YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
30 Ağustos 2014, Cumartesi
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "byoztemy" için arama sonuçları    (Toplam 17 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Balyoz´da karar 9 Ekim´de

361 sanıklı Balyoz davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 17. temyiz duruşması başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarına devam ediyor. 117 avukattan 95´inin savunması önceki duruşmalarda tamamlanmıştı. Mazeret bildiren 2 avukatın da savunmalarını bugün yapmalarının ardından mahkeme temyiz kararının 9 Ekim´de açıklanacağını bildirdi.

16.08.2013 10:35 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 17. temyiz duruşması bu sabah 09.15´te Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya bazı sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 95´inin savunması tamamlanmıştı. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

MAZERET BİLDİREN AVUKATLAR BUGÜN SAVUNMA YAPIYOR

Bugünkü duruşmada, daha önceki iki listede yer aldığı halde duruşmalara katılmayan ancak mahkemeye mazeret sunan avukatların savunma yapması kabul edildi.

SANIK MUSTAFA KORKUT ÖZARSLAN´IN AVUKATI MEHMET TOLGA AKALIN´IN SAVUNMASI

Bu avukatlardan savunma yapmak için kürsüye ilk olarak sanık Mustafa Korkut Özarslan´ın avukatı Mehmet Tolga Akalın geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Akalın, bu yargılamada itham sistemiyle tanzim edilen bir iddianameyle karşı karşıya kaldıklarını öne sürdü. Ergenekon davasında da bunu gördüklerini savunan Akalın, bu yöntemin Türk ceza sisteminde olmadığını ifade etti.

Akalın, Bu davada TSK´nın tarihi kişiliği söz ve olay parçaları üzerinden yargılama konusu yapılmıştır. Kullanılan yöntem de 2 doğru ancak suç oluşturmayan belge veya bilginin, 12 yalan belge veya bilgiyle kurgulanmasıdır ki buna gri propaganda denir dedi.

Usulün bu davada gereksiz bir yargılama vasıtası haline getirildiğini öne süren Akalın, itiraz ettikleri noktaları dile getirdi.

Dava dosyasında taraf bütünlüğünün oluşturulması gerektiğini ifade eden Akalın, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, davada mağdur sıfatıyla dinlenilmelidir. Bir kollektif hüküm ve ameliye ancak onların davada dinlenmesiyle oluşabilir diye konuştu.

Yargılamalarda şüpheden sanığın yararlanması gerektiğini ancak şüpheden iddia makamının yararlandığı yeni bir evreye girdiklerini düşündüğünü belirten Akalın, daha sonra bunu da aşan bir çok ispatlı sahtecilik yaşandığını iddia etti.

Birinci Ordunun darbe için elverişli bir vasıta olmadığını söyleyen Akalın, Türkiye´de darbeler zırhlı birlikler komutanlığı yanınızda olursa yapılabilir. Birinci Ordu darbe yapmaya kalksa Bolu Dağlarını geçemez. Sözde bu iftiraya maruz kalanlar bu milletin kendi evlatlarıdır dedi.

SANIK ABDURRAHMAN BAŞBUĞ´UN AVUKATI ŞEVKİ LÜLECİOĞLU´NUN SAVUNMASI

Avukat Akalın´ın 15 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Abdurrahman Başbuğ´un avukatı Şevki Lülecioğlu geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Lülecioğlu, müvekkilinin olay döneminde yeni yüzbaşı rütbesine yükseldiğini anlattı. Lülecioğlu, müvekkilinin eşinin başörtülü olması nedeniyle sağlık karnesi bile çıkaramadığını ve 28 Şubat mağduru olduğunu söyledi.

Birinci Ordu seminerine müvekkilinin katılmadığını, haberi dahi olmadığını ifade eden Lülecioğlu, müvekkilinin delil kabul edilen dijital verilerle illiyet bağının kurulamadığını ve suçlu olduğuna ilişkin maddi delil bulunmadığını savundu

Avukat Lülecioğlu´nun yarım saat süren savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, iki listede de ismi okunduğu halde salonda bulunmayan ve duruşma talep eden sanık avukatlarının isimlerini son kez okudu. Bu avukatların salonda bulunmaması nedeniyle Ertuğrul, sanıklar Kemal Dinçer, Mümtaz Can, Ahmet Küçükşahin ve Dursun Tolga Kaplama´nın avukatlarına yöntemine uygun tebliğat yapıldığı halde duruşmaya gelmediklerini ve mazeret dilekçesi bildirmediklerini belirterek, bu sanıkların temyiz incelemesinin dosya üzerinden yapılacağını söyledi.

KARAR 9 EKİM´DE AÇIKLANACAK!

Bu şekilde avukatların savunmalarını tamamlamalarının ardından mahkeme heyeti dosyayı incelemek üzere duruşmaya ara verdi. Aradan sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2013/9110 esas sayılı dosyanın karar açıklanmak üzere duruşmanın 9 Ekim 2013´e bırakıldığı belirtildi. Temyiz duruşmasında isimleri okunduğu halde duruşma sırasında bulunmayan bazı avukatların müvekkilleriyle ilgili incelemeyi ise mahkeme dosya üzerinden yapacak.

(16 Ağustos 2013, 10:35)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5530    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 16. duruşma

361 sanıklı Balyoz davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 16. temyiz duruşması başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarına devam ediyor. 117 avukattan 79´unun savunması önceki duruşmalarda tamamlanmıştı.

15.08.2013 10:45 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 16. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya bazı sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 79´unun savunması tamamlanmıştı. Bu avukatlar, ilk oluşturulan soyisme göre alfabetik avukat listesinde olup da duruşmaya katılan ve savunmalarını yapan isimlerdi. Listede yer aldığı ve sırası geldiği halde duruşmaya katılmayan 38 avukat için ikinci bir liste daha yapıldı. Bugünden itibaren bu isimlerin alfabetik listedeki sıralarına göre duruşmalarda müvekkilleri için savunma yapmaları öngörüldü. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

SANIK MUSTAFA KORKUT ÖZASLAN´IN AVUKATI 2. KEZ GELMEDİ

Duruşmanın başında bir açıklama yapan Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, yeni listenin son liste olduğunu, bundan sonra başka liste yapılmayacağını söyledi ve savunma yapmayan avukatları kürsüye çağırdı. Ancak ilk 3 avukatın salonda olmadığı görüldü. Başkan Ertuğrul; Mustafa Korkut Özaslan´ın avukatını arattı, Kapıdan giriş yapıp yapmadığına baktırdı. Yaklaşık 10 dakika bekledikten sonra Mahkeme Başkanı, Korkut Özaslan açısından duruşmasıza kaldığını açıkladı.

SANIK ERDEN ÜLGEN´İN AVUKATI ÖZKAN ARIKAN´IN SAVUNMASI

Bugünkü duruşmada savunma yapmak için kürsüye ilk olarak sanık Erden Ülgen´in avukatı Özkan Arıkan geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Arıkan, müvekkilinin sözde delillere göre darbe sırasında stratejik tesisleri korumakla görevlendirildiğini belirtti ve “Bir Türk subayının kendi halkına karşı füze kullanacağını söylemek Türk tarihini bilmemektir. Ayrıca o füzeler NATO silahları olup Genelkurmay Başkanı dâhil NATO emri olmadan kullanılamaz. Dünyanın hiçbir yerinde darbede füze kullanılmamıştır. Füzenin radarının kapsama alanı dışına çıkması sağlansa bile füze kendi kendini 3 saniyede imha ile programlanmıştır. Asıl görevi Türk ulusunu korumak olan Türk subayının halkına füze kullanması düşünülemez.” dedi.

SANIK ERDEM CANER BENER´İN AVUKATI ABDULLAH ALP ASLANKURT´UN SAVUNMASI

Avukat Arıkan´ın 15 dakika süren savunmasının ardından kürsüye sanık Erdem Caner Bener´in avukatı Abdullah Alp Aslankurt geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Aslankurt, müvekkilinin o tarihte Roma´da askeri ateşe olduğunu vurgulayarak söz konusu dijital delillerde akla ziyan maddi hatalar olduğunu ifade etti. Aslankurt, hiçbir sanığın adil yargılanmadığına inandığını vurguladı.

SANIK BİNALİ AYDOĞDU´NUN AVUKATI NİHAT TANER ÇATALSAKAL´IN SAVUNAMSI

Avukat Aslankurt´un 1 saati aşan savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Binali Aydoğdu´nun avukatı Nihat Taner Çatalsakal geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Çatalsakal, ceza hukukçusu olmadığını belirterek sözlerine başladı ve “Ama Aziz Nesin´in dediği gibi bu yalanın kitabını 4 yıl okumadığım anlamına gelmez. Ben dersime çalıştım” dedi.

Müvekkilinin avukatının olmadığını, Baro´dan avukat görevlendirildiğini, onun 100 kilometre uzaklıktaki mahkemeye düzenli gitmediğini ve duruşmaya katılmadığını anlatan Çatalsakal, hem gerekçeli karardaki hem Yargıtay tebliğnamesindeki çelişkileri ilginç ifadelerle eleştirdi.

Delillerle ilgili uyuşmazlığın dahi çözülemediğini belirten Çatalsakal, Adli Tıp Kurumu´nun bu delilleri bütün olarak inceleme yetkisi olduğunu ve dışarıdan uzman getirme yetkisi olduğunu anlattı ve şöyle devam etti: “Sözde darbe planında Bayrak Harekatı´nın örnek alındığı söyleniyor ama dosyada Bayrak Harekatı planını göremedim. Hasan Cemal´in ´Tankla Uyanmak´ta yazdığı gibi değil. Zarfla talimat gönderildi. O gün bütün komutanlar 04.00´te zarfı açtı ve görevi yaptı. Bugün yargılanan 2 kişi. Burada bu kadar insan yargılanıyor, demek ki bir benzerlik yok. Darbe provası deniliyor. Ben silahla prova yapsam suç mu? Özel bir grup görüşmüş deniliyor. Onlardan hiç sanık olmayan ve beraat edenler var. Hiç katılmayıp cezalandırılanlar var. Herhalde Yargıtay Başsavcılığı ve mahkemenin elinde darbe ölçer aleti var. Aslında burada açılacak dava yok. Başsavcı görmüş ve çok zekice şu ifadeyi kullanmıştır ´Yemin etmiştir´ diyor. Yemin var mı? Bunu ispat etmişler mi? Hayır. Şurada ben vallahi billahi şu adamı öldüreceğim desem en fazla adam öldürmeye teşebbüs olur. Ama bundan önce yemin ettiğimi ispatlamanız lazım.”

Çatalsakal savunmasını şöyle bitirdi: “Bu dava ile vatan evlatları pek bir şey olamamış gibi gözüküyor ama eşler üzgün, analar babalar öfkeli, evlatlar öksüz bırakılmıştır.”

Avukat Çatalsakal´ın bu savunması üstüne Mahkeme Başkanı, “Hareketli ve içten savunmanız için teşekkür ederiz” dedi.

SANIK MEHMET FİKRİ KARADAĞ´IN AVUKATI NEVZAT ÇETİN´İN SAVUNMASI

Avukat Çatalsakal´ın yarım saatlik savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Mehmet Fikri Karadağ´ın avukatı Nevzat Çetin geldi ve savunmasına başladı.

-BDP´lilerin sözlerini delil saydı-

Avukat Çetin, bu davanın ne olduğunu onlar için 2 demeçten söz edeceğini belirtti ve BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş´ın “Balyoz ve Ergenekon davaları olmasa açılım yapılamazdı” ve Murat Karayılan´ın “Hükümet bu davaları açarak doğru olanı yapmıştır” dediğini vurguladı.

Çetin şöyle devam etti: “Böylece Özel Yetkili Mahkemelerin neden kurulduğunu anlıyoruz. Bu dava siyasi bir dava. Onun için dava öncesi ve sonrası siyasi gelişmeleri hatırlamamız gerekiyor. BOP açıklandı, haritalar ortaya çıktı. Askerler NATO toplantısında haritalara tepki gösterdi. Erdoğan´a eşbaşkan görevi verildi. Ama BOP´un önünde TSK gibi büyük bir engel vardı. Bu engel oldukça Türkiye ayağı gerçekleşmeyeceği gibi Suriye ve İran halledilemeyecekti. Düğmeye basıldı. Önce askeri vesayet tebası işlenmeye başladı. ABD´den dinleme cihazları ithal edildi. Genel Kurmay dahil herkes dinlemeye alındı. Gizli tanık gibi uygulama yasaları kondu. Siyasi ve birçok insan bu şantaj malzemeleriyle tavsiye edildi, susmaları sağlandı. Baskıyla Aydın Doğan´a vergi memurları gönderilmesi gibi yandaş basın oluştu. İnsanlar tutuklandı. Delillere dayandırın denildi. Delil üretim merkezi çalıştı. İşte oradan buraya gelindi. Ülkemizin geleceği açısından ne bedeller ödeneceği açılımlarla görüldü. Hiç suç işleme kastı olmayan yüzlerce çürütmeye rağmen sözde delillerle, imam bildiği yapar misali tutuklandı. Habur´da ise bölücülerin ayağına kadar gidildi.”

-Mahkeme Başkanından Habur uyarısı-

Avukat Çetin´in Habur mahkeme sahnelerini anlatmaya başlaması üzerine araya giren Mahkeme Başkanı, sert sözlerle şu uyarıda bulundu: “Temyiz davasında konu içinde kalmanız lazım. Hukuki savunma yapın. Burası meclis kürsüsü değil. Basın açıklaması yapmıyorsunuz. Savunmaya kısıtlama yok ama siyasete izin de yok. Buyurun hukuki savunma yapın.”

Avukat Çetin, bu uyarıdan sonra da Türkiye´nin karşı karşıya kaldığı tehlikeleri şu sözlerle anlatmaya devam etti: “Bu davalarda vatanseverler mahkum olup, TSK tek bir mermi atmadan hukuki silahla vuruldu. Doğu´da başarılı görevler yapan askerler tutuklanarak ödüllendirilmiştir. Düşmanların çok istediği, TSK´da psikolojik çöküntü yaratıldı. Başbakan ´geldiğimde ayağa kalkmayan general şimdi nerede?´ dedi. Engin Alan hükümete darbe yapmaktan içeride yatıyor. Türk hukuku silahla vurulmuş ikiye bölünmüştür. Hatta 5´e bölünmüştür. Ermenistan, Kürdistan, Patrikhane, Pontus, Ankara ve civarı.

-Mahkeme Başkanından 2. uyarı-

Yine araya giren Mahkeme Başkanı Ertuğrul, “Sayın Çetin, lütfen. Yine dava konusu dışına çıkıyorsunuz” dedi.

Avukat Çetin savunmasını şöyle tamamladı: “Yerel mahkemede konuşturulmadık. Müsaade edin burada konuşalım. Devlet Silivri´de kurulan mahkeme ile büyük yara almıştır. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Ege ve Akdeniz´de etkisiz hale getirilmiştir. Onun içindir ki Rumlar ve İsrail orada doğalgaz ve petrol çıkarmaya başladı. Bu davayla Deniz Kuvvetleri perişan edilince Başbakan´ın dediği gibi donanmaya komutan bulunamaz hale gelindi. Madem bu dava hukuki silahla vuruldu, o silahı düşmanın üzerine çevirerek ülkemizi parçalanmaktan kurtaralım. Herkes şimdi yargıdan bir can simidi istemektedir. Özel Yetkili Mahkemeler tarihe çok kötü geçti. Son umudumuzsunuz. Bu umudumuzu kırmayın. Bir gün bölündüğümüzde, nerede yanlış yaptık dediğimizde acı çekmeyelim. Çiçero demiştir ki, ´Ey zamanın muhteşem hâkimleri isterseniz benimle ilgili idam kararı verin ama bundan önce vereceğiniz kararın kime yarayacağını düşünerek verin´. 10 yıldır parçalanma noktasına geldik. Görev sizindir.”

SANIK DAVUT İSMET ÇINKI´NIN AVUKATI HÜSEYİN FATİH DEMİR´İN SAVUNMASI

Avukat Çetin´in yarım saat süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Davut İsmet Çınkı´nın avukatı Hüseyin Fatih Demir geldi ve savunmasına başladı.

ÖĞLE ARASI

Avukat Demir´in 10 dakika süren savunmasının ardında saat 12.00´de duruşmaya öğle arası verildi.

12 SANIĞIN AVUKATI ALİ RIZA DİZDAR´IN SAVUNMASI

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda kürsüye ilk olarak saat 13.05´te, Yusuf Afat, Zafer Erdin İnal, Ahmet Sinan Ertuğrul, Nuri Selçuk Güneri, Fahri Can Yıldırım, Önder Çelebi, Mehmet Cem Okyay, Berker Emre Tok, Bülent Olcay, Mete Demirgil, Aşkın Üredi ve Nuri Üstüner gibi 12 sanığın avukatı olan Ali Rıza Dizdar geldi ve savunmasına başladı.

Sözlerine Nuremberg yargılamasından sözederek başlayan Avukat Dizdar şunu söyledi: Nuremberg´de hakim ve savcılar yargılanıyor, müebbet veriliyor. Cezayı veren hakim cezaevindeki yargıcı ziyaret ettiğinde soruyor, ´gerçekten Hitler´in o insanları gaz odalarına gönderdiğini bilmiyordum´ cevabına cezayı veren yargıç ´ama son gönderdiği kişinin çocuk olduğunu biliyordun, onun için verdik´ diyor. İşte ceza yargılamaları böyle hassastır.

Bu CD´leri getiren Mehmet Baransu´nun hiç dinlenmediğine dikkat çeken Dizdar, “Gelse dese ki valizi Genel Kurmay´dan aldım ama x kişisini açıklayamam. Gerçi bana anlattı ama açıklamak bana yakışmaz, ben biliyorum” dedi.

Bu soruşturmayı yürüten savcıların çok akıllı olduğunu ve sanıklara çok güzel bir soru sorduğunu belirten Dizdar, şöyle devam etti: “Şimdi size bir belge soruyorum. Konu Ege. Şu, bu askeri bir ibareye benziyor mu deniliyor. Hayır deme imkanınız yok.”

Dizdar, savunmanın bir bölümünde Ergenekon Davası´nda Ümraniye´de gecekonduda bulunduğu öne sürülen bombaların tutanağını hazırlayan polislerin konuşma kayıtlarını okumaya başladı. Mahkeme Başkanı, kesmek istedi fakat bunun üzerine Dizdar, “Bakın siz hemen sıkılıyorsunuz” cevabını verdi. Mahkeme Başkanı “Ben sıkılmıyorum” deyince Dizdar, tutanağın tamamını okumayarak son bölüme geçti. Polislerin, hakim ve savcı sinkaflı hikaye savunmasını okudu ve “böyle adamlara tutanaklar hazırlatarak insanları içeriye koymak, savcıya hakimlere sövmek adaleti çürütür. Eskiden 2 şahitle at hırsızlarını idam ederlerdi. Bugün 2 kırık ne olduğu bilinmeyen CD bozuntularıyla insanlar zindanlara gönderiliyor” dedi.

Emir komuta zinciri içerisinde yapıldığı ileri sürülen bu harekete ilişkin hiçbir telefon kaydı olmadığını orduda düzenlenmiş olan seminerin ses kayıtlarının analizinin yapılmadığını anlatan Dizdar; bu sözde belgelerin tarihleriyle o dönemdeki siyasi gelişmelerin tarihleri arasındaki çakışmaya dikkat çekti. Dizdar, şöyle devam etti: Kime, hangi hükümete karşı darbe yapmış? Hiç mi eylem olmadı? Mart 2008´de AKP kapatma davası açıldı. Acaba başsavcı bu örgütün üyesi miydi? Öyle tanıklar üretilmeye başlandı ki hukuk duruyor kafamızda orda duruyor. Bunlar 2003´te tezkerenin reddinden sonra başımıza geldi. Ama bunlar sizi bizi ilgilendirmez. Hukukta akıl vardır vicdani kanaate inanmıyorum. Bir ülkede aykırı plan yapılmışsa camii bombalama da olur. Pançovilla hakkında bir film çekilmişti. Meksika´nın ulusal kahramanı. Kiliseyi bombalama emri verir. Amerikalılar ne yapıyorsun kilise bombalanır mı? diyor. Buna rağmen bombalanır. Meğer kilise mühimmat deposu çıkar. Milli Mücadele´de silahların camiden gönderildiğini unutmayın. Ne oldu? Yargıtay tebliğnamesinde cami bombalaması için keşif yaptığı söylenen sanıklar için suç yok denip beraat istendi. Ayrıca emekli askerden ne olur? Bostan olur. Ya GATA´da ya da prostatı vardır. Ne darbesi, terlik darbesi mi yapacak? Ahı gitmiş vahı kalmış. Onunla ne yola gideceğim.

Dizdar, savunmasını şu sözlerle tamamladı: “Ortada suç görmüyorum. Neye göre 67 kişiye beraat istedin, kimine 16 yıl kimine 18 yıl verdin. Sokaktaki vatandaş darbeye inanmıyor. Buraya gelirken taksiciye sordum, darbe duydun mu diye; ´duydum Taksim´de Gezi Parkı olayları oldu ya´ dedi.

SANIK NURİ ALİ KARABABA´NIN AVUKATI HATİCE ÖZGÜN DUMAN´IN SAVUNMASI

Avukat Dizdar´ın 2 saat süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Nuri Ali Karababa´nın avukatı Hatice Özgün Duman geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Duman, Özel Yetkili Mahkemelerin bu tip davalar için icat edildiğini, sonuç odaklı bir yargılama yapıldığını, dönemin Kara Kuvvetleri Başkanı Aytaç Yalman dinlense de sonucun değişmeyeceğini, müvekkilinin suçlu kabul edildiğini söyledi.

Karababa´yla ilgili 22 Şubat 2010 tarihinde Samanyolu TV´de “tutuklanalar arasında Karababa da var” şeklinde alt yazı geçildiğini belirten avukat Duman, şöyle devam etti: “Siz başkansınız. Kararınızı sizden önce başkasının bilme şansı var mı? Ama 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nde her şeyden önce STV´nin haberi oluyordu. Müvekkilim hakkında herhangi bir yakalama kararı çıkmadı. Mart´ta İngiltere´ye gidecekti. Bir şeyler söyleniyor diye biletini iptal ettirdi. 43 gün sonra tutuklandı. Hakimden önce kim nasıl bilebiliyor. 18 Haziran 2010´da itirazımız kabul edildi ve tahliye oldu. 11 Şubat 2011´deki toplu tutuklamada müvekkilim için yakalama kararı çıktı. Oysa duruşmaya rapor ibraz ederek gelmemişti. 14 Şubat sabahı 39 derece ateşle çantasını alarak gitti. Kaçma, delillerini karartma şüphesiyle hala tutuklu. Bypasslı ve stendli. Ayrıca 2 kalp damarı daha tıkalı. Sorunları geçireceği vakti cezaevinde geçiriyor. Kamuoyunda artık bu dava inandırıcılığını yitirdi. Hiçbir eylem olmadan 18 yıl... 3 yıldır cezaevinde olmak... Telafisi olmayan tek şey özgürlükten mahrumiyettir. Buradan özgürlüğün müjdesi umuduyla ayrılıyoruz.

SANIK ERTUĞRUL UÇAR´IN AVUKATI AHMET ŞÜKRÜ EYMİRLİOĞLU´NUN SAVUNMASI

Avukat Duman´ın yarım saat süren savunmasının ardından kürsüye sanık Ertuğrul Uçar´ın avukatı Ahmet Şükrü Eymirlioğlu geldi ve savunmasına başladı.

SANIK KÜRŞAT GÜVEN ERTAŞ´IN AVUKATI BÜLENT HÖKE´NİN SAVUNMASI

Avukat Eymirlioğlu´nun yarım saat süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Kürşat Güven Ertaş´ın avukatı Bülent Höke geldi ve savunmasına başladı. Avukat Höke, delillerin müvekkili ile illiyet bağı bulunmadığını belirterek, üzerine atlı suçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle tahliyesini ve beratını talep etti.

SANIK ENGİN KILIÇ´IN AVUKATI MEHMET MANGIROĞLU´NUN SAVUNMASI

Avukat Höke´nin yarım saat süren savunmasının ardından kürsüye sanık Engin Kılıç´ın avukatı Mehmet Mangıroğlu geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Mangıroğlu, darbe döneminde milletvekilliğinin veto edildiğini belirterek, “Darbeye şiddetle aykırı olan bir siyasi yapımız, sosyal dokumuz var” dedi. Şüpheden sanığın yargılanacağına dikkat çeken Mangıroğlu, sanıkların delil toplama taleplerinin CMK´ya aykırı olarak gerekçesiz bir şekilde sürekli reddedildiğini ifade etti.

Aytaç Yalman ile Hilmi Özkök´ün tanık olarak dinlenmemesini eleştiren Mangıroğlu, ele geçirilen belgelerin hazırlandığı bilgisayarların müvekkiline ait olmadığını ifade etti.

Müvekkilinin suç tarihinde denizde 20-250 arasında değişin derinlikte denizaltında görevli olduğunun altını çizen Mangıroğlu, müvekkiline herhangi bir görev tebliğ edilmediğini, herhangi bir veride ıslak imzası bulunmadığını anlattı.

Plan Semineri´ne müvekkilinin katılmadığını belirterek, Mangıroğlu, “Hazırlanan listelerde müvekkilim deniz kurmay yüzbaşı olarak geçiyor ancak benim müvekkilim deniz kurmay yüzbaşı değildir kurmaylığı binbaşılıktan sonra almıştır. Bu minare ile kılıfın birbirine çarpıklığının kanıtıdır Müvekkilimin bir oluşumun içinde olduğuna dair somut delil yoktur, yasal manada bir çalışma grubu ile hareket ettiğine dair delil bulunmamaktadır. Müvekkilim adına kayıtlı bir bilgisayar ve kullanıcı adı yoktur” dedi.

1981 yılında sıkı yönetim mahkemesindeki hakimlerin avukatlara davranışını gördükten sonra bu mahkemelerde dava kabul etmediğini anlatan Mangıroğlu, Türk adaletine ve Yargıtay´a güvendiğini ifade etti. BM Çalışma Grubu´nun tutukluluklara ilişkin kararını anımsatan Mangıroğlu, “Bunu yüce heyetinizin telafi edeceğinize inanıyorum” diye konuştu.

SANIK CEMAL TEMİZÖZ´ÜN AVUKATI ŞULE NAZLIOĞLU EROL´UN SAVUNMASI

Avukat Mangıroğlu´nun yarım saat süren savunmasının ardından kürsüye sanık Cemal Temizöz´ün avukatı Şule Nazlıoğlu Erol geldi ve savunmasına başladı. Avukat Erol, Hanefi Yıldırım´ın hazırladığı listelerde müvekkilinin adının geçtiğini ve tüm suçlamanın bu olduğunu anlattı. Müvekkilinin seminerden haberinin olmadığını ifade eden Erol, Temizöz´e yönelik suçlamaların tamamının dijital verilere dayandığını kaydetti. Dijital verilerle müvekkili arasında bir illiyet bağı kurumayacağını savunan Erol, müvekkilinin tahliyesini ve beraatını talep etti.

SANIK ARMAĞAN AKSAKAL´IN AVUKATI LEVENT TÜRKOĞLU´NUN SAVUNMASI

Avukat Erol´un 15 dakikalık savunmasının ardından kürsüye sanık Armağan Aksakal´ın avukatı Levent Türkoğlu geldi ve savunmasına başladı. Avukat Türkoğlu, “Müvekkilimin listelerde adının olması müvekkilinin cezalandırılması için yeterli değildir. 12 satırlık bir değerlendirme ile 16 yıla mahkum edilmiştir” dedi.

SANIK MURAT ATAÇ´IN AVUKATI HALİL YEŞİLYURT´UN SAVUNMASI

Avukat Türkoğlu´nun 15 dakikalık savunmasının ardından kürsüye sanık Murat Ataç´ın avukatı Halil Yeşilyurt geldi ve savunmasına başladı. Avukat Yeşilyurt, delillerle müvekkili arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek tahliyesini ve beraatını talep etti.

SANIK LEVENT ERKEK´İN AVUKATI YILMAZ YAZICIOĞLU´NUN SAVUNMASI

Avukat Yeşilyurt´un yarım saatlik savunmasının ardından kürsüye sanık Levent Erkek´in avukatı Yılmaz Yazıcıoğlu geldi ve savunmasına başladı. Avukat Yazıcıoğlu, müvekkilinin suç tarihinde Napoli´de fırkateynde görevli olduğunu, herhangi bir dijital veri hazırlamadığını öne sürdü. Dijital verilerle ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmadan delil kabul edilmesini eleştiren Yazıcoğlu, Yüksek Yargıçlar olarak sizler, Silivri´deki mahkemenin yaptığı gibi hukuka aykırı delilleri delil olarak kabul edip, başınıza açmayın. İleride geri döner dedi.

-Mahkeme Başkanından uyarı-

Yazıcıoğlu´nun bu sözleri üzerine, Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, Siz savunmanızı yapın. Yüksek Dairenin ne yapacağına siz karar veremezsiniz. Kelimelerinizi dikkatli kullanın diyerek Yazıcoğlu´nu uyardı.

Avukat Yazıcıoğlu, Ben ´Bu mahkeme, dijital verileri desteklemezse Türk hukuku için iyi olur´ diye dileğimi söylüyorum. O zaman söyleyecek başka bir şey yok diyerek savunmasını tamamladı.

SANIK UĞUR UZAL´IN AVUKATI ŞÜKRÜ KUVVETLİ YILMAZ´IN SAVUNMASI

Avukat Yazıcıoğlu´nun 15 dakikalık savunmasının ardından kürsüye sanık Uğur Uzal´ın avukatı Şükrü Kuvvetli Yılmaz geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Yılmaz, dijital veriler doğruysa bu darbe planıdır, bunu biz de kabul ediyoruz ama TÜBİTAK verilerine göre CD´ler 2003´te tek oturumda yazıldı diyor, çelişkiler nedeniyle dijital veriler doğru olamaz dedik. Mahkeme bunu da kabul etmedi.

Avukat Yılmaz, bir itirafta bulunmak istediğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Bu benim savunma çaresizliğimden itiraf. Hukukun bize verdiği hakları kullanamadık. Bu davada müvekkilimin aleyhine aleyhte tanıklık yapacak, aleyhte beyanda bulunacak bir tane tanığa hasret kaldım. Bu davada müvekkilim aleyhine gerçek dışı beyanda bulunacak bir tanığa hasret kaldım. Olsaydı soracaktım. Neyi gördün, kimi gördün, ne zaman gördün, nerede gördün. Duydum deseydi yine soracaktım. Ama soramadık. Bunları delillerin tartışılması bölümünde sormayı düşündüm. O da olmadı. Peki söyler misiniz sayın heyet, yargı aşkına, hukuk aşkına, Allah aşkına başka ne yapabiliriz bu davayı savunmak için. İlk defa bu davada gördüm. Ortada sanal şeyler var. Müvekkilimin kullanıcı yollarında, üst verilerde ismi yok. İmzasına açılan belge yok. Müvekkilim Uğur Uzal suçsuzdur.”

SANIK SİNAN TOPUZ´UN AVUKATI ALİ ALTAY´IN SAVUNMASI

Avukat Yılmaz´ın 25 dakika süren savunmasının ardından kürsüye sanık Sinan Topuz´un avukatı Ali Altay geldi ve savunmasına başladı. Avukat Altay, 12 Eylül mağduru olduğunu 6 buçuk ay boyunca işkence gördükten sonra hakim karşısına çıktığını ve hiçbir suçu kabul etmediğini, 1984 senesinde tahliye olduğunu anlattı.

DURUŞMA SONA ERDİ

Avukat Altay´ın 15 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından saat 19.17´de duruşmaya yarın sabah 09:00´a kadar ara verildi.

SAVUNMALAR TAMAMLANDI

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin soyadına göre belirlediği savunma sırasında 117 avukattan 95´i savunması böylece tamamlanmış oldu. Heyet yarın mazeret sunan avukatları dinleyecek. Duruşmanın yarın tamamlanması ve karar gününün açıklanması bekleniyor.

(15 Ağustos 2013, 10:45)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5527    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 15. duruşma

361 sanıklı Balyoz davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 15. temyiz duruşması başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarına devam ediyor. 117 avukattan 75´inin savunması önceki duruşmalarda tamamlanmıştı. Bugünkü duruşmada kürsüye ilk olarak Balyoz Darbesinin lideri Çetin Doğan´ın da aralarında olduğu 6 sanığın avukatı Celal Ülgen geldi ve dün yarım kalan savunmasına devam etti.

14.08.2013 10:11 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 15. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya bazı sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 75´inin savunması tamamlanmıştı. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

6 SANIĞIN AVUKATI CELAL ÜLGEN SAVUNMASINA DEVAM EDİYOR

Bugünkü duruşmada savunma yapmak için kürsüye ilk olarak Balyoz Darbesi´nin lideri Çetin Doğan´ın da aralarında olduğu 6 sanığın avukatı olan Celal Ülgen geldi ve dün yarım kalan savunmasına devam etmeye başladı.

Savunmaya geçmeden önce bir gözlemini paylaşmak istediğini ifade eden Ülgen, bu süreçte tutuklu ailelerine hep umut pompalandığını belirterek şunları anlattı: “Önce yurtdışında olanlar gelir gelmez tahliyeler olacak denildi. Onlar geldi ama bir şey olmadı. Ardından savunmaları kısa tutun tahliyeler olacak dendi. Gerçekten hem sanıklar hem de birçok arkadaşım savunmaları kısa tuttu. Bizi uzun savunma yapıyoruz diye eleştirenler oldu. Saatte 290 kilometre hızla giden bir ekspresin duvara çarpacağını görüyorduk. Bunu durdurmak için savunma yapıyoruz dedik. Karar günü geldi. Tüm sanık yakınları düğüne gider gibi hazırlandı. Kuaföre gittiler, güzel kokular sürdüler. Tüm inançları tahliyelerin olacağı yönündeydi. Ben umutlanmamalarını ve hepsini mahkum edeceklerini söyledim. Karar okunduğu zaman o güzel giysili bayram yerine gelen aileler adeta bir mezbaha yerinde boğazları kesilmiş kuzular, koyunlar gibi yerlere serildiler. Bana haklıymışsın dediler. Keşke ben haklı çıkmasaydım. En fazla onlardan özür dilerdim. Yargıç ne zaman iyi davransa aileler ile ilgili kötü sonuç çıkar. Ne zaman sus, kes derse beraat çıkar. Bugüne kadar aldığım intiba bu. 40 yıldır ben bunu biliyorum ama aileler bilmiyor. Her güzel söz ve davranış onları umutlandırıyor.”

Suç delili olduğu öne sürülen CD´lerin imajlarının alınması konusuyla savunmaya devam eden Ülgen, öncelikle yerel mahkemelerdeki şu hususa dikkat çekti: “CD´lerin imajlarının usulüne uygun alındığını karara geçiren hakimler arasında hard diske ´hard diks´ diyen hakimler vardı.”

-Yargıtay´a kozmik oda eleştirisi-

Balyoz Dosyası Yargıtay´a intikal ettiği zaman gazetelerde tüm delillerin kozmik odada saklandığına dair haberler çıktığını hatırlatan Ülgen “Zaten herkesin kopyası var. Saklansa ne olur saklanmasa ne olur. Baştan yapılması gereken şeyler sonradan yapılıyor gibi göstermek delil bütünlüğünü sağlamaya yeter mi? O CD´lerin hiçbiri 321 sanığın bir tanesinde bile çıkmadı. Donanma Komutanlığı´nda Hakan Büyük´ün evinde bulundu. O CD´ler Çetin Doğan´ın evi aranırken çıksa hay hay. Sonradan konmuş olsa bile saygı gösterecektik.”

Savunmasına devam eden Ülgen, göz önünde kademe kademe hak ihlali yapıldığını anlatırken şunları söyledi: “İstanbul 10. Ceza Mahkemesi Başkanı Ömer Diken´in çok iri ve güzel gözleri vardır. Başlangıçta meslektaşlarımızla göz teması içindeydi. Bir defasında bir meslektaşımız göz teması yapacağı konum dışına çıktı. Diken, ´Lütfen yerinizi değiştirin sizinle göz teması kuramıyoruz´ dedi. Salonda alkış koptu. Bakın bu kadar göz temasına önem veren bir hakim 1 hafta sonra Gölcük Donanma Komutanlığı´na sözde deliller geldi ve o Cuma günü 144 kişinin tutuklanmasına 29 kişinin yakalanmasına karar verdi. Sonraki duruşmalarda Mahkeme Başkanı bizimle hiç göz teması kurmadı. Bir duruşmada ´Sayın Başkan, gözlerinizi arıyorum neredeler?´ dedim. Gerçeklere aykırı, gerçeklerden kaçınan, korkan bir yargı anlayışıyla buraya geldim. Bunu kırmak zorundayım. Bu sizin de bizim de görevimiz. Batı´da saygın bir anlayış vardı. Aksaklıklar, yandaşlıklar olsa da saygındı, onlar aşılabilirdi ama şimdi geldiği nokta çok kötü. Türk yargısına sahip çıkmak zorundayız. Göz göre göre bu yanlışlıklar Yüksek Mahkeme´den geçmemeli, geçemez.”

Avukat Celal Ülgen, delil CD´lerini göstererek, üzerilerindeki yazıların sanık Süha Tanyeri´nin yazılarından harfler alınarak kopyalandığını savundu.

Balyoz planındaki ekonomi politikalar programının Haydar Baş´ın 2005 yılında yaptığı konuşmanın aynısı olduğunu, Baş´ın daha sonra bunu kitap haline getirdiğini anlatan Ülgen, “Sahtecilik yapanların akıllarını, zekalarının bu kadar olduğunu gösteriyor. Çok mükemmel çok ayrıntılı bir plan yapmışlar ama tek eksikleri zaman kurgularını yerine getirememek olmuş, bu çelişkileri yapmamayı düşünememişler, kusursuz plan olmaz, bu kadar şey çıkacaktır” dedi.

Balyoz Planı´ndaki darbe yapıldıktan sonra oluşturulacak hükümet programının Mesut Yılmaz´ın hükümet programından alındığını ve Bayrak Harekat Planı´ndan alıntılar bulunduğunu anlatan Ülgen, “Plan özgün olarak bile hazırlanmamış. Çeşitli yerlerden alıntılar yapılmış, yamalı bohça gibi” dedi.

-Mahkeme Başkanından özet uyarısı-

Bu sözlerin ardından araya giren Mahkeme Başkanı Ertuğrul, şu ana kadar 75 avukatın savunma yaptığını anımsatarak, “Bu savunmalarda genelde dosyanın geneli üzerindeki mahkumiyet hükmüne esas alınan deliller anlatıldı. Daha sonra avukatlar kendi müvekkillerine yönelik spesifik savunmalar gerçekleştirdiler. Üzerinden çok da zaman geçmedi, yararlı olmadı dersek doğru olmaz ama savunma süresinin de tasarruflu kullanılması adına özetlerseniz, bunu mesleki tecrübenizle yapacağınıza inanıyorum. Aramızda diyalog olsun diye bunları söylüyorum” dedi. Ülgen ise konuşan yargıç istediklerini belirterek, “Bizde yargıçlar susuyor, konuşan yargıçlara susamış vaziyetindeyiz. Avrupa´da yargıçlar ´o konuyu geç, biz ikna olduk´ diyor bizde bu yok” dedi.

ÖĞLE ARASI

Ülgen´in savunması sürerken saat 12.00´de duruşmaya 13.00´e kadar öğle arası verildi. Avukat Ülgen savunmasına öğleden sonra devam edecek.

Avukat Ülgen, savunmasına öğleden sonra da devam etti. Ergenekon ve Balyoz davalarının ABD´nin tezkere intikamı olduğunu savunan Ülgen, saat 14.45´e kadar süren savunmasında, Türkiye´de arkasında ABD olmadan darbe yapılamayacağını öne sürdü. Ülgen, 2003 yılında Irak´a yönelik 1 Mart Tezkeresi´nin Meclis´ten geçmemesini Türk Silahlı Kuvvetleri´nin ABD´ye darbesi olarak değerlendirdi.

İddialarını sürdüren Ülgen, sanıkların ev ve işyerlerinde bulunan delillerin baskınlar esnasında polisler tarafından konulduğunu öne sürdü.

-Mahkeme Başkanından eleştiri-

Türk yargısını da Yargı batak içine girmiştir. Türkiye´de yargı yok. diye eleştiren Ülgen´i mahkeme başkanı Ekrem Ertuğrul uyardı. Ertuğrul, Yerel mahkemeyi eleştirin ama devletin top yekün yargı organlarına yönelik genel bir tanımlamadan lütfen kaçının. dedi.

SANIK AHMET YAVUZ´UN AVUKATI DURSUN YARSUVAT´IN SAVUNMASI

Avukat Ülgen´in dün ve bugün toplamda 6,5 saat kadar süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Ahmet Yavuz´un avukatı Duygun Yarsuvat geldi ve savunmasına başladı.

Yarsuvat, davada delil kabul edilen dijital verileri savcılığa sunan Gazeteci Mehmet Baransu´nun, yıllarca İmamhatip mezunu olduğunu gizlemek zorunda kaldığını, üniversitede Onuncu Yıl marşında ayağa kalkmadığı için disiplin soruşturması geçirdiğini anlattığını aktardı. Yarsuvat, Bu, Mehmet Baransu´nun bir takım dış etkenlerle beraber ortaya koyduğu bir senaryodur. Çünkü Baransu senaryo yazmaya çok meraklı. Bundan evvel de yazmış. Sonra bunu yazdı, yardım da aldı bunu yazarken ifadelerini kullandı. Soruşturmayı yürüten polislerin ABD´de eğitim aldığını ve bunun da dikkat çekici olduğunu savunan Yarsuvat, yerel mahkemede yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekti.

Mahkemenin taleplerinin hiçbirini yerine getirmediğini savunan Yarsuvat, Bizim ne delillerimiz toplandı, ne istediğimiz şahitler dinlendi ve biz hiçbir şey yapamadan huzurunuza geldik. Onun için bütün arkadaşlar yakına yakına huzurunuzda içlerini döküyor. Biz bir yargılama görmedik esasında diye konuştu.

Mahkemenin verilerdeki çelişkilerle ilgili güncelleme kabulünü eleştiren Yarsuvat, 2007´de güncellendiğine göre suç devam ediyor. O zaman niye suç işleme tarihi 2003 Mart ayı deniyor? Biri emekli olmuş, diğeri terfi etmiş, öbürü ölmüş. Bunu yaptı diyorsun sonra da güncelleşti diyorsun. Eğer 2007 yılında güncellendiyse suç da o tarihte güncellenmiştir. Bu da bir çelişkidir. Bu senaryoyu hazırlayanların kafası karışık. Bu senaryoyu hazırlayanlar bu kişileri sanık olarak birer birer seçtikleri kişileri cezalandırmak isteyen kişilerdir değerlendirmesinde bulundu. Davanın Türkiye´nin geleceği açısından çok önemli olduğunu anlatan Yarsuvat, Siz de düşünüyorsunuzdur, niye bu hakim bu kadar talep olmasına rağmen bir bilirkişi incelemesi yaptırmadı? Niçin şahitleri, Aytaç Yalman´ı dinlemedi, Hilmi Özkök´ü dinlemedi, başka bir mahkemedeki ifadesini alıp kırpıp onu okudu? Özel yetkili mahkemeyi olağanüstü mahkeme yapan bu davranışlardır. Suç duyurusunda bulunmasıdır, avukatlara gözdağı vermek için” dedi.

Bu tür davalara verilen isimlere değinen Yarsuvat, Türkiye´deki polislerin ABD´de eğitim görmeye başlamasının ardından bu davalara isim verilmeye başlandığını savundu. Yarsuvat, her davaya isim verildiğini, Türkiye´nin böyle bir uygulaması olmadığını bunların bir yerlerde hazırlanarak geldiğini öne sürdü. Yarsuvat, “Bu dava 2003 yılının Mart ayında teskerenin reddedilmesiyle düğmeye basılan bir senaryonun sonucudur dedi.

SANIK AHMET YAVUZ´UN DİĞER AVUKATI (OĞLU) SELİM YAVUZ´UN SAVUNMASI

Avukat Yarsuvat´ın 2 saate yakın süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Ahmet Yavuz´un diğer avukatı ve oğlu Selim Yavuz geldi ve savunmasına başladı.

Ahmet Yavuz´un oğlu olan Avukat Selim Yavuz, temyiz dilekçesini verdikleri yerel mahkemenin üye hakiminin sohbet sırasında kendilerine, 10 sene sonra sizin mi yoksa bizim mi vatan haini olacağımız belli değil dediğini anlatarak, “Babamı savunduğum için 10 sene sonra vatan haini olacağımı düşünmüyorum” diye konuştu. İnsanın avukat olup babasını, eşini, yakınını savunmanın kolay olmadığına dikkat çeken Yavuz, bunun ise bir kader olduğunu belirtti. Abraham Lincoln´ün Bazı insanları her zaman, bütün insanları ise bazen kandırabilirsiniz ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız sözünü anımsatan Yavuz, her 3 kişiden 2´sinin bu davalarda bir yanlışlık var dediğine inandığını dile getirerek, babasına, Hiç merak etme, rahat ol. Sen belki görürsün, belki görmezsin ama ben göreceğim bu kumpasın ortaya çıktığını dediğini aktardı.

-´Bu kumpası planlayanlardan ne kadar nefret ettiğimi tahmin edersiniz´-

Yavuz, “Babamı 18 sene hapse mahkum eden, bu kumpası planlayan insanlardan ne kadar nefret ettiğimi tahmin edersiniz. Allah´tan tek dileğim bu kişilerin hukuk önünde hesap vermesidir ama ben onların başına Balyoz gibi bir şey örülmesini istemiyorum. Böyle bir şey olursa onların avukatlığını bile yapabilirim. Çünkü hukuk babamdan da benden de daha önemlidir. Yassıada davası neyse Balyoz davası da odur. Bunlar kardeş davalardır. Siyasi tarihe ve hukuk tarihine düşen kara lekelerdir” değerlendirmesinde bulundu.

-Mahkeme Başkanından avukata uyarı-

Avukat Yavuz, savunmasının sonunda kararınız onama da olsa bozma da olsa bunları yazmak zorundasınız gibi bir ifade kullanınca araya giren Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, Ben savunmanıza karışamam. Siz heyete kararını nasıl yazacağını dikte edemezsiniz. heyecanınıza ve gençliğinize veriyorum. uyarısını yaptı.

SANIK CAHİT SERDAR GÖKGÖZ´ÜN AVUKATI SERHAT ZENGİNPEDÜK´ÜN SAVUNMASI

Avukat Yavuz´un 1 saatlik savunmasının ardından duruşmaya 10 dakika ara verildi. Aranın ardından kürsüye sanık Cahit Serdar Gökgöz´ün avukatı Serhad Zenginpedük geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Zenginpedük, delillerin müvekkilinin evinde, işyerinde veya hakimiyet alanında elde edilmediğini anlatarak, “Davada delil olarak kabul edilen ve hukuka uygun elde edildiği ifade edilen verilerin kesin ve güvenilir bir şekilde elde edilmemiş olması benzer davalarda da tereddütler yaratacaktır. Delillerin elde edilmesinde uygulanan yöntemlerin mutlaka çok katı yöntemlere göre belirlenmiş, usullerle toplanması zorunludur. Aksi halde hukuk güvensizliği ve kaos yaşanacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Yapılmayan bir toplantıdan dolayı müvekkilinin cezalandırıldığını belirten Zenginbedük, “Müvekkilim yapılmayan bir toplantıdan dolayı çok ağır bir hüküm ile karşı karşıya kalmıştır. Müvekkilim tutuksuz yargılanmıştır. Savcılık mütalaasının verilmesinden sonra gerekli olan tüm duruşmalara katıldık. Takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması bozma nedenidir” dedi.

