YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
9 Şubat 2016, Salı
Aharun.8m.net|Kontrgerilla.com|HaberKanal.net .. Terör, derin devlet, paralel devlet, kontrgerilla ve bağlantılı konularda 2001'den beri yayındayız
Terörle mücadele dursun deyip devlete demediğini bırakmayan, terör örgütüne ise ses bile çıkaramayan sözde aydınların skandal bildirisinin yurtiçi ve dışı destekçileri

HaberKanal.net.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "yeşil Mahmut Yıldırım" için arama sonuçları    (Toplam 178 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


JİTEM ve Anter davaları birleşti

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 16 sanıklı JİTEM davası ile Musa Anter davasının birleştirilmesine karar verdi.

29.01.2016 18:50  Yargıtay 5. Ceza Dairesi, aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 16 sanıklı JİTEM davası ile Musa Anter davasının birleştirilmesine karar verdi.

Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi, güvenlik gerekçesi ile Ankara'ya gönderilen Musa Anter davası ile bağlantısı bulunduğu gerekçesi ile JİTEM ana davasını Ankara'ya göndermişti. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, iki dava arasında fiili ve hukuki bağ olmadığını gerekçe göstererek, birleştirme talebine olumsuz cevap verdi ve dosyayı Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne gönderdi.

Yargıtay 5. Dairesi, incelenen dosya içeriklerinde sanıkların üzerine atılı suçların niteliği ve iddianamelerde olayın anlatılış biçimine göre her iki mahkemenin dava dosyaları arasında olayları, suç tarihleri, ve suçları yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu ifade etti. Daha önce Musa Anter davasının Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde nakledildiğini hatırlatan Yargıtay 5. Ceza Dairesi, JİTEM ana davasının da Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesine oy birliği ile karar verdi.

Musa Anter cinayeti/davası ile ilgili manşetlerimiz
Jitem ve Anter davaları birleşiyor
JİTEM'le ilgili tüm manşetlerimiz

(29 Ocak 2016, 18:50)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz
Anter iddianamesinde arama yap
Anter iddianamesi kabul edildi
Ergenekon, Anter iddianamesinde
Anter için 21 yıl sonra iddianame
Flaş!!! Anter'in katili yakalandı
Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz
Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz
Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap
JİTEM'in varlığını ispatlayan resmi belgeler
JİTEM'le ilgili tüm manşetlerimiz
JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi
Diyarbakır'daki JİTEM davaları birleştirildi
JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi
JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi
JİTEM'ci Babat'ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=7634    yazdır/print


 

Anter davasında tanık olacaklar

Yazar Musa Anter'in öldürülmesi ve AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu'nun yaralanmasına ilişkin, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da arasında olduğu 4 sanığın yargılanmasına devam edildi. 'Susurluk Raporu'nu hazırlayan eski Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş ile Orhan Taşanlar ve Mehmet Eymür'ün 'tanık' olarak dinlenmelerine karar verildi.

22.12.2015 08:30 Yazar Musa Anter’in öldürülmesi ve AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu’nun yaralanmasına ilişkin davanın görülmesine dün Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın da 4 sanık arasında bulunduğu davada, Yıldırım’ın yakalanamadığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün mahkemeye gönderdiği cevap tutanağa geçirildi. Cevapta Yıldırım’ın, ‘Hasan Tanrıkulu’ adıyla 22 Ocak 1995’te gözaltına alınmadığı bilgisi de yer aldı.

Anter ailesinin avukatlarından Selim Okçuoğlu, “Biz, baştan beri eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün dinlenmesini istedik. Çünkü bunu defalarca yazdı, çizdi” açıklamasını yaptı.

Mahkeme heyeti, ‘Susurluk Raporu”nu hazırlayan eski Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş ile Orhan Taşanlar ve Mehmet Eymür’ün “tanık” olarak dinlenmeleri için adreslerinin belirlenmesini kararlaştırdı.

(22 Aralık 2015, 08:30)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz
Anter iddianamesinde arama yap
Anter iddianamesi kabul edildi
Ergenekon, Anter iddianamesinde
Anter için 21 yıl sonra iddianame
Flaş!!! Anter'in katili yakalandı
Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz
Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz
Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap
JİTEM'in varlığını ispatlayan resmi belgeler
JİTEM'le ilgili tüm manşetlerimiz
JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi
Diyarbakır'daki JİTEM davaları birleştirildi
JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi
JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi
JİTEM'ci Babat'ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=7497    yazdır/print


 

İşte 73 kişilik lider kadrosu

Fetullahçı Terör Örgütü'ne yönelik en büyük soruşturmada ilk gözaltı dalgasına hedef olan 73 kişilik lider kadrosunun isimlerinin tamamı ortaya çıktı.

14.12.2015 11:10 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü Fetullahçı Terör Örgütü'ne yönelik en büyük soruşturmada detaylar ortaya çıkmaya başladı. Örgüte yönelik "ana" ya da diğer adıyla "çatı" soruşturma olarak adlandırılan soruşturmada ilk gözaltı dalgasının hedefinde 73 kişilik lider kadrosu yer alıyor. Büyük bir kısmını ilk günden yayınladığımız lider kadrosunun tamamını belli oldu.

SADECE 6 KİŞİ YAKALANABİLDİ, 67 İSİM FİRARDA

Bu kişilerden 5'i ilk aşamada gözaltına alındı: Kazım Avcı, İlhan İşbilen, Dilaver Azim, Cemal Türk ve Ali Çelik. Ancak şüpheli Ali Çelik'in yerine isim benzerliği nedeniyle yanlışlıkla bir başka Ali Çelik'in gözaltına alındığı, tutuklama aşamasında bu durumun farkedilip mahkemece serbest bırakıldığı ileri sürüldü. Böylece ilk aşamada listedekilerden sadece 4'ü gözaltına alınmış oldu. Bu isimlerden Cemal Türk savcılık talimatıyla emniyetten serbest bırakılırken Avcı, İşbilen ve Azim tutuklandı.

Listedeki bir başka isim olan Abdülkadir Aksoy daha sonra teslim oldu. Diğer bir isim olan Hidayet Karaca ise Tahşiye davasında tutuklu olarak cezaevinde bulunuyor. Dolayısıyla geriye kalan 67 kişiye henüz ulaşılamamış bulunuyor. Bu şüphelilerin büyük çoğunun daha önce yurtdışına firar etmiş olduğu tespit edildi. Bazılarının ise yurtiçinde saklanmaya çalıştığı tahmin ediliyor.

Savcılığın tespitlerine göre örgütü ayakta tutan 73 şüphelinin isimleri, örgüt içindeki konumları ve diğer detaylar ise şu şekilde:


1-FETULLAH GÜLEN: Yurtdışında. Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/ PDY) lideri.


2-ABDULLAH AYMAZ: 6.09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Fetullah GÜLEN ile birlikte hareketi ilk kuranlardan. Yüksek istişare heyeti içinde yer alıyor. 1997 yılında Fetullah GÜLEN'in Papa II Jean Paul'ü Vatikan'da ziyaret edenler arasında bulundu. Zaman Gazetesi Avrupa Koordinatörü.


3-ABDÜLLETİF TAPKAN: 11.10. 2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Öğretmen. Osman Hilmi ÖZDİL'den sonraki emniyet imamı. Pensilvanya'ya Fetullah GÜLEN ile görüşmeye gitti.



4-AHMET CAN: 21.02.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Avukat. Üniversite yıllarından itibaren yapı içinde yer aldı. FETÖ/PDY'nin yargıdan sorumlu imamıydı. Türkiye'de yargı organlarında bulunan elemanlarına Fetullah GÜLEN'in bilgisi dahilinde doğrudan talimat vererek davaların sonucunu etkiliyordu.


5-AHMET KARA: O8.08.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Esnaf. Yargı imamlarından.


6-AHMET KURUCAN: Şirket Ortağı. Zaman Gazetesi yazarı. Gülen'in yanında kaldı ve PDY adına aktif görev yaptı.


7-AHMET ŞAHİNALP: 25 05.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Almanya İmamı.


8-ALAEDDİN KAYA: Zaman Gazetesinin kurucularından. Gülen ile birlikle Papa II. Jean Paul'u ziyaret ederek elini öptü.


9-ALİ ÇELİK: 25.08 2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Samanyolu TV'nin Yönetim Kurulu Başkanı. Paralel Yapıya bağlı birçok şirkette etkin görev üstlendi. 2012 yılından itibaren Bank Asya Yönetim Kurulu Üyesi.


10-BARBAROS KOCAKURT: 07.08.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Fetullah Gülen'e bağlı tüm organizasyonların başındaki isimdi. Örgüt içinde gelen bilgi akışını sağlıyordu. İstanbul İl İmamlığı yaptığı.


11-CEMAL TÜRK (SAVCILIKÇA SERBEST BIRAKILDI): Isparta Gölcük dershanesinde görev yaptı. Örgütün üst düzey sorumlularından.


12-CEMAL UŞAK: Örgüt açısından yüksek önem arz eden Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Başkanı.


13-CEMİL KOCA: 04.12.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Ankara'daki paralel okullardan sorumluydu. 2014 yılına kadar Ankara il imamı olarak faaliyet gösterdi. İşadamlarından himmet adı altında yüklü miktarda paralar topladı.


14-CEVDET TÜRKYOLU: Örgütün en önemli isimlerinden. Gülen’den sonraki 2'nci adamı olarak biliniyor. Örgütün illegal alanlarından sorumlu. Gülen'in mahrem sırlarını biliyor ve örgütün illegal para kasasını tutuyor. Fetullah Gülen'in korumalığını yaptı ve aldığı talimatları örgüt üyelerine iletti. Gülen'in kardeşi Seyfullah Gülen'in kızı Mebrüke TÜRKYOLU ile evli. Örgütün kaset ve seks montajlama işini yapan bilgi işlem kısmı sorumlusu Emre ERUS'un dayısı .


15-DİLAVER AZİM (TUTUKLANDI): Örgütün para kasası.


16-EKREM DUMANLI: Yurtdışına kaçtı. Zaman gazetesi eski yöneticisi. Örgütün medya sorumlusu.


17-HALİT ESENDİR: 10.09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Şirket Ortağı. Örgütün Türkiye'deki kuruluşlarda (Zaman, Samanyolu, Aksiyon çeşitli görevler yürüttü. Ayrıca Afganistan ve Pakistan'da sorumlu düzeyde faaliyet yürüttü.


18-HAMDULLAH BAYRAM ÖZTÜRK: 23.01.2011 tarihinde yurtdışına kaçtı. Güney Amerika imamı.


19-HARUN TOKAK: 10.10 2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. İsrail İmamı. İsrail'de ikamet ediyor ve örgütün İsrail ile olan irtibatını sağlıyor.


20-HİDAYET KARACA (TAHŞİYE DAVASINDA TUTUKLU): Tahşiye Kumpası tutuklusu olarak cezaevinde. Samanyolu TV eski yöneticisi. Örgütün görsel yayın sorumlusu.


21-HÜSEYİN KARA: 21.11.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Emekli din kültürü öğretmeni. Ankara'da sorumlu düzeyde faaliyet yürüttü. Ayrıca Uzakdoğu imamı olarak görev yaptı.


22-İBRAHİM KOCABIYIK: 04.10.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Fetullah Gülen'in ilk talebelerinden ve örgütün genel yetkililerinden. Gülen'e bağlılığı ile biliniyor. Örgüt içinde denetmenlik ve müfettişlik yapıyordu.


23-İLHAN İŞBİLEN (TUTUKLANDI): Ak Parti eski İzmir Milletvekili. 17-25 Aralık darbe girişimlerinin ardından partiden istifa etti. Samanyolu TV ve Zaman Gazetesi'nde Genel Müdür olarak görev yaptı. Örgütün üst düzey sorumlularından.


24-İRFAN YILMAZ: 30.09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Örgüte bağlı İzmir Şifa Üniversitesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. Şifa Üniversitesi Mütevelli Heyeti içinde faaliyet yürüttü.


25-İSMAİL BÜYÜKÇELEBİ: 06.09.2010 tarihinde yurtdışına kaçtı. ABD İmamı. İzmir Basmane'de örgütün ilk faaliyetlerini yürüten ve Fetullah Gülen'e ilk yemin eden kişilerden. 2010 tarihinde yurtdışına çıkış yaptı. Halen ABD'de olduğu sanılıyor.


26-İSMAİL CİNGÖZ: Belçika FEDACTIO [Aktif Demekler Federasyonu) Genel Başkanı, aynı zamanda Kimse Yok Mu Derneği'nin Genel Başkanı. Örgütün Avrupa'da faaliyet yürüten üst düzey imamlarından.


27-İSMET AKSOY: 22.10.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Örgüte bağlı Turgut Özal Üniversitesi'nde Mütevelli heyetinde görev yaptı. Aynı zamanda FETÖ'nün Türkiye Mütevelli Heyeti içinde finansal sorumlulardan. Örgütün Asya-Avrupa-Afrika kıtalarının sorumlu denetçisi. Örgütün “Baş Yüceler Şurası”nda yer alıyor ve emniyet imamı Osman Hilmi Özdil'i yönetiyordu.


28-KAZIM AVCI (TUTUKLANDI): Fetullah Gülen'in halasının oğlu. Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı ve TBMM Genel Sekreterliği'nde çalıştı. Mehmet Akif Kültür Derneği'nde üst düzey kamu görevlilerine sohbet imamlığı yaptı. Örgüte bağlı kamu görevlilerinin tayin işlerinde söz sahibiydi.


29-MEHMET ALİ ŞENGÜL: 28.08.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Eski Türkiye imâmı. GÜLEN ABD'ye gittiğinde yerine vekil olarak geçti.


30-MEHMET ERDOĞAN TÜZÜN: 01.10.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. İlim Yayma Vakfı çalışanı. Örgütün en yüksek karar mercii olan Tayin ve İstişare Heyetinde yer aldı.


31-MEHMET HANİFİ SÖZEN: 29.11.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği Başkanlığı yaptı. 2010 KPSS sorularının çalınması soruşturmasında şüpheli.


32-MUAMMER TÜRKYILMAZ: 01.09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Asya İmamı. TÜRKMENİSTAN'da ikamet ediyor.


33-MURAT KARABULUT: 04.02.2014 tarihinde yurtdışına çıkış yaptı. Asya İmamı.


34-MUSTAFA MUHAMMET GÜNAY: 03.11.2015 tarihinde yurtdışına çıktı. TUSKON Genel Sekreteri. Fetullah Gülen ABD'ye gitmeden önce Gülen'i ABD Büyükelçisi ile görüştüren kişi.


35-MUSTAFA ÖZCAN: 30.07.2014 tarihinde yurtdışına çıkış yaptı. İkinci lider, fiili örgüt yöneticisi.


36-MUSTAFA TALAT KATIRCIOĞLU: 13.01.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Bank Asya'da Yönetim Kurulu Başkan vekilliği yaptı. Gülen'in yakın arkadaşı Ali Katırcıoğlu'nun oğlu. PDY'nin birçok yayın organı içinde faaliyet gösterdi.


37-MUSTAFA YEŞİL: Örgüt yönetim kadrosunda faaliyet yürüttü. FETÖ açısından yüksek önem arz eden Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Başkanıyken 1 Aralık 2015'te istifa ederek, yerini Cemil UŞAK isimli örgüt mensubuna bıraktı.


38-NACİ TOSUN: 06.08.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Kaynak Holding Yönetim Kurulu Başkanı. Yapının en üst düzey oluşumu olan Tayin ve İstişare Heyeti içinde yer aldı.


39-NECDET İÇEL: 16.10.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Gülen'in ilk talebelerinden. İzmir Müftülüğünden emekli oldu. Afrika kıta sorumlusuydu.


40-OSMAN HİLMİ ÖZDİL: 05.02.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Görünürdeki mesleği sigortacılık. Örgütün Emniyet İmamı. "Kozanlı Ömer" lakabıyla bilinir. Bir istihbarat ajanı gibi takıntı derecesinde dikkatlidir. Ama bir hatası örgüte büyük darbe vurulmasına neden oldu. 2007 yılında ABD'ye girişinde içinde kozmik bilgilerin bulunduğu laptop bilgisayarına FBI el koydu. İçinde cemaatin Türkiye'deki devlet örgütlenmesinin detayları yer alıyordu. FBI, laptopu Türk yetkililere iletti. Örgütün AK Parti hükümetine karşı ilk kalkışmasında etkin rol oynadı. 7 Şubat 2012 MİT krizinde Hakan Fidan ve diğer MİT yetkililerinin gözaltına alınması yoluyla Başbakan Erdoğan'a yönelik darbe girişiminde karar vericiler arasında yer aldı.



41 OSMAN KARAKUŞ: 22 09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Yargıdan sorumlu ikinci imam. EGM 1. Hukuk Müşavirliği, bir dönem TFF Tahkim Kurulu Üyeliği ve POL-SAN Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu.


42-ÖNDER AYTAÇ: 17.11.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Eski Polis Akademisi görevlisi. Taraf gazetesi eski yazarı.


43-RAHMİ BIYIK: Hür Sanatçı ve İş Adamları Derneği HÜRSİAD Yönetim Kumlu Başkanlığı yaptı. TUSKON'a bağlı Anadolu İş Adamları Derneği (ANFED) üyesi.


44-REŞİT HAYLAMAZ: 29.09 2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. İlahiyatçı. Cihan Haber Ajansı Eski Genel Müdürü. Samanyolu TV'de çalıştı. Ekim 2014 itibariyle Kaynak Holding’e bağlı faaliyet yürüten Işık Yayıncılık Şirketinde Genel Müdürlük yaptı. Örgütte Molla olarak faaliyet yürüttü.


45-RIDVAN AKOVALI: 09.04.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. GATA imamı. Harp Okulu ve Harp Akademisine girecek örgüt mensuplarına yardımcı oluyordu. Birçok örgüt üyesinin usülsüz olarak askeri okullara girmesini sağladı.


46-SADETTİN BAŞER: 17.06.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Varlık Turizm'in yöneticilerinden. Sibirya Bölgesinde bulunan Buryat Devleti başta olmak üzere Orta Asya'da faaliyet yürüten okullarda istihdam edilecek öğretmenlerin barınma ve yerleşme konularıyla ilgileniyordu.


47-SAİT AKSOY: 12.08.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Bütün öğrenci yerleştirmelerinin koordinesini yapıyor, askeri ve polis okullarına öğrenci teminini sağlıyordu.


48-SUAT YILDIRIM: 04.09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. İlahiyatçı. İstanbul Fatih Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski dekanı ve imamı.


49-SÜLEYMAN TİFTİK: 28.08.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Samanyolu Eğitim Kurumlarında faaliyet yürüttü. Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Sekreterliği yaptı. Batı Avrupa sorumlusuydu.


50-SÜLEYMAN UYSAL: 09.08.2014 tarihinde yurtdışına kaçtı. Alevilerden sorumlu imam.


51-ŞERİF ALİ TEKALAN: 24.10.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Fatih Üniversitesi'nin kurucusu ve halen rektörü. Örgütün üst düzey yöneticilerinden. En son Türkiye İmamı olarak onun görev yaptığı belirtiliyor. Örgütün kara kutusu olduğu dönemde YÖK üyeliği yaptığı, üniversiteler imamı olduğu, asker ve siyasetçilerle görüşme ve koordinasyonu sağladığı, cemaatin üst düzey kişilerle görüşmesini organize ettiği, siyaset, parti teşkilatları, yargı, Emniyet, askeriye ve HSYK içerisinde yapılanmayı yönlendiren CIA ve MOSSAD ile güçlü bağlantıları olduğu dile getiriliyor.


52-TALİP BÜYÜK: 5.5.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Kuzey Irak sorumlusu imam. Örgütün finansmanında kilit rol oynuyor.


53-TUNCAY DELİBAŞI: Hacettepe Üniversitesi Rektör Danışmanı. Fetullah Gülen'in ayda bir yanına giderek sağlık kontrollerini yapıyordu.


54-ABDULKADİR AKSOY (EMNİYETE TESLİM OLDU): Gülen'in eski avukatlarından.


55-AHMET KİRMİÇ: 08.05.3015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Şirket ortağı. FEM Dersanelerinin tamamından örgüt adına sorumlu. Örgüt tarafından MAHREM hizmetlerden sayılan örgüt adına askeri öğrenci yetiştirme faaliyetinde bulundu. Marmara bölge ve İstanbul il imamlığı yaptı.


56-ALİ BAYRAM: Bilimsel Teknik, Kültürel Dergi ve yayınların yayınlanması. Arjantin, Kazakistan ve Hindistan'da imamlık yaptı. Müfettiş olarak görev yaptı. Örgütün üst kurulunda yer aldı ve her türlü tayin, terfi, yönlendirmenin yapıldığı Tayin Heyeti içinde bulundu. Akademik Araştırmalar Vakfı'nı kurdu.


57-KUDRET ÜNAL: Menkul kıymetler yatırım Ortaklığı-Özel Muayene, hekimlik. Gülen'in doktoru. Örgütün üst kurulunda yer aldı.


58-FARUK İLK: 28.09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Kamuda müfettiş olarak çalıştı. STV'de muhasebe müdürlüğü yaptı.


59-HAMDİ AKIN İPEK: 30.08.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Menkul kıymetler yatırım ortaklığı, menkul sermaye iradı. Örgüt içinde faaliyet yürüttü. Bugün TV, Kanaltürk ve Bugün gazetesini örgüt bünyesine kattı.


60-HÜSEYİN SARUHAN: 21.09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Kendine ait gayrimenkul alım satımı işine sahip. Örgütün para kasalarından. Örgüt adına himmet toplama faaliyetlerinde bulundu.


61-MEHMET ALİ BÜYÜKÇELEBİ: Sürücü kursu faaliyetleri yürütüyor. Örgütün üst kurulunda görevli.


62-NECDET BAŞARAN: 03.O6.2013 tarihinde yurtdışına çıkış yaptı. 1970'den itibaren İzmir'de oluşturulan örgütün çekirdek kadrosundan. Dış ülkeler koordinatörlerinden. Avrupa imamlığı yaptı.


63-NEVZAT AYVACI: 19.11.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Gülen'in operasyon ekibi içinde yer aldı. Finans koordinatörü. Antalya imamlığı yaptı. Örgütün tayin heyetinde yer aldı.


64-RECEP UZUNALLI: 17.11.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Örgütün Üst Kurulunda yer aldı. Zaman Gazetesi Genel Müdürlüğü, İzmir, Eskişehir, Yunanistan ve belediyeler imamlığı yaptı.


65-SUAT YİĞİT: 28.09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Selçuk kod adını kullandı. Ankara Demetevler Semtinde ev imamlığı yaptı. Üst düzey komutanların birçoğunun örgüt adına sorumluluğunu yaptı. Askeri liselerin ve Harp Okullarının örgüt adında sorumluluğunu yaptı. TSK'da cemaat mensubu albay ve yarbayların abisiydi. Askeriye üzerinde etkinliği vardı. Kobani olayları öncesinde Ankara'daydı.


66-SELMAN KUZU: 29.08.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Fetullah Gülen'in operasyon ekibi içinde yer aldı. Örgütün mollalarından. Burç FM müdürlüğü yaptı.


67-ZİYA DEMİREL: 30.09.2015 tarihinde yurtdışına kaçtı. Alevi Hizmetlerinin Sorumlu İmamı Süleyman Uysal'ın yardımcılığını yaptı.


68-ALİ ÇELİK: Avukat. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Hukuk İşleri Soruşturma Şube Müdürlüğü Adli Yardım İşleri Büro Amirliğinde görev yaptı. Şike davasında Trabzonspor'un avukatlığını yaptı. Eski İstihbarat çalışanı Cemil Altınlı'nın davasında örgüt tarafından görevlendirildi. Yurtdışına kaçan savcı Zekeriya Öz ile sık sık ailece görüşüyor.


69-ALİ URSAVAŞ


70-BAHATTİN KARATAŞ: 18.01.2011 tarihinde yurtdışına kaçtı. Ankara Maltepe Dershanesi ve Serhat Koleji Müdürlüğü yaptı. Örgütün üst kurulunda yer aldı ve Güneydoğu bölgesi sorumluluğu yaptı. Van ve Avusturya imamlığı ile irşattan sorumlu Türkiye imamlığı yaptı.


71-BEKİR BAZ: Ege Bölgesi sorumlusu.. Ege'deki valiler, kaymakamlar ve il müdürlerinin de aralarında bulunduğu üst düzey devlet görevlilerini belirli aralıklarla toplayıp, Gülen örgütüne destek istiyor, ikna edemediklerini de görevden aldırma ve başka yerlere sürdürmekle tehdit ediyordu. Dershanelerine öğrenci yönlendirmeyen okul müdürlerini sürdürmekle tehdit ediyordu. Deşifre olunca geçtiğimiz aylarda Amerika'ya kaçtı.


72-MAHMUT AKDOĞAN: Özel muayenelere sağlanan uzman hekimlik ile ilgili yatılı olmayan uygulama faaliyetleri İzmir'de örgüte ait özel Şifa Hastanelerinin kurucusu. 5-10 kez Fetullah Gülen ile ABD'de görüşecek kadar ona yakındı.


73-SADIK KESMECİ: Erzurum ve İstanbul bölge imamlıkları yaptı. 7 Mayıs 2009'da yurtdışına çıkış yaptı.

Paralel yapı-11 Aralık (2015) 'Lider Kadrosu' soruşturması manşetlerimiz
Kaçanın 'Hoca'sı ağlamaz!
Hoca kaçar da müritler durur mu?
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler

(14 Aralık 2015, 11:10), son güncel.: (15 Aralık 2015, 23:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPIYA DAİR GRUPLANDIRILMIŞ HABERLERİMİZ:

Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Cemaat Evleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & HDP yakınlığı manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğan Medyası bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sağlık alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-BTK'daki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-EPDK'daki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-17/25 Aralık (2013) yolsuzluk kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-19 Ocak (2014) TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-Selam-Tevhit kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları '25 Aralık/Selam-Tevhid kumpasları' manşetlerimiz
Paralel yapı-19 Ağustos (2014) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Ocak (2015) 'Emniyet Dış İlişkilerde ayrı yapılanma' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-27 Ocak (2015) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) 'İstanbul Fetullahçı Terör Örgütü' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Şubat 2015 'Balyoz bilirkişilerine kumpas suçlaması' davası manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat (2015) 'Eskişehir yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) 'Emniyet İstihbarat'ı yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) '25 Nisan kamikaze/yargısal darbe girişimi' manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) 'VIP dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) 'Konya Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-31 Mayıs (2015) 'Rize yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-01 Haziran (2015) 'Mersin/Gülen'in GDO kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-26 Temmuz (2015) 'İzmir Himmet' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-01 Eylül (2015) 'Koza-İpek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-02 Eylül (2015) 'Üsküdar Himmet' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Eylül (2015) 'Kaynak Holding' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-15 Eylül (2015) 'Ankara Himmet' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-16 Eylül (2015) 'Kayseri Melikşah Üniversitesi' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Ekim (2015) 'Florya Himmet' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Ekim (2015) 'Uşak Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-03 Kasım (2015) 'İzmir askeri casusluk kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Manisa Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-03 Aralık (2015) 'İnsan Kaynakları' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Aralık (2015) '17 Aralık Kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Aralık (2015) 'Lider Kadrosu' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Aralık (2015) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-26 Aralık (2015) 'Çanakkale yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Ocak (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzincan örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzurum tecavüze örtbas' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-27 Ocak (2016) 'Malatya örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-02 Şubat (2016) 'Manisa örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-03 Şubat (2016) 'Düzce yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davaların iddianameleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Mustafa Akın cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Aselsan intiharları manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Adalet/İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışındaki cemaat okulları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=7473    yazdır/print


 

Anter davası da örtbasa gidiyor

Yazar Musa Anter'in öldürülmesi ve AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu'nun yaralanmasına ilişkin, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da arasında olduğu 4 sanığın yargılanmasına devam edildi. Duruşmada Maktul Anter'in avukatı davanın hemen hemen durduğunu iddia etti, yavaş işleyen sürece tepki gösterdi. Davanın geçtiğimiz günlerde beraatle sonuçlanan Temizöz/Jitem davası gibi örtbasla bitebileceği endişeleri dile getiriliyor.

