

Prof. Dr. Yalçın Küçük´ün ise, Boşuna hukuk aramayın çünkü hukuk yok. Hukuk aramayın, gerçekleştirin. çıkışı dikkat çekti. Küçük, Mustafa´nın sözü fazla kibar bence hiçbiriniz gazeteci değilsiniz. Hiçbiriniz gazetecilik yapmıyorsunuz. şeklinde konuştu.

Balbay izleyici sıralarına tekrar dönerek, Gezi olaylarının darbe girişimi olduğunu iddia edenler darbe yalanıyla yıllarca sizi kandırdı. Ancak siz kanmadığınızı gösterdiniz. dedi.

SANIK GAZİ GÜDER´İN SAVUNMASI

Duruşmanın başlamasıyla birlikte tutuksuz sanıkların esas hakkındaki savunmalarının alınmasına başlandı. Hakkında yapılan suçlamaları kabul etmediğini belirten Gazi Güder, Hayatımı, ülkemin ve insanların ekonomik ve teknik anlamda kalkınması için adadım. diye konuştu.

SANIK HAYRİ BİLDİK´İN SAVUNMASI

Sanık Hayri Bildik ise Ben savunmamı daha önce yapacaktım ancak yolculuğum sırasında çantam çalındı. Daha önceden hazırladığım ve burada yapacağım savunmam da içindeydi. Bu nedenle 10 sayfa olarak savunma yapacağım açıklamasında bulundu. Bildik´in, kendisine verilen sürenin 4 dakikasını sanıkların isimlerini tek tek sayarak ve selamlayarak kullanması dikkat çekti. Bildik, sanıklara seslenerek İzninizle sizlere dava arkadaşlarım diyorum. Bu kadar insanın bir araya gelmesine imkan yoktu. Bu dava nedeniyle bir araya geldik. Ağabey, kardeş, dost, arkadaş olduk. Bu dava beni zenginleştirdi ve çoğalttı. diye konuştu.

Dava konusu Ergenekon örgütünün varlığını kabul etmediğini belirten Bildik, Böyle bir örgütün varlığını bilsem asla üyesi olmazdım. Üyeliğine değil, yöneticiliğine talip olurdum. dedi.

Toplumsal Dönüşüm Yayınevinin kurucusu olduğunu belirten Bildik, 2005 yılında dargın olarak yayın evinden tüm haklarımı devrederek ayrıldım. Ancak oradan ayrılırken üzerime kayıtlı olan ve yayınevi görüşmelerinde kullanılan cep telefonunu almadım. 2008 yılında çıkarılan dinleme kararı ile dinlenen bütün konuşmaları benim yaptığım şeklinde kayıtlara geçirilmiş. Hatta Gazetelerde ´Hablemitoğlu´nun yayıncısı´ olarak geçti ismim. Oysa ölümünden sonra kitabını yayınlayacak yayınevi bulunamadığı söylenince ´Verin ben yayınlayacağım´ dedim. Ölmeden önce bir tane bile eserini yayınlamadım ben. ifadesini kullandı. (Cihan)

SANIK UFUK AKKAYA´NIN SAVUNMASI

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada, tutuksuz yargılanan Ulusal Kanal Haber Müdürü Ufuk Akkaya´nın esas hakkındaki mütalaaya ilişkin savunması alındı. Akkaya´nın avukatı olarak savunma yapan emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün kızı Zeynep Küçük, Danıştay saldırısı ve Ümraniye´de el bombalarının bulunmasıyla ilgili süreci anlattı. Küçük, Danıştay dosyası sanıkları Osman Yıldırım ve Süleyman Esen ile tanık olarak dinlenilen Salih Yaşar arasında, Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ve Danıştay saldırısı arasında geçen 13 günlük sürede 464 görüşme olduğunu söyledi. Bu kişilerle dava sanıkları arasında telefon görüşmesi bulunmadığını ifade eden Küçük, baz istasyonu raporlarına göre eylem bölgesinde olan kişilere beraat, hiçbir bağlantısı olmayan kişilere ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendiğini belirtti. Küçük, Danıştay dosyasının Ergenekon davasından ayrılmasını talep etti.

Küçük´ün ardından söz isteyen tutuklu sanık Osman Yıldırım´a Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese izin vermedi. Özese, ısrar eden Yıldırım´ın salondan çıkarılmasını istedi. Bunun üzerine jandarmalar eşliğinde salondan çıkarılan Yıldırım, Hepiniz sahtekarsınız. Hepinizin kanını içeceğim diye bağırdı.

-Şener Eruygur´un avukatının talebi-

Tutuksuz yargılanan emekli Orgeneral Şener Eruygur´un avukatı Filiz Esen de kafa travması ve beyin kanaması nedeniyle müvekkilinin iyileşme şansının tıbbi olarak mümkün olmadığını belirterek, Müvekkilimin hiçbir zaman duruşma ehliyeti olmayacaktır. Duruşma ehliyeti sizlerin çok daha iyi bildiği gibi muhakeme şartıdır. İsnat yeteneği olmayan müvekkilim hakkında davanın düşürülmesi kararı verilmelidir diye konuştu. Esen, beyin harabiyetinin bir sonucu olarak Eruygur´un duruşma yeteneğinin kalıcı olarak ortadan kalktığını kaydetti.

Daha sonra tutuksuz yargılanan 5 sanığın esas hakkındaki savunmaları alınan duruşmaya ara verildi.

KRİTİK GELİŞME: SON SÖZLERE GEÇİLDİ

Ergenekon davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, sanıkların esasa ilişkin savunmalarının alınmasının tamamlandığını belirterek, duruşmada bulunan tutuklu sanıkların son sözlerini almaya başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Özese, 3 saatlik aranın ardından alınan kararı okumaya başladı. Reddi hakim taleplerini reddettiklerini belirtti. Sanıklar ile avukatları tarafından yapılan taleplerin ise ´daha önceden karar verildiği´, ´mükerrer talep olduğu´, ´davaya bir yenilik katmayacağı´ gibi gerekçelerle reddine ve bu konularda bir karar verilmesine yer olmadığını açıkladı. Başkan Özese ardından esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını halen yapmayan sanıkların mahkemeye gönderdikleri mazeretlerinin, dava dosyasının geldiği aşamayı da dikkate alarak reddine karar verdiklerini bildirdi. Hasan Hüseyin Özese, 20 Ekim 2008 tarihinden bu yana yaklaşık 56 aydır devam eden Ergenekon davasında sanıkların esas hakkındaki savunmalarının tamamlandığını aktardı. Dava dosyası incelendiğinde araştırılacak bir konu kalmadığını da vurguladı.

Mahkeme Heyeti Başkanı Özese, duruşmada bulunan tutuklu sanıkların son sözlerinin alınacağını belirterek, son sözün de çok kısa bir beyan olduğunu kaydetti. Özese, duruşmada bulunan tutuklu sanıklara son sözlerini sormaya başladı.

İŞTE SANIKLARIN SON SÖZLERİ

Hıfzı Çubuklu: Tahliye ve beraatıma karar verilmesini istiyorum.

Mustafa Dönmez: Bize bu tezgahı kuran savcılar ve polisler hakkında işlem yapın lütfen.

Yalçın Küçük: Burada kendimi suç işlemeyen biri olarak tanıttım.

Kemal Aydın: Hakkımda yazılı iddianame ile 5 yıldır tutuklu bulunmam bir zulümdür. Bu zulmü bitirin.

Mustafa Balbay: Böyle baskın bir karar, hukuku halktan kaçırmak denir. Bu iddianamenin ve mütalaanın Türk hukuk sistemi ve Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ilkelerine bir saldırı olduğunu düşünüyorum.

Ziya İlker Göktaş: Bu davanın tekrar görüleceğine inanıyorum. O zaman inşallah avukat bölümünde otururum.

Erkan Önsel: Tarih önünde sizi son kez uyarıyoruz. Atatürk´ün kurduğu Cumhuriyet´i yıkma programında görevliydiniz. Görevinizi de layıkıyla yerine getirdiniz.

Tuncay Özkan: Son sözüm olmaz. Söyleyecek çok sözüm olacak. Adalet ve özgürlük cesaret ister.

Doğu Perinçek: Bu dava Türk milletine ve devrimlerine karşı emperyalistlerin tertibidir. Bu salonda suçlular vardır ama sanık sandalyesinde değildir. Son sözü Türk milleti söyleyecektir. Son sözü Cumhuriyet yargısı söyleyecektir.

Hurşit Tolon: Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Asılsız suçlamalarla 5 yıldır tutuklu bulunuyorum. Sizi vicdanınızla başbaşa bırakıyorum. Naçiz canımı da aziz Mustafa Kemal´in kurduğu Cumhuriyete feda ediyorum. Bu zulme son verecek son mercii vicdanlarınız. Sizi onunla başbaşa bırakıyorum.

Hasan Iğsız: Adil yargılandığımı düşünmüyorum. O yüzden size bir şey söylemeye gerek duymuyorum.

Dursun Çiçek: Yargılama tiyatrosunun oyuncusu olmak istemiyorum.

Kemal Kerinçsiz: Sonsöz son cümle değildir. Bırakın insanlar birkaç cümle konuşabilsin.

Fatih Hilmioğlu: Hukukun varlığı insan haklarını korumaktır. Yaşam hakkını ihlal eden bir mahkemeden adil bir karar beklemiyorum.

Turhan Özlü: Vereceğiniz kararı biliyorum. Benim için yok hükmündedir. Yaşasın tam bağımsız Türkiye.

Muzaffer Tekin: 4 yıldır devam eden süreç Hukuk Devleti´nin yaralandığı bir süreçtir. Hukuku askıya alanlardan beraat istemedim, istemeyeceğim.

Mehmet Haberal: Siz millet adına karar verdiğinizi söylüyorsunuz. Ben millet adına konuşuyorum. Adalet mülkün temelidir ilkesine göre karar verseydiniz insan hayatını önemserdiniz. Benim cerrah olarak hayatım gasp edildi.

Veli Küçük: 6 senedir buradayım. Siz heyet olarak o mütalaayı kabul ettiniz ise sizi şehit hakimin kanı ile başbaşa bırakıyorum.

Hikmet Çiçek: Bu dava dinci, gerici bir iktidarın yönlendirmeleri ile yürütüldü. Sonsözdeki kısıtlamalarla beni birkez daha haklı çıkardınız. Vereceğiniz kararı zerre önemsemiyorum. Size tırnağımın ucu kadar güvenmiyorum. Yaşasın tam bağımsız ve demokratik Türkiye. Kahrolsun faşizm.

Oktay Yıldırım: En baştan bugüne hazır bir kararı verebilmek için türlü hukuksuzluklara şahit olduk. Bu karar yok hükmündedir.

FLAŞ!!! KARAR 5 AĞUSTOS´TA

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Ergenekon Davası´nda savunmaların alınması işlemi ve ardından da son sözlerin alınması işlemi tamamlandı. Mahkeme Başkanı Özese heyet olarak aldıkları ara kararı açıkladı. Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların alınmasından sonra sanıkların son sözlerinin de alındığını belirten Başkan Özese, açık yargılamaya son verildiğini söyledi. Başkan Özese, dosyanın kapsamlı ve sanık sayısının fazla olmasını da dikkate aldıklarını belirterek hükmün yazılması için duruşmayı 5 Ağustos 2013 tarihine ertelediklerini açıkladı. Duruşmanın tamamlanmasından sonra sanıklar ve izleyiciler Onuncu Yıl ve Gençlik Marşlarını birlikte söylediler. Bazı sanık yakınlarının ağlaması üzerine sanıklar telkinlerde bulundu. (Cihan)

(21 Haziran 2013, 12:16)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4924    yazdır/print


 

Düşünen adam da olacak mı?

Taksim Gezi olayları 19 gün sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür ´duran adam´ eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek veren vatandaşlar sağda solda saatlerce hareketsiz durarak mesajlarını vermeye halkın dikkatini çekmeye çalışıyorlar. Şiddet içermeyen bu eylem türü kamuoyunun ilgisini çekmiş görünüyor. Twitterde eğlenceli geyikler dolaşmaya başladı bile. Diğer taraftan bugün medyada ilginç bir iddia yer aldı. Buna göre, ´ayakta durma´ eylemi yeni değil. Gene Sharp adlı Amerikan gizli haberalma teşkilatı CIA ile bağlantılı bir Amerikalı tarafından yıllar önce geliştirilmiş 198 eylem türünden biri. Sharp´ın listesinde yer alan bu maddelerden bir çoğunun Gezi sürecinde uygulandığı da söyleniyor. Buradan hareketle medyada Gezi olaylarının ardında CIA´nın olduğunu ima edenler de var. Ancak dikkatle incelendiğinde, kabul edilemeyecek bazı eylem çeşitlerini içerse de, tartışılacak bir çok yönleri olsa da bu metotların şiddeti içermediği, aksine şiddet kullanılmasına şiddetle karşı olduğu, bu yönüyle de Gezi olaylarına aykırı olduğu görülebilir. Şiddet ya da tencere tava çalmak yerine başkalarını rahatsız etmeyecek eylemlere geçilmesini olumlu bir değişim olarak değerlendirenler de var.

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür ´duran adam´ eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek veren vatandaşlar sağda solda saatlerce hareketsiz durarak mesajlarını vermeye halkın dikkatini çekmeye çalışıyorlar.

Şiddet içermeyen bu eylem türü kamuoyunun ilgisini çekmiş görünüyor. Bugün medyada yer alan bazı haberlerde ise ilginç bir iddia yer aldı. Buna göre, ´ayakta durma´ eylemi yeni değil. Gene Sharp adlı Amerikan gizli haberalma teşkilatı CIA ile bağlantılı olduğu ileri sürülen bir Amerikalı tarafından yıllar önce geliştirilmiş 200 kadar eylem türünden biri. Sharp´ın listesinde yer alan çok sayıdaki maddenin de Gezi sürecinde uygulandığı tespit edildi. Buradan hareketle medyada Gezi olaylarının ardında CIA´nın olduğunu ima edenler oldu. Ancak dikkatle incelendiğinde kabul edilemeyecek işgal ya da diğer bazı eylem çeşitlerini içerse de, tartışılacak bir çok yönleri olsa da bu metotların şiddeti içermediği, aksine şiddet kullanılmasına şiddetle karşı olduğu, bu yönüyle de Gezi olaylarına aykırı olduğu görülebilir.

-Gene Sharp kimdir?-

Gezi olaylarıyla başlayan sürecin değişen eylem türleriyle devam edeceği beklenebilir. Bu nedenle konuyu detaylıca ele almakta yarar var. Öncelikle Gene Sharp kimdir ona bakalım. Yaklaşık 60 yıldır pasif direniş teorisi ve yöntemleri üzerine çalışan bir Amerikalı akademisyen. Kitapları ve yazılarıyla Burma´dan Ukrayna ve Sırbistan´a, Tunus´dan Mısır ve diğer Ortadoğu ülkelerine kadar dünyanın her yerinde diktatörlük rejimleriyle mücadele edenlere ilham verdiğini ileri sürenler var. Pek az kişi Gene Sharp´ı tanıyor, adını biliyor.

Gene Sharp şu an 85 yaşında. 2009´da Nobel Barış Ödülü´ne aday gösterilinceye kadar pek kimsenin dikkatini çekmeyen görünüşte kendi halinde bir sosyolog ve siyaset bilimci, hatta teorisyen. Pek ortalıklarda görünmese de hazırladığı 88 sayfalık ´Diktatörlükten Demokrasiye (From Dictatorship to Democracy)´ kitabının, dünyanın hemen her yerinde şiddet içermeyen devrim aktivistlerinin el kitabı olduğu ileri sürülüyor. Bu çevrelere göre, Gene Sharp´ın pasif direniş ve sivil itaatsizlik üzerine yazdıkları, özellikle 198 Pasif Eylem Metodu, halkların, taleplerine ulaşmalarında işe yarıyor. Sharp, Pasif eylem, her durumda kullanılabilir. Çünkü bütün hiyerarşik kurumlar ve hükümetlerin en ayırt edici özelliğine saldırıyor: Yönetilene bağımlılık diye yazıyor. Bu yöntemlerin, halkın talepleri gündeme geldiğinde, ABD dâhil, her yerde geçerli olduğuna inanıyor.

Gandi ve Thoreau gibi sivil itaatsizlik felsefesini savunan öncüleri kendine idol olarak alan Sharp´ın temel yaklaşımı; Diktatörler, kendilerine itaat edildiği için iktidarda kalır. Onlardan korkulmaz ve itaat edilmezse zorda kalırlar şeklinde... Sharp, diktatörleri ayakta tutan unsurların çok iyi tespit edilip, yalnızlaştırılması gerektiğini ve eylemlerin nasıl kitleselleşeceğinin yolunu gösteriyor. Semboller, sloganlar, örgütlenme modelleri anlatan Sharp, 1983 yılında kurduğu Albert Einstein Entsitüsü aracılığı ile fikirlerini, teorilerini enstitü üzerinden ücretsiz olarak dünyaya yayıyor. Sivil toplum kuruluşlarına ve muhalif kanaat temsilcilerine yol gösteriyor.

Şiddet içermeyen devrim teorisyeni Sharp´ın 30´dan fazla dile çevrilen kitapları sınırlardan gizli olarak geçirilmiş, dünyanın her yerinde sivil polisten saklanmış eserler. Önce Tunus sonra da Mısır´da hükümetinin düşürülmesinde onun kitabının olduğunu savunanlar olduğu gibi, bunun bir lekeleme olduğunu savunanlar da var.

