YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
22 Eylül 2014, Pazartesi
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "dursun" için arama sonuçları    (Toplam 790 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Gülen eğrisi hızla düşüyor

Paralel yapının bütün planları çökünce Fetullah Gülen'in aldığı günlük ilaç sayısının 40'a çıktığı ileri sürülüyor. İlaçların da etkisiyle ne dediğini şaşırdığı düşünülen Gülen'in son eylemi, hükümeti haysiyetsizlik, kendisinden desteği çekenleri ise münafıklıkla suçlaması oldu. İlk bedduasında 'evlerine ateşler salsın' diyen Gülen'in 8 ay sonraki son bedduasında ise 'yedi sülalesinin belasını versin' diyerek nefretini giderek sonraki masum nesillere doğru genişletmekte olduğu görülüyor. Son bedduada ilginç bir ayrıntı daha var. O ayrıntı, tuhaf ve çelişkili ifadeler kullanan Gülen'in fizyolojik olduğu kadar özellikle psikolojik açıdan büyük bir düşüş yaşadığı iddiasını güçlendiriyor.

26.08.2014 18:13 Fetullah Gülen'le ilgili şok iddia: Hoca'nın sağlığı özellikle de psikolojik açıdan yerinde olmayabilir. Bunu gösteren somut bulgular var..

Paralel yapı kurarak Türkiye'de hükümeti gayrimeşru yollardan devirme hevesi kursağında kalan Fetullah Gülen'in, tüm planları bozulunca dengesini yitirdiği, Türk hükümetine ve medyasına en ağır bedduaları ettiği ileri sürülüyor. Buna göre; hoşuna gitmeyen kim varsa önce münafık, ardından kafir ilan etti. Kendisinden olmayanların yedi sülalesine beddualar yağdırdı. Ağzından çıkan bedduaları duyanlar kulaklarına inanamadı. "Bu nasıl hoca, söyledikleri bir din adamının ağzına yakışan sözler mi" diye sormak zorunda kaldı. 

Basındaki iddiaya göre, paralel yapının bütün planları çökünce Fethullah Gülen'in günde aldığı ilaç sayısı 40'a çıktı. Hükümeti devirmek için cemaatle işbirliği yapanlar tek tek Gülen'i terk edince hocanın kimyası daha da bozuldu. İlaçların da etkisiyle ne dediğini şaşıran Pensilvanyalı imam, bu kez de hükümeti haysiyetsizlik, kendisinden desteği çekenleri ise münafıklıkla suçladı...

17 ve 25 Aralık operasyonlarıyla hükümeti devirme girişimleri başarısız olan Pensilvanyalı imam Fethullah Gülen'in psikolojisi her geçen gün daha da bozuldu. Paralel yapının her bir birimi tek tek çökertilirken, Gülen'in sağlığının da bozulduğu öğrenildi. Her paralel operasyonda tansiyonu fırlayan hocanın, günde aldığı ilaç sayısının 40'a çıktığı belirtilirken bu ilaçların etkisiyle kimyası iyice bozulan Gülen'in ağzının da bozulduğu görüldü. Yaptığı son sohbetlerde önce kendi halkına çok ağır beddualar eden Gülen, daha sonra ise hükümeti destekleyenlerin yedi sülalesine beddua etmişti. Tüm planları çöken ve devleti ele geçiremediği gibi paralel yapının da yıkılışını izlemek zorunda kalan Gülen, hükümeti devirmek için işbirliği yaptığı herkesi de tek tek kaybedince iyice yalnız kaldı.

İŞTE ÇARPICI BULGULAR

Basındaki iddialar bu şekilde.. Ancak bunların soyut bir iddia olmadığını gösteren çarpıcı bulgular da söyleyebiliriz. Gülen'in son eylemi, hükümeti haysiyetsizlik, kendisinden desteği çekenleri ise münafıklıkla suçlaması oldu. 8 ay önceki ilk bedduasında "evlerine ateşler salsın" diyen Gülen'in son bedduasında ise "yedi sülalesinin belasını versin" dediği ve nefretini giderek sonraki masum nesillere doğru genişletmekte olduğu görülüyor.

Son bedduada ilginç bir detay daha var. O detay, tuhaf ve çelişkili ifadeler kullanan Gülen'in fizyolojik olduğu kadar özellikle psikolojik açıdan büyük bir düşüş yaşadığı iddiası güçlendiren çarpıcı bir bulgu olarak değerlendiriliyor.

GÜLEN=BEDDUA?

Gülen, aylar önce yaptığı o beddua ile kamuoyunu şok etmiş ve adeta beddua kavramının kendisi ile özdeşleşmesine neden olmuştu. Gülen'i sevenlerden bir bölümü, o bedduanın bir anlık öfkeyle yapıldığını, bu yanlışın geçici olduğunu, hocanın aslında geniş bir hoşgörüye sahip olduğunu iddia ederken diğer bir bölümü ise onun beddua bile olmadığını, 'mülaane=karşılıklı lanetleşme' sayılması gerektiğini belirtmiş, kafa karıştıran bu açıklama ile Gülen'i masum göstermeye çalışmışlardı.

Ancak Gülen'in geçmişte 'hoşgörü' sembolü olarak gösterildiğini hatırlatanlar, Gülen'in 'hoşgörü'den 'bedduacılığa' doğru çok hızlı bir değişim geçirdiğini, bunu gösteren örneklerin giderek çoğaldığını dile getiriyorlar. Bu bulgular Gülen'in akıl sağlığının yerinde olmayabileceği şüphesini de akıllara getirdi. Yaşı da oldukça ilerlemiş olan Gülen'in peşpeşe yaşadığı psikolojik travmaların ve aldığı yoğun ilaçların bu sonuca yol açmış olabileceği dile getiriliyor.

1) TARİH: 20 ARALIK 2013 - "ALLAH EVLERİNE ATEŞLER SALSIN, YUVALARINI YIKSIN"

20 Aralık 2013 tarihinde yani paralel yapıya ait olduğu bilinen 17 Aralık operasyonlarından 3 gün sonra Herkul.org’da Fethullah Gülen’in ‘Yolsuzluk’ başlıklı bir sohbeti yayınlanmıştı. Gülen, kamuoyunu şok eden el kol hareketleri eşliğinde içten bir bedduada bulunuyor ve şunları söylüyordu:

"Şimdiye kadar demediğim şeyleri dedim. Umuma ait şeyler çalınmış çırpılmışsa,o mevzuda birisi göz yumuyorsa, o da o haramîlerle müşterek demektir. Hırsızı görmeden hırsızı yakalayanın üzerine gidenler… Allah onların evlerine ateşler salsın, yuvalarını yıksın."

Birinci bedduanın tamamını izlemek için tıklayın

2) TARİH: 05 AĞUSTOS 2014 - "ONLARA SÜLÜK DEMEYİN..YEDİ SÜLALELERİNİN BELASINI VERSİN"

8,5 ay sonra 4 Ağustos 2014 tarihinde yine herkul.org sitesinde Gülen'in son sohbet videosu yayınlandı. Yine bir beddua olduğu görülüyordu. İlk bedduasında "evlerine ateşler salsın" diyen ve sadece hedefindeki kişilere değil onların ailelerine de beddua eden Gülen'in yeni bedduasında ise sert tavrını gelecek nesillere kadar genişlettiği görülüyordu. Ekmel videosu olarak da tanınan ve 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir mesaj vermeyi amaçladığı ileri sürülen videosundaki Gülen'in bedduasına kamuoyundan büyük tepki geldi. "Çoluk çocuğunun ne suçu var. Nasıl bir hoşgörü, nasıl bir hoca bu. Şimdiki zamanı bıraktı ateşlerini gelecek asırlara da salmaya çalışıyor?" denildi.

Gülen 4 Ağustos tarihli son sohbetinin bir bölümünde şunları söylüyordu:

"Şeytan sürekli aleyhimizdeki bazı şeyleri önümüze sürer, "Haydi siz de bir şey söyleyin bunlara karşı, hep sükût mu edeceksiniz?" der... Mesela "paralel" dediler bize. Biz de onlara diyelim: "Siz paralelsiniz!" Mesela, "sülük" dediler. Nedir? Kanı emen! Hakikaten birileri milletin kanını emiyor, kansız bırakıyor onu. Fakat mukâbele-i bi'lmisil kâide-i zâlimânesine girerek "Kan emen sülükler sizsiniz!" deme küstahlığına girmemeli. İlle de bir şey demek istiyorsanız; karbondioksit atma manasında, şöyle dersiniz: "Kim paralelse, Allah onun belasını versin. Allah yedi sülalesini yerin dibine batırsın. Kim sülükse, Allah onun bin belasını versin. Sülüklerin evlerine ateş salsın. Bizsek yani. Kim çeteyse şayet o çetelerin evlerine Allah ateş salsın. Ellerini dizlerine vurdursun. Kim örgütse Allah onun belasını versin. Kim millet hukuku olarak arpa kadar bir haram yemişse, Allah onun yedi sülalesinin belasını versin!" Bunu söylerken kendi adınıza söyleyin."

İkinci bedduanın tamamını izlemek için tıklayın

Bu son bedduadaki sözlerine bakıldığında Gülen'in hakikaten de tuhaf ve çelişkili ifadeler kullandığı görülebiliyor. Örneğin "'kan emen sülükler' sizsiniz deme küstahlığına girmemeli" diye olumlu bir tavsiyede bulunan Gülen, az sonra ise "yedi sülalesinin belasını versin" diyerek masum nesillere bile beddua edecek kadar tutarsız olabildiğini göstermekte. İşte bu çelişkiler, Gülen'in fizyolojik olduğu kadar özellikle psikolojik açıdan büyük bir düşüş yaşadığı iddiasını güçlendiren çarpıcı bir işaret olarak değerlendiriliyor.

BİR ZAMANLAR HOŞGÖRÜ SEMBOLÜYDÜ

Gülen, aylar önce yaptığı o ilk beddua ile kamuoyunu şok etmiş ve adeta beddua kavramının kendisi ile özdeşleşmesine neden olmuştu. Gülen'i sevenlerden bir bölümü, o bedduanın bir anlık öfkeyle yapıldığını, bu yanlışın geçici olduğunu, hocanın aslında geniş bir hoşgörüye sahip olduğunu iddia ederken diğer bir bölümü ise onun beddua bile olmadığını, 'mülaane=karşılıklı lanetleşme' sayılması gerektiğini belirtmişti. Kafa karıştıran bu açıklama ile Gülen masum gösterilmeye çalışılmıştı. Oysa internetten kolayca ulaşılabilen video görüntülerinde Gülen'in neler söylediği tevil edilemeyecek kadar açık idi.

Gülen'in geçmişte 'hoşgörü' sembolü olarak gösterildiğini hatırlatanlar, onun 'hoşgörü'den 'bedduacılığa' doğru çok hızlı bir değişim geçirdiğini, bunu gösteren örneklerin de giderek çoğaldığını dile getiriyorlar.

Diğer taraftan bu bulguların Gülen'in akıl sağlığının yerinde olmayabileceği şüphesini de akıllara getirdiği iddia ediliyor. Yaşı da oldukça ilerlemiş olan Gülen'in peşpeşe yaşadığı psikolojik travmaların ve aldığı yoğun ilaçların bu sonuca yol açmış olabileceği dile getiriliyor.



GÜLEN'İ BU HALE CIA GETİRDİ

Ayla önceki bir haberimizde ilginç bir iddiayı dile getirmiştik. "Gülen, CIA kontrolünde mi?" başlığıyla 24 Şubat 2014 tarihinde verdiğimiz özel haberimizde, Gülen'in vaazlarında ve verdiği mesajlarında ABD ve İsrail'e toz kondurmamasının şok bir iddiaya neden olduğu belirtiliyordu. Haberde, 50 ve 60'lı yıllarda çok gizli ve yoğun bir zihin kontrol deney programı yürüttüğü ve denekler üzerinde korkunç etkileri olabilecek deneysel ilaçlar ve yöntemler kullandığı ortaya çıkan ABD istihbarat teşkilatı CIA'nın Pensilvanya eyaletindeki Gülen'i de kontrol altına almış olabileceği ileri sürülüyordu. 40 yıldır Türkiye'de sürdürdüğü çok gizli kadrolaşmayı feda etmek uğruna Hoca'nın sergilediği tavırların başka türlü açıklanamayacağı iddiası da haberde dile getiriliyordu. (http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5861)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(26 Ağustos 2014, 18:13)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6236    yazdır/print


 

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya operasyon başlatıldı. Biri 'Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas', diğeri ise 'yasadışı dinleme' konulu iki ayrı soruşturma kapsamında yapılan operasyon geceyarısı başladı. İlerleyen saatlerde açıklama yapan Başsavcılık, 115 emniyet görevlisi hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarıldığını, 67 kişinin de şu anda gözaltına alındığını bildirdi. Bu kişilere casusluk, usulsüz dinleme, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, özel hayatın gizliliğini ihlal, konut dokunulmazlığını ihlal, soruşturma gizliliğini ihlal, delil üretme suçları yöneltildi. Polislerin evlerinde yapılan aramaların şu saat itibarıyla devam ettiği bildiriliyor. İlginç bir ayrıntı, operasyonların yapılabileceğine dair ilk işareti bugün gözaltına alınan eski emniyet müdürlerinden Yakup Saygılı dün twitter hesabından duyurmuştu. Gözaltına alınan isimler arasında İstanbul İstihbarat Eski Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve Emniyet İstihbarat Eski Daire Başkanı Ramazan Akyürek ile Yakub Saygılı ve Yurt Atayün de bulunuyor. Operasyonların Gülen cemaatinin Türkiye imamı, yargı imamı, emniyet imamı, yargıtay imamı, TSK imamı gibi üst düzey isimlerine ve paralel yapının yargı uzantılarına doğru genişleyebileceği dile getiriliyor.

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinleme" konulu iki ayrı soruşturma kapsamında yapılan operasyon geceyarısı başladı. İlerleyen saatlerde bir açıklama yapan Başsavcılık, 115 emniyet görevlisi hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarıldığını, 67 kişinin de şu anda gözaltına alındığını bildirdi.

PARALEL YAPININ EVLERİNE ATEŞ DÜŞTÜ!

'Paralel Yapı'ya 22 ilde operasyon

İlk operasyonda aralarında eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün’ün de bulunduğu 40 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, müdür yardımcıları emniyet amiri Kazım Aksoy, emniyet amiri Ramazan Candan, emniyet amiri Gafur Ataç da bulunuyor. Gözaltına alınan kişilere casusluk, usulsüz dinleme, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, özel hayatın gizliliğini ihlal, konut dokunulmazlığını ihlal, soruşturma gizliliğini ihlal, delil üretmekle suçladıkları belirtildi.

Atayün kelepçelendi

Gözaltına alınanlardan Yurt Atayün, 7 Şubat'ta MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve istihbarat yöneticilerine yönelik operasyonu yürüten eski Terörle Mücadele Müdürü idi. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı gözaltına aldırmak için MİT binasına operasyon yapmayı bile planlayan Atayün'ün ellerinin arkadan kelepçelendiği görüldü.

KELEPÇELENME NEDENLERİ: POLİSE DİRENME

Paralel yapı operasyonunda gözaltına alınan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube eski Müdürleri Ömer Köse ve Yurt Atayün gözaltı ve sağlık kontrolleri sırasında polise zorluk çıkarınca kelepçelendiler. Sabah saatlerinde Emniyet davet edilen Yurt Atayün sağlık kontrolü için hastaneye götürüldüğü sırada görevli polislere zorluk çıkarınca kelepçelendi. Atayün'ün avukatı müvekkilinin şov amacıyla kelepçelendiğini iddia etti. Emniyet kaynakları ise Atayün'ün polise zorluk çıkardığı için kelepçelendiğini belirtti. Atayün'ün ellerinin arkadan kelepçelenmesi dikkat çekti.

Atayün gibi Ömer Köse de Haseki Hastanesine sabah 06:00 sıralarında getirildi. Ömer Köse elleri önden kelepçelenmiş şekilde hastaneden çıkarıldı. "Kudüs Selam Tevhid" soruşturmasında binlerce kişinin dinlendiği dönemde görevde olan Köse, elleri önden kelepçelenmiş şekilde görüntülendi.

İKİNCİ DALGA OPERASYONU

Organize Suçlar Şubesi’nin yaptığı 2. Dalga operasyon kapsamında İstanbul’da 12 kişi gözaltında. Gözaltı sayısının artması beklenirken şu an çok sayıda polisin evinde arama devam ediyor.

Gözaltındaki Kazım Aksoy, 7 Şubat Mit krizinde görevden alınmış, 17-25 Aralık soruşturmalarını yürüten Mali Şube'de görevliyken açığa alınmış daha sonra da ihraç edilmişti. Dönemin TEM müdürü Ömer Köse ise soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları üzerine açığa alınmıştı.

İKİNCİ DALGA BAŞLADI

Organize Suçlar Şubesi 2. Dalga operasyon başlattı. İstanbul başta olmak üzere 15 ilde düzenlenen operasyon, 2008-2012 yılları arasında yapılan 200’ün üzerindeki yasadışı dinleme suçlamasıyla dönemin İstihbarat Şubesi görevlilerini kapsıyor. Sahte isimlerle yapılan usulsüz dinlenen kişiler arasında Hanefi Avcı, Emin Aslan, Sabri Uzun ve çok sayıda gazeteci de bulunuyor. Dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer başta olmak üzere tüm istihbaratçıların evinde arama yapılıyor, gözaltına alınacakları öne sürülüyor.

Bu kişilere yönelik suçlama; “Resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma, bilişim sistemini engelleme-bozma, delilleri yok etme, değiştirme, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, haberleşmenin gizliliğini ihlal” şeklinde.

Organize Suçlar Şubesi’nin yaptığı 2. Dalga operasyon kapsamında İstanbul’da 12 kişi gözaltında. Gözaltı sayısının artması beklenirken şu an çok sayıda polisin evinde arama devam ediyor.

İŞTE GÖZALTINA ALINAN İSİMLER

İstanbul İstihbarat Eski Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer
İstanbul İstihbarat Eski Şube Müdürü Erol Demirhan
İstanbul Mali Şube Eski Müdürü Yakup Saygılı
İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt Atayün
İstanbul Terörle Mücadele Eski Şube Müdürü Ömer Köse
Emniyet İstihbarat Eski Daire Başkanı Ramazan Akyürek
Emniyet İstihbarat Eski Daire Başkanı Ömer Altıparmak
Emniyet Müdürü Ramazan Candan
Emniyet Müdürü Yasin Topçu
Emniyet Amiri Kazım Aksoy
Emniyet Amiri Gafur Ataç
Emniyet Amiri Kürşat
Emniyet Amiri Hanif
Polis Memuru Recep Güleç

DİYARBAKIR'DA 2 GÖZALTI

İstanbul merkezli 22 ilde yapılan 17 ve 25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu'nda görev alan polislerin evlerine yapılan baskında Diyarbakır’da da bir emniyet müdürü ve bir polis gözaltına alındı. Diyarbakır’da eş zamanlı iki ayrı adrese operasyon yapıldı. Operasyonda Gaffar Polis Okulunda görevli Emniyet Müdürü Murat Çetiner ile Hazro ilçesinde görevli bir polis memuru gözaltına alındı. Emniyete getirilen müdür ile polis memuru özel bir ekip tarafından soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul’a götürülecek. Polisin yaptığı operasyon sırasında gözaltına alınan 2 polisle ilgili bazı evraklara da el konulduğu öğrenildi.

VAN VE BİTLİS'TE 3 GÖZALTI

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü koordinasyonunda sabaha karşı birçok ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında Van'da da eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Serdar B. ile Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli bir komiserin gözaltına alındığı belirtildi.

Operasyon kapsamında Bitlis'te de bir polisin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltına alınan polisler emniyetteki işlemlerin ardından İstanbul'a gönderilecek.

İZMİR'DE 1 GÖZALTI

Operasyon kapsamında İzmir'de de 1 komiser yardımcısı gözaltına alındı. İzmir'deki görev yerine yakın zamanda atandığı öğrenilen bir komiser yardımcısı operasyon kapsamında gözaltına alındı. Adı açıklanmayan komiser yardımcısı İstanbul'a götürülecek.

ANTALYA'DA 1 GÖZALTI

Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonu kapsamında, Kriminal Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru Mehmet Ö.'yü (28), Muratpaşa ilçesindeki evinde gözaltına aldı. Antalya'da iki yıldır görev yaptığı belirtilen Mehmet Ö., sağlık kontrolünün ardından İstanbul'a gönderildi.

PARALEL YAPI ÖĞRENİNCE OPERASYONLAR ERKENE ALINDI

Paralel yapıya yönelik yapılan operasyonun tarihini erkene aldıran detay da ortaya çıktı. Buna göre, İstanbul Başsavcı vekili Orhan Kapıcı'nın nezaretinde başlatılan operasyon bayramdan sonra yapılacaktı ancak paralel yapıya mensup polislerin operasyon bilgisini dışarıya sızdırmasından sonra İstanbul Başsavcı Vekili Orhan Kapıcı kritik bir karar alarak operasyon tarihini erkene aldı. Operasyon daha önce görülmemiş bir biçimde geceyarısı çok erken bir saatte yapıldı. Operasyon sabaha karşı yapılacaktı ancak polislerin operasyon bilgisini dışarıya sızdırması üzerine savcı Kapıcı kritik bir kararla operasyonların hemen başlaması talimatını verdi.

GÖZALTINA ALINAN MÜDÜR DÜN OPERASYONLARI HABER VERMİŞTİ

Bugünkü operasyonlarda gözaltına alınanlardan biri İstanbul Mali Şube Eski Müdürü Yakub Saygılı. Saygılı, operasyonları dün twitter hesabından yaptığı açıklamada 'Havada Operasyon Var' diye duyurmuştu. 17 ve 25 Aralık soruşturmalarını yürüten, ertesi gün görevden alınan ve ardından meslekten ihraç edilen İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, hükümetin "paralel yapı" olarak nitelendirdiği Fetullah Gülen cemaatine yönelik başlattığı operasyonlardan beklenilen neticeyi alamaması, son dönemde İsrail'in Gazze saldırılarında etkisiz kalışı ve yolsuzluk iddialarının yoğun bir şekilde devam etmesi ile güç kaybettiğini öne sürerek, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi imaj tazelemek ve kamuoyu gündemini değiştirmek için operasyon hazırlığında olduğunu iddia etmişti. Saygılı, kişisel Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Gülen cemaatini işaret ederek, "Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla bir kaç güne kadar yapılması planlanan bir operasyonla ev ve işyerlerinde aramalar yapılarak, 'Ev aramalarında ve bilgisayarlardan neler çıktı neler?" gibi delili olmayan söylemler ile hükümete yakın medya tarafından gündem oluşturulacağını" öne sürmüştü.

YAKUP SAYGILI: GÖZALTINA ALINMADIM, TAŞINMAK İÇİN EŞYALARI YOPLADIM!

İlerleyen saatlerde Yakup Saygılı'dan ilginç bir açıklama geldi. Dün gece yarısı polislere yönelik başlayan operasyon kapsamında gözaltına alındığı iddia edilen İstanbul Mali Şube eski Müdürü Yakup Saygılı, basına yaptığı açıklamada evinde olduğunu, gözaltına alındığı yönündeki bilgilerin doğru olmadığını söyledi.

Saygılı, dün geceden beri uyumadığını ifade ederek şunları söyledi: “Üst komşum ve alt komşum alındı. Böyle bir durumda insan uyuyamaz da… Ben de evimde bekliyor, günlük yaşamımı sürdürüyorum. Ancak, bizim evi lojmanda taşıma durumumuz vardı. Dolayısı ile evde eşyalar toplanmış durumda. Şimdi gelseler evde bir şey bulamayacaklar. Bu nedenle toplu olan eşyalara bakmaları gerekir. Eşyaların taşınması için kamyon bekliyorum” dedi.

Saygılı, dün akşam sosyal medya hesabında yazdığı mesajlara ilişkin ise “Birileri, benim de gözaltında olduğumu yazınca ben de doğrusu durumu biraz da alaya almak için yazdım onları. Yoksa evime gelen giden kimse olmadı. Gelen olur mu onu da bilmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim, devlet istediği kişiyi dinlemek için davet edebilir” şeklinde konuştu.

OPERASYONLAR İMAMLARA UZANACAK

Operasyonların, Gülen cemaatinin imamlarını ve yargı uzantılarını da kapsayacağı duyumları gelen bilgiler arasında. Operasyonun Gülen cemaatinin Türkiye imamı, yargı imamı, emniyet imamı, yargıtay imamı, TSK imamı gibi üst düzey isimlerine ve paralel yapının yargıdaki uzantılarına yöneleceği ileri sürülüyor.

OPERASYONU YÜRÜTEN SAVCILAR

Gözaltıların yaşandığı paralel yapı soruşturmasını 3 savcının yürüttüğü belirtiliyor. İstanbul Cumhuriyet Savcıları İrfan Fidan ile Okan Özsoy soruşturmanın başında bulunurken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Orhan Kapıcı ise soruşturmanın koordinatörü. "Selam Tevhid / Casusluk" soruşturmasını İstanbul Cumhuriyet Savcısı İrfan Fidan'ın, "Yasadışı Dinleme" ile ilgili istihbarat şubesinden 39 şüpheli hakkında yürütülen soruşturmayı da İstanbul Cumhuriyet Savcısı Okan Özsoy'un yürüttüğü öğrenildi.

------------------------------------------------------------------------------

BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA

Saat: 11.23 - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyonlarla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şu şekilde:

"T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Sayı : 2207/2014 Konu: 21.7.2014 tarihli soruşturmalar.
BASIN AÇIKLAMASI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun yaptığı 21.07.2014 tarihli operasyonlara ilişkin açıklamadır:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kapatılan TMK 10 ile yetkili bölümünde 2010 yılından beri yürütülen ve daha önce konuyla ilgili C.Başsavcılığımızın açıklama yapılan sözde selam-tevhid adlı örgüt kurulduğu iddiasıyla 251 kişi hakkında yürütülen soruşturmayla ilgili yapılan inceleme ve araştırma tamamlanıp 251 kişi hakkında Takipsizlik karan verildiği.

Karar gerekçesinde de belirtildiği üzere ortada terör örgütü kurulduğu yönünde delil olmadığı halde bir kurgu oluşturularak 2010 yılında soruşturmaya başlandığı, yaklaşık 3 yıl süreyle 251 hedef kişi toplamda 2280 kişinin dinlendiği, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın ve bakanlarının diğer ülke yetkilileri ile olan görüşmelerinin kaydedildiği, MİT müsteşarının kod adıyla örgüt üyesi olarak dinlenip kasdedildiği, özetle casusluk yapıldığının tespiti üzerine 21.7.2014 tarihli talimatımızla sözkonusu selam-tevhid adlı örgüt adıyla soruşturma yapan gerçekte amaçlarının casusluk olduğu belirlenen 76 emniyet görevlisi hakkında yakalama ve gözaltı talimatı verilmiş olup, şu an itibariyle 52 şüphelimiz alınmış diğer şahısların yakalanmaları ve gözaltına alınmaları yönündeki uygulamalar halen devam etmektedir.

Yine Emniyet Genel Müdürlüğü Müfettişlerinin İstanbul Emniyet İstihbarat Şubesi hakkında ki suç ihbarında çok sayıda kişinin sahte kimlik ve bilgilerle değişik zaman dilimlerinde özel amaçlı dinlenip konuşmalarının kayda alındığı yönündeki ihbarı üzerine yapılan soruşturmada ilk başta 250 civarında içlerinde milletvekili, hakim, basın mensubu, üst düzey bürokrat olan kişinin sahte belgelerle ilgisi olmadıktan yasadışı örgüt üyesi oldukları gerekçeleriyle dinlendikleri, bu işlemin tamamen özel amaçlı yapıldığı, devletin güvenliği ile ilgili olmadığı anlaşılması üzerine Emniyet İstihbarat Şubesinde görevli 39 şüpheli hakkında 21.7.2014 tarihli yakalama, arama, gözaltı talimatı verilmiş olup, şuan itibariyle 15 şüpheli gözaltına alınmış olup, uygulama halen devam etmektedir. Bu konudaki Basın açıklamamız ön bilgidir. Kamuoyuna saygıyla sunulur."

------------------------------------------------------------------------------

GAZZE'DEKİ VAHŞETE SESSİZ ÇIĞLIK ATMIŞLARDI

PARALEL MEDYADAN OPERASYONLARA SESLİ ÇIĞLIK!

Operasyonlar paralel medyada tepkiyle karşılandı. Paralel medyanın merkez yayın organı Zaman, haberi internet sitesinde sabaha karşı verdi. Zaman'ın "Yolsuzlukları ortaya çıkaran polislere sahur vakti operasyon" başlığıyla verdiği haber şöyle:

"17 ve 25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu'nda görev alan polislere yönelik saat 01.30 sıralarında operasyon başladı. Bazı polis lojmanlarına baskın yapıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, şüpheli olarak görülen polislerin evlerine gece saat 01.30 sıralarında baskın yaptı. Ramazan ayında sahur vaktine denk gelen ilk baskınların Halkalı'daki polis lojmanlarında kalan Emniyet görevlilerine yapıldığı ve şu anda evlerde aramaların devam ettiği belirtildi.

17 ve 25 Aralık Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonları'nda hırsızları yakalayan polis şefleri ve emniyet mensuplarına gece yarısı hukuksuz operasyon yapıldı. TCK ve CMUK uygulamalarına göre gece yarısı arama, baskın ve operasyon yapılamıyor.

OPERASYONU YANDAŞLAR DUYURDU

Gece 1.30 sularında Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturmasını yürüten polislere yönelik yapılan operasyonu, ilk olarak hükümete yakın gazetelerde çalışan muhabirler duyurdu. TvNet, A Haber'in yanı sıra Yeni Şafak ve Sabah muhabirleri, sosyal medyadan operasyonun detaylarını paylaştı. TRT ve A Haber, gözaltılarının hemen ardından son dakika geçerek dün akşam saatlerinde Zaman'ın geçtiği haberi doğrulamış oldu. Haberde, yandaş medya çalışanlarına “Yarın 05.00-05.30'da 100 civarında polise operasyon yapılacak, erken gelin!”talimatının verildiği yazılmıştı."

'Operasyon yapılacak, gelin'

Zaman gazetesinin internet sitesinde, iktidara yakın yayınlardan gazetecilerin emniyete davet edilerek brifing verildiği iddiası da dün akşam şu haberle duyurulmuştu.

"Avukatlardan gizlenen soruşturma dosyalarının içeriğine hükümete yakın medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin vakıf olduğu, hatta yarın yapılacak operasyonlar için tetikte olmaları hususunda adliye ve emniyet kaynakları tarafından uyarıldıkları öğrenildi. İddiaya göre, bazı savcı ve emniyetçiler, “Yarın 05.00-05.30'da 100 civarında polise operasyon yapılacak, erken gelin!” diye uyarıda bulundu.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarında görev yapan dönemin Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı’nın sabah erken saatlerde Twitter hesabında ‘Havada operasyon kokusu var’ başlığıyla dile getirildiği iddiaları teyit eden operasyonun mahiyeti bilinmiyor. Ancak Saygılı, Twitter’dan yazdığı notlarında “Hukuksuz bir operasyon yapılarak, bunun Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde meydanlarda Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından kullanılacağına dikkat çekmişti.

İktidarın operasyon amacıyla oluşturduğu yeni adli mekanizma için HSYK'nın geçen hafta atadığı sulh ceza hâkimleri ve kendine yakın gördüğü savcılar eliyle yapmak istediği operasyonları şova dönüştürmek istediği bu yüzden gazetecilerin haberdar edildiği ileri sürüldü. Operasyonların Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde sözde 'paralel yapı' safsatasına yönelik harekete geçirildiği algısı oluşturmak için şov yapmak, yolsuzluk ve rüşvet iddialarını örtbas etmek, hükümetin İsrail'in Gazze saldırılarından sonra yönetemediği dış politik yanlışları örtme amacı taşıdığı belirtiliyor. Gözaltına alınacak kişilerin adreslerinde aramalar sürerken zor durumda olduklarına ilişkin fotoğraflar çekilmesinin istendiği de gelen bilgiler arasında.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın paralel yapı ile mücadele safsatasına yönelik yapılması düşünülen operasyonlarda yeni kurulan Sulh Ceza Hâkimlerinin kullanılacağını itiraf ettiği “Zaten şimdi yargı süreci başlıyor. Sulh Ceza Hâkimleri götürecek” ifadelerinden hemen sonra ortaya atılan bu iddia adliye ve emniyet koridorlarına bomba gibi düştü."


'FUATAVNİ' TAKMA ADLI EMRE USLU OPERASYONU İLK HABER VEREN KİŞİ OLDU:

Operasyonların başladığı haberi sosyal medyada ilk olarak, 01:50 sıralarında Twitter'da @fuatavni adlı hesapta dile getirildi. Fuatavni’nin yanı sıra Yeni Şafak gazetesi muhabiri Cihat Arpacık da operasyonu "son dakika" olarak duyurdu. Twitter'da @fuatavni kullanıcı adıyla yazdığı ortaya çıkan cemaat yazarlarından eski polis görevlisi ve Taraf yazarı Emre Uslu, operasyonları gece ilk haber veren isim oldu. Uslu, twitter hesabından hesabından sabaha karşı şu mesajları paylaştı:

-Operasyon başladı. Gazze ateşini söndürmek bir yana yolsuzluğu ortaya çıkaran emniyet mensuplarını sahur sofrasından alıyorlar.
-Alibeyköy ve Halkalı başta olmak üzere İstanbul’da yirmi dokuz emniyet mensubunun evine an itibariyle girildi. BB, kara harekatı başlattı.
-DHKP-C’lilerin saat 5’te alınmasına isyan edenlere duyurulur. Dünyada örneği olmayan operasyon gece 1.50’de başladı.
-Emniyet mensuplarının ailelerine bilgi verilmiyor, sorgusuz sualsiz evler aranıp gözaltı oluyor. Bazılarının anne babaları fenalık geçiriyor.
-Gözaltına alınan emniyet mensuplarının bir kısmı emniyete getirildi. Diğerleri sevk ediliyor.
-Emniyet mensuplarının içerisinde genç ve rütbesiz olanlara operasyon devam ediyor. Müdürlere operasyon gece dörtten sonra düşünülüyor.


------------------------------------------------------------------------------

YILMAZER'İN EVİNDE ARAMA YAPILIYOR

Saat: 14.15 - Emniyette "paralel yapı" iddialarına ilişkin yürütülen "casusluk" ve "yasa dışı dinleme" soruşturmaları kapsamında, eski İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer'in evinde başlayan arama çalışmaları devam ediyor. Yılmazer'in, Sarıyer Uskumruköy'de bir villa sitesinde bulunan evine sabah erken saatlerde gelen polis ekipleri, arama başlattı. Arama çalışmalarının devam ettiği sırada, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerin de Yılmazer'in evine geldiği görüldü. Basın mensuplarının girişine izin verilmeyen sitenin dışında ise jandarma ekipleri bekliyor.

YILMAZER İKİNCİ SORUŞTURMA KAPSAMINDA GÖZALTINA ALINDI

Yılmazer, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün gerçekleştirdiği 2. operasyon kapsamında gözaltına alındı. Sabah 07.00 sıralarında 15 ayrı ilde eş zamanlı olarak başlatılan ve 39 şüphelinin bulunduğu soruşturma kapsamında ilk aşamada 15 kişi gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Okan Özsoy'un yönettiği operasyonun en önemli isimleri ise Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan oldu. Hakkında gözaltı kararı alınan Erol Demirhan henüz bulunamazken, Ali Fuat Yılmazer Zekeriyaköy’deki villasında gözaltına alındı.

Bu kapsamda aralarında siyasi, bürokrat, basın mensubu, savcı ve hakimlerin bulunduğu 250 kişinin sahte isimlerle ve usulsüz işlemlerle yasa dışı olarak telefonlarının dinlendiği tespit edildi. Bu kapsamda aralarında siyasi, bürokrat, basın mensubu, savcı ve hakimlerin bulunduğu 250 kişinin sahte isimlerle ve usulsüz işlemlerle yasa dışı olarak telefonlarının dinlendiği tespit edildi. Yasadışı telefon dinlemesinin özel amaçlı yapıldığı ve devlet güvenliğine ilişkin olmadığının belirlendiği açıklandı.

YILMAZER TWITTER'DAN YAZDI

Zekeriyaköy'de evi aranan Ali Fuat Yılmazer gözaltına henüz alınmamışken tepkisini twitter'dan şu sözlerle gösterdi:

"Doğrusu; ben bu operasyonun Ramazan'da yapılabileceğine çok ihtimal vermiyordum, hele ki tam da sahur vaktinde...Bu hükümet benim gibi birini bile hala şaşırtmaya devam ediyor ya, pes doğrusu...Allahım, bu ülke ne kadar ehliyetsizlerin eline kalmış ve ne yazık ki muazzam bir vurdumduymazlık hakim. İş vatan evlatlarına gelince aslan kesilen bu insafsızlar zümresine, bir şey anlatabilmek belli ki bizim harcımız değil.Hele ki inançlı kesimin tezahüratları da bu işe eşlik etmiyor mu, asıl insanı çaresiz bırakan da o...'Yetti artık' diyeceğim ama bilirim ki yakışık almaz... Şu mübarek Ramazan'da bu zulmü reva görenleri Sana havale ediyoruz Allahım!.."

YAKALAMA KARARLARI SULH CEZA HAKİMİNDEN

Saat: 14.43 - Polislere yönelik gece yarısı başlatılan operasyonda, arama, yakalama ve el koyma kararını yeni kurulan Sulh Ceza Hakimliğinin verdiği ortaya çıktı. Hakim Hulusi Pur kararı veren hakim.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), her türlü tutuklama, arama ve el koyma kararı ile bu kararlara itirazları karara bağlayacak olan Sulh Ceza Hakimlerini 16 Temmuz tarihinde atadı. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na 6 Sulh Ceza Hakimi atandı. Bu hakimlerin arasında yer alan 2. Sulh Ceza Hakimi Hulusi Pur, gece başlatılan operasyonun arama, yakalama ve el koyma kararlarına imza attı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun talebi üzerine Hakim Pur bu kararları aldı. Hakim Pur, aynı zamanda 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması kapsamında Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın aralarında bulunduğu 6 kişinin tahliyesine karar vermişti. Paralel medyadaki haberlere bakıldığında operasyonlara ve Hakim Pur'a tepki gösterildiği gözleniyor.

İDDİA: HOCANIN BEDDUASI HEDEF ŞAŞTI, ATEŞ PARALEL MEDYAYA DÜŞTÜ

Paralel medyada ayrıca genel olarak operasyonların 17 Aralık hırsızlığını örtmek için yapıldığı iddia ediliyor. Gözaltına alınanlara yöneltilen suçlamalardan ise bahsedilmiyor. Örneğin 2280 kişinin 3 yıldır dinlendiği ortaya çıkmıştı. Bir çoğu tanınmış manken ve sanatçılara kadar uzanan isimlerin Selam Tevhid örgütüne üyelik gerekçesiyle dinlendiğinin ortaya çıkması şok etkisi yapmıştı. Ancak paralel medyanın nedense olayın bu yanına hiç dokunmadığı gözleniyor.

Sosyal medyada dile getirilmeye başlanan iddiaya göre; Hocanın bedduası hedef şaştı. 17 Aralık polis ve savcıların görevden alınmasına büyük tepki gösteren Fetullah Gülen, hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e tepkisini gösteren bir mektup yazmış ve devreye girmesini istemişti, hem de "Evlerinize ateş düşsün" diye olayın sorumlularına canhıraş beddua etmişti. Gülen'in bedduasının hedefini şaştığı ve kendi adamlarına isabet ettiği ileri sürülüyor. Gülen beddua olayından bir süre sonra yaptığı bir konuşmada bedduanın tutmamasına gerekçe olarak, cemaat mensuplarının ihlasının eksik olmasını göstermişti. Sahabe ve evliyaların bile şehit olup defnedilmek için geldiği vatanını terkedip ABD'de yaşamayı tercih ettiği için hocanın bedduasının tutmayacağı, tutmasını istiyorsa buraya gelmesinin birinci şart olduğu konuşuluyor. Diğer şartlar hoca geldiğinde konuşulur denilen sosyal medyada bedduanın hedef şaşması konuşuluyor.

GÖZALTI SAYISI 100'E ULAŞTI

YILMAZER KELEPÇELENEREK GÖTÜRÜLDÜ

Saat: 19.46 - İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in evindeki aramalar sona erdi. Yılmazer gözaltına alınarak polis aracıyla götürüldü. Yılmazer'in Sarıyer Zekeriyaköy'deki evine sabah saatlerinde gelen polis ekipleri saat 17.30'a kadar aramalarını sürdürdü. Yaklaşık 12 saat süren aramanın ardından polis ekipleri Yılmazer'i gözaltına aldı. Sarıyer Zekeriyaköy’deki evinde yapılan 12 saatlik aramanın ardından gözaltına alınan eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildi. Hastanede sadece 5 dakika kalan Yılmazer, polisler eşliğinde Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Ali Fuat Yılmazer’in ellerinin kelepçeli olduğu dikkat çekti.

Bu arada İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi tarafından sabaha karşı yapılan operasyonda gözaltına alınanların sayısı 100'e yükseldi. Dün gece yarısından itibaren başlatılan operasyonda gözaltına alınan şüpheliler, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan sağlık kontrollerinin ardından Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Gözaltı sayısı akşam saatlerine kadar 99'a ulaştı. En son, Sarıyer Zekeriyaköy'deki evinde 12 saat arama yapılan eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer gözaltına alındı. Böylece gözaltı sayısı 100'ü buldu. Operasyonda, 115 emniyet mensubu hakkında yakalama ve gözaltı kararı bulunuyor.

------------------------------------------------------------------------------

SINIR KAPILARI ALARMA GEÇİRİLDİ

23.07.2014 13:03 Operasyonlar, paralel yapıda büyük paniğe neden oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün verdiği bilgiye göre, "casusluk" ve "yasa dışı dinleme" soruşturması kapsamında aranan paralelci polislerin ve yapının diğer unsurlarının yurt dışına kaçma ihtimaline karşı sınır kapıları ile havaalanları alarma geçirildi. Avukat Celal Ülgen, "Panikleyip yurtdışına kaçabilirler. Bunun için önlem alınmalı. Hatta medya ayağından birkaçı yurtdışına kaçmış bile. İnternetten 'Brüksel'de kahve içmeye bekliyorum' deyip dalga geçiyor" diye uyardı.

OPERASYONLARA DESTEK

Ergenekon-Balyoz sanıklarının avukatı Celal Ülgen: Şu andaki operasyon aslında birinci dalga. Ergenekon davasındaki dalgalar gibi gözaltına almalar devam edecektir. Bunun arkasından medya ayağı ve yargı ayağı gelecek. Bu kişiler belli bir döneme damgasını vuran, komplo ve siyasi ahlaksızlıkların tam tepesinde yer almışlardı. Operasyon sadece polis şefleriyle kalırsa, hareket kadük olur. Bu isimler aslında kuklaydı. Bu kuklaların iplerini elinde tutan kişilere ulaşmak gerekir. Hukuksuzluğu bayrak edinenlere hukuk uygulansın diyebilirim.

Ergenekon hükümlüsü Dursun Çiçek'in kızı Avukat İrem Çiçek: Gözaltına alınan isimlerin çoğunluğu kumpas davalarının düzenleyicileri olarak sahte delillerle yüzlerce masum insanı tutuklatıp, müebbet hapis aldırdıkları süreçte görev almış kişiler. Bizlerin dava süresince suç duyurusunda bulunduğu isimler. Bu soruşturmanın gerçekleri ortaya çıkarmayı amaçlamasını istiyoruz. Açılan davaları müdahil olarak takip edeceğiz. Ve onlardan farklı olarak intikam değil adalet peşinde olacağız. Maşalar ve maşayı tutan eller ortaya çıkana kadar davaların peşini bırakmayacağız.

Ergenekon zanlısı iken intihar eden Yarbay Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar: Çok canımızı yaktınız. Çok zulmettiniz. Umarım siz adil hukuktan mahrum kalmazsınız.

Balyoz hükümlüsü Org. Ergin Saygun’un kızı Ece Saygun: Babamı gözaltına alan, sorgulayan ve sabah 5’te uyandırıp göğsüne yafta tutturup sabıka fotoğrafı çektiren Kazım Aksoy da gözaltında.

Paralel yapıyla ilgili içeriden itiraflarda bulunan Yazar Latif Erdoğan: Çok hayırlı bir operasyon. Bugüne kadar yüzlerce, binlerce insan haksızca dinlenmiş, takibe alınmış, hiç alakası olmayan örgütlerle ilişkilendirilmiş. Bu Tevhit- Selam Örgütü üzerinden yapılan operasyon başarılı olsaydı başta Başbakan olmak üzere iktidar partisindeki birçok insan bugün hapisteydi. İktidar paralel yapıya karşı Yargıtay ve HSYK da tedbirini almalı. Sahur vakti operasyon yapıldı şeklinde ajitasyon yapılıyor. Siz aynı saatte masum insanlara operasyonlar yapmadınız mı?

Cüneyt Toraman (Tevhid Selam davası avukatı): Davamız takipsizlik aldı. Zaten başka bir seçenek yoktu. Dosyada müvekkillerimiz hakkında tek bir suç yoktu. Bu dosya paravan olarak kullanıldı. İnsanları dinlemek için bizim dava dosyamızı kullandılar. Bu dosyanın tamamı düzmece ve sahteydi. Binlerce insanı dinlemek için paravana ihtiyaçları vardı. Bizim dosyayı kullandılar.

Adnan Bulut: F tipi basın ‘kelepçe’ diye yaygara yapıyor. F tipi polis uçağın kapısında yüzlerce kişinin önünde kelepçe taktı bana. Nereye kaçacaktım?

Barış Pehlivan: Gözaltına alınan polisler çok kişinin hayatını çaldı. Dileğim, gerçek suçlarından adil yargılanmaları ve bize ettikleri zulmü görmemeleri.

Recep Yeter: Kimse evlerinden delil vs. çıkmasını beklemiyor. Delil üretme ustalarının delil yok etmedeki ustalığını da tahmin edebilirsiniz.

(22 Temmuz 2014, 10:12), son güncel.: (23 Temmuz 2014, 13:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6120    yazdır/print


 

Gülen, darbeyi başarmak üzere

Yargı içindeki uzantılarıyla HSYK seçimlerinde oy verecek 13 bin hakim ve savcıyı ablukaya alan paralel yapı, destek alabilmek için tehdit ve şantaj kartını kullanıyor. Paralel yapı, HSYK seçimlerini alıp, kaçırdığı dosyalar üzerinden darbeye hazırlanıyor. Eğer önlem alınmazsa paralel yapılanmanın HSYK seçimlerini örtülü kadrolarıyla kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor.

18.07.2014 12:17 17 ve 25 Aralık darbe girişimleri yarım kalan paralel yapı, HSYK seçimlerini kazanarak yarım kalan yargı darbesini tamamlama planları yapıyor. Paralel yapıya yakın hakim ve savcılar, HSYK seçimi öncesi sıkı bir örgütleme çalışması başlattı. “Yarım kalan darbeyi tamamlayacağız. Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığı koltuğundan alıp hapse yollayacağız” diyen paralel yapının yargı içindeki uzantıları, kendilerinden olmayan hakim ve savcıların oyunu almak için adliye adliye gezerek, “Bize oy vermezseniz yerinizden olursunuz. Kasetleriniz ortalığa dökülür” baskısı yapıyor.

Tek gündemleri HSYK seçimi

Yargı içindeki paralel uzantıların şu günlerdeki tek gündemi Ekim ayında yapılacak olan HSYK üye seçimleri. Geçtiğimiz günlerde Yargıtay Başkanlık Kurulu seçimini kazanan paralel yapının şimdiki hedefi HSYK seçimlerini almak ve yarım kalan yargı darbesi girişimlerini tamamlamak. Uzun zamandır çalışmalar yapan paralel yapının Türkiye genelinde oy kullanacak 13 bin hakim ve savcıyı baskı baskı altına aldığı konuşuluyor.

Yargıtay’da 174 paralel üye var

Paralel yapının geçtiğimiz günlerde yapılan Yargıtay 1. Başkanlık Kurulu seçimini sosyal demokrat üyelerin desteğiyle kazandığı belirtildi. 370 kişiden oluşan Yargıtay’da yaklaşık 174 paralel yapıya yakın üye olduğu kaydedildi. Kurul seçiminde 194 oy ile seçim kazanıldığından aylardır çalışma yapan paralel yapının gerekli olan 20 oyu da YARSAV’a yakın üyelerden alarak tamamladığı öne sürüldü.

Başbakan hepimizi yok edecek

YARSAV üyelerine “Başbakan diktatör ve hepinizi yok edecek. Bize oy verin Başbakanı ve kabineyi ele geçirelim” diye oy vermeye ikna ettikleri kaydedildi. Birinci Kurul’un, hangi dairenin hangi dava dosyalarına bakacağına karar veren en kilit birim olması bu açıdan önem taşıyor.

Amaç eski dosyaları açmak

Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’ndaki bu zaferlerinin ardından rahat bir nefes alan paralel yapının buradaki hedefinin “Balyoz, Ergenekon, 17-25 Aralık, Askeri Casusluk ve KCK davalarını yeniden eski sisteme döndürmek. Çözüm sürecini baltalamak ve toplumun birçok kesimini hükümete karşı isyana teşvik etmek. Böylece oluşacak kaos ortamından istifade edilerek başta Başbakan olmak üzere toplumun birçok kesimine operasyon yapmak” olduğu öne sürüldü.

‘Taş üstünde taş kalmayacak’

Paralel yapının Yargıtay’daki bu kalesini sağlama aldıktan sonra şimdi de HSYK seçimleri için var gücüyle çalışmalarına hız verdiği öğrenildi. “HSYK seçimini aldıktan sonra taş üstünde taş bırakmayacağız” diyen paralel yapının yargı içindeki uzantılarının, “Yarım kalan darbeyi bu kez tamamlayacağız” dedikleri belirtildi. Buradaki asıl amaçlarının HSYK seçimlerinde zafer elde ettikten hemen sonra İstanbul, Konya, Afyon, Bursa, Sakarya ve Adana’da hazır beklettikleri hakim ve savcılarını derhal kritik yerlere atayarak düğmeye basıp operasyonlar yapmak olduğu belirtildi.

Kimliğini gizleyen aday olacak

HSYK seçimlerini almak için tanınan üyelerinin yerine kriptolu elemanlarını aday göstereceği belirtilen paralel yapının, böylece seçimi daha kolay almayı hedeflediği belirtildi. Milliyetçi, solcu veya tarafsız gibi görünen kriptolu üyeleriyle seçime girecek olan paralel yapının, seçimleri kazandıktan hemen sonra yarım kalan yargı darbesini bitirmek için düğmeye basacağı ifade edildi.

KENDİLERİNDEN OLMAYANA BASKI

HSYK’YI tam kontrol altına alma çalışmaları kapsamında adliye adliye gezen paralel yapıya yakın yargı mensuplarının meslektaşlarına “Başbakan diktatör. Hükümet hepinizi yok edecek. Geleceğiniz ve güvenliğiniz tehdit altında. Bize oy verin kazanın. Bunların hepsini Silivri’de yargılayacağız” diyerek kendilerinden olmayan tarafsız birçok yargı mensubuna baskı yaptıkları kaydedildi. 13 bin hakim ve savcının oy kullanacağı HSYK seçimlerinde 3 bin kişinin paralelci, 3 bin 500 kişinin tarafsız, 1700 kişinin muhafazakar, 2 bin kişinin milliyetçi ve 2 bin kişinin de sol görüşlü olduğu belirtildi.

Erdoğan’ı Köşk’ten indirme planı hazır

YARGIYI tamamen ellerine geçirdikten sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı, Cumhurbaşkanı olması halinde hakkında 7 Şubat 2012 KCK-MİT soruşturmasını bahane ederek “Vatana ihanet etmek” iddiasıyla operasyon yapıp hapse atma planı yaptıkları belirtildi. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve kabinedeki tüm çalışmaları yargı eliyle denetlemeye hazırlanan paralel yapının bu yüzden HSYK seçimlerine çok önem verdiği ifade ediliyor.

Oy verin yoksa kasetiniz çıkar

Paralel yapının HSYK seçimlerinden galip çıkmak için sol görüşlü, milliyetçi ve tarafsız olan hakim-savcıları ikna etmek için “Bize oy verin. Yoksa yerlerinizden olursunuz. Kasetleriniz ortaya çıkar” baskısı yaptığı belirtildi. Yargı mensuplarının sosyal buluşma alanı olan www.adalet.org adlı internet sitesini de örgütlenme üssü yapan paralel yapının birçok mensubunun adliyelerde oda oda gezip tehditler savurduğu ve Başbakan’a hakaretler yağdırdığı kaydedildi.

KAÇIRDIKLARI DOSYALARI KULLANACAKLAR

HSYK seçimlerinden galip gelmesi halinde paralel yapının, başta darbeci savcılar Zekeriya Öz, Muammer Akkaş, Celal Kara, Cihan Kansız, Ercan Şafak ve Fikret Seçen gibi isimleri kritik makamlara atayacağı konuşuluyor. 17-25 Aralık yargı darbesi girişimin ardından devletin bile elinde olamayan pek çok bilgi ve belgenin paralel yapı tarafından kaçırıldığı ve HSYK seçimlerinden sonra tekrar kullanılacağı öne sürüldü. (Star)

------------------------------------------------------------------------------

PENSİLVANYA HSYK’YI NEDEN İSTİYOR?

Aynı konuda Star yazarı Elif Çakır da bir yazı kaleme almış. Çakır'ın yazısı şu şekilde:

"Adı üstünde HSYK: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu sadece bir idari kurum. Ne Danıştay ne Yargıtay ne de Anayasa Mahkemesi gibi bir hukuk kurumu değil. Peki, o halde Pensilvanya neden HSYK’yı ister, ille de HSYK’ya gözünü diker?

17-25 Aralık’tan bu yana yaşadıklarımıza bakınca sanırım ‘Neden HSYK’ sorusunun cevabı daha iyi anlaşılıyor.

Ve bir şey daha... Pensilvanya’da bulunan Paralel Örgüt liderinin 1 Ağustos 2010 tarihindeki o çok konuşulan hepimize “vay be” dedirten ‘referandum değerlendirmesini’ bugünlerde bir kez daha 17-25 Aralık darbe kalkışmalarıyla birlikte okumamız gerekiyor.

Hatırlıyorsunuz değil mi? Paralel Öörgüt lideri “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda ‘EVET’ oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da... Ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır” açıklamaları yaparken;

Paralel Örgüt’ün medyasında Türkiye’nin demokrasi rayına oturabilmesi için mevcut HSYK yapısının değişmesi gerektiğine dair haberler, analiz-yorumlar yayınlanıyordu.

Paralel Örgüt’ün tüm kurumları maddi ve manevi olarak referandumun destekçileriydiler; ‘Hocaefendileri’nin ‘gerekirse mezarlarından kaldırın ve oy kullandırın’ talimatını yerine getiremeseler de, yurt dışında yaşayanların Türkiye’ye gelip ‘EVET’ oyu kullanabilmelerini sağlamak için günü birlik uçaklar kaldırdılar...

Dahası deyim yerindeyse medyalarının ülke genelindeki tüm bürolarını ve temsilcilerini AK Parti’nin emrine amade kıldılar, parti teşkilatlarının sahaya çıkmasına gerek dahi kalmayacak bir gönüllülükle çalıştılar.

Allah’ım bu nasıl bir samimiyetti, bu nasıl bir darbe karşıtlıydı, nasıl da coşkuyla vesayetçi geçmişle hesaplaşılsın istiyorlardı!

Oysa şimdi anlaşılıyor ki, referandum bahane HSYK yapılanması şahaneymiş. “EVET” demeyen kimse kalmasın diye yurt dışından kaldırılan ücretsiz uçaklar ne milletin hayrı için ne de Başbakan Erdoğan’ın kara kaşı, kara gözü içinmiş!

Ne diyordu Pensilvanya “Bu pakette milletin istikbali adına çok önemli düzenlemeler var.”

“Millet”ten neyin kastedildiğini anladınız değil mi? Paralel yapılanmanın istikbaliymiş kastedilen...

Peki, neden HSYK? Ya da HSYK neden bu kadar önemli?

Tane tane anlatalım ki daha iyi anlaşılsın.

- Türkiye’de 13 bin hakim ve savcı var ve bütün bu hakim ve savcıların nereye tayin olacaklarının (Zekeriya Öz nerede olmalı, Fikret Seçen’i nereye vermek lazım gibi) kararını HSYK veriyor.

- Hangi hâkimin hangi mahkemede çalışacağına, hangi savcının yine hangi şehirde başsavcı mı, başsavcı vekili mi olacağına yine HSYK karar veriyor. (HSYK’nın 1. Dairesi)

- Hakimlerin idari yönden üstü sayılan ve tek kişisi olan Adalet Komisyonu Başkanı ve üyesini de HSYK atıyor.

Adalet Komisyonu Başkanı fonksiyonu nedir?

Bir hakim izne ayrıldığında ya da bir hakim rapor aldığında yerine geçici olarak hangi hakimin yetkilendirileceğine Adalet Komisyonu Başkanı karar veriyor.

Sormaya devam edelim. Peki “geçici yetkiliyle görevlendirilen bir hakim” ne yapabilir? Çok şey.

Dursun Çiçek’in tutuklanmasını hatırlayın ya da Ergenekon, Balyoz, KCK, Şike Davası’ndaki tutuklanma süreçlerine ve hangi mahkemelerin ve hangi hakimlerin tutuklanma kararı verdiğine baktığınızda karşımıza hep ‘nöbetçi mahkemece ve hakim’ tarafından tutuklandığı gerçeği çıkıyor. Tüm tutuklamaların nöbetçi mahkeme ve izne ayrılmış bir hakimin yerine geçici olarak görevlendirilen bir hakim tarafından yapılması bir tesadüf olabilir mi?

Paralel Örgüt tüm kararlarını izne çıkan (zorunlu olarak izne çıkması istenen) hakimin yerine geçici görevle yetkilendirilen hakimlere aldırdı ve aldırmaya devam ediyor.

En son Yeni Şafak gazetesi Adana’daki yasa dışı dinlemelerden sorumlu tutulan 6 polisin, nöbetçi mahkeme ve hakimce bırakılacağına dair mahkeme oyunlarını deşifre eden haber yapması üzerine neler yaşandığı ortada. Hakim sadece “gazeteye bomba atılsın” demedi. Girin internete ve ‘Tutun şu savcıyı” haberini arayın bir medya kuruluşunun yargı eliyle nasıl linç edilmek istendiğini görün.

- Bu tür organizasyonları ve tüm bu organize işleri HSYK yapıyor yani operasyonun merkezi HSYK’dır. (HSYK içindeki Pensilvanya’nın teknik nakavt tekniği uzmanları diğer arkadaşları kandırmaya devam etsinler.)

- Devleti ve toplumu ilgilendiren stratejik davaların gittiği ve verdiği kararlarla devletin işleyişini ve hükümetin icraatlarını çok ciddi şekilde etkileyerek hükümeti çalışamaz hale getirme gücünü elinde bulunduran kurum Yargıtay’ın üyelerini de HSYK atıyor.

- Yine hükümetin idari yönden yapmış olduğu çok büyük ölçekteki bir takım icraatlarını, politikalarına sık sık verdiği ‘yürütmeyi durdurma’ kararlarıyla hükümeti adeta çalışamaz hale getiren İdari Yargı ve Danıştay’ın üyelerini de HSYK atıyor. (TEOG ve SBS konusundaki verdiği kararların üzerinde henüz dumanlar tütüyor.)

- Aynı zamanda bütün hakimlerin ve savcıların suçlarıyla ilgili idari ve soruşturma kararlarını veren merci yine HSYK. Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Sedat Sami Haşıloğlu, Hasan Hüseyin Özese’yle ilgili HSYK’ya yapılan bütün suç duyuruları nasıl sümenaltı edilerek haklarında adli ve idari soruşturmaların engellenmesinin başka bir izahı olabilir mi?

Ya da şunu soralım Savcı Muammer Akkaş HSYK’daki ağabeylerine güvenmeseydi Çağlayan Adliyesi’nin önünde elinde bildiri dağıtabilir miydi? Peki Muammer Akkaş’ın bildiri dağıtmasına sahip çıkan HSYK bunu hangi hukuki çerçevede açıklayabiliyor?

- Paralel Örgüt’ün lehine çıkabilecek kararların alınmasına olanak sağlayan yine HSYK’nın yaptığı atamalardır.

- Yargıtay’da geçen hafta yapılan Başkanlık Kurulu seçimlerinin Pensilvanya lehine sonuçlanarak 20 üyenin tamamının silme paralel örgütten seçilmesi, 2010 referandumu sonrasında HSYK 1. Daire Başkanı’nın yargıdaki tüm kilit noktalara paralel örgütün adamlarını yerleştirmesinin bir sonucudur.

- Ankara’da Yargıtay ve Danıştay içindeki adli kaynaklarım, 2010 yılındaki referandumdan sonra yapısı değişen HSYK’nın en büyük ve ilk vahim icraatının 160 hakim ve savcıyı Yargıtay üyesi yapmak olduğunu söylüyorlar.

- Yine Ankara ve İstanbul’daki adli kaynaklarım, 13 bin hakim savcı olduğunu, bunun 2000’inin sosyal demokrat olduğunu, 2000’inin milliyetçi, 1700’ünün muhafazakar-dindar, 3000 kadar ortada isim olduğunu geri kalanın ise kemiksiz Pensilvanya’nın adamları olduğunu söylüyorlar.

Peki, ne olacak, neler oluyor?

Paralel Örgüt, Eylül-Ekim’de yapılacak HSYK seçimlerine Yarsav ve Yargısen’le ittifakla girecek. Paralel Örgüt bilinen ve adı çıkan üyelerini aday göstermeyecekler, bunun yerine sosyal demokrat olarak bilinen ancak kendi kamuflaj olmuş adaylarıyla girecekler.

Adli kaynaklarım Pensilvanya’nın elinde savcı ve hakimlerin kaset, ses kayıtlarının olduğunu ve gizli görüşmelerle şantaj yaparak zorunlu yanlarına çektiklerini iddia ediyorlar.

HSYK seçimleri için karargah olarak, hakimlerin, savcıların ve kaymakamların gerçek kimlik ve bilgileriyle üye oldukları, şifreli sistemle çalışan adalet.org isimli internet sitesini kullandıklarını söylüyorlar. Aday anketlerinin yapıldığı sitede Yargıda Birlik Platformu’nun üyelerini de haberleri olmaksızın aday olarak gösterip, oylatarak, Yargıda Birlik Platformu’nda güven zedelemesi yapılarak, aday gösterilen kişilerin paralel örgüt üyesi olduğu algısını oluşturmaya çalışıyorlar.

Korkunç değil mi? Evet, korkunç. “Peki, ne yapmak gerekiyor?” soruma adli kaynaklarımın verdikleri cevap “Ya HSYK seçimlerinin önlenmesi lazım, ya da acilen RTÜK modeliyle bir seçim yaptırılması gerekiyor!”

Velhasıl boşuna değil Bolu’ya atanan ‘süper savcı’ Zekeriya Öz’ün yeni makamına, yeni görev yerine alışamaması! Ve boşuna twitter hesabından “Sonu Saddam gibi Kaddafi gibi olacak” mesajlarıyla meydan okurcasına Başbakan Erdoğan’a ölüm tehdidi savurması.

HSYK içindeki paralel örgütün adamları temizlenmediği sürece Zekeriya Öz daha çok tehditler savurur... HSYK paralel örgütten temizlenmediği sürece, vatana ihanetten yargılanması gereken Pensilvanya’dan talimat alan savcılar daha çok devlete meydan okumaya... Ekrem Dumanlı ağabeyleri de utanmadan ‘cadı avı yapıyorlar’ yazıları yazmaya devam eder...

Sesimiz geliyor değil mi, duyuyorsunuz değil mi neler olup bittiğini eyy Adalet Bakanlığı ve müsteşarlığı... HSYK... HSYK... HSYK..." (Elif Çakır / Star)

------------------------------------------------------------------------------

YARGITAY 4 YILLIĞINA PARALEL YAPIYA GEÇTİ

Konuyla ilgili bir başka açıklama da Sabah yazarı Sevilay Yükselir'den geldi. A Haber'de Nihan Günay'ın sunduğu Medya Dünyası'nın konuğu olan Sabah Gazetesi Yazarı Sevilay Yükselir, 'Paralel Yapı'nın Yargıtay'ı ele geçirmesinin ardından, HSYK seçimlerine dikkat çekti.

HSYK SEÇİMİ KAYBEDİLİRSE KÖŞK'Ü KİMİN KAZANACAĞININ BİR ÖNEMİ YOK

Memleketin bekası için, önümüzdeki kritik seçim Cumhurbaşkanlığı seçimi değil, HSYK seçimidir. Yani hala sakalsız ve çetesinin elinde olan yargıyı temizleme seçimidir. Eğer bu memleket o seçimi kaybederse, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda Erdoğan oturuyormuş, İhsanoğlu oturuyormuş, Demirtaş oturuyormuş hiçbir önemi yok. Çünkü bu yargı, bu çeteden temizlenmezse, ne Cumhurbaşkanı sağlıklı bir biçimde orada oturabilir, ne ben burada sağlıklı biçimde gazetecilik yapabilirim. Bunları insanların idrak etmesi gerekiyor.

YARGITAY 4 YILLIĞINA 'PARALEL YAPI'NIN ELİNDE

Benim meselem Cumhurbaşkanlığını kimin alacağı değildir artık. Benim meselem, yargıdan bu sakalsız ve çetesini kurtarma meselesidir. Haftalar önce yazdım, babamın vefatı nedeniyle ilgilenemedim gündemle, kendi derdime düştüm. Pazartesi itibariyle hayata dönünce, bir baktım ki, Yargıtay gitmiş. Yargıtay 'Paralel'lerin eline geçmiş tekrar. Bir grup savcı ve yargıçla Çağlayan Adliyesi'ndeydim. Yargıtay, 'Paralel'lere 20 – 0 gitmiş. Korkunç. Şu anda Yargıtay, 4 yıllığına tamamen 'Paralel Yapı'nın eline geçmiş durumda.

BAŞBAKAN'IN YANLIŞ YÖNLENDİRİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Hükümet, Yargıtay'ın yapısını değiştirmeye gitti. Başbakan'ın da çoğu zaman yanlış yönlendirildiğini düşünüyorum. 'Paralel'cileri bir biçimde devre dışı bırakmak için Yargıtay'ın yapısını değiştiriyorsun. Fakat insanın bir öngörüsü vardır. Bunu yapacağım derken neden rakamları daha doğru hesaplamazsın veya geleceği daha önceden göremezsin?

KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARTTILAR

Paralel mücadelede Sayın Kemal İpek'in çok dikkatli, titiz ve kararlı olduğunu biliyorum ama bunlar yetmiyor. Aynı zamanda öngörülü de olmak lazım. Yargıtay'ın yapısını değiştirecek kanun tasarısını getiriyorsun, torba yasaya koyuyorsun, kaş yapayım derken göz çıkartıyorsun. Yargıtay'ı tamamen 'Paralel'cilerin kontrolüne veriyorsun. Bu affedilemez bir suçtur. Geri dönüşü yok, 4 yıl gitti artık orası.

(18 Temmuz 2014, 12:17)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6110    yazdır/print


 

Balyoz savcısından haklı tepki

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 'Balyoz Darbe Planı' davasında duruşma savcısı olarak görev yapan Hüseyin Kaplan, Balyoz davası ile ilgili son dönemde gündeme gelen 'kumpas' iddialarına tepki gösterdi. Delillerin net, yargılamanın açık olduğunu dile getiren Kaplan, mahkemeye karşı büyük bir haksızlık ve saygısızlık yapıldığını savundu.. Savcı Kaplan'ın haklılığını gösteren çok fazla somut bulgu mevcut. Ancak bugünlerde her taşın altında kumpas arayanlar, varlığı açık olan darbe girişimlerinin yok sayılmasını bekliyor.

01.07.2014 13:40 İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "Balyoz Planı" davasına giren Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Kaplan, Balyoz davası ile ilgili son dönemde gündeme gelen "kumpas" iddialarına cevap veren bir açıklama yaptı. Kaplan'ın hukukçuların kullandığı adalet.org üzerinden yapılan açıklamada "AYM kararına saygı duyduğunun" altını çizerken, davaların görüldüğü dönemde sanık avukatlarının deliller karşısında savunma yapamayacak hale gelerek salonu terk ettikleri anlatıldı.

Açıklamada, "Keşke AYM'nin sayın üyelerinin en azından gerekçeli kararı okuyabilecek zaman ve imkanları olsaydı, bu durumda iptale konu her iki hususun da yargılama safhasında karşılandığını göreceklerdi" denildi.

Kaplan, AYM kararıyla birlikte basında yer alan ve sanıklar tarafından dile getirilen iddialarla ilgili ise, "bu aşamadan sonra dava hukuki zeminden çıkıp siyasi bir hesaplaşma konusu haline gelmiştir. Yapılan yeniden yargılamada sanıklar hakkında ne karar verilirse verilsin yapılan darbeye teşebbüs “yaşanmamış sayılamayacaktır" dedi.

'Sanıklar tehdit içerikli sözler sarf etti'

Kaplan ayrıca sanıkların yargılama aşamasında ve sonrasındaki tehdit içerikli sözler sarf ettiğini belirterek, haklarında koruma kararının da alındığını hatırlattı ve şunu dile getirdi: "Duruşmada ve cezaevi çıkışı atıp tutanlar artık serbestsiniz, kahramanlıklarınızı bekliyorum."

