YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
31 Ekim 2014, Cuma
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "yeşil Mahmut Yıldırım" için arama sonuçları    (Toplam 168 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Yeşil'e Birdal suikasti davası

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, İHD eski Genel Başkanı Birdal'a yönelik silahlı saldırıya ilişkin 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında hazırladığı iddianame, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

25.07.2014 14:03 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, İnsan Hakları Derneği (İHD) eski Genel Başkanı ve eski milletvekili Akın Birdal'a yönelik silahlı saldırıya ilişkin "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında hazırladığı iddianame, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Savcısı Sadık Bayındır'ın hazırladığı iddianamede, Birdal'ın 12 Mayıs 1998'de İHD Genel Merkezi'nde uğradığı saldırı suç tarihi olarak kabul edilirken, Birdal'ın ifadesinin yeniden alınmasına gerek görülmedi.

Nüfus kayıtlarına göre hayatta olduğu belirtilen Yıldırım hakkında "kasten tasarlayarak adam öldürmeye tam teşebbüse azmettirme" suçundan 20 yıla kadar hapis cezası istenen iddianamede, Yıldırım'ın, Semih Tufan Günaltay ve Cengiz Ersever ile birlikte PKK ve bölücü faaliyetlere karşı 1996'da Türk İntikam Tugayı (TİT) adlı teşekkülü kurdukları ve Birdal başta olmak üzere PKK'yla bağlantılı olduğunu düşündükleri kişilere yönelik eylem yapmayı amaçladıkları kaydedildi.

Eylemi "Yeşil" planladı

TİT kurucularının amaçlarını gerçekleştirebilmek için Silivri-Çatalca arasında bir arazide Bahri Eken ve Kerem Deretarla ile kimlikleri tespit edilemeyen bazı kişileri eğittikleri belirtilen iddianamede, Birdal'a yönelik saldırıyı "Yeşil" kod adlı Yıldırım ve "Fırat" kod adlı Ersever'in planlandığı, eylemi organize etme görevinin ise Günaltay'a ait olduğuna yer verildi.

İddianamede, Eken ve Deretarla'nın olay tarihinde Tunalı Hilmi Caddesi'ndeki İHD Genel Merkezi'ne gelerek Birdal ile görüştüğü, arkadaşlarının İstanbul'daki 1 Mayıs gösterilerinde polis tarafından gözaltına alındığını belirterek yardım istedikleri kaydedildi.

Birdal'ın hukuki ve tıbbi yardım yapacaklarını bildirdiği kaydedilen iddianamede, Birdal'ın "Arkadaşlarımız gelecek" demesi üzerine Eken ve Deretarla'nın daha önce planladıkları şekilde silahlarını çıkartarak Birdal'a 13 el ateş ettikleri anlatıldı.

İddianamede, olayla ilgili aralarında Ersever, Günaltay, Eken ve Deretarla'nın da bulunduğu 11 kişi hakkında daha önce Ankara DGM Savcılığınca "adam öldürmeye teşebbüs, siyasi ve sosyal görüşten kaynaklanan amaçla suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak" suçlamasıyla dava açıldığı hatırlatıldı.

Birdal'ın kendisini vuran kişileri yüzleştirme ile teşhis ettiği belirtilen iddianamede, suikast girişiminin azmettiricisi olduğu öne sürülen Yıldırım ile kimlikleri tespit edilemeyen 13 kişi hakkındaki dosyanın ise bulunamadıkları gerekçesiyle ana dosyadan ayrıldığına yer verildi.

Talimatı "Yeşil" verdi

"Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında gıyabi yakalama kararı bulunduğu hatırlatılan iddianamede, Jandarma Uzman Çavuş Ersever'in, DGM savcılığına verdiği ifadedeki, Yıldırım'la Tunceli'de görev yaparken bir kahvehanede tanıştığı ve Birdal'a saldırı talimatını Yıldırım'dan aldığına ilişkin beyanları aktarıldı.

İddianamede, Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesindeki yargılama sonucu sanıkların çeşitli cezalara çarptırıldığı ve bu cezaların da Yargıtay tarafından onandığı ifade edilerek, şu değerlendirme yapıldı:

"Türk İntikam Tugayı isimli oluşumun, Semih Tufan Günaltay, Cengiz Ersever ve Mahmut Yıldırım tarafından PKK ve bölücü faaliyetlere karşı mücadele amacıyla 1996 yılında kurulan bir çete olduğu anlaşılmaktadır. Akın Birdal'a yönelik 'adam öldürmeye teşebbüs' eyleminin azmettiricisi ve planlayıcısı konumunda olan Mahmut Yıldırım'ın suç tarihinden bu yana kaçak olduğu, hakkında gıyabi yakalama kararı çıkarıldığı, nüfus kayıtlarında sağ olarak görünen şüphelinin bulunduğu yerin bilinmediği, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı ve ifadesinin alınamadığı, ancak şüpheli hakkında dava açmak için tüm delillerin toplandığı, şüphelinin savunmasının kovuşturma aşamasında alınabileceği değerlendirilmiş ve dava zamanaşımı süresi de dikkate alınarak şüpheli yönünden dava açılmıştır."

Örgüt suçuna zamanaşımı

Savcılık ayrıca, Yıldırım ile kimlikleri tespit edilemeyen 9 kişi hakkında, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçundan zaman aşımı süresi dolduğu gerekçesiyle ek takipsizlik kararı verdi.

Takipsizlik kararında, Ankara 1 Nolu DGM'deki yargılama sonucunda, "TİT'in terör örgütü değil siyasi ve sosyal amaçla cürüm işlemek için oluşturulan bir teşekkül olduğunun" kabul edildiği, bunun da Yargıtay tarafından onandığı belirtilerek, örgüt suçu yönünden 8 yıl olan zaman aşımı süresinin dolduğu belirtildi. (AA)

(25 Temmuz 2014, 14:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Mahkemeden Yeşil´e gazete ilanı

Yeşil yaşıyor, yakalama kararı çıktı

Savcı, Yeşil´in yaşadığını belirledi

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

Yeşil ve adamları yeniden devrede

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

Yeşil´in parmak izi Ergenekon dosyasında

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6139    yazdır/print


 

Anter davasında 5. duruşma

21 yıl önce yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davaya Diyarbakır'da devam ediliyor. Duruşmada dava dosyasına önemli bir belge girdi. MİT tarafından mahkemeye gönderilen bir belgede 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın bir jandarma yetkilisi aracılığı ile Şemdin Sakık'ı öldürmek için başvurduğu, ancak bunun kabul edilmediği belirtiliyor.

24.01.2014 15:52 Kürt yazar Musa Anter'in 1992 yılında öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun ise yaralanmasına ilişkin Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi'nin yargılandığı davaya Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 5'inci duruşmayla devam ediliyor.

Duruşmaya Anter olayında tetikçilikle suçlanan tutuklu sanık Hamit Yıldırım ile dönemin JİTEM komutanı olduğu belirtilen tutuksuz sanık emekli albay Savaş Gevrekçi katıldı.

GENELKURMAY: KORUCULAR BULUNDUKLARI YERDE ASKERLİK YAPMIYOR

Mahkeme Başkanı duruşmanın başlangıcında dosyaya gönderilen evrakları okudu. Tutuklu sanık Hamit Yıldırım'ın koruculuk yaptığı Şırnak'ta askerlik yaptığını belirtmesi üzerine talimat yazılan Genelkurmay Başkanlığı ASAL Daire Başkanlığı, Geçici Köy Korucuları'nın bulundukları yerde askerlik yaptıkları şeklinde bir uygulama olmadığı belirtti.

Bunun üzerine söz alan sanık Hamit Yıldırım, kendisiyle birlikte çok kişinin de koruculuk yaptığı yerde askerlik yaptığını, gerekirse isimlerini de verebileceğini belirtti. Hamit Yıldırım, "O dönem korucuların hepsi bulundukları yerde askerlik yaptı. Ben kendi kafama göre memleketimde askerlik yapamam. Tüm bölgede böyleydi" dedi.

YEŞİL'İN ÇALIŞTIĞINA DAİR BİLGİ YOK

Mahkemenin bir önceki duruşmada 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın hangi kurumda çalıştığına dair Jandarma, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği talimatların cevapları da dosyaya konuldu. MİT Müsteşarlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, Yeşil'in kendileriyle çalıştığına ilişkin bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığını bildirdi. MİT'ten gönderilen bir başka yazıda ise Yeşil'in bir jandarma yetkilisi aracılığıyla Şemdin Sakık'ı öldürmek için kendilerine başvurduğunu, ancak teklifin kabul edilmediği belirtildi.

Gönderilen belgeler üzerine söz alan Musa Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu, belgelere bakıldığında yargılamaya yapılan engellemenin devam ettiğini belirterek, "Yeşil gibi bir suç makinası için devletin en uzman birimleri 'görmedik, duymadık' diyorlar. Yeşil, Hasan Tanrıkulu adıyla 22 defa yurtdışına çıkmış. 1995 yılının başından sonuna kadar Habur Sınır Kapısı'ndan 14 kez çıkışı var" dedi.

UZUN TUTUKLULUK SÜRESİ TARTIŞMASI ÇIKTI

Daha sonra söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, davanın iddianamesinde JİTEM yapılanmasının ayrıntılı izahatı olduğunu belirterek, "Bu yapı 2002 yılına kadar devam etmiştir. Bu illegal ama resmi bir yapıdır. Suç Türk Ceza Kanunu'nun en ağır suçunu oluşturuyor. Tutuksuz sanık emekli olsa da delilleri engellemesi durumu var. Örgüt üyeliği cezası 5 yıldır. Bu suç nedeniyle önünüze gelen sanığı neredeyse 5 yıl tutuklu yargılıyorsunuz. Ama burada sanık tutuklanmıyor" dedi.

Bunun üzerine söz alan Mahkeme Başkanı polemik yaratmak istemediğini belirterek, "Bizim mahkememizde 5 yıl tutuklu bulunan kimse yok"dedi. Elçi ise, "Sizin mahkemenizde de slogan atmaktan dolayı 3 yıllık tutuklu olanlar var" diye konuştu.

Tutukluluk süresi ile ilgili konuşmalar daha sonra Mahkeme Başkanı ve avukat Tahir Elçi arasında tartışmaya yol açtı. Mahkeme Başkanı, "Taş atmak olmayan, sadece slogan atmaktan 3 yıl tutuklu olan varsa getirin, haklısınız. Bizim uygulamamız aynıdır. Bu uygulama dışında özel bir karar vermiyoruz. Daha fazla açıklama yapmayacağım" diye konuştu.

Mahkeme Başkanına cevap veren Tahir Elçi ise, "Ben bu uygulamayı tutarlı bulmuyorum"dedi.

GEVREKÇİ: MİT, EMNİYET, JANDARMA AYRI TELDEN ÇALIYORDU

Duruşmada söz hakkı verilen emekli Albay Savaş Gevrekçi ise, MİT belgesinde geçen jandarma yetkilisinin kendisi olmadığını ifade ederek, "Resmi olarak kim olduğu konusunda cevap versinler. Resmi belgesi varsa getirsinler. Ben hiç bir zaman MİT ile biraraya gelmedim. Zaten Güneydoğu'nun sorunu buydu. MİT ayrı, jandarma ayrı, emniyet ayrı telden çalıyordu. Bu olayla kesinlikle bir ilgim yoktur" dedi.

ADAMINIZI GETİRİN TARTIŞMASI

İfadesinin devamında müdahil avukatların bulunduğu bölüme dönen Savaş Gevrekçi, Abdülkadir Aygan'ı kastederek, "Adamınızı getiriniz. Nasıl götürdünüzse öyle getiriniz. Karşınızda çocuk yok. Siz tuzak kuruyorsunuz" dedi. Bunun üzerine tepki gösteren Avukat Selim Okçuoğlu, "Haddinizi bilin. Abdülkadir Aygan bizim değil, sizin adamınızdır" diye konuştu.Tartışma üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Savaş Gevrekçi'ye, "Burada herkes işini yapsın. Bunu bir türlü izah edemedim. Siz kendinizi savunun, herkes de işini yapsın" dedi.

Duruşmanın sonunda tekrar söz alan avukat Selim Okçuoğlu, 1991 - 1993 yıllara arasındaki OHAL ve JİTEM kayıtlarının getirtilmesini istedi. Abdülkadir Aygan'ın sanık Savaş Gevrekçi gözetiminde bu cinayetleri işlediğini ileri süren Okçuoğlu, "Türkiye ya hukuk devleti olacak, ya çete devleti olmaya devam edecek"dedi.

Duruşmada söz alan avukatlardan Tahir Elçi, Diyarbakır'da yıllardır görülen ancak bir neticeye verilmeyen JİTEM davasının dosyasının mahkeme heyeti tarafından okunmasını talep etti. Anter davası iddianamesinin çok önemli olduğunu belirterek, "Çünkü iddianamede yıllardır inkar edilen JİTEM'in yapısını detaylı anlatıyor. İddianamede JİTEM'in devlet görevlisi kimliğiyle insanları götürüp öldürdüğünü, kaybettirdiğini ve işkence yaptığını anlatıyor" dedi.

Elçi, sanık Gevrekçi'nin tutuksuz yargılandığını belirterek, " Sanık emekli olsa da görevdeki arkadaşlarıyla ilişkisi devam ediyor ve delilleri etkileyebilecek konumda. Bu yüzden tutuklanmasını istiyoruz" diye konuştu.

Söz alan tutuksuz sanık Gevrekçi ise Avrupa'da yaşanan Aygan'ın kendisine iftira attığını ve kendisiyle ilgili hiçbir belge ve delil olmadığını dile getirdi.

Anter ailesinin avukatların Barış Yavuz da söz olarak elinde belge olduğunu ve bunu bir kez de mahkemeye sunmak istediğini söyledi.

MİT GÖNDERDİĞİ BELGEDE JİTEM YERİNE JANDARMA YETKİLİSİ İFADESİNİ KULLANDI

Yavuz, "Kutlu Savaş susurluk raporunda MİT'e ait bir bilgiye şöyle yer veriyor: '16.02.1993 tarihinde Diyarbakır JİTEM Grup Komutanı Vekili, ilgili birimimizle yaptığı görüşmede; adı geçenin teşkilatımızla ilişki kurmak istediğini, yanında Muş Alan Sorumlusu bulunduğunu, Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığını ve eylemden sonra İsviçre'ye gitme garantisi istediğini belirtmiştir.' Son olarak taleplerimiz doğrultusunda gönderilen belgede ise MİT bu görüşmeyi doğruluyor ama bu sefer sadece 'bir jandarma yetkilisi' ifadesini kullanıyor JİTEM ismini kullanmıyor" diye konuştu. Yavuz, MİT'in görüşmenin içeriğinden haberdar olduğunu, 1992 yılına ait belge bulundurduğunun ortaya çıktığını belirterek, " MİT o zaman bu görüşmeyi yapan JİTEM Grup Komukanı Vekilinin de kim olduğunu biliyor. Bizim yeni talebimiz bunun ilgili kurumdan istenmesi." dedi. Yavuz, belgede devletin kurumu olan MİT'in ve jandarmanın 'infaz emrini' kabul ettiğini belirterek, "Bu Şemdin Sakık için geçiyor ama buradan şunu anlamak gerekiyor demek ki infaz emirleri veriliyormuş." şeklinde konuştu.

YILDIRIM: KÖY KORUCULARI BULUNDUKLARI YERDE ASKERLİK YAPIYORDU

Davanın tutuklu sanığı Hamit Yıldırım ise önceki duruşmada köy korucularının bulunduğu yerlerde askerlik görevlerini yaptıklarını belirtmiş, kendisinin Şırnak'ın Kumçatı beldesinde vatani görevine yerine getirdiğini söylemişti. Mahkemenin talebi üzerine ASAL böyle bir uygulamanın olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Yıldırım, Kumçatı'da ikamet eden 4 kişinin ismini vererek bunların bulundukları yerde askerlik yaptığını ve fiiliyatta olduğunu dile getirdi. Yıldırım, Musa Anter olayıyla ilgisinin olmadığını ve tahliye edilmesini talep etti.

GEVREKÇİ: EN BÜYÜK SORUN MİT'LE BİR ARAYA GELEMEMEKTİ

Tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi ise 1992 yılında Diyarbakır'da çalıştıkları dönem en büyük sorunun MİT'le bir araya gelememelerinin olduğunu söyledi. Gevrekçi, " Zaten en büyük sorun buydu. Herkes kendi başına çalışırdı." dedi. Gevrekçi, itirafçı Abdulkadir Aygan'ın kendisine iftira attığını belirterek, " Türkiye Cumhuriyeti, cumhuriyetse onu yurtdışından getirsin yüzleşelim. Onu yurtdışına PKK çıkardı. Orhan Miroğlu'nun yazdığı kitabı savunmam olarak kullanıyorum çünkü bütün doğruları yazmış. PKK 45 bin dolarla onu yurtdışına çıkarmış. Onun yeri güvende o yüzden konuşuyor." dedi.

Gevrekçi'nin avukatı Hikmet İşler ise Aygan'ın her olayda kendisini masum gösterdiğini ancak bunun doğru olmadığını söyledi. İşler, "Aygan Diyarbakır'da 20 kişinin ölümü, iki gazete bürosunun bombalanması, iki aracın altına bomba konulması olaylarında yargılanıyor. Evet getirilsin buraya kim suçluysa ortaya çıksın" dedi.

AVUKATLAR ARASINDA TEVİLLİ İKRAR TARTIŞMASI

Avukat İşler'in bu sözleri üzerine ayağa kalkan mağdur avukatlarından Selim Okçuoğlu, sanık avukatının tevilli ikrarda bulunduğunu söyledi. Okçuoğlu, " Aygan'ın cinayetlerinden bahsettiniz. Aygan o dönemde nerede çalışıyordu. Bu bir tevilli ikrardır" dedi. Okçuoğlu, bu ifadelerin tutanağa geçirilmesini istedi.

İşler ise, meslektaşının kendisini suçladığını belirterek, düzeltmesini istedi. Ancak daha sonra tekrar söz alan İşler, dilinin sürçtüğünü, Aygan'ın avukatı olmadığını ve sadece müvekkilini savunduğunu dile getirdi.

Mahkeme ara kararlarını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi.

------------------------------------------------------------------------------

ŞOK BELGE: YEŞİL'DEN MİT'E SUİKAST TALEBİ

Bu arada duruşmada önemli bir belge ayrıntı ortaya çıktı. Diyarbakır'da yazar Musa Anter cinayeti davası dosyasına Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından çarpıcı bir belge gönderildi.

MİT'ten gönderilen belgede 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın bir jandarma yetkilisi aracılığı ile Şemdin Sakık'ı öldürmek için başvurduğu; ancak bunun kabul edilmediği belirtildi.

Diyarbakır 7'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen yazar Musa Anter'in öldürülmesi davasında Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan çarpıcı bir belge gönderildi. Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Raporu'nda yer alan Yeşil'in Şemdin Sakık'ı öldürmek için MİT'e başvuruda bulunduğu ifadeleri üzerine, Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi, olayın doğru olup olmadığını MİT Müsteşarlığı'na sordu.

Mahkemenin talebi üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 4 gün önce olayla ilgili cevap yazdı. 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen cevap yazısında MİT kayıtlarında inceleme yapıldığı belirtilerek, "16.02.1993 tarihinde Diyarbakır'daki bir jandarma yetkilisinin ilgili birimimizle yaptığı görüşmede; Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın teşkilatımızla ilişki kurmak istediğini, yanında Muş alan sorumlusunun bulunduğunu, Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığını ve eylemden sonra İsviçre'ye gitme garantisi istediğini belirttiği, anılan teklifin kabul edilmediği hususlarının yer aldığı belirlenmiştir" denildi.

Okunduktan sonra dava dosyasına konulan filigramlı belgede MİT Müsteşarı adına Hukuk Müşaviri'nin imzası yer aldı. (DHA)

İŞTE O BELGE:



(24 Ocak 2014, 15:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Anter iddianamesinde arama yap

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5818    yazdır/print


 

Ağar´a yeni dava açıldı

1990'lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 19 kişi hakkındaki iddianame Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Şüpheliler; Askar Simitko, Lazım Esmaeili, Savaş Buldan ve Tarık Ümit gibi isimlerin öldürülmesiyle suçlanıyor. Davanın aynı kapsamda aynı mahkemede görülmekte olan ilk davayla birleştirilmesi istendi. Bu talebin ilerleyen süreçte değerlendirileceği öğrenildi.

03.01.2014 17:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 1990'lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da arasında bulunduğu 19 kişi hakkında 765 sayılı TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçlamasıyla hazırladığı iddianame Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

TMK'nın 10. maddesiyle yetkili Cumhuriyet Savcısı Sadık Bayındır'ın hazırladığı iddianame; Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lütfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazım Esmaeili, Askar Smitko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan cinayetlerini kapsıyor.

İddianamede "şüpheliler" Mehmet Kemal Ağar, İbrahim Şahin, Mehmet Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven ve Muhsin Korman olarak gösterildi.

İddianamede, "eylemlere katıldığı ve sorumlu oldukları değerlendirilen, ancak soruşturma sürecinde öldükleri anlaşılan Oğuz Yorulmaz, Abdullah Çatlı, Sait Yıldırım, Sami Gece ve Ahmet Sakarya yönünden TCK'nın 64. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği bildirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın'ın 1993'te öldürülmesine ilişkin Mehmet Kemal Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Alper Tekdemir hakkında 765 sayılı TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçundan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine dava açmıştı.

Yeni davanın, irtibat nedeniyle bu davayla birleştirilmesi istendi. (AA)

(03 Ocak 2014, 17:12)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Susurluk infazlarına iddianame

Ağar-Çarkın davası duruşmaları

Ağar´a infaz telefonu

MİT kayıtları Ağar´ı gösterdi

MİT: İnfazlar Ağar ekibinin işi

Ağar iddianamesi kabul edildi

Ağar´a yeni şok: 16 müebbet

Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

Mehmet Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava manşetlerimiz

Çiller´e AĞAR tehdit: Ülkeyi kana bularım

Yıllardır izi bulunamayan MİT´çi Tarık Ümit için korkunç iddia

Susurluk Davası: Mehmet Ağar´a hapis istemi

Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava ertelendi

Çarkın´ın itirafları Ağar davasında

Ağar´ın korkusu: Duvar yıkılıyor mu?

Susurluk silahlarının belgesi çıktı

Ağar hafif cezayla kurtarıldı

Zanlıları elimizden Ağar aldı

Ağar´a 130 sayfalık gerekçe

Çiller, Yılmaz ve Ağar da dosyada

Çarkın: Cinayetleri MGK biliyordu

Çarkın´ın itirafları: MGK üyelerine sorgu hazırlığı

Eski Bakan ölüm listesini doğruladı

Demirel ve 34 kişiye suç duyurusu: Susurluk infazları

Liderlerin MGK´da cinayet atışması

Yeşil´den Köşk ve MGK´ya telefonlar

Behçet Cantürk dosyası açıldı

Ölüm Üçgeni dosyası yeniden açıldı

İddianamede Sapanca Üçgeni

Mehmet Eymür gözaltına alındı

Eymür serbest bırakıldı

Eymür´ün ifadesi dışarı sızdı

Eymür yeni soruşturmaları başlatacak

Susurluk skandalı ve cinayetlerine dair çeşitli devlet kurumlarınca hazırlanan raporlar

Susurluk dosyası Ergenekon davasında

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5774    yazdır/print


 

Susurluk infazlarına iddianame

1990'lı yıllarda işlenen bazı faili meçhul cinayetlerle ilgili Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 19 kişi hakkındaki iddianame Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Şüpheliler; Askar Simitko, Lazım Esmaeili ve Savaş Buldan gibi isimlerin öldürülmesiyle suçlanıyor. Soruşturma kapsamında eski Başbakanlar Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in de arasında bulunduğu bazı kişiler hakkında ek takipsizlik kararı verildi.

20.12.2013 21:20 1990'lı yıllarda işlenen bazı faili meçhul cinayetlerle ilgili Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 19 kişi hakkındaki iddianame Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

Soruşturma kapsamında eski Başbakanlar Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in de arasında bulunduğu bazı kişiler hakkında ek takipsizlik kararı verildi.

TMK'nın 10. Maddesiyle yetkili Cumhuriyet Savcısı Sadık Bayındır'ın hazırladığı iddianamede, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kemal Ağar, Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin, o dönemde dairede görev yapan Korkut Eken, "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım ve Ayhan Çarkın'ın da arasında bulunduğu özel harekat polisleri ile toplam 19 kişi "şüpheli" olarak yer aldı.

Şüphelilerin, 1990'lı yıllarda işlenen bir dizi faili meçhul cinayetle ilgili, 765 sayılı TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçundan cezalandırılması istendi.

Şüphelilerden Mahmut Yıldırım'ın, uyuşturucu kaçakçılığı yaptıkları iddia edilen İranlılar Askar Simitko, Lazım Esmaeili'nin İstanbul'da 1995'te öldürülmesiyle suçlandığı öğrenildi.

Şüphelilerin, BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, 1994'te İstanbul'da alındıktan sonra Bolu'da cesetleri bulunan eşi Savaş Buldan ve iki arkadaşının öldürülmesiyle de suçlandıkları belirtildi.

