YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
20 Aralık 2014, Cumartesi
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "dursun" için arama sonuçları    (Toplam 805 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Mağdurlar: Operasyonlar sürsün

Paralel yapının kumpas kurduğu şüphesi giderek güçlenen Ergenekon ve Balyoz sanıkları ile yakınları Paralel yapıya yönelik 14 Aralık operasyonlarına destek verdiler. 'Burada bir suç örgütü var, herkes operasyona destek çıksın' çağrısında bulunan isimler, bu suç örgütüyle mücadelede Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da desteklenmesini istediler. 'Bu mücadele sonuçlanıncaya kadar, bu mücadeleyi yürütenlere herkesin sahip çıkması gerekir.' diyen isimler, 'Hukuk size de lazım olur demiştik. Gözünüzü kulağınızı kapatıp iftiralara devam ettiniz. Çok mazlumun ahını aldınız. Ahını aldığınız yüzlerce çocuğun lanetine uğradınız. Hadi şimdi kolay gelsin size. Yalnızlık bataklığında çırpının. Bizi masumiyetten gelen gücümüz ayakta tuttu. Siz o bataklıkta boğulacaksınız' dediler.

19.12.2014 19:46 Zaman ve Samanyolu'nun "kumpasın merkezi" olarak görev yaptığını belirten mağdurlar, eğer paralel suç örgütü hakkında bir soruşturma yürütülüyorsa bu yayın organlarının da soruşturulması gerektiğini söyledi. "Burada bir suç örgütü var" diyen kumpas mağdurları, "Operasyonu herkes desteklesin" mesajı verdi.

'HERKESİN SAHİP ÇIKMASI GEREKİR'

Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok (5 yıl cezaevinde kaldı): Bize yapılan operasyonların merkezinde kalan kurumlar Zaman Gazetesi ve Samanyolu TV'ydi. Bunlar suç örgütünün sesiydiler. Herkesin yapılan bu operasyonları desteklemesi gerekiyor. Burada bir suç örgütü var. Bu yapıya karşı en büyük mücadeleyi veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Savunma refleksiyle, Cumhurbaşkanı'na karşı hiç kimsenin aklına gelmeyen eylemlerde bulunabilirler. Bu mücadele sonuçlanıncaya kadar, bu mücadeleyi yürütenlere herkesin sahip çıkması gerekir.

'OPERASYONLAR DESTEKLENMELİ'

Yarbay Mustafa Dönmez (Ergenekon davasında 49 yıl 2.5 ay hapis cezası aldı): Bugün operasyon yapılanlar, geçmişte kumpas davalarında görev almış kişilerdir. Genelkurmay Başkanı'nı bile Ergenekon terör örgütünün yöneticisi diye cezaevine tıktılar. Devlet kayıtlarında Ergenekon diye bir örgüt yoktu ancak devletin kayıtlarında, hem de MGK kararı ile Fethullah örgütü diye, varlığı somut olan bir örgüt soruşturulmaktadır. İddialar ciddi. Bu örgüt birçok cinayette de var. Bu operasyonlar desteklenmeli.

'ÖLÜME SEBEBİYETTEN YARGILANACAKLAR'

Gazeteci Yazar Hikmet Çiçek (Ergenekon davasında 21 yıl 9 ay hapis cezası almıştı): Son operasyona basın özgürlüğü adı altında karşı çıkanları, 19 Aralık'ta Yarbay Ali Tatar'ın mezarı başında yapılacak anma törenine çağırıyorum. Ali Tatar'ın ağabeyi Ahmet Tatar, eski emniyet müdür Yurt Atayün, savcı Süleyman Pehlivan gibi bazı isimler hakkında şikayetçi oldu. Bu örgütün suçları arasında sadece çeşitli tertipler yok. Cinayetler de var. Ölüme sebebiyet vermekten yargılanacaklarını göreceğiz. Bunları, özgür basının simgesi olarak göstermekten daha yalan bir şey olamaz.

'SİZ O BATAKLIKTA BOĞULACAKSINIZ'

Balyoz Kumpası Sanığı Emekli Amiral Semih Çetin: Zaman ve Samanyolu. Hukuk size de lazım olur demiştim. Gözünüzü kulağınızı kapatıp iftiralara devam ettiniz. Çok mazlumun ahını aldınız. Zaman ve Samanyolu. 14 yaşında antidepresan kullanmaya başlayan küçük kızım Simay, düğününü ve doğumunu göremediğim büyük kızım Gökçe ve ahını aldığınız yüzlerce çocuğun lanetine uğradınız. Hadi şimdi kolay gelsin size. Yalnızlık bataklığında çırpının. Bizi masumiyetten gelen gücümüz ayakta tuttu. Siz o bataklıkta boğulacaksınız.

'ZAMAN VE GRUBU ÇETEYLE BAĞLANTILI'

Avukat İrem Çiçek (Ergenekon davası sanıklarından emekli Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'in kızı): Albay Dursun Çiçek davasında henüz savcılık sorgusu devam ederken tutuklama kararı çıktı diyen, gizlilik nedeni ile bize verilmeyen tutanakları yayımlayan Samanyolu, Zaman gibi medya kuruluşlarının bu kumpas örgütü ile irtibatlı olmadığını iddia etmek gerçekle bağdaşmaz. Yaptığı haberlerin gerçek dışı olduğunu bile bile insanları aldatmak ise medya faaliyeti değildir.

'DEVLET İÇİNDEKİ ÇETENİN MAŞALARI'

Odatv davası sanığı, Gazeteci Barış Pehlivan: Gazetecilik yapmadılar, devlet içindeki çetenin maşasıydılar.

Ergin Saygun'un kızı Ece Saygun: Hatayı da doğruyu da mücadele ederek öğrendik. Bize nasıl davrandığınız da sizin sınavınızdı...

Gazeteci Yener Güneş: Cemaat medyası 12 Eylül'den bu yana ilk defa bir gazete ve televizyon basıldı diyormuş. Ulusal Kanal, Aydınlık, Odatv esnaf lokantası mıydı?

Emekli Orgeneral Bilgin Balanlı'nın kızı Burcu Balanlı: Kimse bana "özgür basın" demesin! Evin bir odası 4 senelik gazete arşivi. (Sabah)

(19 Aralık 2014, 19:46)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6479    yazdır/print


 

Günaydın Hürriyet, Elveda Paralel!

2008-2009 yılları arasında sektörlerinin ileri gelen 160 ünlü isminin, 'istihbari dinleme' adı altında, 'terör ve organize suç örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle' dinlendiği belirlendi. Haberi daha ilginç kılan ise Hürriyet'in yayınlamasıydı. Bu durum, aylardır süren paralel yapı tartışmalarına soğuk bakan Hürriyet'in paralel yapıdan ümidini kestiği şeklinde değerlendiriliyor. Hürriyet'in haberine göre; gazetenin santral numaralarından Doğan Holding'in üst düzey yöneticilerinin neredeyse tamamı dinlenmiş. Listede işadamları Ferit Şahenk'ten, Ali Koç ve Mehmet Emin Karamehmet'e, eski Genelkurmay Başkanları İsmail Hakkı Karadayı'dan, Hüseyin Kıvrıkoğlu'na, gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz'dan, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Can Dündar'a kadar çok sayıda isim var. Haber üzerine harekete geçen savcılık paralel telekulak iddialarına yönelik soruşturma başlattı.

06.12.2014 16:14 İstanbul Emniyeti'nin arşiv kayıtlarında yapılan incelemelerin yeni bir paralel telekulak skandalını ortaya çıkardığı iddia edildi. Buna göre; 2008-2009 yıllarında aralarında iş adamı, gazeteci, milletvekili ve genelkurmay başkanlarının da bulunduğu 160 kişi kod isimlerle ve IMEI numaraları üzerinden usulsüz dinlenmiş.. Doğan Holding'in üst düzey yöneticilerinin neredeyse tamamının dinlenmiş olduğu listede işadamları Ferit Şahenk'ten, Ali Koç ve Mehmet Emin Karamehmet'e, eski Genelkurmay Başkanları İsmail Hakkı Karadayı'dan, Hüseyin Kıvrıkoğlu'na, gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz'dan, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Can Dündar'a kadar 160 kişinin ismi var.

GÜNAYDIN HÜRRİYET, ELVEDA PARALEL!

Haberi daha ilginç kılan ise Hürriyet gazetesinin manşetten yayınlamış olmasıydı. "Günaydın!" dedirten bu tavır değişikliği şaşırtıcı bulundu. Çünkü 17 Aralık'tan bugüne kadar 1 yıldır yoğun süren paralel yapı tartışmalarında Doğan medyasında paralel yapıyı kollayan ya da görmezden gelen bir tavır belirgin şekilde gözleniyordu. Hürriyet'in bu son haberine konu olan Doğan medyası ya da benzeri çevrelere ait önemli isimlerin paralel yapı tarafından dinlendiğine yönelik haberler daha önce de yayınlanmış, ancak Doğan medyası ya da bağlantılı haber organlarında adeta görmemezlikten gelinmişti. Her birisi belgelere dayanan ve çeşitli soruşturma ve davaların açılmış olduğunu işleyen telekulak haberlerine Hürriyet'in de manşetten vermeye başlamış olması, Hürriyet'in, daha doğrusu Doğan medyası ve temsil ettiği kesimlerin paralel yapıdan ümidini kestiği şeklinde değerlendiriliyor.

TEHLİKE AK PARTİ'DEN ÖNCE DE VARDI

"Günaydın Hürriyet, Elveda Paralel!" şeklinde de özetlenebilecek bu tavır değişikliği paralel yapının işinin bittiğine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Yine bu tavır değişikliği, olayın sadece AK Parti'nin sorunu değil, tehlikeye AK Parti'den önceki dönemde de dikkat çeken Prof. Necip Hablemitoğlu'nun raporlarına da yansıdığı gibi çok kritik bir devlet sorunu olduğunun bu kesimlerce de kavrandığına dair bir gösterge olarak yorumlanıyor.

DETAYLAR

Hürriyet'ten Toygun Atilla'nın haberine göre, Türkiye'nin ünlü işadamları, gazetecileri, rektörleri ve eski komutanların da aralarında bulunduğu 160 kişinin telefonlarının IMEI numaraları üzerinden, ‘terör ve organize suç örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle’ dinlendiği ortaya çıktı. Çoğu kod isimlerle alınan mahkeme kararlarının ardından 2008-2009 yılları arasında yapılan telefon dinlemeleri İstanbul Emniyeti tarafından ‘istihbari dinleme’ çerçevesinde gerçekleştirildi. Listede Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, işadamları Ali Koç, Mehmet Emin Karamehmet, eski Genelkurmay Başkanları Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, eski Deniz Kuvvetleri Komutanları Oramiral Vural Bayazıt ve Oramiral Bülent Alpkaya, gazeteciler Uğur Dündar, Mehmet Yılmaz, Yılmaz Özdil, Tufan Türenç, Can Dündar, Faruk Bildirici, Soner Yalçın, Şirin Payzın, Cengiz Semercioğlu gibi isimler var. ‘Moskof Cariye Hürrem’, ‘Pargalı’ ve ‘Hatice’ gibi tarihi romanların yazarı Fatma Demet Altınyeleklioğlu da dinlenenler arasında...

20 BİN DİNLEME

İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün arşiv kayıtlarında yapılan incelemelerde, dinlemeye alınmış pek çok telefon numarası tespit edildi. Bunun üzerine bu telefonların kimlere ait olduğu teker teker araştırıldı. Yaklaşık 2.5 aydır devam eden çalışma sonunda ‘telekulağın’ çalışma yöntemi gözler önüne serildi. Sonuçta işadamları, gazeteciler, askerler, bürokratlar ve öğretim görevlilerinin aralarında bulunduğu 160 kişinin, ‘terör ve organize suç örgütü üyelerinin yanlarına monte edilerek’ dinlendikleri ortaya çıktı. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerin çoğunda kod isimlerin kullanıldığı, bazılarının soyadlarının bile olmadığı anlaşıldı. Dinleme kararlarına yaptıkları işler ve konumları da konulmamıştı. IMEI numaraları üzerinden dinlenen telefonlar, sadece İstihbarat Şube Müdürlüğü ile de sınırlı değil. İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü ile Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde de geçmiş yıllara dönük yapılan araştırmalarda yaklaşık 20 bin telefon dinlemesi belirlendi. Bu 3 şubede incelemelerin sürdüğü, listenin bu incelemeler soncunda netleşeceği ifade edildi.

AVUKATI BİLE

Telefonları dinlenenler arasında haklarında dava açılan, gözaltına alınan ve tutuklu olarak yargılananlar da var. Gazeteci Soner Yalçın bu isimlerden biri. Odatv davası kapsamında 2011 yılında tutuklanan Soner Yalçın, 2008’in mart ayından haziran ayına kadar 3 ay boyunca dinlenmiş. İstanbul Askeri Casusluk davasının sanıklarından Ebru Nilhan Bozkurt’un telefonları ise 2008’in ocak ayı ile 2009’un mart ayı arasında 3 ay dinlenmiş. Bozkurt bu telefon dinlemesinden yaklaşık 1.5 yıl sonra İstanbul Askeri Casusluk davasında şüpheli oldu. Ancak dava dosyasında telefon dinleme görüşmeleri yer almadı. Aynı şekilde Soner Yalçın’ın da 2008’deki telefon görüşmeleri dava dosyasında yoktu. Bir diğer benzer telefon dinlemesi de Ergenekon davasının sanıklarından Yarbay Mustafa Dönmez’e ait. Dönmez’in telefonları 2008’in kasım ayı ile 2009’un şubat ayı arasında dinlenmiş. Polis Mustafa Dönmez’in telefonunu dinlemekle kalmamış, avukatı Gülten Güven’i de dinlemiş.



KODLARIYLA O İSİMLER

İŞ DÜNYASI

Ferit Şahenk - FERİT (Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
Yıldırım Ali Koç - ALİ (Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi)
Caroline Nicole Koç - CANAN (Mustafa Koç’un eşi)
Mehmet Emin Karamehmet - MAHMUT (Çukurova Holding’in sahibi)
Mustafa Süzer - MUSTAFA (Süzer Holding Yönetim Kurulu Başkanı)
Fevzi Bülent Özaydınlı - BÜLENT (Migros’un ortağı ve CEO’su)
Atalay Şahinoğlu - ATALAY (Nuh Çimento eski Genel Müdürü-Demirören Holding Koordinatör ve Danışmanı)
Hüsamettin Kavi (BEMKA Emaye Bobin Teli A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı)
Erol Altaca - EROL (Altaca Dershaneleri’nin sahibi)
Mehmet Yörük - MEHMET (Doğan Holding Finans ve Fon Yönetimi Başkan Yardımcısı)
Melih Türker - MELİH (O tarihte Petrol Ofisi Genel Müdürü)
Ertan Çakır - ERTAN (O tarihte Petrol Ofisi Satışlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı)
Ahmet Toksoy - (Doğan Holding Mali İşler Başkanı)
Ali İhsan Karacan - ALİ İHSAN (O tarihte Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi)
Yener Şenok - YENER (Doğan Holding Mali İşler Başkan Yardımcısı)
Hakan Genç (O tarihte Doğan Holding Avrupa Temsilcisi)
Süleyman Kocakaya (O tarihte Doğan Dış Ticaret Yöneticisi)
Dursun Ali Yılmaz - DURSUN (O tarihte Hürriyet Gazetesi Mali İşler Başkanı)
Halil Özkan - FARUK (O tarihte Hürriyet Gazetesi Mali İşler Müdürü)
Yavuz Ada (Hürriyet Gazetesi Muhasebe Müdürü)
Memduh Karakullukçu - MENDUH (2007-2010 arası TÜSİAD Başkan Danışmanı)
Sezai Çanakçı - SEZAİ (Çanakçılar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
İbrahim Çağlar - İBRAHİM (Nurtop A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı-İTO Başkanı-MÜSİAD Kurucu Üyesi)
Ömer Lütfi Karagöz - ÖZAY (Migros İletişim ve Bilgi Güvenliği Müdürü)
Tanıl Küçük - CEMAL (O tarihte İstanbul Sanayi Odası eski başkanlarından)

MEDYA DÜNYASI
Vuslat Doğan Sabancı (Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı)
Mehmet Yakup Yılmaz (Gazeteci-Yazar)
Tufan Türenç - TUFAN (Gazeteci)
Ruşen Çakır - RUŞEN (Gazeteci)
Mehmet Murat Yetkin - MURAT (Gazeteci)
Zafer Mutlu - ZAFER (Gazeteci)
Serdar Akinan - (SKY Türk eski Yayın Yönetmeni)
Cem Aydın (Doğuş Grubu eski Genel Müdürü)
Yılmaz Özdil - YILMAZ (Gazeteci-Yazar)
Can Dündar - CAN (Gazeteci)
Aslı Aydıntaşbaş - ASLI (Gazeteci)
Mehmet Faraç - MEHMET (Gazeteci)
İsmail Küçükkaya - İSMAİL (Gazeteci)
Süleyman Serdar Çaloğlu - SERDAR (Show TV eski Genel Müdürü)
Mirgün Cabbas - SIRRI (Televizyoncu)
Uğur Dündar - UĞUR (Gazeteci)
İbrahim Yıldız - (Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni) - Dinleme kararı yok
Abbas Güçlü - (Gazeteci) - Dinleme kararı yok
Amberin Zaman - MEHMET (Gazeteci)
Şirin Payzın Acet - ŞİRİN (Televizyoncu)
Nihat Genç - NİHAT (Yazar)
Oylum Talu - CEYLAN (Televizyoncu)
İbrahim Özay Şendir - ÖZAY (Gazeteci)
Rasih Yılmaz - RASİH (Gazeteci-Yayıncı)
Selahattin Sadıkoğlu - SELAHATTİN (Gazeteci)
Ergün Diler - ERGÜN (Gazeteci)
Cengiz Semercioğlu - CENGİZ (Gazeteci)
Engin Ardıç - HALİL (Gazeteci)
Bedri Baykam - BEDRİ (Ressam)
Melih MERİÇ - MELİH (Televizyoncu)
Metin Yüksel - METİN (Gazeteci)
Saner Ayar - SONER (Show TV eski Genel Müdürü)
Selçuk Tepeli - RECEP (Gazeteci/Şimdiki Habertürk Genel Yayın Yönetmeni)
Saynur Tezel Özgentürk - SAYNUR (Televizyoncu)
Ruhat Mengi - RUHİ (Gazeteci)
Orhan Gökdemir - SERDAR (Gazeteci)
Bülent Çöltekin - BÜLENT (Televizyoncu)
Rıdvan Bıyık - YAVUZ (Televizyoncu)
Mustafa Şekeroğlu - MUSTAFA (Gazeteci)
Fevzi Mete Çubukçu (Gazeteci)
Sinem Vural (Gazeteci)
Gülden Aydın (Gazeteci)
Mehmet Nuri Çolakoğlu - MEHMET NURİ (Gazeteci)
Faruk Bildirici - FARUK (Gazeteci)
İbrahim Serdar Akinan - SERDAR (Gazeteci)
Şükran Suna Vidinli - SUNA (TV programcısı)
Arslan Bulut - ARSLAN (Gazeteci)
Özdemir İnce - ÖZDEMİR (Yazar)
Uğur Şevkat (Gazeteci TV programcısı)

DİĞER İSİMLER
Bülent Küçüktürkmen (İşadamı))
Prof. Erdoğan Teziç (Eski YÖK Başkanı)
Orhan Birgit (Eski milletvekili Aydın Doğan Vakfı eski Yürütme Kurulu Başkanı)
Kuzey Deniz Komutanlığı santral numarası
Prof. Muhammed Şahin (İTÜ Rektörü)
Prof. Necla Pur (2006-2010 yılları arası Marmara Üniversitesi Rektörü)
İlter Türkmen (Eski Dışişleri Bakanı ve Büyükelçi)
Reşat Altay (Eski Trabzon Emniyet Müdürü)
Prof. Fatma Feyza Darandeliler - MEHMET (İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanlarından)
Aykut Zahid Akman (RTÜK eski Başkanı)
Fatma Nur Serter (CHP milletvekili)
Selahattin Çetiner (Eski İçişleri Bakanlarından)
Prof. Tanay Sıdkı Uyar - ÖMER (Marmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı)
Prof. Yunus Söylet (İstanbul Üniversitesi Rektörü)
Yaşar Yazıcıoğlu (Eski Başbakanlık Müsteşarı)
Prof. Ahmet Altınel (İstanbul Üniversitesi Zooteknik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi)
Muharrem İnce (CHP Milletvekili)
İlter Terzioğlu (Eski TURKCELL Şebeke Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı)
Prof. Hasan Can Okutan (İTÜ Kimya Ana Bilim Dalı Başkanı)
Prof. Ahmet Zekai Görgülü (İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı Başkanı)
Ferruh Taşdemir (Yapımcı)
Kemal Nehrozoğlu (Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri)
Sadettin Tantan (Yurt Partisi Genel Başkanı)
Prof. Faruk Erzengin (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi eski Dekanı)
Prof. Hüseyin Faruk Karadoğan (Eski İTÜ Rektörü)
Prof. Ayşe Soysal (Boğaziçi Üniversitesi Rektörü)
Prof. Emin Durul Ören (Yıldız Üniversitesi eski Rektörü)
Ömer Vehbi Hatipoğlu (Siyasetçi)
Saadet Yıldırım (Türk Dünyası
Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı)
Prof. Ali Akyüz (İstanbul Üniversitesi Cerrahi Tıp Bölümleri Öğretim Üyesi)
Mehmet Moğultay (Eski Bakan)
Lale Apaydın (TÜBİTAK Çalışanı)
Musa Çam (CHP Milletvekili)
Mehmet Akkan Suver (Marmara Grubu Stratejik Sosyal Araştırma Vakfı Genel Başkanı)

ONUN DÖNEMİ

İSTANBUL İstihbarat Şube Müdürü Edip Vural ve ekibinin çalışmaları sonunda ortaya çıkan yasadışı dinlemeler üzerine soruşturma derinleştirildi ve Mülkiye Başmüfettişi Turgay Alpman ile Polis Başmüfettişi Selim Kutkan bu dosya için özel olarak görevlendirildi. Polisin yaptığı ilk tespitler üzerinden çalışmayı derinleştiren müfettişler, sahte isimler ile yapılan telefon dinlemeleri için alınan mahkeme kararlarını da belgeledi. Bu dinlemelerin yapıldığı dönemde İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nin başında Ali Fuat Yılmazer görev yapıyordu. Yılmazer, daha önce ortaya çıkarılan yasadışı telefon dinlemeleriyle ilgili iddialar çerçevesinde halen tutuklu bulunuyor.

ORGANİZE

İstanbul’da Mülkiye Müfettişleri’nin yasadışı ve usulsüz telefon dinleme olaylarına yönelik olarak daha önce hazırladıkları bir raporda da dinleme eylemlerinin ‘sistematik, planlı ve organize’ bir görünüm arz ettiğine vurgu yapılarak, bu dinlemelerin ‘belirli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik’ olduğuna dikkat çekilmişti. Bu rapor da son soruşturmayı yürüten Mülkiye Başmüfettişi Turgay Alpman ve Polis Müfettişi Selim Kutkan tarafından hazırlanmıştı.

IMEI İLE DİNLEME NEDİR?

HER bir GSM telefon cihazına üretim aşamasında IMEI numarası yükleniyor. IMEI ‘International Mobile Equipment Identity’nin (Uluslararası Mobil Ekipman Kimliği) numarası her bir cihazın kimlik numarası olup 15 haneden oluşur, tek ve benzersizdir. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın telefonları da Devrimci Karargah dosyasında sahte isim ve IMEI numarası üzerinden dinlenmişti. Avcı, bu şekilde telefon dinlemesi yapılmasının yasadışı olduğunu söylemişti.

SAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI

Hürriyet gazetesinin ‘Dinlenen VİP isimler’ manşetiyle duyurduğu usulsüz dinleme iddialarına ilişkin haber savcılığı harekete geçirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 5 Aralık 2014’de Hürriyet Gazetesi’nin haberini ihbar kabul ederek soruşturma başlattı.

Mülkiye Müfettişleri’nin emniyette yaptığı incelemeler sonucunda 2008-2009 yıllarında aralarında iş adamı, gazeteci, milletvekili ve Genelkurmay Başkanları’nın da bulunduğu 160 kişiyi kod isimlerle ve IMEI numaraları üzerinden usulsüz olarak dinledikleri tespit edilmişti. Hürriyet’in manşetinde yer verdiği haberi ihbar kabul ederek soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Savcılığı, kod isimlerle ve usulsüz yapıldığı iddia edilen dinlemelere ilişkin mahkeme kararlarını ve diğer belgeleri inceleyecek.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(06 Aralık 2014, 16:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6458    yazdır/print


 

Böcek iddianamesi kabul edildi

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisine 'böcek' tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 13 kişi hakkında hazırlanan iddianame mahkemece kabul edildi. 13 kişi siyasi casuslukla yargılanacak. Sanıkların 21'er yıldan 36 yıl 6'şar aya kadar mahkumiyetleri talep ediliyor. Açılan davanın en önemli detaylarından biri sanıkların Fetullah Gülen'le bağlantılarının vurgulanmış olması..

01.12.2014 22:27  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisine "böcek" tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 13 kişi hakkında hazırladığı iddianame, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin'in hazırladığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "müşteki" olarak gösterildiği iddianamede, sanıklar şu isimlerden oluştu:

"Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdürü Ali Özdoğan, dönemin Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amiri Emniyet Amiri Serhat Demir, dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdür Yardımcısı Sedat Zavar, dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdürlüğünde görevli Komiser Yardımcısı Enes Çiğci, suç tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru İlker Usta, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığında görevli Emniyet Müdürü Ahmet Türer, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliğinde görevli polis memuru Hurşit Gölbaşı, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliğinde görevli polis memuru Seyit Saydam, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliğinde görevli polis memuru Harun Yavuz, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliğinde görevli Komiser Yardımcısı İbrahim Sarı, eski Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanı Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut ile eski TÜBİTAK yöneticisi Hasan Palaz."

İddianamede, şüphelilerden Özdoğan, Zavar, Demir, Türer, Çiğci ve Usta'ya, "Başbakan'ı siyasi casusluk amacıyla dinlemek, kamu görevlisinin özel hayatın gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaları kaydetmek" suçları yöneltildi ve 21'er yıldan 36 yıl 6'şar aya kadar mahkumiyetleri talep edildi.

İddianamede ayrıca Yavuz, Sarı, Gölbaşı, Saydam, Yüksel, Bulut ve Palaz'ın ise aynı suçların işlenmesine yardım ettikleri savunuldu.

Başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisine "böcek" tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 13 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, "Keçiören ikametgahta ve Resmi Konut'ta, rutin böcek araması yapıldığı intibası verilerek Serhat Demir'in sevk ve idaresinde, Sedat Zavar ile birlikte Enes Çiğci ve İlker Usta tarafından fırsat operasyonu şeklinde siyasal casusluk amacıyla dinleme cihazlarının mekanlardaki prizlere yerleştirilerek dinlemelerin yapıldığı" bildirildi.

İddianamede, "örgütlemeyi yapanın ve diğer şüphelileri ayarlayanın şüpheli Ali Özdoğan olduğu ve yapılacak dinlemeler konusunda şüpheli Ahmet Türer'in destek verip faaliyeti yönlendirdiğinin anlaşıldığı" aktarıldı.

İddianamede, dinleme cihazı bulunması sonrasında ilişkin Başbakanlık Teftiş Kurulunun hazırladığı soruşturma dosyasından bilgiler özetlendi.

Rapora göre, 2011'de Başbakanlığın onayı ile MİT ekibi, 28-30 Aralık 2011 arasında, Erdoğan'ın Keçiören'deki ikametgahında, AK Parti Genel Merkezi'nde, Başbakanlık Merkez Bina'da ve Başbakanlık Resmi Konut'taki çalışma ofislerinde, gizli dinleme ve gözetleme sistemlerine karşı teknik arama çalışmaları gerçekleştirdi. Oluşturulan ekibe Başbakanlık Başmüşaviri Mustafa Varank eşlik etti.

Erdoğan'ın Keçiören'deki ofisi aranırken, Erdoğan'ın kullandığı ve kriptoluyla birlikte 4 telefonun konulduğu masanın sağ tarafında, 6 girişli priz içinde telsiz kaynağı bulundu. Açılmadan X-ray cihazıyla görüntülenen priz içerisinde, özel bir yapının varlığını andıran görüntüyle karşılaşılması üzerine açılan prizden elektrik şebekesinden beslenen telsiz vericiye ulaşıldı. Mevcut durum sadece Varank ile paylaşılarak, olumsuz bir durum yokmuş gibi teknik arama faaliyeti sürdürüldü. Çoklu priz, incelenmek üzere MİT ekibince teslim alındı.

-Başbakanlık Resmi Konut'taki "böcek"

Başbakanlık Resmi Konut'ta, Erdoğan'ın kullandığı makam odasındaki aramada da 3 girişli çoklu priz içerisinde, Keçiören'deki çalışma ofisindekinin benzeri olan ve sinyal yayını olmaması nedeniyle pasif durumda olduğu değerlendirilen telsiz verici tespit edildi. Bu durum da sadece Varank ile paylaşılarak, olumsuz bir durum yokmuş gibi teknik arama faaliyetine devam edildi. Bu priz de incelenmek üzere MİT ekibince incelenmek üzere alındı.

Başbakanlık Teftiş Kurulu, telsiz vericilerin elektrik şebekesinden beslenmesi dolayısıyla uzun süreli dinleme faaliyeti gerçekleştirmek amacıyla yerleştirildiğini tespit ederken, teknik operasyonel çalışmanın profesyonel bir uygulama olduğunu değerlendirdi. Vericilerin, Başbakan'ın kriptolu telefonunun da dahil olduğu bölümlerde tespiti "dikkat çekici" bulunurken, bu durumdan, iki uygulamanın da "aynı merkezce" gerçekleştirildiği anlaşıldı.

Cihazların özelliklerine ilişkin bilgiler verilen iddianamede, cihazların bulunmasının ardından TÜBİTAK ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinin, çoklu prizler ve içinde bulunan dolgu malzemelerine ilişkin rapor alındığı, bunlara göre, cihazların, önceden yapılan keşifler doğrultusunda 24-25 Kasım 2011 tarihlerinde çalışma ofislerine yerleştirildiği kanaatine varıldığı aktarıldı.

-Görevlilerin beyanları

İddianamede, cihazları yerleştirenlerin belirlenmesi amacıyla 1 Temmuz 2011 ile 28-29 Aralık 2011 arasında konutlara gittiği görülen tüm isimlerin, öncelikle meslekleri ve meşguliyetleri, Keçiören'deki 2 numaralı ofise gelme gerekçeleri, kullanıcısı oldukları GSM'leri soruşturuldu. İddianamede daha sonra tanık olarak ifadesine başvurulanların beyanları özetlendi.

Konut'ta, 25 Kasım 2011'de görev yapan polis memuru S.Ö'nün, "Erdoğan'ın, rahatsızlığı nedeniyle İstanbul'da bulunduğu, muhtemelen Kasım 2011'de, sanıklardan Başbakanlık Teknik Arama Ekibi Amiri Serhat Demir'in başında olduğu 4-5 kişilik ekibin, konutta arama faaliyeti icra ettiğini, ekipte Demir'in yanı sıra 40-50 yaşlarında kır saçlı bir erkeğin bulunduğunu, Aralık 2011 sonlarından itibaren birçok arama yapılmasına rağmen, arama ekibinde bulunan bu şahsı bir daha görmediğini belirttiği aktarıldı.

Başbakanlık Resmi Konut Güvenlik Amiri V.K. ise "Erdoğan'ın Ankara'da bulunmadığı dönemde Çankaya konutta 2 kez teknik arama yapıldığını, Başbakanlık Teknik Arama Ekibi Amiri Demir ile Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığında görevli üç kişiden oluşan ekibin, 24 Kasım 2011 akşamı, konutta arama yaptığını söyledi ve fotoğraflar üzerinden sanıklardan Sedat Zavar'ı teşhis etti.

Resmi Konut'ta teknisyenlik yapan H.N. de 24 Kasım 2011'de adlarını bilmediği üç görevlinin arama yaptığını, Başbakan'ın ofisine geçildikten birkaç dakika sonra çalışmayı sürdüren iki görevlinin gürültü olduğunu söyleyerek, kendilerini ofisten çıkardıklarını ve kapıyı kapattıklarını, yaklaşık 10 dakika ofiste yalnız çalıştıktan sonra bu kişilerin çıktıklarını anlattı.

-Şüphelilerin tespitine yönelik çalışmalar

İddianamenin devamında, "Yapılan araştırmalar, görüşmeler, teknik analizler ve tespitler neticesinde oluşan kanaat çerçevesinde şüpheli durumunda olanlardan şahıs bazında yapılan eksiltmeler hedef kitleyi küçültmüş ve yeni şüpheli şahısları ortaya çıkarmıştır" değerlendirmesinde bulunuldu.

Başbakan ve eşinin, yakın koruma ekibinin belirlenen tarihlerde İstanbul'da olduğu, yakın koruma ekibi dışında Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliği personelinin özellikle her iki konuta da kısıtlama olmaksızın girebileceğinin anlaşıldığı bildirilen iddianamede, Temmuz-Aralık 2011'de, Keçiören ve Çankaya'da arama faaliyeti icra edilmediği, Güvenlik Sistemleri Büro Amiri Emniyet Amiri Serhat Demir'in bu yönde talimatı olmadığı, bu tarihler arasında arama yapıldığına ilişkin kayda rastlanmadığı belirtildi.

"Başbakanlık Arama Ekibi" dışında hiç kimse ya da grubun arama amacıyla konut veya ikametgaha giremeyeceği, MİT mensuplarınca gelen emir doğrultusunda söz konusu adreslerde arama yapılabileceği ifade edilen iddianamede, "Başbakanın, 23 Kasım-14 Aralık 2011 arasında İstanbul'da bulunduğu tarihlerde, Başbakanlık teknik arama ekibince çalışma ofislerinde arama yapıldığı, Keçiören'deki konutun güvenlik amiri ve yardımcısının, arama ekiplerinin giriş ve çıkışlarını kayıt altına almadığı, aramalarda rutin olarak bir saat kadar önce bu kişilere haber verildiği ve akabinde arama yapıldığı bildirildi.

İddianamede, şunlar kaydedildi: "Bu kapsamda Keçiören ikametgahta ve Resmi Konut'ta, Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliği personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı personelinden bir grubun örgütlenerek çalışma yaptığı, rutin böcek araması yapıldığı intibası verilerek şüpheliler Serhat Demir'in sevk ve idaresinde şüpheli Sedat Zavar ile birlikte şüpheliler Enes Çiğci ve İlker Usta tarafından fırsat operasyonu şeklinde siyasal casusluk amacıyla dinleme cihazlarının mekanlardaki prizlere yerleştirilerek dinlemelerin yapıldığı, örgütlemeyi yapanın ve diğer şüphelileri ayarlayanın, şüpheli Ali Özdoğan olduğu ve yapılacak dinlemeler konusunda şüpheli Ahmet Türer'in destek verip faaliyeti yönlendirdiği anlaşılmıştır."

SANIKLAR GÜLEN'LE BAĞLANTILI!

Açılan davanın iddianamesinde şüphelilerin dinlemeleri hangi örgüt, cemaat ya da ülke adına yaptığının tespit edilemediği, şüphelilerin kurdukları ve yönettikleri suç örgütü ile dinleme kayıtlarının bulunması amacıyla evrakın ayrıldığı belirtiliyor. İddianamede, 'Şüpheliler ifadelerinde Fethullah Gülen Cemaati ile işbirliği iddialarını reddetseler de, yurt dışında kaçak durumda olan şüphelilerden Serhat Demir'in, şüpheli Ahmet Türer'in bacanağı olduğu, Türer'in ABD'ye kayıtlı 2 numara ile irtibatının bulunduğu, söz konusu telefonların da Fethullah Gülen'in yardımcısı Sinan Dursun tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir.' deniliyor. Yine iddianamede, Türer'in, gözaltına alındığında paltosunun cebinden 2 sayfalık bir yazı çıktığı da bildiriliyor. Yazıda Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nda hizmetin hâkimlerinin bulunduğu ifadelerinin yer aldığı belirtiliyor. Savcılık, şüphelilerin 'Fetullah Gülen örgütsel yapılanması ile' bağlantısını araştırıyor. Dosyanın Gülen liderliğindeki paralel yapı ana soruşturmasıyla birleştirileceği dile getiriliyor. Bu gelişmelere dair bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, soruşturmaya konu yapılanma hakkında 'Kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı var' açıklaması yapmıştı.

5 SANIK HAKKINDA YAKALAMA KARARI

02.12.2012 12:12 Başbakanlık ofisinde bulunan böceklerle ilgili iddianameyi kabul eden mahkeme, 5 polis hakkında ise yakalama kararı çıkarttı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde, ofisinde bulunan dinleme cihazlarına yönelik soruşturmayla ilgili Ankara Anayasal Suçlar Bürosu savcısı Durak Çetin tarafından "siyasal casusluk" kapsamında hazırlanan iddianame Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede 13 şüphelinin Pensilvanya ile irtibatları yapılan incelemeler sonrası ortaya çıkarken Başbakanlık ofislerine böceği koyan ve organizesini yapan sanık polis memurları Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, İlker Usta ve Enes Çiğci'nin hakkında üzerlerine atılı suçların niteliği kuvvetli suç şüphesinin ve somut olguların varlığı göz önüne alınarak yakalama kararı çıkartıldı. Başdanışman Mustafa Varank ile böcek aramasına katılan MİT mensubu Basri Aktepe'nin de aralarında bulunduğu tanıkların çağrılmasına karar verildi.

YAKALAMA KARARINA ŞERH

Yakalama kararına hâkim üye Zeki Kayalı tarafından şerh düşüldü. Kayalı "sanıklara öncelikle davetiye çıkartılması, gelmezseler zorla getirilme, yine gelmezlerse yakalama kararı çıkartılmasının kanuni bir zorunluluk olduğunu" belirtti. İlk duruşma 2 Ocak 2015'te yapılacak.

Flaş!!! İddianame Gülen'e uzandı
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı manşetlerimiz

(01 Aralık 2014, 22:27), son güncel.: (02 Aralık 2014, 12:12)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6446    yazdır/print


 

Öz'ün imza ziyareti araştırılıyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Zekeriya Öz'ün Ergenekon savcısı iken Adli Tıp'a yaptığı iddia edilen 'ıslak imza' ziyaretinin peşine düştü. Öz'ün Adli Tıp'a gittiğinin ve uzmanlarla görüştüğünün tespit edilmesi halinde, soruşturma dosyası HSYK'ya gönderilecek. Ergenekon sanıklarına kumpas kurulduğu iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada Dursun Çiçek ve avukatı olan kızı İrem Çiçek, ıslak imzalı belgenin Zekeriya Öz tarafından Adli Tıp'a götürüldüğünü iddia etmişti. Çiçek'ler ıslak imzalı belgenin yeniden incelenerek, rapor alınmasını da talep etti.

29.11.2014 09:54 Ergenekon, Balyoz gibi davalarda ‘kumpas’ iddialarına karşı inceleme başlatan Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, ıslak imza davasına konu olan belgeyle ilgili önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Kumpas soruşturması kapsamında ele alınan konulardan biri de "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" adlı belge... Ergenekon sanığı emekli Albay Dursun Çiçek’in ıslak imzasının bulunduğu bu belge, o dönem incelenmesi için Adli Tıp’a gönderildi. Belgeyi Adli Tıp Kurumu’na bizzat Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün götürdüğü iddia ediliyordu.

Soruşturma savcılığı, bu iddianın peşine düştü. Zekeriya Öz’ün Adli Tıp’a gidip gitmediği inceleniyor. Islak imzalı belgeyi inceleyerek, rapor hazırlayan görevlilerle, o dönem Adli Tıp çalışanlar tespit edilmeye çalışılıyor. Belirlenen tüm isimler ifadeye çağrılacak. Görevlilere, Zekeriya Öz’ün Adli Tıp’a ‘gelip gelmediği, raporu hazırlayan uzmanlarla görüşüp görüşmediği’ sorulacak.

Zekeriya Öz’ün Adli Tıp’a gittiğinin ve uzmanlarla görüştüğünün tespit edilmesi halinde, soruşturma dosyası Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’na gönderilecek. Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan aramalarda "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" belge ortaya çıkmıştı. Islak İmzalı belge Adli Tıp’ta incelendi. İncelemenin ardından oy çokluğu ile imzanın Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek'e ait olduğu yönünde rapor verildi.

Al Jazeera Türk'ün haberine göre, Ergenekon sanıklarına kumpas kurulduğu iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada Dursun Çiçek de geçtiğimiz günlerde ifade verdi. Müşteki (şikayetçi) olarak ifade veren Dursun Çiçek ve avukatı İrem Çiçek, ıslak imzalı belgenin Zekeriya Öz tarafından Adli Tıp’a götürüldüğünü iddia etti. Çiçek, ıslak imzalı belgenin yeniden incelenerek, rapor alınmasını istedi. Savcılık, belge üzerindeki imzanın Dursun Çiçek’e ait olup olmadığının tespiti için yeniden Adli Tıp’tan rapor isteyebilir.

ZEKERİYA ÖZ KİMDİR?

Kamuoyu savcı Zekeriya Öz’ü Ergenekon soruşturması ile tanıdı. Bir dönem başbakan zırhlı aracını bile tahsis etti. OdaTv soruşturmasının ardından Ergenekon savcılığı görevinden alındı. Bu görevinden sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekilliğine atandı. Uzun süre sesi soluğu çıkmayan Öz, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunun koordinatörü olarak adını bir kez daha duyurdu. Hükümet-cemaat kavgasından sonra önce düz savcı olarak Bakırköy’e sonra da Bolu’ya atandı. Öz hakkında işlem yapılması için HSYK’ya iletilmiş birçok şikayet bulunuyor.

Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Islak imzalı 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' manşetlerimiz
Islak imzanın gerçekliği tartışmalarını içeren manşetlerimiz
Albay Dursun Çiçek´in Islak İmza davasındaki savunma ve sorgusu manşetleri
Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarmanın ´ıslak imza´ operasyonları
İşte adım adım Erzincan'daki ıslak komplo
Islak İmza iddianamesinde arama yap
Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap
Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri
Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

(29 Kasım 2014, 09:54)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6428    yazdır/print


 

Flaş!!! İddianame Gülen'e uzandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Erdoğan'ı başbakanlığı döneminde 'Siyasi casusluk' amacıyla dinlemekle suçlanan TÜBİTAK eski Başkan Yardımcısı Palaz, Başbakanlık eski Koruma Müdürü Bulut'un da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkında iddianame hazırladı. Mahkemeye gönderilen iddianamede casusluğun fırsat operasyonuyla yapıldığı belirtiliyor. Dayanarak olarak Erdoğan'ın rahatsızlığı nedeniyle İstanbul'da bulunduğu 24-25 Kasım tarihlerinde arama/tarama faaliyeti adı altında ofislere böceklerin yerleştirilmesi gösteriliyor. Şüphelilerin dinlemeleri hangi örgüt, cemaat ya da ülke adına yaptığının tespit edilemediği, şüphelilerin kurdukları ve yönettikleri suç örgütü ile dinleme kayıtlarının bulunması amacıyla evrakın ayrıldığı belirtildi. İddianamede, 'Şüpheliler ifadelerinde Fethullah Gülen Cemaati ile işbirliği iddialarını reddetseler de, yurt dışında kaçak durumda olan şüphelilerden Serhat Demir'in, şüpheli Ahmet Türer'in bacanağı olduğu, Türer'in ABD'ye kayıtlı 2 numara ile irtibatının bulunduğu, söz konusu telefonların da Fethullah Gülen'in yardımcısı Sinan Dursun tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir.' deniliyor. Yine iddianamede, Türer'in, gözaltına alındığında paltosunun cebinden 2 sayfalık bir yazı çıktığı da bildiriliyor. Yazıda Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nda hizmetin hâkimlerinin bulunduğu ifadelerinin yer aldığı belirtiliyor. Savcılık, şüphelilerin 'Fetullah Gülen örgütsel yapılanması ile' bağlantısını araştırıyor. Dosyanın Gülen liderliğindeki paralel yapı ana soruşturmasıyla birleştirileceği dile getiriliyor. Bu gelişmelere dair bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, soruşturmaya konu yapılanma hakkında 'Kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı var' açıklaması yaptı.

19.11.2014 21:03 Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlarla ilgili soruşturmaları yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin, o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Subayevler’deki ikameti, AK Parti Genel Merkez, Başbakanlık Merkez Bina ve Başbakanlık Resmi Konut'taki çalışma ofislerine ‘böcek’ diye tabir edilen dinleme cihazlarını yerleştirdiği iddia edilen polislerle ilgili soruşturmasını tamamladı.

Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen 73 sayfalık iddianameye Erdoğan’ın adı, suçtan zarar gören sıfatıyla (müşteki) yazıldı. İddianamede, Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde yakın koruma ekibinde yer alan ve istihbarat daire başkanlığında görev yapan polisler ile eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz “şüpheli” olarak yer aldı.

Hazırlanan iddianamede, şüpheli gösterilen isimler şöyle: Hasan Palaz (Eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı), Mehmet Yüksel (Erdoğan’ın eski Koruma Müdürü), Zeki Bulut (Erdoğan’ın eski Koruma Müdür Yardımcısı), Ali Özdoğan (Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdürü), Sedat Zavar (Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdür Yardımcısı), Serhat Demir (Eski Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı personeli), Ahmet Türer (Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı personeli), Enes Çiğci (Komiser), İlker Usta (Polis memuru), Hurşit Gölbaşı (Polis memuru), Seyit Saydam (Polis memuru), İbrahim Sarı (Polis memuru), Harun Yavuz (Polis memuru).

25 YILA KADAR HAPİS

Şüphelilerden Ali Özdoğan, Serhat Demir, Ahmet Türer, Sedat Savar, Enes Çiğci ve İlker Usta, “Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal Casusluk Amacıyla Temin Etme, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmek, Kişiler Arasındaki Aleni Olmayan Konuşmaları Kayıt Etme” suçlarından yargılanacak.

Şüphelilerden Seyit Saydam, Mehmet Yüksel, İbrahim Sarı, Faruk Sarı, Hurşit Gölbaşı, Harun Yavuz, Zeki Bulut’a ise “Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal Casusluk Amacıyla Temin Etme Sucuna Yardım Etmek, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etme Suçuna Yardım Etmek, Kişiler Arasındaki Aleni Olmayan Konuşmaları Kayıt Etme Suçuna Yardım Etme” suçundan yargılanacak. İddianamede savcı, yöneltilen suçlar kapsamında şüphelilerin 25 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

DELİLLER İDDİANAMEDE

İddianamede delil olarak MİT raporu, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı raporu, dinleme cihazlarını bulan tanıklar ile diğer tanıkların ifadeleri, ‘böcek’ satışı yapan firma yetkilisi olduğu ifade edilen ‘Hançer’ kod adlı gizli tanık beyanları, şüpheli Enes Çiğci’nin isminin bulunduğu, Çiğci tarafından istenen ve alınan dinleme cihazı alımı için sipariş formları ve HTS kayıtları gösterildi.

“FIRSAT OPERASYONU”YLA YERLEŞTİRDİLER

Böceklerin yerleştirilmesiyle ilgili yapılan tespitlere ilişkin ise şu ifadeler kullanıldı: “Eski Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri ve Teknik Büro Amiri Serhat Demir, Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdürü Ali Özdoğan, Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdür Yardımcısı Sedat Zavar ve personeli İlker Usta ile Enes Çiğci’nin, Keçiören ikametgahta 25 Kasım 2011 tarihinde ve 7-18 Aralık 2011 tarihleri arasında, Resmi Konutta ise 24 Kasım, 14 Aralık ve 20 Aralık tarihlerinde arama/tarama faaliyeti ve jammer testi altında gerçekleştirilen çalışmalar esnasında bir ‘fırsat operasyonu’ şeklinde dinleme cihazlarını yerleştirdikleri, bilerek ve isteyerek örgütlü olarak bu faaliyet içerisinde yer aldıkları anlaşılmıştır.”

GİRİŞ-ÇIKIŞLARI KAYIT ALTINA ALINMADI

İddianamede, dinleme cihazlarının bulunduğu çalışma ofislerine denetimsiz giriş imkanına haiz arama/tarama ekibinin çalışma esaslarını düzenleyen yazılı bir belgenin bulunmadığı, ekibin söz konusu mekanlara giriş-çıkışlarının kayıt altına alınmadığı, çalışma ofislerinin ayda 2 defa taranması ve faaliyetlerin kayıt altına alınması yönünde Koruma Daire Başkanlığı’nın bir talimatı olmasına rağmen, söz konusu talimatın düzenli bir biçimde yerine getirilmediği, arama/tarama kayıtlarının düzenli olarak tutulmadığı ve denetlenmediği belirtildi.

İSTİHBARATÇININ KİMLİĞİNİ SAKLADI

İddianamede, Başbakanlık Resmi Konutu’nun güvenliğinden sorumlu amirinin de ifadesine yer verildi. Koruma Amiri ifadesinde, Erdoğan’ın rahatsızlığı nedeniyle İstanbul’da bulunduğu sırada Eski Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri ve Teknik Büro Amiri Serhat Demir’in arama yapacak ekip ile birlikte 20.00’da konuta geldiğini söyledi. Koruma Amiri ifadesinde, Serhat Demir’in arama ekibinde yer alan Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdür Yardımcısı Sedat Zavar’ı eski emniyet mensubu ve güvenlik şirketi üst düzey yönetici olarak tanıttığını belirtti. İddianamede, Serhat Demir’in fotoğraf teşhisinde tanıdığı Sedat Zavar’ın 24-25 Kasım 2011 tarihlerinde yapılan tarama işlemlerini koordine ettiği belirtildi.

Böcek koymadan önce keşif

Cihazları yerleştirenlerin tespitine yönelik çalışmalarda 1 Temmuz ile 29 Aralık 2011 arasında Erdoğan’ın başbakanken kullandığı Başbakanlık Çalışma Ofisi, Keçiören'deki ikametgahı ve AK Parti’deki odasına giren çıkanlar tespit edildi.
 
KİM BU KIR SAÇLI ŞAHIS?

Keçiören’deki konutta görevli polis memurlarından Serkan Öznehir, ifadesinde Kasım 2011'de Başbakanlık teknik ekibi amiri Serhat Demir’in başında bulunduğu ekibin konutta arama yaptığı bu aramada şimdiye kadar hiç görmediği ve bundan sonraki aramalarda da hiç rast gelmediği “Kır saçlı”yı bir daha hiç görmediğini belirtti. Öznehir, şüpheliler Serhan Demir ve Sedat Zavar’ın kendisini oyalarken diğer şüpheliler Enes Çiğci ve İlker Usta’nın 2 Nolu odada arama tarama yaptıklarını söyledi.

ÖRTBAS ETMİŞLER

Şüpheliler Zavar ve Demir’in faaliyet ve irtibat bilgilerinde ilginç tespitler yer aldı. Ocak 2009-Eylül 2011 arasında Zavar ve Demir’in Polis Akademisinde devre olduklarını söylemelerine rağmen ikili arasında bu şekilde herhangi bir irtibatın olmadığı belirlendi. Her iki şüphelinin de ilk irtibatlarının 2011 Eylül'ünde başladığı tespit edildi.

BULUŞUP GİTTİLER

Demir ve Zavar’ın Başbakanlık Merkez binada buluşarak yine başbakanlık güvenlik sistemlerine ve ulaştırma birimine ait bir araçla Erdoğan’ın Keçiören’deki ikametine gittikleri, konut amiri Volkan Korkmaz ile ikamet amiri Ferat Yüksel ile irtibata geçtiği belirlendi. Demir ve Zavar, ikamette ve konutta dinleme cihazlarının nerelere konulacağına ilişkin keşif yaptıkları ortaya çıktı.

Önce inkar etti sonra 'bilgim yok' dedi

Erdoğan’ın çalışma ofislerindeki böceklerin ortaya çıkmasının ardından eski Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar ile MİT Müsteşarlığı’na giden o dönem İstihbarat Daire Başkanı olan Ömer Altıparmak, Hakan Fidan’a kendi birimine bağlı arama/tarama Başbakanlığa ait binalara 2010 yılı öncesinde gittiğini ancak 2010 yılından sonra ise gitmediğini belirtti. Ancak Altıparmak, daha sonra ise Fidan’a verdiği ifadeden çark etti. Altıparmak, Mehmet Kılıçlar’a kendisinin bilgisi olmadan ekibinin zaman zaman Başbakanlığa ait mekanlara arama/tarama faaliyetleri içinde gittiğini söyledi.

ALMANYA'YA DEDİ, ABD’YE UÇTU

Böcekleri yerleştiren ekibinin başında olan şüpheli Ali Özdoğan’ın ABD ziyaretleri dikkat çekti. Özdoğan’ın 01-07 Haziran 2011 ve 28 Ekim-04 Aralık 2011 arasında şüpheli Sedat Zavar ile birlikte ABD’ye gittiği gideceği adresi Almanya/Stuttgart gösterdiği tespit edildi. Özdoğan’ın, böceklerin konulduğu tarih olarak gösterilen 25 Kasım’dan 4 gün önce yani 21 Kasım’da tekrar yıllık izin aldığı ve ABD’ye gittiği ortaya çıktı. Özdoğan’ın, 23 gün olan yıllık iznini yarıda keserek 13 Kasım 2011'de dönerek görevine başladığı belirlendi. İddianamede, Ali Özdoğan’ın örgütlenmeyi yaptığı ve diğer şüphelileri ayarladığı belirtildi.

Arama yapan ekibin video kaydı silindi

İddianamede, Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Amirliği’nde görevli 2 polisin ifadesine başvuruldu. Polisler ifadede şunları kaydetti: “2012 Eylül ayında kamera izleme görevinde nöbetçi olduğumuz sırada Serhat Demir geldi, halimizi hatırımızı sordu. Yanında getirdiği diski vererek, ‘bu büronun harddiski, görüntüler kaybolmasın buraya kaydedin’ dedi. Demir, cihazı bilgisayara kendisi bağladı. Kopyalama 03.00’e kadar sürdü. Kayıt bittikten sonra harddiski Demir’in masasına bıraktık. Sonra kendilerini kaydeden görüntüleri sistemden silindi.”

HASAN PALAZ, İNCELEMEYİ SULANDIRDI

Böceklerin 2011'de konulmasına rağmen soruşturmanın uzamasında Hasan Palaz ismi öne çıktı. Savcı Durak Çetin, eski TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Palaz’ın oyununu ortaya çıkardı. Cihazların tespiti ve ne zaman konulduklarına dair istenilen araştırmayı Palaz sulandırdı. TÜBİTAK’a gelen cihazları inceleyen kişi farklı olduğu ve Palaz’ın inceleme altında imzası olmadığı halde “Bana sahte rapor düzenletmek istediler” iddiası çürütüldü. TOBB Üniversitesi bilirkişisi Tevfik Diker’in raporu doğrultusunda cihazların 24-25 Kasım arasında konduğu tespit edilebildi.

Erdoğan ve Fidan şikâyetçi

Paralel yapının sözde Selam-Tevhid soruşturması kapsamında dinlediği isimlerin başında gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe göndererek şikayetçi oldu. Dindar çevreleri ‘terörist’ suçlamasıyla karşı karşıya bırakan soruşturmada başta o dönem Başbakan olan Erdoğan’ın yakın çevresi olmak üzere, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, gazeteciler, siyasiler ve STK temsilcilerinin aralarında bulunduğu 2 bini aşkın kişiyi dinlemek için hayali bir Selam Örgütü kılıfını kullandığı ortaya çıkmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 251 kişi hakkında yürütülen Selam-Tevhid soruşturmasını, dinlemelerin yasadışı ve usulsüz yapıldığı gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlandırmıştı.

Karargâh Evleri belgesi ele geçti

Şüpheli Ahmet Türer’den ele geçirilen belgeler arasında 234 ve 235 numaraları ile oluşturulan A4 kağıda çıktı olarak alınan yazı içeriğinde “Karargah Evleri soruşturması” çıktı. Karargah Evleri soruşturması şüphelileri arasında yer alan askeri hakimler Ahmet Zeki Üçok ile Mehmet Çelik’e ilişkin bilgilerin yer aldığı söz konusu yazıda; “..Daireler Kurulunda hizmetin hakimleri tarafından bozulmuş. hizmetin hakimleri tarafından bozulmuş, şu an hizmetin hakimlerinin hukuka aykırı bir şekilde mahkumiyet için uğraştıkları biliniyor. Sivil bir suç olması nedeniyle emekli olan Mehmet Çelik’in askeri mahkemede yargılanmaması, sivil mahkemeye gönderilmesi gerekiyor. Bu şekilde mahkumiyet çıkması halinde TSK içindeki hizmete yakın hakimlerin zarar göreceği muhakkak. Haksız yere mağdur edilen Mehmet Çelik’in sahip olduğu düşünce göz önüne alındığında kesinlikle beraat etmesi için çalışmamız lazım..” ifadeleri yer aldı..

F TİPİ ÖRGÜTLE BAĞLANTILI

İddianamede, şüphelilerin F tipi örgütle bağı da özetle şöyle anlatıldı:

“Şüpheliler ifadelerinde Fethullah Gülen Cemaati ile işbirliği iddialarını reddetseler de, yurt dışında kaçak durumda olan şüphelilerden Serhat Demir’in, şüpheli Ahmet Türer’in bacanağı olduğu, Türer’in ABD’ye kayıtlı 2 numara ile irtibatının bulunduğu, söz konusu telefonların da Fethullah Gülen’in yardımcısı Sinan Dursun tarafından kullanıldığının tespit edilmiştir.”

“HİZMETİN HÂKİMLERİ”

İddianamede, Ahmet Türer’in, gözaltına alındığı sırada, paltosunun cebinden 2 sayfalık bir yazı çıktığı da bildirildi. Bu yazıda emekli askeri hakim Ahmet Zeki Üçok ve Mehmet Çelik’in Askeri Yargıtay’da evrakta sahtecilik suçundan yargılandıklarına vurgu yapılarak,”(Çelik’i kastederek) Bu suça daha önce Askeri Yargıtay 4. Dairede beraat kararı verilmiş. Daireler kurulunda hizmetin hâkimleri tarafından bozulmuş, Şu an hizmetin hakimlerinin hukuka aykırı bir şekilde mahkumiyet için uğraştıkları biliniyor. Bu şekilde mahkûmiyet çıkması halinde TSK içindeki hizmete yakın hakimlerin zarar göreceği muhakkak. Haksız yere mağdur edilen Mehmet Çelik’in, sahip olduğu düşünce göz önüne alındığında kesinlikle beraat etmesi için çalışmamız lazım” ifadelerinin bulunduğu belirtildi.

ERDOĞAN: ÇETE PENSİLVANYA BAĞLANTILI

Öte yandan ilerleyen saatlerde konuyla bağlantılı bir gelişme yaşandı. İddianamenin mahkemeye sunulduğu haberinin gelmesi üzerine  bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, soruşturmaya konu yapılanma hakkında 'Kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı var' açıklaması yaptı.

SORUŞTURMA GÜLEN'E UZANIYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisine konulan "böcek" adlı dinleme cihazlarıyla ilgili soruşturma Fethullah Gülen'e uzanıyor.

Böcek iddianamesinin hazırlanması sonrası sanıkların Gülen'e bağlantısının arandığı yönündeki iddiaları Cumhurbaşkanı Erdoğan doğruladı. Erdoğan, "Kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı vardır" dedi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbakanlığı döneminde Erdoğan'ın çalışma ofisine "böcek" tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 13 şüpheli hakkında "siyasi casusluk" suçundan iddianame hazırlamıştı.

Erdoğan'a, Cezayir'e hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısında bu gelişme ve Fethullah Gülen'le ilgili iddialar soruldu.

"Paralel devlet yapılanması olarak ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu yapının nerelere sızdığını, nerelerde ne tür faaliyetler gösterdiğini ki bunun Pensilvanya ayağının olmaması diye bir şey söz konusu değildir, kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı vardır" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bundan dolayı da bizler en son MGK basın bildirisinde bunu açıkladık. Şu anda Hükümetimiz de bu tavsiye kararı üzerinde çalışmasını yürütüyor. Onlarda kısa bir süre içerisinde nihai kararını açıklayacaklardır."

GÜLEN'İN YARDIMCISININ ADI İDDİANAMEDE

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisine “böcek” olarak adlandırılan dinleme cihazı yerleştirilmesine ilişkin 13 kişi hakkında iddianame düzenlendi.

Mahkemeye sunulan iddianamede, askeri ve siyasal casuslukla suçlanan eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz ile Erdoğan’ın eski koruma müdürleri Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut’un da arasında bulunduğu şüpheliler hakkında 43.5 yıla kadar hapis cezası istendi. Şüphelilerin dinlemeleri hangi örgüt, cemaat ya da ülke adına yaptığının tespit edilemediği belirtilen iddianamede, şüphelilerin kurdukları, yönettikleri suç örgütü ile dinleme kayıtlarının bulunması amacıyla evrakın ayrıldığı belirtildi.

GÜLEN'LE BAĞLANTISI ARANIYOR

İddianamede, şüphelilerden Ahmet Türer’in HTS kayıtlarından yapılan araştırmada, Fethullah Gülen’in yardımcısı Sinan Dursun ile irtibatının olduğu iddiasına da yer verildi. Savcılık, şüphelilerin “Fethullah Gülen örgütsel yapılanması ile” bağlantısını araştırıyor.

Cumhuriyet'in haberine göre, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcısı Durak Çetin, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın yasadışı dinlendiği iddiasıyla ilgili soruşturmasını tamamladı. Savcı Çetin, soruşturma sonucunda hazırladığı 73 sayfalık iddianameyi, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gönderdi. Söz konusu mahkemenin başkanlığını, Ergenekon soruşturması sırasında örgüt üyeliği iddiasıyla dinlenen yargı üyeleri arasında yer alan hakim Mahmut Kaya yapıyor.

İddianamede zanlılar; askeri ve siyasal amaçlı casusluk, haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasında aleni olmayan konuşmaları kaydetmekle suçlanıyor. İddianamede, şüpheli Ali Özdoğan’ın Başbakan’ı 2011 yılından itibaren çalışma ofislerinden dinlemek istediği belirtilerek, şöyle devam edildi:

“Ali Özdoğan, bu amaçla hareket ederek tanıdığı Serhat Demir’e ulaşıp bunu kendi çalışanı olan şüpheli Sedat Zavar ile görüştürdü. Özdoğan, Sedat Zavar’ın çalışanlarından Enes Çiğci ve İlker Usta’dan oluşturduğu ekiple 2011 yılı 24 Kasım’dan itibaren Çankaya resmi konuttaki çalışma ofisinde 3’lü prizin içine şüpheliler Serhat Demir, Sedat Zavar, İlker Usta ve Enes Çiğci’nin dinleme cihazı yerleştirmeleriyle, dinleme cihazının bulunduğu 29 Aralık 2011 tarihine kadar dinleme yaptılar. Aynı ekip, 25 Kasım 2011 tarihinde Başbakanlık Keçiören ikametgahındaki çalışma ofisinde 6’lı prizin içine dinleme cihazı yerleştirmeleriyle, 28 Aralık 2011 tarihine kadar dinleme yaptılar.”

İddianamede, şüpheliler Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut’un ise personelleri olan Ahmet Türer, Serhat Demir, İbrahim Sarı, Harun Yavuz, Hurşit Gölbaşı ve Seyit Saydam’a yaptıkları görevlerle ilgili olarak Başbakanlık ikametgâhlarındaki arama ve tarama faaliyetleri sebebiyle yeterince ve gerekli kontrolü, denetimi yapmayarak dinleme cihazlarının konulması için ortam hazırladıkları, bu şekilde suça yardım ettikleri öne sürüldü.

MİT'ÇİNİN DOSYASI DA AYRILDI

İddianamede MİT görevlisi Orhan Şengül’ün dosyası ise ayrıldı. MİT ekibinin Başbakan’ın Keçiören ikametinde arama-taramaya gitmesinden itibaren Ali Özdoğan’ı dosyası ayrılan Orhan Şengül’ün bilgilendirdiği aktarılan iddianamede, daha sonra Ali Özdoğan’ın Orhan Şengül ile buluştuğu kaydedildi. Cihazların TÜBİTAK’a incelenmek üzere gönderildiği sırada Orhan Şengül’ün TÜBİTAK yöneticisi Hasan Palaz ile görüştüğü ifade edilen iddianamede, bu görüşme sonucunda şüpheli Hasan Palaz’ın yapılan inceleme ve raporlarda yanıltma amaçlı çalıştığı savunuldu. Buna karşılık iddianamede, zanlılarla ilgili örgüt üyeliği suçundan ise dosyanın ayrıldığı belirtilerek, şöyle denildi:

“Şüpheliler Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, Enes Çiğci, İlker Usta, Ahmet Türer, Hasan Palaz, yaptıkları örgütlü siyasal amaçlı casusluk suçunun ve diğer işledikleri örgütlü özel hayatın gizliliğini ihlal ve dinleme eylemlerini hangi örgüt adına yaptıkları, örgüt kurucu, yönetici, lideri ve üyelikleri ile dinlemelerin adına yapılan örgüt, cemaat ya da ülke adına olduğunun tespiti bakımından şüphelilerin yapmış oldukları dinlemelerin nerede, hangi ülkede olduğunun tespit edilemedi. Dinleme kayıtları bulanamadığı anlaşıldığından şüphelilerin kurdukları, yönettikleri suç örgütü ile dinleme kayıtlarının bulunması amacıyla evrakın ayrılması gerektiği kanaatine varıldı. ”

DOSYA GÜLEN SORUŞTURULMASIYLA BİRLEŞTİRİLECEK

İddianameye göre, örgüt suçundan dosyanın ayrılmasının nedeni, şüphelilerden Ahmet Türer’in üzerinden çıkan bir not. Notta, Askeri Yargıtay’da bulunan bir davadan bahsedildiği, bu davanın kaybedilmesi halinde “TSK içindeki hizmetin hâkimlerinin zarar göreceğinin” yazıldığı ifade edildi. Savcılık kaynakları, örgüt dosyasının Fethullah Gülen hakkında yürütülen ana soruşturmayla birleşebileceğini kaydetti. O dosya da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında bulunuyor.

(19 Kasım 2014, 21:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6423    yazdır/print


 

Özal davası sona yaklaştı

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın şüpheli ölümüne ilişkin Ergenekon hükümlüsü emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün yargılanmasına devam edildi. Savcı, dosya üzerinde yeterli incelemenin yapıldığını kaydederek, esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için süre istedi. Sanık avukatı gizli tanık Selçuk'un tanık olarak dinlenilmesini talep etti. Avukat, gizli tanığın, 'Özal'ı zehirleyerek öldürenin Semra Özal olduğunu' söylediğini hatırlattı ve bu ifadeye itibar edildiğinde, Semra Özal'ın da sanık olarak yargılanması gerektiğini savundu. Mahkeme davanın yeteri kadar aydınlatıldığını bildirerek talebi reddetti ve savcıya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için süre vererek 9 Aralık'a erteledi.

12.11.2014 22:26 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında açılan davanın ilk duruşması Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Duruşmaya, "sağlık sorunlarını" gerekçe gösteren davanın tek sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile iddianamede "müşteki" olarak yer alan Turgut Özal'ın eşi Semra Özal ile oğlu Ahmet Özal katılmadı.

Duruşmada, Ersöz'ün avukatı Hulusi Coşkun ile Semra Özal'ın avukatları Hasan İşgüzar ve Hande Zeynep Dursun hazır bulundu.

'GİZLİ YAPILSIN' TALEBİ

Avukat Coşkun, gizli tanıkların, ifadelerinde, Semra Özal'ın onur, kişilik ve namusuna yönelik iddialarda bulunduğunu savunarak, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 182/2. maddesi gereğince duruşmanın gizli yapılması talebinde bulundu.

Gizli tanıkların, "Özal'ın eşi tarafından öldürüldüğünü ima ettiğini, Ahmet Özal'ın da bu süreçte birtakım pazarlıklar yaptığını, olayın ifşa edilmemesi için çaba gösterdiğini öne sürdüğünü" kaydeden Coşkun, "Cumhurbaşkanlığı yapmış Turgut Özal'ın ailesinin bu şekilde tartışılmasının genel ahlakla bağdaşmayacağını düşünüyoruz. İddianamede de gizli tanık iddialarına yer verilmemiştir. Duruşmalar gizli yapılsın" dedi.

Özal ailesinin avukatı Hasan İşgüzar da gizlik tanık iddialarının basında yer aldığını belirterek, "Her şey tartışılsın, takdir mahkemenindir" dedi.

Cumhuriyet Savcısı Sadık Bayındır, mevcut dosyada duruşmanın gizli yapılmasını gerektiren şartların bulunmadığını ifade ederek, duruşmaların gizli yapılması talebinin reddini istedi.

Mahkeme, duruşmanın gizli yapılması talebini reddederek, duruşmaya devam etti.

'SEMRA ÖZAL DA YARGILANMALI'

Ersöz'ün avukatı Hulusi Coşkun, JİTEM'in deneme amaçlı bir dönem faaliyete geçirilmek istendiğini, ancak kötüye kullanıldığı için bundan vazgeçildiğini savunarak, "Ne kadar serseri, suç işlemek isteyen varsa, 'devlete sırtımı dayadım, JİTEM'ciyim' dedi" ifadesini kullandı.

Gizli tanığın, "Özal'ı zehirleyerek öldürenin Semra Özal olduğunu" söylediğini hatırlatan Coşkun, bu ifadeye itibar edildiğinde, Semra Özal'ın da sanık olarak yargılanması gerektiğini savundu.

Hulusi Coşkun, müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin raporu mahkemeye vererek, "İki refakatçıyla bakımı sağlanıyor. Şeker, tansiyon, prostat kanseri gibi hastalıkları var. Sağlık durumu mahkemeye gelmesi için müsait değil" dedi.

Coşkun, Ersöz'ün 98 sayfadan oluşan savunmasını da mahkemeye sundu.

SANIĞIN SAĞLIK DURUMU SORULACAK

Sanık Levent Ersöz'ün, mahkemede hazır bulundurulup bulundurulamayacağı konusunda araştırma yapılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılan yazının akıbetinin, Bakırköy-Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nden sorulmasına karar veren mahkeme, sanığın sağlık durumunun, mahkemeye getirilmesine engel olmadığı yönünde rapor verilmesi halinde duruşmada hazır edilmesini kararlaştırdı.

Sanığın sağlık durumunun elvermemesi halinde savunmasının sesli ve görüntülü iletişim sistemi ile alınması için Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme, müşteki Ahmet Özal'ın şikayet ve delillerinin tespiti için İstanbul TMK'nın 10. maddesiyle görevli ve yetkili ağır ceza mahkemesine talimat yazılmasını kararlaştırdı.

Mahkeme, davetiye tebliğine rağmen Ahmet Özal'ın duruşmaya gelmemesi halinde, "tanık" sıfatı ile zorla getirilerek ifadesinin alınmasının istenmesine hükmetti.

BERAAT TALEBİ REDDEDİLDİ

Genelkurmay Başkanlığı'ndan gelen yazıda Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesinin (TUSHAD) olmadığının, beyaz ve siyah kuvvetlerin bulunmadığının belli olduğunu savunan Avukat Hulusi Coşkun, müvekkilinin, Özal'ın öldüğü tarihte Şırnak'ta görevli olduğunu ve Ankara'ya hiç gelmediğini söyledi.

Toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir kararın verilebileceğine işaret eden Coşkun, "Yargılamanın bu çerçevede daha fazla uzamaması kapsamında müvekkilim hakkında beraat kararı verilerek sonuçlandırılmasını istiyoruz. İddianamenin, müvekkille ilgisi bulunmaması nedeniyle okunacaksa da atlanarak okunmasını talep ediyoruz" dedi.

Ersöz, iddianamede, 765 sayılı TCK'nın "Cumhurbaşkanına suikasta" ilişkin 156. maddesi ile suçlanıyor. Maddede, "Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla, buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır" deniliyor.

Levent Ersöz, Ergenekon davasında da 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

TANIK ÇINAR'IN İFADESİ ALINDI

Mahkeme, celse arasında tanık İlker Çınar’ın ifadesini aldı. Tanık ifadesinin çelişkili olduğunu belirten Levent Ersöz’ün avukatı, belgelerin sahte olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasını ve yetkililerin tanık olarak dinlenmesini istedi. Celse arasında alınan tanık ifadesine katılamadıklarını belirten Özal ailesinin avukatı ise tanık ifadelerini incelemek için süre istedi.

DOSYA MÜTALAA İÇİN SAVCIYA VERİLDİ

Dava konusu olayın yeteri kadar olduğunu belirten mahkeme sanık müdafaasının tahkikat taleplerinin sonucu etkili olamayacağından reddine karar verdi. Katılan vekillerinin tanık ifadesini inceleyerek diyeceklerini ve taleplerini bildirmesi için 7 günlük süre veren mahkeme, 7 günlük süre içerisinde katılan vekilinin tanık beyanına diyeceklerini bildirdikten sonra dosyanın Cumhuriyet savcısına gönderilmesine ve tahkikat talebi olmadığı takdirde esas hakkında mütalaa için süre verilmesine karar verdi.

DAVA 9 ARALIK'A ERTELENDİ

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşmayı 9 Aralık saat 09.00'a erteledi.

(12 Kasım 2014, 22:26)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TURGUT ÖZAL DAVASI DURUŞMALARI
TURGUT ÖZAL SUİKASTİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Özallar, Özal suikasti şüphelisi
Özal davasına paralel gölge
Özal´da 2. iddianame hazırlığı
Özal´ın sırrını açıklayın artık
Yarbay Savaş´ın izi sürülüyor
Özal soruşturması genişliyor
Özal´ı Meclis de araştırmalı
Flaş!!! Özal iddianamesine kabul
Özal iddianamesinde arama yap
Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi
TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz
Zehirlenme örtbas mı edilecek?
Özal´ın zehirlendiği iddiası ve adli tıp incelemesi manşetlerimiz
Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad
Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı
Özal: Dertleri beni tasfiye etmek
DDK: Özal´ın mezarı açılmalı
DDK raporunun tam metni
DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın
DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın
DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı
Özal suikastinde çember daralıyor
Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı
Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü
Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu
Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu
Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz
Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz
Özel Harp Dairesi sayfamız
Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap
JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler
JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6416    yazdır/print


 

Balyoz davası sil baştan

Anayasa Mahkemesi'nin 'hak ihlali' kararının ardından yeniden görülen 'Balyoz Planı' davasında dosyadaki dijital delillerle ilgili mevcut bilirkişi raporlarının geçersiz kabul edilmesine ve bu kez TÜBİTAK yerine İstanbul Teknik Üniversitesi'nden yeni bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmasına karar verildi. Duruşma 3 Şubat'a ertelendi.

05.11.2014 22:37 Anayasa Mahkemesi'nin "hak ihlali" kararının ardından yeniden görülen "Balyoz Planı" davasında ara karar alınarak dava, bu dosyayla bağlantılı 62 sanığın yargılandığı diğer davada, bilirkişi incelemesi yönündeki talepler alındıktan sonra dosyadaki dijital delillerle ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildi.

Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce sanık sayısının fazlalığı nedeniyle Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu'nda görülen duruşmaya, emekli orgeneraller Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, Ergin Saygun ve Bilgin Balanlı, emekli Oramiral Özden Örnek, MHP Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli Albay Dursun Çiçek'in de aralarında bulunduğu 110 sanık katıldı.

Ara kararı açıklayan Mahkeme Heyeti Başkanı Özlem Karaçam, bu dosyayla bağlantılı ancak yargılama usulleri farklı olduğu için ayrı esas üzerinde devam edilen 62 sanığın yargılandığı 2014/181 esas sayılı dosyadaki sanık ve müdafilerinin dijital verilere ilişkin talep ve beyanlarının alınmasının ardından, her iki dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdi.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nden istenen bilirkişi heyetine sanık ve avukatlardan gelecek olası itirazların alınması için iki hafta süre verildi.

Mahkeme bir sonraki duruşmanın 3 Şubat 2015'te yapılmasını kararlaştırdı.

BALYOZ’DA 11 RAPOR 5 BİLİMSEL MÜTALAA GEÇERSİZ

’Balyoz iddiasını’ yeniden yargılayan mahkeme ara kararını verdi. Mahkumiyetle sonuçlanan ilk yargılama sürecinde hazırlanan 11 rapor, 5 bilimsel mütalaa geçersiz kaldı. Yeni yargılama için yeniden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi, tarafların itiraz etmemesi durumda, ilk yargılama süresince tartışma konusu olan kritik ’dijital deliller’le ilgili görüşünü açıklayacak ve bu görüş mahkemenin açıklayacağı kararın en önemli dayanaklarından biri olacak.

Anayasa Mahkemesi yeniden yargılamanın yolunu açan ’Hak ihlali var’ kararını, yerel mahkemenin, sanıkların ’dijital deliller’le ilgili şikayetlerini gidermemiş olmasına, bu yöndeki talepleri reddetmiş olmasına dayandırmıştı.

Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz Davası’yla ilgili verdiği ’Hak ihlali’ kararının ardından aralarında emekli Orgeneral Çetin Doğan, MHP Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan, emekli Oramiral Özden Örnek, emekli Orgeneral Bilgin Balanlı ve emekli Albay Dursun Çiçek’in de bulunduğu 236 tutuksuz sanığın yargılandığı davada mahkeme ara kararını verdi.

DAVANIN İLK 2 GÜNÜ

Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Anadolu Adalet Sarayı’ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu’nda 3 gün süren davanın ilk gününde eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman tanık olarak dinlenilmiş, davanın dün görülen 2. celsesinde ise sanıklar ve avukatları, tanık beyanlarına ve mahkeme heyeti tarafından oluşturulan dijital delilleri inceleyecek bilirkişi listesine karşı beyan ve taleplerde bulunmuştu.

YENİDEN BİLİRKİŞİ RAPORU

Taleplerin ve savcı mütalaasının ardından 3. celsede 9 sayfalık 26 maddeden oluşan ara kararını açıklayan mahkeme, ana dava ile bağlantısı olan ancak yargılama usullerinin farklı olması nedeniyle ayrı esas alarak görülmesine devam eden Yargıtay’dan dönen Balyoz Davası’nda sanıklar ve müdafiilerinin dijital verilere ilişkin beyanları da alındıktan sonra her iki dosyanın birlikte bu dosya üzerinden bilirkişiye gönderilmesine karar verdi.

3 KİŞİLİK BİLİRKİŞİ HEYETİ

Dijital verilerle ilgili rapor aldırılması için dosyanın 3 kişilik heyete gönderileceğini belirten mahkeme, bilirkişilerin incelemesi gereken ve dosyaya önceden sunulan bilirkişi raporlarının sayısının ve içeriğinin fazlalığı, tarafların sorularını içeren dilekçelerin fazlalığı, akademik görevlerinin yoğunluğu nedeniyle farklı yerlerde görev yapan bilirkişilerin bir araya gelerek tüm belgeler ve suça konu olan dijital delilleri incelemelerinin ve birlikte değerlendirmelerinin güçlüğünü kaydeden mahkeme, davanın ana delili niteliğinde olan dijital delillerin farklı yerlerde görev yapan bilirkişilerce ayrı ayrı yerlere götürülerek incelenmesinin dijital belgelerin güvenliği yönünden risk yaratabileceğini belirtti. Bu nedenle de sanıklar ve müdafiilerinin başka üniversitelerden seçilecek bilirkişilerin de bilirkişi heyetine dahil edilmesine yönelik talepleri reddetti.

BİLİRKİŞİLERE 2 AY SÜRE

Sanıklar ve müdafiilerine İTÜ tarafından bildirilen öğretim görevlilerinin bilirkişi olarak seçilmesine itirazları olup olmadığını dilekçe ile bildirmeleri için 1 hafta süre veren mahkeme heyeti, Yargıtay’dan dönen Balyoz Davası’ndaki sanıklar ve müdafiilerinin bilirkişi listesine itirazları olup olmadığı yönünde beyanları alındıktan sonra heyetçe bilirkişi listesinin belirlenmesine karar verdi. Bilirkişilere incelenecek dijital verilerin sayısı, talep edilen incelemelerin kapsamlı olması nedeniyle 2 ay süre verilmesine hükmetti. Mahkeme bir sonraki duruşmanın 3 Şubat 2015'te yapılmasını kararlaştırdı.

YENİDEN YARGILAMA YOLUNU ANAYASA MAHKEMESİ AÇTI

Anayasa Mahkemesi, 18 Haziran'da Balyoz Planı davasına ilişkin yapılan 230 bireysel başvuruyu birleştirerek tek dosya üzerinden incelemiş, dijital deliller ve tanık dinlenilmesiyle ilgili konularda sanıkların haklarının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermişti. Karar, genel kurulun 17 üyesinin oy birliğiyle alınmıştı.

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararın ardından, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi de Balyoz Planı davasından hüküm giyen, cezaevindeki tüm sanıkların tahliyesini kararlaştırmıştı.

Mahkeme heyeti ayrıca, sanıklar hakkında yargılamanın yenilenmesine hükmederek, sanıkların tutukluluk ve hükümlülükte geçirdikleri süre dikkate alındığında infazın devamının mağduriyete yol açacağı gerekçesiyle infazının durdurulmasına karar vermişti.

(05 Kasım 2014, 22:37)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yeniden yargılama şok ile başladı: Özkök ve Yalman inkar etti
Balyoz'da 230 tahliye ve yeniden yargılama kararı
AYM: Balyoz'da hak ihlali var
Balyoz:Yeniden yargılamaya 2.ret
Balyoz´da 237 ceza kesinleşti
Bir Balyoz da AYM´den
Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı
Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe
Tutuklu askerlerden bildiri
Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz
Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın
Flaş!!! Balyoz davası bitti
BALYOZ PLANI VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ
BALYOZ VE DİĞER DAVALARDAKİ DELİL TARTIŞMALARI
Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri
Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6406    yazdır/print


 

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Eski Genelkurmay başkanı Hilmi Özkök ve dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman tanık olarak ifade verdi. İki isim de Balyoz darbe planı ile ilgili bir şey duymadıklarını söyledi. Oysa daha önceki mahkeme safhasında ve basına yansıyan polemiklerinde darbe iddiasını güçlendiren ifadeler kullanmışlardı. Öyle ki, Kara Kuvvetleri Komutanı Yalman Balyoz darbe iddiaları konusunda Özkök'le girdiği 'kim daha demokrat' polemiğinde, 'Darbeyi asıl ben önledim. Hilmi Paşa'nın kaç tane tankı tüfeği vardı?' şeklinde şok bir ifade dahi kullanmıştı. Bugünkü duruşmada iki ismin 'bir şey görmedik duymadık görmedik' şeklinde şaşırtıcı ifadeler kullanmaları sanık ve avukatları üzerinde sevinç doğurdu. İki isme ne mahkeme, ne savcı ve ne de sanık ve avukatlarınca hemen hiç soru yöneltilmedi. Komutanların ifadeleri 15'er dakika gibi çok kısa sürede tamamlandı. Oysa o iki isme ve bilirkişilere sorulmak üzere sanık ve avukatlarınca 100'e yakın soru hazırlandığı basına yansımıştı. Komutanların önceki mahkeme safhasında verdikleri açık ifadelere ve basına da yansıya diğer net açıklama ve polemiklerine karşılık bu kez adeta susmaları darbe girişiminin örtbas edilmek istendiği şeklinde değerlendiriliyor. Paralel yapı tartışmalarının gölgesinin davalar üzerine düşmesinin de varlığı apaçık delillerle kanıtlanmış olan Balyoz darbe girişiminin örtbas edilmesinde yardımcı olacağının sanık ve çevrelerince dikkate alındığı ileri sürülüyor.