Kaplan'ın açıklamasının tam metni şu şekilde:

"AYM.nin Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen kararı sonrası herkes bir şey söylüyor. Hakaretler, tehditler havada uçuşuyor. Kısa yazıda tüm söylenenlere cevap vermek mümkün olmadığı gibi, gerek olduğunu da düşünmüyorum. Fakat çok söylenen bir iki noktada kısa izahat vermek gerektiğini de düşünüyorum.

Öncelikli olarak Türk Hukuk Sistemi içerisinde bulunan bir kişi olarak aşamalı verilen yargı kararlarının “doğru-yanlış” kavramı içerisinde sınırlandırılma yapılamayacağını, her aşamadaki karara saygı duyulması gerektiği kanaatindeyim.

Şöyle ki, bir dosya ile ilgili olarak tutuklamaya sevk edilen bir şüphelinin ilgili Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanması ve bir aşamada Asliye Ceza Mahkemesince tahliye kararı verilmesinin hukukumuzun içerisindeki kontrol mekanizmalarının çalışması olarak görüp, her iki karara da saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum. Bunun için aşağıda yazacağım itirazlara rağmen AYM'nin kararına da saygı duymaktayım.

Fakat bu karar sonrası dava sanıklarının kamuoyunu etkileme gücü ile siyasi konjöktürün birleştiği ve sanki söz konusu dosyanın Cumhuriyet Savcılığına sunulmadan önceki hazırlık, Cumhuriyet Savcılığı aşaması, dava açılması ve yargılama ile Yargıtay Başsavcılığının incelemesi ve nihayetinde ilgili Yargıtay Dairesince temyiz incelemesinin yapılması sırasında emeği geçen Emniyet görevlisi, Hakim ve Savcıların birlikte kötü niyetle hareket ederek, medyatik tabiri ile “kumpas” kurulduğu algısı oluşturulmak istenmektedir.

Dava öncesi ve sonrasında çok güçlü bir medya desteği ile olayın tamamen sahte delillerle başlatıldığı, haksız bir soruşturma yürütüldüğü algısı zihinlere yerleştirilmiş, bir kısım insanların da muhtevası oldukça fazla olan ve zaten incelemenin belli bir uzmanlık gerektirdiği dosyadan hakikatleri öğrenmesi mümkün olmamıştır. Bu sebeple herkes kendi siyasi, fikri, kişisel düşüncelerine göre tartışarak sonuç çıkarmıştır. Halbuki özünde siyasi bir yapıya yönelik eylem olsa da, soruşturma başladığı andan itibaren hukuki zeminde kalmak gerektiği açıktır.

Söz konusu davada kapatılan 10. Ağır Ceza Mahkemesinde değişik tarihlerde açılan üç ayrı iddianame ile toplam 365 sanığın yargılanmıştır. Duruşmalar Silivri'de bu nitelikte davalar için hazırlanmış özel salonda yapılmıştır. Duruşma esnasında tutanak yazdırılmamış, tüm konuşmalar görüntülü ve sesli olarak kayda alınmış, daha sonra ilgili katiplerce daktilo edilmiş, bundan sonra da görüntü ile metinler Mahkeme Hakimlerince kontrol edilerek tutanak haline getirilmiştir. Yani duruşmalar TBMM'de yapılan görüşmeler gibi her isteyen sanık ve müdafiinin istediği kadar zaman sınırına bağlı olmadan kendini ifade edebilmelerine imkan tanımıştır. CMK.da belirtilen hakların tamamını sanıkların tamamı sonuna kadar kullanmıştır. Duruşmaların her anı sesli ve görüntülü kayıt altındadır. Taraflar o kadar çok konuşma yapmıştır ki belli bir süre sonra tekrara düşmeye başlamışlar, deliller karşısında savunacakları bir husus kalmayınca müdafiiler duruşmaları terketmişlerdir. Bu safhada sanıkları ve müdafiileri bir çok defa Mahkeme heyeti ve Savcılığı, soruşturma yapan polis müdürlerini ismen belirterek tehdit ve hakaret etmekten çekinmemişlerdir. Nitekim bir çok sanık hakkında suç duyurusu yapılmıştır. Türkiye'de ve dünyada emsali olmayacak şekilde taraflar kendilerini ifade etmişler, bilgisayar slaytları eşliğinde savunmalarını özgür bir ortamda yapmışlardır.

Nitekim yargılama devam ederken AİHM'ne değişik sebeplerle müracaat edilmiş fakat adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği karara bağlanmıştır.

AYM.nin kararına gelince taraf olarak yanlış olabileceği düşüncesine sahip olmakla birlikte, belirtilen iki husustaki görüşlerimi kısaca belirteceğim.

Birinci olarak tanıklar Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman'ın dinlenilmemesi

Duruşmalar esnasında bir çok tanık yanında dönemin Genel Kurmay 2.Başkanı Yaşar Büyükanıt ve K.K.K.Kurmay Başkanı İlker Başbuğ tanık olarak dinlenmiştir. Her ikisi döneminde birinci ordu ile ilgili yapılan tüm yazışmaları ve sözlü mülakatları ilgili komutan adına gerçekleştiren kişilerdir. Sanıkların savunmalarında belirttikleri tüm hususları duruşma salonunda açıklığa kavuşturmuşlardır. Ayrıca sanıkların talep ettiği veya duruşma salonunda hazır ettiği bir çok tanık da dinlenildikten sonra tarafların yargılamayı uzatmak amacıyla yüzlerce kişiyi içeren ilgisiz tanık talepleri CMK.206/2-c,d maddeleri gereği reddedilmiştir. Buna rağmen “Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman da dinlenemez miydi?” diye düşündüğümüzde, kişilerin haklı olabileceği fakat verilen karar açısından hiç bir değişiklik olmayacağı açıktır.

İkinci olarak, dijital veriler ile ilgili olarak yargılama safhasında tarafların itirazlarını karşılayacak bir çok bilirkişi raporu alınmış, itiraz konusu tüm hususlar bilirkişilere teferruatlı olarak sorulmuştur. Nitekim AYM Başkanı Sayın Haşim Kılıç'ın Taha Akyol'a vermiş olduğu mülakatta dosyada Mahkemenin dört ayrı bilirkişi raporu aldığı, ilaveten sanıkların bir çok özel mütalaayı dosyaya ibraz ettiği belirtilmektedir. Bu bile Mahkemeye kanaat getirecek kadar bilirkişi raporu alındığının göstergesidir. Tarafların aleyhe olan raporları kabul etmemesi karşısında yüzlerce bilirkişi raporu alınsa da, aynı itirazları sürdürecekleri kesindir. Duruşma sırasında açıklığa kavuşan en basit konularda bile gazete ve televizyonlarda gerçeğe aykırı beyanlar verilmesi bunun delilidir. Gerekçeli kararın dijital verilerle ilgili kısımları okunabilse delillerin kamuoyunda ne kadar çarpıtıldığı anlaşılabilecektir. Fakat insanların buna imkanı olmadığından ve hakikatleri bilenlerin medya ile bilgilendirme yapması mümkün olmadığından yukarıda belirtildiği şekilde algı operasyonu devam etmektedir.

Dosyanın iddianameleri, diğer belgeleri ve sadece gerekçeli kararı dikkate alındığında kısa bir sürede değerlendirme yapılması mümkün değildir. Keşke AYM.nin Sayın üyelerinin en azından gerekçeli kararı okuyabilecek zaman ve imkanları olsaydı, bu durumda iptale konu her iki hususun da yargılama safhasında karşılandığını göreceklerdi.

Sonuç olarak:

1-Ülkemizde güçlü olanlar suç işlediklerinde hesap vermeyeceklerini düşündüklerinden, haklarında delil bulmak zor olmamaktadır. Bu dosyada olduğu gibi kişiler pervasızca ihtilal planlarını bir seminerde görüşüp kayda almışlardır. Yakalandıklarında da adet olduğu üzere “yavuz hırsız” olarak kendilerini yakalayanları sorgulamakta, deliller uyduruldu diye bahaneler üretmektedirler.

2-Bu aşamadan sonra dava hukuki zeminden çıkıp siyasi bir hesaplaşma konusu haline gelmiştir. Yapılan yeniden yargılamada sanıklar hakkında ne karar verilirse verilsin yapılan darbeye teşebbüs “yaşanmamış sayılamayacaktır”.

3-Suça ait bir delilin değerlendirilmesi kişilere göre değişmektedir. Dönemin K.K.K.Komutanı Aytaç Yalman, Milliyet gazetesine vermiş olduğu mülakatta seminere ilişkin yapılan eylemin “disiplin suçu” olduğunu beyan etmiştir. Bir dönem askeri darbelerin “görev” olarak yapıldığını düşünürsek disiplin suçu olarak değerlendirmek bile darbeye teşebbüsün itirafı gibidir. Çünkü hukukçular onların disiplin suçu gördüğü eylemi diğer delillerle birleştirince farklı değerlendirebilir.

4-Hukukçu olarak bu davanın her safhasında çok titiz bir çalışma yapıldığına şahit oldum. Dosya incelense “müzahir” listelerde üç bine yakın ismin olduğu görülecektir. Bu kişiler titizlikle incelenmiş, haklarında başka delil olmayanlara ek takipsizlik kararı verilmiştir. Dijital belgeler üzerinde, taraflar kabul etmese bile, defalarca bilirkişi raporu alınmış fakat yeniden yargılanma safhasında iddianame, duruşma tutanakları veya en azından Mahkemenin gerekçeli kararı gereğince okunmadan raportör ve Mahkeme kararı verilmiştir.

5-Şunun farkındayım ki, ben ne yazarsam belli bir kısım kişiler buna inanmayacaktır. Hatta tüm duruşma safhalarında ve verilen AYM kararı sonrasında olduğu gibi hakaretlere ve tehditlere maruz kalacağım. Televizyon programları ve internet vasıtasıyla bir çok tehdit ve hakaret içeren sözler işiteceğim. Ben ve arkadaşlarım adına işimizi doğru yaptığımdan emin olduğum için içim çok rahat. Tehditler mi, tehdit edenlerin bize yönelik çok bir şey yapamayacaklarını düşünmüyorum. Zira bir hafta önce İçişleri Bakanlığınca ben ve heyette bulunan Hakim Savcılar hakkında, İstanbul Valiliğinin vermiş olduğu korumalar kaldırıldı. Tehlike olsaydı kaldırılmazdı. Buna rağmen duruşmada ve cezaevi çıkışı atıp tutanlar artık serbestsiniz, kahramanlıklarınızı bekliyorum.

Hüseyin KAPLAN, İstanbul Cumhuriyet Savcısı, İstanbul Avrupa Adliyesi"

KUMPAS CAMBAZLARI DEVREDE

Balyoz savcısı Kaplan'ın açıklaması bu şekilde. Sözlerine ve tepkisine katılıyoruz. 23 Haziran 2014 tarihinde  'Kumpas'la doğan kahramanlar' (1) başlığıyla kaleme aldığımız haberimizde görüşlerimizi geniş ve açık şekilde aktarmıştık. Yine tekrar etmek istiyoruz ki, kanaatimizce Ergenekon ve Balyoz mahkemeleri yargılamaları hakkıyla yapmıştır. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, yargılama sürecini, o süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz, sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız, hatta delillerle ilgili tartışmalara dair ayrı bir sayfa ayırdığımız (2) için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: O şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar şeffaf yargılama bu davalarda yapılmıştır.

Sanıklar tarafından yargılama süreçlerinde adeta kabul edilinceye kadar yeni bilirkişi raporları istendi sürekli. Dijital delillerin delil olmaktan çıkarılması gibi tüm dünya hukuk çevrelerinin güleceği, uygulanması halinde davaların çökeceği saçma öneriler ciddi ciddi duruşmalarda dile getirildi. Sanıklar yüzlerce tanık dinletme talebinde bulundu. Bu taleplerin kabul edilmesi halinde davanın kaç yıl daha uzayacağı duruşmalarda matematiksel olarak ortaya kondu. Bir taraftan mahkeme davayı çabucak sonuçlandırmaya çalışıyor, delilleri tam değerlendirmeden davayı örtbas etmeye çalışıyor gibi ya da benzeri itirazlar yapıldı, mahkeme suçlandı. Diğer taraftan yüzlerce tanık dinletme ve yeni bilirkişi raporu alma,, reddi hakim ve benzeri taleplerle dava uzatılmaya çalışıldı. Davaya katkı değil engel olma çabaları o dereceye vardı ki, sanık avukatları duruşmaları boykot ederek davayı kilitlemeye çalıştı. Hatta mahkeme salonunu basma ve sanıkları kaçırma girişimleri dahi yaşandı.

Evet tüm bunlar yaşandı. İtalya'da yıllarca süren Gladio davasında daha sert bir yargılama yaşandığı halde bu görmezden gelinmeye çalışıldı. Balyoz ve Ergenekon sanıklarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) defalarca yaptığı; hak ihlalleri olduğu, delillerin sahte olduğu gibi konu taşıyan başvurular hep reddedildi. Mahkeme, tutuklama gerekçeleri ve süre uzunluğunun makul olduğuna, delillerin sahte olmadığına dair karar verdi. AİHM sanıklara ret kararları verdi. Defalarca. Ama bu görmezden gelindi bu çevrelerde.

-Darbe ile devrilemeyen Meclis'i bir başka devirme yolu-

Paralel yapının kumpas kurduğu şüphesini kullanan çevreler darbe sanıklarını adeta bir kahraman haline getirmeye çalışıyor. Zannedersiniz ki, karşımızda masum melekler var!.. Nasıl olsa günah keçisi de var: Paralelciler.. Birileri gözümüzün içine baka baka darbe girişimlerini olmamış saymamızı bekliyor. Hatta daha da ileri gidiliyor ve Meclis'in bu davalarda yargılanan sanıklara iadei itibar getirmesi isteniyor. Çok acayip, tuhaf ve alaycı bir girişim.. Devrilmesi başarılamayan Meclis'in çıkardığı kanunla tahliye olunmuşken, iadei itibar kararı aldırılarak Meclis bir başka açıdan devrilmek isteniyor.

Evet, paralel yapının varlığı çok sayıda somut delille ortaya çıkmış bulunuyor. Bu yapının kumpas merakı ve yeteneği de.. Cemaat tabanlı bu yapının kumpaslardan ne kadar iyi anladığı ve bu işle haşır neşir olduğu, Başbakan ve AK Parti hükümetine yönelik 7 Şubat ve 17 Aralık sivil darbe süreçlerindeki somut delillerle ortaya çıktı. Ancak bu durum Ergenekon ve benzeri yapılanmalar ile darbe gerçeğini de değiştiremez. Her zaman şunu savunduk. AK Parti bugün var, ama belki yarın belki başka bir gelecekte olmayacak. Türkiye ise her zaman var olacak. İnsanların tipini, görüşünü vesair özelliklerini sevmeyebilirsiniz. Ancak bu onlara haksızlık yapmanızı, kumpas kurmanızı gerektirmez. Bu zulümdür, günahtır, kul hakkıdır. Dinen asla kabul edilemez. Biz her zaman bu görüşteyiz. Bu nedenle darbeye karşı olduğumuz kadar kumpasa da karşıyız. Masum insanları kumpasla cezaevlerine atmak, hatta adlarını bile lekelemek alçaklıktır. Asla kabul edilemez. Sanıkların sadece aleyhlerine değil lehlerine olan deliller de dikkate alınsın. Hep bunu savunduk. Ancak kumpasa bu şekilde karşıyız diye darbecileri gözden kaçıracak ve onları masum melekler ilan edecek de değiliz. Kim darbe girişimine kalkıştıysa erkek gibi ardında dursun. Paşa paşa cezaevinde yatması gerekiyorsa yatsın. Ağlayıp durmasın... İşte bunlar bizim görüşlerimiz.

Dikkat edilirse son dönemde her taşın altında kumpas aranır hale gelindi. Elde somut delil olmadan kestirmeden paralel yapı suçlanıyor. Örneğin Hanefi Avcı'nın bazı dedikleri doğru çıktı diye her dediği doğru kabul ediliyor. Sözü kimin söylediğine değil ne dediğine bakılmalı. Somut bulgular var mı diye bakılmalı. Geçmişte de bugün de bunun tersi yapılıyor. Oysa ne ifrat ne tefrit durumu olmamalı. Birisini suçlarken elde somut delil, bulgu olmalı. 'Kumpas'la doğan kahramanlar' (1), 'TÜBİTAK: Deliller sahte değil' (3) ve ''Kumpasa bak' cambazlığı zirvede' (4) başlıklı haberlerimizde bu durumu geniş olarak ele almaya çalışmıştık. Daha önce yerden yere vurulan sanık ve çevrelerine şimdi tam tersi bir muamele yapılıyor. Kahraman olarak görülen bu kişilerin her dedikleri doğru kabul ediliyor. Tam bir ifrat ve tefrit durumu söz konusu yani.

Bu durum Ergenekon ve Balyoz'dan sonra son olarak Zirve davasında da gözlendi. Vahşice öldürülen 3 kişiye olan oldu ve de yakınlarına. Maktullerden birisinin annesi duruşmada 'katilleri nasıl serbest bırakırsınız' diye feryat etti. Duyan yok. Son dönemde yaşanan siyasi gelişmeleri fırsat bilen sanıklar duruşmada 'cemaat kumpası' iddiasının arkasına sığındı ve mahkeme salonunda saldırgan tavırlar sergiledi. 'Cambaza bak' deyiminin yerini 'kumpasa bak' aldı. Evet, doğrudur. Paralel yapının kumpasçılığı giderek açığa çıkıyor. Ama her taşın altında bu var diyenlere de dikkat edilmeli. 'Kumpasa bak' deyip cinayetlerini gözlerden kaçırmaya çalışanlar da gözlerden kaçırılmamalı. Bu itibarla, Balyoz savcısı Hüseyin Kaplan'ın açıklamalarının doğru olduğuna inandığımızı belirtmek istiyoruz. Yanlışlıklar varsa bunlar ilerleyen süreçlerde ortaya çıkacaktır. Ancak somut bulgular göstermeden, genel kabuller yaparak savcı ve hakimlerin karalanmasına karşı olduğumuzu da dile getirmek istiyoruz. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6049
(2) Kontrgerilla.com/yazilar/delil_tartismalari.asp
(3) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6053
(4) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6060

(01 Temmuz 2014, 13:40)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?


BALYOZ PLANI VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Balyoz'da 230 tahliye ve yeniden yargılama kararı

AYM: Balyoz'da hak ihlali var

Balyoz:Yeniden yargılamaya 2.ret

Balyoz´da 237 ceza kesinleşti

Bir Balyoz da AYM´den

Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı

Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe

Tutuklu askerlerden bildiri

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap


TIR davasında reddihakime ret

Özal davasına paralel gölge

Avcı, paralel yapıyı anlattı

İleride gerekir diye dinlediler

Paralel yapının vaiz yalanı çıktı

TIR davasına paralel kıskaç

Paralel kurul direniyor

'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede

TIR davası CHP skandalıyla başladı

Savcı, beyin takımının peşinde

Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı

Paralel tutukluluk itirazına ret

Paralel kulağa 5 tutuklama

Zirve'de 94. duruşma

TÜBİTAK: Deliller sahte değil

Gülen'e derin inceleme başlatıldı

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Kumpas'la doğan kahramanlar

Avcı paralel yapıyı uyardı

Paralel müdürlere soruşturma

Paralel savcısı böcek sorgusunda

Böcekler Emniyet İstihbarat'ın

Gülen'e pasaport şoku

Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi

Cihaner 5. kez zorla getirilecek

Azerbaycan o okulları kapattı

TÜBİTAK ablukasına soruşturma

Flaş!!! Paralel kulağa baskın

9 paralel polis itirafçı oldu

Twitter, Redhack'i kapattı

Gülen kararlarında aynı hakim

4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği

Gülen okullarına FBI baskını

Bir tevil de paralel kuruldan

Teoman'a istifa tepkisi

Paralel de otoritesi de sarsıldı

TÜBİTAK'ta paralel temizlik

HSYK kararnamesi: 2224 atama

HSYK'da şok: 17 Aralık istifası

Paralel telekulağa 2 dava daha

Bu da paralel yolsuzluk

Gülen'in açtığı davalara ret

Paralel kuruldan intikam hazırlığı

Gaz sıkma emri de o amirden

Çadır yakmada paralel şüphe

Paralel arkadaş bu ne telaş

İşte yok denilen dinleme belgeleri

Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj

Bağış montajında şok ayrıntı

Paralel'in belalıları göreve geldi

Paralel'in fezleke yalanı çıktı

İddia kolay, delil bulmak zor!

Katılım olmadı, Gezi paydos!

Flaş!!! TİB'e baskın

Gülen'in iade süreci başladı

Paralel'e yurtdışı darbesi

700 kişilik dinleme listesi

Gülen soruşturması büyüyor

Telekulağın hedefi milli projeler

Paralel'i bitirecek toplantı

Açık baskına gizli dava

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi

Cemaatin Türkiye ve CIA imamı

Mavi Marmara'da yakalama kararı

Okmeydanı'na operasyon

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

Garih dosyası tekrar açıldı

Sakarya'da telekulak depremi

Spiegel Kazim nereye gitti?

F-tipi polise liste darbesi

Telekulak iddianamesi sitemizde

TIR iddianamesi kabul edildi

Bırakın acımızı yaşayalım

İşte 2. Yassıada fezlekesi

Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı

Jandarma'da 60 paralel subay

Gülen ABD'lileri rahatsız etti

Yassıada planına one minute

Flaş!!! Vesayete One Minute!

Paralel yapının GATA imamı

TIR casuslarına 13 müebbet

Gülen görüntüleri şaşırtmadı

Paralel kulağa ilk dava açıldı

Hakim: Paralel devri kapandı

Mahkemeden e-sansür

Bu akşam Gülen depremi var

Paralel'in Diyarbakır inine girildi

17 Aralık savcılarına çifte şok

Böcekçiler Ankara'dan

Gülen'e 3 soruşturma daha

TİB'deki casusluğa soruşturma

Hakimleri sehven dinlemişler!

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

Gülen´e şok: İade hazırlığı

Gülen´in şikayetine takipsizlik

Haşim Bey, işte kanıtlar

İşte Paralel İstanbul imamı

Darbe fezlekesi ortaya çıktı

Paralel Redhack ve tesadüfler(!)

Paralel temizlik çetesi aranıyor

Paralel yapıya askeri soruşturma

Amiral: Şantaj Pensilvanya´dan

Savcı: Paralel kulaklar mandacı

Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava

Dicle Üniversitesi paralel üs

Paralel tahliye şüphesi güçlendi

Paralel polisler böyle seçilmiş

Hakim: Örgüt de sabit, suç da

Dışişlerini aynı merkez dinlemiş

Erdoğan: Tahliyeler paralel

Organize karartmaya baskın

Paralel nöbetçi hakim bekleniyor

Şok tanık: Paralel GATA!

Paralel kulaklardan ilk itiraflar

TIR olayı: 7 asker ifade verdi

Paralel ihanet mektupları

Paralel yapıya 6 tutuklama

Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı

TIR olayında 2 gözaltı daha

Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama

Başbakan: Yerle yeksan olacaklar

Köstebek yakalandı iddiası

Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı

Zaman da TIR baskınında

Rusya´dan cemaat raporu

Emre Uslu da kaçtı

Paralel Yapı tabansız çıktı

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu

Flaş!!! Önder Aytaç´a gözaltı

Paralel yapıdan vatana ihanet!

Flaş!!! Gülen´in pasaportu iptal

İşte 71 paralel polis şefi

Flaş!!! Paralel finansa baskın

CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor

Savcı Görüşen´e tenzili rütbe

Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü

F-tipi Emniyetçilere darbe

Dilipak´tan Gülen´e ret

Erdoğan: Paralelciler kaçıyor

Körler sağırlar birbirini ağırlar

Bir paralel dinleme listesi daha

Gülen örgütü böyle kuruldu

Azerbaycan´dan cemaate 2. darbe

Şok yapılanma: Gülen 7. katta

Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon

Paralel polis şefi açığa alındı

Savcıdan Savcı Öz´e ret

Kozmik Oda´da paralel şüphe

44 paralel kulak yakalandı

Skandal!!! Hakim mi militan mı?

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Bir dinleme listesi de Mersin´den

Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor

Azerbaycan: Cemaate geçit yok

Erdoğan: Montajı o gün görecekler

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi

Azerbaycan´dan cemaate darbe

Başbakan: Operasyon çok yakında

Nöbet ısrarı darbeyi önledi

Paralel dinlemede yeni liste

FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu

Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı

Paralel polis suçüstü yakalandı

MGK´dan paralel yapıya savaş

Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!

TIR soruşturmasına engel çabaları

Askeri savcıdan TIR baskısı

Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı

Tübitak'ta 5 şüpheli

Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır

Böcek kriptolu telefonda

Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın

Başsavcı, telekulağı doğruladı

Mütalaa: Zirve=Ergenekon

Gülen, CIA kontrolünde mi?

7 bin kişiye paralel şok!

Böcekçilere kırmızı bülten

Paralel komutana soruşturma

Paralel yargı: Direneceğiz!

Savaşa gider gibi TIR bastılar

7 Şubat krizinde şok toplantı

´Beddualarınız tutmuyor´ fırçası

Böcek soruşturmasında 4 ifade

TIR baskınları karşı casusluk

Paralel´e şok: O komiser göreve

Savcı Öz´e şok: Bursa´ya atandı

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

TIR komplosu çözülüyor

Paralel muhbir itiraf etti

Gül´den Gülen´e şok cevap

Gülen´e ananas soruşturması

Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma

Paralel Devlet´e 2. soruşturma

Paralel soruşturma endişeli başladı

Böcek soruşturması başladı

Paralel yargı imamı o mu?

Gülen'den yeni ses kayıtları

Taraf, şok suçlamalara sessiz

90 savcının görevi değişti!

Paralel Hakim = Hasan Şatır

Paralel Belge davası görülüyor

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

Durmazlarsa ateş edin!

Böcek´çiler yakında açıklanıyor

Paralel Devlet´e suç duyurusu

Suç duyurusu & Basın açıklaması

Balyoz hakimi değişti

Pensilvanya onaycısı zarfta

TIR´cı komutana paralel kollama

Paralel verginin adı: Himmet

Fetullah Gülen´e suç duyurusu

Savcılık: Van olayında İHH yok

Flaş!!! Yakalama kararları kalktı

Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi

Flaş!!! Emniyet´ten suç duyurusu

Koç suç duyurusunda şok iddia

Diğer ülkelere paralel uyarı

İşte paralel suç delilleri

Paralel Yapı = P2 Locası

Paralel devlet böyle yönetiliyor

ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize

Bu kutu da ABD´yi sarsacak

Hanefi Avcı haklı çıktı

Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı

Casusluk davası durmayacak

Hanefi Avcı´dan şok açıklamalar

12.12.2013: Hanefi Avcı´dan cemaate tepki

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Baykal´a kaset komplosu manşetlerimiz

Türkiye´nin gündemi Savcı Öz

Başsavcı, Savcı Öz´ü uyardı

Öz´ün intikamı belirginleşiyor

Hakim paralel devleti anlattı

Adalet Bakanı´ndan HSYK´ya şok

İhsası rey var, HSYK inceleyemez

Ergenekon hakiminden şok itiraf

Savcı Öz, Bakırköy´e atandı

Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar

Esed sandılar, Paralel çıktı

TIR komplosu da cemaat işi

Komplo geliyorum dedi, geldi

Yargıtay İmamı´na soruşturma

Emniyet İmamı için şok iddialar

İşte cemaatin polis imamı

Yargıtay´a Pensilvanya onayı

6 ilden Erdoğan´a destek

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

Hükümete yaygara, Koç´a örtbas

Adli cunta iddiası doğrulandı

Dosya, Savcı Akkaş´tan alındı

Paralel yapının polis evleri

AKP: HSYK bildirisi korsan

Adli Cunta´nın izi sürülüyor

HSYK´dan savcılara inceleme

Başsavcı 2. darbeyi önledi

Hukukçular: Savcılar çekilmeli

Erdoğan: İnlerine gireceğiz

CHP: Başbakan´ı hedef aldılar

Operasyonlara suç duyurusu

İşte ´Adli Cunta´nın delili

Adli Cunta için suç duyurusu

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz

Taraf´a 3 suç duyurusu

Baransu´nun haberine tepki

Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

CHP: Cemaat okulları araştırılsın

97 STK´dan cemaate tepki

Dersaneler=Cemaat mi?

Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz

İskenderun´da İsrail izi netleşiyor

Türkiye´den İsrail´e misilleme

İsrail´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz

İkinci 7 Şubat krizi

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Hükümet sivil darbeyi engelledi

Erdoğan: Fidan´ı yedirmem

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz

Cemaat hala Gezi´de mi?

Cemaat de Gezi´de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6070    yazdır/print


 

Balyoz'da 25 beraat

Balyoz davasında aldığı mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından bozulan 88 sanık yeniden yargılanıyor. Dava ilk olarak İstanbul 10. Ağır Ceza mahkemesinde görülmüştü. 88 sanığın yeniden yargılanması ise Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılıyor. Bugünkü ilk duruşmaya 88 sanıktan 74'ü katıldı. Duruşmanın ilerleyen saatlerinde karar alan mahkeme sanıklardan 25'inin beraatine karar verdi. Yargıtay, temyiz duruşmaları sonucu verdiği bozma kararında sanıklardan 25'i hakkında yeterli delil olmadığı gerekçesiyle yeniden yargılanmalarını istemişti. Bugün beraat eden sanıkların bu kişiler oldukları ve aynı gerekçeyle beraat ettikleri görüldü. Mahkemenin aldığı bir diğer karar da, Yargıtay'ın sanıklardan 62'si hakkındaki 'anlaşma suçu kapsamında kalması nedeni ile ilgili kanun gereği 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilmesi gerektiği' yönündeki kararına ise uyulmamasına karar verdi. Duruşmada daha sonra bu 62 sanığın yargılanmasına geçildi. Ve mahkeme, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenilmesine karar verdi. İfade verme günü ise çok ilginç bir tarih olarak belirlendi.

24.06.2014 11:04 Balyoz davasında aldığı mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından bozulan 88 sanığın yeniden yargılanmasına başlandı. Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Anadolu Adalet Sarayı’ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu’nda görülmeye başlanan duruşmaya HAVELSAN görevlisi Ömer Faruk Yarman ile emekli amiral Levent Görgeç’in de aralarında bulunduğu 74 tutuksuz Balyoz sanığı katılırken, 14 tutuksuz sanık ise duruşmaya katılmadı. Sanık avukatlarının da konferans salonunda bulunduğu duruşmada, sanıkların kimlik tespiti yapıldı.

SANIK BEYANLARI ALINIYOR

Duruşma görüntü ve ses kaydı alınarak yapılıyor. Sanıkların kimlik tespiti yapılmasının ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 9 Ekim 2013 tarihli bozma ilamı okundu. Mahkeme Başkanı Özlem Karaçam sanıkların Yargıtay'ın bozma ilamına karşı diyeceklerini sordu. İfadesi alınan sanıklar, Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasını ve haklarında beraat kararı verilmesini talep etti.

“OYNANAN OYUNUN ORTAYA ÇIKACAĞINDAN ŞÜPHEM YOK"

Duruşmada söz alan sanıklardan Emekli Tuğamiral Ahmet Türkmen, Balyoz davası kapsamında 32 ay cezaevinde yattığını belirterek Yargıtay'ın kendisi hakkında beraat kararı verdiğini ifade etti. Balyoz davasında sanık olan herkesin hukuki durumunun aynı olduğunu kaydeden Türkmen, “Hepimiz aynı sözde suç delilleri ile yani sahte delil ile suçlandık. Ben adil yargılanma hakkımızın ihlal edilmesi üzerine savunmamı kurdum. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararından sonra ilave söze gerek yok. Tarafsız mahkemede yargılanmak bizim talebimiz oldu. Yeniden yargılamada aklanacağımızdan, oynanan oyunun ortaya çıkacağından şüphem yok. Balyoz, Ortadoğu'nun ve Türkiye'nin şekillenmesini hedefleyen büyük bir kurgudur. Bu dava ile TSK sindirildi ve geri çekilmesi sağlandı. Bu dava ile personel tasfiye edildi. TSK dönüştürüldü ve projeye uygun hale getirildi. Balyoz davasında hukuk ilkeleri yok sayıldı. Ben yeniden yargılanma talep ediyorum" dedi.

“SUÇ İŞLEMEYE HEVESLENMEDİM"

Sanıklardan Hakan Ilıca, Yargıtay'ın bozma ilamında belirtmiş olduğu delil yetersizliğinden değil sahte delillerle yargılandığını belirterek beraatını talep ederken, sanık Hasan Gülkaya ise “Hiç suç işlemedim, suç işlemeye de heveslenmedim. Dosyamın ana davayla birleştirilmesini ve yeniden yargılanmayı istiyorum" diye konuştu.

“SİZLERİN GÖZLERİ ADALETLE BAKIYOR"

Yargıtay'ın bozma ilamına karşı diyecekleri sorulan sanıklardan Emekli Kurmay Albay Kemal Dinçer ise, “Adil yargılandığıma inanmıyorum. Sizlerin gözleri adaletle bakıyor. Biz bunlardan mahrum kaldık. Bundan sonra devam edecek yargılamada beraatıma karar verilmesini talep ediyorum" dedi.

Saat: 15.50 - SANIKLARDAN 25'İNE BERAAT!

88 sanığın yeniden yargılandığı Balyoz davasında, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi ilk celsede 25 sanığın beraat ettirdi. Mahkeme, 63 sanığın dosyasının ise Anayasa Mahkemesi'nin verdiği "hak ihlali" kararı doğrultusunda diğer 230 sanıkla birlikte değerlendirilmek üzere ayrılmasına karar verdi.

Yargıtay, 9 Ekim 2013 tarihinde temyiz görüşmesini sonuçlandırmış, sanıklardan 25'i hakkında yeterli delil olmadığı gerekçesiyle yeniden yargılanmalarını istemişti. Henüz detaylar belli değil ama bugün İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraatine hükmettiği sanıkların bu 25 kişi olduğu ileri sürülüyor.

DETAYLAR

Saat: 17.16 - 88 sanığın Yargıtay'ın bozma kararının ardından yeniden yargılandığı Balyoz Davası'nda, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi ilk celsede 25 sanığın beraatine karar verdi. Mahkeme, 62 sanığın dosyasının ise Anayasa Mahkemesi'nin verdiği "hak ihlali" kararı doğrultusunda değerlendirilmek üzere ayrılmasını kararlaştırdı. Sanıklardan hayatını kaybeden Halil Yıldız hakkındaki dava ise düşürüldü.

AVUKATLAR BERAAT İSTEDİ

Sanık avukatlarından Kemal Yener Saraçoğlu, dosyada mevcut olan dijital kayıtların sahte olduğuna ilişkin TÜBİTAK raporu olduğunu belirterek, "Sanıkların yeniden yargılanmasını ve haklarında beraat kararı verilmesini talep ediyoruz" dedi. Sanık avukatlarından İlkay Sezer, Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasını ve bu davanın ana davayla birleştirilmesini talep etti.

SAVCI "BOZMAYA UYULSUN" DEDİ

Avukatların ardından mahkeme başkanı Özlem Karaçam, duruşma savcısından mütalaasını sordu. Savcı, Yargıtay'ın sanıklar hakkındaki bozma kararına uyulmasını talep etti.

25 BERAAT KARARINA UYULDU

Mahkeme, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin aralarında eski HAVELSAN Genel Müdürü Ömer Faruk Ağa Yarman'ın da bulunduğu 25 sanık hakkındaki bozma yönündeki kararına uyulmasına karar verdi.

Beraat kararı verilen sanıklar şu isimlerden oluşuyor: Abdullah Dalay, Ali Aydın, Halil Helvacıoğlu, Abdurrahman Başbuğ, Ahmet Necdet Doluel, Ahmet Türkmen, Bülent Akalın, Cumhur Eryüksel, Doğan Uysal, Gökhan Çiloğlu, Güllü Salkaya, Hakan Ilıca, Hüseyin Polatsoy, İlker Yunus, İsmet Kışla, Şafak Duruer, Tevfik Özkılıç, Tuncay Küçük, Adem Ceylan, Cafer Uyar, Canatan Turgut, Kenan Yüce, Murat Dülek, Ömer Faruk Ağa Yarman ve Tülay Delibaş.

SANIKLARA TAZMİNAT HAKLARI HATIRLATILDI

Beraat kararına gerekçe olarak ise, "Yüklenen suçların sanıklar tarafından işlediğinin sabit olmadığı"nı gösteren mahkeme, tutuklu kalan sanıkların tutuklu kaldıkları süre yönünden tazminat haklarının bulunduğunu hatırlattı. Sanıklar, beraat kararını alkışlarla karşıladı.

62 BOZMA KARARINA UYULMADI

Mahkeme, yine Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 62 sanık hakkındaki 'anlaşma suçu kapsamında kalması nedeni ile haklarında 5237 sayılı TCK'nın 316/2. ve CMK'nın 223/4-a maddeleri gereğince "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği' yönündeki kararına ise uyulmamasına karar verdi.

SANIKLARIN ÖZLÜK HAKLARINA VURGU

Mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin "ihlal" kararını hatırlatarak, "ceza verilmesine yer olmadığı"na ilişkin kararın hukuki sonuçlarının, beraat kararına göre daha aleyhe olduğu ve bunun sanıkların özlük haklarını da etkilediğine dikkati çekti.

Mahkeme heyeti, Bora Serdar, Hasan Gülkaya, Levent Görgeç, Ahmet Tuncer, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Ali Rıza Sözen, Aytekin Candemir, Bahtiyar Ersay, Barbaros Kasar, Behcet Alper Güney, Burhan Göğce, Can Bolat, Cemal Candan, Cüneyt Sarıkaya, Doğan Fatih Küçük, Dursun Tolga Kaplama, Erdoğan Koçoğlu, Erhan Kuraner, Fatih Altun, Fatih Musa Çınar, Fuat Pakdil, Gökhan Gökay, Hakan Akkoç, Hamdi Poyraz, Harun Özdemir, Hakan Basri Aslan, Hasan Hakan Dereli, Hasan Nurgören, İkrami Özturan, İlkay Nerat, Kemal Dinçer, Mehmet Alper Şengezer, Mehmet Kemal Gönüldaş, Muharrem Selçuk Ünal, Murat Ataç, Mustafa Erdal Hamzaoğulları, Mustafa Yuvanç, Namık Koç, Nedim Ulusan, Nihat Özkan, Orkun Gökalp, Refik Hakan Tufan, Sami Yüksel, Sırrı Yılmaz, Soydan Görgülü, Süha Civan, Timuçin Eraslan, Veli Murat Tulga, Yaşar Dilber, Yunus Nadi Erkut, Yüksel Gamsız, Zafer Karataş, Ahmet Şentürk, Ahmet Topdağı, Gökhan Murat Üstündağ, Kasım Erdem, Levent Ergün, Mümtaz Can, Nurettin Işık, Recail Elmaz, Suat Dönmez ve Turgay Bülent Göktürk hakkındaki dava dosyasının, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca değerlendirme yapılmak üzere ayrılarak ayrı esasa kaydedilmesine karar verdi.

Mahkeme, sanıklardan hayatını kaybeden Halil Yıldız hakkındaki davanın ise düşürülmesine hükmetti.

62 SANIĞIN DOSYASINI AYRILDI

Anayasa Mahkemesi'nin 18 Haziran 2014 tarihli kararında bu dava dosyası ile ihlal kararı verildiğini ifade eden mahkeme, "Yargıtay'ın ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın hukuki sonuçları beraat kararına göre daha aleyhe olduğundan, ayrıca bu karar sanıkların özlük haklarını da etkilediğinden bu sanıklar hakkındaki davanın Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca değerlendirme yapılmak üzere tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesine" karar verdi.

MÜDAHİLLERİN KATILMA KARARI KALDIRILDI

Duruşmaya gelmeyen sanıklar Doğan Uysal, Tevfik Özkılıç ve Tülay Delibaş ile duruşmada hazır bulunmayan sanık avukatlarının dinlenilmesine yer olmadığına hükmeden heyet, Yargıtay ilamı doğrultusunda, yüklenen suçun niteliği ve dosya kapsamına göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Abdurrahman Dilipak, Hamza Türkmen, Rıdvan Kaya, Abdurrahman Koçoğlu, Alaeddin Kaya ve Mesut Göğebakan ile Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği ve Hukukçular Derneği hakkında daha önce verilen davaya katılma kararının kaldırılmasına hükmetti.

DOSYASI AYRILAN 62 SANIĞIN YARGILANMASINA DEVAM EDİLCEK

Sanıklardan Halil Yıldız'ın, 21 Ekim 2013'te öldüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle hakkındaki davanın düşürülmesini kararlaştıran heyet, sanıklara CMK'ya göre tutuklulukta geçirdikleri süre nedeniyle tazminat davası açma hakları olduğu yönünde hatırlatma yaptı.

Heyet, 3'er bin liranın hazineden alınarak, kendisini avukatlara temsil ettiren sanıklara ayrı ayrı verilmesini kararlaştırarak, diğer yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına karar verdi.

Mahkeme başkanı Özlem Karaçam beraat eden 25 kişiyle ilgili davanın sona erdiğini, dosyası ayrılan 62 sanıkla ilgili duruşmanın 15 dakikalık aranın ardından devam edeceğini söyledi. Mahkeme Başkanı Özlem Karaçam, sanık ve sanık yakınlarınca alkışlandı.

ÖZKÖK VE YALMAN TANIK OLARAK İFADE VERECEK: 10 KASIM'DA!

Saat: 17.27 - Yeniden görülen balyoz davasında mahkeme, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenilmesine karar verdi. Bu iki komutan, Balyoz davasının 10 Kasım'da görülecek duruşmasında tanık olarak dinlenecek. 10 Kasım tarihinin anlamı itibarıyla tanıklara baskı amacıyla özellikle seçilmiş olabileceği iddiası dile getiriliyor. Bu komutanların astlarını böyle anlamlı bir günde darbecilikle suçlamaktan çekinebileceği ileri sürülüyor.

İŞTE KARARLAR

Saat: 19.39 - Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin mahkumiyet kararlarını bozmasının ardından görülen Balyoz Planı davasında verilen karar gereği dosyası ayrılan 62 kişinin yargılandığı ilk duruşmada, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenilmesine karar verildi.

Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, dosyası ayrılan 62 kişiyle ilgili yapılan ilk duruşmada konuşan Mahkeme Heyeti Başkanı Özlem Karaçam, dava konusu 5 no'lu harddiski bilirkişiye göndermeyi düşündüklerini belirterek, sanık avukatlarından, fazla zaman bulunmadığı gerekçesiyle bununla ilgili taleplerini ortak bir dilekçeyle mahkemeye sunmalarını istedi.

Duruşmada hazır olan tüm sanıklara, duruşmaya gelme zorunluluklarının kaldırılmasını isteyip istemedikleri soruldu. Tüm sanıklar ve avukatları bu talepte bulundu.

Taleplerle ilgili görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Can Şükrü Gençkan, sanıkların duruşmalara gelme zorunluluğunun kaldırılması taleplerinin kabulüne karar verilmesini istedi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin, ayrılan dosyadaki sanıklar hakkında hüküm olarak "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verdiğini, sanık avukatlarının birleştirilmesini istedikleri dosyada ise mahkumiyet hükümleri bulunduğunu kaydeden Gençkan, bu hususta usul ekonomisi gözetilmeyerek dosyaların ayrı ve ari yürütülmesinin maddi gerçeğe ulaşmada kolaylık sağlayacağını ifade etti.

Savcı Gençkan, bu nedenlerle, yargılama usulleri de gözetilerek birleştirme taleplerinin reddine karar verilmesini istedi.

-Mahkemenin ara kararı-

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, bir kısım sanıkların avukatlarınca, yargılamanın yenilenmesine karar verilen dava dosyası ile bu dosyanın birleştirilmesinin talep edildiğini hatırlatarak, her iki dosyanın yargılama usullerinin farklı olması nedeniyle bu taleplerin reddine hükmetti.

Heyet, Anayasa Mahkemesi'nin "ihlal" kararı doğrultusunda, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman'a, tanık olarak dinlenilmeleri için duruşma gününü bildirir davetiye çıkarılmasını kararlaştırarak, tüm sanıkların duruşmalara gelme zorunluluklarının kaldırılmasına karar verdi.

İhlal kararı doğrultusunda, dosyada yargılamaya konu olan dijital verilerle ilgili talep ve beyanlarını bildirmeleri için sanıklar ve avukatlarına süre veren heyet, duruşmayı 10 Kasım'a erteledi.

------------------------------------------------------------------------------

DİĞER DETAYLAR

DİĞER 230 SANIĞIN YARGILANMA TARİHİ BELİRLENMEDİ

Bu 88 sanığın dışındakiler için Yargıtay onama kararı vermişti. Ancak AYM yargılamada hak ihlali yapıldığı ve yeniden yargılamanın gerekli olduğu kararına varmıştı. Bu gelişme üzerine Balyoz davasında 230 hükümlü hakkında İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi geçtiğimiz perşembe günü infazın durdurularak tahliye ve yeninden yargılama kararı verdi. Mahkeme henüz bu yargılamanın ne zaman ve nerede yapılacağını ise belirlemedi.

25 SANIK İÇİN İNANDIRICI DELİL YOK

Yargıtay 9. Ceza Dairesi Abdullah Dalay, Ali Aydın, Halil Helvacıoğlu, Abdurrahman Başbuğ, Ömer Faruk Ağa Yarman ve Tülay Delibaş’ında bulunduğu 25 kişi hakkında da sanıkların cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat kararının verilmesi gerekçesi ile bozulmasını, bu sanıklar arasında tutuklu varsa tahliye edilmelerini ve hakkında yakalama kararı olanların da yakalama kararının geri alınmasını istemişti.

63 SANIK İÇİN DE "CEZA VERİLMESİNE YER YOK"

Yargıtay 9. Ceza Dairesi ayrıca sanıklar Bora Serdar, Hasan Gülkaya, Levent Görgeç, Ahmet Tuncer, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Ali Rıza Sözen, Aytekin Candemir, Levent Ergün, Mümtaz Can, Nurettin Işık, Recail Elmaz, Suat Dönmez ve Turgay Bülent Göktürk’ün bulunduğu 63 sanık içinde anlaşma suçu kapsamında kalması nedeni ile haklarında 5237 sayılı TCK’nın 316/2. ve CMK’nın 223/4-a maddeleri gereğince "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği ile bozulmasına bu 63 kişinden tutuklu varsa tahliyelerine, hakkında yakalama kararı olanlarında aranmaktan vazgeçilmesini istemişti.

(24 Haziran 2014, 11:04), son güncel.: (24 Haziran 2014, 19:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz'da 230 tahliye ve yeniden yargılama kararı

AYM: Balyoz'da hak ihlali var

Balyoz:Yeniden yargılamaya 2.ret

Balyoz´da 237 ceza kesinleşti

Bir Balyoz da AYM´den

Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı

Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe

Tutuklu askerlerden bildiri

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6052    yazdır/print


 

Özal davasında tuhaf gelişme

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın şüpheli ölümüyle ilgili davada şok gelişme: Soruşturmayı yürüten Savcı Kemal Çetin'in Semra Özal ve Ahmet Özal'ın bilgilerinin de bulunduğu 3 klasörü tutanakla imha ettiği ortaya çıktı. Davanın tek sanığı emekli general Levent Ersöz'ün avukatı duruma tepki gösterdi. Turgut Özal'ın eşi tarafından zehirlenerek öldürüldüğüne dair gizli tanık ifadesini hatırlatan avukat, bununla ilgili delillerin yok edilmeye çalışıldığını ileri sürdü.

12.06.2014 12:49 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın öldürüldüğü iddiasıyla emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün yargılandığı davaya dünkü duruşma ile devam edildi. Duruşmaya taraf avukatları katıldı.

Özel yetkili Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yeni yasa gereği kapatılmasının ardından Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne devredilen davanın buradaki ilk duruşmasına Ersöz'ün avukatı Hulusi Coşkun ile müştekiler Semra ve Ahmet Özal'ın avukatı Hande Zeynep Dursun katıldı.

Davanın tek sanığı Ersöz'ün sağlık sorunları nedeniyle GATA hastanesinde tedavisinin devam ettiği belirtildi.

3 KLASÖR DELİL TUTANAKLA İMHA EDİLMİŞ!

Duruşmada davayla ilgili ilginç bir gelişme yaşandığı ortaya çıktı. Soruşturmayı yürüten Savcı Kemal Çetin'in soruşturma devam ederken aralarında Semra Özal ve Ahmet Özal'ın bilgilerinin de bulunduğu 3 klasörlük teknik ve iletişim tespit bilgilerini imha ettiği anlaşıldı. İmha işlemi tutanaklarda yer aldı.

Duruşmada söz alan sanık avukatı Hulusi Coşkun, müvekkilinin GATA'da tedavi gördüğünü, yatalak durumda olduğunu, tansiyon ve şeker hastalığı bulunduğunu bildirerek, savunmasının hastaneden video konferansla alınmasını istedi.

Müdahillerin avukatı Dursun ise sanığın mahkeme huzurunda ifade verip veremeyeceğinin GATA'dan sorulmasını talep etti.

Cumhuriyet Savcısı İsmail Şafak, Ersöz'ün sağlık durumunun araştırılmasını, sağlığının elvermesi halinde mahkeme huzuruna çağrılmasını, aksi takdirde ifadesinin video konferansla alınmasını istedi.

Sanık avukatının daha önce mahkemeye verdiği dilekçedeki iddianamenin iadesi talebinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle reddini isteyen Şafak, gizli tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmesine ilişkin istemin ise Ersöz'ün savunmasının alınması sonrasında değerlendirilmesini talep etti.

Avukat Coşkun, davanın, müvekkili suç işlediği için değil, zaman aşımının dolmaması için açıldığını ifade ederek, müvekkilinin general olmasının, hakkında dava açılması için yeterli sayıldığını öne sürdü.

'54 KİŞİYE AİT BİLGİLER YOK OLDU'

Sanık avukatı Hulusi Coşkun, ana dosyanın delilleriyle birlikte kaçırıldığını ileri sürerek, "Olayın oluşumunda müşteki Cumhurbaşkanı'nın, eşiyle ilgili görüntüler üzerinden şantaj yapılarak zehirletildiği iddia edilmiştir. Ana dosya ve delilleriyle dosyadan kaçırıldı. Semra ve Ahmet Özal ile ilgili görüntüler ve iletişim tespitlerinin bulunduğu, takipsizlik verilen 54 kişiye ait tüm bilgi ve delilerin yer aldığı 3 klasör savcı tarafından imha edildi" dedi. Gizli tanıkların arkasındaki kumpasın ortaya çıkartılması gerektiğini belirten Çoşkun "Olayda gizli tanık İlker Çınar, olaya ilişkin Savaş Korkmaz ve Levent Ersöz birlikte merhum Özal'ı zehirlediğini iddia ediyordu. Ardından Çınar ifade değiştirdi. Korkmaz'ın gerçek isminin "Savaş Gevrekçi" olduğunu belirtti. Zehirlediği iddia edilen Korkmaz'ın soruşturma kapsamında tanık olarak ifadesi alınmış. Ancak böyle önemli birinin iletişim tutanakları ve faksları soruşturma savcısı tarafından imha edilmiştir. Çınar bir subay olarak dosyaya 200 sayfalık tek bir imla hatası bulunmayan Türkiye'nin geçmişini yargılayan dilekçe veriyor. Ardındaki gizli güçler ortaya çıkartılmalı" dedi.

Coşkun, "Güya cumhurbaşkanının eşi ile ilgili birtakım olaylar kasete alınmış, müvekkilim de bunu şantaj konusu yaparak, cumhurbaşkanını eşine zehirletmiştir. 'Eylemi ika edeni neden dava dışı bıraktınız?' denilmeliydi. Ana dosya ve içeriğindeki deliller dosyadan adeta kaçırıldı. Dosyanın 50 veya 100 klasörlük kısmı imha edilmiş. Semra ve Ahmet Özal'ın, takip sonucu elde edilen kamuya açık yerlerdeki görüntüleri imha edilmiş. Peki, bu delillerden müvekkil lehine olanlar ayıklandı mı? Ayıklanmadı. Kendi müvekkillerinin namusuna yönelik bir iddia var. Bu iddia, bu kumpas nereden, bunu açıklığa kavuşturalım" ifadelerini kullandı.

"Bu dava, hukukun katledilmesi davası mıdır?"

Ersöz'ün, zehirleme fiiline ilişkin iddiayı, "Savaş Korkmaz" adlı kişiyle planlayarak gerçekleştirdiğinin öne sürüldüğünü bildiren Coşkun, daha sonra "Savaş Korkmaz" olarak bahsedilen kişinin "Savaş Gevrekçi" olduğunun ortaya çıktığını anlattı.

Savaş Gevrekçi'nin soruşturma sırasında tanık olarak dinlendiğine işaret eden Coşkun, "Cumhurbaşkanını öldürdüğü iddia edilen kişinin tanık olarak ifadesi alınmış. Daha sonra bu tanıkla ilgili iletişim tespit tutanakları imha edilmiş. Bu dava cumhurbaşkanının öldürülmesi davası mıdır, hukukun katledilmesi davası mıdır?" dedi.

Önce gizli tanık olan ancak daha sonra kimliği ortaya çıkan İlker Çınar'ın da "Ergenekon" davasını gören İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki ifadesinde müvekkiliyle arasında husumet olduğunu söylediğini aktaran Coşkun, duruşmada dinlenmeleri halinde gizli tanıkların objektif olamayacağının ortaya çıkacağını söyledi.

'GİZLİ TANIK İLKER ÇINAR, TUNCAY GÜNEY GİBİ YURTDIŞINA ÇIKARTILDI!'

Çoşkun, aynı zamanda gizli tanık İlker Çınar'ın Tuncay Güney gibi yurt dışına çıkartılan bir papaz olduğunu iddia etti. "Ergenekon" davasıyla gündeme gelen Tuncay Güney'in Kanada'da olduğunu hatırlatan Coşkun, "O hahamdı, bu da papaz. Araştırılırsa İlker Çınar'ın da ülkeden çıkarıldığı ortaya çıkacaktır. Dosyaya 200 sayfalık beyan sunuyor, bir tane imla hatası yok. Bu dilekçeyle de bir ülkeyi yargılıyor" diye konuştu.

GİZLİ TANIK İÇİN ADRES TESPİTİ

Alınan ara kararları Mahkeme Başkanı Hayrettin Türe açıkladı. Gizli tanık İlker Çınar'ın TC'si üzerinden adresinin tespit edilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verildi.

Sanık avukatının celse arasında verdiği dilekçenin bir suretinin müdahil avukatına verilerek, cevapları olup olmadığının sorulmasına karar verildi.

İddianamenin iadesi talebi reddedildi.

Halen GATA hastanesinde bulunan Sanık Ersöz'ün mahkemede ifade vermeye sağlık yönünden engeli olup olmadığının GATA'dan sorulmasına, gelme ihtimali olmadığının bildirilmesi halinde telekonferans yoluyla savunmasının alınması hususunun değerlendirilmesine karar verildi.

Duruşma 10 Eylül 2014'e ertelendi.

İDDİANAMEDEN

Ersöz, iddianamede, 765 sayılı TCK'nın "Cumhurbaşkanına suikaste" ilişkin 156. maddesi ile suçlanıyor. Maddede, "Reisicumhur hakkında suikastte bulunanlarla buna teşebbüs edenler, fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır" deniliyor.

Ersöz'ün avukatı Coşkun, duruşmanın ardından gazetecilere duruşmaya ilişkin bilgiler verdi. Kapatılan TMK'nın 10. maddesiyle görevli başsavcılığın ve mahkemenin davaya baktığı dönemdeki usul işlemlerinin hukuken sakat olduğunu ve davada noksanlıklar bulunduğunu ifade eden Coşkun, delillerin hukuka aykırı toplandığı konusunda yakınmaları olduğunu söyledi.

(12 Haziran 2014, 12:49)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Turgut Özal davası duruşmaları

Özal´da 2. iddianame hazırlığı

TURGUT ÖZAL SUİKASTİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Özal´ın sırrını açıklayın artık

Yarbay Savaş´ın izi sürülüyor

Özal soruşturması genişliyor

Özal´ı Meclis de araştırmalı

Flaş!!! Özal iddianamesine kabul

Özal iddianamesinde arama yap

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Zehirlenme örtbas mı edilecek?

Özal´ın zehirlendiği iddiası ve adli tıp incelemesi manşetlerimiz

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Özal: Dertleri beni tasfiye etmek

DDK: Özal´ın mezarı açılmalı

DDK raporunun tam metni

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın

DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı

Özal suikastinde çember daralıyor

Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı

Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü

Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6023    yazdır/print


 

Mahkeme davayı başarıyla gördü

5 yıl süren Ergenekon davası dün tam olarak sonuçlandı. Gerekçeli karar açıklandı. Kanaatimizce mahkeme yargılamayı hakkıyla yaptı. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, yargılama sürecini, o süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz, sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, o şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar şeffaf bir yargılama yapıldı. Zaten sadece tartışılanlar değil tüm deliller Yargıtay sürecinde bir kez daha değerlendirilecektir. Bu nedenle kamuoyu vicdanında paralel yapı olgusunun ortaya çıkardığı şüphelerin ortadan kalkacağını düşünüyoruz. Ancak diğer taraftan paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez, ki bunun hala yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dünkü açıklaması buna örnek oldu. Diğer taraftan mahkemenin dün açıkladığı 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararında ilk 19 sayfayı önsöz teşkil ediyor. Dava sürecini özetlemesi ve önemli tartışma konularına cevap getirmesi açısından bu kısmı ilerleyen saatlerde haberimize eklemek istiyoruz. Bu arada gerekçenin tamamını siteye ekleme çalışması sürmektedir. Tamamlandığında kelime araması yapmak mümkün olacaktır.

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo/Kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır. Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen 'derin devlet yapılanması' hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.. Ergenekon özellikle Ecevit, Gül ve Erdoğan hükümetlerini hedef aldı."

Dava sürecinde bir çok kesimden mahkeme heyetine haksız eleştiriler yöneltilmiş olsa da kanatimizce mahkeme çok büyük bir iş görmüş, yargılamayı hakkıyla yapmıştır. 2008'de dava başlamadan hemen önce bir yazı kaleme almış ve mahkeme heyetine kolaylıklar dilemiştik. (kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=69) O yazımızın arkasındayız. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, Ergenekon yargılama sürecini, bu süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz (kontrgerilla.com/yazilar/delil_tartismalari.asp), sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, o şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Zaten delil tartışması paralel yapı olgusu ortaya çıkmadan önce de vardı. Soruşturma ve dava boyunca da yoğun şekilde sürdü. Bu nedenle belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar yargılama şeffaf oldu. Hatta sürece AİHM dahi katıldı. Kanaatimizce İtalyan Ergenekonu 'Gladio' davasında dahi bu kadar şeffaf bir yargılama yapılmış değildir. Belki Ergenekon davasında tartışma konusu olan delillerin değerlendirilmesi yeniden yapılabilir. Ancak zaten sadece tartışılanlar değil tüm deliller Yargıtay sürecinde bir kez daha değerlendirilecektir. Bu nedenle kamuoyu vicdanında paralel yapı olgusunun ortaya çıkardığı şüphelerin ortadan kalkacağını düşünüyoruz.

Ancak diğer taraftan paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez, ki bunun hala yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Örneğin eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dünkü açıklaması.. Başbuğ, 'Gerekçeli kararı ciddiye almıyorum' diyerek bir genelkurmay başkanına yakışmayacak kadar gayrı ciddi konuştu. Gerçi ciddiye alsa ne olur almasa ne olur, ama en üst makamlara gelmiş birinin sözleri bu şekilde olabilir mi?..

Dediğimiz gibi paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez. Nitelik ve nicelik açısından çok ama çok fazla delil mevcuttur ve tümü de birbiriyle örtüşmektedir. Bu gerçeği hiç bir komplo teorisi ya da tartışma ortadan kaldıramaz. Şüphesiz her yargılamada az çok, ama mutlaka bir miktar şüphe ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hiç bir tartışmanın ve şüphenin olmamasını Ergenekon davası gibi devasa bir davada beklemek mümkün değildir.

Sanıkların rejimi korumak ya da vatan-millet-sakarya gerekçeleriyle hareket etmeleri, bazı kesimlerin göstermeye çalıştığı gibi onları kahraman yapmaz. İşledikleri suçları suç olmaktan çıkarmaz. Sonuçta örneğin Danıştay saldırısında olduğu gibi bazı hakimler hayatını kaybetmiş ya da yaralanmıştır. Sanıkları kahraman göstermeye çalışanların sadece delilleri değil, babası öldürülen hakimin oğlunun yüzüne nasıl bakacaklarını da tartışması gerekir. Ancak hayret verici şekilde kanlı saldırı ve o saldırıda hedef olan hakimler bu kesimlerde hiç gündeme getirilmeyip tek suçlu Ergenekon davasına bakan hakimlermiş gibi gösterilmektedir.

BİRİ EMRETMİŞ, BİRİ PLANLAMIŞ, BİRİ VURMUŞ, BİRİ KARARTMIŞ, BİRİ DE ÖRTMÜŞ

Danıştay saldırısında hakim babası katledilen oğulun acısına katılmamak mümkün mü?.. Ancak olayı sadece tetikçi Alparslan Arslan'ın üzerine yıkmak da bir haksızlık.. Sadece haksızlık da değil kasıtlı bir manipülasyon ve asıl sorumluları gözden kaçırmak.. Hoşa gitmeyecek bir benzetme olabilir. Şöyle ki, nasıl bir maçta herkes koşar, katkı yapar ancak golü atan eller üstünde tutulursa, tersi de doğru. Danıştay saldırısını tetikçi Arslan'ın tek başına yaptığı bir eylem olarak görmek mümkün değil. Özellikle kameraların karartıldığının ortaya çıkması, Sıhhiye orduevi kameralarının da ne tesadüfse o günlerde kameralarının kayıt yapmaması, tetikçi Arslan'ın diğer sanıklarla ortaya çıkan bağlantıları ve daha sayılabilecek bir çok delil Ergenekon davası sürecinde ortaya çıktı. Bunu Ergenekon çevreleri de kabul ediyor. Danıştay saldırısının planlamasından örtülmesine kadar birbiriyle uyumlu gerçekleşen gelişmeler, “Biri emretmiş, biri planlamış, biri vurmuş, biri karartmış, biri de örtmüş..” deyişine neden oldu. Mahkeme de haklı olarak bunu gördü ve hükmünü verdi. Ne yani kameraları mahkeme heyeti mi kararttı?.. Önceki mahkeme saldırıya uğrayan diğer hakimlerin ifadesini almak gibi en temel yargılama şartını yerine getirmemişken sonraki getirmişse yanlış mı yaptı?.. Önceki mahkeme dinci kalkışma deyip davayı kısa sürede sonuçlandırmışken sonraki, tetikçi Arslan'ın dincilikle alakasının olmadığını ortaya çıkardıysa yanlış mı yaptı?.. Önceki mahkeme Arslan'ın diğer Ergenekon sanıklarıyla bağlantısı kendisine daha yargılama bitmemişken Ergenekon savcısı tarafından bir mektupla bildirilmesine rağmen hiç dikkate almadıysa, sonraki mahkeme ise bunu ortaya çıkardıysa yanlış mı yaptı?.. Yargıtay Ceza Kurulu somut gerekçelerle Danıştay davasını bozup davayı Ergenekon davasıyla birleştirdiyse yanlış mı yaptı?..

Sadece Arslan'ın tahliyesini eleştirip o saldırıda rol alan diğerlerine ses çıkarmayanlar, hatta onları kahramanlar ve masum melekler gibi göstermeye çalışanlar babası katledilen oğulun yüzüne nasıl bakacaklar?..

HER DURUMDA ELEŞTİRİ

Dikkatle takip ettiğimiz için biliyoruz, mahkeme heyetine yargılama sürecinde haksız suçlamalar yapıldı. Her kesimden.. Mahkeme hem davayı uzatmakla suçlandı, hem de niçin daha fazla tanık dinlenmedi gibi ve benzer itirazlar yapılarak davayı eksik, yetersiz ve acele sonuçlandırmakla suçlandı. Nasrettin Hoca'nın oğluyla eşek sırtındaki seyahati hikayesinde olduğu gibi her durumda tepkiler geldi. Nasrettin Hoca öyle yaptı suçlandı, böyle yaptı yine suçlandı.. Biz davanın bu aşamaya bile gelemeyeceği ve bir şekilde akamete uğratılacağı endişesini taşıyorduk. Ancak çok şükür bitti. Gerçekten de Türkiye'nin ve belki de dünyanın en büyük davası oldu. Bu nedenle mahkeme heyetini kutlamak gerektiğine inanıyoruz.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

------------------------------------------------------------------------------

İŞTE GEREKÇENİN ÖNSÖZÜ

04.04.2014, 15:14 Mahkemenin dün açıkladığı 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararında ilk 19 sayfayı önsöz teşkil ediyor. Dava sürecini özetlemesi ve önemli tartışma konularına cevap getirmesi açısından önemli olan önsöz kısmını dipnotlarıyla birlikte aşağıda aynen aktarmak istiyoruz.

Bu arada gerekçenin tamamını siteye ekleme çalışması da sürmektedir. Tamamlandığında kelime araması yapmak mümkün olacaktır.

GİRİŞ BÖLÜMÜ ÖNSÖZ

Genel Olarak: Bu "Önsöz" bölümünde yargılama süreci ve dosya hakkında genel bazı bilgiler verilecektir. Bunun yanında, gerekçeli kararımızın sistematiği konusunda,-öncelikle savunma tarafı ve temyiz merciine, ayrıca özellikle hukuk camiasına ve ilgililere- yararlı olacak bazı açıklamalar da yapılacaktır.

20 Ekim 2008' de duruşmaları başlayan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası 5 Ağustos 2013' te sona ermiştir.

Bu yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo/Kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen "derin devlet yapılanması" hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.

Yapılan yargılamada sanıklar hakkında, gerek Ergenekon Terör Örgütü üyeliği, gerekse işledikleri sair suçları nedeniyle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Sanıkların işlediği sabit görülen sair suçların en önemlisi, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme (hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme)" suçudur.

Mahkememizde karara bağlanan davada, Ergenekon Terör Örgütü' nün özellikle Bülent Ecevit başbakanlığındaki 57. Hükümeti ve Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlıklarındaki 58. ve 59. hükümetleri hedef alan faaliyetlerini yoğunlaştırdığı anlaşılmaktadır. (1)

Türkiye'de adi suçlar hakkında toplumun genel bir bilgisi, algısı ve kültürü söz konusuyken, özellikle yasama ve yürütme organı aleyhine işlenen suçlar hakkında aynı şeyin söylenmesi mümkün değildir. Çünkü bugüne kadar maalesef bu tür suçlar yargılama konusu yapılamadığından, toplumsal algı şekillenmemiştir. Bu yüzden kamuoyunun bir kısmının bu suçlara neden ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörüldüğü
-----
(1) Sanıkların, -1980 öncesi ve 1990' lı yıllarda gerçekleşen bazı yasadışı olayları ve faili meçhul cinayetleri kast ederek- "neden geçmişteki olayları da yargılamıyorsunuz" gibi itirazlarının pratikte bir yeri yoktur. Öncelikle mahkeme önüne gelen davadaki eylemleri yargılar. Bunun yanında çok uzun süre önceki olayların davaya konu edilmesinin zorluğu da bir başka gerçektir. "Madem geçmişi yargılamıyorsunuz, şimdiyi nasıl yargılarsınız" şeklindeki bir yaklaşımın da hukuki ve vicdani bir dayanağı yoktur. Eski tarihli olaylar da bir mahkemenin önüne getirilirse elbette ki bakılacaktır. Bu konuda toplumsal bir sorumluluk söz konusudur.
------------------------------------------------------------------------------

konusu hakkında yeteli bilgiye sahipi olmadığı görülmektedir. Oysa, sosyo-psikoljik bir gerçekliktir ki, adi suçların tavan yaptığı dönemler hükümetlerin faaliyetlerinin durdurulduğu ve/veya engellendiği "askeri darbe öncesi - sırası ve sonrası" dönemlerdir. Bu süreçte, cinayet, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık, ırza müteallik eylemler, rüşvet, zimmet gibi adi nitelikli suçlar toplumda yaygınlaşır ve bunaltıcı hale gelir, ardından insanlar bu dönemin sona ermesi için silahlı güçlerin yapacağı her türlü müdahale için tepkisiz ve hazır olduğunda ise, artık hükümetler bu gücün telkin, yönlendirme, istek, baskı ve talimatlarına açık hale gelir. Demokrasiyle uyumlu olmayan bir rejimi ortaya koyan ve demokrasiyi işlevsiz kılan veya ortadan kaldıran bu tür müdahaleler (2) birçok temel insan hakları ihlalleri doğmasına neden olur. Böyle bir dönemde hukukun üstünlüğü ilkesi göz ardı edilir, insanlar hiçbir hukuki kurala dayanmaksızın soruşturulur, göz altına alınır, işkencelere maruz kalır, tutuklanır, kurdurulan hukukilikten uzak yargı mercilerince idam dahil bir çok sıra dışı cezalara çaptırılır.(3) Daha tahrip edici ve büyük hırsızlıklar, zimmetler, gasplar, cinayetler görülmeye başlanır. Bu periyotta toplum sindirilmiş ve yargı işlevsiz bırakılmış olduğu için silahlı güçler ile destekçilerinin oluşturduğu gücü elinde bulundurun azınlık, ülke kaynaklarını kendi menfaatleri için kullanır, haksız makam ve mal gaspları gerçekleşir, birçok suç teşkil eden eylemler işler, kendilerinin soruşturulamaması için tedbirler alır. Nihayetinde ülkenin en az bir 20 yılı heba edilmiş olur. Bunu yapanların hesap vermesi için ortaya konan çabaların demokratik gelişime katkısı yadsınamaz ise de, mağdurlar açısından, geciken adalet ne kadar adalet olacaksa o kadar anlam ifade eder.