Çiller ve Yılmaz'a takipsizlik

Soruşturma kapsamında eski Başbakanlar Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Doğan Güreş, eski MİT mensubu Mehmet Eymür, "Ergenekon" davası sanığı emekli Tümgeneral Veli Küçük'ün de arasında yer aldığı çok sayıda kişi hakkında ise ek takipsizlik kararı verildiği bildirildi.

Birleştirme talep etti

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın'ın 1993'te öldürülmesine ilişkin Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Alper Tekdemir hakkında 765 sayılı TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçundan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine dava açmıştı.

Savcı Bayındır, yeni iddianameyi, bu davayla birleştirme talebiyle mahkemeye gönderdiği kaydedildi. (AA)

(20 Aralık 2013, 21:20)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Mehmet Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava manşetlerimiz

Susurluk skandalı ve cinayetlerine dair çeşitli devlet kurumlarınca hazırlanan raporlar

Ağar-Çarkın davası duruşmaları

Ağar´a infaz telefonu

MİT kayıtları Ağar´ı gösterdi

MİT: İnfazlar Ağar ekibinin işi

Ağar iddianamesi kabul edildi

Ağar´a yeni şok: 16 müebbet

Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

Çiller´e AĞAR tehdit: Ülkeyi kana bularım

Yıllardır izi bulunamayan MİT´çi Tarık Ümit için korkunç iddia

Susurluk Davası: Mehmet Ağar´a hapis istemi

Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava ertelendi

Çarkın´ın itirafları Ağar davasında

Ağar´ın korkusu: Duvar yıkılıyor mu?

Susurluk silahlarının belgesi çıktı

Ağar hafif cezayla kurtarıldı

Zanlıları elimizden Ağar aldı

Ağar´a 130 sayfalık gerekçe

Çiller, Yılmaz ve Ağar da dosyada

Çarkın: Cinayetleri MGK biliyordu

Çarkın´ın itirafları: MGK üyelerine sorgu hazırlığı

Eski Bakan ölüm listesini doğruladı

Demirel ve 34 kişiye suç duyurusu: Susurluk infazları

Liderlerin MGK´da cinayet atışması

Yeşil´den Köşk ve MGK´ya telefonlar

Behçet Cantürk dosyası açıldı

Ölüm Üçgeni dosyası yeniden açıldı

İddianamede Sapanca Üçgeni

Mehmet Eymür gözaltına alındı

Eymür serbest bırakıldı

Eymür´ün ifadesi dışarı sızdı

Eymür yeni soruşturmaları başlatacak

Susurluk dosyası Ergenekon davasında

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5746    yazdır/print


 

Anter davasında 4. duruşma

21 yıl önce yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davaya Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4. duruşma ile devam ediliyor. Tutuklu sanık Hamit Yıldırım ilk kez duruşmaya getirildi. Anter ailesinin avukatları, çapraz sorguya alınan sanığa yöneltilen soruya savcının müdahale ettiğini belirterek tepki gösterdi. Duruşmada ayrıca çok gergin olduğu gözlenen müdahil avukat Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin, sık sık savcı ve hakimlerle tartıştığı görüldü.

02.12.2013 15:59 Kürt yazar Musa Anter'in 1992 yılında öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun ise yaralanmasına ilişkin Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi'nin yargılandığı davaya Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4'üncü duruşmayla devam ediliyor. Duruşmaya önceki duruşmalara Adana F Tipi Cezaevi'nden getirilemeyen dosyanın tek tutuklu sanığı Hamit Yıldırım ve tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi katıldı. Duruşmada taraf avukatları ve Musa Anter'in oğlu Dicle Anter de hazır bulundu.

"MUSA ANTER'İ BEN ÖLDÜRMEDİM"

Duruşmanın sabah yapılan ilk oturumunda Musa Anter'in kaldığı otelin resepsiyon şefi Osman Ateşal tanık olarak dinlendi. Bazı kişilerin otele gelerek Musa Anter'i sorduğunu belirten Ateşal, "Bu kişi peşmerge kıyafetliydi. Musa Anter öldürüldüğü gün kimse gelip sormadı. Gelen kişiler Şırnak bölgesinde kullanılan Kürtçe'yi konuşuyorlardı" dedi.

Duruşmada daha sonra tutuklu sanık Hamit Yıldırım'ın çapraz sorgusu yapıldı. Müdahil avukatların sorularını yanıtlayan Yıldırım, şöyle konuştu: "Musa Anter ile bir ilişkim yok. Bu bana atılmış bir iftiradır. Kumçatı'da benden başka Hamit Yıldırım var. Koruculuk yapıp, yapmadığını bilmiyorum. Ben Musa Anter'i öldürmedim. Aşiretimizin lideri Osman Demir'dir. Ancak, vefat etti. Üst düzey yetkililer Osman Ağa'nın yanına gelip, giderdi. Ben Irak'a hiç gitmedim. BOTAŞ Karakolu'nu bilmiyorum. Ticarete girdiğim zaman koruculuğu bıraktım. Çok arsa ve gelirimiz var."

"YEŞİL'İN BİZİM EVİMİZE GELDİĞİNİ GÖRMEDİM"

Ticaret yaptıklarını ekonomik durumlarının iyi olduğunu belirten Yıldırım, "Yeşil'in bizim evimize geldiğini görmedim. Rütbeli askerlerin gelip- gelmediğini de bilmiyorum. Gizli tanık ifadelerini tamamen reddediyodrum. Yeşil konusundaki ifadeleri yalandır. Yeşil'i tanımıyorum ve görmedim. Bu bir iftiradır. Abdülkadir Aygan'ı da tanımıyorum. Belki avukat gidip ona benim aleyhime ifade vermesini söylemiştir. Bunu nereden bileyim? Ben şehit ailesiyim. 9 çocuğum dışarıda kaldı. Allah'tan korkun" dedi.
 
Avukat Ahmet Zeki Okçuoğlu, Hamit Yıldırım'a hitaben, "Sen Allah'tan kork" diye cevap verdi. Sanığın çapraz sorgusu sırasında da taraf avukatları arasında tartışmalar oldu. Söz alan müdahil avukatı Mehmet Emin Aktar, sanığın ruh halinin tutanağa geçirilmesini istedi.

EMEKLİ ALBAY DURUŞMADA FENALAŞTI

Duruşmada Hamit Yıldırım'ın çapraz sorgusu yapılırken, tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi öksürerek fenalaştı. Bunun üzerine kızı olan avukatı Gökçe Gevrekçi, babasını salon dışına çıkarmak için izin aldı. Mahkeme Başkanı'nın izin vermesi üzerine Savaş Gevrekçi salon dışına çıkarıldı. Daha sonra söz alan diğer sanık avukatı, Gevrekçi'nin pankreas kanseri ve tansiyon hastası olduğunu ve tansiyonunun düştüğünü söyledi. Mahkeme Başkanı'nın izin vermesi üzerine Gevrekçi, kızı avukat Gökçe Gevrekçi tarafından hastaneye götürüldü.

"PKK AİLEMDEN 13 KİŞİYİ ŞEHİT ETTİ"

JİTEM'in merkezi olarak nitelendirilen Botaş Karakolu'nu bilmediğini belirten Hamit Yıldırım, "Benim kardeşimle birlikte 500 dönüm arazim var. Burada tarımla uğraşıyorum. BOTAŞ ve karakolunu bilmiyorum. Sadece orada petrol boru hattı olduğunu biliyorum. Orhan Miroğlu ile bir husumetim yok. Beni neden teşhis ettiğini de bilmiyorum. Benim ailemin tamamı korucuydu. Ben ve bir PKK'lı yanyana oturmazdık. Korucu olmadan önce PKK benim amcamın kızını ve ailemden 13 kişiyi şehit etti. Ben Apo'yu sevmiyorum. Çünkü kardeşimi şehit ettiler" dedi.

STAJYER AVUKAT GERGİNLİĞİ

Mahkeme Hamit Yıldırım'ın çapraz sorgusuna devam edilmesi için duruşmaya kısa ara verdi. Aranın ardından güvenlik önlemi alan polis, duruşma salonuna giren stajyer avukatların üstünü aramak istedi. Bunun üzerine salona giren Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, duruma tepki göstererek, mahkeme başkanından uygulamanın durdurulmasını istedi. Mahkeme Başkanı'nın, "Bu bir güvenlik önlemi, aranacaklar" sözleri üzerine Elçi, "Stajyer avukatlar kimin güvenliğini tehdit ediyor? Zaten salonda yer olmadığı için izleyici sıralarında oturuyorlar" dedi. Mahkeme Başkanı bunun üzerine, "Benim güvenliğimi. Burada bir güvenlik kararı var. Benim otoritemi kabul etmeyecekseniz, lütfen bunları sormayın" dedi.

Baro Başkanı'nın talebini değerlendiren Mahkeme Başkanı, "Dosya kapsamı göz önüne alındığında, arama işlemi güvenlik amacıyla yapıldığından, duruşmada ayrıca güvenlik önlemi alındığından işlemde usul hatası bulunmadığı anlaşılmıştır" dedi.

"PKK'LI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ BİRİNE ÖFKE DUYAR MISINIZ?"

Çapraz sorgu sırasında avukat Tahir Elçi sanık Hamit Yıldırım'a, "PKK'lı olduğunu düşündüğünüz birine öfke duyar mısınız?" diye sordu. Mahkeme sanık avukatlarının itirazı üzerine, soruların şekli ile ilgili karar vermek üzere duruşmaya ara verdi. Kararı açıklayan mahkeme, soruların subjektif olgulara dayandığını ve yargılamaya yeni bir şey katmadığını belirterek, dosyayla ilgili soru sorulmasını istedi. Bunun üzerine söz alan Elçi, "Sorularım subjektif olgulara ilişkin değildir. Sorular iddianamenin özüne ilişkindir. Hukuka aykırı ara kararı kabul etmiyoruz" dedi. Daha sonra tutuklu sanığa dönen Tahir Elçi, "Hamit Yıldırım, size karşı bir sıkıntımız yok. Suçlu mu, masum musunuz? Onu öğrenmeye çalışıyoruz" dedi.

"CEM ERSEVER'İ OSMAN AĞA'NIN YANINDA GÖRMÜŞTÜM"

Çapraz sorgusuna devam edilen Hamit Yıldırım, Kumçatı'da çok sayıda korucu olduğunu belirterek, "Korucu olduğum için askerliğimi İkizce Taburu'nda yaptım. Ama korucuların hepsi askerliğini orada yapmıyor. Bu tabur bizim evimize 2-3 kilometre mesafededir. Cem Ersever'i tanımıyorum ve görmedim. Ben küçükken Osman Ağa'nın yanında görmüştüm. Üstünde sivil kıyafetler vardı. Osman Ağa bunun Cem Ersever olduğunu söylemişti" dedi.

TARTIŞMA DİYALOGLARI

Avukat Tahir Elçi, çapraz sorguda Hamit Yıldırım'a fotoğraf çektirmeyi sevip, sevmediğini de sordu. Fotoğraf çektirmeyi sevmediğini söyleyen Hamit Yıldırım, "Niye, manken mi olayım?" dedi. Bunun üzerine araya giren Cumhuriyet Savcısı, sorunun konuyla bağlantısı olmadığını söyleyerek, itiraz etti. Gerginliğin olduğu duruşmada, taraflar arasında tartışma yaşanırken, şu ifadeler kullanıldı:

Savcı: Ben Başkan Beye söylüyorum. Senin anlamana gerek yok.

Tahir Elçi: Nasıl benim anlamama gerek yok? Ben avukat değil miyim? Ben yargının kurucu unsuru değil miyim?

Mahkeme Başkanı: Avukat Bey sorularınızın neredeyse tamamını sormanıza izin veriyoruz. Çok gerginsiniz. Lütfen konuyla ilgili soru sorun.

Tahir Elçi: Tabii ki soracağım. Ben burada yargının kurucu unsuruyum. Burada soru sormak için bulunuyorum.

Mahkeme Başkanı: Çok gerginsiniz. Lütfen tabii ki demeyin.

Tahir Elçi: Gergin değildim. Ancak, burada beni siz gerdiniz.

Savcı: Ben burada Cumhuriyet savcısıyım. Ben de yargının kurucu unsuruyum. Benim müdahale etme yetkim var. Ben itirazımı başkan beye söylüyorum

Mahkeme Başkanı: Tahir Bey az önce belge sunan sanık avukatını fırçaladı.

Tahir Elçi: Estağfurullah, ben kimseyi fırçalamadım.

Savcı: Ortamı yeterince geriyorsunuz. Bağırmaya gerek yok. Ben gizli saklı birşey yapmıyorum. Bu benim görüşüm. Bu tür sorular konuyla bağlantılı değildir.

Tahir Elçi: Hangi tür konuların bağlantılı olmadığını tutanağa geçelim.

Savcı: Fotoğraflarla ilgili konu bağlantılı değildir. Katılanlar vekilinin sanığa 'Niçin fotoğraf çektirmeyi sevmiyorsun?' sorusu sordu. Bu sorunun konuyla bağlantılı olmadığını düşünüyorum.

Tahir Elçi: Bu konuyla ilgili vereceğiniz kararı merakla bekliyorum.

FOTOĞRAF SORUSUYLA İLGİLİ VERİLEN KARAR

Mahkeme Başkanı Savcı'nın itirazı üzerine, yöneltilen soru ile ilgili ara karar verdi. Kararda, sanığın soruya açıklıkla cevap verdiğini belirten Mahkeme Başkanı, "Sorunun sorulmasının dosyaya bir yenilik katmayacağı görüldüğünden, Mahkeme Başkanı tarafından sorunun sorulmasına gerek olmadığına karar verildi" dedi.

Karara itiraz eden avukat Tahir Elçi, kararın sadece mahkeme başkanı tarafından değil, mahkeme heyetince görüşülerek verilmesini istedi. İtiraz üzerine söz alan üye Hakim, "Yasa Başkanın karar vereceğini söylüyor. Siz neye itiraz ediyorsunuz" diyerek tepki gösterdi.

Daha sonra söz alan Musa Anter'in oğlu Dicle Anter ise, koruculuk yapan bir kişinin Botaş Karakolu'nu bilmemesinin kendisine inandırıcı gelmediğini belirterek, sorunun bir kez daha sorulmasını istedi. Bunun üzerine konuşan Hamit Yıldırım, "Benim karakolla bir işim yok. Yol kenarlarında askeriye olur. Ama ben Botaş'ı bilmiyorum. Orada karakol olduğunu biliyorum. Birine tarif edersem Botaş'ın yanındaki karakol olduğunu söylerim" dedi.

Duruşma, avukatların taleplerinin alınması için öğleden sonraya ertelendi.

İddianamede, Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi, hakkında 'Taammüden adam öldürmekten' ağırlaştırılmış ömür boyu, 'Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvikten de 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor. (DHA)

Davanın öğleden sonraki oturumuna, rahatsızlandığı için hastaneye sevk edilen tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi de katıldı.

Duruşmada, MİT, Emniyet ve jandarmadan mahkemeye gönderilen evraklar da okundu. Almanya'da öldürüldüğü iddia edilen 'Hogir' kod adlı PKK itirafçısının Türkiye'ye getirilip, getirilmediğine dair mahkemeye cevap veren Milli İstihbarat Teşkilatı, Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü, yapılan araştırma sonucunda herhangi bir bilgiye rastlanmadığını bildirdi. Mahkeme, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne daha önce Yeşil'in üzerinde yakalanan Hasan Tanrıkulu sahte kimliği ile kimsenin yurtdışına çıkıp çıkmadığını sordu. Gönderilen yazıda açık kimlik bilgileri olmadığından, belirtilen kişinin yurtdaşına çıktığına dair bilgi verilemediği ifade edildi.

ALBAY GEVREKÇİ: YEŞİL'İ TANIMIYORUM

Duruşmada müdahil avukatları tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi'ye, Yeşil'in Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığına ilişkin Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Araştırma Raporu'nda bilgiler olduğunu sordu. MİT'le o dönemde Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin toplantıları ve ayrı masalarda oturmak şartı ile bir yerde bulunduklarını belirten Gevrekçi, "Bunun haricinde bir diyalog ve istihbarat paylaşımımız olmadı. 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım benim yanıma gelerek, Şemdin Sakık'ı öldürme talebini söylemedi. Kitaplardan edindiğim bilgiye göre Yeşil, MİT'in elemanıymış. Ben Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ı tanımıyorum" dedi.

1993'TE CEM ERSEVER İLE ÖLDÜRÜLEN İTİRAFÇI 2009'DA İSTİFA ETMİŞ

Müdahil avukatı Mehmet Selim Okçuoğlu, özellikle 'Hogir' kod adlı itirafçının bazı eylemlerde kullanıldıktan sonra Almanya'ya gönderilerek, öldürülmesi konusunda MİT, jandarma ve Emniyet'te belge olmadığını belirterek, "Benzer durum Mustafa Deniz için de geçerlidir. 1993 yılında Cem Ersever ile birlikte öldürülen Mustafa Deniz ve Hogir kod adlı kişi için öldüklerinden bahisle takipsizlik kararı verilmiştir. Nüfus kaydında bu iki kişi sağ olarak görünmektedir. Mustafa Deniz'in Cem Ersever olayında öldürülen diğer kişi olduğu iddianamede geçmiştir" dedi.

Avukat Okçuoğlu, daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı'nın Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir dava için gönderdiği belgeyi okudu. Belgede 1993 yılında öldürülen Mustafa Deniz'in Ankara Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı'nda memur olarak görev yaptığı ve 18 Mart 2009 tarihinde istifa ettiği belirtildi. 1993 yılında öldürülen Mustafa Deniz'in resmi yazıyla 2009 yılında istifa ettiğinin söylendiğini anlatan Okçuoğlu, buna ilişkin dosyasının gönderilmesini istedi.Okçuoğlu, Kutlu Savaş, Mehmet Eymür ve Orhan Taşanlar'ın tanık olarak dinlenmesini isterken, "Kurumlar Yeşil ile ilgili doyurucu bilgi vermiyor. Bu nedenle 3 kuruma da yazı yazılarak Mahmut Yıldırım'ın nerede, ne sıfatla istihdam edildiğinin sorulmasını istiyoruz. Bize göre Yeşil yaşıyor. Bu nedenle uluslararası mekanizmalar harekete geçirilerek, hakkında kırmızı bülten çıkarılmalıdır" dedi.

TALEPLER REDDEDİLDİ

Sanık Hamit Yıldırım'ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım'ın kırmızı bültenle aranması talebini reddederek, hakkında çıkarılan yakalama kararının sonucunun beklenmesine hükmetti.

Mahkeme Susurluk Raporu'nu yazan Kutlu Savaş'ın tanık olarak dinlenmesi talebini, rapor dosyada olduğu gerekeçsiyle reddetti.

Mahkeme, müdahil avukatlarının JİTEM ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin tüm arşivlerinin istenilmesine ilişkin talebinin, arşivlerin büyüklüğü göz önününe alındığında öncelikli olarak mümkün olmadığını vurguladı. Mahkeme ayrıca arşiv gelse dahi, bu arşivden neyin talep edildiğinin belirtilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verdi.

Mahkeme, müdahil avukatların Mustafa Deniz ve 'Hogir' kod adlı Cemil Işık ile ilgili verilen takipsizlik kararının kaldırılması isteminin de reddine karar verdi.

YEŞİL'İN İNFAZ TALEBİ MİT'E SORULACAK

Mahkeme MİT'e yazı göndererek, Susurluk raporunda yer aldığı belirtilen Şemdin Sakık'ın infaz edilmesine ilişkin Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın talebi olup olmadığının sorulmasına da karar verdi. MİT'e yazılacak yazıda, Yeşil'in bu konuda herhangi bir aracı kişi ya da kurumca talepte bulunup bulunmadığı ve eylem sonrası İsviçre'ye götürülme isteminin olup olmadığının arşivlerden incelenerek bildirilmesi istenecek.

Mahkeme, Mehmet Eymür ve Orhan Taşanlar'ın tanık olarak dinlenmesi istemini gelecek duruşmada değerlendirmeye karar verdi.

Mahkeme MİT Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'na, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın herhangi bir sıfatla kendi kurumlarında veya başka bir devlet kurumunda çalışıp çalışmadığının da sorulmasına hükmetti.

Mahkeme 2009'da istifa ettiği belirtilen itirafçı Mustafa Deniz'in emekli olma durumunun da Jandarma Genel Komutanlığına sorulmasına hükmetti. Duruşma eksiklerin tamamlanması için 24 Ocak 2014 tarihine ertelendi.

Duruşma salonu çıkışında Gevrekçi'nin yanında 7 korumanın olması dikkat çekerken, mahkeme heyetinin duruşma zabıtlarını avukatlara dilekçe karşılığında vermesi dikkat çekti.

(02 Aralık 2013, 15:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları

Anter iddianamesinde arama yap

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5711    yazdır/print


 

Doğan: 10 bin Jitem´ci var

Diyarbakır'da devam eden 16 sanıklı JİTEM davasında talimatla tanık olarak alınan ifadesi okunan emekli Albay Arif Doğan, JİTEM'in şu an var olan kadın ve erkek eleman sayısından arşiv sorumlu sayısına kadar rakam verdi. Doğan, '10 bin erkek, 650 bayan, 20 doktor, 30 erkek ve bayan hemşire vardı. Şu anda bile 10 bin elemanı, 5 tane arşiv sorumlusu vardır. Arşivde tüm kod adlar kayıtlıdır' dedi.

14.11.2013 16:59 Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak'ta çeşitli tarihlerde birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemini gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 16 sanıklı JİTEM davasına devam edildi. Diyarbakır 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 16 sanığın katılmadığı duruşmada ilk olarak dosyaya gelen evraklar okundu. Mahkeme, gelen evraklara göre haklarında yakalama kararı bulunan 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Fethi Çetin, 'Hacı Hasan' kod adlı İbrahim Babat, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül'ün yakalanamadığını belirtti.

ARİF DOĞAN JİTEM'İN PERSONEL SAYISINI VERDİ

Mahkeme, İstanbul 15'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde tanık sıfatıyla ifadesi alınan emekli Albay Arif Doğan'ın açıklamasının da dosyaya ulaştığını belirtti. Dosyaya ulaşan ifade metninde JİTEM'in yapılanmasını anlatan Arif Doğan, daha önce Cumhuriyet Savcısı Zekeriye Öz'e 3 gün boyunca ifade verdiğini söyledi.

İfadesinde Diyarbakır 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki JİTEM dosyasında yargılanan kişilerin çoğunu tanığını belirten Doğan, "Bir çoğu itirafçıdır. Jandarma sırasıyla bir Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı, iki Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı olmak üzere denemek amacıyla iki ayrı yapı kurmuştur. JİTEM bu ikinci kuruluşun göbeğinden çıkarılmıştır. Operatif istihbarat yapma amacıyla kurulmuştur. Bunu ben kurdum. Bu kuruluş Jandarma Genel Komutanı onaylı değildi. Deşifre edilmesine tahammül yoktu. Elemanlarını Türkiye genelinden ben seçtim. 10 bin erkek, 650 bayan, 20 doktor, 30 da erkek ve bayan hemşire vardı" dedi.

"ARŞİVDE 10 BİN KİŞİNİN KOD ADLARI KAYITLIDIR"

JİTEM elemanların görev alanının yönerge gereği Türkiye geneli olduğunu belirten Doğan, "Ben bu kişilerle ilgili hiç kimsenin bilmediği bilgileri bilmekteyim. Örneğin Hacı Hasan isimli 'Mete' kod adlı İbrahim Babat, Suriye Kamışlılı'dır. Ana hareketli birliği çok iyi bilen siyasi komiserdir. Agit'in birliğinden kaçarak gelip, itirafçı olmuştur. JİTEM'in içinde itirafçı ve asker yoktur. Ama Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı içerisinde hem itirafçı, hem asker bulunmaktadır. İtirafçılardan pratik olarak değil, teorik olarak faydalanılmıştır. JİTEM 1990 yılından sonra donmaya bırakılmıştır. Şu anda bile JİTEM'in 10 bin elemanı, 5 tane arşiv sorumlusu vardır. Arşivde 10 bin kişinin kod adları kayıtlıdır. Fethi Çetin kahraman bir istihbaratçıdır. Bir olayda ölümü pahasına PKK militanını etkisiz hale getirmiştir. Ali Ozansoy, ilkokul öğretmeni olup, bize PKK'yı tanıtan kişidir. Çok zeki biridir ve şu anda bildiğim kadarıyla emniyet teşkilatında çalışmaktadır. Benim iznimi alarak JİTEM'den ayrılmıştır" ifadelerini kullandı.

MAHKEMEDEN JANDARMAYA: YEŞİL'İN ADRESİNİ NASIL TESPİT ETTİNİZ?

Mahkeme, Bingöl'in Solhan İlçe Jandarma Komutanlığı'na 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın tespit edilen Ankara'daki adresinin neye isnaden tespit edildiğinin sorulması için yazılan müzekkereye cevap beklenmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca, Yeşil'in bu adreste oturup oturmadığının, bu adresin gerçek adresi olup olmadığının, başka ikamet kaydı bulunup bulunmadığının da sorulmasına karar verdi.

Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme, daha sonra ara kararlarını açıkladı. Mahkeme, hakkında yakalama kararı bulunan sanık Mahmut Yıldırım, Hacı Hasan, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül hakkındaki yakalama emri ile sanık Abdülkadir Aygan için çıkartılan gıyabi tutuklama kararlarının devamına karar verildi. Mahkeme eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

6'ncı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan'ın da bulunduğu toplam 16 sanık hakkında 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak' ve 'birden fazla kişiyi öldürmek' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15'er yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor. (DHA)

İDDİANAMEDEN

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verilmesi isteniyor.

(14 Kasım 2013, 16:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Mahkemeden Yeşil´e gazete ilanı

Anter iddianamesi kabul edildi

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5687    yazdır/print


 

Anter iddianamesi sitemizde

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan ve Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 Temmuz 2013 tarihinde kabul edilen 30 sayfalık iddianamenin tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz.

07.11.2013 18:03 21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan ve Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 30 sayfalık iddianamenin tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. Orjinal iddianame sayfaları, elimize geçmediği için henüz görüntülenememektedir. Elimize geçer geçmez siteye eklenecektir. ´Anter´ iddianamesi ´İddianameler´ sayfamızda yerini almıştır. Aramak istediğiniz kelimeleri o sayfadaki arama kutucuğuna yazarak iddianamede geçip geçmediğini öğrenebilirsiniz.

Anter iddianamesi, tek arama işlemine izin veren Ergenekon ve bağlantılı iddianameler bölümüne de eklenmiştir. Dolayısıyla aradığınız kelimeleri sayfanın sağ üst tarafında yer alan ´İddianamelerde arama yap´ kutucuğuna yazarak tek bir arama işlemi ile hangi iddianamelerde geçtiğini de öğrenebilirsiniz.

OLAYIN GEÇMİŞİ

TMK´nın 10. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun tarafından hazırlanan, 25.06.2013 tarihli, 2013/536 esas sayılı ve 2013/491 nolu ve 30 sayfalık iddianamede, 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı.

İDDİANAME 7 TEMMUZ´DA KABUL EDİLDİ

Anter iddianamesi 25 Haziran 2013 tarihinde sunulduğu Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nce 7 Temmuz 2013 tarihinde kabul edildi. Şu ana kadar 3. duruşma görüldü. İlk duruşma 31 Temmuz´da, 2. duruşma 1 Ağustos´ta ve 3. duruşma ise 8 Ekim 2013 tarihinde görüldü.

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte olan davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet cezaları verilmesi isteniyor.

(07 Kasım 2013, 18:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter iddianamesinde arama yap

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5675    yazdır/print


 

Flaş!!! Bahtiyar Aydın davası açıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında uğradığı suikast sonucu öldürülen dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili soruşturmayı 20 yıllık zaman aşımına gireceği gün tamamladı. Hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, ´şüpheli´ sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, ´Taammüden öldürme´, ´Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik´, ´Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma´ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

22.10.2013 13:01 Turgut Özal´ın ölümüyle aynı kapsamda değerlendirilen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesiyle ilgili flaş gelişme.. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında uğradığı suikast sonucu öldürülen dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili soruşturmayı tamamladı.

Faili meçhul cinayet dosyalarını soruşturan Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun´un, dosyanın 20 yıllık zaman aşımına gireceği gün hazırladığı iddianame, TMK´nın 10. Maddesiyle Görevli Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi.

İddianamede, 22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olarak görev yaparken, Lice Jandarma Komando Bölük Komutanlığı Binası önünde ´kanas´ olarak tabir edilen uzun namlulu silahla suikaste uğrayan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesiyle ilgili detaylara yer verildi.

İddianamede, 20 yıl önce Lice ilçesinde çıkan olaylarda Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgenaral Bahtiyar Aydın, Jandarma Uzman Çavuş Yüksel Bayar ile 14 vatandaşın öldüğü belirtilerek, Olayda, bir uzman çavuş, bir er ve bir polis memuru ile çok sayıda vatandaş yaralanmış, çok sayıda konut, iş yeri ve araç hasar görmüştür. Operasyonu Diyarbakır Jandarma Komutanı olan şüpheli Eşref Hatipoğlu yönetmiştir. Resmi tutanaklarda PKK terör örgütü mensuplarının ilçeye saldırması nedeniyle bu sonucun meydana geldiği yazılmış, ancak örgüt o gün ilçeye kendilerine ait hiçbir gruptan saldıranın olmadığını ileri sürmüştür. Aradan geçen 20 yıla rağmen saldırıya katıldığı tespit edilen örgüt mensubu olmamıştır denildi.

İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, şüpheli sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, Taammüden öldürme, Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik, Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

ŞEMDİN SAKIK: PAŞAYI DEVLET VURDU

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgenaral Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesi olayı kayıtlara PKK ile çatışma sırasında ölüm olarak geçti. Ergenekon davasında ifade veren PKK yöneticisi Şemdin Sakık, mahkemede verdiği ifadede Aydın´ın ölümüyle ilgili, ´Bu olay aydınlatılmadı. Birileri cinayet işliyor, birileri de azabını yaşıyor. Paşayı devletin içinde bir ekip vurdu. Şüphem yok. Paşayı devlet vurdu. Hatta duyduğuma göre vuran asker de öldürüldü. Lice´de çatışma süsü verdiler. Paşa´da helikopterine atlayıp gitmek zorunda kaldı. Derin devlet vardır. Kimi ´Ergenekon´, kimi ´derin devlet´ dedi. Bence ayrımı yok. Öteden beri sol çevreler bütün hayallerini ordu üzerinde kuruyorlar´ diye konuşmuştu.

SES KAYDINDAKİ İDDİA

Öte yandan Yenişafak gazetesinde konuyla ilgili bir başka önemli iddia yayınlandı. Haberde, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın cinayetinde zamanaşımı süresinin dolmasına bir gün kala cinayeti aydınlatacak çok önemli bir bantın ortaya çıktığı belirtiliyor. Buna göre, halen Antalya İl Jandarma Komutanlığı´nda görevli olduğu öğrenilen Ayhan Esen´in ait olduğu iddia edilen ifadelerin yer aldığı bant kaydından, Aydın´ın terörist saldırıya değil bir iç hesaplaşmaya kurban gittiği bilgisi yer alıyor. Bant kaydından cinayeti anlatan Başçavuş Ayhan Esen´in, bir dönem Aydın´ın yakın koruması olarak görev yaptığı öğrenildi. Esen, cinayet olayında Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım´a işaret etti. Bant kaydının Malatya merkezli yürütülen Aydın cinayetinin de dahil olduğu ´faili meçhul cinayetler´ dosyasının aydınlığa kavuşturulmasında önemli bir rol oynayacağı dile getirildi. Esen´e ait olduğu ileri sürülen konuşmalarda, bu cinayetle ilgili olan kişilerin zaman içerisinde rütbe alarak yükseldiklerini anlatarak ´Allah belanızı versin.´ dediği yer aldı.

İÇ HESAPLAŞMAYA KURBAN GİTTİ

Bantta, Başçavuş Esen, cinayet sırasında Aydın´ın yanında olan diğer bir kişinin de şu an Erzurum´da Jandarma Bölge Komutanlığı yapan Tümgeneral İhsan Batı olduğunu dile getirdi. Hatta bu kişinin, Kazım Çillioğlu ve Aydın cinayetinin arka planına ait bazı sırlara sahip olduğunu da kayıtda ileri sürdü. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde vefat etmesi üzerine ifadesi alınamayan Tunceli Eski Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral İsmail Kuru ve ekibinin Bahtiyar Aydın´ın öldürülmesi olayında da rol oynadığı da kayıtta iddia edildi.

Cinayette Yeşil parmağı

Esen´e ait olduğu iddia edilen kayıtta, Yeşil ve ekibinin de cinayetin öncesinde olay yerinde hazır bulunduğuna dair şöyle konuşmalar yer aldı: ´Yeşilde ordaydı. Yeşil her yerdeydi. Niye her yerdeydi biliyor musunuz? Yeşil... siz konuşun. Yeşil her yerdeydi. Bahtiyar Aydın´ın öldüğü yerdeydi Yeşil. İlçe Jandarmada. Yeşil İlçe Jandarmanın basıldığı yerdeydi. İşte bunları bilmiyorsunuz.´ Öte yandan Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasını derinleştiren Malatya Başsavcılığı, 1993´te ölen 4 isim aynı dosyaya dahil etmişti. 1993 yılındaki Turgut Özal , Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Bahtiyar Aydın suikastları da dosyaya dahil edilmişti. 23 Ekim 1993´te işlenen cinayetin, zamanaşımı süresi 22 Ekim 2013´te doluyordu. Bir gün kala ortaya çıkan konuşmalarında oldukça üzüntülü görünen ve pişmanlık ifadelerini içeren sözler sarfettiği belirtilen Esen´in, kendisini garantiye almak için böyle bir bantı dolturmuş olabileceği ileri sürüldü.

Bitlis´in ekibine tasfiye

Eşref Bitlis´in Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde Cumhurbaşkanı Özal, kürt ve terör meselesinin ´sivil´ yöntemlerle çözümü için bir çalışma başlatmıştı. Özal, Bitlis´in de görüşlerini almıştı. 1993´te Bitlis ve ekibi tıpkı Özal gibi şüpheli ölümler, suikastler ve cinayetlerle bir bir tasfiye edildi.

HEPSİ ÖLDÜRÜLDÜLER

Bahtiyar Aydın suikasti 28 Şubat davasında da geçiyor. 28 Şubat´ın 103 sanığı arasında yer alan Özel Harp subayı Albay Oğuz Kalelioğlu´dan önemli belgeler ele geçirilmişti. Bu belgelerden birisi bir suikast listesi idi. 28 Şubat döneminde Genelkurmay Psikolojik Harekât Dairesi Başkanı olan Oğuz Kalelioğlu´nun ev aramasında elde edilen 77´den 83´e kadar numaralandırılan ´Sayın Komutanım´ ibaresi ile başlayan ve son sayfasında ´Arz ederim´ ibaresiyle son bulan el yazısı dökümü bulunuyordu. Listede suikasta kurban giden sivil ve askerlerin isimleri şöyle: Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi ve Hrant Dink, Oramiral Kemal Kayacan, Orgeneral Adnan Ersöz, Korgeneral Hulusi Sayın, Korgeneral İsmail Selen, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Orgeneral Eşref Bitlis. Bu bilgiler 28 Şubat iddianamesinin 164 ve 1171. sayfalarında yer alıyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(22 Ekim 2013, 13:01)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TUĞGENERAL BAHTİYAR AYDIN SUİKASTİYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Bahtiyar Aydın suikastinde Balyoz izi

Tuğg. Aydın dosyası 17 yıl sonra açıldı

Tuğg. Aydın´ı Kanas´lı albay öldürdü

Komutanları JİTEM öldürttü

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5638    yazdır/print


 

Tümg. Çörten, Çillioğlu şüphelisi

Ölümü Cumhurbaşkanı Özal ve bir grup komutanın ölümüyle birlikte soruşturulan eski Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu dosyasında çarpıcı gelişme.. 2011´de bir traktör kasası dolu evrağı imha ettirdiği iddia edilen eski Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanı emekli Tümgeneral Mehmet Çörten´in, Çillioğlu soruşturması kapsamında ´şüpheli´ sıfatıyla ifade verdiği ortaya çıktı. Çörten´in gizlice imha ettirdiği evrakların, Çillioğlu ile ilgili olduğu iddia edilmişti. Jandarma imha iddialarını yalanlamıştı. Çörten de savcılıkta iddiaları reddetti. Ancak şüphe doğuran çarpıcı bulgular var. Çörten 2013 YAŞ toplantısında emekliye sevkedilmişti.

26.09.2013 12:27 Tunceli Jandarma Alay Komutanı iken şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasında çarpıcı bir gelişme daha yaşandı. 2011 yılında İzmir İl Jandarma Komutanlığı´nda bir traktör kasası dolu evrağı imha ettirdiği iddia edilen eski Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanı emekli Tümgeneral Mehmet Çörten´in, Çillioğlu soruşturması kapsamında ´şüpheli´ sıfatıyla ifade verdiği ortaya çıktı. Çörten´in gizlice imha ettirdiği evrakların, Çillioğlu ile ilgili olduğu iddia edilmişti.

-Emekli olmadan önce-

Çillioğlu cinayetiyle ilgili Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Bozo kod adlı Yusuf Geyik´ten sonraki şüpheli sıfatıyla hakkında soruşturma yürütülen emekli Tümgeneral Çörten´in, emekli olmadan önce Malatya Cumhuriyet Savcılığı´na ifade verdiği öğrenildi. Çillioğlu´nun öldüğü dönemde Binbaşı rütbesiyle Tunceli İl Jandarma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinde bulunan Çörten´in hakkındaki iddiaları reddettiği ifade edildi. Çörten, bu ifade verme işleminin ardından 2013 Yüksek Askeri Şura Toplantısı´nda emekliye sevkedildi.

-Cinayetin perde arkasını bilir-

Emekli Tümgeneral Çörten, dosyadaki tanık beyanlarındaki “Mehmet Çörten ile Kazım Çillioğlu olay günü tartıştılar. Daha öncesinde de sık sık tartışırlardı. Çillioğlu, terörle mücadelede daha aktif olmaları gerektiğini söylerken, Çörten bu durumdan rahatsız olurdu. Çillioğlu öldükten sonra olay yerine ilk giden Çörten´di. O bu cinayetin perde arkasını biliyor” iddialarının doğru olmadığını söyledi.

-Toplantı yaptık, sonra da öldü-

Çörten´in savcılığa, “Olay günü Albay Çillioğlu ile odamda bir toplantı yaptık. Bir dosya üzerinde görüştük. Daha sonra kendisini sorduğum personel, Albayın dairesinde istirahat ettiğini ifade ettiler. Ancak sonra gördük ki ölmüş” ifadelerinde bulundu. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında o dönem Tunceli´de görev yapmış asker, emniyet, adliye ve sağlık personelinin yer aldığı yaklaşık bin kişinin ifadesinin alındığı belirtildi.

2011´DE EVRAK İMHA ETTİRDİ İDDİASI

Emekli Tümgeneral Mehmet Çörten´in ismi, 25 Mayıs 2011 günü Albay Çillioğlu´nun mezarının açılması kararından hemen önce İzmir´de belge imha ettirdiği iddiasıyla gündeme gelmişti. Çörten´in, Tunceli, Bingöl, Elazığ ve Muş İl Jandarma komutanlıklarına bağlı 200´e yakın jandarma karakolu ve tüm karargahlarda arşivlenen istihbarat evrakları arasından kendisini zor durumda bırakacak tüm evrakları İzmir´de getirttiği ve orada başında bizzat durarak bir traktör dolusu evrağı imha ettirdiği iddia edilmişti. Evrakların bazılarının Çillioğlu cinayetiyle ilgili olduğu öne sürülmüştü. (Star)

YEŞİL´İN ÇİLLİOĞLU BAĞLANTISI İMHA EDİLMEK İSTENDİ

Çillioğlu´nu öldürdüğü iddia edilen Yeşil´in 2002-2004 tarihleri arasında İzmir İl Jandarma Komutanı Mehmet Çörten´in himayesinde Jandarma bölgesinde ikamet ettirildiği de ortaya çıkmıştı. İddialara göre, Yeşil ve Kazım Çillioğlu´nun şaibeli ölümü arasındaki bağın ortaya çıkmaması için evraklar Çörten tarafından imha ettirildi. Yasal olmayan ve üst komutanlığının bilgisi dışında sözlü emirle yapılan imha operasyonu ile hukuki süreçler sabote edilmek istendi. Jandarma Genel Komutanlığı´nın yalanladığı Çörten hakkındaki bu iddia ilk olarak, oguzyurdum.com sitesinde Alper Tunalı imzasıyla dile getirildi.

Aynı sitede ilerleyen süreçte şok bir iddia daha dile getirildi. Buna göre, Mehmet Çörten´in olay yerine giden ilk kişi olarak bizzat yapmış olduğu ve şu ana kadar dava dosyasına girmemiş olan bir olay yeri krokisi mevcut. Bu krokinin akıbeti de merak ediliyor.

ALBAY´I YEŞİL ÖLDÜRDÜ

Soruşturmadaki delillere göre, Albay Çillioğlu Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından lojmandaki odasında sorgulandı. Yıllar sonra ortaya çıkan olay yeri fotoğrafına göre Albay sorgu sırasında dövüldü. Ardından biri sırtına biri de ensesine olmak üzere iki kurşunla öldürüldü. Yara bere ve kanlar içindeki vücudu sürüklenerek bulunduğu yere getirildi. Oysa olay yerinde düzenlenen ilk tutanakta başa sıkılan bir kurşunla Albay´ın intihar ettiği belirtiliyordu. Yıllar sonra başlatılan soruşturma kapsamında kabrin yeniden açılması ve otopsinin yapılmasıyla durumun farklı olduğu ortaya çıktı.

Ortaya çıkan bir başka ayrıntı, ölümün ardından odasına gelen beş kişi arasında Çörten de vardı ve olay yeri tutanağına o da imza atmıştı. Tüm detayların ayrıntılarıyla yazıldığı olay yeri raporunda, olayda kullanılan silahın seri numarasının yazılmaması dikkat çekiciydi.

Olay yeri ile bağlantılı olabilecek çok çarpıcı iki ayrıntı ilerleyen süreçte ortaya çıktı. İlki, Albay Kazım Çillioğlu´na ait silahların ölümünden 3 yıl sonra ailesinden teslim alınmasına ilişkin Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı adına düzenlenen belgenin sahte olduğunun belirlenmesi oldu. Yani birileri Jandarma adına gelip aileden Albay´ın silahlarını teslim aldılar ve verdikleri belge sahte idi. Bu çılgınca girişimin cinayetin izlerini örtme anlamı taşıdığı çok açık.

İkinci ayrıntı ise, Çillioğlu´nun intihar notu olduğu iddia edilen kağıttaki imzanın da sahte olması idi.

Tüm bu şok bulgular dönemin savcısı tarafından ortaya çıkarılmadı. Ve iddialara göre çıkarılmaya da çalışılmadı. Olay intihar denilerek örtbas edildi. Olaya bakan dönemin askeri savcısı İnayet Taş, dış bulgulara göre ölüm nedeni hemen saptandığından klasik otopsiye gerek bulunmadı diyerek otopsi dahi yaptırmadı. Bir günde takipsizlik kararı vererek dosyayı kapattı.

Savcı Taş, soruşturmayı baştan savma yürüttüğü şeklindeki şikayetler üzerine geçtiğimiz yıl HSYK tarafından incelemeye alındı. HSYK, tutanağa işlem saatini derç etmediği, olay yeri incelemesi sırasında parmak izi ve doku örnekleri gibi delilleri toplamadığı, ölü muayene ve otopsi işlem sırasında, kurşun giriş ve çıkış deliklerinin yerlerini tam olarak tarif etmediği, başkaca işlem yapmadan birgün sonra dosyaya görevsizlik kararı verdiği iddialarını ciddi bularak inceleme kararı aldı. Bu incelemenin sonucu bilinmiyor. Ayrıca Savcı Taş´ın Çillioğlu soruşturmasında ifade verip vermediği de bilinmiyor. Muhtemelen ifade verdi.

SORUŞTURMANIN GEÇMİŞİ

Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürütürken 1994 yılında lojmanında ölü bulunan, dış otopsisi yapılarak ´intihar ettiği´ sonucuna varılan Kazım Çillioğlu ile ilgili soruşturma dosyası, oğlu Gökhan Çillioğlu´nun müracaatı üzerine 2010 yılında yeniden açılmıştı. Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, olayın yaşandığı tarihte Tunceli Valisi olan Atıl Üzülgen ile dönemin Cumhuriyet Savcısı, Kurmay Başkanı, Jandarma Bölük Komutanı, Çillioğlu´nun korumaları ve MİT görevlilerinin de aralarında yer aldığı 800 civarında kişinin ifadelerine başvuruldu.

Savcılık ayrıca, Çillioğlu´nun otopsi raporunu da inceleyerek kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için Düzce´de bulunan mezarının açılmasına karar verdi. Çillioğlu´nun mezarından alınan örnekler üzerinde Adli Tıp Kurumu´nda yapılan incelemede, saç köklerinde arseniğe rastlanan Çillioğlu´nun, kürek kemiğinde kurşun yarası olduğu öngörülen delik ile kaburgalarında kırık olduğu tespit edildi. Dosyaya giren en önemli cinayet delili ise bu şok tespit oldu.

Savcılığın talebi üzerine Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ kod adlı Yusuf Geyik hakkında tutuklama kararı çıkardı. İki isim için uluslararası yakalama kararı olan kırmızı bülten çıkarıldı.

Soruşturmada yaşanan son gelişme ise, oluşturulan bilirkişi heyetinin, tüm dosya ve deliller üzerinde yaptığı incelemenin ardında hazırladığı 62 sayfalık raporda olayın cinayet olduğunu bildirmesi oldu. Bilirkişi raporuna göre, cesedin yanında bulunan silahın Albay´ın intiharında kullanılmadığı, yani birileri tarafından oraya bırakıldığı sonucuna varıldı.

Jandarma Alay Komutanı Çillioğlu´nun ölümünde jandarma ile ilgili bazı şok gelişmeler yaşandı. İlki, yukarıda da bahsi geçtiği gibi, jandarma görevlilerinin sahte belge ile aileden silahları teslim aldığının ortaya çıkması oldu. Diğeri ise, Albay´ın oğlu Gökhan Çillioğlu´nun telefonlarının yasa dışı dinlenmesi iddiasına ilişkin aralarında Düzce İl Jandarma Komutanı Albay Turhan Yazıcı´nın da bulunduğu 1´i emekli, 7´si muvazzaf asker 8 kişi tutuklanması oldu. Bu tutuklulardan birinin Erzincan bölgesindeki Ergenekon yapılanmasıyla bağlantılı olduğu ileri sürüldü. Yine bu jandarma görevlilerinin Jandarma içinde gizli bir yapılanma olduğunu gösterecek şekilde Düzce bölgesinde sivil vatandaşları fişlemeye devam ettiği de ortaya çıktı.

Son söz olarak, Albay Çillioğlu´nun ölümünün, Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis ile üst düzey bazı sivil ve askeri yetkililerin ölümleriyle birlikte soruşturulduğunu da hatırlatalım. Herbiri çeşitli illerdeki savcılıklar tarafından soruşturulan bu dosyalardaki deliller savcılıklar arasında paylaşılmakta. Savcılar mümkün olduğu kadar çok sayıda delil elde etmeye çalışıyor. Son olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu ölümleri birlikte soruşturma kararı aldı. Özal´ın ölümüyle ilgili açılan dava iddianamesinde de bu ölümlerin bağlantısına vurgu yapılıyor. Anlaşılan önümüzdeki süreçte çarpıcı gelişmeler yaşanacak. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(26 Eylül 2013, 12:27)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tümg. Mehmet Çörten´le ilgili manşetlerimiz

İzmir Jandarma´da gece yarısı belge imhası

Çillioğlu olay yeri krokisi nerede?

JİTEM´in Derin Paşası: Mehmet Çörten

ALBAY KAZIM ÇİLLİOĞLU´NUN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5602    yazdır/print


 

Ağar için müebbet talebi

Özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın itirafları üzerine başlatılan soruşturmada çarpıcı gelişme.. 16 cinayetten biri olan Mecit Baskın dosyasıyla ilgili iddianame hazırlandı. Savcı, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, emekli Yarbay Korkut Eken ile Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin´i, ´suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütün faaliyetleri çerçevesinde taammüden adam öldürme´ ile suçladı ve ´ağırlaştırılmış müebbet´ hapis cezası talep etti. İddianamede, Ayhan Çarkın ve diğer polisler de sanık olarak yer alıyor. Sanıkların arasında Mehmet Eymür ile Veli Küçük´ün olup olmadığı da merak ediliyor.

19.09.2013 10:53 1990´lı yıllarda işlenen 16 faili meçhul cinayetle ilgili 2011´in şubat ayında başlatılan soruşturmada flaş bir gelişme yaşandı. Türkiye gazetesinden Arzu Yıldız´ın haberine göre soruşturmada, Ankara Gölbaşı´nda cesedi bulunan Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın´ın dosyası yürürlüğe konuldu.

Soruşturmayı yürüten TMK.10. Maddesiyle Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili iddianameyi tamamladı. Savcı Bilgili, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar , emekli Yarbay Korkut Eken ile Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin´i, “suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütün faaliyetleri çerçevesinde taammüden adam öldürme” ile suçlayarak, “ağırlaştırılmış müebbet”le cezalandırılmalarını talep etti.

İddianamede, sanık olarak ayrıca eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ayhan Özkan yer aldı.

3 Haziran 2011´de ifade veren eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın, Baskın cinayetini şöyle anlatmıştı:

“O zaman Özel Harekat Daire Başkanı olarak İbrahim Şahin görev yapıyordu. Mecit Baskın, Altındağ Nüfus Müdürüydü. Bize söylenen bu kişinin emniyete intikalini sağlamaktı. Bilgisine başvurulacağı söylendi. Biz istihbaratımızı yaptık. Oğuz Yorulmaz, Ercan Ersoy ve ben, bir haftalık çalışma sonucunda Altındağ Nüfus Müdürlüğü´ne gidip kendisini emniyete davet ettik. Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap ve Ahmet Sakarya´nın olduğu araçta Mecit Baskın emniyete götürüldü.