DURUŞMALARA GELEN TÜM AVUKATLARIN SAVUNMASI TAMAMLANDI

Avukat Zenginpedük´ün 20 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı Ertuğrul açıklama yaptı. İlan edilen listede yer alan avukatlardan duruşma salonunda hazır bulunanların dinlenmesi tamamlanmıştır. diyen Başkan Ertuğrul, Sırası geldiği halde salonda olmayan, savunma yapmayan avukatlar için yeni liste hazırlandı. Salon çıkışına asılacak, basına dağıtılacak ve Yargıtay´ın sitesinde yayınlanacak. Bu listeye göre savunmaların ikinci turuna yarın itibarıyla başlanacaktır dedi.

BUNDAN SONRA HAFTANIN 5 GÜNÜ DURUŞMA YAPILACAK

Başkan Ertuğrul, bundan sonra Cuma günlerinde de savunma yapılacağını, duruşmanın kesintisiz haftanın 5 günü devam edeceğini söyledi. Şu ana kadar Cuma günleri hariç haftanın ilk dört iş günü duruşma yapılmaktaydı.

DURUŞMA SONA ERDİ

Ardından saat 18.30´da duruşmaya yarın sabah 09:00´a kadar ara verildi.

(14 Ağustos 2013, 10:11)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5522    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 14. duruşma

361 sanıklı Balyoz davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 14. temyiz duruşması başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 117 avukattan 68´sinin savunması önceki duruşmalarda tamamlanmıştı. Bugünkü duruşmada dikkati çeken bir ayrıntı, sanıklar Levent Kerim Uça ve Rıfkı Durusoyun avukatı Hakan Tunçkol´un kanser olmaları gerekçesiyle durumlarının acil olduğunu belirttiği müvekkillerinin tahliyesi için acilen karar alınmasını talep etmesi, mahkemenin ise bu talebi görüşmeyi reddetmesi oldu.

13.08.2013 09:54 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 14. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya bazı sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 68´inin savunması tamamlanmıştı. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

-Dünkü duruşma geç saatlere kadar sürdü-

Duruşmalar 09.00-18.00 saatleri arasında yapılmakta ve bu saatler dışına pek çıkılmamakta iken dün istisnai bir durum yaşandı. 21 sanığın avukatı olan İhsan Nuri Tezel saat 17.35´te başladığı savunmasını geç saatlere kadar sürdürdü. Tezel´in savunmasını tamamlamasının ardından duruşma bugüne ertelendi.

2 SANIĞIN AVUKATI ERHAN TOKATLI´NIN SAVUNMASI

Bugünkü duruşmada savunma yapmak için kürsüye ilk olarak sanıklar Bahtiyar Ersay ve Namık Koç´un avukatı Erhan Tokatlı geldi ve savunmasına başladı. Bir darbenin nasıl gerçekleşeceğini örneklerle anlatan avukat Tokatlı, seminere 1. Ordu Komutanlığı´nın sadece yüzde 13,8´inin katıldığı belirtti ve darbenin işlenemez bir suç olduğunu böyle bir oranla anlatmaya çalıştı.

Terör örgütü PKK´nın Türkiye genelinde eylem kabiliyetine sahip olduğu halde faaliyetlerin hükümetin düşmesine yeterli olmadığına dikkat çeken Tokatlı, “Bu ülkede hiçbir darbe ülkenin iç dinamikleriyle olmamış, dışarının yönlendirmesiyle olmuştur. O yüzden bu sözde planın teori ve pratik olarak uygulanamaz olduğu ortadadır” dedi.

Balyoz Harekât Planı´nın İstanbul ile sınırlı kaldığını, Ankara ayağının bulunmadığını belirten Tokatlı, “Genelkurmay Başkanı veya Başkanlığı planı desteklemiyorsa karargahın ele geçirilmesi lazım. Başbakanlığın, Meclisin ve Cumhurbaşkanlığının kontrol altına alınması lazım. Hangi cebir şiddet ile sonuca ulaşacaksınız, bu planlama içinde bu unsurlar yok. Bu suçun işlenebilmesi için Genelkurmay Başkanlığının bu plana katkısının zorunlu olduğu kanaatindeyim. Dosyaya baktığınız zaman planlama İstanbul merkezlidir. 1. Ordu´nun yanı sıra Türkiye içinde 3 ordu daha var. Onların desteği olmadan planın başarı şansı sıfıra yakın” değerlendirmesinde bulundu.

Müvekkili Bahtiyar Ersay´ın hakkında tutuklama kararı çıkartıldığında Tunus Askeri Ateşe olarak görev yaptığını, Arap Baharı´nın en yoğun yaşandığı dönemde 10 binlerce insanın tahliyesini gerçekleştirdiğini vurgulayan Tokatlı, “Tutuklanacağını bile bile geldi. Tunus´ta o kadar insanı başarıyla tahliye etti, kendisini tahliye ettirmeyi başaramadı. 2,5 yıldır hapiste” şeklinde konuştu.

Avukat Tokatlı savunmasını şöyle tamamladı: “Cumhuriyet ile hesaplaşılıyor. Bu da TSK üzerinden yapılıyor. Silivri´de yargılanan insanlar müvekkil değil TSK´dır. Silivri´de komploya kurban giden TSK yargılanmıştır. Büyük resim TSK´nın şekillendirilmesi, nitelikli insanların tasfiyesidir. Bu komployla hem TSK islah, terbiye edildi. Hem komuta akademisi şekillendirildi. Tarihi kökleri olan bu kurumun temelleriyle bu kadar oynamak kolay değil. Oynanırsa herkes altında kalır. Napolyon´un bir sözü var: ´Kendi ordusunu sevmeyen milletler başka ülkelerin askerlerini beslemek zorunda kalır´ diye. Bizim başka ordumuz yok, sizlerden merhamet değil adalet istiyoruz.”

2 SANIĞIN AVUKATI HÜSEYİN MİTAT TONBAK´IN SAVUNMASI

Tokatlı´nın 45 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanıklar Ali Sadi Ünsal ve Ramazan Kamuran Göksel´in avukatı Hüseyin Mitat Tonbak geldi. Avukat Tombak savunmasına, “Suçsuz insanların hayatlarıyla oynanmasına daha fazla izin vermeyin. Suçsuz askerler kendi ülkelerinin hapishanelerinde talihsiz bir yenilgiyi yaşıyor. Bu herkes için büyük bir tehlike. Kimlerin hazırladığı bilinmeyen sahte dijitallerle yargılama ve bu kararın onaylanması dijital bir terör altında kalınmasına yol açacaktır” diyerek başladı.

-Gölcük Donanma belgelerinin zemin altında bulunmasını böyle izah etti-

Gülcük Donanma Komutanlığı´nda ele geçirilen 5 no´lu hard disk üzerinde parmak izinin kime ait olduğunun araştırılmamasını eleştiren avukat Tombak sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye Cumhuriyeti başbakanının ofisine dinleme cihazı konuyorsa donanmada da bu pusunun kurulmasına şaşırılmamalıdır. Karargahların yol geçen hanına dönmesi, casusların cirit atması ve üzerine gidilmemesi, gidenlerin tutuklanması dikkat çekicidir. Başbakanın ofisine konulan dinleme cihazının peşine düşülürken bu pusunun peşine düşülmemesinin izahı nedir?”

-Gölcük ısrarına Mahkeme Başkanından tepki-

Avukat Tombak´ın Donanma Komutanlığı´ndaki arama ve 5 no´lu hard diskin üzerinde detaylı durması üzerine araya giren mahkeme başkanı Ertuğrul, “Bahsettiğiniz hususlar kaç kere söylenen sorunlardır. Tekrardan kaçınırsak daha yararlı olur. Sürede adaleti sağlarız. Çok detaya girmeye gerek yok” dedi. Bunun üzerine avukat Tombak, “Bu konuların önemli olduğunu düşünüyorum” cevabını verdi.

-Mahkeme Başkanı, İmralı ve Yassı Ada ısrarına da tepki gösterdi-

Müvekkilinin İmralı ve Yassı Ada´da keşif yapmakla suçlandığını belirten avukat Tombak, terörist başı Öcalan´ın konuk edilmesinden bu yana İmralı´nın yasak bölge ilan edildiğini, Yassı Ada´nın terkedilmiş bölge olduğunu hatırlattı. Hakim Ertuğrul bu defa da “ Bir saat 15 dakikadır hala Yassı Ada ve helipedleri anlatıyorsunuz. Yeterince anlaşıldı. Bilgi sahibi olduk” uyarısında bulundu. Avukat Tombak da “Anladıysanız ne güzel. Biz de bunu sağlamaya çalışıyoruz” cevabını verdi.

Avukat Tombak, savunmasının son bölümünde Yargıtay´ın bu kararı onaması halinde “sahte dijital verilerin her türlü delilden üstün olduğunu”, ayrıca bunun siyasi bir dava olduğunu ve siyasi davada yargıdan hukuki sonuç beklemenin aymazlık olduğu kanaatini onaylamış olacağını söyledi.

Tombak “Şu anda bir adaletsizlik bataklığı var. Bu bataklıktan kurtulmanın önünü açın. Aksi halde bataklık herkese zarar verecek. Müvekkilim ve diğer sanıkların uğradığı zulme seyirci kalmak ve bu zulmü görmezlikten gelmek acı veriyor. Geleceğimiz için endişe ediyorum” dedi.

SANIK SÜKRÜ SARIŞIK´IN AVUKATI OSMAN TOPÇU´NUN SAVUNMASI

Avukat Tonbak´ın 1,5 saat süren savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya 15 dakikalık bir ara verildi. Ardından kürsüye sanık Şükrü Sarışık´ın avukatı Osman Topçu geldi ve savunmasına başladı.

16 SANIĞIN AVUKATI HAKAN TUNÇKOL´UN SAVUNMASI

Avukat Topçu´nun 20 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye Ayhan Gedik, Şafak Durer, Mehmet Ferhat Çolpan, Ümit Özcan, Hakan İsmail Çelikcan, Ahmet Necdet Doluer, Levent Kerim Uça, Ömer Faruk Ağa Yarman, Enver Aksoy, Mehmet Cem Kızıl, Levent Ergün, Sencer Başat, Suat Dönmez, Hayri Güner, Doğan Temel ve Recep Rıfkı Durusoy gibi 16 sanığın avukatı olan Hakan Tunçkol geldi.

Savunmasına darbeciler ve darbeye zemin hazırlama suçlamalarının ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini belirterek başlayan Tunçkol, “Her türlü hukuksuz işkencenin yaşandığı 12 Eylül darbesinde sadece 2 kişi yargılanırken ve onlarcası mahkemenin huzuruna getirilmezken MİT´in, emniyetin duymadığı bir teşebbüsken olayda 367 kişinin tutuklanması ve ağır cezalara çarptırılması ağır bir tezattır” dedi.

Bu senaryoyu küresel güçlerin öngördüğünü ve adeta bir güç gösterisi yaptığını vurgulayan Tunçkol şöyle devam etti: “Bu küresel suç öyle bir güç ki her yerde Arap Baharı´nı yaptırdı. Belki Türkiye´de de böyle bir versiyon düşünüldü. Türkiye´de de piyasayı bozmayalım işlerimiz var diyerek böyle bir plan uygulandı. Başbakanın odasına böcek konuluyor. Genel Kurmay Başkanlığı odası dinleniyorsa Gölcük´e de bu sahte deliller konulabilir. Ama bunların oraya konulması gerçeklik vermez. Önemli olan bu belgelere itibar edilip edilmeyeceğidir. Bu sözde darbe planında 80 darbesi örnek alındı deniliyor. 80 darbesinde darbeciler Harp Akademisi öğrencilerini kullanmadı. Listeler yoktu. Ama bir darbe geleneği var anlayışından yola çıkarak bunlar da yapılabilir şeklinde bir psikolojik harekatla bu tutku oluştu. Bu bir tavsiye, değiştirme, dönüştürme operasyonudur. Müvekkillerimden Şafak Duruer tutuklamaları gazetelerden okuyunca komutanlarım yapmaz ama demek ki bir şey var diyor sonra kendisi de tutuklanıyor. Kendisi sözde darbe teşebbüsü döneminde bir yüzbaşıydı. Darbeyi hazırladığı öne sürülen komutanlara 20 yıl, yüzbaşına 16 yıl veriliyor. 2 buçuk sene sonra Yargıtay tebliğnamesi ile 2 müvekkil beraat istemiyor. Biz bu 2 müvekkil için belgenin sahtesine de razıyız dedik çünkü hiçbir şey yoktu. Bu kadar basit mi? Mesleğine ömrünü vermiş, 2 buçuk senesini kim geri getirecek. Bu davada seçilenler aslında darbe karşıtı olabilecek insanlardan. Hepsi ekol, idol olmuş isimler. Belki bu vesayeti böyle yıkarız anlamında siyasi bir amaç içerebilir. Ama doğru olmadığı görülecektir.”

-Tunçkol: Necdet Özel tanık da değil, sanık da-

Yargıtay tebliğnamesinde beraat istenen 67 kişiden çoğunun harp akademisi öğrencisi olduğunu hatırlatan avukat Tunçkol, konuyu Genelkurmay Başkanı Necdet Özel´e getirerek şunları söyledi: “Müvekkilim Doğan Temel o zaman akademi başkanı olan Özel´in yardımcısı, Hayri Güler Genelkurmay Başkanı, Rıfkı Durulay da silahlı kuvvet akademisinde o tarihte komutan olan Özel ise tutuksuz. Sanık da tanık da değil. Biz Özel´in tanık olmasını istedik. Bu Doğan Temel için çok önemliydi. Sözde darbe planına göre Temel, Özel´i ikna ile görevlendirilmişti. Özel mahkeme çağırırsa gelirim dedi. Yazılı sorduk herhangi bir açıklama yapmadı. Belki yargıyı etkilemek istemedi. Oysa gelse değil ikna böyle bir şeyin ima edilmediğini bile söyleyecekti.

Merhum Başbakanımızın ´yeter söz milletindir´ demesi gibi biz ´yeter söz yüce Yargıtayımızındır´ diyoruz. Buradan çıkacak kararın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu hukuksuzluğu önleyeceğimize inanıyoruz. Önlenmezse ceza hukuku açısından farklı bir dönem başlar.”

Tunçkol, bu davaların sadece sanıkları değil yakınlarını da nasıl etkilediğini şu çarpıcı örnekle açıkladı: “Müvekkilim Hakan İsmail Çelikcan´ın 83 yaşındaki annesi oğlunu İtalya´da sanıyor. Geçenlerde İtalya´ya gitmek için bilet almaya gitmiş, son anda çark etmişler.”

Şu anda darbe ihtimali varsa tutukluların, aramaların normal karşılanacağını ama 2003´te olmuş bir olayla ilgili hukuksuz tutuklamaların yapılması, ağır ceza verilmesi izahının yapılamayacağını kaydeden Tunçkol, “Adeta ibret olsun diye ceza verilmişti. Oysa bizim hukukumuzda artık ibretlik ceza yok. Bu insanları, tutukluları kaybettik, ülke kaybetti. Şehit olsalar, bombalı saldırıya uğrasalar bir kez ölürler ama böyle her gün ölüyorlar. Bu küresel güçlerin hem psikolojik harekatı hem gözdağı hem de güç gösterisidir” dedi.

Harp Akademileri darbeye destek verir mi diye soran Tunçkol şöyle devam etti: “Kapısındaki silahlı koruma dışında ne topu ne silahı ne de kozmik odaları var. Burası okul, burada görev yapanlara bir yüksekokul, enstitü müdüründen farksız ama şu var bunların hepsi kurmay subay olacaktı. Önüne geçmekten başka bir şey değildi. Sözde darbe planında yer aldığı öne sürülen listede 2 bin kişi var. Bu 2 bin kişiden biri bile mahkemeye çağırılmadı, tanık, gizli tanık yapılmadı”.

ÖĞLE ARASI

Avukat Tunçkol´un savunması devam ederken saat 12.15´te duruşmaya 13.30´a kadar öğle arası verildi. Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda kürsüye tekrar Avukat Hakan Tunçkol geldi ve savunmasına devam etti.

Müvekkili Cem Kızıl´ın bir komutanı hakkında oruç tutuğu için rapor tanzim ettiğinin öne sürüldüğünü belirten Tunçkol şunları söyledi: “Orduda oruç tutmak yasak değil. Söylemek istemiyorum ama Cem Kızıl´ın babası ve annesi hacı. Böyle bir iddianın yazılmasının bir sebebi var. Aynen Fatih Camisi´nin bombalanması iddiasında olduğu gibi orduyu din düşmanı konumuna sokmak. Gördük ki cami bombalanmadı. Kızıl, istese de böyle bir rapor hazırlayamaz. Çünkü o komutanla bir arada görev yapmadı.”

2 MÜVEKKİL İÇİN TAHLİYE TALEBİ

2 müvekkilinin durumunun çok acil olduğunu anlatan Tunçkol, Levent Kerim Uça ve Rıfkı Durusoy´un kanser olduğunu söyledi. Tuçkol şöyle devam etti: “Levent Kerim Uça´nın Ege´de kriz yaratacağı öne sürülüyor. O dönemde yüzbaşı. Bir yüzbaşının bunu yapacağını söylemek saçma, abes. Diyelim ki adının geçtiği belgeyi açtı, baktı. Bu yüzden 16 yıl ceza kulağa acayip geliyor, vicdan almıyor. Hastalığı çok ciddi. Beyninden tümör alındı. 14 gün sonra koğuşuna yollandı, mikrop kaptı. Ameliyat öncesinden kötü durumda. Adli tıp beyin cerrahı olmaksızın çocuk ve göğüs hastalıkları uzmanları bile tehlikeyi görüyor. Durumun her an değişebileceğini yazıyor. Uça geçenlerde doktoruna ne kadar yaşayacağını sordu. Doktor bu durumda olan hastalarını 3-5 sene takip ettiğini belirtti. Bu şartlarda ona verilen ceza 13 yıl değil müebbet. Yaşama ve tedavi hakkı elinden alınıyor. Rıfkı Durusoy´un durumu daha kötü. Her an kötü haber gelebilir. Silivri ortamında yaşama şansı Allah´ın verdiği ömrün takdirine bağlı. Tabii heyette takdirini kullanabilir. O yüzden mahkemenin her iki isim için de hemen bir karar almasını istiyorum. Artık söylenecek tek söz var. Verilecek karar hayırlısı olsun.”

MAHKEME TAHLİYE TALEBİNİ GÖRÜŞMEYİ REDDETTİ

Avukat Tunçkol´un bu talebi üzerine Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, hasta müvekkillerin durumuna hiç değinmeden mahkemenin genel kuralı hakkında şu hatırlatmayı yaptı: “Bildiğiniz gibi duruşma devam ediyor. Sadece duruşmaya ara veriliyor. Yani davaya ara verilmiyor. Ara karar alamıyoruz.”

Ertuğrul´un bu sözleri salondakiler tarafından avukat Tunçkol´un talebinin dolaylı olarak reddi olarak yorumlandı.

SANIK HALİT NEJAT AKGÜNER´İN AVUKATI REFİK ALİ UÇARCI´NIN SAVUNMASI

20 dakika daha savunma yaparak savunmasını tamamlayan ve toplamda 45 dakika savunma yapan Avukat Tunçkol´un ardından kürsüye sanık Halit Nejat Akgüner´in avukatı Refik Ali Uçarcı geldi ve savunmasına başladı.

SANIK ERDAL AKYAZAN´IN AVUKATI (VE EŞİ) SELDA UĞUR AKYAZAN´IN SAVUNMASI

Uçarcı´nın 2 saate yakın süren savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya 25 dakikalık bir ara verildi. Ardından kürsüye saat 16.00´da sanık Erdal Akyazan´ın avukatı ve eşi Selda Uğur Akyazan geldi savunmasına başladı. Avukat Selda Uğur Akyazan eşi Erdal Akyazan´ı savunurken kürsüde gözyaşlarını tutamadı. Gözyaşları üzerine salondakiler önce alkışlarla destek oldular ve sonrasında salondakiler de gözyaşlarına boğuldu. Selda Akyazan savunma sırasında Bu davanın ülkemize çok etkileri oldu. Şahsıma etkileri yıkıcı oldu. Farkında mısınız avukatlar müvekkillerini değil hukuku savunuyor. dedi.

Avukat Selda Uğur Akyazan müvekkili ve eşi Erdal Akyazan´ı şöyle savundu: “Savunma açısından bu dava son derece basit. Suç yok, delil denen her şey sahte. Bu sahte likleri ispatlamak son derece kolay ve bu kolay iş çoktan yapılmış durumda. Hukukçu ve bilgisayar mühendisi olmaya gerek yok. Makul, iyi niyetli, vicdan sahibi herkes bunu anladı. Her şey bu kadar kolaysa neden 250 kişi tutuklu? Bu kadar açık bu kadar tartışmasız bu kadar yaralayıcı hukuksuzluğun varlığını 2013 Türkiye´sinde ortaya koymak neden bu kadar zor. Bunun bir cevabı var. Yanıt hukuki değil. Hukuki olmayanla bu salonda kimsenin işi yok, olmamalı da.”

Eşi ve müvekkiline yöneltilen suçlamaları anlatan avukat Selda Uğur Akyazan şöyle devam etti: “Müvekkilim tarafından hazırlandığı iddia edilen personel görevlendirmeleriyle ilgili olarak dosyanın kalabalıklığından gözden kaçmış olabileceğini düşündüğüm bir durum. Müvekkilim tarafından hazırlandığı iddia edilen listeler kararda 2 ayrı kişi tarafından da hazırlandığı iddia edilmiş ve o 2 kişi için verilen mahkleme kararı dayanak yapıldı. Ortada bir liste var, 3 ayrı kişi için dayanak yapılmış durumda. Sanıyorum bundan çıkarmak istenilen yorum ´canım bak bir dünya insan. Hepsine ayrı ayrı liste nerden bulacaklar´dan başka bir şey olamaz. Bu sunumda kahve içilirken söylenebilir ama burada değil. Şimdi bir soru. Bizim evimizde 7 saat süren arama yapıldı. Bu listeler evimizden çıkmadı. Oğlumunki de dahil olmak üzere 3 bilgisayar alındı. Onların içinden de çıkmadı. Bir oda dolusu kitap, not, defter, dosyalar didik didik arandı, çıkmadı.”

“Yani egemenlik alanında çıkmadı. Peki müvekkilimle aralarında oluşturulabilecek illiyet bağı oluşturabilecek herhangi belge var mı? Yok. Beyan, ikrar, belge, belirti, sanık ifadesi ne olursa olsun izleme, duyum, işaret herhangi bir şey var mı? Yok demek zorunda kalmak o kadar zor bir şey ki. Yerel mahkeme delil, sübut gibi sorunlarla hiç uğraşmadı maalesef.”

“Müvekkil iddia edilen suç tarihinde Saray Garnizon Komutanı. Müvekkilimin görevlendirdiği iddia edilen kişilerin tümü Saray´da mı görevli? Hayır, sadece dördü Saray´da. İlişiği kesileceği iddia edilen kaç kişi Saray´da görevli? Hiçbiri. Müvekkilim ne diye bu davada sanık? Başka askerlerin sorumluluk alanında bulunan personelin ilişiğinin kesilmesini istesin?Ayrıca gerekçe kararda aynı listelerin 3 ayrı kişi tarafından 3 ayrı yerde Saray, Çorlu, Çerkezköy, nasıl hazırlandığına dair de bir açıklama yok. Neden yok? Çünkü açıklaması yok. İddia edilen suçu işlediğine dair ne var? Hiçbir şey.”

“İddianamede müvekkilimin seminer sırasındaki konuşması suçu işlediğine dair delil olarak sunuldu. Ancak savcı esas hakkındaki mütalaada bu iddiadan vazgeçti ve seminer ses kayıtlarında müvekkilimin konuşmasında hükme esas konuşmalar arasında yer almıyor. Ama bu konuşmanın bir cümlesi iddianamede suç unsuru olarak sunuldu. ´Demokratik olmayan unsurların demokrasiyi yıkmak için demokratik haklardan yararlanılmasına müsaade etmek akıllı devletlerin çözüm tarzı olmamalıdır´Kuzey Irak Kürt yönetimi ve PKK´ya yönelik söylenen ve esasen Almanya Anayasa Mahkemesi´nin bir kararından alınan bu cümle darbenin delili sayıldı. Gerçi sonra vazgeçti. Esas hakkındaki mütalaadan çıkarıldı. Mahkeme hükme dayanak yapmadı. Peki ne oldu? Ben bilmiyorum.”

Bu cümleden sonra sesi titremeye başlayan Sevda Uğur Akyazan şu sözleri tamamladığında gözyaşlarını tutamıyordu: “Bu davanın ülkemize çok önemli etkisi oldu. Şahsıma etkisi ise yıkıcı. Sanıyorum artık kesinlikle farkında olduğum durum var. Bu davada hiçbir avukat müvekkilini savunmuyor. Müvekkil üzerinden hukuk savunuyor. Avukatlar müvekkillerini bıraktılar, hukuku savunmak zorunda kaldılar. Buna üzülmeli miyim yoksa sevinmeli miyim diye sorarsanız eğer kahroluyorum”.

Avukat Sevda Uğur Akyazan, gözyaşları içinde yerine geçerken bazı izleyicilerin gözyaşlarını tutamadığı görüldü. İzleyiciler alkışlarla Akyazan´a moral verdi.

SANIK HASAN HAKAN DERELİ´NİN AVUKATI MUSTAFA ULUŞAHİN´İN SAVUNMASI

Avukat Akyazan´ın 10 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Hasan Hakan Dereli´nin avukatı Mustafa Uluşahin geldi ve savunmasına başladı.

6 SANIĞIN AVUKATI CELAL ÜLGEN´İN SAVUNMASI

Avukat Uluşahin´in 24 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye Süha Tanyeri, Dursun Çiçek, Nedim Ulusan, Ahmet Zeki Üçok, Çetin Doğan ve Ahmet Bertan Nogaylaroğlu gibi 6 sanığın avukatı Celal Ülgen geldi ve savunmasına başladı.

Mehmet Baransu´nun Taraf gazetesinde yayınlanan haberinden başlayarak davayı anlatmaya başlayan Ülgen, Ben sıranın bana yarın gelmesini bekliyordum. Yoldan yeni geldim. Savunmam yaklaşık olarak 10 saat sürecek. Dilerseniz yarın başlayalım dedi. Mahkeme Başkanı, Biz size gereken hassasiyeti göstereceğiz, buyurun dedi.

Ülgen, kanıtların hiçbir sanığın evinde, üzerinde, iş yerinde ve egemenlik alanında bulunmadığını belirtti. Yerel mahkemede yaşadıkları sıkıntıları dile getiren Ülgen, bazı avukatların artık savunma yapmıyoruz noktasına geldiğini anlattı. Davada 100´ün üzerindeki avukatın savunma aşamasında çekildiğini ifade eden Ülgen, usul tartışmalarına dikkat çekerek, yeni yasalarla ilgili bir içtihat birikimi bulunmadığını yüksek yargının öncelikle bu eksikliği kapatması gerektiğini kaydetti.

Mahkeme Başkanının, kısa süreceğini söylemesine karşın kendisine söz vermediğini anlatan Ülgen, buna Siz iddia makamının her söz alışında söz verip savunma avukatları söz istediğinde vermezseniz bu dengeyi bozarsınız. Silahların denkliği ilkesini bozarsınız diye karşı çıktığı için salondan atıldığını aktardı.

Kendisine uygulanan tavır karşısında avukatların da tepki olarak salonu terkettiğini belirten Ülgen, Sizin tespitiniz bundan sonra bu olayların bitmesine ya da sürmesine neden olacaktır. Çok önemli bir konudur. Bir ceza avukatı bir mahkemede istediği zaman eğer mahkemeyi uzatma kastı yoksa, kısa sürede konuyu dile getirecekse hemen söz verilmeli midir, yoksa mahkeme başkanının canı ne zaman isterse o zaman mı söz vermelidir, buna karar vereceksiniz diye konuştu.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi savunmayı dışladığını ifade eden Ülgen sözlerine şöyle devam etti: “Bir kuruma içerisinde yargıç, savcı var diye mahkeme denmez, tek başına avukat olduğu zaman da elbette mahkeme denmez. Bunların bir arada olması gerekir. Mahkemeyi mahkeme yapan savunmadır. Bütün hukuk kitaplarında ve bütün Roma hukuku tarihinden başlayarak savunma kutsanır. Savunma kutsaldır sözünü mahkemede dile getirdiğim zaman Cumhuriyet Savcısı oturduğu yerden kalkarak ´ne yani bellemişsiniz savunma kutsaldır diye, iddia da kutsaldır, biz de kutsalız´ demiştir. Böyle bir garabeti yaşamış 42 yıllık bir avukat olarak huzurlarınızdayım.

Balyoz Planı´na ilişkin Taraf Gazetesi´nde 2010 yılında çıkan haberleri slayt ile heyete gösteren Ülgen, Türkiye´de bir olay olduğu zaman bunu çözecek bölgedeki MOBESE kameralarının bozuk çıktığını anlattı. Ülgen, gazeteci Mehmet Baransu´ya verilen CD´leri içeren bavulu kimin verdiğinin tespit edilebilmesi için gereken MOBESE kameralarının da arızalı çıktığını ifade etti. Birinci Ordunun 5-7 Mart 2003 tarihindeki seminerine değinen Ülgen, “Ses kayıtlarından plan yapıldığı anlaşılıyor deniyor, hayır ben de siz sahte planları ses kayıtlarını dinleyerek yaptınız diyorum” dedi. Ses kayıtlarının çözümlemesinde de yanlışlar olduğunu savunan Ülgen, Çetin Doğan´ın konuşmalarından yanlış çözümlendiğini iddia ettiği bazı yerleri aktardı.

Deliller arasında yer alan 9 No´lu CD´de değişiklik olduğunu, bu karışıklığın kanıtlanması için görüntüleri istediklerini ancak mahkemenin bu talebi reddettiğini anlatan Ülgen, “Mahkeme redmatik kullanıyor. Sanık avukatlarının ağzından ne çıkarsa mahkeme redmatiğin düğmesine basıyor anında reddediyor. Bunda bir mantık yok.. CD´nin görüntülerini getireceksiniz, biz de inceleyeceğiz, savunma makamıyız. İkna olacağız. Bu CD´nin görüntülerinin neden getirilmediğine kararda dahi yer verilmedi” dedi.

Tertipçilerin izinin olduğu belli olan bir CD´nin yok olduğunu savunan Ülgen, heyete, “Avukat olmadan da ben karar veririm denilerek verilen dosya önünüze geldi” şeklinde hitap etti.

Saat 18:12´de avukat Celal Ülgen, cdlerin imajının alınmasındaki usulsüzlükleri anlatırken El insaf, el insaf diyerek öfkelendi ve Mahkeme Başkanı Ertuğrul´dan savunmaya yarın devam etme konusunda talepte bulundu.

Mahkeme duruşmayı yarın sabah 09:00´a erteledi.

(13 Ağustos 2013, 09:54)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5518    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 13. duruşma

361 sanıklı Balyoz davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki temyiz görüşmelerine Bayram tatili sonrasında 13. duruşma ile devam ediliyor. Saat 9.00´da başlayan duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 361 sanıktan 262´sinin ve 117 avukattan 63´ünün savunmaları önceki duruşmalarda tamamlanmıştı.

12.08.2013 10:48 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 13. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Bayram tatili dolayısıyla 11 günlük aradan sonra başlayan duruşmaya bazı sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 63´ünün savunması tamamlanmıştı. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

2 SANIĞIN AVUKATI İRFAN SÜTLÜOĞLU´NUN SAVUNMASI

Duruşmada savunma yapmak için kürsüye ilk olarak, sanıklar Erhan Şensoy ve Murat Özenalp´in avukatı İrfan Sütlüoğlu geldi ve savunmasına başladı. Yerel mahkeme kararını ağır dille eleştiren Sütlüoğlu, “Bu yaklaşımla ancak kararı önceden vermiş ve ´ağzınızla kuş tutsanız beni ikna edemezsiniz´ anlayışını akla getiriyorsunuz” şeklinde konuştu.

Bu davada tamamen medyanın söylemlerinin kullanıldığını öne süren Sütlüoğlu, bunun yargı adına talihsizlik olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Yerel mahkeme başından itibaren sanık ve avukatlarını hasım olarak görmüştür. Askerlere pek de sıcak bakmayan bir arkadaşımı duruşmayı izlemeye getirdim. Çıkışta görüşünü sordum. ´Ya bu mahkemede hukuk yok ki´ dedi. Önündeki monitörden internet haberlerini okuyan hakimler, uyuyan savcılar vardı. Delillerimizin dikkate alınmamasının sebebi davanın iç yüzünü, oynanan oyunun daha beter biçimde ortaya çıkmasını önlemekti. Mahkeme heyeti sık sık TSK´yı yargılamıyoruz deme ihtiyacını duydu. Yargılamıyorsanız oradan lehte gelen yazıları neden dikkate almıyorsunuz. Bu dava TSK´nın bertaraf edilmesini öngören tertip davalarıdır. Balyoz, Ergenekon ve diğer davaların kimler tarafından neden kurgulandığını ve yargılananların kimler tarafından seçildiğine dikkat edilmesi gerekir. Bu dava vahim bir tertibin ürünüdür, siyasi bir davadır. Türkiye Cumhuriyeti´ni yıkıp onun yerine bölünmüş ülke yaratmak isteyenlerin hedefi mutlaka ve mutlaka TSK olmalıydı. Türkiye Cumhuriyeti´ni bertaraf etmek olacağı açıktır. Başarılı subaylar seçilmiştir. Emekli olanlara da ´Ey Türk subayı! Vatanseverlik yapma. Emekli olsan da kurtulamazsın´ denmek istenmiştir. Ayrıca geçmişteki kahraman mücadelelerin hesabı sorulmaktadır. Bu ahlaksızlıktır, hukuksuzluktur.”

-Mahkeme Başkanından avukata üslup uyarısı-

Avukat Sütlüoğlu´nun son cümlesinde “ahlaksız kelimesini kullanmasına üzerine Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul tepki gösterdi. Sütlüoğlu´nun sözünü kesen Ertuğrul, “Bir dakika, siz bir hukukçu olarak seçtiğiniz kelimelere dikkat etmek zorundasınız. Hukuki kelimeler seçmeye dikkat edin, hukuki kelimeler seçmek zorundasınız” dedi.

Savunmasına devam eden Avukat İrfan Sütlüoğlu, bir gazeteci tarafından getirilen verilerle kimsenin suçlanamayacağını, verilerin hukuka uygun olarak elde edilmediğini savundu. Söz konusu verilerin kimseye atfedilemeyeceğini, kimsenin suçlanamayacağını belirten Sütlüoğlu, yerel mahkemede hukuka uygun olarak yargılama yapılmadığını öne sürdü. Askeri gizlilik prosedürlerinin suç kabul edilmesinin anlaşılır olmadığını ifade eden Sütlüoğlu, Seminerin darbe provası olduğu ve katılanların darbe saikiyle hareket ettikleri kabul edilse bile seminere katılmayanlar nasıl suçlanabilir? Darbeci kabul edilenler seminere katılmadan görev ve sorumluluklarını nasıl kavrayacaktı, deniz subaylarının hiçbirinin seminere katılmaması ilginç değil midir dedi.

Sütlüoğlu, “Bizce bu dava TSK´nın tümden bertaraf edilmesini öngören tertip davasıdır. Bu davaların kimler tarafından, neden kurgulandığı ve neden bu sanıkların seçildiği sorgulanmalıdır. Kamuoyunu yanıltıcı yayınlarla bunları kimlerin yapabileceği son derece anlaşılır şekilde görülmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Avukat Sütlüoğlu, emekli subayların da davaya dahil edilmeleriyle Ey Türk subayı, vatansever işler yapma, aksi halde emekli olsan dahi kendini kurtaramazsın mesajı verildiğini ve kahramanca mücadelelerinin hesabının sorulduğunu savundu.

Savunmanın son bölümünde sözde darbe planında Ege´de gerginlik çıkarma iddialarına örnek veren Sütlüoğlu, İsrail tarafından Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı ve Suriye´de jetimizin düşürülmesini anlatıp şunları söyledi: “Barış zamanında ortada fol yok yumurta yokken gerginlik çıkartacak hareketlerin yapılması ne kadar mantıklıdır? Diyelim ki cuntacı bir gemi komutanı fırsatını buldu ve gerginlik için Yunan gemilerini taciz etmeye başladı. Gerginliğin hemen tırmanacağı ne mağlum. Çünkü gerginliği tırmandırmak için taciz faaliyetlerinin uzun süre tekrarlayarak devam etmesi, birden fazla gemi ile yapılması hatta karşı taraftan tacize karşılık verilmesi lazım. Ancak daha ilk seferinde zaten hükümet de, Genelkurmay Başkanlığı da, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı da gerekli girişimleri yapacak ve taciz faaliyetleri bulunan gemi komutanı ne yaptığını soracak. Hakkında soruşturma açtıracak ve hemen görevden alacaktır. Örneğin; İsrail sivil bir gemimize ateş açtı. 9 vatandaşımız öldü. Suriye uçağımızı düşürdü ne oldu? Ege´de Türk ve Yunan uçakları it dalaşları yüzünden düşüyor, ne oluyor? Hükümetin ve Genelkurmay başkanlığının izni olmadan bir ülkeyle ortamı gerginleştirmek mümkün değildir. Burada hareketli askerliği bilen ve bunun akademik eğitimini yapmış, kurmay subayların böyle olmayacak duaya amin tarzında planlar yapması akla ve mantığa aykırıdır.”

Sütlüoğlu, “Siyasi amaçlarla tertip edilen bu davanın bozulması elzem ve kaçınılmazdır” dedi.

ÖĞLE ARASI

Avukat Sütlüoğlu´nun yaklaşık 3 saat süren savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı Ertuğrul, aralarında Bilgin Balanlı, Ali Türkşen ve Tayfun Duman gibi 9 sanığın avukatlığını yapan İbrahim Şahinkaya´yı kürsüye çağırdı. Şahinkaya, sunumu bilgisayarla yapacağını ve öğle arasına 10 dakika olduğunu hatırlattı. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı “O zaman saat 1´de devam edelim” diyerek duruşmaya 11.46´da öğle arası verdi.

7 SANIĞIN AVUKATI İBRAHİM ŞAHİNKAYA´NIN SAVUNMASI

13.10´da tekrar başlayan duruşmada kürsüye Bilgin Balanlı, İbrahim Koray Özyurt, Tayfun Duman, Dora Sungunay, Muharrem Nuri Alacalı, Şafak Yürekli ve Ali Türkşen gibi 7 sanığın avukatı olan İbrahim Şahinkaya geldi ve savunmasına başladı. Avukat İbrahim Şahinkaya, savunmasını slayttan görüntülerle yaptı. Müvekkili Nuri Alacalı´nın liste düzenlemekle suçlandığını ve belgenin düzenlendiği tarihte ABD´de görevli olduğuna dair belge sunduklarını anlatan Şahinkaya, “Savcı bize ben ´emniyetten teyit ettim´ dedi ve soruşturmayı yürüten 3 savcı tarafından serbest bıraktı. Biz kovuşturmaya yer olmadığına dair karar beklerken hakkımızda yakalama kararı çıkartıldı” dedi.

Müvekkili Şafak Yürekli´nin 3 Ocak 2003 tarihinde Marmaris´te bir toplantı düzenleyerek SUGA Harekat Planı çerçevesinde hareket etmekle suçlandığını ifade eden Avukat Şahinkaya, “Müvekkilim 30 Aralık 2002 - 3 Ocak 2003 tarihleri arasında ABD, İsrail ve Türkiye tarafından düzenlenen ortak bir tatbikatta. İsrail´in Haifa Limanı´nda. İsrail´in açık denizinde tatbikatta. Gemi rotasını, jurnalini sunduk” dedi. İsrail´in açık denizinde olduğuna ilişkin ABD ve İsrailli askerlerinde bulunduğu fotoğrafları heyete gösteren Şahinkaya, sözlerine şöyle devam etti: “Gemiden fotoğraflar var adam kanlı canlı olarak orada. Yanında da Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu var. Mahkeme varsayıma dayalı hüküm kuruyor. Varsayım ile hüküm kurulabilir mi, benim o zaman cübbeyi bırakıp gitmem lazım. Müvekkilimin o belgeyi hazırladığına ilişkin bir kayıt var mı, açık denizden gemiyle mi yollamış belgeyi, F16´nın kanadına mı takmış, nasıl göndermiş belgeyi İsrail´in açık denizinden, tatbikatın ortasından? Bu kadar varsayıma dayalı hükümle adım atamayız. Ne yaptı, nasıl yaptı bu adam bunu?

Yerel Mahkeme kararında, ´teknolojinin geldiği nokta´ öne sürülerek ´savunmasına itibar edilmemiştir´ deniliyor. Bu belgeyi müvekkilimin hazırladığına ilişkin bir tane delil yok. Bir tane delil olsun mesleği bırakacağım. Gerekçeli kararda ´başka delillerle desteklenmiştir´ deniliyor ancak başka deliller ortada yok. Mahkemenin de sıkıntısı var burada, bir tanık, bir tane telefon kaydı, bir tane saç teli var mı, başka deliller vardı diyorsun ama maalesef yok.”

Sanık Ali Türkşen´in suç tarihi olan 5 Kasım 2008 tarihinde dalış yaptığını, bu durumun da TRT´nin “Savaşta ve Barışta” programı tarafından kayıt altına alındığını anlatan Şahinkaya, “Müvekkilim bu durumu ´yukarıda Allah var ayaklarına dolanıyor´ diye açıklıyor” değerlendirmesinde bulundu. Müvekkilinin asker olduğunu ve her adımının kayıt altına alınarak yaşadığını anlatan Şahinkaya, “Belgeyi oluşturduğu iddia edilen saatte suyun altında dalışta. Bilgisayarı suyun altına mı indirdi belgeyi oluşturdu anlamakta güçlük çekiyoruz” dedi. Soruşturmanın açıldığı tarihlerdeki köşe yazarlarının yorumlarını slayttan yansıtarak heyete okuyan Şahinkaya, “Köşe yazısında ´imzalı belge´ deniyor. Yok efendim hiçbir belgede imza yok. Bu tür köşe yazıları ile tutuklamanın taşları düzenlendi. İmza olmayan belgeye imza var denilerek milyonlara mesajlar verildi. Gerekçeli kararda savunmalarına itibar edilmeme nedenin bulunmadığını anlatan Şahinkaya, “Kararda savunmaya itibar edilmemesine ilişkin bir ifade olmaması mümkün değil. Bizim ceza hukukumuzda sanığın kimliği önemlidir. Avukatı ile bile görüşmeme noktasına gelmiş adam kim bir bakalım sayın heyet. Bu sanık Kardak Kayalıkları krizinde Türk sancağını kayalıklara diken komutandır” ifadelerini kullandı.

Sanık Tayfun Duman´ın savcılık tarafından yurtdışı yasağı ile serbest bırakıldığını, 3 ay sonra yeni bir delil yokken hakkında yakalama kararı çıkarıldığını anlatan Avukat Şahinkaya, müvekkilinin suç tarihi olan 8 Ocak 2003´te denetlemeye girdiğini belirtti. Şahinkaya, “Müvekkilim 11.17´de belge düzenlemiş deniyor. 11.40 da denetleme var gemide. 30 dakika sonra denetleme heyeti gelecek ama kendisi darbe belgesi dolduruyor. Genelkurmay söz konusu belgenin kaydında yer alan isimde bir kullanıcının bulunmadığını belirtiyor ancak dikkate alınmıyor. Annesi beyin kanaması geçiren bir gemi komutanı düşünün, askeri denetlemesi var, annesi ölümle pençeleşiyor ama o kimseye çaktırmadan darbe belgesi düzenliyor. Buna akıl mantık isyan ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Sanık İbrahim Koray Özyurt´un duruşma salonunda otururken hakkında yakalama kararı çıkarıldığını anlatan Avukat Şahinkaya, tutuklama duruşmasında kendilerine savunma için söz verilmediğini, tutuklama kararının da müvekkilinin yüzüne okunmadığını ve duruşma için Merkez Komutanlığı´ndan 5 kez ring aracı ile mahkemeye gidip geldiklerini ifade etti. Slayttan müvekkilinin tutuklama duruşmasına getirilirken yapılmış bir haberi izleten Şahinkaya, sözlerine şöyle devam etti: “Biz heyet salona gelmediği için 5 kez ring aracı ile kurbanlık gibi mahkemeden merkez komutanlığına gidip gelirken haberde tutuklanacaklarını anlayınca salondan kaçtılar deniliyor. Adil yargılama bunun neresinde? Müvekkilim, aile büyüğüm duymasın üzülmesin ona bir şey olmasın diye kırk takla atıyor ancak kamuoyuna kaçtılar diye yansıtılıyor. Ben vicdan sahibiyim Allah beni bu duruma düşürmesin. Müvekkilimin ismi amiral listesinde geçiyor, hangi kanuna aykırıdır bu durum hangi yasayı ihlal etti anlayamadık.”

Şahinkaya, sanık Dora Sungunay suç tarihinde akademide öğrenci olduğunu anımsattı. Adil Yargılanma Hakkının İhlalinin mutlak bozma nedeni olacağının doktrinde ittifakla benimsenen ve Yargıtay kararlarında da işaret edilen önemli bir husus olduğunun altını çizen Şahinkaya, yargılamanın cezaevinde yapılmasını eleştirdi. Şahinkaya, “Tüm itirazlara rağmen kamuoyunun dikkatinden ve tanıklığından kaçırmak düşüncesiyle olsa gerek, dünyanın en büyük kentlerinden biri olan İstanbul´da yer bulunamayıp, kentin 90 km uzaklığında Silivri´de yapıldı. Ve ne acıdır ki bir cezaevinin içinde yargılama yapıldı. Adil yargılanmayı hukuku hiç konuşamadık ki bu davada. Bu sanıklar insan, düşman değil bunlar cezaevinde yargılanıyor. Cezaevinde yargılama mı olur, ne çıkar oradan gerisini siz düşünün” dedi.

Yargılama sırasında gördükleri muameleyi anlatan Şahinkaya, “Yine mahkemede yalnızca savunma hakkı kapsamında sarf edilen kimi sözler nedeniyle sanıkların ve meslektaşlarımızın birçoğu hakkında yapılan suç duyurularını gördük. Dosya Yargıtay´a gönderildikten aylar sonra duruşmada gerçekleştirilen savunmalar nedeniyle yapılan suç duyurularını da gördük, hem de karar verilip dosyadan el çekilmiş olunmasına rağmen, Ömer Hayyam´ın bir rubaisinden dörtlük okuyan meslektaşımız hakkında suç duyurusu yapıldığını gördük... (Bulut geçti, Gözyaşları kaldı çimende, Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde, Seher yeri eser yırtar eteğini gülün, Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün, Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye, Kimse bilmez kimse bilmez...) Duruşmaya bir adam tutsak getirsek bu adam Ömer Hayyam desek o da tutuklanırdı. İşte bu şartlar altında sürdürülen yargılama tebliğnamede adil yargılanma hakkı ihlal edilmemiştir olarak değerlendirildi” ifadesini kullandı.

Yargılama devam ederken Donanma Komutanlığında başka bir suç şüphesiyle yapılan aramada bir kısım yeni delilerin bulunduğunun belirtildiğini anımsatan Şahinkaya, Donanma verileri ile ilgili tespit tutanağı hazırlayan kolluk görevlilerinin tutanağa “netice ve kanaat” kısmı eklediklerini ifade ederek, “Bu kısma şu ifadeleri kullanmışlardır; “...Netice itibariyle Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramada elde edilen belgeler arasındaki Oraj Hava Harekât Planı ile ilgili olan belgelerin tamamının, söz konusu plan ile bütünlük arz ettiği, Oraj Planı ile ilgili Balyoz Darbe Planı Soruşturması kapsamında elde edilen bilgi ve belgeleri teyit edip doğruluklarını destekler nitelikte olduğu değerlendirilmiştir...´ Bu ifadelerin tamamı hukuki değerlendirmelerdir. Anayasa´sında bu devlet bir hukuk devletidir yazan hiçbir ülkede kolluk yapamaz. Yaparsa, o hukuk devleti yalnızca kâğıt üzerinde kalır” dedi.

