Tam  EskidenYeniye
 

SUSURLUK'TA ORTAYA ÇIKAN KONTRGERİLLA

Susurluk olayı | Susurluk Raporu (Kutlu Savaş) | Susurluk Rap.(TBMM) | Susurluk Rap.(Sönmez Köksal)

3 Kasım 1996 tarihinde Susurluk'ta meydana gelen bir trafik kazası, Türkiye gündeminde adeta bir bomba gibi patladı ve haftalarca gündemden düşmedi. Güneydoğu'lu bir aşiretin reisi ve aynı zamanda bir milletvekili, polis özel timinin kurucusu ve Emniyet Gn. Md. Yardımcılığı da yapmış üst düzeyde bir polis memuru ve 12 Eylül öncesi 7 TİP'linin öldürülmesi olayının sanıklarından, hala yaklanamamış ve İnterpol'ün kırmızı bültenle aradığı bir ülkücü kaza yapan arabadaydılar... Nasıl oldu da bir araya gelebildi bu çok farklı konumdaki insanlar?.. Şokun dozajını arttıran ikinci unsur ise, 22 Eylül 1996 tarihinde, yani sadece 1,5 ay kadar önce Aydınlık gazetesinde 'Yeni MİT Raporu' olarak yayınlanan MİT raporunda bu birlikteliklerin açıklanması idi.. O zaman kimse buna inanmamıştı tabii. Ama işte şimdi iddiaların en azından bir kısmının doğru olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştı.. İşin kıvırtılacak, örtbas edilecek tarafı kalmamıştı..

Kazada bu üç kişiden milletvekili olan Sedat Bucak hariç, diğer ikisi öldüler. MİT raporunun 1,5 ay sonra kaza ile doğrulanması ve de polis bünyesinde MİT'e alternatif olarak kurulduğu iddia edilen istihbarat örgütünde Abdullah Çatlı ve ekibiyle, polis özel harekat dairesinden elemanların da bulunduğu iddiaları da hatırlandığında, akıllara, aracın kaza yapmasının sağlanmış olabileceği, diğer deyişle olayın komplo olabileceği ihtimali geldi. Olaydan yarım saat geçmeden gazete ve televizyonlara Mehmet Özbay adlı şahısın Abdullah Çatlı olduğu şeklinde esrarengiz telefonlar geldi. Nasıl bu kadar çabuk gerçek kimliği belirlenebildi Çatlı'nın, üstelik de pazar günü gibi bir tatil gününde, işte bu da kuşkuları besledi. Aydın Menderes'in başına gelen ve suikast kokan kaza hatırlandı diğer taraftan. Bir aracın kaza yapması sağlanabilir mi, bu mümkün mü, sorusu soruldu zihinlerde.. Diğer taraftan kazadan yaralı kurtulan Sedat Bucak, iyileşir iyileşmez bir TV kanalında komplo iddiasını açıkça telaffuz etti ve Çatlı'nın devlet tarafından kullanıldığını, şimdi de kurban edildiğini açık açık ifade etti... Basında açıklamalar açıklamaları takip etti, yeni bilgiler ortaya çıktı. Çatlı'nın devlet menfaatleri doğrultusunda kullanıldığı en yetkili kişilerce açıklandı, hatta milli kahraman ilan edildi.. Kaza bir komplo muydu, eğer öyleyse kimin komplosuydu ve neden düzenlenmişti? Kaza da olsa komplo da olsa, siyaset-mafya-polis üçgeni olarak basına yansıyan bu birliktelik nasıl mümkün olabilmişti?.. Bu ve benzeri sorular kafaları kurcaladıysa da yıllardır konuşulan bazı iddialara somut bir örnek oldu Susurluk skandalı.. Kontrgerilla diye bahsedilen ve devlet içinde devlet olarak tanımlanan ABD/CIA kaynaklı gizli ve yarı resmi bir terör çıkarıcı örgütün varlığı sözkonusu...

