FLAŞ!!!
Erzincan'da Ergenekon operasyonu: 3 gözaltı Erzincan iddianamesinde toplantıların yapıldığı yer olarak belirtilen
Paradise Pastanesi'nde terörle mücadele ekipleri arama yapıyor.
İlerleyen saatlerde üç kişi gözaltına alındı. Paradise
Pastanesi'nin sahipleri Erdal Erdoğan ve Abdullah Erdoğan'ın gizli tanık
Munzur'u ifadesini değiştirmesi için CHP Erzincan Milletvekili Ahmet
Ersin ile gizlice görüştürdükleri ileri sürülmüştü. Ayrıca gizli tanık
Munzur'un bir yakını, Munzur'un yanında sivil giyimli asker tıraşlı
kişiler tarafından Paradise Pastanesi'ne itilerek sokulduğunu belirterek
Emniyet'e başvurmuştu. Bu iddiaların gündeme gelmesi üzerine olaya el
atan savcılık kamera kayıtlarını istemiş ancak kayıtlarda buluşma
saatlerine denk gelen kayıtların silindiği belirlenmişti. Savcılık
silinen kayıtların kurtarılması için çalışma başlatmıştı.
Erzincan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne
bağlı ekipler saat 14.30 sularında Ordu Caddesi 20 numarada bulunan ve
ismi birçok kez Erzincan'da yürütülmekte olan Ergenekon soruşturması
kapsamında gizli tanıklarla geçen Paradise Pastanesi'ne operasyon
düzenledi. Operasyonun devam ettiği pastane içerisinde pastaneye bağlı
bodrum katta terörle mücadele şube müdürlüğü ekipleri bilgisayar ve
evraklarda inceleme yapıyor. Paradise Pastanesi'nin sahipleri Erdal
Erdoğan ve Abdullah Erdoğan'ın gizli tanık Munzur'u ifadesini
değiştirmesi için CHP Erzincan Milletvekili Ahmet Ersin ile gizlice
görüştürdükleri ileri sürülmüştü. Ayrıca gizli tanık Munzur'un bir
yakını, Munzur'un yanında sivil giyimli asker tıraşlı kişiler tarafından
Paradise Pastanesi'ne itilerek sokulduğunu belirterek Emniyet'e
başvurmuştu.
16.40: Pastane sahibi gözaltında • Erzincan Terörle Mücadele Şube
Müdürlüğü tarafından Paradise Pastanesi'nde başlatılan aramalar sonrası
pastane sahibinin oğlu Abdullah Erdoğan gözaltına alınarak Terörle
Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Aramalar sırasında el konulan
evraklar da çuvallar içerisine konulup mühürlenerek teslim alındı.
Ekiplerin Erdoğan'ın evinde de arama yaptığı öğrenildi. (Cihan)
18.45: Gözaltı sayısı 3'e çıktı • Paradise Pastanesi'nin sahibinin diğer oğlu Erdal Erdoğan
ile pastane çalışanı Binali Bircan da gözaltına alındı. Böylece
gözaltında bulunanların sayısı 3'e yükseldi.
Pastanenin Sırrı • Kamuoyu, birkaç gün boyunca Gizli Tanık Munzur
olan S.Z.'nin kaybolduğu gerekçesiyle hakkında ihbar telefonları
açıldığını ve daha sonrasında Ordu Caddesi üzerinde asker traşlı ve
sivil giyimli kişilerle birlikte ve endişeli olduğunun görüldüğünü
duymuş, akabinde bu şahıslar tarafından iteklenerek sokulduğu PARADİSE
PASTANESİ'ni merak etmişti. Paradise Pastanesi sahibi Abdullah ERDOĞAN
ve kardeşi Erdal ERDOĞAN'ın, eski Erzincan Başsavcısı İlhan CİHANER ve
CHP milletvekili Ahmet ERSİN ile yakın ilişki içinde oldukları ve çok
sık görüştükleri ortaya çıktı. ERDOĞAN Kardeşlerin, İlhan CİHANER'le
Erzincan'da sürekli birlikte görüldükleri, birlikte sık sık şehir dışına
çıktıkları, başsavcının gerek binek araç gerekse masraflarını
karşılayarak “sponsorluğunu” yaptıkları, Erzincan'a geldiği günlerde CHP
Milletvekili Ahmet ERSİN'i karşıladıkları ve ERSİN ve askerler
arasındaki geliş – gidiş trafiğini ayarladıkları, çevrelerinde
“askerlerin, başsavcının ve milletvekillerinin dostu olup arkası güçlü
esnaf” olarak bilindikleri, gelen bilgiler arasında yer alıyor.
Pastane sahibi doğruladı • Konuyla ilgili olarak habervaktim'in
ulaştığı pastane sahibi Abdullah Erdoğan, CHP üyesi olduğunu CHP'den
aday olduğunu belirterek, Savcı İlhan Cihaner'le tanıştığını ve
dostluğunun bulunduğunu doğrulamıştı. Erdoğan, "Cihaner ile sık sık bir
araya geliriz o çok iyi bir insan. Onun kimseye haksızlık yapacağına
inanmıyorum. İnsancıl yönü çok ağır basar" dedi.
Mukaddes
Eruygur: Şener bitirelim şu işi dedi Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un eşi Mukaddes Eruygur'un
bir ses kaydı daha ortaya çıktı. Mukaddes Eruygur'a ait olduğu öne
sürülen ses kaydında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök hakkında da
inanılmaz ifadeler yer alıyor. Eruygur, dönemin komutanlarının hükümetle
nasıl uğraştıklarını, Şener Eruygur'un jandarmadayken bu işi bitirmek
istediğini söylüyor ve 2003-2004 darbe girişimlerinin perde arkasını
bütün çıplaklığı ile anlatıyor.
Habervaktim sitesinde yayınlanan şok ses kaydı Ergenekon terör örgütü
sanığı, eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un eşi Mukaddes
Eruygur'a ait. Eruygur, dönemin komutanlarının hükümetle nasıl
uğraştıklarını, Şener Eruygur'un jandarmadayken bu işi bitirmek
istediğini söylüyor ve 2003-2004 darbe girişimlerinin perde arkasını
bütün çıplaklığı ile anlatıyor. Mukaddes Eruygur'a ait olduğu öne
sürülen ses kaydında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök hakkında da
inanılmaz ifadeler yer alıyor.
Şener jandarmadayken 'Bitirelim şu işi' dedi • Ayy bende
anlamıyorum vallahi hiç. Devlet mevlet kalmamış. İşte jandarmayken,
bütün orgeneraller bir toplantı yapıyor ayda bir. Hilmi Özkök paşanın
zamanında biliyorum. Şener o zaman bitirelim şu işi demişti. Biz bu işi
bitirelim dedi. Kimse sesini çıkartmıyor.
O günün bütün komutanları hükümetle Uğraştı. Fırtına paşa süperdi
• yani görevimiz çok zor geçti. Çok çetin geçti. Hükümetle uğraştı.
Hilmi ile uğraştı. Hilmi'yi yola getirmeye çalıştılar. Tabii herkes az
buçuk hem fikirdi. Dört kişiyi susturdu. Öyle bir güç var elinde. Yani
herkes uğraştı. Yani bütün o günün komutanları bu hükümetle uğraştı.
Yani uğraşmadı dersem günah olur. Herkes bu işin bilincindeydi. Fırtına
paşa'da süper. Hepsi süper. Yani bir canım var diyor. O da gitsin ne
olacak ölecem nasıl olsa.
Hilmi Özkök, Şener'i bir kaşık suda boğacaktı • Hilmi Özkök
ülkeye çok zarar verdi. Şener'i bir kaşık suda boğacaktı. Hilmi Özkök
paşa zaten bunların fikrinde. Genelkurmay Başkanı olmak büyük bir ülkeye
zarar verdi. Eee bunlar getirdi işte. Terfi etti. Bilinemedi. Nasıl ki
bu hükümet tek başına gelince öyle çıktı ortaya. Yani Şener'i bir kaşık
suda boğacaktı adam. Ama bu hükümetle iş birliği yapsaydı zaten belirli
mevkideydi.
Kıvrıkoğlu, Hilmi'yi geç fark etti. Koalisyon olduğu için
engelleyemedi • Kıvrıkoğlu paşa onlar getirdiler. Ondan önceki
farketmedi mi? Ben anlayamadım. Kıvrıkoğlu paşa, (Hilmi Özkök)
Genelkurmay Başkanı olmaması için elinden geleni yaptı biz şahidiz. Bunu
fark etti ama geç fark edildi. Kara kuvvetleri komutanıydı zaten. Ee yok
ki başka şey. Ne yaparlar dı Kıvrıkoğlu'nu uzatırlardı biraz. Onuda
başarılı olamadı. Kıvrıkoğlu çok uğraştı. Şimdi Allah var. Ama yetemedi.
Koalisyondu biliyorsun. Ecevit kabul etti. Bahçeli kabul etti ordan
çıkmadı.
Koca kuvvet komutanları • Koca kuvvet komutanlarını paldır küldür
götürüyorlar, Tedirginiz. Yani biz de tedirginiz paldır küldür
götürüyorlar. Koca kuvvet komutanları yan yana geldikleri vakit iki laf
edemeyecekler mi? Konuşuluyor bu memleketin hali ne olacak? Ne yaparız?
Ne yapalım? Zaten MGK da bindiriyorlar bunlara. MGK da yapmadıklarını
bırakmadılar.
Hilmi Paşa'da o kafadan. Bu rütbeye kadar nasıl gelmiş • Hilmi
Paşa bunlara sıcak baktı. Hilmi Paşa bunlara dokunmadı. Bunları sevdi
Hilmi Paşa. Çünkü oda aynı kafadan. Bu adam bu rütbeye nasıl geldi. İşte
bütün Türkiye onun cezasını çekiyor. (Habervaktim)
Ergenekon
sanığı Karadağ Balyoz'dan sorgulandı Birinci Ergenekon davasında ‘örgüt yöneticisi’ olarak yargılanan
emekli Albay Fikri Karadağ, Balyoz soruşturması kapsamında 'şüpheli'
sıfatıyla 4 saat ifade verdi. Karadağ, Balyoz’da darbe planlayan ekibin
içinde yer alıyor. Karadağ için askerlerin perdeleme yapması dikkat
çekti. Daha önce adliyeye sadece muvazzaf subaylar getirildiğinde
askerler perdeleme yapıyordu. Albay Karadağ’ın adı Ergenekon ve benzer
soruşturmalarda birçok yerde geçiyor.
Ordu eski Komutanı Emekli Orgeneral Çetin Doğan cuntası tarafından
hazırlanan Balyoz Darbe Planı ile ilgili soruşturma sürüyor. Soruşturma
kapsamında dün 1. Ergenekon davası tutuklu sanığı Kuvayı Milliye 1919
Derneği eski Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ, ‘şüpheli’ sıfatıyla
ifade verdi. Hakim ve savcıların kullandığı protokol kapısından adliyeye
alınan Karadağ’ın görüntülerinin çekilmemesi için askerlerin yan yana
dizilerek perdeleme yapması dikkat çekti. Daha önce adliyeye sadece
muvazzaf subaylar getirildiğinde askerler perdeleme yapıyordu. Balyoz
soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Bilal Bayraktar tarafından
sorguya alınan emekli Albay Fikri Karadağ’ın adliyedeki işlemleri
yaklaşık 4 saat sürdü. “Ergenekon yöneticisi olmak” ve “adam öldürmeye
azmettirmek”ten müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Karadağ,
Balyoz’da darbe planlayan ekibin içinde yer alıyor. Balyoz Darbe
Planı’nda 29’u general, 133’ü subay olmak üzere 162 askerin ismi yer
alıyor. (Star)
Türkiye'yi şok eden yemin töreni: Ölmek var öldürülmek var öldürmek
var • Türkiye Albay Fikri Karadağ'ı Mersin'de yaptırdığı
'ölme-öldürme' yeminiyle tanımıştı. Danıştay saldırısıyla tanınan
Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği (VKGB)'nden ayrılan Karadağ,
ardından Kuvayı Milliye Derneğini kurdu. Dernek üyelerine silah ve
Kur'an üzerine yaptırdığı 'ölme-öldürme' yemininin görüntüleri tüm
Türkiye'yi şoke etti. Çocukların da hazır bulunduğu törende derneğin
yeni üyelerine insanı dehşete düşüren şu konuşmaları yaptı: "Sevgili
arkadaşlar! Bu uğurda ölmek var; öldürülmek var!.. Öldürmek var! Bu işe
girdiğine bin kere pişman olup 'nereden bu işe başladım'
demek var!"