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ‘hak ihlali’ kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu'nda görülmeye başlandı. Duruşmaya aralarında emekli Orgeneraller Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, emekli Oramiral Özden Örnek, emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli Albay Dursun Çiçek'in de bulunduğu 205 tutuksuz sanık katıldı, 31 sanık ise duruşmaya gelmedi.

Duruşma kimlik tespiti ile başladı. Daha sonra heyet değişikliği nedeniyle eski tutanaklar okundu. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararı okunarak, yeniden yargılama kararı verildiği hatırlatıldı. Daha sonra salonda bulunan sanıklara iddianamedeki darbe suçlaması hatırlatıldı.

Eski Genelkurmay başkanı Hilmi Özkök ve dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman tanık olarak ifade vermek üzere Kartal'daki Anadolu Adliyesine geldi. Özkök ve Yalman tanık odasına girdi. Tanıkların dinlenilmesinin uzun sürebileceğini belirten mahkeme heyeti duruşmaya 1 saat ara verilmesine karar verdi. Duruşmanın 12.50'de yeniden başlayacağı bildirildi.

SANIKLARI TANIYIP TANIMADIĞI SORULDU

Duruşmaya verilen 1 saatlik öğle arasının ardından tanıklar eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın dinlenileceği belirtildi. Sesli ve görüntülü kayıt sistemi yapılan duruşma salonuna ilk olarak eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök alındı. Kimlik tespiti yapılan Özkök'e sanıkları tanıyıp tanımadığı soruldu. Mahkeme heyetinin önünde hazırlanan bölümde oturarak isimleri tek tek okunan sanıklardan Çetin Doğan, Özden Örnek, Bilgin Balanlı, Doğan Temel, Dursun Çiçek, Engin Alan, Ergin Saygun gibi isimleri tanıdığını "Evet", tanımadığı isimleri "Hayır" şeklinde ifade etti.

"DARBE PLANI YAPILDIĞINA DAİR BİLGİ ALMADIM"

"Bildiklerimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim" diyen Özkök'e Mahkeme Başkanının "Balyoz, Çarşaf, Oraj ve Suga gibi planlardan bilginiz var mı" sorusu üzerine Özkök, "Darbe planı yapıldığına dair bilgi almadım. "Balyoz", "Suga" "Oraj" gibi planların hiçbirini duymadım. Balyoz'u basından duydum. Suç tarihinde Genelkurmay Başkanıydım. Darbe planı yapıldığına dair bilgi almadım. Bazı dedikodular geldi ama bunlar kimse hakkında dava açılacak, soruşturma açılacak kadar ciddi değildi" dedi.

‘İmzasız ihbar mektupları geliyordu’

Mahkeme Başkanı'nın, "Bazı dedikodular geliyor dediniz. Kim söylüyordu bu bilgileri" diye sorması üzerine Özkök, "Basından duyuyordum. İmzasız ihbar mektupları geliyordu. Bu mektuplar askeriye dışından geliyordu" diye konuştu. Mahkeme Başkanı'nın "Seminerde olası planın işlenmemesi konusunda yazışmanız oldu mu" sorusuna ise, "Genelkurmay ile kuvvet arasında yazışma olmadı. Böyle bir yazışma olmaz zaten" dedi.

SALONDAKİ KİMSE SORU SORMADI

Özkök'e daha sonra sanık ile avukatların sorusu olup olmadığı soruldu. Sanıklar ve avukatlar Özkök'e soru sormadı. Özkök'ün ifadesi yaklaşık 15 dakika sürdü.

YALMAN: BASINDAN ÖĞRENDİM

Daha sonra eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ı da tanık olarak dinlendi. Aytaç Yalman, "Balyoz planına ilişkin istihbarat almadım. Belge ve bilgiye sahip değilim. Basından öğrendim" dedi.Balyoz davasında tanık olarak ifade veren Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman ifadelerinin tamamlanmasının ardından duruşma salonundan çıktı.

YALMAN, "DARBEYİ ASIL BEN ÖNLEDİM" DEMİŞTİ

"GÖRMEDİK DUYMADIK BİLMİYORUZ" İFADESİ SANIKLARI BİLE ŞAŞIRTTI

Duruşmada iki ismin de Balyoz darbe planı ile ilgili bir şey duymadıklarını söylemesi sanık ve avukatları üzerinde şaşkınlık ve sevinç doğurdu. Oysa iki isim de daha önceki mahkeme safhasında ve basına yansıyan polemiklerinde darbe iddiasını güçlendiren ifadeler kullanmıştı. Öyle ki, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Hilmi Özkök'le girdiği bir polemikte "Darbeyi asıl ben önledim" şeklinde şok bir ifade dahi kullanmıştı. Bugünkü duruşmada iki ismin 'bir şey görmedik duymadık görmedik' şeklinde şaşırtıcı ifadeler kullanmaları ise sanık ve avukatları üzerinde sevinç doğurdu.

İki isme ne mahkeme, ne savcı ve ne de sanık ve avukatlarınca soru yöneltilmediği de görüldü. Komutanların ifadeleri 15'er dakika gibi çok kısa sürede tamamlandı. Oysa o iki isme sorulmak üzere sanık ve avukatlarınca hazırlanan 100'e yakın soru olduğu ileri sürülmüş, bir kısmı basına da yansımıştı. Komutanların önceki mahkeme safhasında verdikleri açık ifadelere ve basına da yansıya diğer net açıklama ve polemiklerine karşılık bu kez adeta susmaları sanıkları dahi şaşırttı. Bu durum darbe girişiminin örtbas edilmek istendiği şeklinde değerlendiriliyor. Öte yandan, paralel yapı tartışmalarının gölgesinin davalar üzerine düşmesinin de varlığı apaçık delillerle kanıtlanmış olan Balyoz darbe girişiminin örtbas edilmesinde yardımcı olacağının sanık ve çevrelerince dikkate alındığı söyleniyor.

Yalman bugünkü duruşmada , davaya konu olan plan seminerinin emre aykırı şekilde gerçekleştirildiğini ve amacını da aştığını ifade etti.

SORULAR BİLE HAZIRDI ANCAK SORULMADI

Sanık avukatları Özkök, Yalman ve bilirkişilerin yanıtlaması için 100'e yakın soru hazırladığı basında yer almıştı. Avukatların mahkemeden TÜBİTAK yerine İTÜ, YTÜ, Boğaziçi veya ODTÜ'den bir heyetin dijital verileri incelemesini isteyeceği, bilirkişilere Taraf yazarı Mehmet Baransu'nun savcı Zekeriya Öz'e teslim ettiği 19 CD'den 11 ve 17 numaralı iki CD, Gölcük Donanma Komutanlığı'nda el konulan 5 No'lu harddisk, 1 No'lu CD ile sanık Hakan Büyük'ün evinde ele geçtiği öne sürülen flash diskle ilgili dijital çelişkileri soracağı belirtiliyordu.

Sanık ve avukatlarının Özkök ve Yalman'a yönelteceği sorulardan bazılarının şu şekilde olduğu dile getirilmişti:

-İddianamede darbe planı olduğu öne sürülen 'Balyoz Harekat Planı' ismini basın haricinde daha önce duydunuz mu?

-İddianamede bu darbe planını sizin önlediğiniz yazmaktadır. Böyle bir olay gelişmiş midir?

-10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararında söz konusu planının bazı subayların görevden alınmasıyla önlendiği öne sürülmektedir. Böyle bir işlem gerçekleştirdiniz mi?

-Balyoz Harekat Planı ve eklerinin sahte olduğuna ilişkin kamuoyunda yer alan değerlendirmelere ilişkin görüşünüz nedir?

-Emriniz altındaki subaylarca bir darbenin planlandığına ilişkin size bilgi ulaştı mı?

-2003 Mart'ındaki seminere katılan Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı gözlemcileri darbe planının tartışıldığına ilişkin tarafınıza bir rapor sundu mu?

-Genelkurmay Başkanlığı yaptığınız dönemde yargılanan sanıklar hakkında herhangi bir disiplin veya adli soruşturma başlattınız mı?

DAVANIN GEÇMİŞİ

Balyoz darbe planına ilişkin dava, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce karara bağlanmıştı. Eski kuvvet komutanları Halil İbrahim Fırtına ve Özden Örnek ile eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılırken, diğer sanıklar 18 yıl ile 13 yıl arasında değişen hapis cezaları almıştı. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından Balyoz kararını veren 10. Ağır Ceza Mahkemesi de kapatıldı. Yeni kanun gereği suç yeri Selimiye Kışlası olarak kabul edildiği için dosya Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Bu mahkeme, AYM’nin ‘hak ihlali’ kararının ardından tüm tutukluların tahliyesine ve yeniden yargılamasına karar verdi. Ayrıca Mahkeme, AYM’nin kararında işaret ettiği yönde tanıkların dinlenmesine hükmetmişti.

YALMAN, "DARBEYİ ASIL BEN ÖNLEDİM" DEMİŞTİ

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün, 2012 yılında bir televizyon programında "Darbeyi ben önlemiştim" sözlerine yönelik olarak, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, "Darbeyi asıl ben önledim. Hilmi Paşa'nın kaç tane tankı tüfeği vardı?" ifadelerini kullanmıştı.

Yeniden görülmeye başlayan Balyoz davasında, "Bu dava ile ilgili olarak size Balyoz planı ile ilgili istihbarat almadım. Belge ve bilgiye sahip değilim. Basından öğrendim bu konuyu. Bu konu ile ilgili bu hareketin engellenmesi hususunda girişimim olmadı” ifadelerini kullanan, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, 26.09.2012 tarihinde İsmail Küçükkaya'ya verdiği röportajda, "Darbeyi ben önlemiştim" diye konuşmuştu,

Aytaç Yalman'la görüşen dönemin Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya köşesinde ilginç olayı şöyle anlatmıştı:

"Dün öğlen bülteninde NTV canlı yayınına katılmıştım. Güncel konuları değerlendirmiş ve özellikle Balyoz davasıyla ilgili soruları yanıtlamıştım. Bir süre sonra cep telefonum çaldı. Arayan da bir cep telefonuydu. Açtım, telefondaki ses 'Aytaç Yalman paşamın korumasıyım. Sizinle görüşmek istiyor, uygunsanız kendisine aktaracağım' diyordu. 'Memnuniyetle' diye cevap verdim.

Aytaç Yalman telefonu aldı, 'Sana sitem etmek için arıyorum' dedi ve ekledi: 'Biraz önce seni NTV'de izledim. Hilmi Özkök için darbeyi önleyen kişi ifadesini kullandın. Aytaç Yalman'ın rolü ne, diye soruldu. Hiçbir şey söylemedin, geçiştirdin.'

Bu sözler üzerine şaşırdım, gerçekten çok ilginç bir durumdu. Sezgilerim, bunun ardından tarihi bir açıklamanın geleceğini söylüyordu. Küçük bir düzeltme yaptım. Televizyonda 'Varsa bir darbe girişimi, Hilmi Özkök'ün önlediğini anlıyorum' demiştim.

Kendisine 'Televizyonda ne söylememi beklemiştiniz?' diye sordum.

Şöyle yanıt verdi: 'Diyebilirdin ki; iddianameye göre darbeyi önleyen kişi, Aytaç Yalman'dır. Bunu söylemen yeterliydi. Tek bir cümle...'
Sonra Yalman'a televizyonda o soruyu neden yanıtsız bıraktığımı anlattım.

Çünkü bir gazeteci olarak olup bitene ve söylenenlere bakıldığı zaman Hilmi Özkök'ün buradaki rolünün açık olduğunu, buna karşılık Aytaç Yalman'ın pozisyonunun tam anlaşılmadığını düşünüyorum. Benim için bu telefona kadar da hala net değildi.

Bunları konuştuktan sonra Paşa'ya sordum: 'Darbe girişimini gerçekten siz mi önlediniz?'

İşte yanıtı: 'Bilmem, Türk Ordusu tek kişi değildir. Tek Genelkurmay Başkanı da değildir. Ucuz kahramanlık kimseye yakışmaz. Türk Ordusu demek Kara Kuvvetleri Komutanlığı demektir. Hilmi Paşa'nın kaç tane tankı tüfeği vardı?'

Tekrar ettim; 'Darbe girişimini siz mi önlediniz?'
'Ben öyle demiyorum, iddianame öyle diyor' diye cevap verdi.

Aramızdaki diyalog şöyle sürdü:
-İddianame tam ne diyor?
'Darbeyi Aytaç Yalman önlemiştir' diyor.

Balyoz davası ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin o dönemiyle ilgili gerçekten heyecan verici sözlerdi. Tam bu arada Aytaç Yalman 'Ben bunları yazman için aramıyorum' deyince, ısrar ettim: 'Daha önce başka yerlere açıklamalarınız oldu, beni de düzeltmem için aradınız.'
'Erken öten horozun kafasını keserler; zamanı gelince konuşurum. Bizim de kafamız gitmesin' karşılığını verdi.

Yazma konusunda ısrarcı oldum. Bir süre önce Fazıl Say konserinde karşılaşmış, uzun uzun sohbet etmiştik. 'Yazma, ileride konuşurum' demişti.

Aytaç Yalman'ın bu yaşananlarla ilgili durumunun net olmadığını, kamuoyunda farklı izlenimler oluştuğunu vurguladım. Ardından, Ergenekon'un eski savcısı ve o dönemki en kilit ismi Zekeriya Öz'ün bir karşılaşmamızda bana söylediği 'Hilmi Özkök demokrasi kahramanıdır' sözlerini hatırlattım. Şu tarihi açıklamayı yaptı:

'O demokrasi kahramanıysa, biz demokrasi düşmanı mıyız? Ömrümüz boyunca devleti, vatanı korumak için canla başla uğraştık. Hem Cumhuriyeti korumaya çalıştık hem de demokrasiyi... Bizim için ikisi de önemliydi."


KUMPAS CAMBAZLARI DEVREDE

Balyoz davası üzerine düşen şüphelerle ilgili görüşümüzü daha önce 1 Temmuz 2014 tarihinde, Balyoz dava savcısı Hüseyin Kaplan'ın yargılamayla ilgili eleştirilere cevap mahiyetinde yaptığı yazılı basın açıklaması üzerine kaleme almıştık. Sözlerine ve tepkisine katıldığımızı açıkça dile getirmiştik. O yazımızın bir kaç paragrafı şu şekildeydi:

"Balyoz savcısı Kaplan'ın açıklaması bu şekilde. Sözlerine ve tepkisine katılıyoruz. 23 Haziran 2014 tarihinde  'Kumpas'la doğan kahramanlar' (1) başlığıyla kaleme aldığımız haberimizde görüşlerimizi geniş ve açık şekilde aktarmıştık. Yine tekrar etmek istiyoruz ki, kanaatimizce Ergenekon ve Balyoz mahkemeleri yargılamaları hakkıyla yapmıştır. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, yargılama sürecini, o süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz, sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız, hatta delillerle ilgili tartışmalara dair ayrı bir sayfa ayırdığımız (2) için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: O şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar şeffaf yargılama bu davalarda yapılmıştır.

(...)

Dikkat edilirse son dönemde her taşın altında kumpas aranır hale gelindi. Elde somut delil olmadan kestirmeden paralel yapı suçlanıyor. Örneğin Hanefi Avcı'nın bazı dedikleri doğru çıktı diye her dediği doğru kabul ediliyor. Sözü kimin söylediğine değil ne dediğine bakılmalı. Somut bulgular var mı diye bakılmalı. Geçmişte de bugün de bunun tersi yapılıyor. Oysa ne ifrat ne tefrit durumu olmamalı. Birisini suçlarken elde somut delil, bulgu olmalı. 'Kumpas'la doğan kahramanlar' (1), 'TÜBİTAK: Deliller sahte değil' (3) ve ''Kumpasa bak' cambazlığı zirvede' (4) başlıklı haberlerimizde bu durumu geniş olarak ele almaya çalışmıştık. Daha önce yerden yere vurulan sanık ve çevrelerine şimdi tam tersi bir muamele yapılıyor. Kahraman olarak görülen bu kişilerin her dedikleri doğru kabul ediliyor. Tam bir ifrat ve tefrit durumu söz konusu yani.

Bu durum Ergenekon ve Balyoz'dan sonra son olarak Zirve davasında da gözlendi. Vahşice öldürülen 3 kişiye olan oldu ve de yakınlarına. Maktullerden birisinin annesi duruşmada 'katilleri nasıl serbest bırakırsınız' diye feryat etti. Duyan yok. Son dönemde yaşanan siyasi gelişmeleri fırsat bilen sanıklar duruşmada 'cemaat kumpası' iddiasının arkasına sığındı ve mahkeme salonunda saldırgan tavırlar sergiledi. 'Cambaza bak' deyiminin yerini 'kumpasa bak' aldı. Evet, doğrudur. Paralel yapının kumpasçılığı giderek açığa çıkıyor. Ama her taşın altında bu var diyenlere de dikkat edilmeli. 'Kumpasa bak' deyip cinayetlerini gözlerden kaçırmaya çalışanlar da gözlerden kaçırılmamalı. Bu itibarla, Balyoz savcısı Hüseyin Kaplan'ın açıklamalarının doğru olduğuna inandığımızı belirtmek istiyoruz. Yanlışlıklar varsa bunlar ilerleyen süreçlerde ortaya çıkacaktır. Ancak somut bulgular göstermeden, genel kabuller yaparak savcı ve hakimlerin karalanmasına karşı olduğumuzu da dile getirmek istiyoruz."
(Yazının tamamı)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6049
(2) Kontrgerilla.com/yazilar/delil_tartismalari.asp
(3) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6053
(4) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6060

(03 Kasım 2014, 19:23)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz'da 230 tahliye ve yeniden yargılama kararı
AYM: Balyoz'da hak ihlali var
Balyoz:Yeniden yargılamaya 2.ret
Balyoz´da 237 ceza kesinleşti
Bir Balyoz da AYM´den
Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı
Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe
Tutuklu askerlerden bildiri
Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz
Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın
Flaş!!! Balyoz davası bitti
BALYOZ PLANI VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ
BALYOZ VE DİĞER DAVALARDAKİ DELİL TARTIŞMALARI
Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri
Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6402    yazdır/print


 

En uzun MGK paraleli görüştü

Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel yapının Kırmızı kitap'a girmesi için önemli bir adım atıldı. Milli Güvenliği tehdit eden ve kamu düzenini bozan bir numaralı gündem olan paralel yapı devletten tamamen tasfiye edilecek. Öte yandan paralel medyanın önemli isimlerinin MGK kararlarına açıkça meydan okuduğu görüldü. MGK'nın yerden yere vurulduğu çeşitli yazılara karşılık basında ilginç bir tepki görüldü. Fetullah Gülen'in 28 Şubat askeri darbesi anlamına gelen MGK kararları sonrasında MGK'yı yücelten ve sevap kazandığını iddia eden meşhur vaazı hatırlatıldı. Şimdiki MGK'nın da çok sevap kazanmış olması gerektiği vurgulandı.

01.11.2014 16:14 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. Çankaya Köşkü’nde öğle saatlerinde başlayan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı gece yarısına kadar sarktı. 10 saat 20 dakika süren Erdoğan başkanlığındaki toplantıda IŞİD tehdidi, PKK saldırıları ve paralel yapıyla mücadele konuşuldu

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ilk kez toplandı. Kurulun, Çankaya Köşkü’ndeki Ekim ayı olağan toplantısı saat 14.25’te başladı, gece yarısı saat 00.50'de sona erdi. Böylece toplam 10 saat 25 dakika süren rekor MGK toplantısı Türkiye tarihine en uzun toplantı olarak geçti. Paralel yapıyla mücadele ile çözüm süreci ve Türkiye’nin ulusal güvenliğini ilgilendiren konularda önemli değerlendirmelerin yapıldığı toplantı, yaklaşık 10 saat 20 dakika sürmesiyle tarihe geçti.

MGK’nın Ekim ayı toplantısı, dün Çankaya Köşkü’nde yapıldı. MGK ilk kez, 28 Ağustos’ta görevine başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında toplandı. Daha önce Dışişleri Bakanı olarak toplantılara katılan Ahmet Davutoğlu da ilk kez Başbakan sıfatı ile toplantıda yer aldı. Başbakan yardımcıları Numan Kurtulmuş ve Yalçın Akdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ağustostaki Yüksek Askeri Şura’nın ardından Jandarma Genel Komutanlığı’na atanan Orgeneral Abdullah Atay ise ilk kez MGK toplantısında katılan isimler oldu.

İlk madde cemaatle mücadele

Toplantıdan sonra geceyarısı yayınlanan bildiride, şu ifadeler yer aldı:

*Ülkemizin güvenliği, halkımızın huzuru ve kamu düzenini ilgilendiren hususlar ayrıntılı olarak görüşülmüştür. Bu kapsamda, milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.

*Terörle çok boyutlu mücadele kapsamında sürdürülen çözüm süreci ele alınmış; sürecin oluşturduğu olumlu atmosferi ve huzur ortamını bozmaya yönelik provokatif olaylara karşı kamu düzeni ve güvenliğini koruma konusundaki kararlılık teyit edilmiştir.

*Suriye’de dördüncü yılını tamamlamak üzere olan çatışma ortamının ülkemizin ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına yönelik yansımaları, bu konudaki bölgesel ve uluslararası yaşanan son gelişmeleri de içerecek şekilde müzakere edilmiştir.

Kıbrıs petrolü ve doğalgazı

*Deniz yetki alanları başta olmak üzere Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler gözden geçirilmiş; Türkiye’nin kendi kıta sahanlığı içerisinde ve garantör ülke olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ruhsatlandırdığı sahalardaki hak ve menfaatlerinin korunması için gereken her türlü tedbirin önümüzdeki dönemde de kararlılıkla alınacağı belirtilmiştir.

IŞİD’le mücadele

*Irak ve Suriye’de IŞİD ve diğer terör örgütleriyle mücadele, ülkemizin bu mücadelede uluslararası koalisyon içindeki konumu, Türkiye’ye müzahir gruplar başta olmak üzere, ılımlı muhaliflerin durumu ve yerinden edilen kişilere yönelik insani yardımlarımız görüşülmüştür. ayrıca, Irak’taki siyasi süreçte son dönemde yaşanan gelişmeler gözden geçirilmiş, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönündeki irade teyit edilmiştir.

*Başta Gazze’de sağlanan ateşkes olmak üzere, İsrail-Filistin ihtilafında yaşanan son gelişmeler, Libya ve yemendeki mevcut durum ile bölgesel yansımaları kapsamlı biçimde görüşülmüştür.

*Afganistan’daki başarılı siyasal süreç ve gelişmeler değerlendirilerek, Türkiye’nin desteği vurgulanmıştır. Ayrıca, Ukrayna ve Tunus seçimleri gözden geçirilmiştir.

Komutanların evrak çantası

Erdoğan’ın başkanlığındaki ilk toplantının görüntü ve fotoğrafları da, Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesine konuldu. Görüntüde, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk’ün hacimli evrak çantaları dikkati çekti. Fotoğraflardan birinde, Orgeneral Öztürk’ün çantası önünde masanın üzerinde duruyor. Diğer fotoğrafta ise Öztürk’ün hacimli çantası sandalyelerin arasında ilgi çekici bir görüntü oluşturuyor

Tarihi toplantı geceyarısına sarktı

MGK toplantıları, ortalama dikkate alındığında 4-5 saat arasında sürüyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesi ile bu belgenin neden olduğu tartışmaların Gündeme alınmasını önermesi nedeniyle tarihi nitelikte bir önem kazanan MGK’nın 2009 yılı Haziran ayı toplantısı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başkanlığında Çankaya Köşkü’nde yapılmıştı. Saat 13:30’da başlayan toplantı, yaklaşık 7 saat 40 dakika sürmüştü. MGK’nın 28 Şubat 1997’de yapılan tarihi nitelikteki toplantısı, yaklaşık 9 saat sürmüştü. Paralel yapı, PKK terörü ve IŞİD terörünün ana gündem maddeleri arasında yer aldığı bu toplantının yaklaşık 10 saat 20 dakika sürmesi ve geceyarısına sarkması dikkat çekici bulundu.

Paralel yapı 1 numaralı tehdit

Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği MGK toplantısında paralel yapının Kırmızı Kitap'a girmesi için önemli bir adım atıldı. Milli Güvenliği tehdit eden ve kamu düzenini bozan bir numaralı gündem olan paralel yapı devletten tamamen tasfiye edilecek.

Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) bir numaralı gündem olan paralel yapı devletten tasfiye edilecek. Paralel yapı tehdidi, 5 yılda bir güncellenen Kırmızı Kitap'a da girecek. Önceki gün alınan karar Bakanlar Kurulu'nun kabul etmesiyle birlikte tüm devlet teşkilatına gönderilerek milli güvenliği tehdit eden yapının unsurları ayıklanacak. Yine kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapacak kişilerin belirlenmesinde bu karar çerçevesinde güvenlik soruşturmalarında paralel yapının unsurları olmamasına dikkat edilecek. Böylece paralel yapının devlete sızması engellenmiş olacak.

MGK KARARLARI NE ANLAMA GELİYOR

Geçmiş yıllarda, MGK'nın bir numaralı gündem maddesi PKK veya irticai faaliyetler oluyordu. Bu toplantıdaki bir numaralı madde ise paralel yapı oldu. Kurulun aldığı tavsiye kararlar ise Başbakan tarafından Bakanlar Kuruluna bildiriliyor ve uygulanması için bir başbakan yardımcısı görevlendiriliyor. MGK'nın önceki gün yapılan toplantısında alınan kararlar da Davutoğlu tarafından Bakanlar Kuruluna bildirilecek.

LEGAL GÖRÜNÜM ALTINDA

Her 5 yılda bir güncellenen ve kamuoyunda 'Kırmızı Kitap' olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne de girmesine kesin gözüyle bakılıyor. 'Legal görünüm altında illegal paralel yapılanmalar' altında 2015'de Kırmızı Kitap'a girecek paralel yapının milli güvenliğin 1 numaralı tehdidi olarak belirlendi. Yapılan açıklamada ise, 'Legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadele kararlılıkla sürdürülecek' denildi.

DEVLETE SIZMASI ENGELLENECEK

MGK kararlarının uygulanmasını sağlayacak olan Başbakan Yardımcısı paralel yapıyla mücadele ile ilgili devlet kurum ve kuruluşlarının nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda yol gösterici olacak. Devlette yapılanmış paralel unsurları tasfiye ederek işe başlanacak.

Güvenlik için titiz soruşturma

Alınan kararlara göre legal görünüm altında illegal faaliyetleri tespit edilen tüm kamu personeli devletten uzaklaştırılacak. Kurumlara alınacak personel içinde güvenlik soruşturmaları daha titiz yapılacak.

Yurtdışı faaliyetlere inceleme

MGK sonrası yapılan açıklamaya göre paralel yapının yurtdışındaki faaliyetleri de mercek altına alınacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ekim ayının ikinci haftası yaptığı Afganistan ziyaretinin dönüşünde şöyle konuşmuştu: "Bu neyi getirir, bu yargının da uluslararası camianın da bu tür olaylara bakınışı değiştirir, önemli bir adımdır bu. Dostluk, kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu söyleyen ülkeler bu tür şeylerde o ülkenin gerek Bakanlar Kurulu gerekse Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli bir kurumunun almış olduğu kararı veya tavsiyeyi gözardı etmezler."

10 buçuk saatle tarihe geçti

MGK, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ilk kez toplandı. Kurulun, Çankaya Köşkü'ndeki Ekim ayı olağan toplantısı saat 14.25'te başladı, gece yarısı saat 00.50'de sona erdi. Böylece toplam 10 saat 25 dakika süren rekor MGK toplantısı Türkiye tarihine en uzun toplantı olarak geçti. Toplantıda paralel yapı dışında, terörle mücadele kapsamında sürdürülen çözüm süreci ele alındı, sürecin oluşturduğu olumlu atmosferi ve huzur ortamını bozmaya yönelik provokatif olaylara karşı kamu düzeni ve güvenliğini koruma konusundaki kararlılık teyit edildi. Toplantıda ayrıca Suriye'de yalananlar da değerlendirildi.

PARALEL'LE TOPYEKÜN MÜCADELE BAŞLADI

MGK toplantısında alınan kararla, Paralel Yapı'ya yönelik topyekûn mücadele dönemi resmen başlamış oldu. TSK, Emniyet ve MİT, "milli güvenliği tehdit eden unsurlar" bağlamında ortak çalışacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında önceki gün ilk kez toplanan Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK), Paralel Yapı'yı Kırmızı Kitap olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne "milli güvenliği tehdit eden yapılanma" olarak alması, yeni bir mücadele döneminin başladığı anlamına geliyor. MGK'nın aldığı bu tavsiye karar önce Bakanlar Kurulu'nun gündemine gelecek. Bakanlar Kurulu, paralel yapının Kırmızı Kitap'ta "milli güvenliği tehdit eden unsurlar" arasına alınması doğrultusundaki tavsiye kararı oylayacak ve onaylayacak. Bakanlar Kurulu bu kararı onayladıktan sonra karar resmileşecek ve tüm devlet bürokrasisi, kamu kurum ve kuruluşları için bağlayıcı hale gelecek.

YARGI DİKKATE ALACAK

Bu kapsamda devlet güvenliğinden TSK, Emniyet, MİT gibi kritik kurumlarda personel alımına, eğitimden sağlığa, finans işlemlerinden iş dünyasına kadar birçok alanda paralel yapıyla mücadele kamu kurum ve kuruluşlarının öncelikli kriterlerinden biri olacak. İçişleri Bakanlığı'na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü paralel yapıyla ilgili daha kapsamlı çalışmalar yapacak, MİT, paralel yapıya özel dosya tutmaya başlayacak. Yargı, paralel yapıyla ilintili dosyalarda karar alırken, bu yapının milli güvenliği tehdit eden yapılar arasında olduğu ilkesine uygun adımlar atacak.

İŞARETİ ERDOĞAN VERMİŞTİ

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, geçen ay yaptığı açıklamada, paralel yapıyla ilgili MGK'da atılacak adıma değinmiş, çarpıcı değerlendirmelerde bulunmuştu. Erdoğan, "Devletin içinde paralel devlet olabilir mi? Artık paralel yapı ve uzantıları bundan sonra inşallah çok farklı bir yere oturtulacak ve bu da inşallah ay sonundaki Milli Güvenlik Kurulumuzun yine gündeminde yer almak suretiyle geleceğe, onlarla ilgili çok daha farklı bir adımı atacağız. Çünkü bu operasyon öyle lokal değildir. Geneldir ve bunun adımını atacağız. Çünkü Türkiye'de devlete alternatif bir adım atılamaz. Buna müsaade etmeyeceğiz" demişti.

PARALEL ÖRGÜTTE KIRMIZI KİTAP PANİĞİ

Öte yandan paralel yapılanmanın konuşulduğu tarihin en uzun MGK'sına paralel kesimlerden tepki geldi. Paralel yapı ile mücadelenin Milli Güvenlik Kurulu’nda “Kırmızı Kitap”a girmesi paralel örgütün medyasında paniğe neden oldu. Sosyal medyada, gazetelerde ve haber sitelerinde Milli Güvenlik Kurulu kararlarını itibarsızlaştırmaya çalışan Paralel medya, algı yönetimi ile Gülen taraftarlarındaki çözülmenin önüne geçmeye çalıştı.

MGK toplantısı sonrası paralel yapı ile mücadele konusunun "Kırmızı Kitap" olarak bilinen siyaset belgesine gireceğini açıklandı. Terörle ve çeşitli yıkıcı unsurların mücadelesinde kullanılan "Kırmızı Kitap" ifadesi paralel medyada paniğe sebep oldu. Paralel medya yazarları ve haber siteleri gün boyunca Milli Güvenlik Kurulu üyeleri ve kararlarını itibarsızlaştırmaya çalıştı.

"KIRMIZI KİTAP" SOSYAL MEDYADA GÜNÜN KONUSU OLDU

Paralel yapı medyası ve yazarları MGK kararlarının açıklanmasının ardından toplumda algı yönetmek için Kırmızı Kitap'ın Anayasa'da yeri olmadığını dile getirerek hukuki olarak hiçbir hükmü olmadığını iddia etti. Paralel yapı ile mücadelenin artık bir devlet politikası olarak Milli Güvenlik Kurulu kararıyla kayıt altına alınması sosyal medyada da günün konusu oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başkanlık ettiği Milli Güvenlik Kurulu'nu itibarsızlaştırmak, taraftarlarının moralini yüksek tutmak ve çözülmeyi yavaşlatmak için yoğun çaba sarfeden paralel medya "Kırmızı Kitap" şokunu yaşıyor.

28 ŞUBAT ZULMÜNE SESSİZ KALMIŞLARDI

28 Şubat döneminde MGK, bir hukuksuzluk yaparak sadece dinini yaşamak isteyen insanların fişlenebilmesinin önünü açan kararı "irtica ile mücadele" bahanesiyle Kırmızı Kitap'a almıştı. Din ve vicdan hürriyetine aykırı bu darbe girişimine paralel yapının medyası ve yazarları hiçbir tepki göstermemiş "Beceremediniz, artık gidin" manşetleri ve köşe yazılarıyla adeta destek olmuşlardı.

PARALEL MEYDAN OKUMA: KİM KORKAR KIRMIZI KİTAPTAN!

Paralel medyanın merkez yayın organı olarak nitelendirilen Zaman gazetesi MGK toplantısını kısa olarak verirken, yazar Bülent Korucu, "Kim korkar Kırmızı Kitap’tan!" başlıklı yazısında MGK'ya yüklendi. Hükümeti yolsuzluklara suçlayan yazara göre Hizmet hareketi, kırmızı kitaba karşı bağışıklık sistemi fazlasıyla güçlü.

Korucu'nun yazısı şu şekilde:

"Kim korkar Kırmızı Kitap’tan!.. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süredir Hizmet Hareketi’ni ‘Kırmızı Kitap’a yazdırmakla tehdit ediyor. Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi’nin günlük kullanımdaki adı Kırmızı Kitap. Milli Güvenlik Kurulu’nun devletin can damarlarına yerleştirildiği 27 Mayıs’ın bir hediyesi.

Hasan Celal Güzel, Neşe Düzel’e verdiği bir mülakatta ‘Kırmızı Kitap’ı gizli anayasa olarak niteliyor. Güzel, bürokratik oligarşinin devleti yönetme aracını şöyle anlatıyor: “Bu, anayasa büyüklüğünde kabı kırmızı olan ‘Milli Siyaset Belgesi’dir. Bu kitabı devlete ancak müsteşar olduktan sonra görürsünüz. Kırmızı Kitap, bakanlara verilmez, müsteşarlara verilir. Çünkü devletin asıl sahibi bürokrasidir, bakanlar değildir. Bakanlar, idare edilmesi gereken çocuklardır. Ben bakan olup da Kırmızı Kitap’tan haberdar olana pek rastlamadım. Bu kitap MGK’da son haline getirilir.” Güzel’in ve diğer tanıklıkların anlatımından, kendini devletin gerçek sahibi gören ve kanunların tarif ettiği devletin dışında bir mekanizma kuran ikinci bir devlet ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği müktesebatı ve Ergenekon davaları ile geriletilen ve etkisi azalan bu mekanizmaya şimdi Erdoğan’ın ihtiyacı var. Daha önce eleştirdiği YÖK gibi diğer mekanizmaları ele geçirince kendi ihtiyacı doğrultusunda kullanmıştı. Şimdi yaşanan da aynı.

Problemin kaynağı şu; idarenin eylem ve işlemlerinden hukuki ve siyasi sorumluluğu taşıyan bir hükümet var. Bir de başbakanın boynundaki davula vuracak tokmağı bırakmak istemeyen cumhurbaşkanı… Başbakanı, bir günah keçisi mesabesine indirgeyen bu anlayış, sistemin özüne ve bütün kurallarına aykırı. Anayasayı değiştirip başkanlık sistemine geçersek neden olmasın, Erdoğan davulu istediği gibi çalsın. Erdoğan’ın başbakanlığı müsteşarlık seviyesine düşürme girişimleri bununla da sınırlı değil. Köşk’te (yoksa Ak Saray mı diyecektik!) yatırımların takip edileceği bir birim kuruluyor. Başına da Binali Yıldırım gelecekmiş. Yani resmi başbakan yapılmayan Yıldırım, gayri resmi ama daha etkili gölge başbakan olarak konumlanacak. Başbakan Ahmet Davutoğlu, yatay şehirleşmenin gerekliliği üzerine nutuklar atadursun… İmar rantı üzerinden zenginleşmeyi ahlaki ve hukuki yönden eleştirmeye devam etsin… Büyük ihtimalle gölge başbakan Binali Yıldırım, Erdoğan’ın talimatıyla mevcut düzeni sürdürecek adımları atacak. Siyaset ve bürokrasiyi MGK eliyle, ekonomiyi de gölge başbakanla ele geçirdikten sonra Bakanlar Kurulu’na başkanlık edenin adı Ahmet olmuş, Bülent olmuş fark etmeyecek. Başlıktaki soru bu açıdan önemli ve belki de ‘Asıl kim korkmalı?’ diye değişmeli.

Hizmet Hareketi söylemi bu işin sadece kılıfı. Muhayyel bir öcü kurgulayıp, onunla savaşır görünürken çıkan gürültü ve toz bulutu asıl yapılanları örtüyor. 700 bin liralık saat, milyon dolarlık kutularla ilgili kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapamadan 17 Aralık’a başka türlü nasıl takipsizlik kararı verilecekti? Sağlık Bakanlığı’nda herkesin tanıdığı ve paralel olmadıkları müsellem bürokratlar nasıl kıyılacaktı? GDO’lu pirinç ya da rüşvet operasyonu yapan savcı ve polislerden nasıl intikam alınacaktı? Paralel paravanı çok kullanışlı bir araç. Şimdi de ülkeyi Ak Saray’dan yönetecek bürokratik devletin inşasını örtecek.

Kırmızı Kitap’ın hukukta karşılığı olmadığını herkes biliyor. Mahkemeler “Kırmızı Kitap’ın 111. sayfası 3. paragrafı mucibince” şeklinde karar verecek diye bekleyen yoktur herhalde. Hizmet Hareketi’nin nabzına gelince “Kırmızı Kitap’la var olmadık ki, onunla yok olalım” rahatlığı hissediliyor. Gerçekten de bu hareket Kırmızı Kitap’a ve uydurma MGK kararlarına rağmen bugünlere geldi. Bu konuda bağışıklık sistemi fazlasıyla güçlü."


FUAT AVNİ MGK VE HSYK OLAYLARINI ÖYLE BİR YERE BAĞLADI Kİ!

Paralel yapının gösterdiği tepkilere çok bir başka ilginç örnek daha verilebilir. MGK toplantısında F-tipi yapılanmanın hedef alınması üzerine Cemaat, "Fuat Avni" üzerinden harekete geçti. F-Tipi yapılanmanın sosyal medyada sözcülüğünü yapan Fuat Avni, Twitter üzerinden ilginç mesajlar yazdı. Ergenekon sanığı ve İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek'i de işin içine kattığı iddialarında MGK ve HSYK'daki son gelişmeleri Dolmabahçe görüşmesi adıyla bilinen olaya bağladı. Yargıtay ve Danıştay'daki HSYK seçimlerini rahat kazanan paralel yapı, 10 bin hakim ve savcının katıldığı seçimi ise farklı şekilde kaybetmişti. Fuat Avni'nin bu seçimde HSYK'yı kaybetmelerini dahi Dolmabahçe olayına bağlaması "pes, bu kadar da olmaz" dedirtti.

MGK ve HSYK olayları hakkında asılsız iddialarda bulunan Fuat Avni, 8 şantaj tweeti paylaştı. Fuat Avni’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alarak yazdığı tweetler şöyle:

“Tiran, son dönemlerin en zor günlerini yaşıyor. Derinler, Tiran ve Dar Oligarklara Perinçek üzerinden şantaj uyguluyor. Perinçek, Büyükanıt’ın yıllarca yanında dolaştırdığı adamıyla Dolmabahçe görüşmelerinin kayıtları konusunda anlaşma yaptı. Dosya onda. Perinçek, ima yollu ‘YBP’de ve HSYK’da istediğim olmazsa Dolmabahçe görüşmesini yayınlarım’ şantajını Tiran’a aylar önce yapmıştı. Dar Oligarklar, bunun gerçek olup olmadığını haftalarca araştırdı. Sonuç alınamasa da HSYK, Perinçek’in istediği doğrultuda ayarlandı. Son günlerde ‘Derin’lerden Tiran’ın avenelerine gelen bazı kopyalar, Dolmabahçe görüşmesinin gerçekten ellerinde olduğunu gösterdi. Bölgedeki cinayetlerin failleri kimlerle irtibatlı ortaya çıkmasın diye yayın yasağı getirilip olay başka kişilere mal ediliyor. Zaaflarından ötürü içerde ve dışarda bir çok karanlık el tarafından kıskıvrak yakalanmış biri ülke adına bağımsız karar alamaz, alamıyor. Geçen yılın azametli adamı bugün herkesten ve her şeyden korkar oldu ve attığı her adımın yanlış olduğu tek tek ortaya çıkıyor.”

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(01 Kasım 2014, 16:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6395    yazdır/print


 

Paralel polise yeni operasyon

Paralel yapıya bağlı polislere yeni bir operasyon gerçekleştirildi. 20 Ekim sabahı Ankara'da gerçekleşen operasyonda, TÜBİTAK ve askerin birlikte yürüttüğü projelerde görevli ekipleri yasadışı dinlediği tespit edilen polisler gözaltına alındı. 18 polis arasında, eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak da var. Gözaltına alınan ekip için, 'paralel yapının dinleme beyni' yorumu yapılıyor.

22.10.2014 19:03 Ankara'da, TÜBİTAK ve askerin birlikte yürüttüğü projelerde görevli ekipleri yasadışı dinlediği tespit edilen polisler gözaltına alındı. 18 polis arasında, eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak da var

Ankara Emniyet Müdürlüğü'nce, yasa dışı dinlemelerle ilgili "paralel yapı" iddialarına yönelik bir operasyon yapıldı. Gözaltına alınan ekip için, "paralel yapının dinleme beyni" yorumu yapılıyor. 2010-2013 yılları arasında Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'nda görevli polislerin, önleme-dinleme kapsamında TÜBİTAK'ta "Güdümlü Mermilere Karşı Savunma Projesi GMKS-2"de görev alan ekiple, onların ortak çalıştığı ve Hava Kuvvetleri Harekat Dairesi Şube Müdürü Ö.G.'nin de aralarında bulunduğu toplam 24 kişiyi "örgüt üyesi" kapsamında aylarca dinlediği ortaya çıktı. Dinleme kayıtlarına ulaşan İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun raporunda, "Bu kişileri dinlemek için bir gerekçe görünmemektedir" görüşü kaydedildi.

