YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
21 Nisan 2014, Pazartesi
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..


İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "dursun" için arama sonuçları    (Toplam 785 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Mahkeme davayı başarıyla gördü

5 yıl süren Ergenekon davası dün tam olarak sonuçlandı. Gerekçeli karar açıklandı. Kanaatimizce mahkeme yargılamayı hakkıyla yaptı. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, yargılama sürecini, o süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz, sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, o şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar şeffaf bir yargılama yapıldı. Zaten sadece tartışılanlar değil tüm deliller Yargıtay sürecinde bir kez daha değerlendirilecektir. Bu nedenle kamuoyu vicdanında paralel yapı olgusunun ortaya çıkardığı şüphelerin ortadan kalkacağını düşünüyoruz. Ancak diğer taraftan paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez, ki bunun hala yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dünkü açıklaması buna örnek oldu. Diğer taraftan mahkemenin dün açıkladığı 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararında ilk 19 sayfayı önsöz teşkil ediyor. Dava sürecini özetlemesi ve önemli tartışma konularına cevap getirmesi açısından bu kısmı ilerleyen saatlerde haberimize eklemek istiyoruz. Bu arada gerekçenin tamamını siteye ekleme çalışması sürmektedir. Tamamlandığında kelime araması yapmak mümkün olacaktır.

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo/Kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır. Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen 'derin devlet yapılanması' hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.. Ergenekon özellikle Ecevit, Gül ve Erdoğan hükümetlerini hedef aldı."

Dava sürecinde bir çok kesimden mahkeme heyetine haksız eleştiriler yöneltilmiş olsa da kanatimizce mahkeme çok büyük bir iş görmüş, yargılamayı hakkıyla yapmıştır. 2008'de dava başlamadan hemen önce bir yazı kaleme almış ve mahkeme heyetine kolaylıklar dilemiştik. (kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=69) O yazımızın arkasındayız. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, Ergenekon yargılama sürecini, bu süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz (kontrgerilla.com/yazilar/delil_tartismalari.asp), sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, o şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Zaten delil tartışması paralel yapı olgusu ortaya çıkmadan önce de vardı. Soruşturma ve dava boyunca da yoğun şekilde sürdü. Bu nedenle belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar yargılama şeffaf oldu. Hatta sürece AİHM dahi katıldı. Kanaatimizce İtalyan Ergenekonu 'Gladio' davasında dahi bu kadar şeffaf bir yargılama yapılmış değildir. Belki Ergenekon davasında tartışma konusu olan delillerin değerlendirilmesi yeniden yapılabilir. Ancak zaten sadece tartışılanlar değil tüm deliller Yargıtay sürecinde bir kez daha değerlendirilecektir. Bu nedenle kamuoyu vicdanında paralel yapı olgusunun ortaya çıkardığı şüphelerin ortadan kalkacağını düşünüyoruz.

Ancak diğer taraftan paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez, ki bunun hala yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Örneğin eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dünkü açıklaması.. Başbuğ, 'Gerekçeli kararı ciddiye almıyorum' diyerek bir genelkurmay başkanına yakışmayacak kadar gayrı ciddi konuştu. Gerçi ciddiye alsa ne olur almasa ne olur, ama en üst makamlara gelmiş birinin sözleri bu şekilde olabilir mi?..

Dediğimiz gibi paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez. Nitelik ve nicelik açısından çok ama çok fazla delil mevcuttur ve tümü de birbiriyle örtüşmektedir. Bu gerçeği hiç bir komplo teorisi ya da tartışma ortadan kaldıramaz. Şüphesiz her yargılamada az çok, ama mutlaka bir miktar şüphe ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hiç bir tartışmanın ve şüphenin olmamasını Ergenekon davası gibi devasa bir davada beklemek mümkün değildir.

Sanıkların rejimi korumak ya da vatan-millet-sakarya gerekçeleriyle hareket etmeleri, bazı kesimlerin göstermeye çalıştığı gibi onları kahraman yapmaz. İşledikleri suçları suç olmaktan çıkarmaz. Sonuçta örneğin Danıştay saldırısında olduğu gibi bazı hakimler hayatını kaybetmiş ya da yaralanmıştır. Sanıkları kahraman göstermeye çalışanların sadece delilleri değil, babası öldürülen hakimin oğlunun yüzüne nasıl bakacaklarını da tartışması gerekir. Ancak hayret verici şekilde kanlı saldırı ve o saldırıda hedef olan hakimler bu kesimlerde hiç gündeme getirilmeyip tek suçlu Ergenekon davasına bakan hakimlermiş gibi gösterilmektedir.

BİRİ EMRETMİŞ, BİRİ PLANLAMIŞ, BİRİ VURMUŞ, BİRİ KARARTMIŞ, BİRİ DE ÖRTMÜŞ

Danıştay saldırısında hakim babası katledilen oğulun acısına katılmamak mümkün mü?.. Ancak olayı sadece tetikçi Alparslan Arslan'ın üzerine yıkmak da bir haksızlık.. Sadece haksızlık da değil kasıtlı bir manipülasyon ve asıl sorumluları gözden kaçırmak.. Hoşa gitmeyecek bir benzetme olabilir. Şöyle ki, nasıl bir maçta herkes koşar, katkı yapar ancak golü atan eller üstünde tutulursa, tersi de doğru. Danıştay saldırısını tetikçi Arslan'ın tek başına yaptığı bir eylem olarak görmek mümkün değil. Özellikle kameraların karartıldığının ortaya çıkması, Sıhhiye orduevi kameralarının da ne tesadüfse o günlerde kameralarının kayıt yapmaması, tetikçi Arslan'ın diğer sanıklarla ortaya çıkan bağlantıları ve daha sayılabilecek bir çok delil Ergenekon davası sürecinde ortaya çıktı. Bunu Ergenekon çevreleri de kabul ediyor. Danıştay saldırısının planlamasından örtülmesine kadar birbiriyle uyumlu gerçekleşen gelişmeler, “Biri emretmiş, biri planlamış, biri vurmuş, biri karartmış, biri de örtmüş..” deyişine neden oldu. Mahkeme de haklı olarak bunu gördü ve hükmünü verdi. Ne yani kameraları mahkeme heyeti mi kararttı?.. Önceki mahkeme saldırıya uğrayan diğer hakimlerin ifadesini almak gibi en temel yargılama şartını yerine getirmemişken sonraki getirmişse yanlış mı yaptı?.. Önceki mahkeme dinci kalkışma deyip davayı kısa sürede sonuçlandırmışken sonraki, tetikçi Arslan'ın dincilikle alakasının olmadığını ortaya çıkardıysa yanlış mı yaptı?.. Önceki mahkeme Arslan'ın diğer Ergenekon sanıklarıyla bağlantısı kendisine daha yargılama bitmemişken Ergenekon savcısı tarafından bir mektupla bildirilmesine rağmen hiç dikkate almadıysa, sonraki mahkeme ise bunu ortaya çıkardıysa yanlış mı yaptı?.. Yargıtay Ceza Kurulu somut gerekçelerle Danıştay davasını bozup davayı Ergenekon davasıyla birleştirdiyse yanlış mı yaptı?..

Sadece Arslan'ın tahliyesini eleştirip o saldırıda rol alan diğerlerine ses çıkarmayanlar, hatta onları kahramanlar ve masum melekler gibi göstermeye çalışanlar babası katledilen oğulun yüzüne nasıl bakacaklar?..

HER DURUMDA ELEŞTİRİ

Dikkatle takip ettiğimiz için biliyoruz, mahkeme heyetine yargılama sürecinde haksız suçlamalar yapıldı. Her kesimden.. Mahkeme hem davayı uzatmakla suçlandı, hem de niçin daha fazla tanık dinlenmedi gibi ve benzer itirazlar yapılarak davayı eksik, yetersiz ve acele sonuçlandırmakla suçlandı. Nasrettin Hoca'nın oğluyla eşek sırtındaki seyahati hikayesinde olduğu gibi her durumda tepkiler geldi. Nasrettin Hoca öyle yaptı suçlandı, böyle yaptı yine suçlandı.. Biz davanın bu aşamaya bile gelemeyeceği ve bir şekilde akamete uğratılacağı endişesini taşıyorduk. Ancak çok şükür bitti. Gerçekten de Türkiye'nin ve belki de dünyanın en büyük davası oldu. Bu nedenle mahkeme heyetini kutlamak gerektiğine inanıyoruz.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

------------------------------------------------------------------------------

İŞTE GEREKÇENİN ÖNSÖZÜ

04.04.2014, 15:14 Mahkemenin dün açıkladığı 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararında ilk 19 sayfayı önsöz teşkil ediyor. Dava sürecini özetlemesi ve önemli tartışma konularına cevap getirmesi açısından önemli olan önsöz kısmını dipnotlarıyla birlikte aşağıda aynen aktarmak istiyoruz.

Bu arada gerekçenin tamamını siteye ekleme çalışması da sürmektedir. Tamamlandığında kelime araması yapmak mümkün olacaktır.

GİRİŞ BÖLÜMÜ ÖNSÖZ

Genel Olarak: Bu "Önsöz" bölümünde yargılama süreci ve dosya hakkında genel bazı bilgiler verilecektir. Bunun yanında, gerekçeli kararımızın sistematiği konusunda,-öncelikle savunma tarafı ve temyiz merciine, ayrıca özellikle hukuk camiasına ve ilgililere- yararlı olacak bazı açıklamalar da yapılacaktır.

20 Ekim 2008' de duruşmaları başlayan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası 5 Ağustos 2013' te sona ermiştir.

Bu yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo/Kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen "derin devlet yapılanması" hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.

Yapılan yargılamada sanıklar hakkında, gerek Ergenekon Terör Örgütü üyeliği, gerekse işledikleri sair suçları nedeniyle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Sanıkların işlediği sabit görülen sair suçların en önemlisi, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme (hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme)" suçudur.

Mahkememizde karara bağlanan davada, Ergenekon Terör Örgütü' nün özellikle Bülent Ecevit başbakanlığındaki 57. Hükümeti ve Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlıklarındaki 58. ve 59. hükümetleri hedef alan faaliyetlerini yoğunlaştırdığı anlaşılmaktadır. (1)

Türkiye'de adi suçlar hakkında toplumun genel bir bilgisi, algısı ve kültürü söz konusuyken, özellikle yasama ve yürütme organı aleyhine işlenen suçlar hakkında aynı şeyin söylenmesi mümkün değildir. Çünkü bugüne kadar maalesef bu tür suçlar yargılama konusu yapılamadığından, toplumsal algı şekillenmemiştir. Bu yüzden kamuoyunun bir kısmının bu suçlara neden ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörüldüğü
-----
(1) Sanıkların, -1980 öncesi ve 1990' lı yıllarda gerçekleşen bazı yasadışı olayları ve faili meçhul cinayetleri kast ederek- "neden geçmişteki olayları da yargılamıyorsunuz" gibi itirazlarının pratikte bir yeri yoktur. Öncelikle mahkeme önüne gelen davadaki eylemleri yargılar. Bunun yanında çok uzun süre önceki olayların davaya konu edilmesinin zorluğu da bir başka gerçektir. "Madem geçmişi yargılamıyorsunuz, şimdiyi nasıl yargılarsınız" şeklindeki bir yaklaşımın da hukuki ve vicdani bir dayanağı yoktur. Eski tarihli olaylar da bir mahkemenin önüne getirilirse elbette ki bakılacaktır. Bu konuda toplumsal bir sorumluluk söz konusudur.
------------------------------------------------------------------------------

konusu hakkında yeteli bilgiye sahipi olmadığı görülmektedir. Oysa, sosyo-psikoljik bir gerçekliktir ki, adi suçların tavan yaptığı dönemler hükümetlerin faaliyetlerinin durdurulduğu ve/veya engellendiği "askeri darbe öncesi - sırası ve sonrası" dönemlerdir. Bu süreçte, cinayet, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık, ırza müteallik eylemler, rüşvet, zimmet gibi adi nitelikli suçlar toplumda yaygınlaşır ve bunaltıcı hale gelir, ardından insanlar bu dönemin sona ermesi için silahlı güçlerin yapacağı her türlü müdahale için tepkisiz ve hazır olduğunda ise, artık hükümetler bu gücün telkin, yönlendirme, istek, baskı ve talimatlarına açık hale gelir. Demokrasiyle uyumlu olmayan bir rejimi ortaya koyan ve demokrasiyi işlevsiz kılan veya ortadan kaldıran bu tür müdahaleler (2) birçok temel insan hakları ihlalleri doğmasına neden olur. Böyle bir dönemde hukukun üstünlüğü ilkesi göz ardı edilir, insanlar hiçbir hukuki kurala dayanmaksızın soruşturulur, göz altına alınır, işkencelere maruz kalır, tutuklanır, kurdurulan hukukilikten uzak yargı mercilerince idam dahil bir çok sıra dışı cezalara çaptırılır.(3) Daha tahrip edici ve büyük hırsızlıklar, zimmetler, gasplar, cinayetler görülmeye başlanır. Bu periyotta toplum sindirilmiş ve yargı işlevsiz bırakılmış olduğu için silahlı güçler ile destekçilerinin oluşturduğu gücü elinde bulundurun azınlık, ülke kaynaklarını kendi menfaatleri için kullanır, haksız makam ve mal gaspları gerçekleşir, birçok suç teşkil eden eylemler işler, kendilerinin soruşturulamaması için tedbirler alır. Nihayetinde ülkenin en az bir 20 yılı heba edilmiş olur. Bunu yapanların hesap vermesi için ortaya konan çabaların demokratik gelişime katkısı yadsınamaz ise de, mağdurlar açısından, geciken adalet ne kadar adalet olacaksa o kadar anlam ifade eder.

Yapılan savunmalarda, Ergenekon Terör Örgütü' nün faaliyetlerinden dolayı sanıkların suçlandıkları hususu görmezden gelinerek, Türk ordusuna büyük bir buhtan yapıldığı iddia edilmiş ve sanki Türkiye'de hiç darbe olmamış ve hükümetlerin görevi sekteye uğratılmamış gibi bir yaklaşım sergilenmiştir. Oysa ülkeyi darbeye götüren süreçte gelişen acılarla dolu olaylar ve bu olayların ardından gerçekleşen müdahalelerin izleri hala tam olarak silinememiştir. Bu gerçekliği kim görmezden gelebilir. Buna karşın sanıkların özellikle belli bir kısmının gerek telefon konuşmalarında, gerek yazılarında ve gerekse savunmalarında 1960 askeri darbesini, bir devrim olarak değerlendirdikleri, bu tür bir müdahalenin gerçekleşmesini açıkça ifade ettikleri, ordu millet el ele bir araya gelmesiyle ordunun gidişata dur demesi gerektiğinden bahsettikleri görülmüştür. Bunun yanında Ergenekon Terör Örgütü' nün gerek yönetici ve gerekse üye konumundaki hemen hemen tüm mensupları ülkede bir askeri müdahale veya darbe ortamının oluşmasını istemekte, hatta memleketin kurtuluşu için bunun olmazsa olmaz olduğunu düşünmekte ve yaptıklarını bir Kuva-yı Milliye Harekatı olarak değerlendirmektedirler. Dosyada bu tür yüzlerce delil mevcuttur. Sanıklar bu kastlarını, hem nefret ve şiddet içeren söylemleri hem de eylemleriyle açıkça ortaya koymaktadırlar. Hatta bazı sanıklar söz konusu bu yöndeki isteğin "düşünce ve ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ifade ve örgütlenme özgürlüğünün şiddete ve nefrete çağrı olarak kullanılması durumunu korumamış ve hatta değil şiddete çağrıyı, ifadeler şiddete çağrı içermese dahi, yapılmış bir terör eylemini doğru bulmayı ifade etmenin de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.
-----
(2) Savcı Doğan Öz kontrgerilla ile ilgili raporunu (Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit bu raporun kendisine ulaştığını teyit etmektedir) hazırladıktan kısa bir süre sonra öldürülmüştür. Bu cinayet, Bakanlar Kurulu'nun TBMM tarafından da onaylanan 26.12.1978 gün ve 7/16947 Sayılı Sıkıyönetim Kararına göre sıkıyönetimin ilanına sebep olan suçlar arasında sayılmıştır. Dosyamızda ki Ergenekon Terör Örgütü tarafından işlenen Danıştay cinayeti ile ulaşılmak istenen amaçta budur.

(3)1960 askeri darbesi sonrası herhangi bir yargılama yapılmaksızın Genelkurmay başkanı dahil 235 General ve 4171 Subay ve Astsubay Türk Silahlı Kuvvetleri' nden ihraç edilmiştir. Bunun yanında darbe sonrası oluşturulan heyetin baktığı davada 395' i milletvekili olmak üzere 591 kişi yargılanmış, 151 kişinin idamına (Cumhurbaşkanı dahil) ve 31 kişinin müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bir başbakan ile iki bakanının idam kararının infazı yerine getirilmiştir.
------------------------------------------------------------------------------

Kanun koyucu, gerek dünya gerek ülke tecrübeleriyle sabit böyle bir ortamın doğmasına fırsat vermemek için, bu suçun ihlal ettiği hukuki yararın önemini dikkate alarak, bu tür eylemler için en ağır yaptırımı uygun görmüştür. Bu ülkemizde olduğu gibi demokrasinin geçerli olduğu devletlerde de böyledir. (4) TCK 311. ve 312. maddeler incelendiğinde, bu suçların bir tehlike suçu olarak kabul edildikleri ve teşebbüsün tamamlanmış suç gibi cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Kanun, cebir ve şiddet kullanarak yasama ve yürütmenin sadece "ortadan kaldırılmasına teşebbüs edilmesi" ni değil, bunun yanında bu organların "görevlerini yapmasını tamamen veya kısmen engellemeye teşebbüs edilmesi" ni dahi aynı şekilde cezalandırmaktadır. Yani bir anlamda kanun koyucu bu suçu işlemeye niyetlenenlere, "kanunun caydırıcı olması" ilkesi gereği bir ikazda bulunmakta ve suçun oluşumu için "cebir ve şiddet kullanarak TBMM veya Hükümetin görevlerini kısmen yapmasını engellemeye teşebbüs edilmesi" nin bile suç için yeterli olacağını belirtmektedir.

Dosyamız kapsamında bu suçun, yani darbeye teşebbüs suçunun gerek 765 sayılı TCK' nın gerekse 5237 Sayılı TCK' nın yürürlükte olduğu her iki dönemde de gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. "İlk dönem"de hükümetin başında olan Başbakan Bülent Ecevit' i başbakanlık görevinden el çekmeye zorlama ve AKP Hükümetine karşı Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde yasadışı olarak oluşturulduğu anlaşılan Cumhuriyet Çalışma Grubu' nun faaliyetleri ve planlanıp yürürlüğe konulan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven darbe planları çerçevesinde hükümeti cebren ıskata veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs edildiği görülmüştür. Bu dönemle ilgili birçok plan ve delilin ele geçirilmesi yanında zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı' nın tuttuğu günlüklerin 2003¬2004 yılına ait kısmı ile yine sanık Mustafa Balbay' ın tuttuğu dijital not/günlük mahiyetinde ki çalışmalar suç içeren eylemlerin anlaşılmasına katkıda bulunmuştur Cumhuriyet Gazetesi' ne bombalı saldırı ve Danıştay Hakimlerine karşı cinayet eylemi ile başlayan "2. Dönem"de ise, bu eylemlerin hemen öncesinden kurulan nefret, şiddet ve darbe söylemleri içeren ve yasadışına çıkan sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri ile AKP Hükümetinin görevlerini engelleme yönünde etkinlikler gösteren Ergenekon Silahlı Terör Örgütü' nün kontrolündeki diğer bir kısım sivil toplum çalışmalarının yapıldığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmalar ile öncelikli olarak AKP orjinli birinin Cumhurbaşkanlığı' na seçtirilmemesi hedeflenmiştir. Yine Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi'nde yoğunlaşan muvazzaf personel ve silsilede ki üstleri tarafından hükümet aleyhine yasadışı planlar hazırlanmış, sahte isimlerle internet siteleri kurdurularak buralarda hükümeti yıpratıcı psikolojik propaganda içerikli yayınlar yapılmış, bunlarla hem toplumun tahrik olması hedeflenmiş, hem de AKP' nin kapatılması sürecinde deliller üretilmiştir. AKP Kapatma Davası sürecinde de bir kısım sanıkların aktif faaliyetleri olmuştur. Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubesi gizli bölmelerinden ele geçirilen deliller arasında dosyamızda ki iddiaları doğrulayan önemli delillere ulaşılmıştır. Bu deliller arasında özellikle "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" denilen AKP Hükümetine karşı hazırlanan çalışmanın taslak çalışması "Proje" isimli çalışma, aralarında bazı dosya sanıklarının da bulunduğu ordudan emekli olanlar ve bazı diğer sivil şahıslardan oluşan gruplar ve görevlerini düzenleyen "Kitleşim" isimli belge önem arz etmektedir. Yine Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek başkanlığı' na ait Mahkememizce getirtilip incelen bilgisayarlar içinde de AKP Hükümeti aleyhine ve Ergenekon Terör Örgüt' ünü destekler
-----
(4) Örneğin Fransız Ceza Kanunu 412/1. maddesinde bu tür suçlar için; “Cumhuriyetin kurumlarını veya ülkenin toprak bütünlüğünü tehlikeye sokabilecek şiddet içeren her türlü saldırı 30 yıl hapis ve 450.000 Euro para cezası ile cezalandırılır. Eğer eylem kamu gücünü kullananlar tarafından işlenirse bu suç için verilecek ceza müebbet hapis ve 750.000 Euro para cezasıdır” şeklinde bir düzenleme mevcuttur.
------------------------------------------------------------------------------

mahiyetinde çok sayıda belgeler elde edilmiştir. Bu belgeler incelendiğinde" İrtica İle Mücadele Eylem Planı" içeriği ile birebir örtüşen birçok çalışmalara ulaşılmıştır. Tüm bu süreçte Ergenekon Terör Örgüt' ne ait muhtelif yerlere gizlenmiş nitelik ve nicelik olarak vahamet arz eden silah, bomba, mühimmat ele geçirilmiş, Örgüt' ün "Karargah Evleri" ismi altında Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlendiği anlaşılmış, bazı sivil sanıkların Harp Okulu' nda okuyan askeri öğrencileri buralarda ki örgüt mensubu öğrenciler aracılığıyla kazanma amaçlı çalışmalar yaptıkları ve bu öğrencileri üstlerine hatta o tarihteki mevcut Genelkurmay başkanı aleyhine kışkırttıkları görülmüştür. Yine geçmişte devlet içindeki derin yapıyla ilişkisi gündeme gelen ve çete lideri olmaktan mahkum olan dosyamız sanığı emekli emniyet mensubu bir sanığın liderliğinde bazı suikast ve sabotaj planları yapıldığı, bu eylemler için subay ve emniyet teşkilatındaki örgüt üyelerinden kadrolar oluşturulduğu, bu kişilerin özellikle azınlık cemaat önderlerine ve alevi toplum temsilcilerine karşı eylem hazırlıkları içine girdikleri anlaşılmıştır. Dosya genelinde azınlıklara karşı sistematik olarak bir nefret söylemi geliştirildiği açıktır. Bu dönemde gerçekleşen amaç suçlara yönelik daha birçok olay gerekçeli kararımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır. (5)

Sanıkların sübuta eren örgüt üyeliği/yöneticiliği ve amaç suçlar dışındaki suçlarına bakıldığında;

Bir kısım sanıkların sekiz yıldan on iki yıla ve/veya üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektiren, "devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin yüzlerce bilgi ve belgeyi bulundurma/kullanma/temin etme ve yasaklanan bilgileri elde etme" suçunu işledikleri

Bir kısım sanıkların altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren "hukuka aykırı olarak kaydedilmiş binlerce kişisel verileri toplam sayısı binlerle ifade edilen kişisel verileri bulundurdukları tespit edilmiştir.

Sanıklarda ele geçen silahlar ve mühimmat nitelik ve nicelik, yani hem sayı hem de özellik olarak çok vahim niteliktedir. Kimisinin mevcut herhangi bir kaydı olmayan, kimisinin ise kayıtlı oldukları yerde sarf edilmiş olarak gözüktüğü bu silah ve mühimmatların toplumda kaos oluşturmaya ve faili meçhul cinayetlerde kullanılabilme potansiyeline sahip oldukları ortadadır.

Dava sürecinde, dosyadaki delillerin benzer örgüt davalarında olmadığı kadar güçlü, çeşitli ve çok olduğu görülmüştür. Örneğin, bu davadaki deliller ile benzer mahiyetli Susurluk Davası' nın delillerinin kıyaslanmasının dahi mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. (6) Bunun yanında yargılamanın her aşamasında mahkememiz yargılanan örgütün varlığını çok açık ve net olarak devamlı gözlemlemiştir. Ergenekon Terör Örgütü' nün kamuoyu oluşturma gücü, Sanıklar arasındaki hem henüz haklarında dava açılmamışken hem de
-----
(5) Avrupa Birliği İlerleme Raporları’ nda, Ergenekon Davası’ na yer verilmiştir. Bu raporlarda özetle;
“..Suç örgütü olduğu iddia edilen Ergenekon adlı oluşuma ilişkin soruşturma ve birçok başka darbe planının araştırılması, demokratik kurumların düzgün işleyişine ve hukukun üstünlüğüne duyulan güvenin güçlendirilmesi bakımından Türkiye için bir fırsat olmayı sürdürmektedir…. Bu, Türkiye’de, bir darbe teşebbüsünü derinlemesine inceleyen ilk davadır ve demokratik kurumları istikrarsızlaştırmayı amaçladığı iddia edilen bir suç örgütü hakkında yürütülen en geniş kapsamlı soruşturmadır…… Bu dava, Türkiye için, demokratik kurumlarının düzgün işleyişine ve hukukun üstünlüğüne olan güveni güçlendirmek açısından bir fırsattır….. Nisan ayındaki bir basın açıklaması sırasında Genelkurmay Başkanı, Ergenekon davası ve iddianamesi hakkında yorumda bulunmuş, dolayısıyla yargıyı baskı altında bırakmıştır….. Askeri personelin, Ergenekon soruşturmasıyla ortaya çıkan Hükümet karşıtı eylemlere katılmış olduğu iddiası kaygı uyandırmaktadır….. özellikle askeri mahkemelerin yargı yetkisinin sınırlanması konusunda bir miktar ilerleme kaydedilmiştir” gibi önemli değerlendirmeler yapılmıştır.

(6) Susurluk davası’ nın anlatıldığı bölümde bu hususa özel olarak yer verilmiştir. Bkz. “Susurluk Çetesi Ve Ergenekon Terör Örgütü Arasındaki İrtibat” başlıklı bölüm.
------------------------------------------------------------------------------

dava açıldıktan sonraki dayanışma ve görünürde aralarında herhangi bir irtibat ve tanışıklık olmayan sanıkların adeta gözü kapalı birbirlerini yargılama öncesi ve sırasında savunmaları ve kefil olduklarını beyan etmeleri, özellikle kovuşturma aşamasında birbirleri lehlerine beyanda bulunmaları ve birbirleri aleyhinde olan önceki ifadelerini değiştirmeleri, daha sonra bu yeni ifadeleri kullanarak geçmişte verilen ve aleyhlerinde olan ifadeleri tevil etmeleri ve düzeltmeleri, "burada yargılanan kişileri saygıyla selamlıyorum, Cumhuriyet' a bomba atanlar ve Danıştay' a saldıranlar dışında buradaki hiç kimsenin suçu yok, (7) herkes vatansever, sanıklar delikanlı çıktı, kimse aleyhte konuşmadı vs" gibi sözleri devamlı dile getirmeleri, mahkeme hakimlerini ortak savunma stratejisine uygun olarak gözü kapalı eleştirmeleri ve sıklıkla redd-i hakim talebinde bulunmaları, aynı zamanda sistematik bir şekilde hakaret ve tehdit etmeleri, bazılarının savunmalarında mahkemeye yansıtmaya çalıştıklarının aksine gözlemlenen yakın ve samimi irtibatları, genel olarak birbirlerinin aleyhine beyanda bulunmaktan ısrarla kaçınmaları, hatta çok açık bir şekilde kendilerinin aleyhinde bilgi ve belge yakalatan veya konuşan sanıklar hakkında en küçük bir tepki göstermeyip, "yargılamanın sonunu beklemek gerekir vs" şeklinde bir yaklaşım sergilemeleri (8) gibi durumlar mahkememizin gözlemlediği bu çeşit yüzlerce olguya sadece birkaç örnektir.

Sanıkların bazı eylemlerle ilişkisini ve örgüt üyesi konumlarını ortaya koyan onlarca delilden birisi de telefon irtibatlarıdır. Gerek soruşturma aşamasında ve gerekse yargılama aşamasında, -sanıkların kendi aralarındaki ve olaylarla ilgili irtibatını ortaya koyan teknik delil mahiyetindeki- HTS dökümleri ve iletişim tespit tutanaklarından yararlanılmıştır. Her sanığın bireysel hukuki durumlarının değerlendirildiği kısımlarda bu delillere yer verilmiştir. Örgüt davalarında bir kısım sanıkların bağlı oldukları örgüt dolayısıyla birbirleriyle tanışıyor oldukları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle dosyamız bazı sanıkları kendileriyle ilgili HTS dökümü ve iletişimin tespiti tutanakları karşısında tanışıklıklarını açıklama konusunda çelişkiye düşmüşler ve/veya açıklayamamışlar, bu kayıtlarla uyuşmayan beyanlarda bulunmuşlardır.

Ergenekon Terör Örgütü' nün kendine özgü bir yapısı vardır. Bu örgüt, birbirlerini tamamlayan ve destekleyen kompartımanları olan, ancak bu kompartımantasyon /perdeleme sistemi gereği birimler arasında sınırlı bir iletişimin söz konusu olduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri' nden iktibas edilen "bilmesi gereken" prensibi çerçevesinde örgüt üyelerinin faaliyet gösterdikleri, herkesin kendi uzmanlık alanında örgüte katkı sağlayıp örgütsel faaliyette bulunduğu bir yapılanmadır. Örgütün genel ve/veya güncel hedefleri
-----
(7) Kimi zaman sanıkların “buradaki herkes suçsuz, Alparslan Arslan hariç herkes suçsuz” gibi sözleri de olmuştur.” Sanıkların özellikle Cumhuriyet Gazetesi’ ne bomba atan sanıkları ve sanık Alparslan Arslan’ ı rahatsız edici beyanda bulunmaktan kaçındıkları, Osman Yıldırım dışında ki Cumhuriyet Gazetesi’ ne bomba atan diğer sanıklarla duruşma salonunda yakınlaştıkları gözlemlenmiştir.

(8) Örneğin Sanık İbrahim Şahin’ in gerek evinde ele geçen sabotaj - cinayet planları listesinde isimleri geçmesi nedeniyle ve gerekse yaptığı telefon konuşmalarındaki beyanlarından dolayı aleyhlerinde hukuki durum oluşmasına sebep olduğu sanıklardan hiç biri bu sanık hakkında cezai veya hukuki bir şikayette bulunmadıkları gibi, savunmaları sırasında da İbrahim Şahin’ i incitecek düzeyde dahi bir beyan sarf etmemişlerdir.
Yine sanık Dursun Çiçek, kendi isim ve imzasının bulunduğu “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” nın fotokopisinin çıktığı ve daha önce tanımadığını beyan ettiği Sanık Serdar Öztürk hakkında gerek o dönem ve gerekse yargılandığı süreci de kapsayan uzunca bir dönemde herhangi bir aleyhte beyanda bulunmamış, Serdar Öztürk’ ün savunmasına itibar etmiştir. Oysa normal olarak sanık dursun Çiçek’in, bu belgenin fotokopisinin kendisinde çıktığı Serdar Öztürk hakkında bir hukuki süreç başlatması gerekirdi.
Buna ek olarak, Gölcük Donanma Komutanlığı, İstihbarat Şubesi zeminin altında gizlenmiş olarak herhangi bir emniyet mensubunun katılmadığı aramada bulunan malzemeler arasında dosyamızdaki iddiaları teyit eden bilgi, belge ve delillere ulaşılmıştır. ’Dosya kapsamına ve hayatın gerçeklerine göre bu delillerin bulunduğu bölüme, İstihbarat birimindeki askerlerin dışında başka birilerinin girmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda sanıkların savunma stratejisi olarak geliştirdikleri ortak mantığa göre, kendi aleyhlerinde olan bir kısım delilleri buradaki deliller arasına o bölümün sorumlusu olan kişilerin koyması gerekir. Oysa sanıklardan hiçbiri Gölcük Donanma Komutanlığı’nda bulunan bu malzemelerle ilgili açılan davadaki sanıklar hakkında aleyhte tek bir beyanda dahi bulunmamışlardır.
------------------------------------------------------------------------------

doğrultusunda: bu yapılanmanın bir birimi; toplumun hazırlanması bakımından sivil toplum örgütlerini harekete geçirmekte/yönlendirmekte, toplantı ve gösteriler düzenlemekte/ düzenletmekte, bir birimi; cebir ve şiddet içeren eylem(ler) ile alakalı planlar yapmakta, lojistik ve finansal destek sağlamakta, bir birimi; kendi üzerine düşen cebir ve şiddet içeren eylem(ler)i organize etmekte, işlemekte/işletmekte, bir diğer birimi; bu tür eylemlerden sonra özellikle basın kanalıyla dezenformasyon yapmakta, bir kısmı bu eylemlerin rüzgarını arkasına alarak toplumsal katmanları harekete geçirip geniş tabanlı organizasyonlar yapmaktadır. Sonuçta Ergenekon Terör Örgütü, dosyamız kapsamında tüm bu birbirini tamamlayan eylemleriyle amaç suçların oluşması, iddianamedeki ifadesiyle "darbeye zemin hazırlama" (9) yönünde faaliyet göstermektedir. (10)

Yapılan yargılamada bu örgütün çok karışık bir ilişkiler yumağına sahip olduğu görülmüştür. Örgütün yargılanan ve mensuplarının cezalandırıldığı belli bir kısmı açığa çıkarılmış ise de, bazı hücrelerine ulaşılamadığı görülmüştür. Yine Ergenekon Terör Örgütü' nün bazı birimleri ve uzantıları hakkında dosya kapsamına göre isabetli yorum yapılabilmesi mümkün olsa da, bunlarla alakalı dosyada hukuki olarak yeterli delile ulaşılamadığı ortadadır. Bu yüzden bunların ayrı bir soruşturma ile ortaya çıkarılmasının mümkün ve gerekli olduğu düşünülmektedir.

Dosya kapsamı, yapılan yargılamada ulaşılan deliller ve mahkememizin gözlemi Ergenekon Terör Örgütü' nün "Psikolojik Harp(Harekat) ve Propaganda" tekniğini çok etkili ve sistematik olarak kullandığını göstermektedir. Özellikle Genel Kurmay Başkanlığı Bilgi destek Dairesi (Önce ki ismiyle "Psikolojik Harp Dairesi")' de çalışan bir kısım sanıkların faaliyetleri buna güzel bir örnektir. Yine özellikle Sanık Doğu Perinçek (11) ve yakın çevresi bu tekniği en etkin kullanan (12) Ergenekon Terör Örgütü üyeleri arasındadır. Sanık Nusret Senem esas hakkında savunmasında psikolojik propaganda sanatını çok iyi bildiğini ve uyguladığını ifade etmiştir. Sanık Durmuş Ali Özoğlu, Mustafa Özbek gibi sivil sanıklardan ve Sanık Hurşit Tolon' dan Genel Kurmay Başkanlığı' na ait olduğu ilgili kurumca belirtilen "PH(Psikolojik Harp)" isimli birçok Word dosyası ele geçmiştir. (13) Gerekçeli kararımızda açıklanan sanıklar arasında ki ilişkiler ile muhtelif yer ve zamanlarda ki açıklamalarının değerlendirilmesi ve anlaşılabilmesi bakımından ilgili bölümlerde bu hususa özellikle yer verilmiş ve ayrıca delil klasörleri içinde bulunan "Psikolojik Harekat(Harp) Sanatı" nı anlatan metinler müstakil bir başlık altında özetlenerek bu konuda aydınlatıcı bilgiler verilmiştir. Sanıklar savunmalarında bu yöntemi ustalıkla kullandıkları için, bu davada olayların yalnızca düz mantıkla değerlendirilmesi eksik olur. Gerek sanıkların kişisel özellikleri, gerek örgütün girift yapısı ve gerekse örgüt
-----
(9) Bizde gerekçemizde zaman zaman bu tabirin kullanılmasını uygun gördük. Çünkü darbeye zemin/ortam hazırlama kavramı TCK 312. maddede ki suç tipini güzelce özetlemektedir. Çünkü teşebbüsün tamamlanmış suç gibi kabul edildiği bu maddede bir tehlike suçu düzenlemesi söz konusudur. Devlet aleyhine cürümlerle ilgili referans eserlerin sahibi Prof.Dr. Çetin Özek yasama ve yürütme organlarına karşı suçlardan bahsettiği yerde, teşebbüs ve tehlike suçu ile ilgili olarak; “Hareketin teşebbüs durumunda cezalandırılabilmesi, onun tehlikeli olduğu düşüncesine ve hareketin belli bir neticeyi doğurmaya uygun(elverişli) olması esasına dayanır. Teşebbüste, hele eksik teşebbüs halinde esas itibarıyla dış alemde vuku bulmuş bir netice mevcut değildir. Sadece, cezalandırılan neticenin, yani dış alemdeki değişikliğin tahakkuk edebilmesi tehlikesinin mevcudiyeti, tamamlanmamış fiilin cezalandırılabilmesi imkanını yaratmıştır. Teşebbüs edilen eylemin, yani dış alemdeki değişikliğin tahakkuk edebilmesi tehlikesinin mevcut olması durumunda, söz konusu bu eylemin neticeyi doğurmaya elverişli olması gerekir. Ancak uygunluk hareketin tehlikeliliği demek değildir. Zira hareketin bizatihi tehlikeli olmayıp tehlike neticesini yaratmaya da uygun olması mümkündür” demektedir.

(10) Ülkeyi askeri müdahalelere götüren ortamları ve askerler ile siviller arasında bu süreçteki ilişkiyi ortaya koyması bakımından, bizzat kendinden örnekler verip özeleşti yaptığı kitaplarında yazar Hasan Cemal, bu konuda önemli saptamalarda bulunmuştur.

(11) Sanık Doğu Perinçek’ te, “Özel Harp Daire Başkanlığı Propaganda ve Psikolojik Harp” başlıklı bir askeri metin bulunmuştur.

(12) Bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler gerekçeli kararımızda, hem sanık Doğu Perinçek ve ilgili sanıkların bireysel hukuki durumlarının değerlendirildiği kısımlarda, hem de örgütün varlığının anlatıldığı, özellikle derin devlet-Susurluk çetesi ile ilgili bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

(13) Örneğin Sanık Oktay Yıldırım, özgeçmişinde psikolojik harekat ve yönlendirme seminerine katıldığını belirtmektedir.
------------------------------------------------------------------------------

belge içerikleri daha değişik mantık önermelerinin de katkısından yararlanarak konuların ve sanıkların durumlarının değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Genelde tüm sanıkların hitap ve psikolojik propaganda yetenekleri bir hayli yüksek olduğu ve yargılama sırasında bu özelliklerini etkin olarak kullandıkları gözlemlenmiştir. Sanık profilinin etkinliği, çeşitliliği ve geçmişi ile dava konusu iddialar nedeniyle bu dava kamuoyunda yoğun olarak tartışılmış, ilgili ilgisiz birçok kişinin yargılamayı etkilemeye teşebbüs sayılabilecek sayısız açıklamaları olmuştur.

Derin devlet/Gladyo yapılanmasına Türkiye' de "Ergenekon" ismi verilmiştir. Örgütün ismi örgüt belgelerinde açıkça bu şekilde telaffuz edilmiştir. Derin Devlet yapılanması için toplumda destek görecek bu ismin seçilmesi dahi başlı başına bir psikolojik harp çalışması ürünüdür. Sanıklar da savunmalarında bu konuyu ustalıkla kullanmışlar ve Orta Asya Türk Destanları arasında yer alan "Ergenekon Destanı" nı sürekli istismar ederek yargılama makamlarına ağır hakaret ve isnatlarda bulunmuşlardır. Oysa burada eleştirilmesi gereken, derin devlet gibi hukuk dışı bu yapılanma için bu ismi uygun gören mantıktır. (14)

Türk Gladyosu' na "Ergenekon" ismi verildiğinin 1997 den itibaren gündemde olması, köşe yazılarında ve kitaplarda işlenmesi, sanık Doğu Perinçek müdafi Av. Ceyhan Mumcu'nun ifadesiyle bunu "Herkesin bildiği" nin beyan edilmesi, bazı sanıklardan ele geçen belgelerde bu ismin geçmesi, örgüt belgelerinde açıkça derin yapılanmaya bu isim verilmesi, sanık Hüseyin Vural Vural' da kendi beyanıyla da sabit olduğu üzere "Ergenakon Yemin Metni" ve "Ergenakon başlıklı Kimlik Kartları" nın ele geçmiş olması, özellikle 1997 de Aydınlık dergisinde yayınlanan sanık Erol Mütercimler' in röportajında ve daha sonra sanık Doğu Perinçek ve grubunun organize ettiği Susurluk Konferansında Türk Gladyosu' nun bu isimle anılması, sanık Doğu Perinçek'ten ele geçen bir dijital belgede "Uğur Mumcu'yu Çatlı, Yeşil Ergenekon yasallık dışılığı öldürtmüş" ifadelerinin kullanılması, sanık Hikmet Çiçek'te çıkan bir belgede Özdemir Sabancı Cinayetinde Ergenekon örgütlenmesinin rolü olduğuna dair tespitler bulunması ve Bozkurt teşkilatı isimli diğer bir belgede "Ergenekon'un ilk adının Bozkurt teşkilatı olduğu" şeklinde açıklamaların yer alması, Tuncay Güney'in mülakatında "Doğu Perinçek'e Ergenekon'u sorduğumda, bunun askeriye içindeki bir örgütlenme olduğunu ve Nato tarafından Özel Harp Dairesi'ne paralel olarak kurulduğunu söyledi" anlatımının bulunmasına karşılık, birçok sanık ve özellikle sanık Doğu Perinçek'in savunmalarında iddianameye konu olan örgüt için Ergenekon ismi kullanılmasını ağır bir şekilde eleştirmeleri, Türkiye'deki derin devlet yapılanmasının ismi olarak belirlenen "Ergenekon" u özel olarak gündeme getirmekten kaçınmaları, Can Dündar ve Celal Kazdağlı tarafından yazılan Ergenekon isimli kitapla ilgili olarak 1 Nisan 2001 tarihinde Aydınlık dergisinde "Ergenekon dedikodularının piyasaya sürüldüğü bir dönemde CIA'ya yakın çevrelerin yazdırdığı" denilerek bu kitabın (15) eleştirilmesi, sanıkların Ergenekon isminin gündeme getirildiği yayın organları ve konferanslarla ilgili bir açıklama yapmayıp duruşmadaki savunmalarında "Savcılar tarafından nasıl Ergenekon ismi kirletilir" şeklinde psikolojik harp tekniği ürünü tepkiler ortaya koymaları Gladio' nun Türkiye'deki örgütlenmesine
-----
(14) Örgütün bu ismi seçmesiyle ilgili olarak ilerleyen bölümlerde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Sanık Hüseyin Vural Vural’ da çıkan Ergenekon Yemin metni ve 1972 yılından kalma “Ergenakon” başlıklı kimlik kartları örgütün bu ismi çok önceden beri kullandığını ortaya koymaktadır.
(15) Oysa bu kitap Susurluk Kazası sonrası yazılan ve Susurluk Davası ve bu dava sanıklarının ilişkilerinide Ergenekon Örgütü kapsamında analiz eden bir kitaptır.
------------------------------------------------------------------------------

verilen bu adın açığa çıkmasını engelleyici tavırlar içinde olduklarını açıkça göstermektedir.

Ergenekon Terör Örgütü' nün ismi çok uzun süredir kamuoyunun gündeminde olmasına, Susurluk kazası sonrası bu örgüt hakkında üst düzey generallerin açık beyanlarına ve dosyadaki benzeri somut olaylara rağmen özellikle Genel Kurmay Başkanlığı' nın "Ergenekon/derin devlet/kontrgerilla" konusunda hiçbir işlem yapmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin ara kararlarına istinaden bu konuda devlet kurumları ve Genel Kurmay Başkanlığı tarafından verilen cevaplar önemlidir. (16)

Kurum ve mensuplarıyla alakalı en küçük isnatları dahi araştıran ve soruşturan, yapısı gereği buna yapması da gayet doğal olan Türk Silahlı Kuvvetleri' nin, üstdüzey generallerin ağzından anlatılan ve ordu içindeki hiyerarşik yapı dışında illegal olarak örgütlenip, birçok yasadışı icraatlar yaptığı belirtilen bir yapı hakkında herhangi bir işlem yap(a)mamasının bir izahı olamaz. Bu durum açıkça Ergenekon Terör Örgütü' nün gücünü ve kendisiyle ilgili mensupları tarafından yapılan propagandanın ne kadar etkili sonuç doğurduğunu gösteren dikkat çekici bir örnektir.

Ergenekon Terör Örgütü, özellikle Susurluk Kazası sonrası yapılan yargılamayı müteakip 1999-2000 yıllarında reorganize olma faaliyeti kapsamında örgüt temel belgesini (Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim Ve Geliştirme Projesi İstanbul / 29 Ekim 1999" İsimli Belge) yeniden düzenlemiş ve oluşturulan Lobi Belgesi (Lobi Aralık 1999/İstanbul" İsimli Belge) doğrultusunda sivil unsurlarla irtibatı belli bir düzene sokmuştur. Dosyada bu ana belgelerle paralel diğer birçok örgüt belgesi de mevcuttur. Ergenekon belgesinin "Amaç" başlıklı bölümünün son cümlesindeki "Ergenekon'un gerçek ve çağdaş anlamda ve organizasyonunun sağlanabilmesi için talep edilmesi halinde daha birçok ayrıntılı etüt hazırlanması mümkündür" ifadesine dayanılarak ve bu iki ana belgede belirtilen esasların ayrıntılı olarak ele alındığı etüt, analiz çalışması, eylem planı, değerlendirme raporu ve araştırma metinleri gibi alt belgeler hazırlanmıştır. Ergenekon Terör Örgütü ile ilgili olan örgüt belgeleri özel bir önem arz etmektedir. Örgüt bu belgelerdeki ilkeler doğrultusunda örgüt faaliyetlerini sürdürmüştür. Örgütün felsefesi, iç işleyişi, teşkilatlanması, PKK gibi terör örgütleriyle ilişkisi ve sair özellikleri bu belgeler kapsamında daha iyi anlaşılmaktadır.

Tüm örgüt belge içerikleri incelendiğinde her yönüyle bir terör örgütü (17) ile karşı karşıya kalındığı açıkça görülmektedir. Örgüt belgelerinin ayrıntılı anlatıldığı bölümde bu husus açıkça ortaya konulmuştur.

Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası - İtalya' daki Gladio Davası (18) dışında- dünyada bilinen diğer tüm davalarla hacim ve içerik olarak kıyaslanamayacak kadar devasa bir özelliğe sahiptir. Bu davada, içlerinde Genelkurmay Başkanı, ordu komutanı gibi üstdüzey askeri sanıklar olduğu gibi, siyasi parti yöneticiliği, avukatlık, gazetecilik, akademisyenlik, taksicilik ve çaycılık gibi meslekleri icra eden toplumun hemen hemen her kesim ve mesleğinden kişilerin de bulunduğu görülmektedir. Her ne kadar belli meslek ve siyasi
-----
(16) Bu konuda ayrıntılı değerlendirme , “Derin devlet/ Kontrgerilla yapılanması ile ilgili bilgilerin verildiği” bölümün, “2.Genel Kurmay Başkanlığı ‘nın Bazı İddialara Karşında Ne Yaptığına Dair Verdiği Cevaplar Ve Gönderdiği Belgeler” başlığı altında yapılmıştır.

(17) Sanık Kemal Kerinçsiz ve Ahmet Hurşit Tolon soruşturma aşamasında, -kendilerini bu örgütten soyutlayarak ve böyle bir örgütle irtibatları olamayacağını söyleyerek- bu belge içeriklerine göre tipik bir terör örgütünden bahsedildiğini ifade etmişlerdir.

(18) Gerekçeli kararımızın derin devlet yapılanmaları hakkında genel bilgi verilen bölümünde bu dava hakkında da bazı istatistiki veriler yer almıştır.
------------------------------------------------------------------------------

gruplara mensup bir kısım sanıklar icra ettikleri mesleki faaliyetleri ve AKP Hükümeti' ne muhalif kimlikleri dolayısıyla yargılandıklarını savunsalar da bunun doğru olmadığı ortadadır. Çünkü yargılanan sanıklarından çok daha keskin muhalefet yapan gazeteciler ve siyasiler dosyamız sanığı değillerdir. Mahkememiz verdiği kararında sanıkları mesleki veya siyasi faaliyetlerinden dolayı değil, Ergenekon Terör Örgütü mensubu olarak işledikleri eylemlerden dolayı cezalandırmıştır. Sanıklar birçok terör örgütünün yaptığı gibi, "siyasal, basın ve örgütlenme özgürlükleri"ni Ergenekon Terör Örgütü' nün amaçları doğrultusunda kullanmışlardır. Bu konular gerekçemizin genel kısmında ve bireysel durumlarının değerlendirildiği bölümde ayrıntılı olarak ele alınıp değerlendirilmiştir.

Sanıkların Ortak Savunma Stratejileri:

1. Bu davanın polis içindeki bir çetenin tertibi olduğu ve MİT ile bir kısım mensuplarının oyunlarıyla başlatıldığını devamlı tekrarlama,

Bu bağlamda aramalarda çıkan aleyhteki delillerin hiç birini kabul etmeyip, polisin koyduğunu ifade etme,

İkrar mahiyetindeki beyanların kasıtlı olarak polis tarafından yazıldığını söyleme.

2. Her türlü suçlamayı devamlı olarak reddetme, suç unsuru içeren açık telefon konuşmalarında şaka yaptıkları veya öyle demek istemediklerini savunma, soruşturma makamlarının müdafii refakatında aldığı ifadelerden aleyhe olanları kabul etmeme.

3. Ergenekon diye bir örgütün olduğu iddiasının doğru olmadığını ısrarla ifade etme, Yargılananların büyük çoğunluğunun vatansever ve masum olduklarını yineleme.

4. "Tuncay Güney gibi güvenilmez kişinin beyanları dosyadan çıkarıldığında aleyhte hiçbir şey kalmıyor" beyanını sıklıkla işleme.

5. Hakkında dava açılan asker kişilerin ne ile suçlandığını göz ardı ederek, Türk Silahlı Kuvvetlerini' nin suç örgütü kabul edildiğini iddia etme,

TSK ile kendilerini özdeşleştirerek avantajlı durum elde etme.

6. AKP muhalifi olduklarından dolayı yargılandıklarını savunmaları Bu temel savunma stratejisi kısaca ele alınacak olursa;

• Sanıkların yukarıda değinilen ortak savunma stratejilerini ısrarlı olarak sürdürdükleri görülmüştür. Aslında bu durum örgütlü suçların yargılamasında sıklıkla rastlanılan bir durumdur. Böyle bir yöntem her ne kadar bizzat sanıkları motive etse ve kamuoyunda belli bir dönem etki oluştursa da, dosya ve içindeki delillere hakim olan yargılama heyetleri için ne kadar anlam ifade etmesi gerekiyorsa o kadar dikkate alınmaktadır.

• Öncelikle bu davanın soruşturması Ümraniye' de bir gecekonduda bulunan bombalarla başlamıştır. Bombaların bulunma süreci sanıkların sığındığı polis tertibi savunmasını tamamıyla boşa çıkaracak özelliktedir. Çünkü bombalarla ilgili ilk ihbar (19) ses kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere Trabzon İl Jandarma Alay Komutanlığı' na yapılmıştır. Bu ihbarı alan Trabzon' da ki Jandarma birimleri, ihbar
-----
(19) Bu ihbarın faili sanık Ali Yiğit” n babasıdır. İhbar ses kaydı duruşmada dinletilmiştir.
------------------------------------------------------------------------------

içeriğini yine bir Jandarma birimine, yani İstanbul il Jandarma Alay Komutanlığı' na bildirmiştir. İstanbul' da ki bu Jandarma birimi de kendisine iletilen ihbarı İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü' ne bildirmiş, bunun üzerine Ümraniye Savcılığı aracılığıyla alınan arama iznine istinaden Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü birimlerince yapılan aramada bomba bulunması üzerine, olay Beşiktaş' taki CMK 250. madde ile yetkili Başsavcıvekilliği' ne intikal ettirilmiştir. Yani olaya ilk olarak vakıf olan birimler emniyet değil Jandarma birimleridir. Yine daha sonraki aşamada da olaya vakıf olan TEM Şube Müdürlüğü, yerel emniyet ve yerel başsavcılık birimleridir. Son aşamada Özel Yetki Başsavcılık olay hakkında bilgi sahibi olabilmiştir. Ancak sanıklar tüm bu safahatı göz ardı ederek soruşturmayı derinleştiren, dava açan ve davaya bakan makamlara yönelik yıpratıcı ve sindirici psikolojik propaganda içerikli bir savunma geliştirmişlerdir.
Sanıklar aramalarda ele geçen aleyhte delillerin polis tarafından koyulduğu gibi soyut iddiada bulunmuş iseler de, dosya kapsamında bunu doğrulayacak en küçük bir delile rastlanmamıştır.

Bunun yanında bir çok sanıkla ilgili ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda ve incelenen dijital unsurlarda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı çokça ifade edilmiştir.

• Bilindiği gibi bu davada ki en önemli eylemlerden biri Danıştay saldırısını gerçekleştiren sanık Alparslan Arslan' ın eylemidir. Sanıklarda yapılan aramalarda ele geçen dijital ve yazılı hiçbir belgede sanık Alparslan Arslan' ın işlediği bu eylemle, sanıkların arasında bağı gösterecek bir belge ele geçmemiştir. Bir an için sanıkların kolluk birimlerine yönelttikleri "polis yerleştirdi" şeklinde ki isnadın geçerli olduğu bir an için düşünüldüğünde, söz konusu polislerin böyle bir olayın yazılı delili olabilecek uydurma bir belgeyi de sanıkların eşyaları arasına koymaları beklenirdi. Ancak böyle bir şey söz konusu olmamıştır. Yine sanıklar kendileriyle ilgili yapılan aramalarda belge yerleştirme iddiasının en azından daha makul karşılanabileceği yerlerde niçin aleyhte hiçbir şey bulunamadığını da kendi mantıklarına göre izah edememektedirler.

• Soruşturmada ki kendi beyanları içinde aleyhlerine olanları, polisin, savcının ve hatta hakimin yazdığı/yazdırdığı iddiasının hukuki hiçbir geçerliği olmadığı gibi, bu gibi bir savunmanın da olumsuz değerlendirileceği ortadadır. Yargıtay içtihatları da bu doğrultudadır. Sanıkların aşamalardaki tüm ifadelerinin müdafileri huzurunda alındığı göz önünde bulundurulduğunda soyut bir iddiadan öteye geçmeyen bu tür isnatların hukuki bir geçerliği yoktur.

• Gerçekte herhangi bir örgütsel ilişkisi bulunmayan bir sanıktan suçlandığı örgütle ilgili olarak beklenen hayatın olağan akışına uygun tavır ve söylem; iddia edilen örgütle ilişkisi olmadığı ve bu örgütün varlığı ve yokluğuyla ilgili kararın yargılama makamları tarafından verileceğidir. Ancak sanıkların çoğu, "mahkemede yargılananların hemen hemen hepsinin suçsuz olduğu" (20), "sanıkları saygıla selamladıkları", vatansever insanların burada yargılandığı gibi bayanlarda bulunmuşlar, "Ergenekon diye bir örgütün bulunmadığı" yönünde bir savunma
-----
(20) Sanıklar kimi zaman buradakilerin hiçbir suçu yoktur demişler , genellikle de “Cumhuriyet Gazetesi’ ni bombalayanlar ve Danıştay’ a saldıranlar hariç” buradaki hiç kimsenin suçu yoktur şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
------------------------------------------------------------------------------
 
yapmışlardır. Bu tür davaların sanıklarının ortak söylemlerinden birisi de," Vatansever oldukları, her şeyi vatan için yaptıklarıdır". Devlet aleyhine işlenen cürümlerle ilgili referans eserlerin müellifi Prof. Dr. Çetin Özek bu konudaki tahlillerinden birisinde, yerinde bir tespitle "bu tür suçları işleyen kişilerin kendilerini gerçekte bir suç işlemiş olarak kabul etmediklerini düşündüklerini" ifade eder.

• Bu bağlamda eski Genelkurmay Başkanı sanık Mehmet İlker Başbuğ' un durumu ön plana çıkmaktadır. Sanıklar tarafından "Bir genelkurmay başkanından nasıl terörist olur" söylemleriyle oluşturulan bir algı söz konusu olmuştur.

• Öncelikle ifade etmek gerekir ki, "terörist" kelimesi hukuki değil, basın yayın organlarının kullanmayı tercih ettiği siyasi bir kavramdır. Hukukta ise terör suçlusu kavramı tercih edilir. Terörle Mücadele Yasası kapsamında "terör örgütü" olarak değerlendirilen suç örgütlerinin mensuplarının belirli eylemleri de terör suçu sayılmaktadır. Bu kapsamda yasa koyucu Devlet aleyhine işlenen TCK 309, 311, 312 gibi maddelerdeki suçları Terör Suçu olarak kabul etmektedir. Anayasal düzene, Yasama Organı ve Yürütme Organına karşı işlenen bu tür suçların gerek işleniş biçimi ve gerekse vahim sonuçları dikkate alınarak doktrinde, yazılı hukukta ve uygulamada bunlar terör suçları arasında yer almaktadır.

İkinci olarak gerek teoride ve gerekse pratikte herkesin, her türlü suçun sanığı olması mümkündür. Terör suçları siyasi içeriği de olan suçlardır. Bu yüzden yukarıda da değinildiği üzere bu suçun failleri işledikleri eylemleri suç kapsamında kabul etmezler. Bu suçların hemen hemen tüm sanıklarının sahip olduğu ortak düşünce, "işledikleri eylemlerin insanlık, vatan ve memleket için" faydalı olduğu yönündedir. Bu yüzden bu suçların sanıkları kendilerini bir terör suçlusu saymazlar.

Dosyamız özelinde ise, Genel Kurmay Başkanı' nın bir altı statüde bulunan Jandarma Genel Komutanı (E) Orgeneral Şener Eruygur, yine iki altı statüde bulunan Birinci Ordu Komutanı (E) Orgeneral Hurşit Tolon, Genelkurmay ikinci başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Generaller Nusret Taşdeler, Mehmet Eröz, Veli Küçük ve daha bazı alt rütbe mensubu komutanlarda sanık İlker Başbuğ ile aynı cezaya çarptırılmışlardır. Yukarıda belirtilen algı referans alınarak bir sonuç çıkarılması gerekirse, o zaman hiçbir üst düzey generalin veya diğer askeri kişilerin cezalandırılmaması gerekirdi.

Bunun yanında bir genelkurmay başkanının bu tür bir örgütün içinde olabileceği algısı ilk olarak mahkememizdeki yargılama ile de oluşmuş değildir. Sanık Erol Mütercimler 1997 yılında, emekli general ve amiraller Memduh Ünlütürk, Kemal Kayacan (21) ve isimleri zikredilmeyen bir kısım üst düzey generalin "Ergenekon Örgütü içinde Genelkurmay Başkanlarının da olduğunu, bu örgüte mensup olmayan Genel Kurmay Başkanlarının da örgüte rağmen hareket edemediğini" anlattıklarından bahsetmektedir. Genelkurmay Başkanlığı tarafından ara kararlarımıza verilen cevaplarda Memduh Ünlütürk ve Kemal Kayacan' ın beyanları konusunda herhangi bir adli veya idari tahkikatın yapılmadığı ve kamuoyunda
-----
(21) Bu iki general de daha bu beyanatlarından kısa bir süre sonra cinayete kurban gitmişlerdir.
------------------------------------------------------------------------------

gündeme gelen bu iddialarla ilgili olarak herhangi bir tekzipte bulunulmadığı bildirilmiştir.

"Genelkurmay Başkanından terörist mi olurmuş" söylemi bir başka açıdan da çelişki içermektedir. Çünkü bir mahkeme eğer böyle bir kişinin hiyerarşik olarak altındaki kişilere aynı eylem dolayısıyla ceza vermişse, "yasalar önünde herkes eşittir" ilkesi gereği bu kişilerin eylemlerinin ortağı olan komutana da ceza vermesi kaçınılmazdır.

• "Tuncay Güney' in mülakatı dışında sanıkların aleyhine bir delil yoktur. O beyanları çıkarırsanız dava çöker" şeklinde ki ortak savunma stratejisi ise tam anlamıyla bir psikolojik harp uygulamasıdır. Öncelikle Tuncay Güney ile 2001 yılında İstanbul Emniyeti' nde yapılan mülakat metni, dosyada bulunan sanıkların aleyhinde olan yüzlerce yazılı evraktan sadece birisidir. Sadece bu mülakat hiçbir sanığın suçunun sübutunda belirleyici olmamıştır, olamazda. Bunun yanında 2001 yılında bir adi suçtan dolayı gözaltına alınan Tuncay Güney ve sanık Ümit Oğuztan' ın ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda Ergenekon Terör Örgütü' nü ilgilendiren, daha sonraki aramalarda dosyamız sanıklarından da çıkan birçok örgüt belgesi ve örgüte dair bilgiyi içeren evrak ele geçmiştir. Ayrıca bu soruşturma sürecindeki bir takım olaylar ve Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan' ın savcılık ve mahkeme beyanlarında da dava dosyamıza dair bilgiler bulunmaktadır. Bunun dışında gerek mülakatı yapan polis müdürlerince ve gerekse sanık Ümit Oğuztan tarafından içeriği doğrulanan kendisiyle yapılan mülakat metninde de Ergenekon Terör Örgütü ve bir kısım üyeleriyle ilgili birçok beyanlar mevcuttur.

• Sanıkların yargılanan bir kısım asker sanıklardan dolayı "TSK' nin yargılandığı" yönündeki beyanları ise bir savunma taktiğinden ibarettir. Bu tür söylemler hem suçun şahsiliği prensibiyle bağdaşmamaktadır. Her kurum içinde yasadışı eylemi olan kişiler bulunacağı gibi TSK mensupları arasında da suça karışanlar olabilir. Geçmişte olmuştur. Gelecekte de olması muhtemeldir.

Gerekçeli Karar İçeriği ve Sistematiği:

Türk Yargı tarihinde Ergenekon Silahlı Terör Örgütü davasının birçok bakımdan çok önemli bir yeri vardır. Bunlar genel olarak sıralanacak olursa;

1. Derin Devlet/Kontrgerilla/Gladyo/Süper NATO isimleriyle anılan "Derin Yapı" ilk kez yargı önüne çıkarılmıştır. Bu fırsat hakkıyla değerlendirilebilirse ülkenin demokratikleşme serüvenine büyük katkısı olacaktır. Hiç kimsenin bugüne kadar varlığından şüphe duymadığı, hatta bu örgütün Türkiye'de ki isminin Ergenekon olduğu belirttikleri, fakat hiçbir zaman yargılanamayan bu örgüt ilk kez yargı önüne getirilmiştir. Örgüte bugüne kadar hesap sorulamaması bile bu örgütün gücünü ortaya koymaktadır.

Susurluk Davası' nda bir hücresine ulaşılabilen, ancak o zaman ki şartlar ve delil durumu gereği ancak 14 kişinin, sadece çıkar amaçlı suç örgütü kapsamında yargılanabildiği derin yapı, 2008 'de başlayan yargılamayla daha bütüncül ele alınarak yargılanmıştır. Ergenekon Terör Örgütü davasında, aynı zamanda Susurluk Davası' nın da hükümlüsü olan dosyamız sanıklarının, dosyamızın diğer sanıklarıyla girift irtibatı "Susurluk Kazası ve Sonrası Süreci" nin anlatıldığı bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. 

------------------------------------------------------------------------------

2. Bu yapının tespit edilebilen örgütsel yapısı ve belli bir düzende hazırlanmış örgüt belgeleri ilk kez resmi olarak ortaya konmuş ve yargılamaya konu edilmiştir.
Örgüt belgeleri açısından "Ergenekon Terör Örgütü", en fazla belgesinin ele geçirilip, yargılamaya konu edildiği bir örgüttür. Gerekçeli kararımızda bu örgüt belgelerinin hangi sanıklardan çıktığı, içerdiği yasadışı unsurlar, hazırlanış süreçleri, aralarındaki ilişki, kimler tarafından nasıl hazırlandıkları gibi hususlar "Örgüt Belgeleri" nin anlatıldığı müstakil bölümde yer almıştır

3. Sadece tetikçiler veya alt tabaka örgüt üyeleri değil, onları yönlendiren ve yönetenler de yargılanmış ve cezalandırılmışlardır.
Her kesimden kimsenin dile getirdiği "yargılamalarda niçin kullanılanlara ulaşılıyor, kullananlara ulaşılamıyor" haklı itirazı bu yargılamada büyük ölçüde giderilmiştir. Öyle ki Mahkememiz uygulamaları ve ara kararları ile özellikle bu konuya yoğunlaşmış ve takdir ettiği cezalarda bu hususu özellikle dikkate almıştır.

4. Bu yargılamada ön plana çıkan en önemli hususlardan biri, soruşturmaların kural olarak delilden sanığa ulaşılması usulü ile yürütülmesidir. Mahkememizin olayların kronolojik seyrini anlattığı; dava sanıklarının soruşturmaya nasıl ve niçin dahil edildikleri ve bazı soruşturma işlemlerinin özetlendiği bölümde bu husus açıklıkla ortaya konulmuştur.

5. Mahkememizin yaklaşık 5 yıl süren kesintisiz yargılaması dünya tarihinde bugüne kadar eşine rastlanması mümkün olmayan bir gözlem olanağı sağlamış ve yüz yüze yargılama ilkesinden beklenen maslahat tam olarak gerçekleşmiştir. Mahkeme heyeti yargıladığı sanıkları her yönüyle gözlemlemiş, dosyada ki deliller karşısında ki tavır ve söylemlerini yakinen değerlendirmiştir. Haftanın 4 günü, çoğu gün resmi mesai saatlerinin üzerinde bir süre içinde yapılan 620 duruşma boyunca sanıkların suçlamalar karşısında yaptıkları savunmaların isnatları hangi ölçüde karşıladığı, savunmalarındaki mesajları, birbirleri hakkındaki beyanları, ortak hareketleri, yargılama sırasında ki örgütsel dayanışma ve tavırları ve benzeri gibi gözlemlenen birçok husus vicdani kanaatın oluşmasına katkı sağlamıştır.

6. Bir derin devlet yapılanmasının yargılandığı davamızda olması beklenen bir dirençle karşılaşılmıştır. Dava sanıkları tarafından yargılanan örgütün özelliklerine uygun olarak psikolojik harp tekniklerinin her türlüsü kullanılmıştır. Sanıklar savunmalarında Mahkeme Heyeti' ni etkilemekten daha çok, kamuoyunu etkilemeyi kendilerine amaç olarak seçmişlerdir. Her davada görülebilecek hatalar büyütülmüş, aleyhteki önemli deliller özenle gündemden kaçırılmıştır. Öncelikle davayla ilgili olumsuz birçok algı oluşturulup bunların devamlı tekrar edilmesi sonucu kamuoyunun algılar üzerinden konuşmasını sağlamak hedeflenmiştir. Bunda başarılı da olunmuştur. Televizyonlardaki tartışma programlarında dosyayı iyi bilen, neresini gündeme getirip neresinden bahsetmemesi gerektiğinin farkında olan sanık müdafileri karşısında, dosya hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmaları mümkün olmayan konuşmacılar çıkmıştır. Adeta mahkeme dışında mahkemeler oluşturulmuş ve yargılama mahkeme salonları dışında devam etmiştir. Oysa kararı verecek kişiler yargılamayı beş yıldır devam ettiren, dosyayı gerek bir bütün olarak ve gerekse sanıklar ölçeğinde en iyi bilebilecek durumda olan bağımsız ve tarafsız

------------------------------------------------------------------------------

yargıçlardır. (22) Ancak sanıklar hakkında karar verecek kişilerin hakimlik mesleği gereği görüşlerini ancak verecekleri kararın gerekçesinde açıklayacak olmaları ve bununda belli bir süreç gerektirmesi ise aşılması güç bir handikaptır.

Mahkeme heyetinin bu yargılamada sırtına çok ağır bir yük yüklenmiştir. Mahkeme hakimleri hem bu derece ciddi iddiaları içeren yargılamayı kesintisiz olarak yapacak, hem dosyayı inceleyecek, hem duruşmalara hazırlanacak, hem sanıkların taleplerini karşılayacak, hem sanıklar, müdafileri ve etkiledikleri kamuoyunun bir kısmının gayri hukuki ve insafsız propagandalarını göğüsleyip, kasıtlı olarak oluşturulmak istenen reddi hakim sebeplerinin oluşmasına fırsat vermeyecek, hem moral ve motivasyonunu kaybetmeden çalışacak ve hem "hakim hükmüyle konuşur" ilkesine sadık kalmaya özen gösterecek, ama doğal olarak kasıtlı olarak oluşturulan ve olgularla örtüşmeyen algının üstesinden gelmenin zorluğunu yaşayacak, hem dava dışı unsurların konjonkturel lehe/aleyhe beyanlara karşı bir şey diyememenin sıkıntısını yaşayacaktır. Bütün bu zorluklara rağmen yargılama usul kurallarına son derece dikkat edilerek ve titiz bir çalışma sürdürülerek sonlandırılmıştır.

Sanıkların ve müdafilerinin duruşma içinde ve dışında yürüttükleri aşırı yıpratıcı psikolojik propaganda faaliyetine rağmen yargılama olması gereken şekilde, tahriklere kapılmadan, hakaret ve tehditlerden etkilenmeden yerine getirilmiştir. Sanıkların mahkemeyi yorma ve bunaltma yönünde geliştirdikleri yoğun ortak tavır, hakimlik mesleğinin vakar ve ciddiyeti ile savuşturulmuştur. Yargılamanın her aşamasında mahkeme hakimlerine (ve savcılarına) yönelik sistematik ve gerekçeden yoksun bir çok redd-i hakim ve çekilme talepleri, açık ve üstü kapalı tehditler, tahrik edici hakaretlerle ile ilgili hukuki olarak gereği yerine getirilmiş ve sanıkların arzu ettikleri sonucun doğmasına fırsat verilmemiştir.

Hakim ve savcılara yapılan hakaretler yanında, sanıklar, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve yakınlarına da devamlı olarak hakaret ve tehditte bulunmuşlardır. Önceki Genel Kurmay Başkanlarından Orgeneral(E) Hilmi Özkök hakkında da yoğun bir karalama ve itibarsızlaştırma faaliyeti yürütmüşlerdir. Sanıkların bu tavırlarının dava öncesini de kapsayacak şekilde olduğu ve yargılama sırasında da devam ettiği görülmüştür.

Sanıklar ve bir kısım müdafileri yargılamanın başından itibaren yaptıkları suç içeren bu tür eylemler ile mahkemenin işleyişini engellemeye teşebbüs etmişler ve gelen seyircileri tahrik etmişler, özellikle mahkemenin talepleri aldığı günlerde, yani sadece dinleme konumunda olduğu zamanlarda, gelen seyircileri merkez alarak konuşmalar yapmışlardır. Sanıkların bu kadar cüretkar tavırları dahi bir güce dayanarak hareket ettiklerini ve açık kanuna aykırı hareketlerinin cezasız kalacağına inandıklarını çok iyi bir şekilde ortaya koymaktadır.

7. Profesyonel meslek erbabı olması gereken bir kısım sanık müdafilerinin, kendilerini duygusal ve düşünce olarak yakın gördükleri müvekkillerinin yerine koyarak avukatlık etiğine aykırı hareketler sergiledikleri, suç oluşturacak eylemler icra ettikleri, bunda ısrar
-----
(22) Sanıkların ortak savunma stratejileri gereği, yargılama boyunca duruşma hakimlerini –kendilerine göre- mevcut iktidar partisiyle ilişkilendirdikleri ve dünya görüşlerini devamlı olarak gündeme getirdikleri görülmüştür. Ancak göz ardı edilen nokta gerek soruşturma aşamasında ve gerekse kovuşturma aşamasında mahkememiz kararları onlarca hakim tarafından da yapılan itirazlar sonucu denetlenmiştir. Yani yargının kendi mekanizması içerisinde ki işleyiş her yönüyle gerçekleşmiştir. Yargılamada görev alıp kararı veren hakimler bu iktidar döneminden çok önce göreve başladıkları gibi, 12 Eylül 2012’ den sonra oluşan HSYK tarafından değil, daha önceki HSYK tarafından bu mahkemeye atanıp görevlendirilmişlerdir. Doğal hakim ilkesi tam olarak sağlanmıştır. Hakimler yeterli mesleki tecrübeye fazlasıyla sahiptirler.(Bu açıklama sanıkların savunma mantığı dikkate alınarak yapılan bir açıklamadır.)
------------------------------------------------------------------------------

ettikleri, sıklıkla mahkemeyi tanımadıklarını söyleyip, diğer meslektaşlarını tahrik ettikleri, mahkeme heyeti ile ilgili olumlu yorum yapan meslektaşlarına sert tepki gösterip, bir sonraki duruşmalara bu avukatların katılmamalarına neden oldukları gibi birçok hukuka aykırı davranışları gözlemlenmiştir. Bununla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulmuş ve gerekli hukuki tedbirler alınmıştır.

Bu avukatlardan bir kısmı da duruşmada açıkça hiçbir maddi bedel almaksızın sanıkların savunmalarını yaptıklarını ifade etmişlerdir.

8. Tüm yargılama süreci görsel ve sesli olarak kayıt altına alınmış ve bunlar daha sonra yazılı hale getirilmiştir. Ceza Muhakemeleri Yasası' nın öngördüğü bu yöntemle sanıkların savunmalarını kesinti olmaksızın yapmalarına olanak sağlanmıştır. Bu yöntem sair mahkemelerde yapılan yargılamalara göre dosyanın hacmini ciddi bir şekilde artırmaktadır. Ancak savunma hakkı kapsamında bir sanığın kesintisiz, yani savunmasını hakimin dikte ettirerek yazdırmadığı şekilde savunma yapmasının sanığa sağladığı psikolojik yarar dikkate alındığından dolayı mahkememiz bu yöntemi yargılamanın sonuna kadar devam ettirmiştir. Bu yöntemle bir sanığın yaptığı 1 saatlik savunma, diğer yöntemle yapılan yarım iş günlük bir savunmaya karşılık gelmektedir. Gerekçede sanıkların savunma süreleriyle ilgili mahkememizce yapılan istatistiki çalışmaya da yer verilmiştir.(Bu konu gerekçeli karara dijital olarak eklenen "EKLER" isimli klasörde de ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur.)

Ancak yargılamada sırasında sanıkların kendileriyle alakalı iddiaları cevaplandırma yanında dava dışı birçok beyanda bulunmaları ve kendilerine tanınan savunma hakkını kötüye kullanmalarının davayı uzatıcı ve adil yargılamayı zedeleyici gibi sonuçlar doğurması nedeniyle tanınan sınırsız savunma yapma süresi belli kriterlere bağlanmıştır.

9. Bu büyüklükteki bir dosyanın gerekçesi yazılırken bir taraftan bütünün anlaşılması ve kavranılabilmesi bakımından tüm delillerin insicamlı olarak ortaya konması, bir taraftan tekrardan kaçınılması, bir taraftan bireysel hukuki durumlar ile genel değerlendirmeler arasında makul ve net bir köprü kurulabilmesi gibi zorluklarla karşılaşılmıştır. (23)

Dosyanın büyük hacmi karşısında savunmanın ve iddia makamının dosyadaki tüm delillere ulaşabilmesi ve denetim mercilerinin sağlıklı bir inceleme yapabilmesi bakımından dava delil klasörleri ve sonradan dosyaya giren tüm evrak titizlikle okunabilir/taranablir pdf formatında dijital ortama aktarılmıştır. Gerek yazılı ve gerekse dijital olan bütün dosyalar isim ve numara verilerek kolayca ulaşılabilir bir şekilde arşivlenmiştir. Dosya arşiv sistematiğini gösteren ayrıntılı açıklama taraflara bildirilmiştir. Gerekçeli kararımızda da bu konuya ayrı bir bölümde yer verilmiştir.

Gerekçeli kararımız, şimdiye kadar yargılama mercilerinin yaygın olarak kullanmadığı "dipnot" sistemine özel bir önem verilerek kaleme alınmıştır. Bununla taraflara ve denetim merciine gerekçede dayanılan değerlendirmelerin kaynağını rahatça görmeleri imkanı sunulmuştur.

10. Sanıklardan ele geçen tüm dijital aygıt ve materyaller emanet memurluğundan getirtilerek naip hakim incelemesi yapılmış ve belge içeriklerine doğrudan vakıf olunmuştur.
-----
(23) Mahkememiz bu sıkıntıyı aşma yönünde büyük bir emek ve çaba göstermiştir. Ancak kararın yazımı sırasında gelişen süreç kısmi olarak bu özeni zedelemiştir.
------------------------------------------------------------------------------

21 ayrı iddianame ile açılan davaların birleştirilmesiyle görülen 275 sanığın yargılandığı yaklaşık 5 yıl süren bu dava zorunlu nedenler dışında kural olarak kesintisiz devam etmiş (24), tam 620 duruşma yapılmış, sadece duruşma zabıtları yaklaşık 42.000 sayfa tutmuş, 157 tanık dinlenilmiştir.

11. Mahkememiz tarafından binlerce delil klasörü ve yüzbinlerce sayfa okunmuş, sanıkların ve müdafilerin yaptığı bazılarının onlarca günü tutan mahkemedeki savunmaları ile soruşturma aşamasındaki ifadeleri titizlikle özetlenmiştir.

İddia makamının, iddianame ve mütalaasında ki bazı görüşlerinin, Mahkememiz' ce de sabit kabul edildiği durumlarda bu kısımlara gerekçeli kararımızda aynen veya bazı dipnotlarla zenginleştirilerek yer verilmiştir.

Gerekçeli Karardaki Muhtelif Bölümler:
Gerekçeli kararımızın gerek içerik gerekse sistematik olarak anlaşılabilir olması için büyük bir gayret sarf edilmiştir.

Ergenekon Terör Örgütü' nün ilk kez bir yargı merciince terör örgütü olarak kabul edilmesinden dolayı ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Gerekçenin tam olarak kavranılabilmesi ve doğru olarak analiz edilebilmesi için her bir bölümün ve bağlantılı olduğu bölümlerin, dipnotlar da göz önünde bulundurularak dikkatlice okunması gerekmektedir. Yine sanıkların doğrudan soru sorulma (çapraz sorgu) aşamasında verdiği cevaplar da davanın ve sanıkların bireysel durumunun anlaşılması bakımından önemlidir.