14.11.2015 21:15 Yazar Musa Anter'in öldürülmesi ve AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu'nun yaralanmasına ilişkin, "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da arasında olduğu 4 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Hamit Yıldırım, tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi, müdahil Musa Anter'in oğlu Dicle Anter ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada, "Mahmut Özer" adıyla Erzincan'da defnedilen ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım olduğu yönünde iddialar bulunan kişinin cenazesinden alınan DNA örneklerinin Adli Tıp Kurumuna gönderildiği ancak henüz yanıt gelmediği tutanağa geçirildi.

Sanıklardan "Abdulkadir Aygan" olarak bilinen ve İsveç'te yaşayan PKK itirafçısı Aziz Turan'ın ifadesinin alınması için Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne gönderilen müzekkereye cevap verilmediği bildirildi.

Anter ailesinin avukatlarından Selim Okçuoğlu, dava dosyasının Diyarbakır'daki iki mahkemenin ardından Ankara'ya geldiğini, heyetin üç kere değiştiğini ancak "arpa boyu yol alınamadığını" ifade etti.

"Türkiye'nin siyasi tarihini yakından ilgilendiren cinayette, zor şartlarda bazı delillere ulaşıldığını" anlatan Okçuoğlu, devlet kurumlarının, yargılamaya yardımcı olmaları gerektiğini kaydetti.

Okçuoğlu, şöyle konuştu:

"Anter'in öldürülmesi münferit cinayet değildir, onlarca hatta yüzlerce kişinin ölümüne neden olmuş bir devlet politikasının sonucudur. Ankara Emniyet Müdürlüğünün, MİT'in, Jandarma Genel Komutanlığının tutumu, devletin aynı devlet olduğunu gösteriyor. 'Yeşil'in Hasan Tanrıkulu ismiyle gözaltına alındığına ilişkin kayıtlar mahkemeye niye gönderilmiyor? Devlet, bu kayıtları tutamıyor ya da göndermiyorsa ciddi sorun vardır. Mehmet Eymür'ün beyanlarından Yeşil'in sorgulandığını, görüntülü kayıt yapıldığını, tutanaklar tutulduğunu anlıyoruz ama bunlar nerede? MİT, Musa Anter'i ömür boyu takip etmiş bir kurum. Onun öldürülmesinin de MİT'in ilgi alanında olması gerekiyor."

Okçuoğlu, hiçbir devlet kurumunun yargıdan bilgi ve belge saklayamayacağını, devlet sırrına ilişkin belgelerin nasıl inceleneceğinin kanunlarda düzenlendiğine dikkati çekerek, "MİT, bugünkü konjonktür itibarıyla Anter'i katleden zihniyetle iş birliği içinde. 3 yıldır Abdulkadir Aygan'ın ifadesi alınmadı. Aygan'ın, verdiği ifadelerden rücu etme emareleri içeren haberler görüyoruz. Adalet Bakanlığı, davayı yalnızca seyrediyor. Bir dönemin karanlık ilişkilerinin sahipleriyle bugünkü iktidar anlaştı" diye konuştu.

Şikayetçilerin avukatlarından Oya Aydın da eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, eski Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar ve itirafçı Ali Ozansoy'un tanık olarak dinlenmesini istedi.

Şikayetçilerin avukatları ayrıca, sanık Savaş Gevrekçi'nin tutuklanmasını talep etti.

"Bu dava, kumpas davası"

Gevrekçi'nin avukatı Hikmet İşler ise müvekkilinin 31 yıllık meslek hayatının "sadece 2 yılında", Diyarbakır'da istihbarat görevi yaptığını belirterek, "Müvekkilim profesyonel istihbaratçı değil. Aziz Turan'ın bir sözü üzerine müvekkilim yargılanıyor" dedi.

Tutuklu sanık Hamit Yıldırım'ın avukatı Kaya Yelek de "Müvekkilim yönünden bu dava kumpas davasıdır. Bu davada gizli tanık, itirafçı ve gazetecinin ifadelerine dayalı olarak müvekkilimiz tutuklanmıştır" görüşünü savundu.

Sanık Aziz Turan'ın beyanında adı geçen "Hamit Yıldırım"ın, huzurdaki sanık olmadığına yönelik ifadeleri bulunduğunu belirten Yelek, Turan'ın, Hamit Yıldırım'ı suçlamasını, DİHA ve Özgür Gündem gazetesindeki kişilerin istediğini anlattığını kaydetti.

Yelek, "Turan, 'Vicdan azabı çekiyorum. Yeniden ifade vermek istiyorum' diyor. Müvekkilim 3,5 yıldır tutuklu ve mağdur. Olayla ilgisi yok. Tahliyesini istiyorum" ifadesini kullandı.

Cumhuriyet Savcısı Alper Türközmen, dosyadaki eksiklerin giderilmesini, Gevrekçi'nin tutuklanması talebinin reddini, Yıldırım'ın tutukluluğunun devamını talep etti.

Tutuklu sanık Yıldırım ise atılı suçla hiçbir alakası olmadığını yineleyerek, "Ben korucuyum. Şehit ağabeyiyim. İki şehidim var. Ben bu şeyi yapmadım. Korucu olmam nedeniyle bu işi üzerime yıktılar" dedi ve tahliyesini istedi.

Mahkeme heyeti, baş başa müzakerenin ardından ara kararlarını açıkladı.

Dosya kapsamına göre atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesine yönelik deliller bulunduğundan, Yıldırım'ın tutukluluğunun devamına karar verildi.

Gevrekçi'nin tutuklanması talebi reddedilirken, sanık Aziz Turan'ın savunmasının bulunduğu İsveç'ten alınması konusunda Adalet Bakanlığına yazı gönderilmesi kararlaştırıldı.

"Yeşil" hakkındaki yakalama emrinin infazı ve DNA incelemesinin sonucunun beklenmesi, "Yeşil"in, "Hasan Tanrıkulu" adıyla Ankara Emniyet Müdürlüğünce ifadesinin alındığı iddiasına ilişkin, emniyete tekrar müzekkere yazılmasına karar verildi.

Şikayetçi Orhan Miroğlu ve gazeteci Abdurrahman Şimşek'in duruşmada dinlenmesi taleplerini Turan'ın savunması alındıktan sonra değerlendirmeye karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.

Açıklamalar

Duruşmayı CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da izledi.

Tanrıkulu, duruşmanın ardından adliye önünde yaptığı açıklamada, Musa Anter'in 24 yıl önce öldürüldüğünü, adalet arayışının Ankara'da devam ettiğini belirterek, "Geçtiğimiz hafta, bunun benzeri olan Cizre'deki 21 maktulle ilgili dava, Eskişehir'de beraat kararıyla sonuçlandı. Her ne kadar adaletin Türkiye'de gerçekleşmesinden yanaysak da maalesef gerçekleşmiyor ama bu davaları takibe devam edeceğiz" diye konuştu.

Tanrıkulu konuşurken, sanık Hamit Yıldırım'ın oğlu Muzaffer Yıldırım, "Babamın bu olayla hiçbir alakası yok. Burada bir mağduriyet söz konusu. Babam, Musa Anter'in katili değil" diye tepki gösterdi.

Bunun üzerine Tanrıkulu, "Baban da adil şekilde yargılansın, bunu da savunuyoruz. Sen de görüşlerini biraz sonra söyle" karşılığını verdikten sonra, "Bu hükümet döneminde beyaz Toroslar tekrar devreye girdi, Yeşillerin adı tekrar Diyarbakır duvarlarına yazıldı ve yeniden efsane JİTEM'in adları Diyarbakır'da, Silvan'da, Yüksekova'da her tarafa yazılmaya başlandı. Bu iktidar döneminde JİTEM, jötem oldu" ifadelerini kullandı.

Beştaş da davanın kapatılmak istendiğini ileri sürerek, bu ve diğer faali meçhul davaların gün yüzüne çıkartılması için geldiklerini söyledi.

Beştaş, "Çözüm Süreci, bunların konuşulduğu bir alandı. En büyük taleplerden biri buydu. Kürt sorununu çözecekseniz, Türkiye'yi demokratikleştirme iddiası varsa ki bizim var, kesinlikle geçmişte yaşanan suçların açığa çıkartılması gerekiyor. Bu davalar asla kapatılamaz. Torunlarımıza da kalsa, 100 yıl da ertelense bunların faillerinden er geç hesap sorulacak" değerlendirmesinde bulundu.

Musa Anter'in oğlu Dicle Anter de davanın sonuçlanmasını beklediklerini anlattı.

Sanık Hamit Yıldırım'ın oğlu Muzaffer Yıldırım ise babasının 3,5 yıldır tutuklu yargılandığını ve mağdur olduklarını kaydederek, "Babam, bir arazi anlaşmazlığı yüzünden hedef haline getirildi. Hiçbir zaman Musa Anter'in katili olmadık, PKK'cı da JİTEM'ci de olmadık. Devletimizin, milletimizin yanında saf olduk. Kim Musa Anter'i vurmuşsa ortaya çıksın. Biz tükendik. İnsan bir gün ölür, biz her gün ölüyoruz" görüşünü paylaştı.

Davanın geçmişi

İddianamede Anter'in ölümü ve Miroğlu'nun yaralanmasıyla sonuçlanan eylemi Mahmut Yıldırım'ın planladığı ve yönettiği, Hamit Yıldırım'ın eylemi gerçekleştirdiği, dönemin Jandarma İstihbarat Grup Komutan Vekili Savaş Gevrekçi'nin ise emri altında bulunan Aziz Turan'ı faillere yardım için görevlendirdiği öne sürülüyor.

Sanıkların, 765 sayılı TCK'nın 450/4. maddesindeki "taammüden adam öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbetin yanı sıra, "halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek" ve "adam yaralamak" suçlarından da cezalandırılmaları talep ediliyor.

Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan ve Yargıtay tarafından güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledilen davanın önceki celselerinde, Belçika'da hayatını kaybeden ve Erzincan'da toprağa verilen "Mahmut Özer"in, sanıklardan "Yeşil" olduğuna ilişkin iddialar gündeme getirilmiş, bunun üzerine mahkeme, mezarın açılarak, cenazeden DNA örnekleri alınmasını kararlaştırmıştı.

Karar üzerine önceki haftalarda açılan mezardaki cenazeden alınan örnekler, İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmişti.

Musa Anter davası duruşmaları
Anter iddianamesinde arama yap
Anter için 21 yıl sonra iddianame
Flaş!!! Anter'in katili yakalandı
Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz
Temizöz davası örtbasla bitti!

(14 Kasım 2015, 21:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz
Anter iddianamesinde arama yap
Anter iddianamesi kabul edildi
Ergenekon, Anter iddianamesinde
Anter için 21 yıl sonra iddianame
Flaş!!! Anter'in katili yakalandı
Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz
Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz
Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap
JİTEM'in varlığını ispatlayan resmi belgeler
JİTEM'le ilgili tüm manşetlerimiz
JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi
Diyarbakır'daki JİTEM davaları birleştirildi
JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi
JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi
JİTEM'ci Babat'ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=7374    yazdır/print


 

Anter davasına devam edildi

Yazar Musa Anter'in 20 Eylül 1992'de öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu'nun yaralanmasıyla ilgili davaya devam edildi.

26.06.2015 19:53 Yazar Musa Anter'in 20 Eylül 1992'de öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu'nun yaralanmasıyla ilgili davada eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, eski Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar ve PKK itirafçısı Ali Ozansoy'un tanık olarak dinlenmesine karar verildi.

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Hamit Yıldırım, tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi, müdahil Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ve tarafların avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Afak İlleez, sanıklardan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında çıkarılan kırmızı bültenle ilgili işlemlerin tamamlandığını açıkladı.

Milliyet gazetesinden Türker Karapınar'ın haberine göre, Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu, sanıklardan Mahmut Yıldırım’ı MİT’e kazandırdığı iddia edilen eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, Yıldırım’ın Musa Anter öldürüldükten sonra Ankara’da “Hasan Tanrıkulu” ismiyle 22 Ocak 1995’te gözaltına alındığı ve 3 gün sorgulandığı dönemde Ankara Emniyet Müdürü olan Orhan Taşanlar ile Anter cinayeti hakkında bilgisi olduğu gerekçesiyle PKK itirafçısı Ali Ozansoy’un tanık olarak dinlenmesini istedi.

Okçuoğlu, MİT’in, Anter’in öldürüldüğü dönemde sanıklardan Savaş Gevrekçi’nin Diyarbakır Jandarma Grup Komutanı vekili olarak görev yaptığına ilişkin bir kayıt bulunmadığını bildirdiğini ve Gevrekçi’nin MİT tarafından korunduğunu öne sürerek, delilleri karartabileceği gerekçesiyle tedbir mahiyetinde tutuklanmasını da talep etti.

Mahkeme, sanıklardan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın Anter öldürüldükten sonra “Hasan Tanrıkulu” adıyla 22 Ocak 1995’te gözaltına alınmasıyla ilgili belge ve bilgileri de Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden isteyerek, duruşmayı 17 Eylül’e erteledi.

(26 Haziran 2015, 19:53)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz
Anter iddianamesinde arama yap
Anter iddianamesi kabul edildi
Ergenekon, Anter iddianamesinde
Anter için 21 yıl sonra iddianame
Flaş!!! Anter'in katili yakalandı
Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz
Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz
Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap
JİTEM'in varlığını ispatlayan resmi belgeler
JİTEM'le ilgili tüm manşetlerimiz
JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi
Diyarbakır'daki JİTEM davaları birleştirildi
JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi
JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi
JİTEM'ci Babat'ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6966    yazdır/print


 

Anter davasına devam edildi

Yazarlar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun da yaralanmasıyla ilgili 4 sanık hakkında Diyarbakır'da açılan davanın görülmesine devam edildi. Mahkeme, cinayeti işlediği iddia edilen sanık Hamit Yıldırım'ın tutukluluğunun devamına karar verdi. Mahkeme, diğer sanık 'Yeşil' olarak bilinen Mahmut Yıldırım hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına da karar verdi.

16.05.2015 17:02 Yazar Musa Anter'in öldürülmesi ve yazar Orhan Miroğlu'nun yaralanmasıyla ilgili 4 sanık hakkında Diyarbakır'da açılan davanın görülmesine, güvenlik gerekçesiyle nakledildiği Ankara'da devam edildi. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Hamit Yıldırım, tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi, müdahil Musa Anter'in oğlu Dicle Anter ve tarafların avukatları katıldı.

Dosyaya giren evrakın tutanağa geçirilmesinden sonra söz alan Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu, Akın Birdal'a saldırı olayının azmettiricisi olmaktan yargılanan Cengiz Ersever ve eski Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar'ın da aralarında bulunduğu bazı kişilerin tanıklığına başvurulmasını talep etti.

Okçuoğlu, "Yeşil" olarak bilinen Mahmut Yıldırım'ın, 1995'te Ankara Emniyet Müdürlüğünce "Hasan Tanrıkulu" ismiyle gözaltına alındığı ve 3 gün sorgulandıktan sonra MİT'e teslim edildiğine ilişkin iddialar bulunduğunu ifade ederek, bunların araştırılmasını istedi.

Ayrıca Okçuoğlu, Mahmut Yıldırım hakkında kırmızı bülten çıkarılmasını talep etti.

"Musa Anter'i öldürmedim"

Sanık Hamit Yıldırım'ın avukatı Kaya Yelek, "Müvekkilim ciddi anlamda mağdur olmuştur. Tahliyesini istiyorum" dedi.

Sanık Yıldırım ise kendisine kumpas kurulduğunu iddia ederek, şunları söyledi:

"PKK ile irtibatım olmadı. Terör örgütüne katılmadım. Oğlu burada, duysun. Ben katil olmadım. Musa Anter'i öldürmedim. Ne alacağım, ne de vereceğim var. Tanımam. Neden öldüreyim? Köyümde koruculuk yaptım. 3 yıldır yargılanıyorum. PKK ve JİTEM'e katılmadım. JİTEM'e katılsaydım maaş bordrom olması gerekir."

Mahkeme heyeti, müzakerenin ardından, müsnet suçu işlediğine yönelik kuvvetli suç şüphesi bulunduğu gerekçesiyle Yıldırım'ın tutukluluğunun devamına karar verdi.

Sanık Mahmut Yıldırım hakkında tekrar yakalama emri çıkartan mahkeme, savunmasının alınamamış olması, yurt içinde veya dışında bulunduğunun da belli olmamasından dolayı sanık hakkında kırmızı bülten çıkartılmasına ilişkin işlem yapılmasına hükmetti.

Davanın geçmişi

İddianamede, Mahmut Yıldırım'ın suikastı planladığı ve yönettiği, Hamit Yıldırım'ın eylemi gerçekleştirdiği, dönemin Jandarma İstihbarat Grup Komutan Vekili Savaş Gevrekçi'nin ise emrinde görev yapan Aziz Turan'ı diğer faillere yardım etmesi için görevlendirdiği öne sürülüyor.

Sanıkların, 765 Sayılı TCK'nın 450/4. maddesindeki "taammüden adam öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbetin yanı sıra, "halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek" ve "adam yaralamak" suçlarından da cezalandırılmaları talep ediliyor.

Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava, Yargıtay 5. Ceza Dairesince, güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledilmişti.

(16 Mayıs 2015, 17:02)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz
Anter iddianamesinde arama yap
Anter iddianamesi kabul edildi
Ergenekon, Anter iddianamesinde
Anter için 21 yıl sonra iddianame
Flaş!!! Anter'in katili yakalandı
Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz
Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz
Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap
JİTEM'in varlığını ispatlayan resmi belgeler
JİTEM'le ilgili tüm manşetlerimiz
JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi
Diyarbakır'daki JİTEM davaları birleştirildi
JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi
JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi
JİTEM'ci Babat'ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6852    yazdır/print


 

Ağar'a ağır suçlamalar

Kamuoyunda Susurluk infazları olarak da bilinen bazı faili meçhul cinayetlere ilişkin Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu 19 kişinin yargılanmasına devam edildi. Duruşmada ifade veren eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür, cinayetleri eski bakan Mehmet Ağar'ın ekibinin gerçekleştirdiğini iddia etti.

11.04.2015 13:55 Kamuoyunda Susurluk infazları olarak da bilinen bazı faili meçhul cinayetlere ilişkin Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 19 kişinin yargılandığı davada, tanıklığına başvurulan eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, MİT elemanı Tarık Ümit’in kaçırılmasının ardından o dönemde Adalet Bakanlığı yapan Mehmet Ağar ile görüştüğünü belirterek, “’Bunun çivisi çıktı. Bu işin sonu siyasi cinayetlere gidecek’ dedim. ‘Tosunları Azerbaycan’a yollayacağız’ yanıtını verdi. Yani, buradan uzaklaştıracaklarını söyledi. Konuşması, kendisinin de haberi yokmuş gibiydi ama haberi olmaması mümkün değil” diye konuştu.

Eymür, Tarık Ümit’in faili meçhul cinayetleri ile ilgili listenin ilk olarak 29 kişiden oluştuğu, daha sonra bu listenin 54 kişiye çıktığını aktardığını söyledi.

Savaş Buldan, Behçet Cantürk, Namık Erdoğan gibi isimlerin öldürüldüğü failli meçhul cinayetlerle ilgili 19 kişi hakkında açılan davanın duruşması bugün Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada hazır edilmesi için çağrı kağıdı çıkarılan sanık Ağar’ın avukatı, müvekkilinin rahatsızlığına ilişkin rapor sundu.

ÖMÜR LÜTFÜ TOPAL CİNAYETİ

Görüntülü sistem üzerinden Şanlıurfa’ya bağlanılarak, “tanık” sıfatıyla ifadesi alınan Fatih Mehmet Bucak’a, Ömer Lütfi Topal cinayetine ilişkin bilgisi olup olmadığı soruldu. Eski DYP Milletvekili Sedat Bucak’ın amcasının oğlu Fatih Mehmet Bucak, “O dönemde Gazi Üniversitesinde öğrenciydim. Amcamın oğlu iktidar partisinden milletvekiliydi. PKK ile savaşıyorduk. Saçma sapan işler. Bir işin içine çekilip, karalanmak, lekelenmek istendiğimiz düşüncesindeyim” dedi.

“Topal’ın haraç yüzünden ve Sedat Bucak’ın isteğiyle öldürüldüğü” yönünde kendisinin bir beyanı olmadığını söyleyen Bucak, “Bunların hepsini ben de okuyorum, böyle bir şey yok. Çemberin tamamen dışındayım. Görmediğimiz, tanımadığımız, bilmediğimiz işler” diye konuştu.

EYMÜR: MİT’E TEKRAR GELDİĞİMDE BİRÇOK FAİLİ MEÇHUL CİNAYET İŞLENMİŞTİ

Daha sonra dinlenen Eymür, Nisan 1994’te MİT’e tekrar geldiğinde zaten birçok faili meçhul cinayetin işlenmiş olduğunu anlattı. Daha önceden irtibatta oldukları MİT elemanı Tarık Ümit ile görüştüğünü ve çeşitli bilgiler aldığını ifade eden Eymür, “Tarık Ümit, MİT’te görev almadan önce değişik işlerle uğraşmış biri. Çerkez kökenli. Emniyetle de irtibatı varmış. Ben tekrar dönünce benimle çalışmak istedi. Emniyetle, jandarmayla, askerle iş yapmış. Korkut Eken’i tanıyordu. O dönemde Eken, Emniyette Mehmet Ağar’ın müşaviriydi. Korkut Eken yakın çalıştığım, sevdiğim bir arkadaştı ama yollarımız maalesef ayrıldı” ifadelerini kullandı.

“29 KİŞİLİK İNFAZ LİSTESİ VARDI”

Eymür, o dönemde Ümit’ten, çoğunluğu Güneydoğulu iş adamlarının oluşturduğu 29 kişilik liste aldıklarını kaydetti. “Bunların pasifize edilmesi için üst makamlardan emir alındığının söylendiğini” aktaran Eymür, “Pasifize etmekle kasıt, öldürmek mi?” sorusuna, “Her türlü düşünülebilir” karşılığını verdi.

“EMİR MGK’DAN DENDİ AMA MİT’İN HABERİ OLMADAN YAPAMAZSINIZ. LİSTEDE MEHMET ALİ BİRAND DA VARDI”

Emrin nereden geldiğine ilişkin soruya, “MGK dendi ama MİT’in haberi olmadan yapamazsınız. MİT Müsteşarı da giriyor toplantılara” diyen Eymür, listedekilerden birinin Gazeteci-Yazar Mehmet Ali Birand olduğunu, MİT yöneticilerinin onu ikaz ettiğini ve koruma verildiğini anlattı.

“ÜMİT BANA BİZZAT İNFAZ ETTİĞİNİ SÖYLEDİ”

Ümit’in kendisine HDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın eşi Savaş Buldan ile Hacı Karay ve Adnan Yıldırım’ı bizzat infaz ettiğini söylediğini ifade eden Eymür, şunları kaydetti:
“Buldan’ın, serbest bırakılması için kendisine arabasında bulunan 165 bin dolar dışında 1 milyon dolar teklif ettiğini, bunu kabul etmediğini, hatta Buldan’ın üzerindeki cep telefonu ile kontak anahtarının otoyola atıldığını anlattı.

Buldan’ın eroin parasından PKK’ya yardım ettiğini itiraf ettiğini söyledi. Ayrıca İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ’ın Buldan’dan 300 bin dolar rüşvet aldığını, onun akrabasının Büyükada’da kumarhanesi bulunduğunu ifade etti.”

”TOSUNLARI AZERBAYCAN’A YOLLAYACAĞIZ”

Eymür, o dönemde sanıklardan Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu’nun Tarık Ümit’in evinde kaldığını söyledi. Ümit’i, kaçırıldıktan sonra bulmak için çok uğraştıklarını, bunun için Ankara’ya gelerek, Adalet Bakanlığı yapan Mehmet Ağar ile görüştüklerini aktaran Eymür, “(Bunun çivisi çıktı. Bu işin sonu siyasi cinayetlere gidecek) dedim. ‘Tosunları Azerbaycan’a yollayacağız’ dedi. Yani, buradan uzaklaştıracaklarını söyledi. Konuşması, kendisinin de haberi yokmuş gibiydi ama haberi olmaması mümkün değil” dedi.

“O POLİSLER, ÇATLILAR FALAN İŞTE”

Eymür, “tosunların kim olduğu” sorusuna, “O polis memurları, Çatlılar falan işte” karşılığını verdi.

Ağar’dan, “Ümit’i sağ olarak bırakmalarını” istediğini ve “bunu problem haline getirmeyeceklerini” söylediğini anlatan Eymür, “O da ‘Bakacağım, haberim yok’ falan dedi. Kendine bağlı adamların yaptığından haberi olmadığını söyledi. Doğrusunu söylemek gerekirse Ümit çok düzgün bir adam değildi. Ama bizim için şeref meselesiydi. Bilgi aldığımız adamdı. Onun için kurtarmaya çalıştık” diye konuştu.

Soru üzerine, maktullerden Avukat Faik Candan’ın isminin yabancı gelmediğini, ancak öldürülmesini hatırlamadığını belirten Eymür, “Takdir edersiniz ki kompüter doldu. Sittin senedir o kadar çok isim duyduk ki” dedi ve dava konusu cinayetlerin, MİT raporlarında bulunduğunu ifade etti.

”DOĞRUDAN AĞAR’A BAĞLIYDILAR”

Eymür, “Faili meçhulleri Ankara’da işleyenler kimler? Mehmet Ağar’ın tosuncukları kimlermiş?” sorusu üzerine, o yıllarda Aydınlık Dergisi’nde konuya ilişkin haber yayınlandığını belirterek, şunları kaydetti:

“Dergide yazan şeylerin çoğu kendi kayıtlarımızda olan bilgilerdi. Oradan bakarak, kimler olduğunu söyleyeyim. Emniyet Genel Müdürlüğünce PKK ve Dev-Sol’a karşı kullanılıyor görüntüsüyle, cinayet, tehdit, gasp gibi suçların içinde olan bu grup, eski ülkücülerden seçilmiştir.

Doğrudan Mehmet Ağar’a bağlıdır. Bahsi geçen grup, teröristlere karşı faaliyette bulunmadığı zaman Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Abdurrahman Bulday, Sami Hoştan, Sedat Peker, -bildiğimiz Sedat Peker değil, yaşı tutmuyor çünkü- Mehmet Gözen, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığında görevli Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Semih bu listede var. Tespit ettiğimiz ilk isimler bunlar. Aynen bizim bilgilerimiz. Kendi içimizde de maalesef bu olayları kapatmak isteyen arkadaşlarımız oldu. Bir takım bilgileri de yok ettiklerini biliyorum.”

“BİLGİLERİ MİKDAT ALPAY YOK ETTİ”

Eymür, “bilgileri kimlerin yok ettiğine” yönelik soruya, “dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Mikdat Alpay olduğu” yanıtını verdi.

“İŞİN İÇİNE PARA GİRDİ”

“Tarık Ümit, kendi ifadesine göre söylüyorum, bu işe devlet yararı için girdiğini ama işin çehresinin değiştiğini, seni listeden sileriz, şu kadar para ver denildiğini, ondan dolayı arasının açıldığını söyledi” diyen Eymür, Ümit’in bu sebeple öldürüldüğünü düşündüğünü ifade etti.

“KİMLİK GÖSTERİP ADAMIN KAFASINA SIKMAK...”

“Bu işlere katıldığını belirttiğiniz kişilerin suç örgütü oluşturduğunu söyleyebilir misiniz?” sorusu üzerine Eymür, “Öyle nitelendirdiğim için... Öyle hüviyet gösterip, adamın kafasına sıkmak, devlete yakışmaz. Bazen hukukla halledemediğimiz işler de oluyor” ifadelerini kullandı.

“TARIK ÜMİT MAKBUL BİRİ DEĞİLDİ AMA...”