Yerel Mahkemenin, kolluğun yönlendirici, ideolojik anlayışına izin verdiğini savunan Şahinkaya, talep ettikleri tanıkların dinlenmemesini eleştirdi. İddianamede askeri darbenin gerçekleşmesini önleyen kişiler olarak belirtilen Hilmi Özkök ile Aytaç Yalman´ın soruşturma ve kovuşturma aşamasında da dinlenmediğini anımsatan Şahinkaya, “Bu kişilerin ´kamu tanığı´ sıfatıyla mahkemede dinlenilmemiş olması anlaşılır değildir. Mahkeme bu noktada sergilenen ´gerçeğin öğrenilmesi, gerçeğin ortaya çıkarılması talebi´ karşısında ısrarlı bir direnç göstermiştir. Bu tanıkların dinlenilmesi talebinin reddedilmesi yargılamayı kuşkusuz ki hakkaniyetsiz duruma getirmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Wikileaks Belgeleri üzerinden “Başbakan´ın İsviçre bankalarında hesapları olduğu” iddialarına yönelik yapılan soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın “Yayımlanan belgelerin, diplomatik olduğu kabul edilse bile, objektif bilgi ve belgelerle doğrulanmadıkça, ceza hukukunda ispat açısından delil değeri yok denecek kadar azdır. Delillerle doğrulanmayan, sübjektif değer yargıları veya dedikodu malzemesi niteliğinde olabilecek belgelere delil değeri verilemez” gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiğini belirten Şahinkaya, Bilgin Balanlı´nın savcılık tarafından alınan ifadesinin ardından önce serbest bırakıldığını daha sonra ise hakkında yakalama kararı çıkarıldığını anlatarak sözlerine şöyle devam etti: “Aslında çok kısa bir süre içinde bir serbest bırakılıp, bir tutuklanan bu kişiler bakımından hiçbir şey değişmemiş gibi görünse de onlar asıl amacın hasıl olabilmesi için farkında olmadan çok şeyi değiştirmişlerdir. Evet. Bir satranç oyununa dönen bu 1 aylık soruşturma süreci sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri vezirini kaptırmış ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir orgeneral tutuklanmıştır. ´Türkiye bağırsaklarını temizliyor´, ´darbecilerden hesap sorulmalı´ çığlıkları altında başlayan henüz daha soruşturmanın başlarında yaşanan hukuk ve hak ihlalleri, bu sürecin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için başlatılan ve adil bir şekilde yürütülen bir soruşturma olmadığını açıklıkla göstermekte, bundan sonra yaşanacakların da farklı olmayacağının sinyallerini vermekteydi.”

Bu davanın demokratikleşme adımı olarak mı tarihe geçeceğinin yoksa yürütmenin bir kolu haline getirilmeye çalışılan yargıyı kirleten ve hiç hak etmediği bir konuma sokan davalardan biri olarak mı anılacağının ilerleyen dönemlerde görüleceğini ifade eden Avukat Şahinkaya, “Yaşanılan tüm bu haksızlıklar, tarihin tanıklığında yaşanmış ve tüm aktörler de tarihteki yerlerini şimdiden almışlardır. Bugünün bağımlı medyasında ´darbeciler´ olarak anılan müvekkillerimizin ve tüm sanıkların yarın `güç` el değiştirdiğinde nasıl anılacaklarını da yine hep birlikte göreceğiz. Unutulmamalıdır ki; bu topraklarda, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları hakkında bile vatan hainliği suçlamasıyla idam kararları verilmiş ve haklarında tutuklama kararı çıkartılmıştı. Bu sebeplerle; siz de bu temyiz incelemesinde bir karar vermekle aynı zamanda tarihteki yerlerinizi nasıl alacağınıza da karar vermiş olacaksınız. Bu gerçeklere itibar edilmemesine rağmen en büyük cesareti gösterenler ve her türlü övgünün üstünde olanlar yalnızca bir kaçını aktarabildiğim bu haksızlıklara rağmen sağduyularını elden bırakmayan ve bu güzel vatana duydukları aşkta en küçük bir azalma dahi olmayan müvekkillerimiz ve tüm sanıklardır. Yerel Mahkeme kararının bozulmasını, müvekkillerimizin özgürlüklerinin kendilerine derhal iade edilmesini talep ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

SANIK ÖZGÜR ECEVİT TAŞÇI´NIN AVUKATI ÖZDEŞ ŞEHİRLİOĞLU ÇELİK´İN SAVUNMASI

Avukat Şahinkaya´nın 1 saatten fazla süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Özgür Ecevit Taşçı´nın avukatı Özdeş Şehirlioğlu Çelik geldi ve savunmasına başladı. Avukat Şehirlioğlu Çelik, iddianamede müvekkilinin isminin geçtiği öne sürülen belgelerden birinde isminin olmadığını, ismi geçen belgelerde ise kim tarafından, nerede, ne için görevlendirildiğini ortaya koyan delil bulunmadığını öne sürdü. Ceza hukukunda hükmün şüpheye yer bırakmayacak delillerle kurulabileceğini ifade eden Çelik, maddi gerçeğe ulaşmak için gerekli araştırmaların yapılmadığını, bunun yapılması halinde müvekkilinin suçsuzluğunun ortaya çıkacağını savundu. Özdeş, müvekkili hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozularak, müvekkilinin beraatine karar verilmesini istedi.

5 SANIĞIN AVUKATI SALİM ŞEN´İN SAVUNMASI

Avukat Şehirlioğlu Çelik´in yarım saat kadar süren savunmasının ardından kürsüye Metin Yavuz Yalçın, Behzat Balta, Tuncay Çakan, Tevfik Özkılıç ve Erhan Kubat gibi 5 sanığın avukatı olan Salim Şen geldi ve savunmasına başladı. Şen, yargının içinde bulunduğu durumun, vatandaşlar nezdinde yargıya duyulan güvenin ne denli aşağılara indiğinin her gün sıklıkla karşılaşılan bir olgu haline geldiğini savundu. Şen, Toplumun ciddi kesimi yargının belirli bir siyasal düşüncenin emrinde olduğunu, o düşünceyi gerçekleştirmek için araç haline geldiğini düşünüyor. Bunu da en temel insan hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmaya yönelik tehdit olarak görüyor dedi.

Mahkeme heyetine, Bulunduğunuz yer kutsal ama bu olayda taşıyacağınız hukuki ve vicdani sorumluluğunuz çok ağır diye hitap eden Şen, Dünyanın neresinde olursa olsun bir mahkemeyi mahkeme kılan o mahkemelerin kanunlara göre kurulmuş olması değildir, Türk milleti adına yargılama yapıyor olmanız, bunların hiçbirisi yeter şart değildir. Bir tek şart vardır. Hukuk felsefesinin gereği, fiilen yargıladığınız, şu anda içeride bulunan 200 küsür tutuklu sanığın ve yargılama potansiyeline sahip olduğunuz bütün vatandaşların, adil yargılanacağına olan inancıdır değerlendirmesinde bulundu.

-Mahkeme Başkanından müdahale: Bu sizin kendi düşünceniz-

Şen´in, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ciddi çoğunluğunun, mahkemelerin adil yargılama yapmadığına inandığını söylemesi üzerine Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, Sayın Şen bunların kendi düşünceleriniz olduğunu söylerseniz iyi olur. Toplum adına karar veremezsiniz diyerek müdahale etti. Şen, kendi düşüncelerini ifade ettiğini belirterek, yerel mahkemede adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarını dile getirdi. Şen, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği mahkemeden çıkan hiçbir sonucun, hiç kimseyi tatmin etmeyeceğini söyledi.

Yargılama boyunca şikayetlerini İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nde binlerce dilekçeyle anlattıklarını ancak sonuç alamadıklarını belirten Şen, Biz bu davada maalesef kuzu durumundayız. Kurt bizi yemeye karar vermişse biz ne dersek boş dedi. Mahkemenin verilerdeki çelişkilerle ilgili gerekçesini eleştiren Şen şu ifadeleri kullandı: Şu gerekçeyi hukuk fakültelerinde bitirme tezine yazsanız eminim ki o dersi geçemezsiniz. ´Sanıklar çelişkileri bizzat yapmışlardır, ileride yakalanmaları halinde argüman olarak kullanmak için yapmışlardır´ deniyor. Bu kadarına pes. Niyet okuyuculuğu yapılmış. Bunu düşünen insanlar, ´yakalanırsak argüman olarak kullanalım´ diye verilere çelişkili bilgi ekleyen insanlar, verilerin üstüne kendi ismini açık açık yazar mı? Buradan şu sonuç çıkıyor biz kuzuyuz. Ne yaparsanız yapın bu davanın siyasi hüviyeti değişmez. Siyasi içerikli davalar konjonktüre bağlıdır. Dönemin şartları neyi gerektiriyorsa davalar o şekilde algılanır. Onun için İstiklal Mahkemeleri de Yassıada Mahkemesi de 12 Eylül Mahkemeleri de siyasidir.

Şen, Müvekkilim Güllü Salkaya´nın babalık ve kocalık haklarından vazgeçilmesine değinmiyorum, bu yansıma, bu özensizlik mahkemenin ne kadar toptancı yaklaştığının göstergesidir dedi. Salkaya´nın bir duruşmaya katıldığını daha sonra vareste tutulduğunu anlatan Şen, ikinci geldiği duruşma son duruşma olduğunu belirterek, bir duruşmaya 5 dakika katılmış bir kişiye hangi gerekçeyle takdiri indirim uygulamadınız. Bu acı veriyor. Buradan gördüğüm manzara başka bir manzarayı gösteriyor ifadelerini kullandı. Şen, savunmasını şu sözlerle tamamladı:

Türkiye´deki hukuk sisteminin böyle yürümediğine inanmak istiyorum. Hukuk ve adalet herkese her zaman lazım. Hukuku bir takım güçlerin eline verip, bir takım şeylerin gerçekleştirilmesi için araç kılarsanız, kimsenin hukuka inancı kalmaz. Sadece hukuki aidiyetin peşindeyiz, sadece hukukun uygulanmasını istiyoruz. Bunu da vicdani, aklı hür tarafsız hakimlerin gerçekleştirileceğine inanıyoruz. Ağır sorumluluğunuzu yerine getirip adaletin tesis edilmesini bekliyoruz. Sadece adalet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Belgelerde herkesin adı geçebilirdi, hepimiz orada olabilirdik, onlar birer sayı değil, onlar insan, çocukları yaşamları var. Suç hukuksal verilerle ortaya konulabiliyorsa, hiç birimizin itirazı olmaz. Ama şu dosyanın neresinin hukuki olduğunu lütfen izah ediniz. Benim vicdanım rahat buradan çıkar giderim ama maalesef öyle değil.

Avukat Şen, müvekkillerinin mahkumiyetine dayanak gösterilecek somut delil bulunmadığını savunarak, yerel mahkeme kararının bozulmasını istedi.

23 SANIĞIN AVUKATI İHSAN NURİ TEZEL´İN SAVUNMASI

Avukat Şen´in 2 saati aşan savunmasını saat 17.20´de tamamlamasının ardından duruşmaya 15 dakikalık ara verildi. Aranın ardından kürsüye Turgay Erdağ, Servet Bilgin, Mücahit Erakyol, Ergün Balaban, Levent Çehreli, Cemalettin Bozdağ, Onur Uluocak, Refik Levent Tezcan, Mehmet Örgen, Ayhan Üstbaş, Rafet Oktar, Serdar Okan Kırçiçek, Murat Saka, Kadri Sonay Akpolat, Derya Ön, Bahadır Mustafa Kayalı, Kemalettin Yakar, Ender Güngör, Bülent Akalın, İbrahim Özden Koçer, Cumhur Eryüksel, Ayhan Türker Koçpınar ve Mehmet Seyfettin Alevcan gibi 23 sanığın avukatı olan İhsan Nuri Tezel geldi ve savunmasına başladı. Tezel, suç isnadı edilen dijital verilerin hiçbirisinin müvekkilleriyle ilgisinin kurulamadığını, haberdar olduklarına dair hiçbir somut delil bulunmadığını öne sürdü.

Müvekkili Türker Koçpınar´ın, suça konu olayların iddia edildiği dönemde, hastanede kanser tedavisi gördüğünü belirterek, müvekkilinin hastanede tedavi altındayken, görevlendirmeyi kabul ederek, veri hazırladığının iddia edildiğini söyledi.

Darbe sırasında gözaltına alınacakların listesini içeren dijital belgelerin 3 Kasım 2002 tarihli seçimden önce hazırlandığının belirtildiğini söyleyen Tezel, Verileri hazırlayanlar o kadar öngörülü ki oy oranı yüzde 9.5´te kalan DYP´nin veya MHP´nin yüzde 10´luk seçim barajını aşamayacağını ve AK Parti´nin tek başına iktidara geleceğini seçimden önce tahmin etmiş diye konuştu.

Dijital verilerdeki sahtelik iddialarını dile getiren Tezel, Dijital verilerdeki çelişkiler artık bizim zihnimizin alamayacağı veya teknik olarak haiz olunamayacak, algılanamayacak bir şey değil, çok açık. Müvekkillerin salıverilmesi lazımdı ama salmak ne kelime yıllarca ceza yedik dedi.

-Gölcük belgelerinin bulunması-

Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan arama öncesindeki süreci anlatan Tezel, ihbar maili gelmesiyle arama yapılması arasında 7 saat gibi kısa bir süre olduğunu söyledi. Savcının arama yapılan odadaki tek bir karonun kaldırılmasını istediğini ve dijital verileri bulduğunu ifade eden Tezel, İhbar mailinde yerin altında deniliyor. Yer altındaki şeyi nasıl çıkarırsınız, balyozla ama savcılık vakum aleti ile gitmeye karar veriyor. İhbar edilen kişinin odasını değil başka bir odayı arıyor. Bir noktayı işaret edip vakumla kaldırılmasını istiyor. Nereden biliyor orada olduğunu, vahiy mi inmiş? İhbar mailiyle hareket edilmiyor aslında, başka bir güç tarafından yönlendiriliyor. Başka bir anlamı yok bunun diye konuştu.

Dijital verilerin şüpheli olduğunu savunan Tezel, Sütün içine bir damla zehir katıldığında bütün süt kullanılmaz hale gelir, o halde bu dijital verilerin de tek başına sağlıklı delil kabul edilmesi mümkün değil ifadesini kullandı.

-´Davanın esasına girmeseniz bile tutuklu sanıkları tahliye edin´-

Tezel, Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin bütün bu sunumlar karşısında gerçekleri gördüğünden emin olduğunu belirterek, En azından şundan eminim: Davanın esasına giremeyiz diyebilirsiniz. Çünkü dijital verilerin sağlıklı olup olmadığı konusunda mahkeme araştırma yapmadı. Bu kararı usulden bozduğunuz takdirde tutuklu sanıkların durumlarının değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Uzun süredir tutuklu sanıklar var. İddianamedeki eylemin, anlatılış biçimi itibariyle kabul etseniz bile müsbet suç oluşturmadığı çok açık değerlendirmesini yaptı.

-Duruşma geç saatlere kadar sürdü-

Duruşmalar 09.00-18.00 saatleri arasında yapılmakta ve bu saatler dışına pek çıkılmamakta iken bu duruşmada istisnai bir durum yaşandı. 21 sanığın avukatı olan İhsan Nuri Tezel saat 17.35´te başladığı savunmasını geç saatlere kadar sürdürdü. Tezel´in savunmasını tamamlamasının ardından duruşma yarına ertelendi.

(12 Ağustos 2013, 10:48)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5516    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 12. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz 10. duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 117 avukattan 58´i önceki duruşmalarda savunmalarını tamamlamıştı. Diğer bir deyişle, avukatların yarısı savunmasını tamamlamış oldu.

01.08.2013 10:22 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 12. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 58´inin savunması tamamlanmıştı. Diğer bir deyişle, avukatların yarısı savunmasını tamamlamış oldu. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

DAVAYA BAYRAM SONRASI DEVAM EDİLECEK

09.09´da yerini alan heyete bazı avukatlar Pazartesi ve Salı günü Silivri´de Ergenekon duruşmalarının olacağını hatırlatarak çakışma endişesini dile getirince Başkan Ekrem Ertuğrul, o konuyu açıklayacağım dedi ve şunları söyledi: “Sayın müdafiler, değerli izleyiciler ve değerli basın mensupları günaydın. Oturumdan önce bir hususu açıklamak istiyorum. 7 Ağustos Çarşamba öğleden sonra başlayacak Ramazan Bayramı dolayısıyla duruşmalara 12 Ağustos´a kadar ara verilecek, savunmalar o gün kaldığı yerden devam edecektir. Yargıtay´ın web sitesinde duyuru yapılacaktır.”

2 SANIĞIN AVUKATI TURGAY SARIAKÇALI´NIN SAVUNMASI

Duruşmada daha sonra savunmalara geçildi. İlk olarak, sanıklar Özden Örnek ve Mehmet Cenk Dalkanat´ın avukatı Turgay Sarıakçalı kürsüye geldi ve savunmasına başladı. avukat Sarıakçalı, yeni TCK´da yapılan düzenlemeleri hatırlatarak teşebbüs suçunun unsurlarının oluşmadığından tüm sanıkların beraatı gerekir.

Dijital verilerin gerçek oluşturulma tarihini sorgulayan Sarıakçalı şöyle devam etti: “Acaba bunlar 2003 yılında var mıydı? Yoksa 2003´de olduğu öne sürülen olayla bağlantı kurulamaz. Mahkeme bu dijital verilerin 2003´te var olduğunu kabul edip ona göre sonuca gitti. Oysa çeşitli veri ve uzman raporları bunların en erken 2006 veya 2009´da oluşturulduğunu gösteriyor. Tüm iddianamenin kurgusu ise bunların 2002-2003´te oluşturulduğuna dayanmaktadır. O kadar büyük sahtecilik yapılmıştır. Hataya düşmemeleri mümkün değil. O hatalar sahtekarlıkları ele verdi. Bunun üzerine mahkeme zaman zaman güncellenmiştir gibi bir gerekçe buldu. Bunun da somut bir izahı yok. Kim ne zaman güncelledi, bunlar güncellendi ve şunlar niye güncellenmedi sorularının cevabı yok. Mahkeme bu düzenleme tezini ortaya atarak zaman bunların delil olamayacağının da kabul edilmesi gerekir. Güncelleme teorisi yanlış ise de bunlar kesinlikle delil olamaz.”

Avukat Sarıakçalı sözde delil CD´lerin tek oturumluk olduğu, üzerinde değişiklik yapılamayacağını vurgulayarak, bunu uygulamalı olarak mahkeme heyetine gösterdi. Savcının esas hakkındaki mütalaalarının yer aldığı CD´lerin üzerinde değişiklik yapmaya çalışan avukat Sarıakçalı, (güncelleme) kelimesini ekledi. Kaydetmeye çalıştı fakat kaydedilmediğini gösterdi.

Bunun üzerine araya giren mahkeme başkanı şu dikkat çekici yorumu yaptı: “Teknik konularla ilgili bir sorun yok. Belirttiğiniz hususlar daha önce anlatıldı. Bunlar teknik konular, hukuki değil. Çok fazla detaylandırmanın anlamı yok diye düşünüyorum. Buyurun devam edin”.

Avukat Sarıakçalı, güncelleme konusunda son söz olarak “Microsoft´un kurucusu Bill Gates gelse bu CD´lerde tek nokta değiştiremez” dedi. Avukat Sarıakçalı bu CD´lerin 2007´de “onurlu bir subay veya bavullu adam” tarafından üretildiğini belirterek CD´ler bavullu adamın elindeyse sanıkların güncelleme yapması mümkün müdür şeklinde konuştu.

Avukat Sarıakçalı, mahkemenin “belge asıllarının Genelkurmay Başkanlığında olduğuna dair açıklamalara değinerek şöyle devam etti: “İlginçtir ki mahkeme sahte olduğu iddia edilen belgelerle ilgili araştırma yapmıyor ama imzalar herkesin kabullendiği davayla ilgisi olmayan yazılarla ilgili araştırma yapmıyor ama imzalar herkesin kabullendiği davayla ilgisi olmayan, yazılarla ilgili inceleme yapıp Genel Kurmay´a yazı yazıyor. Böylece asıllar buradaysa diğerleri niye yalan olsun algısı yaratılmaya çalışıldı. Hatta kamuoyunda tüm delillerin aslının Genel Kurmay Başkanlığı´nda olduğu gibi bir kanaat oluşturuldu. Cebimizde 3 banknot var. İkisi gerçek, biri sahte. İkisi gerçek diye sahte banknotu da mı gerçek kabul edeceğiz?”

Avukat Sarıakçalı, müvekkili Cenk Akkanat´ın suçlandığı bir dijital veriyle ilgili ilginç bilgiler verdi. Müvekkilimin Kara Harp Akademisi bitirme tezinin denizcilikle ilgili olduğunu 4 bölümden oluştuğunu ve gizlilik derecesi bulunmadığını belirterek şunları söyledi: “Gerekçeli kararda suç unsurları arasında gösterilmiyor. Ancak iddianame ve eklerinde yer alıyor. Polislerin hazırladığı bir rapor var. Müvekkilimin tezinden alıntılar yapıp 7 bölümden oluştuğunu belirtip şöyle bir ibare eklemişler: “Darbe yeteneğini elinde bulunduracak...” Yanına da gizli damgası vurmuşlar. Denizcilikte darbenin anlamı su üstü ve su altı platformlardan karaya hücumlardır. Bunu bulup tezin arkasına ekleyip işte darbeden söz ediliyor denmiş. Tezin aslını ve sahtesini karşılaştırın. Diğer sahte belgelerin aslı yok ama bu sahte belgenin aslı var işte. Alın size sahte belge. Nasıl sahte belgelerle uğraştığımızı, sizin de bizim de nasıl vaktimizin alındığını, bu kadar subayın sahte belgelerin nasıl mahkeme edildiğini görün. 10 yıllık avukatım ama böyle bir yargılama görmedim. Eskiden kovboy filmleri vardı, adamı ata bağlarlar, belediye başkanı yargıç olup şeklen ifade alınır, ata kırbaç vururlar at giderdi. Burada da sorgu bile bitmez. Tutukluların boyunlarına ilmek takıldı. Tek bir talep incelenmedi. Ben bu davanın yargılanmasının huzurunuzda daha yeni başladığına inanıyorum.”

SANIK ÖMER FARUK AĞA YARMAN´IN AVUKATI SALİHA SAVAŞKAN´IN SAVUNMASI

Avukat Turgay Sarıakçalı´nın 1,5 saat süren savunmasını tamamlamasının ardından sanık Havelsan genel müdürü Ömer Faruk Ağa Yarman´ın vekili Saliha Savaşkan kürsüye geldi ve savunmasına başladı. Sanık Yarman´ın diğer avukatı Mehmet Oral salı günkü 10. duruşmada müvekkili için 1 saate yakın savunma yapmıştı.

Savaşkan, müvekkilinin kendi deyimiyle davada, ´nazar boncuğu´ olarak, tek sivil sanık olarak yer aldığını belirterek, “Müvekkilim asker kökenli değil, askerle bağlantısı yoktur. HAVELSAN Genel Müdürüydü emekli oldu. Kendisi nükleer mühendisi olup bilim adamıdır” dedi. Müvekkilinin suç tarihinde yol müteahhidi olduğunu ve HAVELSAN´da 2003 yılında çalışmaya başladığını anlatan Savaşkan, kimin tarafından oluşturulduğu belli olmayan listenin müvekkili tarafından kaydedildiğinin iddia edildiğini ifade etti. Müvekkilinin darbe sonrasında görev alacaklar listesinde isminin bulunmadığını anlatan Savaşkan, müvekkillinin isminin yer aldığı listede görevinin ne olacağının belli olmadığını savundu. ´Zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur´ ifadesine dikkat çeken Savaşkan, “Bir davada delillerin bir kısmı doğru bir kısmı yanlış diye bir şey olmaz. Delillerin net ve katı olması ve hiçbir şüpheye mahal bırakmaması gerekiyor. Bu durum benim adalet hissimi zedeliyor” değerlendirmesinde bulundu. Dijital verilerin kaynak doğrulatılmasının yapılmadığını, müvekkilin evinde veya iş yerinde arama yapılmadığını anımsatan Savaşkan, müvekkilinin suçsuz olduğunu savundu.

Savaşkan, nükleer mühendisi ve bilim adamının örgüt üyesi olduğunun kabul edilemeyeceğini söyledi. Savaşkan “82 mezunuyum. Bilişim dersi bizim zamanımızda yoktu. Bilişim hukukunu bu davayla öğrendim. Zehirli ağacın meyvesi zehirli olur, bir kısmı zehirsiz diyemeyiz. Kimler tarafından hazırlandığı belirsiz CD´lerle 13 yıl 4 ay hapis cezası verilmesi adalet hissimi zedeliyor” dedi.

Yarman´ın Milli Savunma Bakanı ile ABD´ye gidecekken bir telefon çağrısıyla gittiği Beşiktaş´ta tutuklandığını, tutuklama kararını da mübaşirin kapıda bildirdiğini anlatan Savaşkan, 21 Eylül 2012´deki Balyoz karar duruşmasında yaşananları şöyle anlattı: “Hüküm okunurken salon ölüm sessizliğindeydi. Tüm hazirun vakurla dinledi. Mahkemeye karşı en küçük taşkınlık yoktu. Yalnızca müdafii yerinde bulunanlar 5-6 avukatın önünde koruma kalkanları elinde olan Mehmetçik vardı. Duruşma bitiminde dışarısı mahşer yerine döndü. Yaşamım boyu unutmayacağım sahnelerdi bunlar. Ancak yine de hukuka olan inancıma, ülke yargıçlarının adaletine duyduğumuz güvenle Galelio´nun “Yine de Dünya yuvarlak” misaliyle hukukun uygulanması ve adaletin tecelli edeceği düşüncemizi müvekkilime söylemeye çalıştım.

Müvekkilim 2 yıl içinde 35 kilo zayıfladı ve kitaplar yazdı. Bu kadar değerli bilim adamı son görüşmemizde artık bizi teselli eder duruma geldi ve dedi ki, “Üzülmeyin trafik kazalarının aldığı canlar nasıl yadırganmıyorsa, Cumhuriyet tarihimizde adalet kazalarının nice değer ve ömrü hoyratça tüketmesi de artık öyle yadırganmaz oldu. Bu coğrafya Tevfik Fikret´in “din şehit ister Asuman kurban” her şeye rağmen ben memleketimi seviyorum, okullarına gittim, hapishanesinde yattım, kaza şimdi beni buldu diye gönül koymak yakışır mı? Bize şahsen bu toprak ve insanlıktan da umut kesmedim. Olan bizlere değil memlekete oluyor” dedi.

Avukat Savaşkan, savunmasının son bölümünde ABD´deki bir kuruluşun tutuklu 8 bilim adamıyla ilgili hazırladığı rapor hakkında bilgi verdikten sonra sözlerini şöyle tamamladı: “Bizim yargı sistemimiz yargılanıyor. Bu ülkenin avukatıyım ve ilkemi seviyorum. Müvekkilim asker değil ama babam asker. Bu derece haklı da olsa eleştirmemin, kararlarımızın irdelenmesi beni çok üzüyor. Hukukumuz belli. Olmaması gerekenlerin bir daha olmamasını, hakların bertaraf edilmemesini, adil yargılama yapılmasını diliyor. Suçsuz yere 2 yıldır yatan suçsuzluğunu ispat ettiğimiz müvekkilim beraatını talep ediyor.

SANIK TİMUÇİN ERARSLAN´IN AVUKATI UĞUR SAYANER´İN SAVUNMASI

Avukat Savaşkan´ın yarım saat süren savunmasının ardından kürsüye sanık Timuçin Erarslan´ın avukatı Uğur Sayaner geldi ve savunmasına başladı. Sayaner, müvekkilinin 1. Ordunun 5-7 Mart 2003 tarihli seminerine katılmadığını belirtti. Müvekkilinin hangi eylemiyle tutuklandığını, bundan önce neden 1,5 yıl duruşmalardan vareste tutulduğunu bilmediklerini ifade eden Sayaner, mahkumiyet hükmünün hiçbir hukuki ve maddi dayanağı olmadığını savundu. Müvekkilinin isminin bulunduğu listedeki sanıkların bir kısmının beraatına, bir kısmının mahkumiyetine karar verildiğini anlatan Sayaner, bu konudaki kriteri anlamadıklarını söyledi. Sayaner, Vereceğiniz kararla Türk hukuk tarihinde yerinizi alacaksınız, hukuka uygun kararlarınızın, haksızlıkları bir nebze telafi edeceğini düşünüyoruz dedi.

Sayaner, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın tebliğnamesindeki beraat talebine katıldıklarını da belirtti.

6 SANIĞIN AVUKATI ALİ SEZENOĞLU´NUN SAVUNMASI

Avukat Sayaner´in 7 dakika süren savunmasının ardından kürsüye Aykar Tekin, Haldun Ermin, Mesut Zafer Sarı, Aydın Sezenoğlu, Celal Kerem Eren ve Hasan Özyurt gibi 6 sanığın avukatı olan Ali Sezenoğlu geldi ve savunmasına başladı. Sezenoğlu, 10. Ağır Ceza mahkemesi´ne 19 CD ve DVD´nin lot ve kafiye numarasının ve ayrıca üretim tarihinin Japonya´ya sorulmasını istediğini ancak mahkemenin bunu kabul etmediğini söyledi. Eğer yapılsaydı bu dava açılmazdı. Belki de CD´lerin 2005´te üretildiği ortaya çıkardı. Neredeyse kendim gidecektim Japonya´ya.

Avukat Sezenoğlu 6 müvekkili hakkındaki iddiaları tek tek slaytlarla cevaplaması üzerine mahkeme başkanı araya girdi ve aralarında şu konuşma geçti:

Mahkeme Başkanı: Savunmanızı daha pratik anlatabilir misiniz? Özde, hep aynı ifadeler toparlayarak gider misiniz?

Av.Sezenoğlu: Şunu söylemek istiyorum.

Mahkeme Başkanı: Söylemeyin demiyorum, söyleyin.

Av. Sezenoğlu: Bakın ben mahkemeye bilirkişi dinlettiğim için Ağır Ceza´da yargılanıyorum. ÖSYM´de bir ihbar oldu, Bakan Yazıcı emir verdi, 24 saatte bulundu. Bunlar bu ülkenin çocuğu değil mi? Niye bu ihbar mailleri bulunmuyor.

Mahkeme Başkanı: Tüm bunlar eksik soruşturmaya yönelik iddialar.

Av. Sezenoğlu: Evet, bizim canımız yanıyor.

Sezenoğlu bu diyalog sonrasında konuşmasına devam etti.

Avukatı Ali Sezenoğlu, müvekkillerden bir tanesinin ağabeyi olduğunu belirterek, müvekkillerinin tamamının rütbesinin yüzbaşı olduğunu ve seminere katılmadıklarını söyledi. 6 müvekkilinin isminin aynı belgelerde geçtiğini 3´ünün tutuklu olduğunu 3´ünün ise serbest olduğunu ifade eden Sezenoğlu, dijital verilerinin imzasız olduğunu ve müvekkilleriyle illiyet bağı bulunmadığını kaydetti. Sezenoğlu, “Dünyanın en iyi korunan iki liderinden biri olan Başbakan´ın ofisine gizlice dinleme cihazı konulabiliyorsa, kontrolsüz kaldığı bilenen bir odaya sigara paketi büyüklüğündeki hard diskin birileri tarafından yerleştirilmesi de mümkündür” dedi. Emniyet raporlarında dijital verilerin birbiri ile uyumlu olduğuna ilişkin bilgiler yer aldığını anımsatan Sezenoğlu, verilerin meta-data bilgilerinin farklı olduğunu slayt ile heyete gösterdi. Müvekkili Hasan Özyurt´un Gölcük´te görev yaptığını anlatan Sezenoğlu, delillere göre müvekkilinin Marmaris´e giderek ev kontrolü yapmasının gerektiğini ifade ederek, “Gölcük-Marmaris arası 750 km. Müvekkilimin görev bölgesinden çıkarak gizlice 12 saat yolculuk yaptıktan sonra ev aramaları yapması, zaman ve mekan olarak mümkün olmadığı gibi hayatın olağan akışına aykırıdır” dedi.

İddia edilen planlarda Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Murat Bilgel´in tutuklanacak personel arasında adının geçmesine rağmen aynı planda Oramiral Bilgel´in İmralı ve Yassıada´da keşif görevi verildiğinin de görüleceğini söyledi. Sezenoğlu, “Hem tutuklanacaksınız, hem de keşif görevini üstleneceksiniz böyle plan olur mu?” diye sordu. Davanın açılmasına neden olan 19 CD´nin kafile numarasını yerel mahkemeden istemelerine rağmen kendilerine verilmediğini anlatan Sezenoğlu, “CD´lerin üretim tarihini içeren bu numaralara bakılmış olsalardı bu dava hiç açılmayacak bu kadar insanlar hiç mağdur edilmeyecekti” ifadelerini kullandı. ÖSYM´den sorumlu Devlet Bakanı Hayati Yazıcı adına “torpil” maili atan kişinin 24 saat içinde yakalandığını anımsatan Sezenoğlu, “Orgeneraller, tümgeneraller, bunlar Türkiye´nin çocuğu değil mi yüzlerce mail atılıyor hiçbir soruşturma yapılmıyor” dedi.

Ağabeyi sanık Aydın Sezenoğlu´nun Libya´da NATO kapsamında kritik görev yaptığını, ifadeye çağrıldığını, geldiğini ancak yoğunluk nedeniyle ifade veremeden Libya´ya döndüğünü ifade eden Ali Sezenoğlu, “Merkez Komutanlığı´ndan tekrar telefon geldi, yine Türkiye´ye geldi. Suçlu olduğunuza inansanız gelir misiniz? Geldiler ve tutuklandılar ve hem de kaçma şüphesiyle. Adamın elinde 3.5 milyon dolar nakit para var. Kendisine görev nedeniyle verilmiş para bu. Suçlu olsan bu parayla kaçarsın, dünyanın her yerine gidersin ama bunlar onurlu insanlar. Tahliyelerini beraatlarını istiyorum” dedi.

ÖĞLE ARASI

Saat 12.00´de duruşmaya 13.30´a kadar öğle arası verildi.

8 SANIĞIN AVUKATI İLKAY SEZER´İN SAVUNMASI

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Avukat Sezenoğlu savunmasına devam etti. Toplam 2 saat kadar süren savunmanın tamamlanmasının ardından kürsüye; Ayhan Taş, Memiş Yüksel Yalçın, Nejat Bek, Selim Erkal Bektaş, Hasan Nurgören, Behçet Alper Güney, Yüksel Gamsız ve Osman Fevzi Güneş gibi 8 sanığın avukatı olan İlkay Sezer geldi ve savunmasına başladı. Sezer, şunları söyledi: “Bu dava için tavsiye planı deniliyor. Sanıkların nezninde TSK yargılanıyor deniliyor, kızılıyor. Ama general, amiral seviyesinde 300 dolayında asker birden ortaya çıkan davaların konusu oldu. Şu anda Türk ordusunun muvazzaflarından yüzde 20´si tutuklu. Gözden kaçıyor ama önümüzdeki zamanlarda Türk milleti açıkça görecek. Deniz Kuvvetleri´nde 120 albay varmış, 80´i tutuklu. Dünyada örneği olmayan siyasi bir dava. Asker, subay potansiyel suçlu oldu. Neredeyse sokakta görünce toplayacaklar. Üzülerek söylüyorum şekli bir yargılama hissi bizlere yaşatıldı. Tahliye talebinde bulunacağız, 15 dakika savunma hakkı var. 7 kişi için 15 dakika. 2 dakika bile düşmüyor. Avukat konuşsa müvekkiline söz verilmiyor. Savunma hakkı adeta yok sayıldı.Bu davada TSK´nın 1. Ordu komutanları tutuklandı. Bu davayla ülke savunmasına yönelik planlar işgal edilip ele geçirilmiştir.

Bu sözlerin ardından ilk olarak Orgeneral Bilgin Balanlı´nın savunmasını yapan Sezer, şunları söyledi: Şu an şu saat itibarıyla toplanan YAŞ´ta olması gereken ama maalesef cezaevinde tutuklu olan Hava Kuvvetleri´nin en kuvvetli isimlerinden Orgeneral Balanlı, asılsız iddia ve delillerle tutuklanan, 18 yıl hapisle yargılanıyor. Tutukluluk süreci 26 ayı doldurmak üzere. 2011 YAŞ Toplantısı´nda olması gerekirken bugün burada. Olmamasının telafisi mümkün olmayan ne zararlarla karşılaştığımızın özetidir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı engellenmiş olan, özgürlüğü elinden alınmış olan müvekkilime bu zararları kim tahsil eder? Yalnız siz haksızlığa son vererek bu zararları bir nebze giderebilirsiniz. “

Bilgin Balanlı hakkında birkaç dijital veri olduğunu hatırlatan Sezer, “Bir listede adı var ama bu listede yüzlerce isim var. Balanlı´nın altında bugün ki Hava Kuvvetleri Komutanı´nın adı var. Bu listeden 3 kişi tutuklu diğerlerinin bilgisine bile başvurulmadı.” dedi. Balanlı´nın hazırladığı öne sürülen bir belgede adının Bilgin ve İshet Balabanlı olarak gözüktüğüne dikkat çeken Sezer; bunu emniyetin yayınladığı bir tekzip tutanağı olduğunu ve Balanlı değil Balabanlı olarak yazıldığına dikkat çekti ve “eşinin de adı karıştırılmak suretiyle bir miktar aba altından sopa gösteriliyor” dedi. Balanlı ile ilişkilendirilen Bilvanis Çiftliği iddiaları ile ilgili olarak Genel Kurmay Başkanlığı açıklama yaptı. Hava Kuvvetleri Komutanı iki yazı yazarak bu iddiaları yalanladığını hatırlatan Sezer; iddiaların asılsız olduğuna dair bu yazılara itibar edilmemiştir. Neden?” diye sordu.

Savunmasında dijital veri ve sahtecilikleri anlatan Sezer, “Eğer bu haksızlıklara bugün dur diyemezsek bu dijital verilerle birçok insan suçlanacak ve karşımıza gelecek. İnsanların dijital verilerle tutuklanması ve mahkum edilmesi hem hukuk hem de vicdana sığmaz. dedi. 10.Ağır Ceza Mahkemesi başkanıyla görüşmesinden not aktaran avukat İlkay Sezer, şunları anlattı: “beş avukat görüşmek istedik, kabul etti. Biz bir bilirkişi raporu alın bu delillerle ilgili bir bilirkişi raporu, Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman´ı dinleyin tüm taleplerimizden vazgeçeceğiz. Başkan; sizin aldığınız bilirkişi raporları var. CMK´ya göre bizim aldıklarımızla eşdeğer. Sanık da dinlemeyeceğiz.´”

Bilgin Balanlı´nın Bilvanis Çiftliği´ni izlettiği iddialarına açıklık getiren Sezer; Balanlı´yla hiçbir ilgisi olmadığını, onun görev yapmasından yıllar önce devletin güvenlik birimlerinin ortak çalışmalar yaptığını ayrıca MGK´da gündeme geldiğini, vurgulayarak; “Balanlı´dan önce görev yapan komutanlara hiçbir şey sorulmayıp Balanlı´nın sorumlu tutulması hakkaniyetiyle bağdaşmaz”dedi. Gerekçeli karar gibi bir belgeye çok sayıda gerçek dışı ifade yer aldığını da belirten Sezer; bunun sehven özrüyle bile açıklanamayacağını ifade etti. Bu komplolar yüzünden yüzlerce subayın tutuklandığını ve hayatının karartıldığını, adalet sisteminin aldatıldığını belirten Sezer; şöyle devam etti: “Bu komplo ile ilgili gereğinin yapılması millete ve tarihe karşı sorumluluktur. Demokrasi ve hukuk devleti denilen bu ülkede sahtecilik galip gelmiş, insan şeref ve özgürlüğü bu kadar ucuz görülmüştür. Makam ve ünvanınız ne olursa olsun bir sabah uyandığınızda terörist ilan edilmeniz işten bile değildir”.

DURUŞMA 12 AĞUSTOS´A ERTELENDİ

Avukat İlkay Sezer´in 3,5 saati aşan savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme duruşmayı 12 Ağustos 2013 Pazartesi günü saat 09:00´a erteledi.

361 SANIKTAN 262´SİNİN, 117 AVUKATTAN 63´ÜNÜN SAVUNMASI TAMAMLANDI

03.08.2013 12:56 Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde görülen Balyoz planı davasının temyiz duruşmasında, üç haftada 63 avukat, 361 sanığın 262´sinin savunmasını tamamladı. Yargıtay´da, aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu Balyoz darbe planı davasının temyiz duruşması, 12. gün boyunca yapıldı. Ramazan Bayramı´nın 7 Ağustos 2013 Çarşamba öğleden sonra başlayacak olması sebebiyle oturumlara 12 Ağustos 2013 Pazartesi gününe kadar ara verildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin ´2013/9110 esas sayılı dosyası´nda savunma sırası, avukatların soyadına göre alfabetik olarak sıralanıyor. 361 sanıklı Balyoz planı davasının temyiz duruşmasında, üç hafta boyunca 96 avukata savunma sırası geldi. Bu avukatlardan 63´ü savunmasını tamamladı. 33 avukat ise adları mahkeme salonunda okunmasına karşın, duruşmada hazır bulunmadıkları gerekçesiyle savunmalarını yapamadılar. Savunma yapamayan bu avukatlara, 117 avukatın sırasının bitmesinin ardından en son söz hakkı verilecek. 361 sanıklı Balyoz planı davasının temyiz duruşmasında, üç hafta boyunca 63 avukat 262 sanığın savunmasını bitirdi. Temyiz duruşmalarına, Ramazan Bayramı sonrası kaldığı yerden devam edilecek. (Cihan)

(01 Ağustos 2013), son güncel.: (03 Ağustos 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

BM´nin balyoz raporu çöktü

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5497    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 11. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz 10. duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 117 avukattan 54´ü önceki duruşmalarda savunmalarını tamamlamıştı. 55´inci olarak, sanık Abdullah Cüneyt Küsmez´in avukatı Tamer Öner, bugünkü duruşmada savunma yapmak için ilk olarak kürsüye gelen isim oldu

31.07.2013 10:00 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 11. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 54´ünün savunması tamamlanmıştı. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

SANIK ABDULLAH CÜNEYT KÜSMEZ´İN AVUKATI TAMER ÖNER´İN SAVUNMASI

Duruşmada ilk olarak, sanık Abdullah Cüneyt Küsmez´in avukatı Tamer Öner kürsüye geldi ve savunmasını yapmaya başladı. Avukat Öner, müvekkilinin suçlandığı dijital verileri slayt ile heyete göstererek, Küsmez´in adının veya imzasının söz konusu verilerde yer almadığını anlattı. Dijital verilerin hukuka uygun delil olmadan hükme esas alındığını ifade eden Öner, müvekkilinin suçlandığı CD´nin TÜBİTAK tarafından bile incelenmediğini kaydetti.

Avukat Öner, “Müvekkilin, 17 Ağustos 2011 tarihinde tutuklandı. Üzülerek belirtmek isterim ki tutuklanma tarihinden sonra Şırnak ilinde terörle mücadelede ciddi miktarda şehit ve yaralı verilmiş yine 35 vatandaşımız terörist zannedilerek öldürüldüğü Şırnak Uludere olayı da bu tutuklama sonrasında olmuştur.” dedi.

Avukat Öner, müvekkili Abdullah Cüneyt Küsmez´in Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyeliğine seçildiğini, bu görevinin sona ermesinin ardından Genel Kurmay Başkanı tarafından ismen Şırnak İl Komutanlığı´na atandığını anlatıp şunları söyledi: “Bu görevinin 40. gününde Cudi Dağı´ndaki bir operasyon sırasında çatışmanın ortasına ifadesine başvurulmak üzere Beşiktaş´ta bulunan Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na ifadesine başvurulmak üzere çağırıldığı mesajını alır. Davete icabet ederek Şırnak´tan İstanbul´a gelen müvekkil kendisinden o kadar emindir ki dönüş biletini bile almıştır. Bir an önce görevine dönerek terörle mücadele eden birliğini, komutasını bırakmak istememektedir. Müvekkilinin adının geçtiği dijital verinin Aralık 2010´da Gölcük´te bulunma tarihinden 8 ay sonra tutuklanmasıyla delillerin karartılmasının mümkün olmadığını, yine 8 ay içerisinde kaçmayan ve Şırnak´tan İstanbul´a kendiliğinden gelen müvekkilin kaçma şüphesinin olmayacağını, ayrıca bu tutuklamanın terörle mücadeleye zarar verdiğini, birliğinin başsız bırakıldığını tüm aşamalarda ifade ederek tahliye taleplerinde bulunsak da ne yargı yapan mahkemeyi ne de itiraz mahkemesini inandırabildik.”

-Genelkurmay Başkanı Özel´in tanık olarak dinlenmemesi-

Resmi belgelerde ispat edilen çelişkilerin güncellenme kurgusu ile kapatılmaya çalışıldığını savunan Öner, iddia edilen suçu işleyip işlemediklerini en iyi bilen kişinin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel olduğunu anlatarak, Özel´in tanık olarak dinlenmemesinin kararın bozma nedenlerinden birisi olduğunu savundu. Müvekkili Abdullah Cüneyt Küsmez´in suçu işlediği iddia edilen tarihte Kara Harp Akademisi´nde öğrenci subay olduğunu burada emrinde görev yapacak bir er dahi bulunmadığını belirten Avukat Öner savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Müvekkilim o dönemde Kara Harp Akademisi Komutanı olan şu anki Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel´in emri altında 24 saat boyunca eğitimini sürdürmüştür. Onun bilgisi olmaksızın her hangi bir faaliyetin yapılması mümkün değil. Dolayısıyla öğrenci olan müvekkil Küsmez ve diğer öğrenci subayların iddia edilen suça faaliyetlerde bulunup bulunmadığı en iyi bilecek kişi Sayın Necdet Özel´dir. Sayın Özel; ihtiyaç duyulması halinde tanıklık yapacağını belirtmiş. O halde Kara Harp Akademisi´ndeki öğrencilerden birinci derecede sorumlu olan Orgeneral Necdet Özel´in sanık olarak dinlenmesi gerekirken dinlenmemiş olması mahkeme kararının bozulmasını gerektiren nedenlerden bir tanesidir.

Müvekkili Küsmez´in Şırnak İl Jandarma Komutanlığı´nda görev yaptığını belirten Öner, Küsmez tutuklandıktan sonra Şırnak´ın terörden büyük zarar gördüğünü savundu. Küsmez, Uludere´de 35 kişinin öldüğü olayın da müvekkili tutuklandıktan sonra meydana geldiğini anlattı. Öner, “Yargılama ve tutuklama sadece müvekkili değil, eşi, çocuğu annesi ve babasını etkilemiştir. Annesi Nermin Hanım 70 yaşına rağmen son 2 yılını duruşmaları izleyerek geçirmiştir. Mahkumiyet kararının bozulmasını talep ediyoruz” dedi.

SANIK TÜLAY DELİBAŞ´IN AVUKATI LEVENT ÖZÇELİK´İN SAVUNMASI

Avukat Öner´in yarım saat süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Tülay Delibaş´ın avukatı Levent Özçelik geldi ve savunmasına başladı. Avukat Özçelik, müvekkilinin Deniz Hakim Albay olduğunu ifade ederek, müvekkilinin 2002 yılında ikinci çocuğuna hamile kaldığını, riskli bir hamilelik süreci geçirdiğini, sezaryen ile doğum yaptığını ve suç tarihi olan 30 Eylül 2002-13 Haziran 2003 yılına kadar görevinden uzak kaldığını anlattı. “Görev yerinden uzakta, yeni doğmuş ve 6 yaşında kızı ile olan bir annenin aynı tarihlerde mevzuat çalışmalara katılarak bu suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılması hukuka aykırıdır” diyen Özçelik, söz konusu tarihlerdeki raporlarını ve ücretsiz izin belgesini mahkemeye sunduklarını anlattı. Mahkemenin, Genelkurmay Başkanlığı´ndan raporların ve izin belgelerinin teyidini istediğini ve söz konusu raporların, izin belgelerinin gönderdiğini ve kendisine taşınabilir bir bilgisayar verilmediğine ilişkin yazı bulunduğunu ifade etti.