Tekrara sebep olmamak için bazı konular yalnızca bir bölümde bahsedilmiş, diğer bölümlerde elden geldiğince bu bölümlere atıfta bulunulmuştur. Dağınık binlerce delilin bir düzen içinde iddia, savunma ve temyiz merciinin dikkatine sunulmasına gayret edilmiştir.

Gerekçeli kararımızda esas olarak 3 ana başlık bulunmaktadır.

Bunlar;

"İddia Makamının İddiaları ve Sanık Tarafının Savunmalarını İçeren Bölüm (1.Kitap),

Örgütün Varlığının ve Eylemlerinin Anlatılıp Ortaya Koyulduğu ve İlgili Delillerin Tartışılıp Değerlendirildiği Genel Bölüm (2. Kitap), (25)

Sanıkların Bireysel Hukuki Durumları İle İlgili Delillerin Tartışılıp Değerlendirildiği Bireysel Bölüm (3. Kitap)" dır.

Bu üç kitap dışında "Giriş" ile Emanet ve Masrafların da yer aldığı "Hüküm Fıkrası" bulunmaktadır. Ayrıca mahkeme kaleminin yaptığı bir kısım çalışmalar da "EKLER" başlıklı bölümde dijital olarak hazırlanmıştır.

Davamızın gerekçeli kararı, temel olarak CMK 230. Maddede belirtilen hususlar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bunun yanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi' nin gerekçeli karar sistematiği de göz önünde tutulmuştur. Aşağıdaki konulara ayrı ayrı bölümlerde yer verilmiştir: 
-----
(24) Mahkeme heyeti ve personeli yargılamanın yapıldığı Silivri İlçesi’ ne gelebilmek için 5 yıl boyunca hemen hemen her gün 180 kilometre yol kat etmiştir.
(25) 2.Kitap hacmi nedeniyle birden fazla parçaya ayrılmıştır.
------------------------------------------------------------------------------

1. Soruşturma aşamasındaki olaylar kronolojik olarak anlatılmış ve bunların akabinde iddia makamı tarafından hazırlanan iddianamelerin sanıkların bireysel durumları dışındaki kısımları ve esas hakkındaki mütalaanın da genel kısımları özetlenmiştir. Soruşturma kronolojisine yer verilirken Tuncay Güney isimli kişinin 2001 yılındaki bir dolandırıcılık suçlamasıyla gözaltına alındığı olaya da yer verilmiştir.

2. Sanıkların ve müdafilerinin kolluk, savcılık, sorgu hakimliği, mahkemede tespit edilen sorgu ve savunmaları ile esas hakkındaki savcılık mütalaasına karşı beyanları özetlenmiştir.

3. Ergenekon Silahlı Terör Örgütü' nün Varlığı ortaya konulmuş, bu örgütün derin devlet/galadyo/kontrgerilla yapılanması olduğu ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak örgütlendiği delilleriyle anlatılmıştır. Bu bağlamda Ergenekon Terör Örgütü' ne ait örgüt belgeleri içeriği ve hazırlanışı bakımından karşılaştırmalı olarak ayrıntılı ele alınmıştır. Yine geçmişte yargılaması yapılan ve Ergenekon Terör Örgütü' nün bir hücresi olduğuna kanaat getirilen çetenin yargılandığı Susurluk Davası ile dosyamız arasındaki bağlantılara yer verilmiştir.

4. Ergenekon Terör Örgütü' nün özellikle amaç suçlara ilişkin eylemleri ve eylem planları tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

5. Sanıklar ve müdafileri tarafından dile getirilen usuli, teknik ve esasa ilişkin itirazlarla ilgili yargılama sürecinde alınan ara kararlara ve bu konuda Mahkememiz' in değerlendirilmelerine yer verilmiştir.

6. Sanıkların bireysel hukuki durumlarının ele alındığı bölümde her bir sanığın sabit görülen eylemleriyle ilgili deliller ve bunların içeriği belirtilmiş, isnad edilen suçun sübutu ve takdir edilen ceza ile ilgili olarak hukuki tartışma ve değerlendirme yapılmıştır. Bazı isnat edilen suçların niçin oluşmadığı, özellikle suç tarihine göre "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçu bakımından hangi Ceza Kanunu' nun uygulanması gerektiği, "geçitli suç" kavramının ne şekilde oluştuğu gibi hukuki konular açıklığa kavuşturulmuştur.

7. Sanıkların bazı haklarının ihlal edildiğine dair itirazları dikkate alınmıştır. Yargılama boyunca özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi' nde zikredilen temel hak ve hürriyetlere ilişkin bazı itirazlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bağlamında değerlendirilmiştir.

8.Sanıkların işlediği sabit kabul edilen başta TCK 312. madde olmak üzere, sair suçlarının hukuki tartışması yapılmış, bu suç tiplerinin oluşumu ile ilgili hukuki analizler yapılmıştır.

9. Ergenekon Terör Örgütü' nün amaç suçlar ve bu suçların gerçekleştirilmesi ile ilgili yasal ve yasadışı eylemleri ayrı ayrı ele alınmıştır. Ergenekon Terör Örgütü' nün amaç suçları gerçekleştirmek için ön hazırlık mahiyetinde çalışmalar yapan sivil toplum örgütleri ile ilgili faaliyetlerine örgüt belgeleri ışığında ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Bu bağlamda 2003-2004 yıllarında yasadışı Cumhuriyet Çalışma Grubu tarafından icra ve organize edilen askeri darbe plan ve çalışmaları, Cumhuriyet Gazetesi' ne bomba atılması, bir Danıştay üyesi' nin öldürülmesi, diğerlerinin öldürülmeye teşebbüs edilmesi, Cumhuriyet Gazetesi' ne molotof atılması, Genel Kurmay Başkanlığı Karargahı' nda çalışan bir kısım muvazzaf askerlerin amaç suçların gerçekleşmesi bakımından icra ettiği faaliyetler, sahte

------------------------------------------------------------------------------

isimlerle internet sitelerinin kurulması, "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" nın hazırlanması gibi eylemler delilleriyle tartışılmıştır. Aynı konulara sanıkların bireysel hukuki durumlarının değerlendirilmesi bölümlerinde de ilgili olduğu kadarıyla yer verilmiştir.

Bu bağlamda yargılamanın ilerleyen aşamalarında Genelkurmay Başkanlığı tarafından gönderilen sanık Habip Ümit Sayın hakkındaki bilgi notunda geçmesi nedeniyle vakıf olunması üzerine Danıştay saldırısı ile ilgili şemanın mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.

Sanık Mehmet İlker Başbuğ'un Genel Kurmay Başkanı, sanık İsmail Hakkı Pekin' in Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Dairesi Başkanı ve sanık Hıfzı Çubuklu'nun Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri olduğu dönemde, Mahkememiz' ce, Danıştay olayı ile ilgili olarak elde mevcut tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesini istenmişse de, bu şema yargılama başladıktan yaklaşık 4 yıl sonra 22 Haziran 2012 tarihinde, yani adı geçen sanıklar mahkemece tutuklandıktan sonra Mahkememiz' e gönderilmiştir.

17 Mayıs 2006 ila 20 Mayıs 2006 arasında, Muzaffer Tekin henüz yakalanmadan, Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması ve Danıştay Saldırısı ile ilgili olarak hazırlanan, Muzaffer Tekin ve Alparslan Arslan merkezli bu şema ve ekindeki notta; sanıklar Veli Küçük, Doğu Perinçek, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Hüseyin Görüm, Ümit Sayın, Levent Temiz, Semih Tufan Gülaltay, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu'nun yanısıra sanık olmayan Ayhan Parlak, Sinan Berberoğlu, Orhan Kadı, Murat Bulut ve Nihat Gürkan gibi isimlere yer verildiği görülmüştür.

10. Gölcük Donanma Komutanlığı' n dan ele geçen ve davamızla doğrudan ilgili belgeler ışığında dosyamızdaki bir kısım belgelerin değerlendirilmesi yapılmıştır.

İstanbul TMK 10. Maddesi ile Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/164 Soruşturma sayılı dosyasında; bir ihbar üzerine İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2010 tarih ve Teknik Takip No:2010/2412 sayılı Arama El Koyma ve İnceleme kararına istinaden Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü İstihbarat Kısım Amirliğinin girişinde ihbar tutanağında belirtilen yerde 06.12.2010 günü yapılan aramada, zemin kaplamaları altına gizlenmiş vaziyette toplam (10) adet poşet içerisinde birçok doküman ve dijital malzeme ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturma dosyasında, Mahkememiz' de yargılaması devam eden dava ile ilgili 2 klasör belge Mahkememiz' e gönderilmiştir. Gerek bulundukları yer, gerek içerikleri ve gerekse Mahkememiz dosyasındaki delilleri teyit edici özellikleri dolayısıyla bu aramada bulunan delillerin ayrı bir delil değeri vardır.

Yapılan incelemede bazı belgelerin daha önce bir kısım sanıklardan ele geçirilen belgeler ile birebir aynı olduğu, bir kısmının ise dava konusu ile bağlantılı ilk defa ele geçirilen belgeler olduğu anlaşılmıştır. Bu belgeler arasında özellikle;

• 2003 - 2004 yıllarında sanık Mehmet Şener Eruygur tarafından kurulan yasadışı Cumhuriyet Çalışma Grubu faaliyetlerinin anlatıldığı belgeler,

• Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesin de çalışan Dursun Çiçek' in ve sanıklar Erbay Çolakoğlu ve Merdan Yanardağ' ın "üretim ekibi" içinde, sanıklar Hasan Ataman Yıldırım, İlyas Çınar ve Hüseyin Vural Vural' ın "dağıtım kanalı" içinde bulunduğu "KİTLEŞİM" isimli organize bir grup vasıtası ile internet üzerinden bazı faaliyetlerin planlandığı, bu amaçla üretim ve dağıtım gruplarının

------------------------------------------------------------------------------

oluşturulduğu, mail ağlarından istifade edilmek istendiğine dair bilgileri içeren belge,

• Sanık Dursun Çiçek tarafından hazırlanan İrtica İle Mücadele Eylem Planı' nın taslak çalışması olan ve son kaydedeninin sanık Alaeddin Sevim olduğu anlaşılan "PROJE" isimli belge,

11. Mahkememiz re' sen veya sanıkların talebi üzerine birçok ara karar almış ve gelen cevabi yazıları delil klasörleri arasına koymuştur. (26)

12. Gerekçeli Kararımızın ekleri arasında tüm klasörlerinin dizi pusulaları(dizinleri), sanıklar ve müdafilerine tanınan savunma süreleriyle alakalı çalışmaya yer verilmiştir.

Sonuç:
Özellikle belirtmek gerekir ki, gerekçeli kararın yazım sürecindeki "dosyaları yeniden inceleme ve değerlendirme" aşamasında Mahkememiz' in verdiği kararın ne kadar isabetli olduğu bir kez daha tarafımızca görülmüştür. Bu süreç vicdani kanaatimizi daha da güçlendirmiştir. Yani, sonuçta Mahkememiz kararını bağımsız ve tarafsız olarak, tam bir vicdani kanaatle vermiştir. Ergenekon Terör Örgütü' nün hedeflediği amacın tam olarak gerçekleşmesi durumunda milyonlarca insanın ve bunların ailelerin yaşayacağı acı düşünüldüğünde, millet adına karar veren Mahkememizin aldığı kararla, milletin vicdanına ne kadar değer verdiği açıktır.

Örgütlü suçlarla ilgili birçok eser okuma, dosya inceleme ve Yargıtay içtihatlarını değerlendirme konusunda imkan, fırsat ve tecrübeye sahip mahkememizce çok açık olarak belirtilmek gerekirse; gerekçeli kararını yazdığımız bu dava delil olarak emsalleriyle karşılaştırılmayacak bir zenginliğe sahiptir. Mevcut her çeşit delillerin örtüştüğü, birbirini tamamladığı ve doğruladığı görülmüştür. Öyle ki Yargıtay kararlarında suçun oluşumu için nitelik ve nicelik olarak aranan delillerin çok üzerinde delile ulaşılmıştır. Dosyada gerek örgütün varlığı ve gerekse sanıkların bireysel durumları ile ilgili birçok delil bulunmaktadır. Öyle ki bazı delillere hem zaman hem de yer darlığı nedeniyle sadece atıfta bulunmakla yetinilmiştir.

Mahkememiz 30 yılda bitmez denilen davayı gece gündüz, hiçbir mesai gözetmeksizin, senelik resmi izinlerinin çok az bir kısmını kullanıp geri kalanında yine yargılama faaliyetine devam ederek, hafta içi ve hafta sonu geç vakitlere kadar çalışarak bitirmiş, bu çok karmaşık davada verdiği kararın gerekçesini de büyük bir gayretle tamamlamıştır. Gösterilen tüm olumsuz tavır ve tepkiler, sarf edilen kem sözler büyük bir sabırla ve hakimlik mesleğinin vakar ve haysiyetine uyar şekilde karşılanmıştır.

Bu gibi davalardan herkesin çıkarması gereken en önemli derslerden birisi de yargılamayı etkilemeye teşebbüs anlamına gelebilecek sözlerden kaçınmak gerektiğidir. Bu duyarlık gösterilmediğinde hem yargılama uzamakta, hem gerçekler değil toplumda oluşturulan algılar üzerinden değerlendirmeler yapılarak yanlış ve haksız sonuçlara varılmakta, hem de hakimler yıpratılmaktadır. Bunun ise topluma ağır bedeller ödeteceği ortadadır. Bu nedenle olası benzer soruşturma ve davalarla karşı karşıya gelecek hakim ve savcıların "adam sendeci" olmaya doğru evrilme tehlikesinin olduğunu söylemek de abartı olmaz.
-----
26 “2010/106= 686 ara karar” , “2008/209= 3330 ara karar” , “2009/191= 3094” ara karar olmak üzere TOPLAM ARA KARAR
SAYISI: 7110
------------------------------------------------------------------------------

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(04 Nisan 2014, 10:55), son güncel.: (04 Nisan 2014, 15:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon gerekçesi açıklandı

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5919    yazdır/print


 

Gülen örgütü böyle kuruldu

Gülen'le ilgili 1999'da rapor hazırlayan Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'ın tespitleri 17 Aralık darbe girişimine ışık tutuyor: Gülen, devleti ele geçirmek için 'her yol mubahtır' stratejisini izledi. Emniyet'te istihbarat örgütü kurdu. Karşı çıkanları tasfiye etti.

18.03.2014 11:24 Fethullah Gülen ve grubuyla ilgili devletin hazırladığı ilk istihbarat raporu, örgütün darbeye nasıl hazırlandığını gözler önüne seriyor. 17 Aralık darbe girişimine ışık tutan rapor, dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral tarafından 1999 yılında kaleme alındı. Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, İstihbarat Daire Başkanlığı ve Teftiş Kurulu'na gönderilen 'İdeolojik Değerlendirme Raporu', Gülen örgütünün örgütlenme modeli, hedefleri ve örgütün lideri Fethullah Gülen'in çelişkilerini gözler önüne seriyor. Örgütün ilk kez devlet kayıtlarına girmesini sağlayan raporun ardından Gülen, Türkiye'den ayrıldı.

Raporda, Gülen'in alışılmış din adamı profilinden uzak olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanılıyor: 'Din adına farklı söylemleri bulunan, kimi zaman 'sfenks' kadar sessiz, kimi zaman Atatürk'ü övmeye gerek duyan, kimi zaman 8 yıllık eğitime destek verecek kadar reformcu, rejim yandaşı ve aydın bir düşünür, kimi zaman da farklı dinlerin temsilcilerine dünya barışı adına çağrılar yapacak, hatta Papa ile fikir teatisinde bulunabilecek kadar da enternasyonal yanı güçlü biri olarak görüntüler vermektedir.

ÖRGÜT MANTIĞI: HİLE MÜBAHTIR

1999 tarihli değerlendirme raporunda örgüt mensuplarının, 'baş imam' Fethullah Gülen'den aldıkları fetvalar doğrultusundaki davranışları ile kendi düşüncelerinin zıttı olanlara karşı 'hile mübahtır' yöntemi ile tedbirler geliştirdikleri yazıldı.'

GEREKİRSE KİŞİLER FEDA EDİLİR

Gülen cemaatinin devlet içindeki yapılanmasının, alışılmış örgütlenme modelinin dışında olduğunun belirtildiği raporda, örgüte göre makamların öncelikli olduğu ve kişilerin ikinci planda kaldığı vurgulanıyor. Gülen cemaatinin örgütlenme modeli ve hedefleri ilk kez resmi devlet raporlarına şu ifadelerle yansıdı: 'Kişiler makamlara tercih edilmekte ve gerekirse ya da herhangi bir nedenle güç durumda kalındığında kişiler feda edilerek yerlerine hazır tutulan, kendilerinden olan kişilerin getirilmesi için yoğun çaba sarf edilmektedir. Mümkün olmaması halinde mevcut bürokrat ya da siyasetçilere hoş görünmek suretiyle kendi tabirleriyle 'Kullanabildiğin sürece ya da sana zarar vermeyecekse istifade et' taktiği ile yönetim kademelerini kontrol altında tutmaya çalışmaktadırlar.'

EMNİYETE SIZMA HEDEFİ

Fethullah Gülen grubunun sadece dini alanda değil eğitim, basın, ticaret, para piyasası gibi alanlar ile ordu ve polis teşkilatı içinde de yoğun bir örgütlenme çalışması yaptığının vurgulandığı raporda, 'Bu faaliyetleri ilmi masumiyet kisvesi ile izah etmek mümkün değildir' ifadeleri kullanılıyor. Işık kışlalarında özenle yetiştirilen ışık süvarileri, ağabeyleri tarafından yönlendirilerek bu birimler için açılacak imtihanlara özenle hazırlanarak sızma faaliyetleri içerisine girdikleri alınan bilgilerdendir. Sızmalardan Emniyet teşkilatının en çok İstihbarat, Bilgi İşlem, Personel birimleri hedef yapılmıştır.

HABER ALMA TEŞKİLATI KURDU

Gülen grubunun Emniyet teşkilatı ve istihbarat birimlerinde örgütlenmesindeki amaç da rapora yansıdı. Gülen'in, 'Hasım cepheyi mükemmel işleyen haber alma teşkilatıyla içeriden tanırken öte yandan da hasım cephenin aynı faaliyetleri kendi içimizde sürdürmesine müsaade edilmemeli' tarzında bir mantaliteye sahip olduğu vurgulandı ve istihbaratı bu nedenle ele geçirmeyi amaçladığı vurgulandı.

1999'da örgüt tespiti

Gülen grubunun örgüt deyimine uygun bir yapılanmasının oluştuğu kesindir. Belki silahlı bir cemiyetten söz etmek şimdilik mümkün değildir. Ancak, ele geçirmeyi hedeflediği devlet kurumlarından bazıları dikkate alındığında, hedefi topyekün ele geçirme şeklinde ve bu kurumların yöneticilerinin Işık evlerinde yetişen mensupları tarafından işgal edilmesiyle mümkün olacağı gerçeği kendi deyimleri ile itiraf edilmiş bir suç olarak karşımızdadır.

İki medreseden birden kovuldu

İşte o rapordan önemli tespitler:

- 40'lı yılları zemmederek gizli gizli, hem de dört yaşlarındayken annesi tarafından gece yarıları gizli olarak kaldırılarak Kur'an okuduğundan bahseden Gülen, annesinin gündüzleri de köyün kızlarına, kadınlarına Kur'an öğrettiğini söyleyerek adeta kendi kendisini tekzib ediyor.

- Farz olan tesettürü fer'i mesele olarak açıklıyor, sünnet olan sarığı ise nerede ise dinin vazgeçilmez bir öğesi gibi görüyor.

- Fethullah Gülen, Sadi Efendi'nin medresesinden atıldığı gibi, Cemal Efendi'nin Taş Mescidi'nden de kovuluyor. Fethullah Gülen, bu olayı şöyle anlatıyor: 'Taş Mescide gittim. Oranın imamı da Cemal Efendi. Bu zat aynı zamanda Seyfettin Efendi'nin ikinci bacanağı. Benim medreseye girip çıktığımı görünce, orada kalanlara 'Bu Ramiz'in oğlu buraya niçin girip çıkıyor. Sakın onu medreseye almayın' demiş. Oradan da ayrılmak zorundaydım.'

- İki senelik bir dini eğitimden sonra 17 yaşında müftülüğe talip oluyor.

SEYİT Mİ ŞERİF Mİ?

- Ortaya şecere koymamasına rağmen, hayatta olmayan ana ve babasının ağzından Seyit olduğu izlenimi uyandırmaya çalışıyor. Yani arkasından gelen cemaatine dolaylı yoldan, 'Ben Seyidim' mesajı veriyor. Nevval Sevindi'nin 1997 basımı 'Fethullah Gülen'le New York Sohbeti' adlı kitabın 23. sayfasında Hoca karşımıza bu sefer Seyit olarak değil Şerif olarak çıkarılmaktadır: 'Erzurumlu eski bir aileden olan Fethullah Gülen, soyağacı olarak bir yandan Selahattin Eyyubi'ye, diğer yandan Hz. Ali'ye dayanıyor.'

'PARALEL DEVLET FİTNEDİR'

- Adil Sönmez'in hazırladığı kitapta Fethullah Gülen'e yöneltilen sorulara verdiği cevaplar da dikkat çekici. Gülen, paralel devlet iddialarına ilişkin şu cevabı veriyor: 'Böyle bir teşkilat veya teşkilatlanmanın hayal mahsulü olduğunu söyledim. Çokları da beni devlete çok bağlı olmakla suçluyor. Mevcut devlete alternatif örgüt teşkili bir fitnecilik, bozgunculuk demektir. Böylesi bozgunculuk ve fitneden en çok kaçınan ve istikrarı en fazla müdafaa eden birisi olduğumu, beni uzaktan ve yakından tanıyan herkes bilir.'

Takiye sanatının virtüözlerinden

Raporda, örgüte yönelik başlatılan soruşturmanın ardından cemaat mensupları arasında tedirginliğin arttığı ve buna paralel olarak Gülen örgütlenmesinin temel taktiklerinden olan takiye yönteminin uygulanarak tedbirlerin artırıldığı vurgulandı. Aynı raporda 'Komiser ve komiser yardımcısı rütbesinde bulunan teşkilatımız mensuplarının örgütlenme içerisinde yoğunlukta olduğu yolunda emareler mevcut olup, bu konudaki tespit çalışmamız devam etmektedir' ifadeleri yer aldı. Saral, raporunda Gülen için dikkat çekici bir niteleme kullanıyor: 'Takiye sanatının gelmiş geçmiş en önemli virtüözlerinden biri. 'Raporun yazıldığı 1999 yılında, Gülen'in düşüncelerinden yola çıkılarak henüz evrim aşamasında oldukları ve 'devrim' aşamasına geçemediklerinin anlaşıldığı ifade ediliyor. Gülen'in Bediüzzaman Said-i Nursi'yi, 'karşı cephe'ye aksiyoner tavır almamakla suçladığı ve eleştirdiği de raporda belirtilerek, 'devleti diğer önemli mevkileriyle en üst düzeyde ele geçirmeyi amaçladığı anlaşılmıştır' denildi.

Fethullah Gülen'in, ABD'ye gitmesine neden olan raporda, 'Fotoğrafını hep kendisi çekti. Toplum görülmesi gerekeni değil, kendisinin göstermek istediğini görmekle yetindi. Bazı siyasiler onun havasından yararlandı' deniliyor.

Amaca ulaşmak için her yol mübah

- Gülen'e göre toplumun gelir seviyesi düşük ancak zeki ve çalışkan öğrencileri, okullardan özenle seçilerek ışık evlerine gelmeleri sağlanmakta, 'ağabey' tabir edilen şahıslarca ders çalıştırılmakta ve telkin yöntemiyle cemaate kazandırılmanın ön hazırlığı yapılmaktadır.

- Gençler belli bir seviyeye geldiklerinde özel okullar ve yurtlarda eğitmek bahanesiyle evlerinden ve ailelerinden koparılarak, tarikat için ihtiyaç duyulan okullara yerleştirilmektedirler. Cemaate kazandırılan bu öğrencilerin gönderildikleri okulların veya kursların, aile ve kendi çevrelerinden uzak olmasına dikkat edilmektedir.

- 'Esnaf, tüccar ve kazanç seviyesi ne olursa olsun bütün cömertler'e seslenilmek suretiyle cemaatin giderlerini karşılamada bu kesim ikna edilerek 'silkelenmektedir.'

- Gülen istenilen güce ulaşıncaya kadar geçici olarak Işık evlerinde kendi yetiştirdiği prototipler ile Müslümanlığı temsil etmeyi elzem görmektedir.

- Gülen, ülkemizde faaliyet gösteren partilerin bir çoğunu kendi etki alanına alabilmek için çaba sarf etmektedir.

Cemaatin hiyerarşik yapısı

İşte devletin 1999'da hiyerarşik şemasını tespit ettiği Gülen örgütü:

- İstişare Grubu: 7 kişiden oluşur. Başkanlığını Fethullah Gülen yapar.

- Dünya İmamı: İstişare grubundan biridir. Görevi dünyadaki bölge ve ülke imamlarını atamak, istişare sonucu alınan kararları uygulamaktır.

- Coğrafi Bölge İmamı: Bir dünya coğrafi bölgesinden sorumlu olan kişidir.

- Ülke imamı: Bir ülkenin tamamından sorumlu olan kişidir.

- Bölge İmamı: Bir coğrafi bölgeden sorumlu kişidir.

- İl İmamı: Bir ilin tamamından sorumlu olan kişidir

- İlçe İmamı: İlçenin tamamından sorumlu olan kişidir

- Semt İmamı: Semtten sorumlu kişidir

- Mahalle İmamı: Mahalleden sorumlu olan kişidir

- Ev İmamı: Evden veya yurttan sorumlu olan kişidir.

- Serrehberler

- Belletmenler

- Öğrenciler ve cemaat mensupları

Raporda, örgütün emniyetteki yapılanması da isimleriyle yer aldı

1) Emniyet Amiri Hakan Ö. Personel D. Bşk.
2) Emniyet Amiri Mehmet T. Personel D. Bşk.
3) Kom. Yrd. Murat D. Personel D. Bşk.
4) Kom. Yrd. Bahattin T. Personel D. Bşk.
5) Kom. Yrd. Hakan T. Personel D. Bşk.
6) Komiser Adnan Ö. Personel D. Bşk.
7) Komiser Gaffur Y. Personel D. Bşk.
8) Komiser Fazlı G. Personel D. Bşk.
9) Komiser Muzaffer B. Personel D. Bşk.
10) Komiser Cem T. Personel D. Bşk.
11) Başkomiser Ruhi Y. Eğitim D. Bşk.
12) Komiser Yılmaz A. TEM. D. Bşk.
13) Komiser Mehmet A. Personel D. Bşk.
14) Komiser Erkan D. Personel D. Bşk.
15) Komiser Murat K. Personel D. Bşk.
16) Komiser Adem B. Diyarbakır Pol. Okulu
17) Başkomiser Necmettin U. Diyarbakır Pol. Okulu
18) Başkomiser Yesari V. Diyarbakır Pol. Okulu
19) Komiser Gafur Y. Elazığ Pol. Ok.
20) Komiser Erdoğan S. Elazığ Pol. Ok.
21) Komiser Sebahattin P. Elazığ Pol. Ok.
22) Komiser Aydın D. Elazığ Pol. Ok.
23) Komiser Selçuk Ö. Elazığ Pol. Ok.
24) Komiser Adem Y. Elazığ Pol. Ok.
25) Komiser Eyüp D. Elazığ Pol. Ok.
26) Komiser Hüseyin K. Elazığ Pol. Ok.
27) Komiser Cihan A. Elazığ Pol. Ok.
28) Komiser Yusuf S. Polis Koleji
29) Komiser İsmail Ö Polis Koleji
30) Komiser Muharrem S. Polis Koleji
31) Başkomiser Oktay K. Polis Akademsi
32) Başkomiser Tahsin P. Polis Akademisi
33) Komiser Gürbüz P. Polis Akademisi
34) Başkomiser Halil S. Adana Polis Okulu
35) Komiser Uğur Ş. Erzurum Polis Okulu
36) Komiser İbrahim A. Erzurum Polis Okulu
37) Komiser Halil A. Erzurum Polis Okulu
38) Komiser Hasan B. Erzurum Polis Okulu
39) Komiser Erdoğan E. Eğitim D. Bşk.
40) Komiser Hasan B. Eğitim D. Bşk.
41) Komiser İbrahim E. İdari ve Mali İş. D. Bşk.
42) Komiser Yrd. Ali A. Personel D. Bşk.
43) Kom. Yrd. Hüseyin G. Personel D. Bşk
45) Komiser Yrd. Ersin T. Personel D. Bşk.
46) Komiser Yrd. Murat Y. Personel D. Bşk
47) Komiser Yrd. Cafer K. Personel D. Bşk
48) Komiser Yrd. Köksal D. Personel D. Bşk
49) Komiser Yrd. Yusuf İ. Personel D. Bşk
50) Komiser Yrd. Hasan A. Personel D. Bşk
51) Komiser Yrd. Abdurrahman K. Personel D. Bşk
52) Şube Müdürü Fuat Ö. Personel D. Bşk
53) Emniyet Amiri Ramazan A. Personel D. Bşk
54) Başkomiser Uğur A. Personel D. Bşk
55) Komiser Yrd. İsmail O. Personel D. Bşk
56) Komiser Sedat P. Personel D. Bşk
57) Başkomiser İsmail U. Personel D. Bşk
58) Komiser Dursun G. Personel D. Bşk
59) Komiser Yrd. Ahmet Y. Personel D. Bşk
60) Komiser Yusuf B. Personel D. Bşk
61) Komiser İhsan Ö. Personel D. Bşk
62) Komiser Ömer Ç. Personel D. Bşk
63) Komiser Yrd. Ömer A. Personel D. Bşk
64) Komiser Erkan D. Personel D. Bşk
65) Komiser Yrd. Hasan A. Personel D. Bşk
66) Komiser Osman Ş. Personel D. Bşk
67) Komiser Tahsin D. Personel D. Bşk
68) Komiser Yrd. Yavuz P. Personel D. Bşk
69) Komiser Yrd. Erdal S. Personel D. Bşk
70) Komiser Yrd. Ersin C. Personel D. Bşk
71) Komiser Yrd. Ferhat G. Personel D. Bşk
72) Komiser Yrd. Rakkas A. Personel D. Bşk
73) Komiser Yrd. Yılmaz A. Personel D. Bşk
74) Komiser Yrd. Kenan B. Personel D. Bşk
75) Komiser Yrd. Eren Ö. Personel D. Bşk
76) Başkomiser Murat Y. Elazığ Polis Okulu
77) Başkomiser Mustafa E. Elazığ Polis Okulu
78) Başkomiser Murat Ş. Elazığ Polis Okulu
79) Emniyet Amiri Erkan G. TEM D.Bşk.
80) Komiser Yrd. Hasan Ş. Kaçakçılık D. Bşk.
81) Polis Memuru Muhsin P. İçişleri Bk.
82) Başkomiser Cengiz Ş. Polis Akademisi (Yenişafak)

(18 Mart 2014, 11:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

17 ARALIK 2013 KOMPLOSUYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Azerbaycan´dan cemaate 2. darbe

Şok yapılanma: Gülen 7. katta

Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon

Paralel polis şefi açığa alındı

Savcıdan Savcı Öz´e ret

Kozmik Oda´da paralel şüphe

44 paralel kulak yakalandı

Skandal!!! Hakim mi militan mı?

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Bir dinleme listesi de Mersin´den

Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor

Azerbaycan: Cemaate geçit yok

Erdoğan: Montajı o gün görecekler

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi

Azerbaycan´dan cemaate darbe

Başbakan: Operasyon çok yakında

Nöbet ısrarı darbeyi önledi

Paralel dinlemede yeni liste

FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu

Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı

Paralel polis suçüstü yakalandı

MGK´dan paralel yapıya savaş

Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!

TIR soruşturmasına engel çabaları

Askeri savcıdan TIR baskısı

Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı

Tübitak'ta 5 şüpheli

Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır

Böcek kriptolu telefonda

Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın

Başsavcı, telekulağı doğruladı

Mütalaa: Zirve=Ergenekon

Gülen, CIA kontrolünde mi?

7 bin kişiye paralel şok!

Böcekçilere kırmızı bülten

Paralel komutana soruşturma

Paralel yargı: Direneceğiz!

Savaşa gider gibi TIR bastılar

7 Şubat krizinde şok toplantı

´Beddualarınız tutmuyor´ fırçası

Böcek soruşturmasında 4 ifade

TIR baskınları karşı casusluk

Paralel´e şok: O komiser göreve

Savcı Öz´e şok: Bursa´ya atandı

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

TIR komplosu çözülüyor

Paralel muhbir itiraf etti

Gül´den Gülen´e şok cevap

Gülen´e ananas soruşturması

Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma

Paralel Devlet´e 2. soruşturma

Paralel soruşturma endişeli başladı

Böcek soruşturması başladı

Paralel yargı imamı o mu?

Gülen'den yeni ses kayıtları

Taraf, şok suçlamalara sessiz

90 savcının görevi değişti!

Paralel Hakim = Hasan Şatır

Paralel Belge davası görülüyor

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

Durmazlarsa ateş edin!

Böcek´çiler yakında açıklanıyor

Paralel Devlet´e suç duyurusu

Suç duyurusu & Basın açıklaması

Balyoz hakimi değişti

Pensilvanya onaycısı zarfta

TIR´cı komutana paralel kollama

Paralel verginin adı: Himmet

Fethullah Gülen´e suç duyurusu

Savcılık: Van olayında İHH yok

Flaş!!! Yakalama kararları kalktı

Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi

Flaş!!! Emniyet´ten suç duyurusu

Koç suç duyurusunda şok iddia

Diğer ülkelere paralel uyarı

İşte paralel suç delilleri

Paralel Yapı = P2 Locası

Paralel devlet böyle yönetiliyor

ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize

Bu kutu da ABD´yi sarsacak

Hanefi Avcı haklı çıktı

Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı

Casusluk davası durmayacak

Hanefi Avcı´dan şok açıklamalar

12.12.2013: Hanefi Avcı´dan cemaate tepki

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Baykal´a kaset komplosu manşetlerimiz

Türkiye´nin gündemi Savcı Öz

Başsavcı, Savcı Öz´ü uyardı

Öz´ün intikamı belirginleşiyor

Hakim paralel devleti anlattı

Adalet Bakanı´ndan HSYK´ya şok

İhsası rey var, HSYK inceleyemez

Ergenekon hakiminden şok itiraf

Savcı Öz, Bakırköy´e atandı

Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar

Esed sandılar, Paralel çıktı

TIR komplosu da cemaat işi

Komplo geliyorum dedi, geldi

Yargıtay İmamı´na soruşturma

Emniyet İmamı için şok iddialar

İşte cemaatin polis imamı

Yargıtay´a Pensilvanya onayı

6 ilden Erdoğan´a destek

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

Hükümete yaygara, Koç´a örtbas

Adli cunta iddiası doğrulandı

Dosya, Savcı Akkaş´tan alındı

Paralel yapının polis evleri

AKP: HSYK bildirisi korsan

Adli Cunta´nın izi sürülüyor

HSYK´dan savcılara inceleme

Başsavcı 2. darbeyi önledi

Hukukçular: Savcılar çekilmeli

Erdoğan: İnlerine gireceğiz

CHP: Başbakan´ı hedef aldılar

Operasyonlara suç duyurusu

İşte ´Adli Cunta´nın delili

Adli Cunta için suç duyurusu

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz

Taraf´a 3 suç duyurusu

Baransu´nun haberine tepki

Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

CHP: Cemaat okulları araştırılsın

97 STK´dan cemaate tepki

Dersaneler=Cemaat mi?

Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz

İskenderun´da İsrail izi netleşiyor

Türkiye´den İsrail´e misilleme

İsrail´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz

İkinci 7 Şubat krizi

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Hükümet sivil darbeyi engelledi

Erdoğan: Fidan´ı yedirmem

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz

Cemaat hala Gezi´de mi?

Cemaat de Gezi´de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5897    yazdır/print


 

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Veli Küçük, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Sedat Peker, Mustafa Levent Göktaş'ın da aralarında olduğu Ergenekon davası sanığı 35 kişinin tahliye taleplerini oybirliğiyle reddetti. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, gerekçe yazısında; özel yetkili mahkemelerin TBMM tarafından kaldırılmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu, mahkemelerin kapatılmasının HSYK'nın yetkisinde olduğunu, çıkarılan son yasanın anayasaya aykırılığı nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını söyledi. Bu açıklamaya ilk tepki HSYK'dan geldi. Mahkemenin yetki gaspı yaptığını belirten HSYK 'Mahkeme kurma-kaldırma yetkisi TBMM'dedir' dedi. HSYK, mahkemenin kanun iptali için AYM'ye başvurma yetkisine sahip olmadığını da açıkladı. Bir açıklama yapan Anayasa mahkemesi ise, mahkemeden kendilerine herhangi bir başvurunun gelmediğini belirtti. Konuyla ilgili bir başka gelişme daha yaşandı. Ergenekon sanıklarından Tuncay Özkan, Levent Göktaş ve Sedat Peker'in talebini görüşen İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi üç sanığa da tahliye kararı verdi. Dolayısıyla bu üç sanık için aynı gün aksi yönde bir karar üst mahkemeden gelmiş oldu. Kararla ilgili bir açıklama yapan mahkeme üyesi Keskin Karakurt, Ergenekon davasına bakan mahkeme heyetini eleştirerek, 'Yetkili biziz. Yedi aydır karar yazmadınız, daha ne kadar tutacaksınız!' dedi. Bu şok gelişmeler sonrası HSYK'nın acilen harekete geçip Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini görevden alabileceği ileri sürülüyor.

10.03.2014 15:53 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Veli Küçük, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Sedat Peker, Mustafa Levent Göktaş'ın da aralarında olduğu Ergenekon davası sanığı 35 kişinin tahliye taleplerini reddetti. Ancak Çağlayan Adliyesi'ndeki diğer mahkemelerde davanın diğer sanıklarının tahliye talepleri görüşülürken 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği bu karar kafaları karıştırdı.

MAHKEME BAŞKANI: ÖYM'LERİN KALDIRILMASI ANAYASAYA AYKIRI

Karar yazısında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) TBMM tarafından kaldırılmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu ve mahkemelerin kapatılmasının HSYK'nın yetkisinde olduğunu açıkladı. Özese, mahkemenin bu konu ile ilgili Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunduğunu da söyledi.

MAHKEMEDEN OYBİRLİĞİYLE RET

Ergenekon Davası'ndan tutuklu bulunan aralarında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Gazeteci Tuncay Özkan, emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu 35 sanığın tahliye talebi oy birliğiyle reddedildi. 16 sayfalık kararda Ergenekon Davası'na bakan Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ile üye hakimler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk'un imzası bulunuyor. Oybirliğiyle alınan kararda, 6 Mart 2014 günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak Resmi gazetede yayınlanmasıyla yürürlüğe giren yasa gereği azami tutukluluk süresinin 5 yıl olması ve sanık Mehmet İlker Başbuğ hakkında Anayasa Mahkemesince verilen 6 Mart 2014 tarihli ihlal kararı nazara alınarak tahliye talebinde bulundukları belirtildi.

"GEREKÇELİ KARARIN ÖNEMLİ BİR KISMI YAZILMIŞTIR"

Dava hakkında genel bilgilerin verildiği kararda, 20 Ekim 2008' de duruşmaları başlayan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası'nın 5 Ağustos 2013' te sona erdiği hatırlatıldı. Kararda, "Mahkememizin kısa kararında ayrıca, bir kısım sanıklar hakkında 125 suçtan beraat, 9 sanık hakkında düşme, 7 sanık hakkında tefrik, 6 sanık hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ergenekon Silahlı Terör Örgütü yöneticiliğinden, üyeliğinden ve diğer suçlardan dolayı sanıklara, 05 Ağustos 2013 tarihinde değişik cezalar verilmiştir. Ancak karar kesinleşmemiş olup gerekçeli kararın yazımı devam etmektedir. Gerekçeli kararın önemli bir kısmı yazılmıştır" denildi.

"ÇOK SANIK HAKKINDA AĞIR CEZALAR TAKDİR EDİLMİŞTİR"

Kararda, "Yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü olduğu, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo /Kontrgerilla yapılanması olduğu ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu, bu örgütün toplumda kaos oluşturmaya yeterli nitelik ve nicelik olarak vahamet arz eden miktarda kayıt dışı mühimmata sahip olduğu gibi hususlar mahkememiz tarafından sabit görülmüş, mahkememiz tarafından bu nedenle müebbet hapis dahil bir çok sanık hakkında ağır cezalar takdir edilmiştir" ifadelerine yer verildi.

"ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ÇOK KARIŞIK BİR İLİŞKİLER YUMAĞINA SAHİP OLDUĞU GÖRÜLMÜŞTÜR"

Kararda şu ifadelere yer verildi: "Yapılan yargılamada, Türkiye'deki derin devletin adı olan Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün çok karışık bir ilişkiler yumağına sahip olduğu görülmüştür. Örgütün yargılanan ve mensuplarının cezalandırıldığı belli bir kısmı açığa çıkarılmış ise de, bazı hücrelerine ulaşılamadığı görülmüştür. Yine Ergenekon Terör Örgütü' nün bazı birimleri ve uzantıları hakkında dosya kapsamına göre isabetli yorum yapılabilmesi mümkün olsa da, bunlarla alakalı dosyada hukuki olarak yeterli delile ulaşılamadığı ortadadır. Bu yüzden bunların ayrı bir soruşturma ile ortaya çıkarılmasının mümkün ve gerekli olduğu düşünülmektedir."

TAHLİYE TALEPLERİ REDDEDİLDİ

Karar şu ifadelerle tamamlandı: "İzah edilen hususlar ve davanın henüz kesinleşmemiş olması dikkate alındığında, mahkememizin 27 Temmuz 2012 tarihli oturumunda tüm tutuklu sanıklar için belirtilen ortak gerekçeler ile birlikte her bir sanık için belirtilen özel gerekçenin (g) bentlerinde ayrıntılı şekilde, Tutuklu sanıkların tutuklamayı gerektirir mevcut somut delillerin gösterildiği ve bu gösterilen gerekçeler doğrultusunda sanıkların suçları sabit görülerek haklarında ağır müeyyideleri gerektiren cezaların tayin edildiği, sanıkların psikolojik harekat, kara propaganda yapmak suretiyle görsel ve yazılı medyayı, milletvekillerini, kamu oyunu, yargılama mercilerini etkileme, yönlendirme ihtimallerinin bulunması, davayı itibarsızlaştırma ve kaçma şüphelerinin bulunması, hükümle birlikte haklarında yakalama kararı çıkarılan bir kısım sanıkların halen yakalanamamış olmaları, daha önce haklarında yakalama kararı çıkartılıp firari durumda bulunan ve dosyamızdan tefrik edilen sanıklarından henüz yakalanamamış olmaları, Sanıkların, halen hükmen tutuklu durumunda olmaları, almış oldukları cezaların miktarları, 19 sanık hakkında müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş olması, daha önceki gerekçelerimizde dikkate alınarak sanıkların tutukluluk hallerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamalarında tutuklama için makul suç şüphesinin dahi yeterli görüldüğünün AİHM içtihatlarında da kabul edildiği, bu nedenlerle atılı suçları işledikleri sabit olan tutuklu sanıklar haklarında daha hafif koruma tedbiri olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı yönündeki 05 Ağustos 2013 tarihli kararımızda herhangi bir değişiklik bulunmadığından ve bu sanıkların AİHM kararlarından ve Yargıtay Genel Ceza Kurulu kararlarından da hükmen tutuklu statüsünde olup bu sürede geçen zamanın tutukluluktan sayılmadığı ve kanunen tutuklu olmadıkları anlaşıldığından, bu konuda kanunen bir karar verilmesi imkanı da bulunmadığından, sanıkların vaki taleplerinin reddine oy birliğiyle karar verildi."

TAHLİYE TALEBİ REDDEDİLEN SANIKLAR ŞÖYLE:

1-Levent Göktaş, 2-Mehmet Fikri Karadağ, 3-Özkan Kurt, 4-Ulaş Özel, 5-İsmail Sağır, 6-Mehmet Demirtaşyin Öz, 7-Hasan Ataman Yıldırım, 8-Levent Ersöz , 9-Muzaffer Tekin, 10-Sedat Peker, 11-Boğaç Kaan Murathan , 12-Semih Tufan Gülaltay, 13-Mustafa Dönmez, 14-Veli Küçük, 15-Fikret Emek, 16-Kemal Kerinçsiz, 17-Serdar Öztürk, 18-Yalçın Küçük, 19-Aykut Metin Şükre, 20-Ergün Poyraz, 21-İbrahim Şahin, 22-Kemal Aydın, 23-Doğu Perinçek, 24-Mehmet Bedri Gültekin, 25-Turhan Özlü, , 26-Erkan Önsel, , 27-Hikmet Çiçek, 28-Mehmet Deniz Yıldırım, 29-Hikmet Çiçek, 30-Hasan Atilla Uğur, 31-Ahmet Tuncay Özkan, 32-Durmuş Ali Özoğlu, 33-Mehmet Zekeriya Öztürk, 34-İsmail Yıldız, 35-Oktay Yıldırım.

HSYK: MAHKEME KURMA-KALDIRMA YETKİSİ MECLİS'TEDİR

Mahkemenin şok açıklamasına ilk jet yanıt HSYK'dan geldi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, kanunlar çerçevesinde mahkeme kurma ve kaldırma yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait olduğunu açıklayarak 13. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararı "yetki gaspı" olarak yorumladı.

13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "TBMM 'nin Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırması Anayasa'ya aykırı" iddiasına yanıt HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'dan geldi. Okur, yaptığı açıklamada, "Mahkemeleri Meclis kurar ve kapatır" diyerek 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddialarını yalanladı.

13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ortaya attığı iddialar ve HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'un yanıtları şöyle:

13. AĞIR CEZA'NIN İDDİASI: TBMM'nin ÖYM'leri kaldırma yetkisi yok...
HSYK'NIN YANITI: Mahkeme kurma ve kapatma yetkisi TBMM'nindir. Anayasa'nın 142. maddesi mahkemelerin kurulması kararını kanuna bırakır.

13. AĞIR CEZANIN İDDİASI: Davaya bakma yetkisi, hala bizde...
HSYK'NIN YANITI: Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin yasa Cumhurbaşkanının da onayından geçerek yürürlüğe girmiştir. Artık 13. Ağır Ceza Mahkemesi diye bir mahkeme kalmamıştır.

13. AĞIR CEZANIN İDDİASI: Anayasa Mahkemesi'ne ÖYM'leri kaldıran kanunun iptali için başvurduk.
HSYK'NIN YANITI: Bir Mahkeme bir kanunun iptalini isteyemez. Kanun iptal isteme yetkisi milletvekillerine ve Cumhurbaşkanı'na aittir. Bir mahkeme ancak, elindeki davayı Anayasa Mahkemesi'ne götürebilir.

ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN DE JET YANIT

Mahkemeye bir diğer cevap AYM'den geldi. Anayasa Mahkemesi'nden yapılan açıklamada, ''13. Ağır Ceza Mahkemesi'nden bize ulaşan herhangi bir başvuru yok'' denildi.

TUNCAY ÖZKAN'I TAHLİYE EDEN HAKİM: ONLAR DEĞİL, BİZ YETKİLİYİZ

Konuyla ilgili bir başka gelişme daha yaşandı. Ergenekon sanıklarından Tuncay Özkan, Levent Göktaş ve Sedat Peker'in talebini görüşen İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi üç sanığa da tahliye kararı verdi. Dolayısıyla bu üç sanık için aynı gün aksi yönde bir karar üst mahkemeden gelmiş oldu.

İstanbul 21'inci Ağır Ceza Mahkemesi Özkan ve Göktaş hakkında yurt dışı çıkış yasağı koyarken, Peker'e aldığı ceza miktarını dikkate alarak adli kontrol tedbiri uygulanmasına gerek görmedi. Tuncay Özkan ve Levent Göktaş'a tahliye gerekçesi şöyle: "Sanıkların tutuklu kaldıkları süreler, delillerin toplanmış olup karartılma kuşkusunun kalmaması, sanıkların sabit ikametgah sahibi olması, karar onansa dahi kesinleşebilmesi için geçebilecek muhtemel süre, kararın bozulması halinde telafisi mümkün olmayan mağduriyetlere neden olabileceği, tutuklamanın tedbir olması, benzer konumda tahliye edilmiş sanıklar bulunması nedeniyle söz konusu durumun adalet duygularını incitebilecek olması."

Ergenekon davası kapsamında hakkında tahliye kararı verilen Sedat Peker'in, hakkında İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hapis verilen ve Yargıtay tarafından onaylanan cezası nedeniyle tahliye edilmesi beklenmiyor. Peker’in, "silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek", "gasba teşebbüs", 2 kişiye karşı "kişi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamasıyla yargılandığı İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hapis cezası verilmiş, Yargıtay 9. Ceza Dairesi de Sedat Peker'in 15 yıl 8 aylık hapis cezasını onamıştı. Peker’in tahliye edilmesi beklenmiyor. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Sedat Peker'e, "silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek", "gasba teşebbüs", 2 kişiye karşı "kişi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından toplam 14 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası vermişti.

Kararla ilgili bir açıklama yapan İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Keskin Karakurt, Ergenekon davasına bakan mahkeme heyetini eleştirerek, 'Yetkili biziz. Yedi aydır karar yazmadınız, daha ne kadar tutacaksınız!' dedi.

HANGİ KARAR GEÇERLİ?

İki mahkemenini verdiği iki ayrı karar 'peki hangi karar geçerli?' sorusunu gündeme getirdi. Sanık avukatları ve hukukçular, 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 'tahliye reddi' kararının yok hükmünde olduğu konusunda hemfikir.

HSYK, HAKİMLERİ GÖREVDEN ALABİLİR

Bu şok gelişmeler sonrası HSYK'nın acilen harekete geçip Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini görevden alabileceği ileri sürülüyor.

SANIK AVUKATI ERSÖZ: KARAR GEÇERSİZ

Ergenekon Davası'nda sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz, ''Biz tahliye taleplerimizi nöbetçi mahkemelere yaptık. Cumhurbaşkanı'nın onaylamasıyla Özel Yetkili Mahkemeler kalkmıştır. Bu karar geçersizdir. Bizim için önemli olan 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin vereceği karardır'' dedi.

AVUKAT ÜLGEN: KARAR YOK HÜKMÜNDE

13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını değerlendiren sanık avukatlarından Celal Ülgen ise, ''13. Ağır Ceza Mahkemesi direnişini sürdürüyor. Biz 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurmadık. Çünkü böyle bir mahkeme yok. 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararları yok hükmündedir. Mahkeme 'Ben yasaya da direneceğim' demek istiyor. İlker Başbuğ konusunda bir karar veremedik, çünkü karar verilmiştir diyor mahkeme'' yorumunda bulundu.

MAHKEME KARARINDAKİ ŞOK AYRINTI

Ülgen, 13. Ceza Mahkemesi'nin kararını "darbe" olarak nitelendirdi. Ülgen, açıklamasında bir de şok ayrıntı verdi. Ülgen, Silivri'deki Ergenekon sanıklarından, avukatların bilgisi dışında, cumartesi ve pazar günleri, infaz koruma memurları aracılığıyla "tahliye isteği dilekçeleri" toplandığını söyledi. Ülgen, "cumartesi ve pazar günleri, Silivri'deki sanıklara infaz koruma memurlarını göndermişler. 'sizleri tahliye edeceğiz' diyerek, dilekçe istemişler. Ve bugün de, avukatlara bile haber verilmeden alınan bu dilekçeleri görüşmüşler" dedi.

"DARBE DAVASINA BAKAN MAHKEME DARBE YAPTI..."

Yürürlüğe giren Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin kanun çerçevesinde, özel yetkili konumdaki 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin dağıtıldığını, bu mahkemenin yetkilerinin de Çağlayan Adliyesi'ndeki diğer ağır ceza mahkemelerine bölüştürüldüğünü anlatan Ülgen, "Avukatlar olarak, bizlerin bilgisi dışında cezaevindeki sanıklardan dilekçeler toplanmış. Yani darbe davasına bakan mahkemenin kendisi darbe yapmış. Biz ise, Çağlayan Adliyesi'ndeki, davalara bakmakla yeni görevlendirilen ağır ceza mahkemelerine yaptık tahliye başvurularını. Nitekim, 3. ağır ceza, 20. ağır ceza, 21. ağır ceza mahkemeleri, kendilerine bölüştürülen dosyaları, biz avukatların talepleri doğrultusunda halen görüşüyorlar" dedi.

"MAHKEMENİN İDDİASI ABSÜRD..."

Ülgen, 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tahliyelere red kararı verirken ortaya koyduğu, "TBMM, özel yetkili mahkemeleri kaldıramaz. Bu Anayasa aykırıdır" gerekçesini ise, "absürd, absürd, absürd" olarak nitelendirdi. Ülgen şöyle konuştu;
"Özel yetkili mahkemeler nasıl kuruldu? HSYK tarafından kuruldu. Peki HSYK nasıl kuruldu? TBMM'den çıkan bir kanunla kuruldu. Yani kanunla kurulmuş olan mahkeme, şimdi TBMM'den çıkan, kendini geçersiz kılan bir kanunu tanımadığını açıklıyor. Böyle birşey olabilir mi? buna darbe denir."

22 MADDELİK PAKETTEKİ İKİ KRİTİK MADDE

Ergenekon'un tutuklu sanıklarının tahliye edilmelerinin önünü, TBMM'de kabul edilen 22 maddelik son demokratikleşme paketi açtı. Paket, Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmesinden çok kısa bir süre sonra, geçen hafta Perşembe günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanmış, Cuma günü de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmişti.

Paketteki iki kritik madde ise, tahliyelerin önünü açtı;

Bu maddelerden ilki, Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasın öngörüyor. Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi son dönemde kamuoyu tarafından çok tartışılan tüm davalara, özel yetkili mahkemeler bakmıştı. Yasanın yürürlülük maddesi uyarınca, yasa yürürlüğe girer girmez, Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldı.

Yasa değişikliğindeki ikinci kritik madde ise, tutukluluk süresine sınırlama getirilen madde; Bu madde uyarınca da tutukluluk süresi en çok 5 yılla sınırlanıyor. Ergenekon sanıklarının bir kısmı 5 yıldan fazladır tutuklu olarak yargılanıyorlar.

ADALET BAKANI: HSYK'YI GÖREVE ÇAĞIRIYORUM

10.03.2014 17:51 Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 13. Ağır Ceza Mahkemesine ilişkin yaptığı açıklamada; "İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, kaldırılmış bir mahkemedir. Ortada olmayan bir mahkeme var. Burada görevli hakim ve savcıların görevleri sona ermiştir. Bunlar sadece ellerinde bulunan dosyaları devredebilirler. Bu işlemleri yapabilirler. Karar verme yetkileri yoktur. HSYK'yı göreve çağırıyorum" dedi.

------------------------------------------------------------------------------

FLAŞ!!! HSYK'DAN 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ İÇİN İNCELEME KARARI

11.03.2014 16:47 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üyeler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk hakkında, "Ergenekon Davası gerekçeli kararını hala yazmadıkları" gerekçesiyle oy çokluğuyla inceleme kararı verdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri hakkında Ergenekon davasının gerekçeli kararını 7 aydır yazmadıkları gerekçesiyle davanın sanıklarından Tuncay Özkan'ın avukatı Hüseyin Ersöz, HSYK'ya şikayette bulunmuştu.

Ergenekon sanıklarının tahliye taleplerini reddeden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince dün yapılan açıklamada da 'Özel yetkili mahkemelerin TBMM tarafından kaldırılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu ve konunun Anayasa Mahkemesine götürüleceği belirtilmişti.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da konuyla ilgili HSKY'yı görev çağırmıştı.

Ahmet Hamsici'nin başkanlığında toplanan HSYK 3. Dairesi, hakimler hakkındaki şikayet dilekçesini ve dün yapılan açıklamaları değerlendirdi.

Daire, Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üyeler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk hakkında, "Ergenekon Davası gerekçeli kararını 7 aydır yazmadıkları" için oy çokluğuyla inceleme yapılması kararı verdi. İnceleme kararı, onay için Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a gönderilecek. Adalet Bakanından gelecek onayın ardından hakimler hakkında inceleme yapılacak. İnceleme sonunda, savcılar hakkında soruşturma açılmasına gerek görülürse 3. Daire, soruşturma işlemleri için teklifte bulunacak. Adalet Bakanının soruşturmaya da onay vermesinin ardından bu savcılar hakkında soruşturma işlemlerini HSYK 2. Dairesi yürütecek.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tahliye taleplerinin reddine ilişkin dün yaptığı açıklamalarla ilgili konular ise HSYK 3. Dairesi'nin bir üyesinin "konuyu incelemek ve mevzuatı irdelemek" istemesi nedeniyle oy çokluğuyla görüşülmedi. Daire, bu konularla ilgili incelemesini, üyenin yaptığı çalışmalar sonrası ele alacak. (AA)

------------------------------------------------------------------------------

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY: ŞAŞKINLIK, HADDİ AŞMA!

11.03.2014 16:50 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tahliyelere ilişkin tavrı konusundaki değerlendirmesi sorulan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Şaşkınlık, Tamamen şaşkınlık. Haddi aşma. Ben şu anda zaten bu yapının değişik unsurlarında doğrusu çok çılgınlıklar görüyorum. Yazdıkları yazılarda, verdikleri beyanatlarda, gazetelerin attığı manşetlerde yani çok haddi aşan, çılgınca, artık şu ortamda şaşkın, sanki çok sınırı aşan şeyler yapıyorlar, yapacaklar gibi... Öyle görünüyor. Yani bunlar bir anlamda sıkışmışlığın, geldikleri yanlış noktanın da bir sonucudur diye ben görüyorum" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, tutukluluğu 5 yıl ile sınırlayan düzenlemenin ardından verilen tahliye kararlarıyla ilgili olarak "Bu tahliyelerin hiçbirisi beraat değildir" dedi.

Atalay, Kanal 24 televizyonunda, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Ergenekon tahliyeleri nasıl karşılanmalı, bunlara nasıl bakmak gerekiyor?" sorusu üzerine Atalay, öncelikle eski Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral İlker Başbuğ'un tahliyesine bakılması gerektiğini dile getirerek, Başbuğ'un tutuklu yargılanmasına başından beri gönüllerinin razı olmadığını ve bunu makul bulmadıklarını belirtti.

Tutukluluk sürelerinin 5 yıla indirilmesinin, üzerinde çok tartışılan bir konu olduğunu ifade eden Atalay, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu düzenleme bizim düzenlememiz ve uluslararası standartlar içinde 10 yıl tutukluluk çok yüksek. Bir dava ile ilgili isterse en karmaşık, isterse en kapsamlı dava olsun, 5 yılda karar verilemiyorsa bu adliyenin, adaletin kendi sorunudur. Biz, insanların hakkında karar verilmeden, 5 yılın üzerinde cezaevinde kalmasını uygun bulmadık, parlamentoda bu düzenlemeyi yaptık.

Ama işin özüyle ilgili, bu tutuklamaların, şu anda tahliyeye dönüşmesi, bir kısmının... Bunlar beraat etmediler. Bu dava devam ediyor. Ciddi bir dava. Yani Ergenekon davası, dosyası devam ediyor. Bunlar dışarıdan yine yargılanacaklar, ama tutuksuz yargılanacaklar."

"Bu tahliyeler Ergenekon gerçeğini değiştirmiyor mu? Bir darbe girişimi olduğu tezi hala geçerli mi?" sorusuna Atalay, "Asla. Asla değiştirmiyor. Bu dava devam ediyor. Sadece özel yetkili mahkemeler kaldırıldı. Yine o düzenlemeyle... Bu davalar ağır ceza mahkemelerinde devam edecek" yanıtını verdi.

Beşir Atalay, "İşin özüne gelince, biz Hükümet olarak, parti olarak darbelere karşı, milli iradeye kasteden ne olursa olsun tutumumuz bellidir. 11-12 yılda bu tutumuzu hep gösterdik. Ergenekon sadece Başbuğ değil, sadece tahliye edilenler değil. Ergenekon, büyük bir dosya. Ergenekon'un içinde cinayetler var, darbe teşebbüsü var, bombalar var, pek çok şey var. Dolayısıyla o dosya devam edecek" diye konuştu.

Danıştay Davası faili Alparslan Arslan ve Malatya'daki Zirve Yayınevi davası sanıkları hakkında verilen tahliye kararlarının rahatsızlık yaratıp yaratmadığının sorulması üzerine Atalay, Danıştay saldırısının üzerinden 7 yılın geçtiğini anımsatarak, "Peki niye halen ortalıkta sallanıyor bu? Bunun faili en belli olan, zaten yakalandı, çıkarken yakalandı. Kendisi de zaten itiraf etti. Hiçbir belirsizlik yok ortada. Bu kadar zaman niye cezası verilmiyor? Bu kadar zamandır niye bu halen tutuklu statüsünde. Ergenekon'un bir şanssızlığı da şu. Çok önemli bir dosya yargının elinde. Ama bu yapı, maalesef adliye diyeyim, adliyedeki bununla ilgilenen bu yapı karmakarışık etti, genişletti. Masumla suçlusu birbirine karıştı" dedi.

Malatya'daki Zirve Yayınevi davasına da değinen ve bu davanın sanıklarını "cani" diye niteleyen Atalay, "Misyoner insanları o şekilde acımasızca katlettiler. Bunlar biliniyor. Peki bunlarla ilgili niye halen karar verilmiyor, niye gerekçe yazılmıyor?" ifadesini kullandı.

"Tamamen şaşkınlık. Haddi aşma"

Atalay, şunları kaydetti: "Burada hepsi Ergenekon ile irtibatlandırılıyor. Ergenekon iddianamesi vesaire geciktikçe, onlar da bunun içinde gecikmiş oldu. İlgili ilgisiz pek çok şey Ergenekon'un içine dahil edildi. Şöyle olabilirdi. Yani onlar cezasını görür, ama Ergenekon'la da ilgili şey varsa, Ergenekon içinde devam edebilirdi. Yani adeta yapılan, buradaki usulsüzlük, yapılan yanlışlar, hepimiz biliyoruz, pek çok haksızlık da var bunun içinde, masum insan da var. Şu İzmir işte Casusluk Davası'nda olduğu gibi falan. Bunlar eğer daha yargının titiz çalışmasıyla masum insanların ayıklandığı, öyle rastgele belgelerle işte hemen büyük dosyanın içine dahil edilmediği falan bir süreç yürüseydi, şimdi hem Ergenekon sonuçlanırdı, hem de diğer davaların hepsi sonuçlanırdı. Bunlar şu anda hükümlü olarak cezaevinde cezasını çekerdi. Ama bütün bunlara rağmen, şöyle bağlayayım bu konuyu, bu tahliyelerin hiçbirisi beraat değildir."

"Kamuoyu vicdanında rahatsızlık yaratan tahliyelerde, gerekçelerin yazımının gecikmesi ve böyle karmaşık bir hale gelmesinde bir kasıt olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Atalay, burada kasıt yoksa bile büyük bir beceriksizliğin söz konusu olduğunu belirterek, "İşi dağıtma, işi uzatma vesaire. Yani uzadıkça uzadı. Halbuki herkes bundan şikayetçiydi" değerlendirmesinde bulundu.

Demokratikleşme adımları içinde yıllardır tutuklulukların uzun olduğunun ve davaların uzamasının tartışıldığını hatırlatan Atalay, bu durumların, vicdanlarda kabul edilebilecek şeyler olmadığını söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tahliyelere ilişkin tavrı konusundaki değerlendirmesi sorulan Atalay, "Şaşkınlık, Tamamen şaşkınlık. Haddi aşma. Ben şu anda zaten bu yapının değişik unsurlarında doğrusu çok çılgınlıklar görüyorum. Yazdıkları yazılarda, verdikleri beyanatlarda, gazetelerin attığı manşetlerde yani çok haddi aşan, çılgınca, artık şu ortamda şaşkın, sanki çok sınırı aşan şeyler yapıyorlar, yapacaklar gibi... Öyle görünüyor. Yani bunlar bir anlamda sıkışmışlığın, geldikleri yanlış noktanın da bir sonucudur diye ben görüyorum" diye konuştu.

"Biz hiç darbecilerle barışmayız"

Atalay, "Şu anda aslında eski Türkiye özlemi içinde olanlar, Ergenekoncular, CHP'liler, ulusalcılar hepsi birlikteler ve paralel yapı da bunlarla birlikte şu anda. AK Parti iktidarını yıpratma yönünde o Ergenekoncularla falan şu anda el ele çalışıyor. Yani o kadar çelişkiler içindeler ki... Yani bizim darbeye karşı tutumumuzu, darbenin kokusuna bile, gölgesine bile tutumumuzu biz çok ispatlamış bir Hükümetiz, tepkimiz ispatlamış bir Hükümetiz. Biz nice yollardan geldik buraya" ifadesini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Atalay, şöyle devam etti: "Biz hiç darbecilerle barışmayız. Biz daima haktan, hukuktan, adaletten yanayız. Darbenin zerresine, gölgesine biz karşıyız. Milli iradenin üzerine hiçbir toz kondurmadık. Millet iradesi bizim için esastır. Biz bunun mücadelesini verdik. Biz partimizin kapatılması süreçlerinden, risklerinden geldik. Biz 27 Nisan 2007'lerden geldik. Biz yani o tür şeylerden, Allah'ın izniyle sınavlardan çok başarıyla çıktık. Ergenekon'un, Balyoz'un, hepsinin özündeki o darbeci tutuma biz yine aynı şekilde bakıyoruz ve bu davaların o şekilde adaletle sonuçlanmasını bekliyoruz."

"Bu yargı sürecinde yanlışlıkların ayıklanarak bir sonuç çıkmasını bekliyor musunuz?" sorusunu ise Atalay, "Tabii. Yani masum insanlar buradan ayıklansın. Adalet çok önemlidir. Eğer insanlara adil davranmıyorsanız, zulmediyorsunuz demektir" şeklinde cevapladı.

Temel misyonlarının, toplumu demokratikleştirmek, normalleştirmek, milli iradeyi esas ve yönetimde sürekli kılmak ve buna kasteden herkesle de mücadele etmek olduğunu belirten Atalay, "Şu 11-12 yıllık mücadelemizin temeli budur. Şimdi de biz 'Daima millet daima hizmet' diyoruz. Yani millet bizim için çok önemli. Milletin sandıktaki verdiği oyun haysiyetini, onurunu korumak, onun gücünü korumak bizim en önemli misyonumuz" dedi.

"Paralel yapı ile mücadele nereye varacak?" sorusu üzerine Atalay, paralel yapının, AK Parti'ye karşı, seçim meydanlarında şu anda CHP'den, MHP'den, BDP'den ve muhalefet partilerinden daha fazla çalıştığını kaydederek, dini bir grup ve cemaat olarak gördükleri bu yapının, şu anda siyasetin göbeğinde, tam bir siyasi grup olduğunu dile getirdi.

"Takiye, yalan çok yaygınlaştı"

Atalay, kendilerine karşı içeride ve dışarıda bir koalisyonun kurulduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Bu sadece bir yapının, bir grubun işi değil. Sadece bir grubun olsaydı belki bu kadar ileriye gidemeyebilirlerdi ama şu anda çok ilerde. Profesyonel yardım, uluslararası irtibat, çok kapsamlı bir koalisyon. İşin özü de şu, Türkiye'yi gittiği kutlu yoldan, bu büyük yürüyüşten durdurmak. AK Parti'yi hükümetten düşürmek, seçimde AK Parti'yi başarısız kılmak temel amaçları bu. Çünkü AK Parti çok farklı bir şey. Türkiye'yi güçlendiren, muhafazakar değerleriyle, dini değerleriyle, milli değerleriyle, tarihiyle Türkiye'yi büyük bir atağa kaldırdı. Bunun durması gerekiyor. Her zaman taşeronlar kullanılmıştır. Kimi zaman terör kullanılmıştı, kimi zaman başka şey, şimdide dostları kullandılar. Ben büyük koalisyon olarak bakıyorum."

Kendisinin telefon görüşmelerinin dinlendiğini ve görüşmelerinin bir yerlere servis edildiğini bildiğini ve bunlardan bir tanesini de dinlediğini ifade eden Atalay, "Burada ben hayret içinde kalıyorum. Takiye, yalan çok yaygınlaştı. Ben İslam adına, İslami toplumları adına şu anda Türkiye'deki İslami ortam adına çok üzülüyorum. Böyle bir şey olamaz. Bakın ben İçişleri Bakanlığı yaptım, çok şey biliyorum. Hep söylerim, içişleri bakanları çok şey bilir az konuşur. Orada emniyet teşkilatında çalışanlarda üst yönetime kadar, 'bunların yapmayacağı bir şey yok'. Yani endişe ediliyordu. Yani her şey meşru, size her kötülüğü yapabilir anlamında sözler söylüyorlardı. Beni de öyle uyardıkları da olmuştu" dedi.

Atalay, usulsüz dinlemelerle ilgili TİB'in, Emniyet İstihbaratın tüm tarafların mercek altında olduğunu bildirerek, yayımlanan haberlerde 500-600 bin kişinin dinlediğini ama kendi tahminine göre bu sayının daha da artacağını söyledi.

Mahkemelerin hiçbir somut delil olmadan bu kadar çok kişi için dinleme kararını nasıl çıkarttığını anlayamadığını dile getiren Atalay, "İncelemeler sürüyor. Bunların hepsinin hesabı sorulur. Bunların sorumlulukları mutlaka yargılanacak, mutlaka hesap verecek. Bu kaçınılmaz. Hiçbir devlet bunları es geçemez" dedi.

------------------------------------------------------------------------------

DOSYALARA UYAP ÜZERİNDEN ERİŞİM AÇILDI

11.03.2014 16:58 Dünkü tahliye kararları 7 mahkeme tarafından verildi. İstanbul Nöbetçi 21. Ağır Ceza Mahkemesi gazeteci Tuncay Özkan, Özel Kuvvetler'den emekli albay olan avukat Levent Göktaş ile yaklaşık 2 yıldır tutuklu bulunan Sedat Peker'i tahliye etti. 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi Kemal Kerinçsiz'in tahliyesine karar verdi. 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi Doğu Perinçek, Atilla Uğur, Muzaffer Tekin, Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş ve Hikmet Çiçek'i, 6'ncı Ağır Ceza Dursun Çiçek ile Alparslan Arslan'ı, 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi İbrahim Şahin'i, 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi Yalçın Küçük'ü, 20'nci Ağır Ceza Mahkemesi ise Hasan Iğsız, Alaaddin Sevim, Mehmet Ali Çelebi, Merdan Yanardağ ve Şener Eruygur'un tahliyelerine karar verdi.

DOSYA BİLGİSİ DE VERMEDİ
 
Ergenekon davasına bakan İstanbıl 13'üncü Ağır Ceza mahkemesi, tahliye taleplerini değerlendiren nöbetçi ağır ceza mahkemelerine sanıkalrın dosyaları hakkında bilgi de vermedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise tahliye taleplerini değerlendiren nöbetçi mahkeme heyetlerine, UYAP'tan Ergenekon dava dosyasına erişim hakkı tanıdı. Bu yolla dosyalara erişen mahkemeler, sanıkalrın bilgilerini inceleyerek tahliye kararlarını verdiler ya da reddettiler.

------------------------------------------------------------------------------

ESKİ SAVCIDAN ŞOK İDDİA: GEREKÇELİ KARAR ALGI YÖNETİMİ İÇİN GECİKTİRİLDİ

12.03.2014 14:16 Emekli Savcı Reşat Petek, yargı ve emniyet içinde bir yapının Meclis ve hükümete karşı olumsuz faaliyetler içinde olduğunu söyledi. Petek, mahkemeler, "Hükümet Ergenekon ile anlaştı, sanıkları tahliye ediyor algısı oluşturmak için kararları bilerek geciktiriyorlar" diye konuştu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin her satırına hakim olduğu Ergenekon davasının gerekçesini 7 ayda yazmamasını kasıtlı bulduğunu söyleyen Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek "Özel yetkili mahkemelerde hükümete karşı bir operasyon var. Siyasal iktidar aleyhinde 'Ergenekon sanıklarıyla anlaştı, bunları çıkarmak için uğraşıyor' söylemleri kuvvetlensin diye, mahkemeler kararı bekletiyor. Gerekçeli kararı yazmıyor" dedi. Ergenekon davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararını 15 gün içinde vermesinin, haklarında tahliye kararı çıkan sanıkların tutuklanacağı anlamına gelmediğini belirten Reşat Petek, "15 gün içinde gerekçeli karar Yargıtay'a gitse bile, Yargıtay'da inceleme yapılıp, cezalara onama kararı verilirse ancak o zaman salıverilen kişiler tekrar tutuklanırlar. Yargıtay, genelde bu tip davalarda kararı 1 yıl içinde veriyor. Karar çıkması Mayıs 2015'i bulacak gibi görünüyor. Tabii Yargıtay onama kararı verirse." diye konuştu.

Petek şunları söyledi:

Mahkeme AYM'ye başvuramaz

"Karar verirken zaten akıllarında gerekçe vardır. Hadi 2 ayda hazırlasın. 7 ay, 210 gün demek. Her sanığa bir gün ayırsaydı bugüne kadar gerekçe yazılırdı. Ben 17 Aralık süreci ile birlikte düşününce yargının araç olarak kullanıldığını düşünüyorum. Bir mahkeme heyetinin mahkemenin kanunla kurulup kaldırılacağını bilmemesi düşünülemez.'AYM'ye ancak görmekte olduğu davaya ilişkin bir kanun maddesine ilişkin olabilir. Zaten sen davayı görmüşsün, el çekmişsin."

Emniyet ve yargıdaki örgüt

Emniyet ve yargı içinde hükümeti düşürme girişimi olduğunun görüldüğünü belirten Petek, "Siyasal iktidar aleyhinde Ergenekon sanıklarıyla anlaştı, bunları çıkarmak için uğraşıyor söylemleri kuvvetlensin diye, mahkemeler kararı bekletiyor. Alparslan Arslan gibi cinayet sanıklarının tahliye edilmesinin temel sebebi burada mahkemenin tutumudur. Bu olumsuzlukların sorumlusu olarak hükümeti ve TBMM'yi gösterme gayreti darbe girişiminde yargının araç olarak kullanıldığını ortaya koyuyor." dedi.

AYM de mahkemeyi suçladı

Ergenekon davası sanıklarının tahliyesine yol açan Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeleri kararı dünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. AYM İlker Başbuğ'un başvurusu üzerine verdiği kararda, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi'nin Başbuğ'un tahliye talebini "kovuşturma aşaması tamamlandığı" gerekçesiyle reddetmesini eleştirdi. Ergenekon mahkemesinin tahliye taleplerinde işin esasına girmediğini tespit etti. Yüksek Mahkeme, 7 aydır yazılamayan gerekçeli karar nedeniyle Başbuğ'un hak arama özgürlüğünün engellendiğini ifade etti. AYM, kararında yer alan "Başvurucunun eylemlerinin nitelendirilmesine ve bu kapsamda yargılama görevinin Yüce Divan'a ait olduğuna ilişkin itirazının dayanaktan yoksun olmadığı görülmektedir" cümlesi dikkat çekti. (Star)

------------------------------------------------------------------------------

MAHKEMENİN GEREKÇE İÇİN 10 GÜNÜ KALDI

12.03.2014 16:36 Ergenekon Davası'nda kararını 5 Ağustos 2013'te açıklayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 7 aydır gerekçeli kararını yazmadı. Yeni yasanın 6 Mart'ta yürürlüğe girmesiyle 13. Ağır Ceza Mahkemesine gerekçeli kararı yazması için 15 gün süre verildi. Mahkemenin, gerekçeli kararı yazmak için 10 günü kaldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyeleri, 21 Mart'a kadar gerekçeyi yazmazsa haklarında HSYK'ca yürütülecek incelemenin yanı sıra disiplin yönünden de yaptırım uygulanacak.

Gerekçeli karar yazılırsa süreç nasıl işleyecek?

Yerel Mahkeme, gerekçeli kararını yazarak, Yargıtay'a gönderecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında yapılacak incelemenin ardından hazırlanacak tebliğname, davaya bakacak Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilecek. Daire'de de bir süre yapılacak incelemenin ardından duruşma günü verilerek dava görülmeye başlanacak.

Anayasa Mahkemesi, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un yaptığı bireysel başvuruda, yerel mahkeme gerekçeli kararı yazmadığı için Başbuğ'un kişi hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiğine karar vermişti.

HSYK tarafından da inceleme

Ergenekon davasının gerekçeli kararını 7 aydır yazmadıkları gerekçesiyle davanın sanıklarından Tuncay Özkan'ın avukatı Hüseyin Ersöz'ün yaptığı şikayet de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi'nce ele alınmıştı.

Daire, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üyeler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk hakkında, "Ergenekon Davası gerekçeli kararını hala yazmadıkları" gerekçesiyle oy çokluğuyla inceleme kararı vermişti.

------------------------------------------------------------------------------

BAKAN BOZDAĞ'DAN MAHKEME HEYETİNE İNCELEME İZNİ

18.03.2014 14:16 Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyeleri hakkında "Ergenekon Davası gerekçeli kararını hala yazmadıkları" gerekçesiyle inceleme izni verdi. Bakan Bozdağ, aralarında siyasetçi, iş adamı ve gazetecilerin de bulunduğu pekçok kişiyi dinledikleri iddia edilen savcılar Adem Özcan ile Adnan Çimen ve ilgili hakimler hakkında da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesinin inceleme kararını onayladı.

HSYK 3. Dairesi, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üyeler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk hakkında, "Ergenekon Davası gerekçeli kararını hala yazmadıkları" gerekçesiyle oy çokluğuyla inceleme kararı vererek, onay için Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a göndermişti.

Bakan Bozdağ, bu hakimler hakkındaki inceleme kararını onayladı. Onayın ardından hakimler hakkında müfettişler inceleme yapacak. Müfettişlerin incelemesi sonucu hazırladığı rapor uyarınca HSYK 3. Dairesi, hakimler hakkında soruşturma gerekip gerekmediğine karar verecek. 3. Daire, bu hakimler hakkında soruşturma kararı verirse, bu da onay için Adalet Bakanı Bozdağ'a gönderilecek. Bozdağ'ın onay vermesi durumunda hakimler hakkındaki soruşturma işlemleri HSYK 2. Dairesince yürütülecek.

Bu arada, özel yetkili mahkemeleri kaldıran Kanun'un 6 Mart'ta yürürlüğe girmesinin ardından gerekçesini yazmayan mahkemelere tanınan 15 günlük süre nedeniyle Ergenekon Davası'nda gerekçeli kararı yaklaşık 7 aydır tamamlamayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin de 21 Mart'a kadar gerekçeli kararı yazması gerekiyor.