Yapılan savunmalarda, Ergenekon Terör Örgütü' nün faaliyetlerinden dolayı sanıkların suçlandıkları hususu görmezden gelinerek, Türk ordusuna büyük bir buhtan yapıldığı iddia edilmiş ve sanki Türkiye'de hiç darbe olmamış ve hükümetlerin görevi sekteye uğratılmamış gibi bir yaklaşım sergilenmiştir. Oysa ülkeyi darbeye götüren süreçte gelişen acılarla dolu olaylar ve bu olayların ardından gerçekleşen müdahalelerin izleri hala tam olarak silinememiştir. Bu gerçekliği kim görmezden gelebilir. Buna karşın sanıkların özellikle belli bir kısmının gerek telefon konuşmalarında, gerek yazılarında ve gerekse savunmalarında 1960 askeri darbesini, bir devrim olarak değerlendirdikleri, bu tür bir müdahalenin gerçekleşmesini açıkça ifade ettikleri, ordu millet el ele bir araya gelmesiyle ordunun gidişata dur demesi gerektiğinden bahsettikleri görülmüştür. Bunun yanında Ergenekon Terör Örgütü' nün gerek yönetici ve gerekse üye konumundaki hemen hemen tüm mensupları ülkede bir askeri müdahale veya darbe ortamının oluşmasını istemekte, hatta memleketin kurtuluşu için bunun olmazsa olmaz olduğunu düşünmekte ve yaptıklarını bir Kuva-yı Milliye Harekatı olarak değerlendirmektedirler. Dosyada bu tür yüzlerce delil mevcuttur. Sanıklar bu kastlarını, hem nefret ve şiddet içeren söylemleri hem de eylemleriyle açıkça ortaya koymaktadırlar. Hatta bazı sanıklar söz konusu bu yöndeki isteğin "düşünce ve ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ifade ve örgütlenme özgürlüğünün şiddete ve nefrete çağrı olarak kullanılması durumunu korumamış ve hatta değil şiddete çağrıyı, ifadeler şiddete çağrı içermese dahi, yapılmış bir terör eylemini doğru bulmayı ifade etmenin de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.
-----
(2) Savcı Doğan Öz kontrgerilla ile ilgili raporunu (Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit bu raporun kendisine ulaştığını teyit etmektedir) hazırladıktan kısa bir süre sonra öldürülmüştür. Bu cinayet, Bakanlar Kurulu'nun TBMM tarafından da onaylanan 26.12.1978 gün ve 7/16947 Sayılı Sıkıyönetim Kararına göre sıkıyönetimin ilanına sebep olan suçlar arasında sayılmıştır. Dosyamızda ki Ergenekon Terör Örgütü tarafından işlenen Danıştay cinayeti ile ulaşılmak istenen amaçta budur.

(3)1960 askeri darbesi sonrası herhangi bir yargılama yapılmaksızın Genelkurmay başkanı dahil 235 General ve 4171 Subay ve Astsubay Türk Silahlı Kuvvetleri' nden ihraç edilmiştir. Bunun yanında darbe sonrası oluşturulan heyetin baktığı davada 395' i milletvekili olmak üzere 591 kişi yargılanmış, 151 kişinin idamına (Cumhurbaşkanı dahil) ve 31 kişinin müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bir başbakan ile iki bakanının idam kararının infazı yerine getirilmiştir.
------------------------------------------------------------------------------

Kanun koyucu, gerek dünya gerek ülke tecrübeleriyle sabit böyle bir ortamın doğmasına fırsat vermemek için, bu suçun ihlal ettiği hukuki yararın önemini dikkate alarak, bu tür eylemler için en ağır yaptırımı uygun görmüştür. Bu ülkemizde olduğu gibi demokrasinin geçerli olduğu devletlerde de böyledir. (4) TCK 311. ve 312. maddeler incelendiğinde, bu suçların bir tehlike suçu olarak kabul edildikleri ve teşebbüsün tamamlanmış suç gibi cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Kanun, cebir ve şiddet kullanarak yasama ve yürütmenin sadece "ortadan kaldırılmasına teşebbüs edilmesi" ni değil, bunun yanında bu organların "görevlerini yapmasını tamamen veya kısmen engellemeye teşebbüs edilmesi" ni dahi aynı şekilde cezalandırmaktadır. Yani bir anlamda kanun koyucu bu suçu işlemeye niyetlenenlere, "kanunun caydırıcı olması" ilkesi gereği bir ikazda bulunmakta ve suçun oluşumu için "cebir ve şiddet kullanarak TBMM veya Hükümetin görevlerini kısmen yapmasını engellemeye teşebbüs edilmesi" nin bile suç için yeterli olacağını belirtmektedir.

Dosyamız kapsamında bu suçun, yani darbeye teşebbüs suçunun gerek 765 sayılı TCK' nın gerekse 5237 Sayılı TCK' nın yürürlükte olduğu her iki dönemde de gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. "İlk dönem"de hükümetin başında olan Başbakan Bülent Ecevit' i başbakanlık görevinden el çekmeye zorlama ve AKP Hükümetine karşı Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde yasadışı olarak oluşturulduğu anlaşılan Cumhuriyet Çalışma Grubu' nun faaliyetleri ve planlanıp yürürlüğe konulan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven darbe planları çerçevesinde hükümeti cebren ıskata veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs edildiği görülmüştür. Bu dönemle ilgili birçok plan ve delilin ele geçirilmesi yanında zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı' nın tuttuğu günlüklerin 2003¬2004 yılına ait kısmı ile yine sanık Mustafa Balbay' ın tuttuğu dijital not/günlük mahiyetinde ki çalışmalar suç içeren eylemlerin anlaşılmasına katkıda bulunmuştur Cumhuriyet Gazetesi' ne bombalı saldırı ve Danıştay Hakimlerine karşı cinayet eylemi ile başlayan "2. Dönem"de ise, bu eylemlerin hemen öncesinden kurulan nefret, şiddet ve darbe söylemleri içeren ve yasadışına çıkan sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri ile AKP Hükümetinin görevlerini engelleme yönünde etkinlikler gösteren Ergenekon Silahlı Terör Örgütü' nün kontrolündeki diğer bir kısım sivil toplum çalışmalarının yapıldığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmalar ile öncelikli olarak AKP orjinli birinin Cumhurbaşkanlığı' na seçtirilmemesi hedeflenmiştir. Yine Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi'nde yoğunlaşan muvazzaf personel ve silsilede ki üstleri tarafından hükümet aleyhine yasadışı planlar hazırlanmış, sahte isimlerle internet siteleri kurdurularak buralarda hükümeti yıpratıcı psikolojik propaganda içerikli yayınlar yapılmış, bunlarla hem toplumun tahrik olması hedeflenmiş, hem de AKP' nin kapatılması sürecinde deliller üretilmiştir. AKP Kapatma Davası sürecinde de bir kısım sanıkların aktif faaliyetleri olmuştur. Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubesi gizli bölmelerinden ele geçirilen deliller arasında dosyamızda ki iddiaları doğrulayan önemli delillere ulaşılmıştır. Bu deliller arasında özellikle "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" denilen AKP Hükümetine karşı hazırlanan çalışmanın taslak çalışması "Proje" isimli çalışma, aralarında bazı dosya sanıklarının da bulunduğu ordudan emekli olanlar ve bazı diğer sivil şahıslardan oluşan gruplar ve görevlerini düzenleyen "Kitleşim" isimli belge önem arz etmektedir. Yine Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek başkanlığı' na ait Mahkememizce getirtilip incelen bilgisayarlar içinde de AKP Hükümeti aleyhine ve Ergenekon Terör Örgüt' ünü destekler
-----
(4) Örneğin Fransız Ceza Kanunu 412/1. maddesinde bu tür suçlar için; “Cumhuriyetin kurumlarını veya ülkenin toprak bütünlüğünü tehlikeye sokabilecek şiddet içeren her türlü saldırı 30 yıl hapis ve 450.000 Euro para cezası ile cezalandırılır. Eğer eylem kamu gücünü kullananlar tarafından işlenirse bu suç için verilecek ceza müebbet hapis ve 750.000 Euro para cezasıdır” şeklinde bir düzenleme mevcuttur.
------------------------------------------------------------------------------

mahiyetinde çok sayıda belgeler elde edilmiştir. Bu belgeler incelendiğinde" İrtica İle Mücadele Eylem Planı" içeriği ile birebir örtüşen birçok çalışmalara ulaşılmıştır. Tüm bu süreçte Ergenekon Terör Örgüt' ne ait muhtelif yerlere gizlenmiş nitelik ve nicelik olarak vahamet arz eden silah, bomba, mühimmat ele geçirilmiş, Örgüt' ün "Karargah Evleri" ismi altında Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlendiği anlaşılmış, bazı sivil sanıkların Harp Okulu' nda okuyan askeri öğrencileri buralarda ki örgüt mensubu öğrenciler aracılığıyla kazanma amaçlı çalışmalar yaptıkları ve bu öğrencileri üstlerine hatta o tarihteki mevcut Genelkurmay başkanı aleyhine kışkırttıkları görülmüştür. Yine geçmişte devlet içindeki derin yapıyla ilişkisi gündeme gelen ve çete lideri olmaktan mahkum olan dosyamız sanığı emekli emniyet mensubu bir sanığın liderliğinde bazı suikast ve sabotaj planları yapıldığı, bu eylemler için subay ve emniyet teşkilatındaki örgüt üyelerinden kadrolar oluşturulduğu, bu kişilerin özellikle azınlık cemaat önderlerine ve alevi toplum temsilcilerine karşı eylem hazırlıkları içine girdikleri anlaşılmıştır. Dosya genelinde azınlıklara karşı sistematik olarak bir nefret söylemi geliştirildiği açıktır. Bu dönemde gerçekleşen amaç suçlara yönelik daha birçok olay gerekçeli kararımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır. (5)

Sanıkların sübuta eren örgüt üyeliği/yöneticiliği ve amaç suçlar dışındaki suçlarına bakıldığında;

Bir kısım sanıkların sekiz yıldan on iki yıla ve/veya üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektiren, "devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin yüzlerce bilgi ve belgeyi bulundurma/kullanma/temin etme ve yasaklanan bilgileri elde etme" suçunu işledikleri

Bir kısım sanıkların altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren "hukuka aykırı olarak kaydedilmiş binlerce kişisel verileri toplam sayısı binlerle ifade edilen kişisel verileri bulundurdukları tespit edilmiştir.

Sanıklarda ele geçen silahlar ve mühimmat nitelik ve nicelik, yani hem sayı hem de özellik olarak çok vahim niteliktedir. Kimisinin mevcut herhangi bir kaydı olmayan, kimisinin ise kayıtlı oldukları yerde sarf edilmiş olarak gözüktüğü bu silah ve mühimmatların toplumda kaos oluşturmaya ve faili meçhul cinayetlerde kullanılabilme potansiyeline sahip oldukları ortadadır.

Dava sürecinde, dosyadaki delillerin benzer örgüt davalarında olmadığı kadar güçlü, çeşitli ve çok olduğu görülmüştür. Örneğin, bu davadaki deliller ile benzer mahiyetli Susurluk Davası' nın delillerinin kıyaslanmasının dahi mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. (6) Bunun yanında yargılamanın her aşamasında mahkememiz yargılanan örgütün varlığını çok açık ve net olarak devamlı gözlemlemiştir. Ergenekon Terör Örgütü' nün kamuoyu oluşturma gücü, Sanıklar arasındaki hem henüz haklarında dava açılmamışken hem de
-----
(5) Avrupa Birliği İlerleme Raporları’ nda, Ergenekon Davası’ na yer verilmiştir. Bu raporlarda özetle;
“..Suç örgütü olduğu iddia edilen Ergenekon adlı oluşuma ilişkin soruşturma ve birçok başka darbe planının araştırılması, demokratik kurumların düzgün işleyişine ve hukukun üstünlüğüne duyulan güvenin güçlendirilmesi bakımından Türkiye için bir fırsat olmayı sürdürmektedir…. Bu, Türkiye’de, bir darbe teşebbüsünü derinlemesine inceleyen ilk davadır ve demokratik kurumları istikrarsızlaştırmayı amaçladığı iddia edilen bir suç örgütü hakkında yürütülen en geniş kapsamlı soruşturmadır…… Bu dava, Türkiye için, demokratik kurumlarının düzgün işleyişine ve hukukun üstünlüğüne olan güveni güçlendirmek açısından bir fırsattır….. Nisan ayındaki bir basın açıklaması sırasında Genelkurmay Başkanı, Ergenekon davası ve iddianamesi hakkında yorumda bulunmuş, dolayısıyla yargıyı baskı altında bırakmıştır….. Askeri personelin, Ergenekon soruşturmasıyla ortaya çıkan Hükümet karşıtı eylemlere katılmış olduğu iddiası kaygı uyandırmaktadır….. özellikle askeri mahkemelerin yargı yetkisinin sınırlanması konusunda bir miktar ilerleme kaydedilmiştir” gibi önemli değerlendirmeler yapılmıştır.

(6) Susurluk davası’ nın anlatıldığı bölümde bu hususa özel olarak yer verilmiştir. Bkz. “Susurluk Çetesi Ve Ergenekon Terör Örgütü Arasındaki İrtibat” başlıklı bölüm.
------------------------------------------------------------------------------

dava açıldıktan sonraki dayanışma ve görünürde aralarında herhangi bir irtibat ve tanışıklık olmayan sanıkların adeta gözü kapalı birbirlerini yargılama öncesi ve sırasında savunmaları ve kefil olduklarını beyan etmeleri, özellikle kovuşturma aşamasında birbirleri lehlerine beyanda bulunmaları ve birbirleri aleyhinde olan önceki ifadelerini değiştirmeleri, daha sonra bu yeni ifadeleri kullanarak geçmişte verilen ve aleyhlerinde olan ifadeleri tevil etmeleri ve düzeltmeleri, "burada yargılanan kişileri saygıyla selamlıyorum, Cumhuriyet' a bomba atanlar ve Danıştay' a saldıranlar dışında buradaki hiç kimsenin suçu yok, (7) herkes vatansever, sanıklar delikanlı çıktı, kimse aleyhte konuşmadı vs" gibi sözleri devamlı dile getirmeleri, mahkeme hakimlerini ortak savunma stratejisine uygun olarak gözü kapalı eleştirmeleri ve sıklıkla redd-i hakim talebinde bulunmaları, aynı zamanda sistematik bir şekilde hakaret ve tehdit etmeleri, bazılarının savunmalarında mahkemeye yansıtmaya çalıştıklarının aksine gözlemlenen yakın ve samimi irtibatları, genel olarak birbirlerinin aleyhine beyanda bulunmaktan ısrarla kaçınmaları, hatta çok açık bir şekilde kendilerinin aleyhinde bilgi ve belge yakalatan veya konuşan sanıklar hakkında en küçük bir tepki göstermeyip, "yargılamanın sonunu beklemek gerekir vs" şeklinde bir yaklaşım sergilemeleri (8) gibi durumlar mahkememizin gözlemlediği bu çeşit yüzlerce olguya sadece birkaç örnektir.

Sanıkların bazı eylemlerle ilişkisini ve örgüt üyesi konumlarını ortaya koyan onlarca delilden birisi de telefon irtibatlarıdır. Gerek soruşturma aşamasında ve gerekse yargılama aşamasında, -sanıkların kendi aralarındaki ve olaylarla ilgili irtibatını ortaya koyan teknik delil mahiyetindeki- HTS dökümleri ve iletişim tespit tutanaklarından yararlanılmıştır. Her sanığın bireysel hukuki durumlarının değerlendirildiği kısımlarda bu delillere yer verilmiştir. Örgüt davalarında bir kısım sanıkların bağlı oldukları örgüt dolayısıyla birbirleriyle tanışıyor oldukları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle dosyamız bazı sanıkları kendileriyle ilgili HTS dökümü ve iletişimin tespiti tutanakları karşısında tanışıklıklarını açıklama konusunda çelişkiye düşmüşler ve/veya açıklayamamışlar, bu kayıtlarla uyuşmayan beyanlarda bulunmuşlardır.

Ergenekon Terör Örgütü' nün kendine özgü bir yapısı vardır. Bu örgüt, birbirlerini tamamlayan ve destekleyen kompartımanları olan, ancak bu kompartımantasyon /perdeleme sistemi gereği birimler arasında sınırlı bir iletişimin söz konusu olduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri' nden iktibas edilen "bilmesi gereken" prensibi çerçevesinde örgüt üyelerinin faaliyet gösterdikleri, herkesin kendi uzmanlık alanında örgüte katkı sağlayıp örgütsel faaliyette bulunduğu bir yapılanmadır. Örgütün genel ve/veya güncel hedefleri
-----
(7) Kimi zaman sanıkların “buradaki herkes suçsuz, Alparslan Arslan hariç herkes suçsuz” gibi sözleri de olmuştur.” Sanıkların özellikle Cumhuriyet Gazetesi’ ne bomba atan sanıkları ve sanık Alparslan Arslan’ ı rahatsız edici beyanda bulunmaktan kaçındıkları, Osman Yıldırım dışında ki Cumhuriyet Gazetesi’ ne bomba atan diğer sanıklarla duruşma salonunda yakınlaştıkları gözlemlenmiştir.

(8) Örneğin Sanık İbrahim Şahin’ in gerek evinde ele geçen sabotaj - cinayet planları listesinde isimleri geçmesi nedeniyle ve gerekse yaptığı telefon konuşmalarındaki beyanlarından dolayı aleyhlerinde hukuki durum oluşmasına sebep olduğu sanıklardan hiç biri bu sanık hakkında cezai veya hukuki bir şikayette bulunmadıkları gibi, savunmaları sırasında da İbrahim Şahin’ i incitecek düzeyde dahi bir beyan sarf etmemişlerdir.
Yine sanık Dursun Çiçek, kendi isim ve imzasının bulunduğu “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” nın fotokopisinin çıktığı ve daha önce tanımadığını beyan ettiği Sanık Serdar Öztürk hakkında gerek o dönem ve gerekse yargılandığı süreci de kapsayan uzunca bir dönemde herhangi bir aleyhte beyanda bulunmamış, Serdar Öztürk’ ün savunmasına itibar etmiştir. Oysa normal olarak sanık dursun Çiçek’in, bu belgenin fotokopisinin kendisinde çıktığı Serdar Öztürk hakkında bir hukuki süreç başlatması gerekirdi.
Buna ek olarak, Gölcük Donanma Komutanlığı, İstihbarat Şubesi zeminin altında gizlenmiş olarak herhangi bir emniyet mensubunun katılmadığı aramada bulunan malzemeler arasında dosyamızdaki iddiaları teyit eden bilgi, belge ve delillere ulaşılmıştır. ’Dosya kapsamına ve hayatın gerçeklerine göre bu delillerin bulunduğu bölüme, İstihbarat birimindeki askerlerin dışında başka birilerinin girmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda sanıkların savunma stratejisi olarak geliştirdikleri ortak mantığa göre, kendi aleyhlerinde olan bir kısım delilleri buradaki deliller arasına o bölümün sorumlusu olan kişilerin koyması gerekir. Oysa sanıklardan hiçbiri Gölcük Donanma Komutanlığı’nda bulunan bu malzemelerle ilgili açılan davadaki sanıklar hakkında aleyhte tek bir beyanda dahi bulunmamışlardır.
------------------------------------------------------------------------------

doğrultusunda: bu yapılanmanın bir birimi; toplumun hazırlanması bakımından sivil toplum örgütlerini harekete geçirmekte/yönlendirmekte, toplantı ve gösteriler düzenlemekte/ düzenletmekte, bir birimi; cebir ve şiddet içeren eylem(ler) ile alakalı planlar yapmakta, lojistik ve finansal destek sağlamakta, bir birimi; kendi üzerine düşen cebir ve şiddet içeren eylem(ler)i organize etmekte, işlemekte/işletmekte, bir diğer birimi; bu tür eylemlerden sonra özellikle basın kanalıyla dezenformasyon yapmakta, bir kısmı bu eylemlerin rüzgarını arkasına alarak toplumsal katmanları harekete geçirip geniş tabanlı organizasyonlar yapmaktadır. Sonuçta Ergenekon Terör Örgütü, dosyamız kapsamında tüm bu birbirini tamamlayan eylemleriyle amaç suçların oluşması, iddianamedeki ifadesiyle "darbeye zemin hazırlama" (9) yönünde faaliyet göstermektedir. (10)

Yapılan yargılamada bu örgütün çok karışık bir ilişkiler yumağına sahip olduğu görülmüştür. Örgütün yargılanan ve mensuplarının cezalandırıldığı belli bir kısmı açığa çıkarılmış ise de, bazı hücrelerine ulaşılamadığı görülmüştür. Yine Ergenekon Terör Örgütü' nün bazı birimleri ve uzantıları hakkında dosya kapsamına göre isabetli yorum yapılabilmesi mümkün olsa da, bunlarla alakalı dosyada hukuki olarak yeterli delile ulaşılamadığı ortadadır. Bu yüzden bunların ayrı bir soruşturma ile ortaya çıkarılmasının mümkün ve gerekli olduğu düşünülmektedir.

Dosya kapsamı, yapılan yargılamada ulaşılan deliller ve mahkememizin gözlemi Ergenekon Terör Örgütü' nün "Psikolojik Harp(Harekat) ve Propaganda" tekniğini çok etkili ve sistematik olarak kullandığını göstermektedir. Özellikle Genel Kurmay Başkanlığı Bilgi destek Dairesi (Önce ki ismiyle "Psikolojik Harp Dairesi")' de çalışan bir kısım sanıkların faaliyetleri buna güzel bir örnektir. Yine özellikle Sanık Doğu Perinçek (11) ve yakın çevresi bu tekniği en etkin kullanan (12) Ergenekon Terör Örgütü üyeleri arasındadır. Sanık Nusret Senem esas hakkında savunmasında psikolojik propaganda sanatını çok iyi bildiğini ve uyguladığını ifade etmiştir. Sanık Durmuş Ali Özoğlu, Mustafa Özbek gibi sivil sanıklardan ve Sanık Hurşit Tolon' dan Genel Kurmay Başkanlığı' na ait olduğu ilgili kurumca belirtilen "PH(Psikolojik Harp)" isimli birçok Word dosyası ele geçmiştir. (13) Gerekçeli kararımızda açıklanan sanıklar arasında ki ilişkiler ile muhtelif yer ve zamanlarda ki açıklamalarının değerlendirilmesi ve anlaşılabilmesi bakımından ilgili bölümlerde bu hususa özellikle yer verilmiş ve ayrıca delil klasörleri içinde bulunan "Psikolojik Harekat(Harp) Sanatı" nı anlatan metinler müstakil bir başlık altında özetlenerek bu konuda aydınlatıcı bilgiler verilmiştir. Sanıklar savunmalarında bu yöntemi ustalıkla kullandıkları için, bu davada olayların yalnızca düz mantıkla değerlendirilmesi eksik olur. Gerek sanıkların kişisel özellikleri, gerek örgütün girift yapısı ve gerekse örgüt
-----
(9) Bizde gerekçemizde zaman zaman bu tabirin kullanılmasını uygun gördük. Çünkü darbeye zemin/ortam hazırlama kavramı TCK 312. maddede ki suç tipini güzelce özetlemektedir. Çünkü teşebbüsün tamamlanmış suç gibi kabul edildiği bu maddede bir tehlike suçu düzenlemesi söz konusudur. Devlet aleyhine cürümlerle ilgili referans eserlerin sahibi Prof.Dr. Çetin Özek yasama ve yürütme organlarına karşı suçlardan bahsettiği yerde, teşebbüs ve tehlike suçu ile ilgili olarak; “Hareketin teşebbüs durumunda cezalandırılabilmesi, onun tehlikeli olduğu düşüncesine ve hareketin belli bir neticeyi doğurmaya uygun(elverişli) olması esasına dayanır. Teşebbüste, hele eksik teşebbüs halinde esas itibarıyla dış alemde vuku bulmuş bir netice mevcut değildir. Sadece, cezalandırılan neticenin, yani dış alemdeki değişikliğin tahakkuk edebilmesi tehlikesinin mevcudiyeti, tamamlanmamış fiilin cezalandırılabilmesi imkanını yaratmıştır. Teşebbüs edilen eylemin, yani dış alemdeki değişikliğin tahakkuk edebilmesi tehlikesinin mevcut olması durumunda, söz konusu bu eylemin neticeyi doğurmaya elverişli olması gerekir. Ancak uygunluk hareketin tehlikeliliği demek değildir. Zira hareketin bizatihi tehlikeli olmayıp tehlike neticesini yaratmaya da uygun olması mümkündür” demektedir.

(10) Ülkeyi askeri müdahalelere götüren ortamları ve askerler ile siviller arasında bu süreçteki ilişkiyi ortaya koyması bakımından, bizzat kendinden örnekler verip özeleşti yaptığı kitaplarında yazar Hasan Cemal, bu konuda önemli saptamalarda bulunmuştur.

(11) Sanık Doğu Perinçek’ te, “Özel Harp Daire Başkanlığı Propaganda ve Psikolojik Harp” başlıklı bir askeri metin bulunmuştur.

(12) Bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler gerekçeli kararımızda, hem sanık Doğu Perinçek ve ilgili sanıkların bireysel hukuki durumlarının değerlendirildiği kısımlarda, hem de örgütün varlığının anlatıldığı, özellikle derin devlet-Susurluk çetesi ile ilgili bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

(13) Örneğin Sanık Oktay Yıldırım, özgeçmişinde psikolojik harekat ve yönlendirme seminerine katıldığını belirtmektedir.
------------------------------------------------------------------------------

belge içerikleri daha değişik mantık önermelerinin de katkısından yararlanarak konuların ve sanıkların durumlarının değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Genelde tüm sanıkların hitap ve psikolojik propaganda yetenekleri bir hayli yüksek olduğu ve yargılama sırasında bu özelliklerini etkin olarak kullandıkları gözlemlenmiştir. Sanık profilinin etkinliği, çeşitliliği ve geçmişi ile dava konusu iddialar nedeniyle bu dava kamuoyunda yoğun olarak tartışılmış, ilgili ilgisiz birçok kişinin yargılamayı etkilemeye teşebbüs sayılabilecek sayısız açıklamaları olmuştur.

Derin devlet/Gladyo yapılanmasına Türkiye' de "Ergenekon" ismi verilmiştir. Örgütün ismi örgüt belgelerinde açıkça bu şekilde telaffuz edilmiştir. Derin Devlet yapılanması için toplumda destek görecek bu ismin seçilmesi dahi başlı başına bir psikolojik harp çalışması ürünüdür. Sanıklar da savunmalarında bu konuyu ustalıkla kullanmışlar ve Orta Asya Türk Destanları arasında yer alan "Ergenekon Destanı" nı sürekli istismar ederek yargılama makamlarına ağır hakaret ve isnatlarda bulunmuşlardır. Oysa burada eleştirilmesi gereken, derin devlet gibi hukuk dışı bu yapılanma için bu ismi uygun gören mantıktır. (14)

Türk Gladyosu' na "Ergenekon" ismi verildiğinin 1997 den itibaren gündemde olması, köşe yazılarında ve kitaplarda işlenmesi, sanık Doğu Perinçek müdafi Av. Ceyhan Mumcu'nun ifadesiyle bunu "Herkesin bildiği" nin beyan edilmesi, bazı sanıklardan ele geçen belgelerde bu ismin geçmesi, örgüt belgelerinde açıkça derin yapılanmaya bu isim verilmesi, sanık Hüseyin Vural Vural' da kendi beyanıyla da sabit olduğu üzere "Ergenakon Yemin Metni" ve "Ergenakon başlıklı Kimlik Kartları" nın ele geçmiş olması, özellikle 1997 de Aydınlık dergisinde yayınlanan sanık Erol Mütercimler' in röportajında ve daha sonra sanık Doğu Perinçek ve grubunun organize ettiği Susurluk Konferansında Türk Gladyosu' nun bu isimle anılması, sanık Doğu Perinçek'ten ele geçen bir dijital belgede "Uğur Mumcu'yu Çatlı, Yeşil Ergenekon yasallık dışılığı öldürtmüş" ifadelerinin kullanılması, sanık Hikmet Çiçek'te çıkan bir belgede Özdemir Sabancı Cinayetinde Ergenekon örgütlenmesinin rolü olduğuna dair tespitler bulunması ve Bozkurt teşkilatı isimli diğer bir belgede "Ergenekon'un ilk adının Bozkurt teşkilatı olduğu" şeklinde açıklamaların yer alması, Tuncay Güney'in mülakatında "Doğu Perinçek'e Ergenekon'u sorduğumda, bunun askeriye içindeki bir örgütlenme olduğunu ve Nato tarafından Özel Harp Dairesi'ne paralel olarak kurulduğunu söyledi" anlatımının bulunmasına karşılık, birçok sanık ve özellikle sanık Doğu Perinçek'in savunmalarında iddianameye konu olan örgüt için Ergenekon ismi kullanılmasını ağır bir şekilde eleştirmeleri, Türkiye'deki derin devlet yapılanmasının ismi olarak belirlenen "Ergenekon" u özel olarak gündeme getirmekten kaçınmaları, Can Dündar ve Celal Kazdağlı tarafından yazılan Ergenekon isimli kitapla ilgili olarak 1 Nisan 2001 tarihinde Aydınlık dergisinde "Ergenekon dedikodularının piyasaya sürüldüğü bir dönemde CIA'ya yakın çevrelerin yazdırdığı" denilerek bu kitabın (15) eleştirilmesi, sanıkların Ergenekon isminin gündeme getirildiği yayın organları ve konferanslarla ilgili bir açıklama yapmayıp duruşmadaki savunmalarında "Savcılar tarafından nasıl Ergenekon ismi kirletilir" şeklinde psikolojik harp tekniği ürünü tepkiler ortaya koymaları Gladio' nun Türkiye'deki örgütlenmesine
-----
(14) Örgütün bu ismi seçmesiyle ilgili olarak ilerleyen bölümlerde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Sanık Hüseyin Vural Vural’ da çıkan Ergenekon Yemin metni ve 1972 yılından kalma “Ergenakon” başlıklı kimlik kartları örgütün bu ismi çok önceden beri kullandığını ortaya koymaktadır.
(15) Oysa bu kitap Susurluk Kazası sonrası yazılan ve Susurluk Davası ve bu dava sanıklarının ilişkilerinide Ergenekon Örgütü kapsamında analiz eden bir kitaptır.
------------------------------------------------------------------------------

verilen bu adın açığa çıkmasını engelleyici tavırlar içinde olduklarını açıkça göstermektedir.

Ergenekon Terör Örgütü' nün ismi çok uzun süredir kamuoyunun gündeminde olmasına, Susurluk kazası sonrası bu örgüt hakkında üst düzey generallerin açık beyanlarına ve dosyadaki benzeri somut olaylara rağmen özellikle Genel Kurmay Başkanlığı' nın "Ergenekon/derin devlet/kontrgerilla" konusunda hiçbir işlem yapmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin ara kararlarına istinaden bu konuda devlet kurumları ve Genel Kurmay Başkanlığı tarafından verilen cevaplar önemlidir. (16)

Kurum ve mensuplarıyla alakalı en küçük isnatları dahi araştıran ve soruşturan, yapısı gereği buna yapması da gayet doğal olan Türk Silahlı Kuvvetleri' nin, üstdüzey generallerin ağzından anlatılan ve ordu içindeki hiyerarşik yapı dışında illegal olarak örgütlenip, birçok yasadışı icraatlar yaptığı belirtilen bir yapı hakkında herhangi bir işlem yap(a)mamasının bir izahı olamaz. Bu durum açıkça Ergenekon Terör Örgütü' nün gücünü ve kendisiyle ilgili mensupları tarafından yapılan propagandanın ne kadar etkili sonuç doğurduğunu gösteren dikkat çekici bir örnektir.

Ergenekon Terör Örgütü, özellikle Susurluk Kazası sonrası yapılan yargılamayı müteakip 1999-2000 yıllarında reorganize olma faaliyeti kapsamında örgüt temel belgesini (Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim Ve Geliştirme Projesi İstanbul / 29 Ekim 1999" İsimli Belge) yeniden düzenlemiş ve oluşturulan Lobi Belgesi (Lobi Aralık 1999/İstanbul" İsimli Belge) doğrultusunda sivil unsurlarla irtibatı belli bir düzene sokmuştur. Dosyada bu ana belgelerle paralel diğer birçok örgüt belgesi de mevcuttur. Ergenekon belgesinin "Amaç" başlıklı bölümünün son cümlesindeki "Ergenekon'un gerçek ve çağdaş anlamda ve organizasyonunun sağlanabilmesi için talep edilmesi halinde daha birçok ayrıntılı etüt hazırlanması mümkündür" ifadesine dayanılarak ve bu iki ana belgede belirtilen esasların ayrıntılı olarak ele alındığı etüt, analiz çalışması, eylem planı, değerlendirme raporu ve araştırma metinleri gibi alt belgeler hazırlanmıştır. Ergenekon Terör Örgütü ile ilgili olan örgüt belgeleri özel bir önem arz etmektedir. Örgüt bu belgelerdeki ilkeler doğrultusunda örgüt faaliyetlerini sürdürmüştür. Örgütün felsefesi, iç işleyişi, teşkilatlanması, PKK gibi terör örgütleriyle ilişkisi ve sair özellikleri bu belgeler kapsamında daha iyi anlaşılmaktadır.

Tüm örgüt belge içerikleri incelendiğinde her yönüyle bir terör örgütü (17) ile karşı karşıya kalındığı açıkça görülmektedir. Örgüt belgelerinin ayrıntılı anlatıldığı bölümde bu husus açıkça ortaya konulmuştur.

Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası - İtalya' daki Gladio Davası (18) dışında- dünyada bilinen diğer tüm davalarla hacim ve içerik olarak kıyaslanamayacak kadar devasa bir özelliğe sahiptir. Bu davada, içlerinde Genelkurmay Başkanı, ordu komutanı gibi üstdüzey askeri sanıklar olduğu gibi, siyasi parti yöneticiliği, avukatlık, gazetecilik, akademisyenlik, taksicilik ve çaycılık gibi meslekleri icra eden toplumun hemen hemen her kesim ve mesleğinden kişilerin de bulunduğu görülmektedir. Her ne kadar belli meslek ve siyasi
-----
(16) Bu konuda ayrıntılı değerlendirme , “Derin devlet/ Kontrgerilla yapılanması ile ilgili bilgilerin verildiği” bölümün, “2.Genel Kurmay Başkanlığı ‘nın Bazı İddialara Karşında Ne Yaptığına Dair Verdiği Cevaplar Ve Gönderdiği Belgeler” başlığı altında yapılmıştır.

(17) Sanık Kemal Kerinçsiz ve Ahmet Hurşit Tolon soruşturma aşamasında, -kendilerini bu örgütten soyutlayarak ve böyle bir örgütle irtibatları olamayacağını söyleyerek- bu belge içeriklerine göre tipik bir terör örgütünden bahsedildiğini ifade etmişlerdir.

(18) Gerekçeli kararımızın derin devlet yapılanmaları hakkında genel bilgi verilen bölümünde bu dava hakkında da bazı istatistiki veriler yer almıştır.
------------------------------------------------------------------------------

gruplara mensup bir kısım sanıklar icra ettikleri mesleki faaliyetleri ve AKP Hükümeti' ne muhalif kimlikleri dolayısıyla yargılandıklarını savunsalar da bunun doğru olmadığı ortadadır. Çünkü yargılanan sanıklarından çok daha keskin muhalefet yapan gazeteciler ve siyasiler dosyamız sanığı değillerdir. Mahkememiz verdiği kararında sanıkları mesleki veya siyasi faaliyetlerinden dolayı değil, Ergenekon Terör Örgütü mensubu olarak işledikleri eylemlerden dolayı cezalandırmıştır. Sanıklar birçok terör örgütünün yaptığı gibi, "siyasal, basın ve örgütlenme özgürlükleri"ni Ergenekon Terör Örgütü' nün amaçları doğrultusunda kullanmışlardır. Bu konular gerekçemizin genel kısmında ve bireysel durumlarının değerlendirildiği bölümde ayrıntılı olarak ele alınıp değerlendirilmiştir.

Sanıkların Ortak Savunma Stratejileri:

1. Bu davanın polis içindeki bir çetenin tertibi olduğu ve MİT ile bir kısım mensuplarının oyunlarıyla başlatıldığını devamlı tekrarlama,

Bu bağlamda aramalarda çıkan aleyhteki delillerin hiç birini kabul etmeyip, polisin koyduğunu ifade etme,

İkrar mahiyetindeki beyanların kasıtlı olarak polis tarafından yazıldığını söyleme.

2. Her türlü suçlamayı devamlı olarak reddetme, suç unsuru içeren açık telefon konuşmalarında şaka yaptıkları veya öyle demek istemediklerini savunma, soruşturma makamlarının müdafii refakatında aldığı ifadelerden aleyhe olanları kabul etmeme.

3. Ergenekon diye bir örgütün olduğu iddiasının doğru olmadığını ısrarla ifade etme, Yargılananların büyük çoğunluğunun vatansever ve masum olduklarını yineleme.

4. "Tuncay Güney gibi güvenilmez kişinin beyanları dosyadan çıkarıldığında aleyhte hiçbir şey kalmıyor" beyanını sıklıkla işleme.

5. Hakkında dava açılan asker kişilerin ne ile suçlandığını göz ardı ederek, Türk Silahlı Kuvvetlerini' nin suç örgütü kabul edildiğini iddia etme,

TSK ile kendilerini özdeşleştirerek avantajlı durum elde etme.

6. AKP muhalifi olduklarından dolayı yargılandıklarını savunmaları Bu temel savunma stratejisi kısaca ele alınacak olursa;

• Sanıkların yukarıda değinilen ortak savunma stratejilerini ısrarlı olarak sürdürdükleri görülmüştür. Aslında bu durum örgütlü suçların yargılamasında sıklıkla rastlanılan bir durumdur. Böyle bir yöntem her ne kadar bizzat sanıkları motive etse ve kamuoyunda belli bir dönem etki oluştursa da, dosya ve içindeki delillere hakim olan yargılama heyetleri için ne kadar anlam ifade etmesi gerekiyorsa o kadar dikkate alınmaktadır.

• Öncelikle bu davanın soruşturması Ümraniye' de bir gecekonduda bulunan bombalarla başlamıştır. Bombaların bulunma süreci sanıkların sığındığı polis tertibi savunmasını tamamıyla boşa çıkaracak özelliktedir. Çünkü bombalarla ilgili ilk ihbar (19) ses kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere Trabzon İl Jandarma Alay Komutanlığı' na yapılmıştır. Bu ihbarı alan Trabzon' da ki Jandarma birimleri, ihbar
-----
(19) Bu ihbarın faili sanık Ali Yiğit” n babasıdır. İhbar ses kaydı duruşmada dinletilmiştir.
------------------------------------------------------------------------------

içeriğini yine bir Jandarma birimine, yani İstanbul il Jandarma Alay Komutanlığı' na bildirmiştir. İstanbul' da ki bu Jandarma birimi de kendisine iletilen ihbarı İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü' ne bildirmiş, bunun üzerine Ümraniye Savcılığı aracılığıyla alınan arama iznine istinaden Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü birimlerince yapılan aramada bomba bulunması üzerine, olay Beşiktaş' taki CMK 250. madde ile yetkili Başsavcıvekilliği' ne intikal ettirilmiştir. Yani olaya ilk olarak vakıf olan birimler emniyet değil Jandarma birimleridir. Yine daha sonraki aşamada da olaya vakıf olan TEM Şube Müdürlüğü, yerel emniyet ve yerel başsavcılık birimleridir. Son aşamada Özel Yetki Başsavcılık olay hakkında bilgi sahibi olabilmiştir. Ancak sanıklar tüm bu safahatı göz ardı ederek soruşturmayı derinleştiren, dava açan ve davaya bakan makamlara yönelik yıpratıcı ve sindirici psikolojik propaganda içerikli bir savunma geliştirmişlerdir.
Sanıklar aramalarda ele geçen aleyhte delillerin polis tarafından koyulduğu gibi soyut iddiada bulunmuş iseler de, dosya kapsamında bunu doğrulayacak en küçük bir delile rastlanmamıştır.

Bunun yanında bir çok sanıkla ilgili ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda ve incelenen dijital unsurlarda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı çokça ifade edilmiştir.

• Bilindiği gibi bu davada ki en önemli eylemlerden biri Danıştay saldırısını gerçekleştiren sanık Alparslan Arslan' ın eylemidir. Sanıklarda yapılan aramalarda ele geçen dijital ve yazılı hiçbir belgede sanık Alparslan Arslan' ın işlediği bu eylemle, sanıkların arasında bağı gösterecek bir belge ele geçmemiştir. Bir an için sanıkların kolluk birimlerine yönelttikleri "polis yerleştirdi" şeklinde ki isnadın geçerli olduğu bir an için düşünüldüğünde, söz konusu polislerin böyle bir olayın yazılı delili olabilecek uydurma bir belgeyi de sanıkların eşyaları arasına koymaları beklenirdi. Ancak böyle bir şey söz konusu olmamıştır. Yine sanıklar kendileriyle ilgili yapılan aramalarda belge yerleştirme iddiasının en azından daha makul karşılanabileceği yerlerde niçin aleyhte hiçbir şey bulunamadığını da kendi mantıklarına göre izah edememektedirler.

• Soruşturmada ki kendi beyanları içinde aleyhlerine olanları, polisin, savcının ve hatta hakimin yazdığı/yazdırdığı iddiasının hukuki hiçbir geçerliği olmadığı gibi, bu gibi bir savunmanın da olumsuz değerlendirileceği ortadadır. Yargıtay içtihatları da bu doğrultudadır. Sanıkların aşamalardaki tüm ifadelerinin müdafileri huzurunda alındığı göz önünde bulundurulduğunda soyut bir iddiadan öteye geçmeyen bu tür isnatların hukuki bir geçerliği yoktur.

• Gerçekte herhangi bir örgütsel ilişkisi bulunmayan bir sanıktan suçlandığı örgütle ilgili olarak beklenen hayatın olağan akışına uygun tavır ve söylem; iddia edilen örgütle ilişkisi olmadığı ve bu örgütün varlığı ve yokluğuyla ilgili kararın yargılama makamları tarafından verileceğidir. Ancak sanıkların çoğu, "mahkemede yargılananların hemen hemen hepsinin suçsuz olduğu" (20), "sanıkları saygıla selamladıkları", vatansever insanların burada yargılandığı gibi bayanlarda bulunmuşlar, "Ergenekon diye bir örgütün bulunmadığı" yönünde bir savunma
-----
(20) Sanıklar kimi zaman buradakilerin hiçbir suçu yoktur demişler , genellikle de “Cumhuriyet Gazetesi’ ni bombalayanlar ve Danıştay’ a saldıranlar hariç” buradaki hiç kimsenin suçu yoktur şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
------------------------------------------------------------------------------
 
yapmışlardır. Bu tür davaların sanıklarının ortak söylemlerinden birisi de," Vatansever oldukları, her şeyi vatan için yaptıklarıdır". Devlet aleyhine işlenen cürümlerle ilgili referans eserlerin müellifi Prof. Dr. Çetin Özek bu konudaki tahlillerinden birisinde, yerinde bir tespitle "bu tür suçları işleyen kişilerin kendilerini gerçekte bir suç işlemiş olarak kabul etmediklerini düşündüklerini" ifade eder.

• Bu bağlamda eski Genelkurmay Başkanı sanık Mehmet İlker Başbuğ' un durumu ön plana çıkmaktadır. Sanıklar tarafından "Bir genelkurmay başkanından nasıl terörist olur" söylemleriyle oluşturulan bir algı söz konusu olmuştur.

• Öncelikle ifade etmek gerekir ki, "terörist" kelimesi hukuki değil, basın yayın organlarının kullanmayı tercih ettiği siyasi bir kavramdır. Hukukta ise terör suçlusu kavramı tercih edilir. Terörle Mücadele Yasası kapsamında "terör örgütü" olarak değerlendirilen suç örgütlerinin mensuplarının belirli eylemleri de terör suçu sayılmaktadır. Bu kapsamda yasa koyucu Devlet aleyhine işlenen TCK 309, 311, 312 gibi maddelerdeki suçları Terör Suçu olarak kabul etmektedir. Anayasal düzene, Yasama Organı ve Yürütme Organına karşı işlenen bu tür suçların gerek işleniş biçimi ve gerekse vahim sonuçları dikkate alınarak doktrinde, yazılı hukukta ve uygulamada bunlar terör suçları arasında yer almaktadır.

İkinci olarak gerek teoride ve gerekse pratikte herkesin, her türlü suçun sanığı olması mümkündür. Terör suçları siyasi içeriği de olan suçlardır. Bu yüzden yukarıda da değinildiği üzere bu suçun failleri işledikleri eylemleri suç kapsamında kabul etmezler. Bu suçların hemen hemen tüm sanıklarının sahip olduğu ortak düşünce, "işledikleri eylemlerin insanlık, vatan ve memleket için" faydalı olduğu yönündedir. Bu yüzden bu suçların sanıkları kendilerini bir terör suçlusu saymazlar.

Dosyamız özelinde ise, Genel Kurmay Başkanı' nın bir altı statüde bulunan Jandarma Genel Komutanı (E) Orgeneral Şener Eruygur, yine iki altı statüde bulunan Birinci Ordu Komutanı (E) Orgeneral Hurşit Tolon, Genelkurmay ikinci başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Generaller Nusret Taşdeler, Mehmet Eröz, Veli Küçük ve daha bazı alt rütbe mensubu komutanlarda sanık İlker Başbuğ ile aynı cezaya çarptırılmışlardır. Yukarıda belirtilen algı referans alınarak bir sonuç çıkarılması gerekirse, o zaman hiçbir üst düzey generalin veya diğer askeri kişilerin cezalandırılmaması gerekirdi.

Bunun yanında bir genelkurmay başkanının bu tür bir örgütün içinde olabileceği algısı ilk olarak mahkememizdeki yargılama ile de oluşmuş değildir. Sanık Erol Mütercimler 1997 yılında, emekli general ve amiraller Memduh Ünlütürk, Kemal Kayacan (21) ve isimleri zikredilmeyen bir kısım üst düzey generalin "Ergenekon Örgütü içinde Genelkurmay Başkanlarının da olduğunu, bu örgüte mensup olmayan Genel Kurmay Başkanlarının da örgüte rağmen hareket edemediğini" anlattıklarından bahsetmektedir. Genelkurmay Başkanlığı tarafından ara kararlarımıza verilen cevaplarda Memduh Ünlütürk ve Kemal Kayacan' ın beyanları konusunda herhangi bir adli veya idari tahkikatın yapılmadığı ve kamuoyunda
-----
(21) Bu iki general de daha bu beyanatlarından kısa bir süre sonra cinayete kurban gitmişlerdir.
------------------------------------------------------------------------------

gündeme gelen bu iddialarla ilgili olarak herhangi bir tekzipte bulunulmadığı bildirilmiştir.

"Genelkurmay Başkanından terörist mi olurmuş" söylemi bir başka açıdan da çelişki içermektedir. Çünkü bir mahkeme eğer böyle bir kişinin hiyerarşik olarak altındaki kişilere aynı eylem dolayısıyla ceza vermişse, "yasalar önünde herkes eşittir" ilkesi gereği bu kişilerin eylemlerinin ortağı olan komutana da ceza vermesi kaçınılmazdır.

• "Tuncay Güney' in mülakatı dışında sanıkların aleyhine bir delil yoktur. O beyanları çıkarırsanız dava çöker" şeklinde ki ortak savunma stratejisi ise tam anlamıyla bir psikolojik harp uygulamasıdır. Öncelikle Tuncay Güney ile 2001 yılında İstanbul Emniyeti' nde yapılan mülakat metni, dosyada bulunan sanıkların aleyhinde olan yüzlerce yazılı evraktan sadece birisidir. Sadece bu mülakat hiçbir sanığın suçunun sübutunda belirleyici olmamıştır, olamazda. Bunun yanında 2001 yılında bir adi suçtan dolayı gözaltına alınan Tuncay Güney ve sanık Ümit Oğuztan' ın ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda Ergenekon Terör Örgütü' nü ilgilendiren, daha sonraki aramalarda dosyamız sanıklarından da çıkan birçok örgüt belgesi ve örgüte dair bilgiyi içeren evrak ele geçmiştir. Ayrıca bu soruşturma sürecindeki bir takım olaylar ve Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan' ın savcılık ve mahkeme beyanlarında da dava dosyamıza dair bilgiler bulunmaktadır. Bunun dışında gerek mülakatı yapan polis müdürlerince ve gerekse sanık Ümit Oğuztan tarafından içeriği doğrulanan kendisiyle yapılan mülakat metninde de Ergenekon Terör Örgütü ve bir kısım üyeleriyle ilgili birçok beyanlar mevcuttur.

• Sanıkların yargılanan bir kısım asker sanıklardan dolayı "TSK' nin yargılandığı" yönündeki beyanları ise bir savunma taktiğinden ibarettir. Bu tür söylemler hem suçun şahsiliği prensibiyle bağdaşmamaktadır. Her kurum içinde yasadışı eylemi olan kişiler bulunacağı gibi TSK mensupları arasında da suça karışanlar olabilir. Geçmişte olmuştur. Gelecekte de olması muhtemeldir.

Gerekçeli Karar İçeriği ve Sistematiği:

Türk Yargı tarihinde Ergenekon Silahlı Terör Örgütü davasının birçok bakımdan çok önemli bir yeri vardır. Bunlar genel olarak sıralanacak olursa;

1. Derin Devlet/Kontrgerilla/Gladyo/Süper NATO isimleriyle anılan "Derin Yapı" ilk kez yargı önüne çıkarılmıştır. Bu fırsat hakkıyla değerlendirilebilirse ülkenin demokratikleşme serüvenine büyük katkısı olacaktır. Hiç kimsenin bugüne kadar varlığından şüphe duymadığı, hatta bu örgütün Türkiye'de ki isminin Ergenekon olduğu belirttikleri, fakat hiçbir zaman yargılanamayan bu örgüt ilk kez yargı önüne getirilmiştir. Örgüte bugüne kadar hesap sorulamaması bile bu örgütün gücünü ortaya koymaktadır.

Susurluk Davası' nda bir hücresine ulaşılabilen, ancak o zaman ki şartlar ve delil durumu gereği ancak 14 kişinin, sadece çıkar amaçlı suç örgütü kapsamında yargılanabildiği derin yapı, 2008 'de başlayan yargılamayla daha bütüncül ele alınarak yargılanmıştır. Ergenekon Terör Örgütü davasında, aynı zamanda Susurluk Davası' nın da hükümlüsü olan dosyamız sanıklarının, dosyamızın diğer sanıklarıyla girift irtibatı "Susurluk Kazası ve Sonrası Süreci" nin anlatıldığı bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. 

------------------------------------------------------------------------------

2. Bu yapının tespit edilebilen örgütsel yapısı ve belli bir düzende hazırlanmış örgüt belgeleri ilk kez resmi olarak ortaya konmuş ve yargılamaya konu edilmiştir.
Örgüt belgeleri açısından "Ergenekon Terör Örgütü", en fazla belgesinin ele geçirilip, yargılamaya konu edildiği bir örgüttür. Gerekçeli kararımızda bu örgüt belgelerinin hangi sanıklardan çıktığı, içerdiği yasadışı unsurlar, hazırlanış süreçleri, aralarındaki ilişki, kimler tarafından nasıl hazırlandıkları gibi hususlar "Örgüt Belgeleri" nin anlatıldığı müstakil bölümde yer almıştır

3. Sadece tetikçiler veya alt tabaka örgüt üyeleri değil, onları yönlendiren ve yönetenler de yargılanmış ve cezalandırılmışlardır.
Her kesimden kimsenin dile getirdiği "yargılamalarda niçin kullanılanlara ulaşılıyor, kullananlara ulaşılamıyor" haklı itirazı bu yargılamada büyük ölçüde giderilmiştir. Öyle ki Mahkememiz uygulamaları ve ara kararları ile özellikle bu konuya yoğunlaşmış ve takdir ettiği cezalarda bu hususu özellikle dikkate almıştır.

4. Bu yargılamada ön plana çıkan en önemli hususlardan biri, soruşturmaların kural olarak delilden sanığa ulaşılması usulü ile yürütülmesidir. Mahkememizin olayların kronolojik seyrini anlattığı; dava sanıklarının soruşturmaya nasıl ve niçin dahil edildikleri ve bazı soruşturma işlemlerinin özetlendiği bölümde bu husus açıklıkla ortaya konulmuştur.

5. Mahkememizin yaklaşık 5 yıl süren kesintisiz yargılaması dünya tarihinde bugüne kadar eşine rastlanması mümkün olmayan bir gözlem olanağı sağlamış ve yüz yüze yargılama ilkesinden beklenen maslahat tam olarak gerçekleşmiştir. Mahkeme heyeti yargıladığı sanıkları her yönüyle gözlemlemiş, dosyada ki deliller karşısında ki tavır ve söylemlerini yakinen değerlendirmiştir. Haftanın 4 günü, çoğu gün resmi mesai saatlerinin üzerinde bir süre içinde yapılan 620 duruşma boyunca sanıkların suçlamalar karşısında yaptıkları savunmaların isnatları hangi ölçüde karşıladığı, savunmalarındaki mesajları, birbirleri hakkındaki beyanları, ortak hareketleri, yargılama sırasında ki örgütsel dayanışma ve tavırları ve benzeri gibi gözlemlenen birçok husus vicdani kanaatın oluşmasına katkı sağlamıştır.

6. Bir derin devlet yapılanmasının yargılandığı davamızda olması beklenen bir dirençle karşılaşılmıştır. Dava sanıkları tarafından yargılanan örgütün özelliklerine uygun olarak psikolojik harp tekniklerinin her türlüsü kullanılmıştır. Sanıklar savunmalarında Mahkeme Heyeti' ni etkilemekten daha çok, kamuoyunu etkilemeyi kendilerine amaç olarak seçmişlerdir. Her davada görülebilecek hatalar büyütülmüş, aleyhteki önemli deliller özenle gündemden kaçırılmıştır. Öncelikle davayla ilgili olumsuz birçok algı oluşturulup bunların devamlı tekrar edilmesi sonucu kamuoyunun algılar üzerinden konuşmasını sağlamak hedeflenmiştir. Bunda başarılı da olunmuştur. Televizyonlardaki tartışma programlarında dosyayı iyi bilen, neresini gündeme getirip neresinden bahsetmemesi gerektiğinin farkında olan sanık müdafileri karşısında, dosya hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmaları mümkün olmayan konuşmacılar çıkmıştır. Adeta mahkeme dışında mahkemeler oluşturulmuş ve yargılama mahkeme salonları dışında devam etmiştir. Oysa kararı verecek kişiler yargılamayı beş yıldır devam ettiren, dosyayı gerek bir bütün olarak ve gerekse sanıklar ölçeğinde en iyi bilebilecek durumda olan bağımsız ve tarafsız

------------------------------------------------------------------------------

yargıçlardır. (22) Ancak sanıklar hakkında karar verecek kişilerin hakimlik mesleği gereği görüşlerini ancak verecekleri kararın gerekçesinde açıklayacak olmaları ve bununda belli bir süreç gerektirmesi ise aşılması güç bir handikaptır.

Mahkeme heyetinin bu yargılamada sırtına çok ağır bir yük yüklenmiştir. Mahkeme hakimleri hem bu derece ciddi iddiaları içeren yargılamayı kesintisiz olarak yapacak, hem dosyayı inceleyecek, hem duruşmalara hazırlanacak, hem sanıkların taleplerini karşılayacak, hem sanıklar, müdafileri ve etkiledikleri kamuoyunun bir kısmının gayri hukuki ve insafsız propagandalarını göğüsleyip, kasıtlı olarak oluşturulmak istenen reddi hakim sebeplerinin oluşmasına fırsat vermeyecek, hem moral ve motivasyonunu kaybetmeden çalışacak ve hem "hakim hükmüyle konuşur" ilkesine sadık kalmaya özen gösterecek, ama doğal olarak kasıtlı olarak oluşturulan ve olgularla örtüşmeyen algının üstesinden gelmenin zorluğunu yaşayacak, hem dava dışı unsurların konjonkturel lehe/aleyhe beyanlara karşı bir şey diyememenin sıkıntısını yaşayacaktır. Bütün bu zorluklara rağmen yargılama usul kurallarına son derece dikkat edilerek ve titiz bir çalışma sürdürülerek sonlandırılmıştır.

Sanıkların ve müdafilerinin duruşma içinde ve dışında yürüttükleri aşırı yıpratıcı psikolojik propaganda faaliyetine rağmen yargılama olması gereken şekilde, tahriklere kapılmadan, hakaret ve tehditlerden etkilenmeden yerine getirilmiştir. Sanıkların mahkemeyi yorma ve bunaltma yönünde geliştirdikleri yoğun ortak tavır, hakimlik mesleğinin vakar ve ciddiyeti ile savuşturulmuştur. Yargılamanın her aşamasında mahkeme hakimlerine (ve savcılarına) yönelik sistematik ve gerekçeden yoksun bir çok redd-i hakim ve çekilme talepleri, açık ve üstü kapalı tehditler, tahrik edici hakaretlerle ile ilgili hukuki olarak gereği yerine getirilmiş ve sanıkların arzu ettikleri sonucun doğmasına fırsat verilmemiştir.

Hakim ve savcılara yapılan hakaretler yanında, sanıklar, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve yakınlarına da devamlı olarak hakaret ve tehditte bulunmuşlardır. Önceki Genel Kurmay Başkanlarından Orgeneral(E) Hilmi Özkök hakkında da yoğun bir karalama ve itibarsızlaştırma faaliyeti yürütmüşlerdir. Sanıkların bu tavırlarının dava öncesini de kapsayacak şekilde olduğu ve yargılama sırasında da devam ettiği görülmüştür.

Sanıklar ve bir kısım müdafileri yargılamanın başından itibaren yaptıkları suç içeren bu tür eylemler ile mahkemenin işleyişini engellemeye teşebbüs etmişler ve gelen seyircileri tahrik etmişler, özellikle mahkemenin talepleri aldığı günlerde, yani sadece dinleme konumunda olduğu zamanlarda, gelen seyircileri merkez alarak konuşmalar yapmışlardır. Sanıkların bu kadar cüretkar tavırları dahi bir güce dayanarak hareket ettiklerini ve açık kanuna aykırı hareketlerinin cezasız kalacağına inandıklarını çok iyi bir şekilde ortaya koymaktadır.

7. Profesyonel meslek erbabı olması gereken bir kısım sanık müdafilerinin, kendilerini duygusal ve düşünce olarak yakın gördükleri müvekkillerinin yerine koyarak avukatlık etiğine aykırı hareketler sergiledikleri, suç oluşturacak eylemler icra ettikleri, bunda ısrar
-----
(22) Sanıkların ortak savunma stratejileri gereği, yargılama boyunca duruşma hakimlerini –kendilerine göre- mevcut iktidar partisiyle ilişkilendirdikleri ve dünya görüşlerini devamlı olarak gündeme getirdikleri görülmüştür. Ancak göz ardı edilen nokta gerek soruşturma aşamasında ve gerekse kovuşturma aşamasında mahkememiz kararları onlarca hakim tarafından da yapılan itirazlar sonucu denetlenmiştir. Yani yargının kendi mekanizması içerisinde ki işleyiş her yönüyle gerçekleşmiştir. Yargılamada görev alıp kararı veren hakimler bu iktidar döneminden çok önce göreve başladıkları gibi, 12 Eylül 2012’ den sonra oluşan HSYK tarafından değil, daha önceki HSYK tarafından bu mahkemeye atanıp görevlendirilmişlerdir. Doğal hakim ilkesi tam olarak sağlanmıştır. Hakimler yeterli mesleki tecrübeye fazlasıyla sahiptirler.(Bu açıklama sanıkların savunma mantığı dikkate alınarak yapılan bir açıklamadır.)
------------------------------------------------------------------------------

ettikleri, sıklıkla mahkemeyi tanımadıklarını söyleyip, diğer meslektaşlarını tahrik ettikleri, mahkeme heyeti ile ilgili olumlu yorum yapan meslektaşlarına sert tepki gösterip, bir sonraki duruşmalara bu avukatların katılmamalarına neden oldukları gibi birçok hukuka aykırı davranışları gözlemlenmiştir. Bununla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulmuş ve gerekli hukuki tedbirler alınmıştır.

Bu avukatlardan bir kısmı da duruşmada açıkça hiçbir maddi bedel almaksızın sanıkların savunmalarını yaptıklarını ifade etmişlerdir.

8. Tüm yargılama süreci görsel ve sesli olarak kayıt altına alınmış ve bunlar daha sonra yazılı hale getirilmiştir. Ceza Muhakemeleri Yasası' nın öngördüğü bu yöntemle sanıkların savunmalarını kesinti olmaksızın yapmalarına olanak sağlanmıştır. Bu yöntem sair mahkemelerde yapılan yargılamalara göre dosyanın hacmini ciddi bir şekilde artırmaktadır. Ancak savunma hakkı kapsamında bir sanığın kesintisiz, yani savunmasını hakimin dikte ettirerek yazdırmadığı şekilde savunma yapmasının sanığa sağladığı psikolojik yarar dikkate alındığından dolayı mahkememiz bu yöntemi yargılamanın sonuna kadar devam ettirmiştir. Bu yöntemle bir sanığın yaptığı 1 saatlik savunma, diğer yöntemle yapılan yarım iş günlük bir savunmaya karşılık gelmektedir. Gerekçede sanıkların savunma süreleriyle ilgili mahkememizce yapılan istatistiki çalışmaya da yer verilmiştir.(Bu konu gerekçeli karara dijital olarak eklenen "EKLER" isimli klasörde de ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur.)

Ancak yargılamada sırasında sanıkların kendileriyle alakalı iddiaları cevaplandırma yanında dava dışı birçok beyanda bulunmaları ve kendilerine tanınan savunma hakkını kötüye kullanmalarının davayı uzatıcı ve adil yargılamayı zedeleyici gibi sonuçlar doğurması nedeniyle tanınan sınırsız savunma yapma süresi belli kriterlere bağlanmıştır.

9. Bu büyüklükteki bir dosyanın gerekçesi yazılırken bir taraftan bütünün anlaşılması ve kavranılabilmesi bakımından tüm delillerin insicamlı olarak ortaya konması, bir taraftan tekrardan kaçınılması, bir taraftan bireysel hukuki durumlar ile genel değerlendirmeler arasında makul ve net bir köprü kurulabilmesi gibi zorluklarla karşılaşılmıştır. (23)

Dosyanın büyük hacmi karşısında savunmanın ve iddia makamının dosyadaki tüm delillere ulaşabilmesi ve denetim mercilerinin sağlıklı bir inceleme yapabilmesi bakımından dava delil klasörleri ve sonradan dosyaya giren tüm evrak titizlikle okunabilir/taranablir pdf formatında dijital ortama aktarılmıştır. Gerek yazılı ve gerekse dijital olan bütün dosyalar isim ve numara verilerek kolayca ulaşılabilir bir şekilde arşivlenmiştir. Dosya arşiv sistematiğini gösteren ayrıntılı açıklama taraflara bildirilmiştir. Gerekçeli kararımızda da bu konuya ayrı bir bölümde yer verilmiştir.

Gerekçeli kararımız, şimdiye kadar yargılama mercilerinin yaygın olarak kullanmadığı "dipnot" sistemine özel bir önem verilerek kaleme alınmıştır. Bununla taraflara ve denetim merciine gerekçede dayanılan değerlendirmelerin kaynağını rahatça görmeleri imkanı sunulmuştur.

10. Sanıklardan ele geçen tüm dijital aygıt ve materyaller emanet memurluğundan getirtilerek naip hakim incelemesi yapılmış ve belge içeriklerine doğrudan vakıf olunmuştur.
-----
(23) Mahkememiz bu sıkıntıyı aşma yönünde büyük bir emek ve çaba göstermiştir. Ancak kararın yazımı sırasında gelişen süreç kısmi olarak bu özeni zedelemiştir.
------------------------------------------------------------------------------

21 ayrı iddianame ile açılan davaların birleştirilmesiyle görülen 275 sanığın yargılandığı yaklaşık 5 yıl süren bu dava zorunlu nedenler dışında kural olarak kesintisiz devam etmiş (24), tam 620 duruşma yapılmış, sadece duruşma zabıtları yaklaşık 42.000 sayfa tutmuş, 157 tanık dinlenilmiştir.

11. Mahkememiz tarafından binlerce delil klasörü ve yüzbinlerce sayfa okunmuş, sanıkların ve müdafilerin yaptığı bazılarının onlarca günü tutan mahkemedeki savunmaları ile soruşturma aşamasındaki ifadeleri titizlikle özetlenmiştir.

İddia makamının, iddianame ve mütalaasında ki bazı görüşlerinin, Mahkememiz' ce de sabit kabul edildiği durumlarda bu kısımlara gerekçeli kararımızda aynen veya bazı dipnotlarla zenginleştirilerek yer verilmiştir.

Gerekçeli Karardaki Muhtelif Bölümler:
Gerekçeli kararımızın gerek içerik gerekse sistematik olarak anlaşılabilir olması için büyük bir gayret sarf edilmiştir.

Ergenekon Terör Örgütü' nün ilk kez bir yargı merciince terör örgütü olarak kabul edilmesinden dolayı ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Gerekçenin tam olarak kavranılabilmesi ve doğru olarak analiz edilebilmesi için her bir bölümün ve bağlantılı olduğu bölümlerin, dipnotlar da göz önünde bulundurularak dikkatlice okunması gerekmektedir. Yine sanıkların doğrudan soru sorulma (çapraz sorgu) aşamasında verdiği cevaplar da davanın ve sanıkların bireysel durumunun anlaşılması bakımından önemlidir.

Tekrara sebep olmamak için bazı konular yalnızca bir bölümde bahsedilmiş, diğer bölümlerde elden geldiğince bu bölümlere atıfta bulunulmuştur. Dağınık binlerce delilin bir düzen içinde iddia, savunma ve temyiz merciinin dikkatine sunulmasına gayret edilmiştir.

Gerekçeli kararımızda esas olarak 3 ana başlık bulunmaktadır.

Bunlar;

"İddia Makamının İddiaları ve Sanık Tarafının Savunmalarını İçeren Bölüm (1.Kitap),

Örgütün Varlığının ve Eylemlerinin Anlatılıp Ortaya Koyulduğu ve İlgili Delillerin Tartışılıp Değerlendirildiği Genel Bölüm (2. Kitap), (25)

Sanıkların Bireysel Hukuki Durumları İle İlgili Delillerin Tartışılıp Değerlendirildiği Bireysel Bölüm (3. Kitap)" dır.

Bu üç kitap dışında "Giriş" ile Emanet ve Masrafların da yer aldığı "Hüküm Fıkrası" bulunmaktadır. Ayrıca mahkeme kaleminin yaptığı bir kısım çalışmalar da "EKLER" başlıklı bölümde dijital olarak hazırlanmıştır.

Davamızın gerekçeli kararı, temel olarak CMK 230. Maddede belirtilen hususlar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bunun yanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi' nin gerekçeli karar sistematiği de göz önünde tutulmuştur. Aşağıdaki konulara ayrı ayrı bölümlerde yer verilmiştir: 
-----
(24) Mahkeme heyeti ve personeli yargılamanın yapıldığı Silivri İlçesi’ ne gelebilmek için 5 yıl boyunca hemen hemen her gün 180 kilometre yol kat etmiştir.
(25) 2.Kitap hacmi nedeniyle birden fazla parçaya ayrılmıştır.
------------------------------------------------------------------------------

1. Soruşturma aşamasındaki olaylar kronolojik olarak anlatılmış ve bunların akabinde iddia makamı tarafından hazırlanan iddianamelerin sanıkların bireysel durumları dışındaki kısımları ve esas hakkındaki mütalaanın da genel kısımları özetlenmiştir. Soruşturma kronolojisine yer verilirken Tuncay Güney isimli kişinin 2001 yılındaki bir dolandırıcılık suçlamasıyla gözaltına alındığı olaya da yer verilmiştir.

2. Sanıkların ve müdafilerinin kolluk, savcılık, sorgu hakimliği, mahkemede tespit edilen sorgu ve savunmaları ile esas hakkındaki savcılık mütalaasına karşı beyanları özetlenmiştir.

3. Ergenekon Silahlı Terör Örgütü' nün Varlığı ortaya konulmuş, bu örgütün derin devlet/galadyo/kontrgerilla yapılanması olduğu ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak örgütlendiği delilleriyle anlatılmıştır. Bu bağlamda Ergenekon Terör Örgütü' ne ait örgüt belgeleri içeriği ve hazırlanışı bakımından karşılaştırmalı olarak ayrıntılı ele alınmıştır. Yine geçmişte yargılaması yapılan ve Ergenekon Terör Örgütü' nün bir hücresi olduğuna kanaat getirilen çetenin yargılandığı Susurluk Davası ile dosyamız arasındaki bağlantılara yer verilmiştir.