Özçelik, müvekkilinin Mecliste kanunlaştırılmış bir yasa taslağı çalışmalarına katılmakla suçlandığını ifade ederek, söz konusu yasanın mevzuat çalışmalarının 3-5 Nisan 2003 tarihinde yapıldığını belirtti. Dosyada yer alan iddialarla her gün birinin suçlu duruma düşürülebileceğini belirten Özçelik, “Müvekkilim Deniz Hakim Albay Tülay. 1990 yılında Ankara Hukuk Fakültesi´nin 2. olarak Deniz Kuvvetleri´nin sınavını 1. olarak kazandı. 5 yıl raportörlük yapmış, adalet için çırpınan bir hakimdir. Bugün yüksek mahkemenizin adaletine sığınmaktadır. Suçlandığı düzenleme Meclis´te yasalaşmıştır. Dünyaya getirdiği canıyla meşgul olan bir insanın görevi kötüye kullanmakla suçlanması kabul edilemez” dedi.

Özçelik´in savunmasının tamamlanmasının ardından Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, “Kendinizi o kadar savunmaya kaptırdınız, o kadar doğal yaptınız ki bana bile ara sıra komutanım diye hitap ettiniz” dedi. Askeri hakimlik yaptığını belirten Özçelik, “Size de komutanım diye hitap ettim dil alışkanlığı ama sizler yüksek yargıçlar olarak bu mertebeyi çoktan hak ediyorsunuz” dedi. Avukat Özçelik, yılların alışkanlığı olduğunu belirtip hoşgörün diyerek savunmasını tamamladı.

19 SANIĞIN AVUKATI HALUK PEKŞEN´İN SAVUNMASI

Avukat Özçelik´in yarım saat süren savunmasının ardından kürsüye Süleyman Namık Kurşuncu, Necdet Tunç Sözen, Kubilay Baloğlu, Mustafa İlhan, Yalçın Ergül, Rasim Arslan, Namık Sevinç, Namık Sevinç, Şenol Büyükçakır, Ayhan Gümüş, Yusuf Volkan Yücel, Atilla Özler, Çetin Can, Osman Başıbüyük, Hüseyin Dilaver, Beyazıt Karataş, Nurettin Işık, Gürkan Yıldız ve Tevfik Özkılıç gibi 19 sanığın avukatı olan Haluk Pekşen geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Pekşen, genel bir değerlendirme yaparak, yaptıkları savunmada yargılama süresince cevaplanmayan soru bırakmadıklarını söyledi ve “Biz adaleti arıyoruz o da sizin elinizde. Acaba adaleti elde edebilecek miyiz?” dedi. Somut örneklerle darbe planının mantığa aykırı olduğunu anlatan Pekşen, “bu sahte senaryoların hepsi hepsi tek tek değerlendirildiğinde çelişkiler olduğu apaçık ortadadır” dedi.

Pekşen, bunun ardından şu hikayeyi anlattı: “Bilge o ülkenin çimentosudur. Herkesin inandığı, önünde eğildiği, saygı duyduğu kişidir. Bir gün birisi ben bilgeyi aldatacağım der. Nasıl diye sorarlar. Avucumun içine bir kelebek alıp bu kelebek yaşıyor mu ölümü diye soracağım. Yaşıyor derse avucumu sıkıp kelebeği öldüreceğim, ölü derse bırakıp uçuracağım. Böylece onun bilge olmadığını göstereceğim. Bilgenin yanına girer, söylediğini yapar. Sorularını sorar. Bilge tek cevap verir. O sizin elinizde der. Bu hikayedeki gibi biz adalet arıyoruz ve o sizin elinizde”

-Yargıtay Başsavcılığı tebliğnamesinde Genelkurmay Başkanı Özel iddiası-

Avukat Pekşen, müvekkillerine sürekli Türkiye´de adaletin topal olabileceğini ancak kör olmadığını söylediğini aktararak, Başsavcılığın tebliğnamesinin ardından bu inancını yeniden sorguladığını belirtti. Pekşen, “Tebliğnamenin yarısı isimlerden oluşuyor. Tebliğnamede tek cümle Hava Kuvvetleri´ni göremedik, haksızlık etmeyelim Deniz Kuvvetleri de yok. Başsavcılığının tebliğnamede Hava Kuvvetleri´ne yer vermemesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Haklarında beraat istenen 67 kişiden 45 tanesinin ortak bir paydası var. Hepsi Kara Harp Akademisi´nde Necdet Özel´in öğrencileridir. Bizde ´hamili kart yakinimdir´ diye bir deyim vardır. Acaba bu tebliğnamede hamili kart yakinimdir durumu var mı bilmiyoruz” dedi.

Bu sözler üzerine Daire Başkan Ertuğrul, tebliğnamenin bağlayıcılığının olmadığını, bir görüşü yansıttığını belirterek, “Tebliğname bağlayıcılığı olmayan bir görüş. Biz burada yerel mahkemenin kurduğu hükme yönelik değerlendirme yapacağız. Sizlerin ithamlarına yönelik Başsavcılığın cevap verme durumu yok. Hükme yönelik görüşü ortaya koyan, çok da icaplı olmayan veya başsavcılığı töhmet altına sokan, bu kadar detaylandırmanın yakışık olmadığını düşünüyorum” dedi. Ertuğrul´un sözleri üzerine Pekşen, sözlerinin kamuoyunun algısı olduğunu savundu. Ertuğrul ise savunmaların notlarını aldıklarını ve bunları değerlendireceklerini anlattı.

Pekşen, Anayasa Mahkemesi´nin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi eski Başkanı Hasan Erdoğan ile ilgili kararında yasa dışı delilleri yok sayarak beraat kararı verdiğini anımsatarak, “Bu Turuva atını bu topraklardan söküp atacak sizlersiniz. Bu atı söküp atacak olan bilgi ve merci sizlersiniz. Bu heyet hepinize bayram olsun diyecek bir karar verecektir buna inanıyorum” dedi.

Balyoz Planı´nda Büyük Ortadoğu Projesinden söz edildiğini anlatan Pekşen, Projeyi araştırdım, ilk kez 2004 yılında ABD Başkanı tarafından gündeme getirilmiş. Müvekkillerimiz bunu önceden bilebilmişler dedi.

Pekşen, 24 Temmuz 2007 yılına kadar Parlamento´da CHP dışında muhalefet partisi olmadığını belirterek, planda sürekli muhalefet partilerinden söz edilmesinin de çelişkili olduğunu belirtti. Planda yaklaşık 3 bin kişinin isminin geçtiğini ifade eden Pekşen, Sözde gizli belgeleri Türkiye´de neredeyse duymayan kalmamış. Hepimizin bildiği bir şey var, iki kişinin bildiği sır değildir ama 3 bin kişinin bildiği şeyden sır diye bahsediliyor diye konuştu.

Pekşen, planın darbe planı olamayacak kadar dar kapsamlı olduğunu savunarak, sözlerine şöyle devam etti: Bu nasıl darbe planı ki içinde İDO, AVM´ler, Tüpraş ve Atatürk Havalimanı´nın bir kısmı var, başka bir şey yok. Planda hükümet yok. Darbelerin en önemli lokomotif ayağı TRT yok. TBMM yok, Cumhurbaşkanlığı yok, Bakanlar Kurulu´nun akıbeti yok, Hazine yok, bankalar yok, Basın-Yayın Enformasyon yok. İDO´ya el koyacak... Buna darbe ciddiyeti verip de yargılamamız bile bende hukukçu şaşkınlığı oluşturdu. İkinci Ordu nerede, Ege Ordusu nerede? Dünyanın ilk varoşta yapılan darbe planı, İstanbul´da yaptık Ankara´ya geliyoruz. Hukukçu kimliğimizle, hukukçu saygınlığımızla tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor.

-Hem mahkemeye hem de Yargıtay başsavcılığına tepki-

Planda yazdığının aksine Ege Denizi´nde hazırlık hareketleri ve icra hareketi niteliği taşıyacak bir uygulama olmadığını belirten Avukat Pekşen, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül´ün girişimleriyle Ege´de güven artırıcı çalışmalar yapıldığını ve uçuşların fiili olarak azaltıldığını söyledi. Mahkeme kararının gerekçesinde ´Bütün bu gerçekler değerlendirildiğinde´ ifadesi kullanılarak genel bir değerlendirme kullanıldığını kaydeden Pekşen, “Bu senaryoları tek tek değerlendirdiğinizde çöktüğü için genel bir gerekçeye yaslanılıyor. Çok üzücü olarak bunu aynen tebliğnamede de gördük. Somut gerçeklere indiğimizde çelişiyor, çatışıyor, izahta güçlük çekiliyor ve bunların hiçbirisine ilişkin deliller toplanmıyor. Biz savunma olarak başka bir şey yapamayız, yardım ederiz ancak. Görevimiz dışında delil toplayıp getiriyoruz. Mahkeme toplamadı çünkü. Toplasaydı belki de son derece rahat bir yargılama geçirecektik” değerlendirmesinde bulundu.

Pekşen, Ege hava sahasının tüm dünya tarafından izlendiğini belirterek, 1996 ve 2006 yılında 2 Türk jetinin Yunanlılar tarafından düşürüldüğünü, Yunanlıların iki olayda da Türk pilotunu suçladığını ancak her türlü teknik görüntüyle Yunanlıların bunu kasıtlı yaptığının ortaya çıktığını anımsattı. Belgeleri hazırlayan kişinin havacılıkla alakasının olmadığının görüldüğünü ifade eden Pekşen, AVM´lerle ilgili bölümün de çok özensiz olduğunu söyledi. Yalçın Ergün´ün bütün meslektaşlarından 5 sene önce general olduğunu, 95 tane üstün hizmet madalyası aldığını, emsallerinde olmayacak şekilde uluslararası toplantılara davet edilen bir asker olduğunu ifade eden Avukat Pekşen, “Bu kişi yazıyor, ´gidin Bursa, Çanakkale, Yalova´daki büyük alışveriş merkezlerinin mevkisi, kapasitesi, ürün miktarını bildirin´ diyor. 2008 tarihinden önce bu bahsedilen illerde alışveriş merkezi yok. Bu titrdeki bir general nasıl böyle bir emir verir diye konuştu.

Emir listesinde ismi geçenlerden sadece üçünün sanık olduğunu belirten Pekşen, emir verilen kişilerin başka bir komutanlığın subaylarının başka bir birimde yer almasının listedeki en büyük çelişkilerden olduğunu söyledi. Pekşen, “Hava Harp ifadesini görünce şaşırmışlar, Hava Harp Okulu Yeşilköy´de, emri veren Yalçın Ergün orada, Hava Harp Akademisi Levent´te, emir yazılan kişiler Levent´te. Nasıl olur da başka bir birimin subaylarına emir verebilir diye konuştu.

Bu davadaki komploların TSK´yı dizayn çalışması olduğunu belirten Pekşen, sözde planlardan örnekler vererek, “bu planlar TSK´nın ağırlığı ve vakarıyla uyuşmuyor. Bunu bir askerin yazması mümkün değil. Yazanı ertesi gün tedaviye gönderirler” dedi.

Sözde planların Ege´de bir takım eylemler düzenleyeceğinin anlatıldığını hatırlatan, bu tür eylemlerin her yerden izleme olduğu için mümkün olmadığını, her şeyin an ve an tespit edilebildiğini belirten Pekşen, kendisini üzen bir notu şöyle anlattı: “Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tanık olarak çağırıldı. Kendisine 2006´da Ege´de yaşanan uçak kazası hatırlayıp hatırlamadığını soruldu. 2003´te bir olay için tanıklığa çağırılan Büyükanıt, o kazayı hatırlamadığını söyledi. Bu senaryolarda en can alıcı motifin Türk Yıldızları olduğunu kaydeden Pekşen; “Ama tek bir yıldızlı Türk subayı yargılanmıyor, tanık yapılmamış, bilgisine başvurulmamıştır.” dedi.

Avukat Pekşen´in planları detaylı bir şekilde anlatması üzerine mahkeme başkanı, “anlattıklarınız çok güzel, çok zevkli, bilgilendirici. Sıkıldığımızı düşünmeyin ancak süreyi iyi kullanmanızı istiyorum. Çünkü bunlar daha önce de net, somut şekilde vurgulandı. Heyetimiz hepsini algıladı. Hatta izleyiciler ve basın da algıladı. Sadece dosyada değil savunmada da adalet gerekiyor. Bu anlamda söylüyorum” uyarısında bulundu.

ÖĞLE ARASI

Saat 12.00´de duruşmaya 13.30´a kadar öğle arası verildi. Avukat Haluk Pekşen, savunmasına öğleden sonra devam edecek.

Avukatı Haluk Pekşen savunmasına öğleden sonraki oturumda kaldığı yerden devam etti. Dijital verilerin hazırlanmasında özensizliğin bulunduğuna dikkat çeken Pekşen, Devletin resmi belgeleri dahi birbiri ile örtüşmemekte, iddiayı tamamen çürütmektedir” dedi. Müvekkili Kubilay Baloğlu´nun F-16 pilotu olduğunu belirten Pekşen, “Hayatını denizlere vermiş insanlar bu dava kapsamında tutukluyken planda denizlere ilişkin tek iddia olan İDO´ya el konulmasında F-16 pilotu neden görevlendiriliyor anlamakta güçlük çekiyoruz. Müvekkilim F-16 pilotu hayatı boyunca masa başı görevi yapmamış F-16´ların güvenli uçuşunu denetleyen bir insanken neden İDO´ya el koyuyor. Bir değil iki görevi var hem Balıkesir´de görevli hem İDO´ya el koyacak hem de filosu ile Çorlu´ya uçacak. Dijital verilerde bir insana 3 farklı çıktıyla 3 farklı görev veriliyor” dedi. Baloğlu´nun hazırladığı iddia edilen dijital verilerin kayıt edildiği tarihlerde Baloğlu´nun Varşova´da NATO toplantısında olduğunu anlatan Pekşen, heyete müvekkilinin yurtdışında olduğuna ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü´nün Atatürk Hava Limanı kayıtlarını sundu.

Müvekkili Mustafa İlhan´ın da suç tarihinde yurtdışında olduğunun anlatan Avukat Pekşen, müvekkili Atilla Özler´in ise dijital verilerde Cumhur Asparuk´u emniyet altına almakla görevli olduğunun belirtildiğini ifade ederek, “Müvekkilim ile Asparuk ilkokuldan beri arkadaştır. Müvekkilim görevdeyken eşini doğuma Asparuk götürmüştür. Bu kadar yakın arkadaşını elimine etmekle suçlanıyor, bu mümkün olabilir mi?” diye sordu.

Müvekkili Süleyman Namık Kurşuncu´nun ise darbe yapıldığı zaman tutuklanacakların konulacağı Fenerbahçe Stadı´ndan F-16 ile geçerek emniyete almakla suçlandığını belirten Pekşen, “Efendim bir F-16 ile bir stadın üzerinden geçmek 1 saniye bile sürmez, nasıl emniyete alacak? Bu ordunun helikopter varken neden F-16 uçağı emniyet alıyor anlayamıyoruz” dedi. Müvekkilinin hayatında hiçbir faturasını atmamış bir insan olduğunu anlatan Pekşen,dijital verilerin oluşturulduğu tarihte Bursa´da bankada işlem yaptığına ilişkin dekontu heyete gösterdi.

Sanık Yusuf Volkan Yücel´in görevinin uzun menzilli füzeler olduğunu ifade eden Pekşen, “Dijital verilerde Yücel´e verilen yetki Kuzey Kore devlet başkanında yoktur. Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanı´na el koyacak. Üstelik kendisi yüzbaşı olmasına rağmen binbaşı Baloğlu´na emirler ve talimatlar verecek” değerlendirmesinde bulundu.

Müvekkili Rasim Arslan´ın ise darbe döneminde Ankara´daki garnizonda öncelikli olarak askeri birliklerin yiyecek ve ihtiyaçları gidermek için yazı hazırladığının iddia edildiğini anlatan Pekşen, “Bu talimatı veren bir tümgeneral kovulur efendim. Ankara´da TSK´nın 11 tane lojistik merkezi varken bunları beğenmeyecek ve yeni bir lojistik merkez oluşturacak. Bu hayatın olağan akışına uygun değil” ifadelerini kullandı.

Müvekkili Ayhan Gümüş´ün ise dijital verilere göre kendi kendine emir ve talimat verdiğini ifade eden Avukat Pekşen, “Gümüş bu emri Lojistik Daire Başkanı olarak, plan subayı olan kendisine veriyor. Bunu nasıl değerlendirelim efendim kendi kendine emir ve talimat veriyor. Bunu nasıl belge olarak kabul edelim” diye sordu.

Sanık Tevfik Özkılıç´ın ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı´na bağlı Okullar Daire Başkanı olduğunu söyleyen Pekşen, “Hakkında hiçbir dijital veri yok. Seminere gözlemci olarak katılıyor. Seminere katılan 15 gözlemciden tek mahkûmiyet alan bir komutandır. Kendisi, yerel mahkeme başkanının hakkında beraat etmesini istediği tek kişidir ancak oy çokluğu ile mahkûm olmuştur değerlendirmesinde bulundu.

Davanın Türk hukuk tarihine geçeceğini çok önemli bir dava olduğunu belirten Pekşen, 9. Ceza Dairesi´nin vereceği kararla bir içtihat oluşturulacağını söyledi. Pekşen, “Bu dava için sizin oluşturacağını içtihat dünyanın birçok yerinde feyz alınacaktır. Çok daha yetkin bir karar alacağınızı düşünüyorum. Karanlığa konuşmaktan artık yorulduk, bu konuda elimizde bir içtihat olsun istiyoruz. Suçun maddi unsurunda hazırlık hareketlerinin ne zaman bittiği icra hareketlerinin ne zaman başladığı önemli bir sorudur. Ortada plandan başka bir şey yok” değerlendirmesinde bulundu. Pekşen, “Balyoz Darbe Planın görüşülmesi suça teşebbüsün icra hareketlerini asla oluşturmaz. Suçun icra hareketlerinin gerçekleşmediği sabittir. Planın seminerde tartışılması hükümetin düşürülmesine yönelik yakın hareketi oluşturmamaktadır” dedi.

21 SANIĞIN AVUKATI KEMAL YENER SARAÇOĞLU´NUN SAVUNMASI

Avukat Haluk Pekşen´in toplam dört saati bulan savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye saat 15.27´de, Bülent Kocababuc, Levent Görgeç, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Rafet Oktar, Nihat Altunbulak, Mehmet Örgen, Ayhan Üstbaş, Alpay Çakarca, İbrahim Özdem Koçar, Hakan Mehmet Köktürk, Bülent Akalın, Nadir Hakan Eraydın, Derya Günergin, Murat Ünlü, Recep Yıldız, Alpar Karaahmet, Cafer Uyar, Turgut Ketken, Turgay Yamaç, Osman Kayalar ve Atilla Özler gibi 21 sanığın avukatı Kemal Yener Saraçoğlu geldi ve savunmasına başladı. Dijital kayıtların içeriğini hiç şekilde kabul etmediklerini belirten Saraçoğlu, Dijital kayıtların komplo amaçlı üretildiği ve bir kısım TSK personelinin tasfiyesinin amaçlandığı açıktır. Tek illiyet bağı da dijital kayıtlarda isimlerinin geçmesidir dedi. Sübuta yeterli delil olmadan karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını ifade eden Saraçoğlu, müvekkillerinin hiç birinin Plan Semineri´ne katılmadığını ifade etti. Bazı müvekkillerinin verilerin kaydedilmesinde veya hazırlanmasında isminin bulunmadığını, sadece görevlendirme listesinde yer aldığını anlatan Saraçoğlu, başsavcılığın hazırladığı tebliğnamede bazı müvekkilleri için beraat talep edildiğini anımsatarak, Beraat istenen müvekkillerimle, beraat istenmeyen müvekkillerim arasında bir fark göremedik değerlendirmesinde bulundu. Saraçoğlu, müvekkili Recep Yıldız´a kanser teşhisi konulduğuna ilişkin bir raporu heyete sundu. Saraçoğlu, Biz darbelere karşıyız, kesinlikle alet olmayız, kabul de etmeyiz. TSK İç Hizmetler Kanunu´nun 35. maddesini buna savunma için bir argüman olarak kullanmadık değerlendirmesinde bulundu.

DURUŞMA SONA ERDİ

Avukat Saraçoğlu´nun 2,5 saat süren savunmasını tamamlamasının ardından saat 18:00´de duruşma yarın sabah 09.00´a ertelendi.

(31 Temmuz 2013, 10:00)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

BM´nin balyoz raporu çöktü

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5493    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 10. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz 10. duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 117 avukattan 48´i önceki duruşmalarda savunmalarını tamamlamıştı. 49´uncu olarak, 2 sanığın avukatı Muammer Küçük bugünkü duruşmada savunma yapmak için kürsüye gelen ilk isim oldu.

30.07.2013 10:14 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 10. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 48´inin savunması tamamlanmıştı. Yine bu avukatların temsil ettiği 180 sanığın savunması da tamamlanmış oldu. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

2 SANIĞIN AVUKATI MUAMMER KÜÇÜK´ÜN SAVUNMASI

Duruşmada ilk olarak, sanıklar İzzet Ocak ve Suat Aytın´ın avukatı Muammer Küçük kürsüye geldi ve savunmasını yapmaya başladı. Silivri´deki olumsuzlukları dile getiren Küçük, cezaevi koşullarında yargılama yapıldığını iddia etti. İçeri yiyecek bile sokmak yasaktı. diyen Küçük, Silivri´deki durumu Guetamala´ya benzetti. Küçük adil yargılanma ilkesinin çiğnendiğini ileri sürdü.

Kararı veren Özel Yetkili Mahkemelerin Anayasaya uygun olup olmadıklarını değerlendiren Küçük, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin yargılama yaptığı binaya cep telefonlarının dahi alınmadığını belirtti. Küçük, “Dışarıdan bir şişe su, bir tane elinizde dürümle giremezsiniz. Cep telefonlarını sokamazsınız oraya. Girişte verilen mahkeme kartlarında cezaevinin mührü var. Orada cezaevi koşullarında yargılama yapılmıştır. Türkiye´de cezaevlerinde yargılamalar yapılmıştır darbe döneminde. Tesadüfe bakın ki komutanlar darbeye kalkıştıkları iddiasıyla cezaevinde yargılandılar. Guantanamo üssü yaratıldı. Bu durum adil yargılanma ilkesine karşıdır” dedi. Savunma olmadan yargılamaya devam edilmesinin ve karar alınmasının Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre bozma nedeni olduğunu ifade eden Küçük, tahliyelere ilişkin AİHM kararlarına atıfta bulundu. Müvekkillerinin davanın en uzun süre tutuklu kalan sanıkları olduğunu, iki kere tutuklanıp tahliye edildiklerini anlatan Küçük, yakalama kararını televizyondan öğrendiklerini ifade etti.

Savcılığın yakalama kararını kısıtlama olduğu gerekçesiyle kendilerine vermediğini anlatan Küçük, dijital bir dava ile karşı karşıya olduklarını ifade etti. Seminer yapmanın yasal bir zorunluluk olduğunu ifade eden Avukat Küçük, seminer yapılması konusunda emirler bulunduğunu kaydetti. Ordunun barış zamanında savaşlara hazırlanması gerektiğini söyleyen Küçük, “Semineri suç gibi algılamayız” dedi.

Küçük´ün yargılama aşamasındaki hükme aykırılıkları sıralarken araya giren Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul, “Aykırılıkları maddi olgularla açıklamanız çok güzel savunma için sizlere bir süre belirlemedik. Sizler savunmayı kendiniz belirleyin istedik, ´mahkemelerde adalet aramış müdafiler olarak kendi aralarında da adalet arayacaklardır´ dedik. Mümkün mertebe suç oluşturmaya yakın söylemlerde müdahale ettik. Sizler en güzel şekilde ayarlayacaksınız. Sanıklar savunmalarını size emanet ettiler. Ancak bu aşamada bugün 10. gün. Hükme aykırılıklar sık sık anlatıldı biz onları unutmadık. Savunma süresini sizin takdirinize bırakıyorum” dedi.

Bunun üzerine Avukat Küçük de Karadenizli olduğunu belirterek Başkan Ertuğrul´a şu fıkra ile yanıt verdi: “Temel ile Dursun konuşuyor, o diyor ben onu yaparım öteki ben bunu yaparın diyor. Sonunda Temel, ´100 metreyi 5 saniyede koşarım´ diyor. Dursun şaşırıyor nasıl yani diyor. Temel, ben kestirmeden gidiyorum´ diyor. Başkanım ben de burada kestirmeden gitmeye çalışıyorum ama olmuyor.”

Bunun üzerine Başkan Ertuğrul da Avukat Küçük´e Karadeniz fıkrası ile karşılık verdi. Ertuğrul şu fıkrayı anlattı: “Uzayla ilgili çalışmalar yürütülürken ABD´li ben aya gideceğim demiş. Temel de dayanamamış ben de güneşe gideceğim demiş. ABD´li şaşmış nasıl gideceksin güneşe çok sıcak nasıl olur deyince Temel ´haçan biz onu düşündük akşam serinliğinde gideceğiz´ demiş.”

Duruşma salonunda gülüşmeler yaşanırken Avukat Küçük, 3. fıkrayı anlattı. Küçük, “Başkanım Temele sormuşlar ´avukatın iyisini nasıl anlarsın diye. O da konuşmasına bakarım demiş. Ya konuşmazsa. O kadar iyisine hiç rastlamadım´ demiş” dedi.

Müvekkillerine yönelik savunmasına devam eden Avukat Küçük, İzzet Ocak´ın adına imza bloğu açıldığını, yetkili personel listesinde adı olduğu için ceza aldığını ifade etti. Küçük, “O komutanların adını kim yazdıysa oraya İzzet Ocak´ın adını da yazan aynı kişidir. Darbe planı yapılacak, seminer düzenlenecek, kolordu komutanları, tugay komutanları böyle bir seminere katılmayı kabul edecek ve bunlara bir kurmay albay görev verecek. Engin Alan 2. Kolordu Komutanıdır o, albaya sen kimsin demez mi?” dedi.

Müvekkili İzzet Ocak´a daha sonra Mahkeme Heyeti´nde yer alan hakîm Ali Efendi Peksak´ın sorguda tek soru sorduğunu ama bunu tutanaklara soru gibi geçirmediğini belirterek şunu anlattı: “Siz Türkan Saylan´ı tanıyor musunuz?” diye sordu. Müvekkilim tanıyordu, Güneydoğu´da tanışmışlardı ve Saylan o sırada rahmetli olmuştu. Balyoz´la Saylan´ın ne ilgisi var. İşte bakış açıları böyle.”

Avukat Küçük, 1. Orduda yapılan plan semineri için “Kurtlar Vadisi” benzetmesini yapıp, “Bu tip plan seminerlerinin yapılması zorunlu. Darbeyle ilgisi yok. Bakın “Kurtlar Vadisi” diye bir dizi var. Burada bir yığın insan öldürülüyor ama soruşturma açılmıyor. İşte plan seminerleri denilen şey bir tür senaryo” dedi.

Sahte planlara göre bir milli mutabakat hükümeti kurulacağını, Başbakanı´nın da Rıfat Hisarcıklıoğlu olacağını anlatan Küçük, Hisarcıklıoğlu´nun ifadeye çağrılmadığını belirtti. Söz konusu milli mutabakat hükümetinin Bakanlar Kurulu´nda da Köksal Toptan´ın yer alacağını anımsatan Küçük, “Adam zaten bakan. Seçimle gelmiş bakan olmuş niye kendi hükümetini devirsin” dedi.

Bu davanın amacının yaradılış sebebinin kişiler üzerinden, TSK´nın yargılanması olduğunu öne süren Küçük, Victor Hugo´nun Fransız hükümetine yazdığı, “Her yerde polis var, adalet yok” sözünü hatırlatarak, “Biz bunu yaşıyoruz, adalet var mı, yok mu sizin kararınız gösterecek ama en büyük yargıç Tanrı ve tarihtir. Tanrı ve tarihin adaleti şaşmaz. Sizden iyilik değil adalet bekliyoruz. Yine Victor Hugo´nun bir sözünü hatırlatayım, “İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır” dedi.

Avukat Küçük savunmasını şu fıkra ve sözlerle bitirdi: “Temel´i gözaltına almışlar, falancayı öldürdüğünü söylemişler. Temel, ´tanımıyorum´ demiş. Sorguda çok sıkıştırmışlar. Temel, yine ´tanımıyorum´ demiş. Yorulunca Temel´i bırakıp, ´iyi düşün, aklını başına devşir . Birazdan geleceğiz´ demişler. Odalarından Temel´i izlemişler. Temel, kafasını duvarlara vuruyormuş, “Hatırla, hatırla, hatırla” diye. Bizim komutanlar da bu durumda. Bir suç işlemediler. Bu dosya için çok kolay olan bir şey yapmanızı bekliyoruz, adalet bekliyoruz.”

3 SANIĞIN AVUKATI VASFİ SEDAT KÜÇÜKYILMAZ´IN SAVUNMASI

Avukat Muammer Küçük´ün 1,5 saat süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye Ergin Saygun, Gökhan Gökay ve Fatih Musa Çınar gibi 3 sanığın avukatı Vasfi Sedat Küçükyılmaz geldi ve savunmasına başladı. Avukat Küçükyılmaz, CD´lere ilişkin TÜBİTAK raporuna atıfta bulunarak bilirkişi incelemesi yapılmadığını ifade etti.

Avukat Küçükyılmaz, ABD yetkililerinin Ergenekon davalarıyla ilgili çeşitli sözlerini hatırlatarak ABD´nin bu komplonun içinde olduğunu söyledi.

Mahkeme Heyeti´ne Ergin Saygun´un “Balyoz”, Özden Örnek´in “Cambazı bırak Balyoz´a bak”, Cem Gürdeniz´in “Hedefteki Donanma”, Ali Türkşen´in “Kardak´ta Kahraman Hasdal´da Esir” ve Mustafa Özder´in “Beşiktaş´ta Sırtlan Pususu” isimli kitaplarını veren Küçükyılmaz, Ergin Saygun´un bu süreçte yaşadıklarını anlattı. Saygun´un son anda ameliyat masasında tahliye edildiğini hatırlatan Küçükyılmaz şöyle devam etti: “Şu anda Saygun üç yerde tedavi görüyor. Ama bakın 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin 21 Haziran 2013´te artık dosyadan el çektiği, dosyanın Yargıtay´da bulunduğu bir tarihte adli tıpa yazı yazarak, Saygun´un cezaevinde kalıp kalmayacağının yeniden değerlendirilmesini istiyor. Demokles´in kılıcı gibi. Saygun buraya gelmek istiyordu. Ancak gittiği Anamur´da rahatsızlandı. Şu anda Anamur Devlet Hastanesi´nde tedavi altında.”

Her şeyin insan için olması gerektiğinin altını çizen Küçükyılmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Hüküm ispatlanıncaya kadar sanık masumdur denilmesine karşın, ´hayır´ sanık suçludur deniliyor. Eski Roma´da bir sözden bahseden Küçükyılmaz, “İmparator soruyor halk bizden nefret mi ediyor diye, evet cevabını veriyorlar. Halk bizden korkuyor mu diye soruyor, evet cevabını veriyorlar. İyi, korktukları sürece nefret etmeye devam etsinler diyor. Biz bu korkuyu ABD´nin haydut devlet anlayışında görüyoruz. Benzerleri de iç piyasada kendi halkına korku salarak iktidarlarını sürdürüyorlar” dedi.

Gazeteci-yazar Mehmet Baransu´nun gizli belgeleri ele geçirdiğini iddia eden Küçükyılmaz, ancak konuya ilişkin bir soruşturma açılmadığını kaydetti. Balyoz´un komplo ve siyasi bir dava olduğunu ileri süren Küçükyılmaz, Amerika´nın da bunun içinde olduğunu savundu. Çözüm süreciyle Balyoz davasının ilintili olduğunu iddia etti.

“Askerler cami bombalayacak” haberinden üç gün sonra Mahir Kaynak´ın Star´da bunun bir komplo olduğunu anlatan yazısını okuyan, Alper Görmüş´ün de 2004 Abant platformunda yapılan konuşmalara ilişkin açıklamasını anlatan Küçükyılmaz sözlerini şöyle tamamladı: “Bunlar itiraflar olarak yerini almıştır. Umarım heyetiniz tüm bunları değerlendirir. Ortada işlenmemiş bir suçtan dolayı nahak yere 324 kişi tutuklu ve ağır cezalar aldı. Askerin karısı dul çocukları yetimdir denir. Tüm bunları göz önünde tutarak beraat kararı vermenizi bekliyorum.”

SANIK ALİ CENGİZ ŞİRİN´İN AVUKATI SUAT NARİN´İN SAVUNMASI

Avukat Küçükyılmaz´ın 40 dakika süren savunmasının ardından kürsüye sanık Ali Cengiz Şirin´in avukatı Suat Narin geldi ve savunmasına başladı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın beraat talebinde bulunduğu Ali Cengiz Şirin´in Avukatı Suat Narin, müvekkili hakkında beraat istedi. Müvekkilinin isminin geçtiği dijital yazıda imzasının bulunmadığın ifade eden Narin, verilerin Şirin´in görev yaptığı yerlerde ele geçirilmediğini anlattı.

ÖĞLE ARASI

Avukat Narin´in yarım saat süren savunmasını tamamlamasının ardından saat 12.00´de duruşmaya 13.30´a kadar öğle arası verildi.

16 SANIĞIN AVUKATI ŞULE NAZLIOĞLU EROL´UN SAVUNMASI

Duruşmanın öğleden sonra başlayan oturumunda kürsüye ilk olarak, Utku Arslan, Mustafa Yuvanç, Harun Özdemir, Fatih Uluç Yeğin, Ercan İrençin, Yaşar Barbaros Büyüksağnak, Taner Gül, Soner Polat, Ramazan Cem Gürdeniz, Kıvanç Kırmacı, Hasan Gülkaya, Faruk Doğan, Cem Aziz Çakmak, Bora Serdar, Ali Semih Çetin, Kürşat Güven Ertaş gibi 16 sanığın avukatı olan Şule Nazlıoğlu Erol geldi ve savunmasına başladı.

Bir milyon sayfa bulunan dava dosyasında 16 sanık için ancak üçer dakikalık konuşabildiğini belirten Erol “Yargıtay´a gittiğimde mutlaka konuşacağım demiştim” diyerek söze başladı. Sanıkların ikisi hariç sözde SUGA planından yargılandığını belirterek mahkeme heyetine bu planın birer örneğini sunan Erol, şöyle devam etti: “Mahkeme başkanı olsam ilk yapacağım şey Deniz Kuvvetleri´ne gönderip sormak olurdu. Bu sahte bile olsa bir plana uymuyor. İçerideki ve dışarıdaki hainlerle birlikte böyle bir plan çıkmış. Denizci eşlerini, bürokratları toplayıp denizcilik anlatacaklarmış. Bu sizce cebir hareketi midir? Huzurunuza geldim tek umudum sözleriniz. Çaresizlik içinde kıvranan asker eşleri dinliyor. Onlara demiştim ki inşallah bizi 10 sene verip göndermezler. Böyle olursa evrak üzerinden incelenir gider. 10 senenin üstünde verirlerse gider anlatırız dedim. Dediğim çıktı. Özden Örnek başta olmak üzere amiraller, albaylar 3 seneye yakın maalesef tutuklu.

-Atlama olayı-

Bu davayla aklımızla oynandı. Adalet inancı çok yüksek bir insanım. Hâkimlere müthiş saygı duyarım. Ama 10. Ağır Ceza Mahkemesi´ne değil. Silivri´deki davada bir şey söyledim. Savcı bana, 59 yaşındaki bu kadına “atlama, hep atlıyorsun” dedi. Suç duyurusunda bulundum. Mahkeme ara karar verdi. Türk Dil Kurumu´ndan sözlüğün “atlamak” tabirini bulmuşlar. Benim anladığım anlamda değilmiş. Savcıyı kurtarmak için argo tabiri akladılar. Bu argo tabir aklandığı için de atlama kelimesi çok sık kullanıldı. Adalete olan inancımı ve saygımı zorladılar. İnsafsızlar salladı beni. Bunu şov için söylemiyorum canım yandı. Lütfen bayram arasında duruşma tutanaklarına bakın. Biz burada neyiz? Çer çöp müyüz dedim başkan bana güldü.

-Zaman gazetesi muhabiri olayı-

Güldüğü başka bir şey ihsas-ı rey anlamındaydı. Bir gün bir Zaman muhabiri yanıma geldi. Size bir şey söyleyeceğim dedi. İstediğiniz kadar hoplayın, zıplayın Nisan´da karar verilecek. Yargıtay ayarlandı oradan gelip geçecek dedi. Bunun üzerine başkana gittim söyledim. Ne yaptı biliyor musunuz? Yok canım diyerek gülmeye başladı. Bir gazeteciyle konuştum ama bu yanlış anlaşılmış dedi. Halbuki ben konuştuğum kişinin gazeteci olduğunu söylemedim. Bu kadar adam ne yapmış hani eylem? Parmağını mı kaldırmış ayağını mı sallamış?

Kararda “kanaatine varılmıştır” diyorlar. ceza yazdırmaları bu kadar kolay mı? En içimi acıtan da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´ne gitmek. Benim ülkemde yargı varken niye gideyim niye şikayet edeyim? Beni çok rencide ediyor. Ben kendi yargımdan bu adaletsizliğin giderilmesini istiyorum. Bir milyon sayfayı bu kadar karmaşık hazırladılar. Düşündüler ki avukatların çapı yetmez, hakimler okumuyor, askerler de zaten anlamaz. Oysa ki askerimiz çok iyi yetişmiş, onları telef ettik.

Bir Hilmi Özkök´ü, Aytaç Yalman´ı getirip dinlediler. Oysa Avrupa´da, Amerika´da hakimler devlet başkanlarını çağırıyor. Kimsenin de gıkı çıkmıyor. Çünkü yargının, tarafsız, bağımsız olduğuna inanıyorlar. Ben buranın da öyle olduğunu düşünerek geldim. Allah aşkına sözde plana bakın. Bir tane gemi yok. Ankara Bölge Koordinatörü´ne izleme görevi vermişler. Gençlik Parkını kayıklarla mı izleyecekti? Adamların darbeden haberi yok, neye uğradıklarını şaşırdılar.

Şu yapılmamalı, 27 Mayıs´ta neyi tartışıyoruz? Yargı kararlarını tartışıyoruz. Çünkü siyasetin cinayeti olmaz. İş yargının başına patladı. 12 Mart´ta neyi tartışıyoruz. İdam kararlarını tartışıyoruz. 12 Eylül´de yine mahkeme kararlarını tartışıyoruz. Buna bir son verin. Yargı tartışılmayacak kadar üstündür. Toplumun temel direğidir, çektiğimiz anda tepemize çöker. İstediği kadar güçlü siyasal iktidar olsun, durduramazsınız.

Denizcilerin bir tane tedhiş hareketi var mı? Bu adamlar telef oldu. Bu ülkeye, devlete yazık. Yukarıda birileri çatışıyor, aşağıda biz eziliyoruz. Artık yargı yumruğunu adaletten yana vurmalı. Ne yazık ki o kadar insanın hakkı yendi. Burada kul hakkı var. Bunun altında kalmak çok zor. Bu davada adaletin sanık lehine tecellisi şart. Aynı anda düğmeye basıldı. Türkiye´nin dört bir tarafından komutanlar toplandı. Beşiktaş Adliyesi´nde 25-30 emekli, muvazzafla bir araya getirildi. Kimse Taraf gazetesinde yazılanlar dışında bir şey bilmiyordu. Tecrübeli hakimsiniz. 367 kişiden biri mi falso yapmazdı, kendini kurtarmak için bir şey söylemezdi.”

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül dendiğinde hep mahkeme kararlarının tartışıldığını dile getiren Erol, Hep yargı kararları tartışıldı. Sayın başkanım buna bir son verin. Yargı tartışılmayacak kadar üstündür. Toplumun temel direğidir. Çektiğiniz anda çatı çöker. İnsanların yargıya olan algısı, güveni zayıfladığı takdirde istediğiniz kadar güçlü iktidar olun hiç önemli değil, orayı durduramazsınız. Yargı çok ama çok önemlidir. Bana göre yargı artık yumruğunu vurmalı, ciddi anlamda vurmalı, adaletten yana vurmalı değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa Mahkemesinin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi eski Başkanı Hasan Erdoğan ile ilgili kararında yasa dışı delilleri yok sayarak beraat kararı verdiğini anımsatan Erol, Biz niye ceza aldık? Çetin Doğan ile Fazıl Diren arasındaki konuşma iddianameye girmez mi? Tarafsız bir savcı, inançlı bir savcı eğer Allah´a inanıyorsa bunun altını özellikle çiziyorum, getirir o Fazıl Diren olayını ´burada çok ciddi bir olay var´ der, bu davayı açmaz bile. Lütfen elinizdeki dosyaya bakın, Marmara nakliyat planı var mı, sahil güvenlik botları var mı ifadesini kullandı.

Erol, Seminerde Suga hiç tartışılmamış, nasıl oldu da ceza verdiniz bu insanlara, hiç mi bir insanın hayatını kararttık diye düşünmüyor bu insanlar? Yastığa kafasını koyunca uyuyabiliyor mu? Hiç zannetmiyorum. Yalnız kaldığında vicdanına hesap veremez, hele Allah´a hiç hesap veremez diye konuştu.

SUGA planını Özden Örnek´in hazırladığını hatırlatan Erol, “Özden´i 5 ay sonra Hilmi Özkök onu Deniz Kuvvetleri Komutanı yaptı. Hani darbe plancısı haberi vardı” dedi.

Silivri´deki mahkemenin delilleri tartışmadığını vurgulayan Erol, “bizi kandırdı” ifadesini kullandı. Erol, 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin böylesine kolay karar vermesi ile ilgili olarak sert bir benzetme yaptı: “Peygamber postunda mı oturuyorsunuz? Anadolu´da hakimler için böyle denir. Çünkü hakimlik önemli iştir. Ama gerekçeli karar ortada işte. İnsan hayatını karartmak bu kadar kolay mı?”

Avukat Erol, müvekkili Cem Aziz Çakmak´ı anlatırken şunları söyledi: “Tuğamiraldi artık emekli. Gerçekte bu ülkeye çok faydası olacakken bu yüzden emekli ettiler. Bunu yapanlar Allah huzurunda çok zor öderler ama bu dünyada da çıkacağına inanıyorum. Mütalaa, yargılama devam ederken hazırlanmaya çıktı. Bunu söyledik yine sadece güldüler. Böyle bir mahkeme tarafsız denir mi? Tarafsız değillerdi, çok bilinçli hareket ettiler.”

Denizcilerin sözde belgelerini hazırladığı bilgisayarda “Deniz Company” yazdığını belirten Erol, “Deniz Kuvvetleri´ne baskın yapıp niye o bilgisayarı bulmadılar. Sahte belgeleri hazırlayıp insanların üzerine atmak bu kadar kolay mı?” dedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesini eleştiren Erol, “ kusura bakmayın, dosya okunmadı diye düşünüyorum. Okunsa mutlaka vicdanınız galebe çalardı” şeklinde konuştu.

-Avukat, Baransu´ya çete dedi, hakaret etti, Mahkeme Başkanı müdahale etmedi-

Avukat Erol, müvekkili Ali Semih Çetin´in savunmasına geldiğinde olayı bizzat ondan dinlediği için Gölcük Donanma´da yaptığı aramayı uygulamalı olarak gösterip elleriyle “elleriyle koymuşlar gibi açmışlar. Bu ihbarı yapanın IP numarası var. Kimmiş belli. Niye araştırmadılar? Bu dava daha çok sürecek. O yüzden bu çetenin üzerine düşmek zorundalar. Baransu´nun bile... Baransu 2009´da Aksiyon dergisine ´Bir takım darbe planları, Balyoz vs. diyerek geçiştiriyor. Aksiyon´un kimlerce yönetildiğini söylemeyeceğim. Baransu uzun saçlı biri getirdi diyor. Baransu yalan söylüyor, yalan. Zaten yalandan mahkum oldu” dedi.

Erol, mahkeme heyetinden sunduğu belge ve savunmaları okumalarını rica edince, araya giren mahkeme başkanı “Şule Hanım, emin olun sözlü savunmayı nasıl dinliyorsak, dilekçeleri de aynı dikkatle okuyoruz” dedi. Bunun üzerine Erol, “Eminim, zaten ben de buraya gelmeden önce sizler hakkında fikir edindim” karşılığını verdi. Bu diyalog üzerine mahkeme başkanı 10 dakika ara verdi.

-Avukat, Allah´tan ve Peygamber Efendimizden bahsetti, kafirlikten sözetti-

Erol, savunma sonunda şu genel değerlendirmeleri yaptı: “Mahkeme heyeti delilleri görmezden gelip illa da ceza vereceğim demişti. Savcı lehte delilleri emanete gönderip sakladı. Bu nasıl bir vicdandır. Sonra da karara, ´bu listeler gelen cevaplarla uyumludur´ yazdılar. Bu kadar da olmaz. Eğer bu deliller dikkate alınırsa soruşturma aşamasında takipsizlik kararı verilir ve böyle bir dava açılmazdı. Adalet adına böyle haksızlık olabilir mi? Karşınızdaki düşmanınız olabilir, nefret edebilirsiniz. Peygamber Efendimiz demiştir ki: ´Bir saat adaletle davranmak bir ömür ibadetten hayırlıdır.´ Bu kadar açık söylüyorum. Karşınızdaki kafir bile olsa bu yapılmaz. 12 Eylül Sıkıyönetim Mahkemeleri´nde bile böylesi vahim ve bilinçli kararlara imza atılmamıştı. Allah var ve herkesin sahibidir. Adalet vicdanın derse ki bu cezaları hakkettiler söyleyen yok. “Soyut iddialara dayanan kararın tamamının esastan bozulmasını ve acilen 3 yıla yaklaşan haksız tutukluluklara son verilmesini yüce mahkemeden talep ediyorum.”

SANIK OĞUZ TÜRKSOY´UN AVUKATI OSMAN OĞUZHAN´IN SAVUNMASI

Avukat Erol´un 3 saat süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Oğuz Türksoyu´nun avukatı Osman Oğuzhan geldi ve savunmasına başladı. Avukat Oğuzhan, Türkiye´de bir ilk yaşandığını ifade ederek, Hep askerler ihtilal yapmış ve başarılı olmuş, olmamış alma hiçbirisi yargılanmamış. İlk defa askerler yargılanıyor, Yargıtay´da karar arıyoruz dedi. Müvekkilinin suç isnat edilen tarihlerde Kara Harp Akademisini kazandığını ve öğrenci olarak İstanbul geldiğini belirten Oğuzhan, Türksoyu´nun listelerde İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı´nda görev yaptığının yazdığını ancak burada hiç görev yapmadığını ifade etti. Müvekkilinin akademide öğrenci olarak yüzbaşı rütbesinde yer aldığını belirten Oğuzhan, Zurnanın son deliği dedi. 28 Şubat mağduru olduğunu belirten Oğuzhan, 12 Eylül 1980´de binlerce nesli yok ettik diyerek, müvekkilinin darbe iddialarıyla alakasının bulunmadığını belirtti.

Oğuzhan, savunmasına şu sözlerle son verdi: Ben annemin, babamın Menderes´in idamını radyodan dinleyip ağladığını gördüm. Kimse bana ihtilali savunduramaz, ihtilalciyi de savunduramaz. 28 Şubat mağdurlarından biriyim. İhtilallerde bir nesli yok ettik. Sizin vereceğiniz karar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk. O nedenle vereceğiniz karar peygamber vekili olan sizlerin, hak ve adalet duygusunun bu toplumda yeniden yerleşmesi için ´Ankara´da hakimler var´ denecek bir karar vermelisiniz.