-Dinlemeyle ilgili savcılara da inceleme izni-

Adalet Bakanı Bozdağ, aralarında siyasetçi, iş adamı ve gazetecilerin de bulunduğu pekçok kişiyi dinledikleri iddia edilen savcılar Adem Özcan ile Adnan Çimen hakkında da inceleme izni verdi. "Paralel yapı"nın telefon dinleme iddialarına konu olan soruşturmayı bir süre yürüten savcılardan Adem Özcan ile Adnan Çimen, iddialar üzerine, HSYK'ya dilekçe göndererek, kendileri hakkında inceleme yapılması talebinde bulunmuştu. HSYK 3. Dairesi, savcılar hakkında çıkan haberleri ve savcıların dilekçelerini ele alarak, savcılar Özcan ve Çimen hakkında inceleme yapılması kararı vermişti. Adalet Bakanı Bozdağ, bu inceleme kararını da onayladı. (Star)

(10 Mart 2014, 15:53), son güncel.: (18 Mart 2014, 14:16)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5886    yazdır/print


 

Erdoğan: Montajı o gün görecekler

ATV ve A Haber tv ortak canlı yayınında konuşan Başbakan Erdoğan, paralel yapı için 'biraz ağır bir ifade olacak ama, bunlar intikam timi' dedi. 'TÜBİTAK'ta vesaire çok kararlı adımlar attık, atıyoruz. Bunu temizleyeceğiz. 'Bunların inlerine gireceğiz' derken bunu söylüyorum' diyen Erdoğan, paralel yapılanmaya yönelik ağır eleştirilerde bulundu ve ayrıntılı açıklamalar yaptı. Erdoğan, miting meydanlarına toplanan AK Partili kalabalığa montaj diyenler için de, 'Bulamadıkları şeye hemen montaj diye yapıştırma yapıyorlar. Onlar onunla oyalana dursunlar. Biz yolumuza aynı şekilde devam ediyoruz. 30 Mart akşamı zaten montajı görecekler, photoshopu görecekler. Milli irade sandıkta en güzel şekliyle tecelli ederek gerekli cevabı en güzel şeklinde verecek' dedi. Erdoğan, aynı mesajı bugün Eskişehir'de düzenlenen seçim mitinginde de verdi.

07.03.2014 14:29 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ATV ve A Haber ortak yayınında Başbakan ile Gündem 'Özel' programında gazetecilerin sorularını yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Dinleme olaylarını "casusluk" olarak nitelendirdiği anımsatılan Erdoğan, bunun müeyyidesine yönelik soru üzerine, şunları söyledi:

"Bunun müeyyidesi çok ağır. Siz de ifade ettiniz casusluk, ajanlık. Bunların hepsine giriyor bu. Fakat şu anda yargı henüz adil bir karar verecek, bir kısım yargı adil bir kararı verebilecek durumda değil. Çünkü yargıyı da o şekilde dizayn etmişler. Bir defa bunun belli bir düzene sokulması lazım. Niye biz olaya HSYK'dan başladık? Çünkü alt derece mahkemelerde herhangi bir cezai müeyyide uygulayamıyorsunuz. Bir defa kapanın elinde kalıyor, istediğini istediği zaman, istediği şekilde dinleyebiliyor. Sadece dinleme değil, ortam, görüntüleme hepsi var. Bunların hepsini yaptılar ve yapıyorlar."

"On binlerce, yüz binlerce insan dinlendi" ifadesini kullanan Erdoğan, tam rakamın belli olup olmadığını sorulması üzerine, "Bu ilgili kurumlarda bellidir ama benim açıklamam doğru olmaz ama biliyorum ki on binlerce insan bu ülkede dinlendi" diye konuştu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Geçenlerde biliyorsunuz, başsavcının yaptığı açıklama, 'bu 3 bin değil' dedi, 'daha geleceği var' dedi. Niye? Çünkü açıldıkça ve yaptıkları atamalar neticesinde göreve başlayan savcılar bir de bakıyorlar ki karıştırdıkça başka şeyler çıkıyor. Emniyette bakıyorsunuz başka başka dosyalar ortaya çıkmaya başladı, bunlar ortaya çıkıyor. Birçok şeyler de CD'ler vesaire kaçırılmış durumda. Bir taraftan iz sürülüyor. Şimdi iş burada bitmiyor ki bir de üst mahkeme var. Yargıdaki durum ne olacak? Yargıya geldiğiniz zaman orada da farklı düzenleme var. Dolayısıyla burada adil bir düzenleme yapmadığınız sürece bir defa netice almak mümkün değil. Mesela adam kalkıyor diyor ki hakarete 'ağırlaştırılmış eleştiri' diyor veya bu dinlemelerle ilgili adam dinlemedi de diyebilir. Çok zor bir şey değil. Bizim başımızda bilirkişi denilen bir bela var mesela. Nasıl bir bilirkişiye gönderecek? Gönderdiği bilirkişi kalkıp istedikleri istikamette rapor hazırladığı anda her şey bitmiştir. Kendini de kurtarıyor, ajanı da kurtarıyor, casusu da kurtarıyor. Casusluk olayının müeyyidesi tabii çok ama çok ağır. Bu bakımdan bizim şu anda 30 Mart'ı hayırlısıyla atlatıp sonra önümüze bu noktada çok farklı bakmaya mecburuz. Yargıda bir düzenlemenin yapılaması şart. Bunun adımlarını atmadığımız sürece çok açık net söylüyorum, ulusal güvenliğimiz tehdit altındadır. Ulusal güvenliğimizi bu tehditten kurtarmak için alacağımız tedbirlerin başı da yargıdaki düzenlemelerdir. İlk adımını bununla attık ama bunun devamı mahiyetinde olan adımlar var ki bunları da atmak zorundayız. O zaman inanıyorum ki vatandaşım rahatlayacaktır."

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının uluslararası görüşmeler yaptığını ve dinlendiğini aktaran Erdoğan, "Biz tahkime gideceğiz ve bu tahkimden ülkemizin menfaati var. 1 milyar dolar bizim oradan almamız gereken para var. Adamlar bunu dinliyor ve onu da ondan sonra kalkıp ona karşı kullanıyor. Niye? Kendisi orada yatırımlara girecekler veya adamlarını sokacaklar. Bunlar hakikaten yenilir yutulur işler değil" dedi.

Başbakan Erdoğan, "Meydanları nasıl görüyorsunuz. Seçim ortamını nasıl buluyorsunuz? Yasa dışı dinleme ve paralel yapı tartışmaları, oy oranınızı, oy tabanınızı nasıl etkiliyor? Dün Aksaray'da önemli bir kitle BDP'lilere saldırdı. Dün de Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, Van Muradiye'de saldırıya uğradı. Seçim öncesi provokasyon riski görüyor musunuz?" şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:

"Bugün tabii Elazığ ve Malatya'daydık. Gerek Elazığlı vatandaşlarıma gerekse Malatyalı vatandaşlarıma özellikle çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten Elazığ'da bugün bambaşka heyecan, coşku vardı. Benim Elazığ'a bugüne kadar Başbakan olarak 14. veya 16. gidişimdi. Bütün bu gidişlerimde gördüğüm ilgi ve alakanın çok çok fevkinde ilgi ve alaka vardı ve biliyorsunuz gakkoşların coşkusu, heyecanı farklıdır. Gakkoşlar da bize bugün onu caddelerde, yollarda çok açık genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle gösterdiler. O coşku, heyecan bir şeyi gösteriyordu. Yani bu paralel yapı meselesi, halkı birbirine çok farklı şekilde kenetlemiş. Bayanların coşkusuna bakıyorum, çok ciddi kenetlenmişler. Gençler öyle."

"Malatya tarih yazdı bugün" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yani resmi rakamlara bakılırsa, emniyetin söylediği rakamlar 100 bin kişi. Uçsuz bucaksız, gerçekten tıklım tıklım dolu meydan. Malatya'da da benim çok sık yaptığım mitingler vardı. Bu meydanı yanılmıyorsam ikinci defa kullandık. Bu meydanda da bundan önceki mitinge göre, çok daha farklı bir katılım vardı, çok daha büyük bir coşku vardı. Zaten paralel yapıya girmeden meydan, yani birinci, ikinci, dediğiniz zaman, üç kafadarın üçüncüsünü zikretmeden meydan hemen tepkisini ortaya koyuyor. Orada da coşku heyecan çok çok farklıydı. Vatandaş enteresan sloganlar uydurmuş. Nereden bulmuşsa. Pankartlar çok çok farklı. Yine kendileri bakıyorsunuz, pankartlar hazırlıyorlar, onlarla meydana geliyor. Tabi insan hakikaten bunları görünce, o duygu, o tepki çok çok farklı."

"30 Mart akşamı zaten montajı görecekler"

"Öbür taraftan da bakıyorsunuz, muhalefet ikide bir fotomontaj, photoshop filan diyor. Hepsi ortada işte. Hepsi Malatya'da meydanda, Elazığ'da meydanda" ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Demek ki bunların montaj tekniği çok çok farklı. Bulamadıkları şeye hemen montaj diye yapıştırma yapıyorlar. Onlar onunla oyalana dursunlar. Biz yolumuza aynı şekilde devam ediyoruz. 30 Mart akşamı zaten montajı görecekler, photoshopu görecekler. Milli irade sandıkta en güzel şekliyle tecelli ederek gerekli cevabı en güzel şeklinde verecek."

Başbakan Erdoğan, seçim öncesi provokasyon riski görüp görmediğinin sorulması üzerine de sözlerini şöyle sürdürdü:

"Doğrusu ben bu tür şeyleri beklemiyorum ama olmaz da diyemeyiz. Niye? Çünkü gittikçe hırçınlaşma var. Örneğin İstanbul'da Trabzonlular gecesinde, düşünün, yani sizi kabullenmiyor, toplum ve siz çıkarken oradan birisi belki laf da atmış olabilir ama kalkıp da siz ona yumruk atarsanız bir siyasetçi olarak bunun nasıl bir hazımsızlığı meydana getirdiğini, ortaya koyduğunu orada görmüş oluyoruz. Bu şunu getirir demek ki yaptırdığınız kamuoyu araştırmalarında vesaire beklediği neticeyi göremeyince artı bir hırçınlaşma başladı. Ertesi gün de Eyüp'te yine konuşma yaparken, bir tane vatandaş alkışlamıyor, alkışlamayınca 'teneke gibi orada niye duruyorsun, çek git' diyor. Alkışlar veya alkışlamaz. Sen Trabzonlular gecesine geliyorsun. Ondan sonra da bugünkü gazetelerde açıklamalarına bakıyoruz, diyor ki o zaten AK Partili diyor. Fatih Belediyesindeki AK Partili belediye başkan yardımcısının kardeşi, diyor. Olabilir, adam Trabzonlu. Adam Trabzonlular gecesine geldi, CHP'liler gecesine gelmedi ki. Dolayısıyla Trabzonlular gecesinde orada her siyasi partinin mensupları vardır. Ama sen İstanbul'a eğer belediye başkanı olmaya karar vermişsen, sen tüm İstanbulluların belediye başkanı olacaksın. CHP'lilerin belediye başkanı olmayacaksın. Dolayısıyla mesajını buna göre vermek zorundasın. Ama sen ilk elde bir defa kaybettin işi. Niye? Dedin ki, o AK Partililerin. Sen AK Partililerin belediye başkanı olmayacak mısın? Böyle bir mantık olmaz. Böyle bir ilişki olmaz. Bu tabii bir sertleşmeyi getiriyor. Ama bazı illerden verdiğiniz örnekler ki aynı şey mesela Karadeniz'de olmuş, Rize'de, Trabzon'da olmuş. Tabi nasıl oldu, niye oldu, neden dolayı böyle bir tablo orada meydana geldi, bilemiyorum ama siyasetin içinde zaman zaman bazı yerlerde biz bunları yaşadık. Ben de bundan önceki seçimlerinde Hopa'da benzer bir şeyi yaşamıştım. Temenni ederim ki bu tür şeyleri yaşamayız, gayet güzel demokratik bir şekilde sandıklara gitme fırsatı buluruz ve sandıklardan en güzel şekilde, en güzel neticeyi layıkı neyse sağlam irade olarak alırız."

Başbakan Erdoğan'ın Mustafa Koç ile görüşmesi

Başbakan Erdoğan, başka bir gazetecinin, "Bildiğim kadarıyla sizden randevu isteyen bir takım insanlar kuyrukta bekliyor. Ünlü medya patronuna randevu vermeyeceğinizi, söylediniz. Mustafa Koç'a da şu ana kadar talebe rağmen randevu vermiyordunuz. Mustafa Koç'un Fethullah Gülen ile neler konuştuğu Hürriyet'te verdiği röportaj yayınlandığı gün siz de onu kabul ettiniz, Koç kardeşleri. Bir söylenti duydum, sizden randevu alabilmek için bir dış ülkedeki yüksek kişiden aracılık istemişler. Doğru mu?" şeklindeki soru üzerine de "Doğru ama ismini benden almayın" yanıtını verdi.

Gazetecinin, "Ben söylesem olur mu, Barzani. Yani Mustafa Koç'un sizle görüşmesi için ne tür bir ilişki anlamıyorum" sözleri üzerine, Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kendileri böyle bir ricada bulundular. Şimdi şöyle, tabii Koç Grubu'nun Kuzey Irak'ta da yatırımları var. Dolayısıyla bu yatırımlar sebebiyle herhalde orada bağlantıları oluyor ama bizim tabii aslında randevu olayı Ali Bey'den geldi. Ali Bey'den gelince dedim büyük ihtimalle Ali Bey yani son zamanlarda gerek Fenerbahçe vesaire gibi konularda benle görüşecek, dedim. Tabii Mustafa Bey ile ilgili konuda daha önceden olunca ben özel kalemime o zaman dedim ki 'ikisi abi kardeş beraber gelsinler. Geldiler, tabii biz açıkçası Hürriyet'teki o söyleşiye de hiç girmedik. Hiç o konuya da yani böyle böyle dediniz. Hiç ona girmedim. Sadece orada bizim şeyimiz, özellikle yapacakları yatırımlar noktasında konuşmalarımız oldu. Hatta Kuzey Irak ile ilgili konulara da yani girmedik. Ağırlıklı olarak şu anda Kocaeli Yeniköy'de bir büyük yatırımlarından bahsetti ki, o da 400-500 milyon dolar civarında yatırım. Mayıs ayında açılışına, yani ısrarla şahsımı, olmadığı takdirde temsil edeceğiniz bir bakan arkadaşın orada olması veyahut da malum Ford'un başındaki zat, o da gelecek dediler bir randevu verin dediler. Dedim buyursun gelsin randevu veririz dedik. Özeti bu."

Gazetecinin, "Uganda rafinerini alacaklar mıymış gerçekten?" soruna da Erdoğan, "Hayır onlara girmedik" yanıtını verdi.

Başbakan Erdoğan, başka bir gazetecinin, "Aydın Doğan için Barzani ararsa herhangi bir imkan olabilir mi?" soru üzerine de şunları kaydetti:

"Aydın Doğan'ın işi zorlaştı. Yok o daha farklı yerleri devreye sokması lazım. Çünkü şu anda yayın politikalarıyla bir defa çok çok ahlaki olmayan yollara giriyorlar. Özellikle köşe yazarlarıyla vesaireleriyle yani hiç böyle bir ahlak, şu bu filan diye bir şey yok. Tamamen zaten paralel yapının adeta bir yayın organı gibi şu anda bir çalışmanın içinde. Köşe yazarları hakeza öyle. Ki bunların içeresinde birini ben geçenlerde deşifre ettim biliyorsunuz. Şu anda Meclis başkan vekillerinden hanımefendiyle aralarında geçen bir yine telefon dinlemesi olayından dolayı açtıkları mahkeme ve bunun neticesinde de buradan aldıkları cesaret ve bunları şey yaptım. Tabii birçok şey Anayasa, yasa ihlalleri oluyor. Anayasa ihlali oluyor. Bunu savunuyor. Bunu savunan gazeteyle nereye gidersiniz. Meclis'te bunlar yapılıyor, kalkıyor bunu savunuyor. Yasa ihlalleri yapılıyor ve bunları savunuyorlar. Şimdi bu insanlara biz kalkıp da buyurun gelsin de konuşalım iyi oluyor filan böyle bir şey diyemem. O bir defa yaradılışıma fıtratıma ters."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu medya bir defa onurlu, şahsiyetli olsa bir Başbakanın, Adalet Bakanıyla konuşmasını ki bu kriptolu telefondur, bakın bu kriptolu telefonu adamlar dinliyor. Kim paralel yapı, nereden dinliyor benim artık aramama gerek yok, TÜBİTAK. Bu devlete saldırıdır" dedi.

"Kırım eğer Rusya'ya bağlanma kararı verirse referandumda o zaman bizim tavrımız ne olacak" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, "Onu tabii bizim merkezi yönetimle ayrıca bunu değerlendirmemiz lazım. Ukrayna'nın merkezi yönetiminin tavrı ne olacak? Çünkü orada Ukraynalı da var. Şimdi Tatarlarla Ukraynalılar 650 bin yapıyor. Bu küçümsenecek bir rakam değil veyahut da şekli ne olacak. Ama biz tabii onu hiç düşünmek istemiyoruz, Ukrayna'ya yazık olur diyoruz" yanıtını verdi.

"Kosova emsal oldu mu" sorusu üzerine de Erdoğan, Kosova'nın çok farklı olduğunu belirtti.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Kosova'daki Arnavut miktarı yüzde 5 bile değil ve dini noktada da değil. Yüzde 95'i Müslümandır. Arnavutuyla Türküyle yüzde 95 yani beş bile Sırp yok orada. Buna rağmen Kosova'ya maalesef birileri hala yaptırım yapmanın gayreti içerisinde. Amerika bile baştan Kosova'nın bağımsızlığını destekledi ama devamı gelmedi. Bakın hala uluslararası camiada beklenen sayıya ulaşamadıkları gibi sayıda da sıkıntı var. Biz bir taraftan onlar için koşturuyoruz kendileri koşturuyor. Ama şu anda ne de olsa yine de 'bağımsız bir devletim' havasında münasebetlerini devam ettiriyorlar. Burası Kosova'ya benzemiyor."

"Ukrayna'da sokak gösterileri sonunda ülkeyi bölünmeye kadar götürdü. Yakıp yıktılar, Avrupa'da alkışladı" denmesi üzerine de Başbakan Erdoğan, buradaki olayların da bir merkezden yönetildiğini ifade etti.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Dikkat ederseniz gerek bizde yani Gezi olaylarındaki karakter, kullanılan figürler aynen Ukrayna'da var. Televizyonda falan bunların hepsini izledik. Benzer şeyleri kısmen bakıyorsunuz Mısır'da falan uyguladılar. Aynı şeyler. Brezilya'da aynı şeyler vardı. Dolayısıyla Ukrayna'daki bu uygulamalar neticesinde de doğrusu Ukrayna bir defa özerk yani Kırım Cumhuriyeti ile ilgili olarak başından itibaren belki çok daha sağlıklı bir yapıyı meydana getirebilirdi, hiçbir zaman orası sağlıklı yapıya kavuşamadı. Ben ne zaman Ukrayna'ya gittiysem hep orayla ilgili şikayetler olmuştur ki bizim Tatar kardeşlerimize orada ciddi desteklerimiz oldu, hala devam ediyor. Onlara okullar, evler yaptırdık, ibadethaneler, yollar yaptırdık, tarihi eserleri restore ettik ki bir özgüvenleri gelsin diye. Tabii sağ olsun gerek Cubar gerekse Cemiloğlu şu anda onlar işin öndeki liderleri olarak da belli bir gayretin içerisindeler, çektikleri belli bir çile var, bu çile tecrübeye dönüşmüş. Bunun da gençlik üzerinde belli bir tesiri var. Fakat tabii hassasiyetle takip ediyoruz, takibe devam edeceğiz. Oradaki tercih çok hassas bir konu."

Suriye'deki iç savaş

Suriye'deki iç savaşın hatırlatılarak "Suriye konusu gündeme geldiği zaman da 'zehirli gazla öldürme başka şeyle öldür' diye görüş birliğine varıyorlar" denmesi üzerine de Başbakan Erdoğan, "Şimdi bu çok aldatıcı bir olay" değerlendirmesini yaptı.

Bu durumu G-20'de dile getirdiğini anlatan Başbakan Erdoğan, şunları dedi:

"ABD'de de bunu işledim. Birilerinin ağırına da gitti. O zamanlar 120 bindi konvansiyonel silahla ölenlerin sayısı, bin 500 de kimyasal silahtı. Dedim yani 'kimyasal silahla ölenler ölü ama konvansiyonel silahlarla ölen, ölü değil.' 'Böyle mi bakacağız bu olaya' dedim. Bir defa burada insan ölüyor. Bu bir suçtur, insanlık suçudur. Buna karşı bir defa burada şu 20 ülke, dünyanın hemen hemen dünyanın neredeyse çoğunluğunun ötesinde bütününe yakının teşkil ediyor. Para olarak ekonomi olarak da öyle. Hala silahlandırmayı yine içimizdeki ülkeler yapıyor. Tabii ki burada malum, ben bunu Sayın Putin'e de söyledim, yüzüne söylediğim için burada da söylüyorum, dedim ki: 'bakın şu anda Türk toplumunda, Suriye'yi Rusya silahlandırıyor, İran silahlandırıyor' dedim."

"Böyle bir yükü nasıl kaldıracaksınız" dediğini aktaran Başbakan Erdoğan, "Bunu Putin' söylediniz değil mi?" sorusu üzerine şöyle devam etti:

"Tabii tabii Soçi Olimpiyatlarına gittiğimizde o gün bir, bir buçuk saat görüştük. Dışişleri Bakanı beraberce, dedim '150 bin insan öldürüldü ve siz İstanbul'da bana Esed'in avukatı değilim dediniz ama hala onun yanında duruyorsunuz' buna karşı ortaya bir tavır konması lazım. 'Bu tavrı koymadınız, koymuyorsunuz yani burada sizin farklı hesaplarınız varsa burada en çok düşünmeniz gereken Türkiye'dir.' Niye? Biz sizinle 100 milyar dolarlık bir hedef belirledik, mali noktada. Komşuysak biz size daha yakınız. Eğer siz Akdeniz hesapları yapıyorsanız, Akdeniz'e zaten en uzun kıyıya sahip ülkelerden bir tanesi biziz. Bunları biz aramızda oturur konuşuruz bunlar ayrı meseleler. Ama gelin bir defa şuradaki kanı, ölümleri durduralım. Suriye böyle gittikçe daha iyiye gitmiyor. Yarın bu Suriye, Esed'de kalsa dahi Suriye'yi kim ayağa kaldıracak. Bu Esed mi kaldıracak? Her taraf yerle yeksan olmuş zaten. Mümkün değil. Siz demokrasiye de anlıyorum ki inanamıyorsunuz, halkın iradesini hiçe sayıyorsunuz. Yani en çok üzüldüğüm noktalardan bir tanesi dünya halen kimyasal silah, konvansiyonel silah ayrımını yapmakla aslında insanlara en büyük zulmü yapıyorlar."

"Kılıçdaroğlu aklına ne gelirse onu söylüyor"

"Eski adalet bakanı Sadullah Ergin'le yaptığınız konuşmayla ilgili açıklamalarınız muhalefette ve bazı basın organlarında çeşitli tartışmalara yol açtı. Sayın Kılıçdaroğlu sizin adaleti arka bahçeniz haline getirdiğinizi iddia etti ve açıklamalarınızı itiraf olarak değerlendirdi. Ne dersiniz bütün bunlara" sorusu üzerine de Başbakan Erdoğan, "Kılıçdaroğlu aklına ne gelirse onu söylüyor" ifadesini kullandı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bugüne kadar, şöyle hukuki altyapısı olan bir insan değil. Yanında hukukçu olarak gezenler de boşuna geziyor. Bakınız şurada gerek HSYK ile ilgili gerekse yine bizim aynı şekilde internet yasası ile alakalı. Bunların Anayasa Mahkemesine gidişteki ne zamanlaması ne de hazırladıkları dilekçe vesaire hiç birisi doğru değil. Birincide ret aldılar. Ondan sonra HSYK ile ilgili tekrar bir müracaatları oldu. Onda da yine 'evrakınız eksik dediler' geri gönderdiler. Bir siyasi partiye bu yakışır mı? Ret olayında da ne diyor? Kendilerine dünyanın değişik yerlerinden örnekler almışlar, akıl hocaları da malum kişiler. Bunlar daha önce isimleri geçen kişiler. Onlar da güya bunlara akıl veriyor: 'cumhurbaşkanının onamasına gerek yok.' Bırak sen cumhurbaşkanının onamasını daha oraya gitmemiş. Olay Resmi Gazete'de yayımlanmamış, siz kalkıyorsunuz Anayasa Mahkemesine gidiyorsunuz. Bunun bir örneği yok Türkiye'de. Bu insanların yasa tanımı veya yasalarla ilgili herhangi bir düşüncesinin bir itibarı olabilir mi? Türkiye'de bir kısım medya bunlara destek vereceğiz diye yalanları sahiplenmeye, doğru olmayanı sahiplenmeye kendilerini mecbur hissediyorlar. Yapılan iş burada da o."

"Adalet Bakanı ile aramda geçen konuşmada, yine montajlar yapılmış, kırpılmış kırpılmış..." diyen Başbakan Erdoğan, "Tamamını kabul etmiyorsunuz?" sorusu üzerine de "Hayır canım, parça parça. Aynen pazıl gibi" yanıtını verdi.

Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Ama ben bu olayda, bakın dinlenmemiz bir defa yasal mı? Değil, anayasaya, yasalara aykırı. Bu medya bir defa onurlu, şahsiyetli olsa bir başbakanın, adalet bakanıyla konuşmasını ki bu kriptolu telefondur, bakın bu kriptolu telefonu adamlar dinliyor. Kim paralel yapı, nereden dinliyor? Benim artık aramama gerek yok, TÜBİTAK. Bu devlete saldırıdır. Burada ben bakanımla yaptığım konuşmada tabii Sadullah Bey şey yaptı ama o pazıl da olsa ben çok açık net bunu da söylemek zorundayım. Nedir o? Malum Doğan Grubu'nun SPK ile ilgili sıkıntısıdır ve çok ciddi bir davadır o dava. Bu davada yine kusura bakmasınlar burada da o malum ilişkiler kullanılmak suretiyle çok açık net olarak bir dava belli bir yere gelmiş ve orada belli şeyler işletilmiş, ondan sonra olayın genel kurul safhası, oradan acaba 'adalet orada tecelli eder mi?' Bana düşen nedir? Çünkü burada bir defa ülkenin yüz milyonlarca kaybı var. Adalet Bakanıma ne diyorum ben, 'bunun takipçisi ol' diyorum."

"Bunu adalete müdahale olarak değerlendiriyorlar" denmesi üzerine de Başbakan Erdoğan, "Onlar öyle değerlendiriyor varsın öyle değerlendirsinler" karşılığını verdi.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Bakın ayrı bir dava, yine pazıl. Bizim normal hat o, Denizciler Odası Başkanı diyor ki: 'Böyle böyle bizi filanca ihaleden mahrum ettiler.' Metin Kalkavan, MİLGEM... Ondan sonra öyle deyince ben dedim ki: 'Metin Bey yapacağın tek şey var, senin bu sektördeki yerini biz biliyoruz dava aç' dedik. Ve dava açtı neticede davayı kazandı, ihale iptal edildi. Burada rekabet koşulları oluşmamış, bu firmanın da şu anda Türkiye'de en büyük kızağa sahip olan firma bu firmadır. Bundan daha büyük kızağa sahip olan ikinci bir firma yok. Şimdi böyle birisini sen dışarıda bırakıyorsun, rekabet koşullarını yok farz ediyorsun, ondan sonra da adrese teslim bu işleri vermek istiyorsun. Ben bunu icra konseyindeki arkadaşlarıma da söyledim. Genelkurmay Başkanıma da, Milli Savunma Bakanıma da diğer konseydeki arkadaşlarda dedim ki: 'Burada rekabet koşullarını oluşturmamız lazım, ben inanıyorum ki hatta hatta dedim gerekirse özellikle pazarlığa da oturmalısınız, bu iş daha da aşağıya çekilmeli. Çünkü ben beş gemi yapacağım yerde dört tane niye yapayım. Beş tane gemi yapıyorum kardeşim."

Başbakan Erdoğan, "yönlendirme" suçlamasını kabul etmediğini de söyledi.

Erdoğan, "Kılıçdaroğlu yolsuzluğun tanımını daha öğrenmedi önce onu öğrenmesi lazım. Bunu öğrenmediği için inanın bunların eline üç tane koyun verin kaybedip gelirler. Bunların biz SSK Genel Müdürlüğünü biliyoruz, o dönemlerini yaşadık. Sen genel müdürsün hastanelerin durumu ortada . Biz hastanelerin eczanelerine inerdik, ben o zaman SSK'lıydım, ilaç alamazdık, ilaç. Şimdi bu ülkeyi biz idare ediyoruz, hastanelerimizin hali de ortada, vatandaşlarımızın memnuniyeti de ortada. İstediği hastaneye de gidiyor en modern şekilde hizmetini alıyor" dedi.

Şimdi artık normalden konuşuyorum

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dinlenme riski olmadan konuşabilecek durumda olmadığını belirterek, "Şu anda mesela güvenlikli hat denilen telefonları artık kullanmıyorum, bıraktım. Şimdi artık normalden konuşuyorum, 'dinlerseniz dinleyin' diyorum, 'ne dinlerseniz onu dinleyin' diyorum. Bu hale geldi iş. Bu işin rezilliği çıktı" dedi.

"Şu anda Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olarak bakanlarınızla ya da devletin önemli isimleriyle, mesela MİT Müsteşarı'yla dinlenme riski olmadan konuşabilecek durumda mısınız" sorusu üzerine Erdoğan, "Hayır değilim. Şu anda mesela güvenlikli hat denilen telefonları artık kullanmıyorum, bıraktım. Şimdi artık normalden konuşuyorum, 'dinlerseniz dinleyin' diyorum, 'ne dinlerseniz onu dinleyin' diyorum. Bu hale geldi iş. Bu işin rezilliği çıktı" diye konuştu.

"Bu durumdan nasıl kurtulunacak? Devlet için bir risk" sorusuna karşılık Erdoğan, şunları söyledi:

"Şu anda TÜBİTAK'ta vesaire çok kararlı adımlar attık, atıyoruz. Bunu temizleyeceğiz, bunun hiç lamı cimi yok. Öyle hafiften geçemeyiz ve mutlaka da bunun hesabını en ciddi şekilde, en kararlı şekilde soracağız. Onun için diyorum, 'bunların inlerine gireceğiz' derken bunu söylüyorum. Bunu millet adına söylüyorum, şahsım adına değil. Bunun ortaklarının içinde anamuhalefeti de var diğerleri de var. Niye onlar bizimle beraber bu yolda bu mücadeleyi vermiyorlar. Onlar da hesabını verecekler. Bu ülkede hakimi dinleniyor, savcısı dinleniyor. Çıkıyor diyor ki 'ben de dinleniyorum,' öbürü diyor ki 'ben de dinleniyorum' niye beraber değilsin?"

Deniz Baykal'a ait görüntülerin durdurulması için hemen talimat verdiğini ve yarım saatte görüntülerin durdurulduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hala bakıyorum CHP'nin o günkü Genel Başkanı diyor ki 'kağıtlı belge.' Bunun kağıtlı belgesi olur mu? İşte görüntü ortada. Biz senin bu görüntünü durdurduk mu, durdurmadık mı? Durdurduk, bitti. Şu anda yapılanlar, dinlemeler vesaireler, senin halef selef olduğun adamın Meclis'in salonuna getiriyor, orada montaj dinlemeler gösteriyor. Geçenlerde ben A Haber'de bazı montaj dinlemeleri sizler de yayınladınız. Bahçeli'nin, Kılıçdaroğlu'nun. Hatta yanınızda varsa onları bir vatandaşa dinletebilirsek montaj teknolojisi ne kadar ileri gitmiş, bunları görmesi bakımından halkımın çok isabetli olur. Çünkü halkımız bilmiyor gerçekten montaj olabiliyor mu? Kılıçdaroğlu'nun Sarıgül ile ilgili oradaki ifadeleri... Bunlar hep çok çok manidar. Adamı ipe götürür bu dinlemeler öyle montaj var. İnsanları eşlerinden ayırır, aileyi bozar. Her türlü şey bunun içinde var."

30 Mart'tan sonra atacağımız başka adımlar var

Başbakan Erdoğan, "Yargıda ve emniyette sağlam kadrolar da var. Ancak hepsinde paralel yapının elemanlarınca dinlendikleri ve şantaja her an maruz kalabilecekleri korkusu var. Her türlü yasal düzenlemeyi yaptıktan sonra dahi o korkuları yenemezseniz, onların felç durumundan çıkmaları kolay olmayacak. Temiz kadroları rahatlatacak nasıl bir adım atmayı düşünüyorsunuz?" sorusunu yanıtlarken, getirilen internet yasasına bazı çevrelerin hemen karşı çıktığını ifade etti.

Başbakan Erdoğan, "O alanda bile 30 Mart'tan sonra atacağımız başka adımlar var. Bazıları youtube, facebook, şudur budur, bazı şeyler söylüyorlar. O konularda 'acaba dünya ne der, şu ne der, bu ne der' inanın benim ve bazı arkadaşlarımın hepsinin demiyorum, bu konuda kararlılığımız var. Yani biz bu milleti youtube'a, facebook'a, şuraya, buraya yediremeyiz. Atılması gereken adım neyse bu adımı en kesin hatlarla atacağız" diye konuştu.

"Kapatılmaları dahil mi" sorusu üzerine Erdoğan, "Dahil, çünkü bu insanlar veya bu kurumlar kazançları için, imkanları için her türlü ahlaksızlığı, her türlü casusluğu, ajanlığı teşvik ediyorlar. Bunun sınırı yok. Sınırsız bir şey. Böyle bir özgürlük anlayışı olamaz" dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Mesela az önce ifade ettiğiniz konuda, devletin bütün kurumlarında bunlar var. Fakat bizim şu andaki ilk etapta hedefimiz karar mekanizmalarını temizlemek. Çünkü karar mekanizmalarından bunları temizlediğimiz takdirde yavaş yavaş aşağı doğru bu inecek. Ondan sonra bu işi büyük ölçüde hallederiz. Ondan sonra asıl korku onları alacak. Ondan sonra 'nereye bundan sonra gideriz' diyecekler. Çünkü karar mekanizmalarındaki ağabeyler yok olunca o zaman tabii korku bacayı saracak."

Erdoğan, "Üst akıl kim? Siz paylaşıyor musunuz bu ifadeyi" sorusuna karşılık "Benim üst akıl diye birisini değil de ben kainat imamı diye birisini sadece tanıdım. Önüme geldi baktım kainat imamı var, altında kıtaların imamları var. Baktım ki devletin yapısı içerisinde aman Yarabbim yargının imamından, güvenliğin imamından bahsediyor. O zaman zaten dengelerim sarsılmaya başladı. Çünkü iyi niyetimizin kurbanı olmuşuz. Bizim dinimiz iyi niyet dini. Biz de zannediyorduk ki karşımızdaki de iyi niyet gösteriyor. Meğerse öyle değilmiş" değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna'yı zor bir yöne doğru götürür

Ukrayna'daki gelişmeler anımsatılarak, "Kırım konusunda bizim net tutumumuz ne" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, şunları aktardı:

"Bu konuyla ilgili bizi bağlayan bazı uluslararası anlaşmalar malum var. Her şeyden önce NATO ülkesiyiz bu bir. İkincisi Karadeniz'e eş, kıyıdaş bir ülkeyiz. Kırım'da soydaşlarımız var 300 bin kadar. 350 bin orada Ukraynalı söz konusu, 1 milyon 200 bin civarında Rus var, öyle bir yapı var. Fakat öğrendiğim kadarıyla bir özerk cumhuriyet olarak, böyle bir referandumla karar verme yetkilerinin olmadığını arkadaşlarım da bana söyledi Ukrayna Anayasası'na göre. Dolayasıyla böyle bir referandum yapma yetkisi ve kararı olmadığına göre, bu tabii Ukrayna'yı çok zor bir yöne doğru götürür.

Sayın Putin'le yaptığım görüşmede de 'Ukrayna'nın toprak bütünlüğü üzerinde hassasiyetimiz şarttır' dedim. 'Burada Rusya olarak Türkiye olarak Ukraynalılarla beraber elimizden gelen bütün gayreti göstermeye mecburuz' dedim. 'Düşüncelerinize aynen katılıyorum' dedi."

Paris'te 4 ülkenin yer aldığı bir toplantı olduğunu, toplantıdan sonra burayla ilgili karar alacaklarını öğrendiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Fakat aslolan Kırım'ın durumu ne olacak? Kırım Özerk Cumhuriyeti nereye gidecek? Kırım Özerk Cumhuriyeti ile ilgiliydi benim Putin'le yaptığım yarım saatlik görüşme, ağırlıklı onun üzerinde durduk. 'Orada ben sizinle aynı şeyleri paylaşıyorum, dolayısıyla dışişleri bakanlarımız bir araya gelsinler ve burada ne gibi adımlar atabiliriz bunu konuşsunlar' dendi. Ardından bugünkü parlamento özerk cumhuriyetten böyle bir kararı duyduk. Bu ne menem iştir anlamakta zorlanıyoruz ama bu defa Ukrayna Cumhurbaşkanı sert diyebileceğimiz bir açıklama yaptı. Amerika'nın tavrı ne denli sonuna kadar takip edeceği bir tavırdır bilemiyorum. Onun da Sayın Putin'le 1,5 saatlik görüşmesi var. Aralarında ne gibi bir görüşme geçti bunu bilmekte zorlanıyoruz. Fakat öyle zannediyorum ki bugün Roma'da Lavrov, Sayın Davutoğlu hepsi bir araya geldiler. Bu konuları müzakere edecekler. Döner dönmez Ahmet Bey'den bilgileri alacağız."

"Bir Amerikan zırhlısının Karadeniz'e geçmesi konusunda şu anda bir tutum..." denilmesi üzerine Erdoğan, "Nihai şartlar biliyorsunuz daha önce de Gürcistan olayında böyle bazı şeyler oldu biz müsaade etmedik" dedi.

Ben orada da ikili telefon görüşmelerinin dinlenmediğine inanmıyorum

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığının dinlenmesine ilişkin, "Ben orada da ikili telefon görüşmelerinin dinlenmediğine inanmıyorum, Sayın Cumhurbaşkanımız o konuda ne derse desin. Arşivde duruyor, vakti saati geldiğinde bunlar onu da açıklarlar" dedi.

"Ses kayıtlarında eski Adalet Bakanının bir hakim için 'Alevi' şeklinde ifadesinin yer aldığının" hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Büyük ihtimalle o da bir montaj. Çünkü şu anda Hatay'da tabii bir seçim var. Hatay seçiminde malum, o bölgede Nusayriler'in belli bir ağırlığı var, onları tahrike yönelik oraya bir montaj koymuş olabilirler. Bu tabii Sayın Kılıçdaroğlu'nun da çok hoşuna gider" ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Fetullah Gülen'in kim gelirse gelsin değişmeyen bir düzen istediği söyleniyor. Türkiye'de seçimler olacak, geçecek ama bir vesayet gücü İran'daki Ayetullah gibi devam edecek. Recep Tayyip Erdoğan olarak 'Bunlar bunu kurmak istiyor' diye ne zaman düşünmeye başladınız?" sorusu üzerine, anayasa referandumunda bu kişilerin çok hırslı bir çalışması olduğunu söyledi.

Bu hırslı çalışmaya kendilerinin yine iyi niyetle baktıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dedik, 'Şu gayrete bak, nasıl çalışıyorlar' filan. Tabii seçimi atlattık. Seçimden sonra bu atamalar Yargıtay'da, Danıştay'da filan, bunlar başlayınca orada bazı şeyler beni rahatsız etmeye başladı. İlgililere de aynı şeyi söyledim. Ben kişileri tek tek tanıyamam ki, böyle bir şeyim yok. Kim tanıyacak? Diyelim ki Adalet Bakanlığındaki birimlerimiz, personeliydi, müsteşarıydı, şu anda öldü, Allah rahmet etsin. Bunlar tanıyacak. Biz de onları uyarıyoruz tabii. Ama bütün bu işler bittikten sonra onların tabii 'Hiç endişe etmeyin, asla böyle bir şey söz konusu değil' vs. gibi ifadeleri bizi gerçekten bu noktada aldatmıştır."

MİT KRİZİNDE UYANDIK

"Ne zaman biz uyandık? MİT Müsteşarımızla alakalı, çünkü oradaki olayda rol alanları görünce dedik ki 'Bu iş belli oldu.' Ondan sonra zaten artık biz yoğurdu üfleyerek yemeye başladık. Sadece orada değil, birçok birimlerde. Bakanlıkların hemen hemen hepsinde."

Bu sırada dinlemelerin devam ettiğini anlatan Erdoğan, "Dinlemeler devam ediyor çünkü dinlemelerle ilgili diyelim ki Bakan arkadaşımıza sorduğun zaman, 'Asla böyle bir şey yok endişe etmeyin', bu söyleniyor. Siz, tabii bir de Bakansınız, Başbakansınız, kriptolu hattan konuşuyorsunuz. Böyle bir şeyin dinlenildiğini falan anlamak mümkün değil ki üstelik de yasak. 'Bu adamlar bu yasağı nasıl çiğnerler' diyorsunuz. Bu, bir casusluk suçuna girer. Çünkü adamlar oraya güveniyor tabii. Oralardan belki de, orada da imamları var ya. Biz imamı zaten sadece camide biliyorduk meğerse oralarda da imamı varmış yani" diye konuştu.

Bundan sonra artık dönüş başlayacak

Erdoğan, "Sadece Cumhurbaşkanlığı mı dinlenmemiş" sorusu üzerine de "Ben orada da ikili telefon görüşmelerinin dinlenmediğine inanmıyorum, Sayın Cumhurbaşkanımız o konuda ne derse desin. Arşivde duruyor, vakti saati geldiğinde bunlar onu da açıklarlar. Bu olayların bir defa geçmişe bir bakın, sene 1980, bu işin başlangıcıdır. Şu anda 2014'teyiz. 34 yıl. 34 yıldır bu çark çalışıyor ve şu anda zirve yaptığı noktadır" değerlendirmesinde bulundu.

"Zirve yerine zırva deseniz daha doğru olmaz mı" sorusu üzerine Erdoğan, "Olabilir. Hani şerrin de bir zirvesi olur ya. Ama bundan sonra artık dönüş başlayacak" değerlendirmesinde bulundu.

"Bu zırvalık projesini, başarılı bir şekilde uyguladılar" ifadesini kullanan Erdoğan, bundan sonra vatana, millete sevgilerini, muhabbetlerini el birliği, gönül birliğiyle ortaya koymaları gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Çünkü bunlarda bir de şu var, bunlarda takiyye meşrudur, yalan meşrudur, iftira meşrudur, fitne fesat meşrudur. Yani amaca ulaşmak için, gayeye ulaşmak için her yol meşrudur. Bu bir dini örgüt değildir, dini cemaat hiç değildir. Tamamen siyasi bir örgüttür ve bu örgütün içerisinde casusluğa varıncaya kadar her şey vardır" dedi.

"Azerbaycan'da okullarına el konuldu, o konuda bilgi geldi mi" sorusuna karşılık Erdoğan, "Bugün ben konuşmadaydım, konuşmadan çıkınca söylediler, şeyini alamadım, çünkü buraya geldik" ifadesini kullandı.

Aynı şekilde haberlerin Kazakistan'dan da geldiğinin belirtilmesi üzerine Erdoğan, "Aynı şekilde Pakistan'dan da böyle bir şey olabilir. Çünkü Pakistan Pencap Eyaleti Başkanı yarın akşam benimle olacak, sadece bu konuları görüşmek için o da" diye konuştu.

Obama ile bu konuları görüştüm, oradan da umutluyum

ABD'nin sorulması üzerine de Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sayın Obama ile de bu konuları görüştüm. Oradan da umutluyum. Gereken her şeyi söyledim. 'Ülkemdeki huzursuzluğun kaynağındaki kişi sizdedir', 'Pensilvanya'dadır' dedim, bu kadar açık söyledim. 'Ben de sizden gereğini bekliyorum' dedim. 'Çünkü benim ülkemin iç güvenliğini tehdit edenler sizdeyse, siz de buna karşı gerekli tavrı koymalısınız. Amerika'nın iç güvenliğini tehdit eden kişiler bende olduğu zaman siz nasıl benden bunları istiyorsanız ben de sizden aynı şekilde bunları isteme hakkına sahibim' dedim. Bunları bu kadar açık kendisine söyledim. Olumlu baktı. Yani 'Mesaj alınmıştır' dedi."

Erdoğan, "Kırmızı bültenin söz konusu olup olmadığı" sorusunu da "Niye olmasın, işte diyorum ya her şeyin önce altyapısını bir oluşturacaksın, hazırladığın bülteni de sağlam hazırlayacaksın" diye yanıtladı.

"Beyaz Saray imamları mı var" sorusu üzerine Erdoğan, "Yok, o kadar da abartmayalım diyorum artık. O zaman çok farklı bir güç devşirmiş oluruz onlara" diye konuştu.

"Paralel örgütle cemaat tabanının dikkatle ayrılması konusunda hassassınız" ifadesinin kullanılması üzerine Erdoğan, burada çok samimi insanlar olduğunu belirtti.

Bu insanların okullar, dershaneler yapıp bunlara hibe ettiğini, zekatlarını, kurbanlarını verdiklerini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Mesela geçenlerde bir zat, hepinizin tanıdığı bildiği, Türkiye'nin önemli isimlerinden bir tanesi, kalkıyor bizim Diyanet İşleri Başkanımıza geliyor, onunla bir görüşme yapıyor. Diyor 'Bugüne kadar zekatlarımızı kardeşleriyle beraber buraya veriyorduk, acaba bizim zekatlarımız makbul müdür? Böyle deyince, 'Senin zekatın makbul de bundan sonra dikkat et' diyor. Geçen ben kendisiyle görüştüğümde dedim böyle böyle, bundan sonra. 'Ne olacak bundan sonra Başbakanım' dedi. 'Ben bu olayları yaşadıktan sonra daha ne düşünebilirim ki' dedi."

Kime kul olacaksın, burası çok önemli

"Büyük kopuşlar var mı" sorusuna karşılık Erdoğan, kopuşların başladığını bildirdi. Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"İtikat içerisinde özellikle bir kavram var ki çok önemli, ubudiyet meselesi. Yani kime kul olacaksın, burası çok önemli. Eğer siz insana kulluğu Rab'be kulluğun yerine getirmeye kalkarsanız, orada baltayı taşa vurursunuz. Burada o türler var. Bakın ne diyor, işte rüyada Peygamberimizi görüyor, twittler iki kat artırılsın, bunu soruyor oraya. Onu sorduktan sonra da 'tamam' diyor, 'iki kat artırın.' Şimdi böyle bir şey buralara mı sorulur. Ondan sonra çok enteresan bir şey, senaryo onayını oradan alıyor. Sevgili Peygamberimizin Miraç hadisesinde bakıyorsunuz, indiriliyor, kamyonete bindiriliyor, sürdürülüyor. Böyle bir şey mi olabilir? Bakın, 95 yılı. Savaş Ay'ın yaptığı röportaj. Çok tehlikeli bir şey o. Cebrail Aleyhisselam gelse, 'Onun aşkı burnumda kemiklerini sızlatır' falan diyor 'Ama o parti kursa ben ona da oy vermem' diyor."

Erdoğan, "Bugün CHP ile ittifakları nasıl açıklıyorsunuz" sorusuna ise "CHP kiminle olursa olsun ittifakı yapar. Adamın ihtiyacı var. Zannediyor ki 'Ben bununla ittifak yaparsam seçim kazanacağım veyahut İstanbul'u alacağım veya Ankara'yı alacağım', derdi bu" yanıtını verdi.

"Yapının taşeron olduğu iddia ediliyor, katılıyor musunuz. Katılıyorsanız kimin taşeronu olabilir?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Burada tabii ki birçok şeyler var. Bunları da zaman içerisinde göreceğiz. Bir defa birçok şeyler peyderpey geliyor, gelmeye başladı. Daha da ortaya çıkacak. Çünkü bizler nasıl uluslararası ilişkilerde diyelim ki belli bilgileri, belli ülkelere, belli çerçeve içerisinde veriyorsak, belli ülkeler de belli bilgileri, belgeleri bize verecekler. Çünkü aramızda yaptığımız birçok anlaşmalar var ki bunlar meclislerden geçen anlaşmalardır. Bu anlaşmaların gereği yerine gelecektir. Burada atılan adım da da biz şimdi bunları görüyoruz. Bunları şu anda tabii 30 Mart seçimleriyle meşgulüz, Meclisi de artık malum, şu anda tatil ettik. Dolayısıyla şu seçimlerin hemen akabinde önceliklerimiz bellidir. Bu öncelikler üzerinden yürüyeceğiz. Zaten kabinede malum gerekli değişikliği filan da yaptık ve yoğun bir şekilde bu işin üzerinde yoğunlaşacağız. Yani bu işi hafife almak diye bir şey asla olamaz."

Ben bu paralel yapıyı intikam timleri olarak görüyorum

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Ben bu paralel yapıyı adeta, biraz ağır ifade olacak ama intikam timleri olarak görüyorum" dedi.

Anayasa Mahkemesinin eski genelkurmay başkanlarından emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un kişilik haklarının ihlal edildiğine dair kararı hatırlatılarak bunun başka isimler için de emsal oluşturup oluşturmayacağı, Ergenekon ve Balyoz'da haksızlığa uğradığını düşündüğü kişilerin olup olmadığının sorulması üzerine, Erdoğan, "Balyoz" ve "Ergenekon"un farklı olduğunu belirtti. Erdoğan, şunları söyledi:

"Dikkat ederseniz Balyoz'da çok hızlı gittiler ama Ergenekon'da hala 6-7 ay oldu gerekçe daha hazırlanmadı. Bu manidardır, düşündürücüdür. Bu yine paralel yapının bir tuzağıdır. Mesela İlker Paşa ile alakalı o da enteresan. Onunla ilgili de yine aynı şekilde bakın hala onun da alt mahkemede gerekçesi hazırlanmadığı için ne yapılamıyor? Üst mahkemeye itirazını yapamıyor. Şimdi zaten bugünkü olayın manidar olan tarafı şu, bunu burada paylaşmamız lazım: Mahkumiyet kararının gerekçesinin yasal süre içinde dava dosyasına konulmaması nedeniyle tahliye talebi hakkında karar verilmemesi yönündeki şikayetler hakkında başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir, Anayasa Mahkemesi. Bu kapsamda özgürlükten yoksun bırakmanın hukuki olmadığı iddiasının mahkemesince etkili bir şekilde incelenmeden reddedilmesi ve mahkumiyete ilişkin gerekçeli kararın açıklanmamasından dolayı Yargıtay önüne götürülememiş olması, az öncesi söylediğim konu, nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği kapsamında Anayasanın 19. maddesinin 8. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir. Değerlendirmeye geldiğimizde orada da şunu görüyoruz: "Dosyaların devir işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, devredilen dosyalarla ilgili koruma tedbirleri hakkında karar vermeye, bu mahkemelerin bulunduğu yer, hakim ve mahkemeleri yetkilidir" hükmü gereğince bu kararın gereğinin takdiri hükmü veren özel yetkili mahkemece değil, bugün biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız özel yetkili mahkemelerle ilgili bizim, yani Meclis'ten geçen kanunu onadı, İstanbul Çağlayan Adliyesi'ndeki genel yetkili nöbetçi ağır ceza mahkemesince yapılacaktır. Şimdi bu olayın şu anda bir hızı var, hassasiyeti var dolayısıyla da oradaki nöbetçi ağır ceza mahkemesince, yani süreç devam edecek her ne kadar dosyaların devri vesairesi sürecekse de ama konuyla ilgili süratle nöbetçi ağır ceza mahkemesi arkadaşlarımla da yaptığımız değerlendirmede konuyla ilgili kararını verecektir."

Başbuğ'un avukatlarının oraya başvurduğunun belirtilmesi üzerine Erdoğan, "Benim de temennim inşallah hayırlı bir şekilde, çünkü başından itibaren biliyorsunuz benim de hep temennim şu olmuştur: Tutuksuz yargılanması istikametinde. Hatta hatta burada, 'Şu andaki mevcut mahkemelerde değil, Yüce Divan'da yargılanması gerekir' demiştik. Hatta Cumhurbaşkanımız bile Yüce Divan'da yargılanmasının gereğini o da ifade etmiştir ama maalesef bu böyle olmadı, farklı bir şekilde oldu" diye konuştu.

“Bu zulümdür, bu adalet değildir”

Sadece Silivri'de on bini aşkın tutuklunun bulunduğu, çoğunun hükümlü olmadığı belirtilerek "Sizin tutuksuz yargılamak esastır değişikliği bütün bu problemlerin çözümüne yeterli olacak mı" diye sorulması üzerine Erdoğan, "Biz şimdi bu cezaların infazıyla alakalı bir orada indirime gitme yollarını aradık. Yani bu önce 4'te 3'tü sonra 5'te 3 oldu sonra işte bunu yarı yaptık" yanıtını verdi.

Tutukluluk sürelerinin çok uzun olduğunun ifade edilmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Burayla ilgili olarak da onlara yönelik de bir adım atalım istedik. Dolayısıyla böyle kolay kolay insanların tutuklanmasına fırsat vermeyecek şekilde bazı iyileştirmeler getirelim istedik. Mesela bunlar, diyelim ki delil karartma, kaçma vesaire gibi durumları olmayan insanlar noktasında bu işin önünü açalım. Mesela Silahlı Kuvvetlerin mensubu, bu insan, kaçma şansı bunun nedir? Adeta yok denilecek seviyededir. Nitekim bu insanların şu anda içeride olanlarının tamamı da davet edildiler ve kendileri gelip teslim olup ifadelerini verdiler ve ondan sonra da tabii bunların büyük bir kısmı, kahir ekseriyeti tutuklandı. İçerideki kalma süreleri de tabii hatırı sayılır bir noktaya geldi. Şimdi bunların içerisinde eğer mahkumiyet giymesi varsa ver mahkumiyetini, ona göre o da mahkumiyetini yaşasın. Daha sonra bu tutukluluk süresi ona sayılıyor, sayılmıyor ayrı mesele ama akıbeti meçhul. Bu insan beraat ettiği zaman ne olacak? Bunun alacağı var mı? Nasıl bunu alacak, nasıl tahsil edecek? Bu zulümdür, bu adalet değildir. Bunun üzerinde ben, arkadaşlarıma, cezacı akademisyenlere vesairelere çalışmalarımızı yaptırıyoruz. İnşallah şu sürecin içerisinde. Çünkü ben biraz da bu paralel yapıyı adeta, biraz ağır ifade olacak ama intikam timleri olarak görüyorum. Çok ağır şeyler oldu."

"Silahlı Kuvvetlere mi?" denilmesi üzerine Erdoğan, "Herkese" yanıtını verdi. Başbakan Erdoğan, gizli tanıklığa ilişkin ise "Mesela şu gizli tanık olayı. Son olaylar, 17 Aralık, 25 Aralık olayında toplananlar, getirilenler hepsi bakıyorsunuz gizli tanık şeyiyle getiriliyor" ifadesini kullandı.

Bu konuyla ilgili bir değişiklik düşünüp düşünülmediğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Var tabii, bu çalışmaların hepsi var. Sonra şu imzasız şikayetler de çok kötü, ihbar mektupları. Bunlar çok çirkin. Yani eğer bu işte ciddiyse atar imzasını adam gelir. İmzasız ihbarda bulun adamı götür, olur mu böyle şey" diye yanıt verdi.

“Meclis'ten geçen demokratikleşme paketinin de bölgeye getirdiği bir hava var”

Paralel yapıyla ilgili yaşananların çözüm sürecini nasıl etkileyeceği ile BDP'nin 17 Aralık sonrasındaki tavrının sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, "Şu anda biz çözüm süreciyle ilgili olarak hala aldığımız neticeleri olumlu değerlendiriyoruz ve güzel gelişmeler var" diye konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güneydoğu ve doğu herhalde son yıllardaki veya geçirdiğimiz yerel olsun genel olsun son seçimlerdekinden çok daha sağlıklı bir süreci yaşıyoruz. Temenni ederim ki şu 24 gün içerisinde de bu süreç böyle devam eder. Bazı ufak tefek şeyler olmuyor değil ama çok daha sağlıklı bir şekilde gidiyor. Şimdi demokratikleşme paketini de Meclis'ten geçirdik. Meclis'ten geçen bu demokratikleşme paketinin de tabii bölgeye getirdiği bir hava var. Ben inanıyorum ki bu seçim eğer bu havada inşallah biterse bundan sonraki süreç bölge halkının umutlarını daha da artıracak. Çünkü bölgeye yatırımlar gelmeye başlayacak. Bölge teşvik bölgesi. Ciddi manada arsa tahsislerinden tutun, vergi, enerji muafiyetlerine varıncaya kadar çok ciddi destekler veriyoruz. Oraya yatırım girdiği anda bir defa işsizlikte de çok ciddi bir eksilme meydana gelecek, Bütün bunlar havayı olumlu bir şekilde etkileyecek diye düşünüyorum."

“Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak kahroluyorum”

Diyarbakır'da düzenledikleri mitingin süreç için milat olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Orada Mesut Barzani ile Şivan Perver ile İbrahim Tatlıses ile bir arada oluşumuz, o farklı bir hava oraya getirdi" ifadesini kullandı.

Kendisinin daha sonra ilçeleri dolaştığını hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Orada mesela gençler 'Ne olur bizi bu şeyden kurtarın artık, bıktık' diyorlar. Dolaştığım o ilçenin halini görüyorum, ben tabii Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak kahroluyorum. Orada bir BDP belediyesi var ama ilçe rezalet, pislik içinde. Burada insan yaşar mı yaşamaz mı tartışılır. Hakkari, maalesef orası da öyleydi. Ben insanımı ister Kürt olsun ister Türk olsun böyle bir yerde yaşamasını istemiyorum. Buraların modern şehirler olması lazım, modern ilçeler olması lazım, pırıl pırıl olması lazım altyapısıyla üstyapısıyla. Ama maalesef ideoloji hizmetin önüne geçiyor. İdeoloji hizmetin önüne geçince de tabii siz istenileni maalesef yapamıyorsunuz."

İftiralar hala edepsizce, ahlaksızca yapılmaya devam ediyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bazı yerlerde bakıyorsunuz, ailemle ilgili, çocuklarımla ilgili bu tür iftiralar hala edepsizce, ahlaksızca yapılmaya devam ediyor. Benim evlatlarımın gırtlağından, boğazından haram lokma geçmemiş" dedi.

Başbakan Erdoğan, yerel seçimlere yönelik bir soruyu yanıtlarken, il genel meclislerinde alınacak oyların, partilerin Türkiye genelindeki oy oranlarını göstereceğini ifade ederek, partisinin, şu anda seçmenlerin genel seçim olsa kime oy vereceği, yerel seçimlerde kime oy vereceği konusunda çalışma yaptığını anlattı.

Erdoğan, anket sonuçlarına değinirken, "Hamdolsun, şu andaki görüntü iyi. Ama tabii, hedefimiz büyükşehirlerin çoğunluğunu almak istikametinde" diye konuştu.

“Bu tür muhalefetiniz olursa işiniz çok kolay”

"Diyelim ki hedefinize ulaştınız, başarılı oldunuz. O takdirde Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı mı kalacağı, yoksa Başbakanlığa geçeceği gibi tartışmalar ondan sonra mı başlayacak" sorusunu Erdoğan, şöyle yanıtladı:

"Her yaptığımız toplantıda, bu tür televizyon oturumlarında vs. illa bizi oradan köşeye sıkıştırma gayreti var. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili konuyu... Yani ben şimdi diyorum ki bunu Bahçeli konuşuyor da, bırakalım Bahçeli konuşsun bu konuyu. Bahçeli çünkü yerel seçimi konuşmuyor. 'Sen Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne çıkamayacaksın' diyor. 'Çankaya'da ayaklarının feri, dermanı kesilecek' diyor. Biz şimdi yerel seçim yapıyoruz. Bırak yerel seçimi konuşalım. Yerel seçim için bu ülkede senin partin ne yapacak, onu anlat. Adam onu anlatmıyor, geliyor bunu anlatıyor. Ben de hamd ediyorum. 'Bu tür muhalefetiniz olursa, zaten işiniz çok kolay' diyorum. Rahat rahat yola yürür, devam edersiniz."

“Siyasetin matematiğini de öğrenmiş değil”

Partisinin bütün teşkilatının yerel seçimlere odaklandığını ifade eden Erdoğan, 30 Mart'ın, millet nezdindeki bir güven oylaması olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Bunu bir görmemiz lazım. Milletimiz ne diyor? Bakın şimdi matematik hesapları yapıyor. '51 olursa, bu hükümet gider' diyor. Bu yerel seçim ya, genel seçim değil. Ne gider? Hala bunu anlamış değil. Bundan önceki yerel seçimde 39 aldık, arkasından geldik 50 aldık. Niye gitmedik? Siyasetle matematiği karıştırdığı gibi siyasetin matematiğini de henüz öğrenmiş değil" değerlendirmesinde bulundu.

Meydanların diline çok önem verdiğini ve siyasette meydanların dilinin çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, diğer liderlerin meydanlara çıkamadığını, sokak aralarında seçim koordinasyon merkezi açılışı, kahve toplantısı yaptıklarını anlattı. Kendisinin ise bunları çoktan tamamlamış olduğunu vurgulayan Erdoğan, 30'u büyükşehir olmak üzere 55 ilde miting yapmayı planladığını, bu sayının 60'a kadar yükselebileceğini kaydetti.

Erdoğan, yerel seçimler kapsamında gelecek günlerde yapacağı mitinglere ilişkin bilgiler vererek, final mitingini İstanbul'da yapacaklarını bildirdi.

“Hedef en fazla büyükşehir belediyesini almak”

"Yüzde kaç oy alırsanız kendinizi başarılı addedeceksiniz" sorusu üzerine Erdoğan, "Ben şimdi burada oran vermeyeyim. Şu andaki hedefimiz açık ara birinci parti çıkmaktır seçimden. 'Şu oran' demek, yıldızları saymaktır. Hedef o değil, hedef birinci parti olmak. Bunun yanında bir de en fazla büyükşehir belediyesini almak. Bu 16 olur, 17 olur, 20 olur, 20'nin üzerinde olur. Burada hedef bu" dedi.

Erdoğan, 30 büyükşehrin, seçmenlerin yüzde 75'ini temsil ettiğine dikkati çekerek, bunun çok önemli bir oran olduğunu vurguladı.

Başbakan Erdoğan, "partisinin üç dönem şartının seçimden sonra mı gündeme geleceği" sorusu üzerine, bunun, şu anda gündemde olmadığını ifade etti. Erdoğan, "Bunlar Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, partinin kongresi ve üç dönem olayıyla ilgili karar, bir defa partimizin genel kurulunun yetkisinde olan bir şeydir, benim yetkimde olan bir şey değildir. Partimizi kurarken arkadaşlarımızla bu konuyu oturduk, konuştuk, değerlendirdik, dedik ki 'halkın bir de böyle beklentisi var. Nedir? Birileri genel başkan olarak koltuğa oturdu mu, bir daha burayı bırakmak istemiyor. Dedik ki bir farklılık getirelim" diye konuştu.

Seçme ve seçilme yaşını 18'e indireceğiz

Erdoğan, seçme ve seçilme yaşının 18 olması gerektiğini dile getirdiğinde, birçok kişinin kendisiyle dalga geçtiğini söyledi. Bu konuda çalışma yaptırdığı arkadaşlarının Almanya'dan Hollanda'ya kadar bütün ülkelerde seçme ve seçilme yaşının 18 olduğunu gördüklerini anlatan Erdoğan, "Genç kuşakların, bir tane, iki tane, parlamentoya girmesi önemli bir olay. Avrupa Parlamentosu'nda bakıyorsun 25 yaşında, geliyor orada bakanlık yapıyor. Bunu görmemezlikten gelmek kendi insanına bir defa hakarettir. MHP'linin bir tanesi, yanına o gençleri aldı, 'bunlar mı parlamentoya gelecek' diyor. Benim gencim, MHP'ye gönül veren o genç kardeşlerim, bu adamların peşinden gidiyor. Sana değer vermiyor bunlar, seni adam yerine koymuyor" ifadelerini kullandı.

Partisinin, şu anda 25-30 yaş arasında 2-3 milletvekili olduğunu hatırlatan Erdoğan, bunun daha da artacağını bildirdi. Seçme ve seçilme yaşını da 25'e partisinin indirdiğine işaret eden Erdoğan, "Seçme ve seçilme yaşını 18'e indireceğiz, indirmemiz lazım. Çünkü bu, genç kuşaklara ayrı bir değer vermeyi getirecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, zor olanın seçilmek değil, seçmek olduğunu dile getirerek, "Hatırlayın, bir zamanlar, '4 ayaklı eşeği Taksim Meydanı'na koysam seçilir' diyen siyasiler çıktı bu ülkede. Bu ülke bunları gördü. Biz böyle bir şeyi göstermek istemiyoruz. Bugün 18, 19, 20 yaşında okumuş, yetişmiş, gayet yetenekli, cevval gençlerimiz var. Bunların önünü açmamız lazım" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin montaj görüntüleri izlendi

Programda daha sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin montajlanmış görüntülerinin hazır olduğu belirtilerek, Erdoğan'dan görüntülerin izlenmesini isteyip istemediği soruldu.

Erdoğan, "Montajın nerelere vardığını halkımın görmesi bakımından bunu çok önemsiyorum. Hiç istemediğiniz bir şeyle, sizi montajla vururlar. Bunu bir gösterirseniz, çok isabetli olur. Montajla neler yapılabileceğini göstermesi bakımından önemli" dedikten sonra iki lidere ait görüntüler yayınlandı.

Kılıçdaroğlu'na "Mustafa Sarıgül'ün yargılanması ve cezalandırılması gerekirdi", MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye ise "Öcalan, barış ve özgürlük savaşçısıdır, terörist değildir" sözlerinin yüklendiği montaj görüntüler izlendikten sonra Erdoğan, "Dudak hareketlerine varıncaya kadar, dikkat ederseniz, kelimesi kelimesine... Yani o denli, bu iş artık profesyonelleşmiş. Ama bunu hala anlamak istemeyenler var. Bazı yerlerde bakıyorsunuz, ailemle ilgili, çocuklarımla ilgili bu tür iftiralar hala edepsizce, ahlaksızca yapılmaya devam ediyor. Benim evlatlarımın gırtlağından, boğazından haram lokma geçmemiş. Adam kalkıyor, 'şunu yaptı, bunu yaptı' falan filan" ifadesini kullandı.

Son çeteyi çökertinceye kadar mücadeleyi sürdüreceğiz

Başbakan Erdoğan, "Seçimi kazandığınızı var sayalım. Nasıl bir son nokta koyacağız? Nasıl bir çıkış yapacağız" sorusu üzerine, çıkışın ilk etabının, karar mekanizmalarında paralel yapının temizlenmesi olacağını bildirdi. Bu yapıldıktan sonra sürecin aşağı doğru gideceğini kaydeden Erdoğan, bir taraftan da bunların yargıya sevk edileceğini anlattı.

Bu süreçte kendileri için Yargıtay'ın birinci derecede, Danıştay'ın ikinci derecede önemli olduğunu kaydeden Erdoğan, "Biz burada son çeteyi çökertinceye kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Çünkü bir defa bu dini bir cemaat falan değil. Saf, o alttaki takım var ya, onlar cemaat. Yoksa bu örgüt. Bunların demokrasi memokrasi diye de bir şeyleri yok. Kesinlikle vesayet rejimi. Bizim bu vesayet rejimini kabullenmemiz, bunlara prim vermemiz asla mümkün değil" diye konuştu.

Bunlar için çok davalar çıkabilir

Erdoğan, "Bu kararı devlet aldı, değil mi" sorusuna karşılık, konunun istişari bir kurul olan MGK'da da konuşulduğunu, milletin refah ve huzuru için ulusal güvenliğe tehdit olan son gelişmeler hakkında gerekli tedbirleri hükümetin alacağını söyledi.

"Bütün bunlara rağmen, hala Aydın Doğan medyasının paralel örgütle ittifak yapması, paralel örgütle bu kadar kol kola girilebilmesi, acaba Fethullah Gülen'e konuşmasında 'ilgilenmenizden memnun olduğum iki husus var' dediği iki husus, Yargıtay'daki iki husus mu? Yargıtay'daki iki dava mı? Oradan mı acaba Aydın Doğan kilitlendi" sorusu üzerine Erdoğan, "Bunlar için çok çok davalar çıkabilir" dedi.

Yüreğini ortaya koyacak hepsi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu bakan da olabilir milletvekili de olabilir, yüreğini ortaya koyacak hepsi. Çünkü gerçekleri görüyorlar, bu bir istiklal mücadelesiyse bu mücadeleyi beraber vereceğiz" dedi.

Başbakan Erdoğan, soru üzerine İstanbul CHP adayının adını dahi ağzına almak istemediğini belirterek, yapısını bildiğini ve ikircikli bir yapıya sahip olduğunu dile getirdi.

Bir insanın özüyle sözünün aynı olması gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Yolsuzluk klasörünün önünde resim çektiren kişi, biliyorsunuz Kılıçdaroğlu'nun kendisiydi. Bugün bana çok enteresandır, miting meydanında ben, bu konuya girdiğim anda hemen telefonları uzatmaya başladılar. Hepsinin telefonunda Kılıçdaroğlu'nun o yolsuzluk dosyası önünde İstanbul adayının çektirdiği resim" ifadesini kullandı.

"Sen bunun bir defa yolsuzluk klasörünü hazırlatmışsın ve bundan dolayı da partiden ihraç etmişsin" diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"İhraç ettiğin kişiyi de şimdi getiriyorsun İstanbul'a, İstanbul gibi bir şehre büyükşehir belediye başkan adayı yapıyorsun. Adam, aile partisi gibi bugün öğrendim bilmiyordum, mesela oğlunu da Şişli'den dördüncü sıradan meclis üyesi yapmış. Eski hanım da Beyoğlu'ndan belediye başkan adayı. Yeni hanım var mı bilmiyorum, o da ayrı bir konu. Şimdi böyle bir yapı söz konusu. CHP'nin yönetimi bu konuda bir defa güven telkin etmiyor. Zaten yolsuzluklar noktasında bir aynaya bakması lazım. Rahşan affı çıkmamış olsaydı bugün kendisi de içerideydi, Rahşan affıyla işi yırttı böyle bir durum var. Çünkü bu ülkede, benim vatandaşım ilacını bulamıyorsa sen bir defa arkadaş, başarılı bir genel müdür değilsin. Biz geldik bu ülkede ilacı olmayan yere hemen çözüm getirdik. Dedik ki, 'eczacı, hemen ecza deposuyla irtibatını kuracak, motosikletle hemen ilaçlar gelecek'. Şu anda vatandaş oturuyor eczanede, hemen ecza deposundan telefonla ilacı geliyor ve reçetede ne varsa bütün ilaçlarını alıyor. Biz böyle bir dönemin içine girdik."

Başbakan Erdoğan, kendisinin İstanbul'daki belediyeyi CHP'den aldığını hatırlatarak, CHP'nin yolsuzluklar içinde olduğunu söyledi.

CHP'den o dönemde belediyeyi 2,5 milyar dolar borçla devraldıklarını kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

"1,2 milyar dolar ile devrettik. Ama o arada yapılan yatırımlar, Cumhuriyet tarihinde İstanbul'a yapılan yatırımların fevkindeydi. Şu anda Kadir Bey'in döneminde de İstanbul'a gerek merkezi yönetim olarak gerekse de büyükşehir belediyesi olarak yapılan yatırımların hepsi a'dan z'ye ortada... Bugün Türkiye'nin hiçbir şehrinde İstanbul kadar metro ağı yok. Üçüncü köprü, Marmaray bitti, bir tane daha denizin altında çift katlı otomobilleri içeren bir geçiş yapıyoruz. İstanbul'a getirilen bu yatırımlar yolsuzlukların iktidarında olacak şeyler değil. Eğer varsa CHP'nin kendi 5 yıllık belediye yatırımında bunları bize çıkarsınlar, göstersinler ne yapmışlar o zaman. Ama biz bunların hepsini dönemimizde gerçekleştirdik hala da gerçekleştirmeye devam ediyoruz."

Günde 3 öğün yiyorum

"Günde kaç saat uyuyorsunuz? Sürekli mitingdesiniz, ne yiyorsunuz ki bu enerjiyi üretiyorsunuz" sorusunu Başbakan Erdoğan, "Bu ara 6-7, üstüne çıkamıyoruz. Çünkü mitinglerden geliyorum dosyalar hazır, başlıyoruz imza atmaya. İmzalar var, onları da yapmak zorundayız" diye yanıtladı.

Kendisinin, "yoğun bakıma girdi" haberlerinin yazıldığının hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Yoğun bakıma girdim, malum gazete" dedi.

Yoğun temposunda nasıl beslendiğinin sorulması üzerine de Başbakan Erdoğan, "Bal var tabii, yani onda eksiğimiz olmaz. Bal, kaymak, kahvaltımızda onu eksik etmiyoruz. Günde 3 öğün yiyorum" diye konuştu.

Erdoğan, Malatya'nın havalimanından şehre kadar çok değiştiğine de değindi.

Yiğitlik istiyorum

"İşadamı ve medya patronlarının dinlendiğinin" ifade edilmesi üzerine Başbakan Erdoğan, "Ben de işte bunlardan yiğitlik istiyorum. Biz, onları kalkıp da teşhir etmeyeceğiz ki. Onlar bize kalkacaklar sadece ne zaman, nasıl oldu, kimler tarafından oldu? Gelsinler bize, bunu anlatsınlar, bilelim. Kim, kimdir diye bunu bilelim, bunu bilelim ki, ona göre de biz üzerine gidelim bu işin. Mesela bize bazıları geliyor diyor ki; 'ben, televizyona çıkıp anlatmak istiyorum' diyor. Ben de 'isabetli olur' dedim. Çıkacaklar belki de bu arada, doğru anlatacaklar" ifadesini kullandı.

AK Parti'li milletvekillerinin de bu yüreği ortaya koymaları gerektiğinin altını çizen Erdoğan, bu durumdan rahatsız olduğuna da dikkati çekti.

Erdoğan, "Bu bakan da olabilir milletvekili de olabilir, yüreğini ortaya koyacak hepsi. Çünkü gerçekleri görüyorlar, bu bir istiklal mücadelesiyse bu mücadeleyi beraber vereceğiz" dedi.

"Rahatsız mısınız konuşmamalarından" yönündeki soru üzerine Erdoğan, "Tabii. Kenarından, kıyısından acaba birisi incinir mi, şu olur mu bu olur mu?" diye konuştu.

Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kul eğer adaletsizlik yapıyorsa, haksızlık yapıyorsa hiç kusura bakmasın. Ona hakkı, doğruyu, güzeli söyleyeceğiz, tabi söylemenin şekli var, o ayrı mesele. Onun için de insanların akıllarının alacağı şekilde konuşmak da yeri geldiği zaman gerekiyor. Çünkü herkes Hz. Ebubekir değildir, herkes Ömer değildir, herkes Osman değildir, herkes Ali değildir. Hepsinin dikkat ederseniz mizacı, meşrebi her şeyi farklıdır. Biz de bu noktada hassasiyetimizi koruyarak gerçekleri, doğruları anlatacağız ki, millet bu noktada ayağa kalksın, uyansın, bir olsun, beraber olsun, diri olsun ve hep birlikte Türkiye olsun."

------------------------------------------------------------------------------

BAŞBAKAN ESKİŞEHİR'DE HALKA HİTAP ETTİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Eskişehir'de de aynı mesajları verdi. 30 Mart yerel seçimleri kapsamında AK Parti'nin Eskişehir mitinginde halka hitap etti. Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şu şekildeydi:

"Birileri çıkacak Eskişehir'deki tabloya montaj diyecekler. Burada montaj var mı?

Ey Eskişehir, oyunuzu hizmete mi vereceksiniz? Hizmet deyince Pensilvanya ile karıştırmayın, o örgüt. Aman karıştırmayın. Biz eser siyaseti üretiyoruz. Şu andaki CHP'nin belediye başkanı kaç dönemdir görevde, yaşı 70'i geçmiş.

AK Parti mitinglerine montaj diyorlar. Montaj sizin işiniz, en iyi siz bilirsiniz malum medya ve paralel yapı.

Rahmetli Menderes en son mitingini Eskişehir'de yaptı. 30 Mart Menderes'in de, Hasan Polatkan'ın da, Fatin Rüştü Zorlu'nun da hesabını sorma günüdür.

Menderes, burada muhalefetin çirkin tavrını eleştirmişti.

Bugün sandıkta çıkamayacağını anlayan CHP ve MHP iftiralarla üzerimize geliyor.

Bak Kılıçdaroğlu, sen benim merhum anneciğimi ağzına dolayacak bir kalitede değilsin. Senin karakterinin, cibilliyetinin ne kadar bozuk olduğunu biliyorum.

Baykal'la ilgili kaset çıktığında yarım saate yayından kaldırılması talimatını verdim. Bana teşekkür etmen gerekirken, utanmadan elindeki belgeleri açıkla diyor.

CHP sandıktan öçıkamayacağını bilir ve iftiralarla işi götürür.

Demokrasi düşmanlarına bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz.

27 Mayıs öncesinde Menderes'e nasıl iftiralar attılarsa bugün de aynısını yapıyorlar. Türkiye'yi gerilime sürüklemek için ilginç ittifak kurmaktan geri durmuyorlar. Kainat imamı ile CHP aynı safta yer alıyor.

Artık ben buna dini cemaat demiyorum, siyasi örgüt diyorum. Ülkemizin güvenliğini tehdit etmek için çalışıyorlar.

İstanbul'dan YHT ile Eskişehir'e ulaşacaksınız. Şehin merkezinde de YHT'yi yerin altına alıyoruz. Engellemelere rağmen bunlar yapıldı.

Büyük medeniyet yolunda üç başlığımız var: insan, demokrasi, şehir. Bu üç başlığı gerçekleştireceğiz.

Kırım Tatarlarını bugüne kadar yalnız bırakmadık bundan sonra da yalnız bırakmayacağız

Bunlar da yalan, iftira, fesat var. Devlet içinde paralel devlete aileme beddua ediyorlar.

Paralel yapı evlerinde, yurtlarında Tayyip Erdoğan'a beddua seansları düzenliyor. Bumerang gibi kendilerini vuracak inşallah. Biz zalimler için yaşasın cehennem diyoruz. Biz her zaman mazlumların, fakir fukaranın yanında olacağız.

Milli yüksek hızlı trenimizi Eskişehir'de inşallah bu tesiste üretmek üzere kolları sıvadık."