4. Ergenekon Terör Örgütü' nün özellikle amaç suçlara ilişkin eylemleri ve eylem planları tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

5. Sanıklar ve müdafileri tarafından dile getirilen usuli, teknik ve esasa ilişkin itirazlarla ilgili yargılama sürecinde alınan ara kararlara ve bu konuda Mahkememiz' in değerlendirilmelerine yer verilmiştir.

6. Sanıkların bireysel hukuki durumlarının ele alındığı bölümde her bir sanığın sabit görülen eylemleriyle ilgili deliller ve bunların içeriği belirtilmiş, isnad edilen suçun sübutu ve takdir edilen ceza ile ilgili olarak hukuki tartışma ve değerlendirme yapılmıştır. Bazı isnat edilen suçların niçin oluşmadığı, özellikle suç tarihine göre "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçu bakımından hangi Ceza Kanunu' nun uygulanması gerektiği, "geçitli suç" kavramının ne şekilde oluştuğu gibi hukuki konular açıklığa kavuşturulmuştur.

7. Sanıkların bazı haklarının ihlal edildiğine dair itirazları dikkate alınmıştır. Yargılama boyunca özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi' nde zikredilen temel hak ve hürriyetlere ilişkin bazı itirazlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bağlamında değerlendirilmiştir.

8.Sanıkların işlediği sabit kabul edilen başta TCK 312. madde olmak üzere, sair suçlarının hukuki tartışması yapılmış, bu suç tiplerinin oluşumu ile ilgili hukuki analizler yapılmıştır.

9. Ergenekon Terör Örgütü' nün amaç suçlar ve bu suçların gerçekleştirilmesi ile ilgili yasal ve yasadışı eylemleri ayrı ayrı ele alınmıştır. Ergenekon Terör Örgütü' nün amaç suçları gerçekleştirmek için ön hazırlık mahiyetinde çalışmalar yapan sivil toplum örgütleri ile ilgili faaliyetlerine örgüt belgeleri ışığında ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Bu bağlamda 2003-2004 yıllarında yasadışı Cumhuriyet Çalışma Grubu tarafından icra ve organize edilen askeri darbe plan ve çalışmaları, Cumhuriyet Gazetesi' ne bomba atılması, bir Danıştay üyesi' nin öldürülmesi, diğerlerinin öldürülmeye teşebbüs edilmesi, Cumhuriyet Gazetesi' ne molotof atılması, Genel Kurmay Başkanlığı Karargahı' nda çalışan bir kısım muvazzaf askerlerin amaç suçların gerçekleşmesi bakımından icra ettiği faaliyetler, sahte

------------------------------------------------------------------------------

isimlerle internet sitelerinin kurulması, "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" nın hazırlanması gibi eylemler delilleriyle tartışılmıştır. Aynı konulara sanıkların bireysel hukuki durumlarının değerlendirilmesi bölümlerinde de ilgili olduğu kadarıyla yer verilmiştir.

Bu bağlamda yargılamanın ilerleyen aşamalarında Genelkurmay Başkanlığı tarafından gönderilen sanık Habip Ümit Sayın hakkındaki bilgi notunda geçmesi nedeniyle vakıf olunması üzerine Danıştay saldırısı ile ilgili şemanın mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.

Sanık Mehmet İlker Başbuğ'un Genel Kurmay Başkanı, sanık İsmail Hakkı Pekin' in Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Dairesi Başkanı ve sanık Hıfzı Çubuklu'nun Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri olduğu dönemde, Mahkememiz' ce, Danıştay olayı ile ilgili olarak elde mevcut tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesini istenmişse de, bu şema yargılama başladıktan yaklaşık 4 yıl sonra 22 Haziran 2012 tarihinde, yani adı geçen sanıklar mahkemece tutuklandıktan sonra Mahkememiz' e gönderilmiştir.

17 Mayıs 2006 ila 20 Mayıs 2006 arasında, Muzaffer Tekin henüz yakalanmadan, Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması ve Danıştay Saldırısı ile ilgili olarak hazırlanan, Muzaffer Tekin ve Alparslan Arslan merkezli bu şema ve ekindeki notta; sanıklar Veli Küçük, Doğu Perinçek, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Hüseyin Görüm, Ümit Sayın, Levent Temiz, Semih Tufan Gülaltay, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu'nun yanısıra sanık olmayan Ayhan Parlak, Sinan Berberoğlu, Orhan Kadı, Murat Bulut ve Nihat Gürkan gibi isimlere yer verildiği görülmüştür.

10. Gölcük Donanma Komutanlığı' n dan ele geçen ve davamızla doğrudan ilgili belgeler ışığında dosyamızdaki bir kısım belgelerin değerlendirilmesi yapılmıştır.

İstanbul TMK 10. Maddesi ile Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/164 Soruşturma sayılı dosyasında; bir ihbar üzerine İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2010 tarih ve Teknik Takip No:2010/2412 sayılı Arama El Koyma ve İnceleme kararına istinaden Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü İstihbarat Kısım Amirliğinin girişinde ihbar tutanağında belirtilen yerde 06.12.2010 günü yapılan aramada, zemin kaplamaları altına gizlenmiş vaziyette toplam (10) adet poşet içerisinde birçok doküman ve dijital malzeme ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturma dosyasında, Mahkememiz' de yargılaması devam eden dava ile ilgili 2 klasör belge Mahkememiz' e gönderilmiştir. Gerek bulundukları yer, gerek içerikleri ve gerekse Mahkememiz dosyasındaki delilleri teyit edici özellikleri dolayısıyla bu aramada bulunan delillerin ayrı bir delil değeri vardır.

Yapılan incelemede bazı belgelerin daha önce bir kısım sanıklardan ele geçirilen belgeler ile birebir aynı olduğu, bir kısmının ise dava konusu ile bağlantılı ilk defa ele geçirilen belgeler olduğu anlaşılmıştır. Bu belgeler arasında özellikle;

• 2003 - 2004 yıllarında sanık Mehmet Şener Eruygur tarafından kurulan yasadışı Cumhuriyet Çalışma Grubu faaliyetlerinin anlatıldığı belgeler,

• Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesin de çalışan Dursun Çiçek' in ve sanıklar Erbay Çolakoğlu ve Merdan Yanardağ' ın "üretim ekibi" içinde, sanıklar Hasan Ataman Yıldırım, İlyas Çınar ve Hüseyin Vural Vural' ın "dağıtım kanalı" içinde bulunduğu "KİTLEŞİM" isimli organize bir grup vasıtası ile internet üzerinden bazı faaliyetlerin planlandığı, bu amaçla üretim ve dağıtım gruplarının

------------------------------------------------------------------------------

oluşturulduğu, mail ağlarından istifade edilmek istendiğine dair bilgileri içeren belge,

• Sanık Dursun Çiçek tarafından hazırlanan İrtica İle Mücadele Eylem Planı' nın taslak çalışması olan ve son kaydedeninin sanık Alaeddin Sevim olduğu anlaşılan "PROJE" isimli belge,

11. Mahkememiz re' sen veya sanıkların talebi üzerine birçok ara karar almış ve gelen cevabi yazıları delil klasörleri arasına koymuştur. (26)

12. Gerekçeli Kararımızın ekleri arasında tüm klasörlerinin dizi pusulaları(dizinleri), sanıklar ve müdafilerine tanınan savunma süreleriyle alakalı çalışmaya yer verilmiştir.

Sonuç:
Özellikle belirtmek gerekir ki, gerekçeli kararın yazım sürecindeki "dosyaları yeniden inceleme ve değerlendirme" aşamasında Mahkememiz' in verdiği kararın ne kadar isabetli olduğu bir kez daha tarafımızca görülmüştür. Bu süreç vicdani kanaatimizi daha da güçlendirmiştir. Yani, sonuçta Mahkememiz kararını bağımsız ve tarafsız olarak, tam bir vicdani kanaatle vermiştir. Ergenekon Terör Örgütü' nün hedeflediği amacın tam olarak gerçekleşmesi durumunda milyonlarca insanın ve bunların ailelerin yaşayacağı acı düşünüldüğünde, millet adına karar veren Mahkememizin aldığı kararla, milletin vicdanına ne kadar değer verdiği açıktır.

Örgütlü suçlarla ilgili birçok eser okuma, dosya inceleme ve Yargıtay içtihatlarını değerlendirme konusunda imkan, fırsat ve tecrübeye sahip mahkememizce çok açık olarak belirtilmek gerekirse; gerekçeli kararını yazdığımız bu dava delil olarak emsalleriyle karşılaştırılmayacak bir zenginliğe sahiptir. Mevcut her çeşit delillerin örtüştüğü, birbirini tamamladığı ve doğruladığı görülmüştür. Öyle ki Yargıtay kararlarında suçun oluşumu için nitelik ve nicelik olarak aranan delillerin çok üzerinde delile ulaşılmıştır. Dosyada gerek örgütün varlığı ve gerekse sanıkların bireysel durumları ile ilgili birçok delil bulunmaktadır. Öyle ki bazı delillere hem zaman hem de yer darlığı nedeniyle sadece atıfta bulunmakla yetinilmiştir.

Mahkememiz 30 yılda bitmez denilen davayı gece gündüz, hiçbir mesai gözetmeksizin, senelik resmi izinlerinin çok az bir kısmını kullanıp geri kalanında yine yargılama faaliyetine devam ederek, hafta içi ve hafta sonu geç vakitlere kadar çalışarak bitirmiş, bu çok karmaşık davada verdiği kararın gerekçesini de büyük bir gayretle tamamlamıştır. Gösterilen tüm olumsuz tavır ve tepkiler, sarf edilen kem sözler büyük bir sabırla ve hakimlik mesleğinin vakar ve haysiyetine uyar şekilde karşılanmıştır.

Bu gibi davalardan herkesin çıkarması gereken en önemli derslerden birisi de yargılamayı etkilemeye teşebbüs anlamına gelebilecek sözlerden kaçınmak gerektiğidir. Bu duyarlık gösterilmediğinde hem yargılama uzamakta, hem gerçekler değil toplumda oluşturulan algılar üzerinden değerlendirmeler yapılarak yanlış ve haksız sonuçlara varılmakta, hem de hakimler yıpratılmaktadır. Bunun ise topluma ağır bedeller ödeteceği ortadadır. Bu nedenle olası benzer soruşturma ve davalarla karşı karşıya gelecek hakim ve savcıların "adam sendeci" olmaya doğru evrilme tehlikesinin olduğunu söylemek de abartı olmaz.
-----
26 “2010/106= 686 ara karar” , “2008/209= 3330 ara karar” , “2009/191= 3094” ara karar olmak üzere TOPLAM ARA KARAR
SAYISI: 7110
------------------------------------------------------------------------------

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(04 Nisan 2014, 10:55), son güncel.: (04 Nisan 2014, 15:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon gerekçesi açıklandı

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5919    yazdır/print


 

Gülen örgütü böyle kuruldu

Gülen'le ilgili 1999'da rapor hazırlayan Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'ın tespitleri 17 Aralık darbe girişimine ışık tutuyor: Gülen, devleti ele geçirmek için 'her yol mubahtır' stratejisini izledi. Emniyet'te istihbarat örgütü kurdu. Karşı çıkanları tasfiye etti.

18.03.2014 11:24 Fethullah Gülen ve grubuyla ilgili devletin hazırladığı ilk istihbarat raporu, örgütün darbeye nasıl hazırlandığını gözler önüne seriyor. 17 Aralık darbe girişimine ışık tutan rapor, dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral tarafından 1999 yılında kaleme alındı. Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, İstihbarat Daire Başkanlığı ve Teftiş Kurulu'na gönderilen 'İdeolojik Değerlendirme Raporu', Gülen örgütünün örgütlenme modeli, hedefleri ve örgütün lideri Fethullah Gülen'in çelişkilerini gözler önüne seriyor. Örgütün ilk kez devlet kayıtlarına girmesini sağlayan raporun ardından Gülen, Türkiye'den ayrıldı.

Raporda, Gülen'in alışılmış din adamı profilinden uzak olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanılıyor: 'Din adına farklı söylemleri bulunan, kimi zaman 'sfenks' kadar sessiz, kimi zaman Atatürk'ü övmeye gerek duyan, kimi zaman 8 yıllık eğitime destek verecek kadar reformcu, rejim yandaşı ve aydın bir düşünür, kimi zaman da farklı dinlerin temsilcilerine dünya barışı adına çağrılar yapacak, hatta Papa ile fikir teatisinde bulunabilecek kadar da enternasyonal yanı güçlü biri olarak görüntüler vermektedir.

ÖRGÜT MANTIĞI: HİLE MÜBAHTIR

1999 tarihli değerlendirme raporunda örgüt mensuplarının, 'baş imam' Fethullah Gülen'den aldıkları fetvalar doğrultusundaki davranışları ile kendi düşüncelerinin zıttı olanlara karşı 'hile mübahtır' yöntemi ile tedbirler geliştirdikleri yazıldı.'

GEREKİRSE KİŞİLER FEDA EDİLİR

Gülen cemaatinin devlet içindeki yapılanmasının, alışılmış örgütlenme modelinin dışında olduğunun belirtildiği raporda, örgüte göre makamların öncelikli olduğu ve kişilerin ikinci planda kaldığı vurgulanıyor. Gülen cemaatinin örgütlenme modeli ve hedefleri ilk kez resmi devlet raporlarına şu ifadelerle yansıdı: 'Kişiler makamlara tercih edilmekte ve gerekirse ya da herhangi bir nedenle güç durumda kalındığında kişiler feda edilerek yerlerine hazır tutulan, kendilerinden olan kişilerin getirilmesi için yoğun çaba sarf edilmektedir. Mümkün olmaması halinde mevcut bürokrat ya da siyasetçilere hoş görünmek suretiyle kendi tabirleriyle 'Kullanabildiğin sürece ya da sana zarar vermeyecekse istifade et' taktiği ile yönetim kademelerini kontrol altında tutmaya çalışmaktadırlar.'

EMNİYETE SIZMA HEDEFİ

Fethullah Gülen grubunun sadece dini alanda değil eğitim, basın, ticaret, para piyasası gibi alanlar ile ordu ve polis teşkilatı içinde de yoğun bir örgütlenme çalışması yaptığının vurgulandığı raporda, 'Bu faaliyetleri ilmi masumiyet kisvesi ile izah etmek mümkün değildir' ifadeleri kullanılıyor. Işık kışlalarında özenle yetiştirilen ışık süvarileri, ağabeyleri tarafından yönlendirilerek bu birimler için açılacak imtihanlara özenle hazırlanarak sızma faaliyetleri içerisine girdikleri alınan bilgilerdendir. Sızmalardan Emniyet teşkilatının en çok İstihbarat, Bilgi İşlem, Personel birimleri hedef yapılmıştır.

HABER ALMA TEŞKİLATI KURDU

Gülen grubunun Emniyet teşkilatı ve istihbarat birimlerinde örgütlenmesindeki amaç da rapora yansıdı. Gülen'in, 'Hasım cepheyi mükemmel işleyen haber alma teşkilatıyla içeriden tanırken öte yandan da hasım cephenin aynı faaliyetleri kendi içimizde sürdürmesine müsaade edilmemeli' tarzında bir mantaliteye sahip olduğu vurgulandı ve istihbaratı bu nedenle ele geçirmeyi amaçladığı vurgulandı.

1999'da örgüt tespiti

Gülen grubunun örgüt deyimine uygun bir yapılanmasının oluştuğu kesindir. Belki silahlı bir cemiyetten söz etmek şimdilik mümkün değildir. Ancak, ele geçirmeyi hedeflediği devlet kurumlarından bazıları dikkate alındığında, hedefi topyekün ele geçirme şeklinde ve bu kurumların yöneticilerinin Işık evlerinde yetişen mensupları tarafından işgal edilmesiyle mümkün olacağı gerçeği kendi deyimleri ile itiraf edilmiş bir suç olarak karşımızdadır.

İki medreseden birden kovuldu

İşte o rapordan önemli tespitler:

- 40'lı yılları zemmederek gizli gizli, hem de dört yaşlarındayken annesi tarafından gece yarıları gizli olarak kaldırılarak Kur'an okuduğundan bahseden Gülen, annesinin gündüzleri de köyün kızlarına, kadınlarına Kur'an öğrettiğini söyleyerek adeta kendi kendisini tekzib ediyor.

- Farz olan tesettürü fer'i mesele olarak açıklıyor, sünnet olan sarığı ise nerede ise dinin vazgeçilmez bir öğesi gibi görüyor.

- Fethullah Gülen, Sadi Efendi'nin medresesinden atıldığı gibi, Cemal Efendi'nin Taş Mescidi'nden de kovuluyor. Fethullah Gülen, bu olayı şöyle anlatıyor: 'Taş Mescide gittim. Oranın imamı da Cemal Efendi. Bu zat aynı zamanda Seyfettin Efendi'nin ikinci bacanağı. Benim medreseye girip çıktığımı görünce, orada kalanlara 'Bu Ramiz'in oğlu buraya niçin girip çıkıyor. Sakın onu medreseye almayın' demiş. Oradan da ayrılmak zorundaydım.'

- İki senelik bir dini eğitimden sonra 17 yaşında müftülüğe talip oluyor.

SEYİT Mİ ŞERİF Mİ?

- Ortaya şecere koymamasına rağmen, hayatta olmayan ana ve babasının ağzından Seyit olduğu izlenimi uyandırmaya çalışıyor. Yani arkasından gelen cemaatine dolaylı yoldan, 'Ben Seyidim' mesajı veriyor. Nevval Sevindi'nin 1997 basımı 'Fethullah Gülen'le New York Sohbeti' adlı kitabın 23. sayfasında Hoca karşımıza bu sefer Seyit olarak değil Şerif olarak çıkarılmaktadır: 'Erzurumlu eski bir aileden olan Fethullah Gülen, soyağacı olarak bir yandan Selahattin Eyyubi'ye, diğer yandan Hz. Ali'ye dayanıyor.'

'PARALEL DEVLET FİTNEDİR'

- Adil Sönmez'in hazırladığı kitapta Fethullah Gülen'e yöneltilen sorulara verdiği cevaplar da dikkat çekici. Gülen, paralel devlet iddialarına ilişkin şu cevabı veriyor: 'Böyle bir teşkilat veya teşkilatlanmanın hayal mahsulü olduğunu söyledim. Çokları da beni devlete çok bağlı olmakla suçluyor. Mevcut devlete alternatif örgüt teşkili bir fitnecilik, bozgunculuk demektir. Böylesi bozgunculuk ve fitneden en çok kaçınan ve istikrarı en fazla müdafaa eden birisi olduğumu, beni uzaktan ve yakından tanıyan herkes bilir.'

Takiye sanatının virtüözlerinden

Raporda, örgüte yönelik başlatılan soruşturmanın ardından cemaat mensupları arasında tedirginliğin arttığı ve buna paralel olarak Gülen örgütlenmesinin temel taktiklerinden olan takiye yönteminin uygulanarak tedbirlerin artırıldığı vurgulandı. Aynı raporda 'Komiser ve komiser yardımcısı rütbesinde bulunan teşkilatımız mensuplarının örgütlenme içerisinde yoğunlukta olduğu yolunda emareler mevcut olup, bu konudaki tespit çalışmamız devam etmektedir' ifadeleri yer aldı. Saral, raporunda Gülen için dikkat çekici bir niteleme kullanıyor: 'Takiye sanatının gelmiş geçmiş en önemli virtüözlerinden biri. 'Raporun yazıldığı 1999 yılında, Gülen'in düşüncelerinden yola çıkılarak henüz evrim aşamasında oldukları ve 'devrim' aşamasına geçemediklerinin anlaşıldığı ifade ediliyor. Gülen'in Bediüzzaman Said-i Nursi'yi, 'karşı cephe'ye aksiyoner tavır almamakla suçladığı ve eleştirdiği de raporda belirtilerek, 'devleti diğer önemli mevkileriyle en üst düzeyde ele geçirmeyi amaçladığı anlaşılmıştır' denildi.

Fethullah Gülen'in, ABD'ye gitmesine neden olan raporda, 'Fotoğrafını hep kendisi çekti. Toplum görülmesi gerekeni değil, kendisinin göstermek istediğini görmekle yetindi. Bazı siyasiler onun havasından yararlandı' deniliyor.

Amaca ulaşmak için her yol mübah

- Gülen'e göre toplumun gelir seviyesi düşük ancak zeki ve çalışkan öğrencileri, okullardan özenle seçilerek ışık evlerine gelmeleri sağlanmakta, 'ağabey' tabir edilen şahıslarca ders çalıştırılmakta ve telkin yöntemiyle cemaate kazandırılmanın ön hazırlığı yapılmaktadır.

- Gençler belli bir seviyeye geldiklerinde özel okullar ve yurtlarda eğitmek bahanesiyle evlerinden ve ailelerinden koparılarak, tarikat için ihtiyaç duyulan okullara yerleştirilmektedirler. Cemaate kazandırılan bu öğrencilerin gönderildikleri okulların veya kursların, aile ve kendi çevrelerinden uzak olmasına dikkat edilmektedir.

- 'Esnaf, tüccar ve kazanç seviyesi ne olursa olsun bütün cömertler'e seslenilmek suretiyle cemaatin giderlerini karşılamada bu kesim ikna edilerek 'silkelenmektedir.'

- Gülen istenilen güce ulaşıncaya kadar geçici olarak Işık evlerinde kendi yetiştirdiği prototipler ile Müslümanlığı temsil etmeyi elzem görmektedir.

- Gülen, ülkemizde faaliyet gösteren partilerin bir çoğunu kendi etki alanına alabilmek için çaba sarf etmektedir.

Cemaatin hiyerarşik yapısı

İşte devletin 1999'da hiyerarşik şemasını tespit ettiği Gülen örgütü:

- İstişare Grubu: 7 kişiden oluşur. Başkanlığını Fethullah Gülen yapar.

- Dünya İmamı: İstişare grubundan biridir. Görevi dünyadaki bölge ve ülke imamlarını atamak, istişare sonucu alınan kararları uygulamaktır.

- Coğrafi Bölge İmamı: Bir dünya coğrafi bölgesinden sorumlu olan kişidir.

- Ülke imamı: Bir ülkenin tamamından sorumlu olan kişidir.

- Bölge İmamı: Bir coğrafi bölgeden sorumlu kişidir.

- İl İmamı: Bir ilin tamamından sorumlu olan kişidir

- İlçe İmamı: İlçenin tamamından sorumlu olan kişidir

- Semt İmamı: Semtten sorumlu kişidir

- Mahalle İmamı: Mahalleden sorumlu olan kişidir

- Ev İmamı: Evden veya yurttan sorumlu olan kişidir.

- Serrehberler

- Belletmenler

- Öğrenciler ve cemaat mensupları

Raporda, örgütün emniyetteki yapılanması da isimleriyle yer aldı

1) Emniyet Amiri Hakan Ö. Personel D. Bşk.
2) Emniyet Amiri Mehmet T. Personel D. Bşk.
3) Kom. Yrd. Murat D. Personel D. Bşk.
4) Kom. Yrd. Bahattin T. Personel D. Bşk.
5) Kom. Yrd. Hakan T. Personel D. Bşk.
6) Komiser Adnan Ö. Personel D. Bşk.
7) Komiser Gaffur Y. Personel D. Bşk.
8) Komiser Fazlı G. Personel D. Bşk.
9) Komiser Muzaffer B. Personel D. Bşk.
10) Komiser Cem T. Personel D. Bşk.
11) Başkomiser Ruhi Y. Eğitim D. Bşk.
12) Komiser Yılmaz A. TEM. D. Bşk.
13) Komiser Mehmet A. Personel D. Bşk.
14) Komiser Erkan D. Personel D. Bşk.
15) Komiser Murat K. Personel D. Bşk.
16) Komiser Adem B. Diyarbakır Pol. Okulu
17) Başkomiser Necmettin U. Diyarbakır Pol. Okulu
18) Başkomiser Yesari V. Diyarbakır Pol. Okulu
19) Komiser Gafur Y. Elazığ Pol. Ok.
20) Komiser Erdoğan S. Elazığ Pol. Ok.
21) Komiser Sebahattin P. Elazığ Pol. Ok.
22) Komiser Aydın D. Elazığ Pol. Ok.
23) Komiser Selçuk Ö. Elazığ Pol. Ok.
24) Komiser Adem Y. Elazığ Pol. Ok.
25) Komiser Eyüp D. Elazığ Pol. Ok.
26) Komiser Hüseyin K. Elazığ Pol. Ok.
27) Komiser Cihan A. Elazığ Pol. Ok.
28) Komiser Yusuf S. Polis Koleji
29) Komiser İsmail Ö Polis Koleji
30) Komiser Muharrem S. Polis Koleji
31) Başkomiser Oktay K. Polis Akademsi
32) Başkomiser Tahsin P. Polis Akademisi
33) Komiser Gürbüz P. Polis Akademisi
34) Başkomiser Halil S. Adana Polis Okulu
35) Komiser Uğur Ş. Erzurum Polis Okulu
36) Komiser İbrahim A. Erzurum Polis Okulu
37) Komiser Halil A. Erzurum Polis Okulu
38) Komiser Hasan B. Erzurum Polis Okulu
39) Komiser Erdoğan E. Eğitim D. Bşk.
40) Komiser Hasan B. Eğitim D. Bşk.
41) Komiser İbrahim E. İdari ve Mali İş. D. Bşk.
42) Komiser Yrd. Ali A. Personel D. Bşk.
43) Kom. Yrd. Hüseyin G. Personel D. Bşk
45) Komiser Yrd. Ersin T. Personel D. Bşk.
46) Komiser Yrd. Murat Y. Personel D. Bşk
47) Komiser Yrd. Cafer K. Personel D. Bşk
48) Komiser Yrd. Köksal D. Personel D. Bşk
49) Komiser Yrd. Yusuf İ. Personel D. Bşk
50) Komiser Yrd. Hasan A. Personel D. Bşk
51) Komiser Yrd. Abdurrahman K. Personel D. Bşk
52) Şube Müdürü Fuat Ö. Personel D. Bşk
53) Emniyet Amiri Ramazan A. Personel D. Bşk
54) Başkomiser Uğur A. Personel D. Bşk
55) Komiser Yrd. İsmail O. Personel D. Bşk
56) Komiser Sedat P. Personel D. Bşk
57) Başkomiser İsmail U. Personel D. Bşk
58) Komiser Dursun G. Personel D. Bşk
59) Komiser Yrd. Ahmet Y. Personel D. Bşk
60) Komiser Yusuf B. Personel D. Bşk
61) Komiser İhsan Ö. Personel D. Bşk
62) Komiser Ömer Ç. Personel D. Bşk
63) Komiser Yrd. Ömer A. Personel D. Bşk
64) Komiser Erkan D. Personel D. Bşk
65) Komiser Yrd. Hasan A. Personel D. Bşk
66) Komiser Osman Ş. Personel D. Bşk
67) Komiser Tahsin D. Personel D. Bşk
68) Komiser Yrd. Yavuz P. Personel D. Bşk
69) Komiser Yrd. Erdal S. Personel D. Bşk
70) Komiser Yrd. Ersin C. Personel D. Bşk
71) Komiser Yrd. Ferhat G. Personel D. Bşk
72) Komiser Yrd. Rakkas A. Personel D. Bşk
73) Komiser Yrd. Yılmaz A. Personel D. Bşk
74) Komiser Yrd. Kenan B. Personel D. Bşk
75) Komiser Yrd. Eren Ö. Personel D. Bşk
76) Başkomiser Murat Y. Elazığ Polis Okulu
77) Başkomiser Mustafa E. Elazığ Polis Okulu
78) Başkomiser Murat Ş. Elazığ Polis Okulu
79) Emniyet Amiri Erkan G. TEM D.Bşk.
80) Komiser Yrd. Hasan Ş. Kaçakçılık D. Bşk.
81) Polis Memuru Muhsin P. İçişleri Bk.
82) Başkomiser Cengiz Ş. Polis Akademisi (Yenişafak)

(18 Mart 2014, 11:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5897    yazdır/print


 

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Veli Küçük, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Sedat Peker, Mustafa Levent Göktaş'ın da aralarında olduğu Ergenekon davası sanığı 35 kişinin tahliye taleplerini oybirliğiyle reddetti. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, gerekçe yazısında; özel yetkili mahkemelerin TBMM tarafından kaldırılmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu, mahkemelerin kapatılmasının HSYK'nın yetkisinde olduğunu, çıkarılan son yasanın anayasaya aykırılığı nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını söyledi. Bu açıklamaya ilk tepki HSYK'dan geldi. Mahkemenin yetki gaspı yaptığını belirten HSYK 'Mahkeme kurma-kaldırma yetkisi TBMM'dedir' dedi. HSYK, mahkemenin kanun iptali için AYM'ye başvurma yetkisine sahip olmadığını da açıkladı. Bir açıklama yapan Anayasa mahkemesi ise, mahkemeden kendilerine herhangi bir başvurunun gelmediğini belirtti. Konuyla ilgili bir başka gelişme daha yaşandı. Ergenekon sanıklarından Tuncay Özkan, Levent Göktaş ve Sedat Peker'in talebini görüşen İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi üç sanığa da tahliye kararı verdi. Dolayısıyla bu üç sanık için aynı gün aksi yönde bir karar üst mahkemeden gelmiş oldu. Kararla ilgili bir açıklama yapan mahkeme üyesi Keskin Karakurt, Ergenekon davasına bakan mahkeme heyetini eleştirerek, 'Yetkili biziz. Yedi aydır karar yazmadınız, daha ne kadar tutacaksınız!' dedi. Bu şok gelişmeler sonrası HSYK'nın acilen harekete geçip Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini görevden alabileceği ileri sürülüyor.

10.03.2014 15:53 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Veli Küçük, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Sedat Peker, Mustafa Levent Göktaş'ın da aralarında olduğu Ergenekon davası sanığı 35 kişinin tahliye taleplerini reddetti. Ancak Çağlayan Adliyesi'ndeki diğer mahkemelerde davanın diğer sanıklarının tahliye talepleri görüşülürken 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği bu karar kafaları karıştırdı.

MAHKEME BAŞKANI: ÖYM'LERİN KALDIRILMASI ANAYASAYA AYKIRI

Karar yazısında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) TBMM tarafından kaldırılmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu ve mahkemelerin kapatılmasının HSYK'nın yetkisinde olduğunu açıkladı. Özese, mahkemenin bu konu ile ilgili Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunduğunu da söyledi.

MAHKEMEDEN OYBİRLİĞİYLE RET

Ergenekon Davası'ndan tutuklu bulunan aralarında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Gazeteci Tuncay Özkan, emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu 35 sanığın tahliye talebi oy birliğiyle reddedildi. 16 sayfalık kararda Ergenekon Davası'na bakan Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ile üye hakimler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk'un imzası bulunuyor. Oybirliğiyle alınan kararda, 6 Mart 2014 günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak Resmi gazetede yayınlanmasıyla yürürlüğe giren yasa gereği azami tutukluluk süresinin 5 yıl olması ve sanık Mehmet İlker Başbuğ hakkında Anayasa Mahkemesince verilen 6 Mart 2014 tarihli ihlal kararı nazara alınarak tahliye talebinde bulundukları belirtildi.

"GEREKÇELİ KARARIN ÖNEMLİ BİR KISMI YAZILMIŞTIR"

Dava hakkında genel bilgilerin verildiği kararda, 20 Ekim 2008'de duruşmaları başlayan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası'nın 5 Ağustos 2013' te sona erdiği hatırlatıldı. Kararda, "Mahkememizin kısa kararında ayrıca, bir kısım sanıklar hakkında 125 suçtan beraat, 9 sanık hakkında düşme, 7 sanık hakkında tefrik, 6 sanık hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ergenekon Silahlı Terör Örgütü yöneticiliğinden, üyeliğinden ve diğer suçlardan dolayı sanıklara, 05 Ağustos 2013 tarihinde değişik cezalar verilmiştir. Ancak karar kesinleşmemiş olup gerekçeli kararın yazımı devam etmektedir. Gerekçeli kararın önemli bir kısmı yazılmıştır" denildi.

"ÇOK SANIK HAKKINDA AĞIR CEZALAR TAKDİR EDİLMİŞTİR"

Kararda, "Yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü olduğu, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo /Kontrgerilla yapılanması olduğu ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu, bu örgütün toplumda kaos oluşturmaya yeterli nitelik ve nicelik olarak vahamet arz eden miktarda kayıt dışı mühimmata sahip olduğu gibi hususlar mahkememiz tarafından sabit görülmüş, mahkememiz tarafından bu nedenle müebbet hapis dahil bir çok sanık hakkında ağır cezalar takdir edilmiştir" ifadelerine yer verildi.

"ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ÇOK KARIŞIK BİR İLİŞKİLER YUMAĞINA SAHİP OLDUĞU GÖRÜLMÜŞTÜR"

Kararda şu ifadelere yer verildi: "Yapılan yargılamada, Türkiye'deki derin devletin adı olan Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün çok karışık bir ilişkiler yumağına sahip olduğu görülmüştür. Örgütün yargılanan ve mensuplarının cezalandırıldığı belli bir kısmı açığa çıkarılmış ise de, bazı hücrelerine ulaşılamadığı görülmüştür. Yine Ergenekon Terör Örgütü' nün bazı birimleri ve uzantıları hakkında dosya kapsamına göre isabetli yorum yapılabilmesi mümkün olsa da, bunlarla alakalı dosyada hukuki olarak yeterli delile ulaşılamadığı ortadadır. Bu yüzden bunların ayrı bir soruşturma ile ortaya çıkarılmasının mümkün ve gerekli olduğu düşünülmektedir."

TAHLİYE TALEPLERİ REDDEDİLDİ

Karar şu ifadelerle tamamlandı: "İzah edilen hususlar ve davanın henüz kesinleşmemiş olması dikkate alındığında, mahkememizin 27 Temmuz 2012 tarihli oturumunda tüm tutuklu sanıklar için belirtilen ortak gerekçeler ile birlikte her bir sanık için belirtilen özel gerekçenin (g) bentlerinde ayrıntılı şekilde, Tutuklu sanıkların tutuklamayı gerektirir mevcut somut delillerin gösterildiği ve bu gösterilen gerekçeler doğrultusunda sanıkların suçları sabit görülerek haklarında ağır müeyyideleri gerektiren cezaların tayin edildiği, sanıkların psikolojik harekat, kara propaganda yapmak suretiyle görsel ve yazılı medyayı, milletvekillerini, kamu oyunu, yargılama mercilerini etkileme, yönlendirme ihtimallerinin bulunması, davayı itibarsızlaştırma ve kaçma şüphelerinin bulunması, hükümle birlikte haklarında yakalama kararı çıkarılan bir kısım sanıkların halen yakalanamamış olmaları, daha önce haklarında yakalama kararı çıkartılıp firari durumda bulunan ve dosyamızdan tefrik edilen sanıklarından henüz yakalanamamış olmaları, Sanıkların, halen hükmen tutuklu durumunda olmaları, almış oldukları cezaların miktarları, 19 sanık hakkında müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş olması, daha önceki gerekçelerimizde dikkate alınarak sanıkların tutukluluk hallerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamalarında tutuklama için makul suç şüphesinin dahi yeterli görüldüğünün AİHM içtihatlarında da kabul edildiği, bu nedenlerle atılı suçları işledikleri sabit olan tutuklu sanıklar haklarında daha hafif koruma tedbiri olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı yönündeki 05 Ağustos 2013 tarihli kararımızda herhangi bir değişiklik bulunmadığından ve bu sanıkların AİHM kararlarından ve Yargıtay Genel Ceza Kurulu kararlarından da hükmen tutuklu statüsünde olup bu sürede geçen zamanın tutukluluktan sayılmadığı ve kanunen tutuklu olmadıkları anlaşıldığından, bu konuda kanunen bir karar verilmesi imkanı da bulunmadığından, sanıkların vaki taleplerinin reddine oy birliğiyle karar verildi."

TAHLİYE TALEBİ REDDEDİLEN SANIKLAR ŞÖYLE:

1-Levent Göktaş, 2-Mehmet Fikri Karadağ, 3-Özkan Kurt, 4-Ulaş Özel, 5-İsmail Sağır, 6-Mehmet Demirtaşyin Öz, 7-Hasan Ataman Yıldırım, 8-Levent Ersöz , 9-Muzaffer Tekin, 10-Sedat Peker, 11-Boğaç Kaan Murathan , 12-Semih Tufan Gülaltay, 13-Mustafa Dönmez, 14-Veli Küçük, 15-Fikret Emek, 16-Kemal Kerinçsiz, 17-Serdar Öztürk, 18-Yalçın Küçük, 19-Aykut Metin Şükre, 20-Ergün Poyraz, 21-İbrahim Şahin, 22-Kemal Aydın, 23-Doğu Perinçek, 24-Mehmet Bedri Gültekin, 25-Turhan Özlü, , 26-Erkan Önsel, , 27-Hikmet Çiçek, 28-Mehmet Deniz Yıldırım, 29-Hikmet Çiçek, 30-Hasan Atilla Uğur, 31-Ahmet Tuncay Özkan, 32-Durmuş Ali Özoğlu, 33-Mehmet Zekeriya Öztürk, 34-İsmail Yıldız, 35-Oktay Yıldırım.

HSYK: MAHKEME KURMA-KALDIRMA YETKİSİ MECLİS'TEDİR

Mahkemenin şok açıklamasına ilk jet yanıt HSYK'dan geldi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, kanunlar çerçevesinde mahkeme kurma ve kaldırma yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait olduğunu açıklayarak 13. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararı "yetki gaspı" olarak yorumladı.

13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "TBMM 'nin Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırması Anayasa'ya aykırı" iddiasına yanıt HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'dan geldi. Okur, yaptığı açıklamada, "Mahkemeleri Meclis kurar ve kapatır" diyerek 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddialarını yalanladı.

13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ortaya attığı iddialar ve HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'un yanıtları şöyle:

13. AĞIR CEZA'NIN İDDİASI: TBMM'nin ÖYM'leri kaldırma yetkisi yok...
HSYK'NIN YANITI: Mahkeme kurma ve kapatma yetkisi TBMM'nindir. Anayasa'nın 142. maddesi mahkemelerin kurulması kararını kanuna bırakır.

13. AĞIR CEZANIN İDDİASI: Davaya bakma yetkisi, hala bizde...
HSYK'NIN YANITI: Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin yasa Cumhurbaşkanının da onayından geçerek yürürlüğe girmiştir. Artık 13. Ağır Ceza Mahkemesi diye bir mahkeme kalmamıştır.

13. AĞIR CEZANIN İDDİASI: Anayasa Mahkemesi'ne ÖYM'leri kaldıran kanunun iptali için başvurduk.
HSYK'NIN YANITI: Bir Mahkeme bir kanunun iptalini isteyemez. Kanun iptal isteme yetkisi milletvekillerine ve Cumhurbaşkanı'na aittir. Bir mahkeme ancak, elindeki davayı Anayasa Mahkemesi'ne götürebilir.

ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN DE JET YANIT

Mahkemeye bir diğer cevap AYM'den geldi. Anayasa Mahkemesi'nden yapılan açıklamada, ''13. Ağır Ceza Mahkemesi'nden bize ulaşan herhangi bir başvuru yok'' denildi.

TUNCAY ÖZKAN'I TAHLİYE EDEN HAKİM: ONLAR DEĞİL, BİZ YETKİLİYİZ

Konuyla ilgili bir başka gelişme daha yaşandı. Ergenekon sanıklarından Tuncay Özkan, Levent Göktaş ve Sedat Peker'in talebini görüşen İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi üç sanığa da tahliye kararı verdi. Dolayısıyla bu üç sanık için aynı gün aksi yönde bir karar üst mahkemeden gelmiş oldu.

İstanbul 21'inci Ağır Ceza Mahkemesi Özkan ve Göktaş hakkında yurt dışı çıkış yasağı koyarken, Peker'e aldığı ceza miktarını dikkate alarak adli kontrol tedbiri uygulanmasına gerek görmedi. Tuncay Özkan ve Levent Göktaş'a tahliye gerekçesi şöyle: "Sanıkların tutuklu kaldıkları süreler, delillerin toplanmış olup karartılma kuşkusunun kalmaması, sanıkların sabit ikametgah sahibi olması, karar onansa dahi kesinleşebilmesi için geçebilecek muhtemel süre, kararın bozulması halinde telafisi mümkün olmayan mağduriyetlere neden olabileceği, tutuklamanın tedbir olması, benzer konumda tahliye edilmiş sanıklar bulunması nedeniyle söz konusu durumun adalet duygularını incitebilecek olması."

Ergenekon davası kapsamında hakkında tahliye kararı verilen Sedat Peker'in, hakkında İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hapis verilen ve Yargıtay tarafından onaylanan cezası nedeniyle tahliye edilmesi beklenmiyor. Peker’in, "silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek", "gasba teşebbüs", 2 kişiye karşı "kişi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamasıyla yargılandığı İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hapis cezası verilmiş, Yargıtay 9. Ceza Dairesi de Sedat Peker'in 15 yıl 8 aylık hapis cezasını onamıştı. Peker’in tahliye edilmesi beklenmiyor. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Sedat Peker'e, "silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek", "gasba teşebbüs", 2 kişiye karşı "kişi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından toplam 14 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası vermişti.

Kararla ilgili bir açıklama yapan İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Keskin Karakurt, Ergenekon davasına bakan mahkeme heyetini eleştirerek, 'Yetkili biziz. Yedi aydır karar yazmadınız, daha ne kadar tutacaksınız!' dedi.

HANGİ KARAR GEÇERLİ?

İki mahkemenini verdiği iki ayrı karar 'peki hangi karar geçerli?' sorusunu gündeme getirdi. Sanık avukatları ve hukukçular, 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 'tahliye reddi' kararının yok hükmünde olduğu konusunda hemfikir.

HSYK, HAKİMLERİ GÖREVDEN ALABİLİR

Bu şok gelişmeler sonrası HSYK'nın acilen harekete geçip Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini görevden alabileceği ileri sürülüyor.

SANIK AVUKATI ERSÖZ: KARAR GEÇERSİZ

Ergenekon Davası'nda sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz, ''Biz tahliye taleplerimizi nöbetçi mahkemelere yaptık. Cumhurbaşkanı'nın onaylamasıyla Özel Yetkili Mahkemeler kalkmıştır. Bu karar geçersizdir. Bizim için önemli olan 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin vereceği karardır'' dedi.

AVUKAT ÜLGEN: KARAR YOK HÜKMÜNDE

13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını değerlendiren sanık avukatlarından Celal Ülgen ise, ''13. Ağır Ceza Mahkemesi direnişini sürdürüyor. Biz 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurmadık. Çünkü böyle bir mahkeme yok. 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararları yok hükmündedir. Mahkeme 'Ben yasaya da direneceğim' demek istiyor. İlker Başbuğ konusunda bir karar veremedik, çünkü karar verilmiştir diyor mahkeme'' yorumunda bulundu.

MAHKEME KARARINDAKİ ŞOK AYRINTI

Ülgen, 13. Ceza Mahkemesi'nin kararını "darbe" olarak nitelendirdi. Ülgen, açıklamasında bir de şok ayrıntı verdi. Ülgen, Silivri'deki Ergenekon sanıklarından, avukatların bilgisi dışında, cumartesi ve pazar günleri, infaz koruma memurları aracılığıyla "tahliye isteği dilekçeleri" toplandığını söyledi. Ülgen, "cumartesi ve pazar günleri, Silivri'deki sanıklara infaz koruma memurlarını göndermişler. 'sizleri tahliye edeceğiz' diyerek, dilekçe istemişler. Ve bugün de, avukatlara bile haber verilmeden alınan bu dilekçeleri görüşmüşler" dedi.

"DARBE DAVASINA BAKAN MAHKEME DARBE YAPTI..."

Yürürlüğe giren Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin kanun çerçevesinde, özel yetkili konumdaki 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin dağıtıldığını, bu mahkemenin yetkilerinin de Çağlayan Adliyesi'ndeki diğer ağır ceza mahkemelerine bölüştürüldüğünü anlatan Ülgen, "Avukatlar olarak, bizlerin bilgisi dışında cezaevindeki sanıklardan dilekçeler toplanmış. Yani darbe davasına bakan mahkemenin kendisi darbe yapmış. Biz ise, Çağlayan Adliyesi'ndeki, davalara bakmakla yeni görevlendirilen ağır ceza mahkemelerine yaptık tahliye başvurularını. Nitekim, 3. ağır ceza, 20. ağır ceza, 21. ağır ceza mahkemeleri, kendilerine bölüştürülen dosyaları, biz avukatların talepleri doğrultusunda halen görüşüyorlar" dedi.

"MAHKEMENİN İDDİASI ABSÜRD..."

Ülgen, 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tahliyelere red kararı verirken ortaya koyduğu, "TBMM, özel yetkili mahkemeleri kaldıramaz. Bu Anayasa aykırıdır" gerekçesini ise, "absürd, absürd, absürd" olarak nitelendirdi. Ülgen şöyle konuştu;
"Özel yetkili mahkemeler nasıl kuruldu? HSYK tarafından kuruldu. Peki HSYK nasıl kuruldu? TBMM'den çıkan bir kanunla kuruldu. Yani kanunla kurulmuş olan mahkeme, şimdi TBMM'den çıkan, kendini geçersiz kılan bir kanunu tanımadığını açıklıyor. Böyle birşey olabilir mi? buna darbe denir."

22 MADDELİK PAKETTEKİ İKİ KRİTİK MADDE

Ergenekon'un tutuklu sanıklarının tahliye edilmelerinin önünü, TBMM'de kabul edilen 22 maddelik son demokratikleşme paketi açtı. Paket, Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmesinden çok kısa bir süre sonra, geçen hafta Perşembe günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanmış, Cuma günü de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmişti.

Paketteki iki kritik madde ise, tahliyelerin önünü açtı;

Bu maddelerden ilki, Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasın öngörüyor. Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi son dönemde kamuoyu tarafından çok tartışılan tüm davalara, özel yetkili mahkemeler bakmıştı. Yasanın yürürlülük maddesi uyarınca, yasa yürürlüğe girer girmez, Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldı.

Yasa değişikliğindeki ikinci kritik madde ise, tutukluluk süresine sınırlama getirilen madde; Bu madde uyarınca da tutukluluk süresi en çok 5 yılla sınırlanıyor. Ergenekon sanıklarının bir kısmı 5 yıldan fazladır tutuklu olarak yargılanıyorlar.

ADALET BAKANI: HSYK'YI GÖREVE ÇAĞIRIYORUM

10.03.2014 17:51 Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 13. Ağır Ceza Mahkemesine ilişkin yaptığı açıklamada; "İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, kaldırılmış bir mahkemedir. Ortada olmayan bir mahkeme var. Burada görevli hakim ve savcıların görevleri sona ermiştir. Bunlar sadece ellerinde bulunan dosyaları devredebilirler. Bu işlemleri yapabilirler. Karar verme yetkileri yoktur. HSYK'yı göreve çağırıyorum" dedi.

------------------------------------------------------------------------------

FLAŞ!!! HSYK'DAN 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ İÇİN İNCELEME KARARI

11.03.2014 16:47 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üyeler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk hakkında, "Ergenekon Davası gerekçeli kararını hala yazmadıkları" gerekçesiyle oy çokluğuyla inceleme kararı verdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri hakkında Ergenekon davasının gerekçeli kararını 7 aydır yazmadıkları gerekçesiyle davanın sanıklarından Tuncay Özkan'ın avukatı Hüseyin Ersöz, HSYK'ya şikayette bulunmuştu.

Ergenekon sanıklarının tahliye taleplerini reddeden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince dün yapılan açıklamada da 'Özel yetkili mahkemelerin TBMM tarafından kaldırılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu ve konunun Anayasa Mahkemesine götürüleceği belirtilmişti.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da konuyla ilgili HSKY'yı görev çağırmıştı.

Ahmet Hamsici'nin başkanlığında toplanan HSYK 3. Dairesi, hakimler hakkındaki şikayet dilekçesini ve dün yapılan açıklamaları değerlendirdi.

Daire, Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üyeler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk hakkında, "Ergenekon Davası gerekçeli kararını 7 aydır yazmadıkları" için oy çokluğuyla inceleme yapılması kararı verdi. İnceleme kararı, onay için Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a gönderilecek. Adalet Bakanından gelecek onayın ardından hakimler hakkında inceleme yapılacak. İnceleme sonunda, savcılar hakkında soruşturma açılmasına gerek görülürse 3. Daire, soruşturma işlemleri için teklifte bulunacak. Adalet Bakanının soruşturmaya da onay vermesinin ardından bu savcılar hakkında soruşturma işlemlerini HSYK 2. Dairesi yürütecek.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tahliye taleplerinin reddine ilişkin dün yaptığı açıklamalarla ilgili konular ise HSYK 3. Dairesi'nin bir üyesinin "konuyu incelemek ve mevzuatı irdelemek" istemesi nedeniyle oy çokluğuyla görüşülmedi. Daire, bu konularla ilgili incelemesini, üyenin yaptığı çalışmalar sonrası ele alacak. (AA)

------------------------------------------------------------------------------

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY: ŞAŞKINLIK, HADDİ AŞMA!

11.03.2014 16:50 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tahliyelere ilişkin tavrı konusundaki değerlendirmesi sorulan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Şaşkınlık, Tamamen şaşkınlık. Haddi aşma. Ben şu anda zaten bu yapının değişik unsurlarında doğrusu çok çılgınlıklar görüyorum. Yazdıkları yazılarda, verdikleri beyanatlarda, gazetelerin attığı manşetlerde yani çok haddi aşan, çılgınca, artık şu ortamda şaşkın, sanki çok sınırı aşan şeyler yapıyorlar, yapacaklar gibi... Öyle görünüyor. Yani bunlar bir anlamda sıkışmışlığın, geldikleri yanlış noktanın da bir sonucudur diye ben görüyorum" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, tutukluluğu 5 yıl ile sınırlayan düzenlemenin ardından verilen tahliye kararlarıyla ilgili olarak "Bu tahliyelerin hiçbirisi beraat değildir" dedi.

Atalay, Kanal 24 televizyonunda, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Ergenekon tahliyeleri nasıl karşılanmalı, bunlara nasıl bakmak gerekiyor?" sorusu üzerine Atalay, öncelikle eski Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral İlker Başbuğ'un tahliyesine bakılması gerektiğini dile getirerek, Başbuğ'un tutuklu yargılanmasına başından beri gönüllerinin razı olmadığını ve bunu makul bulmadıklarını belirtti.

Tutukluluk sürelerinin 5 yıla indirilmesinin, üzerinde çok tartışılan bir konu olduğunu ifade eden Atalay, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu düzenleme bizim düzenlememiz ve uluslararası standartlar içinde 10 yıl tutukluluk çok yüksek. Bir dava ile ilgili isterse en karmaşık, isterse en kapsamlı dava olsun, 5 yılda karar verilemiyorsa bu adliyenin, adaletin kendi sorunudur. Biz, insanların hakkında karar verilmeden, 5 yılın üzerinde cezaevinde kalmasını uygun bulmadık, parlamentoda bu düzenlemeyi yaptık.

Ama işin özüyle ilgili, bu tutuklamaların, şu anda tahliyeye dönüşmesi, bir kısmının... Bunlar beraat etmediler. Bu dava devam ediyor. Ciddi bir dava. Yani Ergenekon davası, dosyası devam ediyor. Bunlar dışarıdan yine yargılanacaklar, ama tutuksuz yargılanacaklar."

"Bu tahliyeler Ergenekon gerçeğini değiştirmiyor mu? Bir darbe girişimi olduğu tezi hala geçerli mi?" sorusuna Atalay, "Asla. Asla değiştirmiyor. Bu dava devam ediyor. Sadece özel yetkili mahkemeler kaldırıldı. Yine o düzenlemeyle... Bu davalar ağır ceza mahkemelerinde devam edecek" yanıtını verdi.

Beşir Atalay, "İşin özüne gelince, biz Hükümet olarak, parti olarak darbelere karşı, milli iradeye kasteden ne olursa olsun tutumumuz bellidir. 11-12 yılda bu tutumuzu hep gösterdik. Ergenekon sadece Başbuğ değil, sadece tahliye edilenler değil. Ergenekon, büyük bir dosya. Ergenekon'un içinde cinayetler var, darbe teşebbüsü var, bombalar var, pek çok şey var. Dolayısıyla o dosya devam edecek" diye konuştu.

Danıştay Davası faili Alparslan Arslan ve Malatya'daki Zirve Yayınevi davası sanıkları hakkında verilen tahliye kararlarının rahatsızlık yaratıp yaratmadığının sorulması üzerine Atalay, Danıştay saldırısının üzerinden 7 yılın geçtiğini anımsatarak, "Peki niye halen ortalıkta sallanıyor bu? Bunun faili en belli olan, zaten yakalandı, çıkarken yakalandı. Kendisi de zaten itiraf etti. Hiçbir belirsizlik yok ortada. Bu kadar zaman niye cezası verilmiyor? Bu kadar zamandır niye bu halen tutuklu statüsünde. Ergenekon'un bir şanssızlığı da şu. Çok önemli bir dosya yargının elinde. Ama bu yapı, maalesef adliye diyeyim, adliyedeki bununla ilgilenen bu yapı karmakarışık etti, genişletti. Masumla suçlusu birbirine karıştı" dedi.

Malatya'daki Zirve Yayınevi davasına da değinen ve bu davanın sanıklarını "cani" diye niteleyen Atalay, "Misyoner insanları o şekilde acımasızca katlettiler. Bunlar biliniyor. Peki bunlarla ilgili niye halen karar verilmiyor, niye gerekçe yazılmıyor?" ifadesini kullandı.

"Tamamen şaşkınlık. Haddi aşma"

Atalay, şunları kaydetti: "Burada hepsi Ergenekon ile irtibatlandırılıyor. Ergenekon iddianamesi vesaire geciktikçe, onlar da bunun içinde gecikmiş oldu. İlgili ilgisiz pek çok şey Ergenekon'un içine dahil edildi. Şöyle olabilirdi. Yani onlar cezasını görür, ama Ergenekon'la da ilgili şey varsa, Ergenekon içinde devam edebilirdi. Yani adeta yapılan, buradaki usulsüzlük, yapılan yanlışlar, hepimiz biliyoruz, pek çok haksızlık da var bunun içinde, masum insan da var. Şu İzmir işte Casusluk Davası'nda olduğu gibi falan. Bunlar eğer daha yargının titiz çalışmasıyla masum insanların ayıklandığı, öyle rastgele belgelerle işte hemen büyük dosyanın içine dahil edilmediği falan bir süreç yürüseydi, şimdi hem Ergenekon sonuçlanırdı, hem de diğer davaların hepsi sonuçlanırdı. Bunlar şu anda hükümlü olarak cezaevinde cezasını çekerdi. Ama bütün bunlara rağmen, şöyle bağlayayım bu konuyu, bu tahliyelerin hiçbirisi beraat değildir."

"Kamuoyu vicdanında rahatsızlık yaratan tahliyelerde, gerekçelerin yazımının gecikmesi ve böyle karmaşık bir hale gelmesinde bir kasıt olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Atalay, burada kasıt yoksa bile büyük bir beceriksizliğin söz konusu olduğunu belirterek, "İşi dağıtma, işi uzatma vesaire. Yani uzadıkça uzadı. Halbuki herkes bundan şikayetçiydi" değerlendirmesinde bulundu.

Demokratikleşme adımları içinde yıllardır tutuklulukların uzun olduğunun ve davaların uzamasının tartışıldığını hatırlatan Atalay, bu durumların, vicdanlarda kabul edilebilecek şeyler olmadığını söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tahliyelere ilişkin tavrı konusundaki değerlendirmesi sorulan Atalay, "Şaşkınlık, Tamamen şaşkınlık. Haddi aşma. Ben şu anda zaten bu yapının değişik unsurlarında doğrusu çok çılgınlıklar görüyorum. Yazdıkları yazılarda, verdikleri beyanatlarda, gazetelerin attığı manşetlerde yani çok haddi aşan, çılgınca, artık şu ortamda şaşkın, sanki çok sınırı aşan şeyler yapıyorlar, yapacaklar gibi... Öyle görünüyor. Yani bunlar bir anlamda sıkışmışlığın, geldikleri yanlış noktanın da bir sonucudur diye ben görüyorum" diye konuştu.

"Biz hiç darbecilerle barışmayız"

Atalay, "Şu anda aslında eski Türkiye özlemi içinde olanlar, Ergenekoncular, CHP'liler, ulusalcılar hepsi birlikteler ve paralel yapı da bunlarla birlikte şu anda. AK Parti iktidarını yıpratma yönünde o Ergenekoncularla falan şu anda el ele çalışıyor. Yani o kadar çelişkiler içindeler ki... Yani bizim darbeye karşı tutumumuzu, darbenin kokusuna bile, gölgesine bile tutumumuzu biz çok ispatlamış bir Hükümetiz, tepkimiz ispatlamış bir Hükümetiz. Biz nice yollardan geldik buraya" ifadesini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Atalay, şöyle devam etti: "Biz hiç darbecilerle barışmayız. Biz daima haktan, hukuktan, adaletten yanayız. Darbenin zerresine, gölgesine biz karşıyız. Milli iradenin üzerine hiçbir toz kondurmadık. Millet iradesi bizim için esastır. Biz bunun mücadelesini verdik. Biz partimizin kapatılması süreçlerinden, risklerinden geldik. Biz 27 Nisan 2007'lerden geldik. Biz yani o tür şeylerden, Allah'ın izniyle sınavlardan çok başarıyla çıktık. Ergenekon'un, Balyoz'un, hepsinin özündeki o darbeci tutuma biz yine aynı şekilde bakıyoruz ve bu davaların o şekilde adaletle sonuçlanmasını bekliyoruz."

"Bu yargı sürecinde yanlışlıkların ayıklanarak bir sonuç çıkmasını bekliyor musunuz?" sorusunu ise Atalay, "Tabii. Yani masum insanlar buradan ayıklansın. Adalet çok önemlidir. Eğer insanlara adil davranmıyorsanız, zulmediyorsunuz demektir" şeklinde cevapladı.

Temel misyonlarının, toplumu demokratikleştirmek, normalleştirmek, milli iradeyi esas ve yönetimde sürekli kılmak ve buna kasteden herkesle de mücadele etmek olduğunu belirten Atalay, "Şu 11-12 yıllık mücadelemizin temeli budur. Şimdi de biz 'Daima millet daima hizmet' diyoruz. Yani millet bizim için çok önemli. Milletin sandıktaki verdiği oyun haysiyetini, onurunu korumak, onun gücünü korumak bizim en önemli misyonumuz" dedi.

"Paralel yapı ile mücadele nereye varacak?" sorusu üzerine Atalay, paralel yapının, AK Parti'ye karşı, seçim meydanlarında şu anda CHP'den, MHP'den, BDP'den ve muhalefet partilerinden daha fazla çalıştığını kaydederek, dini bir grup ve cemaat olarak gördükleri bu yapının, şu anda siyasetin göbeğinde, tam bir siyasi grup olduğunu dile getirdi.

"Takiye, yalan çok yaygınlaştı"

Atalay, kendilerine karşı içeride ve dışarıda bir koalisyonun kurulduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Bu sadece bir yapının, bir grubun işi değil. Sadece bir grubun olsaydı belki bu kadar ileriye gidemeyebilirlerdi ama şu anda çok ilerde. Profesyonel yardım, uluslararası irtibat, çok kapsamlı bir koalisyon. İşin özü de şu, Türkiye'yi gittiği kutlu yoldan, bu büyük yürüyüşten durdurmak. AK Parti'yi hükümetten düşürmek, seçimde AK Parti'yi başarısız kılmak temel amaçları bu. Çünkü AK Parti çok farklı bir şey. Türkiye'yi güçlendiren, muhafazakar değerleriyle, dini değerleriyle, milli değerleriyle, tarihiyle Türkiye'yi büyük bir atağa kaldırdı. Bunun durması gerekiyor. Her zaman taşeronlar kullanılmıştır. Kimi zaman terör kullanılmıştı, kimi zaman başka şey, şimdide dostları kullandılar. Ben büyük koalisyon olarak bakıyorum."

Kendisinin telefon görüşmelerinin dinlendiğini ve görüşmelerinin bir yerlere servis edildiğini bildiğini ve bunlardan bir tanesini de dinlediğini ifade eden Atalay, "Burada ben hayret içinde kalıyorum. Takiye, yalan çok yaygınlaştı. Ben İslam adına, İslami toplumları adına şu anda Türkiye'deki İslami ortam adına çok üzülüyorum. Böyle bir şey olamaz. Bakın ben İçişleri Bakanlığı yaptım, çok şey biliyorum. Hep söylerim, içişleri bakanları çok şey bilir az konuşur. Orada emniyet teşkilatında çalışanlarda üst yönetime kadar, 'bunların yapmayacağı bir şey yok'. Yani endişe ediliyordu. Yani her şey meşru, size her kötülüğü yapabilir anlamında sözler söylüyorlardı. Beni de öyle uyardıkları da olmuştu" dedi.

Atalay, usulsüz dinlemelerle ilgili TİB'in, Emniyet İstihbaratın tüm tarafların mercek altında olduğunu bildirerek, yayımlanan haberlerde 500-600 bin kişinin dinlediğini ama kendi tahminine göre bu sayının daha da artacağını söyledi.

Mahkemelerin hiçbir somut delil olmadan bu kadar çok kişi için dinleme kararını nasıl çıkarttığını anlayamadığını dile getiren Atalay, "İncelemeler sürüyor. Bunların hepsinin hesabı sorulur. Bunların sorumlulukları mutlaka yargılanacak, mutlaka hesap verecek. Bu kaçınılmaz. Hiçbir devlet bunları es geçemez" dedi.

------------------------------------------------------------------------------

DOSYALARA UYAP ÜZERİNDEN ERİŞİM AÇILDI

11.03.2014 16:58 Dünkü tahliye kararları 7 mahkeme tarafından verildi. İstanbul Nöbetçi 21. Ağır Ceza Mahkemesi gazeteci Tuncay Özkan, Özel Kuvvetler'den emekli albay olan avukat Levent Göktaş ile yaklaşık 2 yıldır tutuklu bulunan Sedat Peker'i tahliye etti. 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi Kemal Kerinçsiz'in tahliyesine karar verdi. 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi Doğu Perinçek, Atilla Uğur, Muzaffer Tekin, Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş ve Hikmet Çiçek'i, 6'ncı Ağır Ceza Dursun Çiçek ile Alparslan Arslan'ı, 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi İbrahim Şahin'i, 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi Yalçın Küçük'ü, 20'nci Ağır Ceza Mahkemesi ise Hasan Iğsız, Alaaddin Sevim, Mehmet Ali Çelebi, Merdan Yanardağ ve Şener Eruygur'un tahliyelerine karar verdi.

DOSYA BİLGİSİ DE VERMEDİ
 
Ergenekon davasına bakan İstanbıl 13'üncü Ağır Ceza mahkemesi, tahliye taleplerini değerlendiren nöbetçi ağır ceza mahkemelerine sanıkalrın dosyaları hakkında bilgi de vermedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise tahliye taleplerini değerlendiren nöbetçi mahkeme heyetlerine, UYAP'tan Ergenekon dava dosyasına erişim hakkı tanıdı. Bu yolla dosyalara erişen mahkemeler, sanıkalrın bilgilerini inceleyerek tahliye kararlarını verdiler ya da reddettiler.

------------------------------------------------------------------------------

ESKİ SAVCIDAN ŞOK İDDİA: GEREKÇELİ KARAR ALGI YÖNETİMİ İÇİN GECİKTİRİLDİ

12.03.2014 14:16 Emekli Savcı Reşat Petek, yargı ve emniyet içinde bir yapının Meclis ve hükümete karşı olumsuz faaliyetler içinde olduğunu söyledi. Petek, mahkemeler, "Hükümet Ergenekon ile anlaştı, sanıkları tahliye ediyor algısı oluşturmak için kararları bilerek geciktiriyorlar" diye konuştu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin her satırına hakim olduğu Ergenekon davasının gerekçesini 7 ayda yazmamasını kasıtlı bulduğunu söyleyen Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek "Özel yetkili mahkemelerde hükümete karşı bir operasyon var. Siyasal iktidar aleyhinde 'Ergenekon sanıklarıyla anlaştı, bunları çıkarmak için uğraşıyor' söylemleri kuvvetlensin diye, mahkemeler kararı bekletiyor. Gerekçeli kararı yazmıyor" dedi. Ergenekon davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararını 15 gün içinde vermesinin, haklarında tahliye kararı çıkan sanıkların tutuklanacağı anlamına gelmediğini belirten Reşat Petek, "15 gün içinde gerekçeli karar Yargıtay'a gitse bile, Yargıtay'da inceleme yapılıp, cezalara onama kararı verilirse ancak o zaman salıverilen kişiler tekrar tutuklanırlar. Yargıtay, genelde bu tip davalarda kararı 1 yıl içinde veriyor. Karar çıkması Mayıs 2015'i bulacak gibi görünüyor. Tabii Yargıtay onama kararı verirse." diye konuştu.

Petek şunları söyledi:

Mahkeme AYM'ye başvuramaz

"Karar verirken zaten akıllarında gerekçe vardır. Hadi 2 ayda hazırlasın. 7 ay, 210 gün demek. Her sanığa bir gün ayırsaydı bugüne kadar gerekçe yazılırdı. Ben 17 Aralık süreci ile birlikte düşününce yargının araç olarak kullanıldığını düşünüyorum. Bir mahkeme heyetinin mahkemenin kanunla kurulup kaldırılacağını bilmemesi düşünülemez.'AYM'ye ancak görmekte olduğu davaya ilişkin bir kanun maddesine ilişkin olabilir. Zaten sen davayı görmüşsün, el çekmişsin."

Emniyet ve yargıdaki örgüt

Emniyet ve yargı içinde hükümeti düşürme girişimi olduğunun görüldüğünü belirten Petek, "Siyasal iktidar aleyhinde Ergenekon sanıklarıyla anlaştı, bunları çıkarmak için uğraşıyor söylemleri kuvvetlensin diye, mahkemeler kararı bekletiyor. Alparslan Arslan gibi cinayet sanıklarının tahliye edilmesinin temel sebebi burada mahkemenin tutumudur. Bu olumsuzlukların sorumlusu olarak hükümeti ve TBMM'yi gösterme gayreti darbe girişiminde yargının araç olarak kullanıldığını ortaya koyuyor." dedi.

AYM de mahkemeyi suçladı

Ergenekon davası sanıklarının tahliyesine yol açan Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeleri kararı dünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. AYM İlker Başbuğ'un başvurusu üzerine verdiği kararda, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi'nin Başbuğ'un tahliye talebini "kovuşturma aşaması tamamlandığı" gerekçesiyle reddetmesini eleştirdi. Ergenekon mahkemesinin tahliye taleplerinde işin esasına girmediğini tespit etti. Yüksek Mahkeme, 7 aydır yazılamayan gerekçeli karar nedeniyle Başbuğ'un hak arama özgürlüğünün engellendiğini ifade etti. AYM, kararında yer alan "Başvurucunun eylemlerinin nitelendirilmesine ve bu kapsamda yargılama görevinin Yüce Divan'a ait olduğuna ilişkin itirazının dayanaktan yoksun olmadığı görülmektedir" cümlesi dikkat çekti. (Star)

------------------------------------------------------------------------------

MAHKEMENİN GEREKÇE İÇİN 10 GÜNÜ KALDI

12.03.2014 16:36 Ergenekon Davası'nda kararını 5 Ağustos 2013'te açıklayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 7 aydır gerekçeli kararını yazmadı. Yeni yasanın 6 Mart'ta yürürlüğe girmesiyle 13. Ağır Ceza Mahkemesine gerekçeli kararı yazması için 15 gün süre verildi. Mahkemenin, gerekçeli kararı yazmak için 10 günü kaldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyeleri, 21 Mart'a kadar gerekçeyi yazmazsa haklarında HSYK'ca yürütülecek incelemenin yanı sıra disiplin yönünden de yaptırım uygulanacak.

Gerekçeli karar yazılırsa süreç nasıl işleyecek?

Yerel Mahkeme, gerekçeli kararını yazarak, Yargıtay'a gönderecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında yapılacak incelemenin ardından hazırlanacak tebliğname, davaya bakacak Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilecek. Daire'de de bir süre yapılacak incelemenin ardından duruşma günü verilerek dava görülmeye başlanacak.

Anayasa Mahkemesi, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un yaptığı bireysel başvuruda, yerel mahkeme gerekçeli kararı yazmadığı için Başbuğ'un kişi hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiğine karar vermişti.

HSYK tarafından da inceleme

Ergenekon davasının gerekçeli kararını 7 aydır yazmadıkları gerekçesiyle davanın sanıklarından Tuncay Özkan'ın avukatı Hüseyin Ersöz'ün yaptığı şikayet de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi'nce ele alınmıştı.

Daire, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üyeler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk hakkında, "Ergenekon Davası gerekçeli kararını hala yazmadıkları" gerekçesiyle oy çokluğuyla inceleme kararı vermişti.

------------------------------------------------------------------------------

BAKAN BOZDAĞ'DAN MAHKEME HEYETİNE İNCELEME İZNİ

18.03.2014 14:16 Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyeleri hakkında "Ergenekon Davası gerekçeli kararını hala yazmadıkları" gerekçesiyle inceleme izni verdi. Bakan Bozdağ, aralarında siyasetçi, iş adamı ve gazetecilerin de bulunduğu pekçok kişiyi dinledikleri iddia edilen savcılar Adem Özcan ile Adnan Çimen ve ilgili hakimler hakkında da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesinin inceleme kararını onayladı.

HSYK 3. Dairesi, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üyeler Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk hakkında, "Ergenekon Davası gerekçeli kararını hala yazmadıkları" gerekçesiyle oy çokluğuyla inceleme kararı vererek, onay için Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a göndermişti.

