YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
19 Aralık 2014, Cuma
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "yusuf erikel" için arama sonuçları    (Toplam 44 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


28 Şubat´ta 20. duruşma

28 Şubat davasında 20. duruşma başladı. Sanık savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Müşteki avukatları, 28 Şubat 1997´deki MGK toplantısında Fevzi Türkeri tarafından yapılan sunum ve konuşmanın mahkemeye gönderilmesini istedi.

27.09.2013 12:11 28 Şubat darbe sürecine ilişkin 27´si tutuklu 103 sanığın ´Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti´ni cebren devirmeye, düşürmeye iştirak´ suçundan müebbet hapis cezası talebiyle Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yargılandığı davanın 20. duruşması başladı. Duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler, sanık yakınları ve avukatlar katılıyor.

Duruşmada, savunmaların alınmasına devam ediliyor. Savunmalara başlamadan önce bazı müştekilerin avukatı Müşir Deliduman, Fevzi Türkeri´nin 28 Şubat 1997´de MGK´da yapmış olduğu konuşma ve sunumun tam metninin mahkemeye gönderilmesini ve bu isteği yerine getirmeyenler hakkında işlem başlatılması hakkında dilekçesini mahkemeye sundu. Deliduman ayrıca daha önce üç gazete hakkında mahkeme heyetinin vermiş olduğu şikayet ve ihbar dilekçesinin geri alınmasını istedi..

28 Şubat Davası´nın sabahki oturumunda Erol Özkasnak´ın çapraz sorgusuna devam edilecekti ancak başka soru soran olmadığı için çapraz sorgu tamamlanmış oldu. Avukatı Ömer Çelikkesen´in kısa savunmasının ardından Özkasnak´ın savunması tamamlanmış oldu..

SANIK ERDAL ŞENEL´İN SAVUNMASI

Duruşmada daha sonra Genelkurmay eski Adli Müşaviri Muhittin Erdal Şenel´in savunmasına geçildi. Şenel, Ergenekon davasında da yargılanmış ve 7 yıl 6 ay hapis cezası almıştı. Şenel, 2. ve 3. Ergenekon davalarında sanık oldu. Şenel´in adı ayrıca, 1. Ergenekon ile Ergenekon kapsamındaki Seyfi Oktay, Yusuf Erikel ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği davalarında da geçiyor. Yine Şenel´in adı 1. ve 2. Balyoz davaları ile Poyrazköy cephaneliği, Devrimci Karargah Terör Örgütü 3. ve Malatya Zirve Katliamı ek davalarında da geçiyor.

Savunmasına özgeçmişini anlatarak başlayan Şenel, 5 ayrı Genelkurmay Başkanı ile çalıştığını belirtti. Görev süresince hukuk dışı, hukuka aykırı hiçbir işlem yapmadığını, yapılmasına da izin vermediğini söyleyen Şenel, şöyle devam etti: “Sayın Faruk Mercan´ın ´Fethullah Gülen´ gerçeği kitabını görünce çok mutlu oldum. Çünkü Sayın Mercan, Genelkurmay Başkanı ve onun adını hareket eden benim çok tarafsız çalıştığımı yazmıştır. 28 Şubat başladığında Gülen hakkında hazırlanan onlarca raporu hiçbir zaman sahiplenmemiştir demiştir. 28 Şubat´la güçlenen Genelkurmay´ın Gülen´i bitirmeye niyetlenen grupları hayal kırıklığına uğrattığını yazmıştır. Sayın Faruk Mercan´ı düne kadar tanımıyordum, dün burada tanıma fırsatı buldum. Gülen hakkında açılan davada Genelkurmay´ı temsilen DGM´ye verdiğim cevapta hukukun içinde ve yanında olduğum görülmüştür.”

Bu sözlerinin ardından iddianamede yer alan kendiyle ilgili iddiaları tek tek cevaplandıran Şenel, Tamer Tatar adlı kişi tarafından savcılığa verilen CD´nin sahte ve düzmece olduğunu söyledi.

İddianame okundukça hayretlere düştüğünü ve isyan ettiğini ifade eden Şenel, “toplantıya katılmak suç mu? Genelkurmay adına suç duyurularında bulunmak suç mu?” dedi.

11 Haziran 1997´de yargı mensuplarına verilen brifinge katılıp katılmadığını hatırlamadığını belirten Şenel, “Katılmış da olabilirim. Genelkurmay Başkanlığı´nın emri var. Ayrıca 300 yargı mensubunun ayakta alkışladığı bir brifinge katılmanın neresi suç? Katılmışsam katılmışımdır.” şeklinde konuştu.

İddianamede yer alan 481 müştekiden üçünün kendisinden şikayetçi olduğunu, hiçbirinin davayla ilgisi olmasa da bu suçlamalara cevap vermek istediğini kaydeden Şenel, şunları söyledi: “Müştekilerden Hasan Celal Güzel, eski DGM savcısı Mete Yüksel´in kendisini benim emrimle nezarete attırdığımı söylüyor. Sinirimden gülüyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Koskoca Cumhuriyet Savcısı benim talimatımla mı hareket edecek. Nitekim Yüksel de bu iddiayı şiddetle reddetti. Mete Yüksel dinlenebilir. Hasan Celal Güzel, 31 Temmuz 1997 yılında gözaltına alınmış, hükümet ise 18 Haziran´da görev bırakmış. Darbeyi Hasan Celal Güzel mi engelleyecekmiş de nezarete attırmışım.

Diğer müşteki Mustafa Kahramanyol, ise iftira ediyor. YAŞ kararıyla emekliye sevkedilmiş, devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurmaktan mahkum olmuş. Dosyasını ben hazırladım. O yüzden şahsıma husumeti var. Kahramanyol, AİHM´e gitmiş ancak haksız bulunmuştur. Cumhuriyet Savcısı´nın AİHM kararını incelemeden onun haksız şekilde emekliye ayrıldığını saklamaya çalışması hukukun ilkeleriyle bağdaşmaz. Kahramanyol´un sicil amiri olmadığım gibi YAŞ üyesi de değildim.

Üçüncü müşteki Ahmet Karamanlı da 1999´da YAŞ kararıyla emekliye sevkedildi. Sayın Savcı getirip bu davaya bağlıyor. Bunu niye yaptığını biliyorum ama açıklamak istemiyorum.”

28 Şubat´ın bir darbe olmadığını, darbenin d´sini bile düşünmediğini belirten Şenel, “Cumhurbaşkanı Demirel 18 Haziran´da Erbakan istifa ettiğinde hükümeti kurma görevini Çiller´e verseydi böyle bir dava olmayacaktı.”

Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan´ın yazdığı “Refah Gerçeği” kitabında Erbakan´ın neden istifa ettiğinin açıkça anlatıldığını kaydeden Şenel, savunmasını şöyle tamamladı: “17 aydır tutukluyum. Kuvvetli suç olgusu yoktur. Sanık-delil, delil-suç, sanık-suç bağı yoktur. Aylardır tahliyemi istiyorum. Konumumu ve kendimi anlatamama sıkıntısı yaşıyorum.”

Şenel´in savunmasının tamamlanmasının ardından duruşmaya ara verildi.

-´Bir ve Doğan salondan çıkarılsın´ talebi reddedildi-

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda müşteki Avukatı Müşir Deliduman, ast-üst ilişkisi nedeniyle Şenel´in ifadesi alınırken dönemin kudretli komutanları emekli Orgeneraller Çevik Bir ve Çetin Doğan´ın salondan çıkarılmasını talep etti. Avukat Deliduman, sanıklar yaşlı, su içsinler, otursunlar, her türlü konforları sağlansın dedi. Mahkeme heyeti bu talebi oybirliğiyle reddetti. Mahkeme, avukat Müşir Deliduman´ın Çevik Bir ve Çetin Doğan´ın salondan çıkarılması talebini Yargılanan sanıkların tanımlar ve gözlemlere göre herhangi bir sanığın / sanıkların mahkeme salonundan çıkartılmasını gerektirecek bir husus olmadığı gerekçesiyle reddetti. Avukat Müşir Deliduman ise mahkemenin ara kararına itirazda bulundu.

-Şenel savunmasına devam etti-

Emekli Tuğgeneral Muhittin Erdal Şenel, öğleden sonraki oturumda Savcı Kemal Çetin ve müdahil avukatların sorularını yanıtladı. Şenel, Savcı Kemal Çetin´in yönelttiği sorularla zor anlar yaşadı. Çetin, YAŞ kararları ile ordudan atılan askerlere yapılan ´yıkıcı, bölücü, irticacı´ ithamlarına rağmen haklarında adli bir işlem yapılıp yapılmadığını sordu. YAŞ kararıyla atılan askerlere disiplin cezası uygulandığını ifade eden Şenel´e Savcı Çetin, “Bu suçlar disiplin cezasını aşan ve ağır cezayı gerektiren suçlardır.” karşılığını verdi. Şenel ise, “Bu suçlar duyuma dayalıdır. Elimizde somut delil yok. Somut delil olsa adli soruşturma da açtırırdık.” dedi. Bunun üzerine Çetin, “Ben somut olmayan delillerde disiplin cezası da verilmeyeceğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

Savcı Kemal Çetin, Şenel´e “Başsavcılığımızda müdafiiniz huzurunda verdiğiniz ifadede 10 Nisan 1997 tarihli BÇG kurulmasına ilişkin belgeyle ilgili olarak belgeyi ilk defa gördüğünüzü söylemişsiniz. Kitle örgütleriyle iletişim kurulması konusunda YÖK´le irtibata geçildiğini belirttiniz, bunu şimdi neden söylemediniz?” sorusunu yöneltti. Şenel ise Çetin´in sorusuna, savcılıkta verdiği ifade sırasında yoruma dayalı cümleleri kabul etmediğini belirterek, “Gözaltına alındığımda sabaha kadar bekletildim ve savcılığa getirildim, yaşadığım uykusuzluk ve yorgunluk nedeniyle şok olmuş durumdaydım. Beyan ettiğim o yoruma yönelik sözleri kabul etmiyorum.” ifadeleri ile yanıtladı.

Savcı Çetin ise “Yorgun olduğunuzu söylediniz, gözaltına alınan kişiler belli bir stres ve yorgunluğa maruz kalabilirler fakat ifadenizde bazı belgeler için hatırlamadığınızı söylerken, bazı belgeler için bu şekilde açıklamalar yaptınız. Ben beyanlarınızın müdafiinizin huzurunda sağlıklı bir şekilde verdiğinizi değerlendiriyorum” demesi üzerine Şenel, “Aşırı stres ve yorgunluk... Hiç aklınıza gelmiyor gözaltına alınacağınız, aradan 15 sene geçmiş... Savcılık bana belgeleri gösterip çekiyor, ben belgeleri nüfuz edemedim bile, ben orada o yorumu yapabilecek konumda değilim. Ben hükümeti devirme sözünü kullanmadım. Demokratik yoldan hükümetin değiştirilmesi derim” karşılığını verdi.

Savcı Çetin´in soruşturma sürecinde ifadeler alınırken savcılık katiplerinin kendilerine “askerler tutanakları imzalamadan önce iyice inceliyor” dediğini anımsatması üzerine Şenel, “Bana Tamer Tatar´ın gönderdiği belgeleri gördüm, ne ıslak imza vardı ne de başka bir şey” dedi.

Şenel, sanık Çetin Doğan´ın “YÖK´te Genelkurmay Başkanlığı´nın temsilcisinin olduğu söyleniyor. Bu kuruma emekli olduktan sonra Erdoğan Öznal´ın Genelkurmay Başkanlığı´nın temsilcisi olarak mı, YÖK´ün doğal elemanı olarak mı görev yapıyordu” sorusunu yöneltmesi üzerine, “Emekli olduktan sonra oraya gitti, genelkurmayla ilişkisinin olmaması lazım” yanıtını verdi.

Avukat Müşir Deliduman´ın ise, “Cuntanın Sincan´da yürüttüğü tanklar hayatın olağan akışına aykırı mıdır? BÇG hayatın olağan akışına aykırı mıdır? Sizde buna emir komuta çerçevesinde katıldınız mı? Sanık Çetin Doğan belgelerin sahte olduğu iddiasında bulundu. Etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misiniz?” sorularına Şenel, “Bizim için etkin pişmanlık diye bir şey olamaz” yanıtını verdi.

Müşteki Avukatı Mustafa Akyol da Şenel´e “İrtica tehdidini kim yapmıştır? TSK´da bir kişiye böyle bir tanım yapılmış mıdır? YAŞ kararları ile ordudan ilişkisi kesilenler arasında yasadışı örgütlerle ilişkisi olmak suçlaması var. Örgüt üyeliğiyle ihraç edilenler hakkında suç duyurusunda bulunulmuş mudur? Bulunmadıysanız neden bulunmadınız?” sorularını yöneltti. Şenel, bu sorulara, “Silahlı Kuvvetlerden çıkarmanın sebebi disiplinsizliktir. İdare birinci, ikinci, üçüncü sicil üstleri kalması uygun değil. Yaş kararları ile ihraç edilenler oy birliği veya oy çokluğuyla ihraç edilirler” şeklinde karşılık verdi. Bu sırada izleyicilerden biri yalan diye bağırdı. Sanık sandalyesinde oturan Çetin Dizdar ayağa kalkarak, “Ne yalanı, doğrusunu gel sen ispatla” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı uyarıda bulundu.

Uyarının ardından Avukat Akyol, yasadışı örgüt suçunun ceza kanununda tanımlanmış bir suç olduğunu belirterek, “YAŞ kararlarıyla ihraçlar yapılırken neden adli makamlara suç duyurusunda bulunmadınız?´ sorusunu yöneltti. Şenel ise “Bu hangi işlem bir getirin görelim. O amirin görevidir. Bir suç işlendiğini gördüğünde suç ihbarında bulunur. Biz cumhuriyet savcısı görevi yapamayız. Ancak sıralı amir bize bildirirse suç duyurusunda bulunursa bir şey olur” dedi.

Avukat Akyol´un, söz konusu dönemde TSK´yı darbe zemini hazırlamak gibi kamuoyunda ciddi ithamda bulunan gazete manşetleri ile ilgili suç duyurusunda bulunulup bulunulmadığı ile ilgili sorusuna Sanık Şenel, “Elbette bulunduk. basın dairesinden ihbar geldiyse mutlaka yapmışımdır” diye konuştu. Şenel, suç duyurusunda bulunulan gazete manşetlerine ilişkin sorular üzerine tepki göstererek, “Suç duyurusu neden suç oluyor, baskı gibi gösteriliyor. Ben basını takip etmem, bana ihbar yapılmışsa TSK müdahaleye hazır gibi hukuk dışına çıkacak gibi bir izlenim varsa elbette bulunmak gerekir” ifadelerini kullandı.

SANIK KENAN DENİZ´İN SAVUNMASI

Şenel´in çapraz sorgusu tamamlanmasının ardından tutuklu sanık Kenan Deniz´in savunmasına geçildi. Dönemin İç Güvenlik Harekat Daire Başkanı ve Başbakan Askeri Başdanışmanı Kenan Deniz, 26 Ağustos 1996´da terörle mücadele bölgesinden Ankara´ya geldiğini, İç Güvenlik Harekat Daire Başkanı ve Başbakanlık Başdanışmanı olarak 54. ve 55. Hükümet´in başbakanlarına Askeri Başdanışmanlık yaptığını anlattı. Daha sonra 2. Ordu´ya atandığını 2003´te ise emekli olduğunu belirten Deniz, “Oldukça yoğun bir tempoyla görev yapmaktaydım. 1997´de MGK İrticayı öncelikli tehdit kabul ediyor ve 28 Şubat kararları alınıyordu. 14 Mart 1997´de İçişleri Bakanlığının genelgesi yayınlanıyor. İrticanın birinci tehdit olarak kabul edildiği o süreçte, Genelkurmay Başkanlığı çalışmalarını çalışma grubu çatısı altında sürdürmeye karar veriliyor. BÇG´nin aktif hale gelmesi ancak Mayıs sonu itibarıyla olmuştur. BÇG, asla ve asla yasadışı çalışma grubu olmayıp, Genelkurmay´daki benzer, sayısız çalışma grubundan bir tanesidir, yasal ve meşrudur” şeklinde konuştu.

-Ankara DGM BÇG´yi akladı-

Deniz, BÇG´ye ilişkin Ankara DGM Başsavcılığının verdiği, itiraz üzerine İstanbul DGM Başsavcılığının onayladığı kararın, BÇG´nin yasallığı ve meşruluğunu tescil ettiğini söyleyerek, Yıllar geçtikten sonra bugün anayasanın ve cumhuriyeti korumak adına yapılan çalışmaların neden yok hükmünde sayıldığını anlamakta güçlük çekiyorum değerlendirmesinde bulundu.

İrticacı silahlı terör örgütlerinin o günlerde toplumda korku ve kargaşaya neden olması nedeniyle irtica tehdidinin 1996´da gündeme geldiğini anlatan Deniz, bundan TSK´nın da endişe içinde olduğunu, TSK´nın halihazırda bölücü terörle mücadele ettiğini anlattı. Deniz, “İrtica tehditinin 1996´da gündeme gelmesi, irticacı silahlı terör örgütlerinin o günlerde toplumda korku ve kargaşaya neden olmasıdır. Doğal olarak TSK da endişe içindedir. Süreçte, irticai tehdit ve tehlikenin boyutu, hükümetin ilk defa 3 ayını doldurmadan, MİT tarafından sayın Cumhurbaşkanına yapılan irtica sunumuyla ortaya konulmuştur” dedi.

BÇG dahil tüm çalışma gruplarının emir, direktif ve talimat verme yetkilerinin olmadığını anlatan Deniz, bu grupların karar mekanizmaları olmadığını söyledi. BÇG´nın kuruluş amacının ve emirlerin dışında faaliyet göstermesinin asla mümkün olmadığını belirten Deniz, “İddianamede sıklıkla ifade edilen BÇG emirleri nitelemesi yanlış ve asla kabul edilemez. BÇG emirleri yoktur. Bu iftiraların, o dönemdeki disiplinsizlik nedeniyle YAŞ kararlarıyla TSK´dan ihraç edilen müşteki ifadelerine dayandırılması vicdanlarımızı acıtmıştır. Müştekilerin sıkıntılarının bir kısmının nefrete dönüşmesi normal, zor günler yaşadıkları da gerçek. İddianameyi okudukça üzüldüm. Ama bugün bazı insanların asılsız, mesnetsiz biçimde suçlanmalarından da üzüntü duydum” diye konuştu. İsnat edilen iddiaların, bu davanın maksatlı olduğu kanaatini oluşturduğunu ifade eden Deniz, irticayla ilgili bir çalışma yapmadığını, brifing sunmadığını ifade etti.

Deniz, “Resmi belgelere rağmen, kimin gönderdiği belli olmayan Genelkurmay antetli CD 5´te brifing planlamalarından bahsedilmektedir. Öğleden sonra hem Samsun hem de Konya´da brifing veriyorum. Bunları muhafaza edenlerin, 16 yıl sonra ortaya çıkarılmasını istiyorum. CD´lerin ve dijital verilerin delil olarak kabul edilmemesini istiyorum. BÇG ile ilgili olmayan birçok belge iddianameye dahil edilmiştir. Asla ve asla suçlamaları kabul etmiyorum. Yapılan yargılama ne 28 Şubat ne BÇG ile ilgilidir. Burada yargılanan askeri vesayetin kendisidir. Süreç Türkiye Cumhuriyeti Anayası´na ve kanunlara uygun yürütülmüştür. Görevim süresince Sayın Başbakan´ın ruhumu ve gururumu okşayan iltifatlarına mazhar oldum. Başbakanlık görevini Tansu Hanım´a vereceğini söylediler” dedi.

1960´daki darbenin mağduru olduğunu ifade eden Deniz, suçsuz ve günahsız olduğuma inancının tam olduğunu ifade etti. TSK´nın geçmişteki darbelerden en iyi ders çıkaran kurum olduğunun altını çizen Deniz, emir komutası altındaki hiçbir personelim suç teşkil edecek bir görev yapmadığını ifade etti.

Deniz´in savunmasını tamamlamasının ardından duruşma sona erdi.

27´si tutuklu 103 sanığın yargılandığı davanın duruşmalarında şu ana kadar Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, dönemin Genelkurmay Harekât Başkanı Çetin Doğan, Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak ve dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Erdal Şenel gibi 4 sanığın savunması tamamlanmış oldu.

Duruşmaya 30 Eylül Pazartesi günü Kenan Deniz´in çapraz sorgusu ile devam edilecek.

(27 Eylül 2013, 12:11)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

28 Şubat davası duruşmaları

Flaş!!! 28 Şubat davası açıldı

28 Şubat soruşturması manşetlerimiz

28 Şubat süreci manşetlerimiz

28 Şubat iddianamesinde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5603    yazdır/print


 

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu sanıklar salona alındı. Tüm sanıklar ve avukatların yerlerini almasının ardından kararın açıklanması bekleniyor.. Ve kararın okunmasına başlandı.. Mahkeme Ergenekon Terör Örgütü´nün varlığını tescil etti. Mahkeme 275 sanıktan 21´i hakkında beraat kararı verdi. Bedrettin Dalan´ın da aralarında bulunduğu firari sanıkların dosyası ayrıldı. Duruşmada şu an ceza alan sanıklarla ilgili bölümler okunuyor. Doğu Perinçek´in aralarında bulunduğu sanıklar salonu terketmek istedi. Jandarma izin vermedi. Duruşmada arbede çıktı, avukatlar salonu terketti.

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu sanıklar salona alındı. Tüm sanıklar ve avukatların yerlerini almasının ardından kararın açıklanması bekleniyor.

-Mustafa Balbay: Herkes hazırlansın sıcak bir sonbahar geliyor-

Tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşma salonunda yerlerini aldı. Avukatlar, salona giren sanıkları ayakta alkışladı. Sanıklardan bazılarının Türk Bayrağı açtığı gözlendi. ´Mustafa Kemal´in askerleriyiz´, ´Her yer Silivri her yer taarruz´ şeklinde sloganlar atıldı. Tutuklu sanıklardan Mustafa Balbay, ´Bu davayı halktan kopardılar, biz halkın adaletine sığınıyoruz. Herkes hazırlansın sıcak bir sonbahar geliyor. diye bağırdı.

-Sanık yakınları salonda-

Bazı sanık yakınlarının duruşma salonunda olduğunu bildirdi. DHA´nın haberine göre, Tuncay Özkan´ın kızı Nazlıcan Özkan ve Mustafa Balbay´ın eşi Gülşah Balbay salona girdi. Duruşma öncesi yapılan açıklamada, sanık yakınlarına da duruşma salonu yasağı konulmuştu.

-Bazı sanıklar katılmadı-

Sanıklardan yaklaşık 15 dakika sonra mahkeme heyetinin yerini almasıyla duruşma başladı. Duruşmaya, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Hasan Iğsız ile Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 63 tutuklu sanık katıldı. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Gülhane Askeri Tıp Akademisi´nde (GATA) tedavi gören Yüksek Askeri Şura kararıyla emekliliğe sevk edilen Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile avukat Serdar Öztürk katılmadı.

Heyetin yerini almasıyla avukat sıraları hareketlendi, söz isteyenler oldu. Vekil sıralarından CHP Mersin Milletvekili İsa Gök ayağa kalkarak heyet başkanına, “Sanık yakınlarının alınmadığı duruşma aleniyet kazanmaz. Sabah saat 9.00 denilen duruşma 3,5 saat geç başlıyor, böyle yargılama olmaz” itirazında bulundu. Mahkeme başkanı Hüseyin Özese, pek çok avukatın itirazına rağmen hükmün açıklanacağını, kimseye söz verilmeyeceğini belirterek kısık bir sesle hükmü okumaya başladı. Mahkemedeki gerginlik, başkanın sesine de yansıdı. Arada diğer üyelere kısa karar uzatılarak okutuldu. Mahkeme kürsüsünde 2 savcı, 4 hakim, 6 isim yer aldı. 6 kişinin de kürsüde devam edip etmeyeceğine dair bir avukatın itirazına mahkeme başkanı usule aykırı bir durum olmadığı yanıtını verdi.

13.09: 21 SANIK BERAAT ETTİ

Ve kararın okunmasına başlandı.. Başkan Özese, sanıklar hakkındaki kararlarını hazırladıklarını belirtti. Kararın iki aşamadan oluştuğunu ifade eden Özese, birinci aşamada sanıklar hakkındaki hükmün, ikinci aşamada ise sanıkların tutukluluk durumu ve taleplerinin yer aldığını ifade etti.

Özese, kararın özetini okumaya başladı. Mahkeme kararında, Ergenekon silahlı terör örgütü ifadesi kullanıldı. Mahkeme 275 sanıktan 21´i hakkında beraat kararı verdi. Beraat eden sanıklar arasında Ali Yiğit, Süleyman Esen, Salih Kunter, gazeteci Caner Taşpınar, yönetmen Halis Yavuz Işıklar da var.

Bedrettin Dalan ve Turhan Çömez´in da aralarında bulunduğu firari sanıkların dosyası ayrıldı.

SALONDA ARBEDE ÇIKTI

Doğu Perinçek´in aralarında bulunduğu sanıklar salonu terketmek istedi. Jandarma izin vermedi. Duruşmada arbede çıktı, avukatlar salonu terketti. 47 yıl hapis cezasına çarptırılan Arif Doğan, kararı duyduğu anda çığlıklar atarak kapıdan çıkmaya çalıştı. Doğan´ı son anda jandarma engelledi. Beni asın diye mahkeme heyetine bağıran Doğan uzun süre sakinleşemedi. Ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılan Tuncay Özkan ise, karara tepki gösterince salondan çıkarıldı. Tuncay Özkan´a başka suçlardan 16 yıl 2 ay daha ceza verildi.

13.15: İŞTE CEZASI BELLİ OLANLAR

* Emekli Tuğgeneral Veli Küçük´e 2 kez ağırlaştırılmış müebbet (diğer suçlardan da 99 yıl 1 ay)

* Danıştay saldırganı Alparslan Aslan´a 2 kez ağırlaştırılmış müebbet (diğer suçlardan da 90 yıl)

* Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´e 2 kez ağırlaştırlmış müebbet

* İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´e ağırlaştırılmış müebbet

* Emekli Albay Fikri Karadağ´a ağırlaştırılmış müebbet

* Emekli Albay Dursun Çiçek´e ağırlaştırılmış müebbet

* Avukat Kemal Kerinçsiz´e ağırlaştırılmış müebbet

* Gazeteci Tuncay Özkan´a ağırlaştırılmış müebbet

* Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´a müebbet

* Emekli Orgeneral Hurşit Tolon´a müebbet

* Eski Jandarma Genel Komutanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur´a müebbet

* Eski 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız´a müebbet

* Emekli Orgeneral Nusret Taşdeler´e müebbet

* Eski Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol´a müebbet

* Emekli Albay Fuat Selvi´ye müebbet

* Sendikacı Mustafa Özbek´e müebbet

* Emekli Korgeneral Mehmet Eröz´e müebbet

* Metal-İş eski başkanı Mustafa Özbek´e müebbet

* CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal´a 12 yıl 6 ay

* CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay´a 34 yıl 8 ay

* CHP´li vekil Sinan Aygün´e 13 yıl 6 ay

* Yazar Yalçın Küçük´e 22 yıl 6 ay

* Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´e 22 yıl 6 ay

* Eski Özel Tim´ci İbrahim Şahin´e 49 yıl 4 ay hapis

* Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin´e 2 kez ağırlaştırlmış müebbet hapis (Bununla birlikte 117 yıl daha)

* Mustafa Levent Göktaş´a 23 yıl 4 ay

* Emekli Albay Hasan Atilla Uğur´a 29 yıl 3 ay

* İnternet Andıcı Davası sanıklarından emekli Tuğamiral Alaaddin Sevim 10 yıl

* Genelkurmay eski İstihbarat Dairesi Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkın Pekin 7,5 yıl

* Drej Ali olarak bilinen Ali Yasak 6 yıl 3 ay

* Emekli Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu 20 yıl 6 ay

* Tümgeneral Hıfzı Çubuklu 9 yıl 6 ay

* Davanın bir numaralı sanığı emekli asker Oktay Yıldırım´a 33 yıl 10 ay

* Akın Birdal suikastinin azmettiricisi, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Semih Tufan Gülaltay´a 12 yıl

* Emekli Albay Arif Doğan´a 47 yıl 3 ay hapis

* Zir Vadisi soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Emekli Yarbay Mustafa Dönmez´e 49 yıl 2 ay

* Eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç´a 13 yıl 2 ay

* Teğmen Noyan Çalıkuşu´na 8 yıl 6 ay

* Emekli asker Serdar Öztürk´e 25 yıl 6 ay

* Doğu Perinçek´in oğlu öğretim üyesi Mehmet Perinçek´e 6 yıl

* Adli Tıp Uzmanı Ümit Sayın´a 4 yıl

* Eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz´e 13 yıl 11 ay

* Sedat Peker´e 10 yıl

* Susurluk Davası hükümlüsü Sami Hoştan´a 10 yıl

* Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu´na 23 yıl

* Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu´na 15 yıl 8 ay

* Eski Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Ferit Bernay 10 yıl

* Eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran 10 yıl

* Anayasa Mahkemesi Üyesi Osman Paksüt´ün eşi tutuksuz sanık Ferda Paksüt´e 2 yıl 6 ay

* Eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan´a 14 yıl hapis

* İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever´e 15 yıl hapis

* Osman Yıldırım´a 8 yıl 9 ay (Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi´ne molotof saldırılarından beraat)

* Prof. Dr. Erol Manisalı´ya 9 yıl

* Emekli Orgeneral Kemal Yavuz´a 7 yıl 6 ay

* Gazeteci Adnan Bulut´a 6 yıl 3 ay

* Gazeteci Vedat Yenerer´e 7 yıl 6 ay

* Cumhuriyet Gazetesi´ne molotoflu saldırıda adı geçen Bedir Şinal´a 18 yıl 8 ay

* Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk´a 7 yıl 6 ay

* İP Genel Başkan Yardımcısı Turan Özlü 9 yıl

* Gazeteci Güler Kömürcü 7 yıl 6 ay

* Özlem Usta 6 yıl 3 ay

* Bekir Öztürk 12 yıl

* Yazar Ergün Poyraz´a 29 yıl 4 ay

* İşçi Partisi´nin avukatlarından Emcet Olcaytu´ya 13 yıl 2 ay

* Fatma Cengiz´e 11 yıl

* Emekli Binbaşı Fikret Emek´e 41 yıl 4 ay

* Eski Belediye Başkanı Gürbüz Çapan´a 1 yıl 3 ay

* İşçi Partisi yöneticisi ve Aydınlık Gazetesi yazarı Hikmet Çiçek´e 21 yıl 9 ay

* İşçi Partisi yöneticisi Hayrettin Ertekin´e 12 yıl

* Eski Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz´e 10 yıl

* Boğaç Kaan Murathan´a 17 yıl

* İşçi Partisi yöneticisi Adnan Akfırat´a 19 yıl

* Teğmen Mehmet Ali Çelebi´ye 16 yıl 6 ay

* 27 el bombasının ele geçirildiği gecekondunun sahibi Emekli Astsubay Mehmet Demirtaş´a 22 yıl

* Eski Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım´a 16 yıl 10 ay

* Mehmet Zekeriya Öztürk´e 19 yıl 6 ay

* Genelkurmay Eski Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel´e 7 yıl 6 ay

* Avukat Nusret Senem´e 20 yıl 3 ay

* Gazeteci Ünal İnanç´a 19 yıl

* Kemal Aydın´a 20 yıl 8 ay

15.15: HABERAL ve 16 SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Ergenekon Davası´nda 12 yıl 6 ay hapis cezası alan Mehmet Haberal ve diğer 16 sanık tahliye edildi. Sanıklar, tutuklu bulundukları süre gözönünde bulundurularak tahliye edildiler. Tahliye edilen 17 sanığın isimleri şöyle: Mehmet Haberal, Hıfzı Çubuklu, Mehmet Otuzbiroğlu, İsmail Hakkı Pekin, Osman Yıldırım, Cemal Gökçeoğlu, Erkan Ayyıldız, Fatma Cengiz, Hüseyin Yanç, Hulusi Gülbahar, İbrahim Özcan, Kenan Özay, Mehmet Perinçek, Mehmet Bülent Sarıkahya, Sedat Özüer, Selçuk Özkan, Ziya İlker Göktaş.

11 SANIK HAKKINDA YAKALAMA KARARI

Mahkeme 11 sanık hakkında da yakalama kararı çıkardı. Yakalama kararı çıkarılanların isimleri şöyle: Şener Eruygur, Yalçın Küçük, Tuncer Kılınç, Kemal Alemdaroğlu, Ahmet Cinali, Adnan Türkkan, Hüseyin Buzoğlu, Merdan Yanardağ, Tunç Akkoç, Adnan Akfırat, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Şahin, Levent Temiz.

KARARIN ÖZETİ 2 SAAT SÜRDÜ

Mahkeme ´Ergenekon kararının´ özetinin okunmasını bitirdi. Alınan kararlarla ilgili gerekli yazışmalar yapılıyor. Kararların açıklanması 2 saat 10 dakika sürdü.

BALBAY VE BAZI SANIKLAR İTİRAZ DİLEKÇESİ SUNDU

Mustafa Balbay, İlker Başbuğ ve Hurşit Tolon´un da aralarında bulunduğu bazı sanıklar, karara itirazı içeren dilekçeyi mahkemeye sundular.

TUTUKLULUĞUN DEVAMINA KARAR VERİLENLER

06.08.2013 13:55 Tutukluluk halinin devamına karar verilen 49 sanık: Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş, Muzaffer Tekin, İsmail Yıldız, Ergün Poyraz, Fikret Emek, Mehmet Zekeriya Öztürk, Veli Küçük, Sevgi Erenerol, Sedat Peker, Semih Tufan Gülaltay, Doğu Perinçek, Hikmet Çiçek, Kemal Kerinçsiz, Mehmet Fikri Karadağ, Alparslan Arslan, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu, Aykut Metin Şükre, Özkan Kurt, Bedirhan Şinal, Boğaç Kaan Murathan, Hurşit Tolon, Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Durmuş Ali Özoğlu, Kemal Aydın, Fatih Hilmioğlu, Mustafa Dönmez, Mustafa Levent Göktaş, Hasan Ataman Yıldırım, İbrahim Şahin, Dursun Çiçek, Serdar Öztürk, Mehmet Deniz Yıldırım, Hasan Iğsız, Mehmet Eröz, Nusret Taşdeler, Fuat Selvi, Alaettin Sevim, Mehmet İlker Başbuğ, Ulaş Özel, Okan İşgör, Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel, Turan Özlü, Mahmut Güzel.

TAHLİYESİNE KARAR VERİLENLER

Mehmet Haberal, Hıfzı Çubuklu, Mehmet Otuzbiroğlu, İsmail Hakkı Pekin, Osman Yıldırım, Cemal Gökçeoğlu, Erkan Ayyıldız, Fatma Cengiz, Hüseyin Yanç, Hulusi Gülbahar, İbrahim Özcan, Kenan Özay, Mehmet Perinçek, Mehmet Bülent Sarıkayha, Sedat Özüer, Selçuk Özkan, Ziya İlker Göktaş.

YAKALAMA KARARI ÇIKARILANLAR

Şener Eruygur, Yalçın Küçük, Tuncer Kılınç, Kemal Alemdaroğlu, Ahmet Cinali, Adnan Türkkan, Hüseyin Buzoğlu, Merdan Yanardağ, Tunç Akkoç, Adnan Akfırat, Mehmet Ali Çelebi, Kemal Şahin, Levent Temiz.

DAVA DOSYASI AYRILANLAR

Bedrettin Dalan, Emrah Gönenci, Mustafa Bakıcı, Saipir Debzlelvidze, Turhan Çömez, Süleyman Solmaz. Engin Aydın, İlhan Selçuk ve Murat Özkan vefaat ettikleri için haklarındaki davanın düşürülmesine karar verildi.

BERAAT EDENLER

Adem Uzun, Ali Yiğit, Ayhan Çelik, Bahadır Berk, Bekir Çelik, Coşkun Çalık, Erdal İrten, Eren Mumcu, Fuat Ermiş, Garip İrfan Torun, Hakan Akdoğan, Halis Yavuz Işıklar, İlhami Ümit Handan, Kenan Temur, Maruf Şinik, Muhterem Bağcı, Onur Özdemir, Önder Koç, Recep Taylan, Salih Kurter, Satılmış Balkaş, Süleyman Esen, Tuncay Hacıbektaşoğlu.

ADLİ KONTROLE TABİ TUTULANLAR

Arif Doğan, Hüseyin Vural Vural, Ünal İnanç ve Mustafa Özbek hakkında konutlarını terk etmemek kaydıyla adli kontrol uygulanmasına karar verildi.

HAKİMLER KONUŞTU: VİCDANEN ÇOK RAHATIZ

10.08.2013 11:18 Ergenekon davasının ilk safhası 5 Ağustos´ta açıklanan kararla tamamlandı. Karara imza atan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin hakimleri ise karar sonrası ilk kez konuştu. Kararlarla ilgili eleştirilere yanıt veren yedek hakimlerden Mehmet Fatih Uslu, Kişilerin durumlarını hassas terazide tartar gibi inceledik dedi. Hakim Ercan Fırat ise, Verdiğimiz kararda vicdanen çok rahatız ifadesini kullandı. Milliyet gazetesine değerlendirme yapan yedek hakimlerden Mehmet Fatih Uslu ise, Kişilerin durumunu hassas terazide tartar gibi inceledik. Gerekçeli karar beklenmeden yargısız infaz yapılıyor. Maalesef kimse dosyanın içeriğini bilmiyor dedi. Hakim Ercan Fırat da, gerekçeli kararla birlikte her şeyin daha da açıklığa kavuşacağını belirtti. Fırat, İsabetli ve çok hukuki, yerinde bir karar verdiğimizi düşünüyoruz. Vicdanen çok rahatız ifadesini kullandı.

