Ana Sayfa
Tarİhçe
F.Meçhuller
Faİller
Garİplİkler
Delİller
MeclİsRaporu
Yok mu?
Ö.H.Daİresİ
Örgütlenme
Yenİ Hedef
Laİklİk
Tasfİye
Susurluk
Arşİv
Kİtaplar
A.Harun
İletİşİm
Dİğer
ManŞetlerİmİz
TARTIŞMAFORUMU
13.08.2001 'den beri:
 Ziyaretçi:  219079
aramak istediğiniz metni aşağıdaki ilgili kutucuğa girin


Türkiye Sivil Toplum Platformu'nun TBMM'ye yönelik cuntacı baskılara karşı manifestosunu okumak için tıklayın
b9s1
 Adresimiz www.kontrgerilla.com veya kontrgerilla.brinkster.net veya ergenekon.ws şeklindedir. Emektar adresimiz www24.brinkster.com/aharun hizmetini sürdürmektedir.
AnaSayfa | Tarih | FMeçhul | Fail | Gariplik | Delil | TBMM | Yokmu | ÖHD | Örgüt | YeniHedef | Laiklik | Tasfiye | Susurluk | Arşiv | A.Harun | İletişim | Diğer | Manşetler | Forum
İhbar et Ergenekon soruşturmasında ele geçen silahlarErgenekon soruşturmasını engelleme çabaları
 •  FLAŞ!!! Erzincan'da Ergenekon operasyonu: 1 gözaltı  •  Mukaddes Eruygur: Şener bitirelim şu işi dedi  •  Ergenekon sanığı Karadağ Balyoz'dan sorgulandı  •  Erzincan bombaları Şemdinli'yle aynı kafileden  •  Erzincan'daki darbe toplantısında 16 il komutanı, 2 başsavcı  •  Erzincan'daki Kirli ve Islak planın yüzlerce delili var  •  CHP'li Ersin ile Gizli Tanık'ın buluşma kayıtları silinmiş  •  Cihaner aleyhinde ifade verdiğim için tehdit edildim  •  Üsteğmen Ergut: Sol terör örgütü faaliyetleri artırılacak  •  Balyoz'da 33 sanığın tutukluluk itirazı reddedildi   >> Manşetlerin tümü <<
FLAŞ!!! Erzincan'da Ergenekon operasyonu: 1 gözaltı. Erzincan iddi..
Mukaddes Eruygur: Şener bitirelim şu işi dedi. Eski Jandarma Genel..
Ergenekon sanığı Karadağ Balyoz'dan sorgulandı. Birinci Ergenekon ..
Erzincan bombaları Şemdinli'yle aynı kafileden. Ergenekon'un Erzin..
Erzincan'daki darbe toplantısında 16 il komutanı, 2 başsavcı. 3. O..
Erzincan'daki Kirli ve Islak planın yüzlerce delili var. Ergenekon..
CHP'li Ersin ile Gizli Tanık'ın buluşma kayıtları silinmiş. Erzinc..
Cihaner aleyhinde ifade verdiğim için tehdit edildim. Emrindeki 90..
Üsteğmen Ergut: Sol terör örgütü faaliyetleri artırılacak. Ergenek..
Balyoz'da 33 sanığın tutukluluk itirazı reddedildi. Aralarında 1. ..

Ahmet ErsinFLAŞ!!! Erzincan'da Ergenekon operasyonu: 3 gözaltı
Erzincan iddianamesinde toplantıların yapıldığı yer olarak belirtilen Paradise Pastanesi'nde terörle mücadele ekipleri arama yapıyor. İlerleyen saatlerde üç kişi gözaltına alındı. Paradise Pastanesi'nin sahipleri Erdal Erdoğan ve Abdullah Erdoğan'ın gizli tanık Munzur'u ifadesini değiştirmesi için CHP Erzincan Milletvekili Ahmet Ersin ile gizlice görüştürdükleri ileri sürülmüştü. Ayrıca gizli tanık Munzur'un bir yakını, Munzur'un yanında sivil giyimli asker tıraşlı kişiler tarafından Paradise Pastanesi'ne itilerek sokulduğunu belirterek Emniyet'e başvurmuştu. Bu iddiaların gündeme gelmesi üzerine olaya el atan savcılık kamera kayıtlarını istemiş ancak kayıtlarda buluşma saatlerine denk gelen kayıtların silindiği belirlenmişti. Savcılık silinen kayıtların kurtarılması için çalışma başlatmıştı.

Erzincan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler saat 14.30 sularında Ordu Caddesi 20 numarada bulunan ve ismi birçok kez Erzincan'da yürütülmekte olan Ergenekon soruşturması kapsamında gizli tanıklarla geçen Paradise Pastanesi'ne operasyon düzenledi. Operasyonun devam ettiği pastane içerisinde pastaneye bağlı bodrum katta terörle mücadele şube müdürlüğü ekipleri bilgisayar ve evraklarda inceleme yapıyor. Paradise Pastanesi'nin sahipleri Erdal Erdoğan ve Abdullah Erdoğan'ın gizli tanık Munzur'u ifadesini değiştirmesi için CHP Erzincan Milletvekili Ahmet Ersin ile gizlice görüştürdükleri ileri sürülmüştü. Ayrıca gizli tanık Munzur'un bir yakını, Munzur'un yanında sivil giyimli asker tıraşlı kişiler tarafından Paradise Pastanesi'ne itilerek sokulduğunu belirterek Emniyet'e başvurmuştu.

16.40: Pastane sahibi gözaltında • Erzincan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Paradise Pastanesi'nde başlatılan aramalar sonrası pastane sahibinin oğlu Abdullah Erdoğan gözaltına alınarak Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Aramalar sırasında el konulan evraklar da çuvallar içerisine konulup mühürlenerek teslim alındı. Ekiplerin Erdoğan'ın evinde de arama yaptığı öğrenildi. (Cihan)

18.45: Gözaltı sayısı 3'e çıktı • Paradise Pastanesi'nin sahibinin diğer oğlu Erdal Erdoğan ile pastane çalışanı Binali Bircan da gözaltına alındı. Böylece gözaltında bulunanların sayısı 3'e yükseldi.

Pastanenin Sırrı • Kamuoyu, birkaç gün boyunca Gizli Tanık Munzur olan S.Z.'nin kaybolduğu gerekçesiyle hakkında ihbar telefonları açıldığını ve daha sonrasında Ordu Caddesi üzerinde asker traşlı ve sivil giyimli kişilerle birlikte ve endişeli olduğunun görüldüğünü duymuş, akabinde bu şahıslar tarafından iteklenerek sokulduğu PARADİSE PASTANESİ'ni merak etmişti. Paradise Pastanesi sahibi Abdullah ERDOĞAN ve kardeşi Erdal ERDOĞAN'ın, eski Erzincan Başsavcısı İlhan CİHANER ve CHP milletvekili Ahmet ERSİN ile yakın ilişki içinde oldukları ve çok sık görüştükleri ortaya çıktı. ERDOĞAN Kardeşlerin, İlhan CİHANER'le Erzincan'da sürekli birlikte görüldükleri, birlikte sık sık şehir dışına çıktıkları, başsavcının gerek binek araç gerekse masraflarını karşılayarak “sponsorluğunu” yaptıkları, Erzincan'a geldiği günlerde CHP Milletvekili Ahmet ERSİN'i karşıladıkları ve ERSİN ve askerler arasındaki geliş – gidiş trafiğini ayarladıkları, çevrelerinde “askerlerin, başsavcının ve milletvekillerinin dostu olup arkası güçlü esnaf” olarak bilindikleri, gelen bilgiler arasında yer alıyor.

Pastane sahibi doğruladı • Konuyla ilgili olarak habervaktim'in ulaştığı pastane sahibi Abdullah Erdoğan, CHP üyesi olduğunu CHP'den aday olduğunu belirterek, Savcı İlhan Cihaner'le tanıştığını ve dostluğunun bulunduğunu doğrulamıştı. Erdoğan, "Cihaner ile sık sık bir araya geliriz o çok iyi bir insan. Onun kimseye haksızlık yapacağına inanmıyorum. İnsancıl yönü çok ağır basar" dedi.

ŞOK İDDİA!!! CHP'li Ersin gizli tanıklarla görüştü | CHP'li Ersin ile Gizli Tanık'ın buluşma kayıtları silinmiş

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

(09 Mart 2010, 15:10)

Mukaddes EruygurMukaddes Eruygur: Şener bitirelim şu işi dedi
Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un eşi Mukaddes Eruygur'un bir ses kaydı daha ortaya çıktı. Mukaddes Eruygur'a ait olduğu öne sürülen ses kaydında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök hakkında da inanılmaz ifadeler yer alıyor. Eruygur, dönemin komutanlarının hükümetle nasıl uğraştıklarını, Şener Eruygur'un jandarmadayken bu işi bitirmek istediğini söylüyor ve 2003-2004 darbe girişimlerinin perde arkasını bütün çıplaklığı ile anlatıyor.

Habervaktim sitesinde yayınlanan şok ses kaydı Ergenekon terör örgütü sanığı, eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un eşi Mukaddes Eruygur'a ait. Eruygur, dönemin komutanlarının hükümetle nasıl uğraştıklarını, Şener Eruygur'un jandarmadayken bu işi bitirmek istediğini söylüyor ve 2003-2004 darbe girişimlerinin perde arkasını bütün çıplaklığı ile anlatıyor. Mukaddes Eruygur'a ait olduğu öne sürülen ses kaydında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök hakkında da inanılmaz ifadeler yer alıyor.

Ses kaydını dinlemek için tıklayın

Şener jandarmadayken 'Bitirelim şu işi' dedi • Ayy bende anlamıyorum vallahi hiç. Devlet mevlet kalmamış. İşte jandarmayken, bütün orgeneraller bir toplantı yapıyor ayda bir. Hilmi Özkök paşanın zamanında biliyorum. Şener o zaman bitirelim şu işi demişti. Biz bu işi bitirelim dedi. Kimse sesini çıkartmıyor.

O günün bütün komutanları hükümetle Uğraştı. Fırtına paşa süperdi • yani görevimiz çok zor geçti. Çok çetin geçti. Hükümetle uğraştı. Hilmi ile uğraştı. Hilmi'yi yola getirmeye çalıştılar. Tabii herkes az buçuk hem fikirdi. Dört kişiyi susturdu. Öyle bir güç var elinde. Yani herkes uğraştı. Yani bütün o günün komutanları bu hükümetle uğraştı. Yani uğraşmadı dersem günah olur. Herkes bu işin bilincindeydi. Fırtına paşa'da süper. Hepsi süper. Yani bir canım var diyor. O da gitsin ne olacak ölecem nasıl olsa.

Hilmi Özkök, Şener'i bir kaşık suda boğacaktı • Hilmi Özkök ülkeye çok zarar verdi. Şener'i bir kaşık suda boğacaktı. Hilmi Özkök paşa zaten bunların fikrinde. Genelkurmay Başkanı olmak büyük bir ülkeye zarar verdi. Eee bunlar getirdi işte. Terfi etti. Bilinemedi. Nasıl ki bu hükümet tek başına gelince öyle çıktı ortaya. Yani Şener'i bir kaşık suda boğacaktı adam. Ama bu hükümetle iş birliği yapsaydı zaten belirli mevkideydi.

Kıvrıkoğlu, Hilmi'yi geç fark etti. Koalisyon olduğu için engelleyemedi • Kıvrıkoğlu paşa onlar getirdiler. Ondan önceki farketmedi mi? Ben anlayamadım. Kıvrıkoğlu paşa, (Hilmi Özkök) Genelkurmay Başkanı olmaması için elinden geleni yaptı biz şahidiz. Bunu fark etti ama geç fark edildi. Kara kuvvetleri komutanıydı zaten. Ee yok ki başka şey. Ne yaparlar dı Kıvrıkoğlu'nu uzatırlardı biraz. Onuda başarılı olamadı. Kıvrıkoğlu çok uğraştı. Şimdi Allah var. Ama yetemedi. Koalisyondu biliyorsun. Ecevit kabul etti. Bahçeli kabul etti ordan çıkmadı.

Koca kuvvet komutanları • Koca kuvvet komutanlarını paldır küldür götürüyorlar, Tedirginiz. Yani biz de tedirginiz paldır küldür götürüyorlar. Koca kuvvet komutanları yan yana geldikleri vakit iki laf edemeyecekler mi? Konuşuluyor bu memleketin hali ne olacak? Ne yaparız? Ne yapalım? Zaten MGK da bindiriyorlar bunlara. MGK da yapmadıklarını bırakmadılar.