18 POLİSTEN BİRİ TUTUKLANMIŞ

17-25 Aralık operasyonlarının ardından yapılan şikâyetler üzerine TİB ve Emniyet Genel Müdürlüğü içinde yapılan incelemeler, paralel yapının nasıl illegal dinlemeler yaptığına yönelik tüm detayları gözler önüne seriyor. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu, Emniyet İstihbarat Dairesi'nde yaptığı incelemeler sonrasında illegal yapılan dinlemeleri tespit etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu tarafından başlatılan soruşturma dahilinde, söz konusu askeri projelerde yer alan ekibin dinlendiği tespit edildi ve soruşturma Anayasal Suçlar Bürosu Savcısı Tekin Küçük'e devredildi. Soruşturma için 22 Ekim Pazartesi sabah saatlerinde düğmeye basıldı. Ankara'da 14, İzmir, Siirt ve Ağrı'da birer emniyet mensubu ile bir yıl önce MİT'e geçen bir polisin de aralarında bulunduğu 18 kişi hakkında gözaltı kararı uygulandı. Dün sabah, eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak, yardımcısı Selahattin Dinçer, eski TEM'den Sorumlu Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Lokman Kırcılı, eski Bitlis Emniyet Müdürü Sadettin Akgüç, eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Arslantaş ve eski Batman Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan'ın da aralarında bulunduğu polislerin adreslerine gidildi. Ancak bazı sanıklar evlerinde bulunamadı. 2'nci Sınıf Emniyet Müdürü Erol Demir'inse İstanbul'da yapılan başka bir operasyonda tutuklanıp cezaevine gönderildiği, ifadesinin burada alınacağı öğrenildi.

KİMLERİ DİNLEMİŞLER?

Operasyon kapsamında gözaltına alınan emniyet mensuplarının "Örgüt üyesi", "DHKP-C militanı" adı altında Ankara Adliyesi'nden dinleme kararı aldığı ortaya çıktı. Dinlenen isimler arasında Oda TV davasından gözaltına alınan Ahmet Şık'ın eşi Yonca Verdioğlu, Mehmet Haberal'ın oğlu Erkan Bülent Haberal, gazeteci Nuray Mert, TÜBİTAK'ta görevli 6 kişi ve Hava Kuvvetleri Dairesi'nde görevli Subay Ö.G., İçişleri Bakanlığı Müsteşarı koruma görevlisi, Hanife Avcı'nın avukatı Refik Ali Urgancı ve CHP'li vekillerin bulunduğu tespiti yapıldı. Ön dinleme olduğu için ses kayıtları bulunamazken dinleme kararları ele geçirildi. Savcı Küçük, müştekilerin ifadelerine başvururken CHP'lilerin şikâyetçi olmaması dikkat çekti. Yasadışı olarak dinlenen ekip, "Güdümlü Mermilere Karşı Savunma Projesi" ve "Ulusal Elektronik ve Kripto Araştırma Enstitüsü" gibi kritik görevleri yürütüyordu. Gözaltına alınan isimler, "Askeri ve Siyasi Casusluk Yapmak", "Kişisel verileri ele geçirmek", "Suç işlemek için örgüte üye olmak", "Özel hayatın gizliliğini ihlal"," Kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik" ile suçlanıyor. '

SORUŞTURULACAK YANLIŞIM YOK'

Eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak, dün öğle saatlerinde 8 polisle birlikte Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne gelip teslim oldu. Altıparmak, 22 Ağustos'ta emekli olduğunu belirterek, görevde olduğu sürece hiçbir ceza almadığını, tam aksine sürekli takdir ve taltif edildiğini söyleyip, "Ne olduysa 17-25 Aralık operasyonundan sonra oldu. 17-25 Aralık operasyonuyla Ömer Altıparmak'ın hiçbir alakası yok" dedi. Söz konusu tarihlerden sonra adının çeşitli soruşturmalara konu edildiğini belirten Altıparmak, "Attığımız imzalarda, yaptığımız işlemlerden asla şahsım olarak soruşturmaya konu edilecek hiçbir yanlışım yoktur" görüşünü savundu.

ALTIPARMAK'LA ÇALIŞTI

Sadettin Akgüç:
Ömer Altıparmak döneminde, İstihbarat Dairesi'nde görev alan ve Teknik Şubeden Sorumlu Başkan Yardımcılığı yapan Akgüç'ün de yasa dışı dinlemelerde imzasının bulunduğu tespit edilmişti. Daire başkan yardımcılığından Bitlis Emniyet Müdürlüğü'ne atanan Sadettin Akgüç, 2 yıl görev yaptı. 17-25 Aralık darbe girişiminin ardından 27 ilin emniyet müdürlerinin değiştirildiği kararname kapsamında görevden alınmıştı.

961 YIL HAPSİ İSTENİYOR

Hasan Ali Okan :
Ağustos ayında yasa dışı dinlemelerle ilgili İzmir merkezli 13 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Hasan Ali Okan, bir süre cezaevinde kaldıktan sonra avukatının itirazı sonucu tahliye edilmişti. Okan önce İstihbarat Daire Başkanlığı'na ardından da Batman İl Emniyet Müdürlüğü'ne atanmıştı. İzmir'de İstihbarattan Sorumlu İl Emniyet Müdürü Yardımcısı iken birçok dinlemesinde talimat verdiği ortaya çıkmıştı. Okan hakkında 961 yıl talep edildi.

KAYIP CİHAZLARLA ANILDI

Ömer Altıparmak :
Ramazan Akyürek'in Hrant Dink soruşturması nedeniyle merkeze alınmasının ardından boşalan İstihbarat Daire Başkanlığı görevine 2010'da Kastamonu Emniyet Müdürlüğü görevini yürütürken atanmıştı. İllegal dinlemelerin yoğunlukta olduğu 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında görev yapan Altıparmak'ın adı, emniyetin kayıp dinleme cihazlarıyla da sık sık gündeme geldi. Altıparmak ve ekibi, "Cihazları yerleştirdiğimiz yerlerden bir daha alma şansımız olmuyordu" diye savunma yapmıştı. Ömer Altıparmak, 17-25 Aralık darbe girişimlerinin ardından önce merkeze çekilmiş, ardından görevinden alınmıştı. Ağustosta da emekliye ayrıldı.

GEZİ'Yİ ATEŞLEYEN

Lokman Kırcılı :
Kadir Ay'ın Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne atanmasının ardından Terörle Mücadele Şubesi'nden Sorumlu Müdür Yardımcılığı'na getirildi. Kırcılı döneminde patlayan Gezi olaylarının ardından ABD Büyükelçiliği'ne yönelik canlı bomba saldırısı gerçekleşti. Lokman Kırcılı, geçen yıl Ankara'daki Gezi eylemlerinde İl Emniyet Müdürü Kadir Ay'ın kararına rağmen Kuğulupark'taki eylemcilere müdahale ederek olayların büyümesinde rol oynamıştı. 17-25 Aralık darbe girişimlerinin ardından görevinden alınıp Erzincan Polis Okulu'na atandı.

AYNI 'DİNLEME' EKİBİNDEYDİ

Selahattin Dinçer :
İstihbarat Daire Başkanlığı bünyesinde görev almıştı. Hasan Ali Okan'ın Batman Emniyet Müdürlüğü'ne atanmasının ardından göreve getirilen Dinçer, İstihbarat Daire Başkan Yardımcılığı yapmıştı. Yine aynı ekibin imzasının bulunduğu yasa dışı dinlemelerde yer almıştı. Dinçer'in ismi de İçişleri Bakanlığı'nın talimatıyla başlatılan soruşturmalarda müfettiş raporlarına girmişti.

DİĞER DETAYLAR

Operasyonun dayanağı İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri ve polis başmüfettişlerinin raporları oluşturdu. Savcılığa gönderilen raporlarda, bazı kişilerin illegal olarak dinlendiği iddia edildi. Ayrıca Ergenekon davasından hüküm giyen CHP Milletvekili Mehmet Haberal’ın oğlu Erkan Haberal’ın TEM Şube’den sorumlu Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Lokman Kırcılı ve İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak hakkında Ergenekon soruşturmasında ‘usulsüz dinleme’ yaptığı gerekçesiyle Ankara Başsavcılığı’na verdiği şikayet dilekçesi de dayanaklar arasında gösterildi. Ankara Cumhuriyet Savcısı Tekin Küçük, 18 polis hakkında gözaltı ve yakalama kararı çıkarttı. Sabah 06.30 sularında belirlenen adreslere baskın düzenlendi. Ancak bazı polislere ulaşılamadı. Aralarında Ömer Altıparmak ve yardımcılarının da bulunduğu bazı polisler birer birer avukatlarıyla birlikte emniyete gelerek teslim oldu. Şüphelilerin teslim olmadan önce basına açıklama yapmaları ve KCK/PKK ile mücadele ettikleri için gözaltına alındıklarını iddia etmeleri dikkat çekti.

Savcılık, Ergenekon soruşturması kapsamında, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, TÜBİTAK ve Bilgem tarafından ortaklaşa yürütülen “Güdümlü mermilere karşı savunma projesi-2” isimli çalışmadaki görevlilerin dinlenmesini de operasyona dayanak gösterdi. Savcı, şüphelilerin bu projedeki görevlileri dinleyerek, siyasi ve askeri amaçla casusluk yaptıkları iddiasında bulundu. Ancak söz konusu iddialarla ilgili olarak İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na ihaleye fesat karıştırıldığına ilişkin önemli bir ihbar gelmişti. İhbarın ardından bazı şahıslarla ilgili olarak Ankara’daki mahkemelerden dinleme kararı alınmıştı. Ancak yapılan dinlemelerin ardından ihalede fesat tespit edilememişti. Bunun ardından mahkemeye dinlemenin sonlandırılması amacıyla bir yazı yazılmış ve dinleme kayıtları tutanakla imha edilmişti.

HERKESE TERÖRİST SUÇLAMASI

Özel hayatın gizliliğini ihlalden yasadışı dinleme ve kişisel verileri kanuna aykırı ele geçirme, örgüt kurma ve üye olmadan siyasal ve askeri amaçlarla casusluk yapma ve resmi belgede sahteciliğe kadar 6 ayrı suçla suçlanan 18 polis hakkında gazeteci Nuray Mert, Refik Ali Uçarcı, Cemil Erol, Ömer Gümüş, Cevat Öneş, Recep Cengiz, Ender Ethem Atay, Dursun Ali Tüfekçi ile Yonca Verdioğlu'nun özel hayatı ihlal ve yasadışı dinleme nedeniyle şikayetçi olduğu öğrenilirken aynı polislere yöneltilen bir başka suçlamanın ise aralarında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların bulunduğu devlet büyüklerine ait kriptolu telefonları dinlemek olduğu öğrenildi.

ASKERİ PROJEYİ TAKİP ETTİLER

Savcılık tarafından hazırlanan 18 kişilik şüpheli listesinde 17 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, soruşturmanın şüphelilerinden bir diğer ismin 22 Temmuz operasyonunda tutuklanıp cezaevine konan eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan olduğu öğrenildi. Şu ana kadar ifade için emniyet çağrılan 17 şüpheliden Ömer Altıparmak kendisi teslim olurken, Hüseyin Engin, Serahsi Şen, Uğur Eski, Mustafa Şahin ve Seyit Gölcük isimli polislerinde gözaltına alınıp emniyete götürüldüğü öğrenildi. Haklarında gözaltı kararı bulunan eski Batman Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan, eski Bitlis Emniyet Müdürü Saadettin Akgüç, eski Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube'den sorumlu İl emniyet müdür yardımcısı Lokman Kırcalı, MİT Müsteşarlığında görevli Emniyet temsilcisi emniyet müdürü Hüseyin Özbilgin, 1. Sınıf emniyet müdürü Sebahattin Dinçer, eski İstihbarat Daire personeli 2.sınıf emniyet müdürü Tamer Bülent Demirel ile ikinci sınıf emniyet müdürü Mehmet Erdil'in aranmasına ise devam ediliyor. Soruşturmanın mağdurları arasında, Hava Kuvvetleri Harekat Dairesi Başkanlığı'nda şube müdürü olan Ö.G'nin de bulunduğu belirtildi. Siyasal ve askeri casuslukla suçlanan şüphelilerin Hava Kuvvetleri Komutanlığı, TÜBİTAK ve Bilgem tarafından ortaklaşa yürütülen "Güdümlü mermilere karşı savunma projesi-2" isimli projede görev alan görevlileri dinledikleri tespit edilirken, savcılığın şüphelilerin bu projedeki görevlileri dinleyerek, projeye ilişkin bilgileri siyasi ve askeri amaçla casusluk yaptıkları iddiasında bulunduğu öğrenildi.

KAYIP CİHAZ MÜDÜRÜ

Gözaltına alınan Ömer Altıparmak, Ramazan Akyürek'in Hrant Dink soruşturması nedeniyle merkeze alınmasının ardından İstihbarat Daire Başkanlığı görevine 2010'da atanmıştı. 2010- 13 yıllarında görev yapan Altıparmak'ın adı emniyetin kayıp dinleme cihazlarıyla da sık sık gündeme geldi. Envantere kayıtlı olması gereken dinleme cihazlarının "sarf büro malzemesi" adı altında çeşitli illere gönderildiği saptanmıştı. Altıparmak, 17 Aralık sonrası görevden alınmıştı.

CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN DA MAĞDUR

Şüphelilerin yasa dışı yaptıkları iddia edilen önleme amaçlı dinlemelerin tamamının Ankara'daki mahkemelerin kararına dayandığı, ancak söz konusu dinleme kayıtlarının "önleme dinlemesi" kapsamında imha edildiği öğrenildi. Konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu'nca da hazırlanan raporda, bu kişiler hakkında soruşturma yapılmasının istendiği öğrenildi. Mağdurlar arasında eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile bazı bakanların bulunduğu ve onların da şikayetçi olacağı öğrenildi.

CHP'Lİ VEKİLLER ŞİKAYETÇİ OLMADI

Operasyon kapsamında göz altına alınan emniyet mensuplarının "Örgüt üyesi", "DHKP-C militanı" adı altında Ankara adliyesinden dinleme kararı aldığı kayıtların incelemesinde ortaya çıktı. Dinlenen isimler arasında Oda TV davasından göz altına alınan Ahmet Şık'ın eşi Yonca Verdioğlu, Mehmet Haberal'ın oğlu Erkan Bülent Haberal, gazeteci Nuray Mert, TÜBİTAK'ta görevli 6 kişi ve Hava Kuvvetleri Dairesi'nde görevli Subay Ö.G., İçişleri Bakanlığı Müsteşarı koruması, Hanefi Avcı'nın avukatı Refik Ali Urgancı ve CHP'li vekillerin bulunduğu tespiti yapıldı. Savcı Küçük, müşteki ifadelerine başvururken CHP'lilerin şikayetçi olmaması dikkat çekti.

(22 Ekim 2014, 19:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6370    yazdır/print


 

Çiçek'ten kumpas şikayeti

Ergenekon'da ağırlaştırılmış müebbet, Balyoz'da ise 16 yıl hapis cezasına çarptırılan emekli Albay Dursun Çiçek, kendisine 'kumpas' kurulduğu iddiasıyla soruşturmalarda görev alan emniyet görevlileri, savcı ve hakimlerden şikayetçi oldu.

19.10.2014 16:04 Ergenekon davasında ağırlaştırılmış müebbet, Balyoz planı davasında 16 yıl hapis cezasına çarptırılan emekli Albay Dursun Çiçek, kendisine "kumpas" kurulduğu iddiasıyla soruşturmalarda görev alan emniyet görevlileri, savcı ve hakimlerden şikayetçi oldu. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na avukatı ve kızı İrem Çiçek ile gelen emekli Albay Dursun Çiçek, suç duyurusu dilekçesini sundu.

PARALEL BİTECEK

Adliye önünde gazetecilere açıklamalarda bulunan Dursun Çiçek, 5 yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini ifade ederek, bu mücadelenin en önemli safhasının kendilerine kurulan kumpasın failleri hakkındaki soruşturma ve yargılama olacağını söyledi. Çiçek, "Paralel yapı denen bu örgütle sizler için gençlerimiz için mücadele edeceğiz. Bu konuda daha güçlü olmak adına hukuk fakültesini kazanmıştım. Öğrenciliğe başladım. Bende biraz farklı oldu. Önce uygulamalardan adalet, yargılama, hukuk nedir tecrübe kazandım" dedi.

HESAP SORACAĞIZ

Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı: Şimdi bunu derslerle beraber inşallah kızımın stajyer avukatı olarak devam ettireceğim. Bize kumpas kuran, iftira atan her kim varsa adil yargılanmasını isteyerek onlardan hesap sormak için hayatımın sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu mücadele şahsi bir mücadele değildir, kin, nefret dolu bir mücadele değildir, insanlık ve medeniyet dolu bir mücadeledir. Özellikle de gençlerimiz için bize yapılanların onlara yapılmaması için evlatlarımız için bu mücadele boynumuzun borcudur...

SAVCI BULAMADIK

Çiçek'in avukatı İrem Çiçek de bugün yeni bir adım daha attıklarını, önceden suç duyurularını soruşturacak savcı dahi bulamadıklarını belirterek, yeterli delilleri bulunduğunu, savcıya müşteki olarak ifade vermeye hazır olduklarını aktardı. Dursun Çiçek, bir gazetecinin, "Bu davanın savcıyım diyen siyasilerle ilgili de suç duyurusunda bulunacak mısınız?" sorusu üzerine, bu suçu işleyen yargıçlar, polisler ve diğerlerinin siyasetin ne kadar içinde olduğunu delilleriyle ortaya koyacaklarını anlattı. Çiçek, "O polisler yazılı talimat aldıysa mahkemeye ibra edecekler. Dolayısıyla o talimatı verenler de bunun hesabını verecek" dedi.

(19 Ekim 2014, 16:04)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6361    yazdır/print


 

Paralel yapı HSYK'yı kaybetti

HSYK seçimleri tamamlandı. Büyük bir sürpriz yaşandı. 1o asıl üyelikten 8'ini hükümet destekli Yargıda Birlik Platformu'nun adayları kazandı. Paralel yapıyı şok eden bu farklı sonuç bütün hesapları da değiştirdi. Bu sonuçla paralel yapının HSYK'daki hakimiyetinin tamamen bittiği değerlendiriliyor. YBP'nin listesinde seçimi kazanan adayların ülkücü+sol+dindar kesimlerden oluşması dikkatleri çekti. Bu durum, yargının paralel tehlikeyi gördüğü ve ona karşı birleştiği şeklinde değerlendiriliyor. 27 Ekim'de görevlerine başlayacak olan yeni kurulun paralel yapıya karşı gecikmeksizin derhal harekete geçmesi bekleniyor.

15.10.2014 19:15 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 10'u asil, 6'sı yedek üyesi Pazar günü yapılan seçimler sonucu belirlendi. Kritik seçimin galibi, 'Yargıda Birlik Platformu' oldu.. Türkiye'nin uzun süredir sonucunu merakla beklediği seçim Pazar günü gerçekleşti. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) 10 asil, 6 yedek üyesini belirlemek maksadıyla 12 bin 520 adli, bin 474 idari yargıdan olmak üzere 13 bin 994 hakim ve savcı sandık başına gitti. Adli yargıdan 45, idari yargıdan ise 16 ismin yarıştığı seçimlerde adli yargıdan 7 asil 4 yedek, idari yargıdan ise 3 asil 2 yedek üye belirlendi. Oy kullanma işlemi 09:00 ile 17:00 arasında yapıldı. Seçimlerde Yargıda Birlik Platformu ile Yargıçlar ve Savcılar Birliği'nin (YARSAV) desteklediği adaylar yarıştı.

Seçimin sonuçlarını, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven açıkladı. Buna göre, HSYK'nın adli yargıdan seçilen 7 asil üyesi, Metin Yandırmaz, Mehmet Yılmaz, Mehmet Durgun, Ömür Topaç, Ramazan Kaya, İsa Çelik ve Turgay Ateş, 4 yedek üye de İlker Çetin, Selahattin Menteş, Zeynep Şahin ve Orhan Gödel. İdari yargıdan seçilen asil üyeler ise, Halil Koç, Ahmet Berberoğlu, Mahmut Şen, yedek üyeler de Cafer Ergen, ve Mehmet Gürpınar.

Bu sonuçlara göre zafer, Yargıda Birlik Platformu'nun oldu. Platform, 10 asil üyeliğin 8'ini alırken, 2 üyeliği de bağımsız adaylar kazandı. Yargıçlar Sendikası ve YARSAV'ın varlık gösteremediği seçimler sonunda platformun 22 üyeli HSYK içindeki temsil gücü 15 üyeye çıktı.

HSYK Genel Kurulu, 22 üyeden oluşuyor. Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı, toplantı yeter sayısı 15, karar yeter sayısı ise 12 olan kurulun tabii üyesi. Diğer 20 üyenin 4'ü cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atanıyor. Yargıtay Genel Kurulu 3, Danıştay Genel Kurulu 2, Adalet Akademisi Genel Kurulu'nca da 1 üye seçiliyor.

'HEGEMONYAYI REDDETTİLER'

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ seçim sonuçlarını değerlendirirken şunları ifade etti: “Hakim ve savcılarımız, tekçi bir anlayışa, ideolojik bir yargı anlayışına 'hayır' demişlerdir. Demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve çoğulculuğa sahip çıkmışlardır. Üzerlerine yapıştırılan yaftayı da kaldırıp atmışlardır. Yargı üzerindeki bir cemaatin kurmak istediği hegemonyaya 'hayır' demişlerdir. 'Biz bir cemaatin değil, milletin yargısıyız' diye karar vermişlerdir.

Yargı bağımsızlığı açısından büyük önem atfedilen HSYK seçimlerinden, bütün kesimlerin temsil edildiği Yargıda Birlik Platformu’nun zaferle çıkması olumlu karşılandı. Paralel yapının desteklediği adayların liste dışı kalması HSYK’daki vesayetin bitişi olarak yorumlandı.

Şantaj tutmadı yargı bağımsız

Paralel yapının hakim ve savcı kanadı, hükümete karşı darbe girişimi için HSYK seçimlerini milat olarak kabul ederek, tüm imkanlarını seferber etti. Özellikle genç hakim ve savcıları markaja alan paralel yapı, tehditlerde bulundu. Kobani olayları sonrasında hükümet eleştirisi geliştiren yapı, bölgede görev yapan hakimleri etkilemeye çalıştı. Ancak tüm çabaları hakim vicdanına takıldı.

YARSAV LİSTESİNDE KRİPTO KUŞKUSU

Seçimler öncesinde tehdit başta olmak üzere bir çok yöntemi devreye sokan paralel yapı, “tavşan aday” formülüyle bazı kripto kişileri YARSAV listesinden gösterdi. Kendi adaylarını başka listeler içinde gizleyerek, seçtirmeye çalıştı.

PARALEL DESTEKLİ ADAYLAR HEZİMET YAŞADI

Adli yargıda toplam 12 bin 519 hakim ve savcı seçmen durumundaydı. Toplamda 12 bin 311 seçmen 116 sandıkta oy kullandı. Bu oyların 12 bin 183’ü geçerli sayıldı. Adli yargıda 45 kişi üye olmak için yarıştı. İdari yargıda ise toplam seçmen sayısı bin 474 olarak açıklandı. Bin 459 idari yargı hakim ve savcısı 28 sandıkta oy kullandı. Oyların 1451’i geçerli sayıldı. İdari yargıda 16 isim adaylığını açıkladı. Adli yargıda her seçmen 11 aday için ayrı ayrı oy kullandı. İdari yargıda ise her bir seçmen 5 aday için oy verdi.

Seçimlerde en çok oyu YBP adayları aldı. Adli yargıda fazla oyu 5 bin 836 oy ile Metin Yandırmaz alırken, Cemaatin desteklediği adaylardan en fazla oyu ise İlker Çetin 5 bin 312 oy ile aldı. Çetin ancak, yedeklerin ilk sırasına yerleşebildi. İdari Yargıda da en fazla oyu YBP adayı aldı. YBP adayı Halil Koç 736 oy alarak idari yargıda ilk sırada yer aldı. Cemaatin adayı Ahmet Berberoğlu ise 735 oy aldı. İdari Yargıda Cemaatin desteklediği aday sadece 7 puan farkla YBP adayının önüne geçmeyi başardı. Mahmut Şen 713, Cafer Ergen ise 706 oy aldı.

ADLİ YARGIDA 7-0

İlk derece mahkemelerinden HSYK’ya 10 asil, 2 yedek üye için önceki gün yapılan seçimlerde paralel yapının desteklediği adaylar gerekli çoğunluğu elde edemedi. Adli yargı hakimleri arasında yapılan seçimlerde 7 asil üyenin yedisini de Yargıda Birlik Platformu (YBP) adayları kazandı.

İdari yargıda ise 3 asil üyeliğin 2’sini paralel yapının desteklediği bağımsız adaylar aldı. Alınan bu sonuçlar paralel yapının tüm umutlarını da boşa çıkarmış oldu.

Asıl iş şimdi başlıyor!

Bolu Cumhuriyet Savcısı Osman Karlı, adalet.org sitesinde seçim sonuçlarını değerlendirdi. Karlı, “Gerilim dolu, yorucu seçim maratonundan demokrasimiz zaferle çıkmıştır. Kaybedenler; bu ülkenin yargısı eliyle bizatihi bu ülkeye, demokratik sisteme operasyon çekmek isteyenler olmuştur” dedi.

Emekli Başsavcı Reşat Petek de, “Bu tip anayasal kuruluşların kimseye hesap vermeyen, hesap verebilirlik ilkesi dışında dizayn edilmesi yanlıştı. Bu nedenle 2010 referandumunda ‘yetmez ama evet’ diyerek HSYK’nın yapısının değişmesini bu millet onayladı. Ama onaylanan ve temel ilke olarak demokratikleşmesi olumlu olan bu Kurulun, bir Cemaat eline çoğunluğunun geçmesi, bu noktada hakim ve savcıların kandırılması, takiyye yapılması, nedeniyle 4 yıldır olumsuz sonuçları hakim ve savcılar gördüler. Herşey bitti mi? Hayır. Seçilen adayların taahhüt ettikleri ilkeleri, prensipleri yerine getirip getirmediklerinin denetlenmesi gerekir” dedi.

Yargıya güven geldi

KTÜ Öğretim Üyesi Prof. Yusuf Şevki Hakyemez: “HSYK, 2010 öncesi ve sonrasında belli bir görüşün elindeydi. Şimdi çoğulcu bir görüş hakim oldu. HSYK’dan yapması beklenen, tekelci görüşün kendi benimsediği siyasi amaçların dışında hukuka uygun davranmasını bekliyoruz. Böylece yargıya olan güven de yeniden kazanılmış olacak.

İstanbul Üni. Öğ. Üy. Prof. Ersan Şen: “Her şeyiyle hayırlı bir sonuç olsun. Artık yargı mensupları kendileri adına adalet dağıtan kurumda adaletli bir şekilde muamele görsünler. YBP’nin üyeleri pek çok kimlikten geliyor. Bu noktada da temsiliyet sağlanmıştır denilebilir. Umarız eski kurulun verdiği hatalı kararlar nedeniyle meslekten ayrılmak zorunda kalan hakim ve savcılarla ilgili de düzenlemeler yaparlar. Ve eski kurumun hatalarını tekrar etmezler. Beklenti budur. Bu seçime ilişkin de spekülasyon artık yapılmamalıdır. Yargı, kendi kararını vermiştir.”

Temizlik sırası Danıştay ve Yargıtay'da

AK Parti MKYK üyesi Anayasa Hukukçusu Prof. Osman Can, Yargıda Birlik Platformu’nun zaferiyle sonuçlanan, paralel yapının temizlendiği 12 Ekim HSYK seçimlerini STAR’a değerlendirdi. AK Parti MKYK üyesi Prof. Osman Can, yargının artık tarafsız şekilde işleyeceğini belirtti. Yaşanan krizlerin yargının yargı olmaktan çıkması nedeniyle meydana geldiğini belirten Prof. Can, “Belli başlı karanlık odaklar yargıyı meşru hükümete, topluma ve hukuka karşı kullanmaya karşı olan bir yapı vardı. Yıllardır uğraşmışlardı. Yargının kritik noktalarına gelmişlerdi, bir yerlerden düğmeye basarak, politik ajandalarını gündeme geçirmişlerdi. Ama hakimler ‘Yargı yargı olarak kalsın’ dedi” diye konuştu. 17-25 Aralık’ın hukukun silah olarak kullanıldığı dönem olduğuna işaret eden Prof. Osman Can, şunları söyledi: “Şimdi bu silahın hukuki olarak incelenmesi lazım.

Gereksiz yere insanların zan altında bırakılmaması lazım. 17-25 Aralık, politik bir mesele olarak görüldü ki yargı tarafından şimdi onlar tarihe karıştı...Orada irade gaspı yapan çeteler temizlendi, hukuk yeniden tesis edilecek. Bir restorasyon dönemine girilecek. Yargıçlık yapamayacak, çünkü farklı yapının parçası olanların temizlenmesi gerekiyor. Başka işler yapsınlar ama yargıçlık yapmasınlar. Seçimi paralel yapı kazansaydı, egemenliği üç ayağından biri onların eline geçerdi ve egemenlik çökerdi. Buna tahammül etmek mümkün olmazdı.Şu an Türkiye nefes alıyorsa, hangi temel yasaya dayalı, çoğulculukla yapıyor. Çoğulculuk bu memleket için önemli HSYK’dan başlayarak Yargıtay ve Danıştay’a taşınınca, Türkiye başka bir ülke olur” dedi.

Tüm tuzakları boşa çıktı

Paralel yapı, özellikle Çözüm Sürecine karşı doğrudan hükümeti hedef aldı. Bunun için önce 7 Şubat olayını yani MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı tutuklamayı denedi. Bu hamle tutmayınca, 17-25 Aralık operasyonlarıyla bazı bakanlarla birlikte doğrudan dönemin Başbakanı Erdoğan’ı hedef aldı. Bu tuzak da ortaya çıkınca, tüm imkanlarını 12 Ekim için kullandı. Amaç, 12 Ekim’de HSYK’da çoğunluğu alarak, yarım bıraktığı soruşturmaları tamamlamak ve hükümeti düşürmekti. Ancak bütün tuzaklar boşa çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Ekim seçimleriyle ilgili olarak “Yeni HSYK üyelerine başarılar diliyorum. Yargıya, vicdanlara vesayet koymak isteyenlere hakim ve savcılarımız gereken cevabı vermiştir” tweeti attı.

HANGİ ADAY KAÇ OY ALDI

1-Metin Yandırmaz 5836 (YBP)
2-Mehmet Yılmaz 5758 (YBP)
3-Mehmet Durgun 5695(YBP)
4-Ömür Topaç 5665(YBP)
5-Ramazan Kaya 5657(YBP)
6-İsa Çelik 5429(YBP)
7-Turgay Ateş 5400(YBP)

Yedek üyeler:
8- İlker Çetin 5312
(Paralel destekli aday)

9-Selahattin Menteş 5302 (YBP)
10-Zeynep Şahin 5291 (YBP)

11-Orhan Gödel 5202
(Paralel destekli aday)

Seçilemeyenlerin oy dağılımı:
12-Levent Ünsal 5143
(YARSAV listesinden girdi. Ancak Cemaatin kripto adayı olduğu iddia edildi)

13-Bilgin Başaran 5100 (YBP)

14-Yeşim Sayıldı 5009
(Paralel destekli aday)

15-İdris Berber 5003
(Paralel destekli aday)

16-Yaşar Akyıldız 4943
(Paralel destekli aday)

17-Mehmet Kaya 4864
(Paralel destekli aday)

18-Ayşe Neşe Gül 4816
(Paralel destekli aday)

19-Teoman Gökçe 4797
(Paralel destekli aday)

20-Nesibe Özer 4545
(Paralel destekli aday)

21-Ahmet Çiçekli 4499 (YBP)
22-Hasan Ünal 4495 (Bağımsız aday)
23-Murat Aydın 2078 (YARSAV-Cemaatin desteklediği kripto aday olduğu iddia edildi.)
24-Nuh Hüseyin Köse 1498 (YARSAV)
25-Bülent Yücetürk 1416 (YARSAV)
26-Leyla Köksal 1406 (YARSAV)
27-Aydın Başar 1338 (Bağımsız aday)
28-Hayrettin Türe 1296 (Bağımsız aday)
29-Süleyman Demirel 1190 (YARSAV)
30-Ayşe Pehlivan Sarısu 1131(YARSAV)
31-Berrin Lale Şenoymak 1102 (YARSAV)
32-Mustafa Bağarkası 1068 (YARSAV)
33-Mustafa Karadağ 998 (YARSAV)
34-İbrahim Fikri Talman 886 (YARSAV)
35-İbrahim Okur 821 (Paralel destekli aday. Ancak Cemaatin desteklediği kişiler listesinde ismi yer almadı. Kripto aday olduğu iddia edildi.)
36-Kemal Şahin 326 (Demokrat Yargı)
37-Arif Alemdar 243 (Bağımsız aday)
38-Mehmet Güven 207 (Bağımsız aday)
39-Cengiz Topel Çiftçioğlu 146
(Bağımsız aday)
40-Murat Gökçe 122
(Bağımsız aday)
41-Necmettin Karabacakoğlu 110
(bağımsız aday)
42-Alaettin Soylu 80 (Bağımsız aday)
43-Cihan Ergün 47 (Bağımsız aday)
44-Dursun Yalçınkaya 38
(Bağımsız aday)
45-Hüsnü Çalmuk 35
(Paralel destekli aday. Cemaat destekli listede ismi yer almadı.)

İdari yargıdaki seçimlerinde 3 asil üyeliğin birini YBP, diğer ikisini ise Paralelin desteklediği bağımsız adaylar aldı.

Adaylar ve aldıkları oylar şöyle:
3 asil üyelik:
1-Halil Koç 736 (YBP)

2-Ahmet Berberoğlu 735
(Paralel destekli aday)

3-Mahmut Şen 713
(Paralel destekli aday)

2 yedek üyelik
4-Cafer Ergen 706 (YBP)
5-Mehmet Gökpınar 695 (YBP)
İdari yargıda seçilemeyen diğer adaylar ise şöyle:

6- Saadettin Kocabaş 692
(Paralel destekli aday)

7-Hasan Odabaşı 673 (YBP)
8-Gönül Sayın 655 (YBP)
9-Ali Bilen 651

10-Eğemen Devrim Durmuş 626
(Paralel destekli aday)

11-Tarık Özdirek 91
12-Berrin Karınca 86 (YARSAV)
13-Muhammet Önder Tekin 61
14-Selim Kurçenli 8
15-Cevdet Erkan 7
16-Adil Memiş 5

(15 Ekim 2014, 19:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6354    yazdır/print


 

Kritik gün: HSYK üyeleri seçiliyor

Türkiye çok kritik günlerden birini daha yaşıyor.. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) 10 asıl 6 yedek üyesini belirlemek için düzenlenen seçim şu saatlerde devam ediyor. 14 bine yakın hakim ve savcı sandık başına gidiyor. En çok merak edilen konu, paralel yapıya mensup adayların seçilip seçilmeyeceği.. Paralel üyelerin seçimlerde üstünlük sağlaması halinde o yapıya açık bir savaş açmış olan hükümetin HSYK ve bağlantılı konularda anayasa değişikliği referandumu için harekete geçeceği ileri sürülüyor.

12.10.2014 15:14 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) 10 asıl 6 yedek üyesini belirlemek için düzenlenen seçim bugün yapılıyor. Adli yargıdan 7 asıl, 4 yedek üye, idari yargıdan 3 asıl 2 yedek üye belirleneceği seçimde, 12 bin 520'si adli, bin 474'ü idari yargıdan olmak üzere 13 bin 994 hakim ve savcı sandık başına gidiyor.

Her ilde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimde, o ilde ve ilçelerinde görev yapan hakim ve savcılar oy kullanacak.

Seçimde, en çok oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olacak. Oylarda eşitlik halinde YSK, kura çekerek sıralamayı tespit edecek. Sandıklar saat 17.00'de açılmaya başlanacak.

Ankara adliyesinin iki yemekhanesinde adli ve idari yargı adayları için ayrı ayrı kurulan sandıklarda oy verme işlemleri yapılıyor. Yemekhanelerde, 17'si adli, 4 idari yargıda oy kullanacaklar için olmak üzere 21 sandık kuruldu.

Bu arada, adliye ve çevresinde polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı görüldü. Oy kullanacak hakim ve savcılar için her türlü kolaylığın sağlanması da polis telsizlerinden anons ediliyor.

CEMAAT KESİMİ SEÇİM ÖNCESİ TOPLANDI

Konuyla ilgili ilginç bir gelişme de yaşandı. Cemaate yakın gazeteciler ile 17 Aralık darbe girişiminden sona AK Parti'den istifa eden milletvekilleri İstanbul'da gizli bir toplantı yaparken görüntülendiler. Dün İstanbul Kuruçeşme sahilinde demirleyen bir teknede yapılan toplantının görüntülendiğini gören bir şahsın, "Özel toplantı, haber değeri taşımıyor, nereden haber aldınız, merkezde mi" diye sorması dikkat çekti.

MİLLETVEKİLLERİ İLE GİZLİ TOPLANTIDA GÖRÜNTÜLENDİLER

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Bağımsız Kütahya Milletvekili İdris Bal, Gazeteciler Mehmet Baransu, Asım Yıldırım ve Nevval Sevindi ile kimliği belirlenemeyen çok sayıda isim, Ortaköy Kuruçeşme sahilinde demirli 'Semiramis 1' isimli teknede toplantı halinde görüntülendi.

İdris Bal'dan brifing

Gizli toplantının HSYK seçimlerine bir gün kala yapılması ise dikkat çekti. Eski AK Parti'li vekil İdris Bal'ın toplantıdakilere hararetli bir şekilde hitap ettiği, teknenin diğer kısmında ise bazı kişilerin telefon görüşmesi yaptığı görüldü.

"Toplantı gizli çekmeyin"

Öte yandan, teknedeki toplantı sürerken kıyıda bekleyen bir görevli, çekim yapan kameramanını bölgeden uzaklaştırmaya çalıştı. Toplantının 'gizli' olduğunu söyleyen görevli, görüntü alınmamasını istedi.

İŞTE HSYK SEÇİMLERİNE KATILAN ADAYLAR

Yargıda Birlik Platformu ile Yargıçlar ve Savcılar Birliğinin (YARSAV) desteklediği adaylarla seçime bağımsız girdiğini belirten adaylar olmak üzere, adli yargıdan 45, idari yargıdan ise 16 aday seçimde yarışacak. Kesinleşen listelere göre adli yargı adaylarının isimleri şöyle:

ADLİ YARGI ADAYLARI (Soyadına göre alfabetik liste)

Yaşar Akyıldız, Ankara 4. Aile Mahkemesi Hakimi
Arif Alemdar, Yargıtay Savcısı
Turgay Ateş, Denizli Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Murat Aydın, Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
Mustafa Bağarkası, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Aydın Başar, Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
Bilgin Başaran, HSYK Genel Sekreteri
İdris Berber, HSYK Tetkik Hakimi
Hüsnü Çalmuk, Kocaeli Hakimi
İsa Çelik, HSYK Kurul Başmüfettişi
İlker Çetin, Uşak Cumhuriyet Başsavcı Vekili
Ahmet Çiçekli, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı
Cengiz Topel, Çiftcioğlu Bakırköy Cumhuriyet Savcısı
Süleyman Demirel, Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Mehmet Durgun, İstanbul Hakimi
Cihan Ergün, Uşak Cumhuriyet Savcısı
Orhan Gödel, Bakırköy Hakimi
Murat Gökçe, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcısı
Teoman Gökçe, HSYK Üyesi
Ayşe Neşe Gül, Ankara Hakimi
Mehmet Güven, Yargıtay Tetkik Hakimi
Necmettin Karabacakoğlu, Yargıtay Cumhuriyet SAvcısı
Mustafa Karadağ, Ankara 11. Aile Mahkemesi Hakimi
Mehmet Kaya, Manisa Cumhuriyet Savcısı
Ramazan Kaya, Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili
Leyla Köksal, Ankara 8. İş Mahkemesi Hakimi
Nuh Hüseyin Köse, İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
Selahaddin Menteş, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı
İbrahim Okur, HSYK 1. Daire Başkanı
Nesibe Özer, HSYK 2. Daire Başkanı
Ayşe Sarısı Pehlivan, İzmir 16. Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimi
Yeşim Sayıldı, İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi Hakimi
Alaettin Soylu, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı
Kemal Şahin, Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesi Hakimi
Zeynep Şahin, Yargıtay Tetkik Hakimi
Berrin Lale Şenoymak, İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
İbrahim Fikri Talman, İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
Ömür Topaç, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcı Vekili
Hayrettin Türe, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Hasan Ünal, Yargıtay Tetkik Hakimi
Levent Ünsal, Yargıtay Tetkik Hakimi
Dursun Yalçınkaya, Ankara Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi
Metin Yandırmaz, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcısı
Mehmet Yılmaz, HSYK Kurul Başmüfettişi
Bülent Yücetürk, Ankara Cumhuriyet Savcısı.