-Genelgeçer bir diktatörlük devirme kılavuzu-

Sharp, en fazla dile çevrilen ve dağıtılan kitabı Diktatörlükten Demokrasiye 1993´te Aung San Suu Kyi´nin tutuklanmasından sonra Birmanya´da başlayan demokratik harekete ithafen yazdığını belirtiyor. Ancak ülkeyle ilgili herhangi bir uzmanlığa sahip olmadığı için Sharp, tamamen genelgeçer bir diktatörlük devirme kılavuzu yazmış, ortaya çıkan kitap ise kolayca çevrilebilir ve farklı durumlarda uygulanabilir özellik taşıyor. Birmanya´dan Tayland ve Endonezya´ya ulaşan kitap, Doğu Avrupa, Güney Amerika ve Orta Doğu´da kullanıldı.

-İran´daki ayaklanmada rolü-

Sırbistan´da Slobodan Miloşeviç ve Ukrayna´da Viktor Yanukoviç´i düşüren demokratik hareketlerin de Sharp´tan ilham aldıkları iddia ediliyor. İran´da 2009 yılında gerçekleşen gösteriler sonrasında yargılanan protestocular, bu metodların 100´den fazlasını kullanmakla suçlanmış, birçoğunun üzerinden de Sharp´ın tezlerinin yer aldığı fotokopiler çıkmıştı. Eğer bu iddia doğruysa Sharp´ın kuramlarının İran´da işe yaramadığı, ayaklanma hareketini büyümediği ve iktidarın devrilmediği ortada.

-Tahrir´de rol aldı mı?-

Tahrir ayaklanmasında Sharp´ın kuramlarına dayanan ´198 Pasif Direniş Metodu´ kitapçığının kullanıldığını iddia edenler var. Bu iddianın o halk hareketine ABD desteği verildiği iddiasını ortaya atmak ve dolayısıyla da leke sürmek için kullanıldığını savunanlar da.. Taksim olaylarının Tahrir´e benzerliğini ısrarla dile getirenler var. Gene Sharp´ın kuramlarının Tahrir´de kullanıldığını, Batı´nın Tahrir´e destek verdiğini dile getirenler var. Bu nedenle bu konuda biraz detaya girmekte fayda var.

Tahrir´deki olaylar incelendiğinde bu iddianın halk hareketini lekelemek için kullanıldığını anlamak hiç de zor değil. Devrilen lider Hüsnü Mübarek´in tıpkı daha önce devrilen İran Şahı gibi ABD´nin Ortadoğu´daki en yakın müttefiği olduğunu, benzer şekilde İsrail´in de en güvendiği lider ve komşu olduğunu bilmeyenler bu tür psikolojik hamleleri yapabilir, leke sürmeye kalkabilir.

Tahrir ayaklanması 11 Şubat 2011´de sonuçlandı. Mısır diktatörü Mübarek istifa etti. Yeni hükümetin ilk icraatlarından birisi, yabancı vakıfların Mısır´daki siyasi faaliyetlerinin üzerine gitmek oldu. 2011 sonunda yabancı vakıflara baskınlar yapıldı. Gözaltılar yaşandı. 43 sanık hakkında açılan dava 4 Haziran 2013´te sonuçlandı. Mısır Ceza Mahkemesi, 43 sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcisini siyasi faaliyetler yürüttüğü gerekçesiyle 1 ila 5 yıl arasında hapis cezasına çarptırdı. Amerika Birleşik Devletleri Ulaştırma Bakanı Ray Lahood´un oğlunun da aralarında bulunduğu 16 Amerikalı hakkında 5 yıl hapis cezası verildi. Dava sonucunda Alman Konrad Adenauer Vakfı´nın yöneticilerine ve büro sorumlularına da 5´er yıla kadar varan hapis cezası verildi. Toplamda 43 sanığın tümüne ceza verildi. Mahkeme ayrıca sivil toplum kuruluşlarına ait tüm evrak ve dokümanlara el konulmasını ve ofislerinin kapatılmasını kararlaştırdı. Mısır Başsavcılığı söz konusu kişilerin sivil toplum kuruluşu adı altında ülkede siyasi faaliyetler yürüttüğünü, 2012 Mart ve Aralık ayları arasında izinsiz açılan 6 kuruluşun temsilcisinin, yabancı kaynaklardan fon sağladığını ortaya koydu.

Ceza alan vakıflardan biri de bir Alman vakfı idi. Almanya´nın Türkiye üzerindeki siyasi nüfuz çabası çok fazla. 2002 sonunda silahlı saldırıda hayatını kaybeden Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu´nun bu vakıfların Türkiye´deki etkilerini araştırdığı sırada öldürüldüğü iddia ediliyor. Ölümünde Ergenekon örgütünün parmağı Ergenekon davasında gündeme geldi. Yine davada Alman vakıflarının Türkiye´deki siyasi etkileri de gündeme geldi. Mahkeme bu iddiaların üzerine gitti. Alman vakıflarından Türkiye´deki Ergenekon sanıklarına paralar gönderildiği belgelendi. Yine Almanya, Ergenekon firarisi Bedrettin Dalan´a sahte pasaport verecek kadar ileri gitti. Onu Türkiye´ye iade etmeyi reddediyor. Yine Alman derin devleti Türklere yönelik dönerci cinayetlerinin ardından çıktı. Türklere yönelik kundaklama olaylarının ardında da aynı gücün ro aldığı şüphesi var. Alman ve Türk kontrgerilla teşkilatlarının hala güçlü olduğu Alman araştırmacılar tarafından da dile getiriliyor. Yani Almanya´nın açıkça Gezi olaylarından yana taraf olması şaşırtıcı değil. Alman Başbakanı Merkel, Gezi olaylarında skandal sayılabilecek ifadelerle Türk devletini eleştirdi. Durumu G-8 toplantısına getirebileceklerini belirtti. Alman medyası, Başbakan Erdoğan´ı ve hükümetini açık düşman ilan eden bir yayın politikası izliyor. ABD ve İngiltere´nin durumu da farklı değil. Avrupa parlamentosu Gezi olaylarında polis müdahalesini kınarken aynı günlerde İngiltere´de gerçekleşen müdahaleye ise en ufak bir ses çıkarmadı. Örnekler çoğaltılabilir. Görüldüğü gibi Gezi olayları yabancı unsurlar tarafından şiddetle desteklendi. ABD CNN televizyonu, 1 milyon katılımlı AK Parti mitingini hükümeti protesto gösterisi diye inanılmaz bir çarpıtmayla göstermekten çekinmedi. Yabancı gazeteci ve parlamenterler Gezi protestolarına aktif katıldılar. Kemdi medyaları dahi bunları eleştirdi, ´kendi ülkenizdeki benzer olaylara tepki vermezken orada ne işiniz var´ diyerek. Bu güçler AK Parti hükümetini devirme çabasında aktif rol aldılar. Tüm bunların organize olduğuna şüphe duyulmuyor.

Sonuç olarak Tahrir´de Batı´nın desteği olduğu iddiası yalan. Tahrir´dekiler bu vakıfların üzerine gitti. Gezi Tahrir olamaz. Olsa olsa Tahrir´dekilere saldıran Mübarek rejimi taraftarları ´Baltacılar´ olurlar. Bunu da Tahrir´de bulunmuş olan bir gazeteci Gezi olaylarını yorumlarken belirtti; ´Bunlar bizim baltacılara benziyor.´

-CIA bağlantısı-

Gelelim Sharp´ın CIA bağlantısı iddialarına. Özellikle sol eğilimli internet sitelerinde çok ilginç bağlantılar aktarılıyor. Gene Sharp´ın pasif direniş teorisini, ABD´nin açık biçimde müdahale etmek istemediği ülkelerin rejimlerini içeriden değiştirmek üzere formüle ettiği ve onlarca yıldır, önce NATO´ya daha sonra da CIA´e bu ´yumuşak darbeleri´ örgütleyecek liderleri eğitmek konusunda yardım ettiği savunuluyor. Bu savı destekleyen birçok ´kanıt´ da gösteriliyor.

Örneğin Sharp´ın 1985´te yayımladığı, Avrupa´nın, Sovyetler Birliği´nin olası işgaline karşı nasıl direnebileceğini anlatan ´Making Europe Unconquerable´ kitabının ikinci baskısına, ´Soğuk Savaş´ın babası´ kabul edilen George Kennan´ın önsöz yazması bunlardan biri.

Tibet muhalefetini, Dalai Lama´nın önderliğinde onun birleştirdiği diğer bir iddia.

Yine terör eylemlerini durdurmak için Filistin Kurtuluş Örgütü içinde bir grup oluşturmaya çalıştığı; bunun için gerekli düzenlemeleri, İsrail silahlı kuvvetlerinin psikolojik harekât bölüm başkanı Albay Reuven Gal ile birlikte yaptığı ve söz konusu grubu Tel Aviv´deki Amerikan Büyükelçiliği´nde eğittiği ileri sürülüyor.

Albay Robert Helvey´nin de, CIA´in Albert Einstein Enstitüsü´nü daha etkin kullanmaya karar verdiğinde devreye girdiği ve Burma´daki muhalefetin eğitilmesi konusunun o zaman gündeme geldiği iddia ediliyor. Rangoon´da 1985 ile 1987 arasında askeri ataşe olan Helvey´nin iyi tanınan bir CIA ajanı olduğu söyleniyor. Bu ilişki, CIA ile Gene Sharp arasındaki bağlantı iddiaları için de en güçlü kanıtı oluşturuyor.

-Organik ilişkiler-

Şubat 1990´da enstitünün, İsrail silahlı kuvvetlerinin psikolojik harekât bölüm başkanı Albay Reuven Gal ve Amerikalı askeri ateşe Robert Helvey´in yardımlarıyla düzenlediği Pasif Direniş Önlemleri Konferansı ile iyi tanınan ekonomist ve CIA danışmanı Thomas Schelling´in enstitünün yönetim kuruluna katılması da, Gene Sharp´a ilişkin bu iddiaları kuvvetlendiriyor.

Ayrıca enstitünün para kaynakları konusundaki iddialar da ilginç. Enstitünün, CIA bağlantılı olduğu söylenen Demokrasi İçin Ulusal Vakıf´ın alt örgütlerinden Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitü tarafından finanse edildiği öne sürülüyor.

Uzun zaman ana destekçilerinden olan, mültimilyoner bankacı ve Sharp´ın eski öğrencisi Peter Ackermann´ın aynı zamanda, Ukrayna´daki Turuncu Devrim´in finansörlerinden olduğu iddiası da, Albert Einstein Enstitüsü´nün çok temiz para kaynaklarına sahip olmadığı yönündeki tabloyu güçlendiriyor.

İŞTE SHARP KURAMLARI: 198 MADDELİK ŞİDDETSİZ EYLEM YÖNTEMLERİ

Resmi bildiriler: 1. Konuşmalar 2. Muhalefet ya da destek mektupları 3. Kurum ve kuruluşlar tarafından verilen demeçler 4. İmzalı basın açıklamaları 5. İtham ve niyet beyanları 6. Grup halinde ya da kitlesel dilekçeler

Daha geniş bir izleyici kitlesi ile iletişimler: 7. Sloganlar, karikatürler ve semboller 8. Flamalar, posterler ve afişe edilen iletişim araçları 9. Broşürler, el ilanları ve kitaplar 10. Gazeteler ve mecmualar 11. Kayıtlar, radyo ve televizyon 12. Hava reklamları ve yere yazılan yazılar

Grup temsilleri: 13. Temsilciler heyeti 14. Sahte ödüller 15. Grup olarak lobi çalışmaları 16. Grev gözcülüğü 17. Sahte seçimler

Sembolik kamusal oyunlar: 18. Bayrakların ve sembolik renklerin gösterimi 19. Sembollerin giyilmesi 20. Dua ve ibadet 21. Sembolik nesnelerin teslim edilmesi 22. Protesto amaçlı soyunma eylemleri 23. Kişisel eşyaların imha edilmesi 24. Sembolik ışıklar 25. Portrelerin gösterilmesi 26. Protesto olarak boya kullanılması 27. Yeni işaretler ve isimler 28. Sembolik sesler 29. Sembolik itirazlar 30. Kaba hareketler

Bireyler üzerinde baskı kurulması: 32. Görevlilerin rahatsız edilmesi 33. Görevlilerle alay edilmesi 33. Dost olma 34. Gece nöbetleri

Drama ve müzik: 35. Mizahi skeçler ve eşek şakaları 36. Oyun ve müzik performansları 37. Şarkı söylemek

Geçit törenleri: 38. Toplu yürüyüşler 39. Geçit törenleri 40. Dini geçit törenleri 41. Hac yolculukları 42. Konvoylar

Ölen kişiler için yas tutmak: 43. Siyasi matem 44. Sahte cenazeler 45. Göze çarpıcı cenazeler 46. Mezarlıklarda saygı gösterileri

Halk kurulları: 47. Protesto ya da destek kurulları 48. Protesto toplantıları 49. Kamufle edilmiş protesto toplantıları 50. Tartışmalar

Geri çekilme ve tanımama: 51. İş bırakmalar 52. Sessizlik 53. Ödüllerden feragat edilmesi 54. Sırtını dönmek

Sivil direniş yöntemleri: 55. Sosyal boykot 56. Seçerek sosyal boykot 57. Lisistratik* eylemsizlik 58. Aforoz etme 59. Men etme (Aristofanes´in Lisistrata adlı oyununda yer alan ve eski Yunan´da eşlerin savaşın durması için cinsel perhiz uygulaması gibi örnekler kastedilmiştir. Sosyal etkinliklere, geleneklere ve kurumlara itaatsizlik) 60. Sosyal ve sportif etkinliklerin askıya alınması 61. Sosyal ilişkilerin boykot edilmesi 62. Öğrenci boykotları 63. Sosyal itaatsizlik 64. Sosyal kurumlardan çekilme Sosyal sistemden çekilme 65. Evden çıkmama 66. Tamamen kişisel direniş 67. İşçilerin iş bırakması 68. Sığınma 69. Topluca ortadan kaybolma 70. Protesto amaçlı göç (hicret)

Ekonomik direniş yöntemleri: (1) Tüketici eylemleri: 71. Tüketici boykotları 72. Boykot edilen malların tüketilmemesi 73. Tasarruf politikası 74. Kiraların ödenmemesi 75. Kiralamayı reddetme 76. Ulusal çapta tüketici boykotu 77. Uluslararası çapta tüketici boykotu

İşçi ve üretici eylemleri: 78. İşçi boykotları 79. Üretici boykotları

Aracı eylemleri: 80. Tedarikçi ve taşıyıcı boykotu, İş sahibi ve yönetimin eylemleri 81. Tüccarların boykotu 82. Mal satışının ya da kiralamasının reddedilmesi 83. Lokavt 84. Endüstriyel yardımın reddedilmesi 85. Satıcıların “genel greve gitmesi”

Mali kaynak sahiplerinin eylemleri: 86. Banka mevduatlarının çekilmesi 87. Ücretleri, aidatları ve vergi tarhlarını ödemeyi reddetmek 88. Borçları ya da faizi ödemeyi reddetmek 89. Fonlar ve krediler ile ilişiğin kesilmesi 90. Gelirin reddedilmesi 91. Bir devletin parasının reddedilmesi

Devletlerin eylemleri: 92. Yurtiçi ambargo uygulamak 93. Tüccarların kara listeye alınması 94. Uluslararası satıcıların ambargo uygulaması 95. Uluslararası alıcıların ambargo uygulaması 96. Uluslararası ticaret ambargosu

(2) Sembolik grevler: 97. Protesto amaçlı grev 98. Ani grev (küçük çaplı grev)

Tarımsal grevler: 99. Çiftçilerin greve gitmesi 100. Çiftlik çalışanlarının greve gitmesi

Özel grupların greve gitmesi: 101. Etkilenmiş işgücünün reddedilmesi 102. Tutukluların greve gitmesi 103. Esnafın greve gitmesi 104. Mesleki grev

Olağan endüstriyel grevler: 105. İşletmelerde greve gidilmesi 106. Endüstriyel grev 107. Destek grevi

Kontrollü grev: 108. Ayrıntılı grev 109. Teker teker boykot 110. İş yavaşlatma grevi 111. Protesto amaçlı olarak kurallara harfi harfine uyarak işi yavaşlatma grevi 112. Hasta raporu almak 113. İstifa etmek suretiyle grev 114. Sınırlı grev 115. Seçici grev

Çok endüstrinin katılımı ile grev: 116. Genelleştirilmiş grev 117. Genel grev

Grev ve ekonomik kapanma kombinasyonları: 118. Dükkan kapatma 119. Ekonomik olarak işe son verme

Politik direniş yöntemleri: 120. Biat edilmemesi ya da sadakatin geri çekilmesi 121. Halkın destek vermeyi reddetmesi 122. Direnişi savunan yayınlar ve konuşmalar

Vatandaşların hükümet ile işbirliği yapmaması: 123. Yasama organlarının boykot edilmesi 124. Seçimlerin boykot edilmesi 125. Devlet memuru olarak işe girmenin ve memur pozisyonlarının boykot edilmesi 126. Devlet dairelerinin, kurumlarının ve diğer kuruluşlarının boykot edilmesi 127. Devlet eğitim kurumlarından çekilme 128. Devlet destekli kuruluşların boykot edilmesi 129. Kolluk kuvvetlerine yardımın reddedilmesi 130. Kendine ait işaretlerin ve yer imlerinin kaldırılması 131. Atanan memurların kabul edilmemesi 132. Mevcut kurumların lağvedilmesinin reddedilmesi