Hilmi Paşa'da o kafadan. Bu rütbeye kadar nasıl gelmiş • Hilmi Paşa bunlara sıcak baktı. Hilmi Paşa bunlara dokunmadı. Bunları sevdi Hilmi Paşa. Çünkü oda aynı kafadan. Bu adam bu rütbeye nasıl geldi. İşte bütün Türkiye onun cezasını çekiyor. (Habervaktim)

Ergenekon soruşturma sürecinde gündeme gelen ses kayıtları | Ses kayıtlarının doğruluğu parmak izi ve ıslak imza gibi tespit edilebilir mi?

(09 Mart 2010, 13:24)

Fikri KaradağErgenekon sanığı Karadağ Balyoz'dan sorgulandı
Birinci Ergenekon davasında ‘örgüt yöneticisi’ olarak yargılanan emekli Albay Fikri Karadağ, Balyoz soruşturması kapsamında 'şüpheli' sıfatıyla 4 saat ifade verdi. Karadağ, Balyoz’da darbe planlayan ekibin içinde yer alıyor. Karadağ için askerlerin perdeleme yapması dikkat çekti. Daha önce adliyeye sadece muvazzaf subaylar getirildiğinde askerler perdeleme yapıyordu. Albay Karadağ’ın adı Ergenekon ve benzer soruşturmalarda birçok yerde geçiyor.

Ordu eski Komutanı Emekli Orgeneral Çetin Doğan cuntası tarafından hazırlanan Balyoz Darbe Planı ile ilgili soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında dün 1. Ergenekon davası tutuklu sanığı Kuvayı Milliye 1919 Derneği eski Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ, ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verdi. Hakim ve savcıların kullandığı protokol kapısından adliyeye alınan Karadağ’ın görüntülerinin çekilmemesi için askerlerin yan yana dizilerek perdeleme yapması dikkat çekti. Daha önce adliyeye sadece muvazzaf subaylar getirildiğinde askerler perdeleme yapıyordu. Balyoz soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Bilal Bayraktar tarafından sorguya alınan emekli Albay Fikri Karadağ’ın adliyedeki işlemleri yaklaşık 4 saat sürdü. “Ergenekon yöneticisi olmak” ve “adam öldürmeye azmettirmek”ten müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Karadağ, Balyoz’da darbe planlayan ekibin içinde yer alıyor. Balyoz Darbe Planı’nda 29’u general, 133’ü subay olmak üzere 162 askerin ismi yer alıyor. (Star)

Türkiye'yi şok eden yemin töreni: Ölmek var öldürülmek var öldürmek var • Türkiye Albay Fikri Karadağ'ı Mersin'de yaptırdığı 'ölme-öldürme' yeminiyle tanımıştı. Danıştay saldırısıyla tanınan Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği (VKGB)'nden ayrılan Karadağ, ardından Kuvayı Milliye Derneğini kurdu. Dernek üyelerine silah ve Kur'an üzerine yaptırdığı 'ölme-öldürme' yemininin görüntüleri tüm Türkiye'yi şoke etti. Çocukların da hazır bulunduğu törende derneğin yeni üyelerine insanı dehşete düşüren şu konuşmaları yaptı: "Sevgili arkadaşlar! Bu uğurda ölmek var; öldürülmek var!.. Öldürmek var! Bu işe girdiğine bin kere pişman olup 'nereden bu işe başladım' demek var!"

Kuvayı Milliye yapılanmasında Karadağ • 21 Şubat 2008 tarihinde yapılan 3. Ergenekon dalgasında gözaltına alınıp tutuklanan Karadağ'ın ve yöneticisi olduğu Kuvayı Milliye Derneği’nin, Ergenekon Terör Örgütü'nün hücre yapılanmasında önemli rol oynadığı Ergenekon iddianamesinde iddia ediliyor. Savcı Öz, bu hücre yapılanmasını, ikinci iddianamede şu şekilde anlatıyor: ‘Kuvayi Milliye Derneği’nin kuruculuğunu ve başkanlığını yapan Paşa kod Fikri Karadağ’ın örgütçe temin edilen tetikçiler ile gizli görüşmeler yapmak için çalıştığının fiziki takip tutanaklarından anlaşıldığı, dernek çatısı altında silahlı tetikçi grupları örgütlediği, bazı kişilerin öldürülmesi için organizasyon yaptığı, (...) derneğin sivil toplum görüntüsü altında ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ içerisinde faaliyet gösteren silahlı eylem gerçekleştirme kabiliyetine sahip hücre yapılanması içerisinde olduğu, Osman Gürbüz’ün de Fikri Karadağ’ın emri altındaki tetikçilerden olduğu...’

Ergenekon soruşturmasında çok sayıda hakim ve savcının dinlenme gerekçesinde Karadağ var • Ergenekon kapsamında çok sayıda hakim ve savcının dinlenmesini isteyen Adalet Bakanlığı müfettişlerinin, 3 Kasım 2008 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak bazı ek taleplerde bulunduğu ortaya çıkmıştı. Başvuruda Ergenekon’un ‘yargıya sızmaya’ çalıştığı savunularak şöyle deniliyordu: “Ergenekon terör örgütünün yargıya sızma konusundaki kararlılığının örgütsel belgelerde açıkça yer aldığı, birçok örgüt üyesinin, hakim ve savcılarla irtibatlarının bulunduğu, telefon görüşmelerinde, bazı hakimlerin, şüpheli statüsünde bulunan avukat Kemal Kerinçsiz’e hitaben, ‘bir emrin var mı’ şeklinde hitap ettikleri, bazı şüphelilerin hakim savcı adayların sınavları için tavassutta bulundukları, bir kısım şüphelilerin yüksek yargı organı üyelerini ziyaret edip örgütsel destek istedikleri, bazı yargı organları mensupları Ergenekon terör örgütünün internet sitelerinde yazılar yazdıkları... Paşa kod adlı Fikri Karadağ’ın bazı hakim ve savcılarla sürekli görüştüğü, şüpheli Veli Küçük’ün birçok hakim ve savcı ile irtibatlı olduğu hattı bazı savcılar için ‘bizim çocuklardan -bizim arkadaşlardan’ şeklinde beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Örgütün amaçları doğrultusunda kamuoyunda infiale sebep olabilecek nitelikte eylemler gerçekleştirebilecek kadar tehlikeli olması da göz önüne alınarak, başka yöntemlerle suçluların ve eylemlerin ortaya çıkarılmasının mümkün bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.”

33 er katliamında olay yerine ilk gelen kişi • Ergenekon savcılarının, Ergenekon tutuklusu emekli askerlerin ne zaman, nerede ve hangi görevlerde bulunduğunu sorduğu Genelkurmay Başkanlığı'ndan gelen cevap, emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ'ın 33 erin şehit edildiği 24 Mayıs 1993'te, Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Şube Müdürlüğü'nde görevli olduğunu belirtiyordu. 33 erin şehit edildiği olay yerine ilk giden kişinin de Ergenekon sanığı olan dönemin subayı Fikri Karadağ olduğu, da iddia edilmişti.

Balyoz sanıklarından Özel Harpçi Engin Alan'la tanışıklığı • Ergenekon davasının 56. duruşmasında tutuklu sanıklardan emekli Albay Fikri Karadağ'ın, bir dönem Özel Harp Dairesi (ÖHD) komutanı olarak görev yapan, savunma firmaları ile ilgilenen, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Başkanı emekli Korgeneral Engin Alan'la ilişkisi gündeme getirilmişti. Savcıların "Engin Alan ve Melih Tunca'yı tanıyor musunuz? Aranızda ne tür bir ilişki var?" şeklindeki sorusuna, Karadağ, "Engin Alan ile Erzurum'da görev yaptığım sırada tanıştık." şeklinde cevap vermişti. Alan, Azerbaycan darbesi sırasında Türkiye'nin Bakü askeri müşaviri olarak görev yapıyordu. Bir süre ASELSAN'da görev yapan emekli Korgeneral Engin Alan Balyoz soruşturması kapsamında tutuklanan üst düzey generallerden birisiydi ve halen bu davada yargılanmayı bekliyor.

Garih cinayeti katil zanlısı Yermez, Hasdal'da Karadağ'ın emrindeydi • Üzeyir Garih'in katil zanlısı Yener Yermez'in, Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli albay Fikri Karadağ'ın emrinde Hasdal Kışlası'nda askerlik yaptığı ortaya çıktı. Bu haberin basına yansımasının hemen ardından da Yener Yermez bizzat kendi el yazısıyla cinayetle ilgili bildiklerini Yeni Şafak gazetesine bildirdi.

Vatanseverler Davası: Karadağ, paşaların kellelerini çuvala dolduracağını anlattı • Girdap Operasyonu ile yakalanan Vatanseverler çetesi (Vatanseverler Kuvvetler Güç Birliği Hareketi - VKGB) lideri Taner Ünal'ın mahkeme dosyasında yer alan konuşmasında Ergenekoncular için “Bunlar ihtilal hazırlıyor. Muzaffer Tekin Cumhurbaşkanı, Parmaksız Paşa Genelkurmay Başkanı olacakmış” dediği ortaya çıkmıştı. Vatanseverler çetesi davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesine karar verilmişti. Ankara polisinin düzenlediği Girdap Operasyonu kapsamında tutuklanan Vatanseverler Güç Birliği Hareketi lideri Taner Ünal'ın, Ergenekon Terör Örgütü ve Danıştay saldırısı ile ilgili ilginç bazı açıklamaları ortaya çıktı. Ünal konuşmalarında, Ergenekon'da tutuklanan Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ ile arkadaşlarının ihtilal peşinde koştuğunu söylüyordu. Taner Ünal, mahkemeden alınan izinle yapılan dinlemede kaydedilen konuşmasında emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız ve emekli Albay Fikri Karadağ ile yaptıkları toplantıda konuşulanları dernek yöneticisine şu şekilde anlatıyor: “Kardeşim dedim. Yani hoş geldiniz, iyi yaptınız, memnun oldum. İki tane dedim, Mümtaz, şey paşa subay, size nasıl yardımcı olabilirim? Ne yapmak istiyorsunuz? Hedefleriniz neler, dedim. Fikri Karadağ dedi ki, biz dedi, paşaların kellelerini çuvala dolduracağız dedi. Anlamadım dedim. Evet dedi, biz ihtilal yapacağız, ihtilali de Muzaffer Tekin yapacak dedi. Hayırdır paşam dedim ya ben birden şoka uğradım yani. Ne kellesi dolduracaksınız dedim PKK'lı kellesi falan mı dolduracaksınız dedim. Hayır dedi. Paşaların kellelerini dolduracağız dedi. Bu memlekette dedi çok vatan haini paşa var dedi. Ben tabii Alaattin Parmaksız biraz tersler diye şey yaptım. İşte dedi Genelkurmay Başkanım da burada dedi. Muzaffer Tekin Cumhurbaşkanı olacak dedi. Kendisi de başbakan filan olacak. Bunun üzerine gönderdim bunları. Ne ihtilali yapıyorsunuz siz dedim.” VKGB lideri Taner Ünal'a göre Muzaffer Tekin ihtilal yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı olacak, Genelkurmay Başkanlığı'na ise emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız getirilecekti. Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ ise ihtilalde Başbakanlık görevini üstlenecekti. Vatanseverler davasında VKGB derneğinin Ergenekon tutukluları Veli Küçük'ün talimatıyla ve Muzaffer Tekin, Mehmet Fikri Karadağ, Mehmet Zekeriya Öztürk ve soruşturma aşamasında ölen Kuddusi Okkır tarafından kurulduğu belirtiliyordu. Derneğin kurulması aşamasında 13 Mart 2005'te İstanbul'da Erol Çakır Öğretmenevi'nde Taner Ünal'ın konuşmacı olduğu toplantıya Tekin, Hüseyin Görüm, İbrahim Özcan gibi Ergenekon sanıklarının katıldığı, Alparslan Arslan'ın da burada bulunduğu aktarılıyor. Toplantıya Şener Eruygur'un da çelenk göndermesi o süreçte dikkat çekmişti. Hedefinin bir 'Türk-Kürt savaşı' çıkarmak olduğu iddia edilen dernek yöneticilerinden Fikri Karadağ ile diğer bir Ergenekon tutuklusu Hayrettin Ertekin'in kullandığı 'En iyi Kürt ölü Kürt'tür' sözünü avukatları Metin Çetinbaş, Ergenekon duruşmasında skandal şekilde savunmuştu: 'Kürtlerin ölmesini istemek suç mu?'