SANIK ÖMER FARUK AĞA YARMAN´IN AVUKATI MEHMET ORAL´IN SAVUNMASI

Avukat Oğuzhan´ın yarım saat süren savunmasının ardından saat 17.10´da kürsüye sanık Havelsan Genel Müdürü Ömer Faruk Ağa Yarman´ın avukatı Mehmet Oral geldi ve savunmasına başladı. Avukatı Mehmet Oral, Berlin´de olduğu gibi ben Ankara´da hakimler olduğuna inanıyorum. Bu yanlıştan bir yerde dönülecek ben bunun Ankara´dan döneceğine inanıyorum değerlendirmesinde bulundu.

Sanık Ömer Faruk Ağa Yarman´ın avukatı Mehmet Oral, müvekkilinin davanın tek sivil sanığı olduğunu söyledi. Oral, HAVELSAN Genel Müdürü Yarman´ın çok önemli projelerde görev yaptığını, bugün tüm yargının kullanığı UYAP sistemini tasarladığını, 2003 yılından, tutuklandığı 2011 yılına kadar Havelsan Genel Müdürü olduğunu anlattı.

Ömer Faruk Ağa Yarman´ın Avukatı Mehmet Oral, müvekkili ile iki senedir mücadele verdiğini anlatarak, 364 general biraya gelecek yanlarına Havelsan Genel Müdürü´nü alacaklar ve darbe yapacaklar, başka da sivil olmayacak. İdare kendisinden şikayetçi olmamıştır. İdarenin ne istihbaratı ve başka birimleri kendisinden şüphe etmemişlerdir. Çok önemli projelerde UYAP da dahil hizmetine başvurulmuştur dedi. Mahkemenin kararında biz asla dijital delillere dayanmıyoruz, delillerin hepsinin plan seminerinde açıklaması var, onlarla bunları karşılaştırıyorum, ortaya çıkan uyumla bu noktaya ulaşıyorum´ dediğini anlatan Oral, Seminer kayıtlarında ne Yarman´ın ismi var ne savunma sanayi ismi ne de savunma sanayine verilmiş rolle ilgili tartışma var. dedi.

Avukat Oral konuşmasına devam ederek, Çetin Doğan, seminerde diyor ki bu arada savunma sanayi şirketlerine Havelsan, TAİ, Aselsan, Roketsan´da eskiden olduğu gibi Silahlı Kuvvetlerden emekli subayların idaresine verme işlemine devam edeceğiz´ diyor dedi.

Avukat Oral, müvekkilinin suç tarihinde Havelsan Genel Müdürü olmadığını bunu da resmi belge ile belgelediklerini ancak mahkeme tarafından kabul edilmediğini belirterek, Suç tarihinde genel müdür değil. Havelsan´dan belge getirdik ama kararda suç tarihinde Havelsan´ın Genel Müdürü olduğu anlaşılan Yarman deniliyor. Daha ne getireyim, resmi belge kabul edilmedi değerlendirmesinde bulundu.

Yarman tarafından hazırlandığı iddia edilen listelerde ismi geçen kişilerden 143´ünün suç tarihinde Havelsan´da çalışmadığını dile getiren Oral, Havelsan´dan bu konuda gelen evrakın savcılık tarafından soruşturma dosyasına konulmadığını ileri sürdü. Oral, listenin 2003 yılından 2009´a kadar Havelsan´a girmiş çıkmış personelin isimlerini içerdiğini bildirdi.

Bu dijital veri dışında müvekkiliyle ilgili başka herhangi bir iddia bulunmadığını ifade eden Oral, şunları söyledi: Savcılık müvekkilimi emekli albay zannediyor galiba. Müvekkilim mühendistir, askerliğini de 40 gün yapmıştır. Eğer bir adama 14 sene ceza verecekseniz, dosyayı bütün olarak ele alamazsınız. Herkesi tek tek incelemek zorundasınız. Savunma hakkı demek uzun uzun konuşturmak demek değil. Dinlemezseniz, savunmanın hiçbir talebin kabul etmezseniz bunun adı boş konuşmak olur. Biz Silivri´de öyle yaptık, boş konuştuk.

Müvekkilinin suçlandığı dijital veriyi üçüncü bir kişinin açtığının ve son kez kaydettiğinin iddianamede de yer aldığını anlatan Oral, Artık o dijital dosyadan ben sorumlu tutulamam. Nasıl adam öldürme davasında parmak izi torbası açılmış, başka parmak izleri karışmışsa delilin güvenilirliği kaybolmuştur diyorsunuz. Aynı şey. Bizi mahkum eden tek delilin sağlamlığı konusunda bu denli şüphe varken, üzerimize atılı siğil konusunda bu denli şüphe varken sayın mahkemenin değerlendirmeden, cevap dahi vermeden, yok sayarak, sanki 365 sanığın içerisinde bu da kaybolur tarzında önünüze yollamasını kabul edemiyorum. O meslektaşlarımın bunu yapmasını sindiremiyorum içime diye konuştu.

Bilirkişi incelemelerine değinen Oral, Savunma Sanayi dosyasıyla ilgili bir tek bilirkişi incelemesi olmadığını savundu. Müvekkilinin 3. soruşturmayla tutuklandığını anımsatan Oral, Nasıl olacak? UYAP´ı yapan, böylesine yetiştirdiğimiz bir insanı 13 yıla mahkum ediyoruz, saygı duyup dosyasını bilirkişiye göndermiyoruz. Bari bunu yapalım, mahkum edeceksek bile bari bunu yapalım dedi.

Teşebbüs kısmını tartışmayı abes buluyorum, hepiniz isim sahibi kişilersiniz diyen Oral, Mühendis savunmak çok zor, çok matematik düşünüyorlar. Ama en zoru ağabeyine şunu açıklayamıyorum. ´Kardeşim niye tutuklu´. Birinci Dünya Savaşı´nda ´her cephede çok iyi savaştık ama beraber savaştıklarımız yenildiği için yenik sayıldık´ derler ya çok benzer bir durum. Bir sürü medyanın önünde adamlar var, çok iyi isimlendiremiyorum ama biz de onların arasında kaynadık diyorum. Cezanın şahsiliği konusunu mahkemeye kabul ettiremiyoruz ifadesini kullandı.

Yarman tarafından hazırlandığı iddia edilen listenin torba liste olduğunu ve şu anki Savunma Sanayi Müsteşarı Murat Bayer´in de adının bulunduğunu belirten Avukat Oral, Darbe olsaymış Murat Bayer zaten o darbenin elemanı olarak refere edilmişmiş. Hükümet bile bu listeyi ciddiye almıyor ki hala Savunma Sanayi Müsteşarı Bayer´dir dedi.

-Mahkemeyi ve Yargıtay Başsavcısını suçladı-

Başsavcılığın müvekkili hakkında beraat talebinde bulunmamasını bizi unuttular´ şeklinde değerlendiren Oral, Berlin´de olduğu gibi ben Ankara´da hakimler olduğuna inanıyorum. Bu yanlıştan bir yerde dönülecek. Ben bunun Ankara´dan döneceğine inanıyorum değerlendirmesinde bulundu.

DURUŞMA SONA ERDİ

Avukat Oral´ın 1 saate yakın süren savunmasının ardından saat 18.00´de duruşma yarın sabah 09:00´a ertelendi.

(30 Temmuz 2013, 10:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

BM´nin balyoz raporu çöktü

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5491    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 9. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz 9. duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 117 avukattan 40´ı önceki duruşmalarda savunmalarını tamamlamıştı. 41´inci avukat olarak Ali Fahir Kayacan, Perşembe günü yarım kalan savunmasına bugün devam ediyor. Balyoz planının cebir ve şiddet içermediğini, darbenin de fiilen gerçekleşmediğini savunan Kayacan, Mısır´daki olayları örnek gösterdi. Kayacan, bu gerekçeyle Balyoz davasına bakan mahkeme heyetini eleştirirken, ´Tebliğnamede, ´gerçekleştirilen eylemlerin tehlike yaratması yeterlidir´ diye görüş bildiren Yargıtay Başsavcısına da tepki gösterdi.

29.07.2013 11:11 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 9. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 40´ının savunması tamamlanmıştı. 41´inci avukat olarak Ali Fahir Kayacan, Perşembe günü yarım kalan savunmasına bugün devam ediyor. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 10 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

18 SANIĞIN AVUKATI ALİ FAHİR KAYACAN´IN SAVUNMASI

Duruşmada ilk olarak Perşembe günkü duruşmada savunması yarım kalan ve Mehmet Cem Çağlar, Korcan Pulatsü, Hüseyin Çınar, Ahmet Erdem, Bülent Günçal, İsmail Taş, Ziya Güler, Beyazıt Karataş, Turgut Atman, Nedim Güngör Kurubaş, Mustafa Erhan Pamuk, Mehmet Erkorkmaz, Mehmet Eldem, Cenk Hatunoğlu, Mustafa Haluk Baybaş, Rıdvan Ulugüler, Sefer Kurnaz ve Berna Dönmez gibi 18 sanığın avukatı olan Ali Fahir Kayacan geldi ve savunmasına devam etmeye başladı.

´DARBECİLER, HALK VE POLİS TARAFINDAN YENİLSE, DARBE SUÇU O ZAMAN SÖZ KONUSU OLUR!´

Avukat Kayacan, Fethullah Gülen´in davasının cebir ve şiddet içermediği için Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde beraat kararı verildiğini anımsatarak, “Devlete karşı işlenen suçlarda cebir ve şiddet ön plandadır. Dairenizin Muhammet Metin Kaplan ve Fethullah Gülen kararı var. Gülen kararında ´suç gerçekleşmiş olsa dahi 147. madde uygulanamaz, çünkü cebir ve şiddet yok´ deniliyor. Balyoz Davası´nda cebir ve şiddet içermediği gibi fiil de yok” dedi. Mısır´daki askeri darbeye atıfta bulunan Kayacan, “Mısır´ın içinde olduğu durumu düşünün. Mursi´nin taraftarları ve polis gücü karşı koysa Silahlı Kuvvetler de Mısır´da yenilseydi ve tutuklansalardı, o anda icra tamamlanmış olurdu. Ancak Türkiye´de böyle bir durum söz konusu değil” değerlendirmesinde bulundu. Davanın, eksik teşebbüs olarak ileride nasıl olsa cebir ve şiddet olacak görüşü ile hazırlandığını savunan Kayacan, hoyrat bir hukuk anlayışının uygulandığını belirtti. Kayacan, “Tebliğnamede, ´gerçekleştirilen eylemlerin tehlike yaratması yeterlidir” deniliyor. Hangi eylem?.. Planlar eylem olarak kabul ediliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yargılanan sanıkların orgeneral olmasının hukuk devleti açısından hiçbir şey ifade etmeyeceğini söyleyen Karacan, ´Türkiye´de ilk defa bir darbe yargılanıyor, askeri vesayet kırılıyor´ gibi anlama gelecek ifadelerle cezaların şahsiliği ilkesinin bir kenara atılamayacağını, bu tür yaklaşımların çağdaş yaklaşımlar olmadığını ifade etti. Kayacan, “Türk yargısı neden Türk Silahlı Kuvvetleri´nin hiç bir şeyine itibar etmiyor, iki polisin yazdığı tespit tutanağına itibar ediyor. Kimin bu Silahlı Kuvvetler? Genelkurmay bilgi gönderiyor, Hava Kuvvetleri rapor gönderiyor ama mahkeme itibar etmiyor. Planlarda ´Yunanistan´la it dalaşı´ deniliyor. Soruyoruz Hava Kuvvetlerine uçuşlar artı mı diye, azaldığına ilişkin belge geliyor ancak mahkeme kabul etmiyor. Mahkeme hiçbir şeye itibar etmiyor veya etmek mi istemiyor?” dedi.

Cengiz Köylü´nün suç tarihinde Hava Harp Akademisi´nde öğretim elemanı olduğunu 3 dijital veride adının geçtiği için 16 yıl hapis cezası verildiğini belirten Kayacan, “Suç belgeleri 24 Ocak 2003´te oluşturulmuş deniliyor. Bir insan aynı gün aynı saat aynı dakika, aynı saniyede, 3 tane veri oluşturuyor. Allah´ın hikmeti mi diyeceğiz buna, hukukta böyle bir şey olamaz” dedi. Müvekkilinin belgenin kaydedildiği tarihte Akademi dışında “Konkarsu Gezisi”nde olduğunu ve söz konusu gezinin 20-28 Ocak 2003 tarihleri arasında gerçekleştirildiğini anlatan Kayacan, müvekkilinin bu belgeleri oluşturmasının hem fiziken hem de teknik olarak mümkün olmadığını savundu.

Sanık Bülent Karataş hakkındaki dijital veride 7 Mart 2003 tarihinde yazılan bir yazıya yanıt vermekle suçlandığını ifade eden Kayacan, “Turgut Atman´ın ne yazacağı tam belli olmadan Karataş önceden sezmiş ve 7 Mart´taki yazıya 6 Mart´ta cevap vermiştir. Böyle bir şey olabilir mi?” dedi.

-Mahkeme başkanından tekrar uyarısı-

Kayacan´ın, sanıklarla ilgili delillerin sahteliğiyle ilgili açıklamaları sırasında Başkan Ekrem Ertuğrul, araya girerek, iki haftadır bu konulara açıklık getirilmeye çalışıldığını belirtti. Ertuğrul, şunları söyledi: (Niye savunma bölündü, ikaz geldi) demeyin. Tüm samimi duygularımla şunu belirtmek istiyorum; mahkemenin mahkumiyet hükmüne dayanak yaptığı delillerdeki değişiklikler, iddialar birbirine benziyor. Nüans farklılıkları var, detayda farklılıklar var. Siz genel konularda farklı bir açılım yaptınız. Bu da güzel. Bundan sonra sanıklara geçtiğinizde şöyle bir yöntem izlenebilir mi? Benzer hatalar burada da yapılmıştır, mahkeme kararı ortaya koyduk, tartışıyoruz. Sizler bu iddialarınızı ortaya döküyorsunuz. Nüans farkları var. Bu delillerin sonradan oynandığı, değiştirildiği iddiaları, hala bunları dinliyoruz. Basın mensupları, izleyiciler de buna vakıflar. Gönderme yapsak acaba olur mu? Biz de size dikkatimizi sürdürüyoruz hala devam ediyoruz. Bu yönde savunma geliştirirseniz iyi olur.

Ertuğrul´un sözlerini ardından savunmasına devam eden Kayacan, yerel mahkemenin niyet okuyuculuğu ile karar verdiğini savunarak, hazırlanan belgelerle tasfiye operasyonunun gerçekleştirilmek istendiğini ileri sürdü.

Ceza hukukunda delillerin bardaktaki süt gibi ak olması gerektiğini, en ufak bir griliğin delilin bütünlüğünü bozacağını, ancak Balyoz Planı Davası´nda delillerin kapkara olduğunu söyleyen Kayacan, müvekkilinin adının hem muteber personel listesinde hem de ilişiği kesilecekler listesinde geçtiğini, bu durumun da çelişkili olduğunu anlattı.

Kayacan, müvekkili Hüseyin Çınar´ın cezaevinden gönderdiği mektubu okudu. Kayacan, Çınar´ın mektubunda “Sayın hakimler dava kapsamında 2 yıldır cezaevindeyim. Suçsuzluğuma yönelik çığlığımı sizlere duyurmaya çalıştım. Ancak başaramadım. Artık tabiri caiz ise artık köprüden önce son çıkıştayız. Burada da suçsuz olduğuma dair çığlımı duymazsanız işlemediğim bir suç için yıllarca ceza alacağım. Benim, eşimin çocuğumun hayatı karardı. Hayatımız baş aşağı gitmeye devam ediyor. Suçsuzum, adaleti tecelli ettirecek olan sizlerden karar bekliyorum. Ne benim, ne eşimin ne de oğlumun hayatını karartmayın” diye yazdığını aktardı.

Korcan Pulatsü´nün ve Ziya Güler´in tutuklanmamaları durumunda Hava Kuvvetleri Komutanı olacak kalitede komutanlar olduğunu ve orgenerallik rütbesine terfi edeceklerini, ancak tasfiye edildiklerini söyleyen Kayacan, “Şura´dan birkaç gün önce ifadeye çağrıldılar, sonra tutuklandılar ve ordudan ayrıldılar. Bir tane kaldı, Rıdvan Ulugüler. 3, 4 gün sonra Şura toplanacak, o da orada gidecek ve Hava Kuvvetlerinde operasyon tamamlanmış olacak” ifadelerini kullandı.

Avukat Kayacan, 19 müvekkilinin 16´sının havacı olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: Bütün bunları gördükten sonra elinizi vicdanınıza koyup, manevi inancımızla baş başa kalarak gönül rahatlığıyla bunu ´evet Korcan Platsü düzenlemiştir, 18 sene cezayı haketmektedir´ diyebiliyorsak sözün bittiği yerdeyiz. Bunlar o uçağa kefeniyle binerler zaten. Eğer Türk yargısı bu durumda, bu kadar şüphe varken bunu diyebiliyorsa, bizler, onların aileleri ve Türk milleti,onları şehit oldu kabul ederiz, olur biter.

ÖĞLE ARASI VERİLDİ

Avukat Kayacan´ın savunmasını tamamlamasının ardından saat 12.00´de duruşmaya 13.30´a kadar öğle arası verildi.

SANIK AYTEKİN CANDEMİR´İN AVUKATI OĞUZ KAYIRAN´IN SAVUNMASI

Saat 13.30´da tekrar başlayan duruşmada kürsüye ilk olarak sanık Aytekin Candemir´in avukatı Oğuz Kayıran geldi ve savunmasını yapmaya başladı. Avukat Kayıran, ´muhbir´ Mehmet Baransu tarafından savcılığa teslim edilen CD ve DVD´lerin markasının, numarasının ve hash değerlerinin alınmadığını anımsattı. Yerel Mahkemede hakimin somut delillere dayanmayan ´takdir ederek´ hükmün kurulduğunu savunan Kayıran, “Elbette bu dava geçip gidecek ama Türk adalet sistemi bu tarz yanlışlar üzerinden kendisini geleceğe taşıyamaz” dedi. Kanuna aykırı elde edilen bulguların delil olarak kullanılamayacağını anlatan Kayıran, yüklenen suçun hukuka uygun delille tespit edilmesi gerektiğini ifade etti. Kayıran, Mehmet Baransu´nun 21 Ocak 2010 tarihinde savcılığa 4 DVD teslim ettiğini, 26 Ocak 2010 tarihinde ise askeri hakime verdiği beyanda teslim ettiği bu unsurların 3 DVD, 1 CD´den oluştuğunu söylediğini anlattı. Kayıran, Bu hususa bakıldığında soruşturmayı yürüten savcılar tarafından bu çelişkiler giderilmemiştir. Yerel mahkeme de bu çelişkinin giderilmesine ilişkin bir adım atmamıştır, talepler reddedilmiştir dedi.

-Avukat Kayıran: Gölcük belgelerinin çıktığı döşeme alt kısmı donanmanın bilgisayar hurdalığı-

Delillerin ortaya çıkma ve teslim edilme noktasındaki hukuka aykırılıklar bulunduğunu bu nedenle yasal delil olmadığını kaydeden Kayıran, askeri bilirkişinin raporunda, ´5 No´lu hard diskin istek ve irade dışında kötü niyetli kişilerce alındığı, Donanma Komutanlığına ait olmayan bilgisayarlarda sahtecilik amaçlı manipülasyonlara maruz kaldığı, Donanma Komutanlığı´ndaki bilgisayar hurdalığına konulduğunun´ belirtildiğini anlattı.

-Mahkeme Başkanından tekrar uyarısı-

Savunmanın mahkemenin kurucu unsuru olduğunu, iddia makamı ile eşit konumda olduklarını ifade eden Kayıran´ı Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul , “2 hafta boyunca yapılan savunmaları mutlaka izlemişsinizdir. Söz konusu delillerin elde ediliş şekli, üzerinde yapılan yanlışlar, soruşturma ve konuşturma safahatı, avukatlar tarafından dile getirildi. Dosyada belli. Biz sadece burada sizi dinlemekle kalmıyoruz. Bunu hatırlatmak isteriz. Duruşmadan sonra bütün tuttuğumuz notları öğrencinin okulda dersleri dinledikten sonra eve gittiğinde tekrar etmesi gibi değerlendirmeye tabi tutuyoruz. Heyetimizin o algılama yeteneğine sahip olduğunu da burada bulunanların bilmesini istiyorum. Burada söylenen sözler, bütün iddialar, verilen bilgiler havaya uçup gitmiyor. 6 arkadaşımız çalışıyor dosyanın üzerinde. Savunmanın uzunluğu kısalığı önemli değil ama bir konunun birkaç kez söylenmesinin savunmaya ne kadar katkısı olacağını size bırakıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

-Mahkeme Başkanından 2. uyarı: Suç duyurusu yaparız-

23 Mart 2002 yurt dışına çıktığını 13 Şubat 2003´te döndüğünü anlatan Kayıran, müvekkilinin adının geçtiği dijital verilerin Kasım 2002 tarihinde oluşturulduğunu belirtti. Kayıran, müvekkilinin Plan Semineri´ne katılmadığını ifade etti. Kayıran, “Bu dava gelir geçer ama siz ceza adalet sistemimizi bu şekilde götüremeyiz. Bu ülkede her geçen gün bir hukuksuzluk ile karşılaşır olduk” dedi.

Sanık Avukatı Kayıran´ın Türk ceza yargılamasında mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlık kültürüne uymadığı iddiasında bulunması üzerine Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul´dan suç duyurusu uyarısı geldi. Ertuğrul, “Söz meclisten dışarı diyerek yaptığınız ithamlardan kurtulamazsınız. Kararı, mahkemeyi eleştirebilirsiniz ancak Türkiye Cumhuriyeti Anayasa´sıyla kurulmuş devletin yargı organları ve geneline yönelik sözlerinize devam ederseniz hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım” uyarısında bulundu.

Bir kültürden bahsettiğini ve kimseyi hedef almadığını belirten Kayıran ise, Mecelle İlkeleri´nde yapılan hakim tanımının günümüzde olmadığını ve bu geleneğin yeterince dikkate alınmadığını iddia ederek savunmasını bitirdi.

SANIK MEHMET ALPER ŞENGEZER´İN AVUKATI HALDUN KEPEZ´İN SAVUNMASI

Avukat Kayıran´ın 45 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Mehmet Alper Şengezer´in avukatı Haldun Kepez geldi ve savunmasını yapmaya başladı.

SANIK YUNUS NADİ ERKUT´UN AVUKATI AHMET KESKİN´İN SAVUNMASI

Avukat Kepez´in 45 dakika süren savunmasının ardından kürsüye sanık Yunus Nadi Erkut´un avukatı Ahmet Keskin geldi ve savunmasını yapmaya başladı.

11 SANIĞIN AVUKATI AHMET KOÇ´UN SAVUNMASI

Avukat Keskin´in savunmasını 12 dakikada tamamlamasının ardından kürsüye saat 16.00´da, Süha Civan, Cüneyt Sarıkaya, Erdoğan Koçoğlu, Gürbüz Kaya, Abdullah Dalay, Hasan Fehmi Canan, Mehmet Kaya Varol, Hamdi Poyraz, Erhan Kuraner, Doğan Fatih Küçük ve Soydan Görgülü gibi 11 sanığın avukatı olan Ahmet Koç geldi ve savunmasını yapmaya başladı.

2 SANIĞIN AVUKATI YAHYA KOÇ´UN SAVUNMASI

Avukat Ahmet Koç´un 1 saat süren savunmasının ardından kürsüye sanıklar Yusuf Ziya Toker ve Mustafa Çalış´ın avukatı olan Yahya Koç geldi ve savunmasına başladı.

SANIK MEHMET AYGÜN´ÜN AVUKATI METE KUBİLAY´IN SAVUNMASI

Avukat Yahya Koç´un 1 saat 15 dakikalık savunmasının ardından kürsüye sanık Mehmet Aygün´ün avukatı Mete Kubilay geldi ve savunmasına başladı.

SANIK EMİN HAKAN ÖZBEK´İN AVUKATI HATİCE KURBAN´IN SAVUNMASI

Avukat Kubilay´ın 25 dakika süren savunmasının ardından kürsüye sanık Emin Hakan Özbek´in avukatı Hatice Kurban geldi ve savunmasına başladı.

DURUŞMA SONA ERDİ

Avukat Kurban´ın savunmasını 5 dakikada tamamlamasının ardından duruşmaya yarın sabah 09:00´a kadar ara verildi. Böylece bugün itibarıyla 117 avukattan 48´inin savunması tamamlanmış oldu.

(29 Temmuz 2013, 11:11)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

BM´nin balyoz raporu çöktü

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5489    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 8. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz 8. duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 117 avukattan 34´ü önceki duruşmalarda savunmalarını tamamlamıştı.

25.07.2013 09:50 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 8. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya sanık avukatları ile aileleri katıldı. CHP Milletvekili Emine Ülker Tarhan da duruşmayı izleyenler arasında yer aldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 34´ünün savunması tamamlandı. 12 sanığın avukatı olan Mahir Işıkay, dün yarım kalan savunmasına bugün devam ediyor. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 10 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

12 SANIĞIN AVUKATI MAHİR IŞIKAY SAVUNMASINA DEVAM EDİYOR

Duruşmada ilk olarak dün savunması yarım kalan ve Ali Rıza Sözen, Ali Demir, Erdinç Atik, Yusuf Kelleli, Hakan Sargın, Hüseyin Özçoban, Hüseyin Topuz, Kahraman Dikmen, Murat Özçelik, Aziz Yılmaz, Nail İlbey ve Tuncay Küçük gibi 12 sanığın avukatı Mahir Işıkay kürsüye geldi ve yarım kalan savunmasına devam etmeye başladı.

Maalesef hep dijital terörle uğraşıyoruz diyen avukat Işıkay, Yargıtay Başsavcısının müvekkileri hakkında istediği bozma talebine katıldığını, ancak gerekçelerine katılmadığını kaydetti.

Avukat Işıkay, müvekkili Ali Rıza Sözen´i savunurken Sözen´in o dönem Uzunköprü´de çalıştığını ve tamamen Yunanistan´a karşı dış tehditle görevli olduğunu söyledi. Işıkay, Uzmanlık alanı bu olduğu için Nehir geçiş rejimi ile ilgili bir projeden dolayı Rejim geçişi yapmakla suçlandı. Oysa bu TSK´nın bir projesidir. Mahkemeyi inandırmak için Kara Harp Akademisi kütüphanesinde bu kitabı çalıp mahkemeye sunmak zorunda kaldım dedi.

Avukatı Işıkay, Hüseyin Özçoban´ın adının Fatih Cami´ni bombalayacak isimler arasında yer aldığını basında gördüğünü anlattı. Özçoban´ın TSK´daki geleceği parlak subaylardan biri olduğunu belirten Işıkay, müvekkillerinin tamamının suç tarihinde Akademi´de öğrenci olduklarını belirtti. Çarşaf, Sakal isimli planların yapıldığından bahsedildiğini ancak bu planı hazırladığı iddia edilen müvekkillerinin plan seminerine çağrılmadığını anlatan Işıkay, müvekkillerinin adının geçtiği ´kritik görevde yer alacaklar´ listesinde yer alan bir kişinin ceza almadığını, bunun da gerekçesini anlayamadıklarını ifade etti.

-Genelkurmay Başkanı Necdet Özel´e suçlamalar-

Müvekkillerinin söz konusu raporları hazırladığına yönelik bir tane bile görevlendirme veya tebligat bulunmadığını ifade eden Işıkay, sözlerine şöyle devam etti: “1. Ordu Komutanlığı doğrudan Akademiye görev veremez. Başsavcılık Akademideki bazı öğrencilere beraat istedi. O dönemde Genelkurmay Başkanı Necdet Özel Akademi komutanıydı. Bu beraat taleplerinin ardından Özel´in bazı isimleri korumaya alındığı söylendi ama biz bu görüşe katılmıyoruz. Müvekkillerimin de Akademide olduğu sırada komutanları Özel´di. 11 müvekkilim için tanık olarak dinletmek istedim ancak mahkeme kabul etmedi. Akademideki komuta katının tamamı suçlu görünüyor. Hepsi sanık olmuş. Üst kademeden, ast kademeden tüm komutanların bu plandan haber var, öğrencilerin haberi var, keşifler yapılıyor, raporlar hazırlanıyor, ama Akademi Komutanı´nın haberi yok. TSK´da bir teamül vardır. Birlik komutanı, birliğin yaptığı şeyden sorumludur. Neden Akademi Komutanı´nın bu olaylardan haberi yok diye sormak istedik Özel´e. Astınız üstünüz keşifler yapacak raporlar hazırlayacak darbe planı yapacak sizin haberiniz olmayacak. Bu mantık dışıdır. Gelip ifade verseydi açığa çıkacaktı.”

-Eyüp Cami keşif planları-

Müvekkilinin Eyüp Cami´nin eylem planını yaptığına ilişkin raporda Caminin ibadethane girişinin 3 olarak yazıldığını ancak caminin iki kapısının olduğunu anlatan Işıkay, bir dijital verinin üst veri yolunda birinin isminin olmasının onun o kişi tarafından hazırlanacağı anlamına gelmediğini belirtti. “Tamamı sahte olan dijital belgelerin değerlendirmesini heyetin takdirine bırakıyoruz” diyen Işıkay, görevlendirmede Nail İlbey´in ekip lider yardımcısı olarak görevli olduğunu, Hakan Sadık´ın ise ekip lideri olduğunu, Sadık´ın beraat ettiğini, müvekkili İlbey´in ceza aldığını ifade ederek “Ekip lideri beraat ederken nasıl olurda ekip liderinin yardımcısı 16 yıla mahkum edilir” diye konuştu. Kahraman Dikmen´in suç tarihinde Ankara´da görevli olduğunu anlatan Avukat Işıkay, sanık Hüseyin Polatsoy´un görevli olarak keşifler yaptığı söylenen tarihten 2 ay önce Akademide öğrenime başladığını belirterek, “Akademide nefes bile almaya vakit bulamadan keşif raporları düzenlemeye başlıyor. Bu ne kadar sağlıklı bir plan olabilir? Bu kadar kritik görevlerdeki kişilerin seminerde olmaması büyük bir çelişki. Plan seminerinde Çarşaf, Sakal ve Tırpan gibi kelimelerden bir tanesi geçmemiştir, bu kelimelere atıfta bulunulmamıştır” dedi.

Avukat Işıkay, “Gerçekten delil yok. Yoku nasıl anlatırız bilemiyorum. Tüm dijitaller sahte. Bir sanığı kurtarmak için bu kadar belgeyi mücadele sonucu alıp sunduktan sonra ilgisi dışında bir dijital veride ismi yer aldı diye 16 yıl hapis cezası almasına almasını içimize sindiremiyoruz. Bir kelimeyle 16 yıl hapis verilmesi çok ağır” değerlendirmesinde bulundu.

-Gölcük belgelerini bulan güç onları oraya koymuş olabilir-

Bilirkişiye soru sormalarının engellendiğini ifade eden Işıkay, belgeleri Gölcük Donanma Komutanlığı´nda karoların altına bulan gücün belgeleri oraya koyma gücüne de sahip olabileceğini savundu. Müvekkili Aziz Yılmaz´ın caminin eyleme uygunluğuna ilişkin rapor hazırladığından bahsedildiğini ancak raporun dosyada yer almadığını, mahkemeden raporu sorduklarını ancak bulunamadığını, olmayan bir raporla mahkumiyet verildiğini belirten Avukat Işıkay, dijital terörle uğraştıklarını belirtti.

Müvekkili Erdinç Atik´in adının yer aldığı listedeki herkesin beraat ettiğini müvekkilinin ise sehven ceza almış olabileceğini İfade eden Işıkay, Müvekkilim Gökhan Murat Üsküdar, beni mahkemede azletti, mahkemeden takdir indirimi aldı. Müvekkillerim arasında tek takdir indirimi alan kişidir. Sonra beni aradı ´ağabey beni temyizde sen savun´ dedi. Aynı suçla suçlanan aynı pozisyondaki müvekkillerim takdir indimi almadı. Mahkemenin niyetini anlamanız için söylüyorum” diye konuştu.

-Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök´e suçlamalar-

Işıkay, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök´ün ifade vermek izin mahkemeden karar beklemesini eleştirerek şöyle konuştu: Silah arkadaşlığı bambaşka bir şeydir. Hilmi Özkök, ´mahkeme çağırırsa gelirim´ lafını söylemeseydi, gelip mahkeme salonunu kapısında bekleseydi, ´ben ifade vermeye, tanıklık yapmaya hazırım´ deseydi. Biz kimseden şefaat dilemedik. Gerçekten bir suç varsa gelsin ortaya çıksın. Ama Özkök o cesareti gösteremedi. O yürekliliği gösterseydi, ´ben buradayım dinlenmek isteniyorsa, dinlensin´ deseydi, mahkeme buna rağmen dinlemiyorsa, bu günah ve vebal mahkemeye ait olacaktı. Özkök bu günah ve vebali hayatı boyunca çekmeyecekti. Ceza alanlar belki ömürlerini yitirecekler ama günah ve vebal ile yaşamayacaklar. Özkök o delikanlılığı gösterecekti bu vebal ile yaşamayacaktı.”

-Mahkeme Başkanından avukata uyarı-

Bu sözler üzerine Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, somut deliller yokken kişiler hakkında aşırı, rencide edici, rahatsız edici ifadelerin kullanılmasının savunma makamına yakışmayacağını belirterek avukat Işıkay´ı uyardı ve dikkatli olmasını istedi.

Işıkay, müvekkillerinin dijital terör kurbanı olduğunu savunarak beraatlarını talep etti.

SANIK AHMET HACIOĞLU´NUN AVUKATI ZAFER İŞERİ´NİN SAVUNMASI

Avukat Mahir Işıkay´ın 2 saat süren savunmasını tamamlamasının ardından sanık Ahmet Hacıoğlu´nun avukatı Zafer İşeri savunmasına başladı.

4 SANIĞIN AVUKATI AYKANAT KAÇMAZ´IN SAVUNMASI

Avukat İşeri´nin 25 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye, Canatan Turgut, Kenan Yüce, Murat Dülek ve Adem Ceylan gibi 4 sanığın avukatı olan Aykanat Kaçmaz geldi ve savunmasını yapmaya başladı.

-Avukat Kaçmaz: TSK personelinin Atatürkçülüğünü araştırıp fişlemek suç değil!-

Müvekkillerinin TSK personelinin Atatürkçü mü değil mi diye araştırılmasından suçlandığını belirten Kaçmaz, müvekkillerimin iddia edilen bilgi notlarını hazırlamadığını ancak hazırlamış olsalar dahi bunu suç olmadığını söyledi. TSK´da halen kullanılan sicil belgesi hakkında mahkemeye bilgi veren Avukat Kaçmaz şunları söyledi; Bu belgenin 1. maddesinde T.C. Anayasası´nda yer alan cumhuriyetin temel niteliklerine bağlılık her sene tüm personel için tespit edilmektedir. İkinci maddesinde de anayasanın başlangıcında belirtilen cumhuriyetin temel ilkelerine bağlılık da tespit edildi deniliyor. Sicil belgesinden anlaşıldığı üzere TSK´nın tüm personeline bu açıdan değinilmiş ve not almaktadır. Eğer müvekkillerim hakkında mahkumiyet hükmü onanırsa personelin anayasada belirtilen Atatürk İlke ve İnkılapları´na bağlılığın suç olduğunu sizler tescil etmiş olacaksınız. Oysa bu eylemi gerçekleştirmiş olsalar dahi bu bir suç değildir.

Kaçmaz, bu kararın bozulacağına inandığını belirtirken de Ama artık yerel mahkemenin bu konuları aydınlatmak için yapacağı fazla bir şey olmadığından beraat kararını sizlerin vermesini istiyorum dedi.

SANIK MUHARREM SELÇUK ÜNAL´IN AVUKATI CENK SÜLEYMAN KALEM´İN SAVUNMASI

Avukat Kaçmaz´ın 15 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından sanık Muharrem Selçuk Ünal´ın avukatı Cenk Süleyman Kalem savunmasını yaptı.

ÖĞLE ARASI VERİLDİ

Avukat Kalem´in yarım saat süren savunmasını tamamlamasının ardından saat 12.30´da duruşmaya 13.30´a kadar öğle arası verildi.

2 SANIĞIN AVUKATI ALİ KAMBUROĞLU´NUN SAVUNMASI

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde kürsüye ilk olarak sanıklar Emin Küçükkılıç ve Halil Kalkanlı´nın avukatı Ali Kamburoğlu geldi ve savunmasına başladı. Kamburoğlu, bu yargılama sürecinin başından beri hukuk dışı sürdürülen siyasi bir dava olduğunu öne sürerek, TSK´nın bertaraf edilmesi istenmiştir. TSK´nın siyasi arenada olması kabul edilemez ama bu demokratik kurallarla çözülmesi gereken bir sorundur dedi. Yapılanın bir sivil siyasi darbe olduğunu, bunun sadece tutukluları etkilemediğini, onların tahliyesi yönünde karar veren hâkimleri de etkilediğini anlatan Kamburoğlu, savunmasını şöyle tamamladı; Tutuklamalar rehin alma anlayışıyla yapılmıştır. Tutuklamalar, siyasi tedbir veya cezanın aracı olmamalıdır. Evrensel değerlere sahip yargıçların olduğunu görmek istiyoruz.

6 SANIĞIN AVUKATI NAİM KARAKAYA´NIN SAVUNMASI

Avukat Kamburoğlu´nun 15 dakika kadar süren savunmasının ardından kürsüye Abdullah Gavremoğlu, Deniz Cora, Meftun Hıraca, Hasan Basri Aslan, Ahmet Türkmen ve Ümit Metin gibi 6 sanığın avukatı olan Naim Karakaya geldi. Savunmasına, tek karacı müvekkili olduğunu belirttiği Hasan Basri Aslan´la başlaya Karakaya, Aslan´ın sadece iki listede adı olduğu için tutuklandığını vurguladı. Karakaya, onunla birebir aynı durumda olan bir çok ismin ifadeye dahi çağırılmadığına dikkat çekti. Karakaya, bu anlamda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın tebliğnamesinde de önemli bir hata yapıldığını, onunla aynı durumda olanlar için beraat istenirken Aslan´ın hükmünün onaylanması yönünde görüş bildirildiğini söyledi. Karakaya, yerel mahkemenin kararının bozulmasını, bozmadan sonra da yargılamanın başka bir mahkemeye gönderilmesini talep etti.

3 SANIĞIN AVUKATI ABDULLAH KAYA´NIN SAVUNMASI

Avukat Naim Karakaya´nın 1,5 saat süren savunmasının ardından saat 15.45´te kürsüye Mustafa Koç, Ahmet Tuncer ve Devrim Rehber gibi 3 sanığın avukatı olan Abdullah Kaya geldi ve savunmasına başladı. Avukat Kaya, müvekkilini savunurken iki polis memurunu tuttuğu tutanağın önce iddianame sonra karar haline geldiğini söyledi. Kendi yaş gruplarının Tommiks Teksas okuyarak büyüdüğünü o yüzden bilgisayarı anlamadıklarını belirten Kaya, Bunların, mutlaka en büyük neresiyse, bilirkişilere incelettirilmesi şart. Bizler sizler karar veremeyiz. Ha tamam yerel mahkeme karar verdi ama kanaatle karar verdi dedİ.

Müvekkili Mustafa Koç´un ekip lideri gözüken kişi için Yargıtay Başsavcılığı´nın, Suç oluşmamıştır şeklinde görüş verdiğini hatırlatan Kaya, Ekip liderine bozma isteniyorsa, ekip olmadığına inanıyorsunuz demektir. O zaman ekip ne olacak? Herhalde Mustafa Koç unutuldu diye düşünüyoruz dedi.

Avukat Kaya savcılıktaki psikolojilerini anlamaları için diğer müvekkilli Devrim Rehber´le ilgili şunları anlattı: İsmi Devrim, soyadı Rehber. Başlı başına kuşku uyandırmaya yeter. Nelerden korktuğumuza bakın. Kendisi 135 kiloydu. Hapiste 50 kilo verdi. Sağlığına da iyi geldi. Sıra tahliyesinde. Bu çocuk tutuksuzdu. Duruşmalara katılmıyordu ama cezasına indirim bile yapılmadı, suçu avukatların duruşmaya girmemesi. Silivri adliye orada, hazır bekliyor. Bize dava açarsınız gidersiniz.

Kaya´nın bu sözleri mahkeme heyetini güldürdü. Kaya son olarak; Bu davanın bozulmasını ve tahliyeleri canı gönülden bekliyoruz. Blok tutuklamaların olduğu bir davada vicdan ve hukuku çok rahatlatacaksınız dedi.

18 SANIĞIN AVUKATI ALİ FAHİR KAYACAN´IN SAVUNMASI

Avukat Abdullah Kaya´nın yarım saat kadar süren savunmasının ardından kürsüye Mehmet Cem Çağlar, Korcan Pulatsü, Hüseyin Çınar, Ahmet Erdem, Bülent Günçal, İsmail Taş, Ziya Güler, Beyazıt Karataş, Turgut Atman, Nedim Güngör Kurubaş, Mustafa Erhan Pamuk, Mehmet Erkorkmaz, Mehmet Eldem, Cenk Hatunoğlu, Mustafa Haluk Baybaş, Rıdvan Ulugüler, Sefer Kurnaz ve Berna Dönmez gibi 18 sanığın avukatı olan Ali Fahir Kayacan geldi ve savunmasına başladı.

Davaların açılmasına neden olan unsurları değerlendiren Kayacan, bunda yurt dışı ve yurt içi ayağı olan güçlerin koalisyonunun etkili olduğunu savundu. Kayacan, Bu koalisyon güçlerinin menfaatleri de her zaman örtüşmüyor ama ana hedef var. Burada örtüşüyorlar. Ana hedef TSK´yı etkisizleştirmek değil etkisizleştirmenin ötesinde adeta başının ezilmesi ve sindirilmesi. Bu da topluma ´askeri vesayeti sona erdiriyoruz´ şeklinde lanse edildi dedi.

Askerin geçmişte demokrasiye doğrudan veya dolaylı müdahaleleri nedeniyle bu söylemle yapılan bu faaliyetin toplumun belli kesimlerinde destek bulduğunu ifade eden Kayacan, bunu toplum mühendisliği olarak değerlendirdiğini söyledi.

Kayacan, dava sürecinde belli bir medya gücü kullanıldığını, yargılananlar veya soruşturmaya tabi tutulanların darbeci, onların avukatları ve ailelerinin darbe destekçileri olarak yaftalandıklarını, bunun halen sürdüğünü savundu.

Hakimin, aynı zamanda hoyrat olmaması gerektiğini dile getiren Kayacan, Bu hüküm o yönleriyle ne yazık ki çok hoyrat bir hüküm. Kastım aşağılamak anlamında değil. Çok sert değerlendirmelerle verilmiş bir hüküm. Bir ameliyat yapıyor doktor, bisturiyi 5 santim açmak yeterken 15 santim açıyor veya dikişleri kaba yapıyor. Sanıklara bakış açıları ne yazık ki hiç hoş olmadı değerlendirmesinde bulundu.

Ceza yargılamasının amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğunu vurgulayan Kayacan, ceza hukukunda niyet okuyuculuğun yeri olmadığını kaydetti. Kayacan, geçmişte bunun birileri tarafından birilerine yapıldığını belirterek, Şimdi de birileri birilerine yapıyor. ´Sen kesin darbe yapacaktın´ demek niyet okumaktır ifadesini kullandı.

Yargıyla ilgili toplumda hatta yargının içinde bile son yıllarda olumsuz algılamalar bulunduğunu savunan Kayacan, bütün olumsuz algılamalara rağmen Yargıtayın bütün temyiz sebeplerini ciddiyetle ele alacağına inandığını dile getirdi.

Avukat Kayacan, mutlak bozma sebeplerini 3 noktada topladığını belirterek, müvekkilerinin askeri hakim olduğunu, bu nedenle askeri yargıda yargılanmaları gerektiğini savunarak, mahkemenin görevsizliği nedeniyle hükmün bozulması gerektiğini iddia etti.

İkinci mutlak bozma sebebini, mahkeme kararıyla savunma haklarının kısıtlanması olarak ifade eden Kayacan, delillerin ortaya konulması ve tartışılması bölümlerinin atlandığını, yargılama süresince kanıt toplanmadığını savundu. Kayacan, istedikleri bilirkişi incelemelerinin yaptırılmadığını, talep ettikleri tanıkların dinlenmesinin reddedildiğini ifade ederek, Mahkemede hakimler baştan beri tarafsızlıklarını yitirmiştir iddiasında bulundu.

Mutlak bozma sebeplerinden üçüncüsünün delillerin hukuka aykırı elde edilmesi olduğunu ileri süren Kayacan, Hukuka aykırı elde edilen deliler hükme esas alınamaz. Bu, bizde ve bütün dünyada böyle. Bu, zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur esasına dayanmaktadır dedi.

Dijital verilerin delil kabul edilmesiyle ilgili eleştirilerde bulunan Kayacan, İnanın yüksek mahkeme önünde bunları söylemek durumunda bırakıldığım için rahatsızlık duyuyorum. Yoksa siz bunları çok iyi biliyorsunuz. Aslında o sayın hakimlere hitap ediyorum bunları bilmezcesine hüküm yazdıkları için ifadesini kullandı.

Ceza hukukunda mahkumiyete karar verilebilmesi için fiil ile sanık arasında illiyet bağı kurulması gerektiğini bildiren Kayacan, hiçbir zaman kanaat ve takdirin tek başına hüküm vermeye yetmeyeceğini yineledi. Kayacan, Doktor ´öyle gördüm´ deyip ilaç yazabilir ama hakim ´ben öyle gördüm´ deyip karar veremez, delile dayandırması lazım görüşünü aktardı.

Müvekkillerinden, Cengiz Köylü, Beyazıt Karataş, Mehmet Eldem, Bülent Günçal, Ziya Güler´in dijital belgelerde suç isnat edilen tarihlerde il ya da yurt dışında olduklarını belgeleriyle kanıtladıklarını anlatan Kayacan, mahkemenin bunları dikkate almadığını kaydetti.

DURUŞMA 29 TEMMUZ´A ERTELENDİ

Saat 18.30´da duruşmanın 29 Temmuz Pazartesi günü devam edilmek üzere ertelenmesine karar verildi. Duruşmanın 8. gününde 117 avukattan 40´ı savunmasını tamamladı. 41´nci avukat olarak Ali Fahir Kayacan, yarım kalan savunmasına Pazartesi günü devam edecek.

(25 Temmuz 2013, 09:50)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

BM´nin balyoz raporu çöktü

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5484    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 7. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı, 405 klasörlük Balyoz davasının temyiz 7. duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 117 avukattan 30´u önceki duruşmalarda savunmalarını tamamlamıştı.

24.07.2013 13:06 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 7. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda 361 sanıktan 92´sinin bireysel savunmaları sona erdi. Müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 30´unun savunması, bugün savunmasına devam eden avukat Nevzat Güleşen hariç dün itibarıyla tamamlandı. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 10 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

SANIK AVUKATI NEVZAT GÜLEŞEN SAVUNMASINA DEVAM ETTİ

Duruşmada ilk olarak dün savunması yarım kalan ve Ahmet Dikmen, Aşkın Öztürk, Doğan Uysal, Erdinç Altıner, Fikret Güneş, Hasan Hoşgit, Haydar Mücahit Şişlioğlu, Hannan Şayan, Hüseyin Hoşgit, İsmail Taylan, Mehmet Baybars Küçükatay, Murat Özenalp, Onur Uluocak, Ökkeş Alp Kırıkkanat ve Yavuz Kılıç gibi 15 sanığın avukatı olan Nevzat Güleşen kürsüye geldi ve yarım kalan savunmasına devam etti. Avukat Güleşen, savunmasını tamamen siber saldırılar ve bilgisayar korsancılığı üzerine kurdu. Güleşen, dijital delillerin sahte olduğunu iddia etti.