-------------------------------------------------------------------------

İŞTE 275 SANIK VE ALDIKLARI CEZALAR:

1-) Abdullah Arapoğlulları: 7 yıl 6 ay hapis cezası
2-) Abdulmuttalip Tonçer: 7 yıl 1 ay hapis cezası
3-) Abdulvahit Özkaya: 8 yıl 4 ay hapis cezası
4-) Adem Uzun: BERAAT ETTİ
5-) Adil Serdar Saçan: 14 yıl 5 ay hapis cezası
6-) Adnan Bulut: 6 yıl 3 ay hapis cezası
7-) Adnan Türkkan: 10 yıl 6 ay hapis cezası
8-) Ahmet Cinali: 10 yıl 6 ay hapis cezası
9-) Ahmet Hurşit Tolon: MÜEBBET HAPİS CEZASI, 5 yıl hapis cezası
10-) Ahmet Tuncay Özkan: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 16 yıl 2 ay hapis cezası
11-) Alaettin Sevim: 10 yıl hapis cezası
12-) Ali Kutlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
13-) Ali Oktay Şahbaz: 6 yıl 3 ay hapis cezası
14-) Ali Yasak: 6 yıl 3 ay hapis cezası
15-) Ali Yiğit: BERAAT ETTİ
16-) Alparslan Arslan: 2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 90 yıl 3 ay hapis cezası
17-) Altunay Şahin: 6 yıl 3 ay hapis
18-) Arif Doğan: 47 yıl 3 ay hapis cezası
19-) Asım Demir: 10 ay hapis cezası
20-) Atilla Aksu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
21-) Aydın Gergin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
22-) Aydın Yüksek: 16 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası
23-) Aydoğan Aksüngü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
24-) Ayhan Atabek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
25-) Ayhan Çelik: BERAAT ETTİ
26-) Aykut Metin Şükre: 12 yıl 6 ay hapis cezası
27-) Ayşe Asuman Özdemir: 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası
28-) Bahadır Berk: BERAAT ETTİ
29-) Barbaros Hayrettin Altıntaş: 6 yıl 3 ay hapis cezası
30-) Bayram Demir: 8 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
31-) Bedirhan Şinal: 18 yıl 8 ay hapis cezası
32-) Bedrettin Dalan'ın (Firari sanık) DAVA DOSYASININ AYRILDI.
33-) Bekir Çelik: BERAAT ETTİ
34-) Bekir Öztürk: 12 yıl hapis cezası
35-) Birol Başaran: 8 yıl 9 ay hapis cezası
36-) Boğaç Kaan Murathan: 16 yıl 9 ay hapis cezası
37-) Bora Ballı: 8 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
38-) Bülent Baş: 6 yıl 3 ay hapis cezası
39-) Bülent Güngördü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
40-) Caner Taşpınar: 6 yıl 3 ay hapis cezası
41-) Cem Şimşek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
42-) Cemal Gökçeoğlu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
43-) Cengiz Köylü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
44-) Cihan Arık: 6 yıl 3 ay hapis cezası
45-) Cihandar Hasanhanoğlu: 12 yıl 6 ay hapis cezası
46-) Coşkun Çalık: BERAAT ETTİ
47-) Doğu Perinçek: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET, 34 yıl 4 ay hapis cezası
48-) Doğukan Yorulmaz: 6 yıl 3 ay hapis cezası
49-) Durmuş Ali Özoğlu: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS, 6 yıl 6 ay hapis cezası
50-) Dursun Çiçek: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
51-) Emcet Olcaytu: 13 yıl 2 ay hapis cezası
52-) Emin Caner Yiğit: 8 yıl 1 ay hapis cezası
53-) Emin Gürses: 12 yıl hapis cezası
54-) Emin Şirin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
55-) Emrah Gönenci(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
56-) Emre Baltacı: 6 yıl 3 ay hapis cezası
57-) Engin Aydın (Hayatını kaybetti) DAVASI DÜŞÜRÜLDÜ
58-) Erbay Çolakoğlu: 8 yıl 10 ay 20 gün hapis
59-) Ercüment Ovalı: 6 yıl 3 ay hapis cezası
60-) Erdal İrten: BERAAT ETTİ
61-) Erdal Şahin: 6 yıl 3 ay hapis cezası
62-) Eren Mumcu: BERAAT ETTİ
63-) Ergün Poyraz: 29 yıl 7 ay hapis cezası
64-) Erhan Timuroğlu: 21 yıl 6 ay hapis cezası
65-) Erkan Ayyıldız: 4 yıl 7 ay hapis cezası
66-) Erkan Önsel: 9 yıl hapis cezası
67-) Erkut Ersoy: 11 yıl 15 gün hapis cezası
68-) Erol Manisa: 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası
69-) Erol Mütercimler: 8 yıl 9 ay hapis cezası
70-) Erol Ölmez: 9 yıl hapis cezası
71-) Ersin Gönenci: 8 yıl 4 ay hapis cezası
72-) Ertaç Giray: 11 yıl 8 ay hapis cezası
73-) Ertuğrul Orta: 6 yıl 3 ay hapis cezası
74-) Evrim Baykara: 6 yıl 3 ay hapis cezası
75-) Fahri Kepek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
76-) Fahri Süslü: 8 yıl 9 ay hapis cezası
77-) Fatih Derdiyok: 2 yıl 6 ay hapis cezası
78-) Fatih Hilmioğlu: 23 yıl hapis cezası
79-) Fatih Koca: 6 yıl 3 ay hapis cezası
80-) Fatma Cengiz: 11 yıl 15 gün hapis cezası
81-) Fatma Sibel Gürcihan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
82-) Ferda Paksüt: 2 yıl 6 ay hapis cezası
83-) Ferid İlsever: 15 yıl hapis cezası
84-) Feridun Refik Nuhoğlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
85-) Fikret Emek: 41 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası
86-) Fuat Ermiş: BERAAT ETTİ
87-) Fuat Selvi: MÜEBBET HAPİS CEZASI
88-) Fuat Turgut: 7 yıl 6 ay hapis cezası
89-) Garip İrfan Torun: BERAAT ETTİ
90-) Gazi Güder: 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası
91-) Güler Kömürcü: 7 yıl 6 ay hapis cezası
92-) Gürbüz Çapan: 1 yıl 3 ay hapis cezası
93-) Habip Ümit Sayın: 4 yıl 22 gün hapis cezası
94-) Hakan Akdoğan: BERAAT ETTİ
95-) Hakan Arıkan: 7 yıl 6 ay hapis cezası
96-) Hakan Şanlı: 8 yıl 9 ay hapis cezası
97-) Halil Behiç Gürcihan: 13 yıl 5 ay hapis cezası
98-) Halil Kemal Gürüz: 13 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
100-) Halis Yavuz Işıklar: BERAAT ETTİ
101-) Hasan Ataman Yıldırım: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS, 12 yıl 9 ay hapis cezası
102-) Hasan Atilla Uğur: 29 yıl 3 ay hapis cezası
103-) Hasan Hüseyin Uçar: 6 yıl 3 ay hapis cezası
104-) Hasan Iğsız: MÜEBBET HAPİS CEZASI
105-) Hatice Bahtiyar: 7 yıl 6 ay hapis cezası
106-) Hayati Özcan: 10 yıl 11 ay 20 gün hapis cezası
107-) Hayrettin Ertekin: 13 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
108-) Hayri Bildik: 6 yıl 3 ay hapis cezası
109-) Hayrullah Mahmud Özgür: 10 yıl 6 ay hapis cezası
110-) Hıfzı Çubuklu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
111-) Hikmet Çiçek: 21 yıl 9 ay hapis cezası
112-) Hulusi Gülbahar: 7 yıl 6 ay hapis cezası
113-) Hüdayi Ünlüer: 7 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası
114-) Hüseyin Gazi Oğuz: 10 yıl hapis cezası
115-) Hüseyin Görüm: 10 yıl hapis cezası
116-) Hüseyin Keskin: 10 yıl hapis cezası
117-) Hüseyin Nazlıkul: 2 yıl 1 ay hapis cezası
118-) Hüseyin Nusret Taşdeler: MÜEBBET HAPİS CEZASI
119-) Hüseyin Vural Vural: 17 yıl 4 ay 10 gün hapis cezası
120-) Hüseyin Yanç: 6 yıl 3 ay hapis cezası
121-) İbrahim Benli: 6 yıl 3 ay hapis cezası
122-) İbrahim Özcan: 14 yıl 8 ay hapis cezası
123-) İbrahim Şahin: 49 yıl 4 ay 10 gün hapis cezası
124-) İhsan Göktaş: 6 yıl 3 ay hapis cezası
125-) İlhami Ümit Handan: BERAAT ETTİ
126-) İlhan Bulayır: 6 yıl 3 ay hapis cezası
127-) İlhan Selçuk:(Hayatını kaybetti) DAVASI DÜŞÜRÜLDÜ
128-) İker Güven: 6 yıl 3 ay hapis cezası
129-) İlyas Çınar: 12 yıl 2 ay 7 gün hapis cezası
130-) İlyas Gümrükçü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
131-) İsmail Eksik: 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası
132-) İsmail Hakkı Pekin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
133-) İsmail Sağır: 21 yıl 6 ay hapis
134-) İsmail Yıldız: 28 yıl 4 ay hapis cezası
135-) İsmet Reçber: 6 yıl 3 ay hapis cezası
136-) Kahraman Şahin: 7 yıl 6 ay hapis cezası
137-) Kemal Aydın: 20 yıl 8 ay hapis cezası
138-) Kemal Kerinçsiz: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 5 yıl hapis cezası
139-) Kemal Şahin: 6 yıl 3 ay hapis cezası
140-) Kemal Yalçın Alemdaroğlu: 15 yıl 8 ay 22 gün hapis cezası
141-) Kemalettin Balcı: 6 yıl 3 ay hapis cezası
142-) Kenan Özay: 4 yıl 3 ay hapis cezası
143-) Kenan Temur: BERAAT ETTİ
144-) Levent Ersöz: 22 yıl 6 ay hapis cezası
145-) Levent Temiz: 10 yıl hapis cezası
146-) Mahir Akkar: 3 yıl 4 ay hapis cezası
147-) Mahir Çayan Güngör: 7 yıl 6 ay hapis cezası
148-) Mahmut Güzel: 5 yıl hapis cezası
149-) Mahmut Öztürk: 6 yıl 3 ay hapis cezası
150-) Maruf Şinik: BERAAT ETTİ
151-) Memet Adnan Akfırat: 19 yıl hapis cezası
152-) Mehmet Ali Çelebi: 16 yıl 6 ay hapis cezası
153-) Mehmet Bedri Gültekin: 10 yıl 6 ay hapis cezası
154-) Mehmet Bora Perinçek: 6 yıl 3 ay hapis cezası
155-) Mehmet Bozkurt: 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası
156-) Mehmet Bülent Sarıkahya: 7 yıl 6 ay hapis cezası
157-) Mehmet Dalagan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
158-) Mehmet Demirtaş: 22 yıl hapis cezası
159-) Mehmet Deniz Yıldırım: 16 yıl 10 ay hapis cezası
160-) Mehmet Eröz: MÜEBBET HAPİS CEZASI
161-) Mehmet Fikri Karadağ: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 12 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası
162-) Mehmet Haberal: 12 yıl 6 ay hapis cezası
163-) Mehmet İlker Başbuğ: MÜEBBET HAPİS CEZASI
164-) Mehmet Koral: 7 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası
165-) Mehmet Murat Yücel: 7 yıl 6 ay hapis cezası
166-) Mehmet Otuzbiroğlu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
167-) Mehmet Sabuncu: 7 yıl 6 ay hapis cezası
168-) Mehmet Şener Eruygur: MÜEBBET HAPİS CEZASI+ 10 yıl hapis cezası
169-) Mehmet Zekeriya Öztürk: 19 yıl 6 ay hapis cezası
170-) Melih Yüksel: 6 yıl 3 ay hapis cezası
171-) Merdan Yanardağ: 10 yıl 6 ay hapis cezası
172-) Meryem Kurşun: 6 yıl 3 ay hapis cezası
173-) Mesut Özcan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
174-) Mete Yalazangil: 6 yıl 3 ay hapis cezası
175-) Muammer Karabulut: 11 yıl 3 ay hapis cezası
176-) Muammed Murat Avar: 5 yıl 4 ay 5 gün hapis cezası
177-) Muammed Sarıkaya: 6 yıl 3 ay hapis cezası
178-) Muammet Yüce: 12 yıl hapis cezası
179-) Muhittin Erdal Şenel: 7 yıl 6 ay hapis cezası
180-) Muhterem Bağcı: BERAAT ETTİ
181-) Murat Ağırel: 6 yıl 3 ay hapis cezası
182-) Murat Aplak: 2 yıl 6 ay hapis cezası
183-) Murat Çağlar: 10 yıl 10 ay hapis cezası
184-) Murat Çavdar: 6 yıl 3 ay hapis cezası
185-) Murat Eke: 6 yıl 3 ay hapis cezası
186-) Murat Özkan: (hayatını kaybetti) DAVASI DÜŞÜRÜLDÜ
187-) Murat Uslukılıç: 2 yıl 1 ay hapis cezası
188-) Mustafa Abbas Yurtkuran: 10 yıl hapis cezası
189-) Mustafa Ali Balbay: 34 yıl hapis cezası
190-) Mustafa Bakıcı:(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
191-) Mustafa Dönmez: 49 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası
192-) Mustafa Hüseyin Buzoğlu: 31 yıl 9 ay hapis cezası
193-) Mustafa Koç: 14 yıl 2 ay hapis cezası
194-) Mustafa Levent Göktaş: 23 yıl 9 ay hapis cezası
195-) Mustafa Özbek: MÜEBBET HAPİS CEZASI, 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası
196-) Muzaffer Öztürk: 12 yıl 6 ay hapis cezası
197-) Muzaffer Şenocak: 12 yıl 11 ay hapis cezası
198-) Muzaffer Tekin: 2 KERE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI, 117 yıl hapis cezası
199-) Münür Kemal Yavuz: 7 yıl 6 ay hapis cezası
200-) Neriman Aydın: 10 yıl 5 ay hapis cezası
201-) Noyan Çalıkuşu: 8 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası
202-) Nusret Senem: 20 yıl 3 ay hapis cezası
203-) Oğuz Alpaslan Abdülkadir: 6 yıl 3 ay hapis cezası
204-) Oğuz Bulut: 11 yıl 3 ay hapis cezası
205-) Oğuzhan Sahıroğlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
206-) Okan İşgör: 20 yıl hapis cezası
207-) Oktay Yıldırım: 33 yıl 10 ay hapis cezası
208-) Onur Özdemir: BERAAT ETTİ
209-) Orhan Güçlü: 2 yıl 1 ay hapis cezası
210-) Orhan Tunç: 6 yıl 3 ay hapis cezası
211-) Osman Gürbüz: 8 yıl 9 ay hapis cezası
212-) Osman Yıldırım: 9 yıl hapis cezası
213-) Önder Koç: BERAAT ETTİ
214-) Özkan Kurt: 13 yıl 6 ay hapis cezası
215-) Özlem Usta: 6 yıl 3 ay hapis cezası
216-) Rafet Arslan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
217-) Raif Görüm: 6 yıl 3 ay hapis cezası
218-) Rasim Görüm: 6 yıl 3 ay hapis cezası
219-) Recai Alkan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
220-) Recep Gökhan Sipahioğlu: 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası
221-) Recep Taylan: BERAAT ETTİ
222-) Rıza Ferit Bernay: 10 yıl hapis cezası
223-) Saipir Debzlelvidze:(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
224-) Salih Kurter: BERAAT ETTİ
225-) Sami Hoştan: 10 yıl hapis cezası
226-) Satılmış Balkaş: BERAAT ETTİ
227-) Sedat Özüer: 7 yıl 6 ay hapis cezası
228-) Sedat Peker: 10 yıl hapis cezası
229-) Selçuk Özkan: 4 yıl 7 ay
230-) Selim Akkurt: 10 yıl 6 ay hapis cezası
231-) Selim Utku Gümrükçü: 6 yıl 3 ay hapis cezası
232-) Semih Tufan Gülaltay: 12 yıl hapis cezası
233-) Serdar Öztürk: 25 yıl 6 ay hapis cezası
234-) Serhan Bolluk: 7 yıl 6 ay hapis cezası
235-) Servet Kaynak: 8 yıl 9 ay hapis cezası
236-) Sevgi Erenerol: MÜEBBET HAPİS CEZASI, 8 yıl 9 ay hapis cezası
237-) Seyhun Zaim: 15 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası
238-) Sinan Aygün: 13 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası
239-) Siyami Yalçın: 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası
240-) Süleyman Esen: BERAAT ETTİ
241-) Süleyman Solmaz: (Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
242-) Taner Ünal: 8 yıl 9 ay hapis cezası
243-) Tanju Güvendiren: 6 yıl 3 ay hapis cezası
244-) Tanju Okan: 1 yıl 3 ay hapis cezası
245-) Taylan Özgür Kırmızı: 7 yıl 6 ay hapis cezası
246-) Tekin Irşi: 9 yıl 2 ay hapis cezası
247-) Tuğrul Demre: 6 yıl 3 ay hapis cezası
248-) Tuncay Hacıbektaşoğlu: BERAAT ETTİ
249-) Tunç Akkoç: 11 yıl 6 ay hapis cezası
250-) Tuncer Kılınç: 13 yıl 2 ay 10 gün hapis cezası
251-) Turhan Çömez(Firari sanık) DAVA DOSYASI AYRILDI
252-) Turhan Özlü: 9 yıl hapis cezası
253-) Ufuk Akkaya: 8 yıl 5 ay 20 gün hapis cezası
254-) Ufuk Mehmet Büyükçelebi: 7 yıl 6 ay hapis cezası
255-) Ulaş Özel: 15 yıl 3 ay 15 gün
256-) Ümit Oğuztan: 8 yıl 9 ay hapis cezası
257-) Ünal İnanç: 18 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası
258-) Vatan Bölükbaşoğlu: 6 yıl 3 ay hapis cezası
259-) Vedat Yenerer: 7 yıl 6 ay hapis cezası
260-) Veli Küçük: 2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET, 99 yıl hapis cezası
261-) Yalçın Küçük: 22 yıl 6 ay hapis cezası
262-) Yaşar Arslanköylü: 6 ay 20 gün hapis cezası (6136 sayılı kanuna muhalefet etmek'den en az cezayı aldı)
263-) Yaşar Oğuz Şahin: 6 yıl 3 ay hapis cezası
264-) Yaşar Tozkoparan: 6 yıl 3 ay hapis cezası
265-) Yusuf Beşirik: 6 yıl 3 ay hapis cezası
266-) Yusuf Erikel: 8 yıl 9 ay hapis cezası
267-) Yusuf Ethem Akbulut: 7 yıl 6 ay hapis cezası
268-) Yusuf Görüm: 6 yıl 3 ay hapis cezası
269-) Yusuf Tunçer: 7 yıl 6 ay hapis cezası
270-) Yüksel Dilsiz: 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası
271-) Zafer Şen: 8 yıl 9 ay hapis cezası
272-) Zahide Ruhsar Şenoğlu: 7 yıl 11 ay hapis cezası
273-) Zeki Yurdakul Çağman: 6 yıl 3 ay hapis cezası
274-) Zerar Atik: 6 yıl 3 ay hapis cezası
275-) Ziya İlker Göktaş: 7 yıl 6 ay hapis cezası

(05 Ağustos 2013), son güncel.: (10 Ağustos 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

Baskına çağıran TGB´ye baskın

Flaş: Ergenekon´da izleyici yok

Ergenekon´da karar 5 Ağustos´ta

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5507    yazdır/print


 

Ergenekon´da karara 10 gün kaldı

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin 10 gün sonra 5 Ağustos Pazartesi günü yapılacak 321. duruşmada Ergenekon davasına ilişkin kararını açıklaması bekleniyor. Türkiye tarihinin en önemli davası niteliğini taşıyan süreç, 6 yıl önce Ümraniye´deki bir evde 27 el bombasının ele geçirilmesiyle başladı. 275 sanık ve 23 iddianamenin toplandığı davada bugüne kadar 600 duruşma yapıldı.

25.07.2013 15:29 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´de 5 yıldır devam eden aralarında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, ve Danıştay Saldırısının faili Alparslan Arslan´ın da aralarında bulunduğu 66´si tutuklu 275 sanık hakkında kararın 5 Ağustos Pazartesi günü yapılacak duruşmada açıklanması bekleniyor

SORUŞTURMA İHBAR TELEFONUYLA BAŞLADI

Ergenekon soruşturması, bir telefon ihbar telefonu üzerine 12 Haziran 2007´de Ümraniye´de bir gecekonduda 27 adet el bombasının bulunmasıyla başladı. Ülke genelinde yapılan Ergenekon dalgaları adıyla anılan operasyonlarda iş, siyaset, spor , sanat, hukuk ve medya dünyasından isimler, asker, polis, işadamı, yazar, akademisyen ve sendikacı gözaltına alındı. 27 adet el bombasının ele geçirildiği gecekondu sahibi Mehmet Demirtaş ve yeğeni Ali Yiğit´in ifadeleri üzerine genişletilen soruşturma, Türkiye´nin en önemli davasına dönüştü.

Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün talimatıyla birbiri ardına gerçekleşen operasyonlarda İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, emekli Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk gibi isimler gözaltına alındı ve bunların birçoğu da tutuklandı.

İLK DAVA 25 TEMMUZ 2008´DE AÇILDI

İlk etapta İstanbul Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından hazırlanan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderilen iddianame, 25 Temmuz 2008 günü kabul edildi. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk, Sedat Peker ve Sami Hoştan ile bazı emekli askerler ve İP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 46´sı tutuklu 86 sanık hakkında hazırlanan 2 bin 455 sayfalık iddianamede, Danıştay 2. Dairesi üyesi Mustafa Yücel Özbilgin ´maktul´, aynı dairenin 2. Başkanı Mustafa Birden, üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Danıştay tetkik hakimi Ahmet Çobanoğlu da ´mağdurlar´ olarak yer aldı.

SAVCI SUÇLADI, SANIKLARIN TAMAMI REDDETTİ

İddianamede, Ergenekon terör örgütüne ulaşıldığı, örgütün uzun yıllar faaliyetlerini sürdürdüğü, Türkiye´nin bir mafya ve terör cennetine dönüştüğü iddia edildi. İddianamede, ´bazen bir mafya liderinin yaptığı eylem ve açıklamalarla hükûmetlerin düşürülebildiği, bazen de bir terör örgütünün gerçekleştirdiği eylemlerle ciddi kaosların yaşandığı ülke olmamıza sebebiyet vermiştir. Öte yandan gerçekleştirilen faili meçhul cinayetlerle ülkemizin yetişmiş insanları ve sahip olduğumuz önemli değerlerden olan aydınlar katledilmiş ve her olaydan sonra ülkemiz yeniden kaosa, karanlığa ve güvensizlik ortamına sürüklenmek istenmiştir. Böylelikle Ergenekon terör örgütü, ülkemizde yaşayan tüm vatandaşların huzurlu ve güvenli bir yaşam sürmesini sağlayacak olan hukuk devleti olmanın önünde daima bir engel teşkil etmiştir. Fakat gerçekleştirdiği bunca eyleme rağmen, ergenekon terör örgütünün gizli ve hücre yapılanması, eylemlerin profesyonelliği ve kamu kurumlarındaki yapılanma ve ilişkileri sayesinde eylemlerin ergenekon terör örgütü bağlantısının deşifre edilmesi daima engellenmiştir denildi.

SANIKLAR 20 EKİM 2008´DE HAKİM KARŞISINA ÇIKTI

Birinci Ergenekon Davası´nın görülmesine Başkan Köksal Şengün, üye hakimler Hasan Hüseyin Özese ve Sedat Sami Haşıloğlu´ndan oluşan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarfından Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nin içinde oluşturulan küçük salonda 20 Ekim 2008 tarihinde başlandı.

İKİNCİ ERGENEKON DAVASI

Yargılama devam ederken, Beşiktaş´ta bulunan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı ´Ergenekon´ soruşturmalarına devam etti. Genişleyen soruşturma için Savcı Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın ile birlikte çalışmaları için Savcılar Ercan Şafak, Fikret Seçen, Mehmet Murat Yönder ve Cihan Kansız da görevlendirildi. Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan 1909 sayfalık ikinci iddianame, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25 Mart 2009 tarihinde kabul edildi. Bu iddianameyle, emekli orgeneraller Mehmet Şener Eruygur, Hurşit Tolon, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, gazeteciler Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, ATO eski Başkanı CHP Milletvekili Sinan Aygün, eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, emekli Albay Arif Doğan ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt´ün eşi Ferda Paksüt´ün de aralarında bulunduğu 19´u tutuklu, 36´sı tutuksuz, hakkında yakalama kararı bulunan eski AKP milletvekili Turan Çömez ile birlikte, 56 sanık hakkında dava açıldı.

YENİ DURUŞMA SALONU YAPILDI

Bu süreçte sanık sayısının artması ve duruşma salonunun yetersiz kalması üzerine yine Silivri Cezaevi´nin giriş kapısının yaklaşık 50 metre yanında yeni bir bina inşa edildi. Ergenekon yargılamaları bu aşamadan sonra 250 sanık ve 350 izleyici, 200 de avukat kapasiteli bu büyük salonda görülmeye başlandı. Bu arada, 37´si tutuklu 52 sanık hakkında hazırlanan üçüncü Ergenekon iddianamesi de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 5 Ağustos 2009 tarihinde kabul edildi. Eski MGK Genel Sekreteri emekli orgeneral Tuncer Kılınç, emekli Orgeneral Kemal Yavuz, eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal ve eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ve Yalçın Küçük üçüncü Ergenekon Davası´nın sanıkları arasında yer aldı. İddianamede Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç müşteki sıfatıyla yer alırken, Sivas Ermeni cemaati lideri Minas Durmazgüler ile Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan ise mağdur olarak yer aldı.

´İRTİCA İLE MÜCADELE EYLEM PLANI´

Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan dördüncü iddianame ise İrtica ile Mücadele Eylem Planı iddialarına ilişkin oldu. Emekli Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı ve avukat Serdar Öztürk´ün Ankara´daki ofisinde bulunduğu iddia edilen İrtica ile Mücadele Eylem Planı belgesine ilişkin hazırlanan iddianamede 20 Ekim 2011 tarihinde kabul edildi. İddianamede, firari sanık olarak Yeditepe Üniversitesi Kurucusu Bedrettin Dalan, tutuklu sanıklar Dursun Çiçek, Serdar Öztürk, Ufuk Akkaya, Mehmet Deniz Yıldırım ile tutuksuz sanıklar İlhami Ümit Handan ve Özel Yılmaz yer aldı. Emekli Albay Dursun Çiçek belgedeki imzanın sahte olduğunu iddia ederken, avukatları da duruşma salonuna getirdikleri ´CNC´ makinası ile sahte imza atılabileceğini öne sürdü. Duruşma salonunda birçok kişinin imzası bu makina marifetiyle atılarak Çiçek´e ait olduğu iddia edilen imzanın da sahte olduğu iddia edildi.

MAHKEME BAŞKANI KÖKSAL ŞENGÜN BOLU´YA ATANDI

Ergenekon Davası´na 20 Ekim 2008 tarihinden itibaren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ne başkanlık yapan Köksal Şengün´ün 13 Temmuz 2011 tarihinde Bolu´ya atandı. 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde milletvekili seçilen Mustafa Balbay ve Prof. Dr. Mehmet Haberal´ın tahliye edilmesini yönünde oy kullanan Şengün, TBMM üyeliğine yasal bir seçim sonucu ve demokratik yollardan seçilen bu kişilerin kazanmış oldukları bu nitelikleri sebebiyle kaçma, saklanma ve delilleri karartma ihtimalleri de kalmamıştır diyerek Balbay ve Haberal´ın tahliyesini istedi. Şengün´ün Bolu´ya atanması üzerine 21 Temmuz 2011 tarihinde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) mahkemenin en kıdemli üyesi Hasan Hüseyin Özese´yi başkan olarak yetkilendirdi. 25 Temmuz 2011 tarihinden itibaren heyete Hasan Hüseyin Özese başkanlık yapmaya başladı. Öte yandan başkanlığa Hasan Hüseyin Özese getirilirken üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu´nun yanı sıra heyete Fatih Mehmet Uslu, Ercan Fırat ve Nihat Topal da atandı. Mahkeme Başkanı Özese´nin gelmediği günlerde ise heyete başkanlık yapan Hüsnü Çalmuk ise genellikle naip hakim olarak görev yaptı.

BALBAY MİLLETVEKİLLİĞİ YEMİNİNİ KÜRSÜDE OKUDU

12 Ağustos 2011 tarihinde görülen duruşmada tahliye talebi reddedilen ve CHP´den İzmir Milletvekili seçilen Mustafa Balbay duruşma salonunda Anayasa´nın 81. maddesinde düzenlenen milletvekilliği yemin metnini okudu. Balbay, Sayın başkan şu anda siz siyaseti dizayn etmektesiniz. Verdiğiniz kararla görev yapmamı engellemektesiniz. Yargı siyasete müdahale etmektedir dedi.

İNTERNET ANDICI DAVASI

Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi´nce işletilen internet siteleri ve İnternet Andıcı´na ilişkin YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Orgeneral Hasan Iğsız, tümgeneraller Hıfzı Çubuklu ve Mustafa Bakıcı, emekli korgeneraller Mehmet Eröz ve İsmail Hakkı Pekin´in de aralarında bulunduğu 22 sanık hakkında da iddianame düzenlendi. İddianamenin kabulüne 29 Temmuz 2011´de karar veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bu davayı İrtica ile Mücadele Eylem Planı davasıyla birleştirilmesine karar verdi.

İLKER BAŞBUĞ 6 OCAK 2012´DE TUTUKLANDI

İrtica ile Mücadele Eylem Planı Davası´nın 30 Aralık 2011 tarihinde görülen duruşmasında mahkeme heyeti, sanıkların savunmalarıyla ilgili beyanlarında ve belgelerde adı geçen eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ hakkında Beşiktaş´taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Soruşturma kapsamında savcılık tarafından ifadesi alınan ve mahkemeye sevk edilen İlker Başbuğ 6 Ocak 2012 tarihinde tutuklandı.

BAŞBUĞ: HAYATIMDA HİÇ HUKUKSUZ DAVRANMADIM

Başbuğ hakkında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ve Terör örgütü yöneticisi olmak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile

15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis istemiyle düzenlenen iddianame, 15 Şubat 2012´de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Silivri 5 Nolu L tipi Cezaevi´nde tutuklu bulunan ve 26 Mart 2012 tarihinde hakim karşısına ilk kez çıkan İlker Başbuğ, mahkemede, Hayatımda hiç hukuksuz davranmadım. Demokrasiye olan bağlılığımda ortadadır. Şahsımla ilgili bir yargılama yeri Yüce Divan´dır. Bu nedenle mahkemenizin beni yargılamakta görevli olmadığını düşünüyorum. Savunma yapmayacağım, hiçbir soruya da cevap vermeyeceğim dedi. Çapraz sorgusu da yapılamayan ve 570 gündür tutuklu bulunan İlker Başbuğ bugüne kadar duruşmalara 8 kez katıldı.

VİDEOKONFERANSLA İFADELERİ ALINDI

Öte yandan sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördükleri hastanede telekonferas yöntemiyle savunmaları alınan sanıklar ise şöyle: Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Prof. Dr. Mehmet Haberal ve Orgeneral Nusret Taşdeler.

TEK DAVADA 23 DOSYA

Mahkeme, Birinci Ergenekon Davasını 27 Nisan 2012 tarihindeki 225. duruşmada kapatarak, İkinci Ergenekon Davası´yla birleştirdi. Ergenekon ana davasında toplanan 23 iddianameden bazıları ise şöyle: 1´inci, 2´nci ve 3´üncü Ergenekon iddianameleri, Danıştay saldırısı,Cumhuriyet Gazetesi´ne bomba atılması, Cumhuriyet Gazetesi´ne molotofkokteyli atılması, Hakan Saraylıoğlu Cinayeti, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Davası, Alparslan Arslan´a glock temin edilmesi, Alparslan Arslan´a Danıştay saldırısında kullandığı glock marka silahın temin edilmesine ilişkin dosya kapsamında tutuklanan Mahmut Güzel dosyası, Savcı Zekeriye Öz´e tehdit davası, Fener Rum Patriği Bartholomeos´a suikast iddiası, Sivas Ermeni cemaati lideri Minas Durmazgüler´e suikast planına ilişkin 2 ayrı iddianame, avukat Yusuf Erikel ve yayıncı Hayri Bildik´in aralarında bulunduğu 8 sanıklı dosya, İrticayla Mücadele Eylem Planı, İnternet Andıcı, İlker Başbuğ iddianamesi, Şile kazıları dosyası, Mehmet Perinçek´in aralarında bulunduğu İşçi Partililerin dosyası.

160´A YAKIN TANIK DİNLENDİ

Davada 31´i gizli tanık olmak üzere 160 tanığın beyanı alındı. Gizli tanık odasında beyanları alınan gizli tanıkların, görüntüsü ve sesi duruşma salonuna değiştirilerek yansıtıldı. Dava´da dinlenen gizli tanıkdan bazıları ise şöyle: Kurşun, Gurbet, Dilovası, Efe, Munzur, Emek, Boyabat, 9, Aydos, Poyraz, Hisar, Kıskaç ve Deniz.

ŞEMDİN SAKIK DA ´GİZLİ TANIK´ OLARAK DİNLENDİ

Poyraz, Hisar, ´9´ ve Deniz gizli kalmak istemedi, kimliklerini açıkladı, sanıklarla yüzleşti. İsmini açıklayanlar arasında en çok etki uyandıran ise gizli tanık Deniz olarak ifade veren PKK´nın eski yöneticilerinden Şemdin Sakık oldu. Samimiyetimi ortaya koymak için kimliğimi açıkladım diyen Sakık´ın ifadesi sırasında Silivri´de mi yoksa hükümlü olarak kaldığı Diyarbakır Cezaevi´nde mi olup olmadığı konusu da dava avukatları tarafından tartışıldı. Tutuklu sanıklar, Şemdin Sakık´ın tanık olarak dinlenmesine duruşmada tepki gösterdi.

130´A YAKIN AÇIK TANIK DİNLENDİ

Davada dinlenen diğer tanıklar ise şöyle: Eski milletvekili Recai Birgün, ortopedi uzmanı Mücahit Pehlivan, CHP Milletvekili Emrehan Halıcı, DSP Genel Başkanı Masum Türker, eski polis şefi Ahmet İhtiyaroğlu, Gazeteciler Can Dündar, Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, Gazeteci Celal Kazdağlı, Gazeteci Alper Görmüş, Gazeteci Fehmi Koru, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, emekli Orgeneral Teoman Koman, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz, iş adamları Mehmet Emin Karamehmet ve Ali Avni Balkaner, AK Parti Milletvekili Şirin Ünal, Balyoz Planı davasında 18 yıl hapisle cezalandırılan emekli Orgeneral Ergin Saygun, eski MİT mensubu Mehmet Eymür, Sevil Atasoy, Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu, Abdullah Öcalan´ın eski avukatlarından İrfan Dündar.

FİRARİ SANIKLARIN SAVUNMALARI ALINAMADI

Haklarında yakalama kararı bulunan emekli Tümgeneral Mustafa Bakıcı, Saipir Debzledvize, Eski İstanbul Büyükşehir Belediye BaşkanıBedrettin Dalan ve eski milletvekili Turhan Çömez´in ise savunmaları alınamadı. Emekli Orgeneral Şener Eruygur´un sağlık sorunları nedeniyle ifadesi alınamazken, tutuksuz sanıklardan İlhan Selçuk ise yargılama aşamasında savunmasını yapamadan yaşamını yitirdi. Yine Ergenekon soruşturmalarının ilk dalgasında gözaltına alınıp tutuklanan İşadamı Kuddusi Okkır, ağır hastalığının son aşamasında tahliye edildi. Kuddisi Okkır 6 Temmuz 2008´de hayatını kaybetti, iddianamede adı yer almadı. Davanın tutuksuz sanıklarından Engin Aydın ve Murat Özkan´n da yargılama aşamasında savunmalarını yapamadan yaşamlarını kaybetti.

MÜTALAADA 64 SANIĞIN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPSİ İSTENDİ

Duruşma savcıları Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve Murat Dalkuş 18 Mart 2013 tarihinde hazırladıkları 2 bin 271 sayfalık esas hakkındaki mütalaayı mahkemeye sundu. ´Ergenekon terör örgütünün varlığının sabit olduğu anlaşılmıştır´ ifadelerine yer verilen mütalaada, aralarında Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Mehmet Haberal, Mustafa Balbay, Doğu Perinçek´in de bulunduğu 64 sanığın ´Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs´ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi. Mütalaada, diğer sanıklar hakkında Ergenekon terör örgütüne üye olmak suçundan 7.5 yıldan 15´er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Mütalaada, Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, eski Milletvekili Turan Çömez, Emekli Tümgenerel Mustafa Bakıcı ve Saipir Deblebidze´nin de firari sanık olması nedeniyle dosyasının ayrılması istendi.

MÜTALAAYA KARŞI SAVUNMALAR 2,5 AYDA TAMAMLANDI

15 Nisan 2013 tarihinden itibaren esas hakkındaki mütalaaya ilişkin tutuklu ve tutuksuz sanıkların beyanlarının alınmasına başlandı. Mahkeme heyeti, örgüt yöneticiliği suçundan yargılananlara avukatıyla beraber 2 saat, haklarında örgüt üyeliği suçlaması bulunanlara da avukatlarıyla beraber mütalaaya ilişkin 1 saat savunma yapma süresi tanındı. Avukatlar da mahkemenin süre kısıtlamasına tepki göstererek, 15 Nisan 2013 tarihinde toplu olarak duruşmayı terk etti. Tutuklu ve tutuksuz sanıkların esas hakkındaki mütalaaya ilişkin savunmalarının alınması yaklaşık 2,5 ay sürdü. Savunmaların alınmasının tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti, 21 Haziran 2013 Cuma günü duruşmada hazır olan 52 tutuklu sanığın son sözlerini alarak, yargılamaya son verdi. İlker Başbuğ´un avukatı İlkay Sezer, müvekkilinin son sözünün alınması için cezaevinden getirilmesini istedi. Mahkeme Başkanı Özese de Avukat Sezer´in sözlerini tutanaklara geçirdi. Son sözleri sorulan Haberal, Zamanım katledildi, hayatım gasp edildi derken, Mustafa Balbay ise, Türkiye hukukta 63 yıl geri gitti dedi.

600 DURUŞMA YAPILDI

Ergenekon Davası kapsamında 5 yıldır yapılan yargılama sürecinde birleştirilen dosyaların duruşmalarıyla birlikte bugüne kadar 600 duruşma yapıldı. Normal koşullarda ağır ceza mahkemelerinde bir sanık 4 ayda bir hakim karşısına çıkarken Ergenekon ana davasında sanıkları haftada 4 gün hakim karısına çıktı. Çarşamba günleri ise görüş günü olduğu için duruşma yapılmadı. Her hafta cuma günü yapılan duruşmalar ise sanıkların ve avukatların talepleri alındı. Aylarca gece yarılarına kadar görülen duruşmalarda, talep günlerinde ise taleplerin değerlendirilmesi de zaman aldığı için bazen sabah saatlerine kadar duruşmalar devam etti. Duruşma aralarında heyet salondan çekilince sanıklar duruşmaya gelen yakınlar ile hasret giderdi. Birbirlerinin doğum gününü, evlilik yıldönümü gibi özel günlerini kutladı. Basın mensuplarını da unutmayan sanıklar, yapmak istedikleri yazılı açıklamaları avukatlar aracılığı basın mensuplarına ulaştırdılar.

İLK GÜN İZDİHAM YAŞANDI, SONRA İLGİ AZALDI

Davanın başladığı ilk gün yaşanan izdihamın aksine ilerleyen günlerde ilgi giderek azaldı. Mesafenin uzak, gidiş gelişin pahalı olması sanık yakınlarına ayrılan bölümlerin boş kalmasına neden oldu. Uzun süren bazı ifade ve savunmalarda hem sanık hem de avukat sandalyeleri boş kaldı.

KONUŞMA SÜRELERİNE SINIRLAMA

Savunma sürelerine kısıtlama getiren mahkeme heyeti, sanıkların konuşmalarını önce bir saat, ardından yarım saat ve sonra 15 dakika ile sınırlandırdı.

DAVAYA MÜDAHİL OLANLAR

Öte yandan Ergenekon Davası´na müdahillik talepleri kabul edilenler ise şöyle: AK Parti, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Cumhuriyet Gazetesi, Adli Tıp Uzmanı Prof. Şebnem Korur Fincancı , Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Av. Kazım Genç, Danıştay saldırısının mağdurları Eski Danıştay Başkanı Mustafa Birden, üye hakim Ayfer Özdemir, üye Hakim Ayla Gönenç ve tetkik hakimi Ahmet Çobanoğlu.

Ayrıca Mardin bağımsız milletvekili Ahmet Türk, Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk ve BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ile Demokratik Toplum Partisi´nin (DTP) ve Özdemir Sabancı suikasti faili Mustafa Duyar´ın eşi Semra Polat Duyar´ın, müdahillik talepleri ise reddedildi.

SAVUNMALARA DA SUÇ DUYURUSU

Mahkeme, yargılama sürecinde savunma sınırlarını aşan sözler sarf ettikleri gerekçesiyle birçok sanık hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulundu. Dava başladığı dönemde sadece suç duyurusunda bulunan mahkeme daha sonraki süreçte duruşmanın düzenini ve disiplinini bozdukları gerekçesiyle Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Bedirhan Şinal, Hikmet Çiçek, Mehmet Zekeriya Öztürk, Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Semih Tufan Gülaltay, Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş ve Özkan Kurt´unda aralarında bulunduğu bir çok tutuklu sanığı 16 celseye kadar men edilmesine karar verdi. Hatta mahkeme, Doğu Perinçek, Veli Küçük, Mehmet Demirtaş,Oktay Yıldırım, Serdar Öztürk ve Durmuş Ali Özoğlu´nun da aralarında bulunduğu bazı sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaları alınıncaya kadar duruşmalardan men edilmesine hükmetti.

MAHKEMENİN KARARINI AÇIKLAMASI BEKLENİYOR

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 66´sı tutuklu 275 sanıklı Ergenekon Davası´nın, 5 Ağustos Pazartesi günü yapılacak olan 321. duruşmasında mahkemenin kararını açıklaması bekleniyor. (DHA)

(25 Temmuz 2013, 15:29)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon´da karar 5 Ağustos´ta

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5486    yazdır/print


 

Ergenekon´da 317. duruşma

Ergenekon davasında 317. duruşma görülüyor. Sanıkların savcılık mütalaasına karşı son savunmalarının alınmasına devam ediliyor.

18.06.2013 18:38 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 66´sı tutuklu, 275 sanıklı Ergenekon davasının 317. duruşması görülüyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´de görülen 66´sı tutuklu 275 sanıklı Ergenekon Davası´nın 317. duruşması başladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Gazeteci Tuncay Özkan ve Alparslan Arslan´ın da aralarında bulunduğu 53 tutuklu sanık hazır bulundu.

YAŞ Üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün de aralarında bulunduğu 13 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı. Öte yandan bu davadan tutuksuz, Odatv Davası´ndan tutuklu yargılanan Yalçın Küçük´ün de aralarında bulunduğu 8 tutuksuz sanık duruşmada hazır bulundu.

SANIK BARBAROS HAYRETTİN ALTINTAŞ´IN SAVUNMASI

Esas hakkındaki mütalaaya ilişkin savunmaların alındığı duruşmada savunmasını yapan tutuksuz sanık Barbaros Hayrettin Altıntaş, Hiçbir terör örgütüne üye değilim. Suçlamaları reddediyorum. Beraatimi istiyorum dedi.

SANIK BORA BALLI´NIN SAVUNMASI

Cumhuriyet gazetesine molotof kokteyli atılmasına ilişkin dava dosyasının tutuksuz sanığı Bora Ballı ise dosyaya gelen deliller çerçevesinde suçsuz olduğunun ispatlandığını ileri sürerek, Daha önce de suçsuz olduğumu söyledim. Suçsuz olsam da burada yargılanıyor olmam hayatımı olumsuz etkilemektedir. Beraatime karar verilmesini istiyorum. dedi.

SANIK YALÇIN KÜÇÜK´ÜN SAVUNMASI

Mahkeme Başkanı daha sonra tutuksuz sanık Prof. Dr. Yalçın Küçük´ü kürsüye çağırdı. 2 bavulla kürsüye çıkan Küçük, çantaların içindeki kitapları ve dosyalarını kürsüye koyarak, Huzurunuza gelmeyi hiç istemezdim. Ama veda etmem lazım dedi.

Mahkeme Başkanı Özese´nin Avukatınız burada, savunma yapmaya hazır mısınız? diye sorması üzerine Küçük, Burada huzurunuzda olmaya hazırım. Bir savunma yapmam söz konusu değildir. Esas hakkındaki mütalaayı okumadım. Cürüm arkadaşlarım ve avukatlarım eskisinden farklı bir şey olmadığını söylediler. Huzurunuzda sunuşlar yapacağım diyerek savunmasına başladı.