ABD tarafından soğuk savaş yıllarında müttefik ülkelerin düşman istilasına uğraması durumunda istilacı düşmana karşı gerilla savaşı yürütmek üzere Nato ülkelerinde Kontrgerilla teşkilatları kuruldu. Bu teşkilatlar öylesine gizli tutuldu ki, bir çok durumda bundan başbakanların dahi haberi olmadı. 70'li yıllarda tüm Avrupa ülkelerini faili meçhul siyasi terör eylemleri kasıp kavurdu. Ardından 1990 sonunda İtalya'da örgüt açığa çıkarıldı ve bu teşkilatlanmanın tüm Avrupa ülkelerini sardığı hayretle görüldü... Avrupa ülkeleri bu örgütlerin üzerine gitti, birçoğu bu örgütleri lağvetti, bazıları da barışçı amaçlara yöneltecek mekanizmaları kurdu. Ama sonuçta hepsinde varlığı kabul edildi ve somut çözümler gerçekleştirildi. Tüm Avrupa ülkelerini derinden sarsan bu skandal yalnızca Türkiye'de örtbas edildi. Konuşmaya çalışanlar, örneğin Sayın Ecevit, nazikçe uyarıldı. En fazla Türkiye'de olması gereken bir örgüt için yetkililer asla bir kabule yanaşmadılar. Tabiri caizse yaprak dahi kımıldamadı resmi düzeyde. Oysa bu işin üzerine gidilmesi gerekiyordu, çünkü tam da o sıralar Türkiye'yi derinden sarsan laiklik suikastleri zinciri yaşanıyordu ve toplum müslüman-laik bölünmesinin eşiğine gelmişti. Ama cesaretli bir etkili yetkili çıkmadı ve olay kapatıldı. Resmen kapatılsa bile toplum vicdanında suçlu artık müslümanlar değil Kontrgerilla idi..

Devlete yasadışı hizmet

12 Eylül öncesi devlet için sol tehlike vardı ve ülkücüler o tehlikeye karşı kullanıldılar. 12 Eylül darbesi ile yeni bir döneme girildi, artık sol bir tehlike kalmamıştı. Kullanılan ülkücüler de hapislere tıkılarak mükafatlandırıldılar(!). Sol tehlike kalmamıştı ama şimdi başka tehlikeler çıkmıştı devletin karşısına..

Ülkücülerin devletin bekasına düşkünlükleri hatırlandı birileri tarafından yine. Hapistekilerine işbirliği teklifleri yapılmaya başlandı. Kimileri kabul etmedi, kullanılıp bir kenara atılmak ağırlarına gitmişti. Nefislerine ağır gelmişti bu vefasızlık. Tekrar risk almak istemediler. 12 Eylül öncesi Bahçelievler semtinde 7 TİP'linin ve Savcı Doğan Öz'ün öldürülmesi suçlarından yargılanan Abdullah Çatlı'nın arkadaşı ülkücü İbrahim Çiftçi, Milliyet'e yaptığı açıklamalarda, ülkücülerin devlet menfaati adına nasıl kullanıldıklarını ve hala kullanılmaya çalışıldığını şu çarpıcı sözlerle açıklıyor:

"..1980 yılından sonra ilginç bir teklif geldi bizlere. Hepimize tek tek denildi ki, 'Sizi Güneydoğu'ya gönderelim. Orada bizim adımıza çalışırsınız. PKK ile mücadele edersiniz. Buradan kurtulursunuz' denildi...Bu teklifi bir yüzbaşı, MİT görevlisi bir istihbaratçı yaptı. 'Peki biz gittik Güneydoğu'ya PKK ile mücadele ederken öldük. Ya da ölmedik. Bizim yarınımızın garantisi ne olacak, beraat edecek miyiz?' diye sorduk. 'Yakalanırsanız firarınızı veririz' dediler..."

İbrahim Çiftçi gibi bazı ülkücüler bu işbirliği tekliflerini reddettiler ama bazıları reddedemedi. Yurtdışında oradan oraya yaşamak zorunda olması gibi psikolojik baskı altında kalan ve devletin dış tehlikelere karşı korunmasına düşkünlüğü gibi zaafiyetinden faydalanmasını bilen yetkililer, Abdullah Çatlı gibi bazı ülkücüleri ise işbirliğine razı edebildi. Devletin bekası için yasadışı işlere bulaşmanın da bir tarihi var. Bu olaylar yeni değil:

"Devletin Abdullah Çatlı gibilerini kullanması ilk defa olmuyor. Yakın geçmişimize göz attığımızda buna benzer çarpıcı örneklere sıkça rastlıyoruz. Günümüz yöneticilerinin bu konuda hiç de yaratıcı olmadıklarını düşünmek bile mümkün... Geçmişte ne nasıl yapılmışsa, neredeyse aynısı uygulanıyor. Çeteler ve kirli ilişkiler içindeki kişileri işlerine geldiği zaman kullanma, sonra onlardan kurtulmak için çeşitli mücadele yöntemleri... Muhbirlik, koruculuk, aşiretlerden yararlanma, cezaevlerinden suçlu katilleri çıkarıp cinayetlerde kullanma, kamuoyunu yanıltmak için yalan bilgi, sahte kanıt, gözboyayıcı açıklamalar... Bunların hepsi bu 'kutsal devlet'in çatısı altında oluyor. Olur... Devlet demokratik bir yapı haline gelmeyince bunların hepsi olur. Geldiği zaman bile olur... Ama o zaman da onu denetleyen, frenleyen demokratik mekanizmalar da geliştiği için devlet kolay kolay karanlık, yasadışı işlere bulaşamaz, bulaşsa bile sorumlular ortaya çıkarılır. Cezalandırılır... Türkiye Cumhuriyeti daha Topal Osman olayını, Çerkez Ethem olayını tam olarak açıklamış değil. Topal Osman da Çerkez Ethem de bir anlamda eşkiya... İkisinin de çeteleri var. Ve devlet sıkışık anlarında bunları kullanıyor. Daha sonra da devlet otoritesine karşı geldikleri gerekçesiyle ikisini de tasfiye ediyor..."

Ermeni terörüne ininde darbe

Türkiye'nin 12 Eylül'ün hemen sonrasında ermeni terör örgütü ASALA ile başı beladaydı. Büyükelçiler ve ateşeler peşpeşe öldürülüyor, kimsenin elinden birşey gelmiyordu. Derken birşeyler oldu ve ermeni terör örgütlerine birileri saldırılar düzenlemeye başladı. Ermeni anıtı, Taşnak partisi büroları bombalandı, Asala elemanları öldürüldü. Ardarda yediği bu darbelere son halka olarak Atina'da Asala lideri Agopyan'ın öldürülmesi de eklenince ermeni terörü son buldu. Susurluk kazası sonrası yapılan yetkili açıklamalarında buna işaret edilerek Çatlı ve ekibinin devlet tarafından bu işle görevlendirildiği ima edildi.

Havuç-sopa taktiği ile Abdullah Çatlı'nın kullanılması
Ermeni terörü bitirildikten sonra, karısına göre bir komplo sonucu Çatlı, uyuşturucu işinden yakalatılıp İsviçre'de hapse atıldı. 7 yıllık cezasını tamamlamadan cezaevinden ustaca kaçırıldı. Havuç-sopa taktiği güden bazıları tarafından anlaşılan yeni görevlere sürülmek isteniyordu. Öyle ya, baskıyı üzerinden eksik etmeyeceksin, hapislere attıracak, ben istersem ancak rahat bırakırım seni diyerek tehdit edecek, sonra da devleti tehdit eden tehlikeyi önlemek bir 'vatansever' olarak senin zaten vazifendir diye zayıf noktasından yakalayacaksın... Karşı durmak çok zor. İstihbaratçılar işlerini iyi bilirler. Dünyanın her yerinde bu işler böyledir. Havuç-sopa taktiği onların vazgeçemediği bir taktiktir. Bu şartlar altında Çatlı pek suçlanamaz.. Arkadaşı İbrahim Çiftçi'nin de dediği gibi o bir piyondur, onlar birer piyondur. Hapisten kaçırılan Çatlı, Mehmet Özbay sahte kimliği ve yeşil pasaportuyla Türkiye'ye getirilir.

Devleti tehdit eden tehlikeler bitmiyor

Ermeni terörünün yerini yine bir başka tehlike almıştı, PKK terörü... 12 Eylül öncesi devletin bekası için kullanılan ülkücüler 12 Eylül'le kendilerini zindanlarda bulunca şok olmuşlar, sırtlarını dayadıkları, kurtarmaya çalıştıkları devlet onları arkalarından vurmuştu.. Hapislerden çıkınca aç-açık ortada kalan bu insanlar birileri tarafından ülkücü mafyayı kurmaya sevkedildiler. Zor durumdaki bu insanların bu işe girmeleri bu yüzden zor olmadı. Devlet bu kez onları başka işler için kullanmayı düşünüyordu. 12 Eylül öncesi sol hedefteydi, 12 Eylül sonrası ise PKK... PKK'yi finanse eden uyuşturucu kaçakçısı kürt mafyasına karşı ülkücü mafya oluşturuldu. Ve çok geçmeden PKK'yı finanse ettiği iddia edilen bu uyuşturucu kaçakçısı kürt mafyası liderleri birer birer ve benzer şekilde öldürüldü. Behçet Cantürk, Savaş Buldan ve diğer kürt babalar...