(07 Mart 2014, 14:29)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Başbakan: Operasyon çok yakında

Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı

MGK´dan paralel yapıya savaş

Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

6 ilden Erdoğan´a destek

Erdoğan: İnlerine gireceğiz

CHP: Başbakan´ı hedef aldılar

Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz

Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz

17 ARALIK 2013 KOMPLOSUYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

Azerbaycan´dan cemaate darbe

Başbakan: Operasyon çok yakında

Nöbet ısrarı darbeyi önledi

Paralel dinlemede yeni liste

FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu

Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı

Paralel polis suçüstü yakalandı

MGK´dan paralel yapıya savaş

Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!

TIR soruşturmasına engel çabaları

Askeri savcıdan TIR baskısı

Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı

Tübitak'ta 5 şüpheli

Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır

Böcek kriptolu telefonda

Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın

Başsavcı, telekulağı doğruladı

Mütalaa: Zirve=Ergenekon

Gülen, CIA kontrolünde mi?

7 bin kişiye paralel şok!

Böcekçilere kırmızı bülten

Paralel komutana soruşturma

Paralel yargı: Direneceğiz!

Savaşa gider gibi TIR bastılar

7 Şubat krizinde şok toplantı

´Beddualarınız tutmuyor´ fırçası

Böcek soruşturmasında 4 ifade

TIR baskınları karşı casusluk

Paralel´e şok: O komiser göreve

Savcı Öz´e şok: Bursa´ya atandı

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

TIR komplosu çözülüyor

Paralel muhbir itiraf etti

Gül´den Gülen´e şok cevap

Gülen´e ananas soruşturması

Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma

Paralel Devlet´e 2. soruşturma

Paralel soruşturma endişeli başladı

Böcek soruşturması başladı

Paralel yargı imamı o mu?

Gülen'den yeni ses kayıtları

Taraf, şok suçlamalara sessiz

90 savcının görevi değişti!

Paralel Hakim = Hasan Şatır

Paralel Belge davası görülüyor

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

Durmazlarsa ateş edin!

Böcek´çiler yakında açıklanıyor

Paralel Devlet´e suç duyurusu

Suç duyurusu & Basın açıklaması

Balyoz hakimi değişti

Pensilvanya onaycısı zarfta

TIR´cı komutana paralel kollama

Paralel verginin adı: Himmet

Fethullah Gülen´e suç duyurusu

Savcılık: Van olayında İHH yok

Flaş!!! Yakalama kararları kalktı

Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi

Flaş!!! Emniyet´ten suç duyurusu

Koç suç duyurusunda şok iddia

Diğer ülkelere paralel uyarı

İşte paralel suç delilleri

Paralel Yapı = P2 Locası

Paralel devlet böyle yönetiliyor

ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize

Bu kutu da ABD´yi sarsacak

Hanefi Avcı haklı çıktı

Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı

Casusluk davası durmayacak

Hanefi Avcı´dan şok açıklamalar

12.12.2013: Hanefi Avcı´dan cemaate tepki

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Baykal´a kaset komplosu manşetlerimiz

Türkiye´nin gündemi Savcı Öz

Başsavcı, Savcı Öz´ü uyardı

Öz´ün intikamı belirginleşiyor

Hakim paralel devleti anlattı

Adalet Bakanı´ndan HSYK´ya şok

İhsası rey var, HSYK inceleyemez

Ergenekon hakiminden şok itiraf

Savcı Öz, Bakırköy´e atandı

Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar

Esed sandılar, Paralel çıktı

TIR komplosu da cemaat işi

Komplo geliyorum dedi, geldi

Yargıtay İmamı´na soruşturma

Emniyet İmamı için şok iddialar

İşte cemaatin polis imamı

Yargıtay´a Pensilvanya onayı

6 ilden Erdoğan´a destek

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

Hükümete yaygara, Koç´a örtbas

Adli cunta iddiası doğrulandı

Dosya, Savcı Akkaş´tan alındı

Paralel yapının polis evleri

AKP: HSYK bildirisi korsan

Adli Cunta´nın izi sürülüyor

HSYK´dan savcılara inceleme

Başsavcı 2. darbeyi önledi

Hukukçular: Savcılar çekilmeli

Erdoğan: İnlerine gireceğiz

CHP: Başbakan´ı hedef aldılar

Operasyonlara suç duyurusu

İşte ´Adli Cunta´nın delili

Adli Cunta için suç duyurusu

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz

Taraf´a 3 suç duyurusu

Baransu´nun haberine tepki

Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

CHP: Cemaat okulları araştırılsın

97 STK´dan cemaate tepki

Dersaneler=Cemaat mi?

Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz

İskenderun´da İsrail izi netleşiyor

Türkiye´den İsrail´e misilleme

İsrail´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz

İkinci 7 Şubat krizi

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Hükümet sivil darbeyi engelledi

Erdoğan: Fidan´ı yedirmem

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz

Cemaat hala Gezi´de mi?

Cemaat de Gezi´de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5882    yazdır/print


 

7 bin kişiye paralel şok!

Paralel yapının en karanlık komplosu deşifre oldu. Darbe çetesinin, hayali terör örgütü isimleri üreterek Başbakan Erdoğan, yakın çevresi, siyasetçi, gazeteci, yazar, STK temsilcileri ve işadamlarının aralarında bulunduğu 7 bin kişiyi 3 yıl boyunca dinlediği ortaya çıktı. TMK savcıları Adem Özcan ve Adnan Çimen, dosya numarası 2011/762 olan 'Selam Terör Örgütü' soruşturması kisvesi altında mahkemelerden aldığı izinlerle yedi binden fazla kişiyi dinledi. Gazeteciler Ertuğrul Özkök'ten Yusuf Ziya Cömert'e, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'dan İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya kadar yedi binden fazla isim terör örgütü üyesi şüphesiyle dinlemeye alındı.

24.02.2014 10:47 Paralel yapının en karanlık komplosu deşifre oldu. Darbe çetesinin, hayali terör örgütü isimleri üreterek Başbakan Erdoğan, yakın çevresi, siyasetçi, gazeteci, yazar, STK temsilcileri ve işadamlarının aralarında bulunduğu binlerce kişiyi 3 yıl boyunca dinlediği ortaya çıktı.

2011'DEN BERİ 7 BİN KİŞİ DİNLEDİ

Star ve Yeni Şafak gazeteleri, tarihin en büyük telekulak skandalı olduğunu iddia ettikleri belgeleri yayınladı. Dosya numarası 2011/762 olan belge ile 17 Aralık darbe girişimine kalkışan paralel yapının 'Selam Terör Örgütü' iddiasıyla gazeteci Ertuğrul Özkök, Star yayın yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, TRT Haber Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör, Yeni Şafak Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, CHP Genel Merkezi, gazeteci Hüsnü Mahalli, MİT Basın Müşaviri Nuh Yılmaz, oyuncu-spiker Defne Samyeli, Başbakan'ın Başdanışmanı AK Partili vekil Yalçın Akdoğan, Vakıfbank Genel Müdürü Halil Aydoğan Başbakan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın da aralarında olduğu yedi binden fazla kişiyi dinlediği tespit edildi.

HAYALİ “SELAM TERÖR ÖRGÜTÜ”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarının ardından kayıtsız dinleme yapıldığını tespit edince inceleme başlattı. Yetkililer, “Selam Terör Örgütü” isimli bir belgenin üzerinde Başbakan’ın ismini görünce şok oldu. İlk planda 3064 kişiyi bulan dinleme kayıtları ve 125 klasörlük bir soruşturma ele geçirildi.

KİRLİ İMZANIN SAHİBİ SAVCI ADNAN ÇİMEN

Kirli planın altındaki imza ise eski Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen’e ait. Çimen, 2011 yılında 4 sayfalık bir düzmece ihbar mektubunu gerekçe gösterip polisteki paralel yapı üyelerine dinleme talimatları verdi. 5 kişiyle başlayan soruşturmaya önce Başbakan ardından Türkiye’nin yakından tanıdığı binlerce kişi dahil edildi.

ÖNCE DARBE SONRA BİNLERCE KİŞİ HAPSE

Dinlenen bazı numaraların karşısında “X” ya da “Ahmet”, “Mehmet” “Merve”, “Sevda” gibi isimler yer alıyor. Başsavcılık bu kişilerin kim olduğunu tespit etmeye çalışıyor. Bu kişilerin hangi gerekçeyle dinlendiği bilinmiyor. Paralel yapının hayali örgüt üzerinden darbe ve binlerce kişiyi cezaevine doldurmayı planladığı tahmin ediliyor.

SELAM TERÖR ÖRGÜTÜ!

Paralel yargı üyelerinin imza attığı illegal dinlemeler için çeşitli soruşturmalar kullanıldı ve dinlenecek isimler bu dosyalara dahil edildi. Bazı isimler 17 Aralık-25 Aralık operasyonları kapsamında, bazıları ise daha önceki Gezi Parkı eylemlerine ilişkin soruşturmalarda dinlendi. Meydanları savaş alanına çevirenlere ceza öngörmeyen paralel yargının, 'vandal'larla ilgisi olmayan birçok ismi Gezi soruşturmasına dahil ederek 'arşivlemesi' dikkat çekti. Başsavcılık, incelemeyi derinleştirdikçe paralel yapının başta Başbakan Erdoğan olmak üzere Türkiye'nin önde gelen birçok ismini dinlemek için bir 'terör örgütü' uydurduğu'nu da ortaya çıkardı. 2011/762 nolu dosya kapsamında neredeyse tüm Türkiye'yi kendilerinin uydurduğu 'Selam Terör Örgütü' bahanesiyle dinleyen paralel yapı, dinleme ve fişleme işini 7 Şubat 2012'deki MİT krizinden önce, 2011 yılında başlattı.

SAVCI ADNAN ÇİMEN

2011'de dört sayfalık bir ihbar mektubu üzerine başlayan soruşturma eski Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen'in talimatıyla hayata geçti. Soruşturmayı daha sonra TMK Savcısı Adnan Özcan sürdürdü. Soruşturmayı yürütenler dört sayfalık ihbar mektubunun bir kenarına 'Tayyip Erdoğan' notu düştü. Belgelerin üzerindeki 'Tayyip Erdoğan' ibaresi daha sonra eklenen bir ok işaretleriyle belirgin hale getirildi. 5 kişiyle başlayan soruşturmaya önce Başbakan Erdoğan, daha sonra başta danışmanlar olmak üzere Başbakan'ın tüm çevresi dahil edildi. İlerleyen tarihlerde soruşturma bahanesiyle kayıt listesine sivil toplum kuruluşları temsilcileri, gazeteciler, yazarlar, öğretim üyeleri, işadamları, siyasetçiler, medya kuruluşlarının santralleri ve bankalar da eklendi.

ARŞİV BÖYLE OLUŞMUŞ

Başsavcılığın ilk bulgularına göre dinlenenlerin sayısı 3064'ü buluyor. Fakat takipteki isimlerin çok daha fazla olduğu belirtiliyor. Dinlenen kişilerle bağlantılı olarak, on binlerce kişinin telefonunun yıllarca dinlendiği tahmin ediliyor. Dinlenen bazı numaraların karşısında 'X' ya da 'Ahmet', 'Mehmet', 'Merve', 'Sevda' gibi isimlerin yeralması dikkat çekiyor. Başsavcılık şimdi bu kişilerin kim olduğunu tespit etmeye çalışıyor. Bu isimlerden kimlerin mahkeme kararıyla ya da hangi gerekçeyle dinlendiği henüz bilinmiyor. Telefonu dinlenen kişilerin ticari sırlarının üçüncü kişilere verilip verilmediği, şantaj yapılıp yapılmadığı merak ediliyor.

Sahte ihbar mektubu

Özel Yetkili Savcı Adnan Çimen soruşturmayı 4 sayfalık hayali bir ihbar mektubuyla başlattı. İllegal soruşturmayı yürütenler, ihbar mektubunun bir kenarına pervasızca 'Tayyip Erdoğan' yazdılar. 'Tayyip Erdoğan' yazısı bir ok işaretiyle belirgin hale getirildi.




İŞTE DİNLENENLERDEN 2204 KİŞİNİN ADI VE TELEFON NUMARASI:

555 993 69XX: Abbas ÇELİK
532 556 86XX: Abdulahmit GÜL
532 293 59XX: Abdulaziz Kerem KIRSAVAL
539 567 63XX: Abdulbaki
312 437 09XX: Abdulelah MARDAN
533 202 36XX: Abdulhakim
549 511 12XX: Abdulhakim Abdül ÇİÇEKLİ
533 351 97XX: Abdulhalik KARABULUT
212 523 21XX: Abdulhamit ÇELİK
538 245 86XX: Abdulhamit ÇELİK
541 382 64XX: Abdulhamit ÇELİK
532 243 37XX: Abdulkadir
532 610 44XX: Abdulkadir
530 211 54XX: Abdulkadir CEYLANİ
541 561 90XX: Abdulkadir LİVAOĞLU
533 668 62XX: Abdulkadir ÖZEL
539 249 01XX: Abdulkadir YILMAZ
535 724 04XX: Abdullah
534 699 45XX: Abdullah
536 374 28XX: Abdullah
532 577 28XX: Abdullah
545 607 39XX: Abdullah
534 968 17XX: Abdullah
532 684 04XX: Abdullah GÖKOĞLAN
532 157 60XX: Abdullah KOCA
532 799 35XX: Abdullah Küçük AYTEKİN
533 599 03XX: Abdullah ÖZKAYA
533 764 69XX: Abdullah TERZİ
532 374 66XX: Abdullah TURAN
533 346 78XX: Abdullah TÜTÜNCÜ
542 225 53XX: Abdullah YILDIZ
532 254 30XX: Abdullah Zerrar CENGİZ
533 415 49XX: Abdullah-Gençosman Vakfı
532 156 85XX: Abdulmecit
538 615 77XX: Abdulmecit NAZAR
532 442 03XX: Abdulmuttalip ÖZBEK
534 827 36XX: Abdulvahap SAĞLAM
533 653 06XX: Abdulvahap YILMAZ
532 261 58XX: Abdulvahit ŞİMŞEK
532 588 69XX: Abdurahman
533 429 11XX: Abdurrahim
532 436 36XX: Abdurrahim KARSLI
532 237 73XX: Abdurrahim TEMEL
536 439 38XX: Abdurrahman ALİY
212 251 45XX: Abdurrahman ARSLAN
533 687 84XX: Abdurrahman ARSLAN
533 558 63XX: Abdurrahman BABACAN (Mazlumder)
532 280 50XX: Abdurrahman CENGİZ
536 581 44XX: Abdurrahman ÇELİKER
530 767 98XX: Abdurrahman ÖZBEK
532 568 45XX: Abdurrahman YAMAN
507 754 25XX: Abdusemet ALAN
532 253 33XX: Abdülaziz KOCA
532 318 01XX: Abdüllatif ŞENER
532 201 11XX: Abit
533 278 05XX: Abuzer GELSE
534 218 27XX: Adalet
536 569 76XX: Adalet
506 976 24XX: Adem ÇAYLAK
533 244 86XX: Adem KABAL
505 434 68XX: Adem KAYIŞ
532 281 57XX: Adem ÖZKÖSE
532 645 92XX: Adem YERLİKAYA
536 381 30XX: Adem YERLİKAYA
535 238 64XX: Adem YERLİKAYA
532 613 55XX: Adnan
530 540 51XX: Adnan
549 748 01XX: Adnan
532 306 74XX: Adnan
536 454 92XX:
532 355 40XX: Adnan BOYNUKARA
532 788 10XX: Adnan DEMİRYÜREK
505 807 08XX: Adnan DOĞAN
212 613 96XX: Adnan İNANÇ
212 674 01XX: Adnan İNANÇ
532 565 72XX: Adnan İNANÇ
535 071 97XX: Adnan ORAL
537 207 28XX: Adnan ORAL
532 569 16XX: Adnan Şefik ÇİRKİN (MHP Hatay M.V)
505 484 01XX: Adnan ŞENOL
532 334 85XX: Adnan YÜKSEL
533 381 77XX: Afşin YURDAKUL
537 969 68XX: Ağayı NURİ
530 260 37XX: Ahmet
549 248 74XX: Ahmet
535 226 34XX: Ahmet
534 319 40XX: Ahmet
312 207 77XX: Ahmet
533 477 77XX: Ahmet
538 016 88XX: Ahmet
533 598 41XX: Ahmet
532 287 62XX: Ahmet
536 430 55XX: Ahmet
530 568 14XX: Ahmet
530 402 02XX: Ahmet AKSU
507 297 80XX: Ahmet Ali KAPLAN
542 387 88XX: Ahmet AYNACI
542 792 45XX: Ahmet BOYRAZ
549 320 44XX: Ahmet BOYRAZ
532 663 19XX: Ahmet Cevat ACAR
530 765 85XX: Ahmet ÇAKMAK
538 033 95XX: Ahmet ÇOMAK
533 598 78XX: Ahmet DOĞAN
532 731 17XX: Ahmet Duran ÖZDEMİR
533 696 03XX: Ahmet Erhan GÖKAL
533 964 96XX: Ahmet ERTÜRK
532 792 59XX: Ahmet Faruk ÜNSAL
533 414 35XX: Ahmet Faruk ÜNSAL
532 375 78XX: Ahmet GÜNDOĞDU
533 634 64XX: Ahmet Hilmi BOYRAZ
533 205 65XX: Ahmet KARAKAŞ
533 462 75XX: Ahmet KILIÇ
532 325 32XX: Ahmet KINTAŞ
507 960 76XX: Ahmet KÖROĞLU
537 380 92XX: Ahmet MUHTAR (Kayınbabası)
533 221 48XX: Ahmet SARIKURT
531 406 79XX: Ahmet SUNAR
532 670 36XX: Ahmet ŞİRİN
532 366 50XX: Ahmet Tarık ÇELENK
538 333 44XX: Ahmet TAŞ
531 323 75XX: Ahmet YAZICIOĞLU
531 888 52XX: Ahmet YIKAR
505 212 43XX: Ahmet YILDIZ
531 510 27XX: Ahmet ZORLU
505 233 47XX: Ahmet Zülfikar AKELMA
535 086 58XX: Akay GÜNERİ
532 316 10XX: Akın
533 592 15XX: Akın
536 822 40XX: Akif
532 206 78XX: Akif EMRE
506 859 10XX: Alaaddin AVŞAR
535 014 37XX: Alev ATEŞ
534 633 82XX: Aleyna
532 211 50XX: Ali
533 765 27XX: Ali
533 664 51XX: Ali
554 383 22XX: Ali
549 736 43XX: Ali
533 591 03XX: Ali
535 694 93XX: ALİ
505 457 21XX: Ali AĞAOĞLU
532 325 60XX: Ali ALBAN
533 684 70XX: Ali ARSLAN
532 300 71XX: Ali ASIM
536 964 47XX: Ali BAŞAK
530 543 43XX: Ali BAYRAKTAROĞLU
212 315 86XX: Ali ÇELİK
535 873 47XX: Ali DALAZ
536 414 25XX: Ali DUMAN
533 938 30XX: Ali ERDOĞAN
538 861 71XX: Ali ERSAY
530 687 11XX: Ali GÜMÜŞ
554 719 46XX: Ali Haydar HARMANKAYA
533 778 55XX: Ali İHSAN
533 394 55XX: Ali İhsan EREN
535 668 62XX: Ali İrfan VURAL
537 744 87XX: Ali KAPLAN
537 774 65XX: Ali KAYA
532 234 36XX: Ali Kemal TAŞDEMİR
505 291 15XX: Ali KIRAN
532 334 66XX: Ali KÜTÜK
532 176 19XX: Ali Osman ASLAN
532 224 39XX: Ali Osman DENİZ
507 926 61XX: Ali Osman MERT
532 392 00XX: Ali ÖZGÜNDÜZ (M.Vekili)
505 286 08XX: Ali Rıza AYYILDIZ
532 313 44XX: Ali SARIKAYA
532 615 64XX: Ali TOPAL
532 698 35XX: Ali TUĞCU
532 262 76XX: Ali ÜNAL
542 603 77XX: Ali YAR
533 564 21XX: Ali YAZICI
535 660 54XX: Ali YERAL
531 825 49XX: Alican ÇALİ
507 259 67XX: Alim
532 451 17XX: Alpaslan BAYRAKTAR
505 767 66XX: Alperen
532 556 33XX: Alpertekin BASMAZ
505 428 42XX: Alptekin DURSUNOĞLU
312 999 20XX: Anadolu Ajansı
506 904 29XX: Arif
532 614 57XX: Arif YAVUZ
532 566 32XX: Arslan Kağan ARSLAN
539 613 13XX: Arzu
507 193 01XX: Arzu
553 450 93XX: Arzu
533 564 21XX: Arzu
212 850 82XX: Arzu
534 624 71XX: Arzu
555 230 68XX: Aslan DEĞİRMENCİ
532 521 08XX: Aslı
505 949 80XX: Aslı
535 064 85XX: Aslı
505 663 93XX: Aslı NACAR
532 286 08XX: Ata ŞENLİKÇİ
536 465 83XX: Atakan YILDIRIM
216 651 23XX: Atasoy MÜFTÜOĞLU
222 220 79XX: Atasoy MÜFTÜOĞLU
532 345 76XX: Atıf ÖZBEY
532 282 38XX: Atilla
530 380 17XX: Atilla ALBAYRAK
533 387 57XX: Atilla SANSAK
533 249 38XX: Av. İbrahim SAYAN
532 241 72XX: Av. Yakup ERİKEL
507 689 76XX: Ayda
312 420 33XX: Aydın
533 730 23XX: Aydın
530 767 00XX: Aydın
555 969 00XX: Aydın ALTINTAS
532 574 28XX: Aydın KOZAK
535 347 74XX: Aydın KÖSTEM
533 340 42XX: Aydın ÖZBEY
532 256 03XX: Ayhan
507 285 80XX: Ayhan
532 317 08XX: Ayhan BİLGEN
532 770 63XX: Ayhan DEMİR
533 653 97XX: Ayhan DEMİR
532 615 23XX: Ayhan OGAN
531 266 20XX: Ayla
535 511 36XX: Aynur
543 420 14XX: Aysun ÇAKIR
536 841 89XX: Ayşe
532 234 10XX: Ayşe Özlem CANKURTARAN
533 771 30XX: Ayşe Özlem CANKURTARAN
532 585 88XX: Ayşın GÖNENÇ
539 744 04XX: Aytaç ERKAYA
533 723 78XX: Aytül Bostancı KOMİT
533 232 99XX: Ayvaz ŞEREN
532 441 38XX: Azad
532 256 31XX: Azat
505 250 24XX: Azem UYSAL
536 684 05XX: Aziz Ramazan KARAKÜLÜK
312 322 82XX: Azmi
530 462 29XX: Azmi YEŞİL
322 459 13XX: Azmi YEŞİL
505 684 76XX: Bab-ı Ali Vakfı
532 672 26XX: Bahadır Aziz SAKİN
530 933 42XX: Bahattin
533 436 07XX: Bahattin KAYAR
533 433 05XX: Bahaüddin ÇOLAKOĞLU
530 311 76XX: Bahri
532 761 31XX: Bahri
532 615 64XX: Bahri TOPAL
539 279 40XX: Baki KAYA
544 525 17XX: Barış
532 250 78XX: Barış GÜLTEKİN
535 529 44XX: Barış TERKOĞLU
535 871 59XX: Başaran
533 684 54XX: Başbuğ
532 477 23XX: Başhekim Doktor Kamuran
536 727 44XX: Bayram
312 210 79XX: Bayram SİNKAYA
530 323 96XX: Bayram SİNKAYA
532 300 30XX: Bedirhan ACAR
532 604 79XX: Bedriye KILIÇ
533 364 06XX: Begüm DÖNMEZ
532 213 23XX: Behçet GÜNGÖR
506 895 64XX: Bekir AYDOĞAN
541 641 07XX: Bekir ERDOĞAN
545 229 81XX: Bekir EROĞLU
507 952 27XX: Bekir TEKGÖZ
532 778 59XX: Bekir YILDIZ
532 355 98XX: Bektaş
533 745 95XX: Berkan ESİN
216 201 15XX: Berna
224 220 05XX: Berrin KOYUNSAĞAN
532 333 65XX: Betül
531 567 27XX: Betül BAYSAN
541 355 41XX: Betül HOŞ
530 824 41XX: Bilal
312 420 55XX: Bilal COŞKUN
542 722 24XX: Bilal COŞKUN
538 214 81XX: Bilal KAVUNOĞLU
507 646 00XX: Bilal SUCUBAŞI
533 522 33XX: Bilgehan Ahmet ARSLAN
532 225 77XX: Boran KABADAYI
538 587 43XX: Buket GÜLER
212 528 58XX: Bulvar Palas Hotel
544 633 54XX: Burak
555 629 87XX:
507 312 69XX: Burhan
535 330 64XX: Burhan KAVUNCU
532 777 00XX: Burhanettin DURAN
546 969 85XX: Bülent
532 294 92XX: Bülent ALAN
531 746 41XX: Bülent AYYILDIZ
533 652 20XX: Bülent ÇAVUŞ
535 712 00XX: Bülent KANSU
532 790 14XX: Bülent SAYGILI
542 747 96XX: Bülent YILDIRIM
530 788 92XX: Bülent YILDIRIM
533 598 78XX: Bülent YILDIRIM
537 371 22XX: Bünyamin İPEK
545 283 84XX: Bünyamin YAVUZ
534 834 61XX: Büşra YALÇIN
505 278 34XX: Cabir ATAM
544 324 21XX: Cafer Bendi DERYAN
530 513 28XX: Cafer ÖZENİR/Çekmece Bld. Bşk
532 376 75XX: Cahit
533 513 41XX: Can
532 494 22XX: Canan
539 717 61XX: Canan
533 583 19XX: Canik
537 010 07XX: Cavit
533 814 21XX: Cebbar YILMAZ
533 437 37XX: Celal
212 613 96XX: Celal
532 551 02XX: Celal
538 861 71XX: Celalettin YURTOĞLU
553 431 61XX: Cem
212 528 50XX: Cem
532 203 14XX: Cem BOZLU
542 840 28XX: Cem GENÇOĞLU
532 247 39XX: Cem Metin GÜLBAY
533 498 94XX: Cemal
532 266 51XX: Cemal
532 257 16XX: Cemal ÖKSÜZ
532 213 46XX: Cemal ÖZDEMİR
533 598 78XX: Cemal Yılmaz DEMİR
530 746 16XX: Cemalettin
532 492 61XX: Cemalettin ÖZDEMİR
532 322 13XX: Cemalettin Yılmaz ALBAN
532 637 48XX: Cemil AYDİLEK
533 463 29XX: Cemil DEMİR
539 362 52XX: Cenapcan
542 581 24XX: Cengiz ARTUKOĞLU
532 614 20XX: Cengiz ÖZDEMİR
532 254 22XX: Cengiz ÖZDİKER
532 757 15XX: Cenk
554 629 65XX: Cenk
532 405 22XX: Ceren
539 236 88XX: Cevad HURAN
505 660 99XX: Cevher CADUK
312 207 40XX: CHP Genel Merkezi
541 330 37XX: Cihan
532 457 79XX: Cihat BAĞDAT
532 303 54XX: Cihat GÖKDEMİR
539 596 43XX: Cisem
532 232 51XX: Coşkun
532 585 56XX: Cumali ASLAN
506 333 78XX: Cumhur ÜNAL
532 695 38XX: Cüneyt
532 274 92XX: Cüneyt KORAL
530 501 96XX: Cüneyt SARIYAŞAR
532 484 42XX: Çağlar
532 433 78XX: Çağrı SOLAK
532 773 46XX: Çetin AKYÜZ ( Kazimi)
532 354 54XX: Çetin DEDE
532 492 39XX: Çetiner ÇETİN
544 681 25XX: Çiğdem
543 959 20XX: Çiğdem
507 603 86XX: Çiğdem ŞAHİN
532 234 32XX: Çimen Filiz PAŞA SERTBAŞ
532 204 32XX: Çimen Filiz PAŞA SERTBAŞ
537 058 78XX: Çimen Filiz PAŞA SERTBAŞ
212 465 90XX: Damla
532 746 20XX: Dane
212 512 14XX: Darülşıh
535 410 59XX: Davut
533 770 01XX: Davut
545 770 34XX: Davut
533 503 42XX: Defne SAMYELİ
532 212 41XX: Demet GÜNDOĞDU
532 223 22XX: Deniz DEMİR
539 648 17XX: Derin
532 394 04XX: Derviş ÇELİK
536 775 83XX: Derviş KARDEŞLİK
532 731 17XX: DH Basın Yay. Matb.
533 238 19XX: Didem TOMASLAR
533 599 24XX: Dilaver
534 053 86XX: Dilek
534 061 39XX: Dilek
553 423 24XX: Dilek
542 387 74XX: Dilek YAPICI
541 827 02XX: Diyadin AKA
542 506 35XX: Doğan
533 248 03XX: Doğan EKŞİNAT
533 669 27XX: Durmuş
532 264 24XX: Durmuş Ali EKER
533 769 88XX: Durmuş GÜNAY
533 715 73XX: Ebru
535 072 06XX: Ebubekir ORTA
212 523 11XX: Ebulfez
538 857 52XX: Ebulfez
539 588 83XX: Ebuzer ERSOY
543 933 68XX: Eda
505 403 10XX: Eda HAN
532 463 26XX: Edip Ali YAVUZ
541 781 08XX: Ednan GÜZELDERE
532 428 29XX: Efkan ALA
532 371 64XX: Efkan BOLAÇ
532 345 06XX: Eflatun SAYGILI
531 777 91XX: Egemen ARKUT (On4)
533 624 26XX: Ehet SOLHAN
530 417 40XX: Ekrem
533 742 68XX: Ekrem
538 363 24XX: Ekrem
505 592 48XX: Ekrem ÇORAKLIK
537 561 65XX: Ekrem NECİPOĞLU
212 229 04XX: Elif
533 598 78XX: Elif
541 743 64XX: Elif
536 272 23XX: Elif ALICI
506 896 72XX: Elif BERK
530 383 51XX: Elif ERDEM
216 539 11XX: Elif GERMİYANLIGİL
532 566 26XX: Elif GERMİYANLIGİL
530 311 76XX: Elvin
543 601 58XX: Emel
530 230 33XX: Emin ŞEN
539 319 11XX: Emine TAŞ
530 382 32XX: Emir
533 267 44XX: Emir EŞ
534 223 08XX: Emir KURTULMUŞ
532 376 50XX: Emir SAKMAN
532 320 03XX: Emir Tamer TOĞANAŞ
532 237 30XX: Emre
555 485 10XX: Emre
534 927 71XX: Emre
532 741 55XX: Emre BERBER
536 443 85XX: Enes
538 897 01XX: Enes GÜNAYDIN
507 772 80XX: Engin BİLGİN
533 326 68XX: Engin BİLGİN
535 057 59XX: Ensar AVCIOĞULLARINDAN
312 309 89XX: Enver
530 403 95XX: Ercan
532 775 70XX: Ercan ALAGÖZ
530 416 06XX: Ercan SARICAOĞLU
530 416 15XX: Erdal
530 460 77XX: Erdal
312 425 40XX: Erdal Celal SUMAYTAOĞLU
530 145 31XX: Erdal Celal SUMAYTAOĞLU
533 564 66XX: Erdal Mehmet AYTAY
532 215 51XX: Erdal SELİMOĞLU
533 460 70XX: Erdal Tanas KARAGÖL
553 253 92XX: Erdal TUNCAY
532 311 58XX: Erdem SÜRMEN
532 775 70XX: Erdinç
538 774 93XX: Erdoğan YILMAZ
538 357 13XX: Eren
212 244 48XX: Erhan
532 272 42XX: Erhan
546 268 42XX: Erhan GÜNGÖR
553 526 06XX: Erhan ÖZTÜRK
533 501 94XX: Erkan
532 177 71XX: Erkan ÇİÇEK
554 462 21XX: Erkan KARAKAYA
530 936 72XX: Erol DİLAVER
532 508 10XX: Erol ERDOĞAN
532 477 43XX: Erol GÖKA
535 867 27XX: Erol ÜNALDI
505 330 21XX: Ersagun SERVİ
532 737 36XX: Ersan
554 581 18XX: Ersan GÜNGÖR
537 609 53XX: Ersin TEZCAN
505 543 01XX: Ertan BEŞE
532 213 75XX: Ertuğ (Diktaş)
530 931 20XX: Ertuğrul
549 666 67XX: Ertuğrul ÖZKÖK
532 570 55XX: Ertürk SALTABAŞ
542 490 28XX: Esra
533 370 50XX: Esra
531 393 79XX: Eşref
507 218 30XX: Eşref ÖZVİRAN
531 597 56XX: Ethem
530 170 77XX: Eyüp
312 224 11XX: Eyüp ERHAN
505 330 21XX: Eyüp Gökhan ÖZEKİN
535 292 18XX: Eyüp GÖKTAŞ
532 262 06XX: Fahrettin ÇAKMAK
532 721 30XX: Fahri
537 449 34XX: Fahri AYSEL
535 694 54XX: Fahri KELEŞ
532 211 53XX: Faik IŞIK
553 251 19XX: Faik ÖZCAN
554 492 71XX: Faruk
533 814 01XX: Faruk HASETÇİ
534 618 64XX: Faruk KOCA
538 077 50XX: Faruk KOCA
533 218 54XX: Faruk KOCA
531 960 79XX: Faruk KOCA (Furgan)
532 313 77XX: Faruk Nafiz ÖZAK
532 677 66XX: Faruk ÖZKADER
533 771 65XX: Faruk SOLAK
533 358 22XX: Faruk ÜST
536 367 78XX: Fasih AĞLAMAZ
532 281 26XX: Fatih
212 447 33XX: Fatih
533 209 85XX: Fatih
555 720 42XX: Fatih ASLAN
531 371 18XX: Fatih AYDIN
532 157 32XX: Fatih ER
531 299 18XX: Fatih ERDOĞAN (Tarık)
544 667 63XX: Fatih İMDAT
533 668 78XX: Fatih KUROĞLU
532 675 65XX: Fatih METİN
533 234 12XX: Fatih OKUMUŞ
555 552 15XX: Fatih OKUMUŞ
553 278 57XX: Fatih SABUNCU
505 698 90XX: Fatih SABUNCU
532 466 52XX: Fatih TEZCAN
532 713 65XX: Fatih YÜCEDAĞ
531 541 75XX: Fatma
535 334 09XX: Fatma
530 459 19XX: Fatma
533 622 69XX: Fatma – Habip Coşkun
505 777 02XX: Fatma Bostan ÜNSAL
543 453 57XX: Fatma SARIKAYA
543 586 14XX: Fatma ULEYJİYEH
532 278 04XX: Fatma YILMAZ
539 509 08XX: Fatmanur ERDAL
533 579 90XX: Fazıl
539 244 88XX: Fazıl AGİŞ
533 730 73XX: Fazıl Ahmet AYDOĞAN
532 671 35XX: Fazıl Hüsnü ERDEM
533 610 77XX: Fazlı
532 772 74XX: Fazlı KORKUT
555 258 23XX: Fehim TAŞTEKİN
549 740 91XX: Fehim TAŞTEKİN
533 662 62XX: Fehmi
506 333 29XX: Feramuz ÜSTÜN
553 440 10XX: Ferda
531 717 33XX: Ferdi
545 375 76XX: Ferhat
312 318 85XX: Feride ÖZMEN
532 337 38XX: Feridun
530 928 75XX: Ferit
532 314 13XX: Fermani Özgür ALTUN
532 277 75XX: Fevzi KETENCİOĞLU
533 571 79XX: Feyzullah AKYOL
533 699 10XX: Feyzullah DUMAN
532 293 42XX: Feyzullah KIYIKLIK
536 541 65XX: Fezair POLAT
312 220 00XX: Fırat
532 655 79XX: Fidel
533 464 67XX: Fidel ZEHRA
530 262 32XX: Fikret GÜLTEKİN
544 588 16XX: Fikriye YİĞİT
530 469 68XX: Fuat
532 245 12XX: Fuat
555 707 48XX: Fuat
533 635 49XX: Fuat İNANÇ
533 735 34XX: Fuat KOZLUKLU
541 961 61XX: Furkan
554 974 48XX: Furkan
554 697 80XX: Furkan BESLİ
555 351 67XX: Furkan TORLAK
533 206 33XX: Furkan TORLAK
543 977 62XX: Gamze
537 248 38XX: Gani
530 491 76XX: Gazi
531 869 92XX: Gizem BERBEROĞLU
553 543 10XX: Gonca GÜLPINAR
545 742 00XX: Gonca PEŞMEN
532 230 94XX: Gökçe
507 810 85XX: Gökhan
531 304 14XX: Gökhan KAVAK
507 760 20XX: Gökhan ÖVENÇ
532 280 61XX: Gökhan ŞİMŞEK
532 591 72XX: Gökhan YAZGI
505 232 24XX: Gökten GÜZİDE
507 299 76XX: Gözde KURT
212 376 50XX: Gübretaş Genel Müdürü
532 685 05XX: Gülağ
505 645 99XX: Gülay
533 268 79XX: Gülay
543 697 56XX: Gülcan
212 697 14XX: Gülcan ÇİFTÇİ
542 654 33XX: Gülçin
507 554 14XX: Gülçin DEMİR
544 716 62XX: Gülçin DEMİR
539 633 97XX: Gülçin GÜNÇAĞLAYAN
533 581 78XX: Gülden SÖNMEZ
554 822 36XX: Gülendam ÖZGÜL
535 691 25XX: Güler
543 348 20XX: Gülnihal
536 051 93XX: Gülsüm
534 343 58XX: Gültekin NAZLI (Aynur)
505 210 82XX: Güner BALCI
533 494 50XX: Güneş ÖZEN
532 314 88XX: Gürcan ERDEN
533 379 26XX: Gürcan ONAT
532 426 85XX: Gürkan BİÇEN
532 743 41XX: Gürol KARAHİSAROĞLU
422 322 21XX: Güzide GÖK YILDIRIM
531 585 54XX: Habip ATAM
533 204 87XX: Hacer KORKMAZ
535 661 93XX: Hacer Şule PERİNÇEK
532 701 08XX: Hacı Murat BOYRA
538 782 08XX: Hafız
533 956 06XX: Hakan
533 546 43XX: Hakan
532 352 38XX: Hakan
533 324 26XX: Hakan
533 404 41XX: Hakan ALBAYRAK
507 843 06XX: Hakan ALBAYRAK
538 350 64XX: Hakan ALBAYRAK
533 604 45XX: Hakan AYDOĞAN
216 503 58XX: Hakan AYDOĞAN
532 525 00XX: Hakan AYDOĞAN
535 502 35XX: Hakan BAYINDIR
532 652 53XX: Hakan BEROOĞLU
533 281 98XX: Hakan BEROOĞLU
506 381 02XX: Hakan BOLAT
531 846 27XX: Hakan ÇELİK
532 510 83XX: Hakan ÇOPUR
537 269 51XX: Hakan EFE
532 463 26XX: Hakan FİDAN
532 218 46XX: Hakan FİDAN
533 206 79XX: Hakan MÜFTÜOĞLU
533 294 34XX: Hakan SARIHAN
532 542 77XX: Hakan ŞASİ
532 387 83XX: Hakan UZUN
312 488 02XX: Hakim
544 342 99XX: Hakim ALİZADE
538 719 60XX: Hakkı
507 265 44XX: Hakkı AKKAYA
212 441 54XX: Hakkı Selçuk ŞANLI
532 720 78XX: Hakkı Selçuk ŞANLI
533 680 81XX: Haktan AKSU
507 663 18XX: Haldun DEMİR
530 289 39XX: Halil
532 231 91XX: Halil
541 520 17XX: Halil
532 286 15XX: Halil AYDOĞAN
533 214 95XX: Halil BÜYÜKKESKİN
541 201 55XX: Halil ERTAKUŞ
532 607 34XX: Halil GÜNEŞ
533 646 38XX: Halil İBRAHİM
506 700 88XX: Halil İbrahim ATAMAN
505 584 51XX: Halis
552 715 14XX: Halis MUTLU
536 300 20XX: Halit
532 496 65XX: Halit KOÇ
534 978 23XX: Halo Dayı
532 607 39XX: Haluk
507 938 58XX: Hamdi AL
533 641 13XX: Hamdi OSMANOĞLU
532 260 61XX: Hamdi SELÇUK
212 447 30XX: Hamid
535 826 12XX: Hamit TURAN
541 226 99XX: Hamza
532 427 12XX: Hamza
533 383 28XX: Hamza
554 650 13XX: Hamza AKMAN
536 820 45XX: Hamza ŞANLI
216 474 16XX: Hande Burcu GÜVEN
505 708 06XX: Hanefi GÖK
533 218 54XX: Hanım TUNCER
538 036 25XX: Hanım TUNCER
532 741 06XX: Harun
532 355 30XX: Harun
533 375 85XX: Harun BUDAKLAR
532 266 31XX: Harun CANSIZ
533 598 78XX: Hasan
533 349 57XX: Hasan
532 265 86XX: Hasan
537 999 14XX: Hasan
532 488 00XX: Hasan AKARAS
542 233 18XX: Hasan AKYÜZ
555 212 96XX: Hasan ANDIÇ
532 461 92XX: Hasan BENLİ
543 521 81XX: Hasan DEMİRAL
507 663 18XX: Hasan DEMİROL
530 499 20XX: Hasan DOĞAN
537 780 70XX: Hasan Faraji GHOTLOV
538 250 44XX: Hasan Faraji GHOTLOV
533 743 64XX: Hasan HAFIZOĞLU
531 883 33XX: Hasan KAÇAL
537 400 81XX: Hasan KAÇAL
212 515 51XX: Hasan KANAATLI
535 764 80XX: Hasan KANAATLI
507 785 09XX: Hasan KARADAŞ
530 660 28XX: Hasan KAYA
212 679 68XX: Hasan KILIÇ
212 679 70XX: Hasan KILIÇ
532 604 79XX: Hasan KILIÇ
532 434 50XX: Hasan MERTEL
532 270 87XX: Hasan ONAT
506 672 04XX: Hasan ORMANCI
506 667 73XX: Hasan ORTAÇ
536 200 20XX: Hasan ÖZDEN
533 598 78XX: Hasan ÖZEN
532 275 42XX: Hasan POSTACI
532 616 55XX: Hasan ŞABANİ
535 393 08XX: Hasan TAHRAVİ
541 569 63XX: Hasan YILMAZ
546 429 64XX: Hassan
532 325 12XX: Haşim SAVAŞ
535 278 07XX: Haşim/Musa
538 405 99XX: Hatice
312 323 35XX: Hatice Bekir ERDOĞAN
541 641 07XX: Hatice ÇAPIN
537 408 80XX: Hatice EREN
533 511 28XX: Hatice KADIOĞLU (Yılmaz KADIOĞLU'nun Eşi)
533 732 44XX: Havva Kök ARSLAN
539 963 49XX: Haydar ARMAĞAN
531 900 97XX: Haydar ARMAĞAN
507 506 00XX: Haydar BAŞ
536 878 53XX: Hayrettin
532 671 13XX: Hayrettin ÇAKMAK
506 593 78XX: Hayrettin DEMİRCAN
533 772 91XX: Hayrullah ÖZKAN
532 220 51XX: Hazım KORAL
532 228 15XX: Hemdullah BİLGİN
554 435 75XX: Hıdır VARO
534 582 24XX: Hicran DEMİRAY
533 253 33XX: Hidayet TUKSAL
533 629 85XX: Hikmet
507 251 28XX: Hikmet AL
530 695 92XX: Hikmet ERTAN
533 572 69XX: Hikmet GÖK
533 420 67XX: Hikmet GÖK
533 691 74XX: Hulusi
532 671 31XX: Hüdaverdi ÇAKIR
539 336 04XX: Hülya
530 464 94XX: Hülya
532 702 00XX: Hürriyet VAROL ( M.Gaimi)
532 252 75XX: Hüsamettin KORKUTATA
543 904 92XX: Hüseyin
531 317 85XX: Hüseyin
506 693 63XX: Hüseyin
536 652 32XX: Hüseyin
505 618 84XX: Hüseyin
507 341 74XX: Hüseyin
542 313 47XX: Hüseyin ADAK
537 491 64XX: Hüseyin ADIGÜZEL
535 881 45XX: Hüseyin ALAGÖZ
535 688 65XX: Hüseyin AVCI
533 206 79XX: Hüseyin Avni YAZICIOĞLU
532 554 25XX: Hüseyin AYGÜN
532 160 14XX: Hüseyin Cahit CENGİZ
532 631 09XX: Hüseyin DAYIOĞLU
532 351 26XX: Hüseyin DEMİR
532 613 86XX: Hüseyin DİNÇEL
532 367 99XX: Hüseyin HATEMİ
544 880 92XX: Hüseyin IŞIK
507 623 25XX: Hüseyin KAYABAŞ
532 641 97XX: Hüseyin KILIÇ
530 969 72XX: Hüseyin KULAOĞLU (Akit Gazetesi)
532 287 44XX: Hüseyin MUTLU
533 220 30XX: Hüseyin ORUÇ
532 490 85XX: Hüseyin SARIGÜL
506 578 26XX: Hüseyin TAŞ
554 558 23XX: Hüseyin TUGA
505 346 87XX: Hüseyin TUTAR
532 585 80XX: Hüseyin YAYMAN
546 725 55XX: Hüsnü
532 216 07XX: Hüsnü MAHALLİ
535 388 71XX: Hüsnü ÖZER
536 557 14XX: Irmak
554 201 98XX: Irmak
536 740 87XX: İbrahilm
532 574 17XX: İbrahim
546 475 81XX: İbrahim
533 313 58XX: İbrahim
536 946 23XX: İbrahim
212 544 90XX: İbrahim
533 339 46XX: İbrahim BAYSAN
532 377 53XX: İbrahim ÇAĞLAR
530 419 68XX: İbrahim ÇELİK
532 703 30XX: İbrahim EREN
530 662 05XX: İbrahim EREN
505 210 82XX: İbrahim ERGÜDER
542 359 52XX: İbrahim GÜLEÇ
541 470 00XX: İbrahim KARADENİZ
532 473 14XX: İbrahim KARAGÜL
538 949 61XX: İbrahim KARAMAN
532 295 65XX: İbrahim KELEŞ
530 040 96XX: İbrahim KILIÇ
539 266 23XX: İbrahim KORKMAZ
532 706 13XX: İbrahim KORKMAZ – Düzce AKP Milletvekili
536 379 03XX: İbrahim SARICA
505 672 07XX: İbrahim SIRMA
533 212 71XX: İbrahim SİRMA
536 942 18XX: İbrahim TİĞLİ
536 362 62XX: İbrahim VARDAR
532 747 91XX: İdris AKSOY
533 251 74XX: İdris KARDAŞ
542 344 44XX: İdris SARUHAN
532 608 39XX: İhsan
532 329 00XX: İhsan ARSLAN
535 775 72XX: İhsan GÖKÇEK
532 271 28XX: İhsan KARAMAN
212 661 14XX: İkbali
544 445 70XX: İlhami
533 249 38XX: İlhami SAYAN
505 312 07XX: İlhan YİĞİT
536 946 71XX: İlyas
532 668 16XX: İlyas
532 617 05XX: İlyas ASLAN
530 763 81XX: İlyas COŞKUN
532 266 34XX: İlyas YILDIRIM
537 428 31XX: İlyas YILMAZ
543 348 14XX: İpek ŞENGÜL
530 388 74XX: İrem
535 252 32XX: İrfan HACIOĞLU
538 232 45XX: İsa
532 461 06XX: İsa
505 369 50XX: İsa EREN
532 556 15XX: İsa POLAT
532 557 67XX: İskender
506 904 16XX: İslam ÖZKAN
533 654 88XX: İslam ÖZKAN
532 423 77XX: İsmail
555 484 60XX: İsmail
554 901 28XX: İsmail ADIGÜZEL
533 300 04XX: İsmail AY
533 810 91XX: İsmail BAKİ
532 606 33XX: İsmail BAYKARA
532 527 57XX: İsmail Can GÖKBUDAK
533 760 33XX: İsmail CESUR
533 029 90XX: İsmail ÇOBAN
505 251 45XX: İsmail DİNÇASLAN
538 502 79XX: İsmail DOĞU
505 967 70XX: İsmail DURMUŞ
532 233 22XX: İsmail KARA
532 768 88XX: İsmail KARAKOÇ
232 276 99XX: İsmail KORKMAZ
507 374 67XX: İsmail KORKMAZ
533 296 74XX: İsmail KÜÇÜKBAYRAK
533 227 91XX: İsmail KÜÇÜKKAYA
530 524 31XX: İsmail MANGALTEPE
212 440 00XX: İsmail MANGALTEPE
532 792 70XX: İsmail MERT
555 719 32XX: İsmail SALMANLI
531 081 85XX: İsmail SU
530 287 80XX: İsmail ÜNAL
533 615 50XX: İsmail ÜNAL
312 270 77XX: İsmail ÜNAL/ Sincan Bld. Başk.
530 976 09XX: İsmail ZER
532 717 03XX: İsmet
532 202 37XX: İsmet
534 514 42XX: İsmet YÜKSEL
212 589 09XX: İsra Kültür Merkezi
533 378 75XX: İst Ağaç Peyzaj
212 440 00XX: İstanbul Üniversitesi
530 341 21XX: İzzet ŞAHİN
532 216 07XX: Jale MAHALLİ
535 689 56XX: Jasmin
531 628 48XX: Jay Alparslan
507 709 62XX: K.Y.
532 774 28XX: Kaan Tolga ÖZDEMİR
539 685 76XX: Kader
532 744 17XX: Kadim TOPTAŞ
212 664 64XX: Kadir
212 664 46XX: Kadir
532 342 03XX: Kadir AKARAS
505 580 29XX: Kadir ESER
544 520 00XX: Kadir KAPTAN
533 560 46XX: Kadir NAYIR
541 590 36XX: Kadir TEZŞAH
543 875 23XX: Kadri Zafer KARAER
326 233 56XX: Kağan
533 421 35XX: Kağan DİLEK
533 380 90XX: Kamil
533 718 35XX: Kamil AYDOĞAN
506 657 53XX: Kamil KAYALI
533 359 87XX: Kamil SORGUN
212 447 33XX: Kanal 14
212 447 30XX: Kanal 14 Spikeri
534 475 33XX: Kanal 34 Serkan GÜÇLÜ
212 437 80XX: Kanal 7
505 469 61XX: Kasım
505 469 41XX: Kasım
555 436 70XX: Kasım
212 696 10XX: Kasım ALCAN
535 836 24XX: Kasım ALCAN
530 976 83XX: Kasım ÖZTAŞ
532 638 19XX: Kasım YOLDAŞ
532 313 83XX: Kaya
535 748 87XX: Kayhan
212 227 73XX: Kazım
536 746 97XX: Kazım
537 314 82XX: Kazım ÇELİKBİLEK
532 234 09XX: Kazım TÜRKER
535 882 70XX: Kemal
532 742 45XX: Kemal
538 652 31XX: Kemal
212 447 30XX: Kemal (Şafak Medya)
533 472 63XX: Kemal AKGÜN
553 353 10XX: Kemal CESUR
506 502 35XX: Kemal CESUR
532 395 63XX: Kemal CESUR
534 959 47XX: Kemal GÜMÜŞ
532 285 77XX: Kemal HALİL
537 770 18XX: Kemal KEMAHLI
544 502 20XX: Kemal KILIÇ
533 598 78XX: Kemal ÖZTÜRK
530 201 98XX: Kemal ÖZTÜRK
533 643 51XX: Kemal YILDIR
212 664 64XX: Kenan
539 232 57XX: Kenan
532 739 60XX: Kenan
533 244 39XX: Kenan AKTAŞ
532 645 05XX: Kenan AKYOL
532 612 62XX: Kenan ÇAMURCU
533 086 28XX: Kenan DANIŞMAN
532 266 64XX: Kenan VATANSEVER
532 607 78XX: Kerim
212 555 16XX: Kevser Kazimi
212 555 16XX: Kevser Organizasyon
535 557 87XX: Keyvan ZADEH
536 945 38XX: Koray
542 435 33XX: Koray KURT
532 360 70XX: Köksal BÜYÜK
549 425 30XX: Kubilay
312 422 60XX: Kudret
532 491 88XX: Kudret BÜLBÜL
505 224 14XX: Kumru ÇİNKAYA
552 331 67XX: Kurban CERT (Ebulfez)
532 153 54XX: Kutlu
212 631 32XX: Kuveyt Türk Bankası
555 270 09XX: Kürsat
539 322 68XX: Kürşat
554 991 64XX: Lady İMAM
532 154 39XX: Levent
533 424 61XX: Levent BALKAN
532 294 36XX: Levent GÜLTEKİN
534 254 21XX: Levent ÖZKAN
539 255 87XX: Leyla GÖK
539 267 44XX: Leyla GÖK
533 459 92XX: Lütfi
530 977 37XX: Lütfullah GÖKTAŞ
532 495 73XX: Lütfü YILMAZ
555 579 90XX: M. Fatih KUTAN
541 855 21XX: M. Yahya COŞKUN
532 617 06XX: Mahir ATLAN
532 281 21XX: Mahmut
555 722 21XX: Mahmut
530 350 08XX: Mahmut
542 245 14XX: Mahmut
312 289 22XX: Mahmut – Huriye
542 837 93XX: Mahmut AYDIN
554 275 28XX: Mahmut AYDIN
533 685 53XX: Mahmut BIYIK
530 347 94XX: Mahmut DÜZGÜN
532 743 05XX: Mahmut GÜMÜŞ
507 244 26XX: Mahmut İŞBUĞA
532 200 06XX: Mahmut KAYA
537 234 07XX: Mahmut KOÇER
533 232 49XX: Mahmut OSMANOĞLU
532 446 72XX: Mahmut SÜZEN
538 500 44XX: Mahur Ali
507 440 00XX: Mahur Ali
555 245 57XX: Malik
532 314 90XX: Mansure
535 075 15XX: Maviş
554 544 75XX: Mazlum
532 324 95XX: Mazlum DİNÇ
532 412 90XX: Mehmet
546 461 04XX: Mehmet
532 384 45XX: Mehmet
532 673 21XX: Mehmet
312 328 75XX: Mehmet
535 784 31XX: Mehmet
505 783 39XX: Mehmet
532 275 42XX: Mehmet
533 598 78XX: Mehmet
530 561 98XX: Mehmet
212 586 69XX: Mehmet
533 436 93XX: Mehmet
533 382 95XX: Mehmet – Ahmet
532 396 76XX: Mehmet AKBULUT
542 387 87XX: Mehmet Akif ERSOY
533 664 48XX: Mehmet Ali
212 251 21XX: Mehmet Ali
531 601 44XX: Mehmet Ali
533 327 35XX: Mehmet Ali BERBER
532 313 83XX: Mehmet Ali TEKİN
530 242 44XX: Mehmet Ali TEKİN
532 552 62XX: Mehmet Ali TUNAY
537 501 05XX: Mehmet Ali YILDIZ
533 285 46XX: Mehmet ALTIN
505 549 98XX: Mehmet Atik ADEM
533 664 76XX: Mehmet BARCA
532 361 43XX: Mehmet BEKAROĞLU
554 411 88XX: Mehmet Can ÇAĞLAYAN
533 607 95XX: Mehmet ÇAKIL
532 391 84XX: Mehmet ÇINAR
532 310 30XX: Mehmet DEMİRHAN (Tuncay'ın Babası)
533 281 87XX: Mehmet Emin ASLAN
532 375 07XX: Mehmet Emin EKMEN
532 336 94XX: Mehmet Emin ÖZCAN
551 406 30XX: Mehmet Emin ÜZÜMCÜ
533 474 99XX: Mehmet Fatih YOKSUL
532 550 69XX: Mehmet GENÇ
532 376 58XX: Mehmet GÜZELYURT
507 940 39XX: Mehmet Hakan ÖZAYAS
532 347 43XX: Mehmet Hanifi İNANÇ
533 213 33XX: Mehmet İŞSEVER
533 214 50XX: Mehmet KARACA
554 236 73XX: Mehmet KASAL
535 877 04XX: Mehmet KILIÇ
533 275 65XX: Mehmet KOCA
533 763 04XX: Mehmet KOÇ
530 435 04XX: Mehmet LAÇİN
536 616 45XX: Mehmet NİLÜFER
554 930 77XX: Mehmet NİLÜFER
212 674 01XX: Mehmet NİLÜFER (Hilal TV)
532 571 50XX: Mehmet OKUYAN
531 207 50XX: Mehmet ÖCALAN
532 384 26XX: Mehmet ÖCALAN
532 698 57XX: Mehmet ÖZDEMİR
505 517 32XX: Mehmet ÖZDEMİR
533 232 49XX: Mehmet ÖZTÜRK
505 212 43XX: Mehmet PAMAK
554 277 78XX: Mehmet Rüstem BOZTUNÇ
532 131 88XX: Mehmet Serkan GEMCİ
532 256 00XX: Mehmet SEYYAR
505 562 60XX: Mehmet SILAY
532 313 83XX: Mehmet ŞAHİN
533 453 38XX: Mehmet ŞEKER
532 322 07XX: Mehmet Şükrü GÜNAY
533 659 26XX: Mehmet TAHİROĞLU
532 521 35XX: Mehmet TERCAN
531 923 79XX: Mehmet TOPRAK
532 795 60XX: Mehmet ÜNAL
532 362 91XX: Mehmet YALÇIN
532 792 98XX: Mehmet Yalçın YILMAZ
505 777 20XX: Mehmet YÜKSEKTEPE
532 488 84XX: Mehmet Zafer ALSAÇ
542 311 90XX: Mehmet Zafer GÜL
212 428 42XX: Mehtap
536 663 97XX: Mehti BİRDAL
534 864 17XX: Mehti NURANİ
541 381 71XX: Melda
541 381 71XX: Melda
212 415 06XX: Melek
531 237 25XX: Mensur
533 330 25XX: Meral HANBOYAT
532 581 27XX: Merdan
533 600 54XX: Merve
534 498 10XX: Merve
542 711 52XX: Merve DEMİRBAŞ
530 311 17XX: Merve KAVAKÇI
534 796 28XX: Meryem BİRSİN
534 442 86XX: Meryem Feride ORUÇ
539 476 69XX: Meryem SOLYANIK (Viktoriya)
544 667 85XX: Mesut
530 823 66XX: Mesut
532 213 60XX: Mesut
506 743 57XX: Mesut
506 200 54XX: Mesut KARAVELİ
533 356 88XX: Mesut ÖZCAN
530 149 95XX: Metin
532 502 32XX: Metin
535 873 08XX: Metin ATAM
532 725 75XX: Metin CÖRÜT
532 592 69XX: Metin DOĞAN
532 476 27XX: Metin HABİBOĞLU
532 277 75XX: Metin KESKİN
533 476 70XX: Metin MAHİTAPOĞLU
532 272 41XX: Metin ŞENTÜRK
505 475 47XX: Metin ULUKANLIGİL
532 670 95XX: Metin ÜNAL
536 649 35XX: Mevlüt
505 520 26XX: Mevlüt
531 034 56XX: Mihraç URAL
537 839 48XX: Mihriban
532 793 87XX: Mihriban KIRDÖK
536 952 17XX: Mikail
507 366 08XX: Mikail BUĞDAY
535 689 60XX: Mikail DEMİR
533 264 50XX: Mithat
532 331 89XX: Mithat Ali KABAALİ (CHP Genel Başkan Danışmanı)
532 633 12XX: Mithat SANCAR
542 603 71XX: Mohammed Reza ALIYAR
505 771 40XX: Muammer
532 331 06XX: Muammer EKER
507 940 43XX: Muaz
531 241 52XX: Muhammed
312 375 39XX: Muhammed Ali ARMAĞAN
506 336 63XX: Muhammed Ali GENÇ
537 399 74XX: Muhammed Ali ŞİMŞEK
532 360 46XX: Muhammed BAKIR
530 938 00XX: Muhammed BAKIR
530 542 67XX: Muhammed Enes KILIÇ
544 971 13XX: Muhammed Mehti ATAM
532 506 65XX: Muhammed Reşid SEYDAROĞLU
533 341 58XX: Muhammed SABİRİ
555 876 44XX: Muhammed YAVUZ
545 665 22XX: Muhammet
505 709 09XX: Muhammet Burak GÜLTEKİN
554 207 13XX: Muhammet Enes ALBAN
542 561 05XX: Muhammet Kaan ASLANBABA
532 416 89XX: Muhammet NURDOĞAN
534 234 97XX: Muhammet ŞERİF ( Özbek)
533 494 35XX: Muharrem
532 577 12XX: Muharrem BIDAK
532 394 72XX: Muhittin
533 742 11XX: Muhittin ATAMAN
507 241 03XX: Muhittin Fuat ŞENGÜL
532 314 40XX: Muhsin
530 824 41XX: Muhsin
532 736 43XX: Muhsin KIRÇİÇEK
541 435 77XX: Mukaddes
554 802 91XX: Murat
532 553 46XX: Murat
532 403 84XX: Murat
532 333 15XX: Murat
533 815 35XX: Murat
554 901 28XX: Murat
507 477 59XX: Murat ATA
541 939 93XX: Murat KARAPINAR
532 426 77XX: Murat KÖSE
507 872 84XX: Murat NAZLI
549 495 92XX: Murat NAZLI
507 413 41XX: Murat OZHAN
533 332 53XX: Murat SAHİNLİ
542 511 73XX: Murat SOFUOĞLU
532 691 11XX: Murat TAŞ
535 677 60XX: Murat TÜRKMEN
530 311 76XX: Murat YORULMAZ
533 665 54XX: Murtaza
535 887 73XX: Musa AYDIN
505 661 45XX: Musa CAN
532 793 21XX: Musa GÜLDİBİ
532 238 32XX: Musa GÜNEŞ
533 749 60XX: Musa KOCA
533 653 04XX: Musa KULAKLIKAYA
530 880 78XX: Mustafa
546 898 58XX: Mustafa
533 682 69XX: Mustafa
533 456 54XX: Mustafa
312 422 18XX: Mustafa
532 510 33XX: Mustafa
532 661 34XX: Mustafa
533 598 78XX: Mustafa
532 301 77XX: Mustafa
530 147 45XX: Mustafa
533 631 82XX: Mustafa ATEŞ
533 667 09XX: Mustafa BAĞ
555 444 42XX: Mustafa DAMAR
531 425 22XX: Mustafa DEMİRHAN
532 241 37XX: Mustafa ERDOĞAN
533 725 30XX: Mustafa EYİCEOĞLU
555 561 23XX: Mustafa Fevzi IŞIK
533 738 27XX: Mustafa GÖK
535 362 52XX: Mustafa GÜNAY
533 741 46XX: Mustafa GÜNEY
532 553 44XX: Mustafa GÜNTEKİN
505 230 86XX: Mustafa Hakan ÖZGER
212 693 06XX: Mustafa İSLAMOĞLU
532 733 87XX: Mustafa İSLAMOĞLU
506 562 61XX: Mustafa KAYA
535 665 53XX: Mustafa KAYA
533 381 65XX: Mustafa Kemal KIRNAK
262 343 28XX: Mustafa KORAL
532 610 18XX: Mustafa KURUCA
532 303 37XX: Mustafa ORÇAN
532 687 96XX: Mustafa ÖNER
530 223 08XX: Mustafa ÖZGÜN
537 568 60XX: Mustafa ÖZSOMUNCU
533 371 89XX: Mustafa SAKARYA
212 212 80XX: Mustafa ŞAN
533 683 65XX: Mustafa VARANK
530 560 86XX: Mustafa YILDIZ
532 264 47XX: Mustafa YILMAZ
532 171 39XX: Mustafa Yunus POLAT
538 824 90XX: Muzaffer
505 451 47XX: Mücahid
555 280 42XX: Mücahit BİRİCİK
506 860 13XX: Mücahit KÜÇÜKYILMAZ
535 345 44XX: Mükail GÜREL
532 394 52XX: Mükerrem SELÇUK
546 200 46XX: Mükremin KILINÇ
543 385 93XX: Mükremin KILINÇ
541 538 37XX: Münevver BALAKAN
535 542 62XX: Mürteza RAMAZAN
542 352 64XX: Nada MUFTIC
542 327 17XX: Nadir ADBAY
532 257 85XX: Nadir ERSOY
538 043 81XX: Nahed
541 880 70XX: Naim ATA
533 282 55XX: Naim ATA
532 684 91XX: Naim ATA
549 218 41XX: Narin
530 940 56XX: Nasuhi GÜNAY
530 662 05XX: Nasuhi GÜNGÖR
505 764 98XX: Nasuhi GÜNGÖR
533 163 76XX: Nazan BİRDAL
533 615 50XX: Nazan TAŞGEDİK
532 424 74XX: Nazım MAVİŞ
532 516 41XX: Nazif
536 988 68XX: Necat
534 204 12XX: Necat TAYFUR
554 958 45XX: Necati TOPÇU
536 248 03XX: Necati TOPÇU
532 526 37XX: Necdet CAN
535 482 88XX: Necip Fazıl KURT
312 204 80XX: Necla
532 306 80XX: Necmettin
533 461 62XX: Necmettin VAKKAR
532 606 05XX: Nejat
532 232 32XX: Nejdet
542 557 85XX: Nergis TURAN
538 744 44XX: Nergiz
538 790 41XX: Nergiz
534 404 44XX: Nergiz / Nesibe
555 561 91XX: Nesrin KOCADAYI
541 435 77XX: Nesrin ZEYNEP (Mazlumder)
546 685 91XX: Neşe
546 685 91XX: Neşe
505 822 16XX: Nevzat
533 664 48XX: Nevzat
532 255 99XX: Nevzat
544 440 17XX: Nevzat ÇİÇEK
530 665 28XX: Nezir
532 782 21XX: Nihal BENGİSU
533 745 96XX: Nihat
538 457 57XX: Nihat
530 871 30XX: Nihat İNANÇ
555 459 59XX: Nihat TAŞTAN
543 944 87XX: Nil
532 677 37XX: Nisan
532 520 60XX: Niyazi
532 523 12XX: Nizameddin ACAR
538 973 38XX: Nizamettin İBRAHİMOĞLU
535 719 97XX: Nuh
530 152 51XX: Nuh YILMAZ
532 351 26XX: Numan
530 600 17XX: Numan KURTULMUŞ
531 797 59XX: Nuran
541 804 22XX: Nurcan AKTAY
532 234 02XX: Nurdan
530 773 03XX: Nurdan
531 928 34XX: Nureddin ŞİRİN
535 614 05XX: Nureddin ŞİRİN
532 645 92XX: Nureddin Şirin AĞACAN
533 642 38XX: Nurettin NEBATİ
552 775 75XX: Nurettin TAYFUR
535 465 81XX: Nuri
532 570 06XX: Nuri
532 606 26XX: Nurkan YAĞIZ
212 440 00XX: Nurkan YAĞIZ
533 494 00XX: Nurullah Dursun SARIHAN
505 201 52XX: Ogün
542 594 40XX: Oğuz AKKAR
532 357 20XX: Oğuz TAŞPINAR
554 810 78XX: Oğuzhan
505 505 36XX: Oğuzhan ASİLTÜRK
545 366 64XX: Oğuzhan MAMAŞLI
534 294 16XX: Oğuzhan UÇUM
541 390 26XX: Okan
545 366 66XX: Okan
533 765 72XX: Okan MÜDERRİSOĞLU
544 251 67XX: Okay KAPUSUZ
506 314 61XX: Oktay
532 603 92XX: Oktay (Tuncay DEMİRHAN'ın Kardeşi)
532 761 31XX: Oktay ALBAYRAK
533 595 68XX: Oktay ALBAYRAK
532 272 79XX: Oktay KORKMAZ
532 609 30XX: Olcay BOZ
533 397 57XX: Onur NAZLIAKA
533 810 41XX: Orhan
532 385 43XX: Orhan
505 777 08XX: Orhan ALBAYRAK
212 381 28XX: Orhan SALİ
536 343 31XX: Orhan UÇAR
533 689 31XX: Orhun
537 473 14XX: Oruç
544 630 04XX: Oruç
542 608 90XX: Osman
555 619 98XX: Osman
505 756 02XX: Osman
530 287 09XX: Osman
532 556 15XX: Osman
533 598 78XX: Osman
542 594 40XX: Osman AKKOR
545 402 35XX: Osman ASLAN
533 599 24XX: Osman ATALAY
533 558 06XX: Osman ATALAY
212 376 50XX: Osman BALTA
530 928 49XX: Osman BALTA
536 033 10XX: Osman ÇAKMAK
535 890 12XX: Osman GÖKTAŞ
535 890 12XX: Osman GÖKTAŞ
532 346 85XX: Osman GÜNDOĞAN
533 423 40XX: Osman KANDARA
532 589 01XX: Osman ÖZCAN (Muş Alparslan Üniversitesi Rektör Yardımcısı)
539 636 96XX: Osman ÖZER
532 632 25XX: Osman SERT
539 605 98XX: Oya
536 217 62XX: Oya EREN
536 223 89XX: Ozan
538 257 93XX: Ozan Kemal SARIALİOĞLU
262 342 30XX: Ömer
537 687 42XX: Ömer
533 598 78XX: Ömer
535 347 17XX: Ömer ATALAR
532 778 35XX: Ömer ÇEPİTÜRK
546 550 02XX: Ömer ÇETİN
532 223 17XX: Ömer EKŞİ
533 719 52XX: Ömer EKŞİOĞLU
533 206 49XX: Ömer Faruk KAYA
539 485 95XX: Ömer Faruk ŞİMŞEK ERDOĞAN
535 276 87XX: Ömer GÖKMEN
532 584 03XX: Ömer HACIBEKTAŞOĞLU
531 873 58XX: Ömer KAYANİ
539 607 49XX: Ömer Musa TARĞAÇ
533 386 80XX: Ömer OKUMUŞ
537 662 86XX: Ömer ÖDEMİŞ
530 414 53XX: Ömer ÖNHAN
532 241 15XX: Ömer ÜNAL
542 446 06XX: Ömür KARAKULLUKÇU
533 593 08XX: Önder
506 487 34XX: Önder
555 801 52XX: Özay BULUT
546 414 53XX: Özcan ATAM
532 382 25XX: Özcan ERÇANDIRLI
545 470 94XX: Özdemir
541 342 32XX: Özdemir ÖZDEMİR
532 794 91XX: Özen Banu ÖZDEŞ
532 543 29XX: Özer
534 240 59XX: Özge
535 489 90XX: Özgünay GÖK
542 459 18XX: Özgür
533 557 11XX: Özlem
530 872 87XX: Özlem
505 258 64XX: Özlem ŞAHİN ERMİŞ
532 350 48XX: Özlem ULUBAY
542 808 25XX: Öznur KISACIK
507 420 36XX: Öztürk
531 994 49XX: Pelin
532 579 42XX: Pınar
539 514 91XX: Pınar
532 333 46XX: Rabia
533 232 49XX: Rafe ÖZTÜRK
532 442 26XX: Rafet
212 251 21XX: Rafet BALLI
554 779 17XX: Ragıp
532 246 75XX: Ragıp ERKİŞLİ
532 404 14XX: Rahman KARANLIK
533 357 96XX: Rahmi GÜÇLÜ
535 596 49XX: Rahmi ONURŞAN(Rahmani)
532 611 28XX: Raif
542 477 40XX: Ramazan
533 547 02XX: Ramazan
539 387 87XX: Ramazan AKGÜN
532 793 48XX: Ramazan CAN
505 581 87XX: Ramazan CİHAN
536 979 49XX: Ramazan EKİCİ
533 323 10XX: Ramazan KAPLAN
533 598 78XX: Ramazan KAYAN
532 504 55XX: Ramazan KURU
543 462 96XX: Rasim
533 610 12XX: Rasim
537 371 86XX: Recai
505 522 32XX: Recai OCAK
535 651 97XX: Recai YURDAN
505 502 58XX: Recep
530 527 23XX: Recep
532 254 59XX: Recep
533 598 41XX: Recep AYKUT
533 598 78XX: Recep AYKUT
532 468 50XX: Recep BEŞENK
533 665 75XX: Recep CENGİZ
532 570 63XX: Recep GANİ
356 214 20XX: Recep GÖKÇE
532 252 53XX: Recep GÜLOĞLU
506 690 16XX: Recep KABA
533 568 38XX: Recep KARAGÖZ (Mazlumder)
532 742 45XX: Refik ERYILMAZ
532 255 63XX: Remzi SIRDAŞ
531 704 52XX: Resul
532 610 20XX: Reşat
542 316 36XX: Reşat GÜMÜŞYAKA
533 484 63XX: Reyhan
532 166 08XX: Rezan
533 762 65XX: Rıdvan KAYA
532 565 29XX: Rıdvan Murat ALTUN
532 667 38XX: Rıdvan ŞENOCAK
537 994 34XX: Rıza
532 228 01XX: Ruhi
536 597 99XX: Ruken
506 796 74XX: Rüya ULUSOY
536 943 48XX: Saad
506 333 25XX: Saadettin AYDIN
532 600 11XX: Sabri
537 931 41XX: Sabri
532 456 08XX: Sadettin BUDAK
532 651 36XX: Sadettin Nasuhi GÜNAY
532 455 96XX: Sadık
545 305 07XX: Sadık
539 565 33XX: Sadık BOR
530 326 75XX: Sadık GÖKGÖZ
507 240 02XX: Sadık YALSIZUÇANLAR
532 243 55XX: Sadullah KEYVANOĞLU
553 521 33XX: Safiye
534 087 62XX: Sahra
532 415 41XX: Saim
533 445 27XX: Saim
530 602 56XX: Sakine
543 617 97XX: Sakine
530 951 47XX: Salih
532 650 67XX: Salih MENDERES
533 776 62XX: Saliha ERDİM
533 411 95XX: Saliha ZİYA
544 598 21XX: Samed YAZICIOĞLU
532 310 20XX: Samet
535 915 71XX: Samet ÇİMRİN
505 770 62XX: Samet ÖZTÜRK
530 461 81XX: Sami
533 282 19XX: Sami ER
532 525 12XX: Sami İSLAMOĞLU
555 819 09XX: Savaş
532 286 94XX: Saygın ŞEMENOĞLU
532 731 36XX: Sayime TOKTAŞ
530 360 95XX: Sebahat TUNCEL
532 415 80XX: Sebahattin
554 822 36XX: Seccad YAZICIOĞLU
542 533 03XX: Seçil
535 232 60XX: Seda
532 173 49XX: Seda SARIKAYA
535 492 93XX: Sedat
212 534 79XX: Sefa
549 302 78XX: Sefa Sadık AYTEKİN
506 987 27XX: Sefer CAYKENARI
532 549 22XX: Sefer TAYFUN
532 271 40XX: Sefer TURAN
542 486 56XX: Seher
552 578 33XX: Seher
530 879 06XX: Selahattin
212 347 40XX: Selahattin
544 641 15XX: Selahattin SATUR
530 212 42XX: Selahatttin KARAKURT
532 256 97XX: Selcan DOĞRUÖZ
534 789 32XX: Selçuk
543 499 88XX: Selçuk
535 373 36XX: Selçuk AVAR
532 273 89XX: Selçuk KARAKAS
535 894 75XX: Selçuk SEVİN
531 248 50XX: Selda
535 559 67XX: Selda DANYILDIZ
533 323 17XX: Selim GENÇTÜRK
533 387 08XX: Selim KURT
537 785 74XX: Selin
531 089 96XX: Selin
531 590 24XX: Selma BİLGİN
553 395 63XX: Selma BİLGİN
530 966 46XX: Selman Rahim BAZDAR
534 294 32XX: Selver ŞİMŞEK
212 447 33XX: Sema
533 244 39XX: Semih AKTAŞ
532 263 79XX: Seracettin KARAYAĞIZ
532 665 85XX: Serdar DUMAN
533 960 90XX: Serdar KARAGÖZ
542 846 34XX: Serdar TOKDEMİR
530 306 09XX: Serhat
312 463 47XX: Serhat AKÇA
533 384 72XX: Serhat Kemal YILMAZ
539 387 12XX: Serhat SEKENDÜR
533 592 34XX: Serhat ŞENER
534 853 10XX: Serkan
536 777 22XX: Serkan
505 552 74XX: Serkan ÇÖMEN (Çalışma Bakanlığı Özel Kalemi)
535 402 77XX: Serkan SEVGİLİ
533 767 50XX: Sertaç GÜLEÇ
541 310 79XX: Servet
532 283 30XX: Servet
533 351 20XX: Servet ARICA
532 225 01XX: Servet MULLAOĞLU
530 345 86XX: Seval ÇÖPÜR
538 862 62XX: Sevda
531 880 88XX: Sever
505 853 32XX: Sevgi
530 035 69XX: Sevgi ALALAY
532 771 42XX: Sevgi KURTULMUŞ
541 614 21XX: Sevil NURIYEVA
554 538 76XX: Sevilay
542 837 93XX: Sevim AYDIN
536 775 83XX: Seyda
532 421 07XX: Seyfettin MUT
505 352 76XX: Seyfettin TUNCER
216 503 58XX: Seyit (Halkbank)
533 526 20XX: Seyit Ahmet TAYMAZ
532 292 47XX: Seyit MUHTAR
533 391 44XX: Seyithan
507 960 86XX: Sezai
538 468 89XX: Sıdık BULUT
533 654 83XX: Sıla
532 211 14XX: Sıtkı AYAN
530 035 64XX: Sıtkı AYAN
535 582 86XX: Sıtkı ÇAN
535 895 72XX: Sibel ŞİMŞEK
531 503 67XX: Simge
505 659 80XX: Sinan
532 225 33XX: Sinan HACINECİPOĞLU
506 681 29XX: Sinan ÖN
532 277 54XX: Sinan ZİNCİR
553 502 63XX: Sinem
532 346 48XX: Sinem KÖSEOĞLU
532 618 17XX: Sinem UMAŞ
534 228 61XX: Soner
536 457 12XX: Songül ARSLAN
532 373 74XX: Sönmez
531 558 11XX: Suat KARSLI
534 261 70XX: Sude
531 381 48XX: Sultan
505 319 26XX: Süheyp ÖĞÜT
532 578 84XX: Süleyman
530 039 99XX: Süleyman
532 285 55XX: Süleyman ARSLANTAŞ
532 317 03XX: Süleyman ASLAN
543 417 75XX: Süleyman ÇAKIR
533 230 86XX: Süleyman GÜNDÜZ
530 264 64XX: Süleyman ŞENDİNOĞLU
506 891 24XX: Sümeyra
553 392 95XX: Sümeyye BARTIN
505 779 74XX: Sümeyye Nur TORLAK
533 392 71XX: Sümeyye Nur TORLAK
535 430 67XX: Süphan
532 382 29XX: Şaban
532 271 87XX: Şakir ARIKAN
505 931 18XX: Şakir ÇAVUŞ
506 899 10XX: Şakir ÖZBEK
545 898 75XX: Şefik BİRDAL
542 578 06XX: Şehadet
532 687 21XX: Şehmus ÜLEK
530 519 08XX: Şems
532 213 74XX: Şenay
532 413 43XX: Şener BEHŞİ
532 353 36XX: Şener DANYILDIZ
542 343 64XX: Şener POLAT
507 224 05XX: Şengül Selim KOTİL
537 653 15XX: Şengül Sevcan AKSU
530 952 12XX: Şengül TEZCAN
532 561 11XX: Şerafettin
535 719 30XX: Şeref
532 285 49XX: Şeref DURSUN
533 477 24XX: Şeref MENTEŞE
505 509 21XX: Şerife Gül ÖZDEMİR ARIMAN
532 371 34XX: Şerife GÜZEL
544 343 14XX: Şeyma ÇİL
532 660 13XX: Şükrü AYALAN
532 326 60XX: Şükrü KARACA
533 815 85XX: Şükrü KARATEPE
535 743 32XX: Şükrü POLAT
532 291 37XX: Taha Ahmet ALACACI
506 827 15XX: Taha ÜN
506 509 22XX: Tahir
216 472 25XX: Tahir
543 655 97XX: Tahsin
534 393 86XX: Talan GELDİ
532 592 33XX: Talat ERTEKİN
532 293 24XX: Talip ÖZÇELİK
555 691 88XX: Tamer
537 256 17XX: Taner
505 777 38XX: Taner YILDIZ
530 975 09XX: Tarık ÇİMEN
536 475 67XX: Tarık KAYLAN
533 778 08XX: Tarık TUFAN
532 668 73XX: Tarkan BAYKARA
533 416 91XX: Tayyar
212 575 89XX: Tayyip TANIR
533 425 02XX: Tayyip TANIR
539 255 18XX: Tayyip TANIR
546 866 48XX: Tekin SANCAR
507 914 14XX: Temel KOTİL
532 762 45XX: Tevfik
532 574 40XX: Tevfik BİLGİN
532 262 86XX: Tevfik Rauf BAYSAL
535 204 46XX: Toprak
507 379 50XX: Tufan
535 216 72XX: Tuncay
533 813 66XX: Tuncay DEMİRHAN
555 449 69XX: Turan GÜNER
533 245 14XX: Turan KIŞLAKÇI (suriye Muhabiri)
507 259 67XX: Turan KUTY
532 700 78XX: Turgay
533 652 89XX: Turgay
507 756 34XX: Turgut
533 939 13XX: Turhan BAŞOĞLU
505 777 10XX: Turhan ÇÖMEZ
535 333 31XX: Türkan ÖZTÜRK
532 570 55XX: Türker SALTABAŞ
532 333 71XX: Türker SALTABAŞ
536 347 84XX: Türker SARGIN
532 488 79XX: Ufuk ULUTAŞ
533 598 78XX: Uğur
552 717 64XX: Uğur AKTAŞ
505 717 37XX: Uğur KİNİ
533 635 11XX: Uğur TÜFEKÇİ
212 251 51XX: Ulusal Kanal
553 370 61XX: Ulvi SARAN
505 357 44XX: Ulvi SARAN
539 238 79XX: Umut
532 715 54XX: Umut TÜTÜNCÜ
530 664 59XX: Utku
535 744 38XX: Ülkü
535 746 25XX: Ümit
532 488 57XX: Ümit
554 742 45XX: Üstün BOL
532 283 73XX: Üzeyir
532 737 13XX: Üzeyir YİĞİT
532 695 48XX: Üzeyir YİĞİT
212 613 96XX: Vahap
532 215 66XX: Vahdettin
537 230 33XX: Vahit
532 703 89XX: Vahit TARASI
531 606 79XX: Vedat
212 521 59XX: Vedat AYDAŞ
535 036 58XX: Vedat AYDAŞ
536 832 57XX: Vedat AYDAŞ
539 232 06XX: Vedat AYDAŞ
536 455 19XX: Vedat AYDAŞ
536 299 07XX: Veli
549 724 12XX: Veli
532 157 79XX: Veli ÇAYIR
532 701 88XX: Veyis
530 498 38XX: Veysel
532 483 18XX: Veysel
505 779 81XX: Veysel AYHAN
535 620 12XX: Veysel OCAK
533 965 17XX: Veysi DÖĞER
505 316 50XX: Veysi ERKEN
532 374 84XX: Volkan ÇELİK (Sadık)
532 412 65XX: Vural
505 259 23XX: X
533 739 56XX: X
476 226 06XX: X
507 265 44XX: X
507 395 28XX: X
531 491 44XX: X
532 548 22XX: X
532 724 66XX: X
535 481 31XX: X
538 971 14XX: X
532 355 25XX: X
533 762 12XX: X
535 476 82XX: X
538 913 60XX: X
212 293 87XX: X
542 618 75XX: X
554 380 85XX: X
212 465 15XX: X
505 688 39XX: X
530 263 10XX: X
537 589 63XX: X
538 820 52XX: X
212 415 30XX: X
505 855 79XX: X
212 235 81XX: X
552 322 13XX: X
312 232 25XX: X
212 435 50XX: X
212 602 04XX: X
537 359 56XX: X
542 525 19XX: X
532 2522 35XX: X
531 455 22XX: X
532 383 80XX: X
532 602 04XX: X
535 025 53XX: X
212 521 27XX: X
212 521 88XX: X
212 631 14XX: X
530 871 58XX: X
541 781 08XX: X
531 234 93XX: X
534 988 21XX: X
535 937 71XX: X
543 274 16XX: X
544 437 43XX: X
531 493 89XX: X
537 841 49XX: X
542 516 88XX: X
552 773 46XX: X
506 756 58XX: X
532 314 95XX: X
532 698 17XX: X
542 279 96XX: X
546 414 18XX: X
212 259 14XX: X
212 665 46XX: X
216 415 14XX: X
212 259 14XX: X
212 531 14XX: X
212 533 14XX: X
212 631 14XX: X
212 635 10XX: X
322 321 14XX: X
212 876 04XX: X
414 760 79XX: X
534 214 04XX: X
534 310 40XX: X
535 079 44XX: X
537 279 67XX: X
538 433 59XX: X
539 798 40XX: X
542 720 78XX: X
530 201 98XX: X
212 487 39XX: X
212 599 46XX: X
506 838 18XX: X
531 307 35XX: X
534 731 04XX: X
535 016 01XX: X
537 019 95XX: X
538 089 13XX: X
538 416 44XX: X
539 912 22XX: X
552 702 00XX: X
552 887 73XX: X
536 829 39XX: X
552 606 26XX: X
555 688 21XX: X
535 692 89XX: X
555 988 73XX: X
532 310 54XX: X
539 558 85XX: X
212 560 14XX: X
212 560 14XX: X
532 347 81XX: X
533 694 21XX: X
543 739 67XX: X
532 478 37XX: X
533 557 29XX: X
535 934 15XX: X
507 608 05XX: X
533 664 61XX: X
536 561 06XX: X
537 200 97XX: X
537 703 57XX: X
212 660 14XX: X
312 488 00XX: X
505 210 82XX: X
554 733 48XX: X
312 388 50XX: x
312 388 53XX: X
530 236 32XX: X
212 517 14XX: X
216 363 20XX: X
452 212 26XX: X
536 508 28XX: X
532 322 56XX: X
534 620 60XX: X
537 200 67XX: X
262 343 23XX: X
531 480 33XX: X
532 567 97XX: X
216 474 02XX: X
532 153 94XX: X
538 085 27XX: X
538 376 34XX: X
216 388 61XX: X
505 344 07XX: X
312 499 92XX: X
531 592 77XX: X
535 276 78XX: X
505 784 09XX: X
535 376 95XX: X
535 499 83XX: X
541 356 09XX: X
545 626 00XX: X
212 783 61XX: X
505 477 18XX: X
312 425 15XX: X
532 212 63XX: X
543 832 20XX: X
543 832 20XX: X
212 589 09XX: X
212 517 14XX: X
212 632 14XX: X
226 811 14XX: X
226 813 14XX: X
226 813 14XX: X
533 650 12XX: X
537 042 54XX: X
541 825 53XX: X
312 419 46XX: X
532 652 13XX: X
212 560 14XX: X
212 588 14XX: X
212 560 14XX: X
216 391 14XX: X
216 474 14XX: X
212 523 90XX: X
533 556 33XX: X
212 441 14XX: X
212 528 59XX: X
212 873 61XX: X
246 160 27XX: X
247 683 02XX: X
247 720 92XX: X
312 425 48XX: X
533 281 75XX: X
536 615 57XX: X
247 720 82XX: X
284 213 65XX: X
530 381 57XX: X
535 077 77XX: X
530 140 25XX: X
531 309 04XX: X
531 309 04XX: X
534 217 31XX: X
535 066 66XX: X
543 831 17XX: X
212 679 78XX: X
212 552 14XX: X
312 495 54XX: X
530 844 48XX: X
532 100 21XX: X
532 417 17XX: X
542 740 21XX: X
212 201 36XX: X
212 284 94XX: X
212 415 68XX: X
505 779 74XX: X
506 899 10XX: X
535 063 31XX: X
538 026 51XX: X
530 667 18XX: X
538 276 22XX: X
532 492 81XX: X
532 664 04XX: X
539 301 88XX: X
541 639 97XX: X
554 669 22XX: X
555 294 75XX: X
554 805 30XX: X
533 567 42XX: X
544 379 95XX: X
533 412 02XX: X
542 221 94XX: X
531 341 51XX: X
532 344 09XX: X
534 946 64XX: X
542 893 38XX: X
544 427 00XX: X
530 605 88XX: X
532 292 59XX: X
530 692 74XX: X
531 246 96XX: X
531 760 71XX: X
534 290 58XX: X
535 772 04XX: X
536 646 18XX: X
538 366 10XX: X
538 382 17XX: X
539 762 30XX: X
542 214 87XX: X
531 288 67XX: X
531 338 00XX: X
531 811 85XX: X
539 341 86XX: X
536 458 65XX: X
544 539 71XX: X
551 606 00XX: X
212 531 71XX: X
212 698 14XX: X
506 858 33XX: X
535 331 67XX: X
538 324 12XX: X
542 622 38XX: X
476 227 03XX: X
505 830 71XX: X
531 379 19XX: X
212 293 14XX: X
532 220 87XX: X
532 231 04XX: X
532 200 35XX: X
532 545 36XX: X
533 607 94XX: X
541 310 34XX: X
544 230 60XX: X
555 254 58XX: X
507 943 62XX: X
535 813 00XX: X
542 449 96XX: X
536 880 11XX: X
537 044 46XX: X
530 292 55XX: X
533 778 72XX: X
535 548 55XX: X
531 459 43XX: X
535 662 27XX: X
539 547 98XX: X
505 607 79XX: X
530 613 89XX: X
537 701 18XX: X
530 558 11XX: X
532 522 57XX: X
535 830 06XX: X
312 210 20XX: X
312 282 61XX: X
412 251 76XX: X
533 483 71XX: X
544 447 63XX: X
212 512 14XX: X
546 252 37XX: X
312 448 00XX: X
505 544 45XX: X
531 309 59XX: X
537 594 19XX: X
538 922 05XX: X
542 425 82XX: X
542 897 10XX: X
543 339 51XX: X
546 878 22XX: X
555 337 47XX: X
532 201 78XX: X
532 217 35XX: X
536 811 20XX: X
532 213 14XX: X
532 262 48XX: X
541 259 27XX: X
536 581 96XX: X
532 223 70XX: X
541 266 06XX: X
541 727 57XX: X
555 962 28XX: X
212 513 81XX: X
538 022 20XX: X
536 334 23XX: X
850 620 30XX: X
212 515 51XX: X
533 489 02XX: X
850 771 02XX: X
530 426 21XX: X
538 442 42XX: X
531 239 40XX: X
531 702 95XX: X
534 230 25XX: X
534 590 51XX: X
535 636 48XX: X
536 561 87XX: X
536 917 83XX: X
538 794 94XX: X
212 534 09XX: X
532 257 65XX: X
533 233 06XX: X
218 879 95XX: X
532 303 11XX: X
533 706 38XX: X
537 048 52XX: X
532 314 17XX: X
532 212 01XX: X
532 779 78XX: X
535 338 87XX: X
538 939 48XX: X
538 987 56XX: X
541 610 37XX: x
531 438 18XX: X
532 406 45XX: X
536 894 56XX: X
539 559 48XX: X
553 437 98XX: X
312 420 64XX: X
535 257 19XX: X
538 490 60XX: X
530 552 00XX: X
533 732 77XX: X
505 235 37XX: X
532 327 84XX: X
535 561 77XX: X
326 233 31XX: X
532 660 94XX: X
532 254 19XX: X
538 372 77XX: X
536 333 90XX: X
538 655 55XX: X
506 930 69XX: X
216 340 27XX: X
505 377 73XX: X
532 211 91XX: X
532 246 74XX: X
532 312 43XX: X
532 647 59XX: X
533 025 73XX: X
544 939 49XX: X
532 712 12XX: X
312 999 21XX: X
312 999 26XX: X
312 222 15XX: X
531 492 55XX: X
312 420 33XX: X
212 512 24XX: X
505 883 31XX: X
507 597 18XX: X
533 632 47XX: X
534 299 72XX: X
212 513 14XX: X
212 251 50XX: X
262 229 06XX: X
530 418 85XX: X
532 546 11XX: X
533 236 03XX: X
534 760 54XX: X
538 481 65XX: X
212 485 36XX: X
212 472 70XX: X
212 522 13XX: X
536 765 24XX: X
506 416 55XX: X
531 837 78XX: X
530 523 91XX: X
535 372 06XX: X
536 504 96XX: X
507 875 23XX: X
532 220 61XX: X
532 482 61XX: X
532 252 05XX: X
530 540 18XX: X
533 651 37XX: X
212 402 50XX: X
532 377 73XX: X
533 418 61XX: X
505 606 57XX: X
505 609 05XX: X
506 717 92XX: X
507 707 20XX: X
532 100 88XX: X
532 625 06XX: X
532 767 09XX: X
535 514 06XX: X
535 566 11XX: X
536 558 39XX: X
538 312 21XX: X
554 792 03XX: X
555 565 75XX: X
507 772 80XX: X
532 307 53XX: X
532 564 33XX: X
537 235 99XX: X
539 383 54XX: X
539 632 78XX: X
538 737 01XX: X
532 411 16XX: X
533 551 89XX: X
505 274 02XX: X
505 819 21XX: X
507 848 82XX: X
546 663 33XX: X
532 165 90XX: X
532 645 09XX: X
544 231 78XX: X
532 606 85XX: X
505 542 36XX: X
533 389 17XX: X
507 789 40XX: X
532 559 59XX: x
532 635 43XX: X
533 240 78XX: X
533 357 24XX: X
536 658 25XX: X
537 605 23XX: X
543 967 68XX: x
532 321 82XX: x
530 364 50XX: x
532 683 35XX: X
530 466 67XX: X
505 265 33XX: X
545 601 08XX: X
555 413 36XX: X
312 966 03XX: X
312 388 20XX: X
534 733 84XX: X
532 360 34XX: X
535 712 51XX: X
536 767 39XX: X
538 245 72XX: X
536 777 39XX: X
505 388 19XX: X
531 360 34XX: X
538 848 84XX: X
532 484 82XX: X
533 245 67XX: x
533 460 51XX: X
537 484 88XX: X
533 666 25XX: X
537 232 14XX: X
538 132 45XX: X
530 775 93XX: X
531 225 96XX: X
531 325 05XX: X
534 629 42XX: X
534 784 49XX: X
535 060 50XX: X
535 071 93XX: X
536 447 04XX: X
536 946 03XX: X
536 982 44XX: X
537 044 46XX: X
539 449 77XX: X
553 482 34XX: X
554 599 74XX: X
216 345 88XX: X
533 669 33XX: X
534 201 29XX: X
535 747 07XX: X
536 206 05XX: X
539 204 99XX: X
539 840 61XX: X
543 722 72XX: X
218 872 37XX: X
272 213 14XX: X
312 419 69XX: X
532 281 58XX: X
532 243 43XX: X
552 622 69XX: X
535 305 91XX: X
531 832 82XX: X
532 361 70XX: X
543 696 00XX: X
535 622 11XX: X
535 813 09XX: X
535 562 52XX: Yağmur
533 491 82XX: Yahya
532 688 69XX: Yahya BOSTAN
533 425 32XX: Yahya İNCETAHTACI
532 656 28XX: Yakup
536 296 97XX: Yakup ASLAN
537 794 17XX: Yalçın
532 437 61XX: Yalçın
532 318 02XX: Yalçın AKDOĞAN
505 640 18XX: Yalçın MADENCİ
506 879 93XX: Yasemin
533 475 99XX: Yasemin BOZKURT
507 253 66XX: Yaser YAZICIOĞLU
533 638 51XX: Yasin
532 233 41XX: Yasin
505 630 00XX: Yasin
537 492 91XX: Yasin
537 559 56XX: Yasin ÇELİKTEN
532 201 46XX: Yasin TAZE (Demokrat Parti Özel Kalem Müdürü)
536 974 73XX: Yasin ÜNAL
545 909 99XX: Yasir DUMLUPINAR
505 277 37XX: Yaşar
532 733 48XX: Yaşar ÇAKMAK
532 213 52XX: Yaşar ŞİMŞEK
532 594 68XX: Yaşar Taşkın KOÇ
535 620 88XX: Yaşar TOPKAYA
505 553 13XX: Yaver
544 423 47XX: Yaver DAŞTAN
542 609 87XX: Yavuz
532 611 42XX: Yavuz ALATAN
542 808 80XX: Yavuz DUMAN
535 523 47XX: Yavuz KAYA
532 267 56XX: Yavuz KOCAMIŞ
532 395 14XX: Yavuz OĞHAN
533 330 49XX: Yekta SARAÇ
546 530 20XX: Yener
532 277 59XX: Yıldız ENSAROĞLU
532 421 09XX: Yılmaz ATEŞ
532 710 85XX: Yılmaz ÇOLAK
532 277 59XX: Yılmaz ENSAROĞLU
533 636 05XX: YılmazKADIOĞLU
532 457 24XX: Yunus
532 408 92XX: Yunus
542 440 41XX: Yunus ( K) Oğuz ÇAYAN
532 695 40XX: Yunus AYAZ
506 897 95XX: Yunus Emre
532 328 17XX: Yunus Emre KARAOSMANOĞLU
534 488 93XX: Yusuf AL
507 972 93XX: Yusuf ÇİFTLİK
533 711 66XX: Yusuf MÜFTÜOĞLU
535 967 59XX: Yusuf SATILMIŞ
555 794 95XX: Yusuf ŞANLI
534 720 10XX: Yusuf TAZEGÜN
532 711 69XX: Yusuf TEKİN
533 640 89XX: Yusuf ZİYA
532 360 11XX: Yusuf Ziya CÖMERT
543 715 13XX: Yücel
531 794 98XX: Yücel ÇİFTÇİ
532 688 63XX: Yücel SERDAR
532 612 79XX: Yüksel AKGÜL
538 869 50XX: Yüksel ÇETİN
505 685 61XX: Zafer ÇUBUKÇU
530 662 04XX: Zafer DEMİRCAN
505 319 93XX: Zafer ÜNAL
536 224 25XX: Zahide
534 760 11XX: Zehra
535 777 37XX: Zehra
555 321 02XX: Zehra
532 481 32XX: Zekeriya AKTÜRK
536 733 56XX: Zekeriya LAFCI
532 171 98XX: Zeki
532 773 72XX: Zeki
554 510 51XX: Zeki
532 426 94XX: Zeki
538 299 79XX: Zeki KAYA
538 277 00XX: Zetten GÜVEN
532 423 39XX: Zeyid ASLAN
542 402 14XX: Zeynal Abidin KOÇER
534 515 86XX: Zeynel YAMAN
554 901 01XX: Zeynep
530 311 76XX: Zeynep
555 559 12XX: Zeynep GÜLER
533 733 29XX: Zeynep Hülya KAYA
533 708 98XX: Zeynep KOÇ
532 598 01XX: Zeynep KUMUŞ
534 840 50XX: Zeynep OLĞAÇ
534 557 71XX: Zeynep TORLAK
532 522 35XX: Zeynettin KASIMOĞLU
505 300 30XX: Zeynettin KASIMOĞLU
539 648 17XX: Zeytin
218 882 79XX: Ziya
541 200 11XX: Ziya ABBAS
532 334 36XX: Ziya TÜRKYILMAZ
535 793 04XX: Zühtü
551 217 62XX: Züleyha (Star, Yenişafak)