Bakan Bozdağ, bu hakimler hakkındaki inceleme kararını onayladı. Onayın ardından hakimler hakkında müfettişler inceleme yapacak. Müfettişlerin incelemesi sonucu hazırladığı rapor uyarınca HSYK 3. Dairesi, hakimler hakkında soruşturma gerekip gerekmediğine karar verecek. 3. Daire, bu hakimler hakkında soruşturma kararı verirse, bu da onay için Adalet Bakanı Bozdağ'a gönderilecek. Bozdağ'ın onay vermesi durumunda hakimler hakkındaki soruşturma işlemleri HSYK 2. Dairesince yürütülecek.

Bu arada, özel yetkili mahkemeleri kaldıran Kanun'un 6 Mart'ta yürürlüğe girmesinin ardından gerekçesini yazmayan mahkemelere tanınan 15 günlük süre nedeniyle Ergenekon Davası'nda gerekçeli kararı yaklaşık 7 aydır tamamlamayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin de 21 Mart'a kadar gerekçeli kararı yazması gerekiyor.

-Dinlemeyle ilgili savcılara da inceleme izni-

Adalet Bakanı Bozdağ, aralarında siyasetçi, iş adamı ve gazetecilerin de bulunduğu pekçok kişiyi dinledikleri iddia edilen savcılar Adem Özcan ile Adnan Çimen hakkında da inceleme izni verdi. "Paralel yapı"nın telefon dinleme iddialarına konu olan soruşturmayı bir süre yürüten savcılardan Adem Özcan ile Adnan Çimen, iddialar üzerine, HSYK'ya dilekçe göndererek, kendileri hakkında inceleme yapılması talebinde bulunmuştu. HSYK 3. Dairesi, savcılar hakkında çıkan haberleri ve savcıların dilekçelerini ele alarak, savcılar Özcan ve Çimen hakkında inceleme yapılması kararı vermişti. Adalet Bakanı Bozdağ, bu inceleme kararını da onayladı. (Star)

(10 Mart 2014, 15:53), son güncel.: (18 Mart 2014, 14:16)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5886    yazdır/print


 

Erdoğan: Montajı o gün görecekler

ATV ve A Haber tv ortak canlı yayınında konuşan Başbakan Erdoğan, paralel yapı için 'biraz ağır bir ifade olacak ama, bunlar intikam timi' dedi. 'TÜBİTAK'ta vesaire çok kararlı adımlar attık, atıyoruz. Bunu temizleyeceğiz. 'Bunların inlerine gireceğiz' derken bunu söylüyorum' diyen Erdoğan, paralel yapılanmaya yönelik ağır eleştirilerde bulundu ve ayrıntılı açıklamalar yaptı. Erdoğan, miting meydanlarına toplanan AK Partili kalabalığa montaj diyenler için de, 'Bulamadıkları şeye hemen montaj diye yapıştırma yapıyorlar. Onlar onunla oyalana dursunlar. Biz yolumuza aynı şekilde devam ediyoruz. 30 Mart akşamı zaten montajı görecekler, photoshopu görecekler. Milli irade sandıkta en güzel şekliyle tecelli ederek gerekli cevabı en güzel şeklinde verecek' dedi. Erdoğan, aynı mesajı bugün Eskişehir'de düzenlenen seçim mitinginde de verdi.

07.03.2014 14:29 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ATV ve A Haber ortak yayınında Başbakan ile Gündem 'Özel' programında gazetecilerin sorularını yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Dinleme olaylarını "casusluk" olarak nitelendirdiği anımsatılan Erdoğan, bunun müeyyidesine yönelik soru üzerine, şunları söyledi:

"Bunun müeyyidesi çok ağır. Siz de ifade ettiniz casusluk, ajanlık. Bunların hepsine giriyor bu. Fakat şu anda yargı henüz adil bir karar verecek, bir kısım yargı adil bir kararı verebilecek durumda değil. Çünkü yargıyı da o şekilde dizayn etmişler. Bir defa bunun belli bir düzene sokulması lazım. Niye biz olaya HSYK'dan başladık? Çünkü alt derece mahkemelerde herhangi bir cezai müeyyide uygulayamıyorsunuz. Bir defa kapanın elinde kalıyor, istediğini istediği zaman, istediği şekilde dinleyebiliyor. Sadece dinleme değil, ortam, görüntüleme hepsi var. Bunların hepsini yaptılar ve yapıyorlar."

"On binlerce, yüz binlerce insan dinlendi" ifadesini kullanan Erdoğan, tam rakamın belli olup olmadığını sorulması üzerine, "Bu ilgili kurumlarda bellidir ama benim açıklamam doğru olmaz ama biliyorum ki on binlerce insan bu ülkede dinlendi" diye konuştu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Geçenlerde biliyorsunuz, başsavcının yaptığı açıklama, 'bu 3 bin değil' dedi, 'daha geleceği var' dedi. Niye? Çünkü açıldıkça ve yaptıkları atamalar neticesinde göreve başlayan savcılar bir de bakıyorlar ki karıştırdıkça başka şeyler çıkıyor. Emniyette bakıyorsunuz başka başka dosyalar ortaya çıkmaya başladı, bunlar ortaya çıkıyor. Birçok şeyler de CD'ler vesaire kaçırılmış durumda. Bir taraftan iz sürülüyor. Şimdi iş burada bitmiyor ki bir de üst mahkeme var. Yargıdaki durum ne olacak? Yargıya geldiğiniz zaman orada da farklı düzenleme var. Dolayısıyla burada adil bir düzenleme yapmadığınız sürece bir defa netice almak mümkün değil. Mesela adam kalkıyor diyor ki hakarete 'ağırlaştırılmış eleştiri' diyor veya bu dinlemelerle ilgili adam dinlemedi de diyebilir. Çok zor bir şey değil. Bizim başımızda bilirkişi denilen bir bela var mesela. Nasıl bir bilirkişiye gönderecek? Gönderdiği bilirkişi kalkıp istedikleri istikamette rapor hazırladığı anda her şey bitmiştir. Kendini de kurtarıyor, ajanı da kurtarıyor, casusu da kurtarıyor. Casusluk olayının müeyyidesi tabii çok ama çok ağır. Bu bakımdan bizim şu anda 30 Mart'ı hayırlısıyla atlatıp sonra önümüze bu noktada çok farklı bakmaya mecburuz. Yargıda bir düzenlemenin yapılaması şart. Bunun adımlarını atmadığımız sürece çok açık net söylüyorum, ulusal güvenliğimiz tehdit altındadır. Ulusal güvenliğimizi bu tehditten kurtarmak için alacağımız tedbirlerin başı da yargıdaki düzenlemelerdir. İlk adımını bununla attık ama bunun devamı mahiyetinde olan adımlar var ki bunları da atmak zorundayız. O zaman inanıyorum ki vatandaşım rahatlayacaktır."

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının uluslararası görüşmeler yaptığını ve dinlendiğini aktaran Erdoğan, "Biz tahkime gideceğiz ve bu tahkimden ülkemizin menfaati var. 1 milyar dolar bizim oradan almamız gereken para var. Adamlar bunu dinliyor ve onu da ondan sonra kalkıp ona karşı kullanıyor. Niye? Kendisi orada yatırımlara girecekler veya adamlarını sokacaklar. Bunlar hakikaten yenilir yutulur işler değil" dedi.

Başbakan Erdoğan, "Meydanları nasıl görüyorsunuz. Seçim ortamını nasıl buluyorsunuz? Yasa dışı dinleme ve paralel yapı tartışmaları, oy oranınızı, oy tabanınızı nasıl etkiliyor? Dün Aksaray'da önemli bir kitle BDP'lilere saldırdı. Dün de Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, Van Muradiye'de saldırıya uğradı. Seçim öncesi provokasyon riski görüyor musunuz?" şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:

"Bugün tabii Elazığ ve Malatya'daydık. Gerek Elazığlı vatandaşlarıma gerekse Malatyalı vatandaşlarıma özellikle çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten Elazığ'da bugün bambaşka heyecan, coşku vardı. Benim Elazığ'a bugüne kadar Başbakan olarak 14. veya 16. gidişimdi. Bütün bu gidişlerimde gördüğüm ilgi ve alakanın çok çok fevkinde ilgi ve alaka vardı ve biliyorsunuz gakkoşların coşkusu, heyecanı farklıdır. Gakkoşlar da bize bugün onu caddelerde, yollarda çok açık genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle gösterdiler. O coşku, heyecan bir şeyi gösteriyordu. Yani bu paralel yapı meselesi, halkı birbirine çok farklı şekilde kenetlemiş. Bayanların coşkusuna bakıyorum, çok ciddi kenetlenmişler. Gençler öyle."

"Malatya tarih yazdı bugün" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yani resmi rakamlara bakılırsa, emniyetin söylediği rakamlar 100 bin kişi. Uçsuz bucaksız, gerçekten tıklım tıklım dolu meydan. Malatya'da da benim çok sık yaptığım mitingler vardı. Bu meydanı yanılmıyorsam ikinci defa kullandık. Bu meydanda da bundan önceki mitinge göre, çok daha farklı bir katılım vardı, çok daha büyük bir coşku vardı. Zaten paralel yapıya girmeden meydan, yani birinci, ikinci, dediğiniz zaman, üç kafadarın üçüncüsünü zikretmeden meydan hemen tepkisini ortaya koyuyor. Orada da coşku heyecan çok çok farklıydı. Vatandaş enteresan sloganlar uydurmuş. Nereden bulmuşsa. Pankartlar çok çok farklı. Yine kendileri bakıyorsunuz, pankartlar hazırlıyorlar, onlarla meydana geliyor. Tabi insan hakikaten bunları görünce, o duygu, o tepki çok çok farklı."

"30 Mart akşamı zaten montajı görecekler"

"Öbür taraftan da bakıyorsunuz, muhalefet ikide bir fotomontaj, photoshop filan diyor. Hepsi ortada işte. Hepsi Malatya'da meydanda, Elazığ'da meydanda" ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Demek ki bunların montaj tekniği çok çok farklı. Bulamadıkları şeye hemen montaj diye yapıştırma yapıyorlar. Onlar onunla oyalana dursunlar. Biz yolumuza aynı şekilde devam ediyoruz. 30 Mart akşamı zaten montajı görecekler, photoshopu görecekler. Milli irade sandıkta en güzel şekliyle tecelli ederek gerekli cevabı en güzel şeklinde verecek."

Başbakan Erdoğan, seçim öncesi provokasyon riski görüp görmediğinin sorulması üzerine de sözlerini şöyle sürdürdü:

"Doğrusu ben bu tür şeyleri beklemiyorum ama olmaz da diyemeyiz. Niye? Çünkü gittikçe hırçınlaşma var. Örneğin İstanbul'da Trabzonlular gecesinde, düşünün, yani sizi kabullenmiyor, toplum ve siz çıkarken oradan birisi belki laf da atmış olabilir ama kalkıp da siz ona yumruk atarsanız bir siyasetçi olarak bunun nasıl bir hazımsızlığı meydana getirdiğini, ortaya koyduğunu orada görmüş oluyoruz. Bu şunu getirir demek ki yaptırdığınız kamuoyu araştırmalarında vesaire beklediği neticeyi göremeyince artı bir hırçınlaşma başladı. Ertesi gün de Eyüp'te yine konuşma yaparken, bir tane vatandaş alkışlamıyor, alkışlamayınca 'teneke gibi orada niye duruyorsun, çek git' diyor. Alkışlar veya alkışlamaz. Sen Trabzonlular gecesine geliyorsun. Ondan sonra da bugünkü gazetelerde açıklamalarına bakıyoruz, diyor ki o zaten AK Partili diyor. Fatih Belediyesindeki AK Partili belediye başkan yardımcısının kardeşi, diyor. Olabilir, adam Trabzonlu. Adam Trabzonlular gecesine geldi, CHP'liler gecesine gelmedi ki. Dolayısıyla Trabzonlular gecesinde orada her siyasi partinin mensupları vardır. Ama sen İstanbul'a eğer belediye başkanı olmaya karar vermişsen, sen tüm İstanbulluların belediye başkanı olacaksın. CHP'lilerin belediye başkanı olmayacaksın. Dolayısıyla mesajını buna göre vermek zorundasın. Ama sen ilk elde bir defa kaybettin işi. Niye? Dedin ki, o AK Partililerin. Sen AK Partililerin belediye başkanı olmayacak mısın? Böyle bir mantık olmaz. Böyle bir ilişki olmaz. Bu tabii bir sertleşmeyi getiriyor. Ama bazı illerden verdiğiniz örnekler ki aynı şey mesela Karadeniz'de olmuş, Rize'de, Trabzon'da olmuş. Tabi nasıl oldu, niye oldu, neden dolayı böyle bir tablo orada meydana geldi, bilemiyorum ama siyasetin içinde zaman zaman bazı yerlerde biz bunları yaşadık. Ben de bundan önceki seçimlerinde Hopa'da benzer bir şeyi yaşamıştım. Temenni ederim ki bu tür şeyleri yaşamayız, gayet güzel demokratik bir şekilde sandıklara gitme fırsatı buluruz ve sandıklardan en güzel şekilde, en güzel neticeyi layıkı neyse sağlam irade olarak alırız."

Başbakan Erdoğan'ın Mustafa Koç ile görüşmesi

Başbakan Erdoğan, başka bir gazetecinin, "Bildiğim kadarıyla sizden randevu isteyen bir takım insanlar kuyrukta bekliyor. Ünlü medya patronuna randevu vermeyeceğinizi, söylediniz. Mustafa Koç'a da şu ana kadar talebe rağmen randevu vermiyordunuz. Mustafa Koç'un Fethullah Gülen ile neler konuştuğu Hürriyet'te verdiği röportaj yayınlandığı gün siz de onu kabul ettiniz, Koç kardeşleri. Bir söylenti duydum, sizden randevu alabilmek için bir dış ülkedeki yüksek kişiden aracılık istemişler. Doğru mu?" şeklindeki soru üzerine de "Doğru ama ismini benden almayın" yanıtını verdi.

Gazetecinin, "Ben söylesem olur mu, Barzani. Yani Mustafa Koç'un sizle görüşmesi için ne tür bir ilişki anlamıyorum" sözleri üzerine, Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kendileri böyle bir ricada bulundular. Şimdi şöyle, tabii Koç Grubu'nun Kuzey Irak'ta da yatırımları var. Dolayısıyla bu yatırımlar sebebiyle herhalde orada bağlantıları oluyor ama bizim tabii aslında randevu olayı Ali Bey'den geldi. Ali Bey'den gelince dedim büyük ihtimalle Ali Bey yani son zamanlarda gerek Fenerbahçe vesaire gibi konularda benle görüşecek, dedim. Tabii Mustafa Bey ile ilgili konuda daha önceden olunca ben özel kalemime o zaman dedim ki 'ikisi abi kardeş beraber gelsinler. Geldiler, tabii biz açıkçası Hürriyet'teki o söyleşiye de hiç girmedik. Hiç o konuya da yani böyle böyle dediniz. Hiç ona girmedim. Sadece orada bizim şeyimiz, özellikle yapacakları yatırımlar noktasında konuşmalarımız oldu. Hatta Kuzey Irak ile ilgili konulara da yani girmedik. Ağırlıklı olarak şu anda Kocaeli Yeniköy'de bir büyük yatırımlarından bahsetti ki, o da 400-500 milyon dolar civarında yatırım. Mayıs ayında açılışına, yani ısrarla şahsımı, olmadığı takdirde temsil edeceğiniz bir bakan arkadaşın orada olması veyahut da malum Ford'un başındaki zat, o da gelecek dediler bir randevu verin dediler. Dedim buyursun gelsin randevu veririz dedik. Özeti bu."

Gazetecinin, "Uganda rafinerini alacaklar mıymış gerçekten?" soruna da Erdoğan, "Hayır onlara girmedik" yanıtını verdi.

Başbakan Erdoğan, başka bir gazetecinin, "Aydın Doğan için Barzani ararsa herhangi bir imkan olabilir mi?" soru üzerine de şunları kaydetti:

"Aydın Doğan'ın işi zorlaştı. Yok o daha farklı yerleri devreye sokması lazım. Çünkü şu anda yayın politikalarıyla bir defa çok çok ahlaki olmayan yollara giriyorlar. Özellikle köşe yazarlarıyla vesaireleriyle yani hiç böyle bir ahlak, şu bu filan diye bir şey yok. Tamamen zaten paralel yapının adeta bir yayın organı gibi şu anda bir çalışmanın içinde. Köşe yazarları hakeza öyle. Ki bunların içeresinde birini ben geçenlerde deşifre ettim biliyorsunuz. Şu anda Meclis başkan vekillerinden hanımefendiyle aralarında geçen bir yine telefon dinlemesi olayından dolayı açtıkları mahkeme ve bunun neticesinde de buradan aldıkları cesaret ve bunları şey yaptım. Tabii birçok şey Anayasa, yasa ihlalleri oluyor. Anayasa ihlali oluyor. Bunu savunuyor. Bunu savunan gazeteyle nereye gidersiniz. Meclis'te bunlar yapılıyor, kalkıyor bunu savunuyor. Yasa ihlalleri yapılıyor ve bunları savunuyorlar. Şimdi bu insanlara biz kalkıp da buyurun gelsin de konuşalım iyi oluyor filan böyle bir şey diyemem. O bir defa yaradılışıma fıtratıma ters."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu medya bir defa onurlu, şahsiyetli olsa bir Başbakanın, Adalet Bakanıyla konuşmasını ki bu kriptolu telefondur, bakın bu kriptolu telefonu adamlar dinliyor. Kim paralel yapı, nereden dinliyor benim artık aramama gerek yok, TÜBİTAK. Bu devlete saldırıdır" dedi.

"Kırım eğer Rusya'ya bağlanma kararı verirse referandumda o zaman bizim tavrımız ne olacak" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, "Onu tabii bizim merkezi yönetimle ayrıca bunu değerlendirmemiz lazım. Ukrayna'nın merkezi yönetiminin tavrı ne olacak? Çünkü orada Ukraynalı da var. Şimdi Tatarlarla Ukraynalılar 650 bin yapıyor. Bu küçümsenecek bir rakam değil veyahut da şekli ne olacak. Ama biz tabii onu hiç düşünmek istemiyoruz, Ukrayna'ya yazık olur diyoruz" yanıtını verdi.

"Kosova emsal oldu mu" sorusu üzerine de Erdoğan, Kosova'nın çok farklı olduğunu belirtti.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Kosova'daki Arnavut miktarı yüzde 5 bile değil ve dini noktada da değil. Yüzde 95'i Müslümandır. Arnavutuyla Türküyle yüzde 95 yani beş bile Sırp yok orada. Buna rağmen Kosova'ya maalesef birileri hala yaptırım yapmanın gayreti içerisinde. Amerika bile baştan Kosova'nın bağımsızlığını destekledi ama devamı gelmedi. Bakın hala uluslararası camiada beklenen sayıya ulaşamadıkları gibi sayıda da sıkıntı var. Biz bir taraftan onlar için koşturuyoruz kendileri koşturuyor. Ama şu anda ne de olsa yine de 'bağımsız bir devletim' havasında münasebetlerini devam ettiriyorlar. Burası Kosova'ya benzemiyor."

"Ukrayna'da sokak gösterileri sonunda ülkeyi bölünmeye kadar götürdü. Yakıp yıktılar, Avrupa'da alkışladı" denmesi üzerine de Başbakan Erdoğan, buradaki olayların da bir merkezden yönetildiğini ifade etti.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Dikkat ederseniz gerek bizde yani Gezi olaylarındaki karakter, kullanılan figürler aynen Ukrayna'da var. Televizyonda falan bunların hepsini izledik. Benzer şeyleri kısmen bakıyorsunuz Mısır'da falan uyguladılar. Aynı şeyler. Brezilya'da aynı şeyler vardı. Dolayısıyla Ukrayna'daki bu uygulamalar neticesinde de doğrusu Ukrayna bir defa özerk yani Kırım Cumhuriyeti ile ilgili olarak başından itibaren belki çok daha sağlıklı bir yapıyı meydana getirebilirdi, hiçbir zaman orası sağlıklı yapıya kavuşamadı. Ben ne zaman Ukrayna'ya gittiysem hep orayla ilgili şikayetler olmuştur ki bizim Tatar kardeşlerimize orada ciddi desteklerimiz oldu, hala devam ediyor. Onlara okullar, evler yaptırdık, ibadethaneler, yollar yaptırdık, tarihi eserleri restore ettik ki bir özgüvenleri gelsin diye. Tabii sağ olsun gerek Cubar gerekse Cemiloğlu şu anda onlar işin öndeki liderleri olarak da belli bir gayretin içerisindeler, çektikleri belli bir çile var, bu çile tecrübeye dönüşmüş. Bunun da gençlik üzerinde belli bir tesiri var. Fakat tabii hassasiyetle takip ediyoruz, takibe devam edeceğiz. Oradaki tercih çok hassas bir konu."

Suriye'deki iç savaş

Suriye'deki iç savaşın hatırlatılarak "Suriye konusu gündeme geldiği zaman da 'zehirli gazla öldürme başka şeyle öldür' diye görüş birliğine varıyorlar" denmesi üzerine de Başbakan Erdoğan, "Şimdi bu çok aldatıcı bir olay" değerlendirmesini yaptı.

Bu durumu G-20'de dile getirdiğini anlatan Başbakan Erdoğan, şunları dedi:

"ABD'de de bunu işledim. Birilerinin ağırına da gitti. O zamanlar 120 bindi konvansiyonel silahla ölenlerin sayısı, bin 500 de kimyasal silahtı. Dedim yani 'kimyasal silahla ölenler ölü ama konvansiyonel silahlarla ölen, ölü değil.' 'Böyle mi bakacağız bu olaya' dedim. Bir defa burada insan ölüyor. Bu bir suçtur, insanlık suçudur. Buna karşı bir defa burada şu 20 ülke, dünyanın hemen hemen dünyanın neredeyse çoğunluğunun ötesinde bütününe yakının teşkil ediyor. Para olarak ekonomi olarak da öyle. Hala silahlandırmayı yine içimizdeki ülkeler yapıyor. Tabii ki burada malum, ben bunu Sayın Putin'e de söyledim, yüzüne söylediğim için burada da söylüyorum, dedim ki: 'bakın şu anda Türk toplumunda, Suriye'yi Rusya silahlandırıyor, İran silahlandırıyor' dedim."

"Böyle bir yükü nasıl kaldıracaksınız" dediğini aktaran Başbakan Erdoğan, "Bunu Putin' söylediniz değil mi?" sorusu üzerine şöyle devam etti:

"Tabii tabii Soçi Olimpiyatlarına gittiğimizde o gün bir, bir buçuk saat görüştük. Dışişleri Bakanı beraberce, dedim '150 bin insan öldürüldü ve siz İstanbul'da bana Esed'in avukatı değilim dediniz ama hala onun yanında duruyorsunuz' buna karşı ortaya bir tavır konması lazım. 'Bu tavrı koymadınız, koymuyorsunuz yani burada sizin farklı hesaplarınız varsa burada en çok düşünmeniz gereken Türkiye'dir.' Niye? Biz sizinle 100 milyar dolarlık bir hedef belirledik, mali noktada. Komşuysak biz size daha yakınız. Eğer siz Akdeniz hesapları yapıyorsanız, Akdeniz'e zaten en uzun kıyıya sahip ülkelerden bir tanesi biziz. Bunları biz aramızda oturur konuşuruz bunlar ayrı meseleler. Ama gelin bir defa şuradaki kanı, ölümleri durduralım. Suriye böyle gittikçe daha iyiye gitmiyor. Yarın bu Suriye, Esed'de kalsa dahi Suriye'yi kim ayağa kaldıracak. Bu Esed mi kaldıracak? Her taraf yerle yeksan olmuş zaten. Mümkün değil. Siz demokrasiye de anlıyorum ki inanamıyorsunuz, halkın iradesini hiçe sayıyorsunuz. Yani en çok üzüldüğüm noktalardan bir tanesi dünya halen kimyasal silah, konvansiyonel silah ayrımını yapmakla aslında insanlara en büyük zulmü yapıyorlar."

"Kılıçdaroğlu aklına ne gelirse onu söylüyor"

"Eski adalet bakanı Sadullah Ergin'le yaptığınız konuşmayla ilgili açıklamalarınız muhalefette ve bazı basın organlarında çeşitli tartışmalara yol açtı. Sayın Kılıçdaroğlu sizin adaleti arka bahçeniz haline getirdiğinizi iddia etti ve açıklamalarınızı itiraf olarak değerlendirdi. Ne dersiniz bütün bunlara" sorusu üzerine de Başbakan Erdoğan, "Kılıçdaroğlu aklına ne gelirse onu söylüyor" ifadesini kullandı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bugüne kadar, şöyle hukuki altyapısı olan bir insan değil. Yanında hukukçu olarak gezenler de boşuna geziyor. Bakınız şurada gerek HSYK ile ilgili gerekse yine bizim aynı şekilde internet yasası ile alakalı. Bunların Anayasa Mahkemesine gidişteki ne zamanlaması ne de hazırladıkları dilekçe vesaire hiç birisi doğru değil. Birincide ret aldılar. Ondan sonra HSYK ile ilgili tekrar bir müracaatları oldu. Onda da yine 'evrakınız eksik dediler' geri gönderdiler. Bir siyasi partiye bu yakışır mı? Ret olayında da ne diyor? Kendilerine dünyanın değişik yerlerinden örnekler almışlar, akıl hocaları da malum kişiler. Bunlar daha önce isimleri geçen kişiler. Onlar da güya bunlara akıl veriyor: 'cumhurbaşkanının onamasına gerek yok.' Bırak sen cumhurbaşkanının onamasını daha oraya gitmemiş. Olay Resmi Gazete'de yayımlanmamış, siz kalkıyorsunuz Anayasa Mahkemesine gidiyorsunuz. Bunun bir örneği yok Türkiye'de. Bu insanların yasa tanımı veya yasalarla ilgili herhangi bir düşüncesinin bir itibarı olabilir mi? Türkiye'de bir kısım medya bunlara destek vereceğiz diye yalanları sahiplenmeye, doğru olmayanı sahiplenmeye kendilerini mecbur hissediyorlar. Yapılan iş burada da o."

"Adalet Bakanı ile aramda geçen konuşmada, yine montajlar yapılmış, kırpılmış kırpılmış..." diyen Başbakan Erdoğan, "Tamamını kabul etmiyorsunuz?" sorusu üzerine de "Hayır canım, parça parça. Aynen pazıl gibi" yanıtını verdi.

Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Ama ben bu olayda, bakın dinlenmemiz bir defa yasal mı? Değil, anayasaya, yasalara aykırı. Bu medya bir defa onurlu, şahsiyetli olsa bir başbakanın, adalet bakanıyla konuşmasını ki bu kriptolu telefondur, bakın bu kriptolu telefonu adamlar dinliyor. Kim paralel yapı, nereden dinliyor? Benim artık aramama gerek yok, TÜBİTAK. Bu devlete saldırıdır. Burada ben bakanımla yaptığım konuşmada tabii Sadullah Bey şey yaptı ama o pazıl da olsa ben çok açık net bunu da söylemek zorundayım. Nedir o? Malum Doğan Grubu'nun SPK ile ilgili sıkıntısıdır ve çok ciddi bir davadır o dava. Bu davada yine kusura bakmasınlar burada da o malum ilişkiler kullanılmak suretiyle çok açık net olarak bir dava belli bir yere gelmiş ve orada belli şeyler işletilmiş, ondan sonra olayın genel kurul safhası, oradan acaba 'adalet orada tecelli eder mi?' Bana düşen nedir? Çünkü burada bir defa ülkenin yüz milyonlarca kaybı var. Adalet Bakanıma ne diyorum ben, 'bunun takipçisi ol' diyorum."

"Bunu adalete müdahale olarak değerlendiriyorlar" denmesi üzerine de Başbakan Erdoğan, "Onlar öyle değerlendiriyor varsın öyle değerlendirsinler" karşılığını verdi.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Bakın ayrı bir dava, yine pazıl. Bizim normal hat o, Denizciler Odası Başkanı diyor ki: 'Böyle böyle bizi filanca ihaleden mahrum ettiler.' Metin Kalkavan, MİLGEM... Ondan sonra öyle deyince ben dedim ki: 'Metin Bey yapacağın tek şey var, senin bu sektördeki yerini biz biliyoruz dava aç' dedik. Ve dava açtı neticede davayı kazandı, ihale iptal edildi. Burada rekabet koşulları oluşmamış, bu firmanın da şu anda Türkiye'de en büyük kızağa sahip olan firma bu firmadır. Bundan daha büyük kızağa sahip olan ikinci bir firma yok. Şimdi böyle birisini sen dışarıda bırakıyorsun, rekabet koşullarını yok farz ediyorsun, ondan sonra da adrese teslim bu işleri vermek istiyorsun. Ben bunu icra konseyindeki arkadaşlarıma da söyledim. Genelkurmay Başkanıma da, Milli Savunma Bakanıma da diğer konseydeki arkadaşlarda dedim ki: 'Burada rekabet koşullarını oluşturmamız lazım, ben inanıyorum ki hatta hatta dedim gerekirse özellikle pazarlığa da oturmalısınız, bu iş daha da aşağıya çekilmeli. Çünkü ben beş gemi yapacağım yerde dört tane niye yapayım. Beş tane gemi yapıyorum kardeşim."

Başbakan Erdoğan, "yönlendirme" suçlamasını kabul etmediğini de söyledi.

Erdoğan, "Kılıçdaroğlu yolsuzluğun tanımını daha öğrenmedi önce onu öğrenmesi lazım. Bunu öğrenmediği için inanın bunların eline üç tane koyun verin kaybedip gelirler. Bunların biz SSK Genel Müdürlüğünü biliyoruz, o dönemlerini yaşadık. Sen genel müdürsün hastanelerin durumu ortada . Biz hastanelerin eczanelerine inerdik, ben o zaman SSK'lıydım, ilaç alamazdık, ilaç. Şimdi bu ülkeyi biz idare ediyoruz, hastanelerimizin hali de ortada, vatandaşlarımızın memnuniyeti de ortada. İstediği hastaneye de gidiyor en modern şekilde hizmetini alıyor" dedi.

Şimdi artık normalden konuşuyorum

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dinlenme riski olmadan konuşabilecek durumda olmadığını belirterek, "Şu anda mesela güvenlikli hat denilen telefonları artık kullanmıyorum, bıraktım. Şimdi artık normalden konuşuyorum, 'dinlerseniz dinleyin' diyorum, 'ne dinlerseniz onu dinleyin' diyorum. Bu hale geldi iş. Bu işin rezilliği çıktı" dedi.

"Şu anda Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olarak bakanlarınızla ya da devletin önemli isimleriyle, mesela MİT Müsteşarı'yla dinlenme riski olmadan konuşabilecek durumda mısınız" sorusu üzerine Erdoğan, "Hayır değilim. Şu anda mesela güvenlikli hat denilen telefonları artık kullanmıyorum, bıraktım. Şimdi artık normalden konuşuyorum, 'dinlerseniz dinleyin' diyorum, 'ne dinlerseniz onu dinleyin' diyorum. Bu hale geldi iş. Bu işin rezilliği çıktı" diye konuştu.

"Bu durumdan nasıl kurtulunacak? Devlet için bir risk" sorusuna karşılık Erdoğan, şunları söyledi:

"Şu anda TÜBİTAK'ta vesaire çok kararlı adımlar attık, atıyoruz. Bunu temizleyeceğiz, bunun hiç lamı cimi yok. Öyle hafiften geçemeyiz ve mutlaka da bunun hesabını en ciddi şekilde, en kararlı şekilde soracağız. Onun için diyorum, 'bunların inlerine gireceğiz' derken bunu söylüyorum. Bunu millet adına söylüyorum, şahsım adına değil. Bunun ortaklarının içinde anamuhalefeti de var diğerleri de var. Niye onlar bizimle beraber bu yolda bu mücadeleyi vermiyorlar. Onlar da hesabını verecekler. Bu ülkede hakimi dinleniyor, savcısı dinleniyor. Çıkıyor diyor ki 'ben de dinleniyorum,' öbürü diyor ki 'ben de dinleniyorum' niye beraber değilsin?"

Deniz Baykal'a ait görüntülerin durdurulması için hemen talimat verdiğini ve yarım saatte görüntülerin durdurulduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hala bakıyorum CHP'nin o günkü Genel Başkanı diyor ki 'kağıtlı belge.' Bunun kağıtlı belgesi olur mu? İşte görüntü ortada. Biz senin bu görüntünü durdurduk mu, durdurmadık mı? Durdurduk, bitti. Şu anda yapılanlar, dinlemeler vesaireler, senin halef selef olduğun adamın Meclis'in salonuna getiriyor, orada montaj dinlemeler gösteriyor. Geçenlerde ben A Haber'de bazı montaj dinlemeleri sizler de yayınladınız. Bahçeli'nin, Kılıçdaroğlu'nun. Hatta yanınızda varsa onları bir vatandaşa dinletebilirsek montaj teknolojisi ne kadar ileri gitmiş, bunları görmesi bakımından halkımın çok isabetli olur. Çünkü halkımız bilmiyor gerçekten montaj olabiliyor mu? Kılıçdaroğlu'nun Sarıgül ile ilgili oradaki ifadeleri... Bunlar hep çok çok manidar. Adamı ipe götürür bu dinlemeler öyle montaj var. İnsanları eşlerinden ayırır, aileyi bozar. Her türlü şey bunun içinde var."

30 Mart'tan sonra atacağımız başka adımlar var

Başbakan Erdoğan, "Yargıda ve emniyette sağlam kadrolar da var. Ancak hepsinde paralel yapının elemanlarınca dinlendikleri ve şantaja her an maruz kalabilecekleri korkusu var. Her türlü yasal düzenlemeyi yaptıktan sonra dahi o korkuları yenemezseniz, onların felç durumundan çıkmaları kolay olmayacak. Temiz kadroları rahatlatacak nasıl bir adım atmayı düşünüyorsunuz?" sorusunu yanıtlarken, getirilen internet yasasına bazı çevrelerin hemen karşı çıktığını ifade etti.

Başbakan Erdoğan, "O alanda bile 30 Mart'tan sonra atacağımız başka adımlar var. Bazıları youtube, facebook, şudur budur, bazı şeyler söylüyorlar. O konularda 'acaba dünya ne der, şu ne der, bu ne der' inanın benim ve bazı arkadaşlarımın hepsinin demiyorum, bu konuda kararlılığımız var. Yani biz bu milleti youtube'a, facebook'a, şuraya, buraya yediremeyiz. Atılması gereken adım neyse bu adımı en kesin hatlarla atacağız" diye konuştu.

"Kapatılmaları dahil mi" sorusu üzerine Erdoğan, "Dahil, çünkü bu insanlar veya bu kurumlar kazançları için, imkanları için her türlü ahlaksızlığı, her türlü casusluğu, ajanlığı teşvik ediyorlar. Bunun sınırı yok. Sınırsız bir şey. Böyle bir özgürlük anlayışı olamaz" dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Mesela az önce ifade ettiğiniz konuda, devletin bütün kurumlarında bunlar var. Fakat bizim şu andaki ilk etapta hedefimiz karar mekanizmalarını temizlemek. Çünkü karar mekanizmalarından bunları temizlediğimiz takdirde yavaş yavaş aşağı doğru bu inecek. Ondan sonra bu işi büyük ölçüde hallederiz. Ondan sonra asıl korku onları alacak. Ondan sonra 'nereye bundan sonra gideriz' diyecekler. Çünkü karar mekanizmalarındaki ağabeyler yok olunca o zaman tabii korku bacayı saracak."

Erdoğan, "Üst akıl kim? Siz paylaşıyor musunuz bu ifadeyi" sorusuna karşılık "Benim üst akıl diye birisini değil de ben kainat imamı diye birisini sadece tanıdım. Önüme geldi baktım kainat imamı var, altında kıtaların imamları var. Baktım ki devletin yapısı içerisinde aman Yarabbim yargının imamından, güvenliğin imamından bahsediyor. O zaman zaten dengelerim sarsılmaya başladı. Çünkü iyi niyetimizin kurbanı olmuşuz. Bizim dinimiz iyi niyet dini. Biz de zannediyorduk ki karşımızdaki de iyi niyet gösteriyor. Meğerse öyle değilmiş" değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna'yı zor bir yöne doğru götürür

Ukrayna'daki gelişmeler anımsatılarak, "Kırım konusunda bizim net tutumumuz ne" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, şunları aktardı:

"Bu konuyla ilgili bizi bağlayan bazı uluslararası anlaşmalar malum var. Her şeyden önce NATO ülkesiyiz bu bir. İkincisi Karadeniz'e eş, kıyıdaş bir ülkeyiz. Kırım'da soydaşlarımız var 300 bin kadar. 350 bin orada Ukraynalı söz konusu, 1 milyon 200 bin civarında Rus var, öyle bir yapı var. Fakat öğrendiğim kadarıyla bir özerk cumhuriyet olarak, böyle bir referandumla karar verme yetkilerinin olmadığını arkadaşlarım da bana söyledi Ukrayna Anayasası'na göre. Dolayasıyla böyle bir referandum yapma yetkisi ve kararı olmadığına göre, bu tabii Ukrayna'yı çok zor bir yöne doğru götürür.

Sayın Putin'le yaptığım görüşmede de 'Ukrayna'nın toprak bütünlüğü üzerinde hassasiyetimiz şarttır' dedim. 'Burada Rusya olarak Türkiye olarak Ukraynalılarla beraber elimizden gelen bütün gayreti göstermeye mecburuz' dedim. 'Düşüncelerinize aynen katılıyorum' dedi."

Paris'te 4 ülkenin yer aldığı bir toplantı olduğunu, toplantıdan sonra burayla ilgili karar alacaklarını öğrendiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Fakat aslolan Kırım'ın durumu ne olacak? Kırım Özerk Cumhuriyeti nereye gidecek? Kırım Özerk Cumhuriyeti ile ilgiliydi benim Putin'le yaptığım yarım saatlik görüşme, ağırlıklı onun üzerinde durduk. 'Orada ben sizinle aynı şeyleri paylaşıyorum, dolayısıyla dışişleri bakanlarımız bir araya gelsinler ve burada ne gibi adımlar atabiliriz bunu konuşsunlar' dendi. Ardından bugünkü parlamento özerk cumhuriyetten böyle bir kararı duyduk. Bu ne menem iştir anlamakta zorlanıyoruz ama bu defa Ukrayna Cumhurbaşkanı sert diyebileceğimiz bir açıklama yaptı. Amerika'nın tavrı ne denli sonuna kadar takip edeceği bir tavırdır bilemiyorum. Onun da Sayın Putin'le 1,5 saatlik görüşmesi var. Aralarında ne gibi bir görüşme geçti bunu bilmekte zorlanıyoruz. Fakat öyle zannediyorum ki bugün Roma'da Lavrov, Sayın Davutoğlu hepsi bir araya geldiler. Bu konuları müzakere edecekler. Döner dönmez Ahmet Bey'den bilgileri alacağız."

"Bir Amerikan zırhlısının Karadeniz'e geçmesi konusunda şu anda bir tutum..." denilmesi üzerine Erdoğan, "Nihai şartlar biliyorsunuz daha önce de Gürcistan olayında böyle bazı şeyler oldu biz müsaade etmedik" dedi.

Ben orada da ikili telefon görüşmelerinin dinlenmediğine inanmıyorum

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığının dinlenmesine ilişkin, "Ben orada da ikili telefon görüşmelerinin dinlenmediğine inanmıyorum, Sayın Cumhurbaşkanımız o konuda ne derse desin. Arşivde duruyor, vakti saati geldiğinde bunlar onu da açıklarlar" dedi.

"Ses kayıtlarında eski Adalet Bakanının bir hakim için 'Alevi' şeklinde ifadesinin yer aldığının" hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Büyük ihtimalle o da bir montaj. Çünkü şu anda Hatay'da tabii bir seçim var. Hatay seçiminde malum, o bölgede Nusayriler'in belli bir ağırlığı var, onları tahrike yönelik oraya bir montaj koymuş olabilirler. Bu tabii Sayın Kılıçdaroğlu'nun da çok hoşuna gider" ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Fetullah Gülen'in kim gelirse gelsin değişmeyen bir düzen istediği söyleniyor. Türkiye'de seçimler olacak, geçecek ama bir vesayet gücü İran'daki Ayetullah gibi devam edecek. Recep Tayyip Erdoğan olarak 'Bunlar bunu kurmak istiyor' diye ne zaman düşünmeye başladınız?" sorusu üzerine, anayasa referandumunda bu kişilerin çok hırslı bir çalışması olduğunu söyledi.

Bu hırslı çalışmaya kendilerinin yine iyi niyetle baktıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dedik, 'Şu gayrete bak, nasıl çalışıyorlar' filan. Tabii seçimi atlattık. Seçimden sonra bu atamalar Yargıtay'da, Danıştay'da filan, bunlar başlayınca orada bazı şeyler beni rahatsız etmeye başladı. İlgililere de aynı şeyi söyledim. Ben kişileri tek tek tanıyamam ki, böyle bir şeyim yok. Kim tanıyacak? Diyelim ki Adalet Bakanlığındaki birimlerimiz, personeliydi, müsteşarıydı, şu anda öldü, Allah rahmet etsin. Bunlar tanıyacak. Biz de onları uyarıyoruz tabii. Ama bütün bu işler bittikten sonra onların tabii 'Hiç endişe etmeyin, asla böyle bir şey söz konusu değil' vs. gibi ifadeleri bizi gerçekten bu noktada aldatmıştır."

MİT KRİZİNDE UYANDIK

"Ne zaman biz uyandık? MİT Müsteşarımızla alakalı, çünkü oradaki olayda rol alanları görünce dedik ki 'Bu iş belli oldu.' Ondan sonra zaten artık biz yoğurdu üfleyerek yemeye başladık. Sadece orada değil, birçok birimlerde. Bakanlıkların hemen hemen hepsinde."

Bu sırada dinlemelerin devam ettiğini anlatan Erdoğan, "Dinlemeler devam ediyor çünkü dinlemelerle ilgili diyelim ki Bakan arkadaşımıza sorduğun zaman, 'Asla böyle bir şey yok endişe etmeyin', bu söyleniyor. Siz, tabii bir de Bakansınız, Başbakansınız, kriptolu hattan konuşuyorsunuz. Böyle bir şeyin dinlenildiğini falan anlamak mümkün değil ki üstelik de yasak. 'Bu adamlar bu yasağı nasıl çiğnerler' diyorsunuz. Bu, bir casusluk suçuna girer. Çünkü adamlar oraya güveniyor tabii. Oralardan belki de, orada da imamları var ya. Biz imamı zaten sadece camide biliyorduk meğerse oralarda da imamı varmış yani" diye konuştu.

Bundan sonra artık dönüş başlayacak

Erdoğan, "Sadece Cumhurbaşkanlığı mı dinlenmemiş" sorusu üzerine de "Ben orada da ikili telefon görüşmelerinin dinlenmediğine inanmıyorum, Sayın Cumhurbaşkanımız o konuda ne derse desin. Arşivde duruyor, vakti saati geldiğinde bunlar onu da açıklarlar. Bu olayların bir defa geçmişe bir bakın, sene 1980, bu işin başlangıcıdır. Şu anda 2014'teyiz. 34 yıl. 34 yıldır bu çark çalışıyor ve şu anda zirve yaptığı noktadır" değerlendirmesinde bulundu.

"Zirve yerine zırva deseniz daha doğru olmaz mı" sorusu üzerine Erdoğan, "Olabilir. Hani şerrin de bir zirvesi olur ya. Ama bundan sonra artık dönüş başlayacak" değerlendirmesinde bulundu.

"Bu zırvalık projesini, başarılı bir şekilde uyguladılar" ifadesini kullanan Erdoğan, bundan sonra vatana, millete sevgilerini, muhabbetlerini el birliği, gönül birliğiyle ortaya koymaları gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Çünkü bunlarda bir de şu var, bunlarda takiyye meşrudur, yalan meşrudur, iftira meşrudur, fitne fesat meşrudur. Yani amaca ulaşmak için, gayeye ulaşmak için her yol meşrudur. Bu bir dini örgüt değildir, dini cemaat hiç değildir. Tamamen siyasi bir örgüttür ve bu örgütün içerisinde casusluğa varıncaya kadar her şey vardır" dedi.

"Azerbaycan'da okullarına el konuldu, o konuda bilgi geldi mi" sorusuna karşılık Erdoğan, "Bugün ben konuşmadaydım, konuşmadan çıkınca söylediler, şeyini alamadım, çünkü buraya geldik" ifadesini kullandı.

Aynı şekilde haberlerin Kazakistan'dan da geldiğinin belirtilmesi üzerine Erdoğan, "Aynı şekilde Pakistan'dan da böyle bir şey olabilir. Çünkü Pakistan Pencap Eyaleti Başkanı yarın akşam benimle olacak, sadece bu konuları görüşmek için o da" diye konuştu.

Obama ile bu konuları görüştüm, oradan da umutluyum

ABD'nin sorulması üzerine de Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sayın Obama ile de bu konuları görüştüm. Oradan da umutluyum. Gereken her şeyi söyledim. 'Ülkemdeki huzursuzluğun kaynağındaki kişi sizdedir', 'Pensilvanya'dadır' dedim, bu kadar açık söyledim. 'Ben de sizden gereğini bekliyorum' dedim. 'Çünkü benim ülkemin iç güvenliğini tehdit edenler sizdeyse, siz de buna karşı gerekli tavrı koymalısınız. Amerika'nın iç güvenliğini tehdit eden kişiler bende olduğu zaman siz nasıl benden bunları istiyorsanız ben de sizden aynı şekilde bunları isteme hakkına sahibim' dedim. Bunları bu kadar açık kendisine söyledim. Olumlu baktı. Yani 'Mesaj alınmıştır' dedi."

Erdoğan, "Kırmızı bültenin söz konusu olup olmadığı" sorusunu da "Niye olmasın, işte diyorum ya her şeyin önce altyapısını bir oluşturacaksın, hazırladığın bülteni de sağlam hazırlayacaksın" diye yanıtladı.

"Beyaz Saray imamları mı var" sorusu üzerine Erdoğan, "Yok, o kadar da abartmayalım diyorum artık. O zaman çok farklı bir güç devşirmiş oluruz onlara" diye konuştu.

"Paralel örgütle cemaat tabanının dikkatle ayrılması konusunda hassassınız" ifadesinin kullanılması üzerine Erdoğan, burada çok samimi insanlar olduğunu belirtti.

Bu insanların okullar, dershaneler yapıp bunlara hibe ettiğini, zekatlarını, kurbanlarını verdiklerini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Mesela geçenlerde bir zat, hepinizin tanıdığı bildiği, Türkiye'nin önemli isimlerinden bir tanesi, kalkıyor bizim Diyanet İşleri Başkanımıza geliyor, onunla bir görüşme yapıyor. Diyor 'Bugüne kadar zekatlarımızı kardeşleriyle beraber buraya veriyorduk, acaba bizim zekatlarımız makbul müdür? Böyle deyince, 'Senin zekatın makbul de bundan sonra dikkat et' diyor. Geçen ben kendisiyle görüştüğümde dedim böyle böyle, bundan sonra. 'Ne olacak bundan sonra Başbakanım' dedi. 'Ben bu olayları yaşadıktan sonra daha ne düşünebilirim ki' dedi."

Kime kul olacaksın, burası çok önemli

"Büyük kopuşlar var mı" sorusuna karşılık Erdoğan, kopuşların başladığını bildirdi. Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"İtikat içerisinde özellikle bir kavram var ki çok önemli, ubudiyet meselesi. Yani kime kul olacaksın, burası çok önemli. Eğer siz insana kulluğu Rab'be kulluğun yerine getirmeye kalkarsanız, orada baltayı taşa vurursunuz. Burada o türler var. Bakın ne diyor, işte rüyada Peygamberimizi görüyor, twittler iki kat artırılsın, bunu soruyor oraya. Onu sorduktan sonra da 'tamam' diyor, 'iki kat artırın.' Şimdi böyle bir şey buralara mı sorulur. Ondan sonra çok enteresan bir şey, senaryo onayını oradan alıyor. Sevgili Peygamberimizin Miraç hadisesinde bakıyorsunuz, indiriliyor, kamyonete bindiriliyor, sürdürülüyor. Böyle bir şey mi olabilir? Bakın, 95 yılı. Savaş Ay'ın yaptığı röportaj. Çok tehlikeli bir şey o. Cebrail Aleyhisselam gelse, 'Onun aşkı burnumda kemiklerini sızlatır' falan diyor 'Ama o parti kursa ben ona da oy vermem' diyor."

Erdoğan, "Bugün CHP ile ittifakları nasıl açıklıyorsunuz" sorusuna ise "CHP kiminle olursa olsun ittifakı yapar. Adamın ihtiyacı var. Zannediyor ki 'Ben bununla ittifak yaparsam seçim kazanacağım veyahut İstanbul'u alacağım veya Ankara'yı alacağım', derdi bu" yanıtını verdi.

"Yapının taşeron olduğu iddia ediliyor, katılıyor musunuz. Katılıyorsanız kimin taşeronu olabilir?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Burada tabii ki birçok şeyler var. Bunları da zaman içerisinde göreceğiz. Bir defa birçok şeyler peyderpey geliyor, gelmeye başladı. Daha da ortaya çıkacak. Çünkü bizler nasıl uluslararası ilişkilerde diyelim ki belli bilgileri, belli ülkelere, belli çerçeve içerisinde veriyorsak, belli ülkeler de belli bilgileri, belgeleri bize verecekler. Çünkü aramızda yaptığımız birçok anlaşmalar var ki bunlar meclislerden geçen anlaşmalardır. Bu anlaşmaların gereği yerine gelecektir. Burada atılan adım da da biz şimdi bunları görüyoruz. Bunları şu anda tabii 30 Mart seçimleriyle meşgulüz, Meclisi de artık malum, şu anda tatil ettik. Dolayısıyla şu seçimlerin hemen akabinde önceliklerimiz bellidir. Bu öncelikler üzerinden yürüyeceğiz. Zaten kabinede malum gerekli değişikliği filan da yaptık ve yoğun bir şekilde bu işin üzerinde yoğunlaşacağız. Yani bu işi hafife almak diye bir şey asla olamaz."

Ben bu paralel yapıyı intikam timleri olarak görüyorum

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Ben bu paralel yapıyı adeta, biraz ağır ifade olacak ama intikam timleri olarak görüyorum" dedi.

Anayasa Mahkemesinin eski genelkurmay başkanlarından emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un kişilik haklarının ihlal edildiğine dair kararı hatırlatılarak bunun başka isimler için de emsal oluşturup oluşturmayacağı, Ergenekon ve Balyoz'da haksızlığa uğradığını düşündüğü kişilerin olup olmadığının sorulması üzerine, Erdoğan, "Balyoz" ve "Ergenekon"un farklı olduğunu belirtti. Erdoğan, şunları söyledi:

"Dikkat ederseniz Balyoz'da çok hızlı gittiler ama Ergenekon'da hala 6-7 ay oldu gerekçe daha hazırlanmadı. Bu manidardır, düşündürücüdür. Bu yine paralel yapının bir tuzağıdır. Mesela İlker Paşa ile alakalı o da enteresan. Onunla ilgili de yine aynı şekilde bakın hala onun da alt mahkemede gerekçesi hazırlanmadığı için ne yapılamıyor? Üst mahkemeye itirazını yapamıyor. Şimdi zaten bugünkü olayın manidar olan tarafı şu, bunu burada paylaşmamız lazım: Mahkumiyet kararının gerekçesinin yasal süre içinde dava dosyasına konulmaması nedeniyle tahliye talebi hakkında karar verilmemesi yönündeki şikayetler hakkında başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir, Anayasa Mahkemesi. Bu kapsamda özgürlükten yoksun bırakmanın hukuki olmadığı iddiasının mahkemesince etkili bir şekilde incelenmeden reddedilmesi ve mahkumiyete ilişkin gerekçeli kararın açıklanmamasından dolayı Yargıtay önüne götürülememiş olması, az öncesi söylediğim konu, nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği kapsamında Anayasanın 19. maddesinin 8. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir. Değerlendirmeye geldiğimizde orada da şunu görüyoruz: "Dosyaların devir işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, devredilen dosyalarla ilgili koruma tedbirleri hakkında karar vermeye, bu mahkemelerin bulunduğu yer, hakim ve mahkemeleri yetkilidir" hükmü gereğince bu kararın gereğinin takdiri hükmü veren özel yetkili mahkemece değil, bugün biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız özel yetkili mahkemelerle ilgili bizim, yani Meclis'ten geçen kanunu onadı, İstanbul Çağlayan Adliyesi'ndeki genel yetkili nöbetçi ağır ceza mahkemesince yapılacaktır. Şimdi bu olayın şu anda bir hızı var, hassasiyeti var dolayısıyla da oradaki nöbetçi ağır ceza mahkemesince, yani süreç devam edecek her ne kadar dosyaların devri vesairesi sürecekse de ama konuyla ilgili süratle nöbetçi ağır ceza mahkemesi arkadaşlarımla da yaptığımız değerlendirmede konuyla ilgili kararını verecektir."

Başbuğ'un avukatlarının oraya başvurduğunun belirtilmesi üzerine Erdoğan, "Benim de temennim inşallah hayırlı bir şekilde, çünkü başından itibaren biliyorsunuz benim de hep temennim şu olmuştur: Tutuksuz yargılanması istikametinde. Hatta hatta burada, 'Şu andaki mevcut mahkemelerde değil, Yüce Divan'da yargılanması gerekir' demiştik. Hatta Cumhurbaşkanımız bile Yüce Divan'da yargılanmasının gereğini o da ifade etmiştir ama maalesef bu böyle olmadı, farklı bir şekilde oldu" diye konuştu.

“Bu zulümdür, bu adalet değildir”

Sadece Silivri'de on bini aşkın tutuklunun bulunduğu, çoğunun hükümlü olmadığı belirtilerek "Sizin tutuksuz yargılamak esastır değişikliği bütün bu problemlerin çözümüne yeterli olacak mı" diye sorulması üzerine Erdoğan, "Biz şimdi bu cezaların infazıyla alakalı bir orada indirime gitme yollarını aradık. Yani bu önce 4'te 3'tü sonra 5'te 3 oldu sonra işte bunu yarı yaptık" yanıtını verdi.

Tutukluluk sürelerinin çok uzun olduğunun ifade edilmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Burayla ilgili olarak da onlara yönelik de bir adım atalım istedik. Dolayısıyla böyle kolay kolay insanların tutuklanmasına fırsat vermeyecek şekilde bazı iyileştirmeler getirelim istedik. Mesela bunlar, diyelim ki delil karartma, kaçma vesaire gibi durumları olmayan insanlar noktasında bu işin önünü açalım. Mesela Silahlı Kuvvetlerin mensubu, bu insan, kaçma şansı bunun nedir? Adeta yok denilecek seviyededir. Nitekim bu insanların şu anda içeride olanlarının tamamı da davet edildiler ve kendileri gelip teslim olup ifadelerini verdiler ve ondan sonra da tabii bunların büyük bir kısmı, kahir ekseriyeti tutuklandı. İçerideki kalma süreleri de tabii hatırı sayılır bir noktaya geldi. Şimdi bunların içerisinde eğer mahkumiyet giymesi varsa ver mahkumiyetini, ona göre o da mahkumiyetini yaşasın. Daha sonra bu tutukluluk süresi ona sayılıyor, sayılmıyor ayrı mesele ama akıbeti meçhul. Bu insan beraat ettiği zaman ne olacak? Bunun alacağı var mı? Nasıl bunu alacak, nasıl tahsil edecek? Bu zulümdür, bu adalet değildir. Bunun üzerinde ben, arkadaşlarıma, cezacı akademisyenlere vesairelere çalışmalarımızı yaptırıyoruz. İnşallah şu sürecin içerisinde. Çünkü ben biraz da bu paralel yapıyı adeta, biraz ağır ifade olacak ama intikam timleri olarak görüyorum. Çok ağır şeyler oldu."

"Silahlı Kuvvetlere mi?" denilmesi üzerine Erdoğan, "Herkese" yanıtını verdi. Başbakan Erdoğan, gizli tanıklığa ilişkin ise "Mesela şu gizli tanık olayı. Son olaylar, 17 Aralık, 25 Aralık olayında toplananlar, getirilenler hepsi bakıyorsunuz gizli tanık şeyiyle getiriliyor" ifadesini kullandı.

Bu konuyla ilgili bir değişiklik düşünüp düşünülmediğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Var tabii, bu çalışmaların hepsi var. Sonra şu imzasız şikayetler de çok kötü, ihbar mektupları. Bunlar çok çirkin. Yani eğer bu işte ciddiyse atar imzasını adam gelir. İmzasız ihbarda bulun adamı götür, olur mu böyle şey" diye yanıt verdi.

“Meclis'ten geçen demokratikleşme paketinin de bölgeye getirdiği bir hava var”

Paralel yapıyla ilgili yaşananların çözüm sürecini nasıl etkileyeceği ile BDP'nin 17 Aralık sonrasındaki tavrının sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, "Şu anda biz çözüm süreciyle ilgili olarak hala aldığımız neticeleri olumlu değerlendiriyoruz ve güzel gelişmeler var" diye konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güneydoğu ve doğu herhalde son yıllardaki veya geçirdiğimiz yerel olsun genel olsun son seçimlerdekinden çok daha sağlıklı bir süreci yaşıyoruz. Temenni ederim ki şu 24 gün içerisinde de bu süreç böyle devam eder. Bazı ufak tefek şeyler olmuyor değil ama çok daha sağlıklı bir şekilde gidiyor. Şimdi demokratikleşme paketini de Meclis'ten geçirdik. Meclis'ten geçen bu demokratikleşme paketinin de tabii bölgeye getirdiği bir hava var. Ben inanıyorum ki bu seçim eğer bu havada inşallah biterse bundan sonraki süreç bölge halkının umutlarını daha da artıracak. Çünkü bölgeye yatırımlar gelmeye başlayacak. Bölge teşvik bölgesi. Ciddi manada arsa tahsislerinden tutun, vergi, enerji muafiyetlerine varıncaya kadar çok ciddi destekler veriyoruz. Oraya yatırım girdiği anda bir defa işsizlikte de çok ciddi bir eksilme meydana gelecek, Bütün bunlar havayı olumlu bir şekilde etkileyecek diye düşünüyorum."

“Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak kahroluyorum”

Diyarbakır'da düzenledikleri mitingin süreç için milat olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Orada Mesut Barzani ile Şivan Perver ile İbrahim Tatlıses ile bir arada oluşumuz, o farklı bir hava oraya getirdi" ifadesini kullandı.

Kendisinin daha sonra ilçeleri dolaştığını hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Orada mesela gençler 'Ne olur bizi bu şeyden kurtarın artık, bıktık' diyorlar. Dolaştığım o ilçenin halini görüyorum, ben tabii Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak kahroluyorum. Orada bir BDP belediyesi var ama ilçe rezalet, pislik içinde. Burada insan yaşar mı yaşamaz mı tartışılır. Hakkari, maalesef orası da öyleydi. Ben insanımı ister Kürt olsun ister Türk olsun böyle bir yerde yaşamasını istemiyorum. Buraların modern şehirler olması lazım, modern ilçeler olması lazım, pırıl pırıl olması lazım altyapısıyla üstyapısıyla. Ama maalesef ideoloji hizmetin önüne geçiyor. İdeoloji hizmetin önüne geçince de tabii siz istenileni maalesef yapamıyorsunuz."

İftiralar hala edepsizce, ahlaksızca yapılmaya devam ediyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bazı yerlerde bakıyorsunuz, ailemle ilgili, çocuklarımla ilgili bu tür iftiralar hala edepsizce, ahlaksızca yapılmaya devam ediyor. Benim evlatlarımın gırtlağından, boğazından haram lokma geçmemiş" dedi.

Başbakan Erdoğan, yerel seçimlere yönelik bir soruyu yanıtlarken, il genel meclislerinde alınacak oyların, partilerin Türkiye genelindeki oy oranlarını göstereceğini ifade ederek, partisinin, şu anda seçmenlerin genel seçim olsa kime oy vereceği, yerel seçimlerde kime oy vereceği konusunda çalışma yaptığını anlattı.

Erdoğan, anket sonuçlarına değinirken, "Hamdolsun, şu andaki görüntü iyi. Ama tabii, hedefimiz büyükşehirlerin çoğunluğunu almak istikametinde" diye konuştu.

“Bu tür muhalefetiniz olursa işiniz çok kolay”

"Diyelim ki hedefinize ulaştınız, başarılı oldunuz. O takdirde Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı mı kalacağı, yoksa Başbakanlığa geçeceği gibi tartışmalar ondan sonra mı başlayacak" sorusunu Erdoğan, şöyle yanıtladı:

"Her yaptığımız toplantıda, bu tür televizyon oturumlarında vs. illa bizi oradan köşeye sıkıştırma gayreti var. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili konuyu... Yani ben şimdi diyorum ki bunu Bahçeli konuşuyor da, bırakalım Bahçeli konuşsun bu konuyu. Bahçeli çünkü yerel seçimi konuşmuyor. 'Sen Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne çıkamayacaksın' diyor. 'Çankaya'da ayaklarının feri, dermanı kesilecek' diyor. Biz şimdi yerel seçim yapıyoruz. Bırak yerel seçimi konuşalım. Yerel seçim için bu ülkede senin partin ne yapacak, onu anlat. Adam onu anlatmıyor, geliyor bunu anlatıyor. Ben de hamd ediyorum. 'Bu tür muhalefetiniz olursa, zaten işiniz çok kolay' diyorum. Rahat rahat yola yürür, devam edersiniz."

“Siyasetin matematiğini de öğrenmiş değil”

Partisinin bütün teşkilatının yerel seçimlere odaklandığını ifade eden Erdoğan, 30 Mart'ın, millet nezdindeki bir güven oylaması olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Bunu bir görmemiz lazım. Milletimiz ne diyor? Bakın şimdi matematik hesapları yapıyor. '51 olursa, bu hükümet gider' diyor. Bu yerel seçim ya, genel seçim değil. Ne gider? Hala bunu anlamış değil. Bundan önceki yerel seçimde 39 aldık, arkasından geldik 50 aldık. Niye gitmedik? Siyasetle matematiği karıştırdığı gibi siyasetin matematiğini de henüz öğrenmiş değil" değerlendirmesinde bulundu.

Meydanların diline çok önem verdiğini ve siyasette meydanların dilinin çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, diğer liderlerin meydanlara çıkamadığını, sokak aralarında seçim koordinasyon merkezi açılışı, kahve toplantısı yaptıklarını anlattı. Kendisinin ise bunları çoktan tamamlamış olduğunu vurgulayan Erdoğan, 30'u büyükşehir olmak üzere 55 ilde miting yapmayı planladığını, bu sayının 60'a kadar yükselebileceğini kaydetti.

Erdoğan, yerel seçimler kapsamında gelecek günlerde yapacağı mitinglere ilişkin bilgiler vererek, final mitingini İstanbul'da yapacaklarını bildirdi.

“Hedef en fazla büyükşehir belediyesini almak”

"Yüzde kaç oy alırsanız kendinizi başarılı addedeceksiniz" sorusu üzerine Erdoğan, "Ben şimdi burada oran vermeyeyim. Şu andaki hedefimiz açık ara birinci parti çıkmaktır seçimden. 'Şu oran' demek, yıldızları saymaktır. Hedef o değil, hedef birinci parti olmak. Bunun yanında bir de en fazla büyükşehir belediyesini almak. Bu 16 olur, 17 olur, 20 olur, 20'nin üzerinde olur. Burada hedef bu" dedi.

Erdoğan, 30 büyükşehrin, seçmenlerin yüzde 75'ini temsil ettiğine dikkati çekerek, bunun çok önemli bir oran olduğunu vurguladı.

Başbakan Erdoğan, "partisinin üç dönem şartının seçimden sonra mı gündeme geleceği" sorusu üzerine, bunun, şu anda gündemde olmadığını ifade etti. Erdoğan, "Bunlar Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, partinin kongresi ve üç dönem olayıyla ilgili karar, bir defa partimizin genel kurulunun yetkisinde olan bir şeydir, benim yetkimde olan bir şey değildir. Partimizi kurarken arkadaşlarımızla bu konuyu oturduk, konuştuk, değerlendirdik, dedik ki 'halkın bir de böyle beklentisi var. Nedir? Birileri genel başkan olarak koltuğa oturdu mu, bir daha burayı bırakmak istemiyor. Dedik ki bir farklılık getirelim" diye konuştu.

Seçme ve seçilme yaşını 18'e indireceğiz

Erdoğan, seçme ve seçilme yaşının 18 olması gerektiğini dile getirdiğinde, birçok kişinin kendisiyle dalga geçtiğini söyledi. Bu konuda çalışma yaptırdığı arkadaşlarının Almanya'dan Hollanda'ya kadar bütün ülkelerde seçme ve seçilme yaşının 18 olduğunu gördüklerini anlatan Erdoğan, "Genç kuşakların, bir tane, iki tane, parlamentoya girmesi önemli bir olay. Avrupa Parlamentosu'nda bakıyorsun 25 yaşında, geliyor orada bakanlık yapıyor. Bunu görmemezlikten gelmek kendi insanına bir defa hakarettir. MHP'linin bir tanesi, yanına o gençleri aldı, 'bunlar mı parlamentoya gelecek' diyor. Benim gencim, MHP'ye gönül veren o genç kardeşlerim, bu adamların peşinden gidiyor. Sana değer vermiyor bunlar, seni adam yerine koymuyor" ifadelerini kullandı.

Partisinin, şu anda 25-30 yaş arasında 2-3 milletvekili olduğunu hatırlatan Erdoğan, bunun daha da artacağını bildirdi. Seçme ve seçilme yaşını da 25'e partisinin indirdiğine işaret eden Erdoğan, "Seçme ve seçilme yaşını 18'e indireceğiz, indirmemiz lazım. Çünkü bu, genç kuşaklara ayrı bir değer vermeyi getirecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, zor olanın seçilmek değil, seçmek olduğunu dile getirerek, "Hatırlayın, bir zamanlar, '4 ayaklı eşeği Taksim Meydanı'na koysam seçilir' diyen siyasiler çıktı bu ülkede. Bu ülke bunları gördü. Biz böyle bir şeyi göstermek istemiyoruz. Bugün 18, 19, 20 yaşında okumuş, yetişmiş, gayet yetenekli, cevval gençlerimiz var. Bunların önünü açmamız lazım" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin montaj görüntüleri izlendi

Programda daha sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin montajlanmış görüntülerinin hazır olduğu belirtilerek, Erdoğan'dan görüntülerin izlenmesini isteyip istemediği soruldu.

Erdoğan, "Montajın nerelere vardığını halkımın görmesi bakımından bunu çok önemsiyorum. Hiç istemediğiniz bir şeyle, sizi montajla vururlar. Bunu bir gösterirseniz, çok isabetli olur. Montajla neler yapılabileceğini göstermesi bakımından önemli" dedikten sonra iki lidere ait görüntüler yayınlandı.

Kılıçdaroğlu'na "Mustafa Sarıgül'ün yargılanması ve cezalandırılması gerekirdi", MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye ise "Öcalan, barış ve özgürlük savaşçısıdır, terörist değildir" sözlerinin yüklendiği montaj görüntüler izlendikten sonra Erdoğan, "Dudak hareketlerine varıncaya kadar, dikkat ederseniz, kelimesi kelimesine... Yani o denli, bu iş artık profesyonelleşmiş. Ama bunu hala anlamak istemeyenler var. Bazı yerlerde bakıyorsunuz, ailemle ilgili, çocuklarımla ilgili bu tür iftiralar hala edepsizce, ahlaksızca yapılmaya devam ediyor. Benim evlatlarımın gırtlağından, boğazından haram lokma geçmemiş. Adam kalkıyor, 'şunu yaptı, bunu yaptı' falan filan" ifadesini kullandı.

Son çeteyi çökertinceye kadar mücadeleyi sürdüreceğiz

Başbakan Erdoğan, "Seçimi kazandığınızı var sayalım. Nasıl bir son nokta koyacağız? Nasıl bir çıkış yapacağız" sorusu üzerine, çıkışın ilk etabının, karar mekanizmalarında paralel yapının temizlenmesi olacağını bildirdi. Bu yapıldıktan sonra sürecin aşağı doğru gideceğini kaydeden Erdoğan, bir taraftan da bunların yargıya sevk edileceğini anlattı.

Bu süreçte kendileri için Yargıtay'ın birinci derecede, Danıştay'ın ikinci derecede önemli olduğunu kaydeden Erdoğan, "Biz burada son çeteyi çökertinceye kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Çünkü bir defa bu dini bir cemaat falan değil. Saf, o alttaki takım var ya, onlar cemaat. Yoksa bu örgüt. Bunların demokrasi memokrasi diye de bir şeyleri yok. Kesinlikle vesayet rejimi. Bizim bu vesayet rejimini kabullenmemiz, bunlara prim vermemiz asla mümkün değil" diye konuştu.

Bunlar için çok davalar çıkabilir

Erdoğan, "Bu kararı devlet aldı, değil mi" sorusuna karşılık, konunun istişari bir kurul olan MGK'da da konuşulduğunu, milletin refah ve huzuru için ulusal güvenliğe tehdit olan son gelişmeler hakkında gerekli tedbirleri hükümetin alacağını söyledi.

"Bütün bunlara rağmen, hala Aydın Doğan medyasının paralel örgütle ittifak yapması, paralel örgütle bu kadar kol kola girilebilmesi, acaba Fethullah Gülen'e konuşmasında 'ilgilenmenizden memnun olduğum iki husus var' dediği iki husus, Yargıtay'daki iki husus mu? Yargıtay'daki iki dava mı? Oradan mı acaba Aydın Doğan kilitlendi" sorusu üzerine Erdoğan, "Bunlar için çok çok davalar çıkabilir" dedi.