Diğer taraftan düzenli ordu ile yapılan mücadele fazla etkili olmayınca, devreye özel timler ve korucular da sokuldu. Koruculuk sistemi yapılandırıldı. Bucak aşireti 10.000 kişi kadarlık korucu gücüyle devlet saflarına katıldılar. Güneydoğu'da PKK'ya karşı mücadelede korucular ve Sedat Bucak aşireti, özel polis timleri ve kurucusu Hüseyin Kocadağ ile devlet adına bu birliktelikleri sağlayan organizatör Abdullah Çatlı... Susurluk olayındaki birlikteliğin anlamı bu olsa gerek.

Çatlı kullandı mı kullanıldı mı?

Çatlı ve örgütü kullanılıp kenara atıldıysa kim attı, neden attı, niçin şimdi attı ve niçin şimdiye kadar atmadı? Devlet menfaati olarak gösterilen gizli eylemler haricinde ne gibi eylemlerde rol aldı Çatlı ve ekibi? Başka tetikçi ekipler ve örgütler var mı? Türkiye'de 12 Mart döneminden beri meydana gelen ve toplumu derinden etkileyen o büyük faili meçhul siyasi terör eylemlerini kim yaptı, bu ekipler mi? Devlet ermeni terörünü yurtdışında bitirebilecek kadar ileri düzeyde mücadele verebilmişse niye faili meçhul olayları çözemiyor? Niye kendi ülkemizde faili meçhulcülere darbe vuramamış bu örgütler ya da vurdurulmamış? Yoksa faili meçhullerin tetikçileri bunlar mıydı? Büyükbaş provokasyonlarla ülkemizde terör azdı. Sağ ve sol birbirine düştü. Kim yaptı bu hassas eylemleri? Kim kışkırttı sağ-solu bu hassas eylemlerle, yoksa Oktay Ekşi'nin dediği gibi, maceracı gençlerin işi miydi 12 Eylül öncesi terör ve yine Oktay Ekşi'nin dediği gibi laiklik cinayetleri müslümanların işi miydi? İki grup cinayetler de profesyonelce işleniyor ama biri maceracı gençlerin işi oluyor diğeri ise müslümanların (!?!). 1 Mayıs'taki gibi bir korkunç katliam, maceracı gençlerce düzenlenip olayın içinden sıyrılabiliniyorsa Ecevit'in dediği gibi devlet kalmadığı yargısına varmak gerekirdi herhalde ama iş öyle değil. Ecevit'in dediği gibi işin içinde başkaları var. Çatlı, kimisine göre Gladio'nun ya da Kontrgerilla'nın Türkiye'deki lideri idi, kimisine göre de tetikçi. Basit değil usta, ama sonunda bir tetikçi... Toplumsal kışkırtma olayları ise tetikçilerin planlayıp istikrarlı şekilde tırmandırabileceği olaylar olamaz. Kim Çatlı'yı buruşturup bir kenara atıyorsa işte o olmalı aranan fail. Çatlı'yı kim işe aldıysa, kim onların karıştığı katliam olaylarını örtbas ettiyse odur suç odağı. Çatlı'nın yakın arkadaşı İbrahim Çiftçi kullanıldıklarını anlamış, ve kim tarafından kullanıldıklarını da:

"..Çatlı bir dönem hayatımızı paylaştığımız, omuz omuza mücadele verdiğimiz arkadaşımdır. Mesele aydınlatılırsa Çatlı'nın olayın baş aktörü değil, kullanılmış bir kişi olabileceği anlaşılır. Bence Ağar harcandı. Ağar işin başında değildi. Yalnızca uygulayıcı...Susurluk olayının üzerine gidileceğine inanmıyorum. 1977'de Namık Kemal Ersun Paşa'nın 850 subayla emekliye sevkedilmesi olayı var. Böylece Evren, Türk ordu geleneği yıkılarak Genelkurmay Başkanlığı'na getirildi. Bu tesadüf değildir. İşe oradan başlayın, o zaman baş aktörü bulursunuz. Kontrgerillayı da..."

Yeraltı örgütleri yasadışı işlerden uzak kalamaz

Devlet adına yasadışı bir gizli örgüt kurulunca, yasadışı işlere kaymaması imkansızdır Kontrgerilla uzmanı Talat Turhan'a göre:

'..Bir örgütün kuruluş amacı kutsal olabilir. Ama devlet adına yeraltı örgütü kurarsanız, o sizin elinizden kayar ve yeraltının hertürlü pisliğine bulaşır.."