Bir soru üzerine, o dönemde bildiklerini, yetkisi olmadığından Başbakan Tansu Çiller’le paylaşmadığını, dış temasları MİT müsteşarlarının yaptığını anlatan Eymür, “Tarık Ümit sizi yanıltan bir kişi gibi göründü mü?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Çok makbul bir vatandaş değildi. Ama bizim mesleğimizde de zaten kirliliği ortaya çıkarmak istiyorsanız, temiz kişilerle bunu yapamazsınız. Mecburen o tür kişilerle bu işi yapmanız lazım. Biraz çok konuşan, asabi bir insandı. Kızdığı zaman karşı tarafa yüklendiğini biliyorum. Ben mesela Tarık Ümit ile Hakkı Yaman Namlı’yı, güvenmediğim bazı şeylerde, benim dışımda oluyormuş gibi sorguya da aldım. Ama, vasıfları itibarıyla iyi bir haber elemanıydı. Sadece uyuşturucuyla ilgili değil, terör konusunda da iyi haber elemanıydı.”

“ALPAY’IN GERİ ÇEKTİĞİ RAPORDA HEPSİNİN İSMİ VARDI”

“Susurluk öncesinde hazırladığınız raporun Mikdat Alpay tarafından geri çekildiğini söylediniz. Raporda, bu sanıkların isimleri yer alıyor muydu?” sorusu üzerine Eymür, “Alıyordu. Aydınlık sonradan bir tek Çiller’i ekledi ve ‘Çiller özel örgütü’ dedi. Orada yazılanların çoğu bizim raporumuzdakilerdir” dedi.

”OLAYLARDAN HANEFİ AVCININ DA BİLGİSİ VARDIR”

Bir soruyu yanıtlarken, emekli Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın “kendini çok masum gibi gösterdiğini” söyleyen Eymür, “Avcı’nın bilgisi olması lazım. Ekibi vardı” diye konuştu.
Eymür, “Ağar’a, Ümit’in kaçırılması için gittiğinizi söylediniz. Ağar, o dönemde Adalet Bakanı. MİT’ elemanının kaçırılmasından ötürü niye ona gittiniz?” sorusu üzerine, “Bildiğim kadarıyla o, bu işin hala içindeydi” dedi.

“Bakanken bu cinayetleri işleyen örgütle ilişkisi olduğunu mu düşündünüz?” sorusunu ise Eymür, “Evet. ‘Tosunları Azerbaycan’a yollayacağız, temizleyeceğiz’ gibi bir ifade kullandı” diye yanıtladı.

“İNFAZLARI DEVLET ADINA YAPTIĞINI SÖYLEDİ”

Sanıklardan İbrahim Şahin’in avukatı Basri Aydın’ın, “Tarık Ümit, 3 kişiyi öldürdüğünü söylemiş. Bunu adli makamlara niye iletmediniz?” sorusunu yanıtlarken Eymür, “Devlet adına işlediğini söyledi” dedi.

ARA KARARLAR

Duruşmada daha sonra bir dönem Bala’da görev yapan eski Astsubay Yıldıray Soysal, “tanık” sıfatıyla görüntülü sistem üzerinden ifade verdi.

Soysal’a, Uzman Çavuş Fehmi Gedik’in “Bala’daki Jandarma Bölük Komutanı Mücahit Alkıran, bana Faik Candan’ın öldürülmesi olayının açığa çıktığını, ancak konuyu kapattıklarını söyledi” deyip demedikleri soruldu.

Soysal, “1997’de Bala’da faili meçhul olaylarla ilgili tahkikat yapıyorduk. Olay 1994’te olmuş, ben 1997’de görev yaptım. Mücahit Alkıran, ben oraya tayin olmadan önce karakol komutanıymış. Fehmi Gedik, bazı bilgilere ulaşıldığını, ama sonunu getiremediklerini söyledi. Ben sadece bu kadar biliyorum” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, tarafların taleplerini aldıktan sonra baş başa müzakerede bulundu, ardından ara kararları açıkladı. Buna göre, sanık Mehmet Ağar’ın, adresi bulunduğu İstanbul’dan sesli ve görüntülü sistem üzerinden duruşmaya bağlanması için talimat yazılmasına, sanıkların tutuklanması, bazı sanıklar hakkındaki adli kontrol kararlarının kaldırılması taleplerinin reddine karar verildi.

Eski Başbakanlar Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz, eski İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, eski MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, Müsteşar Yardımcısı Mikdat Alpay ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de arasında bulunduğu kimi kişilerin tanık olarak dinlenmesi talebinin daha sonra değerlendirilmesini kararlaştıran heyet sanıklara, 1993-1996 arasında Yeşil Pasaport verilip verilmediğinin, verildiyse bunun yasal çerçevede yapılıp yapılmadığının sorulmasına karar vererek, duruşmayı erteledi. (AA)

------------------------------------------------------------------------------

EMNİYET'İN 'GİZLİ' SUSURLUK RAPORU MAHKEMEYE GELDİ

18.11.2015 23:17 1990’lı yıllarda işlenen fail meçhul cinayetlere ilişkin açılan davaya, Emniyet çarpıcı iddiaların yer aldığı “Gizli” ibareli bir Susurluk Raporu gönderdi. Susurluk Çetesine ilişkin önemli değerlendirmelerin yer aldığı raporda, bazı devlet görevlilerin terörle mücadele adı altında yasa dışı silahlı şiddet eylemlerine karıştıkları tespiti yapıldı.

Hürriyet'in haberine göre; Aralarında eski bakanlardan Mehmet Ağar’ın da bulunduğu 19 sanık hakkında açılan davada mahkeme, bir önceki celse, Emniyet’e bir yazı yazarak, bilgi ve belge talebinde bulunmuştu. Emniyet, “Gizli” ibareli bir “Susurluk” raporu gönderdi. 13 Şubat 2009 tarihini taşıyan raporda, TBMM Susurluk Komisyonun yaptığı tespitler, Ergenekon iddianamesinde yer alan iddialar ve İstanbul DGM’nin Susurluk olayına ilişkin hazırlanmış olduğu fezlekeden bazı bölümlere yer verildi.

ORGANİK İLİŞKİ VAR

Raporda, çete ve mafya yapılanmaların devlet içerisindeki bazı resmi görevliler ile organik bir ilişki içinde olduğu iddia edilerek, “Türkiye’deki terör olayları, fail meçhul cinayetler, uyuşturucu ve kaçakçılık olayları, çete ve mafya yapılanmaları gibi toplumda huzursuzluğa neden olan organize olaylar ve yapılanmalara ile devlet içerisindeki bazı resmi görevliler organik bir ilişki içerisinde bulunmaktadırlar” denildi.

Raporda, özetle şunlar kaydedildi:

TERÖRLÜ MÜCADELE ADI ALTINDA

Terörle mücadele etme görüntüsü altında terör ve mafya örgütlerine mensup şahıslarla ortak hareket eden ve yasa dışı yollara tevessül eden bir takım devlet görevlileri bulunmaktadır. Bu oluşumlara mensup şahısların toplumu infiale sevk eden çok sayıda olaya karıştıkları değerlendirilmektedir. Bu oluşumlar illegal suç faaliyetlerini devlet adına yapılan faaliyetler olarak yansıtmaktadırlar. Kendisini devlet adına hareket ediyor görüntüsü veren bu oluşumların her türlü yasadışı gelir alanında faaliyet gösteren çıkar amaçlı çetelere menfaate dayalı ilişkiler kurabildikleri bu çetelere her türlü konuda yardımcı oldukları sıkıştıklarında kamu gücünü kullanarak bu grupları kolladıkları iddia edilmektedir.

ETKİN SORUŞTURMA YAPILMADI

Susurluk olayına ilişin etkili bir soruşturma yapılmadığı ve TBMM Soruşturma Komisyonun çalışma şeklinin de eleştirildiği raporda, “Soruşturma tek yönlü olarak sürdürülmüştür. Gerekli olan siyasi irade ortaya konulmamıştır. Soruşturma kapsamında ele alınan olaylarda maddi delillerin toplanmasında sorunlar mevcuttur. Ömer Lütfi Topal cinayeti ile ilgili İstanbul’da gözaltına alınan şahıslar soruşturma yapılmaksızın adli organların bilgisi haricinde serbest bırakılmışlardır. Soruşturma kapsamındaki olayların örgütsel bağlantıları açısından derinlemesine soruşturmaları yapılmamıştır. Soruşturma kapsamındaki olayların birbiriyle olan irtibatı yeterli soruşturma teknikleri kullanmaları incelenmemiştir. Olaylar hakkında bilgisi sahibi olduğu düşünülen ya da olması gereken resmi görevliler komisyona ya hiç gelmeyerek, ya devlet sırrı kavramına sığınarak hiç konuşmayarak ya da komisyonu eksik ve yetersiz bilgilere sunarak, Susurluk yapılanmaların ve olaylarının aydınlatılmasını engelledikleri ifade edilmiştir. (Hürriyet)

Ağar-Çarkın davası duruşmaları
Çarkın'ın Susurluk cinayetlerine dair şok itirafları manşetlerimiz

(11 Nisan 2015, 13:55), son güncel.: (18 Kasım 2015, 23:17)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ağar-Çarkın davası duruşmaları
Ağar'a yeni dava açıldı
Susurluk infazlarına iddianame
Ağar'a infaz telefonu
MİT kayıtları Ağar'ı gösterdi
MİT: İnfazlar Ağar ekibinin işi
Ağar iddianamesi kabul edildi
Ağar'a yeni şok: 16 müebbet
Çarkın'ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz
Çarkın'ın itirafları dosyaları açtırdı
Mehmet Ağar'ın Susurluk'tan yargılandığı dava manşetlerimiz
Çiller'e AĞAR tehdit: Ülkeyi kana bularım
Yıllardır izi bulunamayan MİT'çi Tarık Ümit için korkunç iddia
Susurluk Davası: Mehmet Ağar'a hapis istemi
Ağar'ın Susurluk'tan yargılandığı dava ertelendi
Çarkın'ın itirafları Ağar davasında
Ağar'ın korkusu: Duvar yıkılıyor mu?
Susurluk silahlarının belgesi çıktı
Ağar hafif cezayla kurtarıldı
Zanlıları elimizden Ağar aldı
Ağar'a 130 sayfalık gerekçe
Çiller, Yılmaz ve Ağar da dosyada
Çarkın: Cinayetleri MGK biliyordu
Çarkın'ın itirafları: MGK üyelerine sorgu hazırlığı
Eski Bakan ölüm listesini doğruladı
Demirel ve 34 kişiye suç duyurusu: Susurluk infazları
Liderlerin MGK'da cinayet atışması
Yeşil'den Köşk ve MGK'ya telefonlar
Behçet Cantürk dosyası açıldı
Ölüm Üçgeni dosyası yeniden açıldı
İddianamede Sapanca Üçgeni
Mehmet Eymür gözaltına alındı
Eymür serbest bırakıldı
Eymür'ün ifadesi dışarı sızdı
Eymür yeni soruşturmaları başlatacak
Susurluk skandalı ve cinayetlerine dair çeşitli devlet kurumlarınca hazırlanan raporlar
Susurluk dosyası Ergenekon davasında
Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6755    yazdır/print


 

Jitem ve Anter davaları birleşiyor

Diyarbakır'da aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan'ın da bulunduğu 16 sanıklı JİTEM davasının görülmesine devam edildi. Aralarındaki bağlantılar nedeniyle bu davanın diğer bir Diyarbakır mahkemesinde görülmekte olan yazar Musa Anter cinayeti davasıyla birleştirilmesine karar verildi. İlgili mahkemenin de kabul etmesi durumunda davalar birleştirilecek.

26.12.2014 22:16 Diyarbakır'da aralarında "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan'ın da bulunduğu 16 sanıklı JİTEM davasının görülmesine devam edildi.

Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuksuz yargılanan 16 sanık katılmadı. Mahkeme heyeti, dosyanın Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması devam eden yazar Musa Anter cinayeti davasıyla birleştirilmesi yönünde talebin olduğunu bildirdi.

Birleştirme talebine ilişkin olarak Cumhuriyet savcısı takdirin mahkemede olduğu yönünde görüşünü bildirdi.

Mağdur avukatlarından Barış Yavuz, birleştirme kararının kendilerine uygun olduğunu belirterek, "Bu davanın Türkiye'nin geçmişiyle hesaplaşması yönündeki önemli bir dosyadır. İsveç'te bulunan dosyanın sanıklarından Abdulkadir Aygan'a ilişkin olarak istenilen bilgi ve belgeler biran önce gönderilmelidir" dedi.

Savunmanın ardından mahkeme heyeti, JİTEM dosyasının 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması devam eden yazar Musa Anter cinayeti dosyasıyla birleştirilmesi kararını verdi.

Mahkeme ayrıca, sanık Abdulkadir Aygan (Aziz Turan) hakkında İsveç Başsavcılığına gönderilen yazı içeriklerinde belirtilen eksikliğin Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne 1 Ocak 2015'ten önce ivedi bir şekilde gönderilmesi kararı aldı.

İDDİANAMEDEN

Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak'ta, "birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri" iddiasıyla yargılanan ve aralarında "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan'ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, "Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak" ve "Birden fazla kişiyi öldürmek" suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verilmesi isteniyor.

(26 Aralık 2014, 22:16)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz
Anter iddianamesinde arama yap
Anter iddianamesi kabul edildi
Ergenekon, Anter iddianamesinde
Anter için 21 yıl sonra iddianame
Flaş!!! Anter´in katili yakalandı
Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz
Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz
Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap
JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler
JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz
JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi
Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi
JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi
JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi
JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6496    yazdır/print


 

Anter davasında nakil talebi

Diyarbakır'da 1992 yılında Kürt yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun yaralanmasıyla ilgili 4 sanığın yargılandığı davada sanıklardan emekli Albay Savaş Gevrekçi, güvenlik gerekçesiyle dosyanın başka ile naklini talep etti. Gevrekçi'nin talebi, Adalet Bakanlığı'na gönderildi. Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu bu gelişmelere tepki gösterdi. Okçuoğlu, 'Eğer bu dava başka bir yere götürülürse Diyarbakır'daki mahkemelerin kapatılması lazım. Bu kararın politik olduğunu düşünüyoruz. Yargılamanın bu aşamasına kadar herhangi bir olumsuzluk olmadı' dedi.

13.12.2014 13:04 Diyarbakır'da 1992 yılında Kürt yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun yaralanmasıyla ilgili 4 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun ise yaralanmasına ilişkin Hamit Yıldırım ve 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ile emekli Albay Savaş Gevrekçi'nin yargılandığı davaya, Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya dosyanın tek tutuklu sanığı Hamit Yıldırım, taraf avukatları ve Musa Anter'in oğlu Dicle Anter katıldı.

EMEKLİ ALBAY GÜVENLİK GEREKÇESİYLE NAKİL İSTEDİ

Duruşmada ilk olarak mahkeme heyeti dosyaya gönderilen evrakları ve işlemleri okudu. Sanıklardan emekli Albay Savaş Gevrekçi'nin celse arasında mahkemeye başvurarak güvenlik gerekçesiyle davanın başka bir ile naklini istediği öğrenildi. Mahkeme Başkanı, talep üzerine nakil kararı verilmek üzere dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderildiğini söyledi. Adalet Bakanlığı'nın Diyarbakır Valiliği ve Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan taleple ilgili görüş aldığı ve önümüzdeki günlerde nakil ile ilgili karar vereceği belirtildi.

Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu ise nakil ile ilgili işlemlere tepki gösterdi. Okçuoğlu, "Eğer bu dava başka bir yere götürülürse Diyarbakır'daki mahkemelerin kapatılması lazım. Bu kararın politik olduğunu düşünüyoruz. Yargılamanın bu aşamasına kadar herhangi bir olumsuzluk olmadı" dedi.

CEVAP BEKLENECEK

Mahkeme Başkanı, bir önceki celse aldıkları 12 ara kararın hiçbirine resmi kurumlar tarafından cevap verilmediğini okudu. Duruşmada daha sonra ara kararlarını açıklayan mahkeme, sanık Hamit Yıldırım'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme bir önceki celse verilen ara kararların yerine getirilmesi ve eksik hususların tamamlanması için duruşmayı erteledi.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ ÖMÜR BOYU HAPİS İSTENİYOR

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi, hakkında, 'Taammüden adam öldürmekten' ağırlaştırılmış ömür boyu, 'Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvikten' de 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

(13 Aralık 2014, 13:04)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz
Anter iddianamesinde arama yap
Anter iddianamesi kabul edildi
Ergenekon, Anter iddianamesinde
Anter için 21 yıl sonra iddianame
Flaş!!! Anter´in katili yakalandı
Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz
Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz
Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap
JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler
JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz
JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi
Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi
JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi
JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi
JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6459    yazdır/print


 

İşte Gülen soruşturma dosyası

Aydınlık gazetesi, Fetullah Gülen liderliğindeki paralel yapıya yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyanın detaylarını yayınlamaya başladı. Buna göre; Cemaat hakkında 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' suçlamasıyla başlatılan soruşturmanın şu andaki tek şüphelisi Fetullah Gülen. Dosya kapsamında şikayetçiler, tanıklar ve itirafçıların bir kısmının ifadeleri alındı. Soruşturmada şu ana kadar ifade veren isimlerden en dikkat çekicileri: Hüseyin Gülerce, Hanefi Avcı, Latif Erdoğan ve Ahmet Sarıtaş.. Gülen dosyasında yer alan kritik bazı detaylar da şu şekilde: Örgüt şemasını hangi tanık çizdi?.. Şemada kimler var?.. ABD Deniz Piyadeleri hangi Gülen okullarında öğretmen?.. Dershaneler için 'CHP'yi kullandık'; diyen bölge imamı kim?.. Dosyada hangi polis, savcı, işadamı ve gazeteciler var?.. Savcı, tanık ve itirafçılara hangi kritik soruları yöneltti?.. Kimler şikâyetçi?.. Ergenekon sanığı neden dosyada?..

08.11.2014 12:42 Fetullah Gülen liderliğindeki paralel yapıya yönelik iki büyük soruşturma yürütüldüğü biliniyordu. Biri Ankara'da Savcı Serdar Coşkun tarafından, diğeri ise İstanbul'da Savcı Fuzuli Aydoğdu tarafından.. İkisi de aynı kapsamda olan soruşturma dosyaları paralel yapılanmayı A'dan Z'ye ortaya çıkarmayı ve bu yapının yasal şekilde seçilmiş hükümete karşı darbe girişiminde bulunduğu iddialarını aydınlatmayı hedefliyor. Fetullah Gülen avukatı aracılığıyla her iki savcı hakkında HSYK'ya şikayette bulunmuş, görevden alınmalarını istemişti. Eğer 12 Ekim'de gerçekleşen HSYK seçimleri beklendiği gibi cemaatin istediği şekilde sonuçlanmış olsaydı bu savcıların görevden alınmalarına kesin gözüyle bakılıyordu. Değerlendirmelere göre cemaat yapılanması için bu seçimler hayati önemdeydi. Ancak bir sürpriz yaşandı ve Hükümet+Ülkücü+Sosyal Demokrat kesim cemaat yapılanmasına karşı ortak hareket ederek seçimleri büyük farkla kazandı. Bu sonuç, yargının paralel yapı tehlikesinin farkına vardığını çok net şekilde gösterdiği şeklinde değerlendiriliyor. Bu sonuç aynı zamanda bu iki soruşturma savcısını da ipten almış oldu. HSYK seçimlerinin hemen ardından yaşanan ilginç bir gelişme de özellikle İstanbul'daki soruşturmada savcılığın peşpeşe müşteki ifadelerini almaya başlaması oldu. Bu da eli rahatlayan savcılığın soruşturmayı hızlandırdığı şeklinde yorumlandı.

Aydınlık gazetesi, işte bu iki dosyadan biri olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın ulaştığı detaylarını yayınlamaya başladı. Buna göre; Cemaat hakkında ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçlamasıyla başlatılan soruşturmanın numarası 2014/39856. İstanbul Cumhuriyet Savcılığının yürüttüğü soruşturmanın şu andaki tek şüphelisi Fethullah Gülen. Dosya kapsamında şikayetçiler, tanıklar ve itirafçıların bir kısmının ifadeleri alındı. Soruşturmada şu ana kadar ifade veren isimlerden en dikkat çekicileri: Hüseyin Gülerce, Hanefi Avcı, Latif Erdoğan ve Ahmet Sarıtaş.. Gülen dosyasında yer alan kritik bazı detaylar şu şekilde:

* Örgüt şemasını hangi tanık çizdi? Şemada kimler var?
* ABD Deniz Piyadeleri hangi Gülen okullarında öğretmen?
* Dershaneler için “CHP’yi kullandık” diyen bölge imamı kim?
* Dosyada hangi polis, savcı, işadamı ve gazeteciler var?
* Savcı, tanık ve itirafçılara hangi kritik soruları yöneltti?
* Kimler şikâyetçi? Ergenekon sanığı neden dosyada?

Soruşturmanın adı: Fethullah Gülen suç örgütü

Fethullah Gülen hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, özel hayatın gizliliğini ihlal, dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık” suçlamasıyla başlatılan soruşturma dosyasına Aydınlık ulaştı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fuzuli Aydoğdu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında bugüne kadar birçok şikayetçi, tanık ve itirafçı ifade verdi. Soruşturmada, özellikle yıllarca cemaatle bağlantılı olduğunu söyleyerek ifade veren isimler dikkat çekici. Fethullah Gülen hakkında suç duyurusu yapan işadamı Ahmet Sarıtaş, savcılığa verdiği ifadesinde önemli ayrıntıları açıkladı.



‘16 YIL CEMAAT İÇİNDEYDİM FETHULLAH KAİNAT İMAMI’

İşadamı Ahmet Sarıtaş, el yazısıyla gönderdiği ikinci ifadesinde bir de şema çizdi. Şemada bir numara “Kâinat İmamı” Fethullah Gülen. Örgüt şemasında başyardımcı ve “Türkiye imamı” olarak Mustafa Özcan gösterildi. Özcan’ın yardımcıları da cemaate yakın olan Kaynak Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Naci Tosun, holding yöneticileri ve Ahmet Kara olarak belirtildi. Örgüt içindeki hiyerarşide “Türkiye İmamı” ve yardımcılarına bağlı olan kuruluşlar, gazete, dergi ve TV’ler, kamu çalışanları, şirketler, dershaneler, yurtlar, işadamları, üst düzey bürokratlar ve ışık evlerinde yaşayan öğrenciler gösterildi.  Şemayı çizerek örgütün işleyişini anlatan Ahmet Sarıtaş, 16 yıl cemaat içinde kaldığını ve 4 şirket batırdığını belirtti. Yemek işiyle uğraştığını söyleyen Sarıtaş, ifadesinde cemaatin içindeyken yaşadığı olayları anlattı.

‘ABD ASKERLERİ GÜLEN OKULLARINDA EĞİTMEN’

Şikayetçi işadamı, ifadesinde 2008 yılında Kuzey Irak’taki Işık Üniversitesi’ne yaptığı ziyarette ABD Deniz Piyadelerinin eğitmenlik yaptığına şahit olduğunu şu sözlerle dile getirdi: “Irak’ın kuzeyindeki Işık Üniversitesi ve oradaki kolejler için Türkiye’deki aynı işlerimi yapmak için gittim. Gittiğimde İngiliz vatandaşı Robert, Amerikan vatandaşı Edward ve Türk vatandaşı Savaş Aksoy’u gördüm. Bunların görevi doğal İngilizce konuşması sağlayan öğretim görevlileri olarak geçiyordu. Ben Savaş ile samimi oldum. ‘Siz bu insanlarla aynı evde kalıyorsunuz, bunlar ne iş yapıyor’ diye sordum. Oda her ikisinin İngiliz ve Amerikan deniz piyadelerinde asker olduklarını söyledi.”

CEMAATİN BÖLGE İMAMI: CHP KURYE ŞİRKETİ GİBİ

İşadamı Sarıtaş, ifadesinde ayrıca dershanelerin kapatılmasına karşı nasıl bir yol izleneceğini kendisine cemaatin Marmara Bölgesindeki tüm okullardan sorumlu olan İshak Şahin tarafından aktarıldığını söyledi. Sarıtaş konuşmayı şöyle aktardı: “23 Nisan günü İshak Şahin ile Beylikdüzü’ndeki caminin yanındaki okulda görüşmemiz oldu. Görüşmede, dershanelerin 8 maddeden dolayı kapanmayacağından emin olduğunu, ‘Dershanelerin kapanması da kanunla olacak, biz bunu idari mahkemeleri kullanırsak 5-6 yıl sürecek ancak kanun olduğu için Anayasa Mahkemesine de ancak muhalefet partisi direkt gidebiliyor. Anayasa Mahkemesine gidebilmesi için kendi menfaatimiz için CHP’yi kullandık. Yoksa CHP’nin teneke bir parti olduğunu biliyorduk. Güven-Der bizim derneğimiz, Öz-De-Bir CHP’ye yakın olan bir dernek ama bizde. CHP’yi kullandığımız için Öz-De-Bir vasıtası ile dosyayı CHP’ye verdik. CHP kargo kurye şirketi gibi dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne götürdü’ dedi.”

HİMMET TOSUNLARI

Ahmet Sarıtaş, ifadesinde 1998 yılı Kurban Bayramı’nda yemek verdiği her cemaat okulu için kendisinden bir tosun istendiğini ifade ederek şu bilgileri verdi: “Daha sonraki yılda bu sayı her okul için 3’e çıkmaya başladı. Zamanla da sen bize kârsız yemek vereceksin dediler. Biz Allah için çalışıyoruz diyerek manevi baskı yapmaya çalıştılar. Ben her bir okul için tosun bağışını fazla buldum. Bu hususun yukarısı tarafından duyulması halinde ‘ticari ilişkilerin sekteye uğrar’ diye tehdit ediyorlar, çalışan personelime, bana, personel sayısınca hem gazete hem de Sızıntı dergisi yazıyor, bunun parasını da kesiyorlar.”

HANEFİ AVCI DA TANIK

Soruşturmada tanık olarak eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı da ifade verdi. Avcı’nın daha önce cemaat hakkında yaptığı şikâyetler de soruşturma dosyasına girdi. Avcı ifadesinde, daha önce cemaatle ilgili olarak bazı isim ve bilgileri verdiğini ve istenildiği takdirde bunların dosyaya eklenebileceğini söyledi. Soruşturma savcısı, Avcı’nın Fethullah Gülen hakkında yaptığı şikayet ve dilekçeleri dosyaya koydu.

‘BANA ŞANTAJ YAPTILAR’

Soruşturma dosyasında Ergenekon davasının sanıklarından Selim Akkurt da var. Akkurt savcıya gönderdiği bir mektupla kendini ihbar ederek, “Fethullah Gülen terör örgütü üyesi olmaktan hakkımda işlem yapılmasını talep ediyorum” dedi. Bunun üzerine soruşturma dosyasına dâhil edilen Akkurt’un ifadesi alındı. Erzurum Cezaevinde bulunan Akkurt ifadesinde, “2002-2007 yılları arasında Fethullah Gülen terör örgütü içerisinde Zekeriya Öz, Ali Fuat Yılmazer, Mutlu Ekizoğlu, İsmail Erçelik ile birlikte aktif görevler aldım. Görev almamdaki sebep, kan davalı olduğum Sadrettin Özlem ile İlhan Yatağan cinayetlerini yukarıda saydığım bu kişiler, Erzurum’dan tanıdığım polis vasıtası ile çağırtarak, ‘eğer bizim dediğimizi yapmazsan, bu cinayetleri senin üzerine yıkarız. Biz sadece teröristlere operasyon yapacağız’ demeleri suretiyle bana şantaj yaptılar. Bende çaresizlikle Fethullah Gülen örgütüne katıldım. Yine Ergenekon davasında bu örgüte tanıklık etmediğim için ceza aldım. Zaten bu hususlarla ilgili Ergenekon davasında da ifadelerim vardır” dedi.

DOSYADAKİ SAVCI, POLİS GAZETECİ VE İŞADAMLARI...

