YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
29 Mart 2015, Pazar
Aharun.8m.net|kontrgerilla.com|ergenekon.ws|HaberKanal.net .. Terör, derin devlet, paralel devlet, kontrgerilla ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

HaberKanal.net.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "dursun" için arama sonuçları    (Toplam 812 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Erdoğan: İmamlarıyla kaçıyorlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplu açılış törenindeki konuşmasında, 'Şimdi kaçıyorlar. Dosyalar açıklandıkça bakıyorsunuz, imamları ile beraber kaçıyorlar. Madem suçunuz yok, niye kaçıyorsunuz? Niye? Çünkü Pensilvanya'daki 1999'da öyle kaçtı. Davet ettim, gelmedi. Siyasete sonuna kadar saygımız var ama ihanete asla tahammülümüz yok' dedi. Çözüm sürecini kendisinin başlattığını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Ben çözüm sürecinin önündeyim arkasındayım, hepsinden önce içindeyim. Bunun dışında olmak mümkün değil. Elinde silah olanlar. Eğer çözüm süreci konusunda samimiyse, IRA gibi onlarda silahlarını gömsünler. Ellerinde silah çözüm süreci olmaz' dedi.

28.03.2015 15:43 Karabük'te toplu açılış törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, açıklamalarda bulundu. Karabük halkını selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde verdiğiniz yüzde 65’lik destek için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. İnşallah desteğinize layık olacak, hep birlikte yeni Türkiye’yi inşa edeceğiz. Açılışını yaptığımız 26 ayrı eserin, 1 katrilyon 386 trilyon liralık kamu ve Kardemir yatırımlarının Karabük’ümüze ve ülkemize hayırlı olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Eğitimde Safranbolu Yazı Köy İlköğretim Okulunu, merkez Anadolu Öğretmen Lisesi’nin 400 kişilik spor salonunu, yüzme havuzunu ve Eskipazar Gençlik Merkezi’ni tamamladık. Sağlıkta Eflani İlçe Devlet Hastanesi, Safranbolu Devlet Hastanesi ek binası ve çeşitli binaların açılışını yapıyoruz. TOKİ 640 konut inşa etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı il genelinde 23 trilyonluk alt yapı yaptı. Karabük Kültür Merkezi binası tamamlandı. Karabük genelinde çeşitli bölünmüş yol, il yolu ve devlet yolu projeleri bitirildi. Bu hizmetlerin de resmi açılışlarını burada yapıyoruz. Karabük Belediyesi Şehir Kütüphanesinin, Eskipazar Belediyesi Gençlik ve Kültür Merkezi’nin açılışını yapıyoruz. Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi binasını ve öğrenci soysal yaşam merkezini, araştırma geliştirme binası laboratuvarı tamamladı, bunları da hizmete açıyoruz. Kardemir sadece Karabük’ün değil ülkemizin gururudur. Bu vesile ile Kardemir tarafından ülkemize kazandırılan ve toplam yatırım bedeli 599 trilyonu bulan çeşitli tesisler ve fabrikaların açılışlarını bu gün burada gerçekleştiriyoruz. Tüm bu eserlerin Karabük’e, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

“FİLYOS PROJESİNİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

12 yıllık hizmet sürecinde sadece Karabük’e yapılan yatırımın 4 katrilyon lira olduğunu ifade eden Erdoğan, “Hamdolsun Karabük’ümüzün şöyle 12 yıl önceki halini düşünüyorum. Bu gün helikopterle Karabük’ün üstünde dolaşırken geldiği halini düşünüyorum. Bu yatırımların şehrimize, ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızın, belediyelerimizin, Kardemir’i, tüm özel sektör çalışanlarını, işçisine kadar herkesi tebrik ediyorum. Filyos Projesini unutmuş değiliz. Bir takım hukuki engeller yüzünden proje gecikti. Şundan emin olun adım adım takip ediyorum. Filyos, sadece bu bölgenin değil Tüm Türkiye’nin projesi. Bu projeyi hayata geçirmekte kararlıyız” diye konuştu.