Yalçın Küçük, Gezi Parkı olaylarına gönderme yaparak “Bugün Türkiye´nin her tarafından yükselen sesler, yeni bir Türkiye talebidir. Ben Türkiye Cumhuriyeti´ni savunuyorum. Bu imkanı bize siz verdiniz, bizlerin savunması kitlelere mal oldu” diye konuştu. “Bizde suç aramayın, biz suçuz” diyen Yalçın Küçük şöyle devam etti: “Biz geçmiş rejimin insanlarıyız. Ansiyan rejim, Farsça´da köhne anlamında... Eski düzenin insanlarını yeni düzenin hukukuyla yargılıyorsunuz. Hukuku yok aslında yanlış söyledim. Yaptıklarımız şeyler yaşadığımız rejime göre suç değildi. Bizi yeni bir düzende olduğunuz için yargılıyorsunuz. Ben ansiyan rejim kavramını ortaya attığım zaman sadık muhalifim Tuncay Özkan ´Hayır, Türkiye Cumhuriyeti´nin yıkıldığını kabul etmiyoruz´dedi. Yeni bir rejim, yeni bir düzen olduğunu bilmiyor”

Alman hukukunda “düşman hukuku” kavramı olduğunu anlatan Küçük “Düşman hukuku ile ansiyan (eski) rejime uygulanan hukuk aynıdır. Düşman hukukunda sanık durumunda olanın suçuna, fiiline bakılmaz. Yapılabileceklerine bakılır. Huzurunuzda bir genelkurmay başkanı varsa ne yaptığına bakılmaz. Alman düşman hukukuna göre ´Sizde darbe yapma kabiliyeti var´ denir. Cezası idamdır. Konunun esası budur” dedi.

Hakkında “hükümete darbeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istenen Prof.Dr. Yalçın küçük “Ağırlaştırılmış müebbet hapis, insanlığa aykırıdır. Bunun yerine idamı tercih ederim” diye konuştu.

Yalçın Küçük, ailesinde zor bir karar alınacağı zaman eşi Temren Küçük ile birlikte kararı oğulları Ömer Devrim Küçük´e bıraktıklarını belirterek şunları anlattı: “Avukatım ustat Hasan Fehmi Demir, tutuklanacağımı düşünüyordu. Oğlum ´Yapacak hiçbir şey yok gideceksin, umudu kıramazsın´ dedi. Oğlum yurtdışında büyük inşaat şirketlerinde yöneticilik yapar. Ben tutuklandığımda ´Ömer bey babanız tutuklandı, üzülmediniz mi´ demişler. ´Üzüldüm ama benim babam dışarda kalsa sevinemezdik´ diyor”. Küçük “Beni devlet buraya tıpkı Ortaçağ´daki gibi sanık kıyafeti giydirerek buraya oturttu. Bu dava kitlelere mal oldu. Beni buraya Devrim soktu. Beni buradan devrim çıkaracaktır. Hiçbir kuşkum yoktur” diye konuştu.

Abdullah Öcalan ve PKK üzeride etkili olduğu iddialarına yanıt verirken İstanbul´daki avukatlar, basın ve ana KCK dava dosyalarını mahkemeye sunan Küçük “KCK iddianameleri, PKK´nin röntgenidir. Biz burada yokuz, Türk ordusu yok. Abdullah Öcalan 2005-2001 yıllarında Genelkurmay´ın kontrolündeydi. 2011´den sonra MİT ve AKP´nin kontrolüne alınmıştır” diye konuştu.

Genelkurmay´ın harddisklerine ilişkini rapora değinen Küçük şunları şöyledi: “Türk Genelkurmayı 2009 itibariyle Fethullah Gülen cemaati ve AKP arasında hiçbir ayrım görmüyor. AKP iktidarının ve Fethullah Gülen hareketinin beraber olduklarını ve Kürtlerle yapılacak anlaşmaya Türk Ordusu´nun müsaade etmeyeceklerini düşünerek Ordu´yu zayıflatma ve tasfiye etme hedefi güdüldüğünü saptıyor.”

Küçük, Genelkurmay Başkanlığı´nın 2008 ve 2009 yıllarında Cumhuriyet´in tehlikede olduğunu net bir şekilde tespit ettiğini belirterek “Genelkurmay şüpheye yer vermeyecek şekilde askeri müdahaleyi kesinlikle reddediyor. Kimse subayları şu veya bu nedenle darbeyle suçlayamaz. Amerika desteği olduğu saptaması var. Ayrıca ekonomi iyi gittiği zaman halk tarafından desteklenen idareye de asker müdahale etmez” diye konuştu. Küçük, günümüzde ise şartların değiştiğinin altını çizerek “Amerika bu iktidarı desteklemiyor. Paralar dışarıya gidiyor. Halk bu hükümete karşı. O dönem hangi şartlar varsa bugün yok. Çok tehlikeli bir duruma gidiyoruz” uyarısını yaptı.

Davada tanık olarak dinlenen Abdullah Öcalan´ın eski avukatlarından İrfan Dündar´ın kendisini aradığını anlatan Küçük “Öcalan ile 4-5 yıldır görüşmediğini biliyorum. Beni aradığında ´Ergenekon ile PKK bağlantısını kurdun´ dedim. İrfan Dündar ´Yalçın Küçük´ün evine gitmedim´ dedi. Buna rağmen esas hakkındaki mütalaada benimle görüştüğü yazıyor. İşte bu siyasi dava kalıplarına uyuyor” diye konuştu.

Nazım Hikmet´in yaşamından örnekler veren Yalçın Küçük “Ben hep duvarı arkama alırım, vurabileceğim korkusuyla. Ben hep mehter takımı gibi arkamda kimse var mı diye yan yan yürürüm. Yanımıza yaklaşanın ´ajan´ olduğunu düşünürüz. Yine de bu toprakları bu kadar seviyor, bırakmıyoruz. Kaçmıyoruz tutukluyorlar, sonra da ´kaçma şüphesi var´ diye tutukluluğuna devam kararı veriyorlar” dedi.

SANIK EROL MANİSALI´NIN SAVUNMASI

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, uzun süredir ağır hastalığıyla mücadele eden Cumhuriyet Gazetesi yazarı Prof. Dr. Erol Manisalı, esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmasını yaptı. Manisalı savunmasına “Burada niçin sanık olarak bulunmak zorunda olduğumu bilmiyorum. Neyi savunacağımı da bilemiyorum. İddianamede ve mütalaada yer alan iddialarla en ufak ilgim yok” sözleriyle başladı.Mütalaada hakkında “hükümete darbeye teşebbüs iddiasıyla” ağırlaştırılmış müebbet hapis ve yakalama kararı çıkarılması istenen Manisalı “Hayatımda hiçbir örgütün içinde ya da kenarında olmadım. Bu asılsız iddialar yüzünden son 4.5 yılda manevi ve bedeni olarak kendimi çökmüş ve çökeltilmiş hissediyorum” diye konuştu.

Telefon görüşmelerinin örgütsel irtibat olarak değerlendirildiğine dikkat çeken Prof.Manisalı “Benim bir akademisyen olarak temaslarım, telefon görüşmelerim, aklınızın almayacağı kadar geniş boyutlardadır. Dünyanın her yerinden bana malzeme gelir. Belki bunların içinde incelense yüzlerce suç unsuru vardır. Bana gelen kitapları dergileri, konferanslarımı izleyenlere, öğrencilere dağıtırım” dedi. Bir bilim adamı olarak kitap, makale yazarak, ders vererek bilgilerini aktarmaya çalıştığını anlatan Prof.Manisalı “İddianamede ´özel hayatla ilgili yayınlar bulundu´ diyor. Ben yayınevlerinin protokol listesindeyim. Gandi´nin hayatından Türkan Şoray´ın hayatına kadar kitap gelir bana. Kimsenin özel hayatına ilişkin özel bir çabam yoktur” diye konuştu.

Tutuksuz sanık emekli orgeneral Şener Eruygur ile 2008 mayıs ayında Harbiye Orduevi´nde herkese açık ortamda yemek yediğini anlatan Prof.Manisalı “Eruygur Atatürkçü Düşünce Derneği´ne yeni genel başkan seçildiğinde davet etmişlerdi. Bir bilim adamı olarak ben bilgilerimi herkesle paylaşırım. Recep Tayyip Erdoğan, yeni belediye başkanı seçildiğinde Japon Büyükelçisi´ne verilen yemeğe beni de çağırmıştı. Erdoğan o zaman Refah Partiliydi. Erdoğan´a da öğütlerde bulunmuştum. İsmini vermeyeyim ´O şahıs imajınızı bozuyor´ demiştim. Yanımda Yavuz Canevi de vardı” dedi.

Prof.Manisalı şöyle devam etti: “Ben bulunduğum her mekanda her kesime iyi niyetle bildiklerimi verebilmek için çalıştım. ´Örgütsel ilişki´, ´şununla bununla görüşme´ gibi iddialara şaşırıyorum. Ben bir bilim insanıyım. İddianame ve mütalaada benimle ilgili değerlendirme yapanlar nasıl bir şahıs olduğumu göz önünde bulundurmalıdır. Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Süleyman Demirel. Erbakan, Çiller, Aydın Menderes beni davet edip uzmanlık alanımdan yararlandılar”

İddianamenede kendisiyle örgütsel irtibatlı olduğu iddia edilen kişileri tanımadığını söyleyen Manisalı “İddianamede ´telefon etti, etmedi´ gibi konular inanılır gibi değil. Bu konuda savunma yapmam bile azap verici bir şey. Kendi kendime yediremiyorum. Benim ne bir örgütle ilişkim var. Herkesle iyi niyetle bilim insanı olarak çalışır elimi uzatırım” dedi.

Prof.Dr. Manisalı 1960´tan beri bütün hükümetleri ağır şekilde eleştirdiğini söyleyerek “Sağlık durumum bu haldeyken bunları anlatmak durumunda kalmak bana ıstırap veriyor” diye konuştu. Manisalı şunları kaydetti: “Ben bir bilim insanıyım, kitap yazarım, makale yazarım. Benim kitaplarımda makalelerimde yer alan görüşlerim kendi aralarında konuşmuş olabilirler. Bunu ben bilemem. Her düzeyde 20 bini yakın öğrenci yetiştirdim. Bu iddianamede yer alan hususlar, benim yanıma konamaz. Benden nefret eden, çaktırdıklarım dahi beni bu ididaların yanına koymaz.”

Manisalı savunmasının ardından kendisini iyi hissetmeyince sağlık ekipleri tarafından muayene edildi.

SANIK YUSUF ERİKEL VE HAKAN ARIKAN´IN SAVUNMALARI

Darbe sonrasının başbakanı olarak düşünüldüğü iddia edilen sanık Yusuf Erikel ile aynı dosyanın sanıklarından Hakan Arıkan da hakkındaki suçlamaları reddetti. Mütalaada büyük bir karartma yapıldığını öne süren Arıkan, Hakkımda suçlanmama yetecek delil döküman bulamadıkları için insani ilişkilerim dosyaya suç delili olarak konulmuştur. iddiasında bulundu.

DÜNKÜ 316. DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ergenekon Davası´nda dün de 316. duruşma görüldü. Duruşmaya eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, Tuncay Özkan ile Alparslan Arslan´ın da aralarında bulunduğu 55 tutuklu sanık katıldı.

Gülhane Askeri Tıp Akademisi´nde (GATA) tedavi gören Yüksek Askeri Şura (YAŞ) Üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün de aralarında yer aldığı 11 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada, Odatv davasından tutuklu yargılanan Yalçın Küçük ile tutuksuz 3 sanık da hazır bulundu.

SANIK NOYAN ÇALIKUŞU´NUN SAVUNMASI

Esas hakkındaki mütalaaya ilişkin savunmasını yapmak için kürsüye gelen tutuksuz sanık Teğmen Noyan Çalıkuşu, önce esas duruşa geçerek eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ´a selam verdi.

Daha sonra konuşan Çalıkuşu, 6 ay tutuklu yargılandıktan sonra tahliyesinin ardından Şırnak´ta göreve gittiğini belirterek, Terör örgütleriyle savaşırken terör örgütüne üye olmakla yargılanmak büyük çelişki. Benim de karşı olduğum hükümetin icraatları var. Bu illegal değildir. Mütalaaya göre, hükümet karşıtı olmak, darbe suçlusu olmak için yeterlidir dedi.

Cumhurbaşkanına suikastla suçlandığını kaydeden Çalıkuşu, Telefon konuşmalarına dayanılarak ´30 Ağustos törenlerinde liderleri tanklarla vuralım´ şeklinde 3 Nisan 2009´da haber yapıldı. Bu yaygaradır. Cumhurbaşkanına suikastla ilgili hakkımda bir sevk maddesi yoktur diye konuştu.

SANIK MEHMET ALİ ÇELEBİ´NİN SAVUNMASI

Tutuksuz yargılanan Teğmen Mehmet Ali Çelebi de savunmasına başlamadan önce Başbuğ´a aynı şekilde selam verdi.

18 Eylül 2008 de girdiği Hasdal Cezaevi´nden 33 ay sonra 20 Mayıs 2011´de tahliye olduğunu anlatan Çelebi, “Terörle mücadele kapsamında çeşitli tarihlerde Siirt ve Bingöl´de görev aldım. Elimde kask çantam, silah arkadaşlarımla, takdir alarak, görev yerim Siirt´ten dönerken Batman Havalimanı´nda polisin elindeki arananlar listesinde adımı gördüm ve bunun utancını sahiplerine getirdim” diye konuştu.

Ergenekon´un amaçları doğrultusunda Hizbut Tahrir Örgütü´ne sızdığı iddiasına dayanak gösterilen telefon kayıtlarının “Hizbut Tahrir Örgütü üyeliğinden sanık bir kişinin cep telefonundan sehven aktarıldığının” ortaya çıktığını anımsatan Çelebi savcılara şu soruları yöneltti:

“Telefona yüklemeyi net olarak ispatlayan mahkemenin yaptırdığı iki bilirkişi raporunu neden mütalaanıza yazmadınız? Delilleriniz kuvvetliyse Savcı Zekeriya Öz neden gözaltına alınan Hizbut Tahrir militanlarına ´Teğmenlerin aleyhinde ifade vereceksiniz´ demiştir? Ve onlardan ´Biz senin gibi Allahsız değiliz´ cevabını almıştır.”

“Sehven” yükleme olayı ilgili olarak 6 savcı dolaştıktan iki yıl sonra 2 polise “görevi kötüye kullanmaktan” iddianame düzenlendiğini anlattı.

“Şu an Türk Subayı´nın yeni görev tanımı iddianameyle mücadele kapsamında karşınızdayım” diyen Çelebi şöyle devam etti:

“Kendime bir sanık gözüyle bakmıyorum. Aksine vatanseverlik davasının savunucusuyum. Burada kendimi değil, ülkemin değerlerini, yaşamımın özü ve anlamı olan Kemalist devrimleri savunuyorum. Ben direnen, savaşan Mustafa Kemaller´in emrindeyim. Bana omzumdaki metalleri idare edecek şahıslar değil, ruhuma dokunacak komutanlar gerekir.

Bizi yargıladığınız bu süreç, bu görkemli işkence çarkı emperyalistlerin geleceğimizle ve kaderimizle daha rahat oynayabileceği koşullar için hazırlanmıştır. Bir ihanet suçlamasını Türk subayıyla bağdaştırmak için çok komik durumlara düştünüz. Hukuku kendi cinnetlerinize göre saptırdınız, çarpıttınız, tepetaklak ettiniz.”

Başkan Hasan Hüseyin Özese, sanık Mehmet Ali Çelebi´yi savunma sınırları içerisinde kalması, suç oluşturabilecek beyanlarda bulunmaması için uyardı.

Çelebi şöyle konuştu: “Ben buraya esas hakkındaki yanıltmacasına cevap vermeye gelmedim. Böyle bir durum beni küçültürdü. Adına soruşturma dedikleri kara mizahtaki engizisyon hukuku tekniklerini dünya çapında teşhir etmeye geldim.”

Soruşturma sırasında arkadaşlarının gözaltına alınması üzerine tanıklık etmek üzere dilekçe verdiğini anlatan Çelebi “24 yaşında terör örgütü yöneticisi olmak... Dünyada eşi var mıdır tanık olmak isterken terör örgütü yöneticisi insan” diye konuştu.

SANIK HÜSEYİN VURAL VURAL´ıN SAVUNMASI

Duruşmada tutuksuz sanık emekli Albay Hüseyin Vural Vural da son savunmasını yaptı. Vural, örgüt üyeliği ile suçlandığını belirterek, “Ben kendimi sanık olarak görmüyorum. Ergenekon Terör Örgütü diye bir örgütün olmadığını dünya alem öğrenmiştir. Katiyen bir darbe yanlısı olmadım. Her askeri olayda TSK zarar görmüştür” dedi.

80 yaşına girdiğini ifade eden Vural, “Zannederim, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile salonda bulunan herkesten daha yaşlıyım. Yüce tanrının izni ile normal standart olan 70 yaşından 10 sene fazla yaşamış durumdayım. bundan sonra bunamadan, modern söylem ile alzheimer olmadan kaç sene yaşarım, bilemiyorum. Ama yüce tanrım bana bu safsatanın sonunu göstersin istiyorum.”

SANIK EMCET OLCAYTU´NUN SAVUNMASI

Eski Aydınlık Gazetesi Hukuk Danışmanı Avukat Emcet Olcaytu da son savunmasını yaptı. Olcaytu hakkında istenirse müebbet hapis cezası verilebileceğini belirterek “Ölsem de gam yemem” dedi. Olcaytu “Mahkeme bugüne kadar Ceza Muhakemeleri Kanunu´nda sanıklara tanınan bütün hakları yok etmiştir” diye konuştu.

Başkan Özese ise “Bu mahkemelerin nasıl kurulduğunu, nasıl görev yaptığını biliyoruz. Kelimelerinizi seçerek kullanın” diye uyardı. Olcayto ile Özese arasındaki tartışma bir süre devam etti.

SUÇ DUYURUSU

Mahkeme, savunmaları sırasında sarf ettikleri sözler nedeniyle sanıklar Emcet Olcaytu ve Teğmen Mehmet Ali Çelebi hakkında Silivri Cumhuriyet Savcılığı´na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Duruşma 18 Haziran 2013 tarihine (bugüne) ertelendi.

(18 Haziran 2013, 18:38)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5405    yazdır/print


 

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon davasında tarihi gün.. Bugün görülen 281. duruşmada mütalaa verildi. 2 bin 271 sayfalık mütalaada örgütün varlığı sabit görüldü. 64 sanık için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Bu sanıklardan bazıları şu şekilde: Veli Küçük´e 6, Alparslan Arslan´a 2, Muzaffer Tekin´e 2 kez. General ve amiraller İlker Başbuğ, Hasan Iğsız, Hurşit Tolon, Alaettin Sevim, Hıfzı Çubuklu, Mehmet Eröz, Şener Eruygur, Levent Ersöz, İsmail Hakkı Pekin, Mehmet Otuzbiroğlu, Nusret Taşdeler, albaylar Dursun Çiçek, Atilla Uğur ve Sedat Özüer´e 1 kez. Proflar. Mehmet Haberal, Mustafa Abbas Yurtkuran, Kemal Alemdaroğlu, Fatih Hilmioğlu, Yalçın Küçük ve Kemal Gürüz´e 1 kez. Kemal Kerinçsiz, Doğu Perinçek, Ferit İlsever, Tuncay Özkan, Osman Yıldırım, Mustafa Dönmez, İsmail Yıldız, Kemal Aydın, Neriman Aydın, Oktay Yıldırım ve CHP Milletvekilleri Mustafa Balbay ile Sinan Aygün´e 1 kez. İbrahim Şahin için önce müebbet talep edildi. Ancak akıl sağlığı problemi nedeniyle cezasının 37,5 yıla düşürülmesi istendi. Mütalaada tutuksuz yargılanan 20 sanık hakkında yakalama kararı çıkarılması istendi. Mahkeme bu talebi reddetti. Mütalaaya karşı savunmalarını hazırlamaları için sanıklar ve avukatlara 3 hafta süre verildi. Duruşma 8 Nisan 2013 tarihine ertelendi.

18.03.2013 13:48 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 67´si tutuklu 275 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 281. duruşması başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, gazeteci Tuncay Özkan ve emekli orgeneraller Hasan Iğsız ile Hurşit Tolon´un da aralarında bulunduğu 41 tutuklu sanık katıldı.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Ankara GATA´da tedavi gören Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli tuğgeneraller Veli Küçük ve Levent Ersöz ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in de aralarında bulunduğu 26 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.

Davaya giren 3 Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve Murat Dalkuş´un da bir arada katıldığı duruşma, avukatların beyanlarının alınmasıyla devam ediyor. (AA)

FLAŞ!!! SAVCI MÜTALAASINI VERİYOR

Ergenekon davasında Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, esas hakkındaki mütalaanın hazır olduğunu belirterek, 2 bin 271 sayfadan oluşan mütalaayı mahkemeye sundu.

ERGENEKON ÖRGÜTÜNÜN VARLIĞI TESPİT EDİLMİŞTİR!

Savcı mütalaasında, Ergenekon terör örgütünün varlığının sabit olduğunu belirterek, özeti okumaya başladı. Pekgüzel, mahkemeye sunduğu mütalaasında, ´Ergenekon terör örgütünün varlığının sabit olduğu anlaşılmıştır´ ifadesine yer verdi.

Savcı Pekgüzel, esas hakkındaki mütalaada, delillerden sanıklara ulaşılan soruşturma aşaması, birleşen dosyalar, “Ergenekon” örgütünün varlığı konusundaki deliller ve bunların tartışılması gibi konulara yer verildiğini açıkladı. Pekgüzel, eylemlerin anlatıldığı, eylem planlarının yapıldığı sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı ele alındığı mütalaada, “Ergenekon”un varlığı, yapısı ve eylemler konusunda geniş anlatımlara yer verildiğini anlattı.

MÜEBBET TALEP EDİLEN SANIKLAR

Savcı Pekgüzel, ´Ergenekon´ davasına ilişkin esas hakkındaki mütalaasında, tutuklu yargılanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon, gazeteci Tuncay Özkan, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz ile tutuksuz sanık Prof. Dr. Erol Manisalı için TCK´nın 312/1 maddesi gereğince, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi.

İBRAHİM ŞAHİN´E ÖNCE MÜEBBET SONRA 37,5 YIL İSTEMİ

Mütalaada tutuklu sanıklardan eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin´in TCK´nın 312/1´inci maddesinden cezalandırılması, sanığın akıl hastalığı nedeniyle de cezasının 37.5 yıla indirilmesi talep edildi.

DOĞU PERİNÇEK´E MÜEBBET İSTEMİ

Mütalaada Doğu Perinçek hakkında TCK´nın 312/1´inci maddesi uyarınca “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi istendi. Savcı Pekgüzel, Perinçek´in Yargıtay içtihatlarına göre örgüt yöneticiliğinden cezalandırılmasına gerek görmedi.

BAŞBUĞ İÇİN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ

´Ergenekon´ davasına giren Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, esas hakkındaki mütalaasında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hasan Iğsız, Orgeneral Nusret Taşdeler´in de aralarında bulunduğu 10 sanığın TCK´nın 312/1´inci maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini isteyen Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, sanıklar Alaattin Sevim, Hıfzı Çubuklu, Hasan Iğsız, İsmail Hakkı Tekin, ve Dursun Çiçek´in de örgüt yöneticiliği suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılmasını talep etti. Savcı Pekgüzel, bu sanıklar hakkında örgüt üyeliği suçlamasıyla dava açılmış olduğunu hatırlattı ve örgüt yöneticiliğinden ceza verilmesi istendiği için sanıklara ayrıca üyelikten ceza verilmesine gerek olmadığı yönünde görüş bildirdi. Yargılama sırasında ölen 3 sanık hakkında davanın düşürülmesini isteyen Pekgüzel, firari sanıklar hakkındaki dava dosyasının ayrılmasına karara verilmesini talep etti.

ALPARSLAN ARSLAN´A 2 KEZ MÜEBBET İSTEMİ

Danıştay saldırısının faili Alparslan Arslan için kasten adam öldürmek ve darbe teşebbüsü suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet, 4 kişiyi öldürmeye teşebbüsten de 80 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

15 YILA KADAR HAPSİ İSTENEN SANIKLAR

´Ergenekon´ davasına giren Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, esas hakkındaki mütalaasında aralarında Sedat Peker, Semih Tufan Gülaltay, Mehmet Bora Perinçek, Ali Yasak, Emin Şirin, Güler Kömürcü Öztürk ve Tanju Güvendiren´in de bulunduğu 96 sanığın ´Ergenekon terör örgütüne üye olmak´ suçundan 7.5 yıldan 15´er yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi. Savcı emekli Albay Arif Doğan için de Ergenekon terör örgütü üyeliğinden 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis istedi.

AYM ÜYESİ PAKSÜT´ÜN EŞİNE 15 YIL TALEBİ

Anayasa Mahkemesi üyesi Osman Paksüt´ün eşi Ferda Paksüt hakkında 7,5 ile 15 yıl arasında hapis talep edildi.

MAHKEME BAŞKANI KAPIYI KAPATTIRDI

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in esas hakkındaki mütalaayı okumaya başlamasının ardından avukatlar itiraz etti. Ancak Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese avukatlara söz vermeyeceğini belirtti. Bunun üzerine bazı avukatlar salonu terk etti. Bazı sanıkların da duruşma salonundan çıkmak istemesi üzerine Mahkeme Başkanı Özese jandarmaya talimat verdi. Jandarma sanıkların duruşmadan çıkışlarını engelleyerek kapıyı kapattırdı. Mütalaanın okunmasına devam edildi.

DOSYASI AYRILACAK SANIKLAR

Mütalaada, dava açıldıktan sonra yaşamını yitiren İlhan Selçuk, Engin Aydın ve Murat Özkan´ın dosyalarının ölüm nedeniyle ayrılması talep edildi.

Savcı Pekgüzel, haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Bedrettin Dalan, emekli Tümgeneral Mustafa Bakıcı, Turan Çömez, Emrah Gönenci ve Saipir Deblevidze´nin dosyalarının ayrılmasını istedi.

Savcı ayrıca eski MİT görevlisi Özel Yılmaz´ın dosyasının MİT görevlileriyle ilgili çıkarılan yasa gereği izin alınması gerektiği gerekçesiyle ayrılmasını da talep etti.

BERAAT TALEPLERİ

Savcı, Ümraniye´de bombaların bulunduğu evde oturan Ali Yiğit´in beraatini istedi. Savcı, Danıştay saldırısıyla ilgili Süleyman Esen ve Salih Kunter´in de beraatini istedi. Beraati istenen diğer 2 sanık Adem Uzun ve Erdal İrten.

HÜKÜM KURULMASINA GEREK OLMAYAN SANIKLAR

Mütalaada, Ayhan Parlak ve Oğuzhan Arslan hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığı kaydedildi.

BALBAY´A MÜEBBET İSTEMİ

15.30´da ara verilen duruşmanın devam eden bölümünde mütalaanın özetle okunmasına devam edildi. Davanın tutuklu sanıklarından CHP Milletvekili Mustafa Balbay´ın, TCK´nın 312/1´inci maddesi uyarınca, ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.

ALEMDAROĞLU, ERSÖZ VE KERİNÇSİZ´E MÜEBBET İSTEMİ

Savcı tutuksuz yargılanan eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu´nun TCK´nın 312/1 maddesi gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını ve tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün de, TCK´nın 312/1 maddesi gereğince, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenen diğer iki sanık avukat Kemal Kerinçsiz ve Kemal Aydın.

HABERAL VE ERUYGUR´A MÜEBBET TALEBİ

Tutuklu sanıklardan CHP Milletvekili Mehmet Haberal´ın ve tutuksuz sanıklardan emekli Orgeneral Şener Eruygur´un, TCK´nın 312/1´inci maddesi uyarınca, ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.

VELİ KÜÇÜK´E 6 KEZ MÜEBBET TALEBİ

Mütalaada, tutuklu sanık Veli Küçük´ün TCK´nın 312/1´inci maddesi gereğince bir kez, Danıştay saldırısına ilişkin ´adam öldürmeye azmettirmek´ suçundan bir kez, 4 kişiyi ´öldürmeye teşebbüs etmek´ suçlarından da 4 kez olmak üzere toplam 6 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.

MUZAFFER TEKİN´E 2 KEZ MÜEBBET TALEBİ

Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin hakkında ´Danıştay saldırısını azmettirmek´ ve ´cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçlarından iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

SİNAN AYGÜN VE YALÇIN KÜÇÜK´E MÜEBBET TALEBİ

CHP Milletvekili Sinan Aygün´ün, TCK´nın 312/1´inci maddesi uyarınca, ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.

´Odatv´ davasının tutuklu sanığı Yalçın Küçük´ün, TCK´nın 312/1´inci maddesi uyarınca, ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.

OSMAN YILDIRIM´A MÜEBBET TALEBİ

Tutuklu yargılanan Osman Yıldırım´ın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenilen mütalaada, Danıştay saldırısına ilişkin ise gönüllü olarak vazgeçtiği için cezalandırılmaması talep edildi.

TUNCER KILINÇ´A 38 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

Tutuksuz yargılanan eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç´ın ise ´silahlı örgüte üye olmak´, ´devletin güvenliğine ilişkin belgeleri yok etmek, sahtecilik yapmak, başka yerde kullanmak, hileyle almak´, ´devletin güvenliği bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek´ ve ´açıklanması yasaklanan gizli kalması gereken bilgileri temin etmek´ suçlarından 19 yıldan 38 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörüldü.

6 SANIK İÇİN TAHLİYE TALEBİ

Pekgüzel, mütalaasında tutuklu yargılanan Fatma Cengiz, Bülent Sarıkahya, Ulaş Özel, Oğuz Bulut, Mehmet Zekeriya Öztürk ve İbrahim Özcan´ın da tahliyesine karar verilmesini istedi.

MÜTALAANIN ÖZETİ 5 SAATTE OKUNDU

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Ergenekon Davası´nda Cumhuriyet Savcıları Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve Murat Dalkuş esas hakkındaki mütalaanın özetini dönüşümlü olarak yaklaşık 5 saat okudu. Savcıların mütalaayı okumasının ardından mahkeme heyeti ara kararlar için duruşmaya ara verdi.

SANIKLARINDAN MÜTALAAYA TEPKİ

Sanıklar mütalaaya büyük tepki gösterdi. Gazetecilerin bulunduğu bölüme doğru gelen Tuncay Özkan, Böyle mütalaa mı olur? diye konuştu. CHP İzmir Milletvekili Gazeteci Mustafa Balbay izleyicilere Burada mahkeme bütün suçlamaları ´hükümete karşı suçlara´ indirgemiştir. Burası artık hükümet güvenlik mahkemesidir diye seslendi.

Balbay “5 yıldır sanıkların ve avukatların taleplerini dikkate almadılar, reddettiler. Böyle yargılama olmaz. Buradan hukuk çıkmaz. Mütalaayı reddediyoruz dedi. Davanın tutuklu sanıklarından Erkan Önsel de, Mütalaa sıfır değerindedir. Hiç moralinizi bozmayın diyerek izleyicilere seslendi.

TCK MADDELERİ NE DİYOR?

Hükümete karşı suç: MADDE 312

(1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.(2)

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti´ne karşı silahlı isyan: MADDE 313

(1) Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyanı idare eden kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

Silahlı örgüt: MADDE 314

(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde (312 ve 313. maddedeki hükümete karşı suçları kastediyor) yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.(3)

DANIŞTAY SALDIRISI VELİ KÜÇÜK VE MUZAFFER TEKİN´İN İŞİ

İstanbul Cumhuriyet Savcıları Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve Murat Dalkuş tarafından hazırlanan esas hakkındaki mütalaa, özetinin okunmasının ardından avukatlara verildi.

Mütalaada, gerek Cumhuriyet Gazetesi´ne gerekse Danıştay´a yapılan ´türbanla ilgili her iki eylemden´ özellikle Danıştay saldırısının çok ses getirerek toplumda büyük infial uyandırdığı belirtildi. Bu eylemin halk üzerinde büyük bir korku ve paniğe yol açtığı, mevcut Anayasal sisteme yönelik bir tehlike yarattığı ifade edilen mütalaada, eylemin ´Türkiye Cumhuriyeti Anayasası´nda yazılı ve bu anayasanın öngördüğü düzeni cebir ve şiddet kullanarak kaldırmaya ve bu düzenin yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme´ şeklinde olduğu değerlendirildi.

Mütalaada, şu görüşlere yer verildi:

´Sanık Alparslan Aslan´ın, Danıştay saldırısı öncesinde ve sırasında, ´Ergenekon terör örgütü´ ve mensuplarıyla ilgili olarak iz bırakma ihtimaline binaen, OYAK Güvenlik Şirketi tarafından Danıştay´daki güvenlik kameraları olay günü öncesi sökülmüş, saldırı gerçekleştikten sonra yerine takılmış ve bu arada mevcut önemli tüm kayıtlar silinmiş. Danıştay binasıyla ilgili bir kısım diğer kayıtların ise tarihi ve yer ismi değiştirilmiştir. Bu aşama bile tek başına eylemin ne kadar planlı ve organizeli olarak gerçekleştirildiğini göstermektedir.´

´Ele geçirilen el bombaları

Ümraniye´de ele geçirilen 27 el bombası ile Fikret Emek´in Eskişehir´deki annesine ait evde bulunan 12 el bombasının, ´Ergenekon terör örgütüne´ ait olduğu iddia edilen mütalaada, Alparslan Arslan ile okul arkadaşı olan Süleyman Esen arasında hiyerarşik bağ bulunmadığı anlatıldı.

Alparslan Arslan´ın, kendisinin lideri olarak Esen´i göstermesinin maddi gerçeği yansıtmadığı ifade edilen mütalaada, şunlar kaydedildi:

´Salih Kurter´in yanına Kur´an öğrenme gayesi ile giden Arslan´ın, bu dönemde teknik takibe takılmamak için ´Ergenekon teror örgütü´ mensuplarıyla telefon irtibatını kestiği, eylemin deşifresini önlemek amacıyla Cumhuriyet Gazetesi´ne 3. bombayı atarken tekbir getirdiği, eylemden 15-20 dakika sonra cep telefonundan Salih Kurter´in cep telefonunu aradığı, halbuki bu dönem içerisinde örgüt yöneticisi Muzaffer Tekin, İsmail Eksik, Hüseyin Görüm ve Mehmet Fikri Karadağ ile görüşmelerini sürdürdüğü, eylemleri gerçekleştirmek için daha önceden tanıdığı sanık Osman Yıldırım aracılığı ile sanıklar Erhan Timuroğlu, İsmail Sağır ve Tekin İrşi´yi ayarladığı, bomba atma eylemlerinden önce barda toplantı yaptıkları, adı geçen sanıkların türban-başörtüsü vs. dini değer veya sembollerle herhangi bir işlerinin olmadığı anlaşılmıştır. Sanık Muzaffer Tekin ile Veli Küçük ´Ergenekon terör örgütünün´ yöneticilerinden olup aralarındaki örgütsel ilişkiyi inkar etme yolunu seçmişlerdir.´

Mütalaada, delillerin çok olduğu, bu nedenle bazılarına atıf yapılarak geçildiği belirtilerek, ´Ergenekon terör örgütünün sanıkları, her fırsatta örgütün organize ettiği Danıştay saldırısını başka yönlere saptırmaya ve suçtan kurtulmaya yönelik büyük çaba harcamışlardır´ ifadeleri kullanıldı.

Kaos ve kargaşa ortamı

Mütalaada, iddia olunan örgüt tarafından sivil toplum örgütleri kurulması, yönetilmesi ve yönlendirilmesi kapsamında kurulan ´Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği ve Kuvvayi Milliye Dernekleri ile bunların nefret ve şiddet söylemleri içeren legal/illegal eylem ve çalışmalarıyla ülkede kaos ve kargaşa ortamı oluşturularak darbeye zemin hazırlamak için faaliyette bulundukları´ değerlendirmesi yer aldı.

Alparslan Arslan´ın vatansever olarak adlandırdığı kişilere ´derin devlet´ dediği belirtilen mütalaada, Arslan´ın Kuvayı Milliye Derneği´nin yöneticileriyle ilişkili olduğu anlatıldı.

Pamuk´a suikast

Orhan Pamuk´un, sanıklar ve irtibatlı oldukları kişiler tarafından ´hedef tahtasına konulduğu´ kaydedilen mütalaada, Kuvayı Milliye Derneği çatısı altındaki Mehmet Fikri Karadağ organizesinde, sanıklar Muhammed Yüce ile 2 cinayet suçundan aranan Selim Akkurt´un, yazar Orhan Pamuk´a yönelik suikast girişimi hazırlıkları yaptıkları ifade edildi.

Arslan´ın mahkemedeki beyanında yazar Orhan Pamuk´tan nefretle bahsettiği bildirilen mütalaada, Arslan´ın beyanları ile örgüt mensuplarının söylem ve eylemlerinin aynı olmasının basit bir tesadüf olmadığı kaydedildi.

Ayrıca Arslan´ın banka ve ´bir kısım medyayı´ hedef olarak gördüğü, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer´i öldürerek, ´Türkiye Cumhuriyeti´ni bitirmek istediğini´ söylediği, bu şekilde ülkede kaos ve kargaşa çıkarmak istediği bildirilen mütalaada, ´bunlar değerlendirildiğinde sanığın örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğu´ görüşü yer aldı.

Arslan Küçük ile irtibatlı

Arslan´ın Veli Küçük ile irtibatlı olduğu gerek sanık, gerekse tanık beyanları ve dosyadaki delillerden anlaşıldığı bildirilen mütalaada, ´Alparslan Arslan ve diğer sanıkların kişisel yaşamları hakkındaki tespitlere göre, söz konusu eylemlerin iddia edildiği şekliyle türban örtüsü ile ilgili olarak, kendi görüşlerine göre türban aleyhine karar veren ya da davranan kurumlara ders vermek amacını taşımadıklarını göstermektedir´ ifadeleri kullanıldı.

Arslan´ın, kendisine verilen görevi yerine getirmesiyle ´önemli yerlere geleceği, çalışmasına gerek kalmayacağı, maddi rahata kavuşacağının´ belirtildiği mütalaada, Arslan´ın rahata kavuşacağı vaadi ile eylemlere katıldığı kaydedildi.

Mütalaada, yapılan yargılama, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre de Cumhuriyet Gazetesi saldırısının ´Ergenekon terör örgütü´ yöneticilerinden Veli Küçük ve Muzaffer Tekin´in talimatıyla gerçekleştirildiği iddia edildi.

Danıştay saldırısının ise Cumhuriyet Gazetesi´ne el bombası atılması olayından hemen sonra gerçekleştirilmesi, her iki eylemin de aynı amaca yönelik olması, eylemlerde de aynı kişilerin istihdam edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu eylemlerin Tekin ve Küçük´ün talimatıyla gerçekleştirildiği belirtildi.

20 SANIK HAKKINDA YAKALAMA KARARI

Ergenekon davasında verilen esas hakkındaki mütalaada, aralarında Eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu´nun da bulunduğu 20 tutuksuz sanık hakkında yüklenen suçu işlediklerine dair iddianamelerde belirtilen kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olgular bulunduğu gerekçesiyle yakalama kararı verilmesi istendi.

Haklarında yakalama kararı istenen sanıklar şöyle sıralandı:

1-Eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz

2-İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu

3-Emekli Tümgeneral Erdal Şenel

4-Mustafa Özbek

5-Rıza Ferit Bernay

6-Emin Gürses

7-Bekir Ozturk

8-Birol Basaran

9-Cihandar Hasanhanoglu

10-Erol Manisalı

11-Ferid İlsever

12-Hayrettin Ertekin

13-Hayrullah Mahmud Özgür

14-Hüseyin Görüm

15-Muammer Karabulut

16-Mustafa Abbas Yurtkuran

17-Mustafa Koç

18-Neriman Aydın

19-Serhan Bolluk

20-Tekin Irşi

61 SANIĞIN TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMI İSTENDİ

Savcı, Başbuğ´un da aralarında bulunduğu 61 tutuklu sanığın tutukluluk haline devam edilmesine karar verilmesini istedi.

Mütalaanın okunması tamamlandı ve duruşmaya ara verildi. Duruşmaya Genelkurmay´dan gelen belgelere yönelik alınan taleplere ilişkin ara kararın açıklanmasıyla devam edilecek. Mahkemenin ardından duruşmayı ileri bir tarihe ertelemesi bekleniyor. Ergenekon davasında bundan sonraki duruşmalarda sanık ve sanık avukatlarının esasa ilişkin savunmaları alınacak ve sona gelinmiş olunacak.