“Fethullah Gülen suç örgütü” dosyasına F tipi polislere yönelik yapılan operasyonlarda gözaltına alınan ve tutuklanan ve polis şefleri hakkında yürütülen soruşturma da girdi. Gülen’in bir numaralı şüpheli olduğu soruşturmada Yurt Atayün, Ömer Köse, Erol Demirhan, Kazım Aksoy hakkında “görevi kötüye kullanma” suçu nedeniyle başlatılmış. Ancak bu soruşturma ana dosyadan ayrılmış. Latif Erdoğan’ın verdiği ifadede eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in cemaatle bağlantılı olduğu ve MİT’in başına getirilmek istendiği belirtiliyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında ifadesi alınan Erdoğan, cemaat toplantılarına katılan işadamları olarak, Ali Rıza Tanrısever, Ali Açıl, Mehmet Katırcı’nın isimlerini verdi. Latif Erdoğan, “paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde halen aktif olarak faaliyet gösteren kişiler” sorusunu da şöyle yanıtlıyor:

‘ÜST DÜZEY İLİŞKİLERİ AYARLIYOR’

“Kaynak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Naci Tosun, Mustafa Özcan, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil, üst düzey işadamlarıyla irtibatı koordine eden Ahmet Kara, Fatih Üniversitesi’nden Suat Yıldırım, eski AK Parti Milletvekili İlhan İşbilen, Harun Tokak, Murat Karabulut, Emniyetteki memurların Türkiye sorumlusu Süleyman Uysal, Samanyolu TV Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çelik, Zaman gazetesi Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Önder Aytaç, bütün üst düzey ilişkileri düzenleyen kişi Alaaddin Kaya, Kerim Balcı, Erhan Başyurt, Ahmet Kurucan.

Aynı kapsamda ifade veren Ahmet Keleş de, Fethullah Gülen’in operasyon ekibi olarak 34 kişinin ismini veriyor. İfade tutanağında cemaatteki görevlerinin de yazıldığı isimlerden bazıları şunlar:

“Mustafa Sağlam (İl Emniyet Müdürü), Cengiz Malbeleği (İstanbul Emniyeti Narkotik Şube), İrfan (soyadını hatırlamıyorum. TÜBİTAK’ta görevliydi), Yakup Yıldız (Turgut Özal Üniversitesi Genel Sekreteri), Said Cansu (Dershane ve Okullar Genel sorumlusu), Serhat Yazar (Sürat A.Ş sorumlusu)”

SAVCININ YÖNELTTİĞİ KRİTİK SORULAR

Savcılık talimatı kapsamında tanık sıfatıyla ifade veren Latif Erdoğan ve Ahmet Keleş’e yöneltilen sorular da dikkat çekiyor. Cemaat yapılanmasının işleyişini her yönüyle araştıran savcılığın yönelttiği sorulardan bazıları şunlar:

-Fethullah Gülen Cemaati olarak adlandırılan yapı ne zaman, kimlerle, ne şekilde başlamıştır?
-Amacı nedir?
-Bu cemaat oluşumunun stratejisi nedir? İlerlemesinde farklı unsur, siyaset, kuruluş, etnik, dinsel yapılarla irtibat kuruldu mu?
-Cemaatin üst kademeye kadar olan faaliyet yapısı ve hiyerarşisi nedir?
-Mali kaynakları nelerdir?
-Üye temini ne şekilde yapılıyor?
-Eğitim, vakıf, şirket alanındaki faaliyetleri nelerdir?
-Toplantı yapılan yerler Türkiye içerisinde mi, dışında mıydı?
-Cemaat içerisinde, öğrenci evi, semt ağabeyi, ilçe, il, bölge imamı, müfettiş, mütevelli heyeti, himmet, şakirt, cemaat, hizmet, abla, kardeş, hâdim kavramlarının karşılığı nedir?
-Emniyet bünyesinde bu yapıya üye bildiğiniz isimler var mı?
-Devlet kurumu bünyesinde yapı adına imamlık yapan şahıslar ne şekilde çalışır? Bu kurumlarda çalışan ve yapı içerinde olan şahıslar kimlerdir?
-Cemaatten ayrılan şahıslara yönelik tehdit veya şantaj şeklinde bir uygulama var mı?
-Cemaate para vermeyen iş adamlarına yapılan yasadışı bir uygulama oldu mu?

‘YAHUDİ AJANLAR FETHULLAH GÜLEN’İ SORGULADI’

Yıllarca cemaat içinde olan, soruşturma açıldıktan sonra tanık olarak ifade veren Latif Erdoğan, ‘suç örgütünün’ CIA ile bağlantısını Yahudi görevlilerin Fethullah Gülen’i nasıl sorguladıklarını anlattı. Cemaat üyelerinin ABD’de ‘Charter School’ denilen okullarda yetiştiğini ifade eden Latif Erdoğan, cemaat kadrolarının gittikleri ülkede ilk olarak ABD Büyükelçiliğini ziyaret ettiklerini ve orada ‘biat’ tabir edilen yeminle göreve başladıklarını söyledi

Fethullah Gülen hakkında açılan “suç örgütü” soruşturmasında tanık olarak ifade veren Latif Erdoğan’a yöneltilen sorular, savcılık tarafından kapsamlı bir araştırma yapıldığını ortaya koyuyor.

Soruşturma kapsamında iki kere evinde ifade veren Latif Erdoğan’a, cemaatin devlet kurumları arasındaki yapılanması, dış ülke istihbaratlarıyla ilişkileri, cemaatte kullanılan terimler, dış bağlantıları gibi bir çok soru yöneltildi.

‘ÖĞRENCİLER CHARTER SCHOOL’DA YETİŞİYOR’

Latif Erdoğan, Cemaat’in okullarını şöyle anlattı: “Amerika’da devlet tarafından finanse edilen ‘Charter School’ denilen okullar vardır, bu okullara Türkiye’den, Fethullah Gülen bilgisi dahilinde gelen öğrenciler yetiştiriliyor ve yetişmiş kadrolardan olan bu öğretmenler cemaat adına görevlendirildikleri yerlerden bilgi akışı sağlamıştır. Burada önemli olan husus, Amerika’nın hegemonyası altına almak istediği Türkiye Cumhuriyeti ve İslam coğrafyasını çok kolay bir şekilde etki altına alınmasına imkan sağlamasıdır. Amerika’nın bu sayede kendisine yeni bir kapı aralamış olduğunu Fethullah Gülen’in kendi ağzından duymuşluğum vardır. Cemaat kadroları öncelikle gittikleri ülkede Amerikan Büyükelçiliğini ziyaret ederek biat tabir edilen yeminle göreve başlıyorlardı. Akabinde bu cemaate ait okullarda CIA görevlilerinin öğretmen olarak çalıştığını biliyorum.

FETHULLAH’A BAĞLILIK YEMİNİ

Latif Erdoğan ek ifadesinde, kendisine yöneltilen “Cemaat olarak adlandırılan oluşumun kuruluşunda görev alan kişilerin yaptığı bir ant ya da Fethullah Gülen’e bağlılık yemini var mıydı?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Evet böyle bir yemin vardır. İlk kez 1986 yılında bana bu yemin ettirilmiştir. Ben hizmet içerisinde bulunduğum yıllarda böyle bir yeminin olduğunu biliyordum ve gizlilik esası olan bir uygulamadır. Bu yemin toplu halde yapılmaz. Bu yemin için çağırılmışsanız belirli bir mertebeye gelmişsiniz demektir. Bana bu yemin metnini okuyan Nurettin Veren’dir. Yüzüme karşı bu metin okunduğunda Fethullah Gülen orada yoktu.

Bu yemin Fethullah Gülen’e bağlılık anlamını taşır. Bende yemin metni yok ama Nurettin Veren’in bir röportajında okuduğu metin doğrudur. Bu yapı içerisinde belirli bir mertebeye gelmemiş iseniz kesinlikle yemin ettirilmezsiniz. Aynı zamanda yapı içerisinde önemli bir göreve gelmek istiyorsanız da bu yemini etmeniz zorunludur.”

‘YAHUDİ AJANLAR GÜLEN’İ SORGULADI’

Latif Erdoğan’a yöneltilen bir diğer soru da Fethullah Gülen cemaatinin dış ülke istihbarat servisleriyle bağlantıları oldu.

“Fethullah Gülen ve kendisine bağlı yapılanmanın CIA-MOSSAD ya da başka ülkelerin servisleri ile irtibatları var mıydı?” sorusuna Latif Erdoğan, “Bu sorunun yanıtını Ali Ünal’ın ‘Bir Portre Denemesi’ isimli kitabında bulabilirsiniz. Çünkü bu kitap bizzat Ali Ünal’a Fethullah Gülen tarafından yazdırılmıştır ve o açıdan bu kitaptaki bilgiler doğrudur.”

“ABD, Fethullah Gülen ile neden temas kurdu? Başka ülkelerde teması oldu mu?” sorusunu da cevaplayan Latif Erdoğan, cemaatin Amerika ile ilişkilerini şu sözlerle anlattı:

‘ABD, GÜLEN’E DEKLARE EDİYORDU’

Amerika’da Ortadoğu ve Türkiye masasında Yahudi görevliler vardır. Fethullah Gülen’in bu masalar tarafından birçok kez sorgulandığını kendisi bana anlatmıştır. Hatta Usame bin Ladin sorusunu bile sorduklarını anlattığını hatırlıyorum. Amerika hangi ülkeyi terör örgütü ilan edecekse Fethullah Gülen’i çağırarak deklare etmesini istiyordu.”

‘KOD İSİM KULLANIYORLAR’

Latif Erdoğan’ın, “Fethullah Gülen cemaati içerisinde kod isim kullanımı var mıdır? Ne amaçla kod isim kullanılır” sorusuna da yanıtı şöyle:

“Yapılanma içerisinde kod isim uygulaması vardır. Özellikle mahremiyet içeren kamu kurumlarında görev alan şahıslar kod isim kullanır ancak bu kod isimlerden sadece Hamidullah Öztürk’ün ‘Talip’ kod adını kullandığını biliyorum. Kod isim kim tarafından verilir bilmiyorum. Ama bağlı olduğu sorumlu şahsa kod isim verilebilir. Benim ise sadece gazetede müstear bir isimle bir dönem yazılarım yayınlanmıştır.”

İŞTE CEMAAT’İN JARGONU

Cemaat içinde kullanılan kavramların da karşılığının yer aldığı “Fethullah Gülen Suç Örgütü” soruşturma dosyasında, “Cemaat içerisinde ‘öğrenci evi, ağabey, imam, hadim’ jargonlarının tam karşılığı olan bir tanımlama var mıdır” diye soruluyor.

Latif Erdoğan sorunun yanıtını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor:

-“Cemaat: Genel manada iman ve Kuran inancını dünya ve Türkiye bazında yaymaya çalışan belli bir statü ve hiyerarşisi olan geniş kitlenin geniş ismidir.

-Hizmet: Hizmette cemaat ile aynı anlamı taşır.

-Öğrenci evi ağabeyi: Bir ev içinde kalan cemaat üyelerinin başlarında sorumlu olan şahıstır.

-Semt ağabeyi: Bir kaç evden sorumlu olan kişiye denilir ancak bu ev sayısı şehirlere göre değişir.

-İlçe İmamı: Kazalara bakan ve onlardan sorumlu olan kişidir.

-İl İmamı: Bağlı olduğu illerde koordinasyonu sağlayan ve onlardan sorumlu olan kişidir. O ilde olan cemaatin bütün faaliyetlerinden haberdar olan kişidir. Eskiden bu yapılanma içinde bulunduğum zamanda il imamları Fethullah Gülen’in katıldığı aylık rutin toplantılarda bulunan sorumlu kişilerdir. Toplantıda alınan kararlar bu şahıslar aracılığıyla görevli olduğu ilde cemaat adına faaliyet yürüten diğer sorumlu kişilere iletilir.

-Bölge İmamı: Normalde birkaç semtin içinde olduğu bir yapıyı anlatırdı. Ancak bizim dönemimizde Türkiye’nin coğrafi bölge dağılımına göre bölge imamları mevcuttu.

-Müfettiş: İmamlık konumundan alınan yani emekli olabilecek gibi görülen il imamlarının faaliyetlerini denetlemek maksadıyla kısıtlı yetkilerle göstermelik olarak cemaatin illerdeki faaliyetlerini kontrole giden şahıslardır.

-İrşat Ekipleri: Cemaat içerisinde tüm sorumluluk görevlerini yerine getirdikten sonra herhangi bir vazife almadan sadece sohbet-vaaz vermekle görevlendirilen şahıslardır.

-Mütevelli Heyeti: Hizmet bölgesinde mali işlere bakan ve çoğunluğu esnaftan oluşan topluluktur.

-Tayin Heyeti: O dönemde cemaat içinde en üst düzeyde görev yapan şahısların oluşturduğu heyettir.

-Şakirt: Bediüzzaman dönemine ait bir tabirdir. Talebe anlamına gelir. Hizmette kullanılmaz.

-Hadim: Hizmetçi anlamına gelir ancak cemaat yapılanması içinde imam anlamında kullanılmıştır. Şu anda kullanılmamaktadır.

-Ağabey: Hizmette öncülüğü olan kişi anlamındadır.

-Abla: Bayanlarda ağabeyin yaptığı görevi üstlenen kişidir.

-Kardeş: Müslümanlarda umumi bir kavramdır. Geleneksel olarak yapı içinde kullanılmaktadır.”

LATİF ERDOĞAN KİMDİR?

Soruşturma kapsamında verdiği ifadede özgeçmişini anlatan Latif Erdoğan cemaate nasıl girdiğini ayrıntılı bir şekilde aktarıyor:

“İlkokulu İzmir Çiğli’de okuduktan sonra Kestanepazarı’ndaki Kuran kursuna gittim. Fethullah Gülen de orada hoca olarak bulunuyordu. Cahit Erdoğan’ın referansı ile girdim. Cahit Erdoğan ilk Mütevelli Heyetinde olan ve Fethullah Gülen’in vaazlarını kaydeden kişiydi. 1974’te İzmir Yüksek İslam Enstitüsüne girdim. 1975 yılında Edremit kampında bulunduğum sırada Jandarma baskın yaptı. Ben orada bulunan Risale-i Nur kitaplarının kendime ait olduğunu söylemem üzerine İzmir Buca Cezaevi’nde 3 ay yattım. Cezanın diğer kısmını 1980 yılında 3 ay daha yatarak tamamladım.

1981-82 yılında Bitlis Tatvan’da ilçesinde vaizlik yaptım. Bu görevimden kendi isteğimle istifa ederek hizmette göreve devam ettim.

Askerden sonra, Sivas, Tokat, Amasya, Samsun, Ordu, Giresun illerinde hizmet adına imamlık yaptım.

1989 yılında İstanbul’a geldim. Bu tarihten itibaren Akademi isimli kuruluş adı altında yaklaşık 4 yıl boyunca Fethullah Gülen’in hayatı başta olmak üzere sohbet ve vaazlarını kitaplaştırdık. Bu süreçte Fethullah Gülen ile 3 ay kadar kendi hayatını anlatan röportaj yaptım.

Hizmet gereği Amerika’da 6 ay, Almanya ve Arjantin’de değişik süreler kaldım. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nı kurduktan sonra Zaman gazetesindeki görevime devam ettim. Gazete bünyesindeki ‘Akademi’ sayfasını ben oluşturuyordum. Daha sonra fikir ayrılığı nedeniyle cemaatle ilişkilerimi mesafeli olarak yürütmeye başladım. Ardından Bugün gazetesinde yazdım. Şu anda Yeni Akit gazetesinde yazıyorum. 1989 yılından sonra cemaat içinde herhangi bir ilde ve yurt dışında imamlık görevinde bulunmadım.”

SONRAKİ BÖLÜM: Fethullah Gülen’in bir sonraki adımı ne olacak?.. (Can Özçelik / Aydınlık)

------------------------------------------------------------------------------

ASKER İÇİNDEKİ CEMAATÇİLER DEVREYE GİRECEK

09.112014 21:20 ‘Fethullah Gülen suç örgütü’ soruşturmasında tanık olarak ifade veren Latif Erdoğan, cemaatin bundan sonraki hamlesini açıkladı. Erdoğan, asker içindeki yapılanmanın harekete geçebileceğini söyledi. Gülen’in kişiliği ile ilgili bir ayrıntıyı dile getiren Erdoğan, Gülen’in kendisini mesih ilan edenleri desteklediğini anlattı.

40 YILDIR ÇALIŞMA YAPIYORLAR

İFADE kapsamında Latif Erdoğan’a, Fethullah Gülen cemaatinin bundan sonraki hamlesiyle ilgili de yöneltilen soru dikkat çekici: “Üst akıl sıfatı ile isimlendirilen birlikteliğin kontrolü altında olduğu değerlendirilen ve Paralel Yapı olarak adlandırılan oluşumun koordinasyonu ile devletin kolluk kuvvetleri ve yargı mekanizması kullanılarak hükümeti devirme, Anayasal düzeni bozma girişimleri gözönüne alındığında, Fethullah Gülen isimli şahıs yukarıda belirtilen girişimlerin planlanmasında bilerek ve isteyerek yer almış mıdır? Seçilmiş Hükümete yönelik bir sonraki hamlesi olabilir mi?”

Bu sorunun yanıtını da Latif Erdoğan şu sözlerle anlatıyor: “Fethullah Gülen’in yapmış olduğu açıklamalardan konuyu sahiplendiği belli olmuştur. Zaten onun bilgisi dışında bu gelişmelerin olması mümkün değil. Bir sonraki süreçte şuana kadar Fethullah Gülen tarafından devreye henüz sokulmayan güç Askeriye içerisindeki yapılanmadır. Bu yapılanma küçümsenecek bir yapılanma değildir. 40 yıldır asker içinde çok ciddi çalışmalar yapıldığını biliyorum. O dönem öğrenci evlerinden yetişerek Askeri kurumlara subay-astsubay-uzmançavuş-sivil memur statüsünde yerleştirilen şahıslar şu an kurum içerisinde belirli bir mertebeye ulaşmışlardır. Benim asekeri unsurlar içinde ismen bildiğim bir kişi yoktur. Bilmem de mümkün değildir. Çünkü yapı içerisinde bu tür kurumlarda görevlendirilen şahısların isimleri çok gizli tutulur ve bu şahısları sadece kurumun sorumlusu bilir.”

‘MESİH İLAN EDENLERİ DESTEKLEDİ’

Fethullah Gülen’in nasıl bir kişiliğe sahip olduğu yönündeki soruya ilginç bir yanıt veren Latif Erdoğan şu ifadeleri kullandı: “Adaptasyonu çok güçlü, ikna kabiliyeti samimiyet bakımından etkin, şahsa göre tavrını koyarak onunla konuşan, insanları iyi analiz eden, ikili görüşmeler öncesinde ön bilgi toplayarak hazırlık yapan, bu bilgileri cemaat içinden şahıslarla toplayan bir şahıstır. Mustafa Özcan, Kudret Ünal ve Mehmet Demircan bilgi toplama hususunda kendisine bilgi aktarır. İtaat ve başarı Fethullah Gülen’in şahıslara güven duymasında en çok önem teşkil eden iki etmendir. Talimatları ne kadar zamanda tamamladığı önemlidir.
 
‘SİYONİST GÜÇLER KULLANIYOR’

Mehmet Tabanca, Hüseyin Gemici isimli şahıslar 1970 yıllarda hocanın mesih olduğunu yaymışlar ve bu konu ile ilgili kitaplar yayınlamışlardır ancak şuan aktif değildirler. Kendisi bu tür benzetme ve hitapları hiç bir zaman yalanlamadığı gibi bu tarz yaklaşımları ya da yazılan yazıları destekleyerek yayınlanmasını istemiştir. Hatta Hüseyin Gemici’ye bu konu hakkında ‘ya inanmazlarsa’ şeklinde bir söylemde bulunmuştur. Fethullah Gülen kendisi ve yapı ile ilgili olumlu yorumlanan bir rüyanın her ortamda söylenmesini isterken aleyhte bir rüya durumunda ise kendisi bizzat buna yalan bir rüya olduğunu dile getiriyor, bu da cemaat tabanında kendine yönelik etkin bir sistem oluşturuyordu. Geçmişteki misyonu ile şuandaki misyonu arasında belirgin bir şekilde farklılık vardır. Vatikanı idare ettiği gibi İslam alemini de hegemonyası altına almaya çalışan siyonist gücün, bu amacı için Fethullah Gülen ve yapılanmayı kullanarak hareket ettiği apaçık ortadadır.”

‘TSK’DA BİR SUBAYDAN BİR İMAM SORUMLU’

Cemaatin TSK içindeki yapılanmasıyla ilgili Aydınlık’a bilgi veren üst düzey bir Emniyet görevlisi, F tipi örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri içinde hala varlığını sürdürdüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Cemaatin TSK içindeki adamları hala görevde. Devlet orada bir faaliyete geçmedi. Cemaatin TSK içindeki örgütlenmesi, Emniyet’teki gibi değil. Emniyet teşkilatında, bütün teşkilattan bir imam sorumluydu. Ancak TSK’da bir subaydan bir imam sorumlu. O yüzden TSK’daki yapılanmaları daha karmaşık ve daha gizli.”

AYDINLIK GÜNDEME GETİRMİŞTİ

Aydınlık gazetesi 8 Temmuz 2014 tarihli manşet haberinde, “2 Bin Cemaatçi Özel’in Masasında” başlığıyla TSK içindeki yapılanmayla ilgili önemli bilgileri kamuoyuna duyurmuştu. Haberde şu bilgiler yer almıştı:

“Harp Okulu, Askeri Liseler ve Astsubay Hazırlama okullarına alınan 300’e yakın öğretmen, öğretim elemanı ve yardımcı personelin Gülen Cemaat ile ilişkili olduğu anlaşıldı. 2013 şurasında ataması yapılan 14 general ve amiralin de Gülen Cemaati ile yakın ilişkide olduğu en önemli iddialar arasında bulunuyor. Aydınlık’a ulaşan bilgilere göre MİT, F tipi örgütlenme ile ilişkisi olduğunu saptadığı ve ağırlığını astsubayların oluşturduğu yaklaşık 2 bin ismi Genelkurmay Başkanlığı’na bildirdi. 2 bin ismin içinde astsubayların yanı sıra subay ve general/amiral rütbesinde komutanlar da bulunuyor.”

15 YIL DİNLETTİ

Fethullah Gülen’in Amerika’ya gitmeden önce Latif Erdoğan’a, “seni 15 ylıdır dinletiyorum” diyerek itirafta bulunduğu da ifade kapsamında ortaya çıktı. İfadesinde kendisine yöneltilen “Hanefi Avcı, Orhan Özdemir, Celal Uzunkaya’yı tanıyor musunuz?” sorusunu yanıtlrken dinlenmesi olayını da Erdoğan şöyle anlattı: “Yukarıda isimi geçen şahısları tanımıyorum ancak Hanefi Avcı’yı da basından gördüğüm kadar biliyorum. Hanefi Avcı’nın mahkeme safahatında ‘cemaat kendi ağabeylerini de dinletiyordu’ şeklinde sorması üzerine cevaben ‘örneği Latif Erdoğan’dır’ şeklinde beyanda bulunduğundan dolayı kendisi hakkında bilgi sahibi oldum. Bu bağlamda cemaatin istihbarat birimlerini kontrol ettiğini ve istemedikleri şahısları dinledikleri ortaya çıkmıştır. Hatta Fethullah Gülen ile yaptığım bir görüşme esnasında bana ‘seni de 15 yıldır dinletiyorum hakkını helal et’ şeklinde söylemesi üzerine dinlendiğimi öğrendim. Bu konuşma Amerika’ya gitmeden önce olmuştur.”

SONRAKİ BÖLÜM: Savcıdaki 45 kişilik şüpheli listesi (Can Özçelik / Aydınlık)

------------------------------------------------------------------------------

SAVCILIKTAKİ 45 KİŞİLİK ŞÜPHELİ LİSTESİ

10.11.2014 23:08 ‘Fethullah Gülen Suç Örgütü’ soruşturmasını yürüten savcılık 45 kişilik isim listesi üzerinde duruyor. Bu isimleri, Cemaat’in bir zamanlar önemli isimlerinden olan Latif Erdoğan’a sordu. “Fethullah Gülen Suç Örgütü” soruşturmasında tanık sıfatıyla ifadesi alınan Latif Erdoğan’a yöneltilen bir soru, soruşturma kapsamında savcılığın 45 kişi hakkında da araştırma yaptığını ortaya çıkardı. Latif Erdoğan’a “Cemaat içerisinde bugüne kadar görev almış, bırakmış, halen aktif olan faaliyetini sürdüren aşağıda ismini verdiğimiz şahıslardan tanıdıklarınız kimlerdir?” sorusu yöneltildi.

Soruyu yanıtını ayrıntılı şekilde yanıtlayan Erdoğan şunları söyledi:

Mustafa Özcan: Hem hizmette hem de paralel yapıda etkin bir rol oynadığını düşünüyorum. Halen bu yapıda büyük oranda ağırlığının olduğunu biliyorum. Fethullah Gülen’i yönlendiren isimlerden biri olduğunu biliyorum. Kaynak Holding’in patronu ve Sema Hastanesi’nin sahibidir. Fethullah Gülen Amerika’ya gittiği ilk günden itibaren Türkiye’deki yapının organizesini yapar. Ayrıca mali anlamda da kasadır. Hizmette bulunmadığı mevki yoktur. Hizmette ve bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşumun içerisinde olduğunu düşünüyorum.

Şerif Ali Tekalan: Halen Cemaat’e ait tüm üniversitelerin başı ve sorumlusudur. Fethullah Gülen’in protokol ve bürokratlarla üst düzey siyasilerle görüşme ayrıca irtibatlarını kendisi organize eder. Hizmette en üst seviyede etkin bir isimdir. Yapı ile alakalı etkili ve derin bilgiye sahiptir. Özellikle cemaat içinde gerçek davaya bağlı insanların ilerlemesini engellemek için yollar deneyen ve yollar arayan bir isimdir. Fethullah Gülen’i temsil eder. Fethullah Gülen’in kendisine verdiği kararların tamamını uygular ve kendisine karşı çıkmaz. Onun adına konuşabilir ve hareket edebilir. Bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşumun operasyonel faaliyetlerinde aktif olarak görev aldığını düşünüyorum.

İŞADAMLARIYLA İRTİBAT

Nevzat Ayvacı: Antalyalı bir işadamıdır. Hizmette görev yaptığı süre içerisinde Antalya sorumlusu olarak kalmıştır. Halen aktif olarak görev alıp almadığını bilmiyorum. Hizmeti en iyi bilen şahıslardan biridir.

Ahmet Kara: Manisa Turgutlu, Tavşanlı, Erzurum ve İstanbul imamlığı yaptı. Daha sonra Marmara bölge sorumluluğu yaptı. Bir süre sonra da dış hizmetler için Kenya’ya gitti. Ahmet Kara, Fethullah Gülen’e çok yakın bir isimdir. Üst düzey işadamları ile irtibatı koordine eder. Cemaat’in mali konularda işadamlarından sağlanan kaynakların birebir yaptığı görüşmelerle kendisi sağlamaktadır. Ahmet Kara’nın bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde aktif olarak rol aldığını biliyorum.

İbrahim Kocabıyık: Erzurum ve Van imamlığı yapmıştır. Samanyolu TV’de program yapmıştır.

Önder Aytaç: Bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde olabileceğini tahmin ediyorum.

ASKERİ VE POLİS OKULLARI

Sait Aksoy: Bütün öğrenci yerleştirmelerinin koordinesini kendisi yapar. Askeri ve polis okullarına/kolejine öğrenci alımını ve teminini sağlar. Hizmette çok önemli bir isimdir. Uzun zamandır Amerika’dadır. Fethullah Gülen’e ait özel kurye ve istihbarat işlerinde kendisi görevlendirilir.

Hamidullah Öztürk: Fethullah Gülen’den ders almış önemli bir isimdir. Kendisi uzun dönemler askeri hizmetlere bakmıştır. Askeriye imamı olarak bilinir. Şu an Brezilya’dadır.

Murat Karabulut: Kendisi hizmet yapılanmasının MİT’ten sorumlu şahsı olduğunu basından öğrendim. Yapı içindeki etkinliğini bilmiyorum. Ancak özel statüde bir şahıstı.

