Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "jandarma astsubay hüseyin oğuz" için arama sonuçları    (Toplam 52 sonuç)          


Halisdemir'in katillerine dava

Fetö'nün darbe girişimine ilişkin Ankara'daki ilk iddianame Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Astsubay Ömer Halisdemir'in de şehit edildiği Gölbaşı'ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığındaki eylemlere ilişkin iddianamesinde 18 sanık yer alıyor.

03.12.2016 12:54 Fetö'nün darbe girişimine ilişkin Ankara'daki ilk iddianame Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Astsubay Ömer Halisdemir'in de şehit edildiği Gölbaşı'nda bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığındaki eylemlere ilişkin davanın iddianamesinde 18 sanık yer alıyor.

1 Aralık'ta kabul edilen iddianamede, sanıklardan 17'sinin "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "nitelikli kasten öldürme" suçlarından dörder kez, ağır yaralı Ömer Halisdemir'i başından iki kez daha vurarak şehit eden sanık Mihrali Atmaca'nın ise 5 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Ayrıca, bütün sanıkların "silahlı terör örgütü üyeliğinden" 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapsi talep ediliyor.

İddianamede Astsubay Ömer Halisdemir "şehit", darbe girişiminde bulunan Albay Ümit Bak'ın emir Astsubayı Nedim Şahin de "maktul" olarak yer alıyor.

Şehit Halisdemir'in eşi Hatice Halisdemir ile İsmail Oğuz ve Ayşe Şahin'in "müşteki" olarak yer aldığı davanın sanıkları ise şunlar:

"Ahmet Kara, Ahmet Muhammed Demirci, Ali Güreli, Ali Solmaz, Cemal Güleç, Cihat İbrahim Yörük, Erhan Almaz, Erkan Kütükcü, Fatih Şahin, Furkan Aslanbay, Gökay Engin, Halit Çelik, Harun Topbaş, Hasan Aksoy, Hüseyin Oğuz, İsmail Çınar, Mehmet Bilge ve Mihrali Atmaca."

İddianamede, "Darbe teşebbüsüne ilişkin soruşturmalar kapsamında FETÖ/PDY üyesi bir kısım asker ve kamu görevlilerinin ifadelerinden, darbe teşebbüsünün anılan terör örgütünün lideri Fetullah Gülen'in bilgisi ve talimatı ile yapıldığı ve sivillerin katledilmesi, kamu görevlilerinin şehit edilmesi başta olmak üzere ortaya çıkan maddi ve manevi zarardan, adı geçenin başında olduğu terör örgütünün sorumlu olduğu anlaşılmaktadır." ifadeleri yer alıyor.

İddianameyi kabul eden Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma gününü henüz belirlemediği öğrenildi.

ÖRGÜTÜN YAPISI

İddianamede FETÖ'nün yapısı ayrıntılarıyla anlatıldı.

İddianamede, örgüt üyelerinin hücresel şekilde birbirleriyle bağlantılı oldukları, aralarında rapor ve talimat alışverişinde bulundukları ifade edildi.

Yeni çocuk ve gençlerin örgüte alındığı, eğitilip yetiştirilerek örgüt kadrolarına katıldıkları belirtilen iddianamede, örgütün eğitim malzemeleri, kitapları, bildirileri, ideolojisini anlatan belgeleri, evrakı, dokümanları, ordu ve emniyet içinde teşkilatlanmış silahlı gücü bulunduğu kaydedildi.

FETÖ/PDY'nin de diğer terör örgütleri gibi bir inanca dayandığına işaret edilen iddianamede, örgütün, üyelerinin uğrunda zorluklarına katlanabildiği, fedakarlıkta bulunduğu, amacına yönelik şeyler yapabildiği, bir inanç ve ideoloji sistemine dayandığı aktarıldı.

İddianamede, "Örgüt kadrolarının sızdığı devletin güvenlik kurumlarının silahlı olması ve bu silahları kullanma yetkisinin bulunması, örgütün silahlı ve askeri eğilimini göstermesi açısından çok önemlidir. FETÖ/PDY üyeleri, mutlak itaat ve cennete kavuşacakları saiki ile hareket ederek, devlet içinde suikast benzeri hareketlere başvurmuştur." ifadelerine yer verildi.

"Organize bir terör örgütü"

FETÖ'nün dini unsurları temel alarak hareket ettiği öne sürülen iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Örgütün, dini değerler değişmezken, zamana ve şartlara göre kendisini değiştirmesi, ülkesi ve devleti ile barışık olması beklenirken, devleti kendisine hasım ve karşı cephe görmesi, tüm yapısıyla açık ve şeffaf olması gerekirken, bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, geniş çaplı yapılaşması olan, örgüt üyelerinin birbirlerini tanımalarını kolaylaştıracak birtakım araçlar ile kaynağı bilinmeyen paralar kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetlerini yurt dışından idare etmesi ve Türkiye'ye gelmekten ısrarla imtina etmesi, hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve yasa dışı faaliyeti kullanması, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, diğer terör örgütleriyle temas kurması ve onlara istihbarat, lojistik, eylem tarzı türü destek sağlaması, söz konusu yapının casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize bir terör örgütü olduğunu ortaya koyan unsurlardır."

İddianamede, örgütün, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suistimal ederek "himmet" adı altında topladığı finans ile yurt içi ve dışında faaliyete geçirdiği eğitim kurumlarında yetiştirdiği öğrencilerin beyinlerini yıkadığı anlatıldı.

Örgütün, elde ettiği finans ve siyasi gücünü, "istişare kurulu, ülke, bölge, il, ilçe, semt ve ev imamları" gibi hiyerarşik illegal yapılanmasına bağlı insan gücünü örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullandığına değinilen iddianamede, devlet kurumlarına sızarak, yabancı ülkelerden birtakım kişi ve kuruluşların desteğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmeyi amaçladığı bildirildi.

İddianamede ayrıca örgütün, kamu, ÖSYS ve benzeri sınavlarda soruları hukuka aykırı yollarla ele geçirip, kendi mensuplarının sınavlarda başarılı olarak kamu kurumlarına ve etkin okullara girmesini sağlamanın yanında, ürettiği sahte belge ve delillerle, örgüt mensubu olmayanların devlet kadrolarından tasfiyesiyle bu kadrolara kendi elemanlarını yerleştirme yöntemlerini kullandığı kaydedildi.

Örgütün, 1970'li yıllardan itibaren devletin içine sızarak, özellikle "mülkiye, adliye, emniyet, milli eğitim ve TSK" içerisinde kendi özel hiyerarşisiyle illegal kadrolaşmaya gidildiğinin, elebaşı Fetullah Gülen'in bazı ifade ve açıklamalarında rahatlıkla görülebileceği ifade edildi.

"Yasa dışı terörist örgütlenmelerin taktiklerini kullanmaktadır"

"FETÖ/PDY örgütlenmesinin; gizlilik, hiyerarşik yapılanma, pelür kağıtları ile haberleşme, öz geçmiş raporu verme, birbirlerini tanımak amacıyla ortak bir dil (bir dolarlık banknot) kullanma ve kod adı kullanma gibi özellikleri ile yasa dışı terörist örgütlenmelerin taktiklerini kullanmaktadır." tespitine yer verilen iddianamede, elebaşı Gülen'in verdiği kararı sorgulama anlamına gelecek her tavrın şiddetle önlendiği belirtildi.

Örgütün hiyerarşik yapısına da değinilen iddianamede, örgütün coğrafi, sektörel ya da kurumsal anlamda "imam" olarak ifade edilen sorumlulardan oluşan çalışma ve hiyerarşik düzene sahip olduğu aktarıldı.

İddianamede, mensuplarınca "kainat imamı" ve "mehdi" olarak kabul edilen elebaşı Gülen'in liderliğini yaptığı örgütün "danışman kadrosu, kıta imamları, ülke imamları, bölge imamları, il imamları, ilçe imamları, esnaf imamları, semt imamları, ev imamları" üzerinden örgütlendiği kaydedildi.

Mülkiye, emniyet, TSK, MİT ve yargı içerisinde faaliyet gösteren imamların ise ayrı yapılanma içinde yer aldığı, bu yapılanmadakilerin, devletin hassas kurumlarında görev yapmaları nedeniyle takip edilmemek için daha üst düzey önlemlere başvurduğu bildirildi.

İddianamede, FETÖ'nün kuruluşundaki yemin metnine de yer verildi. Yemin edenlerin, 18 maddelik kuralları içeren prensiplere uymakla yükümlü olduğu ifade edildi.

"İhtiyaç sahibi değil, zeki ve başarılı öğrenciler hedef alındı"

Örgütün etkisi altına aldığı öğrencileri öncelikli olarak eğitim fakültelerine yönlendirdiği anlatılan iddianamede, bunun uzun vadeli planların parçası olduğu vurgulandı.

Örgüt eğitim kadrosunun nitelik ve nicelik açısından yeterli düzeye ulaşmasının ardından kendisine bağlı olanları çağın gereksinimleri doğrultusunda yönlendirdiği ve devlete yerleştireceği kadroları yetiştirmeye başladığı aktarılan iddianamede, "Eğitim gönüllüsü diğer kuruluşların ve dini referanslı yapıların aksine FETÖ/PDY, ihtiyaç sahibi olan öğrencileri değil, zeki ve başarılı öğrencileri hedef almış, hatta bu öğrencilere IQ testleri yaptırmıştır. Böylelikle örgütün devleti ele geçirme amacına ulaşmasına katkı sağlayacak kadrolaşma faaliyetlerinin önü açılmıştır." değerlendirmesinde bulunuldu.

İddianamede, Gülen'in 1960'ların sonunda başlattığı uzun vadeli projenin ilk halkasını eğitim oluştururken, tedrisattan geçenlerin başta emniyet, yargı, TSK ve mülkiye olmak üzere devletin önemli kademelerine yerleştirildiği, bir kısmının ise iş adamı olmaya aday gösterildiği kaydedildi.

Örgütün yasa dışı faaliyetlerinin resmi kurumlar ve istihbarat birimlerince hazırlanan çeşitli raporlarla devlet arşivlerine girdiği belirtilen iddianamede, şu tespitlere yer verildi:

"Gülen, ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis etmiş, bu nedenle mevcut sistemi yıkmak yerine, devletin tüm kurumlarını içlerine sızmak suretiyle ele geçirmeyi hedeflemiştir. FETÖ/PDY, yurt içinde ve yurt dışında çok miktarda vakıf, dernek, özel okul, şirket, dershane, öğrenci yurdu, yayın organı, gazete, TV istasyonu, faizsiz finans kurumu, sigorta şirketi ve radyo istasyonunu denetim altında bulundurarak, amacına uygun planlı, programlı ve gizli olarak faaliyetlerini yürütmüştür.

FETÖ/PDY'nin, diğer devlet kurumları gibi polis teşkilatı içinde de örgütlendiği öteden beri kamuoyu tarafından bilinmektedir. Örgütün ulaşmak istediği nihai hedefler göz önünde bulundurulduğunda bu, son derece anlaşılabilir bir durumdur. Zira Emniyet Genel Müdürlüğü, adli, idari ve istihbari kolluk görevi ifa eden ve aynı zamanda güç kullanma yetkisine sahip olan bir devlet kurumudur. Bu nedenle, örgütün sızıp kontrolü altına almaya çalıştığı kurumların başında gelmesi de oldukça doğaldır.

Örgüt, emniyet teşkilatındaki kadrolaşmasını belirli bir düzeye ulaştırdıktan sonra buradaki gücünü operasyonlarının ana aracı olarak kullanmaya başlamıştır."

ÖRGÜTÜN İSTİHBARAT AĞI VE ARŞİVİ

İddianamede, örgütün istihbarat ağı ve arşivi irdelendi.

Örgütün, devlet yapılanması içerisinde en güçlü olduğu alanların başında, güçlü bir istihbarat ağına sahip olmasının geldiği vurgulanan iddianamede, kamu kurumlarında çalışan FETÖ mensuplarının elde ettikleri bilgileri örgüte aktardıkları, toplanan bütün bilgiler birleştirilerek, büyük bir havuz oluşturulduğu anlatıldı.

İddianamede örgütün, hedeflerine ulaşmak için bu havuzdaki bilgi ve belgeleri amaca uygun hale getirerek hasım cephedeki kişi ve kurumlar aleyhinde kullandıkları aktarıldı. İddianamede, bu sürecin, önce olayın kendilerine yakın medyaya sızdırılması ve kamuoyu oluşturulmasıyla başladığı belirtildi.

Örgütün, mülkiye, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde örgütlenerek, güvenlik bürokrasisi ve istihbarat alanında bir ağ oluşturma yoluna gittiği kaydedilen iddianamede, özellikle son dönemde de Türkiye'nin en mahrem kurumlarından TÜBİTAK'ta derin bir oluşuma gidildiği bildirildi. İddianamede, TÜBİTAK'ın özellikle en gizli birimlerinden Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezindeki (BİLGEM) kadroları sayesinde, devletin üst düzey siyasi ve bürokratlarınca kullanılan kriptolu telefonların dinlenildiğinin ortaya çıktığına işaret edildi.

Güç ve paranın olduğu her yerde örgütlenmişler

Hizmet ve eğitim hareketi olarak görünmesine rağmen FETÖ/PDY'nin paralel kadrolaşma hedefinin, askeri ve stratejik birimlere yöneldiği, güç, stratejik bilgi ve paranın olduğu her yerde örgütlendiğinin görüldüğüne dikkati çekilen iddianamede, bu hedeflerden birisinin de askeri ve stratejik projelerin, kriptolu telefonların üretildiği, bilirkişi raporlarının verildiği TÜBİTAK birimleri olduğu kaydedildi.

Örgütün istihbarat ağı ya da gücü konusunda, Fetullah Gülen'in sahip olduğu ileri sürülen arşivinden de bahsedilmesi gerektiği belirtilen iddianamede, 1966'dan bugüne tutulan bu yasa dışı arşivde, örgütün yasa dışı adli ve önleme dinlemeleri, kendine ait gelişmiş cihazlarla yaptığı teknik takip, telefon ve ortam dinleme kayıtları, kamu personeline yönelik fişlemeler ile örgütle teması olan öğrenci ve ailelerinin bilgilerinin bulunduğu bildirildi.

İddianamede, her bir ilçe imamının, sorumluluğu altındaki ilçede, sohbet toplantısı olarak adlandırdıkları toplantıya katılan esnaf, memur ve benzeri listesini, bunların irtibat bilgilerini, bu kişilerden ne kadar himmet alındığını, kendilerine bağlılık derecesini, ne iş yaptığını, sohbetlerdeki tutum ve davranışlarını, ilçede örgüte bağlı menkul ve gayrimenkul listesini tuttuğu vurgulandı.

İlçe imamının ayrıca ilçeye yeni atanan kamu kurum/kuruluş yetkililerinin tutum davranışlarını takip ettiği, kendilerinden olan ve olmayanları belirlediği, kişisel zaafları dahil kişiler hakkında biyografik bilgi formları tuttuğu da aktarılan iddianamede, kamu kurumlarında çalışan örgüt mensuplarının bilgilerinin de örgüt tarafından güncel olarak arşivlendiğine dikkati çekildi.

FETÖ/PDY'nin, "abilik" ve "ablalık" müessesi sayesinde temas kurduğu öğrencilerin aileleri hakkında da bilgi toplayarak, ailelerin dini, siyasi, ekonomik, etnik köken gibi durumlarını kayıt altına aldığına işaret edilen iddianamede, "Bu kapsamda ışık evlerinden, mahalle, ilçe, il, bölge ve Türkiye geneline, yurt dışında ise yine örgütün faaliyet gösterdiği her bir yerleşim yerine ve alanına kadar, örgütün hafızası niteliğinde arşivleri vardır. Her bir sorumlunun, sorumluluğu altındaki birime ya da alana dair tuttuğu ve bir üstüne gönderdiği kayıtları, arşivi vardır." bilgisine yer verildi.

Örgütün haberleşmede kullandığı yöntemler

İddianamede, dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösteren ve binlerce mensubu olan örgüt için, haberleşme, talimatların alınıp verilmesi, gelişmelerin güvenli ve zaman kaybetmeksizin aktarılması, faaliyetlerin sağlıklı şekilde yürütülmesinin hayati öneme sahip olduğu vurgulandı.

Faaliyet alanlarının çeşitliliğine paralel, örgütün haberleşme yöntemlerinin de çeşitlilik gösterdiği aktarılan iddianamede, en önemli haberleşme aracının, genel olarak başkası adına ya da örgüt kontrolündeki kurum, kuruluş adına kayıtlı, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına ulaşılamayan GSM hatları olduğu bildirildi.

Yaklaşık 3 ayda bir yeni GSM hattı temin edildiği ve eski hatla telefon cihazının da değiştirildiği anlatılan iddianamede, "Örgüt mensuplarının kendi adlarına olmayan GSM hatları temin edip bunları belirli aralıklarla cihazlarıyla birlikte değiştirmeleri dahi, legal olduğunu iddia ettikleri faaliyetlerinin illegal olduğunu ve bunları gizlemeye çalıştıklarını ortaya koymak açısından önemli bir veridir." tespiti yapıldı.

İnternet üzerinden haberleşmeye imkan tanıyan Skype, ByLock, Tango, WhatsApp gibi programların, şifreli ve düşük maliyetli olması nedeniyle oldukça sık tercih edildiği de belirtilen iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Türkiye'de Almanya, ABD ya da başka bir ülkeye kayıtlı GSM hatlarının kullanılması, örgütün üst düzey abilerinin kullandığı yöntemlerdendir. Abone bilgilerinden sadece hangi ülkeye ait olduğunun görülebilmesi nedeniyle zaman zaman tercih edilebilmektedir. Kiralık hatlar vasıtasıyla kriptolu IP telefon kullanılması, özellikle yurt dışındaki okullarla irtibatta kullanılan yöntemlerdendir. Canlı kurye kullanılması, en sağlıklı haberleşme yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Talimat almak ve faaliyetler hakkında bilgi vermek amacıyla doğrudan ABD/Pensilvanya'ya gidilerek örgüt lideri Gülen ile yüz yüze görüşülmekte ve talimatlar bizzat alınmaktadır. Gülen'in, 'çok önemli hususların yüz yüze görüşülmesi' yönünde talimatlarının olduğuna dair bilgiler mevcuttur."

İddianamede, örgüt mensuplarının, tedbir olarak haberleşme araçlarını değiştirdikleri gibi isim zikretmekten imtina ettikleri, "abi" ya da "hocam" şeklinde genel ifadeler kullanılmaya özen gösterdikleri vurgulandı.

İl ve ilçe imamlarının ise genel olarak "kod" isim kullandıkları, hatta isim veya soyadı bilgilerini değiştirerek tamamen yeni bir kimlikle faaliyetlerine devam edebildikleri de aktarılan iddianamede, örgütsel görüşmeler sırasında "hizmet, şakirt, Fetullah Gülen, cemaat" gibi kelimelerin telefonda zikredilmemesine özen gösterildiği, buluşma yeri söyleneceği zaman şifreli ifadeler kullanıldığı anlatıldı.

İddianamede, örgüt toplantılarında verilen talimatların, ufak kağıtlara yazıldığı, hatta bunların lüzumu dahilinde yok edilebilmesi için "yenilebilir" özellikte olmasının sağlandığına işaret edildi.

"Korku imparatorluğu oluşturmayı başardılar"

Örgütün, son yıllarda adeta bir "korku imparatorluğu" oluşturmayı başardığı, bu sürecin birinci aşamasında, yayınlanan ya da yayınlanacak ses kayıtları kamuoyunda gündem oluşturan yazarlarca geniş kitlelere iddia şeklinde ana hatlarıyla duyurulduğuna dikkati çekildi.

İkinci aşamada, şahıslar tarafından ortaya atılan bu iddiaların, özellikle belirli basın yayın kuruluşları aracılığıyla haberleştirilerek, ülke genelinde tartışılır hale getirildiği ifade edilen iddianamede, şu bilgiler yer aldı:

"Üçüncü aşamada ise konuya ilişkin bilinçaltı algısı oluşturulmuş kitlelere yönelik, mevcut hükümet aleyhine tepkiselliğin arttırılması, kitlelerin harekete geçirilmesi, devlet kurumlarının ve bürokrasinin yıpratılması gayeleriyle sosyal medya ve basın yayın organları üzerinden algı operasyonları yapılmaktadır. 17-25 Aralık sürecinde de bu yöntemlerle hükümeti devirmeye yönelik, üst akılla profesyonelce oluşturulmuş, tamamen organize bir strateji izlenmiştir. FETÖ/PDY'nin, kendisinden olmayanlara karşı kullandığı çok sayıda illegal yöntem olup, bunlar şahsın işinden, ailevi yaşantısına, kişisel zaaflarından, toplumsal konumuna göre şekillenmekte ve çeşitlilik göstermektedir."

Siyasi baskı

İddianamede, örgütün siyasetle ilişkisinin "faydacı" ve hatta "fırsatçı" temelde olduğu, öncelikle siyaset ve kurumları üzerinde etkili olarak kadrolaşmanın önünü açmayı, elemanlarını etkili konumlara taşımayı, onların korunup kollanmasını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konunun da örgütün taşeronluğunu yaptığı politikaları devlete hakim kılmak istemesi olduğu bildirilen iddianamede, şu tespitler yapıldı:

"Başta uyuşturucu, terör ve Kürt sorunu olmak üzere, iç güvenlik, dış politika, uluslararası güvenlik, bölgesel ve küresel ilişkiler, uluslararası kuruluşlar, ekonomi, eğitim ve benzeri konularda kendi alternatif politikalarını üretip, bunların devlet ya da hükümet politikası haline gelmesini sağlamaya çalışmaktadır.

Siyasi ve sosyal konularda kendi düşünce ekseni etrafında bir kamuoyu oluşturmak, tüm toplumu hedef alıp kendi anlayışınca terbiye etmek, karar alıcı ve politikacıları etkilemek amaçlarıyla özel olarak yetiştirilmiş ve medyada, televizyon programlarında ön plana çıkartılmış çok sayıda akademisyen ve gazeteci, FETÖ/PDY mensubu olarak ulusal ve uluslararası politikalara yön verebilmek adına başta algı operasyonu olmak üzere her türlü yolu denemektedir. Bunların yanı sıra örgüt, mensuplarını milletvekili olarak meclise sokmayı istemekte, ilgi gösterdiği kanun tasarıları hakkında hukuk büroları aracılığıyla çalışmalar yapıp medya organlarının da katılımıyla yasama sürecine müdahil olmaya çalışmaktadır."

Medya ve psikolojik harekat

İddianamede örgütün, FETÖ/PDY'nin son dönemde, devletin gizli bilgileri, toplantıları ve telefon görüşmelerini, devlet kademelerindeki kendi unsurları vasıtasıyla her türlü yolu "meşru" sayan bir anlayışla ele geçirip montajlayarak, Twitter, Facebook, YouTube gibi sosyal paylaşım sitelerinde yayınlayarak devleti ve hükümeti, "itibarsızlaştırmak" suretiyle "casusluk" faaliyeti içerisine girdiğinin de görüldüğü kaydedildi.

Devletin en mahrem bilgilerinin dahi medyaya servis edilebildiği vurgulanan iddianamede, "Örgüt özellikle yasa dışı dinlemeler esnasında elde ettiği ses kayıtlarını medya organları vasıtasıyla iddia şeklinde kamuoyuna ana hatlarıyla duyurmakta, ülke genelinde tartışılır hale gelen iddiaların özel bir kurguyla sunumunu yapmakta ve hükümet aleyhine tepkiselliğin artırılmasını, devlet kurumları ve bürokrasinin yıpratılmasını hedeflemektedir." ifadeleri kullanıldı.

Örgütün bu tavrının yeni olmadığı, 28 Şubat sürecinde de antidemokratik girişimlerin, grubun medya organlarınca desteklendiği ve dönemin hükümetini devirmeyi hedefleyen yayınlar yapıldığı aktarılan iddianamede, şu değerlendirmeler paylaşıldı:

"Yine 1980 askeri müdahalesinin hemen ardından Gülen, Sızıntı dergisinde yayınlanan yazısını 'Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçik'e bir kere daha selam duruyoruz.' diyerek sonlandırmıştır. Sonuçta kamuoyunda bütün bunların, devletin ortadan kaldırılmasına, ele geçirilmesine, anayasal düzenin cebren değiştirilerek yok edilmesine, hükümeti iş yapamaz hale getirmeye ve devirmeye yönelik belirli bir strateji doğrultusunda gelen talimatlar üzerine yapıldığı, bu uğurda her türlü baskı, cebir ve benzeri tarzda hareketlerin de örgüt tarafından meşru görüldüğü anlaşılmıştır."

-Dershaneler, ışık evleri, öğrenci yurtları-

Örgütün eğitim alanındaki faaliyetlerinin de irdelendiği iddianamede, FETÖ'nün önemli bir ayağını "öğrenciler"in oluşturduğu, bu öğrencilerin, toplumun çeşitli kesimlerinden özellikle de kırsal bölgelerden şehirlere gelen fakir aile çocuklarından oluştuğu bildirildi.

FETÖ'nün, okul ve dershanelere yönelmesinin temel amacının, örgüte öncülük edebilecek ve zamanla kadrolarında yer alabilecek zeki kişileri yetiştirmek olduğu tespiti de yapılan iddianamede, "Bugün gelinen noktada, yıllardır her dile getirildiğinde reddedilmeye çalışılan ve tepki gösterilen, 'Gülen ve örgütünün amacının, açtıkları okulları sayesinde Türkiye'de ve çevre ülkelerde bir yönetici sınıfı oluşturmak' iddiasının doğrulandığı görülmüştür." ifadesi yer aldı.

İddianamede, örgüt evleri, yurtları ya da dershanelerinden yetişerek kendilerine değişik görev, sorumluluk ve misyon yüklenmiş kişilerin kamuoyuna yansımış açıklamalarından sistemin işleyişine ilişkin şu tespitlerde bulunuldu:

"Örgütle ilk karşılaşmalar genellikle dershanelerde ya da benzeri eğitim kurumlarında olmaktadır. Temas sağlanan öğrenciler, abilerin sorumlu oldukları evlere dağıtılmaktadır. Öğrenciler belirli bir okula yerleştirilmek isteniyorsa, sınavlara birkaç ay kala gruplar halinde farklı yurtlara çıkarılmaktadır. Bu gruplar, daha sonra daha küçük gruplara ayrılmaktadır. Her öğrenciye 'kod' adı verilmektedir. Bu yapıyla alakalı dershanelere öğrenciler yönlendirilmektedir. 'Paralel Devlet' dediğimiz yapılanma içerisinde, aslında bölgesinden birimlerine kadar herkes 'kod isim' kullanmıştır. Mülki İdare, Emniyet, TSK ve Yargı gibi stratejik kurumlar için hazırlanacak öğrenciler, daha özel şartlarda seçilip, özel şartlarda hazırlanmaktadır. Bunlar özellikle 'dörder kişilik gruplar' halinde hazırlanmakta ve bunların mümkün olduğunca diğerleriyle teması sınırlanmaktadır. Bunlara 'hücre tipi' yapılanma modeli uygulanmakta, askeri okullara, Polis Akademisi ve Polis Kolejine sokulacak öğrenciler, kesinlikle kendi dershanelerine gerçek isimleriyle kayıt edilmemektedir. Bu öğrencilere sınav soruları sınavlardan önceden verilir. Buna örgüt jargonunda 'Fetih okutmak' denir. 'Fetih okutmak', 'sınavda çıkacak soruların öğrencilere okutulup ezberletilmesi' demektir. Özellikle hukuk fakültelerinde okuyan öğrencilere 'top sakal bıraktırıp, küpe taktırarak, girecekleri ortamda kimliklerini gizlemeleri için 'stil çalışması' yaptırdıkları bilinmektedir."

Dershaneler veri tabanı gibi kullanıldı

Dershanelerin örgütün adeta vesayet araçları olduğu, çocuklar ve ailelerin bilgilerinin depolandığı veri tabanı olarak kullanıldığı ifade edilen iddianamede, her ilde en az bir tane bulunan örgüt okullarına, bazı ailelerin etkilenmemesi için çocuklarını göndermedikleri, fakat dershaneler için bu ihtimal daha az olduğundan, dershanelere daha fazla öğrencinin gittiği vurgulandı.

Konunun sadece eğitim olmadığı, PDY'nin, dershaneler üzerinden çocuklara, ailelere, il ve ilçelere, köylere ulaştığı ve kontrol ettiği anlatılan iddianamede, "Bu bağı kopartacak şekilde, dershanelere gerek kalmayan bir sistem getirildiğinde artık PDY'ye ya da benzeri bir yapıya ihtiyaç kalmayacaktır" değerlendirmesi yapıldı.

Örgütün "abilik" ve "ablalık" müessesiyle çocukları adeta ailelerinden daha iyi tanır hale geldiği, çocukların gelişimini takip ettiği ve çocuklar bahanesiyle ailelerinin evlerine gelip bilgi toplayıp, not ettiği belirtilen iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Ailenin dini, siyasi, ekonomik, demografik, eğitim, kültürel, etnik ve benzeri durumu o defterlerde kayıtlı olup, adeta aileler fişlenmektedir. Bu şekilde Gülen örgütünün elinde, 'geniş bir demografik arşivin olduğu' bilinmektedir.

Sonuçta 'eğitim alanı', örgüt için adeta bir 'ara yüz' konumundadır. Zira 'eğitim alanı', örgüt açısından 'üç temel' fonksiyon görmektedir. Her şeyden önce 'insan' kaynağı sağlamakta, ikinci olarak ekonomik kaynak temin etmekte ve üçüncü olarak ise belki her şeyin ötesinde, hareketin meşru gibi görünmesini sağlamaktadır. Üçüncü fonksiyon diğer ikisinden daha önemlidir çünkü eğitim faaliyetleri, diğer gayri meşru faaliyetleri kamufle etmektedir."

ÖRGÜTÜN MALİ YAPISI

İddianamede FETÖ'nün mali yapısı ayrıntılarıyla anlatıldı.

İddianamede, "Örgütün Mali Yapısı ve Genel Durumu" başlığı altında, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in, 1960'lı yılların sonlarında İzmir merkez vaizi ve Kestanepazarı Camisi imamı olarak görev yaptığı dönemde küçük bir cami cemaatine hitap eden din adamı profili taşırken, zamanla sayıları milyonlarla ifade edilen kitleye hitap eder hale geldiği belirtildi.

İlk başta "altın nesil" oluşturma söylemiyle ihtiyaç sahibi öğrencilere eğitim ve burs imkanları sağlamayı amaçladığını öne süren FETÖ elebaşı Gülen'in, maliyesini de buna göre oluşturduğu aktarılan iddianamede, pek çok kişi ve kesim tarafından desteklenip takdir gördüğü bildirildi.

Örgütün, hizmetler için gereken kaynakları, "ihtiyaç sahibi öğrenciler için yardım" adı altında gelenekçi tarzda "fitre, zekat, bağış, hibe ve himmet" gibi adlarla doğrudan para temini ya da kurban derisi, gıda yardımı gibi ayni yardımlar yoluyla karşıladığına işaret edilen iddianamede, şu ifadelere yer verildi:

"Örgütün mali yapısı, zaman içinde örgütlenmesine paralel olarak, Türkiye başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden gelir ve gider kalemleri olan, son derece geniş bir ağ haline gelmiştir. Bu kapsamda yapılanma zaman içinde profesyonelleşmiş, bünyesinde bankası, holdingleri, basın yayın kuruluşları, eğitim kurumları, ticari işletmeleri, hastaneleri, STK'ları gibi çok sayıda kurum ve kuruluşu olan, milyar dolarla ifade edilen gelir ve gider rakamlarına ulaşan dev bir organizasyon haline gelmiştir.

Örgütün denetimindeki eğitim kurumları ve diğer kurum/kuruluşları aracılığı ile topladığı yardımlar veya ticaret yoluyla elde ettiği kazancın miktarını belirlemek mümkün görünmemektedir. Sistem, kurumsal bir yapıya oturtulmaya çalışılsa da gelenekçi gelir toplama yöntemleri, hala varlığını ağırlıklı olarak devam ettirmekte ve gelir kalemleri içerisinde önemli bir yer tutmaktadır."

Organizasyon şeması

İddianamede, "Mütevelli Heyetleri ve İllerin Mali Yapılanması" başlığı altında da örgütün organizasyon şemasına değinildi.

Buna göre, örgütün himmet yoluyla sağladığı gelirler genel olarak mütevelli heyetleri vasıtasıyla toplanıyor. Örgütün sohbet gruplarındaki kişilerden toplantılara düzenli katılıp verilen görevleri yerine getiren, talimatlara sorgulamaksızın itaat eden ve maddi gücü yerinde olan kimseler seçilerek mütevelli heyeti üyesi yapılıyor.

Sohbet gruplarında "zekat, burs, kurban ve himmet" adı altında para toplanırken, mütevelli heyeti üyeleri ayrıca bir "ışık evi"nin ihtiyaçlarından sorumlu tutuluyor.

Mütevelliler topladıkları parayı sohbet hocasının yanında getirdiği muhasebecilere veriyor. Örgütün mali kayıtlarını bu muhasebeciler tutuyor. İl imamının da bir muhasebecisi bulunuyor ve bu muhasebeci il genelinde mali kayıt tutuyor.

Mütevelli heyetindekiler arasından, her üç mütevelli heyetinden bir mali heyet teşekkül edecek şekilde isimler seçiliyor. Mali heyetler, yurt dışında örgüte ait yurt ve okulların yapımı için ihtiyaç duyulan paranın, hangi mütevelli heyetinden ne miktarda toplanacağına karar veriyor. Mali heyet toplantıları, farklı ülkelerde salı günleri sabah namazından sonra gerçekleştiriliyor ve bu toplantılara mütevelli heyeti sohbet hocaları da katılıyor.

İlçe imamlarının sorumluluğu altında bulunan mütevelli heyetlerinin üstünde il imamlarının sorumluluğundaki il mütevelli heyeti yer alıyor. İl genelinde ne kadar para toplanacağına ise ilin bağlı bulunduğu bölgenin toplantısında karar veriliyor. Burada alınan karar, "mütevelli heyeti toplantısı" adı altında yılda bir kez düzenlenen gizli toplantıda mensuplara aktarılıyor. Kişilerden alınan himmet vaadi, nakit, çek ve senet karşılığı tahsil ediliyor, çek ve senetlerin ödenememesi halinde icra yoluna başvuruluyor.

İl imamının koordinesinde yılda en az bir kez mütevelli heyeti üyelerinin katılımı ile kamp yapılıyor. Kamplar esnasında dini duygular istismar edilerek "himmet, zekat, kurban ve öğrenci bursu" adı altında toplanan paranın artırılması sağlanıyor, bunların karşılığının "cennet ile mükafatlandırılmak" olacağı vurgulanıyor.

Mütevelli heyeti mensupları, iş adamlarının kurduğu sivil toplum kuruluşlarına üye yapılıyor, kimin hangi STK'ya üye olacağı sohbet abisi tarafından belirleniyor. Örgüt, bu kuruluşların başkan ve üye seçimlerinde söz sahibi olmayı, böylelikle de hükümete baskı yapabilmeyi hedefliyor.

Örgütün gelir kaynakları

İddianamede, örgütün gelir kaynakları ise şöyle sıralandı:

"Borsa spekülasyonları, devlet ihaleleri, teşvik ve hibeler gibi kamu kaynaklarından elde edilen gelirler, iş adamlarından sağlanan gelirler, himmet ve kurban gibi gönüllülük esaslı sağlanan gelirler, örgüte ait şirket, holding, banka, vakıf ve dernek faaliyetlerinden elde edilen gelirler, eğitim faaliyetleri gelirleri, örgüte ait basın ve yayın organlarına verilen reklam ve aboneliklerden elde edilen gelirler ve örgüte bağlı sivil toplum kuruluşlarından elde edilen gelirler."

İddianamede örgütün kamu kaynaklarından elde ettiği gelirler ise şu şekilde sınıflandırıldı:

"Kamu ihalelerinin örgütle bağlantılı firmalara verilmesi, örgütle ilişkili firmaların rakipleri hakkında adli ve idari işlemler yaparak piyasanın örgüt firmalarına teslim edilmesi, kurumların gizli kalması gereken finansal ve yatırım planlamaları bilgilerinin ilişkili firmalara sızdırılması, kamu arazi tahsislerinin örgütle ilişkili vakıf, dernek veya eğitim kurumlarına bedelsiz devredilmesi, belediyelerce yapılan imar değişikliklerinin, örgütle ilişkili vakıf, dernek veya şirketler lehine yapılması, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansında (TİKA) görevli adamları vasıtasıyla iş adamlarının yurt dışı iş bağlantılarını sağlama karşılığı örgüt adına onlardan para alınması ve kamu hibe, destekleme ve teşviklerinin takibi ve proje kabullerinde örgüt firmalarının kayrılması."

İddianamede, örgütün, iş adamlarından, iş bağlantısı sağlama, adli ya da idari süreçlerdeki işlemlerini lehe sonuçlandırma karşılığı veya özel hayatlarıyla ilgili çeşitli zafiyetlerini "ses ve görüntü" kaydına aldırarak tehdit ve şantaj yoluyla para aldığı belirtildi.

Örgütün STK'lardan sağladığı gelirlere ilişkin, TUSKON ve bağlı federasyon, dernek, şirket ile vakıflardan toplanan aidatlar, yazılı ve görsel medya sektöründen sağlanan gelirler, 'Kimse Yok Mu' gibi bağlı STK'lar aracılığı ile "yardım" adı altında vatandaşlardan toplanan paralar ve örgütün ticaret odalarının yönetimlerini ele geçirerek, kamu hizmet alımlarındaki rayiç bedel belirlemelerinde örgütle ilişkili vakıf, dernek ve firmalar lehine hareket ettiği de iddianamede yer aldı.

İddianamede, gönüllülük esaslı sağlanan gelirler de şu şekilde sıralandı:

"Kurban Bayramı öncesi iş adamlarından, firmalardan ve esnaftan, adlarına kurban kesileceğini belirterek 'kurban' adı altında toplanan paralar, il ve ilçelerde iş adamlarının katıldığı mütevelli heyetleri oluşturarak 'zekat ve burs' adı altında toplanan paralar, memur maaş ve ödüllendirmelerinden 'himmet' adı altında toplanan paralar, devlet kurumlarına yerleştirilen örgüt mensuplarının ilk maaşlarını örgüte vermeleri ile elde edilen paralar."

Örgütün eğitim faaliyetlerine ilişkin gelirleri de 154 ülkede ve yurt içinde örgütle ilişkili eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerden alınan paralar ve eğitim kurumlarında okuttukları öğrencilerden ücret aldıkları halde, iş adamlarından fakir öğrencilerin okutulacağını söyleyerek "burs" adı altında toplanan paralar şeklinde sınıflandırıldı.

Örgüt adına elde edilen gelirlerin sisteme sokulması

İddianamede, örgütün, kurumsal gelirleri konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadığı, kurdukları şirket ya da anonim şirketlerin elde ettikleri kazançları ticaret veya bankacılık üzerinden sisteme soktuğu vurgulandı.

"Vakıf" adı altında faaliyet gösteren kurum/kuruluşlar için tanınan vergi muafiyetinden yararlanıldığı, bir kısım paranın "bağış" adı altında söz konusu vakıflara aktarıldığı da iddianamede yer aldı.

İddianamede şu ifadelere yer verildi:

"Örgütün, sisteme sokulması yönünde sıkıntı çektiği gelir grubu, 'himmet' adı altında toplanan paralardır. Şahıslardan alınan paraların doğrudan il-ilçe sorumlusunda toplanması, hem saklanması hem de nereden bulunduğunun sorulması durumunda sıkıntı yaratabilecek hususlardır.

Örgüt bu sorunu, topladığı parayı, kendisine bağlılığı konusunda şüphe duymadığı ve güvendiği, mutemet tayin ettiği iş adamları üzerinden aşmakta, toplanan paralar, belirlenen iş adamlarına verilerek yakalandığında 'kendi parası' adı altında legalleştirilmesini sağlamaktır.

Bu sayede zaten maddi durumu yerinde olan iş adamı, gerektiğinde o parayı kendi parasıymış gibi bankaya yatırabilmekte, hem de örgütün o parayla ilgisi olduğuna dair resmiyete dökülebilecek bir sorun ortadan kaldırılmaktadır ancak iş adamının mal varlığı, ürettiği katma değer miktarı ve diğer ticari işlemleri incelendiğinde doğrudan örgütün üzerine gidilemese de söz konusu iş adamının kaynağını açıklayamadığı mal varlığı yüzünden zor durumda kalabileceği aşikardır.

İş adamlarından toplanan paraların bir kısmı, bulunulan yerleşim yerindeki örgüt kurumlarının ihtiyaçları için harcanmakta, fazla para ise İstanbul'daki merkeze yönlendirilmektedir. Mali yönden sıkıntı yaşayan bölgelere, kardeş şehir ya da kardeş ülke olarak kabul edilerek destek sağlanmaktadır.

Örgütün şahıslardan topladığı parayı sorunsuz bir şekilde sisteme sokma yöntemlerinden biri de kamuya yararlı dernek statüsünde bulunan Kimse Yok mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği gibi derneklerdir."

Örgütün TSK'daki yapılanması ve faaliyetleri

İddianamede, darbe teşebbüsünün daha iyi anlaşılması için FETÖ/PDY'nin TSK'daki yapılanmasına, faaliyetlerine ve yapılanmanın ülkenin güvenliği üzerinde oluşturduğu risklere ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının darbe teşebbüsünden kısa süre önce hazırladığı iddianamede yer verilen tespit, değerlendirme ve öngörülere de değinildi.

FETÖ/PDY'nin en çok önem verdiği, en fazla kadrolaştığı ve egemen hale geldiği devlet kurumunun TSK olduğu, TSK'daki kadrolaşmanın uzun yıllar önce başladığı ve ilk yerleştirilen örgüt mensuplarının general veya albay rütbesine yükseldikleri, FETÖ/PDY'nin subay ve astsubay olacak mensuplarını özel yetiştirdiği, 2003 yılına kadar yaklaşık 400 personelin bu yapıya mensubiyeti nedeniyle ilişiğinin kesildiği, bu tarihten sonra bu sebeple ilişiği kesilen personel bulunmadığına işaret edilen iddianamede, yapılanmaya mensup olmayan personelin bazı soruşturma ve davalarla tasfiye edildiği, bunların yerine örgüt mensuplarının terfi etmesinin sağlandığı, özellikle bu yapılanmaya mensup olmayan askeri pilotların çeşitli yöntemlerle kurumdan uzaklaştırıldığı, kurmay subay kadrosunun önemli bir bölümünün FETÖ/PDY mensubu olduğu kaydedildi.

İddianamede, FETÖ/PDY'nin askeri yargıda egemen güç olduğu, bu nedenle yapıya yönelik soruşturmalardan netice alınamadığı, TSK içindeki yapılanmanın ordu disiplinini bozacak ve ülke savunmasında zafiyet oluşturacak yoğunluğa ulaştığına işaret edilerek, örgütün kuvvet komutanlıkları, jandarma ve emniyet teşkilatları içindeki mensuplarından oluşan ve on binleri bulan devletten ayrı hiyerarşiye bağlı silahlı yapılanmasının olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tarihi boyunca gördüğü en büyük, en tehlikeli ve en organize terör örgütlenmesi olduğu vurgulandı.

FETÖ/PDY'nin anayasal düzeni değiştirecek veya ortadan kaldıracak silahlı güce ulaştığı ve bir askeri darbe yapabilecek tek organize güç olduğu aktarılan iddianamede, örgütün TSK içindeki etkinliğine dayanarak askeri darbe ve iç savaş tehditlerinde bulunduğu, darbe teşebbüsünde bulunma tehlikesinin açık ve yakın olduğu, bu tehlikenin gerçekleşmesi halinde bunun devlet için gerçek bir yıkım olacağı, ülkenin iç savaşa sürüklenebileceği, milyonlarca insanın ölüp milyonlarca mültecinin ortaya çıkabileceği, devletin yeniden ayağa kaldırılmasının mümkün olamayabileceği bildirildi.

FETÖ/PDY'nin tasfiyesinin devlet için artık varlık yokluk meselesi haline geldiği belirtilen iddianamede, Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) örgüt hakkındaki değerlendirmeleri de yer aldı.

DARBE FETÖ İŞİ

İddianamede, "15 Temmuz kalkışmasının FETÖ tarafından gerçekleştirildiğinin en somut göstergelerinin başında gelen zaman, mekan ve şahıs olarak manidar bir anlam ifade edecek husus, Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Harun Biniş'in kalkışmada ana üs olarak kullanılan Akıncılar Üssünde yakalanmasıdır." ifadesi kullanıldı.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamenin "Darbe Teşebbüsü ile Örgüt Arasındaki Bağlantı" başlığı altında, darbe girişimine ilişkin soruşturmalar kapsamında, FETÖ/PDY üyesi bir kısım asker ve kamu görevlilerinin ifadelerinden, darbe teşebbüsünün FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in bilgisi ve talimatıyla yapıldığı, sivillerin katledilmesi, kamu görevlilerinin şehit edilmesi başta olmak üzere ortaya çıkan maddi ve manevi zarardan da Gülen'in başında bulunduğu terör örgütünün sorumlu olduğu belirtildi.

"15 Temmuz kalkışmasının FETÖ tarafından gerçekleştirildiğinin en somut göstergelerinin başında gelen zaman, mekan ve şahıs olarak manidar bir anlam ifade edecek husus, Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Harun Biniş'in kalkışmada ana üs olarak kullanılan Akıncılar Üssünde yakalanmasıdır." ifadesi yer alan iddianamede, darbecilerin karargah olarak kullandığı ve bir sivilin bulunmasının mümkün olmadığı üs komutanlığında 16 Temmuz'da yakalanan Öksüz'ün, "Ankara'ya tarla bakmaya geldiğini beyan ettiği" anımsatıldı.

Araştırmalarda Öksüz'ün 11 Temmuz'da uçakla ABD'ye gittiği, 12 Temmuz'da ABD'den hareket edip 13 Temmuz'da Türkiye'ye döndüğünün belirlendiği aktarılan iddianamede, Öksüz'ün 2002'den bu yana 109 kez yurt dışına gittiği, kendisine tahsis edilen 34 SIR 49 plakalı aracın FETÖ ile iltisaklı Kaynak Holding bünyesindeki bir firmanın imkanlarıyla satın alındığı bildirildi.

Ayrıca Öksüz'ün, 2014'ten itibaren devam eden soruşturmalar kapsamında hakkında "Mahrem Hizmetler İmamı" olarak Hava Kuvvetleri imamı olduğu yönünde ifadeler ve istihbari bilgiler bulunduğuna dikkati çekilen iddianamede, Öksüz'ün, kalkışma tarihinde Akıncılar Üssünde bir GPRS cihazıyla yakalandığı kaydedildi.

İddianamede bunların, "durumun ciddiyeti ve FETÖ irtibatının ortaya konulması yönünde kuvvetli şüpheler doğurduğu" vurgulandı.

İncelenen kamera kayıtlarında Öksüz ile Batmaz'ın belirtilen tarihlerde ABD'ye birlikte gidip geldiklerinin tespit edildiği anlatılan iddianamede, "örgüt içerisinde uzun yıllar görev alan Çetin Acar'ın" 9 Ocak 2015'teki ifadesinde, "Mezuniyetten sonra uzun süre İstanbul'da Fetullah Gülen'e mollalık yaptı. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde yardımcı doçenttir. Gülen ABD'ye gittikten sonra Mustafa Özcan'ın Türkiye imamlığına geçmesiyle Hava Kuvvetlerinden sorumlu imamlığı buna devretti. Şu anda örgütün Deniz Kuvvetleri imamı olarak faaliyet yürüttüğünü duydum." dediği nakledildi.

İddianamede, "İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan bir ifadeden" ise şunlar aktarıldı:

"TSK'da 'Havacı İmam' diye adı geçen Öksüz, yaptığı konuşmalardan birinde, darbe yapılacak 15 Temmuz akşamını kastederek, 15 Temmuz akşamında yapılacak ilk işlerden birinin görevlendirme verilecek kuvvetlerle halen cezaevlerinde tutuklu bulunan cemaat mensubu kişilerin vakit kaybetmeksizin cezaevlerinden çıkartılmak olduğunu söylemişti. Yine başka konuşmasında 'Arkadaşlar, biraz önce içerideki odadan büyüğümüzle görüştüm. Sizlere selamı var' demişti. Adil Öksüz'ün bu konuşmasında 'Büyüğümüz' diye bahsetmiş olduğu kişinin örgüt lideri Fetullah Gülen olduğunu orada bulunan herkesin anladığını düşünüyorum. Adil Öksüz yine başka bir konuşmasında 'Arkadaşlar ben cumartesi veya pazar İstanbul'da olacağım, oradan yurt dışına uçacağım. Bir aksilik olmazsa salı günü büyüğümüzle görüşüp çarşamba veya perşembe döneceğim' demişti."

"Örgüt bağlantısını ortaya koyan ifadeler"

İddianamede daha sonra "örgüt bağlantısını açıkça ortaya koyan ifadeler"den bazılarına yer verildi.

Buna göre, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın, ifadesinde, "FETÖ/PDY'nin TSK içerisindeki yapılanmasıyla ciddi mücadele yürütüldüğünü, Ağustos 2016'da yapılacak Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında ciddi kararların alınmasının gündemde olduğunu, terör örgütünün bunun muhtemel sonuçlarını öngörerek silahlı kalkışmada bulunduğunu" belirttiğine yer verildi.

İddianamede, Akar'ın ayrıca darbeci askerlerce rehin alınarak, bildiri imzalatılmak istendiğini, buna direndiğini, rehin alanlardan Tuğgeneral Hakan Evrim'in "Dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile görüştürürüz." dediğini ve darbe girişimini planlayan ve yapanların FETÖ/PDY üyesi olduklarını belirttiği kaydedildi.

İddianamede özetlenen ifadesine göre Yarbay Arif Kalkan ise "Gülen ile 2 kez yüz yüze görüştüğünü, 'Baki' kod adını bizzat Gülen'in verdiğini, örgütle ortaokulda tanıştığını, onların yönlendirmesiyle Maltepe Askeri Lisesine kaydolduğunu" beyan etti.

"15 Temmuz'dan yaklaşık 8-9 gün önce, Yarbay Mehmet Aydın'ın arayıp görüşmek istediğini, Tandoğan'da buluştuklarını, evde 'Abi' denen başka birinin Ağustos YAŞ toplantısında 3 bin askerin ihraç edileceğini, Gülen'in YAŞ toplantısını istemediğini, gidişata dur deme zamanının geldiğini, darbe yaparak örgüt mensubu subayların TSK ve devlet yönetimini ele geçireceklerini söylediğini" bildirilen Kalkan, "Jandarma imamı olduğunu düşündüğü kişinin, TSK'daki FETÖ subaylarının atılması konusunda 'Son kalemiz de elimizden gitmesin' dediğini" belirtti.

Kalkan, "darbeyi TSK'nın mı, yoksa cemaatin mi yapacağını sorması üzerine şahsın, 'bir orgeneralin işin içinde olduğunu, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının darbe başladıktan sonra ikna edileceğini söylediğini, Var mısın' diye sorduğunda da cemaatle bağı olduğu için kabul ettiğini" anlattı ve darbe girişiminin emrini veren kişinin Fetullah Gülen olduğunu vurguladı.

Akar'ın emir subayı Türkkan'ın ifadesi

İddianamede, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'ın emir subayı Yarbay Levent Türkkan'ın, "FETÖ üyesi olduğunu, askeri lise sınav sorularının kendisine verildiğini, cemaat yapılanması adına kendisine verilen örgütsel görevleri yerine getirdiğini, Genelkurmay Başkanının odasını dinleme cihazıyla sürekli dinlediğini, 1990'lı yıllardan beri orduya alınan subayların yüzde 60-70'inin örgüt üyesi olduğunu, darbeyi 14 Temmuz'da duyduğunu, plana göre Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının alınarak sessiz sedasız işlerinin bitirileceğini, darbe girişimi gecesi Akar'ı rehin aldıklarını" anlattığı ifadeleri özetlendi.

Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş de ifadesinde şu bilgileri paylaştı:

"Özel kuvvetlerden Tuğgeneral Semih Terzi bizim PKK ile ilgili devamlı çalışıp görüştüğümüz kişidir. 11 Temmuz'da güvenli hattan, rutinde olduğu gibi yine beni aradı. Ancak bu sefer benimle PKK ile ilgili konuşmadı. Ülkenin zor günlerden geçtiğini, durumdan rahatsızlık duyduğunu, benim de onun gibi düşünüp düşünmediğimi sordu. Bana ihtilalden bahsetmedi. Ancak bu jargon bizde ihtilali çağrıştırmaktadır.

13 Temmuz'da aynı güvenli hat üzerinden Semih Paşa beni yeniden aradı. Kendisi bana özetle, çok fazla detaya girilmemesi gerektiğini, herkesin bu plan dahilinde farklı görevinin olduğunu söyledi. Görevimin ne olduğunu açıkça, anlatmasını istedim. Kendisinden görevimin o tarihte Cumhurbaşkanı her nerede bulunuyor ise onu oradan alıp refakatçi olarak onu Ankara'ya getirmek olduğunu öğrendim. Dolayısıyla ben bu görevi 13 Temmuz saat 13.00 gibi öğrenmiş oldum. 15 Temmuz gecesinde gerçekleştirilen darbe girişiminin ordu içerisinde FETÖ/PDY'ye müzahir generallerin komutasında bir süre önceden planlandığı, FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu bilinen ait kademedeki subaylara/generallere 15 Temmuz'dan önce görevler hakkında bilgi aktardığı, söz konusu talimatların TSK'nın kendi içerisinde kullandığı güvenli hatlar aracılığıyla gizlilik içerisinde iletildiği tespit edilmiş, FETÖ/PDY'ye müzahir şahısların sürekli birbirleriyle irtibat halinde oldukları anlaşılmıştır."

Darbe girişimi öncesi Adil Öksüz'ün hazırlıkları

Korgeneral Satı Bahadır Köse ise "Bu darbe girişimi gerek edindiğim bilgiler gerekse diğer hususlara göre Genelkurmay karargahındaki Tuğgeneral Mehmet Partigöç, Tümgeneral Mehmet Dişli, Genelkurmay Başkanı ve ikinci başkanın emir subayları, özel kalem ve özel sekreterliği personeli olanlardan Albay Ramazan Gözel, Yarbay Levent, Binbaşı Mehmet Akkurt, Yarbay Bünyemin Tüner ile özel kuvvetlerden Fırat isimli albayın bu darbe girişimi içinde yer aldıklarını söyleyebilirim. Sıkıyönetim direktifi mesajı formunu kaleme alan Kurmay Albay Cemil Turhan General-Amiral Şube Müdürüdür. Ülkemize bu kötülüğü son yıllardaki siyasi olayları da göz önüne alınca FETÖ mensuplarının yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim. Mehmet Partigöç ve Cemil Turhan'ı bu bağlamda değerlendirebiliriz." değerlendirmelerinde bulundu.

Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız da "üsteğmen rütbesindeyken FETÖ yapılanmasına katıldığını, darbe gününden önce 9 günlük bayram tatilinde Ankara'da bir kısım askerlerle darbe planlamasına ilişkin toplantı yaptıklarını, bu toplantıya Adil Öksüz isimli FETÖ imamının katıldığını ve 'Ben bu çalışmaları Amerika'ya gidip Fetullah Gülen hocama sunacağım' dediğini, toplantıda darbeye karşı olan bir kısım generalleri rehin alma görevinin kendisine verildiğini, kendisinin de darbe girişimi sırasında bu generallerden ikisini rehin aldığını" belirtti.

TSK'da kara pilot olan Yarbay İlkay Ateş de "küçük yaşlardan itibaren FETÖ bünyesinde bulunduğunu, darbe girişimi öncesi kendisi gibi pilot bazı subaylarla Yenimahalle'de toplantı yaptıklarını, darbe gecesinde kendisinin kullandığı helikopterle Ankara'da değişik sivil hedeflere atışlar yapıldığını" kaydetti.

Yarbay Fazıl Ergün ise darbe girişiminden 12 Temmuz'da haberdar olduğunu, aynı akşam, FETÖ'ye mensup, cemaatin askeriye imamı, kod ismini "Osman" olarak bildiği şahıs ve onun üstü "Hakan" kod adlı şahısla Tandoğan'da görüştüğünü anlattı.

Muhammed Uslu'nun beyanı

İddianamede ifadesi aktarılan Muhammed Uslu ise Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğünde Başbakana gelen davetiyeleri Özel Kalemine sunma görevini yürüttüğünü bildirdi.

FETÖ içinde "abi" tabir edilen konumda bulunduğunu, değişik yer ve kademelerde örgüt adına sorumlu olduğu sivil ve askeri kişilere örgütsel eğitim verdiğini ifade eden Uslu, 2010'dan itibaren Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki asker kişilere "abilik" yaparken "Murat" kod adını kullanmaya başladığını, örgüte finansal kaynak sağlamak amacıyla himmet adıyla para topladığını, bunu üstü konumundaki "Selahattin" kod adlı kişiye verdiğine işaret etti.

Genelkurmay Başkanı Akar'ın emir subayı Türkkan'ın "sorumlu abisi konumunda olduğuna" dikkati çeken Uslu, kendisinin verdiği talimatlar doğrultusunda Türkkan'ın Genelkurmay başkanları ve 2. başkanlarının dinlenmesi amacıyla ses kayıt cihazları koyduğunu, kendisinin de bunları emir ve talimat aldığı "Selahattin" kod adlı kişiye verdiğini vurguladı.

Uslu, darbe girişiminden bir gün önce, kendisi evde yokken "Selahattin" kod adlı kişiyle "Ahmet" kod adlı Levent Türkkan ve "Salih" kod adlı Yarbay Gökhan'ın kendi evinde darbeyle ilgili toplantı yaptıklarını, bu durumu eşinin kendisine söylediğinin altını çizerek, 15 Temmuz'daki terör eylemini FETÖ mensuplarının planlayıp gerçekleştirdiklerini belirtti.

"Darbe emrini veren Gülen"

İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Erdal Karlıdağ ise 1997'den itibaren "cemaat ağabeyleri" ile görüştüğünü anlattı.

Ankara'ya tayin olduktan sonra "Murat" isimli şahısla görüşmeye başladığını, örgütte gizlilik olduğu için teşebbüse kadar FETÖ içindeki rütbelileri tanımadığını dile getiren Karlıdağ, 13 Temmuz'da evine, adresini "Murat"tan aldığını söyleyen 2 kişinin geldiğini, "Halil" isimli kişinin örgütte aktif yer alan, destek veren ve yanında olan 3 bin kişinin meslekten atılacağını söylediğini kaydetti.

Darbe girişiminin, birbirini tanımayan insanların bir araya gelerek kendiliğinden yapacakları eylem olmadığına işaret eden Karlıdağ, girişim öncesinde örgüt mensuplarıyla yaptığı görüşmelere ilişkin bilgi verdi.

Jandarma Binbaşı Haydar Hacıpaşalıoğlu da ifadesinde, kendisinden sorumlu Muhterem Çöl'ün "Turgut" kod adını kullandığını, onun ABD'de Fetullah Gülen ile görüştüğünü, 14 Temmuz akşamı Çöl'ün evinde buluştuklarını bildirdi.

Eve ismini "Serdar" olarak söyleyen birinin geldiğini, bu kişinin artık sürecin dayanılmaz boyutlara ulaştığını, cemaatle ilişkili kişilerin tespit edildiğini, bu kişilerin tamamının meslekten atılacağını ve yıllarca hapiste yatırılacağını söylediğini anlatan Hacıpaşalıoğlu, bu kişinin "bir şeyler yapılmazsa cemaat mensuplarının tamamen tasfiye edileceğini, büyükleri olan Fetullah Gülen'in talimatlarıyla ertesi günü kastederek 'yarın için önemli bir faaliyet olacak' diye konuştuğunu" aktardı.

Hacıpaşalıoğlu, darbe emrini verenin Fetullah Gülen olduğuna dikkati çekti.

Genelkurmay Emniyet Subayı Gökhan Eski ise 1986'da, ortaokul birinci sınıfta cemaatle tanışması ve sonrasına ilişkin yaptıkları ve örgüt içindeki ilişkileri hakkında bilgiler vererek, "Fetullah Gülen cemaatinin darbe girişimine etkisi ve katkısının bulunduğunu" bildirdi.

Darbe girişiminden 2 gün önce Tuğgeneral M.P'nin 2 kez odasına geldiğini, görüşemediğini, bunun üzerine kendisinin yanına giderek emirlerini sorduğunu nakleden Eski, kendisine "Bu hafta kritik hafta, güvenlik konusunda hassas ol" talimatı verdiğini söyledi. Eski, o gün "Murat abisinin evinde Selahattin ve Adil'in, P. Paşanın emirlerini yerine getirmesini söylediklerini" belirtti.

"2 gün Gülen'in yanında kaldım"

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesinin eski başkan yardımcısı Gürsel Aktepe'nin de darbe gecesi 21.30 sıralarında sürekli olarak kullandıkları "Tango" mesajlaşma programına Timur Tecer isimli eski İstihbarat Daire çalışanının, "Darbe oldu, herkes destek için çıksın, daha önce çalıştığı yakın yere geçsin, irtibat için şu an soy ismini hatırlayamadığım General Mehmet ile irtibata geçsin." yazdığını ifade ederek, şu beyanı verdi:

"15 Temmuz akşamından sonra herkesin söylediği, bu darbe girişimini Fetullah Gülen terör örgütünün yaptığı şeklinde. Bir ülkede herkes aynı şeyi söylüyorsa mutlaka gerçeklik payı vardır. Meslek yaşantımda da 2009'da Lokman Kırcılı, Bülent Demirel, Yunus Yazar ile birlikte görevli gittiğim Amerika'da 2 gün Fetullah Gülen'in yanında kaldım, sohbetlerine katıldım. Bunun haricinde meslekten atıldıktan sonra düzenli olarak her ay 4 bin 500 lira bana destek sağladı. Her ay Samanyolu Kolejinde öğretmenlik yapan Zübeyir kod isimli şahıs tarafından ödeme yapıldı. Şahısla Tango üzerinden irtibat kuruyordum. 15 Temmuz akşamı yapılmak istenen darbenin örgütün en tepesindeki kişinin, yani Fetullah Gülen'in bilgisi ve talimatı olmadan gerçekleşmesi mümkün değildir."

WhatsApp mesajları

İddianamede, eski İstihbarat Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü olan ve İstihbarat Dairesi Başkanlığı civarında yakalanan Zeki Taşkın'ın darbe girişimi gecesi WhatsApp'taki mesajları aktarıldı.

Buna göre Taşkın'ın bazı mesajları şunlar:

"Değerli abiler, şu an askerler müdahaleye başladı. Herkes işini gücünü bıraksın. Bulunduğu yerde arkadaşlarını yönlendirsin. ve askerlerin müdahalesine yardımcı olmalarını temin etsin. Direnmesinler. Direnen emniyet güçlerine engel olsunlar. Her ilden ve bölgeden yapılan müdahale konusunda bilgi alalım. Bu strateji ile hareket edip bizi her yerden bilgilendirin. Düzgün not yazın. Askere direnmesin arkadaşlar. Direnenlerin direncini kırsınlar. Özellikle özel harekatta ve çeviktekiler askere teslimiyet gösterip menfilerin direnci kırılsın. Herkese ulaşalım.",

"Abiler emniyetten gelen emirleri yerine getirmemeliler. Herkes Genelkurmaya gitsin. Devreler birbiriyle irtibat kursun. Zincir kursunlar. Haberdar olmayan kalmasın, emekliler dahil.", "Ankara'da muvazzaf ve emekli, olan kim varsa silahını alıp GENKUR, EGM, Ankara Emniyet, KOM, TEM ve Yıldız'ın önüne giderek direnen herkesi indirsin. Bu konuda askere yardımcı olsun. Kimse evinde durmasın. Duran vebaldedir. Herkese duyurun.",

"Genelkurmaya bizimkiler yanaşmamak. Vur emri var askerin.", "Abiler herkese ilettim. Paralelci ilan edilen polisler silah ve teçhizatlarını kesinlikle teslim etmesinler.", "Erdoğan, yanındaki korumalarla bilinmeyen bir yere götürüldü. Büyük ihtimalle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı deniz üssünde tutuluyor."

Zırhlının içinden çıkan emniyet müdürü

Darbe girişimiyle ilgili İstihbarat Daire Başkanlığında bilgisayar mühendisi Haşim Türker de beyanında, "FETÖ/PDY mensubu olduğunu, örgüt faaliyetlerine katıldığını, sürekli irtibatlı olduğunu, darbe girişiminde bulunduğunu" anlattı.

FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmaktan hakkında yakalama kararı bulunan eski emniyet müdürü Mithat Aynacı'nın, İstanbul Emniyetine saldıran zırhlının içinden askeri kamuflajla çıktığına dikkati çekilen iddianamede, TRT'nin Ulus'taki binasına yayınları kesmek amacıyla götürülen, Samanyolu TV ve Kaynak Holdingin eski çalışanları ve aynı zamanda bilişim uzmanı olduğu belirlenen 3 kişinin TRT'nin işgali girişiminin başarıyla sonuçlanmaması nedeniyle TRT binasının arka tarafından kaçtıkları vurgulandı.

İddianamede, "Haklarında FETÖ/PDY'ye üye olmaktan işlem yapılan bazı emniyet mensubu ve mülkiyelilerin, başarısız darbe girişim sonrası ilan edilecek sıkıyönetim sonrası atanacakları resmi devlet kuruluşlarına gittikleri de tespit edilmiştir." ifadesi kullandı.

SANIKLAR: DARBE GÜLEN'İN TALİMATI İLE YAPILDI

İddianamede, 15 Temmuz gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde, askeri hiyerarşi dışında, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak tanımlayan, FETÖ/PDY üyesi "üniformalı teröristler" tarafından Anayasa'yı askıya alarak, seçilmiş cumhurbaşkanını görevden almak, Meclis ve hükümeti ortadan kaldırmak amacıyla demokrasiye karşı silahlı darbe teşebbüsünde bulunulduğu belirtildi.

İddianamede, "Darbe teşebbüsüne ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, FETÖ/PDY üyesi bir kısım asker ve kamu görevlilerinin ifadelerinden, darbe teşebbüsünün anılan terör örgütünün lideri Gülen'in bilgisi ve talimatı ile yapıldığı ve sivillerin katledilmesi, kamu görevlilerinin şehit edilmesi başta olmak üzere ortaya çıkan maddi ve manevi zarardan adı geçenin başında olduğu terör örgütünün sorumlu olduğu anlaşılmaktadır." ifadelerine yer verildi.

Yaklaşık yarım asırdır Türkiye'nin sosyo-politik gündeminde sözde dini referanslar üzerinden kendisine toplumsal ve kamusal varlık ve meşruiyet zemini inşa eden, sosyolojik bünyesi itibarıyla sıkı cemaatsel dokuya sahip olan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün, müntesiplerini ilgili yapıya tümden sadakat ilkesi çerçevesinde doktrine ettiği, yapı mensuplarının ahlak ve hukuk dışı her türlü eylemlerini mübah gördüğü ifade edildi.

İddianamede, adeta devlet içinde ayrı devlet yapısı oluşturan, sözde liderliğini ABD ülkesinde ikamet eden firari şüpheli Fetullah Gülen'in yaptığı örgüt mensubu, TSK içinde emir komuta zinciri dışında yuvalanmış bir kısım asker ve sivil şüphelilerin, 15 Temmuz günü başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkenin muhtelif yerlerinde, TSK bünyesinde yuvalanan, aralarında generaller ve amirallerin de bulunduğu subay, astsubay, uzman er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler aracılığıyla, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak ve anayasal düzeni değiştirmek amacıyla eyleme geçtiği anlatıldı.

Bu kapsamda, saat 22.00 sularında İstanbul'da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin silahlı terör örgütü üyeleri tarafından tank ve paletli zırhlı araçlarla trafiğe kapatıldığı hatırlatılan iddianamede, İstanbul Yeşilköy Atatürk Havalimanı'nın tanklar vasıtasıyla sevki sağlanan örgüt üyesi askerler tarafından ele geçirilerek, saat 22.15 itibarıyla havalimanına giriş ve çıkışların kapatıldığı belirtildi.

İddianamede, uçuş kontrol kulesinin de ele geçirilerek, tüm yurt içi ve dışı uçuşların durdurulduğu, F-16 savaş uçakları ile havalimanı üzerinde alçak uçuş yapılarak yolcu uçaklarının iniş ve kalkış yapmalarının engellendiği, yine aynı saatlerde Sabiha Gökçen Havalimanı'nın ele geçirilmesi maksadıyla benzer girişimde bulunulduğu aktarıldı.

"Jetlerle halkın meydanlara çıkmasını engellemeye çalıştılar"

Vatan Caddesi'nin giriş ve çıkışı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Valiliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Kuleli Askeri Lisesi başta olmak üzere stratejik öneme sahip karakollar, limanlar, köprüler ve meydanlarda, örgüt mensubu askerlerin tank ve zırhlı araçlar ile hakimiyet kurmaya çalıştıkları anlatılan iddianamede, savaş jetleri ile ses hızını aşacak şekilde alçak uçuş yapan ve zaman zaman ses bombası atan örgüt mensubu askerlerin, korku ve paniğe sevk ederek halkın meydanlara çıkmasını engellemeye çalıştığı kaydedildi.

İddianamede, milli iradeye sahip çıkmak üzere 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde toplanan halkın üzerine uzun namlulu silahlarla ateş açıldığı, çok sayıda sivilin yaşamını yitirmesine sebebiyet verildiği ifade edildi.

Örgüt mensubu askerlerin gerçekleştirmeye çalıştıkları askeri darbenin planlaması çerçevesinde, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Komutanı Kamil Başoğlu, Genelkurmay Başkanlığı Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Komutanı Korgeneral Uğur Tarçın, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 4. Kolordu ve Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral İhsan Uyar, Eskişehir Muharip Hava Kuvvet ve Hava Füze Savunma Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver, Etimesgut Hava Lojistik Komutanı Korgeneral Atilla Gülan, İzmir Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Hasan Küçükakyüz, Etimesgut Zırhlı Birlikler Okul ve Tümen Komutanı Tümgeneral Erdoğan Akyol, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargah ve Destek Kıtaları Grup Komutanı Albay Tuncay Polat, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ın emir subayı Albay Binbaşı Yunus Can başta olmak üzere çok sayıda askeri birlik komutanını rehin aldıkları da iddianamede aktarıldı.

İddianamede, örgüt üyelerinin, rehin aldıkları bu kişilerden isimleri belirtilenleri darbe girişiminin sevk ve idaresinin yapıldığı Ankara Akıncı 4. Ana Jet Hava Üssüne götürerek zorla alıkoydukları, Terörle Mücadele Dairesi (TEM) Başkanı Turgut Aslan'ın rehin alındıktan sonra silahla kafasından vurulduğu ve halen hastanede koma halinde tedavi gördüğü bildirildi.

TSK'nın resmi internet sitesi ve askerler tarafından işgal edilen TRT'de zorla yayınlattırılan bildiride ordunun yönetime el koyduğunun söylendiği anlatılan iddianamede, Türkiye'de sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinin açıklandığı hatırlatıldı.

"Cumhurbaşkanımıza suikast girişiminde bulunuldu"

İddianamede, teşebbüs sırasında TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığı, MİT yerleşkelerinin de aralarında bulunduğu birçok yere uçak ve helikopterlerin de kullanıldığı bombalı ve silahlı saldırılar yapıldığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Cumhurbaşkanımıza yönelik suikast girişiminde bulunulmuş, Başbakanımızın aracının bulunduğu konvoya silahla ateş edilmiş, Genelkurmay Başkanı'nın da aralarında bulunduğu birçok üst düzey askeri yetkili rehin alınmış, çok sayıda kamu kurumu silah zoruyla işgal edilmiş veya buna teşebbüs edilmiştir.

Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan boğaz köprüleri, teröristlerin idaresindeki tanklar marifetiyle ulaşıma kapatılmıştır. Teşebbüse toplam 8 bin 651 askeri personel karışmış, TSK'ya ait savaş uçakları dahil 35 uçak, 37 helikopter, 74 tanesi tank olmak üzere 246 zırhlı araç ve 4 bine yakın hafif silah kullanılmıştır. Örgüt mensupları, o esnada tatilde bulunan Cumhurbaşkanımızı öldürmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız, ölümden sadece 15 dakika ile kurtulmuştur. Bu durum teröristlerin seçilmiş Cumhurbaşkanımızı etkisiz hale getirerek, yönetime el koyma iradelerinin en büyük delilidir.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde halkın iradesinin tecelli ettiği, demokrasinin yansıması olan halkın temsilcilerinin bulunduğu Meclisimiz ilk kez bombalanmıştır. Bu bombalama, düşman devlet uçaklarından değil, kendi ordumuzun içerisinde yıllardır süregelen komplike ve gizli olarak yerleştirilen bir grup terörist tarafından yapılmıştır. Meclisimizin aldığı büyük zarar halihazırda görülebilmektedir."

İddianamede, Ankara'daki Polis Özel Harekat Merkezine yapılan saldırıda 50'ye yakın özel harekat polisinin şehit edildiği, burada görevli polislerin genelde Doğu ve Güneydoğu'da terörle mücadele eden özel yetişmiş memurlar olduğu vurgulandı.

"Türk milleti, demokratik değerlerini savunmuştur"

Teşebbüs gecesi, başta Ankara Emniyet Müdürlüğü olmak üzere emniyete ait birçok binanın, hava araçları ve tanklarla saldırılara maruz kaldığı ifade edilen iddianamede, o geceye ilişkin şunlar anlatıldı:

"Sayın Cumhurbaşkanımız, cep telefonu aracılığı ile televizyona bağlanabilmiş ve gerçekleştirdiği konuşmada darbecilere hiçbir şekilde imkan tanınmayacağını ifade ederek, halkı darbeye tepki göstermek için sokağa çıkmaya davet etmiştir. Çağrının ardından Türkiye'nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlenmiştir. Gösterileri bastırmak için askerlerce sivil halka hem yerden hem de havadan ateş açılmıştır. Türk milleti, elinde hiçbir silah olmadan sadece Türk bayraklarıyla toplara, tüfeklere, uçaklara karşı demokratik değerlerini savunmuştur. Tankların üzerine çıkmış, kurşunlara kendini siper etmiştir. Milletimiz o gece hangi siyasi partiden olursa olsun, hiçbir dünya görüşü ayrımı gözetmeksizin bir bütün halinde darbeye karşı direnmiştir."

Örgüt üyelerince cadde ve meydanlarda toplanan vatandaşlara karşı uzun namlulu silahlarla saldırıldığı, "kadın, çocuk, genç ve yaşlı" demeden silahsız ve savunmasız halkın üzerine rastgele ateş açıldığı ifade edilen iddianamede, ülke genelinde şüphelilerin terör saldırıları sonucu 246 kişinin şehit olduğu, 2 bin 186 kişinin yaralandığı anımsatıldı.

Şüphelilerin bu eylemlerinin 16 Temmuz itibarıyla da yurt genelinde birçok noktada devam ettiği belirtilen iddianamede, şüphelilerin bu eylemleriyle hain emellerini gerçekleştirmek amacıyla cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye yahut Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs ettikleri bildirildi.

Darbe teşebbüsünde Akıncı Üssü, Jandarma Genel Komutanlığı, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı ile Gölcük Donanma Üssü gibi alanların darbeciler tarafından üs olarak kullanıldığına işaret edilen iddianamede, şu tespitlere yer verildi:

"Darbecilerin, Yurtta Sulh Konseyi Başkanı imzası ile yayınladıkları direktiflerde her ile bir sıkıyönetim komutanı atadıkları, sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendirmeler yaptıkları (askeri hakim-savcı), diğer atamalar başlığı altında kuvvet komutanlıklarına, Genelkurmay Başkanlığına ve diğer askeri alanlara atamalar yaptıkları, darbeyi gerçekleştirmeye çalışan kişilerin çeşitli askeri makamlara bu atamaları yaptıklarının duyurulduğu, Türkiye genelinde FETÖ/PDY Terör Örgütü'nün TSK içinde yapılanan kadrolarının mevcut hükümeti yıkmak ve devlet yönetimini ele geçirmek üzere Anayasa'yı ihlal ederek darbe teşebbüsünde bulundukları anlaşılmıştır."

SEMİH TERZİ DARBEDEN 1 HAFTA ÖNCE HABERDAR

İddianamede, darbeye teşebbüs eylemi kapsamında 15 Temmuz 2016'da Genelkurmay Başkanlığını ele geçiren TSK'ya sızmış örgüt üyelerince sanki emir komuta zinciri içerisinde gerçekleşiyormuş gibi sıkıyönetim emri, sıkıyönetim komutanları ve sıkıyönetim mahkemesi hakimlerinin isimlerinin bulunduğu direktiflerin saat 21.30 sıralarında Özel Kuvvetler Komutanlığına iletildiği anlatıldı.

Sözde atama listesine göre, Tuğgeneral Semih Terzi'nin 1. Özel Kuvvet Tugay Komutanlığından Özel Kuvvetler Komutanlığına atandığı belirtilen iddianamede, bu yazıların darbeye teşebbüs faaliyetinde yer alan ve Özel Kuvvetler Komutanlığındaki darbe faaliyetini yöneten Albay Ümit Bak'ın aralarında bulunduğu isimlerce değerlendirilerek darbe teşebbüsü eyleminde yer almayanları da ikna etmeye çalıştıkları belirtildi.

Harekat merkezi vardiya amiri Turgay Usanmaz, Nedim Şahin, Muzaffer Han ve Şenol Soylu'nun karargahta tam teçhizatlı ve silahlı olarak hazır bulundukları ifade edilen iddianamede, bu kişilerin eyleme katılmayan askerlere silah doğrulttukları kaydedildi.

Karargaha telefonla ulaşan Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'nın ise Albay Ümit Bak'ı ikna etmeye çalıştığı, sıkıyönetim emirlerinin ve eklerinin geçersiz olduğunu beyan ettiği ve kendisinin emirlerini dinlemesi konusunda Albay Bak'a uyarıda bulunduğu bilgisine yer verilen iddianamede, Bak'ın bu durumu kabul etmeyerek yeni komutanın Semih Terzi olduğunu söylediği bildirildi.







"Bu işin sonunda şehadet var"

Bunun üzerine Korgeneral Aksakallı'nın o sırada karargahta bulunan emir subayı Astsubay Ömer Halisdemir'i cep telefonundan aradığı ve Terzi'nin, darbeye teşebbüs eyleminin içinde yer alan vatan haini olduğunu, kesinlikle karargahın komutasını ona bırakmamasını ve bu işin sonunda şehadet olduğunu söyleyerek emir verdiği belirtildi.

İddianamede, Astsubay Ömer Halisdemir'in de vatansever bir asker refleksiyle kendisine verilen emri hiçbir şekilde sorgulamadan "emredersiniz komutanım" karşılığını verdiği yer aldı.

Semih Terzi'nin Silopi'den Diyarbakır'a buradan da bir kısım tim personeliyle Ankara Etimesgut'taki Özel Hava Alay Komutanlığına indiği anlatılan iddianamede, 7 tim personelinin Özel Kuvvetler Komutanlığına gitmeyi kabul etmeyerek Etimesgut Havaalanı'nda kaldıkları aktarıldı.

İddianamede, Semih Terzi ve beraberindeki Ahmet Kara, Fatih Şahin, Furkan Aslanbay, Mihrali Atmaca, İsmail Çınar, Halit Çelik, Gökay Engin, Mehmet Bilge, Harun Topbaş, Ahmet Muhammed Demirci, Cemal Güleç, Ali Güreli, Ali Solmaz, Erkan Kütükçü, Erhan Almaz, Cihat İbrahim Yörük, Hasan Aksoy, Hüseyin Oğuz'un iki helikopterle Özel Kuvvetler Komutanlığının VIP alanına indikleri, Terzi'nin, güvenlik sağlandıktan sonra helikopterden çıktığı belirtildi.

Terzi'nin, Albay Ümit Bak, Astsubay Turgay Usanmaz ve sivil kıyafetli Ali Kapucu tarafından karşılandığı ifade edilen iddianamede, yaşananlar şöyle anlatıldı:

"Korgeneral Zekai Aksakallı'dan, Semih Terzi'nin darbeye teşebbüs eden hain olması nedeniyle kışlanın yönetiminin kendisine verilmemesi talimatını alan Astsubay Ömer Halisdemir dikkat çekmeden Terzi'yi karşılayanların arasına karışmış, bu şekilde karargah binasına doğru yürümeye başlamışlardır. Karargah binasına çok kısa bir mesafe kala Semih Terzi'nin sağ tarafından yaklaşan Halisdemir, vatansever bir asker davranışı ile beylik tabancasını çıkartarak Özel Kuvvetler Komutanlığının yönetimini darbecilere teslim etmemek adına Tuğgeneral Semih Terzi'ye yaklaşık 3-4 defa sağ tarafından ateş ederek, saat 02.16 sıralarında vurmuştur."

Halisdemir'in karargahın girişine göre sağ tarafında bulunan ağaçlık alana doğru kaçmaya başladığı anlatılan iddianamede, şu tespitlere yer verildi:

"Bu durumu beklemeyen darbeye teşebbüs eylemi içinde yer alan Terzi'nin yanındaki bütün şüphelilerin mevzi pozisyonu aldıkları, tim personeli Hasan Aksoy'un havaya bir el ateş açtığı, Halit Çelik'in de çalılıklara ve havaya ateş açtığı, bu sırada mevzi pozisyonu almayan Binbaşı Fatih Şahin'in kaçmaya çalışan Astsubay Ömer Halisdemir'in arkasından kısa mesafeden uzun namlulu silahı ile 11-12 el ateş ederek Halisdemir'i vurduğu anlaşılmıştır. Vurulan Halisdemir'in ağaçların arasına düştüğü, bu sırada diğer bir kısım askerler ile sıhhiyeci Hüseyin Oğuz'un Terzi'ye müdahale etmeye çalıştıkları, diğer bir kısım tim personelinin ise vurulan Halisdemir'i sürükleyerek karargah binasının giriş kapısının sağ tarafındaki alana yatırdıkları, bu sırada olay yerine ambulans çağrıldığı tespit edilmiştir."

Ambulansı geri gönderdi

Ambulansın olay yerine geldiği, sağlık görevlilerinin Halisdemir'in nabzının çok hafif attığını, durumunun ağır olduğunu belirlediği aktarılan iddianamede, bu sağlık görevlilerinin ve ambulansın Mihrali Atmaca tarafından olay yerinden gönderildiği kaydedildi.

Darbeciler içerisinde yer almayan ve o sırada karargahta bulunan Yüzbaşı Vural Volkan Bal'ın, Halisdemir'in nabzını kontrol ettiği belirtilen iddianamede, Mihrali Atmaca'nın Bal'ı oradan uzaklaştırdığı ve beylik tabancasıyla Halisdemir'e iki el ateş ettiği bildirildi.

Semih Terzi'nin ise kaldırıldığı GATA'da hayatını kaybetmesinin ardından sanıkların bir bölümünün taraf değiştirdiğine yer verilen iddianamede, bu kişilerden Mihrali Atmaca, Ahmet Muhammed Demirci ve İsmail Çınar'ın Albay Ümit Bak'ı teslim almaya çalıştığı, bu sırada çıkan silahlı çatışmada Bak'ın teslim alınmasına engel olmak isteyen emir subayı Nedim Şahin'in vurularak etkisiz hale getirildiği ifade edildi.

Öte yandan sanıkların, darbeci unsurlara karşı nizamiye bölgesine gelen Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli İsmail Oğuz'u da başından yaraladığı aktarıldı.

"Annem hasta" bahanesi

İddianamede, Semih Terzi'nin eşi Nazire Terzi'nin ifadesinde eşinin olaydan bir hafta önce kendisine cep telefonundan "Annem hasta, Nursel hanımı (Zekai Aksakallı'nın eşi) ara annem hasta de, ben Ankara'ya döneyim diye söyle ancak mesajı hemen sil" şeklinde mesaj gönderdiği şeklindeki beyanına da yer verildi.

Semih Terzi'nin bu şekilde Zekai Aksakallı'dan Ankara'ya gelmek için izin istediği, eşi Nazire Terzi'nin de Aksakallı'nın eşini arayıp bu bahaneyi ilettiği aktarılan iddianamede, "Tutanak ve beyanlardan da anlaşılacağı üzere darbeci Semih Terzi'nin ve eşinin darbe olayından ve atama listesinden en az bir hafta önce haberlerinin olduğu, bu nedenle Semih Terzi'nin Ankara'ya bir an önce gelmek için bahaneler ürettiği, durumu bilen eşi Nazire'nin kendisine yardımcı olmaya çalıştığı, olay günü de Özel Kuvvetler Komutanı olarak yer aldığı sözde atama listesine dayanarak Birliği devralmaya geldiği tespit edilmiştir." denildi.

TÜM (18) SANIKLARIN İFADELERİ

İddianamede, 18 sanığın ifadelerine de yer verildi.

İddianamede 1 numaralı sanık olarak yer alan Özel Kuvvetler Komutanlığı 12. Tabur Komutanı Binbaşı Fatih Şahin, ifadesinde, darbe günü saat 21.30'da Tuğgeneral Semih Terzi'nin, Altan Bora, Volkan Yaman ve kendisini askeri hattan arayarak, 30 dakika içinde 12. ve 16. taburun intikal etmesini söylediğini, bu görevin Suriye'de icra edilecek operasyonla ilgili olduğunu düşündüğünü ve durumu birinci sicil amiri Piyade Kurmay Albay Eyyüp Coşkun'a bildirdiğini söyledi.

Albay Coşkun'un, kendisine durumu bilmediğini, öğrenirse haber vereceğini söylemesi üzerine hazırlıklara başladıklarını aktaran Binbaşı Şahin, kişisel eşyaları almadıklarını, mühimmatları hazırladıklarını ve saat 22.40 gibi hazırlıkları tamamlayarak havalimanına geçtiklerini belirtti.

Havalimanında Semih Terzi'nin kendilerini yanına çağırdığını aktaran Şahin, sonrasında 24 kişilik timin hazırlanıp uçağa bindiğini, yarım saat sonra da Terzi'nin kendisine Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğunu söylediğini bildirdi.

Uçaktan inmeden yarım saat önce Terzi'nin kendisine müdahale olabileceğini söylediğini ifade eden Şahin, bunun üzerine Yüzbaşı Ahmet Kemal'e inişte tedbir alınması yönünde talimat verdiğini aktardı.

Etimesgut Özel Hava Alay Komutanlığına indikten sonra kendilerini bekleyen iki helikoptere bindiklerini dile getiren Şahin, askerlerden bir kısmının Özel Kuvvetler Komutanlığına geçtiğini, bir kısmının da sonraki uçuşla gelmek üzere havaalanında kaldığını söyledi.

Özel Kuvvetler Komutanlığında, kendilerini Albay Ümit Bak, Yarbay Mehmet Ali Çelik ve Astsubay Turgay Usanmaz'ın karşıladığını bildiren Şahin, karargah binasına doğru yürürken sağ taraftaki ağaçlıktan ateş açıldığını belirterek, "Önümde biri 'Ah' diye yere düştü. Korunma içgüdüsüyle ateş ettim. Geriye döndüğünde Semih Terzi'nin vurulduğunu gördüm" dedi.

Terzi'yi, karargaha, icra astsubayının odasına taşıdıklarını belirten Şahin, ardından emir astsubayı Ahmet Kara, sıhhiye Hüseyin Oğuz ve Hasan Aksoy ile Semih Terzi'yi GATA'ya götürdüklerini söyledi.

Şahin, GATA'da Mehmet Bilge ile görüşüp kimseye ateş etmemeleri talimatını verdiğini, sonrasında Aksoy, Oğuz ve Kara'yı Destek Kıtaları Komutanlığına gönderdiğini, ardından kendisinin de Destek Kıtaları Komutanlığına giderek teçhizatını teslim ettiğini, saat 13.00'e kadar polisi beklediklerini, sonrasında polis refakatinde spor salonuna götürüldüğünü bildirdi.

İlk çatışma anında Mihrali Atmaca'nın Ömer Halisdemir'e ateş ettiğini görmediğini ifade eden Fatih Şahin, "darbeye teşebbüs olayından haberi olmadığını, katkı sağlamak veya Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirip komutayı Semih Terzi'ye kazandırmak amacıyla hareket etmediğini, FETÖ terör örgütüyle ilgi ve irtibatının olmadığını" öne sürdü.

"İki el ateş ettim"

İddianamedeki 2 numaralı şüpheli Üsteğmen Mihrali Atmaca da darbe günü Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığında Lice'de bir operasyon üzerinde çalıştıklarını, emri aldıktan sonra 2 tabur halinde havalimanına geçtiklerini, bir kısmının Etimesgut havalimanında kaldığını belirtti.

Darbe teşebbüsünden haberdar olmadığını savunan Atmaca, Ankara'ya indiklerinde 14 kişilik bir grubun Semih Terzi ile bir helikoptere, diğerlerinin başka bir helikoptere binerek Özel Kuvvetler Komutanlığına gittiklerini, kendisinin Semih Terzi'nin önünde karargaha doğru geçtiğini, karargaha kısa mesafe kala birkaç el silah sesi duyduğunu, siper alıp baktığında Semih Terzi'nin yerde yattığını gördüğünü aktardı.

Bu sırada Binbaşı Fatih Şahin'in ateş etmeye başladığını, çok sayıda ateş açtığını, başka kimlerin ateş ettiğine dikkat etmediğini bildiren Atmaca, sonrasında 10-15 metre ötesinde yatan kişinin Ömer Halisdemir olduğunu öğrendiğini, bu sırada Fatih Şahin'in yerde yatan şahsın başında duranlara 'Ne yapıyorsunuz? Etkisiz hale getirin' dediğini, o esnada birçok silah sesi duyduğunu, talimat üzerine tabancası ile iki el ateş ettiğini, isabet edip etmediğini bilmediğini, birliğe saldırı olduğunu düşünerek savunma düşüncesiyle bu eylemi yaptığını öne sürdü.

Emrindeki Ahmet Muhammed Demirci ve Ali Güreli ile Yarbay Mehmet Ali Çelik'i derdest ettiklerini, dışarıya çıkarırken ismini bilmediği bir başçavuşu da derdest ettiklerini, Albay Ümit Bak'ı teslim almak için gittiklerinde tam teçhizatlı olmaması gereken Nedim Şahin ile karşılaştıklarını aktaran Atmaca, Şahin ile silahını almaya çalışması üzerine boğuştuklarını, bu sırada silahının ateş alıp duvara çarptığını, sonrasında Nedim başçavuşun silahının ateş aldığını ve merminin üzerindeki tüfeğin nişangahına geldiğini, ikisinin de yere düştüğü sırada Nedim Şahin'e 2 el İsmail Çınar'ın, 2 el de kendisinin ateş ettiğini, sonrasında Albay Ümit Bak'ı teslim aldıklarını ve Yüzbaşı Ahmet Kemal'i arayarak durumu haber verdiğini söyledi.