64 SANIĞA MÜEBBET HAPİS

Duruşmanın ilerleyen saatlerinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen toplam sanık sayısının 64 olduğu ortaya çıktı. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen 64 sanığın tam listesi şu şekilde:

Alaettin Sevim

Alparslan Arslan (2kez)

Bekir Öztürk

Cemal Gökçeoğlu

Cihandar Hasan Hanoğlu

Doğu Perinçek

Durmuş Ali Özoğlu

Dursun Çiçek

Emin Gürses

Ergün Poyraz

Erhan Timuroğlu

Erol Manisalı

Fatih Hilmioğlu

Ferit Bernay

Ferit İlsever

Fuat Selvi

Ümit Sayın

Kemal Gürüz

Hasan Ataman Yıldırım

Hasan Atilla Uğur

Hasan Iğsız

Hayrettin Ertekin

Hayrullah Mahmut Özgür

Hıfzı Çubuklu

Hulusi Gülbahar

Hurşit Tolon

Hüseyin Görüm

Hüseyin Nusret Taşdeler

İbrahim Şahin

İsmail Hakkı Pekin

İsmail Sağır

İsmail Yıldız

Kemal Aydın

Kemal Kerinçsiz

Kemal Alemdaroğlu

Levent Ersöz

Mehmet Eröz

Mehmet Fikri Karadağ

Mehmet Haberal

Mehmet İlker Başbuğ

Mehmet Otuzbiroğlu

Mehmet Şener Eruygur

Muammer Akbulut

Muhittin Erdal Şenel

Murat Uslukılıç

Mustafa Yurtkuran

Mustafa Balbay

Mustafa Dönmez

Mustafa Koç

Muzaffer Tekin (2 kez)

Neriman Aydın

Oktay Yıldırım

Orhan Güçlü

Osman Yıldırım

Sedat Özüer

Serhan Bolluk

Sevgi Erenerol

Sinan Aygün

Tekin Irşi

Tuncay Özkan

Veli Küçük (6 kez)

Yalçın Küçük

Yusuf Erikel

Ziya İlker Göktaş

MAHKEME HEYETİNİN ARA KARARLARI

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Ergenekon davasında sanık ve avukatların taleplerinin değerlendirilmesi için duruşmaya 4 saatten fazla ara verildi. Alınan ara kararlar saat 23:15´te Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese tarafından okundu.

Ara kararlarda sanıklar ile avukatların taleplerinin büyük bir bölümü, Davaya bir yenilik katmayacağından, Hükümle birlikte karara bağlanmasına, Davayı uzatmaya yönelik olduğundan, Savunma ile ilgili olmadığından, Daha önceden bu konuda karar verilmiş olduğundan gibi gerekçelerle reddine karar verildi. Ayrıca bazı taleplerin de savunma kapsamında olduğu belirtilerek dilekçelerin dava dosyasına konulması karara bağlandı.

Ayrıca sanıklar ile avukatların CMK 210/1 ve CMK 178 maddelerinde belirtildiği üzere ´duruşmada hazır edilen tanıkların dinlenmesi zorunludur´ hükmü gereği tanık dinletme talepleri bulunduğu belirtildi. Bu talepler de daha önceden de verilen ara karar gereği ve CMK 206/1-c maddesinde belirtilen ´Davayı uzatmaya yönelik´ hükmü gereği reddedildi.

Bugünkü duruşmada duruşma savcıları tarafından verilen mütalaada 19 sanık hakkında yakalama kararı verilmesi istendiği hatırlatılan ara kararda, bu sanıklardan hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunmayan sanıklar için yurt dışı yasağı konulmasına hükmedildi.

Tutuklu sanıkların tahliye talepleri ise, daha önceki duruşmalarda ayrıntısı belirtilen kuvvetli suç şüphelerinin devam ediyor olması ve sanıklara uygulanacak en hafif adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı belirtilerek reddi yönünde hüküm verildi.

Ayrıca 11-12 Mart 2013 tarihli oturumlarda mahkeme heyetine karşı sarfettiği sözler nedeniyle sanık avukatlarından Serkan Günel hakkında Silivri Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.

DURUŞMA 8 NİSAN´A ERTELENDİ

Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını hazırlamaları için sanıklar ile avukatlara süre verilmesi kararlaştırılan duruşma 8 Nisan 2013 tarihine ertelendi.

(18 Mart 2013), son güncel.: (19 Mart 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5181    yazdır/print


 

Ergenekon´da 280. duruşma

Ergenekon davasında 280. duruşma görülüyor. Duruşmada yeni deliller ve diğer konularda sanıkların beyanları alınmaya devam ediliyor.

15.03.2013 13:35 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 67´si tutuklu 275 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 280. duruşması başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan küçük salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, gazeteci Tuncay Özkan ve emekli orgeneraller Hasan Iğsız ile Hurşit Tolon´un da aralarında bulunduğu 34 tutuklu sanık katıldı.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Ankara GATA´da tedavi gören Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli tuğgeneraller Veli Küçük ve Levent Ersöz ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in de aralarında bulunduğu 33 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.

SANIKLAR ÖZOĞLU VE ERİKEL´İN AVUKATININ BEYANI

Beyanların alındığı duruşmada sanıklardan Durmuş Ali Özoğlu ve Yusuf Erikel´in avukatı Ali Rıza Dizdar, davada sosyal demokratlar, ülkücüler, milliyetçiler, JİTEM´ci olduğunu söyleyenler, askerler ve subaylar gibi birbirlerine zıt insanların yargılandığını belirterek, ´Böyle illegal örgüt olmaz, illegal çorba olur. Karışık çorba olur´ dedi.

Toplumdaki herkesin irtica ile mücadele etmesi gerektiğini ifade eden Dizdar, ´İrtica denilince sadece İslamiyet anlaşılmaması lazım. Budizm, Hristiyanlar var. Din nedeniyle insanları geri götürüyorlarsa mücadele edeceksiniz. İrtica ile mücadele etmek herkesin görevidir. Bu suç değil. Devrimi ve Atatürk´ü savunmak suç değil. Bu delillerle de sanıkları suçlamak mümkün değildir´ diye konuştu.

SANIK SEDAT PEKER´İN AVUKATININ BEYANI

Tutuklu yargılanan Sedat Peker´in avukatı Mehmet Doğurga da, 1996 yılından beri avukatlığını yaptığı müvekkili hakkında 14 dava açıldığını belirterek, ´Fiil değil Peker yargılandı. Peker 11 davadan beraat etti´ dedi.

Peker ile 14 dosyada ismi geçenlerden sadece Boğaç Kaan Murathan´ın bulunduğunu, ´Ergenekon´ sanıklarıyla başka hiçbir davada bir araya gelmediğini dile getiren Doğurga, bu nedenle sanıklarla arasında örgütsel bağ olmadığını iddia etti.

Doğurga, Murathan´ın da Peker´in bel rahatsızlığı nedeniyle spor öğretmenliğini yaptığını söyledi.

Peker´in Veli Küçük ile tanıştığını hiçbir zaman inkar etmediğini ifade eden Doğurga, ´Baba dostudur. Sami Hoştan´ı da alemden tanıyor. Hoştan kumar oynar. İkisini aynı mekanda göremezsiniz. Hoştan´a alemden dolayı ağabey der´ diye konuştu.

Doğurga, bel ameliyatından dolayı hastanede yatan Peker´i Muzaffer Tekin´in ziyaret ettiğini, ancak çok kalabalık olması nedeniyle görüşemediklerini belirterek, ´Veli Küçük geldiğinde ise Peker ayağa kalkmak istedi. Küçük, hasta olduğu için Peker´e izin vermedi. Peker´in Tekin ve Küçük ile ilişkisi sosyal boyuttadır´ şeklinde konuştu. (AA)

SANIK MUSTAFA BALBAY´IN AVUKATININ BEYANI

Duruşmada konuşan tutuklu sanık CHP Milletvekili Mustafa Balbay´ın avukatı Ulaş Özkan, müvekkilinin bir örgüte bağlı olduğuna ilişkin hiçbir delil bulunmadığını söyledi. Özkan, delillere ilişkin beyanların 15 dakika ya da 20 dakika gibi süreler tanınarak alınmasını, adil yargılanma ile savunma hakkının kısıtlaması olarak gördüklerini kaydetti.

GENELKURMAY HARDDİSKLERİNDEKİ GÖRÜŞME KAYITLARINA DAİR SANIK BEYANLARI

Duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, naip hakim Hüsnü Çalmuk tarafından ´yeni isimler´ ve ´general listesi´ adlı dosyalardaki telefon listeleriyle ilgili inceleme yapıldığını belirtti.

SANIK HURŞİT TOLON´UN AVUKATININ BEYANI

Bunun üzerine söz alan avukat İlkay Sezer, incelemeye göre, 1. Ordu Komutanlığı´na ait resmi telefonlarla yapılan görüşmelerin sanki müvekkili Hurşit Tolon tarafından gerçekleştirilmiş izlenimi yaratıldığını söyledi. Sezer, bu görüşmelerden bazılarında sanıklardan Muzaffer Tekin ve Oktay Yıldırım´a ait kayıtların da olduğunu anlattı.

SANIK MUZAFFER TEKİN´İN BEYANI

Bunun üzerine söz alan Muzaffer Tekin, davada tutuklu yargılanan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ´un, babasının askeri olduğunu belirterek, Başbuğ´un teğmenliğinde babasının görev yaptığı Maltepe Zırhlı Tugayı´na gittiğini ifade etti. Tekin, ´Babam kendisini çok severdi. Bize de hep onu örnek gösterirdi. Bizim de onun gibi bir teğmen olmamızı isterdi. Kendisini teğmenliğinden beri tanır ve saygı duyarım. Kendisi benim idolümdür. Başbuğ´u, 2005 yılında kardeşimle birlikte 1. Ordu Komutanlığı yaptığı dönemde ziyaret ettik. Ona, babamla birlikte çektirdikleri fotoğrafı verdik. Çok memnun oldu. Zaman zaman, ortak tanıdıklarımız aracılığıyla neden arayıp sormadığımız şeklinde haber yollardı. Biz de aldığımız terbiye gereği arayıp rahatsız etmezdik´ diye konuştu.

DAVA 18 MART´A ERTELENDİ

Avukatların beyanlarının tamamlanmasının ardından duruşma 18 Mart Pazartesi gününe ertelendi. (AA)

(15 Mart 2013, 13:35)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5179    yazdır/print


 

Flaş!!! Ergenekon´da esasa geçildi

4 yılı aşan Ergenekon davasında sona çok yaklaşıldı. Cumhuriyet Savcısının taleplerini kabul eden mahkeme heyeti; esas hakkındaki mütaalanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine, esas mütaala için 13 Aralık´a kadar savcıya süre verilmesine, Oyak ve Odatv davalarının Ergenekon´la birleştirilmesi için ilgili mahkemelerden gelen taleplerin reddine, Gata´dan telekonfereansla ifade veren YAŞ üyesi Org. Nusret Taşdeler´in tutuklanmasına karar verdi.

27.11.2012 11:31 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 66´sı tutuklu 275 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 269. duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen duruşmada CHP Milletvekili Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve Hasan Iğsız´ın da aralarında bulunduğu 32 tutuklu sanık hazır bulundu. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, CHP Milletvekili Mehmet Haberal, Hurşit Tolon, Veli Küçük, Levent Ersöz ve Doğu Perinçek´in de aralarında bulunduğu 34 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı.

SANIK NUSRET TAŞDELER´İN ÇAPRAZ SORGUSU

Kimlik yoklamasının ardından hakkında yakalama kararı bulunan YAŞ üyesi Orgeneral Hüseyin Nusret Taşdeler´in, telekonferans yöntemiyle çapraz sorgusunun yapılmasına başlandı. Önce savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in sorularını cevaplayan Taşdeler, JİTEM´i basından duyduğunu, kendisinin jandarma teşkilatıyla ilgili herhangi bir görevi olmadığını söyledi. Taşdeler, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun´dan belgelerin imha edilmesi yönünde bir talimat almadığını iddia etti.

-´Albay Çiçek´e emir vermedim´-

Harekat Başkanlığı yaptığı 2007-2008 döneminde bilgisayarlarda silme işlemi olmadığını da öne süren Taşdeler, Albay Dursun Çiçek, Bilgi Destek Dairesi´nde şube müdürlüğü yaparken 1 yıl komutanlığını yaptım. dedi. Bilgi Destek Dairesi´ndeki şubelerin kendisi döneminde kurulduğu ifade eden Taşdeler, İrtica ile Mücadele Eylem Planı belgesinden de bilgisi olmadığını söyledi. Bu konuda Çiçek´e bir emir vermediğini de belirten Taşdeler, Çiçek´in sadece ´irtica.org´ sitesinden değil, 10 tane internet sitesinden sorumlu olduğunu belirtti.

-´Andıç sitelerindeki haberlerden haberim yok´-

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yürütülen internet sitelerinde yer alan hükümet aleyhindeki haberlerden başlıklar okuyan Pekgüzel, bu haberlerden bilgisi olup olmadığını sordu. Taşdeler, bu soruya da ´Bu haberleri ben internet andıcı iddianamesinin ekinde ilk defa gördüm. Herhangi bir şekilde benim onayımın alındığı haberler değil. Benim, siyasi içerikli haberlerin kullanılmayacağı yönünde bir emrim var. Bu emir nedeniyle, bahsedilen haberlerin Harekat Başkanlığı´na ulaşması mümkün değil. Benim onayladığım haberler değil´ dedi.

-Komutan olarak astlarının hiç bir sorumluluğunu üstlenmedi-

Savcı Pekgüzel´in ´Bu haberlerin doğru olmadığını ifade ediyorsunuz. Sitelerde ne yayınlanıyor, ne yayınlanmıyor diye bakmıyor musunuz?´ diye sorduğu Taşdeler, ´Siteleri günlük olarak takip etmiyorduk. Şube müdürleri, daire başkanı var. Bunlar rutin bir faaliyet olarak yürütülmektedir. Harekat Başkanı´nın odasındaki bilgisayar internete bağlı değildir. Bilgi güvenliği için bu uygulama sanırım hala devam ediyor´ yanıtını verdi.

Taşdeler, ´Apronda namaz şovu´ haberinin ´irtica.org´ sitesinde yayınlanmasına ilişkin de, ´Bu haber sadece Cumhuriyet gazetesinde değil, diğer gazetelerde de çıkmıştır. Haberde hükümet, siyasi partilerle ilgili bir şey yok. Zaten olay mevzuata aykırı görüldüğünden İstanbul Valiliği de soruşturma başlatmıştır. ´irtica.org´ diğer siteler gibi yasalara uygun olarak kurulmuştur´ şeklinde konuştu. (Cihan)

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Taşdeler´e 8 Ağustos 2011 yılında çıkarılan yakalama emrini okudu. Özese Bu şahıs siz misiniz? diye sordu. Taşdeler, kimlik bilgilerinin doğru olduğunu belirterek, tayini çıkması nedeniyle Ankara Çankaya´daki adresini söyledi. Taşdeler, ancak hakkında yakalama kararı çıkarıldığı tarihten beri Ankara GATA´da tedavi altında olduğunu hatırlattı. 2 gün boyunca savunma yaptığını belirten Taşdeler, kendisine sorulan sorulara samimi ve iyi niyetli olarak cevap verdiğini vurguladı. Savunmamda doğruları açık bir şekilde dile getirdim diyen Taşdeler, Bilgim ve görgüm çerçevesinde bildiklerimi anlattım. Gerçeklere bağlı kaldığıma da emin olabilirsiniz. İnternet Andıcı kapsamında şahsıma yöneltilen bütün suçlamaları reddediyorum. Hiçbir suç işlemedim. İddiaları reddediyorum. Suçsuzum. Tedavi sürecinde psikolojimi olumsuz yönde etkileyen yakalama kararının kaldırılmasını ve beraat kararı verilmesini talep ediyorum diye konuştu. Nusret Taşdeler´in avukatı Metin Güçlü ise, Yakalama kararı nedeniyle stres ve baskı altında tedavi bir türlü olumlu noktaya gidememektedir. Deliller toplanmıştır. Müvekkilimin kaçma şüphesi yoktur. Müvekkilim hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasını ve yargılamanın tutuksuz devam etmesini arz ve talep ederim dedi.

FLAŞ: SAVCI ESAS HAKKINDA MÜTALAA TALEP ETTİ

Duruşmanın ilerleyen saatlerinde flaş bir gelişme yaşandı. ´Ergenekon´ davasında Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, varsa tevsi tahkikat taleplerinin bildirilmesini, aksi durumda esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesini istedi.

-Savcı: Oyak ve Odatv birleştirilmesin-

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada savcı Pekgüzel, taleplere ilişkin görüşünü açıkladı. Pekgüzel, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen 10 sanığın yargılandığı Danıştay saldırısına ait kamera kayıtlarının silindiği iddialarına ilişkin açılan OYAK Güvenlik dava dosyası ile İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki 13 sanıklı ´Odatv´ dava dosyasının bu dosyayla birleştirilmesi konusunda görüş sorulması için mahkemeye gönderildiğini anımsattı. Savcı Pekgüzel, davalarda yargılanan sanık sayısının fazla ve dosyanın kapsamlı olduğunu, ´Ergenekon´ davasının makul sürede bitirilmesi gerektiğini, birleştirmenin davanın sürüncemede kalmasına neden olacağını belirterek, bu iki dava dosyasının birleştirilmesi talebinin kabul edilmemesini istedi.

-Esas hakkında mütalaa talebi-

Pekgüzel ayrıca, sanık ve avukatların varsa tevsi tahkikat taleplerini bildirmelerini, aksi durumda esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesini istedi.

-Savcı: Taşdeler tutuklansın-

Sorgu ve savunması tamamlanan sanık Orgeneral Nusret Taşdeler hakkında yakalama kararı bulunduğunu anımsatan Pekgüzel, Taşdeler´in Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek ve Terör örgütü yöneticisi olmak suçlarından kuvvetli suç şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutuklanmasını talep etti.

-Başbuğ´un avukatı: Dava, esas hakkındaki mütalaa sürecinde değil-

Mahkeme Heyeti, Oda TV ve Danıştay saldırısına ait kamera kayıtlarının silindiği iddialarına ilişkin açılan OYAK Güvenlik Dava dosyalarının Ergenekon Davası´yla birleştirilip birleştirilmemesi konusunda sanıklara tek tek söz verdi. Tutuklu yargılanan Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ´un avukat İlkay Sezer, mahkemeye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu tanık listesi verdiğini, mahkemenin bu konuda ret kararını kendisine bildirmediğini, dosyanın esas hakkındaki mütalaa sürecinde olmadığını ve süre verilmemesi durumunda savunma hakkının engelleneceğini belirtti.

-Albay Çiçek: Bu kadar insan mağdur edildi-

Savcının birleştirmeye muvafakat verilmemesi konusundaki düşüncelerini, davanın başlamasından bu yana ifade ettiğine belirten emekli Albay Dursun Çiçek, İnternet andıcının birleştirilmesiyle bu kadar insan mağdur edildi. Sonunda bu düşüncemiz savcı tarafından kabul edilmiş oluyor dedi.

-Balbay: Oyak birleştirilmesin, Andıç ve Danıştay davaları da ayrılsın-

Esas hakkında mütalaa talebi ile yeni bir aşamaya gelindiğinin altını çizen davanın tutuklu sanıklarından CHP İzmir Milletvekili Gazeteci Mustafa Balbay, Davanın karara gitmesi açısından köprüden önceki son çıkış olarak nitelendirilebilecek çok önemli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Bugüne kadar 20 dava birleştirildi. Davadan tamamı 5 terabayt kalınlığında. Yani 120 milyon sayfa. Günde 100 sayfa okusanız 3 bin 200 yıl gerekiyor dedi. Mahkeme heyetine seslenen Balbay, Gelin ´her şeye rağmen zararın neresinde dönersek kardır´ diyelim. Evet yeni davalar birleşmesin. O zaman savcı bugüne kadar davaların birleştirilmesinin hata olduğunu kabul etmiş olmuyor mu? şeklinde konuştu. Bütün davaların birleşmesi durumunda kararın ancak mezarlarına yazılacağını söyleyen Balbay, İnternet Andıcı, Danıştay´a baskın ve Cumhuriyet´e bombalı saldırı dosyalarının da davadan ayrılmasını talep etti. Taleplere ilişkin Mahkeme Heyeti duruşmaya ara verdi.

SORUŞTURMA GENİŞLETİLMEYECEK

Aranın ardından aldıkları ara kararları açıklayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklar ile avukatların, soruşturmanın genişletilmesine ilişkin taleplerinin hiçbirisini yerinde bulmadı. Taleplerin bir kısmının daha önceden karar verilen taleplerle aynı olduğu için tekrar karar verilmesine yer olmadığı hükme bağlandı. Bir kısım taleplerin davaya bir yenilik katmayacağı, bir kısım taleplerin de yerinde görülmediği gerekçesiyle reddine karar verildi.

FLAŞ!!! MAHKEME ESAS MÜTAALA TALEBİNİ KABUL ETTİ

Daha sonra Savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in, Varsa soruşturmanın genişletilmesine ilişkin taleplerin sunulması, yoksa esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın iddia makamına verilmesi yönündeki talebinin kabulüne karar verildi. Başkan Özese, dosyanın mütalaanın hazırlanması için bir sonraki celseye kadar savcılık makamına gönderilmesine karar verdiklerini açıkladı. Esas hakkındaki mütaalanın hazırlanması için savcılığa, bir sonraki duruşma tarihi olan 13 Aralık 2012´ye kadar süre verildi.

ORG. NUSRET TAŞDELER´E TUTUKLAMA

Mahkeme ayrıca hakkında yakalama kararı bulunan davanın sanıklarından YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler´in tutuklanmasına karar verdi. Böylece Ergenekon davasında Nusret Taşdeler´in ismi, tutuklanan ilk muvazzaf orgeneral olarak kayıtlara geçti. Davada tutuklu sanık sayısı da 67´ye yükseldi. Mahkeme, bu konuda sanığa isnat olunan terör örgütü yöneticisi olmak ile buna bağlı ´Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini tamamen veya kısmen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek´ suçlarını işlediğine dair mahkemece yapılan dijital incelemeler, ihbar mektupları, Genelkurmay Başkanlığı´ndan gelen cevabi yazılar, alınan sanık ve tanık beyanları, AİHM uygulamalarında tutuklama için makul suç şüphesinin dahi yeterli görülmesi dikkate alınarak atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunması, daha hafif olan adli kontrol tedbirleri uygulamasının yetersiz kalacağının anlaşılmasını tutuklamaya gerekçe olarak gösterdi. Taşdeler´in savunması sırasında kullandığı kelimeler nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.

ODATV VE OYAK ERGENEKON İLE BİRLEŞTİRİLMEYECEK

´Odatv´ ve ´Danıştay saldırısının delillerinin karartılması (OYAK)´ davalarının Ergenekon davasıyla birleştirilmesi yönünde ilgili mahkemelerden gelen talepler kabul edilmedi. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi´nden gönderilen Odatv davası, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gönderilen OYAK Güvenlik davası ve Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi´nden gönderilen 2 sanıklı davalarla ilgili olarak Ergenekon davası ile birleştirilmesine gerek görülmediği kaydedildi. Bu üç dava dosyasının, ait oldukları mahkemelere iade edilmesine karar verildi. Mahkeme, birleştirilmesi istenen dosyaların hacmi, yargılanmada gelinen aşama, dava dosyalarındaki sanık ve mağdur sayısı, dosyaların nitelikleri göz önüne alındığında, dosyaların birleştirilerek görülmesinin yargılamayı uzatacağı, davaların sürüncemede kalmasına neden olacağı ve yargılamanın makul sürede bitirilmesini geciktireceğini gerekçe olarak gösterdi. Bunun anlamı, Oyak ve Odatv davalarına bakan mahkemelerin Ergenekon bağlantısını kendilerinin soruşturmak durumunda kalacak olmaları.

Ergenekon davası 13 Aralık 2012´ye ertelendi.

DOSYA 4 YIL SONRA MÜTALAAYA GİTTİ

Orgeneral Nusret Taşdeler´le birlikte davada tutuklu yargılanan sanık sayısı 67´ye çıkarken, tutuklu olan tek muvazzaf orgeneral de Taşdeler oldu. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı davada 21 ayrı iddianame birleştirildi. 31´i gizli tanık olmak üzere 160´a yakın tanığın dinlenildiği davada, ilk duruşması 20 Ekim 2008´de yapılan birinci ´Ergenekon´ davası 225. duruşmada, ikinci ´Ergenekon´ davasıyla birleştirildi. 4 yılı aşkın süredir yapılan yargılamada, birleştirilen dosyaların duruşmalarıyla birlikte bugüne kadar yaklaşık 600 duruşma yapıldı.

-4 sanık firari ya da kayıp-

Davanın firari sanıkları emekli Tümgeneral Mustafa Bakıcı, Yeditepe Üniversitesi kurucusu Bedrettin Dalan, eski AK Parti Milletvekili Turhan Çömez ve Saipir Deblevidze hakkında yakalama kararı bulunuyor. Mahkeme heyetinin esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için savcıya süre vermesinin ardından davada yeni bir sürece girildi. Savcının mütalaasını açıklamasının ardından sanık ve avukatlara son savunmalarını yapmaları için söz verilecek. Daha sonra sanıklar son sözlerini söyleyecek, ardından da mahkeme davaya ilişkin kararını açıklayacak. (DHA, AA)

İKİ SANIK´TAN ESASA İTİRAZ

29.11.2012 13:57 Ergenekon davasında savcıların 13 Aralık´taki duruşmada esas hakkındaki mütalaa açıklayacak olmasına itiraz geldi. Sanıklardan gazeteci Tuncay Özkan ve avukat Yusuf Erikel karardan vazgeçilmesini istedi. Özkan ve Erikel´in avukatları mahkemeye sundukları dilekçede, tüm yazılı delillerin teker teker sanıklara okunmadığına dikkat çekti. Davanın müdahillerinin mahkemeye davet edilmediğini ve esas hakkındaki beyanlarının da alınmadığını belirtti. Sanık avukatları bu gerekçelerle Savcıların esas hakkındaki görüşlerini açıklaması kararından vazgeçilmesini talep etti.

(27 Kasım 2012), son güncel.: (29 Kasım 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Genelkurmay´ın provokasyon siteleri ya da ´internet andıcı´ konulu manşetlerimiz

Andıç iddianamesinde arama yap

Danıştay ve ergenekon davalarını birleştirilmesi manşetlerimiz

Danıştay´ın kameralarına bakan OYAK Güvenlik´le ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4966    yazdır/print


 

Ergenekon´da büyük gün yarın

5 yıl önce Ümraniye´de bir gecekondunun çatı katında el bombalarının ele geçirilmesinin ardından başlatılan Ergenekon soruşturmaları kapsamında açılan davalar, yarın ilk kez tek dava olarak görülmeye başlanacak. Islak imza ve andıç davasının sanıklar arasında bulunan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, İbrahim Şahin, Osman Yıldırım ve diğer bazı sanıklarla birarada yargılanmak istemediğini, duruşmalarda kendisini bundan böyle avukatının temsil edeceğini açıklamıştı.

06.05.2012 16:16 Ergenekon soruşturması kapsamında açılan ve bu davalarla irtibatlı olduğu gerekçesiyle birleştirilen toplam 16 iddianameye ilişkin dava, yarın tek dava olarak devam edecek. 61´i tutuklu olan ve 256´ya yükselen sanıklar arasında İlker Başbuğ, Hurşit Tolon, Veli Küçük, Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan ile CHP milletvekilleri Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Sinan Aygün de yer alıyor. Ümraniye´de, bir ihbar üzerine 12 Haziran 2007 tarihinde Mehmet Demirtaş´a ait bir gecekonduda emekli Astsubay Oktay Yıldırım´a ait olduğu ileri sürülen mühimmat ele geçirilmişti. Bu tarihte başlatılan soruşturma, Türkiye´nin en kapsamlı soruşturması haline geldi. Birbiri ardına düzenlenen operasyonlar, birbiri ardına hazırlanan iddianamelerle davalara dönüştürüldü. ´Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren, iskat ve görevini tamamen ya da kısmen yapmasını engellemeye teşebbüs´ yani ´Darbe yapmaya teşebbüs´ suçlamasıyla yüzlerce insan gözaltına alındı. Bazıları tutuklanan bu şüphelilerin birçoğu hakkında dava açıldı.

Soruşturma kapsamında oluşturulan ilk iddianamede İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 46´sı tutuklu toplam 86 sanık, ilk kez 20 Ekim 2008 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yargılanmaya başlandı. Sanık sayısının fazla olması ve güvenlik gibi gerekçelerle yargılama, Silivri Cezaevi içinde bulunan ve duruşma salonuna dönüştürülen bir binada yapılmaya başlandı. Daha sonra soruşturma kapsamında 2. iddianame hazırlandı. Sanık sayısının artması ve duruşmanın görüldüğü salonun yetersiz kalması nedeniyle, cezaevinin giriş kapısının hemen yanına, ´Spor salonu´ adı altında bir bina yapıldı. Adalet Bakanlığı´ndan alınan izin, temel atılması, inşaata başlanması hızlı gerçekleşen ve kısa bir sürede bitirilen bina, ikinci ve büyük duruşma salonu olarak faaliyete geçirildi. İkinci Ergenekon davasından kısa bir süre sonra soruşturmanın 3. iddianamesi de hazırlandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 2 ve 3. iddianamelerde iddia edilen suçlamalar arasında bağlantı, sanıklar arasında da fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle birleştirme kararı verdi. İki davanın birleştirilmesiyle aralarında Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Hurşit Tolon ve İbrahim Şahin´in de bulunduğu 52´si tutuklu toplam 108 sanık bir arada yargılanmaya başlandı.

Daha sonra da Dursun Çiçek´in ıslak imzası olduğu ileri sürülen ´İrticayla Mücadele Eylem Planı´ belgesine ilişkin 7 sanıklı dava açıldı. O zaman muvazzaf Albay olan Dursun Çiçek´in tutuklu bulunduğu davada, Bedrettin Dalan da da firari sanık olarak yer aldı. Davada, Dalan´ın yurtdışına kaçmasına yardım ettiği iddia edilen MİT görevlisi Yılmaz Özel de tutuksuz sanıklar arasında bulundu.

Bir tarafta yargılama yapıldı, bir taraftan da soruşturma devam etti. Bu iddianamelerden bazıları, Ergenekon davaları ile birleştirildi. Ergenekon ana davasına önce Alparslan Arslan´ın da sanıkları arasında yer aldığı ´Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi´ne el bombası atılması olayları´na ilişkin dava dahil edildi. Ardından ´Hakan Saraylıoğlu´nun öldürülmesine ilişkin´ dava, ´Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi´ davası, ´Alparslan Arslan´a, Danıştay saldırısında kullandığı Glock marka silah temin edilmesi´ne ilişkin´ dava, ´Fener Rum Patriği Barthelemous´a suikast girişimi´ davası, ´Savcı Zekeriya Öz´ün tehdit edilmesi´ davası ile ´Cumhuriyet gazetesine molotof kokteyli atılmasına ilişkin´ davaların da birleşmesi ile Ergenekon ana davasında toplam 8 iddianame, tek dava olarak görülmeye başlandı. Bu birleştirme kararlarının ardından davada sanık sayısı da 27´si tutuklu toplam 108´e yükseldi.

Önce 3. Ergenekon davası birleştirilen İkinci Ergenekon davasına ise daha sonra ´Minas Durmazgüler´e suikast girişimi´ne ilişkin iki ayrı dava, ´Yusuf Erikel´ davası da fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle dahil edildi. Böylece İkinci Ergenekon davasında sanık sayısı 18´i tutuklu 119´a yükselmiş oldu.

Bu davalara paralel ve dönüşümlü olarak devam eden ´İrticayla Mücadele Eylem Planı´ belgesine ilişkin dava da önce ´İnternet Andıcı´ davası, ardından da eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında açılan dava ile birleştirildi. Tek dava olarak görülen bu üç davanın da yine davalar arasındaki bağlantı ve sanıklar arasındaki irtibat gerekçesi ile İkinci Ergenekon davası ile birleştirilmesine karar verildi. Böylece İkinci Ergenekon davasında da iddianame sayısı 8´e yükseldi. Yargılanan sanık sayısı ise 33´ü tutuklu 148´e yükseldi. 5 Nisan 2012 tarihinde verilen bu birleştirme kararının ardından 27 Nisan 2012 tarihinde görülen Ergenekon ana davasının, yine aynı gerekçelerle İkinci Ergenekon davası ile birleştirilmesine karar verildi. Böylece toplam 16 iddianamenin, tek dava dosyasında ve tek dava olarak görülmesine karar verilmiş oldu. Bu birleştirme kararının ardından Ergenekon davasında sanık sayısı da 61´i tutuklu toplam 256 olarak yenilendi.

Danıştay davasının tetikçisi Alparslan Arslan, Osman Yıldırım, İlker Başbuğ, Hurşit Tolon, Veli Küçük, Mustafa Balbay, Doğu Perinçek, Dursun Çiçek, Tuncay Özkan ve İbrahim Şahin´in de aralarında bulunduğu 256 sanık ile ilk duruşması yarın Silivri cezaevi içindeki küçük duruşma salonunda görülecek. Aynı anda 365 sanıklı Balyoz davası da Silivri Cezaevinin bitişiğinde bulunan büyük duruşma salonunda görülmeye devam edecek. ( Cihan)

-Başbuğ: Katille aynı sandalyede oturmam-

“İnternet Andıcı” davasının “Ergenekon” davasıyla birleştirilmesine tepki gösteren eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ´un “Çetecilerle ve katillerle aynı sandalyeye oturmam” dediği öğrenildi. Ergenekon davasının sanıkları arasında bulunan eski Emniyet Özel Harekat Daire Başkanvekili İbrahim Şahin, Sedat Peker, Danıştay saldırganı Alparslan Arslan ve Osman Yıldırım ile aynı davada yargılanmaktan rahatsızlık duyduğu ifade edilen İlker Başbuğ´un, duruşmalara katılmama kararı aldığı öğrenildi. Başbuğ´un yakın çevresine “Katillerle ve çetecilerle aynı sanık sandalyesine oturmam” dediği ve savunmalarını avukatı aracılığıyla yapacağı öğrenildi. İlker Başbuğ´un avukatı İlkay Sezer ise, salı günü görülecek duruşmaya İlker Başbuğ katılacakmış gibi hazırlık yaptıklarını ancak katılıp katılmama kararının Başbuğ´a ait olduğunu söyledi.

(06 Mayıs 2012, 16:16)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4524    yazdır/print


 

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

KCK kapsamında ifade vermeye çağrılan MİT Müsteşarı Hakan Fidan ismi gündeme geldiği günden bu yana organize saldırılara maruz kaldı. Odatv ve Aydınlık Gazetesi´nde sistematik olarak yıpratma-karalama haberleri yapıldı. Odatv´nin sahibi Soner Yalçın´ın bu haberleri İsrailli gazeteci Rafael Sadi ile eş güdümlü olarak yayınladığı ortaya çıkmıştı.

10.02.2012 12:07KCK davası kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılan MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile ilgili olarak sahip ve yöneticileri Ergenekon soruşturmalarında sanık olan Odatv ve Aydınlık Gazetesi´nde sistematik olarak yıpratma-karalama haberleri yapılmıştı. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Odatv´nin sahibi Soner Yalçın´ın bu haberleri İsrailli gazeteci Rafael Sadi ile eş güdümlü olarak yayınladığı ortaya çıkmıştı. Sadi´nin yurtdışında MİT, Türkiye ve AK Parti aleyhinde çıkacak haberlerden önceden bilgi sahibi olduğu ve daha yayınlanmadan bu haberler konusunda Yalçın´ı uyararak internet sitesinde kullanmasını istediği tespit edilmişti.

Ses kaydının ´Mısır´ zamanlaması

Hakan Fidan aleyhindeki ses kaydı da Başbakan Tayyip Erdoğan´ın Mısır gezisinde İsrail´e karşı yürütülmesi planlanan yaptırımları açıklamasıyla eş zamanlı olarak servis edilmiş, ses kaydını PKK´ya yakın sitelerden hemen sonra Odatv yayınlamıştı. İngiliz Daily Telegraph gazetesinin özür dilemek zorunda kaldığı “AK Parti kuruluşunda İran´dan 25 milyon Dolar aldı” haberinin altından da Rafael Sadi ismi çıkmıştı. Erdoğan konuyla ilgili “14 Eylül´de Daily Telegraph´ta yayınlanan haber 15 dakika sonra İsrail´in Haaretz Gazetesi´nin internet sitesinde yayınlanıyor. Sonra oradan buraya geliyor ve Türkiye´de açıklamalar başlıyor. Paslaşmaya dikkat edelim” sözleriyle ilişkiler ağına dikkat çekmişti.

Haber değil dezenformasyon

Bu süreçte İngiliz ve ABD basınında İsrail´in Hakan Fidan´ın MİT Müsteşarı olmasından son derece rahatsız olduğu yönünde haberler yayınlanırken Odatv de Fidan ve ailesi aleyhine daha sonra yalan olduğu ortaya çıkan çok sayıda dezenformasyon haberleriyle destek vermişti. Fidan´ın Müsteşar Yardımcılığı görevine atanacağının belli olmasının ardından Odatv çok sayıda aleyhte haber yaptı. Fidan´ın müsteşar olmasının ardından ise bu haberlerin sayısı arttı.

Fıratnews´le ortak hareket

Soruşturma devam ederken Soner Yalçın´ın bazı Ergenekon üyelerinin yanı sıra PKK üyeleriyle de irtibatının belirlendiği ileri sürüldü. Yalçın´ın PKK´nın yayın organı Fıratnews sitesi yöneticileriyle de irtibatının bulunduğu belirlenmişti. Yalçın´ın, sitesinde yayınlayacağı haberlere Fıratnews´in yöneticileriyle birlikte karar verdiği iddia edilmişti. PKK yöneticilerinin kritik süreçlerde yaptıkları açıklamaların tamamının Fıratnews´le organize biçimde Odatv´de de yayınlandığı tespit edilmişti.

İşte ODATV´nin dezenformasyon haberleri

26 Nisan 2010: “F Tipi MİT´e de mi bulaştı”... MİT Müsteşarlığı´na en yakın isim Fidan´ın cemaatçi olduğu iddia edildi.

26 Nisan 2010: “Askerde MİT Müsteşarı sıkıntısı”... Emre Taner´in emekliliği durumunda müsteşarlık koltuğuna ismi geçen Fidan´ın askerler tarafından istenmediği eski bir astsubay olan Fidan´a komutanların saygı duyamayacağı savunuldu.

29 Nisan 2010: “MİT raporunu kim sızdırdı”... Fidan´ın MİT Müsteşarlığının ele alınacağı MGK öncesi Vakit Gazetesi´nde yer alan bir haber Odatv tarafından MİT kaynaklı sızma olarak sunuldu. Habere göre, Yıkıcı Dinci Örgütlenmeler arasında yer almayan Fethullah Gülen cemaati 2010 yılında MİT tarafından listeye dahil edildi.

2 Ağustos 2010: “MİT Müsteşarı 20 Temmuz´da neredeydi?”... Fidan´ın iki kişi ile birlikte İmralı´ya giderek Öcalan´la görüştüğü iddiası manşete çekildi.

9 Ağustos 2010: “Fidan´ın kolunu başbakan mı tutuyor?”... Fidan´ın görevini ihmalle suçlandığı haberde Islak İmza davasında ismi geçen MİT personeli ile ilgili olarak harekete geçilmediği savunuldu.

12 Ağustos 2010: “Fidan´a neden İran yanlısı dediler?”... İtalyan Corriere Della Sera gazetesinde yayınlayan bir makaleye atıf yapılan haberde Fidan´ın TSK bölgeden uzak tutmaya çalıştığı ileri sürüldü.

15 Eylül 2010: “MİT´te neler oluyor?”... KPSS kopya çetesinden yardım alan adaylar arasında MİT´e girmeyi başaran gençlerin de bulunduğu iddia edildi.

22 Ekim 2010: “MİT Müsteşarı Fidan kiminle görüştü?”... Fidan´ın Erbil´e gizlice giderek burada görüşmeler yaptığı anlatıldı.

28 Ekim 2010: “Barzani kimin arabulucusu çıktı?”... Fidan´ın Erbil´deki MİT binasında Osman Öcalan´la görüştüğü ve PKK karşıtı hareketin liderliğini vadettiği ileri sürüldü.

11 Kasım 2010: “MİT Müsteşarının kardeşi kimin hizmetinde çalışıyor” Bu haberde ODATV, Fidan´ın, Mustafa isminde bir kardeşinin olduğunu ve Amerika´da Fethullah Gülen´in yanında çalıştığını savundu. MİT yaptığı açıklamada yalanladı.

02 Şubat 2011: “MİT müsteşarı Fidan Ergenekon klasörlerindeki bu listeye ne diyecek?”... Haberde Ergenekon sanığı Yusuf Erikel´in fihristinde Hakan Fidan´ın da isminin bulunduğu ve bu ilişkinin savcılar tarafından ´deşifre´ edildiği savunuldu. ( Star)

(10 Şubat 2012, 12:07)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

MİT BAŞKAN VE GÖREVLİLERİNİN İFADEYE ÇAĞRILMASI KRİZİYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

MİT müsteşarı Fidan hedefte

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

Yazılım devrede, İsrail düşman

İsrail´den şok C planı: PKK´ya yardım

Lübnan´da İsrail casusu 3 PKK´lı yakalandı

İlişkiler artık gizlenmiyor: 3 PKK´lıya ´İsrail casusu´ suçlaması

ABD Basını: İskenderun İsrail işi

İskenderun´da İsrail olasılığı güçleniyor

İSRAİL´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz

Odatv İsrail´in arka ´Oda´sı mı?

MİT görevlisi Kozinoğlu tutuklandı

Kozinoğlu kiminle irtibatlı?

Kozinoğlu, MİT-TSK arşivini Oda´ya taşımış

OdaTV´deki belgelere MİT´ten soruşturma

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Odatv iddianamesinde arama yap

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon ve benzeri davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzeri iddianamelerde arama yap

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4226    yazdır/print


 

Türk İntikam Teşkilatı´na operasyon

Ergenekon´la bağlantılı olduğu iddia edilen terör örgütü Türk İntikam Teşkilatı Birliği´ne (TİBT) yönelik operasyon düzenlendiği ortaya çıktı. Birkaç gündür 4 ilde süren operasyonlarda 14 kişi gözaltına alındı, bunlardan 4´ü tutuklandı. Örgütle ilgili geçtiğimiz yıl fezleke hazırlanmış, fezlekede örgütün Ergenekon bağlantıları da belirtilmişti. Başbakan Erdoğan´ı öldürmekle tehdit etmiş olan örgüt, yeryüzündeki en üstün varlığın Türkler olduğunu, ülkemizde Türklerden başka hiçbir kimsenin yaşama hakkının olmadığını savunuyor. Bu örgüt, kamuoyunda Türk İntikam Tugayı (TİT) olarak bilinen örgütün 1999 yılından sonra yeni yapılanması olarak adlandırılıyor. Kuruluş tarihi, Ergenekon´un sivil yapılanmaya giriştiği 1999 yılına denk düşüyor.