------------------------------------------------------------------------------

SAVCILAR İDDİALARI YALANLADI

24.02.2014 17:10 Türkiye'nin konuştuğu savcılar iddiaları reddetti.

Telefon dinleme kararlarının altında imzası olduğu söylenen savcı Adnan Çimen, iddiaların asılsız olduğunu iddia etti.

2011 yılında 'Selam örgütü' soruşturması kapsamında Savcı Adnan Çimen, binlerce kişi hakkında telefonlarının dinlenmesi için karar çıkarttı mı? Suskunluğunu bozan hedefteki savcılardan Çimen, iddiaları reddetti.

Dosya numarası 2011/762 olan belgede akademisyenden, siyasetçisine, işadamından gazetecilere kadar 7 bin kişinin dinlendiği iddia ediliyordu.

"2011'DEN BENİ ARADAN ÇOK UZUN SÜRE GEÇTİ"

Bugün iki gazetenin manşetinde yer alan "Selam Terör Örgütü" soruşturmasını başlattığı ve 7 bin kişiye yakın kişinin telefonunu dinlettiği iddia edilen savcı Adnan Çimen Milliyet'e konuştu. Çimen şunları söyledi:

"İddialar tamamen asılsızdır, gerçeği yansıtmamaktadır. Yasadışı herhangi bir işlem yapılmamıştır. İddia edilen soruşturmanın 2011 yılında yapıldığı belirtiliyor. Ben o dönemde özel yetkili mahkemelerde 1,5 yıl savcı olarak çalıştım. Ancak 2011'den beri aradan çok uzun süre geçti. Bana sayın Başbakan ve çevresindekilerin isimlerinin bulunduğu dinleme talebi iletilmemiş ve tarafımdan da mahkemeden böyle bir talepte bulunulmamıştır. Benim böyle 7 bin kişilik bir dinleme listesinden haberim yok. Detaylı açıklama ihtiyaç duyulursa daha sonra yapılacaktır."

SAVCI ÖZKAN'DAN DA AÇIKLAMA: KESİNLİKLE YAPILMADI

7 bin kişinin Selam örgütü soruşturması kapsamında dinlendiğine dair haberler üzerine 2012-2014 yıları arasında soruşturmayı yürüten savcı Adem Özkan da açıklama yaptı.

Özcan yazılı açıklamasında “söz konusu gazete haberlerinde geçtiği şekilde, bu dosya kapsamında binlerce siyasetçi, yazar, STK temsilcileri ve iş adamlarının telefonlarının dinlenilmesi ya da takibi kesinlikle yapılmamıştır” dedi.

O SAVCI KİMDİ?

Savcılar Adem Özcan ve Adnan Çimen'in başlattığı dinlemelerin yaklaşık 3 yıldır yapıldığı iddia edildi. Savcı Adnan Çimen, geçtiğimiz günlerde HSYK kararnamesiyle özel yetkili TMK savcılığı görevinden alınarak Büyükçekmece Adliyesi'ne atanmıştı. KCK soruşturmalarını yürüten Çimen, Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu gibi isimlerin tutuklanmasını istemişti. Çimen en son Gezi Parkı gösterileri sırasında işlenen memur suçlarını soruşturuyordu.

------------------------------------------------------------------------------

CHP'Lİ ÖZGÜNDÜZ: BAŞSAVCIYI DA DİNLEMİŞLER

24.02.2014 20:48 CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu'nun dinleme skandalıyla ilgili " Sayın Başsavcı kendisinin de bu soruşturma kapsamında dinlendiğini söylüyor" dedi.

Basında aralarında işadamları, siyasetçiler, gazeteciler ve STK temsilcilerinin de bulunduğu binlerce kişinin dinlendiği iddialarına ilişkin suç duyurusunda bulunuldu. Kendisinin de dinlendiğini iddia eden CHPİstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduktan sonra Başsavcı Hadi Salihoğlu ile görüştüğünü belirterek, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Gazetelerde çıkan haberlerde kendisinin de dinlenildiğine dair adının geçtiğini ifade eden Milletvekili Özgündüz, "Milletvekili sıfatım bilinerek yasama dokunulmazlığım hiçe sayılarak hakkımda dinleme kararı verildiğini öğrendim. Ve bununla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşerek bu konu hakkında da şikayet dilekçesi verdim. Bu yasa dışı dinlemeyi talep eden emniyet görevlileri, bu talebi mahkemeye ileten Cumhuriyet Savcısı, bu kararı veren hakim ve bu kararı uygulayan TİB yetkilileri, kararı icra eden tüm kamu görevlileri hakkında 4 suçtan şikayette bulunduk. Haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki görüşmelerin kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal ve memuriyet görevini kötüye kullanma suçundan dolayı suç duyurusunda bulundum" dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu ile de görüştüğünü belirten Özgündüz, "Başsavcı ile görüşmemle öğrendiğim ise, toplam 107 klasörlük bir soruşturma dosyasından bahsediliyor. Sayın Başsavcı kendisinin de bu soruşturma kapsamında dinlendiğini söylüyor. Konu nedir dediğimde 'Selam Kudüs' örgütü adı altında bir soruşturma kapsamında bu dinlemelerin yapıldığı söyleniyor. Bu hukukun bittiği bir an. Yargı hukusuzluğa aracı oluyorsa artık tuzun koktuğu yerdir" diye konuştu. (Radikal)

HSYK YARIN KONUYU GÖRÜŞECEK

Öte yandan dinleme haberlerini ihbar kabul eden HSYK, iddiaları yarın inceleme kararı aldı. HSYK 3. Dairesi, bugün Star ve Yeni Şafak gazetelerinde yer alan ve Türkiye genelinde 7 bin kişinin dinlendiği yönündeki haberleri ihbar kabul etti. HSYK 3. Dairesi, iddiaları yarın yapacağı toplantıda inceleme kararı aldı.

------------------------------------------------------------------------------

ADALET BAKANLIĞI'NI X KODUYLA DİNLEDİLER

25.02.2014 10:42 Türkiye tarihinin en büyük dinleme skandalından çarpıcı ayrıntılar çıkıyor. 3 bin 64 kişilik listede X ile isimlendirilen numaralardan biri Adalet Bakanlığı'nın makam telefonu. Eski Bakan Sadullah Ergin ile yeni Bakan Bekir Bozdağ da bu numarayı kullanıyor.

Paralel yapının binlerce insanı dinlediğini belgeleyen listedeki X kodlu numaralardan bir çoğunun kimlere ait olduğu da ortaya çıktı. 3 bin 64 kişilik listede yaklaşık 600'den fazla X kodlu telefon numarası yer alıyor. Adalet Bakanlığı'nın makamı, milletvekili, üniversite rektörleri, müftü, STK'lar, Anadolu Ajansı santrali, elçilik görevlileri ve polis memurları da dinlenmiş. Adalet Bakanlığı'nın X kodu ile mahkemeden gizlenerek dinlenen 312 419 46 .. numaralı makam telefonundan, 2013'ün Aralık ayına kadar Adalet Bakanlığı yapan Sadullah Ergin'in çok sayıda görüşme yaptığı öğrenildi. Mevcut Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da aynı numaradan görüşmeler yapıyor.

Paralel yapının X kodu ile dinlediği isim ve kurumlardan bazıları ise şöyle:

VEKİL, REKTÖR, MÜFTÜ

AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, MÜSİAD İnşaat Sektör Kurulu Başkanı Burhan Özdemir, Başakşehir'de görevli polis memuru Ahmet, İş Bankası santrali, Halk Bankası Merkez Efendi Şubesi, Adana Müftüsü Arif Gökçe, Ehl-i Beyt Âlimleri Derneği, Anadolu Ajansı'nın Ankara'daki merkez santrali ile Genel Müdürü Kemal Öztürk'ün ikinci telefonu, Gazeteci Ferhat Ünlü, Akabe Vakfı, Türkiye'nin Londra Büyükelçiliği'nde görevli olan Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Ömer Faruk Altuntaş ve İran Konsolosluğu'nda çalışan bir görevli.

ESKORT KIZLAR DA VAR

Listedeki X kodlu numaralardan bazılarının telekız ve eskortluk yapan kadınlara ait olması dikkati çekti. Yeni Şafak bu numaralardan 8'inin değişik illerdeki eskort kızlara ait olduğunu belirledi. Listedeki beş numara ise İstanbul'daki masaj salonlarına ait çıktı. Paralel yapının, karanlık komployla eskort kızların telefon numaralarını dinleyerek şantaj amaçlı kayıtlar elde ettiği düşünülüyor.

Ailesiyle karanlık ağa takılmış

Dinleme mağdurlarından biri de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş. Karanlık paralel örgüt Kurtulmuş'u dinlemekle kalmamış eşi Sevgi Kurtulmuş ve oğlu Emir Kurtulmuş'u da dinlemiş. Geçmişte HAS Parti Genel Başkanlığı yapan Numan Kurtulmuş'un yakın çevresi de dinleme ağına takılmış. Kurtulmuş'un yakın koruması Hüseyin Demir, Özel Kalemleri Furkan Torlak ve Musa Güldibi, Has Parti Gençlik Kolları Başkanı Abdulkadir Özel, Ankara İl Başkanı, Abdulhamit Gül, Genel Başkan Yardımcısı Erol Erdoğan, partinin kurucular kurulu üyesi Necip Fazıl Kurt, GİK üyeleri; Erol Dilaver, Hüsamettin Korkutata, Sinan Hacı Necipoğlu ve Türker Saltabaş'ın dinlenen isimler olması dikkat çekti.

Paralelciler Meclis'e de uzanmış

Paralel yapının dinleme skandalı Meclis'e de uzandı. TBMM'de halen müşavirlik görevini yürüten Bilal Coşkun da paralel yapının dinledikleri kişiler arasında yer alıyor. Coşkun, 'Müşavirlikten önce polis akademisinde öğretim üyeliği yaptım. O zamanlarda cemaatle aram iyi değildi. Onlara hiçbir zaman olumlu bakmadım. Onlar kendilerine köle arıyor ama ben o yapıda hiç değilim. Bu yüzden beni de dinleme listesine almış olabilirler. Meclis telefonu üzerinden, özel numaramdan ve çocuklarımdan birinin telefonu üzerinden dinlenmişim. Bu dinleme olayına karşı, hukuki süreci başlatıp şikâyette bulunacağım' dedi. (Yenişafak)

------------------------------------------------------------------------------

ÖRGÜT ŞEMASINI MOSSAD MI YAPTI?

25.02.2014 10:48 Başbakan Erdoğan, Ahmedinejad ve Hizbullah lideri Nasrallah'ı hayali örgütün lideri gibi göstermek isteyen paralel savcılar, dosyayı BM'ye göndererek darbeye uluslararası destek arayacaklardı. Üç ismin bir araya getirilmesi ve İran Büyükelçisi'nin dinlenmesi 'Şemayı İsrail mi yaptı' sorusuna neden oldu.

Yeni Şafak'ın yayımladığı paralel yapılanmanın 7 bin kişilik dinleme listesinin altında hükümete ve Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı kurulan bir komplonun yattığı ortaya çıktı. Paralel yapılanmaya bağlı savcılar başta Başbakan Erdoğan olmak üzere binlerce mütedeyyin vatandaşı uydurdukları sözde Selam Terör Örgütü kapsamında cezaevine atmayı planladıkları belirlendi. Hükümetin elini uluslararası kamuoyunda zayıflatmak ve Türkiye'yi teröre destek veren ülke olarak lanse etmek isteyen paralel yapılanma, Başbakan Erdoğan'ı terör örgütünün lideri olarak göstermek için düzmece bir soruşturma başlattı. İddia ettikleri örgütün diğer liderlerinin ise kağıt üzerine Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah ve İran'ın eski Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat'tı.

TÜRKİYE'YE TERÖR DEVLETİ LEKESİ

ABD'nin terör örgütleri listesinde olan Hizbullah ile Ahmedinejad'ı Erdoğan'la ortak örgüt yönetici olarak göstermeyi amaçlayan paralel savcılar dosyayı BM'ye de göndermeyi amaçladıkları ortaya çıktı. Böylece Türkiye, uluslararası kamuoyunda 'terörist devlet' olarak lanse edilecekti.

HEDEF KAPATMA DAVASI

Hayali 'Selam Örgütü' soruşturmasında 70 İranlı'nın dinlenmesi dikkat çekerken, hedeflerden birinin de AK Parti'ye 'teröre destek' suçlamasıyla kapatma davası açmaktı. El-Kaide ile ilişkilendirilemeyen hükümete Hizbullah destekli sözde Selam Terör Örgütü yaftası vurulmaya çalışılacaktı. Bu durum, paralel yapılanmayı soruşturma talimatının İsrail Gizli Servisi MOSSAD tarafından verildiği ihtimalinin akıllara getirdi.

DOSYA YURT DIŞINA KAÇIRILDI

Dosyanın Emniyet'te bulunan kopyanın ise kayıp olduğu, görevden alınan polislerin dosyayı yurtdışına kaçırdığı öğrenildi.

Savcıların sözde terör örgütü kapsamında dinlettiği binlerce vatandaşın yüzde 80'i AK Partili ve muhafazakar bir kimliğe mensup. AK Parti karşıtlarının ise dosyaya şantaj amaçlı dahil edildiği düşünülüyor. Komployla ilgili savcılık ve emniyete ihbarların gelmeye başladığı öğrenildi. Soruşturmanın 2011'de savcılığa gönderilen 'Müstekbirlerle Mücadele Metodları' isimli bir dokümanla başlatıldığı ve bu bahaneyle binlerce insanın dinlemeye alındığı kaydedildi.

70 İranlı dinleme listesinde

Gündeme bomba gibi düşen 'derin kulak' skandalında pek çok İranlı'nın da dinlendiği ortaya çıktı. Yaklaşık 70 kadar İranlı diplomat, aktivistin yanı sıra İran Ankara Büyükelçisi Ali Mehrabi, İran İstanbul Başkonsolosu Abdollah Aklaghi'nin de bulunduğu pek çok kişinin paralel yapılanmanın dinleme ağına takıldığı belirlendi. Irak Milli Reform Hareketi Türkiye Temsilcisi Ali Akbar Waly, FKÖ'nün istihbarat şefi Ali Hasan Selami ve Hacettepe Üniversitesi Uluslararası Öğrenci Temsilci Elvin Aghayev ile Azerbaycan İslam Mukavemet Hareketinin liderlerinden Hacı Tale Bağırov gibi isimler dinleme ağına karışan kişilerden bazılarını oluşturuyor. (Yenişafak)

------------------------------------------------------------------------------

X KODLU İSİMLER DE ORTAYA ÇIKIYOR

25.02.2014 11:20 7 bin kişiden 815 ismi x koduyla dinlediği ortaya çıkan paralel yapının siyasetçilere ve işadamlarına santaj planladığı iddia edildi. Masaj salonları, eskort kızlar ve mankenler de dinlenenler arasında.

Paralel örgütün aralarında Başbakan ’ın yakın çevresi, AK Parti, CHP ve MHP’nin merkez santralleri, işadamları, sanatçıların da bulunduğu 7 bin kişi ve kuruluşu dinlemesinin yanısıra 815 ismi de ‘x’ koduyla dinlediği ortaya çıktı. Şifrelenmiş isimleri inceleyen kaynaklar ise x’ler üzerinden işadamlarına, siyasetçilere şantaj planlandığını öne sürdü. Çoğunluğu masaj salonu, eskort kızlar, travestiler ve mankenlerin oluşturduğu tapeler büyük tedirginlik yarattı.

Her kesimden isim var

Bu isimlerin dışında yine şifrelendirilmiş olarak Ulusal Kanal’ın reji masası, Türkiye İş Bankası’nın santrali, Halkbankası Merkezefendi Şubesi, Alevi Derneği, Yabancılar Şube, Özel Kreş ve Gündüz Bakımevi, Hatay katliamının elebaşı Mihraç Ural’la irtibatlı isimler, Başbakan’ın basın danışmanı Lütfullah Göktaş, Başbakan Koruma Müdürü ve gazetecilerin dinlendiği görüldü.

125 klasör, tek soruşturma

Sağcısından, solcusuna, ülkücüsünden alevisine, şarkıcıdan mankenine kadar 7 bin kişinin 3 yıl boyunca dinlendiği ve tek bir dosyada birleştirilen soruşturmada 125 klasörün olduğu öğrenildi. 3 bin 64 kişiden sadece 7 isim 2010/1074 sayılı soruşturma dosyası kapsamında dinlendi. Diğer isim ve kurumlar ise ayrı ayrı 26 soruşturma kapsamında dinlendi ve Selam terör örgütü soruşturması adı altında birleştirildi.

‘20 bin kişi dinlendi’ iddiası

7 bin kişinin yasadışı dinlendiği haberi Türkiye’yi ayağa kaldırırken, El Kaide ve KCK soruşturması adı altında açılan dosyalarda 20 bin kişinin daha dinlendiği öne sürüldü.

X KODUYLA DİNLENEN 815 KİŞİDEN 221’İNİN İSMİ

530 140 25XXX X (ING Bank- Emeklilik - Seyfi)
507 395 28XXX X (B 185 Yasin Aydın)
530 263 10XXX X (Pelin Hnm)
531 239 40XXX X (???)
530 364 50XXX X (0730 Aydın)
532 243 43XXX X (Abdullah Bavli)
505 819 21XXX X (Ahmet Kavgacı)
532 220 87XXX X (Ahmet Kuzan)
212 534 09XXX X (AKABE Kültür ve Eğitim Vakfı)
212 521 27XXX X (Alban Dış Ticaret)
505 259 23XXX X (Ali ??)
532 252 05XXX X (Ali Minta)
212 515 51XXX X (Alimler Derneği - İstanbul)(Alevi derneği)
532 213 14XXX X (Altan Karapaşaoğlu - Bursa MV)(AKP)
216 345 88XXX X (Altıyol Mas.)
530 605 88XXX X (Arif Çınar)
532 153 94XXX X (Arif Gökçe - Adana Müftüsü)
507 707 20XXX X (Arif Konak)
212 531 71XXX X (ASM Hukuk Bürosu)
532 314 95XXX X (Av. Cüneyt Toraman)
532 257 65XXX X (Aydın - Belçika)
506 756 58XXX X (Bedirhan Erdem)
505 235 37XXX X (Bekçi Hakan)
531 455 22XXX X (Beylikdüzü Bahause)
505 779 74XXX X (Burhan Kavuncu)
507 608 05XXX X (Cafer Bendidaryan)
530 540 18XXX X (Cevdet Hoca)
530 775 93XXX X (Ceylin - İzmir - Escort)
216 474 02XXX X (CFT Kimya Maden Denizcilik Ltd.)
505 544 45XXX X (çiğdem)
531 592 77XXX X (çiğköfteci Ayhan)
216 363 20XXX X (Darbaz Halı)
530 558 11XXX X (Demirel Adıgüzel - Ank.Müteahhit)
531 832 82XXX X (Didem - Bağcılar)
505 784 09XXX X (Doğramacı Zeki)
212 512 24XXX X (Döviz Atlas - Kapalıçarşı)
507 848 82XXX X (Dr. Muhammet Örnek)
531 492 55XXX X (Dursun Çakıltaş)
506 930 69XXX X (Duygu Ulaş)
531 438 18XXX X (Ebru)
531 379 19XXX X (Emrah Bey - Çalışma İzni - Mahmut Batı)
505 388 19XXX X (engin Hoca)
506 838 18XXX X (Erhan Kayalar)
532 223 70XXX X (Ersin İbrahim - Ağaç A.Ş.)
506 717 92XXX X (Ertuğrul Ünal)
531 325 05XXX X (Es Asude Malta)
505 883 31XXX X (esat Burul)
531 225 96XXX X (Escort Esra - Sarışın)
212 876 04XXX X (Evim)
507 943 62XXX X (Fadıl Felistin)
531 480 33XXX X (ferit Doğan)
530 552 00XXX X (Feyza Çubuk)
212 517 14XXX X (GİZ3)
505 609 05XXX X (Göksel Aydın)
532 246 74XXX X (Göksel Tuker Pusel)
505 606 57XXX X (gözde)
505 542 36XXX X (Hacikom ?? )
532 254 19XXX X (Hafizi)
212 560 14XXX X (Hakan Ergül - Eski AP görevlisi)
532 322 56XXX X (Halis Dalkılıç)
212 415 30XXX X (Halkbankası Merkezefendi Şubesi)
530 236 32XXX X (Hamit - Deniz Mineral)
505 377 73XXX X (Hatice Amir Guanzu)
532 327 84XXX X (Hatice Yayıne Türk Arap)
531 360 34XXX X (Haydar Turan - Abdullah Turan'ın oğlu)
532 212 63XXX X (Hikmet Bey-Gümrük İşlemleri)
212 235 81XXX X (Hüseyin Öğrenci)
507 772 80XXX X (Hüseyin Tadik53)
530 292 55XXX X (ilknur Er)
530 844 48XXX X (Kaan Dilek)
532 200 35XXX X (Kadem Hoca)
532 262 48XXX X (Kadir Bey, Vizyon Av.)
530 201 98XXX X (kemal Öztürk)
531 307 35XXX X (Kenan - Danışman)
530 871 58XXX X (Kenan)
212 522 13XXX X (Kuzey Ajans)(TRT TÜRK Yapımcısı)
212 528 59XXX X (Kuzey Ajans)(TRT TÜRK Yapımcısı)
212 485 36XXX X (lara Kozmetik)
532 220 61XXX X (Levent Özmen -Zeynel)
531 459 43XXX X (malatya amcaoğlu yiğit)
507 597 18XXX X (Masaj Salonu)
506 899 10XXX X (mehmet Emin???)
531 837 78XXX X (Mehmet Öz)??????
530 523 91XXX X (metin Yüksel - Sabah Gazetesi)
507 265 44XXX X (Mustafa Aydın - Aydın Ünv??)
532 312 43XXX X (Naz - İstanbul)
532 201 78XXX X (Necat Karakuş)
532 211 91XXX X (Neşet Yalçın)
532 217 35XXX X (Nevzat Yanmaz)
216 474 14XXX X (Nisyana İsyan)
531 309 59XXX X (Nizam Aras)
532 292 59XXX X (Numan Özmaneci)
532 212 01XXX X (ömer Bey - Ulaşım)
505 855 79XXX X (Ömer Faruk Altuntaş)
531 338 00XXX X (ömere.)
505 344 07XXX X (önder - İş)
505 210 82XXX X (özcan - Yabancılar Şube)
505 477 18XXX X (Özel Kreş-Gündüz Bakımevi -Şükran Yavuz)
505 274 02XXX X (Özkan Hoca)
212 521 88XXX X (Özsin İthalat İhracat)
532 165 90XXX X (Ramis)
532 344 09XXX X (Recep Gündoğdu)
532 314 17XXX X (Recep Sivri)
212 679 78XXX X (Sabigi Ofis)
532 231 04XXX X (Saffet Albayrak)
506 858 33XXX X (sağlık Grup Başkanı-Bekir Bey)
507 875 23XXX X (Sebia Zaatova)
505 830 71XXX X (Selçuk Türkyılmaz)
530 466 67XXX X (Shahram Tamimi)
312 222 15XXX X (Songül Çakmak)
531 491 44XXX X (Sulamacı Erol)
532 281 58XXX X (Şaban Burak)
530 692 74XXX X (Şaban????)
532 307 53XXX X (Şeref Taşkın)
530 418 85XXX X (şükran - İran Konsolosluğu)
532 321 82XXX x (Turgut Erkeskin)
216 388 61XXX X (Türk Telekom-Meryem)
212 402 50XXX X (Türkiye İş Bankası - Santral)
507 789 40XXX X (Ufuk Dal)
212 251 50XXX X (Ulusal Kanal Reji Masası)
506 416 55XXX X (usama Stajar)
505 265 33XXX X (Vaner Kuzu)
212 635 10XXX X (Vildan Yılmaz - Türk Telekom)
532 303 11XXX X (Wazak Ahsap Kadir)
531 246 96XXX X (Yunus Emre)
505 688 39XXX X (Yüksel)
530 381 57XXX X (Zafer İçyer - Akmedrese)
530 613 89XXX X (zekeriya Bey)
532 252 35XXX X (Ziynettin Abi) (Star)

------------------------------------------------------------------------------

HSYK TOPLANDI: SAVCILARA İNCELEME KARARI

25.02.2014 14:59 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi, aralarında siyasetçi, iş adamı ve gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda kişiyi dinledikleri iddia edilen savcılar Adem Özcan ve Adnan Çimen ile ilgili hakimler hakkında inceleme kararı verdi.

"Paralel yapı"nın telefon dinleme iddialarına konu olan soruşturmayı bir süre yürüten savcılardan Adem Özcan ile Adnan Çimen, iddialar üzerine, HSYK'ya dilekçe göndererek, kendileri hakkında inceleme yapılması talebinde bulundu.

Ahmet Hamsici'nin başkanlığında toplanan HSYK 3. Dairesi de bugün yaptığı toplantıda, savcılar hakkında çıkan haberleri ve savcıların dilekçelerini ele aldı.

Daire, savcılar Özcan ve Çimen hakkında incleme yapılması kararı verdi. Savcılar hakkındaki inceleme kararı, onay için Adalet Bakanlığına gönderilecek.

Adalet Bakanlığından gelecek onayın ardından Özcan ve Çimen hakkında inceleme yapılacak. İnceleme sonunda, savcılar hakkında soruşturma açılmasına gerek görülürse 3. Daire, soruşturma işlemleri için teklifte bulunacak. Adalet Bakanının soruşturmaya da onay vermesinin ardından bu savcılar hakkında soruşturma işlemlerini HSYK 2. Dairesi yürütecek. (AA)

(24 Şubat 2014, 10:47), son güncel.: (25 Şubat 2014, 14:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

17 ARALIK 2013 KOMPLOSUYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Böcekçilere kırmızı bülten

Paralel komutana soruşturma

Paralel yargı: Direneceğiz!

Savaşa gider gibi TIR bastılar

7 Şubat krizinde şok toplantı

´Beddualarınız tutmuyor´ fırçası

Böcek soruşturmasında 4 ifade

TIR baskınları karşı casusluk

Paralel´e şok: O komiser göreve

Savcı Öz´e şok: Bursa´ya atandı

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

TIR komplosu çözülüyor

Paralel muhbir itiraf etti

Gül´den Gülen´e şok cevap

Gülen´e ananas soruşturması

Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma

Paralel Devlet´e 2. soruşturma

Paralel soruşturma endişeli başladı

Böcek soruşturması başladı

Paralel yargı imamı o mu?

Gülen'den yeni ses kayıtları

Taraf, şok suçlamalara sessiz

90 savcının görevi değişti!

Paralel Hakim = Hasan Şatır

Paralel Belge davası görülüyor

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

Durmazlarsa ateş edin!

Böcek´çiler yakında açıklanıyor

Paralel Devlet´e suç duyurusu

Suç duyurusu & Basın açıklaması

Balyoz hakimi değişti

Pensilvanya onaycısı zarfta

TIR´cı komutana paralel kollama

Paralel verginin adı: Himmet

Fethullah Gülen´e suç duyurusu

Savcılık: Van olayında İHH yok

Flaş!!! Yakalama kararları kalktı

Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi

Flaş!!! Emniyet´ten suç duyurusu

Koç suç duyurusunda şok iddia

Diğer ülkelere paralel uyarı

İşte paralel suç delilleri

Paralel Yapı = P2 Locası

Paralel devlet böyle yönetiliyor

ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize

Bu kutu da ABD´yi sarsacak

Hanefi Avcı haklı çıktı

Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı

Casusluk davası durmayacak

Hanefi Avcı´dan şok açıklamalar

12.12.2013: Hanefi Avcı´dan cemaate tepki

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Baykal´a kaset komplosu manşetlerimiz

Türkiye´nin gündemi Savcı Öz

Başsavcı, Savcı Öz´ü uyardı

Öz´ün intikamı belirginleşiyor

Hakim paralel devleti anlattı

Adalet Bakanı´ndan HSYK´ya şok

İhsası rey var, HSYK inceleyemez

Ergenekon hakiminden şok itiraf

Savcı Öz, Bakırköy´e atandı

Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar

Esed sandılar, Paralel çıktı

TIR komplosu da cemaat işi

Komplo geliyorum dedi, geldi

Yargıtay İmamı´na soruşturma

Emniyet İmamı için şok iddialar

İşte cemaatin polis imamı

Yargıtay´a Pensilvanya onayı

6 ilden Erdoğan´a destek

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

Hükümete yaygara, Koç´a örtbas

Adli cunta iddiası doğrulandı

Dosya, Savcı Akkaş´tan alındı

Paralel yapının polis evleri

AKP: HSYK bildirisi korsan

Adli Cunta´nın izi sürülüyor

HSYK´dan savcılara inceleme

Başsavcı 2. darbeyi önledi

Hukukçular: Savcılar çekilmeli

Erdoğan: İnlerine gireceğiz

CHP: Başbakan´ı hedef aldılar

Operasyonlara suç duyurusu

İşte ´Adli Cunta´nın delili

Adli Cunta için suç duyurusu

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz

Taraf´a 3 suç duyurusu

Baransu´nun haberine tepki

Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

CHP: Cemaat okulları araştırılsın

97 STK´dan cemaate tepki

Dersaneler=Cemaat mi?

Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz

İskenderun´da İsrail izi netleşiyor

Türkiye´den İsrail´e misilleme

İsrail´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz

İkinci 7 Şubat krizi

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Hükümet sivil darbeyi engelledi

Erdoğan: Fidan´ı yedirmem

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz

Cemaat hala Gezi´de mi?

Cemaat de Gezi´de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5860    yazdır/print


 

Sabancı´nın katili yakalandı

1996'da Özdemir Sabancı'ya yönelik suikasti gerçekleştiren 3 kişilik timde bulunan DHKP-C örgütü üyesi İsmail Akkol Yunan polisince Atina'da yakalandı. 18 yıldır kırmızı bülten ile aranan, Mustafa Duyar ve Fehriye Erdal'la birlikte Sabancı Suikasti'ni gerçekleştiren İsmail Akkol'un yakalandığı operasyonda, örgütün silahlı kanat sorumlusu ve gizli lideri olduğu öne sürülen Hüseyin Fevzi Tekin ile Ankara'da geçtiğimiz yıl mart ayında AK Parti Genel Merkezi'ne Lav silahlı saldırının zanlısı Murat Korkut ve ismi açıklanmayan bir kadın da gözaltına alındı.

12.02.2014 20:54 İstanbul 4. Levent'teki Sabancı Center'de 1996 yılında gerçekleştirilen Özdemir Sabancı ile Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe'nin öldürüldüğü suikasti gerçekleştiren 3 kişilik timde bulunan DHKP-C örgütü üyesi İsmail Akkol Atina'da yakalandı. Sabancı katliamının failinin ele geçirilmesini sağlayan operasyon önceki gün düzenlendi.

Yunan Polisi, Atina'nın Gizi semtinde 4 Türk vatandaşının kaldığı bir eve baskın yaptı. Operasyonda 18 yıldır kırmızı bülten ile aranan Mustafa Duyar ve Fehriye Erdal'la birlikte Sabancı Suikasti'ni gerçekleştiren İsmail Akkol yakalandı. Örgütün silahlı kanat sorumlusu ve gizli lideri olduğu öne sürülen Hüseyin Fevzi Tekin ile Ankara'da geçtiğimiz yıl mart ayında AK Parti Genel Merkezi'ne Lav silahlı saldırının zanlısı Murat Korkut ve ismi açıklanmayan bir kadın da gözaltına alındı.

EVDE CEPHANE BULUNDU

Evde ayrıca, 1 kaleşnikof, 3 tüfek, 4 tabancası, 2 kısa menzilli silah, 1 otomatik Skorpion silah, 1 küçük Uzi, değişik ölçülerde mermiler, fünye, çok sayıda fişek, 6 kg C4 patlayıcı, dinamit, 1 el bombası, üzerlerinde DHKP-C amblemi bulunan bereler ve örgüt fotoğrafları ele geçirildi.

18 YIL KAÇMAYI BAŞARDI

9 Ocak 1996'da DHKP/C militanları Fehriye Erdal, İsmail Akkol ve Mustafa Duyar tarafından Sabancı Merkezi'nde düzenlenen silahlı saldırıda Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe'yle birlikte yaşamını yitirdi. Fehriye Erdal'la birlikte yurt dışına kaçan İsmail Akkol için, Adalet Bakanlığı'nın talebi üzerine Interpol'ün kırmızı bülteni çıkarılmıştı.

Akkol'un izi 2000'lı yılların başında Belçika'da bulunmuştu. Eylemi birlikte gerçekleştirdiği Erdal'la birlikte bir süre Belçika'da yaşayan Akkol'un daha sonra Almanya'ya geçtiği, ardından da Yunanistan'a geldiği tespit edilmişti.

SAHTE KİMLİK KULLANDI

Örgüt tarafından "İsa" kod adı verilen Akkol'un Atina'nın Neoskosmos semtindeki üç katlı bir evin çatı katında yaşadığını belirleyen istihbarat birimleri, Akkol'un "Mehmet" ismini kullandığı ve bu isimle sahte kimlik kullandığını belirledi. Uzun yıllardır Yunanistan'da yaşayan Akkol'un, bu ülkenin DHKP-C'ye yönelik baskılı politikası nedeniyle ülkeyi terk ettiği anlaşıldı.

Ankara ABD Büyükelçiliği'ne yönelik canlı bomba eyleminden sonra DHKP-C'ye karşı adli soruşturma başlatan ABD yönetiminin baskısı üzerine Atina yönetimi örgüte karşı sert tutum izlemeye başladı. Yıllardır örgüte destek veren Yunanistan'ın ABD'nin tavrı sonucunda örgüte ait evleri kapatmaya başladığı belirtiliyordu. Bu gelişmeler üzerine Atina'daki örgüt yönetiminin de sınır dışına çıkmaya başladığı saptandı.

DURSUN KARATAŞ'IN VELİAHTI

2008 yılında ölen Dursun Karataş sonrası DHKP-C’nin lideri konumundaki Hüseyin Fevzi Tekin örgütte “Abi” adıyla biliniyor. İstanbul Kartal doğumlu Tekin’in eski başbakanlardan Nihat Erim cinayetinde adı geçti. DHKP-C’de ‘Her beladan sıyrılmayı bilen adam’ olan şöhret yapan Tekin 1999’da Fatih’de iki kamu binasına yapılan bombalı eylemlerden sonra yakalandı. Kandıra Cezaevi’ndeki ölüm orucundan sonra şartlı tahliye oldu ve kayıplara karıştı. Ayrıca, örgüt mensubu Adnan Temiz’in cezaevinde öldürülmesi olayına da adı karıştı.

ANKARA’DAN EKİP GİDİYOR

Yunan Anti Terör Timi’nin önceki gün gerçekleştirdiği operasyonla ilgili yetkililer Türk Emniyeti’ni bilgilendirdi. Operasyon bilgisinin alınmasından sonra MİT, Emniyet İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıklarından oluşturulan özel ekip, Yunanistan’a gitmek üzere hazırlıklara başladı. Özel ekibin önümüzdeki günlerde Yunanistan’a gitmesi bekleniyor.

SABANCI SUİKASTİNİN EN GİZEMLİ İSMİ

Sabancı suikastı zanlılarından İsmail Akkol, 1996'dan beri hiç ele geçmedi, hiç konuşmadı, daha önce hiçbir yerde görülmedi! Yunanistan'da yakalandığı iddia edilen Akkol bir çok gizemin çözülmesine vesile olabilir.

Yunanistan polisinin yaptığı bir baskınla Atina’daki bir apartman dairesinde yakalanan ve DHKP/C bağlantılı olduğu belirtilen kişilerden birinin, sahte Bulgaristan kimliği taşıyan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı İsmail Akkol olduğuna dair iddianın duyulması, 90’lı yılları ve o yılların karanlıkta kalmış bazı önemli olaylarını hatırlayanlar için ‘dikkat çekici’ bir gelişme.

Peki kim bu İsmail Akkol? Yakalanan kişinin o olduğu iddiası doğruysa, suikasttan sonraki 18 yılı yakalanmadan, hatta izine bile rastlanmadan nasıl geçirebildi?

Eğer Atina’da ele geçen kişilerden biri gerçekten İsmail Akkol ise bu soruları sormak mümkün olacak. Zira Akkol’un da adının karıştığı “Sabancı suikastı” 18 yıldır, pek çok bilinmeyenle, aktörlerinin etrafındaki gizemli olay ve anlatılarla anılageliyor…

Bu olaya adı karışan bazı kişi ve örgütlere dair iddialar şöyle:

Tarih 9 Ocak 1996…

Gazetelerin haber merkezine, İstanbul Levent’teki Akbank genel merkezinin de bulunduğu “Sabancı Center” binasından 6 Ocak gününden beri gelmekte olan, çelişkili, muğlak ama kesinlikle çok önemli haber kırıntılarının üstüne, olayı daha da karmaşık hale getiren bir faks ulaşıyor…

“Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi”nin yani ‘DHKC’nin “26 nolu” bildirisi… DHKC… 80’li yıllardan, bu sansasyonel Sabancı eylemine dek kamuoyunda daha çok “Devrimci Sol” ya da kısaca “Dev-Sol” olarak bilinen ve suikast, silahlı soygun ve sabotaj, bombalama gibi eylemlerle bilinen örgütün yeni adı… Faks şöyle düzenlenmişti:

DHKC BASIN BÜROSU
Sabancı Holding Merkezine Saldırı
Tarih: 9 Ocak 1996
Açıklama: 26

Bu Vatan Bizim Halk Bizim
Dağlarımızın doruklarından, gecekondularımızın en ücra köşelerine kadar kan bulaştı. Bu kan; genç kızlarımızın, oğullarımızın, her yaştan insanımızın kanıdır. şehirler, mahalleler, köyler birer açık cezaevi haline geldi... İşkence tezgahları her yerde kuruldu... Bütün dünyanın gözleri önünde hiçbir yasa ve kurala bağlı olmadan, kendi yasalarını da inkar ederek yüzlerce insanımızı infaz ettiler...

SAYFALARCA SÜREN BİLDİRİ

Sayfalarca süren bu bildiride, “halkın dayanışma, dostluk ve ahlaki değerlerini kirlettiler”, “genç kızlarımızın, kadınlarımızın düzen özlemlerini körükleyerek kötü yollara düşmelerini sağladılar” gibi ‘faktörler’ de sıralandıktan sonra, “Bu tablo Türkiye'nin resmidir” deniliyordu. “Bu kara tabloyu yaratanlar”ın, “Demokrasi deyip halkı katleden, iliklerine kadar sömüren ve sayesinde zenginliklerine zenginlik katan Sabancılar” olduğu öne sürülüyordu.

Bildiride sol radikal söylemin neredeyse bütün kavramları yardıma çağrılarak, Sabancı ailesi ve şirketler topluluğu, “emperyalizmle işbirliği yaparak varolmuş, büyümüş ve ülke yönetimine hakim olmuş” gösteriliyor ve işlenen üç cinayet de buna dayandırılıyordu. Bildirinin son bölümünde, “Halkın Adaleti” başlığının altına şunlar yazılacaktı:

“10.30'da Sabancı Holding Merkezi Ahmet Fazıl Özdemir Silahlı Propaganda Birliğimiz tarafından basılmıştır. Sabancı holdingin yönetim kurulu üyesi ve önemli adamı Özdemir Sabancı, yine holdingin en büyük kuruluşlarından Toyota-Sa Genel Müdürü Haluk Görgün ve Sakıp Sabancı'nın Sekreteri Nilgün Hasefe cezalandırılmıştır.”

(…)

Eylemcilerin son derece güvenli bir bina olarak bilinen Sabancı Center’ın 26. Katına kadar ulaşmalarından büyük bir rahatlık içinde çıkıp kayıplara karışmalarına dek pek çok konu merak uyandırdı. Bu soruların bazıları aydınlandı. Eylemi gerçekleştiren üç kişi arasında yer alan Fehriye Erdal, Sabancı Center’de çaycı olarak işe girmeyi başarmış ve diğer iki kişiyi (İsmail Akkol ve Mustafa Duyar) içeri sokacak organizasyonu o yapmıştı.

İzini kaybettiren bu üç kişiden Mustafa Duyar, daha sonra Suriye’de, “teslim olmayla yakalanma arası” bir şekilde ele geçti. Bazı itiraflarda bulundu. Aslında onun olayla ilgili anlattıkları olayın üstündeki sır perdesini aralamadığı gibi soruları artırdı… Ve gazeteci Can Dündar’ın röportaj talebine olumlu yanıt verdikten kısa bir süre sonra, kendisi gibi itirafçı olan bir örgüt üyesiyle evlendiği hatta çocuk sahibi olduğu cezaevinde, “devletin gözetiminde”yken, silahla vurularak öldürüldü. İnfaz emrinin Ergenekon davası sanığı emekli tuğgeneral Veli Küçük tarafından verildiği ileri sürüldü.

FEHRİYE ERDAL BELÇİKA'DA YAKALANDI

Fehriye Erdal Belçika’da yakalandı, ancak önce “Türkiye’de idam cezasının devam etmesi” nedeniyle teslim edilmedi, ardından yine kaçmayı başardı.

İsmail Akkol ise tam anlamıyla ‘sırra kadem bastı’! Örgüt tarafından öldürüldüğü de iddia edildi, Güney Afrika hatta Arjantin’de gizli bir hayat yaşadığı da… Hatta Türkiye içinde örgüt eylemlerine katıldığı da…

Bu olay örgüsünün ardından akla şu notlar geliyor..

- Türkiye’nin en büyük sanayi grubunun, medyatik ve tüm toplum tarafından tanınan, benimsenen, simgesel önemdeki patronu Sakıp Sabancı, Kasım 1995’te Kürt sorunu odaklı bir rapor açıklıyor.

TÜSİAD’a ait bu rapor, Kürt savaşının en karanlık ve acımasız döneminde ilan ediliyor ve mealen, “tutulan yolun yol olmadığını, Kürt sorunun “terör ve karşı şiddetle değil, daha fazla demokrasiyle çözülebileceğini” belirtiyor. Hatta İspanya ile Bask ülkesi arasındaki ‘model’in dikkate alınmasını öneriyor.

Kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve tartışmalara yol açan bu raporun açıklanmasından sadece birkaç hafta sonra, Sabancı ailesinin en önemli isimlerinden Özdemir Sabancı, holding merkezinde, “ürkütücü rahatlıkta”, tıkır tıkır işleyen bir ‘operasyon’la öldürülüyor.

Eylemi, radikal sol bir grup, son derece sekter ve ideolojik bir bildiriyle üstleniyor ve hatta aynı bildiride; birkaç hafta önce Bask modelinin tartışılmasını önermiş olan Sabancı, “Kürdistan’dan kanlı ellerini çek” diyerek “uyarılıyor”!

"SUSURLUK KAZASI"NDA PLANLAYICI

Bu olaydan 9 ay sonra meydana gelen “Susurluk kazası”nda, Abdullah Çatlı’nın yanında ölen Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ’ın eylemin planlayıcısı Fehriye Erdal’ın Sabancı Center’da işe girmesine yardımcı olduğu iddia ediliyor…

Tetikçilerden biri Suriye’de ele geçiyor, ya da “elde kalıyor”… Cezaevine konan, evlenmesi ve çocuk yapmasına izin verilen, bu düzeyde “kayırıldığı” anlaşılan bu tetikçi (Mustafa Duyar) konuşma kararı alıyor… Bu görüşmeden kısa süre önce iki karanlık ‘sokak mafyası’ aynı hapishaneye naklediliyor!

Duyar’ın gazeteci Can Dündar’la görüşeceği günlerde cezaevinde isyan çıkıyor ve tetikçi, o ‘sokak mafyası’ elemanları tarafından öldürülüyor. Sonra aynı cezaevinde bir operasyon daha yapılıyor. Üç-beş kişi daha ölüyor ve ne ilginçtir bunların arasında da o olayın şahitleri oluyor.

Sonra Duyar cinayetinin üzerinden 6 ay bile geçmeden, başka bir cezaevinde, bu kez ‘plan dışı’ isyan çıkaran o mafya elemanları, koğuş pencerelerinden bağırıyorlar: Devlet bize adam öldürttü!

Bu olay Ergenekon soruşturmasının da gündemine geliyor. Dönemin ‘önemli’ askeri aktörlerinden Veli Küçük’ün adı bu olayla birlikte anılıyor ama yine net bir sonuca varılamıyor…

İşte önceki gün Yunanistan’da yakalanan İsmail Akkol, tüm bu sürecin en esrarengiz unsurunu oluşturuyor. Hiç ele geçmedi, hiç konuşmadı, daha önce hiçbir yerde görülmedi!

Sabancı'nın, o dönemdeki statüko karşıtı çıkışları, özellikle de Kürt sorununda “barışçıl çözüm arayışları” nedeniyle cezalandırıldığı iddia edilmişti…

Hatta, Toyota-Sa genel müdürünün öldürülmesinin otomotiv sanayindeki rekabette Uzakdoğu firmalarıyla ilişkisi nedeniyle gruba ve Türkiye sermayesine verilmiş bir mesaj olduğu da öne sürülmüştü…

İsmail Akkol bütün bu bilinmezlikleri aydınlatabilir…

------------------------------------------------------------------------------

İŞTE 'HRİSTO' KOD ADLI İSMAİL AKKOL



13.02.2014 21:42 Atina’da geçen pazartesi günü Gizi semtinde Genadiu sokağında bulunan 43 numaraları apartmanın giriş katındaki DHKP-C hücreevine yapılan baskında yakalanan İsmail Akkol, Yunan polisi ve İstihbarat Teşkilatın’da (AYP) “Hristo” (İsa) kod adıyla biliniyordu. Akkol’un örgüt içindeki kod adı da İsa idi.

1996’da Özdemir Sabancı’nın katillerinden Akkol, kullandığı sahte belgelerle 2000’li yılların başlarıda Yunanistan’da Çekin Bayır adıyla siyasi iltica başvurusunda bulunmuş ve bir süre sonra da siyasi mülteci olarak kabul edilmişti.

To Vima gazetesinin internet sitesindeki habere göre “Yunan polisi ve EYP son yıllarda Hristo’nun, hem Yunanistan toprakları içinde yakalanmaması hem de Türkiye’ye gitmemesi için özen gösteriyordu. Çünkü bu durumda Türkiye’de yakalanması durumunda Yunanistan’da gizlendiği söylenecekti”.

TAVIR NEDEN DEĞİŞTİ?

Aynı haberde, Yunanistan’ın DHKP-C üyelerine karşı “pasif tavrının” 2011’de Selanik’in Triandria semtindeki İpsilantu sokağındaki bir hücreevinde 32 yaşındaki bir teröristin M.Başbağ) ölümü ile sonuçlanan patalamadan 10 gün sonra örgütün bir bildiri yayınlaması üzerine değiştiği ileri sürüldü.

EYP, sözkonusu bildirinin yayınlanacağını önceden haberalarak DHKP-C’nin lider kadrosundaki bir kadın üyesine “Böyle bir şeyi yapmayın. Yunanistan’ı telafi edilemeyecek şekilde zor duruma sokar” dediler. Ancak, örgüt “Biz bir savaş örgütüyüz. Savaşın da kendi kuralları vardır. Savaş en küçük dikkatsizliği ve yanlışı kabul etmez” de diyen bildiriyi yayınladı.

To Vima, bu gelişmeden sonra DHKP-C üyelerinin Yunanistan’da bulunmalarının ülke için bir dizi tehlikeler içerdiği sonucuna varan Yunan hükümetinin Türkiye ile temaslara başladığını, gerek geçen Temmuz ayında Sakız adasındaki gerekse geçen pazartesi günü Atina’daki operasyonların örgütün tamamen çökertilmesi için yapıldıklarını yazdı.

KABAHAT EKONOMİK KRİZDE

Bu arada, DHKP-C’nin görüşlerinin duyurulduğu bir Yunan internet sitesinde yayınlanan ilginç bir bildiride şunlar belirtildi: “Türkiye’den gelen biz siyasi mülteciler, Yunanistan’da mücadelemizi sürdürüyoruz. Ekonomik krizin yoğun olduğu son 2 yılda Türkiye ile imzalanan ekonomik anlaşmalar ve emperyazime bağımlılığın artması üzerine Yunanistan bizlere saldırmaya başladı. Samaras Hükümeti, Yunanistan’daki mücadelemizi ortadan kaldırmak ve siyasi mülteci özelliğini lağvetmek istiyor.” (Hürriyet)

HRİSTOS PANİKTE

15.02.2014 13:27 DHKP-C'nin 4 katili, Atina'da tutuklandı. Sabancı'nın katil zanlısı Hristos kod adlı İsmail Akkol, DNA'sının alınmasına tepki gösterdi. Akkol'un en büyük korkusu Türkiye'ye iade edilme ihtimali...

Yunanistan'da birkaç gün önce gerçekleşen operasyonda gözaltına alınan DHKP-C'nin 4 katili İsmail Akkol, Hüseyin Fevzi Tekin, Murat Korkut ve Bilgehan Karpat, dün polisteki ilk ifadelerinin ardından aleyhlerinde terör, sahtecilik ve yasa dışı yollardan ülkeye girme suçlarından dava dosyası oluşturularak adliyeye sevk edildi. Savunmaları için cuma gününe kadar süre tanınan 25, 33, 41 ve 49 yaşındaki dört zanlı sevk edildikleri Atina Harbiye Mahkemesi'nde tutuklama kararı verildi. Geçtiğimiz yıl Mart ayında AK Parti Genel Merkezi'ne lav silahlı saldırının zanlısı Murat Korkut ile Bilgehan Karpat da tutuklanınca tepki gösterdi.

HER ŞEYLERİ SAHTE

1996'da öldürülen Özdemir Sabancı suikastının faillerinden biri olarak aranan ancak üzerinde çıkan 'Cengiz Bayır' kimliğinin sahte olduğu anlaşılan İsmail Akkol ile Hüseyin Fevzi Tekin, Murat Korkut ve Bilgehan Karpat, Yunan polisinin kendilerine sorulmadan DNA örnekleri almalarından şikayetçi oldu. Atina'da kaldığı 15 yıl boyunca Hristos takma adını kullanan İsmail Akkol ve 3 arkadaşının en büyük korkularının, Türkiye'ye iade edilmek olduğunu belirten yetkililer, "Yunanistan Adalet Bakanlığı, gereken kararı verecek" dedi.

(12 Şubat 2014, 20:54), son güncel.: (15 Şubat 2014, 13:27)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

SABANCI CİNAYETİ VE DUYAR´IN İNFAZIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Duyar´ın eşi Sabancı ifadesi verdi

İhbar, Sabancı dosyasını araladı

Tanık: Duyar´ı Küçük öldürttü

´Sabancı´nın katili Duyar´ı Yeşil öldürttü´

İşte FOX TV´de, Uşak Cezaevi isyanında Ergin kardeşlerin Duyar cinayetine dair şok itirafları

Alternatif link

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

11 kapı da virüsten koruyamadı

11 kapılı odaya 6 saatte girildi

DHKP-C´den Cüneyt Arkın taktiği: 7 kapılı kozmik oda

DHKP-C ile ilgili manşetlerimiz

DHKP-C´nin Ergenekon bağlantısı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5845    yazdır/print


 

Paralel Devlet´e 2. soruşturma

İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt Atayün ve aynı şubede görev yapan 6 polis memuru hakkında paralel devlet yapılanmasına hizmet ettikleri suçlamasıyla çok kritik bir soruşturma başlatıldı. Memur Suçları Savcılığı'nca başlatılan soruşturma, Balyoz davası kapsamında mahkum olan, Ergenekon davası kapsamında ise hakkındaki karar henüz kesinleşmeyen Albay Dursun Çiçek'in suç duyurusu üzerine başlatıldı.

05.02.2014 12:07 Paralel devlet yapılanmasına yönelik ikinci soruşturma başlatıldı. 31 Ocak'ta da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 17 ve 25 Aralık operasyonunu gerçekleştiren polis memurları hakkında soruşturma başlatılmıştı.

İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt Atayün ve aynı şubede görev yapan 6 terör polisi hakkında paralel devlet yapılanmasına hizmet ettikleri gerekçesiyle çok kritik bir soruşturma başlatıldı.

ALBAY DURSUN ÇİÇEK SUÇ DUYURUSU YAPTI

Memur Suçları Savcılığı'nca başlatılan soruşturma, Balyoz davası kapsamında mahkum olan, Ergenekon davası kapsamında ise hakkındaki karar henüz kesinleşmeyen Albay Dursun Çiçek'in suç duyurusu üzerine başlatıldı. Dursun Çiçek'in avukat kızı İrem Çiçek tarafından verilen 10 sayfalık şikayet dilekçesinde İstanbul eski Terör Müdürü Yurt Atayün ve aynı dönemde görev yapan bazı terör polislerinin paralel yapılanma olarak belirtilen yapıya hizmet etmek için Dursun Çiçek'i mağdur ettikleri belirtildi.

Söz konusu polislerin sicil numaralarının tek tek sayıldığı dilekçede, "İstanbul TEM Şubede örgütlenen şüpheliler şahsıma yönelik iftira ve yargısız infazlara, haksız ve yasadışı tutuklamalarla mağdur olmama, suç işleme eğilimi olan bazı kişi ve örgütlere hedef gösterilmeme neden olmuş, suç işlemek maksadıyla kurulan örgütün amaçları için suç işlemişlerdir" denildi.

Son dönemde kamuoyuna yansıyan bilgi ve belgelere atıfta bulunularak polis-yargı-medya cuntası olarak bilinen bir suç örgütünün devlet içinde paralel yapılanmaya gittiğinin ayyuka çıktığına dikkat çekilen dilekçede, "Kamu düzeni içinde değil örgüt düzeni içinde eylemlerde bulunan paralel yapılanma, devletin bütün istihbarat bilgilerine sahip olan Başbakan, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Başbakanın Danışmanları ile Genelkurmay Başkanlığı dahil yetkililer tarafından kamuoyuna açıklanmıştır. Suç duyurusunda bulunulan şüphelilerin Başbakan tarafından açıklanan suç örgütünün polis biriminde örgütsel amaçlara hizmet edecek şekilde kasıtlı olarak suç işlediği ortaya çıkmıştır" denildi. (Sabah)

Söz konusu dilekçe, Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından işleme konuldu. Başlatılan soruşturma çerçevesinde Yurt Atayün ve 6 terör polisi, ilerleyen günlerde ifade verecek.

(05 Şubat 2014, 12:07)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

17 ARALIK 2013 KOMPLOSUYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Paralel soruşturma endişeli başladı

Böcek soruşturması başladı

Paralel yargı imamı o mu?

Gülen'den yeni ses kayıtları

Taraf, şok suçlamalara sessiz

90 savcının görevi değişti!

Paralel Hakim = Hasan Şatır

Paralel Belge davası görülüyor

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

Durmazlarsa ateş edin!

Böcek´çiler yakında açıklanıyor

Paralel Devlet´e suç duyurusu

Suç duyurusu & Basın açıklaması

Balyoz hakimi değişti

Pensilvanya onaycısı zarfta

TIR´cı komutana paralel kollama

Paralel verginin adı: Himmet

Fethullah Gülen´e suç duyurusu

Savcılık: Van olayında İHH yok

Flaş!!! Yakalama kararları kalktı

Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi

Flaş!!! Emniyet´ten suç duyurusu

Koç suç duyurusunda şok iddia

Diğer ülkelere paralel uyarı

İşte paralel suç delilleri

Paralel Yapı = P2 Locası

Paralel devlet böyle yönetiliyor

ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize

Bu kutu da ABD´yi sarsacak

Hanefi Avcı haklı çıktı

Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı

Casusluk davası durmayacak

Hanefi Avcı´dan şok açıklamalar

12.12.2013: Hanefi Avcı´dan cemaate tepki

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Baykal´a kaset komplosu manşetlerimiz

Türkiye´nin gündemi Savcı Öz

Başsavcı, Savcı Öz´ü uyardı

Öz´ün intikamı belirginleşiyor

Hakim paralel devleti anlattı

Adalet Bakanı´ndan HSYK´ya şok

İhsası rey var, HSYK inceleyemez

Ergenekon hakiminden şok itiraf

Savcı Öz, Bakırköy´e atandı

Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar

Esed sandılar, Paralel çıktı

TIR komplosu da cemaat işi

Komplo geliyorum dedi, geldi

Yargıtay İmamı´na soruşturma

Emniyet İmamı için şok iddialar

İşte cemaatin polis imamı

Yargıtay´a Pensilvanya onayı

6 ilden Erdoğan´a destek

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

Hükümete yaygara, Koç´a örtbas

Adli cunta iddiası doğrulandı

Dosya, Savcı Akkaş´tan alındı

Paralel yapının polis evleri

AKP: HSYK bildirisi korsan

Adli Cunta´nın izi sürülüyor

HSYK´dan savcılara inceleme

Başsavcı 2. darbeyi önledi

Hukukçular: Savcılar çekilmeli

Erdoğan: İnlerine gireceğiz

CHP: Başbakan´ı hedef aldılar

Operasyonlara suç duyurusu

İşte ´Adli Cunta´nın delili

Adli Cunta için suç duyurusu

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz

Taraf´a 3 suç duyurusu

Baransu´nun haberine tepki

Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

CHP: Cemaat okulları araştırılsın

97 STK´dan cemaate tepki

Dersaneler=Cemaat mi?

Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz

İskenderun´da İsrail izi netleşiyor

Türkiye´den İsrail´e misilleme

İsrail´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz

İkinci 7 Şubat krizi

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Hükümet sivil darbeyi engelledi

Erdoğan: Fidan´ı yedirmem

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz

Cemaat hala Gezi´de mi?

Cemaat de Gezi´de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5835    yazdır/print


 

Özal davasında 2. duruşma

Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a suikast davasında ikinci duruşma Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde bugün görüldü. 19 Mart'a ertelenen duruşmada Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, mahkemenin ve sanık avukatlarının sorularını cevaplandırdı.

09.12.2013 12:59 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Ergenekon davasından 22 yıl 6 ay hapis cezası alan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında açılan davanın 2. duruşması görüldü.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, "sağlık sorunlarını" gerekçe gösteren sanık Ersöz katılmadı. Duruşmada, iddianamede "müşteki" olarak yer alan Özal'ın oğlu Ahmet Özal ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada, Ersöz'ün avukatı Hulusi Coşkun ile Semra Özal'ın avukatları Hasan İşgüzar da yer aldı.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde 28 Şubat davasının görülmesine de devam edildiği için mahkemenin asıl üyeleri katılmıyor. Yargılamayı mahkemenin diğer 3 üyesi olan hakimler Önder İrfan Yorgancılar, Kadriye Çatal ve Hasan Çavaç gerçekleştiriyor.

Yine aynı nedenden dolayı, Özal davasının duruşmaları 28 Şubat davasının görülüyor olması nedeniyle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülüyor.

Ses ve görüntü kaydının alındığı duruşmada, müşteki Ahmet Özal beyanda bulundu. 1993'ten bu yana değişik şekillerde babasının ölümüyle ilgili açıklamalarda bulunduğunu belirten Özal, "Benim inancıma göre 1988 suikastıyla birlikte değerlendirildiğinde bir bütünlük olduğunu düşünüyorum. 1993 senesi rahmetli Uğur Mumcu'nun suikastiyle başlayan karanlık bir süreç. 1993 yılıyla ilgili açılan davalarda, Meclis'te de verdiğim önergede, 1993 yılının ve özellikle rahmetli Özal'ın ölümünün araştırılması teklifinde bulundum. Müşteki sıfatıyla müdahil olmak istiyorum" dedi.