"Fatih Şahin ateş etti"

Şüpheli İsmail Çınar da ifadesinde 12. Özel Kuvvet Tabur Komutanlığında TİM personeli olarak görev yaptığını belirterek, darbe günü saat 21.00 sıralarında alarm verildiğini, sonrasında Ankara'ya gidileceğinin söylendiğini ancak görevin ne olduğundan bahsedilmediğini söyledi.

Ankara'ya indiklerinde Semih Terzi'nin de olduğu arasında olduğu 14 kişilik grupla birlikte çalışır vaziyette bekleyen helikopterle Özel Kuvvetler Komutanlığına gittiklerini, kendilerinin darbeyi bastırmaya gittiklerini zannettiklerini, helikopterden indiklerini, Semih Terzi ve Fatih Şahin ile yürüdüklerini, o sırada sağ taraftan koşarak bir kişinin geldiğini ve Semih Terzi'ye 2-3 el tabanca ile ateş ettiğini, sonra sağ tarafa doğru kaçtığını, koşarken sağ tarafta yere düştüğünü gördüğünü, bu şahsa Fatih Şahin'in ateş ettiğini, kendisinin ise silah kullanmadığını öne sürdü.

Çınar, bu sırada Hasan Aksoy'un da ateş ettiğini gördüğünü, sonrasında Semih Terzi'ye müdahale edilip karargaha taşındığını, Semih Terzi'yi vuranın yanına gittiklerinde, daha önceden tanıdığı Ömer Halisdemir olduğunu gördüğünü dile getirdi.

Ümit Bak'ın odasında Mihrali Atamaca ile Nedim Şahin'in boğuştuklarını gördüğünü anlatan Çınar, Nedim Şahin'in darbeci olduğunu düşündüğünü, çünkü Ümit Bak'ı almalarını engellemeye çalıştığını, kendisinin ve Mihrali Atmaca'nın Nedim Şahin'e birkaç el ateş ettiklerini, sonrasında Ümit Bak'ı odadan çıkararak ellerini bağlayıp karargah dışına götürdüklerini savundu.

4 numaralı şüpheli Hasan Aksoy da darbe günü tabur komutanı Fatih Şahin tarafından alarm verildiğini, operasyona gidecek malzemeleri ayarladığını, sonrasında havalimanına gittiklerini, Ankara'ya 2 tim halinde 24 kişi geldiklerini, daha sonra uçağa bindiklerini, nereye gideceklerini bilmediklerini, Etimesgut Özel Hava Alay Komutanlığına indikten sonra 2 helikopter ile Özel Kuvvetler Komutanlığına geçtiklerini anlattı.

Karargahta ilerlerken çamların arasından Ömer Halisdemir'in geldiğini, kendisinin yanağını sıkarak "Hasan ne yapıyorsun, nereden geliyorsun?" dediğini, kendisinin de Diyarbakır'dan geldiklerini söylediğini "Ne oluyor, durum nedir?" diye sorduğunu, onun da bilmediğini söylediğini, ardından tugay komutanının yanına doğru yaklaşırken iki el silah sesi geldiğini, kendisi ve birkaç arkadaşının havalimanında aldıkları emir üzerine havaya ateş açtığını, tabur komutanının o kişiyi arkasından vurup öldürdüğünü gördüğünü, kaçanın o an kim olduğunu bilmediğini, sonrasında kaçan şahsın Ömer başçavuş olduğunu öğrendiğini öne sürdü.

Hasan Aksoy, Terzi'yi GATA'ya götürdüklerini, burada polise teslim olduklarını anlattı.

Şüpheli Ahmet Kara da 2014 yılından itibaren Tuğgeneral Semih Terzi'nin emir subayı olarak Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yaptığını, darbe girişimi günü saat 21.30-22.00 sıralarında komutanının yanına çağırarak Diyarbakır'da göreve gideceklerini söylediğini, görevin Diyarbakır Lice'deki terör operasyonlarıyla ilgili olduğunu düşündüğünü, helikopterle Diyarbakır havalimanına geçtiklerini ve Semih Terzi ile beklemeye başladıklarını anlattı.

Havalimanında beklerken minibüs ile tam teçhizatlı 12. ve 16. taburun geldiğini, komutanları Fatih Şahin, Volkan Yaman ve onlardan sorumlu Albay Altan Bora'nın, Semih Terzi ile görüştüklerini, Terzi'nin görüşme öncesinde kendisini odadan çıkardığını anlattı.

Ahmet Kara, Semih Terzi ile uçağa bindiklerini, gece yarısı kalkış yaptıklarını, uçakta Semih Terzi'nin Fatih Şahin'e hitaben "Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu" diye söylediğini duymadığını ancak, Terzi'nin sürekli telefon ve tabletiyle uğraştığını aktardı.

Semih Terzi'nin vurulduğunu görmediğini, ateş edeni veya ateş eden kişiye karşı ateş edenleri de görmediğini aktaran Kara, kendisinin hemen karargaha girerek telefonla reviri arayıp ambulans istediğini, Terzi'yi icra astsubayının odasına getirdiklerini, sonrasında Ümit Bak'ın geldiğini Terzi'nin telefonunu ona vererek "Sende dursun" dediğini, sıhhiyeci Hüseyin Oğuz'un ilk müdahalesini ardından Terzi'yi GATA'ya götürdüklerini, darbe girişimi olduğunu burada öğrendiklerini öne sürdü.

"Keskin nişancı tüfeği boş kovanları vardı"

Şüpheli Halit Çelik de darbe günü 22.00 sıralarında, Ankara'ya gidecekleri yönünde haber geldiğini, havalimanına giderken radyodan Genelkurmay Başkanının kaçırıldığını, darbe teşebbüsü olduğunu, başbakanın konuşma yaptığını duyduklarını, bu haberleri duyunca Genelkurmay Başkanını kurtarmaya gittiklerini düşündüğünü, havalimanında uçağa bindiklerini, en son Semih Terzi ve emir astsubayı Ahmet Kara'nın uçağa binerek "Ankara'ya" diye teyit ettikten sonra yola çıktıklarını anlattı.

Tim komutanı Ahmet Kemal Yılmaz'ın kendisinin de olduğu 12-13 kişilik bir grubu Semih Terzi'yi koruması için seçtiğini beliren Çelik, indikten sonra hemen çalışır vaziyetteki helikopterlere bindiklerini, Özel Kuvvetler Komutanlığı karargah VIP pistine indiklerini, karargaha doğru yürürken 30 metre kala silah seslerini duyduğunu, yaklaşık 2-3 metre mesafeden Semih Terzi'ye ateş edildiğini gördüğünü, Terzi'nin vurulduktan sonra yere düştüğünü, vuran kişi kaçarken birilerinin ona doğru ateş ettiğini, Halisdemir'e Fatih Şahin'in ateş ettiğini düşündüğünü, olaydan sonra yerde M110 keskin nişancı tüfeği boş kovanları olduğunu söyledi.

7 numaralı sanık Hüseyin Oğuz da ifadesinde, 16 yıldır Özel Kuvvetler Komutanlığında sıhhiye uzmanı olarak çalıştığını, cuma günü akşam saat 21.30-22.00 civarında 12. ve 16. tabura alarm verildiğini, bu esnada Ankara'ya gidiyoruz denildiğinde şaşırdıklarını söyledi.

Tabur komutanı Binbaşı Fatih Şahin ve TİM komutanları Ahmet Kemal Yılmaz ve Mihrali Atmaca komutasında hazırlanmaya başladıklarını aktaran Oğuz, Ankara'da uçaktan inerek helikopterle Özel Kuvvetler Komutanlığına geçtiklerini, inip karargaha geçerken iki el tabanca sesi geldiğini, kendini kaldırıma attıktan sonra birkaç el silah sesi daha duyduğunu anlattı. Fatih Şahin'in kendisini çağırdığını belirten Oğuz, gittiğinde Semih Terzi'nin vurulduğunu gördüğünü, vuran kişinin Ömer Halisdemir olduğunu, Fatih Şahin'in vuran kişiyi "Ben vurdum, indirdim, etkisiz hale getirdim" dediğini, Terzi'yi helikopterle Fatih Şahin, kapıda gördükleri Hasan Aksoy, tugay komutanı, emir astsubayı Ahmet Kara ve sivil giyimli Ali başçavuş ile birlikte GATA'ya götürdüklerini anlattı.

Şüpheli Ali Solmaz da 12. Tabur'da görev yaptığını, havalimanına giderken darbe teşebbüsünü radyodan öğrendiklerini, kimsenin sıkıyönetim yapılacağı yönetime el konulacağı şeklinde bilgi veya talimat almadığını, uçakta Ankara'ya gelirken her şeyin kontrol altında olduğunu düşündüğünü, Özel Kuvvetler Komutanlığına geldiklerinde Semih Terzi'nin vurulmasında yakınında olduğunu, ancak vuranın kim olduğunu görmediğini, vuran şahıs kaçarken arkasından ateş edildiğini ancak kimin ettiğini de görmediğini öne sürdü.

"Neden vurulduğunu sonradan öğrendik"

Sanıklardan Ahmet Muhammed Demirci ise darbe yapılacağından haberi olmadığını ifade etti. Darbe girişimini Diyarbakır Havalimanına giderken radyoda duyduğunu savunan Demirci, kimsenin hangi sebeple Ankara'ya gittiğini söylemediğinden "kurumların korunması" amacıyla gittiklerini düşündüklerini öne sürdü. İnip karargaha geçerken arkadan birkaç el silah sesi geldiğini kaydeden Demirci, döndüğünde Semih Terzi'nin sesini duyduğunu, ona ateş edeni görmediğini, ancak ateş edene karşı ateş edildiğini duyduğunu anlattı. Demirci, Terzi'nin neden vurulduğunu sonradan öğrendiklerini iddia etti.

Sanık Mehmet Bilge de Özel Kuvvetler Komutanlığında uzman nişancı olduğunu ifade etti. Darbe girişimi günü Diyarbakır'da göreve hazırlanırken "Operasyon için Ankara'ya gidiyoruz" denildiğini, S4 ikmal astsubayı Bünyamin Çelik'in 20.00-21.00 sıralarında koğuşa geldiğini ve "1 saat içinde Ankara'ya gidileceğini söylediğini" anlatan Bilge, uçakla Ankara'ya hareket etmeden "IŞİD'in uçak kaçırdığı, Boğaz Köprüsünün kapatıldığı şeklinde haberler duyduklarını, Etimesgut'a indikten sonra helikopterle Özek Kuvvetler Komutanlığına geçtiklerini" ifade etti.

Burada sivil kıyafetli, hücum yelekli kişilerin Semih Terzi'yi sorduklarını, indiği helikopteri gösterdiklerini kaydeden Bilge, 15-20 metre önünde, Terzi'nin olduğu gruptan silah sesleri geldiğini, Terzi'nin ah diye bağırdığını, sonrasında helikopter ile Semih Terzi'yi götürdüklerini belirtti. Sanık Cihat İbrahim Yörük de Diyarbakır'dan ayrıldıklarında, "kalkışmayı bastırmak ve bir yerlerin emniyetini almak için Ankara'ya gittiklerini düşündüğünü" öne sürdü. Yörük, Özel Kuvvetler Komutanlığında iki üç el silah patlamasının ardından Terzi'nin vurulmuş olarak inlediğini, onun ilerisinde birisinin daha vurulup düştüğünü gördüğünü kaydederek, Fatih Şahin'in atış talimatı vermesine rağmen kendisinin ateş etmediğini savundu.

Sanık Gökay Engin de darbeye karışmadığını, darbeyi önlemeye geldiklerini zannettiğini ileri sürerken, sanık Cemal Güleç, Terzi'nin içeri girmesinin ardından çıkan çatışmayı bizzat görmediğini, darbecilerin bir kısmının yakalanmasına yardım ettiğini öne sürdü.

"Komutan nerede?"

Sanık Harun Topbaş; Terzi ve Şahin'in, FETÖ/PDY üyesi olduğunu bilmediğini, bu nedenle emirlerine uyduğunu ileri sürdü. Topbaş, bir grubun, "Zekai Aksakallı'dan emirleri alıyoruz" dediğini belirterek, kendilerine emir komuta verenlerin FETÖ üyesi olduğunu teşebbüsten sonra öğrendiğini, darbe teşebbüsünden haberi olmadığını iddia etti.

Sanık Erkan Kütükcü de olay günü emir üzerine Özel Kuvvetler Komutanlığına gittiklerini, uçağa binmeden darbe girişimi olduğunu öğrendiklerini, darbeye teşebbüs nedeniyle Ankara'da bir yerin güvenliğini alacaklarını düşündüğünü söyledi. Terzi'nin hain olduğunu sabah öğrendiğini, Terzi'nin vurulmasından, değişik yerlerden gelen silah seslerinden, uçak ve helikopter seslerinden dolayı kaos olduğunu, sağlıklı irtibat sağlayamadıklarını savunan Kütükçü, olayın gerçek yüzünü öğrendikten sonra Mihrali üsteğmenin emirlerini yerine getirdiklerini, Terzi'yi vuran kişiye ateş etmediğini ileri sürdü.

Sanık Erhan Almaz, ifadesinde olay günü 7. Kolordu Komutanlığı içerisinde istirahatte olduklarını, akşam üzeri alarm ile Ankara'ya gideceklerinin söylendiğini kaydetti. Ankara Etimesgut'a 01.30-02.00 civarında indiklerini anlatan Almaz, helikopterlerle Özel Kuvvetler Komutanlığına geçtiklerini, indiklerinde Albay Ümit Bak ve Ömer Halisdemir'in kendilerini karşılamaya geldiğini, Halisdemir'in "Komutan nerede" diye sorduğunu, kendisinin "Arkada geliyor" diye cevap verdiğini aktardı. Almaz, ifadesinde o geceyi, "Karargahın kapısına doğru ilerlerken 3 el silah sesi duydum, Semih Terzi'nin 'ah' diye bağırması sonucu vurulduğunu anladım, sonrasında mevzi aldık ve birkaç el tüfek sesi duydum" diyerek anlattı.

Olay sonrasında adını öğrendiği Ömer Halisdemir'e ateş etmediğini öne süren Almaz, FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilgi ve alakası olmadığını, bilerek ve isteyerek darbeye teşebbüs eylemine katılmadığını iddia etti.

Sanık Faruk Aslanbay da ifadesinde, Diyarbakır'dayken Binbaşı Fatih Şahin'in, göreve gideceklerini söylediğini belirtti. Aslanbay, Diyarbakır havalimanına geldiklerinde Terzi ve emir astsubayı Ahmet Kara ile 30-40 kişi kargo uçağına bindiklerini, Etimesgut havalimanına indiklerinde Semih Terzi'nin bulunduğu ekibe Yüzbaşı Ahmet Kemal Yılmaz'ın asker seçtiğini anlattı.

"Şahin'in vurulması darbe teşebbüsünü engellemeden ayrı değerlendirilmeli"

İddianamede, sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması içerisinde yer alarak örgütün üyeleri oldukları, bu yapılanma içerisinde birbirleriyle irtibatlandırılarak darbeye teşebbüs eyleminin gerçekleştirilmesi için bir araya geldikleri kaydedildi.

Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde Özel Kuvvetler Komutanlığında Astsubay Ömer Halisdemir'i şehit ettikleri, bu kapsamda fikir ve eylem birliği içerisinde şüphelilerin olay gecesi dost birlikler içerisinde yer alıp Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisine sızarak şüphelilere karşı koymak amacıyla tel örgülerden içeriye girmeye çalışan müşteki İsmail Oğuz'u öldürme kastıyla ateş ederek kafasından yaraladıkları da anlatıldı.

Albay Ümit Bak'ın korumalığını yapan ve darbeye teşebbüs eylemi içerisinde yer alan Nedim Şahin'in çıkan silahlı çatışma sonucu İsmail Çınar ve Mihrali Atmaca tarafından vurularak öldürüldüğü belirtilen iddianamede, Çınar ve Atmaca'nın darbeye teşebbüs eylemi içerisinde yer alan Şahin'in vurularak etkisiz hale getirilmesi eyleminin darbe teşebbüsünden ayrı değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

İddianamede, "Çınar ve Atmaca'nın, darbeye teşebbüs eylemini yöneten Semih Terzi'nin vurulması, diğer rütbeli Fatih Şahin'in yaralı Semih Terzi ile hastaneye gitmesi, bu saatler itibariyle de darbeye teşebbüs eyleminin karşısında yer alan vatan, millet ve bayrak sevdalısı halkın direnişinin artması, darbeye teşebbüs eyleminin etkinliğinin ve gücünün azalması nedeniyle ümitsizliğe düşerek, ani gelişen olay sonucu Nedim Şahin'i öldürdüklerinden, Nedim Şahin'in ölümünden birlikte sorumlu oldukları belirlenmiştir" denildi.

HALİSDEMİR'DE 10 MERMİ YARASI

Şehit Ömer Halisdemir'in adli tıp raporuna da yer verilen iddianamede, rapora göre Halisdemir'in vücudunda 8 adet ateşli silah giriş yarası ve 2 adet ateşli silahtan çıkan cismin geçişine ait yaralanmanın saptandığı belirtildi. Halisdemir'in ölümünün, ateşli silah yaralanmasına bağlı iskelet sistemi kemik kırıkları ile iç organ yaralanmalarından gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği aktarıldı.

Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Ankara Özel Kuvvetler Komutanlığı Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi' ve soruşturmaları
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Ankara darbeye destek' soruşturması
İşte TSK'nın ve Niğde'nin gururu Başçavuş Halisdemir

(03 Aralık 2016, 12:54)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPIYA DAİR GRUPLANDIRILMIŞ HABERLERİMİZ:

Paralel yapı-Fetullah Gülen
Paralel yapı-Örgütlenme detayları
Paralel yapı-Cemaat (Işık) Evleri
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği
Paralel yapı-Yargı uzantıları
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları
Paralel yapı-HSYK uzantıları
Paralel yapı-Polis uzantıları
Paralel yapı-MİT uzantıları
Paralel yapı-TSK uzantıları
Paralel yapı-Diyanet uzantıları
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci
Paralel yapı-PKK & HDP yakınlığı
Paralel yapı-Doğan Medyası bağlantısı
Paralel yapı-Medya uzantıları
Paralel yapı-Finansal uzantıları
Paralel yapı-Meclis uzantıları
Paralel yapı-Koç grubu
Paralel yapı-CHP bağlantısı
Paralel yapı-MHP bağlantısı
Paralel yapı-AKP bağlantısı
Paralel yapı-BBP bağlantısı
Paralel yapı-HDP bağlantısı
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları
Paralel yapı-Sağlık alanındaki uzantıları
Paralel yapı-Eczane Yapılanması
Paralel yapı-KPSS ve diğer sınav yolsuzlukları
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları
Paralel yapı-BTK'daki uzantıları
Paralel yapı-EPDK'daki uzantıları
Paralel yapı-SGK'daki uzantıları
Paralel yapı-TMO'daki (Toprak Mahsulleri Ofisi) uzantıları
Paralel yapı-TKDK'daki (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) uzantıları
Paralel yapı-KOSGEB'deki uzantıları
Paralel yapı-Adli Tıp Yapılanması
Paralel yapı-Cezaevleri (Gardiyan) Yapılanması
Paralel yapı-Kadın Yapılanması
Paralel yapı-TRT Yapılanması
Paralel yapı-RTÜK Yapılanması
Paralel yapı-BDDK Yapılanması
Paralel yapı-Başbakanlık'taki uzantıları
Paralel yapı-Maliye Bakanlığı'ndaki uzantıları
Paralel yapı-Galatasaray'daki uzantıları
Paralel yapı-Diplomat/Büyükelçi Yapılanması
Paralel yapı-Türk Telekom Yapılanması
Paralel yapı-Sol kesim uzantıları
Paralel yapı-Futbol Yapılanması
Paralel yapı-Sendika Yapılanması
Paralel yapı-Alevi Yapılanması
Paralel yapı-Özel Güvenlik Yapılanması
Paralel yapı-Uluslararası Ceza Mahkemesi uzantıları
Paralel yapı-Bilgi İşlem Merkezi Yapılanması
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı
Paralel yapı-Koruyucu Aile ve Çocuk Evleri Yapılanması
Paralel yapı-Sayıştay Yapılanması
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-2000'de Ankara'da açılan ilk dava
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı
Paralel yapı-17/25 Aralık (2013) yolsuzluk kumpasları
Paralel yapı-25 Aralık (2013) yolsuzluk kumpası davası
Paralel yapı-19 Ocak (2014) TIR baskını ve soruşturması
Paralel yapı-Telekulak soruşturmaları
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması
Paralel yapı-İHH komplosu
Paralel yapı-Selam-Tevhit kumpası
Paralel yapı-08 Nisan (2014) 'Adana yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-22 Mayıs (2014) 'Taraf/Baransu'ya MGK davası' soruşturması
Paralel yapı-11 Haziran (2014) 'Adana hakimlerin yasadışı dinlenmesi' davası
Paralel yapı-11 Haziran (2014) 'Adana polislerin yasadışı dinlenmesi' davası
Paralel yapı-07 Temmuz (2014) '25 Aralık kumpasına katılan hakim-savcılar' soruşturması
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) 'Yasadışı dinleme ve 25 Aralık/Selam kumpasları'
Paralel yapı-19 Ağustos (2014) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-23 Ağustos (2014) 'Adana kişisel verileri yoketmeyip saklama' soruşturması
Paralel yapı-23 Ağustos (2014) 'Ankara Avukat Nurullah Albayrak'ın FETÖ soruşturmasını engelleme' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-02 Ekim (2014) 'TÜBİTAK-Cevdet Aydın'ın sahte diplomayla işe alınması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2014) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2014) 'Mersin yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-05 Kasım (2014) 'Bursa SGK'da yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'İstanbul Tahşiye kumpası' soruşturması
Paralel yapı-16 Aralık (2014) 'Sakarya Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-19 Aralık (2014) 'Edirne Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-07 Ocak (2015) 'Emniyet Dış İlişkilerde ayrı yapılanma' soruşturması
Paralel yapı-17 Ocak (2015) 'TÜBİTAK-Hasan Başaran'ın sahte diplomayla işe alınması' soruşturması
Paralel yapı-27 Ocak (2015) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-08 Şubat (2015) 'İstanbul Fetullahçı Terör Örgütü' soruşturması
Paralel yapı-11 Şubat 2015 'Balyoz'da paralel bilirkişilere kumpas suçlaması' davası
Paralel yapı-11 Şubat 2015 'Balyoz Davası Üzerinden Masum Sanıklara Kumpas' (ana) soruşturması
Paralel yapı-13 Şubat 2015 'Sakarya yasadışı dinleme' davası
Paralel yapı-24 Şubat (2015) 'Bolu yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-28 Şubat (2015) 'Eskişehir yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-13 Mart (2015) 'Sinop Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Mart (2015) 'Sivas yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-03 Nisan (2015) 'TÜBİTAK-Böcekte sahte rapor' soruşturması
Paralel yapı-07 Nisan (2015) 'Şırnak örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-07 Nisan (2015) 'Ankara Sincan örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Nisan (2015) 'Emniyet İstihbarat'ı yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-25 Nisan (2015) 'İstanbul 25 Nisan kamikaze/yargısal darbe girişimi' soruşturması
Paralel yapı-25 Nisan (2015) 'Van yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) 'Ankara yasadışı dinleme-VIP dinleme' soruşturması
Paralel yapı-16 Mayıs (2015) 'Balyoz Kumpası'nda Taraf gazetesinin rolü' soruşturması
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) 'Konya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mayıs (2015) 'Can Dündar/MİT TIR görüntülerini yayınlama' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2015) 'Rize yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2015) 'Mersin/Gülen'in GDO kumpası' soruşturması
Paralel yapı-01 Temmuz (2015) 'Trabzon yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2015) 'İzmir Himmet' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2015) 'İstanbul Koza-İpek' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2015) 'Üsküdar Himmet' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2015) 'İstanbul Kaynak Holding' soruşturması
Paralel yapı-13 Eylül (2015) 'Antalya yasadışı dinleme' soruşturması/davası
Paralel yapı-15 Eylül (2015) 'Ankara Himmet/Kutsal Hoca Payı-1' soruşturması
Paralel yapı-16 Eylül (2015) 'Kayseri Melikşah Üniversitesi' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2015) 'Ankara/Kayseri Askeri Lise sınavlarında yolsuzluk' soruşturması
Paralel yapı-11 Ekim (2015) 'TÜBİTAK-Hasan Palaz'ın bilgileri bozma' soruşturması
Paralel yapı-12 Ekim (2015) 'Albay Hüseyin Kurtoğlu'na kumpas' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2015) 'İstanbul Florya Himmet' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2015) 'Uşak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2015) 'İzmir askeri casusluk kumpası' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Aralık (2015) 'Bursa/Örgütün İnsan Kaynakları' soruşturması
Paralel yapı-07 Aralık (2015) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) '17 Aralık Kumpası/Fetullah Gülen dahil 44 sanık' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) '17 Aralık Kumpası/Zekeriya Öz ve diğer savcılar' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) 'Sivas örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) 'Tekirdağ örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-11 Aralık (2015) 'Ankara/FETÖ'nün (Çatı) Lider Kadrosu' soruşturması/Davası
Paralel yapı-11 Aralık (2015) 'Selam kumpasına karışan 54 hakim-savcı' soruşturması
Paralel yapı-15 Aralık (2015) 'Adana SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-25 Aralık (2015) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-26 Aralık (2015) 'Çanakkale yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ocak (2016) 'Adana UYAP'tan örgüte bilgi sızdırma' soruşturması
Paralel yapı-13 Ocak (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzincan örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzurum tecavüze örtbas' soruşturması
Paralel yapı-27 Ocak (2016) 'Malatya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Şubat (2016) 'Manisa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Şubat (2016) 'Düzce yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Şubat (2016) 'Bursa İzgün Gıda/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Şubat (2016) 'Rize örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Şubat (2016) 'Balıkesir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Şubat (2016) 'Antalya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Şubat (2016) 'Isparta MİT timi' soruşturması
Paralel yapı-16 Şubat (2016) 'Karabük sınav yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-16 Şubat (2016) 'Gaziantep örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Şubat (2016) 'İzmir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Şubat (2016) 'Erzurum yolsuzluk ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Şubat (2016) 'İzmir Adliye yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Mart (2016) 'Kastamonu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Mart (2016) 'Diyarbakır SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-02 Mart (2016) 'Erzincan Ergenekon davasında kumpas' soruşturması
Paralel yapı-04 Mart (2016) 'Kayseri Boydak Holding' soruşturması
Paralel yapı-04 Mart (2016) 'İstanbul Zaman Gazetesi' soruşturması
Paralel yapı-06 Mart (2016) 'Sakarya yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-07 Mart (2016) 'Erzurum Gülen'in kardeşinin matbaası' soruşturması
Paralel yapı-08 Mart (2016) 'İzmir SGK yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Mart (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Mart (2016) 'Tokat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Mart (2016) 'Elazığ Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Mart (2016) 'İstanbul yasadışı dinleme-VIP dinleme' soruşturması
Paralel yapı-14 Mart (2016) 'Isparta ve Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Mart (2016) 'Dershanelerin kapatılmaması için tehdit' soruşturması
Paralel yapı-16 Mart (2016) 'Nevşehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Mart (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Mart (2016) 'Çankırı örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Mart (2016) 'Batman örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Mart (2016) 'Giresun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Mart (2016) 'Muş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mart (2016) 'Ankara Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mart (2016) 'Eskişehir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-30 Mart (2016) 'Aksaray örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-30 Mart (2016) 'İzmir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mart (2016) 'İzmir emniyet müdürlerine kumpas' soruşturması
Paralel yapı-01 Nisan (2016) 'Çorum Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Nisan (2016) 'Bursa Polis Okulu sınav hırsızlığı ihbarcısına kumpas' soruşturması
Paralel yapı-02 Nisan (2016) 'Karabük Kayyumdan Mal Kaçırma' soruşturması
Paralel yapı-03 Nisan (2016) 'Ordu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Nisan (2016) 'Gülen ve 44 polise casusluk' soruşturması
Paralel yapı-04 Nisan (2016) '25 Aralık belgelerinin Karşı gazetesinde yayınlanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Samsun Bank Asya'da sahtecilik' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Kırıkkale Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Kilis Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Antalya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2015) 'Ankara Himmet/Kutsal Hoca Payı-2' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Adıyaman Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Nisan (2016) 'Gaziantep örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-10 Nisan (2016) 'Erzincan Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Nisan (2016) 'Çanakkale örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Nisan (2016) 'Osmaniye SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-12 Nisan (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Nisan (2016) 'Sivas SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-17 Nisan (2016) 'Yozgat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Nisan (2016) 'İstanbul Bank Asya/Dumankaya' soruşturması
Paralel yapı-19 Nisan (2016) 'Bitlis Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Nisan (2016) 'Hatay örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Ankara 138 istihbaratçıya Paralel Kulak' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Afyon örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Van örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Aksaray örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Nisan (2016) 'Şanlıurfa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Nisan (2016) 'Yozgat örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Nisan (2016) 'Kırıkkale örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Nisan (2016) 'Trabzon Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Mayıs (2016) 'Ağrı SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-02 Mayıs (2016) 'Kahramanmaraş örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Mayıs (2016) 'Kırşehir örgüte finansal destek' soruşturması/davası
Paralel yapı-03 Mayıs (2016) 'Erzurum SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-04 Mayıs (2016) 'Van örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-05 Mayıs (2016) 'Antalya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Mayıs (2016) 'Adana örgüte yardım yataklık' soruşturması
Paralel yapı-09 Mayıs (2016) 'Amasya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Çorum Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Şanlıurfa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Kastamonu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Bartın örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Mayıs (2016) 'Erzincan SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-17 Mayıs (2016) 'Muğla örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-17 Mayıs (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-17 Mayıs (2016) 'İzmir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Mayıs (2016) 'TÜBİTAK'ta paralel kadrolaşma-146 usulsüz işe alım' soruşturması
Paralel yapı-20 Mayıs (2016) 'Hakkari örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-21 Mayıs (2016) 'Zonguldak örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-21 Mayıs (2016) 'Yalova Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Mayıs (2016) 'Sivas Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Mayıs (2016) 'Kahramanmaraş örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Ardahan Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Aksaray Kayyumdan Mal Kaçırma' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Mersin örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Sinop Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Düzce örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Diyarbakır örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Çorum örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Ordu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Niğde örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Mayıs (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Mayıs (2016) 'Siirt Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mayıs (2016) 'Balıkesir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Mayıs (2016) 'Karaman örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-30 Mayıs (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek ve belge imha' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Iğdır Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Hatay örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Erzurum örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Ankara Emniyet Bilgisayarlarına Virüs Yükleme' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Aydın örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Rize Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Elazığ Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Kocaeli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Haziran (2016) 'Van Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Haziran (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Haziran (2016) 'Giresun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Haziran (2016) 'Edirne Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Haziran (2016) 'Gaziantep Işıkevleri Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Haziran (2016) 'Gaziantep örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-06 Haziran (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-08 Haziran (2016) 'Kahramanmaraş Gülen'in doktorları' soruşturması
Paralel yapı-09 Haziran (2016) 'Kastamonu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Haziran (2016) 'Trabzon örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Haziran (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Haziran (2016) 'Aksaray Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Haziran (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Haziran (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-17 Haziran (2016) 'Adıyaman Himmet' soruşturması
Paralel yapı-20 Haziran (2016) 'Gümüşhane örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-20 Haziran (2016) 'Tekirdağ örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Haziran (2016) 'Antalya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Haziran (2016) 'İstanbul Haydar Meriç cinayeti' soruşturması
Paralel yapı-24 Haziran (2016) 'Kırklareli Okul Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Haziran (2016) 'İstanbul Silahlı Himmet' soruşturması
Paralel yapı-26 Haziran (2016) 'Elazığ SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Haziran (2016) 'Kırklareli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Temmuz (2016) 'Sakarya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-07 Temmuz (2016) 'İzmir askeri casusluk kumpası ve TSK yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Batman Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Bayburt örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Temmuz (2016) 'HSYK Asliye Hakimi İlhan Karagöz'den skandal karar' soruşturması
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi' ve soruşturmaları
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Ankara darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'İstanbul darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'İzmir darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Denizli darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Erzurum darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Konya darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Kars darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Kırşehir darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Yalova darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Adana darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Marmaris Darbecilerden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişimi' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Antalya Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Aydın Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'İstanbul Örgütün Para Kasası' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Kars Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Sakarya darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Temmuz (2016) 'İstanbul Harp Akademileri Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Temmuz (2016) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Temmuz (2016) 'Çorum darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-20 Temmuz (2016) 'Ankara Askeri Yargı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Temmuz (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Temmuz (2016) 'Van Mustafa Akman Cinayeti' soruşturması
Paralel yapı-22 Temmuz (2016) 'Siirt Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Isparta/Yalvaç örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Isparta/Yalvaç Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Trabzon Gülen'in sağ kolu Halis Hancı'nın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'İzmir Bodrum İmamı Çağrı Acar'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Aydın Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'İstanbul SAT İmamı Kemal Işıklı'nın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Eskişehir Polatlı İmamı R.Y'nin yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Elazığ Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'İstanbul Kanada İmamı İlhan Erdem'in yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'İstanbul Medya yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Mardin SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Mardin darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Bartın Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Yozgat Askeri Lise sınavlarında yolsuzluk' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Konya Avukat yapılanması/Balyoz kumpası' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'İstanbul Albay Üçok'a Hipnoz davasında kumpas' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Bursa Emniyet yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'İstanbul Mülkiye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'İzmir Adliye/Cezaevi yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'İzmir Petkim Yapılanması ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'İzmir Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'Adıyaman Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'Aydın örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Sivas örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Bursa darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Batman darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Ankara Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Ankara Başbakanlık'taki Yapılanma' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Diyarbakır Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Antalya Akdeniz Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Edirne Emniyet Yapılanması/İmamları' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Anayasa Mahkemesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Siirt Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ardahan Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'İstanbul Adli Tıp Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ordu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ankara Anayasa Mahkemesi (AYM) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Konya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Temmuz (2016) 'Ankara Mülkiye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Temmuz (2016) 'İstanbul TÜBİTAK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Zonguldak darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Uşak Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Aksaray Gıda Tarım Hayvancılık Md.Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Elazığ Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Çankırı Cezaevi yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Kütahya Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Isparta sosyal medyadan darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Edirne Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Denizli Pamukkale Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Ankara GATA Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'İzmir Çeşme Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ağustos (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Ağustos (2016) 'Kayseri Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ağustos (2016) 'Niğde örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-04 Ağustos (2016) 'Konya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Ağustos (2016) 'Uşak Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Ağustos (2016) 'Ankara Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ağustos (2016) 'Ankara Adalet Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ağustos (2016) 'Kırklareli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ağustos (2016) 'Antalya Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ağustos (2016) 'Kayseri Melikşah Üniversitesi yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ağustos (2016) 'İzmir Kavuklar Holding ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-06 Ağustos (2016) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ağustos (2016) 'İstanbul Türk Telekom Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Ağustos (2016) 'Şanlıurfa Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Ağustos (2016) 'Yalova örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Manisa Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Kahramanmaraş Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Mersin Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'K.Maraş Elbistan İmamı Recep Paksoy'un yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'İstanbul Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Ankara TRT Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Ankara 648 hakim-savcı' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Balıkesir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Adana Milli Eğitim Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Mersin BBP/Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Ağustos (2016) 'İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Ağustos (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) 'Uşak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) 'Antalya 'Abi' Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) '17 Aralık Kumpası/Fetullah Gülen dahil 67 sanık' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek veren şirketler' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'HSYK FETÖ imamı Adil Öksüz'ün serbest bırakılması' soruşturması
Paralel yapı-17 Ağustos (2016) 'Kayseri Erciyes Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Balıkesir TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Ankara 2012'deki hakim-savcı sınavı yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek veren şirketler' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Ankara Diplomat/Büyükelçi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'Konya Selçuk Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'İstanbul Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'İstanbul Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'İstanbul BDDK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'Balıkesir Mülkiye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ağustos (2016) 'Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ağustos (2016) 'Kırıkkale Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ağustos (2016) 'Düzce Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ağustos (2016) 'İzmir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Ankara Askeri Yargı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Çanakkale Cezaevi yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Ağustos (2016) 'Sakarya Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'İstanbul Futbolda Fetullahçı Yapılanma' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Bursa darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Ankara AYM/Yargıtay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Batman Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Mersin Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Kocaeli TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'İstanbul Bölge İmamları Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Ankara Danıştay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Bursa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Şanlıurfa Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Muğla örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Sakarya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ağustos (2016) 'İzmir Gediz Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ağustos (2016) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ağustos (2016) 'Zonguldak Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Ağustos (2016) 'Sakarya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Ağustos (2016) 'İstanbul Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Ağustos (2016) 'Siirt Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ağustos (2016) 'Giresun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ağustos (2016) 'Erzurum Atatürk Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Ağustos (2016) 'Muğla Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Ağustos (2016) 'Düzce Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Ağustos (2016) 'Tokat Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'Zonguldak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'İstanbul Özilhanlar Tekstil' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'Nevşehir il imamı Alim Çakır'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'İstanbul Medya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'Eskişehir Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Çankırı AKP Milletvekili İdris Şahin' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Batman örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Adana Medya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Konya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2016) 'Kayseri Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2016) 'Batman Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Samsun Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Ankara MİT Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Kırklareli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Erzurum Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Aydın Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Iğdır Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'İzmir Bylock kullanan örgüt mensupları 2 sanık' davası
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Ankara Özel Kuvvetler Komutanlığı Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'İstanbul Deniz İmamı Orhan Sipahioğlu'nun Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'Zonguldak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'Karabük Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Şanlıurfa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Rize Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Kütahya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Gaziantep Adliye/Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'İstanbul Beyazıt imamı Suat Gözütok'un Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Elazığ Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Çorum Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Balıkesir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Tekirdağ Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Nevşehir İmamı Bilal Ünsal'ın Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Kayseri Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'İstanbul Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'İzmir Bayraklı Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'İstanbul Metropoll Anket/Özer Sencar' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'Ankara TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'İstanbul Yeniçağ Gazetesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'Ankara Firari Amiraller İmren ve Ekici'nin yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2016) 'İstanbul TSK Yapılanması/Hakim, savcı ve diğer sivil TSK Abileri' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2016) 'Bursa Avukat Yapılanması' davası
Paralel yapı-09 Eylül (2016) 'İstanbul Seyidoğlu Baklavaları/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Eylül (2016) 'Iğdır örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Eylül (2016) 'Trabzon Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-10 Eylül (2016) 'İstanbul gazeteci Altan Kardeşler/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-10 Eylül (2016) 'Kütahya Bylock kurucusunun yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Eylül (2016) 'İstanbul Marmara Jandarma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Eylül (2016) 'İstanbul Zeytinburnu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Eylül (2016) 'İstanbul TSK murakıbı Hasan Pakır'ın tutuklanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'Ankara KOSGEB Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'Balıkesir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'İzmir Vali Yardımcısı Mehmet Suat İlhan'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'Kayseri Bylock kullanan kamu çalışanları' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Antalya Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Elazığ Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Isparta Milli Eğitim Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'İzmir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Karabük Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Siirt Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Tokat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Siirt Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'İzmir Ödemiş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Elazığ Fırat Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Bolu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Çanakkale Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Çorum Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Afyon Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Balıkesir Gülen'in Yeğeni Emine Akay'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Eskişehir Milli Eğitim Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Kırıkkale Üniversite Yapılanamsı' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Adana Tatlıcı Köse-Karahan/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Konya Ereğli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Samsun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Uşak Milli Eğitim/Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Van Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Eylül (2016) 'Şanlıurfa SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Eylül (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Eylül (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Eylül (2016) 'Mersin örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Bursa Aktif Eğitim-Sen Sendikası' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Çanakkale Dershane Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Denizli Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'İstanbul Eyalet İmamları' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Manisa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Ankara Birleşmiş Milletler UCM Hakimi Aydın Sefa Akay' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'İstanbul Kimse Yok mu Derneği/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'İzmir Raif Cilasun Vakfı/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'Amasya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Eylül (2016) 'Kars Komando Tugayı 15 Temmuz darbesine destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Eylül (2016) 'Eskişehir Jandarma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Eylül (2016) 'Afyonkarahisar Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Eylül (2016) 'Adana Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Eylül (2016) 'Gaziantep Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Ankara Askeri Ataşe Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Hatay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Isparta Eğitim Gönüllüleri Derneği' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Kayseri Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Tokat 15 Temmuz darbesine destek veren subaylar' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Erzurum Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Trabzon Sürmene Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Zonguldak Alaplı Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'İzmir Ege Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'Aydın TSK Yapılanması/Bylock kullanan subaylar' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'Batman Kadın ve Üniversite Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ekim (2016) 'Hatay FETÖ iddianamesini iade eden mahkeme heyetine HSYK' soruşturması
Paralel yapı-02 Ekim (2016) 'Bolu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Denizli Tavas Yapılanması (72 sanıklı)' davası
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'İzmir Tire Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Adıyaman Adliye/Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Afyon Cemaat Evleri Yapılanması/Erdek İmamı R.K'nın Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Batman Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Bitlis SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Düzce Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'İstanbul yeni darbe için emir bekleyen hücreler' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Ankara TSK Yapılanması/Mahrem İmamlar' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'İzmir Karşıyaka Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Zonguldak Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Adana Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Düzce Sanayi İle Adamları Derneği (DÜSİAD) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Denizli Yapılanması (50 sanıklı)' davası
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'İzmir Aliağa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Afyonkarahisar Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Aksaray TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Balıkesir Üniversitesi (BAÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Bursa Cihan-Sen/Ufuk Sendikaları' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Çorum Alaca Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'İstanbul Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'İzmir TSK Yapılanması/Askeri İmamlar' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Zonguldak Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Antalya Manavgat Çevre ve Diyalog Derneği (MAÇED)/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Çorum Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Zonguldak Ereğli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Ekim (2016) 'Balıkesir Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Ekim (2016) 'Tokat Emniyet/Alevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ekim (2016) 'Samsun Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-10 Ekim (2016) 'Trabzon Vakfıkebir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Ekim (2016) 'İzmir Menemen Eğitimciler Derneği Etüt Merkezi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Ekim (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler' soruşturması
Paralel yapı-12 Ekim (2016) 'Ankara Yargı Yapılanması/Bylock kullanan hakim-savcılar' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'Uşak Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'İzmir Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'Konya Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'İzmir Foça Deniz Üssü Yapılanması/Bylock kullanan askerler' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Konya Yapılanması/Bylock kullanan abi-ablalar' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Diyarbakır Emniyet Yapılanması' davası
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Erzurum Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Adıyaman Yapılanması/Eagle kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Muş Bylock kullanan PKK'lı terörist Özcan A.' soruşturması
Paralel yapı-17 Ekim (2016) 'İzmir Eldem Kuyumculuk/örgüte finansal destek' soruşturması/davası
Paralel yapı-17 Ekim (2016) 'İzmir Güzelbahçe Öğrenci Yapılanması/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-17 Ekim (2016) 'Zonguldak Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ekim (2016) 'Ankara BTK/TİB Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ekim (2016) 'Konya Akşehir Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Ankara Sayıştay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Kayseri Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Kayseri Aktif Eğitim-Sen Sendikası' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'İzmir Kınık Öğretmen/Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'İzmir Sağlık Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'Eskişehir Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'Karaman Öğrenci Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ekim (2016) 'Ankara Emniyet/Adalet Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ekim (2016) 'Uşak Mahrem yapı ve ideolojik kanat' soruşturması
Paralel yapı-21 Ekim (2016) 'İzmir Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-22 Ekim (2016) 'İzmir Narlıdere Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ekim (2016) 'İstanbul Başbakan Erdoğan'a DHKP-C koruma polisi kumpası' soruşturması
Paralel yapı-23 Ekim (2016) 'İstanbul darbeye destek veren polisler 29 sanık' davası
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'Antalya Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'Samsun Canik Başarı Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'Şanlıurfa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'İzmir Cezaevi/İnfaz Koruma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ekim (2016) 'İzmir örgüt imamları' soruşturması
Paralel yapı-25 Ekim (2016) 'Giresun Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-26 Ekim (2016) 'İzmir Sirus Gençlik Derneği Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ekim (2016) 'Şanlıurfa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ekim (2016) 'Edirne Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'Ankara Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'Kahramanmaraş Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'Tekirdağ Çerkezköy örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'İzmir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Kırklareli Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Manisa Soma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Manisa Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Eskişehir Diyanet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Trabzon Mercan A.Ş/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Ekim (2016) 'İzmir Bilirkişi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Ekim (2016) 'İstanbul Cumhuriyet gazetesi' soruşturması
Paralel yapı-31 Ekim (2016) 'Erzurum Yapılanması' soruşturması/davası
Paralel yapı-01 Kasım (2016) 'Adana Yargı Abileri yapılanması 2 sanık' davası
Paralel yapı-01 Kasım (2016) 'Ankara RTÜK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Kasım (2016) 'İzmir Özel Güvenlik Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Kasım (2016) 'Ankara Bylock kullanan eğitimciler' soruşturması
Paralel yapı-02 Kasım (2016) 'Sakarya Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'İzmir Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'İstanbul TUSKON arşivi' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'İstanbul Marmara Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'Sakarya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Konya Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-04 Kasım (2016) 'İzmir Bylock kullanan Milli Eğitim görevlileri' soruşturması
Paralel yapı-04 Kasım (2016) 'Kahramanmaraş Askeri Okullar/Sınav Yolsuzluğu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Kasım (2016) 'İstanbul Denge Platformu Derneği' soruşturması
Paralel yapı-07 Kasım (2016) 'İzmir Büyükşehir Belediyesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Kasım (2016) 'Konya Ereğli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'Kars Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'Ankara Polis Okulu sınavlarında yolsuzluk' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2016) 'İzmir Aliağa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2016) 'Kırşehir Kamu Alanları Dışındaki Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2016) 'Zonguldak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Denizli Avukat Yapılanması 10 sanık' davası
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Kayseri Yapılanması/Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Kayseri Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Manisa Turgutlu Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Manisa Sarıgöl Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Kasım (2016) 'Adana örgüte finansal destek 103 sanık' soruşturması/davası
Paralel yapı-14 Kasım (2016) 'Kırşehir 'Fetö Silahlı Terör Örgütü Propagandası' davası
Paralel yapı-16 Kasım (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması 2 sanık' soruşturması/davası
Paralel yapı-18 Kasım (2016) 'İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Kasım (2016) 'Ankara Maliye Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Kasım (2016) 'Ankara TSK/Yargı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Kasım (2016) 'İstanbul Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Kasım (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması 1 sanık' davası
Paralel yapı-24 Kasım (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması 2 sanık' davası
Paralel yapı-24 Kasım (2016) 'Adana Aktif Eğitim-Sen Sendikası 31 sanık' soruşturması/davası
Paralel yapı-25 Kasım (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Kasım (2016) 'Adana İncirlik Üssü Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Kasım (2016) 'Giresun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Kasım (2016) 'Ankara MİT Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Kasım (2016) 'İstanbul Darbe Yapılanması/Sabiha Gökçen Havalimanı Baskını 62 sanık' davası
Paralel yapı-30 Kasım (2016) 'Ankara ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-30 Kasım (2016) 'Tokat Emniyet Yapılanması/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Aralık (2016) 'Bursa Emniyet Yapılanması/yasadışı dinleme ve darbeye destek 32 sanık' davası
Paralel yapı-01 Aralık (2016) 'Denizli Osman Nuri Yılmaz Derneği/örgüte finansal destek 8 sanık' davası
Paralel yapı-01 Aralık (2016) 'İstanbul Doğan Medya Temsilcisi Barbaros Muratoğlu/Medya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Aralık (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' davası
Paralel yapı-02 Aralık (2016) 'İzmir Karşıyaka darbeye destek 5 sanık' davası
Paralel yapı-02 Aralık (2016) 'Malatya Yapılanması 54 sanık' davası
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar
Paralel yapıya açılan davalar
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapıya açılan davaların iddianameleri
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon davasında kumpas
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Danıştay Saldırısı
Paralel yapı-Şemdinli Davası
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümü
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Mustafa Akın cinayeti
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-İrfan Erbarıştıran'ın şüpheli ölümü
Paralel yapı-Mustafa Akman cinayeti'
Paralel yapı-Aselsan intiharları
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Kozmik Oda soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Elazığ/İhya-Der kumpası
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL'e geçilmesi
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar
Paralel yapıya yönelik kayyum atamaları
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı TSK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Adalet/İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Milli Eğitim Bakanlığı'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-ABD bağlantıları
Paralel yapı-İsrail bağlantıları
Paralel yapı-Almanya bağlantıları
Paralel yapı-Mısır (askeri darbecileri) bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Dershane
Paralel yapı-Yurtdışındaki cemaat okulları
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı-Bylock konulu soruşturma, dava ve haberler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=9067    yazdır/print


 

TSK'da önce iki yerde yuvalandılar

15 Temmuz darbe girişimiyle açığa çıkan TSK içindeki FETÖ'cü subayların ilk önce personel daire başkanlıklarını ele geçirdiği ortaya çıktı. Bir diğer önemli hedeflerinin de GATA gibi sağlık birimlerini ele geçirmek olduğu tespit edildi. Örgütün kendi adamlarını kritik görevlere buralardan yerleştirdiği, engel görüp tasfiye etmek istediklerini de yine sağlık problemleri olduğu kumpasını kurarak tasfiyeye kalktığı belirlendi.

01.08.2016 20:25 15 Temmuz darbe girişimiyle açığa çıkan TSK içindeki FETÖ'cü subayların ilk önce personel daire başkanlıklarını ele geçirdiği ortaya çıktı. Bir diğer önemli hedeflerinin de GATA gibi sağlık birimlerini ele geçirmek olduğu tespit edildi. Örgütün kendi adamlarını kritik görevlere buralardan yerleştirdiği, engel görüp tasfiye etmek istediklerini de yine sağlık problemleri olduğu kumpasını kurarak tasfiyeye kalktığı belirlendi.

Özellikle Genelkurmay, Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri Personel Başkanlıklarına yerleşen FETÖ mensubu subaylar, buradaki yetkilerini kullanarak vatansever subayların kızak görevlere, örgüt elemanlarının ise kritik görevlere tayin edilmesini sağladı.

İLK HEDEF PERSONEL DAİRELERİ

TEPEDEKİ İKİ İSİM

FETÖ'nün TSK içinde yayılma alanı olarak görülen personel dairelerinde iki isim ön plana çıkıyor. Bunlar FETÖ'cü darbe girişiminden dolayı tutuklanan Genelkurmay Personel Başkanı Korg. İlhan Talu ve Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı (EDOK) Muhabere ve Muhabere Destek Eğitim Komutanı Korgeneral Metin İyidil.

Korg. Metin İyidil uzun yıllar Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığı ve Genelkurmay Personel Başkanlığı'nı yürüttü. Birçok vatansever subayın üst makamlara bildirmesine rağmen, İyidil'in kritik görevlere FETÖ'cü subayları getirmesine üst makamlar sessiz kaldı. 2014 YAŞ'ından sonra İyidil’in yerine bu kez yine FETÖ'cü olduğu iddia edilen Korg. İlhan Talu geldi. Öte yandan Genelkurmay Personel İşleri Daire Başkanı Tuğg. Uğur Şahin de FETÖ'cü darbe girişimine katılmaktan tutuklanan isimler arasında yer alıyor.

KARA KUVVETLERİ
Tuğg. Ahmet Bican Karker: 2014 YAŞ'ında Kara Kuvvetleri Personel Başkanı oldu. Tutuklandı.
Tuğg. Ali Avcı: 2014 YAŞ'ında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel İşleri Daire Başkanlığına getirildi. Tutuklandı.
Tuğg. Ali Kalyoncu: 2015 YAŞ'ında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel İşleri Daire Başkanlığı na getirildi. Tutuklandı.

HAVA KUVVETLERİ
Korg. Hasan Hüseyin Demirarslan: 2013 YAŞ'ında Hava Kuvvetleri Personel Daire Başkanı oldu. Tutuklandı.
Tümg. Cevat Yazgılı:
2014 YAŞ'ında Hava Kuvvetleri Personel Başkanı oldu. Gözaltına alındı.

DENİZ KUVVETLERİ
Tuğa. Himmet Taner Çengel: 2014 YAŞ kararıyla Deniz Kuvvetleri Personel Başkanı oldu. önceki gün yayınlanan kararname ile TSK'dan ihraç edildi.

JANDARMA
Tuğg. Sadık Köroğlu:
2013-2014 arası Jandarma Tayin Dairesi Başkanlığı Tutuklandı. Tuğg. Birol Şimşek: 2013- 2014 arası Jandarma Personel Başkanlığı görevini yürüttü. Tutuklandı.

Personel başkanlıkları ve daireleri Yüksek Askeri Şura da görüşülecek terfi dosyalarını ve general rütbesinin altında olan subayların tayin işlemleriyle ilgilenen çok kritik bir birim.

Emekli Tümg. Ahmet Yavuz, personel dairelerin önemini şöyle anlatıyor: "FETÖ'cü yapılanma ilk önce buraları ele geçirerek güç kazandı. Bu daireler terfi listesinde bulunan Atatürkçü subaylara engel olmak için her yolu denedi. Terfi dosyalarını YAŞ için hazırlayan kurum Genelkurmay Personel Başkanlığı. Generalin altındaki personelin tayin işlerine de bu dairler bakıyor."

KRİTİK YERLERE YERLEŞTİRDİLER

Emekli Tümg. Beyazıt Karataş ise personel dairelerinin daha çok general altındaki subayların tayin işlerinde çok etkili olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Generallerin belirlenme süreçlerinde de etkileri muhakkak vardır. Ancak esas bunlar personel daireleri eliyle generalin altındaki, kendi adamlarını TSK içinde kritik noktalara getirdi. Örneğin, personel dairesi tarafından komutanın önüne 5 bin kişilik tayin listesi gidiyor. Komutan bu listede önemli yerlerdeki kişilere bakar. Hepsine bakamaz. Burada personel başkanının önüne koyduğu listeyi onaylar."

KARA KUVVETLERİ

Resmi gazetede önceki gün yayınlanan kararnamede ihraç edilen subaylara baktığımız zaman önemli bölümünün personel dairesinde çalıştığı görülüyor. Bu dairelerde tayin işlerine bakan subaylar, önemli yerlere kendi örgüt üyelerini geçirdiler. Kara Kuvvetleri'nden ihraç edilen personel subayların listesi şöyle:

Tuğg. Mücahit Tamer: Kara Kuvvetleri Tayin Daire Başkanı. İhraç edildi.
Albay Fahri Akbal: Kara kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Binbaşı Yılmaz Akış: Kara Kuvvetleri Sicil Ve Kıdem Şubesi. İhraç edildi.
Binbaşı Hamza Akkaya: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Albay Abdurrahman Alacalı: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Fatih Anaz: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Albay Hacı Ahmet Aslıhan: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Albay Mehmet Aydın: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Muharip Sınıf Tayin Şube Müdürü. İhraç edildi.
Binbaşı Uğur Bahtiyar: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Muharip Sınıf Tayin Şubesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Hüseyin Rahmi Bali: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Albay Fikret Başgül: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Binbaşı Muharrem Bayrakal: Kara Kuvvetleri Tayin Daire Başkanlığı Muhabere Destek Sınıfı Tayin Şubesi İstihbarat Kısmı. İhraç edildi.
Binbaşı Ercan Buyur: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Albay Ali Can: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Binbaşı Nadir Ceylan: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Ahmet Direnç: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Necati Durmuşbaş: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Serbülent Eken: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Binbaşı Hakan Ergin: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Muharip Sınıf Tayin Şubesi İstihbarat Kısmı.
Yüzbaşı Ümit Gençer: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Fatih Gökçe: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Üsteğmen Vedat Güngör: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Üsteğmen Ahmet Fazıl Işık: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Üsteğmen Kurutuluş Kafalı: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Sicil ve Kıdem Şubesi. İhraç edildi.
Binbaşı Mehmet Kalkan: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Piyade Kısmı. İhraç edildi.
Yüzbaşı Ali Karakuş: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Binbaşı Mehmet Karslı: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Uzman Erbaş Şubesi. İhraç edildi.
Binbaşı Güven Keskin: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Tankçı Kısmı. İhraç edildi.
Yarbay Alpaslan Kılıç: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Hava Savunma Kısmı. İhraç edildi.
Yüzbaşı Bahtiyar Kılıçaslan: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Binbaşı İbrahim Köymen: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Abdurrahman Ökmen: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Fatih Özden: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Albay Hüseyin Öztürk: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi Başkanlığı Sekreteri. İhraç edildi.
Binbaşı Fikri Pehlivanlı: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Binbaşı Muhammet Hakan Sanön: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Topçu Kısmı. İhraç edildi.
Albay Cüneyt Sürücü: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Binbaşı Mesut Şahan: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. Piyade Kısmı. İhraç edildi.
Binbaşı Mustafa Şahin: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Sinan Türkyılmaz: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Yüzbaşı Suat Yercel: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Üsteğmen Fatih Yılmaz: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Albay Hasan Yılmaz: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.
Albay Yusuf Yıldız: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Albay Yusuf Yiğit: Kara Kuvvetleri Personel Dairesi. İhraç edildi.
Yarbay Murat Yüksel: Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi. İhraç edildi.

Deniz Kuvvetleri
Deniz Kuvvetleri'nde ihraç edilen personelci subayların listesi:

Albay Ertuğrul Uzunoğlu: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Albay Oktay Gündoğdu: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yarbay Sezayi Özgür Öztürk: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yarbay Tuncel Karakaya: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yarbay Ali Kocamanoğlu: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yarbay Meftun Metin: Donanma Komutanlığı Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Binbaşı Umut Demirhan: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Binbaşı Serdar Büyükeren: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Binbaşı Enver Pöge: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Binbaşı Bora Akyol: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Binbaşı Ahmet Çağrı Göçmen: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Binbaşı Fatih Dalkıran: Donanma Komutanlığı Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yüzbaşı Fatih Ergin: Donanma Komutanlığı Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Üsteğmen Ömer Faruk Avcı: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yüzbaşı Harun İlasan: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Binbaşı Hakan Karakuzey: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Üsteğmen Ahmet Aykut Şevik: Donanma Komutanlığı Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yarbay Rahim Kürkçü: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Binbaşı Salih Dağbaşı: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Binbaşı Nurhan Uz: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yüzbaşı Fatih Koç: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yüzbaşı Tuna Aygündüz: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.
Yüzbaşı Mustafa Aslan: Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı. İhraç edildi.

PERSONEL ŞUBELERİ FETÖ ŞUBELERİ OLDU

15 Temmuz'da Türkiye'yi kana bulayan haşhaşi teröristlerin neredeyse hepsinin yolu bir dönem 'personel şube'den geçti. TSK'nın personel ve atama birimlerinde cirit atan FETÖ'cüler ihraç edildi. Yeni atanacak isimlerin arasına kriptoların sızmasından endişe ediliyor.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün TSK'ya Personel Başkanlıkları ve bunların altında bulunan general/amiral şube, subay atama şubeleri yoluyla sızdığının savcılıklarca tespit edilmesinin ardından gözler, karargahlarda bu şubelere yapılacak atamalara çevrildi. FETÖ'nün personel şube dahilinde başta istihbarat, harekat, kuvvet planlama gibi kritik noktalara FETÖ subaylarının yerleştirilmesi bu şubelerde yapılan işlemler sonucu sağlanıyordu. FETÖ'nün TSK'daki kritik noktalara kendi elemanlarını yerleştirmek ve yapıya zarar verecek elemanları tasfiye etmek için bu şubeleri TSK imamlarıyla doldurulduğu öne sürülmüştü. Personel Başkanlığı, general/amiral şube, subay atama şubelerinin aynı zamanda terfi şansının arttığı kadrolar oluşu, terfinin de kritik noktalarda görevlendirilmek için zoraki olması, örgütün yönünü bu şubelere çevirmesinin asli nedenleri olarak görülüyor. Yine komuta kademesinin emir subayına kadar tüm görevlendirmeleri yaptığı ortaya çıkan FETÖ'nün, sızmaları da bu şubelerden gerçekleştirdiği biliniyor. 15 Temmuz darbe girişimine de Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet karargahlarında son 5-6 yılda bu şubelerden yolu geçen subaylar öncülük etti ve neredeyse tamamı TSK'dan ihraç edildi.

HEPSİ AYNI YOLDAN GEÇTİ

Genelkurmay Karargahı'nda cuntanın gizli ibareli yetkilendirme belgesinin altında Genelkurmay Başkanlığı Personel Plan Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç ile Genelkurmay General/Amiral Şube Müdürü Kurmay Albay Cemil Turhan'ın elektronik imzası yeralıyordu. Partigöç ihraç edildi. Yine Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu, TSK'dan çıkarılan generaller arasında yerini aldı. Genelkurmay Karargahı'nda Talu ile birlikte son üç dönemin personel başkanları darbeden tutuklandı. Hükümetin talebiyle istifa eden orgeneral Kamil Başoğlu da yolu personel başkanlığından geçen generaller arasında. Yine Genelkurmay Karargahı ve Kara Kuvvetleri'nde Personel İşlemlerinden sorumlu dairelerde çok sayıda subay TSK'dan ihraç edildi.

İLK DURAK SUBAY ATAMA

Hava Kuvvetleri'nde, yolu 'subay atama şubelerinden' geçmiş ve 15 Temmuz darbecileri arasında bulunmuş isimlerden bazıları ise şunlar oldu: (Hepsi ihraç edildi) Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı Korg. Hasan Demirarslan, 2. Ana Jet Üs Komutanı Tümg. Kubilay Selçuk, Hava Harp Akademisi Komutanı Tümg. Recep Yüksel, 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğg. Emin Ayık, Hava Eğitim Komutanı Tuğg. Veyis Savaş, Plan Prensipler Başkanı Tuğg. Fikri Özgür, Albay Ahmet Kunduracıoğlu, Albay Veysel Kavak, Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı Kurmay Albay Murat Çınar, Personel Daire Başkanlığı'ndan Binbaşı Eyüp Has...

ATAMADA BÜYÜK ENDİŞE

Darbe girişiminde önemli rol üstlenen ve FETÖ'nün en etkin görev aldığı Hava Kuvvetleri'nde yeni terfi ve atama listesini bizzat Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın oluşturduğu öğrenildi. Atama kararları henüz açıklanmazken, darbe girişimi dolayısıyla zoraki olarak terfi ettirilen isimlerin, kıta görevine gönderildikleri öğrenildi. Bu durum karşısında karargahlardaki kritik yerlere yine FETÖ mensubu kripto isimlerin getirilmesinden endişe ediliyor.

Terörist yatağı

Kara Kuvvetleri'nde Personel Başkanlığı, Personel Plan ve Yönetim Başkanlığı, Personel Temin Merkez Komutanlığı gibi şubelerde görev yapan ve TSK'dan ihraç edilen subayların sayıca fazlalığı dikkat çekiyor. İhraç gören personel ve tayin subaylarının isimleri şöyle:

Personel İşleri Daire Başkanı Tuğgeneral Ali Kalyoncu, Personel Başkanlığı Sekreteri Albay Hüseyin Öztürk, Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Ahmet Bican Kırker, Personel Temin Subayı Üsteğmen Oğuzhan Çelikoğlu, Personel İşleri Daire Başkanlığı emrinde görev yapan Albay Fahri Akbal, Albay Hacı Ahmet Aslıhan, Yüzbaşı Hüseyin Rahmi Bali, Yüzbaşı Serbülent Eken, Yüzbaşı Ümit Gençer, Binbaşı Mustafa Şahin, Personel Temin Merkez Komutanlığı emrinde görev yapan Albay Fikret Başgül, Subay Astsubay Plan Subayı Binbaşı Nadir Ceylan, Ölçme Değerlendirme ve Sınıf Subayı Binbaşı Abdullah Çakır, Personel Temin Merkez Komutanlığı'nda kayıt, kabul ve sınav şubesinde evrak ve arşiv subayı olarak görev yapan Albay Ali Can, İstihkam Subayı Yüzbaşı Fatih Gökçe, Tayin Daire Başkanlığı'nda Tayin Subayı Binbaşı Levent Akaçoğlu, Atama Subayı Yüzbaşı Gökhan Akdağ, Sicil Subayı Binbaşı Yılmaz Akış, Öğretmen Hakim Tayin Subayı Binbaşı Hamza Akkaya, Kayıt Kabul Subayı Albay Abdurrahman Alacalı, Muharip Sınıf Tayin Şube Müdürü Albay Mehmet Aydın, Muharip Sınıf Tayin Subayı Binbaşı Uğur Bahtiyar, Harita ve Mühendis Tayin Subayı Yüzbaşı Ahmet Direnç, İstihkam Astsubay Tayin Subayı Yüzbaşı Necati Durmuşbaş, Astsubay Tayin Subayı Binbaşı Mehmet Kalkan, Binbaşı Mesut Şahan, Üstsubay Tayin Subayı Binbaşı Hakan Ergin, Personel Temin Merkez Komutanlığı İstihkam Subayı Yüzbaşı Ali Karakuş, Muharip Sınıf Tayin Şube'de Tank Subayı Tayin Subayı Binbaşı Güven Keskin, Hava Savunma Tayin Subayı Yüzbaşı Alparslan Kılıç, Tayin Daire Başkanlığı Plan ve Koordinasyon Subayları Üsteğmen Vedat Güngör, Yüzbaşı Bahtiyar Kılıçaslan, Koordinasyon Subayı Üsteğmen Ahmet Fazıl Işık, Sistem Geliştirme Subayı Yüzbaşı Yasin Çakır, İkmal Astsubay Tayin Subayı Yüzbaşı Abdurrahman Ökmen, Personel Plan ve Yönetim Şube Plan Subayları Binbaşı Mehmet Atabey, Binbaşı Ercan Buyur, Mesleki Gelişim Şube Müdürü Yüzbaşı Ünal Korkem, Tayin Daire Başkanlığı Sicil ve Kıdem Şube'de Dava ve yüksek Disiplin Kurulu İşlemleri'nde İşlem Subayı Üsteğmen Kurtuluş Kafalı, Muhabere Destek Sınıfı Kadro İnceleme Subayı Yüzbaşı Dinçer Özcan, Personel İşleri Dairesi Olay İnceleme Şubesi Değerlendirme ve İşlem Subayı Binbaşı Adem Öner, Muharip Destek Sınıfı Kadro İnceleme Subayı Yüzbaşı Dinçer Özcan, Tayin Dairesi Plan ve Koordinasyon Şube Koordinasyon Subayı Yüzbaşı Fatih Özden, Plan Subayı Binbaşı Fikri Pehlivanlı, Olay İnceleme Şubesi Müracat ve Şikayet İşlemleri Kısım Amiri Binbaşı Burhan Özdil, Topçu Subay Tayin Subayı Binbaşı Muhammed Hakan Sanön, Tayin Daire Başkanlığı'ndan Binbaşı Fatih Sarıkır, Personel İşleri Daire Başkanlığı'nda Şube Müdürü olarak görev yapan Albay Cüneyt Sürücü, Yine Personel Temin Merkez Komutanlığı'nda Plan Şube Müdürü Yüzbaşı Ümran Taş, Mesleki Gelişim Şubesi'nde İnsan Kaynakları Yetiştirme Subayı Binbaşı Hakan Uzunay, Psikolojik Araştırma Şubesi Sınav Tasarım Subayı Üsteğmen Kazim Yanmaz, Teşkilat Subayı Yüzbaşı Suat Yercel.

Yine bu şubelerde görev yapan çok sayıda astsubay da ihraç gördü. Genelkurmay Personel İşleri Daire Başkanı Tuğgeneral Uğur Şahin, Milli Savunma Bakanlığı Personel Başkanı Tuğgeneral Murat Yetgin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı Tuğamiral Himmet Taner Çengel, Deniz Kuvvetleri'nde Personel Başkanlığı emrinde çok sayıda subay ve astsubay ihraç gördü.

DİĞER HEDEF SAĞLIK BİRİMLERİ (GATA)

TSK'daki FETÖ'cülerin örgütsel yapılanmalarında bir başka önemli hedeflerinin de sağlık birimleri olduğu anlaşılıyor. GATA'daki FETÖ mensubu askeri doktorlar, bir yandan verdikleri sahte raporlarla TSK'nın yapısını şekillendirirken diğer yandan da GATA'da kendilerinden olmayan kadroları kumpaslarla tasfiye ettiler. Tabip Albay Kutsi Kabul ve Tabip Albay Mehmet Yokuşoğlu'nun başına gelenler, GATA'da kurulan kumpasın ağının boyutunu çarpıcı biçimde ortaya koydu. Kardiyoloji uzmanı albayların davası hala sürüyor. İşte Kabul ve Yokuşoğlu'na kurulan kumpasın öyküsü...

Jandarma er, görev yaptığı Balıkesir Bigadiç Jandarma Komutanlığı’nda rahatsızlanınca 3 hastane dolaştıktan sonra 8 Ağustos'ta Ankara GATA Acil Servisi'ne getirildi. Acilden Kardiyoloji'ye yönlendirilen hastaya ilk kez 2008'de Fransa'da tıp literatürüne giren ve Türkiye'de o güne kadar hiç görülmemiş bir hastalık olan "J dalgası sendromu" tanısı kondu. Kalp pili takılmasına karar verildi. O dönem GATA laboratuvarı tadilatta olduğu için hasta başka bir hastaneye yönlendirildi. Ancak hasta ve ailesi GATA’da kalmaya karar verdi. Kalp pili takılması için beklerken 15 Eylül 2012'te hayatını kaybetti. Olay kayıtlara “normal ölüm” olarak geçti.

İSİMSİZ İHBAR MEKTUPLARI

Ancak birçok kumpas sürecinde gördüğümüz isimsiz ihbar mektupları bu olayda da devreye sokuldu. İmzasız ihbarla erin ölümünden sorumlu tutulan Klinik Direktörü Pof. Dr. Mehmet Yokuşoğlu ve Doç. Dr. Kutsi Kabul hakkında tahkikat başlatıldı. Tahkikat Komisyonu'nun görevlendirdiği ilk bilirkişi heyeti “görevi ihmal yoktur” raporu verince bu kez ikinci idari tahkikat heyeti kuruldu. Kardiyolog Mustafa Aparcı'nın hazırladığı ikinci raporda, Kutsi Kabul ve Mehmet Yokuşoğlu hastanın ölümünde "ağır kusur" ve "ihmal"den suçlandı. Ayrıca davaya Dr. Cem Barçın ve Dr. Uygar Çağdaş Yüksel de dahil edildi. Genelkurmay Savcılığı, Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’nden bilirkişi raporu istedi. Bu raporda "ağır kusur" kalktı ancak "görevi ihmal" suçlamasıyla yargılama başladı. İlginç ve dikkat çeken bir durum da hastaya ait sağlık dosyasında bulunması gereken ve hastaya yapılan tıbbi müdahaleleri gösteren ve sanıklar lehine olan bazı belgeler “kayboldu.”

O AVUKAT DEVREYE GİRİYOR

Davanın ilk duruşmasında Mahkeme Maşkanı Seyfi Bulduk, askerin ailesine şikayetçi olmaları konusunda açık şekilde baskı uyguladı. Ardından FETÖ davalarının vazgeçilmez avukatı Hayrettin Açıkgöz devreye girdi ve aileyi arayarak davaya ücretsiz olarak bakacağını söyledi. Aile avukatın teklifini kabul etmedi. Mehmet Yokuşoğlu ve Kutsi Kabul, dava dosyasındaki tüm veriler üzerinden müdafileri vasıtasıyla Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümünce hazırlanan 28 Nisan 2014 tarihli bilimsel mütalaa ile son duruşmaya gitti. Hacettepe Kardiyoloji bölümünce hazırlanan raporda, sanıkların “kusuru ve görevi ihmali yoktur” tespiti yapıldı. Ancak Seyfi Bulduk’un başkanı olduğu mahkeme heyeti Sağlık Şurası'ndan görüş isteyerek duruşmayı 20 Eylül 2016'ya erteledi.

DAVANIN SAVCI VE HAKİMİ DARBE'DEN GÖZALTINDA

Telefonla ulaştığımız Yokuşoğlu ve Kabul'ün avukatı Levent Özçelik, müvekkilerinin yargılandığı davanın savcısı Uğur Aydın ve Mahkeme Başkanı Seyfi Bulduk'un darbe girişimiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındığını hatırlattı. Avukat Özçelik, müvekkillerinden Yokuşoğlu'nun bu kumpas sürecinde GATA'dan istifa ettiği bilgisini verdi. Özçelik, 20 Eylül'deki duruşmanın yapılıp yapılmayacağı konusunda sağlıklı bilgi alamadıklarını söyledi.

Casusluk kumpasında hedef alınmıştı

Kutsi Kabul ilk olarak 6 Temmuz 2012'de “İzmir Askeri Casusluk” davası kapsamında gözaltına alındı. Savcılık ifadesinin ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Kabul, hastanedeki mesaisine devam etti. Bir yetkilinin bile neden gözaltına alındığına dair hiçbir soru sormadığı Kutsi Kabul'e gözaltının üzerinden 2 yıl geçtikten ve davanın “kumpas” olduğu açığa çıktıktan sonra personel güvenlik incelemesi yapıldı.

Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin askeri darbe girişimi' soruşturması manşetlerimiz

(01 Ağustos 2016, 20:25)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPIYA DAİR GRUPLANDIRILMIŞ HABERLERİMİZ:

Paralel yapı-Fetullah Gülen
Paralel yapı-Örgütlenme detayları
Paralel yapı-Cemaat (Işık) Evleri
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği
Paralel yapı-Yargı uzantıları
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları
Paralel yapı-HSYK uzantıları
Paralel yapı-Polis uzantıları
Paralel yapı-MİT uzantıları
Paralel yapı-TSK uzantıları
Paralel yapı-Diyanet uzantıları
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci
Paralel yapı-PKK & HDP yakınlığı
Paralel yapı-Doğan Medyası bağlantısı
Paralel yapı-Medya uzantıları
Paralel yapı-Finansal uzantıları
Paralel yapı-Meclis uzantıları
Paralel yapı-Koç grubu
Paralel yapı-CHP bağlantısı
Paralel yapı-MHP bağlantısı
Paralel yapı-AKP bağlantısı
Paralel yapı-BBP bağlantısı
Paralel yapı-HDP bağlantısı
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları
Paralel yapı-Sağlık alanındaki uzantıları
Paralel yapı-Eczane Yapılanması
Paralel yapı-KPSS ve diğer sınav yolsuzlukları
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları
Paralel yapı-BTK'daki uzantıları
Paralel yapı-EPDK'daki uzantıları
Paralel yapı-SGK'daki uzantıları
Paralel yapı-TMO'daki (Toprak Mahsulleri Ofisi) uzantıları
Paralel yapı-TKDK'daki (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) uzantıları
Paralel yapı-KOSGEB'deki uzantıları
Paralel yapı-Adli Tıp Yapılanması
Paralel yapı-Cezaevleri (Gardiyan) Yapılanması
Paralel yapı-Kadın Yapılanması
Paralel yapı-TRT Yapılanması
Paralel yapı-RTÜK Yapılanması
Paralel yapı-BDDK Yapılanması
Paralel yapı-Başbakanlık'taki uzantıları
Paralel yapı-Maliye Bakanlığı'ndaki uzantıları
Paralel yapı-Galatasaray'daki uzantıları
Paralel yapı-Diplomat/Büyükelçi Yapılanması
Paralel yapı-Türk Telekom Yapılanması
Paralel yapı-Sol kesim uzantıları
Paralel yapı-Futbol Yapılanması
Paralel yapı-Sendika Yapılanması
Paralel yapı-Alevi Yapılanması
Paralel yapı-Özel Güvenlik Yapılanması
Paralel yapı-Uluslararası Ceza Mahkemesi uzantıları
Paralel yapı-Bilgi İşlem Merkezi Yapılanması
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı
Paralel yapı-Koruyucu Aile ve Çocuk Evleri Yapılanması
Paralel yapı-Sayıştay Yapılanması
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-2000'de Ankara'da açılan ilk dava
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı
Paralel yapı-17/25 Aralık (2013) yolsuzluk kumpasları
Paralel yapı-25 Aralık (2013) yolsuzluk kumpası davası
Paralel yapı-19 Ocak (2014) TIR baskını ve soruşturması
Paralel yapı-Telekulak soruşturmaları
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması
Paralel yapı-İHH komplosu
Paralel yapı-Selam-Tevhit kumpası
Paralel yapı-08 Nisan (2014) 'Adana yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-22 Mayıs (2014) 'Taraf/Baransu'ya MGK davası' soruşturması
Paralel yapı-11 Haziran (2014) 'Adana hakimlerin yasadışı dinlenmesi' davası
Paralel yapı-11 Haziran (2014) 'Adana polislerin yasadışı dinlenmesi' davası
Paralel yapı-07 Temmuz (2014) '25 Aralık kumpasına katılan hakim-savcılar' soruşturması
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) 'Yasadışı dinleme ve 25 Aralık/Selam kumpasları'
Paralel yapı-19 Ağustos (2014) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-23 Ağustos (2014) 'Adana kişisel verileri yoketmeyip saklama' soruşturması
Paralel yapı-23 Ağustos (2014) 'Ankara Avukat Nurullah Albayrak'ın FETÖ soruşturmasını engelleme' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-02 Ekim (2014) 'TÜBİTAK-Cevdet Aydın'ın sahte diplomayla işe alınması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2014) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2014) 'Mersin yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-05 Kasım (2014) 'Bursa SGK'da yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'İstanbul Tahşiye kumpası' soruşturması
Paralel yapı-16 Aralık (2014) 'Sakarya Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-19 Aralık (2014) 'Edirne Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-07 Ocak (2015) 'Emniyet Dış İlişkilerde ayrı yapılanma' soruşturması
Paralel yapı-17 Ocak (2015) 'TÜBİTAK-Hasan Başaran'ın sahte diplomayla işe alınması' soruşturması
Paralel yapı-27 Ocak (2015) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-08 Şubat (2015) 'İstanbul Fetullahçı Terör Örgütü' soruşturması
Paralel yapı-11 Şubat 2015 'Balyoz'da paralel bilirkişilere kumpas suçlaması' davası
Paralel yapı-11 Şubat 2015 'Balyoz Davası Üzerinden Masum Sanıklara Kumpas' (ana) soruşturması
Paralel yapı-13 Şubat 2015 'Sakarya yasadışı dinleme' davası
Paralel yapı-24 Şubat (2015) 'Bolu yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-28 Şubat (2015) 'Eskişehir yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-13 Mart (2015) 'Sinop Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Mart (2015) 'Sivas yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-03 Nisan (2015) 'TÜBİTAK-Böcekte sahte rapor' soruşturması
Paralel yapı-07 Nisan (2015) 'Şırnak örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-07 Nisan (2015) 'Ankara Sincan örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Nisan (2015) 'Emniyet İstihbarat'ı yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-25 Nisan (2015) 'İstanbul 25 Nisan kamikaze/yargısal darbe girişimi' soruşturması
Paralel yapı-25 Nisan (2015) 'Van yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) 'Ankara yasadışı dinleme-VIP dinleme' soruşturması
Paralel yapı-16 Mayıs (2015) 'Balyoz Kumpası'nda Taraf gazetesinin rolü' soruşturması
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) 'Konya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mayıs (2015) 'Can Dündar/MİT TIR görüntülerini yayınlama' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2015) 'Rize yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2015) 'Mersin/Gülen'in GDO kumpası' soruşturması
Paralel yapı-01 Temmuz (2015) 'Trabzon yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2015) 'İzmir Himmet' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2015) 'İstanbul Koza-İpek' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2015) 'Üsküdar Himmet' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2015) 'İstanbul Kaynak Holding' soruşturması
Paralel yapı-13 Eylül (2015) 'Antalya yasadışı dinleme' soruşturması/davası
Paralel yapı-15 Eylül (2015) 'Ankara Himmet/Kutsal Hoca Payı-1' soruşturması
Paralel yapı-16 Eylül (2015) 'Kayseri Melikşah Üniversitesi' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2015) 'Ankara/Kayseri Askeri Lise sınavlarında yolsuzluk' soruşturması
Paralel yapı-11 Ekim (2015) 'TÜBİTAK-Hasan Palaz'ın bilgileri bozma' soruşturması
Paralel yapı-12 Ekim (2015) 'Albay Hüseyin Kurtoğlu'na kumpas' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2015) 'İstanbul Florya Himmet' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2015) 'Uşak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2015) 'İzmir askeri casusluk kumpası' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Aralık (2015) 'Bursa/Örgütün İnsan Kaynakları' soruşturması
Paralel yapı-07 Aralık (2015) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) '17 Aralık Kumpası/Fetullah Gülen dahil 44 sanık' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) '17 Aralık Kumpası/Zekeriya Öz ve diğer savcılar' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) 'Sivas örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) 'Tekirdağ örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-11 Aralık (2015) 'Ankara/FETÖ'nün (Çatı) Lider Kadrosu' soruşturması/Davası
Paralel yapı-11 Aralık (2015) 'Selam kumpasına karışan 54 hakim-savcı' soruşturması
Paralel yapı-15 Aralık (2015) 'Adana SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-25 Aralık (2015) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-26 Aralık (2015) 'Çanakkale yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ocak (2016) 'Adana UYAP'tan örgüte bilgi sızdırma' soruşturması
Paralel yapı-13 Ocak (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzincan örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzurum tecavüze örtbas' soruşturması
Paralel yapı-27 Ocak (2016) 'Malatya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Şubat (2016) 'Manisa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Şubat (2016) 'Düzce yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Şubat (2016) 'Bursa İzgün Gıda/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Şubat (2016) 'Rize örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Şubat (2016) 'Balıkesir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Şubat (2016) 'Antalya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Şubat (2016) 'Isparta MİT timi' soruşturması
Paralel yapı-16 Şubat (2016) 'Karabük sınav yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-16 Şubat (2016) 'Gaziantep örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Şubat (2016) 'İzmir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Şubat (2016) 'Erzurum yolsuzluk ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Şubat (2016) 'İzmir Adliye yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Mart (2016) 'Kastamonu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Mart (2016) 'Diyarbakır SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-02 Mart (2016) 'Erzincan Ergenekon davasında kumpas' soruşturması
Paralel yapı-04 Mart (2016) 'Kayseri Boydak Holding' soruşturması
Paralel yapı-04 Mart (2016) 'İstanbul Zaman Gazetesi' soruşturması
Paralel yapı-06 Mart (2016) 'Sakarya yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-07 Mart (2016) 'Erzurum Gülen'in kardeşinin matbaası' soruşturması
Paralel yapı-08 Mart (2016) 'İzmir SGK yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Mart (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Mart (2016) 'Tokat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Mart (2016) 'Elazığ Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Mart (2016) 'İstanbul yasadışı dinleme-VIP dinleme' soruşturması
Paralel yapı-14 Mart (2016) 'Isparta ve Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Mart (2016) 'Dershanelerin kapatılmaması için tehdit' soruşturması
Paralel yapı-16 Mart (2016) 'Nevşehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Mart (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Mart (2016) 'Çankırı örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Mart (2016) 'Batman örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Mart (2016) 'Giresun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Mart (2016) 'Muş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mart (2016) 'Ankara Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mart (2016) 'Eskişehir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-30 Mart (2016) 'Aksaray örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-30 Mart (2016) 'İzmir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mart (2016) 'İzmir emniyet müdürlerine kumpas' soruşturması
Paralel yapı-01 Nisan (2016) 'Çorum Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Nisan (2016) 'Bursa Polis Okulu sınav hırsızlığı ihbarcısına kumpas' soruşturması
Paralel yapı-02 Nisan (2016) 'Karabük Kayyumdan Mal Kaçırma' soruşturması
Paralel yapı-03 Nisan (2016) 'Ordu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Nisan (2016) 'Gülen ve 44 polise casusluk' soruşturması
Paralel yapı-04 Nisan (2016) '25 Aralık belgelerinin Karşı gazetesinde yayınlanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Samsun Bank Asya'da sahtecilik' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Kırıkkale Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Kilis Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Antalya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2015) 'Ankara Himmet/Kutsal Hoca Payı-2' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Adıyaman Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Nisan (2016) 'Gaziantep örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-10 Nisan (2016) 'Erzincan Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Nisan (2016) 'Çanakkale örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Nisan (2016) 'Osmaniye SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-12 Nisan (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Nisan (2016) 'Sivas SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-17 Nisan (2016) 'Yozgat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Nisan (2016) 'İstanbul Bank Asya/Dumankaya' soruşturması
Paralel yapı-19 Nisan (2016) 'Bitlis Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Nisan (2016) 'Hatay örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Ankara 138 istihbaratçıya Paralel Kulak' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Afyon örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Van örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Aksaray örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Nisan (2016) 'Şanlıurfa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Nisan (2016) 'Yozgat örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Nisan (2016) 'Kırıkkale örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Nisan (2016) 'Trabzon Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Mayıs (2016) 'Ağrı SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-02 Mayıs (2016) 'Kahramanmaraş örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Mayıs (2016) 'Kırşehir örgüte finansal destek' soruşturması/davası
Paralel yapı-03 Mayıs (2016) 'Erzurum SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-04 Mayıs (2016) 'Van örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-05 Mayıs (2016) 'Antalya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Mayıs (2016) 'Adana örgüte yardım yataklık' soruşturması
Paralel yapı-09 Mayıs (2016) 'Amasya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Çorum Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Şanlıurfa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Kastamonu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Bartın örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Mayıs (2016) 'Erzincan SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-17 Mayıs (2016) 'Muğla örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-17 Mayıs (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-17 Mayıs (2016) 'İzmir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Mayıs (2016) 'TÜBİTAK'ta paralel kadrolaşma-146 usulsüz işe alım' soruşturması
Paralel yapı-20 Mayıs (2016) 'Hakkari örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-21 Mayıs (2016) 'Zonguldak örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-21 Mayıs (2016) 'Yalova Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Mayıs (2016) 'Sivas Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Mayıs (2016) 'Kahramanmaraş örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Ardahan Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Aksaray Kayyumdan Mal Kaçırma' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Mersin örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Sinop Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Düzce örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Diyarbakır örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Çorum örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Ordu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Niğde örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Mayıs (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Mayıs (2016) 'Siirt Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mayıs (2016) 'Balıkesir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Mayıs (2016) 'Karaman örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-30 Mayıs (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek ve belge imha' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Iğdır Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Hatay örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Erzurum örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Ankara Emniyet Bilgisayarlarına Virüs Yükleme' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Aydın örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Rize Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Elazığ Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Kocaeli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Haziran (2016) 'Van Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Haziran (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Haziran (2016) 'Giresun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Haziran (2016) 'Edirne Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Haziran (2016) 'Gaziantep Işıkevleri Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Haziran (2016) 'Gaziantep örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-06 Haziran (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-08 Haziran (2016) 'Kahramanmaraş Gülen'in doktorları' soruşturması
Paralel yapı-09 Haziran (2016) 'Kastamonu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Haziran (2016) 'Trabzon örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Haziran (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Haziran (2016) 'Aksaray Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Haziran (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Haziran (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-17 Haziran (2016) 'Adıyaman Himmet' soruşturması
Paralel yapı-20 Haziran (2016) 'Gümüşhane örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-20 Haziran (2016) 'Tekirdağ örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Haziran (2016) 'Antalya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Haziran (2016) 'İstanbul Haydar Meriç cinayeti' soruşturması
Paralel yapı-24 Haziran (2016) 'Kırklareli Okul Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Haziran (2016) 'İstanbul Silahlı Himmet' soruşturması
Paralel yapı-26 Haziran (2016) 'Elazığ SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Haziran (2016) 'Kırklareli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Temmuz (2016) 'Sakarya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-07 Temmuz (2016) 'İzmir askeri casusluk kumpası ve TSK yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Batman Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Bayburt örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Temmuz (2016) 'HSYK Asliye Hakimi İlhan Karagöz'den skandal karar' soruşturması
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi' ve soruşturmaları
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Ankara darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'İstanbul darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'İzmir darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Denizli darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Erzurum darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Konya darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Kars darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Kırşehir darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Yalova darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Adana darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Marmaris Darbecilerden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişimi' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Antalya Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Aydın Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'İstanbul Örgütün Para Kasası' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Kars Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Sakarya darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Temmuz (2016) 'İstanbul Harp Akademileri Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Temmuz (2016) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Temmuz (2016) 'Çorum darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-20 Temmuz (2016) 'Ankara Askeri Yargı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Temmuz (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Temmuz (2016) 'Van Mustafa Akman Cinayeti' soruşturması
Paralel yapı-22 Temmuz (2016) 'Siirt Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Isparta/Yalvaç örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Isparta/Yalvaç Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Trabzon Gülen'in sağ kolu Halis Hancı'nın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'İzmir Bodrum İmamı Çağrı Acar'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Aydın Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'İstanbul SAT İmamı Kemal Işıklı'nın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Eskişehir Polatlı İmamı R.Y'nin yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Elazığ Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'İstanbul Kanada İmamı İlhan Erdem'in yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'İstanbul Medya yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Mardin SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Mardin darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Bartın Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Yozgat Askeri Lise sınavlarında yolsuzluk' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Konya Avukat yapılanması/Balyoz kumpası' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'İstanbul Albay Üçok'a Hipnoz davasında kumpas' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Bursa Emniyet yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'İstanbul Mülkiye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'İzmir Adliye/Cezaevi yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'İzmir Petkim Yapılanması ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'İzmir Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'Adıyaman Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'Aydın örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Sivas örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Bursa darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Batman darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Ankara Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Ankara Başbakanlık'taki Yapılanma' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Diyarbakır Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Antalya Akdeniz Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Edirne Emniyet Yapılanması/İmamları' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Anayasa Mahkemesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Siirt Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ardahan Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'İstanbul Adli Tıp Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ordu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ankara Anayasa Mahkemesi (AYM) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Konya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Temmuz (2016) 'Ankara Mülkiye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Temmuz (2016) 'İstanbul TÜBİTAK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Zonguldak darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Uşak Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Aksaray Gıda Tarım Hayvancılık Md.Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Elazığ Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Çankırı Cezaevi yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Kütahya Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Isparta sosyal medyadan darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Edirne Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Denizli Pamukkale Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Ankara GATA Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'İzmir Çeşme Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ağustos (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Ağustos (2016) 'Kayseri Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ağustos (2016) 'Niğde örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-04 Ağustos (2016) 'Konya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Ağustos (2016) 'Uşak Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Ağustos (2016) 'Ankara Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ağustos (2016) 'Ankara Adalet Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ağustos (2016) 'Kırklareli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ağustos (2016) 'Antalya Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ağustos (2016) 'Kayseri Melikşah Üniversitesi yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ağustos (2016) 'İzmir Kavuklar Holding ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-06 Ağustos (2016) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ağustos (2016) 'İstanbul Türk Telekom Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Ağustos (2016) 'Şanlıurfa Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Ağustos (2016) 'Yalova örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Manisa Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Kahramanmaraş Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Mersin Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'K.Maraş Elbistan İmamı Recep Paksoy'un yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'İstanbul Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Ankara TRT Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Ankara 648 hakim-savcı' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Balıkesir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Adana Milli Eğitim Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Mersin BBP/Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Ağustos (2016) 'İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Ağustos (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) 'Uşak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) 'Antalya 'Abi' Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) '17 Aralık Kumpası/Fetullah Gülen dahil 67 sanık' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek veren şirketler' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'HSYK FETÖ imamı Adil Öksüz'ün serbest bırakılması' soruşturması
Paralel yapı-17 Ağustos (2016) 'Kayseri Erciyes Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Balıkesir TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Ankara 2012'deki hakim-savcı sınavı yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek veren şirketler' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Ankara Diplomat/Büyükelçi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'Konya Selçuk Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'İstanbul Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'İstanbul Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'İstanbul BDDK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'Balıkesir Mülkiye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ağustos (2016) 'Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ağustos (2016) 'Kırıkkale Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ağustos (2016) 'Düzce Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ağustos (2016) 'İzmir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Ankara Askeri Yargı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Çanakkale Cezaevi yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Ağustos (2016) 'Sakarya Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'İstanbul Futbolda Fetullahçı Yapılanma' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Bursa darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Ankara AYM/Yargıtay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Batman Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Mersin Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Kocaeli TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'İstanbul Bölge İmamları Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Ankara Danıştay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Bursa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Şanlıurfa Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Muğla örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Sakarya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ağustos (2016) 'İzmir Gediz Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ağustos (2016) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ağustos (2016) 'Zonguldak Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Ağustos (2016) 'Sakarya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Ağustos (2016) 'İstanbul Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Ağustos (2016) 'Siirt Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ağustos (2016) 'Giresun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ağustos (2016) 'Erzurum Atatürk Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Ağustos (2016) 'Muğla Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Ağustos (2016) 'Düzce Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Ağustos (2016) 'Tokat Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'Zonguldak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'İstanbul Özilhanlar Tekstil' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'Nevşehir il imamı Alim Çakır'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'İstanbul Medya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'Eskişehir Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Çankırı AKP Milletvekili İdris Şahin' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Batman örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Adana Medya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Konya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2016) 'Kayseri Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2016) 'Batman Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Samsun Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Ankara MİT Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Kırklareli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Erzurum Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Aydın Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Iğdır Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'İzmir Bylock kullanan örgüt mensupları 2 sanık' davası
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Ankara Özel Kuvvetler Komutanlığı Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'İstanbul Deniz İmamı Orhan Sipahioğlu'nun Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'Zonguldak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'Karabük Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Şanlıurfa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Rize Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Kütahya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Gaziantep Adliye/Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'İstanbul Beyazıt imamı Suat Gözütok'un Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Elazığ Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Çorum Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Balıkesir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Tekirdağ Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Nevşehir İmamı Bilal Ünsal'ın Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Kayseri Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'İstanbul Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'İzmir Bayraklı Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'İstanbul Metropoll Anket/Özer Sencar' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'Ankara TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'İstanbul Yeniçağ Gazetesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'Ankara Firari Amiraller İmren ve Ekici'nin yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2016) 'İstanbul TSK Yapılanması/Hakim, savcı ve diğer sivil TSK Abileri' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2016) 'Bursa Avukat Yapılanması' davası
Paralel yapı-09 Eylül (2016) 'İstanbul Seyidoğlu Baklavaları/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Eylül (2016) 'Iğdır örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Eylül (2016) 'Trabzon Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-10 Eylül (2016) 'İstanbul gazeteci Altan Kardeşler/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-10 Eylül (2016) 'Kütahya Bylock kurucusunun yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Eylül (2016) 'İstanbul Marmara Jandarma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Eylül (2016) 'İstanbul Zeytinburnu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Eylül (2016) 'İstanbul TSK murakıbı Hasan Pakır'ın tutuklanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'Ankara KOSGEB Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'Balıkesir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'İzmir Vali Yardımcısı Mehmet Suat İlhan'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'Kayseri Bylock kullanan kamu çalışanları' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Antalya Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Elazığ Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Isparta Milli Eğitim Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'İzmir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Karabük Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Siirt Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Tokat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Siirt Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'İzmir Ödemiş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Elazığ Fırat Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Bolu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Çanakkale Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Çorum Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Afyon Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Balıkesir Gülen'in Yeğeni Emine Akay'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Eskişehir Milli Eğitim Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Kırıkkale Üniversite Yapılanamsı' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Adana Tatlıcı Köse-Karahan/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Konya Ereğli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Samsun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Uşak Milli Eğitim/Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Van Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Eylül (2016) 'Şanlıurfa SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Eylül (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Eylül (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Eylül (2016) 'Mersin örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Bursa Aktif Eğitim-Sen Sendikası' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Çanakkale Dershane Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Denizli Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'İstanbul Eyalet İmamları' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Manisa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Ankara Birleşmiş Milletler UCM Hakimi Aydın Sefa Akay' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'İstanbul Kimse Yok mu Derneği/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'İzmir Raif Cilasun Vakfı/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'Amasya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Eylül (2016) 'Kars Komando Tugayı 15 Temmuz darbesine destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Eylül (2016) 'Eskişehir Jandarma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Eylül (2016) 'Afyonkarahisar Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Eylül (2016) 'Adana Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Eylül (2016) 'Gaziantep Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Ankara Askeri Ataşe Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Hatay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Isparta Eğitim Gönüllüleri Derneği' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Kayseri Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Tokat 15 Temmuz darbesine destek veren subaylar' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Erzurum Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Trabzon Sürmene Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Zonguldak Alaplı Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'İzmir Ege Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'Aydın TSK Yapılanması/Bylock kullanan subaylar' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'Batman Kadın ve Üniversite Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ekim (2016) 'Hatay FETÖ iddianamesini iade eden mahkeme heyetine HSYK' soruşturması
Paralel yapı-02 Ekim (2016) 'Bolu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Denizli Tavas Yapılanması (72 sanıklı)' davası
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'İzmir Tire Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Adıyaman Adliye/Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Afyon Cemaat Evleri Yapılanması/Erdek İmamı R.K'nın Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Batman Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Bitlis SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Düzce Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'İstanbul yeni darbe için emir bekleyen hücreler' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Ankara TSK Yapılanması/Mahrem İmamlar' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'İzmir Karşıyaka Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Zonguldak Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Adana Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Düzce Sanayi İle Adamları Derneği (DÜSİAD) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Denizli Yapılanması (50 sanıklı)' davası
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'İzmir Aliağa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Afyonkarahisar Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Aksaray TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Balıkesir Üniversitesi (BAÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Bursa Cihan-Sen/Ufuk Sendikaları' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Çorum Alaca Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'İstanbul Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'İzmir TSK Yapılanması/Askeri İmamlar' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Zonguldak Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Antalya Manavgat Çevre ve Diyalog Derneği (MAÇED)/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Çorum Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Zonguldak Ereğli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Ekim (2016) 'Balıkesir Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Ekim (2016) 'Tokat Emniyet/Alevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ekim (2016) 'Samsun Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-10 Ekim (2016) 'Trabzon Vakfıkebir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Ekim (2016) 'İzmir Menemen Eğitimciler Derneği Etüt Merkezi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Ekim (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler' soruşturması
Paralel yapı-12 Ekim (2016) 'Ankara Yargı Yapılanması/Bylock kullanan hakim-savcılar' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'Uşak Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'İzmir Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'Konya Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'İzmir Foça Deniz Üssü Yapılanması/Bylock kullanan askerler' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Konya Yapılanması/Bylock kullanan abi-ablalar' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Diyarbakır Emniyet Yapılanması' davası
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Erzurum Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Adıyaman Yapılanması/Eagle kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Muş Bylock kullanan PKK'lı terörist Özcan A.' soruşturması
Paralel yapı-17 Ekim (2016) 'İzmir Eldem Kuyumculuk/örgüte finansal destek' soruşturması/davası
Paralel yapı-17 Ekim (2016) 'İzmir Güzelbahçe Öğrenci Yapılanması/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-17 Ekim (2016) 'Zonguldak Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ekim (2016) 'Ankara BTK/TİB Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ekim (2016) 'Konya Akşehir Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Ankara Sayıştay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Kayseri Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Kayseri Aktif Eğitim-Sen Sendikası' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'İzmir Kınık Öğretmen/Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'İzmir Sağlık Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'Eskişehir Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'Karaman Öğrenci Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ekim (2016) 'Ankara Emniyet/Adalet Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ekim (2016) 'Uşak Mahrem yapı ve ideolojik kanat' soruşturması
Paralel yapı-21 Ekim (2016) 'İzmir Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-22 Ekim (2016) 'İzmir Narlıdere Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ekim (2016) 'İstanbul Başbakan Erdoğan'a DHKP-C koruma polisi kumpası' soruşturması
Paralel yapı-23 Ekim (2016) 'İstanbul darbeye destek veren polisler 29 sanık' davası
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'Antalya Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'Samsun Canik Başarı Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'Şanlıurfa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'İzmir Cezaevi/İnfaz Koruma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ekim (2016) 'İzmir örgüt imamları' soruşturması
Paralel yapı-25 Ekim (2016) 'Giresun Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-26 Ekim (2016) 'İzmir Sirus Gençlik Derneği Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ekim (2016) 'Şanlıurfa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ekim (2016) 'Edirne Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'Ankara Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'Kahramanmaraş Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'Tekirdağ Çerkezköy örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'İzmir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Kırklareli Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Manisa Soma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Manisa Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Eskişehir Diyanet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Trabzon Mercan A.Ş/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Ekim (2016) 'İzmir Bilirkişi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Ekim (2016) 'İstanbul Cumhuriyet gazetesi' soruşturması
Paralel yapı-31 Ekim (2016) 'Erzurum Yapılanması' soruşturması/davası
Paralel yapı-01 Kasım (2016) 'Adana Yargı Abileri yapılanması 2 sanık' davası
Paralel yapı-01 Kasım (2016) 'Ankara RTÜK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Kasım (2016) 'İzmir Özel Güvenlik Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Kasım (2016) 'Ankara Bylock kullanan eğitimciler' soruşturması
Paralel yapı-02 Kasım (2016) 'Sakarya Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'İzmir Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'İstanbul TUSKON arşivi' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'İstanbul Marmara Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'Sakarya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Konya Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-04 Kasım (2016) 'İzmir Bylock kullanan Milli Eğitim görevlileri' soruşturması
Paralel yapı-04 Kasım (2016) 'Kahramanmaraş Askeri Okullar/Sınav Yolsuzluğu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Kasım (2016) 'İstanbul Denge Platformu Derneği' soruşturması
Paralel yapı-07 Kasım (2016) 'İzmir Büyükşehir Belediyesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Kasım (2016) 'Konya Ereğli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'Kars Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'Ankara Polis Okulu sınavlarında yolsuzluk' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2016) 'İzmir Aliağa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2016) 'Kırşehir Kamu Alanları Dışındaki Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2016) 'Zonguldak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Denizli Avukat Yapılanması 10 sanık' davası
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Kayseri Yapılanması/Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Kayseri Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Manisa Turgutlu Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Manisa Sarıgöl Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Kasım (2016) 'Adana örgüte finansal destek 103 sanık' soruşturması/davası
Paralel yapı-14 Kasım (2016) 'Kırşehir 'Fetö Silahlı Terör Örgütü Propagandası' davası
Paralel yapı-16 Kasım (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması 2 sanık' soruşturması/davası
Paralel yapı-18 Kasım (2016) 'İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Kasım (2016) 'Ankara Maliye Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Kasım (2016) 'Ankara TSK/Yargı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Kasım (2016) 'İstanbul Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Kasım (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması 1 sanık' davası
Paralel yapı-24 Kasım (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması 2 sanık' davası
Paralel yapı-24 Kasım (2016) 'Adana Aktif Eğitim-Sen Sendikası 31 sanık' soruşturması/davası
Paralel yapı-25 Kasım (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Kasım (2016) 'Adana İncirlik Üssü Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Kasım (2016) 'Giresun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Kasım (2016) 'Ankara MİT Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Kasım (2016) 'İstanbul Darbe Yapılanması/Sabiha Gökçen Havalimanı Baskını 62 sanık' davası
Paralel yapı-30 Kasım (2016) 'Ankara ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-30 Kasım (2016) 'Tokat Emniyet Yapılanması/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Aralık (2016) 'Bursa Emniyet Yapılanması/yasadışı dinleme ve darbeye destek 32 sanık' davası
Paralel yapı-01 Aralık (2016) 'Denizli Osman Nuri Yılmaz Derneği/örgüte finansal destek 8 sanık' davası
Paralel yapı-01 Aralık (2016) 'İstanbul Doğan Medya Temsilcisi Barbaros Muratoğlu/Medya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Aralık (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' davası
Paralel yapı-02 Aralık (2016) 'İzmir Karşıyaka darbeye destek 5 sanık' davası
Paralel yapı-02 Aralık (2016) 'Malatya Yapılanması 54 sanık' davası
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar
Paralel yapıya açılan davalar
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapıya açılan davaların iddianameleri
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon davasında kumpas
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Danıştay Saldırısı
Paralel yapı-Şemdinli Davası
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümü
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Mustafa Akın cinayeti
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-İrfan Erbarıştıran'ın şüpheli ölümü
Paralel yapı-Mustafa Akman cinayeti'
Paralel yapı-Aselsan intiharları
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Kozmik Oda soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Elazığ/İhya-Der kumpası
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL'e geçilmesi
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar
Paralel yapıya yönelik kayyum atamaları
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı TSK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Adalet/İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Milli Eğitim Bakanlığı'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-ABD bağlantıları
Paralel yapı-İsrail bağlantıları
Paralel yapı-Almanya bağlantıları
Paralel yapı-Mısır (askeri darbecileri) bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Dershane
Paralel yapı-Yurtdışındaki cemaat okulları
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı-Bylock konulu soruşturma, dava ve haberler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=8343    yazdır/print