Vatandaşlar için itaate ilişkin alternatifler: 133. İsteksiz ve yavaş itaat 134. Doğrudan gözetimin olmadığı durumlarda itaatsizlik 135. Halk itaatsizliği 136. Gizli itaatsizlik 137. Bir kalabalığın ya da toplantının dağılmayı reddetmesi 138. Oturma eylemi 139. Zorunlu askerlik hizmetine ve sınır dışına direnme 140. Kimliğini gizleme, kaçma ve sahte kimlik kullanma 141. “Gayrimeşru” kanunlara sivil itaatsizlik

Devlet personelinin eylemleri: 142. Devlet memurları tarafından seçici şekilde yardımcı olmanın reddedilmesi 143. Komuta ve bilgi hatlarının işleyişinin engellenmesi 144. Oyalama ve engelleme 145. Genel anlamda idari direniş 146. Adli direniş 147. Kolluk kuvvetleri tarafından kasti olarak verimsizlik sergilenmesi ve seçici direniş 148. Ayaklanma

Ulusal Hükümet Eylemleri: 149. Kanunlara uygun nedenlerle iş yavaşlatma ve ertelemeler 150. Temel devlet birimlerinin direnişi

Uluslararası alanda devlet eylemleri: 151. Diplomatik ve diğer temsilciliklerde değişiklikler 152. Diplomatik etkinliklerin ertelenmesi ya da iptal edilmesi 153. Diplomatik olarak tanımamak 154. Diplomatik ilişkilerin sona erdirilmesi 155. Uluslararası kurumlardan çekilme 156. Uluslararası kurumlara üyeliğin reddedilmesi 157. Uluslararası kurumlardan ihraç

Şiddet içermeyen müdahale yöntemleri: Psikolojik müdahale: 158. Öğelere kendini maruz bırakma 159. Oruç tutmak (a) Manevi baskı için oruç tutmak (b) Açlık grevi (c) Şiddet karşıtı direniş amaçlı oruç tutmak 160. Tersine duruşma 161. Şiddet içermeyen taciz

Fiziksel müdahale: 162. Oturma eylemi 163. Ayakta durma eylemi 164. Toplu taşıma araçlarını kullanma eylemi 165. (Wade-in) Yürüyerek girme eylemi 166. Sürekli hareket etme eylemi 167. Dua etme eylemi 168. Şiddet içermeyen baskınlar 169. Şiddet içermeyen hava baskınları (broşür atmak) 170. Şiddet içermeyen istila 171. Şiddet içermeden vücudunu araya sokma 172. Bedeni kullanarak şiddet içermeyen engelleme 173. Şiddet içermeyen işgal

Sosyal müdahale: 174. Yeni sosyal düzenin tesis edilmesi 175. Tesislerin aşırı doldurulması 176. Oyalama eylemi 177. Konuşma eylemi 178. Gerilla tiyatrosu 179. Alternatif sosyal kurumlar 180. Alternatif iletişim sistemi

Ekonomik müdahale: 181. Ters grev 182. Dışarı çıkmama grevi 183. Şiddet içermeyen arazi işgali 184. Abluka ile karşı çıkma 185. Siyasi motifli taklitçilik 186. Tekelci alım 187. Varlıklara el konulması 188. Çöp boşaltma 189. Seçici himaye 190. Alternatif pazarlar 191. Alternatif ulaşım sistemleri 192. Alternatif ekonomik kuruluşlar

Siyasi müdahale: 193. İdari sistemlerin aşırı yüklenmesi 194. Gizli ajanların kimliklerinin ifşa edilmesi 195. Hapis cezası talep edilmesi 196. “Tarafsız” kanunlara sivil itaatsizlik 197. İşbirliği yapmadan ikna Etmeye çalışma 198. Çifte egemenlik ve paralel hükümet oluşumu



GELELİM SADEDE

Evet, Sharp´ın 198 maddelik eylem çeşidi işte bunlar.. Görüldüğü gibi genelgeçer yani heryerde ve her kesim tarafından kullanılabilecek kuramlar gibi görünüyor. Dikkatle incelendiğinde kabul edilemeyecek işgal, halka yönelk iş yerlerinde grev ya da diğer bazı eylem çeşitlerini içerse de, tartışılacak bir çok yönleri olsa da bu metotların şiddeti içermediği, aksine şiddet kullanılmasına şiddetle karşı olduğu, bu yönüyle de Gezi olaylarına aykırı olduğu görülebilir.

Oysa Gezi olayları boyunca molotof, havai fişek, kaldırım taşı ve bilye gibi silahlarla vatandaşların dükkan ve işyerleri yakılıp yıkıldı. Hükümete ve Başbakan Erdoğan´a ağza alınmayacak küfürler edildi. Duvarlara umumi tuvaletlerde rastlanabilecek şekil ve yazılar yazıldı. Kamunun ulaşımı engellendi. Masum vatandaşlar dövüldü. Kamuoyu bu vahşeti 19 gün boyunca tv ekranlarından açıkça gördü. Bu şekildeki bir şiddet ya da tencere tava çalmak yerine başkalarını rahatsız etmeyecek eylemlere geçilmiş yada geçilecek ise bu olumlu bir değişim olarak değerlendirilebilir.

Diktatörleri pasif direnişle devirmeyi amaçlayan eylemlerin, demokrasinin olmadığı ve halk oyunun öneminin olmadığı diktatörlüklerde işe yarayabileceği görülebilir. Sharp rol alsın ya da almasın bu tür metotların Arap Baharı denilen, Tunus Zeynel Abidin Bin Ali, Libya Kaddafi ve Mısır Mübarek rejimleri gibi diktatörlüklerin demokrasiye dönüştürülmesi sürecinde isyancılar tarafından kullanıldığı ortaya çıktı.

Tekrar etmek gerekirse şiddet içermediği ileri sürülen bu tür metotlardan bazılarının aksi özellik taşıdığı, kabul edilemeyeceği söylenebilir. Bunun dışında ise bu tür pasif eylemlerin sesiz yığınların politize olması gibi olumlu bir sonuç doğurabileceği söylenebilir. Bu ise bizce gayet iyi bir şey. Gezi olaylarının içinde ve ardında yer alanların gayet iyi örgütlendikleri, çok iyi politize oldukları, seslerinin de fazla çıktığı görülüyor. Aynı özelliğe sessiz yığınlar da kavuşursa bunun ülkenin iyiliğine olacağı söylenebilir.

Şu iki üç haftalık Gezi eylemlerine bakıldığında, ortalığı yakıp yıkmanın ve hükümeti sandık yerine bu yöntemlerle devirmeye çalışmanın Gezicilere geçici bir tatmin dışında büyük zarar verdiği görülecektir.

Bu marjinal grupların halka kendilerini beğendiremediği sürece boş yere kürek çekecekleri açıktır. Bu marjinaller, gözaltına alınan Gezi eylemcilerinin bırakılması için Vatan´daki Emniyet binası önünde gösteri yapanlara tepki gösteren Zahide Teyzeyi anlayamazlar. Onu bir yerlerden para alıp konuşmakla itham edebilirler. Bu marjinallerden biri olan Avusturya meclisindeki Türk milletvekili Avusturya´da AK Parti hükümetine destek gösterisi yapacak Türk işçilerinin yurtdışı edilmesi için Avusturya meclisine öneri bile götürebilir. Bu kadar nefret taşındığı sürece halka ulaşmaları imkansız. Halka kendilerini beğendiremedikleri sürece de Sharp değil bütün CIA gelse nafile. 198 değil 198bin kuram da geliştirseler nafile. Saatlerce durma eylemi yapsalar, hatta amuda kalkıp beklemeyi deneseler de nafile..

Beğendirmek için de başörtüsüne saygı duymalılar. Onlara saldırıp tekme tokat dövmemeliler.. Camilere saygı duymalılar.. Ayakkapla girip içki içmemeliler.. Esnafa saygı duymalı, cam çerçeve indirmemeliler. Yıkıcı olmak yerine yapıcı olmalılar.. Terörü bitirecek projelere karşı çıkmak yerine yetersiz bulup daha iyisini önermeliler.. Grev yapıp hasta vatandaşı hizmetsiz bırakacaklarına sağlık hizmetleri nasıl daha iyi olur diye öneriler getirmeliler.. Ekonomi nasıl daha iyi olur, savunma nasıl daha bağımsız olur diye fikirler geliştirmeliler. Şunun bunun kuramlarını araştırmak yerine, ortada saatlerce durarak medyada fotoğraf çıkartmaya, meşhur olmaya çalışmak yerine isimsiz kahramanlar olmaya çalışmalılar.

Sanal dünyalarından çıkıp gerçeklerin arasına karışmalılar. ´Herşey bedava olsun´, ´herkesin malı herkese ait olsun´ gibi en fakir halkların bile artık ciddiye almadığı garip fikirlerden vazgeçmeliler. Kömür alıyor oy veriyor diye insanlara hakaret etmek yerine ´biz duran adam olmak yerine çalışan üreten adam olsaydık onlar bu hale düşmezdi´ demeliler..

Gezi olaylarında inanılmaz yalanlarla kitleleri kışkırtmaya çabalamak işe yaramıyor. Menderes döneminde kıyma makinesinden geçirilen gençler gibi yalanlar artık işe yaramıyor. İletişim çok gelişti, gerçek çok kısa sürede ortaya çıkıyor. Sandıkta CHP´nin İnönü devrinde olduğu gibi ´açık oy gizli tasnif´ de yok. Herkes istediği partiye oy atabiliyor. Seçimlerde hile yapılamıyor. Sandık müşahitleri ile herkes bölgesindeki oyların doğruluğunu kontrol edebiliyor.

TAVSİYELER

Eylemci arkadaşlara bazı tavsiyelerimiz de var. İki gündür süren duran adam eylemini artık bırakın. Sıkıldık. Seçimlere kadar 8 ay var. Bu hızla siz 198 maddeyi uygulamayı bitiremeden seçimler gelecek. Acele edin. iki gündür duran adam eylemi baydı. Yenileri gelsin. Ortalığı yakıp yıkmayın da durun durabildiğiniz kadar. Vatandaşın dükkanının önünde durmayın, müşterisini ve ulaşımını engellemeyin de ne kadar isterseniz o kadar durun. Durmanız için özel yerler bile yapılabilir sizin için.

Duran adamların ne zaman ´düşünen adam´ eylemi yapacağı, bir şeyleri devirmek yerine ülke için inşa edebilecekleri şeyleri düşünmeye ne zaman başlayacakları merak ediliyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(19 Haziran 2013, 17:17)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Taksim Tahrir olmaz

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Mısır ve Türkiye için tarihi gün: 11022011

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4919    yazdır/print


 

28 Şubat´ın suikast listesi

28 Şubat iddianamesi´nden şok ayrıntılar çıkıyor. 28 Şubat´ın 103 sanığı arasında yer alan Özel Harp subayı Albay Oğuz Kalelioğlu´dan ele geçirilen el yazılı bir belgede, Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis ve Alparslan Türkeş gibi isimlerin doğal yoldan ölmediği, suikast sonucu öldürüldükleri belirtiliyor. İddianamedeki detaylar, Kalelioğlu´nun psikolojik harekata dayanan 28 Şubat sürecinde en kritik görevlerden birini yürüttüğünü de ortaya koyuyor.

10.06.2013 17:48 28 Şubat İddianamesi´nde yer alan belgelere göre Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis gibi isimler doğal yoldan ölmedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 28 Şubat İddianamesi´nde önemli bilgiler ortaya çıktı. Dönemin Genelkurmay Psikolojik Harekât Dairesi Başkanı Oğuz Kalelioğlu´nun ikametgahında ele geçirilen bilgi ve belgeler ise iddianameye girdi. Bu belgelerde Camilerin Diyanet İşleri Başkanlığı´na devir ve kontrol altına alınması konulu bir bölümün de yer aldığı öğrenildi. Belgeler arasında gizli ve 2 sayfadan oluşan ´Güneş Psikolojik Harp Planı´ da bulunuyor. Aramalarda hacca giden milletvekillerinin isim ve partilerinin bulunduğu belge de ele geçirildi.

HEPSİ ÖLDÜRÜLDÜLER

28 Şubat´ın 103 sanığı arasında yer alan Özel Harp subayı Albay Oğuz Kalelioğlu´dan önemli belgeler ele geçirildi. Bu belgelerden birisi bir suikast listesi. 28 Şubat döneminde Genelkurmay Psikolojik Harekât Dairesi Başkanı olan Oğuz Kalelioğlu´nun ev aramasında elde edilen 77´den 83´e kadar numaralandırılan ´Sayın Komutanım´ ibaresi ile başlayan ve son sayfasında ´Arz ederim´ ibaresiyle son bulan el yazısı dökümü bulundu. Listede suikasta kurban giden sivil ve askerlerin isimleri şöyle: Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi ve Hrant Dink, Oramiral Kemal Kayacan, Orgeneral Adnan Ersöz, Korgeneral Hulusi Sayın, Korgeneral İsmail Selen, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Orgeneral Eşref Bitlis. Bu bilgiler 28 Şubat iddianamesinin 164 ve 1171. sayfalarında yer alıyor.

OĞUZ KALELİOĞLU, ÖZEL HARP GÖREVLİSİ

Kamuoyu, Oğuz Kalelioğlu´nun adını ilk kez gazeteci Gazeteci Fatih Güllapoğlu´nun 1991 yılında, Özel Harp Dairesi´ni anlattığı “Tanksız Topsuz Harekât” adlı kitabında duydu. Bu kitap çalışmasını yaptığı sırada Hürriyet Gazetesi´nden tecrit edildiğini de kaydeden Güllapoğlu, kitabında, Özel Harp´in Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk işçiler arasında islamiyetin giderek yaşam biçimi haline gelmesi üzerine devreye girdiğini, irticanın önlenmesi amacıyla çalışmaya başladığını, tam bir araştırmacı gazetecilik örneği vererek belgeleriyle anlatıyordu. Güllapoğlu´nun Avrupa´daki Diyanet´a bağlı ´Toplumsal İlişkiler Başkanlığı´nın (DİTİB) kuruluş amacının bu olduğuna, yapılanmasına ve faaliyetlerine ışık tuttuğu satırların arasında o yapılanmanın yöneticisi olan Oğuz Kalelioğlu´nun adı geçiyordu.

BÇG´DEN ÇOK KRİTİK KARARLAR

Güllapoğlu´nun Özel Harp Dairesi´ni (ÖHD) konu aldığı için Hürriyet´ten dışlanmasına da neden olan bilgilerin doğruluğu geçtiğimiz günlerde kabul edilen 28 Şubat iddianamesinin satır aralarında yer alıyor. İddianamede 41 nolu sanık olarak yer alan Oğuz Kalelioğlu için iddianamede, (28 Şubat darbe sürecinin merkezi olan) Batı Çalışma Grubu Batı Eylem Planında İcra Makamında Genelkurmay Psikolojik Harekât Dairesi Başkanı olarak bulunduğu belirtiliyor. Kalelioğlu´nun da katıldığı Genelkurmay´daki çok kritik BÇG toplantısında, Refahyol Hükümetini takip ve düşürmek için faaliyet göstermek üzere Batı Çalışma Grubu oluşturulmasına ilişkin Genelkurmay Başkanlığında Genelkurmay II. Başkanı Çevik BİR´in başkanlığında 07 Nisan 1997 tarihinde yapılan ve ´Hükümete muhtıra verilmesi, Sıkıyönetim ilan edilmesi, Hükümetin değişimi, hükümetin devamım önleyecek tedbirler, gelecek hükümetin oluşumu, Kriz yönetimi oluşturulması, Eylem planı yapılması, Yargı ve kamu yöneticilerine destek/tehdit, Üniversite, sendika ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapılması, cesaret verilmesi, Basın ve medyaya hakimiyet sağlanması, yanlarına alınması, Batı Çalışma Grubunun kurulması, İki kez yapılan yaş toplantılan ile personelin atılmasının yeterli olmadığı, Halkın yanlarına değil önlerine alınması, taarruzi psikolojik harekât icra edilmesi, Polise havuç ve sopanın gösterilmesi, Bilgi toplayan, eyleme dönüştüren psikolojik harekât yapan bir grup oluşturulması´ kararlarının alındığı belirtiliyor. Çoğunluğu psikolojik harekat kapsamındaki bu kararlar Genelkurmay Psikolojik Harekat Dairesi başkanı Oğuz Kalelioğlu´nun darbe sürecinde ne kadar kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

-Gerçek Diyanet İşleri Başkanı Kalelioğlu, Yılmaz ise yardımcısı!-

İddianamenin 798. sayfasında ilginç bir bilgi yer alıyor. Buna göre, Albay Oğuz Kalelioğlu, emekliliğinden sonra Türkiye Diyanet Vakfı´nda görevlendirilmiş. Maaşını Diyanet Vakfından almakla birlikte Başkan Mehmet Nuri Yılmaz´ın müşaviri olarak görevlendirilmiş. Kendisine Başkanlık Merkezinde bir büro tahsis edilen, yanına da bir memur görevlendirilen Kalelioğlu´nun koordinesinde bir birim oluşturulmuş. Bu birimin düzenlediği raporlarla birçok kişi soruşturma geçirmiş. Batı Çalışma Grubu´na gelen isimsiz imzasız ihbar yazılarıyla personel cemaatçi, tarikatçı, irticacı, vb. ithamlarla suçlanmış, görevden alınmış.

Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz´ın BÇG adına hareket eden Oğuz Kalelioğlu´na yardımcı olduğu iddiası da iddianamede yer alıyor. Resmiyette Başkan Yılmaz iken gerçekte ise Kalelioğlu olmuş. Personelin fişlenmesinde Yılmaz sicil amiri olarak görev yapmış. Tüm bu satırlardan BÇG´nin o dönem Diyanet İşleri üzerinde ne kadar etkili olduğu anlaşılıyor. BÇG, hazırladığı İrtica ile Mücadele Eylem Planı kapsamında Diyanet´e görev vermiş, Diyaneti yönlendirmeye çalışmış.

-Deniz Kuvvetlerinde Alevi yapılanması-

İrtica adı altında Diyanet´e bile görev verilen, bu kadar çarpıklığın yaşandığı o süreci açıklayan ilginç bir bilgi yine iddianamede yer alıyor. Oğuz Kalelioğlu´nun ikametgahındaki aramalarda ele geçirilen belgelerdeki bilgilere göre alevi subaylar özellikle Deniz Kuvvetleri içerisinde geniş şekilde örgütlenmiş ve etkin bir çalışma yürütmüş. Bu bilgilere iddianamenin 1172. sayfasında yer veriliyor.

-Kılıçdaroğlu´na şok suçlamalar 28 Şubatçılardan-

28 Şubat iddianamesinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu´nun SSK dönemine ilişkin suçlamalar da yer alıyor. İddianamede sanıklardan ele geçirilen belgelere göre, personel alımlarında bölücü, mezhepçi, örgüt mensubu, sabıkalı yandaşlara, akrabalara, hemşehrilere öncelik verildiği ve alımlarda her türlü hile ve yolsuzluğa başvurulduğu vurgulanıyor.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

ÜlkeTV Haber Bülteni Bölüm1

(10 Haziran 2013, 17:48)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

28 ŞUBAT İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Flaş!!! 28 Şubat davası açıldı

28 Şubat soruşturması manşetlerimiz

28 Şubat süreci manşetlerimiz

Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın şüpheli ölümü manşetlerimiz

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Orgeneral Eşref Bitlis´in şüpheli ölümü manşetlerimiz

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikasti manşetlerimiz

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Muhsin Yazıcıoğlu´nun şüpheli ölümüyle ilgili manşetlerimiz

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Flaş!!! Yeni kitabımız: Arınç suikasti

ÜlkeTV´deyiz: Özel Harp ve Arınç

Bölüm2

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Tedavülden kalkan 100bin Meclis´te

TBMM: 100 bin özel harpçi var

TBMM: Derin güçler aktif

TBMM: Terör Özel Harp işi

Flaş!!! Özel Harp ve Ergenekon bombaları kardeş

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1511    yazdır/print


 

Faili meçhullere derin inceleme

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Eşref Bitlis´in şüpheli ölümlerini soruşturan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 1993 ve sonrasında yaşanan diğer faili meçhul olayları aydınlatmak için yeni bir adım atıyor. Bu kapsamda son 20 yıldaki cinayetlerin ve sansasyonel eylemlerin birbirleriyle ilişkisi incelenecek.

05.05.2013 11:06 Faili meçhul cinayetleri aydınlatma yolunda önemli bir gelişme daha yaşandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği, 1993´teki olayların 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´in ölümünü şüpheli hale getirdiği iddiasından yola çıkarak diğer cinayetleri de mercek altına aldı. Bu kapsamda yetkili savcılar Kemal Çetin, Mustafa Bilgili ve Hüseyin Şahin ile bilgi alışverişi yapılarak son 20 yıldaki faili meçhul olaylar üzerinde yoğunlaşılacak. Cinayetlerin ve sansasyonel eylemlerin birbiriyle ilişkisi incelenecek. Soruşturmaların seyri, bu çalışmaların ardından şekillenecek. Terörle Mücadele Kanunu´nun 10. maddesiyle görevli başsavcılık, Turgut Özal ve Eşref Bitlis´in yanı sıra Necip Hablemitoğlu ile Bolu-Sapanca-Hendek´teki seri cinayetlerle ilgili soruşturmaları da sürdürüyor. Türkiye genelinde bin 91 faili meçhul olay araştırılıyor. 81 ilin başsavcılıkları, karanlık olaylarla ilgili soruşturmalarına devam ediyor.

Özal ve Bitlis´in şüpheli ölümlerine ilişkin soruşturma kapsamında 91-94 yıllarında yaşanan şüpheli ölümleri tek tek inceleyen Ankara Başsavcılığı çalışmalarını sürdürüyor. Savcılık, soruşturmalarda delil paylaşımıyla olaylar arasındaki bağlantıları deşifre etmeye çalışacak. Ömer Lütfi Topal, Namık Erdoğan, Yusuf Ekinci´nin öldürülmesi olayına benzer Ankara´da gerçekleşen 30´a yakın faili meçhul dosyasının da ortak delillerle en kısa sürede çözülmesi için çaba gösterilecek.

Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında, ´Cumhurbaşkanı Özal´a suikast´ suçlamasıyla hazırlanan iddianamede de 1993´teki sansasyonel eylemlere dikkat çekilmişti. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin kabul ettiği iddianamede 1993´te faili meçhul onlarca olayın art arda geldiği belirtiliyordu. Savcı Kemal Çetin, bu tarihlerdeki şüpheli ölümleri ve faili meçhulleri iddianamede tek tek sıraladı. Savcılık, bu cinayetlerin Kürt sorununu çözmek için Özal´ın başlattığı hamleleri durdurmak için işlendiğini savundu.

Mercek altındaki olaylar

1990 ve 2011 yılları arasında binden fazla faili belli olmayan cinayet işlendi. En yoğun dönem olan 1991 ile 1994 yılları arasında Musa Anter, eski HEP İl Başkanı Vedat Aydın, Necip Hablemitoğlu, Çetin Emeç, Savaş Buldan, Behçet Cantürk, Namık Erdoğan, HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış gibi isimler esrarengiz cinayetler sonucu hayatını kaybetti. Özal ve Bitlis soruşturması kapsamında başsavcılığın inceleyeceği olaylardan bazıları şöyle:

24 Ocak 1993: Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, evinin önündeki otomobiline konulan bir bomba ile 24 Ocak 1993 tarihinde öldürüldü.

5 Şubat 1993: ANAP İstanbul Milletvekili, eski Maliye Bakanı Adnan Kahveci, ailesi ile Bolu-Gerede´de şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybetti.

27 Şubat 1993: Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, şüpheli bir uçak kazasında şehit oldu.

17 Nisan 1993: 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. 20 yıl sonra yapılan otopsi sonucunda ölüm sebebi tespit edilemedi.

2 Temmuz 1993: Sivas´ta Pir Sultan etkinliklerine katılan Aziz Nesin ile bir grup aydın ve sanatçının kaldığı Madımak Oteli ateşe verildi, 37 kişi katledildi.

22 Ekim 1993: Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Diyarbakır Lice Asayiş Bölük Komutanlığı binası önünde silahlı saldırı sonucu şehit oldu.

4 Kasım 1993: JİTEM´in kilit isimlerinden olduğu belirtilen Cem Ersever öldürüldü.

3 Şubat 1994: Jandarma Bölge Komutanı Albay Kazım Çillioğlu, kafasına tek el ateş edilmiş şekilde ölü bulundu.

(05 Mayıs 2013, 11:06)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın şüpheli ölümü manşetlerimiz

Orgeneral Eşref Bitlis´in şüpheli ölümü manşetlerimiz

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikasti manşetlerimiz

Albay Kazım Çillioğlu´nun şüpheli ölümü manşetlerimiz

Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili manşetlerimiz

1993 yılı Bingöl 33 Er Katliamı manşetlerimiz

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3564    yazdır/print


 

Flaş!!! Kuşadasında ceset aranıyor

İhbar üzerine Jitem tarafından öldürüldüğü iddia edilen 50´den fazla kişiye ait cesetleri aramak için Kuşadası´nda kazı yapılıyor. İnfazları yapmakla suçlanan çete, 2008 yılında kamuoyuna ´Anafor´ isimli polis operasyonlarıyla yansımıştı.

15.02.2013 10:57 Trabzon´da cezaevinde tutuklu bulunan ve JİTEM adına çalıştığını iddia eden Aydın Sevinç, Ahmet Tekin Baykal ile ekibinin Ege´de 50´den fazla kişiyi öldürüp gömdüğünü iddia etti. İddialar üzerine Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı´nda kazı çalışması başlatıldı. kazı çalışmalarına yağmur sebebiyle ara verildi.

Ayrıntılar geldikçe eklenmektedir...

Bir dönem Ege Bölgesi´nde işlenen faili meçhul cinayetlerde aktif rol aldığını, hatta Ahmet Tekin Baykal ile tartışan Erkan Er´in öldürüldüğünü, cesedini de Aydın´ın Kuşadası ilçesindeki milli parka kendinin gömdüğünü öne sürdü. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı´na konuyla ilgili dilekçe veren ve Ahmet Tekin Baykal ile ekibinin Ege´de 50´den fazla kişiyi öldürüp gömdüğünü de iddia eden Aydın Sevinç, cesedi gömdüğü yeri göstermesi için yoğun güvenlik önlemleri altında Kuşadası´na getirildi. Sevinç´in gösterdiği yerde yapılan aramalarda henüz bir bulguya rastlanmadı. Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı´nda gün boyu devam eden çalışmalara yağmur sebebiyle ara verildi. (Cihan)

VELİ KÜÇÜK´ÜN HİMAYESİNDE KURULAN ERGENEKON ÇETESİ

İhbarda sözü edilen infazları yapan çetenin varlığı, 2008 yılında ´Anafor´ adı verilen polis operasyonları üzerine kamuoyuna yansımıştı. Daha önce silahlı çete kurma suçundan cezaevine giren Ahmet Tekin Baykal liderliğindeki grubun yeniden suç örgütü oluşumuna giderek, yasadışı faaliyetlerde bulunduğu iddiaları üzerine 2008 yılında farklı illerde eşzamanlı operasyonlar düzenlenmişti. Anafor adı verilen operasyonlarda çete lideri Baykal ile emekli albay, emekli askeri savcı, emekli 2 uzman çavuş, Danıştay´daki hakimlik görevinden istifa etmiş bir avukat, işadamları ile İzmir´de daha önce asayiş şube müdür vekilliği yapan emekli polis müdürünün de aralarında bulunduğu 58 kişi yakalanmış, 21 tabanca, 11 pompalı tüfek, bunlara ait çok sayıda mühimmat ve bir çelik yelek ele geçirilmişti. Bu operasyonlarla bağlantılı olarak gerçekleştirilen kumarhanelere yönelik ikinci operasyonda ise 6´sı polis 11 kişi gözaltına alınmıştı.

SANIKLAR ARASINDA ERGENEKON SANIĞI HOŞTAN DA VAR

Özel yetkili Cumhuriyet Savcıları tarafından hazırlanan iddianamede, Baykal´ın yanı sıra organize suç örgütü yöneticisi olduğu öne sürülen Sami Hoştan, İbrahim Tatlıses, Çeşme Belediye Başkanı Faik Tütüncüoğlu, eski Güzelbahçe Belediye Başkanı Ertan Avkıran´ın da aralarında bulunduğu 176 sanığın cezalandırılması istenmişti.

BAYKAL: DEVLET BANA ´VUR, GİTTİĞİ YERE KADAR GÖTÜR´ DEDİ

Anafor davasının iddianamesinde, liderliğini Ahmet Tekin Baykal´ın yaptığı çetenin Ergenekon sanıklarından Veli Küçük´ün himayesinde kurulduğu ve Ergenekon örgütü adına tetikçilik yaptığı iddia ediliyor. Çok sayıda somut suçlama ve delile yer verilen iddianamede Ergenekon davasının gizli tanıklarından ´Dilovası´nın ifadeleri ve Baykal´ın, 31 Ocak 1997 tarihli Milliyet Gazetesinde yayınlanan ´Bana vur dediler´ başlıklı röportajı da yer alıyor. (1) Savunmasını üstlenen çok sayıdaki avukatın arasında Uğur Mumcu´nun abisi avukat Ceyhan Mumcu´nun da bulunduğu Baykal bu röpörtajda, devlet adına suç işlediğini, bu görevlerin JİTEM ve diğer devlet yetkilileri tarafından kendisine verildiğini açık açık itiraf ediyordu. Ege Bölgesi´nde kurduğu çetesiyle 1991´den bu yana 18 cinayet, yedi yaralama, adam kaçırma, işkence ve haraç gibi eylemleri yönlendirdiği iddiasıyla aranan Baykal, devlet tarafından kullanıldığını ileri sürüyordu. Uyuşturucu ve kadın ticaretiyle, başta PKK bölücü örgütlere karşı yapılanmayla da suçlanan Baykal, çete iddialarını reddetmişti.

Kendisi ve adamlarının vatan uğruna çalıştığını iddia eden Baykal, şöyle konuşmuştu: Devletin başındakiler `Geldiği yerden gittiği yere kadar götürün´ dedi. Madem öyle geldiği yere gitsin. Biz bölücüye, bölücüye yardım edene, faizciye, vatandaşı sömürene çete olduk. Ya barıştırın milleti, ya da vatan evlatlarına yol verin. Bayrağa söven milletvekili var, bayrağa söven işadamı var, uyuşturucu kaçakçısı var, teröristi var. Bunların birleşmesine kimse sesini çıkarmıyor; bunların karşısında vatan evladı bir müdür, politikacı, Çatlı biraraya geldi diye kıyametler koparılıyor. Devletin önüne başımızı koyarız. Bayrak düşmanları, vatan hainleri gitti biz mi kaldık?

´JİTEM yani devlet bize görev verdi´

Bir dönem İzmir Emniyeti, JİTEM´i, Torbalı Jandarması, Emniyet Amirliği ve Aydın Jandarması´ndan kendisine görev verildiğini iddia eden Baykal sözlerini şöyle sürdürmüştü: Devlet büyükleri yeri geldi mi, ´Devlet var´ diyor. Nerede devlet? Torbalı´da Emniyet Amiri, İzmir´de JİTEM mensupları, Aydın´da Jandarma Alay komutanları devlet değil mi? Bunlar bize vazife verirse, demek ki devlet vermiştir. Bana ´Tekin, Bu sahte para işi yapıyor. Yurt dışına PKK militanı kaçırıyor. Tekin bunları bitirin´ diyerek hedef gösteriyorlar, şimdi benim için ´Vur´ emri çıkarıyorlar. Zamanında kendisini bütün emniyet ve jandarmanın alkışladığını öne süren Tekin Baykal, Memleketin konumu değişti. Şimdi herkes kendisini kurtarmaya çalışıyor. Devletin başındakiler, birkaç vatan evladını feda ederek hukuk devleti olduğunu kanıtlamak istiyor diyordu.

Baykal: Bu vatanı zamanında kurtaranlar arasında çete yok muydu?

Aydın Belediye Başkanı ......´nın oğlunun vurulması olayına da karıştığı iddia edilen Ahmet Tekin Baykal, ....´ın İmarsız yerlere imar çıkarması için seçildiğini ve genelevlerden her ay 200 milyon lira haraç aldığını da iddia etmişti. Başkanının 10 yaşındaki oğlunun vurulması olayıyla ilgisi olmadığını söyleyen Baykal, Allah bize 10 yaşındaki bir çocuğa kurşun atmayı nasip etmesin demişti. Allah bunu nasip ettiği an, o gün canımızı alsın diyen Baykal, sözlerini şöyle sürdürmüştü: Bu kadar ahlaksız işlere uğraşana bir gün birşeyler olur. Genelevden bile rüşvet alan adama biri kurşun sıkar, ama konumumuz nedeniyle o da bize yıkıldı. Üç aydır ortada yokum, sahte para işi yeniden başladı. Bu vatanı zamanında kurtaranlar arasında çete yok muydu. (1)

İşkence odalı villada el bombası ve çelik yelek

2008´deki Anafor operasyonlarında Tekin Baykal´ın Kuşadası´ndaki ormanlık alanda bulunan ve kale gibi korunan çiftliğinde aramalar yapılmış, baskın sırasında kaçmak için açılan tüneller, çek ve senetlerini ödemeyenlere işkence yapılan odalar, çok sayıda silah ve çok yüksek miktarda usulsüz şekilde elde edilen TL, döviz ele geçirilmişti. Eş zamanlı baskınlarda, şüphelilerin, gösterdikleri yerlerde yapılan aramalarda, çok sayıda tabanca, pompalı tüfek, el bombaları, çelik yelek, telsizler, mermiler ve evrak bulunmuştu.

Çetede hakim, savcı ve komiser de vardı

O operasyonlarda yakalananlar arasında emekli albaylar, emekli Emniyet yetkilileri, avukatlar, Danıştay´dan ayrılma hakimler ve eski askeri savcılar vardı. Çetenin, Yargıtay´daki davalarına etki etmek için emekli albay, askeri savcı ve hakimleri kullandıkları ileri sürülmüştü.

İddianamede Susurluk bağlantısına değinildi

Kurtlar Vadisi dizisinde Kurtlar Konseyi´ne mafyanın tetikçilik yaptığı bölümlerin gerçek olduğu yorumlarına neden olan çete hakkında düzenlenen iddianamede Susurluk bağlantısı da yer alıyordu. Sanıkların kendi aralarındaki telefon konuşmalarında “Susurluk kazası olmasaydı 15 gün sonra İbrahim Şahin İzmir Emniyet Müdürü´ydü” sözleri dinlemeye takıldı.