Karadağ'ın adı Hrant Dink cinayetinde de geçiyor • Ergenekon'un firari sanıklarından Turhan Çömez'in Asus marka bilgisayarında Western Digital marka harddisk içerisinde; "Yusuf Ziyad.doc" isimli bir msword belgesi tespit edildi. İncelenen dosyada 'yusuf_ziyad07@yahoo.co.uk' isimli e-posta adresinden 'gulerkomurcu@superonline.com' adlı e-posta adresine gönderilen e-postanın 'turhancomez@yahoo.com' isimli e-posta adresine yönlendirildiği belirlendi. Belgenin içeriğinde ise Yusuf Ziyad isimli şahsın Irak Kürdistan Federe Bölgesi'nde yaşayan Türkiyeli bir Kürd olduğu ifade edilerek, söz konusu e-posta ekinde "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Çeteleşme Gerçeği" başlıklı yazı yer alıyor. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Çeteleşme Gerçeği" başlıklı yazıda "İtirafçı Alaattin Kanat, Tuğgeneraller H.K ve Veli Küçük" gibi isimlerin Kürdistan'daki birçok faili meçhul cinayet ve terör hareketinin yürütücüleri olduğu yazıyor. Belgenin 6. sayfasında ise Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink'in katlinin arkasında da JİTEM, Veli Küçük ve Emniyetin olduğu iddiası yer alıyor. Belgenin 13. sayfasında "Bu Oluşumların Başındakiler" başlığı altında, Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, AK Partili Turhan Çömez, Birinci Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur (Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı), NATO eski Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) başkanlık görevi de yapmış olan Fikri Karadağ, Özel Hareket Dairesi eski Başkanı İbrahim Şahin, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Derneği'nin Genel Başkanı Taner Ünal, Yüzbaşı Muzaffer Tekin, Türk-Metal-İş Sendikası'nın 32 yıllık Genel Başkanı Mustafa Özbek, MGK eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, emekli astsubay Mahmut Öztürk, Danıştay saldırganı Alparslan Arslan, emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk, Kemal Kerinçsiz, İstanbul Ülkü Ocakları eski Başkanı Levent Temiz, Türk Ortodoks Patrikhanesi'nden Sevgi Erenerol, Eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan, Bekir Öztürk, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, Yalçın Küçük, Sedat Peker isimlerinin yanı sıra, birçok emekli asker, bürokrat, siyasetçi, öğretim görevlileri ve iş adamlarının isimleri yazıyor.

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikastinde Karadağ da suçlandı • PKK tarafından öldürülen yada daha doğrusu şimdiye kadar öyle olduğu sanılan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın, aslında Ergenekon tutuklusu Fikri Karadağ gibi TSK üniforması giymiş muvazzafların da yeraldığı Ergenekon Terör Örgütü tarafından suikaste kurban gittiği, ikinci Ergenekon iddianamesine yansıyan ve delil klasörlerinde de ayrıntılı olarak yer verilen Kıskaç kod adlı gizli tanığın şok ifadelerinde yeraldı.

Erzincan davası sanığı Gençoğlu ile bağlantısı • Fikri Karadağ'ın Erzincan-Ergenekon davasının tutuklu sanığı Eskişehir İl Jandarma Komutanı Albay Recep Gençoğlu ile çok sayıda telefon görüşmesi yaptığının ortaya çıktığı iddia edildi.

Amirallere suikast davasında adı 'örgüt yöneticisi' olarak geçiyor • Amirallere suikast davasında da adı gündeme gelen Karadağ, iddianamede Ergenekon'un TSK içindeki yapılanması olan Karargah Evleri örgütlenmesinin 2 nolu yöneticisi olarak gösteriliyor.  Özoğlu, Karargah Evleri aracılığıyla muvazzaf subaylardan elde edilen bilgileri Kemal ve Neriman Aydın kardeşlerden alıp 'Ergenekon'un askeri kanat sorumlusu' emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ'a ulaştırmakla suçlanıyor.

Danıştay saldırısı günü kamera şirketi Karadağ'ı aramış • Danıştay saldırısının olduğu gün 'kameralar bozuk' açıklaması yapan OYAK güvenlik şirketinden Fikri Karadağ’ın arandığı ortaya çıktı.

Bülent Arınç suikastçilerinin Karadağ'la bağlantısı • Karadağ'ın adının geçtiği diğer bir olay, Bülent Arınç'a suikast girişimi iddiası oldu. Arınç'ı takip ederken yakalanan iki Özel Harp subayından birisinin Karadağ'ın Kuvayı Milliye derneğindeki yardımcısı Durmuş Özoğlu ile telefon görüşmeleri yaptığı tespit edildi.

Fikri Karadağ ile ilgili manşetlerimiz

Abdullah Harun, (09 Mart 2010, 11:15)

Erzincan bombaları Şemdinli'yle aynı kafileden
Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinden önemli deliller çıktı. 27 Ekim 2009 tarihinde Erzincan Çatalarmut Barajı'nda bulunan bombaların daha önce 30 ayrı olayda ele geçirilen bombalarla aynı seri ve kafile numarasına sahip olduğu belirlendi. İrtibatlı olaylar arasında bir polis cinayeti, polis karakoluna saldırı, PKK'da bulunan mühimmatlar ve Şemdinli olayı dikkat çekiyor. Kafile numarasının aynı olması, bombaların aynı ülkede, aynı yıl ve aynı grupta üretildiği anlamına geliyor.

Özel yetkili Erzurum Cumhuriyet savcısının Erzincan'daki Ergenekon yapılanması ile ilgili hazırladığı iddianamenin ek klasörleri dün avukatlara dağıtılmaya başlandı. Yaklaşık 5 bin belgeden oluşan 14 klasör, fotokopi çekilerek sırayla müşteki ve sanık avukatlarına veriliyor. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamedeki "Albay Dursun Çiçek imzasını taşıyan 'Kaos Planı' Erzincan'da hayata geçirildi" tespitinin en önemli delilleri ek klasörlere girdi. Buna göre, mütedeyyin insanların evlerine, işyerlerine ve yurtlara konulacağı ileri sürülen silah ve bomba türü mühimmatlarla ilgili ilginç ayrıntılar var. Ekim 2009'da bir ihbar telefonu ile ortaya çıkarılan mühimmatların adeta röntgenini çeken Emniyet Kriminal raporu, el bombalarında geçmiş dönem olaylarıyla ilgili bağlantıları kurdu. Ek klasörlerdeki belgelere göre, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 Kasım 2009 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği yazıda, Çatalarmut Barajı'nda bulunan mühimmatların daha önce gerçekleşen olaylarda kullanılan mühimmatlarla benzerlikleri olup olmadığını sordu. Kriminal Polis Laboratuvarı'nda yapılan incelemenin ardından 19 Kasım 2009 tarihinde Erzurum Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilen Bomba Bilgi Merkezi İrtibat Raporu'nda, Erzincan'da bulunan cephaneliğin 30 ayrı olayla irtibatlı olduğu belirtildi.

Bombalar Şemdinli'dekilerle aynı seriden • Kriminal rapora göre, Çatalarmut Barajı'nda bulunan HGR DM41 SPLITTER COMP-B LOS FMP-134 gövde numaralı bombaların 9 Kasım 2005 tarihinde Hakkari Şemdinli'de Umut Kitap Evi'ne yapılan bombalı saldırıdan sonra yakalanan sanık astsubayların aracında ele geçirilen iki adet el bombası ile aynı seriden olduğu belirlendi. Aynı bombalar 28 Aralık 2002 tarihinde Şırnak ili Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'nce yapılan operasyonda ele geçirilen dört adet el bombasından bir tanesi ile de aynı gövde numarasına sahip. Barajda bulunan "MKE MOD45 MKE-1-18 08-89" gövde numaralı bombalar ile 22 Kasım 2000 tarihinde İstanbul Ümraniye'deki Dudullu İsmail Akkoyunlu Karakolu'na atılan bir adet el bombasının aynı künye grubundan olduğu belirlendi. Söz konusu bomba ile aynı künye numarasına sahip bombanın bir polis cinayetinde de kullanıldığı ortaya çıktı. 30 Ocak 2006 tarihinde İzmir'in Eşrefpaşa Belediyesi Acil Polikliniği'nde görev yapan polis memurunu öldüren Cenk İce'nin üzerinde bulunan üç el bombasından birinin künye grubunun da "MKE MOD45 MKE-1-18 08-89" olduğu belirtildi.

Aynı yıl, aynı yerde, aynı grupta üretilmiş • Çatalarmut Barajı'nda bulunan "HGR DM41 SPLITTER COMP-B LOS FMP-19" gövde numaralı bombanın 20 Mart 2000 tarihinde Mardin'in Midyat ilçesinde PKK örgütüne mensup Seyfettin Işık'ın evinde bulunan el bombası ile aynı gruptan olduğu tespit edildi. Yine 20 Mayıs 2004 tarihinde Adana İncirlik'te PKK terör örgütüne ait evde yapılan aramada ele geçirilen 5 adet el bombasından birinin Çatalarmut'takilerle aynı "HGR Z DM72 LOS FMP-19" maşa numarasını taşıdığı tespit edildi. Erzincan'daki bombaların kriminal incelemedeki sonuç bölümünde, "13 Kasım 2009 tarih ve 2009/1003 sayılı Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan soruşturmaya esas olmak üzere sorulan mühimmatların kafile seri numaralarının bomba bilgi merkezi kayıtlarının tetkikinde 30 olayla benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir." ifadeleri yer alıyor.

Hard diskten silinen bilgiler kurtarıldı • Ek klasörlerde Dijital Delil Ön İnceleme Raporu Jandarma Üsteğmen Ersin Ergut'a ait dijital materyallerinden HITACHI marka MPBDPOXKHJ2J1M seri numaralı 80 GB kapasiteli hard disk kısmında yer alan bilgiler dikkat çekiyor. El konulan hard disklerden HITACHI marka 80 GB kapasiteli hard diskin, Jandarma Üsteğmen Ersin Ergut'un değiştirilmiş eski hard diski olduğu, hard diskte silinen tüm bilgiler geri getirilerek incelendiği belirtiliyor. Elde edilen Dd1. isimli dosyada mühimmatlar ile ilgili bilgilerin bulunduğu belirtilen raporda, 'Bunun 27 Ekim 2009'da Erzincan'da bulunan mühimmatlar olduğu düşünülmektedir' ibaresi yazıyor. Yine dosyanın oluşturulma tarihi göz önüne alındığında dosyanın mühimmatların bulunma tarihinden önce oluşturulduğu görülmüştür." deniliyor.

MÜHİMMAT LİSTESİ 17 GÜN ÖNCE OLUŞTURULMUŞ • Hard diskte yapılan incelemede Ersin Ergut'un mühimmatlarla ilgili listenin bulunduğu dosyayı 10 Ekim 2009 günü saat 00.04'te, yani Çatalarmut'taki mühimmatların bulunmasından 17 gün önce oluşturduğu ortaya çıktı. Ergut'un daha sonra mühimmatların bulunmasıyla hard diski 14 Kasım 2009'da arızalı olduğu ve yedeklenmesi gerekçesiyle Erzincan FFT bilgisayar isimli işyerine bıraktığı, yapılan incelemelerde tespit edildi.

Albay Ali Tapan'dan muhtara eşofmanlı baskıBombaların polis tarafından bulunmasından sonra Albay Tapan, telaşla eşofmanıyla evinden çıkıp, bölgeye yakın köyün muhtarına 'mühimmatı polis koydu diyeceksin' şeklinde baskı yapmış. Mühimmatların bulunduğu yere yakın Saztepe köyü muhtarının savcıya verdiği ifade ek delil klasörlerine girdi. Muhtar, jandarmanın kendisine baraj gölünde bulunan mühimmatlarla ilgili "emniyet koydu" şeklinde ifade vermesi için baskı uyguladığını belirtiyor. Astsubay Orhan Esirger ve Erzincan İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ali tapan'ın ifadeleri de muhtarın iddiasını doğruladı. Orhan Esirger mühimmatın bulunduğu gün akşam saatlerinde üsteğmen Ersin Ergut ile olay yerine gittiklerini, üsteğmenin Saztepe köyü muhtarı ile görüştüğünü söyledi. Orhan Esirger'in ifadelerine göre olay akşamı Erzincan İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Tapan da eşofmanı ile evinden gelerek Saztepe köyü muhtarı ile görüştü. Ali Tapan da bu iddiayı ifadesinde doğruladı. Savcıya verdiği ifadede "Mühimmatların emniyete ihbar edilmesi beni üzdü" diyen Albay Tapan, olay günü akşam saatlerinde olduğu için eşofmanla evden çıktığını söyledi. Ali Tapan, muhtarla görüştüğünü ve savcıya ifade vermeye ikna etmeye çalıştığını söyledi. Tapan, muhtara "3-4 ay önce gelerek biz mühimmatı koyacağız sen emniyet yaptı diyeceksin" dediğini ama onun ifade vermeye razı olmadığını söyledi. Ali Tapan muhtarı ikna edemeyince olay yerinden ayrılarak Başsavcı İlhan Cihaner'i aradığını, Cihaner'in "olay önemli" diyerek yanına geldiğini belirtti. Tapan'ın ifadesine göre Cihaner'in, kendisine "tanık veya tanıklar bulunursa dinlenebilir" demesi de dikkat çekti.