İDARİ YARGI ADAYLARI (Soyadına göre alfabetik liste)

Ahmet Berberoğlu, HSYK Üyesi
Ali Bilen, Danıştay Savcısı
Egemen Devrim Durmuş, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Cafer Ergen, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı
Cevdet Erkan, Kayseri Bölge İdare Mahkemesi Başkanı
Mehmet Gökpınar, Edirne Bölge İdare Mahkemesi Başkanı
Berrin Karınca, Danıştay Savcısı
Saadettin Kocabaş, Konya Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Halil Koç, HSYK 1. Daire Üyesi
Selim Kurçenli, Edirne Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Adil Memiş, Ankara Vergi Mahkemesi Başkanı
Hasan Odabaşı, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Tarık Özdirek, Manisa 1. İdare Mahkemesi Başkanı
Gönül Sayın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Mehmut Şen, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Muammer Önder, Danıştay Tetkik Hakimi.

SEÇİMDE 3 LİSTE YARIŞACAK

13 bin 994 hakim ve savcı, HSYK'da 4 yıl görev yapacak 10 asıl, 6 yedek üyeyi belirlemek için bugün sandık başına gidiyor. Seçimde, adli yargıdan 45, idari yargıdan 16 olmak üzere 61 aday yarışacak. 2010 yılından bu yana aldığı kararlarla tartışılır hale gelen ve paralel yapının vesayetini oluşturduğu HSYK'nın yeni üyeleri bugün belli olacak.

Seçimde, Yargıda Birlik Platformu ile Yargıçlar ve Savcılar Birliği'nin desteklediği liste yarışacak. Bu iki listenin yanı sıra kendilerini bağımsız olarak tanımlayan ancak cemaat tarafından desteklenen adaylar da seçimde liste olarak yarışacak. Bu üç listenin dışındaki adaylar da seçimde bağımsız yarışacak.

PARALEL YAPI KAZANIRSA NE OLACAK?

Öte yandan seçimle ilgili en çok merak edilen konu, paralel yapıya mensup adayların seçilip seçilmeyeceği.. Paralel üyelerin seçimlerde üstünlük sağlaması halinde o yapıya açık bir savaş açmış olan hükümetin HSYK ve bağlantılı konularda anayasa değişikliği referandumu için harekete geçeceği ileri sürülüyor. Bu konuda hükümet üyeleri ve Başbakan Davutoğlu çeşitli açıklamalar yapmıştı.

HSYK SEÇİMLERİ NİÇİN BU KADAR ÖN PLANDA?

Seçimler kimisine göre geçtiğimiz aylarda yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bile önemli.. Bu iddia sık sık dile getirildi. HSYK seçimlerinin bu kadar önemli olmasına dair görüşlerini açıklayanlardan biri de ünlü siyaset bilimci Atilla Yayla oldu. Yenişafak gazetesinde yayınlanan yazısında Yayla şunları dile getirdi:

HSYK için 12 Ekim'de yapılacak seçimle adlî ve idarî kürsü hâkimleri HSYK'nın 10 üyesini seçecek. Bu seçimler olmaması gerektiği kadar önem kazandı. Bunun sebebi, bürokrasi içindeki otonom yapılanmanın bütün gücüyle kalesi gördüğü HSYK'yı elinde tutmaya çalışması. HSYK ilk defa göz önüne gelmiyor. 2010 referandumundan önceki HSYK yapılanmasının yarattığı sıkıntılar da vardı. Tamamen bir kooptasyon sistemine göre oluşan ve ulusalcı çevrelerin kontrolünde olan dönemin HSYK'sı Ergenekon ve Balyoz yargılamalarını önlemek için epeyce çalıştı. Referandumla daha çoğulcu bir HSYK oluşması istenmişti. Ancak, CHP'nin başvurusu üzerine AYM'nin seçimlerde her yargı mensubunun tek oy kullanabilmesi sistemini iptal etmesi ve hem iktidar partisinin hem yargı çevrelerinin otonom yapılanma karşısında saflığı HSYK'nın otonom yapılanmanın kontrolüne girmesine sebep oldu. Söz konusu yapının 7 Şubat 2012 MİT Müsteşarı operasyonuyla başlayan iktidara karşı eylemler dizisi HSYK yapılanmasından büyük destek ve cesaret aldı.

Gerek iktidar gerekse yargının diğer mensupları bunun böyle gidemeyeceğinin farkında. Bu yüzden seçimler haddinden fazla önem kazandı. Medyaya yansıyan haberlere ve yargı içinden konuşan kimselerin verdiği bilgilere göre seçimlerdeki başlıca gruplar şunlar: Yargıda cemaat egemenliğine son vermek için yola çıkan ve bünyesinde ulusalcı, muhafazakâr ve ülkücü isimler barındıran Yargıda Birlik Platformu, Yarsav ve Yargıçlar Sendikası, Demokrat Yargı ve Bağımsızlar. Cemaate yakın yargı mensupları ayrı bir yapılanma içinde görünmüyor. Bu onlara büyük bir hareket kabiliyeti kazandırıyor. Öyle görünüyor ki hem Yarsav - Yargıçlar Sendikası hem de Bağımsızlar üzerinden seçime girecekler. Bu da anlaşılır ve onlara yakışır bir şey, çünkü gizlilik ve farklı kimliklere bürünme sadece çalışma tarzları değil karakter özellikleri hâline de gelmiş bu kimselerin.

HSYK seçimleri yargı meselesini etraflı şekilde düşünmemizi ve ciddî bir hukuk reformu gerçekleştirmemizi zorunlu kılıyor. Liberal Düşünce Topluluğu içinde bu amaçla bir Hukuk Politikaları Merkezi kuruldu. Vahap Coşkun ve Levent Korkut'un eş başkanlığındaki merkez bu ayın sonlarından itibaren kapsamlı bir yargı reformuna yönelik sistematik faaliyetler gerçekleştirmeyi planlıyor. Başka çevrelerde de bu konulara kafa yoran, yormuş olan ve önemli fikirler serdeden kimseler var. Bu nitelikte bir kimseyi geçenlerde A Haber'de yayınlanan bir programda dinleme imkânı buldum: Kendisi de yargıç olan Doç. Dr. Uğur Yiğit. Yargıç Yiğit'in düşüncelerini ve önerilerini burada kısaca özetlemek istiyorum.

Anayasa'da egemenliğin millete ait olduğu ve milletin bu egemenliği yetkili organlar eliyle kullanacağı söyleniyor. Bu durumda söz konusu organların milletle bir bağının olması gerekiyor. Bu demokrasinin asgarî gereği. Yasama ve yürütme açısından bir problem yok. Yasama doğrudan millet tarafından seçiliyor, yürütme ise Yasama Meclisi içinden çıkıyor. Dolayısıyla, bu organlar hem toplumla bağlara sahip hem de topluma hesap verme imkân ve mecburiyetine. Aynı şey yargı için söylenemez. Yargının milletten yetkiyi nasıl aldığı ve millete nasıl hesap vereceği belli değil. Bu demokratik açığa ve meşruiyet yoksunluğuna sebep oluyor. Bu yüzden yargıya milletin elinin değmesi gerekli.

Bunun çeşitli yolları var. HSYK açısından bakarsak, HSYK üyelerinin millet tarafından doğrudan seçilmesi bir yol olabilir. Bu olmuyorsa atamaların parlamento tarafından gerçekleştirilmesi uygun olur. Bu zaten kullanılan bir yöntem. Sayıştay üyeleri Meclis tarafından seçiliyor. Aynısı pek ala HSYK için de yapılabilir. Ancak iş burada kalmamalıdır. HSYK bütçe yapmakta ve denetlenme imkânı olmayan yönetmelikler çıkartmaktadır. Böyle bir yetki verilen organ hesap vermeye de tabi olmalıdır. HSYK Meclis Adâlet Komisyonu'na bağlanmalı ve ona hesap vermelidir.

Yiğit'e göre yargı yatay örgütlenmelidir. Ama Türkiye'de ciddî bir dikey örgütlenme doğmuştur. Meslek bir çeşit askerlik mesleğine dönüşmüştür. Adâlet Bakanı'nın bakanlığı içindeki konumu Milli Savunma Bakanlığı'nda bakanın konumu gibidir. Bakan neredeyse göstermelik bir figürden ibarettir. İpler meslek mensuplarının elindedir. Adalet Bakanlığı'nın tüm kilit noktalarında yargı mensupları görev yapmaktadır. Bu da sakıncalıdır. Yargı sistemimizde yüksek tabir edilen mahkemelerin durumu da tuhaftır. Beş tane yüksek mahkeme var. Yüksek mahkeme bir tane olur. Bu çerçevede Yargıtay ve Danıştay yüzlerce hatta binlerce yargıcın çalıştığı hantal dev mahkemelere dönüşmüştür. Buralarda ciddî bir reform yapılmalıdır. Yargıtay üyelerinin sayısı 70'e Danıştay üyelerinin sayısı 60'a düşürülmeli ve istinaf mahkemeleri devreye sokulmalıdır. HSYK da dağıtılmalı ve yargıçlar için ayrı savcılar için ayrı birer kurul kurulmalıdır.

Yargı meseleleri sandığımızdan daha ciddî. Son olaylardan sonra yargıya güven iyice dibe vurmuş vaziyette. Kamuoyu araştırmaları toplumun %80'inin yargıya güvenmediğini gösteriyor. Ortalama insanlar yargı mensuplarının kanunlara ve vicdan ilkelerine göre hareket ettiğine, mahkemelerin adâlet dağıttığına inanmıyor. Yargının problemleri çok eskiye gidiyor, ama otonom yapılanmanın doğmasından sonra iyice ağırlaştı ve patladı. Bu yüzden, HSYK seçimleri çok önemli. Ancak, hükümet, muhalefet partileri ve adâleti gerçekten önemseyen etkili toplum kesimleri HSYK seçimleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın kaçınılmaz olarak gündeme gelecek yargı reformu hakkında kafa yormalı.

BAŞSAVCIVEKİLİ: PARALEL KAZANIRSA KAOS OLUR

Konuyla ilgili görüş açıklayan bir yargı mensubu da Ankara Başsavcıvekili Harun Kodalak oldu. Kodalak, genç hakim ve savcıların paralel yapının ne demek olduğunu bilmediklerini, kendilerinin anlatmaya çalıştığını belirterek “Seçimlerde bu tehlikeyi görmeliler” dedi.

YARGIDA Birlik Platformu Kurucu üyelerinden Ankara Başsavcıvekili Harun Kodalak, HSYK seçimleri için özellikle genç hakim ve savcılara paralel yapı konusunda çağrıda bulundu. Star gazetesinden Lütfü Kaplan'ın haberine göre; Kodalak, “Bu yapıyı, bu tehlikeyi görmeleri gerekir” dedi. Kodalak, paralel yapının olirgarşik bir azınlık yönetimi oluşturmayı hedeflediğini belirterek, yargı eliyle emniyette tekrar yapılanmaya gitmeyi ve ardından da yargı darbesi yapma amacında olduğunu savundu. Kodalak, paralel yapı adaylarının kazanması halinde “kaos olur” uyarısında da bulundu.

Genç hakimler bilmiyor

Özellikle Ege ve Trakya’da birçok adliyeyi Platform olarak ziyaret ettiklerini belirten Kodalak, “Platform olarak Türk yargısının içine düştüğü durumu meslektaşlarımıza anlattık” dedi. Kodalak, “Ortada olan yani herhangi bir tarafa angaje olmamış binlerce hakim ve savcı arkadaşlarımız var. Çoğunluğu genç meslektaşlarımız olan bu arkadaşlarımız paralel yapının amaçlarının ne olduğunu pek bilmiyorlar” diye konuştu. Kodalak, “Bunlarının amaçlarının yargıyı kullanarak, yargı darbesi yapmak istediklerinin farkında değiller. Platform olarak bu durumu arkadaşlarımıza açıklamaya çalıştık” diye konuştu. Kodalak sözlerine şöyle devam etti:

Azınlık yönetimi kuracaklar

“Bu malum yapının amacı, sandıkla gelmiş, halk oyuyla gelmiş iktidarı devirmek. Kendilerince oligarşik, azınlık bir yönetim kurmak istiyorlar. Yargı darbesiyle milletin oyuyla seçilmiş iktidarı devirmek istiyorlar.”

4 yıldır yaptıkları ortada

“Paralel yapının kazanması halinde 2010’dan beri yaşadıklarımızın çok daha beterini yaşayacağız. Bugüne kadar yaptıkları ortada. Yargıtay’a seçilen üyeler, Danıştay’a seçilen üyeler ortada. Özellikle, özel yetkili mahkemelere yapılan atamalar ve bu mahkemeler kanalıyla yaptıkları icraatlar ortada. Bir sürü haksız soruşturmalarla, bir sürü haksız isnatlarla, uydurma delillerle birçok insanın hayatını kararttılar. Kendi insanlarına saha açmak için bir çok insanı Ergenekon, Balyoz gibi davalara dahil ederek bir çok insanın canını yaktılar.”

Memleketi kaos bekliyor

Eğer tekrar kazanırlarsa, memleketi büyük bir kaos bekliyor. Türk yargısının iyice dibe vurmasına, yargıya olan güvenin sıfırlanmasına sebep olacaklar. Amaçları da bu zaten. Bu memleketin gerçek sahiplerini, bu memleketin demokrat hakim ve savcılarını sürecekler, amaçları bu.

Yargı eliyle yapılanacaklar

Paralel adayların kazanması halinde yapacakları atamalarla, tayinlerle birçoğumuzu değişik yerlere dağıtacaklar. Bütün kritik yerlere kendi yandaşlarını yerleştirecekler. Yargı eliyle Emniyette tekrar yapılanmayı planlıyorlar. Bu yapılanmayı tekrar sağladıklarında aynı şekilde, mevcut iktidara karşı kampanyalarla darbe girişimine devam edecekler. Şuandaki dengelerle bunları yapmaları mümkün değil.

Tehlikeyi görün

“Klasik vesayet anlayışındalar. Eskiden askerin elinde olan vesayet gücünü, şu anda yargı eline geçirmiş durumda. Adına Paralel Yapı dediğimiz kişilerin oluşturduğu kişilerin oluşturduğu kişiler gerçekten de bir güç haline geldiler. Bu gücü kullanarak anti demokratik yollarla ve tamamen hukuku çiğneyerek, mevcut iktidarı devirip kendi iktidarlarını kurmak istiyorlar.” “Özellikle genç hakim ve savcıların bu yapıyı, bu tehlikeyi görmeleri gerekir. Aklı selim davranmaları gerekir. Yargıda Birlik Platformunun, çok çeşitli dünya görüşlerini kapsadığını, seçilmeleri halinde her bir hakim savcının kendisinden olduğunu düşüneceği, güven duyacağı en az bir iki üyenin orada (HSYK) bulunacağını bilmeleri gerekir.”

SAVCI: PARALEL KAZANIRSA DEVLET SORUNU BAŞLAR

Seçimlerle ilgili görüş açıklayan bir diğer yargı mensubu da Yargıda Birlik Platformu (YBP) kurucusu Cumhuriyet savcısı Abbas Özden oldu. Özden, “Paralel yapı kazanırsa bundan sonra devlet sorunu başlar. Devlet bir gücünü bir yere teslim edip etmemeyi düşünecektir” dedi.

Abbas Özden: Kaybedersek yargı, devlet sorunu olur

Bugün 13 bin 994 hakim ve savcı, görevleri sona eren 10 asıl, 6 yedek HSYK üyelerini belirlemek üzere sandığa gidiyor. Bir kaç saat sonra seçim tamamlanacak. Seçimi kazanacaklarından emin olduğunu belirten Yargıda Birlik Platformu Kurucu Üyesi Ankara Cumhuriyet Savcısı Abbas Özden, “Asıl kazandığımızda iş başlayacak ve özlük haklarından itibaren pek çok şikayet konusunda hükümet ile çalışmalar yürüteceğiz. Eğer kazanamazsak bundan sonrasını devlet düşünecek. Çünkü yargı organı bir düşünce erkinin tekelinde kalacak” dedi.

Kritik seçim öncesinde adalet.org sitesindeki tehdit dolu mesajların yargı mensuplarını etkilememesi gerektiğini belirten Abbas Özden, işi gücü bırakıp bu site ile ilgilenen paralel yapı mensupları olduğunu dile getirdi. Özden,'Adalet.org'un üyesiyim. O yazıları görünce hiç girmedik. Çünkü biz oraya adalet.org değil de adalet.morg diyoruz” dedi.

Bin 500, 2 bin odak var

Seçimi paralel yapının kazanması durumunda yargının bir gücün eline geçeceğini ve devlet sorunu haline geleceğini anlatan Abbas Özden, şöyle konuştu: “Yargı üyeleri vicdanlarıyla en çok bugün baş başa kalacaklar. Bu kuruldan şikayetçi değil misiniz? Herkesin sicilini bozdu mu bozmadı mı? Bir zulüm uyguladı. Bunda hem fikiriz. Aynı insanları iş başına getirmek gibi bir durum olabilir mi? Aynı zihniyeti iş başında tutmak mantıklı mıdır? Sorgulanması gereken bu olmalı. Yargı yasamaya yürütmeye karşı ne kadar bağımsız olacaksa da, bir güç çıkıp yargıyı hegemonyası altına alıyorsa, asıl güç orada zehirlenmiştir. Birilerinden talimat alarak hareket ediyorsa, bağımsızlık orada bitmiştir. Bizim görevimiz inşallah bu şekilde başaracağız, çoğulcu, katılımcı bir yapı oluşturacağız. Ama kaybedersek, bundan sonra bizim değil devletin kendi sorunudur. Devlet bir gücünü bir yere teslim edip etmemeyi düşünecektir. Bir erki bana bağlı olmasın da bir zümreye bağlı olsun derse devletin sorunu olmaz. Ama bu gücü ben kullanırım devlet olarak diyorsa, devletin çalışması başlar.”

BAYAN HAKİMDEN BOMBA CEMAAT AÇIKLAMALARI

Öte yandan yargı içerisinde çöreklenen paralel örgütün kirli işlerine dair yine yargı içinden tanıklar iddialar dile getirmeye devam ediyor. Gülen örgütünün eski bir mensubu olan Hakim Vildan Yeşilyurt A Haber ekranlarında örgütle ilgili şok açıklamalar yaptı. Paralel örgütün yargı içindeki oyunlarının anlatıldığı programda örgüt mensuplarının hakim ve savcılara nasıl tehdit ve şantajla baskı altına alındığı gün yüzüne çıkarıldı. Cemaat evinde yetişen Pasinler hakimi Vildan Yeşilyurt'un bomba açıklamalar yaptığı programda örgütün iç yüzü anlatıldı.

İşte Hakim Vildan Yeşilyurt'un açıklamalarından satır başları;

Bana mobbing uyguladılar

Gülen cemaatiyle lisede tanıştım. Erzincan FEM dershanesine gittim. Herhangi bir olumsuzluk görmedim daha sonra üniversiteye geldim. Bizim kopuş noktamız hakim savcı evlerinde ders çalışıp oralara gireceksiniz dendi. Bana o şekilde söyleyince bana çok fedakarlık yapacaksınız dediler. Ben de daha bizim sınav kazanacağımız belli değil. Neden biz böyle bir adım atıyoruz dedim. Tabi bu kötü bir soruydu. İtaatsizlikti. Ben anladım zaten daha sonra beni istemediler. 3 sene boyunca üniversitede onların evinde kaldım. Cemaati şirket gibi düşünün. Bana mobbing uyguladılar. Yani çık git buradan süreciydi daha sonra ayrıldım. Sınavı çok sıkıntılı bir şekilde kazandım.

Cemaat yapılanmasını ortaya çıkarırsanız sizi bitiririz

Benimle kalan arkadaşlarım sınavı hemen kazandı ama ben gece gündüz çalışıp kazandım. Arkadaşın biri çok yüksek puanla kazandı daha sonra anladım ki soruları vermişler. İnsanlar gece gündüz kurslara gidiyor bunlar nasıl alıyor bu puanı daha sonra sınav iptal oldu bu arkadaşlar o puanları alamadılar. Cemaat mensubu geldi ve bizi tehdit etti. Cemaat yapılanmasını ortaya çıkarırsanız sizi bitiririz dediler. Bu yapı içinde kalınca kimin cemaatçi olduğunu biliyorsunuz. Daha sonra ben sınavı mülakatta kaybettim. Ben bütün sorulara cevap vermiştim. Nasıl olur bu diye peşine düştüm Sonra öğrendim ki arkadaşlarımdan cemaatte MİT ajanlığı yaptım diye sınavı kazanamamışım. Ben aleviyim diye almamışlar cemaat böyle söylemiş.

Kazanacakların listesini cemaat hazırlıyor

Örneğin maliyecilerin sınavı kazananlar listesini alıyorlar ve arkadaşlara bunlardan hangisi mesleğe girmeye uygun hangisi değil diye sordular. Kazananların listesi alınıyor bu nasıl diye tek tek eliyorlar. Tehlikeli bir yapı değilseniz sizi neden rahatsız ediyor.

Arkadaşlara oyunun resmini çekeceksin diyorlar

Gelip arkadaşlarımıza sen o kadar cemaat evinde kaldın bize vefa borcun var. Söz verdiriyorlar yemin ettiriyorlar. Benim bir mahkeme başkanı arkadaşım Yargıtay'ı Danıştay'ı da aldık diyor. Yani oralarda kalan arkadaşlar baskı altında bana özelden yazanlar var bu baskıyı oralardan iletiyorlar. Baskı şantaj ve tehdit var. Cemaat çok stratejiktir. Tutup da direkt "seni öldürürüz" demez. Seni öyle bir tehdit eder ki, öldürmekten beter eder. Seni günden güne bezdiriyor. Ben arkadaşlara şunu da söylüyorum korkmasınlar. Ama arkadaşlara oyunun resminin çekeceksin diyorlar.

Örgüt çok sağlam kurulmuş

Ellerindeki döküman çok etkili onu kullanıyorlar. Her yerde yapılanmaları var. Bir Türkiye imamı varsa, Erzurum'da bölge abisi varsa hatta Erzurum bölge abisiyle de konuştum. O zaman savcıydım MİT ajanı diye yaftaladıklarında Erzurum bölge imamıyla konuştum. Ben sizinle konuşmaya geldim dedim benimle ilgili böyle bir dedikodu var dedim. Ben bundan rahatsızım dedim. Bana şunu söyledi; Bazen arkadaşlar kullanılıyor farkında olmuyorlar.

Başınızı açın

Örgüt dini referanslarla çelişiyordu Yeri geldiğinde dini kuralları bir kenara bırakın diyorlardı.

Yarsav ele geçirildi

Tanıdığım cemaatçiler YARSAV'a üye oldular. Ben YARSAV'ın cemaat tarafından yıllardır ele geçirildiğini söyledim. Cemaatte seçim diye bir şey yok. Kazananların listesi cemaat tarafından hazırlanıyor ve o liste sunuluyor

Facebook'a girmek günah diyorlardı

Maalesef cemaat algı yönetimini çok iyi yapıyor. Facebook'a girmek günahtı diyorlardı. Ama şimdi facebook, twitter dolaşıyorlar. Burada ciddi bir strateji var. Yargıda da imamlar var. Her dönemin abileri ablaları var.

HAKİM: YARSAV TAMAMEN PARALELİN ELİNDE

Yargıdaki paralel yapıya dair bir başka iddia da Danıştay Hâkimi Fetih Sayın'dan geldi. Kurucuları arasında olduğu YARSAV'ın, paralel yapının eline geçmesiyle birlikte Yargıda Birlik Platformu'na katılan Danıştay Hâkimi Fetih Sayın, "YARSAV artık tamamen paralelin elinde. Paralel yargı, hâkim ve savcıları fişleyerek önlerini kesti." diye konuştu.

Paralel yapının uydusu haline geldiği ileri sürülen YARSAV'a içeriden itiraz sesleri yükselmeye devam ediyor. YARSAV'ın kurucularından olan ve 4 yıl YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ile birlikte çalışan Danıştay Tetkik Hâkimi Fetih Sayın da bu isimlerden biri. 12 Ekim HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu (YBP) ile birlikte hareket eden Fetih Sayın ile HSYK seçimlerini ve Türkiye yargısının geleceğini konuştuk.

Yarsav paralelin uydusu

Paralel yapının YARSAV'ı ele geçirme operasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Paralel yapı çok stratejik çalışan bir örgüt. Bunlar her şeyi adım adım gerçekleştiriyorlar. Başta birkaç kişi ile içimize nüfuz etmişler. Önce Ömer Eminağaoğlu'nu hedef aldıklarını görüyoruz. Bir kişiyi hedefe yerleştirdikleri an ona artık bir gömlek giydiriliyor. Başka konularda eleştirilebilir ama o dönemde Ömer Eminağaoğlu'na yapılan haksızlıktı.

YARSAV'ın paralel yapının etkisine girmesinde Emine Ülker Tarhan'ın etkisi hiç olmadı mı?
YARSAV artık birlikte görüntü vermiyor, artık tamamen cemaatin kontrolünde. Ülker hanım ya da Ömer bey bu işin sorumlusu değil. Seçimlere yaklaşılırken üye olmak istiyoruz diyerek üye oluyorlar. O zaman ben bu işte bir tuhaflık olduğunu düşünüyordum. Son 2 ayda ne oluyor da bu kadar kişi üye oluyor dedim. Ama oy çokluğu ile bir anda 200 kişi derneğin üyesi yapıldı. Son gelişmelerden sonra birçok YARSAV üyesi istifa etti. 130 kurucu üye ayrıldı. Çok kişinin de ayrılacağını biliyorum. Birçoğu da kalben ayrılmış ama üşendiği için istifa etmiyor.

Paralel yapı YARSAV'dan neden bu kadar rahatsız oldu?
O dönem YARSAV paralel yapıyı çok rahatsız eden işler yaptı. Öncelikle hal kâğıtlarını bilinir hale getirdik. O hal kâğıtları hâkim ve savcıların geleceğini belirler. Biz bu sicilimizi öğrenemiyorduk. İç işlem diyerek bunu bize bildirmediler. YARSAV bu kuralı bozdu.

Hal kâğıtlarını kullanarak neler yapıldı?
Paralel yapı üyeleri müfettiş olarak atandı. Dün atanan müfettiş 20 yıllık hâkim veya savcıyı denetliyordu. Diyelim dört dörtlük bir hâkimsiziniz sizin hakkınızda hal kağıtlarında "kaleme ilgisiz" deniliyor. "Kaleme ilgisiz" demek paralel yapıya uzak demek. Asla başkan olmasın demek. Elbette buna bir fişleme diyebiliriz.

Panik havası içindeler

HSYK seçimleri yaklaştıkça paralel yargıda bir tutum değişikliği görüyor musunuz?
Panik havası içindeler. Sürekli yafta yapıştırmaya çalışıyorlar. Bizi hükümete biat eden bir grup olarak lanse ediyorlar. Adayları tanıyanlar bunun doğru olmadığını anlıyor.

YBP aday tanıtım toplantısı beklenenin üzerinde bir ilgi gördü. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yargıda Birlik Platformu'nun adayları Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde 2000 hâkim - savcı önünde bir etik sözleşmeyi imzaladı. Bu çok önemli bir açıklamadır. Gün geçtikçe daha akılcı ve daha sağduyulu tepkiler alıyoruz. Önceden bir güvensizlik vardı. Şimdi bu tepki ortadan kalktı. Her geçen zaman bizim lehimize işliyor.

'Hsyk 12 ekim seçimiyle itibarını geri kazanacak'

YBP 12 Ekim HSYK seçimlerini kazanırsa yargıda ne değişecek?
Yargıda Birlik Platformu kazanırsa artık HSYK paralel yapıdan kurtulacak. Her geçen gün ibre bizden yana dönüyor. Adli ve idari yargıda YBP'nin adaylarının tamamının kazanacağını düşünüyorum. Halk, yargı mensuplarının sık sık kamuoyu önünde olmasından hoşlanmaz. Bu yıpratan bir süreçtir. Şu anda yargının güvenirliği yüzde 30'lara düştü. YBP adayları ile birlikte artık HSYK kamuoyunun gündeminden düşecek, itibarlarını geri kazanacak. 12 Ekim paralel yargının bitiş tarihi olacak.

YBP kazanırsa paralel yargı açısından neler değişecek?
Aktif olarak hâkim-savcı kimliğini bir tarafa bırakıp faaliyet gösterenler bu meslekte barınamayacak. Gizli ajandası olmayan, mesleğini düzgün yapan cemaat mensupları ise bizim dönemimizde mağdur olmayacak.

Sık tekrarlanan bir eleştiri var. Yargıda Birlik Platformu hükümet yanlısı bir oluşum mu?
Bizim hükümetle iyi ilişkimiz var, yok demiyoruz. Aynen anayasada belirtildiği gibi medeni bir işbirliği var aramızda. Askerlik, özlük haklar ve hal kağıtları gibi bir çok kazanım elde bu işbirliği sayesinde. Kavga olmaz ve yargı cazibe noktası olmaktan çıkarsa, hâkim ve savcıların üzerindeki baskı da ortadan kalkacaktır.

Paralel yargının 4 yıllık karnesini nasıl görüyorsunuz?
Paralel yapının yargıda kırık bir karnesi var. Neyi düzgün yaptılar ki 4 yıl içinde? 2010 seçimlerinde kendilerine inandırmışlardı ama artık inandırıcılıklarını kaybettiler.

YBP'nin yükselişi paralel yargıyı nasıl etkiledi?
Onlarda bir moral bozukluğu olduğunu görüyoruz. YBP'ye yönelişten çok tedirginler. Yargıtay seçimlerini o yüzden öne aldılar. Sürekli olarak "YBP'ye oyunuzu verin ama bize de bir oy verin" diyorlar. Bu bir taktik...

Erdoğan'ın sözleri güçlerini kırdı

Paralel yapının yargıdaki gücü ne kadar?
Paralel yapı ve YARSAV'ın 4000-4500 civarında oyu var. Ben bu oylarda kırılma olacağını düşünüyorum. Bizzat Sayın Erdoğan paralel yapının ne kadar büyük bir tehlike olduğunu anlatınca genç arkadaşların kafası karıştı ve kendilerini sorgulamaya başladılar. Morallerini yukarıda tutmaya çalışsalar da oylarında azalma yaşanacağını düşünüyorum.

Paralel örgütlenmede HSYK üyesi İbrahim Okur'un oldukça etkili olduğu belirtiliyor. Ne düşünüyorsunuz?
İbrahim Okur dünyanın en demokrat insanı olabilir. Benim için paralel yapı içinde olması önemli değil. Bana İbrahim Okur tarafından haksızlık yapıldı. Bunun 1500 örneğini sayabilirim. Adil davranmaması paralel yapının işine yaradı. Bu benim için yeterlidir. Genel kanaat paralel yapıya yakın olduğu yönünde. Hâkimin adil olması yetmez. Öyle de görünmesi gerekir. Paralel yapı üyesi olmaması yetmez, öyle bir izlenim de vermemelidir. Yeni HSYK bir yapıya biat etmemiş insanlardan oluşmalı. İbrahim Okur ve bazı HSYK üyeleri ise bu tanıma girmiyor.

ESKİ DEFTERLERLE OY BASKISI VE ŞANTAJ

Paralel örgütün seçimleri kazanmak için oy kullanacak olan dolaylı ya da doğrudan tanıdıkları tüm seçmen hakim ve savcılara baskı kurmaya çalıştığına dair bir haber de yine Star gazetesinde Helin Şahin tarafından dile getirildi. Buna göre; paralel yapının, HSYK seçimleri öncesi kendi adamlarının referanslarıyla hakim ve savcılığa aldığı isimlerin defterini tuttuğu ortaya çıktı. Defterdeki isimlerin de tek tek aranarak, “Sizi biz hakim ve savcı yaptık. Bize oy verin” baskısı yapıldığı belirtildi. Paralel yapının siyaset, askeriye, yargı ve iş dünyasındaki uzantılarının referansıyla hakim ve savcılık mülakatından geçen kişilerden şimdi baskıyla oy istendiği belirtildi.

Paralel yapının HSYK seçimlerini almak için akıl almaz yöntemlere başvurduğu ortaya çıktı. 12 Ekim’de yapılacak HSYK seçimleri için aylardır çalışan paralel yapının yargı içindeki uzantılarının seçimleri almak için hakimlik ve savcılık mülakatında referans oldukları kişilere “Sizi biz hakim ve savcı yaptık. Bize oy verin” baskısı yaptıkları belirtildi.

Adamları referans oldu

İddiaya göre, hakim ve savcı sınavında yeterli puanları alan ardından da mülakata girenlerin çoğunun “Paralel yapıdan olan siyasetçi, iş adamı, yargıç veya başka etkin konumlarda olan kişilerin referansıyla” alındı. Mülakata giren yargıç ve savcı adayları hakkında tutulan defterde, referans oldukları kişilerin ismine de yer verilerek “Paralel yapıdan olanlara öncelik verildi” notu düşüldü. Birçok hukuk mezunu kişinin referansına bakarak mülakattan geçiren paralel yapının şimdi bu kişilerden HSYK seçimi için oy istediği kaydedildi.

Oy güvencesi defterler

HSYK adaylarının, kendi adamlarının referansıyla yargıç ve savcılığa aldıkları kişileri arayarak “Sizi biz aldık, şimdi oyunuzu bize verin” diye baskı yaptıkları ifade ediliyor.

Söz konusu mülakat sonucu her yıl 1500 hakim savcı adayı yargı alanında çeşitli birimlere atanıyor. Paralel yapının 4 bin civarında oyu olduğu yönündeki iddiaların da referans oldukları hakim ve savcılara dayandırdıkları öne sürüldü. İddiaya göre, paralel yapının HSYK adayları 2010 yılından bu yana alınan personelin çoğunun kendilerine yakın kişilerin referansını taşıdığı için bu kişilerden oy almaya garanti gözüyle bakıyorlar.

Kim olduğumu biliyor musun?

PARALEL yapının adaylarının “bağımsız” adı altında gireceği seçim öncesi geçtiğimiz günlerde İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde ilginç bir olay yaşandı. HSYK üyesi olan ve tekrar aday olan Teoman Gökçe, seçim çalışması için adliyede ziyaretler yapıyordu. Teoman Gökçe, oy istemek için Sulh ve tapu mahkemelerinde binlerce dosya devralıp sıfırladığı için “Sıfırcı hakim” olarak bilinen İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ahmet Korkusuz’u ziyaret etmek istedi. Gökçe, odasına girdiği Korkusuz’un “Müsait değilim” cevabı üzerine hoşnut olmadı ve “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz, ben HSYK üyesi ve adayıyım” dedi. Bunun üzerine öfkelenen Korkusuz’un “Sizin gibi adaylara ihtiyacımız yok” diyerek Gökçe’yi odasına kabul etmediği kaydedildi.

(12 Ekim 2014, 15:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6352    yazdır/print


 

Kriptolu telekulak soruşturuluyor

TİB ve Emniyet'in birlikte yürüttüğü 'kriptolu telefon araştırması' Gölbaşı Savcılığı'na teslim edildi. Şu ana kadar kriptolu telefonu kullanan hiçbir isimle temasa geçmeyen Gölbaşı Savcılığı delil toplama çalışmalarını tamamladıktan sonra harekete geçecek ve Bakan Fikri Işık tarafından dinlendiği açıklanan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü ifadeye çağıracak. Genelkurmay'da ise güvenli fiber optik hattının dinlendiğine dair bir köstebek soruşturması yürütülüyor.

12.10.2014 12:14 TÜBİTAK, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) birlikte yürüttüğü ‘kriptolu telefon araştırması’ tamamlanarak Gölbaşı Savcılığı’na teslim edildi. ‘Dinlendi mi’ diye sorulan IMEI numaraları arasında 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e zimmetli olan kriptolu telefonun da bulunduğu bildirildi. TÜBİTAK’ın bağlı olduğu Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, önceki gün Gül’ün de dinlendiğinin tespit edildiğini, dosyanın savcıya verildiğini açıklamıştı. Hürriyet’in edindiği bilgiye göre savcılığın isteği üzerine harekete geçen TÜBİTAK, kriptolu telefonların IMEI numaralarını TİB’e gönderdi.

70 KRİPTOLU TELEFON

Uzman polislerin de destek verdiği TİB, kayıtlarında geriye dönük yaptığı araştırma sonunda yaklaşık 70 kriptolu telefonun dinlendiğini tespit etti. TÜBİTAK da dinlenen telefonların zimmetlendiği isimleri, söz konusu telefonlar aracılığıyla kimlerin dinlendiğini, bayram tatili başlamadan 1 gün önce rapor haline getirerek savcılığa sundu. Gölbaşı savcılığı, delil toplama çalışmalarını tamamladıktan sonra harekete geçecek. Şu ana kadar kriptolu telefonları kullanan hiçbir isim ile temasa geçmeyen savcı, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de aralarında bulunduğu isimleri ‘müşteki’ olarak ifadeye çağıracak, “Şikayetçi misiniz, değil misiniz” diye soracak. Gül şikayetçi olarak soruşturmaya müdahil olmasa da devlet güvenliği kapsamında soruşturmaya devam edilecek. 61’inci hükümette görev yapan bazı bakanlar ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da dinlenen kriptolu telefonlar nedeniyle şikâyetçi olacağı bildirildi.

KÖSTEBEK DELİLİ DOSYADA

Başka bir köstebek soruşturması da Genelkurmay’da yürüyor. Ergenekon soruşturmaları sürerken, Genelkurmay’daki kritik isimler karargâh içinden de takip edilmişti. Bir ihbar üzerine başlatılan soruşturmada, Genelkurmay’ın güvenli fiber optik hattının bile dinlendiğine dair iddialar değerlendiriliyor. Askeri kaynaklar, Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları boyunca karargâh içinden önemli ve gizli bilgilerin dışarıya sızdırıldığını anımsatırken, Ergenekon sanıklarından Dursun Çiçek’in avukatı İrem Çiçek, dava sırasında babası Dursun Çiçek ile Mustafa Bakıcı’nın karargâh içi hattan yaptığı bir telefon konuşmasının tapesinin iddianameye konulduğuna dikkat çekmişti. İki askerin karargâh içi gizli hattan yaptığı konuşmanın dinlenmesine ilişkin hiçbir mahkeme kararı sunulmamış, tape yasadışı olduğu halde duruşmalarda kullanılmıştı.

PARALEL KULAK GENELKURMAY'I BÖYLE DİNLEDİ

Öte yandan konuyla bağlantılı bir başka gelişme daha yaşandı. Paralel örgütün, santraldaki görevliler aracılığıyla bütün Genelkurmay'ı dinlediği ortaya çıktı ve ayrı bir soruşturma başlatıldı. Skandal, Paralel Yapı'nın elemanı olmayan santral görevlisi sivil bir kadın çalışanın ihbarıyla ortaya çıktı. İlker Başbuğ'un Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde yoğunlaşan dinlemelerde, kurumdaki bütün kişi ve birimler gibi Başbuğ'un telefonları da dinlenmiş. 'Paralel santral elemanları', elde ettikleri kayıt ve not verilerini üstleri olan ilgili 'abilere' ulaştırmış. Skandalın ortaya çıkmasının ardından Genelkurmay Savcısı Kurtuluş Kaya soruşturma başlattı.

(12 Ekim 2014, 12:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6345    yazdır/print


 

İşte paralelin HSYK adayları

12 Ekim'de yani 10 gün sonra yapılacak HSYK seçimlerinde yarışacak paralel yapı adayları netleşti: Mevcut HSYK üyeleri Teoman Gökçe ve Ahmet Berberoğlu, Ankara Hâkimi Ayşe Neşe Gül, HSYK Tetkik Hâkimi İdris Berber ile Yaşar Akyıldız, İlker Çetin, Orhan Gödel, Mehmet Kaya, Yeşim Sayıldı, Hasan Ünal, Ali Bilen, Ergenekon davası hakimi Hüsnü Çalmuk, Mahmut Şen ve Saadettin Kocabaş...

02.10.2014 20:26 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) 10 üyesi için, 12 Ekim'de yapılacak seçimde yarışacak adaylar netleşirken, paralel yapının kurgusu da deşifre oldu. Paralel yapı, yargı içindeki varlığını sürdürmek için "yaşamsal" önemde gördüğü bu seçimde ilginç taktiklere başvuruyor. Seçimlere bağımsız aday olarak giren bazı isimlerin aslında paralel yapı tarafından desteklendiği ortaya çıktı. Yargı çevreleri bu şekildeki 7 adayı "tam bağımlı bağımsız adaylar" diye tanımlıyor.



TAVŞAN ADAYLAR...

YSK'nın listeyi açıklamasının ardından yargı çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, paralel yapıyla ilişkisini açıkça ortaya koyan 17 ismin yanı sıra YARSAV ve bağımsız listedeki 7 ismin de aslında paralel yapıyla birlikte hareket ettiğine dikkat çekildi. Paralel yapının, kendileriyle ilgisi olmayan bazı isimleri de teşvik ederek aday olmalarını sağladığı saptandı. Yargı çevreleri oyları bölmek için uygulanan bu taktikle "tavşan adayların" seçime sokulduğunu düşünüyor. YSK'nın kesinleştirdiği 61 hâkim - savcının isimleri incelendiğinde şu tablo ortaya çıktı:

DIŞI BAĞIMSIZ İÇİ PARALEL: Bağımsız adaylar arasında paralel yapının desteklediği önemli isimlerin bulunduğu yargı çevrelerinde en çok dile getirilen iddialar arasında. Gerçekten bağımsız olan adayların arasına sızan paralel bağlantılı grupta, mevcut HSYK üyeleri Teoman Gökçe ve Ahmet Berberoğlu, Ankara Hâkimi Ayşe Neşe Gül ve HSYK Tetkik Hâkimi İdris Berber gibi isimler olduğu belirtiliyor. Yaşar Akyıldız, İlker Çetin, Orhan Gödel, Mehmet Kaya, Yeşim Sayıldı, Hasan Ünal, Ali Bilen, Hüsnü Çalmuk, Mahmut Şen, Saadettin Kocabaş'ın adı da yargı çevrelerinde paralel yargıyla birlikte anılıyor. Kendilerini "ne cemaat ne hükümet" sloganıyla tanıtan bir grup bağımsız adayın da paralel yapıdan oy desteği alabileceği değerlendiriliyor. Bu isimler de HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur, HSYK 2'nci Daire Başkanı Nesibe Özer gibi bilinen adaylarla simgeleştiriliyor.