Akça´nın içinde bulunduğu araçta diğerleri daire başkanlığına gitti. Biz de bir müddet sonra daire başkanlığına gittik ama orada yoktular. Bunun üzerine İbrahim Şahin, bize ´Burada ne işiniz var. Gidin onlarla buluşun´ dedi. Onların piecers denilen mesaj aleti vardı. Gölbaşı´nda olduklarını anladık. Yanlarına gittiğimizde Mecit Baskın´ın ölmüş olduğunu gördük. Kimin öldürdüğünü bilmiyorum. Orada Ayhan Akça ile kavga ettik. ´Bu ne biçim görev, ne biçim iştir?´ diye tepki gösterdim. ´Bu işi daire başkanı biliyor, sen karışma´ cevabını verdi. Bunun üzerine birbirimize yumrukla girdik. Ardından bölgeden uzaklaştık. Ceset orada kaldı. Olay yerinde Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap, Ayhan Özkan, Ahmet Sakarya vardı. Biz Oğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy ile birlikte aynı araçla sonradan gitmiştik. O günden sonra onlarla emniyetteki ilişkilerimiz bozuldu.” (Türkiye)

SORUŞTURMA 2011´DE BAŞLADI

Eski Özel harekat polisi Ayhan Çarkın, 22 Mart 2011 tarihinde CNN Türk Televizyonundaki 5N1K programına katılarak şok itiraflarda bulunmuştu. Ergenekon soruşturmasının kararlı şekilde genişlemesi ve yaşadığı vicdan azabı üzerine harekete geçen Çarkın, 90´lı yıllarda kendisinin de katıldığı operasyonlarda yargısız infaz yaptıklarını, Kürt işadamlarını devlet emriyle öldürdüklerini söylüyordu. Çarkın´ın bu açıklamaları ve ilerleyen günlerde basında yer alan yeni açıklamaları üzerine İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. İlerleyen günlerde Ankara´da da bir soruşturma başlatıldı. 1994 yılında işlenen avukat Yusuf Ekinci, Faik Candan, Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan cinayetleriyle ilgili eski Özel Harekâtçı Ayhan Çarkın´ın itirafları üzerine başlatılan bu soruşturmada, aralarında eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin´in de bulunduğu 9 polis tutuklandı. Soruşturmada Mehmet Eymür, Korkut Eken, Sedat Peker gibi isimler de ifade verdi. İstanbul´daki soruşturma dosyasının ilerleyen süreçte Ankara´ya devredilmesiyle soruşturmalar burada birleştirildi.

SANIKLAR ARASINA BAŞKA HANGİ İSİMLER GİRECEK

Mecit Baskın dosyası, soruşturma kapsamındaki 16 dosyadan sadece bir tanesi. Diğer isimlere yönelik soruşturmanın da tamamlamasının ardından önümüzdeki süreçte iddianamelerinin hazırlanacağı, davaların açılması halinde ise dosyaların birleştirilebileceği belirtiliyor.

MEHMET EYMÜR

Mecit Baskın iddianamesine girecek sanıkların arasında, eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür´ün olup olmadığı merak ediliyor. Soruşturmada gözaltına alınan Eymür´ün Sarıyer´de bulunan evinde yapılan aramada faili meçhul cinayetlere ilişkin delil aranmıştı. Ancak Eymür savcılıkça serbest bırakıldı. Çarkın, ifadesinde Eymür´le ilgili şu iddialarda bulunuyordu:

“Mehmet Eymür´ün ifadelerini cezaevinde okudum. Eymür, kendini kurtarmak amaçlı kıyıdan, köşeden konuşmaktadır. Bu olay ilk başladığında Mehmet Eymür, İbrahim Şahin, Emin Aslan, Abdullah Çatlı, Özer Çiller, Korkut Eken, Mehmet Ağar, Duran Fırat, Özel Harp Dairesi´nden (ÖHD) gelen ve MİT´te çalışan subaylar, Hanefi Avcı ve özel harekât polisleri hep birlikte hareket ediyorlardı. Ancak daha sonra aralarında, benim tahminime göre rant paylaşımı kaynaklı sorunlardan, ayrışma meydana geldi. Bu ayrışmadan sonra da tamamen menfaat kaynaklı cinayetler işlendi. Bu işin tam ortasında Mehmet Eymür ve Hanefi Avcı vardır. Özellikle Hanefi Avcı bu işlerin genel koordinatörüdür.”

VELİ KÜÇÜK

Yine sanıkların arasında Ergenekon davasından müebbet hapis cezası alan Veli Küçük´ün yer alıp almadığı da merak ediliyor. Çünkü bu cinayetlerde onun adı da sık sık geçiyor. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, 5 Ağustos´ta sonuçlanan Ergenekon davasında Ergenekon örgütü yöneticiliği sabit görülerek 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve diğer suçlardan da 99 yıl 1 ay hapis cezası aldı. 22 Ocak 2008´de Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Evinde ele geçirilen bir ajandada, Susurluk´la ilgili 16 cinayetten bir diğerine kurban giden Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan´la ilgili önemli bir bilgi yer alıyordu. 3 Mart 2000 tarihini taşıyan ´Namık Erdoğan neden öldürüldü´ başlığı altındaki notta şu ifadeler yer alıyor: “Namık Erdoğan görevi gereği eroin üretiminde kullanılan asitlerin Türkiye´ye kimler adına ne miktarda girdiğini araştırıyordu. Bir gerçeği görmüştü. Ankara´nın uluslararası oligarşik çete üyelerine doğru uzanan zincirin halkalarında yer alanları isim isim gözler önüne seren liste onun elindeydi. Görmemesi gereken gerçek az önce yukarıda özetle ifade etmeye çalıştığım eroin üretiminde kullanılan asit trafiğiydi. Öldürüldü.”

Susurluk cinayetleri olarak da adlandırılan 16 cinayetin işlendiği 1994 yılında dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Kocaeli Jandarma Alay Komutanı ise şimdi Ergenekon davasının tutuklu sanığı olan Tuğgeneral Veli Küçük idi. Adı ilk kez Susurluk davası ile gündeme gelen Küçük, Susurluk kazasında hayatını kaybeden ülkücü Abdullah Çatlı´nın ölmeden önce telefonla görüştüğü son kişiydi. Susurluk davasının kilit isimlerinden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın kullandığı cep telefonunun Küçük´ün üzerine kayıtlı olduğu da saptanmıştı.

Birinci Ergenekon davasının iddianamesinde savcılık, Ergenekon´un Susurluk´un devamı olduğunu iddia ederek şu ifadelere yer veriyor: “Susurluk´ta meydana gelen bir trafik kazasıyla ülkemizdeki Ergenekon adlı kanlı örgütün kapıları kısmen de olsa aralanmıştır. Fakat örgütün o dönemdeki etkinliği ve gücü nedeniyle yeterince derinleştirilememiş, sadece buz dağının görünen yüzü aydınlatılmış ve örgüt amaçlan doğrultusunda karanlık eylemlerine devam etmiştir. Veli Küçük´ün adı birçok yerde geçmesine rağmen hakkında herhangi bir işlem yapılamamıştır. Küçük görevde olduğu dönemlerde birçok çıkar amaçlı suç örgütü ile ilişkiler kurmuş ve bu ilişkilerini emekli olduktan sonra da devam ettirmiştir. Küçük´ün Susurluk olayının tam merkezinde olduğu fakat örgütün o dönemdeki gücü ve etkinliği nedeniyle hakkında herhangi bir işlem yapılamadığı kanaatine varılmıştır. Bu ilişkiler kendisine sorulduğunda ise yeterli ve açıklayıcı beyanlarda bulunamamıştır.”

İkinci Ergenekon davasının ek delil klasörlerinde yer alan bir gizli tanık ifadesi de Küçük´ü suçlamaktaydı. Gizli tanık, ifadesinde Tolga Atalay´ın Peker tarafından öldürülmeden önce kendisini telefonla arayarak, “Sedat Peker, Veli Küçük´le beraber hareket edip, bizi kullanarak çok işler yaptı. Sapanca Kavşağı´na atılan cesetlerin tamamı bizim teşkilatın işiydi” dediğini iddia ediyordu. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

İDDİANAME ZAMAN AŞIMINA 10 GÜN KALA TAMAMLANDI

20.09.2013 10:27 Ankara´daki faili meçhul cinayetler soruşturması 2,5 yıldır tamamlanamadı. Soruşturmayı yürüten Ankara TMK 10. Madde ile görevli Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, zaman aşımı riski ortaya çıkınca ayıklama yoluna gitti. 30 Eylül 1993 tarihinde öldürülen Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın dosyası, bu şekilde soruşturma dosyasından ayrıldı. Cinayetle ilgili iddianame hazırlandı ve zaman aşımına 10 gün kala mahkemeye sunuldu. 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenen iddianamede eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, eski Emniyet Özel Harekat Müdürü İbrahim Şahin, eski Özel Harekatçı Korkut Eken, Ercan Ersoy, Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Seyfettin Lap, Alper Tekdemir, Uğur Şahin, Ayhan Özkan ve Ahmet Demirel şüpheli olarak yer alıyor. Söz konusu isimler hakkında, ´cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak´ suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Faili meçhul cinayetler soruşturması, 1994´te Gölbaşı´nda cesedi bulunan avukat Yusuf Ekinci´nin eşi Avukat Ülkü Ekinci´nin 25 Şubat 2011 tarihinde yaptığı suç duyurusu üzerine başlatılmıştı. Tutuklanan Ayhan Çarkın, ifadesinde 1993´te öldürülen Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın, DEP İl Başkanı Faik Candan, Avukat Yusuf Ekinci ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan´ın Özel Harekat polisleri tarafından kaçırılarak infaz edildiklerini ileri sürmüştü. (Zaman)

DİĞER 15 CİNAYET DOSYASI AYRILDI

Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, 30 Eylül 1993´te öldürülen Ankara Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın´la ilgili soruşturma dosyasını zamanaşımı riski nedeniyle, 16 faili meçhul cinayetle ilgili yürüttüğü ana soruşturmadan ayırarak, iddianame hazırladı. İddianamede, dönemin Emniyet Genel Genel Müdürü Mehmet Ağar, eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin, emekli Yarbay Korkut Eken ile eski özel harekât polisleri Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap, Ahmet Sakarya ve Alper Tekdemir´in de bulunduğu 12 kişi hakkında, “cürüm işlemek amacıyla kurulan silahlı suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde adam öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları uyarınca, kamu görevlilerinin işlediği suçlarda zamanaşımı uygulanmasa bile Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili´nin, soruşturmanın iç hukuka göre zamanaşımına uğramaması için davayı açtığı bildirildi. Davanın açılması, Baskın cinayetiyle ilgili zamanaşımını durdururken, “adam öldürmek” suçuna öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresini de 10 yıl daha uzatarak 30 yıla çıkardı. Bilgili, hazırladığı iddianameyi, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderdi. Mahkemenin iddianameyi incelemesi için 15 günlük süresi bulunuyor.

Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, Avukat Yusuf Ekinci, Avukat Faik Candan, Müfettiş Namık Erdoğan, işadamı Behçet Cantürk ile şoförü Recep Kuzucu, Cantürk´ün yakını müteahhit Fevzi Aslan ile kardeşi Şahin Aslan, Behçet Cantürk´ün avukatı Medet Serhat, Medet Serhat´ın şoförü İsmail Karaalioğlu, işadamı Savaş Buldan, Savaş Buldan´ın akrabaları Hacı Koray ve Adnan Yıldırım, İranlı uyuşturucu kaçakçısı Lazem Esmaeli ve Asger Simitko, ANAP´lı Keskin İlçe Başkanı Metin Vural cinayetleriyle ilgili ana soruşturmaya ise devam ediyor. Bilgili´nin 15 cinayetle ilgili iddianameyi de 2013 yılı sonuna kadar hazırlaması bekleniyor.

(19 Eylül 2013), son güncel.: (20 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Çarkın´ın itirafları dosyaları açtırdı

Mehmet Ağar´ın Susurluk´tan yargılandığı dava manşetlerimiz

MİT kayıtları Ağar´ı gösterdi

MİT: İnfazlar Ağar ekibinin işi

Çarkın: Cinayetleri MGK biliyordu

Çarkın´ın itirafları: MGK üyelerine sorgu hazırlığı

Eski Bakan ölüm listesini doğruladı

Demirel ve 34 kişiye suç duyurusu: Susurluk infazları

Liderlerin MGK´da cinayet atışması

Yeşil´den Köşk ve MGK´ya telefonlar

Behçet Cantürk dosyası açıldı

Ölüm Üçgeni dosyası yeniden açıldı

İddianamede Sapanca Üçgeni

Mehmet Eymür gözaltına alındı

Eymür serbest bırakıldı

Eymür´ün ifadesi dışarı sızdı

Eymür yeni soruşturmaları başlatacak

Susurluk skandalı ve cinayetlerine dair çeşitli devlet kurumlarınca hazırlanan raporlar

Susurluk dosyası Ergenekon davasında

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5587    yazdır/print


 

Eken: Yeşil yaşıyor

Savcılık tarafından sorgulanan Mehmet Ağar ve Korkut Eken´in ifadesi ortaya çıktı. Eken, hayatta olduğunu söylediği Yeşil´e, ´Çıkıp doğruları söyle´ diye seslendi.

16.09.2013 13:45 Eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın´ın itirafları üzerine başlatılan ve 1990´lı yıllarda işlenen çok sayıda faili meçhul cinayeti kapsayan soruşturmada eski Emniyet Genel Müdürü ve eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ile eski MİT Mensubu Korkut Eken de ifade verdi. NTV, Mehmet Ağar ve Korkut Eken´in savcılık ifadesine ulaştı. Eken, faili meçhul cinayetlerle ilgili çok sayıda soruya yanıt verdi.

´SİLAHLARI ÖCALAN´A SUİKAST İÇİN ALDIK, İADE ETMEDİK´

Eski MİT mensubu Eken´e bu cinayetlerde kullanıldığı öne sürülen Emniyet´in kayıp silahları soruldu. Korkut Eken, O silahlar Abdullah Öcalan´a suikast için kullanılacaktı iddiasında bulundu. Eken, şu ifadeleri kullandı: Kayıp olduğu iddia edilen o silahları emniyet envanterinden alarak Özel Harekat polislerinin eğitimi için kullandım. Tüm Özel Harekat polislerini bizzat ben eğittim. Bunlardan bir kısmını devlet operasyonları için yurtdışına gönderdim. O dönem MİT ve Emniyet, Öcalan´ın yerini tespit etti. Yurtdışında Öcalan´a suikast düzenlenecekti. Silahların bir kısmını bu birimlere dağıttık. Ancak daha sonra operasyondan vazgeçildi. Silahlar iade edilmedi.

´YEŞİL YAŞIYOR, ÇIKIP KONUŞSUN´

Korkut Eken, tartışma yaratacak bir iddiada daha bulundu. Eken, Yeşil yaşıyor, çıkıp konuşsun dedi. Eken, 90´lı yıllarda ´Yeşil´i JİTEM ve bütün istihbarat birimleri kullandı. Yeşil, MİT ve jandarma ile çalıştı. Çıkıp doğruları söylesin. Karanlık bir dönem aydınlanacaktır şeklinde konuştu.

AĞAR: SUSURLUK ZAMANINDA NİYE SUSTU?

Aynı soruşturma kapsamında Mehmet Ağar da ifade verdi. MİT ve Emniyet istihbarat tarafından devlet içerisinde illegal bir yapılanmaya gidildiği iddialarını yalanlayan Ağar şöyle konuştu: Hukuk çerçevesinde terörle mücadele ettik. Tüm istihbarat birimleri ve MİT ile ortak çalıştım. MİT´in aleyhimde hazırladığı raporu yazan isimlerden biri olan Mehmet Eymür, bana karşı kin ve garezle hareket etmiştir. Susurluk zamanında neden sustu, şikayetçi olmadı. Aynı şekilde aleyhimde ifade veren Hanefi Avcı faili meçhulleri biliyorsa neden o zaman sustu?

İDDİANAME YIL SONUNA KADAR TAMAMLANACAK

Terörle Mücadele Kanunu´nun 10.maddesiyle görevli Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili tarafından yürütülen soruşturmada iddianamenin yazım aşamasına geçildi. Şüphelilerle ilgili kanıt ve iddiaların yer alacağı iddianamenin yıl sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

YEŞİL IRAK-SÜLEYMANİYE´DE

18.09.2013 10:18 Korkut Eken´in Yeşil yaşıyor itirafına 21 yıldır kızını öldüren Mahmut Yıldırım´ın peşini bırakmayan Hıdır Öztürk´ten de destek geldi. Öztürk, Yeşil´in Süleymaniye´de olduğunu yetkililere bildirdiklerini söyledi. Faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturmada ifade veren MİT eski mensubu Korkut Eken´in, Yeşil yaşıyor. Çıksın konuşsun sözlerine, 21 yıldır Yeşil´in peşini bırakmayan Hıdır Öztürk´ten destek geldi. Yeşil´in öldüğüne hiçbir zaman inanmayan Hıdır Öztürk, aileye ulaşan bilgileri Vatan´la paylaştı. Savcılığa ve devletin üst düzey makamlarına iletilen bilgilere göre Yeşil ağır şekilde siroz hastası ve Süleymaniye bölgesinde yaşıyor.

Hıdır Öztürk, 1992 yılında işkence edilerek öldürülen kızı Ayten Öztürk´le ilgili daha önce TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu´na gelerek bilgi vermişti. Kızı Ayten Öztürk´ün, Yeşil tarafından sorgulandığını ve işkence edilerek öldürüldüğünü söyleyen Öztürk, kızının yüzünün tanınmaması için Yeşil tarafından özellikle kulak ve burnunun kesildiğini de anlatmıştı.

En kolay ölüm haberi duyulur diyen Hıdır Öztürk ve ailesi 21 yıldır Yeşil´le ilgili bilgi topluyor. Öztürk, Yeşil´in son olarak Kuzey Irak´ta olduğunu ifade ederek, bu bilgiyi daha önce ilgililere bildirdiğini anlattı. 29 yaşındaki kızının öldürüldüğü dönemde Jandarma Alay Komutanı, Yeşil´in ve o dönem Valilik görevlilerinin ´Çete´ gibi çalıştığını belirten Öztürk, Ancak hala ne Alay Komutanının ne de diğerlerinin ifadesi bile alınmadı. Biz o dönem de savcılığa suç duyurusunda bulunduk, ancak kimse ilgilenmedi dedi.

Eken´in ifadesinde, Çıksa konuşsa, bildiklerini anlatsa çok faydalı olur. Bir çok şey biliyor. Yeşil bir dönem beni öldürmek istedi. Bu konu bana intikal etti ifadesini kullandı. Hıdır Öztürk, devletin istemesi durumunda Yeşil´i hemen bularak Türkiye´ye getirebileceğini söyledi.

SAVCILIKTAN YEŞİL´E YAKALAMA KARARI

20.09.2013 12:25 Ankara Başsavcı Vekilliği, eski MİT´çi Korkut Eken´in “yaşıyor” dediği ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´la ilgili yakalama kararı çıkardı. Savcılık, İçişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı´na (MİT) yazı yazarak Yeşil´in yaşayıp yaşamadığına ilişkin kayıtları da istedi. Savcılığın, soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren Emniyet İstihbarat Dairesi´nin kurucularından Korkut Eken´in, “Yeşil yaşıyor. Beni öldürmek için suikast silahı olan Kanas sipariş etti. Kayıtlar devletin elinde. Konuşursa karanlık dönem aydınlanır´ ifadesi üzerine böyle bir adım attığı belirtildi. (Bugün)

YEŞİL´LE İLGİLİ YENİ İDDİA

25.09.2013 11:33 AK Parti Tunceli İl Başkanı Sinan Yerlikaya, faili meçhul cinayetlerin baş şüphelisi olarak bilinen ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın elini kolunu sallayarak ortalıkta gezdiğini ifade etti. Yerlikaya STAR´a şunları anlattı: “İki yıl önce Yeşil´in yaşadığını öğrendim. Çok inandığım, güvendiğim insanlardan haberler geliyordu. Yeşil, bir dönem Ankara´da yaşadığı için onun tanıdığı iş adamları ve arkadaşları bazı yerlerde bir araya gelebiliyorlar. Mehmet Eymür, Yeşil´in öldüğünü söylüyor. Ben buna kesinlikle inanmıyorum. Ölseydi ailesi bu kadar sessiz kalmazdı. Yeşil emekli oldu ve şu an geziyor. Hem yurtiçinde hem de yurtdışında dolaşıyor. Pasaportları da var.”

-Çarşıya çıkınca sokak boşalırdı-

“1990´larda Ovacık´ta avukatlık yaptığım dönem Yeşil, özel tim elbiseli 50 kişilik grubun başındaydı. Ovacık emniyetinde kalıyorlardı. Yeşil çarşıya çıktığında caddelerdeki insanlar kaybolurdu. Çünkü vatandaşa ortalık yerde işkence yapıyordu eşlerinin önünde soyunduruyordu. Yetkililere söylediğimizde, ´dokunamıyoruz´ diyorlardı. Hatta Yeşil´den kaçıp yurtdışına gidenler oldu.”

“1997´de Yeşil ile bir telefon görüşmesi yapmıştım. Bana ´yüz yüze yanlız görüşelim´ demişti. Telefonda bana küfretti. Kızdım ve ´Bana küfretme´ dedim. ´Beni neden basına teşhir ettin´ diye kızdı. Beni ´seni yok ederim´ diye tehdit etti. Ben de ona ´senin yaptıkların ağır şeyler, bir gün mutlaka yargılanacaksın. Partiye gel, basın açıklaması yap, anlat her şeyi´ dedim. ´Ben itiraflarımı kasete aldım ve birkaç yerde var. Bende de var bir örneği, onlar ortaya çıkarsa devlet tarumar olur´ dedi. Daha sonra ´Ankara Gölbaşı´nda görüşelim´ dedi. ´Tamam´ dedim. Ama yalnız gitmediğim için gelmedi. Sonra aradı, ´sözünde durmadın´ dedi. Son görüşmemiz o oldu.” (Star)

(16 Eylül 2013), son güncel.: (25 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayhan Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Mahkemeden Yeşil´e gazete ilanı

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Yeşil yaşıyor, yakalama kararı çıktı

Savcı, Yeşil´in yaşadığını belirledi

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

Yeşil ve adamları yeniden devrede

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

Yeşil´in parmak izi Ergenekon dosyasında

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5578    yazdır/print


 

Çillioğlu soruşturması zora girdi

Ölümü resmi kayıtlara ´intihar´ olarak giren ancak mezarı açıldıktan sonra ´öldürüldüğü´ ortaya çıkan Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu soruşturması zora girdi. Çillioğlu cinayetinin kilit ismi olarak gösterilen emekli Tuğg. İsmail Kuru, ´şüpheli´ olarak ifadeye çağrıldı. Ancak vefat ettiği ortaya çıktı.

15.09.2013 16:01 1994 yılında askeri lojmanda hayatını kaybeden, ölümü resmi kayıtlara ´intihar´ olarak giren, ancak mezarı açıldıktan sonra Adli Tıp raporuyla ´öldürüldüğü´ ortaya çıkan Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu soruşturması yılan hikayesine döndü. Çillioğlu´nun öldürülmeden önce tartıştığı ve soruşturma kapsamında ´tanık´ olarak ifadesine başvurduğu dönemin Tunceli Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral İsmail Kuru´nun öldüğü ortaya çıktı. Önce ´tanık´ olarak dinlenen ancak savclığın daha sonra ´şüpheli´ olarak ifadesini almak istediği Kuru´nun soruşturmanın kilit ismi olduğu belirtildi.

Çillioğlu´nun, Tuğgeneral Kuru ile JİTEM elemanları ve itirafçıların yaptıkları nedeniyle tartıştığı ve Kuru´yu terör örgütü PKK´dan bazı isimlere bilgi aktarımı yaptığı gerekçesiyle de suçladığı ortaya çıkmıştı.

Bir yıl önce ´tanıklık´ yapmıştı

Çillioğlu´nun oğlu Gökhan Çillioğlu ve tanık olarak dinlenen Çillioğlu´ndan önceki Tunceli İl Jandarma komutanı emekli Albay Ahmet Yıldırım´ın iddiaları üzerine savcılık geçtiğimiz yıl emekli Tuğgeneral Kuru´nun ´tanık´ olarak ifadesini almıştı. Kuru´nun ifadesinde aralarında bir sorun olmadığını, Albay Çillioğlu´nun ölümüyle ilgili bilgiye de sahip olmadığını söylediği öğrenildi. Soruşturmayı sürdüren Savcılık, son bilgiler doğrultusunda İsmail Kuru´yu geçtiğimiz günlerde ´şüpheli´ sıfatıyla ifadeye çağırdı. Adresine tebligat gönderilen Kuru´nun vefat ettiği cevabı gönderildi.