HABLEMİTOĞLU´NUN KATİLİNİ İNFAZ ETTİLER

İddianamede çetenin 2 Ekim 2006´da işadamı İbrahim Çiftçi´nin İzmir´in Alsancak semtindeki bir kafede el bombasıyla öldürülmesi olayıyla bağlantısı da yer alıyordu. Bu olayda kullanılan el bombalarının, İstanbul Ümraniye´de ele geçirilen ve kamuoyunda Ergenekon adıyla bilinen soruşturmanın başlamasına neden olanlarla aynı seriden olduğunun saptandığı vurgulandı.

Necip Hablemitoğlu´nun öldürülmesinin ardından, Ankara´da polise başvuran bir kişi, cinayeti üstlenmiş, azmettirenin Çiftçi olduğunu iddia etmişti. İfadesi alınan Çiftçi, kanıt elde edilemeyince serbest kalmıştı. Çiftçi´nin Hablemitoğlu´nu çetenin talimatıyla vurduğu, ancak anlaştığı parayı alamayınca Ergenekon örgütünü konuşmakla tehdit ettiği, bunun üzerine devreye sokulan Baykal´ın çetesinin, Ergenekon örgütünden temin ettiği el bombasını Çiftçi´nin içerisinde bulunduğu bir kafeye atarak ölümüne sebep olduğu iddia edilmişti.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) milliyet.com.tr/1997/01/31/haber/bana.html

(15 Şubat 2013, 10:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anafor çetesi ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Necip Hablemitoğlu ile ilgili tüm manşetlerimiz

Hablemitoğlu talimatı Küçük´ten

Sabancı ve Hablemitoğlu Ergenekon işi

Hablemitoğlu dosyası açılıyor

Ergenekon ve diğer tüm iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1884    yazdır/print


 

Almanya, 250 teröristi iade etmiyor

ABD´nin Ankara Büyükelçiliği´ne yönelik canlı bombalı saldırıyı gerçekleştiren Ecevit Şanlı´yı hakkındaki kırmızı bülten kararına rağmen Türkiye´ye iade etmeyen Almanya´nın Türk interpolünün gönderdiği dosyalardan yaklaşık 250´sine ret kararı verdiği belirlendi. Hizbullah, El Kaide gibi örgütlerle bağlantılı isimleri hemen iade eden Almanya´nın ret kararı verdiği dosyaların tamamının PKK, Ergenekon ile DHKP-C ve MLKP gibi Marksist Leninist örgüt davaları olduğu öğrenildi. Bu durum aslında hiç şaşırtıcı değil. Nazi kadroları ile bakış açısının ikinci dünya savaşı ile tasfiye olmadığı, bu güçlerin modern Alman devletinin en üst kademelerine ve devlet politikalarına kadar egemen olduğu çok sayıda somut bulgu ve delille kolayca anlaşılabilir.

09.02.2013 11:01 Ankara´yı ziyaret eden Almanya İçişleri Bakanı´na, Almanya tarafından iade talepleri reddedilen 250 PKK ve DHKP-C´liyle ilgili ayrıntılı dosya verildi. Dosyada, İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan 250 kişinin fotoğraflarıyla birlikte kaldıkları adresler de yer aldı.

HEM İADE ETMİYOR HEM DE İADE EDECEKLERE ENGEL OLUYOR

Star gazetesinden Zafer Kütük´ün haberine göre, ABD´nin Ankara Büyükelçiliği´ne yönelik canlı bombalı saldırıyı gerçekleştiren Ecevit Şanlı´yı hakkındaki kırmızı bülten kararına rağmen Türkiye´ye iade etmeyen Almanya´nın Türk interpolünün gönderdiği dosyalardan yaklaşık 250´sine red kararı verdiği belirlendi. Hizbullah, El Kaide gibi örgütlerle bağlantılı isimleri iade eden Almanya´nın red kararı verdiği dosyaların tamamının PKK, Ergenekon ile DHKP-C ve MLKP gibi Marksist Leninist örgüt davaları öğrenildi.

Barındırdığı terör örgütü militanlarını Türkiye´ye iade etmeyen Almanya´nın, başka ülkelerde yakalanan örgüt üyelerini de iade edilmekten kurtardığı ortaya çıktı. Almanya´nın, geçtiğimiz Mayıs Moldova Havalimanı´nda yakalanan DHKP-C merkez komite üyelerinden Necmi Suna´nın da iadesini engellediği ortaya çıktı. Suna´nın mülteci sıfatıyla Almanya´da başvuru dosyasının bulunduğunu ileri süren yetkililerin Türkiye´ye iadesi yerine serbest bırakılmasını sağladıkları öğrenildi. Eski Astsubay Necmi Suna´nın, DHKP-C ile Ergenekon arasındaki bağlantı olduğu ileri sürülüyordu. 1989 yılında Dursun Karataş´ın cezaevinden kaçmasını organize eden Suna hakkında Ergenekon gizli tanığı İsmet “O dönemde Jandarma A Tipi Özel Kuvvetler´de görev yapan Necmi Suna aracılığıyla örgütün eylem için ihtiyaç duyduğu patlayıcı ve silahları tedarik ediyordum” demişti.

Alman Bakan´a liste verildi

Hafta başında Ankara´yı ziyaret eden Almanya İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich´e, ülkesinin iade etmediği PKK ve DHKP-C üyeleriyle ilgili bir dosya verildi. Dosyada, hakkında interpol kararı bulunan yaklaşık 250 kişinin fotoğraflarıyla birlikte adres bilgilerine kadar yer verildiği öğrenildi. Dosyada PKK ve DHKP-C´nin kültür merkezi, dayanışma derneği adı altında gösterdikleri faaliyetler anlatılırken, örgütlere destek sağlayan derneklerin kapatılması istendi. (1)

MÜSLÜMAN İSE DEĞİL İADE, OPERASYON BİLE YAPILIR!

Çin´in terörist ilan ettiği Uygur Türkleri ve Emperyalist ülkelerin Afganistan, Pakistan, Çeçenistan, Bangladeş, Filistin, Irak, Lübnan ve Somali gibi ülkelerde işgale karşı direniş gösteren Müslümanlar hakkında yaptıkları başvuruları hemen dikkate alan, hatta fiilen operasyon yapacak kadar ileri giden Interpol, Ergenekon, PKK, DHPK-C ve benzer terör örgütleri hakkındaki iade kararlarını ise yerine getirmiyor. Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Emekli Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu çarpıcı açıklamalar yapmıştı: “Derin bir koruma ile karşı karşıyayız. Interpol, olaya siyasi yaklaşarak Ergenekonculara koruma zırhı oluyor. Ergenekon´un gizli istihbaratlar ile ilişkisi de gündemde... Bir başka zırh da derin istihbarat örgütleri tarafından giydiriliyor. Interpol´de bundan etkileniyor. Derin korumanın yanı sıra çifte standart var. Emperyalizmin yönettiği bir kurumdan söz ediyoruz. Kendilerinin tehdit olarak kabul ettiklerine her türlü operasyonu yaparlar ama bir Müslüman ülkenin çıkarı söz konusu olduğu zaman dosyaları sümen altı yaparlar. İstediklerini ´terörist´ ilan eder, en azılı örgütleri ise ´aklarlar.´ İşlerine geldiği gibi çalışırlar. Aslında Batı´nın Türkiye´ye karşı verdiği bir başka mücadele ile karşı karşıyayız. Batı, Ergenekon dosyasının derinleşmesini dolaylı yollarla engelliyor. Batı Türkiye´nin tam anlamıyla demokratikleşmesinden de korkuyor.” (2)

ALMANYA NAZİLİKTEN UZAKLAŞTI MI?

Daha önceki haber ve yazılarımızda Ergenekon davasının 4 firari sanığı hakkında Interpol´ün bir türlü harekete geçmediğini ayrıntılı şekilde ve delilleriyle göstermiştik. (3) Günümüzde Almanya´nın bir demokrasi devleti olduğu sanılır. Dünyanın gelmiş geçmiş en kanlı savaşı olan İkinci Dünya savaşını Almanya başlatmıştır. Bu savaşta milyonlarca insanın ölümünden de bu devlet sorumludur. İnsanlar kitleler halinde fırınlarda yakılmış, üzerlerinde korkunç deneyler yapılmıştır. İkinci Dünya savaşından galip çıkan ABD, Almanların derin kadrolarından kendi derin kadrolarını kurmakta istifade etmiştir. Hatta ´Kontrgerilla´ denilen ve bu sitenin de inceleme konusu olan derin terör teşkilatlarının ilk uygulayıcılarının Naziler olduğu, Amerikalıların bu yöntemleri onlardan hareketle daha da geliştirdiği bilinir. Almanya, ABD ile birlikte İsrail´in de en büyük destekçisidir.

Nazi Almanyası da denilen ve dünyayı vahşete boğan bu devletin İkinci Dünya savaşının bitimi ve Nazilerin lideri Hitler´in ölümüyle sona erdiği, ardından modern Almanya´nın doğduğu savunulmaktadır. Olanlardan sorumlu tutulan nazi kadrolarının tasfiyesiyle güya Almanya aklanmıştır. Gerçekten de öyle midir?..

Bunun öyle olmadığı, nazi kadroları ile nazi bakış açısının hala çok yaygın olduğu, bu güçlerin modern(!) Alman devletinin en üst kademelerine ve devlet politikalarına kadar egemen olduğu çok sayıda somut bulgu ve delille kolayca anlaşılabilir. Yakın dönemde Türklere karşı gerçekleşen dönerci cinayetleri ve bu cinayetlerin soruşturmalarında yaşanan gelişmeler buna son örneklerden biridir. Bir diğeri ise Alman istihbarat teşkilatının Ergenekon davasının firari sanığı Bedrettin Dalan´a sahte pasaport vermesidir. Demokrasi ülkesi denilen Almanya devleti, Türkiye´deki bir terör davasının aranan sanığına sahte pasaport verecek kadar ileri gidebilmiştir.

Aşağıda sadece bir kısmını sıraladığımız delil ve bulgulardan da görüleceği gibi Nazi derin güçleri Almanya´da son derece etkindir. Bu görüşü bizzat Alman araştırmacılar dahi savunmakta ve delillendirmektedirler. Bu deliller karşısında Alman politikacıların aksi yöndeki açıklamaları ise durumu kurtarma manevralarından başka bir anlam ifade etmemektedir. Aşağıdaki bulgular, Ergenekon ve diğer bazı terör örgütleri ile sanıklarının Almanya´da ve bu devletin ağırlıkta olduğu Interpol teşkilatında kollandığı iddialarını güçlendirmektedir. (4)

DELİLLERE GÖRE ALMANYA BİR TERÖR DEVLETİ

-Almanya´nın ve etkisindeki Interpol´ün sanıkları iade etmemesi-

İlk delil olarak, bu haberin başında da yer aldığı gibi INTERPOL isimli Uluslararası Polis Teşkilatı´nın Türkiye´nin defalarca müracaatına rağmen çeşitli bahaneler üreterek bazı terör örgütü üyelerini vermeye yanaşmaması gösterilebilir. Ergenekon ve benzer davalara bakan mahkemelerin, örgütü, bulunan cephaneleri ve sanıkların örgütsel konumları ile eylemlerini belgelerle birlikte Interpol´e ayrıntılı şekilde resmi yazıyla izah etmesine rağmen durum değişmedi. (5)

-Bedrettin Dalan´a sahte pasaport-

Bir diğer delil, Almanya´nın Ergenekon terör örgütü davasının en önemli sanıklarından firari Bedrettin Dalan´a başka bir isimle sahte pasaport vermesidir. Geçtiğimiz aylarda resmi olarak iletilen Türkiye´nin Dalan için iade talebi de reddedildi. Alman gizli servisinin, Ergenekon´un firari sanığı Bedrettin Dalan´a verdiği Sinan Akkuş isimli şahıs adına düzenlenen sahte pasaportun doğum tarihi hanesinde 17 Aralık 1950 tarihi yazarken, doğum yeri ise Erzincan olarak görülüyordu. Alman istihbaratının kendisine verdiği bu sahte pasaportla Beyaz Rusya ve Ukrayna gibi ülkelere gidip gelen Dalan, havaalanlarında hiçbir zorlukla karşılaşmıyor. Güvenlik kontrollerinde pasaportundaki bütün bilgiler teyitlenen Dalan, şüphe çekmeden uçağa binebiliyor. Almanya´nın Ergenekon´un en önemli sanıklarından birisini sahte pasaportla korumaya alması, ortaya çıktığında şok etkisi yaptı. (6)

-Ergenekon´un Almanya bağlantıları ve Alman vakıfları-

Diğer bir delil, Ergenekon soruşturmasının başladığı 2007 yılından bugüne kadar geçen 5 yıllık süreçte örgütün Almanya´da da bağlantılarının olduğunu gösteren bulguların ortaya çıkması oldu. Almanya´nın çeşitli ülkelerin ekonomi ve siyasetine nüfuz etmede kullandığı Alman vakıflarının Ergenekon davasında halen sanık konumundaki çok sayıda kişiye ve Ergenekon örgütüyle bağlantılı derneklere çeşitli miktarlarda maddi yardım gönderdiği belgelerle kanıtlandı. Ergenekon davasına bakan mahkeme bu bilgilerin peşine düştü. Alman vakıflarının Türkiye´deki derin faaliyetleri geçtiğimiz aylarda bizzat Başbakan Erdoğan tarafından gündeme getirildi. (7)

Alman vakıflarının, Türk tarihçi ve yazar Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu´nun öldürülmesinin de arkasında olduğuna dair güçlü ve çarpıcı bulgular ortaya çıkmıştır. Ergenekon davasında tanıklar tarafından mahkemede verilen ifadelerde de dile getirilen bu görüşe göre, 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde uğradığı suikast sonucu tarihinde hayatını kaybeden Hablemitoğlu´nu, çok sayıdaki üyesinin Alman vakıflarından maddi destek aldığı belgelenen Ergenekon örgütü öldürmüştür. Suç islami kesime yıkılarak hem kendilerini kamufle etmişler hem de laik kesimi kışkırtmışlardır. Hablemitoğlu´nun ölmeden önceki son araştırması, Alman vakıflarının Türkiye´deki faaliyetleri üzerineydi. Hablemitoğlu, üzerinde çalıştığı Alman vakıfları dosyasında ulaştığı yeni ve çok önemli bilgileri 8 gün sonra, 26 Aralık 2002´de Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi´nde görülmeye başlanacak 15 sanıklı ´Alman Vakıfları´ davasında açıklayacaktı. Araştırmalarıyla, Alman vakıflarının Türkiye´de yasal olmayan çalışmalar yaptığı, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediği ve altın madeni karşıtlarını örgütlediği yönünde çok önemli bilgilere ulaştığı ileri sürülen Ankara Üniversitesi öğretim görevlisi Doç.Dr. Necmi Hablemitoğlu, bu iddialarının ele alınacağı davaya bir hafta kala evinin önünde uğradığı silahlı saldırıyla öldürüldü. (8)

Alman vakıflarının benzer faaliyetleri Mısır´da da ortaya çıkarıldı. Mısır´ın başkenti Kahire´de 2011 yılı sonunda, aralarında Alman vakıflarının da bulunduğu 17 yabancı sivil toplum kuruluşuna baskın yapıldı, doküman ve bilgisayarlara el konularak faaliyetleri yasaklandı. Mısırlı yetkililer, vakıfların yurt dışından sağlanan illegal kaynaklarla ülke aleyhine siyasi faaliyetlerde bulunduklarını öne sürdü. Bu ve bazı diğer benzer suçlamalarla Alman vakfı Konrad Adenauer ve diğer yabancı sivil toplum kuruluşlarındaki 43 kişi 2012 Ocak ayında yargılanmaya başladı. (9)

-Türklere yönelik dönerci cinayetleri-

Almanya´nın naziliğe ve teröre yakınlığına bir diğer bulgu, Türklere karşı Almanya´da yakın dönemde işlenen vahşi cinayetler gösterilebilir. Önceleri kundaklamalar şeklinde gerçekleşen peşpeşe ev yakmalarda, çok sayıda Tük aile yanarak can verdi. Bu olayların arkasında Türk işçilerin ülkeyi terketmeye zorlama politikası olduğu, devletin gizlice bu olayları desteklediği iddia edildi. Yahudilerin kamplara sürülüp katledilmesi çok da uzun zaman önce olmamıştı aslında. Kundaklamaların arkasından ´Dönerci Cinayetleri´ olarak adlandırılan Türklere yönelik seri cinayetler geldi. Bu cinayetlerin sokak serserisi şeklindeki neo nazilerce işlenen adi polisiye vakalar olmadığı, arkasında Alman derin devletinin bulunduğu kesinleşti. Dönerci cinayetlerinde yürütülen soruşturmanın hala tamamlanmamış olması ve soruşturmayla ilgili hemen her gün yeni bir skandal bilginin ortaya çıkması, demokrasi ülkesi denilen Almanya´nın hiç de öyle olmadığını, perde gerisinde Nazi Almanyası´nı anımsatan karanlık işlerin döndüğünü ispatlıyor. (10)

-Alman-Türk kontrgerillaları arasında işbirliği-

Çarpıcı bir diğer delil olarak, bazı Alman araştırmacıların ileri sürdüğü görüşler gösterilebilir. Alman derin devleti üzerine yazdığı kitaplarla tanınan yazar Jürgen Elsässer, Almanya ve Türkiye´de ´uyuyan gladyo/kontrgerilla hücreleri´ bulunduğunu ve Türklere yönelik cinayetlerde bu hücrelerin parmağı olduğunu savunuyor. Neo Nazi katillerin daha büyük örgütleri saklamak için kılıf olarak kullanıldığını söyleyen Elsässer şunu da ekliyor: ´Hatta hiç Nazi bile olmayabilirler.´

Yine aynı Alman araştırmacılara göre, kontrgerilla diye bildiğimiz ve İkinci dünya savaşı sonrasında ABD öncülüğünde tüm Nato ülkelerinde kurulan gizli yarı resmi terör örgütlerinden en güçlüleri Türkiye ve Almanya´da bulunuyor. Almanya´da kontrgerilla teşkilatı bulunduğuna ve bu örgüte dair benzer şok bilgiler 1990 yılı sonundaki Gladio skandalı ertesinde de ortaya çıkmıştı. Hatırlanacağı gibi, 1990 yılı sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı tüm Nato ülkelerine sıçradı. Türkiye hariç tüm üyeler örgütün varlığını kabul etti, ya tasfiye ettiklerini ya da yasal sınırlara çektiklerini açıkladılar.