YURTDIŞI İRTİBATLARI

Alaaddin Kaya: Stratejik öneme sahip bir şahıstır. Nerede önemli bir hamle, konu varsa kendisi ve İlhan İşbilen içindedir.

İsmail Büyükçelebi: Ankara imamlığı yaptıktan sonra Uzak Doğu, Çin ve Amerika’da görev yapmıştır. Halen Amerika’da olduğunu biliyorum. Hizmetin bütün yapısını Fethullah Gülen’den sonra en iyi bilen kişidir. Paralel yapı ile doğrudan bağlantılı olup olmadığını bilmiyorum. Ancak Fethullah Gülen’e kayıtsız şartsız bağlıdır. Askeri hizmetlerde önemli görevlerde bulunmuştur.

Suat Yıldırım: Fethullah Gülen ile ilişkisi Edirne’den başlar. Medine ve Malezya’da bulunmuştur. Hizmet yapılanmasını detaylarıyla bilir. Aynı evde kalmışlardır. Kendisi hizmet içinde bulundu, yapı içinde etkili bir isimdir ve savunur. Hatta bir ara Türkiye sorumlusu da olmuştur.

Mustafa Yeşil: Uzun yıllar İzmir ve Ankara imamlığının ardından İngiltere imamlığı yaptı. Cemaat içinde bütün yurt dışı irtibatları kendisi koordine eder. Hizmet yapısı ve bu dönem paralel yapı olarak adlandırılan oluşumun içinde en aktif olan şahıstır.

Ali Bayram: Sakarya ve Kazakistan imamlıklarından sonra Latin Amerika(Arjantin) imamlığı yapmıştır. Cemaat içinde yapılan üst düzey toplantılarda bulunan bir üyedir. Fethullah Gülen’in yeğeni olan Kemal Gülen ise kendisinin damadıdır. Helan aktif olarak cemaatte görevli olduğunu biliyorum. Kendisi bütün yapı ile ilgili geniş bilgiye sahiptir.

Harun Tokak: Halen İsrail imamlığı vardır ve oradadır. Hizmet içindeki bütün gizli çalışmaları bilir. Yaklaşık 1,5-2 yıldır oradadır.

Naci Tosun: Ankara İmamı olarak Devlet Planlama Teşkilatında görev yaptı. Eskişehir’e geçerek orada imamlık yaptı. Zaman gazetesi genel müdür yardımcılığı ve genel müdürlüğü yaptı. Samanyolu TV’de genel müdürlük yaptı. Halen Kaynak Holding Yönetim Kurulu Başkanıdır. Daha önceki zamanda Cemaat’in Türkiye’deki tüm yargı sisteminden sorumlu şahıstı. Ayrıca bürokraside etkindi. Halen cemaat yapılanması içinde aktif olarak hizmet vermektedir.

İsa Saraç: Şuan Amerika’dadır. Bursa’da il sorumlusuydu.

Ali Çelik: Bütün mali işlerin içinde bulunmaktadır. Bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde görev almış olabilir.

Akif Ulubaş: Hakkında bildiğim Kayseri ili imamı olarak toplantılara geldiğidir.

GÜLEN’İN GÜVENDİĞİ İSİM

Faruk İlk: Fethullah Gülen’in güvendiği bir isimdir. Özel bir görevi yoktur.

İzzet Aker: Kendisinin paralel yapı ile bir ilişkisi olduğunu düşünmüyorum.

İlhan İşbilen: Paralel yapılanma içinde faaliyet gösterip göstermediğini bilmiyorum. Ancak Ak Parti’den istifa edip tepkisini göstermiştir. Cemaat içinde kendisinin ayrı bir ekibi vardır. Mülki amirlerle (vali ve kaymakam) koordine sağlardı. Bürokrasiyi bilir. Bu dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içerisinde yer almış olabilir.

Cemal Uşşak: Cemaatle bir alakası yoktur ancak hizmet yapılanmasını bilir. Rahatsızlığı olduğunu biliyorum. Entelektüel kesimle irtibat sağlayan şahıstır. Bir dönemde paralel yapı olarak adlandırılan oluşum içinde faaliyet göstermiştir.

Selman Kuzu: Kendisinin bu yapı içinde önemli bir kişi olabileceğini düşünüyorum.

Ali Rıza Tanrısever: Kendisine her yönü ile kefil olabilirim. Kendisinden zarar gelmeyecek bir şahıstır.

Hamit Özyurt: Ankara’lı tüccardır. Kemal Özdemir’le birlikte cemaatten ayrıldı.

Fehmi Çalışkan: Cemaat içinde üst düzey bir faaliyeti yoktur.

Mahmut Akdoğan: Fethullah Gülen ile İzmir’de tanışmıştır.

Nurettin Veren: Temasa geçilmesi gereken biridir.

İrfan Yılmaz: Cemaat yapılanmasında büyük bir yeri yoktur.

Hidayet Karaca: Paralel yapı ile ilgili en azından bilgi sahibi olduğu kanaatindeyim.

Erhan Başyurt: Paralel yapı ile ilgili bütün gelişmeleri takip ettiğini sanıyorum.

EMNİYET VE ADLİYE İMAMLARI

Kemalettin Özdemir: Ankara imamlığı yaptı. Daha sonra Emniyet’ten sorumlu imamlık yaptı. Kendisinin 6-7 sene kadar önce hizmetten ihraç edildiğini başkalarından duydum. Ayrılma sebebinin kendisi ile ilgili bir kaset olduğu iddiası olarak biliyorum ancak ben bunun iftira olduğunu düşünüyorum. Kendisinden sonra yerine gelen ( Kozanlı Ömer olarak bilinen) Osman Hilmi Özdil ile Emniyet teşkilatı yapısında aralarında çekişmeler olduğunu biliyorum. Bundan dolayı cemaatten ilişiğinin kesildiğini duydum. Emniyet teşkilatı sorumlusu olduğundan buradaki rütbeli görevlilerle ilgili yapılanmayı en iyi bilendir. Aynı zamanda cemaatin düzenlemesini yapan sorumlu şahıstır. Kendisinden bu konu ile ilgili detaylı bilgi alınabilir.

Süleyman Uysal: Emniyetteki memurların Türkiye sorumlusudur.

Ahmet Can: Adliye yapılanmasını koordine eder.

İRŞAT EKİBİ

Nejdet Başaran: Manisa imamlığı yapmıştır. Fethullah Gülen’in Amerika’ya gidişinde de yanında kaldı. Fethullah Gülen tarafından çok sevilen bir isimdir. İrşat ekibindedir, doğrudan bir sorumluluk verilmemiştir.

Nejdet İçel: Aydın, Denizli, Kırıkkale imamlıkları yaptı ve resmiyette de Diyanet imamlığı yaptı. İrşat ekibinde görev yaptı, başka görevlerde bulunmadı. Hizmette çok aktif biri değildir.

Cemal Türk: Kendisi Mollalardandır. Molla yapılanmasını koordine eden kişidir.

Bahattin Karataş: Kendisi Güneydoğu bölge sorumluluğu yaptı. Halen aktif görevde olduğunu biliyorum. Kendisinin İrşat ekibinde olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Kurucan: Fethullah Gülen’den özel ders alan “Mollalar”dandır.

Reşit Haylamaz: Molladır.

Kerim Balcı: Eğer cemaatin İsrail ile yakından ilişkileri varsa bunu en iyi bilecek kişilerden birisi.

Ekrem Dumanlı: Zaman gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Halen bu görevi yapıyor. Gazetedeki konumu gereği Fethullah Gülen ile irtibatlı bir isimdir. Hükümetle Cemaat’in arası iyi iken bürokratik bütün görüşmeleri yapan ve bu yapıyı en iyi tanıyan isimdir.

Yusuf Pekmezci: İzmir’de hareketin temelini atan şahıslardan biridir.  (Can Özçelik / Aydınlık)

------------------------------------------------------------------------------

FETHULLAH GÜLEN’İN YETİŞTİRDİĞİ MOLLALAR

12 Kasım 2014 23:25 Fethullah Gülen hakkında açılan “suç örgütü” soruşturmasına giren ifadelerde cemaat içinde Molla diye tabir edilen bir grubun olduğu belirlendi. Tanık olarak ifade veren Latif Erdoğan’a göre, Mollalar ilk olarak bizzat Gülen tarafından eğitildi. Cemaatin şu andaki idareci kadrosunun yüzde 90’ının Mollalar tarafından oluştuğunu kaydeden Erdoğan, bu ünitenin başındaki kişinin de Mustafa Özcan olduğunu söyledi.

MOLLALAR KİMLER?

Latif Erdoğan’ın “Fethullah Gülen suç örgütü” soruşturma dosyasına giren ifadesinde, “Yapılanma içerisinde Molla olarak tabir edilen şahıslar kimlerdir? Nerede ikamet ederler? Ne tür eğitim almaktadırlar? Görevleri nelerdir” sorusuna yanıtı şöyle: “Mollalar ilahiyat mezunları içerisinden seçilerek alınan kişilerdir. Önceki tarihlerde doğrudan Fethullah Gülen’den hadis, fıkıh ve tefsir gibi dersleri okumak suretiyle ders alan bir kadro oluştu. Sonra bu kadro ders okutmaya başladı ve bu ilk kadronun elinden geçerek ders alan kişiler Fethullah Gülen’in yanına gönderilmeye başlandı. Bunlar mobil hareket eden kişilerdir. Fethullah Gülen nerede kalıyorsa onlarda orada kalır, ortalama hocanın yanında 3-4 sene kalırlar. Kayıtsız şartsız Fethullah Gülen’e bağlıdırlar.

‘BAŞINDA ÖZCAN VAR’

Tabi bu süre içerisinde bir çok güven testinden geçirilirler ve daha sonra yapılanma adına çeşitli önemli görevler (dış ülke ve devlet birimlerine ait tüm çalışmalarda bu şahıslar görevlendirilir) bu şahıslara verilir. İlk dönemlerde Mollaların sayısı yaklaşık 10 kadardı. Daha sonra grup halinde yetiştirilmeye başlanıldı ve sayıları çoğaldı. İçlerinde akademisyenlerde vardır. Şuan ki Gülen cemaati denilen yapılanmanın idareci kadrosunun yüzde 90’ı Mollalar tarafından oluşur. Örnek olarak, Ahmet Kurucan, Cemal Türk, Mustafa Yeşil, Reşit Haylamaz, Hamidullah Öztürk’ü verebilirim. Bu şahıslar ilk Molla eğitiminden geçen ve daha sonra Molla yetiştiren şahıslardır. Bu ünitenin başındaki kişi ise Mustafa Özcan’dır.”

'DERİN YAPI'

Latif Erdoğan ifadesinin devamında Selman Kuzu’nun da Mollalardan olduğunu açıklıyor. Latif Erdoğan “suç örgütü” soruşturma dosyasına giren ifadesinde, Mollaların özellikle ilahiyat fakültesi mezunlarından seçildiğini ve cemaat içerisinde ayrı bir yapı oluşturulduğunu söyledi. Mollaların yapı içerisinde sadece Fethullah Gülen tarafından bilindiğini anlatan Erdoğan, bunu cemaat içinde ayrı bir “derin yapı” olarak niteledi. Latif Erdoğan, Mollaların Fethullah Gülen’in ağzından çıkan sözleri emir olarak kabul ettiğini de kaydetti.

HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ VE ZİRVE SALDIRISI

Soruşturma kapsamında kamuoyunun yakından takip ettiği davaların da ayrıntılarının araştırıldığı öğrenildi. Tanıklara, “Oslo süreci, Zirve Yayınevin saldırısı, Hablemitoğlu cinayeti, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü, Uludere, Mavi Marmara olayı, Ergenekon ve Odatv davaları hakkında bilginiz var mı?” diye soruldu.

'YAPININ ZAYIF NOKTASI EKONOMİ'

LATİF Erdoğan’a yöneltilen sorulardan bir diğeri de “bu yapının zayıf noktası neresidir” oldu. Erdoğan soruya şöyle yanıt verdi: “Şu anda zaafa uğratılan nokta ekonomik tarafıdır. Ekonomik gelirler, bu şekilde gitmesi halinde kesilecektir. Diğer bir meselede kamuoyunda itibar kaybetmesidir. Hükümete karşı benzer atraksiyonlara devam etmesi halinde cemaat aleyhine toplumda nefret algısı uyanacaktır.”

“Devletin bütünlüğü ve varlığı gözönünde bulundurulduğunda Fethullah Gülen hareketini ne olarak değerlendirirsiniz?” sorusuna Latif Erdoğan, “Şu andaki konum ve yapılanma açısından ve sonuçlar değerlendirildiğinde bana göre kesinlikle bir terör örgütüdür” dedi.

'BENİ BOŞAMASI İÇİN TELKİNDE BULUNMUŞLAR'

“Cemaat yapısından ayrılan şahıslara yönelik tehdit veya şantaj şeklinde bir uygulama var mıdır?” sorusuna Latif Erdoğan’ın yanıtı şöyle oldu: “Bana yapılan bir baskı yoktur. Ancak eşime benden ayrılması hususunda telkin ve teklifte bulunduklarını öğrendim. Kızım Fatih Üniversitesi’nde öğrenciyken, okula yakın olması sebebiyle sadece ailenin bildiği bir ev tutmuştum, eşimde kızımla birlikte kalıyordu. Bilmediğimiz iki bayanın eşime gelerek benden boşanması hususunda telkinde bulunduğunu bilmekteyim. Bu teklif 3 kez de dışarıda önüne çıkmak suretiyle tekrarlanmıştır. Bu şunu da göstermektedir, sadece aile fertlerinin bildiği bir ev takip yoluyla tespit edilmiştir.”

YAPININ MALİ KAYNAKLARI

Cemaate para akışının da araştırıldığı soruşturmada, “Yapının mali kaynakları nelerdir?” diye soruldu. Latif Erdoğan bu sorunun yanıtını ayrıntılı bir şekilde anlattı:

“İllerde ‘himmet’ ve bağış adı altında cemaat yapılanması için toplanan paraların 1/15’lik kısmı Fethullah Gülen’in kendisine getirilirdi. Fethullah Gülen ise kendisine çek, senet, ve nakit para olarak gelen bu parayı genel bütçeye bakan İstanbul ilinde toplanan mütevelli heyetindeki isimlerin başındaki, Mustafa Özcan’ın aracılığıyla gerekli yerlere aktarırdı. Fethullah Gülen bu çek, senet ve nakit parayı kendi üzerinde bulundurmazdı. Mustafa Özcan bu yapılanma içerisinde tüm para trafiğini kontrol eder ve koordinesini yapardı. Türkiye genelinde bu paraların nereye aktarıldığı ve mütevelli heyetinde kimlerin olduğunu en net Mustafa Özcan bilir. Mütevelli heyetinde çalışan kişilerin durumu genelde iyi olduğundan parasal konularda suistimal olmazdı. Hatta bazı yeni açılan il, bölge ya da ülkelerdeki cemaat faaliyetlerinin yürütülebilmesi amacıyla bu mütevelli heyetinden isimler kendi verdikleri himmetlerle ya da kendi bütçelerine yaptıkları yardımlarla bu eksiklikleri giderirlerdi. Bunun neticesinde, Fethullah Gülen’in iltifatlarına mazhar olurlardı. Bu onlar için gurur verici bir durumdu. Hizmetin kendi açtığı kuruluşlardan ziyade şahıs adına kurulan firmalarda hisseleri mevcuttur. Bunlara Bank Asya, Kaynak Holding, Sürat Kargo, Nida A.Ş örnek gösterilebilir. Bu firmalar şahıs üzerinden hizmet adına açıldığından şuanda bu şirketin sahibinin çocuklarının ileride herhangi bir hak iddia etmemesi için çek, senet alınır ve bunlar bir yerde muhafaza edilirdi.” (Can Özçelik / Aydınlık)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(08 Kasım 2014, 12:42), son güncel.: (12 Kasım 2014, 23:25)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPIYA DAİR GRUPLANDIRILMIŞ HABERLERİMİZ:

Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Cemaat Evleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & Çözüm Süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-PKK & HDP yakınlığı manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğan Medyası bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sağlık alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-BTK'daki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-EPDK'daki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-17/25 Aralık (2013) yolsuzluk kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-19 Ocak (2014) TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-DEVA programıyla Erdoğan'ın yasadışı izlenmesi soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-Selam-Tevhit kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları '25 Aralık/Selam-Tevhid kumpasları' manşetlerimiz
Paralel yapı-19 Ağustos (2014) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Eylül (2014) 'Taltif yolsuzluğu' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) 'Tahşiye kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Ocak (2015) 'Emniyet Dış İlişkilerde ayrı yapılanma' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-27 Ocak (2015) 'İzmir yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) 'İstanbul Fetullahçı Terör Örgütü' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Şubat 2015 'Balyoz bilirkişilerine kumpas suçlaması' davası manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat (2015) 'Eskişehir yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Nisan (2015) 'Emniyet İstihbarat'ı yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Nisan (2015) '25 Nisan kamikaze/yargısal darbe girişimi' manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Mayıs (2015) 'VIP dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Mayıs (2015) 'Konya Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-31 Mayıs (2015) 'Rize yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-01 Haziran (2015) 'Mersin/Gülen'in GDO kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-26 Temmuz (2015) 'İzmir Himmet' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-01 Eylül (2015) 'Koza-İpek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-02 Eylül (2015) 'Üsküdar Himmet' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Eylül (2015) 'Kaynak Holding' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-15 Eylül (2015) 'Ankara Himmet' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-16 Eylül (2015) 'Kayseri Melikşah Üniversitesi' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Ekim (2015) 'Florya Himmet' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Ekim (2015) 'Uşak Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-03 Kasım (2015) 'İzmir askeri casusluk kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Eskişehir Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-10 Kasım (2015) 'Manisa Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-03 Aralık (2015) 'İnsan Kaynakları' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Aralık (2015) '17 Aralık Kumpası' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-11 Aralık (2015) 'Lider Kadrosu' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-25 Aralık (2015) 'Ankara yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-26 Aralık (2015) 'Çanakkale yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-13 Ocak (2016) 'Adana örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzincan örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-18 Ocak (2016) 'Erzurum tecavüze örtbas' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-27 Ocak (2016) 'Malatya örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-02 Şubat (2016) 'Manisa örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-03 Şubat (2016) 'Düzce yasadışı dinleme' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Bursa Yapılanması' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-06 Şubat (2016) 'Kayseri örgüte finansal destek' soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davaların iddianameleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Paris cinayetleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Mustafa Akın cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Aselsan intiharları manşetlerimiz
Paralel yapı-Doğu'daki terörde rolü manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM/Hükümet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Adalet/İçişleri Bakanlığı ve Emniyet'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleriyle ilgili manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-Yurtdışındaki cemaat okulları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
Paralel yapı konulu kitaplar manşetlerimiz
Paralel yapı konulu filmler manşetlerimiz
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6412    yazdır/print


 

Yeşil'e Birdal suikasti davası

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, İHD eski Genel Başkanı Birdal'a yönelik silahlı saldırıya ilişkin 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında hazırladığı iddianame, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

25.07.2014 14:03 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, İnsan Hakları Derneği (İHD) eski Genel Başkanı ve eski milletvekili Akın Birdal'a yönelik silahlı saldırıya ilişkin "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında hazırladığı iddianame, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Savcısı Sadık Bayındır'ın hazırladığı iddianamede, Birdal'ın 12 Mayıs 1998'de İHD Genel Merkezi'nde uğradığı saldırı suç tarihi olarak kabul edilirken, Birdal'ın ifadesinin yeniden alınmasına gerek görülmedi.

Nüfus kayıtlarına göre hayatta olduğu belirtilen Yıldırım hakkında "kasten tasarlayarak adam öldürmeye tam teşebbüse azmettirme" suçundan 20 yıla kadar hapis cezası istenen iddianamede, Yıldırım'ın, Semih Tufan Günaltay ve Cengiz Ersever ile birlikte PKK ve bölücü faaliyetlere karşı 1996'da Türk İntikam Tugayı (TİT) adlı teşekkülü kurdukları ve Birdal başta olmak üzere PKK'yla bağlantılı olduğunu düşündükleri kişilere yönelik eylem yapmayı amaçladıkları kaydedildi.

Eylemi "Yeşil" planladı

TİT kurucularının amaçlarını gerçekleştirebilmek için Silivri-Çatalca arasında bir arazide Bahri Eken ve Kerem Deretarla ile kimlikleri tespit edilemeyen bazı kişileri eğittikleri belirtilen iddianamede, Birdal'a yönelik saldırıyı "Yeşil" kod adlı Yıldırım ve "Fırat" kod adlı Ersever'in planlandığı, eylemi organize etme görevinin ise Günaltay'a ait olduğuna yer verildi.

İddianamede, Eken ve Deretarla'nın olay tarihinde Tunalı Hilmi Caddesi'ndeki İHD Genel Merkezi'ne gelerek Birdal ile görüştüğü, arkadaşlarının İstanbul'daki 1 Mayıs gösterilerinde polis tarafından gözaltına alındığını belirterek yardım istedikleri kaydedildi.

Birdal'ın hukuki ve tıbbi yardım yapacaklarını bildirdiği kaydedilen iddianamede, Birdal'ın "Arkadaşlarımız gelecek" demesi üzerine Eken ve Deretarla'nın daha önce planladıkları şekilde silahlarını çıkartarak Birdal'a 13 el ateş ettikleri anlatıldı.

İddianamede, olayla ilgili aralarında Ersever, Günaltay, Eken ve Deretarla'nın da bulunduğu 11 kişi hakkında daha önce Ankara DGM Savcılığınca "adam öldürmeye teşebbüs, siyasi ve sosyal görüşten kaynaklanan amaçla suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak" suçlamasıyla dava açıldığı hatırlatıldı.

Birdal'ın kendisini vuran kişileri yüzleştirme ile teşhis ettiği belirtilen iddianamede, suikast girişiminin azmettiricisi olduğu öne sürülen Yıldırım ile kimlikleri tespit edilemeyen 13 kişi hakkındaki dosyanın ise bulunamadıkları gerekçesiyle ana dosyadan ayrıldığına yer verildi.

Talimatı "Yeşil" verdi

"Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında gıyabi yakalama kararı bulunduğu hatırlatılan iddianamede, Jandarma Uzman Çavuş Ersever'in, DGM savcılığına verdiği ifadedeki, Yıldırım'la Tunceli'de görev yaparken bir kahvehanede tanıştığı ve Birdal'a saldırı talimatını Yıldırım'dan aldığına ilişkin beyanları aktarıldı.

İddianamede, Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesindeki yargılama sonucu sanıkların çeşitli cezalara çarptırıldığı ve bu cezaların da Yargıtay tarafından onandığı ifade edilerek, şu değerlendirme yapıldı:

"Türk İntikam Tugayı isimli oluşumun, Semih Tufan Günaltay, Cengiz Ersever ve Mahmut Yıldırım tarafından PKK ve bölücü faaliyetlere karşı mücadele amacıyla 1996 yılında kurulan bir çete olduğu anlaşılmaktadır. Akın Birdal'a yönelik 'adam öldürmeye teşebbüs' eyleminin azmettiricisi ve planlayıcısı konumunda olan Mahmut Yıldırım'ın suç tarihinden bu yana kaçak olduğu, hakkında gıyabi yakalama kararı çıkarıldığı, nüfus kayıtlarında sağ olarak görünen şüphelinin bulunduğu yerin bilinmediği, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı ve ifadesinin alınamadığı, ancak şüpheli hakkında dava açmak için tüm delillerin toplandığı, şüphelinin savunmasının kovuşturma aşamasında alınabileceği değerlendirilmiş ve dava zamanaşımı süresi de dikkate alınarak şüpheli yönünden dava açılmıştır."

Örgüt suçuna zamanaşımı

Savcılık ayrıca, Yıldırım ile kimlikleri tespit edilemeyen 9 kişi hakkında, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçundan zaman aşımı süresi dolduğu gerekçesiyle ek takipsizlik kararı verdi.

Takipsizlik kararında, Ankara 1 Nolu DGM'deki yargılama sonucunda, "TİT'in terör örgütü değil siyasi ve sosyal amaçla cürüm işlemek için oluşturulan bir teşekkül olduğunun" kabul edildiği, bunun da Yargıtay tarafından onandığı belirtilerek, örgüt suçu yönünden 8 yıl olan zaman aşımı süresinin dolduğu belirtildi. (AA)

(25 Temmuz 2014, 14:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Mahkemeden Yeşil´e gazete ilanı

Yeşil yaşıyor, yakalama kararı çıktı

Savcı, Yeşil´in yaşadığını belirledi

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

Yeşil ve adamları yeniden devrede

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

Yeşil´in parmak izi Ergenekon dosyasında

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6139    yazdır/print


 

Anter davasında 5. duruşma

21 yıl önce yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davaya Diyarbakır'da devam ediliyor. Duruşmada dava dosyasına önemli bir belge girdi. MİT tarafından mahkemeye gönderilen bir belgede 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın bir jandarma yetkilisi aracılığı ile Şemdin Sakık'ı öldürmek için başvurduğu, ancak bunun kabul edilmediği belirtiliyor.

24.01.2014 15:52 Kürt yazar Musa Anter'in 1992 yılında öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun ise yaralanmasına ilişkin Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi'nin yargılandığı davaya Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 5'inci duruşmayla devam ediliyor.

Duruşmaya Anter olayında tetikçilikle suçlanan tutuklu sanık Hamit Yıldırım ile dönemin JİTEM komutanı olduğu belirtilen tutuksuz sanık emekli albay Savaş Gevrekçi katıldı.

GENELKURMAY: KORUCULAR BULUNDUKLARI YERDE ASKERLİK YAPMIYOR

Mahkeme Başkanı duruşmanın başlangıcında dosyaya gönderilen evrakları okudu. Tutuklu sanık Hamit Yıldırım'ın koruculuk yaptığı Şırnak'ta askerlik yaptığını belirtmesi üzerine talimat yazılan Genelkurmay Başkanlığı ASAL Daire Başkanlığı, Geçici Köy Korucuları'nın bulundukları yerde askerlik yaptıkları şeklinde bir uygulama olmadığı belirtti.

Bunun üzerine söz alan sanık Hamit Yıldırım, kendisiyle birlikte çok kişinin de koruculuk yaptığı yerde askerlik yaptığını, gerekirse isimlerini de verebileceğini belirtti. Hamit Yıldırım, "O dönem korucuların hepsi bulundukları yerde askerlik yaptı. Ben kendi kafama göre memleketimde askerlik yapamam. Tüm bölgede böyleydi" dedi.

YEŞİL'İN ÇALIŞTIĞINA DAİR BİLGİ YOK

Mahkemenin bir önceki duruşmada 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın hangi kurumda çalıştığına dair Jandarma, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği talimatların cevapları da dosyaya konuldu. MİT Müsteşarlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, Yeşil'in kendileriyle çalıştığına ilişkin bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığını bildirdi. MİT'ten gönderilen bir başka yazıda ise Yeşil'in bir jandarma yetkilisi aracılığıyla Şemdin Sakık'ı öldürmek için kendilerine başvurduğunu, ancak teklifin kabul edilmediği belirtildi.

Gönderilen belgeler üzerine söz alan Musa Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu, belgelere bakıldığında yargılamaya yapılan engellemenin devam ettiğini belirterek, "Yeşil gibi bir suç makinası için devletin en uzman birimleri 'görmedik, duymadık' diyorlar. Yeşil, Hasan Tanrıkulu adıyla 22 defa yurtdışına çıkmış. 1995 yılının başından sonuna kadar Habur Sınır Kapısı'ndan 14 kez çıkışı var" dedi.

UZUN TUTUKLULUK SÜRESİ TARTIŞMASI ÇIKTI

Daha sonra söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, davanın iddianamesinde JİTEM yapılanmasının ayrıntılı izahatı olduğunu belirterek, "Bu yapı 2002 yılına kadar devam etmiştir. Bu illegal ama resmi bir yapıdır. Suç Türk Ceza Kanunu'nun en ağır suçunu oluşturuyor. Tutuksuz sanık emekli olsa da delilleri engellemesi durumu var. Örgüt üyeliği cezası 5 yıldır. Bu suç nedeniyle önünüze gelen sanığı neredeyse 5 yıl tutuklu yargılıyorsunuz. Ama burada sanık tutuklanmıyor" dedi.