Lojmandakiler teşhis etti

Sona gelen soruşturmada Çillioğlu´nun öldürüldüğü zaman kaldığı askeri lojmanda yaşayanların ifadeleri de alındı. Lojmanda yaşayan rütbeliler ve eşlerini tek tek ifadeye çağıran savcılık, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın fotoğraflarını gösterdi. Bazı tanıklar “Bu şahsı lojmanlarda sivil gezerken gördük” dedi. (Star)

SORUŞTURMAYA YENİ SAVCI GELDİ

04.11.2013 16:34 Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürüttüğü 1994 yılında lojmanında intihar ettiği ileri sürülen Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yeni savcı görevlendirildi. Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. maddesiyle görevli Malatya Cumhuriyet Başsavcıvekilliğindeki Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturma dosyası aynı birimde görevli Şeref Gürkan´a verildi.

Soruşturmanın başladığı tarihten itibaren 800´ün üzerinde kişinin ifadesine başvurarak, oluşturulan bilirkişi heyetleriyle tüm detayları inceleten ve merhumun açılan mezarından alınan örnekleri iki kez adli tıp kurumunda bir kez de uzman bilirkişi heyetine inceleten Malatya Başsavcıvekili Özden Doğan´ın, eşinin rahatsızlığı nedeniyle bakamadığı dosyayı, yürüttüğü bir çok önemli soruşturmayla bilinen Şeref Gürkan´a devrettiği öğrenildi.

İddianame aşamasında bulunan ve kısa sürede iddianamesi tamamlanması beklenen soruşturma dosyasında dönemin Genelkurmay Başkanından Tunceli Valisine, MİT görevlilerine kadar birçok kişinin ifadeleri yer alıyor.

İki gizli tanığın da bulunduğu soruşturma dosyasında, bilirkişi tarafından hazırlanan ve olayın intihar değil, cinayet olduğu görüşüne yer verilen rapor da yer alıyor.

Öte yandan soruşturmayı devralan savcı Gürkan´ın, adı eski İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Akın Birdal´a silahlı saldırıya karışan ve ceza alan Cengiz Ersever´in şüpheli sıfatıyla ifadesini aldığı öğrenildi. (AA)

(15 Eylül 2013, 16:01), son güncel.: (04 Kasım 2013, 16:34)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Albay Kazım Çillioğlu´nun şüpheli ölümüyle ilgili manşetlerimiz

Flaş!!! Çillioğlu: 8 askere gözaltı ve tutuklama

Çillioğlu´da 6 asker sorgulandı

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5575    yazdır/print


 

Anter davasına devam edildi

1992´de yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davaya Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde devam edildi. Duruşma sonunda verilen ara kararda, tutuklu sanık Hamit Yıldırım´ın bir sonraki duruşma bizzat hazır edilmesi, tutuksuz Savaş Gevrekçi´nin yaşı ve hastalığı göz önünde bulundurularak tutukluluk talebinin reddine ve bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesine, hakkında arama ve yakalama bulunan sanıklar hakkında kararın devamına karar verildi. Duruşma 2 ay sonraya, 7 Ekim tarihine ertelendi.

01.08.2013 17:43 1992 tarihinde öldürülen Kürt yazar Musa Anter cinayetinin ikinci duruşması Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görüldü. Duruşmaya sanıklardan, geçen yıl Şırnak´ın (Şirnex) Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan eski itirafçı ve korucu Hamit Yıldırım video konferans yoluyla katılırken, emekli Albay Savaş Gevrekçi ise duruşmada hazır bulundu. Anter´in oğlu Dicle Anter ise katılan sıfatıyla duruşmada yer aldı.

Duruşma Anter´in avukatlarının sanık Gevrekçi´ye soruları ile başladı. Anter´in avukatlarından Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Gevrekçi´ye Veli Küçük ve Arif Doğan´ın Diyarbakır Jandarma İstihbarat Alay Komutanlığı´nda görev yapıp yapmadığını sordu. Gevrekçi, Elçi´nin sorusuna cevaben, Açıkçası ben Veli Küçük ve Arif Doğan´ın benim birimimde görev yaptığını bilmiyordum dedi. Elçi, sorusunun devamında, Peki bu kişilerin bölgede il il dolaştığını da mı duymadınız demesi üzerine Gevrekçi, duymadığını söyledi.

-´Timler olarak hep arazideydik´-

Avukat Elçi´nin Gevrekçi´ye, Gruplar Komutanlığı´nda yer alıp almadığını sorması üzerine Gevrekçi´nin avukatı Hikmet İşler´in itirazda bulunarak Elçi´ye müdahale etmesi ve Gevrekçi´yi yönlendirmeye çalışması dikkat çekti. Elçi, sanık avukatı İşler´in itiraz adı altında sanığı yönlendirmeye çalıştığını belirterek, Sanık avukatı duruşma başladığından bu yana müvekkilini bir şeyler söylememesi veya ağzından kaçırmaması için yönlendiriyor dedi. Elçi´nin, Gevrekçi´ye Gruplar Komutanlığı´nda yer alıp almaması ile ilgili sorduğu soruyu yanıtlayan Gevrekçi, Benim zamanımda Gruplar Komutanlığı yoktu. Grup Komutanlığı vardı dedi. Gevrekçi´nin cevabı üzerine Elçi, Genel Kurmay Başkanlığı´na ait olan, üzerinde gizli ibaresi bulunan ve bahsi geçen dönemde Gruplar Komutanlığı´nın varlığını resmiyette belgeleyen bir belgeyi mahkeme heyetine sundu. Soru sormaya devam eden Elçi, Gevrekçi´ye farklı grup komutanlıklarıyla koordine amaçlı bir araya gelip gelemediklerini sordu. Elçi´nin sorusuna cevaben Gevrekçi, Bizim zamanımız olmadığı için bir türlü bir araya gelemiyorduk. Timler olarak hep arazideydik. Hiçbir time gitme zamanım olmadı dedi.

-Mahkeme heyetinden avukata tepki-

Gevrekçi´nin Elçi´nin sorularına tepki göstererek cevaplaması dikkat çekerken, Gevrekçi´nin avukatının sorulan her soruyu sanık yerine cevaplamaya çalışmasına mahkeme heyeti tepki gösterdi. Elçi´nin, Örgüte mensup kişiler olduğu söylenen şahısları kim yakalıyordu? İfadelerini kim alıyordu? sorusuna cevaben Gevrekçi, Diyarbakır İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü sorguyu yapardı diye konuştu. Elçi, Siz bir istihbaratçısınız, terörle ilgili suçlarla ilgileniyorsunuz. İstihbaratın temeli bilgidir. Siz bir istihbaratçı olarak yakalanan kişilerin sorgusuna katılmadığınızı söylüyorsunuz diye belirtti. Elçi, itirafçıların, yakalanan kişilerin sorgusuna katılıp katılmadığını sordu. Gevrekçi, Katılmazlardı diye yanıtladı. Gevrekçi´nin cevabına ilişkin mahkeme heyeti başkanı, Peki sen sorguya katılmadığınızı, bunu birim olarak yapmadığınızı söyledin. Peki itirafçıların sorguya katılıp katılmadığını nerden biliyorsun? diye sordu. Gevrekçi, mahkeme heyeti başkanın sorusu karşısında zor durumda kalarak, tepki gösterdi. Gevrekçi, itirafçıların sorgu aşamasına katılıp katılmadıkları konusunda sadece tahmin yürüttüğünü, itirafçıların sorgu aşamalarına katılmasının illegal bir durum olacağını söyledi.

-´Ben 3 numaraydım´ itirafı-

İtirafçı ve JİTEM davası tutuklusu Adem Yakin´in ne işle uğraştığını soran Elçi´nin sorusuna cevaben Gevrekçi, Yakin´in esnaflardan sürekli ücret ödemeden alışveriş yaptığını ve aldığı bazı beyaz eşyaları Silvan´da sattığını söyledi. Gevrekçi, Yakin´in, eski örgüt mensubu olduğu gerekçesi ile yerel dergi ve gazetelerde çıkan bazı ilanlardaki şifreleri çözerek, rapor haline getirip kendilerine sunduğunu ifade etti.

-Beyaz renkli toros-

Gevrekçi, Diyarbakır İl Jandarma Alay Komutanı´na bağlı olmadan çalıştıklarını söyledi. Tim olarak sürekli arazide dolaştıklarını dile getiren Gevrekçi, Saraykapı semtindeki İstihbarat Grup Komutanlığı´na iki adet Renault marka sivil araç tahsis edildiğini kaydetti. Şehir dışına ve köylere sürekli olarak bu araçlarla gittiklerini anlatan emekli Albay, bu araçların hangi renkte olduğunu hatırlamadı. Gevrekçi, “Tedbir amaçlı bunların plakalarını sık sık değiştirirdik. Bunu can güvenliğimiz ve gizliliğimiz açısından yapardık. Değişik plakaların verilmesi için de 6 ay ya da 1 yıllık aralıklarla emniyet müdürlüğüne talepte bulunurduk. İtirafçılar, bize ait bu araçları kesinlikle kullanmazdı.” diye konuştu.

Elçi sorularının devamında Gevrekçi´ye görev yaptığı dönem içerisinde hangi marka araçlara bindiğini sordu. Gevrekçi, 2 sivil Renault Toros marka araç kullandığını, araçlara sivil bindiğini ve araçların rengini hatırlamadığını söyledi. Heyet başkanının Gevrekçi´ye, O araç rengi beyaz olmasın? demesi dikkat çekti. Gevrekçi´ye soru sormayı sürdüren avukatlardan Barış Yavuz, Gevrekçi´ye 1991 tarihinde görev yaptığını hatırlatarak, İddianamede yer alan dosyada Diyarbakır İl Jandarma İstihbarat Komutanı iken 1991 tarihinde görev yaptınız. Dosyadaki belgedeki tabloya göre siz istihbaratçılar anlamında Türkiye´nin 3 numaralı ismi olarak görünüyorsunuz diye belirtmesi üzerine Gevrekçi´nin Evet doğrudur. Ben 3 numaraydım demesi dikkat çekti. Gevrekçi´nin avukatı müvekkilinin yanlış anladığını belirtse de, Gevrekçi´nin itirafı duruşma zabıtlarına aynen geçirildi.

-´1991-93 yıllarında iyi çalıştık, başarılıydık´-

Anter´in avukatlarından Selim Okçuoğlu, Gevrekçi´nin dün ve bugünkü duruşmadaki beyanlarının birbiri ile büyük oranda çeliştiğini söyleyerek bazı belgeler sundu. Okçuoğlu, Gevrekçi´ye, İstihbarat çok önemli bir görev. Bölgede 1991 ve 93 yılları arasında görevde bulundunuz. O dönemde istihbaratın yaptığı görevleri başarılı buluyor musunuz? diye sorması üzerine Gevrekçi, Evet başarılı buluyorum, o dönem yaptıklarımızı. Çünkü PKK 3 konunun Türkiye´den kaldırılmasını istiyordu: JİTEM, Koruculuk ve Özel Harekat. Biz de iyi çalıştık, başarılıydık. Buna izin vermedik dedi.

Tekrar söz alan Elçi, iddianamede geçen ve JİTEM´in kuruluşunu anlatan kısmı hatırlatarak, 1990´lı yıllarda JİTEM´in faaliyetlerini örneklendirerek anlatarak Gevrekçi´nin bir numaralı faili olduğunu belirtti.

-Yeşil´i tanımıyormuş-

´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ı tanıyıp tanımadığının sorulması üzerine Gevrekçi şöyle konuştu: “Yeşil´i tanımıyorum. Ama halk arasında ´sakallı´ diye bir efsane geçiyordu. Adam ortada yoktu. Abdülkadir Aygan´a baksanız Yeşil sanki bizim rütbelimiz gibi, ondan emir alıyormuşuz. Askerî gruplarla gelerek itirafçı kişilerle sorgu yaptığı söylenmekte, bu mümkün değil. Sakallı olarak tabir edilen Mahmut Yıldırım´ın insanları uçurumlardan attığı söyleniyordu. Ama ortada ne ceset var ne başka bir şey. O yüzden biz bunlara inanmıyorduk. Ayrıca Musa Anter cinayetinde sakallı diye birisi var mı yok mu bilmiyorum.”

-Savcı ´tutuklu yargılama´ talebine karşı çıktı-

Sorulan soruların ardından savcı okuduğu mütalaada, Sanık Mahmut Yıldırım´ın hakkındaki zorla yakalama kararının devamı, duruşmaya zorla getirilme kararı olmasına rağmen gelmeyen tanıkların bir sonraki celseye zorla getirilmesi, Diyarbakır 6. ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte olan JİTEM davası ile Musa Anter cinayeti dosyasının birleştirilmesi talebine ilişkin yazılan yazının akıbetinin sorulması, sanık Savaş Gevrekçi´nin müdafilerinin dosyada zaman aşımı talebinin hükümle birlikte değerlendirilmesi, sanıklardan Hamit Yıldırım´ın bir sonraki duruşmada bizzat hazır edilmesi, Mahmet Yıldırım´ın MİT´te bulunan ifadesinin aslının istenmesi talebinin reddi ve Gevrekçi hakkında talep olunan tutuklu yargılama talebinin reddi yönünde karar verilmesini talep etti.

-Duruşma 2 ay sonraya ertelendi-

Mütalaanın ardından açıklanan ara kararda, tutuklu sanık Hamit Yıldırım´ın bir sonraki duruşma bizzat hazır edilmesi, tutuksuz Savaş Gevrekçi´nin yaşı ve hastalığı göz önünde bulundurularak tutukluluk talebinin reddi ve bir sonraki duruşmada mahkemeye zorla getirilmesine, hakkında arama ve yakalama bulunan sanıklar hakkında kararın devamı yönünde karar verildi. Bir sonraki duruşma 7 Ekim tarihine ertelendi. (diha)

----------------------------------------------------------------

ANTER DAVASINDA 3. DURUŞMA GÖRÜLDÜ

07.10.2013 19:52 Diyarbakır´da 1992 yılında öldürülen yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili davanın 3. duruşması görülmeye devam edildi. Genelkurmay Başkanlığı, o dönemde kurulan İstihbarat Grup Komutanlığı personel listesini, deşifre edilmemesi şartıyla mahkemeye gönderdi. Mahkeme listeyi sadece avukatların inceleyebileceğini belirterek, yayın yasağı koydu.

Diyarbakır 7´inci Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşma, sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Duruşmaya Ankara´da infaz edilen JİTEM´ci Ahmet Cem Ersever´in Diyarbakır´da JİTEM komutanı olduğu dönemde yardımcılığını yapan emekli Albay Gevrekçi katıldı. Mahkeme heyeti, Adana Cezaevi´nde kalan sanıklardan Hamit Yıldırım´ın, araç ve personel eksikliği gerekçesi duruşmada hazır edilmediğini belirtti. Sanıklar ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) duruşmaya gelmedi.

Duruşmaya, tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi ile Musa Anter´in oğlu Dicle Anter ve taraf avukatları katıldı. Duruşmanın tek tutuklu sanığı olan ve tetikçi olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım´ın, personel ve araç yetersizliği nedeniyle Adana F Tipi Cezaevi´nden duruşmaya getirilemediği belirtildi. Hamit Yıldırım, cezaevinden görüntülü olarak duruşmaya katıldı. Müdahil avukatları, Hamit Yıldırım´ın duruşmaya getirilmemesine tepki göstererek, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Duruşmada ilk olarak dosyaya gönderilen evraklar okundu. Evraklarda, gizli tanık Ahmet´in duruşma öncesinde hazır edilemediği için ifadesinin alınamadığı belirtildi. Öte yandan, dosyanın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen ve Kayseri eski İl Jandarma Komutanı Cemal Temizöz´ün de yargılandığı faili meçhul cinayetler davasıyla birleştirilmesi talebine, mahkemenin ret yazısı gönderdiği de belirtildi.

Jandarma Genel Komutanlığı´nın, 1992 yılında Diyarbakır Jandarma İstihbarat Tim ve Grup Komutanlığı personelinin isim listesini göndermesine ilişkin yazılan talimata da cevap geldi.

Genelkurmay Başkanlığı´nın, gönderdiği yazıda personelin can güvenliği için deşifre edilmemesini şart koşarak listeyi gönderdiği belirtildi.

Mahkeme, gönderilen listedeki kişilerin terörle mücadelede görev aldıklarını, bu nedenle kimliklerinin korunması gerektiğine karar verdi. Ara kararda, listenin suretinin taraflara verilmemesine, ancak tarafların listeyi inceleyebileceğine hükmedildi.

Kararda, listedeki kişilerin T.C. kimlik numarası ve adreslerinin haricindeki diğer bilgilerin fotokopi çekilerek dosyaya konulmasına, belgenin aslının ise Terörle Mücadele Kanunu 10. Madde ile yetkili Savcılık kasasında saklanmasına hükmedildiği belirtildi. Mahkeme, ayrıca liste içindeki bilgilere yayın yasağı koydu.

Roj TV´de daha önce ´Anter´i sanık Hamit Yıldırım öldürdü´ şeklinde bir röportajı yayınladığı gerekçesiyle dinlenen tanık Nesim Benzer, söz konusu haberi yalanladı. Hamit Yıldırım hakkında böyle bir beyanda bulunmadığını kaydeden Benzer, ifadelerinin çarpıtıldığını belirterek, Yıldırım kardeşim Reşit´i ölümle tehdit etti. Roj TV´nin Cizre´deki muhabiri bu konuyu haber yaptı. Fakat ben onlara Musa Anter´i Hamit Yıldırım´ın öldürdüğünü söylemedim. Fakat yayın böyle yapılmış, ancak çevrede Musa Anter´i Hamit Yıldırım´ın öldürdüğü konuşuluyordu. Ben bir şey görmedim. dedi. Mahkeme heyeti, bu konuyu ne zaman ve kimden duyduğu soruldu. Tanık Benzer, Anter´in öldürülmesiyle ilgili hiçbir şey görmediğini dile getirdi.

Sanık Hamit Yıldırım, 2005 yılında Mersin´deydim. Roj TV´de benim Musa Anter´i öldürdüğüme dair haber çıktı. Bu da Nesim´in beyanına dayanıyordu. Ben de Kumçatı´ya gidip Nesim´e konuyu sordum. Bana bir gazeteci adı verdi. BDP´lilerin kendisine gelerek aleyhime beyanda bulunmasını istediklerini söyledi. Ben bunları sordum, ancak ´o kişileri söyleyemem´ dedi. şeklinde konuştu. Yıldırım, Ben Türkiye Cumhuriyeti´ni seven bir insanım. BDP´ye de saygı duyuyorum. Benim bir suçum yok. Bu olayla da alakam yok. Ben 15 aydır haksız olarak tutukluyum diye konuştu.

Tutuksuz sanık emekli Albay Gevrekçi, çalıştığı dönemde İstihbarat Grup Komutanı Cahit Aydın olduğunu söyledi. Gevrekçi, Aydın´ın yurt dışına gittiği için 4 ay yerine vekalet ettiğini dile getirdi. Eski Jitemci Arif Doğan´ın çok sevdiği bir büyüğü olduğunu dile getiren Gevrekçi, Değer verdiğim bir komutan ve büyüğümdür. Kendisinin emrinde hiç çalışmadım. Memleketim Niğde´ye gittiğimde ziyaretine gittim. Emekli olduktan sonra Ankara´da sosyal tesislerde karşılaşıyorduk. Doğan oraya briç oynamaya geliyordu. Orada sohbet ediyorduk. 2007 yılından sonra da ben bu tesislere hiç gitmedim. Arif Doğan ile görüşmedim. dedi. Gevrekçi, Benim çalıştığım dönemde İstihbarat Grup Komutanı Cahit Aydın idi. Kendisi yurtdışına gittiği için 4 ay yerine ben vekalet ettim. Arif Doğan çok sevdiğim bir büyüğümdür. Değer verdiğim bir komutan ve büyüğümdür. Kendisinin emrinde hiç çalışmadım. Memleketim Niğde´ye gittiğimde ziyaretine gittim. Emekli olduktan sonra Ankara´da sosyal tesislerde karşılaşıyorduk. Görev içinde hiç görüşmedik. 2007 yılından sonra da hiç görüşmedim. dedi

-JİTEM listesine yayın yasağı konuldu-

Davanın 3. duruşmasında önceki celse Jandarma Genel Komutanlığı´na 1992 yılında Diyarbakır Jandarma İstihbarat Tim ve Grup Komutanlığı personelinin isim listesinin gönderilmesine ilişkin yazılan talimata cevap verildi. Genelkurmay Başkanlığı, personelin can güvenliği gerekçesiyle listenin deşifre edilmemesi şartı koştu. Gönderilen listedeki kişilerin terörle mücadelede görev aldıkları için kimliklerinin korunması gerektiğine karar veren mahkeme, tarafların listeyi incelemesine hükmetti.

AYGAN GÖRÜNTÜLÜ OLARAK DURUŞMAYA KATILACAK

Mahkeme heyeti, Hamit Yıldırım´ın tutukluluk halinin devamına ve bir sonraki celse hazır edilmesi için Adana F Tipi Cezaevi´ne yazı yazılmasına karar verdi.

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım hakkındaki yakalama emrinin devamına karar veren mahkeme, Abdülkadir Aygan´ın İsveç´ten Segbis yöntemiyle ifadesinin alınmasına hükmetti. Aygan´ın ifadesinin gerekli yazışmaların yapılmasının ardından önümüzdeki Mart ayında alınacağı belirtildi.

Mahkeme, Başbakanlık Teftiş Kurulu eski Başkanı Kutlu Savaş´ın tanık olarak dinlenmesi talebini, hazırlanan Susurluk Raporu dosyada olacağından reddetti.

Mahkeme MİT Kontrterör eski Daire Başkanı Mehmet Eymür´ün tanık olarak dinlenmesi talebini de daha sonra değerlendireceğini açıkladı.

Mahkeme, avukatların JİTEM ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği arşivlerinin dosyaya istenmesine yönelik talebini ise arşivin büyüklüğü nedeniyle reddetti.

Avukatların sanık Hamit Yıldırım´ın duruşmaya getirilmemesine ilişkin suç duyurusu taleplerini de reddeden mahkeme, Kutlu Savaş tarafından hazırlanan Susurluk Raporu´nun 6. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasından istenmesine karar verdi. Duruşma 2 Aralık 2013 tarihine ertelendi. Davanın 4. duruşması bu tarihte Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

(01 Temmuz 2013, 17:43), son güncel.: (07 Ekim 2013, 19:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5498    yazdır/print


 

Anter davası başladı

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması olayıyla ilgili açılan dava bugün Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmeye başladı. Anter´i öldüren silahı ateşleyen sanık Hamit Yıldırım, ´araç ve personel eksikliği´ gerekçesiyle tutuklu bulunduğu Adana Cezaevi´nden duruşmaya getirilemedi. Yıldırım telekonferans sistemiyle duruşmaya katıldı. Duruşmada iddianame okundu.

31.07.2013 12:45 21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda açılan dava Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmeye başladı. Taraflar ve izleyiciler saat 09.30´da duruşma salonuna alındı. Anter´i öldüren silahı ateşleyen sanık Hamit Yıldırım, tutuklu bulunduğu Adana Cezaevi´nden duruşmaya getirilmedi. Gerekçe olarak da ´araç ve personel eksikliği´ gösterildi. Hamit Yıldırım´ın telekonferans sistemiyle duruşmaya katılımı sağlandı. Hamit Yıldırım´ın bulunmadığı duruşmada aşireti ve avukatları hazır bulunuyor. Emekli Jandarma Albay Savaş Gevrekçi sanık sandalyesindeki yerini aldı.

Saldırıda hayatını kaybeden Musa Anter´in oğlu Dicle Anter ile yaralı kurtulan müşteki Orhan Miroğlu ve avukatları duruşma salonundaki yerlerini aldılar. Tüm tanıkların da hazır edildiği duruşmada Orhan Miroğlu´nun avukatları, sanık Hamit Yıldırım´ın salonda bulunmadığını belirterek duruşmanın ertelenmesini istedi, ancak mahkeme bu talebi reddetti.

Ardından saat 11.30´da iddianamenin okunmasına geçildi. iddianamede JİTEM cinayetleri bölümü okundu. Daha sonra Vedat Aydın ve Musa Anter´in öldürülmeleriyle ilgili bölüm okundu. İddianamede, cinayetin PKK´ya yıkılmak istendiği bölüm okundu. O bölümde ´Anter´in MİT irtibatlı olduğu için öldürüldüğü yönünde kanaat yayılmaya çalışıldığı´ belirtiliyor. İddianamedki, otel görevlisi tanıkların, Hamit Yıldırım´ı hem sesinden hem de eşgalinden teşhis ettiklerine dair bölüm okundu. İddiannamede, Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek´in davanın firari sanığı Abdülkadir Aygan ile yaptığı röportaj ile ilgili bölüm okundu. Hamit Yıldırım´ın 1990´larda JİTEM´in Genel Merkezi´ne gittiğiyle ilgili bölüm okundu. Yaptığı haberle davanın açılmasına önayak olan Abdurrahman Şimşek´in dosyadaki ifadesinin iddiannamede yer verilen bölümleri okundu. Gizli tanık Ahmet´in iddiannamede yer alan ifadesi okundu. Saat 11.35´te 25 sayfalık iddiannamenin okunması tamamlandı.