Albay Çiçek Otel Mazlum Konak'ta, 202 numarada kalmış • İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nda imzası bulunan Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek'in Erzincan'a gelip kaldığına yönelik iddiaya kaynaklık eden otel kaydı da Erzincan iddianamesinin ek klasörlerinde yer aldı. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, altında Dursun Çiçek'in imzası bulunan 'Kaos Planı'nı uygulamakla suçlanıyordu. İddianamede, Cihaner'in, Çiçek'le Erzincan'da görüştüğü aktarılıyor. Buna göre, 2009 yılı yerel seçimleri döneminde Erzincan'a gelen Dursun Çiçek, Erzincan Orduevi'nde İlhan Cihaner'le toplantı yapıyor. Bu iddianın kanıtı ek klasörlerde yer aldı. 3'üncü ek klasörünün 35'inci sayfasında, Erzincan Halimpaşa Caddesi'nde bulunan Otel Konak Mazlum'un kayıt defterine yer verildi. Defterin 28 Mart 2009 tarihindeki sayfasında Dursun Çiçek isimli bir şahsın otelin 202 numaralı odasında kaldığı, ertesi gün ise otelden ayrıldığı net bir şekilde tespit ediliyor. Ancak otel kayıtlarında Çiçek'in doğum tarihi 1977 olarak görülüyor.

Eskisi gibi operasyon yapamıyoruz • İddianamenin 2 numaralı delil klasöründe tutuklu sanıklardan Astsubay Şenol Bozkurt'a ait telefon tapeleri bulunuyor. Bozkurt, geçmişte yaptıklarını şu an yapamadıkları anlatıyor. Kimliği belli olmayan bir bayanla yaptığı telefon görüşmesinde, geçmişte yaptıklarını operasyonlar nedeniyle dinlenildiği söylüyor: Şenol Bozkurt: Ya şimdi her şeyi bana telefonda anlattıracan. Ama mevzu arama meselesi. Bi de hani bu telefonlarda konuşulmayacak birtakım mevzular var. O yüzden böyle hemen istediğimize ulaşamıyoruz. Eskisi gibi değil yani. X (Bayan): Benim kimseden korkum yok. Çekinmiyorum. Bozkurt: Seninle bir alakası yok ki. Telefonlarımızı dinliyorlar. X (Bayan): İyi de kim dinleyebilir? Bi tanem yani. Bozkurt: Ya ama şimdi sen bana her şeyi telefonda anlattıracaksın. O zaman bi anlamı kalmayacak. Kim dinleyecek, polis dinliyor. Acaba bir şey var mı diye. Geçmişte yapmış olduğumuz operasyonlarla ilgili dinliyorlar. Bizden bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar. Hani böyle geçmişte yapabildiğimiz şeyleri şu an, şimdi yapamıyoruz. Onun için birtakım sıkıntılar problemler var.

Plan uygulanmış • Erzincan iddianamesinde örgütün Erzincan yapılanmasıyla ilgili olarak bilgiler veriliyor ve 'Kaos Planı'nın uygulamaya konulduğu aktarılıyordu. İddianamede şu ifadeler kullanılıyordu: "(...) Dursun Çiçek tarafından imzalanmış bulunan İrticayla Mücadele Eylem Planı Erzincan ilinde hayata geçirilmek istenmiş, bu amaçla Ergenekon silahlı terör örgütüne bağlı olarak faaliyet gösteren şüpheli Saldıray Berk liderliğindeki yasa dışı oluşum faaliyetlerde bulunmuştur. Bu çerçevede Gülen cemaatinin Erzincan'daki evlerine veya okullarına silah, uyuşturucu vs. suç unsurları ile yasa dışı illegal dokümanlar konularak sonrasında bu yerlerde eşzamanlı olarak operasyonlar yaptırılması ve böylece Gülen cemaatinin silahlı terör örgütleri kapsamına alınmasının sağlanmasının hedeflendiği ortaya çıkmıştır. Dursun Çiçek imzalı bu belgedeki ifadeler ile Erzincan İl Jandarma Komutanlığı istihbarat şubesinde görevli üsteğmen şüpheli Ersin Ergut'un ajandasındaki birbiriyle örtüşen el yazısı ifadeler bunun açık kanıtıdır.'' (Zaman, Yenişafak)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

(09 Mart 2010, 10:30)

İlhan Cihaner, Dursun Çiçek, Saldıray BerkErzincan'daki darbe toplantısında 16 il komutanı, 2 başsavcı
3. Ordu Komutanlığı nezdinde 2009'da yapılan Erzincan'daki 'bölge toplantısı'nın darbe seminerine dönüştüğü ortaya çıktı. Alınan bilgilere göre toplantıda, 2011 seçimlerinde hükümetin devam etme ihtimaline karşı müdahale hazırlığı tartışıldı. 16 ilin komutanı ile iki başsavcının da katıldığı seminerde, Erzincan'daki 'cemaatleri silahlı ve tehlikeli gösterme' amaçlı Kontrgerilla operasyonlarının diğer illere yayılması kararlaştırıldı.

3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk'in 1 numaralı sanık olarak yer aldığı Erzincan'daki Ergenekon soruşturması çerçevesinde önemli iddialar gündeme geliyor. Buna göre, 2009 yılının başında Erzincan'da yapılan 'bölge toplantısı' darbe hazırlığına dönüştü. 3. Ordu Komutanlığı nezdinde gerçekleştirilen seminere, aralarında 2. Ordu'dan isimlerin de olduğu 16 ilin komutanı katıldı. İki ilin başsavcısı ve Genelkurmay Harekat Dairesi'nden komutanların hazır bulunduğu toplantıya ilişkin bilgiler iddianameye de girdi. Tutuklanan Eskişehir İl Jandarma Alay Komutanı Recep Gençoğlu olayı doğrularken, gizli tanık Efe orada bulunan bazı rütbeli isimleri teşhis etti. Şahıslar arasında Albay Dursun Çiçek'in de yer aldığı ileri sürülüyor.

Edinilen bilgilere göre toplantı, askeri konuların konuşulduğu bir seminer havasında başladı. Daha sonra farklı bir mecraya taşındı. Erzincan'da Başsavcı ve Jandarma işbirliği ile gerçekleştirilen soruşturmaların ayrıntıları üzerinde duruldu. Operasyonların diğer illere de yayılması planlandı. 2011 seçimlerinde 'iç tehdit' olarak algıladıkları mevcut hükümetin devam etmesi ihtimaline karşı müdahale ortamının hazırlanması tartışıldı. Plana göre, hükümet üyeleri bazı cemaat ve suç örgütleri ile irtibatlıymış gibi gösterilip soruşturmalara dahil edilecekti. Seçim döneminde önceden planlanmış 'silahlı örgüt evlerine' operasyonlar düzenlenecek ve seri gözaltılar yapılacaktı. Sanıklarda ele geçirilen fişleme raporları ve illegal dinleme kayıtlarının bu amaçla hazırlandığı belirtiliyor. Darbe toplantısına katılan bazı komutanlar akşam saatlerinde ise Şömine Kafe'deki yemekte bir araya geldi. Söz konusu toplantının Sokak Çocukları Derneği'nin başındaki İ.M. tarafından gizli kamerayla görüntülendiği ileri sürülüyor.

İddianamede darbe toplantısına ilişkin önemli bilgiler yer alıyor. Buna göre, soruşturma kapsamında tutuklanan Eskişehir İl Jandarma Alay Komutanı Recep Gençoğlu ifadesinde, toplantı yapıldığını ve katıldığını kabul etti. Darbe toplantısı gizli tanık Efe'nin ifadelerinde de yer alıyor. Efe, darbe toplantısına katılan bir kısım rütbeli personeli ayrı ayrı teşhis etti. Şahıslar arasında 'Kaos Planı'nın altında imzası bulunan Dursun Çiçek de bulunuyor. 3. Ordu Komutanlığı'nda yapılan toplantının devamı olarak İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda da çeşitli toplantılar yapıldığı belirtiliyor. Şüpheli Ersan Ergut'ta ele geçirilen notlara göre, söz konusu toplantıları yapan kişinin dönemin İl Jandarma Alay Komutanı Recep Gençoğlu olduğu, bu toplantıların bir kısmına başsavcı İlhan Cihaner'in de katıldığı, illegal emirleri Gençoğlu ve Cihaner'in birlikte verdiği kaydediliyor. (Zaman)

Tanıklara gönderilen tehdit mektupları savcılıkta • 14 sanıklı iddianamede ifadeleri yer alan gizli tanıklar da büyük baskı altında. Üç tanığın 3 gün önce Ankara'ya kaçırıldığı fotoğraflarla belgelenmişti. Diğer tanıklara ise 'ölüm tehditleri' içeren mektupların gönderildiği öğrenildi. Mektuplarda 'ifadenizi değiştirmezseniz sizi ve ailenizi ortadan kaldırırız' şeklinde cümlelerin yer aldığı belirtiliyor. Tanıkların, kendilerine ulaşan mektupları savcılığa teslim ettiği, mektupların savcılıkta olduğu bildiriliyor. (Zaman)

Eski İliç Savcısı Bozkurt: İfadelerini değiştirseler de artık anlamı yok • Gizli tanıkların üzerinde ne kadar baskı olduğunu artık bütün basın yayın organlarının yazdığını söyleyen İliç eski Cumhuriyet Savcısı Bayram Bozkurt, "Sürekli birileri tarafından farklı ifade vermeleri ve ifadelerini geri çekmeleri isteniyor. Bu suçtur. Yetkililerin harekete geçmesi lazım. Kim bu gizli tanıkları alıp İstanbul'a, Ankara'ya götürüyor. Bu kişiler hakkında yasal sürecin başlaması lazım. Çünkü yürüyen bir soruşturmayı açıkça etkileme çalışması var. Bu gizli tanıklar, yeni atanan savcılar tarafından da şüpheye mahal verilmesin diye ifadeleri alındı. Bu saatten sonra ifadelerini değiştirmelerinin pek bir anlamı yoktur. Çünkü artık basına da çıkmıştır ifadeleri. Dolayısıyla artık biz kandırıldık, şöyle oldu, böyle oldu demelerinin ben artık bir anlam ifade edeceğini sanmıyorum" dedi. Yargılıyı etkilemek gibi bir niyetinin olmadığının altını çizen Bozkurt, gizli tanıklarla ilgili kararın mahkeme tarafından verileceğini sözlerine ekledi. Savcıların elinde somut delil olmasa davanın açılamayacağını belirten Bozkurt, "Bazı kesimler tarafından iddianamenin tamamen gizli tanık ifadele-rine dayandırıldığı üzerine yorumlar yapılıyor. Ben buna katılmıyorum. İddianame sadece tanık beyanı üzerine kurulamaz. 13-14 tane gizli tanık var. Vermiş oldukları beyanlar da birbirleriyle tutarlı" dedi. Kendisinin de gizli tanıklar içinde olduğunu iddia edenlerin yanıldığını belirten Bayram Bozkurt, "Ben gizli tanık 'Efe' değilim. İfade vermem için gizli tanık olmama gerek yok. Gerekirse gider ifade veririm" şeklinde konuştu. (Yenişafak)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri

FLAŞ!!! Savcı: Baskı var, mahkeme tanıkları acilen dinlesin | ŞOK İDDİA!!! CHP'li Ersin gizli tanıklarla görüştü

(08 Mart 2010, 09:48)

İlhan CihanerErzincan'daki Kirli ve Islak planın yüzlerce delili var
Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturmada yargı tarihine geçecek gelişmeler yaşanıyor. İddianamenin yarısının gizli tanık ifadelerinden oluştuğunu ileri süren bazı çevreler soruşturma ve davayı küçümsemeye çalışıyor, ancak iddianamede çok önemli maddi deliller bulunuyor. 14 ek klasörlü iddianamede bombaların Çatalarmut Baraj Gölü'ne polise komplo kurmak için yerleştirildiği belgeleniyor. Tutuklu Üsteğmen Ersin Ergut'un bilgisayarında, Baraj Gölü'ne atılan bu mühimmatın listesi bulundu. Yine Ergut'ta ele geçirilen 'Ddl.doc' isimli dosyada mühimmatın evlere nasıl yerleştirilecaeği ve bu konuda 3. Ordu imkanlarının seferber edileceği ayrıntılarıyla anlatılıyor. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemeler ise tüm delilleri teyit ediyor.