Kuvayı Milliye yapılanmasında Karadağ • 21 Şubat 2008 tarihinde
yapılan 3. Ergenekon dalgasında gözaltına alınıp tutuklanan Karadağ'ın
ve yöneticisi olduğu Kuvayı Milliye Derneği’nin, Ergenekon Terör
Örgütü'nün hücre yapılanmasında önemli rol oynadığı Ergenekon
iddianamesinde iddia ediliyor. Savcı Öz, bu hücre yapılanmasını, ikinci
iddianamede şu şekilde anlatıyor: ‘Kuvayi Milliye Derneği’nin
kuruculuğunu ve başkanlığını yapan Paşa kod Fikri Karadağ’ın örgütçe
temin edilen tetikçiler ile gizli görüşmeler yapmak için çalıştığının
fiziki takip tutanaklarından anlaşıldığı, dernek çatısı altında silahlı
tetikçi grupları örgütlediği, bazı kişilerin öldürülmesi için
organizasyon yaptığı, (...) derneğin sivil toplum görüntüsü altında
ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ içerisinde faaliyet gösteren silahlı
eylem gerçekleştirme kabiliyetine sahip hücre yapılanması içerisinde
olduğu, Osman Gürbüz’ün de Fikri Karadağ’ın emri altındaki tetikçilerden
olduğu...’
Ergenekon soruşturmasında çok sayıda hakim ve savcının dinlenme
gerekçesinde Karadağ var • Ergenekon kapsamında çok sayıda hakim ve
savcının dinlenmesini isteyen Adalet Bakanlığı müfettişlerinin, 3 Kasım
2008 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak bazı ek
taleplerde bulunduğu ortaya çıkmıştı. Başvuruda Ergenekon’un ‘yargıya
sızmaya’ çalıştığı savunularak şöyle deniliyordu: “Ergenekon terör
örgütünün yargıya sızma konusundaki kararlılığının örgütsel belgelerde
açıkça yer aldığı, birçok örgüt üyesinin, hakim ve savcılarla
irtibatlarının bulunduğu, telefon görüşmelerinde, bazı hakimlerin,
şüpheli statüsünde bulunan avukat Kemal Kerinçsiz’e hitaben, ‘bir emrin
var mı’ şeklinde hitap ettikleri, bazı şüphelilerin hakim savcı
adayların sınavları için tavassutta bulundukları, bir kısım şüphelilerin
yüksek yargı organı üyelerini ziyaret edip örgütsel destek istedikleri,
bazı yargı organları mensupları Ergenekon terör örgütünün internet
sitelerinde yazılar yazdıkları... Paşa kod adlı Fikri Karadağ’ın bazı
hakim ve savcılarla sürekli görüştüğü, şüpheli Veli Küçük’ün birçok
hakim ve savcı ile irtibatlı olduğu hattı bazı savcılar için ‘bizim
çocuklardan -bizim arkadaşlardan’ şeklinde beyanlarda bulunduğu
anlaşılmaktadır. Örgütün amaçları doğrultusunda kamuoyunda infiale sebep
olabilecek nitelikte eylemler gerçekleştirebilecek kadar tehlikeli
olması da göz önüne alınarak, başka yöntemlerle suçluların ve eylemlerin
ortaya çıkarılmasının mümkün bulunmadığı görüş ve kanaatine
varılmıştır.”
33 er katliamında olay yerine ilk gelen kişi • Ergenekon
savcılarının, Ergenekon tutuklusu emekli askerlerin ne zaman, nerede ve
hangi görevlerde bulunduğunu sorduğu Genelkurmay Başkanlığı'ndan gelen
cevap, emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ'ın 33 erin şehit edildiği 24
Mayıs 1993'te, Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı İstihbarat ve İstihbarata
Karşı Koyma (İKK) Şube Müdürlüğü'nde görevli olduğunu belirtiyordu. 33
erin şehit edildiği olay yerine ilk giden kişinin de Ergenekon sanığı
olan dönemin subayı Fikri Karadağ olduğu, da iddia
edilmişti.
Balyoz sanıklarından Özel Harpçi Engin Alan'la tanışıklığı •
Ergenekon davasının 56. duruşmasında tutuklu sanıklardan emekli Albay
Fikri Karadağ'ın, bir dönem Özel Harp Dairesi (ÖHD) komutanı olarak görev yapan,
savunma firmaları ile ilgilenen, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Güçlendirme
Vakfı (TSKGV) Başkanı emekli Korgeneral Engin Alan'la ilişkisi gündeme
getirilmişti.
Savcıların "Engin Alan ve Melih Tunca'yı tanıyor musunuz? Aranızda ne
tür bir ilişki var?" şeklindeki sorusuna, Karadağ, "Engin Alan ile
Erzurum'da görev yaptığım sırada tanıştık." şeklinde cevap vermişti.
Alan, Azerbaycan darbesi sırasında Türkiye'nin Bakü askeri müşaviri
olarak görev yapıyordu. Bir süre ASELSAN'da görev yapan emekli
Korgeneral Engin Alan Balyoz soruşturması kapsamında tutuklanan üst
düzey generallerden birisiydi ve halen bu davada yargılanmayı bekliyor.
Garih cinayeti katil zanlısı Yermez, Hasdal'da Karadağ'ın emrindeydi
• Üzeyir Garih'in katil zanlısı Yener Yermez'in, Ergenekon davasının
tutuklu sanıklarından emekli albay Fikri Karadağ'ın emrinde Hasdal
Kışlası'nda askerlik yaptığı ortaya
çıktı. Bu
haberin basına yansımasının hemen ardından da Yener Yermez bizzat kendi
el yazısıyla cinayetle ilgili bildiklerini Yeni Şafak gazetesine
bildirdi.
Vatanseverler Davası: Karadağ, paşaların kellelerini çuvala
dolduracağını anlattı • Girdap Operasyonu ile yakalanan
Vatanseverler çetesi (Vatanseverler Kuvvetler Güç Birliği Hareketi -
VKGB) lideri Taner Ünal'ın mahkeme dosyasında yer alan konuşmasında
Ergenekoncular için “Bunlar ihtilal hazırlıyor. Muzaffer Tekin
Cumhurbaşkanı, Parmaksız Paşa Genelkurmay Başkanı olacakmış” dediği
ortaya çıkmıştı. Vatanseverler çetesi davasının Ergenekon davasıyla
birleştirilmesine karar verilmişti. Ankara polisinin düzenlediği Girdap
Operasyonu kapsamında tutuklanan Vatanseverler Güç Birliği Hareketi
lideri Taner Ünal'ın, Ergenekon Terör Örgütü ve Danıştay saldırısı ile
ilgili ilginç bazı açıklamaları ortaya çıktı. Ünal konuşmalarında,
Ergenekon'da tutuklanan Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay
Fikri Karadağ ile arkadaşlarının ihtilal peşinde koştuğunu söylüyordu.
Taner Ünal, mahkemeden alınan izinle yapılan dinlemede kaydedilen
konuşmasında emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız ve emekli Albay Fikri
Karadağ ile yaptıkları toplantıda konuşulanları dernek yöneticisine şu
şekilde anlatıyor: “Kardeşim dedim. Yani hoş geldiniz, iyi yaptınız,
memnun oldum. İki tane dedim, Mümtaz, şey paşa subay, size nasıl
yardımcı olabilirim? Ne yapmak istiyorsunuz? Hedefleriniz neler, dedim.
Fikri Karadağ dedi ki, biz dedi, paşaların kellelerini çuvala
dolduracağız dedi. Anlamadım dedim. Evet dedi, biz ihtilal yapacağız,
ihtilali de Muzaffer Tekin yapacak dedi. Hayırdır paşam dedim ya ben
birden şoka uğradım yani. Ne kellesi dolduracaksınız dedim PKK'lı
kellesi falan mı dolduracaksınız dedim. Hayır dedi. Paşaların
kellelerini dolduracağız dedi. Bu memlekette dedi çok vatan haini paşa
var dedi. Ben tabii Alaattin Parmaksız biraz tersler diye şey yaptım.
İşte dedi Genelkurmay Başkanım da burada dedi. Muzaffer Tekin
Cumhurbaşkanı olacak dedi. Kendisi de başbakan filan olacak. Bunun
üzerine gönderdim bunları. Ne ihtilali yapıyorsunuz siz dedim.” VKGB
lideri Taner Ünal'a göre Muzaffer Tekin ihtilal yaptıktan sonra
Cumhurbaşkanı olacak, Genelkurmay Başkanlığı'na ise emekli Tümgeneral
Alaattin Parmaksız getirilecekti. Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli
Albay Fikri Karadağ ise ihtilalde Başbakanlık görevini
üstlenecekti.
Vatanseverler davasında VKGB derneğinin Ergenekon tutukluları Veli
Küçük'ün talimatıyla ve Muzaffer Tekin, Mehmet Fikri Karadağ, Mehmet
Zekeriya Öztürk ve soruşturma aşamasında ölen Kuddusi Okkır tarafından
kurulduğu belirtiliyordu. Derneğin kurulması aşamasında 13 Mart 2005'te
İstanbul'da Erol Çakır Öğretmenevi'nde Taner Ünal'ın konuşmacı olduğu
toplantıya Tekin, Hüseyin Görüm, İbrahim Özcan gibi Ergenekon
sanıklarının katıldığı, Alparslan Arslan'ın da burada bulunduğu
aktarılıyor. Toplantıya Şener Eruygur'un da çelenk göndermesi o süreçte
dikkat çekmişti.
Hedefinin bir 'Türk-Kürt savaşı' çıkarmak olduğu iddia edilen dernek
yöneticilerinden Fikri Karadağ ile diğer bir Ergenekon tutuklusu
Hayrettin Ertekin'in kullandığı 'En iyi Kürt ölü Kürt'tür' sözünü
avukatları Metin Çetinbaş, Ergenekon duruşmasında skandal şekilde
savunmuştu: 'Kürtlerin ölmesini istemek
suç mu?'
Karadağ'ın adı Hrant Dink cinayetinde de geçiyor • Ergenekon'un
firari sanıklarından Turhan Çömez'in Asus marka bilgisayarında Western
Digital marka harddisk içerisinde; "Yusuf
Ziyad.doc" isimli bir msword belgesi tespit edildi. İncelenen
dosyada 'yusuf_ziyad07@yahoo.co.uk' isimli e-posta adresinden 'gulerkomurcu@superonline.com'
adlı e-posta adresine gönderilen e-postanın 'turhancomez@yahoo.com'
isimli e-posta adresine yönlendirildiği belirlendi. Belgenin içeriğinde
ise Yusuf Ziyad isimli şahsın Irak Kürdistan Federe Bölgesi'nde yaşayan
Türkiyeli bir Kürd olduğu ifade edilerek, söz konusu e-posta ekinde
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Çeteleşme Gerçeği" başlıklı yazı yer
alıyor. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Çeteleşme Gerçeği" başlıklı
yazıda "İtirafçı Alaattin Kanat, Tuğgeneraller H.K ve Veli Küçük" gibi
isimlerin Kürdistan'daki birçok faili meçhul cinayet ve terör
hareketinin yürütücüleri olduğu yazıyor. Belgenin 6. sayfasında ise
Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink'in katlinin arkasında da JİTEM, Veli
Küçük ve Emniyetin olduğu iddiası yer alıyor. Belgenin 13. sayfasında
"Bu Oluşumların Başındakiler" başlığı altında, Emekli Tuğgeneral Veli
Küçük, AK Partili Turhan Çömez, Birinci Ordu Komutanı Emekli Orgeneral
Hurşit Tolon, eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur
(Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı), NATO eski Özel Harp
Dairesi'nde (ÖHD) başkanlık görevi de yapmış olan Fikri Karadağ, Özel
Hareket Dairesi eski Başkanı İbrahim Şahin, Vatansever Kuvvetler
Güçbirliği Hareketi Derneği'nin Genel Başkanı Taner Ünal, Yüzbaşı
Muzaffer Tekin, Türk-Metal-İş Sendikası'nın 32 yıllık Genel Başkanı
Mustafa Özbek, MGK eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, emekli astsubay
Mahmut Öztürk, Danıştay saldırganı Alparslan Arslan, emekli Binbaşı
Zekeriya Öztürk, Kemal Kerinçsiz, İstanbul Ülkü Ocakları eski Başkanı
Levent Temiz, Türk Ortodoks Patrikhanesi'nden Sevgi Erenerol, Eski
Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan, Bekir Öztürk, İP Genel Başkanı Doğu
Perinçek, Yalçın Küçük, Sedat Peker isimlerinin yanı sıra, birçok emekli
asker, bürokrat, siyasetçi, öğretim görevlileri ve iş adamlarının
isimleri yazıyor.
Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikastinde Karadağ da suçlandı • PKK
tarafından öldürülen yada daha doğrusu şimdiye kadar öyle olduğu sanılan
Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın, aslında Ergenekon tutuklusu Fikri Karadağ
gibi TSK üniforması giymiş muvazzafların da yeraldığı Ergenekon Terör
Örgütü tarafından suikaste kurban gittiği, ikinci Ergenekon
iddianamesine yansıyan ve delil klasörlerinde de ayrıntılı olarak yer
verilen Kıskaç kod adlı gizli tanığın şok ifadelerinde
yeraldı.
Erzincan davası sanığı Gençoğlu ile bağlantısı • Fikri Karadağ'ın
Erzincan-Ergenekon davasının tutuklu sanığı Eskişehir İl Jandarma
Komutanı Albay Recep Gençoğlu ile çok sayıda telefon görüşmesi
yaptığının ortaya çıktığı iddia
edildi.
Amirallere suikast davasında adı 'örgüt yöneticisi' olarak geçiyor
• Amirallere suikast davasında da adı gündeme gelen Karadağ, iddianamede
Ergenekon'un TSK içindeki yapılanması olan Karargah Evleri
örgütlenmesinin 2 nolu yöneticisi olarak gösteriliyor. Özoğlu,
Karargah Evleri aracılığıyla muvazzaf subaylardan elde edilen bilgileri
Kemal ve Neriman Aydın kardeşlerden alıp 'Ergenekon'un askeri kanat
sorumlusu' emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ'a ulaştırmakla
suçlanıyor.
Danıştay saldırısı günü kamera şirketi Karadağ'ı aramış •
Danıştay saldırısının olduğu gün 'kameralar bozuk' açıklaması yapan OYAK
güvenlik şirketinden Fikri Karadağ’ın arandığı ortaya
çıktı.
Bülent Arınç suikastçilerinin Karadağ'la bağlantısı • Karadağ'ın
adının geçtiği diğer bir olay, Bülent Arınç'a suikast girişimi iddiası
oldu. Arınç'ı takip ederken yakalanan iki Özel Harp subayından birisinin
Karadağ'ın Kuvayı Milliye derneğindeki yardımcısı Durmuş Özoğlu ile
telefon görüşmeleri yaptığı tespit
edildi.
Erzincan
bombaları Şemdinli'yle aynı kafileden Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturma çerçevesinde
hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinden önemli deliller çıktı. 27 Ekim
2009 tarihinde Erzincan Çatalarmut Barajı'nda bulunan bombaların daha
önce 30 ayrı olayda ele geçirilen bombalarla aynı seri ve kafile
numarasına sahip olduğu belirlendi. İrtibatlı olaylar arasında bir polis
cinayeti, polis karakoluna saldırı, PKK'da bulunan mühimmatlar ve
Şemdinli olayı dikkat çekiyor. Kafile numarasının aynı olması,
bombaların aynı ülkede, aynı yıl ve aynı grupta üretildiği anlamına
geliyor.
Özel yetkili Erzurum Cumhuriyet savcısının Erzincan'daki Ergenekon
yapılanması ile ilgili hazırladığı iddianamenin ek klasörleri dün
avukatlara dağıtılmaya başlandı. Yaklaşık 5 bin belgeden oluşan 14
klasör, fotokopi çekilerek sırayla müşteki ve sanık avukatlarına
veriliyor. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamedeki
"Albay Dursun Çiçek imzasını taşıyan 'Kaos Planı' Erzincan'da hayata
geçirildi" tespitinin en önemli delilleri ek klasörlere girdi. Buna
göre, mütedeyyin insanların evlerine, işyerlerine ve yurtlara konulacağı
ileri sürülen silah ve bomba türü mühimmatlarla ilgili ilginç ayrıntılar
var. Ekim 2009'da bir ihbar telefonu ile ortaya çıkarılan mühimmatların
adeta röntgenini çeken Emniyet Kriminal raporu, el bombalarında geçmiş
dönem olaylarıyla ilgili bağlantıları kurdu. Ek klasörlerdeki belgelere
göre, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 Kasım 2009 tarihinde Emniyet
Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği yazıda, Çatalarmut Barajı'nda bulunan
mühimmatların daha önce gerçekleşen olaylarda kullanılan mühimmatlarla
benzerlikleri olup olmadığını sordu. Kriminal Polis Laboratuvarı'nda
yapılan incelemenin ardından 19 Kasım 2009 tarihinde Erzurum Cumhuriyet
Savcılığı'na gönderilen Bomba Bilgi Merkezi İrtibat Raporu'nda,
Erzincan'da bulunan cephaneliğin 30 ayrı olayla irtibatlı olduğu
belirtildi.
Bombalar Şemdinli'dekilerle aynı seriden • Kriminal rapora göre,
Çatalarmut Barajı'nda bulunan HGR DM41 SPLITTER COMP-B LOS FMP-134 gövde
numaralı bombaların 9 Kasım 2005 tarihinde Hakkari Şemdinli'de Umut
Kitap Evi'ne yapılan bombalı saldırıdan sonra yakalanan sanık
astsubayların aracında ele geçirilen iki adet el bombası ile aynı
seriden olduğu belirlendi. Aynı bombalar 28 Aralık 2002 tarihinde Şırnak
ili Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'nce
yapılan operasyonda ele geçirilen dört adet el bombasından bir tanesi
ile de aynı gövde numarasına sahip. Barajda bulunan "MKE MOD45 MKE-1-18
08-89" gövde numaralı bombalar ile 22 Kasım 2000 tarihinde İstanbul
Ümraniye'deki Dudullu İsmail Akkoyunlu Karakolu'na atılan bir adet el
bombasının aynı künye grubundan olduğu belirlendi. Söz konusu bomba ile
aynı künye numarasına sahip bombanın bir polis cinayetinde de
kullanıldığı ortaya çıktı. 30 Ocak 2006 tarihinde İzmir'in Eşrefpaşa
Belediyesi Acil Polikliniği'nde görev yapan polis memurunu öldüren Cenk
İce'nin üzerinde bulunan üç el bombasından birinin künye grubunun da
"MKE MOD45 MKE-1-18 08-89" olduğu belirtildi.
Aynı yıl, aynı yerde, aynı grupta üretilmiş • Çatalarmut
Barajı'nda bulunan "HGR DM41 SPLITTER COMP-B LOS FMP-19" gövde numaralı
bombanın 20 Mart 2000 tarihinde Mardin'in Midyat ilçesinde PKK örgütüne
mensup Seyfettin Işık'ın evinde bulunan el bombası ile aynı gruptan
olduğu tespit edildi. Yine 20 Mayıs 2004 tarihinde Adana İncirlik'te PKK
terör örgütüne ait evde yapılan aramada ele geçirilen 5 adet el
bombasından birinin Çatalarmut'takilerle aynı "HGR Z DM72 LOS FMP-19"
maşa numarasını taşıdığı tespit edildi. Erzincan'daki bombaların
kriminal incelemedeki sonuç bölümünde, "13 Kasım 2009 tarih ve 2009/1003
sayılı Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan
soruşturmaya esas olmak üzere sorulan mühimmatların kafile seri
numaralarının bomba bilgi merkezi kayıtlarının tetkikinde 30 olayla
benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir." ifadeleri yer alıyor.
Hard diskten silinen bilgiler kurtarıldı • Ek klasörlerde Dijital
Delil Ön İnceleme Raporu Jandarma Üsteğmen Ersin Ergut'a ait dijital
materyallerinden HITACHI marka MPBDPOXKHJ2J1M seri numaralı 80 GB
kapasiteli hard disk kısmında yer alan bilgiler dikkat çekiyor. El
konulan hard disklerden HITACHI marka 80 GB kapasiteli hard diskin,
Jandarma Üsteğmen Ersin Ergut'un değiştirilmiş eski hard diski olduğu,
hard diskte silinen tüm bilgiler geri getirilerek incelendiği
belirtiliyor. Elde edilen Dd1. isimli dosyada mühimmatlar ile ilgili
bilgilerin bulunduğu belirtilen raporda, 'Bunun 27 Ekim 2009'da
Erzincan'da bulunan mühimmatlar olduğu düşünülmektedir' ibaresi yazıyor.
Yine dosyanın oluşturulma tarihi göz önüne alındığında dosyanın
mühimmatların bulunma tarihinden önce oluşturulduğu görülmüştür."
deniliyor.
MÜHİMMAT LİSTESİ 17 GÜN ÖNCE OLUŞTURULMUŞ • Hard diskte yapılan
incelemede Ersin Ergut'un mühimmatlarla ilgili listenin bulunduğu
dosyayı 10 Ekim 2009 günü saat 00.04'te, yani Çatalarmut'taki
mühimmatların bulunmasından 17 gün önce oluşturduğu ortaya çıktı.
Ergut'un daha sonra mühimmatların bulunmasıyla hard diski 14 Kasım
2009'da arızalı olduğu ve yedeklenmesi gerekçesiyle Erzincan FFT
bilgisayar isimli işyerine bıraktığı, yapılan incelemelerde tespit
edildi.
Albay Ali Tapan'dan muhtara eşofmanlı baskıBombaların polis
tarafından bulunmasından sonra Albay Tapan, telaşla eşofmanıyla evinden
çıkıp, bölgeye yakın köyün muhtarına 'mühimmatı polis koydu diyeceksin'
şeklinde baskı yapmış. Mühimmatların bulunduğu yere yakın Saztepe köyü
muhtarının savcıya verdiği ifade ek delil klasörlerine girdi. Muhtar,
jandarmanın kendisine baraj gölünde bulunan mühimmatlarla ilgili
"emniyet koydu" şeklinde ifade vermesi için baskı uyguladığını
belirtiyor. Astsubay Orhan Esirger ve Erzincan İl Jandarma Alay Komutanı
Albay Ali tapan'ın ifadeleri de muhtarın iddiasını doğruladı. Orhan
Esirger mühimmatın bulunduğu gün akşam saatlerinde üsteğmen Ersin Ergut
ile olay yerine gittiklerini, üsteğmenin Saztepe köyü muhtarı ile
görüştüğünü söyledi. Orhan Esirger'in ifadelerine göre olay akşamı
Erzincan İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Tapan da eşofmanı ile
evinden gelerek Saztepe köyü muhtarı ile görüştü. Ali Tapan da bu
iddiayı ifadesinde doğruladı. Savcıya verdiği ifadede "Mühimmatların
emniyete ihbar edilmesi beni üzdü" diyen Albay Tapan, olay günü akşam
saatlerinde olduğu için eşofmanla evden çıktığını söyledi. Ali Tapan,
muhtarla görüştüğünü ve savcıya ifade vermeye ikna etmeye çalıştığını
söyledi. Tapan, muhtara "3-4 ay önce gelerek biz mühimmatı koyacağız sen
emniyet yaptı diyeceksin" dediğini ama onun ifade vermeye razı
olmadığını söyledi. Ali Tapan muhtarı ikna edemeyince olay yerinden
ayrılarak Başsavcı İlhan Cihaner'i aradığını, Cihaner'in "olay önemli"
diyerek yanına geldiğini belirtti. Tapan'ın ifadesine göre Cihaner'in,
kendisine "tanık veya tanıklar bulunursa dinlenebilir" demesi de dikkat
çekti.
Albay Çiçek Otel Mazlum Konak'ta, 202 numarada kalmış • İrtica
ile Mücadele Eylem Planı'nda imzası bulunan Deniz Piyade Kurmay Albay
Dursun Çiçek'in Erzincan'a gelip kaldığına yönelik iddiaya kaynaklık
eden otel kaydı da Erzincan iddianamesinin ek klasörlerinde yer aldı.
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, altında Dursun Çiçek'in
imzası bulunan 'Kaos Planı'nı uygulamakla suçlanıyordu. İddianamede,
Cihaner'in, Çiçek'le Erzincan'da görüştüğü aktarılıyor. Buna göre, 2009
yılı yerel seçimleri döneminde Erzincan'a gelen Dursun Çiçek, Erzincan
Orduevi'nde İlhan Cihaner'le toplantı yapıyor. Bu iddianın kanıtı ek
klasörlerde yer aldı. 3'üncü ek klasörünün 35'inci sayfasında, Erzincan
Halimpaşa Caddesi'nde bulunan Otel Konak Mazlum'un kayıt defterine yer
verildi. Defterin 28 Mart 2009 tarihindeki sayfasında Dursun Çiçek
isimli bir şahsın otelin 202 numaralı odasında kaldığı, ertesi gün ise
otelden ayrıldığı net bir şekilde tespit ediliyor. Ancak otel
kayıtlarında Çiçek'in doğum tarihi 1977 olarak görülüyor.