Ardından Mahkeme Başkanı Necati Türkmen, duruşmaya öğle arası verdi.

SANIK HAMİT YILDIRIM´IN SAVUNMASI

Saat 13.20´de tekrar başlayan duruşmada sanık Hamit Yıldırım telekonferans sistemi üzerinden savunmasını yapmaya başladı. Sözlerine suçlamaları kabul etmediğini belirterek başlayan Yıldırım, olaylara karışmadığını, kendisine iftira atıldığını söyledi. Yıldırım, Yalandır, ben Anter´i ve Miroğlu´nu niye vurayım. Benim aşiretimden herkes beni bilir. Aygan´ın yalan yanlış beyanları ile tutuklandım. Ben şehit ailesiyim. dedi.

SANIK SAVAŞ GEVREKÇİ´NİN SAVUNMASI

Sanık Hamit Yıldırım´ın 5 dakika süren savunmasının ardından salonda bulunan diğer sanık Savaş Gevrekçi´nin savunmasına geçildi. Gevrekçi, 11 sayfalık yazılı savunmasını okumaya başladı.

Gevrekçi savunmasında şunları söyledi: İki kez beyin ameliyatı geçirdim, bazı olayları hatırlamakta güçlük çekiyorum. Ben 1991-1993 döneminde Jandarma Binbaşı olarak Jandarma İstihbarat TİM Komutanlığı´na atandım. Jandarma İstihbarat Diyarbakır Şehitlik semtindeydi. İtirafçı sivil memurlar ve biz oradaydık. Ben Diyarbakır´dan ayrıldıktan sonra Saraykapı´ya taşındığını duydum. Aygan´ın söyledikleri benden sonraki dönemdir.

Gevrekçi: Aygan´ın Anter cinayetiyle ilgili beyanlarında çelişkiler mevcuttur. Jandarma İstihbarat Anter cinayetinin işlendiği dönemde Şehitlik değil, Saraykapı´daydı.

Gevrekçi: İstihbarat Grup Komutanı Cahit Aydın´ın görevini vekaleten yürüttüğüm doğru değildir. Vekalet yetkisi o tarihte Nurettin Ata´da idi. İtirafçı sivillerle görüşmezdim, onlarla görürdüm. Ama grup komutanı olunca tanıdım.

Gevrekçi: Anter cinayeti için Aygan´a talimat verdiğim doğru değildir. Çünkü ben 1993´ten sonra itirafçıları tanıdım, öncesinde tanımıyordum. Bu dönemden sonra İstihbarat Grup Komutanlığı´na bir dönem vekalet ettim.

Gevrekçi´ye savcı tarafından Cemil Işık kod Hogir ile ilgili bir soru soruldu. Gevrekçi bu soruyu, Kendisini ne tanırım ne de duydum. Gelip gelmediğini ve Hogir´in yanında Şırnak´lı Hamit diye birini görmedim sözleriyle yanıtladı. Gevrekçi, tutuklu sanık Hamit Yıldırım´ı da tanımadığını söyledi.

Gevrekçi, duruşmaya telekonferans yöntemiyle katılan Hamit Yıldırım için, Onu ilk kez telekonferansta gördüm dedi. Yıldırım da, Ben de sizi yanıtını verdi. Bu diyalog üzerine Mahkeme Başkanı Necati Türkmen, Hamit Yıldırım´a, Hamit sana söz verilmedikçe konuşma uyarısında bulundu.

Gevrekçi: Anter olayını bilmiyorum. Cenazesine gittim, çünkü görev alanımda öldürülmüştü. İstihbarat toplamak için gittim. Aygan´ın Jandarma İstihbarat´taki olaylardan ötürü bana kızdığını ve bu yüzden Anter cinayetine adımı karıştırdığını düşünüyorum.

Gevrekçi: Ali Ozansoy´a telsiz başında dur talimatı verdiğim de doğru değildir. Ozansoy´un, yanlızca itirafçıların girdiği telsiz odasına girmesi mümkün değildir.

Gevrekçi: Sonuç olarak isnat edilen suçlamaları reddediyorum ve beraatimi talep ediyorum.

Gevrekçi´nin avukatı söz aldı ve müvekkilinin değil, Cahit Aydın´ın itirafçı memurlarla çalıştığını iddia ederek, Bunların hepsi Aygan´ın senaryosu, müvekkilim masumdur dedi. Anter´in 20 öldürülmesinin üzerinden 20 yıldan fazla bir süre geçtiğini öne süren Gevrekçi´nin Avukatı, dosyanın zamanaşımı yönünden incelenmesini istedi.

Mahkeme Başkanı Necati Türkmen, Siz bölgede istihbaratçısınız ama, Musa Anter´in adını öldürülmeden önce hiç mi duymadınız diye sordu. Gevrekçi, bu soruya, Hiç cevabını verdi.

-Mahkeme Başkanının ısrarı sanık Gevrekçi´nin çelişkisini ortaya çıkardı-

Başkan Türkmen bu kez, O kadar faili meçhul varken her şey mesai ile mi oluyordu. Her şey kuralla mı oluyordu diye sordu. Gevrekçi bu soruya da, Evet, mesai dışında iş olmazdı, gelmezlerdi yanıtını verdi. Başkan Türkmen´in sorularla sıkıştırması üzerine Gevrekçi, Çağırsam mesaiye gelirlerdi yanıtını vererek kendisiyle çelişti.

Sanık Savaş Gevrekçi, Başkan Türkmen´in ısrarlı soruları üzerine şunları söyledi: İtirafçılar iç çamaşırlarını karargahta dışarı asarlardı. Ben de buna kızardım. Aygan buna kızdığı için beni hedef seçti.

Gevrekçi: Yeşil´i tanımıyorum, Cem Ersever´i Harp Okulu´ndan tanırım. Aygan ve Adil Timurtaş´ı tanıyordum, bunlarla çalıştım.

MAĞDUR ORHAN MİROĞLU´NUN KONUŞMASI

Duruşmada daha sonra saldırıda yaralanan mağdur Orhan Miroğlu´na söz verildi. Miroğlu şunları söyledi: Dosyayı istedim, mağdur olarak. Suç duyurusu da yaptım. Ondan bir şey çıkmadı. Ama Aygan´ın 2004´teki itirafından sonra olayın çözülmesiyle ilgili bir umut belirdi. Aygan, sorulan sorulara cevap vermiştir. Emir nereden çıktı dediğimde Aygan, Diyarbakır´da üretilen bir fikir değildi. Ersever Ankara´dan gelince bu cinayet planı ortaya çıktı yanıtını verdi. Aygan´ın ifadeleri önemlidir Sanık avukatları bu itirafları önemsizleştirmeye çalışırsa davaya katkı sağlamaz.

Orhan Miroğlu: Abdülkadir Aygan´ın duruşmada Hamit Yıldırım gibi telekonferansla söz sahibi olma hakkı olmalı. Benim için bu dava kollektif suçlar kapsamında görülmesi gereken bir davadır. Yeşil´in yaşayıp yaşamadığı bilinmiyor. MİT´te kim bu işle ilgileniyorsa Yeşil´in ifadesi buraya gönderiliyor. ifadeler hep farklı farklı oluyor.

Orhan Miroğlu: Anter cinayeti dahil tüm JİTEM davalarında yoğun bir bilgi kirliliği vardır. Mehmet Eymür´e ben daha önce sordum; Musa Anter cinayetiyle ilgili kendisinde bilgi olup olmadığını. MİT´te bilgi olduğunu bana söyledi. Gevrekçi´nin inkarı bana hiç insani gelmiyor. Çok sayıda insan ölmüş. Şimdi bunu nasıl mesai gerekçesiyle açıklayabiliyor, olayı getirip buraya bağlıyor?

Sözlerine devam eden Miroğlu, cinayet gecesini ayrıntılarıyla anlatmaya başladı. Anter´in Diyarbakır Belediyesi tarafından düzenlenen kültür şenliklerine katılmak üzere 15 Eylül 1992´de İstanbul´dan geldiğini belirten Miroğlu o gün yaşananları şöyle aktardı: “Anter´in kaldığı Büyük Otel´e gittim. Oraya Anter´in bir misafiri geldi. Kendisini Dıjwar olarak tanıtmıştı. Birlikte ticari taksiye binip görüşmenin yapılacağı yere gidecektik. Anter ile gelen kişi taksinin arka koltuğuna oturdu. Ben bu sırada ´Nereye gideceğiz?´ diye sordum. O kişi ´Silvan yolundaki peşmerge konutlarına´ dedi. O bölgeye gittik. Aracı durdurduk. Rampa olan yoldan yukarıya doğru yürümeye başladık. Anter görüşeceği kişileri göremeyince sinirlendi. Bana ´Biz dönelim.´ dedi. Sonra yine devam ettik. Bizi otelden alan şahıs önümüzde yürüyordu. Aniden geriye dönerek ikimize ateş etmeye başladı. Yüzüstü düştüm. Kalkıp kaçmak isterken yanıma geldi bir el de sırtıma ateş etti. Musa Anter ağabey de benim gibi yüzüstü düşmüştü. O sırada bir komiser geldi, beni hastaneye yetiştirdi. Gerisini hatırlamıyorum.”

Dijvar kod Hamit Yıldırım, Anter´in zaten sorgulanıp öldürüleceğini bildiği için biz şüphelenince o anda karar verdi ve bizi vurdu. diyen Miroğlu´nun yutkunduğu ve gözlerinin yaşardığı görüldü. Mahkeme Başkanı Necati Türkmen, Siz biraz dinlenin ben anlattıklarınızı yazdırayım diyerek Miroğlu´nun biraz rahatlamasını sağladı.

Miroğlu daha sonra, gittikleri yerde taksiden indikten sonra Anter´e neden buraya geldiklerini sorduğunu vurguladı. “Musa ağabey, bana ´Çok samimi bir itirafçı grup gelmiş, PKK ile barışmak istiyorlar.´ dedi. Bana bunu önceden söyleseydi oraya gitmemize engel olurdum. Çünkü tuzak kurulmuştu.” bilgisini verdi. Miroğlu, Anter´in öldürülmeden önceki son yazılarında ise OHAL valiliğinin uygulamalarını sert dille eleştirdiğini hatırlattı.

Orhan Miroğlu: Mahkeme kayıtlarında Yıldırım ile otelde görüştüğüm yazıyor ama görüşmedik, sadece bizi alıp gitti. Anter beni onunla tanıştırma gereği bile duymadı. Sadece Yıldırım, bir tek Silvan yolu yerine Ergani yoluna girdiğinde konuştu. Anter´de, Sen madem Diyarbakırlısın, niye buraları bilmiyorsun dedi.

Orhan Miroğlu: Aygan, Anter´i ve beni vuran kişinin Şırnak´ın Kumçatı Köyü´nde koruculuk yaptığını anlattı. Aygan´ın itiraflarından sonra basın toplantısı yaptım. O´nun anlatımları ile benimkiler örtüşüyordu. ´Bu kişiyi tanımıyorum ama benim yaşadıklarımla çok büyük oranda örtüşüyor. İnanabilirsiniz´ dedim.

Orhan Miroğlu: Ergenekon süreci başladı. 2009´da Ömer komiserle görüştük Ankara´da. Yıldırım´ın yeni çekilmiş fotoğraflarını gösterdi. Ben, ´Aradan 20 yıl geçmiş, bu kişi şimdi 40 yaşında. Bir şey söyleyemem´ dedim. Bir şey çıkmadı. Cinayetten sonra fotoları yok mu oradan bakalım, teşhis edelim dediler.

Orhan Miroğlu: 2012 yılında gazeteciler Abdurrahman Şimşek ve Ferhat Ünlü bana Hamit Yıldırım´ın 1991´de çekilmiş fotosunu gösterdiler. Ben de, ´Anter´i ve beni vuran kişiye çok benziyor´ dedim. Davacılardan şikayetçiyim.

DURUŞMADA ANTER´İN OĞULLARI DA KONUŞTU

Orhan Miroğlu´nun ardından söz alan Musa Anter´in oğlu Dicle Anter konuştu. Buradaki sanıkların yanı sıra daha üst yetkili kişilerin de yargılanması hukuk açısından daha sağlıklı olur. diyen Dicle Anter, Gevrekçi, ´Anter´in cenazesine katıldım´ diyor. Kimse bilmiyordu cenazede, nasıl öğrenmiş, babamın öldürüldüğünü nasıl öğrenmiş. Davacılardan şikayetçiyim. diye sözlerini tamamladı.

Dicle Anter´in ardından söz alan Musa Anter´in diğer çocukları Rahşan Anter ile Anter Anter de davaya müdahil olmak istediklerini söylediler.

Duruşmada daha sonra sanık avukatları tutuklu sanık Hamit Yıldırım´ın duruşmaya getirilmemesini yargılamayı negatif olarak etkilemeye yönelik olduğunu düşündüklerini söylediler. Avukatlar, Şu anda sesi ve görüntüsüyle teşhisi tam yapılamayacak şekilde televizyondaki bir insanla konuşuyoruz, teşhis bu şekilde mümkün değil dediler. Avukatlar, Adalet Bakanlığı bu davanın önemini bildiği halde sanığı neden getirmedi. Bu teknolojiyi kullanan devletin ödenek veye personel yetersizliği nedeniyle sanığı getirmemesi soru işaretlerine yol açıyor dediler.

-Gevrekçi: JİTEM resmiyette yoktu-

Duruşmada daha sonra müşteki ve mağdur avukatları salonda hazır bulunan tek sanık Albay Savaş Gevrekçi´ye sorular sormaya başladılar. Gevrekçi, JİTEM´i biliyor musunuz? sorusunu, Jandarma İstihbarat vardı, ´niye herkes JİTEM diyor´ diyorduk. Memurlar da öyle diyordu. Ama resmiyette JİTEM diye bir birim yoktu. diye cevap verdi.

-Gevrekçi´yi sıkıştıran sorular-

Müdahil avukatları, Gevrekçi´nin, ´Aygan komutanlarla görüşmezdi´ yönündeki ifadesi üzerine, Siz görüşmezdi diyorsunuz ama onun general Necati Özgen´le çekilmiş fotoğrafları var sorusunu sordular. Bu soruya önce yanıt veremeyen Gevrekçi, daha sonra, Aygan, Özgen´in yanına tercüman olarak gitmiştir yanıtını verdi.

-Miroğlu: Ben ölümden döndüm ne rolü avukat bey-

Duruşmada daha sonra Hamit Yıldırım´ın avukatı Orhan Miroğlu´na sorular yöneltti. Yıldırım´ın avukatı Miroğlu´na, Diyarbakır, Mardin, Şırnak Kürtçesi´ni ayırt edecek kadar biliyor musunuz diye sordu. Miroğlu bu soruya ´evet´ yanıtını verdi.

Hamit Yıldırım´ın avukatı, olayda yaralı kurtulan Orhan Miroğlu´na cinayetteki rolüne dair bir soru yöneltti. Soruya sinirlenen Miroğlu, Ne rolü, ben ölümden dönmüşüm, siz rol diyorsunuz avukat bey sözleriyle tepki gösterdi.

-Taksici tanık olarak dinlendi-

Duruşmada daha sonra, saldırının yaşandığı gece Orhan Miroğlu, Musa Anter ve Hamit Yıldırım´ın bindiği taksinin şoförü Mehmet Sinanoğlutanık olarak dinlendi. Tanık Sinanoğlu Hamit Yıldırım´ı kastederek, Eşgalini tam olarak göremedim. Gece idi çünkü. Şivesi düzgün değildi. Diyarbakır´lı değildi yani. Zaten Kürtçe konuşuyorlardı. dedi.

-Tanık Emrah: Tehdit altındayım-

Duruşmada ifade veren bir başka Tanık ´Emrah´ ise İfade vermek istemiyorum. Önceki ifademden dolayı baskılar var, o yüzden ifade vermek istemiyorum. Arif Doğan ve Veli Küçük´ü tanıyordum. Tehdit altındayım. JİTEM infaz emrini vermiş. Yeşil ve Aygan var. Koruma olursa konuşurum. dedi.

-Davanın açılmasını sağlayan Sabah muhabiri tanık olarak dinlendi-

Duruşmada daha sonra yaptığı flaş haberle davanın 21 yıl sonra açılmasını sağlayan Sabah gazetesi muhabiri Abdurrahman Şimşek´in tanık olarak dinlenmesine geçildi. 29 Haziran 2012 tarihinde Abdurrahman Şimşek imzasıyla yayınlanan İşte o tetikçi! başlığını taşıyan manşet haberde, SABAH, yakın tarihin en karanlık cinayetlerinden olan Kürt yazar Musa Anter suikastı tetikçisi Hamit Yıldırım´ı, kanlı saldırıdan 20 yıl sonra Şırnak´ta bulup görüntüledi. Savcılık da ortaya çıkan bilgi ve belgelerden hareketle düğmeye bastı. Böylece, 3 ay içinde dolacak zaman aşımı süresi de 10 yıl daha uzadı. deniliyordu. (http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/06/29/iste-tetikci)

Abdurrahman Şimşek duruşmada verdiği ifadesinde, Savcıya verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. Basın Kanunu 12. Maddesi gereğince haber kaynaklarımızı açıklayamayız. Devletin kuruluşlarında olan haber kaynağı bize ulaştı. Duyumu verdi bize. Haber kaynaklarının güvenliği için savcılık ifadem dışında ayrıntılı bilgi vermek istemiyorum. Aygan ile röportaj yaptım, Aygan bu şahsı teşhis etti ben de gazeteci olarak haberini yaptım.

DURUŞMA SONA ERDİ

Şimşek´in ifade vermesinin ardından duruşma diğer tanıkların dinlenmesi için yarına ertelendi.

DAVANIN DETAYLARI --------------------------------------------------------------------------------------------------

Davada 4 sanık yargılanıyor. 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi davada sanık olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklar hakkında, 765 Sayılı TCK´nın 450/4. Maddesi´nde yer alan Taammüden adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 149/1. Maddesi´ndeki Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek ile Adam yaralamak suçlarından da 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

-JİTEM davası ile birleştirilmesi talep ediliyor-

Şüphelilerden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan´ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM Davasında da sanık olarak yargılandıklarının hatırlatıldığı iddianameyi hazırlayan savcılık, söz konusu iddianamenin JİTEM davası ile birleştirilmesini de talep etmişti.

-JİTEM davası-

Anter davası Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemsi´nde görülmeye başlandı. JİTEM davası ise Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte. JİTEM´i konu edinen bu davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu JİTEM tetikçisi 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet cezaları verilmesi isteniyor.

(31 Temmuz 2013, 12:45)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5496    yazdır/print


 

Ergenekon, Anter iddianamesinde

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davanın iddianamesinde, Ergenekon sanıklarının, infazı yerine getiren isimlerle ilişkilerine dikkat çekildi.

21.07.2013 10:57 Gazeteci Musa Anter cinayetinde Ergenekon terör örgütünün rolü aydınlandı. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan Musa Anter cinayeti iddianamesinde, Ergenekon sanıklarının, infazı yerine getiren isimlerle ilişkilerine dikkat çekildi.

Ergenekon tutuklusu emekli Orgeneral Hurşit Tolon, firari sanık emekli Tümgeneral Mustafa Bakıcı, tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük, tutuklu sanık Tuğgeneral Levent Ersöz´ün yanı sıra faili meçhul cinayetler davasının tutuksuz sanığı emekli Albay Arif Doğan ile Balyoz darbe planı davası tutuklu sanığı emekli Albay Cemal Temizöz gibi Ergenekon sanıklarının bağlantılarına ışık tutuldu.

ERGENEKON DAVASI UMUT OLDU

Halkın Emek Partisi (HEP) kurucularından olan Özgür Gündem gazetesi yazarı Musa Anter, 20 Eylül 1992´de Diyarbakır´da öldürüldü. Olayda akrabası Orhan Miroğlu da ağır yaralandı. Cinayet zanlıları 21 yıldır yargı önüne çıkarılamadı. Ancak Ergenekon süreci, sorumluların bulunması noktasında ümitleri artırdı.

Musa Anter´in oğlu Dicle Anter, Ergenekon davasını, cinayetin aydınlatılmasında bir şans olarak gördüklerini açıkladı. Suikastta yaralanan Orhan Miroğlu da, Kürt meselesinde yaşanan birçok hak ve yaşam ihlalinin büyük bir bölümünde, Ergenekon´un etkisi olduğuna dikkat çekti.

KARANLIK YILLARIN CİNAYETLERİ

Tüm bu açıklamalardan sonra dikkatler Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun´un yürüttüğü Musa Anter cinayeti soruşturmasına çevrildi. Coşkun, iddianameyi 25 Haziran 2013 tamamladı. Cinayetin anlatıldığı iddianamede, JİTEM´in etkisi net bir şekilde görüldü.

Coşkun, 1990´lı yılların karanlık olay ve faili meçhul cinayetlerinde rolü olduğu belirtilen TUSHAD´a da (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) gönderme yaptı. Böylece TUSHAD; Zirve misyoner cinayetleri davasından sonra ikinci bir iddianameye de girmiş oldu. Ergenekon sanıklarının rolü iddianamede şöyle anlatıldı

´TUSHAD JİTEM´İ koordine ederdi´

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon: 1990´lı yılların başında Genelkurmay Başkanlığı genel sekreterlik görevinde bulunan Tolon, TUSHAD´ın başındaydı. TUSHAD, 1993 yılında Tolon tarafından kuruldu. Yapılanma çok gizli olup, JİTEM ile koordinasyon halindeydi. JİTEM, idari açıdan Jandarma Genel Komutanlığı´na, operasyonların yürütülmesi ve talimatın alınması bakımından TUSHAD´a bağlıydı. TUSHAD JİTEM´i de koordine ederdi.

Tümgeneral Mustafa Bakıcı: Şırnak 23. Jandarma Tümen Komutanı iken 2009´da Hamit Yıldırım´ı yanına çağırdı. Yıldırım´ın fotoğraflarını çektirdi. Bakıcı, Yıldırım´a Musa Anter cinayetinde teşhis için fotoğraflarına ihtiyaç duyulduğunu ama rahat olmasını, kimsenin onu teşhis edemeyeceğini, evinde herhangi bir suça konu bir malzeme varsa onları ortadan kaldırmasını söyledi.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük: Cinayeti işleyen JİTEM´in kurucularından ve ilk çekirdek kadrosundan.

Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz:Tetikçi Hamit Yıldırım´ın Şırnak´ın Kumçatı beldesindeki evlerine gelip gidiyordu.

Emekli Albay Arif Doğan: Musa Anter´i öldüren JİTEM´in ilk çekirdek kadrosu arasındaydı

Emekli Albay Cemal Temizöz: Faili meçhul cinayetler davasında kendisiyle birlikte tutuklanan Bedran kod adlı itirafçıyla birlikte Şırnak´a, tetikçi Hamit Yıldırım´ın yanına gidiyordu. (Bugün)

ANTER DAVASININ DETAYLARI

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan iddianame, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 5 Temmuz 2013´te kabul edilmişti.

İddianamede, 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklar hakkında, 765 Sayılı TCK´nın 450/4. Maddesi´nde yer alan Taammüden adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 149/1. Maddesi´ndeki Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek ile Adam yaralamak suçlarından da 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

-JİTEM davası ile birleştirilmesi talep edildi-

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen iddianamede, şüphelilerden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan´ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM Davasında da sanık olarak yargılandıkları hatırlatılıyor. Anter davasına bakan mahkeme tarafından JİTEM davasına bakan mahkemeye yazı yazıldığı ve davaların birleştirilmesi için muvafakat istendiğı, 19 Temmuz´daki duruşmada ortaya çıktı. Muvafakat için olumlu ya da olumsuz karar ilerleyen süreçte verilecek.

-Diyarbakır JİTEM davası-

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet cezaları verilmesi isteniyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(21 Temmuz 2013, 10:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Mahkemeden Yeşil´e gazete ilanı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5477    yazdır/print


 

Mahkemeden Yeşil´e gazete ilanı

Diyarbakır´da devam eden 16 sanıklı JİTEM davasının bugün görülen duruşmasında Mahkeme, sanık ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´a gazete ilanıyla tebligat yapılmasına karar verdi. Duruşmada ayrıca, geçtiğimiz günlerde iddianamesi kabul edilen Musa Anter cinayeti davasının bu dava ile birleştirilmesi de talep edildi.

19.07.2013 17:40 Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen ve tutuksuz yargılanan 16 sanığın katılmadığı duruşmada ilk olarak dosyaya gelen evraklar okundu. Gelen evraklar arasında, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nin, Musa Anter cinayeti davasının bu davayla birleştirilmesine ilişkin muvafakat verilip verilmeyeceği konusundaki müzekkere yazısı da yer aldı.

Mağdur avukatı Barış Yavuz, Mahmut Yıldırım için yakalama kararı verilmesini, Musa Anter cinayeti ile ilgili dava dosyasının da bu dosyayla birleştirilmesini talep ettiklerini söyledi.