Susurluk örgütü de devlet adına faydalı işler yapmış olabilir, ama Talat Turhan'ın sözlerinden yola çıkarak, örgütün karanlık işlere kaymış olup olmayacağı düşünülebilir, bunu araştırmalar gösterecektir, ancak anamuhalefet partisi lideri Mesut Yılmaz'ın açıklamaları yabana atılacak gibi değil:

"Devlet 8 yıl kadar önce, MİT'e alternatif emniyet içinde bir oluşum yaratmış. Bu, devletin çeşitli işlerini yapmış. İşte kamuoyunda söylenilen Asala liderinin öldürülmesi ve Ermeni anıtının bombalanmasını, bunun yaptığı iddiaları var. Bunlar daha sonra, özellikle son iki yıl şahıslara çalışmaya başlamışlar. Son bir yılda ise siyasilere hizmet etmeye başlamışlar..." diyor Mesut Yılmaz ve ekliyor; "Bugünden sonra, devlet bizim can güvenliğimizi sağlar diye güvenmeyin. Bunlar çok büyük bir örgüt.."

Kitabın ekinde sunulan MİT raporunda, bu örgütün karanlık işlere, örneğin uyuşturucu ticaretine bulaştığı iddia ediliyor. Bu yanlış da olabilir. MİT raporunun bir kısmı doğru çıktı. Fakat bu hepsinin de doğru olduğu anlamına gelmez. Kimisine göre Çatlı çok vatanperver ve namuslu bir kişi idi, kirli işlere bulaşması mümkün değildir. Kimisine göre de bulaşmıştır. Devlet artık buruşturup bir kenara atmak istediği için ya da MİT'e alternatif istemediği için bu örgütü bertaraf etmek istedi iddialarını düşününce bu örgüte atfedilen kirli işlerin karalama amaçlı olabileceği de mantıklı olmaktadır. İki tarafın iddialarını da güçlendiren deliller ve mantıklar var. Hangisinin doğru olduğu belli değil, belli olan bir şey var ise o da devlet içinde yuvalanmış örgütler var ve üst düzeylere kadar gidiyor bunların uzantıları. Önemli olan da bu...

Kontrgerilla tartışılmayı sevmiyor

Konu bu kez de kapatılacak, çünkü iş büyük yerler gidiyor, dayanıyor. Koray Düzgören, Susurluk kazasıyla ortaya çıkan kirli ilişkilerin devletin en üst makamlarına kadar yükseldiğini bunun ise resmen ortaya çıkarılamayacağını şöyle açıklıyor:

"..Abdullah Çatlı'nın ölü de olsa ortaya çıkmasıyla sorgulanan, devletin gizli kapaklı işleri açıklanabilecek mi? Sanmıyorum.. Zaten devlet içinde bu çeteye karşı olan güçlerin ve başka grupların sızdırdığı bilgiler olmasa bu kadarını bile öğrenemeyecektik. Çünkü bu tür ilişkilerde herkes kendini koruyacak çeşitli sigortalarla donanıyor. Pisliğin bütün yönleriyle açığa çıkartılması ile oynayacak taşların kimleri de yerinden edeceği, sarsacağı bilinmiyor. Muhtemelen bütün devlet örgütü ve bu örgütü en üst düzeyde yönetenler bundan nasiplerini alırlar. Çünkü işlerin bu boyutlarda yürütülmesi sırasında sorumlu bu kişilerin bilgi sahibi olmadıklarını düşünmek mümkün olamaz. Öyleyse sorumluluğun sınırı onlara kadar ulaşır. Bunu ise kimse istemez... Birkaç kişinin harcanmasıyla iş geçiştirilir, unutma sürecine sokulur. Bazen bu süreç çok uzun yılları kapsar..."

Susurluk olayı | Susurluk Raporu (Kutlu Savaş) | Susurluk Rap.(TBMM) | Susurluk Rap.(Sönmez Köksal)


Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.5.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.5.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 5.5.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.4.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 9.4.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 4.4.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.3.2014

Kozmik Oda'da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.3.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 6.9.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.8.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 5.8.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.7.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.7.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.6.2013

Darbecilerden şaşırtan ifadeler

18.02.2017 19:11 İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında açılan 270 sanığın yargılandığı davada, bazı sanıklar savunma yaptı. 13.02.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR Aliağa C..
Tamamı 18.2.2017

Odatv davasında karar çıkmadı

18.02.2017 20:11 Ergenekon'un medya ayağı olduğu iddiasıyla açılan ancak FETÖ'nün sahte dijital delilleri ile gündeme gelen Odatv davasına devam edildi. 15 Şubat'ta İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz yargı..
Tamamı 18.2.2017