Eskisi gibi operasyon yapamıyoruz • İddianamenin 2 numaralı delil
klasöründe tutuklu sanıklardan Astsubay Şenol Bozkurt'a ait telefon
tapeleri bulunuyor. Bozkurt, geçmişte yaptıklarını şu an yapamadıkları
anlatıyor. Kimliği belli olmayan bir bayanla yaptığı telefon
görüşmesinde, geçmişte yaptıklarını operasyonlar nedeniyle dinlenildiği
söylüyor: Şenol Bozkurt: Ya şimdi her şeyi bana telefonda
anlattıracan. Ama mevzu arama meselesi. Bi de hani bu telefonlarda
konuşulmayacak birtakım mevzular var. O yüzden böyle hemen istediğimize
ulaşamıyoruz. Eskisi gibi değil yani. X (Bayan): Benim kimseden
korkum yok. Çekinmiyorum. Bozkurt: Seninle bir alakası yok ki.
Telefonlarımızı dinliyorlar. X (Bayan): İyi de kim dinleyebilir?
Bi tanem yani. Bozkurt: Ya ama şimdi sen bana her şeyi telefonda
anlattıracaksın. O zaman bi anlamı kalmayacak. Kim dinleyecek, polis
dinliyor. Acaba bir şey var mı diye. Geçmişte yapmış olduğumuz
operasyonlarla ilgili dinliyorlar. Bizden bir şeyler çıkarmaya
çalışıyorlar. Hani böyle geçmişte yapabildiğimiz şeyleri şu an, şimdi
yapamıyoruz. Onun için birtakım sıkıntılar problemler var.
Plan uygulanmış • Erzincan iddianamesinde örgütün Erzincan
yapılanmasıyla ilgili olarak bilgiler veriliyor ve 'Kaos Planı'nın
uygulamaya konulduğu aktarılıyordu. İddianamede şu ifadeler
kullanılıyordu: "(...) Dursun Çiçek tarafından imzalanmış bulunan
İrticayla Mücadele Eylem Planı Erzincan ilinde hayata geçirilmek
istenmiş, bu amaçla Ergenekon silahlı terör örgütüne bağlı olarak
faaliyet gösteren şüpheli Saldıray Berk liderliğindeki yasa dışı oluşum
faaliyetlerde bulunmuştur. Bu çerçevede Gülen cemaatinin Erzincan'daki
evlerine veya okullarına silah, uyuşturucu vs. suç unsurları ile yasa
dışı illegal dokümanlar konularak sonrasında bu yerlerde eşzamanlı
olarak operasyonlar yaptırılması ve böylece Gülen cemaatinin silahlı
terör örgütleri kapsamına alınmasının sağlanmasının hedeflendiği ortaya
çıkmıştır. Dursun Çiçek imzalı bu belgedeki ifadeler ile Erzincan İl
Jandarma Komutanlığı istihbarat şubesinde görevli üsteğmen şüpheli Ersin
Ergut'un ajandasındaki birbiriyle örtüşen el yazısı ifadeler bunun açık
kanıtıdır.'' (Zaman,
Yenişafak)
Erzincan'daki darbe toplantısında 16 il komutanı, 2 başsavcı 3. Ordu Komutanlığı nezdinde 2009'da yapılan Erzincan'daki 'bölge
toplantısı'nın darbe seminerine dönüştüğü ortaya çıktı. Alınan bilgilere
göre toplantıda, 2011 seçimlerinde hükümetin devam etme ihtimaline karşı
müdahale hazırlığı tartışıldı. 16 ilin komutanı ile iki başsavcının da
katıldığı seminerde, Erzincan'daki 'cemaatleri silahlı ve tehlikeli
gösterme' amaçlı Kontrgerilla operasyonlarının diğer illere yayılması
kararlaştırıldı.
3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk'in 1 numaralı sanık olarak yer
aldığı Erzincan'daki Ergenekon soruşturması çerçevesinde önemli iddialar
gündeme geliyor. Buna göre, 2009 yılının başında Erzincan'da yapılan
'bölge toplantısı' darbe hazırlığına dönüştü. 3. Ordu Komutanlığı
nezdinde gerçekleştirilen seminere, aralarında 2. Ordu'dan isimlerin de
olduğu 16 ilin komutanı katıldı. İki ilin başsavcısı ve Genelkurmay
Harekat Dairesi'nden komutanların hazır bulunduğu toplantıya ilişkin
bilgiler iddianameye de girdi. Tutuklanan Eskişehir İl Jandarma Alay
Komutanı Recep Gençoğlu olayı doğrularken, gizli tanık Efe orada bulunan
bazı rütbeli isimleri teşhis etti. Şahıslar arasında Albay Dursun
Çiçek'in de yer aldığı ileri sürülüyor.
Edinilen bilgilere göre toplantı, askeri konuların konuşulduğu bir
seminer havasında başladı. Daha sonra farklı bir mecraya taşındı.
Erzincan'da Başsavcı ve Jandarma işbirliği ile gerçekleştirilen
soruşturmaların ayrıntıları üzerinde duruldu. Operasyonların diğer
illere de yayılması planlandı. 2011 seçimlerinde 'iç tehdit' olarak
algıladıkları mevcut hükümetin devam etmesi ihtimaline karşı müdahale
ortamının hazırlanması tartışıldı. Plana göre, hükümet üyeleri bazı
cemaat ve suç örgütleri ile irtibatlıymış gibi gösterilip soruşturmalara
dahil edilecekti. Seçim döneminde önceden planlanmış 'silahlı örgüt
evlerine' operasyonlar düzenlenecek ve seri gözaltılar yapılacaktı.
Sanıklarda ele geçirilen fişleme raporları ve illegal dinleme
kayıtlarının bu amaçla hazırlandığı belirtiliyor. Darbe toplantısına
katılan bazı komutanlar akşam saatlerinde ise Şömine Kafe'deki yemekte
bir araya geldi. Söz konusu toplantının Sokak Çocukları Derneği'nin
başındaki İ.M. tarafından gizli kamerayla görüntülendiği ileri
sürülüyor.
İddianamede darbe toplantısına ilişkin önemli bilgiler yer alıyor. Buna
göre, soruşturma kapsamında tutuklanan Eskişehir İl Jandarma Alay
Komutanı Recep Gençoğlu ifadesinde, toplantı yapıldığını ve katıldığını
kabul etti. Darbe toplantısı gizli tanık Efe'nin ifadelerinde de yer
alıyor. Efe, darbe toplantısına katılan bir kısım rütbeli personeli ayrı
ayrı teşhis etti. Şahıslar arasında 'Kaos Planı'nın altında imzası
bulunan Dursun Çiçek de bulunuyor. 3. Ordu Komutanlığı'nda yapılan
toplantının devamı olarak İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda da çeşitli
toplantılar yapıldığı belirtiliyor. Şüpheli Ersan Ergut'ta ele geçirilen
notlara göre, söz konusu toplantıları yapan kişinin dönemin İl Jandarma
Alay Komutanı Recep Gençoğlu olduğu, bu toplantıların bir kısmına
başsavcı İlhan Cihaner'in de katıldığı, illegal emirleri Gençoğlu ve
Cihaner'in birlikte verdiği kaydediliyor. (Zaman)
Tanıklara gönderilen tehdit mektupları savcılıkta • 14 sanıklı
iddianamede ifadeleri yer alan gizli tanıklar da büyük baskı altında. Üç
tanığın 3 gün önce Ankara'ya kaçırıldığı fotoğraflarla belgelenmişti.
Diğer tanıklara ise 'ölüm tehditleri' içeren mektupların gönderildiği
öğrenildi. Mektuplarda 'ifadenizi değiştirmezseniz sizi ve ailenizi
ortadan kaldırırız' şeklinde cümlelerin yer aldığı belirtiliyor.
Tanıkların, kendilerine ulaşan mektupları savcılığa teslim ettiği,
mektupların savcılıkta olduğu bildiriliyor. (Zaman)
Eski İliç Savcısı Bozkurt: İfadelerini değiştirseler de artık anlamı
yok • Gizli tanıkların üzerinde ne kadar baskı olduğunu artık bütün
basın yayın organlarının yazdığını söyleyen İliç eski Cumhuriyet Savcısı
Bayram Bozkurt, "Sürekli birileri tarafından farklı ifade vermeleri ve
ifadelerini geri çekmeleri isteniyor. Bu suçtur. Yetkililerin harekete
geçmesi lazım. Kim bu gizli tanıkları alıp İstanbul'a, Ankara'ya
götürüyor. Bu kişiler hakkında yasal sürecin başlaması lazım. Çünkü
yürüyen bir soruşturmayı açıkça etkileme çalışması var. Bu gizli
tanıklar, yeni atanan savcılar tarafından da şüpheye mahal verilmesin
diye ifadeleri alındı. Bu saatten sonra ifadelerini değiştirmelerinin
pek bir anlamı yoktur. Çünkü artık basına da çıkmıştır ifadeleri.
Dolayısıyla artık biz kandırıldık, şöyle oldu, böyle oldu demelerinin
ben artık bir anlam ifade edeceğini sanmıyorum" dedi. Yargılıyı
etkilemek gibi bir niyetinin olmadığının altını çizen Bozkurt, gizli
tanıklarla ilgili kararın mahkeme tarafından verileceğini sözlerine
ekledi. Savcıların elinde somut delil olmasa davanın açılamayacağını
belirten Bozkurt, "Bazı kesimler tarafından iddianamenin tamamen gizli
tanık ifadele-rine dayandırıldığı üzerine yorumlar yapılıyor. Ben buna
katılmıyorum. İddianame sadece tanık beyanı üzerine kurulamaz. 13-14
tane gizli tanık var. Vermiş oldukları beyanlar da birbirleriyle
tutarlı" dedi. Kendisinin de gizli tanıklar içinde olduğunu iddia
edenlerin yanıldığını belirten Bayram Bozkurt, "Ben gizli tanık 'Efe'
değilim. İfade vermem için gizli tanık olmama gerek yok. Gerekirse gider
ifade veririm" şeklinde konuştu. (Yenişafak)
Erzincan'daki
Kirli ve Islak planın yüzlerce delili var Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturmada yargı tarihine
geçecek gelişmeler yaşanıyor. İddianamenin yarısının gizli tanık
ifadelerinden oluştuğunu ileri süren bazı çevreler soruşturma ve davayı
küçümsemeye çalışıyor, ancak iddianamede çok önemli maddi deliller
bulunuyor. 14 ek klasörlü iddianamede bombaların Çatalarmut Baraj
Gölü'ne polise komplo kurmak için yerleştirildiği belgeleniyor. Tutuklu
Üsteğmen Ersin Ergut'un bilgisayarında, Baraj Gölü'ne atılan bu
mühimmatın listesi bulundu. Yine Ergut'ta ele geçirilen 'Ddl.doc' isimli
dosyada mühimmatın evlere nasıl yerleştirilecaeği ve bu konuda 3. Ordu
imkanlarının seferber edileceği ayrıntılarıyla anlatılıyor. Mahkeme
kararıyla yapılan dinlemeler ise tüm delilleri teyit ediyor.
14 ek klasörlü iddianamede bombaların Çatalarmut Baraj Gölü'ne polise
komplo kurmak için yerleştirildiği belgeleniyor. Üsteğmen Ersin Ergut'ta
ele geçirilen "Ddl.doc" isimli dosyada mühimmatın evlere nasıl
yerleştirileceği ve bu konuda 3. Ordu imkanlarının seferber edileceği
ayrıntılarıyla anlatılıyor. "Sol terör örgütlerinin faaliyetleri
artırılacak." şeklindeki el yazısı da dikkat çekici. Mahkeme kararıyla
yapılan dinlemeler ise tüm delilleri teyit ediyor.
Belgeler dudak uçuklatıyor • Ergenekon'un Erzincan ayağına
ilişkin soruşturmada yargı tarihine geçecek gelişmeler yaşanıyor. CHP,
davanın bizzat müdahili. CHP'nin kamuoyunu, tutuklanan Erzincan
Başsavcısı İlhan Cihaner lehine yönlendirmek için bazı gazetelerle
temasa geçtiği ileri sürüldü. Ardından CHP Milletvekili Ahmet Ersin,
Jandarma İstihbarat'ın öncülüğünde gizli tanıklarla bir araya geldi. Son
hamle gizli tanıkları Ankara'ya kaçırmak oldu. Bir diğer strateji ise
gizli tanıkların itiraflarının sulandırılmaya çalışılması. Bu kapsamda
bazı gazeteler iddianamenin yarısının gizli tanık ifadelerinden oluştuğu
yönünde haberler yapıyor. Ancak Erzurum Cumhuriyet Savcılığı tarafından
hazırlanan iddianamede çok önemli maddi deliller var. İddianamenin tam
14 ek klasörü bulunuyor. Belgeler arasında Jandarma İstihbarat
raporları, görüşme kayıtları, el yazısı ile alınmış notlar, bulunan
mühimmatla ilgili ekspertiz raporları, şüpheli Jandarma Başçavuş Orhan Esirger'de bulunan dijital deliller, şüpheli Jandarma Üsteğmen Ersin
Ergut'un bilgisayarında ele geçirilen çok önemli gizli belgeler
bunlardan birkaçı. İddianamenin eklerinde yer alan 1 No'lu klasörde
bulunan mühimmata ilişkin belgeler yer alıyor. Söz konusu belgelerde
emniyete kurulan tuzağa ilişkin çok önemli deliller bulunuyor. Buna göre
Erzincan Çatalarmut Baraj Gölü'nde 27 Ekim 2009'da bulunan 13 adet el
bombası ile 350 civarında merminin polise komplo kurmak için
yerleştirildiği tespit edildi.