Bunun üzerine söz alan Mahkeme Başkanı polemik yaratmak istemediğini belirterek, "Bizim mahkememizde 5 yıl tutuklu bulunan kimse yok"dedi. Elçi ise, "Sizin mahkemenizde de slogan atmaktan dolayı 3 yıllık tutuklu olanlar var" diye konuştu.

Tutukluluk süresi ile ilgili konuşmalar daha sonra Mahkeme Başkanı ve avukat Tahir Elçi arasında tartışmaya yol açtı. Mahkeme Başkanı, "Taş atmak olmayan, sadece slogan atmaktan 3 yıl tutuklu olan varsa getirin, haklısınız. Bizim uygulamamız aynıdır. Bu uygulama dışında özel bir karar vermiyoruz. Daha fazla açıklama yapmayacağım" diye konuştu.

Mahkeme Başkanına cevap veren Tahir Elçi ise, "Ben bu uygulamayı tutarlı bulmuyorum"dedi.

GEVREKÇİ: MİT, EMNİYET, JANDARMA AYRI TELDEN ÇALIYORDU

Duruşmada söz hakkı verilen emekli Albay Savaş Gevrekçi ise, MİT belgesinde geçen jandarma yetkilisinin kendisi olmadığını ifade ederek, "Resmi olarak kim olduğu konusunda cevap versinler. Resmi belgesi varsa getirsinler. Ben hiç bir zaman MİT ile biraraya gelmedim. Zaten Güneydoğu'nun sorunu buydu. MİT ayrı, jandarma ayrı, emniyet ayrı telden çalıyordu. Bu olayla kesinlikle bir ilgim yoktur" dedi.

ADAMINIZI GETİRİN TARTIŞMASI

İfadesinin devamında müdahil avukatların bulunduğu bölüme dönen Savaş Gevrekçi, Abdülkadir Aygan'ı kastederek, "Adamınızı getiriniz. Nasıl götürdünüzse öyle getiriniz. Karşınızda çocuk yok. Siz tuzak kuruyorsunuz" dedi. Bunun üzerine tepki gösteren Avukat Selim Okçuoğlu, "Haddinizi bilin. Abdülkadir Aygan bizim değil, sizin adamınızdır" diye konuştu.Tartışma üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Savaş Gevrekçi'ye, "Burada herkes işini yapsın. Bunu bir türlü izah edemedim. Siz kendinizi savunun, herkes de işini yapsın" dedi.

Duruşmanın sonunda tekrar söz alan avukat Selim Okçuoğlu, 1991 - 1993 yıllara arasındaki OHAL ve JİTEM kayıtlarının getirtilmesini istedi. Abdülkadir Aygan'ın sanık Savaş Gevrekçi gözetiminde bu cinayetleri işlediğini ileri süren Okçuoğlu, "Türkiye ya hukuk devleti olacak, ya çete devleti olmaya devam edecek"dedi.

Duruşmada söz alan avukatlardan Tahir Elçi, Diyarbakır'da yıllardır görülen ancak bir neticeye verilmeyen JİTEM davasının dosyasının mahkeme heyeti tarafından okunmasını talep etti. Anter davası iddianamesinin çok önemli olduğunu belirterek, "Çünkü iddianamede yıllardır inkar edilen JİTEM'in yapısını detaylı anlatıyor. İddianamede JİTEM'in devlet görevlisi kimliğiyle insanları götürüp öldürdüğünü, kaybettirdiğini ve işkence yaptığını anlatıyor" dedi.

Elçi, sanık Gevrekçi'nin tutuksuz yargılandığını belirterek, " Sanık emekli olsa da görevdeki arkadaşlarıyla ilişkisi devam ediyor ve delilleri etkileyebilecek konumda. Bu yüzden tutuklanmasını istiyoruz" diye konuştu.

Söz alan tutuksuz sanık Gevrekçi ise Avrupa'da yaşanan Aygan'ın kendisine iftira attığını ve kendisiyle ilgili hiçbir belge ve delil olmadığını dile getirdi.

Anter ailesinin avukatların Barış Yavuz da söz olarak elinde belge olduğunu ve bunu bir kez de mahkemeye sunmak istediğini söyledi.

MİT GÖNDERDİĞİ BELGEDE JİTEM YERİNE JANDARMA YETKİLİSİ İFADESİNİ KULLANDI

Yavuz, "Kutlu Savaş susurluk raporunda MİT'e ait bir bilgiye şöyle yer veriyor: '16.02.1993 tarihinde Diyarbakır JİTEM Grup Komutanı Vekili, ilgili birimimizle yaptığı görüşmede; adı geçenin teşkilatımızla ilişki kurmak istediğini, yanında Muş Alan Sorumlusu bulunduğunu, Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığını ve eylemden sonra İsviçre'ye gitme garantisi istediğini belirtmiştir.' Son olarak taleplerimiz doğrultusunda gönderilen belgede ise MİT bu görüşmeyi doğruluyor ama bu sefer sadece 'bir jandarma yetkilisi' ifadesini kullanıyor JİTEM ismini kullanmıyor" diye konuştu. Yavuz, MİT'in görüşmenin içeriğinden haberdar olduğunu, 1992 yılına ait belge bulundurduğunun ortaya çıktığını belirterek, " MİT o zaman bu görüşmeyi yapan JİTEM Grup Komukanı Vekilinin de kim olduğunu biliyor. Bizim yeni talebimiz bunun ilgili kurumdan istenmesi." dedi. Yavuz, belgede devletin kurumu olan MİT'in ve jandarmanın 'infaz emrini' kabul ettiğini belirterek, "Bu Şemdin Sakık için geçiyor ama buradan şunu anlamak gerekiyor demek ki infaz emirleri veriliyormuş." şeklinde konuştu.

YILDIRIM: KÖY KORUCULARI BULUNDUKLARI YERDE ASKERLİK YAPIYORDU

Davanın tutuklu sanığı Hamit Yıldırım ise önceki duruşmada köy korucularının bulunduğu yerlerde askerlik görevlerini yaptıklarını belirtmiş, kendisinin Şırnak'ın Kumçatı beldesinde vatani görevine yerine getirdiğini söylemişti. Mahkemenin talebi üzerine ASAL böyle bir uygulamanın olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Yıldırım, Kumçatı'da ikamet eden 4 kişinin ismini vererek bunların bulundukları yerde askerlik yaptığını ve fiiliyatta olduğunu dile getirdi. Yıldırım, Musa Anter olayıyla ilgisinin olmadığını ve tahliye edilmesini talep etti.

GEVREKÇİ: EN BÜYÜK SORUN MİT'LE BİR ARAYA GELEMEMEKTİ

Tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi ise 1992 yılında Diyarbakır'da çalıştıkları dönem en büyük sorunun MİT'le bir araya gelememelerinin olduğunu söyledi. Gevrekçi, " Zaten en büyük sorun buydu. Herkes kendi başına çalışırdı." dedi. Gevrekçi, itirafçı Abdulkadir Aygan'ın kendisine iftira attığını belirterek, " Türkiye Cumhuriyeti, cumhuriyetse onu yurtdışından getirsin yüzleşelim. Onu yurtdışına PKK çıkardı. Orhan Miroğlu'nun yazdığı kitabı savunmam olarak kullanıyorum çünkü bütün doğruları yazmış. PKK 45 bin dolarla onu yurtdışına çıkarmış. Onun yeri güvende o yüzden konuşuyor." dedi.

Gevrekçi'nin avukatı Hikmet İşler ise Aygan'ın her olayda kendisini masum gösterdiğini ancak bunun doğru olmadığını söyledi. İşler, "Aygan Diyarbakır'da 20 kişinin ölümü, iki gazete bürosunun bombalanması, iki aracın altına bomba konulması olaylarında yargılanıyor. Evet getirilsin buraya kim suçluysa ortaya çıksın" dedi.

AVUKATLAR ARASINDA TEVİLLİ İKRAR TARTIŞMASI

Avukat İşler'in bu sözleri üzerine ayağa kalkan mağdur avukatlarından Selim Okçuoğlu, sanık avukatının tevilli ikrarda bulunduğunu söyledi. Okçuoğlu, " Aygan'ın cinayetlerinden bahsettiniz. Aygan o dönemde nerede çalışıyordu. Bu bir tevilli ikrardır" dedi. Okçuoğlu, bu ifadelerin tutanağa geçirilmesini istedi.

İşler ise, meslektaşının kendisini suçladığını belirterek, düzeltmesini istedi. Ancak daha sonra tekrar söz alan İşler, dilinin sürçtüğünü, Aygan'ın avukatı olmadığını ve sadece müvekkilini savunduğunu dile getirdi.

Mahkeme ara kararlarını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi.

------------------------------------------------------------------------------

ŞOK BELGE: YEŞİL'DEN MİT'E SUİKAST TALEBİ

Bu arada duruşmada önemli bir belge ayrıntı ortaya çıktı. Diyarbakır'da yazar Musa Anter cinayeti davası dosyasına Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından çarpıcı bir belge gönderildi.

MİT'ten gönderilen belgede 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın bir jandarma yetkilisi aracılığı ile Şemdin Sakık'ı öldürmek için başvurduğu; ancak bunun kabul edilmediği belirtildi.

Diyarbakır 7'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen yazar Musa Anter'in öldürülmesi davasında Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan çarpıcı bir belge gönderildi. Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Raporu'nda yer alan Yeşil'in Şemdin Sakık'ı öldürmek için MİT'e başvuruda bulunduğu ifadeleri üzerine, Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi, olayın doğru olup olmadığını MİT Müsteşarlığı'na sordu.

Mahkemenin talebi üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 4 gün önce olayla ilgili cevap yazdı. 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen cevap yazısında MİT kayıtlarında inceleme yapıldığı belirtilerek, "16.02.1993 tarihinde Diyarbakır'daki bir jandarma yetkilisinin ilgili birimimizle yaptığı görüşmede; Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın teşkilatımızla ilişki kurmak istediğini, yanında Muş alan sorumlusunun bulunduğunu, Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığını ve eylemden sonra İsviçre'ye gitme garantisi istediğini belirttiği, anılan teklifin kabul edilmediği hususlarının yer aldığı belirlenmiştir" denildi.

Okunduktan sonra dava dosyasına konulan filigramlı belgede MİT Müsteşarı adına Hukuk Müşaviri'nin imzası yer aldı. (DHA)

İŞTE O BELGE:



(24 Ocak 2014, 15:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Anter iddianamesinde arama yap

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5818    yazdır/print


 

Ağar´a yeni dava açıldı

1990'lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 19 kişi hakkındaki iddianame Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Şüpheliler; Askar Simitko, Lazım Esmaeili, Savaş Buldan ve Tarık Ümit gibi isimlerin öldürülmesiyle suçlanıyor. Davanın aynı kapsamda aynı mahkemede görülmekte olan ilk davayla birleştirilmesi istendi. Bu talebin ilerleyen süreçte değerlendirileceği öğrenildi.

03.01.2014 17:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 1990'lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da arasında bulunduğu 19 kişi hakkında 765 sayılı TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçlamasıyla hazırladığı iddianame Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

TMK'nın 10. maddesiyle yetkili Cumhuriyet Savcısı Sadık Bayındır'ın hazırladığı iddianame; Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lütfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazım Esmaeili, Askar Smitko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan cinayetlerini kapsıyor.

İddianamede "şüpheliler" Mehmet Kemal Ağar, İbrahim Şahin, Mehmet Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven ve Muhsin Korman olarak gösterildi.

İddianamede, "eylemlere katıldığı ve sorumlu oldukları değerlendirilen, ancak soruşturma sürecinde öldükleri anlaşılan Oğuz Yorulmaz, Abdullah Çatlı, Sait Yıldırım, Sami Gece ve Ahmet Sakarya yönünden TCK'nın 64. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği bildirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın'ın 1993'te öldürülmesine ilişkin Mehmet Kemal Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Alper Tekdemir hakkında 765 sayılı TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçundan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine dava açmıştı.

Yeni davanın, irtibat nedeniyle bu davayla birleştirilmesi istendi. (AA)

(03 Ocak 2014, 17:12)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Susurluk infazlarına iddianame

Ağar-Çarkın davası duruşmaları

Ağar´a infaz telefonu

MİT kayıtları Ağar´ı gösterdi

MİT: İnfazlar Ağar ekibinin işi

Ağar iddianamesi kabul edildi

Ağar´a yeni şok: 16 müebbet

Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

Mehmet Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava manşetlerimiz

Çiller´e AĞAR tehdit: Ülkeyi kana bularım

Yıllardır izi bulunamayan MİT´çi Tarık Ümit için korkunç iddia

Susurluk Davası: Mehmet Ağar´a hapis istemi

Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava ertelendi

Çarkın´ın itirafları Ağar davasında

Ağar´ın korkusu: Duvar yıkılıyor mu?

Susurluk silahlarının belgesi çıktı

Ağar hafif cezayla kurtarıldı

Zanlıları elimizden Ağar aldı

Ağar´a 130 sayfalık gerekçe

Çiller, Yılmaz ve Ağar da dosyada

Çarkın: Cinayetleri MGK biliyordu

Çarkın´ın itirafları: MGK üyelerine sorgu hazırlığı

Eski Bakan ölüm listesini doğruladı

Demirel ve 34 kişiye suç duyurusu: Susurluk infazları

Liderlerin MGK´da cinayet atışması

Yeşil´den Köşk ve MGK´ya telefonlar

Behçet Cantürk dosyası açıldı

Ölüm Üçgeni dosyası yeniden açıldı

İddianamede Sapanca Üçgeni

Mehmet Eymür gözaltına alındı

Eymür serbest bırakıldı

Eymür´ün ifadesi dışarı sızdı

Eymür yeni soruşturmaları başlatacak

Susurluk skandalı ve cinayetlerine dair çeşitli devlet kurumlarınca hazırlanan raporlar

Susurluk dosyası Ergenekon davasında

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5774    yazdır/print


 

Susurluk infazlarına iddianame

1990'lı yıllarda işlenen bazı faili meçhul cinayetlerle ilgili Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 19 kişi hakkındaki iddianame Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Şüpheliler; Askar Simitko, Lazım Esmaeili ve Savaş Buldan gibi isimlerin öldürülmesiyle suçlanıyor. Soruşturma kapsamında eski Başbakanlar Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in de arasında bulunduğu bazı kişiler hakkında ek takipsizlik kararı verildi.

20.12.2013 21:20 1990'lı yıllarda işlenen bazı faili meçhul cinayetlerle ilgili Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 19 kişi hakkındaki iddianame Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

Soruşturma kapsamında eski Başbakanlar Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in de arasında bulunduğu bazı kişiler hakkında ek takipsizlik kararı verildi.

TMK'nın 10. Maddesiyle yetkili Cumhuriyet Savcısı Sadık Bayındır'ın hazırladığı iddianamede, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kemal Ağar, Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin, o dönemde dairede görev yapan Korkut Eken, "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım ve Ayhan Çarkın'ın da arasında bulunduğu özel harekat polisleri ile toplam 19 kişi "şüpheli" olarak yer aldı.

Şüphelilerin, 1990'lı yıllarda işlenen bir dizi faili meçhul cinayetle ilgili, 765 sayılı TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçundan cezalandırılması istendi.

Şüphelilerden Mahmut Yıldırım'ın, uyuşturucu kaçakçılığı yaptıkları iddia edilen İranlılar Askar Simitko, Lazım Esmaeili'nin İstanbul'da 1995'te öldürülmesiyle suçlandığı öğrenildi.

Şüphelilerin, BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, 1994'te İstanbul'da alındıktan sonra Bolu'da cesetleri bulunan eşi Savaş Buldan ve iki arkadaşının öldürülmesiyle de suçlandıkları belirtildi.

Çiller ve Yılmaz'a takipsizlik

Soruşturma kapsamında eski Başbakanlar Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Doğan Güreş, eski MİT mensubu Mehmet Eymür, "Ergenekon" davası sanığı emekli Tümgeneral Veli Küçük'ün de arasında yer aldığı çok sayıda kişi hakkında ise ek takipsizlik kararı verildiği bildirildi.

Birleştirme talep etti

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın'ın 1993'te öldürülmesine ilişkin Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Alper Tekdemir hakkında 765 sayılı TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçundan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine dava açmıştı.

Savcı Bayındır, yeni iddianameyi, bu davayla birleştirme talebiyle mahkemeye gönderdiği kaydedildi. (AA)

(20 Aralık 2013, 21:20)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Mehmet Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava manşetlerimiz

Susurluk skandalı ve cinayetlerine dair çeşitli devlet kurumlarınca hazırlanan raporlar

Ağar-Çarkın davası duruşmaları

Ağar´a infaz telefonu

MİT kayıtları Ağar´ı gösterdi

MİT: İnfazlar Ağar ekibinin işi

Ağar iddianamesi kabul edildi

Ağar´a yeni şok: 16 müebbet

Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

Çiller´e AĞAR tehdit: Ülkeyi kana bularım

Yıllardır izi bulunamayan MİT´çi Tarık Ümit için korkunç iddia

Susurluk Davası: Mehmet Ağar´a hapis istemi

Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava ertelendi

Çarkın´ın itirafları Ağar davasında

Ağar´ın korkusu: Duvar yıkılıyor mu?

Susurluk silahlarının belgesi çıktı

Ağar hafif cezayla kurtarıldı

Zanlıları elimizden Ağar aldı

Ağar´a 130 sayfalık gerekçe

Çiller, Yılmaz ve Ağar da dosyada

Çarkın: Cinayetleri MGK biliyordu

Çarkın´ın itirafları: MGK üyelerine sorgu hazırlığı

Eski Bakan ölüm listesini doğruladı

Demirel ve 34 kişiye suç duyurusu: Susurluk infazları

Liderlerin MGK´da cinayet atışması

Yeşil´den Köşk ve MGK´ya telefonlar

Behçet Cantürk dosyası açıldı

Ölüm Üçgeni dosyası yeniden açıldı

İddianamede Sapanca Üçgeni

Mehmet Eymür gözaltına alındı

Eymür serbest bırakıldı

Eymür´ün ifadesi dışarı sızdı

Eymür yeni soruşturmaları başlatacak

Susurluk dosyası Ergenekon davasında

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5746    yazdır/print


 

Anter davasında 4. duruşma

21 yıl önce yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davaya Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4. duruşma ile devam ediliyor. Tutuklu sanık Hamit Yıldırım ilk kez duruşmaya getirildi. Anter ailesinin avukatları, çapraz sorguya alınan sanığa yöneltilen soruya savcının müdahale ettiğini belirterek tepki gösterdi. Duruşmada ayrıca çok gergin olduğu gözlenen müdahil avukat Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin, sık sık savcı ve hakimlerle tartıştığı görüldü.

02.12.2013 15:59 Kürt yazar Musa Anter'in 1992 yılında öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun ise yaralanmasına ilişkin Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi'nin yargılandığı davaya Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4'üncü duruşmayla devam ediliyor. Duruşmaya önceki duruşmalara Adana F Tipi Cezaevi'nden getirilemeyen dosyanın tek tutuklu sanığı Hamit Yıldırım ve tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi katıldı. Duruşmada taraf avukatları ve Musa Anter'in oğlu Dicle Anter de hazır bulundu.

"MUSA ANTER'İ BEN ÖLDÜRMEDİM"

Duruşmanın sabah yapılan ilk oturumunda Musa Anter'in kaldığı otelin resepsiyon şefi Osman Ateşal tanık olarak dinlendi. Bazı kişilerin otele gelerek Musa Anter'i sorduğunu belirten Ateşal, "Bu kişi peşmerge kıyafetliydi. Musa Anter öldürüldüğü gün kimse gelip sormadı. Gelen kişiler Şırnak bölgesinde kullanılan Kürtçe'yi konuşuyorlardı" dedi.

Duruşmada daha sonra tutuklu sanık Hamit Yıldırım'ın çapraz sorgusu yapıldı. Müdahil avukatların sorularını yanıtlayan Yıldırım, şöyle konuştu: "Musa Anter ile bir ilişkim yok. Bu bana atılmış bir iftiradır. Kumçatı'da benden başka Hamit Yıldırım var. Koruculuk yapıp, yapmadığını bilmiyorum. Ben Musa Anter'i öldürmedim. Aşiretimizin lideri Osman Demir'dir. Ancak, vefat etti. Üst düzey yetkililer Osman Ağa'nın yanına gelip, giderdi. Ben Irak'a hiç gitmedim. BOTAŞ Karakolu'nu bilmiyorum. Ticarete girdiğim zaman koruculuğu bıraktım. Çok arsa ve gelirimiz var."

"YEŞİL'İN BİZİM EVİMİZE GELDİĞİNİ GÖRMEDİM"

Ticaret yaptıklarını ekonomik durumlarının iyi olduğunu belirten Yıldırım, "Yeşil'in bizim evimize geldiğini görmedim. Rütbeli askerlerin gelip- gelmediğini de bilmiyorum. Gizli tanık ifadelerini tamamen reddediyodrum. Yeşil konusundaki ifadeleri yalandır. Yeşil'i tanımıyorum ve görmedim. Bu bir iftiradır. Abdülkadir Aygan'ı da tanımıyorum. Belki avukat gidip ona benim aleyhime ifade vermesini söylemiştir. Bunu nereden bileyim? Ben şehit ailesiyim. 9 çocuğum dışarıda kaldı. Allah'tan korkun" dedi.
 
Avukat Ahmet Zeki Okçuoğlu, Hamit Yıldırım'a hitaben, "Sen Allah'tan kork" diye cevap verdi. Sanığın çapraz sorgusu sırasında da taraf avukatları arasında tartışmalar oldu. Söz alan müdahil avukatı Mehmet Emin Aktar, sanığın ruh halinin tutanağa geçirilmesini istedi.

EMEKLİ ALBAY DURUŞMADA FENALAŞTI

Duruşmada Hamit Yıldırım'ın çapraz sorgusu yapılırken, tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi öksürerek fenalaştı. Bunun üzerine kızı olan avukatı Gökçe Gevrekçi, babasını salon dışına çıkarmak için izin aldı. Mahkeme Başkanı'nın izin vermesi üzerine Savaş Gevrekçi salon dışına çıkarıldı. Daha sonra söz alan diğer sanık avukatı, Gevrekçi'nin pankreas kanseri ve tansiyon hastası olduğunu ve tansiyonunun düştüğünü söyledi. Mahkeme Başkanı'nın izin vermesi üzerine Gevrekçi, kızı avukat Gökçe Gevrekçi tarafından hastaneye götürüldü.

"PKK AİLEMDEN 13 KİŞİYİ ŞEHİT ETTİ"

JİTEM'in merkezi olarak nitelendirilen Botaş Karakolu'nu bilmediğini belirten Hamit Yıldırım, "Benim kardeşimle birlikte 500 dönüm arazim var. Burada tarımla uğraşıyorum. BOTAŞ ve karakolunu bilmiyorum. Sadece orada petrol boru hattı olduğunu biliyorum. Orhan Miroğlu ile bir husumetim yok. Beni neden teşhis ettiğini de bilmiyorum. Benim ailemin tamamı korucuydu. Ben ve bir PKK'lı yanyana oturmazdık. Korucu olmadan önce PKK benim amcamın kızını ve ailemden 13 kişiyi şehit etti. Ben Apo'yu sevmiyorum. Çünkü kardeşimi şehit ettiler" dedi.

STAJYER AVUKAT GERGİNLİĞİ

Mahkeme Hamit Yıldırım'ın çapraz sorgusuna devam edilmesi için duruşmaya kısa ara verdi. Aranın ardından güvenlik önlemi alan polis, duruşma salonuna giren stajyer avukatların üstünü aramak istedi. Bunun üzerine salona giren Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, duruma tepki göstererek, mahkeme başkanından uygulamanın durdurulmasını istedi. Mahkeme Başkanı'nın, "Bu bir güvenlik önlemi, aranacaklar" sözleri üzerine Elçi, "Stajyer avukatlar kimin güvenliğini tehdit ediyor? Zaten salonda yer olmadığı için izleyici sıralarında oturuyorlar" dedi. Mahkeme Başkanı bunun üzerine, "Benim güvenliğimi. Burada bir güvenlik kararı var. Benim otoritemi kabul etmeyecekseniz, lütfen bunları sormayın" dedi.

Baro Başkanı'nın talebini değerlendiren Mahkeme Başkanı, "Dosya kapsamı göz önüne alındığında, arama işlemi güvenlik amacıyla yapıldığından, duruşmada ayrıca güvenlik önlemi alındığından işlemde usul hatası bulunmadığı anlaşılmıştır" dedi.

"PKK'LI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ BİRİNE ÖFKE DUYAR MISINIZ?"

Çapraz sorgu sırasında avukat Tahir Elçi sanık Hamit Yıldırım'a, "PKK'lı olduğunu düşündüğünüz birine öfke duyar mısınız?" diye sordu. Mahkeme sanık avukatlarının itirazı üzerine, soruların şekli ile ilgili karar vermek üzere duruşmaya ara verdi. Kararı açıklayan mahkeme, soruların subjektif olgulara dayandığını ve yargılamaya yeni bir şey katmadığını belirterek, dosyayla ilgili soru sorulmasını istedi. Bunun üzerine söz alan Elçi, "Sorularım subjektif olgulara ilişkin değildir. Sorular iddianamenin özüne ilişkindir. Hukuka aykırı ara kararı kabul etmiyoruz" dedi. Daha sonra tutuklu sanığa dönen Tahir Elçi, "Hamit Yıldırım, size karşı bir sıkıntımız yok. Suçlu mu, masum musunuz? Onu öğrenmeye çalışıyoruz" dedi.

"CEM ERSEVER'İ OSMAN AĞA'NIN YANINDA GÖRMÜŞTÜM"

Çapraz sorgusuna devam edilen Hamit Yıldırım, Kumçatı'da çok sayıda korucu olduğunu belirterek, "Korucu olduğum için askerliğimi İkizce Taburu'nda yaptım. Ama korucuların hepsi askerliğini orada yapmıyor. Bu tabur bizim evimize 2-3 kilometre mesafededir. Cem Ersever'i tanımıyorum ve görmedim. Ben küçükken Osman Ağa'nın yanında görmüştüm. Üstünde sivil kıyafetler vardı. Osman Ağa bunun Cem Ersever olduğunu söylemişti" dedi.

TARTIŞMA DİYALOGLARI

Avukat Tahir Elçi, çapraz sorguda Hamit Yıldırım'a fotoğraf çektirmeyi sevip, sevmediğini de sordu. Fotoğraf çektirmeyi sevmediğini söyleyen Hamit Yıldırım, "Niye, manken mi olayım?" dedi. Bunun üzerine araya giren Cumhuriyet Savcısı, sorunun konuyla bağlantısı olmadığını söyleyerek, itiraz etti. Gerginliğin olduğu duruşmada, taraflar arasında tartışma yaşanırken, şu ifadeler kullanıldı:

Savcı: Ben Başkan Beye söylüyorum. Senin anlamana gerek yok.

Tahir Elçi: Nasıl benim anlamama gerek yok? Ben avukat değil miyim? Ben yargının kurucu unsuru değil miyim?

Mahkeme Başkanı: Avukat Bey sorularınızın neredeyse tamamını sormanıza izin veriyoruz. Çok gerginsiniz. Lütfen konuyla ilgili soru sorun.

Tahir Elçi: Tabii ki soracağım. Ben burada yargının kurucu unsuruyum. Burada soru sormak için bulunuyorum.

Mahkeme Başkanı: Çok gerginsiniz. Lütfen tabii ki demeyin.

Tahir Elçi: Gergin değildim. Ancak, burada beni siz gerdiniz.

Savcı: Ben burada Cumhuriyet savcısıyım. Ben de yargının kurucu unsuruyum. Benim müdahale etme yetkim var. Ben itirazımı başkan beye söylüyorum

Mahkeme Başkanı: Tahir Bey az önce belge sunan sanık avukatını fırçaladı.

Tahir Elçi: Estağfurullah, ben kimseyi fırçalamadım.