Mahkeme Başkanı İrfan Önder Yorgancılar'ın "Sanığı tanır mıydınız?" sorusuna Özal, "Sanığı tanımıyorum. Rahmetli babamın tanıyıp tanımadığını da hiç bilmiyorum" yanıtını verdi.

Babasının rahatsızlandığı gün, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde doktor bulunmaması, GATA'ya götürülürken sonra yolun değiştirilip Hacettepe Hastanesi'ne getirilmesi gibi konuların herkes tarafından bilindiğine dikkat çeken Özal, Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin savcılıkça aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunun tam anlamıyla açıklanmadığını savundu.

Yorgancılar'ın, "Sanığın diğer aile bireyleriyle ilgisi var mı?" sorusunu Özal, "Bilmiyorum, ama sanmıyorum. Benim bir tanışıklığım yok" diye yanıtladı.

Babası vefat ettiğinde yurt dışında olduğunu ifade eden Özal, "Babamın öldüğünü, uçakla Ankara'ya geldiğimde haber aldım. Ben yurt dışındayken kendisinin düştüğünü söylediler sadece. Ankara'ya gelince Hacettepe'ye gidecektim haber verdiler Köşke çıktım orada öğrendim" dedi.

Yorgancılar'ın, "Babanızın ikamet ettiği yer ile sizin ikamet ettiğiniz yer neresiydi?" sorusuna, "İstanbul'da yaşadığı" cevabını verdi.

"Sanıktan şikayetçi misiniz?" sorusuna ise Özal, "Davaya müdahil olmak istiyorum, sanığı tanımıyorum" yanıtını verdi.

GİZLİ TANIKLAR BURADA DİNLENMELİ

Duruşmada söz alan sanık avukatı Hulusi Coşkun, müvekkili hakkında dava açılmasının nedeninin gizli tanıklar olduğunu belirterek, "Gizli tanık beyanlarından hareket edildiğinde, müvekkilimin de müşteki tarafının da suçlandığı gözlenmektedir. Katılan talebinde bulunulması için suçtan zarar görülmesi gerekir. Suçtan zarar değil, suça iştirak söz konusudur" dedi.

Coşkun'un, "Bu dava gizli tanık beyanlarına dayanılarak açılmıştır. Bu gizli tanıklar, herkesi suçladıkları gibi yüz kızartıcı iddialarda bulunmuşlardır. Burada gizli tanıkların beyanlarına göre iştirakçı olunması söz konusudur. Gizli tanıkların beyanlarıyla ilgili birşey söyleyecek misiniz?" sorusuna Özal, "Gizli tanık ifadelerinin ne derece gerçeği yansıttığını bilmiyorum, bunu hukuki olarak değerlendirmek mümkün değil. Gizli tanıkların burada dinlenmesinin doğru olduğunu düşünüyorum" yanıtını verdi.

BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ OLARAK PEK BİR GÜCÜM YOKTU

Avukat Coşkun'un, "Saç telleri konusunda, gerçek katillerin bulunmasını kendi ülkemiz adına müşteki taraf kadar istiyoruz. Saç telleri neden 19 yıl sonra adli makamlara verildi?" sorusuna ise Özal, "Saç telleri meselesi uzun yıllar haber oldu. Hiçbir şekilde bizden talep edilmedi. Talep edildiğinde zaten hemen savcıya verilmiştir. Talep olmadığı için biz, bunu teslim etme yoluna gitmedik" diye cevapladı.

Özal ailesinin avukatı Hasan İşgüzar, yargılamanın usulüne ilişkin itirazda bulunarak, "Özal öldüğünde, gerekli inceleme, otopsi yapılmadı. Henüz daha iddianame okunmadı. Nedense büyük davalarda bütün sanıklar hasta oluyor" dedi.

Sanık Avukatı Hulusi Coşkun, "Sayın Özal, milletvekilliği yaptığı dönemde, babasının ölümünü son 4-5 ayda gündeme getirdi. Neden, bu konuyu Meclis araştırması olarak gündeme getirip, cumhurbaşkanı suikasta uğradı mı uğramadı mı tespit ettirmemiştir?" sorusuna Özal, "1999'da Malatya'dan bağımsız milletvekili seçildim. 1993'ten beri yaptığım çalışmalarda basında yer alabilmem, 1998'den itibarendir. Bağımsız milletvekili olarak hiçbir gücünüz yoktur, ancak koalisyon ortaklarını yanınıza alarak soruşturma açma şansınız olabilir. Ben sadece babamla değil, 1993 yılının tamamıyla ilgileniyordum. Benim bağımsız milletvekili olarak pek bir gücüm yoktu" yanıtını verdi.

ARİF ERSÖZ'Ü HATIRLAMADI

Avukat Coşkun'un, "Arif Ersöz'ü tanıyor musunuz? Burdur'da tanışmışsınız, Levent Ersöz'ün kayınbabası, albaydı" sorusuna Özal, "Hatırlayamadım" karşılığını verdi.

TALEPLER

Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin, tanıklık için dilekçe veren Teyfik Kır'ın dinlenmesini, sanık Levent Ersöz'ün sesli ve görüntülü sistemle ifadesinin alınmasını, müştekiler Semra Özal ve Ahmet Özal'ın müdahillik taleplerinin kabul edilmesini, gizli tanıkların beyanlarının kapalı duruşmada alınmasını talep etti.

Özal ailesinin avukatı Hasan İşgüzar, müdahillik taleplerinin kabul edilmesini istedi. Özal ailesinin diğer avukatı Hande Zeynep Dursun da sanık Levent Ersöz'ün mahkeme huzurunda dinlenmesi talebinde bulundu.

Ersöz'ün avukatı Hulusi Coşkun, Özal'ın ölümüne ilişkin davanın, zaman aşımına saatler kala açıldığını anımsatarak, "Bu dava, yüksek yargıyı, kamuoyunu, belki katılan yada müşteki tarafı boşu boşuna işgal etmektedir. Dosyanın incelenmesini ve ana soruşturma olmadan böyle bir yargılama yapılamayacağını iletiyoruz. 662 sayılı soruşturma dosyası halen ellerinde" dedi.

ERSÖZ'ÜN SAĞLIK DURUMU İNCELENECEK

Duruşmaya verilen kısa bir aranın ardından ara kararları açıklayan Mahkeme Başkanı Önder İrfan Yorgancılar, Metris 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu'na yazı yazılarak, Levent Ersöz'ün sağlık durumunun mahkemede hazır edilmesine uygun olup olmadığının sorulmasına karar verildiğini belirtti. Sanığın, sağlık durumunun yeterli olmaması durumunda sesli ve görüntülü sistemle ifadesinin alınması kararlaştırıldı.

Mahkeme, Ersöz'ün sağlık durumu hakkında bilgi verilmemesi durumunda sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına da karar verdi.

Mahkeme, Müşteki Semra Özal ve Ahmet Özal'ın davaya katılma taleplerinin Ersöz'ün savunmasının alınmasından sonra değerlendirilmesine hükmetti.

Mahkeme, Malatya 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazı yazılarak "Deniz Uygar" kod adlı İlker Çınar'ın ifadesinin tespitini kararlaştırdı. İlker Çınar'ın Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının yeniden araştırılmasına karar verilen mahkeme duruşmayı 19 Mart 2015 tarihine erteledi.

SUİKAST İLE ÖLÜMÜ BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİ

Duruşma çıkışında gazetecilerin sorularını cevaplayan Ahmet Özal, 19 Mart’ta büyük ihtimalle sanık olarak gözüken kişinin (Levent Ersöz'ün) ifadesinin alınacağını belirtti.

Ahmet Özal, "Rahmetlinin ölümüyle suikastı bir bütündür. 88 yıl suikastı tekrar dosyalardan çıkartılıp, devlet arşivlerinden gizli bulunan belgelerin incelenmesiyle bu olay çok daha netleşecektir. Hatta 93 yılındaki bütün olaylarda belki o suikast yoluyla beraber çözülebilir. Yani benim iddia ettiğim Ocak 93’de rahmetli Uğur Mumcu’nun öldürülmesiyle başlayan bütün 93 yılı meselesi rahmetlinin suikastının aydınlatılmasıyla, tekrar gündeme alınmasıyla büyük bir ihtimalle zaten 93’ü çözeceklerdir" dedi.

(09 Aralık 2013, 12:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Turgut Özal davası duruşmaları

Özal´da 2. iddianame hazırlığı

TURGUT ÖZAL SUİKASTİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Özal´ın sırrını açıklayın artık

Yarbay Savaş´ın izi sürülüyor

Özal soruşturması genişliyor

Özal´ı Meclis de araştırmalı

Flaş!!! Özal iddianamesine kabul

Özal iddianamesinde arama yap

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Zehirlenme örtbas mı edilecek?

Özal´ın zehirlendiği iddiası ve adli tıp incelemesi manşetlerimiz

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Özal: Dertleri beni tasfiye etmek

DDK: Özal´ın mezarı açılmalı

DDK raporunun tam metni

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın

DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı

Özal suikastinde çember daralıyor

Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı

Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü

Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5723    yazdır/print


 

Balyoz´da 237 ceza kesinleşti

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Balyoz Davası´nda Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin verdiği kararlara itiraz etmedi. Bu nedenle, aralarında emekli generaller Çetin Doğan, Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına, Bilgin Balanlı, Deniz Cora, Engin Alan, Ergün Saygun, Mehmet Otuzbiroğlu, Dursun Çiçek, Cemal Temizöz ve MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan´ın da bulunduğu 237 kişi hakkındaki onanan mahkumiyet kararları kesinleşmiş oldu. Bu sanıklar, rütbeleri sökülerek er statüsüne indirilecek. Bu sanıklar AYM ve AİHM´e başvurma hakkına sahipler ve Çetin Doğan 4 gün önce AYM´ye başvurdu. Ancak bu mahkemelerin temyiz makamı olmamaları nedeniyle kesinleşmiş cezaları değiştirme yetkisi yok. AYM Başkanı da yaptığı açıklamada ´Boş yere sanıklara ümit vermeyin´ demişti.

12.11.2013 10:38 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Balyoz Darbe Planı Davası´nda Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin verdiği karara itiraz etmedi. Aralarında emekli generaller Çetin Doğan, Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına, Bilgin Balanlı, Deniz Cora, Engin Alan, Ergün Saygun, Mehmet Otuzbiroğlu, Dursun Çiçek, Cemal Temizöz ve MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan´ın da bulunduğu 237 kişi hakkındaki onanan mahkûmiyet kararı kesinleşmiş oldu.

Haklarında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nce verilen mahkûmiyet kararı onanan asker sanıklar, rütbeleri sökülerek er statüsüne indirilecek. Yargıtay´ın haklarındaki mahkumiyet kararını bozduğu 88 kişinin dosyası ise yerel mahkeme olan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin önüne gidecek. Hakkındaki karar onanan sanıklar son yol olarak Anayasa Mahkemesi´ne bireysel başvuruda bulunabilecek.

Cezaları onanan sanıkların Anayasa Mahkemesi´ne bireysel başvuruda bulunacağı öğrenildi. Kararın kesinleşmesiyle birlikte sanıkların için iç yargı yolları tükendi. Ancak, cezanın Anayasa´ya aykırı olduğu iddiasıyla Yüce Mahkeme´ye 30 gün içerisinde ´bireysel başvuru´ hakları bulunuyor. Süre dün itibariyle işlemeye başladı. (Bugün)

-Çetin Doğan, Anayasa Mahkemesi´ne başvurmuştu-

Ancak bu sürenin bitmesini beklemeden sanıklardan biri harekete geçmişti. Balyoz davasında, hakkında verilen 20 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan eski 1. Ordu Komutanı emeki Orgeneral Çetin Doğan, bu kararın Anayasa´ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi´ne (AİHS) aykırı olduğu iddiasıyla 8 Kasım´da Anayasa Mahkemesi´ne başvurmuştu.

Doğan´ın avukatı Hüseyin Ersöz tarafından Anayasa Mahkemesi´ne sunulan dilekçede, soruşturma ve davanın başlangıçıyla ilgili hatırlatmalar yapılarak, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin, hangi nedenlerle ihlal edildiği de gerekçeleriyle anlatıldı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi´nin (AİHS) 6. maddesi ile Anayasa´nın 36 ve 38. maddelerinin ihlal edildiği belirtilen dilekçede, Başvurucu, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin kararının, AİHS ve Anayasa´ya aykırı olarak onanması sebebiyle, halen Ankara 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu´nda tutulmaktadır. Bu çerçevede, hukukta aykırı işlemler sebebiyle başvurucunun hak kaybı ve mağduriyeti, başvuru tarihinde de devam etmektedir denildi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin verdiği kararın, Yargıtay´ın onamasının ardından kesinleştiğinin ve başvuru yollarının tükenmesinin ardından Anayasa Mahkemesi´ne başvuru yapıldığının aktarıldığı dilekçede, mahkemenin 21 Eylül 2012 tarihli mahkumiyet kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin 9 Ekim 2013 tarihli kararlarının, AİHS´in 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına ve Anayasa´nın 36, 37, 38, 138 ile 140. maddelerine aykırı olduğuna hükmedilmesine karar verilmesi talep edildi.

Gerekli görüldüğü taktirde bilimsel mütalaalarda yer alan tespitler çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılması istenen dilekçede, başvurunun duruşma açılmak suretiyle değerlendirilmesi de talep edildi.

-AYM: İnsanlara boş yere umut vermeyin-

Ancak Balyoz sanıklarının ve kamuoyunun bir kısmında oluşan yanlış anlamaları gidermek için Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç 12 Ekim´de bir açıklama yapmıştı. Yargıtay´ın Balyoz davası kararı sonrasında bazı çevrelerin “halen üst itiraz ve temyiz yolları açık” diyerek AYM ve AİHM´i işaret etmelerine tepki gösteren Kılıç, “İnsanlara boş yere umut veriliyor” demişti. Kılıç, temyiz makamı olmadıklarını, cezaları iptal ya da değiştirme yetkisine sahip olmadıklarını belirtmişti.

“Yargıtay´daki arkadaşlarımızı yıllardır tanırım” diyen Kılıç, “Donanımlı, bilgili ve tecrübelidirler. Başından beri de yıllardır bu dairede çalışmış, olaylara hâkim titiz ve tecrübeli bir ekiptir. Bu nedenle arkadaşlarımızın yanlış yapma ihtimali çok ama çok düşüktür.” demişti.

“Anayasa Mahkemesi temyiz makamı gibi gösteriliyor. Sonra insanlara boş yere umut veriliyor. Mahkemenin kararlarına dair bizim böyle bir görevimiz yok. Bizimle ilgili süper temyiz algısı yaratmak son derece yanlış” diyen Kılıç, açıklamasında, bu yanlış algının aynı şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) için de lanse edildiğini belirtiyordu.

-Yeniden yargılama söz konusu değil-

“Bazı konuları bu vesileyle aydınlatmak gerekiyor. Çünkü özellikle Balyoz davasında Yargıtay´ın kararı sonrasında bizim veya AİHM´nin ´süper temyizlerle süper kurtarıcı´ olduğumuz havası yaratılmaya çalışılıyor. İlk olarak şunu söyleyeyim Anayasa Mahkemesi, temyize alınmış ve değerlendirilmiş davaların kararlarını yeniden temyize alma yetkisine sahip değildir. Bu konuda hüküm var. Biz sadece eğer bize başvuru gelirse Yargıtay ceza dairesinin mahkumiyet kararlarına değil, yargılama süresince özgürlük ihlali var mı yok mu, sanık savunmaları hukuka uygun gerçekleşti mi, uzun tutukluluk ve yargılama hukuka uygun mu başvurularına bakabiliriz. Onun ötesinde mahkumiyet ve hapis cezalarına müdahalemiz olamaz. Aynı şekilde AİHM de Anayasa Mahkemesi´yle aynı görev ve yetkilere sahiptir. Sadece, AİHS´de belirtilen hak ve özgürlüklerle ilgili ihlal var mı buna bakar. Suçun vasfına, delillere ve mahkumiyetin derecesine, ne AİHM ne de biz bakabiliriz.”

-Rütbeleri sökülecek-

Cezaları kesinleşen 237 Balyoz hükümlüsünün rütbeleri önümüzdeki süreçte sökülecek. Bu isimler ´er´ statüsünde olacak. Aldıkları devlet üstün hizmet madalyaları, nişanları ve altın kaplı kılıçları da geri alınacak. Kendilerinin yanı sıra eş ve yakın akrabalarına verilen askeri kimlikler de alınacak. Askeri tesislerin hiç birinden yararlanamayacaklar. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(12 Kasım 2013, 10:38)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Bir Balyoz da AYM´den

Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı

Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe

Tutuklu askerlerden bildiri

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5682    yazdır/print


 

Cihaner 3. kez zorla getirilecek

Cihaner davasının Yargıtay´da görülmesine devam edildi. Zorla getirme kararı bulunan Cihaner duruşmaya yine katılmadı. Bunun üzerine mahkeme niçin getirilemediğini araştırma ve 3. kez zorla getirme kararı verdi.

08.11.2013 17:24 CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ve emekli Orgeneral Saldıray Berk´in de arasında bulunduğu 11 sanığın ´terör örgütü üyeliği´ suçundan yargılanmasına Yargıtay´da devam edildi. Mahkeme heyeti duruşmaya zorla getirilmesine karar verilen fakat yine gelmeyen İlhan Cihaner´in duruşmaya zorla getirilmesine karar verdi. Mahkemeye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından gönderilen yazıda ise sanık olan MİT mensuplarının yargılanmasına izin verildiği bildirildi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi´nde gürülen duruşmaya ilk olarak sanık MİT mensuplarının savunmalarının alınması ile başladı. MİT mensubu sanıklar iddia edilen suçları kabul etmediklerini belirtti. Sanık MİT görevlileri yasal görevlerini yaptıklarını söylediler. Sanıklardan Ş.D. ise davanın hedefinin kendileri değil MİT olduğunu öne sürdü. Sanıklar duruşmalardan halen görevli oldukları için vareste tutulmalarını istedi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Hüseyin Eken, MİT Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan ve Başbakanlığa sunulan soruşturma raporunun özetini okudu. İddia makamının, MİT mensuplarıyla ilgili iddiaları MİT ve Başbakanlığa sormadığını, sadece gizli tanık ifadesine dayandığı belirtilen raporda, yargılanan personelin mevzuata uygun davrandığı ve gizli tanık beyanlarıyla deşifre edildiği vurgulandı.

BAŞBAKANLIK MİT MENSUPLARININ YARGILANMASINA İZİN VERDİ

Savunmaların ardından mahkemeye heyeti Başbakanlık´tan gelen ve MİT mensuplarının hakkında yargılanıp yargılanmayacağını içeren kararı okudu. Başbakanlık, değişen MİT kanununa göre davada sanık olan 3 MİT mensubunun yargılanmasına izin verdi. Duruşmaya ayrıca Albay Dursun Çiçek tarafından müdahil olma ve davanın bazı davalarla birleştirme isteğini içeren dilekçe gönderildi.

Sanık CHP milletvekili İlhan Cihaner´in avukatları da davada ´Erzincan´ kod adı ile bilinen gizli tanığın isminin dosyada nüfus cüzdanı sureti ile açıkça belli olduğunu ve gizli tanık ´Erzincan´ın kimliğinin açıkça belli olduğu için ifadelerine tekrar başvurulması için duruşma salonuna getirilmesini istedi.

Savcı verdiği mütalaada ise İlhan Cihaner´in zorla davaya getirilmesini ve MİT´in 3 mensubunun mahkemeye gönderilmesini istedi. Savcı ayrıca Dursun Çiçek´in gönderdiği dilekçe hakkındaki kararı mahkemenin takdirine bıraktı.

28 ŞUBAT´A ERTELENDİ

Mahkeme heyeti, İlhan Cihaner ile ilgili verdiği ara kararda daha önce gönderilen zorla getirilme kararının akıbetinin araştırılmasını ve Cihaner´in yine duruşmaya zorla getirilmesine karar verdi.

Mahkeme, Dursun Çiçek´in gönderdiği dilekçede yer alan taleplerini ise daha önce verilen kararı değiştirecek gerekçeler içermediğinden müdahil olma ve dosya birleştirme isteklerini reddetti. Tanık koruma beyanı gereğince gizli tanık ´Erzincan´ın duruşmaya getirilme talebini reddeden mahkeme, MİT mensuplarının duruşmadan vareste tutulmasına ve haklarındaki inceleme, soruşturma raporu örneğinin mahkemeye gönderilmesini istedi. Mahkeme heyeti duruşmayı 28 Şubat 2014´e erteledi.

(08 Kasım 2013, 17:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yargıtay: Cihaner zorla getirilsin

Cihaner´e şok suçlama

YARGITAY´DA YENİDEN GÖRÜLMEYE BAŞLANAN CİHANER DAVASININ DURUŞMALARI

Flaş!!! Başsavcı Cihaner gözaltında

Cihaner: Mahkemenin kararı eşkıyalıktır

Cihaner´in gözaltına alınırken HSYK Başkanvekili Özbek tarafından destek için aranması

Cihaner´in gözaltıya direnmesini izleyin

Arama görüntülerini izleyin

Erzincan´da uygulamaya konulan ıslak imzalı ´irtica ile mücadele eylem planı´ manşetlerimiz

Flaş!!! Islak İmza ve Cihaner birleşti

Mahkeme: Islak imza Erzincan´da uygulandı

Cihaner´e şok: Yeniden yargılanacak

HSYK: Cihaner yargılanmalı

Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarma işbirliğiyle ´ıslak imza´ operasyonları

İŞTE ADIM ADIM ERZİNCAN´DAKİ ISLAK KOMPLO: CEMAATLERİ SİLAHLANDIRMA OPERASYONU

Cihaner´i Yargıtay´da kurtarma planı manşetlerimiz

Ses Kaydı: Cihaner ve diğer davalar Ankara´ya

´Er Cihaner´i kurtarmak´ oyununa devam

Tiyatro: Er Cihaner´i kurtarmak

Savcı: Ergenekon Yargıtay´da mı?

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

SAVCI OLDUĞU ÖĞRENİLEN GİZLİ TANIK EFE´DEN MAHKEMEYİ SARSAN CİHANER İDDİALARI

Gizli tanıktan şok ifadeler: Cihaner ´terör arttırılmalı´ diyordu

Cihaner´in gizli sorgu odası

Cihaner davasının gizli tanığına: İfadeni değiştir, yoksa

Cihaner´den tanığa: Kalemini kırdık

Adana´daki cemaatler de ıslak imza ile silahlandırılacak mı?

Terör sanığı Başsavcı Cihaner görevden alınacak mı?

CHP´nin Erzincan davasında tanıklara şok baskısı manşetlerimiz

CHP´liler hakim karşısına çıktı

CHP´li Ersin Ergenekon sanığı olabilir

CHP´li Ersin de Ergenekon´da

CHP´li Tınastepe Ergenekon sanığı oldu

Örneklerle CHP´nin Ergenekon davalarında sempatizanlıktan öte tavırları

´Ergenekon ve CHP´ manşetlerimiz

Erzincan iddianamesinde ara

Islak İmza iddianamesinde ara

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5679    yazdır/print


 

Derin Karargah Almanya´da

Türkiye´de ağır darbeler alarak bitme durumuna gelen Devrimci Karargah terör örgütünün Alman istihbarat örgütünün koruması altında Almanya´da faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Almanya´nın Türkiye´ye yönelik derin ilgisi, Ergenekon soruşturması ile Gezi olayları sürecinde sık sık somut bulgularla kanıtlanmış bulunuyor.

17.10.2013 13:53 Türkiye´de ağır darbeler alarak bitme durumuna gelen Devrimci Karargah terör örgütünün (DKÖ) Alman istihbarat örgütünün koruması altında Almanya´da faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Örgüt lideri Serdar Kaya´nın Almanya´da yaşamını sürdürdüğü tespit edildi. Son dönemde ortaya çıkan en gizemli ve önemli terör örgütü olan Devrimci Karargâh´ın Almanya´da yaşayan lideri ´Adnan´ kod adlı Serdar Kaya´yı ilk kez SABAH görüntüledi. Bugüne kadar Türk basınında tek bir kare bile fotoğrafı yer almayan Kaya, uzun soluklu bir araştırma sonucunda kendisini bulan Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek ile muhabir İbrahim Evrim Ayral´ı Berlin´de karşısında görünce şaşırdı, heyecanını gizleyemedi. Görüntülenmemek için sağa sola kaçmaya çalıştı, ancak görüşmenin her ânı fotomuhabiri Serkan Bayraktar tarafından görüntülendi. Abdurrahman Şimşek daha önce de Kürt yazar Musa Anter suikastı tetikçisi Hamit Yıldırım´ı, kanlı saldırıdan 20 yıl sonra Şırnak´ta bulup görüntülemişti. Savcılık da ortaya çıkan bilgi ve belgelerden hareketle düğmeye basmış, 3 ay içinde zaman aşımından kapanacak olan Anter dosyası bu şok gelişme sonrası davaya dönüşmüştü.

Devrimci Karargah terör örgütünün lideri Serdar Kaya, İnterpol tarafından difüzyon kararı ile arandığı halde Almanya´da elini kolunu sallayarak dolaşıyor. SABAH´ın bile kendi imkânlarıyla bulduğu Kaya´yı Alman güvenlik birimlerinin bulamaması olanak dışı. Bu da Kaya´nın Alman makamları tarafından korunduğunu gösteriyor.

MİT´TE BİLE FOTOĞRAFI YOK

Serdar Kaya, lideri olduğu örgütün terör eylemleriyle ilgili bütün soruları yanıtsız bıraktı. Kaya, SABAH´ın, Lideri olduğunuz Devrimci Karargâh örgütü hakkında neler söyleyeceksiniz? şeklindeki sorusuna Bilmiyorum, öyle bir şey yok, diye cevap verdi. İstanbul´da kanlı eylemlerin emrini siz mi verdiniz? sorusunu da yanıtsız bıraktı. Devrimci Karargâh davasında hapis cezası alan polis şefi Hanefi Avcı´yı tanıyor musunuz? sorusuna da cevap vermedi. Kaya, muhabir İbrahim Evrim Ayral´ın, Lideri olduğunuz örgüt pek çok kanlı eyleme karıştı. Polis şehit etti. Siz de bir asker çocuğusunuz, bir şey söylemeyecek misiniz? sorusunu da yanıtsız bıraktı. Kaya, son olarak Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek, Bari iki cümle söyleyin, deyince İşte söylüyorum: İki cümle, dedi. Serdar Kaya, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) başta olmak üzere Türk istihbarat birimlerinde de son fotoğrafları yer almayan, adresi kimse tarafından bilinmeyen ve bu yüzden ´hayalet´ olarak anılan bir örgüt lideri. Kaya, Devrimci Karargâh´ın ana karargâhının bulunduğu Nürnberg kentinde Alman gizli servisinin gözetiminde yaşıyor. Dönerci cinayetleri olarak bilinen cinayet olayları ile de gündeme gelen Nürnberg, Hitler döneminden beri Alman derin devletinin en faal olduğu şehirlerden biri olarak biliniyor. DKÖ de bu şehirde üslenmiş durumda. SABAH Özel İstihbarat Bölümü´nün Avrupa´da üslenmiş Devrimci Karargâh Örgütü ile uzun soluklu haber araştırması yaklaşık iki yıl önce başladı. 26 Aralık 2011´de SABAH´ın manşetten yayınladığı ´Karargâh´ı MİT çökertti´ haberinden sonra araştırmalara başlayan ekip Almanya´dan İsviçre´ye, Fransa´dan Hollanda´ya pek çok Avrupa ülkesinde Karargâh´ın izlerini araştırdı ve çarpıcı sonuçlara ulaştı. Bu çalışmalar sonucu örgütün siyasi lideri konumundaki Serdar Kaya, askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir ve finansörü Hakan Etyemez Avrupa´nın çeşitli şehirlerinde görüntülendi. Kaya, Nürnberg´de yaşıyor, zaman zaman Berlin´e gidiyor. 16 Haziran Örgütü kökenli Serdar Kaya´nın kod adı Adnan.

KARATAŞ´IN YERİNE DÜŞÜNÜLÜYOR

Edinilen bilgilere göre Devrimci Karargâh (DKÖ) Örgütü, Dev-Sol ve DHKP-C örgütlerinin liderliğini yapan Dursun Karataş´ın ölümünden sonra Avrupa ülkeleri tarafından Karataş´tan sonraki potansiyel birleştirici sol örgüt lideri olarak görülüyor ve bu yüzden Avrupa ülkelerinin gizli servisleri tarafından korunup kollanıyor. Öyle ki Almanya´da Türklere ait tüm işyerleri sıkı bir mali denetime tabi iken DKÖ´nün finansörü Hakan Etyemez´in şirketleri denetimden âdeta muaf tutuluyor. Örgütün bildirisinde de gizli servislerle dolaylı irtibatını ele veren ipuçları içeren ifadeler yer alıyor: Emperyalist dünyanın yeni bir yeniden paylaşım sürecine girdiği, ABD´nin tek başına diğer ülkelere politikalar dayattığı, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gibi çalışmalara Lenin´in ´Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen hakları birleşin´ sloganıyla karşı konulması gerektiği, Türkiye´nin bölgesel emperyalist siyonist politikaların merkezlerinden biri olduğu söyleniyor. Bildiri ile, örgütü ağırlayan Avrupa ülkelerinin, ABD´ye mesaj verircesine, Tek başına diğer ülkelere politika dayatma! şeklinde mesaj verdiği belirtiliyor. Türk istihbaratının tespitlerine göre Kaya´nın Nürnberg´de Bayerische Landesbank Girozentrale isimli bankada bir hesabı mevcut. Örgüt mensupları genelde İş Bankası ve Western Union yoluyla bu hesaba para gönderiyor.

ANA KARARGÂHI ALMANYA´NIN NÜRNBERG KENTİ

Serdar Kaya 1955 İstanbul doğumlu, Ankara Polatlı nüfusuna kayıtlı. Resmi belgelerde DKÖ üyesi olarak geçen Rabia Şen Süer Kaya ile evli. Ev Adresi Nürnberg/Almanya olarak geçiyor. Bu adres örgütün karargâhı olarak kullanılan yer. Ancak Kaya Nürnberg´de başka bir adreste yaşıyor. Kaya´nın Berlin´de de bir adresi var... Babası emekli subay olan Serdar Kaya, Ankara Çankaya Lisesi´nden mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi´ne girdi. Burada bir yıl okudu, ardından Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi´ne geçti. İki yıl sonra bu okulu da terk etti. 1978´de ruhsatsız silah taşımak suçundan 10 ay hapis cezası aldı. 1979 yılında Hikmet Kıvılcımlı´nın görüşleri çerçevesinde kurulan Vatan Partisi´nde görev aldı. 12 Eylül´den sonra Partizan Yolu adlı örgüte yönelik operasyondan sonra 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1987´de tahliye olunca Partizan Yolu´nun devamı niteliğindeki 16 Haziran Hareketi´nin Türkiye sorumlusu oldu. Sarp Kuray ayrıldıktan sonra 16 Haziran´da etkin konuma geldi. 1998 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarınca Hakan Etyemez vasıtasıyla Almanya´nın Nürnberg kentine yerleşti. 2005 yılında, daha sonra Bostancı´da bir çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya ile görüştü. Yılmazkaya´yı Türkiye askeri kanat sorumluluğuna getirdi. Serdar Kaya, Orhan Yılmazkaya ile birlikte Kuzey Irak´a giderek Zap Kampı´nda askeri eğitim aldı.

ÖRGÜTÜN LİDERİ VE TEORİSYENİ...

Örgüt kadrosuna bütün eylem talimatlarını veren isim Serdar Kaya. Selimiye Kışlası ve AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binasını bombalamak için eylemler yapan örgüt, 2008 yılından bu yana 2 emniyet görevlisi şehit etti, 11 emniyet görevlisini yaraladı. Örgütün saldırıları sonucunda bir vatandaş hayatını kaybetti, 8 vatandaş ise yaralandı. Serdar Kaya, Emniyet arşivlerindeki bilgilere göre 1989-91 yılları arasında İstanbul´da pek çok silahlı eyleme karıştı. Örgütün teorisyeni konumundaki Serdar Kaya´nın, Lenin´in ´Ne Yapmalı?´ isimli kitabından ilhamla devrimin safhalarını analiz ettiği Türkiye Bir Devrim İçin Ne Yapmalı?´ başlıklı bir yazısı bulunuyor. Kaya o yazısında, Kürt halk hareketinin egemen yapıda (Türkiye Cumhuriyeti Devleti´ni kast ediyor) yarattığı çatlağın genişletilerek devrimci İslam´ı (Alevilik kast ediliyor) ittifak gücü olarak kullanmak suretiyle emperyalizme karşı direnebilecek güçlü bir siyasal yapının oluşturulması gerektiğini, işçi sınıfını devrimci bir başkaldırıya hazırlayacak öncü bir örgüt kurulmasının şart olduğunu ve devrimci eylem çizgisinin, Türkiye devriminin karargâhını oluşturmakla yaratılabileceğini iddia ediyor. Bu görüş, DKÖ´nün ortaya çıkış amacını da gösteriyor. (Sabah)

ÖRGÜT TÜRKİYE´DE BİTME NOKTASINA GELDİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün taşeron eylem yaptırdığı örgütlerden biri olarak gösterilen ve sol çevrelerde dahi karanlık bir yeni sol örgüt olarak nitelendirilen Devrimci Karargah Örgütü (DKÖ), Ergenekon operasyonlarının başlaması ile ortaya çıkan bir örgüt oldu. Adını ilk kez 2008 yılının Ağustos ayında Selimiye Kışlası´na yapılan havan saldırısı ile duyuran örgüt, ardından AK Parti İstanbul İl Başkanlığına bombalı saldırı yaparak bir polis memurunu şehit etti. Örgütün yöneticisi Orhan Yılmazkaya, Bostancı´da polisle girdiği şiddetli bir çatışmada ölü olarak ele geçirildi. Peşpeşe operasyonlarla darbe yiyen örgüt Türkiye´de fiilen bitme noktasına geldi. 2013 Nisan ayında düzenlenen son operasyonlarda örgütün son iki yöneticisi de yakalanmış oldu. Türkiye´de aranan yöneticisi kalmayan örgütün lideri konumundaki Serdar Kaya´nın Almanya´da yaşadığı ileri sürülüyordu.

ÖRGÜTE AÇILAN DAVADA EN AĞIR CEZALARDAN BİRİ HANEFİ AVCI´YA

Devrimci Karargah örgütüne yönelik 5 dava açıldı. 100´e yakın sanığın yargılandığı birleştirilerek görülen davaların en ilgi çeken sanığı eski emniyet müdürü Hanefi Avcı oldu. Avcı´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım´, ´yargı görevini yapanı etkileme´, ´soruşturmanın gizliliğini ihlal´, ´terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme´, ´ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı yasaya muhalefet´ ve ´zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme´ suçlarından toplam 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyordu. 19 Temmuz 2013 tarihinde sonuçlanan davada örgüt yöneticisi Ulaş Erdoğan 17 yıl, Avcı ise 15 yıl hapse mahkum edildi.

45 sanığın çeşitli oranlarda hapis cezasına çarptırıldığı Devrimci Karargah davasında gerekçeli karar 28 Eylül 2013 tarihinde açıklandı. Kararda 15 yıl hapis cezası alan Avcı´nın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi Necdet Kılıç ile yakın ilişkisinin olduğu, örgüte yönelik soruşturmayı etkisiz hale getirmek için Kılıç´a taktik verdiği belirtildi. Avcı´nın Kılıç´a teknik ve fiziki takipte olduğunu haber verdiği ve takibi nasıl etkisiz kılacağını anlattığı ifade edildi. Kararda, “Sanık Avcı Necdet Kılıç ile konuşarak söz konusu soruşturmayı akim bırakmak için kendisine yol ve yöntem gösterdiği, Hanefi Avcı İl Emniyet Müdürü olmasına rağmen ve emniyet müdürlüğünün çeşitli birimlerinde istihbarat dahil görev yapmasına rağmen Devrimci Karargah örgütü mensubuna yardım ettiği vicdani kanısına varıldığından mahkumiyetine karar verilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

KİTABIYLA TÜRKİYE´Yİ SARSTI

Avcı, Ergenekon soruşturması sürecinde yazdığı bir kitapla tam anlamıyla Türkiye´yi sarstı. Ergenekon davalarının Fethullah Gülen cemaatinin komplosu olduğunu, tüm hakim ve savcıların da bu cemaatin emrinde olduğunu ileri süren Avcı, CHP lideri Deniz Baykal´a yönelik seks kaseti olayının da yine cemaatin işi olduğunu iddia ediyordu. Adeta her taşın altında cemaat var diyen Hanefi Avcı´nın bu inanılmaz derecedeki abartılı iddiaları ileri sürmesinin arka planı çok geçmeden aydınlandı. Avcı´nın ne kadar derin bir istihbarat görevlisi olduğu da o süreçte ortaya çıktı.

Avcı´nın Devrimci Karargah örgütü üyeleriyle irtibatı vardı ve kendisine yönelik polis soruşturmasını, teşkilat içindeki irtibatları aracılığıyla haber almıştı. Örgüt üyelerine polis takibinden kurtulma taktikleri verdiği, soruşturmada kanıtlandı. Hiç bir şekilde izah edilemeyecek ve savunulamayacak şekilde derin irtibatları tespit edilen Avcı son bir hamle ile ön almaya ve kendisine yönelik soruşturmayı itibarsızlaştırmaya çalıştı. Cemaatin kendisine yönelik bir intikam operasyonu yaptığını öne sürdü. Oysa deliller çok açıktı. İşte kitap, kafa karıştırmak ve Ergenekon davaları üzerinde şüphe uyandırmak amacıyla son anda cemaat bölümü eklenerek piyasaya çıkarılmış oldu. Ergenekon davalarına karşı çok büyük bir hamle yapılmıştı. Ancak bu hamlenin kendisine yönelik Devrimci Karargah soruşturmasını baltalamak için yapıldığı da kısa sürede ortaya çıktı. Bu hamle ile aynı zamanda Ergenekon soruşturmasının da baltalanmak istendiği açıktı.

O süreçte ortaya çıkan başka ayrıntılar bunun aslında çökmekte olan Ergenekon´un can havliyle yaptığı derin bir plan olduğunu da gösterdi.

Şöyle ki, Hanefi Avcı halen Ergenekon örgütünün talimatları doğrultusunda yayın yapmakla suçlanan Odatv internet sitesine yönelik açılan davada da sanık olarak yargılanıyor. Avcı´nın kitabını Ergenekon davalarını baltalamak için yazdığı iddiası davanın konularından birisi. Bu dava henüz sonuçlanmış değil.

Bir diğer ayrıntı, Hanefi Avcı´nın 6 Mart 1993´de İstanbul Kartal´da Dev-Sol´a düzenlenen polis operasyonu yönettiğinin ortaya çıkması oldu. O olayda asıl ortaya çıkan ise operasyonda yaşamını yitiren örgüt mensupları Bedri Yağan ve arkadaşlarının yakın mesafeden başlarına ateş edilerek infaz edildikleri oldu. Adını daha sonra DHKP-C olarak değiştirecek olan Dev-Sol örgütünün yönetimi böylece Dursun Karataş ekibine teslim edilmiş oldu. Bedri Yağan örgütte liderlik kavgası veren kişi idi. Dev-Sol, Ergenekon sürecinde ortaya çıkan bu ve benzer bulgular nedeniyle derin devletin yönetimindeki anlamına gelen ´Derin-Sol´ olarak adlandırılıyor. Adını DHKP-C olarak değiştiren bu örgütün Hatay bölgesinde Özel Harp Dairesi mensuplarıyla birlikte ortak operasyonlar yaptığı, İstanbul´daki Ergenekon davasından Malatya´daki Zirve davasına gönderilen ´Akdeniz Raporu´ belgesinde belirtiliyor.

Bu derin bağlantılar ve eylemler başka bilgilerle de teyit edildi. Eski özel Harekat polisi Ayhan Çarkın, Susurluk dönemindeki faili meçhul cinayetlere dair 2011 yılında şok itiraflarda bulundu, somut bilgiler verdi. İtiraflar 17 cinayet hakkında soruşturma açılmasına neden oldu. Bu cinayetlerden birine yönelik dava geçtiğimiz günlerde açıldı. Eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen sanıklardan biri haline geldi. Ayhan Çarkın, itiraflarında Hanefi Avcı ve Dursun Karataş´ın ne kadar derin kişiler olduğuna dair iddialarda da bulunuyordu. Dursun Karataş´ı istihbarat minibüsünde gördüğünü söyleyen Çarkın, Avcı´nın da Ergenekon´un merkez komitesinde görev aldığını ileri sürüyordu.

ÖRGÜT GEZİ OLAYLARINDA DA ROL ALDI

Haziran ayı boyunca Türkiye´yi sarsan Taksim Gezi Parkı olaylarında Devrimci Karargah örgütünün de rol aldığı ortaya çıkmıştı. Taksim´de molotof atarak polisle çatışırken görüntülenen ve daha sonra yakalanan Ulaş Bayraktaroğlu´nun Devrimci Karargah örgütü (DKÖ) mensubu olması buna dair bulgulardan sadece birisi. Gezi olaylarına yönelik çeşitli iddianame ve soruşturmalarda bu örgütün adı sıkça geçmekte.

ALMANYA´NIN TÜRKİYE´YE DERİN İLGİSİ

Polisiye operasyonlarla Türkiye´de bitme noktasına gelen Devrimci Karargah örgütünün Almanya´da yaşamını sürdürdüğünün ortaya çıkması aslında şaşırtıcı değil. Almanya´nın Türkiye´ye yönelik derin ilgisi son Ergenekon soruşturması sürecinde sık sık somut bulgularla kanıtlanmış bulunuyor. 1990 yılında İtalya´da patlak veren Gladio skandalı, Nato bünyesindeki kontrgerilla teşkilatlarından bir örneğinin de Almanya´da bulunduğunu ülke yetkililerinin itiraflarıyla resmen kanıtlamıştı. CIA öncülüğünde NATO ülkelerinde kurulan kontrgerilla yapılanmalarında Alman Nazilerinin örnek alındığı ileri sürülüyordu. Esasen Amerikan istihbarat teşkilatı OSS´nin CIA´ya dönüşmesinde de yine Alman nazilerinin örnek alındığı, nazi yöneticilerinin CIA yapılanmasında görev aldığı biliniyor. Alman ve Türk kontrgerilla teşkilatlarının halen aktif şekilde yaşadığı ve yardımlaşmakta olduğu Alman araştırmacılar tarafından da dile getirilmekte. Türklere yönelik dönerci cinayetlerinin arkasında da bu derin yapının rol aldığı ileri sürülmekte. Almanya´nın Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi bazı Ergenekon sanıklarıyla çeşitli bağlantıları ve çeşitli Ergenekon sanıklarına para desteği sağladığı belgeleriyle ortaya çıkmış, bu iddia Ergenekon davasında mahkemenin dikkatini çekmişti. Ergenekon´un en önemli sanıklarından olan firari Bedrettin Dalan´a Alman istihbarat teşkilatının sahte pasaport verdiği de ortaya çıkan bir başka ayrıntı idi. Yönetiminde Almanya´nın etkin olduğu Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol, Dalan´ın Türkiye´ye iade talebini reddederken, aynı şekilde kırmızı bültenle aranan çok sayıda diğer terör suçlusunu da Türkiye´ye iade etmeyi ya reddediyor ya da bürokratik bahanelerle işi yokuşa sürüyor. Prof. Necip Hablemitoğlu´nun Alman derin devletinin vakıf ve dernekleri aracılığıyla Türkiye´de siyasete müdahale ettiği iddiasını araştırırken Ergenekon örgütü tarafından öldürüldüğüne dair somut bulgular diğer bir kanıtı teşkil ediyor. Almanya´nın Türkiye´yi karıştıran Gezi olaylarına siyasetçileriyle, medyasıyla, vakıf ve dernekleri aracılığıyla aktif destek verdiğinin somut bulgularla ortaya çıkmış olması da bu konuda sayılabilecek diğer bir kanıt. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

KARARGAH AVRUPA´YA YAYILMIŞ

18.10.2013 12:06 SABAH, Devrimci Karargâh örgütünün Serdar Kaya dışındaki yöneticilerini de buldu. Bütün kadrolarıyla Avrupa´ya yayılmış olan örgütün hemen her önemli Avrupa kentinde bir üssü var. Sabah, aralıklarla toplam iki yıl süren uzun soluklu bir haber-araştırma süreci sonunda Devrimci Karargâh örgütünün Serdar Kaya dışındaki yöneticilerini de buldu. Örgütün, Kaya´dan sonra en önemli yöneticisi olan askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir´i İsviçre´de bulup görüntüledik. Devrimci Karargâh´ın bir diğer önemli yöneticisi finansör Hakan Etyemez´i de örgütün ana karargâhının bulunduğu Nürnberg´de fotoğrafladık. Etyemez bugüne kadar hiç görüntülenmemişti. DPD adlı kargo firmasının Nürnberg bayiliğini yapan Etyemez´in B.E. Transport adlı bir şirketi bulunuyor. Alman polisinin, Türklere ait pek çok işyerine mali baskı yaptığı halde B.E. Transport´u mali denetime tabi tutmadığı öğrenildi. Hakan Etyemez, örgütün Nürnberg´deki merkezinde diğer Devrimci Karargâh üyeleriyle toplantılar yapıyor.

SABAH Özel İstihbarat Bölümü, Serdar Kaya´yı, Nürnberg´den Berlin´e geldikten sonra sabah eşi Rabia Şen Süer Kaya ile birlikte kahvaltıya giderken görüntülemişti. Berlin´de Serdar Kaya ile birlikte görüntülenen Rabia Şen Süer Kaya da Devrimci Karargâh üyesi olarak biliniyor. Rabia Şen Süer Kaya, 24 Nisan 2010 tarihinde örgütün etkin olduğu şehirlerden Zürih´te yapılan Orhan´lardan Mahir´lere kavga sürüyor konulu anma etkinliğinde Devrimci Karargâh standını temsil etmiş. Rabia Şen Süer Kaya´nın da adının yer aldığı MİT raporuna göre Devrimci Karargâh örgütünde etkin görevlerde olan isimler şunlar:

Şemdin Şimşir, Hakan Etyemez, Mehmet Güneş, Bülent Parmaksız, Hakan Soytemiz, Eser Sandıkçı, Emrol Pamuk, Mustafa Süleyman, Kudret Köksal, İbrahim Halit Elçi, Aynur Boyraz, Orhan Yılmazkaya, Cemal Bozkurt, Fatih Aydın, Özgür Dinçer, Murad Akıncılar, Kamil Cem Özatalay, Cenk Murat Ağcabay, Oğuzhan Kayserilioğlu, Semih Aydın, Tuncay Yılmaz, Süleyman Baş, Eyüp Çelik, Mehmet Şamir Altan, Mehmet Bülent Özbek, Mehmet Ali Özdemir, Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Gürbüz Güneş, Cevat Dökmeci, Günay Kubilay, Salih Mahir Aydın, Nail Arıkan, Özcan Kılıç, Ulaş Erdoğan, Osman Baha Okar, Önder Sönmez, Özgür Aytulum, Rauf Demir, Okan Duman, Bayram Akdoğdu, Benay Can, Vedat Yılmaz ve Volkan Karakuş. Raporda DK´nın solda birlik çalışmaları için faaliyet gösterdiği de belirtiliyor. Raporda ayrıca Hakan Etyemez´in örgütün finansörlerinden olduğu bilgisine de yer veriliyor. MİT´in tespitlerine göre örgütün askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir de, İsviçre´de bahis işletmeciliği ve uyuşturucu kaçakçılığı yapan çevrelerle ilişkili ve bu çevrelerden örgüte finans sağlıyor.

Berlin´de görüntülenen Devrimci Karargâh´ın lideri Serdar Kaya´dan sonra en önemli ismi askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir. Dev-Sol kökenli Şimşir´in kod adı Faruk. Şimşir Erzincan Refahiyeli. İlkokul mezunu olan Şimşir´in Uzakdoğu sporlarıyla ilgilendiği, iyi silah kullandığı ve bu yüzden askeri kanat sorumluluğuna getirildiği belirtiliyor.

İstihbarat birimlerinin tespitlerine göre Şimşir, uyku bozukluğu, bayılma, karanlıktan korkma, asabiyet gibi şikâyetlerle tedavi merkezine başvurmuş. Bir başka deyişle Şimşir´in psikolojik sorunları var. Şimşir´in, örgütte Anıt Baba, Suat Bozkuş, Mehmet Şamil Altan, Cenk Murat Ağcabay, Süleyman Baş, Mehmet Güneş, Kamil Cem Özatalay, Özgür Tüzün, Bülent Parmaksız, Okan Duman, Bayram Akdoğdu, Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Eyüp Çelik, Mehmet Ali Bozdemir ve Raif Demir ile doğrudan bağlantısı bulunuyor.

Edindiğimiz bilgilere göre Avrupa´daki örgütsel toplantılar Almanya´dan Serdar Kaya ve İsviçre´den Şemdin Şimşir´in de aralarına bulunduğu 6-7 kişilik üst yönetim kademesi tarafından gerçekleştiriliyor. Bir başka ilginç bilgi ise SABAH´ın bulup görüntülediği Serdar Kaya´nın Suriye´de sivillere yönelik Şebiha katliamlarıyla gündeme gelen THKP-C Acilciler Örgütü´nün Lideri Mihraç Ural´la irtibatlı olması. Hatta Kaya, Suriye´de bir DK ofisi bile açmayı planlamış. MİT´e göre örgütün Almanya, İsviçre, Hollanda, Fransa, Rusya kadrosundakiler şöyle;
Almanya kadrosunda Serdar Kaya, Rabia Şen Süer Kaya, Hakan Etyemez, Cevat Dökmeci, Mehmet Ali Bozdemir.
İsviçre kadrosunda Şemdin Şimşir, Eyüp Çelik, Suphi Ağaçkesen, Nevzat Coşkun, Mehmet Akyol, Pakize Keleş, Cenk Murat Ağcabay, Rauf Demir, Şükrü Bozkurt, Süleyman Baş.
Hollanda kadrosunda Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Suat Bozkuş, Salih Mahir Aydın.
Fransa kadrosunda Gürbüz Güneş; Rusya kadrosunda ise Anıt Baba

PKK´NIN GÖZETİMİNDE

19.10.2013 12:02 2005 yılında kurulan Devrimci Karargâh, Avrupa´da etkin olan PKK´nın gözetiminde eylemlerini yapıyor. Örgüt, Kandil bağlantısını Serdar Kaya-Mustafa Karasu ilişkisi üzerinden sağlıyor. 2005 yılında kurulan Devrimci Karargâh örgütü, birden bire ortaya çıkıp, büyük kanlı eylemlere başlamış ilginç bir örgüt. Örgütün ansızın faaliyetlerine başlayıp, kanlı eylemler yapmış olması yabancı gizli servislerin denetiminde olduğunu gösteriyor. Örgüt ayrıca Avrupa´da etkin olan PKK´nın gözetiminde faaliyet gösteriyor. Kandil´den Nürnberg ve Berlin´e, oradan Avrupa´nın pek çok şehrine yayılan ilişki ağı içinde Devrimci Karargâh (DK), PKK desteğiyle yaşatılan bir örgüt olarak nitelendirilebilir. DK-PKK bağlantısını, Serdar Kaya ile PKK´nın Kandil´deki üst düzey yöneticilerinden Mustafa Karasu sağlıyor. Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) tespitlerine göre Kaya, Kandil´de Karasu ile görüştü ve DK´nın Avrupa´da nasıl faaliyet göstereceğini ayrıntılarıyla konuştu. Serdar Kaya ayrıca, Bostancı´daki polis baskınında ölen Orhan Yılmazkaya ile birlikte de Kuzey Irak´taki Zap kampına gidip askeri eğitim aldı. Kaya ile Yılmazkaya´nın internet üzerinden şifreli görüşmeler yaptığı tespit edildi. Emniyet, internet haberleşmelerini şifreli yapan örgütün zaman zaman güvenlik için canlı kurye kullandığını da belirledi. Devrimci Karargâh, 2008 yılında 1. Ordu Komutanlığı´na havan mermisi ile saldırı düzenlenmesi, Karacaahmet Mezarlığı´nda zaman ayarlı parça tesirli bomba ile patlatılmasıyla gündeme geldi. Örgütün en büyük eylemi ise, Sütlüce´deki Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul İl Başkanlığı´na bombalı paket gönderilmesiydi. Bombanın patlaması sonucu bir polis memuru şehit olmuş, 5´i polis 12 kişi de yaralanmıştı. 2009´da Beşiktaş´taki Pozitif Bank binasına bombalı saldırı düzenleyen örgütün Bostancı´daki hücre evinin basılması sırasında televizyonlardan canlı yayınlanan çatışmada emniyet amiri Semih Balaban şehit olmuş, yoldan geçen Mazlum Şeker de hayatını kaybetmişti. Bu çatışmada Serdar Kaya´nın görevlendirdiği örgüt yöneticisi Orhan Yılmazkaya öldürülmüştü.

2008 yılında adını duyuran Devrimci Karargâh örgütüyle ilgili MİT raporunda DK´nın 2011 yılı itibariyle Avrupa-Irak alanında 60-70 mensubuyla toplantılar yaptığı bilgisi yer alıyor. Raporda şöyle deniliyor: Avrupa merkezli olarak yönlendirildiği bilinen örgütün ağırlıklı olarak Almanya ve İsviçre´de faaliyet göstermekte olup, Fransa ve Hollanda´da kadro ve bağlantıları bulunmaktadır. Ayrıca Irak, Suriye, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Hırvatistan ve Saraybosna´da da irtibatlarda ve faaliyetlerde bulunduğuna dair duyumlar alınmıştır.

Örgütün lideri Serdar kaya´nın eşi Rabia Şen Süer Kaya 1961 Üsküdar doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi´nden mezun oldu. Serdar Kaya ile 1989´da evlendi. Yazarlık ve çevirmenlik yapıyor. İddialara göre, Rabia Şen Süer Kaya´nın örgütte irtibatlı olduğu diğer isimler şunlar: Eşi Serdar Kaya, Cenk Murat Ağcabay, Anıt Baba, Suat Bozkuş, Şamil Altan, Hakan Etyemez, Pakize Keleş, Hakan Soytemiz, Gürbüz Güneş, Oğuzhan Kayserilioğlu, Mehmet Güneş, Cem Özatalay, Murad Akıncılar, Mehmet Bülent Özbek, Mehmet Ali Bozdemir, Cevat Dökmeci, İbrahim Özkan, Muttalip Küçükoğlu, Mehmet Ali Yücel, Mebruke Bayram. Rabia Şen Süer Kaya, DK´nın Emir Yusuf Emirmahmudoğlu adlı yöneticisi ile de irtibatlı. Emirmahmudoğlu 2006 yılında Hollanda´dan Rabia Şen Süer Kaya ile internet üzerinden birkaç kez örgütsel bağlantı kurmuş.

Devrimci Karargâh örgütü, 2009 yılında Sabiha Gökçen Havalimanı´nda 11 Eylül tarzı bir terör saldırısı planladığı iddiasıyla gündeme geldi. Örgütün, 11 Eylül tarzı bir terör saldırısı için üs olarak seçtiği Sabiha Gökçen Havalimanı´nda uçak bakım şirketine eleman sızdırdığı, ancak polisin örgütü çökertmesinden sonra eylemin yapılamadığını SABAH daha önce yazmıştı. SABAH´ın 9 Kasım 2009´da sürmanşetten yayınladığı haberde örgütün tıpkı Sabancı suikastında Fehriye Erdal´ın Sabancı Center´da işe konulması gibi, bir şirkete eleman yerleştirerek saldırı planladığı belirtilmişti. (Sabah)

(17 Ekim 2013, 13:53), son güncel.: (19 Ekim 2013, 12:02)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DEVRİMCİ KARARGAH 3. İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

Avcı´nın devrimciler içinde işi ne?

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

DHKP-C´nin Ergenekon bağlantısı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Çarkın´dan Hanefi Avcı itirafları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Yabancı vakıflara dava açılacak mı?

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5632    yazdır/print


 

Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı

Yargıtay Balyoz davasında temyiz kararını açıkladı. 361 kişiden 237´sinin cezası onandı. 36 sanık hakkında verilen beraat kararı onandı. 25 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararları yeterli delil bulunmadığından, 63 sanık hakkındaki mahkumiyet kararları ise ´sanıkların eylemlerinin suç için anlaşma suçu´ kapsamında kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekçesiyle bozuldu. Bu 88 sanıktan tutuklu olanların tahliyelerine, haklarındaki yakalama kararlarının geri alınmasına karar verildi. Kararlar oy birliği ile alındı. Böylece, büyük oranda Yargıtay Başsavcılığın tebliğnamesindeki talep doğrultusunda karar verilmiş oldu. Sanık yakınları karar karşısında gözyaşlarını tutamadılar. Lanet olsun diye ağlayarak karara tepki gösterdiler.

09.10.2013 10:29 Yargıtay, Balyoz Davası´da kararını açıkladı. 361 kişiden 237´sinin cezası onandı. Hakkında mahkumiyet kararı verilen 63 sanığın eylemlerinin suç için anlaşma suçu kapsamında kalması nedeniyle bu kişiler hakkındaki karar bozuldu. 24 sanık hakkındaki bozma kararı delil yetersizliğinden verildi. Tutuklu sanıkların tahliyesine karar verildi. Kararlar oy birliği ile alındı.

“Balyoz Planı” davasının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9´uncu Ceza Dairesi, aralarında emekli orgeneraller Halil İbrahim Fırtına ve Çetin Doğan ile emekli Oramiral Özden Örnek´in de bulunduğu 361 sanıkla ilgili kararını bugün açıkladı.

KARARLAR OYBİRLİĞİ İLE ALINDI

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde kararlar oybirliği ile alındı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi Heyeti saat 10.12.´de salona girdi ve 2 sayfalık kararı okuması 16 dakika sürdü. Dairenin oy birliğiyle aldığı kararı, Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul okudu.

Başkan Ertuğrul, aralarında Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, Ahmet Feyyaz Öğütçü, Dursun Çiçek, Ahmet Zeki Üçok, Bilgin Balanlı, Engin Alan, Ergin Saygun, Nejat Bek, Süha Tanyeri, Şükrü Sarıışık, Mehmet Otuzbiroğlu, Özden Örnek´in de aralarında bulunduğu 237 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını, sanıklara vekalet ücreti yükletilmesi ve sanık Berna Dönmez hakkında Türk Ceza Kanununun, babalık hakkında men edilme hükmünün uygulanmasındaki hata nedeniyle düzelterek onanmasına karar verildiğini bildirdi.

Ertuğrul´un okuduğu karara göre, 36 sanık hakkında verilen beraat kararı onandı.

Yargıtay 9. Dairesi, 25 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını yeterli delil bulunmadığından, 63 sanık hakkındaki mahkumiyet kararlarını ise sanıkların eylemlerinin suç için anlaşma suçu kapsamında kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekçesiyle bozdu.

88 KİŞİYE TAHLİYE

Daire, bu 88 sanığın tutuklu olanların tahliyelerine, haklarındaki yakalama kararlarının geri alınmasına karar verdi.

Yargıtay böylece, büyük oranda Yargıtay Başsavcılığın tebliğnamesindeki talep doğrultusunda karar vermiş oldu.

--------------------------------------------------------------------------------

RÜTBELER SÖKÜLECEK

Balyoz davasında mahkumiyet kararları onanan ve aralarında Çetin Doğan, Özden Örnek ve Halil İbrahim Fırtına´nın yer aldığı sanıkların rütbeleri sökülecek. Muvazzaf olanlar ise TSK´dan çıkarılacak. Bu isimler ´er´ statüsünde olacak. Aldıkları devlet üstün hizmet madalyaları, nişanları ve altın kaplı kılıçları da geri alınacak. Kendilerinin yanı sıra eş ve yakın akrabalarına verilen askeri kimlikler de alınacak. Askeri tesislerin hiç birinden yararlanamayacaklar.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un ceza alması durumunda rütbesinin sökülüp sökülmeyeceği tartışmaları sırasında Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Eğer mahkum olursa o mahkumiyetin neticesi rütbelerinin alınacağı hükmü vardır. Bu hüküm mevcut olduğu sürece uygulanacaktır. demişti.

ENGİN ALAN´IN VEKİLLİĞİ DÜŞECEK

Balyoz Davası´nda MHP Ankara Milletvekili Engin Alan hakkındaki 18 yıllık ceza kararı onandığı için milletvekilliği düşecek. Alan´ın vekilliğinin düşmesi için hükümetin kararı TBMM´ye göndermesi gerekiyor. Hükümet kararı tutar ve Meclis´e göndermezse, bu süre boyunca milletvekilliği devam eder. Ancak Alan hakkındaki Yargıtay kararı Meclis Genel Kurulu´nda okunduğu anda vekilliği düşecek.

Anayasa´nın milletvekilliğinin düşmesine ilişkin 84. Maddesi şöyle: Madde 84 - (Değişik: 23/7/1995 - 4121/9 md.) İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır. Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur.

--------------------------------------------------------------------------------

İŞTE KARAR METNİ

´YARGITAY 9. C.D. 2013/9110 ESAS SAYILI DOSYA KARAR SONUÇ BİLGİLERİ:

Beraat kararları onanan 34 isim

1) Sanıklar Abdil Akça, Abdullah Zafer Arısoy, Ahmet Çetin, Ahmet Yanaral, Ali Güngör, Altan Dikmen, Arif Bıyıklı, Duran Ayhan, Embiya Şen, Erdal Yıldırım, Erdinç Yıldız, Erol Ersan, Ertan Karagözlü, Eyup Aktaş, Fikret Coşkun, Hakan Öktem, Hakan Yıldırım, Hüseyin Bakır, Hüseyin Durdu, İhsan Çevik, İmdat Solak, İsmail Karaoğlan, Levent Güldoğuş, Levent Maraş, Murat Balkaş, Murat Bektaşoğlu, Musa Farız, Mustafa Aydın, Mustafa Kelleci, Mutlu Kılıçlı, Osman Çetin, Recep Yavuz, Rifat Gürçam, Selahattin Gözmen, Serhat Dizdaroğlu ve Uğur Üstek hakkındaki beraata ilişkin hükümlerin ONANMASINA,

2) Sanıklar Abdullah Dalay, Ali Aydın, Halil Helvacıoğlu, Abdurrahman Başbuğ, Ahmet Necdet Doluel, Ahmet Türkmen, Bülent Akalın, Cumhur Eryüksel, Doğan Uysal, Gökhan Çiloğlu, Güllü Salkaya, Hakan Ilıca, Hüseyin Polatsoy, İlker Yunus, İsmet Kışla, Şafak Duruer, Tevfik Özkılıç, Tuncay Küçük, Adem Ceylan, Cafer Uyar, Canatan Turgut, Kenan Yüce, Murat Dülek, Ömer Faruk Ağa Yarman ve Tülay Delibaş hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin; Sanıkların cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle BOZULMASINA, BOZMANIN NİTELİĞİNE GÖE ADI OKUNAN SANIKLARDAN TUTUKLU OLANLARIN TAHLİYELERİNE; HAKLARINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARTILANLARIN YAKALAMA KARARLARININ GERİ ALINMASINA,

Haklarındaki cezalar için bozma kararı verilenler

3) Sanıklar Bora Serdar, Hasan Gülkaya, Levent Görgeç, Ahmet Tuncer, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Ali Rıza Sözen, Aytekin Candemir, Bahtiyar Ersay, Barbaros Kasar, Behcet Alper Güney, Burhan Gögce, Can Bolat, Cemal Candan, Cüneyt Sarıkaya, Doğan Fatih Küçük, Dursun Tolga Kaplama, Erdoğan Koçoğlu, Erhan Kuraner, Fatih Altun, Fatih Musa Çınar, Fuat Pakdil, Gökhan Gökay, Hakan Akkoç, Halil Yıldız, Hamdi Poyraz, Harun Özdemir, Hasan Basri Aslan, Hasan Hakan Dereli, Hasan Nurgören, İkrami Özturan, İlkay Nerat, Kemal Dinçer, Mehmet Alper Şengezer, Mehmet Kemal Gönüldaş, Muharrem Selçuk Ünal, Murat Ataç, Mustafa Erdal Hamzaoğulları, Mustafa Yuvanç, Namık Koç, Nedim Ulusan, Nihat Özkan, Orkun Gökalp, Refik Hakan Tufan, Sami Yüksel, Sırrı Yılmaz, Soydan Görgülü, Süha Civan, Timuçin Erarslan, Veli Murat Tulga, Yaşar Dilber, Yunus Nadi Erkut, Yüksel Gamsız, Zafer Karataş, Ahmet Şentürk, Ahmet Topdağı, Gökhan Murat Üstündağ, Kasım Erdem, Levent Ergün, Mümtaz Can, Nurettin Işık, Recai Elmaz, Suat Dönmez ve Turgay Bülent Göktürk hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin; Bu sanıkların eylemlerinin suç için anlaşma suçu kapsamında kalması nedeniyle, haklarında 5237 sayılı TCK´nın 316/2. ve CMK´nın 223/4-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle BOZULMASINA, BOZMANIN NİTELİĞİNE GÖE ADI OKUNAN SANIKLARDAN TUTUKLU OLANLARIN TAHLİYELERİNE; HAKLARINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARTILANLARIN YAKALAMA KARARLARININ GERİ ALINMASINA,

Cezası onananlar

4) Sanıklar Çetin Doğan, Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına, Abdullah Can Erenoğlu, Abdullah Gavremoğlu, Abdülkadir Eryılmaz, Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Ahmet Feyyaz Öğütcü, Ahmet Sinan Ertuğrul, Ahmet Yavuz, Ali Deniz Kutluk, Ali Semih Çetin, Alpay Çakarcan, Ayhan Taş, Behzat Balta, Bilgin Balanlı, Bülent Tunçay, Cem Aziz Çakmak, Cemal Temizöz, Cemalettin Bozdağ, Cengiz Köylü, Deniz Cora, Dora Sungunay, Engin Alan, Engin Baykal, Ergin Saygun, Ergün Balaban, Faruk Doğan, Faruk Oktay Memioğlu, Gürbüz Kaya, Halil Kalkanlı, Hanifi Yıldırım, Hasan Fehmi Canan, Hasan Hoşgit, Hüseyin Hoşgit, İbrahim Koray Özyurt, İhsan Balabanlı, İzzet Ocak, Kadir Sağdıç, Kıvanç Kırmacı, Korcan Pulatsü, Kubilay Aktaş, Lütfü Sancar, Meftun Hıraca, Mehmetfatih İlğar, Mehmet Kaya Varol, Mehmet Otuzbiroğlu, Metin Yavuz Yalçın, Murat Özçelik, Mustafa Aydın Gürül, Mustafa Karasabun, Mustafa Kemal Tutkun, Mustafa Korkut Özarslan, Mustafa Önsel, Mücahit Erakyol, Nejat Bek, Nihat Altunbulak, Nuri Ali Karababa, Özer Karabulut, Ramazan Cem Gürdeniz, Salim Erkal Bektaş, Serdar Okan Kırçiçek, Servet Bilgin, Soner Polat, Süha Tanyeri Şükrü Sarıışık, Taner Balkış, Taner Gül, Tuncay Çakan, Turgut Atman, Uğur Uzal, Yaşar Barbaros Büyüksağnak, Yurdaer Olcan, Yusuf Ziya Toker, Ziya Güler, Abdullah Cüneyt Küsmez, Ahmet Dikmen, Ahmet Erdem, Ahmet Hacıoğlu, Ahmet Küçükşahin, Ahmet Zeki Üçok, Ali Demir, Ali Sadi Ünsal, Ali Türkşen, Ali Yasin Türker, Armağan Aksakal, Aşkın Öztürk, Aşkın Üredi, Atilla Özler, Aydın Sezenoğlu, Ayhan Gedik, Ayhan Gümüş, Ayhan Türker Koçpınar, Ayhan Üstbaş, Aykar Tekin, Aziz Yılmaz, Bahadır Mustafa Kayalı, Bekir Memiş, Berker Emre Tok, Berna Dönmez, Beyazıt Karataş, Binali Aydoğdu, Bülent Günçal, Bülent Kocababuç, Bülent Olcay, Cahit Serdar Gökgöz, Celal Kerem Eren, Cenk Hatunoğlu, Çetin Can, Davut İsmet Çınkı, Derya Günergin, Derya Ön, Devrim Rehber, Doğan Temel, Dursun Çiçek, Emin Küçükkılıç, Ender Güngör, Ender Kahya, Engin Kılıç, Ercan İrençin, Erdal Akyazan, Erdem Caner Bener, Erden Ülgen, Erdinç Altıner, Erdinç Atik, Erhan Kubat, Erhan Şensoy, Ertuğrul Uçar, Fahri Can Yıldırım, Fahri Yavuz Uras, Fatih Uluç Yeğin, Fikret Güneş, Gürkan Koldaş, Gürkan Yıldız, Gürsel Çaypınar, Hakan İsmail Çelikcan, Hakan Mehmet Köktürk, Hakan Sargın, Haldun Ermin, Halit Nejat Akgüner, Hannan Şayan, Hasan Özyurt, Haydar Mücahit Şişlioğlu, Hayri Güner, Hüseyin Çınar, Hüseyin Dilaver, Hüseyin Özçoban, Hüseyin Topuz, İbrahim Özdem Koçer, İsmail Taş, İsmail Taylan, Kadri Sonay Akpolat, Kahraman Dikmen, Kemalettin Yakar, Kubilay Baloğlu, Kürşad Güven Ertaş, Levent Çehreli, Mehmet Aygün, Mehmet Baybars Küçükatay, Mehmet Cem Çağlar, Mehmet Cem Okyay, Mehmet Cenk Dalkanat, Mehmet Eldem, Mehmet Erkorkmaz, Mehmet Ferhat Çolpan, Mehmet Fikri Karadağ, Mehmet Koray Eryaşa, Mehmet Örgen, Mehmet Seyfettin Alevcan, Mehmet Ulutaş, Mehmet Yoleri, Memiş Yüksel Yalçın, Mesut Zafer Sarı, Mete Demirgil, Muharrem Nuri Alacalı, Murat Özenalp, Murat Saka, Murat Ünlü, Mustafa Çalış, Mustafa Erhan Pamuk, Mustafa Haluk Baybaş, Mustafa İlhan, Mustafa Koç, Nadir Hakan Eraydın, Nail İlbey, Namık Sevinç, Necdet Tunç Sözen, Nedim Güngör Kurubaş, Nuri Selçuk Güneri, Nuri Üstüner, Onur Uluocak, Osman Başıbüyük, Osman Fevzi Güneş, Osman Kayalar, Ökkeş Alp Kırıkkanat, Önder Çelebi, Rafet Oktar, Ramazan Kamüran Göksel, Rasim Arslan, Recep Rıfkı Durusoy, Recep Yıldız, Refik Levent Tezcan, Rıdvan Ulugüler, Sefer Kurnaz, Sinan Topuz, Suat Aytın, Süleyman Namık Kurşuncu, Şafak Yürekli, Şenol Büyükçakır, Tayfun Duman, Taylan Çakır, Turgay Erdağ, Turgay Yamaç, Turgut Ketken, Utku Arslan, Ümit Metin, Ümit Özcan, Yalçın Ergül, Yavuz Kılıç, Yusuf Afat, Yusuf Kelleli, Yusuf Volkan Yücel, Yüksel Gürcan, Zafer Erdim İnal, Bulut Ömer Mimiroğlu, Ali Cengiz Şirin, Alpar Karaahmet, Bayram Ali Tavlayan, Emin Hakan Özbek, Enver Aksoy, Levent Erkek, Levent Kerim Uça, Mehmet Cem Kızıl, Oğuz Türksoyu, Özgür Ecevit Taşcı, Sencer Başat ve Hakan Büyük hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin; Sanıklara vekalet ücreti yükletilmesi ve sanık Berna Dönmez hakkında 765 sayılı TCK´nın 33. maddesinin uygulanmasındaki hata nedeniyle bu hususların CMUK´nın 322. maddesi uyarınca DÜZELTİLMESİ SURETİYLE ONANMASINA, 09.10.2013 tarihinde, Oybirliğiyle karar verilmiştir.´

--------------------------------------------------------------------------------

SANIK YAKINLARININ GÖZYAŞLARI

Açıklanan karar kimi sanık yakınları tarafından sevinçle karşılanırken kimileri gözyaşlarına boğuldu. Cezaları onanan sanık yakınları karar sonrası sinir krizleri geçirdi. Umutlu bekleyişleri hüsranla sonuçlanan sanık yakınları karara isyan ederken gözyaşlarını tutamadılar. Lanet olsun diye ağlayarak karara tepki gösterdiler. Sanık yakınları, ´Ordu millet elele tam bağımsız Türkiye´, ´Orduya uzanan eller kırılsın´ sloganları attı. Mahkemeden çıkan başka bir sanık yakını ise kameralar önünde tepkisini dile getirdi. 16 yıl hapis cezası alan bir sanığın yakını karar sonrası Yargıtay Binası önünde isyan etti. Sanık yakını, Benim kardeşim masum ama 16 yıl ceza yedi. İki yıldır içeride. Böyle adalet olmaz. Allah katına çıkacaksınız dedi. Bazı sanık yakınları da “Bu nasıl adalet, böyle adalet mi olur? Allah belanızı versin. Sizin de çocuklarınız umarım bunu görür” şeklinde tepki göstererek salonu terk etti. Çetin Doğan´ın eşi Nilgün Doğan, “Verilen karar nedeniyle çok üzgünüz. Bu kararla birlikte hukuk yıkıldı” dedi. Balyoz Davası sanıklarının yakınları tarafından oluşturulan Vardiya Bizde Platformu´nun kararın açıklanmasının ardından Yargıtay binasının önünde eylem yaparak, Hükümet aleyhine sloganlar attıkları görüldü.

--------------------------------------------------------------------------------

DAVANIN GEÇMİŞİ

Emekli kuvvet komutanları Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına´nın aralarında olduğu 196 sanıklı Balyoz Davası´nın ilk duruşması 16 Aralık 2010 tarihinde Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nin yanında bulunan büyük salonda başladı. 3 Ekim 2011 tarihinde 21´i tutuklu 28 sanığın yargılandığı İkinci Balyoz Davası, 29 Aralık 2011 tarihinde ise 64´ü tutuklu 143 sanığın yargılandığı Üçüncü Balyoz Davası dosyaları aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması, yargılamanın seriliği, usul ekonomisi, çelişkili kararların çıkmaması ve sanıkların hukuki durumlarının birbirini etkilemesi durumunu da dikkate alınarak ana davayla birleştirildi. 21 ay süren yargılamanın ardından Balyoz Davası´na bakan 10. Ağır Ceza Mahkemesi, kararını 21 Eylül 2012 tarihinde açıkladı.

Balyoz Davası´nda Çetin Doğan, Özden Örnek ve Halil İbrahim Fırtına 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 36 kişinin de beraatine karar verilen davada diğer sanıklarda 16 yılla 20 yıl arasında hapis cezalarına çaptırıldı. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını 7 Ocak 2013 tarihinde açıkladı. Balyoz Planı Davası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´na 27 Şubat 2013 tarihinde geldi. Başsavcılık, yaklaşık 4 aylık bir incelemenin ardından tebliğnamesini tamamladı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde, 361 sanıktan, 256 sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının onanmasını, 67 sanık hakkındaki mahkûmiyet kararlarının bozulmasını, 2 sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının düzelterek onanmasını, 35 sanık hakkında verilen beraat kararının onanmasını, 1 sanık hakkındaki beraat kararının ise bozulmasını talep etti. 15 Temmuz´da Yargıtay´da başlayan ve 17 gün süren temyiz duruşmalarında ise 117 avukat savunma yaptı.

--------------------------------------------------------------------------------

İLK TEPKİ BDP´DEN

Yargıtay´ın Balyoz davası sanıklarına alt mahkeme tarafından verilen kararları büyük ölçüde onamasına siyasetten ilk tepki BDP´den geldi. BDP Grup Başkan Vekili Hasip Kaplan, Hürriyet´in sorusu üzerine, Biz bu kararı daha çok tartışırız dedi. Kaplan, Balyoz davasında hakkındaki hapis kararı onanan bir de milletvekilinin (Engin Alan) olduğunu hatırlatarak, Bakalım hükümet ne yapacak? Milletvekilliğinin düşmesine ilişkin kararı TBMM´ye hemen getirecek mi, yoksa bekletecek mi? Bunu da göreceğiz diye konuştu. Balyoz davasının sadece hükümete karşı suçları kapsadığını, Fırat´ın ötesinde işlenen suçlara ise hiç girilmediğini vurgulayan Hasip Kaplan, Yargılama, özel yetkili mahkemede yapıldı. Siyasi davaların olağanüstü mahkemelerde görüldüğü her dava gibi, bu karar da çok tartışılacak dedi. Kaplan, sanıkların önünde Anayasa Mahkemesi´ne bireysel başvuru yapma, onun da ardından kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´ne götürme olasılığı bulunduğunu da hatırlattı.

Balyoz´da yargılanan sanıkların bazılarının 1990´lı yıllarda Güneydoğu´daki köy yakmalar, faili meçhuller gibi olaylarda AİHM´deki davalarda adlarının geçtiğini hatırlatan Kaplan, Bunlar hakkında herhangi bir işlem ise yapılmadı. Sadece hükümeti karşı işlenen suçlar açıdan yargılandılar. Vesayeti kırdık diyen hükümet, özel yetkili mahkemeler aracılığıyla bu sonuca ulaştı. Oysa 12 Eylül mevzuatı aynen duruyor diye konuştu.

ÇETİN DOĞAN´IN EŞİ: İLAHİ ADALETE SIĞINDIK

Yargıtay´ın emekli komutanlarla ilgili Balyoz Davası´nda verilen cezayı onamasına bir tepki de Balyoz Darbe Planı´nda 1 nolu yönetici ve dava sanığı olan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın eşi Nilgül Doğan´dan geldi. Nilgül Doğan, kararın açıklanmasından sonra Hürriyet´e şunları söyledi: “Ne diyeyim?.. Türkiye´de adalet ve hukukun yerlerde süründüğünü biliyoruz. Türkiye´de adalet ve hukuk bitmiştir. Tek sığındığımız yer ilahi adalettir. Bundan dolayı bunun acısı çocuklarından ve torunlarından çıkacaktır. Hukukun ve adaletin olmadığı bir ülkede yaşadığımızı artık tüm dünya görüyor.”