Üsteğmenin bilgisayarında baraj gölündeki mühimmatın listesi •
Komplonun belgesi, sanıklarda bulunan bilgisayarın imaj işleminde ele
geçirildi. Tutuklu Üsteğmen Ersin Ergut'un bilgisayarında, polise komplo
kurmak için Çatalarmut Baraj Gölü'ne atılan mühimmatın listesi bulundu.
Bu belgede 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Cumhuriyet
Başsavcısı İlhan Cihaner'in, İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı
Nedim Ersan ve Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Tapan'ın isimleri de
geçiyor. Yine tutuklu sanıklardan Ersin Ergut'un bilgisayarına ait hard
diskte çok sayıda fişleme dosyası bulundu. Ergut'ta ele geçirilen "sol
terör örgütlerinin faaliyetleri artırılacak" şeklindeki el yazısı önemli
deliller arasında.
Astsubayın belge kaçırmaya kalkışması ve belgeler tespit edildi •
Tutuklu sanıklardan Yaylabaşı Karakol Komutanı Murat Yıldız'ın karakol
yakınındaki TOKİ inşaatında sakladığı iki çantada çok sayıda resmi ve
özel belgenin yanı sıra, dijital veriler bulundu. Şüpheli Ahmet Saraçlar'ın bilgisayarında ise başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın eşleri
olmak üzere çok sayıda milletvekili ve bakanın eşleri hakkında
değerlendirme raporlarının yer aldığı fişleme dosyası bulundu.
Dinleme kayıtları • 2 No'lu klasörde şüphelilerden Nedim Ersan,
Ali Tapan, Abdulvahap Güllü, Şenol Bozkurt, Sinan Özendi ve Yaşar Baş'a
ait mahkeme kararı ile yapılan dinlemelere ilişkin kayıtlar dikkat
çekiyor. 3 No'lu klasörde Jandarma İstihbarat birimleri tarafından
hazırlandığı belirlenen "3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ile ilgili
değerlendirme.docx" başlıklı dosya var. Aynı klasörde yer alan Ersin
Ergut'ta ele geçirilen "Ddl.doc" isimli dosyada da mühimmatın evlere
nasıl yerleştirileceği, bu konuda 3. Ordu imkanlarının seferber
edileceği gibi bilgiler yer alıyor. 6 numaralı klasörde şüpheliler Nedim Ersan, Ersin Ergut, Orhan Esirger ve Ergin Soysal'ın İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığı'nın yürüttüğü Ergenekon soruşturmasındaki bazı şüphelilerle
irtibatına ilişkin tespit tutanağı var.
Cihaner hakkında 2'nci iddianame hazırlanabilir
Başsavcı İlhan Cihaner'in bodrumunda bulunan belgeler inceleniyor
• Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in evinin bodrumunda ele
geçirilen binlerce belgeye ilişkin inceleme ise iddianameye yansımadı.
Söz konusu belgeler savcılık tarafından tek tek inceleniyor. Belgeler
arasında çok sayıda gizli damgalı doküman, dinleme tapeleri,
fişlemelerin bulunduğu öğrenildi. Alınan bilgilere göre incelemenin
tamamlanmasının ardından suç niteliğinin değişmesi durumunda Cihaner
hakkında ikinci bir iddianame hazırlanacak. Ya da mevcut dosya
kapsamında yargılama safhasında dosyaya eklenecek. (Zaman)
Balyoz'da 33 sanığın tutukluluk itirazı reddedildi Aralarında 1. Ordu Eski Komutanı emekli Org. Çetin Doğan ve emekli
Korg. Engin Alan’ın da bulunduğu Balyoz soruşturmasında tutuklu bulunan
33 şüpheli hakkındaki 'tutuklamaya itiraz' talebi İstanbul 10. Ağır Ceza
Mahkemesi'nin 3 kişilik hakim heyeti tarafından oybirliği ile
reddedildi.
Balyoz soruşturması kapsamında tutuklanan 37 şüpheliden emekli Orgeneral
Çetin Doğan’ın da aralarında bulunduğu 33’nün tutukluluğuna yapılan
itiraz İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.
Oy birliği ile alınan kararlar • İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi
heyeti, ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümeti yürütme organını cebren iskat ve
men etmeye teşebbüs’ suçlarından cezaevine gönderilen 34 şüphelinin
tutukluluğuna yapılan itirazı değerlendirdi.Mahkeme Başkanı Zafer
Başkurt ve üye hakimler Davut Bedir ile Murat Üründü tarafından alınan
kararda emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Korgeneral Engin Alan,
Emekli Tuğgeneraml Süha Tanyeli, emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü, emekli
Albay Bülent Tunçay , emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, emekli Albay
Ali İhsan Çuhadaroğlu, emekli Tuğgeneral Mehmet Kaya Varol, emekli
Tümamiral Özer Karabulut, emekli Albay Ümit Özcan, emekli Albay Suat
Aytın, emekli Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, emekli Tuğgeneral İzzet
Ocak’ın aleyhlerindeki mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suçun vasıf
ve mahiyeti, CMK’da tutuklamayı gerektirir katolog suçlardan olması,
suçu işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren
olguların bulunması, delillerin tam olarak toplanmamış olmasını dikkate
alınarak oy birliği ile tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.
Başkan 20 kişiye şerh koydu • Mahkeme şüpheliler Albay Taylan
Çakır, Albay Levent Çehreli, Albay Hasan Basri Aslan, Yarbay Ertuğrul
Uçar, Yarbay Ali Rıza Sözen, Albay Ali Türkşen, Albay Abdullah Zafer
Arısoy, Tuğamiral Turgay Erdağ, Tümamiral Ali Semih Çetin, Tümamiral Cem
Aziz Çakmak, Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz, Yarbay Hanifi Yıldırım,
Albay Yüksel Gürcan, emekli Albay Emin Küçükkılıç, Albay Recep Yıldız,
Albay Mustafa Önsel, Albay Murat Özçelik, emekli Albay Kubilay Aktaş,
Tümgeneral İhsan Balabanlı, emekli Tümgeneral Bekir Memiş’in,
‘aleyhlerindeki mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suçun vasıf ve
mahiyeti, CMK’da tutuklamayı gerektirir katalog suçlardan olması, suçu
işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren
olguların bulunması, delillerin tam olarak toplanmamış olması nedeniyle
delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimallerinin bulunduğunu
dikkate alarak oy çokluğu ile tutukluluk hallerinin devamına karar
verdi.
Tutuklama kararında isabetsizlik yok • Mahkeme kararında,
‘İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi tarafından verilen tutuklama
kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını da’ belirtti.
Başkanın gerekçesi • Mahkeme Başkanı Zafer Başkurt, oy çokluğu
ile tutuklunun halinin devamına karar verilen 20 kişinin tahliye olması
yönünde şerh koydu.Başkan Başkurt, ‘Şüphelilerin üzerlerine atılı suçun
niteliğinin değişme ihtimali, delil durumu, şüphelilerin faal kamu
görevlisi olması, kaçma, saklanma veya kaçacakları şüphesini uyandıran
somut olguların bulunmaması, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme
olanaklarının söz konusu olmaması, belli ikametgah sahibi olmaları, bazı
şüphelilerin daha ağır konumları olmasına rağmen savcılık serbest
bırakılmış olması göz önüne alınarak adli kontrol ve yurtdışına çıkış
yasağı konmak sureti ile bu şüphelilerin tahliyesi görüşünde olduğumdan
çoğunluk görüşüne katılmıyorum’ diyerek şerh gerekçesini açıkladı. (Hürriyet)
Cihaner:
Mahkemenin kararı eşkıyalıktır Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'in gözaltına alınacağının tebliğ
edildiği an kayıtta olan polis kamerası görüntüleri ortaya çıktı.
Yayınlanan görüntüler bazı tartışmalara da açıklık
getiriyor. Görüntüler, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek'in soruşturmaya
gözaltı kararından sonra değil, gözaltı kararı çıkmadan çok önceden
müdahale etmeye başladığını da belgeliyor. Oysa Özbek, arama ve gözaltı
olduğu anda olaya müdahil olduğunu iddia etmişti. Görüntülerde dikkat
çeken diğer bir ayrıntı da Başsavcı Cihaner'in gözaltına alınacağını ve
kendisine isnat edilen suçları öğrenince şok olması. Cihaner hem
savcıların yaptığına, hem de mahkeme kararına 'eşkiyalık' diyerek tepki
gösteriyor.
Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in gözaltına alınacağının tebliğ
edildiği an kayıtta olan polis kamerası görüntüleri ortaya çıktı.
Cihaner’in evinde ve makamında yapılan aramalarda, Cihaner ile Savcı
Osman Şanal arasındaki çok ilginç diyaloglarla birlikte, HSYK
Başkanvekili Kadir Özbek’in soruşturmaya gözaltı kararından sonra değil,
gözaltı kararı çıkmadan çok önceden müdahale etmeye başladığını da
belgeledi. İlhan Cihaner’in ev araması sırasında kayıtta olan polis
kamerası HSYK Başkanvekili Kadir Özbek ile Cihaner’in bir gün önce bir
arama ve gözaltı olması durumunda nasıl davranacağını konuştuklarını
belgeledi. Özbek’le uzun süren bir görüşmesi yapan Cihaner “Başkanım
zaten dün akşam size söylemiştim” diyor. Bu da Özbek’in süreci yakından
takip ettiğini, aralarındaki görüşmelerin gözaltı kararından önceye
dayandığını gösteriyor.
Başsavcı Cihaner gözaltı ve suç isnatlarını görünce şok oldu •
Başsavcı Cihaner’e makamında gözaltı kararının tebliğ edildiği andaki
görüntülerde ise ilginç diyaloglar dikkat çekiyor. Osman Şanal ile
Başsavcı İlhan Cihaner karşı karşıya oturuyor. Savcı Şanal, elindeki
yakalama ve gözaltı kararını incelemesi için İlhan Cihaner’e veriyor.
Mahkeme kararını şaşkınlık içinde okuyan Cihaner, “Evrakta sahtecilik,
iftira, tehdit ne için bunlar” diye soruyor. Osman Şanal’ın
‘Anlatacağız’ sözleri üzerine Cihaner, “Bunu yapamazsınız. Hukuk dışı,
direneceğim. Bunu yapamazsınız arkadaşlar” diyor.
Mahkeme kararı da eşkiyalık • Savcı Osman Şanal’ın “mahkeme
kararını uyguluyoruz” karşılığı vermesi üzerine İlhan Cihaner “Bu karar
da eşkiyalıktır” diye cevap veriyor. Aramaya katılan Terörle Mücadele
Şubesi polislerinden mahkeme kararının bir fotokopisinin çekilerek
Başsavcı Cihaner’e verilmesini isteyen Osman Şanal “Sizi yanımızda
götüreceğiz İlhan Bey” diyerek gözaltına alınacağını söylüyor.
Görüntüler Özbek’i doğrulamıyor • İlhan Cihaner’in Özel Yetkili
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla gözaltına alınıp
tutuklanmasının hemen ardından Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekili ile
soruşturmayı yürüten Osman Şanal ve aramaya katılan diğer 2 savcının
yetkileri HSYK tarafından alınmıştı. Cihaner’in evinin arandığı sırada
HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in hem Cihaner’i hem de arama yapan
savcıları aradığı, savcılara sicil numaralarını sorarak baskı yaptığı
ortaya çıkmıştı. Özbek kendisini “Durum hakkında bilgi aldım. Cihaner
‘direneceğim’ dedi, ‘sakın yapma’ dedim” diye savunmuştu. Ancak
Cihaner’in polis kamerasına yansıyan sözleri, Cihaner ile Özbek’in
gözaltından bir gün önce ne yapacaklarını konuştuğunu ortaya koydu.