Yüreğini ortaya koyacak hepsi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu bakan da olabilir milletvekili de olabilir, yüreğini ortaya koyacak hepsi. Çünkü gerçekleri görüyorlar, bu bir istiklal mücadelesiyse bu mücadeleyi beraber vereceğiz" dedi.

Başbakan Erdoğan, soru üzerine İstanbul CHP adayının adını dahi ağzına almak istemediğini belirterek, yapısını bildiğini ve ikircikli bir yapıya sahip olduğunu dile getirdi.

Bir insanın özüyle sözünün aynı olması gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Yolsuzluk klasörünün önünde resim çektiren kişi, biliyorsunuz Kılıçdaroğlu'nun kendisiydi. Bugün bana çok enteresandır, miting meydanında ben, bu konuya girdiğim anda hemen telefonları uzatmaya başladılar. Hepsinin telefonunda Kılıçdaroğlu'nun o yolsuzluk dosyası önünde İstanbul adayının çektirdiği resim" ifadesini kullandı.

"Sen bunun bir defa yolsuzluk klasörünü hazırlatmışsın ve bundan dolayı da partiden ihraç etmişsin" diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"İhraç ettiğin kişiyi de şimdi getiriyorsun İstanbul'a, İstanbul gibi bir şehre büyükşehir belediye başkan adayı yapıyorsun. Adam, aile partisi gibi bugün öğrendim bilmiyordum, mesela oğlunu da Şişli'den dördüncü sıradan meclis üyesi yapmış. Eski hanım da Beyoğlu'ndan belediye başkan adayı. Yeni hanım var mı bilmiyorum, o da ayrı bir konu. Şimdi böyle bir yapı söz konusu. CHP'nin yönetimi bu konuda bir defa güven telkin etmiyor. Zaten yolsuzluklar noktasında bir aynaya bakması lazım. Rahşan affı çıkmamış olsaydı bugün kendisi de içerideydi, Rahşan affıyla işi yırttı böyle bir durum var. Çünkü bu ülkede, benim vatandaşım ilacını bulamıyorsa sen bir defa arkadaş, başarılı bir genel müdür değilsin. Biz geldik bu ülkede ilacı olmayan yere hemen çözüm getirdik. Dedik ki, 'eczacı, hemen ecza deposuyla irtibatını kuracak, motosikletle hemen ilaçlar gelecek'. Şu anda vatandaş oturuyor eczanede, hemen ecza deposundan telefonla ilacı geliyor ve reçetede ne varsa bütün ilaçlarını alıyor. Biz böyle bir dönemin içine girdik."

Başbakan Erdoğan, kendisinin İstanbul'daki belediyeyi CHP'den aldığını hatırlatarak, CHP'nin yolsuzluklar içinde olduğunu söyledi.

CHP'den o dönemde belediyeyi 2,5 milyar dolar borçla devraldıklarını kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

"1,2 milyar dolar ile devrettik. Ama o arada yapılan yatırımlar, Cumhuriyet tarihinde İstanbul'a yapılan yatırımların fevkindeydi. Şu anda Kadir Bey'in döneminde de İstanbul'a gerek merkezi yönetim olarak gerekse de büyükşehir belediyesi olarak yapılan yatırımların hepsi a'dan z'ye ortada... Bugün Türkiye'nin hiçbir şehrinde İstanbul kadar metro ağı yok. Üçüncü köprü, Marmaray bitti, bir tane daha denizin altında çift katlı otomobilleri içeren bir geçiş yapıyoruz. İstanbul'a getirilen bu yatırımlar yolsuzlukların iktidarında olacak şeyler değil. Eğer varsa CHP'nin kendi 5 yıllık belediye yatırımında bunları bize çıkarsınlar, göstersinler ne yapmışlar o zaman. Ama biz bunların hepsini dönemimizde gerçekleştirdik hala da gerçekleştirmeye devam ediyoruz."

Günde 3 öğün yiyorum

"Günde kaç saat uyuyorsunuz? Sürekli mitingdesiniz, ne yiyorsunuz ki bu enerjiyi üretiyorsunuz" sorusunu Başbakan Erdoğan, "Bu ara 6-7, üstüne çıkamıyoruz. Çünkü mitinglerden geliyorum dosyalar hazır, başlıyoruz imza atmaya. İmzalar var, onları da yapmak zorundayız" diye yanıtladı.

Kendisinin, "yoğun bakıma girdi" haberlerinin yazıldığının hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Yoğun bakıma girdim, malum gazete" dedi.

Yoğun temposunda nasıl beslendiğinin sorulması üzerine de Başbakan Erdoğan, "Bal var tabii, yani onda eksiğimiz olmaz. Bal, kaymak, kahvaltımızda onu eksik etmiyoruz. Günde 3 öğün yiyorum" diye konuştu.

Erdoğan, Malatya'nın havalimanından şehre kadar çok değiştiğine de değindi.

Yiğitlik istiyorum

"İşadamı ve medya patronlarının dinlendiğinin" ifade edilmesi üzerine Başbakan Erdoğan, "Ben de işte bunlardan yiğitlik istiyorum. Biz, onları kalkıp da teşhir etmeyeceğiz ki. Onlar bize kalkacaklar sadece ne zaman, nasıl oldu, kimler tarafından oldu? Gelsinler bize, bunu anlatsınlar, bilelim. Kim, kimdir diye bunu bilelim, bunu bilelim ki, ona göre de biz üzerine gidelim bu işin. Mesela bize bazıları geliyor diyor ki; 'ben, televizyona çıkıp anlatmak istiyorum' diyor. Ben de 'isabetli olur' dedim. Çıkacaklar belki de bu arada, doğru anlatacaklar" ifadesini kullandı.

AK Parti'li milletvekillerinin de bu yüreği ortaya koymaları gerektiğinin altını çizen Erdoğan, bu durumdan rahatsız olduğuna da dikkati çekti.

Erdoğan, "Bu bakan da olabilir milletvekili de olabilir, yüreğini ortaya koyacak hepsi. Çünkü gerçekleri görüyorlar, bu bir istiklal mücadelesiyse bu mücadeleyi beraber vereceğiz" dedi.

"Rahatsız mısınız konuşmamalarından" yönündeki soru üzerine Erdoğan, "Tabii. Kenarından, kıyısından acaba birisi incinir mi, şu olur mu bu olur mu?" diye konuştu.

Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kul eğer adaletsizlik yapıyorsa, haksızlık yapıyorsa hiç kusura bakmasın. Ona hakkı, doğruyu, güzeli söyleyeceğiz, tabi söylemenin şekli var, o ayrı mesele. Onun için de insanların akıllarının alacağı şekilde konuşmak da yeri geldiği zaman gerekiyor. Çünkü herkes Hz. Ebubekir değildir, herkes Ömer değildir, herkes Osman değildir, herkes Ali değildir. Hepsinin dikkat ederseniz mizacı, meşrebi her şeyi farklıdır. Biz de bu noktada hassasiyetimizi koruyarak gerçekleri, doğruları anlatacağız ki, millet bu noktada ayağa kalksın, uyansın, bir olsun, beraber olsun, diri olsun ve hep birlikte Türkiye olsun."

------------------------------------------------------------------------------

BAŞBAKAN ESKİŞEHİR'DE HALKA HİTAP ETTİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Eskişehir'de de aynı mesajları verdi. 30 Mart yerel seçimleri kapsamında AK Parti'nin Eskişehir mitinginde halka hitap etti. Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şu şekildeydi:

"Birileri çıkacak Eskişehir'deki tabloya montaj diyecekler. Burada montaj var mı?

Ey Eskişehir, oyunuzu hizmete mi vereceksiniz? Hizmet deyince Pensilvanya ile karıştırmayın, o örgüt. Aman karıştırmayın. Biz eser siyaseti üretiyoruz. Şu andaki CHP'nin belediye başkanı kaç dönemdir görevde, yaşı 70'i geçmiş.

AK Parti mitinglerine montaj diyorlar. Montaj sizin işiniz, en iyi siz bilirsiniz malum medya ve paralel yapı.

Rahmetli Menderes en son mitingini Eskişehir'de yaptı. 30 Mart Menderes'in de, Hasan Polatkan'ın da, Fatin Rüştü Zorlu'nun da hesabını sorma günüdür.

Menderes, burada muhalefetin çirkin tavrını eleştirmişti.

Bugün sandıkta çıkamayacağını anlayan CHP ve MHP iftiralarla üzerimize geliyor.

Bak Kılıçdaroğlu, sen benim merhum anneciğimi ağzına dolayacak bir kalitede değilsin. Senin karakterinin, cibilliyetinin ne kadar bozuk olduğunu biliyorum.

Baykal'la ilgili kaset çıktığında yarım saate yayından kaldırılması talimatını verdim. Bana teşekkür etmen gerekirken, utanmadan elindeki belgeleri açıkla diyor.

CHP sandıktan öçıkamayacağını bilir ve iftiralarla işi götürür.

Demokrasi düşmanlarına bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz.

27 Mayıs öncesinde Menderes'e nasıl iftiralar attılarsa bugün de aynısını yapıyorlar. Türkiye'yi gerilime sürüklemek için ilginç ittifak kurmaktan geri durmuyorlar. Kainat imamı ile CHP aynı safta yer alıyor.

Artık ben buna dini cemaat demiyorum, siyasi örgüt diyorum. Ülkemizin güvenliğini tehdit etmek için çalışıyorlar.

İstanbul'dan YHT ile Eskişehir'e ulaşacaksınız. Şehin merkezinde de YHT'yi yerin altına alıyoruz. Engellemelere rağmen bunlar yapıldı.

Büyük medeniyet yolunda üç başlığımız var: insan, demokrasi, şehir. Bu üç başlığı gerçekleştireceğiz.

Kırım Tatarlarını bugüne kadar yalnız bırakmadık bundan sonra da yalnız bırakmayacağız

Bunlar da yalan, iftira, fesat var. Devlet içinde paralel devlete aileme beddua ediyorlar.

Paralel yapı evlerinde, yurtlarında Tayyip Erdoğan'a beddua seansları düzenliyor. Bumerang gibi kendilerini vuracak inşallah. Biz zalimler için yaşasın cehennem diyoruz. Biz her zaman mazlumların, fakir fukaranın yanında olacağız.

Milli yüksek hızlı trenimizi Eskişehir'de inşallah bu tesiste üretmek üzere kolları sıvadık."

(07 Mart 2014, 14:29)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5882    yazdır/print


 

Sabancı´nın katili yakalandı

1996'da Özdemir Sabancı'ya yönelik suikasti gerçekleştiren 3 kişilik timde bulunan DHKP-C örgütü üyesi İsmail Akkol Yunan polisince Atina'da yakalandı. 18 yıldır kırmızı bülten ile aranan, Mustafa Duyar ve Fehriye Erdal'la birlikte Sabancı Suikasti'ni gerçekleştiren İsmail Akkol'un yakalandığı operasyonda, örgütün silahlı kanat sorumlusu ve gizli lideri olduğu öne sürülen Hüseyin Fevzi Tekin ile Ankara'da geçtiğimiz yıl mart ayında AK Parti Genel Merkezi'ne Lav silahlı saldırının zanlısı Murat Korkut ve ismi açıklanmayan bir kadın da gözaltına alındı.

12.02.2014 20:54 İstanbul 4. Levent'teki Sabancı Center'de 1996 yılında gerçekleştirilen Özdemir Sabancı ile Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe'nin öldürüldüğü suikasti gerçekleştiren 3 kişilik timde bulunan DHKP-C örgütü üyesi İsmail Akkol Atina'da yakalandı. Sabancı katliamının failinin ele geçirilmesini sağlayan operasyon önceki gün düzenlendi.

Yunan Polisi, Atina'nın Gizi semtinde 4 Türk vatandaşının kaldığı bir eve baskın yaptı. Operasyonda 18 yıldır kırmızı bülten ile aranan Mustafa Duyar ve Fehriye Erdal'la birlikte Sabancı Suikasti'ni gerçekleştiren İsmail Akkol yakalandı. Örgütün silahlı kanat sorumlusu ve gizli lideri olduğu öne sürülen Hüseyin Fevzi Tekin ile Ankara'da geçtiğimiz yıl mart ayında AK Parti Genel Merkezi'ne Lav silahlı saldırının zanlısı Murat Korkut ve ismi açıklanmayan bir kadın da gözaltına alındı.

EVDE CEPHANE BULUNDU

Evde ayrıca, 1 kaleşnikof, 3 tüfek, 4 tabancası, 2 kısa menzilli silah, 1 otomatik Skorpion silah, 1 küçük Uzi, değişik ölçülerde mermiler, fünye, çok sayıda fişek, 6 kg C4 patlayıcı, dinamit, 1 el bombası, üzerlerinde DHKP-C amblemi bulunan bereler ve örgüt fotoğrafları ele geçirildi.

18 YIL KAÇMAYI BAŞARDI

9 Ocak 1996'da DHKP/C militanları Fehriye Erdal, İsmail Akkol ve Mustafa Duyar tarafından Sabancı Merkezi'nde düzenlenen silahlı saldırıda Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe'yle birlikte yaşamını yitirdi. Fehriye Erdal'la birlikte yurt dışına kaçan İsmail Akkol için, Adalet Bakanlığı'nın talebi üzerine Interpol'ün kırmızı bülteni çıkarılmıştı.

Akkol'un izi 2000'lı yılların başında Belçika'da bulunmuştu. Eylemi birlikte gerçekleştirdiği Erdal'la birlikte bir süre Belçika'da yaşayan Akkol'un daha sonra Almanya'ya geçtiği, ardından da Yunanistan'a geldiği tespit edilmişti.

SAHTE KİMLİK KULLANDI

Örgüt tarafından "İsa" kod adı verilen Akkol'un Atina'nın Neoskosmos semtindeki üç katlı bir evin çatı katında yaşadığını belirleyen istihbarat birimleri, Akkol'un "Mehmet" ismini kullandığı ve bu isimle sahte kimlik kullandığını belirledi. Uzun yıllardır Yunanistan'da yaşayan Akkol'un, bu ülkenin DHKP-C'ye yönelik baskılı politikası nedeniyle ülkeyi terk ettiği anlaşıldı.

Ankara ABD Büyükelçiliği'ne yönelik canlı bomba eyleminden sonra DHKP-C'ye karşı adli soruşturma başlatan ABD yönetiminin baskısı üzerine Atina yönetimi örgüte karşı sert tutum izlemeye başladı. Yıllardır örgüte destek veren Yunanistan'ın ABD'nin tavrı sonucunda örgüte ait evleri kapatmaya başladığı belirtiliyordu. Bu gelişmeler üzerine Atina'daki örgüt yönetiminin de sınır dışına çıkmaya başladığı saptandı.

DURSUN KARATAŞ'IN VELİAHTI

2008 yılında ölen Dursun Karataş sonrası DHKP-C’nin lideri konumundaki Hüseyin Fevzi Tekin örgütte “Abi” adıyla biliniyor. İstanbul Kartal doğumlu Tekin’in eski başbakanlardan Nihat Erim cinayetinde adı geçti. DHKP-C’de ‘Her beladan sıyrılmayı bilen adam’ olan şöhret yapan Tekin 1999’da Fatih’de iki kamu binasına yapılan bombalı eylemlerden sonra yakalandı. Kandıra Cezaevi’ndeki ölüm orucundan sonra şartlı tahliye oldu ve kayıplara karıştı. Ayrıca, örgüt mensubu Adnan Temiz’in cezaevinde öldürülmesi olayına da adı karıştı.

ANKARA’DAN EKİP GİDİYOR

Yunan Anti Terör Timi’nin önceki gün gerçekleştirdiği operasyonla ilgili yetkililer Türk Emniyeti’ni bilgilendirdi. Operasyon bilgisinin alınmasından sonra MİT, Emniyet İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıklarından oluşturulan özel ekip, Yunanistan’a gitmek üzere hazırlıklara başladı. Özel ekibin önümüzdeki günlerde Yunanistan’a gitmesi bekleniyor.

SABANCI SUİKASTİNİN EN GİZEMLİ İSMİ

Sabancı suikastı zanlılarından İsmail Akkol, 1996'dan beri hiç ele geçmedi, hiç konuşmadı, daha önce hiçbir yerde görülmedi! Yunanistan'da yakalandığı iddia edilen Akkol bir çok gizemin çözülmesine vesile olabilir.

Yunanistan polisinin yaptığı bir baskınla Atina’daki bir apartman dairesinde yakalanan ve DHKP/C bağlantılı olduğu belirtilen kişilerden birinin, sahte Bulgaristan kimliği taşıyan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı İsmail Akkol olduğuna dair iddianın duyulması, 90’lı yılları ve o yılların karanlıkta kalmış bazı önemli olaylarını hatırlayanlar için ‘dikkat çekici’ bir gelişme.

Peki kim bu İsmail Akkol? Yakalanan kişinin o olduğu iddiası doğruysa, suikasttan sonraki 18 yılı yakalanmadan, hatta izine bile rastlanmadan nasıl geçirebildi?

Eğer Atina’da ele geçen kişilerden biri gerçekten İsmail Akkol ise bu soruları sormak mümkün olacak. Zira Akkol’un da adının karıştığı “Sabancı suikastı” 18 yıldır, pek çok bilinmeyenle, aktörlerinin etrafındaki gizemli olay ve anlatılarla anılageliyor…

Bu olaya adı karışan bazı kişi ve örgütlere dair iddialar şöyle:

Tarih 9 Ocak 1996…

Gazetelerin haber merkezine, İstanbul Levent’teki Akbank genel merkezinin de bulunduğu “Sabancı Center” binasından 6 Ocak gününden beri gelmekte olan, çelişkili, muğlak ama kesinlikle çok önemli haber kırıntılarının üstüne, olayı daha da karmaşık hale getiren bir faks ulaşıyor…

“Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi”nin yani ‘DHKC’nin “26 nolu” bildirisi… DHKC… 80’li yıllardan, bu sansasyonel Sabancı eylemine dek kamuoyunda daha çok “Devrimci Sol” ya da kısaca “Dev-Sol” olarak bilinen ve suikast, silahlı soygun ve sabotaj, bombalama gibi eylemlerle bilinen örgütün yeni adı… Faks şöyle düzenlenmişti:

DHKC BASIN BÜROSU
Sabancı Holding Merkezine Saldırı
Tarih: 9 Ocak 1996
Açıklama: 26

Bu Vatan Bizim Halk Bizim
Dağlarımızın doruklarından, gecekondularımızın en ücra köşelerine kadar kan bulaştı. Bu kan; genç kızlarımızın, oğullarımızın, her yaştan insanımızın kanıdır. şehirler, mahalleler, köyler birer açık cezaevi haline geldi... İşkence tezgahları her yerde kuruldu... Bütün dünyanın gözleri önünde hiçbir yasa ve kurala bağlı olmadan, kendi yasalarını da inkar ederek yüzlerce insanımızı infaz ettiler...

SAYFALARCA SÜREN BİLDİRİ

Sayfalarca süren bu bildiride, “halkın dayanışma, dostluk ve ahlaki değerlerini kirlettiler”, “genç kızlarımızın, kadınlarımızın düzen özlemlerini körükleyerek kötü yollara düşmelerini sağladılar” gibi ‘faktörler’ de sıralandıktan sonra, “Bu tablo Türkiye'nin resmidir” deniliyordu. “Bu kara tabloyu yaratanlar”ın, “Demokrasi deyip halkı katleden, iliklerine kadar sömüren ve sayesinde zenginliklerine zenginlik katan Sabancılar” olduğu öne sürülüyordu.

Bildiride sol radikal söylemin neredeyse bütün kavramları yardıma çağrılarak, Sabancı ailesi ve şirketler topluluğu, “emperyalizmle işbirliği yaparak varolmuş, büyümüş ve ülke yönetimine hakim olmuş” gösteriliyor ve işlenen üç cinayet de buna dayandırılıyordu. Bildirinin son bölümünde, “Halkın Adaleti” başlığının altına şunlar yazılacaktı:

“10.30'da Sabancı Holding Merkezi Ahmet Fazıl Özdemir Silahlı Propaganda Birliğimiz tarafından basılmıştır. Sabancı holdingin yönetim kurulu üyesi ve önemli adamı Özdemir Sabancı, yine holdingin en büyük kuruluşlarından Toyota-Sa Genel Müdürü Haluk Görgün ve Sakıp Sabancı'nın Sekreteri Nilgün Hasefe cezalandırılmıştır.”

(…)

Eylemcilerin son derece güvenli bir bina olarak bilinen Sabancı Center’ın 26. Katına kadar ulaşmalarından büyük bir rahatlık içinde çıkıp kayıplara karışmalarına dek pek çok konu merak uyandırdı. Bu soruların bazıları aydınlandı. Eylemi gerçekleştiren üç kişi arasında yer alan Fehriye Erdal, Sabancı Center’de çaycı olarak işe girmeyi başarmış ve diğer iki kişiyi (İsmail Akkol ve Mustafa Duyar) içeri sokacak organizasyonu o yapmıştı.

İzini kaybettiren bu üç kişiden Mustafa Duyar, daha sonra Suriye’de, “teslim olmayla yakalanma arası” bir şekilde ele geçti. Bazı itiraflarda bulundu. Aslında onun olayla ilgili anlattıkları olayın üstündeki sır perdesini aralamadığı gibi soruları artırdı… Ve gazeteci Can Dündar’ın röportaj talebine olumlu yanıt verdikten kısa bir süre sonra, kendisi gibi itirafçı olan bir örgüt üyesiyle evlendiği hatta çocuk sahibi olduğu cezaevinde, “devletin gözetiminde”yken, silahla vurularak öldürüldü. İnfaz emrinin Ergenekon davası sanığı emekli tuğgeneral Veli Küçük tarafından verildiği ileri sürüldü.

FEHRİYE ERDAL BELÇİKA'DA YAKALANDI

Fehriye Erdal Belçika’da yakalandı, ancak önce “Türkiye’de idam cezasının devam etmesi” nedeniyle teslim edilmedi, ardından yine kaçmayı başardı.

İsmail Akkol ise tam anlamıyla ‘sırra kadem bastı’! Örgüt tarafından öldürüldüğü de iddia edildi, Güney Afrika hatta Arjantin’de gizli bir hayat yaşadığı da… Hatta Türkiye içinde örgüt eylemlerine katıldığı da…

Bu olay örgüsünün ardından akla şu notlar geliyor..

- Türkiye’nin en büyük sanayi grubunun, medyatik ve tüm toplum tarafından tanınan, benimsenen, simgesel önemdeki patronu Sakıp Sabancı, Kasım 1995’te Kürt sorunu odaklı bir rapor açıklıyor.

TÜSİAD’a ait bu rapor, Kürt savaşının en karanlık ve acımasız döneminde ilan ediliyor ve mealen, “tutulan yolun yol olmadığını, Kürt sorunun “terör ve karşı şiddetle değil, daha fazla demokrasiyle çözülebileceğini” belirtiyor. Hatta İspanya ile Bask ülkesi arasındaki ‘model’in dikkate alınmasını öneriyor.

Kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve tartışmalara yol açan bu raporun açıklanmasından sadece birkaç hafta sonra, Sabancı ailesinin en önemli isimlerinden Özdemir Sabancı, holding merkezinde, “ürkütücü rahatlıkta”, tıkır tıkır işleyen bir ‘operasyon’la öldürülüyor.

Eylemi, radikal sol bir grup, son derece sekter ve ideolojik bir bildiriyle üstleniyor ve hatta aynı bildiride; birkaç hafta önce Bask modelinin tartışılmasını önermiş olan Sabancı, “Kürdistan’dan kanlı ellerini çek” diyerek “uyarılıyor”!

"SUSURLUK KAZASI"NDA PLANLAYICI

Bu olaydan 9 ay sonra meydana gelen “Susurluk kazası”nda, Abdullah Çatlı’nın yanında ölen Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ’ın eylemin planlayıcısı Fehriye Erdal’ın Sabancı Center’da işe girmesine yardımcı olduğu iddia ediliyor…

Tetikçilerden biri Suriye’de ele geçiyor, ya da “elde kalıyor”… Cezaevine konan, evlenmesi ve çocuk yapmasına izin verilen, bu düzeyde “kayırıldığı” anlaşılan bu tetikçi (Mustafa Duyar) konuşma kararı alıyor… Bu görüşmeden kısa süre önce iki karanlık ‘sokak mafyası’ aynı hapishaneye naklediliyor!

Duyar’ın gazeteci Can Dündar’la görüşeceği günlerde cezaevinde isyan çıkıyor ve tetikçi, o ‘sokak mafyası’ elemanları tarafından öldürülüyor. Sonra aynı cezaevinde bir operasyon daha yapılıyor. Üç-beş kişi daha ölüyor ve ne ilginçtir bunların arasında da o olayın şahitleri oluyor.

Sonra Duyar cinayetinin üzerinden 6 ay bile geçmeden, başka bir cezaevinde, bu kez ‘plan dışı’ isyan çıkaran o mafya elemanları, koğuş pencerelerinden bağırıyorlar: Devlet bize adam öldürttü!

Bu olay Ergenekon soruşturmasının da gündemine geliyor. Dönemin ‘önemli’ askeri aktörlerinden Veli Küçük’ün adı bu olayla birlikte anılıyor ama yine net bir sonuca varılamıyor…

İşte önceki gün Yunanistan’da yakalanan İsmail Akkol, tüm bu sürecin en esrarengiz unsurunu oluşturuyor. Hiç ele geçmedi, hiç konuşmadı, daha önce hiçbir yerde görülmedi!

Sabancı'nın, o dönemdeki statüko karşıtı çıkışları, özellikle de Kürt sorununda “barışçıl çözüm arayışları” nedeniyle cezalandırıldığı iddia edilmişti…

Hatta, Toyota-Sa genel müdürünün öldürülmesinin otomotiv sanayindeki rekabette Uzakdoğu firmalarıyla ilişkisi nedeniyle gruba ve Türkiye sermayesine verilmiş bir mesaj olduğu da öne sürülmüştü…

İsmail Akkol bütün bu bilinmezlikleri aydınlatabilir…

------------------------------------------------------------------------------

İŞTE 'HRİSTO' KOD ADLI İSMAİL AKKOL



13.02.2014 21:42 Atina’da geçen pazartesi günü Gizi semtinde Genadiu sokağında bulunan 43 numaraları apartmanın giriş katındaki DHKP-C hücreevine yapılan baskında yakalanan İsmail Akkol, Yunan polisi ve İstihbarat Teşkilatın’da (AYP) “Hristo” (İsa) kod adıyla biliniyordu. Akkol’un örgüt içindeki kod adı da İsa idi.

1996’da Özdemir Sabancı’nın katillerinden Akkol, kullandığı sahte belgelerle 2000’li yılların başlarıda Yunanistan’da Çekin Bayır adıyla siyasi iltica başvurusunda bulunmuş ve bir süre sonra da siyasi mülteci olarak kabul edilmişti.

To Vima gazetesinin internet sitesindeki habere göre “Yunan polisi ve EYP son yıllarda Hristo’nun, hem Yunanistan toprakları içinde yakalanmaması hem de Türkiye’ye gitmemesi için özen gösteriyordu. Çünkü bu durumda Türkiye’de yakalanması durumunda Yunanistan’da gizlendiği söylenecekti”.

TAVIR NEDEN DEĞİŞTİ?

Aynı haberde, Yunanistan’ın DHKP-C üyelerine karşı “pasif tavrının” 2011’de Selanik’in Triandria semtindeki İpsilantu sokağındaki bir hücreevinde 32 yaşındaki bir teröristin M.Başbağ) ölümü ile sonuçlanan patalamadan 10 gün sonra örgütün bir bildiri yayınlaması üzerine değiştiği ileri sürüldü.

EYP, sözkonusu bildirinin yayınlanacağını önceden haberalarak DHKP-C’nin lider kadrosundaki bir kadın üyesine “Böyle bir şeyi yapmayın. Yunanistan’ı telafi edilemeyecek şekilde zor duruma sokar” dediler. Ancak, örgüt “Biz bir savaş örgütüyüz. Savaşın da kendi kuralları vardır. Savaş en küçük dikkatsizliği ve yanlışı kabul etmez” de diyen bildiriyi yayınladı.

To Vima, bu gelişmeden sonra DHKP-C üyelerinin Yunanistan’da bulunmalarının ülke için bir dizi tehlikeler içerdiği sonucuna varan Yunan hükümetinin Türkiye ile temaslara başladığını, gerek geçen Temmuz ayında Sakız adasındaki gerekse geçen pazartesi günü Atina’daki operasyonların örgütün tamamen çökertilmesi için yapıldıklarını yazdı.

KABAHAT EKONOMİK KRİZDE

Bu arada, DHKP-C’nin görüşlerinin duyurulduğu bir Yunan internet sitesinde yayınlanan ilginç bir bildiride şunlar belirtildi: “Türkiye’den gelen biz siyasi mülteciler, Yunanistan’da mücadelemizi sürdürüyoruz. Ekonomik krizin yoğun olduğu son 2 yılda Türkiye ile imzalanan ekonomik anlaşmalar ve emperyazime bağımlılığın artması üzerine Yunanistan bizlere saldırmaya başladı. Samaras Hükümeti, Yunanistan’daki mücadelemizi ortadan kaldırmak ve siyasi mülteci özelliğini lağvetmek istiyor.” (Hürriyet)

HRİSTOS PANİKTE

15.02.2014 13:27 DHKP-C'nin 4 katili, Atina'da tutuklandı. Sabancı'nın katil zanlısı Hristos kod adlı İsmail Akkol, DNA'sının alınmasına tepki gösterdi. Akkol'un en büyük korkusu Türkiye'ye iade edilme ihtimali...

Yunanistan'da birkaç gün önce gerçekleşen operasyonda gözaltına alınan DHKP-C'nin 4 katili İsmail Akkol, Hüseyin Fevzi Tekin, Murat Korkut ve Bilgehan Karpat, dün polisteki ilk ifadelerinin ardından aleyhlerinde terör, sahtecilik ve yasa dışı yollardan ülkeye girme suçlarından dava dosyası oluşturularak adliyeye sevk edildi. Savunmaları için cuma gününe kadar süre tanınan 25, 33, 41 ve 49 yaşındaki dört zanlı sevk edildikleri Atina Harbiye Mahkemesi'nde tutuklama kararı verildi. Geçtiğimiz yıl Mart ayında AK Parti Genel Merkezi'ne lav silahlı saldırının zanlısı Murat Korkut ile Bilgehan Karpat da tutuklanınca tepki gösterdi.

HER ŞEYLERİ SAHTE

1996'da öldürülen Özdemir Sabancı suikastının faillerinden biri olarak aranan ancak üzerinde çıkan 'Cengiz Bayır' kimliğinin sahte olduğu anlaşılan İsmail Akkol ile Hüseyin Fevzi Tekin, Murat Korkut ve Bilgehan Karpat, Yunan polisinin kendilerine sorulmadan DNA örnekleri almalarından şikayetçi oldu. Atina'da kaldığı 15 yıl boyunca Hristos takma adını kullanan İsmail Akkol ve 3 arkadaşının en büyük korkularının, Türkiye'ye iade edilmek olduğunu belirten yetkililer, "Yunanistan Adalet Bakanlığı, gereken kararı verecek" dedi.

------------------------------------------------------------------------------

YUNANİSTAN SABANCI'NIN TETİKÇİSİNİ İADE ETMİYOR

02.05.2014 10:42 Yunanistan'da, bir süre önce başkent Atina'da mühimmat ele geçirilen bir hücre evinde yakalanan terör örgütü DHKP-C'nin kilit isimlerinden ve Özdemir Sabancı suikastinin tetikçilerinden İsmail Akkol'un Türkiye'ye iade edilmesine ilişkin talep Yunan mahkemesince reddedildi. Larisa Temyiz Mahkemesi, Özdemir Sabancı suikastı sanıklarından olan ve hakkında kırmızı bültenle yakalama kararı bulunan Akkol'un Türkiye'ye iade edilmemesine karar verdi.

Mahkemenin kararının gerekçesiyle ilgili bilgi verilmezken, Türkiye'den Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Dayanışma Derneği (TAYAD) Başkanı Behiç Aşçı'nın, Akkol'un savunma avukatlığını yaptığı duruşma sırasında DHKP-C sempatizanı bir grup ile polis arasında arbede yaşandığı, 2 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

Atina'da "Cengiz Bayır" takma adıyla bilinen ve DHKP-C'nin kilit isimlerinden biri olarak görülen 41 yaşındaki Akkol, şubatta Atina'da mühimmat ele geçirilen bir hücre evinde, Hüseyin Fevzi Tekin, Murat Korkut ve Bilgehan Karpat ile yakalanmıştı.

Yunan mahkemeleri daha önce de Hüseyin Fevzi Tekin ile Sakız Adası açıklarında ele geçirilen silah yüklü botta yakalanan terör örgütü DHKP-C üyesi Hasan Biber ile Mehmet Yayla'nın da Türkiye'ye iade edilmemesi yönünde karar vermişti.

(12 Şubat 2014, 20:54), son güncel.: (02 Mayıs 2014, 10:42)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

SABANCI CİNAYETİ VE DUYAR´IN İNFAZIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Duyar´ın eşi Sabancı ifadesi verdi

İhbar, Sabancı dosyasını araladı

Tanık: Duyar´ı Küçük öldürttü

´Sabancı´nın katili Duyar´ı Yeşil öldürttü´

İşte FOX TV´de, Uşak Cezaevi isyanında Ergin kardeşlerin Duyar cinayetine dair şok itirafları

Alternatif link

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

11 kapı da virüsten koruyamadı

11 kapılı odaya 6 saatte girildi

DHKP-C´den Cüneyt Arkın taktiği: 7 kapılı kozmik oda

DHKP-C ile ilgili manşetlerimiz

DHKP-C´nin Ergenekon bağlantısı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5845    yazdır/print


 

Paralel Devlet´e 2. soruşturma

İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt Atayün ve aynı şubede görev yapan 6 polis memuru hakkında paralel devlet yapılanmasına hizmet ettikleri suçlamasıyla çok kritik bir soruşturma başlatıldı. Memur Suçları Savcılığı'nca başlatılan soruşturma, Balyoz davası kapsamında mahkum olan, Ergenekon davası kapsamında ise hakkındaki karar henüz kesinleşmeyen Albay Dursun Çiçek'in suç duyurusu üzerine başlatıldı.

05.02.2014 12:07 Paralel devlet yapılanmasına yönelik ikinci soruşturma başlatıldı. 31 Ocak'ta da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 17 ve 25 Aralık operasyonunu gerçekleştiren polis memurları hakkında soruşturma başlatılmıştı.

İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt Atayün ve aynı şubede görev yapan 6 terör polisi hakkında paralel devlet yapılanmasına hizmet ettikleri gerekçesiyle çok kritik bir soruşturma başlatıldı.

ALBAY DURSUN ÇİÇEK SUÇ DUYURUSU YAPTI

Memur Suçları Savcılığı'nca başlatılan soruşturma, Balyoz davası kapsamında mahkum olan, Ergenekon davası kapsamında ise hakkındaki karar henüz kesinleşmeyen Albay Dursun Çiçek'in suç duyurusu üzerine başlatıldı. Dursun Çiçek'in avukat kızı İrem Çiçek tarafından verilen 10 sayfalık şikayet dilekçesinde İstanbul eski Terör Müdürü Yurt Atayün ve aynı dönemde görev yapan bazı terör polislerinin paralel yapılanma olarak belirtilen yapıya hizmet etmek için Dursun Çiçek'i mağdur ettikleri belirtildi.

Söz konusu polislerin sicil numaralarının tek tek sayıldığı dilekçede, "İstanbul TEM Şubede örgütlenen şüpheliler şahsıma yönelik iftira ve yargısız infazlara, haksız ve yasadışı tutuklamalarla mağdur olmama, suç işleme eğilimi olan bazı kişi ve örgütlere hedef gösterilmeme neden olmuş, suç işlemek maksadıyla kurulan örgütün amaçları için suç işlemişlerdir" denildi.

Son dönemde kamuoyuna yansıyan bilgi ve belgelere atıfta bulunularak polis-yargı-medya cuntası olarak bilinen bir suç örgütünün devlet içinde paralel yapılanmaya gittiğinin ayyuka çıktığına dikkat çekilen dilekçede, "Kamu düzeni içinde değil örgüt düzeni içinde eylemlerde bulunan paralel yapılanma, devletin bütün istihbarat bilgilerine sahip olan Başbakan, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Başbakanın Danışmanları ile Genelkurmay Başkanlığı dahil yetkililer tarafından kamuoyuna açıklanmıştır. Suç duyurusunda bulunulan şüphelilerin Başbakan tarafından açıklanan suç örgütünün polis biriminde örgütsel amaçlara hizmet edecek şekilde kasıtlı olarak suç işlediği ortaya çıkmıştır" denildi. (Sabah)

Söz konusu dilekçe, Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından işleme konuldu. Başlatılan soruşturma çerçevesinde Yurt Atayün ve 6 terör polisi, ilerleyen günlerde ifade verecek.

(05 Şubat 2014, 12:07)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
Şaşırtan karar: 1 tutuklama
Şok: Paralel tüm mailleri izlemiş
1999/2014: Paraleli ürküten rapor
17 Aralık'a soruşturma açıldı
13 polis kayıplara karıştı
Paralel itirazda 11 kişiye ret
Ve Erdoğan Cumhurbaşkanı!
Paralel çeteye itiraf darbesi
HSYK kilidine '288' anahtarı
Flaş!!! Baransu gözaltına alındı
Flaş!!! 17 polise yakalama kararı
Tutukluluk itirazlarına ret
Jandarmada paralel temizlik
Bir şehven vakası da Öz'den
TIR savcılarına soruşturma
13 polisten 4'ü tutuklandı
Paralel evrende kaybolan dosyalar
4 polis tutuklandı: 13 tutuklama talebi daha
Şok: Öz'ün rüşvet kaydı silinmiş
Şok: 17 Aralık bağlantısı şüphesi
TSK'da paralel temizlik
Yine sorgu krizi: 10 tutuklama talebi
Paralel avukattan küstahlık
HSYK korsanlarına şok geliyor
38 polise şok: Tutuklama istendi
İşte Başbakan'ın dinlenme belgesi
Şaşkın Gülen'e savcı tokadı
Emniyet'te paraleli sarsan tayin
Flaş!!! Paralel polise 2. dalga
Paralel devlet, paralel seçim
Adliyeden firara soruşturma
Bakan: HSYK blokaj uyguluyor
Paralele şok: Çipli kimliğe iptal
Paralel yargıçlara fişleme davası
Paralel yapı çok gergin
İstihbaratın başıydı, şimdi muhtar
IMEI dinlemeleri paraleli yakacak
4 vekile örgüt soruşturması
Savcı Tandoğan da paralel çıktı
Atayün dahil 76 polis açığa alındı
Parapsikoloji, paralel psikoloji
O sekiz polis tutuklanabilir
Cemaate şok: Savcı o dosyayı açtı
İşte kararların gerekçesi
Atayün dahil 11 kişi tutuklandı
Avukat boykotuna şok misilleme
Hakan naptın, hocanı yaktın!
Paralel Dink'i böyle örttü
Paralel medyanın hakim yalanı
Atayün'ün sorgusu bitti
Reddi hakime ret: Sorgu sürüyor
49 polis sorguda: İlginç olaylar
HSYK desteği tehditleri çoğalttı
Şok!!! Polislerden firar girişimi
Yılmazer dahil 12 tutuklama
Şok plan: HSYK bunu yapacak
66 tutuklama talebi daha
HSYK Başkanından şok tehdit
Şok pankart: Paralel şaşırdı
Telekulakçı 6 polise ihraç
Paralel'e bir şok daha: Müdahiller
Yargının imamını örtmesine tepki
İsrail Gazze'den, paralel buradan
14 polise tutuklama talebi
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen'e şok: İade hazırlığı
Gülen'in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya'dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya'dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç'a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen'in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen'e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak'tan Gülen'e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan'dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz'e ret
Kozmik Oda'da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel'e de Ergenekon'a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin'den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan'dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK'dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
'Beddualarınız tutmuyor' fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel'e şok: O komiser göreve
Savcı Öz'e şok: Bursa'ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül'den Gülen'e şok cevap
Gülen'e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet'e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek'çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet'e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR'cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen'e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet'ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD'yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı'dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı'dan cemaate tepki
Hanefi Avcı'nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal'a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye'nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz'ü uyardı
Öz'ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı'ndan HSYK'ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy'e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı'na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay'a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan'a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç'a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş'tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta'nın izi sürülüyor
HSYK'dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan'ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte 'Adli Cunta'nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf'a 3 suç duyurusu
Baransu'nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK'dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi'nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun'da İsrail izi netleşiyor
Türkiye'den İsrail'e misilleme
İsrail'in PKK bağlantıları ve Türkiye'deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan'ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail'in hedefi: Fidan
'Mesaja mesaj' ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi'de mi?
Cemaat de Gezi'de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5835    yazdır/print


 

Özal davasında 2. duruşma

Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a suikast davasında ikinci duruşma Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde bugün görüldü. 19 Mart'a ertelenen duruşmada Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, mahkemenin ve sanık avukatlarının sorularını cevaplandırdı.

09.12.2013 12:59 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Ergenekon davasından 22 yıl 6 ay hapis cezası alan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında açılan davanın 2. duruşması görüldü.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, "sağlık sorunlarını" gerekçe gösteren sanık Ersöz katılmadı. Duruşmada, iddianamede "müşteki" olarak yer alan Özal'ın oğlu Ahmet Özal ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada, Ersöz'ün avukatı Hulusi Coşkun ile Semra Özal'ın avukatları Hasan İşgüzar da yer aldı.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde 28 Şubat davasının görülmesine de devam edildiği için mahkemenin asıl üyeleri katılmıyor. Yargılamayı mahkemenin diğer 3 üyesi olan hakimler Önder İrfan Yorgancılar, Kadriye Çatal ve Hasan Çavaç gerçekleştiriyor.

Yine aynı nedenden dolayı, Özal davasının duruşmaları 28 Şubat davasının görülüyor olması nedeniyle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülüyor.

Ses ve görüntü kaydının alındığı duruşmada, müşteki Ahmet Özal beyanda bulundu. 1993'ten bu yana değişik şekillerde babasının ölümüyle ilgili açıklamalarda bulunduğunu belirten Özal, "Benim inancıma göre 1988 suikastıyla birlikte değerlendirildiğinde bir bütünlük olduğunu düşünüyorum. 1993 senesi rahmetli Uğur Mumcu'nun suikastiyle başlayan karanlık bir süreç. 1993 yılıyla ilgili açılan davalarda, Meclis'te de verdiğim önergede, 1993 yılının ve özellikle rahmetli Özal'ın ölümünün araştırılması teklifinde bulundum. Müşteki sıfatıyla müdahil olmak istiyorum" dedi.

Mahkeme Başkanı İrfan Önder Yorgancılar'ın "Sanığı tanır mıydınız?" sorusuna Özal, "Sanığı tanımıyorum. Rahmetli babamın tanıyıp tanımadığını da hiç bilmiyorum" yanıtını verdi.

Babasının rahatsızlandığı gün, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde doktor bulunmaması, GATA'ya götürülürken sonra yolun değiştirilip Hacettepe Hastanesi'ne getirilmesi gibi konuların herkes tarafından bilindiğine dikkat çeken Özal, Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin savcılıkça aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunun tam anlamıyla açıklanmadığını savundu.

Yorgancılar'ın, "Sanığın diğer aile bireyleriyle ilgisi var mı?" sorusunu Özal, "Bilmiyorum, ama sanmıyorum. Benim bir tanışıklığım yok" diye yanıtladı.

Babası vefat ettiğinde yurt dışında olduğunu ifade eden Özal, "Babamın öldüğünü, uçakla Ankara'ya geldiğimde haber aldım. Ben yurt dışındayken kendisinin düştüğünü söylediler sadece. Ankara'ya gelince Hacettepe'ye gidecektim haber verdiler Köşke çıktım orada öğrendim" dedi.

Yorgancılar'ın, "Babanızın ikamet ettiği yer ile sizin ikamet ettiğiniz yer neresiydi?" sorusuna, "İstanbul'da yaşadığı" cevabını verdi.

"Sanıktan şikayetçi misiniz?" sorusuna ise Özal, "Davaya müdahil olmak istiyorum, sanığı tanımıyorum" yanıtını verdi.

GİZLİ TANIKLAR BURADA DİNLENMELİ

Duruşmada söz alan sanık avukatı Hulusi Coşkun, müvekkili hakkında dava açılmasının nedeninin gizli tanıklar olduğunu belirterek, "Gizli tanık beyanlarından hareket edildiğinde, müvekkilimin de müşteki tarafının da suçlandığı gözlenmektedir. Katılan talebinde bulunulması için suçtan zarar görülmesi gerekir. Suçtan zarar değil, suça iştirak söz konusudur" dedi.

Coşkun'un, "Bu dava gizli tanık beyanlarına dayanılarak açılmıştır. Bu gizli tanıklar, herkesi suçladıkları gibi yüz kızartıcı iddialarda bulunmuşlardır. Burada gizli tanıkların beyanlarına göre iştirakçı olunması söz konusudur. Gizli tanıkların beyanlarıyla ilgili birşey söyleyecek misiniz?" sorusuna Özal, "Gizli tanık ifadelerinin ne derece gerçeği yansıttığını bilmiyorum, bunu hukuki olarak değerlendirmek mümkün değil. Gizli tanıkların burada dinlenmesinin doğru olduğunu düşünüyorum" yanıtını verdi.

BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ OLARAK PEK BİR GÜCÜM YOKTU

Avukat Coşkun'un, "Saç telleri konusunda, gerçek katillerin bulunmasını kendi ülkemiz adına müşteki taraf kadar istiyoruz. Saç telleri neden 19 yıl sonra adli makamlara verildi?" sorusuna ise Özal, "Saç telleri meselesi uzun yıllar haber oldu. Hiçbir şekilde bizden talep edilmedi. Talep edildiğinde zaten hemen savcıya verilmiştir. Talep olmadığı için biz, bunu teslim etme yoluna gitmedik" diye cevapladı.

Özal ailesinin avukatı Hasan İşgüzar, yargılamanın usulüne ilişkin itirazda bulunarak, "Özal öldüğünde, gerekli inceleme, otopsi yapılmadı. Henüz daha iddianame okunmadı. Nedense büyük davalarda bütün sanıklar hasta oluyor" dedi.

Sanık Avukatı Hulusi Coşkun, "Sayın Özal, milletvekilliği yaptığı dönemde, babasının ölümünü son 4-5 ayda gündeme getirdi. Neden, bu konuyu Meclis araştırması olarak gündeme getirip, cumhurbaşkanı suikasta uğradı mı uğramadı mı tespit ettirmemiştir?" sorusuna Özal, "1999'da Malatya'dan bağımsız milletvekili seçildim. 1993'ten beri yaptığım çalışmalarda basında yer alabilmem, 1998'den itibarendir. Bağımsız milletvekili olarak hiçbir gücünüz yoktur, ancak koalisyon ortaklarını yanınıza alarak soruşturma açma şansınız olabilir. Ben sadece babamla değil, 1993 yılının tamamıyla ilgileniyordum. Benim bağımsız milletvekili olarak pek bir gücüm yoktu" yanıtını verdi.

ARİF ERSÖZ'Ü HATIRLAMADI

Avukat Coşkun'un, "Arif Ersöz'ü tanıyor musunuz? Burdur'da tanışmışsınız, Levent Ersöz'ün kayınbabası, albaydı" sorusuna Özal, "Hatırlayamadım" karşılığını verdi.

TALEPLER

Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin, tanıklık için dilekçe veren Teyfik Kır'ın dinlenmesini, sanık Levent Ersöz'ün sesli ve görüntülü sistemle ifadesinin alınmasını, müştekiler Semra Özal ve Ahmet Özal'ın müdahillik taleplerinin kabul edilmesini, gizli tanıkların beyanlarının kapalı duruşmada alınmasını talep etti.

Özal ailesinin avukatı Hasan İşgüzar, müdahillik taleplerinin kabul edilmesini istedi. Özal ailesinin diğer avukatı Hande Zeynep Dursun da sanık Levent Ersöz'ün mahkeme huzurunda dinlenmesi talebinde bulundu.

Ersöz'ün avukatı Hulusi Coşkun, Özal'ın ölümüne ilişkin davanın, zaman aşımına saatler kala açıldığını anımsatarak, "Bu dava, yüksek yargıyı, kamuoyunu, belki katılan yada müşteki tarafı boşu boşuna işgal etmektedir. Dosyanın incelenmesini ve ana soruşturma olmadan böyle bir yargılama yapılamayacağını iletiyoruz. 662 sayılı soruşturma dosyası halen ellerinde" dedi.

ERSÖZ'ÜN SAĞLIK DURUMU İNCELENECEK

Duruşmaya verilen kısa bir aranın ardından ara kararları açıklayan Mahkeme Başkanı Önder İrfan Yorgancılar, Metris 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu'na yazı yazılarak, Levent Ersöz'ün sağlık durumunun mahkemede hazır edilmesine uygun olup olmadığının sorulmasına karar verildiğini belirtti. Sanığın, sağlık durumunun yeterli olmaması durumunda sesli ve görüntülü sistemle ifadesinin alınması kararlaştırıldı.

Mahkeme, Ersöz'ün sağlık durumu hakkında bilgi verilmemesi durumunda sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına da karar verdi.

Mahkeme, Müşteki Semra Özal ve Ahmet Özal'ın davaya katılma taleplerinin Ersöz'ün savunmasının alınmasından sonra değerlendirilmesine hükmetti.

Mahkeme, Malatya 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazı yazılarak "Deniz Uygar" kod adlı İlker Çınar'ın ifadesinin tespitini kararlaştırdı. İlker Çınar'ın Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının yeniden araştırılmasına karar verilen mahkeme duruşmayı 19 Mart 2015 tarihine erteledi.

SUİKAST İLE ÖLÜMÜ BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİ

Duruşma çıkışında gazetecilerin sorularını cevaplayan Ahmet Özal, 19 Mart’ta büyük ihtimalle sanık olarak gözüken kişinin (Levent Ersöz'ün) ifadesinin alınacağını belirtti.

Ahmet Özal, "Rahmetlinin ölümüyle suikastı bir bütündür. 88 yıl suikastı tekrar dosyalardan çıkartılıp, devlet arşivlerinden gizli bulunan belgelerin incelenmesiyle bu olay çok daha netleşecektir. Hatta 93 yılındaki bütün olaylarda belki o suikast yoluyla beraber çözülebilir. Yani benim iddia ettiğim Ocak 93’de rahmetli Uğur Mumcu’nun öldürülmesiyle başlayan bütün 93 yılı meselesi rahmetlinin suikastının aydınlatılmasıyla, tekrar gündeme alınmasıyla büyük bir ihtimalle zaten 93’ü çözeceklerdir" dedi.

(09 Aralık 2013, 12:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Turgut Özal davası duruşmaları

Özal´da 2. iddianame hazırlığı

TURGUT ÖZAL SUİKASTİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Özal´ın sırrını açıklayın artık

Yarbay Savaş´ın izi sürülüyor

Özal soruşturması genişliyor

Özal´ı Meclis de araştırmalı

Flaş!!! Özal iddianamesine kabul

Özal iddianamesinde arama yap

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Zehirlenme örtbas mı edilecek?

Özal´ın zehirlendiği iddiası ve adli tıp incelemesi manşetlerimiz

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Özal: Dertleri beni tasfiye etmek

DDK: Özal´ın mezarı açılmalı

DDK raporunun tam metni

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın

DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı

Özal suikastinde çember daralıyor

Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı

Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü

Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5723    yazdır/print


 

Balyoz´da 237 ceza kesinleşti

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Balyoz Davası´nda Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin verdiği kararlara itiraz etmedi. Bu nedenle, aralarında emekli generaller Çetin Doğan, Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına, Bilgin Balanlı, Deniz Cora, Engin Alan, Ergün Saygun, Mehmet Otuzbiroğlu, Dursun Çiçek, Cemal Temizöz ve MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan´ın da bulunduğu 237 kişi hakkındaki onanan mahkumiyet kararları kesinleşmiş oldu. Bu sanıklar, rütbeleri sökülerek er statüsüne indirilecek. Bu sanıklar AYM ve AİHM´e başvurma hakkına sahipler ve Çetin Doğan 4 gün önce AYM´ye başvurdu. Ancak bu mahkemelerin temyiz makamı olmamaları nedeniyle kesinleşmiş cezaları değiştirme yetkisi yok. AYM Başkanı da yaptığı açıklamada ´Boş yere sanıklara ümit vermeyin´ demişti.

12.11.2013 10:38 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Balyoz Darbe Planı Davası´nda Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin verdiği karara itiraz etmedi. Aralarında emekli generaller Çetin Doğan, Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına, Bilgin Balanlı, Deniz Cora, Engin Alan, Ergün Saygun, Mehmet Otuzbiroğlu, Dursun Çiçek, Cemal Temizöz ve MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan´ın da bulunduğu 237 kişi hakkındaki onanan mahkûmiyet kararı kesinleşmiş oldu.

Haklarında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nce verilen mahkûmiyet kararı onanan asker sanıklar, rütbeleri sökülerek er statüsüne indirilecek. Yargıtay´ın haklarındaki mahkumiyet kararını bozduğu 88 kişinin dosyası ise yerel mahkeme olan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin önüne gidecek. Hakkındaki karar onanan sanıklar son yol olarak Anayasa Mahkemesi´ne bireysel başvuruda bulunabilecek.

Cezaları onanan sanıkların Anayasa Mahkemesi´ne bireysel başvuruda bulunacağı öğrenildi. Kararın kesinleşmesiyle birlikte sanıkların için iç yargı yolları tükendi. Ancak, cezanın Anayasa´ya aykırı olduğu iddiasıyla Yüce Mahkeme´ye 30 gün içerisinde ´bireysel başvuru´ hakları bulunuyor. Süre dün itibariyle işlemeye başladı. (Bugün)

-Çetin Doğan, Anayasa Mahkemesi´ne başvurmuştu-

Ancak bu sürenin bitmesini beklemeden sanıklardan biri harekete geçmişti. Balyoz davasında, hakkında verilen 20 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan eski 1. Ordu Komutanı emeki Orgeneral Çetin Doğan, bu kararın Anayasa´ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi´ne (AİHS) aykırı olduğu iddiasıyla 8 Kasım´da Anayasa Mahkemesi´ne başvurmuştu.

Doğan´ın avukatı Hüseyin Ersöz tarafından Anayasa Mahkemesi´ne sunulan dilekçede, soruşturma ve davanın başlangıçıyla ilgili hatırlatmalar yapılarak, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin, hangi nedenlerle ihlal edildiği de gerekçeleriyle anlatıldı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi´nin (AİHS) 6. maddesi ile Anayasa´nın 36 ve 38. maddelerinin ihlal edildiği belirtilen dilekçede, Başvurucu, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin kararının, AİHS ve Anayasa´ya aykırı olarak onanması sebebiyle, halen Ankara 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu´nda tutulmaktadır. Bu çerçevede, hukukta aykırı işlemler sebebiyle başvurucunun hak kaybı ve mağduriyeti, başvuru tarihinde de devam etmektedir denildi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi´nin verdiği kararın, Yargıtay´ın onamasının ardından kesinleştiğinin ve başvuru yollarının tükenmesinin ardından Anayasa Mahkemesi´ne başvuru yapıldığının aktarıldığı dilekçede, mahkemenin 21 Eylül 2012 tarihli mahkumiyet kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin 9 Ekim 2013 tarihli kararlarının, AİHS´in 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına ve Anayasa´nın 36, 37, 38, 138 ile 140. maddelerine aykırı olduğuna hükmedilmesine karar verilmesi talep edildi.

Gerekli görüldüğü taktirde bilimsel mütalaalarda yer alan tespitler çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılması istenen dilekçede, başvurunun duruşma açılmak suretiyle değerlendirilmesi de talep edildi.

-AYM: İnsanlara boş yere umut vermeyin-

Ancak Balyoz sanıklarının ve kamuoyunun bir kısmında oluşan yanlış anlamaları gidermek için Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç 12 Ekim´de bir açıklama yapmıştı. Yargıtay´ın Balyoz davası kararı sonrasında bazı çevrelerin “halen üst itiraz ve temyiz yolları açık” diyerek AYM ve AİHM´i işaret etmelerine tepki gösteren Kılıç, “İnsanlara boş yere umut veriliyor” demişti. Kılıç, temyiz makamı olmadıklarını, cezaları iptal ya da değiştirme yetkisine sahip olmadıklarını belirtmişti.

“Yargıtay´daki arkadaşlarımızı yıllardır tanırım” diyen Kılıç, “Donanımlı, bilgili ve tecrübelidirler. Başından beri de yıllardır bu dairede çalışmış, olaylara hâkim titiz ve tecrübeli bir ekiptir. Bu nedenle arkadaşlarımızın yanlış yapma ihtimali çok ama çok düşüktür.” demişti.

“Anayasa Mahkemesi temyiz makamı gibi gösteriliyor. Sonra insanlara boş yere umut veriliyor. Mahkemenin kararlarına dair bizim böyle bir görevimiz yok. Bizimle ilgili süper temyiz algısı yaratmak son derece yanlış” diyen Kılıç, açıklamasında, bu yanlış algının aynı şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) için de lanse edildiğini belirtiyordu.

-Yeniden yargılama söz konusu değil-

“Bazı konuları bu vesileyle aydınlatmak gerekiyor. Çünkü özellikle Balyoz davasında Yargıtay´ın kararı sonrasında bizim veya AİHM´nin ´süper temyizlerle süper kurtarıcı´ olduğumuz havası yaratılmaya çalışılıyor. İlk olarak şunu söyleyeyim Anayasa Mahkemesi, temyize alınmış ve değerlendirilmiş davaların kararlarını yeniden temyize alma yetkisine sahip değildir. Bu konuda hüküm var. Biz sadece eğer bize başvuru gelirse Yargıtay ceza dairesinin mahkumiyet kararlarına değil, yargılama süresince özgürlük ihlali var mı yok mu, sanık savunmaları hukuka uygun gerçekleşti mi, uzun tutukluluk ve yargılama hukuka uygun mu başvurularına bakabiliriz. Onun ötesinde mahkumiyet ve hapis cezalarına müdahalemiz olamaz. Aynı şekilde AİHM de Anayasa Mahkemesi´yle aynı görev ve yetkilere sahiptir. Sadece, AİHS´de belirtilen hak ve özgürlüklerle ilgili ihlal var mı buna bakar. Suçun vasfına, delillere ve mahkumiyetin derecesine, ne AİHM ne de biz bakabiliriz.”

-Rütbeleri sökülecek-

Cezaları kesinleşen 237 Balyoz hükümlüsünün rütbeleri önümüzdeki süreçte sökülecek. Bu isimler ´er´ statüsünde olacak. Aldıkları devlet üstün hizmet madalyaları, nişanları ve altın kaplı kılıçları da geri alınacak. Kendilerinin yanı sıra eş ve yakın akrabalarına verilen askeri kimlikler de alınacak. Askeri tesislerin hiç birinden yararlanamayacaklar. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(12 Kasım 2013, 10:38)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Bir Balyoz da AYM´den

Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı

Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe

Tutuklu askerlerden bildiri

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5682    yazdır/print


 

Cihaner 3. kez zorla getirilecek

Cihaner davasının Yargıtay´da görülmesine devam edildi. Zorla getirme kararı bulunan Cihaner duruşmaya yine katılmadı. Bunun üzerine mahkeme niçin getirilemediğini araştırma ve 3. kez zorla getirme kararı verdi.

08.11.2013 17:24 CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ve emekli Orgeneral Saldıray Berk´in de arasında bulunduğu 11 sanığın ´terör örgütü üyeliği´ suçundan yargılanmasına Yargıtay´da devam edildi. Mahkeme heyeti duruşmaya zorla getirilmesine karar verilen fakat yine gelmeyen İlhan Cihaner´in duruşmaya zorla getirilmesine karar verdi. Mahkemeye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından gönderilen yazıda ise sanık olan MİT mensuplarının yargılanmasına izin verildiği bildirildi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi´nde gürülen duruşmaya ilk olarak sanık MİT mensuplarının savunmalarının alınması ile başladı. MİT mensubu sanıklar iddia edilen suçları kabul etmediklerini belirtti. Sanık MİT görevlileri yasal görevlerini yaptıklarını söylediler. Sanıklardan Ş.D. ise davanın hedefinin kendileri değil MİT olduğunu öne sürdü. Sanıklar duruşmalardan halen görevli oldukları için vareste tutulmalarını istedi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Hüseyin Eken, MİT Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan ve Başbakanlığa sunulan soruşturma raporunun özetini okudu. İddia makamının, MİT mensuplarıyla ilgili iddiaları MİT ve Başbakanlığa sormadığını, sadece gizli tanık ifadesine dayandığı belirtilen raporda, yargılanan personelin mevzuata uygun davrandığı ve gizli tanık beyanlarıyla deşifre edildiği vurgulandı.

BAŞBAKANLIK MİT MENSUPLARININ YARGILANMASINA İZİN VERDİ

Savunmaların ardından mahkemeye heyeti Başbakanlık´tan gelen ve MİT mensuplarının hakkında yargılanıp yargılanmayacağını içeren kararı okudu. Başbakanlık, değişen MİT kanununa göre davada sanık olan 3 MİT mensubunun yargılanmasına izin verdi. Duruşmaya ayrıca Albay Dursun Çiçek tarafından müdahil olma ve davanın bazı davalarla birleştirme isteğini içeren dilekçe gönderildi.

Sanık CHP milletvekili İlhan Cihaner´in avukatları da davada ´Erzincan´ kod adı ile bilinen gizli tanığın isminin dosyada nüfus cüzdanı sureti ile açıkça belli olduğunu ve gizli tanık ´Erzincan´ın kimliğinin açıkça belli olduğu için ifadelerine tekrar başvurulması için duruşma salonuna getirilmesini istedi.

Savcı verdiği mütalaada ise İlhan Cihaner´in zorla davaya getirilmesini ve MİT´in 3 mensubunun mahkemeye gönderilmesini istedi. Savcı ayrıca Dursun Çiçek´in gönderdiği dilekçe hakkındaki kararı mahkemenin takdirine bıraktı.

28 ŞUBAT´A ERTELENDİ

Mahkeme heyeti, İlhan Cihaner ile ilgili verdiği ara kararda daha önce gönderilen zorla getirilme kararının akıbetinin araştırılmasını ve Cihaner´in yine duruşmaya zorla getirilmesine karar verdi.

Mahkeme, Dursun Çiçek´in gönderdiği dilekçede yer alan taleplerini ise daha önce verilen kararı değiştirecek gerekçeler içermediğinden müdahil olma ve dosya birleştirme isteklerini reddetti. Tanık koruma beyanı gereğince gizli tanık ´Erzincan´ın duruşmaya getirilme talebini reddeden mahkeme, MİT mensuplarının duruşmadan vareste tutulmasına ve haklarındaki inceleme, soruşturma raporu örneğinin mahkemeye gönderilmesini istedi. Mahkeme heyeti duruşmayı 28 Şubat 2014´e erteledi.

(08 Kasım 2013, 17:24)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yargıtay: Cihaner zorla getirilsin

Cihaner´e şok suçlama

YARGITAY´DA YENİDEN GÖRÜLMEYE BAŞLANAN CİHANER DAVASININ DURUŞMALARI

Flaş!!! Başsavcı Cihaner gözaltında

Cihaner: Mahkemenin kararı eşkıyalıktır

Cihaner´in gözaltına alınırken HSYK Başkanvekili Özbek tarafından destek için aranması

Cihaner´in gözaltıya direnmesini izleyin

Arama görüntülerini izleyin

Erzincan´da uygulamaya konulan ıslak imzalı ´irtica ile mücadele eylem planı´ manşetlerimiz

Flaş!!! Islak İmza ve Cihaner birleşti

Mahkeme: Islak imza Erzincan´da uygulandı

Cihaner´e şok: Yeniden yargılanacak

HSYK: Cihaner yargılanmalı

Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarma işbirliğiyle ´ıslak imza´ operasyonları

İŞTE ADIM ADIM ERZİNCAN´DAKİ ISLAK KOMPLO: CEMAATLERİ SİLAHLANDIRMA OPERASYONU

Cihaner´i Yargıtay´da kurtarma planı manşetlerimiz

Ses Kaydı: Cihaner ve diğer davalar Ankara´ya

´Er Cihaner´i kurtarmak´ oyununa devam

Tiyatro: Er Cihaner´i kurtarmak

Savcı: Ergenekon Yargıtay´da mı?

Yargıda Kontrgerilla örgütlenmesi

SAVCI OLDUĞU ÖĞRENİLEN GİZLİ TANIK EFE´DEN MAHKEMEYİ SARSAN CİHANER İDDİALARI

Gizli tanıktan şok ifadeler: Cihaner ´terör arttırılmalı´ diyordu

Cihaner´in gizli sorgu odası

Cihaner davasının gizli tanığına: İfadeni değiştir, yoksa

Cihaner´den tanığa: Kalemini kırdık

Adana´daki cemaatler de ıslak imza ile silahlandırılacak mı?

Terör sanığı Başsavcı Cihaner görevden alınacak mı?

CHP´nin Erzincan davasında tanıklara şok baskısı manşetlerimiz

CHP´liler hakim karşısına çıktı

CHP´li Ersin Ergenekon sanığı olabilir

CHP´li Ersin de Ergenekon´da

CHP´li Tınastepe Ergenekon sanığı oldu

Örneklerle CHP´nin Ergenekon davalarında sempatizanlıktan öte tavırları

´Ergenekon ve CHP´ manşetlerimiz

Erzincan iddianamesinde ara

Islak İmza iddianamesinde ara

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5679    yazdır/print


 

Derin Karargah Almanya´da

Türkiye´de ağır darbeler alarak bitme durumuna gelen Devrimci Karargah terör örgütünün Alman istihbarat örgütünün koruması altında Almanya´da faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Almanya´nın Türkiye´ye yönelik derin ilgisi, Ergenekon soruşturması ile Gezi olayları sürecinde sık sık somut bulgularla kanıtlanmış bulunuyor.

17.10.2013 13:53 Türkiye´de ağır darbeler alarak bitme durumuna gelen Devrimci Karargah terör örgütünün (DKÖ) Alman istihbarat örgütünün koruması altında Almanya´da faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Örgüt lideri Serdar Kaya´nın Almanya´da yaşamını sürdürdüğü tespit edildi. Son dönemde ortaya çıkan en gizemli ve önemli terör örgütü olan Devrimci Karargâh´ın Almanya´da yaşayan lideri ´Adnan´ kod adlı Serdar Kaya´yı ilk kez SABAH görüntüledi. Bugüne kadar Türk basınında tek bir kare bile fotoğrafı yer almayan Kaya, uzun soluklu bir araştırma sonucunda kendisini bulan Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek ile muhabir İbrahim Evrim Ayral´ı Berlin´de karşısında görünce şaşırdı, heyecanını gizleyemedi. Görüntülenmemek için sağa sola kaçmaya çalıştı, ancak görüşmenin her ânı fotomuhabiri Serkan Bayraktar tarafından görüntülendi. Abdurrahman Şimşek daha önce de Kürt yazar Musa Anter suikastı tetikçisi Hamit Yıldırım´ı, kanlı saldırıdan 20 yıl sonra Şırnak´ta bulup görüntülemişti. Savcılık da ortaya çıkan bilgi ve belgelerden hareketle düğmeye basmış, 3 ay içinde zaman aşımından kapanacak olan Anter dosyası bu şok gelişme sonrası davaya dönüşmüştü.

Devrimci Karargah terör örgütünün lideri Serdar Kaya, İnterpol tarafından difüzyon kararı ile arandığı halde Almanya´da elini kolunu sallayarak dolaşıyor. SABAH´ın bile kendi imkânlarıyla bulduğu Kaya´yı Alman güvenlik birimlerinin bulamaması olanak dışı. Bu da Kaya´nın Alman makamları tarafından korunduğunu gösteriyor.

MİT´TE BİLE FOTOĞRAFI YOK

Serdar Kaya, lideri olduğu örgütün terör eylemleriyle ilgili bütün soruları yanıtsız bıraktı. Kaya, SABAH´ın, Lideri olduğunuz Devrimci Karargâh örgütü hakkında neler söyleyeceksiniz? şeklindeki sorusuna Bilmiyorum, öyle bir şey yok, diye cevap verdi. İstanbul´da kanlı eylemlerin emrini siz mi verdiniz? sorusunu da yanıtsız bıraktı. Devrimci Karargâh davasında hapis cezası alan polis şefi Hanefi Avcı´yı tanıyor musunuz? sorusuna da cevap vermedi. Kaya, muhabir İbrahim Evrim Ayral´ın, Lideri olduğunuz örgüt pek çok kanlı eyleme karıştı. Polis şehit etti. Siz de bir asker çocuğusunuz, bir şey söylemeyecek misiniz? sorusunu da yanıtsız bıraktı. Kaya, son olarak Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek, Bari iki cümle söyleyin, deyince İşte söylüyorum: İki cümle, dedi. Serdar Kaya, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) başta olmak üzere Türk istihbarat birimlerinde de son fotoğrafları yer almayan, adresi kimse tarafından bilinmeyen ve bu yüzden ´hayalet´ olarak anılan bir örgüt lideri. Kaya, Devrimci Karargâh´ın ana karargâhının bulunduğu Nürnberg kentinde Alman gizli servisinin gözetiminde yaşıyor. Dönerci cinayetleri olarak bilinen cinayet olayları ile de gündeme gelen Nürnberg, Hitler döneminden beri Alman derin devletinin en faal olduğu şehirlerden biri olarak biliniyor. DKÖ de bu şehirde üslenmiş durumda. SABAH Özel İstihbarat Bölümü´nün Avrupa´da üslenmiş Devrimci Karargâh Örgütü ile uzun soluklu haber araştırması yaklaşık iki yıl önce başladı. 26 Aralık 2011´de SABAH´ın manşetten yayınladığı ´Karargâh´ı MİT çökertti´ haberinden sonra araştırmalara başlayan ekip Almanya´dan İsviçre´ye, Fransa´dan Hollanda´ya pek çok Avrupa ülkesinde Karargâh´ın izlerini araştırdı ve çarpıcı sonuçlara ulaştı. Bu çalışmalar sonucu örgütün siyasi lideri konumundaki Serdar Kaya, askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir ve finansörü Hakan Etyemez Avrupa´nın çeşitli şehirlerinde görüntülendi. Kaya, Nürnberg´de yaşıyor, zaman zaman Berlin´e gidiyor. 16 Haziran Örgütü kökenli Serdar Kaya´nın kod adı Adnan.