 

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe girişimi

Türkiye 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleriyle başlayan süreç, ilerleyen dakikalarda bir açıklama yapan Başbakan Binali Yıldırım tarafından doğrulandı. Yıldırım, darbe girişimi yaşandığını açıkladı. 'Asker içindeki bir grubun kalkışması söz konusu' diyen Yıldırım, polis güçlerinin önlem aldığını, halkın iradesini korumak için çatışmaya girmekten kaçınmayacaklarını, kalkışma yapanların bunun bedelini ödeyeceklerini açıkladı. Bir kaç ay önce sitemizde yayınlanan bir haberde FETÖ'cülerin son umudunun darbe olduğunu dile getirmiştik. Basında başka haberlerde de yer alan bu iddia üzerine askeri kesimden bazı isimler açıklama yapmış, bunun ciddiye alınacak bir iddia olmadığını belirtmişlerdi. 15 Temmuz saat 23.00 gibi başladığımız bu canlı yayın haberimizde dakika dakika tüm gelişmeleri olabildiğince kısa kısa vermeye çalışıyoruz.

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikalarda bir açıklama yapan Başbakan Binali Yıldırım ise darbe girişimi yaşandığını açıkladı. 'Asker içindeki bir grubun kalkışması söz konusu' diyen Yıldırım, polis güçlerinin önlem aldığını, halkın iradesini korumak için çatışmaya girmekten kaçınmayacaklarını, kalkışma yapanların bunun bedelini ödeyeceklerini açıkladı. Bir kaç ay önce sitemizde yayınlanan bir haberde FETÖ'cülerin son umudunun darbe olduğunu dile getirmiştik. Basında başka haberlerde de yer alan bu iddia üzerine askeri kesimden bazı isimler açıklama yapmış, bunun ciddiye alınacak bir iddia olmadığını belirtmişlerdi. Öte yandan Paralel örgüte karşı en yoğun haberleri yapan bir site olarak yaptığımız haberlerin ve analizlerin ne kadar yerinde olduğu, bu örgütün ne kadar tehlikeli olduğu da ortaya çıkmış oldu.

Tek umutları askeri darbe! | Umutları Mayıs darbesi | Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz

SON DAKİKA BİLGİLER: (YENİDEN ESKİYE.. EN SON GELİŞME EN ÜSTTE YER ALIYOR)

Canlı yayınımız 16 Temmuz 2016 saat 21:45'te sona erdi. Darbe girişimiyle ilgili devam eden gelişme ve haberleri ayrı haberler olarak aşağıdaki şu linkte bulabilirsiniz:

Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin askeri darbe girişimi' soruşturması manşetlerimiz

21:45 Kocaeli'de 48 hakim ve savcının evlerine operasyon yapılıyor. Aslında bir çok ilden peşpeşe hakim ve savcıların gözaltına alındığı haberleri geliyor.

21:37 Savcılık, HSYK tarafından FETÖ bağlantısı nedeniyle açığa alınan 2745 hakim ve savcı hakkında soruşturma başlattı. İlerleyen saatlerde gelen haberlerde bu 2745 hakim hakkında gözaltı kararı çıkarıldığı bildiriliyor. Bu hakim ve savcıların isimleri de ortaya çıktı.İşte o isimler

21:35 Yurdun çeşitli illerindeki çeşitli komutanlıklarda çok sayıda rütbeli üst düzey askerlerin bir bir gözaltına alındığı haberleri geliyor.

21:34 Zonguldak Valiliği 46 emniyet mensubunu görevden aldı. Zonguldak İlçe Emniyet Müdürü geçtiğimiz saatlerde darbeye destek verdiği suçlamasıyla tutuklanmıştı. Zonguldak'ta Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimiyle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, Durgun'un "verilen görevi yerine getirmediği ve görevli personeli evine göndermeye çalışarak darbe girişimine destek olduğu" tespit edildi. Gözaltına alınan İlçe Emniyet Müdürü Durgun'un emniyetteki işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edilen Durgun, nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

21:01 Anayasa Mahkemesi üyesi Erdal Tercan gözaltına alındı. Önceki saatlerde Alpaslan Altan da gözaltına alınmıştı.

20:06 Akıncı 4. Ana Jet Üssü'ndeki FETÖ'nün darbeci subaylarının direnişi sona erdi. 67 kişiden oluşan darbeci grup teslim oldu.

19:45 3. Ordu Komutanı Orgeneral Erdal Öztürk İnegöl'de gözaltına alındı.

18:07 İki general darbecilerin elinden kaçmayı başardı.. Dün akşam başlatılan darbe girişiminde FETÖ'cü askerler tarafından rehin alınan ve Ankara'daki Akıncı Hava Üssü'nden tutulan Kara Kuvveleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile Kurmay Başkanı Korgeneral İhsan Uyar kaçmayı başardı. İki komutan yolcu minibüsü ile Kara Kuvvetleri Komutanlığına ulaştı. Öte yandan aynı hava üssünde darbeciler tarafından rehin tutulan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi de kurtarıldı. Mendi'nin görevinin başına geçtiği bildiriliyor.

17:57 Darbecilerin F-16'ları nasıl engellendi?.. Yaşanan darbe girişiminde Ankara’daki Akıncı 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan F-16’ların kalkışlarının önlenmesi için bombalandığı, bu operasyonun da Eskişehir’den gelen F-4E 2020’ler tarafından gerçekleştirildiği iddia edildi. F-16’lar dün Akıncı üssünden kalktıktan sonra Ankara semalarında çok alçaktan ve ses hızı üzerinde uçmuştu. F-16’lar taşıdıkları bombaları da farklı hedeflere atmıştı. Bu gelişmeler üzerine Eskişehir 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığı’na bağlı 111. Filo’dan iki F-4E 2020 uçağı bomba yüklü olarak kaldırıldı. Uçaklar, Akıncı üssünün pistini vurdu. Pistte meydana gelen hasarla, uçakların havalanması önlendi.

17:52 Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ile Muharip Hava Kuvveti ve Füze Savunma Komutanı Mehmet Şanver görev başına döndü.

17:48 Hakkari’de gözaltılar devam ediyor.. Hakkari Dağ ve Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Otal, kurmay başkanı ve 4 subayın gözaltına alındığı belirtildi. Sabah saatlerinde de Bolu Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Güneşer, Hakkari İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Demiray Demirci gözaltına alınmıştı.

17:46 Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral İshak Dayıoğlu gözaltına alındı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı Balıkesir'de bulunan 9. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral İshak Dayıoğlu, gözaltına alınarak Balıkesir Emniyet Müdürlüğü'ne getirildi. Balıkesir'de gün boyu yapılan gözaltılarda 3 general ve 1 binbaşı gözaltına alındığı belirtildi.

17:31 Sarp Sınır Kapısı kapatıldı.. Dün akşam gerçekleştirilen darbe kalkışımı sonrası yaşanan gelişmeler nedeniyle Artvin'de, Gürcistan'a açılan Sarp Sınır Kapısı'nda yaya ve araç giriş çıkışı durduruldu. Hopa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Akyürek, sınır kapısında geçişlerin iki ülke tarafından karşılıklı olarak durdurulduğunu açıklayarak, vatandaşlardan sabırlı olmalarını istedi. Sınır kapısının darbeci askerlerin kaçışının engellenmesi nedeniyle kapatıldığı öne sürüldü.

17:04 İçişleri Bakanı Efkan Ala, şu anda insiyatifin devlette olduğunu söyleyerek, "Vatandaşlarımızın bu akşam da sokaklarda kendi kentlerinin meydanlarda olmalı. Vatandaşlarımızı tekrar sokağa çağırıyorum" çağrısı yaptı. Özellikle Gölcük Donanma Komutanlığı, Malatya 7 Ana Jet Üssü Komutanlığı ve 2. Ordu'daki FETÖ'cüler henüz tam olarak tasfiye edilmediği, her an yeni bir kalkışmanın söz konusu olabileceği dile getiriliyor.

16:53 ABD'den 'İncirlik Üssü' ve olağanüstü toplanma kararı açıklaması.. CNN International, ABD ordusu tarafından kullanılan İncirlik Hava Üssü'nün Türk yetkililerce giriş-çıkışa kapatıldığını bildirdi. Bu arada ABD Başkanı Obama, Ulusal Güvenlik Konseyi'ni toplama kararı aldı. CNN'in haberine göre, ABD'nin Adana Konsolosluğu, üste elektriklerin kesildiğini duyurdu. Konsolosluk, ABD vatandaşlarını, ikinci bir bildirime kadar üsten uzak durmaları için uyardı. Öte yandan Beyaz Saray, ABD Başkanı Barack Obama'nın, Türkiye'deki gelişmelerin ele alınması için önümüzdeki saatlerde Ulusal Güvenlik Konseyi'ni toplayacağını açıkladı.

16:51 Şu ana kadar 34 general yakalandı.. Şırnak'ta yakalanan Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Osman Gürcan, çıkarıldığı mahkemece, Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesindeki, "Anayasayı ihlale teşebbüs" ve 312. maddesindeki "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmaya ve görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi" suçlarından tutuklandı. Güvenlik güçlerinin hakkında gözaltı kararı olanları yakalama çalışmaları sürüyor.

Yapılan çalışmalarda yakalanan generallerden 34'ünün ismi şöyle:

-Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Osman Gürcan
-70. Mekanize Piyade Tugay Komutanı ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Salih Kırhan
-Bingöl 49. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Yunus Kotaman
-Bolu 2. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Güneşer
-Sivas Garnizon Komutanı ve 5. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Fatih Celaleddin Sağır -Aksaz Deniz Üs Komutanı Tuğamiral Namık Alper
-Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanı Tümgeneral Metin Akkaya
-Isparta Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa Kurutmaz
-Balıkesir Garnizon Komutanı Tümgeneral Mehmet Akyürek
-Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Serdar Ahmet Gündoğdu
-Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanı Kurmay Başkanı Hava Pilot Tümgeneral Suat Murat Semiz
-1. Ana Jet Üs Komutanı Hava Pilot Tuğgeneral Dursun Pak
-1. Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi ve JFAC Komutanı Hava Pilot Tuğgeneral Recep Ünal
-5. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Soysal
-Ege Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Memduh Hakbilen
-20. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Metin Alpcan
-Mersin Garnizon ve Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan
-39. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Hasan Polat
-10. Tanker Üs Komutanı Hava Pilot Tuğgeneral Bekir Ercan Van
-54. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Hidayet Arı
-Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız
-Deniz Hava Us Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma
-Bornova 57. Topçu Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmed Nuri Başol
-3. Ordu Harekat Kurmay Başkanı Tuğgeneral Ekrem Çağlar
-Amasya 15. Piyade Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Mustafa Yılmaz
-55. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Bekir Koçak
-65. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Cemalettin Doğan
-Tokat Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Adnan Arslan
-Samsun Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Şükrü Eken
-Kastamonu Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Faruk Bal
-Manisa Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yavuz Ekrem Arslan
-Bitlis 10. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Arif Settar Afşar
-Ardahan 2. Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Erdem Kargın
-Ağrı 1. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ozan

16:49 Darbe girişiminde bulunanların listesi o komutanın çantasından çıktı.. Bursa İl Jandarma Komutanı'nın çantasında, darbecilerin amacına ulaşmaları halinde kimin hangi göreve getirileceğini gösteren liste ele geçirildi. Grubun darbenin başarılı olması halinde bazı askeri görevler için atama listesi hazırladığı kaydedildi. Yaklaşık 400 ismin yer aldığı listede, atamaların çoğunluğunun Jandarma Genel Komutanlığına bağlı birliklere olduğu öğrenildi. Atama yapılması planlanan görevler arasında Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı birlikler ile yurtdışındaki askeri ateşliklerin de yer aldığı belirtildi.

Öte yandan, askeri kaynaklardan alınan bilgiye göre, darbe girişimini planlayan bir süre önce görevden alınan Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse başkanlığındaki 37 askerin yer aldığı grup, çok sayıdaki askeri ve sivil göreve atanacak askerleri listeledi.

Yaklaşık 400 kişilik atama listesinde, Hava Kuvvetleri Komutanlığında görevli Yücel Topçu'nun Maliye Bakanlığı Müsteşarlığına, Hava Kuvvetleri Komutanlığında görevli Nedim Karabulut'un THY Genel Müdürlüğüne, Hava Harp Akademisi Komutanlığından Orhan Tolluoğlu'nun Atatürk Havalimanı Müdürlüğüne, Hava Harp Akademisi Komutanlığından Murat Divril'in Sabiha Gökçen Havalimanı Müdürlüğüne, Hava Lojistik Komutanlığından Emine Gülşen Torunoğlu Aslan'ın Hazine Genel Müdürlüğüne, Hava Harp Okulundan Ahmet Gümüş'ün İş Bankası Genel Müdürlüğüne, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreterliği İletişim Şube Müdürü Mesut Yurttan'ın Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğüne, Hava Harp Akademisi Komutanlığından Tamer Özaslan'ın TRT İstanbul Radyosu Genel Müdürlüğüne, Hava Kuvvetleri Komutanlığından İlhan Karasu'nun Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Hava Kuvvetleri Komutanlığından Murat Karakuş'un AFAD Başkanlığına, Hava Harp Okulu Öğrenci Alayı Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Ergezen'in TRT İstanbul Müdürlüğüne, 1. Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Osman Gürcan'ın Emniyet Genel Müdürlüğüne, Kastamonu Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Faruk Bal'ın İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığına, Kuveyt Askeri Ataşesi Mikail Güllü'nün MKE Genel Müdürlüğüne atandığının ifade edildiği aktarıldı.

Atama listesinde, Jandarma Bölge Komutanlığı görevleri olmak üzere çok sayıdaki askeri görev için de atama yapıldığı öğrenildi. Askeri kaynaklardan alınan bilgiye göre, darbe girişimini planlayan bir süre önce görevden alınan Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse başkanlığındaki grupta, Albay Mehmet Oğuz Akkuş, Binbaşı Erkan Ağın, Yarbay Doğan Uysal, Yarbay Derya Yaman, Albay Erhan Ermişoğlu, Albay Seyfi Bulduk, Yarbay Hasan Saban, Üsteğmen Serdar Çamiçi, Üsteğmen Akif Us, Yarbay Ali Müjdat Eski, Yarbay Uğur Aydın, Binbaşı Kurtuluş Kaya, Üsteğmen İlyas Damarseçkin, Üsteğmen İsmail Mıngır, Teğmen Mehmet Sadık Özgüven, Yüzbaşı Sefa Mumcu, Üsteğmen Harun Birol Mert, Yarbay Uğur İrici, Üsteğmen Turan Özen, Üsteğmen Abdürrahim Özkan, Üsteğmen Süleyman Ülker, Teğmen Süleyman Çelebi, Albay Naci Akdemir, Binbaşı Ali Koçyiğit, Üsteğmen Halil İbrahim Dişçi, Üsteğmen Saadet Us, Üsteğmen Abdullah Avlık, Albay Ferhan Kuşcan, Albay Bülent Çolak, Albay Haluk Kamil Yavuz, Üsteğmen Zafer Öğretici, Üsteğmen Hamit Can Yüksel, Üsteğmen Ayhan Doğan, Üsteğmen Arif Bakır'ın da aralarında bulunduğu 37 asker yer aldı.

16:34 1.Ordu Harekat Başkanı Tuğgeneral Eyyüp Gürler ile İstanbul İl Jandarma Komutanı Gürcan Sercan gözaltına alındı. İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Soruşturma Bürosu Başsavcı Vekili İrfan Fidan'ın talimatıyla Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından gözaltına alındı. Hatırlanacağı gibi 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar'ın askeri darbeye karşı çıkmış, Başbakanlık tarafından kendisinden haber alınamayan Genelkurmay başkanı Hulusi Akar'ın yerine vekaleten göreve getirilmişti. Dündar'a bağlı görev yapan 1.Ordu Harekat Başkanı Tuğgeneral Eyyüp Gürler ise askeri darbede görev aldığı gerekçesiyle savcılık talimatıyla gözaltına alındı.

16:32 VE İLK TUTUKLAMA GELDİ.. Şırnak'ta gözaltına alınan Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Gürcan çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Gürcan, çıkarıldığı mahkemece, Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesindeki, "Anayasayı ihlale teşebbüs" ve 312. maddesindeki "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmaya ve görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi" suçlarından tutuklandı. Aynı operasyonda yakalanan 5'i binbaşı 4'ü yüzbaşı 311 askerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

16:31 Deniz Harp Okulu Komutanı'nı alıkoyanlar yakalandı.. Deniz Harp Okulu Komutanı Mesut Özel'in gece alıkonulması ile ilgili Deniz Harp Okulu Komutanlığı'nda görevli; Dnz. Krm.Binbaşı Cüneyt Aydoğan, Dnz.Piy.Yzb. S. Barbaros Üstün, Dnz.Üstğ. İsa Demirbilek, Dnz.Piy.Üstğ. İbrahim Halil Tekatlı, 4 adet görev tabancası ve 2 adet suçta kullanılan komutanlığa ait tabanca ile Deniz Harp Okulu Komutanlığı'nda gözaltı işlemleri yapıldı, TEM Şube Müdürlüğü'ne teslim edilmek üzere çıkış yapıldı.

16:30 38 140 Yargıtay üyesi için gözaltı kararı.. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın darbe teşebbüsüne ilişkin başlattığı soruşturması kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan 10 Danıştay üyesi gözaltına alındı, 38 Danıştay üyesi için ise gözaltı kararı alındı. Ayrıca hakkında gözaltı kararı çıkarılan 140 Yargıtay üyesinden 11'inin, 5 HSYK üyesinden ise 4'ünün gözaltına alındığı öğrenildi. Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere Danıştay üyelerini hizmet binasına çağırdı. Davet üzerine salona gelen 35-40 kişilik bir üye grubu, salonda bulunan 15-20 kişiden oluşan başka bir üye grubunun paralel yapıya bağlı olduğunu öne sürerek salona girmedi. Bu arada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının silahlı darbe girişimi kapsamında başlattığı soruşturmada, hakkında gözaltı kararı verilen 10 Danıştay üyesi, hizmet binasına gelen polis ekipleri tarafından isimleri tek tek okunarak dışarı davet edildi. Üyeler bir süre sonra polis otosuna bindirilerek emniyete götürüldü. Gözaltına alınan 10 Danıştay üyesinin isimleri şöyle: Mesut Güngör, Kemalettin İşlek, Kasım Davas, Haşim Güney, Galip Tuncay Tutar, Hannan Yılbaşı, Ramazan Erol, Hasan Kabadayı, Hüseyin Oğuz ve Resul Çomoğlu. 38 Danıştay üyesi için ise gözaltı kararı alındı. Ayrıca 140 Yargıtay üyesi hakkında da yakalama kararı çıkarıldığı öğrenildi. Konuyla ilgili konuşan Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, söz konusu isimler hakkında daha önceden soruşturma dosyaları olduğunu söyledi.

16:22 Polatlı'da halk Topçu Okulu'na yürüdü, camiye giren Yarbay kaçtı.. Ankara'nın Polatlı İlçesi'nde halk, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Sokaklara çıkın" çağrısına uydu ve sokaklara döküldü. Geceyarısı Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan binlerce kişi, sloganlar attı. Öfkeli bir grup da Topçu ve Füze Okulu'na yürüdü. Camilerden sala okundu. Araç konvoylarıyla şehir içinde tur atan Polatlı halkı, klakson çalarak kalabalığı arttırdı. Bu arada bir manga askerle Polatlı Çarşı Camii'ne gelen ve salanın sona erdirilmesini isteyen Yarbay rütbeli bir asker, buradaki görevlileri tehdit ederek mikrofonları kırdı. Camiyi kilitleyip imamı dışarı çıkaran subayın bu davranışı, kalabalığın öfkesini arttırdı. 100 metre yakındaki Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan binlerce kişi camiye yürüdü. Bunu haber alan yarbay ve yanındaki askerler havaya ateş ederek oradan kaçmaya başladı. Bu durum halkı daha da öfkelendirdi. Yarbay, camiye girerken çıkardığı botlarını tekrar giymeye bile fırsat bulamadan yanındaki askerlerle birlikte koşarak uzaklaştı. Öfkeli kalabalık, darbeye karşı sloganlar atarak Topçu ve Füze Okulu'na yürüdü. Nizamiye girişi önünde biriken halk, o sırada askeri bir cipin önünü kesti ve camlarını kırdı. Sabah saatlerine kadar Topçu Okulu önünde duran halk, hiç durmadan 'Asker kışlaya', 'Recep Tayyip Erdoğan', 'Demokratik Türkiye' sloganları attı.

FÜZE YÜKLÜ KAMYONLAR DURDURULDU

Bu arada E-90 karayolunu kapatan halk, Ankara'ya gitmekte olan füze yüklü askeri kamyonları durdurdu. Bıçaklarla kamyonların lastiklerini parçalayan halk, yolu trafiğe kapattı. Füzelerin Polatlı'da bulunan 58. Füze Tugayı'ndan veya Topçu Okulu'na bağlı Acıkır kışlasından yola çıkarıldığı sanılıyor. Bir ara askerlerin kapalı kasa kargo kamyonlarıyla başkente gittiği haberi duyuldu. Bunu duyan halk, hiçbir araca geçit vermedi. Sabah saatlerine kadar sokaklarda darbeyi protesto eden halk, sabah ezanı ile birlikte çarşı camiine gitti ve sabah namazı kıldı.

15:33 ABD: Gülen için talep almadık. Darbe girişiminin soruşturulmasında Türkiye'ye yardım etmeye hazırız.. Fetullah Gülen'in Türkiye'ye iadesine ilişkin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'den açıklama geldi. Reuters'ın haberine göre, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Lüksemburg ziyareti sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Gülen'in Türkiye'ye iade edilmesine dair herhangi resmi bir talep almadıklarını söyledi. Kerry, darbe girişiminin soruşturulması konusunda ABD'nin Türkiye'ye yardım etmeye hazır olduğunu belirtti. ABD Dışişleri Bakanı, "Sayın Gülen hakkında sorulacak sorular olduğunu tahmin ediyoruz" diye ekledi. Başbakan Binali Yıldırım, Fetullah Gülen ile ilgili şu açıklamayı yapmıştı: "Fetullah Gülen’in bir terör örgütünün başı olduğu zaten bizim bildiğimiz ve MGK kararı da dahil her türlü iade talebini de yaptığımız birisidir. Dün akşam yaşanan olaydan sonra bu adamın, bu çete liderinin, bu terör örgütü başının arkasında duracak ülke göremiyorum. Bunun arkasında duracak ülke dost değildir, Türkiye’ye karşı savaşım içindedir."

15:31 Havalimanında gözaltına alınanlardan 66'ncı Mekanizma Birliği'nde görevli Albay Mustafa Kol ile 10 subay ve 56 asker işlemleri tamamlanınca İstanbul Adliyesi'ne sevk edilecek.

15:18 Sinop Valisi görevden alındı.. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bir grubun yaptığı darbe girişimi ile ilgili Garnizon Komutan Yardımcısı Albay Temel Çetinkaya gözaltına alındı. Çetinkaya’nın eşi olan Sinop Valisi Dr. Yasemin Özata Çetinkaya’nın da görevden alındığını ve yerine Giresun Valisi Hasan Karahan’ın atandığı ileri sürüldü. Polis, savcının talimatıyla Sinop Vali Konağı ile Karakum’daki Vali Konukevi’nde arama başlatıldı.



15:06 Genelkurmay Başkanlığı'nda darbe girişiminde bulunan askerlere yönelik gözaltı operasyonunun tamamlandığı, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin karargahta detaylı arama yapacağı bildirildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nda görevli üç cumhuriyet savcısı, zanlıları teslim almak için Genelkurmay Başkanlığı nizamiyesine geldi.

15:04 Danıştay Başkanlığı'ndaki paralel üyeler gözaltına alınıyor. Danıştay Başkanlığındaki FETÖ mensubu üyelerden 5'i Danıştay Genel Kurul Salonunda gözaltına alındı, 4 üye ise yazılı karar olmadığı gerekçesiyle polis ekiplerine direniyor.

15:04 Denizli'de halk 500 askeri teslim aldı.. Dün gece, darbe girişimiyle birlikte 11. Komando Tugayı'ndan askeri araçlarla çıkan askerler, Çardak Havaalanı'na gitti. Askerlerin geçişlerine halk yolu kapatarak engel olmak istedi. İş makineleri ve kamyonlar yola sıralanarak, askerin geçişi önlenmeye çalışıldı. AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, AK Parti Denizli İl Başkanı Necip Filiz de olay yerine gelerek vatandaşlara destek verdi. Bugün saat 10.00 itibariyle darbe girişiminin püskürtülmesi üzerine askerler gruplar halinde teslim olmaya başladı. AK Partili Çardak Belediye Başkanı Mahmut Öztürk, darbe girişimine katıldıkları iddia edilen 500 askerin teslim olduğunu söyledi. AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, gelişmeyi Twitter hesabından "Valimiz, jandarmamız ve emniyetimizin girişimleri ve milletimizin direnişiyle Çardak'ta 500 asker teslim alındı" yazarak, duyurdu. Denizli İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şubesi ekipleri, Çardak'a gidip askerleri, belediye otobüsü ve askeri araçlarla Denizli'ye getirdi. Subay ve astsubayların ise Çardak İlçe Jandarma Komutanlığı'nda sorgulandığı bildirildi. Öte yandan Denizli'deki camilerden sela verilerek, vatandaşlar Delikçınar Meydanı'na çağırıldı, milli iradeye, demokrasiye sahip çıkmaları istendi. Belediye tarafından meydanda toplanan kalabalığa su ve kumanya dağıtıldı.

14:50 Yargıtay Başkanı Cirit: Alçak kalkışma kahraman milletimizin sarsılmaz iradesiyle hak ettiği cevabı almıştır.

14:42 HSYK'dan dev hamle: HSYK Genel Kurulu, paralel yapıyla bağlantısı olduğuna dair daha önce somut bulgular elde edilmiş olan kurul üyesi 5 mensubunu, HSYK Dairesi ise aynı nedenle ve adları çeşitli soruşturmalara karışmış olan 2745 hakimi açığa aldı. Kurul, ayrıca adli izinlerin kaldırılmasına karar verdi. HSYK Genel Kurulu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının gözaltı kararı doğrultusunda 5 HSYK üyesinin üyeliğinin düşürülmesine karar verdi. HSYK 2. Dairesi, 541'i ilk derece idari yargıda, 2 bin 204'ü ilk derece adli yargıda olmak üzere toplam 2 bin 745 hakimi açığa aldı.

14:40 Yunanistan: Ülkemize kaçan darbecilerin iadesi için Türk yetkililerle işbirliği yapmaya hazırız.

14:29 Malatya'da 7 askeri kargo uçağa operasyon yapıldı. 114 asker gözaltına alındı.. Alınan bilgiye göre, darbeci askerlerin alınması için polis ve askerlerin 2. Ordu Komutanlığındaki operasyonu kapsamında farklı rütbelerden 114 kişi silahlarıyla yakalandı. 2. Ordu Komutanlığı önündeki vatandaşlar, darbeci askerlerin karargahtan çıkarılması sırasında tepki gösterdi. Askerleri linç etmek isteyenleri, polis ekipleri engelledi. Komutanlıktaki operasyon sürüyor. Bu arada, talimatlara uymayan 7 askeri kargo uçağı, kapatılmasına rağmen Malatya Havalimanı'na radar yardımıyla iniş yaptı. Uçaklardaki 39 darbeci asker gözaltına alındı. Malatya Büyükşehir Belediyesi, Erhaç Havalimanı'nda darbeci askerlerin bulunduğu öğrenilen kargo uçaklarının kalkışını engellemek için alana iş makineleri, kamyon ve otobüsler sevk etmişti.

14:19 FETÖ'cü polis tankın içinde gözaltına alındı.. Bölücü terör örgütü FETÖ mensuplarının darbe girişimi sırasında eski İstanbul Güvenlik Şube Müdürü Mithat Aynacı gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, darbe girişimi esnasında İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ele geçirmek üzere Vatan Caddesi'ne konuşlanan tanklardan birinin üzerinde resmi üniformalı emniyet müdürünün askerlere talimat verdiği istihbaratının alınması üzerine ekipler harekete geçti. Söz konusu tankın yanına gelen polis, tank içerisine saklanan kişinin 17-25 Aralık sürecinde İstanbul Güvenlik Şube Müdürü olan ve daha sonra FETÖ/PDY bağlantısı olduğu iddiasıyla açığa alınan Aynacı olduğunu belirledi. Resmi üniformalı şekilde gözaltına alınan Aynacı'nın emniyetteki işlemleri sürüyor. Gezi olayları sürecinde İstanbul Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı olan Mithat Aynacı, 25 Temmuz 2013'te Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne terfi etmişti. 17-25 Aralık sürecinde Şube Müdürlüğünü yürütmeye devam eden Aynacı, 29 Ocak 2014'te sağlık sorunlarını bahane ederek görevinden ayrılmıştı. Gebze İlçe Emniyet Müdür Yardımcılığı'na atanan Aynacı'nın 1 Kasım 2014'te FETÖ mensubu olduğu iddiasıyla açığa alındığı, ardından meslekten ihraç edildiği ve açtığı mahkeme sonucu mesleğe geri döndüğü, ancak kendisine bir görev verilmediği öğrenildi.

13:58 Darbe soruşturmasına 40 savcı getirildi.. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı konunun hassasiyetini göz önüne alarak soruşturmayı yürütmek üzere özel ekip kurdu. Başsavcı vekilleri İsmail Uçar, İrfan Fidan ve Fuzuli Aydoğdu'nun koordinatörlüğünde 40 kişilik özel bir savcı ekibi oluşturuldu. Savcılar olayın hemen ardından soruşturma dosyasıyla ilgili çalışmalara başladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne de soruşturma işlemleriyle ilgili yazılar yazan ve talimatlar veren özel ekip gözaltına alınacak isimler ile ilgili çalışmalarını da sürdürüyor. Soruşturma için özel ekip kurulmasının amacının kısa sürede etkili bir soruşturma yürütülüp şüpheli paralelci askerlerin bir an önce yargı karşısına çıkarılması olduğu öğrenildi.

13:44 'Asker gelirse direnmeyin, teslim olun' diyen emniyet amiri gözaltına alındı. Yozgat'ın Saraykent ilçesinde, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi sırasında görevli bulunduğu ilçe emniyet amirliğindeki polislere, askere direnmemeleri yönünde talimat verdiği iddia edilen emniyet amiri yakalandı. İddiaya göre, Saraykent İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli emniyet amiri Adem S, görevli polislere, darbe girişimi sırasında ''asker gelirse direnmeyin, teslim olun'' yönünde talimat verdi. Emniyet amiri Adem S, gözaltına alınırken, konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.

13:36 MİT Müsteşarı Hakan Fidan: Operasyonlar 1-2 saate biter.. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) darbeci askerlere yönelik operasyonlarla ilgili açıklama yaptı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın açıklamasında, "Akıncı Üssü ve Kara Havacılık'ta operasyon sürüyor. Sistematik operasyonlar bitti, nokta operasyonlara geçtiler. Nokta operasyonlar 1-2 saate biter" denildi.

12:53 Gülen'in Pensilvanya'daki çiftliği önünde eylem hazırlığı.. ABD'de yaşayan Türkler, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimini protesto için FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in Pensilvanya'da kaldığı çiftliğin önünde eylem yapacak. FETÖ'nün darbe girişimini protesto amacıyla başta başkent Washington DC ve New York olmak üzere çeşitli eyaletlerden Pensilvanya'ya gitmek üzere organize olan çok sayıda Türk vatandaşına Amerikalı Müslüman gruplar da destek verecek. Bugün öğle saatlerinde binlerce kişinin Pensilvanya eyaletinin Saylorsburg bölgesinde, elebaşı Gülen'in yaşadığı çiftliğin önünde buluşması bekleniyor. Darbe girişiminin hemen ardından Washington DC'de Beyaz Saray önünde ve New York'ta Times Meydanı'nda yüzlerce kişi darbe karşıtı protestolar düzenlemişti. ABD'de yaşayan Türklerin yanı sıra farklı milletlere mensup çok sayıda kişi de darbe girişimine karşı Türk milletine ve hükümetine destek için eylemlere katılmıştı.

12:37 Darbecilerden bazıları Yunanistan'a kaçtı.. FETÖ'nün darbe girişiminin başarısız olmasının ardından Yunan ERT TV darbeci askerlerin Yunanistan'a kaçtığını belirtti. Darbecilerin Sikorsky tipi helikopterle Dedeağaç mevkiine indiği tespit edildi.

12:36 Adalet Platformu'ndan şok iddia.. HSYK, darbeye destek veren yargı mensupları için toplantı yaparken, askeri darbecileri mahkeme önüne çıkarmakla tanınan ve son olarak 27 Nisan e-muhtırasına dava açılmasını sağlayan sivil toplum kuruluşu Adalet Platformu da 5000 FETÖ'cü yargı mensubunun askeri darbe girişimine destek verdiği iddialarının aydınlatılması için savcılığa suç duyurusu yapmaya hazırlanıyor.

12:24 İncirlik'in darbeci komutanı gözaltında.. Sabah erken saatlerinde İncirlik Hava Üssü'ne giden polis ekipleri nizamiye kapısından içeri girmek istedi. Polislere uzun süre izin verilmezken nizamiye kapısında zırhlı ve uzun namlulu silahlarla önlem alan polis de çıkışları engelledi. Yapılan görüşmelerin ardından İncirlik Hava Üssü'ndeki 10'uncu Tanker Üs Komutanı Hava Pilot Tuğgeneral Bekir Ercan Van gözaltına alındı. Van, sağlık kontrolünün ardından ifadesi için Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

12:22 Başbakan Yıldırım, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve bazı bakanlardan basın toplantısı: Milletimizle beraber büyük bir belayı defettik. 161 şehit, 1440 tane yaralımız var. Şehitlerimize rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Arkadaşlar tutuklamalar, gözaltılar devam ediyor. Darbe kalkışmasında bulunan 2839 asker gözaltına alındı. İşlenen bu suçun karşılığı hukuk sisteminde, yargı siteminde açık ve seçik tanımlanmıştır. Bilindiği gibi idam cezası Türk adaletinden çıkarılmıştır. Bugün meclisimiz toplanacak ilave ne gibi tedbirler alınacaksa, ne tür hukuki tedbirler alınacaksa bunu çalışacağız. Fetullah Gülen bir terör örgütünün başı olduğu bizim de bildiğimiz iade talebini de yaptığımız birisidir. Hele hele dün akşam yaşanan olaydan sonra bu şahsın bu adamın arkasına bu terör örgütü başının arkasında duracak ülke göremiyorum. Bunun arkasında duracak ülke Türkiye'nin dostu değil, savaşın içindedir.

12:19 Darbeye destek vermeyen askerlerdeki ayrıntı.. Malatya'da komutanlık çevresinde güvenlik önlemi alan polis ve askerlerin kollarına birbirlerini tanımak için kırmızı beyaz flamalar taktıkları görüldü. Öte yandan, Şahin Sokak'tan 2. Ordu Komutanlığına gelen darbeci askerlerin kullandığı tank, sokaktaki 6 araca çarparak kullanılmaz hale getirdi. Çevreye rastgele ateş ederek, 2. Ordu Komutanlığı'na geçen tanktan ateş açan darbeci askerin, komutanlıkta çıkan çatışmada ağır yaralı ele geçirildiği belirtildi.


Fotoğraf: Malatya'da darbecilere karşı polisle birlikte mücadeleye katılan askerlerin kollarına birbirlerini tanımak için kırmızı beyaz flamalar taktıkları görüldü.

12:10 Adalet Bakanı: Son darbeciyi alana kadar meydanları terk etmek yok. İş bitti süt liman oldu düşüncesini yaymak isteyebilirler bunlara inanmayalım. Resmi açıklama yapılmadıkça meydanları terk etmemelerini rica ediyorum.

12:02 THY: Saat 14:00 itibarıyla tüm uçuşlarımız normale dönecektir.

11:59 Gözaltı haberleri.. Çengelköy'de çatışan 2 subay gözaltında.. Çengelköy Sabancı Polis Merkezini ele geçirmek için polisle çatışmaya giren 2'si subay 7 asker yakalandı. Çatışma sonrasında bölgeye gelen takviye polislerin müdahalesi sonucunda, askerler kaçmaya başladı. Ekiplerin takibiyle 2'si subay 7 asker gözaltına alındı. Emniyete götürülürken askerleri darp etmek isteyen bir grup vatandaş, polisler tarafından engellendi. Bu arada, darbe girişiminin ardından giriş ve çıkışlara kapatılan Hasdal Kışlası'nda bulunan 4 rütbeli asker, nizamiyeye gelerek dışarı çıkmak istedi. Darbe girişimine katıldıkları iddia edilen subaylar, çıkışlarına izin vermeyen nizamiye görevlilerini silahla tehdit etti. Bunun üzerine nizamiye görevlileri, askerlerin silahlarını alarak etkisiz hale getirdikten sonra polise haber verdi. Hasdal Kışlası'na gelen polisler tarafından alınan 4 rütbeli asker, polis aracına bindirilirken bir grup vatandaşın saldırısına uğradı. Polisler, vatandaşları engelleyerek askerleri emniyete götürdü.

-Trabzon Valisi Yücel Yavuz, Trabzon 4. Motorlu Piyade Tugay Komutan Vekili Tank Kurmay Albay Bahadır Dalgıç'ın darbe girişimiyle ilgili olarak gözaltına alındığını bildirdi.
-Darbe girişimi kapsamında, Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Cemalettin Doğan ile 130 asker gözaltına alındı.
-İzmir'de sürdürülen operasyonda Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız gözaltına alındı.
-Ankara ve İstanbul'da düzenlenen darbe girişimi soruşturması kapsamında, Tümgeneral Özkan Aydoğdu gözaltına alındı.
-Kocaeli'de Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında 34 şüpheli emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında 4'ü general, 34 asker emniyet güçlerince gözaltına alınırken, 1 zırhlı araç ve 4 tanka el konuldu. Donanma Komutanlığında darbeye teşebbüs eden askerler tarafından kaçırılarak İstanbul'a götürülmeye çalışılan 2 amiral, Dilovası'nda emniyet güçleriyle girilen çatışmada kurtarıldı. Soruşturma, çok yönlü olarak sürdürülüyor.
-Şırnak'ta Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Gürcan Sercan ile 2'si binbaşı 3'ü yüzbaşı 309 asker darbe girişimi nedeniyle gözaltına alındı.

11:47 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın otelini bombalatan Kocaeli Hava Üs Komutanı Tuğgeneral Tezcan Kızılelma yakalandı.

11:37 EMNİYET UYARDI: GÖRDÜĞÜNÜZ YERDE İHBAR EDİN Emniyet yetkilileri sokaklarda üniformalı ve silahlı kişileri gören vatandaşların 155 Polis İmdat hattına ihbarda bulunmasını istedi. Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından, üst düzey emniyet yetkilileri sokaklarda üniformalı ve eli silahlı kişileri gören vatandaşların, bunu acil olarak 155 Polis İmdat hattına bildirmesi ricasında bulundu. Ayrıca, bu durumun sosyal medyadan da hızla paylaşılması gerektiği belirtildi.



11:26 Marmara hava sahası kapatıldı.. İstanbul'u da kapsayan Marmara Bölgesi üzerindeki hava sahası görerek uçuş yapan tüm sivil hava araçların uçuşlarına kapatıldı. NOTAM olarak adlandırılan havacılara bilgi notunda yasağın devlet, ambulans ve yangın söndürme amaçlı kullanılan hava araçları hariç, uçuş yapamayacak. İstanbul'un yanı sıra Bursa'dan Tekirdağ'a kadar olan bölgedeki kısıtlama, Türk havacılık tarihinin en büyük uçuşa kapatma alanı olduğu bildirildi. Notam TR'de yer alan bilgilere göre uçuş yasağı gece 21.05'e kadar devam edeceği ifade edildi. Bu yasak aletli uçuş yapan yolcu uçaklarını kapsamıyor.

11:22 Ahmet Davutoğlu: Kimse yapılan bu alçaklığı TSK'ya mal edemez. Milletimize geçmiş olsun diyemiyorum. Mübarek olsun diyorum. Çünkü bir destan yazmıştır.

11:16 Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar saatler sonra ilk kez görüntülendi. Sağlık durumu iyi olan Hulusi Akar dakikalar sonra Başbakan Yıldırım ile birlikte ortak bir açıklama yapacak.

11:09 Avrupa Parlamentosu: Türkiye'de hukuk kaidesine dönülmesini memnuniyetle karşıladık.. Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, FETÖ'nün darbe girişimin başarısız olmasının ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. "Türkiye'de bu sabah hukuk kaidesine yeniden dönülmesini memnuniyetle karşılıyorum" ifadesini kullanan Schulz, Türkiye'nin istikrarının, tüm bölge için çok önemli olduğunu vurguladı.


Foto: Jandarma Komutanlık binasındaki FETÖ'cü darbecilerin teslim olma anı. Bu manzara, PKK'lı teröristlerin güvenlik güçlerine teslim olduğu anları hatırlattı.

11:09 Jandarma Genel Komutanlığı’nda, askeri darbeye teşebbüs eden 200 asker polis tarafından gözaltına alındı. Askerler, üniformalarını çıkartarak çıplak halde gözaltı araçlarına bindi. Askeri darbe girişimini püskürten güvenlik güçleri gözaltına alma işlemlerini başlattı. Darbeye teşebbüs eden 200 asker Jandarma Genel Komutanlığı’nda etkisiz hale getirilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınan askerlerin üniformalarını çıkartıldığı ve iç çamaşırlarıyla kaldıkları görüldü. Gözaltı haberini duyan vatandaşlar Jandarma Genel Komutanlığı’na akın etti. Taş ve sopalarla olay yerine toplanan kalabalık askerleri linç etmeye çalıştı. Vatandaşlar gözaltı araçlarının geçişi sırasında taş ve sopalarla saldırdı. Yoğun güvenlik önlemleri alan polis kalabalığı dağıtmak için havaya uyarı ateşi açtı.

11:09 Genelkurmay'daki darbeciler teslim oldu. Genelkurmay'dan 700'den fazla asker elleri havada ve silahsız olarak çıktı. Askerler soyunduktan sonra teslim alındılar. Diğer bir grubun ise teslim olmak için müzakere istedikleri bildiriliyor. Operasyon hazırlığı çerçevesinde Genelkurmay'ın çevresi boşaltıldı... Siviller, gazeteciler bölgeden uzaklaştırıldı. Bölgeye özel harekat ve özel kuvvetlerden askerler getirildi. Bu hazırlıkların ardından polis Genelkurmay karargahına girdi. Bu sırada herhangi bir silah sesi duyulmadığı belirtilirken askerlerin teslim olmaya başladığı ileri sürüldü. Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda bulunan bölücü FETÖ/PDY terör örgütü mensubu askerlerin, teslim olmak için müzakere talebinde bulundukları belirtildi. Polisin karargaha girmesinden önce Genelkurmay Başkanlığından çıkan 700'e yakın silahsız er ve erbaş polise teslim oldu. Genelkurmay Başkanlığının Necatibey Caddesi'nden teslim olmaya başlayan er ve erbaşlara su ve sigara götüren vatandaşlar, teslim oldukları takdirde zarar görmeyecekleri yönünde telkinde bulundu. Vatandaşlarla görüşen erbaşlar ise rütbeliler tarafından "tatbikat var" denilerek kandırılıp, Genelkurmay Başkanlığına getirildiklerini söyledi. Teslim olan askerler önce TÜİK binasına, daha sonra da Polis Akademisine götürüldü. Bu arada bazı askerlerin ceplerinde bulunan mermileri, kendi istekleriyle polislere teslim ettiği görüldü. Yaklaşık 150 kişilik, silahlı mühimmata sahip bir grup asker ise Genelkurmay Başkanlığı içinde bekletildi. Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz: "Ankara'da Beştepe'deki Jandarma Genel Komutanlığı bu asilerin, isyancıların kontrolüne geçmişti. Buradan Türkiye'deki 81 ilin jandarmasını sevk ve idare edip darbe çabası içindeydiler. Etrafları sarıldı. Akşamdan beri orada çatışma devam ediyor. Hemen hemen sonuçlanmak üzere. Şu ana kadar orada darbe girişiminde bulunan asi askerlerin 16 tanesi ölü ele geçirildi. 250'ye yakını gözaltına alındı. Çatışma devam ediyor, sonuçlanmak üzere."

11:07 FETÖ'nün darbe girişimine katılan Ardahan Garnizon ve 25. Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Erdem Kargın gözaltına alındı.

10:59 Ankara'da çatışma çıktı! Halka ateş açılıyor.. Türkiye'deki darbe girişimde yeni bir son dakika gelişmesi yaşandı. Ankara'da İçişleri Bakanlığı'ndan silah sesleri geliyor. Darbeci askerler halka ateş açıyor...

10:58 Genelkurmay Başkanı vekili Org. Ümit Dündar: Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar harekat bölgesinde görevine başlamıştır. 15 Temmuz 2016 tarihinde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere emir komuta zinciri dışında bir askeri hareketlilik başlamıştır.İstanbul ve Ankara'da bir grup asker tarafından bir darbe teşebbüsünde bulunuldu. Genelkurmay karargahında çok sayıda komutan darbe teşebbüsü içerisindekiler tarafından alınıp bilinmeyen yerlere götürülmüştür. Darbe teşebbüsü TSK emir-komuta zinciri tarafından ilk andan itibaren reddedilmiştir. Devlet Yöneticileri, TSK ile tam dayanışma ile bu darbe teşebbüsünün üstünden gelmiştir. Tarihi bir dayanışma sürdüren Türkiye, darbeyi engellemiştir. Ülkesinin korumak için verilen silahları, kendisine çevrilen millet bunu unutmayacak. Kendi meclisini bombalayan kendi vatandaşını kurşunlayanların alçaklığını bu millet asla affetmeyecektir. Milletimizin asla endişesi olmasın. Darbeler defteri bir daha açılmamak üzere kapatılmıştır. 41'i polis, 2 asker, 47 sivil olmak üzere 90 şehidimiz, 1100 yaralımız var. 1563 darbeci asker tutuklanmıştır. 104 darbeci çatışmada öldürüldü. TSK olarak darbeye karışan herkesle birlikte paralel yapı mensuplarının ordudan temizlenmesi için kararlıyız. TSK demokratik hukuk devletindeki gibi ülkesine sahip çıkmaya devam edecektir. Son durum, basından da takip ettiğiniz gibi Sayın Genelkurmay Başkanımız harekat bölgesinde görevine başlamış durumda. Diğer komutanlarımızdan da şu anda herhangi bir bilgi vermem mümkün değil. Şu an temas kuramadığımız komutanlarımız içinde Veysel Kösele de var. (Donanma Komutanı Oramiral Kösele’nin rehin tutulduğu iddia edilmişti)



10:53 Cumhurbaşkanlığı: Bu kalkışma hangi aşamaya gelirse gelsin, bu akşam sokaklara sahip çıkmaya devam etmeliyiz. Zira her an yeni bir hareketlenme olabilir. Başkomutanımız "evlerinize dönün" diyene kadar sokakları terk etmeyelim. Hainlere vatanımızı teslim etmeyelim.

10:49 FETÖ'cü komutanın üzerinden Gülen'in duası çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basın açıklaması yaptıktan sonra ayrıldığı otele düzenlenen, 2 polisin şehit edildiği çatışma ile ilgili olarak Deniz Yüzbaşı Haldun Gülmez, İzmir’in Çiğli İlçesi’nde yaralı olarak yakalandı. Haldun Gülmez’in, Marmaris’teki çatışmada yaralandığı belirtildi. Haldun Gülmez’in kıyafetlerinin içinden cemaat üyelerinin darbe girişimi öncesinde yaptıkları ’Fethullah Gülen Cemaat Yemini’ çıktığı öne sürüldü.

10:47 Başbakan Yıldırım: Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar sağ salim kurtarıldı ve şu anda Çankaya'da kriz merkezinde görevinin başındadır.

10:26 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Müezzinoğlu: "Darbecilere idam cezası verilmesini masaya getireceğiz."

10:15 Eski Hava Kuvvetleri Komutanı ihanetten yargılanacak.. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında eski Hava Kuvvetleri Komutanı, Yüksek Askeri Şura üyesi Orgeneral Akın Öztürk ile EDOK Muhabere ve Destek Eğitim Komutanı Korgeneral Metin İyidil hakkında vatana ihanet suçundan işlem başlatıldı. İki general, vatana ihanetten hakim karşısına çıkacak.



10:10 Boğaziçi kısmen, FSM köprüsü çift yönlü trafiğe açıldı.. Gece boyunca tanklarla kapatılan Boğaziçi Köprüsü kısmen trafiğe açıldı. FSM köprüsü ise çift yönlü trafiğe açıldı. Akşam saatlerinde askerler tarafından tanklarla trafiğe kapatılan Boğaziçi Köprüsü'nde, askerlerin teslim olmasının ardından kontrollü şekilde araç geçişine başlandı. Avrupa ve Anadolu yakaları arasındaki karşılıklı geçişler, tek şeritten sağlanıyor. Boğaziçi Köprüsü gişelerindeki askeri araçlar kaldırıldı, bazı tanklar ise hala köprü üzerinde duruyor.

10:01 Tüm hakim ve savcılardan izinli olanların, izinlerini keserek derhal görevlerine başlamalarına ve adli tatilin iptaline karar verildi.

09:58 Darbeci Kuleli Askeri Lisesi'nde çatışma çıktı.. Bölgeden gelen haberlere göre Kuleli Askeri Lisesi'nden yoğun silah sesleri geliyor. Darbe girişimine destek veren Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerine yönelik operasyon başlatıldı. Bölgeden gelen haberlere göre, Kuleli'de çatışma çıktı. Kuleli Askeri Lisesi’nin 80 öğrencisinin darbe girişimine katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Edinilen bilgiye göre Lise’den çıkan bir grup öğrenci dün gece Çengel Karakolu’nun askerlere teslim edilme talebinin reddedilmesi üzerine polis merkezine gelip ele geçirdi. İlerleyen saatlerde polis merkezi darbe girişimcisi öğrencilerden geri alındı. Polis merkezinin el değiştirmesi sırasında ve sonrasında Kuleli Askeri Lisesi’ne giden polis toplam 80 kişiyi gözaltına aldı.

09:16 HSYK OLAĞANÜSTÜ TOPLANDI.. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, silahlı terör örgütü FETÖ üyesi hakim ve savcılar hakkında en ağır tedbiri almak üzere toplandı.​ Alınan bilgiye göre, İstanbul ve Ankara'daki darbe girişiminin ardından, yargı içinde silahlı terör örgütü FETÖ üyesi olduğu belirlenen hakim ve savcıların durumu ele alınacak. Bu kapsamda HSYK'nın olağanüstü toplanarak, FETÖ üyesi hakim ve savcılar hakkında disiplin yönünden en ağır tedbirleri görüşeceği öğrenildi. Toplantının sonuçlarına ilişkin kamuoyuna açıklama yapılacak.

08:47 Darbecilerden gözaltına alınanların isimleri.. Darbeye teşebbüs eden askerlerden gözaltına alınanların sayısı 754'ü buldu. Türkiye geneline yayılan gözaltı dalgasında yakalananlar arasında Tuğgeneraller, albaylar, yarbaylar ve çok sayıda rütbeli subay var.

TÜMGENERAL: Ege Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Memduh Hakbilen - İzmir
TUĞGENERAL-TUĞAMİRALLER: Üçüncü Ordu Harekat Kurmay Başkanı Tuğgeneral Ekrem Çağlar - Erzincan, Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan - Mersin, 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Hasan Polat - Hatay
ALBAYLAR: Hava Albay Erhan Baltacıoğlu - Kayseri, Albay Yener Karaduman - İzmir, Jandarma Alay Komutanı Albay Yurdakul Akkuş - Bursa
YARBAYLAR: Kurmay Yarbay Bülent Eryılmaz - İzmir, Yarbay Faik Baran - İzmir, Yarbay Ali Ercan Ormanlıoğlu - Kars
DİĞER SUBAYLAR: Kurmay Pilot Binbaşı Fatih Sarıçay - İzmir, Binbaşı Ferhat Demircan - Kars, Binbaşı Musli İpekliler - Kars, Binbaşı Erdinç Serçe - Kars, Yüzbaşı Kadir Silay - İzmir, Üsteğmen Yasin Yılmaz - İzmir, Teğmen Rıdvan Mecnur - İzmir
ASTSUBAYLAR: Astsubay Cihangir Özcan - İzmir, Astsubay Taner Çakal - İzmir
UZMANLAR: Uzman Çavuş Hakan Yalçın - İzmir
POLİSLER: Güvenlik Şube Eski Müdürü polis Hasan Basri Dağdelen - Mersin

08:29 Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar darbecilerin elinden kurtarıldı. Akar'ın güvenli bir bölgeye götürüldüğü bildiriliyor. Dakikalar öncesinde Akar'ın yerine Genelkurmay başkanlığına vekaleten 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar'ın atandığını bizzat Başbakan Binali Yıldırım açıklamıştı. Gelen bilgiye göre, darbecilerin önemli merkezlerinden Akıncılar Hava Üssü'ne operasyon düzenlendi, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar kurtarıldı.

08:24 Emniyet Gen. Müd. Celalettin Lekesiz: Jandarma Genel Komutanlığı'nda darbeye katılan 16 asker ölü olarak ele geçirildi. Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz, "Ankara'da Beştepe'deki Jandarma Genel Komutanlığı bu asilerin, isyancıların kontrolüne geçmişti. Buradan Türkiye'deki 81 ilin jandarmasını sevk ve idare edip darbe çabası içindeydiler. Etrafları sarıldı. Akşamdan beri orada çatışma devam ediyor. Hemen hemen sonuçlanmak üzere. Şu ana kadar orada darbe girişiminde bulunan asi askerlerin 16 tanesi ölü ele geçirildi. 250'ye yakını gözaltına alındı. Çatışma devam ediyor, sonuçlanmak üzere" dedi. Ülke genelinde çok sayıda darbecinin gözaltına alındığını ifade eden Lekesiz, "Ankara'da Beştepe'deki Jandarma Genel Komutanlığı bu asilerin, isyancıların kontrolüne geçmişti. Buradan Türkiye'deki 81 ilin jandarmasını sevk ve idare edip darbe çabası içindeydiler. Etrafları sarıldı. Akşamdan beri orada çatışma devam ediyor. Hemen hemen sonuçlanmak üzere. Şu ana kadar orada darbe girişiminde bulunan asi askerlerin 16 tanesi ölü ele geçirildi. 250'ye yakını gözaltına alındı. Çatışma devam ediyor, sonuçlanmak üzere. Bunlar TÜRKSAT'ı kontrolleri altına almışlardı, burası tekrar ele geçirildi, temizlendi. TİB, Türk Telekom falan, benzeri. Tüm bunlara müdahale ediliyor. Türkiye genelinde gözaltılar yapılıyor." diye konuştu. Lekesiz, "Memlekete bu kötü akşamı yaşatanlar, Türkiye'nin enerjisini heder etmeye çalışanlar hak ettikleri cezaya maruz kalacaklar. Hukuk dışına çıkanların hepsi de en kısa zamanda yakalanıp, yargı mercilerinin önüne çıkarılacak." dedi. Genelkurmay Başkanlığında Fethullahçı Terör Örgütü mensuplarına yönelik bir operasyon hazırlığının olup olmadığına ilişkin olarak da Lekesiz, "Hiç şüphesiz bu asilere, bu Fethullahçı Terör Örgütüne nerede sorun çıkarmışlarsa icap eden hür türlü tasarruf yapılacak. Eğer operasyon gerekiyorsa operasyon yapılacaktır." açıklamasında bulundu. Lekesiz, darbe girişiminde bulanan terör örgütü FETÖ mensuplarının tamamen etkisiz hale getirilmesi için tahmin edilen bir süre olup olmadığına yönelik soru üzerine, buna ilişkin şu aşamada bir süre belirtilmesinin doğru olmadığını söyledi. Lekesiz, "Güvenlik bürokrasisi, Silahlı Kuvvetler, tüm gelişmiş demokrasilerde sivil otoritenin emri, sevk ve idaresi altında halkın huzur ve güvenliği, dış savunması için hizmet eder. Böyle milletin verdiği vergilerle alınan uçaklarla, silahlarla kendi milletinin polisine, askerine, vatandaşına kurşun atmaz, bomba atmaz. Bu asiler, bunların hepsinin hesabını en kısa zamanda yargının önüne çıkarak verecekler." değerlendirmesinde bulundu.



08:12 Kocaeli'de polis obüslere el koydu.. Kocaeli'de polis, Eğitim ve Doktrin Komutanlığı (EDOK) Muharebe Hizmet Destek Eğitim ve Garnizon Komutanlığının girişini çok sayıda kamyon ve tırla kapattı. Kocaeli genelinde FETÖ'nün askeri darbe girişimi nedeniyle polis ekipleri, birliklerden dışarı herhangi bir askeri aracın çıkışını engellemek için çalışma başlattı. Polis, bu kapsamda, EDOK Muharebe Hizmet Destek Eğitim ve Garnizon Komutanlığının önüne, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve İzmit Belediyesine ait çok sayıda çöp kamyonu, su tankeri ve tırı park ettirdi. Öte yandan, Balıkesir'den gelen bir yük treninde obüs olduğu ihbarını alan polis, takip başlattı. Ekipler, treni Derince Liman İşletme Müdürlüğü önünde durdurdu. Polis, trenden indirdiği 4 obüse el koydu.

08:04 İzmit'te polis 5 tanka el koydu, 22 askeri gözaltına aldı.. İzmit'te binlerce kişi darbe girişimini protesto etti. Toplanan kalabalık, Kartepe’de bulunan askeri birlikten ayrılan tankların ilerlemesine engel oldu. Polis, 5 tanka el koyarken, 22 asker gözaltına alındı.

08:04 Harbiye'deki orduevine polisin girdiği, kontrolü ele aldığı belirtiliyor.

08:02 Darbe karşıtı askerler darbeci askerleri polise teslim etti. Ankara Etimesgut'taki askeri birlikte darbeci askerlerin diğer askerler tarafından yakalanıp polise teslim edildiği, rütbelerinin söküldüğü belirtiliyor. Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığında darbe girişimine katılan askerler, polisle işbirliği yapan birlikte görevli diğer askerler tarafından emniyet güçlerine teslim edildi. Gözaltına alınarak sivil polis aracına konulan üniformalı bir grup askerin sökülen rütbeleri ve çıkarılan bereleri tek tek yere atıldı. Birliğin nizamiyesine Türk bayrakları asılırken, nizamiye önünde toplanan vatandaşlar, İstiklal Marşı okudu. Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığına giden yollar ise kamyonlarla trafiğe kapatıldı.


Foto: Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan, Mersin Emniyet Müdürlüğü’ne böyle getirildi.

07:59 Mersin'de Garnizon Komutanı ve Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan gözaltına alındı. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararıyla darbe girişiminde bulunduğu öne sürülen Mersin Garnizon Komutanı ve Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan gözaltına alındı. Kelepçelenen Demirhan’a telsiz verdiği ileri sürülen Güvenlik Şube Eski Müdürü Hasan Basri Dağdelen de yakalandı. Dağdelen’in yüzünün kan içinde olması dikkat çekti. Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Yıldırım, dün saat 22.30 sıralarında İl Emniyet Müdür Vekili Yakup Usta ve Jandarma Albay Mustafa Bakçepınar’ı arayarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin ülke yönetimine el koyduğunu ve kendisinin de sıkıyönetim garnizon komutanı olduğunu belirtilerek Mersin Valisi Özdemir Çakacak ve İlçe Kaymakamlarının gözaltına alınmasına karar verdiği iddia edilen Nejat Atilla Demirhan’ın gözaltına alınmasına karar verdi. Öte yandan darbe girişimi sırasında Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan, polis telsizinden sıkıyönetim garnizon komutanı olduğunu belirterek, Mersin Valisi Özdemir Çakacak ve İlçe Kaymakamlarının gözaltına alınması anonsu geçti. Başsavcılığın gözaltı kararının ardından Demirhan’ın makamının bulunduğu liman içindeki komutanlık karargahı polis tarafından ablukaya alındı. Polis, karargahın liman içinde bulunmasından dolayı liman A-B-C-D kapılarında konuşlandı. Giriş ve çıkışları kontrolü altına alan ekipler, Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan’ı gözaltına aldı. Bu sırada karargaha girmek isteyen 2 asker de polis tarafından gözaltına alındı. Tuğamiral, kelepçelenerek adliyeye götürüldü. Ekipleri karargaha giderek Nejat Atilla Demirhan ile görüştüğü ve kendisine ait polis telsizi kullanması için verdiği iddia edilen Güvenlik Şube Eski Müdürü Hasan Basri Dağdelen’i de gözaltına aldı. Zırhlı araç ile Emniyet Müdürlüğüne getirilen Dağdelen’in yüzünün kanlar içinde olduğu görüldü.

07:59 Darbeci tugay komutanı hakkında yakalama kararı.. Kırklareli'nde Bölücü terör örgütü FETÖ/PDY mensuplarının darbe girişimine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında 55. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Bekir Koçak hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz ile İl Emniyet Müdürü Mehmet Emin Akay, 55. Mekanize piyade Tugay Komutanlığına giderek Koçak ile görüştü. Koçak, üst düzey askeri yetkililerle görüşmelerinin ardından kendisinin emniyet müdürlüğüne geleceğini bildirdi. Kırklareli Emniyet Müdürlüğü görevlileri bölgede tüm araçlar üzerinde arama ve denetim yapıyor.

07:49 İçişleri Bakanlığından edinilen bilgiye göre, darbe girişiminde bulunan terör örgütü FETÖ mensuplarından gözaltına alınanların son sayısı 754 oldu. Ayrıca 5'i general, 29'u albay 34 askerin görevden alındığı da belirtildi.

07:46 Darbecilere karşı TSK'dan İstanbul'daki birliklere 15 tank sevk edildi.. Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesindeki 3. Zırhlı Tugay Komutanlığından İstanbul'daki birliklere darbeci askerlere karşı mücadele için 15 tank sevk edildi. Tankların darbe girişimini bastırmak üzere kentteki çeşitli birliklere sevk edildiği öğrenildi. 3. Zıhlı tugayından tankların darbe girişimine karşı harekete geçtiği ve yola çıktığı bildirilmişti.

07:45 3. Ordu Harekat Kurmay Başkanı Tuğgeneral Çağlar gözaltına alındı.. Bölücü terör örgütü FETÖ/PDY mensuplarının darbe girişimine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında gözaltılar sürüyor. Bu kapsamda, 3. Ordu Harekat Kurmay Başkanı Tuğgeneral Ekrem Çağlar'ın Erzincan'da gözaltına alındığı öğrenildi. 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Hasan Polat ise Hatay’da gözaltına alındı.

07:43 Darbecilerin atama listesi ele geçirildi. İstanbul ve Ankara'daki darbe girişimini planlayanların girişimin başarılı olması halinde yapacağı atamaları, Anadolu Ajansı duyurdu. Fetullahçı cuntanın, darbeyi başarması halinde THY, Atatürk ve Sabiha Gökçen havaalanları, Anadolu Ajansı, TRT, İş Bankası, AFAD ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi yerlere atanacak askerleri belirlediği ortaya çıktı. Askeri kaynaklardan alınan bilgiye göre, darbe girişimini planlayan bir süre önce görevden alınan Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse başkanlığındaki 37 askerin yer aldığı grup, çok sayıdaki askeri ve sivil göreve atanacak askerleri listeledi.

Hava Kuvvetleri Komutanlığında görevli Yücel Topçu - Maliye Bakanlığı Müsteşarlığı
Hava Kuvvetleri Komutanlığında görevli Nedim Karabulut - THY Genel Müdürlüğü
Hava Harp Akademisi Komutanlığı'ndan Orhan Tolluoğlu - Atatürk Havalimanı Müdürlüğü
Hava Harp Akademisi Komutanlığı'ndan Murat Divril - Sabiha Gökçen Havalimanı Müdürlüğü
Hava Lojistik Komutanlığı'ndan Emine Gülşen Torunoğlu Aslan - Hazine Genel Müdürlüğü
Hava Harp Okulu'ndan Ahmet Gümüş - İş Bankası Genel Müdürlüğü
Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreterliği İletişim Şube Müdürü Mesut Yurttan - Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü
Hava Harp Akademisi Komutanlığı'ndan Tamer Özaslan - TRT İstanbul Radyosu Genel Müdürlüğü
Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan İlhan Karasu - Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan Murat Karakuş - AFAD Başkanlığına
Hava Harp Okulu Öğrenci Alayı Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Ergezen - TRT İstanbul Müdürlüğü
1. Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Osman Gürcan - Emniyet Genel Müdürlüğü
Kastamonu Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Faruk Bal - İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı
Kuveyt Askeri Ataşesi Mikail Güllü - MKE Genel Müdürlüğü.

Listede, başta Jandarma Bölge Komutanlığı görevleri olmak üzere çok sayıdaki askeri görev için de atama yapıldı.

03:38 Türk Telekom binasına giren darbeci askerler teslim oldu.. Kadıköy Acıbadem Caddesi'ni kapatarak Türk Telekom binasına giren darbeci askerler sabaha kadar polislerle çatıştı. Türk Telekom binasına konuşlanan yaklaşık 20 civarında asker saatler süren çatışmaların ardından teslim oldu. Askerlerin bulunduğu caddeyi vatandaşlar her iki taraftan da trafiğe kapatarak polis ekiplerine destek verdi. Polis ekipleri caddede geniş güvenlik önlemleri alırken çatışmalar sırasında yaralanan vatandaşlar oldu. Çatışmaların uzun süre devam etmesi üzerine olay yerine özel harekat polisleri geldi. Polisler zaman zaman askerlere teslim olmaları için çağrıda bulundu. Saatler sonra ellerini havaya kaldırarak teslim olan askerlere vatandaşlar tepki gösterdi. Yere yatırılarak gözaltına alınan askerlerin silahlarına el konulurken tepkili vatandaşlar polis tarafından olay yerinden uzaklaştırıldı.

07:30 İstanbul Topkule Kışlası'nda yaşanıyor. Gece saatlerinde başlayan ve ara ara süren kışla önündeki gerginlik sabaha karşı çatışmaya dönüştü. Kışla önünde güneşin ilk ışıklarıyla beraber çatışma başladı. Kışladan çıkmak isteyen askerlerle kışla önündeki polis ve darbe karşıtı askerler arasında silahlı çatışma var. Silah sesleri zaman zaman yoğunluk kazanıyor. Kışla önünde vatandaşların da olduğu görüldü.

07:22 Hulusi Akar yaşıyor mu?.. Başbakan  Binali Yıldırım'ın Genelkurmay Başkanlığına 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar'ın atandığını açıklaması, dikkatleri Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'a çekti. Saatler boyunca herhangi bir görüntüsü ve açıklaması ortada olmayan Akar'ın darbe girişiminde FETÖ grubunun ilk hedefi olarak Genelkurmay'da rehin alındığı iddia ediliyordu. Genelkurmay Başkanlığının etrafı sarıldı ve uzun saatler boyunca Orgeneral Hulusi Akar'dan bir haber alınamadı. Gecenin ilerleyen saatlerinde Anadolu Ajansı Genelkurmay Başkanı Akar'ın darbeciler tarafından alıkonulduğunu duyurdu. Sonrasında bu haberler 'kara propaganda olarak' yorumlandı. Gece yarısından sonra ise bu kez Hulusi Akar'ın kurtarıldığı bilgisi ulaştı. Hulusi Akar'ın durumu ilerleyen saatlerde tam bir muammaya dönüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hulusi Akar'dan haber olmadığını söyledi. Sabah günün ilk saatlerinde Hulusi Akar'ın akıbeti konusunda endişe yaratan bir atama haberi geldi. Erdoğan 1. Ordu komutanını vekaleten Genelkurmay Başkanı olarak atadı. Bu gelişmeler, Akar'ın hayatta olup olmadığı konusunda spekülasyonlara yol açtı.

07:16 Bozdağ: Hakimiyet kurdukları pek bir yer yok.. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, darbecilerle ilgili son durum hakkında bilgi verdi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ sabah saatlerinde yaptığı açıklamada "Şu anda Sayın Genelkurmay Başkanımızla ilgili değişik bilgiler var ama her şey yakından takip ediliyor. Şu anda güvenlik güçlerimiz pek çok yerde netice aldı, pek çok yerde bunlar püskürtüldü, hem MİT'te hem emniyet binalarında hem kamu binalarında. Şu anda hakimiyet kurdukları doğru dürüst bir yer yok. İnşallah diğer yerlerden de püskürtülecek, havadakiler de indirilecek" ifadelerini kullandı.

07:15 İçişleri Bakanlığı: Darbe girişiminde bulunanlardan ülke genelinde 336 kişi gözaltına alındı.

06:58 Anayasal Düzen Başsavcı Vekili Necip İşçimen, yaptığı açıklamada "Şu ana kadar 70 kişi şehit oldu. HSYK'da bazı isimlere gözaltı kararı var" dedi. Başsavcılık, "Darbe teşebbüsünde bulunan FETÖ/PYD terör örgütü ile irtibatı olan Yargıtay, Danıştay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Yargıtay Daire Başkanı ve üyeleri ile HSYK’da görev yapan FETÖ/PYD örgütü mensubu üyeler ile Sözde Yurtta Sulh Komitesi mensubu general, amiral, subay, astsubay, er ve erbaşlar hakkında gözaltı kararı" verdi.

06:54 Digiturk yayını kesildi şu an görüntü alınamıyor.. CNN Türk ve Kanal D stüdyolarını canlı yayında basın yayını bir süre duran darbeciler, dakikalar sonra yayın platformu Digiturk'e ulaştı. Televizyon yayınlarını Digiturk'ten alan aboneler, şu anda görüntü alamıyor. Ancak dakikalar sonra Özel Harekat Polisleri operasyon yaparak askeri binadan çıkardı. Emniyeti sağlayan polis ekipleri darbeci askerleri gözaltına alıyor.

06:46 Başbakan Yıldırım: Genelkurmay Başkanlığına vekaleten 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar atandı. İstanbul ve Ankara semalarında dost uçuşları başladı. Tutuklamalar yüksek sayıya ulaştı.

06:44 Darbe girişiminde bulunan bölücü terör örgütü FETÖ/PDY mensuplarınca kullanılan ve TÜRKSAT'ı bombalayan askeri helikopter Gölbaşı'nda düşürüldü.



06:42 Boğaziçi köprüsünden çarpıcı görüntüler. Köprüdeki darbeci askerler ellerini kaldırmış teslim oluyorlar.

06:41 Emniyet Gen. Mdr. Lekesiz: Darbe girişimi paralelcilerin işi.. Lekesiz, "Askeri kalkışmanın 'paralelciler' diye bilinen çetenin işi olduğu çok açık. Çok şükür halkımızın inanılmaz büyük desteğiyle emellerine ulaşamadılar." dedi.

06:40 Erdoğan: Durum normalleşene kadar bir yere ayrılmak yok.

06:36 İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni (İBB) kapatan askerler ile polis arasında çatışma yaşandığı bildirildi. Öte yandan, Harbiye'de devam eden çatışmalar sonucu isabet alan bir araç alev aldı. Çengelköy'de de çatışmanın olduğu bildirildi. Edinilen bilgiye göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni (İBB) kapatan askerler ve polis arasında çıkan çatışma yaşanıyor. Polis ekiplerinin teslim ol çağrısına askerlerin ateşle karşılık vermesi üzerine özel harekat ekipleri askerlerin olduğu yere yönelerek operasyon başlattı. Askerler tarafından vatandaşların ve polis ekiplerinin üzerine plastik mermi ve gaz bombası sıkıldı. Olay yerinde bulunan çok sayıda yaralı ambulanslarla hastanelere taşınıyor. Polis ve asker arasında ki çatışma ise hala devam ediyor. Darbe girişiminde bulunan bir grup asker İstanbul'da Çengelköy Karakolu'na da müdahale etmek isteyince çatışma çıktı. Bölgede patlama sesleri duyulurken askerlerin polislere telim olun çağrısı yaptığı bildiriliyor. Karakola takviye ekip istenirken çatışmanın devam ettiği bildiriliyor.



06:30 Polis Genelkurmay'dan havalanan helikopterlere ateş açıyor. Yoğun çatışma yaşanıyor. Darbecilerin yeni dalga hazırlığı yapmış olabileceği, vatandaşlardan sokakların, binaların terkedilmemesi çağrıları yapılıyor. Darbe girişimi tamamen kontrol altına alınmış değil. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin de darbeye bağlı F-16'larca bombalandığı ileri sürülüyor. Buna göre; saat 06.25 sularında Beştepe yakınlarına uçaklar bomba attı. Bölgeden dumanlar yükselirken çok sayıda yaralı olduğu anonsları üzerine ambulanslar bölgeye sevk edildi. Ancak ilerleyen dakikalarda Külliye'yi çeviren darbeci tankların F-16 savaş uçakları tarafından bombalandığı öğrenildi.


Foto:  Saat 06.25 sularında Beştepe yakınlarına darbeci uçaklardan bomba atıldı. 5 kişinin hayatını kaybetti.

06:27 Başsavcıvekili alçak darbenin detaylarını açıkladı.. FETÖ mensubu askerler, İstanbul ve Ankara'da darbe girişiminde bulundu. Boğaziçi Köprüsü başta olmak üzere birçok kritik noktayı kontrol altına almaya çalışan alçakların bazıları gözaltına alındı. Darbe girişiminin çarpıcı detaylarını açıklayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Vekili, "FETÖ ile ilgili 2 gün önce iddianame yazdık. Maalesef bugün doğru olduğunu gördük. Bu eli kanlı katillere gerekli cezalar en ağır şekilde verilecek. Kimsenin şüphesi olmasın. Bunlarla hareket eden sivil, vatandaş kim varsa şahsım tarafından gözaltı kararı çıkarılmıştır. Girişimi İki Kurmay Albay kaleme aldı. 81 ile sıkıyönetim komutanı hazırlamışlar. Bunlar Kozmik odaya girenlerdir. Bu işi düzenleyen kim varsa hepsiyle ilgili yakalama kararı verilmiştir. Bunlar cuntanın lideri olarak görünmüyor kaleme almışlar ama hepsi tespit ediliyor. Ankara'da karadan bir sıkıntı görünmüyor ama havadan bombalamaya devam ediyorlar. Komple askeriyeyi ele geçirmek için plan yapmışlar. Bazı Danıştay, Yargıtay ve HSYK üyeleri hakkında da gözaltı kararı."

06:26 Mersin'de Emniyet Müdürü gözaltına alındı.. İstanbul ve Ankara'daki darbe girişimine destek veren ve kendisini sözde "sıkı yönetim komutan yardımcısı" ilan eden Mersin'de görevli 3. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Basri Dağdelen, gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, İstanbul ve Ankara'da darbe girişimi öncesi Mersin Limanı içerisindeki Mersin Garnizon ve Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan'ın yanına giderek bağlılığını bildiren ve kendisini sözde "sıkı yönetim komutan yardımcısı" ilan eden, Mersin İl Emniyet Müdürlüğü'nde birim amirliğinde herhangi bir görev verilmeyen 3. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Basri Dağdelen, merkez komutanlığından kaçmaya çalışırken liman içerisinde polis ekiplerince gözaltına alındı. Mersin İl Emniyet Müdürlüğü binasına getirilen Dağdelen'in, Mersin İl Emniyet Müdürü Rahmi Baştuğ'u arayarak kendisini gözaltına alacağını söylediği öğrenildi. Dağdelen'in sorgusu sürüyor.

06:22 Malatya'da 2. Ordu Komutanlığından silah sesleri yükseldi. Yürüyüşe geçen vatandaşlar, güvenlik önlemi alan polis ekiplerince durduruldu.

06:07 Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök: Yanlış yolda olan tüm subaylarımıza çağrımdır. Yaptığınız hatadan dönün!

05:31 Gölbaşı Savcılığı: Ankara'daki saldırılarda 42 kişi öldü

05:06 Başbakan Yıldırım: 130'un üzerinde çeşitli rütbelerden darbeci gözaltına alındı. Darbecilerden general rütbesinde birinin öldürüldüğü haberleri var. İlerleyen dakikalarda öldürülen generalin Tuğgeneral Semih Terzi olduğu öğrenildi.

04:49 Başbakan Yıldırım: Havadaki asiler için derhal vur talimatı verildi. Halkımız sokakları terk etmesin. Bu ikinci Kurtuluş Savaşı'dır. Milletin onlara emanet ettiği silahları milletin üstüne çeviren hainler var. Vatandaşlarımız meydanlardan ayrılmasın. Biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık. 120'nin üzerinde tutuklama var. Milletimiz olay bitmiş gibi meydanları terketmesin. Biraz daha sabır.

04:46 Eskişehir'deki hava üssünden havalanan askeri uçaklar İstanbul'a geliyor. Darbecilerin savaş uçaklarına müdahale mi edilecek?..

04:44 İstanbul semalarında savaş uçakları ve patlama sesleri ard arda geliyor. Evler sarsılıyor. Patlamaların bombadan değil ses duvarının aşılmasından kaynaklandığı bildiriliyor. F-16'ların Erdoğan'ın bulunduğu konukevinin üzerinden alçak uçuş yaptıkları, kalabalıkların ise Erdoğan'ın etrafında etten duvar ördükleri belirtiliyor.

04:35 Savaş uçakları Atatürk Havalimanı üzerinde sık sık "alçak"tan uçmaya başladı. Alçaklar, bir kaç dakika önce açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı mı hedef almaya çalışıyor?.. Marmaris'te kaldığı yeri de bombalamışlar.