İşte iki savcı arasındaki o diyalog • Şanal ile Cihaner
karşılaştığında ise karşılıklı koltuklara oturan iki savcının arasında
çok ilginç bir konuşma geçiyor. Diyaloglar şöyle gelişiyor:
Şanal: Anlatacağız.. Cihaner: Hukukdışı... Fiziken
direneceğim... Bunu yapamazsınız arkadaşlar... Siz ne yaptığınızın
farkında mısınız?
Şanal: Ne yaptığımızın farkındayız.. Polemik yapmak doğru değil..
Hukukun gerereğini yapmak için buradayız.. Kişisel husumet sözkonusu
bile olamaz.. Cihaner: Kesinlikle böyle bir şey var.
Şanal: Biz işimizi yapacağız. sizi de yanımızda götüreceğiz.
Cihaner: Götüremeyeceksiniz, direneceğim... Zor kullanacaksınız..
Şanal: Doğru bir davranış olmaz sizin açınızdan. Cihaner:
Hayır çok doğru bir davranış olur. Cihaner: Eşkıya gibi
davranıyorsunuz..
Şanal: Eşkıya gibi davranmıyoruz.. Şu anda oturuyoruz bakın...
Cihaner: Hayır, hayır... Eşkıyalık elinde silahla kılıçla olmaz...
Eşkıyanın değişik şeyleri var.
Şanal: Elimizde mahkeme kararıyla geldik buraya.. Cihaner:
O karar da eşkıyalık.. Öyle anlaşılıyor..
Şanal: Sizin düşünceniz öyle olabilir... Onu değiştirecek durumda
değiliz..
Bu diyalogların ardından ofisteki arama başlıyor... Arama sonrasında
gözaltına alınan Cihaner mahkemece tutuklanarak cezaevine
gönderiliyor... (Habertürk)
Hakkında soruşturma başlatılmalı • 06 Mart 2010:
Emekli Savcı Gültekin Avcı: "İlhan Cihaner'in 'Bu yaptığınız
eşkıyalıktır' sözleri ile görevli savcıya ve mahkemeye hakaret etmiştir.
İlk etapta kamu görevlisi olan savcıya hakaret etmesi 125. madde
gereğince suçtur. Ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 301/2 maddesine göre de
devletin askerine ve adliyesine hakaret kapsamına giren bu sözler
Cihaner'in suç işlediğini ortaya koymaktadır. Başsavcı hakkında
şikayetin beklenmesine gerek yok. Doğrudan cumhuriyet savcısı soruşturma
başlatabilir. Cihaner'in bu tarz hakareti kesinlikle kabul edilemez ve
suç teşkil eder. İnsan infial içerisinde de olsa bu devletin kamu
görevlisine ve mahkemesine hakaret etme yetkisine sahip değildir. Bu
hakaret konuşması tutanaklara geçirilmeli."
(Zaman)
(05 Mart 2010, 15:10), son güncelleme: (06 Mart 2010)
Kaçmaz'dan
şov ve tehdit: Kimin kimi yiyeceğine su karar verir Kaçmaz, dünkü savunmasında iddialara cevap vermek yerine 'siyasi şov'
yaptı. Kaçmaz, bu davayla laik hukuk devletinin yok edilmesinin
hedeflendiğini, dava sürecinin tarihe kara leke olarak geçeceğini iddia
etti. Kaçmaz, 'Bizi cadı ilan ederek bizi yakmak isteyenler şunu
unutmamalıdır, biz gerekirse yanacağız, yanarken ateşimizin oluşturacağı
aydınlık geride kalanların özgürlük ve bağımsızlık savcısına ışık
tutacaktır' diye konuştu. Yargının kuşatma ve yıpratma altında olduğunu,
Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay
Başkanı'na sokak jargonu ile hakaret edildiğini öne süren Kaçmaz,
Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'i savundu. Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı'nın yasa dışı dinleme ve gizli tanık beyanları ile köşeye
sıkıştırıldığını iddia eden Kaçmaz, Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan
Erdoğan hakkındaki kararları nedeniyle saldırılara uğradığını savundu.
Kaçmaz savunmasını tehditle bitirdi: 'Süreci planlayan, yöneten, icra
eden kişilere sesleniyorum; başlarını iki ellerinin arasına alıp iyice
düşünsünler; sular çekilince karıncalar balıkları, sular yükseldiğinde
balıklar karıncaları yer, hiç kimse şimdiki gücüne güvenmesin, kimin
kimi yiyeceğine su karar verir.'
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, görevini kötüye
kullandığı ve soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla Yargıtay
4. Ceza Dairesi’nde dün yargılanmaya başladı. Adalet Bakanlığı Teftiş
Kurulu Başkanlığı’nın görevlendirdiği iki başmüfettiş tarafından
yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede 7 suçlamada
bulunulmuştu. Suç duyurusu üzerine Ankara Başsavcılığı soruşturma
başlatmış ve Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açmıştı. Mahkeme ise
Osman Kaçmaz’ın birinci sınıf hakim olması nedeniyle dosyayı ilk derece
mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Ceza Dairesi’ne göndermişti. Duruşma
sonrası çıkışta gazetecilerin sorularını cevaplayan Kaçmaz, sürecin
devam ettiğini belirterek bir şey söylemek istemediğini ifade etmiş,
'siyasi savunmamı yaptınız?' sorusuna 'hayır' cevabını vermişti. Ancak
ayrıntılar geldikçe Kaçmaz'ın, iddiaları cevaplamadığı ve tamamen siyasi
bir savunma yaptığı ortaya çıktı.
Çete sanıklarına bilgi sızdıran savcı arkadaşını teknik takipte
olduğuna dair uyarmıştı •
Yargıtay Ceza Genel Kurulu salonunda yapılan duruşmaya Kaçmaz ile
avukatı katıldı. YARSAV eski Başkanı ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer
Faruk Eminağaoğlu da Kaçmaz'a destek için duruşmayı izledi. Yargıtay 4.
Ceza Dairesi Başkanı Osman Yaşar, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin son
soruşturma kararıyla Kaçmaz'ın İstanbul Atatürk Havalimanı'nda olmasına
karşın, Ankara'da bulunuyormuş gibi UYAP üzerinden e-imza ile işlem
yaparak görevini kötüye kullandığı, Konya eski Başsavcısı Fatih
Özdemir'in Okyanus Operasyonu kapsamında telefonlarının dinlendiği
yönünde bilgi vererek soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlamalarıyla
yargılandığını belirtti. Daha sonra Kaçmaz'ın savunması dinlendi.
Yargının kuşatma ve yıpratma altında olduğunu, Anayasa Mahkemesi,
Danıştay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Başkanı'na sokak
jargonu ile hakaret edildiğini öne süren Kaçmaz, Erzincan Başsavcısı
İlhan Cihaner'i savundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yasa dışı
dinleme ve gizli tanık beyanları ile köşeye sıkıştırıldığını iddia eden
Kaçmaz, Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan hakkındaki kararları
nedeniyle saldırılara uğradığını savundu. Kaçmaz, iddialara ilişkin
savunma yapmak yerine Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ı hedef
aldı. Kaçmaz savunmasını tehditle bitirdi: "Süreci planlayan, yöneten,
icra eden kişilere sesleniyorum; başlarını iki ellerinin arasına alıp
iyice düşünsünler; sular çekilince karıncalar balıkları, sular
yükseldiğinde balıklar karıncaları yer, hiç kimse şimdiki gücüne
güvenmesin, kimin kimi yiyeceğine su karar verir." (Zaman)
Cihaner'e
tahliye ve Yargıtay'a gitme talepleri reddedildi Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kabul ettiği, aralarında
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ve Eskişehir İl Jandarma
Alay Komutanı Kıdemli Albay Recep Gençoğlu'nun da bulunduğu 10'u tutuklu
14 kişi hakkındaki iddianamenin tensip zaptında, tutuklu sanıklar
Cihaner ve Gençoğlu ile birlikte Nedim Ersan, Ersin Ergut, Orhan
Esirger, Şenol Bozkurt, Murat Yıldız, Şinasi Demir, Kıvılcım Üstel ve
Sadri Barkın İnce'nin 'tutukluluk hallerinin devamına', sanıklar İlhan
Cihaner ve Recep Gençoğlu'nun avukatlarının tahliye taleplerinin ayrı
ayrı reddine karar verildi. Tensip zaptında ayrıca şu ifadeler yer aldı:
'İddianamede sanığın üzerine atılı suçların terör suçları olması bu tür
suçların görevle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ilişkisi olmayan mütemadi
suç olması bu suçun niteliği ve süreklilik arzeden özelliği nedeniyle
temadinin bir kısmının görevini yaparken, yani mesai saatleri içerisinde
yapılmasının bu suçu görev suçu haline getirmeyeceği, dolayısıyla
sanığın üzerine atılı suçların kişisel suç olması nedeniyle sanık İlhan
Cihaner vekili Hamit Sekman ile müdafileri Hikmet Aksakallı ve çetin
Fındıkoğlu'nun dosyaya görevsizlik kararı verilmesi yönündeki
taleplerinin reddine, sanıklardan İlhan Cihaner'in mahkememizde
yargılanmasına oy çokluğu ile karar verildi.' Üç hakimden oluşan mahkeme
heyetinde üye hakim Ali Kaya alınan tüm bu kararlara karşı çıktı.
Muhalefet şerhinde ortaya koyduğu görüşleriyle dikkat çeken Hakim Kaya,
Cihaner'in işlediği iddia edilen suçların görev suçu olduğunu
savunmasıyla ve davanın Yargıtay'a götürülmesinde ısrar etmesiyle şaşırttı.
Heyet, tutuklu sanıklar İlhan Cihaner, Recep Gençoğlu, Nedim Ersan,
Ersin Ergut, Orhan Esirger, Şenol Bozkurt, Murat Yıldız, Şinasi Demir,
Kıvılcım Üstel ve Sadri Barkın İnce'nin üzerlerine atılı suçun CMK'nın
100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması, atılı suçun niteliği ve
mevcut delil durumu, haklarındaki kuvvetli suç şüphesinin varlığını
gösteren olgular ve delilleri karartma şüphesinin varlığı, CMK'nın
100/2-3 maddeleri nazara alınarak, tutukluluk hallerinin ayrı ayrı
devamına, sanıklar İlhan Cihaner ve Recep Gençoğlu'nun avukatlarının
tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verdi. Tutuksuz sanıklar
Saldıray Berk, Ali Tapan, Ahmet Saraçlar ve Yaşar Baş'ın ise CMK'nın
145. maddesi uyarınca iddianame ekli, duruşma gün ve saatini bildirir
açıklamalı davetiye ile ayrı ayrı duruşmaya celplerine, müşteki Ahmet
Demir ile tanıklar Süleyman Oğuz, Ömer Bayşan ve Erdal Zirek'in
beyanlarının alınması için Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi'ne talimat
yazılmasına, karar verildi.
3 hakimden ikisine göre Cihaner'e atfedilen terör suçları görev suçu
değil • Tensip zaptında ayrıca şu ifadeler yer aldı: ''İddianamede
sanığın üzerine atılı suçların terör suçları olması bu tür suçların
görevle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ilişkisi olmayan mütemadi suç olması
bu suçun niteliği ve süreklilik arzeden özelliği nedeniyle temadinin bir
kısmının görevini yaparken, yani mesai saatleri içerisinde yapılmasının
bu suçu görev suçu haline getirmeyeceği, dolayısıyla sanığın üzerine
atılı suçların kişisel suç olması nedeniyle sanık İlhan Cihaner vekili
Hamit Sekman ile müdafileri Hikmet Aksakallı ve çetin Fındıkoğlu'nun
dosyaya görevsizlik kararı verilmesi yönündeki taleplerinin reddine, Bu
nedenlerle duruşmanın, tutuklu sanıkların tutuklama durumlarının
incelenmesi yönünden 30.03.2010 günü saat 09.30'a, 29.04.2010 günü saat
09.30'a, esas yönünden ise 04.05.2010 günü saat 09.30'a bırakılmasına,
tutukluluğun devamı yönünden 7 gün içerisinde Diyarbakır Nöbetçi Ağır
ceza Mahkemesi Başkanlığı'na (CMK'nın 250. maddesi uyarınca yetkili)
itirazı kabil olmak üzere, sanıklardan İlhan Cihaner'in mahkememizde
yargılanmasına ve sanıklardan Recep Gençoğlu'nun tutukluluk halinin
devamına yönelik ara kararı yönünden oy çokluğu ile karar verildi.''
Üye Hakim Ali Kaya alınan kararlara karşı çıktı üç yönden muhalefet
şerhi koydu • Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in de
aralarında bulunduğu 14 sanıkla ilgili iddianameye üye hakim Ali Kaya,
üç yönden şerh koydu. İddianame 1 Mart’ta toplanan Erzincan 2. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin önüne geldi. Başkan Mustafa Karatay ve üye hakimler Ali
Kaya ile İsmail Şahin’den oluşan heyet iddianamenin kabulüyle ilgili
kararı oyçokluğuyla aldı. Üye hakim Ali Kaya, şu şerhleri koydu: 1)
“Şüpheli Saldıray Berk’in hazırlık aşamasında ifadesinin alınmamış
olması, mevcut delillerle örgüt liderliği suçu açısından delillerin
yeterince ilişkilendirilmediği, bu nedenle iddianamenin iadesi gerekir.