14 ek klasörlü iddianamede bombaların Çatalarmut Baraj Gölü'ne polise komplo kurmak için yerleştirildiği belgeleniyor. Üsteğmen Ersin Ergut'ta ele geçirilen "Ddl.doc" isimli dosyada mühimmatın evlere nasıl yerleştirileceği ve bu konuda 3. Ordu imkanlarının seferber edileceği ayrıntılarıyla anlatılıyor. "Sol terör örgütlerinin faaliyetleri artırılacak." şeklindeki el yazısı da dikkat çekici. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemeler ise tüm delilleri teyit ediyor.

Belgeler dudak uçuklatıyor • Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturmada yargı tarihine geçecek gelişmeler yaşanıyor. CHP, davanın bizzat müdahili. CHP'nin kamuoyunu, tutuklanan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner lehine yönlendirmek için bazı gazetelerle temasa geçtiği ileri sürüldü. Ardından CHP Milletvekili Ahmet Ersin, Jandarma İstihbarat'ın öncülüğünde gizli tanıklarla bir araya geldi. Son hamle gizli tanıkları Ankara'ya kaçırmak oldu. Bir diğer strateji ise gizli tanıkların itiraflarının sulandırılmaya çalışılması. Bu kapsamda bazı gazeteler iddianamenin yarısının gizli tanık ifadelerinden oluştuğu yönünde haberler yapıyor. Ancak Erzurum Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede çok önemli maddi deliller var. İddianamenin tam 14 ek klasörü bulunuyor. Belgeler arasında Jandarma İstihbarat raporları, görüşme kayıtları, el yazısı ile alınmış notlar, bulunan mühimmatla ilgili ekspertiz raporları, şüpheli Jandarma Başçavuş Orhan Esirger'de bulunan dijital deliller, şüpheli Jandarma Üsteğmen Ersin Ergut'un bilgisayarında ele geçirilen çok önemli gizli belgeler bunlardan birkaçı. İddianamenin eklerinde yer alan 1 No'lu klasörde bulunan mühimmata ilişkin belgeler yer alıyor. Söz konusu belgelerde emniyete kurulan tuzağa ilişkin çok önemli deliller bulunuyor. Buna göre Erzincan Çatalarmut Baraj Gölü'nde 27 Ekim 2009'da bulunan 13 adet el bombası ile 350 civarında merminin polise komplo kurmak için yerleştirildiği tespit edildi.

Üsteğmenin bilgisayarında baraj gölündeki mühimmatın listesi • Komplonun belgesi, sanıklarda bulunan bilgisayarın imaj işleminde ele geçirildi. Tutuklu Üsteğmen Ersin Ergut'un bilgisayarında, polise komplo kurmak için Çatalarmut Baraj Gölü'ne atılan mühimmatın listesi bulundu. Bu belgede 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in, İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Nedim Ersan ve Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Tapan'ın isimleri de geçiyor. Yine tutuklu sanıklardan Ersin Ergut'un bilgisayarına ait hard diskte çok sayıda fişleme dosyası bulundu. Ergut'ta ele geçirilen "sol terör örgütlerinin faaliyetleri artırılacak" şeklindeki el yazısı önemli deliller arasında.

Astsubayın belge kaçırmaya kalkışması ve belgeler tespit edildi • Tutuklu sanıklardan Yaylabaşı Karakol Komutanı Murat Yıldız'ın karakol yakınındaki TOKİ inşaatında sakladığı iki çantada çok sayıda resmi ve özel belgenin yanı sıra, dijital veriler bulundu. Şüpheli Ahmet Saraçlar'ın bilgisayarında ise başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın eşleri olmak üzere çok sayıda milletvekili ve bakanın eşleri hakkında değerlendirme raporlarının yer aldığı fişleme dosyası bulundu.

Dinleme kayıtları • 2 No'lu klasörde şüphelilerden Nedim Ersan, Ali Tapan, Abdulvahap Güllü, Şenol Bozkurt, Sinan Özendi ve Yaşar Baş'a ait mahkeme kararı ile yapılan dinlemelere ilişkin kayıtlar dikkat çekiyor. 3 No'lu klasörde Jandarma İstihbarat birimleri tarafından hazırlandığı belirlenen "3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ile ilgili değerlendirme.docx" başlıklı dosya var. Aynı klasörde yer alan Ersin Ergut'ta ele geçirilen "Ddl.doc" isimli dosyada da mühimmatın evlere nasıl yerleştirileceği, bu konuda 3. Ordu imkanlarının seferber edileceği gibi bilgiler yer alıyor. 6 numaralı klasörde şüpheliler Nedim Ersan, Ersin Ergut, Orhan Esirger ve Ergin Soysal'ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü Ergenekon soruşturmasındaki bazı şüphelilerle irtibatına ilişkin tespit tutanağı var.

Cihaner hakkında 2'nci iddianame hazırlanabilir

Başsavcı İlhan Cihaner'in bodrumunda bulunan belgeler inceleniyor • Ergenekon'un Erzincan ayağına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in evinin bodrumunda ele geçirilen binlerce belgeye ilişkin inceleme ise iddianameye yansımadı. Söz konusu belgeler savcılık tarafından tek tek inceleniyor. Belgeler arasında çok sayıda gizli damgalı doküman, dinleme tapeleri, fişlemelerin bulunduğu öğrenildi. Alınan bilgilere göre incelemenin tamamlanmasının ardından suç niteliğinin değişmesi durumunda Cihaner hakkında ikinci bir iddianame hazırlanacak. Ya da mevcut dosya kapsamında yargılama safhasında dosyaya eklenecek. (Zaman)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

(07 Mart 2010, 12:01)

Balyoz'da 33 sanığın tutukluluk itirazı reddedildi
Aralarında 1. Ordu Eski Komutanı emekli Org. Çetin Doğan ve emekli Korg. Engin Alan’ın da bulunduğu Balyoz soruşturmasında tutuklu bulunan 33 şüpheli hakkındaki 'tutuklamaya itiraz' talebi İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 3 kişilik hakim heyeti tarafından oybirliği ile reddedildi.

Balyoz soruşturması kapsamında tutuklanan 37 şüpheliden emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da aralarında bulunduğu 33’nün tutukluluğuna yapılan itiraz İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.

Oy birliği ile alınan kararlar • İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümeti yürütme organını cebren iskat ve men etmeye teşebbüs’ suçlarından cezaevine gönderilen 34 şüphelinin tutukluluğuna yapılan itirazı değerlendirdi.Mahkeme Başkanı Zafer Başkurt ve üye hakimler Davut Bedir ile Murat Üründü tarafından alınan kararda emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Korgeneral Engin Alan, Emekli Tuğgeneraml Süha Tanyeli, emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü, emekli Albay Bülent Tunçay , emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, emekli Albay Ali İhsan Çuhadaroğlu, emekli Tuğgeneral Mehmet Kaya Varol, emekli Tümamiral Özer Karabulut, emekli Albay Ümit Özcan, emekli Albay Suat Aytın, emekli Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, emekli Tuğgeneral İzzet Ocak’ın aleyhlerindeki mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, CMK’da tutuklamayı gerektirir katolog suçlardan olması, suçu işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, delillerin tam olarak toplanmamış olmasını dikkate alınarak oy birliği ile tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Başkan 20 kişiye şerh koydu • Mahkeme şüpheliler Albay Taylan Çakır, Albay Levent Çehreli, Albay Hasan Basri Aslan, Yarbay Ertuğrul Uçar, Yarbay Ali Rıza Sözen, Albay Ali Türkşen, Albay Abdullah Zafer Arısoy, Tuğamiral Turgay Erdağ, Tümamiral Ali Semih Çetin, Tümamiral Cem Aziz Çakmak, Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz, Yarbay Hanifi Yıldırım, Albay Yüksel Gürcan, emekli Albay Emin Küçükkılıç, Albay Recep Yıldız, Albay Mustafa Önsel, Albay Murat Özçelik, emekli Albay Kubilay Aktaş, Tümgeneral İhsan Balabanlı, emekli Tümgeneral Bekir Memiş’in, ‘aleyhlerindeki mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, CMK’da tutuklamayı gerektirir katalog suçlardan olması, suçu işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, delillerin tam olarak toplanmamış olması nedeniyle delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimallerinin bulunduğunu dikkate alarak oy çokluğu ile tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Tutuklama kararında isabetsizlik yok • Mahkeme kararında, ‘İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi tarafından verilen tutuklama kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını da’ belirtti.

Başkanın gerekçesi • Mahkeme Başkanı Zafer Başkurt, oy çokluğu ile tutuklunun halinin devamına karar verilen 20 kişinin tahliye olması yönünde şerh koydu.Başkan Başkurt, ‘Şüphelilerin üzerlerine atılı suçun niteliğinin değişme ihtimali, delil durumu, şüphelilerin faal kamu görevlisi olması, kaçma, saklanma veya kaçacakları şüphesini uyandıran somut olguların bulunmaması, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme olanaklarının söz konusu olmaması, belli ikametgah sahibi olmaları, bazı şüphelilerin daha ağır konumları olmasına rağmen savcılık serbest bırakılmış olması göz önüne alınarak adli kontrol ve yurtdışına çıkış yasağı konmak sureti ile bu şüphelilerin tahliyesi görüşünde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmıyorum’ diyerek şerh gerekçesini açıkladı. (Hürriyet)

Balyoz operasyonlarında şu ana kadar gözaltına alınların listesi ve son durumları

Camiler bombalanacak ardından tanklar sıkıyönetim için harekete geçecekti!!! İşte Balyoz Darbe Planı | Balyoz Planı manşetlerimiz

(05 Mart 2010, 17:20)

Arama görüntülerini izlemek için tıklayınCihaner: Mahkemenin kararı eşkıyalıktır
Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'in gözaltına alınacağının tebliğ edildiği an kayıtta olan polis kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Yayınlanan görüntüler bazı tartışmalara da açıklık getiriyor. Görüntüler, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek'in soruşturmaya gözaltı kararından sonra değil, gözaltı kararı çıkmadan çok önceden müdahale etmeye başladığını da belgeliyor. Oysa Özbek, arama ve gözaltı olduğu anda olaya müdahil olduğunu iddia etmişti. Görüntülerde dikkat çeken diğer bir ayrıntı da Başsavcı Cihaner'in gözaltına alınacağını ve kendisine isnat edilen suçları öğrenince şok olması. Cihaner hem savcıların yaptığına, hem de mahkeme kararına 'eşkiyalık' diyerek tepki gösteriyor.

Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in gözaltına alınacağının tebliğ edildiği an kayıtta olan polis kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Cihaner’in evinde ve makamında yapılan aramalarda, Cihaner ile Savcı Osman Şanal arasındaki çok ilginç diyaloglarla birlikte, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in soruşturmaya gözaltı kararından sonra değil, gözaltı kararı çıkmadan çok önceden müdahale etmeye başladığını da belgeledi. İlhan Cihaner’in ev araması sırasında kayıtta olan polis kamerası HSYK Başkanvekili Kadir Özbek ile Cihaner’in bir gün önce bir arama ve gözaltı olması durumunda nasıl davranacağını konuştuklarını belgeledi. Özbek’le uzun süren bir görüşmesi yapan Cihaner “Başkanım zaten dün akşam size söylemiştim” diyor. Bu da Özbek’in süreci yakından takip ettiğini, aralarındaki görüşmelerin gözaltı kararından önceye dayandığını gösteriyor.

Başsavcı Cihaner gözaltı ve suç isnatlarını görünce şok oldu • Başsavcı Cihaner’e makamında gözaltı kararının tebliğ edildiği andaki görüntülerde ise ilginç diyaloglar dikkat çekiyor. Osman Şanal ile Başsavcı İlhan Cihaner karşı karşıya oturuyor. Savcı Şanal, elindeki yakalama ve gözaltı kararını incelemesi için İlhan Cihaner’e veriyor. Mahkeme kararını şaşkınlık içinde okuyan Cihaner, “Evrakta sahtecilik, iftira, tehdit ne için bunlar” diye soruyor. Osman Şanal’ın ‘Anlatacağız’ sözleri üzerine Cihaner, “Bunu yapamazsınız. Hukuk dışı, direneceğim. Bunu yapamazsınız arkadaşlar” diyor.

Mahkeme kararı da eşkiyalık • Savcı Osman Şanal’ın “mahkeme kararını uyguluyoruz” karşılığı vermesi üzerine İlhan Cihaner “Bu karar da eşkiyalıktır” diye cevap veriyor. Aramaya katılan Terörle Mücadele Şubesi polislerinden mahkeme kararının bir fotokopisinin çekilerek Başsavcı Cihaner’e verilmesini isteyen Osman Şanal “Sizi yanımızda götüreceğiz İlhan Bey” diyerek gözaltına alınacağını söylüyor.