Samsun'da 108 polise müebbet

18.02.2017 20:54 Samsun'da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 72'si tutuklu 108 eski emniyet personeli hakkında hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. 17 Şubat'taki gelişmeye göre, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafında..
Tamamı 18.2.2017

Selam-Tevhid Kumpası davaları

18.02.2017 21:07 Kamuoyunda 'Selam-Tevhid soruşturması' olarak bilinen soruşturmada binlerce kişi hakkında usulsüz dinleme kararı vermekle suçlanan 54 hakim ve savcının yargılandığı davaya Yargıtay'da devam edildi. 13.02.2017 GÜNKÜ DU..
Tamamı 18.2.2017

Elazığ 61 askere Darbe davası

18.02.2017 22:05 Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında dönemin Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Abdulkerim Ünlü'nün de bulunduğu tutuklu 61 askeri personel hakkında hazırlanan 130 sayfalık iddianame, 2. Ağır C..
Tamamı 18.2.2017

Gülen'in Dişçileri yargılanıyor

19.02.2017 08:52 FETÖ lideri Fetullah Gülen'in diş doktoru olduğu iddia edilen Ali İlker Baştan ile eşi Esma Kuriş Baştan'ın 'silahlı terör örgütü üyeliği' suçundan yargılanmasına başlandı. 16 Şubat'ta İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahke..
Tamamı 19.2.2017

Gaziantep 150 öğretmen davası

18.02.2017 15:18 Gaziantep'te Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) operasyonlarında yakalanan 66'sı tutuklu toplam 150 sanığın yargılanmasına başlandı. İlk kez hakim karşısına çıkan sanıklar hakkında verilen ar..
Tamamı 18.2.2017

Hava Harp Okulu'na 2. dava

18.02.2017 13:39 Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, 91 Hava Harp Okulu öğrencisi ile 2 komutan hakkında 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 15'er yıla kadar hapis cezası istemi..
Tamamı 18.2.2017

İstanbul: Bylock'çu 52 askere dava

18.02.2017 16:56 İstanbul'da Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) şifreli haberleşme programı 'ByLock'u kullandıkları gerekçesiyle yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan, aralarında subayların da bulunduğu 52 asker hakkında 'silahlı ..
Tamamı 18.2.2017

İstanbul Üniversitesi davası başladı

18.02.2017 18:11 Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ/PDY) akademik yapılanmasına ilişkin ilk dava İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. 13.02.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR 13 Şubat'ta İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapı..
Tamamı 18.2.2017

Duruşmadaki ifadesini reddetti

19.02.2017 10:30 Kayseri'de FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmaktan tutuklu yargılanan biri kadın 4 sanık tahliye oldu. 16 Şubat'ta 2'nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada tutuklu sanıklar Nesime Keysan, Fatih Polat, Fırat Doğan ve S..
Tamamı 19.2.2017

Kavuklar ve Küçükbay'a Fetö davası

19.02.2017 09:23 İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında örgüte finans desteği sağladıkları öne sürülen işadamları Ahmet Küçükbay, Abdullah Kavuk, oğlu Metehan Kavuk ve Şeref Sipah..
Tamamı 19.2.2017

İlk Bylock davasına devam edildi

19.02.2017 09:10 İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında örgütün şifreli haberleşme programı 'ByLock' kullanıcısı oldukları iddiasıyla tutuklanan 2 sanığın yargılanmasına ..
Tamamı 19.2.2017

Bir savcı daha itirafçı oldu

18.02.2017 21:02 Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) bağlı hakim ve savcılara İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada tutuklanan bir savcı itirafçı oldu. Yeni Şafak'ın haberine göre, İstanbul'da görev yaptığı öğrenil..
Tamamı 18.2.2017

İstanbul Telekom Yapılanması

18.02.2017 18:46 Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) telekom yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında, örgütün şifreli haberleşme programı 'ByLock'u kullandığı iddia edilen 62'si tutuklu, 23'ü yakalamalı 93 sanık hakkında, 'silahlı t..
Tamamı 18.2.2017

Başbakanlık'taki Fetö'cülere dava

18.02.2017 16:52 Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) mensup oldukları iddiasıyla Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi çalışanlarına yönelik yürütülen soruşturma sonucunda 12'si tutuklu 13 sanık hakkında açılan davada, 9 s..
Tamamı 18.2.2017

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
21.328.666