Savunmasının başlangıcında (Balyoz davasında ifade veren, ancak iddialarına istinaden açılan soruşturmada delil bulunamayan, kendisini derin devletin adamı olarak tanıtan, hakkında çeşitli davalar açılan) Orhan Aykut´un iddialarını hatırlatan Güleşen; 7 iddianamenin hep dijital verilere dayandığını hatırlattı ve “Çünkü aynı merkezde hazırlanıyor, bilirkişiler neden hep Ankara´dan, neden hep polis. Çünkü iddianameler Ankara´da hazırlanıyor, bilirkişiler de oradan çağırılıyor” dedi.

Güleşen, Yargıtay Başkanı Ali Alkan´ın duruşma öncesi hem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hem de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile görüştüğünü hatırlatarak, Zımni olarak baskılar gelebilir, biz endişe ediyoruz. dedi.

-Avukat Güleşen: Yargıtay Başsavcılığı 90 günde nasıl tebliğname hazırlayabilir?-

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı´nın bu davayla ilgili hazırladığı tebliğnameyi ağır bir dille eleştiren Güleşen, toplam yarım milyon sayfa bu davanın belgelerinin incelenmesinin mümkün olmadığının vurguladı. Tebliğnamenin 11 sayfasının isimden oluştuğunu belirten Güleşen; “buna karşılık 5300 yıllık hapis cezasına 12 sayfalık hukuki mütalaa verildi” dedi.

Tebliğnamede müvekkillerinden Doğan Uysal için beraat istendiğine dikkat çeken Güleşen şöyle devam etti: “Polis fezlekeleri iddianame ve ek delil klasörleri diyor ki Doğan Uysal bu kanun değişikliğine en son 5 Nisan 2013´te kaydetti. İyi ki böyle bir sahtekarlığı ona yapmışlar. 15 Haziran 2005´te çıkmış ve Doğan Uysal, sözde 2003´te yazılmış bu belgede 2005´te çıkacak bir kanunu “bu kanunun hangi resmî gazetede çıkacağını, sayısını ve 7. maddenin değişeceğini bilmiş” Uysal diyor ki “Ben bir müneccim değilim, gerisi boş, bilirkişiye gitmeye gerek yok.” Torununuza böyle olmuş deseniz inanmaz, dedeciğim burada sahtekarlık var der. Tebliğname bari bu sahtekarlığı görseydi. Neden görmedi? Çünkü bir tek sahtekarlığın tespiti yapılsaydı tüm dosya bozulurdu. Bir bardak süte bir damla arsenik ya da siyanür koyup bunu çocuğunuza içirebilir misiniz? Bu sahtekarlığa göre bu dosyayı bozmazsanız ben üzerimden vicdan sorumluluğunu atmış olurum.”

Yine de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı´na şükranlarını sunan Güleşen şöyle devam etti; 67 kişinin beraatini isteyen savcı mahkemeye dedi ki ´sen haksız kararlar veriyorsun böylece Türk ordusunun başına geçirilen çuvalda savcı tebliğnamesiyle kocaman bir delik açıldı. Sonra ne oldu? Büyük fotoğrafı görelim.´ Seminere katılmayan havacılar, karacılar beraat ediliyor, darbenin ihalesi deniz kuvvetlerine kalıyor. Gemilerle Ankara´ya gelip mi darbe yapacaklardı, kanal Ankara projesi mi var? Ortaya çıkan bu fotoğrafla denizciler mağdur edilmeye başlandı. Bu görüş akılla dalga geçmektir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın sadece yargılamanın nasıl yapıldığını izlemesinin 124 günü alacağını savunan Güleşen, Cumhuriyet Başsavcılığının sadece sesli ve görüntüleri izlemiş olması halinde 90 gün içinde tebliğnameyi hazırlamasının mümkün olamayacağını ileri sürdü. Denizcilerin sadece denizde manevra yapmayı bildiğini belirten Güleşen, denizcilerin Ankara´da darbe yapması görüşünün ise akıl ile dalga geçmek olduğunu iddia etti.

-Avukat Güleşen: Genelkurmay Başkanı Özel, kendi öğrencilerini kurtarıyor-

Güleşen savunmasında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı´nın beraatini istediği istediği 67 kişiden 13´ünün, o zaman Kara Harp Okulu öğrencisi olduğunu ve okul komutanının da bugünkü Genelkurmay Başkanı Necdet Özel olduğunu vurgulayan Güleşen; “Tüm Kara Harp Okulu öğrencileri için beraat istendiğine dikkat çekti. Sonra Yargıtay Başsavcısı´nın, Genelkurmay Başkanı Özel ve Başbakan´la geçtiğimiz haftalarda yaptığı görüşmelere dair haberleri slayt şeklinde sundu.

Başsavcılığın beraatını istediği 67 sanıktan 13´ünün suç tarihinde öğrenci ve kurmay subayı adayı olduğunu savunan Güleşen, o dönem Kara Harp Akademisi´nin komutanının, şu anki Genelkurmay Başkanı Necdet Özel olduğunu söyledi. Özel´in komutan olduğu o tarihte orada öğrenci olup bu davada yargılanmakta olan herkes için beraat istendiğini ileri süren Güleşen, Necdet Özel´in kendi öğrencilerini bir şekilde kurtardığına yönelik dedikodular var, müvekkillerim bu dedikoduların önlenmesini istiyor. diye konuştu. Güleşen, dosyanın bozulması talebinde bulunarak müvekkillerinin tahliyesine karar verilmesini talep etti.

Güleşen, savunmasında “Gölcük´teki 5 numaralı hard diskte tozlanma yöntemiyle yapılan parmak izi tespitinde 5 gün önceki bir iz saptandı.” dedi.

Daha sonra 15 müvekkilini tek tek anlatmaya başlayan Güleşen, “Bir belgede “word” dosyası yerine “world” yazılmış, böyle bir dosya tipi yok. Hani (Balyoz davasında ifade veren, ancak iddialarına istinaden açılan soruşturmada delil bulunamayan, kendisini derin devletin adamı olarak tanıtan, hakkında çeşitli davalar açılan) Orhan Aykut, 50-60 kişinin Ankara Dikmen´de çalışarak bunları hazırladı demişti ya. Bu “world” dosya hatası İzmir´deki fuhuş ve casusluk davasında da ortaya çıktı, işte yakaladık” dedi.

Eskişehir´de bulunan flaş belleğin bulunma sürecini detaylı anlatan Güleşen, mahkeme heyetine bir CD´nin nasıl yaratıldığını uygulamalı olarak gösterdi.

Listelerde adı geçtiği halde tutuklanmayan isimler olduğunu söyleyen Güleşen, “İlahlar onları korudu, onlara bir şey olmadı” deyince bazı üyeler gülümsedi. Güleşen, tüm sözde belgelerin aynı bilgisayarda yazıldığını söyledi.

4 SANIĞIN AVUKATI EYÜP SABRİ GÜRSOY´UN SAVUNMASI

Güleşen´in 2 saate yakın süren savunmasını tamamlamasının ardından, Faruk Oktay Memioğlu, Mehmet Kemal Gönüldaş, Mehmet Yoleri ve Abdülkadir Eryılmaz gibi 4 sanığın avukatı olan Eyüp Sabri Gürsoy savunmasına başladı. Savunmasına müvekkili sanık Mehmet Yoleri´yle başlamak istediğini belirten Gürsoy, müvekkilinin uzun yıllar terörle mücadele ettiğini, son olarak bir üsteğmenin kucağında şehit olmasının karşısında harp psikozu ve psikolojik tedavi gördüğünü, günde 5 kez insülin vurduğunu ve iki kez kalp krizi geçirdiğini söyledi. Yoleri´nin ilk ifadesine gittiğinde bu sağlık sebeplerinden tutuklanmadığını, ancak toplu tutuklamalarda tutuklandığını vurguladı ve şunları anlattı:

“Tutuklanınca Bakırköy´e gönderilmesini istedik, biz oranın tedavi merkezi olduğunu sandık. Ancak hastanenin ucunda bir cezaevine tedavi değil tecrit amaçlı götürüldü. Gittim, gördüm. Bir hücreye kapatılmış, lambası sönmüş, yemeği bir kapının altından veriliyor. Tuvalet ihtiyacını pet şişeden gideriyor. Uyuşturulmuş, tecrit edilmiş. İsyan ettim, derhal gönderilmesini istedim, ancak Haberal´ı tedavi eden doktorlar tutuklandığı için doktorlar rapor vermekten korkar oldu. Şimdi onu koğuş arkadaşları ayakta tutuyor. Eşi kanser hastası, ona bakacak kimsesi yok. Onunla şimdi Nilgün Doğan ilgileniyor. Bir aile parçalandı. Yoleri´nin görevi neydi, bu hastalıklar nedeniyle rapor alan bu yüzden tali göreve verilmiş fotofilm subaylığı gibi işi olmayan bir yerde çalışıyor. Ama iddianameye göre listeleri o hazırladı. Listelerde Rıfat Hisarcıklıoğlu´nun da adı var o zaman onun da dahil edilmesi lazım.”

Yoleri, 15. Kolordu Komutanı veya kurmay başkanı da değil, dıdısının dıdısı, kime ne görevi verecek. Emrinde çay getir diyecek postası bile yok. Belgenin altındaki imzanın ona ait olmadığını kanıtladık ama Mahkeme Heyeti imza ona ait olmasa bile vekaleten imzalatmıştır diye ceza verdi. Kim imzaladıysa bulun. Bu adalet değil, bu adil yargılama değil” dedi.

Avukat Gürsoy, Yoleri´yle ilgili şu bilgileri de aktardı: “Kızı evlendi, düğününe gidemedi. Bunun üzerine davetiyeyi Mahkeme Heyeti´ne gönderip, benim yerime gidin kızıma babalık yapın dedi. Herhalde bunun için olsa gerek hak etmediği bu cezadan indirim dahi yapmadılar.”

Yoleri´nin hazırladığı iddia edilen belgelerde imzasının olmadığını dile getiren Gürsoy, Biri suç işlemiştir onun yerine bunu cezalandıralım. Bu adalet değildir, bu yargılama değildir ifadesini kullandı. Müvekkili Memioğlu´nun Birinci Ordu ile bağlantısı olsa da seferberlikteki görevinin Ege Ordu Komutanlığı´na destek vermek olduğunu, kendisine görev verilmesinin mümkün olmadığını savundu. Memioğlu´nun evindeki arama ve ifadesinin alınması sırasında yaşadıkları sıkıntıları anlatan Gürsoy, stresten kolon kanseri olduğunu öne sürdü. Gürsoy, Memioğlu´nun, listede isminin yazdığı ve yanına artı işareti konulduğu için suçlandığını savundu. Müvekkilinin evinde bulunan ajandalarla suçlandığını, kendisinin de ajandalarını atmadığını notlar aldığını anlatan Gürsoy, “Müvekkilim seminere katıldı notlar aldı, bu gayet normal. Kimse seminerde söylenenleri reddetmiyor ki. Seminerde müvekkilim sunum yapmadı, söylemediklerinden dolayı nasıl suçlanıyor? Asıllar bırakılıyor yan taraftakiler suçlanıyor. Müvekkilim ajandasına, ´müdahale olmayacak herkes emir komuta zinciri içinde olacak´ diye yazmış. EMASYA Planı doğrultusunda valilikler toplumsal olaylarda Silahlı Kuvvetler´den destek talep edebilir. Bu durumda Ordu Komutanı ´her şeyin kendi bilgisi dahilinde olmasını istiyor. Kendi ordusunda ne olup bittiğini bilmek istiyor” dedi.

TSK´nın sokağa çıkıp istihbarat yapacak tek bir biriminin bile bulunmadığını belirten Gürsoy, Yoleri´nin Adapazarı´nda sokağa çıkıp insanlara sağcı mısın veya solcu musun diye sormadığını, Genelkurmay´ın istihbari bilgileri MİT´ten talep ettiğini kaydetti. Jandarma´nın ve Polisin görevi gereği istihbari bilgiler toplayabileceğini ifade eden Gürsoy, dosyada yer alan bir belgede müvekkili Yoleri´ye ait olduğu iddia edilen bir imza bulunduğunu, ancak söz konusu imzanın müvekkiline ait olmadığının emniyette kanıtlandığını ancak gerekçeli kararda yer almadığını ifade etti. Gürsoy, Mahkeme Heyeti ´imza ona ait olmasa bile vekaleten imzalatmıştır´ diye ceza verdi. Kim imzaladıysa bulun. Bu adalet değil, bu adil yargılama değil” dedi.

Gürsoy, müvekkili Mehmet Kemal Gönültaş´ın MEBS Komutanlığı´nda görev yapmadığını, 1. Ordu Komutanlığı´nda Denetleme Kurulu´nda görevli olduğunu, başsavcılığın beraat talebinde bulunduğunu, talebe katıldığını kaydetti. Jandarma Bölge Komutanı Abdulkadir Eryılmaz´in Çetin Doğan ile bir münasebetinin olmadığını, Doğan´ın duruşmada müvekkiline Diyarbakır´da görev yapması nedeniyle AK Parti Milletvekili İhsan Arslan´ı tanıyıp tanımadığını sorduğunu belirterek, “Müvekkilim tutuklanmadığı için Doğan, Arslan ile ilgili sorular yöneltti. Eryılmaz da Arslan´ı tanımadığını onunla oturup yemek dahi yemediğini söyledi. Ordu Komutanı Bölge Komutanı´na zaten güveniyor. Güvenmediği halde nasıl destekler. Eryılmaz, Jandarma Genel Komutanlığı´na bilgilendirerek seminere katıldı” dedi.

ÖĞLE ARASI VERİLDİ

Gürsoy´un savunmasını tamamlamasının ardından 12.15´te duruşmaya 13.30´a kadar öğle arası verildi.

2 SANIĞIN AVUKATI AYŞE GÜL HANYALOĞLU´NUN SAVUNMASI

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde ilk olarak, sanıklar Mustafa Aydın Gürül ve Ali Deniz Kutluk´un avukatı Ayşe Gül Hanyaloğlu savunmasını yaptı. Hanyaloğlu, savunmasında Lütfen davanın sonunu beklemeden bu gece toplanıp karar verin. Bu tutukluluklara son verin. Bu kara lekeyi temizleyelim. diye konuştu

SANIK ALİ YASİN TÜRKER´İN AVUKATI BURÇİN HEKİMOĞLU´NUN SAVUNMASI

Hanyaloğlu´nun 45 dakika süren savunmasının ardından saat 14.16´da kürsüye sanık Ali Yasin Türker´in avukatı Burçin Hekimoğlu geldi ve savunmasını yapmaya başladı.

-Mahkeme Başkanı avukatın mikrofonunu kapattırdı-

Avukat Burçin Hekimoğlu çok uzun bir süre davanın geneli hakkında konuşunca Mahkeme Başkanı müdahale etti: Bunlar defalarca anlatıldı, ben de not tuttum. Bana mı rastladı diyeceksiniz ama burada belki değindiğiniz, baştan beri dosyanın geneli üzerinde çok güzel savunmalar yapıldı. Tekrar yerine müvekkilinize geçerseniz daha iyi olur, siz bilirsiniz.

Avukat Burçin, Hiç olmazsa başlıklar halinde devam edeyim diyerek Silivri cezaevindeki şartları anlatmaya başladı. Bunun üzerine hakim, Mikrofonların sarkıtılması, sanıklarla aranıza masa konması diyerek Hekimoğlu´nun sözlerine katkıda bulundu. Bunun üzerine tüm heyet güldü.

Avukat Hekimoğlu yeniden konuşmaya başladı. Ancak konuyu yine müvekkiline getiremedi. Mahkeme heyeti Hekimoğlu´nu tekrar uyardı. Ardından tartışma yaşandı. Mahkeme Başkanı sesini sertleştirdi.

10 DAKİKA ARA

Avukat Hekimoğlu, tavrını sürdürüp teknik savunmaya geçince Mahkeme Başkanı ilk kez mikrofonu kapattırdı ve 10 dakika ara diyerek duruşmaya ara verdi.

Aradan sonra Avukat Burçin Hekimoğlu savunmasına devam etti. Hekimoğlu, müvekkilinin Ege adalarında yapılacak eylemlere ilişkin çalışma gruplarında görevlendirildiği, bazı belgeleri hazırladığı iddiasıyla cezalandırıldığını söyledi.

Yerel mahkemede yaşadıkları sıkıntıları dile getiren Hekimoğlu, mahkeme kararının yeterli gerekçeden yoksun olduğunu savundu.

Hekimoğlu, Bu planlar gerçekten bir darbe yapılmasına elverişli, yeterli de değil. Cumhurbaşkanlığı makamına ne olacak örneğin planda hiç geçmiyor. Birisi kalkıp ´Cumhurbaşkanını yakalayalım´ mı diyecek, yoksa Cumhurbaşkanı orada oturmaya devam mı edecek. İletişim, ulaştırma ile ilgili kurumlar ne olacak. Bu planlarda hiçbir açıklama yok. Ama önem gösterilen şey, bazı AVM´lerin kontrol altına alınacağı, sanki kritik nokta buymuş gibi. Bunun tamamen göstermelik olduğu ortada diye konuştu.

Yerel mahkemenin gerekçeli kararını da eleştiren Hekimoğlu, Yerel mahkemenin delilden suça gitmek yerine, suçun varlığını önkabul alarak hareket ettiği görülmektedir değerlendirmesinde bulundu.

Hekimoğlu, benzer mahiyette başka davalar da bulunduğunu belirterek, Mahkeme, mantıksızca kurulmuş başka davalardaki delilleri hükme esas alıyor. Burada bir komplo döngüsü var görüşünü savundu.

Dijital verilerin sahteliği şüphesinin sanıkların lehine değerlendirilmediğini öne süren Hekimoğlu, Yerel mahkemeye göre şüpheden sanık değil, iddia makamı faydalanmaktadır dedi.

12 SANIĞIN AVUKATI MAHİR IŞIKAY´IN SAVUNMASI

Avukat Hekimoğlu´nun savunamsını tamamlamasının ardından kürsüye, Ali Rıza Sözen, Ali Demir, Erdinç Atik, Yusuf Kelleli, Hakan Sargın, Hüseyin Özçoban, Hüseyin Topuz, Kahraman Dikmen, Murat Özçelik, Aziz Yılmaz, Nail İlbey ve Tuncay Küçük gibi 12 sanığın avukatı olan Mahir Işıkay geldi. Ancak slayt gösterimi yapacağı görülünce Mahkeme Başkanı Işıkay´a hazırlanması için 5 dakika ara verdi. Savunmasına başlayan Avukat Işıkay, Yorulduğunuzun farkındayım, ben sizi fazla yormayacağım, belki yarına sarkacak ama anlatacaklarım önemli dedi.

Işıkay bu davanın en kıdemsiz avukatı olduğunu belirterek, şunu söyledi: Aslında ben askerî hakimdim. Hakimin kötü yola düşenine avukat denir. Ben bu kötü yola 3 yıl önce düştüm, ama kötü düştüm. Bir sabah arkadaşım Hüseyin Özçoban´ın cami bombalayacağı haberini görünce bu davalara bulaştım.

Işıkay´ın bu sözleri Mahkeme Heyetini güldürdü. Araya giren Başkan, savunmanın bölünmemesi için gerekirse saat 19.00´a kadar Işıkay´ı dinleyeceklerini belirtti.

Işıkay, delillere ilişkin tespit ettikleri sahtelikleri resmi belgelerle ispatlayacağını belirtti. Plan kapsamında hazırlandığı öne sürülen belgelerdeki bazı ifadelerle ilgili resmi kurumlara yazılar yazdıklarını belirten Işıkay, bu yazılara verilen cevapları slayta yansıttı. Işıkay, belgelerde, hiç var olmayan cadde ve sokak isimlerinden, otobüs hatlarından söz edildiğini, zaman çelişkileri içeren unsurlar bulunduğunu savundu. Plan kapsamında bombalanacağı öne sürülen Fatih Camisi´ne ilişkin keşif raporunda MOBESE kayıtlarından söz edildiğini belirten Işıkay, Cami´de 2003 yılında MOBESE veya kamera sistemi olmadığına ilişkin emniyet yazılarını da slayta yansıttı. Zaman çelişkilerinin güncelleme ile açıklanmasına değinen Işıkay, Öyle güncelleme yapmışlar ki rütbelerini unutmuşlar, eski görevlerini, rütbelerini yazmışlar dedi. Müvekkili Erdinç Atik´in Fatih Camisi, Nail İlbey´in ise Eyüp Camisiyle ilgili keşif raporu hazırlamakla suçlandığını anlatan Işıkay, farklı kişiler tarafından, farklı tarihlerde hazırlandığı iddia edilen, birbirinden bağımsız bu iki raporda aynı yerde, aynı kelimelerde, aynı imla hatalarının yapıldığını, bunun normal olmadığını söyledi.

DURUŞMA SONA ERDİ

Saat 17.30´da duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi. Yarın sabah 09.00´da başlayacak duruşmada Avukat Işıkay, savunmasına devam edecek.

(24 Temmuz 2013, 13:06)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

BM´nin balyoz raporu çöktü

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5483    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 6. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı, 405 klasörlük Balyoz davasının temyiz 6. duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 117 avukattan 24´ü önceki duruşmalarda savunmalarını tamamlamıştı.

23.07.2013 10:18 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının altıncı temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya sanık avukatları ile aileleri katıldı. Duruşmaya Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan da katıldı.

Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, Oturuma dünden kaldığımız yerden devam ediyoruz. dedi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin ´2013/9110 esas sayılı dosyası´nda savunma sırası, avukatların soyadına göre alfabetik olarak sıralandı. Balyoz Darbe Planı Davası´nın temyizinin görüldüğü geçen beş duruşma boyunca 24 avukat savunmasını tamamlamıştı. Listeye göre sırası gelen sanık Mümtaz Can´ın avukatı Erhan Ergun, duruşmaya gelmediği için savunma yapamadı.

5 SANIĞIN AVUKATI MURAT ERGÜN´ÜN SAVUNMASI

Ardından bugünkü duruşmada ilk olarak Kadir Sağdıç, Abdullah Can Erenoğlu, Mehmet Fatih İlğar, Mehmet Koray Eryaşa ve Turgay Yamaç gibi 5 sanığın avukatı olan Murat Ergün kürsüye gelerek savunmasına başladı. Ergün, Kendimizi, ilk günden son güne kadar aldatılmış hissettik. Bu kendi hissiyatımız. ifadelerini kullandı.

-Balyoz müdahilliklerine eleştiri-

Avukat Murat Ergün, Silivri´de neler yaşandığını doğrudan yaşayan insanlar olarak anlatmaya geldiğini ifade etti. Müdahilliklerin sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu gerekçesiyle kabul edildiğini anlatan Ergün, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki uygulamanın çifte standart olduğunu savunarak bu durumdan çok şikayetçi olduğunu belirtti. Deniz Feneri soruşturmasını yürüten savcıların Yargıtay´daki yargılamasına dikkat çeken Ergün, Deniz Feneri davasında müdahillik başvuruları oldu ama kabul edilmedi çünkü CMK´ya göre suçtan zarar görenler müdahil olabilir. Askerlerin yargılandığı davada Türkiye´nin dışında bir usul izlendi, her gelen müdahil oldu. Suç isnatı varsayımlarla oluştu. Varsayımlar ispat edilmiş hakikatler gibi mahkumiyetler verildi. Savunmanın her talebine gözleri kulakları tıkanmış bir mahkeme vardı dedi.

İddianamede ve mahkemenin gerekçeli kararında en çok değerlendirilmiş, kanaate varılmıştır, düşünülmüştür ifadelerinin bulunduğunu ancak bir tane bile ispatlanmış kelimesinin olmadığını savunan Ergün, ispatı kanıtı olmayan düşüncenin olamayacağını anlattı. Ergün, Soyut iddialara dayanmayan takdir bu kadar hoyratça kullanılabilir mi bu çok ağır bir ihmaldir.

-TSK´dan dışarıya belge sızdıran kişilere ´işbirlikçi´ suçlaması-

Türkiye Cumhuriyeti´nin yeniden yapılandırılması söz konusu. Faaliyet gösteren güç odakları var. TSK´yı dönüştürmeden Türkiye dönüştüremez. Bu ise ancak silahla değil, hain komplolarla olabilir. Çok çıplak gerçekler var. Sanıklara göz göre savunma hakları kullandırılmadı dedi. TSK´nın kendi dünyevi görüşleri doğrultusunda kadrolarının yeniden yapılandırılmasını arzulayan dış ve iç güçlerin olabileceğini anlatan Ergün, sözlerine şöyle devam etti: TSK´dan emekli olmuş veya hala içinde olan bir takım işbirlikçiler var. Onlar olmasa zaten bu davalar hiç olmazdı. Muhbir Mehmet Baransu yasal bir seminerin ses kayıtlarını nereden aldı? O kayıtlar en güvenli yerde tutuluyordu. 1. Ordu´nun kozmik odasından yasal ses kaydını kim çalabilir? Kozmik odaya kim yaklaşabilir?

-Gölcük belgelerinin döşeme altında bulunmasına pes dedirten savunma-

Gölcük´te Donanma binasındaki İstihbarata Karşı Koruma biriminin zeminindeki kablo kanallarında bulunan işleri bitmiş ama devlet malı olduğu için atılamayan, kullanılmayan, boş duran hardiski kim girip alır yükleme yapıp geri koyabilir? Eğer TSK´nın içinde Türkiye Cumhuriyeti´nin niteliklerini değiştirmeye yönelik niyetleri olan güçlere hizmet eden işbirlikçi hainler olmasa bunlar olmaz. TSK´nın içinde sanıkların oluşturduğu çete ile mücadele etmiyorlar masum insanları yakılıyor. Eğer ülkede değişim yapılacaksa TSK tasfiye edilmiştir bugün yaşanan da odur.

-Bilirkişi raporları-

1. Ordu´nun kozmik odasından CD´leri çalanların iyi niyetli olmadığını, suç çetesinin ortağı olduğunu, bunun da hedefteki insanların tasfiyesi için kullanıldığını belirterek, O insanların vatansever değil vatan haini oldukları ortaya çıktı değerlendirmesinde bulundu. Silivri´de yaşadıklarının yargılama olmadığını, yargıla(ma) olduğunu savunan Ergün, Eğer savunma, sanık ve müdafileri başarısız olsaydı bunca karalamaya rağmen toplumdaki Balyoz Davası´nın sahteliğine olan inanç bu kadar yüksek olmazdı. Hukukun kabul ettiği delil var mı? Konu bu. Delil yoksa ben seminere katılsam ne olur? Eğer bu dijitaller sahteyse başka bir şeyi konuşmaya gerek var mı? 1. Ordu´dan çıkartılan 3 adet CD sahteyse başka bir şeyi konuşmaya gerek var mı? Bu insanların suçlandığı sözde kanıtlar hukuken muteber mi? Kim karar verecek neye göre karar verecek dedi. Hakimlerin kendi hukuki bilgilerinin dışında kalan konularda ancak teorik olarak karar verebileceğini, ancak bu durumun gerekçesini kararda açıklamak zorunda olunduğunu anlatan Ergün, dijital konularda uzmanlardan görüş almadan karar verilemeyeceğini belirtti. Ergenekon Davasının yapıldığı mahkemenin Balyoz Davası´nın yargılamasının yapıldığı mahkemeden dijital delillere ilişkin bilirkişi raporunu istendiğini, mahkemenin de bilirkişi raporu olarak polis tutanağını gönderdiğini anlatan Ergün, Polisin dediği kabul edilecek o zaman bu yargılamayı yapmasaydınız? Kimse yargılanmayayım demiyor, beni yargıla ama adil yargıla diyor. Bilirkişi raporu almazsın, sanık lehine delil toplamazsın, tesadüfen gelenleri dikkate almazsın, ben sana nasıl güveneyim? dedi.

-Taleplerden binde 7´sinin kabul edilmesi-

Yargılama sırasında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nde iddia makamının 359 talebinden 358´inin kabul edildiğini, savunmanın ise 943 talebinin yalnızca 7´si kabul edildiğini ifade eden Ergün, Ergün, Bu avukatlar ne istedi ki binde 7´si kabul edildi? Biz sadece delillerin sahteliği, doğruluğu incelensin, bilirkişi, tanıklarımız dinlensin dedik. Ret, ret, ret. İstatistikler ortada.

-BM Komisyonunun ´Balyoz tutuklulukları haksız´ kararı-

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak neden Birleşmiş Milletler´den gelen bir karara seviniyoruz? Atatürk´ün büstü olan bir mahkemeden gelen bir karara neden sevinemiyoruz da kıtalar ötesi, bizden tamamen yabancı insanların verdiği kararlara seviniyoruz? Neden bu topraklarda güller hep kırmızı açıyor dedi.

MAHKEME BAŞKANI: FİLM ŞERİDİ GİBİ GÖZLERİMİZİN ÖNÜNE SERDİNİZ

Ergün´e savunma için seçtiği yöntemin çok güzel ve etkileyici olduğunu söyleyen Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul, Sırada savunma için bekleyenler var. İki haftadır bir aradayız, birbirimizi az çok tanıdık, gözlerimizden, mimiklerimizden. Gözgöze geliyoruz, anlıyoruz. Duygulu bir savunma yapıyorsunuz ancak o tekrar mahiyetinde olan benzer konuları çok güzel açtınız, yansıttınız, film şeridi gibi gözümüzün önüne serdiniz. Savunmayı bölmek istemiyorum ancak tekrar mahiyetinde olabilecek konularda hızlı hareket edebilir misiniz? dedi. Bunun üzerine Ergün, Sayın Başkan size müvekkillerimin sözüyle yanıt vereyim; alındı, anlaşıldı karşılığını verdi.

Mehmet Baransu´nun CD´lerin Savcılığa tesliminde tutulan tutanağı heyete gösteren Ergün, Savcılık tesliminde 9 No´lu CD´nin üzerinde vatandaş´ ifadesi var. Ancak aynı CD´nin Başsavcılık kayıtlarında adı irtica unsurları´ oluyor. Entegre tesis gibi. Tesiste tavuğu makinenin bir tarafından sokarsınız sosis çıkar ya aynen öyle. Muhbirin getirdiği CD´ler değiştirilmiş. Ergenekon Davası´nda tanık Osman Yıldırım´ın ifadeleri 9. gizli tanık ile uyuşuyor diye mahkeme tarafından kabul edildi. Bir süre sonra 9. gizli tanığın da zaten Osman Yıldırım´ olduğu ortaya çıktı. Burada da üzerinde vatandaş´ yazan CD, 3 gün sonra irtica unsurları´ olarak çıktı. Asker irtica ile mücadele ediyor. Evet edecek, memleketin gündeminde irtica bir tehdit değil miydi? Uğraşacak, ancak hukuk çerçevesinde diye konuştu.

-Hakan Büyük´ün evinden çıkan flash bellek-

Sanık Hakan Büyük´ün evinde çıktığı belirtilen flash belleğin mahkeme kararına dayanak edildiğini anlatan Ergün, söz konusu flash belleğin mahkeme tarafından incelenmediğini belirtti. Flash belleğin Hakan Büyük´ün evinde ele geçirilmeden bir hafta önce polis tutanağında adının geçtiğini kaydeden Ergün, Flash bellek el konulmadan bir hafta önce polisin elindeydi. Flash bellek daha Hakan Büyük´ün evinden çıkmadan tutanağa yazılmış dedi.

-Mehmet Koray Eryaşa´nın bahsi geçen tarihte seminerde olmadığı konusu-

Müvekkili Mehmet Koray Eryaşa´nın iddiaya göre darbe yapıldığı zaman karşı çıkan askerlerin konulacağı adanın keşfi için görevlendirildiğini anlatan Ergün, müvekkilinin keşif yaptığı tarihte iddiada yer aldığı gibi Marmara Deniz´inde değil Çanakkale´de tatbikatta olduğunu ifade etti. Deniz Kuvvetleri´nin arşivinde Eryaşa´nın gemisinin bulunduğu noktaya ilişkin radarlar, sinyallerin bulunduğu resmi evrakı mahkeme sunduklarını, konunun soru önergesi ile Meclis´in gündemine taşındığını ifade eden Ergün, Darbe yapılacağı hükümetin Milli Savunma Bakanı Eryaşa´nın Çanakkale´de tatbikatta olduğu cevabını verdi dedi.

-Fatih İlğar´ın bahsi geçen tarihte seminerde olmadığı konusu-

Müvekkili Mehmet Fatih İlğar´ın ise seminere katılmadığını ancak mahkemenin savunmasını kabul etmediğini anlatan Ergün, sanığın söz konusu tarihte ABD´nin Irak´a müdahalesi nedeniyle İskenderun´da lojistik planlamalar yaptığına ilişkin belgeleri sunduklarını kaydetti.

-Can Erenoğlu´yla ilgili iddialar-

Müvekkili Can Erenoğlu´nun Balyoz Davası´nda adının geçmesiyle birlikte aile mahremiyetinin ihlal edildiğini iki kardeşinin çürük raporla askerlikten kaçtığına yönelik haberler yapıldığını anlatan Avukat Ergün, Can Erenoğlu´nun iki kardeşi de fiziksel özürlüdür. Bir kardeşinin bir bacağı diğerinden kısa, diğer kardeşinin ise elin yarısı yok. Sahte çürük rapor dendiği için biz mahkemeye kardeşlerinin fotoğraflarını getirerek, göstermek durumunda kaldık. Özel hayatı itibarsızlaştırılarak linç edilmeye çalışıldı diye konuştu.

Can Erenoğlu´na verilen teklif hazırlaması emrini heyete gösteren Ergün, söz konusu belgenin darbeye dayanak yapıldığını, söz konusu emrin tarihi 19. Ancak Erenoğlu´nun emre verdiği cevabın tarihi ise 18´i. Adamın sadece soyadı Erenoğlu, kendi ermemiş ki. 19´unda yazılmış emre 18´inde cevap verebilecek koramiral içeride tutuklu bırakılamaz dedi.

-´Hilmi Özkök, Kadir Sağdıç´a sahip çıkmadı´-

Müvekkili Kadir Sağdıç´ın iddianamede Deniz Kuvvetleri Komutanlığı´nın personeli olarak görüldüğünü ancak müvekkilinin Genelkurmay Başkanlığı personeli olduğunu vurgulayan Ergün, Müvekkilim dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök´ün personelidir. O Hilmi Özkök, o yıl, birinci dereceden kendi teklifi ile müvekkilimi general yaptı. Ama Özkök gelip bunları mahkemede anlatmadı. Özkök, Kuzey Irak´ta başına çuval geçirilen askerler için ne yaptıysa, Silivri´de de başına çuval geçirilen askerler için aynısını yaptı. Komplo varsa bütün sanıklaradır. Bir an evvel memleketi bu rezil durumundan kurtulması için tahliye talebinde bulunuyorum değerlendirmesinde bulundu.

6 SANIĞIN AVUKATI HÜSEYİN ERSÖZ´ÜN SAVUNMASI

Avukat Ergün´ün yaklaşık 2 saat süren savunmasının ardından Mahkeme Başkanı, Hüseyin Ersöz´e söz verdi. Ersöz´ün bilgisayarını açması için 5 dakika izin istemesi üzerine mahkemeye 10 dakika ara verildi. Aranın ardından Süha Tanyeri, Dursun Çiçek, Nedim Ulusan, Ahmet Zeki Üçok, Çetin Doğan ve Ahmet Bertan Nogaylaroğlu gibi 6 sanığın avukatı olan Hüseyin Ersöz savunmasına başladı. Ersöz, savunmasının ilk bölümünde dijital deliller ile ilgili slayt sunumu yaptı, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun Balyoz Davası ile ilgili kararını anlattı.

Avukat Ersöz; “Saygın üniversitelerden 17 adet profesör ve 1 doçent, bir kamuoyu açıklaması yaptı. Dijital belgenin kişiye ait olduğunu kabul edebilmek için o dijital belgenin imajının alınıp güvenilir bir kişi tarafından teslim edilmiş olması gerekir” dedi.

Ersöz, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun Balyoz Darbe Planı davasına ilişkin verdiği karara atıfta bulundu. Verilen kararı okudu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´nin (AİHM) verdiği kararların mahkemeyi bağlayacağını hatırlatan Ersöz, aynı konumda olan bir yerin verdiği kararı mahkemeye sunduklarını ve bunun da bağlayıcı olduğunu ifade etti. Adil ve bağımsız bir yargılamanın yapılmadığına yönelik bir karar verildiğini savundu.

Mehmet Baransu´nun güvenilir bir ihbarcı olup olmadığı konusuna girmeyeceğini dile getiren Ersöz, Baransu´nun Karargah adlı kitabından bir bölüm okudu. Muhataplarının Baransu olduklarını dile getiren Ersöz, mahkemenin Baransu´nun ´güvenilir bir tanık´ olup olmadığı konusunda da bir değerlendirmeye girmesini istedi.

DURUŞMAYA ÖĞLE ARASI VERİLDİ

Avukat Ersöz´ün savunmasının başlamasından 1 saat kadar sonra 12.00´de duruşmaya 13.30´a kadar ara verildi.

DURUŞMA BAŞLADI

-BM Komisyonunun ´Balyoz tutuklulukları haksız´ kararı-

Avukat Hüseyin Ersöz, öğle arasının ardından savunmasına kaldığı yerden devam etti. Avukatı Hüseyin Ersöz, savunmasını slayt gösterisiyle yaptı. Davanın yalnızca dijital dökümanlara dayandığını, bu konuyla ilgili ilk günden itibaren ileri sürdükleri hukuka aykırılıklar bulunduğunu ifade eden Ersöz, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun Balyoz Davası´ndaki tutukluların ailesinin başvurusu üzerine verdiği “keyfi tutuklama” kararını heyete sundu. BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubunun Balyoz Davası sanıklarıyla ilgili kararının dün kendilerine tebliğ edildiğini kaydeden Ersöz, kararın ilk 12 sayfasının hükümetin ileri sürdüğü itirazlar ve kendilerinin ileri sürdüğü hukuksuzlukların oluşturduğunu belirterek, kararın sonuç kısmını okudu. BM kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) konuyla ilgili açılmış davaların bulunmasının ya da Türkiye´de iç hukuk yollarının kendilerini bağlayamayacağının belirtildiğini anlatan Ersöz, AİHM´de, bu dosya kapsamındaki kişilerle ilgili verilmiş nihai bir karar bulunmadığını anımsattı. Hukuk alanında uzmanlardan oluşan BM Çalışma Grubunun bu kararının ülkeler için bağlayıcı olduğunu vurgulayan Ersöz, kararda, Balyoz davasıyla özgürlüğünden alıkonulan 250 kişinin durumunun İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin ilgili maddelerinin ihlaline karar verildiğini kaydetti. Ersöz, BM´nin kararına Anayasa´nın 90 maddesi gereği uyulması gerektiğini belirterek, “AİHM bir karar verdiğinde bu karar Yüce Mahkemeyi bağlayacaktır. Aynı statüye sahip, aynı güçteki bir hukuki merci tarafından verilmiş bu kararı da mahkemenin takdirine sunuyoruz. Bu karar sizi bağlar, göz önünde bulundurulmasını istiyoruz” dedi.

-Mehmet Baransu´yla ilgili iddialar-

Soruşturmanın Mehmet Baransu´nun ifadesiyle onurlu bir subay tarafından ziyaret edilerek kendisine bir bavul belge vermesiyle başladığını anlatan Ersöz, “Soruşturmanın nasıl başladığını en azından bizler kadar biliyorsunuz. Mehmet Baransu´nun ifadesiyle onurlu bir subay elinde bir bavul ile kendisini ziyaret ediyor. Taraf gazetesindeki bu buluşma ne yazık ki orada ´mobese´ kameraları olmadığı için bu kişinin görüntülenmemesine neden oluyor. Bu çok sık karşılaştığımız bir durum. En son Gezi Parkı olaylarında mobese kameralarının şiddet durumlarında çalışmaması gibi. Hep bu yargılama süreçlerine has bir takım hukuka aykırılıklar olarak nitelendirilebilir” değerlendirmesinde bulundu. Baransu´nun kendisine gelen evrakı yayınladığını, daha sonrada adaletin tecelli etmesi adına bu dokümanları adaletin Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı´na teslim ettiğini anlatan Ersöz, Baransu´nun elindeki CD´lerden 19´unu daha sonra verdiğinin anlaşıldığını ifade etti. Baransu´nun güvenilir bir tanık olup olmadığını sorgulayan Ersöz, 1. Ordu Askeri Savcılığı´nca ifadesi alınan Baransu´nun görüşmeyi kitabında yer verdiğini anlattı. Askeri savcı tarafından Baransu´ya verilen bilgiler ışığında kitap yazdığını belirten Ersöz, kitap çıktıktan sonra askeri savcı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti. Ersöz, sözlerine şöyle devam etti: “1. sınıf askeri savcı olduğundan dolayı halen yargılanıyor. Bu davada bu kitabın yazarı olan Mehmet Baransu´nun dinlenmesi talep edildi. Mahkeme kabul etti. Ceza yargılamasında delillerin sıhhati, bu dokümanların, dijital verilerin teslimi sırasındaki hukuka aykırılıklar, savcıyla yaptığı görüşmeler, imajların alınmamış olması, CD´lerin içeriğinin değişmesi, imajların birbirini tutmaması bu dokümanlarla ilgili manipülasyon bulgularını beraberinde getirir. Savcı Bülent Münger´i kurtarma pahasına kendi yazdıklarını reddeden, yalanlayan bir ihbarcı tarafından verildi. Bizim muhatabımız Baransu´dur. Eğer bu davayla ilgili kendi kitabını yalanlayacak duruma gelmek pahasına savcıyı kurtarmak için yalan söylüyorsa, kitabını yalanlıyorsa böyle bir durumda bu malzemelerin teslimi sırasında yaşananların mahkemeniz tarafından göz önünde bulundurulmalı. Baransu´nun güvenilir olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

Çetin Doğan´ın evinde yapılan arama ve el koyma sonrasında tutanağa ´işlemler sırasında suç unsuru içerebilecek herhangi bir dökümana el koyulmamıştır´ ibaresinin eklendiğini ifade eden Ersöz, Doğan´ın yakalama kararında suç unsuru bulunduğu takdirde gözaltına alınması talimatının bulunduğunu anlattı.

Flash disk üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, bilimsel mütalaalar sunulmasına rağmen araştırılmadığını kaydeden Ersöz, 5 No´lu hard diskle ilgili Poyrazköy Davası´nın açıldığını, bu davada 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nin TÜBİTAK´dan söz konusu hard disk için rapor istediğini belirtti. Ersöz, “Dijital dokümanlar eğer aynıysa ortada iki mahkemenin işleyişi konusunda bir sorun var demektir” dedi. Sanıklardan elde edilen dijital verilerden bahsedilmediğini anlatan Ersöz, dokümanların belirli bir kaynaktan alınarak, Baransu´ya teslim edildiğini anımsatarak sözlerine şöyle devam etti: “Teslim alınana kadar değiştirilmediğini bana garanti edebilir misiniz? Bu verilere sonradan ekleme yapılmadığını bana ispat edebilir misiniz? Baransu´nun onurlu subay olarak nitelediği kişiden verileri alıp savcılığa teslim edene kadar değişiklik yapılmadığını kanıtlayabilir misiniz? Dijital veri bir kişiden ele geçmemişse, verinin o kişi tarafından hazırlandığı konusunda bilgi yoksa, tanık beyanı söz konusu değilse böyle bir durumda o dijital verinin dosya kapsamındaki sanıklara aidiyetine karar vermeniz, hüküm kurmanız mümkün değildir. Bu yargılamanın can damarını oluşturan bir husus.”

SANIK ÖZDEN ÖRNEK´İN AVUKATI DİNÇER ESKİYERLİ´NİN SAVUNMASI

Avukat Hüseyin Ersöz, toplamda 2 saati aşan savunmasını 14.45´te bitirdi. Ersöz´ün ardından kürsüye sanık Özden Örnek´in avukatı Dinçer Eskiyerli geldi ve savunma yapmaya başladı. Avukat Eskiyerli, Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman´ın basına yaptığı ´kasaptaki ete soğan doğramam, suçlu olanlar var´ şeklindeki beyanları için saçma sapan, ciddiyetten uzak, bulundukları makama yakışmayan beyanlarda bulundular dedi. Eskiyerli, lütfen dosyamızı bir an önce inceleyin dedi.

SANIK ÖMER MİMİROĞLU´NUN AVUKATI KAZIM GÖZÜŞİRİN´İN SAVUNMASI

Av Eskiyerli´nin 1 saati aşan savunmasının ardından, sanık Bulut Ömer Mimiroğlu´nun avukatı Kazım Gözüşirin kürsüye gelerek savunmasını yaptı. Gözüşirin, savunmasının tüm jandarma tutukluları için olduğunu söyledi.

SANIK BÜLENT GÖKTÜRK´ÜN AVUKATI CAFER GÜL´ÜN SAVUNMASI

Avukat Gözüşirin´in 45 dakika süren savunmasının ardından, sanık Turgay Bülent Göktürk´ün avukatı Cafer Gül, saat 17.05 itibarıyla kürsüye geldi ve 10 dakikalık bir savunma yaptı.

15 SANIĞIN AVUKATI NEVZAT GÜLEŞEN´İN SAVUNMASI

Gül´ün ardından, Ahmet Dikmen, Aşkın Öztürk, Doğan Uysal, Erdinç Altıner, Fikret Güneş, Hasan Hoşgit, Haydar Mücahit Şişlioğlu, Hannan Şayan, Hüseyin Hoşgit, İsmail Taylan, Mehmet Baybars Küçükatay, Murat Özenalp, Onur Uluocak, Ökkeş Alp Kırıkkanat ve Yavuz Kılıç gibi 15 sanığın avukatı Nevzat Güleşen savunmasına başladı. Savunmasında sinevizyon sisteminden faydalanan Güleşen, bununla da yetinmeyip Philadelphia adlı filmden 1 dakikalık bir bölüm izlettirdi. Amerikan Yüksek Mahkemesi´nin 1980´li yıllarda siyahi öğrencilerin üniversitelere giremeyeceğine yönelik kararına atıfta bulanarak Bu karar Amerikan adaleti için yüz karası ise Yargıtay´ın Balyoz davası ile ilgili vereceği olumsuz karar da aynı şekilde yüz karası olacaktır. ifadelerini kullandı. Savunması sırasında sık sık Hollywood filmlerinden alıntılar yapan Güleşen, ´Subay ve Centilmen´, ´Birkaç İyi Adam´, ´Topgun´, ´Forest Gump´ gibi filmlerden örnekler verdi. Ey mahkeme üyeleri, bir gün evinizdeki bilgisayarınız hacklenecek ve içerisine virüs atılacak. diyen Güleşen, siber saldırılar üzerinde durdu. Amerika ve İsrail´in bu konuda çok ileride olduğunu anlatan Güleşen, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin Bana ne zaman ve nasıl bir komplo kurulacak endişesi içerisinde yaşadığını iddia etti.

Duruşmaya sona erdi. Güleşen, yarın savunmasına kaldığı yerden devam edecek.

(23 Temmuz 2013, 10:18)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5481    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 5. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı, 405 klasörlük Balyoz davasının temyiz 5. duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor.

22.07.2013 10:46 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının beşinci temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya sanık avukatları ile aileleri katılıyor. Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, adli tatilin başladığını belirterek alınan karar gereği Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin nöbetçi daire olduğunu ifade etti. Adli ara vermede, temyiz duruşmalarının devam edeceğini açıkladı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı Balyoz Darbe Planı Davası´nın temyiz duruşmasında, geçen hafta 4 gün boyunca 17 avukat savunmasını tamamlamıştı. Bugünkü duruşmada ilk olarak 18. avukat olan Muzaffer Değirmenci kürsüye geldi. Avukatların savunmalarında zaman kısıtlaması bulunmuyor.