Görüntüler Özbek’i doğrulamıyor • İlhan Cihaner’in Özel Yetkili Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla gözaltına alınıp tutuklanmasının hemen ardından Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekili ile soruşturmayı yürüten Osman Şanal ve aramaya katılan diğer 2 savcının yetkileri HSYK tarafından alınmıştı. Cihaner’in evinin arandığı sırada HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in hem Cihaner’i hem de arama yapan savcıları aradığı, savcılara sicil numaralarını sorarak baskı yaptığı ortaya çıkmıştı. Özbek kendisini “Durum hakkında bilgi aldım. Cihaner ‘direneceğim’ dedi, ‘sakın yapma’ dedim” diye savunmuştu. Ancak Cihaner’in polis kamerasına yansıyan sözleri, Cihaner ile Özbek’in gözaltından bir gün önce ne yapacaklarını konuştuğunu ortaya koydu.

İşte iki savcı arasındaki o diyalog • Şanal ile Cihaner karşılaştığında ise karşılıklı koltuklara oturan iki savcının arasında çok ilginç bir konuşma geçiyor. Diyaloglar şöyle gelişiyor:

Şanal: Siz mahkeme kararını inceleyin.. Cihaner: Evrakta sahtecilik, iftira, tehdit.. neymiş bunlar..

Şanal: Anlatacağız.. Cihaner: Hukukdışı... Fiziken direneceğim... Bunu yapamazsınız arkadaşlar... Siz ne yaptığınızın farkında mısınız?

Şanal: Ne yaptığımızın farkındayız.. Polemik yapmak doğru değil.. Hukukun gerereğini yapmak için buradayız.. Kişisel husumet sözkonusu bile olamaz.. Cihaner: Kesinlikle böyle bir şey var.

Şanal: Biz işimizi yapacağız. sizi de yanımızda götüreceğiz. Cihaner: Götüremeyeceksiniz, direneceğim... Zor kullanacaksınız..

Şanal: Doğru bir davranış olmaz sizin açınızdan. Cihaner: Hayır çok doğru bir davranış olur. Cihaner: Eşkıya gibi davranıyorsunuz..

Şanal: Eşkıya gibi davranmıyoruz.. Şu anda oturuyoruz bakın... Cihaner: Hayır, hayır... Eşkıyalık elinde silahla kılıçla olmaz... Eşkıyanın değişik şeyleri var.

Şanal: Elimizde mahkeme kararıyla geldik buraya.. Cihaner: O karar da eşkıyalık.. Öyle anlaşılıyor..

Şanal: Sizin düşünceniz öyle olabilir... Onu değiştirecek durumda değiliz..

Bu diyalogların ardından ofisteki arama başlıyor... Arama sonrasında gözaltına alınan Cihaner mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderiliyor... (Habertürk)

Hakkında soruşturma başlatılmalı • 06 Mart 2010: Emekli Savcı Gültekin Avcı: "İlhan Cihaner'in 'Bu yaptığınız eşkıyalıktır' sözleri ile görevli savcıya ve mahkemeye hakaret etmiştir. İlk etapta kamu görevlisi olan savcıya hakaret etmesi 125. madde gereğince suçtur. Ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 301/2 maddesine göre de devletin askerine ve adliyesine hakaret kapsamına giren bu sözler Cihaner'in suç işlediğini ortaya koymaktadır. Başsavcı hakkında şikayetin beklenmesine gerek yok. Doğrudan cumhuriyet savcısı soruşturma başlatabilir. Cihaner'in bu tarz hakareti kesinlikle kabul edilemez ve suç teşkil eder. İnsan infial içerisinde de olsa bu devletin kamu görevlisine ve mahkemesine hakaret etme yetkisine sahip değildir. Bu hakaret konuşması tutanaklara geçirilmeli." (Zaman)

Arama görüntülerini izlemek için tıklayın | Başsavcı Cihaner'in gözaltına alınırken HSYK Başkanvekili Özbek tarafından destek için aranması

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

(05 Mart 2010, 15:10), son güncelleme: (06 Mart 2010)

Osman KaçmazKaçmaz'dan şov ve tehdit: Kimin kimi yiyeceğine su karar verir
Kaçmaz, dünkü savunmasında iddialara cevap vermek yerine 'siyasi şov' yaptı. Kaçmaz, bu davayla laik hukuk devletinin yok edilmesinin hedeflendiğini, dava sürecinin tarihe kara leke olarak geçeceğini iddia etti. Kaçmaz, 'Bizi cadı ilan ederek bizi yakmak isteyenler şunu unutmamalıdır, biz gerekirse yanacağız, yanarken ateşimizin oluşturacağı aydınlık geride kalanların özgürlük ve bağımsızlık savcısına ışık tutacaktır' diye konuştu. Yargının kuşatma ve yıpratma altında olduğunu, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Başkanı'na sokak jargonu ile hakaret edildiğini öne süren Kaçmaz, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'i savundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yasa dışı dinleme ve gizli tanık beyanları ile köşeye sıkıştırıldığını iddia eden Kaçmaz, Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan hakkındaki kararları nedeniyle saldırılara uğradığını savundu. Kaçmaz savunmasını tehditle bitirdi: 'Süreci planlayan, yöneten, icra eden kişilere sesleniyorum; başlarını iki ellerinin arasına alıp iyice düşünsünler; sular çekilince karıncalar balıkları, sular yükseldiğinde balıklar karıncaları yer, hiç kimse şimdiki gücüne güvenmesin, kimin kimi yiyeceğine su karar verir.'

Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, görevini kötüye kullandığı ve soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nde dün yargılanmaya başladı. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın görevlendirdiği iki başmüfettiş tarafından yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede 7 suçlamada bulunulmuştu. Suç duyurusu üzerine Ankara Başsavcılığı soruşturma başlatmış ve Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açmıştı. Mahkeme ise Osman Kaçmaz’ın birinci sınıf hakim olması nedeniyle dosyayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Ceza Dairesi’ne göndermişti. Duruşma sonrası çıkışta gazetecilerin sorularını cevaplayan Kaçmaz, sürecin devam ettiğini belirterek bir şey söylemek istemediğini ifade etmiş, 'siyasi savunmamı yaptınız?' sorusuna 'hayır' cevabını vermişti. Ancak ayrıntılar geldikçe Kaçmaz'ın, iddiaları cevaplamadığı ve tamamen siyasi bir savunma yaptığı ortaya çıktı.

Çete sanıklarına bilgi sızdıran savcı arkadaşını teknik takipte olduğuna dair uyarmıştı • Yargıtay Ceza Genel Kurulu salonunda yapılan duruşmaya Kaçmaz ile avukatı katıldı. YARSAV eski Başkanı ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu da Kaçmaz'a destek için duruşmayı izledi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi Başkanı Osman Yaşar, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin son soruşturma kararıyla Kaçmaz'ın İstanbul Atatürk Havalimanı'nda olmasına karşın, Ankara'da bulunuyormuş gibi UYAP üzerinden e-imza ile işlem yaparak görevini kötüye kullandığı, Konya eski Başsavcısı Fatih Özdemir'in Okyanus Operasyonu kapsamında telefonlarının dinlendiği yönünde bilgi vererek soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlamalarıyla yargılandığını belirtti. Daha sonra Kaçmaz'ın savunması dinlendi. Yargının kuşatma ve yıpratma altında olduğunu, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Başkanı'na sokak jargonu ile hakaret edildiğini öne süren Kaçmaz, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'i savundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yasa dışı dinleme ve gizli tanık beyanları ile köşeye sıkıştırıldığını iddia eden Kaçmaz, Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan hakkındaki kararları nedeniyle saldırılara uğradığını savundu. Kaçmaz, iddialara ilişkin savunma yapmak yerine Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ı hedef aldı. Kaçmaz savunmasını tehditle bitirdi: "Süreci planlayan, yöneten, icra eden kişilere sesleniyorum; başlarını iki ellerinin arasına alıp iyice düşünsünler; sular çekilince karıncalar balıkları, sular yükseldiğinde balıklar karıncaları yer, hiç kimse şimdiki gücüne güvenmesin, kimin kimi yiyeceğine su karar verir." (Zaman)

FLAŞ!!! Ankara 7. Ağır Ceza: Kaçmaz yargılansın | Kaçmaz hakkında Adalet Bakanlığı'nın başvurusuyla dava açılması manşetlerimiz

Osman Kaçmaz'la ilgili tüm manşetlerimiz | Kontrgerilla'nın yargıdaki örgütlenmesi

(05 Mart 2010, 10:53)

İlhan CihanerCihaner'e tahliye ve Yargıtay'a gitme talepleri reddedildi
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kabul ettiği, aralarında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ve Eskişehir İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Recep Gençoğlu'nun da bulunduğu 10'u tutuklu 14 kişi hakkındaki iddianamenin tensip zaptında, tutuklu sanıklar Cihaner ve Gençoğlu ile birlikte Nedim Ersan, Ersin Ergut, Orhan Esirger, Şenol Bozkurt, Murat Yıldız, Şinasi Demir, Kıvılcım Üstel ve Sadri Barkın İnce'nin 'tutukluluk hallerinin devamına', sanıklar İlhan Cihaner ve Recep Gençoğlu'nun avukatlarının tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verildi. Tensip zaptında ayrıca şu ifadeler yer aldı: 'İddianamede sanığın üzerine atılı suçların terör suçları olması bu tür suçların görevle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ilişkisi olmayan mütemadi suç olması bu suçun niteliği ve süreklilik arzeden özelliği nedeniyle temadinin bir kısmının görevini yaparken, yani mesai saatleri içerisinde yapılmasının bu suçu görev suçu haline getirmeyeceği, dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçların kişisel suç olması nedeniyle sanık İlhan Cihaner vekili Hamit Sekman ile müdafileri Hikmet Aksakallı ve çetin Fındıkoğlu'nun dosyaya görevsizlik kararı verilmesi yönündeki taleplerinin reddine, sanıklardan İlhan Cihaner'in mahkememizde yargılanmasına oy çokluğu ile karar verildi.' Üç hakimden oluşan mahkeme heyetinde üye hakim Ali Kaya alınan tüm bu kararlara karşı çıktı. Muhalefet şerhinde ortaya koyduğu görüşleriyle dikkat çeken Hakim Kaya, Cihaner'in işlediği iddia edilen suçların görev suçu olduğunu savunmasıyla ve davanın Yargıtay'a götürülmesinde ısrar etmesiyle şaşırttı.

Heyet, tutuklu sanıklar İlhan Cihaner, Recep Gençoğlu, Nedim Ersan, Ersin Ergut, Orhan Esirger, Şenol Bozkurt, Murat Yıldız, Şinasi Demir, Kıvılcım Üstel ve Sadri Barkın İnce'nin üzerlerine atılı suçun CMK'nın 100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması, atılı suçun niteliği ve mevcut delil durumu, haklarındaki kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular ve delilleri karartma şüphesinin varlığı, CMK'nın 100/2-3 maddeleri nazara alınarak, tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına, sanıklar İlhan Cihaner ve Recep Gençoğlu'nun avukatlarının tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verdi. Tutuksuz sanıklar Saldıray Berk, Ali Tapan, Ahmet Saraçlar ve Yaşar Baş'ın ise CMK'nın 145. maddesi uyarınca iddianame ekli, duruşma gün ve saatini bildirir açıklamalı davetiye ile ayrı ayrı duruşmaya celplerine, müşteki Ahmet Demir ile tanıklar Süleyman Oğuz, Ömer Bayşan ve Erdal Zirek'in beyanlarının alınması için Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi'ne talimat yazılmasına, karar verildi.

3 hakimden ikisine göre Cihaner'e atfedilen terör suçları görev suçu değil • Tensip zaptında ayrıca şu ifadeler yer aldı: ''İddianamede sanığın üzerine atılı suçların terör suçları olması bu tür suçların görevle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ilişkisi olmayan mütemadi suç olması bu suçun niteliği ve süreklilik arzeden özelliği nedeniyle temadinin bir kısmının görevini yaparken, yani mesai saatleri içerisinde yapılmasının bu suçu görev suçu haline getirmeyeceği, dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçların kişisel suç olması nedeniyle sanık İlhan Cihaner vekili Hamit Sekman ile müdafileri Hikmet Aksakallı ve çetin Fındıkoğlu'nun dosyaya görevsizlik kararı verilmesi yönündeki taleplerinin reddine, Bu nedenlerle duruşmanın, tutuklu sanıkların tutuklama durumlarının incelenmesi yönünden 30.03.2010 günü saat 09.30'a, 29.04.2010 günü saat 09.30'a, esas yönünden ise 04.05.2010 günü saat 09.30'a bırakılmasına, tutukluluğun devamı yönünden 7 gün içerisinde Diyarbakır Nöbetçi Ağır ceza Mahkemesi Başkanlığı'na (CMK'nın 250. maddesi uyarınca yetkili) itirazı kabil olmak üzere, sanıklardan İlhan Cihaner'in mahkememizde yargılanmasına ve sanıklardan Recep Gençoğlu'nun tutukluluk halinin devamına yönelik ara kararı yönünden oy çokluğu ile karar verildi.''