04:16 Erdoğan'dan açıklamalar: Benim bulunduğumu düşündükleri yerleri bombalıyorlar.. Atatürk Havalimanı'nda canlı yayında açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan darbe girişimine tepki gösterdi. Erdoğan, ordudaki onurlu generallere seslenerek bu girişime karşı durmalarını söyledi. Erdoğan vatandaşları şehirlerin merkezlerine çağırdı. "Benim bulunduğumu düşündükleri yerleri bombalıyorlar. Ayrıldığım oteli bombalamışlar. Genel sekreterimi alıp götürmüşler. Pensilvanya'dan talimat alıyorlar. Yargı tutuklamalara başladı. Bu iş bugün başladı. Bu çeteye karşı bu işi bitireceğiz. Bu işgalcilere ülkemizi bırakmayacağız. Operasyon devam edecek. Sonu iyi olacak. Bakanlar kurulu kısa süre içinde toplanacak. Bu millete inan seven kardeşlerimiz gerekeni yapıyor ben buradan silahlı kuvvetlerimizin onurlu generallerimize sesleniyorum onurunu kaybedenlere karşı dik durmasını söylüyorum bunlara en kısa zamanda haddini bildireceğiz. Herkesi şehirlerin meydanlarına davet ediyorum ben de bu gece onların arasında olacağım. Tüm siyasi partilerin liderlerine bu çağrıyı yapıyorum bu adımı atmalıyız gerekirse parlamentonun bu adıma karşı adımlar atması suretiyle bunlar çok önemli. Yapılan hareket bir ihanet hareketidir. Vatana ihanet hareketinin bedelini çok ağır ödeyecekler. Bu Allah'ın bir lütfu. Çünkü tertemiz Silahlı Kuvvetlerimizin, temizlenmesine vesile olacaktır. Er, erbaş tüm askerlere sesleniyorum, sizler bizim evladımızsınız, annenize babanıza silah doğrultmayın! Ben Marmaris'teydim. Ben ayrıldıktan sonra oraları bombalamışlar. Sizler bizim Mehmetçiğimizsiniz. Silahlarınızı milletinize doğrultmayın! Bu yanlıştan dönmeniz lazım. Bizler bu kutlu davaya başımızı koymuşuz. Şu anda yapılan hareket bir ihanet hareketidir. Bir ayaklanma hareketidir. Ben ayrıldıktan sonra ne yazık ki oraları da bombalamışlar. Sanırım bizim orada olduğumuzu düşünüyorlardı. Sanırım buraya gelişimizi takip edemediler."

Konuyla ilgili gelen detaylara göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris'te açıklama yaptıktan sonra ayrıldığı otel, iki askeri helikopterle havadan, komando oldukları görülen subay ve astsubaylarca da karadan ablukaya alındı. Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, otel üzerinde bir süre hareketsiz kalan helikopterlerden yüzleri maskeli ve ağır silahlar taşıyan 10-15 kişilik bir grup indi. Askerlerin bir kısmı otele girerken, bir kısmının dışarı beklediği görüldü. Polis ise askerle arasında başlangıçta bulunan yaklaşık 1 kilometrelik mesafe, daha sonra kısaldı. Özel harekat polisleri ile kalkışmaya teşebbüs eden askerler çatışıyor. Polis telsizinden, bir polis memurunun şehit olduğu beş polis memurunun yaralandığı anonsu yapıldı. Toplanan kent sakinleri ise otele yürümeyi hedefliyor.

04:13 İstanbul'da ara ara patlama sesleri duyuluyor. Bayrampaşa, Fatih ve Beyoğlu'nun uçaklarla bombalandığı iddiaları var. Bu iddianın doğru olup olmadığı ilerleyen süreçte belli olacak.

04:08 CNN Türk yayına başlayacak gibi. Ekranda bir görevlinin bulunduğu stüdyo ve dışarıda tekbir getiren kalabalıkların sesleri geliyor. Polis özel harekatçıların Doğan Medya Center'e müdahale ettiği ve darbecilerin işgalinden kurtarmaya çalıştığı haberleri geliyor.

04:05 Darbeci binbaşı teslim oldu.. Genelkurmay Başkanlığı kampüsündeki tel örgülerden atlayan Binbaşı Çelikel, silahını bırakarak vatandaşlara ve polise teslim oldu.

04:04 50 asker gözaltında.. Darbe girişiminde bulunan askerlerden şu ana kadar 50'ye yakınının gözaltına alındığı haberi geldi.

03:57 Atatürk Havalimanı'nda patlama sesleri.. Reuters haber ajansı, Atatürk Havalimanında patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.

03:52 Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral hakkında gözaltı kararı.. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) ülke yönetimine el koyduğunu öne sürerek, Mersin Valisi Özdemir Çakacak ile ilçe kaymakamlarının gözaltına alınmasını isteyen Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan hakkında gözaltı karar verdi.

03:47 Darbecilerin tam listesi.. Darbe teşebbüsünde bulunan rütbeli subayların tam listesi yayınlandı. Anadolu Ajansı'nın askeri kaynaklardan aldığı bilgiye göre, darbe girişimini planlayan bir süre önce görevden alınan Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse başkanlığındaki grupta, Albay Mehmet Oğuz Akkuş, Binbaşı Erkan Ağın, Yarbay Doğan Uysal, Yarbay Derya Yaman, Albay Erhan Ermişoğlu, Albay Seyfi Bulduk, Yarbay Hasan Saban, Üsteğmen Serdar Çamiçi, Üsteğmen Akif Us, Yarbay Ali Müjdat Eski, Yarbay Uğur Aydın, Binbaşı Kurtuluş Kaya, Üsteğmen İlyas Damarseçkin, Üsteğmen İsmail Mıngır, Teğmen Mehmet Sadık Özgüven, Yüzbaşı Sefa Mumcu, Üsteğmen Harun Birol Mert, Yarbay Uğur İrici, Üsteğmen Turan Özen, Üsteğmen Abdürrahim Özkan, Üsteğmen Süleyman Ülker, Teğmen Süleyman Çelebi, Albay Naci Akdemir, Binbaşı Ali Koçyiğit, Üsteğmen Halil İbrahim Dişçi, Üsteğmen Saadet Us, Üsteğmen Abdullah Avlık, Albay Ferhan Kuşcan, Albay Bülent Çolak, Albay Haluk Kamil Yavuz, Üsteğmen Zafer Öğretici, Üsteğmen Hamit Can Yüksel, Üsteğmen Ayhan Doğan, Üsteğmen Arif Bakır'ın da aralarında bulunduğu 37 asker yer aldı. Grup, darbenin başarılı olması halinde bazı askeri görevler için atama listesi hazırladı. Yaklaşık 400 ismin yer aldığı listede, atamaların çoğunluğunun Jandarma Genel Komutanlığına bağlı birliklere olduğu öğrenildi. Atama yapılması planlanan görevler arasında Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı birlikler ile yurtdışındaki askeri ateşliklerin de yer aldığı belirtildi.



03:43 CNN Türk yayını kesildi. Spiker Başak Şengül canlı yayında bir grup askerin helikopter ile CNN Türk stüdyolarının bulunduğu Doğan Medya Center'ın bahçesine girdiğini ve askerlerin binaya girdiğini açıkladı. Spiker Başak Şengül'ün son sözleri şunlar oldu; "Şu anda rejimize girdiler. Helikopterle geldiler. Stüdyoya giriyorlar her an yayınımız kesilebilir. Rejiyi boşalttılar. Benim de yayını terketmemi istiyorlar. Şu anda artık boşaltmamız gerektiği ifade ediliyor. Biz şu anda yayını kesiyoruz." Darbeci meczuplar CNN Türk rejisini ele geçirdikten sonra ekrana giren bir kişi "yayını nasıl keseceğim" diyerek Erdoğan Aktaş'a sordu. Kamera bir süre boş kalan stüdyoyu gösterdi. Bu sırada arkadan konuşmalar ve çalışanları dışarı çıkarmaya çalışan askerlerin sesi yayına yansıdı. Ardından kavga çıktı ve "yapmayın" diyen muhabirlerin çığlıkları yayına yansıdı. CNN Türk direnişinden şoke eden ve dinleyenlerin tüylerini diken diken eden anlar kulaklara ulaştı. Bir ara silah sesleri de duyuldu ve bu durum endişe yarattı. Kanalda neler olduğuna dair bilgi edinilemiyor. Bir grup asker, Bağcılar Doğan Medya Center'da bulunan Hürriyet, Kanal D ve CNN binasına girdi. Binadan girince “ateş etmekten çekinmeyin” diye bağıran üsteğmen, yanındaki askerler ile birlikte tüm katları dolaştı. Hürriyet, Kanal D ve CNN Türk binasını askerler bastı. Herkesi dışarı çıkarttı. Yayına devam etmek isteyen Hürriyet.com.tr çalışanları vurulmakla tehdit edildi. Bütün bina giriş katında toplanıp, silah zoruyla dışarı çıkarıldı. Bu sırada çok sayıda silah sesi duyuldu. Bu sırada binanın çevresi sivil vatandaşlar tarafından dolduruldu. Şuan polis ekipleri de geldi. Gergin bekleyiş sürüyor. Diğer yandan, kalabalıklar canlı yayın yapan diğer bazı TV kanalları önünde darbecilerin olası gelişine engel olmak için toplanmaya başladı.

03:37 İstanbul semalarında savaş uçakları uçuşlarını sürdürüyor. Patlama seslerine benzer sesler duyuluyor. Çok yakından uçak uçakların çıkardığı sesler İstanbul'u sarsıyor.

03:28 Bir grup darbeci asker Doğan Medya Center binasına zorla girdi. CNN'nin yayını her an kesilebilir.

03:27 Genelkurmay Başkanlığı'ndan tekrar çatışma sesleri yükseliyor. Çatışmalarda darbeci askerlerin öldürüldüğü iddia ediliyor.

03:22 Boğaziçi Köprüsü'nü tutan darbeci askerlere 2 saat süre verildiği ve 2 saat içerisinde köprüyü bırakmazlarsa müdahale edileceği haberleri geliyor. Sadece şu anda Ankara ve İstanbul da hareket var. Buradaki darbecilerin elinde bazı hava araçları, helikopter ve uçak bulunuyor. Ankara ve İstanbul'daki hava araçlarının düşürülmeden teslim alınmasına çalışıldığı bildiriliyor. Darbecilerin cephane ve mühimmatının tükendiği haberleri geliyor.

03:20 Ege Ordu Komutanı: Duruma hakimiz. Ufak tefek sıkıntılar hariç kontrolü ele aldık.

03:19 Erdoğan'ın uçağı Atatürk Havalimanına indi. Kalabalıklar karşılamaya hazırlanıyor.

03:18: Reklamcı Erol Olçak ve oğlunun yaşamını yitirdiği öğrenildi. Darbe girişimine karşı pek çok ilde vatandaşlar sokağa döküldü. İstanbul'da Boğaziçi Köprüsü'nde, Ankara'da AK Parti Genel Merkezi önünde yürüyenlere ve Sakarya'da valilik önünde darbe girişimini protesto eden vatandaşların üzerine ateş açıldı. İstanbul'da açılan ateş sonucu reklamcı Erol Olçak ve 16 yaşındaki oğlu hayatını kaybetti. Olçak, AK Parti'nin reklam kampanyalarını yürüyen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a çok yakın bir isimdi. Ankara'da da saldırıya uğrayan Gölbaşı'ndaki TÜRKSAT Kampüsü'nde görevli 2 personel de şehit oldu.

03:18 TSK: Org. Akar görevinin başında. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın rehin alındığı haberi asılsızdır.

03:15 Darbeci askerler TÜRKSAT binasına girmeye çalışıyor.. Darbe girişiminde bulunan FETÖ mensubu askerler, televizyon yayınlarını kesmek için Ankara Gölbaşı'ndaki TÜRKSAT binasını işgal etmeye çalışıyor. Ankaralılar araçlarıyla TÜRKSAT binasına gidiyor. TÜRKSAT Kampüsü'nde görevli 2 personel saldırıya uğrayarak şehit oldu.

03:14 MİT: Darbe püskürtüldü. Ancak vatandaşlar direnmeyi sürdürmeli.. MİT Basın Danışmanı Nuh Yılmaz, darbeye kalkışanların, Ağustos'taki YAŞ'ta tasfiye olacağını anlayan paralel yapı mensupları olduğunu duyurdu... Yılmaz, "Darbeciler bir bir etkisiz hale getiriliyor. Sabaha kadar bu iş sonuçlanır. Polis kritik noktaları ele geçirdi. MİT'te herşey normale döndü. Vatandaşlarımız direnişe son vermemeli. Çünkü demokrasimize yönelik bir saldırı oldu. Bütün kritik kurumların önünü adeta etten duvar örüldü.

03:12 Komutanlardan açıklama: Türk Silahlı Kuvvetleri milletimizin emrindedir.. 7. Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz darbe girişimine karşı görevlerinin başında olduklarını söyledi. Yılmaz: "Türk Silahlı Kuvvetleri milletimizin emrindedir. Kolordumuzun bütün birlikleri anayasal düzeni korumak ve bu darbe girişimine karşı durmak için görevinin başındadır." Bir açıklama da 2. Kolordu Komutanı Korgeneral Musa Avsever'den geldi. Avsever: "Milletimizin yanındayız. Bu belayı hep birlikte defedeceğiz. Kolordumuz milletimizin yanında görevinin başındadır."

03:09 Meclis'e bomba atılmaya devam ediyor. Fetö'cü askerlerin elinde olduğu anlaşılan uçaklardan atılan bombalar üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile görüştü. Akar şu anda görevinin başında ve Genelkurmay Karargahı'na gitti. Akar, Ankara'da iki, İstanbul'da bir savaş uçağı ile yine Ankara'da 3, İstanbul'da 4 helikopterin yere indirilmemesi talimatını verdi.

03:07 Jandarma Harekat Başkanı: Darbe girişimini TSK reddediyor.. Jandarma Harekat Başkanı Tümgeneral Arif Çetin​, darbe girişimine ilişkin olarak açıklamalarda bulundu. Çetin'in açıklaması şöyle: "TSK bu darbe girişimini kesinlikle reddediyor. Milletimiz rahat olsun "dedi.

03:04 Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 13 asker gözaltına alındı.. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne girmeye çalışan FETÖ/PDY mensubu 3'ü rütbeli 13 asker gözaltına alındı.



02:56 TRT darbecilerden temizlendi. Bina önünde coşkulu kalabalıklar arasında açıklama yapan bayan TRT spikeri Karaş, "Darbecilerin silah tehdidiyle bildiriyi okumak zorunda kaldım" dedi.

02:50 Meclis'e bomba atıldı. Yaralılar var. Milletvekilleri sığınağa gidiyor. Başbakan Yıldırım: Karadan havaya her atışa karşılık verilecek. Bombaların uçaklardan atıldığı iddia ediliyor. TBMM'ye atılan bomba nedeniyle bazı polis memurları ve Meclis görevlileri yaralandı, kulis camları kırıldı. Meclis'e 3 ya da 4 bomba düştüğü iddiası var. FOX'un haberine göre ise ışıkları yanmayan bir helikopterden Meclis ya da Genelkurmay Binası'na ateş edildiği bilgisi paylaşıldı. AA'nın haberine göre TBMM'ye atılan bombalar nedeniyle ikisi ağır 12 kişi yaralandı. Yaralananların polisler ve Meclis personeli olduğu iddiası var. Uçaktan atılan bombanın, meclisin Dikmen giriş kapısı yakınlarına düşmesinin ardından Genel Kurul salonuna duman dolsa da milletvekilleri ve basın mensupları çalışmayı sürdürdü. AK Parti Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, 'Meclis Genel Kurulu'na bomba atıldı. İyiyiz, merak etmeyin. Meclis'e bomba atan uçak şu an düşürüldü' dedi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "TSK'nın içindeki, bir avuç cunta bu milletin Parlamentosu'na bomba atıyor bomba" dedi. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ise 'Meclis'te şiddetli patlama oldu. Genel Kurul'da duman dışında hasar yok' açıklamasını yaptı. TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve Genel Kurul'daki milletvekilleri Meclis sığınağına indi. Dakikalar öncesi yapılan açıklamada Meclisin hafta sonu olmasına karşın yarın tam gün çalışacağı açıklanmıştı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CNN Türk canlı yayınında Meclis'in bombalandığını duyurdu. Savaş durumunda bile düşmanların Meclis'e ulaşamadığını, saldırı düzenlenmediğini aktaran Bozdağ, TSK'deki bir grubun buna cüret ettiğini söyledi. Saldırıda Meclis'in belirli bölümünün hasar gördüğü, bazı görevlilerin yaralandığı kaydedildi. Bu arada AK Parti, CHP ve MHP grubundan yaklaşık 100 milletvekili Genel Kurul'daki çalışmalarına devam ediyor. Darbe girişimi sonrası Meclis Genel Kurulu, vatandaşlara açılmıştı.

02:49 3. Zırhlı Tugay karşı harekete geçti. İstanbul'a geliyorlar.. İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Valiliği'ne yapılan girişimi püskürttüklerini, 1. Ordu komutanı ile birlikte olayları koordine ettiklerini söyledi. Vasip Şahin Trakya'daki 3. Zırhlı Tugayın karşı hareket başlattığını Tugay'ın İstanbul'a geldiğini söyledi.

02:45 Başbakan Binali Yıldırım: Ankara semalarında uçan her türlü uçak füzeyle düşürülecektir.. Yıldırım, "Ankara semalarında kamu binalarına ve sokaktaki vatandaşa ateş açılıyor.​ Hava sahası uçuşa yasak hale getirildi​" dedi.​

02:44 MİT: Genelkurmay Başkanı görevinin başında.

02:41 Harbiye Orduevi'nde silah sesleri.. çok sayıda ambulans var.. İstanbul Harbiye'deki Orduevi çevresinde çatışma sesleri duyuldu. Darbe girişimi sonrası Harbiye'den gelen son dakika haberlerine göre bölgeye ambulanslar sevk edildi.

02:41 Anayasa Mahkemesi (AYM) Twitter adresinden yaptığı açıklamada, "Anayasal düzene karşı her türlü demokrasi dışı girişimi reddediyoruz. Demokratik hukuk devletinin yanında olduğumuzun aziz milletimizce bilinmesini istiyoruz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur" ifadelerini kullandı.

02:37 MİT: Darbe girişimi püskürtüldü.. Milli İstihbarat Teşkilatı Basın Müşaviri Nuh Yılmaz, darbe kalkışmasının tamamen püskürtüldüğü ve bazı yerlerde yerel direnişlerin olduğunu ve onların da bastırılmak üzere olduğunu açıkladı. Devletin darbecilere son bir fırsat verdiğini ve direnişte olanların teslim olmalarını isteyen Yılmaz, askerin büyük bir bölümünün darbe girişimine karşı çıktığını, darbecilerin vatana ihanetle yargılanacaklarını kaydetti.

02:35 Darbeyi planlayan isim o albay.. Çirkin darbe girişimini planlayan ismin bir süre önce görevden alınan Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse. Askeri kaynaklar, İstanbul ve Ankara'daki askeri kalkışmanın görevden alınan Albay Köse başkanlığında planlandığını kaydetti. Albay Köse'nin yanı sıra Albay Mehmet Oğuz Akkuş, Binbaşı Erkan Ağın, Yarbay Doğan Uysal gibi isimlerin olduğu ifade edildi. Bu arada kalkışmayı gerçekleştiren askerlere yönelik operasyon başlatıldığı ve bir kısmının gözaltına alındığı bildirildi.

02:34 İBB: Metro sabaha kadar ücretsiz çalışacak.

02:29 Bursa Jandarma Komutanı gözaltına alındı.. Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla harekete geçti. Bursa ve Jandarma Bölge Komutanlığı sorumluluk sahasında herhangi bir olay ya da kalkışma yaşanmazken, gerginlikle ilgili görev listesinde olduğu öğrenilen Bursa Jandarma Komutanı Albay Yurdakul Akkuş'un gözaltına alındığı iddia edildi. Jandarmada görevli bir uzman çavuşun da gözaltında olduğu öne sürüldü. Soruşturma sürdürülüyor.

02:24 1. Ordu Komutanından canlı yayında geniş açıklamalar.. "Milletimiz müsterih olsun bu girişim bastırılacak."

02:17 F-16'lar, darbeci grubun Sikorksy helikopterini düşürdü.. 01.50'de AA'dan geçilen haberde "Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Türk Hava Kuvvetlerine ait savaş uçakları, darbe girişiminde bulunan bölücü terör örgütü FETÖ mensupları tarafından kullanılan askeri helikopterleri etkisiz hale getirmek için Ankara semalarında uçuşunu sürdürüyor" ifadeleri yer aldı. İlerleyen dakikada ise "Son dakika: Türk Hava Kuvvetlerine ait F-16 uçağı, darbe girişiminde bulunanların elindeki Sikorsky helikopteri düşürdü."

02:15 Deniz Kuvvetleri Komutanı Bostanoğlu: Komuta Kademesi Olarak Bu Darbe Girişimini Asla Kabul Etmiyoruz.. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bostanoğlu, darbe girişiminin ardından açıklama yaptı. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bostanoğlu, "(İstanbul ve Ankara'daki askeri kalkışma) Komuta kademesi olarak bu girişimi kesinlikle kabul etmiyoruz" dedi.

02:13 Ankara Valiliği: 17 özel harekat polisi bombalı saldırıda şehit oldu. Darbenin ilk saatlerinde Ankara Gölcük'teki Polis Özel Harekat biriminde patlama meydana geldiği haberi geçilmişti. 17 polisin bu patlamada şehit olduğu öğrenildi.

02:12 ABD Başkanı Obama: Türkiye'de seçilmiş hükümet desteklenmeli.

02:07: TRT Genel Müdürü Şenol Göka'dan canlı yayında açıklama.. Son gelişmeleri bildirirken yayın esnasında sesler yükseldi. TRT önünde kalabalıkların askerleri linç girişimine tepki gösterdi. Vatandaşları "sakın vurmayın" diyerek uyaran Göka, bazı TRT personelinin askerlerin elinde rehin olduğunu belirtti.

02:06 3. Kolordu Komutanı: Askerlerin kışlalara çekilmelerini emrediyorum..  3. Kolordu Komutanı Erdal Öztürk, ''TSK milletin iradesi saygılıdır. Emir veriyorum. Personel derhal kışlalarına dönmeli. Dönmeyenlerin hakkında işlem yapılacaktır.'' dedi...

02:06 Başbakan Yıldırım: Elebaşları ele geçirildi!.. Canlı yayında konuşan Başbakan Binali Yıldırım kalkışmanın elebaşlarının ele geçirildiğini duyurdu. TSK içindeki bir grubun bu kalkışması Türk Silahlı Kuvvetlerimize de hakarettir. Bizi millet getirdi ve ancak millet götürür. Bu işin bazı elebaşıları ele geçirilmiş ve gereği yapılmıştır. Tanklar geri çekilmeye başlamıştır. Darbe girişimi yapanlar en çetin şekilde cezalandırılacaktır. Sokağa çıksınlar. Gün bugündür. Türkiye 3. dünya ülkesi değildir.

02:05 Antalya'da polis telsizinden flaş anons.. Antalya'da polis telsizinden yapılan anonsta teşkilatın gözünü kırpmadan gerekeni yapacağı bildirildi. İstanbul ve Ankara'daki askeri kalkışmaya ilişkin Antalya'da polis telsizinden yapılan anonsta, "Şu anda görevi başında bulunan tüm meslektaşlarımız, bayrağımıza, milletimize devletimize karşı tehlike arz edecek her türlü hareketlere karşı, gözünü kırpmadan gerekeni yapacaktır. Allah yar ve yardımcınız olsun." denildi.

02:04 Avrupa Konseyi: Bu eylem kabul edilemez.. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Jagland yaşanan gelişmeleri değerlendirerek "Türkiye'de demokratik olarak seçilmiş liderleri devirmeye yönelik herhangi bir eylem kabul edilemez" dedi.

02:00 Kalabalıkların Vatan Caddesindeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü çevresinde askerlere karşı canlı kalkan oluşturduğu ve tankları engellediği bildiriliyor. Tanklardaki bazı askerlerin gözaltına alınıp Emniyet'e götürüldüğü belirtiliyor.

01:57 Twitter'de birileri "sakın sokağa çıkma" diye hashtag oluşturdu. İnanılacak gibi değil. Komediye bakın.

01:54 Özel Kuvvetler Komutanı: "Duruma hakimiz. Milletimiz merak etmesin." Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı "Eşkiyalar başarılı olamayacaklar" diye konuştu. Üçüncü Kolordu Komutanı Korgeneral Öztürk ise "Personel derhal kışlalarına dönmeli" ifadelerini kullandı.

01:51 Askerler sivillere ateş açtı. Yaralılar var. Darbe girişimi sonrası son dakika haberlere gelmeye devam ediyor. Boğaziçi Köprüsü üzerindeki gruba askerler ateş açtı. İstanbul Boğaziçi Köprüsü üzerinde darbe girişimi protesto eden gruba askerler tarafından ateş açıldı. DHA'nın haberine göre yaralılar var. İstanbul'da köprüde ve Sakarya'da valilik önünde darbe girişimini protesto eden vatandaşların üzerine ateş açıldığı iddia ediliyor. Öte yandan AA'nın geçtiği habere göre, Ankara'da AK Parti Genel merkezi önüne yürümeye ve toplanmaya başlayan halkın üzerine helikopterlerden ateş açıldı. Bir kişinin öldüğü bildirildi.

01:39 İzmir'de kalabalıklar anıtların üzerine bayraklarıyla çıkarak darbeye tepkilerini dile getiriyorlar. Ufak kasaba ve ilçelerden de darbeye direniş için kalabalıkların toplandığı haberleri geliyor. Az önce gelen habere göre, Isparta Gelendost ilçesinde kalabalıklar geceyarısı ilçenin ana meydanına bayraklarıyla toplanarak darbeyi protesto etmeye başladı.

01:38 1. Ordu Komutanı'ndan askere kışlana dön emri.. 1. Ordu Komutanı Org. Ümit Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın FETÖ'cülerin esiri olduğunu söyledi. Güler, tüm askerlere kışlalarına dön emrini verdi. Ankara'da Genelkurmay Başkanı Akar'ın rehin alındığı yönündeki soruya Dündar "Buradaki problemi çözmek için çalışıyoruz." dedi. Dündar ,A Haber ekranlarından şunları söyledi: "1. Ordu Komutanlığı'nda küçük bir grubu temsil ediyorlar. Onlara katılmayan diğer birliklerle gerekli tedbirleri alıyoruz."



01:37 Çevik Kuvvet'teki askerler gözaltına alındı.. Üsküdar ve Bayrampaşa'daki Çevik Kuvvet'e giden askerler gözaltına alındı, hepsinin silahlarına el konuldu​. Gelen bilgilere göre 1 albay ile 3 askerin gözaltına alındığı öğrenildi.

01:32: Önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül açıklama yapıyor: "Askerler talimatlara uymayın. Kışlanıza çekilin." Oldukça heyecanlı ve sesi titreyerek konuşan Gül, darbeci askerleri tekrar tekrar uyardı. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Bu durum kabul edilemez. İşgal ettikleri yerleri hemen boşaltsınlar, kışlalarına dönsünler. ​Gece baskınları ile Türkiye'de yönetim değişmez​" dedi.

01:31 Twitter yayının yurtiçinden tekrar sağlandığı görülüyor. Geçen uzun dakikalardaki ulaşılamamanın bir engellemeden kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair önümüzdeki süreçte net bilgiler çıkacağı değerlendiriliyor.

01:26 İstanbul'da yoğun ezan ve  sesleri yükselmeye başladı. Sela ve ezan seslerinin ardından sokaklardan kalabalıkların darbeyi protesto sesleri ve araçların korna sesleri yükseliyor. Ankara ve İstanbul'daki camilerde sela veriliyor. Halk darbe girişimine karşı tek yürek oldu. Peki neden sela veriliyor bunun manası ne? Ankara Etlik'te bulunan camiden yapılan sela sonrası cami imamı vatandaşlara seslenerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısına kulak verilmesi ve demokrasiye sahip çıkılması için Allah ve Muhammet (s.a.v) aşkına sokağa çıkılması istendi. İstanbul'da da hal sokağa akarken camilerden de sela sesleri duyulmaya başlandı. Biri sustuğunda diğeri selaya başlıyor. Hızla tüm camilere yayılan sela sesleri İstanbul'u ayağa kaldırmış durumda. Herkes sokaklarda ve kent merkezlerine akıyor.

01:20 Önceki Başbakan Ahmet Davutoğlu canlı yayında geniş açıklamalar yapıyor. Darbe girişimine sert tepki gösteren Davutoğlu, halkı direnmeye çağırdı.

01:15 Ankara'da TRT binasında patlama sesi.. Ankara'da çok kuvvetli bir patlama sesi duyuldu. TRT binasının bulunduğu bölgede saat 00.42'de patlama meydana geldi.

01:11 Kılıçdaroğlu nihayet konuştu: Demokrasimize sahip çıkıyoruz!.. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu darbe girişimiyle ilgili açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu: "Bu ülke darbelerden çok çekmiştir. Aynı sıkıntıların yeniden yaşanmasını istemiyoruz. Cumhuriyet'e ve demokrasimize sahip çıkıyor; inancımızı eksiksiz bir şekilde koruyoruz. Herkes çok iyi bilmeli ki Cumhuriyet Halk Partisi, Parlamenter demokrasimizin vazgeçilmezi olan yurttaşlarımızın özgür iradesine bağlıdır" dedi.

01:06: (Önceki Başbakan) Ahmet Davutoğlu: Gün sesimizi yükseltme günüdür.

01:05 Askerler gözaltına alınmaya başlandı.. İstanbul'da darbe girişiminde bulunan askerler polisler tarafından gözaltına alınmaya başlandı.







00:59 Halkın demokrasiye sahip çıkışı artıyor. Darbecileri en çok korkutan gelişmenin bu olacağı bildiriliyor. Askeri kalkışmaya tepki gösteren vatandaşlar, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde sokağa çıkmaya başladı. Erzurum, Malatya, Trabzon, Rize, Bayburt, Bolu, Sakarya, Adana ve Konya başta olmak üzere birçok il ve ilçede vatandaşlar, İstanbul ve Ankara'daki askeri kalkışmaya karşı tepki göstermek amacıyla sokaklara çıktı...

00:58: TSK 1. ordu Komutanı Org. Ümit Güler: Bu TSK'nın desteklemediği bir harekettir. Darbe teşebbüsünün ardından 1. Ordu Komutanı İstanbul Valiliği'ne gelerek seçilmiş Cumhurbaşkanı'na ve demokrasiye yapılan girişime tepki gösterdi. ''Tüm tedbirler alınıyor, bu TSK'nın desteklemediği bir harekettir. Jandarmanın içinde küçük bir grubu temsil ediyorlar. Diğer birliklerle birlikte gerekli tedbirleri alıyoruz.'' dedi.



00:57 Halkın direnişi artıyor.. Havalimanından askerlerin çekilmeye başladığı haberi doğrulandı. Toplanan kalabalıklar askerlere tepki gösteriyor. Kalabalıkların tankların üstüne yığıldığı görüntüleri geliyor.

00:56 Twitter'a yurtiçinden ulaşılamazken proxy üzerinden ise ulaşılıyor.

00:52 Askerlerin Atatürk Havalimanından çekildiği haberleri geliyor. Bu haberlerin teyit edilmesi için bekliyoruz.

00:51 Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan TV kanallarına Beştepe'den canlı açıklama: Bu, milli iradeye karşı bir ayaklanma hareketidir.

00:47 Ankara'daki çatışmada yaralılar var.. Ankara'daki askeri darbe girişimi sonrası çıkan çatışmada yaralıların olduğu belirtildi. Bu arada yönetime el koymaya çalışan askeri grup ile çıkan çatışmada bazı vatandaşların yaralandığı belirtildi. Ankara'da polis, darbe girişiminde bulunan askerlere karşı silahlı müdahalede bulundu. Çıkan çatışmada bazı sivillerin yaralandığı ve Ankara Dışkapı Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı.

00:30 İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü önünde yoğun silah sesleri duyuldu.



00:28 Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 3G Cep yayını ile açıklama: Meydanlara, havalimanlarına toplanalım.

Direneceğiz. Milletçe vereceğimiz cevapla bunlar gereken cezayı alacaktır. Tüm milletimi havaalanlarına meydanlara toplanmaya çağırıyorum. Ben de meydana çıkacağım. TSK'da komuta zinciri çalışmamaktadır. Kopmuştur. Bu ülkede başkomutan benim, gereği yapılacaktır. Bu gelişme gerçekten silahlı kuvvetlerimizin bir azınlığın kalkışma hareketidir. Paralel yapının teşvik ettiği bir harekettir. Ülkemizin birliği ve beraberliğine yönelik bir harekettir. Milletçe vereceğimiz bir cevapla gereken cezayı alacaklardır. Milletin imkanlarıyla milletin üzerine gelmenin bedelini ağır ödeyeceklerdir. Cumhurbaşkanı olarak başbakan olarak Farklı bir şekilde yorumlayamıyoruz. Yaptıkları işgali ortadan kaldıracağız. Kararlı biçimde üzerine gideceğimizi bildirmek istiyorum. Bunu kimsenin test etmesine imkan vermeyeceğiz.

-ABD: Barış galip gelmeli.. -Fransa: Yasal meşru hükümet kollanmalı.

-Anadolu Ajansı'ndan gelen habere göre ilk çatışma bilgisi geldi. Polis ateşe ateşle karşılık verdi.

-Askerlerin internet iletişimini kesmesinden korkuluyor. Twitter ulaşımı Saat: 00:20 itibarıyla kesilmiş durumda. Bunun yoğunluktan mı yoksa müdahale ile mi oluştuğu henüz belirsiz. İlerleyen dakikalarda belli olacak.

-TSK adına yapılan alçak bildiride tüm yurtta sokağa çıkma yasağı ilan edildiği belirtiliyor. Ancak bir çok şehirde kalabalıkların giderek arttığı gözleniyor.

-CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'dan hala bir açıklama gelmedi.

-Ankara'da Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı mevkilerinin sıkı polis koruması altında bulunduğu bildiriliyor. Bu makamları teslim alamazlarsa askeri darbecilerin, girişimlerinde başarısızlığa uğramaya mahkum olacağı bildiriliyor.

-Taksim'de, Kadıköy Bağdat Caddesi'nde ve önemli konumlarda askeri araçların mevcut olduğu bildiriliyor.

-Savaş uçakları da İstanbul üstünde uçmaya başladı.

-İstanbul üstünde polis helikopterleri uçuş yapıyor.

-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın az sonra açıklama yapması bekleniyor.

-Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları soruşturma başlattı.

-Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: Kalkışma yapanlar başarısızlığa uğratılacak.

-Devlet Bahçeli: Kalkışma kabul edilemez. Telefonla Başbakanı arayan Bahçeli, "hükümetin yanındayız" dedi. Daha sonra yazılı bir açıklama yapan Bahçeli, "Halkın sokağa daveti, Türk askeriyle muhtemel bir çatışma içine girmesi vahim bir tehlike olarak önümüzde durmaktadır. Bilhassa Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in provokasyon ve ajitasyonlara karşı teyakkuzuyla birlikte, sokaklara çıkarak iç savaş şartlarına hizmet etmesi düşünülemeyecektir. Hiçbir dava arkadaşım karanlık sürecin taraf ve faili olmayacaktır." dedi.




Fotoğraflar: Darbe girişiminde en ağır saldırı Ankara Gölbaşı Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı ve Polis Havacılık Daire Başkanlığı’na yapıldı. 42 kişi şehit oldu.

-Ankara Gölcük'teki Polis Özel Harekat biriminde patlama meydana geldi. İlerleyen saatlerde olayın şok eden ayrıntıları ortaya açıktı. Darbecilerin en ağır saldırısını yaptığı Ankara Gölbaşı'nda yer alan Özel Harekat Daire Başkanlığı ve Polis Havacılık Daire Başkanlığı tam anlamıyla savaş alanına döndü. Saldırıda 42 kişi şehit oldu. Darbe girişimi sırasında en ağır saldırı Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı ve Polis Havacılık Daire Başkanlığı’na yapıldı. Dün saat 23.00 ve 24.00 sıralarında iki büyük patlama meydana geldi. Gölbaşı Cumhuriyet Savcılığı patlamalarla birlikte Gölbaşı’nda şehit sayısını 42 olarak açıklarken, Gölbaşı Devlet hastanesindeki duyuru panosunda ise yakınlarının bilgi alması için 43 yaralının bulunduğu belirtildi. Patlama sonrası şehit olan ve yaralanan polisler, Gölbaşı Hasvak Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede bugün saat 15.00 itibariyle hiçbir şehidin bulunmadığı ve 43 yaralının bulunduğu öğrenildi. Şehit olan polislerin Keçiören Adli Tıp Morguna sevk edildiği öğrenildi. Dün gece meydana gelen patlamanın ardından Gölbaşı Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı’na giriş ve çıkışlar yasaklandı. Özel Harekat polisleri, Daire Başkanlığı’na giden yolda ellerinde uzun namlulu silahlarla nöbet tutarak, gelen vatandaşları uyardı, giriş- çıkışların yasak olduğunu belirtti. Patlamanın ardından Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı’nın çekilen görüntü ve fotoğraflarında adeta savaş alanına döndüğü görüldü. Gölbaşı Yağlıpınar Mahallesinde bulunan TÜRKSAT’a yapılan saldırılar sonucu 2 güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği öğrenildi.

-Ankara'da Genel Kurmay Başkanlığı çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınıyor. Jetler alçaktan uçuyor. Genelkurmay Başkanlığı önündeki güvenlik önlemleri artırıldı, çok sayıda ambulans hazır bulunduruluyor. CNN Türk'ün haberine göre polis telsizinden, Genelkurmay önündeki polislerin çelik yelek giymesi yönünde anons yapıldı. Genelkurmay üzerinde Süper Kobra helikopteri uçuyor. Kobra helikopterden Genelkurmay önündeki polislere ateş açıldığı bilgisi de paylaşıldı.

-Askerlerin TRT yayınlarını durdurduğu ve asker kontrolünde yayın yapmaya başladığı ileri sürülüyor.

22:46 Saat 22'den beri bir takım askeri hareketlilikler yaşanıyor. Gelen bilgilere göre Fetullah Gülen Terör Örgütü'nün (FETÖ/PDY) TSK içindeki etkin güçlerinin harekete geçtiği belirtiliyor. Bu darbeci askeri grubun "Yurtta Sulh Konseyi "ismini taktığı dile getiriliyor.

------------------------------------------------------------------------------

TEK UMUTLARI ASKERİ DARBE DEMİŞTİK, HAKLI ÇIKTIK!

Bir kaç ay önce sitemizde yayınlanan bir haberde FETÖ'cülerin son umudunun darbe olduğunu dile getirmiştik. Basında başka haberlerde de yer alan bu iddia üzerine askeri kesimden bazı isimler açıklama yapmış, bunun ciddiye alınacak bir iddia olmadığını belirtmişlerdi. Öte yandan Paralel örgüte karşı en yoğun haberleri yapan bir site olarak yaptığımız haberlerin ve analizlerin ne kadar yerinde olduğu, bu örgütün ne kadar tehlikeli olduğu da ortaya çıkmış oldu.

6 Mart 2016 tarihinde yayınldığımız o haberimizde şu satırlar yer alıyordu:

"Paralel örgüte yönelik operasyonların kararlılıkla sürdürülmesi, soruşturmaların Zekeriya Öz ve diğer savcıların yurtdışına kaçmasına neden olacak kadar genişlemesi karşısında paralel örgüt ve hükümet karşıtlarının tek umudunun TSK içindeki paralel güçlerin gerçekleştireceği bir askeri darbe olduğu dile getiriliyor. Zaman gazetesinde kayyum atanmadan hemen önce örgütün lider kadrosundaki yazar Abdullah Aymaz'ın imzasıyla yayınlanan ve 12 Eylül türü bir darbe özleminin ima edildiği yazı, hükümet ve Erdoğan karşıtı çeşitli gazetecilerin darbe isteyen yazıları ile örgütün TSK'daki yapılanmasını büyük oranda koruduğu görüşü buna delil gösteriliyor.

Son dönemde sık sık dile getirilen bir iddia, giderek köşeye sıkışan Paralel örgütün son umudunun TSK içindeki deşifre olmamış paralel yapı mensubu subayların harekete geçmesi ve bir askeri darbe ile yönetimi ele geçirmesi olduğu şeklinde.

Bu iddiayı güçlendiren çeşitli somut bulgular ortaya çıkmış bulunuyor. Öncelikle TSK'da henüz deşifre olmamış çok sayıda paralel örgüt mensubu subayların olduğu iddiası hemen her kesimce kabul ediliyor.

Suriye'ye yardım götüren tırların Adana'da durdurulması olayı buna çarpıcı bir örnek. Paralel örgüt mensubu subayların paralel savcılarla birlikte o olayda nasıl etkin rol oynadığı açığa çıktı. Bu olayda rol alan subaylardan bazıları şu an Yargıtay'da yargılanıyor. Bazılarının da TSK'yla ilişkileri kesilmiş durumda.

TIR'ların durdurulması olayında o subayların telefonla sahte ihbarın yapılmasından durdurma olayında hemen olay yerine koşmalarına, olay anının görüntülerini bir kaç video kameralı subayla çekmelerinden TIR'daki MİT subaylarına silahları doğrultulmaya ve o görevlileri darp etmeye kadar nasıl büyük bir istekle ve aktif rol aldıkları ortaya çıktı."
Haberimizin tamamı için tıklayın (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Tek umutları askeri darbe!
Umutları Mayıs darbesi
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin askeri darbe girişimi' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri

(15 Temmuz 2016, 22:46), son güncel.: (16 Temmuz 2016, 21:45)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPIYA DAİR GRUPLANDIRILMIŞ HABERLERİMİZ:

Paralel yapı-Fetullah Gülen
Paralel yapı-Örgütlenme detayları
Paralel yapı-Cemaat (Işık) Evleri
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği
Paralel yapı-Yargı uzantıları
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları
Paralel yapı-HSYK uzantıları
Paralel yapı-Polis uzantıları
Paralel yapı-MİT uzantıları
Paralel yapı-TSK uzantıları
Paralel yapı-Diyanet uzantıları
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci
Paralel yapı-PKK & HDP yakınlığı
Paralel yapı-Doğan Medyası bağlantısı
Paralel yapı-Medya uzantıları
Paralel yapı-Finansal uzantıları
Paralel yapı-Meclis uzantıları
Paralel yapı-Koç grubu
Paralel yapı-CHP bağlantısı
Paralel yapı-MHP bağlantısı
Paralel yapı-AKP bağlantısı
Paralel yapı-BBP bağlantısı
Paralel yapı-HDP bağlantısı
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları
Paralel yapı-Sağlık alanındaki uzantıları
Paralel yapı-Eczane Yapılanması
Paralel yapı-KPSS ve diğer sınav yolsuzlukları
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları
Paralel yapı-BTK'daki uzantıları
Paralel yapı-EPDK'daki uzantıları
Paralel yapı-SGK'daki uzantıları
Paralel yapı-TMO'daki (Toprak Mahsulleri Ofisi) uzantıları
Paralel yapı-TKDK'daki (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) uzantıları
Paralel yapı-KOSGEB'deki uzantıları
Paralel yapı-Adli Tıp Yapılanması
Paralel yapı-Cezaevleri (Gardiyan) Yapılanması
Paralel yapı-Kadın Yapılanması
Paralel yapı-TRT Yapılanması
Paralel yapı-RTÜK Yapılanması
Paralel yapı-BDDK Yapılanması
Paralel yapı-Başbakanlık'taki uzantıları
Paralel yapı-Maliye Bakanlığı'ndaki uzantıları
Paralel yapı-Galatasaray'daki uzantıları
Paralel yapı-Diplomat/Büyükelçi Yapılanması
Paralel yapı-Türk Telekom Yapılanması
Paralel yapı-Sol kesim uzantıları
Paralel yapı-Futbol Yapılanması
Paralel yapı-Sendika Yapılanması
Paralel yapı-Alevi Yapılanması
Paralel yapı-Özel Güvenlik Yapılanması
Paralel yapı-Uluslararası Ceza Mahkemesi uzantıları
Paralel yapı-Bilgi İşlem Merkezi Yapılanması
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı
Paralel yapı-Koruyucu Aile ve Çocuk Evleri Yapılanması
Paralel yapı-Sayıştay Yapılanması
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-2000'de Ankara'da açılan ilk dava
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı
Paralel yapı-17/25 Aralık (2013) yolsuzluk kumpasları
Paralel yapı-25 Aralık (2013) yolsuzluk kumpası davası
Paralel yapı-19 Ocak (2014) TIR baskını ve soruşturması
Paralel yapı-Telekulak soruşturmaları
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması
Paralel yapı-İHH komplosu
Paralel yapı-Selam-Tevhit kumpası
Paralel yapı-08 Nisan (2014) 'Adana yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-22 Mayıs (2014) 'Taraf/Baransu'ya MGK davası' soruşturması
Paralel yapı-11 Haziran (2014) 'Adana hakimlerin yasadışı dinlenmesi' davası
Paralel yapı-11 Haziran (2014) 'Adana polislerin yasadışı dinlenmesi' davası
Paralel yapı-07 Temmuz (2014) '25 Aralık kumpasına katılan hakim-savcılar' soruşturması
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) 'Yasadışı dinleme ve 25 Aralık/Selam kumpasları'
Paralel yapı-19 Ağustos (2014) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-23 Ağustos (2014) 'Adana kişisel verileri yoketmeyip saklama' soruşturması
Paralel yapı-23 Ağustos (2014) 'Ankara Avukat Nurullah Albayrak'ın FETÖ soruşturmasını engelleme' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-02 Ekim (2014) 'TÜBİTAK-Cevdet Aydın'ın sahte diplomayla işe alınması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2014) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2014) 'Mersin yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-05 Kasım (2014) 'Bursa SGK'da yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'İstanbul Tahşiye kumpası' soruşturması
Paralel yapı-16 Aralık (2014) 'Sakarya Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-19 Aralık (2014) 'Edirne Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-07 Ocak (2015) 'Emniyet Dış İlişkilerde ayrı yapılanma' soruşturması
Paralel yapı-17 Ocak (2015) 'TÜBİTAK-Hasan Başaran'ın sahte diplomayla işe alınması' soruşturması
Paralel yapı-27 Ocak (2015) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-08 Şubat (2015) 'İstanbul Fetullahçı Terör Örgütü' soruşturması
Paralel yapı-11 Şubat 2015 'Balyoz'da paralel bilirkişilere kumpas suçlaması' davası
Paralel yapı-11 Şubat 2015 'Balyoz Davası Üzerinden Masum Sanıklara Kumpas' (ana) soruşturması
Paralel yapı-13 Şubat 2015 'Sakarya yasadışı dinleme' davası
Paralel yapı-24 Şubat (2015) 'Bolu yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-28 Şubat (2015) 'Eskişehir yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-13 Mart (2015) 'Sinop Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Mart (2015) 'Sivas yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-03 Nisan (2015) 'TÜBİTAK-Böcekte sahte rapor' soruşturması
Paralel yapı-07 Nisan (2015) 'Şırnak örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-07 Nisan (2015) 'Ankara Sincan örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Nisan (2015) 'Emniyet İstihbarat'ı yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-25 Nisan (2015) 'İstanbul 25 Nisan kamikaze/yargısal darbe girişimi' soruşturması
Paralel yapı-25 Nisan (2015) 'Van yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) 'Ankara yasadışı dinleme-VIP dinleme' soruşturması
Paralel yapı-16 Mayıs (2015) 'Balyoz Kumpası'nda Taraf gazetesinin rolü' soruşturması
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) 'Konya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mayıs (2015) 'Can Dündar/MİT TIR görüntülerini yayınlama' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2015) 'Rize yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2015) 'Mersin/Gülen'in GDO kumpası' soruşturması
Paralel yapı-01 Temmuz (2015) 'Trabzon yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2015) 'İzmir Himmet' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2015) 'İstanbul Koza-İpek' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2015) 'Üsküdar Himmet' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2015) 'İstanbul Kaynak Holding' soruşturması
Paralel yapı-13 Eylül (2015) 'Antalya yasadışı dinleme' soruşturması/davası
Paralel yapı-15 Eylül (2015) 'Ankara Himmet/Kutsal Hoca Payı-1' soruşturması
Paralel yapı-16 Eylül (2015) 'Kayseri Melikşah Üniversitesi' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2015) 'Ankara/Kayseri Askeri Lise sınavlarında yolsuzluk' soruşturması
Paralel yapı-11 Ekim (2015) 'TÜBİTAK-Hasan Palaz'ın bilgileri bozma' soruşturması
Paralel yapı-12 Ekim (2015) 'Albay Hüseyin Kurtoğlu'na kumpas' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2015) 'İstanbul Florya Himmet' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2015) 'Uşak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2015) 'İzmir askeri casusluk kumpası' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Aralık (2015) 'Bursa/Örgütün İnsan Kaynakları' soruşturması
Paralel yapı-07 Aralık (2015) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) '17 Aralık Kumpası/Fetullah Gülen dahil 44 sanık' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) '17 Aralık Kumpası/Zekeriya Öz ve diğer savcılar' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) 'Sivas örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-08 Aralık (2015) 'Tekirdağ örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-11 Aralık (2015) 'Ankara/FETÖ'nün (Çatı) Lider Kadrosu' soruşturması/Davası
Paralel yapı-11 Aralık (2015) 'Selam kumpasına karışan 54 hakim-savcı' soruşturması
Paralel yapı-15 Aralık (2015) 'Adana SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-25 Aralık (2015) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-26 Aralık (2015) 'Çanakkale yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ocak (2016) 'Adana UYAP'tan örgüte bilgi sızdırma' soruşturması
Paralel yapı-13 Ocak (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzincan örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzurum tecavüze örtbas' soruşturması
Paralel yapı-27 Ocak (2016) 'Malatya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Şubat (2016) 'Manisa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Şubat (2016) 'Düzce yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Şubat (2016) 'Bursa İzgün Gıda/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Şubat (2016) 'Rize örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Şubat (2016) 'Balıkesir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Şubat (2016) 'Antalya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Şubat (2016) 'Isparta MİT timi' soruşturması
Paralel yapı-16 Şubat (2016) 'Karabük sınav yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-16 Şubat (2016) 'Gaziantep örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Şubat (2016) 'İzmir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Şubat (2016) 'Erzurum yolsuzluk ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Şubat (2016) 'İzmir Adliye yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Mart (2016) 'Kastamonu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Mart (2016) 'Diyarbakır SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-02 Mart (2016) 'Erzincan Ergenekon davasında kumpas' soruşturması
Paralel yapı-04 Mart (2016) 'Kayseri Boydak Holding' soruşturması
Paralel yapı-04 Mart (2016) 'İstanbul Zaman Gazetesi' soruşturması
Paralel yapı-06 Mart (2016) 'Sakarya yasadışı dinleme' soruşturması
Paralel yapı-07 Mart (2016) 'Erzurum Gülen'in kardeşinin matbaası' soruşturması
Paralel yapı-08 Mart (2016) 'İzmir SGK yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Mart (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Mart (2016) 'Tokat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Mart (2016) 'Elazığ Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Mart (2016) 'İstanbul yasadışı dinleme-VIP dinleme' soruşturması
Paralel yapı-14 Mart (2016) 'Isparta ve Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Mart (2016) 'Dershanelerin kapatılmaması için tehdit' soruşturması
Paralel yapı-16 Mart (2016) 'Nevşehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Mart (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Mart (2016) 'Çankırı örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Mart (2016) 'Batman örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Mart (2016) 'Giresun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Mart (2016) 'Muş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mart (2016) 'Ankara Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mart (2016) 'Eskişehir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-30 Mart (2016) 'Aksaray örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-30 Mart (2016) 'İzmir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mart (2016) 'İzmir emniyet müdürlerine kumpas' soruşturması
Paralel yapı-01 Nisan (2016) 'Çorum Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Nisan (2016) 'Bursa Polis Okulu sınav hırsızlığı ihbarcısına kumpas' soruşturması
Paralel yapı-02 Nisan (2016) 'Karabük Kayyumdan Mal Kaçırma' soruşturması
Paralel yapı-03 Nisan (2016) 'Ordu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Nisan (2016) 'Gülen ve 44 polise casusluk' soruşturması
Paralel yapı-04 Nisan (2016) '25 Aralık belgelerinin Karşı gazetesinde yayınlanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Samsun Bank Asya'da sahtecilik' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Kırıkkale Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Kilis Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Antalya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2015) 'Ankara Himmet/Kutsal Hoca Payı-2' soruşturması
Paralel yapı-05 Nisan (2016) 'Adıyaman Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Nisan (2016) 'Gaziantep örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-10 Nisan (2016) 'Erzincan Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Nisan (2016) 'Çanakkale örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Nisan (2016) 'Osmaniye SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-12 Nisan (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Nisan (2016) 'Sivas SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-17 Nisan (2016) 'Yozgat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Nisan (2016) 'İstanbul Bank Asya/Dumankaya' soruşturması
Paralel yapı-19 Nisan (2016) 'Bitlis Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Nisan (2016) 'Hatay örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Ankara 138 istihbaratçıya Paralel Kulak' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Afyon örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Van örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Nisan (2016) 'Aksaray örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Nisan (2016) 'Şanlıurfa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Nisan (2016) 'Yozgat örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Nisan (2016) 'Kırıkkale örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Nisan (2016) 'Trabzon Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Mayıs (2016) 'Ağrı SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-02 Mayıs (2016) 'Kahramanmaraş örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Mayıs (2016) 'Kırşehir örgüte finansal destek' soruşturması/davası
Paralel yapı-03 Mayıs (2016) 'Erzurum SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-04 Mayıs (2016) 'Van örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-05 Mayıs (2016) 'Antalya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Mayıs (2016) 'Adana örgüte yardım yataklık' soruşturması
Paralel yapı-09 Mayıs (2016) 'Amasya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Çorum Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Şanlıurfa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Kastamonu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-12 Mayıs (2016) 'Bartın örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Mayıs (2016) 'Erzincan SODES yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-17 Mayıs (2016) 'Muğla örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-17 Mayıs (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-17 Mayıs (2016) 'İzmir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Mayıs (2016) 'TÜBİTAK'ta paralel kadrolaşma-146 usulsüz işe alım' soruşturması
Paralel yapı-20 Mayıs (2016) 'Hakkari örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-21 Mayıs (2016) 'Zonguldak örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-21 Mayıs (2016) 'Yalova Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Mayıs (2016) 'Sivas Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Mayıs (2016) 'Kahramanmaraş örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Ardahan Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Aksaray Kayyumdan Mal Kaçırma' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Mersin örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Mayıs (2016) 'Sinop Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Düzce örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Diyarbakır örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Çorum örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Ordu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Mayıs (2016) 'Niğde örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Mayıs (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Mayıs (2016) 'Siirt Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Mayıs (2016) 'Balıkesir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Mayıs (2016) 'Karaman örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-30 Mayıs (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek ve belge imha' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Iğdır Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Hatay örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Erzurum örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Mayıs (2016) 'Ankara Emniyet Bilgisayarlarına Virüs Yükleme' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Aydın örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Rize Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Elazığ Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Haziran (2016) 'Kocaeli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Haziran (2016) 'Van Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Haziran (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Haziran (2016) 'Giresun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Haziran (2016) 'Edirne Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Haziran (2016) 'Gaziantep Işıkevleri Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Haziran (2016) 'Gaziantep örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-06 Haziran (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-08 Haziran (2016) 'Kahramanmaraş Gülen'in doktorları' soruşturması
Paralel yapı-09 Haziran (2016) 'Kastamonu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Haziran (2016) 'Trabzon örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Haziran (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Haziran (2016) 'Aksaray Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Haziran (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Haziran (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-17 Haziran (2016) 'Adıyaman Himmet' soruşturması
Paralel yapı-20 Haziran (2016) 'Gümüşhane örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-20 Haziran (2016) 'Tekirdağ örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Haziran (2016) 'Antalya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Haziran (2016) 'İstanbul Haydar Meriç cinayeti' soruşturması
Paralel yapı-24 Haziran (2016) 'Kırklareli Okul Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Haziran (2016) 'İstanbul Silahlı Himmet' soruşturması
Paralel yapı-26 Haziran (2016) 'Elazığ SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Haziran (2016) 'Kırklareli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Temmuz (2016) 'Sakarya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-07 Temmuz (2016) 'İzmir askeri casusluk kumpası ve TSK yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Batman Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Temmuz (2016) 'Bayburt örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Temmuz (2016) 'HSYK Asliye Hakimi İlhan Karagöz'den skandal karar' soruşturması
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi' ve soruşturmaları
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Ankara darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'İstanbul darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'İzmir darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Denizli darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Erzurum darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Konya darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Kars darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Kırşehir darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Yalova darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Adana darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'Marmaris Darbecilerden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişimi' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Antalya Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Aydın Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'İstanbul Örgütün Para Kasası' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Kars Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Temmuz (2016) 'Sakarya darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-18 Temmuz (2016) 'İstanbul Harp Akademileri Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Temmuz (2016) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Temmuz (2016) 'Çorum darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-20 Temmuz (2016) 'Ankara Askeri Yargı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Temmuz (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Temmuz (2016) 'Van Mustafa Akman Cinayeti' soruşturması
Paralel yapı-22 Temmuz (2016) 'Siirt Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Isparta/Yalvaç örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Isparta/Yalvaç Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Trabzon Gülen'in sağ kolu Halis Hancı'nın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'İzmir Bodrum İmamı Çağrı Acar'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Aydın Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Temmuz (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'İstanbul SAT İmamı Kemal Işıklı'nın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Eskişehir Polatlı İmamı R.Y'nin yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Temmuz (2016) 'Elazığ Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'İstanbul Kanada İmamı İlhan Erdem'in yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'İstanbul Medya yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Mardin SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Mardin darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Bartın Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'Yozgat Askeri Lise sınavlarında yolsuzluk' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Konya Avukat yapılanması/Balyoz kumpası' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'İstanbul Albay Üçok'a Hipnoz davasında kumpas' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Ankara örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Bursa Emniyet yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Temmuz (2016) 'İstanbul Mülkiye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'İzmir Adliye/Cezaevi yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'İzmir Petkim Yapılanması ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'İzmir Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'Adıyaman Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Temmuz (2016) 'Aydın örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Sivas örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Bursa darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Batman darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Ankara Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Temmuz (2016) 'Ankara Başbakanlık'taki Yapılanma' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Diyarbakır Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Antalya Akdeniz Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Edirne Emniyet Yapılanması/İmamları' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Anayasa Mahkemesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'Siirt Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Temmuz (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ardahan Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'İstanbul Adli Tıp Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ordu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Ankara Anayasa Mahkemesi (AYM) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Temmuz (2016) 'Konya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Temmuz (2016) 'Ankara Mülkiye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Temmuz (2016) 'İstanbul TÜBİTAK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Zonguldak darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Uşak Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Aksaray Gıda Tarım Hayvancılık Md.Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Elazığ Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ağustos (2016) 'Çankırı Cezaevi yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Samsun örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Kütahya Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Isparta sosyal medyadan darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Edirne Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Denizli Pamukkale Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'Ankara GATA Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ağustos (2016) 'İzmir Çeşme Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ağustos (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Ağustos (2016) 'Kayseri Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ağustos (2016) 'Niğde örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-04 Ağustos (2016) 'Konya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Ağustos (2016) 'Uşak Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Ağustos (2016) 'Ankara Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ağustos (2016) 'Ankara Adalet Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ağustos (2016) 'Kırklareli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ağustos (2016) 'Antalya Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ağustos (2016) 'Kayseri Melikşah Üniversitesi yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ağustos (2016) 'İzmir Kavuklar Holding ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-06 Ağustos (2016) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ağustos (2016) 'İstanbul Türk Telekom Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Ağustos (2016) 'Şanlıurfa Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Ağustos (2016) 'Yalova örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Manisa Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Kahramanmaraş Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Mersin Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'K.Maraş Elbistan İmamı Recep Paksoy'un yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'İstanbul Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ağustos (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Ankara TRT Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Ankara 648 hakim-savcı' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Balıkesir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Adana Milli Eğitim Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Ağustos (2016) 'Mersin BBP/Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Ağustos (2016) 'İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Ağustos (2016) 'Denizli örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) 'Uşak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) 'Antalya 'Abi' Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ağustos (2016) '17 Aralık Kumpası/Fetullah Gülen dahil 67 sanık' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek veren şirketler' soruşturması
Paralel yapı-16 Ağustos (2016) 'HSYK FETÖ imamı Adil Öksüz'ün serbest bırakılması' soruşturması
Paralel yapı-17 Ağustos (2016) 'Kayseri Erciyes Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Balıkesir TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Ankara 2012'deki hakim-savcı sınavı yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek veren şirketler' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ağustos (2016) 'Ankara Diplomat/Büyükelçi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'Konya Selçuk Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'İstanbul Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'İstanbul Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'İstanbul BDDK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ağustos (2016) 'Balıkesir Mülkiye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ağustos (2016) 'Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ağustos (2016) 'Kırıkkale Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ağustos (2016) 'Düzce Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ağustos (2016) 'İzmir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Ankara Askeri Yargı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Çanakkale Cezaevi yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ağustos (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Ağustos (2016) 'Sakarya Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'İstanbul Futbolda Fetullahçı Yapılanma' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Bursa darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Ankara AYM/Yargıtay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ağustos (2016) 'Batman Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Mersin Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Kocaeli TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'İstanbul Bölge İmamları Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Ankara Danıştay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Bursa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Şanlıurfa Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Muğla örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-25 Ağustos (2016) 'Sakarya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ağustos (2016) 'İzmir Gediz Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ağustos (2016) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ağustos (2016) 'Zonguldak Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Ağustos (2016) 'Sakarya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Ağustos (2016) 'İstanbul Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Ağustos (2016) 'Siirt Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ağustos (2016) 'Giresun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ağustos (2016) 'Erzurum Atatürk Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Ağustos (2016) 'Muğla Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Ağustos (2016) 'Düzce Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Ağustos (2016) 'Tokat Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'Zonguldak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'İstanbul Özilhanlar Tekstil' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'Nevşehir il imamı Alim Çakır'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'İstanbul Medya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Ağustos (2016) 'Eskişehir Avukat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Çankırı AKP Milletvekili İdris Şahin' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Batman örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Adana Medya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Ağustos (2016) 'Konya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2016) 'Kayseri Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Eylül (2016) 'Batman Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Samsun Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Ankara MİT Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Kırklareli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Erzurum Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Eylül (2016) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Aydın Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Iğdır Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'İzmir Bylock kullanan örgüt mensupları 2 sanık' davası
Paralel yapı-03 Eylül (2016) 'Ankara Özel Kuvvetler Komutanlığı Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'İstanbul Deniz İmamı Orhan Sipahioğlu'nun Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'Zonguldak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'Karabük Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-04 Eylül (2016) 'Manisa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Şanlıurfa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Rize Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Kütahya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Gaziantep Adliye/Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'İstanbul Beyazıt imamı Suat Gözütok'un Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Elazığ Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Eylül (2016) 'Çorum Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Balıkesir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Tekirdağ Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Nevşehir İmamı Bilal Ünsal'ın Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Kayseri Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'İstanbul Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Eylül (2016) 'İzmir Bayraklı Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'İstanbul Metropoll Anket/Özer Sencar' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'Ankara TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'İstanbul Yeniçağ Gazetesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Eylül (2016) 'Ankara Firari Amiraller İmren ve Ekici'nin yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2016) 'İstanbul TSK Yapılanması/Hakim, savcı ve diğer sivil TSK Abileri' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Eylül (2016) 'Bursa Avukat Yapılanması' davası
Paralel yapı-09 Eylül (2016) 'İstanbul Seyidoğlu Baklavaları/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Eylül (2016) 'Iğdır örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Eylül (2016) 'Trabzon Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-10 Eylül (2016) 'İstanbul gazeteci Altan Kardeşler/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-10 Eylül (2016) 'Kütahya Bylock kurucusunun yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Eylül (2016) 'İstanbul Marmara Jandarma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Eylül (2016) 'İstanbul Zeytinburnu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-13 Eylül (2016) 'İstanbul TSK murakıbı Hasan Pakır'ın tutuklanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'Ankara KOSGEB Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'Balıkesir Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'İzmir Vali Yardımcısı Mehmet Suat İlhan'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Eylül (2016) 'Kayseri Bylock kullanan kamu çalışanları' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Antalya Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Balıkesir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Elazığ Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Isparta Milli Eğitim Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'İzmir örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Karabük Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Siirt Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Eylül (2016) 'Tokat Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Siirt Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'İzmir Ödemiş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Elazığ Fırat Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Bolu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Çanakkale Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Çorum Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-22 Eylül (2016) 'Afyon Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Balıkesir Gülen'in Yeğeni Emine Akay'ın yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Eskişehir Milli Eğitim Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Kırıkkale Üniversite Yapılanamsı' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Adana Tatlıcı Köse-Karahan/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Konya Ereğli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Samsun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Uşak Milli Eğitim/Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Eylül (2016) 'Van Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Eylül (2016) 'Şanlıurfa SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-24 Eylül (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Eylül (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Eylül (2016) 'Mersin örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Bursa Aktif Eğitim-Sen Sendikası' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Çanakkale Dershane Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Denizli Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'İstanbul Eyalet İmamları' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Manisa örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-26 Eylül (2016) 'Ankara Birleşmiş Milletler UCM Hakimi Aydın Sefa Akay' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'İstanbul Kimse Yok mu Derneği/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'İzmir Raif Cilasun Vakfı/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Eylül (2016) 'Amasya örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Eylül (2016) 'Kars Komando Tugayı 15 Temmuz darbesine destek' soruşturması
Paralel yapı-28 Eylül (2016) 'Eskişehir Jandarma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Eylül (2016) 'Afyonkarahisar Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Eylül (2016) 'Adana Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-29 Eylül (2016) 'Gaziantep Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Ankara Askeri Ataşe Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Hatay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Isparta Eğitim Gönüllüleri Derneği' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Kayseri Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Tokat 15 Temmuz darbesine destek veren subaylar' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Erzurum Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Trabzon Sürmene Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-30 Eylül (2016) 'Zonguldak Alaplı Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'İzmir Ege Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'Aydın TSK Yapılanması/Bylock kullanan subaylar' soruşturması
Paralel yapı-01 Ekim (2016) 'Batman Kadın ve Üniversite Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Ekim (2016) 'Hatay FETÖ iddianamesini iade eden mahkeme heyetine HSYK' soruşturması
Paralel yapı-02 Ekim (2016) 'Bolu örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Denizli Tavas Yapılanması (72 sanıklı)' davası
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'İzmir Tire Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Adıyaman Adliye/Cezaevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Afyon Cemaat Evleri Yapılanması/Erdek İmamı R.K'nın Yakalanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Batman Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Bitlis SODES yolsuzluğu ve örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Düzce Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'İstanbul yeni darbe için emir bekleyen hücreler' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Ankara TSK Yapılanması/Mahrem İmamlar' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'İzmir Karşıyaka Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Zonguldak Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Adana Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-05 Ekim (2016) 'Düzce Sanayi İle Adamları Derneği (DÜSİAD) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Denizli Yapılanması (50 sanıklı)' davası
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'İzmir Aliağa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Afyonkarahisar Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Aksaray TSK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Balıkesir Üniversitesi (BAÜ) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Bursa Cihan-Sen/Ufuk Sendikaları' soruşturması
Paralel yapı-06 Ekim (2016) 'Çorum Alaca Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'İstanbul Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'İzmir TSK Yapılanması/Askeri İmamlar' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Zonguldak Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Antalya Manavgat Çevre ve Diyalog Derneği (MAÇED)/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Çorum Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Ekim (2016) 'Zonguldak Ereğli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Ekim (2016) 'Balıkesir Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Ekim (2016) 'Tokat Emniyet/Alevi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Ekim (2016) 'Samsun Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-10 Ekim (2016) 'Trabzon Vakfıkebir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Ekim (2016) 'İzmir Menemen Eğitimciler Derneği Etüt Merkezi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-12 Ekim (2016) 'Ankara Emniyet Yapılanması/Bylock kullanan polisler' soruşturması
Paralel yapı-12 Ekim (2016) 'Ankara Yargı Yapılanması/Bylock kullanan hakim-savcılar' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'Uşak Öğretmen Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'İzmir Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'Konya Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-13 Ekim (2016) 'İzmir Foça Deniz Üssü Yapılanması/Bylock kullanan askerler' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Konya Yapılanması/Bylock kullanan abi-ablalar' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Diyarbakır Emniyet Yapılanması' davası
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Erzurum Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Adıyaman Yapılanması/Eagle kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-14 Ekim (2016) 'Muş Bylock kullanan PKK'lı terörist Özcan A.' soruşturması
Paralel yapı-17 Ekim (2016) 'İzmir Eldem Kuyumculuk/örgüte finansal destek' soruşturması/davası
Paralel yapı-17 Ekim (2016) 'İzmir Güzelbahçe Öğrenci Yapılanması/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-17 Ekim (2016) 'Zonguldak Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ekim (2016) 'Ankara BTK/TİB Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-18 Ekim (2016) 'Konya Akşehir Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Ankara Sayıştay Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Kahramanmaraş Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Kayseri Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-19 Ekim (2016) 'Kayseri Aktif Eğitim-Sen Sendikası' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'İzmir Kınık Öğretmen/Adliye Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'İzmir Sağlık Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'Eskişehir Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-20 Ekim (2016) 'Karaman Öğrenci Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ekim (2016) 'Ankara Emniyet/Adalet Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Ekim (2016) 'Uşak Mahrem yapı ve ideolojik kanat' soruşturması
Paralel yapı-21 Ekim (2016) 'İzmir Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-22 Ekim (2016) 'İzmir Narlıdere Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-22 Ekim (2016) 'İstanbul Başbakan Erdoğan'a DHKP-C koruma polisi kumpası' soruşturması
Paralel yapı-23 Ekim (2016) 'İstanbul darbeye destek veren polisler 29 sanık' davası
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'Antalya Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'Samsun Canik Başarı Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'Şanlıurfa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Ekim (2016) 'İzmir Cezaevi/İnfaz Koruma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-25 Ekim (2016) 'İzmir örgüt imamları' soruşturması
Paralel yapı-25 Ekim (2016) 'Giresun Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-26 Ekim (2016) 'İzmir Sirus Gençlik Derneği Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ekim (2016) 'Şanlıurfa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-26 Ekim (2016) 'Edirne Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'Ankara Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'Kahramanmaraş Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'Tekirdağ Çerkezköy örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Ekim (2016) 'İzmir Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Kırklareli Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Manisa Soma Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Manisa Kadın Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Eskişehir Diyanet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Ekim (2016) 'Trabzon Mercan A.Ş/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-29 Ekim (2016) 'İzmir Bilirkişi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-31 Ekim (2016) 'İstanbul Cumhuriyet gazetesi' soruşturması
Paralel yapı-31 Ekim (2016) 'Erzurum Yapılanması' soruşturması/davası
Paralel yapı-01 Kasım (2016) 'Adana Yargı Abileri yapılanması 2 sanık' davası
Paralel yapı-01 Kasım (2016) 'Ankara RTÜK Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-01 Kasım (2016) 'İzmir Özel Güvenlik Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Kasım (2016) 'Ankara Bylock kullanan eğitimciler' soruşturması
Paralel yapı-02 Kasım (2016) 'Sakarya Zaman gazetesinin kapatılmasını protesto' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'İzmir Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'İstanbul TUSKON arşivi' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'İstanbul Marmara Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Kasım (2016) 'Sakarya Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-03 Ekim (2016) 'Konya Bylock kullanan öğretmenler' soruşturması
Paralel yapı-04 Kasım (2016) 'İzmir Bylock kullanan Milli Eğitim görevlileri' soruşturması
Paralel yapı-04 Kasım (2016) 'Kahramanmaraş Askeri Okullar/Sınav Yolsuzluğu Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-07 Kasım (2016) 'İstanbul Denge Platformu Derneği' soruşturması
Paralel yapı-07 Kasım (2016) 'İzmir Büyükşehir Belediyesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-08 Kasım (2016) 'Konya Ereğli Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'Kars Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'Manisa Emniyet Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-09 Kasım (2016) 'Ankara Polis Okulu sınavlarında yolsuzluk' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2016) 'İzmir Aliağa Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2016) 'Kırşehir Kamu Alanları Dışındaki Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-10 Kasım (2016) 'Zonguldak Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Denizli Avukat Yapılanması 10 sanık' davası
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Kayseri Yapılanması/Bylock kullanan örgüt üyeleri' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Kayseri Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Manisa Turgutlu Sağlık Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-11 Kasım (2016) 'Manisa Sarıgöl Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-13 Kasım (2016) 'Adana örgüte finansal destek 103 sanık' soruşturması/davası
Paralel yapı-14 Kasım (2016) 'Kırşehir 'Fetö Silahlı Terör Örgütü Propagandası' davası
Paralel yapı-16 Kasım (2016) 'Adana Emniyet Yapılanması 2 sanık' soruşturması/davası
Paralel yapı-18 Kasım (2016) 'İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-19 Kasım (2016) 'Ankara Maliye Bakanlığı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-21 Kasım (2016) 'Ankara TSK/Yargı Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-23 Kasım (2016) 'İstanbul Abi/Abla Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-24 Kasım (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması 1 sanık' davası
Paralel yapı-24 Kasım (2016) 'İzmir Emniyet Yapılanması 2 sanık' davası
Paralel yapı-24 Kasım (2016) 'Adana Aktif Eğitim-Sen Sendikası 31 sanık' soruşturması/davası
Paralel yapı-25 Kasım (2016) 'İstanbul örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Kasım (2016) 'Adana İncirlik Üssü Yapılanması/darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-27 Kasım (2016) 'Giresun Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-27 Kasım (2016) 'Ankara MİT Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-28 Kasım (2016) 'İstanbul Darbe Yapılanması/Sabiha Gökçen Havalimanı Baskını 62 sanık' davası
Paralel yapı-30 Kasım (2016) 'Ankara ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) yolsuzluğu' soruşturması
Paralel yapı-30 Kasım (2016) 'Tokat Emniyet Yapılanması/örgüte finansal destek' soruşturması
Paralel yapı-01 Aralık (2016) 'Bursa Emniyet Yapılanması/yasadışı dinleme ve darbeye destek 32 sanık' davası
Paralel yapı-01 Aralık (2016) 'Denizli Osman Nuri Yılmaz Derneği/örgüte finansal destek 8 sanık' davası
Paralel yapı-01 Aralık (2016) 'İstanbul Doğan Medya Temsilcisi Barbaros Muratoğlu/Medya Yapılanması' soruşturması
Paralel yapı-02 Aralık (2016) 'Antalya Emniyet Yapılanması' davası
Paralel yapı-02 Aralık (2016) 'İzmir Karşıyaka darbeye destek 5 sanık' davası
Paralel yapı-02 Aralık (2016) 'Malatya Yapılanması 54 sanık' davası
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar
Paralel yapıya açılan davalar
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapıya açılan davaların iddianameleri
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon davasında kumpas
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Danıştay Saldırısı
Paralel yapı-Şemdinli Davası
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümü
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Mustafa Akın cinayeti
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-İrfan Erbarıştıran'ın şüpheli ölümü
Paralel yapı-Mustafa Akman cinayeti'
Paralel yapı-Aselsan intiharları
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Kozmik Oda soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Elazığ/İhya-Der kumpası
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL'e geçilmesi
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar
Paralel yapıya yönelik kayyum atamaları
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı TSK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Adalet/İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Milli Eğitim Bakanlığı'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-ABD bağlantıları
Paralel yapı-İsrail bağlantıları
Paralel yapı-Almanya bağlantıları
Paralel yapı-Mısır (askeri darbecileri) bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Dershane
Paralel yapı-Yurtdışındaki cemaat okulları
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı-Bylock konulu soruşturma, dava ve haberler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=8199    yazdır/print


 

Mahkeme davayı başarıyla gördü

5 yıl süren Ergenekon davası dün tam olarak sonuçlandı. Gerekçeli karar açıklandı. Kanaatimizce mahkeme yargılamayı hakkıyla yaptı. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, yargılama sürecini, o süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz, sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, o şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar şeffaf bir yargılama yapıldı. Zaten sadece tartışılanlar değil tüm deliller Yargıtay sürecinde bir kez daha değerlendirilecektir. Bu nedenle kamuoyu vicdanında paralel yapı olgusunun ortaya çıkardığı şüphelerin ortadan kalkacağını düşünüyoruz. Ancak diğer taraftan paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez, ki bunun hala yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dünkü açıklaması buna örnek oldu. Diğer taraftan mahkemenin dün açıkladığı 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararında ilk 19 sayfayı önsöz teşkil ediyor. Dava sürecini özetlemesi ve önemli tartışma konularına cevap getirmesi açısından bu kısmı ilerleyen saatlerde haberimize eklemek istiyoruz. Bu arada gerekçenin tamamını siteye ekleme çalışması sürmektedir. Tamamlandığında kelime araması yapmak mümkün olacaktır.

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo/Kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır. Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen 'derin devlet yapılanması' hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.. Ergenekon özellikle Ecevit, Gül ve Erdoğan hükümetlerini hedef aldı."

Dava sürecinde bir çok kesimden mahkeme heyetine haksız eleştiriler yöneltilmiş olsa da kanatimizce mahkeme çok büyük bir iş görmüş, yargılamayı hakkıyla yapmıştır. 2008'de dava başlamadan hemen önce bir yazı kaleme almış ve mahkeme heyetine kolaylıklar dilemiştik. (kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=69) O yazımızın arkasındayız. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, Ergenekon yargılama sürecini, bu süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz (kontrgerilla.com/yazilar/delil_tartismalari.asp), sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, o şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Zaten delil tartışması paralel yapı olgusu ortaya çıkmadan önce de vardı. Soruşturma ve dava boyunca da yoğun şekilde sürdü. Bu nedenle belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar yargılama şeffaf oldu. Hatta sürece AİHM dahi katıldı. Kanaatimizce İtalyan Ergenekonu 'Gladio' davasında dahi bu kadar şeffaf bir yargılama yapılmış değildir. Belki Ergenekon davasında tartışma konusu olan delillerin değerlendirilmesi yeniden yapılabilir. Ancak zaten sadece tartışılanlar değil tüm deliller Yargıtay sürecinde bir kez daha değerlendirilecektir. Bu nedenle kamuoyu vicdanında paralel yapı olgusunun ortaya çıkardığı şüphelerin ortadan kalkacağını düşünüyoruz.

Ancak diğer taraftan paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez, ki bunun hala yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Örneğin eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dünkü açıklaması.. Başbuğ, 'Gerekçeli kararı ciddiye almıyorum' diyerek bir genelkurmay başkanına yakışmayacak kadar gayrı ciddi konuştu. Gerçi ciddiye alsa ne olur almasa ne olur, ama en üst makamlara gelmiş birinin sözleri bu şekilde olabilir mi?..

Dediğimiz gibi paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez. Nitelik ve nicelik açısından çok ama çok fazla delil mevcuttur ve tümü de birbiriyle örtüşmektedir. Bu gerçeği hiç bir komplo teorisi ya da tartışma ortadan kaldıramaz. Şüphesiz her yargılamada az çok, ama mutlaka bir miktar şüphe ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hiç bir tartışmanın ve şüphenin olmamasını Ergenekon davası gibi devasa bir davada beklemek mümkün değildir.

Sanıkların rejimi korumak ya da vatan-millet-sakarya gerekçeleriyle hareket etmeleri, bazı kesimlerin göstermeye çalıştığı gibi onları kahraman yapmaz. İşledikleri suçları suç olmaktan çıkarmaz. Sonuçta örneğin Danıştay saldırısında olduğu gibi bazı hakimler hayatını kaybetmiş ya da yaralanmıştır. Sanıkları kahraman göstermeye çalışanların sadece delilleri değil, babası öldürülen hakimin oğlunun yüzüne nasıl bakacaklarını da tartışması gerekir. Ancak hayret verici şekilde kanlı saldırı ve o saldırıda hedef olan hakimler bu kesimlerde hiç gündeme getirilmeyip tek suçlu Ergenekon davasına bakan hakimlermiş gibi gösterilmektedir.

BİRİ EMRETMİŞ, BİRİ PLANLAMIŞ, BİRİ VURMUŞ, BİRİ KARARTMIŞ, BİRİ DE ÖRTMÜŞ

Danıştay saldırısında hakim babası katledilen oğulun acısına katılmamak mümkün mü?.. Ancak olayı sadece tetikçi Alparslan Arslan'ın üzerine yıkmak da bir haksızlık.. Sadece haksızlık da değil kasıtlı bir manipülasyon ve asıl sorumluları gözden kaçırmak.. Hoşa gitmeyecek bir benzetme olabilir. Şöyle ki, nasıl bir maçta herkes koşar, katkı yapar ancak golü atan eller üstünde tutulursa, tersi de doğru. Danıştay saldırısını tetikçi Arslan'ın tek başına yaptığı bir eylem olarak görmek mümkün değil. Özellikle kameraların karartıldığının ortaya çıkması, Sıhhiye orduevi kameralarının da ne tesadüfse o günlerde kameralarının kayıt yapmaması, tetikçi Arslan'ın diğer sanıklarla ortaya çıkan bağlantıları ve daha sayılabilecek bir çok delil Ergenekon davası sürecinde ortaya çıktı. Bunu Ergenekon çevreleri de kabul ediyor. Danıştay saldırısının planlamasından örtülmesine kadar birbiriyle uyumlu gerçekleşen gelişmeler, “Biri emretmiş, biri planlamış, biri vurmuş, biri karartmış, biri de örtmüş..” deyişine neden oldu. Mahkeme de haklı olarak bunu gördü ve hükmünü verdi. Ne yani kameraları mahkeme heyeti mi kararttı?.. Önceki mahkeme saldırıya uğrayan diğer hakimlerin ifadesini almak gibi en temel yargılama şartını yerine getirmemişken sonraki getirmişse yanlış mı yaptı?.. Önceki mahkeme dinci kalkışma deyip davayı kısa sürede sonuçlandırmışken sonraki, tetikçi Arslan'ın dincilikle alakasının olmadığını ortaya çıkardıysa yanlış mı yaptı?.. Önceki mahkeme Arslan'ın diğer Ergenekon sanıklarıyla bağlantısı kendisine daha yargılama bitmemişken Ergenekon savcısı tarafından bir mektupla bildirilmesine rağmen hiç dikkate almadıysa, sonraki mahkeme ise bunu ortaya çıkardıysa yanlış mı yaptı?.. Yargıtay Ceza Kurulu somut gerekçelerle Danıştay davasını bozup davayı Ergenekon davasıyla birleştirdiyse yanlış mı yaptı?..

Sadece Arslan'ın tahliyesini eleştirip o saldırıda rol alan diğerlerine ses çıkarmayanlar, hatta onları kahramanlar ve masum melekler gibi göstermeye çalışanlar babası katledilen oğulun yüzüne nasıl bakacaklar?..

HER DURUMDA ELEŞTİRİ

Dikkatle takip ettiğimiz için biliyoruz, mahkeme heyetine yargılama sürecinde haksız suçlamalar yapıldı. Her kesimden.. Mahkeme hem davayı uzatmakla suçlandı, hem de niçin daha fazla tanık dinlenmedi gibi ve benzer itirazlar yapılarak davayı eksik, yetersiz ve acele sonuçlandırmakla suçlandı. Nasrettin Hoca'nın oğluyla eşek sırtındaki seyahati hikayesinde olduğu gibi her durumda tepkiler geldi. Nasrettin Hoca öyle yaptı suçlandı, böyle yaptı yine suçlandı.. Biz davanın bu aşamaya bile gelemeyeceği ve bir şekilde akamete uğratılacağı endişesini taşıyorduk. Ancak çok şükür bitti. Gerçekten de Türkiye'nin ve belki de dünyanın en büyük davası oldu. Bu nedenle mahkeme heyetini kutlamak gerektiğine inanıyoruz.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

------------------------------------------------------------------------------

İŞTE GEREKÇENİN ÖNSÖZÜ

04.04.2014, 15:14 Mahkemenin dün açıkladığı 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararında ilk 19 sayfayı önsöz teşkil ediyor. Dava sürecini özetlemesi ve önemli tartışma konularına cevap getirmesi açısından önemli olan önsöz kısmını dipnotlarıyla birlikte aşağıda aynen aktarmak istiyoruz.

Bu arada gerekçenin tamamını siteye ekleme çalışması da sürmektedir. Tamamlandığında kelime araması yapmak mümkün olacaktır.

GİRİŞ BÖLÜMÜ ÖNSÖZ

Genel Olarak: Bu "Önsöz" bölümünde yargılama süreci ve dosya hakkında genel bazı bilgiler verilecektir. Bunun yanında, gerekçeli kararımızın sistematiği konusunda,-öncelikle savunma tarafı ve temyiz merciine, ayrıca özellikle hukuk camiasına ve ilgililere- yararlı olacak bazı açıklamalar da yapılacaktır.

20 Ekim 2008' de duruşmaları başlayan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası 5 Ağustos 2013' te sona ermiştir.

Bu yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo/Kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen "derin devlet yapılanması" hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.

Yapılan yargılamada sanıklar hakkında, gerek Ergenekon Terör Örgütü üyeliği, gerekse işledikleri sair suçları nedeniyle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Sanıkların işlediği sabit görülen sair suçların en önemlisi, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme (hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme)" suçudur.

Mahkememizde karara bağlanan davada, Ergenekon Terör Örgütü' nün özellikle Bülent Ecevit başbakanlığındaki 57. Hükümeti ve Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlıklarındaki 58. ve 59. hükümetleri hedef alan faaliyetlerini yoğunlaştırdığı anlaşılmaktadır. (1)

Türkiye'de adi suçlar hakkında toplumun genel bir bilgisi, algısı ve kültürü söz konusuyken, özellikle yasama ve yürütme organı aleyhine işlenen suçlar hakkında aynı şeyin söylenmesi mümkün değildir. Çünkü bugüne kadar maalesef bu tür suçlar yargılama konusu yapılamadığından, toplumsal algı şekillenmemiştir. Bu yüzden kamuoyunun bir kısmının bu suçlara neden ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörüldüğü
-----
(1) Sanıkların, -1980 öncesi ve 1990' lı yıllarda gerçekleşen bazı yasadışı olayları ve faili meçhul cinayetleri kast ederek- "neden geçmişteki olayları da yargılamıyorsunuz" gibi itirazlarının pratikte bir yeri yoktur. Öncelikle mahkeme önüne gelen davadaki eylemleri yargılar. Bunun yanında çok uzun süre önceki olayların davaya konu edilmesinin zorluğu da bir başka gerçektir. "Madem geçmişi yargılamıyorsunuz, şimdiyi nasıl yargılarsınız" şeklindeki bir yaklaşımın da hukuki ve vicdani bir dayanağı yoktur. Eski tarihli olaylar da bir mahkemenin önüne getirilirse elbette ki bakılacaktır. Bu konuda toplumsal bir sorumluluk söz konusudur.
------------------------------------------------------------------------------

konusu hakkında yeteli bilgiye sahipi olmadığı görülmektedir. Oysa, sosyo-psikoljik bir gerçekliktir ki, adi suçların tavan yaptığı dönemler hükümetlerin faaliyetlerinin durdurulduğu ve/veya engellendiği "askeri darbe öncesi - sırası ve sonrası" dönemlerdir. Bu süreçte, cinayet, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık, ırza müteallik eylemler, rüşvet, zimmet gibi adi nitelikli suçlar toplumda yaygınlaşır ve bunaltıcı hale gelir, ardından insanlar bu dönemin sona ermesi için silahlı güçlerin yapacağı her türlü müdahale için tepkisiz ve hazır olduğunda ise, artık hükümetler bu gücün telkin, yönlendirme, istek, baskı ve talimatlarına açık hale gelir. Demokrasiyle uyumlu olmayan bir rejimi ortaya koyan ve demokrasiyi işlevsiz kılan veya ortadan kaldıran bu tür müdahaleler (2) birçok temel insan hakları ihlalleri doğmasına neden olur. Böyle bir dönemde hukukun üstünlüğü ilkesi göz ardı edilir, insanlar hiçbir hukuki kurala dayanmaksızın soruşturulur, göz altına alınır, işkencelere maruz kalır, tutuklanır, kurdurulan hukukilikten uzak yargı mercilerince idam dahil bir çok sıra dışı cezalara çaptırılır.(3) Daha tahrip edici ve büyük hırsızlıklar, zimmetler, gasplar, cinayetler görülmeye başlanır. Bu periyotta toplum sindirilmiş ve yargı işlevsiz bırakılmış olduğu için silahlı güçler ile destekçilerinin oluşturduğu gücü elinde bulundurun azınlık, ülke kaynaklarını kendi menfaatleri için kullanır, haksız makam ve mal gaspları gerçekleşir, birçok suç teşkil eden eylemler işler, kendilerinin soruşturulamaması için tedbirler alır. Nihayetinde ülkenin en az bir 20 yılı heba edilmiş olur. Bunu yapanların hesap vermesi için ortaya konan çabaların demokratik gelişime katkısı yadsınamaz ise de, mağdurlar açısından, geciken adalet ne kadar adalet olacaksa o kadar anlam ifade eder.

Yapılan savunmalarda, Ergenekon Terör Örgütü' nün faaliyetlerinden dolayı sanıkların suçlandıkları hususu görmezden gelinerek, Türk ordusuna büyük bir buhtan yapıldığı iddia edilmiş ve sanki Türkiye'de hiç darbe olmamış ve hükümetlerin görevi sekteye uğratılmamış gibi bir yaklaşım sergilenmiştir. Oysa ülkeyi darbeye götüren süreçte gelişen acılarla dolu olaylar ve bu olayların ardından gerçekleşen müdahalelerin izleri hala tam olarak silinememiştir. Bu gerçekliği kim görmezden gelebilir. Buna karşın sanıkların özellikle belli bir kısmının gerek telefon konuşmalarında, gerek yazılarında ve gerekse savunmalarında 1960 askeri darbesini, bir devrim olarak değerlendirdikleri, bu tür bir müdahalenin gerçekleşmesini açıkça ifade ettikleri, ordu millet el ele bir araya gelmesiyle ordunun gidişata dur demesi gerektiğinden bahsettikleri görülmüştür. Bunun yanında Ergenekon Terör Örgütü' nün gerek yönetici ve gerekse üye konumundaki hemen hemen tüm mensupları ülkede bir askeri müdahale veya darbe ortamının oluşmasını istemekte, hatta memleketin kurtuluşu için bunun olmazsa olmaz olduğunu düşünmekte ve yaptıklarını bir Kuva-yı Milliye Harekatı olarak değerlendirmektedirler. Dosyada bu tür yüzlerce delil mevcuttur. Sanıklar bu kastlarını, hem nefret ve şiddet içeren söylemleri hem de eylemleriyle açıkça ortaya koymaktadırlar. Hatta bazı sanıklar söz konusu bu yöndeki isteğin "düşünce ve ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ifade ve örgütlenme özgürlüğünün şiddete ve nefrete çağrı olarak kullanılması durumunu korumamış ve hatta değil şiddete çağrıyı, ifadeler şiddete çağrı içermese dahi, yapılmış bir terör eylemini doğru bulmayı ifade etmenin de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.
-----
(2) Savcı Doğan Öz kontrgerilla ile ilgili raporunu (Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit bu raporun kendisine ulaştığını teyit etmektedir) hazırladıktan kısa bir süre sonra öldürülmüştür. Bu cinayet, Bakanlar Kurulu'nun TBMM tarafından da onaylanan 26.12.1978 gün ve 7/16947 Sayılı Sıkıyönetim Kararına göre sıkıyönetimin ilanına sebep olan suçlar arasında sayılmıştır. Dosyamızda ki Ergenekon Terör Örgütü tarafından işlenen Danıştay cinayeti ile ulaşılmak istenen amaçta budur.