Çanakkale Savaşlarının 100 yıl dönümüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “18 Mart’ta deniz zaferimizin 100. yıl dönümünü başbakanımızın Çanakkale’ye katılımıyla gerçekleştirdik. 24 Nisan da da kara savaşlarının 100. yıl dönümüdür. Dünyanın 4 bir yanından gelen dostlarımız var. Devlet başkanları, hükümet başkanları ve gelecek olan dostlarımızla kapsamlı bir programla yad edeceğiz. İstanbul’da büyük bir barış zirvesi yapacağız. 24’ünde Çanakkale’ye geçeceğiz. 25’inde de Avustralya’dan, Yeni Zelanda’dan gelen tüm dostlar orada şafak ayinlerinde törenlerini yapacaklar. Bizim gençliğimizde sabah namazına müteakip şafak yürüyüşü yapacak. Gençleri şimdiden oraya davet ediyorum. Çanakkale’nin kahramanları arasında Safranbolulu, Eflanilili, Uluslu, Eskipazarlı, Yeniceli yani Karabüklü tüm kardeşlerimin dedeleri, büyük dedeleri var. Kendilerinden kat ve kat güçlü düşman karşısında fedakarca savaşan bu 42. Alay, bine yakın şehit 2 bin 500’e yakın yaralı vermişti. Bu alayın önemli bölümü Karabük’ten, Karabük’ün ilçelerinden, bu bölgelerden gelenlerden oluşuyordu. Savaş sonunda binlerce mevcudundan geriye ne kalmıştı biliyor musunuz? 7-8 kişinin kaldığı bu alayın kahramanlığı gurur tablolarımızdan biri olarak tarihteki yerini aldı. Bu millet ne büyük bir millet. Bu gazi alayın kahraman askerlerinin torunları olan Karabüklü kardeşlerime bir kez daha saygılarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.

“BASİT BİR KAVGA DEĞİL, MEDENİYET DAVASIYDI”

“Kendilerini güya aydın sanan birileri işgale mandaya razı olmuşken bizim dedelerimiz atalarımız şartlara zorluklara bakmadan 7 düvele meydan okumaktan çekinmedi” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne dediler, ‘ölürsek şehit, kalırsak gazi oluruz.’ Cepheden cepheye koştular. Analarımız ne dedi, ‘O zaman git evladım, git ya gazi ol ya şehit’ dedi. Biz böyle bir milliyetin evlatlarıyız. Basit bir kavga değil bir medeniyet davası, istikbal ve istiklal mücadelesi olduğunu çok iyi biliyorlardı. Bin yılın hesaplaşmasını çok iyi biliyorlardı. Yahya Kemal; “Şu kopan fırtına Türk ordusudur yarabbi. Senin uğrunda ölen ordu budur yarabbi. Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın, galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın” diyordu. Bu millet böyle inanmıştı. Böyle inandığı için, Seyit çavuş 250 kilo mermiyi, ‘Ya Allah’ diye kaldırıp topa yerleştiriyor ve düşmanların en büyük gemisini, Çanakkale’nin dalgalarına gömüyor. Buralara öyle durup dururken gelinmedi. Bizim dedelerimiz, atalarımız işte bu ordunun şanlı neferleridir. Allah onlardan razı olsun. Mekanlarını cennet eylesin. Bizlere onlara layık evlatlar olmayı nasip eylesin” ifadelerini kullandı.