11 SANIĞIN AVUKATI MUZAFFER DEĞİRMENCİ´NİN SAVUNMASI

Gürbüz Kaya, Abdullah Dalay, Hasan Fehmi Canan, Mehmet Kaya Varol, Hamdi Poyraz, Erhan Kuraner, Doğan Fatih Küçük, Erdoğan Koçoğlu, Cüneyt Sarıkaya, Süha Civan ve Soydan Görgülü gibi 11 sanığın avukatı olan Muzaffer Değirmenci savunmasına başladı. Mithat Paşa yargılaması ne ise bugün Balyoz sanıklarına uygulananın da o olduğunu, benzer olduğunu savunan Değirmenci, bu yargılamanın pratik bir faydası olmadığı belirterek yargılamanın kararının önceden verildiğini ileri sürdü. Gerçek dışı, üretilmiş belgelerle karar verildiğini iddia etti. Baştan beri iddialar ve isnatlar araasında çelişki olduğunu savundu. Önce müvekkillerinin tahliyesine ardından ise verilen mahkumiyet kararlarının bozulmasını talep etti.

4 SANIĞIN AVUKATI HALUK DEMİRKILIÇ´IN SAVUNMASI

Avukat Muzaffer Değirmenci´nin ardından sanıklar Yaşar Dilber, Ahmet Topdağı, Recai Elmaz ve Kasım Erdem´in avukatı Haluk Demirkılıç kürsüye geldi. 12 Eylül döneminde ordudan atılan ve sonra avukat olan Demirkılıç, hayat hikayesini anlatarak savunmasına başladı. Demirkılıç, Bu davada darbenin d´sini hissetsem bugün buradan çekip giderim. Değil darbe, mağdurlar ordusu oluştu. dedi. Olmayan savunulmaz, hukukçuluğu da olmaz. diyen Demirkılıç, heyete Siz benim yerimde olsaydınız, nasıl savunma yapardınız? diye sordu. Öncelikle sanık Yaşar Dilber´in tahliyesini talep etti. Bu insanların hayatlarının mahvedildiğini ileri süren Demirkılıç, Bu dava filmlere konu olacak. Gelecekte bu sanıklar kahraman olacak. ifadelerini kullandı.

Bir kişinin suçlu olup olmadığını en iyi avukatların bileceğini vurgulayan Demirkılıç, yargıçlardan da iyi anladıklarını belirterek gözüne bakınca suçlu mu suçsuz mu olduklarını anladıklarını kaydetti. Demirkılıç, Bana ne Balyoz Planı´ndan. Sahte olsa ne yazar olmasa ne yazar. Sahte olduğundan şüphem yok. diye konuştu. Balyoz için ´Deli saçması´ ifadesini kullandı. Bu kürsüye kim gelirse gelsin bu davayı savunamayacağını iddia eden Demirkılıç, sadece zaman kaybettiklerini savundu.

Demirkılıç, 12 Eylül askeri darbesi sırasında üsteğmen olduğunu, kitap okuduğu için gözaltına alınarak 3 ay eziyet gördüğünü öne sürdü. Demirkılıç, 22 üsteğmen arkadaşıyla kelepçelenerek, başlarında silahlı askerlerle İstanbul Gayrettepe´ye götürüldüklerini anlattı. Siyasi şubede sıkıyönetim savcısına ifade verdiğini belirten Demirkılıç, şunları kaydetti: İlk defa bir hukukçuyla karşılaştım. ´Sizi buraya niye getirdiler, kitap okudu diye adam suçlanır mı, gidin´ dedi. Sonra da ordudan atıldım. Çok sıkıntılar yaşadım, zorlukla bugünlere gedim. Bunları niye anlattım; çok samimi olarak darbenin d´sini hissetsem bugün bile çekip giderim. Değil darbeler, mağdurlar ordusu olduğunu gördüm. Darbeci denen insanlara, bana 12 Eylül´de yapılanlar yapılıyor. Cezaevinde ziyarete gidiyorum. Gözleri yaşarıyor beni görünce. Onları izlerken hukukçuluğumdan utanıyorum, niye başaramıyorum diye.

Müvekkilerinden sanık Yaşar Dilber´in, Kurmay Albay olduğunu, tutuklanmasaydı general olacağını anlatan Demirkılıç, 2 - 3 yaşında bir çocuğu vardı, tutuklandığında eşi hamileydi. Suç işleyenler cezalandırılmalıdır. Suçsuz insanları cezalandıran bir ülke, benim ülkem olamaz diye konuştu.

Müvekkileriyle ilgili imzasız bir kağıt nedeniyle mahkumiyet kararı verildiğini savunan Demirkılıç, Ne konuşayım, siz burada olsanız ne konuşurdunuz? Olmayan şey savunulamaz. Olmayan şeyin hukukçuluğu da olmaz görüşünü ileri sürdü.

Müvekkili Yaşar Dilber´in, listelerde adının lojistik şube müdürü olarak geçtiğini söyleyen Demirkılıç, şunları kaydetti: Dilber, lojistik şube müdürü değil, Aziz Nesin fıkrası gibi. İddianamede, gerekçeli kararda sihirli kelimeler var. Standart ve klişe. Sanıkların görevi kabul ettiğine ilişkin belgeler, tanık beyanları vardır, ses, foto kaydıyla tespit edilmiştir. Ama bunların hiç birisi yok. Siz nasıl bu adamın bunu kabul ettiğini anladınız, rüyanızda mı gördünüz? Bana ciddi konuş diyebilirsiniz, ama demeyin. Ciddiyeti kalmamış artık. Pırıl pırıl bir Türk subayını imha ettik, topluca hukukçular olarak. Gelecekte tarih bizi hukukçular olarak yargılayacak, onlar da kahraman olarak ülke tarihine geçecekler muhtemelen. Sesimiz gür çıkıyor, çünkü biz haklıyız. Deli saçmasıyla uğraşıyoruz. Burada kim gelirse gelsin bu davayı savunamaz. Dünyanın en ünlü yargıçları avukatları gelsin, yokun neyini savunalım. Sadece zaman kaybediyoruz burada.

MAHKEME BAŞKANI AVUKATI UYARDI, NAPOLYON ÖRNEĞİNİ VERDİ

Avukat Demirkılıç´ın, müvekkilleri hakkında dava dosyasında listede isimlerinin bulunması dışında bir suç isnadı olmadığını söylemesi üzerine mahkeme başkanından uyarı geldi. Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, savunmanın olmazsa olmaz olduğunun bilincinde olduklarını vurguladı. Yüklenen suçun subutu ve nitelendirmesiyle ilgili savunmanın yapılmasının ise bir gereklilik olduğunun altını çizdi. Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, Demirkılıç´ın sözleri üzerine, şu uyarıları yaptı: Heyetimiz sözlü savunmanın olmazsa olmaz olduğu görüşünde ve bilincindedir. Yanılmıyorsam Napolyon, ´avukatların dilini kesin´ demiş, bunu sağlayamayınca da ´İmparatora bağlılık yemini etsinler´ demişti. Savunmaya, bunlara samimi olarak inanan heyet var karşınızda, bunu bilmenizi istiyorum. Ancak savunma dokunulmazlığı kapsamında da yüklenen suçun sübutuyla ilgili savunma yapılması gerekliliktir.

Daha sonra duruşmaya 10 dakika ara verildi.

13 SANIĞIN AVUKATI GÜNİZİ DİZDAR´IN SAVUNMASI

Avukat Haluk Demirkılıç´ın savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye, Yusuf Afat, Zafer Erdin İnal, Ahmet Sinan Ertuğrul, Nuri Selçuk Güneri, Fahri Can Yıldırım, Önder Çelebi, Mehmet Cem Okyay, Berker Emre Tok, Bülent Olcay, Mete Demirgil, Aşkın Üredi, Nuri Üstüner ve Engin Kılıç gibi 13 sanığın avukatı olan Günizi Dizdar geldi. İçim yandı. Gönlümüz kırıldı. diyen Dizdar, ne hikmetse müvekkillerinin 13´ünün de denizci olduğuna dikkat çekti. Bir tanesi bile suçlu olsa arkasında durmayacaklarını belirten Dizdar, kimsenin annesi babası olmadıklarını ifade etti, sonuçta darbeden kendilerinin de zarar göreceğini kaydetti. Vatan evlatlarına çok yazık olduğunu vurguladı.

ÖĞLE ARASI VERİLDİ

Dizdar´ın savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya 12.00´de 13.30´a kadar 1,5 saat öğle arası verildi.

AVUKATA ´TUTSAK´ UYARISI

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde avukat Günizi Dizdar savunmasını yapmaya devam etti. Dizdar´ın konuşması sırasında ´tutsak´ sıkıntısı yaşandı. Balyoz Darbe Planı davasının temyiz duruşmasında geçen hafta, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 16 yıl mahkumiyet cezası verilen Dursun Çiçek´in kızı, avukat İrem Çiçek, savunmasında babası için ´tutsak´ ifadesini kullanmıştı.

Bugünkü duruşmada da 13 sanık hakkında savunma yapan avukat Günizi Dizdar, sanıklar için ´tutsak´ ifadesini kullandı. Avukat Günizi Dündar, savunmasında dava dosyasında bulunan dijital verileri eleştirerek “Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Dinletemedik. Alıp incelediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Allah sizden razı olsun” dedi. Dündar, “Ben artık olayın dış düşmanların işi olduğuna inanmaya başladım. Affınıza sığınıyorum, bu global güç, yargıyı da yanıltmak suretiyle savaş zamanı içeriye alamayacağı bu kadar komutanı tutsak olarak içeride tutuyor” diye konuştu

Avukatın bu açıklamalarına Heyet Başkanı Ertuğrul karşı çıkarak, “Savunmanın dokunulmazlığı bağlamında amacımız savunmayı kesmemek, ancak devletin yargı organlarını hedef alan ve onu küçük düşürmeye yönelik söz ve davranışlardan önemle kaçınılmasını istiyorum. Duruşmanın hiçbir hukuki, cezai takibata mahal bırakılmadan bitirilmesini istiyorum. Ancak bizi zorlamayın. Bu konuda kastınızı aştığınızı düşünüyorum. Tutsak kelimesi, bunun devletin yargı organlarıyla yapıldığını söylemek düşündürücüdür. Bu duruşmaya nasıl başladıysak öyle bitirelim. Benim kastettiğim sanık tutuklanır, düşman esir alınır” dedi. Bu uyarının ardından avukat Dizdar, savunmasına kaldığı yerden devam etti.

SANIK BAYRAM ALİ TAVLAYAN´IN AVUKATI MUSTAFA BAŞAR´IN SAVUNMASI

Avukat Dizdar´ın savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Bayram Ali Tavlayan´ın avukatı Mustafa Başar gelerek savunma yaptı.

SANIK BÜLENT TUNÇAY´IN AVUKATI CENGİZ ERDOĞAN´IN SAVUNMASI

Başar´ın ardında da sanık Bülent Tunçay´ın avuaktı Cengiz Erdoğan savunmasına başladı.

SANIK GÜRCAN KOLDAŞ´IN AVUKATI DERYA ERDOĞAN´IN SAVUNMASI

Cengiz Erdoğan´ın ardından sanık Gürkan Koldaş´ın avukatı Derya Erdoğan savunmasına başladı.

7 SANIĞIN AVUKATI KÜRŞAD VELİ EREN´İN SAVUNMASI

Duruşmada daha sonra Veli Murat Tulga, Fatih Altun, Burhan Gögce, Mustafa Erdal Hamzaoğluları, Nihat Özkan, Sırrı Yılmaz ve Gökhan Çiloğlu gibi 7 sanığın avukatı olan Kürşad Veli Eren savunmasına başladı. Avukat Kürşad Veli Eren, Özel Yetkili Mahkemeleri İstiklal Mahkemeleri ile 12 Eylül Sıkı Yönetim Mahkemeleri ve Yassıada Mahkemelerine benzetti. Eren, ´Müvekkillerimin suç işlediğini isbat etsinler hayatımı ortaya koyuyor, celladıma da hakkımı helal ediyorum.´ ifadelerini kullandı.

DURUŞMA SONA ERDİ

Saat 18:00 gibi savunmasını tamamlayan Avukat Eren´in ardından duruşmaya yarın sabah 09:00´a kadar ara verildi. Böylece Balyoz Darbe Planı davasının temyiz duruşmasının beşinci günü de tamamlanmış oldu. Bugünkü duruşmada, 7 avukat savunmasını tamamladı. Geçen hafta ise 17 avukat savunmasını yapmıştı. Şimdiye kadar dava kapsamındaki 78 sanığın savunması tamamlanmış oldu. Balyoz Darbe Planı davasının temyiz duruşması, yarın saat 09.00´da kaldığı yerden devam edecek.

(22 Temmuz 2013, 10:46)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5478    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 4. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı, 405 klasörlük Balyoz davasının temyiz 4. duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. Savunmaların 2 hafta sonra tamamlanabileceği belirtiliyor.

18.07.2013 10:29 Tarihi Balyoz davasının dördüncü temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul duruşmanın bu haftaki son duruşma olduğunu, önümüzdeki pazartesi günü duruşmalara kaldığı yerden kesintisiz devam edileceğini açıkladı. Tarihinde ilk kez darbe yargılaması yapan Yargıtay, 20 Temmuz´da başlayacak adli tatil sırasında da ilk kez bu davada kesintisiz duruşmalarını sürdürmüş olacak.

SANIK ALİ AYDIN´IN AVUKATI OĞUZHAN AYDIN´IN SAVUNMASI

Duruşmanın sabahki oturumunda da 15. sıradaki sanık Ali Aydın´ın avukatı Oğuzhan Aydın savunmasına başladı. Aydın savunmasına başlamadan önce Heyet´e teşekkür etti. Aydın, Yerel mahkemede savunma hakkımız kısıtlanmıştı. Burada savunmaya sabırlı tavrınız nedeniyle size teşekkür ediyoruz diyerek sözlerine başladı. Aydın 18 yıl hapse mahkum edilen müvekkilinin seminerden haberinin bile olmadığını ve üzerinden bir tek dijital veri çıkmadığı savunması yaptı.

SANIK TANER GÜL´ÜN AVUKATI ATAKAY BALA´NIN SAVUNMASI

Avukat Oğuzhan Aydın´ın yarım saat süren savunmasının ardından sanık Taner Gül´ün avukatı Atakay Bala savunmasına başladı. Avukat Bala, müvekkilinin seminer toplantısına katılmadığını söyledi. Müvekkilim sanıklar arasında 270. sırada olmamasına rağmen cezalandırmada generallerle aynı seviyede ceza almıştır. diyen Bala, Böylelikle müvekkilim darbe hazırlıığı yapan en düşük rütbeli asker olma özelliğini kazanmıştır. dedi.

SANIK MEHMET OTUZBİROĞLU´NUN AVUKATI KÖKSAL BAYRAKTAR´IN SAVUNMASI

Avukat Atakay Bala´nın 45 dakika süren savunmasının ardından sanık Mehmet Otuzbiroğlu´nun avukatı Köksal Bayraktar saat 10:46 itibarıyla savunmasına başladı. Eski Kuzey Deniz Saha Deniz Komutanı olan ve hakkında 18 yıl mahkumiyet cezası verilen sanık Mehmet Otuzbiroğlu´nun avukatı Köksal Bayraktar, 3 yıldır neyle suçlandıklarını bilmediklerini ifade etti. Karara tepki gösteren Bayraktar, Müvekkilimin ismi üç belgede geçmektedir. Ancak bu üç belge de sahtedir. Burada delillerle değil sanıklar masallarla yargılanıyor. Ortaçağ adaletini yaşıyoruz. diye konuştu. Bayraktar, yerel mahkemenin kararının bozulmasını talep etti ve bu kararın dönüm noktası olmasını istedi.

SAVUNMALARIN TAMAMLANMASI 2 HAFTAYI BULABİLİR

Avukat Köksal Bayraktar temyiz duruşmalarından savunma yapan 9. avukat oldu. Temyiz duruşmalarında savunma yapması planlanan toplam 117 avukat bulunmakta. Bala´nın ardından 108 avukatın daha müvekkilleri sanıklar için savunma yapması bekleniyor. Günde 8 saatlik duruşma süresi içinde her avukatın ortalama yarım saat kadar savunma yapması durumunda, savunmaların 7 duruşma daha sürebileceği, savunmaların en geç 31 Temmuz´a kadar bitebileceği tahmin ediliyor. Adli tatil ise 20 Temmuz´da başlıyor. Dolayısıyla duruşmaların görülmesine adli tatilde de devam edilecek. Temyiz duruşmaları genel ayrıntılarıyla Yargıtay´ın sitesinde (http://www.yargitay.gov.tr/9110.php) anlık olarak duyuruluyor.

SANIK YAKINLARI GENELKURMAY´A TEPKİLİ

Diğer yandan, Balyoz davasının 4. temyiz duruşmasının bu sabahki oturumuna katılan sanık yakınları Genelkurmay´a sitem etti. Sanık yakınları, Bizi Genelkurmay yalnız bıraktı. Duruşmaya gözlemci bile göndermediler diye sitem ettiler.

SANIK ENGİN BAYKAL´IN AVUKATI SEFA BİLGİÇ´İN SAVUNMASI 3 DAKİKA

Duruşmada avukat Köksal Bayraktar´ın ardından sanık Engin Baykal´ın avukatı Süleyman Sefa Bilgiç savunma yaptı. Avukat Bilgiç, yerel mahkemede bütün duruşmalar boyunca suçsuzluklarını kanıtlamak için çırpındıklarını ifade etti. Balyoz davasını bir resme benzeterek Bu resim bir sürrealist resimdir diyen Bilgiç´in savunması üç dakika sürdü.

AVUKAT RAMAZAN BULUT´TAN 10 MÜVEKKİLİ İÇİN BOZMA TALEBİNE TEŞEKKÜR

Duruşmada daha sonra sanıklar Halil Helvacıoğlu, İhsan Balabanlı, Bekir Memiş, Hakan Akkoç, İsmet Kışla, Zafer Karataş, Cemal Candan, Mustafa Önsel, İkrami Özturan, İlkay Nerat, Hanifi Yıldırım, Refik Hakan Tufan, Orkun Gökalp, Yüksel Gürcan, Sami Yüksel, Can Bolat, Hakan Ilıca ile Fuat Pakdil´in avukatı Ramazan Bulut savunma yapmaya başladı. Aralarında Tümgeneral Halil Helvacıoğlu ve Tümgeneral İhsan Balabanlı´nın da bulunduğu 18 sanığı savunan avukat Ramazan Bulut, 18 kişiyi savunmanın kendisi için zor olacağını belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın tebliğnamesinde müvekkillerinden bazıları hakkındaki mahkumiyeti bozma talebi için teşekkür etti. 18 kişiden 10´u hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın mahkumiyeti bozma talebinde bulunduğunu hatırlatan Bulut, müvekkillerinden Hakan Akkoç´un seminer sırasında NATO´da görevli olduğunu ifade ederek, kendisinin bu görevini yarıda bırakarak adalete teslim olduğunu vurguladı.

ARA VERİLDİ

Balyoz darbe planı davasının temyiz duruşmasına saat 12.00´de öğle arası verildi. Duruşmaya saat 13.30´da kaldığı yerden devam edilecek.

AVUKAT İLE MAHKEME HEYETİ ARASINDA TARTIŞMA

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde aralarında Tümgeneral Halil Helvacıoğlu ve Tümgeneral İhsan Balabanlı´nın da bulunduğu 18 sanığın avukatı Ramazan Bulut, savunmasına kaldığı yerden devam ediyor. Bulut, 9 müvekkilinin savunmasını yaptıktan sonra diğer sanıkların savunmasının başka bir avukat tarafından yapılmasını talep etti. Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki duruşmada avukat Bulut´un bu isteği heyet tarafından reddedildi. Listede ismi bulunmayan avukatların savunma yapamayacağı gerekçe gösterildi. Dairenin bu kararı sonrası salonda tansiyon yükseldi. Avukatlar ile heyet arasında tartışma yaşandı. Ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararını değiştirmedi. Avukat Ramazan Bulut, diğer 9 sanığın savunmasına kaldığı yerden devam etti. Bulut, 18 müvekkili hakkındaki savunmasını 15:51´de tamamladı.

SANIK MEHMET ULUTAŞ´IN AVUKATI TURGUT CAN´IN SAVUNMASI

Avukat Ramazan Bulut´un ardından sanık Mehmet Ulutaş´ın avukatı Turgut Can savunma yaptı.

SANIK MEHMET OTUZBİROĞLU´NUN AVUKATI MURAT CANDAN´IN SAVUNMASI

Duruşmada daha sonra sanık Mehmet Otuzbiroğlu´nun avukatı Murat Candan savunması yaptı.

ÜÇ SANIĞIN AVUKATI ALP ÇAKMUT´UN SAVUNMASI

Duruşmada sanıklar Fahri Yavuz Uras, Gürsel Çaypınar ve Ender Kahya´nın avukatı Alp Çakmut da savunma yaptı.

SANIK BARBAROS KASAR´IN AVUKATI METİN ÇETİNBAŞ´IN SAVUNMASI

Avukat Çakmut´un ardından, sanık Barbaros Kasar´ın avukatı Metin Çetinbaş savunma yaptı.

SANIK DURSUN ÇİÇEK´İN AVUKATI VE KIZI İREM ÇİÇEK´İN SAVUNMASI

Avukat Çetinbaş´ın ardından, Ergenekon davasında da yargılanan sanık Dursun Çiçek´in avukatı ve kızı İrem Çiçek savunma yaptı.

İKİ SANIĞIN AVUKATI YAĞIZ ALİ DAĞLI´NIN SAVUNMASI

Duruşmada daha sonra Ergenekon davasında da yargılanmakta olan sanık Ahmet Feyyaz Öğütcü ile Balyoz davası sanığı Özer Karabulut´un avukatı Yağız Ali Dağlı savunma yaptı.

DURUŞMA SONA ERDİ

Avukat Dağlı´nın 17:52´de başladığı savunmasını 18:40´ta tamamlamasının ardından duruşmaya Pazartesi sabah 09.00´a kadar ara verildi.

AVUKAT, MAHKEME BAŞKANIYLA TARTIŞTI

19.07.2013 10:09 Balyoz Askeri Darbe Planı Davası´nın temyiz duruşmasının dördüncü gününde sanık avukatları savunmaya devam etti. Kürsüye gelen avukat Ramazan Bulut, 18 müvekkili hakkında savunma yapacağını aktardı. Savunma yapacak avukat listesinde ismi bulunmayan bir avukat arkadaşının müvekkilleri için de konuşacağını dile getiren Bulut, “Dilerseniz onun ismini listeye ekleyin, böylelikle benim savunma sürem daha kısa sürer.” şeklinde konuştu. Avukatın bu sözlerine sinirlenen Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, “Ne yapmaya çalışıyorsunuz, bizi baskı altına almaya çalışmayın. İsterseniz iki gün savunma yapın. Avukat temyiz dilekçesinde duruşmalı temyiz talebinde bulunmadığı için avukat listesinde ismi yer almamıştır. Biz duruşmalı temyiz talebinde bulunanları savunma yapması için buraya davet ettik. Lütfen siz savunmanızı yapın.” şeklinde konuştu. Özür dileyen avukat Bulut, savunmasını yapmaya devam etti.

Bulut, 9 sanığa ilişkin savunmasını tamamladıktan sonra tekrar aynı talepte bulununca, Ekrem Ertuğrul bunun mümkün olmadığını kaydetti. Bulut´un savunmasına pazartesi devam etmek istediğini belirtince Başkan Ertuğrul, “Savunmanıza başladınız. Savunma bölünemez.” şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı ile diğer sanık avukatları arasında kısa süreli tartışma yaşandı. Avukat Bulut´un yetki belgesi sunmak istemesi üzerine ise Başkan Ertuğrul, avukatın olduğu yerde yetki belgesi sunulamayacağını hatırlatarak, savunmanın sırasıyla yapılmasını ve listeyle ilgili bir daha talepte bulunulmamasını istedi. (Zaman)

(18 Temmuz 2013), son güncel.: (19 Temmuz 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5469    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 3. duruşma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı, 405 klasörlük Balyoz davasının temyiz duruşması saat 9.00´da başladı. Duruşmada savunma avukatlarından Kazım Yiğit Akalın, 60 sanık adına hazırlanan ve 404 sayfadan oluşan savunma metnini okumaya 3. günde de devam ediyor.

17.07.2013 09:50 Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı, 405 klasörlük Balyoz davasının temyiz duruşması saat 9.00´da başladı. Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, Günaydın. Bugün de kaldığımız yerden oturuma devam ediyoruz. Sayın Akalın savunmasına devam ediniz. ifadelerini kullandı.

Sanık eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, 60 sanık adına hazırlanan ve 404 sayfadan oluşan savunma metnini okumaya başladı. Akalın´ın bugün savunmasını tamamlaması bekleniyor.

Akalın, Hiç kimse ses kayıtlarını inkar etmemiştir. Ben de ses kayıtları yanlıştır, yoktur diye bir şey demedim. Benim söylediğim kopyalanmış mp3´lerle ilgilidir. Bu kayıtlarda önemli olan husus şu; ilk önce muhbir Baransu´ya 3 DVD ve CD ile bu kayıtlar mp3 formatında dijital kayıt olarak vardı. Ses kayıtları tarihi 2009 yılıdır. Bugüne kadar tüm çelişkiler 2009´a kadar gidiyor. 2009 bu davanın komplo hazırlanmasının miladıdır. Bu tarihin tesadüf olmadığını söylüyoruz. dedi.

Ses kayıtlarının seminer toplantısında konuşulan konulara ait olduğunu dile getiren Akalın, bu komployu hazırlayanların bu belgeleri 2009´da toplamaya başladığını ileri sürdü. Bazılarının hadleri aşmış olabileceğini, aşırıya gitmiş olabileceğini vurguladı. (Cihan)

Avukat Akalın, seminer ses kayıtlarıyla ilgili dün akşam televizyonlara yansıyan tartışmalar konusunda bir açıklama yapmak istediğini söyledi. Akalın, Çetin Doğan ilk kez bu seminerde ses kayıtlarını aldırmıştır. Darbe yapmak isteyen insan delil bırakır mı? Ancak biz bu kasetler sahte demedik. Sadece arkadaki Ezan sesine dikkat çektik. Sizin dünkü sorunuz üzerine de ses kayıtları olduğunu sanıkların kabul ettiğini söylemiştik dedi.

MAHKEME BAŞKANI AVUKATI UYARDI

Daha sonra Akalın, Balyoz mahkemesinin dijital veriler konusunda kendini bilirkişi yerine koyduğunu savunarak, Mahkemenin bilirkişi raporu aldığı külliyen yalandır dedi. Bu sözlere Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ertuğrul, Mahkeme için kullandığımız sözlere biraz dikkat edin dedi. Bunun üzerine Akalın, Sayın Başkan doğru söylüyorsunuz düzeltiyorum. Hangi bilirkişi ne zaman bunu söylemiş. Bilirkişiler ´Biz böyle bir rapor vermedik. Bu kendi mühendislik bilgimize ihanettir dediler şeklinde konuştu. Akalın daha sonra, Özür diliyorum, haddimi aştım diye konuştu.

Balyoz davasının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin Başkanı Ekrem Ertuğrul duruşmada avukatları Davayla ilgili savunma yapın. Kişilere ilişkin ifadelerinize dikkat edin diye uyardı. Ertuğrul verilen aradan sonra avukatları, uyarırken şunları söyledi:

Tüm savunma yapacak avukatlar için şunu öneriyorum Önümüzdeki dava çok karmaşık, sanık sayısı çok olan ve Silahlı Kuvvetleri ilgilendiren bir dava olması nedeniyle kişiler veya kurumlarla ilgili isnat ve olumsuz değerlendirmelerde bulunurken, somut vakalara dayandırılması veya dava konusuyla doğrudan irtibatlı olması halinde savunma kapsamına alınmasını. Aksi takdirde yüksek mahkeme çatısı altında suç işlenmesini tasvip etmeyiz. Buna özen göstermemiz kelimeleri kullanırken özel kişilere yönelik ifadeleri ifadeleri kullanırken biraz daha dikkatli olmanızı istiyorum

Avukat Yiğit Akalın da Kaç saattir ayaktayım başkanım. Otelde kalıyoruz onların da etkisi var gittikçe daha da ağırlaşıyorum. Yerimi yadırgadım, uyumuyorum diye karşılık verdi.

F-16´lı savunma

Akalın, Suga ve Oraj darbe planlarının sahte ve hayali olduğunu savundu. Akalın, planlar için sözde ifadesini kullandı ve 35 milyon dolarlık F-16´ya Fenerbahçe Stadı´nı koruma görevi veriliyor. F-16´nın Fenerbahçe Stadı üzerinden geçme süresi bir mili saniyedir. Nasıl güvenliği sağlayacak. F-16 helikopter mi. Helikopter olur ama F-16 olmaz dedi. Akalın müvekkillerinin cami bombalanacak, kendi uçağımızı düşerecekler gibi ithamlarla müvekkillerinin itibarsızlaştırılmak istendiğini savunarak, şunları söyledi:

´Henüz olmayan avm´ler yazıldı´

Planlarda tarih hataları var. Henüz olmayan AVM´lere, yerlere güvenlik amaçlı pilot görevlendirmesi yapılmıştır. Müvekkilim uçuş planlarıyla görevli görünüyor. Bu uçaklar araba değil keyfine göre İstanbul´da uçuş yapamıyorsun. Herhangi bir hava harekatının bu şekilde müvekkilimce yürütülmesi söz konusu değildir. Zaten tek bir havacı personel seminere katılmamıştır.

´Olmayan sokak isimleri planda yeraldı´

Planda adı geçen cadde ve sokak adları İstanbul´da yoktur. Zaman çelişkisidir. Hiçbir zaman yargılama aşamasında bunlar tartışılmadı. Mahkeme dedi ki, 2006´daki sokak isimleri 2002 ve 2003´te halk arasında zaten bu isimlerle halk arasında kullanılıyordu. Jandarma darbe planı yaparken tabelaya bakarak değil halka sormuş ve ilerde konulacak isimleri yazmış. Bu takdirlerinize sunuyorum. Neden zaman çelişiklerine buna benzer mantık yürütmesi yapılmadı soru işareti. Atılı suç tarihinde var olmayan otobüs durakları bu planda yazılmıştır. Halk pazarı yazılmıştır. Konulmayan kamera kayıtları yeralmıştır.

´Word dosyaları tek bilgisayarda hazırlanmış´

Sanık Güllü Salkaya hani ana babalık hakkından mahkum edilen sivil memure. Bu Word dosyalarını hazırladığı için mahkum oldu. Bu Word dosyaları her biri farklı şehirlerdeki farklı kişilerce farklı bilgisayarlarda hazırlanmıştır. Bu Word dosyalarının hepsinin 9.28 versiyonu ile hazırlandığı belirlendi. Sizin bilgisayarınız benimki farklıdır. Sürekli güncelleniyor. Versiyonun aynı olması imkansız. Bu tek bir bilgisayarda bu belgelerin manüpülasyon amaçla üretildiği kanaatini uyandırıştır. Bu versiyonun Hava Kuvvetlerince kullanıldığı da tespit edilememiştir.

Başkan: Hukukçuyuz, biliyoruz

Akalın´ın cezaların uygulaması konusundaki anımsatmaları üzerine Başkan Ertuğrul, Ben 19 yıldır bu dairedeyim, bunları hatırlatmanıza gerek yok, hepimiz hukukçuyuz biliyoruz, yeterince vurguladınız diye uyardı. Temyiz duruşmasında 2.5 gün geride kalırken, avukat Akalın´ın savunmasının sonuna geldi.

Sonuç bölümündeki savunmalar şöyle:

´Duruşmaya girmeyene bile indirim yapılmadı´

Mahkeme tutuksuz sanıklar hükme kadar duruşmalara katılmasın dedi. Ama mahkeme tarafından oturumlara vareste tutulan bu sanıklara ceza tayin edilirken, yargılama sürecindeki takdiri indirim sebepleri uygulamadı. Adam duruşmaya girmedi. Duruşmaya girmeden nasıl olumsuz tutum ve davranış tespit edilebilir: Sanıkların sabıkaları yoktur. Tam tersine 30-40 yıl devlet hizmeti yapmışlardır. Ama biz duruşmaya girmedik diye indirim uygulanmadı. Ben müvekkilimle bir sorun yaşamadım ama diğer meslektaşlarımı müvekkilleri ´senin yüzünden mahkeme indirim yapmadı´ diye suçlamıştır.

´TMK´dan ceza istenmeyip verildi´

Terörle Mücadele Kanunu 5 çerçevesinde sanıklara ek savunma hakkı verilmemiştir. TMK 5 maddesi iddianame sevk maddeleri arasında yer almamaktadır. Mütalaada da yoktur. Ama sanıklar ek savunma hakkı verilmeden bu suçtan ve TMK´dan da mahkum edilmişlerdir. CMK´ya aykırı davranılmıştır. Bu mutlak bozma nedenidir.

´Tmk 5 uygulanamaz´

Akalın öğleden sonraki savunmanın son bölümümünde, Tırpan, Sakal, Çarşaf gibi planlardaki hataları da anlatırken, Atılı suç dönemi 2002-2003´de var olmayan cadde ve sokak isimleri yazılmıştır dedi. Akalın, Sanıklara ek savunma hakkı da verilmemiştir. TMK´nın uygulanmasının tek nedeni infazın 4´te 3 olarak hesaplanacak olmasıdır diye konuştu. Akalın kararın bozulması ve tahliye talep ederken şunları söyledi:

´Kararı bozun´

Netice olarak, Oraj hava harekat planı, inandırıcılığının kabulü mümkün olmayan, hayali bir senaryo altında hazırlanmış ve yüzlerce yüksek eğitimli ve devletine sadık, vatanını korumaya ant içmiş, disiplin altında tüm geçmişleri bilinen havacı subaylara suç atımı için kurgulanmış bir sahte dijital veridir. Sahtelik ve fiili imkansızlıklarla dolu Oraj planının gerçekliği, yapılan yargılamada ispat edilememiştir. Bu nedenle sanıkların beraatına karar verilmesi gerekirken, mahkumiyetlerine karar verilmesi bozmayı gerektirir.

ORTAK SAVUNMA TAMAMLANDI

Balyoz davasının Yargıtay´daki temyiz duruşmasında, 60 avukatın hazırladığı 404 sayfalık savunmanın okunması üç günde tamamlanabildi. Tebliğnameye itiraz eden ve dilekçe sunan Akalın, daha sonra 33 maddeden oluşan sonuç bölümünü okumaya başladı. Akalın, savunmasının bir özeti olan bu maddelerinin her birinin bozma gerekçesi olduğunu ileri sürdü. Sanıkların tahliyesini, yerel mahkemenin kararının da esastan olmasa da eksik incelemeden bozulmasını talep etti. Duruşmada daha sonra diğer sanık avukatlarının savunmalarına geçildi.

ENGİN ALAN´IN AVUKATININ SAVUNMASI

MHP´nin tutuklu milletvekili Engin Alan´ın avukatı Yakup Akyüz, savunmasında ülkede sosyal barışın, Silivri´den başlaması gerektiğini savundu. MHP´nin tutuklu milletvekili Engin Alan başta olmak üzere Mustafa Karasabun, Lütfü Sancar ve Taner Balkış´ın avukatı Yakup Akyüz, mahkemenin tutumundan dolayı teşekkür etti. Engin Alan´ı tanımış olsaydınız şimdi biz burda olmazdık. diyen Akyüz, Alan´ın darbeyle ilgili tek bir laf etmediğini savundu. Akyüz, merhamet değil, adalet istediklerini vurguladı.

Başbakan´ın Seçimle gelen seçimle gider. sözünü hatırlatan ve aynen katıldığını dile getiren Akyüz, iddianameyi savcıların kendisinin bizzat hazırladığını düşünmediğini belirtti. Savcıların iddianameyi başka kaynaklardan istifade ederek hazırladıklarını düşündüğünü kaydeden Akyüz, Alan´ın tutuklu bulunmasının hiçbir gerekçesi bulunmadığını savundu. Bu ülkenin acilen sosyal barışa ihtiyacı olduğunu belirten Akyüz, ancak bu barışın önce Silivri´den başlaması gerektiğini ifade etti.

4 AVUKAT DAHA SAVUNMA YAPTI

Daha sonra ise emekli Tuğgeneral Mustafa Kemal Tutkun´un avukatı Mehmet Altın, Ahmet Şentürk´ün avukatı Zeki Arslan, Taylan Çakır´ın avukatı H. Adil Atabay, Yurdaer Olcan ve Halil Yıldız´ın avukatı Şener Atılgan savunmalarını tamamladı. Duruşmaya yarın sabah 09.00´a kadar ara verildi. (Cihan)

(17 Temmuz 2013, 09:50)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5468    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 2. duruşma

Aralarında 20 yıl hapis cezasına çarptırılan emekli paşalar İbrahim Fırtına, Çetin Doğan ve Özden Örnek´in de bulunduğu 361 sanıklı Balyoz davasına ilişkin temyiz duruşmalarının 2´ncisi Yargıtay´da başladı. Duruşmada 60 sanık adına hazırlanan ve 404 sayfadan oluşan savunma metninin dün başlayan okunma işlemine savunma avukatlarından Kazım Yiğit Akalın tarafından devam ediliyor.

16.07.2013 10:55 Yargıtay´da, aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu Balyoz Planı davasının temyiz duruşmasının ikinci günü başladı. Duruşma, saat 9.00´da başladı.

Duruşmaya sanık avukatları ile bazı aileler katılıyor. Duruşma başlarken Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, Yeni bir güne başlıyoruz. Duruşmanın disiplin içinde ve hoş bir şekilde geçmesini diliyorum. Burada mevcut duruşma listesinde müdafilerin yerine savunma yapacağını iddia eden avukatların durumlarını dün de açıklamıştık. Listedeki avukatlar, savunmalarını yaptıktan sonra bir belirleme yapacağız veya yeni bir liste yapılacak. Bu liste bittikten sonra tekrar bir açıklama yapacağız. Soyadına göre liste oluşturacağız. açıklamasında bulundu.

Duruşmada, sanık eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, savunmasına kaldığı yerden devam etti. Akalın, 60 sanık adına hazırlanan ve 404 sayfadan oluşan savunma metnini okumaya başladı. (Cihan)

Balyoz avukatlarından mahkemeye veryansın

Balyoz davasının ikinci gününde yargılama aşamasındaki hukuka aykırılıkları anlatan Balyoz avukatı Kazım Yiğit Akalın mahkemeye veryansın etti ve ağır suçlamalar getirdi. Sanık yakınları ise bugün verilen ilk on dakikalık arada kendilerine her konuda yardımcı olan Yargıtay görevlilerine Bize çok nazik davranıyorsunuz. Özel yetkili mahkemelerden sonra şaşırıyoruz diyerek teşekkür etti. Öte yandan davanın görüldüğü Yargıtay binasının bulunduğu caddedeki güvenlik önlemleri dikkat çekti.

Yargılama aşamasındaki hukuka aykırılıkları tek tek Yargıtay´da anlatan Akalın, Mahkeme başkanı Ömer Diken´in koydurduğu mikrofonlar itirazlara rağmen kaldırılmadığını söyledi. Savunma makamının yok sayılırken, davaya katılma taleplerinin haksız yere kabul edildiğini savundu. Akalın´ın, Muhtemel zararlar katılma gerekçesi yapılamaz dedi. CHP´li Atilla Kart´ın da izlediği Balyoz duruşmasında Akalın´ın savunması satırbaşları ile şöyle:

´Mikrofonlar bizim kontrolümüzde değildi´

Mikrofonlar bizim kontrolümüzde değildi. İddia makamı istediği zaman mikrofona basıyor açılıyor. Bizim önümüzdeki mikrofonlar ise bastığımız zaman açılmıyordu. Burada mikrofona basıyorum açılıyor.

´Süre verilmedi´

920 sayfalık esas hakkındaki mütalaanın incelenmesi için yeterli süre verilmedi. Sadece 6 gün beyanda bulunmak için süre verilmiştir. 920 sayfalık mütalaanın sadece 30-40 sayfasını işiten tutuklu sanıklar, mütalaanın diğer kısımlarına ulaşamamışlardır. Esas hakkındaki mütalaanın verilmesinden sonra dosyaya yeni giren deliller tartışılmadı.

´Başkan bizi salondan attı´

Duruşmaya girmedik diye 102 avukat hakkında suç duyurusunda bulundu. Bizim görevimiz müvekkile karşı olmasına rağmen mahkeme görevini aşarak müvekkilin yerine geçerek müdafiler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Mahkeme Başkanı sanık müdafileri salondan atmıştır. Sanıklara şikayet etmiştir.

´Küçümsedi´

Hakim Ömer Diken, 8 Mayıs 2012 tarihli oturumda savunma yapan bir sanık avukatına, “Bize tuttu ceza genel kitaplarından alınmış şeyleri yapıştıra yapıştıra da zamanının 2/3´ünü bu şekilde kullandı... Defaatle söyledim biz bunları çok okuduk...” demekten çekinmemiştir.

´Öğrencinin ödevinden alıntı iddianame´

Müdafinin yaptığı savunmanın kitaplardan alıntı olduğunu söyleyerek küçümseyen Hakim Ömer Diken, ceza genel kitaplarından değil bir öğrencinin ödevinden alıntılarla hazırlanan iddianameyi kabul etmiş ve bu durum hakkında hiçbir beyanda bulunmamıştır.

´Savunma hakkı kısıtlandı´

Mahkeme salonunda yapılan düzenlemeler ile savunma hakkı kısıtlanmıştır. Avukatların kendileri arasında ve müvekkilleri ile yaptıkları konuşmaları tavandan sarkıtılan ses kaydedici cihazlar aracılığıyla dinlemiştir.

´Müvekkillerimizle yanyana oturamadık´

Yüce Divan´da sanıklar ve müdafileri yan yana oturmaktadır. Silivri´deki duruşma salonunda katılanlar ile vekilleri yan yana oturmaktadır. Aynı salonda sanıklar ise etrafı çevrili bir bölmede oturtulmaktadır. Biz müvekkillerle görüşürken jandarma etrafımızı sardı. Masanın üzerinden atlayarak, müvekkille görüşmek için. Lütfen benim hakkımda suç duyurusunda bulunun dedim ve halen soruşturma devam etmektedir.

´Duruşmayı terk etmek zorunda kaldık´

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adil yargılanma şartlarının sağlanmaması, CMK´dan doğan hakları kullanmalarının kanuna aykırı bir biçimde engelenmesi, savunma hakkının hiçe sayılması ve avukatların kişisel ve mesleki onurlarının zedelenmesi üzerine duruşma salonunda sadece şekli unsurların tamamlanması için bulunmak istemeyen müdafiler, yargılamayı terk etmek zorunda kalmışlardır.

´Duruşmaya getirmek için nakil istediler´

15 Haziran 2012´de tutuklu işte davanın nakli için Cumhuriyet savcısı görüş bildirmek için dosyanın savcılığa gönderilmesini istedi. Ancak davanın nakli için beyanda bulunmak üzere talepte bulunan savcılık, 6 Ağustos 2012 tarihli duruşmada bu talebini geri almış ve esas hakkındaki mütalaasını bildirmek üzere süre istemiştir. Bu da sanık müdafilerinin duruşmaya katılmalarının sağlanması için iddia makamının böyle bir talepte bulunduğunu ortaya koymaktadır.

´Katılma talepleri haksız kabul edildi´

Abdurrahman Dilipak, Abdurrahman Koçoğlu, Hamza Türkmen, Rıdvan Kaya, Hukukçular Derneği ile Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği´nin davaya katılma talepleri tamamen hukuka aykırı olarak kabul edilmiştir. Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği mensupları, adil yargılamayı etkilemişlerdir.

´Mahkeme kapısında sanıklara hakaret bildirisi dağıtıldı´

19 Aralık 2010 tarihinde davanın görüldüğü mahkeme girişinde bir bildiri dağıtmıştır. Bu bildiride “Halk düşmanı Balyoz çetesi en ağır şekilde cezalandırılsın” şeklinde beyanlar yer aldığı ve içeriğinde sanıklar hakkında çok ağır ithamlar ve gerçek dışı suçlamalar bulunduğu görülmektedir.

´Bir kısım medya katılma yönünde teşvik etti´

Ben 2003 yılında öğrenciydim. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden bir arkadaşıma telefon açtım, senin ismini gördüm telefon listesinde dedim. İnanamazsın beni bir gazeteden aradılar sizin isminiz telefon listesinde yer alıyor katılma talebinde bulunacak mısınız diye sordular. Bir kısım medya katılma yönünde teşvikte bulunmuştur.

´Suçtan zarar gören yok´

Balyoz davasında katılma talep edenlerin suçtan doğrudan gördükleri bir zarar yoktur. Somut bir delil de yoktur. Sanıklara atılı suç, darbeye teşebbüs etmektir.

´Dijital delil isyanı: Ezan sesi dışında niye ses yok´

Balyoz savunmasında avukat Kazım Yiğit Akalın dijital delillere de, 12 yaşındaki zıpır çocuklar bile değiştirebilir diye isyan etti. Darbe belgelerinin gerçek değil oluşturulmuş, dijital delillerin ve seminerin ses kasetlerinin de orijinal değil sahte olduğunu savunan Akalın, Dijital belgeler suç atfetmek için oluşturulmuştur.Hukuka aykırı delille mahkumiyet kararı verilemez. Karar bu gerekçeyle de bozulmalıdır. dedi. Akalın şunları söyledi:

´Ses kasetleri sahte´

Seminerin yapıldığı oda ses geçirmiyordu. O zaman ezan sesi nasıl geldi. Seminer üç gün olduğuna göre tek bir ezan sesi dışında bir ses yoktur. Bu da dosyada bulunan ses kasetlerinin seminerin yapıldığı sıradaki orijinal kasetleri olmadığını kanıtlamaktadır. Dijital deliller hukuka uygun değildir.

´12 yaşındaki zıpır çocuklar bile değiştirebilir´

Dijital verilerde mahkeme ve emniyet şöyle bir yol izledi. World belgesinde son kaydeden Y. Akalin yazıyor. Mahkeme bunu Yiğit Akalın belgeyi yazdı diye kabul etmiştir. Bu ismi yazmak hiç iz bırakmadan yapmak o kadar kolaydır ki. 250 kişi sadece üst veri ile tutuklu dediğimiz zaman bütün bilirkişi uzmanları Bunu çocuklar bile bilir. 12 yaşındaki zıpır çocuklar bile üst veriyi değiştirebilir yanıtı vermişlerdir. Bu tip dijital delillerle ilgili en önemli sözleşme olan Siber Suçlar Sözleşmesi Türkiye´de hala yürürlükte değildir.

´Yarım saatte yaparım´

Mahkeme bu dosyaların hazırlandığı Windows programının 2003 yılı programı olduğunu dikkate alıp bu dosyaların 2003 yılında hazırlandığı kabul etmiştir. Bana bir boş bilgisayar ve yarım saat verin 2003 yılı Windows programını, size yüklerim. Sanıklardan bilgisayar uzmanı biri bunu duruşmada 15 dakika içinde yapmıştır.

´Islak imzalı tek belge var ama´

´Bursa ili belediye başkanları durumları´ Yüksel Gürcan isimli sanık hazırlamıştı. Mahkeme, ´Bu dijital verilerin imzalı çıktıları bulunuyor´ dedi.. Hepsi değil sadece bir tane. Bunu da Yüksel Gürcan tarafından kabul ediliyor. Tarihi de 12.09.2002 Bu bir istihbarat çalışması içeriğini eleştire bilirsiniz.

´11 no´lu cd sahte çünkü´

Bu istihbarat belgesinin kağıt haili Gölcük´te bir tane imzalı belge çıktı. Mahkeme diyor ki 11 no´lu CD´de vardır. O zaman onlar da gerçektir. Ama 11 no´lu CD sahte. 11 no´lu CD´deki belge baka baka oluşturmuştur. O belgeleri Gölcük´teki belgeleri oluşturanlar oluşturmuştur. Nasıl mı? World hali ile imzalı halinde farklılıklar vardır. World halinde gizli ibaresi var imzalı halinde yok. World hali tekrar değiştirilebilir denebilir. Kağıttan bakarak World halini oluşturdukları gösterir kanıtta şudur. Eski printerla yazılmış belge. Her zaman bir aksaklık olur arada karışır. İmzalı belgede bu yaşanmıştır. 33 sıradaki kişide bir kelime okunamıyor. Ama kelimenin yaklaşık olduğu bakınca anlaşılıyor. Peki birebir aynı olduğu 11 CD´deki kelimede nasıl yazılıyor; ´ideolojik şekilde ihraç edildi´. Birebir aynı dedikleri tek belge de bu.