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI KOCASAKAL: MINTIKA TEMİZLİĞİ YAPILDI

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal Yargıtay´ın kararı hakkında Hürriyet´e konuştu. Kocasakal şunları söyledi: “Bu davanın hukuki olduğuna asla inanmadım. Bu dava bir dönem yargılamasıdır. Bazı dönemlerde böyle dönem yargılamaları olur. Bu da bir dönem yargılamasıdır. Bana göre göre, Büyük Ortadoğu Projesi´ni hayata geçirilmesi için yapıldı bunlar. Bu bir mıntıka temizliği davasıydı. Eğer bu davalar (Balyoz, Ergenekon) olmasaydı, ´açılım- saçılım´ gerçekleşmezdi. Son çıkan paket de dâhil olmak üzere, Türkiye bu şekilde paketlenemezdi. Bakın nerelere getirdiler ülkeyi. Cumhuriyet´e ait izler ve bellek silinmeye çalışılıyor.

Hafif hafif hukukun ufukta göründüğü günlere doğru yol alıyoruz sanki. Bunu en azında mahkumiyet kararlarının tamamını onanmamış olması nedeniyle söylüyorum. Mahkumiyeti onanan kişilerin hukuk açısından ne kadar isabetli karara bağlandığı her türlü tartışmaya açık.

Yine de en azından delil yetersizliğinden bazı mahkumiyet kararlarının bozulmuş olması adalete ve hukuka yeniden dönüşün bir hazırlığı gibi görünüyor. Mahkemelerde son söz savunmanındır. Son sözün verilmediği delil olarak sunulan CD´lerin geçersizliğini hiç olmazsa Yargıtay görmüş bulunuyor. Uzun yıllar sonra ilk kez hem iddia sahiplerini, hem de mahkumiyet alan insanların hiç olmazsa bir kısmını rahatlatabilecek bir ortama doğru yol alıyoruz.

Mahkumiyet kararları bundan sonra hep anayasa mahkemesine ve oradan da Avrupa İnsan Hakları mahkemesine gidecek. Yeniden yargılamalarda ise hukuk açısından bence asıl olan tahliyedir. O insanların tahliye olması gerekmektedir.

Bir format atılıyor. Şimdi çıkan karara bakıyorum, kuvvet komutanlarının ki onanmış, diğerlerinin ki kısmen bozulmuş. Bu bile planı gösteriyor. Esas, Türk Silahlı Kuvvetleri´ni temsil eden kuvvet komutanlarının ki onanmak suretiyle TSK´nın darbe teşebbüsünde bulunduğu böylece tescil edilmiş oluyor. Bu yargılamada o kadar, ama o kadar çok usul hatası oldu ki... Şimdi aynı yerde aynı davada yargılanan birileri için usul hataları var, diğerleri için yok denemez ki. Avukatsız karar verildi. Bu mümkün değil. Yargıtay beni şaşırtmadı. Yeni oluşan HSYK´dan sonra, 160´ı aşkın yargıcın blok oy kullandığı bir ortamda benim bu Yargıtay´a zerre kadar güvenim yok. Bir hukukçu açısından bunu söylemek çok zor ve çok üzücüdür. Şimdi birileri diyecek ki, ´Hakim kararı, yargı kararı...´. Nazi Almanya´sında da hakim kararları vardı.

CHP´lİ TÜRMEN: HUKUKA İNEN BALYOZDUR

CHP Milletvekili ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski yargıçlarından Rıza Türmen, bu kararın hukuka indirilmiş bir balyoz olduğunu söyledi. Bundan sonra herkesin başına her şey gelebilir. Yargıtay da ÖYM´lerin adaletsizliğine ortak olmuştur dedi. Türmen, özel yetkili mahkemelerin verdiği kararların bir hukuk faciası olduğunu belirtirken, Yargıtay´ın da bu kararıyla faciaya ortak olduğunu savundu. ÖYM´lerde sanıkların doğru düzgün savunma yapamadıklarını, somut delillerin mahkeme tarafından değerlendirilmediğini vurgulayan Türmen, şöyle konuştu:

Bu delillerin üretildiği, sahte olduğuna dair hem ulusal hem de uluslararası kuruluşlardan alınan kanıtlar varken, mahkemeler bu kanıtları görmezden geldi, incelemeyi reddetti. Bu kadar kuşkulu, inandırıcılığı olmayan kararlarda Yargıtay´ın hukuktan yana tavır sergileyip, düzeltmesi beklenirdi. Adalet ve hukuka olan inanç duygusu Yargıtay kararıyla sağlanabilirdi. Bu Yargıtay açısından Türkiye´de yargının bağımsız olup olmadığının testiydi. Şimdi Ergenekon´da da aynısı olacak. 240 kişi hakkındaki cezayı onayarak Yargıtay da Özel Yetkili Mahkemelerle aynı sepete girmiş, adaletsizliğe ortak olmuştur. Hukukun olmadığı ülkede insan haklarının, adaletin güvencesi yoktur. Bu kararları çok ürkütücü buluyorum. Üzücüdür. Türkiye´de yargının içinde bulunduğu durumu tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarmıştır. Üst derece yargıda da hukuksuzluk ve adaletsizlik vardır.

CHP´Lİ TARHAN: ADALETİN YERİNE AVM YAPILSIN

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Yargıtay´ın Balyoz Darbe Planı davasına ilişkin kararını değerlendirdi. Tarhan, alınan kararın sahte delillerle de karar verilebileceğinin bir kanıtı olduğunu kaydetti. Tarhan, Yargıtay tarafından bu konuda bir karar verilmiştir. Sahte delillerle de karar verilebilir kararı. Aslında Türkiye´de adaletin sadece bakanlığı kaldı. Bunun farkındayız. Bu ülkede tecavüzcüyseniz, katilseniz korkmanıza gerek yok. Ancak halkı aydınlatan gazetecilerseniz örneğin, ve hukuku savunan kahramanlarsanız ceza almanız elzem. Bu karar asla bir yargı kararıdır diyemeyeceğim. Bu karar yargının kararı değil, iktidarın kararıdır. Adalet bu ülkede yıkıldı yerine AVM yapabilirler. diye konuştu.

BALYOZ SANIK AVUKATI ALİ FAHİR KAYACAN: HUKUK AYAKLAR ALTINDA

Yargıtay´ın yerel mahkemedeki yargılamadaki yasa ihlallerine geçit vermeyeceğini düşünüyordum. Hukukun galip geleceğini düşündüm. Ne yazık ki yanıldım. Anlaşılan o ki Türkiye´de sanıklar asker olunca hukukun temel ilkeleri bir tarafa bırakılıyor. Toplumun belli kesimi için hukuk ayaklar altına alınacak. Bu kararı endişe ile izliyorum. Benim müvekkillerim zamanında ´Apo´nun rehinleriyiz. Bize ceza verecekler diğer PKK´lılarla birlikte af çıkaracaklar´ demişlerdi. Böyle saçma şeyler olmaz diye düşünmüştüm...

CEZA HUKUKÇUSU DOÇ.DR. YILMAZ YAZICIOĞLU: DAVA USÜL AÇISINDAN BOZULMALIYDI

Çok şaşırdım. Ben mahkemenin usül açısından bu kararı bozacağını düşünüyorum. ´Suç vardır ancak bunların o eyleme katıldıklarına ilişkin verilerde eksiklikler görüyorum. Mutlaka suç işlemek için anlaşmışlardır örgüte dahil olmuşlardır bundan mahkum olsunlar´ bu kararın sonucudur.

CHP´Lİ HAMZAÇEBİ: HUKUKSUZLUĞA İMZA ATILDI

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan ve semineri planlayan arkadaşlarının seminerin icrasında amaç dışına çıktıklarını söyledi. Amaç dışına çıkan bir seminer nedeniyle ilgili mevzuata göre gerekli soruşturma ve kovuşturmanın yapılması gerektiğini vurgulayan Hamzaçebi, ancak yargının büyük bir hukuksuzluğu imza attığını savundu.

Hamzaçebi, nerede üretildiği belli olmayan ve bilirkişi raporlarına da yansıdığı gibi sonradan bilgisayarlara yerleştirilen dijital verileri delil kabul ederek karar verdiğini ifade etti. Olmayan delillere dayanarak hüküm verilmiştir. Asıl hukuksuzluk budur diyen Hamzaçebi, Türk Ceza Kanunu´nda eksik teşebbüsün suç sayılmadığını belirtti. Ancak üçüncü kişiyle yapılan planlamalarla ilgili şüphesiz ki önlem alınması gerektiğinin altını çizen Hamzaçebi şöyle konuştu:

Ortada darbeye teşebbüs suçunun delilleri yoktur. TSK´yi darbeyi düşünenlerden kurtarmak gerekir. Darbeyi düşünenlerin TSK´de yeri olmamalıdır, bunlar tasfiye edilmelidir. Ama her şey hukuk çerçevesinde olmalıdır. Bu yargılamada kişilerin savunma hakkı çiğnenmiş, kuvvetler ayrılığının olmadığı Ergenekon, Balyoz yargılamalarıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır.

MHP´Lİ TÜRKKAN: BAŞBAKAN´I İMRALI´YA GÖNDERECEĞİZ

Yargıtay´ın kararlarına onamasına en sert tepki MHP´den geldi. MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, kararın toplumu genel affa rıza göstermeye hazırlamayı amaçladığını söyledi. Türkkan, Hürriyet´e yaptığı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın göreve başladığı ilk günlerde, kendisi odaya girdiğinde ayağa kalkmayan Engin Alan için Bedel öder dediğine ilişkin söylentilerin yayıldığını hatırlatarak, Engin Alan bedel ödedi. Ya Başbakan? dedi. Türkkan, şöyle konuştu;

Başbakan Erdoğan henüz bedel ödemedi. Kendisini Yüce Divan bekliyor. Yeri de hazır; İmralı. Artık İmralı´da farklı projeler üzerinde çalışırlar diye konuştu. Yargıtay kararının hukuki alt yapısı bulunmadığını da söyleyen Türkkan, Türk toplumunu resen genel affa rıza göstermeye hazırlayan bir karar. Genel manada bakarsak, hukuki hükmü yok. Ancak biz MHP olarak buna karşıyız. Zaten Balyoz sanıkları 5-6 sene yattılar. İçerde yatacakları bir 3-4 sene daha var. İmralı´daki caninin kurtarılması için genel affa biz razı olmayız. Biz Başbakan´ı bu 3-4 sene içinde İmralı´ya göndereceğiz dedi.

İZMİR BARO BAŞKANI EPKDAŞ: KARAR ÇOK TARTIŞILACAK

İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş Yargıtay´ın kararı hakkında şunları söyledi: “Savunma avukatlarının, başından itibaren söylediği, ´Burada adil bir yargılama yok. Savunmanın talepleri hiçbir şekilde dinlenilmedi taleplerimiz ile ilgili olarak, mahkeme reddedebilir, ama taleplerimizi dinleyip karara geçirerek reddetmelidir. Savunmayı, yargılamada bir aksesuar olarak, bir teferruat olarak gören bir yargılama faaliyetinin adil bir yargılama faaliyeti olmadığını belirtiriz´ dediler. Ve bu nedenle ´fonksiyonsuz olarak kalmaktansa, duruşmalara girmiyoruz´ dedi arkadaşlar. Çünkü hiçbir talepleri, hiçbir şekilde dinlenilmedi, reddedildi demiyorum, dinlenilmedi. Burada sıkıntı budur. Temyiz sebeplerinin de önemli bir kısmıydı bu. Yargının verdiği karar her bakımdan insanların içine sinmesi gereken bir karar olmalıdır. Bu noktada eksik incelemeydi. Adil yargılanma hakkı gözetilmeksizin tesis edilen bir karar olması sebebiyle tartışmalı bir karardı. Yargıtay´ın en azından bu itirazları karara bağlayarak, kararın usulü eksikliklerini tamamlaması gerekir diye düşünmekteydim ben. Fakat buna cevap veren bir karar olmamıştır Yargıtay´ın kararı. Bu yönü eleştirilecek yöndür. Millet adına kullanılan bu yetki adil olmalı. Bu karar, Türk hukuk tarihinde uzun yıllar tartışılacak ve insanların içine sinmeyecek bir karardır.”

CHP´Lİ KART: HUKUK KURALLARI İÇİNDE KARARIN AÇIKLAMASI YOKTUR

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Yargıtay´ın Balyoz kararının oy birliğiyle verilmiş olmasını hukuk anlayışı içinde açıklayamadığını söyledi. Kart, Burada yargısal bir yaklaşımın ötesinde tamamen gündeme yönelik olarak bir yaklaşımın hakim olduğunu görüyoruz. Yargıtay kendi kararına inandırıcılık yapmak gibi bir yaklaşımın içinde görüşünü savundu. Dosyanın nitelikli bir dosya olduğunu ve 361 sanığın bulunduğunu ifade eden Kart, 4´lü 5´li suç yapılanmalarının olduğu, kararın oy birliğiyle verilmiş olmasını, ben bunun açıklamasını yapamıyorum. Hukuk kuralları içinde, hukuk anlayışım içinde, hukuk mantalitem içinde bunun açıklamasını yapamıyorum. dedi.

Bu kararın yine içtihat anlayışı içinde ceza kurul boyutu olduğunu belirten Kart, ama Yargıtay yapılanması içinde, Danıştay yapılanması içinde, genel kurullardan da hukuka uygun bir sonucun çıkmasını beklenemeyeceğini aktardı. Hukuk kurarları içinde kararın açıklamasının olmadığını kaydeden Kart, Burada yargısal bir yaklaşımın ötesinde tamamen gündeme yönelik olarak bir yaklaşımın hakim olduğunu görüyoruz. Yargıtay kendi kararına inandırıcılık yapmak gibi bir yaklaşımın içinde. diye konuştu.

20 YIL HAPSE MAHKUM OLAN ÇETİN DOĞAN: EN GÜZEL MADALYA

Davanın bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan kararın ardından şunları söyledi: Adalet mülkün temeli olmaktan çıkmış zulmün temeli olmuştur. Bu mahkemenin bizi mahkum etmesi bizim için şereftir. Bu yangın söndürülecektir. Biz yok oldukça büyürüz. Mahkeme kendi hakkında hüküm verdi. Bizim hakkımızda vermezler. Hukuk cinayeti işlediler. Yarın çocuklarının yüzlerine bakamayacaklar. Biz her şeyimizi bu ülkeye verdik. Aydınlık gelecek için ölmeye hazırız. Zindanda oluşumuz dışarıda olmamızdan daha güçlüdür. Davamıza yardımcı olacaktır. Bizdeki kıvılcımı daha da büyütecektir. Bu ülkeye 50 yıl hizmet ettim. Çok sayıda madalyam var. Ancak bugün aldığım madalya bunların arasında en değerli olanı.

SANIKLAR: KÜRDİSTAN İÇİN HAPSEDİLDİK

Davanın diğer önemli sanıkları ise tepkilerini şöyle dile getirdi. Halil İbrahim Fırtına: “Bu karar Türkiye Cumhuriyeti´ne bir ders olsun. Diyecek başka bir şeyim yok.” Cem Gürdeniz: “Deniz Kuvvetleri tamamen çökmüştür.” Bilgin Balanlı: “Her şey ortada, hiçbir şey söylemiyorum.” Ali İhsan Çuhadaroğlu: “Kürdistan kurulması için onurlu subaylar buraya hapsedilmiştir.”

BALYOZ DAVASINA BAKAN MAHKEME BAŞKANI DİKEN: DOĞRULUĞUMUZ TASDİKLENDİ

Balyoz davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ömer Diken, Yargıtay´ın Balyoz Planı davası kararına ilişkin, Yargı aşamasında ne kadar doğru hareket ettiğimizi Yargıtay da tasdik etti dedi. Diken, Yargıtay´ın kısmi bozma kararı için ise dosyanın önlerine geldiğinde, mahkemenin sanıkları dinleyip takdir hakkını kullanacağını ifade etti. Dosya geldikten sonra duruşma günü vereceklerini söyledi. Diken, yargılamanın Silivri´de değil, Çağlayan´daki İstanbul Adalet Sarayı´nda yapılacağını söyledi. Sanıkları dinledikten sonra takdir haklarını kullanacaklarını kaydeden Diken, avukatların duruşmalara girmeyerek yargılamayı uzatma girişimine de atıf yaptı: “Bu çabalara karşı mahkemenin ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı.”

--------------------------------------------------------------------------------

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Sabah iki sayfalık kararı okuyarak duyuran Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin, bugün saat 16.00´da gerekçeli kararı açıklayacağı bildirildi.

Öte yandan Dairenin kararına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın resen veya sanık avukatlarının istemi üzerine itiraz hakkı bulunuyor. Başsavcılık, ilamın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 30 gün içinde Yargıtay Ceza Genel Kuruluna itiraz edebiliyor. Başsavcılık, bir ay içinde resen itiraz etmez ve avukatların istemlerini reddederse komutanlar hakkındaki karar kesinleşecek.

MHP Milletvekili Engin Alan hakkındaki kararın kesinleşmesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kararı, gereğinin yapılması için TBMM´ye gönderecek.

MAHKEME DİRENİRSE

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, dairenin bu 88 sanık hakkında verdiği bozma kararına uymaz ve bu sanıklar hakkındaki ilk kararında direnirse dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu´na gelecek.

--------------------------------------------------------------------------------

CHP´Lİ TÜNAY´DAN DARBECİLERE AĞIR ELEŞTİRİLER

10.10.2013 13:16 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Faik Tünay, Yargıtay´ın Balyoz davasına ilişkin verdiği karara herkesin saygı duyması gerektiğini söyledi. Türkiye´de darbe kültürünün hala devam ettiğini belirten Tünay, “Bu kararın caydırıcılığı var. Artık darbeye teşebbüse dahi cesaret edemeyecekler.” dedi. CHP Milletvekili Faik Tünay, Meclis´teki odasında Cihan Haber Ajansı´nın (Cihan) sorularını cevaplandırdı. Balyoz davasına ilişkin Yargıtay´ın verdiği kararı değerlendiren Tünay, “Bütün bunlara rağmen Türkiye´de hala darbe kültürünün olduğuna inanıyorum. Hala bir takım mitinglerde bazı vatandaşlarımız, ´Ordu göreve´ diye pankart açabiliyorsa bu ülkede maalesef birileri tarafından darbe kültürü yerleştirilmiştir. Darbeyi konuşuyorsak, ´darbe oldu bitti´yi konuşmayalım. Onun yarattığı ve oturttuğu kültürü de konuşmak lazım. Biz TSK İç Hizmet Kanunu 35. Madde´yi değiştirdik. Anayasada bir takım değişiklikler yaptık. O zaman darbeler bitti. Bunu düşünenler bence yanılırlar.” ifadelerini kullandı.Yargıtay´ın verdiği kararın caydırıcı olduğunu ifade eden Tünay şunları söyledi: “Artık cesaret edemeyecekler. Her ne kadar cesaret edilemeyecek dahi olsa, bu ülkede hala bir takım insanlar bir fırsat bulsa, bir boşluğunu yakalasa buna yeltenmek, bunu gerçekleştirmek istiyorlar. Bunu yok mu sayacağız, bunu görmezden mi geleceğiz? Bunun üzerine ısrarla gitmeliyiz. Tam demokrat sivil vesayet rejiminden kurtulmuş bir anayasa. Ondan sonra da eğitim ve müfredat.” diye konuştu. (Cihan)

SEMİNERE BERAAT

10.10.2013 13:44 SANIK avukatlarından Haluk Pekşen, dava konusu “plan seminerine örtülü darbe gündemini bilerek katılma”nın kriter alınması için “Skandal” dedi. Pekşen, “O tarihte ABD´de, NATO´da görev yapanlar seminerden haberdar bile değil. Nasıl mahkûm ediliyorlar. Seminerde sunumu yapan benim bir müvekkilim dahil ilginç tesadüfle şimdiki Genelkurmay Başkanı´nın öğrencilerinin de olduğu 45 kişi beraat ettirildi” dedi.

RÜTBE, MADALYA VE KILIÇLAR GİDİYOR

Balyoz cezaları kesinleşince aralarında orgenerallerin de bulunduğu tüm muvazzaf ve emekli subayların rütbeleri geri alınacak. Hüküm giyen tüm askerler “er” statüsüne inecek. Haklarında hükümler kesinleşen ve ceza alan emekli/muvazzaf subaylar sadece rütbelerini kaybetmeyecek; aldıkları tüm devlet üstün hizmet madalyaları ve nişanlar ile kılıçları da geri alınacak. Kararla birlikte, hüküm giyen muvazzaf subayların ise TSK ile ilişikleri kesilecek. Ailelerinin yaşadığı lojmanları boşaltmaları gerekecek. Ceza hükümleri onananlar, askeri tesislerden yararlananamayacaklar. Hem kendilerinin, hem de ailelerine verilen askeri kimlikler alınacak. Balyoz davasında haklarındaki hüküm Yargıtay tarafından onanan muvazzaf subaylar ise eğer hizmet süreleri emeklilik hakkı kazanacak kadarsa emekli maaşı ve ikramiyelerini alabilecekler. Ancak hizmet süreleri emekli olmaya yetmeyen muvazzaf subaylar maaş alamayacaklar. Ancak hizmet sürelerine bağlı olarak kazanılmış tazminat haklarını alabilecekler.

NE KADAR YATACAKLAR

Cezası kesinleşen 237 sanık tutuklu statüsünden hükümlü statüsüne geçti. Mart 2014´teki yerel seçimlerde aday olamayacaklar ve cezaevinde oy kullanamayacaklar. Sanık komutanlar aldıkları cezanın 4´te 3´ünü yatacaklar. Bu durumda 20 yıl alanlar 15 yıl, 18 yıl alanlar, 13 yıl 6 ay, 16 yıl alanlar 12 yıl, 13 yıl 4 ay mahkumiyet alanlar da 10´ar yıl hapiste kalacak. Mahkûmiyet sürelerinden tutuklu kaldıkları süre düşülecek ve tahliye tarihleri belirlenecek. Örneğin, emekli komutanlardan Çetin Doğan 1940 doğumlu. 73 yaşındaki Doğan´ın 20 yıllık hapis cezası onandı. Cezanın 4´te 3´ünü yatacak olan Doğan, 15 yıl cezaevinde kalacak. 26 Şubat 2010´dan beri tutuklu bulunan Doğan, tutuklu bulunduğu süre gözönünde bulundurulursa 12 yıl daha cezaevinde yatacak ve 12 yıl sonra yani 85 yaşında tahliye olacak. (Hürriyet)

(09 Ekim 2013, 10:29), son güncel.: (10 Ekim 2013, 13:44)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tutuklu askerlerden bildiri

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5620    yazdır/print


 

Odatv´de 18. duruşma

OdaTV davasına 3 aylık aranın ardından 18. duruşma ile devam edildi. Tanık olarak dinlenmesine daha önce karar verilen CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal duruşmaya gelmedi. Sanık Yalçın Küçük ve avukatı bu duruma tepki gösterdi. Mahkeme Baykal´ın ifadesinin Ankara´da talimatla alınmasına karar verdi. Duruşmada sanıkların talebi üzerine bazı tanıklar dinlendi.

11.09.2013 13:44 Odatv davasına 3 aylık aranın ardından devam edildi. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen 2´si tutuklu 13 sanıklı duruşmada, tutuklu sanıklar Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük ile tutuksuz sanıklar Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Müyesser Yıldız, Doğan Yurdakul, Ahmet Şık, Nedim Şener, Sait Çakır, Coşkun Musluk, Mümtaz İdil ve İklim Bayraktar hazır bulundu.

Daha önce HSYK´nın kararıyla mahkeme heyetinde bulunan Hikmet Şen ve Seyfettin Mermerci mahkeme heyetinden alınmış ve başka göreve atanmıştı. Bugünkü duruşmada Hikmet Şen´in geldiği görüldü. Şen, HSYK´nın kararına itiraz ederek geri döndüğü öğrenildi.

-Dosya mütalaa için savcıda-

Mahkeme, 3 ay önceki son duruşmada dosyanın mütalaasını hazırlaması için savcılığa gönderilmesine karar vermişti.

-Deniz Baykal´ın duruşmaya gelmemesine sanıklar tepki gösterdi-

Duruşmada Mahkeme, Deniz Baykal´ın ifadesinin talimatla alınmasına karar verdi. Mahkemede, dinlenmesine karar verilen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı Deniz Baykal´ın ifadesinin Ankara´da talimatla alınacağı açıklandı.

Yalçın Küçük´ün avukatı Hasan Fehmi Demir, Deniz Baykal bu davanın en önemli isimlerinden. Burada mahkemenin huzurda dinlenmesi kararı var. Sanıkların kendisine soru sorabilmesi açısından burada olması gerekir dedi.

Yalçın Küçük de, Hilmi Paşa, gizli tanıklar, milletvekilleri huzurda dinlendi. Baykal düğünlere gidebiliyor, sapasağlam. Duruşmaya neden gelmiyor. ifadelerini kullandı.

-Tanıklar dinlendi-

Mahkemede Yalçın Küçük´ün eski eşi Temren Küçük, Dursun Çiçek´in kızı Irem Çiçek, Ayşegül Kibaroğlu, ve Sevda Dilek Helvacı da tanık olarak dinlendi.

Yalçın Küçük´ün eşi Avukat Temren Küçük, Coşkun Musluk´un tanığı olarak kürsüye geldi. Musluk´un avukatı Hüseyin Ersöz kendisine sorular yöneltti. Küçük, Yalçın Küçük Ergenekon´dan ilk kez tutuklandıktan sonra Musluk ile Küçük´ün tanıştığını, doktora öğrencisi olarak gelip gittiğini söyledi.

Mahkeme Başkanı Şen, Temren Küçük´e Yalçın Küçük´le konuşmalarını sordu. Konuşmada Temren Küçük ile Yalçın Küçük bir CD´den söz etti. Temren Küçük, bir yanlışlık olduğunu söz konusu konuşmanın kendisiyle gelini arasında olduğunu, konuşmadan da anlaşıldığı üzere CD içerisindeki bir ansiklopediden söz edildiğini ve onun kaybolmamasını istediğini söyledi.

Hasan Fehmi Demir, Temren Küçük´ün avukatının evinin aranmasının hem sanık olmaması hem de avukat olması nedeniyle yasal olmadığını söylerken, söz konusu CD´ye polis tarafından el konulduğunu, içinde bir ansiklopedi bulunduğunu ve polisin söz konusu CD´de bir suç bulunmaması nedeniyle CD´yi inceledikten sonra geri verdiğini söyledi.

Sanık Sait Çakır, Temren Küçük´e Yalçın Küçük´le editörlük ilişkisini sordu. Temren Küçük Çakır´ı yayınevinde maaşlı editör olarak istihdam ettiğini anlattı.

Sanık Coşkun Musluk da Temren Küçük´e sorular yöneltti.

Ardından Yalçın Küçük söz aldı. Küçük, Temren Küçük´le ilişkimi mahkemeler çok merak ediyor. 13. Ağır Ceza Reisi de ´Temren Küçük´le ilişkiniz sürüyor mu´ diye sordu. Merak ediyorsanız söyleyeyim ilişkimiz sürüyor.

Duruşmada daha sonra tanık Ayşegül Kibaroğlu kürsüye çıktı. Kibaroğlu, kendisinin akademisyen olduğunu Musluk´un da öğrencisi olduğunu, kendisinin Musluk´un danışmanı olduğunu söyledi. Musluk´un tezi nedeniyle Küçük´le tanıştığını, Musluk´un YÖN ve Devrim dergileri üzerine tez hazırladığını, söz konusu dergiler hakkında çalışırken Küçük´le görüştüğünü söyledi.

Duruşmada daha sonra Mehmet Haberal´ın avukatı Dilek Helvacı tanık olarak kürsüye çıktı. Soner Yalçın´ın avukatı Duygun Yarsuvat, Helvacı´ya iddianamede yazdığı gibi Yalçın Küçük ile Mehmet Haberal arasında iletişim sağlayıp sağlamadığını sordu. Helvacı hayır yanıtını verdi. Helvacı ne Küçük, ne de bu davanın başka bir sanığı ile Haberal adına hiçbir irtibat sağlamadım dedi.

Duruşmada söz alan sanık Yalçın Küçük, Mehmet Haberal´ı ilk kez 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanırken gördüğünü söyledi. Annem hayatta olsa bu iddianemeyi görünce Yalçın kadar başınıza taş düşsün derdi. Küçük, Haberal ile tek ilişkisinin Haberal´ın hocası Hüsnü Göksel ile beraber 12 Eylül idaresine karşı hazırladıkları Aydın Bildirgesi olduğunu söyledi. Küçük Savcı buradan da bir iddianame hazırlayabilir dedi.

Avukat Dilek Helvacı, o dönem Hüsnü Göksel´in genç asistanı olan Mehmet Haberal´ın da Aydın Bildirgesini imzaladığını bu nedenle üniversite tarafından cezalandırıldığını söyledi.

Ardından Ergenekon hükümlüsü Dursun Çiçek´in kızı olan avukat İrem Çiçek tanık olarak kürsüye çıktı. İrem Çiçek, Avukat Hüseyin Ersöz´ün sorularını yanıtlarken bu davanın sanıklarını bu dava sürecinde tanıdım. Babam da bu dava sürecinde söyleyeceği her şeyi söyledi. dedi.

Ardından söz alan tanık Temren Küçük, Yiğit Bulut bizim evden çıkmazdı. Yalçın Küçük´ü sık sık ziyaret ederdi. Alır yemeğe götürürdü dedi.

İrem Çiçek, Babam hakkında şöyle bir iddia var. Babam İrticayla Mücadele Eylem Planını emir komuta zinciri içinde hazırlamış. Babam başından beri bu belgenin sahte olduğunu söylüyor. Babam daha ortada İnternet Andıcı ile suçlama yokken ´İnternet Andıcı gerçek bir belgedir. İrticayla Mücadele Planı sahtedir´ dedi. Demek ki ne düşünüyorsa çekinmeden söylüyor dedi.

Yalçın Küçük, duruşmada tekrar söz aldı. Haberci kitabını açan Yalçın Küçük, Aziz Yıldırım´la Yaşar Büyükanıt´ın yanyana olduğu fotoğrafı gösterip ´bu dünyanın hiçbir yerinde olmaz´ dedi. Yalçın Küçük suçlama konusu olan Gebze Konferansı´ndan sonra ölüm tehdidi aldığını söyledi.

Yalçın Küçük, hiçbir Genelkurmay Başkanı Yalçın Küçük´e Genelkurmay´dan evrak çalıyor diyemez diye bağırınca Mahkeme Başkanı yüksek sesle konuşmaması konusunda uyarı yaptı. Yalçın Küçük, içimden geliyor diye cevap verdi.

Yalçın Küçük, 12 Eylül döneminde nasıl yargılandığını anlatırken o dönem ruhu örgüt diye suçlandığını söyledi. Küçük, Beni mahkum edemeyeceksiniz. Bunu bildiğiniz için bu davayı uzattıkça uzatıyorsunuz. Burada düşman ceza hukuku var. Düşman ceza hukukunda herkes yapabileceğine göre ceza alır. Bir adamın hükümeti devirme kabiliyeti varsa cezası müebbettir. Bana ceza veremezsiniz. Verecekseniz de 22 yıl 6 aydan az olursa kabul etmem. dedi.

Yalçın Küçük, Mahkeme Başkanı´nın tahliye istemini alacağını söylemesi üzerine Beni 13. mahkeme 22 yıl 6 aya mahkum etmiş, sizden neden tahliyemi talep edeyim dedi.

Mahkemenin kararını gösteren Küçük bu kararı siz mi verdiniz mübaşir mi diye sordu. Mahkeme Başkanı böyle soru soramazsınız diye tepki gösterdi. Ardından duruşmaya öğle arası verildi.

Öğleden sonraki oturumda tekrar söz alan Yalçın Küçük, Biraz daha sık görüşsek iyi olur. Bu tür mahkemeler haftada bir olsa daha iyi olur. Biz cezaevindeyiz. Savcı Cihan Kansız bir açıklama yaptı. Odatv iddianamesini yazmaya başlıyorum dedi. Birkaç gün sonra Odatv iddianemesi yayınlandık. Bizim kanaatimiz odur ki bu iddianameyi Cihan Kansız yazmadı. Benim suçum nedir? Bana suçumu söyleyin. Ben Tayyip Erdoğan´ın hastalığını ortaya çıkarmış adamım. Biz Cumhuriyeti savunduğumuz için buradayız. Bizim bir tek suçumuz var Cumhuriyeti savunmak. Siz bizi çıkaramazsınız. Biz Cumhuriyetin kurtuluşuyla çıkarız. 1927´de de vermedik şimdi de vermeyeceğiz. Biz bu Cumhuriyeti savunacağız. dedi.

Küçük´ün ardından sanık Hanefi Avcı kürsüye çıktı, konuşmaya başladı. Avcı, Nedim Şener´in tapelerini inceledim, hepsi gece 12´de başlayıp sabah 7´ye kadar yapılmış. Eminim ki bu Emniyet´te yapılmadı. Başka yerde yapıldı. İkincisi benim hakkımda tahkikat yok. Odatv´yle bir ilgim tespit edilmemiş. Benim konuşmalarım nasıl oraya konmuş. Bunu hazırlayanlar bunu nereden biliyor. Üçüncüsü: TÜBİTAK diyor ki bu dosyalar bu sanıkların bilgisayarında yazılmamış. Peki hangi bilgisayarda yazılmış? O bilgisayar neden bulunmuyor. Bu dökümanlara bakın. Herkesin ismi yazıyor. Böyle örgüt dökümanı olur mu? Hiçbir örgüt böyle bir döküman yazmaz. Benim kitabımdan Odatv´nin hiç haberi yok; bu ek klasörlerde görülüyor. Benim kitabımı yayınevine gönderdiğim tarihe bakın bu notlardan önce. Bakın kitabımın yayınlandığı gün Odatv´deki telefon konuşmalarına. Soner Yalçın kitabı gazetede görüp Barış Pehlivan´ı arıyor ve haber veriyor. Odatv´de kitabıma ilişkin ilk yayınlanan haber o gün 12:38´de. O da Hürriyet´ten alıntı yapılmış. Kitaptan haberleri yok dedi.

Sözlerine devam eden Avcı, TÜBİTAK raporunun virüslü saldırıyı ortaya çıkardığını iddia etti. Avcı, Bu dosyalar uzaktan virüs yoluyla gönderilen dosyalardır. Dosyalara bakıyorsunuz, aynı dosyalar, aynı tarihte, aynı dakikada, aynı saniyede hem evdeki hem ofisteki bilgisayara kaydolmuş. Bu nasıl oluyor. Aynı anda aynı dosyalar nasıl aynı kişinin iki bilgisayarına birden kaydoluyor. Bunun bir yanıtı var. Bu dosyalar sonradan virüsle gönderilmiş ve kendisini sanki bu tarihte kaydolmuş gibi göstermiş. dedi.

Avcı, Emniyet mailleri incelerken neden virüslü saldırıyı görmezden geliyor? Emniyetin labaratuvarları var, uzmanları var, neden bu bilgisayarlar bu uzmanlara değil, düz komserlere gönderiliyor. Peki Odatv bilgisayarları izlenirken bu virüsler bu bilgisayarlara girerken Emniyet neden izlemiş? Neden takip yapmamış? Bu tezgah baştan belli... Görülüyor ki Emniyet içinden her şey başından planlanmış. Öyle ki raporun altında üç imza var. Hepsinin ayrı ayrı tarih yazıp imzalaması lazım. Ama tek tarih yazılmış ifadelerini kullandı.

Avcı, Bu sahte diijital dökümanları yazdığı iddia edilenler serbest, bilgisayarında bulunanlar serbest, benim gibi yardım yataklıkla suçlananalar da serbest; bir ben tutukluyum. Ben burada Ergenekon´a yardımdan yargılanıyorum, Devrimci Karargah´a yardımdan hüküm giyiyorum, Ankara´da PKK ve TİKKO´ya yardımdan yargılanıyorum. Nasıl oluyor da aynı anda bütün örgütlere yardım ediyorum? Bir insanın bu kadar örgütle birlikte ilişkiye girmesi mümkün mü? Kendi geçmişime bakıyorum, ben acaba böyle bir sicile mi sahibim? Türkiye Susurluk diye bir süreç yaşadı. Meclis´te Susurluk Komisyonu´na gidip tek ifade veren Emniyetçi benim. Bir tek ben ifade verdim. Verdiğim bilgiler de doğru çıktı. Devletin içindeki çeteleri ben ifade ettim. JİTEM´e karşı çıkan benim, bunu açıkladığım için yargılandım. dedi.

Hanefi Avcı sözlerini şöyle sürdürdü: Deniz Kuvvetleri´ndeki yapılanmaya dair raporu ben yazdım. Evet dedim ben yazdım. Emniyet içinde irtica raporu yazdılar, ben karşı çıktım. Bununla mücadele ettim. O zaman da bana devletin çıkarlarına karşı olmakla suçladılar. Susurluk döneminde de komploya uğradım, açığa alındım... O zaman 28 Şubat vardı. Bugün de yargı ve polis içinde cemaat anlayışının yaptığı hukuksuzluklar var. O zaman da komplo yapıldı, bugün de komplo yapıldı. O zamanlar konuşmak kolay değildi. Şimdi çok kolay. O zaman çeteler vardı, sonra 28 Şubat vardı, asker vardı. Peki şimdi ne var? Ben sadece bu cemaatin hukuksuz işler yaptığını, dinlemeler yaptığını açıkladım. Bugün öyle kabul görüyor ki benim yazdığımın ötesine geçti mesele. Hukuk akıl ve mantıktır. Ben burada gerçekleri ortaya çıkaracak bir irade olmadığını görüyorum. Ne sizde ne savcılıkta! Ben bu bilgisayarlara virüs girdiğini söylüyorum. Araştırılmasını istiyorum. Halen araştırılmıyor.

Ardından Nedim Şener söz istedi ve kürsüye çıktı. Şener, Dink Cinayeti´yle ilgili kitabı sonrası Ergenekon davasına dahil edildiğini anlattı. Şener, Ergenekon soruşturmasına dahil edilmesinin Hrant Dink cinayetini araştırmasıyla ve polislerin bu cinayetteki ihmalini göstermesiyle olduğunu söyledi. Kendi telefonunu tape eden polislerin bu süreçte nerede olduğunun araştırılması için telefon HTS kayıtlarının getirtilmesini istedi.

Ardından Yalçın Küçük´ün avukatı söz aldı. Avukat Hasan Fehmi Demir, Deniz Baykal ve tüm tanıkların duruşmaya getirilerek ifadelerinin alınmasını istedi. Avukat Demir, savcıların ve hakimlerin sürekli değişmesini de eleştirdi. Böyle sürekliliği olmayan bir mahkemeden adil yargılama beklenebilir mi diye sordu. Demir, Binlerce sayfadan oluşan dosyaları sürekli değişen üyeler nasıl okuyor? dedi. Demir, son dönem bütün bilirkişilerin Başbakanlığa bağlı TÜBİTAK´tan seçilmesini de eleştirdi. Demir, söz konusu bilgisayarların bağımsız kurullarda inceletilmesini istedi.

Ardından söz alan Nedim Şener, talep konuşmasında kendisi hakkında dinleme kararı çıkarıldığını söyledi ve iddianamede de yer alan bu tapeleri hazırlayan emniyet görevlilerinin kimliklerinin tespitini, mahkemeye çağrılmasını talep etti.

Duruşmada daha sonra Hanefi Avcı´nın avukatı Refik Ali Uçarcı söz aldı. Uçarcı, mahkemelerin daha önce verdiği kararları örnek göstererek Hanefi Avcı´nın tutukluluğunun genel hukuk uygulamalarına ters olduğunu anlattı.

Ardından Nedim Şener´in avukatı Nurcan Bayraktar söz aldı ve Deniz Baykal´ın mahkeme huzurunda dinlenmesini istedi. Bayraktar da Şener´in telefonlarını tape eden polislerin HTS kayıtlarının getirilmesini talep etti.

Ardından Soner Yalçın´ın avukatı Duygun Yarsuvat, Soner Yalçın´ın adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

Ardından Avukat Serkan Günel, başbakanlığa bağlı Tübitak´ın bağımsız olamayacağına dikkat çekerek, AİHM´nin de faydalandığı uluslararası kurumlardan rapor alınmasını talep etti.

Duruşmada daha sonra Savcı söz aldı ve tutukluluklara devam kararı verilmesini istedi. Karar için 16:00´a kadar ara verildi.

ARA KARARLAR

Mahkeme tutuksuz sanık Soner Yalçın´ın adli kontrol tedbirini kaldırdı. Yalçın, Odatv davasından tahliye olduktan sonra adli kontrol uygulaması gereği her Çarşamba karakola imza veriyordu.Yalçın´ın kaldırılmasını talep ettiği adli kontrol mahkemece kabul edildi. Yalçın´ın artık karakola giderek imza vermesine gerek kalmadı.

Mahkeme heyeti Deniz Baykal´ın ifadesinin İstanbul´da alınması talebini reddetti. Baykal, Ankara´da ifade verecek.

Mahkeme, sanıklar Yalçın Küçük ile Hanefi Avcı´nın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Mahkeme, Nedim Şener´in kimlik tespiti talebini reddetti. Mahkeme sanıkalrın tanık dinleme taleplerini de reddetti.

Duruşma 12 Aralık 2013 tarihine ertelendi.

İŞTE BAYKAL´A SORULACAK SORULAR

12.09.2013 16:24 Oda TV davasına bakan mahkeme, talimatla ifadesinin alınmasına karar verdiği Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı Deniz Baykal´a yöneltilecek soruları, Ankara´ya gönderdi. Baykal´ın ifadesi, Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi´nce alınacak. Toplam 4 sayfadan oluşan talimat yazısında, Baykal´a sorulmak üzere hazırlanan 10 soru bulunuyor. Soruların büyük bölümü, sanıkların teknik takiple kayda geçirilen telefon konuşmalarında ve ev aramalarında ele geçirilen belgelerde Baykal´ın adının geçmesiyle alakalı. Ayrıca Deniz Baykal´a Halk TV´nin Soner Yalçın´a satılması konusunun da sorulması istendi.

Deniz Baykal´a sorulacak bazı soruların konu başlıkları ve soruları şöyle:

Halk TV´nin satışı devri veya kiralanması konusunda sanık Soner Yalçın ile görüşmelerinizin olduğu anlaşılıyor. Bu görüşmeler nerede oldu? Kaç kez görüştünüz? Halk TV´nin satışı, devri ve kiralanması konusunda ne gibi sorunlar yaşandı? Hangi konularda uzlaşıldı, hangi konularda uzlaşma sağlanamadı? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu´nun konu ile ilgili bir aracılığı oldu mu? Halk TV´yi sanık Soner Yalçın´a devretmeyi kabul ettiniz mi? Kabul etmiş iseniz sonradan bundan vazgeçildi mi?

Oda TV´de ele geçirilen ST3120827AS_4MS1TF89 seri numaralı bilgisayar hard diski içerisinde silinmiş bölgede, ´Kılıçdaroğlu´na destek zorunlu´ diye başlayan dijital belgede ´Kılıçdaroğlu´na destek zorunlu. Liderlik çekişmesi yaratılmak istendiği açık, Halk TV´yi devralırsak parasal sıkıntımız kalmaz. Kılıçdaroğlu da istekli, her türlü desteği alırız ama Baykal direniyor. Baykal engelini aşmalıyız. İkna için varan 2...´ şeklinde notlar bulunmaktadır. Bu dijital belgede ´Baykal engelini aşmalıyız. İkna için varan 2...´ bölümü ile ilgili değerlendirmeleriniz nedir?

Yalçın Küçük´ten ele geçirilen ve kendisine ait el yazısı notlarında 70 ile numaralandırılmış sayfada, ´Doğu Perinçek ile Köln´de buluştuk ve bir programda anlaştık, 1997 Eylül ayında, Demirel´den kurtulmak, Deniz Baykal´a kurtulmak, İ. Selçuk´a dokunmamak, Kürt sorununu bitirmek, Demokrata z(...) adım atmak, İslamın ve Ülkücülerin ağırlığını hafifletmek´ şeklinde notlar bulunmakta. Ayrıca yine Küçük´e ait el yazısı notlarının 25 ile numaralandırılmış sayfasında ´Balgat, 16 Eylül´ diye başlayan notta ise ´1997 Eylülünde Almanya´da Doğu Perinçek ile buluştuk. Bir program yaptık. 1997-2002 Eylül´de önemli amaçlar aldık, Demirel indi, Baykal´ı indirdik ama Tekin çıktı, Kürt sorunu ilk çözüme geldi, İdam kalktı´ ve ´Yumuşadı, şimdi doğu, çok verimsiz ve önemsiz bir alana kayıyor´ şeklinde notlar yer alıyor. Bu notlar ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

Sanık Yalçın Küçük´e ait ´Baykal´ı indirdik´ ibaresi ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

Sanık Yalçın Küçük ile ilişkileriniz nelerdir? Açıklar mısınız? (Cihan)

´VARAN 2´... ´TACİZ´ VE ´İNDİRDİK´ SÖZLERİ İÇİN NE DİYORSUNUZ?

13.09.2013 11:57 Odatv davası kapsamında mahkemenin talimatla ifadesinin alınmasına karar verdiği CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal´a yöneltilecek soruları mahkeme Ankara´ya gönderdi. Toplam 4 sayfadan oluşan yazıda Baykal´a sorulmak üzere hazırlanan 10 soru bulunuyor. Sorular arasında Halk TV´nin Soner Yalçın´a satılması ve Odatv çalışanı İklim Ayfer Kaleli´yi taciz ettiği iddiaları da var. İşte Baykal´a sorulacak bazı sorular:

Soner Yalçın´la ne görüştünüz

-Halk TV´nin satışı devri veya kiralanması konusunda sanık Soner Yalçın ile yaptığınız görüşmeler nerede oldu? Kaç kez görüştünüz? Ne gibi sorunlar yaşandı? Kemal Kılıçdaroğlu´nun bir aracılığı oldu mu? Halk TV´nin satışı neden olmadı?

-Oda TV´de ele geçirilen ´Kılıçdaroğlu´na destek zorunlu´ ibaresi ile başlayan belgede ´Halk TV´yi devralırsak parasal sıkıntımız kalmaz. ...Baykal direniyor. Baykal engelini aşmalıyız. İkna için varan 2...´ ibareleri yer alıyor. Ne diyorsunuz?

Sanık İklim Ayfer Kaleli ile ne zaman tanıştınız? Nerede ve kaç kez görüştünüz? Bu görüşmeler gazetecilik faaliyeti kapsamında mı yapıldı? Görüşmede Halk TV´nin devri konusu gündeme geldi mi?

Tacizle suçlayanla samimiyet

-5 Ocak 2011´de sanık Mümtaz İdil ile İklim Kaleli´nin yaptığı telefon görüşmesinde, Kaleli´nin, sizinle ile yaptığı görüşme ile ilgili ´yarım saat muhabbet ettik sohbet ettik´, ´yani haberlik bir şey yok´, ´sonra tohum attım´, ´kısa süre sonra ekicem´, ´Biçicem´ diyor. Bu telefon görüşmesiyle ile değerlendirmeleriniz neler?

-26 Ocak 2011´de Barış Pehlivan´la İklim Kaleli´nin yaptığı telefon görüşmesinde, Pehlivan ´D.B. ne oldu?´ dediği, Kaleli´nin “Bak cepteyiz açık konuşamıyorum, oldu ama diyorum sana anladın mı anla yani çak artık´, ´Baytok Baytok muamelesi yaptı bana´, ´Gürsel Tekin´e bunu anlattım, bilsinler bilmeleri gerekiyor” diyor. Bu sözlerle ilgili ne diyorsunuz?

-21 Şubat 2011´de İklim Kaleli ile yaptığınız telefon görüşmesinde Kaleli´in, “Bugün uğrayacağım sana yarım saat filan”, “Ya görüşelim bugün”, sizin de “Ya ev kadın var bilmem ne karmakarışık” sözleriniz dikkate alındığında, Kaleli´nin hakkınızdaki ´beni taciz etti´ iddialarından sonra, samimi görüşmeler yaptığınız görülüyor. Ne diyorsunuz?

Küçük´ün ´indirdik´ notu

-Yalçın Küçük´ün el yazısı notlarında “Perinçek ile Köln´de buluştuk ve bir programda anlaştık, 1997 Eylül ayında. a)Demirel´den kurtulmak, b)Baykal´a kurtulmak...” ifadelerinin yer aldığı, “Balgat16 Eylül” ile başlayan başka bir notta da “a) Demirel indi, b) Baykal´ı indirdik...” ifadeleri var. Bu sözlere ne diyorsunuz? (Star)

(11 Eylül 2013), son güncel.: (13 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ODATV DAVASI DURUŞMALARI

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

Sabah Akşam ´Karanlık Oda´yı aydınlattı

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Odatv iddianamesinde ara

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

BAYKAL´A KASET KOMPLOSUYLA İLGİLİ BAZI MANŞETLERİMİZ

Baykal kaseti özel yetkili savcılarda

Baykal´ın kasetini Batum nasıl bildi?

Öymen´den şok Kılıçdaroğlu iddiası

HalkTV´yi satmayan Baykal´a Oda komplosu

Baykal Odatv´den çıkan notlara şaşırdı

Odatv´de şok belge: Baykal´a seks komplosu

Taciz CHP´yi karıştırdı

Savcıları göreve çağırdı, ifade vermiyor

Taciz için Baykal´dan bir rest bir talep

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5567    yazdır/print


 

Özal davasında 1. duruşma

Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a suikast davasında ilk duruşma Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde başladı. Duruşmaya, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde 28 Şubat davasının görülmesine de devam edildiği için mahkemenin asıl üyeleri katılmıyor. Yargılamayı mahkemenin diğer 3 üyesi gerçekleştiriyor. Kısa süren duruşmada tek sanık Levent Ersöz´ün avukatı, Semra Özal´ın da yargılanmasını talep etti. Mahkeme, Ersöz´ün beraat ve duruşmaların gizli görülmesi taleplerini reddederek, duruşmayı 9 Aralık saat 09.00´a erteledi.

11.09.2013 10:31 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Ergenekon davasından 22 yıl 6 ay hapis cezası alan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında açılan davanın ilk duruşması, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde başladı. Duruşmaya, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde 28 Şubat davasının görülmesine de devam edildiği için mahkemenin asıl üyeleri katılmıyor. Sanık Ersöz´ün yargılanmasını mahkemenin diğer üyeleri Önder İrfan Yorgancılar, Kadriye Çatal ve Hasan Çavaç gerçekleştiriyor.

-Tek sanık duruşmaya katılmadı-

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nin salonunda yapılan duruşmaya Ersöz, sağlık durumuna gerekçe göstererek katılmadı. Duruşmaya Ersöz´ün avukatı Hulusi Coşkun´la Semra Özal´ın avukatı Hasan İşgüzar katıldı.

Suç tarihinin 17 Nisan 1993 olarak belirtildiği iddianamede, Özal´ın eşi Semra Özal ile oğlu Ahmet Özal ´müşteki´ olarak yer alıyor. Özal ailesi duruşmaya katılmazken avukatları Hasan İşgüzar ile Hande Zeynep Dursun hazır bulunuyor.

Gazetecilerin takip ettiği duruşmada Ersöz´ün avukatı, müvekkiliyle ilgili sağlık raporu sundu.

Genelkurmay Başkanlığı´nın ise 1993 yılında Ersöz´ün nerelerde görev yaptığına ilişkin talebe cevap verdiği ifade edildi.

DURUŞMALAR GİZLİ GÖRÜLSÜN TALEBİ REDDEDİLDİ

Duruşmada, sanık Ersöz´ün avukatı duruşmanın gizli yapılmasını istedi. Mahkeme bu talebi reddetti.

Ersöz´ün avukatı Hulusi Coşkun, gizli tanıkların merhum Turgut Özal´ın eşi Semra Özal´ın onuruna, kişiliğine, namusuna yönelik şantaj gibi iddialar attığı, hatta Merhum Cumhurbaşkanı´nı öldürme fiiline katıldığı, bizzat gerçekleştirdiğinin ima edildiğini söyledi. Ahmet Özal´ın da bu süreçte bir takım pazarlıklar yaptığı, olayın ifşa edilmemesi çabası gösterdiğinin yine gizli tanık ifadesiyle ortada olduğunu belirten Coşkun, Bu fiilerin mahkemede tartışılmasının ahlaken bağdaşmayacağı, iddianamede bu suçun eylem unsurunun idddianamede atlanarak bunlara yer verilmemiştir. Usulen büyük bir eksiklik ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu 182. madde gereği duruşmanın kapalı yapılmasını talep ediyoruz. dedi.

Müdafi avukatları ise iddiaların daha önce basında yer aldığı ve özellikle bu davanın açılmaması için her türlü engelin yapıldığını kaydetti. Zor imkanlarıyla savcılık makamının bu davayı açmasından dolayı teşekkür eden avukatlar, Her şey tartışılsın, herşey açığa çıksın. Takdir yüce mahkemenindir. diye konuştu.

Cumhuriyet savcısı da Duruşmaların aleni yapılması prensibi bulunduğu, mevcut dosyada duruşmanın gizli yapılması gerektiği şartları bulunmadığı, bu nedenle sanık vekilinin duruşmaların gizli yapılmasına yönelik talebin reddine karar verilmesini istiyoruz. dedi.

Mahkeme heyeti de duruşmaların gizli yapılması talabini oy birliğiyle reddetti.

GİZLİ TANIK İFADELERİ OKUNDU

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nin salonunda yapılan duruşmada, gizli tanık ifadeleri okundu. Mahkeme Başkanı Önder İrfan Yorgancılar, gizli tanık ifadelerine karşı sanık ve müşteki avukatlarının bir diyeceğinin olup olmadığını sordu.

Özal ailesinin avukatı Hasan İşgüzar, Özal´ın başbakanlık yaptığı dönemde uğradığı suikastin, zehirlenmenin bir parçası olduğunu ifade ederek, O dönemki faili meçhul cinayetler ve ölümlere de bakmak gerekir. Mevcut cumhurbaşkanımıza bile kaç suikast yapıldığını ilerde emniyetten sorabilirsiniz. Yargılanan sanık da buzdağının üstteki bir kısmıdır. JİTEM diye bir yapı bilindiği halde, resmi yazılarda, ´Türkiye´de JİTEM yoktur´ cevabı geliyor. Takdir mahkemenindir dedi.

GENELKURMAY: TUSHAD VE JİTEM YOK

Genelkurmay Adli Müşavirliği´nden, mahkemeye ulaşan yazıda, Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi´ne (TUSHAD) bağlı, Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı (JİTEM) ile siyah ve beyaz kuvvetler adı altında yapılanmaların varlığına ilişkin bilgi ve belgeye ulaşılamadığı bildirildi.

Bu birimlerde görev almış, Savaş Korkmaz ve İrfan Şahinoğlu isminde çalışanların ve emekli personelin bulunmadığı belirtilen yazıda, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde, İçişleri Bakanlığının onayıyla Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının teşkil edildiği, bu komutanlığın Ekim 1987´de Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığının emrine verildiği aktarıldı.

Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının kadrosunun güçlendirilerek, istihbarat hizmetlerinin daha iyi seviyeye çıkarılması için Kasım 1988´de araç ve personel sayısının artırıldığı ifade edilen yazıda, komutanlığın isminin JİTEM, bünyesindeki İstihbarat Tim Komutanlığı isminin ise JİT olarak değiştirilmesinin teklif edildiği anlatıldı.

Söz konusu teklifin, geçici görev kuruluşuyla deneme amacıyla bir süre uygulandığı ve Jandarma Genel Komutanlığı´nca Mart 1990´da yapılan istihbarat kadro çalışmaları sonucunda, görevine Nisan 1990´da son verildiği kaydedilen yazıda, istihbarat birimlerinin, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat Tim Komutanlığı olarak yeniden teşkilatlandırıldığı belirtildi.

JİTEM ve JİT isimlerinin geçmiş yıllarda jandarma dışında bazı kaynaklarca zaman zaman kullanıldığı, bunun üzerine 1994´te JİTEM, 1997´de ise JİTin kullanılmaması için birliklerin uyarıldığı ifade edilen yazıda, Genelkurmay Başkanlığı içerisinde yapılandığı iddia edilen TUSHAD ile Jandarma Grup Komutanlığının herhangi bir bağlantısının bulunmadığı bildirildi.

Jandarma Genel Komutanlığından mahkemeye ulaşan bir başka yazıda ise sanık Levent Ersöz´ün 1993´te Şırnak´ta görev yaptığı belirtildi.

AVUKATI ERSÖZ İÇİN BERAAT TALEP ETTİ

Ersöz´ün avukatı Coşkun, müvekkilinin o yıllar Şırnak´ta görev yaptığını ve o tarihlerde Ankara´ya hiç gelmediğini söyledi.

Toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir kararın verilebileceğine işaret eden Coşkun, Yargılamanın bu çerçevede daha fazla uzamaması kapsamında müvekkilim hakkında beraat kararı verilerek sonuçlandırılmasını istiyoruz. İddianamenin, müvekkille ilgisi bulunmaması nedeniyle okunacaksa da atlanarak okunmasını talep ediyoruz dedi.

Coşkun, müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin raporu mahkemeye vererek, İki refakatçıyla bakımı sağlanıyor. Şeker, tansiyon, prostat kanseri gibi hastalıkları var. Sağlık durumu mahkemeye gelmesi için müsait değil dedi.

Coşkun, Ersöz´ün 98 sayfadan oluşan savunmasını da mahkemeye sundu.

ERSÖZ´ÜN AVUKATI: SEMRA ÖZAL DA YARGILANSIN

Coşkun, Özal´ı zehirlediği iddiasıyla Semra Özal´ın sanık olarak yargılanmasını talep etti. Coşkun, Madem gizli tanığın saçma sapan beyanları ciddiye alınıyor ve dava açılıyor o zaman biz de Sayın Semra Özal´ın yargılanmasını talep ediyoruz. Zira gizli tanığın beyanlarına göre şantaj yaparak zehirleten Levent Ersöz, zehirleyen ise Semra Özal´dır. Biz o zaman Semra Özal´ın da yargılanmasını talep ediyoruz. Zira iddianamade beyanlar atlanmıştır, iddianame eksik oluşturulmuştur dedi.

Coşkun, müvekkili hakkındaki iddiaların gizli tanık ve itirafçıların beyanına dayandığını savundu. Her savunmaya göre yeni argümanlarla yönlendirilmek istendiğini ileri süren Coşkun, gizli tanık ve itirafçıların belirlenmesi gerektiğini belirtti. Gizli oturum talebinin gerekçesini ise Türk Silahlı Kuvvetleri´nin Ersöz üzerinden yıpratılmasını önlemek olarak özetledi.

Coşkun, JİTEM olarak bir dönem deneme amaçlı istihbarat birimi kurulmak istendiğini, daha sonra kötüye kullanıldığı için bu yapılanmadan 1995 yılında vazgeçildiğini ifade etti.

-Özal´ın avukatı İşgüzar: Çeşitli tehdit telefonları alıyoruz-

Semra Özal´ın avukatı Hasan İşgüzar da çeşitli tehdit telefonları aldıklarını ve son olarak posta kutusunda bir mektup bulduklarını ifade etti. İşgüzar, Bu dava açıldıktan sonra posta kutusuna, isimsiz ve imzasız üç sayfa yazı bırakılmıştır. Bu yazının, Ahmet Özal´a iletilmek üzere tarafıma bırakıldığı yazılmıştır. dedi. İşgüzar, üç sayfalık yazıyı mahkeme heyetine sundu. Mahkeme, özetle yazıyı okudu. Sayın Ahmet Özal diye başlayan ve Turgut Özal´ın uluslararası komplodan değil, iç siyasetten dolayı öldürüldüğünün belirtildiği yazıda, tekrar siyasete dönmesinin bazı çevreleri tedirgin ettiği ve bu sebeple ortadan kaldırıldığı ifade ediliyor.

İhbar mektubunu takdiri için mahkemeye sunduklarını anlatan İşgüzar, davanın sadece Özal´ın öldürülmesiyle ilgili olmadığını, bir cumhurbaşkanını öldürebilecek yapının hala mevcut olduğunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a yönelik suikast girişimlerinin polis tarafından önlendiğini hatırlattı. Bunun kabul etmenin mümkün olmadığını dile getiren İşgüzar, JİTEM´in deneme amaçlı kullanılan bir yapı olduğunun söylendiğini aktardı. Bunun buzdağının sadece görünen bir parçası olduğunu belirtti. İşgüzar, Özal´ın ölümüne ilişkin soruşturmanın halen devam ettiğini hatırlattı.

Ayrıca Semra Özal´ın, ifadesinde İlker Çınar ve Ersöz´ü tanımadığını, Turgut Özal´ın öldürülmesiyle ilgili şüphelendiği kimse bulunmadığını ve bununla ilgili delili de olmadığını söylediği aktarıldı.

Duruşmada 56 sayfalık iddianame özetlenerek okundu.

Cumhuriyet Savcısı Sadık Bayındır, sanık vekilinin CMK 193/1 maddesi uyarınca beraat talebinin reddine karar verilmesini istedi.

SANIK ERSÖZ´ÜN SAĞLIK DURUMU ARAŞTIRILACAK

Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, ara kararlarını açıkladı. Mahkeme Başkanı Önder İrfan Yorgancılar, Başka suçtan tutuklu sanık Levent Ersöz´e atılı suçun yasadaki alt sınırına göre CMK 196/2 maddesi uyarınca talimat yoluyla savunması alınamayacağından, soruşturma aşamasında ifadesinin hastane ortamında alınmış olduğu da gözetilerek sağlık yönünden mahkememizde hazır bulundurulup bulundurulmayacağı konusunda araştırma yapılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na yazının akıbetinin, Bakırköy Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü´nden sorulmasına. şeklinde karar verildiğini açıkladı.

Sanığın sağlık durumunun, mahkemeye getirilmesine engel hali bulunmadığı hususunda rapor verilmesi halinde duruşmada hazır edilmesini isteyen Yorgancılar, sağlık durumu elvermediği takdirde ise sanığın hazır edilemeyeceğinin bildirilmesine karar verdi. Bu durumda savunmasının, SEGBİS yöntemiyle gelecek duruşma gününde alınması hususunda Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu´na müzekkere yazılması kararlaştırıldı.

Ahmet Özal´ın ise duruşmaya gelmemesi halinde tanık sıfatıyla zorla getirilerek ifadesinin alınmasının kararlaştırıldığını açıklayan Mahkeme Başkanı Yorgancılar, Deniz Uygar kod adlı İlker Çınar adlı tanığın açık adresinin tespiti için Tarsus Emniyet Müdürlüğü´ne müzekkere yazılacağını kaydetti.

Semra Özal´ın davaya müdahilliğine ise sanığın beyanının alınmasından sonra karar verilecek. Mahkeme Başkanı Bayındır, Av. Hasan İşgüzar´ın duruşmada ibraz ettiği mektubun bir suretinin, kanuni gereğinin takdiri ve ifası için Terörle Mücadele Kanunu 10. maddesiyle yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği´ne gönderilmesine karar verildiğini söyledi.

Deniz Uygar kod adlı tanık İlker Çınar´ın açık adresinin tespiti için Tarsus Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme, Sosyal Güvenlik Kurumu´na (SGK) yazı yazılarak Savaş Korkmaz, Selim Gül ve İrfan Şahinoğlu adlı kişilerin Genelkurmay Başkanlığı´ndan emeklilik maaşı alıp almadığının sorulmasını kararlaştırdı.

Mahkeme, Ankara Ümitköy´de 2003-2004´te Atabilge Sitesi´nin olup olmadığının tespit edilmesi, varsa site yönetimi ile görüşülerek, burada Levent Ersöz ile eşi veya çocukları adına kayıtlı daire yada villa bulunup bulunmadığının belirlenmesi için emniyete yazılan yazının cevabının beklenmesine karar verdi.

DAVA 9 ARALIK´A ERTELENDİ

11.36: Duruşma sona erdi. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin yargılanan Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün beraat ettirilmesi talebini reddetti.

Mahkeme, davetiye tebliğine rağmen Ahmet Özal´ın duruşmaya gelmemesi halinde, tanık sıfatı ile zorla getirilerek ifadesinin alınmasının istenmesine hükmetti.

Duruşma, 9 Aralık 2013 saat 09.00´a ertelendi.

SEMRA ÖZAL HAKKINDA İNCELEME BAŞLATILDI

13.09.2013 12:35 Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın zehirlenme davasında gizli tanık Selçuk´un “Semra Özal´a şantaj yaparak kocasını zehirlettiler” sözleri üzerine Ankara TMK 10´uncu maddesiyle görevli Cumhuriyet Başsavcıvekilliği inceleme başlattı. İddialar ciddi bulunursa Semra Özal hakkında dava açılacak.

ANKARA TMK 10´uncu maddesiyle görevli Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, dün Turgut Özal´ın zehirlenme davasında gündeme gelen, “Semra Özal´a şantaj yaparak kocasını zehirlettiler” iddiaları üzerine inceleme başlattı. Sabah saatlerinde mahkemeden dosyaları müzekkere ile isteyen savcılık, gizli tanık ifadelerini incelemeye başladı. Savcılık iddiaları ciddi bulursa Semra Özal hakkında da dava açabilecek. Sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün avukatı Hulusi Coşkun şunları söyledi: “Suça ilişkin önemli bölümler iddianameye alınmamıştı. Son celseye gelen bu gizli tanığın ısrarlı olarak Semra Özal´ı olayda müdahil olduğunu işaret etmesi karşısında savcılık Semra Özal hakkında ek dava açılması için dosyaları istemiş olabilir.” Coşkun müvekkilinin beyanları üzerine gizli tanıkların buna göre ifadelerinin değiştirildiğini iddia ederek “En önemlisi bu davada müvekkilimin aşamalardaki ifadelerine göre gizli tanıkların ifadeleri değiştirilmektedir. Gizli tanıkları yönlendiren bu yapıların ortaya çıkarılması hukuk devletinin selameti açısından zorunludur” diye konuştu.

GİZLİ TANIK SELÇUK´UN İFADESİ

Selçuk isimli gizli tanık, soruşturmanın başından itibaren tüm beyanlarında Semra Özal´ın adını ortaya atmıştı. Ancak soruşturma aşamasında savcılık bu bölümleri iddianameye koymadı. Savcılık sadece emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında dava açtı. Mahkemenin talimatıyla Selçuk´un yeniden ifadesi alındı. Gizli tanık Selçuk 20 Ağustos 2013 tarihinde hakim karşısındaki son ifadesinde de Semra Özal´ın ismini ortaya attı. Gizli tanık Selçuk´un ifadesinde yer alan sözleri şöyle: “Ben 1990´lı yıllarda JİTEM´de görev yaptım. Bu sebeple bir çok kişiyle tanıştım. 2000´li yılların başında Tuğgeneral Veli Küçük ve Tuncay Güney´in yapmış olduğu bazı yanlış işleri makamlara ihbarda bulundum. Bana okumuş olduğunuz iddianamedeki bahse konu Turgut Özal´ın öldürülmesiyle ilgili bilgilerim vardır. Bu nedenle tanık olarak ifade vermek istedim. Meslekten tanıdığım Savaş Korkmaz (Gevrekçi) isimli şimdi emekli olan albay, bana Turgut Özal´ın ölümünün bir suikast olduğunu, yapılma şeklinin doğal olmadığını suikastı eşi Semra Özal´a yaptırdıklarını söylemişti. Gevrekçi bana, Özal´ın ölümünü şöyle anlattı: Semra Özal´ın bir takım kirli işleri kasete alınmış bu kaseti JİTEM timi elde etmiş. Bu bilgiler Semra Özal´a şantaj olarak kullanılmış. Milli Güvenlik Kurulu kararları ve tavsiyesiyle dönemin kuvvet komutanlarının emir ve bilgisiyle yapılmış bu suikastte kendinin de olduğu brifingler alınmış, Süleyman Demirel´in bile aynı brifingler içinde aynı ortamda olduğunu anlatıp adının sil, süpür, temizle operasyonuyla bir bütünlük içinde Eşref Bitlis, Cem Ersever, Bahtiyar Aydın, Kazım Çillioğlu suikastlarının aynı plan içerisinde yapıldığı, CIA ve MOSSAD´ın bazı elemanlarının kullanıldığı dile getirilmiştir. Turgut Özal suikastının operasyonunu yönlendiren MİT ve askeriye içindeki oluşumları harekete geçiren Teoman Koman paşadır. Bu kişi MGK´yi uygulatan kişidir.” (Hürriyet)

(11 Eylül 2013), son güncel.: (13 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Turgut Özal davası duruşmaları

TURGUT ÖZAL SUİKASTİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Özal´ın sırrını açıklayın artık

Yarbay Savaş´ın izi sürülüyor

Özal soruşturması genişliyor

Özal´ı Meclis de araştırmalı

Flaş!!! Özal iddianamesine kabul

Özal iddianamesinde arama yap

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Zehirlenme örtbas mı edilecek?

Özal´ın zehirlendiği iddiası ve adli tıp incelemesi manşetlerimiz

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Özal: Dertleri beni tasfiye etmek

DDK: Özal´ın mezarı açılmalı

DDK raporunun tam metni

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın

DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı

Özal suikastinde çember daralıyor

Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı

Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü

Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5565    yazdır/print


 

Kapatma davasına suç duyurusu

Adalet Platformu, AK Parti hakkında 2008´de açılan kapatma davasında kullanılan delillerden bir çoğunun sahte ve Ergenekon Terör Örgütü tarafından üretilmiş deliller olduğunun 5 Ağustos´ta sonuçlanan Ergenekon davasında sabit görülmesi üzerine kapatma davasında rol alan bazı yetkililer ve isimler hakkında suç duyurusu yaptı. Suç duyurusu yapılan isimler arasında; davayı açan dönemin Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ile delillerin toplanmasında görev alan yargıtay savcıları, kapatma davasına bakan ve konuyla ilgili skandal ses kaydı internete düşen AYM üyesi Serdar Özgüldür, diğer üyeler Fulya Kantarcıoğlu ile Osman Paksüt, Osman Paksüt´ün eşi Ferda Paksüt, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile bazı genelkurmay yetkilileri, Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan, Yarsav Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay ile OYAK Güvenlik A.Ş. yer alıyor.

02.09.2013 12:22 Adalet Platformu, AK Parti hakkında 2008´de açılan kapatma davasında kullanılan delillerden bir çoğunun sahte ve Ergenekon Terör Örgütü tarafından üretilmiş deliller olduğunun 5 Ağustos´ta sonuçlanan Ergenekon davasında sabit görülmesi üzerine kapatma davasında rol alan bazı yetkililer ve isimler hakkında suç duyurusu yaptı.

Adalet Platformu´nun haklarında suç duyurusu yaptığı isimler şunlardan oluşuyor:

Davayı açan dönemin Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya

Delillerin toplanmasında görev alan Yargıtay Savcısı Ufuk Şimşek

Delillerin toplanmasında görev alan Yargıtay Savcısı Zekeriya Sevimli

Delillerin toplanmasında görev alan Yargıtay Savcısı Hasan Ali Atay

Davaya bakan AYM üyesi Serdar Özgüldür

Davaya bakan AYM üyesi Fulya Kantarcıoğlu

Davaya bakan AYM üyesi Osman Paksüt

Osman Paksüt´ün eşi Ferda Paksüt

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ

Dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu

Dönemin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız

Dönemin Kurmay Albayı Dursun Çiçek

Dönemin Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan

Dönemin Yarsav Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu

Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu

Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay

OYAK Güvenlik A.Ş.

Adalet Platformu´nun suç duyurusu dilekçesi şu şekilde:

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA ulaştırılmak üzere

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA

(10. Maddeye Göre Özel Yetkili )

ŞÜPHELİLER: Abdurrahman YALÇINKAYA Yargıtay Cumhuriyet Eski Başsavcısı, Serdar ÖZGÜLDÜR AYM Üyesi, Hıfzı Çubuklu TSK,Yarsav Eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Ufuk Şimşek, Zekeriya Sevimli, Hasan Ali Atay, Sabih Kanadoğlu, Osman Paksüt ve eşi, Fulya Kantarcıoğlu, Seyfi Oktay, İlker Başbuğ, Hasan Iğsız, Dursun Çiçek, OYAK Güvenlik A.Ş., Tansel Çölaşan, Re´sen soruşturma açmayan şüpheliler, Darbe yapan, darbeyi-darbeciliği savunan soruşturma-inceleme ile tespit edilecek kişiler. AYM kararını Gerekçesiz olarak alanlar ve açıklayanlar

MÜŞTEKİ: Adem ÇEVİK TC12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ank. Tel:05322467411 www.adaletplatformu.com

SUÇLAR: Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmak , Hükümetin ve Millet iradesinin tecelligahı TBMM faaliyetlerini engellemek, ALENEN YARGIYA BASKI YAPMAK, Görevi kötüye kullanmak, suçu ve suçluyu övmek vatana ihanet, kaos, anayasa 138. ve 10. madde ve TCK 288., 215., 216., 40., ve 217. madde ihlali ve tehdit. Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, Yargının faaliyetlerini engellemek. Yargıya baskı yapmak, yargıya emir ve talimat vermek, Hükümet üyelerini Ergenekon silahlı Terör örgütüne hedef göstermek, adaleti engellemek, suça iştirak, teröre yardım ve yataklık, devlet memuru olduğu halde siyaset yapmak, siyasi demeçler vermek, bir zümreye ayrıcalık. Anayasanın ve kanunların uygulanmasını engellemek, suç uydurmak, devlet malına zarar vermek, kutsal kitaplara, kutsal değerlere ve inanca hakaret, şahsıma hakaret ve tehdit, Uluslar arası hukuku ve sözleşmeleri uygulamamak. Mobbing psikolojik baskı ve şiddet, insanlığa karşı suç. TCK 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319 Maddelerin ihlali, adil yargılamayı engellemek ve etkilemek

İZAH: Abdurrahman YALÇINKAYA Yargıtay Cumhuriyet Eski Başsavcısının suç olarak gördükleri inanca hakarettir.

ÖRNEKLER

400 belgeden 370 tanesinin Anayasa Mahkemesi´nce de delil olarak kabul edilmediği açıklanmıştı.

VELEV Kİ SİYASİ SİMGE

Başbakan Erdoğan´ın İspanya´da söylediği Başörtüsünün velev ki siyasi bir simge olarak takıldığını düşünün, siyasal simge olsa ne olur sözü...

TüRBAN MEVZU

Üniversitelerde türbana serbestlik getiren Anayasa´da yapılan değişiklik...

AKP Konya milletvekili Hüsnü Tuna Anayasa´da yapılan türbanla değişikliğin ardından ´hedefimiz kamu kurumları´ sözleri

AKP´li Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman´ın, Türbanlı bir kadın belediye başkanı veya daire başkanı da olabilmeli açıklaması.

KUR´AN-I KERİM DAĞITMAK TA SUÇ !

2006 yılında Müftülükle ortak olarak Kuran´ı Kerim dağıtan Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu için de 5 yıl yasak istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Eski Başsavcısı Abdurrahman YALÇINKAYA ERGENEKON Silahlı Terör Örgütü emriyle AK Partiye kapatma davası açması Ergenekon örgütü üyesi olduğunun açık bir delilidir eğer örgüt tehdidiyle eylemde bulunmadıysa. 14 Mart Yargı Darbesinin Başaktörü Yalçınkaya´nın AK Partiye dava açması HÜKÜMETE, TBMM´ye, Milli İradeye, İNANCIMA ALENEN HAKARETTİR. AYRICA AÇIK BİR DARBE GİRİŞİMİDİR ve VATANA İHANETTİR

Ergenekoncu yargıçları azletmeyenler ve açığa almayanlar delillerin karartılması suçlarını işlemişlerdir. Ergenekon emriyle hükümeti yıkmak ve anayasal düzeni ortdana kaldırma planı uygulayıcıları ile Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS” planlarında adı geçenler, şikayete konu planların hazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasında görev alan ve suça asli ve fer`i iştirak eden, suçu öven, suçluyu gizleyenler, suçluları azletmeyenler veya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve diğer şüpheliler evrensel hukuk ilkelerini ve hukuki kanunları uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla işlenen suçlara aracılık yapanlarda suça iştirak ediyor. İşbank ile ticaret yapan ve Terör Odağı olan CHP´ye, İP´e dava açmamak görevi ihmal.

Türkiye Cumhuriyeti Yargıçları ve Yargıtay Başsavcılığı kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azade olabileceği de söylenemez. Hesap verebilir ve şeffaf olmayan yapılar elbette ki eleştiriye açık olmalıdır. İnsanlığa karşı suç işleyen ESTÖ-Ergenekon Silahlı Terör Örgütü mensuplarının işlediği mahkeme kararıyla sabit olmasından dolayı AKP partisini kapatarak hükümeti ve meclisin faaliyetlerini engelelyerek anayasal düzeni ortadan kaldırma faaliyetlerine katılan darbecilerin ve darbeye yardım-yataklık yapanların ayrımcılık yapılmadan etkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir. OYAK-TSK yardımıyla Danıştay cinayetine yardım-yataklık yapanlar da suçludur.

Türkiye´deki modern ve post modern DARBELER yargıçların desteğiyle gerçekleşmiştir. Askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları ve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbe planlarının DARBECİ YARGIÇLAR mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur.

Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar dün olduğu gibi bugün de başbakan-bakan adam asabilirler. Mutlaka darbecilerin acilen hesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanların da sorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet edenler derhal müşahede altına alınmalıdır. Eski Başsavcı Yalçınkaya dahil Tüm darbecilerin malvarlığına el konulmalıdır.

Ayrıca darbeci yargıçların Ergenekon israil stratejik işbirliği iddialarını, diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için kaos, ekonomik kriz çıkartmak dolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silah harcamasında ve 30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbeci yargıçların Ergenekoncu yargıçların, tüm darbecilerin ve şüphelilerin rolü büyüktür.

DELİLLER:

Tüm yasal deliller, tanıklar ve ilgili haberler İstanbul 13.Ağır v.b. Ceza Mahkemesi´ndeki deliller

http://gundem.milliyet.com.tr/kapatma-davasinin-bedeli-20-milyar/gundem/detay/1755653/default.htm

www.urfabasin.com/roportaj/ak-partiyi-kapatma-davasnda-ok-detay-h16063.html www.haberdar.com/refah-partisi-geri-mi-donuyor-3928736-haberi

http://haber.stargazete.com/yazar/ak-partiye-ilk-kapatma-davasi-2002de-acilmisti/yazi-782572 www.belgeler.com/blg/289k/ak-parti-kapatma-davasi-iddianamesi

http://www.haberturk.com/gundem/haber/712596-ak-parti-davasinin-perde-arkasinda-neler-yasandi

http://tr.wikipedia.org/wiki/Adalet_ve_Kalk%C4%B1nma_Partisinin_kapat%C4%B1lma_davas%C4%B1

www.nasname.com/a/ak-parti-icin-kapatma-davasi-acildi----HYPERLINK

www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2241

www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5534

http://www.e-haberajansi.com/ak-partiyi-kapatma-davasini-kuresel-sermaye-mi-actirdi-285096.html http://www.haber7.com/yazarlar/resat-petek/1067594-ak-parti-kapatma-davasinda-yargilamanin-yenilenmesi-neden-onemli-1

ve bilahere sunacağım deliller, şahitler.