“ÇANAKKALE’Yİ ANLAMAMIŞ OLANLAR VAR”

Bugünde maalesef ülkesine güvenmeyenleri, milletine sırtını dönenler olduğunu gördüklerini söyleyen Recep Tayyip Erdoğan, “2023 hedefleri doğrultusunda hedeflerimize yürürken taş koymaya çalışanlar, treni raydan çıkarmaya çalışanlar var. Ben onların Çanakkale’yi anlamamış, anlayamamış olduğunu tahmin ediyorum. Kimi de daha sinsi yöntemler ile devletin içine sızarak, insanların haklarını gasp ederek, en ulvi duygularını istismar ederek aynı yere hizmet ediyor. Türkiye’yi yeniden istikrarsızlığın, güvensizliğin içine sokarak, hedeflerinden uzaklaştırmanın gayreti içindeler. Muhalefette bunlara çanak tutuyor. Dünyanın neresinde ülkemizin aleyhinde bir söz söylenmişse bir iş yapılmışsa bu iki yapı ve muhalefet hemen peşine takılıyor aynı şeyleri tekrar etmeye başlıyor. Dünyanın her bir yanında Türkiye’ye karşı bildiriler dağıtıp mektupla ülkelerini şikayet ediyorlar. Yabancı gazetelere sayfa sayfa ilanlar veriyorlar. Neymiş Türkiye’de özgürlük yokmuş. Elinize dizinize dursun” ifadelerini kullandı.

“PENSİLVANDAKİ DE 19999 YILINDA BÖYLE KAÇTI”

Altını delmeye çalıştıkları geminin içinde herkesin birlikte yaşadığını ifade eden Recep Tayyip Erdoğan, “Bu ülkeye gelen her zarardan bunlarda nasibini almayacak mı. Siyaset başka şey, ihanet başka şey. Hizmet başka hainlik başka. Demokrasi başka şey, ülkeyi, milleti bölmek başka şey. Şimdi onlar kaçıyorlar. Dosyalar açıklandıkça imamları ile kaçıyorlar. Madem suçunuz yok niye kaçıyorsunuz. Niye, çünkü 1999’da Pensilvanya’daki öyle kaçtı. Davet ettim gelmedi. Siyasete sonuna kadar tahammülümüz var ama ihanete asla tahammülümüz yok. Biz bunların gerçekten hizmet ettiğini sanıyor, onun için elimizden gelen desteği veriyorduk. Hizmet edene saygılıyız ama haine asla. Demokrasi talebinin sonuna kadar arkasındayız ama bölücülüğe asla tahammül edemeyiz” dedi.

“ÇÖZÜM SÜRECİNİN ÖNÜNDEYİM, ARKASINDAYIM EN ÖNEMLİSİ İÇİNDEYİM”