'YARGIDA BİRLİK'TE HER SES: Yargıda Birlik Platformu, "cemaatten arınmış bir yargı" fikrini esas alıyor. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'ndan isimlerin yanı sıra, sosyal demokrat ve milliyetçi - muhafazakâr hâkim savcıları da içeriyor. Hatta İşçi Partisi kökenli bazı isimler de platforma destek veriyor. 61 adaydan 16'sı Yargıda Birlik Platformu'nun desteklediği adaylardan oluşuyor. Bu adayların isimleri şöyle sıralanıyor: Turgay Ateş, Bilgin Başaran (HSYK Genel Sekreteri), İsa Çelik (HSYK Başmüfettişi), Ahmet Çiçekli, Ramazan Kaya, Selahaddin Menteş (Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı), Zeynep Şahin, Ömür Topaç, Metin Yandırmaz, Mehmet Yılmaz (HSYK Başmüfettişi), Cafer Ergen (Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı), Mehmet Gökpınar, Halil Koç (HSYK üyesi), Hasan Odabaşı ve Gönül Sayın.

YARSAV - YARGIÇLAR SENDİKASI İTTİFAKI: Özellikle sosyal demokrat görüşlü hâkim savcılardan bazıları bu grubu "yargıda cemaatin etkisi olmasın" diye desteklerken, bazı hakim savcılar da "hükümet yargıdan uzak dursun" görüşüyle destek veriyor. Bu ittifakın HSYK adayları şöyle sıralanıyor: Süleyman Demirel, Leyla Köksal, İbrahim Fikri Talman, Muammer Aydın, Muammer Önder, Tarık Özdirek, Zerrin Karınca, Levent Ünsal ve Bülent Yücetürk. Aynı ittifakın içinde paralel yapının desteklediği isimlerin yer aldığına da dikkat çekiliyor. Bu isimlerin Murat Aydın, Ayşe Sarısu Pehlivan, Mustafa Bağarkası, Nuh Hüseyin Köse, Berrin Lale Şenoymak olduğu belirtiliyor.

'İŞSİZ KALACAKSINIZ' DİYE GÖZDAĞI

Paralel yapının, 12 Ekim HSYK seçimlerini hükümetle ilişkilendirerek yargı mensupları arasında "Yargıyı siyasetten koruyalım" düşüncesi oluşturmaya çalıştığı ve Yargıda Birlik Platformu'nun elini zayıflatmaya çalıştığı belirtiliyor. Paralel yapının, kendilerine yakın Yargıtay üyelerini sahaya sürdüğü, bu üyelerin adliye adliye dolaşarak bağımsız görünümlü tam bağımlı adaylara oy verilmesi için baskı yaptığı ifade ediliyor. Propaganda yapılan isimlere "2000 hâkim savcı atılacak, siz de işsiz kalacaksınız" denilerek gözdağı verilmeye çalışıldığı öğrenildi.

NEŞE GÜL VE İBRAHİM OKUR'A SUÇ DUYURUSU

HSYK seçimleri için bağımsız aday olan Ankara Hâkimi Ayşe Neşe Gül ve HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur hakkında propaganda yasaklarına uymadıkları için Yüksek Seçim Kurulu'na suç duyurusunda bulunuldu. YSK 12 Ekim'de gerçekleştirilecek seçimlerde adayların, kesin aday listesinin ilan edildiği 29 Eylül'den oy verme süresinin bitimine kadar propaganda yapmasını yasakladı. Ancak Ayşe Neşe Gül ve İbrahim Okur hakkında, adlarına kurulu internet sitesinde 30 Eylül günü reklamlarının yapıldığı gerekçesiyle suç duyurusu yapıldı. (Sabah)

(02 Ekim 2014, 20:26)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6330    yazdır/print


 

Gülen eğrisi hızla düşüyor

Paralel yapının bütün planları çökünce Fetullah Gülen'in aldığı günlük ilaç sayısının 40'a çıktığı ileri sürülüyor. İlaçların da etkisiyle ne dediğini şaşırdığı düşünülen Gülen'in son eylemi, hükümeti haysiyetsizlik, kendisinden desteği çekenleri ise münafıklıkla suçlaması oldu. İlk bedduasında 'evlerine ateşler salsın' diyen Gülen'in 8 ay sonraki son bedduasında ise 'yedi sülalesinin belasını versin' diyerek nefretini giderek sonraki masum nesillere doğru genişletmekte olduğu görülüyor. Son bedduada ilginç bir ayrıntı daha var. O ayrıntı, tuhaf ve çelişkili ifadeler kullanan Gülen'in fizyolojik olduğu kadar özellikle psikolojik açıdan büyük bir düşüş yaşadığı iddiasını güçlendiriyor.

26.08.2014 18:13 Fetullah Gülen'le ilgili şok iddia: Hoca'nın sağlığı özellikle de psikolojik açıdan yerinde olmayabilir. Bunu gösteren somut bulgular var..

Paralel yapı kurarak Türkiye'de hükümeti gayrimeşru yollardan devirme hevesi kursağında kalan Fetullah Gülen'in, tüm planları bozulunca dengesini yitirdiği, Türk hükümetine ve medyasına en ağır bedduaları ettiği ileri sürülüyor. Buna göre; hoşuna gitmeyen kim varsa önce münafık, ardından kafir ilan etti. Kendisinden olmayanların yedi sülalesine beddualar yağdırdı. Ağzından çıkan bedduaları duyanlar kulaklarına inanamadı. "Bu nasıl hoca, söyledikleri bir din adamının ağzına yakışan sözler mi" diye sormak zorunda kaldı. 

Basındaki iddiaya göre, paralel yapının bütün planları çökünce Fethullah Gülen'in günde aldığı ilaç sayısı 40'a çıktı. Hükümeti devirmek için cemaatle işbirliği yapanlar tek tek Gülen'i terk edince hocanın kimyası daha da bozuldu. İlaçların da etkisiyle ne dediğini şaşıran Pensilvanyalı imam, bu kez de hükümeti haysiyetsizlik, kendisinden desteği çekenleri ise münafıklıkla suçladı...

17 ve 25 Aralık operasyonlarıyla hükümeti devirme girişimleri başarısız olan Pensilvanyalı imam Fethullah Gülen'in psikolojisi her geçen gün daha da bozuldu. Paralel yapının her bir birimi tek tek çökertilirken, Gülen'in sağlığının da bozulduğu öğrenildi. Her paralel operasyonda tansiyonu fırlayan hocanın, günde aldığı ilaç sayısının 40'a çıktığı belirtilirken bu ilaçların etkisiyle kimyası iyice bozulan Gülen'in ağzının da bozulduğu görüldü. Yaptığı son sohbetlerde önce kendi halkına çok ağır beddualar eden Gülen, daha sonra ise hükümeti destekleyenlerin yedi sülalesine beddua etmişti. Tüm planları çöken ve devleti ele geçiremediği gibi paralel yapının da yıkılışını izlemek zorunda kalan Gülen, hükümeti devirmek için işbirliği yaptığı herkesi de tek tek kaybedince iyice yalnız kaldı.

İŞTE ÇARPICI BULGULAR

Basındaki iddialar bu şekilde.. Ancak bunların soyut bir iddia olmadığını gösteren çarpıcı bulgular da söyleyebiliriz. Gülen'in son eylemi, hükümeti haysiyetsizlik, kendisinden desteği çekenleri ise münafıklıkla suçlaması oldu. 8 ay önceki ilk bedduasında "evlerine ateşler salsın" diyen Gülen'in son bedduasında ise "yedi sülalesinin belasını versin" dediği ve nefretini giderek sonraki masum nesillere doğru genişletmekte olduğu görülüyor.

Son bedduada ilginç bir detay daha var. O detay, tuhaf ve çelişkili ifadeler kullanan Gülen'in fizyolojik olduğu kadar özellikle psikolojik açıdan büyük bir düşüş yaşadığı iddiası güçlendiren çarpıcı bir bulgu olarak değerlendiriliyor.

GÜLEN=BEDDUA?

Gülen, aylar önce yaptığı o beddua ile kamuoyunu şok etmiş ve adeta beddua kavramının kendisi ile özdeşleşmesine neden olmuştu. Gülen'i sevenlerden bir bölümü, o bedduanın bir anlık öfkeyle yapıldığını, bu yanlışın geçici olduğunu, hocanın aslında geniş bir hoşgörüye sahip olduğunu iddia ederken diğer bir bölümü ise onun beddua bile olmadığını, 'mülaane=karşılıklı lanetleşme' sayılması gerektiğini belirtmiş, kafa karıştıran bu açıklama ile Gülen'i masum göstermeye çalışmışlardı.

Ancak Gülen'in geçmişte 'hoşgörü' sembolü olarak gösterildiğini hatırlatanlar, Gülen'in 'hoşgörü'den 'bedduacılığa' doğru çok hızlı bir değişim geçirdiğini, bunu gösteren örneklerin giderek çoğaldığını dile getiriyorlar. Bu bulgular Gülen'in akıl sağlığının yerinde olmayabileceği şüphesini de akıllara getirdi. Yaşı da oldukça ilerlemiş olan Gülen'in peşpeşe yaşadığı psikolojik travmaların ve aldığı yoğun ilaçların bu sonuca yol açmış olabileceği dile getiriliyor.

1) TARİH: 20 ARALIK 2013 - "ALLAH EVLERİNE ATEŞLER SALSIN, YUVALARINI YIKSIN"

20 Aralık 2013 tarihinde yani paralel yapıya ait olduğu bilinen 17 Aralık operasyonlarından 3 gün sonra Herkul.org’da Fethullah Gülen’in ‘Yolsuzluk’ başlıklı bir sohbeti yayınlanmıştı. Gülen, kamuoyunu şok eden el kol hareketleri eşliğinde içten bir bedduada bulunuyor ve şunları söylüyordu:

"Şimdiye kadar demediğim şeyleri dedim. Umuma ait şeyler çalınmış çırpılmışsa,o mevzuda birisi göz yumuyorsa, o da o haramîlerle müşterek demektir. Hırsızı görmeden hırsızı yakalayanın üzerine gidenler… Allah onların evlerine ateşler salsın, yuvalarını yıksın."

Birinci bedduanın tamamını izlemek için tıklayın

2) TARİH: 05 AĞUSTOS 2014 - "ONLARA SÜLÜK DEMEYİN..YEDİ SÜLALELERİNİN BELASINI VERSİN"

8,5 ay sonra 4 Ağustos 2014 tarihinde yine herkul.org sitesinde Gülen'in son sohbet videosu yayınlandı. Yine bir beddua olduğu görülüyordu. İlk bedduasında "evlerine ateşler salsın" diyen ve sadece hedefindeki kişilere değil onların ailelerine de beddua eden Gülen'in yeni bedduasında ise sert tavrını gelecek nesillere kadar genişlettiği görülüyordu. Ekmel videosu olarak da tanınan ve 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir mesaj vermeyi amaçladığı ileri sürülen videosundaki Gülen'in bedduasına kamuoyundan büyük tepki geldi. "Çoluk çocuğunun ne suçu var. Nasıl bir hoşgörü, nasıl bir hoca bu. Şimdiki zamanı bıraktı ateşlerini gelecek asırlara da salmaya çalışıyor?" denildi.

Gülen 4 Ağustos tarihli son sohbetinin bir bölümünde şunları söylüyordu:

"Şeytan sürekli aleyhimizdeki bazı şeyleri önümüze sürer, "Haydi siz de bir şey söyleyin bunlara karşı, hep sükût mu edeceksiniz?" der... Mesela "paralel" dediler bize. Biz de onlara diyelim: "Siz paralelsiniz!" Mesela, "sülük" dediler. Nedir? Kanı emen! Hakikaten birileri milletin kanını emiyor, kansız bırakıyor onu. Fakat mukâbele-i bi'lmisil kâide-i zâlimânesine girerek "Kan emen sülükler sizsiniz!" deme küstahlığına girmemeli. İlle de bir şey demek istiyorsanız; karbondioksit atma manasında, şöyle dersiniz: "Kim paralelse, Allah onun belasını versin. Allah yedi sülalesini yerin dibine batırsın. Kim sülükse, Allah onun bin belasını versin. Sülüklerin evlerine ateş salsın. Bizsek yani. Kim çeteyse şayet o çetelerin evlerine Allah ateş salsın. Ellerini dizlerine vurdursun. Kim örgütse Allah onun belasını versin. Kim millet hukuku olarak arpa kadar bir haram yemişse, Allah onun yedi sülalesinin belasını versin!" Bunu söylerken kendi adınıza söyleyin."

İkinci bedduanın tamamını izlemek için tıklayın

Bu son bedduadaki sözlerine bakıldığında Gülen'in hakikaten de tuhaf ve çelişkili ifadeler kullandığı görülebiliyor. Örneğin "'kan emen sülükler' sizsiniz deme küstahlığına girmemeli" diye olumlu bir tavsiyede bulunan Gülen, az sonra ise "yedi sülalesinin belasını versin" diyerek masum nesillere bile beddua edecek kadar tutarsız olabildiğini göstermekte. İşte bu çelişkiler, Gülen'in fizyolojik olduğu kadar özellikle psikolojik açıdan büyük bir düşüş yaşadığı iddiasını güçlendiren çarpıcı bir işaret olarak değerlendiriliyor.

BİR ZAMANLAR HOŞGÖRÜ SEMBOLÜYDÜ

Gülen, aylar önce yaptığı o ilk beddua ile kamuoyunu şok etmiş ve adeta beddua kavramının kendisi ile özdeşleşmesine neden olmuştu. Gülen'i sevenlerden bir bölümü, o bedduanın bir anlık öfkeyle yapıldığını, bu yanlışın geçici olduğunu, hocanın aslında geniş bir hoşgörüye sahip olduğunu iddia ederken diğer bir bölümü ise onun beddua bile olmadığını, 'mülaane=karşılıklı lanetleşme' sayılması gerektiğini belirtmişti. Kafa karıştıran bu açıklama ile Gülen masum gösterilmeye çalışılmıştı. Oysa internetten kolayca ulaşılabilen video görüntülerinde Gülen'in neler söylediği tevil edilemeyecek kadar açık idi.

Gülen'in geçmişte 'hoşgörü' sembolü olarak gösterildiğini hatırlatanlar, onun 'hoşgörü'den 'bedduacılığa' doğru çok hızlı bir değişim geçirdiğini, bunu gösteren örneklerin de giderek çoğaldığını dile getiriyorlar.

Diğer taraftan bu bulguların Gülen'in akıl sağlığının yerinde olmayabileceği şüphesini de akıllara getirdiği iddia ediliyor. Yaşı da oldukça ilerlemiş olan Gülen'in peşpeşe yaşadığı psikolojik travmaların ve aldığı yoğun ilaçların bu sonuca yol açmış olabileceği dile getiriliyor.



GÜLEN'İ BU HALE CIA GETİRDİ

Ayla önceki bir haberimizde ilginç bir iddiayı dile getirmiştik. "Gülen, CIA kontrolünde mi?" başlığıyla 24 Şubat 2014 tarihinde verdiğimiz özel haberimizde, Gülen'in vaazlarında ve verdiği mesajlarında ABD ve İsrail'e toz kondurmamasının şok bir iddiaya neden olduğu belirtiliyordu. Haberde, 50 ve 60'lı yıllarda çok gizli ve yoğun bir zihin kontrol deney programı yürüttüğü ve denekler üzerinde korkunç etkileri olabilecek deneysel ilaçlar ve yöntemler kullandığı ortaya çıkan ABD istihbarat teşkilatı CIA'nın Pensilvanya eyaletindeki Gülen'i de kontrol altına almış olabileceği ileri sürülüyordu. 40 yıldır Türkiye'de sürdürdüğü çok gizli kadrolaşmayı feda etmek uğruna Hoca'nın sergilediği tavırların başka türlü açıklanamayacağı iddiası da haberde dile getiriliyordu. (http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5861)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(26 Ağustos 2014, 18:13)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6236    yazdır/print


 

Flaş!!! Paralel polislere operasyon

İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya operasyon başlatıldı. Biri 'Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas', diğeri ise 'yasadışı dinleme' konulu iki ayrı soruşturma kapsamında yapılan operasyon geceyarısı başladı. İlerleyen saatlerde açıklama yapan Başsavcılık, 115 emniyet görevlisi hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarıldığını, 67 kişinin de şu anda gözaltına alındığını bildirdi. Bu kişilere casusluk, usulsüz dinleme, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, özel hayatın gizliliğini ihlal, konut dokunulmazlığını ihlal, soruşturma gizliliğini ihlal, delil üretme suçları yöneltildi. Polislerin evlerinde yapılan aramaların şu saat itibarıyla devam ettiği bildiriliyor. İlginç bir ayrıntı, operasyonların yapılabileceğine dair ilk işareti bugün gözaltına alınan eski emniyet müdürlerinden Yakup Saygılı dün twitter hesabından duyurmuştu. Gözaltına alınan isimler arasında İstanbul İstihbarat Eski Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve Emniyet İstihbarat Eski Daire Başkanı Ramazan Akyürek ile Yakub Saygılı ve Yurt Atayün de bulunuyor. Operasyonların Gülen cemaatinin Türkiye imamı, yargı imamı, emniyet imamı, yargıtay imamı, TSK imamı gibi üst düzey isimlerine ve paralel yapının yargı uzantılarına doğru genişleyebileceği dile getiriliyor.

22.07.2014 10:12 İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin yönetiminde İstanbul merkezli olmak üzere 22 ilde paralel yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Biri "Selam Tevhid örgütü soruşturmasında kumpas", diğeri ise "'yasadışı dinleme" konulu iki ayrı soruşturma kapsamında yapılan operasyon geceyarısı başladı. İlerleyen saatlerde bir açıklama yapan Başsavcılık, 115 emniyet görevlisi hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarıldığını, 67 kişinin de şu anda gözaltına alındığını bildirdi.

PARALEL YAPININ EVLERİNE ATEŞ DÜŞTÜ!

'Paralel Yapı'ya 22 ilde operasyon

İlk operasyonda aralarında eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün’ün de bulunduğu 40 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, müdür yardımcıları emniyet amiri Kazım Aksoy, emniyet amiri Ramazan Candan, emniyet amiri Gafur Ataç da bulunuyor. Gözaltına alınan kişilere casusluk, usulsüz dinleme, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, özel hayatın gizliliğini ihlal, konut dokunulmazlığını ihlal, soruşturma gizliliğini ihlal, delil üretmekle suçladıkları belirtildi.

Atayün kelepçelendi

Gözaltına alınanlardan Yurt Atayün, 7 Şubat'ta MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve istihbarat yöneticilerine yönelik operasyonu yürüten eski Terörle Mücadele Müdürü idi. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı gözaltına aldırmak için MİT binasına operasyon yapmayı bile planlayan Atayün'ün ellerinin arkadan kelepçelendiği görüldü.

KELEPÇELENME NEDENLERİ: POLİSE DİRENME

Paralel yapı operasyonunda gözaltına alınan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube eski Müdürleri Ömer Köse ve Yurt Atayün gözaltı ve sağlık kontrolleri sırasında polise zorluk çıkarınca kelepçelendiler. Sabah saatlerinde Emniyet davet edilen Yurt Atayün sağlık kontrolü için hastaneye götürüldüğü sırada görevli polislere zorluk çıkarınca kelepçelendi. Atayün'ün avukatı müvekkilinin şov amacıyla kelepçelendiğini iddia etti. Emniyet kaynakları ise Atayün'ün polise zorluk çıkardığı için kelepçelendiğini belirtti. Atayün'ün ellerinin arkadan kelepçelenmesi dikkat çekti.

Atayün gibi Ömer Köse de Haseki Hastanesine sabah 06:00 sıralarında getirildi. Ömer Köse elleri önden kelepçelenmiş şekilde hastaneden çıkarıldı. "Kudüs Selam Tevhid" soruşturmasında binlerce kişinin dinlendiği dönemde görevde olan Köse, elleri önden kelepçelenmiş şekilde görüntülendi.

İKİNCİ DALGA OPERASYONU

Organize Suçlar Şubesi’nin yaptığı 2. Dalga operasyon kapsamında İstanbul’da 12 kişi gözaltında. Gözaltı sayısının artması beklenirken şu an çok sayıda polisin evinde arama devam ediyor.

Gözaltındaki Kazım Aksoy, 7 Şubat Mit krizinde görevden alınmış, 17-25 Aralık soruşturmalarını yürüten Mali Şube'de görevliyken açığa alınmış daha sonra da ihraç edilmişti. Dönemin TEM müdürü Ömer Köse ise soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları üzerine açığa alınmıştı.

İKİNCİ DALGA BAŞLADI

Organize Suçlar Şubesi 2. Dalga operasyon başlattı. İstanbul başta olmak üzere 15 ilde düzenlenen operasyon, 2008-2012 yılları arasında yapılan 200’ün üzerindeki yasadışı dinleme suçlamasıyla dönemin İstihbarat Şubesi görevlilerini kapsıyor. Sahte isimlerle yapılan usulsüz dinlenen kişiler arasında Hanefi Avcı, Emin Aslan, Sabri Uzun ve çok sayıda gazeteci de bulunuyor. Dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer başta olmak üzere tüm istihbaratçıların evinde arama yapılıyor, gözaltına alınacakları öne sürülüyor.

Bu kişilere yönelik suçlama; “Resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma, bilişim sistemini engelleme-bozma, delilleri yok etme, değiştirme, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, haberleşmenin gizliliğini ihlal” şeklinde.

Organize Suçlar Şubesi’nin yaptığı 2. Dalga operasyon kapsamında İstanbul’da 12 kişi gözaltında. Gözaltı sayısının artması beklenirken şu an çok sayıda polisin evinde arama devam ediyor.

İŞTE GÖZALTINA ALINAN İSİMLER

İstanbul İstihbarat Eski Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer
İstanbul İstihbarat Eski Şube Müdürü Erol Demirhan
İstanbul Mali Şube Eski Müdürü Yakup Saygılı
İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt Atayün
İstanbul Terörle Mücadele Eski Şube Müdürü Ömer Köse
Emniyet İstihbarat Eski Daire Başkanı Ramazan Akyürek
Emniyet İstihbarat Eski Daire Başkanı Ömer Altıparmak
Emniyet Müdürü Ramazan Candan
Emniyet Müdürü Yasin Topçu
Emniyet Amiri Kazım Aksoy
Emniyet Amiri Gafur Ataç
Emniyet Amiri Kürşat
Emniyet Amiri Hanif
Polis Memuru Recep Güleç

DİYARBAKIR'DA 2 GÖZALTI

İstanbul merkezli 22 ilde yapılan 17 ve 25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu'nda görev alan polislerin evlerine yapılan baskında Diyarbakır’da da bir emniyet müdürü ve bir polis gözaltına alındı. Diyarbakır’da eş zamanlı iki ayrı adrese operasyon yapıldı. Operasyonda Gaffar Polis Okulunda görevli Emniyet Müdürü Murat Çetiner ile Hazro ilçesinde görevli bir polis memuru gözaltına alındı. Emniyete getirilen müdür ile polis memuru özel bir ekip tarafından soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul’a götürülecek. Polisin yaptığı operasyon sırasında gözaltına alınan 2 polisle ilgili bazı evraklara da el konulduğu öğrenildi.

VAN VE BİTLİS'TE 3 GÖZALTI

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü koordinasyonunda sabaha karşı birçok ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında Van'da da eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Serdar B. ile Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli bir komiserin gözaltına alındığı belirtildi.

Operasyon kapsamında Bitlis'te de bir polisin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltına alınan polisler emniyetteki işlemlerin ardından İstanbul'a gönderilecek.

İZMİR'DE 1 GÖZALTI

Operasyon kapsamında İzmir'de de 1 komiser yardımcısı gözaltına alındı. İzmir'deki görev yerine yakın zamanda atandığı öğrenilen bir komiser yardımcısı operasyon kapsamında gözaltına alındı. Adı açıklanmayan komiser yardımcısı İstanbul'a götürülecek.

ANTALYA'DA 1 GÖZALTI

Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonu kapsamında, Kriminal Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru Mehmet Ö.'yü (28), Muratpaşa ilçesindeki evinde gözaltına aldı. Antalya'da iki yıldır görev yaptığı belirtilen Mehmet Ö., sağlık kontrolünün ardından İstanbul'a gönderildi.

PARALEL YAPI ÖĞRENİNCE OPERASYONLAR ERKENE ALINDI

Paralel yapıya yönelik yapılan operasyonun tarihini erkene aldıran detay da ortaya çıktı. Buna göre, İstanbul Başsavcı vekili Orhan Kapıcı'nın nezaretinde başlatılan operasyon bayramdan sonra yapılacaktı ancak paralel yapıya mensup polislerin operasyon bilgisini dışarıya sızdırmasından sonra İstanbul Başsavcı Vekili Orhan Kapıcı kritik bir karar alarak operasyon tarihini erkene aldı. Operasyon daha önce görülmemiş bir biçimde geceyarısı çok erken bir saatte yapıldı. Operasyon sabaha karşı yapılacaktı ancak polislerin operasyon bilgisini dışarıya sızdırması üzerine savcı Kapıcı kritik bir kararla operasyonların hemen başlaması talimatını verdi.

GÖZALTINA ALINAN MÜDÜR DÜN OPERASYONLARI HABER VERMİŞTİ

Bugünkü operasyonlarda gözaltına alınanlardan biri İstanbul Mali Şube Eski Müdürü Yakub Saygılı. Saygılı, operasyonları dün twitter hesabından yaptığı açıklamada 'Havada Operasyon Var' diye duyurmuştu. 17 ve 25 Aralık soruşturmalarını yürüten, ertesi gün görevden alınan ve ardından meslekten ihraç edilen İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, hükümetin "paralel yapı" olarak nitelendirdiği Fetullah Gülen cemaatine yönelik başlattığı operasyonlardan beklenilen neticeyi alamaması, son dönemde İsrail'in Gazze saldırılarında etkisiz kalışı ve yolsuzluk iddialarının yoğun bir şekilde devam etmesi ile güç kaybettiğini öne sürerek, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi imaj tazelemek ve kamuoyu gündemini değiştirmek için operasyon hazırlığında olduğunu iddia etmişti. Saygılı, kişisel Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Gülen cemaatini işaret ederek, "Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla bir kaç güne kadar yapılması planlanan bir operasyonla ev ve işyerlerinde aramalar yapılarak, 'Ev aramalarında ve bilgisayarlardan neler çıktı neler?" gibi delili olmayan söylemler ile hükümete yakın medya tarafından gündem oluşturulacağını" öne sürmüştü.

YAKUP SAYGILI: GÖZALTINA ALINMADIM, TAŞINMAK İÇİN EŞYALARI YOPLADIM!

İlerleyen saatlerde Yakup Saygılı'dan ilginç bir açıklama geldi. Dün gece yarısı polislere yönelik başlayan operasyon kapsamında gözaltına alındığı iddia edilen İstanbul Mali Şube eski Müdürü Yakup Saygılı, basına yaptığı açıklamada evinde olduğunu, gözaltına alındığı yönündeki bilgilerin doğru olmadığını söyledi.

Saygılı, dün geceden beri uyumadığını ifade ederek şunları söyledi: “Üst komşum ve alt komşum alındı. Böyle bir durumda insan uyuyamaz da… Ben de evimde bekliyor, günlük yaşamımı sürdürüyorum. Ancak, bizim evi lojmanda taşıma durumumuz vardı. Dolayısı ile evde eşyalar toplanmış durumda. Şimdi gelseler evde bir şey bulamayacaklar. Bu nedenle toplu olan eşyalara bakmaları gerekir. Eşyaların taşınması için kamyon bekliyorum” dedi.

Saygılı, dün akşam sosyal medya hesabında yazdığı mesajlara ilişkin ise “Birileri, benim de gözaltında olduğumu yazınca ben de doğrusu durumu biraz da alaya almak için yazdım onları. Yoksa evime gelen giden kimse olmadı. Gelen olur mu onu da bilmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim, devlet istediği kişiyi dinlemek için davet edebilir” şeklinde konuştu.

OPERASYONLAR İMAMLARA UZANACAK

Operasyonların, Gülen cemaatinin imamlarını ve yargı uzantılarını da kapsayacağı duyumları gelen bilgiler arasında. Operasyonun Gülen cemaatinin Türkiye imamı, yargı imamı, emniyet imamı, yargıtay imamı, TSK imamı gibi üst düzey isimlerine ve paralel yapının yargıdaki uzantılarına yöneleceği ileri sürülüyor.

OPERASYONU YÜRÜTEN SAVCILAR

Gözaltıların yaşandığı paralel yapı soruşturmasını 3 savcının yürüttüğü belirtiliyor. İstanbul Cumhuriyet Savcıları İrfan Fidan ile Okan Özsoy soruşturmanın başında bulunurken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Orhan Kapıcı ise soruşturmanın koordinatörü. "Selam Tevhid / Casusluk" soruşturmasını İstanbul Cumhuriyet Savcısı İrfan Fidan'ın, "Yasadışı Dinleme" ile ilgili istihbarat şubesinden 39 şüpheli hakkında yürütülen soruşturmayı da İstanbul Cumhuriyet Savcısı Okan Özsoy'un yürüttüğü öğrenildi.

------------------------------------------------------------------------------

BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA

Saat: 11.23 - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyonlarla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şu şekilde:

"T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Sayı : 2207/2014 Konu: 21.7.2014 tarihli soruşturmalar.
BASIN AÇIKLAMASI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun yaptığı 21.07.2014 tarihli operasyonlara ilişkin açıklamadır:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kapatılan TMK 10 ile yetkili bölümünde 2010 yılından beri yürütülen ve daha önce konuyla ilgili C.Başsavcılığımızın açıklama yapılan sözde selam-tevhid adlı örgüt kurulduğu iddiasıyla 251 kişi hakkında yürütülen soruşturmayla ilgili yapılan inceleme ve araştırma tamamlanıp 251 kişi hakkında Takipsizlik karan verildiği.

Karar gerekçesinde de belirtildiği üzere ortada terör örgütü kurulduğu yönünde delil olmadığı halde bir kurgu oluşturularak 2010 yılında soruşturmaya başlandığı, yaklaşık 3 yıl süreyle 251 hedef kişi toplamda 2280 kişinin dinlendiği, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın ve bakanlarının diğer ülke yetkilileri ile olan görüşmelerinin kaydedildiği, MİT müsteşarının kod adıyla örgüt üyesi olarak dinlenip kasdedildiği, özetle casusluk yapıldığının tespiti üzerine 21.7.2014 tarihli talimatımızla sözkonusu selam-tevhid adlı örgüt adıyla soruşturma yapan gerçekte amaçlarının casusluk olduğu belirlenen 76 emniyet görevlisi hakkında yakalama ve gözaltı talimatı verilmiş olup, şu an itibariyle 52 şüphelimiz alınmış diğer şahısların yakalanmaları ve gözaltına alınmaları yönündeki uygulamalar halen devam etmektedir.

Yine Emniyet Genel Müdürlüğü Müfettişlerinin İstanbul Emniyet İstihbarat Şubesi hakkında ki suç ihbarında çok sayıda kişinin sahte kimlik ve bilgilerle değişik zaman dilimlerinde özel amaçlı dinlenip konuşmalarının kayda alındığı yönündeki ihbarı üzerine yapılan soruşturmada ilk başta 250 civarında içlerinde milletvekili, hakim, basın mensubu, üst düzey bürokrat olan kişinin sahte belgelerle ilgisi olmadıktan yasadışı örgüt üyesi oldukları gerekçeleriyle dinlendikleri, bu işlemin tamamen özel amaçlı yapıldığı, devletin güvenliği ile ilgili olmadığı anlaşılması üzerine Emniyet İstihbarat Şubesinde görevli 39 şüpheli hakkında 21.7.2014 tarihli yakalama, arama, gözaltı talimatı verilmiş olup, şuan itibariyle 15 şüpheli gözaltına alınmış olup, uygulama halen devam etmektedir. Bu konudaki Basın açıklamamız ön bilgidir. Kamuoyuna saygıyla sunulur."

------------------------------------------------------------------------------

GAZZE'DEKİ VAHŞETE SESSİZ ÇIĞLIK ATMIŞLARDI

PARALEL MEDYADAN OPERASYONLARA SESLİ ÇIĞLIK!

Operasyonlar paralel medyada tepkiyle karşılandı. Paralel medyanın merkez yayın organı Zaman, haberi internet sitesinde sabaha karşı verdi. Zaman'ın "Yolsuzlukları ortaya çıkaran polislere sahur vakti operasyon" başlığıyla verdiği haber şöyle:

"17 ve 25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu'nda görev alan polislere yönelik saat 01.30 sıralarında operasyon başladı. Bazı polis lojmanlarına baskın yapıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, şüpheli olarak görülen polislerin evlerine gece saat 01.30 sıralarında baskın yaptı. Ramazan ayında sahur vaktine denk gelen ilk baskınların Halkalı'daki polis lojmanlarında kalan Emniyet görevlilerine yapıldığı ve şu anda evlerde aramaların devam ettiği belirtildi.

17 ve 25 Aralık Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonları'nda hırsızları yakalayan polis şefleri ve emniyet mensuplarına gece yarısı hukuksuz operasyon yapıldı. TCK ve CMUK uygulamalarına göre gece yarısı arama, baskın ve operasyon yapılamıyor.

OPERASYONU YANDAŞLAR DUYURDU

Gece 1.30 sularında Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturmasını yürüten polislere yönelik yapılan operasyonu, ilk olarak hükümete yakın gazetelerde çalışan muhabirler duyurdu. TvNet, A Haber'in yanı sıra Yeni Şafak ve Sabah muhabirleri, sosyal medyadan operasyonun detaylarını paylaştı. TRT ve A Haber, gözaltılarının hemen ardından son dakika geçerek dün akşam saatlerinde Zaman'ın geçtiği haberi doğrulamış oldu. Haberde, yandaş medya çalışanlarına “Yarın 05.00-05.30'da 100 civarında polise operasyon yapılacak, erken gelin!”talimatının verildiği yazılmıştı."

'Operasyon yapılacak, gelin'

Zaman gazetesinin internet sitesinde, iktidara yakın yayınlardan gazetecilerin emniyete davet edilerek brifing verildiği iddiası da dün akşam şu haberle duyurulmuştu.

"Avukatlardan gizlenen soruşturma dosyalarının içeriğine hükümete yakın medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin vakıf olduğu, hatta yarın yapılacak operasyonlar için tetikte olmaları hususunda adliye ve emniyet kaynakları tarafından uyarıldıkları öğrenildi. İddiaya göre, bazı savcı ve emniyetçiler, “Yarın 05.00-05.30'da 100 civarında polise operasyon yapılacak, erken gelin!” diye uyarıda bulundu.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarında görev yapan dönemin Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı’nın sabah erken saatlerde Twitter hesabında ‘Havada operasyon kokusu var’ başlığıyla dile getirildiği iddiaları teyit eden operasyonun mahiyeti bilinmiyor. Ancak Saygılı, Twitter’dan yazdığı notlarında “Hukuksuz bir operasyon yapılarak, bunun Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde meydanlarda Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından kullanılacağına dikkat çekmişti.

İktidarın operasyon amacıyla oluşturduğu yeni adli mekanizma için HSYK'nın geçen hafta atadığı sulh ceza hâkimleri ve kendine yakın gördüğü savcılar eliyle yapmak istediği operasyonları şova dönüştürmek istediği bu yüzden gazetecilerin haberdar edildiği ileri sürüldü. Operasyonların Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde sözde 'paralel yapı' safsatasına yönelik harekete geçirildiği algısı oluşturmak için şov yapmak, yolsuzluk ve rüşvet iddialarını örtbas etmek, hükümetin İsrail'in Gazze saldırılarından sonra yönetemediği dış politik yanlışları örtme amacı taşıdığı belirtiliyor. Gözaltına alınacak kişilerin adreslerinde aramalar sürerken zor durumda olduklarına ilişkin fotoğraflar çekilmesinin istendiği de gelen bilgiler arasında.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın paralel yapı ile mücadele safsatasına yönelik yapılması düşünülen operasyonlarda yeni kurulan Sulh Ceza Hâkimlerinin kullanılacağını itiraf ettiği “Zaten şimdi yargı süreci başlıyor. Sulh Ceza Hâkimleri götürecek” ifadelerinden hemen sonra ortaya atılan bu iddia adliye ve emniyet koridorlarına bomba gibi düştü."


'FUATAVNİ' TAKMA ADLI EMRE USLU OPERASYONU İLK HABER VEREN KİŞİ OLDU:

Operasyonların başladığı haberi sosyal medyada ilk olarak, 01:50 sıralarında Twitter'da @fuatavni adlı hesapta dile getirildi. Fuatavni’nin yanı sıra Yeni Şafak gazetesi muhabiri Cihat Arpacık da operasyonu "son dakika" olarak duyurdu. Twitter'da @fuatavni kullanıcı adıyla yazdığı ortaya çıkan cemaat yazarlarından eski polis görevlisi ve Taraf yazarı Emre Uslu, operasyonları gece ilk haber veren isim oldu. Uslu, twitter hesabından hesabından sabaha karşı şu mesajları paylaştı:

-Operasyon başladı. Gazze ateşini söndürmek bir yana yolsuzluğu ortaya çıkaran emniyet mensuplarını sahur sofrasından alıyorlar.
-Alibeyköy ve Halkalı başta olmak üzere İstanbul’da yirmi dokuz emniyet mensubunun evine an itibariyle girildi. BB, kara harekatı başlattı.
-DHKP-C’lilerin saat 5’te alınmasına isyan edenlere duyurulur. Dünyada örneği olmayan operasyon gece 1.50’de başladı.
-Emniyet mensuplarının ailelerine bilgi verilmiyor, sorgusuz sualsiz evler aranıp gözaltı oluyor. Bazılarının anne babaları fenalık geçiriyor.
-Gözaltına alınan emniyet mensuplarının bir kısmı emniyete getirildi. Diğerleri sevk ediliyor.
-Emniyet mensuplarının içerisinde genç ve rütbesiz olanlara operasyon devam ediyor. Müdürlere operasyon gece dörtten sonra düşünülüyor.


------------------------------------------------------------------------------

YILMAZER'İN EVİNDE ARAMA YAPILIYOR

Saat: 14.15 - Emniyette "paralel yapı" iddialarına ilişkin yürütülen "casusluk" ve "yasa dışı dinleme" soruşturmaları kapsamında, eski İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer'in evinde başlayan arama çalışmaları devam ediyor. Yılmazer'in, Sarıyer Uskumruköy'de bir villa sitesinde bulunan evine sabah erken saatlerde gelen polis ekipleri, arama başlattı. Arama çalışmalarının devam ettiği sırada, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerin de Yılmazer'in evine geldiği görüldü. Basın mensuplarının girişine izin verilmeyen sitenin dışında ise jandarma ekipleri bekliyor.

YILMAZER İKİNCİ SORUŞTURMA KAPSAMINDA GÖZALTINA ALINDI

Yılmazer, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün gerçekleştirdiği 2. operasyon kapsamında gözaltına alındı. Sabah 07.00 sıralarında 15 ayrı ilde eş zamanlı olarak başlatılan ve 39 şüphelinin bulunduğu soruşturma kapsamında ilk aşamada 15 kişi gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Okan Özsoy'un yönettiği operasyonun en önemli isimleri ise Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan oldu. Hakkında gözaltı kararı alınan Erol Demirhan henüz bulunamazken, Ali Fuat Yılmazer Zekeriyaköy’deki villasında gözaltına alındı.

Bu kapsamda aralarında siyasi, bürokrat, basın mensubu, savcı ve hakimlerin bulunduğu 250 kişinin sahte isimlerle ve usulsüz işlemlerle yasa dışı olarak telefonlarının dinlendiği tespit edildi. Bu kapsamda aralarında siyasi, bürokrat, basın mensubu, savcı ve hakimlerin bulunduğu 250 kişinin sahte isimlerle ve usulsüz işlemlerle yasa dışı olarak telefonlarının dinlendiği tespit edildi. Yasadışı telefon dinlemesinin özel amaçlı yapıldığı ve devlet güvenliğine ilişkin olmadığının belirlendiği açıklandı.

YILMAZER TWITTER'DAN YAZDI

Zekeriyaköy'de evi aranan Ali Fuat Yılmazer gözaltına henüz alınmamışken tepkisini twitter'dan şu sözlerle gösterdi:

"Doğrusu; ben bu operasyonun Ramazan'da yapılabileceğine çok ihtimal vermiyordum, hele ki tam da sahur vaktinde...Bu hükümet benim gibi birini bile hala şaşırtmaya devam ediyor ya, pes doğrusu...Allahım, bu ülke ne kadar ehliyetsizlerin eline kalmış ve ne yazık ki muazzam bir vurdumduymazlık hakim. İş vatan evlatlarına gelince aslan kesilen bu insafsızlar zümresine, bir şey anlatabilmek belli ki bizim harcımız değil.Hele ki inançlı kesimin tezahüratları da bu işe eşlik etmiyor mu, asıl insanı çaresiz bırakan da o...'Yetti artık' diyeceğim ama bilirim ki yakışık almaz... Şu mübarek Ramazan'da bu zulmü reva görenleri Sana havale ediyoruz Allahım!.."

YAKALAMA KARARLARI SULH CEZA HAKİMİNDEN

Saat: 14.43 - Polislere yönelik gece yarısı başlatılan operasyonda, arama, yakalama ve el koyma kararını yeni kurulan Sulh Ceza Hakimliğinin verdiği ortaya çıktı. Hakim Hulusi Pur kararı veren hakim.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), her türlü tutuklama, arama ve el koyma kararı ile bu kararlara itirazları karara bağlayacak olan Sulh Ceza Hakimlerini 16 Temmuz tarihinde atadı. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na 6 Sulh Ceza Hakimi atandı. Bu hakimlerin arasında yer alan 2. Sulh Ceza Hakimi Hulusi Pur, gece başlatılan operasyonun arama, yakalama ve el koyma kararlarına imza attı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun talebi üzerine Hakim Pur bu kararları aldı. Hakim Pur, aynı zamanda 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması kapsamında Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın aralarında bulunduğu 6 kişinin tahliyesine karar vermişti. Paralel medyadaki haberlere bakıldığında operasyonlara ve Hakim Pur'a tepki gösterildiği gözleniyor.