İddia makamı ise önceki ara kararların yerine getirilmesinin ve hakkında yakalama emri bulunan sanıkların yakalanmalarının beklenmesi yönünde karar verilmesini talep etti.

MAHKEMENİN ARA KARARLARI

Mahkeme heyeti, haklarında yakalama emri bulunan sanıklar Mahmut Yıldırım, İbrahim Babat, Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül hakkındaki yakalama emrinin devamı ile infazlarının beklenmesine ve Bingöl´ün Solhan İlçe Jandarma Komutanlığı´na Yıldırım´ın tespit edilen Ankara´daki adresinin neye istinaden tespit edildiğinin sorulması için yazılan müzekkereye cevap beklenmesine karar verdi.

Mahkeme ayrıca, Solhan İlçe Jandarma Komutanlığı´ndan gelecek cevabın ardından, Ceza Muhakemeleri Kanunu 247/2 a-b maddelerine göre işlem yapılmasına karar verdi. Buna göre, Mahmut Yıldırım ile ilgili gazete ilanı verilerek, bu ilanın Yıldırım´a ait olduğu bilinen konutunun kapısına asılacak. Gazete ilanına rağmen 15 gün içinde gelmemesi durumunda, olay tutanak altına alınarak Yıldırım´ın başta kırmızı bültenle olmak üzere aranmasına karar verilecek.

Mahkeme, ilan prosedürünün tamamlanmasının ardından, Ceza Muhakemesi Kanunu´nun 248. maddesinin uygulanması ve Musa Anter cinayeti davasının da bu dosya ile birleştirilmesi konusunda görüşünü iki dosyayı inceledikten sonra vereceğini açıkladı.

İDDİANAMEDEN

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verilmesi isteniyor. (AA)

(19 Temmuz 2013, 17:40)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Anter iddianamesi kabul edildi

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5473    yazdır/print


 

Anter iddianamesi kabul edildi

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması olayıyla ilgili hazırlanan iddianame, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

06.07.2013 00:07 21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan iddianame, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

TMK´nın 10. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun tarafından hazırlanan, 25.06.2013 tarihli, 2013/536 esas sayılı ve 2013/491 nolu ve 30 sayfalık iddianamede, 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı.

JİTEM´in kuruluşu ve yapısı başlığı altında Jandarma Genel Komutanlığı´nın 2012 yılında gönderdiği yazıya yer verilen iddianamede, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı´nın 1987 yılında İçişleri Bakanı onayıyla kurulduğu belirtildi.

İddianamede, söz konusu yapının 1988 yılında güçlendirilerek isminin Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı olarak değiştirildiğini ifade edilerek, 1990 yılında İstihbarat Grup Komutanlığı olarak, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Van´da olmak üzere 4 grubun Genelkurmay Başkanlığının oluruyla kurulduğu kaydedildi.

Güçlendirilme ve isim değişikliğinin geçici görev ve deneme şartıyla yapıldığı kaydedilen iddianamede, şöyle denildi:

Mayıs 1990´da geçici ve deneme maksatlı başlatılan uygulamaya son verilerek 30 Kasım 1997´ye kadar görev yapan bu yeni yapı teşkil edildi. Kamuoyunda ´JİTEM´ olarak bilinen Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Komutanlığı´nın, 24 Kasım 1988 ile 14 Mayıs 1990 tarihleri arasında toplam 17 ay 21 gün süreyle, geçici görev kuruluşuyla ve deneme mahiyetinde oluşturulan bir yapıyı ifade etti. Bu yapının, resmen kadrolanmaması nedeniyle Jandarma Genel Komutanlığı´nın hiyerarşik teşkilat yapısındaki kadro ve kuruluşlarında yer almadı.

-JİTEM´in adam kaçırma ve sorgu infaz yöntemleri-

İddianamede, Arif Doğan ve hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan´ın (Abdulkadir Aygan) JİTEM´in oluşumu hakkında ifadelerine de yer verildi.

Aziz Turan´ın anlatımlarına göre JİTEM, örgüt ve örgüt elemanları hakkındaki bilgiyi birçok kanaldan alabilme imkanına sahip olduğu belirtilen iddianamede, JİTEM´in söz konusu bilgileri, ajan-muhbirler, diğer güvenlik ve istihbarat teşkilatlarının elde ettiği duyumlar, teknik dinleme cihazları, yakalanan veya teslim olan örgüt mensuplarının anlatımları, legal veya illegal sorgulamalarla JİTEM personelinin bizzat yaptığı istihbarat çalışmalarının değerlendirilmesiyle aldığı kaydedildi.

İddianamede, JİTEM´in bu yöntem ve kanallar vasıtasıyla tespit edilen örgüt mensubu veya işbirlikçilerinin ev ve iş adresleri, varsa otolarının plakası, işe gidiş-dönüş saatleri ile kişi hakkındaki tüm kişisel ve sosyal bilgileri topladığı ifade edilerek, şunlar kaydedildi:

Şahıs bir süre izlenir. Tüm istihbari bilgiler tamamlandıktan sonra hedef şahsın peşine ekip görevlendirilir. Şartlara ve ihtiyaca göre personel görevlendirilir. Görevlendirilen ekip riske girmeden şahsı en elverişli anda kendisine sivil polis süsü vererek araca bindirir. Eğer hedef, arabaya binmemek için direnirse şahsa karşı duruma göre şiddet uygulanır. Araca bindirilen şahıs aracın arka orta koltuğuna oturtulur. Her iki tarafında da birer personel oturur. Şahsın başı öne eğdirerek çevreyi görmesi engellenir. JİTEM´e yaklaşıldığında şahsın gözleri bir bez bantla bağlanır. Bundaki maksat, yakalanan şahsın nereye götürüldüğünü görmesini engellemektir. Elleri de arkadan bağlanır veya kelepçelenir. Mümkün olduğu kadar kimse görmeden şahıs JİTEM´in kapısından içeri alınır ve hücreye konulur. Şahsın konumuna göre hemen veya daha sonra sorgu faslına geçilir.Duruma göre bazen JİTEM komutanı bizzat sorguya katılır ve kendi elleriyle işkenceli sorgu yapar.

-İşkence yapmayana şüpheyle bakılır-

Turan´ın anlatımlarına göre, sorgu odasında bulunan personelin hepsinin dayak ve işkenceye katılmak mecburiyetinde olduğu belirtilen iddianamede, şu ifadelere yer verildi:

Orada duygusallığa yer yoktur. Asli görevi ne olursa olsun, oradaki herkes ´suç ortaklığı yapmalıdır´ ilkesi geçerlidir. İşkence yapmayan personele, amirleri tarafından şüphe ile bakılır. Sorgudaki işkence sınırsızdır. 1990 yılından başlayarak, JİTEM tarafından illegal olarak kaçırılan ve sonra infaz edilen birçok kişinin üzerinde bu işkence yöntemleri uygulandı. Kendiliğinden çözülen ve bildiği her şeyi itiraf edenlere dayak atılmaz ve yumuşak davranılırdı. Gerekli bilgiler alındıktan sonra onlara da her türlü hakaret yapılırdı. Bazı JİTEM görevlileri tarafından bunlara da ´nasıl olsa PKK´lı teröristtir´ denilerek dayak atıldığı da oluyordu. İşkenceli sorgulamada istenilen bilgiler alındıktan sonra şahıs, kablo veya iple boğulmak veya arazide kafasına kurşun sıkılmak suretiyle infaz edilirdi, öldürülen kişi ya halka korku salmak maksadıyla açık araziye çuval içerisinde atılır ya da rastgele kazılan bir toprak çukura gömülürdü. Bazıları da cesedin bulunmaması için bir göle veya nehre ağırlık bağlanıp atılırdı.

-JİTEM´in Diyarbakır´daki işleyişi-

JİTEM´de jandarma subay, astsubay, uzman çavuşlardan başka sivil unsur olarak daha önce PKK terör örgütü saflarında bulunan ancak daha sonra operasyonlarda yakalanan veya teslim olan itirafçılara da görev yaptırıldığı belirtilen iddianamede, itirafçıların, İtirafçılık Yasasından yararlandıkları için kısa sürede cezalarını tamamlayarak tahliye edildiği anlatıldı.

İddianamede, itirafçıların cezaevinde bulundukları sırada özel izinle çıkartılarak ve tahliyelerinden sonra örgüt hakkında bildiklerini güvenlik güçlerine anlatıp birlikte operasyonlara katıldıkları ifade edilerek, şöyle denildi:

İtirafçıların PKK terör örgütünün hedefi haline gelmeleri nedeniyle isimleri değiştirilerek yeni kimlikler verilirdi. Ayrıca görevleri sırasında kullanmaları için birer kod adı verilir, güvenli kamu lojmanlarına tahsis edilirdi. İtirafçılar, operasyonlar sırasında, PKK´lıların saklandığı yerler, kullandıkları ve kaçtıkları yollar ile o bölgedeki grubun sayısı ve liderleri hakkında bilgiler verirlerdi. Şehir içinde örgüte yardım ettiği, milislik yaptığı ileri sürülen kişilerin yargı makamlarına bilgi verilmeden, yakalanmaları, gözaltına alınmaları ve infaz edilmeleri gibi yasadışı eylemlerde kullanılırlardı.

İddiianemede, 1989 yılınrda Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığına atanan Korgenaral Hikmet Köksal´ın girişimleri sonucunda itirafçılardan Ali Ozansoy, Abdulkadir Aygan (Aziz Turan), Recep Tiril, Adil Timurtaş, Kemal Emlük, Hasan Adak, Fethi Çetin, Hatice Elmas, Saniye Emlük, Hanım Beyaz´ın Jandarma Genel Komutanlığı´nın emrine sivil memur ve işçi olarak atandıkları belirtildi.

Musa Anter cinayeti ile ilgili olarak olay tarihinde Ankara´da Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Grup Komutan Vekili olarak görev yapan Ahmet Cem Ersever´in, yardımcısı sivil memur Mustafa Deniz´le Diyarbakır´a geldiği kaydedilen iddianemede, Aynı günlerde ´Yeşil´ kod Mahmut Yıldırım da ´Hogir´ kod Cemil Işık ve Hamit Yıldırım ile Diyarbakır´a geldi. PKK terör örgütü tarafından tehdit edilen ve korkup İstanbul´a taşınan Anter, örgüt ile arasını düzeltmek istemesinden faydalanılarak, tuzağa düşürülüp öldürülmüştür denildi.

-Turan´ın ifadeleri, raporlarla örtüşüyor-

İddianamede, şüpheli Aziz Turan´ın talimatla alınan ifadesi ve değişik tarihlerde medyada yer alan, röportaj ve yazılarındaki anlatımları ile olay tutanakları, otopsi raporu, ekspertiz raporu ve suç tarihinde alınan tanık beyanlarının birebir örtüştüğüne işaret edilerek, şunlar kaydedildi:

Yeşil´ ismiyle bilinen Mahmut Yıldırım, MİT´e Anter ile çok görüşen bir PKK/MK üyesini telefonla görüştürerek, Diyarbakır´a getirttiğini, söz konusu şahsa Anter´in kaldığı Büyük Hotel´i tekrar aratarak, ´ben gelemiyorum sana bir adam gönderiyorum, alsın seni yanıma getirsin dedirttiğini´ söylemiştir. Bu hususta tanık ve müşteki beyanları ile birebir örtüşmüştür. Aygan (Aziz Turan), Şırnak´lı Hamit´in Anter´i ´Umman´ marka bir silahla öldürdüğünü beyan etmiştir. Olay görgü tespit tutanağında ve ekspertiz raporunda da olay yerinde aynı silahtan atılmış 13 adet kovan bulunmuştur denildi.

İddianamede, sanıklar hakkında, 765 Sayılı TCK´nın 450/4. Maddesi´nde yer alan Taammüden adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 149/1. Maddesi´ndeki Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek ile Adam yaralamak suçlarından da 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen iddianamede, şüphelilerden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan´ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM Davasında da sanık olarak yargılandıkları hatırlatıldı.

Savcı, söz konusu iddianamenin JİTEM davası ile birleştirilmesini de talep etti.

-JİTEM davası-

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet cezaları verilmesi isteniyor.

(06 Temmuz 2013, 00:07)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5447    yazdır/print


 

Anter için 21 yıl sonra iddianame

20 Eylül 1992 tarihinde öldürülen Kürt yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili iddianame hazırlandı. İddianamede Anter´i öldürmekle suçlanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan ve Savaş Gevrekçi hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 20 yıl hapis cezası isteniyor. Geçtiğimiz yıl bir ihbar üzerine tetikçi Hamit Yıldırım´ın yakalanmasıyla cinayet dosyası zaman aşımıyla kapanmaktan son anda kurtulmuştu.

27.06.2013 17:55 20 Eylül 1992 tarihinde öldürülen Kürt yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili iddianame hazırlandı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca hazırlanan iddianamede, Anter suikastında tetikçilik yaptığı iddiasıyla tutuklu bulunan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 20 yıl hapis cezası istendi.

-Musa Anter kimdir-

APE Musa´ lakaplı Kürt yazar Musa Anter, yayımladığı Qimil (Kımıl) adlı Kürtçe şiirden dolayı 1959´da idamla yargılandı. 1963´te ve 12 Eylül darbesinden sonra Kürtçülük propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Yaşamı boyunca toplam 11.5 yıl hapis yattı. Anter, bir konferans için gittiği Diyarbakır´da 20 Eylül 1992 tarihinde öldürüldü. Saldırı esnasında Anter´in yanında günümüzün tanınmış Kürt siyasetçisi ve yazar Orhan Miroğlu da vardı. Miroğlu saldırıda ağır yaralandı. Tetiği Hamit Yıldırım´ın çektiği, saldırıyı ise Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın planladığı ortaya çıktı.

-Zaman aşımına 3 ay kalmıştı-

20 Eylül 2012´de 20 yıllık zaman aşımını doldurarak kapanacağı düşünülen dosya ilgili 29 Haziran 2012 tarihinde sürpriz bir gelişme yaşanmıştı. İhbar üzerine tetikçi Hamit Yıldırım Şırnak´ta gözaltına alındı ve mahkemece tutuklandı. Savcılık ve mahkeme sorgusunda hakkındaki iddiaları reddeden Yıldırım, eldeki güçlü deliller nedeniyle tutuklanmaktan kurtulamadı. Yıldırım´ın tutuklanma gerekçelerinin, fotoğraf ve sesli teşhisle sınırlı olmadığı, başka delillerin de bulunduğu ortaya çıktı. Yıldırım´ın tutuklanmasında, PKK itirafçısı JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan, saldırıda yaralanan Orhan Miroğlu ve otel çalışanlarının teşhisinin yanı sıra 2 yıl önce Düzce´deki bir operasyonda ele geçirilen valizden çıkan JİTEM kayıtlarının da etkili olduğu ortaya çıktı. Belgeler arasında Anter cinayeti dışında çok sayıda kaçırma, sorgu ve infazın detayları da yer alıyordu. Geç de olsa zaman aşımına uğramadan Anter cinayetine dava açılmakta oluşu Anter´in çok sevildiği Güneydoğu halkı arasında sevinçle karşılandı. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

20 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENDİ

28.06.2013 12:08 Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianameyi hazırladı. Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan iddianame, 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunuldu. İddianamede, 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. İddianamede, sanıklar hakkında, 765 Sayılı TCK´nın 450 / 4. Maddesi´nde yer alan Taammüden adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 149/1. Maddesi´ndeki Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek ile Adam yaralamak suçlarından da 20 yıla kadar hapis cezası istendi. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi, yapacağı incelemenin ardından hazırlanan iddianameyi kabul etmesi halinde, yargılamaya başlanacak.

JİTEM DAVASI İLE BİRLEŞTİRME TALEBİ

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunulan iddianamede, şüphelilerden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan´ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM Davasında da sanık olarak yargılandıkları hatırlatıldı. Savcı, söz konusu iddianamenin JİTEM Davası ile birleştirilmesini de talep etti. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, ´Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´Birden fazla kişiyi öldürmek´ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15 yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor.

ANTER´İN KATİL ZANLISINI YEŞİL EĞİTMİŞ

04.07.2013 10:37 Yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili soruşturmada önemli detaylara ulaşıldı. Tetikçi olduğu gerekçesiyle tutuklanan Hamit Yıldırım´ın ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´dan silah eğitimi aldığı ortaya çıktı. Bir gizli tanık, savcıya verdiği ifadede “Yeşil, Hamit Yıldırım´ın amcasının evine sürekli gelirdi. Hamit o zaman genç bir çocuktu. Yeşil, burada Hamit´e silah kullanmayı öğretti. Atış talimi yaptırırdı. Zaman zaman Hamit´i yanında götürür, gerçekleştirdiği eylemlerde kullanırdı.” dedi. Bir başka tanık da benzer yönde ifade verdi. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunulan iddianamede, Mahmut Yıldırım, Hamit Yıldırım, itirafçı Abdülkadir Aygan ve emekli Albay Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı.

20 Eylül 1992 tarihinde Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, gazeteci-yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanmasına ilişkin 21 yıl sonra tamamlanan soruşturmada önemli ayrıntılara ulaşıldı. Anter´in katil zanlısı olduğu gerekçesi ile geçtiğimiz yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde gözaltına alınan Hamit Yıldırım´ın, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´dan silah eğitimi aldığı belirlendi. Soruşturma savcısına ifade veren bir gizli tanık, “Yeşil, Hamit Yıldırım´ın amcasının evine sürekli gelirdi. Hamit o zaman genç bir çocuktu. Yeşil, burada Hamit´e silah kullanmayı öğretirdi. Atış talimi yaptırırdı. Zaman zaman Hamit´i yanında götürür, gerçekleştirildiği eylemlerde kullanırdı.” dedi. Bir başka tanık da benzer yönde bir ifade vererek Yeşil ve Hamit Yıldırım arasındaki bu ilişkiye dikkat çekti.

Öte yandan soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı cinayette adı geçen Abdulkadir Aygan´ın ifadesini almak için teşebbüste bulundu. İsveç´te yaşayan Aygan´ın ifadelerine resmiyet kazandırmak için Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü´ne başvuruldu. Başsavcılık, Aygan´ın ifadesinin İsveç´te soruşturmayı yürüten savcı tarafından alınmasını talep etti. Ancak beklenen cevap gelmeyince Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı tamamlayarak iddianameyi mahkemeye gönderdi. İddianamede ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım, Hamit Yıldırım, itirafçı Abdulkadir Aygan, Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı vekilliği tarafından hazırlanan iddianame, 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildi.

AYGAN: DAVANIN SANIĞI DEĞİL, TANIĞIYIM

Anter´in ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede sanık olan Abdulkadir Aygan, Zaman´a konuştu. Kendisinin olayın planlanması sürecinde yer aldığını kabul eden Aygan, “Musa Anter´in niçin oraya çağrıldığını dahi bilmiyordum. Konuşulacak mı, ajanlaştırılacak mı, tehdit mi edilecek veya öldürülecek mi bilmem imkânsız. Çünkü plan Ankara´da hazırlanmış, Yeşil´e de görev verilmiş.” dedi. Davanın sanığı değil tanığı olması gerektiğini savunan Aygan, Hamit Yıldırım´ın, fotoğrafını kendinin teşhis ettiğini söylüyor. İddianamedeki sanıklardan emekli Albay Savaş Gevrekçi´nin JİTEM Diyarbakır TİM komutanı olduğunu belirten Aygan, “Grup komutanı bir iş için başka yere gidince, Savaş Gevrekçi onun yerine vekalet ediyordu. Anter´in tuzağa düşürülmesinde destek verdi. Hem personeliyle hem de karargah ve araç gereciyle.” ifadelerini kullandı.

Musa Anter davasının zamanaşımına uğramaktan son anda kurtulduğuna dikkat çeken Aygan, şöyle konuştu: “Dava epeyce sallantıya alındı. Diğer bazı davalar gibi; oyalama taktiği uygulandı. Neticede ortada bir katil var ve birbiriyle uyuşan tanık ifadeleri var. Yani ceza vermek için deliller mevcut.” Hamit Yıldırım´a, Yeşil´in silahlı eğitim verdiğini düşünmediğini de belirten Aygan, “Belki Musa Anter cinayetinden önce kısa bir süreliğine yanında tutmuş olabilir.” dedi. (Zaman)

(27 Haziran 2013), son güncel.: (04 Temmuz 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5427    yazdır/print


 

İzmir Casusluk´ta 7. duruşma

49´u muvazzaf asker toplam 357 sanığın yargılandığı, fuhuş, tehdit ve şantajla askeri bilgi ve belgeleri ele geçirme davasının 7. duruşması İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülüyor. 1937 sayfalık iddianamenin okunmasına 1026. sayfadan devam ediliyor.

25.04.2013 16:48 49´u muvazzaf asker 357 sanığın yargılandığı, fuhuş, tehdit ve şantajla askeri bilgi ve belgeleri ele geçirme davasında 7. duruşma başladı. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nce, duruşma salonuna dönüştürülen İzmir Adliye Sarayı Sosyal Tesisleri´nde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar ile bazı tutuksuz sanık ve avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, TRT spikerleri tarafından 1937 sayfalık iddianamenin okunmasına 7. günde 1026. sayfadan (2. bölüm 837. sayfadan) itibaren devam ediliyor. Duruşmaya iddianamede, ´Başbakanlık resimler´ adlı klasörde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere hükümet yetkilileri ile Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ gibi askerlerin ve sanatçı Sertap Erener´in bulunduğu 12 fotoğraf olduğunun ortaya çıktığı, Başbakan Erdoğan´ın resimlerinin photoshop yöntemiyle karikatürize edildiği belirtildi.

49´u muvazzaf asker, 79´u tutuklu 357 sanığın yargılandığı İzmir 12´nci Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davanın bugün görülen duruşmaya tutuklu sanıklar ile bazı tutuksuz sanık ve avukatları katıldı. İddianamenin, suç örgütüne bilgi ve belge sağlayan Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeliyle ilgili bölümünde, ´Komutan bilgi dosyası´ adlı hizmete özel gizlilik dereceli dosyanın Başbakan Askeri Başdanışmanlığı Kuruluş Ve Teşkilatının bilgilerinin yer aldığı bildirildi.

BAŞBAKANIN RESİMLERİ

Suç örgütünün veri tabanında bulunan ´Başbakanlık resimler´ isimli klasörde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere hükümet yetkilileri ile Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ gibi askerlerin ve sanatçı Sertap Erener´in bulunduğu 12 fotoğraf olduğu belirtildi. Başbakan Erdoğan´ın resimlerinin photoshop yöntemiyle karikatürize edildiği öğrenildi.

´Plan Semineri-2006´ klasörde Türk Hava Kuvvetleri ile ilgili önemli stratejik bilgilerin bulunduğu, gizlilik dereceli ´Denetleme heyeti bilgi dosyası´, ´Plan semineri muhabere tablo, plan semineri sonuç raporu işlem maddeleri´ belgelerinin bulunduğu ifade edildi.

TÜRK JETLERİNİN PROFİLLERİ

´Okuyucu´ dosyasında, ´Ege Görev Rehberi- Ege ile ilgili her şeyi kapsıyor. Uçakların ülke sınırlarında vurulmamak için kullandıkları giriş çıkış noktalar. (Yunanistan uçaklarını havada durdurmak için Türk F-16´larını bekleme) CAP Bölgeleri. Türk jetlerinin Ege´ye çıkarken kullandıkları profil isimleri ve profil koordinatları. Çok değerli bir belge. Çok gizli bir belge´ notuyla kaydedilmiş Türk F-16 uçaklarının ülke sınırlarına giriş çıkış noktaları, CAP Bölgeleri, Türk jetlerinin profil isimleri ve profil koordinatlarının bulunduğu bildirildi.

Gizlilik dereceli bir dosyada barış dönemi Ege faaliyetleri uygulama rehberi, F-16 birliklerinde Mevcut EH teçhizatı, F-16 uçaklarının görev alanları ve görevde kullanacakları kodlar ve parolalar ile ilgili belgeler bulunduğu ifade edildi.

NÖBET TUTULAN YERLER

9´uncu Üs Servis Güzergahı ve bu güzergahta servis sırasında nöbet tutulan yerlerin gösterildiği 10 fotoğrafın bulunduğu ´Beni oku´ dosyasında, ´Yaşasın Aslan, servis güzergahındaki sivil görevli askerler konusunda uyardı. Servislere düzenlenecek eylemleri önceden bilmek istiyor. Kendi arkadaşlarımızın uyarılması adına. Yaşasın, Erdal Bolat ve Mehmet Sayan´ın ulaşabileceği tüm bilgileri getirebileceğini, bunlarla samimiyetini üst düzeyde tuttuğunu söyledi´ ifadelerinin yer aldığı iddianameden okundu.