Savcı: Ortamı yeterince geriyorsunuz. Bağırmaya gerek yok. Ben gizli saklı birşey yapmıyorum. Bu benim görüşüm. Bu tür sorular konuyla bağlantılı değildir.

Tahir Elçi: Hangi tür konuların bağlantılı olmadığını tutanağa geçelim.

Savcı: Fotoğraflarla ilgili konu bağlantılı değildir. Katılanlar vekilinin sanığa 'Niçin fotoğraf çektirmeyi sevmiyorsun?' sorusu sordu. Bu sorunun konuyla bağlantılı olmadığını düşünüyorum.

Tahir Elçi: Bu konuyla ilgili vereceğiniz kararı merakla bekliyorum.

FOTOĞRAF SORUSUYLA İLGİLİ VERİLEN KARAR

Mahkeme Başkanı Savcı'nın itirazı üzerine, yöneltilen soru ile ilgili ara karar verdi. Kararda, sanığın soruya açıklıkla cevap verdiğini belirten Mahkeme Başkanı, "Sorunun sorulmasının dosyaya bir yenilik katmayacağı görüldüğünden, Mahkeme Başkanı tarafından sorunun sorulmasına gerek olmadığına karar verildi" dedi.

Karara itiraz eden avukat Tahir Elçi, kararın sadece mahkeme başkanı tarafından değil, mahkeme heyetince görüşülerek verilmesini istedi. İtiraz üzerine söz alan üye Hakim, "Yasa Başkanın karar vereceğini söylüyor. Siz neye itiraz ediyorsunuz" diyerek tepki gösterdi.

Daha sonra söz alan Musa Anter'in oğlu Dicle Anter ise, koruculuk yapan bir kişinin Botaş Karakolu'nu bilmemesinin kendisine inandırıcı gelmediğini belirterek, sorunun bir kez daha sorulmasını istedi. Bunun üzerine konuşan Hamit Yıldırım, "Benim karakolla bir işim yok. Yol kenarlarında askeriye olur. Ama ben Botaş'ı bilmiyorum. Orada karakol olduğunu biliyorum. Birine tarif edersem Botaş'ın yanındaki karakol olduğunu söylerim" dedi.

Duruşma, avukatların taleplerinin alınması için öğleden sonraya ertelendi.

İddianamede, Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi, hakkında 'Taammüden adam öldürmekten' ağırlaştırılmış ömür boyu, 'Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvikten de 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor. (DHA)

Davanın öğleden sonraki oturumuna, rahatsızlandığı için hastaneye sevk edilen tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi de katıldı.

Duruşmada, MİT, Emniyet ve jandarmadan mahkemeye gönderilen evraklar da okundu. Almanya'da öldürüldüğü iddia edilen 'Hogir' kod adlı PKK itirafçısının Türkiye'ye getirilip, getirilmediğine dair mahkemeye cevap veren Milli İstihbarat Teşkilatı, Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü, yapılan araştırma sonucunda herhangi bir bilgiye rastlanmadığını bildirdi. Mahkeme, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne daha önce Yeşil'in üzerinde yakalanan Hasan Tanrıkulu sahte kimliği ile kimsenin yurtdışına çıkıp çıkmadığını sordu. Gönderilen yazıda açık kimlik bilgileri olmadığından, belirtilen kişinin yurtdaşına çıktığına dair bilgi verilemediği ifade edildi.

ALBAY GEVREKÇİ: YEŞİL'İ TANIMIYORUM

Duruşmada müdahil avukatları tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi'ye, Yeşil'in Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığına ilişkin Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Araştırma Raporu'nda bilgiler olduğunu sordu. MİT'le o dönemde Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin toplantıları ve ayrı masalarda oturmak şartı ile bir yerde bulunduklarını belirten Gevrekçi, "Bunun haricinde bir diyalog ve istihbarat paylaşımımız olmadı. 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım benim yanıma gelerek, Şemdin Sakık'ı öldürme talebini söylemedi. Kitaplardan edindiğim bilgiye göre Yeşil, MİT'in elemanıymış. Ben Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ı tanımıyorum" dedi.

1993'TE CEM ERSEVER İLE ÖLDÜRÜLEN İTİRAFÇI 2009'DA İSTİFA ETMİŞ

Müdahil avukatı Mehmet Selim Okçuoğlu, özellikle 'Hogir' kod adlı itirafçının bazı eylemlerde kullanıldıktan sonra Almanya'ya gönderilerek, öldürülmesi konusunda MİT, jandarma ve Emniyet'te belge olmadığını belirterek, "Benzer durum Mustafa Deniz için de geçerlidir. 1993 yılında Cem Ersever ile birlikte öldürülen Mustafa Deniz ve Hogir kod adlı kişi için öldüklerinden bahisle takipsizlik kararı verilmiştir. Nüfus kaydında bu iki kişi sağ olarak görünmektedir. Mustafa Deniz'in Cem Ersever olayında öldürülen diğer kişi olduğu iddianamede geçmiştir" dedi.

Avukat Okçuoğlu, daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı'nın Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir dava için gönderdiği belgeyi okudu. Belgede 1993 yılında öldürülen Mustafa Deniz'in Ankara Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı'nda memur olarak görev yaptığı ve 18 Mart 2009 tarihinde istifa ettiği belirtildi. 1993 yılında öldürülen Mustafa Deniz'in resmi yazıyla 2009 yılında istifa ettiğinin söylendiğini anlatan Okçuoğlu, buna ilişkin dosyasının gönderilmesini istedi.Okçuoğlu, Kutlu Savaş, Mehmet Eymür ve Orhan Taşanlar'ın tanık olarak dinlenmesini isterken, "Kurumlar Yeşil ile ilgili doyurucu bilgi vermiyor. Bu nedenle 3 kuruma da yazı yazılarak Mahmut Yıldırım'ın nerede, ne sıfatla istihdam edildiğinin sorulmasını istiyoruz. Bize göre Yeşil yaşıyor. Bu nedenle uluslararası mekanizmalar harekete geçirilerek, hakkında kırmızı bülten çıkarılmalıdır" dedi.

TALEPLER REDDEDİLDİ

Sanık Hamit Yıldırım'ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım'ın kırmızı bültenle aranması talebini reddederek, hakkında çıkarılan yakalama kararının sonucunun beklenmesine hükmetti.

Mahkeme Susurluk Raporu'nu yazan Kutlu Savaş'ın tanık olarak dinlenmesi talebini, rapor dosyada olduğu gerekeçsiyle reddetti.

Mahkeme, müdahil avukatlarının JİTEM ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin tüm arşivlerinin istenilmesine ilişkin talebinin, arşivlerin büyüklüğü göz önününe alındığında öncelikli olarak mümkün olmadığını vurguladı. Mahkeme ayrıca arşiv gelse dahi, bu arşivden neyin talep edildiğinin belirtilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verdi.

Mahkeme, müdahil avukatların Mustafa Deniz ve 'Hogir' kod adlı Cemil Işık ile ilgili verilen takipsizlik kararının kaldırılması isteminin de reddine karar verdi.

YEŞİL'İN İNFAZ TALEBİ MİT'E SORULACAK

Mahkeme MİT'e yazı göndererek, Susurluk raporunda yer aldığı belirtilen Şemdin Sakık'ın infaz edilmesine ilişkin Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın talebi olup olmadığının sorulmasına da karar verdi. MİT'e yazılacak yazıda, Yeşil'in bu konuda herhangi bir aracı kişi ya da kurumca talepte bulunup bulunmadığı ve eylem sonrası İsviçre'ye götürülme isteminin olup olmadığının arşivlerden incelenerek bildirilmesi istenecek.

Mahkeme, Mehmet Eymür ve Orhan Taşanlar'ın tanık olarak dinlenmesi istemini gelecek duruşmada değerlendirmeye karar verdi.

Mahkeme MİT Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'na, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın herhangi bir sıfatla kendi kurumlarında veya başka bir devlet kurumunda çalışıp çalışmadığının da sorulmasına hükmetti.

Mahkeme 2009'da istifa ettiği belirtilen itirafçı Mustafa Deniz'in emekli olma durumunun da Jandarma Genel Komutanlığına sorulmasına hükmetti. Duruşma eksiklerin tamamlanması için 24 Ocak 2014 tarihine ertelendi.

Duruşma salonu çıkışında Gevrekçi'nin yanında 7 korumanın olması dikkat çekerken, mahkeme heyetinin duruşma zabıtlarını avukatlara dilekçe karşılığında vermesi dikkat çekti.

(02 Aralık 2013, 15:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları

Anter iddianamesinde arama yap

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5711    yazdır/print


 

Doğan: 10 bin Jitem´ci var

Diyarbakır'da devam eden 16 sanıklı JİTEM davasında talimatla tanık olarak alınan ifadesi okunan emekli Albay Arif Doğan, JİTEM'in şu an var olan kadın ve erkek eleman sayısından arşiv sorumlu sayısına kadar rakam verdi. Doğan, '10 bin erkek, 650 bayan, 20 doktor, 30 erkek ve bayan hemşire vardı. Şu anda bile 10 bin elemanı, 5 tane arşiv sorumlusu vardır. Arşivde tüm kod adlar kayıtlıdır' dedi.

14.11.2013 16:59 Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak'ta çeşitli tarihlerde birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemini gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 16 sanıklı JİTEM davasına devam edildi. Diyarbakır 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 16 sanığın katılmadığı duruşmada ilk olarak dosyaya gelen evraklar okundu. Mahkeme, gelen evraklara göre haklarında yakalama kararı bulunan 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Fethi Çetin, 'Hacı Hasan' kod adlı İbrahim Babat, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül'ün yakalanamadığını belirtti.

ARİF DOĞAN JİTEM'İN PERSONEL SAYISINI VERDİ

Mahkeme, İstanbul 15'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde tanık sıfatıyla ifadesi alınan emekli Albay Arif Doğan'ın açıklamasının da dosyaya ulaştığını belirtti. Dosyaya ulaşan ifade metninde JİTEM'in yapılanmasını anlatan Arif Doğan, daha önce Cumhuriyet Savcısı Zekeriye Öz'e 3 gün boyunca ifade verdiğini söyledi.

İfadesinde Diyarbakır 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki JİTEM dosyasında yargılanan kişilerin çoğunu tanığını belirten Doğan, "Bir çoğu itirafçıdır. Jandarma sırasıyla bir Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı, iki Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı olmak üzere denemek amacıyla iki ayrı yapı kurmuştur. JİTEM bu ikinci kuruluşun göbeğinden çıkarılmıştır. Operatif istihbarat yapma amacıyla kurulmuştur. Bunu ben kurdum. Bu kuruluş Jandarma Genel Komutanı onaylı değildi. Deşifre edilmesine tahammül yoktu. Elemanlarını Türkiye genelinden ben seçtim. 10 bin erkek, 650 bayan, 20 doktor, 30 da erkek ve bayan hemşire vardı" dedi.

"ARŞİVDE 10 BİN KİŞİNİN KOD ADLARI KAYITLIDIR"

JİTEM elemanların görev alanının yönerge gereği Türkiye geneli olduğunu belirten Doğan, "Ben bu kişilerle ilgili hiç kimsenin bilmediği bilgileri bilmekteyim. Örneğin Hacı Hasan isimli 'Mete' kod adlı İbrahim Babat, Suriye Kamışlılı'dır. Ana hareketli birliği çok iyi bilen siyasi komiserdir. Agit'in birliğinden kaçarak gelip, itirafçı olmuştur. JİTEM'in içinde itirafçı ve asker yoktur. Ama Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı içerisinde hem itirafçı, hem asker bulunmaktadır. İtirafçılardan pratik olarak değil, teorik olarak faydalanılmıştır. JİTEM 1990 yılından sonra donmaya bırakılmıştır. Şu anda bile JİTEM'in 10 bin elemanı, 5 tane arşiv sorumlusu vardır. Arşivde 10 bin kişinin kod adları kayıtlıdır. Fethi Çetin kahraman bir istihbaratçıdır. Bir olayda ölümü pahasına PKK militanını etkisiz hale getirmiştir. Ali Ozansoy, ilkokul öğretmeni olup, bize PKK'yı tanıtan kişidir. Çok zeki biridir ve şu anda bildiğim kadarıyla emniyet teşkilatında çalışmaktadır. Benim iznimi alarak JİTEM'den ayrılmıştır" ifadelerini kullandı.

MAHKEMEDEN JANDARMAYA: YEŞİL'İN ADRESİNİ NASIL TESPİT ETTİNİZ?

Mahkeme, Bingöl'in Solhan İlçe Jandarma Komutanlığı'na 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın tespit edilen Ankara'daki adresinin neye isnaden tespit edildiğinin sorulması için yazılan müzekkereye cevap beklenmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca, Yeşil'in bu adreste oturup oturmadığının, bu adresin gerçek adresi olup olmadığının, başka ikamet kaydı bulunup bulunmadığının da sorulmasına karar verdi.

Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme, daha sonra ara kararlarını açıkladı. Mahkeme, hakkında yakalama kararı bulunan sanık Mahmut Yıldırım, Hacı Hasan, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül hakkındaki yakalama emri ile sanık Abdülkadir Aygan için çıkartılan gıyabi tutuklama kararlarının devamına karar verildi. Mahkeme eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

6'ncı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan'ın da bulunduğu toplam 16 sanık hakkında 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak' ve 'birden fazla kişiyi öldürmek' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15'er yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor. (DHA)

İDDİANAMEDEN

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verilmesi isteniyor.

(14 Kasım 2013, 16:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Mahkemeden Yeşil´e gazete ilanı

Anter iddianamesi kabul edildi

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5687    yazdır/print


 

Anter iddianamesi sitemizde

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan ve Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 Temmuz 2013 tarihinde kabul edilen 30 sayfalık iddianamenin tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz.

07.11.2013 18:03 21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan ve Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 30 sayfalık iddianamenin tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. Orjinal iddianame sayfaları, elimize geçmediği için henüz görüntülenememektedir. Elimize geçer geçmez siteye eklenecektir. ´Anter´ iddianamesi ´İddianameler´ sayfamızda yerini almıştır. Aramak istediğiniz kelimeleri o sayfadaki arama kutucuğuna yazarak iddianamede geçip geçmediğini öğrenebilirsiniz.

Anter iddianamesi, tek arama işlemine izin veren Ergenekon ve bağlantılı iddianameler bölümüne de eklenmiştir. Dolayısıyla aradığınız kelimeleri sayfanın sağ üst tarafında yer alan ´İddianamelerde arama yap´ kutucuğuna yazarak tek bir arama işlemi ile hangi iddianamelerde geçtiğini de öğrenebilirsiniz.

OLAYIN GEÇMİŞİ

TMK´nın 10. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun tarafından hazırlanan, 25.06.2013 tarihli, 2013/536 esas sayılı ve 2013/491 nolu ve 30 sayfalık iddianamede, 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı.

İDDİANAME 7 TEMMUZ´DA KABUL EDİLDİ

Anter iddianamesi 25 Haziran 2013 tarihinde sunulduğu Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nce 7 Temmuz 2013 tarihinde kabul edildi. Şu ana kadar 3. duruşma görüldü. İlk duruşma 31 Temmuz´da, 2. duruşma 1 Ağustos´ta ve 3. duruşma ise 8 Ekim 2013 tarihinde görüldü.

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte olan davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet cezaları verilmesi isteniyor.

(07 Kasım 2013, 18:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter iddianamesinde arama yap

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5675    yazdır/print


 

Flaş!!! Bahtiyar Aydın davası açıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında uğradığı suikast sonucu öldürülen dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili soruşturmayı 20 yıllık zaman aşımına gireceği gün tamamladı. Hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, ´şüpheli´ sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, ´Taammüden öldürme´, ´Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik´, ´Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma´ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

22.10.2013 13:01 Turgut Özal´ın ölümüyle aynı kapsamda değerlendirilen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesiyle ilgili flaş gelişme.. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında uğradığı suikast sonucu öldürülen dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili soruşturmayı tamamladı.

Faili meçhul cinayet dosyalarını soruşturan Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun´un, dosyanın 20 yıllık zaman aşımına gireceği gün hazırladığı iddianame, TMK´nın 10. Maddesiyle Görevli Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi.

İddianamede, 22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olarak görev yaparken, Lice Jandarma Komando Bölük Komutanlığı Binası önünde ´kanas´ olarak tabir edilen uzun namlulu silahla suikaste uğrayan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesiyle ilgili detaylara yer verildi.

İddianamede, 20 yıl önce Lice ilçesinde çıkan olaylarda Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgenaral Bahtiyar Aydın, Jandarma Uzman Çavuş Yüksel Bayar ile 14 vatandaşın öldüğü belirtilerek, Olayda, bir uzman çavuş, bir er ve bir polis memuru ile çok sayıda vatandaş yaralanmış, çok sayıda konut, iş yeri ve araç hasar görmüştür. Operasyonu Diyarbakır Jandarma Komutanı olan şüpheli Eşref Hatipoğlu yönetmiştir. Resmi tutanaklarda PKK terör örgütü mensuplarının ilçeye saldırması nedeniyle bu sonucun meydana geldiği yazılmış, ancak örgüt o gün ilçeye kendilerine ait hiçbir gruptan saldıranın olmadığını ileri sürmüştür. Aradan geçen 20 yıla rağmen saldırıya katıldığı tespit edilen örgüt mensubu olmamıştır denildi.

İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, şüpheli sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, Taammüden öldürme, Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik, Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

ŞEMDİN SAKIK: PAŞAYI DEVLET VURDU

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgenaral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesi olayı kayıtlara PKK ile çatışma sırasında ölüm olarak geçti. Ergenekon davasında ifade veren PKK yöneticisi Şemdin Sakık, mahkemede verdiği ifadede Aydın´ın ölümüyle ilgili, ´Bu olay aydınlatılmadı. Birileri cinayet işliyor, birileri de azabını yaşıyor. Paşayı devletin içinde bir ekip vurdu. Şüphem yok. Paşayı devlet vurdu. Hatta duyduğuma göre vuran asker de öldürüldü. Lice´de çatışma süsü verdiler. Paşa´da helikopterine atlayıp gitmek zorunda kaldı. Derin devlet vardır. Kimi ´Ergenekon´, kimi ´derin devlet´ dedi. Bence ayrımı yok. Öteden beri sol çevreler bütün hayallerini ordu üzerinde kuruyorlar´ diye konuşmuştu.

SES KAYDINDAKİ İDDİA

Öte yandan Yenişafak gazetesinde konuyla ilgili bir başka önemli iddia yayınlandı. Haberde, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın cinayetinde zamanaşımı süresinin dolmasına bir gün kala cinayeti aydınlatacak çok önemli bir bantın ortaya çıktığı belirtiliyor. Buna göre, halen Antalya İl Jandarma Komutanlığı´nda görevli olduğu öğrenilen Ayhan Esen´in ait olduğu iddia edilen ifadelerin yer aldığı bant kaydından, Aydın´ın terörist saldırıya değil bir iç hesaplaşmaya kurban gittiği bilgisi yer alıyor. Bant kaydından cinayeti anlatan Başçavuş Ayhan Esen´in, bir dönem Aydın´ın yakın koruması olarak görev yaptığı öğrenildi. Esen, cinayet olayında Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım´a işaret etti. Bant kaydının Malatya merkezli yürütülen Aydın cinayetinin de dahil olduğu ´faili meçhul cinayetler´ dosyasının aydınlığa kavuşturulmasında önemli bir rol oynayacağı dile getirildi. Esen´e ait olduğu ileri sürülen konuşmalarda, bu cinayetle ilgili olan kişilerin zaman içerisinde rütbe alarak yükseldiklerini anlatarak ´Allah belanızı versin.´ dediği yer aldı.

İÇ HESAPLAŞMAYA KURBAN GİTTİ

Bantta, Başçavuş Esen, cinayet sırasında Aydın´ın yanında olan diğer bir kişinin de şu an Erzurum´da Jandarma Bölge Komutanlığı yapan Tümgeneral İhsan Batı olduğunu dile getirdi. Hatta bu kişinin, Kazım Çillioğlu ve Aydın cinayetinin arka planına ait bazı sırlara sahip olduğunu da kayıtda ileri sürdü. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde vefat etmesi üzerine ifadesi alınamayan Tunceli Eski Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral İsmail Kuru ve ekibinin Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesi olayında da rol oynadığı da kayıtta iddia edildi.

Cinayette Yeşil parmağı

Esen´e ait olduğu iddia edilen kayıtta, Yeşil ve ekibinin de cinayetin öncesinde olay yerinde hazır bulunduğuna dair şöyle konuşmalar yer aldı: ´Yeşilde ordaydı. Yeşil her yerdeydi. Niye her yerdeydi biliyor musunuz? Yeşil... siz konuşun. Yeşil her yerdeydi. Bahtiyar Aydın´ın öldüğü yerdeydi Yeşil. İlçe Jandarmada. Yeşil İlçe Jandarmanın basıldığı yerdeydi. İşte bunları bilmiyorsunuz.´ Öte yandan Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasını derinleştiren Malatya Başsavcılığı, 1993´te ölen 4 isim aynı dosyaya dahil etmişti. 1993 yılındaki Turgut Özal , Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Bahtiyar Aydın suikastları da dosyaya dahil edilmişti. 23 Ekim 1993´te işlenen cinayetin, zamanaşımı süresi 22 Ekim 2013´te doluyordu. Bir gün kala ortaya çıkan konuşmalarında oldukça üzüntülü görünen ve pişmanlık ifadelerini içeren sözler sarfettiği belirtilen Esen´in, kendisini garantiye almak için böyle bir bantı dolturmuş olabileceği ileri sürüldü.

Bitlis´in ekibine tasfiye

Eşref Bitlis´in Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde Cumhurbaşkanı Özal, kürt ve terör meselesinin ´sivil´ yöntemlerle çözümü için bir çalışma başlatmıştı. Özal, Bitlis´in de görüşlerini almıştı. 1993´te Bitlis ve ekibi tıpkı Özal gibi şüpheli ölümler, suikastler ve cinayetlerle bir bir tasfiye edildi.

HEPSİ ÖLDÜRÜLDÜLER

Bahtiyar Aydın suikasti 28 Şubat davasında da geçiyor. 28 Şubat´ın 103 sanığı arasında yer alan Özel Harp subayı Albay Oğuz Kalelioğlu´dan önemli belgeler ele geçirilmişti. Bu belgelerden birisi bir suikast listesi idi. 28 Şubat döneminde Genelkurmay Psikolojik Harekât Dairesi Başkanı olan Oğuz Kalelioğlu´nun ev aramasında elde edilen 77´den 83´e kadar numaralandırılan ´Sayın Komutanım´ ibaresi ile başlayan ve son sayfasında ´Arz ederim´ ibaresiyle son bulan el yazısı dökümü bulunuyordu. Listede suikasta kurban giden sivil ve askerlerin isimleri şöyle: Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi ve Hrant Dink, Oramiral Kemal Kayacan, Orgeneral Adnan Ersöz, Korgeneral Hulusi Sayın, Korgeneral İsmail Selen, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Orgeneral Eşref Bitlis. Bu bilgiler 28 Şubat iddianamesinin 164 ve 1171. sayfalarında yer alıyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(22 Ekim 2013, 13:01)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TUĞGENERAL BAHTİYAR AYDIN SUİKASTİYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Bahtiyar Aydın suikastinde Balyoz izi

Tuğg. Aydın dosyası 17 yıl sonra açıldı

Tuğg. Aydın´ı Kanas´lı albay öldürdü

Komutanları JİTEM öldürttü

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5638    yazdır/print


 

Tümg. Çörten, Çillioğlu şüphelisi

Ölümü Cumhurbaşkanı Özal ve bir grup komutanın ölümüyle birlikte soruşturulan eski Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu dosyasında çarpıcı gelişme.. 2011´de bir traktör kasası dolu evrağı imha ettirdiği iddia edilen eski Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanı emekli Tümgeneral Mehmet Çörten´in, Çillioğlu soruşturması kapsamında ´şüpheli´ sıfatıyla ifade verdiği ortaya çıktı. Çörten´in gizlice imha ettirdiği evrakların, Çillioğlu ile ilgili olduğu iddia edilmişti. Jandarma imha iddialarını yalanlamıştı. Çörten de savcılıkta iddiaları reddetti. Ancak şüphe doğuran çarpıcı bulgular var. Çörten 2013 YAŞ toplantısında emekliye sevkedilmişti.

26.09.2013 12:27 Tunceli Jandarma Alay Komutanı iken şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasında çarpıcı bir gelişme daha yaşandı. 2011 yılında İzmir İl Jandarma Komutanlığı´nda bir traktör kasası dolu evrağı imha ettirdiği iddia edilen eski Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanı emekli Tümgeneral Mehmet Çörten´in, Çillioğlu soruşturması kapsamında ´şüpheli´ sıfatıyla ifade verdiği ortaya çıktı. Çörten´in gizlice imha ettirdiği evrakların, Çillioğlu ile ilgili olduğu iddia edilmişti.

-Emekli olmadan önce-

Çillioğlu cinayetiyle ilgili Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Bozo kod adlı Yusuf Geyik´ten sonraki şüpheli sıfatıyla hakkında soruşturma yürütülen emekli Tümgeneral Çörten´in, emekli olmadan önce Malatya Cumhuriyet Savcılığı´na ifade verdiği öğrenildi. Çillioğlu´nun öldüğü dönemde Binbaşı rütbesiyle Tunceli İl Jandarma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinde bulunan Çörten´in hakkındaki iddiaları reddettiği ifade edildi. Çörten, bu ifade verme işleminin ardından 2013 Yüksek Askeri Şura Toplantısı´nda emekliye sevkedildi.

-Cinayetin perde arkasını bilir-

Emekli Tümgeneral Çörten, dosyadaki tanık beyanlarındaki “Mehmet Çörten ile Kazım Çillioğlu olay günü tartıştılar. Daha öncesinde de sık sık tartışırlardı. Çillioğlu, terörle mücadelede daha aktif olmaları gerektiğini söylerken, Çörten bu durumdan rahatsız olurdu. Çillioğlu öldükten sonra olay yerine ilk giden Çörten´di. O bu cinayetin perde arkasını biliyor” iddialarının doğru olmadığını söyledi.

-Toplantı yaptık, sonra da öldü-

Çörten´in savcılığa, “Olay günü Albay Çillioğlu ile odamda bir toplantı yaptık. Bir dosya üzerinde görüştük. Daha sonra kendisini sorduğum personel, Albayın dairesinde istirahat ettiğini ifade ettiler. Ancak sonra gördük ki ölmüş” ifadelerinde bulundu. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında o dönem Tunceli´de görev yapmış asker, emniyet, adliye ve sağlık personelinin yer aldığı yaklaşık bin kişinin ifadesinin alındığı belirtildi.

2011´DE EVRAK İMHA ETTİRDİ İDDİASI

Emekli Tümgeneral Mehmet Çörten´in ismi, 25 Mayıs 2011 günü Albay Çillioğlu´nun mezarının açılması kararından hemen önce İzmir´de belge imha ettirdiği iddiasıyla gündeme gelmişti. Çörten´in, Tunceli, Bingöl, Elazığ ve Muş İl Jandarma komutanlıklarına bağlı 200´e yakın jandarma karakolu ve tüm karargahlarda arşivlenen istihbarat evrakları arasından kendisini zor durumda bırakacak tüm evrakları İzmir´de getirttiği ve orada başında bizzat durarak bir traktör dolusu evrağı imha ettirdiği iddia edilmişti. Evrakların bazılarının Çillioğlu cinayetiyle ilgili olduğu öne sürülmüştü. (Star)

YEŞİL´İN ÇİLLİOĞLU BAĞLANTISI İMHA EDİLMEK İSTENDİ

Çillioğlu´nu öldürdüğü iddia edilen Yeşil´in 2002-2004 tarihleri arasında İzmir İl Jandarma Komutanı Mehmet Çörten´in himayesinde Jandarma bölgesinde ikamet ettirildiği de ortaya çıkmıştı. İddialara göre, Yeşil ve Kazım Çillioğlu´nun şaibeli ölümü arasındaki bağın ortaya çıkmaması için evraklar Çörten tarafından imha ettirildi. Yasal olmayan ve üst komutanlığının bilgisi dışında sözlü emirle yapılan imha operasyonu ile hukuki süreçler sabote edilmek istendi. Jandarma Genel Komutanlığı´nın yalanladığı Çörten hakkındaki bu iddia ilk olarak, oguzyurdum.com sitesinde Alper Tunalı imzasıyla dile getirildi.