KARATAŞ´IN YERİNE DÜŞÜNÜLÜYOR

Edinilen bilgilere göre Devrimci Karargâh (DKÖ) Örgütü, Dev-Sol ve DHKP-C örgütlerinin liderliğini yapan Dursun Karataş´ın ölümünden sonra Avrupa ülkeleri tarafından Karataş´tan sonraki potansiyel birleştirici sol örgüt lideri olarak görülüyor ve bu yüzden Avrupa ülkelerinin gizli servisleri tarafından korunup kollanıyor. Öyle ki Almanya´da Türklere ait tüm işyerleri sıkı bir mali denetime tabi iken DKÖ´nün finansörü Hakan Etyemez´in şirketleri denetimden âdeta muaf tutuluyor. Örgütün bildirisinde de gizli servislerle dolaylı irtibatını ele veren ipuçları içeren ifadeler yer alıyor: Emperyalist dünyanın yeni bir yeniden paylaşım sürecine girdiği, ABD´nin tek başına diğer ülkelere politikalar dayattığı, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gibi çalışmalara Lenin´in ´Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen hakları birleşin´ sloganıyla karşı konulması gerektiği, Türkiye´nin bölgesel emperyalist siyonist politikaların merkezlerinden biri olduğu söyleniyor. Bildiri ile, örgütü ağırlayan Avrupa ülkelerinin, ABD´ye mesaj verircesine, Tek başına diğer ülkelere politika dayatma! şeklinde mesaj verdiği belirtiliyor. Türk istihbaratının tespitlerine göre Kaya´nın Nürnberg´de Bayerische Landesbank Girozentrale isimli bankada bir hesabı mevcut. Örgüt mensupları genelde İş Bankası ve Western Union yoluyla bu hesaba para gönderiyor.

ANA KARARGÂHI ALMANYA´NIN NÜRNBERG KENTİ

Serdar Kaya 1955 İstanbul doğumlu, Ankara Polatlı nüfusuna kayıtlı. Resmi belgelerde DKÖ üyesi olarak geçen Rabia Şen Süer Kaya ile evli. Ev Adresi Nürnberg/Almanya olarak geçiyor. Bu adres örgütün karargâhı olarak kullanılan yer. Ancak Kaya Nürnberg´de başka bir adreste yaşıyor. Kaya´nın Berlin´de de bir adresi var... Babası emekli subay olan Serdar Kaya, Ankara Çankaya Lisesi´nden mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi´ne girdi. Burada bir yıl okudu, ardından Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi´ne geçti. İki yıl sonra bu okulu da terk etti. 1978´de ruhsatsız silah taşımak suçundan 10 ay hapis cezası aldı. 1979 yılında Hikmet Kıvılcımlı´nın görüşleri çerçevesinde kurulan Vatan Partisi´nde görev aldı. 12 Eylül´den sonra Partizan Yolu adlı örgüte yönelik operasyondan sonra 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1987´de tahliye olunca Partizan Yolu´nun devamı niteliğindeki 16 Haziran Hareketi´nin Türkiye sorumlusu oldu. Sarp Kuray ayrıldıktan sonra 16 Haziran´da etkin konuma geldi. 1998 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarınca Hakan Etyemez vasıtasıyla Almanya´nın Nürnberg kentine yerleşti. 2005 yılında, daha sonra Bostancı´da bir çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya ile görüştü. Yılmazkaya´yı Türkiye askeri kanat sorumluluğuna getirdi. Serdar Kaya, Orhan Yılmazkaya ile birlikte Kuzey Irak´a giderek Zap Kampı´nda askeri eğitim aldı.

ÖRGÜTÜN LİDERİ VE TEORİSYENİ...

Örgüt kadrosuna bütün eylem talimatlarını veren isim Serdar Kaya. Selimiye Kışlası ve AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binasını bombalamak için eylemler yapan örgüt, 2008 yılından bu yana 2 emniyet görevlisi şehit etti, 11 emniyet görevlisini yaraladı. Örgütün saldırıları sonucunda bir vatandaş hayatını kaybetti, 8 vatandaş ise yaralandı. Serdar Kaya, Emniyet arşivlerindeki bilgilere göre 1989-91 yılları arasında İstanbul´da pek çok silahlı eyleme karıştı. Örgütün teorisyeni konumundaki Serdar Kaya´nın, Lenin´in ´Ne Yapmalı?´ isimli kitabından ilhamla devrimin safhalarını analiz ettiği Türkiye Bir Devrim İçin Ne Yapmalı?´ başlıklı bir yazısı bulunuyor. Kaya o yazısında, Kürt halk hareketinin egemen yapıda (Türkiye Cumhuriyeti Devleti´ni kast ediyor) yarattığı çatlağın genişletilerek devrimci İslam´ı (Alevilik kast ediliyor) ittifak gücü olarak kullanmak suretiyle emperyalizme karşı direnebilecek güçlü bir siyasal yapının oluşturulması gerektiğini, işçi sınıfını devrimci bir başkaldırıya hazırlayacak öncü bir örgüt kurulmasının şart olduğunu ve devrimci eylem çizgisinin, Türkiye devriminin karargâhını oluşturmakla yaratılabileceğini iddia ediyor. Bu görüş, DKÖ´nün ortaya çıkış amacını da gösteriyor. (Sabah)

ÖRGÜT TÜRKİYE´DE BİTME NOKTASINA GELDİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün taşeron eylem yaptırdığı örgütlerden biri olarak gösterilen ve sol çevrelerde dahi karanlık bir yeni sol örgüt olarak nitelendirilen Devrimci Karargah Örgütü (DKÖ), Ergenekon operasyonlarının başlaması ile ortaya çıkan bir örgüt oldu. Adını ilk kez 2008 yılının Ağustos ayında Selimiye Kışlası´na yapılan havan saldırısı ile duyuran örgüt, ardından AK Parti İstanbul İl Başkanlığına bombalı saldırı yaparak bir polis memurunu şehit etti. Örgütün yöneticisi Orhan Yılmazkaya, Bostancı´da polisle girdiği şiddetli bir çatışmada ölü olarak ele geçirildi. Peşpeşe operasyonlarla darbe yiyen örgüt Türkiye´de fiilen bitme noktasına geldi. 2013 Nisan ayında düzenlenen son operasyonlarda örgütün son iki yöneticisi de yakalanmış oldu. Türkiye´de aranan yöneticisi kalmayan örgütün lideri konumundaki Serdar Kaya´nın Almanya´da yaşadığı ileri sürülüyordu.

ÖRGÜTE AÇILAN DAVADA EN AĞIR CEZALARDAN BİRİ HANEFİ AVCI´YA

Devrimci Karargah örgütüne yönelik 5 dava açıldı. 100´e yakın sanığın yargılandığı birleştirilerek görülen davaların en ilgi çeken sanığı eski emniyet müdürü Hanefi Avcı oldu. Avcı´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım´, ´yargı görevini yapanı etkileme´, ´soruşturmanın gizliliğini ihlal´, ´terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme´, ´ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı yasaya muhalefet´ ve ´zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme´ suçlarından toplam 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyordu. 19 Temmuz 2013 tarihinde sonuçlanan davada örgüt yöneticisi Ulaş Erdoğan 17 yıl, Avcı ise 15 yıl hapse mahkum edildi.

45 sanığın çeşitli oranlarda hapis cezasına çarptırıldığı Devrimci Karargah davasında gerekçeli karar 28 Eylül 2013 tarihinde açıklandı. Kararda 15 yıl hapis cezası alan Avcı´nın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi Necdet Kılıç ile yakın ilişkisinin olduğu, örgüte yönelik soruşturmayı etkisiz hale getirmek için Kılıç´a taktik verdiği belirtildi. Avcı´nın Kılıç´a teknik ve fiziki takipte olduğunu haber verdiği ve takibi nasıl etkisiz kılacağını anlattığı ifade edildi. Kararda, “Sanık Avcı Necdet Kılıç ile konuşarak söz konusu soruşturmayı akim bırakmak için kendisine yol ve yöntem gösterdiği, Hanefi Avcı İl Emniyet Müdürü olmasına rağmen ve emniyet müdürlüğünün çeşitli birimlerinde istihbarat dahil görev yapmasına rağmen Devrimci Karargah örgütü mensubuna yardım ettiği vicdani kanısına varıldığından mahkumiyetine karar verilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

KİTABIYLA TÜRKİYE´Yİ SARSTI

Avcı, Ergenekon soruşturması sürecinde yazdığı bir kitapla tam anlamıyla Türkiye´yi sarstı. Ergenekon davalarının Fethullah Gülen cemaatinin komplosu olduğunu, tüm hakim ve savcıların da bu cemaatin emrinde olduğunu ileri süren Avcı, CHP lideri Deniz Baykal´a yönelik seks kaseti olayının da yine cemaatin işi olduğunu iddia ediyordu. Adeta her taşın altında cemaat var diyen Hanefi Avcı´nın bu inanılmaz derecedeki abartılı iddiaları ileri sürmesinin arka planı çok geçmeden aydınlandı. Avcı´nın ne kadar derin bir istihbarat görevlisi olduğu da o süreçte ortaya çıktı.

Avcı´nın Devrimci Karargah örgütü üyeleriyle irtibatı vardı ve kendisine yönelik polis soruşturmasını, teşkilat içindeki irtibatları aracılığıyla haber almıştı. Örgüt üyelerine polis takibinden kurtulma taktikleri verdiği, soruşturmada kanıtlandı. Hiç bir şekilde izah edilemeyecek ve savunulamayacak şekilde derin irtibatları tespit edilen Avcı son bir hamle ile ön almaya ve kendisine yönelik soruşturmayı itibarsızlaştırmaya çalıştı. Cemaatin kendisine yönelik bir intikam operasyonu yaptığını öne sürdü. Oysa deliller çok açıktı. İşte kitap, kafa karıştırmak ve Ergenekon davaları üzerinde şüphe uyandırmak amacıyla son anda cemaat bölümü eklenerek piyasaya çıkarılmış oldu. Ergenekon davalarına karşı çok büyük bir hamle yapılmıştı. Ancak bu hamlenin kendisine yönelik Devrimci Karargah soruşturmasını baltalamak için yapıldığı da kısa sürede ortaya çıktı. Bu hamle ile aynı zamanda Ergenekon soruşturmasının da baltalanmak istendiği açıktı.

O süreçte ortaya çıkan başka ayrıntılar bunun aslında çökmekte olan Ergenekon´un can havliyle yaptığı derin bir plan olduğunu da gösterdi.

Şöyle ki, Hanefi Avcı halen Ergenekon örgütünün talimatları doğrultusunda yayın yapmakla suçlanan Odatv internet sitesine yönelik açılan davada da sanık olarak yargılanıyor. Avcı´nın kitabını Ergenekon davalarını baltalamak için yazdığı iddiası davanın konularından birisi. Bu dava henüz sonuçlanmış değil.

Bir diğer ayrıntı, Hanefi Avcı´nın 6 Mart 1993´de İstanbul Kartal´da Dev-Sol´a düzenlenen polis operasyonu yönettiğinin ortaya çıkması oldu. O olayda asıl ortaya çıkan ise operasyonda yaşamını yitiren örgüt mensupları Bedri Yağan ve arkadaşlarının yakın mesafeden başlarına ateş edilerek infaz edildikleri oldu. Adını daha sonra DHKP-C olarak değiştirecek olan Dev-Sol örgütünün yönetimi böylece Dursun Karataş ekibine teslim edilmiş oldu. Bedri Yağan örgütte liderlik kavgası veren kişi idi. Dev-Sol, Ergenekon sürecinde ortaya çıkan bu ve benzer bulgular nedeniyle derin devletin yönetimindeki anlamına gelen ´Derin-Sol´ olarak adlandırılıyor. Adını DHKP-C olarak değiştiren bu örgütün Hatay bölgesinde Özel Harp Dairesi mensuplarıyla birlikte ortak operasyonlar yaptığı, İstanbul´daki Ergenekon davasından Malatya´daki Zirve davasına gönderilen ´Akdeniz Raporu´ belgesinde belirtiliyor.

Bu derin bağlantılar ve eylemler başka bilgilerle de teyit edildi. Eski özel Harekat polisi Ayhan Çarkın, Susurluk dönemindeki faili meçhul cinayetlere dair 2011 yılında şok itiraflarda bulundu, somut bilgiler verdi. İtiraflar 17 cinayet hakkında soruşturma açılmasına neden oldu. Bu cinayetlerden birine yönelik dava geçtiğimiz günlerde açıldı. Eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen sanıklardan biri haline geldi. Ayhan Çarkın, itiraflarında Hanefi Avcı ve Dursun Karataş´ın ne kadar derin kişiler olduğuna dair iddialarda da bulunuyordu. Dursun Karataş´ı istihbarat minibüsünde gördüğünü söyleyen Çarkın, Avcı´nın da Ergenekon´un merkez komitesinde görev aldığını ileri sürüyordu.

ÖRGÜT GEZİ OLAYLARINDA DA ROL ALDI

Haziran ayı boyunca Türkiye´yi sarsan Taksim Gezi Parkı olaylarında Devrimci Karargah örgütünün de rol aldığı ortaya çıkmıştı. Taksim´de molotof atarak polisle çatışırken görüntülenen ve daha sonra yakalanan Ulaş Bayraktaroğlu´nun Devrimci Karargah örgütü (DKÖ) mensubu olması buna dair bulgulardan sadece birisi. Gezi olaylarına yönelik çeşitli iddianame ve soruşturmalarda bu örgütün adı sıkça geçmekte.

ALMANYA´NIN TÜRKİYE´YE DERİN İLGİSİ

Polisiye operasyonlarla Türkiye´de bitme noktasına gelen Devrimci Karargah örgütünün Almanya´da yaşamını sürdürdüğünün ortaya çıkması aslında şaşırtıcı değil. Almanya´nın Türkiye´ye yönelik derin ilgisi son Ergenekon soruşturması sürecinde sık sık somut bulgularla kanıtlanmış bulunuyor. 1990 yılında İtalya´da patlak veren Gladio skandalı, Nato bünyesindeki kontrgerilla teşkilatlarından bir örneğinin de Almanya´da bulunduğunu ülke yetkililerinin itiraflarıyla resmen kanıtlamıştı. CIA öncülüğünde NATO ülkelerinde kurulan kontrgerilla yapılanmalarında Alman Nazilerinin örnek alındığı ileri sürülüyordu. Esasen Amerikan istihbarat teşkilatı OSS´nin CIA´ya dönüşmesinde de yine Alman nazilerinin örnek alındığı, nazi yöneticilerinin CIA yapılanmasında görev aldığı biliniyor. Alman ve Türk kontrgerilla teşkilatlarının halen aktif şekilde yaşadığı ve yardımlaşmakta olduğu Alman araştırmacılar tarafından da dile getirilmekte. Türklere yönelik dönerci cinayetlerinin arkasında da bu derin yapının rol aldığı ileri sürülmekte. Almanya´nın Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi bazı Ergenekon sanıklarıyla çeşitli bağlantıları ve çeşitli Ergenekon sanıklarına para desteği sağladığı belgeleriyle ortaya çıkmış, bu iddia Ergenekon davasında mahkemenin dikkatini çekmişti. Ergenekon´un en önemli sanıklarından olan firari Bedrettin Dalan´a Alman istihbarat teşkilatının sahte pasaport verdiği de ortaya çıkan bir başka ayrıntı idi. Yönetiminde Almanya´nın etkin olduğu Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol, Dalan´ın Türkiye´ye iade talebini reddederken, aynı şekilde kırmızı bültenle aranan çok sayıda diğer terör suçlusunu da Türkiye´ye iade etmeyi ya reddediyor ya da bürokratik bahanelerle işi yokuşa sürüyor. Prof. Necip Hablemitoğlu´nun Alman derin devletinin vakıf ve dernekleri aracılığıyla Türkiye´de siyasete müdahale ettiği iddiasını araştırırken Ergenekon örgütü tarafından öldürüldüğüne dair somut bulgular diğer bir kanıtı teşkil ediyor. Almanya´nın Türkiye´yi karıştıran Gezi olaylarına siyasetçileriyle, medyasıyla, vakıf ve dernekleri aracılığıyla aktif destek verdiğinin somut bulgularla ortaya çıkmış olması da bu konuda sayılabilecek diğer bir kanıt. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

KARARGAH AVRUPA´YA YAYILMIŞ

18.10.2013 12:06 SABAH, Devrimci Karargâh örgütünün Serdar Kaya dışındaki yöneticilerini de buldu. Bütün kadrolarıyla Avrupa´ya yayılmış olan örgütün hemen her önemli Avrupa kentinde bir üssü var. Sabah, aralıklarla toplam iki yıl süren uzun soluklu bir haber-araştırma süreci sonunda Devrimci Karargâh örgütünün Serdar Kaya dışındaki yöneticilerini de buldu. Örgütün, Kaya´dan sonra en önemli yöneticisi olan askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir´i İsviçre´de bulup görüntüledik. Devrimci Karargâh´ın bir diğer önemli yöneticisi finansör Hakan Etyemez´i de örgütün ana karargâhının bulunduğu Nürnberg´de fotoğrafladık. Etyemez bugüne kadar hiç görüntülenmemişti. DPD adlı kargo firmasının Nürnberg bayiliğini yapan Etyemez´in B.E. Transport adlı bir şirketi bulunuyor. Alman polisinin, Türklere ait pek çok işyerine mali baskı yaptığı halde B.E. Transport´u mali denetime tabi tutmadığı öğrenildi. Hakan Etyemez, örgütün Nürnberg´deki merkezinde diğer Devrimci Karargâh üyeleriyle toplantılar yapıyor.

SABAH Özel İstihbarat Bölümü, Serdar Kaya´yı, Nürnberg´den Berlin´e geldikten sonra sabah eşi Rabia Şen Süer Kaya ile birlikte kahvaltıya giderken görüntülemişti. Berlin´de Serdar Kaya ile birlikte görüntülenen Rabia Şen Süer Kaya da Devrimci Karargâh üyesi olarak biliniyor. Rabia Şen Süer Kaya, 24 Nisan 2010 tarihinde örgütün etkin olduğu şehirlerden Zürih´te yapılan Orhan´lardan Mahir´lere kavga sürüyor konulu anma etkinliğinde Devrimci Karargâh standını temsil etmiş. Rabia Şen Süer Kaya´nın da adının yer aldığı MİT raporuna göre Devrimci Karargâh örgütünde etkin görevlerde olan isimler şunlar:

Şemdin Şimşir, Hakan Etyemez, Mehmet Güneş, Bülent Parmaksız, Hakan Soytemiz, Eser Sandıkçı, Emrol Pamuk, Mustafa Süleyman, Kudret Köksal, İbrahim Halit Elçi, Aynur Boyraz, Orhan Yılmazkaya, Cemal Bozkurt, Fatih Aydın, Özgür Dinçer, Murad Akıncılar, Kamil Cem Özatalay, Cenk Murat Ağcabay, Oğuzhan Kayserilioğlu, Semih Aydın, Tuncay Yılmaz, Süleyman Baş, Eyüp Çelik, Mehmet Şamir Altan, Mehmet Bülent Özbek, Mehmet Ali Özdemir, Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Gürbüz Güneş, Cevat Dökmeci, Günay Kubilay, Salih Mahir Aydın, Nail Arıkan, Özcan Kılıç, Ulaş Erdoğan, Osman Baha Okar, Önder Sönmez, Özgür Aytulum, Rauf Demir, Okan Duman, Bayram Akdoğdu, Benay Can, Vedat Yılmaz ve Volkan Karakuş. Raporda DK´nın solda birlik çalışmaları için faaliyet gösterdiği de belirtiliyor. Raporda ayrıca Hakan Etyemez´in örgütün finansörlerinden olduğu bilgisine de yer veriliyor. MİT´in tespitlerine göre örgütün askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir de, İsviçre´de bahis işletmeciliği ve uyuşturucu kaçakçılığı yapan çevrelerle ilişkili ve bu çevrelerden örgüte finans sağlıyor.

Berlin´de görüntülenen Devrimci Karargâh´ın lideri Serdar Kaya´dan sonra en önemli ismi askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir. Dev-Sol kökenli Şimşir´in kod adı Faruk. Şimşir Erzincan Refahiyeli. İlkokul mezunu olan Şimşir´in Uzakdoğu sporlarıyla ilgilendiği, iyi silah kullandığı ve bu yüzden askeri kanat sorumluluğuna getirildiği belirtiliyor.

İstihbarat birimlerinin tespitlerine göre Şimşir, uyku bozukluğu, bayılma, karanlıktan korkma, asabiyet gibi şikâyetlerle tedavi merkezine başvurmuş. Bir başka deyişle Şimşir´in psikolojik sorunları var. Şimşir´in, örgütte Anıt Baba, Suat Bozkuş, Mehmet Şamil Altan, Cenk Murat Ağcabay, Süleyman Baş, Mehmet Güneş, Kamil Cem Özatalay, Özgür Tüzün, Bülent Parmaksız, Okan Duman, Bayram Akdoğdu, Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Eyüp Çelik, Mehmet Ali Bozdemir ve Raif Demir ile doğrudan bağlantısı bulunuyor.

Edindiğimiz bilgilere göre Avrupa´daki örgütsel toplantılar Almanya´dan Serdar Kaya ve İsviçre´den Şemdin Şimşir´in de aralarına bulunduğu 6-7 kişilik üst yönetim kademesi tarafından gerçekleştiriliyor. Bir başka ilginç bilgi ise SABAH´ın bulup görüntülediği Serdar Kaya´nın Suriye´de sivillere yönelik Şebiha katliamlarıyla gündeme gelen THKP-C Acilciler Örgütü´nün Lideri Mihraç Ural´la irtibatlı olması. Hatta Kaya, Suriye´de bir DK ofisi bile açmayı planlamış. MİT´e göre örgütün Almanya, İsviçre, Hollanda, Fransa, Rusya kadrosundakiler şöyle;
Almanya kadrosunda Serdar Kaya, Rabia Şen Süer Kaya, Hakan Etyemez, Cevat Dökmeci, Mehmet Ali Bozdemir.
İsviçre kadrosunda Şemdin Şimşir, Eyüp Çelik, Suphi Ağaçkesen, Nevzat Coşkun, Mehmet Akyol, Pakize Keleş, Cenk Murat Ağcabay, Rauf Demir, Şükrü Bozkurt, Süleyman Baş.
Hollanda kadrosunda Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Suat Bozkuş, Salih Mahir Aydın.
Fransa kadrosunda Gürbüz Güneş; Rusya kadrosunda ise Anıt Baba

PKK´NIN GÖZETİMİNDE

19.10.2013 12:02 2005 yılında kurulan Devrimci Karargâh, Avrupa´da etkin olan PKK´nın gözetiminde eylemlerini yapıyor. Örgüt, Kandil bağlantısını Serdar Kaya-Mustafa Karasu ilişkisi üzerinden sağlıyor. 2005 yılında kurulan Devrimci Karargâh örgütü, birden bire ortaya çıkıp, büyük kanlı eylemlere başlamış ilginç bir örgüt. Örgütün ansızın faaliyetlerine başlayıp, kanlı eylemler yapmış olması yabancı gizli servislerin denetiminde olduğunu gösteriyor. Örgüt ayrıca Avrupa´da etkin olan PKK´nın gözetiminde faaliyet gösteriyor. Kandil´den Nürnberg ve Berlin´e, oradan Avrupa´nın pek çok şehrine yayılan ilişki ağı içinde Devrimci Karargâh (DK), PKK desteğiyle yaşatılan bir örgüt olarak nitelendirilebilir. DK-PKK bağlantısını, Serdar Kaya ile PKK´nın Kandil´deki üst düzey yöneticilerinden Mustafa Karasu sağlıyor. Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) tespitlerine göre Kaya, Kandil´de Karasu ile görüştü ve DK´nın Avrupa´da nasıl faaliyet göstereceğini ayrıntılarıyla konuştu. Serdar Kaya ayrıca, Bostancı´daki polis baskınında ölen Orhan Yılmazkaya ile birlikte de Kuzey Irak´taki Zap kampına gidip askeri eğitim aldı. Kaya ile Yılmazkaya´nın internet üzerinden şifreli görüşmeler yaptığı tespit edildi. Emniyet, internet haberleşmelerini şifreli yapan örgütün zaman zaman güvenlik için canlı kurye kullandığını da belirledi. Devrimci Karargâh, 2008 yılında 1. Ordu Komutanlığı´na havan mermisi ile saldırı düzenlenmesi, Karacaahmet Mezarlığı´nda zaman ayarlı parça tesirli bomba ile patlatılmasıyla gündeme geldi. Örgütün en büyük eylemi ise, Sütlüce´deki Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul İl Başkanlığı´na bombalı paket gönderilmesiydi. Bombanın patlaması sonucu bir polis memuru şehit olmuş, 5´i polis 12 kişi de yaralanmıştı. 2009´da Beşiktaş´taki Pozitif Bank binasına bombalı saldırı düzenleyen örgütün Bostancı´daki hücre evinin basılması sırasında televizyonlardan canlı yayınlanan çatışmada emniyet amiri Semih Balaban şehit olmuş, yoldan geçen Mazlum Şeker de hayatını kaybetmişti. Bu çatışmada Serdar Kaya´nın görevlendirdiği örgüt yöneticisi Orhan Yılmazkaya öldürülmüştü.

2008 yılında adını duyuran Devrimci Karargâh örgütüyle ilgili MİT raporunda DK´nın 2011 yılı itibariyle Avrupa-Irak alanında 60-70 mensubuyla toplantılar yaptığı bilgisi yer alıyor. Raporda şöyle deniliyor: Avrupa merkezli olarak yönlendirildiği bilinen örgütün ağırlıklı olarak Almanya ve İsviçre´de faaliyet göstermekte olup, Fransa ve Hollanda´da kadro ve bağlantıları bulunmaktadır. Ayrıca Irak, Suriye, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Hırvatistan ve Saraybosna´da da irtibatlarda ve faaliyetlerde bulunduğuna dair duyumlar alınmıştır.

Örgütün lideri Serdar kaya´nın eşi Rabia Şen Süer Kaya 1961 Üsküdar doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi´nden mezun oldu. Serdar Kaya ile 1989´da evlendi. Yazarlık ve çevirmenlik yapıyor. İddialara göre, Rabia Şen Süer Kaya´nın örgütte irtibatlı olduğu diğer isimler şunlar: Eşi Serdar Kaya, Cenk Murat Ağcabay, Anıt Baba, Suat Bozkuş, Şamil Altan, Hakan Etyemez, Pakize Keleş, Hakan Soytemiz, Gürbüz Güneş, Oğuzhan Kayserilioğlu, Mehmet Güneş, Cem Özatalay, Murad Akıncılar, Mehmet Bülent Özbek, Mehmet Ali Bozdemir, Cevat Dökmeci, İbrahim Özkan, Muttalip Küçükoğlu, Mehmet Ali Yücel, Mebruke Bayram. Rabia Şen Süer Kaya, DK´nın Emir Yusuf Emirmahmudoğlu adlı yöneticisi ile de irtibatlı. Emirmahmudoğlu 2006 yılında Hollanda´dan Rabia Şen Süer Kaya ile internet üzerinden birkaç kez örgütsel bağlantı kurmuş.

Devrimci Karargâh örgütü, 2009 yılında Sabiha Gökçen Havalimanı´nda 11 Eylül tarzı bir terör saldırısı planladığı iddiasıyla gündeme geldi. Örgütün, 11 Eylül tarzı bir terör saldırısı için üs olarak seçtiği Sabiha Gökçen Havalimanı´nda uçak bakım şirketine eleman sızdırdığı, ancak polisin örgütü çökertmesinden sonra eylemin yapılamadığını SABAH daha önce yazmıştı. SABAH´ın 9 Kasım 2009´da sürmanşetten yayınladığı haberde örgütün tıpkı Sabancı suikastında Fehriye Erdal´ın Sabancı Center´da işe konulması gibi, bir şirkete eleman yerleştirerek saldırı planladığı belirtilmişti. (Sabah)

(17 Ekim 2013, 13:53), son güncel.: (19 Ekim 2013, 12:02)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DEVRİMCİ KARARGAH 3. İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

Avcı´nın devrimciler içinde işi ne?

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

DHKP-C´nin Ergenekon bağlantısı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Çarkın´dan Hanefi Avcı itirafları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Yabancı vakıflara dava açılacak mı?

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5632    yazdır/print


 

Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı

Yargıtay Balyoz davasında temyiz kararını açıkladı. 361 kişiden 237´sinin cezası onandı. 36 sanık hakkında verilen beraat kararı onandı. 25 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararları yeterli delil bulunmadığından, 63 sanık hakkındaki mahkumiyet kararları ise ´sanıkların eylemlerinin suç için anlaşma suçu´ kapsamında kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekçesiyle bozuldu. Bu 88 sanıktan tutuklu olanların tahliyelerine, haklarındaki yakalama kararlarının geri alınmasına karar verildi. Kararlar oy birliği ile alındı. Böylece, büyük oranda Yargıtay Başsavcılığın tebliğnamesindeki talep doğrultusunda karar verilmiş oldu. Sanık yakınları karar karşısında gözyaşlarını tutamadılar. Lanet olsun diye ağlayarak karara tepki gösterdiler.

09.10.2013 10:29 Yargıtay, Balyoz Davası´da kararını açıkladı. 361 kişiden 237´sinin cezası onandı. Hakkında mahkumiyet kararı verilen 63 sanığın eylemlerinin suç için anlaşma suçu kapsamında kalması nedeniyle bu kişiler hakkındaki karar bozuldu. 24 sanık hakkındaki bozma kararı delil yetersizliğinden verildi. Tutuklu sanıkların tahliyesine karar verildi. Kararlar oy birliği ile alındı.

“Balyoz Planı” davasının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9´uncu Ceza Dairesi, aralarında emekli orgeneraller Halil İbrahim Fırtına ve Çetin Doğan ile emekli Oramiral Özden Örnek´in de bulunduğu 361 sanıkla ilgili kararını bugün açıkladı.

KARARLAR OYBİRLİĞİ İLE ALINDI

Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nde kararlar oybirliği ile alındı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi Heyeti saat 10.12.´de salona girdi ve 2 sayfalık kararı okuması 16 dakika sürdü. Dairenin oy birliğiyle aldığı kararı, Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul okudu.

Başkan Ertuğrul, aralarında Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, Ahmet Feyyaz Öğütçü, Dursun Çiçek, Ahmet Zeki Üçok, Bilgin Balanlı, Engin Alan, Ergin Saygun, Nejat Bek, Süha Tanyeri, Şükrü Sarıışık, Mehmet Otuzbiroğlu, Özden Örnek´in de aralarında bulunduğu 237 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını, sanıklara vekalet ücreti yükletilmesi ve sanık Berna Dönmez hakkında Türk Ceza Kanununun, babalık hakkında men edilme hükmünün uygulanmasındaki hata nedeniyle düzelterek onanmasına karar verildiğini bildirdi.

Ertuğrul´un okuduğu karara göre, 36 sanık hakkında verilen beraat kararı onandı.

Yargıtay 9. Dairesi, 25 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını yeterli delil bulunmadığından, 63 sanık hakkındaki mahkumiyet kararlarını ise sanıkların eylemlerinin suç için anlaşma suçu kapsamında kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekçesiyle bozdu.

88 KİŞİYE TAHLİYE

Daire, bu 88 sanığın tutuklu olanların tahliyelerine, haklarındaki yakalama kararlarının geri alınmasına karar verdi.

Yargıtay böylece, büyük oranda Yargıtay Başsavcılığın tebliğnamesindeki talep doğrultusunda karar vermiş oldu.

--------------------------------------------------------------------------------

RÜTBELER SÖKÜLECEK

Balyoz davasında mahkumiyet kararları onanan ve aralarında Çetin Doğan, Özden Örnek ve Halil İbrahim Fırtına´nın yer aldığı sanıkların rütbeleri sökülecek. Muvazzaf olanlar ise TSK´dan çıkarılacak. Bu isimler ´er´ statüsünde olacak. Aldıkları devlet üstün hizmet madalyaları, nişanları ve altın kaplı kılıçları da geri alınacak. Kendilerinin yanı sıra eş ve yakın akrabalarına verilen askeri kimlikler de alınacak. Askeri tesislerin hiç birinden yararlanamayacaklar.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un ceza alması durumunda rütbesinin sökülüp sökülmeyeceği tartışmaları sırasında Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Eğer mahkum olursa o mahkumiyetin neticesi rütbelerinin alınacağı hükmü vardır. Bu hüküm mevcut olduğu sürece uygulanacaktır. demişti.

ENGİN ALAN´IN VEKİLLİĞİ DÜŞECEK

Balyoz Davası´nda MHP Ankara Milletvekili Engin Alan hakkındaki 18 yıllık ceza kararı onandığı için milletvekilliği düşecek. Alan´ın vekilliğinin düşmesi için hükümetin kararı TBMM´ye göndermesi gerekiyor. Hükümet kararı tutar ve Meclis´e göndermezse, bu süre boyunca milletvekilliği devam eder. Ancak Alan hakkındaki Yargıtay kararı Meclis Genel Kurulu´nda okunduğu anda vekilliği düşecek.

Anayasa´nın milletvekilliğinin düşmesine ilişkin 84. Maddesi şöyle: Madde 84 - (Değişik: 23/7/1995 - 4121/9 md.) İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır. Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur.

--------------------------------------------------------------------------------

İŞTE KARAR METNİ

´YARGITAY 9. C.D. 2013/9110 ESAS SAYILI DOSYA KARAR SONUÇ BİLGİLERİ:

Beraat kararları onanan 34 isim

1) Sanıklar Abdil Akça, Abdullah Zafer Arısoy, Ahmet Çetin, Ahmet Yanaral, Ali Güngör, Altan Dikmen, Arif Bıyıklı, Duran Ayhan, Embiya Şen, Erdal Yıldırım, Erdinç Yıldız, Erol Ersan, Ertan Karagözlü, Eyup Aktaş, Fikret Coşkun, Hakan Öktem, Hakan Yıldırım, Hüseyin Bakır, Hüseyin Durdu, İhsan Çevik, İmdat Solak, İsmail Karaoğlan, Levent Güldoğuş, Levent Maraş, Murat Balkaş, Murat Bektaşoğlu, Musa Farız, Mustafa Aydın, Mustafa Kelleci, Mutlu Kılıçlı, Osman Çetin, Recep Yavuz, Rifat Gürçam, Selahattin Gözmen, Serhat Dizdaroğlu ve Uğur Üstek hakkındaki beraata ilişkin hükümlerin ONANMASINA,

2) Sanıklar Abdullah Dalay, Ali Aydın, Halil Helvacıoğlu, Abdurrahman Başbuğ, Ahmet Necdet Doluel, Ahmet Türkmen, Bülent Akalın, Cumhur Eryüksel, Doğan Uysal, Gökhan Çiloğlu, Güllü Salkaya, Hakan Ilıca, Hüseyin Polatsoy, İlker Yunus, İsmet Kışla, Şafak Duruer, Tevfik Özkılıç, Tuncay Küçük, Adem Ceylan, Cafer Uyar, Canatan Turgut, Kenan Yüce, Murat Dülek, Ömer Faruk Ağa Yarman ve Tülay Delibaş hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin; Sanıkların cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle BOZULMASINA, BOZMANIN NİTELİĞİNE GÖE ADI OKUNAN SANIKLARDAN TUTUKLU OLANLARIN TAHLİYELERİNE; HAKLARINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARTILANLARIN YAKALAMA KARARLARININ GERİ ALINMASINA,

Haklarındaki cezalar için bozma kararı verilenler

3) Sanıklar Bora Serdar, Hasan Gülkaya, Levent Görgeç, Ahmet Tuncer, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Ali Rıza Sözen, Aytekin Candemir, Bahtiyar Ersay, Barbaros Kasar, Behcet Alper Güney, Burhan Gögce, Can Bolat, Cemal Candan, Cüneyt Sarıkaya, Doğan Fatih Küçük, Dursun Tolga Kaplama, Erdoğan Koçoğlu, Erhan Kuraner, Fatih Altun, Fatih Musa Çınar, Fuat Pakdil, Gökhan Gökay, Hakan Akkoç, Halil Yıldız, Hamdi Poyraz, Harun Özdemir, Hasan Basri Aslan, Hasan Hakan Dereli, Hasan Nurgören, İkrami Özturan, İlkay Nerat, Kemal Dinçer, Mehmet Alper Şengezer, Mehmet Kemal Gönüldaş, Muharrem Selçuk Ünal, Murat Ataç, Mustafa Erdal Hamzaoğulları, Mustafa Yuvanç, Namık Koç, Nedim Ulusan, Nihat Özkan, Orkun Gökalp, Refik Hakan Tufan, Sami Yüksel, Sırrı Yılmaz, Soydan Görgülü, Süha Civan, Timuçin Erarslan, Veli Murat Tulga, Yaşar Dilber, Yunus Nadi Erkut, Yüksel Gamsız, Zafer Karataş, Ahmet Şentürk, Ahmet Topdağı, Gökhan Murat Üstündağ, Kasım Erdem, Levent Ergün, Mümtaz Can, Nurettin Işık, Recai Elmaz, Suat Dönmez ve Turgay Bülent Göktürk hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin; Bu sanıkların eylemlerinin suç için anlaşma suçu kapsamında kalması nedeniyle, haklarında 5237 sayılı TCK´nın 316/2. ve CMK´nın 223/4-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle BOZULMASINA, BOZMANIN NİTELİĞİNE GÖE ADI OKUNAN SANIKLARDAN TUTUKLU OLANLARIN TAHLİYELERİNE; HAKLARINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARTILANLARIN YAKALAMA KARARLARININ GERİ ALINMASINA,

Cezası onananlar

4) Sanıklar Çetin Doğan, Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına, Abdullah Can Erenoğlu, Abdullah Gavremoğlu, Abdülkadir Eryılmaz, Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Ahmet Feyyaz Öğütcü, Ahmet Sinan Ertuğrul, Ahmet Yavuz, Ali Deniz Kutluk, Ali Semih Çetin, Alpay Çakarcan, Ayhan Taş, Behzat Balta, Bilgin Balanlı, Bülent Tunçay, Cem Aziz Çakmak, Cemal Temizöz, Cemalettin Bozdağ, Cengiz Köylü, Deniz Cora, Dora Sungunay, Engin Alan, Engin Baykal, Ergin Saygun, Ergün Balaban, Faruk Doğan, Faruk Oktay Memioğlu, Gürbüz Kaya, Halil Kalkanlı, Hanifi Yıldırım, Hasan Fehmi Canan, Hasan Hoşgit, Hüseyin Hoşgit, İbrahim Koray Özyurt, İhsan Balabanlı, İzzet Ocak, Kadir Sağdıç, Kıvanç Kırmacı, Korcan Pulatsü, Kubilay Aktaş, Lütfü Sancar, Meftun Hıraca, Mehmetfatih İlğar, Mehmet Kaya Varol, Mehmet Otuzbiroğlu, Metin Yavuz Yalçın, Murat Özçelik, Mustafa Aydın Gürül, Mustafa Karasabun, Mustafa Kemal Tutkun, Mustafa Korkut Özarslan, Mustafa Önsel, Mücahit Erakyol, Nejat Bek, Nihat Altunbulak, Nuri Ali Karababa, Özer Karabulut, Ramazan Cem Gürdeniz, Salim Erkal Bektaş, Serdar Okan Kırçiçek, Servet Bilgin, Soner Polat, Süha Tanyeri Şükrü Sarıışık, Taner Balkış, Taner Gül, Tuncay Çakan, Turgut Atman, Uğur Uzal, Yaşar Barbaros Büyüksağnak, Yurdaer Olcan, Yusuf Ziya Toker, Ziya Güler, Abdullah Cüneyt Küsmez, Ahmet Dikmen, Ahmet Erdem, Ahmet Hacıoğlu, Ahmet Küçükşahin, Ahmet Zeki Üçok, Ali Demir, Ali Sadi Ünsal, Ali Türkşen, Ali Yasin Türker, Armağan Aksakal, Aşkın Öztürk, Aşkın Üredi, Atilla Özler, Aydın Sezenoğlu, Ayhan Gedik, Ayhan Gümüş, Ayhan Türker Koçpınar, Ayhan Üstbaş, Aykar Tekin, Aziz Yılmaz, Bahadır Mustafa Kayalı, Bekir Memiş, Berker Emre Tok, Berna Dönmez, Beyazıt Karataş, Binali Aydoğdu, Bülent Günçal, Bülent Kocababuç, Bülent Olcay, Cahit Serdar Gökgöz, Celal Kerem Eren, Cenk Hatunoğlu, Çetin Can, Davut İsmet Çınkı, Derya Günergin, Derya Ön, Devrim Rehber, Doğan Temel, Dursun Çiçek, Emin Küçükkılıç, Ender Güngör, Ender Kahya, Engin Kılıç, Ercan İrençin, Erdal Akyazan, Erdem Caner Bener, Erden Ülgen, Erdinç Altıner, Erdinç Atik, Erhan Kubat, Erhan Şensoy, Ertuğrul Uçar, Fahri Can Yıldırım, Fahri Yavuz Uras, Fatih Uluç Yeğin, Fikret Güneş, Gürkan Koldaş, Gürkan Yıldız, Gürsel Çaypınar, Hakan İsmail Çelikcan, Hakan Mehmet Köktürk, Hakan Sargın, Haldun Ermin, Halit Nejat Akgüner, Hannan Şayan, Hasan Özyurt, Haydar Mücahit Şişlioğlu, Hayri Güner, Hüseyin Çınar, Hüseyin Dilaver, Hüseyin Özçoban, Hüseyin Topuz, İbrahim Özdem Koçer, İsmail Taş, İsmail Taylan, Kadri Sonay Akpolat, Kahraman Dikmen, Kemalettin Yakar, Kubilay Baloğlu, Kürşad Güven Ertaş, Levent Çehreli, Mehmet Aygün, Mehmet Baybars Küçükatay, Mehmet Cem Çağlar, Mehmet Cem Okyay, Mehmet Cenk Dalkanat, Mehmet Eldem, Mehmet Erkorkmaz, Mehmet Ferhat Çolpan, Mehmet Fikri Karadağ, Mehmet Koray Eryaşa, Mehmet Örgen, Mehmet Seyfettin Alevcan, Mehmet Ulutaş, Mehmet Yoleri, Memiş Yüksel Yalçın, Mesut Zafer Sarı, Mete Demirgil, Muharrem Nuri Alacalı, Murat Özenalp, Murat Saka, Murat Ünlü, Mustafa Çalış, Mustafa Erhan Pamuk, Mustafa Haluk Baybaş, Mustafa İlhan, Mustafa Koç, Nadir Hakan Eraydın, Nail İlbey, Namık Sevinç, Necdet Tunç Sözen, Nedim Güngör Kurubaş, Nuri Selçuk Güneri, Nuri Üstüner, Onur Uluocak, Osman Başıbüyük, Osman Fevzi Güneş, Osman Kayalar, Ökkeş Alp Kırıkkanat, Önder Çelebi, Rafet Oktar, Ramazan Kamüran Göksel, Rasim Arslan, Recep Rıfkı Durusoy, Recep Yıldız, Refik Levent Tezcan, Rıdvan Ulugüler, Sefer Kurnaz, Sinan Topuz, Suat Aytın, Süleyman Namık Kurşuncu, Şafak Yürekli, Şenol Büyükçakır, Tayfun Duman, Taylan Çakır, Turgay Erdağ, Turgay Yamaç, Turgut Ketken, Utku Arslan, Ümit Metin, Ümit Özcan, Yalçın Ergül, Yavuz Kılıç, Yusuf Afat, Yusuf Kelleli, Yusuf Volkan Yücel, Yüksel Gürcan, Zafer Erdim İnal, Bulut Ömer Mimiroğlu, Ali Cengiz Şirin, Alpar Karaahmet, Bayram Ali Tavlayan, Emin Hakan Özbek, Enver Aksoy, Levent Erkek, Levent Kerim Uça, Mehmet Cem Kızıl, Oğuz Türksoyu, Özgür Ecevit Taşcı, Sencer Başat ve Hakan Büyük hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin; Sanıklara vekalet ücreti yükletilmesi ve sanık Berna Dönmez hakkında 765 sayılı TCK´nın 33. maddesinin uygulanmasındaki hata nedeniyle bu hususların CMUK´nın 322. maddesi uyarınca DÜZELTİLMESİ SURETİYLE ONANMASINA, 09.10.2013 tarihinde, Oybirliğiyle karar verilmiştir.´

--------------------------------------------------------------------------------

SANIK YAKINLARININ GÖZYAŞLARI

Açıklanan karar kimi sanık yakınları tarafından sevinçle karşılanırken kimileri gözyaşlarına boğuldu. Cezaları onanan sanık yakınları karar sonrası sinir krizleri geçirdi. Umutlu bekleyişleri hüsranla sonuçlanan sanık yakınları karara isyan ederken gözyaşlarını tutamadılar. Lanet olsun diye ağlayarak karara tepki gösterdiler. Sanık yakınları, ´Ordu millet elele tam bağımsız Türkiye´, ´Orduya uzanan eller kırılsın´ sloganları attı. Mahkemeden çıkan başka bir sanık yakını ise kameralar önünde tepkisini dile getirdi. 16 yıl hapis cezası alan bir sanığın yakını karar sonrası Yargıtay Binası önünde isyan etti. Sanık yakını, Benim kardeşim masum ama 16 yıl ceza yedi. İki yıldır içeride. Böyle adalet olmaz. Allah katına çıkacaksınız dedi. Bazı sanık yakınları da “Bu nasıl adalet, böyle adalet mi olur? Allah belanızı versin. Sizin de çocuklarınız umarım bunu görür” şeklinde tepki göstererek salonu terk etti. Çetin Doğan´ın eşi Nilgün Doğan, “Verilen karar nedeniyle çok üzgünüz. Bu kararla birlikte hukuk yıkıldı” dedi. Balyoz Davası sanıklarının yakınları tarafından oluşturulan Vardiya Bizde Platformu´nun kararın açıklanmasının ardından Yargıtay binasının önünde eylem yaparak, Hükümet aleyhine sloganlar attıkları görüldü.

--------------------------------------------------------------------------------

DAVANIN GEÇMİŞİ

Emekli kuvvet komutanları Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına´nın aralarında olduğu 196 sanıklı Balyoz Davası´nın ilk duruşması 16 Aralık 2010 tarihinde Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nin yanında bulunan büyük salonda başladı. 3 Ekim 2011 tarihinde 21´i tutuklu 28 sanığın yargılandığı İkinci Balyoz Davası, 29 Aralık 2011 tarihinde ise 64´ü tutuklu 143 sanığın yargılandığı Üçüncü Balyoz Davası dosyaları aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması, yargılamanın seriliği, usul ekonomisi, çelişkili kararların çıkmaması ve sanıkların hukuki durumlarının birbirini etkilemesi durumunu da dikkate alınarak ana davayla birleştirildi. 21 ay süren yargılamanın ardından Balyoz Davası´na bakan 10. Ağır Ceza Mahkemesi, kararını 21 Eylül 2012 tarihinde açıkladı.

Balyoz Davası´nda Çetin Doğan, Özden Örnek ve Halil İbrahim Fırtına 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 36 kişinin de beraatine karar verilen davada diğer sanıklarda 16 yılla 20 yıl arasında hapis cezalarına çaptırıldı. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını 7 Ocak 2013 tarihinde açıkladı. Balyoz Planı Davası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´na 27 Şubat 2013 tarihinde geldi. Başsavcılık, yaklaşık 4 aylık bir incelemenin ardından tebliğnamesini tamamladı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde, 361 sanıktan, 256 sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının onanmasını, 67 sanık hakkındaki mahkûmiyet kararlarının bozulmasını, 2 sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının düzelterek onanmasını, 35 sanık hakkında verilen beraat kararının onanmasını, 1 sanık hakkındaki beraat kararının ise bozulmasını talep etti. 15 Temmuz´da Yargıtay´da başlayan ve 17 gün süren temyiz duruşmalarında ise 117 avukat savunma yaptı.

--------------------------------------------------------------------------------

İLK TEPKİ BDP´DEN

Yargıtay´ın Balyoz davası sanıklarına alt mahkeme tarafından verilen kararları büyük ölçüde onamasına siyasetten ilk tepki BDP´den geldi. BDP Grup Başkan Vekili Hasip Kaplan, Hürriyet´in sorusu üzerine, Biz bu kararı daha çok tartışırız dedi. Kaplan, Balyoz davasında hakkındaki hapis kararı onanan bir de milletvekilinin (Engin Alan) olduğunu hatırlatarak, Bakalım hükümet ne yapacak? Milletvekilliğinin düşmesine ilişkin kararı TBMM´ye hemen getirecek mi, yoksa bekletecek mi? Bunu da göreceğiz diye konuştu. Balyoz davasının sadece hükümete karşı suçları kapsadığını, Fırat´ın ötesinde işlenen suçlara ise hiç girilmediğini vurgulayan Hasip Kaplan, Yargılama, özel yetkili mahkemede yapıldı. Siyasi davaların olağanüstü mahkemelerde görüldüğü her dava gibi, bu karar da çok tartışılacak dedi. Kaplan, sanıkların önünde Anayasa Mahkemesi´ne bireysel başvuru yapma, onun da ardından kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´ne götürme olasılığı bulunduğunu da hatırlattı.

Balyoz´da yargılanan sanıkların bazılarının 1990´lı yıllarda Güneydoğu´daki köy yakmalar, faili meçhuller gibi olaylarda AİHM´deki davalarda adlarının geçtiğini hatırlatan Kaplan, Bunlar hakkında herhangi bir işlem ise yapılmadı. Sadece hükümeti karşı işlenen suçlar açıdan yargılandılar. Vesayeti kırdık diyen hükümet, özel yetkili mahkemeler aracılığıyla bu sonuca ulaştı. Oysa 12 Eylül mevzuatı aynen duruyor diye konuştu.

ÇETİN DOĞAN´IN EŞİ: İLAHİ ADALETE SIĞINDIK

Yargıtay´ın emekli komutanlarla ilgili Balyoz Davası´nda verilen cezayı onamasına bir tepki de Balyoz Darbe Planı´nda 1 nolu yönetici ve dava sanığı olan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan´ın eşi Nilgül Doğan´dan geldi. Nilgül Doğan, kararın açıklanmasından sonra Hürriyet´e şunları söyledi: “Ne diyeyim?.. Türkiye´de adalet ve hukukun yerlerde süründüğünü biliyoruz. Türkiye´de adalet ve hukuk bitmiştir. Tek sığındığımız yer ilahi adalettir. Bundan dolayı bunun acısı çocuklarından ve torunlarından çıkacaktır. Hukukun ve adaletin olmadığı bir ülkede yaşadığımızı artık tüm dünya görüyor.”

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI KOCASAKAL: MINTIKA TEMİZLİĞİ YAPILDI

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal Yargıtay´ın kararı hakkında Hürriyet´e konuştu. Kocasakal şunları söyledi: “Bu davanın hukuki olduğuna asla inanmadım. Bu dava bir dönem yargılamasıdır. Bazı dönemlerde böyle dönem yargılamaları olur. Bu da bir dönem yargılamasıdır. Bana göre göre, Büyük Ortadoğu Projesi´ni hayata geçirilmesi için yapıldı bunlar. Bu bir mıntıka temizliği davasıydı. Eğer bu davalar (Balyoz, Ergenekon) olmasaydı, ´açılım- saçılım´ gerçekleşmezdi. Son çıkan paket de dâhil olmak üzere, Türkiye bu şekilde paketlenemezdi. Bakın nerelere getirdiler ülkeyi. Cumhuriyet´e ait izler ve bellek silinmeye çalışılıyor.

Hafif hafif hukukun ufukta göründüğü günlere doğru yol alıyoruz sanki. Bunu en azında mahkumiyet kararlarının tamamını onanmamış olması nedeniyle söylüyorum. Mahkumiyeti onanan kişilerin hukuk açısından ne kadar isabetli karara bağlandığı her türlü tartışmaya açık.

Yine de en azından delil yetersizliğinden bazı mahkumiyet kararlarının bozulmuş olması adalete ve hukuka yeniden dönüşün bir hazırlığı gibi görünüyor. Mahkemelerde son söz savunmanındır. Son sözün verilmediği delil olarak sunulan CD´lerin geçersizliğini hiç olmazsa Yargıtay görmüş bulunuyor. Uzun yıllar sonra ilk kez hem iddia sahiplerini, hem de mahkumiyet alan insanların hiç olmazsa bir kısmını rahatlatabilecek bir ortama doğru yol alıyoruz.

Mahkumiyet kararları bundan sonra hep anayasa mahkemesine ve oradan da Avrupa İnsan Hakları mahkemesine gidecek. Yeniden yargılamalarda ise hukuk açısından bence asıl olan tahliyedir. O insanların tahliye olması gerekmektedir.

Bir format atılıyor. Şimdi çıkan karara bakıyorum, kuvvet komutanlarının ki onanmış, diğerlerinin ki kısmen bozulmuş. Bu bile planı gösteriyor. Esas, Türk Silahlı Kuvvetleri´ni temsil eden kuvvet komutanlarının ki onanmak suretiyle TSK´nın darbe teşebbüsünde bulunduğu böylece tescil edilmiş oluyor. Bu yargılamada o kadar, ama o kadar çok usul hatası oldu ki... Şimdi aynı yerde aynı davada yargılanan birileri için usul hataları var, diğerleri için yok denemez ki. Avukatsız karar verildi. Bu mümkün değil. Yargıtay beni şaşırtmadı. Yeni oluşan HSYK´dan sonra, 160´ı aşkın yargıcın blok oy kullandığı bir ortamda benim bu Yargıtay´a zerre kadar güvenim yok. Bir hukukçu açısından bunu söylemek çok zor ve çok üzücüdür. Şimdi birileri diyecek ki, ´Hakim kararı, yargı kararı...´. Nazi Almanya´sında da hakim kararları vardı.

CHP´lİ TÜRMEN: HUKUKA İNEN BALYOZDUR

CHP Milletvekili ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski yargıçlarından Rıza Türmen, bu kararın hukuka indirilmiş bir balyoz olduğunu söyledi. Bundan sonra herkesin başına her şey gelebilir. Yargıtay da ÖYM´lerin adaletsizliğine ortak olmuştur dedi. Türmen, özel yetkili mahkemelerin verdiği kararların bir hukuk faciası olduğunu belirtirken, Yargıtay´ın da bu kararıyla faciaya ortak olduğunu savundu. ÖYM´lerde sanıkların doğru düzgün savunma yapamadıklarını, somut delillerin mahkeme tarafından değerlendirilmediğini vurgulayan Türmen, şöyle konuştu:

Bu delillerin üretildiği, sahte olduğuna dair hem ulusal hem de uluslararası kuruluşlardan alınan kanıtlar varken, mahkemeler bu kanıtları görmezden geldi, incelemeyi reddetti. Bu kadar kuşkulu, inandırıcılığı olmayan kararlarda Yargıtay´ın hukuktan yana tavır sergileyip, düzeltmesi beklenirdi. Adalet ve hukuka olan inanç duygusu Yargıtay kararıyla sağlanabilirdi. Bu Yargıtay açısından Türkiye´de yargının bağımsız olup olmadığının testiydi. Şimdi Ergenekon´da da aynısı olacak. 240 kişi hakkındaki cezayı onayarak Yargıtay da Özel Yetkili Mahkemelerle aynı sepete girmiş, adaletsizliğe ortak olmuştur. Hukukun olmadığı ülkede insan haklarının, adaletin güvencesi yoktur. Bu kararları çok ürkütücü buluyorum. Üzücüdür. Türkiye´de yargının içinde bulunduğu durumu tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarmıştır. Üst derece yargıda da hukuksuzluk ve adaletsizlik vardır.

CHP´Lİ TARHAN: ADALETİN YERİNE AVM YAPILSIN

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Yargıtay´ın Balyoz Darbe Planı davasına ilişkin kararını değerlendirdi. Tarhan, alınan kararın sahte delillerle de karar verilebileceğinin bir kanıtı olduğunu kaydetti. Tarhan, Yargıtay tarafından bu konuda bir karar verilmiştir. Sahte delillerle de karar verilebilir kararı. Aslında Türkiye´de adaletin sadece bakanlığı kaldı. Bunun farkındayız. Bu ülkede tecavüzcüyseniz, katilseniz korkmanıza gerek yok. Ancak halkı aydınlatan gazetecilerseniz örneğin, ve hukuku savunan kahramanlarsanız ceza almanız elzem. Bu karar asla bir yargı kararıdır diyemeyeceğim. Bu karar yargının kararı değil, iktidarın kararıdır. Adalet bu ülkede yıkıldı yerine AVM yapabilirler. diye konuştu.

BALYOZ SANIK AVUKATI ALİ FAHİR KAYACAN: HUKUK AYAKLAR ALTINDA

Yargıtay´ın yerel mahkemedeki yargılamadaki yasa ihlallerine geçit vermeyeceğini düşünüyordum. Hukukun galip geleceğini düşündüm. Ne yazık ki yanıldım. Anlaşılan o ki Türkiye´de sanıklar asker olunca hukukun temel ilkeleri bir tarafa bırakılıyor. Toplumun belli kesimi için hukuk ayaklar altına alınacak. Bu kararı endişe ile izliyorum. Benim müvekkillerim zamanında ´Apo´nun rehinleriyiz. Bize ceza verecekler diğer PKK´lılarla birlikte af çıkaracaklar´ demişlerdi. Böyle saçma şeyler olmaz diye düşünmüştüm...

CEZA HUKUKÇUSU DOÇ.DR. YILMAZ YAZICIOĞLU: DAVA USÜL AÇISINDAN BOZULMALIYDI

Çok şaşırdım. Ben mahkemenin usül açısından bu kararı bozacağını düşünüyorum. ´Suç vardır ancak bunların o eyleme katıldıklarına ilişkin verilerde eksiklikler görüyorum. Mutlaka suç işlemek için anlaşmışlardır örgüte dahil olmuşlardır bundan mahkum olsunlar´ bu kararın sonucudur.

CHP´Lİ HAMZAÇEBİ: HUKUKSUZLUĞA İMZA ATILDI

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan ve semineri planlayan arkadaşlarının seminerin icrasında amaç dışına çıktıklarını söyledi. Amaç dışına çıkan bir seminer nedeniyle ilgili mevzuata göre gerekli soruşturma ve kovuşturmanın yapılması gerektiğini vurgulayan Hamzaçebi, ancak yargının büyük bir hukuksuzluğu imza attığını savundu.

Hamzaçebi, nerede üretildiği belli olmayan ve bilirkişi raporlarına da yansıdığı gibi sonradan bilgisayarlara yerleştirilen dijital verileri delil kabul ederek karar verdiğini ifade etti. Olmayan delillere dayanarak hüküm verilmiştir. Asıl hukuksuzluk budur diyen Hamzaçebi, Türk Ceza Kanunu´nda eksik teşebbüsün suç sayılmadığını belirtti. Ancak üçüncü kişiyle yapılan planlamalarla ilgili şüphesiz ki önlem alınması gerektiğinin altını çizen Hamzaçebi şöyle konuştu:

Ortada darbeye teşebbüs suçunun delilleri yoktur. TSK´yi darbeyi düşünenlerden kurtarmak gerekir. Darbeyi düşünenlerin TSK´de yeri olmamalıdır, bunlar tasfiye edilmelidir. Ama her şey hukuk çerçevesinde olmalıdır. Bu yargılamada kişilerin savunma hakkı çiğnenmiş, kuvvetler ayrılığının olmadığı Ergenekon, Balyoz yargılamalarıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır.

MHP´Lİ TÜRKKAN: BAŞBAKAN´I İMRALI´YA GÖNDERECEĞİZ

Yargıtay´ın kararlarına onamasına en sert tepki MHP´den geldi. MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, kararın toplumu genel affa rıza göstermeye hazırlamayı amaçladığını söyledi. Türkkan, Hürriyet´e yaptığı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın göreve başladığı ilk günlerde, kendisi odaya girdiğinde ayağa kalkmayan Engin Alan için Bedel öder dediğine ilişkin söylentilerin yayıldığını hatırlatarak, Engin Alan bedel ödedi. Ya Başbakan? dedi. Türkkan, şöyle konuştu;

Başbakan Erdoğan henüz bedel ödemedi. Kendisini Yüce Divan bekliyor. Yeri de hazır; İmralı. Artık İmralı´da farklı projeler üzerinde çalışırlar diye konuştu. Yargıtay kararının hukuki alt yapısı bulunmadığını da söyleyen Türkkan, Türk toplumunu resen genel affa rıza göstermeye hazırlayan bir karar. Genel manada bakarsak, hukuki hükmü yok. Ancak biz MHP olarak buna karşıyız. Zaten Balyoz sanıkları 5-6 sene yattılar. İçerde yatacakları bir 3-4 sene daha var. İmralı´daki caninin kurtarılması için genel affa biz razı olmayız. Biz Başbakan´ı bu 3-4 sene içinde İmralı´ya göndereceğiz dedi.

İZMİR BARO BAŞKANI EPKDAŞ: KARAR ÇOK TARTIŞILACAK

İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş Yargıtay´ın kararı hakkında şunları söyledi: “Savunma avukatlarının, başından itibaren söylediği, ´Burada adil bir yargılama yok. Savunmanın talepleri hiçbir şekilde dinlenilmedi taleplerimiz ile ilgili olarak, mahkeme reddedebilir, ama taleplerimizi dinleyip karara geçirerek reddetmelidir. Savunmayı, yargılamada bir aksesuar olarak, bir teferruat olarak gören bir yargılama faaliyetinin adil bir yargılama faaliyeti olmadığını belirtiriz´ dediler. Ve bu nedenle ´fonksiyonsuz olarak kalmaktansa, duruşmalara girmiyoruz´ dedi arkadaşlar. Çünkü hiçbir talepleri, hiçbir şekilde dinlenilmedi, reddedildi demiyorum, dinlenilmedi. Burada sıkıntı budur. Temyiz sebeplerinin de önemli bir kısmıydı bu. Yargının verdiği karar her bakımdan insanların içine sinmesi gereken bir karar olmalıdır. Bu noktada eksik incelemeydi. Adil yargılanma hakkı gözetilmeksizin tesis edilen bir karar olması sebebiyle tartışmalı bir karardı. Yargıtay´ın en azından bu itirazları karara bağlayarak, kararın usulü eksikliklerini tamamlaması gerekir diye düşünmekteydim ben. Fakat buna cevap veren bir karar olmamıştır Yargıtay´ın kararı. Bu yönü eleştirilecek yöndür. Millet adına kullanılan bu yetki adil olmalı. Bu karar, Türk hukuk tarihinde uzun yıllar tartışılacak ve insanların içine sinmeyecek bir karardır.”

CHP´Lİ KART: HUKUK KURALLARI İÇİNDE KARARIN AÇIKLAMASI YOKTUR

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Yargıtay´ın Balyoz kararının oy birliğiyle verilmiş olmasını hukuk anlayışı içinde açıklayamadığını söyledi. Kart, Burada yargısal bir yaklaşımın ötesinde tamamen gündeme yönelik olarak bir yaklaşımın hakim olduğunu görüyoruz. Yargıtay kendi kararına inandırıcılık yapmak gibi bir yaklaşımın içinde görüşünü savundu. Dosyanın nitelikli bir dosya olduğunu ve 361 sanığın bulunduğunu ifade eden Kart, 4´lü 5´li suç yapılanmalarının olduğu, kararın oy birliğiyle verilmiş olmasını, ben bunun açıklamasını yapamıyorum. Hukuk kuralları içinde, hukuk anlayışım içinde, hukuk mantalitem içinde bunun açıklamasını yapamıyorum. dedi.

Bu kararın yine içtihat anlayışı içinde ceza kurul boyutu olduğunu belirten Kart, ama Yargıtay yapılanması içinde, Danıştay yapılanması içinde, genel kurullardan da hukuka uygun bir sonucun çıkmasını beklenemeyeceğini aktardı. Hukuk kurarları içinde kararın açıklamasının olmadığını kaydeden Kart, Burada yargısal bir yaklaşımın ötesinde tamamen gündeme yönelik olarak bir yaklaşımın hakim olduğunu görüyoruz. Yargıtay kendi kararına inandırıcılık yapmak gibi bir yaklaşımın içinde. diye konuştu.

20 YIL HAPSE MAHKUM OLAN ÇETİN DOĞAN: EN GÜZEL MADALYA

Davanın bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan kararın ardından şunları söyledi: Adalet mülkün temeli olmaktan çıkmış zulmün temeli olmuştur. Bu mahkemenin bizi mahkum etmesi bizim için şereftir. Bu yangın söndürülecektir. Biz yok oldukça büyürüz. Mahkeme kendi hakkında hüküm verdi. Bizim hakkımızda vermezler. Hukuk cinayeti işlediler. Yarın çocuklarının yüzlerine bakamayacaklar. Biz her şeyimizi bu ülkeye verdik. Aydınlık gelecek için ölmeye hazırız. Zindanda oluşumuz dışarıda olmamızdan daha güçlüdür. Davamıza yardımcı olacaktır. Bizdeki kıvılcımı daha da büyütecektir. Bu ülkeye 50 yıl hizmet ettim. Çok sayıda madalyam var. Ancak bugün aldığım madalya bunların arasında en değerli olanı.

SANIKLAR: KÜRDİSTAN İÇİN HAPSEDİLDİK

Davanın diğer önemli sanıkları ise tepkilerini şöyle dile getirdi. Halil İbrahim Fırtına: “Bu karar Türkiye Cumhuriyeti´ne bir ders olsun. Diyecek başka bir şeyim yok.” Cem Gürdeniz: “Deniz Kuvvetleri tamamen çökmüştür.” Bilgin Balanlı: “Her şey ortada, hiçbir şey söylemiyorum.” Ali İhsan Çuhadaroğlu: “Kürdistan kurulması için onurlu subaylar buraya hapsedilmiştir.”

BALYOZ DAVASINA BAKAN MAHKEME BAŞKANI DİKEN: DOĞRULUĞUMUZ TASDİKLENDİ

Balyoz davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ömer Diken, Yargıtay´ın Balyoz Planı davası kararına ilişkin, Yargı aşamasında ne kadar doğru hareket ettiğimizi Yargıtay da tasdik etti dedi. Diken, Yargıtay´ın kısmi bozma kararı için ise dosyanın önlerine geldiğinde, mahkemenin sanıkları dinleyip takdir hakkını kullanacağını ifade etti. Dosya geldikten sonra duruşma günü vereceklerini söyledi. Diken, yargılamanın Silivri´de değil, Çağlayan´daki İstanbul Adalet Sarayı´nda yapılacağını söyledi. Sanıkları dinledikten sonra takdir haklarını kullanacaklarını kaydeden Diken, avukatların duruşmalara girmeyerek yargılamayı uzatma girişimine de atıf yaptı: “Bu çabalara karşı mahkemenin ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı.”

--------------------------------------------------------------------------------

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Sabah iki sayfalık kararı okuyarak duyuran Yargıtay 9. Ceza Dairesi´nin, bugün saat 16.00´da gerekçeli kararı açıklayacağı bildirildi.

Öte yandan Dairenin kararına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın resen veya sanık avukatlarının istemi üzerine itiraz hakkı bulunuyor. Başsavcılık, ilamın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 30 gün içinde Yargıtay Ceza Genel Kuruluna itiraz edebiliyor. Başsavcılık, bir ay içinde resen itiraz etmez ve avukatların istemlerini reddederse komutanlar hakkındaki karar kesinleşecek.

MHP Milletvekili Engin Alan hakkındaki kararın kesinleşmesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kararı, gereğinin yapılması için TBMM´ye gönderecek.

MAHKEME DİRENİRSE

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, dairenin bu 88 sanık hakkında verdiği bozma kararına uymaz ve bu sanıklar hakkındaki ilk kararında direnirse dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu´na gelecek.