Kendi konumunun Türkiye’deki 78 milyonun hakkını, hukukunu savunmayı gerektirdiğini belirten Erdoğan, “Bunun için ne yapmam gerekiyorsa onu yaparım. Kimseden de çekinmem. Ben bugüne kadar daima sene milletimin yanında oldum. Şimdi çıkmış, “Yemine aykırı hareket ediyor, tarafsız davranmıyor.’ Ben bir partinin tarafı olduğumu ifade etmiyorum, milletimin tarafı olduğumu ifade ediyorum. Bunlar bunu anlamayacak kadar siyaseti de bilmiyorlar. Çözüm sürecini başlatan, bu aşamaya kadar getiren bu kardeşiniz. Demokratik açılım ile başladık. Milli birlik ve kardeşlik projesi olarak devam etti. Çözüm süreci olarak devam ediyor. Ben çözüm sürecinin önündeyim arkasındayım, hepsinden önce içindeyim. Bunun dışında olmak mümkün değil. Elinde silah olanlar. Eğer çözüm süreci konusunda samimiyse, IRA gibi onlarda silahlarını gömsünler. Ellerinde silah çözüm süreci olmaz. 7 Haziran seçimlerine giderken yine o silahlar ile mezraları, köyleri, halkımızı tehdit ederek parlamentoya girmek, bu demokrasi değildir. Bugün burada milleti aldatmaya çalışan varsa elbette bunu çıkıp söyleyeceğim. Bunu milletimin huzuru için söylüyorum, milletimin birlik ve beraberliği için söylüyorum. Çatışmadan, kandan, ölümden, acıdan düşmanlıktan medet umanlarından, onların karşısında tüm gövdemle durmazsam milletimde aramdaki ahdin gereğini yerine getirmemiş olurum. Küçük hesaplarla hareket edenlerin, taşeronluğa soyunanların oyunlarını ortaya çıkarmazsak görevimizi yapmış olamayız. Önce samimi olacaksınız, hesabi olmayacaksınız hasbi olacaksınız hasbi. Bunlar fırsat buldukça birşey üretemedikçe ne yapıyorlar, Cumhurbaşkanına laf söylüyorlar. Ben milletim ile beraberim ama bunların kiminle beraber olduklarını gayet iyi biliyorum. Aynı şekilde paralel yapı ile en büyük mücadeleyi yürüten birisiyim. Burada da bir sıkıntı görürsem elbette gerekli müdahaleyi nereye kadar yapabiliyorsam yaparım. Buradan himmet diye topladıkları paraları diğer ülkelerdeki lobilere, Türkiye karşısı bildirilen yayınlatmak, aleyhte faaliyetler yürütmek için kullananların oyunlarını tabii ki milletime ifşa edeceğim. Bu can bu tente kaldıkça mücadele edeceğim. Türkiye’yi 2023 hedefine ulaştıracak tüm büyük projelerin hepsinde, 12 yıllık emeği olan bir başbakan olarak bundan sonra da hükümetimizin attığı bütün adımlarda yanlarında olacağım olmaya devam edeceğim. Bu asla bir partiden yana olmak değildir. Hükümet devleti yönetir, temsil eder. Bende mademki cumhurbaşkanıyım onların yanında olmaktan başkan keyif verici önemli görevim olamaz. Buralarda da bir aksaklık gördüğüm zaman gerekli uyarıyı arkadaşlarıma yaparım. Bu hakkım ve vazifemdir” diye konuştu.

(28 Mart 2015, 15:43)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6718    yazdır/print


 

Taltif yolsuzluğu davası başladı

Paralel polislere yönelik olarak gündeme gelen ve 'bazı polislere, hak etmedikleri halde usulsüz taltif verildiği' iddiasıyla 17 kişi hakkında açılan dava ile 'usulsüz dinleme' iddialarıyla 18 kişi hakkında açılan diğer bir davanın görülmesine Ankara'da başlandı.

21.03.2015 17:31 "Bazı polislere usulsüz taltif verildiği" iddiasıyla 17 kişinin yargılanacağı dava ile "usulsüz dinleme" iddialarıyla 18 kişi hakkında açılan diğer bir davanın görülmesine Ankara'da başlandı.

"Bazı polislere, hak etmedikleri halde usulsüz taltif verildiği" iddiasıyla 17 kişinin yargılanacağı davanın Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmasına, bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları ve yakınları katıldı.

Duruşmada, savunmasını yapan dönemin Taltif Şube Müdür Yardımcısı Cemil Çelik, yılda 3-4 taltif dönemi olduğunu, hazırlanan listelerde yaklaşık 25 bin kişi bulunduğunu, bunlardan yaklaşık 20 kişiye taltif verildiğini söyledi.

İzinli olan kişilerin taltif listesine eklenmesinde bir sakınca bulunmadığını savunan Çelik, şunları kaydetti:

"Bizler, teklifimizi yaparız, son kararı verecek Emniyet Genel Müdürlüğü Taltif Komisyonu'dur. Emniyet Genel Müdürlüğü Taltif Komisyonu, yine taltifin genele yayılması ve bütün personelin yararlanmasını talep etmiştir. Bununla ilgili yazılı bir emir yoktur. Geçmiş yıllarda Emniyet Genel Müdürlüğü Taltif Komisyonu tarafından yanlışlıkla ödeme yapılanların parası geri alınmıştır ve haklarında adli ya da idari işlem başlatılmamıştır. Bizim için de kamu zararından söz etmek mümkün olmayacaktır. Çünkü verilen taltif paraları personelden geri alınmıştır. Taltif verilen para personelin kendi hesabına yatmaktadır. Buradan maddi yarar sağlama imkanı yoktur."