Üye Hakim Ali Kaya alınan kararlara karşı çıktı üç yönden muhalefet şerhi koydu • Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in de aralarında bulunduğu 14 sanıkla ilgili iddianameye üye hakim Ali Kaya, üç yönden şerh koydu. İddianame 1 Mart’ta toplanan Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin önüne geldi. Başkan Mustafa Karatay ve üye hakimler Ali Kaya ile İsmail Şahin’den oluşan heyet iddianamenin kabulüyle ilgili kararı oyçokluğuyla aldı. Üye hakim Ali Kaya, şu şerhleri koydu: 1) “Şüpheli Saldıray Berk’in hazırlık aşamasında ifadesinin alınmamış olması, mevcut delillerle örgüt liderliği suçu açısından delillerin yeterince ilişkilendirilmediği, bu nedenle iddianamenin iadesi gerekir. 2) Cihaner’in suçları görev nedeniyle ya da görevi sırasında işlediği, örgüt üyeliği suçunun delilleri olan eylemlerinin yargılamasının Yargıtay’da yapılmasının değerlendirilmesi gerekir. 3) Albay Recep Gençoğlu delil durumu ve delilleri karartma ihtimali olmadığı için tahliye edilmeli.

Üye Hakim Ali Kaya'dan karşı oy: Cihaner Yargıtay'da yargılanmalı • Üye Hakim Ali Kaya, karşı oy kullandığı tensip zaptında, tutuklu sanıklardan Başsavcı İlhan Cihaner'in işlediği suçları savcılık sıfatını kullanarak gerçekleştirebileceği ve örgüt üyeliği suçunun delilleri olan eylemlerinin yargılanmasının, Yargıtay ilgili dairesinde yapılması gerektiği yönünde görüş belirtti. Üye Hakim Kaya, tensip zaptında, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 89, 90, 91, 92 ve 93. maddeleri ile 5271 sayılı CMK'nın ''bazı suçlara ilişkin muhakeme'' başlığı altında düzenlenen 250. maddesini açıkladıktan sonra, Başsavcı Cihaner'in işlediği iddia edilen suçlara değindi. Cihaner'in katıldığı eylemleri tek tek sıralayan Kaya, şunları kaydetti:

Hakim Kaya: Cihaner tüm suçları görevliyken işledi o halde suçlar görev suçu • ''Şüphelinin tüm suçları Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla görev yaptığı sırada işlediği, 'kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği' suçunun yöneltilmesiyle de iddia makamı tarafından şüphelinin görev suçu işlediği kabul edildiği, örgüte destek amacıyla Erzincan Başsavcılığınca yürütülen-yürütülecek olan soruşturmalarda şüphelinin gerek gizli tanıkları tehdit etmesi gerekse yönlendirmesi eylemlerinin savcılık sıfatı kullanılarak gerçekleştirilebileceği, her ne kadar hiçbir kamu görevlisinin 'görevi nedeniyle bir suç örgütüne üye olma' suçunu işleyemeyeceği dolayısıyla örgüt üyeliği suçunun kişisel suç olarak nitelendirilmesinin doğru olduğunun kabulü gerekli ise de gerek Anayasa gerekse Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda 'hakim ve savcıların görevleri nedeniyle ve görevleri sırasında' işledikleri suçlarda yargılama yerleri gösterilirken, birinci sınıfa ayrılmış olanların Yargıtay'da yargılanacaklarının düzenlendiği Anayasanın 144. Maddesi göz önünde bulundurulduğunda CMK'nın 250/3 maddesinde belirtilen 'birinci fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır' hükmünün hakim ve savcılar hakkında uygulanmasının Anayasa'ya açık aykırılık teşkil edeceği,

Hakim Kaya: Cihaner'e açılmış dava durdurularak Anayasa mahkemesine götürülmeli • Bu nedenle şüpheli İlhan Cihaner hakkında açılmış bulunan kamu davasında 'durdurma kararı' verilerek CMK'nın 250/3 maddesinin Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine müracaat edilmesi gerektiği, görüşe katılınmadığı takdirde şüphelinin Başsavcı olması nedeniyle tatil günleri de dahil olmak üzere 24 saat boyunca gerek doğrudan gerekse ilgili adli birimlere emir ve talimat vermek suretiyle görev ifa edebileceği, raporlu ya da izinli olmadığı dönemlerde yasal deyişle görevi sırasında olduğunun kabulünün gerektiği, görev sırasında veya görevi nedeniyle işlenen suçlarda ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevinin Yargıtay ilgili dairesi olduğu, şüphelinin kişisel suç olan örgüt üyeliği suçundan mahkememizde yargılanması gerekmekle birlikte örgüt üyeliği suçuna dayanak teşkil ettiği iddia edilen eylemlerinin bütününü görevi nedeniyle ya da görevi sırasında işlediği, şüpheli İlhan Cihaner'in örgüt üyeliği suçunun delilleri olan diğer eylemlerinin yargılanmasının Yargıtay ilgili dairesinde yapılmasının ve delillerle birlikte değerlendirilmesinin gerektiği ve Yargıtay'a gönderilmek üzere görevsizlik kararı verilmesi gerektiği kanaati ile,

Hakim Kaya: Saldıray Berk'in ifadesi alınmadığı için iddianame iade edilmeli • Şüpheli Saldıray Berk’in hazırlık aşamasında ifadesinin alınmamış olması, mevcut delillerle örgüt liderliği suçu açısından delillerin yeterince ilişkilendirilmediği, bu nedenle iddianamenin iadesi gerekir.

Hakim Kaya: Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum • Sanık Recep Gençoğlu hakkındaki mevcut delil durumu, sanığın delillerin karartma ihtimalinin bulunmaması göz önünde bulundurularak koşulsuz olarak tahliyesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.'' (Zaman)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

Kontrgerilla'nın yargıdaki örgütlenmesi

(04 Mart 2010, 18:55)

Ahmet ErsinFLAŞ!!! Savcı: Baskı var, mahkeme tanıkları acilen dinlesin
Erzincan-Ergenekon soruşturmasına atanan ve iddianameyi tamamlayarak mahkemeye sunan yeni Başsavcıvekili Taner Aksakal, 'Gizli tanıklara baskı var. Gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı yüksek. Soruşturmanın selameti için çok acele dinleyin' diyerek mahkemeden talepte bulundu. İddianamedeki bu acil talep, jandarma ve CHP’li vekillerin gizli tanıklara yaptığı baskıyı akıllara getirdi. Diyarbakır'da görülen Cemal Temizöz davasında da gizli tanıklara baskı yapıldığı iddiaları gündeme gelmiş, hatta soruşturma savcısı bu baskıyı delillendirerek dava dosyasına eklemişti. Bu şekilde delillendirilen baskılar neticesinde bazı tanıkların mahkemede ifadelerini değiştirdikleri görülmüştü.

Gündeme bomba gibi düşen ve ilk kez muvazzaf bir Orgenerali sanık sandalyesine oturtan Erzincan Ergenekon iddianamesi birbirinden şok belge ve bilgileri içeriyor. Ancak iddianamenin asıl bombası HSYK tarafından yeni atanan Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekili Taner Aksakal’ın iddianamenin sonuna düştüğü not oldu. Aksakal mahkemeden “Gizli tanıklar mahkeme tarafından ivedilikle dinlensin” talebinde bulundu.

Soruşturmanın selameti için • Özel Yetkili Başsavcıvekili Aksakal iddianamenin sonuna düştüğü notta “Gizli tanıklar üzerindeki ifadelerini değiştirmelerine yönelik baskılar devam ettiğinden, soruşturma dosyasında önemli yeri olan gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı bulunduğundan ve mevcut delillerin şüpheliler hakkında dava açmaya yeterli şüphe oluşturduğundan yargılamanın selameti açısından büyük önem arzetmesi nedeniyle mahkemenizce bu tanıkların en kısa sürede dinlenmesi gerektiği düşünülmüştür” şeklindeki şok uyarılara yer verdi.

Jandarma ve CHP'li Ersin baskı yaptı • Başsavcıvekili Aksakal’ın uyarısı, gizli tanıklara jandarma ve CHP’liler tarafından baskı yapıldığı iddialarını gündeme getirdi. Savcı Osman Şanal’ın yetkilerinin HSYK’nın yargı darbesiyle elinden alındığı gün, Gizli Tanık Munzur, jandarma tarafından alıkonulmuş ve gece yarısı Erzincan Adliyesi’ne götürülerek, hem ifadelerini geri çekmeye hem de Savcı Şanal aleyhine tanıklığa zorlanmıştı. Jandarmanın ikna edemediği gizli tanıkların bir otel odasında CHP Milletvekili Ahmet Ersin’le görüştürüldükleri ve Ersin’inin ifadelerini geri çekmeleri için gizli tanıklara baskı yaptığı ortaya çıkmıştı.

Gizli Tanık delilleri çalınacak mı? • İddianamenin sonundaki şok nottaki bazı ifadeler kafaları karıştırdı. Gizli tanıkların ifadelerini çekmeye zorlandığı bilinirken, Başsavcıvekili Aksakal’ın “soruşturma dosyasında önemli yeri olan gizli tanık delillerinin kaybolma olasılığı bulunduğu” yolundaki tespiti uzun süre tartışılacak gibi görünüyor. Adli emanetteki gizli tanık delillerinin nasıl kaybolacağı ya da kimler tarafından kaybedileceği merak konusu oldu. İddianamenin altındaki notun ardından Özel Yetkili Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, gizli tanıkların ifadelerine kısa zamanda başvurması bekleniyor.

Gizli tanık ifadeleri sanıklarca doğrulandı • Erzincan Ergenekon iddianamesinde Gizli Tanık X’in “Albay Tapan, benimle görüşerek polis aleyhine yalancı tanıklık yapmamı istedi” iddiasının Albay Ali Tapan tarafından kabul edilmesi, Gizli Tanık Efe’nin “3. Ordu’da darbe seminerleri yapıldı” iddiasının Albay Recep Gençoğlu tarafından kabul edilmesi ve Gizli Tanık Munzur’un “Sivil kanat lideri Yaşar Baş’ın bilgisayarında Tuncer Kılınç’la samimi fotoğrafları var” iddiasının Baş’ın bilgisayarındaki fotoğraflarla doğrulandığı ve benzeri örnekler hatırlatılarak şu tespit yapılıyor: “Sanıkların bu beyanları Gizli Tanıkların ne kadar doğru ve ne derece önemli bilgiler verdiğini göstermektedir.” (Star)

İşte adım adım Erzincan'daki Islak Komplo ve boşa çıkarılması | Erzincan'da savcı İlhan Cihaner ve Jandarma'nın 'ıslak imza' operasyonları

Ergenekon ve benzer davaları tanıkları deşifre ve tehdit ederek etkisiz bırakma gayretleri

(03 Mart 2010, 11:55)

ERGENEKON DAVASI HAKİM VE SAVCILARINA TARİHİ UYARILAR!..
Bugün görülmeye başlanacak dava süreci Türkiye'miz için çok hayati önemde. Ne Avrupa Birliği müzakereleri, ne BM güvenlik konseyine seçilmiş olmamız ne de benzeri gelişmelerin hiçbirisi bu dava kadar önemli değil.

Çünkü devleti koruma adına hareket ettiğini iddia eden, hem sivilleri hem devlet görevlilerini öldüren, sakat bırakan, öldürme yemini ettiren, silahlı yemin törenlerinde evlilik nikahları kıyan, pkk, hizbullah, dhkp-c, ibda-c ve benzeri terör örgütlerini maşa gibi kullanan, bizzat onlara veya onlar yaptı süsü verilip devlet görevlilerine eylemler düzenleten, müslüman-laik, türk-kürt, alevi-sünni, sağ-sol ve benzeri kışkırtmalarla Türk halkını yıllardır bölen ve halen de bölmeye çalışan, bebelere kurşun sıktıran, insanlara dışkı yedirerek, köylerini yakarak, aşağılayarak, devletten nefret ettiren, bu baskıların da etkisiyle gençleri dağa çıkaran, bir kardeşi dağda bir kardeşi askerde birbiriyle vuruşturan, binlerce anne-babayı yaşadıkları sürece unutamayacakları tarifsiz evlat acısına boğan, birçok kadını kocasız, çocukları babasız bırakan, bir çok gazilerimizin ömür boyu sakat kalmasına yol açan, Türkiye'mizi içine kapatan bu menfur, melun terör organizasyonunu kısmen de olsa konu alan bir davaya bakacaksınız! Hiçbir terör örgütü bunlar kadar bu ülkeye zarar veremez!