İDDİA: HOCANIN BEDDUASI HEDEF ŞAŞTI, ATEŞ PARALEL MEDYAYA DÜŞTÜ

Paralel medyada ayrıca genel olarak operasyonların 17 Aralık hırsızlığını örtmek için yapıldığı iddia ediliyor. Gözaltına alınanlara yöneltilen suçlamalardan ise bahsedilmiyor. Örneğin 2280 kişinin 3 yıldır dinlendiği ortaya çıkmıştı. Bir çoğu tanınmış manken ve sanatçılara kadar uzanan isimlerin Selam Tevhid örgütüne üyelik gerekçesiyle dinlendiğinin ortaya çıkması şok etkisi yapmıştı. Ancak paralel medyanın nedense olayın bu yanına hiç dokunmadığı gözleniyor.

Sosyal medyada dile getirilmeye başlanan iddiaya göre; Hocanın bedduası hedef şaştı. 17 Aralık polis ve savcıların görevden alınmasına büyük tepki gösteren Fetullah Gülen, hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e tepkisini gösteren bir mektup yazmış ve devreye girmesini istemişti, hem de "Evlerinize ateş düşsün" diye olayın sorumlularına canhıraş beddua etmişti. Gülen'in bedduasının hedefini şaştığı ve kendi adamlarına isabet ettiği ileri sürülüyor. Gülen beddua olayından bir süre sonra yaptığı bir konuşmada bedduanın tutmamasına gerekçe olarak, cemaat mensuplarının ihlasının eksik olmasını göstermişti. Sahabe ve evliyaların bile şehit olup defnedilmek için geldiği vatanını terkedip ABD'de yaşamayı tercih ettiği için hocanın bedduasının tutmayacağı, tutmasını istiyorsa buraya gelmesinin birinci şart olduğu konuşuluyor. Diğer şartlar hoca geldiğinde konuşulur denilen sosyal medyada bedduanın hedef şaşması konuşuluyor.

GÖZALTI SAYISI 100'E ULAŞTI

YILMAZER KELEPÇELENEREK GÖTÜRÜLDÜ

Saat: 19.46 - İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in evindeki aramalar sona erdi. Yılmazer gözaltına alınarak polis aracıyla götürüldü. Yılmazer'in Sarıyer Zekeriyaköy'deki evine sabah saatlerinde gelen polis ekipleri saat 17.30'a kadar aramalarını sürdürdü. Yaklaşık 12 saat süren aramanın ardından polis ekipleri Yılmazer'i gözaltına aldı. Sarıyer Zekeriyaköy’deki evinde yapılan 12 saatlik aramanın ardından gözaltına alınan eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildi. Hastanede sadece 5 dakika kalan Yılmazer, polisler eşliğinde Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Ali Fuat Yılmazer’in ellerinin kelepçeli olduğu dikkat çekti.

Bu arada İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi tarafından sabaha karşı yapılan operasyonda gözaltına alınanların sayısı 100'e yükseldi. Dün gece yarısından itibaren başlatılan operasyonda gözaltına alınan şüpheliler, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan sağlık kontrollerinin ardından Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Gözaltı sayısı akşam saatlerine kadar 99'a ulaştı. En son, Sarıyer Zekeriyaköy'deki evinde 12 saat arama yapılan eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer gözaltına alındı. Böylece gözaltı sayısı 100'ü buldu. Operasyonda, 115 emniyet mensubu hakkında yakalama ve gözaltı kararı bulunuyor.

------------------------------------------------------------------------------

SINIR KAPILARI ALARMA GEÇİRİLDİ

23.07.2014 13:03 Operasyonlar, paralel yapıda büyük paniğe neden oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün verdiği bilgiye göre, "casusluk" ve "yasa dışı dinleme" soruşturması kapsamında aranan paralelci polislerin ve yapının diğer unsurlarının yurt dışına kaçma ihtimaline karşı sınır kapıları ile havaalanları alarma geçirildi. Avukat Celal Ülgen, "Panikleyip yurtdışına kaçabilirler. Bunun için önlem alınmalı. Hatta medya ayağından birkaçı yurtdışına kaçmış bile. İnternetten 'Brüksel'de kahve içmeye bekliyorum' deyip dalga geçiyor" diye uyardı.

OPERASYONLARA DESTEK

Ergenekon-Balyoz sanıklarının avukatı Celal Ülgen: Şu andaki operasyon aslında birinci dalga. Ergenekon davasındaki dalgalar gibi gözaltına almalar devam edecektir. Bunun arkasından medya ayağı ve yargı ayağı gelecek. Bu kişiler belli bir döneme damgasını vuran, komplo ve siyasi ahlaksızlıkların tam tepesinde yer almışlardı. Operasyon sadece polis şefleriyle kalırsa, hareket kadük olur. Bu isimler aslında kuklaydı. Bu kuklaların iplerini elinde tutan kişilere ulaşmak gerekir. Hukuksuzluğu bayrak edinenlere hukuk uygulansın diyebilirim.

Ergenekon hükümlüsü Dursun Çiçek'in kızı Avukat İrem Çiçek: Gözaltına alınan isimlerin çoğunluğu kumpas davalarının düzenleyicileri olarak sahte delillerle yüzlerce masum insanı tutuklatıp, müebbet hapis aldırdıkları süreçte görev almış kişiler. Bizlerin dava süresince suç duyurusunda bulunduğu isimler. Bu soruşturmanın gerçekleri ortaya çıkarmayı amaçlamasını istiyoruz. Açılan davaları müdahil olarak takip edeceğiz. Ve onlardan farklı olarak intikam değil adalet peşinde olacağız. Maşalar ve maşayı tutan eller ortaya çıkana kadar davaların peşini bırakmayacağız.

Ergenekon zanlısı iken intihar eden Yarbay Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar: Çok canımızı yaktınız. Çok zulmettiniz. Umarım siz adil hukuktan mahrum kalmazsınız.

Balyoz hükümlüsü Org. Ergin Saygun’un kızı Ece Saygun: Babamı gözaltına alan, sorgulayan ve sabah 5’te uyandırıp göğsüne yafta tutturup sabıka fotoğrafı çektiren Kazım Aksoy da gözaltında.

Paralel yapıyla ilgili içeriden itiraflarda bulunan Yazar Latif Erdoğan: Çok hayırlı bir operasyon. Bugüne kadar yüzlerce, binlerce insan haksızca dinlenmiş, takibe alınmış, hiç alakası olmayan örgütlerle ilişkilendirilmiş. Bu Tevhit- Selam Örgütü üzerinden yapılan operasyon başarılı olsaydı başta Başbakan olmak üzere iktidar partisindeki birçok insan bugün hapisteydi. İktidar paralel yapıya karşı Yargıtay ve HSYK da tedbirini almalı. Sahur vakti operasyon yapıldı şeklinde ajitasyon yapılıyor. Siz aynı saatte masum insanlara operasyonlar yapmadınız mı?

Cüneyt Toraman (Tevhid Selam davası avukatı): Davamız takipsizlik aldı. Zaten başka bir seçenek yoktu. Dosyada müvekkillerimiz hakkında tek bir suç yoktu. Bu dosya paravan olarak kullanıldı. İnsanları dinlemek için bizim dava dosyamızı kullandılar. Bu dosyanın tamamı düzmece ve sahteydi. Binlerce insanı dinlemek için paravana ihtiyaçları vardı. Bizim dosyayı kullandılar.

Adnan Bulut: F tipi basın ‘kelepçe’ diye yaygara yapıyor. F tipi polis uçağın kapısında yüzlerce kişinin önünde kelepçe taktı bana. Nereye kaçacaktım?

Barış Pehlivan: Gözaltına alınan polisler çok kişinin hayatını çaldı. Dileğim, gerçek suçlarından adil yargılanmaları ve bize ettikleri zulmü görmemeleri.

Recep Yeter: Kimse evlerinden delil vs. çıkmasını beklemiyor. Delil üretme ustalarının delil yok etmedeki ustalığını da tahmin edebilirsiniz.

(22 Temmuz 2014, 10:12), son güncel.: (23 Temmuz 2014, 13:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6120    yazdır/print


 

Gülen, darbeyi başarmak üzere

Yargı içindeki uzantılarıyla HSYK seçimlerinde oy verecek 13 bin hakim ve savcıyı ablukaya alan paralel yapı, destek alabilmek için tehdit ve şantaj kartını kullanıyor. Paralel yapı, HSYK seçimlerini alıp, kaçırdığı dosyalar üzerinden darbeye hazırlanıyor. Eğer önlem alınmazsa paralel yapılanmanın HSYK seçimlerini örtülü kadrolarıyla kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor.

18.07.2014 12:17 17 ve 25 Aralık darbe girişimleri yarım kalan paralel yapı, HSYK seçimlerini kazanarak yarım kalan yargı darbesini tamamlama planları yapıyor. Paralel yapıya yakın hakim ve savcılar, HSYK seçimi öncesi sıkı bir örgütleme çalışması başlattı. “Yarım kalan darbeyi tamamlayacağız. Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığı koltuğundan alıp hapse yollayacağız” diyen paralel yapının yargı içindeki uzantıları, kendilerinden olmayan hakim ve savcıların oyunu almak için adliye adliye gezerek, “Bize oy vermezseniz yerinizden olursunuz. Kasetleriniz ortalığa dökülür” baskısı yapıyor.

Tek gündemleri HSYK seçimi

Yargı içindeki paralel uzantıların şu günlerdeki tek gündemi Ekim ayında yapılacak olan HSYK üye seçimleri. Geçtiğimiz günlerde Yargıtay Başkanlık Kurulu seçimini kazanan paralel yapının şimdiki hedefi HSYK seçimlerini almak ve yarım kalan yargı darbesi girişimlerini tamamlamak. Uzun zamandır çalışmalar yapan paralel yapının Türkiye genelinde oy kullanacak 13 bin hakim ve savcıyı baskı baskı altına aldığı konuşuluyor.

Yargıtay’da 174 paralel üye var

Paralel yapının geçtiğimiz günlerde yapılan Yargıtay 1. Başkanlık Kurulu seçimini sosyal demokrat üyelerin desteğiyle kazandığı belirtildi. 370 kişiden oluşan Yargıtay’da yaklaşık 174 paralel yapıya yakın üye olduğu kaydedildi. Kurul seçiminde 194 oy ile seçim kazanıldığından aylardır çalışma yapan paralel yapının gerekli olan 20 oyu da YARSAV’a yakın üyelerden alarak tamamladığı öne sürüldü.

Başbakan hepimizi yok edecek

YARSAV üyelerine “Başbakan diktatör ve hepinizi yok edecek. Bize oy verin Başbakanı ve kabineyi ele geçirelim” diye oy vermeye ikna ettikleri kaydedildi. Birinci Kurul’un, hangi dairenin hangi dava dosyalarına bakacağına karar veren en kilit birim olması bu açıdan önem taşıyor.

Amaç eski dosyaları açmak

Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’ndaki bu zaferlerinin ardından rahat bir nefes alan paralel yapının buradaki hedefinin “Balyoz, Ergenekon, 17-25 Aralık, Askeri Casusluk ve KCK davalarını yeniden eski sisteme döndürmek. Çözüm sürecini baltalamak ve toplumun birçok kesimini hükümete karşı isyana teşvik etmek. Böylece oluşacak kaos ortamından istifade edilerek başta Başbakan olmak üzere toplumun birçok kesimine operasyon yapmak” olduğu öne sürüldü.

‘Taş üstünde taş kalmayacak’

Paralel yapının Yargıtay’daki bu kalesini sağlama aldıktan sonra şimdi de HSYK seçimleri için var gücüyle çalışmalarına hız verdiği öğrenildi. “HSYK seçimini aldıktan sonra taş üstünde taş bırakmayacağız” diyen paralel yapının yargı içindeki uzantılarının, “Yarım kalan darbeyi bu kez tamamlayacağız” dedikleri belirtildi. Buradaki asıl amaçlarının HSYK seçimlerinde zafer elde ettikten hemen sonra İstanbul, Konya, Afyon, Bursa, Sakarya ve Adana’da hazır beklettikleri hakim ve savcılarını derhal kritik yerlere atayarak düğmeye basıp operasyonlar yapmak olduğu belirtildi.

Kimliğini gizleyen aday olacak

HSYK seçimlerini almak için tanınan üyelerinin yerine kriptolu elemanlarını aday göstereceği belirtilen paralel yapının, böylece seçimi daha kolay almayı hedeflediği belirtildi. Milliyetçi, solcu veya tarafsız gibi görünen kriptolu üyeleriyle seçime girecek olan paralel yapının, seçimleri kazandıktan hemen sonra yarım kalan yargı darbesini bitirmek için düğmeye basacağı ifade edildi.

KENDİLERİNDEN OLMAYANA BASKI

HSYK’YI tam kontrol altına alma çalışmaları kapsamında adliye adliye gezen paralel yapıya yakın yargı mensuplarının meslektaşlarına “Başbakan diktatör. Hükümet hepinizi yok edecek. Geleceğiniz ve güvenliğiniz tehdit altında. Bize oy verin kazanın. Bunların hepsini Silivri’de yargılayacağız” diyerek kendilerinden olmayan tarafsız birçok yargı mensubuna baskı yaptıkları kaydedildi. 13 bin hakim ve savcının oy kullanacağı HSYK seçimlerinde 3 bin kişinin paralelci, 3 bin 500 kişinin tarafsız, 1700 kişinin muhafazakar, 2 bin kişinin milliyetçi ve 2 bin kişinin de sol görüşlü olduğu belirtildi.

Erdoğan’ı Köşk’ten indirme planı hazır

YARGIYI tamamen ellerine geçirdikten sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı, Cumhurbaşkanı olması halinde hakkında 7 Şubat 2012 KCK-MİT soruşturmasını bahane ederek “Vatana ihanet etmek” iddiasıyla operasyon yapıp hapse atma planı yaptıkları belirtildi. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve kabinedeki tüm çalışmaları yargı eliyle denetlemeye hazırlanan paralel yapının bu yüzden HSYK seçimlerine çok önem verdiği ifade ediliyor.

Oy verin yoksa kasetiniz çıkar

Paralel yapının HSYK seçimlerinden galip çıkmak için sol görüşlü, milliyetçi ve tarafsız olan hakim-savcıları ikna etmek için “Bize oy verin. Yoksa yerlerinizden olursunuz. Kasetleriniz ortaya çıkar” baskısı yaptığı belirtildi. Yargı mensuplarının sosyal buluşma alanı olan www.adalet.org adlı internet sitesini de örgütlenme üssü yapan paralel yapının birçok mensubunun adliyelerde oda oda gezip tehditler savurduğu ve Başbakan’a hakaretler yağdırdığı kaydedildi.

KAÇIRDIKLARI DOSYALARI KULLANACAKLAR

HSYK seçimlerinden galip gelmesi halinde paralel yapının, başta darbeci savcılar Zekeriya Öz, Muammer Akkaş, Celal Kara, Cihan Kansız, Ercan Şafak ve Fikret Seçen gibi isimleri kritik makamlara atayacağı konuşuluyor. 17-25 Aralık yargı darbesi girişimin ardından devletin bile elinde olamayan pek çok bilgi ve belgenin paralel yapı tarafından kaçırıldığı ve HSYK seçimlerinden sonra tekrar kullanılacağı öne sürüldü. (Star)

------------------------------------------------------------------------------

PENSİLVANYA HSYK’YI NEDEN İSTİYOR?

Aynı konuda Star yazarı Elif Çakır da bir yazı kaleme almış. Çakır'ın yazısı şu şekilde:

"Adı üstünde HSYK: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu sadece bir idari kurum. Ne Danıştay ne Yargıtay ne de Anayasa Mahkemesi gibi bir hukuk kurumu değil. Peki, o halde Pensilvanya neden HSYK’yı ister, ille de HSYK’ya gözünü diker?

17-25 Aralık’tan bu yana yaşadıklarımıza bakınca sanırım ‘Neden HSYK’ sorusunun cevabı daha iyi anlaşılıyor.

Ve bir şey daha... Pensilvanya’da bulunan Paralel Örgüt liderinin 1 Ağustos 2010 tarihindeki o çok konuşulan hepimize “vay be” dedirten ‘referandum değerlendirmesini’ bugünlerde bir kez daha 17-25 Aralık darbe kalkışmalarıyla birlikte okumamız gerekiyor.

Hatırlıyorsunuz değil mi? Paralel Öörgüt lideri “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda ‘EVET’ oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da... Ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır” açıklamaları yaparken;

Paralel Örgüt’ün medyasında Türkiye’nin demokrasi rayına oturabilmesi için mevcut HSYK yapısının değişmesi gerektiğine dair haberler, analiz-yorumlar yayınlanıyordu.

Paralel Örgüt’ün tüm kurumları maddi ve manevi olarak referandumun destekçileriydiler; ‘Hocaefendileri’nin ‘gerekirse mezarlarından kaldırın ve oy kullandırın’ talimatını yerine getiremeseler de, yurt dışında yaşayanların Türkiye’ye gelip ‘EVET’ oyu kullanabilmelerini sağlamak için günü birlik uçaklar kaldırdılar...

Dahası deyim yerindeyse medyalarının ülke genelindeki tüm bürolarını ve temsilcilerini AK Parti’nin emrine amade kıldılar, parti teşkilatlarının sahaya çıkmasına gerek dahi kalmayacak bir gönüllülükle çalıştılar.

Allah’ım bu nasıl bir samimiyetti, bu nasıl bir darbe karşıtlıydı, nasıl da coşkuyla vesayetçi geçmişle hesaplaşılsın istiyorlardı!

Oysa şimdi anlaşılıyor ki, referandum bahane HSYK yapılanması şahaneymiş. “EVET” demeyen kimse kalmasın diye yurt dışından kaldırılan ücretsiz uçaklar ne milletin hayrı için ne de Başbakan Erdoğan’ın kara kaşı, kara gözü içinmiş!

Ne diyordu Pensilvanya “Bu pakette milletin istikbali adına çok önemli düzenlemeler var.”

“Millet”ten neyin kastedildiğini anladınız değil mi? Paralel yapılanmanın istikbaliymiş kastedilen...

Peki, neden HSYK? Ya da HSYK neden bu kadar önemli?

Tane tane anlatalım ki daha iyi anlaşılsın.

- Türkiye’de 13 bin hakim ve savcı var ve bütün bu hakim ve savcıların nereye tayin olacaklarının (Zekeriya Öz nerede olmalı, Fikret Seçen’i nereye vermek lazım gibi) kararını HSYK veriyor.

- Hangi hâkimin hangi mahkemede çalışacağına, hangi savcının yine hangi şehirde başsavcı mı, başsavcı vekili mi olacağına yine HSYK karar veriyor. (HSYK’nın 1. Dairesi)

- Hakimlerin idari yönden üstü sayılan ve tek kişisi olan Adalet Komisyonu Başkanı ve üyesini de HSYK atıyor.

Adalet Komisyonu Başkanı fonksiyonu nedir?

Bir hakim izne ayrıldığında ya da bir hakim rapor aldığında yerine geçici olarak hangi hakimin yetkilendirileceğine Adalet Komisyonu Başkanı karar veriyor.

Sormaya devam edelim. Peki “geçici yetkiliyle görevlendirilen bir hakim” ne yapabilir? Çok şey.

Dursun Çiçek’in tutuklanmasını hatırlayın ya da Ergenekon, Balyoz, KCK, Şike Davası’ndaki tutuklanma süreçlerine ve hangi mahkemelerin ve hangi hakimlerin tutuklanma kararı verdiğine baktığınızda karşımıza hep ‘nöbetçi mahkemece ve hakim’ tarafından tutuklandığı gerçeği çıkıyor. Tüm tutuklamaların nöbetçi mahkeme ve izne ayrılmış bir hakimin yerine geçici olarak görevlendirilen bir hakim tarafından yapılması bir tesadüf olabilir mi?

Paralel Örgüt tüm kararlarını izne çıkan (zorunlu olarak izne çıkması istenen) hakimin yerine geçici görevle yetkilendirilen hakimlere aldırdı ve aldırmaya devam ediyor.

En son Yeni Şafak gazetesi Adana’daki yasa dışı dinlemelerden sorumlu tutulan 6 polisin, nöbetçi mahkeme ve hakimce bırakılacağına dair mahkeme oyunlarını deşifre eden haber yapması üzerine neler yaşandığı ortada. Hakim sadece “gazeteye bomba atılsın” demedi. Girin internete ve ‘Tutun şu savcıyı” haberini arayın bir medya kuruluşunun yargı eliyle nasıl linç edilmek istendiğini görün.

- Bu tür organizasyonları ve tüm bu organize işleri HSYK yapıyor yani operasyonun merkezi HSYK’dır. (HSYK içindeki Pensilvanya’nın teknik nakavt tekniği uzmanları diğer arkadaşları kandırmaya devam etsinler.)

- Devleti ve toplumu ilgilendiren stratejik davaların gittiği ve verdiği kararlarla devletin işleyişini ve hükümetin icraatlarını çok ciddi şekilde etkileyerek hükümeti çalışamaz hale getirme gücünü elinde bulunduran kurum Yargıtay’ın üyelerini de HSYK atıyor.

- Yine hükümetin idari yönden yapmış olduğu çok büyük ölçekteki bir takım icraatlarını, politikalarına sık sık verdiği ‘yürütmeyi durdurma’ kararlarıyla hükümeti adeta çalışamaz hale getiren İdari Yargı ve Danıştay’ın üyelerini de HSYK atıyor. (TEOG ve SBS konusundaki verdiği kararların üzerinde henüz dumanlar tütüyor.)

- Aynı zamanda bütün hakimlerin ve savcıların suçlarıyla ilgili idari ve soruşturma kararlarını veren merci yine HSYK. Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Sedat Sami Haşıloğlu, Hasan Hüseyin Özese’yle ilgili HSYK’ya yapılan bütün suç duyuruları nasıl sümenaltı edilerek haklarında adli ve idari soruşturmaların engellenmesinin başka bir izahı olabilir mi?

Ya da şunu soralım Savcı Muammer Akkaş HSYK’daki ağabeylerine güvenmeseydi Çağlayan Adliyesi’nin önünde elinde bildiri dağıtabilir miydi? Peki Muammer Akkaş’ın bildiri dağıtmasına sahip çıkan HSYK bunu hangi hukuki çerçevede açıklayabiliyor?

- Paralel Örgüt’ün lehine çıkabilecek kararların alınmasına olanak sağlayan yine HSYK’nın yaptığı atamalardır.

- Yargıtay’da geçen hafta yapılan Başkanlık Kurulu seçimlerinin Pensilvanya lehine sonuçlanarak 20 üyenin tamamının silme paralel örgütten seçilmesi, 2010 referandumu sonrasında HSYK 1. Daire Başkanı’nın yargıdaki tüm kilit noktalara paralel örgütün adamlarını yerleştirmesinin bir sonucudur.

- Ankara’da Yargıtay ve Danıştay içindeki adli kaynaklarım, 2010 yılındaki referandumdan sonra yapısı değişen HSYK’nın en büyük ve ilk vahim icraatının 160 hakim ve savcıyı Yargıtay üyesi yapmak olduğunu söylüyorlar.

- Yine Ankara ve İstanbul’daki adli kaynaklarım, 13 bin hakim savcı olduğunu, bunun 2000’inin sosyal demokrat olduğunu, 2000’inin milliyetçi, 1700’ünün muhafazakar-dindar, 3000 kadar ortada isim olduğunu geri kalanın ise kemiksiz Pensilvanya’nın adamları olduğunu söylüyorlar.

Peki, ne olacak, neler oluyor?

Paralel Örgüt, Eylül-Ekim’de yapılacak HSYK seçimlerine Yarsav ve Yargısen’le ittifakla girecek. Paralel Örgüt bilinen ve adı çıkan üyelerini aday göstermeyecekler, bunun yerine sosyal demokrat olarak bilinen ancak kendi kamuflaj olmuş adaylarıyla girecekler.

Adli kaynaklarım Pensilvanya’nın elinde savcı ve hakimlerin kaset, ses kayıtlarının olduğunu ve gizli görüşmelerle şantaj yaparak zorunlu yanlarına çektiklerini iddia ediyorlar.

HSYK seçimleri için karargah olarak, hakimlerin, savcıların ve kaymakamların gerçek kimlik ve bilgileriyle üye oldukları, şifreli sistemle çalışan adalet.org isimli internet sitesini kullandıklarını söylüyorlar. Aday anketlerinin yapıldığı sitede Yargıda Birlik Platformu’nun üyelerini de haberleri olmaksızın aday olarak gösterip, oylatarak, Yargıda Birlik Platformu’nda güven zedelemesi yapılarak, aday gösterilen kişilerin paralel örgüt üyesi olduğu algısını oluşturmaya çalışıyorlar.

Korkunç değil mi? Evet, korkunç. “Peki, ne yapmak gerekiyor?” soruma adli kaynaklarımın verdikleri cevap “Ya HSYK seçimlerinin önlenmesi lazım, ya da acilen RTÜK modeliyle bir seçim yaptırılması gerekiyor!”

Velhasıl boşuna değil Bolu’ya atanan ‘süper savcı’ Zekeriya Öz’ün yeni makamına, yeni görev yerine alışamaması! Ve boşuna twitter hesabından “Sonu Saddam gibi Kaddafi gibi olacak” mesajlarıyla meydan okurcasına Başbakan Erdoğan’a ölüm tehdidi savurması.

HSYK içindeki paralel örgütün adamları temizlenmediği sürece Zekeriya Öz daha çok tehditler savurur... HSYK paralel örgütten temizlenmediği sürece, vatana ihanetten yargılanması gereken Pensilvanya’dan talimat alan savcılar daha çok devlete meydan okumaya... Ekrem Dumanlı ağabeyleri de utanmadan ‘cadı avı yapıyorlar’ yazıları yazmaya devam eder...

Sesimiz geliyor değil mi, duyuyorsunuz değil mi neler olup bittiğini eyy Adalet Bakanlığı ve müsteşarlığı... HSYK... HSYK... HSYK..." (Elif Çakır / Star)

------------------------------------------------------------------------------

YARGITAY 4 YILLIĞINA PARALEL YAPIYA GEÇTİ

Konuyla ilgili bir başka açıklama da Sabah yazarı Sevilay Yükselir'den geldi. A Haber'de Nihan Günay'ın sunduğu Medya Dünyası'nın konuğu olan Sabah Gazetesi Yazarı Sevilay Yükselir, 'Paralel Yapı'nın Yargıtay'ı ele geçirmesinin ardından, HSYK seçimlerine dikkat çekti.

HSYK SEÇİMİ KAYBEDİLİRSE KÖŞK'Ü KİMİN KAZANACAĞININ BİR ÖNEMİ YOK

Memleketin bekası için, önümüzdeki kritik seçim Cumhurbaşkanlığı seçimi değil, HSYK seçimidir. Yani hala sakalsız ve çetesinin elinde olan yargıyı temizleme seçimidir. Eğer bu memleket o seçimi kaybederse, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda Erdoğan oturuyormuş, İhsanoğlu oturuyormuş, Demirtaş oturuyormuş hiçbir önemi yok. Çünkü bu yargı, bu çeteden temizlenmezse, ne Cumhurbaşkanı sağlıklı bir biçimde orada oturabilir, ne ben burada sağlıklı biçimde gazetecilik yapabilirim. Bunları insanların idrak etmesi gerekiyor.

YARGITAY 4 YILLIĞINA 'PARALEL YAPI'NIN ELİNDE

Benim meselem Cumhurbaşkanlığını kimin alacağı değildir artık. Benim meselem, yargıdan bu sakalsız ve çetesini kurtarma meselesidir. Haftalar önce yazdım, babamın vefatı nedeniyle ilgilenemedim gündemle, kendi derdime düştüm. Pazartesi itibariyle hayata dönünce, bir baktım ki, Yargıtay gitmiş. Yargıtay 'Paralel'lerin eline geçmiş tekrar. Bir grup savcı ve yargıçla Çağlayan Adliyesi'ndeydim. Yargıtay, 'Paralel'lere 20 – 0 gitmiş. Korkunç. Şu anda Yargıtay, 4 yıllığına tamamen 'Paralel Yapı'nın eline geçmiş durumda.

BAŞBAKAN'IN YANLIŞ YÖNLENDİRİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Hükümet, Yargıtay'ın yapısını değiştirmeye gitti. Başbakan'ın da çoğu zaman yanlış yönlendirildiğini düşünüyorum. 'Paralel'cileri bir biçimde devre dışı bırakmak için Yargıtay'ın yapısını değiştiriyorsun. Fakat insanın bir öngörüsü vardır. Bunu yapacağım derken neden rakamları daha doğru hesaplamazsın veya geleceği daha önceden göremezsin?

KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARTTILAR

Paralel mücadelede Sayın Kemal İpek'in çok dikkatli, titiz ve kararlı olduğunu biliyorum ama bunlar yetmiyor. Aynı zamanda öngörülü de olmak lazım. Yargıtay'ın yapısını değiştirecek kanun tasarısını getiriyorsun, torba yasaya koyuyorsun, kaş yapayım derken göz çıkartıyorsun. Yargıtay'ı tamamen 'Paralel'cilerin kontrolüne veriyorsun. Bu affedilemez bir suçtur. Geri dönüşü yok, 4 yıl gitti artık orası.

(18 Temmuz 2014, 12:17)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6110    yazdır/print


 

Balyoz savcısından haklı tepki

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 'Balyoz Darbe Planı' davasında duruşma savcısı olarak görev yapan Hüseyin Kaplan, Balyoz davası ile ilgili son dönemde gündeme gelen 'kumpas' iddialarına tepki gösterdi. Delillerin net, yargılamanın açık olduğunu dile getiren Kaplan, mahkemeye karşı büyük bir haksızlık ve saygısızlık yapıldığını savundu.. Savcı Kaplan'ın haklılığını gösteren çok fazla somut bulgu mevcut. Ancak bugünlerde her taşın altında kumpas arayanlar, varlığı açık olan darbe girişimlerinin yok sayılmasını bekliyor.

01.07.2014 13:40 İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "Balyoz Planı" davasına giren Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Kaplan, Balyoz davası ile ilgili son dönemde gündeme gelen "kumpas" iddialarına cevap veren bir açıklama yaptı. Kaplan'ın hukukçuların kullandığı adalet.org üzerinden yapılan açıklamada "AYM kararına saygı duyduğunun" altını çizerken, davaların görüldüğü dönemde sanık avukatlarının deliller karşısında savunma yapamayacak hale gelerek salonu terk ettikleri anlatıldı.

Açıklamada, "Keşke AYM'nin sayın üyelerinin en azından gerekçeli kararı okuyabilecek zaman ve imkanları olsaydı, bu durumda iptale konu her iki hususun da yargılama safhasında karşılandığını göreceklerdi" denildi.

Kaplan, AYM kararıyla birlikte basında yer alan ve sanıklar tarafından dile getirilen iddialarla ilgili ise, "bu aşamadan sonra dava hukuki zeminden çıkıp siyasi bir hesaplaşma konusu haline gelmiştir. Yapılan yeniden yargılamada sanıklar hakkında ne karar verilirse verilsin yapılan darbeye teşebbüs “yaşanmamış sayılamayacaktır" dedi.

'Sanıklar tehdit içerikli sözler sarf etti'

Kaplan ayrıca sanıkların yargılama aşamasında ve sonrasındaki tehdit içerikli sözler sarf ettiğini belirterek, haklarında koruma kararının da alındığını hatırlattı ve şunu dile getirdi: "Duruşmada ve cezaevi çıkışı atıp tutanlar artık serbestsiniz, kahramanlıklarınızı bekliyorum."

Kaplan'ın açıklamasının tam metni şu şekilde:

"AYM.nin Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen kararı sonrası herkes bir şey söylüyor. Hakaretler, tehditler havada uçuşuyor. Kısa yazıda tüm söylenenlere cevap vermek mümkün olmadığı gibi, gerek olduğunu da düşünmüyorum. Fakat çok söylenen bir iki noktada kısa izahat vermek gerektiğini de düşünüyorum.

Öncelikli olarak Türk Hukuk Sistemi içerisinde bulunan bir kişi olarak aşamalı verilen yargı kararlarının “doğru-yanlış” kavramı içerisinde sınırlandırılma yapılamayacağını, her aşamadaki karara saygı duyulması gerektiği kanaatindeyim.

Şöyle ki, bir dosya ile ilgili olarak tutuklamaya sevk edilen bir şüphelinin ilgili Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanması ve bir aşamada Asliye Ceza Mahkemesince tahliye kararı verilmesinin hukukumuzun içerisindeki kontrol mekanizmalarının çalışması olarak görüp, her iki karara da saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum. Bunun için aşağıda yazacağım itirazlara rağmen AYM'nin kararına da saygı duymaktayım.

Fakat bu karar sonrası dava sanıklarının kamuoyunu etkileme gücü ile siyasi konjöktürün birleştiği ve sanki söz konusu dosyanın Cumhuriyet Savcılığına sunulmadan önceki hazırlık, Cumhuriyet Savcılığı aşaması, dava açılması ve yargılama ile Yargıtay Başsavcılığının incelemesi ve nihayetinde ilgili Yargıtay Dairesince temyiz incelemesinin yapılması sırasında emeği geçen Emniyet görevlisi, Hakim ve Savcıların birlikte kötü niyetle hareket ederek, medyatik tabiri ile “kumpas” kurulduğu algısı oluşturulmak istenmektedir.

Dava öncesi ve sonrasında çok güçlü bir medya desteği ile olayın tamamen sahte delillerle başlatıldığı, haksız bir soruşturma yürütüldüğü algısı zihinlere yerleştirilmiş, bir kısım insanların da muhtevası oldukça fazla olan ve zaten incelemenin belli bir uzmanlık gerektirdiği dosyadan hakikatleri öğrenmesi mümkün olmamıştır. Bu sebeple herkes kendi siyasi, fikri, kişisel düşüncelerine göre tartışarak sonuç çıkarmıştır. Halbuki özünde siyasi bir yapıya yönelik eylem olsa da, soruşturma başladığı andan itibaren hukuki zeminde kalmak gerektiği açıktır.

Söz konusu davada kapatılan 10. Ağır Ceza Mahkemesinde değişik tarihlerde açılan üç ayrı iddianame ile toplam 365 sanığın yargılanmıştır. Duruşmalar Silivri'de bu nitelikte davalar için hazırlanmış özel salonda yapılmıştır. Duruşma esnasında tutanak yazdırılmamış, tüm konuşmalar görüntülü ve sesli olarak kayda alınmış, daha sonra ilgili katiplerce daktilo edilmiş, bundan sonra da görüntü ile metinler Mahkeme Hakimlerince kontrol edilerek tutanak haline getirilmiştir. Yani duruşmalar TBMM'de yapılan görüşmeler gibi her isteyen sanık ve müdafiinin istediği kadar zaman sınırına bağlı olmadan kendini ifade edebilmelerine imkan tanımıştır. CMK.da belirtilen hakların tamamını sanıkların tamamı sonuna kadar kullanmıştır. Duruşmaların her anı sesli ve görüntülü kayıt altındadır. Taraflar o kadar çok konuşma yapmıştır ki belli bir süre sonra tekrara düşmeye başlamışlar, deliller karşısında savunacakları bir husus kalmayınca müdafiiler duruşmaları terketmişlerdir. Bu safhada sanıkları ve müdafiileri bir çok defa Mahkeme heyeti ve Savcılığı, soruşturma yapan polis müdürlerini ismen belirterek tehdit ve hakaret etmekten çekinmemişlerdir. Nitekim bir çok sanık hakkında suç duyurusu yapılmıştır. Türkiye'de ve dünyada emsali olmayacak şekilde taraflar kendilerini ifade etmişler, bilgisayar slaytları eşliğinde savunmalarını özgür bir ortamda yapmışlardır.

Nitekim yargılama devam ederken AİHM'ne değişik sebeplerle müracaat edilmiş fakat adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği karara bağlanmıştır.

AYM.nin kararına gelince taraf olarak yanlış olabileceği düşüncesine sahip olmakla birlikte, belirtilen iki husustaki görüşlerimi kısaca belirteceğim.

Birinci olarak tanıklar Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman'ın dinlenilmemesi

Duruşmalar esnasında bir çok tanık yanında dönemin Genel Kurmay 2.Başkanı Yaşar Büyükanıt ve K.K.K.Kurmay Başkanı İlker Başbuğ tanık olarak dinlenmiştir. Her ikisi döneminde birinci ordu ile ilgili yapılan tüm yazışmaları ve sözlü mülakatları ilgili komutan adına gerçekleştiren kişilerdir. Sanıkların savunmalarında belirttikleri tüm hususları duruşma salonunda açıklığa kavuşturmuşlardır. Ayrıca sanıkların talep ettiği veya duruşma salonunda hazır ettiği bir çok tanık da dinlenildikten sonra tarafların yargılamayı uzatmak amacıyla yüzlerce kişiyi içeren ilgisiz tanık talepleri CMK.206/2-c,d maddeleri gereği reddedilmiştir. Buna rağmen “Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman da dinlenemez miydi?” diye düşündüğümüzde, kişilerin haklı olabileceği fakat verilen karar açısından hiç bir değişiklik olmayacağı açıktır.

İkinci olarak, dijital veriler ile ilgili olarak yargılama safhasında tarafların itirazlarını karşılayacak bir çok bilirkişi raporu alınmış, itiraz konusu tüm hususlar bilirkişilere teferruatlı olarak sorulmuştur. Nitekim AYM Başkanı Sayın Haşim Kılıç'ın Taha Akyol'a vermiş olduğu mülakatta dosyada Mahkemenin dört ayrı bilirkişi raporu aldığı, ilaveten sanıkların bir çok özel mütalaayı dosyaya ibraz ettiği belirtilmektedir. Bu bile Mahkemeye kanaat getirecek kadar bilirkişi raporu alındığının göstergesidir. Tarafların aleyhe olan raporları kabul etmemesi karşısında yüzlerce bilirkişi raporu alınsa da, aynı itirazları sürdürecekleri kesindir. Duruşma sırasında açıklığa kavuşan en basit konularda bile gazete ve televizyonlarda gerçeğe aykırı beyanlar verilmesi bunun delilidir. Gerekçeli kararın dijital verilerle ilgili kısımları okunabilse delillerin kamuoyunda ne kadar çarpıtıldığı anlaşılabilecektir. Fakat insanların buna imkanı olmadığından ve hakikatleri bilenlerin medya ile bilgilendirme yapması mümkün olmadığından yukarıda belirtildiği şekilde algı operasyonu devam etmektedir.

Dosyanın iddianameleri, diğer belgeleri ve sadece gerekçeli kararı dikkate alındığında kısa bir sürede değerlendirme yapılması mümkün değildir. Keşke AYM.nin Sayın üyelerinin en azından gerekçeli kararı okuyabilecek zaman ve imkanları olsaydı, bu durumda iptale konu her iki hususun da yargılama safhasında karşılandığını göreceklerdi.

Sonuç olarak:

1-Ülkemizde güçlü olanlar suç işlediklerinde hesap vermeyeceklerini düşündüklerinden, haklarında delil bulmak zor olmamaktadır. Bu dosyada olduğu gibi kişiler pervasızca ihtilal planlarını bir seminerde görüşüp kayda almışlardır. Yakalandıklarında da adet olduğu üzere “yavuz hırsız” olarak kendilerini yakalayanları sorgulamakta, deliller uyduruldu diye bahaneler üretmektedirler.

2-Bu aşamadan sonra dava hukuki zeminden çıkıp siyasi bir hesaplaşma konusu haline gelmiştir. Yapılan yeniden yargılamada sanıklar hakkında ne karar verilirse verilsin yapılan darbeye teşebbüs “yaşanmamış sayılamayacaktır”.

3-Suça ait bir delilin değerlendirilmesi kişilere göre değişmektedir. Dönemin K.K.K.Komutanı Aytaç Yalman, Milliyet gazetesine vermiş olduğu mülakatta seminere ilişkin yapılan eylemin “disiplin suçu” olduğunu beyan etmiştir. Bir dönem askeri darbelerin “görev” olarak yapıldığını düşünürsek disiplin suçu olarak değerlendirmek bile darbeye teşebbüsün itirafı gibidir. Çünkü hukukçular onların disiplin suçu gördüğü eylemi diğer delillerle birleştirince farklı değerlendirebilir.

4-Hukukçu olarak bu davanın her safhasında çok titiz bir çalışma yapıldığına şahit oldum. Dosya incelense “müzahir” listelerde üç bine yakın ismin olduğu görülecektir. Bu kişiler titizlikle incelenmiş, haklarında başka delil olmayanlara ek takipsizlik kararı verilmiştir. Dijital belgeler üzerinde, taraflar kabul etmese bile, defalarca bilirkişi raporu alınmış fakat yeniden yargılanma safhasında iddianame, duruşma tutanakları veya en azından Mahkemenin gerekçeli kararı gereğince okunmadan raportör ve Mahkeme kararı verilmiştir.

5-Şunun farkındayım ki, ben ne yazarsam belli bir kısım kişiler buna inanmayacaktır. Hatta tüm duruşma safhalarında ve verilen AYM kararı sonrasında olduğu gibi hakaretlere ve tehditlere maruz kalacağım. Televizyon programları ve internet vasıtasıyla bir çok tehdit ve hakaret içeren sözler işiteceğim. Ben ve arkadaşlarım adına işimizi doğru yaptığımdan emin olduğum için içim çok rahat. Tehditler mi, tehdit edenlerin bize yönelik çok bir şey yapamayacaklarını düşünmüyorum. Zira bir hafta önce İçişleri Bakanlığınca ben ve heyette bulunan Hakim Savcılar hakkında, İstanbul Valiliğinin vermiş olduğu korumalar kaldırıldı. Tehlike olsaydı kaldırılmazdı. Buna rağmen duruşmada ve cezaevi çıkışı atıp tutanlar artık serbestsiniz, kahramanlıklarınızı bekliyorum.