Türk İntikam Teşkilatı´na operasyon

Ergenekon´la bağlantılı olduğu iddia edilen terör örgütü Türk İntikam Teşkilatı Birliği´ne (TİBT) yönelik operasyon düzenlendiği ortaya çıktı. Birkaç gündür 4 ilde süren operasyonlarda 14 kişi gözaltına alındı, bunlardan 4´ü tutuklandı. Örgütle ilgili geçtiğimiz yıl fezleke hazırlanmış, fezlekede örgütün Ergenekon bağlantıları da belirtilmişti. Başbakan Erdoğan´ı öldürmekle tehdit etmiş olan örgüt, yeryüzündeki en üstün varlığın Türkler olduğunu, ülkemizde Türklerden başka hiçbir kimsenin yaşama hakkının olmadığını savunuyor. Bu örgüt, kamuoyunda Türk İntikam Tugayı (TİT) olarak bilinen örgütün 1999 yılından sonra yeni yapılanması olarak adlandırılıyor. Kuruluş tarihi, Ergenekon´un sivil yapılanmaya giriştiği 1999 yılına denk düşüyor.

Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin, kent merkezi, Ankara, Kocaeli ve Hakkari´de eş zamanlı düzenlediği operasyonda yasa dışı ve silahlı suç örgütü üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 14 zanlıdan 5´i tutuklandı. Adana Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, terör örgütüne yönelik operasyonla ilgili şu ifadelere yer verildi:

´Adana Cumhuriyet Başsavcılığı´nın (CMK 250. madde ile görevli) soruşturması kapsamında, iddia olunan ´Türk İntikam Birliği Teşkilatı/Direniş Hareketi´ isimli yasadışı ve silahlı suç örgütüne yönelik olarak Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince 9 Aralık 2011 tarihinde 11´i Adana ilinde olmak üzere Ankara, Kocaeli ve Hakkari illerinde toplam 14 şüpheli şahıs yakalanmıştır. Şüphelilerle ilgili yapılan aramalarda, 1 adet kaleşnikof marka uzun namlulu silah, 21 adet kaleşnikof fişeği, 20 adet G3 fişeği, 2 adet ruhsatlı tabanca ve örgütsel yapılanmayı gösteren şemanın da bulunduğu çok sayıda doküman elde edilmiştir. 12 Aralık 2011 tarihinde şüphelilerden adli makamlara sevk edilen 9 şüpheli şahıstan 5´i silahlı örgüte üye olmak suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Halkımızın güven ve huzur ortamını tehdit eden her türlü yasa dışı faaliyetlerle mücadele demokratik hukuk kurallarından taviz vermeksizin geçmişte olduğu gibi bundan sonra da büyük bir hassasiyetle devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.´

MHP LİDERİ BAHÇELİ´YE SUİKAST İDDİASI

İllegal oluşum içinde, kendisini üst düzey rütbeli asker olarak tanıtan ve üniformalı fotoğrafları bulunan S.G.´nin örgüt lideri olduğu ifade edildi. Şüphelilerin sorgudaki ifadelerinde ve ele geçirilen dokümanların incelenmesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli´ye yönelik suikast planı hazırladıkları, seçim bölgesi Osmaniye´de 5 Ekim 2011´deki gezisi sırasında suikastı gerçekleştirmeye karar verdikleri, ancak yoğun güvenlik önlemleri nedeniyle saldırıyı ertelediklerinin anlaşıldığı öne sürüldü. Şüphelilerin ifadelerinde, Devlet Bahçeli´nin terör saldırıları ve şehit cenazelerinde ´Ülkücü hareketi frenlediği için´ ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, Bahçeli´nin suikaste kurban gitmesiyle kaos ortamının yaratılmasının hedeflendiğini söyledikleri ileri sürüldü.

İTALYAN RAHİBİ ÖLDÜRMEK İSTEMİŞLER

Şüphelilerin Adana´da ´Bebekli Kilise´ olarak bilinen Aziz Pavlus Latin İtalyan Katolik Kilisesi Rahibi Farancis Dondu´yu öldürmek için plan yaptığı, 23 Nisan 2011 günü Paskalya Bayramı´nda iki kişinin kiliseye kılıçlı ve bıçaklı baskın yaptığı, ancak rahip Farancis Dondu´nun, saldırıdan çok kısa bir süre önce cemaatten bir kişinin evine takdise gittiği için mutlak ölümden kurtulduğu öne sürüldü.

Emniyet kaynakları, Türk İntikam Birliği Teşkilatı Direniş Hareketi adlı örgüt üyesi olduklarını öne sürüleni şüphelilerin, MHP ve BDP´li yöneticiler ile Kürt kökenli vatandaşlara yönelik saldırılar düzenleyip ´topyekün imha´ planladığı, bu kişilerin isim ve adreslerinin yazılı olduğu ajandanın da ele geçirildiğini bildirdi.

ERGENEKON BAĞLANTILARI

Örgütle ilgili geçtiğimiz yıl fezleke hazırlanmış, fezlekede örgütün Ergenekon bağlantıları da belirtilmişti. Örgütün, Ergenekon´un askeri kanadı olduğu ileri sürülüyor ve Türk-Kürt çatışması çıkarmak amacıyla BDP Genel Merkezi ile bazı Kürt işadamlarına silahlı saldırı planladığı iddia ediliyordu. Fezlekede zanlıların ifadesine dayanılarak TİBT´nin Ergenekon´un askeri kanadı olduğu, örgütün kurucu ve finansörlerinin şu anda Silivri Cezaevi´nde yattıkları ifade edildi. BDP genel merkezi ile bazı Kürt işadamlarına silahlı saldırı planladığı iddia edilen Türk İntikam Birliği Teşkilatı (TİBT) adlı örgüt ile Ergenekon örgütü arasında dikkat çekici ilişkiler de gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Emniyetin hazırladığı fezlekeye göre Ergenekon tutuklusu Ergün Poyraz´ın propaganda yaptırmak amacıyla TİBT üyesine iki internet sitesi kurdurduğu ortaya çıktı. Kurulan sitelerde Poyraz başta olmak üzere birçok Ergenekon zanlısının yazılar yazdığı da belirlendi. Bu örgüt, kamuoyunda Türk İntikam Tugayı (TİT) olarak bilinen örgütün 1999 yılından sonra yeni yapılanması olarak adlandırılıyor. Kuruluş tarihi, Ergenekon´un sivil yapılanmaya giriştiği 1999 yılına denk düşüyor.

YARSAV BAŞKANININ ÖRGÜT ÜYELERİYLE BULUŞTUĞU ORTAYA ÇIKTI

Türk İntikam Birliği Teşkilatı (TİBT) ile ilgili ilginç bağlantılara ulaşılmıştı. Örgüte yönelik geçtiğimiz yıl düzenlenen operasyonda tutuklanan Nebi Kutalmış Ocaklı´nın, eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ile görüntüleri ortaya çıktı. Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılığınca hazırlanan fezlekede Eminağaoğlu ile Ocaklı´nın yan yana çekilmiş fotoğraflarına yer verildi. Ocaklı´nın Ergenekon sanığı Muammer Karabulut ile fotoğrafı da deliller arasında gösterildi.Eminağaoğlu, fotoğraflarla ilgili, ´Ergenekon soruşturmasından tutuklu Ergun Poyraz´la irtibatlandırılmaya çalışılıyorum. Haberler, hafta sonu YARSAV genel kurulunu etkilemeye dönük´ ifadelerini kullandı. Diğer taraftan TİBT ile Ergenekon arasındaki bağlantıyı kuran ismin örgüt üyesi Hakan Arıkan olduğu ortaya çıktı. Arıkan´ın Ergun Poyraz ile ilişkisi fezlekede belgeler ile ispatlanırken, 2010 yılı Mart ayı sonunda Ergenekon soruşturması kapsamında örgüte üye olmak suçundan tutuklanmaya sevk edildiği, mahkeme tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Arıkan hakkında, Savcının itirazı üzerine 2 Nisan 2010 tarihinde tekrar yakalama kararı çıkartıldığı öğrenildi. Bir diğer ilginç ayrıntı, Ergenekon davasıyla birleştirilen ´Avukat Yusuf Erikel´ davasında Hakan Arıkan´ın 4 numaralı sanık olması. Bu da sanıkların Ergenekon bağlantısına bir başka delil teşkil ediyor.

AŞIRI IRKÇI ÖRGÜT BAŞBAKAN´I DA TEHDİT ETMİŞTİ

Daha önce defalarca çeşitli siyaset adamlarına, gazeteci ve yazarlara savurdukları tehditler yüzünden birçok soruşturma işlemi yapılan, ancak hiçbir sonuç alınamayan örgüt, son olarak Başbakan Erdoğan´ı öldürmekle tehdit etmişti.

Türk İntikam Birliği Teşkilatı´nı yöneten Savaşan Atsız isimli kişi, yayınlanan bir videoda Erdoğan´ı öldüreceğini söylüyordu. Savaşan Atsız kod adlı kişi internetteki videosunda Türkiye´de Türk ırkı dışında hiçbir ırk istemediklerini, ´Türkçü devrim´in kapıda olduğunu söylüyor. Videosunda çok sayıda tehdit de savuran Savaşan Atsız, Başbakan Recep Erdoğan´ı öldürmekte tehdit ediyor şöyle diyordu:

“Burası Türkiye Cumhuriyeti. Türkiye sınıları içinde Türk ırkı dışında başka hiçbir ırk yaşayamaz. Biz Türk genci ülkemizde Kürt istemiyoruz. Biz asil Türk evladı, Kürt ırkı ile yaşamak istemiyoruz. Bu topraklara Türkiye denmiş ki vardır bir manası. Adından da anlaşılacağı üzere Türkiye sadece Türklerin yaşayabileceği bir yerdir. Bu ülkenin ordusu var. Ordu Türkçülerden yanadır. Biz Türk evladı seni (Başbakan Recep Tayyip Erdoğan) tahtından aşağıya almasını biliriz. Burası Türkiye. Türkçü devrim kapıda. Sen Erdoğan sonun yakındır, kelleni alacağız.”

Örgütü Hollanda´dan yönettiği belirtilen Savaşan Atsız kod adlı zanlının yakalanması amacıyla geniş çapta soruşturma yürütülüyor. Savaşan Atsız´ın yakalanması amacıyla İnterpol de devreye konulmuş durumda. Irkçılığın ve aşırı milliyetçiliğin en uç noktasına kadar ulaştığı bu örgüt, yeryüzündeki en üstün varlığın Türkler olduğunu, ülkemizde Türklerden başka hiçbir kimsenin yaşama hakkının olmadığını, ülkenin tamamının Türklere ait olduğunu savunuyor. Örgüt, Kuzey Irak´taki Kürtlere karşı kimyasal silah kullanmayı planladığını, bu silahları üretmeye çalıştığını da iddia ediyor.

ÖRGÜT HAKKINDA FEZLEKE HAZIRLANMIŞTI

BDP Genel Merkezi ile bazı Kürt iş adamlarına silahlı saldırı planladığı iddia edilen Türk İntikam Birliği Teşkilatı (TİBT) adlı örgüt hakkında 1 yıl önce fezleke hazırlanmıştı. Savcılık gözetiminde emniyet tarafından hazırlanan fezlekeye göre, kapatılan DTP´nin Genel Başkanı Ahmet Türk´e yönelik, Nisan 2010 tarihinde Samsun´da yapılan yumruklu saldırı ile Nisan 2010´da Enerji Bakanı Taner Yıldız´a Kayseri´de yapılan yumruklu saldırıları, örgütün, propaganda amaçlı kullanmak istediği belirtiliyordu.

Hazırlanan fezlekede, Erce Anıl Başıbüyük ile Mutlu Erdoğan adlı 10 Mayıs 2010 tarihinde yaptığı görüşmede, Savaşan Atsız isimli şahsın, ´Ahmet Türk ile Enerji Bakanı´nın yumruklanması olaylarını gerçekleştiren şahısları yetiştirdiği ve bunların örgüt mensupları olduğu şeklinde bir e-postanın emniyete gönderildiği ve gazetelerde yayınlandığı ifade ediliyor.

Bu eylemleri yapan şahısların, gerçekleştirdikleri eylemi sırf bu yüzden örgüt olarak değerlendirileceği, ayrıca Savaşan´ın göndermiş olduğu e-postada, Türkçülerin ve Nihal Atsız´ın yolundan gidenlerin de hedef gösterildiği şeklinde görüşmelerin tespit edildiği kaydediliyor.

Fezlekede, örgütün, Ergenekon zanlıları ile irtibatlı olduğu da dile getiriliyor. Ramazan Kula adlı zanlının telefon görüşmesinde, kendisinin Hurşit Tolon, Kuvai Milliye Derneği ve Şener Eruygur´dan emir aldığını söylediği; Erman Yılmaz´ın Antalya Emniyet Müdürlüğü´ne verdiği ifadede ise TİBT örgütünün Sakarya´da kurulduğunu, kurucularının ve finansörlerinin şu anda Silivri cezaevinde yattıklarını beyan ettiği aktarılıyor.

Dosya kapsamında takibi yapılan Sezgin Aşkın isimli şahsın, Ankara Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü´ne ait 155 Polis İmdat Hattı´nı arayarak iki ayrı ihbarda bulunduğu belirtilirken; bu ihbarların içeriğinde, Türkçü Toplumcu Budun Derneği ve İlteriş Türkçüler Derneği isimli derneklerin, Ergenekon terör örgütünün illegal askeri kanadı olduklarını, kendisinin de onların arasında olduğunu ancak ayrıldığını, bu şahısların Şener Eruygur, Ergün Poyraz gibi Ergenekon operasyonları kapsamında gözaltına alınan şahıslarla toplantılar yaptıklarını, Elbirliği Derneği´nin de bunların uzantısı olduğunu, gerekli teçhizat ve silahlarının olduğunu beyan ettiği ifade ediliyor.

Fezlekede, tutuklu sanıklardan Ergün Poyraz ile Asteğmen adayı Hurşit Canlı´nın yaptığı görüşmeye de yer veriliyor. Canlı, görüşmeyi şöyle anlatıyor: 2003 tarihinin Şubat ayında İstanbul Tuzla´da Asteğmen öğrenci iken Ergun Poyraz ile yanında sivil olan ve uzman jandarma olduklarını belirten birkaç şahsın kendisini ziyaret ederek birlikte bir restoranta gittiklerini, burada güncel olaylardan konuştuktan sonra Ergun Poyraz´ın kendisine, öldürülen gazeteci Necip Hablemitoğlu cinayeti ile ilgili olarak, Hablemitoğlu´nun öldürülmeden bir gün önce Keçiören´e gitmiş olduğunu, burada kiminle görüşmüş olabileceğini sorduğunu, kendisinin de ona bilmediğini söylediği.

´Savaşan Atsız´ kod adlı örgüt liderinin ise teşkilatı Hollanda´dan yönettiği kaydediliyor. Ayrıca, Türk İntikam Tugayı ve benzeri Türkçü oluşumlara karşı sempatiyle baktıkları, derneklerde Hüseyin Nihal Atsız´ın eserlerinin ve Nasyonal Sosyalist yazarlarında kitaplarının okundukları kaydediliyor.

2010´DA DA OPERASYON YAPILMIŞ, 6 KİŞİ TUTUKLANMIŞTI

2010 yılı Kasım ayı sonunda Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Uşak, Edirne, Kütahya, Muğla ve Karabük´te TİBT´e yönelik eş zamanlı düzenlediği operasyon kapsamında gözaltına alınan 14 kişiden 6´sı terör örgütü üyesi olmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçlarından tutuklanmıştı.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Bahçeli SUİKAST İddiası İçin Ne Dedi?

15 Aralık 2011 -Devlet Bahçeli: Suikast planı Türk-Kürt kardeşliğini bozmaya yönelik. MHP Türkiye´de bir kardeş kavgasının ne başlatıcısı olur ne de sürdürücüsü olur.. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal, siyasi ve ekonomik gündemi değerlendirmek üzere geleneksel kahvaltılı sohbet toplantısı gerçekleştirdi. Bahçeli, kahvaltıda gazetecilere yaptığı açıklamada suikast iddialarına cevap verdi: Türkiye´de gelişen siyasi sosyal olaylar, terörist faaliyetler devam ettiği sürece, her millet evladı gibi siyasette aktif rol üstlenmiş insanların bir riski taşıdığını bilmek lazımdır. Zaman zaman doğruluk derecesi nedir bilinmemekle beraber siyasiler üzerine suikast sözcüğü geliştirerek gündeme taşındıklarını biliyoruz. Bir yıldan bu yana araştırıldığı ifade ediliyor ama biz böyle bir konuyu hiç hissetmedik. Suikast iddiasını ciddiye almadım. Bizi üzen, böyle bir suikast faaliyetinin amacını Türkiye´de bir kardeş kavgasını başlatmak ve onların ifadesiyle bir Türk-Kürt kavgasını başlatmak istemeleridir.

(14 Aralık 2011), son güncel.: (15 Aralık 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Eminağaoğlu, TİBT üyeleriyle yemekte buluşmuş

TİBT Ergenekon´un askeri kanadı ve site kurucusu

TİBT-Ergenekon irtibatı mercek altında

Türk İntikam Birliği Teşkilatı (TİBT) ile ilgili manşetlerimiz

Türk İntikam Tugayı (TİT) ile ilgili manşetlerimiz

Ergenekon ve diğer terör örgütlerindeki bomba ve silahların kardeşliği

Donanmada şok belge: PKK irtibatları

Ergenekon-PKK bağlantısı

Ergenekon-PKK-TİKKO ilişkileri

Ergenekon-Hizbuttahrir bağlantısı

Ergenekon-Hizbullah bağlantıları

Flaş!!! Avcı´ya ´Devrimci Karargah´ gözaltısı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3995    yazdır/print


 

İkinci Ergenekon´da 144. duruşma

İkinci Ergenekon davasının 144. duruşması başladı. Duruşmada söz alan tutuklu sanık ve CHP milletvekili Mustafa Balbay, mahkeme heyetine hakkında yeni bir delil olup olmadığını sordu. Tutuklu yargılanmasını eleştiren Balbay, savunması sırasında Boğaziçi Üniversitesi´nde görevli bilirkişilere hazırlattığı raporun dikkate alınmadığını iddia etti.

İkinci Ergenekon´da 144. duruşma

İkinci Ergenekon davasının 144. duruşması başladı. Duruşmada söz alan tutuklu sanık ve CHP milletvekili Mustafa Balbay, mahkeme heyetine hakkında yeni bir delil olup olmadığını sordu. Tutuklu yargılanmasını eleştiren Balbay, savunması sırasında Boğaziçi Üniversitesi´nde görevli bilirkişilere hazırlattığı raporun dikkate alınmadığını iddia etti.

Ergenekon davasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde 144. duruşma ile devam ediliyor. Davanın bu günkü duruşmasında söz alan tutuklu sanıklardan Mustafa Balbay, Boğaziçi Üniversitesi´ne hazırlattığı raporun dikkate alınmadığını öne sürdü. Raporda ´Dijital veriler üzerinde her türlü oynamaya açık´ ifadesine yer verildiğini belirten Balbay, Siz bunu dikkate almadınız. Biz de sizden yeni bir bilirkişi raporu talep ettik. dedi. Kendisinden ele geçtiği iddia edilen dijital verilere ilişkin bilirkişi raporunun hala mahkemeye gelmediğini belirten Balbay, Aradan 9 ay geçti. Siz özel bir mahkemeniz. Bir kurum mahkemeye 15 gün içinde cevap vermezse siz bunu suç sayabilirsiniz. 15 gün içinde cevap vermek zorunda en azından gerekçesini söylemek zorunda. Bizi tutuklu yargılıyorsunuz. Bilirkişi raporunun mahkemeye gelmemesi benim kusurum mu, yoksa sizin kusurunuz mu, yoksa önemsemiyor musunuz? diye konuştu.

Silivri Cezaevi´nde kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Oda TV davasının tutuklu sanığı MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu´nu tanımadığını söyleyen Balbay, Ancak devletin değişik kadrolarında görev almış bir kişinin bu tür suçlamayla karşı karşıya kalmasıyla içindeki yıkımı hissedebiliyorum. dedi.

İzmir´den 500 bin´e yakın seçmenin oyunu aldığını belirten Balbay, Kendimi bu ülkeye hizmet edebilecek en ideal yaşta ve konumda hissediyorum. Bütün gazetecilik birikimimin yanında siyasetçi olarak bu ülkeye hizmet etmek istiyorum. Siyasetçi olarak kendimi başka duygular içinde hissediyorum. Neyimden şüpheleniyorsunuz? TBMM´nin üzerine aldığı çok ağır bir görev. Ben de milletvekili olarak görevlerimi ve sorumluluklarımı yerine getirmek istiyorum. ifadesini kullandı.

Levent Ersöz: Yurt dışına kaçmadım

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen ikinci Ergenekon davasında, Silivri Devlet Hastanesi´nin Selimpaşa´da bulunan ek binasında uzun süredir tedavi altında bulunan tutuklu sanık Levent Ersöz, doktor nezaretinde duruşmaya getirildi. Kendisi için ´kaçtı´ şeklinde haberler yapıldığını söyleyen Ersöz, Ben yurt dışına kaçmadım. O dönemde Rusya vizesi aldım. Görev icabı Rusya´ya gittim. Soruşturma devam ettiği sırada dönmedim. Avukatlarım, ortalığın biraz daha sakinleşmesini beklememizin uygun olacağını söylediler. dedi. Mahkemede söz alan Levent Ersöz, internet andıcı davasından sanık Tümgeneral Mustafa Bakıcı´nın yurt dışına kaçtığına ilişkin haberlerin geçmiş dönemde kendisi için de yapıldığını söyledi. Ersöz, Ben yurt dışına kaçmadım. O dönemde Rusya vizesi aldım. Görev icabı Rusya´ya gittim. Soruşturma devam ettiği sırada dönmedim. Avukatlarım, ortalığın biraz daha sakinleşmesini beklememizin uygun olacağını söylediler. Daha sonra rahatsızlandım. Gelir gelmez de göz altına alındım. Benimle ilgili de ´kaçtı´ dediler. Amaç ´General kaçar, savaşamaz´ imajı yaratmak. Ben kaçmadım. Türk askeri kaçmaz, Türk generali kaçmaz. Bu halde nasıl kaçayım? Yürüyemiyorum. ifadesinde bulundu.

Ameliyat olmak üzere gittiği hastanede kendisini gözaltına almak isteyen polislerden ameliyattan sonra gözaltına alınmayı talep ettiğini söyleyen Ersöz, Eğer kabul etseler bugün bu durumda olmayacaktım. Şimdi vücudum enfeksiyon deposu. diye konuştu.

Ankara´da Kent otelde düzenlenen bir toplantıya katıldığını belirten Ersöz, Ayrıca Liman lokantasında da Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Mehmet Şenay isimli Yargıtay savcısı ile yemek yedik. Ama bu toplantıda iddia edildiği gibi Ergün Poyraz yoktu.dedi. Tuncay Özkan´la görüştüğü iddialarının da doğru olmadığını dile getiren Ersöz, Özkan ile de görüşmedim. iddia edildiği gibi bir darbe planı da yapılmadı. Hatta düşünülmedi de. ifadesini kullandı.

Ölmek istemediğini söyleyen Ersöz, Yaşamak istiyorum. Bu ucu açık davanın sonunu görmek istiyorum. Bize kötülük yapanların sonunu görmek istiyorum. Sonum Kaşif Kozinoğlu ve Kuddusi Okkır gibi olmasın. Eğer böyle giderse üçüncü ölüm olayı buradan çıkacak. Bu tablonun yaşanmasında sizin kararlarınız etkili olacaktır. Artık tükendim. Dayanacak gücüm kalmadı. Hastanede iki kere kafa üzeri düştüm. Düştüğümde dilimi ısırdım ve dilim soluk borumu tıkamış. Bu davanın sonunu görmek istiyorum. sözleriyle tamamladı.

Ersöz daha sonra sağlık görevlileri nezaretinde ambulansla hastaneye gönderildi.

Sanık Fatih Hilmioğlu ise, darbeye zemin hazırlama suçlamalarına ise, Darbe yapmak o kadar kolay bir şey değil. Bu salondaki sanıklara bakın bunlar mı darbe yapacak? Buradaki 10-15 kişiyle darbe yapılacaksa yemeklerden önce mi sonra mı bilemem ama günde 3 öğün darbe yapılır. diye konuştu.

Tutuklu sanık Mustafa Dönmez´in Başkan Hasan Hüseyin Özese, üye hakimler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk hakkındaki reddi hakim talebi de duruşmaya kısa bir ara verildikten sonra reddedildi. ( Cihan)

İbrahim Şahin: Her dönem yolunu bulur

İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanıklarından eski Özel Harekatçı İbrahim Şahin, mahkemedeki savunmasında Ayhan Çarkın´ın iddialarına yanıt verdi, eski vekillerden Mustafa Bayram ile ilgili yeni iddialar ortaya attı. İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin, eski özel harekat polislerinden Ayhan Çarkın´ın Ankara´da yürütülen faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma kapsamındaki ifadelerini eleştirdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada konuşan Şahin, Ankara´da yürütülen faili meçhul cinayetlere ilişkin soruşturma kapsamında verdiği ifadeye değindi. Eski özel harekat polislerinden Ayhan Çarkın´ın verdiği ifadeler nedeniyle Ankara´ya çağrıldığını belirten Şahin, şunları kaydetti:

Ayhan Çarkın denilen bir tane kokainman, ucube ucube suçlamalarda bulunuyor. Çarkın, faili meçhullerle ilgili öldürenlerden dört kişinin adını vermiş. Bunların dördü de yaşamıyor. Oradaki savcıya, ´Bu kokainmanın, eroinmanın söylediklerini destekleyen ikinci bir kişi gösterin. Söylediklerine nasıl inanıyorsunuz?´ dedim. Ben Çarkın´ın ifadelerini reddedince savcı bir yanıma ´Ergenekon´ iddianamesini, diğer yanıma da Susurluk raporunu koydu.

Ömer Lütfi Topal ve Behçet Cantürk´ün öldürülmesi

Ankara´daki savcının, Ömer Lütfi Topal´ın öldürülmesi olayını sorduğunu belirten Şahin, şöyle devam etti:

(Polisleri Ankara´ya sen götürmüşsün) dedi. İstanbul Emniyeti, olayla ilgisi olmadığını belirterek, ´alın siz de sorgulayın´ diye polisleri bana teslim etti. Savcıya, Topal´ın öldürülmesi davasından yargılanmadığımı söyledim. Behçet Cantürk´ün ölümünü sordular. Faili meçhul cinayetler uluslararası istihbarat örgütlerinin oyunudur. Bunların en önemlileri de CIA ve Mossad´dır. Cantürk´ün ölümünden sonra uyuşturucu trafiğinde bir numaralı kişi Mustafa Bayram oldu. Halen de devam etmektedir. Van´daki Bayram Otel depremde yıkıldı. Gazeteden okuyorum, kontrol edilmeden sağlam raporu verilmiş. Şimdi Bayram da cemaatçi olmuş. Her dönem yolunu bulur.

Şahin, bu davada da, Ankara´daki ifadesinde de Susurlukun sorulduğunu dile getirerek, Ben hangi mahkemede yargılanıyorum. Derdimi anlatamadım, Ankara´da tutukladılar beni. Bir ay sonra tutuklulukta üç yılım bitiyor dedi.

Duruşmada daha sonra taleplere ilişkin görüşünü açıklayan savcı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklu sanıklardan Mehmet Dalagan´ın tahliyesine karar verilmesini istedi.Duruşmaya ara verildi.

ARA KARARLAR

23.11.2011 - 01:13 İkinci Ergenekon davasında dosya kapsamı, delil durumu ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak yaklaşık 3 yıldır tutuklu yargılanan sanık üsteğmen Taylan Özgür Kırmızı tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde 18´i tutuklu 118 sanığın yargılandığı ikinci Ergenekon davasının 144. duruşmasında yaklaşık 4,5 saatlik aranın ardından Başkan Özese, oy birliği ile aldıkları kararı açıkladı.

Sanık Hasan Atilla Uğur´un istediği hastaneye sevk edilmesine ilişkin taleple ilgili olarak karar merciinin mahkeme olmadığı belirtilirken bu talebe ilişkin dilekçenin, bir değerlendirme yapılması için Uğur´un tutuklu bulunduğu cezaevi idaresine gönderilmesine karar verildi.

Ayrıca hastane tarafından Geniz kanseri teşhisi konulan tutuksuz sanık Yusuf Erikel´in mevcut rahatsızlığıyla ilgili yurtdışında tedavisinin yapılması için geçici olarak yurtdışı yasağının kaldırılması kararlaştırıldı.

Tuncay Özkan´ın avukatı Gizem Öcalan´ın talebini kabul eden mahkeme heyeti, Maltepe İlçesi´nde bir kısım sanıkların cep telefonlarının baz sinyalleri gönderdikleri celp edilen HTS raporlarından anlaşılan söz konusu konuşmaların bazların hangi sektöründen yapıldığının araştırılmasını karar verdi. Söz konusu bazların bulunduğu yerlerde bulunan sosyal faaliyet alanları, dernek, lokal gibi toplantı yerleri olup olmadığı konusunda araştırma yapılmasına karar veren mahkeme heyeti, baz istasyonlarının bulunduğu kapsama alanlarının bulunduğu yerlerde keşif yapılmasına ve bu konuda bilirkişi incelemesi yapılması için üye hakim Hüsnü Çalmuk´un naip hakim olarak görevlendirilmesini kararlaştırdı.

Mahkeme, Türk Silahlı Kuvvetleri´nde Askeri Şura öncesinde şuraya katılacak olan orgenerallerin kendi aralarında toplantı yapması gibi bir teamül bulunup bulunmadığının da Genelkurmay Başkanlığı´ndan sorulmasını karara bağladı. Böyle bir teamülün bulunduğunun bildirilmesi halinde bu toplantıda konuşulanların tutanak altına alınıp alınmadığının da mahkemeye bildirilmesi istenen kararda, Tutanak altına alınıyorsa 3 Aralık 2003 tarihindeki YAŞ öncesi yapılan toplantı tutanağının mahkemeye gönderilmesine ve yazılacak olan müzekkereye, sanık Hurşit Tolon´un bu toplantıda konuşulanların kayıt alındığı beyanını içerir duruşma tutanağının eklenmesine karar verildi. denildi.

Ağar´ın Susurluk mahkumiyet kararı istendi

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi´ne yazı yazılmasına karar veren mahkeme heyeti, Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar hakkında verilen gerekçeli mahkumiyet kararının istenmesini karara bağladı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı´ndan tutuklu sanıklar Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur´un tespit edilen nihai sağlık durumlarının sorulmasına hükmedilirken sanıkların sağlık durumlarına ilişkin raporların da mahkemeye gönderilmesi karara bağlandı.

TAYLAN ÖZGÜR KIRMIZI TAHLİYE EDİLDİ

Dosya kapsamı, delil durumu ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak yaklaşık 3 yıldır tutuklu yargılanan sanık üsteğmen Taylan Özgür Kırmızı´nın tahliyesine karar verildi. Sanık Kırmızı hakkında ayrıca yurtdışına çıkış yasağı da konuldu. Soruşturma kapsamında davanın tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkan vekili İbrahim Şahin´in evinde tedhiş raporu bulunmuştu. Raporda Alevi-Bektaşi Derneği yöneticileri ile Ermeni cemaati liderine yönelik suikast planları ve krokiler yer alıyor. Ayrıca bu suikasti işleyecek olanların isimlerinin yer aldığı S1 suikast listesi de bu rapor içinde bulunuyor. Listede sadece teğmen ve polis memurlarının ismi yer alırken teğmen isimlerini sanık Taylan Özgür Kırmızı´nın, polis isimlerini de Servet Kaynak´ın temin ettiği ileri sürülüyor. Kırmızı´nın tahliye kararı ile birlikte İkinci Ergenekon Davası´nda tutuklu sanık sayısı da 17´ye düştü.

BALBAY VE HABERAL´IN TUTUKLULUK HALLERİNE DEVAM

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal´ın da aralarında bulunduğu 17 sanığın tutukluluk halinin devamını kararlaştıran mahkeme heyeti duruşmayı 5 Ocak 2011 tarihine erteledi. ( Cihan)

(22 Kasım 2011), son güncel.: (23 Kasım 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3913    yazdır/print


 

Durmazgüler ve Ergenekon davaları birleşti

İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı eski Özel Hareket Daire Başkanvekili İbrahim Şahin ve kendisiyle irtibatlı olduğu belirtilen Garip İrfan Torun hakkında, Sivas´ta kuyumculuk yapan Minas Durmazgüler´e suikast girişiminde bulunulduğu iddiasına ilişkin açılan ikinci davanın görülmesine başlandı. İlerleyen saatlerde mahkeme heyeti, davanın ikinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesine karar verdi. Suikast iddiasıyla açılan ilk dava da aynı şekilde Ergenekon davasıyla birleştirilmişti.

Durmazgüler ve Ergenekon davaları birleşti

İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı eski Özel Hareket Daire Başkanvekili İbrahim Şahin ve kendisiyle irtibatlı olduğu belirtilen Garip İrfan Torun hakkında, Sivas´ta kuyumculuk yapan Minas Durmazgüler´e suikast girişiminde bulunulduğu iddiasına ilişkin açılan ikinci davanın görülmesine başlandı. İlerleyen saatlerde mahkeme heyeti, davanın ikinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesine karar verdi. Suikast iddiasıyla açılan ilk dava da aynı şekilde Ergenekon davasıyla birleştirilmişti.

İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı eski Özel Hareket Daire Başkanvekili İbrahim Şahin ve kendisiyle irtibatlı olduğu belirtilen Garip İrfan Torun hakkında, Sivas´ta kuyumculuk yapan Minas Durmazgüler´e suikast girişiminde bulunulduğu iddiasına ilişkin açılan yeni davanın görülmesine başlandı.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi bitişiğindeki salonda yapılan duruşmaya, tutuksuz sanıklar eski Özel Hareket Daire Başkanvekili İbrahim Şahin ve Garip İrfan Torun katıldı. Duruşma, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel tarafından iddianamenin okunmasıyla devam ediyor. ( Zaman)

Durmazgüler suikasti için iki dava açıldı

İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı eski Özel Hareket Daire Başkanvekili İbrahim Şahin ve kendisiyle irtibatlı olduğu belirtilen Garip İrfan Torun hakkında, Sivas´ta kuyumculuk yapan Minas Durmazgüler´e suikast girişiminde bulunulduğu iddiasına ilişkin iki dava açılmıştı. İlk dava 2´nci Ergenekon davasıyla birleştirildi. İkinci suikast davası için ise henüz birleştirme kararı verilmedi. Belki bugünkü ilk duruşmada bu karar verilebilir. İddianameyi hazırlayan Savcı Kasım İlimoğlu birleştirme kararını mahkemenin takdirine bırakmıştı. Sanıkların Ergenekon üyeliği ile suçlandığı 10 sayfalık ´İkinci suikast iddianamesi´nde İbrahim Şahin´in ´ruhsatsız silah ve mermi bulundurmak´ suçundan 15 yıldan 36 yıla kadar, diğer sanık Garip İrfan Torun´un ise ´Silahlı terör örgütüne üye olmak´ suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

12.40: İbrahim Şahin´in suikast davası Ergenekon´la birleştirildi

İkinci “Ergenekon” davasının tutuklu sanığı eski Özel Hareket Daire Başkanvekili İbrahim Şahin ve kendisiyle irtibatlı olduğu belirtilen Garip İrfan Torun hakkında, Sivas´ta kuyumculuk yapan Minas Durmazgüler´e suikast girişiminde bulunulduğu iddiasına ilişkin açılan yeni davanın ikinci “Ergenekon” davası ile birleştirilmesi kararlaştırıldı.Silivri Cezaevi´ndeki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen duruşmaya, İkinci Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan ancak bu davada tutuksuz olarak yargılanan İbrahim Şahin ile tutuksuz sanık Garip İrfan Torun katıldı. Sanıkların kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, 10 sayfalık iddianame savcı Mehmet Ali Pekgüzel tarafından okundu. İddianamenin okunmasının ardından Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, iddianamenin İkinci Ergenekon Davası´yla birleştirilmesinin talep edildiğini söyleyerek savcıdan görüşünü sordu.

Davaların birleştirilmesiyle ilgili görüşü sorulan savcı Mehmet Ali Pekgüzel, davalar arasında hukuki ve fiili bağlantı olduğunu belirterek, Davaların birleştirilmesi talep olunur dedi. Söz alan İbrahim Şahin, iddianameyi kabul etmediğini belirterek, davanın İkinci Ergenekon Davası´yla birleştirilmesini istemediğini belirtti. Diğer sanık Garip İrfan Torun ise, Suçum ne onu bile anlayamadım. Bu davanın İkinci Ergenekon Davası´yla birleştirilmesini istemiyorum dedi.

Aranın ardından kararı açıklayan Mahkeme Heyeti Başkanı Özese, aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle bu davanın ikinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesine oy birliğiyle karar verildiğini açıkladı. Mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese, sanıklar İbrahim Şahin ve Garip İrfan Torun´un savunmalarının İkinci Ergenekon Davası´nın görüleceği gün alınacağını karar verdi. İkinci Ergenekon Davası ise 8 Ağustos Pazartesi günü görülecek. ( DHA, Cnnturk)

İkinci Ergenekon´da 5 dava birleşmiş oldu

04 Ağustos 2011 - Birleştirme kararıyla birlikte İkinci Ergenekon davasındaki iddianame sayısı 5´e, sanık sayısı 108´e yükselmiş oldu. Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianame ile üçüncü iddianamenin birleştirilmesinin ardından dava, ikinci Ergenekon davası olarak görülmeye başlanmıştı. Daha sonra Minas Durmazgüler´e suikast hazırlığına ilişkin Emrah Gönenci ile Bekir Çelik hakkında açılan davanın iddianamesi de aynı dosya ile birleştirilmişti. Avukat Yusuf Erikel´in de sanıkları arasında bulunduğu 8 sanıklı davanın birleştirilmesinin ardından en son Durmazgüler´e suikast hazırlığına ilişkin ikinci iddianame de aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesi ile ikinci Ergenekon davası ile birleştirilmiş oldu. Böylece aynı davada iddianame sayısı 5´e çıktı. ( Zaman)

(03 Ağustos 2011), son güncel.: (04 Ağustos 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

SİVAS´TA ERMENİ LİDER DURMAZGÜLER´E SUİKAST HAZIRLIĞI MANŞETLERİMİZ

Flaş!!! Ermeni lidere suikast, Ergenekon´la birleşti

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3599    yazdır/print


 

Ergenekon´da duruşmalar tekrar başlıyor

Cumhuriyet tarihinin en kritik davasında duruşmalar verilen aradan sonra, mahkeme heyetinde yapılan değişiklikle birlikte yeniden başlıyor. 4 yılı aşkın bir süre önce 12 Haziran 2007´de İstanbul´da başlayan Ergenekon operasyonu dalga dalga genişlemiş, ilk dava 25 Temmuz 2008´de açılmıştı. Ergenekon Terör Örgütü´ne yönelik açılan davalar bu dört yıllık sürede hızla çoğaldı.

Ergenekon´da duruşmalar tekrar başlıyor

Cumhuriyet tarihinin en kritik davasında duruşmalar verilen aradan sonra, mahkeme heyetinde yapılan değişiklikle birlikte yeniden başlıyor. 4 yılı aşkın bir süre önce 12 Haziran 2007´de İstanbul´da başlayan Ergenekon operasyonu dalga dalga genişlemiş, ilk dava 25 Temmuz 2008´de açılmıştı. Ergenekon Terör Örgütü´ne yönelik açılan davalar bu dört yıllık sürede hızla çoğaldı.

12 Haziran 2007 günü Ümraniye´de bir evin çatısında 27 el bombasının bulunması ile başlayan Ergenekon soruşturması sürecinde inanılmaz gelişmeler yaşandı. Dalga dalga genişleyen soruşturmada şok gözaltılar, yeraltına gömülmüş çok miktarda cephane, ele geçirilen ıslak imzalı belgeler, dijital veriler ve ses kayıtları ile Ergenekon adı verilen örgüt hakkındaki iddialar giderek güçlendi. Bu örgüte yönelik soruşturma ve davaları engellemek ve etkilemek amacıyla, sanıklarına, tanıklarına, savcı ve hakimlerine uygulanan baskı ve tehditler de tespit edildi. Sanıklardan birine yönelik silahlı saldırı girişimi davaya dönüştü.

Bu örgütün mahkeme heyetine yönelik baskıları da tespit edildi. 4 yıllık dava sürecinde geçtiğimiz günlerde şok bir gelişme yaşandı. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün´ün örgüt tarafından yapılan baskılardan etkilendiği ve dava ile ilgili bazı bilgilerin örgüte sızmasına yol açtığı şeklinde bir süredir dile getirilen iddiaların doğru olduğu ortaya çıktı. HSYK, Şengün´ün özel yetkilerini kaldırarak başka bir ile tayin etti.