DIŞARI SIZDIRMAYIN

Aynı dosyada, ´F-16´ları teknik taktik ve prosedürlerini gösteren bir belge. Gizli içerikli bir belgedir. Dikkat edilmeli. Başkalarının eline geçmemeli. Daha önce ortaya çıktığında Amerika ile aramızda sıkıntılı bir dönem oldu. Tekrar aynı sıkıntıların yaşanmaması için dışarı sızmamalı´ notunun düşüldüğü bildirildi. Elektronik Birlik Komutanlığıyla ilgili 218 sayfalık bir dosyanın ise ´GES Komutanlığı bilgileri, yeri görevi ve faliyetleri anlatılıyor. Türkiye´nin çevre ülkelerine ait dinleme faaliyetleri detaylı olarak anlatılıyor. Personel isim listeleri, mevcut imkan ve kabiliyetleri GES Komutanlığına ait hayati öneme haiz tüm gerekli bilgileri kapsamaktadır´ başlığıyla kaydedildiği belirtildi.

SİLAH SİSTEMİ

´6 Üs Ihawk Semineri´ klasöründe ´Ihawk silah sistemi hava sahası kontrol planına nasıl ithal edilmelidir? Yöntemsel hava sahası kullanım usulleri nasıl olmalıdır?´ konulu belgenin, ´162. Filo Dalaman Ana Plan´ dosyasında ´162. Filo Komutanlığı İntikal Planı´nın bulunduğu ve içeriğinde filonun Dalaman´a intikal protokolünün, intikal personel listesi, ulaşım şekli, havayolu malzeme ve cihaz listesi uçuş programı gibi bilgileri içerdiği ifade edildi.

RÜTBELİ ASKERLER FİŞLENMİŞ

´ByCasus´ isimli klasörde yen alan ´MEBS (Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Daire Başkanlığı) listesi´ dosyasında 283 TSK mensubu rütbelinin ad, telefon, görev yeri gibi bilgilerin yazılı olduğu tabloların bulunduğu ve ´Herhangi bir personelin bilgilerini buradan görebilirsiniz. Tüm liste güncellenmiş son halidir. Önemli bir listedir. Dikkat edilmelidir´ notu düşüldüğü bildirildi.

´2008 general amiral kısa listesi HVKK´ isimli tabloda, Hava Kuvvetleri Komutanlığı generaller listesi başlıklı 67 askeri personelin adı, eş adı, rütbesi, görevi, makamı, ili, cep ve ev telefonunun bulunduğu kaydedildi. 2008-2009 yılına ait 9. Ana Jet Üs Komutanlığında tespit edilen bütün aksaklıklar ve zafiyet alanlarının fotoğraflarının da arşivlendiği, Bakım Komutanlığına ait bütün personelin (660 kişi) bilgileri içeren dokümanların bulunduğu belirtildi.

YEŞİL´İN OĞLU

´ByCasus´ dosyasında ´Ajanda´ belgesinde HVKK´de subay Gökkadir A. ile ilgili ´Havacı subay. Tüm hava üssünün kendisine muhtaç olduğundan bahsediyor. “Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın oğlunun isterse her dediğini yapabileceğini iddia ediyor. MİT, Özel Harp Dairesi gibi yerlerde tanıdıkları olduğunu söylüyor. Hatta PKK ile bile irtibatlı´ şeklinde bilgilerin bulunduğu belirtildi.

Veri tabanında ´Çalışma´ adlı klasörde suç örgütüne üye olanların ve örgüt adına faaliyet gösterenlerin çalışma yöntemleri, hedef askeri personelle ne şekilde ilişki kurulacağı, bu personelden bilgi ve belge temininin nasıl sağlanacağına yönelik taktikler iddianameden okundu.

Mahkeme Başkanı Hakim Atilla R., duruşmaya ara verdi. (Cihan)

Davanın öğleden sonra başlayan ikinci bölümünde okunan iddianamede, eskort kızlar aracılığıyla devlet güvenliğini ilgilendiren bilgi ve belgeleri temin etme iddiasıyla yargılanan suç örgütünün jandarmadan sorumlu yöneticisinin Engin Ç. olduğu belirtildi. Suç örgütünün bilgi ve belgeleri kriptolayarak sakladığı ve özel yöntemlerle şifresi kırılarak elde edilen Pandora adlı veri tabanında yer alan bilgiler arasında yer alan ´Ege.rar´ adlı klasörde yer alan ´Ege-1´ ve ´2.ppt´ adlı ´çok gizli´ ibaresi bulunan belgelerde Ege Bölgesi´ndeki elektrik santralleri, ana ve yedek ikmal yolları, demiryolu hatları, geçit, gedik, boğazlar, TAFİCS hattı, role istasyonları, petrol boru hatları, kritik tesisler, radarlar ve hastanelerin yerlerinin işaretlendiği haritaların yer aldığı bilgileri okundu. Örgüt yöneticilerinden olduğu iddia edilen Narın K.´ya bağlı Bülent E. ile ilgili Pandora veri tabanında BBP merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu´nun ölüm nedeniyle ilgili bilgilerin yer aldığı bölüm dikkat çekti. İddianamede, “Şüpheli Narin K.´dan elde edilen dijital materyaller içerisinde “Bycasus” ismi verilmiş hard disk içerisinde elde edilen AJANDA.xls isimli belgede Bülent E. ile ilgili “Açıklama” sütununda ´Alkolik. İçince her şeyi anlatıyor. Muhsin Yazıcıoğlu´nun helikopter kazasıyla ilgili ihmallerden bahsetti, biraz karışık. Ben inanmayınca istersen belgelerini getireyim dedi” şeklindeki ifadeler yer aldı.

Pandora adlı veri tabanındaki dosyalar arasında bulunan şifreli dosyalar arasında ´Koruma altına alınmış bitki ve hayvan türleri´, ´SİT alanları çizelgesi´, ´SİT alanları ve tabiat varlıkları çizelgesi´ başlıklı bilgi ve belgeler de dikkat çekti.

Öte yandan iddianamede örgütün NATO petrol boru hattı ve kritik öneme sahip tesisler hakkında da ayrıntılı bilgi ve dokümanları ele geçirdiği belirtildi. TRT spikerlerinin okuduğu iddianamenin bu bölümündeki dosyalar, ´Kritik tesisler çizelgesi´, ´Stratejik öneme haiz kritik tesisler çizelgesi´, ´NATO petrol boru hattı haritası´, ´Boru hattı krokisi´ adlarıyla ele alındı. Pandora veri tabanından alınarak hazırlanan iddianamede, ´Harita-1.doc” adlı dosyada “Söz konusu belgenin ´Antalya İl Jandarma Komutanlığı NATO petrol boru hattı müdahale planı tatbik krokisi´ konu başlıklı imzasız Önder K. (Jandarma Binbaşı Asayiş Şube Müdürü) adıyla hazırlanmış bir sayfadan oluşan bir belge olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu belgede ´Eskişehir Antalya NATO Petrol Boru Hattının Geçtiği Karakollar ve Uzunlukları (Km), NATO Petrol Boru Hattının Güvenliğinin Sağlanmasında Görev Yapan Özel Güvenlik Personel ve Araç Sayısı´ konu başlıklı imzasız Önder K. (Jandarma Binbaşı Asayiş Şube Müdürü) adıyla hazırlanmış bir sayfadan oluşan bir belge olduğu tespit edilmiştir” denildi.

Yine iddianamede, ´NATO personel ve silah durumu.xls” isimli excel dosyasında ´Gizli´ gizlilik dereceli, ´Özel.güv.teş.ile korunan yerler güv.per.ve silah durum çizelgesi” konu başlıklı ve “Sayfa 2” “Kritik tesisler durum çizelgesi” konu başlıklı bilgilerin bulunduğu bir belge olduğu tespit edilmiştir” ifadeleri yer aldı.

Örgütün veri tabanındaki ´Oku.doc´ adlı belgede de, Türkiye´nin mevcut EH (elektronik harp) kabiliyetleri ve Türk Hava Kuvvetleri´nin zafiyetlerinin de ayrıntılı olarak yer aldığı görüldü. Belgeyle ilgili, “Söz konusu belgelerden “Oku.Doc” isimli diğer bir belge içeriğinde ise ´Türk F-16 uçaklarının ülke sınırlarına giriş çıkış noktaları, CAP bölgeleri, Türk jetlerinin profil isimleri ve profil koordinatları ile ilgili çok gizli bir belge´ şeklinde bir notun bulunduğu tespit edilmiştir” denildi.

DURUŞMA SONA ERDİ

Askeri casusluk davasının 25 Nisan 2013 tarihli oturumu, iddianamenin bin 120´inci sayfasının okunmasıyla tamamlandı. Yarınki duruşmada iddianamenin okunmayacağı, tutukluların tutukluluk durumlarının inceleneceği ve sanık avukatlarına söz verileceği bildirildi.

Casusluk iddianamesi kabul edildi

Balyoz, Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

(25 Nisan 2013, 16:48)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İzmir Casusluk iddianamesinde arama yap

İşte casusluk çetesinin şeması

Casuslar TSK´da cirit atıyor

Casusluk: 6. dalga, 50 gözaltı

Casusluk: 5. dalga, 54 gözaltı

Casusluk: 4. dalga, 30 gözaltı

Casusluk: 2. dalga, 51 gözaltı

Casusluk operasyonu: 26 gözaltı

Fuhuş ve casusluk soruşturmasıyla ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5259    yazdır/print


 

Ersever´in ses kaydı Ergenekon´da

1993´te öldürülen Jandarma Binbaşı Ahmet Cem Ersever´in ses kaydı Jandarma Askeri Savcılığı tarafından Ergenekon davasına gönderildi. Ses kaydında, gazeteciler Soner Yalçın ve Hikmet Çiçek´in Binbaşı Cem Ersever ile yaptıkları söyleşi bulunuyor. Söyleşide Ersever, PKK, Öcalan, Kürt meselesi, Celal Talabani ve uçak kazasında hayatını kaybeden Org. Eşref Bitlis ile ilgili açıklamalarda bulunuyor. Ersever´in Jandarma komutanlarından Veli Küçük´ün emriyle Ergenekon tarafından öldürüldüğü iddialar arasındaydı. Jandarma tarafından Ergenekon davasına gönderilen kaydın gerçek kaydın tamamı olmadığı ileri sürülüyor. Bu konuda şüphe söz konusu. Bunun nedenleri var.

01.03.2013 13:55 1993´te Ankara´nın Elmadağ ilçesi çıkışında elleri bağlanmış ve kafasına 2 el ateş edilerek öldürülmüş olarak bulunan Jandarma Binbaşı Ahmet Cem Ersever´in ses kaydı Ergenekon dava dosyasına girdi. Hürriyet´in haberine göre (1) Jandarma Genel Komutanlığı Asker Savcılığı tarafından Ergenekon davasına gönderilen teyp kasetlerinde Ersever´le konuşan kişiler, gazeteci Soner Yalçın ve Hikmet Çiçek. Binbaşı Ahmet Cem Ersever´in ölümünden 20 yıl sonra Ergenekon dava dosyasına giren ses kayıtlarında özetle şu ifadeleri yer alıyor:

“Neden bütün bunların altında yatan şudur: ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Türkiye her neyse bu bölgede emperyalizmin denetiminde bir Kürt devleti kurulmak istenmektedir. Bütün hadise budur. Böyle olduğunu savunuyorum.. Türk ordusu eleştiriye açık olmalıdır. Neden? Ben eleştiririm çünkü ordu benim ordum. Siz eleştirirsiniz ordu sizin ordunuz. Hepimizin ordusu. Fakat bu eleştirilerin yıkıcı değil yapıcı olması gerekir..

Eşref Paşa´nın gayesi şunu sık sık söylemiştir: Kürt meselesiyle PKK terörü aynı şey değildir. Bunu sık sık söylemiştir. Rahmetlinin bu ifadesine göre Eşref Paşa´mı yorumlayalım bu anlamda, hani ben bir söylemeyeyim buna göre yorumlayalım. Bilinçliydi bu konularda bilinçliydi. Kürt meselesi ayrıdır PKK terörü ayrıdır. Eşref Paşam dağdaki gerillanın kökünün kazınmasını arzu ediyordu, arzu ediyordu. Ha, PKK terörü bitmeden Kürt sorununa çözüm bulmak eğer varsa bir Kürt sorunu bu da tartışmaya açıktır Türkiye´de. Ondan sonra ancak başlanabilir. Abdullah Öcalan denen yaratık ortadan kalkacaktır. PKK denen örgüt ortadan kalkacaktır. Ortada bir mesele varsa ondan sonra bunlara geçilecek.

Bana göre yok yani milyonda bir yerdeki olacak bir kaza o da Eşref Paşa´yı bulmuştur. Bu bu istenmeyen beklenmeyen yani bir kaza, o da Eşref Paşa´yı bulmuştur. Olsa çıkardı. Olsa bugüne kadar çıkardı.

“Devlet yetersizdir diyorum ama şiddet kullanmadığı içindir demiyorum. Şiddeti kullanırsa şiddet kullanırsa en büyük hatayı yapmış olur.” (1)

CEM ERSEVER KİMDİR?

1950 Erzurum doğumlu Ahmet Cem Ersever, 12 Eylül sonrasında Güneydoğu´da yaşanan terör olaylarına karşı mücadele etmek amacı ile istihbarat toplamak ve toplanan istihbarat ile operasyonlar düzenlemek amacıyla Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı (JİTEM) adı altında faaliyet gösteren merkezi bir örgütlenmenin fikir babalığını yapmıştır. Doğrudan Jandarma Genel Komutanına bağlı olarak çalışacak olan JİTEM´in başına geçti. Güneydoğu Anadolu´da PKK´ya karşı yapılan gerilla ve istihbarat çalışmalarının tümünde yer aldı. Silahlı çatışmalara bizzat katıldı. Tüm faaliyetleri yönetti. PKK´ya yardım ve yataklık eden kişi ve gruplarla irtibat kurdu. Bunları tam yetkiyle ve komutanlığa doğrudan bağlı olarak yürüttü. 1984 yılından sonra ise terörle mücadele adına yapılanların yanlış olduğunu düşünmeye başladı. 1990 yılında yazdığı ve JİTEM adını açıkça belirterek imzaladığı resmi bir raporda mücadeledeki yanlışlıklardan bahsettiği görülüyordu. (2) İlerleyen süreçte eleştirileri giderek arttı.

TELEFON GÖRÜŞMESİ DE ORTAYA ÇIKMIŞTI: BİR SÜRÜ PİSLİK AÇIKLARIM!

Ersever´in ortaya çıkan diğer ses kayıtları son günlerinde yaptığı telefon görüşmelerine aitti. Ersever´in, TSK´dan istifa ettikten sonra iki arkadaşıyla kurduğu Mezopotamya Basın Yayın Şirketi´nin telesekreterinde kayıtlı görüşmeler, 1 Ekim 2011 tarihinde Bugün gazetesinde yayınlandı. (3) Diyarbakır´da Özel Yetkili Savcılık tarafından yürütülen faili meçhul cinayetler soruşturmasına ´delil´ olarak dosyaya konulan konuşmalarında Ersever, PKK´ya karşı yürütülen mücadelede ´ihaneti´ ortaya koyan bilgiler veriyordu. Ordudaki kirli ilişkileri açıklayacağını belirten Ersever, bazı şaibeli operasyonlara katıldığını söylüyordu. Ersever, “Beni de tamamen illegal çizgiye getirdi bu adamlar. Susturmak istiyorlar ama susmayacağım” şeklinde konuşuyordu.

BİTLİS´İN ÖLÜMÜ ERSEVER´İ HAREKETE GEÇİRDİ

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis´in 17 Şubat 1993´te uçağının düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi, Binbaşı Ersever´in hayatındaki en kritik kararını almasına neden oldu. Kazadan bir ay sonra 17 Mart 1993´te 30 arkadaşı ile birlikte askerlikten istifa etti.

´YETKİLİ ORGANLAR İÇERİSİNDE OLUŞTURULAN BİR ÇETE´

İstifa mektubunda; “Güneydoğu´da yetkili organlar içerisinde oluşturulan bir çete, cereyan eden hadiselerin gerçek boyutlarının Türk Milleti tarafından görülmesini engellemektedir” diyordu. Bir gazeteye faksladığı özgeçmişinde ise; “1984 yılından bugüne kadar yapılan yanlışlar, ihanetler ve uygulamalar konusunda Türk kamuoyunun aydınlatılması gerektiğine inanıyor ve görüşmeler sonunda belirlenecek bir tarihte Türk basınıyla kamuoyu önünde Celal Talabani´nin ihanetleri, PKK ilişkileri, Güneydoğu´daki gerçek durum, köy korucuları, itirafçılar, faili meçhul cinayetler hakkında ve bazı siyasilerin örgütsel konumları hakkında açıklamalarda bulunacağımı beyan ediyorum” dedi. Yaşanan gerçekleri ve PKK ile mücadelenin eksikliklerini kamuoyuna duyurmaya çalışacağını açıkladı.

Dediğini de yaptı. PKK ile psikolojik mücadele kapsamında, Ahmet Aydın takma adıyla, “Üçgendeki Tezgah” ve “APO-PKK-Kürtler” isimli kitapları yazdı ve terörle mücadelede yaşanan ihanetleri açıkladı. Günümüzün Ergenekon sanığı Doğu Perinçek´in yayın organı olan Aydınlık gazetesine açıklamalar yaptı. Açıklama yaptığı kişiler günümüzün diğer Ergenekon sanıkları Hikmet Çiçek ile Soner Yalçın´dı. Aydınlık´a, Yeşil kod adlı tetikçi Mahmut Yıldırım ve bazı faili meçhuller ile ilgili bilgiler verdi.

Jandarma Askeri Savcılığı, Ersever´in Aydınlık´a verdiği röportaj nedeniyle hakkında soruşturma başlattı. Kısa süre sonra da Ersever´in cesedi bulundu.

TAM BİR KONTRGERİLLA ELEMANIYDI

İddialara göre; Ersever de yargısız infazlarda bulundu. Terörle mücadelede kontrgerilla yöntemlerini o da kullandı. Güneydoğu´da çok sayıda faili meçhul cinayete adı karıştı. PKK´ya karşı yapılan gerilla ve istihbarat çalışmalarının tümünde yer aldı, silahlı çatışmalara bizzat katıldı, tüm faaliyetleri yönetti. Ancak tüm bunları terörle mücadele amacıyla yaptı. İhanet ve menfaat işbirliği içerisindeki askeri yetkililerin varlığını görmesi ise bakış açısını değiştirdi. En üst komutanı Eşref Bitlis´in öldürüldüğünü görünce de son kararını verdi. İhanet şebekesine karşı donkişotvari tarzda ve çapından büyük bir mücadeleye girişti. İhaneti anlatmak için çok yanlış bir yere gitti. Tuzağa düşürülerek öldürüldü.

İTİRAFLARDA BULUNMAK İÇİN YANLIŞ ADRESE Mİ GİTTİ?

Jandarma tarafından Ergenekon davasına gönderilen kaydın gerçek kaydın tamamı olup olmadığı bilinmiyor. Bu konuda şüphe söz konusu. Bunun nedenleri var. Belki de mahkeme bu şüphenin izini sürüyor. Buna göre; kayıtta Ersever´le görüşen kişilerden Hikmet Çiçek Ergenekon davasının sanıklarından. Soner Yalçın ise Ergenekon bağlantılı Odatv davasının sanıklarından. İddialara göre Ersever, ´PKK ile işbirliği içindeki yetkilileri açıklamak´ üzereyken Ergenekon tarafından öldürülmüştü. Ersever´in öldürülmeden önce görüştüğü son kişiler arasında bugünün Ergenekon sanıkları Soner Yalçın ile Hikmet Çiçek bulunuyordu. Bu noktadan hareketle basında ilk kez bizim dile getirdiğimiz bir şüphe söz konusu olmaktaydı. (4) 22 Ocak 2011 tarihinde Ersever itiraf için yanlış adrese mi gitti? başlıklı haberimizde Cem Ersever´in Ergenekon tarafından öldürülmüş olabileceğini belirtmiş ve şöyle demiştik:

“Ersever´in itiraflarda bulunduğu Aydınlık gazetesi, halen Ergenekon davasının en önemli sanıklarından olan Doğu Perinçek´e ait. Ergenekon Terör Örgütü´nün yöneticisi suçlamasıyla yargılanan Perinçek´in PKK kampında Öcalan´la sarmaş dolaş görüntüleri ortaya çıkmış ve olay olmuştu. Ersever´in itiraflarda bulunduğu Soner Yalçın ise Ergenekon bağlantılı Odatv davasının sanığı. Diğer sanık Yalçın Küçük. Bu sanıkların ve Odatv´nin PKK´yı savunan yayınları ve faaliyetleri soruşturma sürecinde ortaya çıkmıştı. Ersever´in, PKK ile mücadeledeki ihaneti anlatmak için çok yanlış bir adrese gittiği açık. Farkında olmadan Ergenekon yöneticilerine itiraflarda bulunmasının sonunu hazırladığı iddia ediliyor.”

Yukarıda aktardığımız iddiamız, ilerleyen süreçte basına yansıyan Tuncay Güney´in 2001 yılında polis sorgusunda verdiği ifadeyle güçlendi. Güney´in o ifadesi basında yer aldı. (5) İfadenin dökümü okunduğunda şu bilgiler dikkati çekiyor:

“Cem Ersever´le yüzyüze gelmedim. Cem Ersever bir kavga ediyor, bunu örgütten diskalifiye etmek istiyorlar. Bunu yapan da Veli Paşa. Kimse Güneydoğu´da kalmak istemezdi ama Cem Ersever orada kaldı. Cem Ersever, JİTEM´in 4. Bölge Komutanı olduğunu biliyordum ama hiçbir zaman muhalif değildi. Cem Ersever tarafında olanları tasfiye eden Veli Küçük´tü. Hiç kimse Veli Paşa´ya diklenmez. Cem Ersever´i İzmit´e çağırdı, gitmedi, sonra da öldürdü. Cem Ersever itiraflar için önce Sabah gazetesine gidiyor. Kabul etmiyorlar. Sonra Aydınlık´a gidiyor.” (Sh.58-60)

“Tuncay Güney (T.G.): düşünüyorum bu Soner YALÇIN ı buna kim gönderir General Veli KÜÇÜK ten başka hiçbir kimse göndermez.” (Sh.10)

“Sorgucu: Aydınlığa gitmesinde Veli paşanın bi etkisi oldumu. T.G.: Veli paşa itmiştir. kitap icin Doğu PERİNÇEKin kucağına zaten şey itmişti paşa kendisi itmişti yani siz onu anlayamazsınız ama kendisi itmişti. S: Gözden çıkarmıştır manasındamı. T.G.: Tabi ki gözden çıkarmış yani Aydınlık tan başka bi yere gitmesi Veli paşanın işine yaramaz sonra Ali YALÇIN a anlattığı bütün bilgiler Doğu PERİNÇEKe kalır general Veli KÜÇÜK aleyhinde söylemiş olsa bile kitapta yazmazlar.” (Sh. 60)

İTİRAFLAR SANSÜRLENMİŞ, MAHKEMEDEKİ KAYITLAR DA EKSİK!

Tuncay Güney´in ifadesinde verdiği bu bilgilere göre, Cem Ersever´in itiraflarda bulunmak için Aydınlık gazetesinden Soner Yalçın´a gitmesi birilerince ayarlanmış. Ersever´in anlattıklarının da tümü değil, ayıklanmış kısmı gazetede yayınlanmış. Buradan hareketle Jandarma tarafından Ergenekon davasına gönderilen ses kaydının gerçek kaydın tamamı olmadığı söylenebilir.

Ergenekon örgütünün, Ersever´in kendileri hakkında ne bildiğini ve anlatacağını öğrenmenin bir yolu olarak, gazeteye kamuoyunun öğrenmesi amacıyla yapacağı ifşaatları gördüğü anlaşılıyor. Ersever´in bu amaçla Ergenekon´un yayın organına yönlendirildiği anlaşılıyor. Hatırlanacağı gibi Aydınlık gazetesinin Ergenekon´un yayın organı olduğu suçlaması, hakkında açılan ve Ergenekon kapsamına alınan davada da ileri sürülüyor. (6)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Hurriyet.com.tr/gundem/22714761.asp

(2) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2537

(3) Bugun.com.tr/haber-detay/170929-cem-ersever-in-sok-ifadeleri-haberi.aspx

(4) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2838

(5) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=193

(5) İfadenin tam dökümü: kontrgerilla.com/tuncayguneyifade_tammetin.doc

(5) İfadenin video kaydı: 9 bölüm olarak arsiv.ntvmsnbc.com/news/472231.asp

(6) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4492

(01 Mart 2013, 13:55)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Cem Ersever suikastiyle ilgili manşetlerimiz

Cem Ersever´le ilgili tüm manşetlerimiz

Ersever itiraf için yanlış adrese mi gitti?

Ersever´den şok itiraflar, Ergenekon şüphesi

Bir JİTEM belgesi daha: Ersever bunun için mi öldürüldü?

Tuncay Güney´in 2001´de poliste verdiği ve Ergenekon örgütünü ifşa eden ifadesinin dökümü

Tuncay Güney´in 2001´de poliste verdiği ve Ergenekon örgütünü ifşa eden ifadesinin video kaydı

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a operasyonlar

Aydınlık iddianamesi kabul edildi

Aydınlık davası Ergenekon´la birleşti

Aydınlık davası duruşmaları

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Ergenekon dinliyor, Aydınlık yayınlıyor

Başbakan´ın telefon görüşmesini yayınladılar

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5152    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 168)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
9.705.310

Email