Ancak aynı Alman araştırmacılar bunun doğru olmadığını, Almanya ve Türkiye´deki örgütlerin hala aktif olduğunu çeşitli bulgulara dayanarak ileri sürüyorlar. Elsasser sözlerine şöyle devam ediyor: Gladio, Amerikan kontrolünden çıkmak üzere olan ülkeleri ve devletleri istikrarsızlaştırmayı amaçlar. 1970 ve 80´lerde İtalya´daki sahte bayrak operasyonlarıyla Gladio, sağ ve sol terör örgütlerini bir kılıf olarak kullandı. (Kızıl Tugaylar/Brigate Rosse) Türkiye ve Almanya kendi yollarını bulmayı amaçladılar. Gladio´nun bir çok uyuyan hücresi var. Bence Almanya ve Türkiye´de de mevcutlar. Alman ve Türk gizli servislerindeki Amerikan hücrelerini araştırmalı. Gladio ulusal değildir. Angloamerikan aracıdır. (11)

Elsasser´in sözleri Türkiye´de adı son günlerde sık sık gündeme gelen ve Derin-Sol olarak da nitelendirilen DHKP-C´yi hatırlatıyor. Bu örgütün derinliğine dair daha önce haberleştirdiğimiz ilginç delil ve bulgular (12) Elsasser´in dile getirdiği iddiaları güçlendirmekte. İtalya´daki Kızıl Tugaylar´ın Türk versiyonu DHKP-C´dir. Bu örgütler, İtalyan ve Türk kontrgerilla örgütleri tarafından o ülkelerdeki terörü azdırmakta taşeron olarak kullanılmış ya da kullanılmaktadırlar. Bu bakış açısıyla, DHKP-C, PKK ve diğer örgüt mensuplarının Almanya tarafından Türkiye´ye niçin iade edilmediği de anlaşılır hale gelmektedir.

-Mason Locası Gladio skandalı patlayınca Türk masonları uyardı-

Alman ve Türk kontrgerilla teşkilatlarının hala diri ve işbirliği içinde olduğu iddiasını doğrulayan bir belge, Ergenekon sanıklarından birinde ele geçirildi. Ergenekon davasının 1 no´lu sanığı eski Jandarma Komutanı Org. Şener Eruygur´dan ele geçirilen ve ikinci davanın 36. klasöründe yer alan belge Convent´te (Otel) alınan kararlar başlığını taşıyor. Avusturya´daki mason toplantısında alınan ve kamuoyuna içeriği deklare edilmeyen belgenin girişinde, İtalya´daki P2 skandalından sonra 31. ve 33. maddelerde işaret edildiği gibi Yunanistan´daki kardeşlerin açıklamaları krize neden oldu. Buna benzer olayların Türkiye´de de meydana gelebilmesi mümkündür. Kardeşlerimize gerekli tedbirleri derhal almalarını tavsiye ederiz. deniliyor. Türkiye´deki masonların daha güçlü ve tedbirli olabilmesi için neler yapılması gerektiği konusunda tartışan localar, gerektiğinde masonik yapı aleyhtarlarıyla, Yahudi aleyhtarlarının tespit edilerek imha edilmesini bile kararlaştırmış. Gladio skandalı üzerine yapılan toplantıyla ilgili bu belge ve onun Ergenekon davasının en önemli sanığı olarak 1 no´da yargılanan Eruygur´da ele geçirilmesi, Ergenekon´un uluslararası bağlantıları olduğunu net şekilde ispatlamaktadır. (13)

Abdullah Harun / kontrgerilla.com

(1) haber.stargazete.com/politika/almanya-250-teroristin-iadesini-reddetti/haber-726094

(2) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4694

(3) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5022 4694

(4) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-deutsch

(5) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4694

(6) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4014

(7) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4694

(7) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4271%20721

(8) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4972

(9) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4337

(10) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3914

(10) yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=15.11.2011&y=IbrahimKaragul

(11) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3914

(12) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=5031 4726 4553 4391 2526 2461 2343

(13) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1224

(09 Şubat 2013, 11:01)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Firarlarda özel bir durum mu var?

Sanıklara Ergenepol koruması

Interpol´e sunulan Ergenekon raporu

Almanya´dan Dalan´a sahte pasaport

Almanya Dalan´ı iade etmiyor

Almanya Bakıcı´yı da vermiyor

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

Naziler, Alman Ergenekonu´nun kılıfı

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Aydınlık´tan Kozinoğlu´na ilginç sansür

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

Ergenekon´un finans kaynakları manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1872    yazdır/print


 

Zirve´de yeni deliller diskten çıktı

2007´de Malatya´da Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesi olayına ilişkin davada yeni deliller elde edildi. Dava sanıklarından Haydar Yeşil´in akrabası tarafından teslim edilen harddiskten, davadaki tutuklu sanıklar tarafından Malatya Jandarma Komutanlığı´nda hazırlanan önemli belgeler çıktı.

25.01.2013 16:29 2007´de Malatya´da Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesi olayına ilişkin davada, sanık yakını tarafından teslim edilen harddisk yeni delilleri gün yüzüne çıkardı. Zirve davası 4 yılı aşan süredir görülüyor. Ancak 22 Haziran 2012 tarihinde kabul edilen ek iddianameyle birlikte davanın seyri hızlandı. Tıpkı Danıştay davasının Ergenekon davasıyla birleşmesi sonrasında görüldüğü gibi savcılık ve mahkemenin ulaştığı yeni ve çarpıcı deliller üzerine soruşturma ve dava giderek derinleşiyor. Ek iddianamede yer alan en önemli bilgiler tanık İlker Çınar´a ait. Çınar´ın iddialarını destekleyen yeni deliller ortaya çıktı. 6 Aralık 2012 tarihinde Malatya Cumhuriyet başsavcılığı´na ulaşan Malatya Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Haydar Yeşil´e ait harddiskte çarpıcı bilgiler var. Yıllardır bir türlü ele geçirilemeyen bu harddiski Haydar Yeşil´in yakın akrabası, soruşturma savcısı İsmail Aksoy´a teslim etmişti. Harddiskten Ergenekon-TUSHAD şeması, JİTEM´in TUSHAD içerisindeki yeri ve ses kayıtları çıktı. Bu gelişme üzerine savcılık, 23 kişi hakkında yeni bir soruşturma başlattı.

-Yeni deliller binbaşının sakladığı diskten çıktı-

Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Haydar Yeşil´in Kırşehir´de yaşayan kayınbiraderi H.K. tarafından Kırşehir Emniyet Müdürlüğü´ne ulaştırılan harddisk, 16 Ocak´ta Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. maddesiyle görevli Malatya Cumhuriyet Savcılığı´na teslim edildi. Cihan Haber Ajansı´nın haberine göre harddiskten, davadaki tutuklu sanıklar tarafından Malatya Jandarma Komutanlığı´nda hazırlanan önemli belgeler çıktı.

Harddiski polise teslim eden H.K., yeni satın aldıkları eve taşınırken annesinin yatak odasındaki gardırobunda bulduğu 500 GB kapasiteli bilgisayar belleğini iş yerinde yedekleme işleminde kullanmak için yanına aldığını belirtti. Harddiski kullanmak için açtığında Zirve Yayınevi cinayeti, Ergenekon davası gibi gündemde olan konularla ilgili bilgiler bulduğunu anlatan H.K., tutuklu yargılanan eniştesi ´Haydar Yeşil´in durumuna faydası olur´ düşüncesiyle polise teslim ettiğini söyledi.

Savcılık tarafından çözümlenen ek deliller 26 klasör halinde dava dosyasına eklendi. Ek delil klasörleri arasında, Haydar Yeşil, Ruhi Abat ve İlker Çınar´ın misyonerlikle ilgili yaptıkları çalıştayların görüntüleri de yer aldı. Dokümanlar arasında Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin haberler, Hrant Dink´in öldürülmesinin ardından Malatya´da yapılan protesto gösterilerine ait görüntüler, Ermeniler ve Hizmet Hareketi´ne ilişkin bilgi ve belgeler, misyonerlere ilişkin adreslerin yer aldığı şema bulunduğu belirlendi.

Delillere ilişkin hazırlanan raporda, H.K.´nın ifadeleri, elektronik ortam dosyalarının imaj karşılaştırmaları sonucunda harddiskin Haydar Yeşil´e ait olduğunun saptandığı belirtildi. Raporda, davada sanık olarak yargılanan Malatya eski İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger´in Haydar Yeşil´den Zirve Yayınevi cinayetine yönelik yaptıkları çalışmaları iyi saklamasını istediği, Yeşil´in de bilgisayar belleğini memleketi Kırşehir´deki kayınvalidesinin evinde kullanılmayan eşyalar arasına sakladığına yer verildi.

Dokümanlarda eski adı ´Kayra´ olan Zirve Yayınevi´ndeki kitap sayısı, hangi eserlerin yer aldığına dair bilgiler yer aldı. Bu bilgilerin yayınevinde gerçekleştirilecek eylem doğrultusunda özel olarak toplandığı, bu takibin yapılması için haber elamanı olan yayınevi çalışanı Hüseyin Yelki´nin görevlendirildiği öne sürüldü. ´OKC yazıları´ isimli klasörde yer alan bilgilere göre, davanın müdahil avukatlarından yazar Orhan Kemal Cengiz´in yazıları ve röportajlarının arşivlendiği tespit edildi.

Ayrıca misyoner olduğu sanılan kişilerin fişlendiği, bu kişilerin fotoğraflanarak numaralandırıldığı anlaşıldı. Zirve Yayınevi cinayetinde öldürülen Tilman Geske´nin defni sırasında çekilmiş fotoğrafların bulunduğu, Türkiye´de yaşayan yabancı uyruklu misyonerlerin kimlik bilgileri, uyrukları, pasaport numaraları, cinsiyet ve medeni halleri ile Türkiye´deki adresleri ve çocuk sayılarının olduğu bilgilerin de yer aldığı saptandı.

Bununla birlikte İlker Çınar´ın saha çalışması sırasında elde ettiği bilgilerin ve kişilerin din değiştirmelerine ilişkin ´ihtida belgesi´nin Malatya İl Jandarma Komutanlığı´nın IG033IDM04″ numaralı bilgisayara ait olduğu, Mehmet Ülger ve ekibinin, TUSHAD´ın talimatları doğrultusunda, Mersin İl Jandarma Komutanlığı´ndan Abdullah Atılgan ile birlikte çalıştıkları tespitine varıldığı öne sürüldü.

Raporda, belgelerden yola çıkılarak Türkiye´deki Hristiyan ve kilise sayısının abartılarak gösterildiği, ilgisi olmayan organizasyonların misyonerlik örgütüyle bağlantılı olarak yazıldığı, ülkede ´misyonerler cirit atıyormuş havası´ verilmeye çalışıldığı belirtildi.

Zirve Yayınevi ve Necip Hablemitoğlu cinayetleri ile Hizmet Hareketi arasında bağ kurulmak suretiyle özellikle Malatya´daki cinayetin Hizmet Hareketi üzerine yıkılmaya çalışıldığının tespit edildiğine yer verildi.

HABER SİTESİ VE MUHABİRLERİ FİŞLENMİŞ

Konuyla ilgili bir haber de Taraf gazetesinde yer aldı. Buna göre, Zirve katliamı sanığı Yeşil´e ait hardisklerlerde çıkan belgelerde, örgütün olaydan sonra konuyla ilgili haber yapan gazetecileri fişlediği ortaya çıktı. Zirve Katliamı sanığı olan Malatya İstihbarat Şube Müdürü Haydar Yeşil´e ait hardisklerde yer alan belgelere göre katliama ilişkin haber yapan muhabirler de örgütün takibine alınıyor. Belgelere göre örgüt katliam sonrası da takibi bırakmamış. Malatya´daki Zirve katliamı ile ilgili yapılan haberlerin yer aldığı üç sayfalık belgede örgütün takibine alınan 28 haber sitesi bulunuyor. Haber sitelerinin karşına “PKK yanlısı”, “AB ve AKP yanlısı”, “PKK´yı eleştiren bir site” diye not düşülüyor. Bianet haber sitesinin karşısına “AB yanlısı politikalara endeksli bir site” şeklinde not düşülürken, Erol Önderoğlu tarafından yapılan habere dikkat çekiliyor. Stargazete haber sitesinin karşısına “AB ve AKP yanlısı politikaları destekleyip askerin yaptığını düşünen ve eleştiren bir gazete” olarak not düşülürken, Erdal Şimşek tarafından kaleme alınan “Malatya katliamı askere uzandı” haberine de yer veriliyor. Gazeteport haber sitesinin karşına ise “AB fonlarından finanse edilen site” diye yazılarak “Malatya katliamı soruşturmasına korkunç ihbar” başlıklı haberler yer alıyor. Birgün, “Aşırı sol bir gazete”, Evrensel ise “PKK sempatizanı” olarak fişleniyor.

İlker Çınar´ın ihtida belgesi

Bu arada Sanıklarından eski “Başpapaz” olan daha sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı´nda uzmançavuş rütbesiyle istihbaratçı olarak çalışan İlker Çınar´ın “ihtida” belgesi de hardisklerde yer aldı. 1993´te kadrosu Kara Kuvvetleri Komutanlığı´ndan alınarak Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisindeki TUSHAD´a bağlı Beyaz Kuvvetler Komutanlığı´nda atanan misyoner faaliyetlerle ilgili bilgi toplamakla görevlendirildiğini söyleyen Çınar, “Vicdani Huzur” için 2 Ocak 2000´de din değiştiriyor. 1970 Tarsus doğumlu olan İlker Çınar´ın mesleği ise iç mimar. Kilise yetkilisi Kamil Musa ve Hüseyin Ertuğrul ile Sezgin Yaşar´ın tanık olarak imza attığı belgede Çınar din değişikliği nedenini “Vicdani huzur” olarak gösteriyor. (Taraf, Cihan)

O ŞOK SES KAYDI DA DİSKTEN ÇIKTI!

27.01.2013 14:40 Zirve Yayınevi´nde hem sanık hem de tanık olan İlker Çınar, İnönü Üniversitesi öğretim görevlisi Ruhi Abat´ın kendisini arayarak, “Korkutma amaçlıydı, şerefsizlere vurun dedik öldürmüşler” dediğini öne sürmüştü. Bu konuşmanın ses kaydı, sanık Binbaşı Haydar Yeşil´e ait harddiskten çıktı.

Malatya´daki Zirve Yayınevi´nde biri Alman uyruklu üç kişinin boğazının kesilerek öldürülmesi davasına ilişkin ortaya çıkan yeni deliller yankı yarattı. Vatan´ın haberine göre, Dava sanıklarından Malatya Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger´in, sanık Binbaşı Haydar Yeşil´e verdiği bir harddiskte ortaya çıkan deliller, davada hem sanık hem de tanık olan uzman çavuş rütbesiyle istihbaratçı olarak çalışan İlker Çınar´ın iddialarını doğruladı. Çınar, verdiği ilk ifadelerde, cinayeti medya aracılığı ile öğrendiğini, örgütün siyasi iktidarı devirmek için kaotik bir ortam oluşturmayı, ´misyonerlik´ üzerinden yapmaya çalıştığını kaydetmişti. İnönü Üniversitesi araştırma görevlisi Ruhi Abat´ın kendisini cinayet gecesi aradığını aktaran Çınar, bana çok sert bir üslupla, ´Bak abiciğim, güzel kardeşim, beni iyi dinle, kafanın bir köşesine şunu yaz, bu işten artık dönüş yok, korkutma amaçlı yapmasını istediğimiz bir olayı; şerefsizlere vurun dedik öldürmüşler, bu yüzden sen de bize yardım edeceksin tamam mı?´ şeklinde tehditvari sözler söyleyerek asıl amaçlarını gizlemeye çalıştı demişti. Sanık avukatları ise Çınar´ın bu iddialarının doğru olmadığını savunmuştu.

´En kritik delili´

Davada tutuklu sanık Binbaşı Haydar Yeşil´in Kırşehir´de yaşayan kayınbiraderi H.K´nın, ev taşıma esnasında bulduğu ve yargılama aşamasında eniştesine yardımcı olabileceği ifadesi ile teslim ettiği harddiskte ise Çınar´ın iddialarının doğru olduğu anlaşıldı. Davada en kritik kabul edilen telefon ses kaydında, Ruhi Abat´ın “Bak abiciğim, güzel kardeşim, beni iyi dinle, kafanın bir köşesine şunu yaz, bu işten artık dönüş yok, korkutma amaçlı yapmasını istediğimiz bir olayı; şerefsizlere vurun dedik öldürmüşler, bu yüzden sen de bize yardım edeceksin tamam mı?” sözlerini söylediği belirlendi.