Avukatı Kazım Yiğit Akalın, esas hakkında mütaalanın hazır olduğu sırada sorgusu yapılmayan sanıklar bulunduğunu ileri sürerek Ergün Saygun´un sorgusundan 4 gün önce mütaalanın hazır olduğunu savundu. Sanık sorgularının formalite olduğunu iddia eden Akalın, kararın zaten başından belli olduğunu savundu.

Akalın, isimsiz bir ihbar mektubuyla aramaların yapıldığını savunarak aslında itibar edilmemesi gereken ihbar mektubuyla arama kararının hukuka aykırı olduğunu ve mahkemede yargılama konusu yapılamayacağını iddia etti. Savunma haklarının ihlal edildiğini savunan Akalın, Birinci Ordunun kozmik odasından bir subayın 16 cd çaldığına inanan mahkeme, Gölcük Donanma Komutanlığı zeminine 5 nolu hardiskin konulduğuna neden inanmıyor? diye sordu.

Bir gazetecinin, Balyoz Darbe Planı´nda gözaltına alınacaklar arasında adı geçen kişiye Davaya müdahil olacak mısınız? yönündeki sorusunu ise Akalın, Müdahil olması için teşvik edildi. şeklinde yorumladı. Duruşmaya 10 dakika ara verildi. (Cihan)

ÖĞLE ARASI VERİLDİ

Duruşmaya savunmanın okunmasıyla devam edildi. Sanık eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, 60 sanık adına hazırlanan ve 404 sayfadan oluşan savunma metninin şu ana kadar 216 sayfasını okudu. Saat 12.00´de öğle arası verildi. Duruşma saat 13.30´da kaldığı yerden devam edecek.

DURUŞMA TAMAMLANDI

Balyoz planı davasının temyiz duruşmasının ikinci günü de tamamlandı. Sanık eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, 60 sanık adına hazırlanan ve 404 sayfadan oluşan savunma metnini okudu. Akalın, savunmasını tamamlayamadı. Akalın´ın yarınki duruşmada 405 sayfalık savunmanın sonuç bölümünü okuması bekleniyor. Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 361 sanıklı, 405 klasörlük Balyoz davasının temyiz duruşması, yarın sabah 09.00´da kaldığı yerden devam edecek. (Cihan)

2. DURUŞMADA SALON BOŞ KALDI

17.07.2013 10:05 Yargıtay´da görülen Balyoz Darbe Planı davasının temyiz duruşmasının ikinci gününde, duruşmaya çok az sayıda avukat ve izleyicinin katılması dikkat çekti. Yargıtay´daki 245 kişilik salonun yarısı bile dolmadı. Duruşmaya, emekli orgeneral Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın´ın savunması ile devam edildi. Yargıtay´da görülen Balyoz Darbe Planı davasının temyiz duruşmasının ikinci gününde, 60 avukat adına 400 sayfalık ortak savunmanın okunmasına devam edildi. Emekli orgeneral Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, konuşmasında Balyoz yargılamaları boyunca yaşadıklarını iddia ettikleri hukuka aykırı uygulamaları anlattı. Davanın ilk günkü celsesine nazaran dünkü duruşmaya çok az sayıda avukat ve izleyicinin katılması dikkat çekti.

365 sanıklı Balyoz davasında 361 kişi hakkında verilen hükmün temyiz incelemesinde sanık avukatları yargılamanın usulsüz yapıldığı, hâkimlerin ihsas-ı reyde bulunduğu ve delillerin hukuki anlamda delil niteliği taşımadığı iddialarını Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde anlatmaya devam etti. Duruşmanın ikinci gününde sanık avukatları ile yakınlarının katılımının ilk güne kıyasla çok düşük olduğu görüldü. 245 kişilik salonda koltukların büyük bir çoğunluğu boş kaldı. Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, “Yeni bir güne başlıyoruz. Duruşmanın disiplin içinde ve hoş bir şekilde geçmesini diliyorum.” dedi. Bu ifadeden sonra kürsüye gelen Avukat Kazım Yiğit Akalın, savunmasını okumaya devam etti. Balyoz davasının sahte dijital verilerden yola çıkılarak hazırlandığını ileri süren Akalın, mahkeme heyetinin delil CD´leri üzerinde savunmanın istediği bilirkişi incelemesi yaptırmadığını iddia etti.

Dosya içeriğinde yer alan bilgisayar diskleri ile flash belleklerin Balyoz Darbe Planı´nın hazırlandığı seminer tarihinde üretilmemiş olduğunu savunan Akalın, TÜBİTAK´ın Balyoz CD´leri için verdiği orijinal raporunun gerçeği yansıtmadığını öne sürdü. Davada dinlenen tanıkların, tüm tanıklar dinlenmeden duruşma salonundan çıkarıldığını savunan Akalın, dosyaya giren tanık ifadelerine itibar edilmemesini istedi. Akalın, ayrıca savunmanın mahkemeye getirdiği tanıkların dinlenmediğini söyledi. Yargılama boyunca sanıkların savunma hakkının kısıtlandığını ileri süren Akalın, bu iddiasına delil olarak tutuklu sanıkların istedikleri kadar internet kullanamamalarını gösterdi. Akalın, Balyoz davası yargılamasını yapan mahkemenin sanık avukatları hakkında suç duyurusunda bulunarak savunmayı baskı altına almaya çalıştığını ifade etti. Mahkeme, duruşmalara girmeyerek yargılamanın yaklaşık 5 ay boyunca tıkanması üzerine avukatlar hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Bu arada, Yargıtay, duruşmaya ait gelişmeleri internet sitesinden yayınlamaya başladı. (Zaman)

BALYOZ´DA DURUŞMA BOYKOTU TAKTİĞİ KCK DAVASINDAN ALINMIŞ

17.07.2013 10:11 ´Diyarbakır KCK´ davasına avukatlar katılmayınca savcı, davanın başka mahkemeye alınmasını istedi. Balyoz avukatları hem davayı uzatmak hem de başka mahkemeye aldırmak için aynı taktiğe başvurdu. Balyoz Darbe Planı davasında sanık avukatlarının duruşmalara katılmayarak oluşturdukları krizi, KCK davasındaki avukatlarının taktiklerinden koplayadıkları ortaya çıktı. İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmalara avukatların katılmama stratejisinin KCK davasındaki uygulamayla ilişkisi bizzat sanık avukatı tarafından dile getirildi. Balyoz avukatı, duruyşmalara katılmayarak davayı engelleme taktiğini KCK avukatlarından aldıklarını söyledi.

Tek avukat iki gün savunma

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde görülen Balyoz Darbe Planı davasının duruşmalı temyiz incelemesine 2. günde de devam edildi. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, 405 sayfalık savunmasının kalan kısmını okumaya devam etti. Savunmasında sık sık özel yetkili İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin tavırlarını eleştiren Akalın, mahkemenin yasalara aykırı olarak avukatlar hakkında suç duyurusu yaptığını belirterek, bunu KCK davasıyla ilgili gelişmeleri de örnek göstererek anlattı.

Onlar döndü, biz dönmedik

Avukat Akalın, kendilerinden önce Diyarbakır´da görülen KCK davasında 36 avukatın savunmalarının engellendiği gerekçesiyle duruşmalara katılmama kararı aldıklarını, bunun üzerine mahkemenin o avukatlarla ilgili suç duyurusunda bulunduğunu hatırlattı. Akalın, Diyarbakır Savcılığı´nın ise avukatların duruşmalara katılmaması nedeniyle davanın bir başka mahkemeye taşınması, tahliye edilmesi talebinde bulunduğunu ifade etti. Akalın, savcılığın bu talebi üzerine avukatların tekrar duruşmalara katılmaya başladıklarını ifade etti. Akalın özetle, “Biz de aynı şeyi yaptığımızda Cumhuriyet savcısı aynı talepte bulundu. Mahkeme duruşmayı iki ay sonrasına erteledi. Ancak biz duruşmaya gelmemeye devam edince savcılık talebinden vazgeçti” dedi. (Star)

7 YILLIK AVUKATIN BALYOZ SAVUNMASI

17.07.2013 10:24 Balyoz Davası´nın Yargıtay´daki temyiz duruşmalarında 9´uncu Ceza Dairesi´nin kararıyla uygulanan avukatların adlarına göre alfabetik sırayla savunma yöntemi, hukuk tarihinde eşine az rastlanır bir görüntüye sahne oldu. Soyadı A ile başladığı için 7 yıllık avukat olan Kazım Yiğit Akalın, 63 meslektaşı adına toplu savunma yaptı. Yargıtay´daki duruşmanın ilk günü 6.5 saat ayakta savunma yapan emekli Org. Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Akalın´ın dünkü mesaisi de 7 saat sürdü. 403 sayfalık temyiz dilekçesini okumaya dün de devam eden Akalın, savunmanın yaklaşık yarısını tamamladı. Akalın, dün yarısından fazlasını tamamladığı savunmada İstanbul 10´uncu Ağır Ceza Mahkemesi´nin özellikle dijital verileri incelerken sanıkların lehlerine olan bilirkişi raporlarını dikkate almadığını, tüm deliller hukukiymiş gibi değerlendirme yaptığını anlattı. Akalın, Mahkeme kuğular beyaz olur, siyah kuğu yoktur mantığı içinde delilleri değerlendirdi. Ancak deliller arasında o kadar silah kuğu, 2 bine yakın sahte delil varken mahkeme tüm delilleri beyaz kuğu kabul etmiştir. Oysa birçok delilin sahte olarak üretildiği tarih çelişkileri ile de ortada dedi. (Sabah)

(16 Temmuz 2013), son güncel.: (17 Temmuz 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyizi gergin başladı

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5465    yazdır/print


 

Balyoz temyizi gergin başladı

Aralarında 20 yıl hapis cezasına çarptırılan emekli paşalar İbrahim Fırtına, Çetin Doğan ve Özden Örnek´in de bulunduğu 361 sanıklı Balyoz davasına ilişkin temyiz duruşmaları Yargıtay´da başladı. Sanıkların yer almadığı 250 kişilik duruşma salonuna giremeyen sanık yakınları ve avukatlar tepki gösterdi.

15.07.2013 10:29 361 sanıklı Balyoz davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki temyiz duruşması öncesinde Yargıtay binasının önünde hareketli saatler yaşıyor. Aralarında eski kuvvet komutanlarının da bulunduğu sanıkların yakınları sabahın erken saatlerinden itibaren Yargıtay önünde toplanmaya başladı. Sanıkların ve avukatların sayısının, salonun kapasitesinin üstünde olmasından dolayı 250 kişilik salona sadece, oluşturulan listede ismi bulunan avukat, izleyici ve gazeteciler alınacak. Uygulama nedeniyle duruşmanın başlamasından önce Yargıtay salonu girişinde tartışmalar yaşandı. Listede ismi bulunmadığı için salona alınmayan bir grup avukatla, polise tepki gösterdi. Polisle avukatlar arasında tartışma yaşandı. Duruşmaya katılmak için Yargıtay´a gelen avukatlar, alkışlarla uygulamayı protesto etti.

BALYOZ DAVASI YARGITAY´DA

Yargıtay´da, aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu Balyoz Planı davasının temyiz duruşması başladı. Duruşma, Yargıtay girişinde yaşanan izdiham sebebiyle saat 9.00 yerine 9.30´da başladı. Heyet, salondaki yerlerini aldı.

361 sanıklı Balyoz Planı davasının temyiz duruşması için hazırlıklar tamamlandı. Emniyet güçleri sabahın erken saatlerinden itibaren Yargıtay çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Yargıtay´ın dört bir yanına güvenlik noktası koyan polis, duruşmayı izleyecekleri tek tek kontrol ederek içeri aldı. Duruşmayı izlemek için ise 42 gazeteci akredite yaptırdı. Gazeteciler listeye bakılarak tek tek alındı.

Duruşmayı ayrıca CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da takip ediyor. Yargıtay konferans salonunda, basın mensuplarının fotoğraf ve görüntü almaması için ekranlara uyarı yazısı yazıldı. Ceza Muhakemeleri Kanunu´nun 183 ve 286. maddeleri hatırlatılıp cezai müeyyide uygulanacağı ifade edildi. Sanıkların duruşmaya katılıp katılmayacağına ise bugün karar verilecek. Sanık avukatlarının böyle bir talepte bulunması bekleniyor.

MAHKEME HEYETİ 5 HAKİMDEN OLUŞUYOR

Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul başkanlığındaki heyette üyeler, Fikriye Şentürk, Hamza Yaman, Ahmet Toker ve Abdurrahman Kavun yer alıyor. Savunma makamında, Cumhuriyet Savcısı Zülfikar Altınyüzük bulunuyor. Duruşmaya ilişkin kuralları hatırlatan Başkan Ekrem Ertuğrul, duruşmaların sabah 09.00´da başlayıp 12.00´de ara verileceğini, 13.30´da tekrar başlayacak duruşmaların pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günlerinde kesintisiz devam ettirileceğini söyledi.

Duruşmanın aleni olduğunu ve herkes tarafından izlenebileceğini kaydeden Ertuğrul, salona öncelikle sanık müdafileri, yakınları ve basın mensuplarının alınacağını ifade etti.

İlgili yasa gereği Yargıtay´daki temyiz duruşmalarında sanıkların bulunamayacağını hatırlatan Ertuğrul, savunmaların, duruşmalı temyiz incelemesi talebinde bulunan avukatların alfabetik sıralamasına göre yapılacağını bildirdi.

Avukatların yalnızca duruşmalı temyiz istediği sanıklar açısından savunma yapması gerektiğini vurgulayan Ertuğrul, savunma sırasının değiştirilmesi taleplerinin dikkate alınmayacağını belirtti.

Ertuğrul, Yargıtay´daki temyiz incelemesine ilişkin davanın ilgili yasalar uyarınca kendine özgü olduğunu ifade ederek, duruşma düzenini bozanlara karşı gerekenin yapılacağı uyarısında da bulundu.

BAŞKAN USÜLÜ ANLATTI

Ertuğrul, Yargı erkinin süjesi sayın müdafiiler, medyanın değeli temsilcileri, milleti temsilen hazır bulunan sayın izleyiciler diye duruşmayı açtı. Ertuğrul, duruşmayla ilgili uyarılarda bulunrdu.Yargıtay´da yapılan duruşmanın kendine özgü farklı bir duruşma olduğunu belirterek, sadece duruşmalı inceleme isteyen sanıklar yönünden yapılacağını bildirdi. Ertuğrul, suç vasfı ne olursa olsun talep olmayan sanıklar yönünden duruşma yapılamayacağını belirterek şöyle dedi: Savunma sırasını gösterir liste dağıtılmış ve duruşma salonu kapısına asılmıştır. Temyiz duruşması kendine özgü bir duruşmadır. Bu duruşmanın usülü CMK´da belirlenmiş ve farklı bir usul ortaya koyulmuştur. Raportör üyenin hazırladığı raporun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın raporu okunacak ardından alfabetik sıraya göre sanık müdafilerine söz verilecektir. Yargıtay temyiz duruşması istisnai bir yargılama faaliyetidir. Savunmalar not tutularak tespit edilecektir. Bu nedenle savunmanın süre ve içerik olarak temyiz incelemesinin amacına ve mahiyetine uygun olması beklenmektedir. Duruşma düzenini bozan kişi ve kişilere karşı yasal yaptırımlar uygulanacaktır. Duruşmanın safahatı ise Yargıtay web sitesinden takip edilebilecektir

ÖNCE RAPOR SONRA TEBLİĞNAME OKUNDU

Ertuğrul´un açıklamalarının ardandan Dairenin 2013/ 9110 esas numarası verilen dosyanın temyiz duruşmasına geçildi. Önce dosyanın durumuna ilişkin rapor okundu. Ardından savcılık makamındaki Zülfikar Altınyüzük 256 sanık yönünden cezaların onanmasını isteyen tebliğnamesinin okunmasına geçildi.

MAHKEME BAŞKANINDAN SANIK AVUKATI CELAL ÜLGEN´E SERT TEPKİ

Balyoz duruşmasında ilk usül tartışması yaşandı ve duruşmaya on dakika ara verildi. Sanık Halil İbrahim Fırtına´nın avukatının öncelik telgrafı başkan Ekrem Ertuğrul tarafından kabul edilmedi. Ertuğrul, haftada dört gün duruşma yapılacağını, alfabetik sıralamaya göre savunma yapılacağını sırasını kaçıran avukatın en son yine alfabetik sıraya göre dinleneceği şeklinde karar aldıklarını belirtti. Bu uygulamaya sanık avukatları itiraz ederken, Ertuğrul bir usül belirlemek zorunda olduklarını söyledi. Dizdar, Sayın Başkan sesinizi yükselterek konuştunuz diye itiraz etti. Sanık avukatlarından Celal Ülgen, Sayın Başkan avukatlara karşı ses yükseltemeyin yanıtı verince Ertuğrul, Sizden talimat alacak değilim. Lütfen yerinize oturun diyerek bu söze sert tepki gösterdi.

BALYOZ YARGILAMASINI YAPAN MAHKEMEYE ÖVGÜ

Ertuğrul sonra şu açıklamayı yaptı: Kimsenin savunma hakkını kısıtlamayacağız. Buna inanın bu konuda samimiyiz. Ancak alınmış kararları bozamayız. Kaos olur. Lütfen bu sıraya ve belirlenen usüle uyalım. Usül belirleme yetkisi heyetimize ait. Eksik kalan hususlarda sona kalanlar yine alfabetik sırayla savunma yapacaklar. İlk derece mahkemesinde aleni bir duruşma yapıldı. Aleniyetin anlamı şuydu. Her söylenen sözün sizler ve sanıklar tarafından değil tüm Türkiye´nin 75 milyonun bilgi sahibi olması sağlandı. Bu sözler üzerinde salondan tepki sesleri geldi.

Konuşmasına devam eden Başkan Ertuğrul, Buradaki duruşmanın amacı farklı ama aleni bir duruşma yapıp fiziken imkanlar yeterliliğince bu sağlanmıştır. Haftada dört gün duruşma yapacağız. Tutuklu sanıklar burada olmadığı için onların hakkını korumak adına her avukat buraya gelecek savunmasını yapacak. Sınırlama yapmayacağız, savunmanızı sınırlamayacağız, Buna inanın bu konuda samimiyiz. Ancak alınmış kararları bozamayız. Şimdi savunmalara geçiyoruz diye konuştu.

ARA VERİLDİ

Sanık Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit, Sayın başkan biz 60 avukat ortak temyiz dilekçesi hazırlamıştık.. Sizden bunu aramızda değerlendirmek için on dakika ara istiyoruz dedi ve ara verildi. Verilen arada 70´e yakın avukatın aralarında anlaştığı ve usül ekonomisi açısından dosyayı bölüm bölüm anlatacakları delillerin değerlendirilmesinin tekrar tekrar yapılmayacağı belirlendi.

BALYOZ´DA İLK SAVUNMA SANIK HALİL İBRAHİM FIRTINANIN AVUKATINDAN

Duruşmaya verilen aranın ardından savunmalara geçildi. Sanık, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, Türkiye tarihinde 367 kişiye uygulanan en büyük komplo olduğunu savundu. Türkiye´nin belki dünyanın en büyük dijital sahtekarlığını gördüklerini iddia eden Akalın, ortak hazırladıkları savunmayı okumaya başladı. Akalın, savunma haklarının etkili bir şekilde kullandırılmadığını ileri sürdü. Temyiz dilekçesini imzalayanların isimlerini okuyan Akalın, plan seminerinin yasal olduğunu savundu.

Balyoz sanığı Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın aralarında Çetin Doğan, Dursun Çiçek başta yaklaşık 60 sanık hakkındaki savunmasında davanın tek delilinin sahte dijital değiller olduğunu öne sürdü. Akalın, sanıkların hukuka aykırı delillerle mahkum edildiğini, mahkeme hakimlerinin ihsas-ı rey yaptığını, kararın Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu öne sürdü ve mahkumiyet kararlarının bozulmasını istedi. Akalan, satırbaşları ile şu savunmayı yaptı:

´Görevlendirme belgeleriyle cezalandırıldılar´

Olağan ve yasal bir plan semineri darbe planı olarak sunulmuştur. Darbe iddialarını gerçekleştirici unsurlar olarak gösterilmiştir. 200 kişi Kara Kuvvetleri mensubu dahi değildir. Birinci Ordu Komutanlığı´na hiç gelmemişlerdir. Görevlendirme belgelerinde adları geçtiği için mahkum edilmişlerdir.

´Sahipsiz dijital veriler´

Sanıkların adının geçtiği bu belgeler imzasız ve sahipsiz dijital verilerden elde edilmiştir. TSK bilgisayarlarında üretilmemiş olduklarını ilişkin iki bilirkişi raporu vardır. Davanın tek belgesi olan dijital belgelerin sahteliği iddiası hiç araştırılmamıştır. Sahte oldukları çok açık dijital verilere dayanarak, mahkumiyetler verilmiştir. İmzasız World belgelerinin delil olarak kabul edilmelerinin mümkün olmadığı iddiası hiçbir şekilde dikkate alınmamıştır.

´Yasal plan semineri darbe planı yapıldı´

Yasal bir plan semineri içinde örtülü bir darbe planı yapıldığı, Çetin Doğan liderliğinde cunta yapılanması olduğu savunulmuştur. Atılı darbe teşebbüsünün ne zaman işlendiğine ilişkin bir tarih verilmemiştir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmemiştir. Çelişkilere rağmen iddianame kabul edilmiştir.

´Üç kadın babalık ve kocalık hakkından mahkum bırakıldı´

Üç kadın sanık babalık ve kocalık haklarından mahrum bırakılmıştır. Bu da mahkemenin özensizliğinin delilidir.

DURUŞMAYA ÖĞLE ARASI VERİLDİ

Sanık İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın´ın savunması devam ederken Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, savunmanın 29. sayfasında kalındığını belirterek duruşmaya ara verildiğini söyledi. Duruşma, saat 13.30´da kaldığı yerden devam edecek. (Cihan)

DURUŞMA AYRINTILARI YARGITAY´IN WEB SİTESİNDE

Duruşma 13.30´da tekrar başladı. Bu arada Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde görülmekte olan 2013/9110 Esas Numaralı Balyoz Dosya Safahatı (duruşma ayrıntıları) Yargıtay´ın web sitesinden (http://www.yargitay.gov.tr/9110.php) duyurulmakta.

FIRTINA´NIN AVUKATI SAVUNMASINA DEVAM ETTİ

Sanık Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, duruşmanın öğleden sonraki bölümünde savunmasını yapmaya devam etti. Akalın, darbenin mağdurunun Ak Parti Hükümeti olduğunun kararda belirtildiğini ancak AK Parti Hükümeti ve AK Partili bakanların mağdur-müşteki olarak davaya katılma talebinde bile bulunmadıklarını söyledi.

´Darbe suçu yok´

Suçun tehlike suçu olduğunun dikkate alınarak, kullanılan cebirin eyleme elverişli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini ama bunun yapılmadığını, kararın hatalı olduğunu, suçun unsurlarının oluşmadığını vurgulayan Akalın şöyle dedi: Suçun mağduru tarafından bilinmeyen bir eylemin cebir olarak kabul edilmesi mantığa aykırıdır. Suçun oluşması için cebir ve şiddet unsuru birlikte aranmalıdır. Bu iki unsurun birlikte olması bile suçun oluşumu için yeterli değildir. Bunun hükümeti devirmeye elverişli olmaması halinde ceza verilmemesi gerekmektedir. Teşebbüsün teşebbüsü cezalandırılmıştır. Cebir gerçekleşmediği halde varsayımlarla mahkumiyet, TCK´daki teşebbüse ait hükümlerin adeta yok sayılması demektir. Mahkeme kararı yanlıştır, önyargılıdır.

´Varsayımla ceza verildi´

Darbe suçu yok. Mahkeme varsayımla cezalandırmıştır. Suçun unsurları bulunmadığı cezalandırılacak bir fiilin bulunmadığı da çok açıktır. İster eski ister yeni TCK çerçevesinde ele alınsın, suçun unsurlarının oluşmadığı çok açıktır. eksik soruşturmaya dayalıdır. Sadece bu açıdan bile karar bozulmalıdır dedi.

´Çetin Doğan´ın ameliyatı darbeyi önlemiş tezi yanlış´

Çetin Doğan´ın ameliyatı ve emekliliği darbenin yapılamamasının gerekçesi olarak görülmüştür. Ama bir kez bile sağlık durumu sorulup irdelenmemiştir. Zorunlu olarak emekli edildiğinin kabul edilmesi gerçeğe aykırıdır. Birçok Balyoz sanığı terfi almıştır. Emekli olacağı önceden belli olan bir komutanın emekliliği, ameliyatı nedeniyle darbenin gerçekleşmediği tezi tamamen yanlıştır. Çetin Doğan kadrosuzluktan emekli edilmiştir. Hilmi Özkök´ün tanıklığı ile bu durum sabittir. Bunların hiçbiri tartışılmamıştır. Zorlama bir yorum yapılmıştır. Hangi tayinin darbeye teşebbüsünü nasıl etkilediğini ortaya koyması gerekmektedir. Somut olgu ve olaylarla desteklemiştir.

Balyoz avukatı: CD´ler değiştirildi

Balyoz avukatı Akalın, gazeteci Mehmet Baransu´nun teslim ettiği bazı CD´lerin iki kez imajlarının alındığını, eşdeğerlerinin birbirinden farklı olduğunu bunun da delillerin sahte olduğunu kanıtladığını savundu.

Akalın şöyle dedi: CD´lerin neden ikinci kez imajının alındığı kesinlikle anlaşılmamıştır, tamamen bir muammadır. Delil CD´sinin içeriği değişmediyse neden iki kez imaj alınmıştır. Her iki imajı da talep etmişsek ilk imajın sanık ve müdafilere verilmesi talebi reddedilmiştir. Kovuşturma evresinde de ilk imajlar verilmemiş ve delil saklanmıştır.

´Delil özellikleri yok´

Baransu´dan teslim alındığında seri numarası yazılmaması ve iki kez imaj alınması ile delil özellikleri ortadan kaldırılmıştır. Ocak ve Mayıs´ta alınanların eşdeğerleri birbirinden farklıdır. Eşdeğeri bir CD´nin DNA´sıdır. Bir virgül bile ilave edilirse eşdeğeri otomatik olarak değişir. Mahkeme hatalı ve keyfi kovuşturma yaptı. Oysa mahkemenin delilleri tüm şüphelerden arındırması gerekirdi. Böyle bir usül hatası bile başlı başına bozma nedenidir.

´Sanıklara verilmeyen deliller gazetelerde yayınlandı´

Sanıklara verilmeyen deliller Mehmet Baransu´nun kitabıyla Taraf ve Zaman gazetelerinde yayınlanmıştır.

´Bilirkişiler 1.5 yıl sonra yemin etti´

Bilirkişinin yemininin olmaması bozma nedenidir. Bu davada bilirkişilerin yeminlerinin bulunmadığı 1.5 yıl sonra fark edilmiştir. Bilirkişilerin yeminleri celse arasında yaptırılmıştır. Sanıkların savunma hakları açıkça ihlal edilmiştir. TÜBİTAK Kurumu´ndan bilirkişi oluşturulması CMK´ya açıkça aykırıdır. TÜBİTAK doğrudan Başbakanlığa bağlanmıştır.´

´6 klasör resmi kurum delil gizlendi´

Resmi kurumlara yazılan yazılar sanıklar ve müdafilerinden gizlenmiştir. Bu dijital verilerin sanıklar tarafından üretilmediği sahtecilik ürünü olduğunu ortaya çıkan altı klasör deliller hiç değerlendirilmemiştir. 6 klasör halinde adli emanete kaldırılmıştır. Zaman çelişkileri içerdiği ortaya çıkmıştır. Yargılama başladıktan çok sonra alabildik.´

´Reddi hakim taleplerimiz reddedildi´

Suçlama konusu CD´leri hiç göremedik. İlk Zaman Gazetesi´nin fotoğraflarını gördük. Tahminler yürütebildik. Davanın imajları, fotoğrafları, CD´leri savunma avukatlarına verilmedi. Mahkeme Başkanı Ömer Diken, Bu davada gizli hiçbir şey yok dedi. 11 ve 17 numaralı CD´lerin üzerindeki imzaların sahte olduğu ortaya çıkmıştır. İnsan birbirinin aynısı tek çizgi dahi atamazken, bavulla gelen belgelerdeki bütün harfler aynı. Mahkemenin bu anormal tavrı tüm itirazlarımız reddedildi. Reddi hakim taleplerimiz de hep reddedildi.

´Hilmi Özkök´ü 100 metre öteye getiremedik´

Hilmi Özkök, Ergenekon davasında tanık olarak dinlendi biz 100 metre getirtip dinletemedik. Bu konuda da reddi hakim talebinde bulunduk reddedildi. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerimiz de sürekli reddedildi. Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök tanık olarak dinlenmemiştir. 200 küsür duruşma oldu dinlenmeleri yarım gün alırdı.

´Bilirkişilerimiz dinlenmedi´

Mahkeme bazı bilirkişilerimizi diğer sanık avukatları duruşmada yok diye reddetti. Diğer avukat arkadaşlarımız dinlettiler. Ama biz bir türlü dinletemedik. Bazı günler 10 tane sanık avukatı vardı. Böyle bir gerekçenin hukukta yeri yoktur, keyfidir.

´Salondan mikrofonlar sarkıtıldı´

Savunma olarak en onur kırıcı olarak yaşandığımız gün salondan mikrofonların sarkıtıldığı gündür. Bununla sanıkların müdafilerin hem savunma hakkını ihlal edilmiş hem de savunma hakkı ihlal etmiştir. Üzerimizin aranmış, ı x-rayden kemerlerimizi çıkararak cep telefonlarımızı girişte bırakmak zorundaydık. Burada bile cep telefonlarımızı bırakmadık ve böyle bir uygulamaya tabi tutulmadık. Sarkıtılan mikrofonlarla müvekkillerimizle yaptığı konuşmalardan delil elde etme çabası yaratılmıştır. suç duyurusunda bulunulmuştur. Ömer Hayyam´ın bir şiirini okumayan, hakkını helal etmeyen, Karadeniz fıkrası anlatanlar suç duyurularından nasibini almıştır Şekil şartı olduğunu düşündüğümüz için duruşmalara giremedik onun için suç duyurularına uğradık. İhsas_ı rey taleplerimiz yine reddedilmiştir.

´Mahkeme başkanı avukatlara hakaret etti´

Mahkeme başkanı Ömer Diken, müdafileri aşağılamaya, kötülemeye yönelik sözler söyleyebilmiştir. Hakaret etmiştir. Müvekkillerimize bizi kötülemiştir, Yargılamayı tıkıyorsunuz. AİHM bunları görür diye konuşmuştur. Özür diliyorum, ´Kıçınızı dönerek oturdunuz diyebilmiştir.

´Tahliye isteyen hakimler tasfiye edildi´

Balyoz hakimlerini Yargıtay ve HSYK´ya şikayet ettik. Yasa değişikliği ile görevsizlik verilmiş ve ilerleme sağlanamamıştır. Sanıkların lehine , tahliyeleri yönünde oy veren hakimler (Zafer Başkurt, Şeref Akçay, Oktay Kuban, Yılmaz Alp) tasfiye edilmiş başka mahkemelere atanmışlardır. Hukuk devletinde böyle bir şey olmaz. Tahliye kararları neticesinde görev yerlerinin değiştirildiği şeklinde kamuoyunda kanı oluşmuştur.

´Şeref Akçay baskı gördü´

Balyoz hakim üyesi Şeref Akçay tahliye talepli şerhleriyle kamuoyu gündemine oturmuştur. Muhalefet şerhine, ´Birtakım meslektaşlarım bulunduğum adliyede selam vermeyi dahi kesmiştir´ diye yazmıştır. Yaşadığı baskı yüzünden emeklilik talebinde bulunmak zorunda kalmıştır.

DURUŞMA SONA ERDİ

Balyoz avukatlarının öğleden sonraki dört saat süren oturumu sona erdi. Duruşma yarın sabah 09.00´a ertelendi. Ekrem Ertuğrul duruşmayı, Savunmaya kaldığı yerden devam etmek üzere duruşmayı yarın sabah 9,00´a erteliyorum. İyi akşamlar dedi.

400 KLASÖRLÜK DAVA-------------------------------------------------------------------------------------------------

Yargıtay Başsavcılığı´nın, Balyoz davasının dev boyuttaki başlangıçta 1045 klasörünün incelemesini beş savcıyla yüksek güvenlikli “Kozmik Odada” yaptığı öğrenildi. Kozmik Odada incelemelerini sürdüren savcılar gelen klasörlerin önemli bir bölümünün yazışmalar, fotokopi tekrarları, tahliye taleplerinden oluştuğunu tespit ederek, Balyoz Dosyasını 400 klasöre indirdi.

SANIK AVUKATLARINA JET TEBLİGAT

Balyoz Davası´ndan 18 yıl alan emekli orgeneraller Halil İbrahim Fırtına, Çetin Doğan, Bilgin Balanlı ve Ergin Saygun´un da aralarında bulunduğu sanıkların avukatlarına jet tebligat yapıldı. Başsavcılık 17 Haziran tarihli tebliğnamesini aynı gün daireye gönderdi. Başsavcılık, Balanlı başta sanıkların avukatlarına 24 Haziran Pazartesi 14.45´te Yargıtay Cumhuriyet aşsavcılığı´ndaki PTT kanalıyla tebligat yaptı. Tebligatlar bir gün sonra 25 Haziran´da sabah ve öğle saatlerinde sanık avukatlarına “ivedi” şekilde tebliğ edildi.

DURAN ADAM EYLEMİ--------------------------------------------------------------------------------------------------

Gün içerisinde bir başka gelişme daha yaşandı. Balyoz Darbe Planı davasının temyiz duruşmasını takip edenlerin arasından ayrılan 15 kişilik bir grup, Genelkurmay Başkanlığı önünde ´Duran adam´ eylemi yaptı. Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının araçlarıyla giriş çıkış yaptıkları ana nizamiye girişinde ikişer üçer kişilik gruplarla birleşen 12 eski emekli subay ve yakınları ellerinde Türk Bayrakları ve “Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek aşağılamak lazımdır. Mustafa Kemal´, ´Tutsak kahramanlara selam olsun´ yazılı dövizlerle yaklaşık on dakika ´duran adam´ eylemi yaptılar.

ASKERİN SESSİZLİĞİNİ PROTESTO ETTİLER

Bu sırada Genelkurmay´dan gelen dış nizamiye görevlisi askerler eylem yapan emekli subaylara burada eylem yapamayacakları şeklinde uyarıda bulundu. Emekli askerler ise ´Burası karargah dışı buraya karışamazsınız, sadece polis müdahale edebilir´ şeklinde tepki gösterdi. Daha sonra sivil polisler olay yerine gelerek eylemlerini nizamiye kapısı girişinde değil karşı tarafta sürdürmeleri konusunda eylem yapan emekli subayları uyardı. Emekli subaylar ise kendilerinin yıllarca Genelkurmay karargahında görev yapan emekli subay olduklarını ifade ederek yolun karşısına geçip oradan da dağılacaklarını söyleyerek polisin uyarısına uydular. Emekli subay Ali İhsan Gönüldaş, DHA mikrofonlarına yaptığı açıklamada, Sözde uydurulan davalarla askeri bitirip halkı birbirine düşürmeyi hedef gösteren bir politika sürdürülüyor diyerek Genelkurmay yetkililerinin buna ses çıkarmamasını protesto ettiklerini söyledi. Emekli subaylar daha sonra olaysız bir şekilde Genelkurmay´ın önünden ayrıldılar.

CHP´DEN YARGITAY HEYETİNE ´ÖN YARGI´ ELEŞTİRİSİ-----------------------------------------------------------

15.07.2013 18:45 CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Balyoz davasının Yargıtay´daki temyiz duruşmasında mahkeme heyetinin tutumunu ön yargılı bulduğunu belirterek eleştirdi. CHP milletvekilleri Tufan Köse, Gürkut Acar ile temyiz duruşmasını izlemeye gelen Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, mahkemeye ara verildiği sırada dışarıda bekleyen gazetecilere açıklamalarda bulundu. Temyiz davası öncesi Yargıtay binası önünde karışıklık yaşandığını belirten Tezcan, Avukatların girişiyle ilgili problem vardı. İçeride sanık vekili olduğu halde listede ismi olmayan avukatlar vardı. İçeri girerken binaya girişte alınmayan avukatlarla ilgili itirazlar yükseldi. Ama esas olarak içeride asıl problem ortaya çıktı. Çok sayıda avukat, çok sanığın olduğu ve bütün dünyanın dikkatlerinin üzerine toplandığı böyle bir davada savunmalar yapılırken heyet, avukatların soyadı sırasına göre bir düzenleme yapmış. Bunu anlayabilmek pek mümkün değil. Avukatlar da buna haklı olarak buna itiraz ettiler. Sebebi de şu: Bir sanığın birden fazla müdafii var. Avukatlardan bir tanesinin soyadı ´a´ harfi ile başlıyorsa birinin soyadı da ´z´ harfi ile başlıyor. Bu şu demektir. Biri savunmasını yaparken avukatın biri en başta dinlenecek, diğeri de en sona, belki 3-4 gün sonra dinlenecek. Bu savunmanın bölünmesidir. dedi.

´Avukatlar itiraz etti´

Avukatların da haklı olarak itiraz ettiğini belirten CHP´li Tezcan, sözlerine şöyle devam etti: Avukatlar, ´biz sanıkları, müvekkillerimizi savunurken savunma bir bütünlük arz ediyor. Mahkemeye derdimizi anlatma açısından kendi aramızda da aynı sanığın avukatları olarak iş bölümü yaptık. Bu nedenle en azından iddianamedeki sıraya göre savunmayı alın veya sanıkları soyadı sıralamasına göre´ diye itiraz ettiler. Ama mahkeme bu taleplerin tamamını reddetti. Anlaşılan o ki mahkeme heyeti açısından savunmanın bir bütünlüğünün önemi yok. Şöyle bir algı ortaya çıkıyor: ´Biz kararımızı verdik, siz ne söylerseniz söyleyin, bu karar değişmeyecek´ gibi bir algı oluşuyor, izleyiciler arasında.

Yargıtay heyetine ön yargılı eleştirisi

Tezcan, Balyoz davasının seyrini başından bu yana izlediklerini hatırlatarak, Savcılık tebliğnamesini okudu. Burada daha önce basına yansıyan şekliyle bir kısım sanıklar açısından farklı görüş bildirse de dosyanın davanın ağırlığı itibariyle suçun oluştuğunu iddia ederek cezalandırmalarını talep etti. Başından beri söylediğimiz gibi üretilmiş, düzmece delillerle yürütülen, savunma hakkının kısıtlandığı, yargılanma aşamasında sanıklara savunma hakkı tanınmadan özel olarak kurgulanmış bir davayla buraya kadar gelindi. Bugünden sonra herkesin beklentisi şuydu. En azından yüksek mahkeme aşamasında hukuk gerçekleşir mi, adalet gerçekleşebilir mi, bugüne kadar usulsüzlükler en azından yüksek mahkeme tarafından düzeltilir mi, hukuka uygun bir kanan çıkabilir mi diye bir umut kırıntısı vardı hem sanık yakınlarında hem kamuoyunda. Ancak davanın başlanma şeklinden anladığımız kadarıyla Yargıtay heyeti, ön yargıyla başlıyormuş gibi bir izlenim verdi. Umarız bundan sondaki süreçte bu izlenimi ortadan kaldıracak uygulamalar yerleşir. Herkes dikkatle hukukun, adaletin gerçekleşmesini bekliyor. şeklinde görüşlerini aktardı. (Cihan)

YARGITAY´DAN BALYOZ SANIKLARINA SINIRSIZ SAVUNMA HAKKI----------------------------------------------

16.07.2013 11:49 Balyoz darbe planı davasının temyiz duruşması başladı. Yargıtay´ın kongre salonunda yapılan duruşmada 361 sanık hakkında verilen hükmün temyiz incelemesi aşamasına geçildi. Yargıtay Başsavcılığı, 17 Haziran 2013´te açıkladığı tebliğnamede, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin hükmü doğrultusunda taleplerde bulunmuştu. Çetin Doğan´ın da aralarında bulunduğu 258 sanık hakkında verilen hapis cezasının onanmasını istemişti. Yargıtay 9. Ceza Dairesi Heyeti Başkanı Ekrem Ertuğrul, duruşmaların adlî tatil boyunca da kesintisiz yapılacağını açıkladı.

365 sanıklı Balyoz darbe planı davası, 21 Eylül 2012´de karara bağlanmış, 325 sanık hakkında mahkûmiyet kararı çıkmış, 36 sanık beraat etmişti. 4 sanığın dosyası ise ayrılmıştı. Haklarında hüküm verilen 361 sanıkla ilgili dosya 9 ay sonra bu kez Yargıtay´ın gündemine geldi. Yargıtay Başsavcılığı´nın tebliğnamesinin tamamlanmasının ardından duruşma aşamasına geçildi. 9. Ceza Dairesi´ndeki duruşma öncesi erken saatlerde sanık avukatları, sanık yakınları ve gazeteciler Yargıtay´ın önüne geldi. Yargıtay´ın liste yaptığı 117 sanık müdafii dışında başka avukat duruşmaya alınmadı. Ayrıca gazeteciler için de akredite listesi yapılmasına rağmen yine de karışıklık yaşandı. İçeri giren avukat, gazeteci ve izleyicilere özel kartlar hazırlandı. Bu kartların barkodlara okutulması ile salona giriş yapıldı. İlk önce listelere göre salona giriş kabul edildiği için gazeteciler, avukatlar ile görevliler arasında tartışmalar yaşandı. Ama daha sonra boş yer olması sebebiyle herkese kart verilerek duruşmayı izlemeye izin verildi. Salon içine yerleştirilen bilgisayar ekranlarında, duruşma salonunda ses ve görüntü kaydedilmesi ve nakledilmesinin yasak olduğu, ses ve görüntü alanların 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı hatırlatıldı.

İzdiham sebebiyle duruşma 09.30´da başladı. 9. Ceza Dairesi Heyeti Başkanı Ekrem Ertuğrul, duruşmaya geçmeden önce kısa bir açıklama yaptı. Salondakilere geçerli kuralları hatırlatan Ertuğrul, duruşmaların pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri, savunmalar bitene kadar adlî tatil boyunca da kesintisiz yapılacağını belirtti. Saat 09.00´da başlayacak duruşmaya 17.00´de son verileceğini bildirdi. Başkan Ertuğrul, “Sanıklar kanuna göre salona alınmayacağı için sanık avukatlarının soyadına göre alfabetik sırayla savunması alınacak. Sadece duruşmalı hakkı olan sanıklar için savunma alınacak.” dedi.

BAŞKANDAN SANIK AVUKATINA: SİZDEN TALİMAT ALACAK DEĞİLİM

9. Ceza Dairesi Heyeti Başkanı Ekrem Ertuğrul, açıklamayı yaptığı sırada sanık avukatlarından Ali Rıza Dizdar´ın savunma sırasının öne alınmasını talep eden dilekçesini okudu. Bu talebin değerlendirilmeyeceğini, listeye göre savunma sırası gelen avukatların konuşacağını, söz alamayanlar için ise tekrar baştan sırayla söz verileceğini kaydetti. Avukat Dizdar, bu açıklamaya tepki gösterince başkan da yüksek sesle susmasını istedi. Emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın avukatı Celal Ülgen, “Bize sesinizi yükseltmeyin.” diye daire başkanına karşı çıktı. Bunun üzerine başkan da, “Sayın Ülgen, sizden talimat alacak değilim.” cevabını verdi. Başkan, devamında ise savunma hakkının ihlal edilmeyeceğini söyledi. 117 kişilik avukatlık listesinin başında olan Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın´a söz verdi. Akalın, 60 sanık avukatının ortak hazırladığı 400 sayfalık savunmayı nasıl sunacaklarını kararlaştırmaları için duruşmaya ara verilmesini istedi. Başkan da, duruşmaya 10 dakika ara verdi. Aradan sonra Akalın, 400 sayfalık ortak savunmayı okumaya başladı. Akalın, konuşmaya başladığı sırada diğer bazı sanık avukatları araya girdi. Başkan, sanık avukatlarına, “Sanık avukatı savunmaya başladı, savunma kutsaldır, bölmeyin.” diye uyardı. Akalın´ın bu savunmayı hafta boyunca okumaya devam etmesi bekleniyor. Öte yandan 60 sanığın avukatının ayrıca savunma yapacakları belirtildi. Dolayısıyla temyiz duruşmasında hem ortak hem de her sanık için ayrı ayrı savunma yapılmış olacak. Savunmada, Balyoz davası delillerinin sahte olduğu, sanıklarla herhangi bir irtibatının bulunmadığı ve davanın komplo olduğu vurgulandı. Özel yetkili mahkemelerdeki bazı hâkimlerin tutuklamalara dair muhalefet şerhlerine de atıf yapılan savunmada, yerel mahkemedeki yargılamanın hukuka aykırı olduğu ve kararın da usul açısından bozulması gerektiği savunuldu.

Bu arada savunmanın yapıldığı sırada metni okuyan Kazım Yiğit Akalın´a Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul´dan da övgü geldi. “Çok güzel savunma yapıyorsunuz.” diyen Ertuğrul, arada bir metin dışına çıkmasının da iyi olacağını ifade etti. Duruşmanın sabahki bölümünde Avukat Akalın, “Sayın Başkan, niyetli arkadaşlardan özür diliyorum. Bunu okurken zorunlu olarak suya başvuruyorum.” ifadelerini kullandı. (Hanım Büşra Erdal, Göksel Genç, İzzettin Çiçek / Zaman)

BALYOZ´DA 117 AVUKAT SAVUNMA YAPACAK----------------------------------------------------------------------

16.07.2013 13:29 Yargıtay 9. Ceza Dairesi, duruşmanın birinci gününe ilişkin bilgileri web sitesinden (http://www.yargitay.gov.tr/9110.php) verdi: Raportör üyenin dosyanın esasına ilişkin raporu okundu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesi okundu. Vekaletnameli avukatların alfabetik soyadı sırasına göre savunmalara geçildi. Halil İbrahim Fırtına vekili Av. Kazım Yiğit Akalın´ın savunmasına başlandı. 12.00´de ara verildi. 13.30´da duruşma başladı. 17.30´da duruşmaya yarın sabah 9.00´a kadar ara verildi.

Duruşmadaki gelişmeleri anlık olarak internet sitesine taşıyacak olan daire, bugüne ilişkin ise öğlene kadarki bölümle ilgili şunları aktardı: 09.00 duruşma başladı. 10.25 duruşmaya 10 dakika ara verildi. 10.35 duruşma başladı. 12.00 ara verildi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin 2013/9110 esas sayılı dosyasında savunma sırasını gösteren müdafiilerin soyadına göre alfabetik listesi de yayınlandı. (http://www.yargitay.gov.tr/belgeler/site/9110/2013-9110AvukatListesi.pdf) Listeye göre 117 avukat savunma yapacak. Şu ana kadar üç avukat gelmediği için savunmaları en sona kalırken; halen sanık eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına´nın avukatı Kazım Yiğit Akalın´ın savunmasına devam ettiği kaydedildi. (Cihan)

(15 Temmuz 2013), son güncel.: (16 Temmuz 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

AİHM: Tutuklama ve deliller doğru

Sanıklara bir darbe de AİHM´den

Çetin Doğan´a AİHM balyozu

Yargıtay´dan Çetin Doğan´a ret

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5462    yazdır/print


 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
9.091.840

Email