Soruşturmayı başlatan Savcı Zekeriya Öz, yine HSYK tarafından özel yetkileri kaldırılarak başka yere atandı. Bu atamanın Ergenekon çevrelerini yatıştırmak amaçlı siyasi bir müdahale olduğu ileri sürüldü. Adeta yorulmak bilmeyen bu efsanevi savcının elinde, görevden alındığı esnada çok sayıda soruşturma dosyası olduğu öğrenildi. Bu dosyalar başka savcılara devredildi.

Ergenekon ve bağlantılı, özel yetki alanına giren ´terör ve darbe´ konulu çok sayıda dava açılması, özel yetkili üç yeni mahkemenin kurulmasına yol açtı. Savcılığa özel yetkili 8 yeni savcı atandı. Ergenekon ve benzer soruşturmaları yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´ndaki özel yetkili savcıların sayısı bu atamalarla birlikte 30´a, özel yetkili mahkemelerin sayısı da 9´a ulaştı. Görünen o ki, Ergenekon soruşturma ve davalar süreci daha da genişleyecek. Bazı soruşturmalar hala sürüyor. İstanbul merkezli Ergenekon örgütlenmesinin bir ayağının Erzincan´da faaliyet yürüttüğü tespit edilirken son olarak bir başka ayağının da Malatya´da ortaya çıktığı tespit edildi. Ergenekon´la ilgili başka ne gibi gelişmelerin yaşanacağı, ne gibi sürprizlerin ortaya çıkacağı kestirilemiyor.

BİRİNCİ ERGENEKON DAVASI: Büyüdükçe büyüyor

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 3 yıldır devam eden, 27´si tutuklu 108 sanıklı davanın 188´inci duruşması, 25 Temmuz Pazartesi günü görülecek. 12 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye´de bir evde ele geçirilen patlayıcı maddelerle ilgili olarak başlatılan soruşturmada, ilk etapta İstanbul Cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından hazırlanan ve 14 Temmuz 2008 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edilen iddianame, 25 Temmuz 2008 günü kabul edildi.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, yazar Ergün Poyraz, Sedat Peker, Ali Yasak ve Sami Hoştan ile bazı emekli askerler ve İP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 46´sı tutuklu 86 sanık hakkında hazırlanan 2 bin 455 sayfalık iddianamede, Danıştay 2. Dairesi üyesi Mustafa Yücel Özbilgin ´maktul´, aynı dairenin Başkanı Mustafa Birden, üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Danıştay tetkik hakimi Ahmet Çobanoğlu da ´mağdurlar´ olarak sıralandı.

Davanın görülmesine 20 Ekim 2008 tarihinde Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda başlandı. Yargılama sırasında 3 Ağustos 2009 tarihinde Danıştay üyeleri ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırıya ilişkin davanın tutuklu sanıkları Alpaslan Arslan ve Osman Yıldırım´ın da aralarında bulunduğu 8 sanıklı dava bu davayla birleştirildi.

Eylül 2009´da da Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen, Vatanseverler Birliği Derneği (eski adıyla Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği) Genel Başkanı Taner Ünal ile Derneğin eski Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Cinali´nin, ´Ergenekon örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüt üyelerine, bilerek ve isteyerek yardım ettiği´ iddiasıyla yargılandığı dava, fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle ´Ergenekon´ davasıyla birleştirildi.

Dava sanıklarından Alparslan Arslan´a Danıştay saldırısında kullanılan glock marka silahı sattığı iddiasıyla Üsküdar 5. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan Erkan Ayyıldız, Aykut Metin Şükre, Kenan Özay ve Selçuk Özkan´ın dosyası da 24 Mart´ta birleştirildi.

Mahkeme, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Fener Rum Patriği Bartholomeos´a yönelik suikasta hazırlandığı öne sürülen İsmet Reçber´in tutuksuz yargılandığı dava dosyası ile İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Zekeriya Öz´ü ´Ergenekon´ soruşturmasını yürüttüğü sırada tehdit ettiği iddiasıyla tutuklu yargılanan Özkan Kurt´un dava dosyasını, ´Ergenekon´ davasıyla aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan birleştirilmesi yönündeki talebini de kabul etti.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki, Cumhuriyet gazetesine molotofkokteyli atılmasına ilişkin tutuklu sanıklar Bayram Demir, Seyhun Zayim, Boğaç Kaan Murathan, Bora Ballı, Bedirhan Şinal ve Fatih Derdiyok ile tutuksuz sanık Murat Aplak yargılandığı dava dosyası da Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 13 Nisan´da verdiği karar üzerine ´Ergenekon´ davasıyla birleştirildi.

Birleşen dosyalarla birlikte dava kapsamında yargılanan sanıkların sayısı 27´si tutuklu olmak üzere 108´e çıktı. Danıştay dosyasının sanıkları Süleyman Esen ve Tekin Irşi´nin de aralarında bulduğu 32 kişi yargılama süresince tahliye edildi.

GİZLİ TANIK DİNLENDİ

Mahkemenin, 20 Ekim 2008´de görmeye başladığı davanın en son 187´inci duruşması da 3 Haziran´da yapıldı. Davanın bir sonraki duruşması ise 25 Temmuz Pazartesi günü yapılacak. Dava kapsamında, sanıklardan Saipir Deblevidze, yakalanamadığı için, rahatsızlanması ve 21 Haziran 2010´da da yaşamını yitirmesi üzerine de İlhan Selçuk´un ifadesi alınamadı. Sanıkların ifadelerinin tamamlanmasının ardından birleşen dosyalardan, Danıştaya saldırı ve Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması ile Vatanseverler davası sanıklarının ifadelerinin alınması tamamlandı. Dava kapsamında daha sonra tanık dinlenilmesi aşamasına geçildi. Danıştay dosyası tanıklarının dinlenildiği davada, özellikle Alparslan Arslan´ın arkadaşları, ailesi ve yakın çevresinin tanık olarak bilgilerine başvuruldu. Davada ayrıca 14 Nisan´da, gizli tanık ´Aydın-1´ dinlendi. ´Ergenekon´ davaları kapsamında ilk defa dinlenilen bu gizli tanık, gizli tanık odasına alınarak, görüntüsü ve sesi duruşma salonuna değiştirilerek yansıtıldı. Duruşmaya daha önceden çağrılan Danıştay dosyasının tanıklarının dinlenilmesinin tamamlanmasının ardından birleşen diğer dosya sanıklarının ifadelerinin alınmasına geçilecek.

İKİNCİ ERGENEKON DAVASI

İstanbul Cumhuriyet savcıları tarafından ´Ergenekon´ kapsamında hazırlanan 1909 sayfalık ikinci iddianame, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, 25 Mart 2009 tarihinde kabul edildi. Bu iddianameyle, emekli orgeneraller Mehmet Şener Eruygur, Hurşit Tolon, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve emekli Albay Hasan Atilla Uğur, gazeteciler Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, ATO eski Başkanı CHP Milletvekili Sinan Aygün, eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, emekli Albay Arif Doğan, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt´ün eşi Ferda Paksüt, yazar Erol Mütercimler ve Emin Şirin´in de aralarında bulunduğu 19´u tutuklu, 36´sı tutuksuz, hakkında yakalama kararı bulunan Turan Çömez ile birlikte, 56 sanık hakkında dava açıldı. Davanın görülmesine, 20 Temmuz 2009 tarihinde Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde yeni oluşturulan duruşma salonda başlandı.

ÜÇÜNCÜ ERGENEKON DAVASI

Bu arada, 37´si tutuklu 52 sanık hakkında hazırlanan üçüncü ´Ergenekon´ iddianamesi de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 5 Ağustos 2009 tarihinde kabul edildi. Tensip incelemesi sırasında mahkemenin eski 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ferit Bernay ile Muhterem Bağcı´nın tahliyelerine karar vermesiyle, tutuklu sayısı 35´e düştü. Eski MGK Genel Sekreteri emekli orgeneral Tuncer Kılınç, emekli Orgeneral Kemal Yavuz, eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal ve eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Yarbay Mustafa Dönmez ve Mustafa Koç, eski 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ferit Bernay, eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran, eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Muhittin Erdal Şenel, gazeteci-yazar Yalçın Küçük ve İstanbul Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Erol Manisalı ve Cihandar Hasanhanoğlu, üçüncü Ergenekon davasının sanıkları arasında yer alıyor.

Bu davanın ikinci ´Ergenekon´ davasıyla birleştirilmesinin ardından sanık sayısı 108´e yükseldi. ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında Sivas´ta kuyumculuk yapan Minas Durmazgüler´e suikast düzenleneceği iddialarına ilişkin haklarında dava açılan Bekir Çelik ve Emrah Gönenci´nin dosyalarının da birleştirilmesiyle, davadaki sanık sayısı 110´a çıktı.

Aralarında avukat Yusuf Erikel´in de bulunduğu 8 sanık hakkında ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında açılan davada da aynı mahkeme, Erikel´in savunmasını aldıktan sonra birleştirme kararı verdi.

KANSER OLAN ERİKEL´E TAHLİYE

Bu davanın birleşmesiyle birlikte ikinci ´Ergenekon´ davasının sanık sayısı 118 oldu. Mahkeme 20 Temmuz 2009´da başladığı ikinci ´Ergenekon´ davasına, bugüne kadar 55 tutuklu sanıktan, aralarında, Adil Serdar Saçan, Gürbüz Çapan, Arif Doğan, teğmen Mehmet Ali Çelebi, geniz kanseri olan Yusuf Erikel´in de bulunduğu 22 kişiyi tahliye etti.

MİLLETVEKİLİ SEÇİLEN SANIKLAR

CHP´den İzmir Milletvekili seçilen Mustafa Balbay´ın tahliye talebini kabul etmeyen mahkeme, yine Zonguldak´tan CHP milletvekili seçilen Mehmet Haberal´ın, tahliye talebi de avukatlarının yaptıkları reddi hakim taleplerinin değerlendirilmesinin ardından karara bağlanacak. Dava kapsamında tutuksuz yargılanan Sinan Aygün de Ankara´dan CHP Milletvekili seçildi.

Gazeteciler Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay, Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, emekli tuğgeneral Levent Ersöz, İbrahim Özcan, Hasan Atilla Uğur, Ersin Gönenci ve Oğuzhan Sağıroğlu´nun da aralarında bulunduğu 23´ü tutuklu 118 sanığın yargılanmasına devam edilen davanın, 127´nci duruşması ise 8 Ağustos´ta görülecek. Sanıklardan Levent Ersöz´ün tedavisi ise Selimpaşa Devlet Hastanesinde devam ederken, 11 Mart´tan beri Silivri Cezaevinde kalan Haberal ise sağlık sorunlarını gerekçe göstererek, duruşmalara hiç katılmadı. Yine hasta olan sanıklardan Hilmioğlu ise sadece sanıkların taleplerinin alındığı günlerde duruşmaya geliyor.

Birleşen dosya sanıklarından Bekir Çelik ve Erikel ile birlikte 32 sanığın savunmasının alındığı davada, 17 Nisan 2009´dan beri tutuklu olan Haberal, rahatsızlığı nedeniyle uzun zaman İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsünde tedavi görmüş, ardından önce İstanbul Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesine nakledilmiş, oradan da Silivri Cezaevine sevk edilmişti. Haberal´ın sorgu ve savunması da tedavi gördüğü Kardiyoloji Enstitüsünden video konferans sistemiyle alınmıştı.

Sanıklardan Levent Ersöz´ün de çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle tedavi gördüğü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinden video konferans yöntemiyle savunması alınmıştı. Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ise o dönemde tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları bölümünden ambulansla duruşmaya getirilmiş, doktor kontrolünde savunmasını yapmıştı.

Yine tutuksuz sanık Arif Doğan´ın sorgu ve savunmasının alınması, rahatsızlığı nedeniyle tutuklu sanıkların savunmalarının tamamlanması beklenmeden öne alındı. Doğan da doktor kontrolünde savunmasını gerçekleştirdi.

Mahkeme, tutuklu sanıklar Oğuz Bulut, Ersin Gönenci ve Oğuzhan Sağıroğlu´nun savunmasını aldıktan sonra tutuksuz sanıkların savunmasının alınmasına geçecek.

Davanın tutuksuz sanıklarından Engin Aydın ise 6 Şubat´ta, Ankara´da evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

ERGENEKON BAĞLANTILI ISLAK İMZALI BELGE DAVASI

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında hazırlanan 4. iddianame ise ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ iddialarına ilişkin oldu. Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı ve avukat Serdar Öztürk´ün Ankara´daki ofisinde bulunduğu iddia edilen ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ belgesine ilişkin hazırlanan iddianamede, firari sanık olarak Yeditepe Üniversitesi Kurucusu Bedrettin Dalan, tutuklu sanıklar Dursun Çiçek, Serdar Öztürk, Ufuk Akkaya, Mehmet Deniz Yıldırım ile tutuksuz sanıklar İlhami Ümit Handan ve Özel Yılmaz yer aldı. İlk duruşması, 28 Haziran 2010´da Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde yapılan davada, yakalanamadığı için Dalan dışındaki diğer 6 sanığın savunmaları alındı. Çiçek, Öztürk ve Yıldırım tutuklu yargılanırken, Ufuk Akkaya ise 31 Ağustos 2010´da tahliye edildi.

Sanıkların savunmalarının alınmasının ardından devam edilen duruşmalarda mahkeme, bir süre dosya aslının Yargıtay Ceza Genel Kurulundan dönmesini bekleyerek, sadece talepleri aldı. Genel Kurul ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin aldığı, ´Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki İlhan Cihaner´in de sanıkları arasında yer aldığı ´Ergenekon terör örgütüne üye olma´ suçu kapsamındaki dava ile ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ davasının birleştirilmesi yönündeki kararı´ kaldırdı.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi de Cihaner´in, ´Ergenekon terör örgütüne üye olmak´ suçlamasıyla yargılandığı davada, Adalet Bakanlığından soruşturma izni alınmadığı gerekçesiyle, eksikliklerin tamamlanması için dava dosyasını tekrar Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bu kararının mahkemeye gelmesinin ardından, tanıkların dinlenilmesi aşamasına geçilen davada ilk olarak, 23 Mayıs´ta, ´gizli tanık Efe´nin beyanları alındı. Ardından avukat Abdullah Kaya´nın tanıklığına başvurulan davanın, 1 Ağustos Pazartesi günü yapılacak 21´inci duruşmasına ise ´gizli tanık Munzur´ dinlenilmek üzere çağrıldı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın ´mağdur´, AK Parti´nin de ´müşteki´ sıfatıyla yer aldığı davanın iddianamesinde, tutuklu sanık Albay Dursun Çiçek´in, ´Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek´ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ´silahlı terör örgütüne üye olmak´ suçundan 7,5 ila 15 yıl arasında hapis cezasına çaptırılması isteniyor. Bedrettin Dalan´ın, ´Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek´ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, Dalan´ın ayrıca, ´silahlı terör örgütü kurma veya yönetme´ suçundan da 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, diğer sanıklar hakkında da 7,5 ila 57 yıl arasında değişen hapis cezaları öngörülüyor.

İNTERNET ANDICI DAVASI

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince ´Kamuoyunu yönlendirme amaçlı internet siteleri kurulduğu´ yönündeki iddialara ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında Ağustos 2010´da çoğunluğu muvazzaf askerlerden oluşan 19 kişi ifadeye çağrıldı. Bu kapsamda, 2010´un Ağustos ayı içerisinde Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu ile eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hasan Iğsız´ın da aralarında bulunduğu 11 kişinin ifadelerine başvuruldu. Geçtiğimiz Haziran ayı içinde de Tümgeneraller Hıfzı Çubuklu, Mustafa Bakıcı, Korgeneral Mehmet Ersöz, ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ davası kapsamında tutuklu bulunun Albay Dursun Çiçek´in de aralarında bulunduğu 7 kişinin ifadesi alındı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan 90 sayfalık iddianamede, 22 kişi şüpheli olarak yer aldı. Albay Dursun Çiçek´in şüpheliler arasında bulunmadığı iddianame, ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ davasıyla birleştirilme talebiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

POYRAZKÖY KAZILARI

´Ergenekon´ soruşturma kapsamında Poyrazköy´de yapılan aramaların ardından ele geçirilen mühimmata ilişkin dava ise ´Kafes eylem planı´ ve ´ Amirallere suikast´ iddialarına ilişkin davalarla birleştirilerek, toplam 69 sanıkla İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince sürdürülüyor. Emekli Deniz Binbaşı Levent Bektaş, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görevli Yarbay Ercan Kireçtepe, Binbaşı Erme Onat, Binbaşı Eren Günay, teğmenler Faruk Akın, Sinan Efe Noyan ve emekli SAT komando Ergin Geldikaya´nın tutuklu olarak yargılandığı davada, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı emekli koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü, Genelkurmay Muhabere ve Elektronik Bilgi Sistemleri (MEBS) Başkanı Koramiral Kadir Sağdıç, Tuğamiral Mehmet Fatih Ilğar tutuksuz olarak yer alıyor. Ancak bu sanıklar, ´Balyoz Planı´ davası kapsamında tutuklu bulunuyor. Sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından tanıkların dinlenilmesine geçilen davanın 15´inci duruşması ise 10 Ekim´de görülecek.

Birleşen davaların iddianamelerinde, Poyrazköy Keçilik mevkisinde 21 Nisan 2009´da başlatılan ve 28 Nisan 2009´a kadar devam eden kazılarda ele geçirilen mühimmata ilişkin olarak, Bektaş, Kireçtepe, Onat ve Günay ile yarbay Mustafa Turhan Ecevit´in ´cebir ve şiddet kullanarak, TBMM´yi ortadan kaldırmaya, kısmen veya tamamen görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme´, ´cebir ve şiddet kullanarak, yürütme organını ortadan kaldırmaya, kısmen veya tamamen görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme´ suçlarından 2´şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ile ´Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olma´, ´patlayıcı madde bulundurma´, ´6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu´na muhalefet etme´ suçlarından 29,5 ila 57´şer yıl arasında hapis cezalarına çarptırılması isteniyor.

Öğütcü, Sağdıç ve İlgar´ın, ´Ergenekon silahlı terör örgütüyle doğrudan bağlantılı olarak ´Kafes Eylem Planı´nı hayata geçirmek üzere faaliyet yürüten yasa dışı örgütlenmede, ´Danışma Kurulu´ adı altında emir ve komuta yetkisine haiz örgüt mensubu oldukları´ belirtilen iddianamede, sanıkların, ´Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olma´, ´patlayıcı madde bulundurma´, ´6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu´na muhalefet´, ´kişisel kullanım amacı dışında uyuşturucu madde bulundurma´ ve ´aynı suçu işleme kararıyla birçok kişiye ait kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme´ suçlarından 5 ila 39 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

ÇAĞDIŞI YAŞAMCILAR (ÇYDD VE ÇEV VAKIFLARI) DAVASI

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) yöneticileri ile üyelerinden oluşan 8 sanık hakkında 7,5 ila 30 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması istemiyle hazırlanan iddianame ise İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 Aralık 2010 tarihinde kabul edildi. Hakkında yakalama kararı bulunan ve Interpol aracılığıyla ´kırmızı bülten´ ile aranmasına karar verilen eski ÇEV Başkanı Gülseven Yaşer´in de aralarında bulunduğu sanıkların yargılanmalarına 18 Mart´ta Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nde başlandı. Sanıkların, kimlik tespitleri yapıldığı duruşmada iddianame okundu. Davanın ikinci ve üçüncü duruşmalarında da sanıkların savunmaları alındı. Soruşturma kapsamında evinde arama yapılan ÇYDD Başkanı Türkan Saylan ise 18 Mayıs 2009´da vefat etti. ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında Şile´deki ormanlık alanda yapılan kazıya ilişkin biri tutuklu 4 şüpheliyle ilgili hazırlanan iddianame de İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, tutuklu sanık Ulaş Özel ile tutuksuz sanıklar Hüseyin Yanç, Okan İşgör ve Yusuf Ethem Akbulut´un, ´Ergenekon terör örgütü üyesi olmak´ ´Ateşli Silahlar Kanunu´na muhalefet´, ´vahim nitelikte patlayıcı madde bulundurmak´ ve ´resmi evrakta sahtecilik´ suçlarından 10,5 ila 74´er yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması talep edildi. Davanın görülmesine, önümüzdeki günlerde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak.

ODA TV OPERASYONU

Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince yaklaşık 4 yıldan beri sürdürülen ´Ergenekon´ soruşturması, 14 Şubat´tan itibaren gözaltına alınan gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener, Soner Yalçın ve MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu´nun da aralarında bulunduğu 11 kişinin tutuklanmasıyla yeni bir boyut kazandı. 12 Haziran 2007 tarihinden bu yana sürdürülen ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında 14 Şubat´ta, Odatv ve yöneticilerine yönelik operasyon düzenledi. İstanbul özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün talebi üzerine, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı doğrultusunda, internet yayını yapan Odatv´nin merkezinde ve Odatv´nin yöneticisi gazeteci Soner Yalçın, Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu ile Ayhan Bozkurt´un ev ve iş yerlerinde arama yapıldı. Aramaların ardından gözaltına alınan ve 17 Şubat´ta Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesine sevk edilen Yalçın, Terkoğlu ve Pehlivan tutuklanırken, Bozkurt serbest bırakıldı.

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında, 3 Mart´ta da İstanbul´da Ahmet Şık´ın Kabataş Setüstü Hacı İzzet Paşa Sokağı´ndaki evinde ve özel bir üniversitedeki bürosunda, Nedim Şener´in Bakırköy Kartaltepe Mahallesi Akın Yolu Sokak Oğuzhan Sitesi´ndeki evinde, Sait Çakır´ın Üsküdar´daki evinde, Ankara´da da Coşkun Musluk, Mümtaz İdil, Doğan Yurdakul, İklim Bayraktar Kaleli, Müesser Yıldız, Aydın Bıyıklı ve Kaşif Kozinoğlu´na ait ev ve iş yerlerinde eş zamanlı arama başlatıldı. Yalçın Küçük´ün, Balat Kireçhane Sokak´taki evinin yanı sıra Ankara´daki ofisinde arama yapıldı.

Aramaların tamamlanmasının ardından o sırada Türkiye dışında bulunduğu belirtilen MİT görevlisi Kozinoğlu ile sağlık sorunları bulunan İdil dışındaki 9 kişi hakkında gözaltı işlemi uygulandı. Emniyetteki işlemleri tamamlandıktan sonra Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesine sevk edilen gazeteciler Ahmet Şık ile Nedim Şener, özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulandı.

ŞIK VE ŞENER TUTUKLANDI

Savcı Öz´ün tutuklanması istemiyle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine sevk ettiği Şık ve Şener 6 Mart´ta tutuklanarak cezaevine konuldu. Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan, gazeteci İklim Bayraktar ile polis memuru Aydın Bıyıklı ise savcılıkça ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Operasyonda gözaltına alınan Prof. Dr. Yalçın Küçük, Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk, Sait Çakır ve Müyesser Yıldız da sevk edildikleri Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesinde 7 Mart´ta tutuklandı. Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesine 10 Mart´ta gelen Kaşif Kozinoğlu ise savcı Zekeriya Öz´ün, ifadesini almasının ardından sevk ettiği İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanarak cezaevine konuldu.

TACİZ İDDİALARI VE CHP´Lİ YETKİLİLERİN SORGULANMASI

Bu arada, özel yetkili İstanbul Cumhuriyet savcısı Zekeriya Öz, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği talimatla, ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında ortaya çıkan Odatv muhabiri İklim Bayraktar´ın taciz iddialarıyla ilgili olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin´in tanık, eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal´ın mağdur sıfatıyla ifadelerinin alınmasını istedi. Bu kapsamda, Gürsel Tekin, 22 Mart´ta, Ankara Adliyesinde özel yetkili Cumhuriyet savcısı Mustafa Bilgili´ye ifade verdi. ´Devrimci Karargah Örgütü´ davasının tutuklu sanığı eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı da 14 Mart´ta, ´Ergenekon terör örgütü üyeliği´ suçundan da tutuklandı.

AHMET ŞIK´IN KİTAP TASLAĞI

Soruşturma kapsamında tutuklanan gazeteci Ahmet Şık´ın hazırladığı ´İmamın Ordusu´ adlı kitaba ait taslağın yayınlanmasının engellenmesi amacıyla alınan karar da uzun süre kamuoyunun gündeminde kaldı. Kitabı yayınlayacağı belirtilen İthaki Yayınevinde 2 kez arama yapıldı. Kitabın kopyasını alan polisler, dijital örneklerini de sildi. Emniyet görevlileri, 24 Mart´ta İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin kitap taslağına el konulmasına ilişkin kararı kapsamında gazeteci Ertuğrul Mavioğlu´nun çalıştığı gazetede bulunan bilgisayarından da kitabın kopyasını sildi. Karar uyarınca, Odatv´de yapılan aramada görev alan avukat Kazım Yiğit Akalın, ´İmamın Ordusu´ adlı kitap taslağını içeren harddiski savcılığa getirdi. Ahmet Şık´ın avukatlarının, Şık´tan elde edilen ´İmamın Ordusu´ adlı kitap taslağının doküman ve tüm nüshalarına el konulmasına ilişkin karara yaptıkları itiraz, 29 Mart´ta İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Ancak kitap taslağı, 31 Mart´ta bazı internet siteleri tarafından yayımlandı.

MALATYA ZİRVE YAYINEVİ CİNAYETİ İNCELEMESİ

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında Malatya Zirve Yayınevi´ndeki cinayet de incelenmeye başlandı. Bu konuya ilişkin Malatya, Siirt, Muğla ve İzmir´in aralarında olduğu 9 ilde, İnönü Üniversitesi yerleşkesi ile bazı illerin jandarma komutanlıklarında 17 Mart´ta, arama yapıldı. Aramalar sonrası, aralarında 6´sı muvazzaf asker 9 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 9 kişiden 7´si sevk edildikleri Beşiktaş Adliyesinde tutuklanarak, cezaevine gönderildi. Soruşturma kapsamında, 30 Mart´ta, Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, Prof. Dr. Abdurrahman Küçük, Prof. Dr. Salim Cöhce, Prof. Dr. Şahin Filiz, Prof. Dr. Mehmet Aydın, Doç. Dr. Kadir Albayrak´ın ev ve iş yerlerinde aramalar yapıldı. Bu arada, ´Ergenekon´ soruşturmasını yürüten özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine atanması üzerine, 5 Nisan´da soruşturmayı yürütmekle özel yetkili Cumhuriyet Savcıları Cihan Kansız ve Ufuk Ermertcan görevlendirildi. Daha sonraki günlerde, Prof. Dr. Beyaz, Prof. Dr. Filiz, Doç. Dr. Albayrak Prof. Dr. Küçük, Prof. Dr. Cöhce ve Prof. Dr. Aydın´ın konuya ilişkin savcılıkça ifadeleri de alındı. Aynı soruşturma kapsamında gazeteci-yazar Hulki Cevizoğlu ile emekli Orgeneral Hurşit Tolon´un da şüpheli sıfatıyla ifadesine başvuruldu. Soruşturma, ´yetkisizlik kararı´ verilerek, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.

YARGITAY ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI KANADOĞLU HAKKINDAKİ SORUŞTURMA

Soruşturma kapsamında, Ankara´daki evinde 7 Ocak 2009 tarihinde arama yapılan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine savcılık tarafından gönderilen yazıda, hakkındaki gizli soruşturmanın halen sürdüğü bildirilen Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 8 Ocak 2010 tarihinde Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesinde ifade verdi. İstanbul Adliyesine 3 avukatıyla birlikte gelen Kanadoğlu´nun yaklaşık 2 saat süren ifadesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Turan Çolakkadı tarafından alındı. İfade sırasında, ´Ergenekon´ soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcılarından Ercan Şafak da hazır bulundu. Kanadoğlu´nun ifadesinin alınmasının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ´yetkisizlik kararı´ alarak, soruşturma dosyasını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Soruşturmayı inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise Kanadoğlu hakkındaki soruşturma ile ´Ergenekon´ soruşturması arasında bağlantı bulunduğu gerekçesiyle, ´yetkisizlik kararı´ vererek, dosyayı yeniden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

DARBE GÜNLÜKLERİ SORUŞTURMASI

´Darbe Günlükleri´ne ilişkin yürütülen ve 5 Aralık 2009 tarihinde Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına´nın ifadelerinin alındığı soruşturmada, 2010´un Ekim ayında, ´Ergenekon´ soruşturmasıyla irtibatlı olmadığı gerekçesiyle ´yetkisizlik´ kararı verildi. Soruşturma dosyası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Emekli Orgeneral Aytaç Yalman hakkında ´örtülü ödenekten usulsüz harcama yapıldığı´ gerekçesiyle yürütülen soruşturma da ´Ergenekon´ soruşturmasından ayrılarak, ´yetkisizlik kararı´ ile Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. ´Darbe Günlükleri´ne ilişkin soruşturma dosyası üzerindeki incelemesini tamamlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Nisan ayında, soruşturma dosyasını, ´Ergenekon´ ve ´Balyoz Planı´ iddialarına ilişkin soruşturmalarla ´fiili irtibat´ bulunduğu gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına geri gönderdi.

ERGENEKON DAVASINI ETKİLEME SORUŞTURMASI

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında ´Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettikleri´ iddiasıyla, 1 Haziran 2010 tarihinde, İstanbul, Ankara ve Antalya´da düzenlenen operasyonla eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz, avukatlar Ali Hadi Emre, Tülay Bekar ve Kutbettin Kaya, emekli Albay Canfer Balçık ve Türkiye Atletizm Federasyonu Asbaşkanı Hüseyin Yıldırım gözaltına alındı. Gözaltına alınmasının ardından rahatsızlanan eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay hastaneye kaldırıldı. Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesine 5 Haziran 2010 tarihinde sevk edilen 6 kişiden Cengiz, Emre, Bekar ve Kaya´nın tutuklanmasına karar verildi. Balçık ve Hüseyin Yıldırım´ı ise adli kontrol uygulanmak suretiyle serbest bırakıldı. Tutuklanan 4 avukatın bu karara yaptıkları itirazı değerlendiren İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 11 Haziran´da, şüphelilerin tahliyesine karar verdi. Tedavi gördüğü hastaneden 14 Haziran 2010 tarihinde taburcu edilen Seyfi Oktay´ın, 17 Haziran´da İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinin talimatıyla Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Hamza Keleş ve Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili tarafından ifadesi alındı.

ERGENEKON MAHKEME BAŞKANI DA ÇETENİN BASKISINA MARUZ KALDI

Soruşturma kapsamında elde edilen telefon dinleme kayıtlarından oluşan iletişim tespit tutanakları, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevinden alınarak, Bolu´ya hakim olarak atanan Köksal Şengün´ün şüpheli avukatlar ve eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay ile konuşmalarının yer alması nedeniyle Adalet Bakanlığına gönderildi. ( AA, Sabah)

(23 Temmuz 2011, 20:02)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3567    yazdır/print


 

Erikel iddianamesi sitemizde

Erikel iddianamesinin tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. Orjinal iddianame sayfaları, elimize geçmediği için henüz görüntülenememektedir. Ancak elimize geçer geçmez siteye eklenecektir.

Erikel iddianamesi sitemizde

Erikel iddianamesinin tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. Orjinal iddianame sayfaları, elimize geçmediği için henüz görüntülenememektedir. Ancak elimize geçer geçmez siteye eklenecektir.

Ergenekon davası kapsamında,İstanbul´daki Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası üyelerine suikast yapacağı öne sürülen Hacı Ali Hamurcu´nun ifadeleri üzerine başlatılan soruşturma kapsamında avukat Yusuf Erikel´in de aralarında bulunduğu 1´i tutuklu 8 sanık hakkında Savcı Zekeriya Öz tarafından hazırlanan iddianame sitemize eklenmiştir. Orjinal iddianame sayfaları, elimize geçmediği için henüz görüntülenememektedir. Elimize geçer geçmez siteye eklenecektir. Erikel iddianamesinde arama yapma bölümü sayfanın üst kısmında yer alan iddianameler arasında yerini almıştır. Aramak istediğiniz kelimeleri sayfanın üst tarafında yer alankutucuğuna yazarak Erikel iddianamesinde geçip geçmediğini öğrenebilirsiniz. Dilerseniz aradığınız kelimeleri yine sayfanın üst tarafında yer alan kutucuğuna yazarak tek bir arama işlemi ile hangi iddianamelerde geçtiğini de öğrenebilirsiniz.

İstanbul´daki Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası üyelerine suikast yapacağı öne sürülen Hacı Ali Hamurcu´nun ifadeleri üzerine başlatılan soruşturma kapsamında avukat Yusuf Erikel´in de aralarında bulunduğu 1´i tutuklu 8 sanık hakkında Savcı Zekeriya Öz tarafından hazırlanan iddianame 24 Kasım 2010 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edilmişti. Davanın ilk duruşması 31 Ocak 2011´de, ikinci duruşması da 1 Şubat 2011´de görüldü. İddianamede, avukat Yusuf Erikel´in ´Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek´ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyor. Erikel´in, Durmuş Ali Özoğlu ve Kemal Aydın grubuna bağlı olarak faaliyetlerde bulunduğu, örgütün hem hukuk departmanında hem de siyasi parti kurma ve yönetme departmanında kendisine verilen görevleri yürüttüğü belirtildi.

Abdullah Harun

(09 Haziran 2011, 17:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

İşte 147 sayfalık Erikel iddianamesi

Erikel davasıyla ilgili manşetlerimiz

Yusuf Erikel´le ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3422    yazdır/print


 

Hakimden tepki: Islak imzalı belge nasıl değiştirilir?

Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Albay Mustafa Levent Göktaş, Savcı Zekeriya Öz´e, ´İlk 2 Ergenekon iddianamesini değerlendirdiğimde Ergenekon´un korkunç bir örgüt olduğunu fark ettim. Belki biz de farkında olmadan işin içinde olup olmadığımızı bilmiyorum´ şeklinde başlayan 9 sayfalık ek ifadesindeki ıslak imzaların kendisine ait olduğunu söyledi. Göktaş´ın buna rağmen cümlelerin ve birçok detayın kendisine ait olmadığını iddia etmesi üzerine Mahkeme Başkanı Şengün, ´Hadi dijital olsa anlarız da ıslak imzalı belgede nasıl değişiklik yapılır?´ şeklinde tepki gösterdi.

Hakimden tepki: Islak imzalı belge nasıl değiştirilir?

Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Albay Mustafa Levent Göktaş, Savcı Zekeriya Öz´e, ´İlk 2 Ergenekon iddianamesini değerlendirdiğimde Ergenekon´un korkunç bir örgüt olduğunu fark ettim. Belki biz de farkında olmadan işin içinde olup olmadığımızı bilmiyorum´ şeklinde başlayan 9 sayfalık ek ifadesindeki ıslak imzaların kendisine ait olduğunu söyledi. Göktaş´ın buna rağmen cümlelerin ve birçok detayın kendisine ait olmadığını iddia etmesi üzerine Mahkeme Başkanı Şengün, ´Hadi dijital olsa anlarız da ıslak imzalı belgede nasıl değişiklik yapılır?´ şeklinde tepki gösterdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen ikinci Ergenekon davasının 119. duruşmasında gazeteciler Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay ile eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu´nun da aralarında bulunduğu tutuklu 19 tutuklu sanık hazır bulundu. Eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile Mustafa Dönmez, Ersin Gönenci ve İbrahim Şahin ise duruşmaya gelmedi. Tutuksuz sanık Yalçın Küçük ise Oda TV soruşturmasının ardından tutuklandığı için duruşmada tutuklu sanıklar arasında yer aldı. Ayrıca tutuksuz sanıklardan Emin Şirin, Mahir Akkar, Emcet Olcayto ve Adnan Bulut da duruşma da hazır bulundu.

Tutuklu sanık Hilmioğlu´nun söz alarak sanıklardan avukat Yusuf Erikel ve Mehmet Haberal´ın sağlık durumlarının ciddiyetine dikkat çektiği konuşmasının ardından Başkan Şengün, tutuklu sanıklardan Levent Göktaş´ın çapraz sorgusuna devam edileceğini açıkladı. Danıştay olayında Bulgaristan konusunun geçtiğini belirten Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Bir mektubunuzda Bulgaristan pasaportundan söz ediliyor. Bir Türk vatandaşı olarak Bulgaristan pasaportunu ne yapacaktınız? diye sordu. Mektubu yazdığı kişinin Bulgaristan göçmeni olduğunu söyleyen Göktaş, Bana komutanım ´sizinle ilgilenen kimse yok mu?´ diye sorardı. Ben de devlete bu kadar hizmet etmiş insanlarız. Devletin bize layık gördüğü bu işte diye kinaye ederek laf olsun diye ´al bir Bulgaristan pasaportu da gidelim.´ dedim. şeklinde cevap verdi.

Başka bir mektubunda, PKK´ya af çıksa biz de çıkarız. dediği hatırlatılan Göktaş, bunun demokratik görüş olduğunu, af çıkması durumunda kendilerinin de kurtulabilecekleri şeklinde görüş bildirdiğini söyledi.

Dursun Çiçek ile Levent Göktaş´ın ortak noktaları

Pekgüzel´in sorusu üzerine ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ davasının tutuklu sanığı Dursun Çiçek ile Hava Harp Okulundan arkadaşı olduğunu ifade eden Göktaş, ´1980 yılında mezun olduk. Kızlarımızın adı İrem. O Tokat Reşadiyeli, ben Tokat Erbağlıyım. Tek ortak noktalarımız bunlar. Çiçek´i 30 yıldır hiç görmedim. Ama o ´bayramlaşma töreninde gördüm´ demiş. Ben hatırlamıyorum. Dursun Çiçek çok zekidir. Doğru hatırlıyordur´ diye konuştu.

Göktaş´ın Savcı Öz´e verdiği ek ifade

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in sorusu üzerine tutuklu sanık Mustafa Levent Göktaş, avukatı Abdullah Kaya ile birlikte Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ek ifade konusunu açıkladı. Savcı Pekgüzel, ek ifade tutanağında Göktaş´ın, Birinci ve ikinci iddianamelerde geçen konuların tamamını cezaevinde okuma ve düşünme fırsatı buldum. Bu belgeleri değerlendirdiğimde Ergenekon´un korkunç bir örgüt olduğunu fark ettim. Belki biz de farkında olmadan işin içinde olup olmadığımızı bilmiyorum, Ancak bana sorulacak her konuda yardımcı olmak için kendi rızamla geldim. şeklindeki sözlerinin yer aldığını hatırlattı.

Dava sanıklarından Fikret Emek´in evinde yapılan aramalarda ´Gayri Nizamı Harp Kursu´ konusunda belgeler bulunduğunu belirten Göktaş, Avukatım Abdullah Kaya, Savcı Zekeriya Öz ile görüşüyormuş. Savcı da bu konu ile 51 nolu DVD konusunda bazı kuşkuları olduğunu belirterek benim ek ifade vermemi istemiş. Ben de bu konuları açıklamak için tabii ki gidebileceğimi söyledim. Savcının odasına girdiğimde bana ´anlat bakalım´ dedi ve ben anlatmaya başladım. İlk 5-6 sayfası bu anlatımlarıma dayalı bilgilerdir. Bu bölüm bir soru cevap olmadan yazıldı. İfademde geçen cümlelerin kes-yapıştır yöntemiyle değiştirildiğini düşünüyorum. iddiasında bulundu.

Savcı Pekgüzel, ifade tutanağının altında 4 savcının imzası bulunduğunu söyleyince sanık Göktaş, ifadeyi bir savcının aldığını belirterek, Bir savcının aldığı ifade tutanağında 4 savcının imzasının bulunması ne kadar doğru olabilir? diye sordu. Bunun üzerine Pekgüzel, Mahkeme Başkanı Köksal Şengün´e Bizim elimizde bu tutanak dijital ortamda mevcut ama teyit almak için dava dosyasından siz orijinalini sanığa gösterebilirsiniz. dedi.

Göktaş: Islak imzalı belgedeki ifadeler değiştirilmiş, inanmazsanız grafologlara sorun!

Başkan Şengün de dava dosyası içerisinde yer alan 9 sayfalık ek ifade tutanağını sanık Göktaş´a göstererek her sayfanın altında yer alan imzaların kendisine ait olup olmadığını sordu. Sanık Göktaş önce son sayfadaki imza konusunda tereddüte düşse de sonuçta 9 sayfadaki 9 paraf şeklindeki ıslak imzanın da kendisine ait olduğunu söyledi. Göktaş, imzaların kendisine ait olduğunu söylemesine rağmen kes-kopyala-yapıştır yöntemi ile ifadesinin değiştirildiği iddiasında bulundu. Başkan Şengün´ün, Dijital olsa neyse de ıslak imzalı belge bu. Nasıl değiştirilebilir? Böyle bir şey mümkün mü? diye sordu. Göktaş ise grafologlara sorulursa bunun mümkün olabileceğini öne sürdü.

Danıştay kamera şirketiyle bağlantıları

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, sanık Alparslan Arslan´ın Danıştay binasında keşif yaptığı 16 Mayıs 2006 ve baskın yaptığı 17 Mayıs 2006 tarihlerinde bozulan güvenlik kamera kayıtlarından sorumlu OYAK Güvenlik´in yöneticilerine ilişkin sorular da yöneltti. Pekgüzel, OYAK Güvenlik´in yöneticisi Orhan Çoban ile ilişkilerini sorması üzerine Göktaş, OYAK Güvenlik´in Özel Kuvvetler´den emekli olan ve daha sonra da MİT´te çalışan askerler tarafından kurulup yönetildiğini anlattı. Göktaş, OYAK Güvenlik´in Genel Müdürü Orhan Çoban´ı bir ödeme meselesi nedeniyle aradığını söyledi. ( Cihan, Star)

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen ikinci Ergenekon davasında tutuklu sanık emekli Albay Mustafa Levent Göktaş, çapraz sorgusu sırasında kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi. Göktaş´ın avukatı Hasan Gürbüz, savcılık tarafından alınan ek ifadesinin kendisi ve avukatı Abdullah Kaya tarafından okunup okunmadığını sordu. Göktaş, Hayır okumadık. Savcı işi olduğunu söyleyerek fırsat vermedi. sözleri üzerine Başkan Şengün, Siz avukatsınız. Yanınızda da bir avukat var. Okumadan nasıl imzalarsın? diye sordu. Göktaş da, Savcı acelesi olduğunu söyleyince biz de okumadan imzalayıp verdik. dedi. Üye hakim Hasan Hüseyin Özese´nin, ek ifadesine ilişkin sorularına da Göktaş, İfadedeki ilk 4-5 sayfayı ben anlattım. Kız yazdı. Ancak ifadede düzenleme yapılmış. Söylemediğim sözler var. şeklinde konuştu.