3 misyoneri kesmişlerdi

Malatya´da 18 Nisan 2007´de, Zirve Yayınevi´nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel boğazları kesilerek öldürüldü. Zanlılardan Salih Gürler, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Abuzer Yıldırım olay yerinde yakalandı. Üçüncü katın penceresinden kaçmak isterken düşerek yaralanan Emre Günaydın, tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Katliam, Mart 2011´de Ergenekon soruşturması kapsamına alındı. 17 Mart 2011´de dönemin Malatya Jandarma Alay Komutanı olan emekli Albay Mehmet Ülger, Binbaşı Haydar Yeşil, İnönü Üniversitesi Öğretim Elemanı Ruhi Abat da dahil 12 kişi daha tutuklandı. Toplam 17 sanığın tutuklu olduğu davada, İlker Çınar tutuksuz yargılanıyor.

Çınar: Kaydı biliyordum

Ses kaydı İlker Çınar´a da dinletildi. Çınar kaydı dinledikten sonra şunları söyledi: “Bu telefon görüşmesini ben Ruhi Abat ile yaptım. Görüşmeyi 17 Mart 2007 tarihinde Malatya´ya giderken bana verilen özel hatlı telefon üzerinden yaptım. Ruhi Abat´ta Haydar Yeşil ile birlikte ortak kullandıkları özel hatlı telefon vardı. Görüşmeyi yaptığım sırada ben Tarsus´taydım. Ruhi Aabat ise Malatya´daydı. Yapmış olduğumuz bu görüşmelerin kayda alındığından da bilgim vardı. Cinayetin işlendiği gün gece yarısından sonra yaptığımız görüşmede, kendisine tepki vermem üzerine, Ruhi Abat tepkimi de çekmemek için bu sözleri söyledi. Asıl amaçlarının öldürmek değil de sadece korkutmak olduğunu özellikle vurgulayıp kendilerine yardım etmem hususunda bir nevi cebri ikazda bulundu. Ben bu sözlerden ne kadar da büyük bir tehlike içinde olduğumu daha iyi anladım.” (Vatan)

´DARBE YAPMAZSANIZ BİZ ÖLDÜRECEĞİZ´

04.02.2013 12:00 Zirve sanığı Binbaşı Haydar Yeşil´den çıkan harddiske göre, 2005´te Büyükanıt´a bir rapor gönderilmiş ve “Erdoğan hain, yönetime el koyun, yoksa kelle alırız” denmiş. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt´ın Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu 2005 yılında, TSK´ya gönderilen “Elazığ Bölgesi Özel Raporu”nun dezenformasyon ürünü olduğu ortaya çıktı. Zirve Yayınevi Katliamı davasının tutuklu sanığı Binbaşı Haydar Yeşil´e ait harddiskle ilgili savcılığa ifade veren İlker Çınar, 2005 yılından sonra manipülasyon amacıyla bazı belgelerin hazırlandığını ve bunların üst düzey kurumlara gönderildiğini söyledi.

Emekli Org. Yaşar Büyükanıt´a 2005 yılında gönderilen “Elazığ Bölgesi Özel Raporu”nda, “Şuna emin olun, bu konulara ve şerefsizliklere siz müdahale etmezseniz, sizi şerefimizle temin ederiz ki biz caddelere yine ineceğiz. TSK sessiz kalırsa, biz yine caddelere inip, kelle almaya başlayacağız... Ama şunu da unutmayın; biz caddelere inersek, siz de köşklerinizden aşağı inmek zorunda kalırsınız. Bu vatan uğruna ölmek gerekirse önce öldüreceğiz, sonra da öleceğiz” ifadeleri yer alıyordu.

Raporda ayrıca, “Değerli komutanlarımız, bizler Elazığ´dan sesleniyoruz. Biz fakir, namuslu, şerefli, Atatürkçü, devletçi ve milliyetçi dava adamlarıyız” girişiyle başlayan raporda Elazığ bölgesinin kaybedilmek üzere olduğu, tüm devlet dairelerinde Kürtçenin anadil haline geldiği, misyonerlerin cirit attığı, arazilerin İsrail´e satıldığı savunuluyordu. Elazığ´ın önde gelen isimleriyle ilgili iftira içerikli bilgilerin yer aldığı raporda, Başbakan Erdoğan´a “hain” deniliyor, ordunun yönetime el koyup İstiklâl Mahkemeleri´ni yeniden kurması isteniyordu.

İrtica kılıf yapılacaktı

Raporla ilgili Çınar, “Bu mesajın muhatabı AK Parti üzerinden Batı ülkeleriydi. Ergenekon Terör Örgütü, yapmak istediği darbeyi irtica kılıfıyla gerçekleştirmek istiyordu ve bunun için Genelkurmay´ı manipüle ediyordu” dedi. 2005 yılında planla ilgili çalışmalara başlandığını söyleyen Çınar, bu çalışma kapsamda, İSTH:3590- 1605/1KK ve Güv. Ş. (493)5034709 sayısıyla Genelkurmay Başkanlığı´na “Elazığ Bölgesi Özel Raporu” adıyla bir rapor gönderildiğini söyledi. O dönem Kara Kuvvetleri Komutanı olan Yaşar Büyükanıt´ın bu konunun araştırılmasını istediğini söyleyen Çınar, “Bu manipülasyon çok kapsamlı ve profesyonelce yapıldı. Genelkurmay Başkanı kendisine ait alt komutanlıklardan gönderilen raporlara inanarak ebildirge ile bu ideolojik saplantılı irtica konusuna gönderme yaptı ve misyoner cinayetlerini bilmeden buraya bağladı. Zaten Ergenekon´un da istediği buydu” dedi. (Taraf)

SES KAYDI BİLİRKİŞİ TARAFINDAN TESPİT EDİLDİ

05.03.2013 17:27 Malatya Zirve Yayınevi davasına ışık tutacak deliller giderek artıyor. Muvazzaf binbaşı Haydar Yeşil´in kayınbiraderi tarafından savcılığa teslim edilen harddiskte davayla ilgili bir ses kaydı ortaya çıktı. Ses kaydına göre tutuklu sanık İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi araştırma görevlisi Ruhi Abat, Şerefsizlere vurun dedik, öldürmüşler. şeklinde konuşuyor.

Alman uyruklu Tilman Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel, 18 Nisan 2007 tarihinde Zirve Yayınevi´nde öldürüldü. Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Müdürü tutuklu sanık Binbaşı Haydar Yeşil´in Kırşehir´de yaşayan kayınbiraderi H.K.´nın ev taşıma esnasında bulduğu ve eniştesine ait olduğunu ifade ederek polise teslim ettiği harddiskte bu olayı aydınlatacak birçok delil ortaya çıktı. Terörle Mücadele Kanunu´nun 10. maddesiyle görevli Malatya Cumhuriyet Savcılığı´na gönderilen harddiskin bilirkişi incelemesi yaptırıldı. Harddiskte, tutuklu sanıklar Haydar Yeşil ve Ruhi Abat ile tanık koruma programından yararlanan sanık İlker Çınar´ın cinayetler öncesinde buluşarak gerçekleştirdikleri misyonerlikle ilgili toplantı görüntüleri ve cinayetlerin sonrasına ait telefon görüşme kayıtları, Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin haberler, Hrant Dink´in öldürülmesinin ardından Malatya´da yapılan protesto gösterilerine ait görüntüler, Ermeniler ve Hizmet Hareketi´ne ilişkin bilgi ve belgeler, misyonerlere ilişkin adreslerin yer aldı.

Ayrıca harddiskte, cinayetlerden bir gün sonra (19 Nisan) araştırma görevlisi Ruhi Abat ile İlker Çınar arasında geçen telefon görüşmesinin ses kaydının 005 isimle yer aldığı tespit edildi. Saat 22.21´de yapılan görüşmede Abat´ın İlker Çınar´a Bak ağabeyciğim, güzel kardeşim. Beni iyi dinle, kafanın bir köşesine şunu yaz. Bu işten artık dönüş yok. Korkutma amaçlı yapmasını istediğimiz olayı şerefsizlere vurun dedik öldürmüşler. Bu yüzden sen de bize yardım edeceksin tamam mı? şeklinde tehditvari ifadeler kullandığı belirlendi.

Savcılık, Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi (TUSHAD) tarafından görevlendirildiğini belirten tutuksuz sanık İlker Çınar´a bu ses kayıtlarını sordu. Konuşmayı doğrulayan Çınar, şunları söyledi: Bu telefon görüşmesini ben Ruhi Abat ile yaptım. Görüşmeyi 17 Mart 2007(cinayetten 1 ay önce) tarihinde Malatya´ya giderken bana verilen özel hatlı telefon üzerinden yaptım. Ruhi Abat´ta Haydar Yeşil ile birlikte ortak kullandıkları özel hatlı telefon vardı. Görüşmeyi yaptığım sırada ben Tarsus´taydım. Ruhi Abat ise Malatya´daydı. Yapmış olduğumuz bu görüşmelerin kayda alındığından da bilgim vardı. Cinayetin işlendiği gün gece yarısından sonra yaptığımız görüşmede, kendisine tepki vermem üzerine Ruhi Abat tepkimi de çekmemek için bu sözleri söyledi. Asıl amaçlarının öldürmek değil de sadece korkutmak olduğunu özellikle vurgulayıp kendilerine yardım etmem hususunda bir nevi cebri ikazda bulundu. Ben bu sözlerden ne kadar da büyük bir tehlike içinde olduğumu daha iyi anladım. (Cihan)

(25 Ocak 2013), son güncel.: (05 Mart 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Zirve derinleşiyor: Yeni deliller

Zirve: Şerefsizlere vur dedik, öldürdüler

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Tushad kimlikleri ek klasörlerde

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

Çınar´dan mahkemede şok iddialar

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Zirve davaları birleştirildi

İşte 761 sayfalık ek iddianamesi

Zirve ek iddianamesi kabul edildi

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Dink ve Zirve aynı ekibin işi

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4088    yazdır/print


 

Hablemitoğlu dosyası açılıyor

10 yıl önce faili meçhul bir cinayetle öldürülen Dr. Necip Hablemitoğlu´nun dosyası yeniden açılıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na gönderilmek üzere hazırlanan dosyada Ergenekon sanığı Albay A.U. ve astsubay T.Ü. ile ilgili önemli bulgular yer alıyor.

30.11.2012 09:47 Faili meçhul cinayetleri aydınlatma kapsamında, 10 yıl önce 18 Aralık 2022´de öldürülen Dr. Necip Hablemitoğlu´nun dosyası da yeniden açılıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na gönderilmek üzere hazırlanan dosyada Ergenekon sanığı Albay A.U. ve astsubay T.Ü. ile ilgili önemli bulgulara yer verildi. A.U. ve T.Ü.´nün, cinayet günü polisin delil toplama çalışmalarını yerinde izlediği belirtildi.

-Dosyalar ardı ardına açılıyor-

Yakın tarihteki şüpheli ölümler ve suikastların aydınlatılması için önemli adımlar atılıyor. Adli Tıp Kurumu, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın zehirlediğine ilişkin bulgulara ulaştı. CHP Milletvekili Güldal Mumcu, kaleme aldığı kitapta eşi Uğur Mumcu´ya yapılan suikastın çözülmesinin devletin birimleri tarafından nasıl engellendiğini deşifre etti. Benzer bir gelişme, 10 yıl önce işlenen Dr. Necip Hablemitoğlu cinayetinde de yaşanıyor. Bu dosya da tozlu raflardan indirildi. Polis, yürüttüğü titiz çalışmalar sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na gönderilmek üzere bir dosya hazırladı. Dosyada Ergenekon davası sanıklarından emekli Albay A.U. ve ´Mustafa´ kod adlı emekli astsubay T.Ü. ile ilgili bazı bulgulara yer verildi. Geriye dönük cep telefonu taramaları ve baz istasyonu kayıtları incelemelerine dayandırılan bilgilere göre, T.Ü., saldırıdan önce A.U. tarafından Ankara´ya çağrıldı. Ayrıca cinayet günü A.U. ve astsubay, polisin olay mahallindeki delil toplama çalışmalarını yerinde izledi. Söz konusu iddiaların yer aldığı dosyaya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na gönderilen bir ihbar mektubu da ilave edildi. Mektupta, A.U. ile Ergenekon sanıklarından Ergun Poyraz´ın, Hablemitoğlu suikastına ilişkin önemli bilgilere sahip olduklarının anlatıldığı öğrenildi.

Yazar Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Aradan geçen zamana rağmen faillere ulaşılamadı. Dosya, faili meçhuller rafındaki yerini aldı. Ancak, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) İstihbarat ve Terörle Mücadele (TEM) birimleri, bir yıl önce dosya üzerinde yeni çalışma başlattı. Dosyadaki veriler yeniden didik didik edildi. Cinayetin ardından bir ihbar mektubu üzerine emekli Albay A.U.´nun takibe alındığı, dosyada emekli Astsubay T.Ü. ile 2002-2004 tarihleri arasında telefon görüşmeleri yaptığına ilişkin bilgilerin yer aldığı fark edildi. Bunun üzerine, Telekomünikasyon İletişim Dairesi´nden (TİB) alınan veriler incelendi. Ayrıca cinayetten sonra söz konusu iki isim arasındaki telefon görüşmelerinin dökümü yeniden yapıldı.

Telefonlara ait ´baz´ verilerinden, T.Ü.´nün suikast öncesi ve sonrasında Ankara´da olduğu sonucuna ulaşıldı. Söz konusu şahıs adına kayıtlı telefonların, 15-21 Aralık 2002 tarihleri arasında Ankara´da sinyal verdiği görüldü. T.Ü.´nün Albay A.U. ile telefon görüşmeleri yaptığı, karayoluyla Antalya´dan Ankara´ya geldiği, saldırıdan birkaç gün önce Necip Hablemitoğlu´nun evinin olduğu Portakal Çiçeği Sokağı´na giderek incelemelerde bulunduğu belirlendi. Cinayetin hemen ardından olay mahallinde A.U. ile Olay Yeri İnceleme ekiplerinin çalışmalarını takip eden astsubayın 21 Aralık tarihinde karayoluyla Ankara´dan Antalya´ya döndüğü anlaşıldı.

Son bilgiler ışığında dosyayı didik didik eden polis, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na gönderilmek üzere yeni bir dosya hazırladı. Cinayetin ardından gerçekleşen telefon trafiği dosyada ayrıntılarıyla yer aldı. Emekli albayın, T.Ü.´ye, “Antalya´daki malzemeleri kaldırın. Ortada bir şey bırakmayın. Dikkatli olun.” dediği kayıtlara yansıdı. Polis, T.Ü.´nün de ikamet ettiği Antalya´daki bazı adreslere baskın yapmasına rağmen söz konusu malzemelere ulaşılamadı. Ancak, Ergenekon operasyonunun başlamasının ardından Antalya´da metruk bir arazide çok sayıda mühimmat bulundu. Bunun, emekli Albay A.U.´nun telefonda belirttiği malzemeler olduğu ortaya çıktı.

-İhbar mektubu: Albay A.U. suikastin faillerini biliyor-

Necip Hablemitoğlu cinayetini araştıran polis, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na ulaşan bir ihbar mektubunun da üzerinde duruyor. Alınan bilgilere göre mektupta, emekli Albay A.U.´nun Necip Hablemitoğlu suikastı ile ilgili olarak önemli bilgilere sahip olduğu ileri sürülüyor. A.U.´nun Hablemitoğlu´nun faillerini bildiği iddia ediliyor. Aynı şekilde Hablemitoğlu olayı ile ilgili olarak Ergenekon sanığı Ergun Poyraz´ın da bazı bilgilere sahip olduğu aktarılıyor. Mektuptaki bir diğer değerlendirme ise ´Hablemitoğlu´nun o dönemde bu kişilerle güçlü bir irtibatı olduğu, yazdığı birçok kitapta bilgi ve belgeleri kendisine A.U.´nun temin ettiği, ancak aralarının açılmasının ardından Hablemitoğlu´nun hedef haline geldiği´ yönünde. (Bayram Kaya / Zaman)

CİNAYETİN ERGENEKON BAĞLANTILARI

GİZLİ TANIK KISKAÇ: OSMAN GÜRBÜZ, HABLEMİTOĞLU´NU ÖLDÜRDÜĞÜNÜ SÖYLEDİ

Ergenekon davasının 5 Mart 2012 tarihinde görülen 215. duruşmasında ifade veren Gizli Tanık Kıskaç, sanıklar; Veli Küçük, Mehmet Fikri Karadağ, Osman Gürbüz ve Oktay Yıldırım ile Sabancı ve Hablemitoğlu cinayetleriyle ilgili ciddi iddialarda bulundu. Önce JİTEM´de sonra da MİT adına çalıştığını ifade eden Kıskaç, 2´nci Ergenekon davasının tutuksuz sanığı Osman Gürbüz tarafından tehdit edildiğini söyledi. Onunla mahkemelik olduklarını belirten Kıskaç, bunun üzerine Gürbüz´ü internetten araştırdığını söyledi. Gürbüz´ün Antalya Kuvay-i Milliye Derneği üyesi olduğunu öğrendiğini ifade eden Kıskaç, Ben cezaevindeyken Şerife Gürbüz bana amcası Osman Gürbüz´ün Hablemitoğlu cinayetini işlediğini söyledi. şeklinde konuştu. Daha sonra Osman Gürbüz ile Merter Mc Donalds´ta yaptıkları görüşmede Sıkmasaydım bu kadar para olur muydu? Necip´i öldürdüm, parayı aldım. Patron benim. Jandarmada komutanım var, adı da Levent Ersöz. Bunun dışında 2 bin adamım var.´ dedi. ifadelerini kullandı. Osman Gürbüz´ün itiraflarını Merter´de Mc Donalds´ın kameraları tarafından çekildiğini söyleyen Kıskaç, kayıtları İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü´ne gönderdiğini ancak hiçbir işlem yapılmadığını savundu.