NETİCE-İ TALEP: 14 Mart 2008 Başsavcı Darbe Girişimi ile alenen Yasama ve Yürütme tehdit edilmiştir. İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi´nde “AK Parti kapatma davasında mahkeme kararı kesinleşmesi bile belgeleri üreterek yaptıklarını ve bu belgeleri organizeli emir komuta zinciri içinde hazırladıklarını dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız itiraf etmiştir. İrticayla Mücadele Eylem Planı´nı hazırlayan Albay Dursun Çiçek de mahkeme huzurunda itiraf etmiştir. İki isim belgeleri komutanları dönemin Genelkurmay Başkanı Başbuğ´a arz ettiklerini de ifade etmişlerdi. Bunlar tek başına delildir. AK Parti´ye kapatma davasını açan darbeci YALÇINKAYA´nın da aynı suçtan cezalandırılması ve müebbet verilmesi gerekir. Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, şüphelilerin uygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hatta uygulayan, görevini kötüye kullananlardan ve kamu mallarına zarar veren, statüyü kullanarak alenen mahkemeye ve şahsıma baskı yapanlardan, psikolojimi bozarak travma geçirmeme sebeb olan Darbeci Yargıçlardan şikayetçiyim.

Şüphelilerin; TCK´nın halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. Şüpheliler ayrıca TCK´nın ´silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak, Yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden de yargılanmalı.

Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali, 288.madde, 214.madde, 213., 215.,216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220.madde, 657 sayılı devlet memurları kanununa , diğer kanunlara ve evrensel hukuk kaidelerine göre de işlem yapılmasını, Yerel ve Küresel Ergenekon´un Taksim Gezi Darbecileri de aynı suçları işliyor.

Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delillerin karartılmaması için gereğini yapmayanlar, açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler, darbecilerin malvarlığına el koymayanlar, Darbeci Yargıçların da içinde bulunduğu CUNTAcılarla 27mayıs-12mart cuntacıları, 28şubat-27nisan muhtıracıları ve Ergenekon-Balyoz-Kafes-İrtica-Susurluk-pkk-kck-bçg-gladio vb. Çetelerle organik-inorganik bağlantılarının araştırılmasını özellikle insanlığa karşı suç işlenmesinden dolayı TCK 77. maddeye göre de cezalandırılmalarını arz ve talep ederiz.

Anayasayı, evrensel hukuku,uluslararası anlaşmaları uygulamayanlar da suçludur. Devlete 20 milyar dolar zarar veren darbecilerin mal varlıklarına el konularak zarar tazmin edilmelidir.

10 Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006´da anlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni Yolsuzlukla Savaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dileriz.

02.09.2013 Adem ÇEVİK www.adaletplatformu.com darbesavarlarbirligi@gmail.com 05322033274

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(02 Eylül 2013, 12:22)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

AK Parti yeniden yargılanabilir

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Flaş!!! AK Parti´ye kapatma davası açıldı -14.03.2008

Flaş!!! AK Parti kapatılmadı

İlhan Selçuk: Darbe yapcaz, var mı ötesi

Ses kaydı: TSK rahatsız, başsavcı AKP´ye dava açsın

Ergenekon´da AK Parti dosyasının istenme nedeni

Ergenekon´un yüksek yargı ile kaos buluşmaları

Biri yalan uydurdu diğeri dava açtı

Mahkeme Yargıtay savcılarının adını istedi

Mahkeme yargıdaki Ergenekon´un peşinde

Andıç siteleri Yargıtay´a sorulacak

Yargıtay savcıları da Ergenekon davasında

Ergenekon 17 eylem planladı

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Genelkurmay´ın provokasyon siteleri ya da ´internet andıcı´ konulu manşetlerimiz

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5545    yazdır/print


 

AK Parti yeniden yargılanabilir

Ergenekon davasını sonuçlandıran İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nden yeni suç duyuruları gelmeye devam ediyor. Mahkeme, Erdoğanın siyasi hayatını bitirmek üzere dosya hazırlayan Mülkiye Müfettişi Candan Eren hakkında Ergenekon Silahlı Terör Örgütüyle irtibatlı olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

18.08.2013 11:48 AK Parti, hakkında 2008´de açılan kapatma davasının yeniden görülmesi için harekete geçiyor. Bu hareketlenmenin nedeni, 5 Ağustos´ta sonuçlanan Ergenekon davasında, Ergenekon Terör Örgütü tarafından üretilen yalan haberlerin AK Parti kapatma davasında delil olarak kullanıldığının tespit edilmesi oldu. Davanın sonuçlanmasının ardından Başbakan Erdoğan´ın, “Talimat verdim, gerekeni yapacağız” sözlerinin ardından AK Parti kurmayları, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi´nin gerekçeli kararının ardından Anayasa Mankemesi´nin (AYM) yolunu tutacak. AK Parti´nin iade-i muhakeme sistemiyle, suçlamadan aklanması istenecek.

KARA PROPAGANDA ÜRÜNÜ

İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi´nde 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı Ergenekon davasında karar açıklandı. Aralarında Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ´un da bulunduğu 19 kişiye müebbet hapis cezası veren mahkeme kararında, “Ergenekon silahlı terör örgütü” ifadesini kullandı. Ergenekon davasıyla birleştirilen internet andıcı davası kapsamındaki deliller için de çarpıcı bir tespitte bulunan mahkeme, “Kapatma davasındaki deliller, hükümeti yıpratmak için kurulan kara propaganda siteleri tarafından üretildi” dedi.

Mahkemenin kararıyla birlikte, Yargıtay eski Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya´nın AK Parti´ye yönelik kapatma davası açarken kullandığı delillerin bir kısmının bizzat Genelkurmay tarafından üretilen kara propaganda sitelerinden alındığı kesinlik kazandı.

´Gerekçe´ bekleniyor

Mahkemenin kararından sonra harekete geçen AK Partili kurmaylar, 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin gerekçeli kararı açıklamasının ardından AYM´nin yolunu tutacak. İrticai eylemlerin odağı olduğu gerekçesiyle hazine yardımından mahrum bırakılan partinin, tarihi olarak aklanmasını isteyecek.AK Parti, AYM´ye başvurusunda kapatma davasında verilen kararın yeni deliller çerçevesinde yeniden ele alınmasını talep edecek.

´Erbil AYM´ye başvurmalı Yalçınkaya soruşturulmalı´

Konuyla ilgili BUGÜN´e konuşan eski Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, AK Parti´ye kapatma davası açan Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya´nın soruşturulması gerektiğini söyledi. Petek, şimdiki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Erbil´in Anayasa Mahkemesi´ne başvurarak tarihi bir görev üstelenebileceğini belirterek şöyle konuştu:

SUÇ DUYURUSU YAPILMALI

“AK Parti kapatma davasında mahkeme kararı kesinleşmesi bile belgeleri üreterek yaptıklarını ve bu belgeleri emir komuta zinciri içinde hazırladıklarını dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız itiraf etmiştir. İrticayla Mücadele Eylem Planı´nı hazırlayan Albay Dursun Çiçek de mahkeme huzurunda itiraf etmiştir. İki isim belgeleri komutanları dönemin Genelkurmay Başkanı Başbuğ´a arz ettiklerini de ifade etmişlerdi. Bunlar tek başına delildir. AK Parti´ye açılan kapatma davasının yenilenmesi, yargılamanın iadesi yoluna başvurmanın hukuki gerekçeleri ortaya çıkmıştır. Yeni bir dava açılabilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Erbil, dönemin Başsavcısı Yalçınkaya´nın uydurma delillerle açmış olduğu davanın büyük bir haksızlığa neden olduğunu ve o delilerin çürüdüğünü nazar alarak AYM´ye başvurarak tarihi bir görev üstlenebilir. AK Parti de Yalçınkaya hakkında suç duyurusunda bulunmalı. Ergenekon terör örgütüyle bir bağlantısı var mıdır? Varsa nasıl bir işbirliği vardır? Araştırılmalıdır. Ayrıca kapatma davasında kullanılan belgelerin sahte olduğunu, üretilip üretilmediğini, kim tarafından işletildiğini araştırmak gayet kolay. Yalçınkaya bunları araştırmış mıdır? Genelkurmay tarafından kurdurulan siteler olduğunu tespit etmişse, onların uydurduğu haberlerle nasıl kapatma davası açmıştır? Bunlar ancak Yalçınkaya hakkında yürütülecek bir soruşturmayla ortaya çıkar.

Türkiye hukuk devletiyse ve bir mahkemenin dayandığı kararlar çürütülmüşse bunun yolu ceza muhakemesi kanununa göre yenilenmelidir. AK Parti´ye kapatma cezası verilmedi ama irticai eylemlerin odak noktası olduğuna karar verildi. Bu lekeyi temizlemek için AK Parti hemen yargılamanın iadesine başvurmalı ve bu sahte iddianameyi düzenleyenler hakkında soruşturma başlatılmalıdır.” (Bugün)

(18 Ağustos 2013, 11:48)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! AK Parti´ye kapatma davası açıldı -14.03.2008

Flaş!!! AK Parti kapatılmadı

İlhan Selçuk: Darbe yapcaz, var mı ötesi

Ses kaydı: TSK rahatsız, başsavcı AKP´ye dava açsın

Ergenekon´da AK Parti dosyasının istenme nedeni

Ergenekon´un yüksek yargı ile kaos buluşmaları

Biri yalan uydurdu diğeri dava açtı

Mahkeme Yargıtay savcılarının adını istedi

Mahkeme yargıdaki Ergenekon´un peşinde

Andıç siteleri Yargıtay´a sorulacak

Yargıtay savcıları da Ergenekon davasında

Ergenekon 17 eylem planladı

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Mahkemeden 41 suç duyurusu

Mahkemeden suç duyuruları

Ergenekon: Erdoğan planına suç duyurusu

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

Ergenekon´da karar 5 Ağustos´ta

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Genelkurmay´ın provokasyon siteleri ya da ´internet andıcı´ konulu manşetlerimiz

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5534    yazdır/print


 

Balyoz´da karar 9 Ekim´de

361 sanıklı Balyoz davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 17. temyiz duruşması başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarına devam ediyor. 117 avukattan 95´inin savunması önceki duruşmalarda tamamlanmıştı. Mazeret bildiren 2 avukatın da savunmalarını bugün yapmalarının ardından mahkeme temyiz kararının 9 Ekim´de açıklanacağını bildirdi.

16.08.2013 10:35 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 17. temyiz duruşması bu sabah 09.15´te Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya bazı sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 95´inin savunması tamamlanmıştı. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

MAZERET BİLDİREN AVUKATLAR BUGÜN SAVUNMA YAPIYOR

Bugünkü duruşmada, daha önceki iki listede yer aldığı halde duruşmalara katılmayan ancak mahkemeye mazeret sunan avukatların savunma yapması kabul edildi.

SANIK MUSTAFA KORKUT ÖZARSLAN´IN AVUKATI MEHMET TOLGA AKALIN´IN SAVUNMASI

Bu avukatlardan savunma yapmak için kürsüye ilk olarak sanık Mustafa Korkut Özarslan´ın avukatı Mehmet Tolga Akalın geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Akalın, bu yargılamada itham sistemiyle tanzim edilen bir iddianameyle karşı karşıya kaldıklarını öne sürdü. Ergenekon davasında da bunu gördüklerini savunan Akalın, bu yöntemin Türk ceza sisteminde olmadığını ifade etti.

Akalın, Bu davada TSK´nın tarihi kişiliği söz ve olay parçaları üzerinden yargılama konusu yapılmıştır. Kullanılan yöntem de 2 doğru ancak suç oluşturmayan belge veya bilginin, 12 yalan belge veya bilgiyle kurgulanmasıdır ki buna gri propaganda denir dedi.

Usulün bu davada gereksiz bir yargılama vasıtası haline getirildiğini öne süren Akalın, itiraz ettikleri noktaları dile getirdi.

Dava dosyasında taraf bütünlüğünün oluşturulması gerektiğini ifade eden Akalın, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, davada mağdur sıfatıyla dinlenilmelidir. Bir kollektif hüküm ve ameliye ancak onların davada dinlenmesiyle oluşabilir diye konuştu.

Yargılamalarda şüpheden sanığın yararlanması gerektiğini ancak şüpheden iddia makamının yararlandığı yeni bir evreye girdiklerini düşündüğünü belirten Akalın, daha sonra bunu da aşan bir çok ispatlı sahtecilik yaşandığını iddia etti.

Birinci Ordunun darbe için elverişli bir vasıta olmadığını söyleyen Akalın, Türkiye´de darbeler zırhlı birlikler komutanlığı yanınızda olursa yapılabilir. Birinci Ordu darbe yapmaya kalksa Bolu Dağlarını geçemez. Sözde bu iftiraya maruz kalanlar bu milletin kendi evlatlarıdır dedi.

SANIK ABDURRAHMAN BAŞBUĞ´UN AVUKATI ŞEVKİ LÜLECİOĞLU´NUN SAVUNMASI

Avukat Akalın´ın 15 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Abdurrahman Başbuğ´un avukatı Şevki Lülecioğlu geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Lülecioğlu, müvekkilinin olay döneminde yeni yüzbaşı rütbesine yükseldiğini anlattı. Lülecioğlu, müvekkilinin eşinin başörtülü olması nedeniyle sağlık karnesi bile çıkaramadığını ve 28 Şubat mağduru olduğunu söyledi.

Birinci Ordu seminerine müvekkilinin katılmadığını, haberi dahi olmadığını ifade eden Lülecioğlu, müvekkilinin delil kabul edilen dijital verilerle illiyet bağının kurulamadığını ve suçlu olduğuna ilişkin maddi delil bulunmadığını savundu

Avukat Lülecioğlu´nun yarım saat süren savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, iki listede de ismi okunduğu halde salonda bulunmayan ve duruşma talep eden sanık avukatlarının isimlerini son kez okudu. Bu avukatların salonda bulunmaması nedeniyle Ertuğrul, sanıklar Kemal Dinçer, Mümtaz Can, Ahmet Küçükşahin ve Dursun Tolga Kaplama´nın avukatlarına yöntemine uygun tebliğat yapıldığı halde duruşmaya gelmediklerini ve mazeret dilekçesi bildirmediklerini belirterek, bu sanıkların temyiz incelemesinin dosya üzerinden yapılacağını söyledi.

KARAR 9 EKİM´DE AÇIKLANACAK!

Bu şekilde avukatların savunmalarını tamamlamalarının ardından mahkeme heyeti dosyayı incelemek üzere duruşmaya ara verdi. Aradan sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2013/9110 esas sayılı dosyanın karar açıklanmak üzere duruşmanın 9 Ekim 2013´e bırakıldığı belirtildi. Temyiz duruşmasında isimleri okunduğu halde duruşma sırasında bulunmayan bazı avukatların müvekkilleriyle ilgili incelemeyi ise mahkeme dosya üzerinden yapacak.

(16 Ağustos 2013, 10:35)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5530    yazdır/print


 

Mahkemeden 41 suç duyurusu

Ergenekon davasında darbeye teşebbüsten verilen ´müebbet´lerin nedenlerinden biri olan ´Kitleşim´ adlı belgede adları geçen 41 kişi hakkında suç duyurusu yapıldı. Ergenekon mahkemesinin yaptığı suç duyurusu listesinde ABD´de ´Türkiye´de kaos´ senaryosunun tartışıldığı Hudson toplantısına katılan Zeyno Baran da var. Mahkeme bu 41 kişi haricinde, bazıları Ergenekon ve Balyoz davasında hüküm giymiş sanıkları da kapsayan 3 grup suç duyurusu daha yaptı.

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hukuki açıdan önemi büyük olan suç duyuruları yeni soruşturma ve davalar anlamına geliyor. Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza mahkemesi, darbeye teşebbüs suçundan verilen müebbet hapis cezalarının delillerinden biri olan “Kitleşim” adlı belgede adı geçen 41 kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Ergenekon Mahkemesi´nin yaptığı suç duyurusunda “Türkiye´de kaos” yaratacak bir senaryonun tartışıldığı toplantıya katılan Zeyno Baran´ın adı da yer alıyor.

BELGE GÖLCÜK´TEN ÇIKTI

“Kitleşim” adlı belge; Gölcük´teki Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubesi´nde 2010 yılında Savcı Fikret Seçen gözetiminde yapılan aramada zemin altına saklanan çuvaldaki bir CD´den çıktı. “Proje” adlı belgenin eki olan “Kitleşim” belgesinde “İnternet Ekipleri Kurulmalı”, Sivil Dağıtım Ağları Geliştirilmeli”, “Mail Listeleri Toplanmalı” “Medya İletişim Koordinasyon” başlıkları altında medya ve kamuoyunun yönlendirilmesinde görevlendirilecek isimler olduğu görüldü. “Üretim”, “Emekli”, “Muvazzaf” ve “Yurtdışı” alt başlıkları altında görev dağılımı yapılan isimler arasında çoğunluğu görevde olan askerlerin de bulunduğu 41 kişi yer aldı.

HUDSON SENARYOSU NEDİR?

Çok tartışılan Hudson senaryosu 15 Haziran 2007´de gazeteci Yasemin Çongar´ın haberiyle ortaya çıktı. Habere göre Hudson Enstitüsü´nde yapılan bir toplantıda Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Tülay Tuğcu´nun bir suikast ile öldürülmesi, İstanbul´da PKK´nın bomba patlatması ve Türk Silahlı Kuvvetleri´nin bu gelişmeler üzerine harekete geçip Kuzey Irak´a girmesini içeren bir senaryo tartışıldı ve buna ABD´nin ne tepki vereceği konuşuldu. Toplantıya Balyoz davasında yargılanan bir tuğgeneral ile Celal Talabani´nin oğlu Kubat Talabani´nin de katıldığı daha sonra ortaya çıktı. Ankara´daki Danıştay saldırısı sonrası ortaya çıkan siyasi ortam ile benzerlik taşıyan senaryo nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri açıklama yaparak Yasemin Çongar´ı suçlamış, Zeyno Baran ise iddiaları yalanlamıştı. Hudson Enstitüsü ise toplantının yapıldığını kabul etmişti.

´DARBE TASLAĞI´

Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi de “Proje” adlı dokümanı emekli Albay Dursun Çiçek´in Genelkurmay´da iken hazırladığı öne sürülen ıslak imzalı “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”yla karşılaştırdı. Mahkemenin emri üzerine hazırlanan ve dava dosyasına konulan tespit tutanağında “Proje” adlı belgenin, İrtica ile Mücadele Eylem Planı´nın taslağı olduğu bildirildi. Tespit tutanağında iki belgedeki maddeler tek tek sıralandı. Proje belgesindeki bazı ifadelerin; Çiçek´in hazırladığı iddia edilen belgeyle aynı içerikte olduğu ortaya çıktı. Tutanakta, Çiçek ve emekli Orgeneral İlker Başbuğ´un “hükümete karşı darbe teşebbüsü ve kara propaganda amacıyla hareket ettiğine dair” tespit ile ifadeler yer aldı.

SUÇ DUYURUSUSU LİSTESİNDE BALYOZ VE ERGENEKON HÜKÜMLÜLERİ DE VAR

Mahkeme, Dursun Çiçek hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis, İlker Başbuğ hakkında ise müebbet hapis kararını açıkladığı duruşmada “Kitleşim” adlı belgedeki 41 isim hakkında da suç duyurusunda bulunarak, soruşturma açılmasını talep etti. Mahkemenin soruşturma açılmasını istediği isimler arasında Balyoz ve Ergenekon davasında haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklar da bulundu.

SENARYODAKİ İSİM

“Kitleşim” belgesinde adı yer geçen, 2007´de Hudson Enstitüsü´nde yapılan ve Türkiye´de Anayasa Mahkemesi üyesinin suikast ile öldürülüp, PKK´nın İstanbul´da kitlesel ölüme neden olacak bombalı eylemle ortaya çıkacak kaos senaryosunun konuşulduğu toplantıya katılan Zeyno Baran da yer aldı. Bilirkişinin Genelkurmay bilgisayarlarında yaptığı araştırmaya ilişkin raporunda Baran ve Soner Çağaptay ile ilgili şu ifadeler yer aldı: “Bilgi notlarında; görüşleri kamuoyu gündeminde daha fazla tutulması önerilen Zeyno Baran ile çalışmalarının takip edilmesi belirtilen Soner Çağaptay isimli şahısların isimlerinin dava dosyasında yer alan kitleşim isimli belgede yurtdışı başlığı altında yer aldığı görülmüştür.”

İŞTE O 41 KİŞİ

Zeyno Baran: Hudson Enstitüsü-Avrasya Politikası Merkezi Müdürü

Hüseyin Vural: Emekli albay, Ergenekon´da 17.5 yıl hapis cezası aldı

Reşit Çağın: Emekli Deniz Kurmay Albay

Cumhur Mumcu: Yazar-Akademisyen

Refik Tanju Sirmen: 28 Şubat davası sanığı Emekli Yüzbaşı

Merdan Yanardağ: Ergenekon´dan 10.5 yıl ceza aldı

Serdar Okan Kırçiçek: Balyoz sanığı, 18 yıl hapis aldı

Nuri Alacalı: Balyoz sanığı, 16 yıl hapis cezası aldı

Fahri Can Yıldınm: Balyoz sanığı, 16 yıl hapis cezası aldı

Erbay Çolakoğlu: Emekli Yarbay, Ergenekon´da 9 yıl hapis cezası aldı

Kemal Şimşek: Emekli asker

Alev Gümüşoğlu: Emekli Tuğamiral Güney Deniz Saha Komutanı

Yalçın Gültunca: Emekli asker

Dursun Alper Tezeren: Emekli asker

Dursun Çiçek: Ergenekon´da ağır müebbet, Balyoz´da 16 yıl aldı

Recep Celal Seyhan: Emekli asker

Cemal Üren: Emekli asker

Ekmel Totkaran: Emekli asker

Ali Şener Kır: Emekli asker

Ayhan Yıldızel: Emekli asker

Yankı Bağcıoğlu: Yarbay, Askeri Casusluk davasında 5 yıl ceza aldı

Ataman Yıldırım: Emekli Yüzbaşı, Ergenekon´da ağır müebbete çarptırıldı

İlyas Çınar: Emekli Albay, Ergenekon davasında 11 yıl 2 ay hapis aldı

Selma Orkide Uraz: Askeri personel

Cem Gürdeniz: Balyoz davasında 18 yıl cezaya çarptırıldı

Aydın Gürül: Emekli asker

Fatih Koca: Muvazzaf asker

Recai Alkan: Emekli Albay

Altunay Şahin: Deniz Yarbay, İnternet Andıcı davasından serbest kaldı

Cem Şimşek: Deniz Binbaşı, İnternet Andıcı davasından serbest kaldı

Kemal Evcioğlu: Yazar / Emekli asker

Aytaç Çevik: Emekli asker

Deniz Kutluk: Emekli Tuğamiral, Balyoz davasında 18 yıl hapis cezası aldı

Soner Çağaptay: Washington Institute For Near East Policy-Türkiye Araştırmaları Müdürü

Hakan Gürhan

Mustafa Erkoç

Ersin Anamurluoğlu

Yavuz İzdeş

Mehmet Levent Başbuğ

İlter Bıkmaz

Betil Gürün

MAHKEME, BAŞKA SUÇ DUYURULARI DA YAPMIŞTI

Habertürk´ün haberinde geçen 41 kişilik liste dışında mahkemenin başka isimler hakkında da suç duyurusu yaptığı ortaya çıkmıştı. Mahkeme, Ergenekon örgütünün bünyesinde faaliyet gösteren Cumhuriyet Çalışma Grubu´nda (CÇG) yer alan isimler hakkında gereğinin yapılması için TMK 10. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulunulmasına karar vermişti.

CUMHURİYET ÇALIŞMA GRUBU ÜYELERİNE SUÇ DUYURUSU

Ergenekon bünyesinde yapılanan Cumhuriyet Çalışma Grubu için yapılan suç duyurusu listesinde şu isimler yer almaktaydı:

Mustafa Alpay, Kemal Canay, Emin Alıcı, Nejat Uysal, Teoman Ekşioğlu, Orhan Kadı, Ünal Atabay, Şahin Kırmızı, Erdal Şahin, Ahmet İhtiyaroğlu, Hüseyin Mümtaz, Halit Bozkurt, Serdar Çabuk, Candan Eren, Turgut Zileli, Yaşar Hacısalihoğlu ve Kemalettin Yakar.

ÜÇÜNCÜ SUÇ DUYURUSU HÜKÜM GİYEN BAZI SANIKLARA

Mahkemenin suç duyurusu yaptığı üçüncü bir grup daha vardı. Sanıklar Şener Eruygur, İbrahim Şahin, Tuncay Özkan, Durmuş Ali Özoğlu ve Kemal Aydın´ın Ergenekon Silahlı Terör Örgütü´nün yöneticisi olduklarının sabit olduğunu belirten mahkeme, yönetici olanların örgüt üyelerinin eylemlerinden dolayı da cezalandırılmaları gerektiğini kaydetmişti. İddianamede, söz konusu sanıklar hakkında bu yönde sevk maddesi bulunmadığı için yeni bir iddianame hazırlanmasının zorunlu olduğunu belirten mahkeme, adı geçen sanıklar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştırmıştı.

DÖRDÜNCÜ SUÇ DUYURUSU DA HÜKÜM GİYEN SANIKLARA

Mahkemenin suç duyurusu yaptığı dördüncü grupta ise yine davada hüküm giyen bazı sanıklar yer almaktaydı. Bazı sanıkların bir önceki duruşmadaki ifadeleri nedeniyle Silivri Savcılığı´na müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme, sanıklar Melih Yüksel, Ünal İnanç, Emcet Olcaytu, Hatice Bahtiyar, Doğu Perinçek hakkında aramalarda ele geçirilen ancak iddianameye konu edilmeyen belgeler nedeniyle gereğinin yapılması için TMK 10.madde ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulunulmasına hükmetmişti. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(15 Ağustos 2013, 13:08)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon´un bitişine 3 gün kaldı

Ergenekon´da karar 5 Ağustos´ta

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5529    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 15. duruşma

361 sanıklı Balyoz davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 15. temyiz duruşması başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarına devam ediyor. 117 avukattan 75´inin savunması önceki duruşmalarda tamamlanmıştı. Bugünkü duruşmada kürsüye ilk olarak Balyoz Darbesinin lideri Çetin Doğan´ın da aralarında olduğu 6 sanığın avukatı Celal Ülgen geldi ve dün yarım kalan savunmasına devam etti.

14.08.2013 10:11 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 15. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya bazı sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 75´inin savunması tamamlanmıştı. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

6 SANIĞIN AVUKATI CELAL ÜLGEN SAVUNMASINA DEVAM EDİYOR

Bugünkü duruşmada savunma yapmak için kürsüye ilk olarak Balyoz Darbesi´nin lideri Çetin Doğan´ın da aralarında olduğu 6 sanığın avukatı olan Celal Ülgen geldi ve dün yarım kalan savunmasına devam etmeye başladı.

Savunmaya geçmeden önce bir gözlemini paylaşmak istediğini ifade eden Ülgen, bu süreçte tutuklu ailelerine hep umut pompalandığını belirterek şunları anlattı: “Önce yurtdışında olanlar gelir gelmez tahliyeler olacak denildi. Onlar geldi ama bir şey olmadı. Ardından savunmaları kısa tutun tahliyeler olacak dendi. Gerçekten hem sanıklar hem de birçok arkadaşım savunmaları kısa tuttu. Bizi uzun savunma yapıyoruz diye eleştirenler oldu. Saatte 290 kilometre hızla giden bir ekspresin duvara çarpacağını görüyorduk. Bunu durdurmak için savunma yapıyoruz dedik. Karar günü geldi. Tüm sanık yakınları düğüne gider gibi hazırlandı. Kuaföre gittiler, güzel kokular sürdüler. Tüm inançları tahliyelerin olacağı yönündeydi. Ben umutlanmamalarını ve hepsini mahkum edeceklerini söyledim. Karar okunduğu zaman o güzel giysili bayram yerine gelen aileler adeta bir mezbaha yerinde boğazları kesilmiş kuzular, koyunlar gibi yerlere serildiler. Bana haklıymışsın dediler. Keşke ben haklı çıkmasaydım. En fazla onlardan özür dilerdim. Yargıç ne zaman iyi davransa aileler ile ilgili kötü sonuç çıkar. Ne zaman sus, kes derse beraat çıkar. Bugüne kadar aldığım intiba bu. 40 yıldır ben bunu biliyorum ama aileler bilmiyor. Her güzel söz ve davranış onları umutlandırıyor.”

Suç delili olduğu öne sürülen CD´lerin imajlarının alınması konusuyla savunmaya devam eden Ülgen, öncelikle yerel mahkemelerdeki şu hususa dikkat çekti: “CD´lerin imajlarının usulüne uygun alındığını karara geçiren hakimler arasında hard diske ´hard diks´ diyen hakimler vardı.”

-Yargıtay´a kozmik oda eleştirisi-

Balyoz Dosyası Yargıtay´a intikal ettiği zaman gazetelerde tüm delillerin kozmik odada saklandığına dair haberler çıktığını hatırlatan Ülgen “Zaten herkesin kopyası var. Saklansa ne olur saklanmasa ne olur. Baştan yapılması gereken şeyler sonradan yapılıyor gibi göstermek delil bütünlüğünü sağlamaya yeter mi? O CD´lerin hiçbiri 321 sanığın bir tanesinde bile çıkmadı. Donanma Komutanlığı´nda Hakan Büyük´ün evinde bulundu. O CD´ler Çetin Doğan´ın evi aranırken çıksa hay hay. Sonradan konmuş olsa bile saygı gösterecektik.”

Savunmasına devam eden Ülgen, göz önünde kademe kademe hak ihlali yapıldığını anlatırken şunları söyledi: “İstanbul 10. Ceza Mahkemesi Başkanı Ömer Diken´in çok iri ve güzel gözleri vardır. Başlangıçta meslektaşlarımızla göz teması içindeydi. Bir defasında bir meslektaşımız göz teması yapacağı konum dışına çıktı. Diken, ´Lütfen yerinizi değiştirin sizinle göz teması kuramıyoruz´ dedi. Salonda alkış koptu. Bakın bu kadar göz temasına önem veren bir hakim 1 hafta sonra Gölcük Donanma Komutanlığı´na sözde deliller geldi ve o Cuma günü 144 kişinin tutuklanmasına 29 kişinin yakalanmasına karar verdi. Sonraki duruşmalarda Mahkeme Başkanı bizimle hiç göz teması kurmadı. Bir duruşmada ´Sayın Başkan, gözlerinizi arıyorum neredeler?´ dedim. Gerçeklere aykırı, gerçeklerden kaçınan, korkan bir yargı anlayışıyla buraya geldim. Bunu kırmak zorundayım. Bu sizin de bizim de görevimiz. Batı´da saygın bir anlayış vardı. Aksaklıklar, yandaşlıklar olsa da saygındı, onlar aşılabilirdi ama şimdi geldiği nokta çok kötü. Türk yargısına sahip çıkmak zorundayız. Göz göre göre bu yanlışlıklar Yüksek Mahkeme´den geçmemeli, geçemez.”

Avukat Celal Ülgen, delil CD´lerini göstererek, üzerilerindeki yazıların sanık Süha Tanyeri´nin yazılarından harfler alınarak kopyalandığını savundu.

Balyoz planındaki ekonomi politikalar programının Haydar Baş´ın 2005 yılında yaptığı konuşmanın aynısı olduğunu, Baş´ın daha sonra bunu kitap haline getirdiğini anlatan Ülgen, “Sahtecilik yapanların akıllarını, zekalarının bu kadar olduğunu gösteriyor. Çok mükemmel çok ayrıntılı bir plan yapmışlar ama tek eksikleri zaman kurgularını yerine getirememek olmuş, bu çelişkileri yapmamayı düşünememişler, kusursuz plan olmaz, bu kadar şey çıkacaktır” dedi.

Balyoz Planı´ndaki darbe yapıldıktan sonra oluşturulacak hükümet programının Mesut Yılmaz´ın hükümet programından alındığını ve Bayrak Harekat Planı´ndan alıntılar bulunduğunu anlatan Ülgen, “Plan özgün olarak bile hazırlanmamış. Çeşitli yerlerden alıntılar yapılmış, yamalı bohça gibi” dedi.

-Mahkeme Başkanından özet uyarısı-

Bu sözlerin ardından araya giren Mahkeme Başkanı Ertuğrul, şu ana kadar 75 avukatın savunma yaptığını anımsatarak, “Bu savunmalarda genelde dosyanın geneli üzerindeki mahkumiyet hükmüne esas alınan deliller anlatıldı. Daha sonra avukatlar kendi müvekkillerine yönelik spesifik savunmalar gerçekleştirdiler. Üzerinden çok da zaman geçmedi, yararlı olmadı dersek doğru olmaz ama savunma süresinin de tasarruflu kullanılması adına özetlerseniz, bunu mesleki tecrübenizle yapacağınıza inanıyorum. Aramızda diyalog olsun diye bunları söylüyorum” dedi. Ülgen ise konuşan yargıç istediklerini belirterek, “Bizde yargıçlar susuyor, konuşan yargıçlara susamış vaziyetindeyiz. Avrupa´da yargıçlar ´o konuyu geç, biz ikna olduk´ diyor bizde bu yok” dedi.

ÖĞLE ARASI

Ülgen´in savunması sürerken saat 12.00´de duruşmaya 13.00´e kadar öğle arası verildi. Avukat Ülgen savunmasına öğleden sonra devam edecek.

Avukat Ülgen, savunmasına öğleden sonra da devam etti. Ergenekon ve Balyoz davalarının ABD´nin tezkere intikamı olduğunu savunan Ülgen, saat 14.45´e kadar süren savunmasında, Türkiye´de arkasında ABD olmadan darbe yapılamayacağını öne sürdü. Ülgen, 2003 yılında Irak´a yönelik 1 Mart Tezkeresi´nin Meclis´ten geçmemesini Türk Silahlı Kuvvetleri´nin ABD´ye darbesi olarak değerlendirdi.

İddialarını sürdüren Ülgen, sanıkların ev ve işyerlerinde bulunan delillerin baskınlar esnasında polisler tarafından konulduğunu öne sürdü.

-Mahkeme Başkanından eleştiri-

Türk yargısını da Yargı batak içine girmiştir. Türkiye´de yargı yok. diye eleştiren Ülgen´i mahkeme başkanı Ekrem Ertuğrul uyardı. Ertuğrul, Yerel mahkemeyi eleştirin ama devletin top yekün yargı organlarına yönelik genel bir tanımlamadan lütfen kaçının. dedi.

SANIK AHMET YAVUZ´UN AVUKATI DURSUN YARSUVAT´IN SAVUNMASI

Avukat Ülgen´in dün ve bugün toplamda 6,5 saat kadar süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Ahmet Yavuz´un avukatı Duygun Yarsuvat geldi ve savunmasına başladı.

Yarsuvat, davada delil kabul edilen dijital verileri savcılığa sunan Gazeteci Mehmet Baransu´nun, yıllarca İmamhatip mezunu olduğunu gizlemek zorunda kaldığını, üniversitede Onuncu Yıl marşında ayağa kalkmadığı için disiplin soruşturması geçirdiğini anlattığını aktardı. Yarsuvat, Bu, Mehmet Baransu´nun bir takım dış etkenlerle beraber ortaya koyduğu bir senaryodur. Çünkü Baransu senaryo yazmaya çok meraklı. Bundan evvel de yazmış. Sonra bunu yazdı, yardım da aldı bunu yazarken ifadelerini kullandı. Soruşturmayı yürüten polislerin ABD´de eğitim aldığını ve bunun da dikkat çekici olduğunu savunan Yarsuvat, yerel mahkemede yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekti.

Mahkemenin taleplerinin hiçbirini yerine getirmediğini savunan Yarsuvat, Bizim ne delillerimiz toplandı, ne istediğimiz şahitler dinlendi ve biz hiçbir şey yapamadan huzurunuza geldik. Onun için bütün arkadaşlar yakına yakına huzurunuzda içlerini döküyor. Biz bir yargılama görmedik esasında diye konuştu.

Mahkemenin verilerdeki çelişkilerle ilgili güncelleme kabulünü eleştiren Yarsuvat, 2007´de güncellendiğine göre suç devam ediyor. O zaman niye suç işleme tarihi 2003 Mart ayı deniyor? Biri emekli olmuş, diğeri terfi etmiş, öbürü ölmüş. Bunu yaptı diyorsun sonra da güncelleşti diyorsun. Eğer 2007 yılında güncellendiyse suç da o tarihte güncellenmiştir. Bu da bir çelişkidir. Bu senaryoyu hazırlayanların kafası karışık. Bu senaryoyu hazırlayanlar bu kişileri sanık olarak birer birer seçtikleri kişileri cezalandırmak isteyen kişilerdir değerlendirmesinde bulundu. Davanın Türkiye´nin geleceği açısından çok önemli olduğunu anlatan Yarsuvat, Siz de düşünüyorsunuzdur, niye bu hakim bu kadar talep olmasına rağmen bir bilirkişi incelemesi yaptırmadı? Niçin şahitleri, Aytaç Yalman´ı dinlemedi, Hilmi Özkök´ü dinlemedi, başka bir mahkemedeki ifadesini alıp kırpıp onu okudu? Özel yetkili mahkemeyi olağanüstü mahkeme yapan bu davranışlardır. Suç duyurusunda bulunmasıdır, avukatlara gözdağı vermek için” dedi.

Bu tür davalara verilen isimlere değinen Yarsuvat, Türkiye´deki polislerin ABD´de eğitim görmeye başlamasının ardından bu davalara isim verilmeye başlandığını savundu. Yarsuvat, her davaya isim verildiğini, Türkiye´nin böyle bir uygulaması olmadığını bunların bir yerlerde hazırlanarak geldiğini öne sürdü. Yarsuvat, “Bu dava 2003 yılının Mart ayında teskerenin reddedilmesiyle düğmeye basılan bir senaryonun sonucudur dedi.

SANIK AHMET YAVUZ´UN DİĞER AVUKATI (OĞLU) SELİM YAVUZ´UN SAVUNMASI

Avukat Yarsuvat´ın 2 saate yakın süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Ahmet Yavuz´un diğer avukatı ve oğlu Selim Yavuz geldi ve savunmasına başladı.

Ahmet Yavuz´un oğlu olan Avukat Selim Yavuz, temyiz dilekçesini verdikleri yerel mahkemenin üye hakiminin sohbet sırasında kendilerine, 10 sene sonra sizin mi yoksa bizim mi vatan haini olacağımız belli değil dediğini anlatarak, “Babamı savunduğum için 10 sene sonra vatan haini olacağımı düşünmüyorum” diye konuştu. İnsanın avukat olup babasını, eşini, yakınını savunmanın kolay olmadığına dikkat çeken Yavuz, bunun ise bir kader olduğunu belirtti. Abraham Lincoln´ün Bazı insanları her zaman, bütün insanları ise bazen kandırabilirsiniz ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız sözünü anımsatan Yavuz, her 3 kişiden 2´sinin bu davalarda bir yanlışlık var dediğine inandığını dile getirerek, babasına, Hiç merak etme, rahat ol. Sen belki görürsün, belki görmezsin ama ben göreceğim bu kumpasın ortaya çıktığını dediğini aktardı.

-´Bu kumpası planlayanlardan ne kadar nefret ettiğimi tahmin edersiniz´-

Yavuz, “Babamı 18 sene hapse mahkum eden, bu kumpası planlayan insanlardan ne kadar nefret ettiğimi tahmin edersiniz. Allah´tan tek dileğim bu kişilerin hukuk önünde hesap vermesidir ama ben onların başına Balyoz gibi bir şey örülmesini istemiyorum. Böyle bir şey olursa onların avukatlığını bile yapabilirim. Çünkü hukuk babamdan da benden de daha önemlidir. Yassıada davası neyse Balyoz davası da odur. Bunlar kardeş davalardır. Siyasi tarihe ve hukuk tarihine düşen kara lekelerdir” değerlendirmesinde bulundu.

-Mahkeme Başkanından avukata uyarı-

Avukat Yavuz, savunmasının sonunda kararınız onama da olsa bozma da olsa bunları yazmak zorundasınız gibi bir ifade kullanınca araya giren Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, Ben savunmanıza karışamam. Siz heyete kararını nasıl yazacağını dikte edemezsiniz. heyecanınıza ve gençliğinize veriyorum. uyarısını yaptı.

SANIK CAHİT SERDAR GÖKGÖZ´ÜN AVUKATI SERHAT ZENGİNPEDÜK´ÜN SAVUNMASI

Avukat Yavuz´un 1 saatlik savunmasının ardından duruşmaya 10 dakika ara verildi. Aranın ardından kürsüye sanık Cahit Serdar Gökgöz´ün avukatı Serhad Zenginpedük geldi ve savunmasına başladı.

Avukat Zenginpedük, delillerin müvekkilinin evinde, işyerinde veya hakimiyet alanında elde edilmediğini anlatarak, “Davada delil olarak kabul edilen ve hukuka uygun elde edildiği ifade edilen verilerin kesin ve güvenilir bir şekilde elde edilmemiş olması benzer davalarda da tereddütler yaratacaktır. Delillerin elde edilmesinde uygulanan yöntemlerin mutlaka çok katı yöntemlere göre belirlenmiş, usullerle toplanması zorunludur. Aksi halde hukuk güvensizliği ve kaos yaşanacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Yapılmayan bir toplantıdan dolayı müvekkilinin cezalandırıldığını belirten Zenginbedük, “Müvekkilim yapılmayan bir toplantıdan dolayı çok ağır bir hüküm ile karşı karşıya kalmıştır. Müvekkilim tutuksuz yargılanmıştır. Savcılık mütalaasının verilmesinden sonra gerekli olan tüm duruşmalara katıldık. Takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması bozma nedenidir” dedi.

DURUŞMALARA GELEN TÜM AVUKATLARIN SAVUNMASI TAMAMLANDI

Avukat Zenginpedük´ün 20 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı Ertuğrul açıklama yaptı. İlan edilen listede yer alan avukatlardan duruşma salonunda hazır bulunanların dinlenmesi tamamlanmıştır. diyen Başkan Ertuğrul, Sırası geldiği halde salonda olmayan, savunma yapmayan avukatlar için yeni liste hazırlandı. Salon çıkışına asılacak, basına dağıtılacak ve Yargıtay´ın sitesinde yayınlanacak. Bu listeye göre savunmaların ikinci turuna yarın itibarıyla başlanacaktır dedi.

BUNDAN SONRA HAFTANIN 5 GÜNÜ DURUŞMA YAPILACAK

Başkan Ertuğrul, bundan sonra Cuma günlerinde de savunma yapılacağını, duruşmanın kesintisiz haftanın 5 günü devam edeceğini söyledi. Şu ana kadar Cuma günleri hariç haftanın ilk dört iş günü duruşma yapılmaktaydı.

DURUŞMA SONA ERDİ

Ardından saat 18.30´da duruşmaya yarın sabah 09:00´a kadar ara verildi.

(14 Ağustos 2013, 10:11)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5522    yazdır/print


 

Balyoz temyizinde 14. duruşma

361 sanıklı Balyoz davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi´ndeki 14. temyiz duruşması başladı. Duruşmada sanık avukatları savunmalarını yapmaya devam ediyor. 117 avukattan 68´sinin savunması önceki duruşmalarda tamamlanmıştı. Bugünkü duruşmada dikkati çeken bir ayrıntı, sanıklar Levent Kerim Uça ve Rıfkı Durusoyun avukatı Hakan Tunçkol´un kanser olmaları gerekçesiyle durumlarının acil olduğunu belirttiği müvekkillerinin tahliyesi için acilen karar alınmasını talep etmesi, mahkemenin ise bu talebi görüşmeyi reddetmesi oldu.

13.08.2013 09:54 Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın da bulunduğu tarihi Balyoz davasının 14. temyiz duruşması bu sabah 09.00´da Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde başladı. Duruşmaya bazı sanık avukatları ile aileleri katıldı.

Önceki duruşmalarda müvekkilleri olan sanıklar adına savunma yapan 117 avukattan 68´inin savunması tamamlanmıştı. Savunmalarda süre kısıtlaması bulunmuyor. Bazı avukatların savunması 5 dakika sürerken kimisinin ise saatlerce sürebiliyor.

-Dünkü duruşma geç saatlere kadar sürdü-

Duruşmalar 09.00-18.00 saatleri arasında yapılmakta ve bu saatler dışına pek çıkılmamakta iken dün istisnai bir durum yaşandı. 21 sanığın avukatı olan İhsan Nuri Tezel saat 17.35´te başladığı savunmasını geç saatlere kadar sürdürdü. Tezel´in savunmasını tamamlamasının ardından duruşma bugüne ertelendi.

2 SANIĞIN AVUKATI ERHAN TOKATLI´NIN SAVUNMASI

Bugünkü duruşmada savunma yapmak için kürsüye ilk olarak sanıklar Bahtiyar Ersay ve Namık Koç´un avukatı Erhan Tokatlı geldi ve savunmasına başladı. Bir darbenin nasıl gerçekleşeceğini örneklerle anlatan avukat Tokatlı, seminere 1. Ordu Komutanlığı´nın sadece yüzde 13,8´inin katıldığı belirtti ve darbenin işlenemez bir suç olduğunu böyle bir oranla anlatmaya çalıştı.

Terör örgütü PKK´nın Türkiye genelinde eylem kabiliyetine sahip olduğu halde faaliyetlerin hükümetin düşmesine yeterli olmadığına dikkat çeken Tokatlı, “Bu ülkede hiçbir darbe ülkenin iç dinamikleriyle olmamış, dışarının yönlendirmesiyle olmuştur. O yüzden bu sözde planın teori ve pratik olarak uygulanamaz olduğu ortadadır” dedi.

Balyoz Harekât Planı´nın İstanbul ile sınırlı kaldığını, Ankara ayağının bulunmadığını belirten Tokatlı, “Genelkurmay Başkanı veya Başkanlığı planı desteklemiyorsa karargahın ele geçirilmesi lazım. Başbakanlığın, Meclisin ve Cumhurbaşkanlığının kontrol altına alınması lazım. Hangi cebir şiddet ile sonuca ulaşacaksınız, bu planlama içinde bu unsurlar yok. Bu suçun işlenebilmesi için Genelkurmay Başkanlığının bu plana katkısının zorunlu olduğu kanaatindeyim. Dosyaya baktığınız zaman planlama İstanbul merkezlidir. 1. Ordu´nun yanı sıra Türkiye içinde 3 ordu daha var. Onların desteği olmadan planın başarı şansı sıfıra yakın” değerlendirmesinde bulundu.

Müvekkili Bahtiyar Ersay´ın hakkında tutuklama kararı çıkartıldığında Tunus Askeri Ateşe olarak görev yaptığını, Arap Baharı´nın en yoğun yaşandığı dönemde 10 binlerce insanın tahliyesini gerçekleştirdiğini vurgulayan Tokatlı, “Tutuklanacağını bile bile geldi. Tunus´ta o kadar insanı başarıyla tahliye etti, kendisini tahliye ettirmeyi başaramadı. 2,5 yıldır hapiste” şeklinde konuştu.

Avukat Tokatlı savunmasını şöyle tamamladı: “Cumhuriyet ile hesaplaşılıyor. Bu da TSK üzerinden yapılıyor. Silivri´de yargılanan insanlar müvekkil değil TSK´dır. Silivri´de komploya kurban giden TSK yargılanmıştır. Büyük resim TSK´nın şekillendirilmesi, nitelikli insanların tasfiyesidir. Bu komployla hem TSK islah, terbiye edildi. Hem komuta akademisi şekillendirildi. Tarihi kökleri olan bu kurumun temelleriyle bu kadar oynamak kolay değil. Oynanırsa herkes altında kalır. Napolyon´un bir sözü var: ´Kendi ordusunu sevmeyen milletler başka ülkelerin askerlerini beslemek zorunda kalır´ diye. Bizim başka ordumuz yok, sizlerden merhamet değil adalet istiyoruz.”

2 SANIĞIN AVUKATI HÜSEYİN MİTAT TONBAK´IN SAVUNMASI

Tokatlı´nın 45 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanıklar Ali Sadi Ünsal ve Ramazan Kamuran Göksel´in avukatı Hüseyin Mitat Tonbak geldi. Avukat Tombak savunmasına, “Suçsuz insanların hayatlarıyla oynanmasına daha fazla izin vermeyin. Suçsuz askerler kendi ülkelerinin hapishanelerinde talihsiz bir yenilgiyi yaşıyor. Bu herkes için büyük bir tehlike. Kimlerin hazırladığı bilinmeyen sahte dijitallerle yargılama ve bu kararın onaylanması dijital bir terör altında kalınmasına yol açacaktır” diyerek başladı.

-Gölcük Donanma belgelerinin zemin altında bulunmasını böyle izah etti-

Gülcük Donanma Komutanlığı´nda ele geçirilen 5 no´lu hard disk üzerinde parmak izinin kime ait olduğunun araştırılmamasını eleştiren avukat Tombak sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye Cumhuriyeti başbakanının ofisine dinleme cihazı konuyorsa donanmada da bu pusunun kurulmasına şaşırılmamalıdır. Karargahların yol geçen hanına dönmesi, casusların cirit atması ve üzerine gidilmemesi, gidenlerin tutuklanması dikkat çekicidir. Başbakanın ofisine konulan dinleme cihazının peşine düşülürken bu pusunun peşine düşülmemesinin izahı nedir?”

-Gölcük ısrarına Mahkeme Başkanından tepki-

Avukat Tombak´ın Donanma Komutanlığı´ndaki arama ve 5 no´lu hard diskin üzerinde detaylı durması üzerine araya giren mahkeme başkanı Ertuğrul, “Bahsettiğiniz hususlar kaç kere söylenen sorunlardır. Tekrardan kaçınırsak daha yararlı olur. Sürede adaleti sağlarız. Çok detaya girmeye gerek yok” dedi. Bunun üzerine avukat Tombak, “Bu konuların önemli olduğunu düşünüyorum” cevabını verdi.

-Mahkeme Başkanı, İmralı ve Yassı Ada ısrarına da tepki gösterdi-

Müvekkilinin İmralı ve Yassı Ada´da keşif yapmakla suçlandığını belirten avukat Tombak, terörist başı Öcalan´ın konuk edilmesinden bu yana İmralı´nın yasak bölge ilan edildiğini, Yassı Ada´nın terkedilmiş bölge olduğunu hatırlattı. Hakim Ertuğrul bu defa da “ Bir saat 15 dakikadır hala Yassı Ada ve helipedleri anlatıyorsunuz. Yeterince anlaşıldı. Bilgi sahibi olduk” uyarısında bulundu. Avukat Tombak da “Anladıysanız ne güzel. Biz de bunu sağlamaya çalışıyoruz” cevabını verdi.

Avukat Tombak, savunmasının son bölümünde Yargıtay´ın bu kararı onaması halinde “sahte dijital verilerin her türlü delilden üstün olduğunu”, ayrıca bunun siyasi bir dava olduğunu ve siyasi davada yargıdan hukuki sonuç beklemenin aymazlık olduğu kanaatini onaylamış olacağını söyledi.

Tombak “Şu anda bir adaletsizlik bataklığı var. Bu bataklıktan kurtulmanın önünü açın. Aksi halde bataklık herkese zarar verecek. Müvekkilim ve diğer sanıkların uğradığı zulme seyirci kalmak ve bu zulmü görmezlikten gelmek acı veriyor. Geleceğimiz için endişe ediyorum” dedi.

SANIK SÜKRÜ SARIŞIK´IN AVUKATI OSMAN TOPÇU´NUN SAVUNMASI

Avukat Tonbak´ın 1,5 saat süren savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya 15 dakikalık bir ara verildi. Ardından kürsüye sanık Şükrü Sarışık´ın avukatı Osman Topçu geldi ve savunmasına başladı.

16 SANIĞIN AVUKATI HAKAN TUNÇKOL´UN SAVUNMASI

Avukat Topçu´nun 20 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye Ayhan Gedik, Şafak Durer, Mehmet Ferhat Çolpan, Ümit Özcan, Hakan İsmail Çelikcan, Ahmet Necdet Doluer, Levent Kerim Uça, Ömer Faruk Ağa Yarman, Enver Aksoy, Mehmet Cem Kızıl, Levent Ergün, Sencer Başat, Suat Dönmez, Hayri Güner, Doğan Temel ve Recep Rıfkı Durusoy gibi 16 sanığın avukatı olan Hakan Tunçkol geldi.

Savunmasına darbeciler ve darbeye zemin hazırlama suçlamalarının ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini belirterek başlayan Tunçkol, “Her türlü hukuksuz işkencenin yaşandığı 12 Eylül darbesinde sadece 2 kişi yargılanırken ve onlarcası mahkemenin huzuruna getirilmezken MİT´in, emniyetin duymadığı bir teşebbüsken olayda 367 kişinin tutuklanması ve ağır cezalara çarptırılması ağır bir tezattır” dedi.

Bu senaryoyu küresel güçlerin öngördüğünü ve adeta bir güç gösterisi yaptığını vurgulayan Tunçkol şöyle devam etti: “Bu küresel suç öyle bir güç ki her yerde Arap Baharı´nı yaptırdı. Belki Türkiye´de de böyle bir versiyon düşünüldü. Türkiye´de de piyasayı bozmayalım işlerimiz var diyerek böyle bir plan uygulandı. Başbakanın odasına böcek konuluyor. Genel Kurmay Başkanlığı odası dinleniyorsa Gölcük´e de bu sahte deliller konulabilir. Ama bunların oraya konulması gerçeklik vermez. Önemli olan bu belgelere itibar edilip edilmeyeceğidir. Bu sözde darbe planında 80 darbesi örnek alındı deniliyor. 80 darbesinde darbeciler Harp Akademisi öğrencilerini kullanmadı. Listeler yoktu. Ama bir darbe geleneği var anlayışından yola çıkarak bunlar da yapılabilir şeklinde bir psikolojik harekatla bu tutku oluştu. Bu bir tavsiye, değiştirme, dönüştürme operasyonudur. Müvekkillerimden Şafak Duruer tutuklamaları gazetelerden okuyunca komutanlarım yapmaz ama demek ki bir şey var diyor sonra kendisi de tutuklanıyor. Kendisi sözde darbe teşebbüsü döneminde bir yüzbaşıydı. Darbeyi hazırladığı öne sürülen komutanlara 20 yıl, yüzbaşına 16 yıl veriliyor. 2 buçuk sene sonra Yargıtay tebliğnamesi ile 2 müvekkil beraat istemiyor. Biz bu 2 müvekkil için belgenin sahtesine de razıyız dedik çünkü hiçbir şey yoktu. Bu kadar basit mi? Mesleğine ömrünü vermiş, 2 buçuk senesini kim geri getirecek. Bu davada seçilenler aslında darbe karşıtı olabilecek insanlardan. Hepsi ekol, idol olmuş isimler. Belki bu vesayeti böyle yıkarız anlamında siyasi bir amaç içerebilir. Ama doğru olmadığı görülecektir.”

-Tunçkol: Necdet Özel tanık da değil, sanık da-

Yargıtay tebliğnamesinde beraat istenen 67 kişiden çoğunun harp akademisi öğrencisi olduğunu hatırlatan avukat Tunçkol, konuyu Genelkurmay Başkanı Necdet Özel´e getirerek şunları söyledi: “Müvekkilim Doğan Temel o zaman akademi başkanı olan Özel´in yardımcısı, Hayri Güler Genelkurmay Başkanı, Rıfkı Durulay da silahlı kuvvet akademisinde o tarihte komutan olan Özel ise tutuksuz. Sanık da tanık da değil. Biz Özel´in tanık olmasını istedik. Bu Doğan Temel için çok önemliydi. Sözde darbe planına göre Temel, Özel´i ikna ile görevlendirilmişti. Özel mahkeme çağırırsa gelirim dedi. Yazılı sorduk herhangi bir açıklama yapmadı. Belki yargıyı etkilemek istemedi. Oysa gelse değil ikna böyle bir şeyin ima edilmediğini bile söyleyecekti.

Merhum Başbakanımızın ´yeter söz milletindir´ demesi gibi biz ´yeter söz yüce Yargıtayımızındır´ diyoruz. Buradan çıkacak kararın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu hukuksuzluğu önleyeceğimize inanıyoruz. Önlenmezse ceza hukuku açısından farklı bir dönem başlar.”

Tunçkol, bu davaların sadece sanıkları değil yakınlarını da nasıl etkilediğini şu çarpıcı örnekle açıkladı: “Müvekkilim Hakan İsmail Çelikcan´ın 83 yaşındaki annesi oğlunu İtalya´da sanıyor. Geçenlerde İtalya´ya gitmek için bilet almaya gitmiş, son anda çark etmişler.”

Şu anda darbe ihtimali varsa tutukluların, aramaların normal karşılanacağını ama 2003´te olmuş bir olayla ilgili hukuksuz tutuklamaların yapılması, ağır ceza verilmesi izahının yapılamayacağını kaydeden Tunçkol, “Adeta ibret olsun diye ceza verilmişti. Oysa bizim hukukumuzda artık ibretlik ceza yok. Bu insanları, tutukluları kaybettik, ülke kaybetti. Şehit olsalar, bombalı saldırıya uğrasalar bir kez ölürler ama böyle her gün ölüyorlar. Bu küresel güçlerin hem psikolojik harekatı hem gözdağı hem de güç gösterisidir” dedi.

Harp Akademileri darbeye destek verir mi diye soran Tunçkol şöyle devam etti: “Kapısındaki silahlı koruma dışında ne topu ne silahı ne de kozmik odaları var. Burası okul, burada görev yapanlara bir yüksekokul, enstitü müdüründen farksız ama şu var bunların hepsi kurmay subay olacaktı. Önüne geçmekten başka bir şey değildi. Sözde darbe planında yer aldığı öne sürülen listede 2 bin kişi var. Bu 2 bin kişiden biri bile mahkemeye çağırılmadı, tanık, gizli tanık yapılmadı”.

ÖĞLE ARASI

Avukat Tunçkol´un savunması devam ederken saat 12.15´te duruşmaya 13.30´a kadar öğle arası verildi. Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda kürsüye tekrar Avukat Hakan Tunçkol geldi ve savunmasına devam etti.

Müvekkili Cem Kızıl´ın bir komutanı hakkında oruç tutuğu için rapor tanzim ettiğinin öne sürüldüğünü belirten Tunçkol şunları söyledi: “Orduda oruç tutmak yasak değil. Söylemek istemiyorum ama Cem Kızıl´ın babası ve annesi hacı. Böyle bir iddianın yazılmasının bir sebebi var. Aynen Fatih Camisi´nin bombalanması iddiasında olduğu gibi orduyu din düşmanı konumuna sokmak. Gördük ki cami bombalanmadı. Kızıl, istese de böyle bir rapor hazırlayamaz. Çünkü o komutanla bir arada görev yapmadı.”

2 MÜVEKKİL İÇİN TAHLİYE TALEBİ

2 müvekkilinin durumunun çok acil olduğunu anlatan Tunçkol, Levent Kerim Uça ve Rıfkı Durusoy´un kanser olduğunu söyledi. Tuçkol şöyle devam etti: “Levent Kerim Uça´nın Ege´de kriz yaratacağı öne sürülüyor. O dönemde yüzbaşı. Bir yüzbaşının bunu yapacağını söylemek saçma, abes. Diyelim ki adının geçtiği belgeyi açtı, baktı. Bu yüzden 16 yıl ceza kulağa acayip geliyor, vicdan almıyor. Hastalığı çok ciddi. Beyninden tümör alındı. 14 gün sonra koğuşuna yollandı, mikrop kaptı. Ameliyat öncesinden kötü durumda. Adli tıp beyin cerrahı olmaksızın çocuk ve göğüs hastalıkları uzmanları bile tehlikeyi görüyor. Durumun her an değişebileceğini yazıyor. Uça geçenlerde doktoruna ne kadar yaşayacağını sordu. Doktor bu durumda olan hastalarını 3-5 sene takip ettiğini belirtti. Bu şartlarda ona verilen ceza 13 yıl değil müebbet. Yaşama ve tedavi hakkı elinden alınıyor. Rıfkı Durusoy´un durumu daha kötü. Her an kötü haber gelebilir. Silivri ortamında yaşama şansı Allah´ın verdiği ömrün takdirine bağlı. Tabii heyette takdirini kullanabilir. O yüzden mahkemenin her iki isim için de hemen bir karar almasını istiyorum. Artık söylenecek tek söz var. Verilecek karar hayırlısı olsun.”

MAHKEME TAHLİYE TALEBİNİ GÖRÜŞMEYİ REDDETTİ

Avukat Tunçkol´un bu talebi üzerine Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, hasta müvekkillerin durumuna hiç değinmeden mahkemenin genel kuralı hakkında şu hatırlatmayı yaptı: “Bildiğiniz gibi duruşma devam ediyor. Sadece duruşmaya ara veriliyor. Yani davaya ara verilmiyor. Ara karar alamıyoruz.”

Ertuğrul´un bu sözleri salondakiler tarafından avukat Tunçkol´un talebinin dolaylı olarak reddi olarak yorumlandı.

SANIK HALİT NEJAT AKGÜNER´İN AVUKATI REFİK ALİ UÇARCI´NIN SAVUNMASI

20 dakika daha savunma yaparak savunmasını tamamlayan ve toplamda 45 dakika savunma yapan Avukat Tunçkol´un ardından kürsüye sanık Halit Nejat Akgüner´in avukatı Refik Ali Uçarcı geldi ve savunmasına başladı.

SANIK ERDAL AKYAZAN´IN AVUKATI (VE EŞİ) SELDA UĞUR AKYAZAN´IN SAVUNMASI

Uçarcı´nın 2 saate yakın süren savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya 25 dakikalık bir ara verildi. Ardından kürsüye saat 16.00´da sanık Erdal Akyazan´ın avukatı ve eşi Selda Uğur Akyazan geldi savunmasına başladı. Avukat Selda Uğur Akyazan eşi Erdal Akyazan´ı savunurken kürsüde gözyaşlarını tutamadı. Gözyaşları üzerine salondakiler önce alkışlarla destek oldular ve sonrasında salondakiler de gözyaşlarına boğuldu. Selda Akyazan savunma sırasında Bu davanın ülkemize çok etkileri oldu. Şahsıma etkileri yıkıcı oldu. Farkında mısınız avukatlar müvekkillerini değil hukuku savunuyor. dedi.

Avukat Selda Uğur Akyazan müvekkili ve eşi Erdal Akyazan´ı şöyle savundu: “Savunma açısından bu dava son derece basit. Suç yok, delil denen her şey sahte. Bu sahte likleri ispatlamak son derece kolay ve bu kolay iş çoktan yapılmış durumda. Hukukçu ve bilgisayar mühendisi olmaya gerek yok. Makul, iyi niyetli, vicdan sahibi herkes bunu anladı. Her şey bu kadar kolaysa neden 250 kişi tutuklu? Bu kadar açık bu kadar tartışmasız bu kadar yaralayıcı hukuksuzluğun varlığını 2013 Türkiye´sinde ortaya koymak neden bu kadar zor. Bunun bir cevabı var. Yanıt hukuki değil. Hukuki olmayanla bu salonda kimsenin işi yok, olmamalı da.”

Eşi ve müvekkiline yöneltilen suçlamaları anlatan avukat Selda Uğur Akyazan şöyle devam etti: “Müvekkilim tarafından hazırlandığı iddia edilen personel görevlendirmeleriyle ilgili olarak dosyanın kalabalıklığından gözden kaçmış olabileceğini düşündüğüm bir durum. Müvekkilim tarafından hazırlandığı iddia edilen listeler kararda 2 ayrı kişi tarafından da hazırlandığı iddia edilmiş ve o 2 kişi için verilen mahkleme kararı dayanak yapıldı. Ortada bir liste var, 3 ayrı kişi için dayanak yapılmış durumda. Sanıyorum bundan çıkarmak istenilen yorum ´canım bak bir dünya insan. Hepsine ayrı ayrı liste nerden bulacaklar´dan başka bir şey olamaz. Bu sunumda kahve içilirken söylenebilir ama burada değil. Şimdi bir soru. Bizim evimizde 7 saat süren arama yapıldı. Bu listeler evimizden çıkmadı. Oğlumunki de dahil olmak üzere 3 bilgisayar alındı. Onların içinden de çıkmadı. Bir oda dolusu kitap, not, defter, dosyalar didik didik arandı, çıkmadı.”

“Yani egemenlik alanında çıkmadı. Peki müvekkilimle aralarında oluşturulabilecek illiyet bağı oluşturabilecek herhangi belge var mı? Yok. Beyan, ikrar, belge, belirti, sanık ifadesi ne olursa olsun izleme, duyum, işaret herhangi bir şey var mı? Yok demek zorunda kalmak o kadar zor bir şey ki. Yerel mahkeme delil, sübut gibi sorunlarla hiç uğraşmadı maalesef.”

“Müvekkil iddia edilen suç tarihinde Saray Garnizon Komutanı. Müvekkilimin görevlendirdiği iddia edilen kişilerin tümü Saray´da mı görevli? Hayır, sadece dördü Saray´da. İlişiği kesileceği iddia edilen kaç kişi Saray´da görevli? Hiçbiri. Müvekkilim ne diye bu davada sanık? Başka askerlerin sorumluluk alanında bulunan personelin ilişiğinin kesilmesini istesin?Ayrıca gerekçe kararda aynı listelerin 3 ayrı kişi tarafından 3 ayrı yerde Saray, Çorlu, Çerkezköy, nasıl hazırlandığına dair de bir açıklama yok. Neden yok? Çünkü açıklaması yok. İddia edilen suçu işlediğine dair ne var? Hiçbir şey.”

“İddianamede müvekkilimin seminer sırasındaki konuşması suçu işlediğine dair delil olarak sunuldu. Ancak savcı esas hakkındaki mütalaada bu iddiadan vazgeçti ve seminer ses kayıtlarında müvekkilimin konuşmasında hükme esas konuşmalar arasında yer almıyor. Ama bu konuşmanın bir cümlesi iddianamede suç unsuru olarak sunuldu. ´Demokratik olmayan unsurların demokrasiyi yıkmak için demokratik haklardan yararlanılmasına müsaade etmek akıllı devletlerin çözüm tarzı olmamalıdır´Kuzey Irak Kürt yönetimi ve PKK´ya yönelik söylenen ve esasen Almanya Anayasa Mahkemesi´nin bir kararından alınan bu cümle darbenin delili sayıldı. Gerçi sonra vazgeçti. Esas hakkındaki mütalaadan çıkarıldı. Mahkeme hükme dayanak yapmadı. Peki ne oldu? Ben bilmiyorum.”

Bu cümleden sonra sesi titremeye başlayan Sevda Uğur Akyazan şu sözleri tamamladığında gözyaşlarını tutamıyordu: “Bu davanın ülkemize çok önemli etkisi oldu. Şahsıma etkisi ise yıkıcı. Sanıyorum artık kesinlikle farkında olduğum durum var. Bu davada hiçbir avukat müvekkilini savunmuyor. Müvekkil üzerinden hukuk savunuyor. Avukatlar müvekkillerini bıraktılar, hukuku savunmak zorunda kaldılar. Buna üzülmeli miyim yoksa sevinmeli miyim diye sorarsanız eğer kahroluyorum”.

Avukat Sevda Uğur Akyazan, gözyaşları içinde yerine geçerken bazı izleyicilerin gözyaşlarını tutamadığı görüldü. İzleyiciler alkışlarla Akyazan´a moral verdi.

SANIK HASAN HAKAN DERELİ´NİN AVUKATI MUSTAFA ULUŞAHİN´İN SAVUNMASI

Avukat Akyazan´ın 10 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye sanık Hasan Hakan Dereli´nin avukatı Mustafa Uluşahin geldi ve savunmasına başladı.

6 SANIĞIN AVUKATI CELAL ÜLGEN´İN SAVUNMASI

Avukat Uluşahin´in 24 dakika süren savunmasını tamamlamasının ardından kürsüye Süha Tanyeri, Dursun Çiçek, Nedim Ulusan, Ahmet Zeki Üçok, Çetin Doğan ve Ahmet Bertan Nogaylaroğlu gibi 6 sanığın avukatı Celal Ülgen geldi ve savunmasına başladı.

Mehmet Baransu´nun Taraf gazetesinde yayınlanan haberinden başlayarak davayı anlatmaya başlayan Ülgen, Ben sıranın bana yarın gelmesini bekliyordum. Yoldan yeni geldim. Savunmam yaklaşık olarak 10 saat sürecek. Dilerseniz yarın başlayalım dedi. Mahkeme Başkanı, Biz size gereken hassasiyeti göstereceğiz, buyurun dedi.

Ülgen, kanıtların hiçbir sanığın evinde, üzerinde, iş yerinde ve egemenlik alanında bulunmadığını belirtti. Yerel mahkemede yaşadıkları sıkıntıları dile getiren Ülgen, bazı avukatların artık savunma yapmıyoruz noktasına geldiğini anlattı. Davada 100´ün üzerindeki avukatın savunma aşamasında çekildiğini ifade eden Ülgen, usul tartışmalarına dikkat çekerek, yeni yasalarla ilgili bir içtihat birikimi bulunmadığını yüksek yargının öncelikle bu eksikliği kapatması gerektiğini kaydetti.

Mahkeme Başkanının, kısa süreceğini söylemesine karşın kendisine söz vermediğini anlatan Ülgen, buna Siz iddia makamının her söz alışında söz verip savunma avukatları söz istediğinde vermezseniz bu dengeyi bozarsınız. Silahların denkliği ilkesini bozarsınız diye karşı çıktığı için salondan atıldığını aktardı.

Kendisine uygulanan tavır karşısında avukatların da tepki olarak salonu terkettiğini belirten Ülgen, Sizin tespitiniz bundan sonra bu olayların bitmesine ya da sürmesine neden olacaktır. Çok önemli bir konudur. Bir ceza avukatı bir mahkemede istediği zaman eğer mahkemeyi uzatma kastı yoksa, kısa sürede konuyu dile getirecekse hemen söz verilmeli midir, yoksa mahkeme başkanının canı ne zaman isterse o zaman mı söz vermelidir, buna karar vereceksiniz diye konuştu.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi savunmayı dışladığını ifade eden Ülgen sözlerine şöyle devam etti: “Bir kuruma içerisinde yargıç, savcı var diye mahkeme denmez, tek başına avukat olduğu zaman da elbette mahkeme denmez. Bunların bir arada olması gerekir. Mahkemeyi mahkeme yapan savunmadır. Bütün hukuk kitaplarında ve bütün Roma hukuku tarihinden başlayarak savunma kutsanır. Savunma kutsaldır sözünü mahkemede dile getirdiğim zaman Cumhuriyet Savcısı oturduğu yerden kalkarak ´ne yani bellemişsiniz savunma kutsaldır diye, iddia da kutsaldır, biz de kutsalız´ demiştir. Böyle bir garabeti yaşamış 42 yıllık bir avukat olarak huzurlarınızdayım.

Balyoz Planı´na ilişkin Taraf Gazetesi´nde 2010 yılında çıkan haberleri slayt ile heyete gösteren Ülgen, Türkiye´de bir olay olduğu zaman bunu çözecek bölgedeki MOBESE kameralarının bozuk çıktığını anlattı. Ülgen, gazeteci Mehmet Baransu´ya verilen CD´leri içeren bavulu kimin verdiğinin tespit edilebilmesi için gereken MOBESE kameralarının da arızalı çıktığını ifade etti. Birinci Ordunun 5-7 Mart 2003 tarihindeki seminerine değinen Ülgen, “Ses kayıtlarından plan yapıldığı anlaşılıyor deniyor, hayır ben de siz sahte planları ses kayıtlarını dinleyerek yaptınız diyorum” dedi. Ses kayıtlarının çözümlemesinde de yanlışlar olduğunu savunan Ülgen, Çetin Doğan´ın konuşmalarından yanlış çözümlendiğini iddia ettiği bazı yerleri aktardı.

Deliller arasında yer alan 9 No´lu CD´de değişiklik olduğunu, bu karışıklığın kanıtlanması için görüntüleri istediklerini ancak mahkemenin bu talebi reddettiğini anlatan Ülgen, “Mahkeme redmatik kullanıyor. Sanık avukatlarının ağzından ne çıkarsa mahkeme redmatiğin düğmesine basıyor anında reddediyor. Bunda bir mantık yok.. CD´nin görüntülerini getireceksiniz, biz de inceleyeceğiz, savunma makamıyız. İkna olacağız. Bu CD´nin görüntülerinin neden getirilmediğine kararda dahi yer verilmedi” dedi.

Tertipçilerin izinin olduğu belli olan bir CD´nin yok olduğunu savunan Ülgen, heyete, “Avukat olmadan da ben karar veririm denilerek verilen dosya önünüze geldi” şeklinde hitap etti.

Saat 18:12´de avukat Celal Ülgen, cdlerin imajının alınmasındaki usulsüzlükleri anlatırken El insaf, el insaf diyerek öfkelendi ve Mahkeme Başkanı Ertuğrul´dan savunmaya yarın devam etme konusunda talepte bulundu.

Mahkeme duruşmayı yarın sabah 09:00´a erteledi.

(13 Ağustos 2013, 09:54)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5518    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 785)  | Sonraki 20 

| Paylaş:


Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

07.03.2014 13:13 Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda yürütülen soruşturma çerçevesinde, 2012'de 257 bin 454 kişi, 2013'te 252 bin 062 kişi olmak üzere toplam 509 bin 516 kişinin dinlendiği tespit edildi. TİB'de dinlemeler konusun..
Tamamı 07.03.2014

Suç duyurusu & Basın açıklaması

22.01.2014 12:42 Son günlerde Türkiye gündemini meşgul eden ve birbiriyle bağlantılı olduğu düşünülen iki konuda, 'Paralel Devlet' ve 'Kaset Komplocuları' konusunda TMK ile yetkili cumhuriyet savcılığına çok sayıda somut delil içeren i..
Tamamı 22.01.2014

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

İşte Özal dosyasındaki isimler

29.04.2013 13:35 8´nci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne dair soruşturmada iddianame hazırlanarak mahkemeye sunuldu. Mahkemenin de kabul etmesiyle dava açıldı. 56 sayfalık iddianamede, Özal´ın Ergenekon tutuklusu emekli tuğgeneral L..
Tamamı 29.04.2013

Başbakan: Saldırı Ergenekon işi

20.03.2013 20:58 Dün gece Ankara´da Adalet Bakanlığı binası ile AK Parti Genel Merkezi´ne eş zamanlı olarak iki saldırı düzenlenmiş, el bombaları ve law roketatarları kullanılmıştı. Ergenekon davasında önceki gün verilen savcılık mütal..
Tamamı 20.03.2013

27 Nisan soruşturması sürüyor

06.03.2013 18:25 Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik´in suç duyurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 27 Nisan 2007 askeri muhtırasıyla ilgili başlatılan soruşturmanın sürdüğü öğrenildi. Savcılığa yeni belgeler sunan ..
Tamamı 06.03.2013

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

23.02.2013 13:38 Türkiye´nin en gizli ve gizemli yeri olarak gösterilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) ´kozmik oda´sının sır perdesi aralanıyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiası ile başlayan soruşturma yakın tarihle yüzl..
Tamamı 23.02.2013

Savcı: Hamido Özel Harp işi

18.02.2013 13:47 Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. maddesiyle görevli Malatya Cumhuriyet Savcısı, Zirve Yayınevi cinayetleri davası kapsamında tutuklu bulunan muvazzaf asker Haydar Yeşil´in kayınbiraderi H.K. tarafından teslim edil..
Tamamı 18.02.2013

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

15.02.2013 15:05 Genelkurmay Başkanlığı, resmi internet sitesinden yayınladığı açıklamada, son dönemde Özel Kuvvetler Komutanlığı ile ilgili medyada yer alan haberlere tepki gösterdi. Açıklamada, Özel Kuvvetler Komutanlığı gizli ve ill..
Tamamı 15.02.2013

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Skandal!!! Hakim mi militan mı?

13.03.2014 11:33 Denizli'de gezi eylemlerine katıldıkları için Ali Şimşek, Kerem Yıldırım, Güldane Pekdoğan, Recai Altuntaş, Cem Dikmen, Cüneyt Çelik, Süleyman Can Bayram ve Mustafa Kayhan hakkında geçen yıl 'Kanuna Aykırı Toplantı ve ..
Tamamı 13.03.2014

Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!

27.02.2014 14:27 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yerel seçim mitingleri kapsamında Türkiye'yi dolaşıyor. Erdoğan şimdi Burdur'da halka sesleniyor.. İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları: Rabbim kardeşliğimizi inşallah dai..
Tamamı 27.02.2014

Mütalaa: Zirve=Ergenekon

25.02.2014 12:20 2007'de Malatya'da Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesi olayına ilişkin davanın 92. duruşması dün görüldü. Zirve Yayınevi'nde 18 Nisan 2007'de Alman uyruklu Tilman Ekkehart G..
Tamamı 25.02.2014

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

11.02.2014 21:20 Başbakan Erdoğan, Fethullah Gülen hakkında ilk kez 'Örgütün lideri' ifadesini kullandı. Paralel yapılanmanın sınavlarda usulsüzlükten şantaj ve tehdide kadar ne kadar kirli iş varsa bulaştığını söyleyen Başbakan Erdoğa..
Tamamı 11.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17 ve 25 Aralık operasyonunu y..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı.  TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devle..
Tamamı 23.01.2014

Koç suç duyurusunda şok iddia

15.01.2014 15:27 Sivil toplum kuruluşlarından Adalet Platformu, yabancı vakıfların Gezi olaylarına karıştığına dair 2 Aralık 2013'de verdikleri suç duyurusuyla ilgili şok bir iddiada bulundu. MÜRACAAT SAVCISI KOÇ'A DİKKAT ÇEKTİ, DİLE..
Tamamı 15.01.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.01.2014

Hanefi Avcı haklı çıktı

13.01.2014 15:43 Hükümet-cemaat kavgası, özellikle cemaatin yargı üzerinden yaptığı salvolar pek çok adli süreçle ilgili soru ve kuşkuları tekrar akla getirdi. Cemaatin emniyet ve yargı içinde keyfi ve kendi hesabına girişimleriyle ilg..
Tamamı 13.01.2014

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

31.12.2013 10:25 İstanbul'da şok gelişme.. İstanbul Cumhuriyet Savcılarından Mehmet Demir, içinde bazı yargı mensuplarının da olduğu bir yapının Başbakan Erdoğan'a darbe yapmak istediğini belirterek, "Yargının bağımsızlığına ve tarafsı..
Tamamı 31.12.2013

İkinci 7 Şubat krizi

18.12.2013 11:00 Seçimler yaklaştıkça şok gelişmeler peşpeşe geliyor.. Dün AK Partili belediye ve kamu kuruluşlarına yönelik yolsuzluk operasyonları üzerine bugün İstanbul Emniyeti'nde operasyon yetkisine sahip 5 üst düzey emniyet müdü..
Tamamı 18.12.2013

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Darbe kaydına tekzip talebi

25.11.2013 14:10 Adalet Platformu'nun suç duyurusu ses getirdi. Platform, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili 1 hafta önce suç duyurusu yapmıştı. Ankara Cumhuriyet Ba..
Tamamı 25.11.2013

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
7.687.200

Email