Taltifin, rütbe esasına göre verildiğini belirten Çelik, hak eden polis memurlarına, gerekli ödemenin yapıldığını ifade etti.

Sanıklardan Gökmen Tekin de şimdi Öğretmen Emniyet Müdürü olduğunu, "Tunceli'de terör örgütü operasyonu kapsamında bazı polis memurlarına taltif verildiği" için yargılandığını belirtti.

TİKKO'ya yaptıkları operasyondan sonra, emeği geçen herkese taltif yazdıklarını kaydeden Tekin, "Tunceli'den tayini çıkan arkadaşlara da olay sonrası ve öncesine katkı sağladığı için taltif yazdık. Bu davadan utanç duyuyorum. Ben, makam aracımın kar lastiğini dahi kendim aldım, devletin parasını almayı bırakın. Böyle bir şeyi kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum" dedi.

Sanıklardan Muhammed Hamarat da polis memuru olarak görev yaptığını, Taltif Modül Sistemi şifresine sahip olduğunu, sisteminin sadece uygun görüldüğünde açıldığını söyledi.

Taltif dosyasının hazırlık aşamasında Taltif Modül Sistemi'ne girildiğini ve sunumun bununla yapıldığını anlatan Hamarat, sisteme, çalışma sürelerinin değil, olay tarihlerinin girildiğini kaydetti.

"Polislere haram yememelerini anlatırım"

Siirt Polis Meslek Yüksek Okulunda öğretmen olduğunu belirten sanık Halil Dumanlı da Taltif Ön Komisyonunda bir çok imzasının bulunduğunu, ortada sahte bir evrakın olmadığını savundu.

Taltif Ön Komisyonunun bağlayıcılığı olmadığını, sadece yol gösterdiğini belirten Dumanlı, "Takdir yetkisi Emniyet Genel Müdürlüğü Taltif Komisyonuna aittir. Bağlayıcı olmayan, sadece teklif niteliğinde olan bir suçtan buradayız. Ortada bir suç varsa esas Taltif Komisyonunun burada yargılanması gerekir. Ortada yanlış, mevzuata aykırı bir durum yok. Sıralı amirlerimizin imzasıyla biz aklandık aslında" diye konuştu.

Kamuoyundaki haberlerden dolayı yargılandıklarını öne süren Dumanlı, "Üzerimdekilerin tek tek hesabını veririm. 12 bin liraya tenezzül etmem. Ben, derslerde de polislere güncel olaylarla ilgili, haram yememelerini, yanlış yapmamalarını anlatırım. Böyle bir şey olsa eşimin, çocuklarımın karşısına çıkamam. Takdir böyleymiş, bir şey diyemiyorum" ifadesini kullandı.

Taltif konusundaki hatalı ödemelerin, yargı kararına gerek kalmadan geri alınabildiğini kaydeden Dumanlı, bu davadan dolayı sicil notunun düştüğünü söyledi.

"Taltif teamüllere göre verilir"

Sanık Veli Yılmaz da uzun süredir taltif komisyonunda görev aldığını belirterek, kimin ne kadar taltif alacağının, çalıştığı bölge de dikkate alınarak teamüllere göre belirlendiğini söyledi.

Taltifte hiç kimseye ayrıcalık gösterilmediğini savunan Yılmaz, suçlamaları kabul etmeyerek, beraatını istedi.

Batman Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaptığını belirten Hakkı Okumuş da 2014'te de bir soruşturma geçirdiklerini, ancak cezai bir durumun bulunamadığını ifade etti.