(3)1960 askeri darbesi sonrası herhangi bir yargılama yapılmaksızın Genelkurmay başkanı dahil 235 General ve 4171 Subay ve Astsubay Türk Silahlı Kuvvetleri' nden ihraç edilmiştir. Bunun yanında darbe sonrası oluşturulan heyetin baktığı davada 395' i milletvekili olmak üzere 591 kişi yargılanmış, 151 kişinin idamına (Cumhurbaşkanı dahil) ve 31 kişinin müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bir başbakan ile iki bakanının idam kararının infazı yerine getirilmiştir.
------------------------------------------------------------------------------

Kanun koyucu, gerek dünya gerek ülke tecrübeleriyle sabit böyle bir ortamın doğmasına fırsat vermemek için, bu suçun ihlal ettiği hukuki yararın önemini dikkate alarak, bu tür eylemler için en ağır yaptırımı uygun görmüştür. Bu ülkemizde olduğu gibi demokrasinin geçerli olduğu devletlerde de böyledir. (4) TCK 311. ve 312. maddeler incelendiğinde, bu suçların bir tehlike suçu olarak kabul edildikleri ve teşebbüsün tamamlanmış suç gibi cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Kanun, cebir ve şiddet kullanarak yasama ve yürütmenin sadece "ortadan kaldırılmasına teşebbüs edilmesi" ni değil, bunun yanında bu organların "görevlerini yapmasını tamamen veya kısmen engellemeye teşebbüs edilmesi" ni dahi aynı şekilde cezalandırmaktadır. Yani bir anlamda kanun koyucu bu suçu işlemeye niyetlenenlere, "kanunun caydırıcı olması" ilkesi gereği bir ikazda bulunmakta ve suçun oluşumu için "cebir ve şiddet kullanarak TBMM veya Hükümetin görevlerini kısmen yapmasını engellemeye teşebbüs edilmesi" nin bile suç için yeterli olacağını belirtmektedir.

Dosyamız kapsamında bu suçun, yani darbeye teşebbüs suçunun gerek 765 sayılı TCK' nın gerekse 5237 Sayılı TCK' nın yürürlükte olduğu her iki dönemde de gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. "İlk dönem"de hükümetin başında olan Başbakan Bülent Ecevit' i başbakanlık görevinden el çekmeye zorlama ve AKP Hükümetine karşı Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde yasadışı olarak oluşturulduğu anlaşılan Cumhuriyet Çalışma Grubu' nun faaliyetleri ve planlanıp yürürlüğe konulan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven darbe planları çerçevesinde hükümeti cebren ıskata veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs edildiği görülmüştür. Bu dönemle ilgili birçok plan ve delilin ele geçirilmesi yanında zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı' nın tuttuğu günlüklerin 2003¬2004 yılına ait kısmı ile yine sanık Mustafa Balbay' ın tuttuğu dijital not/günlük mahiyetinde ki çalışmalar suç içeren eylemlerin anlaşılmasına katkıda bulunmuştur Cumhuriyet Gazetesi' ne bombalı saldırı ve Danıştay Hakimlerine karşı cinayet eylemi ile başlayan "2. Dönem"de ise, bu eylemlerin hemen öncesinden kurulan nefret, şiddet ve darbe söylemleri içeren ve yasadışına çıkan sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri ile AKP Hükümetinin görevlerini engelleme yönünde etkinlikler gösteren Ergenekon Silahlı Terör Örgütü' nün kontrolündeki diğer bir kısım sivil toplum çalışmalarının yapıldığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmalar ile öncelikli olarak AKP orjinli birinin Cumhurbaşkanlığı' na seçtirilmemesi hedeflenmiştir. Yine Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi'nde yoğunlaşan muvazzaf personel ve silsilede ki üstleri tarafından hükümet aleyhine yasadışı planlar hazırlanmış, sahte isimlerle internet siteleri kurdurularak buralarda hükümeti yıpratıcı psikolojik propaganda içerikli yayınlar yapılmış, bunlarla hem toplumun tahrik olması hedeflenmiş, hem de AKP' nin kapatılması sürecinde deliller üretilmiştir. AKP Kapatma Davası sürecinde de bir kısım sanıkların aktif faaliyetleri olmuştur. Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubesi gizli bölmelerinden ele geçirilen deliller arasında dosyamızda ki iddiaları doğrulayan önemli delillere ulaşılmıştır. Bu deliller arasında özellikle "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" denilen AKP Hükümetine karşı hazırlanan çalışmanın taslak çalışması "Proje" isimli çalışma, aralarında bazı dosya sanıklarının da bulunduğu ordudan emekli olanlar ve bazı diğer sivil şahıslardan oluşan gruplar ve görevlerini düzenleyen "Kitleşim" isimli belge önem arz etmektedir. Yine Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek başkanlığı' na ait Mahkememizce getirtilip incelen bilgisayarlar içinde de AKP Hükümeti aleyhine ve Ergenekon Terör Örgüt' ünü destekler
-----
(4) Örneğin Fransız Ceza Kanunu 412/1. maddesinde bu tür suçlar için; “Cumhuriyetin kurumlarını veya ülkenin toprak bütünlüğünü tehlikeye sokabilecek şiddet içeren her türlü saldırı 30 yıl hapis ve 450.000 Euro para cezası ile cezalandırılır. Eğer eylem kamu gücünü kullananlar tarafından işlenirse bu suç için verilecek ceza müebbet hapis ve 750.000 Euro para cezasıdır” şeklinde bir düzenleme mevcuttur.
------------------------------------------------------------------------------

mahiyetinde çok sayıda belgeler elde edilmiştir. Bu belgeler incelendiğinde" İrtica İle Mücadele Eylem Planı" içeriği ile birebir örtüşen birçok çalışmalara ulaşılmıştır. Tüm bu süreçte Ergenekon Terör Örgüt' ne ait muhtelif yerlere gizlenmiş nitelik ve nicelik olarak vahamet arz eden silah, bomba, mühimmat ele geçirilmiş, Örgüt' ün "Karargah Evleri" ismi altında Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlendiği anlaşılmış, bazı sivil sanıkların Harp Okulu' nda okuyan askeri öğrencileri buralarda ki örgüt mensubu öğrenciler aracılığıyla kazanma amaçlı çalışmalar yaptıkları ve bu öğrencileri üstlerine hatta o tarihteki mevcut Genelkurmay başkanı aleyhine kışkırttıkları görülmüştür. Yine geçmişte devlet içindeki derin yapıyla ilişkisi gündeme gelen ve çete lideri olmaktan mahkum olan dosyamız sanığı emekli emniyet mensubu bir sanığın liderliğinde bazı suikast ve sabotaj planları yapıldığı, bu eylemler için subay ve emniyet teşkilatındaki örgüt üyelerinden kadrolar oluşturulduğu, bu kişilerin özellikle azınlık cemaat önderlerine ve alevi toplum temsilcilerine karşı eylem hazırlıkları içine girdikleri anlaşılmıştır. Dosya genelinde azınlıklara karşı sistematik olarak bir nefret söylemi geliştirildiği açıktır. Bu dönemde gerçekleşen amaç suçlara yönelik daha birçok olay gerekçeli kararımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır. (5)

Sanıkların sübuta eren örgüt üyeliği/yöneticiliği ve amaç suçlar dışındaki suçlarına bakıldığında;

Bir kısım sanıkların sekiz yıldan on iki yıla ve/veya üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektiren, "devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin yüzlerce bilgi ve belgeyi bulundurma/kullanma/temin etme ve yasaklanan bilgileri elde etme" suçunu işledikleri

Bir kısım sanıkların altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren "hukuka aykırı olarak kaydedilmiş binlerce kişisel verileri toplam sayısı binlerle ifade edilen kişisel verileri bulundurdukları tespit edilmiştir.

Sanıklarda ele geçen silahlar ve mühimmat nitelik ve nicelik, yani hem sayı hem de özellik olarak çok vahim niteliktedir. Kimisinin mevcut herhangi bir kaydı olmayan, kimisinin ise kayıtlı oldukları yerde sarf edilmiş olarak gözüktüğü bu silah ve mühimmatların toplumda kaos oluşturmaya ve faili meçhul cinayetlerde kullanılabilme potansiyeline sahip oldukları ortadadır.

Dava sürecinde, dosyadaki delillerin benzer örgüt davalarında olmadığı kadar güçlü, çeşitli ve çok olduğu görülmüştür. Örneğin, bu davadaki deliller ile benzer mahiyetli Susurluk Davası' nın delillerinin kıyaslanmasının dahi mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. (6) Bunun yanında yargılamanın her aşamasında mahkememiz yargılanan örgütün varlığını çok açık ve net olarak devamlı gözlemlemiştir. Ergenekon Terör Örgütü' nün kamuoyu oluşturma gücü, Sanıklar arasındaki hem henüz haklarında dava açılmamışken hem de
-----
(5) Avrupa Birliği İlerleme Raporları’ nda, Ergenekon Davası’ na yer verilmiştir. Bu raporlarda özetle;
“..Suç örgütü olduğu iddia edilen Ergenekon adlı oluşuma ilişkin soruşturma ve birçok başka darbe planının araştırılması, demokratik kurumların düzgün işleyişine ve hukukun üstünlüğüne duyulan güvenin güçlendirilmesi bakımından Türkiye için bir fırsat olmayı sürdürmektedir…. Bu, Türkiye’de, bir darbe teşebbüsünü derinlemesine inceleyen ilk davadır ve demokratik kurumları istikrarsızlaştırmayı amaçladığı iddia edilen bir suç örgütü hakkında yürütülen en geniş kapsamlı soruşturmadır…… Bu dava, Türkiye için, demokratik kurumlarının düzgün işleyişine ve hukukun üstünlüğüne olan güveni güçlendirmek açısından bir fırsattır….. Nisan ayındaki bir basın açıklaması sırasında Genelkurmay Başkanı, Ergenekon davası ve iddianamesi hakkında yorumda bulunmuş, dolayısıyla yargıyı baskı altında bırakmıştır….. Askeri personelin, Ergenekon soruşturmasıyla ortaya çıkan Hükümet karşıtı eylemlere katılmış olduğu iddiası kaygı uyandırmaktadır….. özellikle askeri mahkemelerin yargı yetkisinin sınırlanması konusunda bir miktar ilerleme kaydedilmiştir” gibi önemli değerlendirmeler yapılmıştır.

(6) Susurluk davası’ nın anlatıldığı bölümde bu hususa özel olarak yer verilmiştir. Bkz. “Susurluk Çetesi Ve Ergenekon Terör Örgütü Arasındaki İrtibat” başlıklı bölüm.
------------------------------------------------------------------------------

dava açıldıktan sonraki dayanışma ve görünürde aralarında herhangi bir irtibat ve tanışıklık olmayan sanıkların adeta gözü kapalı birbirlerini yargılama öncesi ve sırasında savunmaları ve kefil olduklarını beyan etmeleri, özellikle kovuşturma aşamasında birbirleri lehlerine beyanda bulunmaları ve birbirleri aleyhinde olan önceki ifadelerini değiştirmeleri, daha sonra bu yeni ifadeleri kullanarak geçmişte verilen ve aleyhlerinde olan ifadeleri tevil etmeleri ve düzeltmeleri, "burada yargılanan kişileri saygıyla selamlıyorum, Cumhuriyet' a bomba atanlar ve Danıştay' a saldıranlar dışında buradaki hiç kimsenin suçu yok, (7) herkes vatansever, sanıklar delikanlı çıktı, kimse aleyhte konuşmadı vs" gibi sözleri devamlı dile getirmeleri, mahkeme hakimlerini ortak savunma stratejisine uygun olarak gözü kapalı eleştirmeleri ve sıklıkla redd-i hakim talebinde bulunmaları, aynı zamanda sistematik bir şekilde hakaret ve tehdit etmeleri, bazılarının savunmalarında mahkemeye yansıtmaya çalıştıklarının aksine gözlemlenen yakın ve samimi irtibatları, genel olarak birbirlerinin aleyhine beyanda bulunmaktan ısrarla kaçınmaları, hatta çok açık bir şekilde kendilerinin aleyhinde bilgi ve belge yakalatan veya konuşan sanıklar hakkında en küçük bir tepki göstermeyip, "yargılamanın sonunu beklemek gerekir vs" şeklinde bir yaklaşım sergilemeleri (8) gibi durumlar mahkememizin gözlemlediği bu çeşit yüzlerce olguya sadece birkaç örnektir.

Sanıkların bazı eylemlerle ilişkisini ve örgüt üyesi konumlarını ortaya koyan onlarca delilden birisi de telefon irtibatlarıdır. Gerek soruşturma aşamasında ve gerekse yargılama aşamasında, -sanıkların kendi aralarındaki ve olaylarla ilgili irtibatını ortaya koyan teknik delil mahiyetindeki- HTS dökümleri ve iletişim tespit tutanaklarından yararlanılmıştır. Her sanığın bireysel hukuki durumlarının değerlendirildiği kısımlarda bu delillere yer verilmiştir. Örgüt davalarında bir kısım sanıkların bağlı oldukları örgüt dolayısıyla birbirleriyle tanışıyor oldukları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle dosyamız bazı sanıkları kendileriyle ilgili HTS dökümü ve iletişimin tespiti tutanakları karşısında tanışıklıklarını açıklama konusunda çelişkiye düşmüşler ve/veya açıklayamamışlar, bu kayıtlarla uyuşmayan beyanlarda bulunmuşlardır.

Ergenekon Terör Örgütü' nün kendine özgü bir yapısı vardır. Bu örgüt, birbirlerini tamamlayan ve destekleyen kompartımanları olan, ancak bu kompartımantasyon /perdeleme sistemi gereği birimler arasında sınırlı bir iletişimin söz konusu olduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri' nden iktibas edilen "bilmesi gereken" prensibi çerçevesinde örgüt üyelerinin faaliyet gösterdikleri, herkesin kendi uzmanlık alanında örgüte katkı sağlayıp örgütsel faaliyette bulunduğu bir yapılanmadır. Örgütün genel ve/veya güncel hedefleri
-----
(7) Kimi zaman sanıkların “buradaki herkes suçsuz, Alparslan Arslan hariç herkes suçsuz” gibi sözleri de olmuştur.” Sanıkların özellikle Cumhuriyet Gazetesi’ ne bomba atan sanıkları ve sanık Alparslan Arslan’ ı rahatsız edici beyanda bulunmaktan kaçındıkları, Osman Yıldırım dışında ki Cumhuriyet Gazetesi’ ne bomba atan diğer sanıklarla duruşma salonunda yakınlaştıkları gözlemlenmiştir.

(8) Örneğin Sanık İbrahim Şahin’ in gerek evinde ele geçen sabotaj - cinayet planları listesinde isimleri geçmesi nedeniyle ve gerekse yaptığı telefon konuşmalarındaki beyanlarından dolayı aleyhlerinde hukuki durum oluşmasına sebep olduğu sanıklardan hiç biri bu sanık hakkında cezai veya hukuki bir şikayette bulunmadıkları gibi, savunmaları sırasında da İbrahim Şahin’ i incitecek düzeyde dahi bir beyan sarf etmemişlerdir.
Yine sanık Dursun Çiçek, kendi isim ve imzasının bulunduğu “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” nın fotokopisinin çıktığı ve daha önce tanımadığını beyan ettiği Sanık Serdar Öztürk hakkında gerek o dönem ve gerekse yargılandığı süreci de kapsayan uzunca bir dönemde herhangi bir aleyhte beyanda bulunmamış, Serdar Öztürk’ ün savunmasına itibar etmiştir. Oysa normal olarak sanık dursun Çiçek’in, bu belgenin fotokopisinin kendisinde çıktığı Serdar Öztürk hakkında bir hukuki süreç başlatması gerekirdi.
Buna ek olarak, Gölcük Donanma Komutanlığı, İstihbarat Şubesi zeminin altında gizlenmiş olarak herhangi bir emniyet mensubunun katılmadığı aramada bulunan malzemeler arasında dosyamızdaki iddiaları teyit eden bilgi, belge ve delillere ulaşılmıştır. ’Dosya kapsamına ve hayatın gerçeklerine göre bu delillerin bulunduğu bölüme, İstihbarat birimindeki askerlerin dışında başka birilerinin girmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda sanıkların savunma stratejisi olarak geliştirdikleri ortak mantığa göre, kendi aleyhlerinde olan bir kısım delilleri buradaki deliller arasına o bölümün sorumlusu olan kişilerin koyması gerekir. Oysa sanıklardan hiçbiri Gölcük Donanma Komutanlığı’nda bulunan bu malzemelerle ilgili açılan davadaki sanıklar hakkında aleyhte tek bir beyanda dahi bulunmamışlardır.
------------------------------------------------------------------------------

doğrultusunda: bu yapılanmanın bir birimi; toplumun hazırlanması bakımından sivil toplum örgütlerini harekete geçirmekte/yönlendirmekte, toplantı ve gösteriler düzenlemekte/ düzenletmekte, bir birimi; cebir ve şiddet içeren eylem(ler) ile alakalı planlar yapmakta, lojistik ve finansal destek sağlamakta, bir birimi; kendi üzerine düşen cebir ve şiddet içeren eylem(ler)i organize etmekte, işlemekte/işletmekte, bir diğer birimi; bu tür eylemlerden sonra özellikle basın kanalıyla dezenformasyon yapmakta, bir kısmı bu eylemlerin rüzgarını arkasına alarak toplumsal katmanları harekete geçirip geniş tabanlı organizasyonlar yapmaktadır. Sonuçta Ergenekon Terör Örgütü, dosyamız kapsamında tüm bu birbirini tamamlayan eylemleriyle amaç suçların oluşması, iddianamedeki ifadesiyle "darbeye zemin hazırlama" (9) yönünde faaliyet göstermektedir. (10)

Yapılan yargılamada bu örgütün çok karışık bir ilişkiler yumağına sahip olduğu görülmüştür. Örgütün yargılanan ve mensuplarının cezalandırıldığı belli bir kısmı açığa çıkarılmış ise de, bazı hücrelerine ulaşılamadığı görülmüştür. Yine Ergenekon Terör Örgütü' nün bazı birimleri ve uzantıları hakkında dosya kapsamına göre isabetli yorum yapılabilmesi mümkün olsa da, bunlarla alakalı dosyada hukuki olarak yeterli delile ulaşılamadığı ortadadır. Bu yüzden bunların ayrı bir soruşturma ile ortaya çıkarılmasının mümkün ve gerekli olduğu düşünülmektedir.

Dosya kapsamı, yapılan yargılamada ulaşılan deliller ve mahkememizin gözlemi Ergenekon Terör Örgütü' nün "Psikolojik Harp(Harekat) ve Propaganda" tekniğini çok etkili ve sistematik olarak kullandığını göstermektedir. Özellikle Genel Kurmay Başkanlığı Bilgi destek Dairesi (Önce ki ismiyle "Psikolojik Harp Dairesi")' de çalışan bir kısım sanıkların faaliyetleri buna güzel bir örnektir. Yine özellikle Sanık Doğu Perinçek (11) ve yakın çevresi bu tekniği en etkin kullanan (12) Ergenekon Terör Örgütü üyeleri arasındadır. Sanık Nusret Senem esas hakkında savunmasında psikolojik propaganda sanatını çok iyi bildiğini ve uyguladığını ifade etmiştir. Sanık Durmuş Ali Özoğlu, Mustafa Özbek gibi sivil sanıklardan ve Sanık Hurşit Tolon' dan Genel Kurmay Başkanlığı' na ait olduğu ilgili kurumca belirtilen "PH(Psikolojik Harp)" isimli birçok Word dosyası ele geçmiştir. (13) Gerekçeli kararımızda açıklanan sanıklar arasında ki ilişkiler ile muhtelif yer ve zamanlarda ki açıklamalarının değerlendirilmesi ve anlaşılabilmesi bakımından ilgili bölümlerde bu hususa özellikle yer verilmiş ve ayrıca delil klasörleri içinde bulunan "Psikolojik Harekat(Harp) Sanatı" nı anlatan metinler müstakil bir başlık altında özetlenerek bu konuda aydınlatıcı bilgiler verilmiştir. Sanıklar savunmalarında bu yöntemi ustalıkla kullandıkları için, bu davada olayların yalnızca düz mantıkla değerlendirilmesi eksik olur. Gerek sanıkların kişisel özellikleri, gerek örgütün girift yapısı ve gerekse örgüt
-----
(9) Bizde gerekçemizde zaman zaman bu tabirin kullanılmasını uygun gördük. Çünkü darbeye zemin/ortam hazırlama kavramı TCK 312. maddede ki suç tipini güzelce özetlemektedir. Çünkü teşebbüsün tamamlanmış suç gibi kabul edildiği bu maddede bir tehlike suçu düzenlemesi söz konusudur. Devlet aleyhine cürümlerle ilgili referans eserlerin sahibi Prof.Dr. Çetin Özek yasama ve yürütme organlarına karşı suçlardan bahsettiği yerde, teşebbüs ve tehlike suçu ile ilgili olarak; “Hareketin teşebbüs durumunda cezalandırılabilmesi, onun tehlikeli olduğu düşüncesine ve hareketin belli bir neticeyi doğurmaya uygun(elverişli) olması esasına dayanır. Teşebbüste, hele eksik teşebbüs halinde esas itibarıyla dış alemde vuku bulmuş bir netice mevcut değildir. Sadece, cezalandırılan neticenin, yani dış alemdeki değişikliğin tahakkuk edebilmesi tehlikesinin mevcudiyeti, tamamlanmamış fiilin cezalandırılabilmesi imkanını yaratmıştır. Teşebbüs edilen eylemin, yani dış alemdeki değişikliğin tahakkuk edebilmesi tehlikesinin mevcut olması durumunda, söz konusu bu eylemin neticeyi doğurmaya elverişli olması gerekir. Ancak uygunluk hareketin tehlikeliliği demek değildir. Zira hareketin bizatihi tehlikeli olmayıp tehlike neticesini yaratmaya da uygun olması mümkündür” demektedir.

(10) Ülkeyi askeri müdahalelere götüren ortamları ve askerler ile siviller arasında bu süreçteki ilişkiyi ortaya koyması bakımından, bizzat kendinden örnekler verip özeleşti yaptığı kitaplarında yazar Hasan Cemal, bu konuda önemli saptamalarda bulunmuştur.

(11) Sanık Doğu Perinçek’ te, “Özel Harp Daire Başkanlığı Propaganda ve Psikolojik Harp” başlıklı bir askeri metin bulunmuştur.

(12) Bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler gerekçeli kararımızda, hem sanık Doğu Perinçek ve ilgili sanıkların bireysel hukuki durumlarının değerlendirildiği kısımlarda, hem de örgütün varlığının anlatıldığı, özellikle derin devlet-Susurluk çetesi ile ilgili bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

(13) Örneğin Sanık Oktay Yıldırım, özgeçmişinde psikolojik harekat ve yönlendirme seminerine katıldığını belirtmektedir.
------------------------------------------------------------------------------

belge içerikleri daha değişik mantık önermelerinin de katkısından yararlanarak konuların ve sanıkların durumlarının değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Genelde tüm sanıkların hitap ve psikolojik propaganda yetenekleri bir hayli yüksek olduğu ve yargılama sırasında bu özelliklerini etkin olarak kullandıkları gözlemlenmiştir. Sanık profilinin etkinliği, çeşitliliği ve geçmişi ile dava konusu iddialar nedeniyle bu dava kamuoyunda yoğun olarak tartışılmış, ilgili ilgisiz birçok kişinin yargılamayı etkilemeye teşebbüs sayılabilecek sayısız açıklamaları olmuştur.

Derin devlet/Gladyo yapılanmasına Türkiye' de "Ergenekon" ismi verilmiştir. Örgütün ismi örgüt belgelerinde açıkça bu şekilde telaffuz edilmiştir. Derin Devlet yapılanması için toplumda destek görecek bu ismin seçilmesi dahi başlı başına bir psikolojik harp çalışması ürünüdür. Sanıklar da savunmalarında bu konuyu ustalıkla kullanmışlar ve Orta Asya Türk Destanları arasında yer alan "Ergenekon Destanı" nı sürekli istismar ederek yargılama makamlarına ağır hakaret ve isnatlarda bulunmuşlardır. Oysa burada eleştirilmesi gereken, derin devlet gibi hukuk dışı bu yapılanma için bu ismi uygun gören mantıktır. (14)

Türk Gladyosu' na "Ergenekon" ismi verildiğinin 1997 den itibaren gündemde olması, köşe yazılarında ve kitaplarda işlenmesi, sanık Doğu Perinçek müdafi Av. Ceyhan Mumcu'nun ifadesiyle bunu "Herkesin bildiği" nin beyan edilmesi, bazı sanıklardan ele geçen belgelerde bu ismin geçmesi, örgüt belgelerinde açıkça derin yapılanmaya bu isim verilmesi, sanık Hüseyin Vural Vural' da kendi beyanıyla da sabit olduğu üzere "Ergenakon Yemin Metni" ve "Ergenakon başlıklı Kimlik Kartları" nın ele geçmiş olması, özellikle 1997 de Aydınlık dergisinde yayınlanan sanık Erol Mütercimler' in röportajında ve daha sonra sanık Doğu Perinçek ve grubunun organize ettiği Susurluk Konferansında Türk Gladyosu' nun bu isimle anılması, sanık Doğu Perinçek'ten ele geçen bir dijital belgede "Uğur Mumcu'yu Çatlı, Yeşil Ergenekon yasallık dışılığı öldürtmüş" ifadelerinin kullanılması, sanık Hikmet Çiçek'te çıkan bir belgede Özdemir Sabancı Cinayetinde Ergenekon örgütlenmesinin rolü olduğuna dair tespitler bulunması ve Bozkurt teşkilatı isimli diğer bir belgede "Ergenekon'un ilk adının Bozkurt teşkilatı olduğu" şeklinde açıklamaların yer alması, Tuncay Güney'in mülakatında "Doğu Perinçek'e Ergenekon'u sorduğumda, bunun askeriye içindeki bir örgütlenme olduğunu ve Nato tarafından Özel Harp Dairesi'ne paralel olarak kurulduğunu söyledi" anlatımının bulunmasına karşılık, birçok sanık ve özellikle sanık Doğu Perinçek'in savunmalarında iddianameye konu olan örgüt için Ergenekon ismi kullanılmasını ağır bir şekilde eleştirmeleri, Türkiye'deki derin devlet yapılanmasının ismi olarak belirlenen "Ergenekon" u özel olarak gündeme getirmekten kaçınmaları, Can Dündar ve Celal Kazdağlı tarafından yazılan Ergenekon isimli kitapla ilgili olarak 1 Nisan 2001 tarihinde Aydınlık dergisinde "Ergenekon dedikodularının piyasaya sürüldüğü bir dönemde CIA'ya yakın çevrelerin yazdırdığı" denilerek bu kitabın (15) eleştirilmesi, sanıkların Ergenekon isminin gündeme getirildiği yayın organları ve konferanslarla ilgili bir açıklama yapmayıp duruşmadaki savunmalarında "Savcılar tarafından nasıl Ergenekon ismi kirletilir" şeklinde psikolojik harp tekniği ürünü tepkiler ortaya koymaları Gladio' nun Türkiye'deki örgütlenmesine
-----
(14) Örgütün bu ismi seçmesiyle ilgili olarak ilerleyen bölümlerde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Sanık Hüseyin Vural Vural’ da çıkan Ergenekon Yemin metni ve 1972 yılından kalma “Ergenakon” başlıklı kimlik kartları örgütün bu ismi çok önceden beri kullandığını ortaya koymaktadır.
(15) Oysa bu kitap Susurluk Kazası sonrası yazılan ve Susurluk Davası ve bu dava sanıklarının ilişkilerinide Ergenekon Örgütü kapsamında analiz eden bir kitaptır.
------------------------------------------------------------------------------

verilen bu adın açığa çıkmasını engelleyici tavırlar içinde olduklarını açıkça göstermektedir.

Ergenekon Terör Örgütü' nün ismi çok uzun süredir kamuoyunun gündeminde olmasına, Susurluk kazası sonrası bu örgüt hakkında üst düzey generallerin açık beyanlarına ve dosyadaki benzeri somut olaylara rağmen özellikle Genel Kurmay Başkanlığı' nın "Ergenekon/derin devlet/kontrgerilla" konusunda hiçbir işlem yapmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin ara kararlarına istinaden bu konuda devlet kurumları ve Genel Kurmay Başkanlığı tarafından verilen cevaplar önemlidir. (16)

Kurum ve mensuplarıyla alakalı en küçük isnatları dahi araştıran ve soruşturan, yapısı gereği buna yapması da gayet doğal olan Türk Silahlı Kuvvetleri' nin, üstdüzey generallerin ağzından anlatılan ve ordu içindeki hiyerarşik yapı dışında illegal olarak örgütlenip, birçok yasadışı icraatlar yaptığı belirtilen bir yapı hakkında herhangi bir işlem yap(a)mamasının bir izahı olamaz. Bu durum açıkça Ergenekon Terör Örgütü' nün gücünü ve kendisiyle ilgili mensupları tarafından yapılan propagandanın ne kadar etkili sonuç doğurduğunu gösteren dikkat çekici bir örnektir.

Ergenekon Terör Örgütü, özellikle Susurluk Kazası sonrası yapılan yargılamayı müteakip 1999-2000 yıllarında reorganize olma faaliyeti kapsamında örgüt temel belgesini (Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim Ve Geliştirme Projesi İstanbul / 29 Ekim 1999" İsimli Belge) yeniden düzenlemiş ve oluşturulan Lobi Belgesi (Lobi Aralık 1999/İstanbul" İsimli Belge) doğrultusunda sivil unsurlarla irtibatı belli bir düzene sokmuştur. Dosyada bu ana belgelerle paralel diğer birçok örgüt belgesi de mevcuttur. Ergenekon belgesinin "Amaç" başlıklı bölümünün son cümlesindeki "Ergenekon'un gerçek ve çağdaş anlamda ve organizasyonunun sağlanabilmesi için talep edilmesi halinde daha birçok ayrıntılı etüt hazırlanması mümkündür" ifadesine dayanılarak ve bu iki ana belgede belirtilen esasların ayrıntılı olarak ele alındığı etüt, analiz çalışması, eylem planı, değerlendirme raporu ve araştırma metinleri gibi alt belgeler hazırlanmıştır. Ergenekon Terör Örgütü ile ilgili olan örgüt belgeleri özel bir önem arz etmektedir. Örgüt bu belgelerdeki ilkeler doğrultusunda örgüt faaliyetlerini sürdürmüştür. Örgütün felsefesi, iç işleyişi, teşkilatlanması, PKK gibi terör örgütleriyle ilişkisi ve sair özellikleri bu belgeler kapsamında daha iyi anlaşılmaktadır.

Tüm örgüt belge içerikleri incelendiğinde her yönüyle bir terör örgütü (17) ile karşı karşıya kalındığı açıkça görülmektedir. Örgüt belgelerinin ayrıntılı anlatıldığı bölümde bu husus açıkça ortaya konulmuştur.

Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası - İtalya' daki Gladio Davası (18) dışında- dünyada bilinen diğer tüm davalarla hacim ve içerik olarak kıyaslanamayacak kadar devasa bir özelliğe sahiptir. Bu davada, içlerinde Genelkurmay Başkanı, ordu komutanı gibi üstdüzey askeri sanıklar olduğu gibi, siyasi parti yöneticiliği, avukatlık, gazetecilik, akademisyenlik, taksicilik ve çaycılık gibi meslekleri icra eden toplumun hemen hemen her kesim ve mesleğinden kişilerin de bulunduğu görülmektedir. Her ne kadar belli meslek ve siyasi
-----
(16) Bu konuda ayrıntılı değerlendirme , “Derin devlet/ Kontrgerilla yapılanması ile ilgili bilgilerin verildiği” bölümün, “2.Genel Kurmay Başkanlığı ‘nın Bazı İddialara Karşında Ne Yaptığına Dair Verdiği Cevaplar Ve Gönderdiği Belgeler” başlığı altında yapılmıştır.

(17) Sanık Kemal Kerinçsiz ve Ahmet Hurşit Tolon soruşturma aşamasında, -kendilerini bu örgütten soyutlayarak ve böyle bir örgütle irtibatları olamayacağını söyleyerek- bu belge içeriklerine göre tipik bir terör örgütünden bahsedildiğini ifade etmişlerdir.

(18) Gerekçeli kararımızın derin devlet yapılanmaları hakkında genel bilgi verilen bölümünde bu dava hakkında da bazı istatistiki veriler yer almıştır.
------------------------------------------------------------------------------

gruplara mensup bir kısım sanıklar icra ettikleri mesleki faaliyetleri ve AKP Hükümeti' ne muhalif kimlikleri dolayısıyla yargılandıklarını savunsalar da bunun doğru olmadığı ortadadır. Çünkü yargılanan sanıklarından çok daha keskin muhalefet yapan gazeteciler ve siyasiler dosyamız sanığı değillerdir. Mahkememiz verdiği kararında sanıkları mesleki veya siyasi faaliyetlerinden dolayı değil, Ergenekon Terör Örgütü mensubu olarak işledikleri eylemlerden dolayı cezalandırmıştır. Sanıklar birçok terör örgütünün yaptığı gibi, "siyasal, basın ve örgütlenme özgürlükleri"ni Ergenekon Terör Örgütü' nün amaçları doğrultusunda kullanmışlardır. Bu konular gerekçemizin genel kısmında ve bireysel durumlarının değerlendirildiği bölümde ayrıntılı olarak ele alınıp değerlendirilmiştir.

Sanıkların Ortak Savunma Stratejileri:

1. Bu davanın polis içindeki bir çetenin tertibi olduğu ve MİT ile bir kısım mensuplarının oyunlarıyla başlatıldığını devamlı tekrarlama,

Bu bağlamda aramalarda çıkan aleyhteki delillerin hiç birini kabul etmeyip, polisin koyduğunu ifade etme,

İkrar mahiyetindeki beyanların kasıtlı olarak polis tarafından yazıldığını söyleme.

2. Her türlü suçlamayı devamlı olarak reddetme, suç unsuru içeren açık telefon konuşmalarında şaka yaptıkları veya öyle demek istemediklerini savunma, soruşturma makamlarının müdafii refakatında aldığı ifadelerden aleyhe olanları kabul etmeme.

3. Ergenekon diye bir örgütün olduğu iddiasının doğru olmadığını ısrarla ifade etme, Yargılananların büyük çoğunluğunun vatansever ve masum olduklarını yineleme.

4. "Tuncay Güney gibi güvenilmez kişinin beyanları dosyadan çıkarıldığında aleyhte hiçbir şey kalmıyor" beyanını sıklıkla işleme.

5. Hakkında dava açılan asker kişilerin ne ile suçlandığını göz ardı ederek, Türk Silahlı Kuvvetlerini' nin suç örgütü kabul edildiğini iddia etme,

TSK ile kendilerini özdeşleştirerek avantajlı durum elde etme.

6. AKP muhalifi olduklarından dolayı yargılandıklarını savunmaları Bu temel savunma stratejisi kısaca ele alınacak olursa;

• Sanıkların yukarıda değinilen ortak savunma stratejilerini ısrarlı olarak sürdürdükleri görülmüştür. Aslında bu durum örgütlü suçların yargılamasında sıklıkla rastlanılan bir durumdur. Böyle bir yöntem her ne kadar bizzat sanıkları motive etse ve kamuoyunda belli bir dönem etki oluştursa da, dosya ve içindeki delillere hakim olan yargılama heyetleri için ne kadar anlam ifade etmesi gerekiyorsa o kadar dikkate alınmaktadır.

• Öncelikle bu davanın soruşturması Ümraniye' de bir gecekonduda bulunan bombalarla başlamıştır. Bombaların bulunma süreci sanıkların sığındığı polis tertibi savunmasını tamamıyla boşa çıkaracak özelliktedir. Çünkü bombalarla ilgili ilk ihbar (19) ses kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere Trabzon İl Jandarma Alay Komutanlığı' na yapılmıştır. Bu ihbarı alan Trabzon' da ki Jandarma birimleri, ihbar
-----
(19) Bu ihbarın faili sanık Ali Yiğit” n babasıdır. İhbar ses kaydı duruşmada dinletilmiştir.
------------------------------------------------------------------------------

içeriğini yine bir Jandarma birimine, yani İstanbul il Jandarma Alay Komutanlığı' na bildirmiştir. İstanbul' da ki bu Jandarma birimi de kendisine iletilen ihbarı İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü' ne bildirmiş, bunun üzerine Ümraniye Savcılığı aracılığıyla alınan arama iznine istinaden Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü birimlerince yapılan aramada bomba bulunması üzerine, olay Beşiktaş' taki CMK 250. madde ile yetkili Başsavcıvekilliği' ne intikal ettirilmiştir. Yani olaya ilk olarak vakıf olan birimler emniyet değil Jandarma birimleridir. Yine daha sonraki aşamada da olaya vakıf olan TEM Şube Müdürlüğü, yerel emniyet ve yerel başsavcılık birimleridir. Son aşamada Özel Yetki Başsavcılık olay hakkında bilgi sahibi olabilmiştir. Ancak sanıklar tüm bu safahatı göz ardı ederek soruşturmayı derinleştiren, dava açan ve davaya bakan makamlara yönelik yıpratıcı ve sindirici psikolojik propaganda içerikli bir savunma geliştirmişlerdir.
Sanıklar aramalarda ele geçen aleyhte delillerin polis tarafından koyulduğu gibi soyut iddiada bulunmuş iseler de, dosya kapsamında bunu doğrulayacak en küçük bir delile rastlanmamıştır.

Bunun yanında bir çok sanıkla ilgili ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda ve incelenen dijital unsurlarda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı çokça ifade edilmiştir.

• Bilindiği gibi bu davada ki en önemli eylemlerden biri Danıştay saldırısını gerçekleştiren sanık Alparslan Arslan' ın eylemidir. Sanıklarda yapılan aramalarda ele geçen dijital ve yazılı hiçbir belgede sanık Alparslan Arslan' ın işlediği bu eylemle, sanıkların arasında bağı gösterecek bir belge ele geçmemiştir. Bir an için sanıkların kolluk birimlerine yönelttikleri "polis yerleştirdi" şeklinde ki isnadın geçerli olduğu bir an için düşünüldüğünde, söz konusu polislerin böyle bir olayın yazılı delili olabilecek uydurma bir belgeyi de sanıkların eşyaları arasına koymaları beklenirdi. Ancak böyle bir şey söz konusu olmamıştır. Yine sanıklar kendileriyle ilgili yapılan aramalarda belge yerleştirme iddiasının en azından daha makul karşılanabileceği yerlerde niçin aleyhte hiçbir şey bulunamadığını da kendi mantıklarına göre izah edememektedirler.

• Soruşturmada ki kendi beyanları içinde aleyhlerine olanları, polisin, savcının ve hatta hakimin yazdığı/yazdırdığı iddiasının hukuki hiçbir geçerliği olmadığı gibi, bu gibi bir savunmanın da olumsuz değerlendirileceği ortadadır. Yargıtay içtihatları da bu doğrultudadır. Sanıkların aşamalardaki tüm ifadelerinin müdafileri huzurunda alındığı göz önünde bulundurulduğunda soyut bir iddiadan öteye geçmeyen bu tür isnatların hukuki bir geçerliği yoktur.

• Gerçekte herhangi bir örgütsel ilişkisi bulunmayan bir sanıktan suçlandığı örgütle ilgili olarak beklenen hayatın olağan akışına uygun tavır ve söylem; iddia edilen örgütle ilişkisi olmadığı ve bu örgütün varlığı ve yokluğuyla ilgili kararın yargılama makamları tarafından verileceğidir. Ancak sanıkların çoğu, "mahkemede yargılananların hemen hemen hepsinin suçsuz olduğu" (20), "sanıkları saygıla selamladıkları", vatansever insanların burada yargılandığı gibi bayanlarda bulunmuşlar, "Ergenekon diye bir örgütün bulunmadığı" yönünde bir savunma
-----
(20) Sanıklar kimi zaman buradakilerin hiçbir suçu yoktur demişler , genellikle de “Cumhuriyet Gazetesi’ ni bombalayanlar ve Danıştay’ a saldıranlar hariç” buradaki hiç kimsenin suçu yoktur şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
------------------------------------------------------------------------------
 
yapmışlardır. Bu tür davaların sanıklarının ortak söylemlerinden birisi de," Vatansever oldukları, her şeyi vatan için yaptıklarıdır". Devlet aleyhine işlenen cürümlerle ilgili referans eserlerin müellifi Prof. Dr. Çetin Özek bu konudaki tahlillerinden birisinde, yerinde bir tespitle "bu tür suçları işleyen kişilerin kendilerini gerçekte bir suç işlemiş olarak kabul etmediklerini düşündüklerini" ifade eder.

• Bu bağlamda eski Genelkurmay Başkanı sanık Mehmet İlker Başbuğ' un durumu ön plana çıkmaktadır. Sanıklar tarafından "Bir genelkurmay başkanından nasıl terörist olur" söylemleriyle oluşturulan bir algı söz konusu olmuştur.

• Öncelikle ifade etmek gerekir ki, "terörist" kelimesi hukuki değil, basın yayın organlarının kullanmayı tercih ettiği siyasi bir kavramdır. Hukukta ise terör suçlusu kavramı tercih edilir. Terörle Mücadele Yasası kapsamında "terör örgütü" olarak değerlendirilen suç örgütlerinin mensuplarının belirli eylemleri de terör suçu sayılmaktadır. Bu kapsamda yasa koyucu Devlet aleyhine işlenen TCK 309, 311, 312 gibi maddelerdeki suçları Terör Suçu olarak kabul etmektedir. Anayasal düzene, Yasama Organı ve Yürütme Organına karşı işlenen bu tür suçların gerek işleniş biçimi ve gerekse vahim sonuçları dikkate alınarak doktrinde, yazılı hukukta ve uygulamada bunlar terör suçları arasında yer almaktadır.

İkinci olarak gerek teoride ve gerekse pratikte herkesin, her türlü suçun sanığı olması mümkündür. Terör suçları siyasi içeriği de olan suçlardır. Bu yüzden yukarıda da değinildiği üzere bu suçun failleri işledikleri eylemleri suç kapsamında kabul etmezler. Bu suçların hemen hemen tüm sanıklarının sahip olduğu ortak düşünce, "işledikleri eylemlerin insanlık, vatan ve memleket için" faydalı olduğu yönündedir. Bu yüzden bu suçların sanıkları kendilerini bir terör suçlusu saymazlar.

Dosyamız özelinde ise, Genel Kurmay Başkanı' nın bir altı statüde bulunan Jandarma Genel Komutanı (E) Orgeneral Şener Eruygur, yine iki altı statüde bulunan Birinci Ordu Komutanı (E) Orgeneral Hurşit Tolon, Genelkurmay ikinci başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Generaller Nusret Taşdeler, Mehmet Eröz, Veli Küçük ve daha bazı alt rütbe mensubu komutanlarda sanık İlker Başbuğ ile aynı cezaya çarptırılmışlardır. Yukarıda belirtilen algı referans alınarak bir sonuç çıkarılması gerekirse, o zaman hiçbir üst düzey generalin veya diğer askeri kişilerin cezalandırılmaması gerekirdi.

Bunun yanında bir genelkurmay başkanının bu tür bir örgütün içinde olabileceği algısı ilk olarak mahkememizdeki yargılama ile de oluşmuş değildir. Sanık Erol Mütercimler 1997 yılında, emekli general ve amiraller Memduh Ünlütürk, Kemal Kayacan (21) ve isimleri zikredilmeyen bir kısım üst düzey generalin "Ergenekon Örgütü içinde Genelkurmay Başkanlarının da olduğunu, bu örgüte mensup olmayan Genel Kurmay Başkanlarının da örgüte rağmen hareket edemediğini" anlattıklarından bahsetmektedir. Genelkurmay Başkanlığı tarafından ara kararlarımıza verilen cevaplarda Memduh Ünlütürk ve Kemal Kayacan' ın beyanları konusunda herhangi bir adli veya idari tahkikatın yapılmadığı ve kamuoyunda
-----
(21) Bu iki general de daha bu beyanatlarından kısa bir süre sonra cinayete kurban gitmişlerdir.
------------------------------------------------------------------------------

gündeme gelen bu iddialarla ilgili olarak herhangi bir tekzipte bulunulmadığı bildirilmiştir.

"Genelkurmay Başkanından terörist mi olurmuş" söylemi bir başka açıdan da çelişki içermektedir. Çünkü bir mahkeme eğer böyle bir kişinin hiyerarşik olarak altındaki kişilere aynı eylem dolayısıyla ceza vermişse, "yasalar önünde herkes eşittir" ilkesi gereği bu kişilerin eylemlerinin ortağı olan komutana da ceza vermesi kaçınılmazdır.

• "Tuncay Güney' in mülakatı dışında sanıkların aleyhine bir delil yoktur. O beyanları çıkarırsanız dava çöker" şeklinde ki ortak savunma stratejisi ise tam anlamıyla bir psikolojik harp uygulamasıdır. Öncelikle Tuncay Güney ile 2001 yılında İstanbul Emniyeti' nde yapılan mülakat metni, dosyada bulunan sanıkların aleyhinde olan yüzlerce yazılı evraktan sadece birisidir. Sadece bu mülakat hiçbir sanığın suçunun sübutunda belirleyici olmamıştır, olamazda. Bunun yanında 2001 yılında bir adi suçtan dolayı gözaltına alınan Tuncay Güney ve sanık Ümit Oğuztan' ın ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda Ergenekon Terör Örgütü' nü ilgilendiren, daha sonraki aramalarda dosyamız sanıklarından da çıkan birçok örgüt belgesi ve örgüte dair bilgiyi içeren evrak ele geçmiştir. Ayrıca bu soruşturma sürecindeki bir takım olaylar ve Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan' ın savcılık ve mahkeme beyanlarında da dava dosyamıza dair bilgiler bulunmaktadır. Bunun dışında gerek mülakatı yapan polis müdürlerince ve gerekse sanık Ümit Oğuztan tarafından içeriği doğrulanan kendisiyle yapılan mülakat metninde de Ergenekon Terör Örgütü ve bir kısım üyeleriyle ilgili birçok beyanlar mevcuttur.

• Sanıkların yargılanan bir kısım asker sanıklardan dolayı "TSK' nin yargılandığı" yönündeki beyanları ise bir savunma taktiğinden ibarettir. Bu tür söylemler hem suçun şahsiliği prensibiyle bağdaşmamaktadır. Her kurum içinde yasadışı eylemi olan kişiler bulunacağı gibi TSK mensupları arasında da suça karışanlar olabilir. Geçmişte olmuştur. Gelecekte de olması muhtemeldir.

Gerekçeli Karar İçeriği ve Sistematiği:

Türk Yargı tarihinde Ergenekon Silahlı Terör Örgütü davasının birçok bakımdan çok önemli bir yeri vardır. Bunlar genel olarak sıralanacak olursa;

1. Derin Devlet/Kontrgerilla/Gladyo/Süper NATO isimleriyle anılan "Derin Yapı" ilk kez yargı önüne çıkarılmıştır. Bu fırsat hakkıyla değerlendirilebilirse ülkenin demokratikleşme serüvenine büyük katkısı olacaktır. Hiç kimsenin bugüne kadar varlığından şüphe duymadığı, hatta bu örgütün Türkiye'de ki isminin Ergenekon olduğu belirttikleri, fakat hiçbir zaman yargılanamayan bu örgüt ilk kez yargı önüne getirilmiştir. Örgüte bugüne kadar hesap sorulamaması bile bu örgütün gücünü ortaya koymaktadır.

Susurluk Davası' nda bir hücresine ulaşılabilen, ancak o zaman ki şartlar ve delil durumu gereği ancak 14 kişinin, sadece çıkar amaçlı suç örgütü kapsamında yargılanabildiği derin yapı, 2008 'de başlayan yargılamayla daha bütüncül ele alınarak yargılanmıştır. Ergenekon Terör Örgütü davasında, aynı zamanda Susurluk Davası' nın da hükümlüsü olan dosyamız sanıklarının, dosyamızın diğer sanıklarıyla girift irtibatı "Susurluk Kazası ve Sonrası Süreci" nin anlatıldığı bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. 

------------------------------------------------------------------------------

2. Bu yapının tespit edilebilen örgütsel yapısı ve belli bir düzende hazırlanmış örgüt belgeleri ilk kez resmi olarak ortaya konmuş ve yargılamaya konu edilmiştir.
Örgüt belgeleri açısından "Ergenekon Terör Örgütü", en fazla belgesinin ele geçirilip, yargılamaya konu edildiği bir örgüttür. Gerekçeli kararımızda bu örgüt belgelerinin hangi sanıklardan çıktığı, içerdiği yasadışı unsurlar, hazırlanış süreçleri, aralarındaki ilişki, kimler tarafından nasıl hazırlandıkları gibi hususlar "Örgüt Belgeleri" nin anlatıldığı müstakil bölümde yer almıştır

3. Sadece tetikçiler veya alt tabaka örgüt üyeleri değil, onları yönlendiren ve yönetenler de yargılanmış ve cezalandırılmışlardır.
Her kesimden kimsenin dile getirdiği "yargılamalarda niçin kullanılanlara ulaşılıyor, kullananlara ulaşılamıyor" haklı itirazı bu yargılamada büyük ölçüde giderilmiştir. Öyle ki Mahkememiz uygulamaları ve ara kararları ile özellikle bu konuya yoğunlaşmış ve takdir ettiği cezalarda bu hususu özellikle dikkate almıştır.

4. Bu yargılamada ön plana çıkan en önemli hususlardan biri, soruşturmaların kural olarak delilden sanığa ulaşılması usulü ile yürütülmesidir. Mahkememizin olayların kronolojik seyrini anlattığı; dava sanıklarının soruşturmaya nasıl ve niçin dahil edildikleri ve bazı soruşturma işlemlerinin özetlendiği bölümde bu husus açıklıkla ortaya konulmuştur.

5. Mahkememizin yaklaşık 5 yıl süren kesintisiz yargılaması dünya tarihinde bugüne kadar eşine rastlanması mümkün olmayan bir gözlem olanağı sağlamış ve yüz yüze yargılama ilkesinden beklenen maslahat tam olarak gerçekleşmiştir. Mahkeme heyeti yargıladığı sanıkları her yönüyle gözlemlemiş, dosyada ki deliller karşısında ki tavır ve söylemlerini yakinen değerlendirmiştir. Haftanın 4 günü, çoğu gün resmi mesai saatlerinin üzerinde bir süre içinde yapılan 620 duruşma boyunca sanıkların suçlamalar karşısında yaptıkları savunmaların isnatları hangi ölçüde karşıladığı, savunmalarındaki mesajları, birbirleri hakkındaki beyanları, ortak hareketleri, yargılama sırasında ki örgütsel dayanışma ve tavırları ve benzeri gibi gözlemlenen birçok husus vicdani kanaatın oluşmasına katkı sağlamıştır.

6. Bir derin devlet yapılanmasının yargılandığı davamızda olması beklenen bir dirençle karşılaşılmıştır. Dava sanıkları tarafından yargılanan örgütün özelliklerine uygun olarak psikolojik harp tekniklerinin her türlüsü kullanılmıştır. Sanıklar savunmalarında Mahkeme Heyeti' ni etkilemekten daha çok, kamuoyunu etkilemeyi kendilerine amaç olarak seçmişlerdir. Her davada görülebilecek hatalar büyütülmüş, aleyhteki önemli deliller özenle gündemden kaçırılmıştır. Öncelikle davayla ilgili olumsuz birçok algı oluşturulup bunların devamlı tekrar edilmesi sonucu kamuoyunun algılar üzerinden konuşmasını sağlamak hedeflenmiştir. Bunda başarılı da olunmuştur. Televizyonlardaki tartışma programlarında dosyayı iyi bilen, neresini gündeme getirip neresinden bahsetmemesi gerektiğinin farkında olan sanık müdafileri karşısında, dosya hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmaları mümkün olmayan konuşmacılar çıkmıştır. Adeta mahkeme dışında mahkemeler oluşturulmuş ve yargılama mahkeme salonları dışında devam etmiştir. Oysa kararı verecek kişiler yargılamayı beş yıldır devam ettiren, dosyayı gerek bir bütün olarak ve gerekse sanıklar ölçeğinde en iyi bilebilecek durumda olan bağımsız ve tarafsız

------------------------------------------------------------------------------

yargıçlardır. (22) Ancak sanıklar hakkında karar verecek kişilerin hakimlik mesleği gereği görüşlerini ancak verecekleri kararın gerekçesinde açıklayacak olmaları ve bununda belli bir süreç gerektirmesi ise aşılması güç bir handikaptır.

Mahkeme heyetinin bu yargılamada sırtına çok ağır bir yük yüklenmiştir. Mahkeme hakimleri hem bu derece ciddi iddiaları içeren yargılamayı kesintisiz olarak yapacak, hem dosyayı inceleyecek, hem duruşmalara hazırlanacak, hem sanıkların taleplerini karşılayacak, hem sanıklar, müdafileri ve etkiledikleri kamuoyunun bir kısmının gayri hukuki ve insafsız propagandalarını göğüsleyip, kasıtlı olarak oluşturulmak istenen reddi hakim sebeplerinin oluşmasına fırsat vermeyecek, hem moral ve motivasyonunu kaybetmeden çalışacak ve hem "hakim hükmüyle konuşur" ilkesine sadık kalmaya özen gösterecek, ama doğal olarak kasıtlı olarak oluşturulan ve olgularla örtüşmeyen algının üstesinden gelmenin zorluğunu yaşayacak, hem dava dışı unsurların konjonkturel lehe/aleyhe beyanlara karşı bir şey diyememenin sıkıntısını yaşayacaktır. Bütün bu zorluklara rağmen yargılama usul kurallarına son derece dikkat edilerek ve titiz bir çalışma sürdürülerek sonlandırılmıştır.

Sanıkların ve müdafilerinin duruşma içinde ve dışında yürüttükleri aşırı yıpratıcı psikolojik propaganda faaliyetine rağmen yargılama olması gereken şekilde, tahriklere kapılmadan, hakaret ve tehditlerden etkilenmeden yerine getirilmiştir. Sanıkların mahkemeyi yorma ve bunaltma yönünde geliştirdikleri yoğun ortak tavır, hakimlik mesleğinin vakar ve ciddiyeti ile savuşturulmuştur. Yargılamanın her aşamasında mahkeme hakimlerine (ve savcılarına) yönelik sistematik ve gerekçeden yoksun bir çok redd-i hakim ve çekilme talepleri, açık ve üstü kapalı tehditler, tahrik edici hakaretlerle ile ilgili hukuki olarak gereği yerine getirilmiş ve sanıkların arzu ettikleri sonucun doğmasına fırsat verilmemiştir.

Hakim ve savcılara yapılan hakaretler yanında, sanıklar, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve yakınlarına da devamlı olarak hakaret ve tehditte bulunmuşlardır. Önceki Genel Kurmay Başkanlarından Orgeneral(E) Hilmi Özkök hakkında da yoğun bir karalama ve itibarsızlaştırma faaliyeti yürütmüşlerdir. Sanıkların bu tavırlarının dava öncesini de kapsayacak şekilde olduğu ve yargılama sırasında da devam ettiği görülmüştür.

Sanıklar ve bir kısım müdafileri yargılamanın başından itibaren yaptıkları suç içeren bu tür eylemler ile mahkemenin işleyişini engellemeye teşebbüs etmişler ve gelen seyircileri tahrik etmişler, özellikle mahkemenin talepleri aldığı günlerde, yani sadece dinleme konumunda olduğu zamanlarda, gelen seyircileri merkez alarak konuşmalar yapmışlardır. Sanıkların bu kadar cüretkar tavırları dahi bir güce dayanarak hareket ettiklerini ve açık kanuna aykırı hareketlerinin cezasız kalacağına inandıklarını çok iyi bir şekilde ortaya koymaktadır.

7. Profesyonel meslek erbabı olması gereken bir kısım sanık müdafilerinin, kendilerini duygusal ve düşünce olarak yakın gördükleri müvekkillerinin yerine koyarak avukatlık etiğine aykırı hareketler sergiledikleri, suç oluşturacak eylemler icra ettikleri, bunda ısrar
-----
(22) Sanıkların ortak savunma stratejileri gereği, yargılama boyunca duruşma hakimlerini –kendilerine göre- mevcut iktidar partisiyle ilişkilendirdikleri ve dünya görüşlerini devamlı olarak gündeme getirdikleri görülmüştür. Ancak göz ardı edilen nokta gerek soruşturma aşamasında ve gerekse kovuşturma aşamasında mahkememiz kararları onlarca hakim tarafından da yapılan itirazlar sonucu denetlenmiştir. Yani yargının kendi mekanizması içerisinde ki işleyiş her yönüyle gerçekleşmiştir. Yargılamada görev alıp kararı veren hakimler bu iktidar döneminden çok önce göreve başladıkları gibi, 12 Eylül 2012’ den sonra oluşan HSYK tarafından değil, daha önceki HSYK tarafından bu mahkemeye atanıp görevlendirilmişlerdir. Doğal hakim ilkesi tam olarak sağlanmıştır. Hakimler yeterli mesleki tecrübeye fazlasıyla sahiptirler.(Bu açıklama sanıkların savunma mantığı dikkate alınarak yapılan bir açıklamadır.)
------------------------------------------------------------------------------

ettikleri, sıklıkla mahkemeyi tanımadıklarını söyleyip, diğer meslektaşlarını tahrik ettikleri, mahkeme heyeti ile ilgili olumlu yorum yapan meslektaşlarına sert tepki gösterip, bir sonraki duruşmalara bu avukatların katılmamalarına neden oldukları gibi birçok hukuka aykırı davranışları gözlemlenmiştir. Bununla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulmuş ve gerekli hukuki tedbirler alınmıştır.

Bu avukatlardan bir kısmı da duruşmada açıkça hiçbir maddi bedel almaksızın sanıkların savunmalarını yaptıklarını ifade etmişlerdir.

8. Tüm yargılama süreci görsel ve sesli olarak kayıt altına alınmış ve bunlar daha sonra yazılı hale getirilmiştir. Ceza Muhakemeleri Yasası' nın öngördüğü bu yöntemle sanıkların savunmalarını kesinti olmaksızın yapmalarına olanak sağlanmıştır. Bu yöntem sair mahkemelerde yapılan yargılamalara göre dosyanın hacmini ciddi bir şekilde artırmaktadır. Ancak savunma hakkı kapsamında bir sanığın kesintisiz, yani savunmasını hakimin dikte ettirerek yazdırmadığı şekilde savunma yapmasının sanığa sağladığı psikolojik yarar dikkate alındığından dolayı mahkememiz bu yöntemi yargılamanın sonuna kadar devam ettirmiştir. Bu yöntemle bir sanığın yaptığı 1 saatlik savunma, diğer yöntemle yapılan yarım iş günlük bir savunmaya karşılık gelmektedir. Gerekçede sanıkların savunma süreleriyle ilgili mahkememizce yapılan istatistiki çalışmaya da yer verilmiştir.(Bu konu gerekçeli karara dijital olarak eklenen "EKLER" isimli klasörde de ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur.)

Ancak yargılamada sırasında sanıkların kendileriyle alakalı iddiaları cevaplandırma yanında dava dışı birçok beyanda bulunmaları ve kendilerine tanınan savunma hakkını kötüye kullanmalarının davayı uzatıcı ve adil yargılamayı zedeleyici gibi sonuçlar doğurması nedeniyle tanınan sınırsız savunma yapma süresi belli kriterlere bağlanmıştır.

9. Bu büyüklükteki bir dosyanın gerekçesi yazılırken bir taraftan bütünün anlaşılması ve kavranılabilmesi bakımından tüm delillerin insicamlı olarak ortaya konması, bir taraftan tekrardan kaçınılması, bir taraftan bireysel hukuki durumlar ile genel değerlendirmeler arasında makul ve net bir köprü kurulabilmesi gibi zorluklarla karşılaşılmıştır. (23)

Dosyanın büyük hacmi karşısında savunmanın ve iddia makamının dosyadaki tüm delillere ulaşabilmesi ve denetim mercilerinin sağlıklı bir inceleme yapabilmesi bakımından dava delil klasörleri ve sonradan dosyaya giren tüm evrak titizlikle okunabilir/taranablir pdf formatında dijital ortama aktarılmıştır. Gerek yazılı ve gerekse dijital olan bütün dosyalar isim ve numara verilerek kolayca ulaşılabilir bir şekilde arşivlenmiştir. Dosya arşiv sistematiğini gösteren ayrıntılı açıklama taraflara bildirilmiştir. Gerekçeli kararımızda da bu konuya ayrı bir bölümde yer verilmiştir.

Gerekçeli kararımız, şimdiye kadar yargılama mercilerinin yaygın olarak kullanmadığı "dipnot" sistemine özel bir önem verilerek kaleme alınmıştır. Bununla taraflara ve denetim merciine gerekçede dayanılan değerlendirmelerin kaynağını rahatça görmeleri imkanı sunulmuştur.

10. Sanıklardan ele geçen tüm dijital aygıt ve materyaller emanet memurluğundan getirtilerek naip hakim incelemesi yapılmış ve belge içeriklerine doğrudan vakıf olunmuştur.
-----
(23) Mahkememiz bu sıkıntıyı aşma yönünde büyük bir emek ve çaba göstermiştir. Ancak kararın yazımı sırasında gelişen süreç kısmi olarak bu özeni zedelemiştir.
------------------------------------------------------------------------------

21 ayrı iddianame ile açılan davaların birleştirilmesiyle görülen 275 sanığın yargılandığı yaklaşık 5 yıl süren bu dava zorunlu nedenler dışında kural olarak kesintisiz devam etmiş (24), tam 620 duruşma yapılmış, sadece duruşma zabıtları yaklaşık 42.000 sayfa tutmuş, 157 tanık dinlenilmiştir.

11. Mahkememiz tarafından binlerce delil klasörü ve yüzbinlerce sayfa okunmuş, sanıkların ve müdafilerin yaptığı bazılarının onlarca günü tutan mahkemedeki savunmaları ile soruşturma aşamasındaki ifadeleri titizlikle özetlenmiştir.

İddia makamının, iddianame ve mütalaasında ki bazı görüşlerinin, Mahkememiz' ce de sabit kabul edildiği durumlarda bu kısımlara gerekçeli kararımızda aynen veya bazı dipnotlarla zenginleştirilerek yer verilmiştir.

Gerekçeli Karardaki Muhtelif Bölümler:
Gerekçeli kararımızın gerek içerik gerekse sistematik olarak anlaşılabilir olması için büyük bir gayret sarf edilmiştir.

Ergenekon Terör Örgütü' nün ilk kez bir yargı merciince terör örgütü olarak kabul edilmesinden dolayı ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Gerekçenin tam olarak kavranılabilmesi ve doğru olarak analiz edilebilmesi için her bir bölümün ve bağlantılı olduğu bölümlerin, dipnotlar da göz önünde bulundurularak dikkatlice okunması gerekmektedir. Yine sanıkların doğrudan soru sorulma (çapraz sorgu) aşamasında verdiği cevaplar da davanın ve sanıkların bireysel durumunun anlaşılması bakımından önemlidir.

Tekrara sebep olmamak için bazı konular yalnızca bir bölümde bahsedilmiş, diğer bölümlerde elden geldiğince bu bölümlere atıfta bulunulmuştur. Dağınık binlerce delilin bir düzen içinde iddia, savunma ve temyiz merciinin dikkatine sunulmasına gayret edilmiştir.

Gerekçeli kararımızda esas olarak 3 ana başlık bulunmaktadır.

Bunlar;

"İddia Makamının İddiaları ve Sanık Tarafının Savunmalarını İçeren Bölüm (1.Kitap),

Örgütün Varlığının ve Eylemlerinin Anlatılıp Ortaya Koyulduğu ve İlgili Delillerin Tartışılıp Değerlendirildiği Genel Bölüm (2. Kitap), (25)

Sanıkların Bireysel Hukuki Durumları İle İlgili Delillerin Tartışılıp Değerlendirildiği Bireysel Bölüm (3. Kitap)" dır.

Bu üç kitap dışında "Giriş" ile Emanet ve Masrafların da yer aldığı "Hüküm Fıkrası" bulunmaktadır. Ayrıca mahkeme kaleminin yaptığı bir kısım çalışmalar da "EKLER" başlıklı bölümde dijital olarak hazırlanmıştır.

Davamızın gerekçeli kararı, temel olarak CMK 230. Maddede belirtilen hususlar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bunun yanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi' nin gerekçeli karar sistematiği de göz önünde tutulmuştur. Aşağıdaki konulara ayrı ayrı bölümlerde yer verilmiştir: 
-----
(24) Mahkeme heyeti ve personeli yargılamanın yapıldığı Silivri İlçesi’ ne gelebilmek için 5 yıl boyunca hemen hemen her gün 180 kilometre yol kat etmiştir.
(25) 2.Kitap hacmi nedeniyle birden fazla parçaya ayrılmıştır.
------------------------------------------------------------------------------

1. Soruşturma aşamasındaki olaylar kronolojik olarak anlatılmış ve bunların akabinde iddia makamı tarafından hazırlanan iddianamelerin sanıkların bireysel durumları dışındaki kısımları ve esas hakkındaki mütalaanın da genel kısımları özetlenmiştir. Soruşturma kronolojisine yer verilirken Tuncay Güney isimli kişinin 2001 yılındaki bir dolandırıcılık suçlamasıyla gözaltına alındığı olaya da yer verilmiştir.

2. Sanıkların ve müdafilerinin kolluk, savcılık, sorgu hakimliği, mahkemede tespit edilen sorgu ve savunmaları ile esas hakkındaki savcılık mütalaasına karşı beyanları özetlenmiştir.

3. Ergenekon Silahlı Terör Örgütü' nün Varlığı ortaya konulmuş, bu örgütün derin devlet/galadyo/kontrgerilla yapılanması olduğu ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak örgütlendiği delilleriyle anlatılmıştır. Bu bağlamda Ergenekon Terör Örgütü' ne ait örgüt belgeleri içeriği ve hazırlanışı bakımından karşılaştırmalı olarak ayrıntılı ele alınmıştır. Yine geçmişte yargılaması yapılan ve Ergenekon Terör Örgütü' nün bir hücresi olduğuna kanaat getirilen çetenin yargılandığı Susurluk Davası ile dosyamız arasındaki bağlantılara yer verilmiştir.

4. Ergenekon Terör Örgütü' nün özellikle amaç suçlara ilişkin eylemleri ve eylem planları tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

5. Sanıklar ve müdafileri tarafından dile getirilen usuli, teknik ve esasa ilişkin itirazlarla ilgili yargılama sürecinde alınan ara kararlara ve bu konuda Mahkememiz' in değerlendirilmelerine yer verilmiştir.

6. Sanıkların bireysel hukuki durumlarının ele alındığı bölümde her bir sanığın sabit görülen eylemleriyle ilgili deliller ve bunların içeriği belirtilmiş, isnad edilen suçun sübutu ve takdir edilen ceza ile ilgili olarak hukuki tartışma ve değerlendirme yapılmıştır. Bazı isnat edilen suçların niçin oluşmadığı, özellikle suç tarihine göre "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçu bakımından hangi Ceza Kanunu' nun uygulanması gerektiği, "geçitli suç" kavramının ne şekilde oluştuğu gibi hukuki konular açıklığa kavuşturulmuştur.

7. Sanıkların bazı haklarının ihlal edildiğine dair itirazları dikkate alınmıştır. Yargılama boyunca özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi' nde zikredilen temel hak ve hürriyetlere ilişkin bazı itirazlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bağlamında değerlendirilmiştir.

8.Sanıkların işlediği sabit kabul edilen başta TCK 312. madde olmak üzere, sair suçlarının hukuki tartışması yapılmış, bu suç tiplerinin oluşumu ile ilgili hukuki analizler yapılmıştır.

9. Ergenekon Terör Örgütü' nün amaç suçlar ve bu suçların gerçekleştirilmesi ile ilgili yasal ve yasadışı eylemleri ayrı ayrı ele alınmıştır. Ergenekon Terör Örgütü' nün amaç suçları gerçekleştirmek için ön hazırlık mahiyetinde çalışmalar yapan sivil toplum örgütleri ile ilgili faaliyetlerine örgüt belgeleri ışığında ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Bu bağlamda 2003-2004 yıllarında yasadışı Cumhuriyet Çalışma Grubu tarafından icra ve organize edilen askeri darbe plan ve çalışmaları, Cumhuriyet Gazetesi' ne bomba atılması, bir Danıştay üyesi' nin öldürülmesi, diğerlerinin öldürülmeye teşebbüs edilmesi, Cumhuriyet Gazetesi' ne molotof atılması, Genel Kurmay Başkanlığı Karargahı' nda çalışan bir kısım muvazzaf askerlerin amaç suçların gerçekleşmesi bakımından icra ettiği faaliyetler, sahte

------------------------------------------------------------------------------

isimlerle internet sitelerinin kurulması, "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" nın hazırlanması gibi eylemler delilleriyle tartışılmıştır. Aynı konulara sanıkların bireysel hukuki durumlarının değerlendirilmesi bölümlerinde de ilgili olduğu kadarıyla yer verilmiştir.

Bu bağlamda yargılamanın ilerleyen aşamalarında Genelkurmay Başkanlığı tarafından gönderilen sanık Habip Ümit Sayın hakkındaki bilgi notunda geçmesi nedeniyle vakıf olunması üzerine Danıştay saldırısı ile ilgili şemanın mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.

Sanık Mehmet İlker Başbuğ'un Genel Kurmay Başkanı, sanık İsmail Hakkı Pekin' in Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Dairesi Başkanı ve sanık Hıfzı Çubuklu'nun Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri olduğu dönemde, Mahkememiz' ce, Danıştay olayı ile ilgili olarak elde mevcut tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesini istenmişse de, bu şema yargılama başladıktan yaklaşık 4 yıl sonra 22 Haziran 2012 tarihinde, yani adı geçen sanıklar mahkemece tutuklandıktan sonra Mahkememiz' e gönderilmiştir.

17 Mayıs 2006 ila 20 Mayıs 2006 arasında, Muzaffer Tekin henüz yakalanmadan, Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması ve Danıştay Saldırısı ile ilgili olarak hazırlanan, Muzaffer Tekin ve Alparslan Arslan merkezli bu şema ve ekindeki notta; sanıklar Veli Küçük, Doğu Perinçek, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Hüseyin Görüm, Ümit Sayın, Levent Temiz, Semih Tufan Gülaltay, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu'nun yanısıra sanık olmayan Ayhan Parlak, Sinan Berberoğlu, Orhan Kadı, Murat Bulut ve Nihat Gürkan gibi isimlere yer verildiği görülmüştür.

10. Gölcük Donanma Komutanlığı' n dan ele geçen ve davamızla doğrudan ilgili belgeler ışığında dosyamızdaki bir kısım belgelerin değerlendirilmesi yapılmıştır.

İstanbul TMK 10. Maddesi ile Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/164 Soruşturma sayılı dosyasında; bir ihbar üzerine İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2010 tarih ve Teknik Takip No:2010/2412 sayılı Arama El Koyma ve İnceleme kararına istinaden Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü İstihbarat Kısım Amirliğinin girişinde ihbar tutanağında belirtilen yerde 06.12.2010 günü yapılan aramada, zemin kaplamaları altına gizlenmiş vaziyette toplam (10) adet poşet içerisinde birçok doküman ve dijital malzeme ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturma dosyasında, Mahkememiz' de yargılaması devam eden dava ile ilgili 2 klasör belge Mahkememiz' e gönderilmiştir. Gerek bulundukları yer, gerek içerikleri ve gerekse Mahkememiz dosyasındaki delilleri teyit edici özellikleri dolayısıyla bu aramada bulunan delillerin ayrı bir delil değeri vardır.

Yapılan incelemede bazı belgelerin daha önce bir kısım sanıklardan ele geçirilen belgeler ile birebir aynı olduğu, bir kısmının ise dava konusu ile bağlantılı ilk defa ele geçirilen belgeler olduğu anlaşılmıştır. Bu belgeler arasında özellikle;

• 2003 - 2004 yıllarında sanık Mehmet Şener Eruygur tarafından kurulan yasadışı Cumhuriyet Çalışma Grubu faaliyetlerinin anlatıldığı belgeler,

• Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesin de çalışan Dursun Çiçek' in ve sanıklar Erbay Çolakoğlu ve Merdan Yanardağ' ın "üretim ekibi" içinde, sanıklar Hasan Ataman Yıldırım, İlyas Çınar ve Hüseyin Vural Vural' ın "dağıtım kanalı" içinde bulunduğu "KİTLEŞİM" isimli organize bir grup vasıtası ile internet üzerinden bazı faaliyetlerin planlandığı, bu amaçla üretim ve dağıtım gruplarının

------------------------------------------------------------------------------

oluşturulduğu, mail ağlarından istifade edilmek istendiğine dair bilgileri içeren belge,

• Sanık Dursun Çiçek tarafından hazırlanan İrtica İle Mücadele Eylem Planı' nın taslak çalışması olan ve son kaydedeninin sanık Alaeddin Sevim olduğu anlaşılan "PROJE" isimli belge,

11. Mahkememiz re' sen veya sanıkların talebi üzerine birçok ara karar almış ve gelen cevabi yazıları delil klasörleri arasına koymuştur. (26)

12. Gerekçeli Kararımızın ekleri arasında tüm klasörlerinin dizi pusulaları(dizinleri), sanıklar ve müdafilerine tanınan savunma süreleriyle alakalı çalışmaya yer verilmiştir.

Sonuç:
Özellikle belirtmek gerekir ki, gerekçeli kararın yazım sürecindeki "dosyaları yeniden inceleme ve değerlendirme" aşamasında Mahkememiz' in verdiği kararın ne kadar isabetli olduğu bir kez daha tarafımızca görülmüştür. Bu süreç vicdani kanaatimizi daha da güçlendirmiştir. Yani, sonuçta Mahkememiz kararını bağımsız ve tarafsız olarak, tam bir vicdani kanaatle vermiştir. Ergenekon Terör Örgütü' nün hedeflediği amacın tam olarak gerçekleşmesi durumunda milyonlarca insanın ve bunların ailelerin yaşayacağı acı düşünüldüğünde, millet adına karar veren Mahkememizin aldığı kararla, milletin vicdanına ne kadar değer verdiği açıktır.

Örgütlü suçlarla ilgili birçok eser okuma, dosya inceleme ve Yargıtay içtihatlarını değerlendirme konusunda imkan, fırsat ve tecrübeye sahip mahkememizce çok açık olarak belirtilmek gerekirse; gerekçeli kararını yazdığımız bu dava delil olarak emsalleriyle karşılaştırılmayacak bir zenginliğe sahiptir. Mevcut her çeşit delillerin örtüştüğü, birbirini tamamladığı ve doğruladığı görülmüştür. Öyle ki Yargıtay kararlarında suçun oluşumu için nitelik ve nicelik olarak aranan delillerin çok üzerinde delile ulaşılmıştır. Dosyada gerek örgütün varlığı ve gerekse sanıkların bireysel durumları ile ilgili birçok delil bulunmaktadır. Öyle ki bazı delillere hem zaman hem de yer darlığı nedeniyle sadece atıfta bulunmakla yetinilmiştir.

Mahkememiz 30 yılda bitmez denilen davayı gece gündüz, hiçbir mesai gözetmeksizin, senelik resmi izinlerinin çok az bir kısmını kullanıp geri kalanında yine yargılama faaliyetine devam ederek, hafta içi ve hafta sonu geç vakitlere kadar çalışarak bitirmiş, bu çok karmaşık davada verdiği kararın gerekçesini de büyük bir gayretle tamamlamıştır. Gösterilen tüm olumsuz tavır ve tepkiler, sarf edilen kem sözler büyük bir sabırla ve hakimlik mesleğinin vakar ve haysiyetine uyar şekilde karşılanmıştır.

Bu gibi davalardan herkesin çıkarması gereken en önemli derslerden birisi de yargılamayı etkilemeye teşebbüs anlamına gelebilecek sözlerden kaçınmak gerektiğidir. Bu duyarlık gösterilmediğinde hem yargılama uzamakta, hem gerçekler değil toplumda oluşturulan algılar üzerinden değerlendirmeler yapılarak yanlış ve haksız sonuçlara varılmakta, hem de hakimler yıpratılmaktadır. Bunun ise topluma ağır bedeller ödeteceği ortadadır. Bu nedenle olası benzer soruşturma ve davalarla karşı karşıya gelecek hakim ve savcıların "adam sendeci" olmaya doğru evrilme tehlikesinin olduğunu söylemek de abartı olmaz.
-----
26 “2010/106= 686 ara karar” , “2008/209= 3330 ara karar” , “2009/191= 3094” ara karar olmak üzere TOPLAM ARA KARAR
SAYISI: 7110
------------------------------------------------------------------------------

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(04 Nisan 2014, 10:55), son güncel.: (04 Nisan 2014, 15:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Ergenekon gerekçesi açıklandı

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5919    yazdır/print


 

Aselsan´da ilk dava başladı

Aselsan intiharlarıyla ilgili önemli gelişme.. Ölü bulunan ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen'in yazdığı öne sürülen 'intihar mektubu'nun yer aldığı flaş diski kaybettiği iddiasıyla iki jandarma görevlisinin 'adli görevi ihmal' suçundan yargılanmasına başlandı. Görevlilerden biri flash diski diğerine teslim ettiğini iddia ederken diğeri ise teslim almadığını savundu. Tanık olarak dinlenen diğer bir görevli ise flash diskin teslim olayını doğruladı.

21.11.2013 16:47 Ölü bulunan ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen'in yazdığı öne sürülen "intihar mektubu"nun yer aldığı flaş diski kaybettiği iddiasıyla iki jandarma görevlisinin "adli görevi ihmal" suçundan yargılanmasına başlandı.

Ankara 16. Sulh Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar Şükrü Karakuş ve Erkan Şakir, Hüseyin Başbilen'in babası Vehbi Başbilen ve sanık avukatları Hikmet İşler ve Emrullah Kaya katıldı.

Sanık Karakuş, savunmasında, olay tarihinde jandarma olduğunu, ancak daha sonra malülen emekliye ayrıldığını bildirdi. Hüseyin Başbilen'in cesedinin bulunmasının ardından araştırma için ASELSAN'daki odasına gittiğini anlatan Karakuş, flaş diski Başbilen'in masasının çekmecesinde bulduklarını söyledi. Daha sonra Başbilen'in bilgisayarını açtıklarını ifade eden Karakuş, özetle şunları söyledi:

"Bilgisayarda son kullanılan belgeleri kontrol ettiğimizde 'önemli' kelimesi ile başlayan belgeyi açtık. Bunun, intihar mektubu olduğunu gördük. Bundan bir adet çıktı aldık. Daha sonra flaş diski bilgisayara taktık. Aynı mektubu flaş diskte de gördük. Zaptetme tutanağı düzenleyerek İlçe Jandarma Komutanlığına döndüm. Soruşturma devam ederken flaş disk iki gün bende kaldı. Odamdaki çekmecemde kilitliydi. Flaş diski almamdan tahminen iki gün sonra Erkan Şakir sabah bana telefon açarak flaş diski istedi. Flaş diski komutanıma teslim etmek üzere makamına çıkarken, yolda Astsubay Celil Alpay ile karşılaştım. 'Komutanım flaş diski istedi, teslim etmeye geldim' dedim. Sonra da komutana flaş diski herhangi bir tutanak düzenlemeden teslim ettim. Bu tür teslimler için tutanak düzenlemek mutat değildir. Bir daha da flaş diski geri almadım."

Karakuş, bu tarihten sonra soruşturmanın yazışmalarında görev almadığını bildirdi ve soruşturma evrakını savcılığa kimin teslim ettiğini bilmediğini kaydetti.

Emekli olduktan sonra savcılığın kendisini "tanık" olarak çağırdığını belirten Karakuş, savcılığa gittiğinde kendisine flaş belliğin sorulduğunu ifade etti.

Karakuş, ilerleyen zamanda beraber çalıştığı bir astsubaydan, "Erkan Şakir'in 2010'da eski makamına gelerek, masasındaki çekmecelerin iç taraflarını aradığını, arşiv dosyalarının karıştırıldığını, ancak flaş diskin bulunamadığını anlattığını" söyledi.

Sanık Erkan Şakir de olay tarihinde Altındağ İlçe Jandarma Komutanı olduğunu bildirdi. Başbilen'in ölü vaziyette olduğu otomobilde intihar mektubu bulduklarını anlatan Şakir, savcının talimatıyla Başbilen'in işyerindeki bilgisayarında inceleme yapılması için sanık Şükrü Karakuş'un görevlendirildiğini ifade etti.

Karakuş'un işyerinde flaş disk bulduğunu belirten Şakir, "Bunu, Karakuş dönünce, odamda bana aktardığında öğrendim. Beraberinde 4 yazıcı çıktısı, flaş disk ve zaptetme tutanağı getirmişti. Bunları gösterdi. İnceledikten sonra işlemlerin yapılması için Karakuş'a geri verdim" dedi.

Araştırma kapsamında sonraki süreçte yapılanlar konusunda bilgi veren Şakir, "Ben, flaş diski teslim almadım. Soruşturma sırasında da flaş diskin kriminal incelemeye önderilip gönderilmediğini bilmiyorum. Suçlamayı kabul etmiyorum. Karakuş'un bana yönelik suçlamalarını da kabul etmiyorum. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı beni çağırana kadar da flaş diskin kaybolduğunu bilmiyordum" diye konuştu.

Şakir, flaş diskin kaybolduğunu öğrenmesinin ardından eski makamında, kendi dönemine ilişkin evrakın aranmasını istediğini söyledi, ancak flaş diskin bulunamadığını belirtti.

Hüseyin Başbilen'in babası Vehbi Başbilen de sanıklardan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini bildirdi.

Vehbi Başbilen, "Her şeyin aydınlığa çıkmasını istiyorum. Bir babayım. Ciğerim yanıyor. Hepsi yalan, hepsini uyduruyorlar. Oğlum, milli tank projesini sunacağı gün kaybedildi. 7 sene oldu, 4 savcı değişti" diye konuştu.

Duruşmada daha sonra, o dönemde sanıklarla birlikte çalışan Astsubay Mustafa Çelik tanık olarak dinlendi.

Çelik, flaş disk konusundan Erkan Şakir kendisini arayınca haberdar olduğunu kaydederek, "Telefonda bana Hüseyin Başbilen ile ilgili dosyanın tekrar ele alındığını ve flaş diskin bulunamadığını söyleyip, 'Flaş diskin yerini biliyor musun' diye sordu" dedi.

Çelik, bir soru üzerine, "Erkan Şakir komutanımız beni aradığında, Şükrü Karakuş'tan teslim aldığı flaş diski kaybettiğini ve bulamadığını söyledi. Benim, flaş diskin yerini bilip bilmediğimi sordu. Bilmediğimi söyledim. Sonraki arayışında da arkadaşlarla görüşüp görüşmediğimi ve flaş diskle ilgili bilgiye ulaşılıp ulaşılmadığını sordu. Ben de bilgelerinin olmadığını belirttim" ifadelerini kullandı.

Hakim Oğuz Korkmaz, Vehbi Başbilen'in müdahilliğini kabulüne karar verdi.

Gizlilik kararı bulunmuyorsa, Hüseyin Başbilen'in ölümüyle ilgili soruşturma dosyasının suretinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından istenmesini de kararlaştıran Korkmaz, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Başbilen, 4 Ağustos 2006'da sabah saatlerinde, 06 ET 2068 plakalı otomobiliyle işine gitmek üzere evinden ayrılmış, ancak ASELSAN'a gitmediği anlaşılınca eşi tarafından aynı gün Yenimahalle Merkez Karakoluna kayıp olduğu bildirilmişti.

Başbilen, bir gün sonra akşam saatlerinde Ankara'nın Kavaklı köyü Aydıncık Mahallesi Mezarlık Üstü mevkisinde tarla içinde, park halindeki otomobilinde, boynu ve sol bileği kesilmiş şekilde ölü olarak bulunmuştu.

İddianamede, sanıkların, Başbilen'in yazdığı iddia edilen intihar mektubunun yer aldığı flaş belleği kaybederek, "adli görevi ihmal" suçunu işledikleri öne sürülüyor.

Flaş belleğin kaybolması nedeniyle intihar mektubunun oluşturulma tarihinin tespit edilemediği de iddianamede belirtiliyor.

------------------------------------------------------------------------------

İKİNCİ DURUŞMA GÖRÜLDÜ

04.02.2014 14:25 Jandarma Genel Komutanlığı, ölü bulunan ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen'in yazdığı öne sürülen "intihar mektubu"nun yer aldığı kayıp flaş diskin, detaylı olarak aranmasına rağmen bulunamadığını bildirdi.

Ankara 16. Sulh Ceza Mahkemesinde, "flaş diski kaybettiği" iddiasıyla iki jandarma görevlisinin "adli görevi ihmal" suçundan yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya tutuksuz sanıklar Şükrü Karakuş ve Erkan Şakir ile Hüseyin Başbilen'in babası Vehbi Başbilen ve sanık avukatları Hikmet İşler ile Emrullah Kaya katıldı.

Hakim Oğuz Korkmaz, Başbilen'in öldüğü dönemde Araştırma ve İstihbarat kısım görevlisi olan Jandarma Astsubay Celil Alpay'ın talimat ifadesinin mahkemeye ulaştığını bildirdi. Korkmaz, Alpay'ın ifadesinde özetle, "sanık Erkan Şakir'in elinde flaş diski gördüğünü" söylediğini aktardı.

Hakim Korkmaz, olaya ilişkin, Jandarma Genel Komutanlığı Altındağ İlçe Jandarma Komutanlığı'na yazdıkları yazıya da cevap geldiğini belirtti. Altındağ İlçe Jandarma Komutanlığı'nın arşivinde bulunan soruşturma dosyasında yapılan incelemede, flaş diske rastlanamadığı belirtilen yazıda, komutanlık arşiv, çalışma ve makam odasının, dolapların, tüm dosya ve klasörlerin, malzeme depolarının, masa ve çekmecelerin detaylı olarak arandığı, ancak flaş diskin bulunamadığı kaydedildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan mahkemeye gönderilen yazıda da Başbilen'in ölümüne ilişkin soruşturma dosyasının, bazı eksikliklerin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kuruluna gönderildiği belirtildi.

Duruşmada söz alan Erkan Şakir'in avukatı Hikmet İşler, Celil Alpay'ın soruşturma aşamasında alınan beyanları ile duruşmalardaki beyanları arasında çelişki bulunduğunu savunarak, talimat ifadesini kabul etmediklerini söyledi. Alpay'ın, jandarmadaki görevinin, suç dosyasını hazırlayarak cumhuriyet başsavcılığına göndermek olduğunu ifade eden İşler, hazır ettikleri Astsubay Oktay Adıgüzel'in "tanık" olarak dinlenmesini istedi.

TANIK OKTAY ADIGÜZEL'İN İFADESİ

Tanık Astsubay Oktay Adıgüzel, mahkemedeki beyanında, Başbilen'in öldüğü tarihte, Keçiören İlçe Jandarma Komutanlığı'nda silah ruhsat işlem elemanı olarak görev yaptığını, 2008'de Altındağ İlçe Jandarma Komutanlığı'na tayin edildiğini anlattı. Bölük komutanının odasına gittiğinde, Erkan Şakir'in de gelerek, "kayıp flaş diskle ilgili müracaatta bulunulduğunu, diski aramaları gerektiğini" söylediğini belirten Adıgüzel, aramalarına rağmen diski bulamadıklarını söyledi. Adıgüzel, Erkan Şakir'in bir konuşma sırasında, "kendisine teslim edilen flaş diskin kaybolduğunu" anlattığını kaydetti.

Bunun üzerine söz alan sanık Erkan Şahin, tanığa, flaş diski kaybettiğine dair bir beyanda bulunmadığını savundu.

-"Bilgisayar incelensin" talebi-

Şahin'in avukatı Hikmet İşler, Hüseyin Başbilen'in ASELSAN'da kullandığı bilgisayarda inceleme yapılmasını talep etti. Başbilen'in babası Vehbi Başbilen ise, söz konusu bilgisayarda inceleme yapıldığına ilişkin emniyet tutanağını mahkemeye sundu.

Bilgisayarın incelenmesine ilişkin talebin gelecek celse değerlendirilmesine karar veren mahkeme, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. (AA)

(21 Kasım 2013, 16:47), son güncel.: (04 Şubat 2014, 14:25)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Aselsan´da ilk dava disk´e

Aselsan şüphelisi: Jandarma

Aselsan intiharlarına Başbakanlık incelemesi

Boş Aselsan raporu şaşırttı

Aselsan´da son inceleme imzalara

Aselsan soruşturması, intiharlarda ´Casusluk´ çetesinin izleri ve Ergenekon şüphesi manşetlerimiz

Deniz Kuvvetlerinde şüpheli intihar olayları ve Ergenekon şüphesi

Aselsan belleği jandarmada kayboldu

Aselsan belleği jandarmada kayboldu

Adli Tıp: 10´a 3, Aselsan cinayet

Bilirkişi: Aselsan intihar değil cinayet

Yabancı uzmanlar: Aselsan cinayet

Aselsan: Mühendisler kritik görevdeydi

Ergenekon ses kaydı Aselsan´da

Yazılım devrede, İsrail düşman

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5697    yazdır/print


 

Albay Özden dosyası kapandı

1995 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski Mardin Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden dosyası kapandı. Özden´in Ergenekon ve JİTEM gibi karanlık yapılar tarafından öldürüldüğüne yönelik iddiaları araştıran savcılığın, herhangi bir delile ulaşılamadığı gerekçesiyle dosyayı kapattığı ileri sürüldü. Özden´in terör örgütü PKK tarafından şehit edildiği kanaatine varıldığı ve öldürüldüğü gün çatışma yoktu iddiasının aksine çok sayıda tanığa göre çatışmanın yaşandığı belirtildi. Ancak Özden olayında somut ve çok sayıda bulgu yer almaktaydı. Bunlara rağmen dosyanın kapanması kafaları karıştırdı.

31.10.2013 10:32 Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nın faili meçhul cinayetler kapsamında yürüttüğü eski Mardin Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden soruşturması tamamlandı. Özden´in Ergenekon ve JİTEM gibi karanlık yapılar tarafından öldürüldüğüne yönelik iddiaları araştıran savcılık, herhangi bir delile ulaşılamadığı gerekçesiyle dosyayı kapattı. Soruşturmada, Özden´in terör örgütü PKK tarafından şehit edildiği kanaatine varıldı.

Rıdvan Özden, 14 Ağustos 1995´te Mardin´in Savur ilçesi Ormancık köyü kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından açılan ateş sonucu iki korumasıyla birlikte şehit oldu. Ancak Tomris Özden, eşinin ölümünü şüpheli bulduğunu, detaylı otopsi yapılmadığını belirtti. Eşinin alnından değil, ensesinden vurulduğunu, cesedinin 2 gün arazide bekletilip 14 Ağustos´ta şehit edilmiş gibi rapor tutulduğunu anlattı. Bunun üzerine yeniden soruşturma başlatıldı. Geçen yıl şubat ayında Özden´in mezarı açılarak detaylı otopsi yapıldı. Adli Tıp Kurumu, Özden´in alnından değil, sol kaşının 6 cm üzerinden vurulduğunu tespit etti.