Aynı sitede ilerleyen süreçte şok bir iddia daha dile getirildi. Buna göre, Mehmet Çörten´in olay yerine giden ilk kişi olarak bizzat yapmış olduğu ve şu ana kadar dava dosyasına girmemiş olan bir olay yeri krokisi mevcut. Bu krokinin akıbeti de merak ediliyor.

ALBAY´I YEŞİL ÖLDÜRDÜ

Soruşturmadaki delillere göre, Albay Çillioğlu Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından lojmandaki odasında sorgulandı. Yıllar sonra ortaya çıkan olay yeri fotoğrafına göre Albay sorgu sırasında dövüldü. Ardından biri sırtına biri de ensesine olmak üzere iki kurşunla öldürüldü. Yara bere ve kanlar içindeki vücudu sürüklenerek bulunduğu yere getirildi. Oysa olay yerinde düzenlenen ilk tutanakta başa sıkılan bir kurşunla Albay´ın intihar ettiği belirtiliyordu. Yıllar sonra başlatılan soruşturma kapsamında kabrin yeniden açılması ve otopsinin yapılmasıyla durumun farklı olduğu ortaya çıktı.

Ortaya çıkan bir başka ayrıntı, ölümün ardından odasına gelen beş kişi arasında Çörten de vardı ve olay yeri tutanağına o da imza atmıştı. Tüm detayların ayrıntılarıyla yazıldığı olay yeri raporunda, olayda kullanılan silahın seri numarasının yazılmaması dikkat çekiciydi.

Olay yeri ile bağlantılı olabilecek çok çarpıcı iki ayrıntı ilerleyen süreçte ortaya çıktı. İlki, Albay Kazım Çillioğlu´na ait silahların ölümünden 3 yıl sonra ailesinden teslim alınmasına ilişkin Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı adına düzenlenen belgenin sahte olduğunun belirlenmesi oldu. Yani birileri Jandarma adına gelip aileden Albay´ın silahlarını teslim aldılar ve verdikleri belge sahte idi. Bu çılgınca girişimin cinayetin izlerini örtme anlamı taşıdığı çok açık.

İkinci ayrıntı ise, Çillioğlu´nun intihar notu olduğu iddia edilen kağıttaki imzanın da sahte olması idi.

Tüm bu şok bulgular dönemin savcısı tarafından ortaya çıkarılmadı. Ve iddialara göre çıkarılmaya da çalışılmadı. Olay intihar denilerek örtbas edildi. Olaya bakan dönemin askeri savcısı İnayet Taş, dış bulgulara göre ölüm nedeni hemen saptandığından klasik otopsiye gerek bulunmadı diyerek otopsi dahi yaptırmadı. Bir günde takipsizlik kararı vererek dosyayı kapattı.

Savcı Taş, soruşturmayı baştan savma yürüttüğü şeklindeki şikayetler üzerine geçtiğimiz yıl HSYK tarafından incelemeye alındı. HSYK, tutanağa işlem saatini derç etmediği, olay yeri incelemesi sırasında parmak izi ve doku örnekleri gibi delilleri toplamadığı, ölü muayene ve otopsi işlem sırasında, kurşun giriş ve çıkış deliklerinin yerlerini tam olarak tarif etmediği, başkaca işlem yapmadan birgün sonra dosyaya görevsizlik kararı verdiği iddialarını ciddi bularak inceleme kararı aldı. Bu incelemenin sonucu bilinmiyor. Ayrıca Savcı Taş´ın Çillioğlu soruşturmasında ifade verip vermediği de bilinmiyor. Muhtemelen ifade verdi.

SORUŞTURMANIN GEÇMİŞİ

Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürütürken 1994 yılında lojmanında ölü bulunan, dış otopsisi yapılarak ´intihar ettiği´ sonucuna varılan Kazım Çillioğlu ile ilgili soruşturma dosyası, oğlu Gökhan Çillioğlu´nun müracaatı üzerine 2010 yılında yeniden açılmıştı. Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, olayın yaşandığı tarihte Tunceli Valisi olan Atıl Üzülgen ile dönemin Cumhuriyet Savcısı, Kurmay Başkanı, Jandarma Bölük Komutanı, Çillioğlu´nun korumaları ve MİT görevlilerinin de aralarında yer aldığı 800 civarında kişinin ifadelerine başvuruldu.

Savcılık ayrıca, Çillioğlu´nun otopsi raporunu da inceleyerek kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için Düzce´de bulunan mezarının açılmasına karar verdi. Çillioğlu´nun mezarından alınan örnekler üzerinde Adli Tıp Kurumu´nda yapılan incelemede, saç köklerinde arseniğe rastlanan Çillioğlu´nun, kürek kemiğinde kurşun yarası olduğu öngörülen delik ile kaburgalarında kırık olduğu tespit edildi. Dosyaya giren en önemli cinayet delili ise bu şok tespit oldu.

Savcılığın talebi üzerine Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ kod adlı Yusuf Geyik hakkında tutuklama kararı çıkardı. İki isim için uluslararası yakalama kararı olan kırmızı bülten çıkarıldı.

Soruşturmada yaşanan son gelişme ise, oluşturulan bilirkişi heyetinin, tüm dosya ve deliller üzerinde yaptığı incelemenin ardında hazırladığı 62 sayfalık raporda olayın cinayet olduğunu bildirmesi oldu. Bilirkişi raporuna göre, cesedin yanında bulunan silahın Albay´ın intiharında kullanılmadığı, yani birileri tarafından oraya bırakıldığı sonucuna varıldı.

Jandarma Alay Komutanı Çillioğlu´nun ölümünde jandarma ile ilgili bazı şok gelişmeler yaşandı. İlki, yukarıda da bahsi geçtiği gibi, jandarma görevlilerinin sahte belge ile aileden silahları teslim aldığının ortaya çıkması oldu. Diğeri ise, Albay´ın oğlu Gökhan Çillioğlu´nun telefonlarının yasa dışı dinlenmesi iddiasına ilişkin aralarında Düzce İl Jandarma Komutanı Albay Turhan Yazıcı´nın da bulunduğu 1´i emekli, 7´si muvazzaf asker 8 kişi tutuklanması oldu. Bu tutuklulardan birinin Erzincan bölgesindeki Ergenekon yapılanmasıyla bağlantılı olduğu ileri sürüldü. Yine bu jandarma görevlilerinin Jandarma içinde gizli bir yapılanma olduğunu gösterecek şekilde Düzce bölgesinde sivil vatandaşları fişlemeye devam ettiği de ortaya çıktı.

Son söz olarak, Albay Çillioğlu´nun ölümünün, Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis ile üst düzey bazı sivil ve askeri yetkililerin ölümleriyle birlikte soruşturulduğunu da hatırlatalım. Herbiri çeşitli illerdeki savcılıklar tarafından soruşturulan bu dosyalardaki deliller savcılıklar arasında paylaşılmakta. Savcılar mümkün olduğu kadar çok sayıda delil elde etmeye çalışıyor. Son olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu ölümleri birlikte soruşturma kararı aldı. Özal´ın ölümüyle ilgili açılan dava iddianamesinde de bu ölümlerin bağlantısına vurgu yapılıyor. Anlaşılan önümüzdeki süreçte çarpıcı gelişmeler yaşanacak. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(26 Eylül 2013, 12:27)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tümg. Mehmet Çörten´le ilgili manşetlerimiz

İzmir Jandarma´da gece yarısı belge imhası

Çillioğlu olay yeri krokisi nerede?

JİTEM´in Derin Paşası: Mehmet Çörten

ALBAY KAZIM ÇİLLİOĞLU´NUN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5602    yazdır/print


 

Ağar için müebbet talebi

Özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın itirafları üzerine başlatılan soruşturmada çarpıcı gelişme.. 16 cinayetten biri olan Mecit Baskın dosyasıyla ilgili iddianame hazırlandı. Savcı, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, emekli Yarbay Korkut Eken ile Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin´i, ´suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütün faaliyetleri çerçevesinde taammüden adam öldürme´ ile suçladı ve ´ağırlaştırılmış müebbet´ hapis cezası talep etti. İddianamede, Ayhan Çarkın ve diğer polisler de sanık olarak yer alıyor. Sanıkların arasında Mehmet Eymür ile Veli Küçük´ün olup olmadığı da merak ediliyor.

19.09.2013 10:53 1990´lı yıllarda işlenen 16 faili meçhul cinayetle ilgili 2011´in şubat ayında başlatılan soruşturmada flaş bir gelişme yaşandı. Türkiye gazetesinden Arzu Yıldız´ın haberine göre soruşturmada, Ankara Gölbaşı´nda cesedi bulunan Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın´ın dosyası yürürlüğe konuldu.

Soruşturmayı yürüten TMK.10. Maddesiyle Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili iddianameyi tamamladı. Savcı Bilgili, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar , emekli Yarbay Korkut Eken ile Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin´i, “suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütün faaliyetleri çerçevesinde taammüden adam öldürme” ile suçlayarak, “ağırlaştırılmış müebbet”le cezalandırılmalarını talep etti.

İddianamede, sanık olarak ayrıca eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ayhan Özkan yer aldı.

3 Haziran 2011´de ifade veren eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın, Baskın cinayetini şöyle anlatmıştı:

“O zaman Özel Harekat Daire Başkanı olarak İbrahim Şahin görev yapıyordu. Mecit Baskın, Altındağ Nüfus Müdürüydü. Bize söylenen bu kişinin emniyete intikalini sağlamaktı. Bilgisine başvurulacağı söylendi. Biz istihbaratımızı yaptık. Oğuz Yorulmaz, Ercan Ersoy ve ben, bir haftalık çalışma sonucunda Altındağ Nüfus Müdürlüğü´ne gidip kendisini emniyete davet ettik. Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap ve Ahmet Sakarya´nın olduğu araçta Mecit Baskın emniyete götürüldü.

Akça´nın içinde bulunduğu araçta diğerleri daire başkanlığına gitti. Biz de bir müddet sonra daire başkanlığına gittik ama orada yoktular. Bunun üzerine İbrahim Şahin, bize ´Burada ne işiniz var. Gidin onlarla buluşun´ dedi. Onların piecers denilen mesaj aleti vardı. Gölbaşı´nda olduklarını anladık. Yanlarına gittiğimizde Mecit Baskın´ın ölmüş olduğunu gördük. Kimin öldürdüğünü bilmiyorum. Orada Ayhan Akça ile kavga ettik. ´Bu ne biçim görev, ne biçim iştir?´ diye tepki gösterdim. ´Bu işi daire başkanı biliyor, sen karışma´ cevabını verdi. Bunun üzerine birbirimize yumrukla girdik. Ardından bölgeden uzaklaştık. Ceset orada kaldı. Olay yerinde Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap, Ayhan Özkan, Ahmet Sakarya vardı. Biz Oğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy ile birlikte aynı araçla sonradan gitmiştik. O günden sonra onlarla emniyetteki ilişkilerimiz bozuldu.” (Türkiye)

SORUŞTURMA 2011´DE BAŞLADI

Eski Özel harekat polisi Ayhan Çarkın, 22 Mart 2011 tarihinde CNN Türk Televizyonundaki 5N1K programına katılarak şok itiraflarda bulunmuştu. Ergenekon soruşturmasının kararlı şekilde genişlemesi ve yaşadığı vicdan azabı üzerine harekete geçen Çarkın, 90´lı yıllarda kendisinin de katıldığı operasyonlarda yargısız infaz yaptıklarını, Kürt işadamlarını devlet emriyle öldürdüklerini söylüyordu. Çarkın´ın bu açıklamaları ve ilerleyen günlerde basında yer alan yeni açıklamaları üzerine İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. İlerleyen günlerde Ankara´da da bir soruşturma başlatıldı. 1994 yılında işlenen avukat Yusuf Ekinci, Faik Candan, Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan cinayetleriyle ilgili eski Özel Harekâtçı Ayhan Çarkın´ın itirafları üzerine başlatılan bu soruşturmada, aralarında eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin´in de bulunduğu 9 polis tutuklandı. Soruşturmada Mehmet Eymür, Korkut Eken, Sedat Peker gibi isimler de ifade verdi. İstanbul´daki soruşturma dosyasının ilerleyen süreçte Ankara´ya devredilmesiyle soruşturmalar burada birleştirildi.

SANIKLAR ARASINA BAŞKA HANGİ İSİMLER GİRECEK

Mecit Baskın dosyası, soruşturma kapsamındaki 16 dosyadan sadece bir tanesi. Diğer isimlere yönelik soruşturmanın da tamamlamasının ardından önümüzdeki süreçte iddianamelerinin hazırlanacağı, davaların açılması halinde ise dosyaların birleştirilebileceği belirtiliyor.

MEHMET EYMÜR

Mecit Baskın iddianamesine girecek sanıkların arasında, eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür´ün olup olmadığı merak ediliyor. Soruşturmada gözaltına alınan Eymür´ün Sarıyer´de bulunan evinde yapılan aramada faili meçhul cinayetlere ilişkin delil aranmıştı. Ancak Eymür savcılıkça serbest bırakıldı. Çarkın, ifadesinde Eymür´le ilgili şu iddialarda bulunuyordu:

“Mehmet Eymür´ün ifadelerini cezaevinde okudum. Eymür, kendini kurtarmak amaçlı kıyıdan, köşeden konuşmaktadır. Bu olay ilk başladığında Mehmet Eymür, İbrahim Şahin, Emin Aslan, Abdullah Çatlı, Özer Çiller, Korkut Eken, Mehmet Ağar, Duran Fırat, Özel Harp Dairesi´nden (ÖHD) gelen ve MİT´te çalışan subaylar, Hanefi Avcı ve özel harekât polisleri hep birlikte hareket ediyorlardı. Ancak daha sonra aralarında, benim tahminime göre rant paylaşımı kaynaklı sorunlardan, ayrışma meydana geldi. Bu ayrışmadan sonra da tamamen menfaat kaynaklı cinayetler işlendi. Bu işin tam ortasında Mehmet Eymür ve Hanefi Avcı vardır. Özellikle Hanefi Avcı bu işlerin genel koordinatörüdür.”

VELİ KÜÇÜK

Yine sanıkların arasında Ergenekon davasından müebbet hapis cezası alan Veli Küçük´ün yer alıp almadığı da merak ediliyor. Çünkü bu cinayetlerde onun adı da sık sık geçiyor. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, 5 Ağustos´ta sonuçlanan Ergenekon davasında Ergenekon örgütü yöneticiliği sabit görülerek 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve diğer suçlardan da 99 yıl 1 ay hapis cezası aldı. 22 Ocak 2008´de Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Evinde ele geçirilen bir ajandada, Susurluk´la ilgili 16 cinayetten bir diğerine kurban giden Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan´la ilgili önemli bir bilgi yer alıyordu. 3 Mart 2000 tarihini taşıyan ´Namık Erdoğan neden öldürüldü´ başlığı altındaki notta şu ifadeler yer alıyor: “Namık Erdoğan görevi gereği eroin üretiminde kullanılan asitlerin Türkiye´ye kimler adına ne miktarda girdiğini araştırıyordu. Bir gerçeği görmüştü. Ankara´nın uluslararası oligarşik çete üyelerine doğru uzanan zincirin halkalarında yer alanları isim isim gözler önüne seren liste onun elindeydi. Görmemesi gereken gerçek az önce yukarıda özetle ifade etmeye çalıştığım eroin üretiminde kullanılan asit trafiğiydi. Öldürüldü.”

Susurluk cinayetleri olarak da adlandırılan 16 cinayetin işlendiği 1994 yılında dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Kocaeli Jandarma Alay Komutanı ise şimdi Ergenekon davasının tutuklu sanığı olan Tuğgeneral Veli Küçük idi. Adı ilk kez Susurluk davası ile gündeme gelen Küçük, Susurluk kazasında hayatını kaybeden ülkücü Abdullah Çatlı´nın ölmeden önce telefonla görüştüğü son kişiydi. Susurluk davasının kilit isimlerinden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın kullandığı cep telefonunun Küçük´ün üzerine kayıtlı olduğu da saptanmıştı.

Birinci Ergenekon davasının iddianamesinde savcılık, Ergenekon´un Susurluk´un devamı olduğunu iddia ederek şu ifadelere yer veriyor: “Susurluk´ta meydana gelen bir trafik kazasıyla ülkemizdeki Ergenekon adlı kanlı örgütün kapıları kısmen de olsa aralanmıştır. Fakat örgütün o dönemdeki etkinliği ve gücü nedeniyle yeterince derinleştirilememiş, sadece buz dağının görünen yüzü aydınlatılmış ve örgüt amaçlan doğrultusunda karanlık eylemlerine devam etmiştir. Veli Küçük´ün adı birçok yerde geçmesine rağmen hakkında herhangi bir işlem yapılamamıştır. Küçük görevde olduğu dönemlerde birçok çıkar amaçlı suç örgütü ile ilişkiler kurmuş ve bu ilişkilerini emekli olduktan sonra da devam ettirmiştir. Küçük´ün Susurluk olayının tam merkezinde olduğu fakat örgütün o dönemdeki gücü ve etkinliği nedeniyle hakkında herhangi bir işlem yapılamadığı kanaatine varılmıştır. Bu ilişkiler kendisine sorulduğunda ise yeterli ve açıklayıcı beyanlarda bulunamamıştır.”

İkinci Ergenekon davasının ek delil klasörlerinde yer alan bir gizli tanık ifadesi de Küçük´ü suçlamaktaydı. Gizli tanık, ifadesinde Tolga Atalay´ın Peker tarafından öldürülmeden önce kendisini telefonla arayarak, “Sedat Peker, Veli Küçük´le beraber hareket edip, bizi kullanarak çok işler yaptı. Sapanca Kavşağı´na atılan cesetlerin tamamı bizim teşkilatın işiydi” dediğini iddia ediyordu. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

İDDİANAME ZAMAN AŞIMINA 10 GÜN KALA TAMAMLANDI

20.09.2013 10:27 Ankara´daki faili meçhul cinayetler soruşturması 2,5 yıldır tamamlanamadı. Soruşturmayı yürüten Ankara TMK 10. Madde ile görevli Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, zaman aşımı riski ortaya çıkınca ayıklama yoluna gitti. 30 Eylül 1993 tarihinde öldürülen Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın dosyası, bu şekilde soruşturma dosyasından ayrıldı. Cinayetle ilgili iddianame hazırlandı ve zaman aşımına 10 gün kala mahkemeye sunuldu. 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenen iddianamede eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, eski Emniyet Özel Harekat Müdürü İbrahim Şahin, eski Özel Harekatçı Korkut Eken, Ercan Ersoy, Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Seyfettin Lap, Alper Tekdemir, Uğur Şahin, Ayhan Özkan ve Ahmet Demirel şüpheli olarak yer alıyor. Söz konusu isimler hakkında, ´cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak´ suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Faili meçhul cinayetler soruşturması, 1994´te Gölbaşı´nda cesedi bulunan avukat Yusuf Ekinci´nin eşi Avukat Ülkü Ekinci´nin 25 Şubat 2011 tarihinde yaptığı suç duyurusu üzerine başlatılmıştı. Tutuklanan Ayhan Çarkın, ifadesinde 1993´te öldürülen Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın, DEP İl Başkanı Faik Candan, Avukat Yusuf Ekinci ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan´ın Özel Harekat polisleri tarafından kaçırılarak infaz edildiklerini ileri sürmüştü. (Zaman)

DİĞER 15 CİNAYET DOSYASI AYRILDI

Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, 30 Eylül 1993´te öldürülen Ankara Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın´la ilgili soruşturma dosyasını zamanaşımı riski nedeniyle, 16 faili meçhul cinayetle ilgili yürüttüğü ana soruşturmadan ayırarak, iddianame hazırladı. İddianamede, dönemin Emniyet Genel Genel Müdürü Mehmet Ağar, eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin, emekli Yarbay Korkut Eken ile eski özel harekât polisleri Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap, Ahmet Sakarya ve Alper Tekdemir´in de bulunduğu 12 kişi hakkında, “cürüm işlemek amacıyla kurulan silahlı suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde adam öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları uyarınca, kamu görevlilerinin işlediği suçlarda zamanaşımı uygulanmasa bile Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili´nin, soruşturmanın iç hukuka göre zamanaşımına uğramaması için davayı açtığı bildirildi. Davanın açılması, Baskın cinayetiyle ilgili zamanaşımını durdururken, “adam öldürmek” suçuna öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresini de 10 yıl daha uzatarak 30 yıla çıkardı. Bilgili, hazırladığı iddianameyi, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderdi. Mahkemenin iddianameyi incelemesi için 15 günlük süresi bulunuyor.

Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, Avukat Yusuf Ekinci, Avukat Faik Candan, Müfettiş Namık Erdoğan, işadamı Behçet Cantürk ile şoförü Recep Kuzucu, Cantürk´ün yakını müteahhit Fevzi Aslan ile kardeşi Şahin Aslan, Behçet Cantürk´ün avukatı Medet Serhat, Medet Serhat´ın şoförü İsmail Karaalioğlu, işadamı Savaş Buldan, Savaş Buldan´ın akrabaları Hacı Koray ve Adnan Yıldırım, İranlı uyuşturucu kaçakçısı Lazem Esmaeli ve Asger Simitko, ANAP´lı Keskin İlçe Başkanı Metin Vural cinayetleriyle ilgili ana soruşturmaya ise devam ediyor. Bilgili´nin 15 cinayetle ilgili iddianameyi de 2013 yılı sonuna kadar hazırlaması bekleniyor.

(19 Eylül 2013), son güncel.: (20 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

Mehmet Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava manşetlerimiz

MİT kayıtları Ağar´ı gösterdi

MİT: İnfazlar Ağar ekibinin işi

Çarkın: Cinayetleri MGK biliyordu

Çarkın´ın itirafları: MGK üyelerine sorgu hazırlığı

Eski Bakan ölüm listesini doğruladı

Demirel ve 34 kişiye suç duyurusu: Susurluk infazları

Liderlerin MGK´da cinayet atışması

Yeşil´den Köşk ve MGK´ya telefonlar

Behçet Cantürk dosyası açıldı

Ölüm Üçgeni dosyası yeniden açıldı

İddianamede Sapanca Üçgeni

Mehmet Eymür gözaltına alındı

Eymür serbest bırakıldı

Eymür´ün ifadesi dışarı sızdı

Eymür yeni soruşturmaları başlatacak

Susurluk skandalı ve cinayetlerine dair çeşitli devlet kurumlarınca hazırlanan raporlar

Susurluk dosyası Ergenekon davasında

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5587    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 178)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Kumpas mağduru subaylara müjde

06.02.2016 09:59 Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM), İzmir Askeri Casusluk Davası nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edilen 30 askeri personelin meslekten ihraç kararlarının kaldırılmasına karar verdi. Daha önce bekletici ..
Tamamı 06.02.2016

Düzce'de Paralel'e 13 gözaltı

03.02.2016 20:05 Düzce'de bir kısım kamu görevlisi, bürokrat ve emniyet mensubunun usulsüz dinlendikleri iddiasına ilişkin 9 aydır yürütülen soruşturma kapsamında Düzce merkezli 6 ilde yapılan eş zamanlı operasyonda, 13 emniyet görevli..
Tamamı 03.02.2016

İşbank için kurumlar göreve

03.02.2016 11:55 Gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak'ın da kurucuları arasında olduğu "Finansal Tetikçilikle Mücadele Platformu" (FİTEM) dün Sultanahmet'teki "Türkiye Yazarlar Birliği"nde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Platform, İ..
Tamamı 03.02.2016

Selam kumpasında ara kararlar

03.02.2016 11:24 Paralel örgütün, Başbakan Erdoğan'ı İran lideri Ahmedinecat ve Lübnan Hizbullah lideri Nasrallah ile birlikte terör örgütü yöneticisi göstermeye çalıştığı 'Selam-Tevhid soruşturmasında usulsüzlük' davasına devam edildi..
Tamamı 03.02.2016

Paralel polislere ceza gerekçesi

03.02.2016 11:11 Emniyet Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Daire Başkanlığı bünyesinde, görev tanımı olmayan "bölge/ülke polis uzmanı" teşkilatlanmasına gittikleri ve "personel ataması için amirleri yanılttıkları" suçlamasıyla 12 emniyet g..
Tamamı 03.02.2016

Siirt'te paralel kurumlara baskın

03.02.2016 10:20 Siirt'te Gülen cemaatinin işlettiği iki dershaneye baskın yapıldı. "Yargı Akademi" Dershanesi binasında polis ekiplerinin yaptığı aramada, bazı belge ve bilgisayar hard diskine el konuldu. Siirt İl Emniyet Müdürlüğü e..
Tamamı 03.02.2016

Manisa'da Paralel'e 21 gözaltı

02.02.2016 11:23 Manisa'da paralel örgüte yönelik operasyon düzenlendi. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında, hakkında gözaltı kararı verilen 21 kişiden 19'u gözaltına alındı. Manisa Cumhuriyet Başsavcılı..
Tamamı 02.02.2016

Rize paralel kulak davası

02.02.2016 11:00 Rize'de paralel yapı ile bağlantılı "usulsüz dinleme"ye ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 16 sanığın yargılandığı davaya devam edildi. Rize Ağır Ceza Mahkemesi'nde Ağır Ceza Reisi Bayram Kantık başkanlığındaki i..
Tamamı 02.02.2016

Selam kumpası davası başladı

02.02.2016 09:52 Takipsizlik kararıyla ortadan kalkan Selam-Tevhid soruşturması'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla Fetullah Gülen, Emre Uslu ve eski emniyet müdürü Yurt Atayün'ün aralarında bulunduğu 55'i tutuklu toplam 122 sanığın ya..
Tamamı 02.02.2016

İzmir paralel kulak davası

02.02.2016 08:41 İzmir'de, "gerçeğe aykırı belgeler düzenleyerek başka isim ve IMEI numaraları üzerinden alınan mahkeme kararlarıyla usulsüz dinleme yaptıkları" iddia edilen 26 emniyet personeli hakkındaki davada, sanık savunmalarının ..
Tamamı 02.02.2016

Paralel kulağa 13 yakalama kararı

02.02.2016 08:13 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 432 ismin yasadışı dinlenmesi ile ilgili yürüttüğü soruşturmada 13 istihbaratçı hakkında daha yakalama kararı çıkardı. DOSYADAKİ FİRARİ SAYISI 41 OLDU Böylece dosya kapsamında kayıplar..
Tamamı 02.02.2016

Polis Akademisi'nde neler oluyor?

02.02.2016 07:58 Yenişafak gazetesi, emniyetteki kripto elemanlarını kullanarak Polis Akademisi'ne yönelik soruşturma başlatan paralel yapının planının deşifre olduğunu iddia etti. Haberde; örgütün, paralel yapının en büyük finansörü A..
Tamamı 02.02.2016

Malatya'da Paralel'e 9 tutuklama

30.01.2016 10:53 Malatya'da Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde gerçekleştirdiği operasyonda gözaltına alınan 11 kişi ile ilgili adli süreç sonuçlandı. Aralarınd..
Tamamı 30.01.2016

İstanbul Casusluk beraatle bitti

29.01.2016 19:21 Anayasa Mahkemesinin "hak ihlali" yönünde verdiği kararın ardından yeniden görülen İstanbul'daki "askeri casusluk" davasında mahkeme heyeti, tüm sanıkların beraatine karar verdi. "BU DAVA ASKERİ CASUSLUK DAVASI DEĞİL...
Tamamı 29.01.2016

Kozmik Oda yargısına soruşturma

29.01.2016 19:03 HSYK 3. dairesi, kamuoyunda "kozmik oda" olarak bilinen Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında arama yapan ve yaptıran-savcılar Mustafa Bilgili ve Şadan Sakınan ile hâkimler Hasan Şatır, Dündar Örsdemir, Ni..
Tamamı 29.01.2016

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
16.027.336