2) Cihaner’in suçları görev nedeniyle ya da görevi sırasında işlediği,
örgüt üyeliği suçunun delilleri olan eylemlerinin yargılamasının
Yargıtay’da yapılmasının değerlendirilmesi gerekir. 3) Albay Recep
Gençoğlu delil durumu ve delilleri karartma ihtimali olmadığı için
tahliye edilmeli.
Üye Hakim Ali Kaya'dan karşı oy: Cihaner Yargıtay'da yargılanmalı
• Üye Hakim Ali Kaya, karşı oy kullandığı tensip zaptında, tutuklu
sanıklardan Başsavcı İlhan Cihaner'in işlediği suçları savcılık sıfatını
kullanarak gerçekleştirebileceği ve örgüt üyeliği suçunun delilleri olan
eylemlerinin yargılanmasının, Yargıtay ilgili dairesinde yapılması
gerektiği yönünde görüş belirtti. Üye Hakim Kaya, tensip zaptında, 2802
sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 89, 90, 91, 92 ve 93. maddeleri
ile 5271 sayılı CMK'nın ''bazı suçlara ilişkin muhakeme'' başlığı
altında düzenlenen 250. maddesini açıkladıktan sonra, Başsavcı
Cihaner'in işlediği iddia edilen suçlara değindi. Cihaner'in katıldığı
eylemleri tek tek sıralayan Kaya, şunları kaydetti:
Hakim Kaya: Cihaner tüm suçları görevliyken işledi o halde suçlar
görev suçu • ''Şüphelinin tüm suçları Cumhuriyet Başsavcısı
sıfatıyla görev yaptığı sırada işlediği, 'kamu görevlisinin resmi
belgede sahteciliği' suçunun yöneltilmesiyle de iddia makamı tarafından
şüphelinin görev suçu işlediği kabul edildiği, örgüte destek amacıyla
Erzincan Başsavcılığınca yürütülen-yürütülecek olan soruşturmalarda
şüphelinin gerek gizli tanıkları tehdit etmesi gerekse yönlendirmesi
eylemlerinin savcılık sıfatı kullanılarak gerçekleştirilebileceği, her
ne kadar hiçbir kamu görevlisinin 'görevi nedeniyle bir suç örgütüne üye
olma' suçunu işleyemeyeceği dolayısıyla örgüt üyeliği suçunun kişisel
suç olarak nitelendirilmesinin doğru olduğunun kabulü gerekli ise de
gerek Anayasa gerekse Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda 'hakim ve
savcıların görevleri nedeniyle ve görevleri sırasında' işledikleri
suçlarda yargılama yerleri gösterilirken, birinci sınıfa ayrılmış
olanların Yargıtay'da yargılanacaklarının düzenlendiği Anayasanın 144.
Maddesi göz önünde bulundurulduğunda CMK'nın 250/3 maddesinde belirtilen
'birinci fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne
olursa olsun bu kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde
yargılanır' hükmünün hakim ve savcılar hakkında uygulanmasının
Anayasa'ya açık aykırılık teşkil edeceği,
Hakim Kaya: Cihaner'e açılmış dava durdurularak Anayasa mahkemesine
götürülmeli • Bu nedenle şüpheli İlhan Cihaner hakkında açılmış
bulunan kamu davasında 'durdurma kararı' verilerek CMK'nın 250/3
maddesinin Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla iptali için Anayasa
Mahkemesine müracaat edilmesi gerektiği, görüşe katılınmadığı takdirde
şüphelinin Başsavcı olması nedeniyle tatil günleri de dahil olmak üzere
24 saat boyunca gerek doğrudan gerekse ilgili adli birimlere emir ve
talimat vermek suretiyle görev ifa edebileceği, raporlu ya da izinli
olmadığı dönemlerde yasal deyişle görevi sırasında olduğunun kabulünün
gerektiği, görev sırasında veya görevi nedeniyle işlenen suçlarda ilk
derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevinin Yargıtay ilgili
dairesi olduğu, şüphelinin kişisel suç olan örgüt üyeliği suçundan
mahkememizde yargılanması gerekmekle birlikte örgüt üyeliği suçuna
dayanak teşkil ettiği iddia edilen eylemlerinin bütününü görevi
nedeniyle ya da görevi sırasında işlediği, şüpheli İlhan Cihaner'in
örgüt üyeliği suçunun delilleri olan diğer eylemlerinin yargılanmasının
Yargıtay ilgili dairesinde yapılmasının ve delillerle birlikte
değerlendirilmesinin gerektiği ve Yargıtay'a gönderilmek üzere
görevsizlik kararı verilmesi gerektiği kanaati ile,
Hakim Kaya: Saldıray Berk'in ifadesi alınmadığı için iddianame iade
edilmeli • Şüpheli Saldıray Berk’in hazırlık aşamasında ifadesinin
alınmamış olması, mevcut delillerle örgüt liderliği suçu açısından
delillerin yeterince ilişkilendirilmediği, bu nedenle iddianamenin
iadesi gerekir.
Hakim Kaya: Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum • Sanık Recep
Gençoğlu hakkındaki mevcut delil durumu, sanığın delillerin karartma
ihtimalinin bulunmaması göz önünde bulundurularak koşulsuz olarak
tahliyesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun
görüşüne katılmıyorum.'' (Zaman)
FLAŞ!!! Savcı: Baskı var, mahkeme tanıkları acilen dinlesin Erzincan-Ergenekon soruşturmasına atanan ve iddianameyi tamamlayarak
mahkemeye sunan yeni Başsavcıvekili Taner Aksakal, 'Gizli tanıklara
baskı var. Gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı yüksek.
Soruşturmanın selameti için çok acele dinleyin' diyerek mahkemeden talepte bulundu. İddianamedeki bu acil talep, jandarma ve CHP’li vekillerin
gizli tanıklara yaptığı baskıyı akıllara getirdi. Diyarbakır'da görülen
Cemal Temizöz davasında da gizli tanıklara baskı yapıldığı iddiaları
gündeme gelmiş, hatta soruşturma savcısı bu baskıyı delillendirerek dava
dosyasına eklemişti. Bu şekilde delillendirilen baskılar neticesinde
bazı tanıkların mahkemede ifadelerini değiştirdikleri görülmüştü.
Gündeme bomba gibi düşen ve ilk kez muvazzaf bir Orgenerali sanık
sandalyesine oturtan Erzincan Ergenekon iddianamesi birbirinden şok
belge ve bilgileri içeriyor. Ancak iddianamenin asıl bombası HSYK
tarafından yeni atanan Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekili Taner
Aksakal’ın iddianamenin sonuna düştüğü not oldu. Aksakal mahkemeden
“Gizli tanıklar mahkeme tarafından ivedilikle dinlensin” talebinde
bulundu.
Soruşturmanın selameti için • Özel Yetkili Başsavcıvekili Aksakal
iddianamenin sonuna düştüğü notta “Gizli tanıklar üzerindeki ifadelerini
değiştirmelerine yönelik baskılar devam ettiğinden, soruşturma
dosyasında önemli yeri olan gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı
bulunduğundan ve mevcut delillerin şüpheliler hakkında dava açmaya
yeterli şüphe oluşturduğundan yargılamanın selameti açısından büyük önem
arzetmesi nedeniyle mahkemenizce bu tanıkların en kısa sürede dinlenmesi
gerektiği düşünülmüştür” şeklindeki şok uyarılara yer verdi.
Jandarma ve CHP'li Ersin baskı yaptı • Başsavcıvekili Aksakal’ın
uyarısı, gizli tanıklara jandarma ve CHP’liler tarafından baskı
yapıldığı iddialarını gündeme getirdi. Savcı Osman Şanal’ın yetkilerinin
HSYK’nın yargı darbesiyle elinden alındığı gün, Gizli Tanık Munzur,
jandarma tarafından alıkonulmuş ve gece yarısı Erzincan Adliyesi’ne
götürülerek, hem ifadelerini geri çekmeye hem de Savcı Şanal aleyhine
tanıklığa zorlanmıştı. Jandarmanın ikna edemediği gizli tanıkların bir
otel odasında CHP Milletvekili Ahmet Ersin’le görüştürüldükleri ve Ersin’inin
ifadelerini geri çekmeleri için gizli tanıklara baskı yaptığı ortaya
çıkmıştı.
Gizli Tanık delilleri çalınacak mı? • İddianamenin sonundaki şok
nottaki bazı ifadeler kafaları karıştırdı. Gizli tanıkların ifadelerini
çekmeye zorlandığı bilinirken, Başsavcıvekili Aksakal’ın “soruşturma
dosyasında önemli yeri olan gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı
bulunduğu” yolundaki tespiti uzun süre tartışılacak gibi görünüyor. Adli
emanetteki gizli tanık delillerinin nasıl kaybolacağı ya da kimler
tarafından kaybedileceği merak konusu oldu. İddianamenin altındaki notun
ardından Özel Yetkili Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, gizli
tanıkların ifadelerine kısa zamanda başvurması bekleniyor.
Gizli tanık ifadeleri sanıklarca doğrulandı • Erzincan Ergenekon
iddianamesinde Gizli Tanık X’in “Albay Tapan, benimle görüşerek polis
aleyhine yalancı tanıklık yapmamı istedi” iddiasının Albay Ali Tapan
tarafından kabul edilmesi, Gizli Tanık Efe’nin “3. Ordu’da darbe
seminerleri yapıldı” iddiasının Albay Recep Gençoğlu tarafından kabul
edilmesi ve Gizli Tanık Munzur’un “Sivil kanat lideri Yaşar Baş’ın
bilgisayarında Tuncer Kılınç’la samimi fotoğrafları var” iddiasının
Baş’ın bilgisayarındaki fotoğraflarla doğrulandığı ve benzeri örnekler
hatırlatılarak şu tespit yapılıyor: “Sanıkların bu beyanları Gizli
Tanıkların ne kadar doğru ve ne derece önemli bilgiler verdiğini
göstermektedir.” (Star)
ERGENEKON
DAVASI HAKİM VE SAVCILARINA TARİHİ UYARILAR!.. Bugün görülmeye başlanacak dava süreci Türkiye'miz için çok hayati
önemde. Ne Avrupa Birliği müzakereleri, ne BM güvenlik konseyine
seçilmiş olmamız ne de benzeri gelişmelerin hiçbirisi bu dava kadar
önemli değil.
Çünkü devleti koruma adına hareket ettiğini iddia eden, hem sivilleri
hem devlet görevlilerini öldüren, sakat bırakan, öldürme yemini ettiren,
silahlı yemin törenlerinde evlilik nikahları kıyan, pkk, hizbullah,
dhkp-c, ibda-c ve benzeri terör örgütlerini maşa gibi kullanan, bizzat
onlara veya onlar yaptı süsü verilip devlet görevlilerine eylemler
düzenleten, müslüman-laik, türk-kürt, alevi-sünni, sağ-sol ve benzeri
kışkırtmalarla Türk halkını yıllardır
bölen
ve halen de bölmeye çalışan, bebelere kurşun sıktıran, insanlara dışkı
yedirerek, köylerini yakarak, aşağılayarak, devletten nefret ettiren, bu
baskıların da etkisiyle gençleri dağa çıkaran, bir kardeşi dağda bir
kardeşi askerde birbiriyle vuruşturan, binlerce anne-babayı yaşadıkları
sürece unutamayacakları tarifsiz
evlat
acısına boğan, birçok kadını kocasız, çocukları babasız bırakan, bir çok
gazilerimizin ömür boyu sakat kalmasına yol açan, Türkiye'mizi içine
kapatan bu menfur, melun terör organizasyonunu kısmen de olsa konu alan
bir davaya bakacaksınız! Hiçbir terör örgütü bunlar kadar bu ülkeye
zarar veremez!
Bu melun terör organizasyonundan korkmayınız, Türk halkından korkunuz.
Şemdinli savcısının başına gelenleri, Şemdinli davasına bakan Van
mahkemesi üyelerine yapılan baskıları, İstanbul Organize'ye nöbetçi
mahkeme kararı aldırarak baskın yapan ve hukuk dışı şekilde yeni
ergenekon soruşturma gelişmelerini kopyalamaya çalışan meslek
yüzkaralarını unutmayın! Sizler Türk Halkı adına karar vereceksiniz!