Leyla Ecin ile Göktaş´ın bir yıla yayılmış 13 telefon görüşmesi olduğunu ifade eden Taşkın, tanışıklığın nereden geldiğini sordu. Leyla Ecin´in, eş dost vasıtasıyla kendisini bulduğunu belirten Göktaş, Türkçe, Rusça bir tercüme ile alakalı bir görüşmeydi. dedi. Leyla Ecin ile Kuzey Irak´ta bir iş görüşüp görüşmedikleri şeklindeki soruya da Göktaş, Kuzey Irak´ta bir iş vardı ama olmadı. dedi.

Savcı Taşkın´ın Kubbealtı Restoran´a gittiniz mi? kimler gelir gider, yargı camiası gelir mi sorusuna Göktaş, Ben gittim. Yargı camiası gelir mi biliyorum. Duvarlarında Demirel gibi tanınmış isimlerin resimleri var. Ben MHP eski milletvekili Ali Güngör ile yemek yemiştim. diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, duruşmayı 16 Mayıs´a tarihine ertelediklerini açıkladı. ( Cihan)

Göktaş çapraz sorguda adeta dağıldı

Levent Göktaş dünkü duruşmada da 51 nolu DVD ile ilgili çelişkili cevaplar vermiş, çapraz sorguda gelen sorular ve telefon baz kayıtlarının gösterilmesi üzerine de daha önce kabul etmediği, DVD oluşturulma anında büroda olduğu iddiasını kabul etmiş, ancak ´o DVD bana ait değil, büroya aramalar sırasında yerleştirildi´ şeklindeki itirazını sürdürmüştü. Savcının, ´Siz 25 yıl subaylık yaptınız. Hukuk mezunusunuz. Avukatlık da yaptınız arama sırasında tutanaklara ofisinizde DVD olmadığına dair neden şerh koymadınız. Yanınızda avukatlarınız da vardı sorusunu yöneltmiş, Göktaş ise, arama sırasında DVD´lerin ofisinde olmadığını avukatlarının kendisine söylediğini ileri sürmüştü. Bu cevapla, ne Göktaş´ın ne de avukatlık bürosundaki diğer avukatların, o dvd için bir şerh düşmedikleri de ortaya çıkmış oldu.

(13 Mayıs 2011, 16:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Göktaş, 51 no DVD´de ofisteymiş

51 nolu DVD ile ilgili manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3292    yazdır/print


 

Mehmet Haberal 30 saniyede ölebilir

İkinci Ergenekon davasının bugün görülen duruşmasında söz alan Fatih Hilmioğlu, tutuklu sanık Mehmet Haberal´ın kalp ritim bozukluğu şeklinde çok ciddi bir hastalığı olduğunu belirtti. Kendisinin sağlıklı olduğuna ve cezaevinde kalmasına engel durumu olmadığına dair Adli Tıp raporlarını hatırlatan Hilmioğlu, ´Meslektaşlarımın gözünde korkuyu gördüm´ diyerek bu raporların baskı ve korku altında verildiğini iddia etti. ´30 gün sonra seçimler var ancak bu hastalık 30 saniye içinde bile Mehmet Haberal´ı, insanı ölüme götürebilir´ diyerek açıklamalarına devam eden Hilmioğlu, milletvekili adayı Haberal´ın seçilmesi durumunda Meclis´te nasıl hizmet vereceği konusuna ise değinmedi.

Mehmet Haberal 30 saniyede ölebilir

İkinci Ergenekon davasının bugün görülen duruşmasında söz alan Fatih Hilmioğlu, tutuklu sanık Mehmet Haberal´ın kalp ritim bozukluğu şeklinde çok ciddi bir hastalığı olduğunu belirtti. Kendisinin sağlıklı olduğuna ve cezaevinde kalmasına engel durumu olmadığına dair Adli Tıp raporlarını hatırlatan Hilmioğlu, ´Meslektaşlarımın gözünde korkuyu gördüm´ diyerek bu raporların baskı ve korku altında verildiğini iddia etti. ´30 gün sonra seçimler var ancak bu hastalık 30 saniye içinde bile Mehmet Haberal´ı, insanı ölüme götürebilir´ diyerek açıklamalarına devam eden Hilmioğlu, milletvekili adayı Haberal´ın seçilmesi durumunda Meclis´te nasıl hizmet vereceği konusuna ise değinmedi.

İkinci ´Ergenekon´ davasının 119. duruşması başladı. Aralarında gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan´ın da bulunduğu 25´i tutuklu toplam 117 sanığın yargılandığı davanın bugünkü duruşmasına tutuklu sanıklar Başkent Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Albay Mustafa Dönmez ve İbrahim Şahin katılmadı. Bu davada tutuksuz yargılanan, ancak Odatv´ye yönelik yapılan aramaların ardından Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Yalçın Küçük de duruşmada hazır bulundu. Tutuksuz sanıklardan ise Emin Şirin ile Mahir Akkar da duruşmaya katıldı.

Hilmioğlu: Yusuf Erikel Cerrahpaşa´ya sevkedilsin

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, tutuklu sanık emekli Albay Levent Göktaş´ın çapraz sorgusuna devam edileceğini belirterek sanık kürsüsüne çağırdı. Bu arada söz isteyen tutuklu sanık İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Ben hekimim ve hipokrat yemini ettim. Ettiğim hipokrat yemini gereği size burada gördüğüm iki konuyu anlatmak istiyorum dedi.

Davanın tutuksuz sanıklarından avukat Yusuf Erikel´in sağlık durumuyla ilgili olarak konuşan Hilmioğlu, Erikel geniz tümörlü bir hasta ve tümörün çapı 6-7 cm´ye ulaşmış. 1 yıl boyunca cezaevinde ve duruşmalarda şikayetlerinin devam etmesine rağmen neden hastaneye sevk edilmemiştir? Tümörün çapı 6-7 cm´ye ulaşmış bir hastanın ömrü en fazla birkaç yılla sınırlıdır. Erikel´in yaşını bilmiyorum ama 30 yılı elinden alınmış diye konuştu.

´Haberal´ın rahatsızlığı insanı 30 saniye içinde öldürebilir´

İkinci konunu ise tutuklu sanık Prof. Dr Mehmet Haberal´ın sağlık durumu olduğunu söyleyen Hilmioğlu, Haberal´ın rahatsızlığı kalp ritim bozukluğu. Ancak onun ritim bozukluğunun ´Ventriküler Taşikardi´ olduğunu burada öğrendim. Ve bu bozukluk ani ölüme yol açabilecek bir ritim bozukluğudur. 30 gün sonra seçimler var ancak bu hastalık 30 saniye içinde bile Mehmet Haberal´ı, insanı ölüme götürebilir dedi. Harvard Üniversitesi´nde yayınlanan bu hastalıkla ilgili bir makaleyi mahkemeye sunan Hilmioğlu, Bu makalenin daha başında ´Ventriküler Taşikardi eşittir ani kalp ölümü´ yazıyor. Bu yazının önünde hipokrat yemini etmiş bütün hekimlerin eğilmesi gerekir, özellikle Haberal´la ilgili raporu hazırlayan hekimlerin ifadesini kullandı. Haberal´ın çok ciddi hasta olduğunu izah eden Hilmioğlu´nun, Haberal´ın milletvekili seçilmesi durumunda Meclis´te nasıl hizmet vereceği konusuna değinmemesi ise dikkat çekti.

Hilmioğlu meslektaşlarının gözündeki korkuyu görmüş

Meslektaşlarının gözündeki korkuyu gördüğünü ifade eden Hilmioğlu, Tedavi gördüğüm hastanelerde bana doğrudan da söylediler. Meslektaşlarım üzerindeki bu korku ortamı devam ettiği sürece Yusuf Erikel vakası ne ilk ne de son olacak. Korku ortamını kim yaratmıştır bilmiyorum ama bu korku ortamını yok etmede size büyük görev düşüyor. Meslektaşlarım üzerindeki bu korkuyu kaldırın. Yusuf Erikel bu salonda kan kustu. Adalet kan kusturuyor. Bir hukuk insana kan kusturuyorsa diyebilir miyiz ki içinde adalet var. Böyle bir şey olabilir mi? diye konuştu.

Duruşmada daha sonra tutuklu sanıklardan Levent Göktaş´ın çapraz sorgusuna geçildi. ( Star, Cnnturk)

(13 Mayıs 2011, 12:48)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3288    yazdır/print


 

Beraber yürüdük biz bu yollarda

Hükümet Savcı Öz´ü gözden çıkardı.. Beraber yürünen yollar dün ayrıldı.. Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün özel yetkilerinin özel bir kurnazlıkla kaldırılarak dosyadan uzaklaştırılması siyasi arenaya bomba gibi düştü. 5´e 2 oy çokluğuyla alınan kararda, Öz´ün, son dönemde bazı soruşturmalarla ilgili tasarruflarının etkili olduğu ileri sürüldü. Danıştay saldırısıyla hükümeti devirmeye çok yaklaşan güçleri, başlattığı Ergenekon soruşturmasıyla ortaya çıkaran Savcı Zekeriya Öz´e korunması için Başbakan Erdoğan bizzat kendi zırhlı mercedesini vermişti. Ancak dünkü şok gözaltılara Başbakan´ın ´Ben karışmam´ demesi, Öz´ün artık hükümet çevrelerinde de istenmeyen adam haline geldiğini gösterdi. Hükümetten sadece Bekir Bozdağ görevden almaya tepki gösterdi. Diğer bir çok üye olayı tıpkı Başbakan gibi normal karşıladı. Karara şaşırdığını ancak saygıyla karşıladığını belirten Öz´ün görevden alınması kesinlikle müdahale ve hükümetin bir tasarrufu olarak görülüyor. Üzerinde çok sayıda soruşturma dosyası bulunan Öz, dün Zirve katliamıyla ilgili ikinci dalga operasyonları başlatmışken görevden alındı. Tıpkı Erzurum özel yetkili savcıları gibi iş üstünde iken görevden alındı. Bir farkla ki, ´maaşına zam işine son´ şeklindeki halk deyiminde olduğu gibi önce başsavcı vekilliğine terfi ettirildi, ardından özel yetkisi olmayan Sultanahmet´teki adliyeye atandı. Böylece özel yetkileri kaldırılmış ve elindeki 6 soruşturma dosyası da alınmış oldu. Kısa süre önce Ergenekon soruşturmasının başlatılmasında görev yapan Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer´in görev yeri de değiştirilmişti. Ergenekon soruşturmasındaki bu kritik değişikliklerin peşpeşe gelmesi kafaları karıştırdı.

Beraber yürüdük biz bu yollarda

Hükümet Savcı Öz´ü gözden çıkardı.. Beraber yürünen yollar dün ayrıldı.. Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün özel yetkilerinin özel bir kurnazlıkla kaldırılarak dosyadan uzaklaştırılması siyasi arenaya bomba gibi düştü. 5´e 2 oy çokluğuyla alınan kararda, Öz´ün, son dönemde bazı soruşturmalarla ilgili tasarruflarının etkili olduğu ileri sürüldü. Danıştay saldırısıyla hükümeti devirmeye çok yaklaşan güçleri, başlattığı Ergenekon soruşturmasıyla ortaya çıkaran Savcı Zekeriya Öz´e korunması için Başbakan Erdoğan bizzat kendi zırhlı mercedesini vermişti. Ancak dünkü şok gözaltılara Başbakan´ın ´Ben karışmam´ demesi, Öz´ün artık hükümet çevrelerinde de istenmeyen adam haline geldiğini gösterdi. Hükümetten sadece Bekir Bozdağ görevden almaya tepki gösterdi. Diğer bir çok üye olayı tıpkı Başbakan gibi normal karşıladı. Karara şaşırdığını ancak saygıyla karşıladığını belirten Öz´ün görevden alınması kesinlikle müdahale ve hükümetin bir tasarrufu olarak görülüyor. Üzerinde çok sayıda soruşturma dosyası bulunan Öz, dün Zirve katliamıyla ilgili ikinci dalga operasyonları başlatmışken görevden alındı. Tıpkı Erzurum özel yetkili savcıları gibi iş üstünde iken görevden alındı. Bir farkla ki, ´maaşına zam işine son´ şeklindeki halk deyiminde olduğu gibi önce başsavcı vekilliğine terfi ettirildi, ardından özel yetkisi olmayan Sultanahmet´teki adliyeye atandı. Böylece özel yetkileri kaldırılmış ve elindeki 6 soruşturma dosyası da alınmış oldu. Kısa süre önce Ergenekon soruşturmasının başlatılmasında görev yapan Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer´in görev yeri de değiştirilmişti. Ergenekon soruşturmasındaki bu kritik değişikliklerin peşpeşe gelmesi kafaları karıştırdı.

HSYK kararıyla Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´ün terfi ettirilerek Ergenekon dosyasından uzaklaştırılmasına siyaset dünyasından da tepki geldi. Hükümet karara tepki gösterirken, muhalefet ise karardan memnun kaldı. CHP´liler, ´Yeni HSYK´dan bu kararı beklemediklerini´ belirterek ´geç bile kalmış bir karardı´ şeklinde yorumladılar. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz´ün yeni görevlendirme ile özel yetkilerinin kaldırılmasına hükümetten sadece AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ tepki gösterdi: Rızası olmadan yetkisinin kaldırılması yanlıştır. Yeni savcıların davaya hakim olması zaman alır.

Ergenekon soruşturmasını başlatan ve yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından dün açıklanan ´adli yargı kararnamesi´ ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atandı. Öz, Turan Çolakkadı´dan boşalan göreve atanırken, başsavcıvekilliği görevini yürüten Çolakkadı ise Aykut Cengiz Engin´in yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Şimdiye kadar Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nde görev yapan Çolakkadı ve Öz bundan sonra Sultanahmet´teki adliyede görev yapacak. Öz, özel yetkileri alınarak terfi ettirildiği için Ergenekon soruşturmasına yeni bir savcı atanacak. Alınan kararda, baktığı dosyaların yoğunluğundan yakınan Öz´ün, son dönemde bazı soruşturmalarla ilgili tasarruflarının etkili olduğu ileri sürüldü.

´ERGENEKON KOORDİNATÖRLÜĞÜ´

Özel yetkileri alınarak terfi ettirilen Zekeriya Öz, bundan sonra CMK 250 kapsamına giren suçlarla ilgili soruşturmalara bakamayacak. Aynı kapsamda olan Ergenekon soruşturmasına başka bir özel yetkili savcı bakacak. Ergenekon savcılarından Fikret Seçen ise kararnameyle, ´özel yetkileri alınmadan´ başsavcıvekilliğine atandı. Seçen, Ergenekon soruşturmasının yürütüldüğü Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nde görev yapmaya devam edecek. Ergenekon dosyasına hakimiyeti nedeniyle Seçen´in bu ve bağlantılı soruşturmaların koordinatörlüğü ile görevlendirileceği belirtiliyor.

AĞIR İŞ YÜKÜNE YENİ SAVCILAR

Ergenekon soruşturmasına hangi savcının bakacağına yeni İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı ve aralarında Zekeriya Öz´ün de bulunduğu 4 başsavcıvekili karar verecek. 2007´de açılan Ergenekon soruşturmasındaki iş yükü ve 4 yılda dosyayla bağlantılı birçok dava ve soruşturma açılması, yargılama sürecinde gecikme yaşandığı eleştirilerine neden olmuştu. Bu nedenle Ergenekon soruşturması ve bağlantılı davalarda ´koordinatör savcı´ ve altında çalışacak yeni savcıların görevlendirilmesi uzun süredir gündemdeydi.

POYRAZKÖY SAVCISI DA TERFİ ETTİ

Ergenekon bağlantılı ´Poyrazköy´ davasına bakan Ercan Şafak da özel yetkileri alınarak başsavcıvekilliğine atandı. Başsavcıvekilliğine atanan diğer savcı ise Ali Güngör oldu. HSYK´nın Ergenekon soruşturmalarından rahatsızlık duyduğu gerekçesiyle Turan Çolakkadı´yla eşit yetkilerle atadığı Başsavcıvekili Olcay Seçkin geçen yıl emekliye ayrılmıştı.

5 SAVCI ATANMIŞTI

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 24 Mart´ta yaptığı toplantıda Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´ne özel yetkili cumhuriyet savcısı olarak Salim Duran, Hüseyin Aksoy, İsmail Göktürk, Adnan Çimen ve Ufuk Ermertcan´ı atamıştı.

´Türk Gladyosu´nun perdesini araladı

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı´na 2004 yılında atanan Savcı Zekeriya Öz, adını ilk kez İstanbul´daki İngiliz Başkonsolosluğu, sinagog ve HSBC´ye bombalı saldırılarıyla duyurdu. Olayları soruşturan Savcı Öz, El Kaide üyeleri hakkında müebbet hapis istemiyle dava açtı. Savcı Öz, 12 Haziran 2007 Ümraniye´de bir gecekonduda 27 el bombasını ele geçirdikten sonra, Türkiye´nin darbeler, komplolar ve faili meçhul cinayetlerle yüzleşeceği önemli bir soruşturmayı başlattı.

DARBELERİ DEŞİFRE ETTİ

İtalya´daki ´Gladio´ benzeri bir yapılanmanın perdesini aralayan Savcı Öz, aralarında Susurluk skandalıyla ilgili Meclis´e bile ifade vermeyen emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Orgeneraller Hurşit Tolon, Şener Eruygur ve Doğu Perinçek gibi önemli isimleri tutuklattı. Öz, bazı kesimlerin Türkiye´nin 11 Eylül´ü dediği Danıştay saldırısı, Malatya katliamı gibi birçok karanlık olayın Ergenekon kapsamında mahkemeye taşınmasını sağladı; 18 operasyona ve birçok soruşturmaya imza attı. Öz´ün her operasyonu Türkiye´nin gündemine aylarca damga vururken, ´Sarıkız´, ´Ayışığı´ gibi darbe planlarını da deşifre etti; hükümeti yıpratmak için TSK´da hazırlanan ´internet andıcı´ gibi belgeleri ortaya çıkardı.

ODATV OPERASYONU ELEŞTİRİLDİ

Zekeriya Öz, son olarak da Soner Yalçın, Yalçın Küçük, Ahmet Şık, Nedim Şener gibi gazetecilerin tutuklandığı Odatv soruşturmasına imza attı. Bu soruşturmadan dolayı ´basın özgürlüğü baskı altına alınıyor´ şeklinde eleştirilere muhatap oldu. Şık´ın basılmamış kitabının kopyalarına yönelik incelemeye de kamuoyu ve siyasilerden tepki gelmişti. Öz ´adil yargılamayı etkileme´ soruşturması kapsamında CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal hakkında ´fezleke´ hazırlamış, yine aynı soruşturma kapsamında eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay´ın da aralarında bulunduğu sanıklara dava açmıştı.

BİNLERCE SAYFALIK İDDİANAMELER

Zekeriya Öz tarafından hazırlanan iddianameler şöyle: Birinci, ikinci ve üçüncü Ergenekon iddianameleri, İrtica ile Mücadele Eylem Planı iddianamesi, Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Tuğgeneral Levent Ersöz´e suikast iddianamesi, avukat Yusuf Erikel´in sanık olduğu dezenformasyon iddianamesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Çağdaş Eğitim Vakfı yöneticileri hakkında hazırlanan iddianame.

Artık kendime vakit ayıracağım

İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atanan Savcı Zekeriya Öz, HSYK´nın kararıyla ilgili, Takdire saygılıyız. Kendime vakit ayıramıyordum, artık ayıracağım. Devlette devamlılık esastır. Soruşturmalar savcıya bağlı değil, dosyaya bağlıdır açıklamasını yaptı. Böyle bir atamanın kendisi için sürpriz olduğunu ifade eden Öz, yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle çok yorulduğunu, iş yoğunluğundan dolayı ameliyat bile olamadığını söyledi.

Öz gitti diye Ergenekon davası bitmez

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na atanan Başsavcıvekili Turan Çolakkadı, HSYK atamalarını değerlendirdi. Çolakkadı, ´Zekeriya Öz gitti Ergenekon bitti´ diye bir şey söz konusu olamaz dedi. Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesi´nde görevli basın mensuplarına açıklama yapan Turan Çolakkadı, Resmi tebliğ yapılana kadar görevimizin başındayız. Biz ayrıldıktan sonra da buradaki görevli arkadaşlarımız bu görevi yürütür. HSYK´nın takdiridir. Bu şekilde değerlendirilmiş. Verilen görev en iyi şekilde yapılacaktır. Bizim makam talebimiz olmadı. İlgililer takdir eder, verilen göreve de layık olmaya çalışırız diye konuştu. Soruşturmaları yeni arkadaşlarımız takip edecektir. Şu ana kadar Ergenekon olarak bilinen büyük dosyalara sizin de birçoğunun adını bilmediğiniz 20 savcı görev aldı. Hiç kimse kalıcı değildir; Zekeriya Öz de ilelebet kalacak değildir. Sonuçta o, terfi etmiştir diyen Çolakkadı, devletçe verilen her görevi yapmakla yükümlü olduklarını kaydetti. Atamalarla birlikte soruşturmalar zarar görmez mi? sorusuna Çolakkadı, Bir iş başlamış. Son dönemde yürütülen büyük soruşturmalarda çoğu dava açılmış. Yine büyük soruşturma olursa savcı sayımız yeterli cevabını verdi.

7 savcıdan 4´ü hala görevinin başında

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne yapılan atamaların Ergenekon soruşturmasını etkilememesi gerektiğini belirterek, soruşturmayı yürüten 7 savcıdan 4´ünün görevlerinin başında olduğunu söyledi. Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne atandığını anımsatan Okur, Öz´ün yetkilerinin kaldırılmadığını söyledi. Okur, Başsavcıvekilliğine atandığı için zaten yetkileri otomatikman kalkmış oluyor. Bir yetki kaldırma söz konusu değil. 3 Cumhuriyet savcısının da başsavcıvekili oldukları için üçünün birden oradaki görevleri sona erdi dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği´ne getirilen Cumhuriyet Savcısı Fikret Seçen´in Ceza Muhakemesi Kanunu´nun 250. maddesi kapsamında tekrar yetkilendirildiğini belirten Okur, Seçen´in, Zekeriya Öz´e göre daha kıdemli olması nedeniyle bu göreve getirildiğini kaydetti.

´Nöbet değişimi´

Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün dosyadan uzaklaştırılması siyasi arenaya bomba gibi düştü. HSYK kararıyla Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´ün terfi ettirilerek Ergenekon dosyasından uzaklaştırılmasına siyaset dünyasından da tepki geldi. Hükümet karara tepki gösterirken, muhalefet ise karardan memnun kaldı. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz´ün yeni görevlendirme ile özel yetkilerinin kaldırılmasına tepki gösteren AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, Rızası olmadan yetkisinin kaldırılması yanlıştır dedi. Yeni savcıların davaya hakim olması zaman alır diyen Bozdağ, bu gelişmenin davanın ilerlemesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

UMARIZ DAVAYA ZARAR VERMEZ

Devlet Bakanı Hayatı Yazıcı ise, Meclis kulisinde gazetecilerin konuyla ilgili sorularını cevaplandırdı. Yazıcı, İnşallah soruşturmaya zarar vermez, süreci etkilemez. Umarız soruşturmanın seyrine olumsuz bir durum ortaya çıkmaz dedi. Soruşturmaları Savcı Zekeriya Öz´ün tek başına yapmadığını, diğer savcılarla birlikte gerçekleştirdiğini dile getiren Yazıcı, Netice olarak ´hayırlı olsun´ diyeceğim. Bu, savcılar için terfidir şeklinde konuştu.

DAVA ÇOK ÖNEMLİ

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve Ak Parti Milletvekili Burhan Kuzu ise yapılan atamaların arka planında ne olduğunu bilmediğini ifade ederek, Ancak bu bir nöbet değişimi diye konuştu. Ergenekon davasının Türkiye´nin en önemli davası olduğunu dile getiren Kuzu, hassas soruşturmalarda kazanılan tecrübelere itibar edilmesi gerektiğini kaydetti. Atamalarda son zamanlardaki kimi uygulamaların etkisi olmuş olabilir diyen Burhan Kuzu, Bunlar davanın gidişatına zarar vermemeli, sonuna kadar gidilmeli, bir an önce bitirilmeli ifadelerini kullandı.

Yargı kişiye göre değişmez

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek , Türkiye´de kişiye göre yargılama yapılıyorsa bu yargı adına zaten felakettir. Neticede yargılama hukuka göre yapılır. Gelen her kişi de hukuku uygular, uygulamak mecburiyetindedir dedi. Bakan Çiçek, savcı Zekeriya Öz´ün özel yetkilerinin alınmasının Ergenekon soruşturmasının seyrini nasıl etkileyeceği yönündeki bir soru üzerine, kendisinin konuyla ilgili verdiği cevabın bilindiğini söyledi. Yargısal bir işlemle ilgili idareden birine, bakanlardan birine, siyasetçiye sorarsanız ´yargı siyasallaşıyor´ diye bir daha şikayet etme hakkınız olmaz diyen Çiçek, herkesin kendi işini yapması gerektiğini söyledi. Çiçek, şunları söyledi: Hükümet kendi işine bakar, yargı kendi işine bakar. Neticede orada görev yapmış olan bir kısım yargı mensupları bir görev değişikliği yapılmış. Yargılama hukuka göre yapılır. Gelen her kişi de hukuku uygular, uygulamak mecburiyetindedir.

Muhalefet memnun

CHP Anayasa Komisyonu Üyesi Şahin Mengü ise karara destek verdi. Ergenekon davasının 20 yıl süreceğini savunan CHP´li Şehin Mengü, Bu savcılar 20 yıl aynı yerde mi görev yapacak? dedi. Savcı Zekeriya Öz´ün görev yerinin değiştirilmesinin ve özel yetkilerinin kaldırılmasının Ergenekon davasına yönelik şikayetler üzerine yapıldığını iddia eden Mengü, Bekir Bozdağ, bizlerin dosyayı bilmediğimizi söylüyor. Kendisi biliyor mu? Bu davanın hukuka uygun olduğunu söylemek mümkün mü? şeklinde konuştu.

Askeri casusluk çetesini çökertti

Fikret Seçen başsavcıvekilliğine atanan savcılar arasında özel yetkisi alınmayan tek savcı oldu. Bu, istemesi halinde Ergenekon gibi CMK 250 kapsamındaki soruşturmalara müdahale edebileceği anlamına geliyor. Seçen, çoğu muvazzaf 56 sanığın yargılanacağı askeri casusluk ve fuhuş soruşturması ile Hrant Dink suikasti dosyasıyla adını duyurdu. Seçen´in Gölcük Donma Komutanlığı´nda yapılan aramada ele geçen belgelere ilişkin soruşturması devam ediyordu. Seçen en son, uyuşturucu baronu olduğu öne sürülen Abdullah Baybaşin hakkındaki iddianameyi hazırlamıştı. İstanbul özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Ercan Şafak ise azınlıkları hedef alan Kafes Eylem Planı ile ilgili soruşturmayı yürüttü. 65 sayfalık Kafes Eylem Planı iddianamesini hazırlayan Şafak, Ergenekon kapsamında Bedrettin Dalan´ın arazisinde bulunan Poyrazköy cephaneliği ile ilgili soruşturmayı da yürüttü. ( Yenişafak)

BAŞBAKAN O ZAMAN ZIRHLI MERCEDESİNİ VERDİ, ŞİMDİ İSE ´BEN KARIŞMAM´ DEDİ

Adeta yorulmak bilmeyen, elinde halen 6 dosya bulunduran ve dün yeni dalga operasyonlar düzenleten savcıya arkadan çelme takıldı, Ergenekoncular rahatladı. 4 yıldır Ergenekon örgütünü hallaç pamuğu gibi darmadağın eden savcıya yapılan muamele kamuoyunu rencide etti.

Çok çalışanı sevmezler

Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz´ün özel yetkilerinin özel bir kurnazlıkla kaldırılarak dosyadan uzaklaştırılması siyasi arenaya bomba gibi düştü. 5´e 2 oy çokluğuyla alınan kararda, Öz´ün, son dönemde örneğin Odatv gibi bazı soruşturmalarla ilgili tasarruflarının etkili olduğu ileri sürüldü. Ancak Öz´ün mahkeme kararlarıyla hareket ettiği gözardı ediliyor. Örneğin kitap toplatma kararına yapılan itiraz, 12. Ağır Ceza heyetinin oybirliğiyle reddedilmiş, Öz´ün haklılığı tescil edilmişti. Yıllardır karanlık güçlerden şikayet eden ve kontrgerillanın ortaya çıkarılmasını, faili meçhullerin çözülmesini isteyenlerin, bu iş yapılmaya başlandığında şuna dokunma buna dokunma diyerek engeller çıkardığı görülüyor. Öz´ün Ağustos ayındaki kararname ile görevden alınması teklif edilmiş HSYK´da ancak kabul edilmemiş. Bu tercih, görevden almanın iki ay sonra Haziran´da yapılacak seçimlere yönelik bir yatırım olabileceğini, Ergenekon çevrelerini yatıştırma amacıyla yapılmış olabileceğini de düşündürüyor.

Hükümeti ipten aldı

Danıştay saldırısıyla hükümeti devirmeye çok yaklaşan güçleri, başlattığı Ergenekon soruşturmasıyla ortaya çıkaran Savcı Zekeriya Öz´e korunması için Başbakan Erdoğan bizzat kendi zırhlı mercedesini vermişti. Ancak dünkü şok gözaltılara Başbakan´ın ´Ben karışmam´ demesi, Öz´ün artık hükümet çevrelerinde de istenmeyen adam haline geldiğini gösterdi. Hükümetten sadece Bekir Bozdağ görevden almaya tepki gösterdi. Diğer bir çok üye olayı tıpkı Başbakan gibi normal karşıladı. Karara şaşırdığını ancak saygıyla karşıladığını belirten Öz´ün görevden alınması, kesinlikle müdahale ve hükümetin bir tasarrufu olarak görülüyor.

Maaşına zam işine son

Üzerinde çok sayıda soruşturma dosyası bulunan Öz, dün Zirve katliamıyla ilgili ikinci dalga operasyonları başlatmışken görevden alındı. Tıpkı Erzurum özel yetkili savcıları gibi iş üstünde iken görevden alındı. Bir farkla ki, ´maaşına zam işine son´ şeklindeki halk deyiminde olduğu gibi önce başsavcı vekilliğine terfi ettirildi, ardından özel yetkisi olmayan Sultanahmet´teki adliyeye atandı. Böylece özel yetkileri kaldırılmış ve elindeki 6 soruşturma dosyası da alınmış oldu. Kısa süre önce Ergenekon soruşturmasının başlatılmasında görev yapan Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer´in görev yeri de değiştirilmişti. Ergenekon soruşturmasındaki bu kritik değişikliklerin peşpeşe gelmesi kafaları karıştırdı. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(31 Mart 2011, 11:44)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Zekeriya Öz´ün görev yeri değişti

İşin Öz´ü: Dokunan yanar

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3164    yazdır/print


 

Hakimden Şahin´e:Hani hatırlamıyordun?

Ergenekon davasının tutuklu sanığı İbrahim Şahin, Susurluk kazası ve soruşturması ile Ergenekon sürecinin de içinde yer aldığı çok sayıda olaydan bahsettiği bir günlüğü olduğunu söyledi. Şahin, ´Eğer kısmet olur da cezaevinden çıkabilirsem hepsini açıklayacağım´ dedi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, Şahin´in birçok soruya ´Hatırlamıyorum´ şeklinde cevap vermesi üzerine, ´Hep hatırlamadığınızı söylüyorsunuz ama oldukça eski tarihlere ait bilgileri hatırlıyor ve bize söylüyorsunuz´ demesi dikkatlerden kaçmadı.

Hakimden Şahin´e: Hani hatırlamıyordun?

Ergenekon davasının tutuklu sanığı İbrahim Şahin, Susurluk kazası ve soruşturması ile Ergenekon sürecinin de içinde yer aldığı çok sayıda olaydan bahsettiği bir günlüğü olduğunu söyledi. Şahin, ´Eğer kısmet olur da cezaevinden çıkabilirsem hepsini açıklayacağım´ dedi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, Şahin´in birçok soruya ´Hatırlamıyorum´ şeklinde cevap vermesi üzerine, ´Hep hatırlamadığınızı söylüyorsunuz ama oldukça eski tarihlere ait bilgileri hatırlıyor ve bize söylüyorsunuz´ demesi dikkatlerden kaçmadı.

Ergenekon davasında emekli emniyet müdürü İbrahim Şahin, savunması için sanık kürsüsüne alındı.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen İkinci Ergenekon davasının 109´uncu duruşmasına eski İnönü Üniversitesi rektörü Fatih Hilmioğlu, eski Başkent Üniversitesi kurucu rektörü Mehmet Haberal ile sağlık sorunu nedeni ile savunması dünkü oturumda yarıda kalan emekli Albay Mustafa Levent Göktaş´ın da aralarında bulunduğu 5 tutuklu sanık katılmadı. Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Yalçın Küçük ve İbrahim Şahin´in de aralarında bulunduğu 21 tutuklu sanık ise duruşmada hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, tutuklu sanıklardan Demans hastası olan, işitme cihazı kullanan İbrahim Şahin´i savunmasını yapması için sanık kürsüsüne çağırdı. İsmini söylemesi ile ayağa kalkan İbrahim Şahin´in, Başkan Şengün´ün üç kez Beni duyuyor musunuz? diye tekrarlamasından sonra Şimdi duydum. dediği gözlendi. Duruşma başlamadan ve mahkeme heyeti yerine gelmeden önce kendisine destek vermek için gelen iki kızı ve sanıklar ile rahatça sohbet yaptığı gözlenen Şahin´in, Başkan Şengün söylediği sözleri birkaç kez tekrar etmesinden sonra bile anlayamadığını söylemesi dikkat çekti. Başkan Şengün, yasal haklarını okuduğu sırada her cümlede bir sanık Şahin´e Anladın mı? diye sorup onay aldı.

Evinde ele geçirilen tedhiş raporunda Alevi Federasyonu yöneticileri Ali Balkız ve Kazım Genç ile Sivas Ermeni cemaati lideri Minas Durmazgüler´e yönelik suikast planlarına rastlanan Şahin, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Evinde bulunan krokiler sayesinde Gölbaşı´nda yapılan kazılarda mühimmat ele geçirilen İbrahim Şahin, Ergenekon örgütü kapsamında kaos yaratmaya çalıştığı şeklindeki iddiaları da reddettiğini söyledi.

İddianamede bölücü terör örgütü PKK, DHKPC ve TİKKO gibi bilimum örgütlerle bağlantılı terörist olarak suçlandığını dile getiren Şahin, Ben terörist değilim. diye konuştu. Ergenekon davasında, örgüt kurmak ve yönetmekle suçlanan Şahin, yıllardır sağlık sorunları ile uğraştığını belirterek, Nedense birçok şeyi hatırlamıyorum. Bir tek ailemi hatırlayabiliyorum. dedi. Bazı şeylerin zoruna gittiğini belirten Şahin, Hapiste olmam nedeni ile annem felç oldu. Eşim de ev aramaları sırasında gördüğü işkence nedeni ile kalp hastası oldu. Ailemin başına gelenlere müdahale edemiyorum. Kaderime razı oldum. Burada kendimi ölüme hazırlıyorum. Allah kimsenin başına böyle bir şey vermesin. diye konuştu. Şahin bu sözlerinin ardından savunmasını tamamladığını, kendisi adına avukatının savunma yapacağını söyledi

Başkan Şengün, savcılık ifadesi sırasında Ümraniye´de bir gecekonduda ele geçirilen el bombalarının ardından 22 Ocak 2008 tarihinde gözaltına alınan bazı Ergenekon ana davası sanıklarının ismini okuyarak İbrahim Şahin´den tanıyıp tanımadığının sorulduğunu hatırlattı. Sanık Şahin, bu sanıklardan Muzaffer Tekin´i 1983 yılında Tuzla Özel Harekat kursundan tanıdığı şeklindeki ifadenin kendisine ait olduğunu söyledi. Ayrıca Doğu Perinçek´i nasıl tanıdığına ilişkin savcılık sorusuna, İki kez Ulusal kanalda Tük-Kürt-Alevi-Sünni ayrımı yapılarak ülkenin bölünmeye çalışıldığına dair bir konuşma yaptığım zaman tanıdım. şeklinde verdiği ifadeyi de Evet bana ait diyerek onayladı. Şahin, yine Ergenekon ana dava sanıklarından Fikri Karadağ´ı Harp Akademilerinde Komutanlık yapması sebebi ile tanıdığı, Oktay Yıldırım´ı da Muzaffer Tekin´in yanında gördüğünde tanıdığı şeklindeki ifadelerin de kendisine ait olduğunu söyledi. İkinci Ergenekon iddianamesinin bazı sanıklarının isimleri de sayıldığı ve bu kişileri basından tanıdığı şeklinde ifade verdiği okunan Şahin, Evet, bunları söyledim. diye konuştu.

Yaklaşık bir buçuk yıldır tek başına hücrede kaldığını belirten Şahin, yakın tarihte yanına Ergenekon davası sanıklarından avukat Yusuf Erikel´in, yanına konulduğunu söyledi. Sanık Erikel ile iddianameyi incelediklerinde kendisinin ifadesi olmayan birçok cümlenin, savcılık ifadesine yazılmış olduğunu fark ettiklerini belirten Şahin, Söylemediğim halde ifadem gibi yazmışlar. Veli Küçük paşam ile hiç tanışmadığım halde görüştüğümü söylediğim iddia ediliyor. diye konuştu. Sanık Şahin, Ergenekon ana davası sanıklarından Semih Tufan Gülaltay´ı da tanıdığını, birlikte çay içtiklerini belirterek, Bana cezaevinde yazdığı kitabını verdi. ifadesini kullandı.

Ergenekon birinci davası sanıklarından Muzaffer Tekin´in cezaevinden çıkarken kendisini karşıladığını doğrulayan Şahin, Tekin´in geçirdiği kazadan sonra kendisiyle devamlı ilgilendiğini belirtti. Savcılık sorgusunda Ergenekon terör örgütü ile ilgili bildikleriniz nelerdir sorusunun sorulduğunu hatırlatan mahkeme başkanına, Ergenekon tarihi bir gerçektir. Kuran´da da geçen bir olaydır. Ergenekon olarak geçmez ama anlatılır yani. şeklinde cevap verdi. ( Cihan)

Hakimden Şahin´e: ´Hatırlamıyorum´ diyorsun ama eski olayları bize anlatıyorsun

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen İkinci Ergenekon davasında tutuklu sanık İbrahim Şahin, savcılık ifadesinin okunduğu sırada Susurluk konusunda üzerine çok gidildiğini söyledi. Şahin, Bununla ilgili herkes yalan söyledi. Susurluk diye herkes bana saldırıyor. Uğur diye birisi var, Uğur Dündar yalan söylüyor. Susurluk diye beni hedef yapıyorlar. diye konuştu. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, Neden doğrusunu söylemedin? diye sordu. Şahin bu soruya, Sormadılar ki bana. cevabını verdi. Başkan Şengün´ün, Şimdi fırsat, söyle doğrusunu. dedi. Şahin de, Susurluk´ta ben yokum ki neyi anlatayım. cevabını verdi. İbrahim Şahin, Susurluk kazasını 2,5 dakika sonra haber aldığını söylüyor. Olaydan 2,5 dakika sonra nasıl haber alırsın? Eğer 2,5 dakika sonra haber alıyorsan olayı sen yapmışsındır. şeklinde ilginç bir suçlamada bulundu.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün´ün soruları üzerine Şahin, Herkesi öldürüyor muşum. Yanımdalar mıydı? Bomba gömmüşüm. Nereden biliyorsunuz? Gördünüz mü? diye çıkıştı. Bunun üzerine Başkan Şengün, Dur şimdi. Oraya daha sonra geleceğiz. Şimdi konumuza bakalım. dedi. Susurluk ve PKK konusunda çok bildikleri olduğunu söyleyen Şahin, Benim de günlüklerim var. Susurluk da geçiyor. 15 yıldır hazırlıyorum. Allah nasip eder de dışarı çıkarsam hepsini açıklayacağım. Susurluk için de uyduruyorlardı şimdi de. diye konuştu. Açıklamaları sırasında ses tonunu sık sık yükseltip bağırma tonunda konuşması nedeniyle Başkan Şengün, sanık Şahin´i uyardı.

Sözlerine, Ne demek bu Ergenekon? diye devam eden Şahin, dava sanıklarını tanımadığını, kendisi ile birlikte tutuklananları bile tanımadığını söyledi. Kendisini PKK´cı olmakla suçladıklarını belirten Şahin, Ben PKK´cıymışım. Oysa PKK benim köyüme ailemi öldürmek için geldi. Tokat Reşadiye ilçesinin PKK ile silahlı mücadele eden tek köyü bizimkidir. dedi.