Bu melun terör organizasyonundan korkmayınız, Türk halkından korkunuz. Şemdinli savcısının başına gelenleri, Şemdinli davasına bakan Van mahkemesi üyelerine yapılan baskıları, İstanbul Organize'ye nöbetçi mahkeme kararı aldırarak baskın yapan ve hukuk dışı şekilde yeni ergenekon soruşturma gelişmelerini kopyalamaya çalışan meslek yüzkaralarını unutmayın! Sizler Türk Halkı adına karar vereceksiniz! Sakın kurtlar vadisindeki gibi, bu adamları, millet adına yaptıkları hizmetlerden dolayı suçlayamayız, beraat ettirmeliyiz, diye düşünmeyin. Bu melun terör organizasyonunun polat alemdar ve ekibiyle hiçbir benzerliği yok, üstelik de bu terör organizasyonu bir film değil, bir gerçek. Yukarıda sıraladığımız cürümleri de önünüze sunulan belge ve bilgilerde!..

Bu adamların işledikleri bu suçlar, insanlık suçlarıdır, en temel suçlardır.. Bu suçlar ve ülkeye yaptıkları kötülükler, ne Türk Milleti adına ne de devlet adınadır.. Eğer onlardan korkarsanız, yanlış tarafta yer alırsanız bu aziz millet bunu da görecektir! Onların hesabı bugün olmazsa, sizler eliyle olmazsa, bir gün mutlaka ama mutlaka görülecektir. Unutmayınız ki kimse bu dünyada kalıcı değildir. Önemli olan geride kalanların bizi nasıl hatırlayacağı, rahmetle mi lanetle mi?

Çok şeyler söylenebilir ama siz arif insanlarsınız, Türk Halkı adına demek istediklerimizi anlamışsınızdır. Yüreğinizden korkuyu silin, sonu ne olursa olsun, hukukun gereğini yerine getirin. Gerekçesi vicdan huzurunuzdan temellenen, milletin de onaylayacağı kararlar verin! Böyle olan tüm yiğit hukuk adamlarımıza Türk Halkı adına başarılar ve kolaylıklar dileriz.


Abdullah Harun, (20 Ekim 2008)

Kontrgerilla, Ergenekon Örgütü müdür veya Kontrgerilla mı Yargılanıyor, Tasfiye Ediliyor?
Ergenekon iddianamesinden net olarak anlaşılmıyor ama eğer Ergenekon örgütü kontrgerilla'nın kendisi midir derseniz, Hayır! O değildir, onun kullandığı alt örgütlerden birisidir. Kontrgerilla vardır, halen devam etmektedir ve Ergenekon'la aynı değildir. Kesinlikle böyledir. Bizce buna en büyük delil, Genelkurmay'ın 1990 yılında yaptığı brifingindeki açıklamasıdır:..Özel Harp Dairesi yalnız antikomünist değildir. Din devrimine de karşıdır...Devrim kelimesi kullanılmış. Başörtüsü taleplerinin en fazla dikkat çektiği “toplumsal hayatta İslam'ın gittikçe daha çok yer alması”nın, brifingi verenlerce din devrimi süreci olarak görüldüğü, dolayısıyla Kontrgerilla'nın, eski adı Özel Harp Dairesi (ÖHD), yeni adı ise Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) şeklinde değiştirilen ve başlangıçta ABD finansmanıyla kurulan, başbakan Ecevit'in bile haberdar edilmediği çok gizli bir devlet örgütü olduğu ve doğal olarak da varlığını halen sürdürdüğü, hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde gayet net anlaşılmaktadır. Öyle ayrıcalıkları vardır ki bu örgüt elemanlarının, mevcut kanunlara tabi değildirler, yakalanırlarsa soruşturulmazlar. Genelkurmay Başkanı'nın 'tanırım, iyi çocuktur' dediği ve yargılanmalarına açık müdahalenin yapıldığı Şemdinli olayı subayları buna canlı bir örnektir. Bu sitenin ilgili bir çok sayfasında bunları yıllardır belirtmiştik ama özellikle sitemizin en önemli bölümünü teşkil ettiğine inandığımız Kontrgerilla'nın varlığını gösteren klasik  Deliller  sayfamızı, Özel Harp Dairesi Kontrgerilla mıdır? sorusuna cevap arayan  Ö.H.Dairesi  sayfamızı, Kontrgerilla-Ergenekon-Gladio ve bağlantılı konulardaki güncel haberleri aktaran  Manşetlerimiz  sayfamızı ve tabi  forum  bölümümüzdeki ilgili tartışma başlıklarını okumanızı tavsiye ederiz.

Ergenekon soruşturması ile kuyruğundan yakalanan Kontrgerilla canavarı, kurtulmak için mücadele etmeye başlamıştır. Soruşturmanın yukarılara tırmanmaması için, tıpkı Kurtlar Vadisi'ndeki İskender'in yakalanışıyla adamlarının tüm ülkeyi bombalı ve silahlı saldırılarla cehenneme çevirmeye çalışmaları gibi gözdağı eylemlerine girişmekte ve “daha ileriye gitmeyin” demektedir. Soruşturmanın seyrine göre bu eylemler devam edecek veya şimdilik duracaktır. Son örneklerini teşkil eden Balıkesir Altınova ve benzeri yerlerde sivillere, Aktütün Karakolu'nda askerlere, Diyarbakır'da polislere yönelik peşpeşe düzenlenen saldırılar, 12 Eylül öncesinde başarılan sağ-sol kavgasının günümüzde Türk-Kürt kavgası şeklinde başarılmaya çalışıldığını, kışkırtmaların çok sırıtmasına rağmen bunun yapılmasının ise iç-dış, türk-kürt, sağ-sol, asker-sivil gibi birbirine karşıt unsurların birlikte çalıştıkları statükocu kontrgerillacıların çok zor durumda olduklarını göstermekte. Yıllarca Meclis'teki komisyonlara ifade vermeye tenezzül bile etmeyen General Veli Küçük gibi önemli elemanlarını feda etmeyi göze almaları da kontrgerillacıların köşeye sıkıştığını, şiddetle çırpınmakta olduklarını ve bu telaş yüzünden iyice planlayıp örtemedikleri sırıtan hata dolu operasyonlar yürütmekte olduklarını, en az hasarla kapandan kurtulmaya çalıştıklarını gösteriyor. Benzer durum İtalya'daki Gladio soruşturması sırasında yaşanmış, soruşturmayı engelleme girişimleri dolaylı ve doğrudan devreye sokulmuştur. Belki de yıllar önce, 1980 öncesi başbakanlığı döneminde Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi (ÖHD) iddialarının üzerine somut şekilde giden, kendisine Çiğli Havaalanı'nda suikast girişiminde bulunulan Bülent Ecevit'in, “Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısının açığa çıkarıldıklarında girişebilecekleri tehlikeli tertiplerden duyduğu korku” , bugünkü çılgınca katliam tertiplerini en çarpıcı şekilde anlaşılır kılan, Ergenekon soruşturmasının aslında nerelere kadar tırmanması gerektiğine ışık tutan ilk ve en üst düzey net açıklamadır. Ecevit'in başbakanı olduğu hükümetin koalisyon ortağı Necmettin Erbakan'ın, Uğur Mumcu cinayeti üzerine, bilinen ama kolayca ve normal koşullarda söylenemeyen gerçeği, onbinlerce kişi “Kahrolsun Kontrgerilla!” diye haykırırken dile getirdiği: “Türkiye'de Özel Harp Dairesi var. Bunların CIA'nın emrinde olduğunu, birçok provokasyonda bulunduğunu biliyoruz. Uğur Mumcu'nun öldürülmesine benzer birçok cinayet profesyonelce işlendi. Bu cinayetlerin Özel Harp Dairesi'nin marifeti olduğunu biliyoruz.” sözleri de diğer bir net açıklamadır.

Evet bir örgüt tasfiye ediliyor, adı Ergenekon, ama tıpkı Susurluk'taki gibi kısıtlı tasfiyeden başka bir şey değil bu. Evet bu da bir şeydir, güzeldir şüphesiz. Ama asıl örgüt, asıl beyin veya beyin takımı şu an dışarıda, işinde gücünde insanlar görünümündedir. Muhtemelen çok yakından tanınan kişiler olup ellerini kollarını sallayıp gezinmekte, halka karşı yürütecekleri yeni operasyonları planlamaktadırlar. Boş durmayı sevmezler. Yani kendimizi kandırmayalım, bu iş bitti demeyelim. Yukarıda işaret ettiğimiz ÖHD kaynaklı örgütü ve bunların yurt sathına yaydıkları, gerçek amacı yurt savunması ve yurdumuz işgale uğradığında öğrendikleri, “ortalığı karıştırma, dış düşmana terör uygulama ve böylece halkın direnişini örgütleme, moral verme, dış düşmana karşı direnişi başlatma” gibi görevler üstlenmiş ve bu amaçtan sapmayan, ÖHD'nin sivil uzantısı gizli gerillaları istisna edelim. Ama bu amacını unutup kendi halkını, müslüman insanımızı, kürt insanımızı iç düşman olarak görüp, 12 Eylül darbesini olgunlaştırmak için aynı silahla hem sağcı hem solcu vuran, kahvehane tarayan, bombalama eylemleri yapan, darbe şartlarını olgunlaştıran, Atabeyler Grubu gibi Başbakan'a suikast planları yapan, Şemdinli'de PKK kitapçısını bombalayıp PKK yaptı süsü veren, Güneydoğu'da PKK'ya karşı mücadele ederseniz hapisten firarınızı sağlarız, yakalanırsanız da sizi tanımıyoruz deriz diye MHP'lileri yönlendiren, ister tam ister yarı resmi isterse de gayrı resmi gizli devlet görevlilerinin oluşturduğu gizli gerillaları ne yapalım, onları unutalım mı, bu dosya kapansın mı? Biz istesek de bu dosya kapanmaz. 100 yıldır ittihat terakki komitacılarını konuşuyorsak bir 100 yıl sonraki nesillerimiz hala bu gizli kontrgerilla örgütünü konuşmalı mı? Susurluk'ta sınırlı tasfiye oldu da dosya kapandı mı, hayır. Tam demokrasi tam demokratik kontrol mekanizması kurmak zorundayız. Düşüncesini, yaşam tarzını beğenmediği kendi halkını iç düşman görüp örgütlü terör ve şiddet uygulayanları en şiddetli cezalarla cezalandırıp sindirmedikçe, var olan tüm örgütlenmeleri dağıtmadıkça bu dosya hep açık kalacaktır. İnşallah o meş'um dosyanın kapandığı günleri gelecek nesillere kalmadan bizler de görürüz!..

Abdullah Harun, (27 Temmuz 2008), son güncelleme: (13 Ekim 2008)


Kontrgerilla, Gladio, Özel Harp Dairesi, Nato, askeri darbeler, 12 Eylül öncesi-sonrası, siyasi terör Komando - 4.51kB olayları, sonuncusu Uğur Mumcu'yu hedef alan faili meçhul siyasi cinayetler, Başbakan Ecevit'e, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik suikast girişimleri... Tüm bu sözlerle ülkemizin karanlık bir yönü anlatılıyor. Yeraltında birşeyler oluyor, ama ne ?.. 

1990 yılında İtalya'da patlak veren Gladio skandalı ve o sıralarda ülkemizde işlenmekte olan laiklik cinayetleri bu konuyu pek yoğun şekilde gündemimize soktu. Birileri için şok edici bir gelişmeydi. Suçüstü yakalanmışlardı, açıkça itiraf etmeseler de!.. Skandal patladıktan sonra kısa süre içinde tüm Nato üyeleri, ülkelerinde Gladio uzantılarının bulunduğunu kabul ettiler, bir tek Türkiye hariç. Oysa Nato'nun en hassas kanadı bizdik ve en kanlı ve yoğun faili meçhul siyasi terör olayları bizim ülkemizde meydana gelmişti. Buna rağmen pişkinlikle örtbas edildi. Olası bir dış güç işgaline karşı terör uygulamak için eğitilenler mi yaptı terörü yoksa maceracı gençler mi, bir yazarın dediği gibi?.. 

Buradaki bilgiler yeni değil, daha önce yayınlanmış bilgilerin tekrarı. Basılı medyada yayınlanmış bu bilgiler. Ama internet ortamının getirdiği mühim bir avantaj var, o da karşılıklı etkileşim. Bu sitenin bir amacı da bu. Eleştirilerde ve katkılarda bulunabilirsiniz. Eksik ya da hatalı gördüğünüz bilgiler hakkında görüş belirtebilirsiniz. 

Bizi izlemeye devam edin...

Abdullah Harun
13 Ağustos 2001

En iyi görüntü Internet Explorer 1024 x 768 veya tercihen üstü ile izlenir. Mozilla Firefox 2.0 ve üstü ile de büyük ölçüde uyumludur.