Sakın kurtlar vadisindeki gibi, bu adamları, millet adına yaptıkları
hizmetlerden dolayı suçlayamayız, beraat ettirmeliyiz, diye düşünmeyin.
Bu melun terör organizasyonunun polat alemdar ve ekibiyle hiçbir
benzerliği yok, üstelik de bu terör organizasyonu bir film değil, bir
gerçek. Yukarıda sıraladığımız cürümleri de önünüze sunulan belge ve
bilgilerde!..
Bu adamların işledikleri bu suçlar, insanlık suçlarıdır, en temel
suçlardır.. Bu suçlar ve ülkeye yaptıkları kötülükler, ne Türk Milleti
adına ne de devlet adınadır.. Eğer onlardan korkarsanız, yanlış tarafta
yer alırsanız bu aziz millet bunu da görecektir! Onların hesabı bugün
olmazsa, sizler eliyle olmazsa, bir gün mutlaka ama mutlaka
görülecektir. Unutmayınız ki kimse bu dünyada kalıcı değildir. Önemli
olan geride kalanların bizi nasıl hatırlayacağı, rahmetle mi lanetle mi?
Çok şeyler söylenebilir ama siz arif insanlarsınız, Türk Halkı adına
demek istediklerimizi anlamışsınızdır. Yüreğinizden korkuyu silin, sonu
ne olursa olsun, hukukun gereğini yerine getirin. Gerekçesi vicdan
huzurunuzdan temellenen, milletin de onaylayacağı kararlar verin! Böyle
olan tüm yiğit hukuk adamlarımıza Türk Halkı adına başarılar ve
kolaylıklar dileriz.
Abdullah Harun, (20 Ekim 2008)
Kontrgerilla,
Ergenekon Örgütü müdür veya Kontrgerilla mı Yargılanıyor, Tasfiye
Ediliyor? Ergenekon iddianamesinden net olarak anlaşılmıyor ama eğer
Ergenekon örgütü kontrgerilla'nın kendisi midir derseniz, Hayır! O
değildir, onun kullandığı alt örgütlerden birisidir. Kontrgerilla
vardır, halen devam etmektedir ve Ergenekon'la aynı değildir. Kesinlikle
böyledir. Bizce buna en büyük delil,
Genelkurmay'ın 1990 yılında yaptığı
brifingindeki açıklamasıdır:
“..Özel Harp Dairesi yalnız antikomünist
değildir. Din devrimine de karşıdır...”
Devrim kelimesi kullanılmış. Başörtüsü taleplerinin en fazla
dikkat çektiği “toplumsal hayatta İslam'ın gittikçe daha çok yer
alması”nın, brifingi verenlerce din devrimi süreci olarak görüldüğü,
dolayısıyla Kontrgerilla'nın, eski adı
Özel Harp Dairesi (ÖHD), yeni adı ise Özel Kuvvetler
Komutanlığı (ÖKK)
şeklinde değiştirilen ve başlangıçta ABD finansmanıyla kurulan, başbakan
Ecevit'in bile haberdar edilmediği çok gizli bir devlet örgütü olduğu ve
doğal olarak da varlığını halen sürdürdüğü, hiç bir şüpheye yer
bırakmayacak şekilde gayet net anlaşılmaktadır. Öyle ayrıcalıkları
vardır ki bu örgüt elemanlarının, mevcut kanunlara tabi değildirler,
yakalanırlarsa soruşturulmazlar. Genelkurmay Başkanı'nın 'tanırım, iyi
çocuktur' dediği ve yargılanmalarına açık müdahalenin yapıldığı
Şemdinli olayı subayları
buna canlı bir örnektir. Bu sitenin ilgili bir çok sayfasında bunları
yıllardır belirtmiştik ama özellikle sitemizin en önemli bölümünü teşkil
ettiğine inandığımız Kontrgerilla'nın varlığını gösteren klasik Deliller
sayfamızı, Özel Harp Dairesi Kontrgerilla mıdır? sorusuna cevap arayan Ö.H.Dairesi
sayfamızı, Kontrgerilla-Ergenekon-Gladio ve bağlantılı konulardaki
güncel haberleri aktaran
Manşetlerimiz sayfamızı ve tabi
forum
bölümümüzdeki ilgili tartışma başlıklarını okumanızı tavsiye ederiz.
Ergenekon
soruşturması ile kuyruğundan yakalanan Kontrgerilla
canavarı, kurtulmak için mücadele etmeye başlamıştır. Soruşturmanın
yukarılara tırmanmaması için, tıpkı Kurtlar Vadisi'ndeki İskender'in
yakalanışıyla adamlarının tüm ülkeyi bombalı ve silahlı saldırılarla
cehenneme çevirmeye çalışmaları gibi gözdağı eylemlerine girişmekte ve
“daha ileriye gitmeyin” demektedir.
Soruşturmanın seyrine göre bu eylemler devam edecek veya şimdilik
duracaktır. Son örneklerini teşkil eden Balıkesir Altınova ve benzeri
yerlerde sivillere, Aktütün Karakolu'nda askerlere, Diyarbakır'da
polislere yönelik peşpeşe düzenlenen saldırılar, 12 Eylül öncesinde
başarılan sağ-sol kavgasının günümüzde Türk-Kürt kavgası şeklinde
başarılmaya çalışıldığını, kışkırtmaların çok sırıtmasına rağmen bunun
yapılmasının ise iç-dış, türk-kürt, sağ-sol, asker-sivil gibi birbirine
karşıt unsurların birlikte çalıştıkları statükocu kontrgerillacıların
çok zor durumda olduklarını göstermekte. Yıllarca Meclis'teki
komisyonlara ifade vermeye tenezzül bile etmeyen General Veli Küçük gibi
önemli elemanlarını feda etmeyi göze almaları da kontrgerillacıların
köşeye sıkıştığını, şiddetle çırpınmakta olduklarını ve bu telaş
yüzünden iyice planlayıp örtemedikleri sırıtan hata dolu operasyonlar
yürütmekte olduklarını, en az hasarla kapandan kurtulmaya çalıştıklarını
gösteriyor. Benzer durum İtalya'daki Gladio soruşturması sırasında
yaşanmış, soruşturmayı engelleme girişimleri dolaylı ve doğrudan devreye
sokulmuştur. Belki de yıllar önce, 1980 öncesi başbakanlığı döneminde
Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi (ÖHD) iddialarının üzerine somut
şekilde giden, kendisine Çiğli Havaalanı'nda suikast girişiminde
bulunulan Bülent Ecevit'in,
“Özel Harp Dairesi'nin sivil
uzantısının açığa çıkarıldıklarında girişebilecekleri tehlikeli
tertiplerden duyduğu korku”
, bugünkü çılgınca katliam tertiplerini en çarpıcı şekilde anlaşılır
kılan, Ergenekon soruşturmasının aslında nerelere kadar tırmanması
gerektiğine ışık tutan ilk ve en üst düzey net açıklamadır. Ecevit'in
başbakanı olduğu hükümetin koalisyon ortağı Necmettin Erbakan'ın, Uğur
Mumcu cinayeti üzerine, bilinen ama kolayca ve normal koşullarda
söylenemeyen gerçeği, onbinlerce kişi “Kahrolsun Kontrgerilla!” diye
haykırırken dile getirdiği:
“Türkiye'de Özel Harp Dairesi var.
Bunların CIA'nın emrinde olduğunu, birçok provokasyonda bulunduğunu
biliyoruz. Uğur Mumcu'nun öldürülmesine benzer birçok cinayet
profesyonelce işlendi. Bu cinayetlerin Özel Harp Dairesi'nin marifeti
olduğunu biliyoruz.”
sözleri de diğer bir net açıklamadır.
Evet bir örgüt tasfiye ediliyor, adı Ergenekon, ama tıpkı Susurluk'taki
gibi kısıtlı tasfiyeden başka bir şey değil bu. Evet bu da bir şeydir,
güzeldir şüphesiz. Ama asıl örgüt, asıl beyin veya beyin takımı şu an
dışarıda, işinde gücünde insanlar görünümündedir. Muhtemelen çok
yakından tanınan kişiler olup ellerini kollarını sallayıp gezinmekte,
halka karşı yürütecekleri yeni operasyonları planlamaktadırlar. Boş
durmayı sevmezler. Yani kendimizi kandırmayalım, bu iş bitti demeyelim.
Yukarıda işaret ettiğimiz ÖHD kaynaklı örgütü ve bunların yurt sathına
yaydıkları, gerçek amacı yurt savunması ve yurdumuz işgale uğradığında
öğrendikleri, “ortalığı karıştırma, dış düşmana
terör uygulama ve böylece halkın direnişini örgütleme, moral verme, dış
düşmana karşı direnişi başlatma” gibi görevler üstlenmiş ve bu
amaçtan sapmayan,
ÖHD'nin sivil uzantısı gizli gerillaları istisna edelim. Ama
bu amacını unutup kendi halkını, müslüman insanımızı, kürt insanımızı iç
düşman olarak görüp, 12 Eylül darbesini olgunlaştırmak için aynı silahla
hem sağcı hem solcu vuran, kahvehane tarayan, bombalama eylemleri yapan,
darbe şartlarını olgunlaştıran, Atabeyler Grubu gibi Başbakan'a suikast
planları yapan, Şemdinli'de PKK kitapçısını bombalayıp PKK yaptı süsü
veren, Güneydoğu'da PKK'ya karşı mücadele ederseniz hapisten firarınızı
sağlarız, yakalanırsanız da sizi tanımıyoruz deriz diye MHP'lileri
yönlendiren, ister tam ister yarı resmi isterse de gayrı resmi gizli
devlet görevlilerinin oluşturduğu gizli gerillaları ne yapalım, onları
unutalım mı, bu dosya kapansın mı? Biz istesek de bu dosya kapanmaz. 100
yıldır ittihat terakki komitacılarını konuşuyorsak bir 100 yıl sonraki
nesillerimiz hala bu gizli kontrgerilla örgütünü konuşmalı mı?
Susurluk'ta sınırlı tasfiye oldu da dosya kapandı mı, hayır. Tam
demokrasi tam demokratik kontrol mekanizması kurmak zorundayız.
Düşüncesini, yaşam tarzını beğenmediği kendi halkını iç düşman görüp
örgütlü terör ve şiddet uygulayanları en şiddetli cezalarla cezalandırıp
sindirmedikçe, var olan tüm örgütlenmeleri dağıtmadıkça bu dosya hep
açık kalacaktır. İnşallah o meş'um dosyanın kapandığı günleri gelecek
nesillere kalmadan bizler de görürüz!..
Abdullah Harun, (27 Temmuz 2008),
son güncelleme: (13 Ekim 2008)
K
ontrgerilla,
Gladio, Özel Harp Dairesi, Nato, askeri darbeler, 12 Eylül öncesi-sonrası,
siyasi terör
olayları, sonuncusu Uğur Mumcu'yu hedef alan faili meçhul siyasi cinayetler,
Başbakan Ecevit'e, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik suikast girişimleri...
Tüm bu sözlerle ülkemizin karanlık bir yönü anlatılıyor. Yeraltında birşeyler
oluyor, ama ne ?..
1990 yılında İtalya'da patlak veren Gladio skandalı ve o
sıralarda ülkemizde işlenmekte olan laiklik cinayetleri bu konuyu pek yoğun
şekilde gündemimize soktu.
Birileri için şok edici bir gelişmeydi. Suçüstü yakalanmışlardı, açıkça itiraf
etmeseler de!.. Skandal patladıktan sonra kısa süre içinde tüm Nato üyeleri,
ülkelerinde Gladio uzantılarının bulunduğunu kabul ettiler, bir tek Türkiye
hariç. Oysa Nato'nun en hassas kanadı bizdik ve en kanlı ve yoğun faili meçhul
siyasi terör olayları bizim ülkemizde meydana gelmişti. Buna rağmen pişkinlikle
örtbas edildi. Olası bir dış güç işgaline karşı terör uygulamak için eğitilenler
mi yaptı terörü yoksa maceracı gençler mi, bir yazarın dediği gibi?..
Buradaki bilgiler yeni değil, daha önce yayınlanmış bilgilerin
tekrarı. Basılı medyada yayınlanmış bu bilgiler. Ama internet ortamının
getirdiği mühim bir avantaj var, o da karşılıklı etkileşim. Bu sitenin bir
amacı da bu. Eleştirilerde ve katkılarda bulunabilirsiniz. Eksik ya da hatalı
gördüğünüz bilgiler hakkında görüş belirtebilirsiniz.
Bizi izlemeye devam edin...
Abdullah Harun
13 Ağustos 2001
En iyi görüntü Internet Explorer 1024 x 768 veya tercihen üstü ile izlenir.
Mozilla Firefox 2.0 ve üstü ile de büyük ölçüde
uyumludur.