--------------------------------------------------------------------------------

CHP´Lİ TÜNAY´DAN DARBECİLERE AĞIR ELEŞTİRİLER

10.10.2013 13:16 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Faik Tünay, Yargıtay´ın Balyoz davasına ilişkin verdiği karara herkesin saygı duyması gerektiğini söyledi. Türkiye´de darbe kültürünün hala devam ettiğini belirten Tünay, “Bu kararın caydırıcılığı var. Artık darbeye teşebbüse dahi cesaret edemeyecekler.” dedi. CHP Milletvekili Faik Tünay, Meclis´teki odasında Cihan Haber Ajansı´nın (Cihan) sorularını cevaplandırdı. Balyoz davasına ilişkin Yargıtay´ın verdiği kararı değerlendiren Tünay, “Bütün bunlara rağmen Türkiye´de hala darbe kültürünün olduğuna inanıyorum. Hala bir takım mitinglerde bazı vatandaşlarımız, ´Ordu göreve´ diye pankart açabiliyorsa bu ülkede maalesef birileri tarafından darbe kültürü yerleştirilmiştir. Darbeyi konuşuyorsak, ´darbe oldu bitti´yi konuşmayalım. Onun yarattığı ve oturttuğu kültürü de konuşmak lazım. Biz TSK İç Hizmet Kanunu 35. Madde´yi değiştirdik. Anayasada bir takım değişiklikler yaptık. O zaman darbeler bitti. Bunu düşünenler bence yanılırlar.” ifadelerini kullandı.Yargıtay´ın verdiği kararın caydırıcı olduğunu ifade eden Tünay şunları söyledi: “Artık cesaret edemeyecekler. Her ne kadar cesaret edilemeyecek dahi olsa, bu ülkede hala bir takım insanlar bir fırsat bulsa, bir boşluğunu yakalasa buna yeltenmek, bunu gerçekleştirmek istiyorlar. Bunu yok mu sayacağız, bunu görmezden mi geleceğiz? Bunun üzerine ısrarla gitmeliyiz. Tam demokrat sivil vesayet rejiminden kurtulmuş bir anayasa. Ondan sonra da eğitim ve müfredat.” diye konuştu. (Cihan)

SEMİNERE BERAAT

10.10.2013 13:44 SANIK avukatlarından Haluk Pekşen, dava konusu “plan seminerine örtülü darbe gündemini bilerek katılma”nın kriter alınması için “Skandal” dedi. Pekşen, “O tarihte ABD´de, NATO´da görev yapanlar seminerden haberdar bile değil. Nasıl mahkûm ediliyorlar. Seminerde sunumu yapan benim bir müvekkilim dahil ilginç tesadüfle şimdiki Genelkurmay Başkanı´nın öğrencilerinin de olduğu 45 kişi beraat ettirildi” dedi.

RÜTBE, MADALYA VE KILIÇLAR GİDİYOR

Balyoz cezaları kesinleşince aralarında orgenerallerin de bulunduğu tüm muvazzaf ve emekli subayların rütbeleri geri alınacak. Hüküm giyen tüm askerler “er” statüsüne inecek. Haklarında hükümler kesinleşen ve ceza alan emekli/muvazzaf subaylar sadece rütbelerini kaybetmeyecek; aldıkları tüm devlet üstün hizmet madalyaları ve nişanlar ile kılıçları da geri alınacak. Kararla birlikte, hüküm giyen muvazzaf subayların ise TSK ile ilişikleri kesilecek. Ailelerinin yaşadığı lojmanları boşaltmaları gerekecek. Ceza hükümleri onananlar, askeri tesislerden yararlananamayacaklar. Hem kendilerinin, hem de ailelerine verilen askeri kimlikler alınacak. Balyoz davasında haklarındaki hüküm Yargıtay tarafından onanan muvazzaf subaylar ise eğer hizmet süreleri emeklilik hakkı kazanacak kadarsa emekli maaşı ve ikramiyelerini alabilecekler. Ancak hizmet süreleri emekli olmaya yetmeyen muvazzaf subaylar maaş alamayacaklar. Ancak hizmet sürelerine bağlı olarak kazanılmış tazminat haklarını alabilecekler.

NE KADAR YATACAKLAR

Cezası kesinleşen 237 sanık tutuklu statüsünden hükümlü statüsüne geçti. Mart 2014´teki yerel seçimlerde aday olamayacaklar ve cezaevinde oy kullanamayacaklar. Sanık komutanlar aldıkları cezanın 4´te 3´ünü yatacaklar. Bu durumda 20 yıl alanlar 15 yıl, 18 yıl alanlar, 13 yıl 6 ay, 16 yıl alanlar 12 yıl, 13 yıl 4 ay mahkumiyet alanlar da 10´ar yıl hapiste kalacak. Mahkûmiyet sürelerinden tutuklu kaldıkları süre düşülecek ve tahliye tarihleri belirlenecek. Örneğin, emekli komutanlardan Çetin Doğan 1940 doğumlu. 73 yaşındaki Doğan´ın 20 yıllık hapis cezası onandı. Cezanın 4´te 3´ünü yatacak olan Doğan, 15 yıl cezaevinde kalacak. 26 Şubat 2010´dan beri tutuklu bulunan Doğan, tutuklu bulunduğu süre gözönünde bulundurulursa 12 yıl daha cezaevinde yatacak ve 12 yıl sonra yani 85 yaşında tahliye olacak. (Hürriyet)

(09 Ekim 2013, 10:29), son güncel.: (10 Ekim 2013, 13:44)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Tutuklu askerlerden bildiri

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5620    yazdır/print


 

Odatv´de 18. duruşma

OdaTV davasına 3 aylık aranın ardından 18. duruşma ile devam edildi. Tanık olarak dinlenmesine daha önce karar verilen CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal duruşmaya gelmedi. Sanık Yalçın Küçük ve avukatı bu duruma tepki gösterdi. Mahkeme Baykal´ın ifadesinin Ankara´da talimatla alınmasına karar verdi. Duruşmada sanıkların talebi üzerine bazı tanıklar dinlendi.

11.09.2013 13:44 Odatv davasına 3 aylık aranın ardından devam edildi. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen 2´si tutuklu 13 sanıklı duruşmada, tutuklu sanıklar Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük ile tutuksuz sanıklar Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Müyesser Yıldız, Doğan Yurdakul, Ahmet Şık, Nedim Şener, Sait Çakır, Coşkun Musluk, Mümtaz İdil ve İklim Bayraktar hazır bulundu.

Daha önce HSYK´nın kararıyla mahkeme heyetinde bulunan Hikmet Şen ve Seyfettin Mermerci mahkeme heyetinden alınmış ve başka göreve atanmıştı. Bugünkü duruşmada Hikmet Şen´in geldiği görüldü. Şen, HSYK´nın kararına itiraz ederek geri döndüğü öğrenildi.

-Dosya mütalaa için savcıda-

Mahkeme, 3 ay önceki son duruşmada dosyanın mütalaasını hazırlaması için savcılığa gönderilmesine karar vermişti.

-Deniz Baykal´ın duruşmaya gelmemesine sanıklar tepki gösterdi-

Duruşmada Mahkeme, Deniz Baykal´ın ifadesinin talimatla alınmasına karar verdi. Mahkemede, dinlenmesine karar verilen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı Deniz Baykal´ın ifadesinin Ankara´da talimatla alınacağı açıklandı.

Yalçın Küçük´ün avukatı Hasan Fehmi Demir, Deniz Baykal bu davanın en önemli isimlerinden. Burada mahkemenin huzurda dinlenmesi kararı var. Sanıkların kendisine soru sorabilmesi açısından burada olması gerekir dedi.

Yalçın Küçük de, Hilmi Paşa, gizli tanıklar, milletvekilleri huzurda dinlendi. Baykal düğünlere gidebiliyor, sapasağlam. Duruşmaya neden gelmiyor. ifadelerini kullandı.

-Tanıklar dinlendi-

Mahkemede Yalçın Küçük´ün eski eşi Temren Küçük, Dursun Çiçek´in kızı Irem Çiçek, Ayşegül Kibaroğlu, ve Sevda Dilek Helvacı da tanık olarak dinlendi.

Yalçın Küçük´ün eşi Avukat Temren Küçük, Coşkun Musluk´un tanığı olarak kürsüye geldi. Musluk´un avukatı Hüseyin Ersöz kendisine sorular yöneltti. Küçük, Yalçın Küçük Ergenekon´dan ilk kez tutuklandıktan sonra Musluk ile Küçük´ün tanıştığını, doktora öğrencisi olarak gelip gittiğini söyledi.

Mahkeme Başkanı Şen, Temren Küçük´e Yalçın Küçük´le konuşmalarını sordu. Konuşmada Temren Küçük ile Yalçın Küçük bir CD´den söz etti. Temren Küçük, bir yanlışlık olduğunu söz konusu konuşmanın kendisiyle gelini arasında olduğunu, konuşmadan da anlaşıldığı üzere CD içerisindeki bir ansiklopediden söz edildiğini ve onun kaybolmamasını istediğini söyledi.

Hasan Fehmi Demir, Temren Küçük´ün avukatının evinin aranmasının hem sanık olmaması hem de avukat olması nedeniyle yasal olmadığını söylerken, söz konusu CD´ye polis tarafından el konulduğunu, içinde bir ansiklopedi bulunduğunu ve polisin söz konusu CD´de bir suç bulunmaması nedeniyle CD´yi inceledikten sonra geri verdiğini söyledi.

Sanık Sait Çakır, Temren Küçük´e Yalçın Küçük´le editörlük ilişkisini sordu. Temren Küçük Çakır´ı yayınevinde maaşlı editör olarak istihdam ettiğini anlattı.

Sanık Coşkun Musluk da Temren Küçük´e sorular yöneltti.

Ardından Yalçın Küçük söz aldı. Küçük, Temren Küçük´le ilişkimi mahkemeler çok merak ediyor. 13. Ağır Ceza Reisi de ´Temren Küçük´le ilişkiniz sürüyor mu´ diye sordu. Merak ediyorsanız söyleyeyim ilişkimiz sürüyor.

Duruşmada daha sonra tanık Ayşegül Kibaroğlu kürsüye çıktı. Kibaroğlu, kendisinin akademisyen olduğunu Musluk´un da öğrencisi olduğunu, kendisinin Musluk´un danışmanı olduğunu söyledi. Musluk´un tezi nedeniyle Küçük´le tanıştığını, Musluk´un YÖN ve Devrim dergileri üzerine tez hazırladığını, söz konusu dergiler hakkında çalışırken Küçük´le görüştüğünü söyledi.

Duruşmada daha sonra Mehmet Haberal´ın avukatı Dilek Helvacı tanık olarak kürsüye çıktı. Soner Yalçın´ın avukatı Duygun Yarsuvat, Helvacı´ya iddianamede yazdığı gibi Yalçın Küçük ile Mehmet Haberal arasında iletişim sağlayıp sağlamadığını sordu. Helvacı hayır yanıtını verdi. Helvacı ne Küçük, ne de bu davanın başka bir sanığı ile Haberal adına hiçbir irtibat sağlamadım dedi.

Duruşmada söz alan sanık Yalçın Küçük, Mehmet Haberal´ı ilk kez 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanırken gördüğünü söyledi. Annem hayatta olsa bu iddianemeyi görünce Yalçın kadar başınıza taş düşsün derdi. Küçük, Haberal ile tek ilişkisinin Haberal´ın hocası Hüsnü Göksel ile beraber 12 Eylül idaresine karşı hazırladıkları Aydın Bildirgesi olduğunu söyledi. Küçük Savcı buradan da bir iddianame hazırlayabilir dedi.

Avukat Dilek Helvacı, o dönem Hüsnü Göksel´in genç asistanı olan Mehmet Haberal´ın da Aydın Bildirgesini imzaladığını bu nedenle üniversite tarafından cezalandırıldığını söyledi.

Ardından Ergenekon hükümlüsü Dursun Çiçek´in kızı olan avukat İrem Çiçek tanık olarak kürsüye çıktı. İrem Çiçek, Avukat Hüseyin Ersöz´ün sorularını yanıtlarken bu davanın sanıklarını bu dava sürecinde tanıdım. Babam da bu dava sürecinde söyleyeceği her şeyi söyledi. dedi.

Ardından söz alan tanık Temren Küçük, Yiğit Bulut bizim evden çıkmazdı. Yalçın Küçük´ü sık sık ziyaret ederdi. Alır yemeğe götürürdü dedi.

İrem Çiçek, Babam hakkında şöyle bir iddia var. Babam İrticayla Mücadele Eylem Planını emir komuta zinciri içinde hazırlamış. Babam başından beri bu belgenin sahte olduğunu söylüyor. Babam daha ortada İnternet Andıcı ile suçlama yokken ´İnternet Andıcı gerçek bir belgedir. İrticayla Mücadele Planı sahtedir´ dedi. Demek ki ne düşünüyorsa çekinmeden söylüyor dedi.

Yalçın Küçük, duruşmada tekrar söz aldı. Haberci kitabını açan Yalçın Küçük, Aziz Yıldırım´la Yaşar Büyükanıt´ın yanyana olduğu fotoğrafı gösterip ´bu dünyanın hiçbir yerinde olmaz´ dedi. Yalçın Küçük suçlama konusu olan Gebze Konferansı´ndan sonra ölüm tehdidi aldığını söyledi.

Yalçın Küçük, hiçbir Genelkurmay Başkanı Yalçın Küçük´e Genelkurmay´dan evrak çalıyor diyemez diye bağırınca Mahkeme Başkanı yüksek sesle konuşmaması konusunda uyarı yaptı. Yalçın Küçük, içimden geliyor diye cevap verdi.

Yalçın Küçük, 12 Eylül döneminde nasıl yargılandığını anlatırken o dönem ruhu örgüt diye suçlandığını söyledi. Küçük, Beni mahkum edemeyeceksiniz. Bunu bildiğiniz için bu davayı uzattıkça uzatıyorsunuz. Burada düşman ceza hukuku var. Düşman ceza hukukunda herkes yapabileceğine göre ceza alır. Bir adamın hükümeti devirme kabiliyeti varsa cezası müebbettir. Bana ceza veremezsiniz. Verecekseniz de 22 yıl 6 aydan az olursa kabul etmem. dedi.

Yalçın Küçük, Mahkeme Başkanı´nın tahliye istemini alacağını söylemesi üzerine Beni 13. mahkeme 22 yıl 6 aya mahkum etmiş, sizden neden tahliyemi talep edeyim dedi.

Mahkemenin kararını gösteren Küçük bu kararı siz mi verdiniz mübaşir mi diye sordu. Mahkeme Başkanı böyle soru soramazsınız diye tepki gösterdi. Ardından duruşmaya öğle arası verildi.

Öğleden sonraki oturumda tekrar söz alan Yalçın Küçük, Biraz daha sık görüşsek iyi olur. Bu tür mahkemeler haftada bir olsa daha iyi olur. Biz cezaevindeyiz. Savcı Cihan Kansız bir açıklama yaptı. Odatv iddianamesini yazmaya başlıyorum dedi. Birkaç gün sonra Odatv iddianemesi yayınlandık. Bizim kanaatimiz odur ki bu iddianameyi Cihan Kansız yazmadı. Benim suçum nedir? Bana suçumu söyleyin. Ben Tayyip Erdoğan´ın hastalığını ortaya çıkarmış adamım. Biz Cumhuriyeti savunduğumuz için buradayız. Bizim bir tek suçumuz var Cumhuriyeti savunmak. Siz bizi çıkaramazsınız. Biz Cumhuriyetin kurtuluşuyla çıkarız. 1927´de de vermedik şimdi de vermeyeceğiz. Biz bu Cumhuriyeti savunacağız. dedi.

Küçük´ün ardından sanık Hanefi Avcı kürsüye çıktı, konuşmaya başladı. Avcı, Nedim Şener´in tapelerini inceledim, hepsi gece 12´de başlayıp sabah 7´ye kadar yapılmış. Eminim ki bu Emniyet´te yapılmadı. Başka yerde yapıldı. İkincisi benim hakkımda tahkikat yok. Odatv´yle bir ilgim tespit edilmemiş. Benim konuşmalarım nasıl oraya konmuş. Bunu hazırlayanlar bunu nereden biliyor. Üçüncüsü: TÜBİTAK diyor ki bu dosyalar bu sanıkların bilgisayarında yazılmamış. Peki hangi bilgisayarda yazılmış? O bilgisayar neden bulunmuyor. Bu dökümanlara bakın. Herkesin ismi yazıyor. Böyle örgüt dökümanı olur mu? Hiçbir örgüt böyle bir döküman yazmaz. Benim kitabımdan Odatv´nin hiç haberi yok; bu ek klasörlerde görülüyor. Benim kitabımı yayınevine gönderdiğim tarihe bakın bu notlardan önce. Bakın kitabımın yayınlandığı gün Odatv´deki telefon konuşmalarına. Soner Yalçın kitabı gazetede görüp Barış Pehlivan´ı arıyor ve haber veriyor. Odatv´de kitabıma ilişkin ilk yayınlanan haber o gün 12:38´de. O da Hürriyet´ten alıntı yapılmış. Kitaptan haberleri yok dedi.

Sözlerine devam eden Avcı, TÜBİTAK raporunun virüslü saldırıyı ortaya çıkardığını iddia etti. Avcı, Bu dosyalar uzaktan virüs yoluyla gönderilen dosyalardır. Dosyalara bakıyorsunuz, aynı dosyalar, aynı tarihte, aynı dakikada, aynı saniyede hem evdeki hem ofisteki bilgisayara kaydolmuş. Bu nasıl oluyor. Aynı anda aynı dosyalar nasıl aynı kişinin iki bilgisayarına birden kaydoluyor. Bunun bir yanıtı var. Bu dosyalar sonradan virüsle gönderilmiş ve kendisini sanki bu tarihte kaydolmuş gibi göstermiş. dedi.

Avcı, Emniyet mailleri incelerken neden virüslü saldırıyı görmezden geliyor? Emniyetin labaratuvarları var, uzmanları var, neden bu bilgisayarlar bu uzmanlara değil, düz komserlere gönderiliyor. Peki Odatv bilgisayarları izlenirken bu virüsler bu bilgisayarlara girerken Emniyet neden izlemiş? Neden takip yapmamış? Bu tezgah baştan belli... Görülüyor ki Emniyet içinden her şey başından planlanmış. Öyle ki raporun altında üç imza var. Hepsinin ayrı ayrı tarih yazıp imzalaması lazım. Ama tek tarih yazılmış ifadelerini kullandı.

Avcı, Bu sahte diijital dökümanları yazdığı iddia edilenler serbest, bilgisayarında bulunanlar serbest, benim gibi yardım yataklıkla suçlananalar da serbest; bir ben tutukluyum. Ben burada Ergenekon´a yardımdan yargılanıyorum, Devrimci Karargah´a yardımdan hüküm giyiyorum, Ankara´da PKK ve TİKKO´ya yardımdan yargılanıyorum. Nasıl oluyor da aynı anda bütün örgütlere yardım ediyorum? Bir insanın bu kadar örgütle birlikte ilişkiye girmesi mümkün mü? Kendi geçmişime bakıyorum, ben acaba böyle bir sicile mi sahibim? Türkiye Susurluk diye bir süreç yaşadı. Meclis´te Susurluk Komisyonu´na gidip tek ifade veren Emniyetçi benim. Bir tek ben ifade verdim. Verdiğim bilgiler de doğru çıktı. Devletin içindeki çeteleri ben ifade ettim. JİTEM´e karşı çıkan benim, bunu açıkladığım için yargılandım. dedi.

Hanefi Avcı sözlerini şöyle sürdürdü: Deniz Kuvvetleri´ndeki yapılanmaya dair raporu ben yazdım. Evet dedim ben yazdım. Emniyet içinde irtica raporu yazdılar, ben karşı çıktım. Bununla mücadele ettim. O zaman da bana devletin çıkarlarına karşı olmakla suçladılar. Susurluk döneminde de komploya uğradım, açığa alındım... O zaman 28 Şubat vardı. Bugün de yargı ve polis içinde cemaat anlayışının yaptığı hukuksuzluklar var. O zaman da komplo yapıldı, bugün de komplo yapıldı. O zamanlar konuşmak kolay değildi. Şimdi çok kolay. O zaman çeteler vardı, sonra 28 Şubat vardı, asker vardı. Peki şimdi ne var? Ben sadece bu cemaatin hukuksuz işler yaptığını, dinlemeler yaptığını açıkladım. Bugün öyle kabul görüyor ki benim yazdığımın ötesine geçti mesele. Hukuk akıl ve mantıktır. Ben burada gerçekleri ortaya çıkaracak bir irade olmadığını görüyorum. Ne sizde ne savcılıkta! Ben bu bilgisayarlara virüs girdiğini söylüyorum. Araştırılmasını istiyorum. Halen araştırılmıyor.

Ardından Nedim Şener söz istedi ve kürsüye çıktı. Şener, Dink Cinayeti´yle ilgili kitabı sonrası Ergenekon davasına dahil edildiğini anlattı. Şener, Ergenekon soruşturmasına dahil edilmesinin Hrant Dink cinayetini araştırmasıyla ve polislerin bu cinayetteki ihmalini göstermesiyle olduğunu söyledi. Kendi telefonunu tape eden polislerin bu süreçte nerede olduğunun araştırılması için telefon HTS kayıtlarının getirtilmesini istedi.

Ardından Yalçın Küçük´ün avukatı söz aldı. Avukat Hasan Fehmi Demir, Deniz Baykal ve tüm tanıkların duruşmaya getirilerek ifadelerinin alınmasını istedi. Avukat Demir, savcıların ve hakimlerin sürekli değişmesini de eleştirdi. Böyle sürekliliği olmayan bir mahkemeden adil yargılama beklenebilir mi diye sordu. Demir, Binlerce sayfadan oluşan dosyaları sürekli değişen üyeler nasıl okuyor? dedi. Demir, son dönem bütün bilirkişilerin Başbakanlığa bağlı TÜBİTAK´tan seçilmesini de eleştirdi. Demir, söz konusu bilgisayarların bağımsız kurullarda inceletilmesini istedi.

Ardından söz alan Nedim Şener, talep konuşmasında kendisi hakkında dinleme kararı çıkarıldığını söyledi ve iddianamede de yer alan bu tapeleri hazırlayan emniyet görevlilerinin kimliklerinin tespitini, mahkemeye çağrılmasını talep etti.

Duruşmada daha sonra Hanefi Avcı´nın avukatı Refik Ali Uçarcı söz aldı. Uçarcı, mahkemelerin daha önce verdiği kararları örnek göstererek Hanefi Avcı´nın tutukluluğunun genel hukuk uygulamalarına ters olduğunu anlattı.

Ardından Nedim Şener´in avukatı Nurcan Bayraktar söz aldı ve Deniz Baykal´ın mahkeme huzurunda dinlenmesini istedi. Bayraktar da Şener´in telefonlarını tape eden polislerin HTS kayıtlarının getirilmesini talep etti.

Ardından Soner Yalçın´ın avukatı Duygun Yarsuvat, Soner Yalçın´ın adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

Ardından Avukat Serkan Günel, başbakanlığa bağlı Tübitak´ın bağımsız olamayacağına dikkat çekerek, AİHM´nin de faydalandığı uluslararası kurumlardan rapor alınmasını talep etti.

Duruşmada daha sonra Savcı söz aldı ve tutukluluklara devam kararı verilmesini istedi. Karar için 16:00´a kadar ara verildi.

ARA KARARLAR

Mahkeme tutuksuz sanık Soner Yalçın´ın adli kontrol tedbirini kaldırdı. Yalçın, Odatv davasından tahliye olduktan sonra adli kontrol uygulaması gereği her Çarşamba karakola imza veriyordu.Yalçın´ın kaldırılmasını talep ettiği adli kontrol mahkemece kabul edildi. Yalçın´ın artık karakola giderek imza vermesine gerek kalmadı.

Mahkeme heyeti Deniz Baykal´ın ifadesinin İstanbul´da alınması talebini reddetti. Baykal, Ankara´da ifade verecek.

Mahkeme, sanıklar Yalçın Küçük ile Hanefi Avcı´nın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Mahkeme, Nedim Şener´in kimlik tespiti talebini reddetti. Mahkeme sanıkalrın tanık dinleme taleplerini de reddetti.

Duruşma 12 Aralık 2013 tarihine ertelendi.

İŞTE BAYKAL´A SORULACAK SORULAR

12.09.2013 16:24 Oda TV davasına bakan mahkeme, talimatla ifadesinin alınmasına karar verdiği Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı Deniz Baykal´a yöneltilecek soruları, Ankara´ya gönderdi. Baykal´ın ifadesi, Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi´nce alınacak. Toplam 4 sayfadan oluşan talimat yazısında, Baykal´a sorulmak üzere hazırlanan 10 soru bulunuyor. Soruların büyük bölümü, sanıkların teknik takiple kayda geçirilen telefon konuşmalarında ve ev aramalarında ele geçirilen belgelerde Baykal´ın adının geçmesiyle alakalı. Ayrıca Deniz Baykal´a Halk TV´nin Soner Yalçın´a satılması konusunun da sorulması istendi.

Deniz Baykal´a sorulacak bazı soruların konu başlıkları ve soruları şöyle:

Halk TV´nin satışı devri veya kiralanması konusunda sanık Soner Yalçın ile görüşmelerinizin olduğu anlaşılıyor. Bu görüşmeler nerede oldu? Kaç kez görüştünüz? Halk TV´nin satışı, devri ve kiralanması konusunda ne gibi sorunlar yaşandı? Hangi konularda uzlaşıldı, hangi konularda uzlaşma sağlanamadı? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu´nun konu ile ilgili bir aracılığı oldu mu? Halk TV´yi sanık Soner Yalçın´a devretmeyi kabul ettiniz mi? Kabul etmiş iseniz sonradan bundan vazgeçildi mi?

Oda TV´de ele geçirilen ST3120827AS_4MS1TF89 seri numaralı bilgisayar hard diski içerisinde silinmiş bölgede, ´Kılıçdaroğlu´na destek zorunlu´ diye başlayan dijital belgede ´Kılıçdaroğlu´na destek zorunlu. Liderlik çekişmesi yaratılmak istendiği açık, Halk TV´yi devralırsak parasal sıkıntımız kalmaz. Kılıçdaroğlu da istekli, her türlü desteği alırız ama Baykal direniyor. Baykal engelini aşmalıyız. İkna için varan 2...´ şeklinde notlar bulunmaktadır. Bu dijital belgede ´Baykal engelini aşmalıyız. İkna için varan 2...´ bölümü ile ilgili değerlendirmeleriniz nedir?

Yalçın Küçük´ten ele geçirilen ve kendisine ait el yazısı notlarında 70 ile numaralandırılmış sayfada, ´Doğu Perinçek ile Köln´de buluştuk ve bir programda anlaştık, 1997 Eylül ayında, Demirel´den kurtulmak, Deniz Baykal´a kurtulmak, İ. Selçuk´a dokunmamak, Kürt sorununu bitirmek, Demokrata z(...) adım atmak, İslamın ve Ülkücülerin ağırlığını hafifletmek´ şeklinde notlar bulunmakta. Ayrıca yine Küçük´e ait el yazısı notlarının 25 ile numaralandırılmış sayfasında ´Balgat, 16 Eylül´ diye başlayan notta ise ´1997 Eylülünde Almanya´da Doğu Perinçek ile buluştuk. Bir program yaptık. 1997-2002 Eylül´de önemli amaçlar aldık, Demirel indi, Baykal´ı indirdik ama Tekin çıktı, Kürt sorunu ilk çözüme geldi, İdam kalktı´ ve ´Yumuşadı, şimdi doğu, çok verimsiz ve önemsiz bir alana kayıyor´ şeklinde notlar yer alıyor. Bu notlar ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

Sanık Yalçın Küçük´e ait ´Baykal´ı indirdik´ ibaresi ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

Sanık Yalçın Küçük ile ilişkileriniz nelerdir? Açıklar mısınız? (Cihan)

´VARAN 2´... ´TACİZ´ VE ´İNDİRDİK´ SÖZLERİ İÇİN NE DİYORSUNUZ?

13.09.2013 11:57 Odatv davası kapsamında mahkemenin talimatla ifadesinin alınmasına karar verdiği CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal´a yöneltilecek soruları mahkeme Ankara´ya gönderdi. Toplam 4 sayfadan oluşan yazıda Baykal´a sorulmak üzere hazırlanan 10 soru bulunuyor. Sorular arasında Halk TV´nin Soner Yalçın´a satılması ve Odatv çalışanı İklim Ayfer Kaleli´yi taciz ettiği iddiaları da var. İşte Baykal´a sorulacak bazı sorular:

Soner Yalçın´la ne görüştünüz

-Halk TV´nin satışı devri veya kiralanması konusunda sanık Soner Yalçın ile yaptığınız görüşmeler nerede oldu? Kaç kez görüştünüz? Ne gibi sorunlar yaşandı? Kemal Kılıçdaroğlu´nun bir aracılığı oldu mu? Halk TV´nin satışı neden olmadı?

-Oda TV´de ele geçirilen ´Kılıçdaroğlu´na destek zorunlu´ ibaresi ile başlayan belgede ´Halk TV´yi devralırsak parasal sıkıntımız kalmaz. ...Baykal direniyor. Baykal engelini aşmalıyız. İkna için varan 2...´ ibareleri yer alıyor. Ne diyorsunuz?

Sanık İklim Ayfer Kaleli ile ne zaman tanıştınız? Nerede ve kaç kez görüştünüz? Bu görüşmeler gazetecilik faaliyeti kapsamında mı yapıldı? Görüşmede Halk TV´nin devri konusu gündeme geldi mi?

Tacizle suçlayanla samimiyet

-5 Ocak 2011´de sanık Mümtaz İdil ile İklim Kaleli´nin yaptığı telefon görüşmesinde, Kaleli´nin, sizinle ile yaptığı görüşme ile ilgili ´yarım saat muhabbet ettik sohbet ettik´, ´yani haberlik bir şey yok´, ´sonra tohum attım´, ´kısa süre sonra ekicem´, ´Biçicem´ diyor. Bu telefon görüşmesiyle ile değerlendirmeleriniz neler?

-26 Ocak 2011´de Barış Pehlivan´la İklim Kaleli´nin yaptığı telefon görüşmesinde, Pehlivan ´D.B. ne oldu?´ dediği, Kaleli´nin “Bak cepteyiz açık konuşamıyorum, oldu ama diyorum sana anladın mı anla yani çak artık´, ´Baytok Baytok muamelesi yaptı bana´, ´Gürsel Tekin´e bunu anlattım, bilsinler bilmeleri gerekiyor” diyor. Bu sözlerle ilgili ne diyorsunuz?

-21 Şubat 2011´de İklim Kaleli ile yaptığınız telefon görüşmesinde Kaleli´in, “Bugün uğrayacağım sana yarım saat filan”, “Ya görüşelim bugün”, sizin de “Ya ev kadın var bilmem ne karmakarışık” sözleriniz dikkate alındığında, Kaleli´nin hakkınızdaki ´beni taciz etti´ iddialarından sonra, samimi görüşmeler yaptığınız görülüyor. Ne diyorsunuz?

Küçük´ün ´indirdik´ notu

-Yalçın Küçük´ün el yazısı notlarında “Perinçek ile Köln´de buluştuk ve bir programda anlaştık, 1997 Eylül ayında. a)Demirel´den kurtulmak, b)Baykal´a kurtulmak...” ifadelerinin yer aldığı, “Balgat16 Eylül” ile başlayan başka bir notta da “a) Demirel indi, b) Baykal´ı indirdik...” ifadeleri var. Bu sözlere ne diyorsunuz? (Star)

(11 Eylül 2013), son güncel.: (13 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ODATV DAVASI DURUŞMALARI

Virüs adı: Oda.. Hedefi: Ergenekon´u bozmak

Ergenekon medyası ´karanlık oda´da yapılandırıldı

Sabah Akşam ´Karanlık Oda´yı aydınlattı

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Odatv iddianamesinde ara

Odatv ile ilgili manşetlerimiz

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

BAYKAL´A KASET KOMPLOSUYLA İLGİLİ BAZI MANŞETLERİMİZ

Baykal kaseti özel yetkili savcılarda

Baykal´ın kasetini Batum nasıl bildi?

Öymen´den şok Kılıçdaroğlu iddiası

HalkTV´yi satmayan Baykal´a Oda komplosu

Baykal Odatv´den çıkan notlara şaşırdı

Odatv´de şok belge: Baykal´a seks komplosu

Taciz CHP´yi karıştırdı

Savcıları göreve çağırdı, ifade vermiyor

Taciz için Baykal´dan bir rest bir talep

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5567    yazdır/print


 

Özal davasında 1. duruşma

Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a suikast davasında ilk duruşma Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde başladı. Duruşmaya, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde 28 Şubat davasının görülmesine de devam edildiği için mahkemenin asıl üyeleri katılmıyor. Yargılamayı mahkemenin diğer 3 üyesi gerçekleştiriyor. Kısa süren duruşmada tek sanık Levent Ersöz´ün avukatı, Semra Özal´ın da yargılanmasını talep etti. Mahkeme, Ersöz´ün beraat ve duruşmaların gizli görülmesi taleplerini reddederek, duruşmayı 9 Aralık saat 09.00´a erteledi.

11.09.2013 10:31 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin Ergenekon davasından 22 yıl 6 ay hapis cezası alan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında açılan davanın ilk duruşması, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde başladı. Duruşmaya, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde 28 Şubat davasının görülmesine de devam edildiği için mahkemenin asıl üyeleri katılmıyor. Sanık Ersöz´ün yargılanmasını mahkemenin diğer üyeleri Önder İrfan Yorgancılar, Kadriye Çatal ve Hasan Çavaç gerçekleştiriyor.

-Tek sanık duruşmaya katılmadı-

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nin salonunda yapılan duruşmaya Ersöz, sağlık durumuna gerekçe göstererek katılmadı. Duruşmaya Ersöz´ün avukatı Hulusi Coşkun´la Semra Özal´ın avukatı Hasan İşgüzar katıldı.

Suç tarihinin 17 Nisan 1993 olarak belirtildiği iddianamede, Özal´ın eşi Semra Özal ile oğlu Ahmet Özal ´müşteki´ olarak yer alıyor. Özal ailesi duruşmaya katılmazken avukatları Hasan İşgüzar ile Hande Zeynep Dursun hazır bulunuyor.

Gazetecilerin takip ettiği duruşmada Ersöz´ün avukatı, müvekkiliyle ilgili sağlık raporu sundu.

Genelkurmay Başkanlığı´nın ise 1993 yılında Ersöz´ün nerelerde görev yaptığına ilişkin talebe cevap verdiği ifade edildi.

DURUŞMALAR GİZLİ GÖRÜLSÜN TALEBİ REDDEDİLDİ

Duruşmada, sanık Ersöz´ün avukatı duruşmanın gizli yapılmasını istedi. Mahkeme bu talebi reddetti.

Ersöz´ün avukatı Hulusi Coşkun, gizli tanıkların merhum Turgut Özal´ın eşi Semra Özal´ın onuruna, kişiliğine, namusuna yönelik şantaj gibi iddialar attığı, hatta Merhum Cumhurbaşkanı´nı öldürme fiiline katıldığı, bizzat gerçekleştirdiğinin ima edildiğini söyledi. Ahmet Özal´ın da bu süreçte bir takım pazarlıklar yaptığı, olayın ifşa edilmemesi çabası gösterdiğinin yine gizli tanık ifadesiyle ortada olduğunu belirten Coşkun, Bu fiilerin mahkemede tartışılmasının ahlaken bağdaşmayacağı, iddianamede bu suçun eylem unsurunun idddianamede atlanarak bunlara yer verilmemiştir. Usulen büyük bir eksiklik ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu 182. madde gereği duruşmanın kapalı yapılmasını talep ediyoruz. dedi.

Müdafi avukatları ise iddiaların daha önce basında yer aldığı ve özellikle bu davanın açılmaması için her türlü engelin yapıldığını kaydetti. Zor imkanlarıyla savcılık makamının bu davayı açmasından dolayı teşekkür eden avukatlar, Her şey tartışılsın, herşey açığa çıksın. Takdir yüce mahkemenindir. diye konuştu.

Cumhuriyet savcısı da Duruşmaların aleni yapılması prensibi bulunduğu, mevcut dosyada duruşmanın gizli yapılması gerektiği şartları bulunmadığı, bu nedenle sanık vekilinin duruşmaların gizli yapılmasına yönelik talebin reddine karar verilmesini istiyoruz. dedi.

Mahkeme heyeti de duruşmaların gizli yapılması talabini oy birliğiyle reddetti.

GİZLİ TANIK İFADELERİ OKUNDU

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi´nin salonunda yapılan duruşmada, gizli tanık ifadeleri okundu. Mahkeme Başkanı Önder İrfan Yorgancılar, gizli tanık ifadelerine karşı sanık ve müşteki avukatlarının bir diyeceğinin olup olmadığını sordu.

Özal ailesinin avukatı Hasan İşgüzar, Özal´ın başbakanlık yaptığı dönemde uğradığı suikastin, zehirlenmenin bir parçası olduğunu ifade ederek, O dönemki faili meçhul cinayetler ve ölümlere de bakmak gerekir. Mevcut cumhurbaşkanımıza bile kaç suikast yapıldığını ilerde emniyetten sorabilirsiniz. Yargılanan sanık da buzdağının üstteki bir kısmıdır. JİTEM diye bir yapı bilindiği halde, resmi yazılarda, ´Türkiye´de JİTEM yoktur´ cevabı geliyor. Takdir mahkemenindir dedi.

GENELKURMAY: TUSHAD VE JİTEM YOK

Genelkurmay Adli Müşavirliği´nden, mahkemeye ulaşan yazıda, Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi´ne (TUSHAD) bağlı, Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı (JİTEM) ile siyah ve beyaz kuvvetler adı altında yapılanmaların varlığına ilişkin bilgi ve belgeye ulaşılamadığı bildirildi.

Bu birimlerde görev almış, Savaş Korkmaz ve İrfan Şahinoğlu isminde çalışanların ve emekli personelin bulunmadığı belirtilen yazıda, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde, İçişleri Bakanlığının onayıyla Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının teşkil edildiği, bu komutanlığın Ekim 1987´de Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığının emrine verildiği aktarıldı.

Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının kadrosunun güçlendirilerek, istihbarat hizmetlerinin daha iyi seviyeye çıkarılması için Kasım 1988´de araç ve personel sayısının artırıldığı ifade edilen yazıda, komutanlığın isminin JİTEM, bünyesindeki İstihbarat Tim Komutanlığı isminin ise JİT olarak değiştirilmesinin teklif edildiği anlatıldı.

Söz konusu teklifin, geçici görev kuruluşuyla deneme amacıyla bir süre uygulandığı ve Jandarma Genel Komutanlığı´nca Mart 1990´da yapılan istihbarat kadro çalışmaları sonucunda, görevine Nisan 1990´da son verildiği kaydedilen yazıda, istihbarat birimlerinin, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat Tim Komutanlığı olarak yeniden teşkilatlandırıldığı belirtildi.

JİTEM ve JİT isimlerinin geçmiş yıllarda jandarma dışında bazı kaynaklarca zaman zaman kullanıldığı, bunun üzerine 1994´te JİTEM, 1997´de ise JİTin kullanılmaması için birliklerin uyarıldığı ifade edilen yazıda, Genelkurmay Başkanlığı içerisinde yapılandığı iddia edilen TUSHAD ile Jandarma Grup Komutanlığının herhangi bir bağlantısının bulunmadığı bildirildi.

Jandarma Genel Komutanlığından mahkemeye ulaşan bir başka yazıda ise sanık Levent Ersöz´ün 1993´te Şırnak´ta görev yaptığı belirtildi.

AVUKATI ERSÖZ İÇİN BERAAT TALEP ETTİ

Ersöz´ün avukatı Coşkun, müvekkilinin o yıllar Şırnak´ta görev yaptığını ve o tarihlerde Ankara´ya hiç gelmediğini söyledi.

Toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir kararın verilebileceğine işaret eden Coşkun, Yargılamanın bu çerçevede daha fazla uzamaması kapsamında müvekkilim hakkında beraat kararı verilerek sonuçlandırılmasını istiyoruz. İddianamenin, müvekkille ilgisi bulunmaması nedeniyle okunacaksa da atlanarak okunmasını talep ediyoruz dedi.

Coşkun, müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin raporu mahkemeye vererek, İki refakatçıyla bakımı sağlanıyor. Şeker, tansiyon, prostat kanseri gibi hastalıkları var. Sağlık durumu mahkemeye gelmesi için müsait değil dedi.

Coşkun, Ersöz´ün 98 sayfadan oluşan savunmasını da mahkemeye sundu.

ERSÖZ´ÜN AVUKATI: SEMRA ÖZAL DA YARGILANSIN

Coşkun, Özal´ı zehirlediği iddiasıyla Semra Özal´ın sanık olarak yargılanmasını talep etti. Coşkun, Madem gizli tanığın saçma sapan beyanları ciddiye alınıyor ve dava açılıyor o zaman biz de Sayın Semra Özal´ın yargılanmasını talep ediyoruz. Zira gizli tanığın beyanlarına göre şantaj yaparak zehirleten Levent Ersöz, zehirleyen ise Semra Özal´dır. Biz o zaman Semra Özal´ın da yargılanmasını talep ediyoruz. Zira iddianamade beyanlar atlanmıştır, iddianame eksik oluşturulmuştur dedi.

Coşkun, müvekkili hakkındaki iddiaların gizli tanık ve itirafçıların beyanına dayandığını savundu. Her savunmaya göre yeni argümanlarla yönlendirilmek istendiğini ileri süren Coşkun, gizli tanık ve itirafçıların belirlenmesi gerektiğini belirtti. Gizli oturum talebinin gerekçesini ise Türk Silahlı Kuvvetleri´nin Ersöz üzerinden yıpratılmasını önlemek olarak özetledi.

Coşkun, JİTEM olarak bir dönem deneme amaçlı istihbarat birimi kurulmak istendiğini, daha sonra kötüye kullanıldığı için bu yapılanmadan 1995 yılında vazgeçildiğini ifade etti.

-Özal´ın avukatı İşgüzar: Çeşitli tehdit telefonları alıyoruz-

Semra Özal´ın avukatı Hasan İşgüzar da çeşitli tehdit telefonları aldıklarını ve son olarak posta kutusunda bir mektup bulduklarını ifade etti. İşgüzar, Bu dava açıldıktan sonra posta kutusuna, isimsiz ve imzasız üç sayfa yazı bırakılmıştır. Bu yazının, Ahmet Özal´a iletilmek üzere tarafıma bırakıldığı yazılmıştır. dedi. İşgüzar, üç sayfalık yazıyı mahkeme heyetine sundu. Mahkeme, özetle yazıyı okudu. Sayın Ahmet Özal diye başlayan ve Turgut Özal´ın uluslararası komplodan değil, iç siyasetten dolayı öldürüldüğünün belirtildiği yazıda, tekrar siyasete dönmesinin bazı çevreleri tedirgin ettiği ve bu sebeple ortadan kaldırıldığı ifade ediliyor.

İhbar mektubunu takdiri için mahkemeye sunduklarını anlatan İşgüzar, davanın sadece Özal´ın öldürülmesiyle ilgili olmadığını, bir cumhurbaşkanını öldürebilecek yapının hala mevcut olduğunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a yönelik suikast girişimlerinin polis tarafından önlendiğini hatırlattı. Bunun kabul etmenin mümkün olmadığını dile getiren İşgüzar, JİTEM´in deneme amaçlı kullanılan bir yapı olduğunun söylendiğini aktardı. Bunun buzdağının sadece görünen bir parçası olduğunu belirtti. İşgüzar, Özal´ın ölümüne ilişkin soruşturmanın halen devam ettiğini hatırlattı.

Ayrıca Semra Özal´ın, ifadesinde İlker Çınar ve Ersöz´ü tanımadığını, Turgut Özal´ın öldürülmesiyle ilgili şüphelendiği kimse bulunmadığını ve bununla ilgili delili de olmadığını söylediği aktarıldı.

Duruşmada 56 sayfalık iddianame özetlenerek okundu.

Cumhuriyet Savcısı Sadık Bayındır, sanık vekilinin CMK 193/1 maddesi uyarınca beraat talebinin reddine karar verilmesini istedi.

SANIK ERSÖZ´ÜN SAĞLIK DURUMU ARAŞTIRILACAK

Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, ara kararlarını açıkladı. Mahkeme Başkanı Önder İrfan Yorgancılar, Başka suçtan tutuklu sanık Levent Ersöz´e atılı suçun yasadaki alt sınırına göre CMK 196/2 maddesi uyarınca talimat yoluyla savunması alınamayacağından, soruşturma aşamasında ifadesinin hastane ortamında alınmış olduğu da gözetilerek sağlık yönünden mahkememizde hazır bulundurulup bulundurulmayacağı konusunda araştırma yapılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı´na yazının akıbetinin, Bakırköy Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü´nden sorulmasına. şeklinde karar verildiğini açıkladı.

Sanığın sağlık durumunun, mahkemeye getirilmesine engel hali bulunmadığı hususunda rapor verilmesi halinde duruşmada hazır edilmesini isteyen Yorgancılar, sağlık durumu elvermediği takdirde ise sanığın hazır edilemeyeceğinin bildirilmesine karar verdi. Bu durumda savunmasının, SEGBİS yöntemiyle gelecek duruşma gününde alınması hususunda Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu´na müzekkere yazılması kararlaştırıldı.

Ahmet Özal´ın ise duruşmaya gelmemesi halinde tanık sıfatıyla zorla getirilerek ifadesinin alınmasının kararlaştırıldığını açıklayan Mahkeme Başkanı Yorgancılar, Deniz Uygar kod adlı İlker Çınar adlı tanığın açık adresinin tespiti için Tarsus Emniyet Müdürlüğü´ne müzekkere yazılacağını kaydetti.

Semra Özal´ın davaya müdahilliğine ise sanığın beyanının alınmasından sonra karar verilecek. Mahkeme Başkanı Bayındır, Av. Hasan İşgüzar´ın duruşmada ibraz ettiği mektubun bir suretinin, kanuni gereğinin takdiri ve ifası için Terörle Mücadele Kanunu 10. maddesiyle yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği´ne gönderilmesine karar verildiğini söyledi.

Deniz Uygar kod adlı tanık İlker Çınar´ın açık adresinin tespiti için Tarsus Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme, Sosyal Güvenlik Kurumu´na (SGK) yazı yazılarak Savaş Korkmaz, Selim Gül ve İrfan Şahinoğlu adlı kişilerin Genelkurmay Başkanlığı´ndan emeklilik maaşı alıp almadığının sorulmasını kararlaştırdı.

Mahkeme, Ankara Ümitköy´de 2003-2004´te Atabilge Sitesi´nin olup olmadığının tespit edilmesi, varsa site yönetimi ile görüşülerek, burada Levent Ersöz ile eşi veya çocukları adına kayıtlı daire yada villa bulunup bulunmadığının belirlenmesi için emniyete yazılan yazının cevabının beklenmesine karar verdi.

DAVA 9 ARALIK´A ERTELENDİ

11.36: Duruşma sona erdi. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne ilişkin yargılanan Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün beraat ettirilmesi talebini reddetti.

Mahkeme, davetiye tebliğine rağmen Ahmet Özal´ın duruşmaya gelmemesi halinde, tanık sıfatı ile zorla getirilerek ifadesinin alınmasının istenmesine hükmetti.

Duruşma, 9 Aralık 2013 saat 09.00´a ertelendi.

SEMRA ÖZAL HAKKINDA İNCELEME BAŞLATILDI

13.09.2013 12:35 Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın zehirlenme davasında gizli tanık Selçuk´un “Semra Özal´a şantaj yaparak kocasını zehirlettiler” sözleri üzerine Ankara TMK 10´uncu maddesiyle görevli Cumhuriyet Başsavcıvekilliği inceleme başlattı. İddialar ciddi bulunursa Semra Özal hakkında dava açılacak.

ANKARA TMK 10´uncu maddesiyle görevli Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, dün Turgut Özal´ın zehirlenme davasında gündeme gelen, “Semra Özal´a şantaj yaparak kocasını zehirlettiler” iddiaları üzerine inceleme başlattı. Sabah saatlerinde mahkemeden dosyaları müzekkere ile isteyen savcılık, gizli tanık ifadelerini incelemeye başladı. Savcılık iddiaları ciddi bulursa Semra Özal hakkında da dava açabilecek. Sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün avukatı Hulusi Coşkun şunları söyledi: “Suça ilişkin önemli bölümler iddianameye alınmamıştı. Son celseye gelen bu gizli tanığın ısrarlı olarak Semra Özal´ı olayda müdahil olduğunu işaret etmesi karşısında savcılık Semra Özal hakkında ek dava açılması için dosyaları istemiş olabilir.” Coşkun müvekkilinin beyanları üzerine gizli tanıkların buna göre ifadelerinin değiştirildiğini iddia ederek “En önemlisi bu davada müvekkilimin aşamalardaki ifadelerine göre gizli tanıkların ifadeleri değiştirilmektedir. Gizli tanıkları yönlendiren bu yapıların ortaya çıkarılması hukuk devletinin selameti açısından zorunludur” diye konuştu.

GİZLİ TANIK SELÇUK´UN İFADESİ

Selçuk isimli gizli tanık, soruşturmanın başından itibaren tüm beyanlarında Semra Özal´ın adını ortaya atmıştı. Ancak soruşturma aşamasında savcılık bu bölümleri iddianameye koymadı. Savcılık sadece emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında dava açtı. Mahkemenin talimatıyla Selçuk´un yeniden ifadesi alındı. Gizli tanık Selçuk 20 Ağustos 2013 tarihinde hakim karşısındaki son ifadesinde de Semra Özal´ın ismini ortaya attı. Gizli tanık Selçuk´un ifadesinde yer alan sözleri şöyle: “Ben 1990´lı yıllarda JİTEM´de görev yaptım. Bu sebeple bir çok kişiyle tanıştım. 2000´li yılların başında Tuğgeneral Veli Küçük ve Tuncay Güney´in yapmış olduğu bazı yanlış işleri makamlara ihbarda bulundum. Bana okumuş olduğunuz iddianamedeki bahse konu Turgut Özal´ın öldürülmesiyle ilgili bilgilerim vardır. Bu nedenle tanık olarak ifade vermek istedim. Meslekten tanıdığım Savaş Korkmaz (Gevrekçi) isimli şimdi emekli olan albay, bana Turgut Özal´ın ölümünün bir suikast olduğunu, yapılma şeklinin doğal olmadığını suikastı eşi Semra Özal´a yaptırdıklarını söylemişti. Gevrekçi bana, Özal´ın ölümünü şöyle anlattı: Semra Özal´ın bir takım kirli işleri kasete alınmış bu kaseti JİTEM timi elde etmiş. Bu bilgiler Semra Özal´a şantaj olarak kullanılmış. Milli Güvenlik Kurulu kararları ve tavsiyesiyle dönemin kuvvet komutanlarının emir ve bilgisiyle yapılmış bu suikastte kendinin de olduğu brifingler alınmış, Süleyman Demirel´in bile aynı brifingler içinde aynı ortamda olduğunu anlatıp adının sil, süpür, temizle operasyonuyla bir bütünlük içinde Eşref Bitlis, Cem Ersever, Bahtiyar Aydın, Kazım Çillioğlu suikastlarının aynı plan içerisinde yapıldığı, CIA ve MOSSAD´ın bazı elemanlarının kullanıldığı dile getirilmiştir. Turgut Özal suikastının operasyonunu yönlendiren MİT ve askeriye içindeki oluşumları harekete geçiren Teoman Koman paşadır. Bu kişi MGK´yi uygulatan kişidir.” (Hürriyet)

(11 Eylül 2013), son güncel.: (13 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Turgut Özal davası duruşmaları

TURGUT ÖZAL SUİKASTİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Özal´ın sırrını açıklayın artık

Yarbay Savaş´ın izi sürülüyor

Özal soruşturması genişliyor

Özal´ı Meclis de araştırmalı

Flaş!!! Özal iddianamesine kabul

Özal iddianamesinde arama yap

Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi

TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz

Zehirlenme örtbas mı edilecek?

Özal´ın zehirlendiği iddiası ve adli tıp incelemesi manşetlerimiz

Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad

Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı

Özal: Dertleri beni tasfiye etmek

DDK: Özal´ın mezarı açılmalı

DDK raporunun tam metni

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın

DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın

DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı

Özal suikastinde çember daralıyor

Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı

Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü

Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5565    yazdır/print


 

Kapatma davasına suç duyurusu

Adalet Platformu, AK Parti hakkında 2008´de açılan kapatma davasında kullanılan delillerden bir çoğunun sahte ve Ergenekon Terör Örgütü tarafından üretilmiş deliller olduğunun 5 Ağustos´ta sonuçlanan Ergenekon davasında sabit görülmesi üzerine kapatma davasında rol alan bazı yetkililer ve isimler hakkında suç duyurusu yaptı. Suç duyurusu yapılan isimler arasında; davayı açan dönemin Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ile delillerin toplanmasında görev alan yargıtay savcıları, kapatma davasına bakan ve konuyla ilgili skandal ses kaydı internete düşen AYM üyesi Serdar Özgüldür, diğer üyeler Fulya Kantarcıoğlu ile Osman Paksüt, Osman Paksüt´ün eşi Ferda Paksüt, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile bazı genelkurmay yetkilileri, Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan, Yarsav Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay ile OYAK Güvenlik A.Ş. yer alıyor.

02.09.2013 12:22 Adalet Platformu, AK Parti hakkında 2008´de açılan kapatma davasında kullanılan delillerden bir çoğunun sahte ve Ergenekon Terör Örgütü tarafından üretilmiş deliller olduğunun 5 Ağustos´ta sonuçlanan Ergenekon davasında sabit görülmesi üzerine kapatma davasında rol alan bazı yetkililer ve isimler hakkında suç duyurusu yaptı.

Adalet Platformu´nun haklarında suç duyurusu yaptığı isimler şunlardan oluşuyor:

Davayı açan dönemin Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya

Delillerin toplanmasında görev alan Yargıtay Savcısı Ufuk Şimşek

Delillerin toplanmasında görev alan Yargıtay Savcısı Zekeriya Sevimli

Delillerin toplanmasında görev alan Yargıtay Savcısı Hasan Ali Atay

Davaya bakan AYM üyesi Serdar Özgüldür

Davaya bakan AYM üyesi Fulya Kantarcıoğlu

Davaya bakan AYM üyesi Osman Paksüt

Osman Paksüt´ün eşi Ferda Paksüt

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ

Dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu

Dönemin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız

Dönemin Kurmay Albayı Dursun Çiçek

Dönemin Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan

Dönemin Yarsav Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu

Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu

Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay

OYAK Güvenlik A.Ş.

Adalet Platformu´nun suç duyurusu dilekçesi şu şekilde:

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA ulaştırılmak üzere

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI´NA

(10. Maddeye Göre Özel Yetkili )

ŞÜPHELİLER: Abdurrahman YALÇINKAYA Yargıtay Cumhuriyet Eski Başsavcısı, Serdar ÖZGÜLDÜR AYM Üyesi, Hıfzı Çubuklu TSK,Yarsav Eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Ufuk Şimşek, Zekeriya Sevimli, Hasan Ali Atay, Sabih Kanadoğlu, Osman Paksüt ve eşi, Fulya Kantarcıoğlu, Seyfi Oktay, İlker Başbuğ, Hasan Iğsız, Dursun Çiçek, OYAK Güvenlik A.Ş., Tansel Çölaşan, Re´sen soruşturma açmayan şüpheliler, Darbe yapan, darbeyi-darbeciliği savunan soruşturma-inceleme ile tespit edilecek kişiler. AYM kararını Gerekçesiz olarak alanlar ve açıklayanlar

MÜŞTEKİ: Adem ÇEVİK TC12409824156 Toros sk. 17/14 Sıhhıye Ank. Tel:05322467411 www.adaletplatformu.com

SUÇLAR: Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmak , Hükümetin ve Millet iradesinin tecelligahı TBMM faaliyetlerini engellemek, ALENEN YARGIYA BASKI YAPMAK, Görevi kötüye kullanmak, suçu ve suçluyu övmek vatana ihanet, kaos, anayasa 138. ve 10. madde ve TCK 288., 215., 216., 40., ve 217. madde ihlali ve tehdit. Darbeye teşebbüs, kanunları uygulamamak, Yargının faaliyetlerini engellemek. Yargıya baskı yapmak, yargıya emir ve talimat vermek, Hükümet üyelerini Ergenekon silahlı Terör örgütüne hedef göstermek, adaleti engellemek, suça iştirak, teröre yardım ve yataklık, devlet memuru olduğu halde siyaset yapmak, siyasi demeçler vermek, bir zümreye ayrıcalık. Anayasanın ve kanunların uygulanmasını engellemek, suç uydurmak, devlet malına zarar vermek, kutsal kitaplara, kutsal değerlere ve inanca hakaret, şahsıma hakaret ve tehdit, Uluslar arası hukuku ve sözleşmeleri uygulamamak. Mobbing psikolojik baskı ve şiddet, insanlığa karşı suç. TCK 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319 Maddelerin ihlali, adil yargılamayı engellemek ve etkilemek

İZAH: Abdurrahman YALÇINKAYA Yargıtay Cumhuriyet Eski Başsavcısının suç olarak gördükleri inanca hakarettir.

ÖRNEKLER

400 belgeden 370 tanesinin Anayasa Mahkemesi´nce de delil olarak kabul edilmediği açıklanmıştı.

VELEV Kİ SİYASİ SİMGE

Başbakan Erdoğan´ın İspanya´da söylediği Başörtüsünün velev ki siyasi bir simge olarak takıldığını düşünün, siyasal simge olsa ne olur sözü...

TüRBAN MEVZU

Üniversitelerde türbana serbestlik getiren Anayasa´da yapılan değişiklik...

AKP Konya milletvekili Hüsnü Tuna Anayasa´da yapılan türbanla değişikliğin ardından ´hedefimiz kamu kurumları´ sözleri

AKP´li Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman´ın, Türbanlı bir kadın belediye başkanı veya daire başkanı da olabilmeli açıklaması.

KUR´AN-I KERİM DAĞITMAK TA SUÇ !

2006 yılında Müftülükle ortak olarak Kuran´ı Kerim dağıtan Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu için de 5 yıl yasak istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Eski Başsavcısı Abdurrahman YALÇINKAYA ERGENEKON Silahlı Terör Örgütü emriyle AK Partiye kapatma davası açması Ergenekon örgütü üyesi olduğunun açık bir delilidir eğer örgüt tehdidiyle eylemde bulunmadıysa. 14 Mart Yargı Darbesinin Başaktörü Yalçınkaya´nın AK Partiye dava açması HÜKÜMETE, TBMM´ye, Milli İradeye, İNANCIMA ALENEN HAKARETTİR. AYRICA AÇIK BİR DARBE GİRİŞİMİDİR ve VATANA İHANETTİR

Ergenekoncu yargıçları azletmeyenler ve açığa almayanlar delillerin karartılması suçlarını işlemişlerdir. Ergenekon emriyle hükümeti yıkmak ve anayasal düzeni ortdana kaldırma planı uygulayıcıları ile Soruşturma ile tespit edilecek “DARBE ve KAOS” planlarında adı geçenler, şikayete konu planların hazırlanması için talimat veren, hazırlayan ve suç için anlaşan, planın icrasında görev alan ve suça asli ve fer`i iştirak eden, suçu öven, suçluyu gizleyenler, suçluları azletmeyenler veya destekleyen veya resen soruşturma açmayanlar ve diğer şüpheliler evrensel hukuk ilkelerini ve hukuki kanunları uygulamayarak görevini kötüye kullanan dolayısıyla işlenen suçlara aracılık yapanlarda suça iştirak ediyor. İşbank ile ticaret yapan ve Terör Odağı olan CHP´ye, İP´e dava açmamak görevi ihmal.

Türkiye Cumhuriyeti Yargıçları ve Yargıtay Başsavcılığı kutsal olmayıp, mensuplarının suçlardan azade olabileceği de söylenemez. Hesap verebilir ve şeffaf olmayan yapılar elbette ki eleştiriye açık olmalıdır. İnsanlığa karşı suç işleyen ESTÖ-Ergenekon Silahlı Terör Örgütü mensuplarının işlediği mahkeme kararıyla sabit olmasından dolayı AKP partisini kapatarak hükümeti ve meclisin faaliyetlerini engelelyerek anayasal düzeni ortadan kaldırma faaliyetlerine katılan darbecilerin ve darbeye yardım-yataklık yapanların ayrımcılık yapılmadan etkin soruşturma ve faillerin yargılanarak cezalandırılmaları gerekir. OYAK-TSK yardımıyla Danıştay cinayetine yardım-yataklık yapanlar da suçludur.

Türkiye´deki modern ve post modern DARBELER yargıçların desteğiyle gerçekleşmiştir. Askeri darbelerin, sivillere muhtıraların, askeri harcamaların, JİTEM ve psikolojik harp dairesinin faaliyetlerinin, Çukurca, Reşadiye, Dağlıca, 33 asker ve diğer olaylardaki kusurların, kafes eylem planı, millete komplo planları, Lahikaların, yer altından çıkan silahların, suikast planları ve diğer onlarca hukuk dışı faaliyetlerin 12 Eylül ve 27 Mayıs darbesinin ve 28 Şubat postmodern darbesinin, 12 Mart ve 27 Nisan Muhtırasının ve tüm darbe planlarının DARBECİ YARGIÇLAR mensublarının gerçekleştirmiş olduğu bilimsel ve tarihi bir olgudur.

Zalim askerler ve emrindeki yargıçlar dün olduğu gibi bugün de başbakan-bakan adam asabilirler. Mutlaka darbecilerin acilen hesaplarının verilmesi gerekir. Hesap soramayanların da sorgulanması gerekmektedir. Vatana ihanet edenler derhal müşahede altına alınmalıdır. Eski Başsavcı Yalçınkaya dahil Tüm darbecilerin malvarlığına el konulmalıdır.

Ayrıca darbeci yargıçların Ergenekon israil stratejik işbirliği iddialarını, diğer kurumlardaki ilişkilerini araştırmamak. uyuşturucu ticareti ve terörden rant sağlayanların görevde kalmasını sağlamak görevi kötüye kullanmaktır. Vatana ve millete ihanet içinde olunmasıdır. Terör ve darbeden rant-çıkar sağlamak için kaos, ekonomik kriz çıkartmak dolayısıyla işsizliği çoğaltmak da suçtur. 400 milyar doların terör-silah harcamasında ve 30bin ölü, 20bin faili meçhul meydana gelmesinde terör tüccarı darbeci yargıçların Ergenekoncu yargıçların, tüm darbecilerin ve şüphelilerin rolü büyüktür.

DELİLLER:

Tüm yasal deliller, tanıklar ve ilgili haberler İstanbul 13.Ağır v.b. Ceza Mahkemesi´ndeki deliller

http://gundem.milliyet.com.tr/kapatma-davasinin-bedeli-20-milyar/gundem/detay/1755653/default.htm

www.urfabasin.com/roportaj/ak-partiyi-kapatma-davasnda-ok-detay-h16063.html www.haberdar.com/refah-partisi-geri-mi-donuyor-3928736-haberi

http://haber.stargazete.com/yazar/ak-partiye-ilk-kapatma-davasi-2002de-acilmisti/yazi-782572 www.belgeler.com/blg/289k/ak-parti-kapatma-davasi-iddianamesi

http://www.haberturk.com/gundem/haber/712596-ak-parti-davasinin-perde-arkasinda-neler-yasandi

http://tr.wikipedia.org/wiki/Adalet_ve_Kalk%C4%B1nma_Partisinin_kapat%C4%B1lma_davas%C4%B1

www.nasname.com/a/ak-parti-icin-kapatma-davasi-acildi----HYPERLINK

www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2241

www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5534

http://www.e-haberajansi.com/ak-partiyi-kapatma-davasini-kuresel-sermaye-mi-actirdi-285096.html http://www.haber7.com/yazarlar/resat-petek/1067594-ak-parti-kapatma-davasinda-yargilamanin-yenilenmesi-neden-onemli-1

ve bilahere sunacağım deliller, şahitler.

NETİCE-İ TALEP: 14 Mart 2008 Başsavcı Darbe Girişimi ile alenen Yasama ve Yürütme tehdit edilmiştir. İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi´nde “AK Parti kapatma davasında mahkeme kararı kesinleşmesi bile belgeleri üreterek yaptıklarını ve bu belgeleri organizeli emir komuta zinciri içinde hazırladıklarını dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız itiraf etmiştir. İrticayla Mücadele Eylem Planı´nı hazırlayan Albay Dursun Çiçek de mahkeme huzurunda itiraf etmiştir. İki isim belgeleri komutanları dönemin Genelkurmay Başkanı Başbuğ´a arz ettiklerini de ifade etmişlerdi. Bunlar tek başına delildir. AK Parti´ye kapatma davasını açan darbeci YALÇINKAYA´nın da aynı suçtan cezalandırılması ve müebbet verilmesi gerekir. Balyoz ve Ergenekon belgelerinden, şüphelilerin uygulamalarıyla görüldüğü gibi; anayasal düzeni ortadan kaldıran hatta uygulayan, görevini kötüye kullananlardan ve kamu mallarına zarar veren, statüyü kullanarak alenen mahkemeye ve şahsıma baskı yapanlardan, psikolojimi bozarak travma geçirmeme sebeb olan Darbeci Yargıçlardan şikayetçiyim.

Şüphelilerin; TCK´nın halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik etme suçunu düzenleyen 216. maddesi, görevi kötüye kullanma suçunu içeren 257. maddesi ve mahkemeyi etkilemek suçunu düzenleyen 288. Maddesi çerçevesinde yargılanmaları gerekiyor. Şüpheliler ayrıca TCK´nın ´silahlı örgüt kurarak anayasal düzeni değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak, Yargının ve hükümetin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, seçilmiş meşru hükümete silahlı isyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin görevini yapmasını engellemeye teşebbüs v.b.suçlarını düzenleyen 309,310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316, 318, 319,maddelerinden de yargılanmalı.

Ayrıca diğer suçlar için de ilgili anayasalara yasalara kanunlara ve maddelere aykırılığın yanı sıra;, Anayasa 138.madde ihlali, 288.madde, 214.madde, 213., 215.,216., 217., 218., 265., 266., 251., 39. 38/1. Ve 40.madde,125.madde, 220.madde, 657 sayılı devlet memurları kanununa , diğer kanunlara ve evrensel hukuk kaidelerine göre de işlem yapılmasını, Yerel ve Küresel Ergenekon´un Taksim Gezi Darbecileri de aynı suçları işliyor.

Yukarıdaki iddialardan dolayı ilgililere Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması kamu davası açılmasını ve tüm medyada çıkan bu iddialarla ilgili idari veya hukuki kamu davası veya soruşturma açmayanlar, delillerin karartılmaması için gereğini yapmayanlar, açığa almayanlar ve görevden azletmeyenler veya istifasını istemeyenler, darbecilerin malvarlığına el koymayanlar, Darbeci Yargıçların da içinde bulunduğu CUNTAcılarla 27mayıs-12mart cuntacıları, 28şubat-27nisan muhtıracıları ve Ergenekon-Balyoz-Kafes-İrtica-Susurluk-pkk-kck-bçg-gladio vb. Çetelerle organik-inorganik bağlantılarının araştırılmasını özellikle insanlığa karşı suç işlenmesinden dolayı TCK 77. maddeye göre de cezalandırılmalarını arz ve talep ederiz.

Anayasayı, evrensel hukuku,uluslararası anlaşmaları uygulamayanlar da suçludur. Devlete 20 milyar dolar zarar veren darbecilerin mal varlıklarına el konularak zarar tazmin edilmelidir.

10 Aralık 2003 yılında anlaşması imzalanmış ve 9 Kasım 2006´da anlaşma yürürlüğe girmiş “Yolsuzlukları ve Görev Suistimallerini Önlemeye Yönelik BM Sözleşmesi”ni Yolsuzlukla Savaş kanunlarını 90.madde ve 5506 sayılı kanun çerçevesinde uygulamayarak görevini ihmal eden ve dolayısıyla görevini kötüye kullanan tüm yetkililerle ilgili de işlem yapılmasını dileriz.

02.09.2013 Adem ÇEVİK www.adaletplatformu.com darbesavarlarbirligi@gmail.com 05322033274

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(02 Eylül 2013, 12:22)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

AK Parti yeniden yargılanabilir

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Flaş!!! AK Parti´ye kapatma davası açıldı -14.03.2008

Flaş!!! AK Parti kapatılmadı

İlhan Selçuk: Darbe yapcaz, var mı ötesi

Ses kaydı: TSK rahatsız, başsavcı AKP´ye dava açsın

Ergenekon´da AK Parti dosyasının istenme nedeni

Ergenekon´un yüksek yargı ile kaos buluşmaları

Biri yalan uydurdu diğeri dava açtı

Mahkeme Yargıtay savcılarının adını istedi

Mahkeme yargıdaki Ergenekon´un peşinde

Andıç siteleri Yargıtay´a sorulacak

Yargıtay savcıları da Ergenekon davasında

Ergenekon 17 eylem planladı

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Genelkurmay´ın provokasyon siteleri ya da ´internet andıcı´ konulu manşetlerimiz

Kontrgerilla´nın yargıdaki örgütlenmesi

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5545    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 790)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Şok plan: HSYK bunu yapacak

26.07.2014 11:54 HSYK'dan önceki gün gelen şok tehdit hayata geçirildi. HSYK 3. Dairesi, Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkında, Twitter'da kullandığı hesap üzerinden 'Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sonunun Kaddafi ve Saddam gibi olacağını' ima..
Tamamı 26.07.2014

İsrail Gazze'den, paralel buradan

25.07.2014 10:31 Paralel yapı mensuplarından Hakkari eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder şok açıklamalar yaptı. Selam-Tevhid örgütü iddiasıyla masum insanları dinledikleri suçlamasıyla gözaltına alınan polis arkadaşlarını savundu. Bugün ..
Tamamı 25.07.2014

İşte F-tipi kumpasın delilleri

23.07.2014 17:25 Türkiye önceki gün; Ergenekon, Balyoz, KCK, ÇHD ve Devrimci Karargah gibi çok yakın geçmişin ünlü soruşturmalarını yürüten polis şeflerinin kelepçelenerek gözaltına alındığı bir sabaha uyandı. 25 ilde toplam 99 polis ş..
Tamamı 23.07.2014

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinle..
Tamamı 22.07.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
9.265.974