22 Nisan 2006 günü Çamlıca Kız Lisesi´nde Veli Küçük´le görüştüğünü ifade eden Kıskaç, toplantıya Oktay Yıldırım´ın da katıldığını aktardı. O zaman Çamlıca gişelerinden kaçak geçiş yaptıklarını belirten Kıskaç, Kayıtlarda da vardır. Toplantının ardından Veli Küçük´e Osman Gürbüz´ü anlattım. Küçük de bana, ´Osman Gürbüz bizim adamımız´ dedi. Veli Küçük ve Osman Gürbüz, Necip Hablemitoğlu cinayetinin ardından yollarını ayırmış. ifadelerini kullandı.

SANIK YILDIRIM: HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ İÇİN 1 MİLYON DOLAR TEKLİF ETTİLER

Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılara katıldığı iddiasıyla Ergenekon davasında yargılanan tutuklu sanık Osman Yıldırım, 12 Mart 2008 tarihli ifadesinde Hablemitoğlu cinayeti ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Aralık 2002´de İbrahim Genç, Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Esen Türkyılmaz ve Osman Gürbüz´ün de bulunduğu bir yazıhanede Gürbüz, bana ´Necip Hablemitoğlu´nu öldürebilir misin?´ diye sordu. Bunun karşılığında da 1 milyon dolar vereceklerini söyledi. Ben ise kendisini tanımadığımı söyledim, bundan dolayı da tekliflerini reddettim. Bunun üzerine Veli Küçük, Osman´a dönerek, ´Osman bu iş gene sana düştü´ şeklinde talimat verdi. Daha sonraki günlerde Hablemitoğlu´nun öldürüldüğünü duydum. Olaydan 6-7 ay sonra Gürbüz, bana ´Hablemitoğlu´nun parasını masalarda bitirdik´ dedi.”

GİZLİ TANIK C: HABLEMİTOĞLU TALİMATI VELİ KÜÇÜK´TEN

Ergenekon davasının 15 Mayıs 2012 tarihinde görülen 182. duruşmasında ifade veren Gizli Tanık C, Veli Küçük ve Sami Hoştan´ın Necip Hablemitoğlu´nu öldürmesi için İzmir´de kumarhanesi bulunan İbrahim Çiftçi´ye teklifte bulunduklarını söyledi. Gizli Tanık, teklifi kabul etmeyen Çiftçi´nin ise kumarhanesine bomba atılarak öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı.

Gizli Tanık C ifadesine, İzmir´de kumarhanecilik yapan ve kumarhanesine atılan bomba sonucu öldürülen İbrahim Çiftçi´nin yakın dostu olduğunu belirterek başladı. Çiftçi´nin kumarhanesinde kumar oynadığını belirten gizli tanık, Bir gün ofisinde oturuyorduk. Bir telefon geldi ve bu konuşmadan sonra Çiftçi çok sinirlendi. Hablemitoğlu´nun kim olduğunu sordu bana. Ben de gazeteci diye söyledim. Bana, ´Ne zannediyorlar bunlar? Kiralık katil miyiz biz?´ diye bağırıyordu. Telefonda Veli Küçük ve Sami Hoştan ile konuştuğunu, kendisine Hablemitoğlu´nu öldürmeyi teklif ettiklerini söyledi. O güne kadar yakın dosttular. İzmir Çeşme´de bir restorana gider otururlardı. Ancak bu telefon görüşmesinden sonra araları açıldı. O günden sonra Çiftçi, çok tehdit edildi ve dilekçe yazarak durumu İzmir Savcılığı´na bildirdi. diye konuştu.

-´O isimleri savcıya verdim´-

Gizli tanık, Necip Hablemitoğlu´nun öldürülmesinin ardından, biri çıkıp Hablemitoğlu´nu öldürdüğünü, İbrahim Çiftçi ile bu işi birlikte yaptıklarını söyledi. Çiftçi o dönemde sağlık sorunları nedeniyle tedavisi için savcılıktan da izin alarak Amerika´ya gitti. Ancak o dönemde basında ´İbrahim Çiftçi Amerika´ya kaçtı´ şeklinde haberlerin yer alması üzerine Çiftçi, tekrar Türkiye´ye dönerek savcılığa ifade verdi. Çiftçi, savcılık çıkışında bana ´O namussuzların defterini dürdüm. İsimlerini savcılığa verdim´ dedi ifadesini kullandı.

Ergenekon davasının tutuksuz sanıklarından Sami Hoştan´ın, Çiftçi´nin kumarhanesinde 3 milyon dolar kaybettiğini iddia eden gizli tanık C, İbrahim Çiftçi ile Sami Hoştan´ın arası bu paranın ödenmesi konusu yüzünden açılmıştı. dedi. Gizli tanık, 4 Ekim 2006 tarihinde Erdinç Utaş isimli şahsın, İbrahim Çiftçi´nin kumarhanesine bomba attığını ve Çiftçi´nin bu olayda öldüğünü, birçok kişinin de yaralandığını anlattı.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Hablemitoğlu´nun öldürülmesinin ihale edilmesi konusu, daha önce verdiğiniz savcılık ifadenizde yok. Bunu açıklar mısınız? diye sordu. Gizli tanık C ise önceden adalete güveninin olmadığını belirterek, Artık görüyoruz, suçlular yakalanıyor, yargılanıyor. cevabını verdi. Gizli tanık, savcı Pekgüzel´in soruları üzerine İbrahim Çiftçi, Hablemitoğlu cinayetinin ihale edildiği ve Veli Küçük ile yaptığını söylediği telefon konuşmasının ardından ´Vay çakallar, Veli Küçük ile Sami Hoştan beni tezgaha getirmeye çalışıyorlar´ demişti. diye konuştu.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in ´İbrahim Çiftçi´ye ne zaman telefon geldi?´ şeklindeki sorusuna gizli tanık , ´Hablemitoğlu öldürülmeden 4-5 ay önce. Biz telefon geldiğinde İbrahim Çiftçi´nin yazıhanesinde oturuyorduk. Çiftçi çalan cep telefonuna, yazıhanesinin kapısına çıkarak cevap verdi´ şeklinde cevap verdi. Gizli tanık, el bombasını atan Utaş´ın, Sami Hoştan´ı İzmir´e geldiğinde karşılayarak araçla aldığını da söyledi.

HABLEMİTOĞLU´NUN ÖLDÜRÜLME NEDENİ: ALTIN MADENLERİNİ ARAŞTIRMASI

Tutuklu sanık Ergün Poyraz, gizli tanık C´ye Necip Hablemitoğlu´nun neden öldürüldüğünü sordu. Gizli tanık C, bu soruya Hablemitoğlu Bergama´daki altın madenleriyle ilgili yazıyormuş. Bergama İzmir çevresinde olduğu, İzmir´in de ağası Çiftçi olduğu için, onu aradılar. Çiftçi, ´Bu adamcağız altın madenleriyle ilgili yazıyormuş. Bundan gidiyor´ dedi şeklinde yanıt verdi.

-Çiftçi ve Ümraniye bombalarının mandal numaraları aynı-

Gizli tanık C, tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu´nun soruları sırasında da İbrahim Çiftçi´nin öldürüldüğü olayda kullanılan bomba ile Ergenekon soruşturmalarının başlamasına neden olan, Ümraniye´de ele geçirilen el bombalarının mandal numaralarının aynı olduğunu iddia etti. Bunun tesadüf olmayacağını dile getiren gizli tanık, mandal numaralarının birbirinin aynı olduğu konusunun polisler tarafından söylendiğini ifade etti.

HABLEMİTOĞLU, ALMAN VAKIFLARINI VE ALTIN MADENLERİNDEKİ NÜFUZLARINI ARAŞTIRIYORDU

Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 tarihinde öldürüldü. Ölmeden önceki son araştırması, Alman vakıflarının Türkiye´deki faaliyetleri üzerineydi. Hablemitoğlu, üzerinde çalıştığı Alman vakıfları dosyasında ulaştığı yeni ve çok önemli bilgileri 8 gün sonra, 26 Aralık 2002´de Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi´nde görülmeye başlanacak 15 sanıklı ´Alman Vakıfları´ davasında açıklayacaktı.

Araştırmalarıyla, Alman vakıflarının Türkiye´de yasal olmayan çalışmalar yaptığı, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediği ve altın madeni karşıtlarını örgütlediği yönünde çok önemli bilgilere ulaşan Ankara Üniversitesi öğretim görevlisi Doç.Dr.Necmi Hablemitoğlu, bu iddialarının ele alınacağı davaya bir hafta kala evinin önünde uğradığı silahlı saldırıyla öldürüldü.

15 kişi hakkında 8´er yıldan 15´er yıla kadar ağır hapis istemiyle açılan Alman Vakıfları davasının 72 sayfalık iddianamesinin 13. sayfasında, Türkiye´deki Alman vakıflarının genel karakteristiğinin anlatıldığı bölüm Hablemitoğlu´nun, ´Alman Vakıfları Bergama Dosyası´ndan alınmıştı.

ERGENEKON ALMANYA´DA ÇOK GÜÇLÜ

Ergenekon Terör Örgütü´nün Almanya´daki bağlantıları Ergenekon soruşturma ve davası sürecinde bir çok kez gündeme geldi. Bunun son örneği, Poyrazköy´deki arazisinde Ergenekon örgütüne ait büyük bir cephaneliğin çıktığı Ergenekon davasının firari sanığı Bedrettin Dalan olmuştu. Dalan´ın Almanya´da saklandığı ve Alman devletinin koruması altında olduğu, Alman istihbaratının onun için düzenlediği sahte pasaportun ortaya çıkmasıyla netleşti. Alman gizli servisinin, Ergenekon´un firari sanığı Bedrettin Dalan´a verdiği ve Dalan´ın resminin olduğu ´Sinan Akkuş´ isimli şahıs adına düzenlenen pasaportun doğum tarihi hanesinde 17 Aralık 1950 tarihi yazarken, doğum yeri ise Erzincan olarak görülüyor. Alman istihbaratının kendisine verdiği bu sahte pasaportla Beyaz Rusya ve Ukrayna gibi ülkelere gidip gelen Dalan, havaalanlarında hiçbir zorlukla karşılaşmıyor. Güvenlik kontrollerinde pasaportundaki bütün bilgiler teyitlenen Dalan, şüphe çekmeden uçağa binebiliyor.

Almanya ayrıca, Türkiye´deki yargılamada istenen cezanın ağırlığını bahane ederek Dalan´ı Türkiye´ye iade etmeyi reddediyor. Alman hükümetinin çok etkili olduğu Uluslararası Polis Teşkilatı da (Interpol), evrak eksikliği gibi çeşitli bürokratik bahaneler ileri sürerek Dalan´ı yakalamayı reddediyor.

Araştırmacı Necip Hablemitoğlu´nun Alman vakıflarının Türkiye´deki siyasi girişimlerini araştırırken Ergenekon örgütü tarafından öldürüldüğü iddia ediliyor. Bu vakıfların CHP´ye ve Ergenekon sanıklarına maddi yardımlarda bulunduğu belgelere dayanarak iddia edildi. CHP´ye yardım iddiasını ispatlayan deliller Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Ancak başka partiler için internet andıcı sitelerindeki yalan haberler dahi kapatma davası açılmasına yeterli görülürken CHP hakkındaki bu şok iddia, belgelerle desteklendiği halde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya harekete geçmedi.

TANIK KARLIBEL ÇARPICI İDDİALARDA BULUNMUŞTU

Birinci Ergenekon davasının 19 Ocak 2012´de görülen 209. duruşmasında ifade veren Tanık Talip Doğan Karlıbel, Alman vakıflarına ve bu vakıfların Türkiye´deki Ergenekon sanıkları ve CHP´yle bağlantılarına dair çarpıcı iddialarda bulunmuştu. Karlıbel´in ifadesinde somut ayrıntılar vemesi üzerine harekete geçen mahkeme, Türkiye´deki Alman vakıflarının Ergenekon´la bağlantısını mercek altına aldı.

İfadesinde 1997´ye kadar 11 yıl Alman emniyetinde çalıştığını, tercümanlık yaptığını, uyuşturucu alanında da çalıştığını dile getirerek, 1999´da da Türkiye´ye döndüğünü anlattı. 2002 yılında öldürülen Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu ile tanıştığını ifade eden Karlıbel, ´5 Alman siyasi vakıfıyla ilgili çalışmaları vardı. Hablemitoğlu öldürüldükten sonra, 2003´ten itibaren bazı araştırmalar yapmaya başladım. Belirli bir grup bu cinayetin belirli bir cemaat tarafından yapıldığını iddia etse de bu cinayetin arkasında Alman siyasi vakıflarının olduğunu düşünüyorum. Almanya´da siyasi vakıflara karşı soru önergeleri veren milletvekilleri seks kasetleri ortaya çıkıp, siyasetten uzaklaştırılıyordu. Türkiye´de bu şekilde bir komplo olmamıştır. Nuh Mete Yüksel´e yapılan kaset skandalından sonra olmuştur´ dedi.

Kendisinin iddialarını ilk destekleyenlerin İşçi Partisi (İP) olduğunu, kitap yazdıktan sonra Ulusal kanala çıktığını belirten Karlıbel, İP´in Hablemitoğlu cinayetinin arkasında Alman vakıfları değil de belirli bir cemaat olasılığından, Hablemitoğlu´nun eşi Şengül Hablemitoğlu´nun da İran ya da Fethullah Gülen´e yakın bir cemaat olabileceğinden söz ettiğini anlattı. Karlıbel, Şengül Hablemitoğlu´na bunun hedef saptırma olabileceğini söylemesine rağmen, bu şekilde düşünmediğini söylediğini kaydetti. Hablemitoğlu´nun, öldürülmeden kısa bir süre önce Almanya´da gezinti yaptığını ifade eden Karlıbel, Ankara 2 No´lu DGM´de görülen Alman vakıflarıyla ilgili davada da eski CHP Milletvekili avukat Şahin Mengü´nün yönetimindeki avukat grubunun, bu vakıfların avukatlığını yaptığını kaydetti. Alman siyasi vakıflarının, CHP ve bazı siyasi partiler ile bölücü örgütler gibi hükümete karşı olan bütün örgütlerle iç içe olduğunu tespit ettiğini savunan Karlıbel, kendisinin kamuoyunda sahtekar gibi lanse edilmeye çalışıldığını kaydetti.

KARLIBEL ALMAN VAKIFLARINDAN PARA ALANLARI AÇIKLADI

Mahkemede ifade verdikten sonra Beyaz TV´de bir programa katılan Talip Doğan Karlıbel, çeşitli Alman Vakıflarından para alan Ergenekon sanıklarını ve aldıkları para miktarını açıkladı. Beyaz TV´de yayınlanan Medcezir programında Talip Doğan Karlıbel, Almanya´daki çeşitli vakıflardan para alan Ergenekon sanıklarının listesini verdi. Karlıbel, programda ülke elden gidiyor, memleketi parça parça satılıyor diye ulusalcılık propagandası yapan Ergenekon sanıklarının çeşitli Alman vakıflarından ne kadar para aldığını tek tek açıkladı. Latif Şimşek ile Nagehan Alçı´nın beraber modere ettiği Beyaz TV´deki Medcezir Programında dün akşam milletvekili Şamil Tayyar ile Talip Doğan Karlıbel konuktu. Karlıbel´in Almanya´daki çeşitli yerlerden Veli Küçük başta olmak üzere bazı Ergenekon sanıklarının ve Yeniçağ televizyonun para yardımı aldığını açıkladı. İşte Almanya´daki çeşitli vakıflardan para yardımı alan Ergenekon sanıkları ve bazı kurumlar...

Yeniçağ Televizyonu: 120 Bin Euro

Türk Ortodoks Kilisesi: 380 Bin Euro

Noel Baba Derneği: 90 Bin Euro

Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Başkanı Taner Ünal: 15 Bin Euro

Doç. Dr. Ümit Sayın (Kitap alımı için): 4 Bin Euro

Kemal Kerinçsiz: 25 Bin Euro

Sevgi Erenerol: 3 Bin Euro

Veli Küçük: 12 Bin Euro

Abdullah Harun / kontrgerilla.com

(30 Kasım 2012, 09:47)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hablemitoğlu talimatı Küçük´ten

Sabancı ve Hablemitoğlu Ergenekon işi

Necip Hablemitoğlu ile ilgili tüm manşetlerimiz

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Talip Doğan Karlıbel´le ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

Almanya´dan Dalan´a sahte pasaport

Almanya Dalan´ı iade etmiyor

Aydınlık´tan Kozinoğlu´na ilginç sansür

Ergenekon´un finans kaynakları manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2465    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 102)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
9.591.916