Güneydoğu´da PKK ile mücadele ettikleri dönemde aşiret reisleri ile görüştüğünü, hepsini de vatansever ve devletçi yaptığını savunan Şahin, Eğer isterseniz onların hepsini buraya getirebilirim. Hala da görüşüyorum. Yani 8-10 sene öncesine kadar görüşüyordum. diye konuştu.

Susurluk kazası döneminde de aynı oyunun oynandığını iddia eden Şahin, O zaman eroincilerle kaçakçıları öldürmekle suçlandım. Şimdi bunlarla birlikte yargılanıyorum. diye konuştu. Şahin, birlikte yargılandığı Ergenekon davası sanıkları ile bir ilişkisi olmadığı için en son Yusuf Erikel´in kendi koğuşuna verilmesine kadar yaklaşık 1,5 yıl cezaevinde tek başına kaldığını söyledi.

Mahkeme Başkanı Şengün´ün, Ama savcılıkta verdiğiniz ifadeler var. Burada söylediklerinizi neden orada söylemediniz? Orada başka şeyler söylemişsiniz. diye sorması üzerine Şahin, Ben onları hatırlamıyorum. diye cevap verdi. Bunun üzerine Başkan Şengün, Hep hatırlamadığınızı söylüyorsunuz ama oldukça eski tarihlere ait bilgileri hatırlıyor ve bize söylüyorsunuz. diyerek hafızasının iyi olmadığı ve unutkanlık yaşadığı şeklindeki iddiaları ile çeliştiğini ima etti. Bunun üzerine Şahin de, Ben hatırladığım kadarı ile size anlatıyorum. O savcılık ifadesinde geçenleri ben söylemedim. Kabul etmiyorum. dedi. İbrahim Şahin´in, savcılık ifadesi okunduğu bu bölümde hep araya girip bağırma tonunda sesini yükselterek müdahaleler yapmasının ardından Başkan Şengün, Çok yoruldunuz. diyerek saat 12.16´da duruşmaya öğle arası verdiklerini açıkladı. ( Cihan)

İbrahim Şahin telefonla görevlendirilmiş

Ergenekon davası sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkan vekili İbrahim Şahin´in verdiği bilgiler, Mahkeme Başkanını şaşkına çevirdi. Ankara´dan ´Metin Gürak Paşa´ olarak tanıtan bir kişinin kendisini telefonla aradığını belirten Şahin, Terörle mücadele konusunda bir oluşum düşündüklerini ve başına da beni seçtiklerini söyledi. dedi. Şahin´in verdiği bilgilere Başkan Şengün, Böyle önemli bir görevlendirme telefon ile olur mu? Bu kişi olduğuna nasıl inanabildiniz? Sarı çizmeli Mehmet ağa. şeklinde tepki gösterdi.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki ikinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı İbrahim Şahin´in savcılık ifadesinin okunmasına devam ediliyor. Şahin, okunan ifadesine ilişkin devamlı düzeltmeler yaptı. Sanık Şahin, ifadesinde bulunan bazı cümlelerin kendisine ait olmadığını, hatta kendisine yöneltildiği belirtilen bazı soruları da hatırlamadığını iddia etti.

İddianamede generalle konuşurken birbirlerine Ağabey, kardeşim dediklerinin yazdığını söyleyen Şahin, Kimse bana ´ağabey´ demiyor. Eruh´ta 10 askerimizi indirip öldürdüler. Tuğgeneral, o zaman teğmendi, aynı kayanın arkasında durup çatıştık. O çenesinden ben boğazımdan vuruldum. Sonra ben gidip 13 PKK´lıyı öldürdüm. Bir araya gelince ´ağabey´ der ne olmuş. Sonra hemen ertesi gün o PKK´lıların 13´ünü öldürdüm. Bana PKK´lı diyorlar, ben PKK´lı falan değilim. ´Şimdi Kürtçülük aldı gidiyor. Susurluk bunu önleyen en büyük şeydi. diye konuştu.

İbrahim Şahin, terör örgütlerinin içine adamlarını yerleştirdiğini ve bu sayede yapacakları eylemleri önceden haber aldığını ancak MİT´e bildirmesine rağmen bir işlem yapılmadığını söyledi. Şahin, TİKKO´nun içine adam soktuk. MİT´e adamın fotoğrafını bile verdik. Sonra PKK´nın içine adam soktuk. Derecik taburunda bir binbaşıya suikast yapacaklardı. PKK´nın içine soktuğum adam bana söyledi. Ben de MİT´e söyledim, ama bir şey yapılmadı. Orada bir sürü askerimiz şehit oldu. dedi. Şahin, mahkeme başkanına telefon tapelerine bakılırsa bunun anlaşılacağını söyleyerek 1 dakika önce adamımdan suikast bilgisini almışım sonra hemen MİT´e haber vermişim, tapelerde bunlar var. açıklamasını yaptı.

30-35 kişilik Kıbrıs özel timini yetiştirdiğini, Özbekistan ve Türkmenistan´dan da getirilen özel timlere eğitim verdiğini söyleyen Şahin, Azerbaycan´a resmi davetli olarak gittiğini, Karabağ´daki Ermeni işgalini önlemek için özel tim yetiştirelim dediğini, ancak eleman göndermediklerini ifade etti.

Susurluk olayının PKK konusuyla birebir irtibatlı olduğunu savunan Şahin, Türkiye´de belli grupların devamlı hedef olduğunu, kendisinin Türkiye için çalıştığını savundu. Şahin, Susurluk bunu önleyebilecekti en önemli mücadele eden grup bizdik. ifadesini kullandı.

Dosyadaki telefon tapelerinin tamamen değiştirildiğini iddia eden Şahin, Bana ulaşan bütün bilgileri MİT Müsteşarlığı´na bildirdim. Matit Sansaryan´ı Oğuzhan Sarıoğlu anlattı. Ben de MİT´e bildirdim. Daha fazla bilgi istedi. Öğrenip ilettim. Tutuklanmadan 4-5 sene önce devam eden ilişki bu. Terör konusunda onlarca bilgi geldi bana. Ben de MİT´e ilettim. Bunların hepsi telefon tapelerinde var. şeklinde konuştu.

Sanık Şahin, Ermeni kökenli vatandaşlara suikast yapılacağı iddiaları ile ilgili olarak kendisinin de çok muzdarip olduğunu söyledi. Kayseri´ye Ergenekon davası sanıklarından Fatma Cengiz´in evine gittiğinde ´Son Ermeni´ kitabının yazarının geldiğini belirten Şahin, Kendisiyle sohbet ettik. Ersin Gönenci, Sivas´taki Ermenilerin de Kayseri´ye geldiğini söyledi. Benim herhangi kimseye suikast düzenleyecek halim yok. iddiasında bulundu.

İbrahim Şahin, savcılık ifadesi okunduğu sırada Ankara´dan Metin Gürak isimli paşanın kendisini telefonla arayarak, Terörle Mücadele konusunda bir oluşum düşünüyoruz. Başına da seni uygun gördük. dediğini söyledi. Geçmişinde bir Susurluk olayı olduğunu belirten Şahin, Bana, ´boşver sen onu´ dedi. diye konuştu. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, seni görevlendirdiğini söyleyen bu kişi ya da kişilerle yüz yüze görüştün mü? diye sordu. Yüz yüze görüşmediklerini, görüşmelerinin hep telefon aracılığı ile olduğunu belirten Şahin´in görevlendirme konusunda çelişkili cümleler kurduğu gözlendi. Bunun üzerine Başkan Şengün, Bu kişiler bahsettiğin görevlendirme konusunda senle ilk kez ne zaman bağlantı kurdu ve ilk kez ne zaman görevlendirme yaptı? diye sordu. Bu soruya Şahin, İlk kez tutuklanmamdan 1 yıl kadar önce 2008 Ocak ayında Metin Gürak paşa beni telefonla arayarak böyle bir oluşum düşündüklerini ve başına da beni seçtiklerini söyledi. Ancak tutuklanmamdan yaklaşık 3 ay kadar önce de hazırlıklarımı yapmam konusunda bilgi verdi. Bu süre içerisinde hiç görüşmemiz olmadı. Son üç ay içinde devamlı beni aramaya başladılar. dedi.

´S1 listesini ben oluşturdum´

Sanık Şahin, Alevi kesim önderleri ile Ermeni cemaat liderlerine yönelik suikast planlarını içeren ve evinde bulunan Tedhiş raporunda geçen ve bu suikastları gerçekleştireceği belirtilen S1 ekibini de kendisinin kurduğunu söylemesi dikkat çekti. Şahin sözlerine Bir üsteğmen ile bir emniyet amiri seçtim ve onlardan Silahlı Kuvvetler ile emniyetten uygun olabilecek kişi belirlemelerini istedim. Onların getirdiği isimlerle de listeyi oluşturdum. Ancak resmi bir görevlendirme olmadığı için de bu isimlerden hiçbirine bu konudan bahsetmedim. diye devam etti.

Şahin´in bu sözleri üzerine Başkan Şengün, Bir kişi sizi arayıp böyle bir görevlendirme yapıyor. Terörle mücadele gibi önemli bir oluşumun başına bir telefon görevlendirmesi ile mi geçtiniz? Bu kişiden hiç şüphe etmediniz mi? Bu kişi olduğuna nasıl inanabildiniz? Sarı Çizmeli Mehmet ağa. diye konuştu. Bunun üzerine Şahin, MİT Müsteşarlığı´ndan ve Silahlı Kuvvetlerden kişilerle devamlı görüşürdüm. Beni kandırabileceklerini hiç düşünmedim. Zaten tutuklanmamdan son 1,5 ay önce resmi ve yazılı bir görevlendirme yapmalarını istedim. Beni defalarca kez Pazartesi günü halledelim diye geçiştirdiler. Ben ne sıfatla Silahlı Kuvvetler ve emniyetten adam seçeceğim diye ısrar ettim ama bir şey değişmedi. Son 10 gün içinde de Ermenilerle ilgili bilgiler fakslamaya başladılar. Bir sürü belge gönderdiler bana. Bu süre içerisinde benim görevlendirilmem konusundaki ısrar dozum artınca da akabinde beni bu dava ile ilgili soruşturma kapsamında gözaltına aldılar. diye konuştu.

Evinden suikast listesi bulunması iddialarına da tepki gösteren Şahin, kazılarda bulunan mühimmatın da kendisi ile bir ilgisi bulunmadığını öne sürdü. Kendisinin silah ve dağcılık uzmanı ve hocası olduğunu belirten Şahin, Bir silahın nasıl saklanacağını ben çok iyi bilirim. Bütün silahları tanırım. iddiasında bulundu.

Kadıköy´deki evinde bulunduğu iddia edilen suikast planları ve Gölbaşı´na ait krokilere ilişkin Şahin, Bunların hiç birinde ne yazı örnekleri ne parmak izi tutuyor. Ben Fatma Cengiz´e mi suikast yaptıracağım? Yeğenime ´temizlik yapıldı mı?´ diye soruyorum telefonda. Tokat´ta gömleklerimi ona yıkatıyorum. Suikast yapacak adam televizyonlar da anlatır mı? dedi. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız´a yönelik suikast iddiasına ilişkin de Şahin, Ali Balkız´ı niye öldüreyim? Aleviler Türk değil mi? diye sordu.

Ermenilere karşı kurulan ilk örgütün başkanıyım dediği için bu yöndeki iddialarla suçlandığını ifade eden Şahin, ASALA´nın eylemlerini Türkiye içine kaydırması üzerine 1983 ocak ayında özel timin kurulması kararı alındı. 1 ay sonra kurularak 11 üniversite görevlendirildi. Bunların en rütbelisi olan ben komiserdim ve başlarındaydım. ASALA´nın eylemlerine karşı kurulmuştu. Şemdinli-Eruh baskınından sonra biz bu 11 kişiyle PKK olayına müdahale ettik. Bu lafımdan dolayı suikastlerle suçlanıyorum. şeklinde konuştu. Görev icabı Almanya´da sivil kıyafetle gazeteci kılığına da girdiğini söyleyen Şahin, PKK tarafından düzenlenen mitingde fotoğraflar çektik. dedi. ( Cihan)

Şahin Ergenekon´un en önemli sanıklarından birisi

Bir ay kadar önce Aralık 2010´da kabul edilen son Ergenekon iddianamesi, ´Sivas´ta Ermeni lidere suikast girişimi´ hakkındaydı ve Şahin suikast grubunun lideri olmakla suçlanıyordu. Şahin aynı teşhisle yıllar önce ´bunamıştır´ raporu aldığını, eski Cumhurbaşkanı Necdet Sezer´in kendisini affederek Susurluk davasından yatmakta olduğu cezaevinden çıkardığını, bu raporun halen geçerli olduğunu iddia etmiş ve Ergenekon davasında tahliyesini istemişti. Ancak mahkeme, ortaya çıkan şüpheler ile bunamış bir insanın gösteremeyeceği bulgular ve ayrıca önceki rapor hakkındaki şüpheler nedeniyle Şahin´in tekrar Adli Tıp´ta kontrolünü istemişti. Şahin hakkında çok çarpıcı bir gelişme daha olmuştu. Adli Tıp 4. İhtisas Dairesi, başka bir tutuklu sanığa ait dosyayı inceleyerek Ergenekon sanığı İbrahim Şahin´e ´cezai sorumluluğu tam değil´ raporu vermiş, ancak bu yanlış, Ergenekon davasına bakan mahkeme heyetinin dikkati sayesinde ortaya çıkmıştı.

Şahin bunadığını ileri sürerek tahliye istiyordu

Özel Harekatçı İbrahim Şahin, Ergenekon davasının ilk duruşmalarında avukatları vasıtasıyla, yıllar önceki bunama raporunu hatırlatarak tahliye talebinde bulunmuş ancak mahkeme bu talepleri reddetmişti. Duruşmalardan birinde söz alan Şahin, bunamış durumda olduğunu, eski Cumhurbaşkanı Necdet Sezer´in bile bu rapora istinaden Susurluk davası hapis cezasından kendisini affettiğini vurgulayarak Ergenekon davasına bakan mahkemenin bu rapora güvenmemesini eleştirmişti. İbrahim Şahin´in evinde suikast planları ve çok sayıda silahlar ele geçirildi. Polis aramalarındaki çok ilginç bir ayrıntı da Şahin´in evindeki arama sırasında oturduğu koltuktan saatlerce kalkmamasından şüphelenen polisin koltukta yaptığı aramada gizli bir bölmede glock silah bulması olmuştu. İbrahim Şahin´in adı son olarak da geçtiğimiz haftalarda Ergenekon davasına bakan mahkemece kabul edilen, Sivas´ta Ermeni cemaat lideri Minas Durmazgüler´e suikast girişimi iddianamesinde de geçmişti. İddianamede, Durmazgüler´e suikast girişimine katılmakla suçlanan kişilerin İbrahim Şahin´in ekibinde yer aldığı belirtiliyor. Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınan eski Özel Harekat Dairesi Başkanı İbrahim Şahin´in evinde bulunan bir kroki üzerine Ankara Gölbaşı´ndaki bir arazide başlatılan kazıda bulunan poşet içerisinde çok sayıda silah, mühimmat, uzi mermileri, bomba ve lav silahı çıkmıştı.

(29 Mart 2011, 14:00)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Mahkeme dikkatli çıkınca, Ergenekon Şahin´i kurtaramadı

İbrahim Şahin´e Adli Tıp´ta şüpheli raporlar verilmesi manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3154    yazdır/print


 

Levent Göktaş ek ifadesine itiraz etti

İkinci ´Ergenekon´ davasında savunmasına başlayan tutuklu sanık avukat emekli Albay Levent Göktaş, ek ifadesindeki ´Ergenekon´un korkunç bir örgüt olduğunu fark ettim´ cümlesinin kesinlikle kendisine ait olmadığını söyledi.

Levent Göktaş ek ifadesine itiraz etti

İkinci ´Ergenekon´ davasında savunmasına başlayan tutuklu sanık avukat emekli Albay Levent Göktaş, ek ifadesindeki ´Ergenekon´un korkunç bir örgüt olduğunu fark ettim´ cümlesinin kesinlikle kendisine ait olmadığını söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ikinci Ergenekon davasının bugün görülen 108´nci duruşmasına tutuklu sanıklardan Levent Ersöz, Mehmet Haberal ve Oğuz Bulut katılmadı. Eski Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay´ın da aralarında bulunduğu diğer 23 tutuklu sanık ise duruşmada hazır bulundu. Tutuksuz sanıklar eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Ünal İnanç, Tanju Güvendiren ve Muhterem Bağcı da duruşmada hazır bulundu.Henüz mahkeme heyeti yerini almadan duruşma salonuna tutuklu sanıkların alındığı sırada Tuncay Özkan ile Mustafa Balbay, izleyici olarak katılanların yoğun alkışları ile karşılandı. Sanık Yalçın Küçük de yerine geçtikten sonra izleyicileri selamlamasının ardından alkışlandı. Balbay, izleyicilerle yaptığı ayaküstü sohbet sırasında, Bir ala karga hücremin havalandırmasına yuva yapmış. Her sabah erkenden gaak diye bağırıyor. Sanki bana kalk diyor. Yaşam sevincimizi hala yitirmedik. diye moral verdi.

Küçük ve Hilmioğlu tutuklu sanık bölümünde

Sanık Yalçın Küçük, Ergenekon soruşturması kapsamında en son yapılan Odatv operasyonu ile ilgili olarak hakkında verilen tutuklama kararının ardından mahkeme salonunda tutuklu sanıkların bulunduğu yere alındı. Uzun süre hastanede tedavi altında bulunan ve son karar ile cezaevinde kalmasında bir sakınca görülmeyen 3 tutuklu sanıktan eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu, doktor nezaretinde savunma yaptığı duruşmalar hariç ilk kez duruşmaya katıldı. Diğer iki tutuklu sanıktan Levent Ersöz, Silivri Cezaevi´ne sevk edildikten bir gün sonra Silivri Devlet Hastanesinin Selimpaşa´da bulunan kampüsüne sevk edildiği için duruşmaya katılmadı. Aynı durumdaki üçüncü sanık Prof. Mehmet Haberal ise hastalığı nedeni ile revire çıkmak için dilekçe verdiği için duruşmaya katılmadı.

Sanıklar ile avukatlarının kimlik yoklamasının ardından tutuklu sanık Mustafa Balbay, hücreye sevk edilmelerine ilişkin bir açıklama yapmak istediğini belirterek söz istedi. 28 Şubat 2011 tarihinde koğuştan alınarak hücrelere yerleştirildiklerini belirten Balbay, Hücremde 7 karo var. 3´ünde yatak bulunuyor. Diğer tarafa da elbise dolabı koydum. aradan yan geçebiliyorum ancak. dedi. Koğuşundaki eksikler ve aksaklıklar nedeniyle 20 günde 34 kez inşaat görevlilerinin geldiğini belirten Balbay, sevk edildikleri 1 nolu cezaevinin henüz bitmeden müteahhit tarafından teslim edildiğini ileri sürdü. Koğuşunu 3 kez lağım suyu bastığını da öne süren Balbay, Koğuşumda her şey bozuk, bir tek moralim hariç. ifadesini kullandı.

Tutuklu sanıklardan avukat Yusuf Erikel de Kayseri´deki soruşturma nedeni ile Ergenekon davasına dahil edildiğini iddia ederek, O soruşturmada bağlantım olmadığı gerekçesi ile hakkımda takipsizlik kararı verildi. dedi. Erikel, hastalığı nedeniyle hastaneye sevki konusunda karar verilmesine rağmen sevk işleminin yapılmadığını iddia etti.

Yapılan açıklamaların ardından Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, en son 25 Şubat tarihinde görülen duruşmada savunmasını tamamlayan tutuklu sanık Levent Göktaş´ın savunma ve sorgusuna geçileceğini açıkladı. Sanık Göktaş, savunmasını devam etmesi için sanık kürsüsüne alındı. Göktaş da koğuşunun değiştirilmesine tepki gösterdikten sonra son oturumda yaptığı savunmayı, hatırlatmak için kısaca özetledi. Daha sonra da sanık Göktaş´ın savcılık ve mahkeme ifadelerinin okunması bölümüne geçildi. ( Cihan)

Göktaş´ın daha önce savcılık ve nöbetçi hakimlik tarafından alınan ifadeleri okundu. Ardından savcılık tarafından alınan ek ifadesi okunan Göktaş, kendisi hakkında yazılan ihbar mektuplarına dayanarak alınan bu ifadesindeki konulara tek tek açıklık getirdi. Göktaş, 12 Ocak 2009 tarihinde tutuklanmasından 3 ay geçtikten sonra o dönemdeki avukatı Abdullah Kaya´nın söylemesi üzerine ek ifade vermeyi kabul ettiğini belirtti. Göktaş, bu ifadesinde birçok konuyla ilgili anlattıklarının ve verdiği cevapların, kes yapıştır sistemiyle değiştirildiğini, düzenlendiğini ve hatta bir kısmının yazılmadığını ileri sürdü.

Ergenekon´un korkunç bir örgüt olduğunu fark ettim ifadesinin kesinlikle kendisine ait olmadığını vurgulayan Göktaş, gözaltına alındığında polislerin kendisiyle yaptığı söyleşi tarzı mülakatta, Sen Şırnak Cudi dağı Ballıkaya bölgesinde, 250 kişilik terörist grubun içerisine 40 kişiyle girdiğinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin amacı PKK´yı yok etmek değil, seni ve MAK Taburunu etkisiz hale getirmek, yok etmekti sözlerinin hiç aklından çıkmadığını, kötü niyetli olduğunu düşündüğü bu birkaç polisin TSK hakkındaki art niyet taşıyan düşüncelerine çok üzüldüğünü anlattı.

Ek ifade için savcılığa gittiğinde, savcının sizi dinliyoruz sözü üzerine, bu konuşmalara çok üzüldüğü ve alındığı için polislerin bu sözlerini anlattığını ifade eden Göktaş, Eğer polislerin anlattığı gibi, iddia ettiğiniz böyle hayali bir örgüt varsa biz zaten yanmışız´ dedim. Savcılıkta bu kapsamda söylediğim tüm sözler bundan ibarettir diye konuştu.

´Leyla Zana´nın köyünü yaktırmadım´

Göktaş, 1992-1993 yılları arasında Azerbaycan´da görev yaptığını, Azerbaycan ordusunu eğitmek amacıyla MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu ile birlikte bu ülkeye gittikleri söyledi. Savcılıkta bu konuda anlattıklarının işçi pasaportuyla bu ülkeye gittikleri şeklinde geçtiğini vurgulayan Göktaş, Kozinoğlu´nun da kod adının Köroğlu olarak konulduğunu anlattı. Göktaş, Azerbaycan´a resmi bir görev kapsamında gittiklerini ve kod isim değil açık isimlerini kullandıklarını belirtti. Göktaş, Azerbaycan´a devletin kendilerine verdiği mavi pasaportla gittiklerini sözlerine ekledi.

İhbar mektubunda geçen Özel Kuvvetler Komutanlığındaki operasyonlar sırasında Leyla Zana´nın köyü olan Kurşunlu´nun yakıldığı ve namaz kılan bir subayı arazide bıraktıktan sonra bir timle geri dönüp aradığı şeklindeki iddialara da değinen Göktaş, Zana´nın ihbar mektubunda geçen Kurşunlu köyünden değil, Silvanlı olduğunu söyledi. Özel Kuvvetler Komutanlığının köy yakma emri vermediğini, kendisinin de o dönemde tabur komutanı olmadığını ifade eden Göktaş, operasyonlara en az 10 birliğin katıldığını ve bin 500-2 bin askerin görev yaptığını, en son bölgeye Özel Kuvvetlerin girdiğini anlattı. İbadet yapılacağı zaman, 2 kişinin silahlı bir şekilde o kişinin etrafında bulunarak, ibadetini sağlıklı bir şekilde bitirmesi için destek olduğunu ifade eden Göktaş, ibadet yaptığı için birinin arazide bırakılmasının iftiradan başka bir şey olmadığını kaydetti.

Göktaş, Emin, Güler ve Zozan isimli teröristleri teslim aldığı, Emin´in jandarmaya teslim olmasına rağmen jandarmadan alınarak kullanıldığı, Zozan kod adlı itirafçı kız ile arasında gönül ilişkisi olduğu iddialarına da değindi. Emin kod adlı PKK itirafçısını tanımadığını, Güler ve Zozan kod adlı itirafçı PKK´lıları tanıdığını belirten Göktaş, Zozan´ın ismi Mülkiye Yıldız´dır. Yanımızda bir müddet kaldı. Cudi Dağı´nı en iyi bilen terörist olduğu için kalmıştır. Onun sayesinde Ballıkaya´ya girdik. Daha sonra terörist olan amcasının oğlu ile evlendirdim. Güler kod Zinarin´i Doğubeyazıt´a gönderdim. Gönül ilişkisi kurmadım, ancak Diyarbakır DGM´de bunların beraat etmesini sağlayıp evlendirdim şeklinde konuştu.

Alpaslan Türkeş ile Kara Harp Okulu öğrencileri arasında irtibatı sağladığı yönündeki iddiaların da asılsız olduğunu vurgulayan Göktaş, Türkeş´i tanımadığını ve hiç görmediğini söyledi. Resmi görev gereği bazı kişilerle ilgili istihbarı bilgiler toplayıp komutanıma verdim cümlesinin kendisine ait olmadığını belirten Göktaş, Özel Kuvvetler Komutanlığının dinleme cihazı, takip cihazı olmadığını, dinleme ve takip yapmadıklarını söyledi.

Talepleri

Göktaş, bu ifadesini savcı Zekeriya Öz almasına karşın işleme hiç katılmayan üç savcının ifade tutanağında imzasının bulunduğunu belirterek, bu 3 savcının imzalarının bu ifadeye başka bir yerden kötü niyetli kişiler tarafından kopyalandığı savundu. Savcılar Fikret Seçen, Murat Yönder ve Ercan Şafak´a 6 Nisan 2009 tarihindeki ek ifadesine katılıp katılmadıklarının, imzaların kendilerine ait olup olmadığının ve kendileri tarafından imzalanıp imzalanmadığının sorulmasını talep eden Göktaş, Jandarma Kriminal Laboratuvarına, İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi veya Boğaziçi Üniversitesi grafoloji bölümüne ifade tutanağında tahrifat yapılıp yapılmadığına ilişkin inceleme yaptırılmasını istedi. Göktaş, bu ifadesinin Cumhuriyet Savcılığı´nın kanunsuz eylem ve işlemleri nedeniyle, hukuka aykırı olarak kabulüne karar verilmesini talep ederek, aksi durumda buna ilişkin açıklamaların değerlendirilmesini istedi. Diş ağrısı nedeniyle çapraz sorguya geçilmemesini talep eden Göktaş, yarın hastaneye gideceğini, önümüzdeki pazartesi gününe kadar kendisine izin verilmesini istedi. Bunun üzerine mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. ( Vatan)

(28 Mart 2011, 18:40)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3147    yazdır/print


 

İkinci Ergenekon davasında 100. duruşma

İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanıklarından Mustafa Balbay, ´Arif Doğan delil çokluğundan serbest bırakılırken biz delil yokluğundan tutuklu yargılanıyoruz. Türkiye´nin açık hava hapishanesine dönmesine izin vermeyin´ dedi.

İkinci Ergenekon davasında 100. duruşma

İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanıklarından Mustafa Balbay, ´Arif Doğan delil çokluğundan serbest bırakılırken biz delil yokluğundan tutuklu yargılanıyoruz. Türkiye´nin açık hava hapishanesine dönmesine izin vermeyin´ dedi.

İkinci ´Ergenekon´ davasının 100. duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, gazeteci Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay´ın da aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık ile tutuksuz yargılanan Noyan Çalıkuşu, Hurşit Tolon, Emin Şirin, Tanju Güvendiren, Murat Ağırel, Muhterem Balcı katıldı. Tutuklu sanıklar eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, İbrahim Özcan, Hasan Atilla Uğur, Oğuz Bulut, Servet Kaynak ve Levent Göktaş ise duruşmaya gelmedi.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, birleştirilen davanın tutuklu sanığı avukat Yusuf Erikel´in salonda bulunmadığını kaydetti. Duruşmayı izlemeye gelen Cumhuriyet gazetesi okurları, Mustafa Balbay´a sevgi gösterisinde bulunarak el salladı. Mustafa Balbay da, onlara el sallayarak, ´Sağlam durun, geçecek bu günler. Hiç canınızı sıkmayın´ dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salondaki duruşmada söz alan tutuklu sanık Mustafa Balbay, davanın tutuksuz sanığı Engin Aydın´ın 2009 yılının ocak ayında tutuklandığını, 11 gün tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldığını, aynı yıl 29 Şubatta akciğer kanseri olduğunu ifade etti. Engin Aydın´ın tek dileğinin savunmasını yapabilmek olduğunu ifade eden Balbay, geçen 4 Şubatta yaşamını yitirdiğini belirtti.

´Ergenekon´ davası süresince 5 kişinin yaşamını yitirdiğini kaydeden Balbay, ´İnsanlar organ yetmezliği, solunum yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirirdi, şimdi yeni bir ölüm nedeni daha çıktı, hukuk yetmezliği. Engin Aydın´ın ölüm nedeni hukuk yetmezliğidir. Bu süreç tutukluluktan çok daha başka kırgınlıklarla karşı karşıya bırakıyor. Siz insanı kanser edersiniz. Yaşamı hukukla geçmiş, meslek hayatının son dönemlerinde Adalet Bakanlığında yüksek kademelerde görev yapmıştır. Bir hukukçuya nasıl terörist dersiniz? Tutuksuz yargılama esastır derken günümüzde hukuksuz yargılama esas haline geldi. Türkiye´de hukuk yetmezliği ölüm nedenlerinden biri haline geldiği gibi hukuksuz yargılamak gibi bir tabloyla da karşı karşıyayız´ dedi.

İddianamenin kendisiyle ilgili bölümünde Engin Aydın´la 301 kez görüştüğünün yer aldığını belirten Balbay, şöyle konuştu: ´İddianamenin Engin Aydın´la ilgili bölümünde benimle 326 kez görüştüğü belirtiliyor. Savcı Zekeriya Öz bunu bana sorduğunda görüşmüş olabileceğimi söyledim ancak 301 görüşmenin fazla olduğunu belirttim. Çünkü Cumhuriyet gazetesinin Ankara bürosunun telefonları üzerime kayıtlıymış. Arif Doğan ´adam öldürdüm´ diyor. Arif Doğan delil çokluğundan serbest bırakılırken biz delil yokluğundan tutuklu yargılanıyoruz. Türkiye´nin açık hava hapishanesine dönmesine izin vermeyin.´

Bu sabah araştırmacı-yazar Soner Yalçın´ın evinde arama yapıldığını belirten Balbay, ´Burada içeri alınacaklar listesi hazırladık. Bu listenin başında da Soner Yalçın yer alıyordu. ´Böyle gazetecilik yaparsan böyle olur´ diye düşünüyorduk. Listedeki diğer isimleri açıklamak istemem´ dedi. Balbay, önemli bir seçim sürecinin yaklaştığını hatırlatarak, ´Bizi siyasi iktidarın malzemesi yapmayın´ diye konuştu.

Salonda gerginlik

Balbay´ın ardından söz almak isteyen Tuncay Özkan´ın talebini Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün reddetti. Bunun üzerine Şengün ve Özkan arasında tartışma yaşandı. Özkan´ın söz almak için ısrar etmesi üzerine Şengün´ün, ´Mahkemeyi yöneten başkan olarak söz hakkı vermiyorum. Bunu bu hale getirmeyin´ demesi üzerine Özkan, ´Neden söz vermediğinizi açıklayın. Daha konuşmadım. Neyi gördünüz? Tebrik ederim sizi. Konuşma hakkı da yok, ne güzel bir uygulama oldu. Çok yakıştı mahkemeye´ diye konuştu. Mahkeme Başkanı Şengün, sanıkları arasında avukat Yusuf Erikel´in bulunduğu 8 sanıklı dava dosyasının bu dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiğini ve aynı dosya üzerinden işlem yapılacağını söyledi. Bunun üzerine, Tuncay Özkan, ´Birleştirme kararına itiraz ediyorum. Buna da hakkım yok mu?´ dedi. Başkan Şengün, Özkan´ın dışarı çıkarılmasını istedi. Bunun üzerine, avukatı Celal Ülgen, Özkan´ın yanına gidip alnından öperek yatıştırdı.

Mustafa Dönmez savunmasına başladı

Daha sonra, tutuklu sanık Mustafa Dönmez, savunmasını yapmaya başladı. Avukat Celal Ülgen, avukatı olmayan sanıkların avukatlığını kendisinin üstlendiğini, Dönmez´in de avukatlığını kendisinin yapacağını söyledi. Tutuklu sanıklardan Mustafa Dönmez de tutukluluğunun 25 ayı bittikten sonra savunma yapma sırasının kendisine geldiğini belirterek, herkesin kandilini ve Sevgililer Günü´nü kutladı. Bu mahkemede suçlandığı konularla ilgili olarak askeri mahkemede de yargılandığını hatırlatan Dönmez, bu mahkemede kendisi hakkındaki dosyanın Ankara´ya Genelkurmay Askeri Mahkemesine gönderilmesini istedi. Mustafa Dönmez, ´Milletin değerleriyle oynamanın ateşle oynamak anlamına geldiğini tarihte görmüştük. Halkın adalete güveni zedelenmiştir´ dedi. Duruşma, Dönmez´in savunma yapmasıyla devam ediyor. ( AA)

Yusuf Erikel´in Mason suikasti´nden ifadesi alınıyor

İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanıklarından avukat Yusuf Erikel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ´Mason locası üyelerine suikast´ iddiasına ilişkin soruşturma kapsamında ifadesine başvurulmak üzere Beşiktaş´taki İstanbul Adliyesine getirildi. Tutuklu bulunduğu Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nden cezaevine ait ring aracıyla adliyeye getirilen ikinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanıklarından avukat Yusuf Erikel, burada ´Mason locası üyelerine suikast´ iddiasına ilişkin soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Kasım İlimoğlu´nun bulunduğu kata çıkarıldı. Erikel´in bu soruşturmayla ilgili olarak ifadesine başvurulacağı bildirildi.

´Ergenekon´ soruşturması kapsamında 8 sanıkla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından hazırlanan, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, 16 Mart 2010´da ismini vermeyen bir kişinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne ihbarda bulunduğu ve ´Bugün Taksim´de bulunan Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği önünde Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği Başkanı Mustafa Asım Akın´ı lacivert montlu, kahverengi ayakkabılı, 1.90 boyunda Ali isimli kişinin vuracağı´ bilgisini verdiği belirtiliyordu.

İhbar üzerine yapılan çalışmalar sonucunda Taksim´de bulunan Mason locasının yakınlarında Hacı Ali Hamurcu´nun 1 adet bıçakla yakalandığı belirtilen iddianamede, Hamurcu´nun hapisteyken kendisini ziyarete gelen avukat Yusuf Erikel´in 10 trilyonluk senedin tahsil edilmesi için Mason locasını hedef gösterdiğini anlattığı ifade ediliyordu.

İddianamede, ´Yusuf Erikel´in telkinleri sonucu, Mason locasında ilk olarak loca başkanlarına yönelik eylem yapmayı ve bulamazsa locadan çıkacak herhangi bir kişiye bıçaklı saldırıda bulunmayı düşündüğünü´ bildirdiği ifade edilen Hamurcu´nun bir süre sonra eylemi gerçekleştirmekten vazgeçtiğini ve kendisini ihbar ettiğini beyan ettiği kaydediliyordu.

Şüpheli Yusuf Erikel´in ´Ergenekon´ terör örgütü mensubu olduğu, örgütte aktif olarak faaliyetlerde bulunduğu ve şüpheli Hacı Ali Hamurcu´yu Mason locası yöneticilerine yönelik eylem yapması konusunda yönlendirmiş olabileceği bildirilen iddianamede, Hamurcu´yla ilgili soruşturmanın da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğü belirtiliyordu.

Hamurcu, 19 Mart 2010´da ´silahlı terör örgütü üyeliği´ suçlamasıyla İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmıştı. ( AA)

(14 Şubat 2011, 12:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

Erikel davası Ergenekon´la birleştirildi

Erikel davasıyla ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2966    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 44)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Tekzip Metni

GATA'ya rapor baskısı

Prof.Hv.Tbp.Alb Sedat Köse 2011 Eylül ayından 2012 Ocak ayına kadar Gata Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevini vekâleten sürdürmüş ve bu dönemde istifa etmesine neden olacak herhangi bir baskıya maruz kalmamıştır. Buna ilişkin Genelkurmay Başkanlığına ait resmi internet sitesinden yayınlanan açıklamada, “GATA’da Taşdeler istifası”..
Tamamı 13.12.2014

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Senarist bilmezse kim bilir?

19.12.2014 18:24 Paralel yapının 2010 yılındaki 'Tahşiye' kumpasına yönelik düzenlenen 14 Aralık operasyonunda gözaltına alınanların sorgusunda savcılığın şüphelerini güçlendiren deliller ortaya çıktı. Samanyolu TV'de yayınlanan 'Tek T..
Tamamı 19.12.2014

Akyürek, Dink notunu gizledi

19.12.2014 18:13 2007 yılında gerçekleşen Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink cinayetinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nce yürütülen soruşturmasında peşpeşe yeni ve önemli bilgiler ortaya çıkıyor. Cinayette paralel yapı bağlantı..
Tamamı 19.12.2014

Paralel yapıyı Tahşiye çarptı

19.12.2014 18:01 Paralel yapıya yönelik 14 Aralık operasyonlarının yapılmasına, 4 tutuklama ve Gülen hakkında yakalama kararı çıkarılmasına neden olan 'Tahşiye Kumpası' olayı şu ana kadar paralel yapıyla ilgili en önemli gelişme olarak..
Tamamı 19.12.2014

Flaş!!! Büyük operasyon başladı

14.12.2014 10:50 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul'da belirlenen adreslere sabah erken saatlerde gitti. Soruşturma kapsamın..
Tamamı 14.12.2014

Paralel yapının operasyon korkusu

13.12.2014 15:56 Paralel yapı, büyük operasyonun her an gelebileceği korkusuna kapıldı. İlginç gelişmeler gözleniyor. Zaman yazarları öncülüğünde adliye önünde toplanan çok sayıda kişi operasyonun engellenmesini istedi. Cemaat tabanlı..
Tamamı 13.12.2014

Erdoğan: Paralel, cinayete bulaştı

13.12.2014 15:33 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Paralel Yapı iddialarıyla ilgili “İnlerine girdik ve giriyoruz. Eğitimden, hizmetten, himmetten bahsedenlerin birtakım kirli cinayetlere, faili meçhul cinayetlere bulaştığını dahi bu..
Tamamı 13.12.2014

Dink'te paralel şüphe güçlendi

13.12.2014 13:39 Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink'in 2007'de öldürülmesi soruşturmasında önemli gelişmeler yaşanmaya başladı. Şimdiye kadar Ergenekon Terör Örgütü'nün (ETÖ) işi olarak görülen suikast dosyasında paralel yapı bağlantısı..
Tamamı 13.12.2014

HSYK'da önemli değişiklikler

13.12.2014 15:24 HSYK yönetmeliğinde değişiklikler yapıldı. Paralel kesimde tepkiye neden olan 18 maddelik yönetmeliğe göre, HSYK Kanunu'nda 15 olarak belirlenen Genel Kurul ve 5 olarak belirlenen dairelerin toplantı yeter sayısı, salt..
Tamamı 13.12.2014

Tübitak silinen bilgileri kurtardı

13.12.2014 15:10  Bir dönem paralel yapının karargâhına dönüşen İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün kritik şubelerindeki bilgisayarlar üzerinde yapılan teknik bilirkişi çalışmaları tamamlanmak üzere. SABAH'ın ulaştığı bilgilere göre Ma..
Tamamı 13.12.2014

Yargıda yeni dönem başlıyor

13.12.2014 14:37 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyunda "yargı paketi" olarak bilinen '6572 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'u onayladı. O..
Tamamı 13.12.2014

1000 isim daha dinlenmiş

13.12.2014 14:22 Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından 2008-2009 tarihleri arasında, Genelkurmay Başkanlığı santralı ve TBMM ile işadamları, gazeteciler ve polislerin de arasında bulunduğu 1000 kişinin sahte is..
Tamamı 13.12.2014

65 ilde 3027 polise soruşturma

13.12.2014 14:11 17 ve 25 Aralık operasyonları ile devlet içindeki varlıkları su üstüne çıkan ve bir yıla yakın bir süredir hükümetin büyük bir mücadele verdiği paralel yapının Emniyet ve jandarma ayağına ilişkin çarpıcı sonuçlar ortay..
Tamamı 13.12.2014

Kriptolu ihanet deşifre oldu

13.12.2014 13:59 Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcısı Ali Çalık tarafından yürütülen "kripto ihaneti" soruşturmasında sona gelindi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda (TİB) kriptolu telefon dinlemesine yönelik soruşturmada, 8 kişilik uz..
Tamamı 13.12.2014

Paralel disipline aykırı 133bin polis

13.12.2014 13:41 Paralel Yapı, uydurma gerekçelerle disiplin soruşturması açarak üst düzey emniyet yetkililerinin, polis ve şeflerinin sicillerini bozdu. Yükselmelerini, taltif ve rütbe almalarını engelledi. SABAH'ın ulaştığı "Disiplin..
Tamamı 13.12.2014

Narkotik'te paralel komplo

13.12.2014 13:28 17 Aralık yargı darbesi girişiminin ardından deşifre olan paralel yapının, 2010 yılında kuyumcu Mahmut Çelik üzerinden hükümete ve yakın çevresine komplo kurduğu belirlendi. Şantaj amaçlı operasyon, İstanbul Cumhu..
Tamamı 13.12.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
10.347.196