-Tanıklar ´çatışma yaşandı´ dedi-

Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan tanık askerler, ?Özden, 5 PKK´lının öldürüldüğü çatışmadan bir gün sonra postası ve korumalarıyla birlikte çatışma bölgesine geldi. Bu sırada vuruldu. Özden´in öldürüldüğü gün çatışma yoktu.? iddialarının doğru olmadığını savundu. Çatışmaya katılan çok sayıda asker, Özden´in çatışmanın yaşandığı gün bölgeye geldiğini dile getirdi. (Zaman)

-Genelkurmay: Albay çatışmada öldü-

Genelkurmay Başkanlığı 5 Aralık 2008´de yaptığı açıklamada Albay Rıdvan Özden´in şehit edilmesi olayına değinmişti: ?Şehit Jandarma Albay Rıdvan Özden 14 Ağustos 1995 günü Mardin ili Savur ilçesi Ormancık köyü kırsalında güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada takviye olarak bölgeye sevk edilen Jandarma Asayiş Komando Bölüğünden bir komando timi ve bölük komutanı ile birlikte en ön saflarda çarpışmıştır. PKK bölücü terör örgütü mensuplarınca açılan ateş sonucu, önce jandarma özel harekat timinden bir astsubay, bir uzman erbaş, devamında saat 17.30 sularında Jandarma Albay Rıdvan Özden şehit olmuştur. Aynı çatışmada 3 er ve 1 geçici köy korucusu yaralanmış, 5 terörist silahları ile birlikte ölü olarak ele geçirilmiştir.?

-Eşi başvurdu, soruşturma başladı-

1995 yılında Mardin Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden´in PKK ile girdiği çatışmada alnından vurulup öldürüldüğü´nün açıklanmasına karşın eşi Tomris Özden, kocasının PKK tarafından öldürülmediğini iddia etti. Özden, eşinin Güneydoğu´da uyuşturucu ile şiddetle mücadele etmesinden rahatsız olan Veli Küçük´le ilişkili devlet içindeki çetelerce ensesinden vurulup öldürüldüğünü ileri sürdü. Özden, 18 Temmuz 2008´de Ergenekon savcılarına başvurup beraberindeki tüm belgeleri de teslim etti.

Tomris Özden savcılara verdiği ifadesinde, ailecek görüştükleri Ergenekon sanığı Albay Arif Doğan´ın, eşi Rıdvan Özden´e JİTEM´e katılması için 1989 yılında ısrar ettiğini, eşinin bunu kabul etmeyip sınırda yapılan kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretinin üzerine gittiğini belirterek, Orada JİTEM ve örgüt beraber yapıyordu bu işi. Eşim Mardin´de görev yaparken bunların üzerine gitti. Bir Albayın da aralarında bulunduğu bazı görevliler hakkında dava açtırdı. `Bu işlerin kökünü kazıyacağım´ diyordu. Ama kendisinin sonu oldu demişti. Arif Doğan Ağustos ayında sonuçlanan Ergenekon davasında 47 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

-´Biz Eşref Paşa´nın grubuyuz, Mardin´de öldürecekler beni´-

Tomris Özden´in, 4 Ekim 2010 tarihinde yaptığı bir açıklama da çarpıcıydı. Rıdvan Özden´in, Mardin´e giderken ?Beni Kuzey Irak´ta öldüremediler. Eşref Paşa´nın ikinci grubuyuz biz oraya giden. Bizi tasfiye ediyorlar. Asker mafyalaştı, çeteleşti. Bak Mardin´de öldürecekler beni´ dedi ve öldürüldü? dediğini aktardı. Eşinin, intihar ettiği söylenen Tunceli Jandarma Bölge Komutanı Albay Kazım Çillioğlu´nu yakından tanıdığını vurgulayan Tomris Özden, şunları söyledi: ?Eşim, Kazım albaya uğrardı. ´Ne olacak halimiz´ diye dertleştiklerini biliyorum. Sonra ´Kazım Albay intihar etti´ dendi. Oysa Kazım Çillioğlu ile eşini Güzelçam´a geldiklerinde kampta ağırladık. Kesinlikle aile problemi yoktu. Kazım Çillioğlu, intihar edebilecek bir yapıya sahip değildi.?

Tomris Özden, eşinin ölümüne ilişkin çok çarpıcı detaylara dikkat çekti. Özden şöyle konuştu: ?JİTEM´i biliyorum JİTEM vardı. Eşime de teklif etmişti Arif Doğan. 1989´da kurulmuştu ama 1987´de aşamaları vardı. Eşim derdi ki ´Asker mafyalaştı. Aman dikkat et konuşma.´ Cem Ersever öldüğünde salonda yürüyordu, kendi kendine ´asker mafyalaştı, asker çeteleşti´ diyordu. Bir de Mardin´de ölmeden bir ay önce yataktan fırlayarak kalkıyordu resmen. ´Ne oldu?´ diyordum. ´Ağzıma yastık kapattılar misafirhanede beni öldürüyorlar´ diyordu. ´Kim öldürüyor?´ derdim. ´Devletin mafyaları, çeteleri öldürüyor´ derdi.?

-Astsubay Oğuz: Özden´i JİTEM öldürttü-

30 Kasım 2008 tarihinde basına bir açıklama yapan dönemin Jandarma İstihbarat Astsubayı Hüseyin Oğuz, öldürülen Eşref Bitlis, Rıdvan Özden ve Bahtiyar Aydın gibi subayların dosyasının ´devlete zarar vermemek için´ kapatıldığını iddia etti. Hüseyin Oğuz önemli bir isim.. 1996´da devlet içindeki ´derin´ yapılardan birini, ´Yüksekova Çetesi´ni ortaya çıkarmış olan emekli astsubay Hüseyin Oğuz, TBMM Susurluk Komisyonu´na verdiği ifadeyle birçok karanlık olayı da aydınlatmıştı. Dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanvekili Hanefi Avcı´dan sonra Veli Küçük´ün adını ifadesinde açık açık söyleyen ikinci kamu görevlisi olan Oğuz, 13 yıl sonra Rıdvan Özden suikastıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı, somut bilgiler verdi. Oğuz, tıpkı aynı dönemde öldürülen Orgeneral Eşref Bitlis ve Tuğgeneral Bahtiyar Aydın gibi Albay Rıdvan Özden dosyasının da ´devlete zarar vermemek için´ kapatıldığını iddia etti. Hüseyin Oğuz bildiklerini gizli ve açık tanık olarak Ergenekon savcılarına da aktardı.

-PKK itirafçısı: Özden´i Atilla Uğur´un timi öldürdü-

Hüseyin Oğuz ile aynı gün basına açıklama yapan ´Fatih´ kod adlı PKK itirafçısı da, albayın, dönemin Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı emekli Albay Hasan Atilla Uğur´un kurduğu ve kendisinin de içinde bulunduğu JİTEM ekibi tarafından öldürüldüğünü söyledi ve somut ayrıntılar verdi. Atilla Uğur, Ağustos ayında sonuçlanan Ergenekon davasında 29 yıl hapis cezası almıştı. İfadesinde Uğur´u suçlayan Gizli Tanık Fatih, infaz kararını ise o dönemde Mardin JİTEM´in başında ´Hoca´ ve ´Ebu Süfyan´ isimlerini kullanan kişinin verdiğini iddia etti. 1992 ve 1996 yılları arasında Mardin ve çevre illerde JİTEM bünyesinde faaliyet gösterdiğini ve Atilla Uğur´un ekibinde yer aldığını anlatan itirafçı, Özden´in JİTEM gibi illegal yapılardan çok rahatsız olduğunu ve bunu da sık sık dile getirdiğini aktardı: Hasan Atilla Uğur´un emriyle 9 kişiden oluşan bir tim kuruldu. Bıçak Unsuru ve Bıçak Timi olarak adlandırılan bu ekip Mardin ve çevre illerinde faaliyet gösteriyordu. Yetkileri sınırsızdı. Ben de bu ekibin içindeydim. Rıdvan Özden bu tür illegal örgütlenmelere karşıydı. Bunları toplantıya çağırdı. Ben da oradaydım. ´Ben bu tür şeylere karşıyım´ dedi. Hurşit İ., Mardin´de tabur komutanıydı. Atilla Uğur da Kızıltepe İlçe Jandarma komutanıydı. Üsteğmen Sinan Y. dedi ki; ´Biz bunun icabına bakarız zaten.´ Bir hocamız vardı adını soyadını bilmeyiz. Jitem´in Mardin biriminin başında o vardı. O ´biz hallederiz´ dedi. İnfaz kararı verildi. 20 gün sonra bir telefon geldi. Bize bir minibüs tahsis edildi. Tugaya bağlı Savur´a geldik, yol kestik. Orada 8 köylü kaçırıldı. Burada çatışma varmış gibi bir olay tertipleyip, çatışma anonsu yapıldı. Bu 12 Ağustos 1995´te oluyor. Genelde alay komutanı da gelip bakıyor ya çatışmalardan sonra. Albay Özden de çatışma var diye oraya geldiğinde sıktılar kafasına. Rıdvan Özden´i vuran itirafçıydı. Bir uzman çavuş ve bir askerle birlikte öldürüldü.

-Özden´i Bıçak Timi öldürdü-

30 Haziran 2009 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunan bir kişi, aralarında terör örgütü PKK itirafçılarının da bulunduğu 10 kişilik ´Bıçak´ timinin 1990´lı yıllarda işlediği ileri sürülen cinayetleri anlattı. Soruşturma dosyasına konulan ihbar mektubunda, ´Bıçak´ timinin, ´en tehlikeli PKK itirafçılarından oluştuğu´ iddia edildi. Mektupta, 5 Kasım 1994 günü, Mardin´in Savur ilçesi Pınardere köyü yolu kesilerek araçta bulunan 4 öğretmenin katledilmesi olayının da ´Bıçak´ timi tarafından gerçekleştirildiği ileri sürüldü. ´O dönemde Mardin Jandarma Alay Komutanı olan Albay Rıdvan Özden´in, ´Bıçak´ timine karşı çıktığı ve öğretmenlerin öldürülmesi olayıyla ilgili olarak onlarla bir toplantı yaptığı´ ileri sürülen ihbar mektubunda, ´Toplantıda, ´Neden öğretmenleri vurdunuz?´ diye çıkışan Albay Özden´e, itirafçıların sert bir şekilde çıkıştığı, ağza alınmayacak küfürler ve tehditler savurduğu´ öne sürüldü. Mektupta, Mardin Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden´in 14 Ağustos 1995 tarihinde, Mardin´in Savur ilçesine bağlı Ormancık köyü kırsal kesiminde açılan ateş sonucu iki korumasıyla şehit edilmesi olayına da yer verildi. ´Bıçak´ timinin bir grup terör örgütü PKK üyesiyle çatışmaya girdiği ileri sürülen mektupta, şu iddialar yer aldı: ´Bu tim, aldığı iyi bir istihbaratla teröristlerle çatışmaya girdi. 6´sı ölü 11´i sağ olmak üzere 17 örgüt üyesi etkisiz hale getirildi. ´Bıçak´ timi, sağ ele geçirilen 11 kişiyi de kurşuna dizerek öldürdü. Olay yerine korumalarıyla gelen Albay Rıdvan Özden de ensesine tek kurşun sıkılarak öldürüldü. Rahmetli bu time hep karşı çıkardı ve sürekli kavga ederdi.´

Bedran Akdağ açıklamalarında şunları da söylüyordu: ?Albay Atilla Uğur, Yarbay Celal Kısa ve bunların emrinde bazı kişilerin kanunsuz işlerde çalıştığını, havuz şeklinde toplanan paraları ortaklaşa paylaştıklarını kesin olarak biliyorum. Çünkü bu raydan çıkmış timlerin, içine alma baskısı bana da yapıldı. Bana teklifte bulundular. Atilla Uğur, bölge halkı üzerine baskısını koymuş, halkın korkulu rüyası olmuştu. Albay Rıdvan Özden, Uğur´un yaptığı işlerden çok rahatsızdı ve sürekli uyarılar yapıyordu. Özden´in, Uğur´un yapmış olduğu kirli işlerin önüne geçmeye çalışmasından dolayı, Özden´i de yapmış oldukları kirli işlerin içine çekmeye çalışıyorlar, JİTEM´in içine almak içinde çok uğraşıyorlardı. Albay Hasan Atilla Uğur ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Rıdvan Özden´le ölümünden bir gün önce tartışmıştılar. Ertesi gün Özden´i teröristlerin yoğun olduğu bölgeye çekerek orada öldürmüşlerdir. Daha sonra da PKK ile girdiği çatışma sonucunda şehit oldu diye açıklamışlardır.

-JİTEM infazlarını anlattı, hayatı alt üst oldu-

28 Kasım 2010 tarihinde eski korucubaşı ve Derik Şehit Aileleri Derneği Başkanı Bedran Akdağ, JİTEM´in Mardin´de yaptığı infazları bazı milletvekili ve devlet görevlilerine anlattı. Milletvekillerine JİTEM´in PKK itirafçılarından meydana getirilen ´Bıçak Timi´ni anlatan Akdağ´ın açıklamalarında Rıdvan Özden olayı da yer alıyor: ?Albay Özden döneminde faili meçhul cinayetler azaldı. JİTEM´in faaliyetlerini engelliyordu. Bundan rahatsız oldular. Albay Özden, 4 öğretmeninin öldürülmesinin peşine düştü. ´Bıçak Timi´nin üstüne gitti. Albay Özden´in infaz kararını bu olaydan sonra aldılar. Özden´i çatışma bölgesine çekip öldürdüler? dedi.

-Levent Ersöz´ün suikastçisinden Özden iddiası-

Albay Özden olayıyla ilgili ilginç bir iddia da Ergenekon tutuklu sanığı olarak İstanbul Çapa Hastanesi´nde tedavi görmekte olan Levent Ersöz´e yönelik suikast girişiminde geçti. Ersöz´e yönelik silahlı saldırı şüphesiyle hastanede yakalanan ve hakkında dava açılan Erhan Keskin, ifadesinde, Bahtiyar Aydın ve Rıdvan Özden isimli askeri şahısların vurulmasıyla ilgili Sedat Dinçer´in bilgisinin bulunduğunu, Dinçer´in kendisine bu iki şahsın nasıl öldürüldüğünü, bunları öldürenin kendi içlerinden biri olduğunu ve bununla ilgili delilinin olmadığını anlattı.

-Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü-

Özden tartışmalarına ilginç bir iddia daha katılmıştı. 1994´te intihar etti denilen Tunceli Jandarma Komutanı Albay Çillioğlu´nun oğlu Tayfun Çillioğlu, 8 Aralık 2008´da bir gazeteye yaptığı açıklamada, ?Babamın ajandasında Eşref Paşa ve bazı generallerin birlikte yer aldığı fotoğraf bulduk. O fotoğraftaki 10 kişiden 7´si bugün hayatta yok? dedi. Fotoğraftaki isimlerden birisinin Albay Özden olduğu ileri sürüldü.

-Albayı ölüme götüren kontrgerilla listesi-

Albay Özden´in yakın arkadaşı olan Albay Kazım Çillioğlu´nun şüpheli ölümüne yönelik soruşturmada çarpıcı bir bilgiye ulaşıldığı ileri sürüldü. Uçağı düşen Org. Bitlis´in dönemin Cumhurbaşkanı Özal´a verdiği ve ´mutlaka tasfiye edilmeliler´ dediği 16´sı subay 34 devlet görevlisini kapsayan listeyi Özden´in de bildiği öğrenildi. Bitlis´in, ´terörle mücadelede çizgi dışına çıktıkları, kontrgerilla yöntemleriyle faili meçhuller işleyerek terörü daha da azdırdıkları´ gerekçesiyle tasfiye edilmesini istediği kişilerden bazıları bugün Ergenekon ve Balyoz hükümlüsü olarak cezaevlerinde bulunuyor.

Eşinin müracaatı ve verdiği bilgiler üzerine 2008 yılında dosyası tekrar açılan ve bir süre Ergenekon soruşturması kapsamında araştırılan olay daha sonra Diyarbakır´a devredildi. Haberde Özden dosyasının delil elde edilemediği gerekçesiyle kapatıldığı belirtiliyor. Bunun ayrıntılarının neler olduğu ise tam olarak bilinmiyor. Ancak Mardin Jandarma Alay Komutanı Rıdvan Özden´in ölümüyle ilgili dile getirilen iddialar ve bulgular yukarıda da aktarıldığı gibi çok sayıdaydı.

Özden´in ölümü geçtiğimiz günlerde davası açılan Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve halen soruşturması süren Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu suikastleriyle aynı kapsamda değerlendiriliyordu. Özden´le komşu olan ve sık sık ailece görüşen Çillioğlu´nun lojmanda sorgulanıp dövüldüğü ardından da iki kurşunla infaz edildiği anlaşıldı. Oysa dosyası intihar denilerek kapatılmıştı.

Özden´in çatışmada öldürüldüğü iddiasının sadece Bahtiyar Aydın olayı açısından bakıldığında bile ciddiye alınması gerektiği açıktır. Diyarbakır Başsavcılığı, Aydın´ın çatışma var görüntüsü altında garnizon içinden ateş edilerek öldürüldüğünü iddia etti ve iki TSK subayı hakkında müebbet hapis cezası istedi.

Ancak yine de önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor. O da Özden dosyasını kapatan savcılığın Aydın davasını son anda açan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı olması. İki dosyaya da bakan savcılığın üstelik zaman aşımına da 2 yıl varken Özden dosyasını kapatmasında bir ihmal ve kasıt aramak mümkün görülmüyor. Ayrıca olayın Ergenekon kapsamında bir süre araştırıldıktan sonra Ergenekon dosyasından ayrılarak Diyarbakır´a devredildiği de hatırlanmalı. Ancak yine de Özden olayında oldukça somut ve çok sayıda bulgunun varlığı da bir gerçek. Bunlara rağmen dosyanın kapanması kafaları karıştırdı. Dosya delil elde edilemediğinden değil belki yeterli delile ulaşılamadığından kapatılmış olabilir. Ancak bu ihtimal söz konusu ise o halde zaman aşımına daha iki yıl varken ve o sürede delil elde edilebilecekken dosyayı kapatmak da yanlış olmuştur. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(31 Ekim 2013, 10:32)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Albay Rıdvan Özden suikasti ile ilgili manşetlerimiz

Komutan dosyaları tehlikede

Albay Özden işkenceyle öldürüldü

Özden´i Küçük ve Uğur infaz etti

ŞOK: Özden alnından vurulmamış

Albay Özden´in kabri haftaya açılıyor

Albay Özden olayında yeni tanıklar

Albay Özden´in mezarı açılacak

Albayı ölüme götüren kontrgerilla listesi

Aygan´dan mahkemeye 117 JİTEM cinayeti listesi

Şok iddia: Albay Özden´i itirafçı ´Servet´ öldürdü

JİTEM infazlarını anlattı, hayatı alt üst oldu

Ersöz´ü öldürmek isteyen suikastçiden itiraflar

´Kod adı: KALE´: İşte Eşref Bitlis´ten Özal´a son mektup

Albay Özden Ergenekon´dan ayrıldı

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Albay Özden´i itirafçılardan oluşan Bıçak timi öldürdü

Özden´i bize nasıl öldürttüklerini anlatırım

Flaş!!! Aydın ve Özden Ergenekon´da

Albay Özden cinayeti Ergenekon´da

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Komutanları JİTEM öldürttü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon-PKK bağlantısı manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5651    yazdır/print


 

Aydın´ı vuran kurşun içeriden

Dün 20 yıllık zaman aşımına girmesi beklenirken sürpriz şekilde açılan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikasti davasının detayları ortaya çıkıyor.. Son gün ortaya çıkan Tuğg. Bahtiyar Aydın´ın korumasının itirafları ve otopsi raporları sonrası kroki hazırlandı. İddianameye giren krokiye göre, Bahtiyar Aydın, karşıdan açılan ateşle değil, askeriye içindeki çatı, kule ya da binalardan birinden Kanas´la vuruldu. İddianameye sanık olarak giren Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu´nun TRT´ye yaptığı açıklamalarda ´Teröristler ateş etti, işte Aydın´ı şehit eden çekirdek.´ diyerek Kanas mermisini gösterdiği ancak söz konusu kurşunun soruşturma dosyasına hiç girmediği, balistik incelemeye gönderilmediği de anlaşıldı. İddianamede Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ hakkında, cinayet suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

23.10.2013 10:28 Dün 20 yıllık zaman aşımına girmesi beklenirken sürpriz şekilde son günde açılan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikasti davasının detayları ortaya çıkıyor.. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın şüpheli ölümüyle aynı kapsamda değerlendirilen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesiyle ilgili soruşturma zaman aşımında son gün olan dün tamamlanmış, hazırlanan iddianame de mahkemece kabul edilerek dava açılmıştı.

Diyarbakır´daki faili meçhul cinayetleri soruşturan Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun, Lice´de 22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın şehit edilmesiyle ilgili iddianameyi zaman aşımının dolacağı gün tamamladı. İddianame, TMK´nın 10. Maddesiyle Görevli Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. Böylece Bahtiyar Aydın cinayeti zaman aşımına uğramaktan kurtuldu. Bahtiyar Aydın dosyasını zaman aşımından kurtaran ise koruması Ayhan Esen´in verdiği ifade doğrultusunda hazırlanan kroki oldu.

-Paşa ile 14 sivil ölmüştü-

Dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğg. Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili hazırlanan iddianamede, Bahtiyar Paşa´nın Lice Jandarma Komando Bölük Komutanlığı Binası önünde ´kanas´ olarak tabir edilen uzun namlulu silahla öldürülmesiyle ilgili ayrıntılara yer verildi. 20 yıl önce Lice´de çıkan olaylarda Bahtiyar Aydın, Uzman Çavuş Yüksel Bayar ile 14 vatandaşın öldüğü belirtilen iddianamede şu çarpıcı tespit yapıldı:

-PKK olayı üstlenmedi-

?Olayda, bir uzman çavuş, bir er ve bir polis memuru ile çok sayıda vatandaş yaralanmış, çok sayıda konut, iş yeri ve araç hasar görmüştür. Operasyonu Diyarbakır Jandarma Komutanı olan şüpheli Eşref Hatipoğlu yönetmiştir. Resmi tutanaklarda PKK´lıların ilçeye saldırması nedeniyle bu sonucun meydana geldiği yazılmış, ancak örgüt o gün ilçeye kendilerinden saldıranın olmadığını ileri sürmüştür. Aradan geçen 20 yıla rağmen saldırıya katıldığı tespit edilen örgüt mensubu olmamıştır.?

-Terör saldırısı kanıtı yok-

?Olay günü PKK terör örgütünün Lice ilçesine saldırdığına ve Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ı öldürdüğüne dair herhangi bir delil elde edilememiştir? denilen suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, ?şüpheli? sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, ?Taammüden öldürme?, ?Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik?, ?Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma? suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis istendi.

-İtiraflarla kroki çizildi-

İddianamenin seyrini değiştiren ise Bahtiyar Paşa vurulduğunda yanında olan koruması Başçavuş Ayhan Esen´in itiraf niteliğindeki bant kaydında söyledikleri oldu. Esen´in itirafları doğrultusunda suikastin krokisi çizildi. Krokiye göre Bahtiyar Aydın´ın vurulma yeri ve kurşunun Aydın´a giriş ve çıkışıyla ilgili otopsi raporları, ateşin Asayiş Komando Bölüğü´nün karşısındaki yerlerden değil de, Komando Bölüğü´nün içinden açıldığını işaret ediyor.

-Bölük çatısı ya da kuleden-

Raporlara göre kurşun Aydın´ın yanağından girip çene altından çıktı. Bu da kurşunun Aydın´dan daha yüksek yerden açıldığını gösteriyor. Kanas´la vurulan Aydın´ın, bu tüfek menzilinde vurulabileceği yüksek tepe bulunmuyor. Tek yükselti yakındaki Asayiş Bölüğü´ndeki kule, çatı ve binalar. Aydın´ın yere düşüş açısı, vurulmadan önceki tanık beyanlarına göre duruş güzergahı da kurşunun atıldığı yerin bölüğün içi olduğunu gösteriyor. İddianamede, ?Çok sayıda kişinin öldürülmesi ve yaralanması, ahırlarının, evlerini ve işyerlerinin yakılması ile bölge halkından çok sayıda kişinin PKK terör örgütüne katılması sağlandığından? şüphelilerin eylemlerinin ayrıca ?halkı silahlı isyana teşvik suçunu? da oluşturduğu ifade edildi.

-´Çatışma var´ diye tuzağa çekildi!-

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına soruşturma kapsamında 2010 yılında ifade veren gizli tanık ´Ataç´, Bahtiyar Aydın´ın nasıl tuzağa çekildiğini şöyle anlatıyor:

?Abdülkerim Kırca´ya bağlı olarak Diyarbakır JİTEM´de Tim komutanı olarak görev yapmakta olan Üsteğmen Tünay Yanardağ ile Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın araları iyi değildi. Okuldaki anlaşmazlıkları Diyarbakır´da da devam etti. Yanardağ, Tuğgeneral Aydın´ı kast ederek, ´Ankara´da bu heriften kurtulamadım, buraya geldim yine kurtulamadım, bu adam benim kurmay olmamı engelleyecek, bundan ancak öldürürsem kurtulurum, başımıza bela oldu´ diye sürekli bana anlatıyordu. Ayrıca, Cemil kod adlı itirafçı şahısla birlikte Tünay Yanardağ, JİTEM adına bir duyum raporu hazırlayarak 22 Ekim 1993 tarihinde Lice´ye kalabalık bir terör örgütü mensubu tarafından eylem ve saldırı yapılacağını Diyarbakır´daki bölge komutanlığına bildirdi. Bu bildirim neticesinde Tuğgeneral Bahtiyar Aydın da birlikleri yerinde kontrol etmek, herhangi bir olumsuzluk yaşanmasını engellemek amacıyla korumaları ile birlikte helikopterle Lice´ye gitti.? ?Helikopter iniş yaptıktan sonra helikopterden inen Bahtiyar Aydın tugaya girdiği sırada, yaklaşık 300 metre mesafede çaprazında kavaklık bölgeden ´Kanas´ ile Üsteğmen Tünay Yanardağ´ın organizesi ile tetikçilik görevini yapan Cemil kod veya aynı infaz timinde görevli bir başka kişi tarafından vurularak şehit edildi.?

-11 saat çatışılan PKK´lılardan hiçbiri neden öldürülemedi?-

Bahtiyar Aydın iddianamesinin kamu kurumlarınca o dönem tutulan tutanaklara ilişkin ´Dikkat çeken ayrıntılar´ bölümünde saldırının neden PKK saldırısı olamayacağıyla ilgili tespitler yapıldı:

-Roket zırhı sadece çizer mi?-

?11 saat süren çatışmada, sadece bir polis memurunun zırhlı araç içinde hafif yaralanması, bu memurun ifadesinin alınmaması, hiçbir teröristin ölü /yaralı ele geçirilememesi, gözaltına alınıp sorgulanan 74 kişinin ifade tutanakları, yakalama tutanakları, hangi delile dayanılarak gözaltına alındıklarına dair hiçbir belgenin bulunmaması, roket saldırısına maruz kaldığı ileri sürülen zırhlı araçta sadece zırh boyasının çizilmiş olması, şahıslara ve DEP´li belediye başkanı olan belediyeye ait bina ve araçlarda ağır hasarın bulunmasına karşılık asıl hedef olması gereken emniyet ve askeri birlik binalarında hafif hasarın bulunması, vatandaşların nerede, nasıl öldürüldükleri, yaralıların nasıl yaralandıklarına dair herhangi tespitin yapılmaması, şehit öğretmen Ali Nurettin Soyer´in yakınlarının talebi üzerine sonradan sadece vurulduğu yeri gösterir krokinin jandarma tarafından düzenlenerek savcılığa gönderilmiş olması dikkat çekmiştir.?

-Güpe gündüz nasıl görmediler?-

İddianamede suikastin ardında PKK´nın olmadığı gerekçesiyle belirtiliyor, olayın sadece bir albay tarafından planlanıp uygulanamayacağına da dikkat çekiliyor: ?Olay günü PKK terör örgütünün Lice ilçesine saldırdığına ve Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ı öldürdüğüne dair herhangi bir delil elde edilememiştir denilen iddianamede, şöyle denildi: Nitekim gündüz saatlerinde bir ilçenin basılıp yaklaşık 11 saat boyunca çatışmanın devam etmesine rağmen hiç bir teröristin ölü ya da sağ olarak ele geçirilemediği gibi teröristleri gören kişilerin dahi bulunmaması, aradan geçen 20 seneye rağmen bu eyleme katılanların tespit edilememiş olması PKK terör örgütünün bu saldırıyı gerçekleştirmediğini göstermiştir.?

-Suikast örgütlü işlendi-

?Bu çapta bir eylemin bir albay tarafından planlanıp uygulanması mümkün olmaması karşısında, şüphelilerin bu eylemlerinin örgüt faaliyeti kapsamında olduğuna dair delillerin mahkemece değerlendirilmesi gerektiği düşünülmüştür.?

-´Susurluk´ tanımına uygun-

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin ?Susurluk Davası? ilgili kararındaki, ?terörle mücadele ettikleri gerekçesiyle devlet imkanlarını suç işlemek amacıyla kullanan görevlilerin teşkil ettikleri bir teşekkül? ifadesine atıfta bulunulan iddianamede, ?Bu tespit gerek yapılanma gerekse kullanılan yöntemler açısından şüphelilerin oluşturduğu teşekkülle büyük benzerlikler arzetmiştir. Tüm deliller değerlendirildiğinde, şüphelilerin meydana getirdikleri örgütlenmenin ,´suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma´ suçlarını oluşturduğu sonucuna varılmıştır? denildi.

-Yargısız infazlar dağa çıkardı-

İddianamenin ´sonuç ve talep´ bölümünde şu değerlendirme yapıldı: ?Bölgede bazıları, başa çıkamadığı hasmını, JİTEM´e, bazılarını da PKK´ya ispiyonlayarak öldürülmelerini sağlamışlar, bu şekilde bölgede ´faili meçhul´ cinayetler artmıştır. Yargısız infazların artması, bölge insanının devletten soğumalarına ve dağa gidenlerin sayısının artmasına neden olmuştur. Özellikle Musa Anter ve Vedat Aydın gibi tanınan ve sevilen kişilerin öldürülmeleri, Lice´nin 2 defa yakılması, köy yakmalar ve boşaltılmalar örgüt tarafından suistimal edilerek halk silahlı isyana teşvik edilmiştir.? (Star, DHA, AA)

TV´DE GÖSTERİLEN MERMİ ÇEKİRDEĞİ NEREDE?

Diğer taraftan konuyla ilgili önemli bir detay daha ortaya çıktı. Zaman´daki habere göre, iddianameye sanık olarak giren Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu´nun o dönem TRT´ye yaptığı açıklamalarda Teröristler ateş etti, işte Aydın´ı şehit eden çekirdek. diyerek Kanas mermisini gösterdiği ancak söz konusu kurşunun soruşturma dosyasına hiç girmediği, balistik incelemeye gönderilmediği de anlaşıldı.

Diyarbakır´daki faili meçhul cinayetler savcısı tarafından hazırlanan iddianamede, dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ hakkında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi. Savcılık, yaptığı soruşturmada olayın resmî kayıtlara geçtiği gibi olmadığını belirledi, terör örgütü PKK´nın olayla herhangi bir bağlantısını tespit edemedi. Olaylarda ölen ve PKK´lı olduğu belirtilen kişilerin de sivil vatandaş olduğu vurgulandı. Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğg. Bahtiyar Aydın´ın 22 Ekim 1993´te şehit edilmesiyle ilgili soruşturma bir yıl önce başladı. Lice´de olayların yaşandığı gün işyeri yakılan, yakınlarını kaybeden onlarca kişi tanık olarak dinlendi. Savcılık, olayın resmi kayıtlarda belirtildiği gibi (terör örgütü PKK´nın ilçeye saldırması nedeniyle meydana geldi) olmadığını, aradan geçen 20 yılda terör örgütü PKK´nın cinayetle herhangi bir bağlantısının tespit edilemediğini ortaya koydu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nın zamanaşımından kurtardığı cinayetle ilgili iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dün kabul edildi. İddianamede, Lice´deki olayda Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Jandarma Uzman Çavuş Yüksel Bayar ile 14 vatandaşın öldüğü hatırlatıldı. Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ ise sanık olarak yer aldı. Savcı bu isimler hakkında ´taammüden adam öldürme´ ve ´halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik´, ´cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma´ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıla kadar hapis cezası istedi. İddianamede ilçedeki operasyonu yöneten dönemin Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu´nunTRT´de yayınlanan ?Anadolu´dan Görünüm? isimli programda ?Teröristler ateş etti, işte Aydın´ı şehit eden çekirdek.? diyerek Kanas mermisini gösterdiği ancak söz konusu kurşunun soruşturma dosyasına hiç girmediği, balistik incelemeye gönderilmediği belirtildi. (Zaman)

BAŞA ÇIKAMADIKLARI HASIMLARINI JİTEM´E VE PKK´YA İSPİYONLADILAR

Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun, iddianamenin sonuç ve talep bölümünde, yaşanan faili meçhul cinayetlere değinerek, Bölgede bazıları, başa çıkamadığı hasmını, JİTEM´e, bazılarını da PKK´ya ispiyonlayarak öldürülmelerini sağlamışlar, bu şekilde bölgede ´faili meçhul´ cinayetler artmıştır yorumunu yaptı. Savcı Coşkun, ?Musa Anter ve Vedat Aydın gibi sevilen kişilerin öldürülmeleri, Lice ilçesinin iki defa yakılması, örgüt tarafından kullanılarak halk silahlı isyana teşvik edilmiştir? yorumunu da yapıyor.

İddianamenin bu kısmında şu ifadelere yer verildi: Olayın meydana geldiği dönemde terör örgütü ile ilişkisi olduğu düşünülen, ihbar edilen, çocuğu terör örgütüne katılmış olan çok kişi yasa dışı olarak ve hileler kullanılarak alınmışlar, Saraykapı´daki JİTEM karargahına götürülmüşler, işkence ile sorguladıktan sonra infaz edilmişlerdir. Bazı durumlarda da suikastlar düzenlenmiş araçlara bomba yerleştirilerek patlatılmış, bu suretle şahıslara gözdağı verilmiştir. Bölgede bazıları, başa çıkamadığı hasmını, JİTEM´e, bazılarını da PKK´ya ispiyonlayarak öldürülmelerini sağlamışlar, bu şekilde bölgede ´faili meçhul´ cinayetler artmıştır. Yargısız infazların artması, bölge insanının devletten soğumalarına ve dağa gidenlerin sayısının artmasına neden olmuştur. Özellikle Musa Anter ve Vedat Aydın gibi tanınan ve sevilen kişilerin öldürülmeleri, Lice ilçesinin iki defa yakılması, çok sayıda vatandaşın öldürülmesi, köylerin yakılması ve boşaltılmaları örgüt tarafından suistimal edilerek halk silahlı isyana teşvik edilmiştir.

GİZLİ GÖREVLE TOKAT´A GİTTİM

Bir yıl önce başlayan Bahtiyar Aydın soruşturması kapsamında talimatla ifadesi alınan Jandarma Uzman Çavuş Ahmet Büyükşahin´in ifadesi de iddianameye girdi. Büyükşahin, Aksiyon dergisine verdiği röpörtajda şok iddialarda bulunmuştu. Büyükşahin´in iddialarını 5 Mart 2012 tarihli Bahtiyar Paşa´dan derin görev başlığını taşıyan haberde ayrıntılı olarak aktarmıştık.

Savcılığa bu iddialarını tekrarlayan Büyükşahin, Tokat´ın Reşadiye ilçesinde görev yaparken Merkez Karakol Komutanı Astsubay Ahmet Kaya´dan duyduklarını aktarmıştı. Buna göre Bahtiyar Aydın, zırhlı personel taşıyıcı (BTR) timinde görevli bir uzman çavuş tarafından vuruldu, vuran uzman çavuş da BTR tarafından öldürüldü. Büyükşahin, ifadelerinin Ergenekon ve Balyoz´daki gizli tanıkların anlattıklarıyla örtüştüğüne dikkat çekti. Büyükşahin, Aydın´ın kendisini Ergenekon gibi yapılar hakkında bilgi toplamak için gizli görevle Tokat´a gönderdiğini anlattı.

-Tuğgeneral Aydın´ın öldürülmesinden ceza almıştı-

İddianamede, Adana Devlet Güvenlik Mahkemeleri Savcılığınca hakkında iddianame hazırlanan Mehmet Emin Özkan´ın, Bahtiyar Aydın´ın şehit edildiği silahlı saldırıya fiilen katılarak üzerine atılı suçu işlediği, hakkında dava açıldığı ve mahkumiyet kararı verilerek bu kararın kesinleştiği belirtilerek, Bu beyanlara dair tutanaklar ilgili mahkemeden celb edilerek incelenmiş ancak Mehmet Emin Özkan´ın bu eyleme katıldığına dair herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır denildi.

İddianamede, Hüseyin Oğuz adlı tanığın beyanlarında ise terör örgütünden kaçan itirafçı Kahraman Bilgiç´in ön sorgusunda Bahtiyar Aydın ve Eşref Bitlis´i biz öldürdük dediğini, Oğuz´un Bilgiç´in beyanını bizzat kendisi tarafından yazıldığını belirttiği kaydedildi.

Bahtiyar Aydın davasında sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak. (DHA, AA, Bugün)

SUİKAST TÜFEĞİ KANAS SONRADAN YAKILMIŞ

24.10.2013 10:13 1993 yılında dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın Lice´de şehit edilmesi ve 14 vatandaşın öldürülmesiyle ilgili iddianamede ilginç ayrıntılar yer alıyor. Aydın´ın vurulduğu belirtilen Kanas türü silahın, komando bölüğünün kuzeyinde yapılan arazi aramalarında bulunduğu ve tutanak altına alındığı belirtiliyor. Dönemin Lice Emniyet Amiri Mustafa Öztan, sanık emekli Albay Eşref Hatipoğlu´nun olaydan sonra düzenlediği basın toplantısında yanmış ve paslanmış bir Kanas´ı göstererek Aydın´ın bu silahla şehit edildiğini söylediğini belirtiyor.

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın şehit edildiği olaylara ilişkin soruşturma zamanaşımına bir gün kala tamamlandı. Diyarbakır´daki faili meçhul cinayetleri araştıran savcı tarafından hazırlanan iddianamede, dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ hakkında, ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ve 24 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede Bahtiyar Aydın´ın şehit edildiği günkü olayla ilgili hazırlanan ve 6 rütbeli askerin imzaladığı tutanakta, devriye görevinde bulunan polis aracının Lice çıkışında teröristlerce tarandığı ve zırhlı araçlara ateş açıldığı belirtiliyor. Ancak dönemin Lice kaymakamı ile müdür ve polislerin ifadesinden böyle bir saldırının olmadığı anlaşılıyor. Dönemin emniyet amiri Mustafa Öztan ise şunları anlatıyor: ?Eşref albay suçta kullanılan (Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesi) Kanas silahın daha sonra yakıldığını söylemişti, yanmış ve paslı silah göstermişti. Kaymakam bey ile de konuşmuştuk. ´Bahtiyar Paşa komando bölüğünün bahçesindeyken dağdan ateş edilip de nasıl öldürülür? Akşama kadar çatışma olur da hiçbir PKK´lı nasıl ele geçirilemez´ diye bu durumu garip karşılamıştık.?

Olay günü Lice Emniyet Amirliği´nde bekçi olan Abdullah Pervane ise ifadesinde şunları söylüyor: ?Jandarmaya ait bir BTR´den polis lojmanlarına ve adliye binasına ateş edildiğini gördüm, hatta o zaman bazı polis tepki gösterdi. Olay günü ben hiçbir terörist görmedim.? İddianamede yaralı askerlerin ifadelerinin ve adli muayene raporlarının alınmamasının büyük bir çelişki olduğu belirtilirken, ?Sokağa çıkma yasağı ve aramaların 3 gün sürmesine rağmen hasar gören binaların nasıl hasar gördükleriyle ilgili ayrıntılı tespit yapılmamıştır. Hangi birliklerin çatışmaya kaç askerle katıldığı belirtilmemiştir.? deniliyor. Olaydan sonra Eşref Dekman isimli vatandaşa ait yanan evde bulunan Kaleşnikof tüfeğin PKK´ya ait olduğu şeklinde tutanak tutulduğu ancak vatandaşın tüfeğin ruhsatını DGM savcılığına ibraz ettiği vurgulanıyor. Eşini kaybeden öğretmen Nurhayat Soyer ise ilk ateşin zırhlı bir araçtan açıldığını belirtti. Çarşıda eşiyle birlikteyken kendilerine doğru ateş edildiğini, eşinin vurulduğunu anlatan Soyer, o gün herhangi bir terörist görmediğini dile getirdi. (Zaman)

(23 Ekim 2013, 10:28), son güncel.: (24 Ekim 2013, 10:13)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Flaş!!! Bahtiyar Aydın davası açıldı

Bahtiyar Paşa´dan derin görev

TUĞGENERAL BAHTİYAR AYDIN SUİKASTİYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Bahtiyar Aydın suikastinde Balyoz izi

Tuğg. Aydın dosyası 17 yıl sonra açıldı

Tuğg. Aydın´ı Kanas´lı albay öldürdü

Komutanları JİTEM öldürttü

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5639    yazdır/print


 

TSK´da mezhep yapılanması mı?

28 Şubat davasının geçen haftaki 2. duruşmasında yaşanan bir tartışma, TSK içinde var olduğu yıllardır dile getirilen mezhepçi yapılanmayı tekrar gündeme getirdi. Buna göre, 28 Şubat sürecinde yapılan bir suç duyurusu takipsizlikle kapatıldı. 15 yıl sonra hemen aynı kapsamda başlatılan soruşturma ise bugün 28 Şubat davasına dönüştü. Sanık avukatları işte bu takipsizlik kararı nedeniyle 28 Şubat davasının usulsüz açıldığını savundular. Takipsizlik kararının, TSK içindeki mezhepçi yapılanma iddialarının yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle mahkemeler tarafından kaldırıldığı ortaya çıktı. 28 Şubat sürecinde gündeme gelen ve bizim o dönem bir yazı ile dikkat çektiğimiz TSK´daki mezhepçi yapılanma iddiası, geçen 15 yıl içinde ortaya çıkan somut delillerle kanıtlandı. Yapılanmanın özellikle Deniz Kuvvetlerinde yoğunlaştığı anlaşılıyor.

10.09.2013 15:52 28 Şubat davasının 3 Eylül´de görülen duruşmasında bir tartışma yaşandı. 28 Şubat soruşturmasının aslında 15 yıl önce takipsizlik kararıyla sonuçlandığı, ancak usulsüz şekilde yıllar sonra tekrar başlatıldığı sanık avukatlarınca dile getirildi.

Bu tartışmasının ayrıntıları netleşti. Buna göre, 1997´de eski Bakan Hasan Celal Güzel´in TSK´da mezhepçi bir yapılanma olduğuna dair suç duyurusuna bakan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), takipsizlik kararı verdi. 15 yıl sonra 2012´de ise hemen hemen aynı konu olan BÇG hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir soruşturma başlattı. Ardından halen Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen 28 Şubat davası açıldı.

Takipsizlik kararı nedeniyle ortaya çıkan usul eksikliğini gidermek için davaya bakan Mahkeme, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne başvurdu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı verilen takipsizlik kararının kaldırılması için mahkemeye yazdığı yazıda ´İsmi geçen şahısların ve müştekinin dilekçesinde belirttiği mezhepçi yapılanmanın faaliyetleri konusunda yeterli inceleme yapılmadığı anlaşıldığından takipsizlik kararının kaldırılması ve soruşturmanın devamı bakımından mahkememizin evveliyatını teşkil eden ret kararının kaldırılması ve soruşturmanın yeniden ele alınıp kaldığı yerden devamına karar verilmesi kamu adına talep olunur.´ denildi. Savcılığın bu talebi aynı gün mahkeme tarafından karara bağlanarak takipsizlik kararı kaldırıldı ve usul eksikliği giderilmiş oldu.

28 Şubat davasının 3 Eylül´de görülen 2. duruşmasında sanık avukatlarından Erol Aras ile Celal Ülgen bu konuyu gündeme getirdi. Avukatlar, daha önce verilen takipsizlik kararı nedeniyle 28 Şubat davasının usulsüz olarak açıldığını savundu.

Duruşmada söz alan dönemin Genelkurmay Başkanı sanık İsmail Hakkı Karadayı´nın avukatı Erol Aras, 1997´de reddedilmesine karşılık 2013´de konusu aynı olan Batı Çalışma Grubu (BÇG) faaliyetleri hakkındaki bu soruşturmaya izin verilmesini ?icazet? olarak eleştirdi.

Duruşmada söz alan dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı sanık Çetin Doğan´ın avukatı Celal Ülgen de aynı konuya değindi. Savcılığı, davada kaba hukuk uygulamakla suçlayan Ülgen, Hasan Celal Güzel´in 1997´de BÇG hakkındaki suç duyurusuna verilen takipsizlik kararına yapılan itirazı 1998´de reddeden İstanbul 4 No´lu DGM Başkanı ile şimdiki 28 Şubat soruşturması için o takipsizlik kararını kaldıran, İstanbul 12. ACM başkanının aynı kişi Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu olduğunu öne sürdü. Ülgen, ?Zamana, zemine göre siyasi iklime göre değişen adalet olmaz? dedi. Ancak mahkeme başkanı Tayyar Köksal, avukata ?Son kararda Abdurrahmanoğlu´nun imzasının olduğundan emin misiniz? diye sordu. Ülgen, bunun üzerine, 1998´de ?Suç yoktur. Askerler görevini yapmıştır? görüşüyle, takipsizlik kararına onay veren mahkeme başkanı Abdurrahmanoğlu´nun, şimdi mahkemenin de başkanı olduğunu, ancak kararda imzasının bulunmadığını belirtti. Ülgen, bunun nedeni de şöyle açıkladı: ?CMK uyarınca önceki kararını sonra kaldıran kişi konumunda görünmemek için yasa zorlanmış, Başkan yerine mahkeme heyeti yeni başkanla toplanıp karar vermiştir. Bu açık yetki gaspıdır, görevi kötüye kullanan bu kişiler hakkında mahkeme suç duyurusunda bulunmalıdır? dedi.

HASAN CELAL GÜZEL´İN 28 ŞUBAT DAVASINA KATKISI

Bu tartışmanın doğmasına neden olan ve takipsizlik kararı ile sonuçlanan 1997´deki ilk 28 Şubat suç duyurusuna gelince, olayda çok ilginç ayrıntılar yer alıyor. O suç duyurusunu yapan Yeniden Doğuş Partisi (YDP) lideri ve eski Bakan Hasan Celal Güzel, şu an 28 Şubat davasında mağdur ve müşteki olarak yer almakta. Kendisi aynı zamanda soruşturmada savcılığa verdiği ifade ve teslim ettiği belgelerle çok önemli bir rol oynadı.

Detaylara gelince...

Hasan Celal Güzel, 28 Temmuz 1997 tarihinde, yani 28 Şubat 1997´de gerçekleşen postmodern darbeden bir kaç ay sonra Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına bir suç duyurusu dilekçesi verdi. 1997/285 soruşturma numarasına kaydedilen şikayet dilekçesinde Güzel, özetle şunları belirtiyordu:

O tarih itibariyle Çevik BİR, Çetin DOĞAN ve Genel Kurmay Başkanının ?Batı Çalışma Grubu? nda faaliyet gösteren kişilerin, Anayasa ile kurulan düzeni tebdil, tağyir ve ilgaya, Anayasa ile teşekkül etmiş TBMM´yi vazifesini yapmaktan men´e cebren teşebbüs (TCK Md.146), Hükümeti vazife görmekten men´etme (TCK Md.147), Askeri komutanlıkların (görev ve yetki sınırları dışına çıkılarak başka amaçlarla) gaspı (TCK Md. 152), Askerlik kanununan an karşı itaatsizliğe teşvik (TCK Md.153), özellikle asker aileleri efradını kanunlara itaatsizliğe (TCK Md.312) ve suç işlemeye teşvik (TCKMd.311) suçlarını veya bu suçlara teşebbüslerini işledikleri..

Kendisine posta vasıtasıyla gönderilen bazı belgeleri dilekçesine ekleyen Güzel, bu suç duyurusundan üç gün sonra, 31 Temmuz 1997 tarihinde Ankara Merit Altınel Oteli´nde bir basın toplantısı yaptı. Gizli ve özel damgalı olan Genelkurmay Başkanlığı Batı Çalışma Grubu´nun irtica hakkında hazırladığı rapor ve bazı belgeleri gazetecilere dağıtarak, bilgi verdi.

-TSK´da Alevi ve DHKP-C yapılanması-

Güzel´in verdiği bilgilerde, Alevi mezhebine dayanan bir yapılanmanın TSK içinde etkin olduğu da yer almaktaydı. Güzel, basın toplantısında Genelkurmay´a ağır suçlamalarda bulunarak, Batı Çalışma Grubu´nun (BÇG) bir cunta hareketi olduğunu söyledi. Güzel, kendisine mektupla ulaştığını ileri sürdüğü belgelere dayanarak Genelkurmay içinde, Batı Çalışma Grubu´nun yanı sıra, mezhepçi ve illegal grupların da olduğunu söyledi. Güzel, üstü kapalı olarak Kara ve Deniz Kuvvetleri içinde Alevi yapılanması oluşturulduğu ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içinde DHKP-C terör örgütü ile irtibatlı subaylar olduğunu ileri sürdü.

Güzel, TSK içerisinde cunta oluşturulduğuna dair belgeleri DGM Başsavcılığı´na, Cumhurbaşkanı´na ve Başbakan´a da gönderdiğini belirtti.

-Soruşturma yapılanmaya değil, ihbar eden Güzel´e-

Basın toplantısından iki gün sonra 2 Ağustos´ta Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı inceleme başlattı. Savcı Nuh Mete Yüksel görevlendirildi. Savcı Yüksel, yaptığı inceleme sonunda, Güzel hakkında soruşturma başlatılmasına karar verdi. Yüksel, Hasan Celal Güzel´in, devletin gizli ve özel damgalı belgelerini basın toplantısında, gazetecilere dağıttığını, devletin gizli belgelerini kamuoyuna ifşa ettiğini, bunun da suç teşkil ettiğini ifade ederek, Güzel hakkında inceleme, ardından da soruşturma başlattığını söyledi. Savcı Yüksel, soruşturmayı en kısa zamanda sonuçlandıracağını sözlerine ekledi. Yüksel, Güzel´in basın toplantısını izleyen bir gazeteciyi de tanık olarak dinledi.

Güzel, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığı´nın talimatıyla ´devletin gizli sırlarını ifşa ettiği´ gerekçesi ile Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından 4 Ağustos´ta gözaltına alındı. Ancak mahkeme Güzel´in tutuklanma talebini reddetti. Güzel, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Böylece Güzel, müştekiyken şüpheli konumuna düşmüş oldu.

Soruşturma davaya dönüştü. DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından hazırlanan iddianamede, BÇG´nin illegal bir kuruluş olmadığı bildirildi. Sanığın ibraz ettiği belgelerin Genelkurmay Başkanlığı´na ait gizli ve kişiye özel damgalı belgeler olduğu belirtilen iddianamede, belgelerde, Türk devletinin laik demokratik düzenini yıkmayı amaçlayan siyasal İslamın Türkiye´de kaydetmiş olduğu gelişme ile bu gelişmenin nedenlerinin anlatıldığı, alınan tedbirlerin belirtildiği ve bu konudaki çalışmalar ile bazı emir ve talimatların bulunduğunun görüldüğü bildirildi.

Hazırlanan iddianamede, şöyle denildi: (Türk Silahlı Kuvvetleri´ndeki Mezhepçi Yapılanma) başlıklı dokümanın ise TSK´ca hazırlanmadığı, belgenin tetkikinden, Genelkurmay Başkanlığı´nın yazılarından ve sanığın beyanlarından anlaşılmıştır. Sanığın beyanlarına göre, bu belgeler kendisine posta ile gönderilmiştir. Sanık, 31 Temmuz 1997 tarihli basın toplantısında devletin emniyeti, dahili ve beynelmilel siyaseti bakımından gizli kalması gereken bu belgeleri basın mensuplarına dağıtarak ifşa etmiştir. Bu belgeler sanığın iddia ettiği gibi Batı Çalışma Grubu´na değil, Genelkurmay Başkanlığı´na ait olan belgelerdir. Kaldı ki, Batı Çalışma Grubu, varlığı ve amacı kamuoyuna duyurulmuş bir organizasyon olup, illegal bir yapılanma değildir.

Yüksel, Güzel hakkında, Devletin emniyeti, dahili ve beynelmilel siyaseti açısından gizli kalması gereken belgeleri ifşa ettiği gerekçesiyle 5 yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezası istemiyle dava açtı. Dava Ankara 2 No´lu DGM´de görüldü. Hasan Celal Güzel, yapılan yargılamada beraat etti.

-Savcı Yüksel: Devleti koruma amacı varsa yasaldır!-

İddianamesinde BÇG´yi aklayan Savcı Yüksel, tavrını 15 yıl sonra 2012´de TBMM Darbeleri Araştırma Komisyona bilgi verirken de sürdürdü. Yüksel, BÇG´yi ?devleti korumak amacıyla oluşturulmuş bir çalışma grubu? olarak tanımladı. Görüldüğü gibi Devleti koruma amacı varsa yasal gibi çarpık bir mantığa sahip olan Savcı Yüksel, devleti koruma amaçlı kabul ettiği BÇG´yi ifşa ettiği için Hasan Celal Güzel´e dava açmış oldu.

-BÇG´ye jet takipsizlik-

Savcı Yüksel, diğer taraftan da Güzel´in daha önce yapmış olduğu BÇG suç duyurusuna bir hafta içinde takipsizlik kararı verdi. Gerekçe olarak askerlerin TSK İç Hizmet Kanunu´nun 35. maddesine uygun olarak hareket ettiklerini savunarak, şunları kaydetti: ?Türk Silahlı Kuvvetleri ve Batı Çalışma Grubu, devletimizin anayasal düzenini yıkmak amacıyla değil, tamamen tersine nitelikleri Anayasamızın 2. maddesinde belirtilen demokratik, laik, sosyal hukuk devletini korumak amacıyla çalışmalar yapmıştır.?

Takipsizlik kararı üzerine Güzel, bir üst mahkemeye itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren İstanbul 4 Nolu DGM Mahkemesi de Yüksel´in gerekçesini haklı bularak itirazı reddetti.

İşte, 28 Şubat davasında iki sanık avukatının davanın usulsüz olduğuna dair dile getirdikleri iddialarının temelinde bu takipsizlik kararı var.

Bu tartışma, davanın usulü ile ilgili.. Ayrı bir konu.. Ancak tartışmanın arka planında çok önemli bir ayrıntı var. Takipsizlik kararının kaldırılmasına da neden olan bu konu, TSK içindeki mezhepçi yani alevi mezhebine dayanan gizli bir yapılanmanın varlığının belgeleriyle ortaya çıkmış olması ve bu yapılanmaya yönelik suç duyurusunun 28 Şubat sürecinde takipsizlikle örtbas edilmiş olması.

Bu yapılanma, Hasan Celal Güzel´in suç duyurusu ile birlikte 28 Şubat sürecinin yaşandığı o günlerde gündeme gelmişti. O tartışmalara bir yazı ile biz de katılmıştık. Bazı bulguların ışığında, TSK içinde alevi mezhebine dayalı bir cunta yapılanmasının varlığına dair çeşitli zamanlarda gündeme gelen bu iddiayı dile getirmiş, son günlerdeki bazı gelişmelerin bu iddiayı desteklediğini belirtmiştik. 5 Mart 1998 tarihli Vakit gazetesinde yeralan Bu aciliyet niye? başlıklı yazımız (1) bu konuyla ilgiliydi ve bir bölümü şu şekildeydi: Ordunun içinde alevi-sol kökenli ve şiddetli İslam karşıtı bir cuntasal faaliyet var mıydı?.. İddiaya göre, 80´li yıllardan beri devam eden ve ordu içinde stratejik konumları ele geçirerek örgütlenmeye çalışan ve bir darbe ile Suriye tipi bir azınlık iktidarını hedefleyen Atatürkçü maskeli alevi mezhepçi bir cuntasal yapılanma vardı. Bu iddia çeşitli kaynaklarca dile getirilmişti. Bu iddianın doğruluğunu kanıtlayabilecek gelişmeler var: ...

14 yıl sonra, 28 Ağustos 2012 tarihinde Star gazetesinde ilginç bir haber yer aldı. 15 Mart 1998´de aktardığımız iddia bu haberdeki belgeyle doğrulanmış oldu. Buna göre, yazıyı kaleme aldığımız tarihten 3 gün önce 12 Mart 1998 tarihinde Kurmay Yarbay Yavuz Yıldar tarafından Cumhurbaşkanı Demirel´e bir ihbar mektubu gönderilmişti. Yıldar, mektubunda bu cuntayı açık ve net şekilde haber veriyordu. (2) Mektuptaki bilgiler, 3 gün sonra kaleme aldığımız yazıdakilerle örtüşüyordu. Yıldar´ın mektubundan habersiz olarak yazdığımız o yazıda, Bu iddianın doğruluğunu kanıtlayabilecek gelişmeler var demiş, dayandığımız bulguları sıralamıştık.

-Genelkurmay Başkanına Kıbrıs´ta suikast-

Bu bulgulardan biri, 28 Şubat sürecinde, 1997´de Kıbrıs´taki bir askeri tatbikatta Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu´nun ölümden kılpayı kurtulmasıydı. Tatbikatı izleyenlerin bulunduğu çadırda Kıvrıkoğlu´nu sıyıran bir kurşun hemen arkasındaki Albay Vuray Berkay´ı öldürdü. İddialara göre, Cunta, Refahyol Hükümeti´ni devirmekte anlaşmış, ancak sonradan aralarında Atlantikçi-Ulusalcı kavgası başlamıştı.

-TSK içinde Suriye´deki Baas tipi yapılanma-

İddialara göre TSK içinde 80´li yıllardan beri sistemli şekilde ve alevi mezhebine dayanan, başını da Ege Ordu eski Komutanı Orgeneral Doğu Aktulga´nın çektiği Suriye´deki Baas türü bir cunta örgütlenmesi yürütülüyordu. Hüseyin Kıvrıkoğlu işte Ergenekon´un sol kanadı olarak nitelenen bu mezhebi kesim tarafından bertaraf edilmek istenmişti. Suikast ile Çevik Bir´e Genelkurmay Başkanlığı yolunun açılması da hesaplanmıştı.

-Suikast, Ergenekon´un sol kanadından-

Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci-yazar Zihni Çakır 25 Şubat 2008´de ifade vermişti. Ergenekon kapsamında yargılanan Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Genel Başkanı Taner Ünal´ın eski sağ kolu idi. Ünal, 5 Ağustos´ta sonuçlanan Ergenekon davasında Ergenekon Silahlı Terör Örgütü´ne üye olduğu kesinleşerek 12 yıl hapis cezası aldı. Ünal´ın sağ kolu olan Zihni Çakır´ın savcılara verdiği çarpıcı iddialar Ergenekon iddianamesinde de yer aldı. Çakır´ın ifadelerinde, eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu´na yönelik suikast de yer alıyordu. Çakır, Kıvrıkoğlu´na Ergenekon´un sol kanadı tarafından suikast düzenlendiğini iddia etti.

-Aksaz Deniz Üssü´nde komutanların mezhep kavgası-

Zihni Çakır´ın iddialarına göre, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay´da askerler arasında iki silahlı tehdit olayı yaşanır. İlk olay Batı Çalışma Grubu´nun irticai faaliyetlere yönelik hazırladığı raporlar görüşülürken meydana gelir. Marmaris Aksaz Deniz Üs Komutanlığı´nda yapılan toplantı devam ederken komutanlar arasında mezhep tartışması başlar. Bu esnada bir orgeneral, tabancasını çekerek bir başka orgenerale doğrultup, Türkiye´yi Suriye´ye çevirmenize müsaade etmem. Burada Aleviliğe dayalı bir Baas rejimi kuramazsınız. diye bağırır. Çakır, mezhebe dayalı cunta kurmakla suçlanan bu orgeneral için ´Ergenekon´un sol kanadının lideri´ diyor.

İkinci silahlı tehdit vakası ise Genelkurmay komutanlık katında olur. Bir orgeneral ile bir tümgeneral birbirlerine silah çeker. Tartışma yatıştırıldıktan sonra komutanlık katına silahla girmek yasaklanır. Çakır, bu olayın da mezhebe dayalı çatışmanın ürünü olduğunu iddia ediyor.

-Çakır´ın Ergenekon Savcısı´na verdiği ifade-

?(...) 1998 yılında Bir Numara´nın kendisine ordu içerisinde bir mezhep yapılanmasından söz ettiğini, 1997 yılı Ocak ayında TSK´da mezhep yapılanması başlıklı 40 sayfalık rapor getirdiğini, bu raporda tek tek isimlerin yer aldığını, belgeye göre en tepede Doğu Aktulga´nın yer aldığını, 1997 yılı Haziran ayında Marmaris Aksaz Deniz Üs Komutanlığı´nda bir toplantı yapıldığını, bu toplantıya orduda komuta kademesi ve istihbarat birimlerinde yer alan bazı isimlerin katıldığını, Güven Erkaya ve Doğu Aktulga ile bir tartışmanın yaşandığını Bir Numara´nın söylediğini, bu tartışmadan sonra Ankara Çayyolu semtinde bir evde 1998 yılı Ağustos ayında şekillenecek olan komuta kademesini etkileyecek bazı kararlar alındığını, bu kararların 05.11.1997 tarihinde yapılan Toros-2 tatbikatında uygulanmak istendiğini söyleyerek, Albay Vural Berkay´a isabet eden kurşunun asıl hedefinin Hüseyin Kıvrıkoğlu olduğunu, amacının Kıvrıkoğlu´nun yerine aynı mezhepten ve aynı kanada bağlı bir ismin Genelkurmay Başkanı yapılması olduğunu anlattığını, tatbikatta seken kurşun olarak anlatılan merminin bir M-16 dan çıkmış olsa bile etkili menzilinin 500 metre olduğunu, tatbikat alanı ile izleyici çadırlarının ise 1.500 metre olması nedeniyle söz konusu merminin ancak bir suikast silahından çıkmış olabileceğini...?

-Suikast şüphelisi subay Bir´e bağlıydı, firar etti-

Teamüllere göre Kıbrıs´taki tatbikatı cumhurbaşkanı, başbakan ve savunma bakanının da izlemesi gerekirken üçünün de o gün orada olmamasını kuşku verici bulan Çakır, ?edindiği bilgilere dayanarak? olayın bir kaza olmadığını, ?silahı yanlışlıkla ateş aldı? denilen yüzbaşının Kanas´la (suikast silahı) bilinçli olarak ateş ettiğini söylüyor. ?Amaç Kıvrıkoğlu´nu öldürmekti? diyen Çakır, suikastçı olduğu ileri sürülen yüzbaşının olayın hemen ardından askerlikten firar etmesine ve halen de bulunamamasına dikkat çekiyor. Çakır´ın iddialarına göre, Albay Berkay´a isabet eden mermi deformasyona uğradığı için balistik muayene sonucu hangi silahtan çıktığı belirlenemedi. Askeri savcılığın soruşturmasında da, sadece Albay Berkay´a isabet eden kurşunun Çevik Bir´e bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı´nda görevli bir personelin silahından çıktığı öne sürüldü.

-Çevik Bir ve ekibi emekli edildi-

Sonuç olarak, Kıbrıs´taki suikast başarısız oldu. İlerleyen süreçte Kıvrıkoğlu Genelkurmay Başkanlığına yükseldi. Çevik Bir ve en yakın silah arkadaşlarından Erol Özkasnak ile diğer alt kademe çalışma arkadaşları tasfiye görüntüsü altında emekli edildi.

KARARGAH EVLERİ, 28 ŞUBAT´TAKİ MEZHEBİ YAPILANMA MI?

Kıvrıkoğlu´na yönelik Kıbrıs´taki suikast iddiası Ergenekon savcılarınca da incelemeye alındı. Bu kapsamda daha önce kaleme aldığımız bir yazıda, TSK içinde örgütlenmeye çalışan ´Karargah Evleri´ yapılanmasının bu mezhebi yapılanmanın kendisi ya da onunla bağlantılı olduğunu iddia etmiştik. Çünkü bazı bulgular bunu gösteriyordu. (3)

İki bulgu bu ihtimali güçlendiriyor demiştik. İlki, Karargah Evleri yapılanmasının lideri olmakla itham edilen Perinçek´in, 28 Şubat sürecinde TSK ile sıkı ilişki içerisinde olması ve darbeden yana aktif tutum alması.. O süreçte aktif tutumuyla öne çıkan Perinçek, Cumhuriyet Devrimi Kanunları Uygulansın kampanyasını başlattı. Ordumuz tankları resmi geçit için almadı ve TSK, Cumhuriyet devriminin mevzilerine girmiştir gibi sözleriyle dikkat çekti. (4)

Diğeri, Susurluk kazasının arkasındaki derin güçlerin içinde onun da yer aldığı iddiası.. 1996 sonunda meydana gelen Susurluk kazası ile Emniyet tarafından MİT´e alternatif olarak kurulan ülkücü kökenli istihbarat örgütünün tasfiye edildiği ileri sürülmüştü. (5)

MİT 2005´TE TESPİT ETTİ

Ancak bu dolaylı bulgular dışındaki asıl ve doğrudan bulguyu ise hiç şüphesiz, yapılanmayla ilgili elde edilen deliller oluşturuyor. Yapılanmaya dair ilk bilgileri 2005´te MİT elde etti. MİT´in, Doğu Perinçek´in Erzincan Balaban aşireti ve alevi toplumun önde gelen isimleriyle yaptığı toplantıları takibe alması sonucu Hava Kuvvetleri içindeki ´Karargah Evleri´ yapılanması deşifre oldu. İşçi Partisi yöneticilerinin, Balaban Aşireti ve Alevi toplumunun önde gelen isimleri ile ´Karargah Evleri´ adı verilen yerlerde yaptığı toplantıları ve bu toplantılara katılan Hava Kuvvetleri´nde görevli 6´sı kurmay albay 20 subayın oluşturduğu silahlı yapılanmayı tespit eden MİT, askeri kimliğin bulunması nedeniyle konuyu Genelkurmay Başkanlığı´na ´çok gizli´ damgalı belge ile bildirdi.

Biraz daha detaya inelim.. MİT, 2005 yılında İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek´in Alevi toplumunun önde gelen isimleri ve Erzincanlı Balaban Aşireti ile yaptığı toplantıları takibe aldı. Perinçek ve İP yöneticilerinin Yenibosna Cemevi ile İşçi Partisinin kurduğu ´Karargah Evleri´nde sık sık toplantı yaptığını tespit etti. Gizli toplantılara muvazzaf subayların da katıldığını belirleyen MİT, Perinçek´in, Alevi toplumunun önde gelen isimleri ve bazı TSK mensuplarıyla oluşturduğu yapılanmanın partiye zarar vermemesi için ´Karargah Evleri´ şeklinde ´dışarı´dan organize ettiğini tespit etti.

MİT belgelerine göre, her türlü dinlemeye karşı telefon başta olmak üzere iletişim araçlarının kullanılmasının yasaklandığı yapılanmada haberleşmenin ´canlı kuryeler´ ile sağlandığı öğrenildi. Perinçek´in başını çektiği oluşumun, Kurtuluş Savaşı sırasında yararlılıklar gösteren ve Dersim´den Erzincan´a gelen ´Balaban´ aşiretinin ileri gelenlerini de yapılanmaya dahil etmeyi amaçladığı belirtildi.

Güneydoğu´da aşiret liderleri ve ağalarla işbirliği yapmayı hedefleyen Perinçek´in ´Karargah Evleri´ yapılanmasına Harp Akademleri´nden 10 , Hava Harp Okulu´ndan 1 subay ile 8 öğrencinin yer aldığı ve TSK mensubu sivil memurların da bulunduğu belirlendi. Oluşumun silahlarının ise bazı askeri lojmanlarda saklandığı tespit edildi.

Oluşumun merkezinde Alevi kesimin önde gelen isimlerinden olan ve ?dede? unvanını taşıyan İbrahim Arslan isimli işadamının bulunduğu belirtildi. Arslan´ın Metrocity Alış Veriş Merkezi´nde dükkan sahibi bir işadamı olduğu kaydedildi. MİT, tespit ettiği silahlı oluşumu, askeri kimliği bulunması nedeniyle Genelkurmay Başkanlığı´na ´çok gizli´ damgalı belge ile bildirdi. Genelkurmay Başkanlığı ise Hava Kuvvetleri´ne belgeyi göndererek gereğinin yapılmasını istedi.

Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert de İstihbarat Dairesi´ne belgeyi göndererek incelenmesini istedi. Bu sırada bir albayın bilgisayarında bulunan belge, Ergenekon soruşturması kapsamında 22 Mart 2008´de gözaltına alınan Doğu Perinçek´in bilgisayarında da ele geçirildi. Soruşturmayı yürüten savcı Zekeriya Öz, 9 Temmuz´da ´gizli´ MİT belgesini Genelkurmay Askeri Savcılığı´na gönderdi. Öz savcılığın konuyla ilgili nasıl bir çalışma yaptığını sordu. Askeri savcılık yeni bir soruşturma başlatıldığını açıkladı. Ancak anlaşıldığına göre; 2005´te MİT´ten bilgiyi alan askeri savcılık konuyu 3 yıl boyunca örtbas etmiş ve ancak Öz´ün konuya dahil olmasıyla soruşturma başlatmak zorunda kalmıştı. MİT´in 2005´te aslında Ergenekon´a bağlı faaliyet gösteren ´Karargah Evleri´ hücresini deşifre etmiş olduğu ise bu şekilde ortaya çıkmış oldu.

Oluşumda Alevi toplumunda İşçi Partisi arasındaki bağlantının ise Albay Cengiz Köylü tarafından sağlandığı belirtilirken, Köylü´nün İP Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Bora Perinçek ve ´Türkiyem Topluluğu´ndan İlhan Yaşar Hacısalihoğlu ile irtibat kurduğu ileri sürüldü.

MİT´İN KARARGAH EVLERİ BELGESİNDEKİ BİLGİLER

MİT´ten Genelkurmay Başkanlığı´na gönderilen Karargah Evleri yapılanmasına dair notlarda şu bilgiler yer almaktadır:

Ergenekon 2. iddianame, Sayfa: 66: İşçi Partisi Genel Merkez binasında bulunan ?Çok gizli? ibareli 5 sayfa ?Konu: İP / Karargâh Evleri? başlıklı yazının bazı bölümlerinde; ?...İşçi Partisi (İP) ve Alevi kesimin yanı sıra bazı TSK mensupları ve memurların da katılımıyla emperyalistlerle, Cumhuriyet karşıtları/yıkıcıları ile mücadele amacıyla bir hareket başlatıldığı yönünde hassas kaynaktan bilgiler intikal etmiştir, Yürütülecek bu çalışmalarda, hiçbir kurum ve oluşumun zarar görmemesi için Karargâh evleri adı altında çekirdek kadroların oluşturulmasının öngörüldüğü alınan bilgilerdendir...?... , ... ?İP´ nin sözde Ermeni soykırımına karşı kamuoyundan aldığı olumlu tepkiyi arttırmak gayesiyle katıldığı Karargâh Evleri projesi ile ilgili olarak gerçekleştirilen toplantılarda; ...kadroların birbirleriyle iletişimde kesinlikle telefon kullanmaması, haberleşmenin canlı kuryelerle gerçekleştirilmesi, İP´ ne zarar vermemesi ve partinin kapatılmasına neden olmaması için bu örgütlenmenin parti dışı bir oluşumu zaruri kıldığı hususlarının dile getirildiği intikal eden bilgilerdendir...?... , ... ?...Doğu ve Güneydoğu´da ağa/aşiret ve korucu olgusu ile Alevi kesimini hedefe ulaşana kadar olan süreçte kullanma/istifade arayışlarını boyutlandırma planlamaları konusunda İşçi Partisinin girişimlerde bulunduğuna dair bazı bilgiler intikal etmiştir...?... , ... ? TSK bünyesinde daha ziyade Havacı Kesimin Karargâh Evleri projesinin bir parçası olduğu hassas kaynak bilgilerindendir. Özellikle Hava Harp Akademisi ve Hava Harp Okulu bünyesinde sürdürülen faaliyetlerde bazı üst rütbeli subayların da yer aldığı istihbar olunmuştur. Bu arada lojmanda muhteviyatı belirlenemeyen mühimmatın kasa içerisinde muhafaza edildiğinin belirtilmesi dikkati çekmiştir. Hava Harp Akademisi´ndeki aynı görüşü benimseyen subayların kurmaylık sınavında yüksek notlar alması konusunda girişimlerde bulunulduğu alınan bilgilerdendir...?... , ...?...Askeri kesimin İşçi Partisi ile arasındaki

Ergenekon 2. iddianame, Sayfa: 67: bağlantı ise Alb.C. tarafından sağlanmaktadır...?... , ... ?...Söz konusu yapılanmaya ilişkin elde edilen bilgilerden hareketle hazırlanan şema ve açıklaması ek´te sunulmuştur...? denilip faaliyet içerisinde yer alan Hikmet ÇİÇEK ve diğer kişilerin değişik başlıklar altında listelendiği karargâh evleri başlıklı bir şema yapılmıştır. Milli İstihbarat Teşkilatından alınan yazıda Karargâh Evleri belgesinin Müsteşarlık tarafından hazırlandığı, elde edilen belgenin Genelkurmay Başkanlığına sunulan nüshanın sureti olduğu belirtilmiştir. Genelkurmay Başkanlığından alınan yazıda ise Karargâh Evleri belgesindeki iddialar nedeni ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığına soruşturma talimatı verildiği belirtilmiştir. ?Çok Gizli? olan bu belgenin, belgede muhatap alınan kişilerin eline geçmesi ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ´ nün gizli kadrolaşma faaliyetlerinin boyutunu göstermektedir.

-Karargah Evleri soruşturmasında ulaşılan diğer isimler-

Bu MİT belgesine ulaşan Savcı Zekeriya Öz yapılanmayı Ergenekon kapsamında soruşturmaya başladı. Soruşturma kapsamında ulaşılan bilgilere göre, Karargah Evleri yapılanmasının en tepe noktasında İbrahim Aslan (ya da Arslan) ismi yazılı. Aslan´a bağlı olarak, İ. Yaşar Salihoğlu-Türkiyem Topluluğu ve Askeri Kesim - Albay Cengiz Köylü isimleri var. Askeri kesim de iki gruba ayrılmış: Birinci grup, Harp Akademisi başlığını taşıyor. Burada yine Albay Cengiz Köylü ismi ile karşılaşıyoruz. Alb. Köylü´nün dışında Alb. Yavuz Göker, Alb. Turan Toker, Fırat Kaymakçıoğlu, Hasan Günay Aktaş, Osman Şen, Mahmut Melih Başdemir, Y. Selim Özmen, Rıza Okur ile ismi tespit edilemeyen Turan soyadlı bir kişi ile soyadı bilinmeyen Kemal adında birisinin isimleri geçiyor. Askeri Kesim başlığının altındaki ikinci bölüm ise Hava Harp Okulu´na ayrılmış. Burada da yine soyadı tespit edilemeyen Binbaşı Bülent var. Bnb. Bülent isminin altında oluşumla ilişkileri bulunan öğrenciler sıralanıyor: Ozan Nizam, Gökhan Gülşen, Cihan Akyol, Alper Özkan, Emre Yılmaz, Çağdaş Doğan, Onur Sönmez, İbrahim Polat. Hava Harp Okulu´ndaki örgütlenme sırf bu isimlerle sınırlı değil. Destek sağlayanlar bölümünde ise; Alb. Sinan Kesici, Dr. Rıza Kurna var. Hemen altında ise TSK´da görev yapan sivil memurlara sıra gelmiş; Gönül Temiz ve Nesime Akbulut tespit edilen iki isim.

Belgede adı sık sık geçen işadamı İbrahim Aslan´la ilişkilendirilen diğer isimler ise M. Bora Perinçek, M. Bedri Gültekin, Hikmet Çiçek ve Zerrin Öztürk. Bu isimlerin hepsi de İP ile bağlantılı. M. Bora Perinçek, İP lideri Doğu Perinçek´in oğlu, M. Bedri Gültekin, Hikmet Çiçek ve Zerrin Öztürk ise partinin ileri gelenleri arasında. Oluşumun İP içinde bu isimler dışında da bağlantılı olduğu Bölge Sorumluları var. İstanbul-Bayrampaşa´da Ali Doğan, yine aynı ilçede Mevlüt Usta, İstanbul-Gaziosmanpaşa´da Hıdır Hokka ve Zerrin Öztürk ile Kırklareli´nden Sait Zorlu var. Abdurrahman Taşçı ise Kurye olarak geçiyor MİT belgesinde.

Ergenekon soruşturması kapsamında, Karargah Evleri oluşumu ile ilgili sorgulanan diğer isimler ise Kemal Aydın ile Neriman Aydın kardeşler.

2013 YAŞ toplantılarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı´na getirilmesi beklenirken sürpriz şekilde emekliye sevkedilen Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu´nun adı da Karargah Evleri soruşturmasında geçiyor. Tespit edilebilen diğer isimler ise Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Tuğamiral Cem Gürdeniz ve Albay Serdar Okan Kırçiçek şeklinde.

İşte, ortaya çıkan bu bilgilere göre, Karargah Evleri yapılanmasının TSK içindeki mezhebi yapılanmayla bağlantılı olduğu ve çok derinlere gittiği anlaşılıyor. Karargah Evleri yapılanmasına yönelik 2008´de başlatılan soruşturmanın 5 yılı aşan süredir halen devam ettiğini de tekrar hatırlatalım. Yine bu soruşturmayı askerlerin nasıl örtbas etmeye çalıştığını adeta canlı yayında takip ettiğimizi de hatırlatalım.

-Bazı savcılar suçu aydınlatır bazıları ise karartır-

İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek öncülüğünde TSK içinde yapılanan bu çok gizli örgütlenme kısmen Ergenekon davasına yansıdı. Zekeriya Öz´ün başlattığı soruşturmanın hemen ardından askeri savcılık tarafından da bir soruşturma başlatıldı. Ancak bu soruşturmanın konuyu aydınlatmak yerine sivillerin elindeki soruşturmayı da kendi bünyesine alarak kapatmak olduğu ilerleyen süreçte çarpıcı delillerle ortaya çıktı. O süreçte çok ilginç gelişmeler yaşandı. Askeri savcıların birbirlerini aklamak amacıyla Konya´daki bir olayla ilgili evrak sahtekarlığı şok ediciydi. İşçi Partililerin medyaya açıklama yaparak Bakın askeri savcılık Karargah Evleri operasyonu yapacak ve biz aklanacağız şeklindeki açıklamaları da öyleydi. Buna benzer 10´a yakın ilginç gelişmeyi tespit edip bir bir aktarmıştık. Bu gibi skandalların yaşanması ve paralel olarak yasalarda yapılan değişikliklerin referandumla halk tarafından onaylanmasının ardından askeri savcılık soruşturma dosyasını sivillere devretmek zorunda kaldı. Askeri savcı Albay Zeki Üçok soruşturmayı örtbas suçlamasıyla Zekeriya Öz tarafından tutuklandı. Savcı Üçok´un adı ilerleyen süreçte şaşırtıcı sayıda soruşturmaya konu oldu. (6) ´Sahte çürük raporu´ davasında ´örgüt üyesi olmak´, ´yağmaya teşebbüs etmek´ ve ´dolandırıcılık´ suçlarından 9 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı. Balyoz davasından 16 yıl, hipnoz ve işkenceli sorgu davasında ise 7 yıl 6 ay hapis cezaları aldı. Üçok, bazı soruşturmalar sırasında ´zincirleme olarak memuriyet görevini kötüye kullandığı´ gerekçesiyle halen Askeri Yargıtay´da yargılanıyor. Bu davada da dokuz yıla kadar hapsi ve ´memuriyetten men´ edilmesi isteniyor. Üçok´un Karargah Evleri soruşturmasını kapatabilmek için Kayseri´de üç astsubaya işkenceli ve hipnozlu sorgu yaptırdığı ileri sürülüyor. Üçok hakkındaki cezalar bu şekilde 33 yıla ulaşmış oldu. Bunların dışında Üçok hakkında başka dava ve soruşturmalar da yürütülüyor. Düşürün şu heronları çok PKK´lı vuruluyor şeklindeki şok ses kayıtlarına yönelik soruşturmaya da onun baktığı ve örtbas ettiği anlaşıldı. Bu konunun da sivil savcılar tarafından Karargah Evleri dosyası kapsamında soruşturulduğu tahmin ediliyor.

ERGENEKON İDDİANAMESİNE GÖRE TSK´DAKİ MEZHEBİ YAPILANMA

Hasan Celal Güzel´e TSK içinden ulaştırılan mezhebi yapılanmayla ilgili belge ve bilgiler Ergenekon iddianamesinde de yer alıyor. Ergenekon sanıklarından ele geçirilen konuyla ilgili belgelerden bazılarına ise 1. iddianamenin 1595 ve 1618-1620´nci sayfalarından ulaşılabilir.

Birinci Ergenekon davasının 47 numaralı sanığı Mehmet Adnan Akfırat´ın ikametgahında yapılan aramada ele geçen çok sayıdaki belge ve dokümanlar birinci Ergenekon iddianamesinde ayrıntılarıyla sıralanıyor. İçlerinden birkaç tanesi şu şekilde:

Ergenekon 1. İddianame, Sayfa.1595: İkamet adresinde yapılan aramada elde edilen ´Mayıs 1997 Yılında Genel Kurmay Hareket Dairesi Başkanı Çetin Doğan, K.K Eğitim Ve Okullar Daire Başkanı Volkan KAPLAMA ve Bazı Albay Rütbesindeki Alevi Komutanların da katıldığı bir gizli toplantıda alman kararlarda, ´Güneydoğuda Bizimkiler Postu Deldirmesin, Buna Yönelik Önlemler İçin Tayin Dairesi Mutlaka Elimizde Olmalı Cepheye Bizden Olmayan O Namussuzları Sürün, PKK Ya Karşı Savaşanlara El Altından Şu Mesajı Verin, Sakın Ha Ölmeyin Bırakın Atatürkçü Olsa da Sünniler Ölsün şeklinde doküman ile ilgili olarak; Bu dokümanların HasanCelal GÜZEL tarafından 1997 yılında Ankara´da yapmış olduğu bir basın toplantısında dağıtmış olduğu belge olduğu, Aydınlık dergisinde haber olarak yayınladıklarını,

Ergenekon 1. İddianame, Sayfa.1618: Ülke tehlikede bunları durdurun ile başlayıp Bşçvş. Muharrem Keskin ile biten doküman incelendiğinde; Üst kısmında el yazması HasanCelal Güzel´in provovakasyon yazan, ´ÜLKE TEHLİKEDE BUNLARI DURDURUNUZ´ başlığı ile başlayan, başlangıçta Alevilik söylemlerinin hoşuna gitmesi nedeniyle aralarına katıldığı grubun gerçekte Alevilikle alakalarının olmadığını ve Alevi söylemlerini kullanarak farklı amaçlar peşinde olduklarını anladığını, hedeflerinde vatansever insanlar ile ülke idaresi olduğunu, bu grubun bazı üst düzey generallerin de katıldığı Mayıs 1997´ de yapmış olduğu gizli bir toplantıda almış olduğu kararlan Ülke ve Devleti tehlikeye atacakları düşüncesiyle deşifre etmeyi kendisine bir görev kabul ettiğini, toplantıda çıkan kararların ise; Türklerin üstün bir Ulus olduğu safsatasının yıkın Atatürk´ ün alevi kürt köylerini katletti gibi sözleri durdurun, Atatürk´ ten başka kullanılacak neyimiz var. Güneydoğuda bizimkiler postu deldirmesin, buna yönelik önlemler alın. Tayin dairesi mutlaka elimizde olmalı. Cepheye bizden olmayan o namussuzları sürün. Kürt konusunda öne çıkmayın, ordu alevi köyleri boşaltıyor, devlet zulüm yapıyor deniliyormuş, bize aydın insan lazım bırak gebersinler.

Ergenekon 1. İddianame, Sayfa.1619: Alevi olmayana hiçbir zaman tam güvenmeyeceksin, alevi olmayan herkesin anti laik olma ihtimali uzun vadede de olsa olabilir. Dincilerin çok kızdığı ÇEVİK PAŞA ve DOĞU AKTULGA´ da dahil, bu adamların milliyetçilik duygusu sokaktaki adamınki kadar fanatik, dinlediğin zaman Faşist zannediyorsun asla güvenmeyecek ama kullanacaksın. Ordunun müdahalesini sağlamak için, orduda ve sivil toplumda etnik ve irticai faaliyetleri seyredin, yer yer körükleyim Ordudan altı ayda bir adam atarak, yarın darbe yapma gerekçenizi ortadan kaldırmayın, bırakın, tehlikeyi müdahale boyutunda büyütün. Herkes ne pahasına olursa olsun kendini gizlesin. Birliklerde bilinen ve deşifre olan varsa vitrin yapılsın, kendi söylemlerimizi seslendirsin. Her yerde irtica var kampanyası başlatılsın. Sadece eşi kapalı olan, namaz kılan değil, sağcı, milliyetçi, yarın irticaya kaçması veya size engel olması muhtemel herkesi yazın, ilgili mercilere şikayet edin, onların adına dinci dergiler, gazeteler gönderin, akrabalarının adını öğrenin, onların isimleriyle başlarını belaya sokacak mektuplar, kartlar gönderin. Alevi olan birlik komutanları, yoksa Laikleri sıkıştırın, çokça eğlence düzenleyin, dansöz ve içkiyi zorlayın. Din ve milliyetçilik duygusunu zayıflatan yolların neler olduğu açık bunları kullanın. Okullarda öğrencilerin kız arkadaşlıklarını teşvik edin, yapabiliyorsanız, Osmanlı hayranlığını kırın. Cinsel konularda sınırlan zorlayın, çünkü bu konu insan zaafının başında gelir. Şeklinde olduğunun, devamında ´VE GİZLİ TOPLANTIDA KONUŞMA NOTLARI!´ başlığı altında Genel Kurmay Harekat Başkanı Korgeneral Çetin DOĞAN ile K.K.K.´ lığı Eğt. ve Ok. D.Bşk.Tuğg. Volkan KAPLAMA arasında geçen; Çetin DOĞAN´ın, Türkiye´nin idaresi ordunun kontrolünde değil, darbe yapmayacağını yemin eden bir ordunun etkisi ne kadar olabilir, Tansu ÇİLLER şu anda dini söylemleriyle rol yapıyor da olabilir, ciddi de olabilir çünkü geberesi kadın Sünni, Mesut YILMAZ için de aynı şey geçerli, irtica tehlikesi iyice büyüsün, din bizim için zararlıdır, TÜRKLERİN ÜSTÜN BİR ULUS OLDUĞU SAFSATASINI YIKIN, hanımlarınız dekolte giysin diğerlerinin hanımlarını açık giymeye teşvik etsin, ÇEVİK PAŞA´ NIN YERİNE BİZDEN AKILLI BİRİ OLSAYDI, KARADAYI SÜNEPESİNİN DAHA VERİMLİ OLMASINI SAĞLARDIK, Arkadaşlar çok çalışsın Bizim olmayan bu devlet mutlaka bizim olacaktır, Biz Türkiye´de İslam ile bağlantılı görülen ama bu dini tamamen değiştirecek bir Türkiye Aleviliği yaratmak zorundayız, Şeklinde beyanlarının olduğu konuşma metni, devamında ´VE AYNI GÜNLERDE BİR BAŞKA TOPLANTI´ başlıklı K.K.K.´ lığı Eğt. ve Ok. D.Bşk.Tuğg. Volkan KAPLAMA ile aynı dairede çalışan Kurmay Albay Turgay TEKMEN arasında geçen; Volkan KAPLAMA´ nın gerçek laiklik ancak alevi toplumda gerçekleşir, aptal komutanlar, her gün güdeme gelerek ülkedeki şeriatçı birikimi azaltarak bir müdahalenin önünü kesiyorlar, Doğu Paşa da ayrı

Ergenekon 1. İddianame, Sayfa.1620: Alevilik bu ülkede bir gurur kaynağı olana kadar, yani memleketi avucumuza alana kadar herkes kendisini gizleyecek..... ´Fisunoğlu, bana korgeneral iken, ´ben karımı oynata zıplata bu noktaya geldim´ demişti. Bizim için de ölçü bu olmalıdır´ Deşifre olmuş aleviler... Sevgi desinler insanlık desinler ama ülke için oynadığımız belli etmesinler. Alevi dışında hiç kimse ateist olsa bile güvenilmeyecek... Hal hatır soranlara, ´Allah´ a şükür´ densin. Bizi dinci sansınlar... PKK´ya karşı savaşanlara el altından şu mesajı gönderin, ´sakın ha ölmeyin, bırakın Atatürkçü olsa da sunniler ölsün´ Herkes, çalıştığı yerde irtica var yaygarası koparsın... irtica kokusu olan mektuplar iş adreslerine postalansın... Şeklinde olduğunun, bu yazılar ekinde; 1 sayfa orgeneral Doğu AKTULGA´ ya bağlı olduğu değerlendirilen birimler şeması, 1 sayfa istihbarat birimleri şeması, 1 sayfa Kara Harp Okulu şeması, 1 sayfa Kara Harp Okulu şeması, 1 sayfa 9 Şubat 1996 Saat:20.30´ da Ankara´ da yapılan toplantıya katılım listesi, 1 sayfa Kara Kuvvetleri Komutanlığı Mezhepçi Yapılanma şeması, 1 sayfa K.K Destek Komutanlığı, 1 sayfa Kara Kuvvetleri Komutanlığı Mezhepçi Yapılanma şeması, 1 sayfa Deniz Kuvvetleri Komutanlığı´nda Mezhepçi Yapılanma ve DHKP-C ile irtibatlı subaylar şeması, 1 sayfa 1 Mayıs gibi aşın sol örgütlerin aktif yer aldığı olaylara katılan Astsubaylar şeması,...