Hüseyin KAPLAN, İstanbul Cumhuriyet Savcısı, İstanbul Avrupa Adliyesi"

KUMPAS CAMBAZLARI DEVREDE

Balyoz savcısı Kaplan'ın açıklaması bu şekilde. Sözlerine ve tepkisine katılıyoruz. 23 Haziran 2014 tarihinde  'Kumpas'la doğan kahramanlar' (1) başlığıyla kaleme aldığımız haberimizde görüşlerimizi geniş ve açık şekilde aktarmıştık. Yine tekrar etmek istiyoruz ki, kanaatimizce Ergenekon ve Balyoz mahkemeleri yargılamaları hakkıyla yapmıştır. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, yargılama sürecini, o süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz, sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız, hatta delillerle ilgili tartışmalara dair ayrı bir sayfa ayırdığımız (2) için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: O şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar şeffaf yargılama bu davalarda yapılmıştır.

Sanıklar tarafından yargılama süreçlerinde adeta kabul edilinceye kadar yeni bilirkişi raporları istendi sürekli. Dijital delillerin delil olmaktan çıkarılması gibi tüm dünya hukuk çevrelerinin güleceği, uygulanması halinde davaların çökeceği saçma öneriler ciddi ciddi duruşmalarda dile getirildi. Sanıklar yüzlerce tanık dinletme talebinde bulundu. Bu taleplerin kabul edilmesi halinde davanın kaç yıl daha uzayacağı duruşmalarda matematiksel olarak ortaya kondu. Bir taraftan mahkeme davayı çabucak sonuçlandırmaya çalışıyor, delilleri tam değerlendirmeden davayı örtbas etmeye çalışıyor gibi ya da benzeri itirazlar yapıldı, mahkeme suçlandı. Diğer taraftan yüzlerce tanık dinletme ve yeni bilirkişi raporu alma,, reddi hakim ve benzeri taleplerle dava uzatılmaya çalışıldı. Davaya katkı değil engel olma çabaları o dereceye vardı ki, sanık avukatları duruşmaları boykot ederek davayı kilitlemeye çalıştı. Hatta mahkeme salonunu basma ve sanıkları kaçırma girişimleri dahi yaşandı.

Evet tüm bunlar yaşandı. İtalya'da yıllarca süren Gladio davasında daha sert bir yargılama yaşandığı halde bu görmezden gelinmeye çalışıldı. Balyoz ve Ergenekon sanıklarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) defalarca yaptığı; hak ihlalleri olduğu, delillerin sahte olduğu gibi konu taşıyan başvurular hep reddedildi. Mahkeme, tutuklama gerekçeleri ve süre uzunluğunun makul olduğuna, delillerin sahte olmadığına dair karar verdi. AİHM sanıklara ret kararları verdi. Defalarca. Ama bu görmezden gelindi bu çevrelerde.

-Darbe ile devrilemeyen Meclis'i bir başka devirme yolu-

Paralel yapının kumpas kurduğu şüphesini kullanan çevreler darbe sanıklarını adeta bir kahraman haline getirmeye çalışıyor. Zannedersiniz ki, karşımızda masum melekler var!.. Nasıl olsa günah keçisi de var: Paralelciler.. Birileri gözümüzün içine baka baka darbe girişimlerini olmamış saymamızı bekliyor. Hatta daha da ileri gidiliyor ve Meclis'in bu davalarda yargılanan sanıklara iadei itibar getirmesi isteniyor. Çok acayip, tuhaf ve alaycı bir girişim.. Devrilmesi başarılamayan Meclis'in çıkardığı kanunla tahliye olunmuşken, iadei itibar kararı aldırılarak Meclis bir başka açıdan devrilmek isteniyor.

Evet, paralel yapının varlığı çok sayıda somut delille ortaya çıkmış bulunuyor. Bu yapının kumpas merakı ve yeteneği de.. Cemaat tabanlı bu yapının kumpaslardan ne kadar iyi anladığı ve bu işle haşır neşir olduğu, Başbakan ve AK Parti hükümetine yönelik 7 Şubat ve 17 Aralık sivil darbe süreçlerindeki somut delillerle ortaya çıktı. Ancak bu durum Ergenekon ve benzeri yapılanmalar ile darbe gerçeğini de değiştiremez. Her zaman şunu savunduk. AK Parti bugün var, ama belki yarın belki başka bir gelecekte olmayacak. Türkiye ise her zaman var olacak. İnsanların tipini, görüşünü vesair özelliklerini sevmeyebilirsiniz. Ancak bu onlara haksızlık yapmanızı, kumpas kurmanızı gerektirmez. Bu zulümdür, günahtır, kul hakkıdır. Dinen asla kabul edilemez. Biz her zaman bu görüşteyiz. Bu nedenle darbeye karşı olduğumuz kadar kumpasa da karşıyız. Masum insanları kumpasla cezaevlerine atmak, hatta adlarını bile lekelemek alçaklıktır. Asla kabul edilemez. Sanıkların sadece aleyhlerine değil lehlerine olan deliller de dikkate alınsın. Hep bunu savunduk. Ancak kumpasa bu şekilde karşıyız diye darbecileri gözden kaçıracak ve onları masum melekler ilan edecek de değiliz. Kim darbe girişimine kalkıştıysa erkek gibi ardında dursun. Paşa paşa cezaevinde yatması gerekiyorsa yatsın. Ağlayıp durmasın... İşte bunlar bizim görüşlerimiz.

Dikkat edilirse son dönemde her taşın altında kumpas aranır hale gelindi. Elde somut delil olmadan kestirmeden paralel yapı suçlanıyor. Örneğin Hanefi Avcı'nın bazı dedikleri doğru çıktı diye her dediği doğru kabul ediliyor. Sözü kimin söylediğine değil ne dediğine bakılmalı. Somut bulgular var mı diye bakılmalı. Geçmişte de bugün de bunun tersi yapılıyor. Oysa ne ifrat ne tefrit durumu olmamalı. Birisini suçlarken elde somut delil, bulgu olmalı. 'Kumpas'la doğan kahramanlar' (1), 'TÜBİTAK: Deliller sahte değil' (3) ve ''Kumpasa bak' cambazlığı zirvede' (4) başlıklı haberlerimizde bu durumu geniş olarak ele almaya çalışmıştık. Daha önce yerden yere vurulan sanık ve çevrelerine şimdi tam tersi bir muamele yapılıyor. Kahraman olarak görülen bu kişilerin her dedikleri doğru kabul ediliyor. Tam bir ifrat ve tefrit durumu söz konusu yani.

Bu durum Ergenekon ve Balyoz'dan sonra son olarak Zirve davasında da gözlendi. Vahşice öldürülen 3 kişiye olan oldu ve de yakınlarına. Maktullerden birisinin annesi duruşmada 'katilleri nasıl serbest bırakırsınız' diye feryat etti. Duyan yok. Son dönemde yaşanan siyasi gelişmeleri fırsat bilen sanıklar duruşmada 'cemaat kumpası' iddiasının arkasına sığındı ve mahkeme salonunda saldırgan tavırlar sergiledi. 'Cambaza bak' deyiminin yerini 'kumpasa bak' aldı. Evet, doğrudur. Paralel yapının kumpasçılığı giderek açığa çıkıyor. Ama her taşın altında bu var diyenlere de dikkat edilmeli. 'Kumpasa bak' deyip cinayetlerini gözlerden kaçırmaya çalışanlar da gözlerden kaçırılmamalı. Bu itibarla, Balyoz savcısı Hüseyin Kaplan'ın açıklamalarının doğru olduğuna inandığımızı belirtmek istiyoruz. Yanlışlıklar varsa bunlar ilerleyen süreçlerde ortaya çıkacaktır. Ancak somut bulgular göstermeden, genel kabuller yaparak savcı ve hakimlerin karalanmasına karşı olduğumuzu da dile getirmek istiyoruz. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6049
(2) Kontrgerilla.com/yazilar/delil_tartismalari.asp
(3) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6053
(4) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6060

(01 Temmuz 2014, 13:40)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ


BALYOZ PLANI VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Balyoz'da 230 tahliye ve yeniden yargılama kararı

AYM: Balyoz'da hak ihlali var

Balyoz:Yeniden yargılamaya 2.ret

Balyoz´da 237 ceza kesinleşti

Bir Balyoz da AYM´den

Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı

Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe

Tutuklu askerlerden bildiri

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap


TIR davasında reddihakime ret

Özal davasına paralel gölge

Avcı, paralel yapıyı anlattı

İleride gerekir diye dinlediler

Paralel yapının vaiz yalanı çıktı

TIR davasına paralel kıskaç

Paralel kurul direniyor

'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede

TIR davası CHP skandalıyla başladı

Savcı, beyin takımının peşinde

Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı

Paralel tutukluluk itirazına ret

Paralel kulağa 5 tutuklama

Zirve'de 94. duruşma

TÜBİTAK: Deliller sahte değil

Gülen'e derin inceleme başlatıldı

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Kumpas'la doğan kahramanlar

Avcı paralel yapıyı uyardı

Paralel müdürlere soruşturma

Paralel savcısı böcek sorgusunda

Böcekler Emniyet İstihbarat'ın

Gülen'e pasaport şoku

Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi

Cihaner 5. kez zorla getirilecek

Azerbaycan o okulları kapattı

TÜBİTAK ablukasına soruşturma

Flaş!!! Paralel kulağa baskın

9 paralel polis itirafçı oldu

Twitter, Redhack'i kapattı

Gülen kararlarında aynı hakim

4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği

Gülen okullarına FBI baskını

Bir tevil de paralel kuruldan

Teoman'a istifa tepkisi

Paralel de otoritesi de sarsıldı

TÜBİTAK'ta paralel temizlik

HSYK kararnamesi: 2224 atama

HSYK'da şok: 17 Aralık istifası

Paralel telekulağa 2 dava daha

Bu da paralel yolsuzluk

Gülen'in açtığı davalara ret

Paralel kuruldan intikam hazırlığı

Gaz sıkma emri de o amirden

Çadır yakmada paralel şüphe

Paralel arkadaş bu ne telaş

İşte yok denilen dinleme belgeleri

Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj

Bağış montajında şok ayrıntı

Paralel'in belalıları göreve geldi

Paralel'in fezleke yalanı çıktı

İddia kolay, delil bulmak zor!

Katılım olmadı, Gezi paydos!

Flaş!!! TİB'e baskın

Gülen'in iade süreci başladı

Paralel'e yurtdışı darbesi

700 kişilik dinleme listesi

Gülen soruşturması büyüyor

Telekulağın hedefi milli projeler

Paralel'i bitirecek toplantı

Açık baskına gizli dava

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi

Cemaatin Türkiye ve CIA imamı

Mavi Marmara'da yakalama kararı

Okmeydanı'na operasyon

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

Garih dosyası tekrar açıldı

Sakarya'da telekulak depremi

Spiegel Kazim nereye gitti?

F-tipi polise liste darbesi

Telekulak iddianamesi sitemizde

TIR iddianamesi kabul edildi

Bırakın acımızı yaşayalım

İşte 2. Yassıada fezlekesi

Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı

Jandarma'da 60 paralel subay

Gülen ABD'lileri rahatsız etti

Yassıada planına one minute

Flaş!!! Vesayete One Minute!

Paralel yapının GATA imamı

TIR casuslarına 13 müebbet

Gülen görüntüleri şaşırtmadı

Paralel kulağa ilk dava açıldı

Hakim: Paralel devri kapandı

Mahkemeden e-sansür

Bu akşam Gülen depremi var

Paralel'in Diyarbakır inine girildi

17 Aralık savcılarına çifte şok

Böcekçiler Ankara'dan

Gülen'e 3 soruşturma daha

TİB'deki casusluğa soruşturma

Hakimleri sehven dinlemişler!

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

Gülen´e şok: İade hazırlığı

Gülen´in şikayetine takipsizlik

Haşim Bey, işte kanıtlar

İşte Paralel İstanbul imamı

Darbe fezlekesi ortaya çıktı

Paralel Redhack ve tesadüfler(!)

Paralel temizlik çetesi aranıyor

Paralel yapıya askeri soruşturma

Amiral: Şantaj Pensilvanya´dan

Savcı: Paralel kulaklar mandacı

Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava

Dicle Üniversitesi paralel üs

Paralel tahliye şüphesi güçlendi

Paralel polisler böyle seçilmiş

Hakim: Örgüt de sabit, suç da

Dışişlerini aynı merkez dinlemiş

Erdoğan: Tahliyeler paralel

Organize karartmaya baskın

Paralel nöbetçi hakim bekleniyor

Şok tanık: Paralel GATA!

Paralel kulaklardan ilk itiraflar

TIR olayı: 7 asker ifade verdi

Paralel ihanet mektupları

Paralel yapıya 6 tutuklama

Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı

TIR olayında 2 gözaltı daha

Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama

Başbakan: Yerle yeksan olacaklar

Köstebek yakalandı iddiası

Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı

Zaman da TIR baskınında

Rusya´dan cemaat raporu

Emre Uslu da kaçtı

Paralel Yapı tabansız çıktı

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu

Flaş!!! Önder Aytaç´a gözaltı

Paralel yapıdan vatana ihanet!

Flaş!!! Gülen´in pasaportu iptal

İşte 71 paralel polis şefi

Flaş!!! Paralel finansa baskın

CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor

Savcı Görüşen´e tenzili rütbe

Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü

F-tipi Emniyetçilere darbe

Dilipak´tan Gülen´e ret

Erdoğan: Paralelciler kaçıyor

Körler sağırlar birbirini ağırlar

Bir paralel dinleme listesi daha

Gülen örgütü böyle kuruldu

Azerbaycan´dan cemaate 2. darbe

Şok yapılanma: Gülen 7. katta

Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon

Paralel polis şefi açığa alındı

Savcıdan Savcı Öz´e ret

Kozmik Oda´da paralel şüphe

44 paralel kulak yakalandı

Skandal!!! Hakim mi militan mı?

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Bir dinleme listesi de Mersin´den

Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor

Azerbaycan: Cemaate geçit yok

Erdoğan: Montajı o gün görecekler

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi

Azerbaycan´dan cemaate darbe

Başbakan: Operasyon çok yakında

Nöbet ısrarı darbeyi önledi

Paralel dinlemede yeni liste

FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu

Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı

Paralel polis suçüstü yakalandı

MGK´dan paralel yapıya savaş

Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!

TIR soruşturmasına engel çabaları

Askeri savcıdan TIR baskısı

Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı

Tübitak'ta 5 şüpheli

Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır

Böcek kriptolu telefonda

Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın

Başsavcı, telekulağı doğruladı

Mütalaa: Zirve=Ergenekon

Gülen, CIA kontrolünde mi?

7 bin kişiye paralel şok!

Böcekçilere kırmızı bülten

Paralel komutana soruşturma

Paralel yargı: Direneceğiz!

Savaşa gider gibi TIR bastılar

7 Şubat krizinde şok toplantı

´Beddualarınız tutmuyor´ fırçası

Böcek soruşturmasında 4 ifade

TIR baskınları karşı casusluk

Paralel´e şok: O komiser göreve

Savcı Öz´e şok: Bursa´ya atandı

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

TIR komplosu çözülüyor

Paralel muhbir itiraf etti

Gül´den Gülen´e şok cevap

Gülen´e ananas soruşturması

Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma

Paralel Devlet´e 2. soruşturma

Paralel soruşturma endişeli başladı

Böcek soruşturması başladı

Paralel yargı imamı o mu?

Gülen'den yeni ses kayıtları

Taraf, şok suçlamalara sessiz

90 savcının görevi değişti!

Paralel Hakim = Hasan Şatır

Paralel Belge davası görülüyor

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

Durmazlarsa ateş edin!

Böcek´çiler yakında açıklanıyor

Paralel Devlet´e suç duyurusu

Suç duyurusu & Basın açıklaması

Balyoz hakimi değişti

Pensilvanya onaycısı zarfta

TIR´cı komutana paralel kollama

Paralel verginin adı: Himmet

Fetullah Gülen´e suç duyurusu

Savcılık: Van olayında İHH yok

Flaş!!! Yakalama kararları kalktı

Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi

Flaş!!! Emniyet´ten suç duyurusu

Koç suç duyurusunda şok iddia

Diğer ülkelere paralel uyarı

İşte paralel suç delilleri

Paralel Yapı = P2 Locası

Paralel devlet böyle yönetiliyor

ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize

Bu kutu da ABD´yi sarsacak

Hanefi Avcı haklı çıktı

Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı

Casusluk davası durmayacak

Hanefi Avcı´dan şok açıklamalar

12.12.2013: Hanefi Avcı´dan cemaate tepki

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Baykal´a kaset komplosu manşetlerimiz

Türkiye´nin gündemi Savcı Öz

Başsavcı, Savcı Öz´ü uyardı

Öz´ün intikamı belirginleşiyor

Hakim paralel devleti anlattı

Adalet Bakanı´ndan HSYK´ya şok

İhsası rey var, HSYK inceleyemez

Ergenekon hakiminden şok itiraf

Savcı Öz, Bakırköy´e atandı

Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar

Esed sandılar, Paralel çıktı

TIR komplosu da cemaat işi

Komplo geliyorum dedi, geldi

Yargıtay İmamı´na soruşturma

Emniyet İmamı için şok iddialar

İşte cemaatin polis imamı

Yargıtay´a Pensilvanya onayı

6 ilden Erdoğan´a destek

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

Hükümete yaygara, Koç´a örtbas

Adli cunta iddiası doğrulandı

Dosya, Savcı Akkaş´tan alındı

Paralel yapının polis evleri

AKP: HSYK bildirisi korsan

Adli Cunta´nın izi sürülüyor

HSYK´dan savcılara inceleme

Başsavcı 2. darbeyi önledi

Hukukçular: Savcılar çekilmeli

Erdoğan: İnlerine gireceğiz

CHP: Başbakan´ı hedef aldılar

Operasyonlara suç duyurusu

İşte ´Adli Cunta´nın delili

Adli Cunta için suç duyurusu

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz

Taraf´a 3 suç duyurusu

Baransu´nun haberine tepki

Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

CHP: Cemaat okulları araştırılsın

97 STK´dan cemaate tepki

Dersaneler=Cemaat mi?

Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz

İskenderun´da İsrail izi netleşiyor

Türkiye´den İsrail´e misilleme

İsrail´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz

İkinci 7 Şubat krizi

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Hükümet sivil darbeyi engelledi

Erdoğan: Fidan´ı yedirmem

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz

Cemaat hala Gezi´de mi?

Cemaat de Gezi´de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6070    yazdır/print


 

Balyoz'da 25 beraat

Balyoz davasında aldığı mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından bozulan 88 sanık yeniden yargılanıyor. Dava ilk olarak İstanbul 10. Ağır Ceza mahkemesinde görülmüştü. 88 sanığın yeniden yargılanması ise Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılıyor. Bugünkü ilk duruşmaya 88 sanıktan 74'ü katıldı. Duruşmanın ilerleyen saatlerinde karar alan mahkeme sanıklardan 25'inin beraatine karar verdi. Yargıtay, temyiz duruşmaları sonucu verdiği bozma kararında sanıklardan 25'i hakkında yeterli delil olmadığı gerekçesiyle yeniden yargılanmalarını istemişti. Bugün beraat eden sanıkların bu kişiler oldukları ve aynı gerekçeyle beraat ettikleri görüldü. Mahkemenin aldığı bir diğer karar da, Yargıtay'ın sanıklardan 62'si hakkındaki 'anlaşma suçu kapsamında kalması nedeni ile ilgili kanun gereği 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilmesi gerektiği' yönündeki kararına ise uyulmamasına karar verdi. Duruşmada daha sonra bu 62 sanığın yargılanmasına geçildi. Ve mahkeme, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenilmesine karar verdi. İfade verme günü ise çok ilginç bir tarih olarak belirlendi.

24.06.2014 11:04 Balyoz davasında aldığı mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından bozulan 88 sanığın yeniden yargılanmasına başlandı. Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Anadolu Adalet Sarayı’ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu’nda görülmeye başlanan duruşmaya HAVELSAN görevlisi Ömer Faruk Yarman ile emekli amiral Levent Görgeç’in de aralarında bulunduğu 74 tutuksuz Balyoz sanığı katılırken, 14 tutuksuz sanık ise duruşmaya katılmadı. Sanık avukatlarının da konferans salonunda bulunduğu duruşmada, sanıkların kimlik tespiti yapıldı.

SANIK BEYANLARI ALINIYOR

Duruşma görüntü ve ses kaydı alınarak yapılıyor. Sanıkların kimlik tespiti yapılmasının ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 9 Ekim 2013 tarihli bozma ilamı okundu. Mahkeme Başkanı Özlem Karaçam sanıkların Yargıtay'ın bozma ilamına karşı diyeceklerini sordu. İfadesi alınan sanıklar, Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasını ve haklarında beraat kararı verilmesini talep etti.

“OYNANAN OYUNUN ORTAYA ÇIKACAĞINDAN ŞÜPHEM YOK"

Duruşmada söz alan sanıklardan Emekli Tuğamiral Ahmet Türkmen, Balyoz davası kapsamında 32 ay cezaevinde yattığını belirterek Yargıtay'ın kendisi hakkında beraat kararı verdiğini ifade etti. Balyoz davasında sanık olan herkesin hukuki durumunun aynı olduğunu kaydeden Türkmen, “Hepimiz aynı sözde suç delilleri ile yani sahte delil ile suçlandık. Ben adil yargılanma hakkımızın ihlal edilmesi üzerine savunmamı kurdum. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararından sonra ilave söze gerek yok. Tarafsız mahkemede yargılanmak bizim talebimiz oldu. Yeniden yargılamada aklanacağımızdan, oynanan oyunun ortaya çıkacağından şüphem yok. Balyoz, Ortadoğu'nun ve Türkiye'nin şekillenmesini hedefleyen büyük bir kurgudur. Bu dava ile TSK sindirildi ve geri çekilmesi sağlandı. Bu dava ile personel tasfiye edildi. TSK dönüştürüldü ve projeye uygun hale getirildi. Balyoz davasında hukuk ilkeleri yok sayıldı. Ben yeniden yargılanma talep ediyorum" dedi.

“SUÇ İŞLEMEYE HEVESLENMEDİM"

Sanıklardan Hakan Ilıca, Yargıtay'ın bozma ilamında belirtmiş olduğu delil yetersizliğinden değil sahte delillerle yargılandığını belirterek beraatını talep ederken, sanık Hasan Gülkaya ise “Hiç suç işlemedim, suç işlemeye de heveslenmedim. Dosyamın ana davayla birleştirilmesini ve yeniden yargılanmayı istiyorum" diye konuştu.

“SİZLERİN GÖZLERİ ADALETLE BAKIYOR"

Yargıtay'ın bozma ilamına karşı diyecekleri sorulan sanıklardan Emekli Kurmay Albay Kemal Dinçer ise, “Adil yargılandığıma inanmıyorum. Sizlerin gözleri adaletle bakıyor. Biz bunlardan mahrum kaldık. Bundan sonra devam edecek yargılamada beraatıma karar verilmesini talep ediyorum" dedi.

Saat: 15.50 - SANIKLARDAN 25'İNE BERAAT!

88 sanığın yeniden yargılandığı Balyoz davasında, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi ilk celsede 25 sanığın beraat ettirdi. Mahkeme, 63 sanığın dosyasının ise Anayasa Mahkemesi'nin verdiği "hak ihlali" kararı doğrultusunda diğer 230 sanıkla birlikte değerlendirilmek üzere ayrılmasına karar verdi.

Yargıtay, 9 Ekim 2013 tarihinde temyiz görüşmesini sonuçlandırmış, sanıklardan 25'i hakkında yeterli delil olmadığı gerekçesiyle yeniden yargılanmalarını istemişti. Henüz detaylar belli değil ama bugün İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraatine hükmettiği sanıkların bu 25 kişi olduğu ileri sürülüyor.

DETAYLAR

Saat: 17.16 - 88 sanığın Yargıtay'ın bozma kararının ardından yeniden yargılandığı Balyoz Davası'nda, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi ilk celsede 25 sanığın beraatine karar verdi. Mahkeme, 62 sanığın dosyasının ise Anayasa Mahkemesi'nin verdiği "hak ihlali" kararı doğrultusunda değerlendirilmek üzere ayrılmasını kararlaştırdı. Sanıklardan hayatını kaybeden Halil Yıldız hakkındaki dava ise düşürüldü.

AVUKATLAR BERAAT İSTEDİ

Sanık avukatlarından Kemal Yener Saraçoğlu, dosyada mevcut olan dijital kayıtların sahte olduğuna ilişkin TÜBİTAK raporu olduğunu belirterek, "Sanıkların yeniden yargılanmasını ve haklarında beraat kararı verilmesini talep ediyoruz" dedi. Sanık avukatlarından İlkay Sezer, Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasını ve bu davanın ana davayla birleştirilmesini talep etti.

SAVCI "BOZMAYA UYULSUN" DEDİ

Avukatların ardından mahkeme başkanı Özlem Karaçam, duruşma savcısından mütalaasını sordu. Savcı, Yargıtay'ın sanıklar hakkındaki bozma kararına uyulmasını talep etti.

25 BERAAT KARARINA UYULDU

Mahkeme, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin aralarında eski HAVELSAN Genel Müdürü Ömer Faruk Ağa Yarman'ın da bulunduğu 25 sanık hakkındaki bozma yönündeki kararına uyulmasına karar verdi.

Beraat kararı verilen sanıklar şu isimlerden oluşuyor: Abdullah Dalay, Ali Aydın, Halil Helvacıoğlu, Abdurrahman Başbuğ, Ahmet Necdet Doluel, Ahmet Türkmen, Bülent Akalın, Cumhur Eryüksel, Doğan Uysal, Gökhan Çiloğlu, Güllü Salkaya, Hakan Ilıca, Hüseyin Polatsoy, İlker Yunus, İsmet Kışla, Şafak Duruer, Tevfik Özkılıç, Tuncay Küçük, Adem Ceylan, Cafer Uyar, Canatan Turgut, Kenan Yüce, Murat Dülek, Ömer Faruk Ağa Yarman ve Tülay Delibaş.

SANIKLARA TAZMİNAT HAKLARI HATIRLATILDI

Beraat kararına gerekçe olarak ise, "Yüklenen suçların sanıklar tarafından işlediğinin sabit olmadığı"nı gösteren mahkeme, tutuklu kalan sanıkların tutuklu kaldıkları süre yönünden tazminat haklarının bulunduğunu hatırlattı. Sanıklar, beraat kararını alkışlarla karşıladı.

62 BOZMA KARARINA UYULMADI

Mahkeme, yine Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 62 sanık hakkındaki 'anlaşma suçu kapsamında kalması nedeni ile haklarında 5237 sayılı TCK'nın 316/2. ve CMK'nın 223/4-a maddeleri gereğince "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği' yönündeki kararına ise uyulmamasına karar verdi.

SANIKLARIN ÖZLÜK HAKLARINA VURGU

Mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin "ihlal" kararını hatırlatarak, "ceza verilmesine yer olmadığı"na ilişkin kararın hukuki sonuçlarının, beraat kararına göre daha aleyhe olduğu ve bunun sanıkların özlük haklarını da etkilediğine dikkati çekti.

Mahkeme heyeti, Bora Serdar, Hasan Gülkaya, Levent Görgeç, Ahmet Tuncer, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Ali Rıza Sözen, Aytekin Candemir, Bahtiyar Ersay, Barbaros Kasar, Behcet Alper Güney, Burhan Göğce, Can Bolat, Cemal Candan, Cüneyt Sarıkaya, Doğan Fatih Küçük, Dursun Tolga Kaplama, Erdoğan Koçoğlu, Erhan Kuraner, Fatih Altun, Fatih Musa Çınar, Fuat Pakdil, Gökhan Gökay, Hakan Akkoç, Hamdi Poyraz, Harun Özdemir, Hakan Basri Aslan, Hasan Hakan Dereli, Hasan Nurgören, İkrami Özturan, İlkay Nerat, Kemal Dinçer, Mehmet Alper Şengezer, Mehmet Kemal Gönüldaş, Muharrem Selçuk Ünal, Murat Ataç, Mustafa Erdal Hamzaoğulları, Mustafa Yuvanç, Namık Koç, Nedim Ulusan, Nihat Özkan, Orkun Gökalp, Refik Hakan Tufan, Sami Yüksel, Sırrı Yılmaz, Soydan Görgülü, Süha Civan, Timuçin Eraslan, Veli Murat Tulga, Yaşar Dilber, Yunus Nadi Erkut, Yüksel Gamsız, Zafer Karataş, Ahmet Şentürk, Ahmet Topdağı, Gökhan Murat Üstündağ, Kasım Erdem, Levent Ergün, Mümtaz Can, Nurettin Işık, Recail Elmaz, Suat Dönmez ve Turgay Bülent Göktürk hakkındaki dava dosyasının, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca değerlendirme yapılmak üzere ayrılarak ayrı esasa kaydedilmesine karar verdi.

Mahkeme, sanıklardan hayatını kaybeden Halil Yıldız hakkındaki davanın ise düşürülmesine hükmetti.

62 SANIĞIN DOSYASINI AYRILDI

Anayasa Mahkemesi'nin 18 Haziran 2014 tarihli kararında bu dava dosyası ile ihlal kararı verildiğini ifade eden mahkeme, "Yargıtay'ın ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın hukuki sonuçları beraat kararına göre daha aleyhe olduğundan, ayrıca bu karar sanıkların özlük haklarını da etkilediğinden bu sanıklar hakkındaki davanın Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca değerlendirme yapılmak üzere tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesine" karar verdi.

MÜDAHİLLERİN KATILMA KARARI KALDIRILDI

Duruşmaya gelmeyen sanıklar Doğan Uysal, Tevfik Özkılıç ve Tülay Delibaş ile duruşmada hazır bulunmayan sanık avukatlarının dinlenilmesine yer olmadığına hükmeden heyet, Yargıtay ilamı doğrultusunda, yüklenen suçun niteliği ve dosya kapsamına göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Abdurrahman Dilipak, Hamza Türkmen, Rıdvan Kaya, Abdurrahman Koçoğlu, Alaeddin Kaya ve Mesut Göğebakan ile Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği ve Hukukçular Derneği hakkında daha önce verilen davaya katılma kararının kaldırılmasına hükmetti.

DOSYASI AYRILAN 62 SANIĞIN YARGILANMASINA DEVAM EDİLCEK

Sanıklardan Halil Yıldız'ın, 21 Ekim 2013'te öldüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle hakkındaki davanın düşürülmesini kararlaştıran heyet, sanıklara CMK'ya göre tutuklulukta geçirdikleri süre nedeniyle tazminat davası açma hakları olduğu yönünde hatırlatma yaptı.

Heyet, 3'er bin liranın hazineden alınarak, kendisini avukatlara temsil ettiren sanıklara ayrı ayrı verilmesini kararlaştırarak, diğer yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına karar verdi.

Mahkeme başkanı Özlem Karaçam beraat eden 25 kişiyle ilgili davanın sona erdiğini, dosyası ayrılan 62 sanıkla ilgili duruşmanın 15 dakikalık aranın ardından devam edeceğini söyledi. Mahkeme Başkanı Özlem Karaçam, sanık ve sanık yakınlarınca alkışlandı.

ÖZKÖK VE YALMAN TANIK OLARAK İFADE VERECEK: 10 KASIM'DA!

Saat: 17.27 - Yeniden görülen balyoz davasında mahkeme, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenilmesine karar verdi. Bu iki komutan, Balyoz davasının 10 Kasım'da görülecek duruşmasında tanık olarak dinlenecek. 10 Kasım tarihinin anlamı itibarıyla tanıklara baskı amacıyla özellikle seçilmiş olabileceği iddiası dile getiriliyor. Bu komutanların astlarını böyle anlamlı bir günde darbecilikle suçlamaktan çekinebileceği ileri sürülüyor.

İŞTE KARARLAR

Saat: 19.39 - Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin mahkumiyet kararlarını bozmasının ardından görülen Balyoz Planı davasında verilen karar gereği dosyası ayrılan 62 kişinin yargılandığı ilk duruşmada, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenilmesine karar verildi.

Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, dosyası ayrılan 62 kişiyle ilgili yapılan ilk duruşmada konuşan Mahkeme Heyeti Başkanı Özlem Karaçam, dava konusu 5 no'lu harddiski bilirkişiye göndermeyi düşündüklerini belirterek, sanık avukatlarından, fazla zaman bulunmadığı gerekçesiyle bununla ilgili taleplerini ortak bir dilekçeyle mahkemeye sunmalarını istedi.

Duruşmada hazır olan tüm sanıklara, duruşmaya gelme zorunluluklarının kaldırılmasını isteyip istemedikleri soruldu. Tüm sanıklar ve avukatları bu talepte bulundu.

Taleplerle ilgili görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Can Şükrü Gençkan, sanıkların duruşmalara gelme zorunluluğunun kaldırılması taleplerinin kabulüne karar verilmesini istedi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin, ayrılan dosyadaki sanıklar hakkında hüküm olarak "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verdiğini, sanık avukatlarının birleştirilmesini istedikleri dosyada ise mahkumiyet hükümleri bulunduğunu kaydeden Gençkan, bu hususta usul ekonomisi gözetilmeyerek dosyaların ayrı ve ari yürütülmesinin maddi gerçeğe ulaşmada kolaylık sağlayacağını ifade etti.

Savcı Gençkan, bu nedenlerle, yargılama usulleri de gözetilerek birleştirme taleplerinin reddine karar verilmesini istedi.

-Mahkemenin ara kararı-

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, bir kısım sanıkların avukatlarınca, yargılamanın yenilenmesine karar verilen dava dosyası ile bu dosyanın birleştirilmesinin talep edildiğini hatırlatarak, her iki dosyanın yargılama usullerinin farklı olması nedeniyle bu taleplerin reddine hükmetti.

Heyet, Anayasa Mahkemesi'nin "ihlal" kararı doğrultusunda, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman'a, tanık olarak dinlenilmeleri için duruşma gününü bildirir davetiye çıkarılmasını kararlaştırarak, tüm sanıkların duruşmalara gelme zorunluluklarının kaldırılmasına karar verdi.

İhlal kararı doğrultusunda, dosyada yargılamaya konu olan dijital verilerle ilgili talep ve beyanlarını bildirmeleri için sanıklar ve avukatlarına süre veren heyet, duruşmayı 10 Kasım'a erteledi.

------------------------------------------------------------------------------

DİĞER DETAYLAR

DİĞER 230 SANIĞIN YARGILANMA TARİHİ BELİRLENMEDİ

Bu 88 sanığın dışındakiler için Yargıtay onama kararı vermişti. Ancak AYM yargılamada hak ihlali yapıldığı ve yeniden yargılamanın gerekli olduğu kararına varmıştı. Bu gelişme üzerine Balyoz davasında 230 hükümlü hakkında İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi geçtiğimiz perşembe günü infazın durdurularak tahliye ve yeninden yargılama kararı verdi. Mahkeme henüz bu yargılamanın ne zaman ve nerede yapılacağını ise belirlemedi.

25 SANIK İÇİN İNANDIRICI DELİL YOK

Yargıtay 9. Ceza Dairesi Abdullah Dalay, Ali Aydın, Halil Helvacıoğlu, Abdurrahman Başbuğ, Ömer Faruk Ağa Yarman ve Tülay Delibaş’ında bulunduğu 25 kişi hakkında da sanıkların cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat kararının verilmesi gerekçesi ile bozulmasını, bu sanıklar arasında tutuklu varsa tahliye edilmelerini ve hakkında yakalama kararı olanların da yakalama kararının geri alınmasını istemişti.

63 SANIK İÇİN DE "CEZA VERİLMESİNE YER YOK"

Yargıtay 9. Ceza Dairesi ayrıca sanıklar Bora Serdar, Hasan Gülkaya, Levent Görgeç, Ahmet Tuncer, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Ali Rıza Sözen, Aytekin Candemir, Levent Ergün, Mümtaz Can, Nurettin Işık, Recail Elmaz, Suat Dönmez ve Turgay Bülent Göktürk’ün bulunduğu 63 sanık içinde anlaşma suçu kapsamında kalması nedeni ile haklarında 5237 sayılı TCK’nın 316/2. ve CMK’nın 223/4-a maddeleri gereğince "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği ile bozulmasına bu 63 kişinden tutuklu varsa tahliyelerine, hakkında yakalama kararı olanlarında aranmaktan vazgeçilmesini istemişti.

(24 Haziran 2014, 11:04), son güncel.: (24 Haziran 2014, 19:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz'da 230 tahliye ve yeniden yargılama kararı

AYM: Balyoz'da hak ihlali var

Balyoz:Yeniden yargılamaya 2.ret

Balyoz´da 237 ceza kesinleşti

Bir Balyoz da AYM´den

Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı

Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe

Tutuklu askerlerden bildiri

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6052    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 805)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Tekzip Metni

GATA'ya rapor baskısı

Prof.Hv.Tbp.Alb Sedat Köse 2011 Eylül ayından 2012 Ocak ayına kadar Gata Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevini vekâleten sürdürmüş ve bu dönemde istifa etmesine neden olacak herhangi bir baskıya maruz kalmamıştır. Buna ilişkin Genelkurmay Başkanlığına ait resmi internet sitesinden yayınlanan açıklamada, “GATA’da Taşdeler istifası”..
Tamamı 13.12.2014

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Senarist bilmezse kim bilir?

19.12.2014 18:24 Paralel yapının 2010 yılındaki 'Tahşiye' kumpasına yönelik düzenlenen 14 Aralık operasyonunda gözaltına alınanların sorgusunda savcılığın şüphelerini güçlendiren deliller ortaya çıktı. Samanyolu TV'de yayınlanan 'Tek T..
Tamamı 19.12.2014

Akyürek, Dink notunu gizledi

19.12.2014 18:13 2007 yılında gerçekleşen Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink cinayetinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nce yürütülen soruşturmasında peşpeşe yeni ve önemli bilgiler ortaya çıkıyor. Cinayette paralel yapı bağlantı..
Tamamı 19.12.2014

Paralel yapıyı Tahşiye çarptı

19.12.2014 18:01 Paralel yapıya yönelik 14 Aralık operasyonlarının yapılmasına, 4 tutuklama ve Gülen hakkında yakalama kararı çıkarılmasına neden olan 'Tahşiye Kumpası' olayı şu ana kadar paralel yapıyla ilgili en önemli gelişme olarak..
Tamamı 19.12.2014

Flaş!!! Büyük operasyon başladı

14.12.2014 10:50 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul'da belirlenen adreslere sabah erken saatlerde gitti. Soruşturma kapsamın..
Tamamı 14.12.2014

Paralel yapının operasyon korkusu

13.12.2014 15:56 Paralel yapı, büyük operasyonun her an gelebileceği korkusuna kapıldı. İlginç gelişmeler gözleniyor. Zaman yazarları öncülüğünde adliye önünde toplanan çok sayıda kişi operasyonun engellenmesini istedi. Cemaat tabanlı..
Tamamı 13.12.2014

Erdoğan: Paralel, cinayete bulaştı

13.12.2014 15:33 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Paralel Yapı iddialarıyla ilgili “İnlerine girdik ve giriyoruz. Eğitimden, hizmetten, himmetten bahsedenlerin birtakım kirli cinayetlere, faili meçhul cinayetlere bulaştığını dahi bu..
Tamamı 13.12.2014

Dink'te paralel şüphe güçlendi

13.12.2014 13:39 Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink'in 2007'de öldürülmesi soruşturmasında önemli gelişmeler yaşanmaya başladı. Şimdiye kadar Ergenekon Terör Örgütü'nün (ETÖ) işi olarak görülen suikast dosyasında paralel yapı bağlantısı..
Tamamı 13.12.2014

HSYK'da önemli değişiklikler

13.12.2014 15:24 HSYK yönetmeliğinde değişiklikler yapıldı. Paralel kesimde tepkiye neden olan 18 maddelik yönetmeliğe göre, HSYK Kanunu'nda 15 olarak belirlenen Genel Kurul ve 5 olarak belirlenen dairelerin toplantı yeter sayısı, salt..
Tamamı 13.12.2014

Tübitak silinen bilgileri kurtardı

13.12.2014 15:10  Bir dönem paralel yapının karargâhına dönüşen İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün kritik şubelerindeki bilgisayarlar üzerinde yapılan teknik bilirkişi çalışmaları tamamlanmak üzere. SABAH'ın ulaştığı bilgilere göre Ma..
Tamamı 13.12.2014

Yargıda yeni dönem başlıyor

13.12.2014 14:37 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyunda "yargı paketi" olarak bilinen '6572 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'u onayladı. O..
Tamamı 13.12.2014

1000 isim daha dinlenmiş

13.12.2014 14:22 Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından 2008-2009 tarihleri arasında, Genelkurmay Başkanlığı santralı ve TBMM ile işadamları, gazeteciler ve polislerin de arasında bulunduğu 1000 kişinin sahte is..
Tamamı 13.12.2014

65 ilde 3027 polise soruşturma

13.12.2014 14:11 17 ve 25 Aralık operasyonları ile devlet içindeki varlıkları su üstüne çıkan ve bir yıla yakın bir süredir hükümetin büyük bir mücadele verdiği paralel yapının Emniyet ve jandarma ayağına ilişkin çarpıcı sonuçlar ortay..
Tamamı 13.12.2014

Kriptolu ihanet deşifre oldu

13.12.2014 13:59 Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcısı Ali Çalık tarafından yürütülen "kripto ihaneti" soruşturmasında sona gelindi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda (TİB) kriptolu telefon dinlemesine yönelik soruşturmada, 8 kişilik uz..
Tamamı 13.12.2014

Paralel disipline aykırı 133bin polis

13.12.2014 13:41 Paralel Yapı, uydurma gerekçelerle disiplin soruşturması açarak üst düzey emniyet yetkililerinin, polis ve şeflerinin sicillerini bozdu. Yükselmelerini, taltif ve rütbe almalarını engelledi. SABAH'ın ulaştığı "Disiplin..
Tamamı 13.12.2014

Narkotik'te paralel komplo

13.12.2014 13:28 17 Aralık yargı darbesi girişiminin ardından deşifre olan paralel yapının, 2010 yılında kuyumcu Mahmut Çelik üzerinden hükümete ve yakın çevresine komplo kurduğu belirlendi. Şantaj amaçlı operasyon, İstanbul Cumhu..
Tamamı 13.12.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
10.355.581