-Çetin Doğan da mezhebi yapılanmada-

TSK içindeki mezhebi yapılanmada Çetin Doğan´ın önemli rol oynadığı anlaşılıyor. Doğan´ın, Balyoz davasında darbe hazırlığına öncülük yaptığı kanıtlandı. Önce müebbet hapisle cezalandırılan Doğan´ın cezası, darbe teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle 20 yıla indirildi. Doğan, aynı zamanda 28 Şubat davasının da sanığı. Müebbet hapis talebiyle yargılanıyor. Sabah yazarı Nazlı Ilıcak´ın şu satırları Doğan´la ilgili bilgiler aktarıyor: Darbe virüsü bir girdi mi, çıkmıyor. Çetin Doğan, 27 Mayıs döneminde, Genç Harbiyeliler arasındaydı. Hani, 27 Mayıs öncesinde, okul komutanı Sıtkı Ulay Paşa´yla, Atatürk Bulvarı´nda toplu halde yürüyüp, Zafer Meydanı´ndaki Atatürk heykeline çelenk koyan cesur ve kurtarıcı Harbiyelilerden biriydi. 28 Şubat sürecinde, herkesi fişleyen Batı Çalışma Grubu´nun başkanıydı. AK Parti iktidarının ilk yılında, Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) toplantısında, Başbakan Abdullah Gül´e karşı ve ona Sen diye hitap ederek konuşma yapan da Çetin Doğan´dı. (Balbay´ın günlükleri) Eğer niyet 28 Şubat´ın intikamını almaksa pişman olursun. Bunun hesabını sorarız demişti. Ağustos 2003´teki YAŞ toplantısında ise, Başbakan Tayyip Erdoğan´a muhtıra ayarında bir konuşma yaptığı basına sızmıştı. Çetin Doğan, şöyle konuşmuştu: TSK´nın etkinliğini kaldırmayı, TSK´yı rencide etmeyi planlıyorsunuz. Türkiye´nin laik yapısının bozulmasına izin vermeyecek güçler birlikte hareket edecektir. Gerekirse, ordu-millet işbirliğiyle sonuç alınacaktır. Ergenekon delilleri arasından çıkan bir belgede de, Çetin Doğan´ın, gizli bir toplantıda, Alevilerin memleketi ele geçirmesi için yapılması gerekenleri sıraladığı görülüyordu: Gerçek laiklik, ancak Alevi toplumunda gerçekleşir. Biz Türkiye´de, İslam dinini tamamen değiştirecek bir Türkiye Aleviliği yaratmak zorundayız. (7)

MEZHEPÇİ YAPILANMA DENİZ KUVVETLERİNDE YOĞUNLAŞIYOR

Mezhebi yapılanmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen Karargah Evleri´nin, Hava Kuvvetleri´nde yapılandığı anlaşılıyor. En azından elimizdeki bilgilere göre diyelim. Ancak mezhebi yapılanmanın özellikle Deniz Kuvvetleri´nde etkin olduğu ileri sürülüyor. Ortaya çıkan bazı bulgular da bu iddiayı güçlendiriyor.

28 Şubat sürecinde Hasan Celal Güzel´in öncülüğünde başlayan ve bizim de o günlerde bir gazete yazısı ile dikkat çektiğimiz TSK içindeki Suriye Baas cuntası tipi mezhepçi yapılanma iddiaları, geçen 15 yıl içinde ortaya çıkan somut delillerle kanıtlanmış bulunuyor. Bu yapılanmanın özellikle Deniz Kuvvetlerinde yoğunlaştığı, Ergenekon Poyrazköy ve benzeri davalar sürecinde ortaya çıkan belge ve bilgilerden anlaşılıyor. Bu konuda çok fazla kanıt sayılabilir. Bizim o dönem kaleme aldığımız gazete yazısındaki analizimiz (1) gibi kişisel kanaat ve iddialardan bahsetmiyoruz. Sonraki 15 yıl içinde Ergenekon ve 28 Şubat gibi çok sayıdaki çeşitli soruşturmalarda ele geçirilen belgelerden bahsediyoruz. O bir analiz idi. Eldeki bulgulara göre bir şeklin belirginleştiğinden bahsediyorduk. Ancak sonraki süreçte çok sayıda belge ortaya çıktı ve analizimizi doğruladı.

-Deniz Kuvvetlerinde Alevi yapılanması-

Örneğin 28 Şubat soruşturmasında 11 Nisan 2012´de gözaltına alınıp tutuklananlardan emekli Albay Oğuz Kalelioğlu´nun ikametgahındaki aramalarda çok önemli belgeler ele geçirildi. TSK´da çok kritik görevler yapan ve adı Özel Harp Dairesi´ne (ÖHD) bağlı Toplumsal İlişkiler Başkanlığı (TİB) (Psikolojik Savaş Bölümü) ile birlikte geçen Kalelioğlu´dan ele geçen belgelere göre alevi subaylar özellikle Deniz Kuvvetleri içerisinde geniş şekilde örgütlenmiş ve etkin bir çalışma yürütmüş. BÇG yapılanmasında etkin şekilde görev alan sanık Kalelioğlu´dan ele geçirilen bu bilgilere 28 Şubat iddianamesinin 164-165. ya da 1171-1172. sayfalarından ulaşılabilir.

28 ŞUBAT İDDİANAMESİNDE TSK´DAKİ MEZHEP YAPILANMASI

Sayfa 164: (Şüpheli Oğuz Kalelioğlu´da ele geçirilenler:) ... -TSK´da Alevi Yapılanmayla İlgili Belge, Şüphelinin ikametinde yapılan aramada el konulan 1-76 ile numaralandınlmış bilgisayar çıktısı dokümanda 11/02/2013 tarihli 2 sayfadan oluşan Araştırma Tutanağı (Oğuz KALELİOĞLU) yazılı tutanakta da belirtildiği üzere, ?Evet Ben Aleviyim.... Ama? ibaresi ile başladığı, 76. Sayfasında Alevi haklarının ezilmişliğinden bahisle bölücülük faaliyetlerine devam ediyor diye son bulan belgede özetle, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde alevi yapılanmasını anlatan çok sayıda şahıs hakkında bilgiler verildiği, bilgisayar çıktısı doküman olduğu, 5 ile numaralandırılan sayfanın son kısmında ´Alevi olmayan ama baş zanlı olan komutanlar takunyalı tarikatçı diye yıpratılarak daha fazla yükselmesi engellenecek. Yakın Çevrem; irtica ile savaşı biz yaptık, kendimizi riske attık, artık bizi kimse engelleyemez, 2000´li yıllar bizim olacak... Diyen maceracılarla dolu. Önlem alınmazsa, sadece sünniler değil, masum aleviler de zarar görecek. Önlem alınacağı umudu ile arz ederim.. şeklinde yazı olduğu, Dokümanda yer alan konu başlıklarında ise; 6 ile numaralandmlan sayfada; 002 Dedeler Komutanlardan daha tesirli başlığının altında yer alan yazının bir bölümünde, Emniyet Müdürlüğünden komiser yardımcısı H. Ç.de örgütün emniyet ayağını oluşturmaktadır´ ibarelerinin yer aldığı, 003 Ege Ordu komutam Org Çetin DOĞAN ve Doğu SİLAHÇIOĞLU´nun adamı İs.Tekns.Kd.Bçvş. 7 ile numaralandırılan sayfada; 004 Haydarın Marifetleri, 005 Atatürk şeyhliği, dervişliği kaldınp, tekkeleri kapatmıştı. Fakat bugün ordusunda alevi dedeleri ve şifalardan geçilmiyor. Atatürk herhalde bunları görseydi kahrolurdu... 8 ile numaralandırılan sayfada; 006 Torpilli Tayin 9 ile numaralandırılan sayfada 007 Deniz Kuvvetleri Alevilere emanet...

Sayfa 165: 11 ile numaralandırılan sayfada; 008 Dz. Kuvvetlerindeki Alevi Destekli Devrimci Örgütlenme, 12 ile 21 arası numaralandırılan sayfalarda; Aleviliğin Anayasası başlığı altında İsmail METİN tarafından yazıldığı ve Mart 1999 tarihinde Akyüz Yayıncılık tarafından çıkarıldığı anlaşılan kitabın bir bölümünün internet çıktısı olduğu, 22 ile numaralandırılan sayfada; 009 Alevi örgütlenmesinden bir kesit... Buz dağının görünen yüzü, 24 ile numaralandırılan sayfada, 010 Geliboludaki Alevi Örgütlenmesi, 27 ile numaralandırılan sayfada, 011 HadımkÖy Ekibi, 012 H.A. 1964-74 (Tls.Tekns.) Hv.Svn.Ok.Ve Eğit.Mrk.Ds.K İstanbul, 28 ile numaralandırılan sayfada 013 Kınay Sülalesi, 014 Ankara Mubildeskom Ekibi, 29 ile numaralandırılan sayfa içeriğinde; ?En yakın görüştüğü diğer örgüt elemanı Ord Tekns Kd Bçvş. M. K. 1981-336 yıllardır Gnkur.Mubildeskom Ankara Blg. Mu. Brl. Mu. İş. Bl. De çalışır. Kürt alevilerindendir ve bulunduğu yerin lideridir... PKK ya destek veren konuşmalar yapar ve bir dönem Safranbolu Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış olan bacanağının bu konudaki el altından yapmış olduğu çalışmalarım arkadaşlarına örnek olsun diye anlatır. Evinde bol miktarda silah bulundurur. 16 lık Lema marka tabancası Kıbrısa giden Kur.Albay B.K´ye verilmiştir ve onunla hiyerarşiye sığmayacak şekilde senli benli konuşur´ şeklinde yazıların bulunduğu, 30 ile numaralandırılan sayfada; 015 Mu Tekns KTd Üçvş G.K (1989-1), 016 Tarakçı Albayın Alevi Örgütü 32 ile numaralandırılan sayfada; 020 Yasadışı MLKP Örgütüne üye; 021 Rekabet Liyakat, Eşitlik ve Çalışkanlık=Hırsızlık, koruma ve kollama, 33 ile numaralandırılan sayfada, 022 KKK Mu Ds Birliği Ekibi... 36 ile numaralandırılan sayfada; 023 DHKP-C C-4 Bombalarını bu şahıslardan temin etmektedirler 37 ile numaralandırılan sayfada; 024 Işıklarda Hristiyanlık propagandasına Tümg.A.İ.G.´den destek, 38 ile numaralandırılan sayfada; 025 Haksızlık ve Usulsüzlük Ama; Kadrolaşmak İçin... 39 ile numaralandırılan sayfada; 026 Kaymakçıoğlunun Alevi Örgütlenmedeki Çalışmaları, 027 Ankara Kara Harp Okulu (KHO) başlıklı konu içeriklerinin bulunduğu tespit edilmiştir. (200. KLASÖR)

-Karargah Evleri´nde adı geçen Denizci subaylar-

Karargah Evleri soruşturmasında bazı denizci subayların da adı geçiyor: Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Tuğamiral Cem Gürdeniz ve Albay Serdar Okan Kırçiçek.

Bu isimler aynı zamanda bir başka davada daha geçiyor, Poyrazköy. Yani, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Metin Ataç ve yardımcısı Eşref Uğur Yiğit´e yönelik bir suikast hazırlığı iddiasının da yargılandığı 6 adet davayı bünyesinde barındıran Poyrazköy Cephaneliği davası. Halen devam eden davanın 5 Eylül´de görülen 29. duruşmasına sanıkların talebi ile Metin Ataç tanık sıfatıyla katıldı. Duruşmada ifade veren ve suikast planından haberdar olmadığını belirten Ataç´ın, bir sanığın yönelttiği soruya verdiği cevap salonda şok etkisi yaptı. (8) Davanın sanıklarından olan Tuğamiral Fatih Ilğar, Ataç´a, ?Karargah içinde sizden habersiz toplantı olur mu?? sorusunu yöneltti. Karargahta 800 kişi olduğunun altını çizen Ataç, ?Normal şartlarda karargah içindeki faaliyetlerden haberdar olurum. İllegal bir şey oluyorsa bilemem bunu tabii. Bilemiyorum ki...? şeklinde konuştu. Ataç´ın bu beyanlarının ardından seyircilerden tepkiler yükseldi. Ataç´ın illegal çalışmalar olabileceğine dair ifadesi davadaki iddiaları güçlendirici nitelik taşıması açısından önemli. Böyle bir durum daha önce de yaşanmıştı. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman´ın benzer nitelikteki ifadeleri Balyoz ve Ergenekon davası kararlarında önemli rol oynamıştı. Poyrazköy davasında Deniz Kuvvetlerinin en üst komutanından gelen ve ihbar mektubundaki iddiaları güçlendiren nitelikteki ifadesi, Özkök ve Yalman etkisi yapacak gibi görünüyor.

-Oramiral Yiğit: Siz beni yıkamadınız ama, ben sizi yıkacağım-

Amirallere suikast soruşturması kapsamında gözaltılar yaşandığında basına yansıyan bir iddia dikkatleri çekmişti. Ataç gibi suikaste uğrayacağı iddia edilen diğer Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit´in iki defa gıda zehirlenmesinden GATA´da tedavi gördüğü, bundan sorumlu gördüğü bir amirale karşı çok sert ifadeler kullandığı ileri sürülmüştü. ´Siz beni yıkamadınız ama, ben sizi yıkacağım. Siz beni deviremediniz, zehirleyemediniz. Ben hala ayaktayım. Siz göreceksiniz´ ifadelerini kullandığı iddia edilen Yiğit´in, Deniz Kuvvetleri içindeki Ergenekon yapılanmasını çözdüğü için hedef olduğu iddia edilmişti. Yiğit´in ağır ifadeler kullandığı amiralin de Ergenekon´un üst düzey yöneticilerinden biri olduğu belirtiliyordu. Yiğit´in, gözaltına alınmak istenirken intihar eden alevi subay Yarbay Ali Tatar´ın cenaze törenine Genelkurmay´ın emriyle katıldığı, cenaze törenine ´kevlar´ cinsi çelik yelek giyerek gittiği basında yazıldı. Yine bağlantılı bir haber olarak da, Merkez Orduevi´nde resepsiyona katılan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Metin Ataç´ın tutuklu teğmenlerin suikast planına ilişkin sorulara ´Yalan değil, yalan değil´ karşılığını verdiği iddiası da var. (9)

Metin Ataç gibi Poyrazköy davasının geçtiğimiz günlerdeki duruşmalarına katılan bir başka isim eski Donanma Komutanı Nusret Güner oldu, ancak farklı amaçla. Sanıklara destek vermek için izleyici olarak gelen Güner, duruşma sonrası bir gazeteye yaptığı geniş açıklamalarda, Deniz Kuvvetleri hedefte diyerek yürütülen soruşturmaları eleştirdi. Güner, kamuoyunun ve hatta muhalefet partilerinin dahi kendilerini ciddiye almadığını belirtti, buna içerlediğini vurguladı. (10)

Deniz Kuvvetleri ya da diğer komutanlıklardaki cunta yapılanmalarıyla ilgili çok şey söylenebilir. Bir çok yetkili iddiaları yalanlıyor. Peşpeşe davalar açılmasına karşın yalanlama çabası sürüyor. Delillerin sahteliği ve soruşturmaların usulsüz yürütüldüğü gibi argümanlara sarılan bu kesimler, bunların doğru olmadığının ispatlanmasına (11) ise gözlerini kapatıyorlar. Yalanlama çabasına devam ediyorlar. Gölcük Donanma Komutanlığı´ndaki İstihbarat Şube zemin karoları altı gibi en gizli bir bölmede çuvallarca belge ihbar üzerine el geçiriliyor. İlk başta şaşıran bu kesimler ilerleyen süreçte buna da bir kulp bulmaya ve örneğin, belgelerin yer darlığından oraya saklandıklarını savunabiliyor. Kimisi ise her zaman yaptıkları gibi, başkalarının oraya sakladığını ileri sürebiliyor. Koskoca deniz kuvvetlerini düşürdükleri durumun farkında değiller. Belgeler sanki saklanacak başka yer kalmamış gibi zemin karolarının altına gömülüyor onlara göre. Üstelik de o çuvallardan nasıl oluyorsa herbiri çok kritik suç içeren belgeler çıkıyor. İşte bu şekilde, kamuoyunun zekasıyla alay eder tarzdaki bu yaklaşım tabi ki kamuoyunda ciddiye alınmıyor. Ancak yetkililer yine de iddiaları yalanlamaya devam ediyor. Oysa belgeler ortada. Ne var ki, adını kızı üzerinden şantaj yaparak olaya karıştıran çetelerin varlığına rağmen Güner, belki kurumunu koruma adına soruşturmaları eleştirebiliyor. TSK içinde oluşan yapılanmalara kol kırılır yen içinde kalır mantığıyla yıllardır göz yuman bu kesimler, Nusret Güner örneğinde olduğu gibi bir de ciddiye alınmamaktan şikayet edebiliyorlar.

Aslında Güner´in ifadesinde bir gerçeklik payı var. Ergenekon soruşturma sürecine bakıldığında tutuklanan ve davalarda sanık haline gelen Deniz Kuvvetleri mensuplarının sayısal olmasa da oransal olarak ağırlıkta olduğu görülebiliyor. Bu ilginç durum, cunta yapılanmalarının Deniz Kuvvetleri içinde daha fazla yoğunlaştığı anlamına da geliyor. 2010 sonunda Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube´nin zemin karoları altına gizlenen ve cuntanın kozmik arşivi olarak nitelenen çuvallarca belgenin ihbar üzerine savcılarca bulunması olayı da bu noktada akıllara geliyor.

-Deniz Kuvvetleri´nde peşpeşe 7 şüpheli ölüm-

Burada konuyla ilgisi olabilecek ve araştırılmaya muhtaç bir başka konu daha var. Ergenekon soruşturmasının hemen öncesinden başlayarak sonraki iki yıl içinde Deniz Kuvvetleri içinde peşpeşe intihar ya da şüpheli ölüm olayları meydana geldi. 7 üst düzey subay şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Kimine intihar dendi, kimine kaza. Bazı isimlerin Ergenekon soruşturmasıyla bağlantıları ortaya çıktı. Bazı isimlerin ulaştıkları bilgileri deşifre etmemeleri için infaz edildiği, Ergenekon yapılanmasında görev alan bazılarının ise soruşturma sürecinde üstleri tarafından kendilerine sahip çıkılmadığı gerekçesiyle, yani terkedilmiş duygusuyla intihar ettiği ileri sürülüyor. Deniz Kuvvetleri´nde peşpeşe gelen şüpheli ölüm olaylarının, bu komutanlıkta yoğunlaştığı ileri sürülen mezhebi yapılanma ve Ergenekon´la bağlantısı da aydınlatılmaya muhtaç görünüyor.

BİROL ATAKAN - 2 Mayıs 2007: Şüpheli ölümler zincirinin ilk halkası emekli Deniz Albay Birol Atakan oldu. Atakan´ın Ergenekon´la irtibatlı subayların tayin terfi işlerinde etkili olduğu iddia edildi. Trafik kazasında hayatını kaybetti. Atakan, Özden Örnek ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı´nda birlikte çalışmıştı. Atakan´ın, Özden Örnek´e ait olduğu iddia edilen darbe günlüklerinin internete sızmasında ihmali ve kastı olabileceği iddia edildi. Ergenekon soruşturması Atakan´ın ölümünden 1,5 ay sonra başladı. Darbe Günlükleri Ergenekon kapsamında savcılarca dikkate alındı. Günlüklerde adı geçen Kuvvet komutanları ifade verdi.

NURSAL GEDİK - 11 Kasım 2007: Kuzey Deniz Saha Komutanlığı´nda görevli Tabip Yarbay Nursal Gedik´in ölümü resmi kayıtlara intihar olarak geçti. Annesi ölümün intihar olduğuna inanmadığını açıkladı. Biyokimya laboratuarında görevli olan Gedik´in, uyuşturucu ve kadın ticareti konularında çok özel bilgilere ulaştığı, komutanlıkta dönen uyuşturucu bağlantılı ilişkileri tespit ettiği için öldürüldüğü ileri sürüldü.

OLGUN URAL - 26 Mart 2009: Karamürselbey Eğitim Komutanlığı´nda görevli Yüzbaşı Olgun Ural geride bir mektup bırakarak intihar etti. Ural´ın adı 1. Ergenekon davasında deliller bölümünde geçiyor. İddianamede ?Alevi, Sıvas Gemerekli. Yüzbaşı Ali Tatar´ın personel alımında görevli olduğu zaman alınmıştı? ifadesi yer alıyor. Ural, 2. Ergenekon iddianamesinin açıklanmasının ardından intihar etti. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların, komutanlıktaki yapılanmayı deşifre eden listeyi ele geçirmesinden sorumlu tutulan kişi olarak gösteriliyor. İddialara göre, intihar etmeden önce Yüzbaşı Olgun Ural´ı bilgi sızdırmakla suçlayanlardan biri Binbaşı Ümit Koca, diğeri Yarbay Ali Tatar´dı.

TANJU ÜNAL - 25 Haziran 2009: Güney Deniz Saha Komutanlığı´nda görevli Hakim Yarbay Tanju Ünal, İzmir karagahtaki makam odasında tabancayla intihar etti. Ünal, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil´i yargılayarak rütbelerini söktüren askeri hakimdi.

BELGÜTAY VARIMLI - 20 Kasım 2009: Milli Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu´nun eski başkanı emekli Albay Belgütay Varımlı´nın evinin balkonundan düşerek öldüğü öne sürüldü. Varımlı, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil´in rütbelerinin sökülüp er rütbesine indirilmesine neden olan kişilerden biri olarak biliniyordu. Varımlı´nın Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarını deşifre eden subay olduğu iddia edildi.

ALİ TATAR - 20 Aralık 2009: Deniz Yarbay Ali Tatar, Beylerbeyi´nde kaldığı askeri lojmanda silahıyla intihar etti. Halen görülmekte olan Poyrazköy davası kapsamındaki ´Amirallere Suikast´ suçlamasıyla tutuklandı. Avukatlarının itirazı üzerine 9 gün sonra serbest bırakıldı. Yakınlarının iddialarına göre, tutukluluk sürecinde psikolojik olarak çöktü. Serbest bırakılması sevindirdiyse de kısa süre sonra itiraz üzerine tekrar tutuklama kararı çıkarılması Tatar´ı intihara sürükledi. Tatar, komutanlarının kendisine sahip çıkmadığını düşünüyordu.

-Deniz Kuvvetleri içinde Ata Evleri yapılanması-

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç ile şu an görevdeki komutan Oramiral Eşref Uğur Yiğit´e suikast hazırlığı yapan subaylar arasında Ali Tatar´ın da adı var. İddianamede Tatar´ın, Ergenekon´la bağlantılı olarak Deniz Kuvvetleri´nde kurulan organizasyonu ´koruduğu´ aktarılıyor. Tatar´ın adının da geçtiği belgelerde, Deniz Kuvvetleri içinde, Hava Kuvvetleri´ndeki Karargah Evleri´nin benzeri olan Ata Evleri yapılanmasına gidildiği iddia ediliyor.

Yarbay Ali Tatar´ın Deniz Kuvvetleri´ndeki Ergenekon yapılanması ile irtibatlı tüm subayları yakından tanıyan isim olduğu iddia ediliyor. Kendisinin Ergenekon´da ´eğitimden sorumlu subay´ olduğu, Deniz Harp Okulu´ndan mezun olan personelin birliklere dağıtımını ve bu yapıyla koordinasyonu sağladığı söyleniyor. Yarbay Tatar´ın Deniz Kuvvetleri içindeki en önemli oluşumlardan biri olan Ata Evleri ve Deniz Yıldızı Projesi´nde yönetici olduğu belirtiliyor.

Ali Tatar´ın bu kapsamda kritik görevlerde olduğu, ancak deşifre olduktan sonra her adımının Ergenekon örgütü tarafından yakından takip edildiği, konuşmaması için her türlü çabanın gösterildiği öne sürülüyor.

Ali Tatar´ın eşi Nilüfer Tatar, cenaze töreninde kamuoyunun pek bilmediği bazı bilgileri açıkladı. Ergenekon kapsamında cezaevine gönderilen Alevi inançlı 29 subay olduğunu söyledi: Alevi subayların üzerine oynuyorlar. 29 subay içeride boş yere yatıyor. Alevi subayları yok etmek istiyorlar.

Bugüne kadar TSK bünyesinde vefat eden Alevi inançlı subay ya da generallerden hiçbirinin cenazesi cemevinden kaldırılmamıştı. İlk defa Ali Tatar´ın cenazesi cemevinden kaldırılarak Alevi vurgusu ön plana çıkarıldı.

Ali Tatar´ın intihara karar vermeden önce bir oramiralle görüştüğü, son gece evinde 56 kişinin katıldığı bir toplantı düzenlediği de ileri sürüldü.

-İzmir´deki çete-

BERK ERDEN - 8 Şubat 2010: Güney Deniz Saha Komutanlığı´nda görevli Kıdemli Kurmay Albay Berk Erden intihar ederek hayatına son verdi. Erden´in intiharından sonra internete yüklenen bir videoda ölümün Ergenekon´la bağlantılı olduğı ima ediliyordu. Kocam öğrenirse Ergenekon ilişkilerini ortaya çıkarmakla tehdit ederim. Hatta sakladığı silahların yerini, İzmit´teki çete arkadaşlarını bile söylerim. ifadesi geçiyordu. Burada, İzmir´deki çete arkadaşlarını söylerim ifadesi de ayrıca dikkat çekici. Bu intihar olayından 2 yıl kadar sonra 2012 Mayıs ayında İzmir´de casusluk çetesine yönelik bir soruşturma başlatıldı. Halen devam ediyor. Daha önce İstanbul´da ortaya çıkarılıp davası görülen çete gibi bu çetenin özellikle Deniz Kuvvetleri içinde cirit attığı ortaya çıktı. Çete derken İzmir´deki çetenin mi yoksa Erden´in Ergenekon ilişkilerinin mi kastedildiği bilinmiyor.

SON SÖZ

İddialardan ve aktardığımız bilgilerden de anlaşıldığı gibi TSK içindeki mezhebi yapılanmanın özellikle Deniz Kuvvetlerinde yoğunlaştığı anlaşılıyor. Hasan Celal Güzel´e 1997´de ulaşan bilgiler, Ergenekon iddianamesine de yansıyan Aksaz Deniz Üssü´nde komutanlar arasında yaşanan mezhep kavgası ile 28 Şubat sanıklarından Oğuz Kalelioğlu´nda ele geçen belgeler bu görüşe dair şimdilik sunduğumuz ana bulgular.. Tabi bir de yukarıda aktardığımız diğer bilgiler ile iddianameler ve eklerinde yer almış olabilecek farkında olmadığımız diğer belge ve bilgiler..

Son söz olarak; bu haberde bir mezhebin hedef alındığı söylenemez. Bu asla söz konusu değildir. Kişilerin istediği dini ve mezhebi seçme ve yaşama özgürlüğü vardır. Kimse kimseye inancını dayatmamalıdır. Birarada pekala barış içinde yaşanabilir. Haberin konusu, 80´li yıllardan beri yasal olmayan şekilde TSK içinde Suriye örneğinde olduğu gibi Baas tipi bir cunta yapılanmasına gidildiği ve bunu yaparken bir mezhebin araç olarak kullanıldığı iddiasıdır.

TSK´daki mezhebi yapılanma konusunun burada vermeye çalıştığımız bir kaç bilgi ile sınırlı tutulamayacağı çok açık. Zaten bu haberimizin çıkış noktasını hatırlarsak, 28 Şubat darbe süreci için 15 yıl önce yapılan bir suç duyurusuna dönemin DGM savcısının verdiği takipsizlik kararı ve bu kararı kaldırmak için günümüzdeki mahkemelerin getirdiği gerekçe idi. Yani TSK içindeki mezhebi yapılanma iddialarının yeterince araştırılmadan takipsizlik kararı verildiği gerekçesi idi.

Bu gerekçe ve takipsizlik kararının kaldırılmasından hareketle yapılanmaya yönelik ayrı bir soruşturma yürütülmekte midir?.. Yoksa bu konu 28 Şubat soruşturması kapsamında mı araştırılmaktadır?.. Ya da Karargah Evleri soruşturması kapsamında mı araştırılmaktadır?.. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Kontrgerilla.com/basindaAH/19980315.asp

(2) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4480

(3) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5204

(4) Aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-14041-26-devir-devir-dogu-perincek.html

(5) Aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-4820-34-sol-28-subatin-neresinde.html

(6) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4602

(7) Sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2010/01/21/cetin_doganin_kimligi

(8) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5556

(9) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1918

(10) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5554

(11) Kontrgerilla.com/yazilar/delil_tartismalari.asp

(10 Eylül 2013, 15:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Demirel, mezhepçi cuntayı korudu

Yarbay Yıldar´ın Demirel´e gönderdiği 12 Mart 1998 tarihli mektup

TSK´da gizlenmiş örgütün çekirdeği: Batı Çalışma Grubu

Ergenekon ve Kontrgerilla yapılanmasında alevi bağlantıları

Fuhuş ve casusluk soruşturmasıyla ilgili manşetlerimiz

Casuslar TSK´da cirit atıyor

Amirallere suikast manşetlerimiz

Poyrazköy manşetlerimiz

İhbar: Ergenekon şüphelisi subaylar diğerlerine terör estiriyor

Oramiral Yiğit: Beni yıkamadınız

Deniz Kuvvetlerinde şüpheli intihar olayları ve Ergenekon şüphesi

Bir komutan şoku daha

İstifacı komutan: Bizi takan yok

Gölcük Donanma´da ele geçen belgeler manşetlerimiz

Ergenekon, balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5564    yazdır/print


 

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu sanıklar salona alındı. Tüm sanıklar ve avukatların yerlerini almasının ardından kararın açıklanması bekleniyor.. Ve kararın okunmasına başlandı.. Mahkeme Ergenekon Terör Örgütü´nün varlığını tescil etti. Mahkeme 275 sanıktan 21´i hakkında beraat kararı verdi. Bedrettin Dalan´ın da aralarında bulunduğu firari sanıkların dosyası ayrıldı. Duruşmada şu an ceza alan sanıklarla ilgili bölümler okunuyor. Doğu Perinçek´in aralarında bulunduğu sanıklar salonu terketmek istedi. Jandarma izin vermedi. Duruşmada arbede çıktı, avukatlar salonu terketti.

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu sanıklar salona alındı. Tüm sanıklar ve avukatların yerlerini almasının ardından kararın açıklanması bekleniyor.

-Mustafa Balbay: Herkes hazırlansın sıcak bir sonbahar geliyor-

Tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşma salonunda yerlerini aldı. Avukatlar, salona giren sanıkları ayakta alkışladı. Sanıklardan bazılarının Türk Bayrağı açtığı gözlendi. ´Mustafa Kemal´in askerleriyiz´, ´Her yer Silivri her yer taarruz´ şeklinde sloganlar atıldı. Tutuklu sanıklardan Mustafa Balbay, ´Bu davayı halktan kopardılar, biz halkın adaletine sığınıyoruz. Herkes hazırlansın sıcak bir sonbahar geliyor. diye bağırdı.

-Sanık yakınları salonda-

Bazı sanık yakınlarının duruşma salonunda olduğunu bildirdi. DHA´nın haberine göre, Tuncay Özkan´ın kızı Nazlıcan Özkan ve Mustafa Balbay´ın eşi Gülşah Balbay salona girdi. Duruşma öncesi yapılan açıklamada, sanık yakınlarına da duruşma salonu yasağı konulmuştu.

-Bazı sanıklar katılmadı-

Sanıklardan yaklaşık 15 dakika sonra mahkeme heyetinin yerini almasıyla duruşma başladı. Duruşmaya, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Hasan Iğsız ile Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 63 tutuklu sanık katıldı. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Gülhane Askeri Tıp Akademisi´nde (GATA) tedavi gören Yüksek Askeri Şura kararıyla emekliliğe sevk edilen Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile avukat Serdar Öztürk katılmadı.

Heyetin yerini almasıyla avukat sıraları hareketlendi, söz isteyenler oldu. Vekil sıralarından CHP Mersin Milletvekili İsa Gök ayağa kalkarak heyet başkanına, “Sanık yakınlarının alınmadığı duruşma aleniyet kazanmaz. Sabah saat 9.00 denilen duruşma 3,5 saat geç başlıyor, böyle yargılama olmaz” itirazında bulundu. Mahkeme başkanı Hüseyin Özese, pek çok avukatın itirazına rağmen hükmün açıklanacağını, kimseye söz verilmeyeceğini belirterek kısık bir sesle hükmü okumaya başladı. Mahkemedeki gerginlik, başkanın sesine de yansıdı. Arada diğer üyelere kısa karar uzatılarak okutuldu. Mahkeme kürsüsünde 2 savcı, 4 hakim, 6 isim yer aldı. 6 kişinin de kürsüde devam edip etmeyeceğine dair bir avukatın itirazına mahkeme başkanı usule aykırı bir durum olmadığı yanıtını verdi.

13.09: 21 SANIK BERAAT ETTİ

Ve kararın okunmasına başlandı.. Başkan Özese, sanıklar hakkındaki kararlarını hazırladıklarını belirtti. Kararın iki aşamadan oluştuğunu ifade eden Özese, birinci aşamada sanıklar hakkındaki hükmün, ikinci aşamada ise sanıkların tutukluluk durumu ve taleplerinin yer aldığını ifade etti.

Özese, kararın özetini okumaya başladı. Mahkeme kararında, Ergenekon silahlı terör örgütü ifadesi kullanıldı. Mahkeme 275 sanıktan 21´i hakkında beraat kararı verdi. Beraat eden sanıklar arasında Ali Yiğit, Süleyman Esen, Salih Kunter, gazeteci Caner Taşpınar, yönetmen Halis Yavuz Işıklar da var.

Bedrettin Dalan ve Turhan Çömez´in da aralarında bulunduğu firari sanıkların dosyası ayrıldı.

SALONDA ARBEDE ÇIKTI

Doğu Perinçek´in aralarında bulunduğu sanıklar salonu terketmek istedi. Jandarma izin vermedi. Duruşmada arbede çıktı, avukatlar salonu terketti. 47 yıl hapis cezasına çarptırılan Arif Doğan, kararı duyduğu anda çığlıklar atarak kapıdan çıkmaya çalıştı. Doğan´ı son anda jandarma engelledi. Beni asın diye mahkeme heyetine bağıran Doğan uzun süre sakinleşemedi. Ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılan Tuncay Özkan ise, karara tepki gösterince salondan çıkarıldı. Tuncay Özkan´a başka suçlardan 16 yıl 2 ay daha ceza verildi.

13.15: İŞTE CEZASI BELLİ OLANLAR

* Emekli Tuğgeneral Veli Küçük´e 2 kez ağırlaştırılmış müebbet (diğer suçlardan da 99 yıl 1 ay)

* Danıştay saldırganı Alparslan Aslan´a 2 kez ağırlaştırılmış müebbet (diğer suçlardan da 90 yıl)

* Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´e 2 kez ağırlaştırlmış müebbet

* İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´e ağırlaştırılmış müebbet

* Emekli Albay Fikri Karadağ´a ağırlaştırılmış müebbet

* Emekli Albay Dursun Çiçek´e ağırlaştırılmış müebbet

* Avukat Kemal Kerinçsiz´e ağırlaştırılmış müebbet

* Gazeteci Tuncay Özkan´a ağırlaştırılmış müebbet

* Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´a müebbet

* Emekli Orgeneral Hurşit Tolon´a müebbet

* Eski Jandarma Genel Komutanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur´a müebbet

* Eski 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız´a müebbet

* Emekli Orgeneral Nusret Taşdeler´e müebbet

* Eski Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol´a müebbet

* Emekli Albay Fuat Selvi´ye müebbet

* Sendikacı Mustafa Özbek´e müebbet

* Emekli Korgeneral Mehmet Eröz´e müebbet

* Metal-İş eski başkanı Mustafa Özbek´e müebbet

* CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal´a 12 yıl 6 ay

* CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay´a 34 yıl 8 ay

* CHP´li vekil Sinan Aygün´e 13 yıl 6 ay

* Yazar Yalçın Küçük´e 22 yıl 6 ay

* Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´e 22 yıl 6 ay

* Eski Özel Tim´ci İbrahim Şahin´e 49 yıl 4 ay hapis

* Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´e 2 kez ağırlaştırlmış müebbet hapis (Bununla birlikte 117 yıl daha)

* Mustafa Levent Göktaş´a 23 yıl 4 ay

* Emekli Albay Hasan Atilla Uğur´a 29 yıl 3 ay

* İnternet Andıcı Davası sanıklarından emekli Tuğamiral Alaaddin Sevim 10 yıl

* Genelkurmay eski İstihbarat Dairesi Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkın Pekin 7,5 yıl

* Drej Ali olarak bilinen Ali Yasak 6 yıl 3 ay

* Emekli Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu 20 yıl 6 ay

* Tümgeneral Hıfzı Çubuklu 9 yıl 6 ay

* Davanın bir numaralı sanığı emekli asker Oktay Yıldırım´a 33 yıl 10 ay

* Akın Birdal suikastinin azmettiricisi, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Semih Tufan Gülaltay´a 12 yıl

* Emekli Albay Arif Doğan´a 47 yıl 3 ay hapis

* Zir Vadisi soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Emekli Yarbay Mustafa Dönmez´e 49 yıl 2 ay

* Eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç´a 13 yıl 2 ay

* Teğmen Noyan Çalıkuşu´na 8 yıl 6 ay

* Emekli asker Serdar Öztürk´e 25 yıl 6 ay

* Doğu Perinçek´in oğlu öğretim üyesi Mehmet Perinçek´e 6 yıl

* Adli Tıp Uzmanı Ümit Sayın´a 4 yıl

* Eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz´e 13 yıl 11 ay

* Sedat Peker´e 10 yıl

* Susurluk Davası hükümlüsü Sami Hoştan´a 10 yıl

* Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu´na 23 yıl

* Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu´na 15 yıl 8 ay

* Eski Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Ferit Bernay 10 yıl

* Eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran 10 yıl

* Anayasa Mahkemesi Üyesi Osman Paksüt´ün eşi tutuksuz sanık Ferda Paksüt´e 2 yıl 6 ay

* Eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan´a 14 yıl hapis

* İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever´e 15 yıl hapis

* Osman Yıldırım´a 8 yıl 9 ay (Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi´ne molotof saldırılarından beraat)

* Prof. Dr. Erol Manisalı´ya 9 yıl

* Emekli Orgeneral Kemal Yavuz´a 7 yıl 6 ay

* Gazeteci Adnan Bulut´a 6 yıl 3 ay

* Gazeteci Vedat Yenerer´e 7 yıl 6 ay

* Cumhuriyet Gazetesi´ne molotoflu saldırıda adı geçen Bedir Şinal´a 18 yıl 8 ay

* Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk´a 7 yıl 6 ay

* İP Genel Başkan Yardımcısı Turan Özlü 9 yıl

* Gazeteci Güler Kömürcü 7 yıl 6 ay

* Özlem Usta 6 yıl 3 ay

* Bekir Öztürk 12 yıl

* Yazar Ergün Poyraz´a 29 yıl 4 ay

* İşçi Partisi´nin avukatlarından Emcet Olcaytu´ya 13 yıl 2 ay

* Fatma Cengiz´e 11 yıl

* Emekli Binbaşı Fikret Emek´e 41 yıl 4 ay

* Eski Belediye Başkanı Gürbüz Çapan´a 1 yıl 3 ay

* İşçi Partisi yöneticisi ve Aydınlık Gazetesi yazarı Hikmet Çiçek´e 21 yıl 9 ay

* İşçi Partisi yöneticisi Hayrettin Ertekin´e 12 yıl

* Eski Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz´e 10 yıl

* Boğaç Kaan Murathan´a 17 yıl

* İşçi Partisi yöneticisi Adnan Akfırat´a 19 yıl

* Teğmen Mehmet Ali Çelebi´ye 16 yıl 6 ay

* 27 el bombasının ele geçirildiği gecekondunun sahibi Emekli Astsubay Mehmet Demirtaş´a 22 yıl

* Eski Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım´a 16 yıl 10 ay

* Mehmet Zekeriya Öztürk´e 19 yıl 6 ay

* Genelkurmay Eski Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel´e 7 yıl 6 ay

* Avukat Nusret Senem´e 20 yıl 3 ay

* Gazeteci Ünal İnanç´a 19 yıl

* Kemal Aydın´a 20 yıl 8 ay

15.15: HABERAL ve 16 SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Ergenekon Davası´nda 12 yıl 6 ay hapis cezası alan Mehmet Haberal ve diğer 16 sanık tahliye edildi. Sanıklar, tutuklu bulundukları süre gözönünde bulundurularak tahliye edildiler. Tahliye edilen 17 sanığın isimleri şöyle: Mehmet Haberal, Hıfzı Çubuklu, Mehmet Otuzbiroğlu, İsmail Hakkı Pekin, Osman Yıldırım, Cemal Gökçeoğlu, Erkan Ayyıldız, Fatma Cengiz, Hüseyin Yanç, Hulusi Gülbahar, İbrahim Özcan, Kenan Özay, Mehmet Perinçek, Mehmet Bülent Sarıkahya, Sedat Özüer, Selçuk Özkan, Ziya İlker Göktaş.

11 SANIK HAKKINDA YAKALAMA KARARI

Mahkeme 11 sanık hakkında da yakalama kararı çıkardı. Yakalama kararı çıkarılanların isimleri şöyle: Şener Eruygur, Yalçın Küçük, Tuncer Kılınç, Kemal Alemdaroğlu, Ahmet Cinali, Adnan Türkkan, Hüseyin Buzoğlu, Merdan Yanardağ, Tunç Akkoç, Adnan Akfırat, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Şahin, Levent Temiz.

KARARIN ÖZETİ 2 SAAT SÜRDÜ

Mahkeme ´Ergenekon kararının´ özetinin okunmasını bitirdi. Alınan kararlarla ilgili gerekli yazışmalar yapılıyor. Kararların açıklanması 2 saat 10 dakika sürdü.

BALBAY VE BAZI SANIKLAR İTİRAZ DİLEKÇESİ SUNDU

Mustafa Balbay, İlker Başbuğ ve Hurşit Tolon´un da aralarında bulunduğu bazı sanıklar, karara itirazı içeren dilekçeyi mahkemeye sundular.

TUTUKLULUĞUN DEVAMINA KARAR VERİLENLER

06.08.2013 13:55 Tutukluluk halinin devamına karar verilen 49 sanık: Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş, Muzaffer Tekin, İsmail Yıldız, Ergün Poyraz, Fikret Emek, Mehmet Zekeriya Öztürk, Veli Küçük, Sevgi Erenerol, Sedat Peker, Semih Tufan Gülaltay, Doğu Perinçek, Hikmet Çiçek, Kemal Kerinçsiz, Mehmet Fikri Karadağ, Alparslan Arslan, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu, Aykut Metin Şükre, Özkan Kurt, Bedirhan Şinal, Boğaç Kaan Murathan, Hurşit Tolon, Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Durmuş Ali Özoğlu, Kemal Aydın, Fatih Hilmioğlu, Mustafa Dönmez, Mustafa Levent Göktaş, Hasan Ataman Yıldırım, İbrahim Şahin, Dursun Çiçek, Serdar Öztürk, Mehmet Deniz Yıldırım, Hasan Iğsız, Mehmet Eröz, Nusret Taşdeler, Fuat Selvi, Alaettin Sevim, Mehmet İlker Başbuğ, Ulaş Özel, Okan İşgör, Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel, Turan Özlü, Mahmut Güzel.

TAHLİYESİNE KARAR VERİLENLER

Mehmet Haberal, Hıfzı Çubuklu, Mehmet Otuzbiroğlu, İsmail Hakkı Pekin, Osman Yıldırım, Cemal Gökçeoğlu, Erkan Ayyıldız, Fatma Cengiz, Hüseyin Yanç, Hulusi Gülbahar, İbrahim Özcan, Kenan Özay, Mehmet Perinçek, Mehmet Bülent Sarıkayha, Sedat Özüer, Selçuk Özkan, Ziya İlker Göktaş.

YAKALAMA KARARI ÇIKARILANLAR

Şener Eruygur, Yalçın Küçük, Tuncer Kılınç, Kemal Alemdaroğlu, Ahmet Cinali, Adnan Türkkan, Hüseyin Buzoğlu, Merdan Yanardağ, Tunç Akkoç, Adnan Akfırat, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Şahin, Levent Temiz.

DAVA DOSYASI AYRILANLAR

Bedrettin Dalan, Emrah Gönenci, Mustafa Bakıcı, Saipir Debzlelvidze, Turhan Çömez, Süleyman Solmaz. Engin Aydın, İlhan Selçuk ve Murat Özkan vefaat ettikleri için haklarındaki davanın düşürülmesine karar verildi.

BERAAT EDENLER

Adem Uzun, Ali Yiğit, Ayhan Çelik, Bahadır Berk, Bekir Çelik, Coşkun Çalık, Erdal İrten, Eren Mumcu, Fuat Ermiş, Garip İrfan Torun, Hakan Akdoğan, Halis Yavuz Işıklar, İlhami Ümit Handan, Kenan Temur, Maruf Şinik, Muhterem Bağcı, Onur Özdemir, Önder Koç, Recep Taylan, Salih Kurter, Satılmış Balkaş, Süleyman Esen, Tuncay Hacıbektaşoğlu.

ADLİ KONTROLE TABİ TUTULANLAR

Arif Doğan, Hüseyin Vural Vural, Ünal İnanç ve Mustafa Özbek hakkında konutlarını terk etmemek kaydıyla adli kontrol uygulanmasına karar verildi.

HAKİMLER KONUŞTU: VİCDANEN ÇOK RAHATIZ

10.08.2013 11:18 Ergenekon davasının ilk safhası 5 Ağustos´ta açıklanan kararla tamamlandı. Karara imza atan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin hakimleri ise karar sonrası ilk kez konuştu. Kararlarla ilgili eleştirilere yanıt veren yedek hakimlerden Mehmet Fatih Uslu, Kişilerin durumlarını hassas terazide tartar gibi inceledik dedi. Hakim Ercan Fırat ise, Verdiğimiz kararda vicdanen çok rahatız ifadesini kullandı. Milliyet gazetesine değerlendirme yapan yedek hakimlerden Mehmet Fatih Uslu ise, Kişilerin durumunu hassas terazide tartar gibi inceledik. Gerekçeli karar beklenmeden yargısız infaz yapılıyor. Maalesef kimse dosyanın içeriğini bilmiyor dedi. Hakim Ercan Fırat da, gerekçeli kararla birlikte her şeyin daha da açıklığa kavuşacağını belirtti. Fırat, İsabetli ve çok hukuki, yerinde bir karar verdiğimizi düşünüyoruz. Vicdanen çok rahatız ifadesini kullandı.

-------------------------------------------------------------------------

İŞTE 275 SANIK VE ALDIKLARI CEZALAR:

1-) Abdullah Arapoğlulları: 7 yıl 6 ay hapis cezası
2-) Abdulmuttalip Tonçer: 7 yıl 1 ay hapis cezası
3-) Abdulvahit Özkaya: 8 yıl 4 ay hapis cezası
4-) Adem Uzun: BERAAT ETTİ
5-) Adil Serdar Saçan: 14 yıl 5 ay hapis cezası
6-) Adnan Bulut: 6 yıl 3 ay hapis cezası
7-) Adnan Türkkan: 10 yıl 6 ay hapis cezası
8-) Ahmet Cinali: 10 yıl 6 ay hapis cezası
9-) Ahmet Hurşit Tolon: MÜEBBET HAPİS CEZASI, 5 yıl hapis cezası
10-) Ahmet Tuncay Özkan: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 16 yıl 2 ay hapis cezası
11-) Alaettin Sevim: 10 yıl hapis cezası
12-) Ali Kutlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
13-) Ali Oktay Şahbaz: 6 yıl 3 ay hapis cezası
14-) Ali Yasak: 6 yıl 3 ay hapis cezası
15-) Ali Yiğit: BERAAT ETTİ
16-) Alparslan Arslan: 2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 90 yıl 3 ay hapis cezası
17-) Altunay Şahin: 6 yıl 3 ay hapis
18-) Arif Doğan: 47 yıl 3 ay hapis cezası
19-) Asım Demir: 10 ay hapis cezası
20-) Atilla Aksu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
21-) Aydın Gergin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
22-) Aydın Yüksek: 16 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası
23-) Aydoğan Aksüngü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
24-) Ayhan Atabek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
25-) Ayhan Çelik: BERAAT ETTİ
26-) Aykut Metin Şükre: 12 yıl 6 ay hapis cezası
27-) Ayşe Asuman Özdemir: 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası
28-) Bahadır Berk: BERAAT ETTİ
29-) Barbaros Hayrettin Altıntaş: 6 yıl 3 ay hapis cezası
30-) Bayram Demir: 8 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
31-) Bedirhan Şinal: 18 yıl 8 ay hapis cezası
32-) Bedrettin Dalan'ın (Firari sanık) DAVA DOSYASININ AYRILDI.
33-) Bekir Çelik: BERAAT ETTİ
34-) Bekir Öztürk: 12 yıl hapis cezası
35-) Birol Başaran: 8 yıl 9 ay hapis cezası
36-) Boğaç Kaan Murathan: 16 yıl 9 ay hapis cezası
37-) Bora Ballı: 8 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
38-) Bülent Baş: 6 yıl 3 ay hapis cezası
39-) Bülent Güngördü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
40-) Caner Taşpınar: 6 yıl 3 ay hapis cezası
41-) Cem Şimşek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
42-) Cemal Gökçeoğlu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
43-) Cengiz Köylü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
44-) Cihan Arık: 6 yıl 3 ay hapis cezası
45-) Cihandar Hasanhanoğlu: 12 yıl 6 ay hapis cezası
46-) Coşkun Çalık: BERAAT ETTİ
47-) Doğu Perinçek: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET, 34 yıl 4 ay hapis cezası
48-) Doğukan Yorulmaz: 6 yıl 3 ay hapis cezası
49-) Durmuş Ali Özoğlu: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS, 6 yıl 6 ay hapis cezası
50-) Dursun Çiçek: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
51-) Emcet Olcaytu: 13 yıl 2 ay hapis cezası
52-) Emin Caner Yiğit: 8 yıl 1 ay hapis cezası
53-) Emin Gürses: 12 yıl hapis cezası
54-) Emin Şirin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
55-) Emrah Gönenci(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
56-) Emre Baltacı: 6 yıl 3 ay hapis cezası
57-) Engin Aydın (Hayatını kaybetti) DAVASI DÜŞÜRÜLDÜ
58-) Erbay Çolakoğlu: 8 yıl 10 ay 20 gün hapis
59-) Ercüment Ovalı: 6 yıl 3 ay hapis cezası
60-) Erdal İrten: BERAAT ETTİ
61-) Erdal Şahin: 6 yıl 3 ay hapis cezası
62-) Eren Mumcu: BERAAT ETTİ
63-) Ergün Poyraz: 29 yıl 7 ay hapis cezası
64-) Erhan Timuroğlu: 21 yıl 6 ay hapis cezası
65-) Erkan Ayyıldız: 4 yıl 7 ay hapis cezası
66-) Erkan Önsel: 9 yıl hapis cezası
67-) Erkut Ersoy: 11 yıl 15 gün hapis cezası
68-) Erol Manisa: 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası
69-) Erol Mütercimler: 8 yıl 9 ay hapis cezası
70-) Erol Ölmez: 9 yıl hapis cezası
71-) Ersin Gönenci: 8 yıl 4 ay hapis cezası
72-) Ertaç Giray: 11 yıl 8 ay hapis cezası
73-) Ertuğrul Orta: 6 yıl 3 ay hapis cezası
74-) Evrim Baykara: 6 yıl 3 ay hapis cezası
75-) Fahri Kepek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
76-) Fahri Süslü: 8 yıl 9 ay hapis cezası
77-) Fatih Derdiyok: 2 yıl 6 ay hapis cezası
78-) Fatih Hilmioğlu: 23 yıl hapis cezası
79-) Fatih Koca: 6 yıl 3 ay hapis cezası
80-) Fatma Cengiz: 11 yıl 15 gün hapis cezası
81-) Fatma Sibel Gürcihan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
82-) Ferda Paksüt: 2 yıl 6 ay hapis cezası
83-) Ferid İlsever: 15 yıl hapis cezası
84-) Feridun Refik Nuhoğlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
85-) Fikret Emek: 41 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası
86-) Fuat Ermiş: BERAAT ETTİ
87-) Fuat Selvi: MÜEBBET HAPİS CEZASI
88-) Fuat Turgut: 7 yıl 6 ay hapis cezası
89-) Garip İrfan Torun: BERAAT ETTİ
90-) Gazi Güder: 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası
91-) Güler Kömürcü: 7 yıl 6 ay hapis cezası
92-) Gürbüz Çapan: 1 yıl 3 ay hapis cezası
93-) Habip Ümit Sayın: 4 yıl 22 gün hapis cezası
94-) Hakan Akdoğan: BERAAT ETTİ
95-) Hakan Arıkan: 7 yıl 6 ay hapis cezası
96-) Hakan Şanlı: 8 yıl 9 ay hapis cezası
97-) Halil Behiç Gürcihan: 13 yıl 5 ay hapis cezası
98-) Halil Kemal Gürüz: 13 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
100-) Halis Yavuz Işıklar: BERAAT ETTİ
101-) Hasan Ataman Yıldırım: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS, 12 yıl 9 ay hapis cezası
102-) Hasan Atilla Uğur: 29 yıl 3 ay hapis cezası
103-) Hasan Hüseyin Uçar: 6 yıl 3 ay hapis cezası
104-) Hasan Iğsız: MÜEBBET HAPİS CEZASI
105-) Hatice Bahtiyar: 7 yıl 6 ay hapis cezası
106-) Hayati Özcan: 10 yıl 11 ay 20 gün hapis cezası
107-) Hayrettin Ertekin: 13 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
108-) Hayri Bildik: 6 yıl 3 ay hapis cezası
109-) Hayrullah Mahmud Özgür: 10 yıl 6 ay hapis cezası
110-) Hıfzı Çubuklu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
111-) Hikmet Çiçek: 21 yıl 9 ay hapis cezası
112-) Hulusi Gülbahar: 7 yıl 6 ay hapis cezası
113-) Hüdayi Ünlüer: 7 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası
114-) Hüseyin Gazi Oğuz: 10 yıl hapis cezası
115-) Hüseyin Görüm: 10 yıl hapis cezası
116-) Hüseyin Keskin: 10 yıl hapis cezası
117-) Hüseyin Nazlıkul: 2 yıl 1 ay hapis cezası
118-) Hüseyin Nusret Taşdeler: MÜEBBET HAPİS CEZASI
119-) Hüseyin Vural Vural: 17 yıl 4 ay 10 gün hapis cezası
120-) Hüseyin Yanç: 6 yıl 3 ay hapis cezası
121-) İbrahim Benli: 6 yıl 3 ay hapis cezası
122-) İbrahim Özcan: 14 yıl 8 ay hapis cezası
123-) İbrahim Şahin: 49 yıl 4 ay 10 gün hapis cezası
124-) İhsan Göktaş: 6 yıl 3 ay hapis cezası
125-) İlhami Ümit Handan: BERAAT ETTİ
126-) İlhan Bulayır: 6 yıl 3 ay hapis cezası
127-) İlhan Selçuk:(Hayatını kaybetti) DAVASI DÜŞÜRÜLDÜ
128-) İker Güven: 6 yıl 3 ay hapis cezası
129-) İlyas Çınar: 12 yıl 2 ay 7 gün hapis cezası
130-) İlyas Gümrükçü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
131-) İsmail Eksik: 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası
132-) İsmail Hakkı Pekin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
133-) İsmail Sağır: 21 yıl 6 ay hapis
134-) İsmail Yıldız: 28 yıl 4 ay hapis cezası
135-) İsmet Reçber: 6 yıl 3 ay hapis cezası
136-) Kahraman Şahin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
137-) Kemal Aydın: 20 yıl 8 ay hapis cezası
138-) Kemal Kerinçsiz: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 5 yıl hapis cezası
139-) Kemal Şahin: 6 yıl 3 ay hapis cezası
140-) Kemal Yalçın Alemdaroğlu: 15 yıl 8 ay 22 gün hapis cezası
141-) Kemalettin Balcı: 6 yıl 3 ay hapis cezası
142-) Kenan Özay: 4 yıl 3 ay hapis cezası
143-) Kenan Temur: BERAAT ETTİ
144-) Levent Ersöz: 22 yıl 6 ay hapis cezası
145-) Levent Temiz: 10 yıl hapis cezası
146-) Mahir Akkar: 3 yıl 4 ay hapis cezası
147-) Mahir Çayan Güngör: 7 yıl 6 ay hapis cezası
148-) Mahmut Güzel: 5 yıl hapis cezası
149-) Mahmut Öztürk: 6 yıl 3 ay hapis cezası
150-) Maruf Şinik: BERAAT ETTİ
151-) Memet Adnan Akfırat: 19 yıl hapis cezası
152-) Mehmet Ali Çelebi: 16 yıl 6 ay hapis cezası
153-) Mehmet Bedri Gültekin: 10 yıl 6 ay hapis cezası
154-) Mehmet Bora Perinçek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
155-) Mehmet Bozkurt: 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası
156-) Mehmet Bülent Sarıkahya: 7 yıl 6 ay hapis cezası
157-) Mehmet Dalagan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
158-) Mehmet Demirtaş: 22 yıl hapis cezası
159-) Mehmet Deniz Yıldırım: 16 yıl 10 ay hapis cezası
160-) Mehmet Eröz: MÜEBBET HAPİS CEZASI
161-) Mehmet Fikri Karadağ: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 12 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası
162-) Mehmet Haberal: 12 yıl 6 ay hapis cezası
163-) Mehmet İlker Başbuğ: MÜEBBET HAPİS CEZASI
164-) Mehmet Koral: 7 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası
165-) Mehmet Murat Yücel: 7 yıl 6 ay hapis cezası
166-) Mehmet Otuzbiroğlu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
167-) Mehmet Sabuncu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
168-) Mehmet Şener Eruygur: MÜEBBET HAPİS CEZASI+ 10 yıl hapis cezası
169-) Mehmet Zekeriya Öztürk: 19 yıl 6 ay hapis cezası
170-) Melih Yüksel: 6 yıl 3 ay hapis cezası
171-) Merdan Yanardağ: 10 yıl 6 ay hapis cezası
172-) Meryem Kurşun: 6 yıl 3 ay hapis cezası
173-) Mesut Özcan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
174-) Mete Yalazangil: 6 yıl 3 ay hapis cezası
175-) Muammer Karabulut: 11 yıl 3 ay hapis cezası
176-) Muammed Murat Avar: 5 yıl 4 ay 5 gün hapis cezası
177-) Muammed Sarıkaya: 6 yıl 3 ay hapis cezası
178-) Muammet Yüce: 12 yıl hapis cezası
179-) Muhittin Erdal Şenel: 7 yıl 6 ay hapis cezası
180-) Muhterem Bağcı: BERAAT ETTİ
181-) Murat Ağırel: 6 yıl 3 ay hapis cezası
182-) Murat Aplak: 2 yıl 6 ay hapis cezası
183-) Murat Çağlar: 10 yıl 10 ay hapis cezası
184-) Murat Çavdar: 6 yıl 3 ay hapis cezası
185-) Murat Eke: 6 yıl 3 ay hapis cezası
186-) Murat Özkan: (hayatını kaybetti) DAVASI DÜŞÜRÜLDÜ
187-) Murat Uslukılıç: 2 yıl 1 ay hapis cezası
188-) Mustafa Abbas Yurtkuran: 10 yıl hapis cezası
189-) Mustafa Ali Balbay: 34 yıl hapis cezası
190-) Mustafa Bakıcı:(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
191-) Mustafa Dönmez: 49 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası
192-) Mustafa Hüseyin Buzoğlu: 31 yıl 9 ay hapis cezası
193-) Mustafa Koç: 14 yıl 2 ay hapis cezası
194-) Mustafa Levent Göktaş: 23 yıl 9 ay hapis cezası
195-) Mustafa Özbek: MÜEBBET HAPİS CEZASI, 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası
196-) Muzaffer Öztürk: 12 yıl 6 ay hapis cezası
197-) Muzaffer Şenocak: 12 yıl 11 ay hapis cezası
198-) Muzaffer Tekin: 2 KERE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 117 yıl hapis cezası
199-) Münür Kemal Yavuz: 7 yıl 6 ay hapis cezası
200-) Neriman Aydın: 10 yıl 5 ay hapis cezası
201-) Noyan Çalıkuşu: 8 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası
202-) Nusret Senem: 20 yıl 3 ay hapis cezası
203-) Oğuz Alpaslan Abdülkadir: 6 yıl 3 ay hapis cezası
204-) Oğuz Bulut: 11 yıl 3 ay hapis cezası
205-) Oğuzhan Sahıroğlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
206-) Okan İşgör: 20 yıl hapis cezası
207-) Oktay Yıldırım: 33 yıl 10 ay hapis cezası
208-) Onur Özdemir: BERAAT ETTİ
209-) Orhan Güçlü: 2 yıl 1 ay hapis cezası
210-) Orhan Tunç: 6 yıl 3 ay hapis cezası
211-) Osman Gürbüz: 8 yıl 9 ay hapis cezası
212-) Osman Yıldırım: 9 yıl hapis cezası
213-) Önder Koç: BERAAT ETTİ
214-) Özkan Kurt: 13 yıl 6 ay hapis cezası
215-) Özlem Usta: 6 yıl 3 ay hapis cezası
216-) Rafet Arslan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
217-) Raif Görüm: 6 yıl 3 ay hapis cezası
218-) Rasim Görüm: 6 yıl 3 ay hapis cezası
219-) Recai Alkan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
220-) Recep Gökhan Sipahioğlu: 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası
221-) Recep Taylan: BERAAT ETTİ
222-) Rıza Ferit Bernay: 10 yıl hapis cezası
223-) Saipir Debzlelvidze:(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
224-) Salih Kurter: BERAAT ETTİ
225-) Sami Hoştan: 10 yıl hapis cezası
226-) Satılmış Balkaş: BERAAT ETTİ
227-) Sedat Özüer: 7 yıl 6 ay hapis cezası
228-) Sedat Peker: 10 yıl hapis cezası
229-) Selçuk Özkan: 4 yıl 7 ay
230-) Selim Akkurt: 10 yıl 6 ay hapis cezası
231-) Selim Utku Gümrükçü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
232-) Semih Tufan Gülaltay: 12 yıl hapis cezası
233-) Serdar Öztürk: 25 yıl 6 ay hapis cezası
234-) Serhan Bolluk: 7 yıl 6 ay hapis cezası
235-) Servet Kaynak: 8 yıl 9 ay hapis cezası
236-) Sevgi Erenerol: MÜEBBET HAPİS CEZASI, 8 yıl 9 ay hapis cezası
237-) Seyhun Zaim: 15 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası
238-) Sinan Aygün: 13 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası
239-) Siyami Yalçın: 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası
240-) Süleyman Esen: BERAAT ETTİ
241-) Süleyman Solmaz: (Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
242-) Taner Ünal: 8 yıl 9 ay hapis cezası
243-) Tanju Güvendiren: 6 yıl 3 ay hapis cezası
244-) Tanju Okan: 1 yıl 3 ay hapis cezası
245-) Taylan Özgür Kırmızı: 7 yıl 6 ay hapis cezası
246-) Tekin Irşi: 9 yıl 2 ay hapis cezası
247-) Tuğrul Demre: 6 yıl 3 ay hapis cezası
248-) Tuncay Hacıbektaşoğlu: BERAAT ETTİ
249-) Tunç Akkoç: 11 yıl 6 ay hapis cezası
250-) Tuncer Kılınç: 13 yıl 2 ay 10 gün hapis cezası
251-) Turhan Çömez(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
252-) Turhan Özlü: 9 yıl hapis cezası
253-) Ufuk Akkaya: 8 yıl 5 ay 20 gün hapis cezası
254-) Ufuk Mehmet Büyükçelebi: 7 yıl 6 ay hapis cezası
255-) Ulaş Özel: 15 yıl 3 ay 15 gün
256-) Ümit Oğuztan: 8 yıl 9 ay hapis cezası
257-) Ünal İnanç: 18 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
258-) Vatan Bölükbaşoğlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
259-) Vedat Yenerer: 7 yıl 6 ay hapis cezası
260-) Veli Küçük: 2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET, 99 yıl hapis cezası
261-) Yalçın Küçük: 22 yıl 6 ay hapis cezası
262-) Yaşar Arslanköylü: 6 ay 20 gün hapis cezası (6136 sayılı kanuna muhalefet etmek'den en az cezayı aldı)
263-) Yaşar Oğuz Şahin: 6 yıl 3 ay hapis cezası
264-) Yaşar Tozkoparan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
265-) Yusuf Beşirik: 6 yıl 3 ay hapis cezası
266-) Yusuf Erikel: 8 yıl 9 ay hapis cezası
267-) Yusuf Ethem Akbulut: 7 yıl 6 ay hapis cezası
268-) Yusuf Görüm: 6 yıl 3 ay hapis cezası
269-) Yusuf Tunçer: 7 yıl 6 ay hapis cezası
270-) Yüksel Dilsiz: 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası
271-) Zafer Şen: 8 yıl 9 ay hapis cezası
272-) Zahide Ruhsar Şenoğlu: 7 yıl 11 ay hapis cezası
273-) Zeki Yurdakul Çağman: 6 yıl 3 ay hapis cezası
274-) Zerar Atik: 6 yıl 3 ay hapis cezası
275-) Ziya İlker Göktaş: 7 yıl 6 ay hapis cezası

(05 Ağustos 2013), son güncel.: (10 Ağustos 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

Baskına çağıran TGB´ye baskın

Flaş: Ergenekon´da izleyici yok

Ergenekon´da karar 5 Ağustos´ta

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5507    yazdır/print


 

Flaş!!! Özal iddianamesine kabul

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianame, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Dava zaman aşımına 1 gün kala açıldı. Duruşma için henüz gün belirlenmedi.

16.04.2013 17:45 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianame, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Ancak mahkeme, henüz duruşma gününü belirlemedi. Turgut Özal´ın vefat yıldönümü olan 17 Nisan´a 1 gün kala dava açılmış oldu. (AA)

TMK´nın 10. maddesiyle görevli Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin´in hazırladığı 50 sayfalık iddianame, zaman aşımı süresinin dolmasına iki hafta kala Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderilmişti. Özal´ın eşi Semra Özal ile oğlu Ahmet Özal´ın müşteki olarak gösterildiği iddianamede, suç tarihi 17 Nisan 1993 gösteriliyor.

Levent Ersöz´ün suçlandığı TCK´nın 156. maddesinde, Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır. deniliyor.

Ersöz´ün şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na yazılan talimatta ise Turgut Özal´ın Cumhurbaşkanlığı Köşkü´nde rahatsızlanarak vefat etmesi sürecindeki olaylar ve temel konularda ifadeler arasındaki çelişkiler gözetildiğinde, merhum Cumhurbaşkanı´nın organize bir şekilde işlenen cinayete kurban gittiği yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır. görüşleri yer alıyor.

İKİNCİ İDDİANAME GELİYOR

Kabul edilen iddianamenin ekinde 15 klasör içinde 6 bin sayfa civarında belge delil olarak bulunuyor. Belgeler içinde Özel Harp Dairesi´ndeki (ÖHD) kozmik aramalarda elde edilen bazı belgelerin de olduğu sanılıyor. İddianamede Özal´ın organize bir cinayetle öldürüldüğü, cinayetin Özel Harp hücresi Tushad´ın işi olduğu iddia ediliyor. Buna karşılık savcılığın bir örgüt tespitine yer vermemesi ve sadece Levent Ersöz´ü suçlaması da dikkati çekiyor.

İddianamede tek şüpheli olarak Ergenekon davasının da tutuklu sanığı olan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün yer aldığı sanılıyor. Soruşturma kapsamında Ergenekon davasının diğer bir tutuklu sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un da şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmış, ancak Tolon savcılıkça serbest bırakılmıştı. Tolon´un iddianamede yer alıp almadığı henüz kesinlik kazanmadı.

Ancak Özal´ın ölümüne dair yürütülen soruşturma bitmiş değil. Savcılığın Ergenekon davasında mahkemede ifade veren gizli tanıkların beyanları üzerine Savaş Korkmaz kod adlı bir kişinin de izini sürdüğü öğrenilmişti. Savcılığın elindeki bulgularla tanık ifadelerindeki ayrıntıların örtüştüğü bildiriliyor. Bu kişinin gerçek kimliği belirlendiğinde ikinci bir iddianamenin hazırlanacağı ve ilkiyle birleştirilmesinin talep edileceği belirtiliyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)



İDDİANAMENİN DETAYLARI NETLEŞİYOR

16.04.2013 18:30 İddianamenin detayları da netleşmeye başladı. İlk sayfalarında Turgut Özal´ın hayatı özetlenerek, Türkiye´nin 8. Cumhurbaşkanı seçilerek, görev başında hayatını kaybetmiş siyasetçi ve devlet adamıdır ifadesi kullanıldı. Anavatan Partisini 20 Mayıs 1983´te kuran Özal´ın başbakan seçildiği ve iktidarda bulunduğu 1983-1991´de, Türkiye ekonomisini ortalama 5,2 büyüttüğü belirtilen iddianamede, Özal´ın Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu´nu değiştirerek Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığını kurduğu ifade edildi. Özal´ın, partisinin, 18 Haziran 1988´de Ankara Atatürk Spor Salonu´nda düzenlenen 2. Olağan Kongresi´nde, Kartal Demirağ´ın düzenlediği saldırıdan yaralı olarak kurtulduğu anımsatılan iddianamede, Saldırgan Kartal Demirağ önce ölüm cezasına çarptırılıp, ardından cezası 20 yıla indirilmiştir. Gerek ailesinin, gerek birlikte siyaset yapan kişilerin beyanlarına göre, Turgut Özal, Türkiye´nin yüksek menfaatleri için olayın üzerine çok fazla gidilmemesini istemiştir denildi.



Turgut Özal´ın, 9 Kasım 1989´da resmi olarak cumhurbaşkanlığı görevine başladığı hatırlatılan iddianamede, Özal´ın, Cumhurbaşkanlığı döneminde yaşanan 1. Körfez Savaşı´nda çok aktif rol aldığı kaydedildi.

Özal´ın, dönemin Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin´in uzaklaştırılması için mümkün olan her şeyin yapılması konusunda fikren ve siyasi olarak çok istekli olduğu, bu nedenle ABD´ye destek verdiği anlatılan iddianamede, şunlar belirtildi: Harekata Türk ordusunun da katılıp, Misak-ı Milli sınırları içinde olan Musul ve Kerkük´e girilmesini isteyince, zamanın Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay görev süresi sona ermeden 3 Aralık 1990´da kendi isteği ile genelkurmay başkanlığı görevinden emekliye ayrıldı. Görevden ayrılmasına sebep olarak da 1. Körfez Savaşı´nda hükümetin tutumuna tepki olduğu öne sürüldü.

Özal her zaman sivil yönetim ve demokrasinin üstünlüğünü savunmuştur. Sivil yönetimi destekleme adına kamu kurum ve kuruluşlarını ziyaret ederken, resmi kıyafetiyle ziyaret eden diğer Cumhurbaşkanlarından farklı olarak çoğu defa kravatsız, keten pantolon, keten ayakkabı ve tişörtle resmi programlara katılmıştır. Özal, diğer cumhurbaşkanları gibi konuklarını Köşk´te ağırlamak yerine, Marmaris´te Okluk Koyu´nda ağırlamıştır. Ölümünde, ´sivil cumhurbaşkanı, demokrat cumhurbaşkanı, dindar cumhurbaşkanı´ pankartlarıyla da bu tutumu desteklenmiştir.

İddianamede, Turgut Özal, 17 Nisan 1993´te 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden sonra şüpheli bir şekilde vefat etmiştir ifadesi kullanılarak, cenazesine Türkiye´nin dört bir yanından yüz binlerce kişinin akın ettiği, törenin televizyonlardan canlı yayınlandığı, ülkede bayrakların yarıya indirildiği görüşüne yer verildi.

Özal ile yakın dostluğu olan dönemin ABD Başkanı George H. W. Bush´un, beklentilerin aksine cenaze törenine katılmadığı kaydedilen iddianamede, Özal´ın, Öldükten sonra beni İstanbul´a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed´in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum vasiyetine uyularak, kendisi tarafından yaptırılan eski Başbakan Adnan Menderes´in anıt mezarının da bulunduğu Topkapı Vatan Caddesi´nde hazırlanan anıt mezara defnedildiği anımsatıldı.

1993´ÜN ÖNEMLİ OLAYLARI

İddianamede, ´1993 Yılında Meydana Gelen Önemli Olaylar´ başlığı altında, ´1993´te işlenen faili meçhul cinayetler, sansasyonel eylemler ve ülkeyi etkileyen önemli günler´ şöyle sıralandı:

-11 Ocak: İstanbul polisi, LuckyS adlı Panama bandıralı gemide 15 ton uyuşturucu ele geçirdi.

-15 Ocak: Bingöl ile Diyarbakır´ın Kulp ilçesi arasında bulunan PKK kampları havadan bombalandı. 150 PKK´lının öldüğü açıklandı.

-24 Ocak: Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu, evinin önünde otomobiline konan bomba ile öldürüldü.

-28 Ocak: İşadamı Jak Kamhi´ye suikast düzenlendi. Kamhi, yara almadan kurtuldu.

-5 Şubat: ANAP İstanbul Milletvekili, eski Maliye Bakanı Adnan Kahveci, ailesi ile Bolu-Gerede´de trafik kazası geçirerek hayatını kaybetti.

-17 Şubat: Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, buzlanma nedeniyle uçağın düşmesi yüzünden öldü. Resmi açıklama bu yönde olsa da olay sonrası toplanan kanıtlar, ortaya çıkan gelişmeler, bunun bir suikast olabileceği şüphesini ortaya koymuş, bu konuda da soruşturma halen devam etmektedir.

-18 Mart: PKK lideri Abdullah Öcalan, aldığı ateşkes kararını duyurdu.

-17 Nisan: 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, şüpheli şekilde öldü.

-16 Mayıs: Süleyman Demirel, Türkiye Cumhuriyeti´nin 9. Cumhurbaşkanı seçildi.

-23 Mayıs: PKK´lı teröristler Bingöl-Elazığ karayolunu keserek, teskere almış 33 silahsız askeri şehit etti. Bu konuda askerlerin güvenliği için gerekli tedbirlerinin alınmadığı ortaya çıkmıştır.

-8 Haziran: Abdullah Öcalan ateşkesi sona erdirdiklerini açıkladı.

-13 Haziran: DYP Olağanüstü Genel Kurulunda Genel Başkan seçilen Tansu Çiller 25 Haziran´da Başbakanlık koltuğuna oturdu.

-15 Haziran: Bitlis Kayabaşı ve Bingöl Üçpınar köylerinde 9 vatandaş roketatarlı saldırıyla öldürüldü.

-26 Haziran: Mardin´in Yeşilli ve Koyunlu köylerinde PKK katliam yaptı, 8 sivil öldürüldü.

-30 Haziran: Van´da Yenigün Otel kundaklandı, 11 kişi öldü, 27 kişi yaralandı.

-2 Temmuz: Sivas´ta Pir Sultan etkinliklerine katılan Aziz Nesin ile bir grup aydın ve sanatçının kaldığı Madımak Oteli ateşe verildi, 37 kişi öldü.

-2 Temmuz: Şırnak-Çelik Karakolu baskını neticesinde 16 asker şehit oldu.

-5 Temmuz: Erzincan´ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde PKK ve diğer örgütlerin ortak yaptığı eylem sonucunda 33 kişi öldürüldü.

-12 Temmuz: Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürlüğü´ne getirildi.

-12 Temmuz: Anayasa Mahkemesi, Halkın Emek Partisinin (HEP) kapatılmasına karar verdi.

-18 Temmuz: Van´ın Bahçesaray ilçesine bağlı Sündüz Yaylası´nda PKK tarafından 14 çocuk, 8 kadın ve 4 erkek öldürüldü.

-27 Temmuz: Bakanlar Kurulu, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş´in görev süresini 1 yıl uzattı.

-29 Temmuz: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhittin Fisunoğlu, 30 Ağustos beklenmeden görevinden alındı. Kara Kuvvetleri Komutanlığına 1. Ordu Komutanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı atandı.

-4 Ağustos: Bitlis´in Mutki ilesine bağlı Kavakbaşı ve Yenidoğan köyleri arasında yol kesen PKK´lı teröristler minibüsü taradı, 15 kişi öldü, 13 kişi yaralandı.

-23 Ağustos: Iğdır-Sultantopu Karakolu baskını neticesinde 14 asker şehit düştü.

-24 Ağustos: Batman Gercüş Ayranlı mevkisi baskınında çok sayıda sivil vatandaş öldü.

-1 Eylül: Ağrı Eleştirt Aşağı Kopuz Köyü İlkokulu PKK´lı teröristlerce yakıldı. (1993´ün ikinci yarısında onlarca köyün PKK tarafından yakıldığı haberleri yansıdı)

-4 Eylül: Batman´da yapılan saldırı sonucunda DEP Milletvekili Mehmet Sincar ile Batman İl Yönetim Kurulu Üyesi Metin Özdemir öldürüldü.

-12 Eylül: SHP Genel Başkanlığı´ndan ayrılan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, kabineden de istifa etti.

-25 Eylül: Van-Kanalga Karakolu baskını neticesinde 12 asker şehit düştü.

-29 Eylül: Batman Kozluk Beşkonak köyü Serikan mezrasında PKK katliamı sonucunda 2 çocuk, 4 kadın ve 1 erkek vatandaşımız öldürüldü.

-2 Ekim: Kahramanmaraş Elbistan Seydilli köyü Ofalar mezrasında PKK otobüs taradı, 10 kişi öldü.

-4 Ekim: Siirt Şirvan Daltepe köyünde PKK katliam yaptı. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 23 kişi öldürüldü.

-7 Ekim: Tunceli Pertek Pınarlar köyünde PKK katliamı sonucunda 4 öğretmen şehit edildi.

-10 Ekim: Tansu Çiller, Avrupa Konseyi toplantısı için bulunduğu Viyana´da İspanya tecrübesinden (Bask modeli) biz de yararlanacağız dedi.

-11 Ekim: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Çözümü İspanya´da arama dedi.

-16 Ekim: PKK tehdidi sebebiyle ulusal gazeteler Diyarbakır bürolarını kapattı.

-22 Ekim: Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Diyarbakır Lice Asayiş Bölük Komutanlığı binası önünde silahlı saldırı sonucu şehit oldu.

-22 Ekim: Siirt Baykan Derince mezrasında PKK tarafından çoğu çocuk 22 kişi öldürüldü.

-25 Ekim: PKK, Erzurum´un Çat ilçesine bağlı Yavi beldesinde kahvehane bastı, 35 kişi öldü, 50 kişi yaralandı.

-27 Ekim: Başbakan Tansu Çiller, Terör ya bitecek ya bitecek! açıklamasını yaptı. 4 gün sonra da Terörün dıştaki ve içteki kaynaklarını kurutacağız dedi.

-4 Kasım: JİTEM´in kilit isimlerinden olduğu belirtilen Cem Ersever öldürüldü. Ersever, Güneydoğu´daki gerçekler Türk milletinden gizleniyor demişti.

-29 Aralık: Mardin Kılavuzköy Jandarma Karakolu´nu basan teröristler 12 askeri şehit etti. Savur ilçesinde devriye gezen iki polis şehit edildi.

-31 Aralık: Abdullah Öcalan, ABD ve AB´nin önde gelen devlet ve hükümet başkanlarına açık bir mektup göndererek, yeni bir sözde ateşkes ilan etmek istediğini bildirdi.

SUİKAST GİRİŞİMİ VE UÇAK KAZASI

İddianamede, Maktulün Ölümünden Önce şahsına Yönelik Gerçekleştirilen EYlemler başlığı altında, Kartal Demirağ tarafından gerçekleştirilen suikast olayı ve Uçak kazasına yer verildi.

Özal´a, 18 Haziran 1988´de Anavatan Partisi´nin 2. Olağan Kongresi´nde Kartal Demirağ tarafından suikast düzenlendiği ve sağ elinden yaralı olarak kurtulduğu belirtilen iddianamede, Demirağ´ın önce ölüm cezasına çarptırıldığı, sonra cezasının 20 yıla indirildiği anımsatıldı.

Turgut Özal´ın oğlu Tevfik Ahmet Özal´ın, 1 Nisan 2013 tarihli beyanı özetlendi. Buna göre Ahmet Özal, babasına yönelik suikasttan 2-3 ay önce Başbakan olarak kendisine tahsisli olan TC-GAP uçağının İstanbul´dan Ankara´ya hareket edeceği sırada bir sesle bütün ışıklarının söndüğünü, 2. pilotun sigorta diye düğmeye basmasıyla ışıkların geri geldiğini, havalandıktan sonra Büyükada üzerinde aynı sorunun bir daha yaşandığını ifade ederek, kendisinin hobi olarak sivil pilot olması nedeniyle, babasının da kabul etmesiyle uçağı Yeşilköy Havalimanı´na döndürdüğünü, havalimanına gelmeden çok önce uçağın sağ motorunun durduğunu, elektriklerin kesildiğini, göstergelerin kaybolduğunu, telsiz konuşmalarının yapılamadığını, kule ile konuşamadıklarını, kabin içerisinde duman yükselmeye başladığını, herkesin panikleyip bağırmaya başladığını anlattı.

Uçağın denizin üzerinden çok alçak geçerek piste iniş yaptığını, kulenin inişten habersiz olduğunu, uçağın tekerlerinin patladığını kaydeden Ahmet Özal, pilotun ´Uçak infilak edecek, kaçın´ iye bağırdığını, normal kapıyı açmak istediğini ancak basınç farkından dolayı açılmadığını ve en arka bagajların olduğu kargo kapısını açtıklarını ifade etti.

Ahmet Özal, korumaların babasını sarkıtarak aşağıya indirdiklerini, aşağıya atlayanlardan Basın Danışmanı Can Pulat ve Özel Kalem Müdürü Tevfik Ertürk´ün sakatlandığını bildirerek, Olayın basında kısaca yer aldığını, uçağı satan firmanın rapor düzenlediğini ve uçağın havada patlama ihtimalinin yüzde 95 olduğunu, geri kalan yüzde 5 ihtimalle kendilerinin kurtulduğunu söylediklerini aktardı.

Bu olayın babasına yönelik suikast olabileceğini düşünmediklerini söyleyen Ahmet Özal, Ancak Kartal Demirağ tarafından silahlı suikast girişiminden sonra bu olayın da bir suikast girişimi olabileceğini değerlendirdiklerini belirtti.

GİZLİ TANIK SELÇUK

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianamede, Şüpheli Levent Ersöz´ün, açık kimliği tespit edilemeyen ancak gizli tanık ´Selçuk´ tarafından ´Savaş Korkmaz´ olarak belirtilen kişi ile 17 Nisan 1993´te, Türkiye´nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ı önceden planlayarak zehirlemek suretiyle öldürttüğü, bu yolla atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır ifadesi kullanıldı.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen iddianamede, Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Devlet Denetleme Kurulu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu´nca hazırlanan raporlar ve gizli tanıklar İlker Çınar´ın, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı´na, Selçukun ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na verdiği ifadeler özetlendi.

İddianameye göre, ifadesinde, 1993´ten itibaren, Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisinde yer alan TUSHAD´a bağlı Beyaz Kuvvetler Komutanlığı´nda görev yaptığını belirten Çınar, Beyaz Kuvvetler´in operasyonel bir birim olmadığını belirtti.

Operasyonel olan Siyah Kuvvetler´in ise halk arasında bulunduğunu ve görevinin farklı grupları karşı karşıya getirerek ortamı germek olduğunu iddia eden Çınar, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde bulunan JİTEM´in de TUSHAD tarafından kontrol edildiğini ve infazlar yaptığını ileri sürdü.

Operasyonlar başladıktan sonra, Beyaz Kuvvetler, Siyah Kuvvetler ve JİTEM´in, Ergenekon Terör Örgütü´nün bir parçası olduğu sonucuna vardığını ifade eden Çınar, Ergenekon kapsamında yargılanan Hurşit Tolon´un, TUSHAD´ın başında ve emekli olduktan sonra bile etkin konumda bulunduğunu savundu.

Sanık Levent Ersöz´den eğitim aldığını iddia eden Çınar, Özal´ın suikast sonucu öldüğünü, TUSHAD´a girdikten sonra yapılan konuşmalarda duyduğunu ileri sürdü. Çınar, Turgut Özal´ın, kalp krizine yol açacak polonyum 210 ve amerikyum 241 radyoaktif ilaçları verilerek öldürüldüğünü öne sürdü.

CUMHURBAŞKANINI DA ZEHİRLETİRİZ

Gizli tanık Selçuk da ifadesinde, Levent Ersöz´ü tanıdığını belirterek, bir konuşmada Ersöz´ün, Biz gerektiğinde cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişiyi de zehirletiriz, öldürtürüz dediğini duyduğunu iddia etti.

Selçuk, Özal´ın ölümüne ilişkin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne yazdığı dilekçede de jandarma istihbarata çalıştığı dönemde, yarbay rütbesindeki ´Savaş´ isimli bir kişinin, Özal´ın ölümünün zehirlenme yoluyla düzenlenen planlı bir suikast olduğunu söylediğini ileri sürdü.

Levent Ersöz´ün, 2004´te Ankara Çayyolu´ndaki bir toplantıda ise Bizler başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış kişiyi zehirletiriz dedikten sonra, toplantıda bulunan Yarbay Savaş´a dönerek, Bu olayın kahramanlarından biri Savaş´tır ifadesini kullandığını iddia eden Selçuk, Ersöz´ün, konuşmasının devamında, Özal´ın yanında yer alan Eşref Bitlis´in ihanet içinde olduğunu savunarak, Bu yanlışın bedelini hem kendi hem onu adam bilip yanında olanlar ödedi dediğini ifade etti.

ERSÖZ´ÜN SAVUNMASI

İddianamede, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki Ergenekon davasının iddianamelerinden, Turgut Özal´ın adının geçtiği bazı bölümler aktarıldıktan sonra, sanık Levent Ersöz´ün, soruşturma aşamasında alınan savunmasına yer verildi.

Buna göre, Ersöz, Deniz Uygar kod isimli İlker Çınar´ı tanımadığını ve hakkındaki iddialardan basın yoluyla haberdar olduğunu aktardı. İlker Çınar´ın ifadelerinde çelişkiler bulunduğunu ileri süren Ersöz, Genelkurmay´da TUSHAD diye bir birimin olmadığını, ne Beyaz Kuvvetler ne de Siyah Kuvvetler birimlerini duymadığını belirtti.

JİTEM diye bir birimin söz konusu olmadığını savunan Ersöz, Arif Doğan gibi hastalıklı ruh hali içerisindeki bir kişinin beyanlarına dayanarak JİTEM´in var olduğunun iddia edildiğini, Teoman Koman´ın, mahkemede tanık olarak dinlendiğinde JİTEM´in var olmadığını açıkça ifade ettiğini, Genelkurmay Başkanlığı´nın TUSHAD diye bir birimin olmadığını mahkemeye bildirdiğini, dolayısıyla olmayan bir kuruluşun Özal´ı öldürmesinin söz konusu olamayacağını kaydetti.

HAYAL ÜRÜNÜ BİR SENARYO

Özal´ın ölümüyle ilgili iddiaların hayal ürünü bir senaryo olduğunu ileri süren Ersöz, Özal´ın öldüğü tarihte Şırnak 23. Jandarma Sınır Tugayı´nda kurmay başkanı olduğunu belirtti.

Selçuk isimli gizli tanığın kim olduğunu bilmediğini ve hiçbir ilişki içine girmediklerini dile getiren Ersöz, Selçuk´un, Jandarma İstihbarat´ta haber elemanı olarak çalıştığını ve kendisini oradan tanıdığını ifade ettiğine dikkati çekti. Ancak 2003-2004´te sadece bir yıl istihbarat başkanı olarak çalıştığını bildiren Ersöz, gizli tanık Selçuk´un beyanlarının çelişkili olduğunu öne sürerek, hakkındaki iddiaları reddetti.

Ersöz, Selim Gül´ün Şırnak´ta emrinde çalışan bir astsubay olduğuna değinerek, gizli tanık ifadelerinde, Ankara Çayyolu´nda 2004´te gerçekleştirildiği savunulan toplantıda yer aldığı iddia edilen Gül´ün, hatırladığı kadarıyla o tarihte Mersin İl Jandarma Komutanlığı emrinde olduğunu dile getirdi.

Böyle bir toplantı olmadığı için, ´Bizler Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış kişiyi zehirletiriz´ dediğinin iftira ve yalan olduğunu savunan Ersöz, Turgut Özal ve Eşref Bitlis´in ölümlerinde en ufak bir bilgi ve etkisinin söz konusu olmadığını ileri sürdü.

İlker Çınar´ın Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı´nın iddianamesinin 9. ve 10. sayfasında belirttiği hususların tamamen yalan ve uydurma olduğunu ifade eden Ersöz, Çınar ile hiç çalışmadığını savundu.

Hurşit Tolon´un TUSHAD olarak iddia edilen bir kuruluşla ilişkisi olup olmadığını bilmediğini, kaldı ki TUSHAD diye bir kuruluşun bulunmadığını iddia eden Ersöz, Adli Tıp Kurumu raporunda, Özal´ın ne şekilde öldüğü tespit edilememiştir denilmesine rağmen İlker Çınar ve Selçuk adlı gizli tanığın beyanı üzerine, Özal´ın öldürüldüğü sonucuna varılmış gibi kendisine sorular sorulmasını kabul edemeyeceğini dile getirdi.

DEĞERLENDİRME

İddianamenin son bölümünü oluşturan Değerlendirme kısmında ise şunlar kaydedildi:

Ayrıntılarıyla açıklanan tanık beyanları, bilgi ve belgeler, şüpheli Levent Ersöz´ün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde (CMK 250. madde ile görevli) yargılandığı suçların niteliği ve özelliği ile tüm soruşturma dosyası içeriği dikkate alındığında, şüpheli Levent Ersöz´ün, açık kimliği tespit edilemeyen ancak gizli tanık ´Selçuk´ tarafından ´Savaş Korkmaz´ olarak belirtilen kişi ile 17 Nisan 1993 tarihinde, Türkiye´nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ı önceden planlayarak zehirlemek suretiyle öldürttüğü, bu yolla atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

İddianamede, Ersöz´ün 765 sayılı TCK´nın Cumhurbaşkanına suikasta ilişkin 156. maddesiyle cezalandırılması istendi.

Maddede, Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır deniliyor.



İDDİANAME: YARBAY SAVAŞ KORKMAZ DA SUİKASTE KATILDI

17.04.2013 10:00 Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne dair kabul edilen iddianamenin 65 sayfa olduğu öğrenildi. İddianamede tek sanık olarak Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün yer aldığı kesinleşti. Ayrıca iddianamede, “Ersöz´ün açık kimliği tespit edilemeyen Yarbay Savaş Korkmaz ile birlikte Özal´ı önceden planlayarak zehirlemek suretiyle öldürttüğü kanaatine varılmıştır.” denildi.



´ÖZEL HARP´İN ÖZAL´I İNDİREN GÜÇ OLDUĞUNU UNUTMAYIN´

İddianamede Ergenekon davası kapsamında Özal´la ilgili bölümlere de yer verildi. 282. Sayfasında İşçi Partisi´nden elde edilen “prov mekt oğuz” isimli word sayfası içerisinde Öcalan´ın avukatı ve özel kuvvetlerde görevli olduğu belirtilen Oğuz´un konuşmaları dikkat çekti. Oğuz´un konuşmalarda biz sizi protokolden sonra ÖKK´nın 2. Başkanına götüreceğiz. Karargahta görüşeceksiniz. Onunla böyle rahat konuşamazsınız. Özal´dan iyi bir şekilde söz edemezsiniz. Özal´ı indiren güçle konuştuğunuzu unutmayacaksınız. Özal için Ermeni köpeği Kürt eniği gibi laflar duyabilirsiniz” ifadelerini kullandığı belirtildi.

´ÖZAL ÖLÜRSE DARBE OLMAZ, DEMİREL ÖLÜRSE OLUR!´

Turgut Özal´ın kendisine düzenlenen suikastın üzerine gittiğine yer verilen iddianamede, Ergenekon belgelerine göre, Demirel ve İnönü´nün öldürülmesi durumunda ordunun yönetime el koyacağı tahmininin dile getirildiği, Özal ve Mesut Yılmaz öldürülürse böyle bir durumun söz konusu olmayacağının vurgulandığı dokümanlar olduğu belirtildi. (Bugün)

ZEHİRLENMEYE DAİR İLK SUÇ DUYURUSU 1996´DA.. ARDINDAN DA İLGİNÇ BİR GELİŞME..

Savcılığın Turgut Özal´ın ölümünü araştırdığı sırada dönemin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi´ne 1996 yılında ´Özal´ın zehirlenerek öldürüldüğü´ yönünde suç duyurusunda bulunulduğu anlaşıldı. Dönemin DGM Savcılığı´na gelen suç duyurusuna hiçbir araştırma yapılmadan takipsizlik kararı verildiği tespit edildi.

Bu olayın hemen ardından ilginç bir gelişme daha yaşandı. Zamanlama, tesadüf olasılığını zayıflatıyor. Buna göre, DDK raporunda da belirtildiği gibi Özal´a ait kan örnekleri Hacettepe Üniversitesi´nde 1996 yılında kayboldu. Özal´ın şüpheli ölümüne ilişkin yapılan ilk suç duyurusunun ardından kan örneklerinin kaybolması ise dikkat çekti.

Test Sonuçları da Kayıp

Yine olayla ilgili bir başka kritik ayrıntı bir tanığın ifadesinde yer alıyor. Kan örneklerinin kaybolmasıyla ilgili çeşitli iddialara yer verilirken kan örneklerinin taşınırken kırıldığı öne sürülmüştü. Hacettepe Üniversitesi´nde görevli Doç. Dr. Cumhur Özkuyumcu DDK raporundaki beyanında, 17 Nisan 1993 günü Özal´ın ölümünün hemen ardından kendisine Özal´ın kan örneğinin gönderildiğini belirtmişti. Özkuyumcu´nun Özal´ın kan örneği üzerinde birden çok test yaptığını ancak hasta dosyasında bulunan test sonuçları arasında o gün kendilerinin çalıştıkları test sonuçlarının bulunmadığını ifade ettiği aktarıldı.

İDDİANAMEYE GÖRE KALP KRİZİ UZAK İHTİMAL

18.04.2013 13:05 Savcılık: “Verilere göre kalp krizi uzak ihtimal, rahatsızlığı ve ölümü sırasındaki bazı bulgular toksik kimyasal madde zehirlenmesi olarak bilinen ´organofosfat zehirlenmesi´ belirtileridir.”

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen Ergenekon ve Balyoz davaları sanığı Levent Ersöz´ün tek şüpheli olarak yer aldığı ´Özal´a Suikast İddianamesinde´ çarpıcı ayrıntılara yer verildi. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın kalp kriziyle ölümü olasılığının uzak bir ihtimal olarak görüldüğü ifade edilen iddianamede Devlet Denetleme Kurulu´nun Özal´ın Türkiye ve Amerika´daki tüm sağlık verileri toplanarak sağlık haritasının çıkartıldığı kaydedildi.

DDK Raporu´na özel vurgu

Savcılık, DDK Raporu´nun ´Özal´ın ölümünde kalp dışı ve özellikle de doğal ölüm nedenleri dışındaki ihtimallerin düşünülmesi gerektiği´ tespitine vurgu yaparken Özal´ın rahatsızlığı ve ölümü sırasındaki bazı bulguların ise, toksik kimyasal madde zehirlenmesi olarak bilinen ´organofosfat zehirlenmesi´ belirtileri olduğunu kaydetti. İddianameyi hazırlayan Savcı Kemal Çetin, Özal´ın ölümünün ardından kan örneği alınarak bazı testler yapıldığını, ancak bu testlerin hasta dosyasında bulunmadığını belirtti.

Şüpheli ölüme otopsi yapılır

Özal´ın ölüm raporu ve gömme izin belgesinde birbirinden farklı tanıların yazıldığını belirten savcılık, bu durumun Özal´ın ölümünü ´şüpheli ölüm´ yaptığını belirtti. SAvcılık, şüpheli ölümlerde otopsi kararının hekim veya aileye ait olamayacağını vurguladı. Çetin, adli makamlara olayın bildirilmemiş olmasının yasalara aykırı olduğu belirtildi.

Ersöz tanıklardan şikayetçi

Levent Ersöz, avukatı Hulusi Çoşkun aracılığıyla, iddianameye itiraz etti ve gizli tanıklar İlker Çınar ve Selçuk hakkında ´suç uydurma´, ´yalan tanıklık´, ´iftira´ ve ´adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs´ suçlamalarıyla şikayetçi oldu. (Star)

SAVAŞ KORKMAZ´IN GERÇEK KİMLİĞİ AÇIĞA ÇIKMAK ÜZERE: YOZGAT/SORGUN ÖKSÜZLER KÖYÜ´NDEN

19.04.2013 16:58 Özal iddianamesinde Özal´a yönelik suikastte yer aldığı iddia edilen Savaş Korkmaz kod adlı kişinin kimlik bilgileri açığa çıkmak üzere. İddianamede onun memleketinin Yozgat/Sorgun/Öksüzler Köyü olduğu belirtiliyor. Ergenekon davasında ayrıntılı şekilde bir kaç kez ifade veren Gizli Tanık Selçuk´un konuyla ilgili ifadeleri Özal iddianamesinin 13-16. sayfaları arasında yer alıyor. İlgili satırlar şu şekilde:

.. ayrıca Savaş...? isimli bir JİTEM görevlisi daha tanıdığını bunun rütbesinin ise yarbay olduğunu, hatta diğer şahısları Savaş yarbayın yönlendirdiğini, bu kişilerin yanında istihbarat elemanı olarak çalıştıkları sivil kökenli insanlar bulunduklarını ayrıca Arif DOĞAN´la tanıştığını o dönem rütbesinin yarbay olduğunu, ancak Savaş yarbayın üzerinde bulunduğunu,

..Gizli tanık Selçuk´un 05/12/2012 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına Turgut ÖZAL´ın ölümüyle ilgili dilekçe verdiği, yazısından kimliğinin ortaya çıkmaması için Mahkeme Başkanlığı tarafından verdiği dilekçesinde ekleme ve çıkarma yapılmaksızın anlam değişikliği olmaksızın zapta geçirerek imzalandığı, gizli tanığın Mahkeme Başkanlığına hitaben yazmış olduğu dilekçesinde özetle;

Turgut ÖZAL´ın zehirlenerek öldürülmesini Jandarma İstihbaratta çalıştığı dönemde Yarbay rütbesinde olan ifadesinde belirttiği Savaş isimli şahıstan aralarındaki yakın ilişki sebebiyle işittiğini, aralarında güvene dayalı ilişki bulunduğunu, Savaş Yarbayın kendisine Turgut ÖZAL´ın ölümünün zehirlenme yoluyla düzenlenen planlı bir suikast olduğunu, bu olayın içerisinde kendisinin de yer aldığını, güvendiği İrfan, Ahmet ve kendisinin isimlerini net olarak bilmediği üç beş kişilik arkadaş ortamında söylediğini,

Kendisinin bu hususları daha sonra 2004 yılında Ankara Ümitköy Çayyolu Mevkii Atabilge Sitesinde bulunan ofis ve misafirhane olarak kullanıldığını bildiği, ofis ve misafirhaneye ek olan aynı site içerisinede bir villa ve 2 ayrı evin olduğunu bildiğini, bu yerlerden birinde Levent ERSÖZ´den de duyduğunu, Levent ERSÖZ´ün konuşmasını Savaş Yarbay, tanımadığı Selim GÜL denilen biri, Taşkın, İrfan ve kendisi ile Levent ERSÖZ´ün adamı olan birkaç kişinin bulunduğu toplantıda yaptığını, Levent ERSÖZ´ün kendi yapılanmalarının üstünlüğü ve istihbaratın önemini anlatmak için bizler Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış kişiyi zehirletiriz dediğini, bu konuşma yapıldığında Albay rütbesinde olan Savaş Yarbaya dönerek “bu olayın kahramanlarından biri Savaş´tır” dediğini ve kendince Savaş Yarbayı onore ettiğini, kendisinin daha önce bildiği bu olayı Savaş´ın kendilerine anlattığının ortaya çıkmasın diye şaşırmış gibi yaparak dinlediğini, konuşmaların devamında Eşref BİTLİS´in bu oluşuma ihanet içinde olduğunu, Turgut ÖZAL´ın yanında yer aldığını söyleyerek küfür ettiğini, “bu yanlışın bedelini hem kendi hemde Onu adam bilip yanında olanlar ödedi” dediğini,

Bu konuşmalardan sonra kendisinin Savaş Yarbaya (Albaya) birkaç kişinin daha olduğu bir ortamda “Levent ERSÖZ seni onore etti zamanında ÖZAL´ın olayında yer aldığını söylemiştin ama tam ne yaptığını söylememiştin, merakımıza ver sorduk” dediğini, onunda konuşmayı, yaptıklarını övünerek anlatmayı sevdiğini, kendilerine güvenle anlattığını,

İfadesinde belirttiği kişilerden Savaş Yarbayın 1998-1999 yıllarında Yarbay olduğunu, JİTEM´de sorgucu olduğunu, soyadını, tuttuğu notlarını kontrol ettikten sonra “Savaş KORKMAZ, Yozgat/Sorgun Öksüzler Köyü” memleketli olduğunu hatırladığını, bu kişinin Albay rütbesiyle emekli olduğunu öğrendiğini, öğrendiği kişinin uzun yıllardır tanıdığı bir arkadaşı olduğunu,

İrfan isimli kişinin o dönem rütbesinin Binbaşı olup soyadının ŞAHİNOĞLU olduğunu, Kayserili fakat fazla bilgi sahibi olmadığını, İrfan´ın Ankara´da oturduğunu, şuan emekli olduğunu bildiğini,

Ahmet isimli şahıs hakkında fazla bilgi sahibi olmadığını, 1997-1998 yıllarından sonra bu oluşumdaki kişilerle bağlantısının yok denecek kadar az olduğunu, bu kişinin Levent ERSÖZ´ün konuşmasına şahit olanlardan olduğunu, rütbesini bilmediğini,

Selim GÜL, Taşkın ve başka kişilerin Levent ERSÖZ´ün Şırnak´ta Albay rütbesinde olduğu dönemde yakın çalıştığı ve daha sonra yine kendi kontrolünde olan kişiler olduğunu, bu toplantıda olduklarını hatırladığını belirtmiştir.

Gizli tanık Selçuk´un 14/12/2012 tarihinde yine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına vermiş olduğu ve tutanak haline getirilen dilekçesinde de, 05/12/2012 tarihli dilekçesinde anlattığı hususlara ek olarak; o dönem Savaş Yarbayın Turgut ÖZAL´ın zehirlenmesiyle ilgili olayın ayrıntılarını anlatırken kendisinin delillerin yok edilmesinde yardımcı tim olarak görevli olduğunu anlattığını belrtimiştir.

DOSYADAKİ DELİLLER

Özal iddianamesinin ekinde şu deliller yer alıyor:

-Gizli Tanık Selçuk´un beyanları

-Tanık Deniz UYGAR kod isimli İlker ÇINAR´ın beyanları

-Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunca düzenlenen 04/06/2012 tarihli ve 2012/2 sayılı raporu

-İstanbul Adli Tıp Kurumunun 05/12/2012 tarihli ve 4416-C sayılı raporu

-İstanbul CMK´nın 250. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş 2008/623 sayılı ve 10/07/2008 tarihli iddianame (1. Ergenekon iddianamesi)

-İstanbul CMK´nın 250. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş 2009/188 sayılı ve 08/03/2009 tarihli iddianame (2. Ergenekon iddianamesi)

-Malatya CMK´nın 250. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş 2012/98 sayılı ve 08/06/2012 tarihli iddianame (Malatya Zirve katliamı ek iddianamesi)

-Şüpheli savunması, Tanık beyanları, Müşteki beyanları, Sabıka ve nüfus kaydı ve tüm dosya kapsamı (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

İLK DURUŞMA TARİHİ BELLİ OLDU: 11 EYLÜL

02.05.2013 12:16 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında açılan davanın ilk duruşması, 11 Eylül´de görülecek. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, davanın tensip zaptını hazırladı. Davanın ilk duruşması 11 Eylül´de saat 09.00´da görülmesi, müştekiler Semra Özal ve Ahmet Özal ile tanık ifadelerinin talimatla alınması kararlaştırıldı. İddianamede Ersöz, 765 sayılı TCK´nın Cumhurbaşkanına suikasta ilişkin 156. maddesi kapsamında suçlanıyor. Maddede, Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla, buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır deniliyor.

(16 Nisan 2013), son güncel.: (02 Mayıs 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Özal soruşturması genişliyor

TURGUT ÖZAL SUİKASTİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Zehirlenme örtbas mı edilecek?

Özal´ın zehirlendiği iddiası ve adli tıp incelemesi manşetlerimiz

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Özal: Dertleri beni tasfiye etmek

DDK: Özal´ın mezarı açılmalı

DDK raporunun tam metni

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın

DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı

Özal suikastinde çember daralıyor

Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı

Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü

Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5238    yazdır/print


 

Jitem üyesi tanık: Yeşil yaşıyor

JİTEM kimliği ile 1997-1999 yılları arasında Güneydoğu´da görev yapan Bedran Akdağ, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını iddia etti ve geçtiğimiz aylarda Diyarbakır´da görüldüğünü ileri sürdü.

23.12.2012 11:22 JİTEM kimliği ile 1997-1999 yılları arasında Güneydoğu´da görev yapan ´Dağın Ardındaki Gerçekler´ kitabının yazarı Bedran Akdağ, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını iddia etti. Yeşil´in şu anda Çukurova Bölgesi´nde tutulduğunu savunan Akdağ, geçtiğimiz aylarda ise Diyarbakır´da görüldüğünü ileri sürdü. Kaynağını açıklamayan Akdağ, Onu derin yapılar halen elinde tutuyor. Çünkü o konuşursa Fırat´ın ötesinde karanlık olay kalmaz. PKK´nın derin ilişkileri de deşifre olur. Derin devlet, Yeşil konuşur diye onu himaye ediyor. dedi.

Kanal 5´e konuk olan Bedran Akdağ, JİTEM´e katılmasını şöyle anlattı: Bir taraftan örgüt tarafından, bir taraftan da devletin bazı yapıları tarafından baskı altına alındık. Biz de PKK´ya katılmak yerine JİTEM´e katılmayı tercih ettik. Ancak JİTEM ile çalışmaya başlayınca illegal bir örgüte hizmet ettirildiğimizi gördük. Hatta operasyon timleri vardı. Bir çok arkadaş da baskı yoluyla bu timlere katılmak zorunda kaldı.

JİTEM ÇATISI ALTINDA ´BIÇAK TİMİ´ OLUŞTURULDU

Bölgede JİTEM çatısı altında ´Bıçak Timi´ oluşturulduğunu dile getiren Akdağ, tim aracılığıyla sayısız infazlar gerçekleştirildiğini ileri sürdü. Bıçak Timi´ne bağlı alt birimlerin de bulunduğunu anlatan Akdağ, bu yapıların terörle mücadele adı altında kurulduğunu ama hepsinin kendi rantlarının peşine düşerek birer infaz timine dönüştüğünü vurguladı.

Bıçak Timi´nin, dönemin Mardin Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı olan ve şu an Ergenekon sanığı Atilla Uğur tarafından kurulduğunu iddia eden Akdağ, bu tim hakkında savcılığa da ifade verdiğini açıkladı. Savcılığa, ´İsmet, Abdurrahman, Mehmet Salih, Başçavuş Aygün, Astsubay Erdal Uğur, PKK itirafçısı Kadiriye, PKK itirafçısı kod adı Fatih´ isimlerini verdiğini anlatan Akdağ, bu ekibin, bir çok kanaat önderini, iş adamı ve istediklerini yapmayan mazlumları dipsiz kuyulara attığını söyledi.

Bıçak Timi´nin içine farklı bölgelerden de katılımlar olduğunu belirten Akdağ, Cizre´deki yapılanmayı ise Güneydoğu´daki faili meçhul cinayetlerle ilgili davanın görüldüğü duruşmada, davanın bir numaralı sanığı olan Emekli Albay Cemal Temizöz´ün oluşturduğunu iddia etti. Akdağ, timin, bölgede gayri meşru işler yaptığını ve köylerde de katliamlara imza attıklarını savundu.

KÜRT RAPORUNDAN DOLAYI ÖLDÜRÜLDÜLER

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz, Mardin Jandarma Alay Komutanı Rıdvan Özden, Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu ve Emekli Korgeneral Hulusi Sayın´ın JİTEM tarafından ortadan kaldırıldığını ileri süren Bedran Akdağ, şöyle devam etti: Bu ekip, rahmetli Eşref Bitlis´in çalışma kadrosundaydı. Rahmetli Bitlis ve Adnan Kahveci´ye, Turgut Özal özel bir görev verdi. Görevleri, Kürt sorunu üzerinde bir araştırma yaparak rapor hazırlamaktı. Bu kapsamda, çok geniş çalışmalar yaptı iki isim. Daha sonra sundukları taslak raporlarda JİTEM´e yer verdiler. Ve el birliği ile JİTEM´in üzerine gitme kararı aldılar. Ve maalesef bunu hayatları ile ödediler.

GAFFAR OKKAN SUİKASTI JİTEM İŞİ

Diyarbakır eski Emniyet Müdürü Gaffar Okkan´a yönelik suikast hakkında da açıklamalarda bulunan Akdağ, olayın arkasında JİTEM´in olduğunu savundu. Olayın ardından görüştüğü bir itirafçının, kendisine suikastı detaylı bir şekilde anlattığını dile getiren Akdağ, İtirafçı, aynı zamanda JİTEM´e de hizmet etmişti. Olayda, Ergenekon sanığı Levent Göktaş ve yine Ergenekon sanığı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün de parmağı var. Olayı kesinlikle JİTEM´in yaptığını anlattı bana. JİTEM elemanları Gaffar Okkan´ı vurduktan sonra Diyarbakır Saraykapı´ya gidiyorlar. Jitem binasına, 16 kişilik bir tim. Ve ertesi gün oradan helikopter ile Irak´ın Süleymaniye kentine geçiyorlar. Yaklaşık bir ay Kuzey Irak´ta kaldıktan sonra tekrar helikopter ile Diyarbakır´a geliyorlar. Ve oradan Cesna tipi bir uçakla Malatya´ya giderken uçak düşürülüyor. Hiç kimse sağ kalmadı. Yani olayı gerçekleştiren Jitem elemanları da susturuldu. Bu olayı, ben yetkili makamlara da bildirdim. diye konuştu.

YEŞİL KONUŞURSA FIRAT´IN ÖTESİNDE KARANLIK OLAY KALMAZ

´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını iddia eden Akdağ, Hatta iddia ediyorum, şu anda Çukurova Bölgesi´nde tutuluyor. Geçtiğimiz aylarda ise Diyarbakır´da görüldü. Kaynağımı açıklayamam ama bundan hiç şüphem yok. Onu derin yapılar halen elinde tutuyor. Çünkü o konuşursa Fırat´ın ötesinde karanlık olay kalmaz. PKK´nın derin ilişkileri de deşifre olur. Derin devlet, Yeşil konuşur diye onu himaye ediyor. Ama oğlunun yakın zamanda avukatlar ile görüşerek babasının yaşadığını ifade ettiğini de biliyorum. Can güvenliği olmadığı gerekçesiyle avukatı açıklayamam. Sanırım çete davalarına tanıklık yapmak istiyor. şeklinde konuştu. (Cihan)

´YEŞİL YAŞIYOR´ DİYEN DİĞER TANIKLAR

Faili meçhullerden bir çoğunda adı geçen Türkiye´nin en gizemli tetikçisi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın öldüğünü savunanlar da var. Onun öldüğünü ileri sürenler Ölmeseydi şimdiye kadar yakalanırdı ya da ortaya çıkardı savunmasını yapıyorlar. Ancak onun ölmediğine dair Bedran Akdağ dışında başka tanıklar da var. Yeşil´in Yaşadığını ileri süren yetkililerin sayısı çok fazla ve bazıları çok somut bilgiler veriyor.

Belki bu tanıkların somut bilgilerinden hareketle, belki de ele geçen başka delillerden hareketle Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasını yürüten Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeşil hakkında aylar önce yakalama kararı çıkartmış bulunuyor. Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcılık, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ kod adlı Yusuf Geyik için Şubat 2012´de mahkemeden yakalama kararı çıkarttı. Savcı, yurtdışında yaşadığına dair çok sayıda tanık ifadesi bulunan Yeşil´in kırmızı bültenle aranması ve yakalanması için Adalet Bakanlığına da müracaatta bulundu.

Yeşil´in yaşadığını savunan diğer tanık iddialarını şu şekilde sıralayabiliriz:

JİTEM elemanı ve PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan: Yeşil Gürcistan´da yaşıyor

18 Ocak 2012 tarihinde bir yerel gazeteye açıklamalar yapan ve Diyarbakır´da bir dönem Jitem elemanı olarak görev yapan eski PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Gürcistan´ın başkenti Tiflis´te yaşadığını söyledi. Diyarbakır´da Günlük olarak yayınlanan Güneydoğu Güncel gazetesinin sorularını yanıtlayan Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Tiflis´te bir Üniversite öğrencisinin yanında yaşadığını, kendisine sosyal paylaşım sitesi üzerinden gelen bir mesajdan öğrendiğini söyledi. Mesajı gönderen kişinin ismini vermek istemeyen Aygan, kapatılan DEP üyesi Harbi Arman ile Mustafa Anter cinayetinin Yeşil tarafından işlendiğine tanık olduğunu belirterek, ?Cem Ersever ve iki arkadaşının öldürülmesi olayın bizzat yer aldığını Yeşil´in anlatımlarından anladım? dedi. Aygan, Yeşil´in Mehmet Ağar ile eski Başbakan Tansu Çiller´le görüştüğünü ileri sürerek, ?Yeşil onlarla iç içeydi. Tahir Adıyaman ve Kamil Atağ gibi aşiret liderleriyle sürekli görüşüyordu. Yeşil´i Musa Anter cinayetinden sonra Elazığ´a çektiler. Elazığ´da kaldığı sürece giderleri Ağar tarafından karşılanıyordu? dedi.

Jandarma istihbarat emekli Astsubay Hüseyin Oğuz: Yeşil yaşıyor, itirafçı olmak istiyor

02 Ocak 2012 tarihinde A Haber televizyonuna konuk olan Jandarma istihbarattan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz ´Yeşil´in yaşadığı´ iddiasını son olarak dile getiren yetkiliydi. Meclis Susurluk Komisyonu´nda Yeşil´in kimliğini açıklayarak onu ilk deşifre eden kişi olarak da tanınan Astsubay Hüseyin Oğuz, A Haber´e yaptığı açıklamalarda Yeşil´in Belarus´ta olduğunu iddia etmişti. Ben Yeşil´in yaşadığını biliyorum 2011 Ağustos öncesi onunla bizzat görüşen bir ağabeyim var. Belarus Minsk kentinde bir otelde görüştüler. Bu kişinin ismini veremeyeceğim. Yeşil´in yakalanma riski artık çok yüksek. Etrafı boşaldı. Şimdi şansı yok. Yaşıyor, onu ekonomik şartları yakalatmıyor.

25 Aralık 2011 tarihinde basına açıklamalar yapan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz, YeşiL´in Belarus´ta olduğuna dair medyada yer alan iddiaları doğruladı: ?Bana 1997 yılından sonra Tarık Ümit´in akıbetiyle ilgili Muğla Jandarma Komutanlığı´ndan bir arkadaşım dosya getirdi ve Ümit´in cesedinin Muğla´da olduğunu söyledi. İnfazı yapanlardan biri Yeşil. Diğer kişinin ismine ise Tarık Ümit olayı basında tartışılırken birkaç kez yer verildi ve ismi çözüldü. Bu kişinin ismini İzmir Emniyeti´nde verdiğim ifadede söyledim ve emniyet güçleri şu anda bu kişiyi arıyor. Yeşil´e ilişkin olarak da bazı yazılar yazıldı. Yeşil hakkında Mehmet Altan, Belarus´ta olma ihtimalini yazmış. Doğru yazmış.

07 Eylül 2011 tarihinde bir televizyon kanalına konuk olan Astsubay Hüseyin Oğuz, 2009 senesinde Ergenekon soruşturması başladığı sırada kendisini Yeşil´in aradığını aktardı: Ergenekon ve gizli sanıklarla görüştüğünü ve bunun ileriki süreçte çok faydalı olacağını söyledi. Tabi ben o saatte beni neden biri arasın. Ama kesin Yeşil´di. Sesinden tanıdım. Yeşil sıkıştı. Eski beraber olduğu insanlar tümüyle emekli oldu. Kaçacak, göçecek yeri kalmadı. Bu telefon konuşmasının ardından kendisini arayanın Yeşil olduğunu teyit ettiğini belirten Oğuz, Yeşil´in oğlunun da kendisini arayıp babasının itirafçı olmak istediğini yaptıklarından dolayı pişman olduğunu söylediğini belirtti.

08 Ekim 2010 tarihinde Astsubay Hüseyin Oğuz, basına yaptığı açıklamada, ?Yeşil´in yaşadığını ve deşifre olduğu için Ergenekon soruşturması kapsamında konuşacağını? iddia etti. Oğuz, ?Yeşil ölmedi, Ankara´da yaşıyor, bir süre önce bir lokanta işletiyordu. Biliyorum çünkü yaşayabilmek için Yeşil´i takip etmek zorundayım´ dedi. emekli Albay Arif Doğan´ın ?Yeşil yaşıyor? şeklindeki sözleri sorulan Hüseyin Oğuz ?Susurluk Komisyonu´na ´Yeşil yakalanıp konuşursa iç savaş çıkar´ demiştim. Artık böyle demiyorum. Çünkü Susurluk´ta başarılamayan Ergenekon soruşturmasıyla başarılmaya başlandı. Yakalananlar daha buz dağının görünen yüzü. Yeşil yaşıyor, öldüğünü ispat edemiyorlar, edemezler de çünkü o hayatta. JİTEM´in kurucusu Emekli Albay Arif Doğan da yaşadığını söylemiş. Söyler, çünkü hala görüşüyorlar. Yeşil, Doğan´ın ekibinin bir parçası? diye konuşmuştu. Yeşil´i ilk olarak deşifre eden yetkili olarak tanınan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz sözlerini, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın hala yaşadığını belirterek, ´Kısa sürede yakalanacak´ diyerek noktalamıştı.

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

02 Aralık 2011 tarihinde bir başka tanık ifadesi ortaya çıktı. Susurluk döneminin ünlü eski özel harekat polislerinden Ayhan Çarkın´ın yakın dönemde yaptığı itirafları üzerine başlatılan faili meçhuller soruşturması kapsamında ifadesi alınan ve gizli tanık olduğu da iddia edilen Muzaffer Ergin, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´la ilgili ilginç iddialarda bulundu. ´Yeşil´i ilki 1996´da olmak üzere üç kez Hacı Ali Demirel´in evinde gördüğünü söyleyen tanık Muzaffer Ergin, ´Yeşil yaşıyor ve adını ´Hasan Kütük´ olarak değiştirdi.´ diyor. Eski cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel´in kardeşi olan Hacı Ali Demirel´in iddiayı reddetmesi ve kendisini tanımadığını iddia etmesi üzerine Muzaffer Ergin, Demirel´le birlikte olduğunu gösteren bir videoyu CD içinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na teslim etti. Hacı Ali Demirel´le bir dönem ticari ilişkileri olduğunu anlatan Ergin´in ifadesinde şu ayrıntılar yer aldı: Yeşil yaşıyor. Adını Hasan Kütük olarak değiştirdi. Süleyman Demirel´in kardeşi Hacı Ali Demirel´le yakın ilişkisi var. Villasında 3 kez gördüm. İlki 1996 yılıydı. En son bir buçuk yıl önce karşılaştım. Saçları beyazlamıştı. Cumhurbaşkanı Demirel´e ´beyefendi´ diye hitap ediyor. Sakal ve bıyıklarını keserdi. Düzgün takım giyerdi. Estetik olmamış, sadece bıyıklarını ve sakalını kesmişti. Saçları aklaşmıştı. Kendisini ´Hasan Kütük´ olarak tanıttı. Ama Yeşil olduğunu anladım. Bizi misafir eden işadamı da Yeşil olduğunu söyledi.

JİTEM kurucusu emekli Albay Arif Doğan: Yeşil ile hala görüşüyorum

20 Ocak 2011 tarihinde İkinci Ergenekon davasının 98. duruşmasında ifade veren tutuksuz sanık emekli albay Arif Doğan, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile hala görüştüğünü ileri sürerek, Ancak bana nasıl olduğunu sormayın, söylemem. dedi. Doğan, Tunceli-Muş-Bingöl bölgesindeyken, burayı çok iyi bilen, bu halkın dilinden konuşan istihbaratçıdan söz ediliyordu. Kendisine ´Yeşil´ denilen bu kişiyle konuştum. Bana ´Hükümete çalışıyorum´ dedi. Ben de ona ´Ben görev verdiğim zaman yapacaksın´ dedim ve bunu kabul ederek bölgede kaldı. Bir iki defa görev verdim, 72 saat hiç uyumadan çalıştı diye devam etti.

06 Ekim 2010 tarihinde Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ifadesinde de Arif Doğan, Yeşil´in yaşadığını iddia etmişti. Doğan, ek ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve ´JİTEM´ ile ilgili açıklamalar yapmıştı. Doğan ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın arkadaşı olduğunu ve halen hayatta olduğunu, kendisiyle Tunceli´de zaman zaman görüştüklerini söyledi. Albay Arif Doğan, Yıldırım´la aracı ekipler aracılığıyla görüştükleri yönünde bilgi verdi. ´Yeşil´in nerede olduğuna´ dair soruyu yanıtlamadığı belirtilen Doğan´ın JİTEM hakkında sorulan soruya da ´JİTEM´i kendisinin kurduğu ve yönettiği´ şeklinde yanıt verdiği belirtildi.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Celal Uzunkaya: Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

2009 Aralık ayında, İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, dolandırıcılık yaptıkları ileri sürülen bir grubu takibe alarak operasyon düzenledi. Operasyonda, grubun elebaşısı olduğu ileri sürülen ve emniyete haber elemanı olarak görev yaptığı belirtilen İrfan Erbarıştıran ve bazı adamları gözaltına alındı. Ayrıca, Erbarıştıran ile bağlantılı olduğu ileri sürülen, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü´nün de ifadesine başvuruldu. Uzunkaya, Gülcü, Erbarıştıran ve diğer sanıklar hakkında dava açıldı. Celal Uzunkaya duruşmada, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ı yakalamak için operasyon hazırlığında olduklarını söyledi. Erbarıştıran da bu iddiaya katıldı. Duruşmada Celal Uzunkaya´nın ´Yeşil´ kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım ile ilgili sözleri dikkat çekti: İrfan Erbarıştıran´ı Yeşil ile ilgili yaptığımız çalışma konusunda uyardım. ´Bak bu çok gizli bir çalışma, bir yerden sızarsa kötü olur´ şeklinde sözler söyledim. Çünkü bu çok gizli bir çalışmaydı. Duruşmadan sonra basın mensuplarının, Celal Uzunkaya´nın Yeşil ile ilgili sözleriyle ne demek istediğini sorduğu Erbarıştıran, Böylesine gizli bir bilgiyi bile mahkemede açıkça söylüyor. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yakalanması için 6 aydır çalışma yapıyorduk. Biz kendisinin yerini tespit edip yakalanması için çalışırken, beni tutuklayıp cezaevine gönderdiler diye konuştu. Uzunkaya´nın bu konuda duruşmada söylediği sözleri doğruladı.

JİTEM Jandarma Yüzbaşı Özcan Tozlu: Yeşil yaşıyor

07 Ekim 2009 tarihinde Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Özcan Tozlu, JİTEM´in varlığına dair medyada başlayan tartışmalara katıldı. Tozlu´ya göre ´Yeşil´ de yaşıyor. Özcan Tozlu, Doğu ve Güneydoğu´da JİTEM´in kurucularından Cem Ersever, Abdülkerim Kırca ve ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile Ergenekon terör örgütünün tutuklu sanıklarından Veli Küçük ile İstanbul´da birlikte çalışmış. JİTEM yapılanması ve Yeşil hakkında geniş bilgiler veren Tozlu´ya göre Mahmut Yıldırım, o dönem ordu içinde JİTEM´ci olarak bilinmesi için boynuna (yeşil) kaşkol takardı. Daha sonra adı kaşkolun renginden yola çıkılarak ´Yeşil´ olarak anılmaya başlandı. Tozlu, Yeşil´in halen yaşadığını ileri sürerek şu iddiayı dile getirdi: Eski çalışma arkadaşım Levent Göktaş´a Ergenekon´dan gözaltına alınmadan önce Ankara´ya gittiğimde Yeşil´in ne olduğunu sordum. Bana, Yeşil´in Ankara Yenimahalle´de olduğunu ve tecrit edildiğini, normal bir hayat sürdüğünü anlattı. dedi.

Ergenekon sanığı İbrahim Şahin: Yeşil´le Ankara´da görüştüm

13 Şubat 2009´da Ergenekon tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Susurluk skandalıyla ilgili de sorgulandı. Savcılıkta alınan 107 sayfalık ifadesinde ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ı tanıyıp tanımadığı sorularına da cevap veriyordu. İbrahim Şahin, ?Yeşil, Ankara´da yanıma geldi. Doğu´daki operasyonlardan tanıyorum. Ankara´da 1-2 defa görüştüm. Bir daha da görüşmedim.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

TOZLU: CEM ERSEVER´İ BADİSİ ÖLDÜRDÜ, YEŞİL YAŞIYOR

24.02.2013 11:59 MİT´in Özel Harp raporunda ?Güçlükonak katliamını MAK yaptı? bilgisini veren Yüzbaşı Tozlu´ya ulaşıldı: Cem Ersever´i en yakın arkadaşı vurdu. MİT´in, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderdiği Özel Harp Dairesi´ne ilişkin raporundaki, ?15.1.1996´da Şırnak Güçlükonak´ta 11 korucunun öldürülmesi olayının Muharebe Arama Kurtarma (MAK) tarafından yapıldığına? ilişkin ifadeyi veren eski Jandarma Yüzbaşı Özcan Tozlu´ya ulaşıldı. 2001 yılında TSK ile ilişiği kesilen Tozlu, Cem Ersever´i Yeşil´in değil, askerlikte birbirinin güvenliğinden sorumlu en yakın arkadaş anlamına gelen ?badisinin? öldürdüğünü söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde verdiği ifadede ?Yeşil´in hayatta olduğunu? anlatan Tozlu, bu iddiasını yenilerken, şunları söyledi: ?Ben onu ilk olarak ´İzci´ lakabıyla tanıdım. Daha sonra ismi ´Yeşil´ olarak anılmaya başladı. Bir dönem Cem Ersever´i öldüren kişi olduğuna dair söylentiler çıktı. Ancak Ersever´i Yeşil değil, o dönem en yakınındaki arkadaşı öldürdü. Ben o kişiye, ´Git itiraf et´ dedim. Hatta (Ersever´in sevgilisi Neval Boz´u kastederek) ´O kızı neden öldürdün´ diye sordum ancak bunu itiraf etmedi. Benim bu olaya ilişkin somut bir delil elimde yok. Ancak biliyorum.? (Taraf)

ARİF DOĞAN: YEŞİL SİROZ OLDU, İSTANBUL´DA YAŞIYOR

03.07.2013 11:24 Kürt yazar Musa Anter´in öldürülmesiyle ilgili geçtiğimiz günlerde tamamlanan iddianamede diğer JİTEM elemanlarıyla birlikte ağırlaştırılmış müebbet istenen ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım için ?JİTEM´i ben kurdum? diyen emekli Albay Arif Doğan´dan önemli bir iddia geldi. STAR´a konuşan Doğan, öldüğü söylenen Yeşil´in yaşadığını öne sürdü. Emekli Albay Doğan´a göre; Ukrayna´da siroz tedavisi gören Yeşil, İstanbul´a yerleşti. Yeşil ile son olarak 2012´de canlı posta aracılıyla görüştüğünü anlatan Doğan, Yeşil´in ortaya çıkmayacağını söyledi.

21 yıl sonra dava açıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 yıl önceki yazar Musa Anter suikasti, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması ile ilgili yürüttüğü soruşturmayı tamamladı, iddianameyi hazırladı. İddianame 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunuldu. İddianamede, geçen yıl Şırnak´ta yakalanarak tutuklanan Hamit Yıldırım, Mahmut Yıldırım (Yeşil), JİTEM davası sanıkları Abdulkadir Aygan ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. Sanıklar hakkında, ´Taammüden adam öldürmek´ ten ağırlaştırılmış müebbet, ´Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek´ ile ´yaralama´ suçlarından da 20 yıla kadar hapis istendi. Mahkeme iddianameyi kabul ederse davaya başlanacak.

Yeşil ortaya çıkmaz

Albay Kazım Çilioğlu´nun şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada, kırmızı bültenle aranan Yeşil´in izine rastlanmadı. JİTEM eski komutanı Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan, birçok karanlık olayda adı geçen Yeşil´le 2012´de canlı posta aracılığıyla görüştüğünü iddia etti. Doğan, ?Yeşil ortaya çıkmayacak. İstanbul´da yaşıyor. Bir süre Ukrayna´da siroz tedavisi gördü. Musa Anter cinayetinin Yeşil ile bir ilgisi yok. Savaş Gevrekçi ile de görüştüm. Gevrekçi sadece TİM komutanıydı. Şu an Ankara´da? dedi.

Ankara planladı, Yeşil yaptı

Abdülkadir Aygan ise, ?Anter davasında sanık değil tanık olmalıyım. JİTEM bana Hogır kod adlı Cemil Işık´ı korunma talimatı verdi. Üstlerim ne emrettiyse onu yaptım. Anter cinayeti Ankara´dan planlandı ve Yeşil´e yaptırıldı? diye konuştu.

Emri verenler bulunmalı

Musa Anter soruşturmasının müştekilerinden ve Anter cinayeti sırasında yaralanan Orhan Miroğlu ise, davanın açılmasının çok önemli bir gelişme olduğunu dile getirdi. ?Savaş Gevrekçi, olayın olduğu dönemde Diyarbakır JİTEM´in komutanıydı. O tarihten bu güne izine rastlanmadı. İfadesine de başvurulmadı diye biliyorum? diyen Miroğlu şöyle devam etti: ?Aygan o gece bu ekibin içindeydi. Cinayetin aydınlatılmasında en büyük hizmeti yapan kişidir. Vicdani olarak bu davada itirafçı Ali Ozansoy´un sanık olmaması ama Aygan´ın sanık olması olması çelişkilidir. Aygan ben de o gece ekipteydim diyor ama öldürülme ve yaralamada yok. Ali Ozansoy operasyonu yöneten kişidir. Faillerin yakalanması ve ceza almaları olayın tam perde arkası aydınlatılmalı. Kendi kendine karar vermedi JİTEM elemanları. Bu talimatı veren kişiler açığa çıkartılmalı. Aygan, cinayetin Cem Ersever´in Ankara´dan Diyarbakır´a getirdiği bir fikir olduğunu söylemişti. Bu da Jandarma Genel Komutanlığı´nı işaret ediyor.? (Star)

YEŞİL, TANRIKULU İSİMLİ PASAPORT´LA KAÇTI

14.09.2013 16:58 Albay Çillioğlu cinayeti soruşturmasında ifadesi alınan Ersever ?Yeşil´in yurtdışına gitmek istemesi üzerine ben kendisine Metin Tanrıkulu adına bir pasaport çıkardım. Bu pasaportu kullandığını biliyorum? dedi. Faili meçhul cinayetlerin bir numaralı şüphelisi olarak aranan ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın en yakın arkadaşı Cengiz Ersever, savcıya ifade verdi. Ersever, ?Yıllar önce Yeşil´in yurtdışına çıkması için gerekli pasaportu ben çıkardım. Metin Tanrıkulu adıyla pasaport yaptım? dedi. Yeşil´in o pasaportla önce Suriye´ye ardından Yunanistan´a geçtiği öğrenildi.

Tunceli İl Jandarma Komutanı Albay Kazım Çillioğlu, Kürt yazar Musa Anter, Ayten Öztürk ve pek çok faili meçhul cinayet soruşturmasının bir numaralı şüphelisi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım hakkındaki soruşturmalar sürüyor. Kırmızı Bültenle arama kararı bulunan ve görüldüğü yerde tutuklanması emredilen Yeşil´in bulunması için tahkikat devam ediyor.

´Yeşil nerede´ diye soruldu

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Tunceli İl Jandarma Komutanı Kazım Çillioğlu ve Ayten Öztürk cinayetleri soruşturması kapsamında geçtiğimiz günlerde Yeşil´in en yakın arkadaşının ifadesi alındı. Türk İntikam Tugayı (TİT) adına Semih Tufan Gülaltay ile beraber Akın Birdal´a suikast yapan Cengiz Ersever, savcılık tarafından sorgulandı. Yeşil´in nerede olduğu sorulan Ersever´in ?Bilmiyorum? cevabı vererek Yeşil´i koruduğu kaydedildi.

Sahte pasaportu ben çıkardım

Yıllar önce Yeşil ile beraber olduğunu itiraf eden Ersever, ?Yeşil´in yurtdışına gitmek istemesi üzerine ben kendisine Metin Tanrıkulu adına bir pasaport çıkardım. Bu pasaportu kullandığını biliyorum? dediği öğrenildi. Yeşil´in yaşayıp yaşamadığı, ailesine ulaşırken Ersever´i aracı edip etmediği ve nerede olduğuna dair soruları yanıtlamaktan çekinen şu an Ersever´in ?Ben de zaten yakında yurtdışına gideceğim. Beni bulamazsınız? dediği belirtildi. Savcı Metin Tanrıkulu adına araştırma başlattı. (Star)

(23 Aralık 2012), son güncel.: (14 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Yeşil yaşıyor, yakalama kararı çıktı

Savcı, Yeşil´in yaşadığını belirledi

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

Yeşil ve adamları yeniden devrede

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

Yeşil´in parmak izi Ergenekon dosyasında

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ayhan Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5018    yazdır/print


 

Flaş!!! Balyoz davası bitti

365 sanıklı Balyoz Darbe Planı davası, 1,5 yıl sonra sonuçlandı. Darbe girişimi kanıtlanarak sanıklar ağır cezalarla cezalandırıldı. Darbe girişiminin üç lideri, Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına, önce müebbet ağır hapis cezasıyla cezalandırıldılar. Ancak darbe girişimi eksik kaldığı gerekçesiyle hapis cezaları 20´şer yıla düşürüldü. 78 sanığa 18, 214 sanığa da 16 yıl hapis cezaları verildi. 34 sanık ise beraat etti.

21.09.2012 13:43 Hükümeti ortadan kaldırmaya eksik teşebbüs ettikleri gerekçesi 16 Aralık 2010´da başlayan 250´si tutuklu 365 kişinin yargılandığı Balyoz Davası 21 ay sonra 108´inci oturumda karara bağlandı.Üç komutana önce müebbet hapis cezası verildi. Ardından darbe teşebbüsü eksik kaldığı gerekçesiyle bu cezalar 20´şer yıla indirildi. 34 sanık ise beraat etti. Sabah saatlerinde Silivri Ceza İnfaz Kurumu´nun içindeki duruşma salonu önünde hareketlilik yaşandı. Sanıklar salona alındıktan sonra, sanık yakınları ve ziyaretçiler de içeri girmek istedi. Sanık yakınları ve ziyaretçiler, bir dizi güvenlik tedbirinin ardından duruşma salonuna alındı. Basının da yoğun ilgi gösterdiği davada, saat 14.00 gibi kararın açıklanması bekleniyor. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nde bugün başlayan 108. duruşmada, tutuklu sanıklardan Ergin Saygun ve Hakan Mehmet Köktürk haricindeki 248 tutuklu sanık hazır bulundu. Duruşmada 11 tutuksuz sanık da yer aldı.

VE KARAR AÇIKLANIYOR.. İŞTE İLK DETAYLAR

17.30: Balyoz davasının karar duruşmasında hareketli dakikalar yaşanıyor. Mahkeme heyeti kararı açıklamak için salondaki yerini aldı. İşte ilk detaylar:

- Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına´ya 20´şer yıl ağır hapis cezası verildi.

- Engin Alan, Şükrü Sarıışık, Ergin Saygun, Deniz Cora, Kadir Sağdıç, Abdullah Can Erenoğlu, Fatih Ilgar, Cemal Temizöz, Süha Tanyeri ve Bilgin Balanlı´nın da aralarında bulunduğu 82 sanığa 18 yıl hapis cezası verildi.

- Dursun Çiçek, Zeki Üçok ve Faruk Ağayarman´a 16 yıl hapis cezası verildi.

- 34 sanık hakkında beraat kararı verildi.

- Levent Ersöz´ün dosyası, ifade vermediği için ayrıldı. Ersöz´ün yargılanmasına başka bir esas numarası üzerinden devam edilecek.

MÜEBBET HAPİS CEZASI VERİLEN SANIKLAR

- Balyoz davasının bir numaralı sanığı Eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan

- Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral Özden Örnek

- Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral İbrahim Fırtına

- Bu isimlerin cezası, ´Darbeye eksik teşebbüs´ sebebi ile 20 yıl olarak belirlendi.

18 YIL AĞIR HAPİS CEZASI VERİLEN SANIKLAR

- MHP milletvekili Emekli Korgeneral Engin Alan

- Eski MGK Genel Sekreteri Emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık

- Eski Birinci Ordu Komutanı Emeli orgeneral Ergin Saygun

- Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Koramiral Deniz Cora

- Emekli Koramiral Kadir Sağdıç

- Koramiral Abdullah Can Erenoğlu

- Tuğamiral Fatih Ilgar

- Faili Meçhuller davasında da yargılanan Emekli Albay Cemal Temizöz

- Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri

- YAŞ Üyesi Bilgin Balanlı

- Korgeneral Yurdaer Olcan

- Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü

- Emekli Korgeneral Nejat Bek

16 YIL AĞIR HAPİS CEZASI VERİLEN SANIKLAR

- ´Islak imzalı´ belgenin sahibi Emekli Albay Dursun Çiçek

- Hipnozla ifade davasından da yargılanan emekli hakim albay Zeki Üçok

- Havelsan eski genel müdürü Faruk Ağayarman hakkında 16 yıl hapis cezası çıktı.

- 34 sanık hakkında beraat kararı verildi. 34 sanıktan birisinin albay, geri kalanlarının ise astsubay rütbesinde olduğu öğrenildi.

- Haklarında yakalama kararı olan sanıklar Ali Göznek ve Ahmet Gökhan Rahtuvan ile tedavi olduğu için savunması alınamayan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün dosyasının ayrılmasına karar verdi.

- 250 tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Ceza alan tutuksuz 76 sanık için yakalama kararı çıktı.

-Balyoz´da, sanık yakınları kararı duyunca baygınlık geçirdi-

Balyoz davasında karar açıklandı. Çok sayıda sanık hapis cezasını çarptırıldı. Hapis cezasına çarptırılan sanıkların yakınları kararı duyunca gözyaşlarına boğuldu. Baygınlık geçiren bir kadına çevredekiler yardım etti. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Balyoz davasıyla ilgili kararını bugün verdi. Heyecanla çıkacak kararı bekleyen sanık yakınları, mahkemenin verdiği hapis cezalarını duyunca şoke oldu. Bazı sanık yakınları gözyaşlarını tutamadı. Bir kadın ise kararı duyunca baygınlık geçirdi. Yere düşmeden yakınları tarafından tutulan kadın, çevredekilerin yardımıyla duruşma salonunu önünden uzaklaştırıldılar.

GÜN BOYU YAŞANANLAR

17.20: Jandarma mahkeme salonuna girerek, mahkeme heyetinin kararını okuması sırasında herhangi bir ses veya gürültü çıkartılmaması konusunda uyardı.

16.02: Çetin Doğan: Kararın açıklanması 18.00´i bulabilir.. Mahkeme heyetinin karar için davaya ara vermesinin ardından salonda bulunan milletvekilleri ile sohbet eden davanın bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan Kararın açıklanması için borsanın kapanmasını bekleyebilirler. Saat 17.00´yi 18.00´i bulabilir? dedi.

15.30: Sanıklar yeniden duruşma salonuna alınmaya başlandı. Mahkeme heyetinin kararı açıklaması bekleniyor.

14.15: Mahkeme heyeti dört komutanının son sözlerini dinledikten sonra oturuma ara verdi.

14.00: Mahkeme heyeti salona girdi, oturum başladı, kararın açıklanması bekleniyor.

13.45: Sanıklar duruşma salonuna alındı, ailelerin mahkeme önünde heyecanlı bekleyişi sürüyor.

13.20: Tutuklu sanıklardan Albay Turgay Bülent Göktürk kararı beklerken kalp krizi geçirdi.

DURUŞMADAN NOTLAR

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen, 250´si tutuklu 365 sanığın yargılandığı Balyoz Davası´nın 107. duruşmasında karar, tamamlanamadığı için bugüne kaldı. Mahkeme kararı bugün saat 14.00´da açıklayacak. Maltepe Cezaevi´nde bulunan Kurmay Albay Hakan Mehmet Köktürk sabah saatlerinde kalp krizi geçirerek tedavi altına alındı.

Hükümeti ortadan kaldırmaya eksik teşebbüs ettikleri gerekçesi 16 Aralık 2010´da başlayan 250´si tutuklu 365 kişinin yargılandığı Balyoz Davası 21 ay sonra 108´inci oturumda karara bağlanacak. Davanın görüldüğü İstanbul 10´uncu Ağır Ceza Mahkemesi´nin dün son kararı hazırlanmak için verdiği 7,5 saatlik aranın ardından kararı bugün açıklayacağını belirtmesi üzerine sanık yakınları sabah erken saatlerden itibaren Silivri Cezaevi´nin bitişiğindeki duruşma salonuna gelerek duruşmayı beklemeye başladı. Duruşma salonun bulunduğu binanın kapılarının saat 11.00 sıralarında açılması ile sanık yakınları binaya ve salona alınmaya başlandı. Yaklaşık 500 izleyicinin duruşma salonunun bulunduğu binaya alınması nedeniyle girişte yoğunluk yaşandı.

İZDİHAM YAŞANDI

Binaya alınan sanık yakınlarının duruşma salona girmesi üzerine izdiham yaşandı. Sabah erken saatlerde Silivri´ye gelerek beklemeye başlayan yüzlerce sanık yakını saat 14.00 başlayacak olan duruşmayı beklerken binanın koridorunda, kafeterya da binanın dışında birbirleri ile sohbet etti. Balyoz davasında karar çıkacak olması nedeniyle basın mensupları da davaya yoğun ilgi gösterdi. Yaklaşık 60 basın mensubu duruşmayı izlemek için salona geldi. Sanıkların duruşma salonuna alınırken sanık yakınları alkışlayarak Türkiye sizinle gurur duyuyor diye slogan attı. Sanıklarda yakınlarına el salladı.

KARAR GÜNÜ KALP KRİZİ GEÇİRDİ

Maltepe Cezaevi´nde bulunan Kurmay Albay Hakan Mehmet Köktürk sabah saatlerinde koğuşta fenalaştı. Revire kaldırılan Köktürk hastaneye sevk edildi. Kalp krizi geçirdiği tespit edilen Köktürk´e anjiyo yapılarak stent takıldı. Durumunun iyi olduğu belirtilen Köktürk yoğun bakımda tedavi altına alındı.

İSTİKLAL MARŞI HARİÇ TÜM MARŞLAR OKUNDU

Mahkemenin 340 kişilik duruşma izleme bölümüne 500 kişi girmeye kalkınca izdiham oldu. Jandarma görevlileri ile sanık yakınları arasında tartışmalar yaşanıyor. Diğer yandan sanıklar otobüslerle mahkeme salonuna getirildi. Tutuklu sanıklar saat 13.15 sıralarında duruşma salonuna alınmaya başlandı. Salona önce Maltepe, Hasdal ve Hadımköy Askeri Cezaevi´nde bulunan tutuklu sanıklar geldi. Ardından da Silivri Cezaevi´nde bulunan sanıklar salona geldi. Duruşma başlamadan önce sanık yakınları ve sanıklar sandalyelerin üzerine çıkarak birbirlerine el sallayarak konuşmaya çalıştılar. Sanıklar ve yakınları zaman zaman Gençlik Marşı, 10´uncu Yıl Marşı ve Harbiye Marşı okudular.

KARAR İÇİN TEKRAR ARA VERİLDİ

Balyoz Davası duruşması saat 14:00´da dün kaldığı yerden devam etti. Yapılan yoklamada Levent Ersöz, Hakan Köktürk ve Ergun Saygun´un duruşmaya katılmadığı belirtildi. Dün son sözleri sorulmayan 4 tutuksuz sanığa da mahkeme başkanı tarafından son sözleri soruldu. Özgür Ecevit Taşçı dünkü duruşmada avukatının kendi adına son sözü söylediğini belirtti. Berna Dönmez, Abdulkadir Eryılmaz, Erdem Ülgen ise suçsuzum, beraatimi istiyorum diyerek son sözlerini söyledi. Mahkeme başkanı karar vermek için duruşmaya tekrar ara verdi.

SANIKLARIN 20 YILA KADAR HAPİSLE CEZALANDIRILMALARI İSTENİYOR

İddianamede, tüm sanıkların Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüssuçundan 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. Balyoz Davası´nın ilk duruşması 16 Aralık 2010 tarihinde başlamıştı.

-İki şüphelinin savunması alınmadı-

Bu arada, dava kapsamında sadece haklarında yakalama emri bulunan Ali Göznek ve Ahmet Gökhan Rahduvan´ın savunmaları da alınamadı.

İŞTE KARARLARIN TAM LİSTESİ

22.09.2012 17:09 İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen, 250´si tutuklu 365 sanığın yargılandığı Balyoz Davası´nda karar açıklandı. İşte verilen cezalar...

20 YIL HAPİS CEZASI ALANLAR

Çetin Doğan, İbrahim Fırtına, Özden Örnek.

18 YIL HAPİS CEZASI ALANLAR

Ergin Saygun, Nejat Bek, Mustafa Korkut Özarslan, Engin Alan, Şükrü Sarıışık, Ayhan Taş, Ramazan Cem Gürdeniz, İzzet Ocak, Süha Tanyeri, Bülent Tunçay, Mert Ali Karababa, Mustafa Kemal Tutkun, Gürbüz Kaya, Behzat Balta, Halil Kalkanlı, Tuncay Çakan, Hasan Fehmi Canan, Salim Erkal Bektaş, Ahmet Yavuz, Faruk Oktay Memioğlu, Mehmet Kaya Varol, Metin Yavuz Yalçın, Yurdaer Olcan, İhsan Balabanlı, Abdullah Dalay, Lütfü Sancar, Ahmet Feyyaz Öğütçü, Engin Baykal, Özer Karabulut, Mehmet Otuzbiroğlu, Hasan Hoşgit, Hüseyin Hoşgit, Kadir Sağdıç, Ali Deniz Kutluk, Mustafa Aydın Gürül, Mehmet Fatih İlğar, Cem Aziz Çakmak, Ali Semih Çetin, Nihat Altunbulak, Mustafa Karasabun, Bora Serdar, Levent Görgeç, İbrahim Koray Özyurt, Dora Sungunay, Soner Polat, Meftun Hıraca, Yaşar Barbaros Büyüksağnak, Hasan Gülkaya, Faruk Doğan, Mücahit Erakyol, Ergün Balaban, Cemalettin Bozdağ, Taner Balkış, Abdullah Gavremoğlu, Kıvanç Kırmacı, Yusuf Ziya Toker, Cengiz Köylü, Hanifi Yıldırım, Cemal Temizöz, Bulut Ömer Mimiroğlu, Murat Özçelik, Mustafa Önsel, Ali Aydın, Halil Helvacıoğlu, Kubilay Aktaş, Taner Gül, Ahmet Sinan Ertuğrul, Bilgin Balanlı, Servet Bilgin, Turgut Atman, Abdullah Can Erenoğlu, Abdülkadir Eryılmaz, Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Alpay Çakarcan, Deniz Cora, Korcan Pulatsü, Serdar Okan Kırçiçek, Uğur Uzal, Çiya Güler.

16 YIL HAPİS CEZASI ALANLAR

Mehmet Kemal Gönüldaş, Halil Yıldız, Refik Hakan Tufan, Orkun Gökalp, Erhan Kuraner, Yunus Nadi Erkut, Mustafa Çalış, Hasan Basri Aslan, Ali Rıza Sözen, İlkay Nerat, Veli Murat Tulga, Ahmet Küçükşahin, Erdal Akyazan, Cemal Candan, Fatih Altun, Recep Yıldız, Bekir Memiş, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Harun Özdemir, Mehmet Yoleri, Namık Koç, Fuat Pakdil, Behçet Alper Güney, Emin Küçükkılıç, Kemal Dinçer, Hakan Akkoç, İkrami Özturan, Burhan Gögce, Mustafa Erdal Hamzaoğulları, Mehmet Alper Şengezer, Doğan Fatih Küçük, Timuçin Erarslan, Dursun Tolga Kaplama, Doğan Temel, Hayri Güner, Recep Rıfkı Durusoy, Mehmet Fikri Karadağ, Hamdi Poyraz, Hasan Hakan Dereli, Gökhan Gökay, Fatih Musa Çınar, Zafer Karataş, Aytekin Candemir, Nihat Özkan, Hasan Nurgören, Sırrı Yılmaz, Barbaros Kasar, Murat Ataç, Bahtiyar Ersay, Mustafa Yuvanç, Nedim Ulusan, Soydan Görgülü, İsmet Kışla, Turgay Erdağ, Taylan Çakır, Ayhan Gedik, Ahmet Türkmen, Muharrem Nuri Alacalı, Şafak Duruer, Utku Arslan, Mehmet Ferhat Çolpan, Ümit Özcan, Fatih Uluç Yeğin, Levent Çehreli, Hakan İsmail Çelikcan, Ahmet Necdet Doluel, Dursun Çiçek, Ertuğrul Uçar, Ali Türkşen, Tayfun Duman, Ercan İrençin, Hakan Sargın, Hüseyin Özçoban, Mustafa Koç, Ali Demir, Kahraman Dikmen, Yusuf Kelleli, Hüseyin Polatsoy, Hüseyin Topuz, Erdinç Atik, Abdurrahman Başbuğ, Ahmet Tuncer, Gökhan Çiloğlu, Mehmet Ulutaş, Memiş Yüksel Yalçın, Suat Aytın, Yüksel Gürcan, Ahmet Erdem, Ahmet Dikmen, Ahmet Zeki Üçok, Ayhan Üstbaş, Beyazıt Karataş, Bülent Günçal, Bülent Kocababuç, Cumhur Eryüksel, Doğan Uysal, Halit Nejat Akgüner, İsmail Taş, Mehmet Örgün, Mehmet Erkorkmaz, Mehmet Eldem, Mustafa Erhan Pamuk, Nedim Güngör Kurubaş, Onur Uluocak, Nafet Oktar, Refik Levent Tezcan, Sinan Topuz, Abdullah Cüneyt Küsmez, Ahmet Hacıoğlu, Ali Sadi Ünsal, Ali Yasin Türker, Armağan Aksakal, Aşkın Öztürk, Aşkın Üredi, Atilla Özler, Aydın Sezenoğlu, Ayhan Gümüş, Ayhan Türker Koçpınar, Aykar Tekin, Aziz Yılmaz, Bahadır Mustafa Kayalı, Berker Tok, Berna Dönmez, Binali Aydoğdu, Bülent Olcay, Bülent Akalın, Cahit Serdar Gökgöz, Can Bolat, Can Atak Turgut, Celal Kerem Eren, Cenk Batunoğlu, Cüneyt Sarıkaya, Çetin Can, Davut İsmet Çınkı, Derya Günercin, Derya Ön, Devrim Rehber, Ender Kahya, Ender Güngör, Engin Kılıç, Erdem Caner Bener, Erden Ülgen, Erdinç Altıner, Erdoğan Koçoğlu, Erhan Şensoy, Erhat Kubat, Fahri Can Yıldırım, Fahri Yavuz Uras, Fikret Güneş, Güllü Salkaya, Gürkan Yıldız, Gürkan Koldaş, Gürsel Çaypınar, Hakan Ilıca, Hakan Mehmet Köktürk, Haldun Ermin, Hannan Şayan, Hasan Özyurt, Haydar Mücahit Şişlioğlu, Hüseyin Çınar, Hüseyin Dilaver, İbrahim Özdem Koçer, İlker Yunus, İsmail Taylan, Kadri Sonay Akpolat, Kemalettin Yakar, Kubilay Baloğlu, Kürşad Güven Ertaş, Mehmet Aygün, Mehmet Baybars Küçükatay, Mehmet Cem Okyay, Mehmet Cem Çağlar, Mehmet Cenk Dalkanat, Mehmet Koray Eryaşa, Mehmet Seyfettin Alevcan, Mesut Zafer Sarı, Mete Demirgil, Muharrem Selçuk Ünal, Murat Ünlü, Murat Özenalp, Murat Saka, Mustafa İlhan, Mustafa Haluk Baybaş, Nadir Hakan Eraydın, Nail İlbey, Namık Sevinç, Necdet Tunç Sözen, Nuri Üstüner, Nuri Selçuk Güneri, Osman Başıbüyük, Osman Kayalar, Osman Fevzi Güneş, Ökkeş Alp Kırıkkanat, Önder Çelebi, Ramazan Kamüran Göksel, Rasim Arslan, Rıdvan Ulugüler, Sami Yüksel, Sefer Kurnaz, Süha Civan, Süleyman Namık Kurşuncu, Şafak Yürekli, Şenol Büyükçakır, Tevfik Özkılıç, Tuncay Küçük, Turgay Yamaç, Turgut Ketken, Ümit Metin, Yalçın Ergül, Yaşar Dilber, Yavuz Kılıç, Yusuf Afat, Yusuf Volkan Yücel, Yüksel Gamsız, Zafer Erdim İnal.

13 YIL 4 AY HAPİS CEZASI ALANLAR

Nurettin Işık, Recai Elmaz, Ahmet Şentürk, Mümtaz Can, Ahmet Topdağı, Gökhan Murat Üstündağ, Kasım Erdem, Levent Erkek, Ali Cengiz Şirin, Emin Hakan Özbek, Tülay Delibaş, Alper Karaahmet, Bayram Ali Tavlayan, Cafer Uyar, Enver Aksoy, Adem Ceylan, Levent Ergün, Canatan Turgut, Levent Kerim Uça, Kenan Yüce, Mehmet Cem Kızıl, Murat Dülek, Oğuz Türksoyu, Ömer Faruk Ağa Yarman, Sencer Başat, Suat Dönmez, Özgür Ecevit Taşçı, Turgay Bülent Göktürk.

6 YIL HAPİS CEZASI ALANLAR

Hakan Büyük.

DURUŞMADA TUTUKLANANLAR

Abdülkadir Eryılmaz, Güllü Salkaya, Erden Ülgen, Özgür Ecevit Taşçı, Berna Dönmez, Tevfik Özkılıç.

BERAAT EDENLER

Abdullah Zafer Arısoy, İhsan Çevik, Hüseyin Bakır, Erol Ersan, Selahattin Gözmen, Fikret Coşkun, Altan Dikmen, Osman Çetin, Murat Balkaş, Adil Akça, Uğur Üstek, Duran Ayhan, Levent Maraş, Hakan Öktem, Mustafa Kelleci, Mustafa Aydın, İmdat Solak, Mutlu Kılıçlı, Hakan Yıldırım, Levent Güldoğuş, Musa Farız, Ertan Karagözlü, Arif Bıyıklı, Ahmet Çetin, Hüseyin Durdu, Rifat Gürçam, Embiya Şen, Ali Güngör, İsmail Karaoğlan, Ahmet Yanaral, Erdal Yıldırım, Erdinç Yıldız, Eyüp Aktaş, Murat Bektaşoğlu, Recep Yavuz, Serhat Dizdaroğlu

Gerekçede ise Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetine Cebren İskat veya Vazife Görmekten Men Etmeye Teşebbüs ettikleri iddiası ile cezalandırılmaları talep edilmiş ise de sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit bulunmadığından CMKnin 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine denildi.

BALYOZ DOSYASI YARGITAY´A GÖNDERİLDİ

27.02.2013 11:48 Balyoz davası dosyası, temyiz için Yargıtay´a gönderildi. Adliyeye ait sivil bir araç ile gönderilen 1045 klasör dosya İstanbul TEM şubesi polisleri eşliğinde götürüldü. (Cihan)

ZAMAN MUHABİRLERİNE SALDIRAN SANIKLARA DAVA AÇILDI

07.05.2013 17:03 Balyoz davasının karar duruşmasında, 18 yıl hapis cezasına çarptırıldıklarının yüzlerine karşı okunmasından sonra gazetecilere saldıran sanıklar Albay Mustafa Önsel ve Kurmay Albay Hanifi Yıldırım hakkında dava açıldı. Zaman gazetesi muhabirleri Hanım Büşra Erdal ile Göksel Genç´e doğru pet su şişesi fırlatıp, hakaret ve küfür eden Önsel ile Yıldırım hakkında 3,5 aydan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Balyoz davasının 21 Eylül 2012 tarihli karar duruşmasında 18 yıl hapis cezasına çarptırılan tutuklu sanıklar Albay Mustafa Önsel, Zaman gazetesi muhabirleri Hanım Büşra Erdal ile Göksel Genç´in bulunduğu yere doğru küçük pet su şişesi fırlatmıştı. Önsel, ayrıca tutuklu sanık Kurmay Albay Hanifi Yıldırım ile birlikte Erdal ve Genç´e ağıza alınmayacak küfürler etmişlerdi. Gazetecilerin bulunduğu bölüme geçmeye çalışan Önsel ve Yıldırım, güvenlik önlemi alan jandarmalar tarafından güçlükle durdurulmuştu. Bu sırada sanık avukatlarından İlkay Sezer, iki basın mensubunun önüne geçerek sanıkların saldırısına engel olmaya çalışmıştı.

Hapis cezalarının tamamının okunması ve duruşmanın kapatılmasının ardından yaşanan bu olayda, jandarma görevlileri iki gazeteciyi duruşma salonundan güvenli bir şekilde hakim ve savcıların giriş-çıkış için kullandıkları kapıyı kullanarak duruşma salonundan çıkarmıştı.

Gazeteciler Erdal ve Genç, olayın ardından avukatları aracılığıyla Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı´na Önsel ve Yıldırım hakkında şikayette bulunmuşlardı. Yaklaşık 6 ay süren soruşturma sonunda Mustafa Önsel ve Hanifi Yıldırım hakkında dava açıldı.

Sanıklar Önsel ve Yıldırım´ın, ´Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak´ suçundan üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları istendi. Suçun aleni şekilde işlenmesi nedeniyle iki sanık hakkında 3,5 aydan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası verilmesi istendi.

Silivri 2. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından iddianamesi kabul edilen davanın ilk duruşması 14 Haziran 2013 günü yapılacak. (Cihan)

(21 Eylül 2012), son güncel.: (07 Mayıs 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Savcılığın Esas mütalaasını (920 sh) indirip okumak için tıklayın

BALYOZ PLANI VE DAVASI MANŞETLERİMİZ

1. Balyoz iddianamesinde ara

2. Balyoz iddianamesinde ara

3. Balyoz iddianamesinde ara

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

BALYOZ VE DİĞER DAVALARDAKİ DELİL TARTIŞMALARI

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4830    yazdır/print


 

Ergenekon´da kritik tanık

Ergenekon davasına tanıkların dinlenmesiyle devam ediliyor. Duruşmada jandarma istihbarat emekli astsubay Hüseyin Oğuz, kendi isteğiyle açık tanık olarak ifade veriyor. Kritik bilgilere sahip Oğuz´un ifadeleri bir çok dava dosyasının yıllar sonra tekrar açılmasında etkili olmuştu. Oğuz, basına yaptığı açıklamalarında Ergenekon savcılarına gizli tanık olarak da ifade verdiğini açıklamıştı.

16.08.2012 11:43 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 65´i tutuklu 273 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 221´inci duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekilli gazeteci Mustafa Balbay, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ile gazeteci Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu 37 tutuklu sanık katıldı. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve Sedat Peker´in de aralarında bulunduğu 28 tutuklu sanığın gelmediği duruşmada, bu davadan tutuksuz yargılanan ´Odatv´ davasının tutuklu sanığı Yalçın Küçük de hazır bulundu.

TANIK HÜSEYİN OĞUZ´UN İFADESİ

Duruşmada, Tanık 15 olarak gizli tanıklık yapacağı belirtilen emekli Astsubay Hüseyin Oğuz, kendi isteği doğrultusunda açık tanık olarak dinleniliyor. Oğuz, 1990´lı yıllarda Güneydoğu Anadolu bölgesinde jandarma astsubay olarak görev yaptığını, daha sonra emekli olduğunu belirtti. Susurluk kazasıyla ilgili 18 Şubat 1997´de, olayların açığa çıkması için çok sayıda savcıya ifade verdiğini anlatan Oğuz, ifadeleri doğrultusunda eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ve Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürütürken intihar ettiği öne sürülen Albay Kazım Çillioğlu´nun mezarlarının açıldığını ifade etti.

Oğuz, uzun yıllar terörle mücadele konusunda çalıştığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: ´Eşref Bitlis ve ekibi ile Uğur Mumcu´nun nasıl katledildiğinin çözümü için buradayım. 1990´lı yıllar, karanlık yıllar. Terörle mücadelede 16 yıl çalıştım. Namuslu, şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının karanlık güçler tarafından nasıl yok edildiğini biliyorum. O dönemde kurulmuş JİTEM´in bünyesindeki C4 patlayıcıları, siyanür zehirleri biliyorum. Buradaki zanlılarla ilgili hiçbir ithamda bulunmadım. Ancak Veli Küçük, hiç karşılaşmak istemediğim biri. Acaba Yeşil´i tanıyor mu tanımıyor mu? Onu çok iyi biliyor. O PKK itirafçılarını nasıl sahte kimlikle bünyemize soktular, TSK´yı nasıl kirlettiler, bu konuda Veli Küçük´ü izaha çağırıyorum.´

-Tarık Ümit´in kaçırılması-

Oğuz, MİT ajanı Tarık Ümit´in 3 Mart 1995´te kaçırıldığını ve bu olayla ilgili kendisine dosya gönderen astsubay arkadaşının ´derin yapı´ tarafından öldürüldüğünü de öne sürerek, Ümit´in o dönem teslim edildiği ´Yeşil´ olarak bilinen JİTEM elemanı tarafından Marmaris´te tek kurşunla infaz edildiğini ileri sürdü. Veli Küçük´ün Tarık Ümit´in kızı ve amcasının neden 24 saat gözaltında tutulduğuna cevap vermesi gerektiğini belirten Oğuz, Lice yakıldığı zaman oradaki tugay komutanı kimdi? Bahtiyar Aydın niçin katledildi, çıksın açıklasın. O karanlık yılları aydınlatmadan, burada hiçbir şeyi aydınlatamayız. Tarık Ümit olayı çözülürse, JİTEM ve MİT´in o dönemdeki ortak eylemleri ortaya çıkacaktır. Tarık Ümit, ´Ergenekon´un sonundan başına gelecek bir olaydır diye konuştu.

-JİTEM çetedir-

Oğuz, gazeteci Uğur Mumcu´nun söylendiği gibi İran gizli servisi tarafından değil, bir kitabında Kürt sorunun şiddetle çözülemeyeceğini belirttiği için öldürüldüğünü savunarak, ´JİTEM´e ´çete´ diyorum çünkü bence tam bir çetedir. Kurumlara leke vuran hainlerin sızdığı bir çetedir. Onlar faili meçhullere devam ediyorlardı´ dedi.

Mahkeme heyeti başkanı Hüseyin Özese´nin, ´JİTEM hakkında ne biliyorsunuz?´ diye sorduğu Oğuz, ´Terörle mücadele amacıyla jandarmanın bir unsuru olarak kurulmuş. PKK itirafçılarıyla korucuları bünyelerine katarak çete oldular. Eroin ve silah kaçakçılığı yaptılar. Yüksekova çetesi de JİTEM´in bir koluydu´ diye konuştu.

Özese´nin, ´JİTEM´de ilk etapta kimler görev aldı ve JİTEM´in yöntemi nasıldı?´ sorusu üzerine Oğuz, JİTEM´in Veli Küçük, Arif Doğan, Aytekin Özer ve Cem Ersever gibi kilit isimlerle, aynı ideolojiye sahip askerler tarafından kurulduğunu söyledi. Oğuz, ´JİTEM´in sadece istihbarat yetkisi vardı. Adli yetkisi ve gözaltı yetkisi olamazdı. Elde ettikleri istihbaratla kafalarına göre sorgu odası yapıp, PKK´lı olsun olmasın kendilerine karşı olanları bertaraf edip, yok ediyorlardı. Oraya giren kurtulamıyordu. Girenin oradan çıkması mümkün değildi´ ifadelerini kullandı.

Oğuz, kimlerin sorgulandığının sorulması üzerine, ´Bir zamanlar zengin iş adamlarını sorguluyorlardı para için. Bir zamanlar sözde PKK´lıları sorguluyorlardı. JİTEM binasına gittiğiniz zaman şansınız olamazdı. Biz bile asker halimizle korkardık´ dedi. Vedat Aydın´ın ve gazeteci Musa Anter´in JİTEM tarafından kaçırıldığını, JİTEM´in 750-850 faili meçhulü olduğunu bildiğini öne süren Oğuz, gözaltına alınanların JİTEM´cilerin yasal yetkileri olmadığı için yasa dışı bir şekilde sorgulandıklarını kaydetti. Oğuz, JİTEM´in C4 plastik patlayıcı ve zehir kullandığı için faili meçhul cinayetlerin bugüne kadar çözülemediğini savundu.

´JİTEM, amaçları doğrultusunda çalışsa dağda bir PKK´lı bile kalmazdı´ diyen Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü: ´Çünkü onların sınırsız istihbarat ödenekleri vardı. Parayı barda, pavyonda yiyorlardı. Polis bile onlara soru soramıyordu. Jandarma olarak öyle ödeneklerimiz yoktu. JİTEM, kendi binası veya arazide bir köprü altında sorgular ve infaz ederdi. Binası resmi kurumların dışındaydı. Yasa dışı eylemleri çok olduğu için resmi bina kullanmıyordu. Sıkıntı olmasın diye polis bölgesinden alınan vatandaş öldürülüp jandarma bölgesine atılıyordu. Böylece polis bulamazdı. JİTEM´dekiler sahte kimlik kullanırdı. Sürekli JİTEM kimlikleri taşıyorlardı. Ha PKK ha JİTEM, hiç fark etmez. Sahte kimlikli oldukları için adli makamlar, onların kimlik tespitini yapmakta çok sıkıntı çeker.´

Susurluk soruşturması döneminden tanıdığı Tuncay Özkan´ın, Veli Küçük ile birlikte yargılanmasına anlam veremediğini de belirten Oğuz, JİTEM´in o dönem bazı illerde ´JİTEM Tim Komutanlıkları´ adıyla teşkilatlandırıldığını ve diğer merkezlerdeki komutanlıkların Diyarbakır Grup Komutanlığı´na karşı sorumlu olduklarını anlattı.

Başkan Özese´nin, tutuksuz sanık emekli Albay Arif Doğan´dan ele geçirildiği belirtilen bir belgede JİTEM´de görev aldığı iddia edilen kişileri tanıyıp tanımadığını sorduğu Oğuz, Veli Küçük, Naim Kurt, Cem Ersever, Nurettin Ata, Abdulkerim Kırcı, Sinan Yaşar, Ahmet Kulaksızoğlu ve Şaban Bayram adlı kişilerin JİTEM´de çalıştıklarını bildiğini, diğer isimleri ise tanımadığını söyledi.

-Kazım Çillioğlu´nun öldürülmesi-

Oğuz, Başkan Özese´nin, ´Kazım Çillioğlu olayı hakkında bildiklerin neler?´ sorusu üzerine, Eşref Bitlis´in ekibinden olan Çillioğlu´nun Diyarbakır´dan Tunceli´ye tayininin çıktığını ve Eşref Bitlis´in Diyarbakır´a gideceği zaman onu da götürmek istediğini öne sürdü.

Oğuz, şöyle devam etti: ´Çillioğlu, annesinin hastalığı nedeniyle Diyarbakır´a gitmemişti. Böylece ölümden kurtulmuştu. O bölgede herkesin bildiği ´Yeşil´ ve 2 kişi daha var. 1992´li yıllardan beri faili meçhul olayları bu üçlü yapıyordu. Çillioğlu, o bölgeye gittiği zaman, terörle mücadeleye zarar verdiği için faili meçhullere karşı çıkıyor. Tümgeneral İsmail Kuru, Çillioğlu´na baskı yapıyor. ´Yeşil´ devamlı Tunceli Komutanlığına gelip gidiyor. Çillioğlu, bu yapıyı çözmek istiyordu. İşkenceyle öldürüldüğü duyumunu almıştım. Oraya gidip öğrenmek istediğimde görev arkadaşım bana, ´bu iş boyunu aşar´ demişti. Olayın gerçek tanıklarını buldum. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı´na gittim. Tanıklar bulmuştum ve dediklerim çıktı. İşkence görerek öldürüldüğü anlaşıldı. Daha sonra telefonlarım dinlenildi ve tehdit edildim. Savcılığa suç duyurusunda bulundum ama bir sonuç alamadım.´

Mahkeme heyeti, duruşmaya ara verdi. ( AA)

(16 Ağustos 2012, 11:43)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Albay Kazım Çillioğlu´nun şüpheli ölümüyle ilgili manşetlerimiz

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

Tarık Ümit olayıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4755    yazdır/print


 

Ergenekon´da 217. duruşma

Ergenekon davasına tanıkların dinlenmesi ile devam ediliyor. Duruşmada Türk Metal Sendikası´nın eski şube başkanlarından Mahmut Taşdemir gizli tanık olarak ifade veriyor. Davanın önemli tanıklarından olan Taşdemir´in, tutuklu sanık Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek aleyhinde tanıklık yapması bekleniyor. Taşdemir savcılık ifadesinde, Özbek´in Ergenekon´un finansörü olduğu iddiasının altını çiziyordu. Taşdemir ayrıca, Mustafa Balbay, İlhan Selçuk, Rauf Denktaş ve Sinan Aygün gibi isimlerin Türk Metal´in genel merkezinde gizli toplantılar yaptıklarını da iddia ediyordu.

09.08.2012 11:10 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 65´i tutuklu 273 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 217´inci duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekilli gazeteci Mustafa Balbay, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ile gazeteci Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu 43 tutuklu sanık katıldı. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve Sedat Peker´in de aralarında bulunduğu 22 tutuklu sanığın gelmediği duruşmada, bu davada tutuksuz yargılanan ´Odatv´ davasının tutuklu sanığı Prof. Dr. Yalçın Küçük de hazır bulundu.

Mahkeme heyeti başkanı Hasan Hüseyin Özese, tanıklardan Mahmut Taşdemir ile Özcan Tozlu´nun hazır olduğunu belirterek, Antalya´da bulunan Abdullah Öcalan´ın avukatlarından İrfan Dündar´ın ise 16 Ağustos´ta İstanbul´a geleceğini bildirdiğini kaydetti.

TANIK MAHMUT TAŞDEMİR´İN İFADESİ

Mahkeme heyetinin, tanık Mahmut Taşdemir´in isteği üzerine gizli tanık odasında ifadesini almaya karar verdiği duruşmada, Taşdemir´in sesi ve görüntüsü bozulmadan salondaki ekrana yansıtıldı. Taşdemir, 1999-2002 yılları arasında Türk Metal Sendikası Gebze Şube Başkanı, 2002´den 4 Aralık 2005´e kadar da sendikanın genel başkan yardımcılığı görevini yürüttüğünü söyledi.

Sendika içinde işçilerin menfaatine yönelik faaliyetler dışında bir takım yolsuzluklara şahit olduğunu ve bundan da rahatsızlık duyduğunu öne süren tanık Taşdemir, Örneğin ART televizyonu, bütün elektronik malzeme ve personel ücretlerinin sendikadan karşılanmasına rağmen televizyon bir aile şirketi olarak kullanılıyordu. Cumhuriyet Gazetesi´nin eki olarak çıkan Strateji Dergisi´nde Özbek´in oğlu Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışıyordu. Bu derginin basım masrafları da sendika tarafından finanse ediliyordu iddialarında bulundu. Mustafa Özbek´in önce MHP, sonra ANAP, DYP ve ardından da Deniz Baykal ile yakın dirsek teması olmuştur´ diyen tanık Taşdemir, bu durumun kafasını karıştırdığını söyledi. 2008 yılında Ankara Cumhuriyet Savcılığı´na sendikada şahit olduğu yolsuzluklara ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu anlatan tanık Taşdemir, ancak 4 yıldır herhangi bir dava açılmadığını söyledi.

Kocaeli´de Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü´ne 8 saat ifade verdiğini ve ifadesinin gizli tanık olarak alındığını belirten tanık Taşdemir ifadesinde şunları söyledi: Mustafa Özbek, davada yargılanan birçok asker ve siville başbaşa görüşmüştür. Neden görüştükleri konusunda etraflıca bir bilgim yok dedi. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese´nin Davada yargılanan hangi sanıklarla görüştü? şeklindeki sorusu üzerine, Balbay, sendikaya gelir televizyona çıkardı. Balbay, Özbek ile görüşür giderdi. İlişkilerinin boyutunu bilemem. Özbek yönetime sırlarını söylemezdi. Asistanı ile gizli konularını görüşür, herşeyi asistanı ile paylaşırdı. Ben 4 yıl boyunca genel başkan yardımcısı olduğum dönemde böyleydi. Genel başkan sendikayı tek taraflı yönetirdi. Karşı gelen sendikadan uzaklaştırılır ya da başka cezalar verilirdi dedi.

Sendikada yapılan yolsuzluklara ilişkin Türk Metal Sendikası´nın şubelerine mektup gönderildiğini belirten Taşdemir, Mektubu ben yazmadım. Ancak mektubu benim gönderdiğimi düşünüyorlardı. Mustafa Özbek beni Ankara´ya çağırdı. Özbek ´Mektubu sen yazdın´ dedi. Ben de yazmadığını söyledim. Şimdiki Türk Metal İş Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak´ın da bulunduğu ortamda Özbek beni tehdit etti. İki kez saldırıya uğradım. Birinde kolum kırıldı. Diğer saldırıda da burnum kırıldı diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Özese, tanık Taşdemir´in dosyada herhangi bir ifadesinin olmadığını belirterek, internetten ve açık kaynaklardan elde edilen tanık Taşdemir´in beyanlarını okuyarak doğru olup olmadığını sordu. Dava sanıklarından Sinan Aygün, İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay´ın sendikaya gelip gittiğini söyleyen tanık Taşdemir, Ne konuşurlardı bilmiyorum, sendikaya neden geldiklerini de bilmiyorum ifadelerini kullandı.

Mahkeme Başkanı Özese, Taşdemir´in bir gazeteye JİTEM´in birçok toplantısı sendikanın genel merkezinde kapalı salonda yapılırdı şeklinde verdiği röportajını sorması üzerine Taşdemir şunları aktardı: JİTEM´i o dönemde bilmiyordum. JİTEM´cilerin orada toplantı yaptığını bana sendikada çalışan yönetici ve personel söyledi. O toplantıda ne konuşulduğunu ayrıca o toplantıya katılanlarında JİTEM´ci olup olmadığını bilmiyorum. Ben o toplantıya katılmadım. Taşdemir, Özbek yolsuzlukları açıklamayayım diye bana 8 ay boyunca avantadan bin 500 TL para ödedi. Ayrıca 10-15 kişiye daha 500 ile bin 500 TL arasında değişen paralar ödedi. Ta ki ´Seni dinledik aleyhimize konuşuyorsun´ diyene kadar ifadelerini kullandı. Sorular üzerine Taşdemir 2005 yılından sonra Türk Metal Sendikası ile herhangi bir bağlantısının kalmadığını da sözlerine ekledi.Duruşmaya öğle arası verildi. (DHA)

İfadesinde, sendikadaki usulsüz harcamalar ile ilgili beyanda bulunan Taşdemir, kendi zamanında aylık 3 milyon TL geliri bulunan kurumun personelin maaşını zamanında ödeyemediğini söyledi. ART Televizyonu´nun elektronik malzeme ve taşınmaz mallarıyla personel giderlerinin sendika tarafından karşılandığını belirterek, Türkmen Derneği´ne ileride siyasi destek alabilmek için finansman sağlandığını anlattı.

Mustafa Özbek´in zikzaklar çizen siyasi düşüncesi bulunduğunu aktaran Taşdemir, Başta MHP´liydi. Sonra ANAP´lı oldu. DYP´ye yakınlaştı. En son Deniz Baykal´la birlikte görünmeye başladı. Bir ara Cumhuriyet Gazetesi´nin yüzde 30´una ortak olmaya karar verdiğini söyledi. Biz şaşırdık. Özbek´in görüşleri Cumhuriyet gazetesi ile uyuşmaz. Sonra bir sıkıntı çıktığında sendika ortak olamadı gazeteye. Daha sonra TUSAM isimli bir şirket kurdu. Bu şirket pazartesi günleri Cumhuriyet´in verdiği Strateji dergisini çıkardı. Derginin genel yayın yönetmeni de Özbek´in oğlu Ahmet Oğuz´du. dedi. Taşdemir, ART Televizyonu´na sendikanın aracı olması ile çeşitli büyük şirketlerden para yardımı yapıldığını ifade etti. Sendikada ve ART Televizyonu´nda Özbek´in emekli askerler ve sivil kişiler ile sık sık görüşmeler yaptığını anlatan Mahmut Taşdemir, bunlara örnek olarak Mustafa Balbay´ı gösterdi. Özbek ile görüşen Balbay´ın ART Televizyonu´nda da programa katıldığını hatırlatarak, Bu görüşmelerin, Cumhuriyet Gazetesi´nin hisselerinin alınmasıyla bir ilgisi olup olmadığını bilmiyorum. diye konuştu. ( Zaman)

-Mahmut Taşdemir önemli tanıklardan biri-

Mahmut Taşdemir, Türk Metal sendikasının eski yöneticilerinden biri. Taşdemir´in, Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek aleyhinde tanıklık yapması bekleniyor. Sendikada yaşadıklarını Türk Metal ve Mustafa Özbek Gerçeği adlı kitapçıkta toplamıştı. Ergenekon savcılarının talimatıyla ifade verdi. Bir süre Manisa ve Balıkesir´de kaldı. Mustafa Özbek´in adamları tarafından dövülerek hastanelik edildi. Can güvenliği olmadığı için kendisi ve ailesi endişeliydi. Bir süre ortadan kayboldu. Kamuoyu öldürüldüğünü düşündü. Gizlenerek yaşadığı da ileri sürüldü. Ve bugün davada tanık ifadesi vermek için ortaya çıktı. Gizli tanık olarak ifade vermek istedi. Taşdemir savcılık ifadesinde, Mustafa Özbek´in Ergenekon´un finansörü olduğu iddiasının altını çiziyordu. Kendisinin genel başkan yardımcılığını bıraktığı 2005 yılı itibarıyla sendikanın aylık aidat gelirinin 3 milyon lira olduğunu, buna karşılık giderlerin 900 bin lirayı aşmadığını bildiriyordu. Taşdemir, Buna rağmen kasada hiçbir zaman 100 bin liranın üstünde para olmazdı. Aile şirketi gibi çalışan Metal İşçileri Vakfı var. Paralar buraya aktarılır ve Özbekler tarafından şahsi paraları gibi harcanır. Bunun dışında, Avrasya TV´ye, Türkiyem Topluluğu´na, Yörük Türkmen Federasyonu´na aktarılan paralar vardı. Sendikanın bir de ´örtülü ödeneği´ vardı. diyordu. Taşdemir, Mustafa Balbay, İlhan Selçuk, Rauf Denktaş ve Sinan Aygün gibi isimlerin Türk Metal´in genel merkezinde gizli toplantılar yaptıklarını da sözlerine ekliyordu.

TANIK ÖZCAN TOZLU´NUN İFADESİ

Duruşmada diğer bir tanık olarak eski Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Özcan Tozlu dinlendi. Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan´ın şehit edilmesi olayında Levent Göktaş´ın suçlu olduğunu belirten Tozlu, Şırnak´ta 1996 yılında 11 korucunun yakılarak öldürüldüğü ´Güçlükonak katliamı´nın da terör örgütü PKK´nın eylemi olmadığını iddia etti. Tozlu, 16 Mayıs 2001´de Malatya´da CASA tipi askeri uçağın düşürülmesinden TSK mensuplarının sorumlu olduğunu ifade ederek, Levent Göktaş´ın kendisine olayın kaza olmadığını söylediğini anlattı.

1997 yılında açığa alınan ve 2001´deki YAŞ kararlarıyla da ordudan atılan Tozlu, yeminli olarak verdiği ifadesinde Orgeneral Çevik Bir´in darbe için hazırlanan 500 sayfalık belgenin altında imzası olduğunu ve bu durumu Başbakan Mesut Yılmaz´a ile bazı siyasilere aktardığını söyledi. Tozlu, Durumu Levent Göktaş´a aktardım. İbrahim Şahin ile görüşmemi söyledi. Durumu telefonda görüştüğüm İbrahim Şahin´e de söyledim. Bana, ´Çocuk musun telefonlar dinleniyor´ diyerek kızdı. Şahin ´Birkaç mason kırıntısına bu ülkeyi yedirmeyiz.´ dedi. 45 gün sonra tayinler oldu. Çevik Bir, 1. Orduya alındı 1998 yılında bu şekilde darbe önlenmiş oldu. dedi.

Tanık Tozlu, ailesiyle tatile gittiği Kuzuluk´ta Göktaş´ın yanına uğradığını belirterek, Göktaş bana ´senden çok memnunuz´ diyerek 15 bin dolarlık bir çek verdi. Çeki örtülü öde