Taltif iddialarıyla ilgili 5 dosyanın incelenmesinde imzasının olduğunu belirten Okumuş, şunları kaydetti:

"Bu dosyalar hazırlanırken belli bir sistematiği var. Komisyon olarak hangi dosyanın ödüllendirileceğine ait kriterler var. Eğer ödüllendirilmesi düşünülüyorsa, dosya Taltif Komisyonuna sunulur. Taltif Talep Modülü belirli dönemde açılır. Buradaki verileri kontrol etmek gibi bir yetkimiz yok. 100 kişinin olduğu dosyada kimin izinli, kimin çalışıp çalışmadığını bilmeyiz. Hukuken de yetkimiz yok. Son karar verme yetkisi Emniyet Genel Müdürlüğü Taltif Komisyonunda. Esas denetleme görevi de orasıdır. Uygun olmayan biri teklif edilmişse onun ayıklama yetkisi de burasıdır."

Duruşmaya bir süre ara veren mahkeme, sanıkların, savunmalarını dinlemeye devam edecek.

İddianamede, sanıkların ayrı ayrı "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçlarından 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

YASADIŞI DİNLEME DAVASI DA BAŞLADI

"Usulsüz dinleme" iddialarıyla 17'si polis 18 kişi hakkında açılan davanın Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmasına ise eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak'ın da arasında bulunduğu 14 sanık ile bazı müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.

Hazır bulunan müştekiler arasında, suçlama konusu dönemde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun danışmanlığını yapan, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ile Hanefi Avcı'nın avukatı Refik Ali Uçarcı da yer alıyor.

Sanıklardan Ali Arslantaş'ın Siirt Ağır Ceza Mahkemesinden görüntülü olarak bağlandığı duruşmada, Altıparmak'ın da arasında bulunduğu bazı sanıklar, avukatları hazır bulunmadığı için savunmalarını sonraki celselerde yapacaklarını bildirdiler.

Sanıklardan Hüseyin Özbilgin, savunmasında, dönemin İçişleri Bakanı'nın isteğiyle Şubat 2012'de MİT Müsteşarlığında göreve başladığını anlattı.

Buraya atanmadan önce 4 ay süreyle kendisinin ve ailesinin araştırıldığını ancak olumsuzluk bulunmadığını kaydeden Özbilgin, "Her insanın haysiyeti, şerefi, onuru namusu vardır. Bir gün önce baştacıyken, bir gün sonra casus olunmaz. Terörle mücadelede defalarca ölümle burun buruna gelmiş bir insanın hiçbir somut belge olmadan, mahkeme kararları dikkate alınmadan müfettiş raporuyla suçlanması haksızlıktır. Ben casusluk suçu işlemektense ölmeyi tercih ederim" diye konuştu.

Masumluğuna ilişkin "en küçük tereddüt olmadığını" söyleyen Özbilgin, şöyle devam etti:

"Musa Anter öldürüldüğünde, o bölgede terörden sorumlu ekip amiriydim. Olay yerine ilk gittiğimde, karanlık içinde bir şahsın yattığını, yakında genç birinin can çekiştiğini gördüm. Ambulans çağırdık. Daha sonra ölenin Musa Anter, yaralının Orhan Miroğlu olduğunu öğrendik. Bunu şunun için arz ediyorum: Orhan Miroğlu geçen yıl yazdığı kitapta bunu anlatıyor, 'Ben hayatımı bir polis memurunun gayretlerine borçluyum' diyor. Daha sonra köşesinde yazdı, televizyonda da ağlayarak anlattı. Ben bu gayret içindeyken bazı arkadaşlarımız maalesef, 'Bırak, ölürse ölsün, en iyi Kürt ölü Kürt'tür' demişlerdi. Üzüldüğüm şudur, bu sözü kullananların bir kısmı bugün çok etkili yerlerde, biz ise sizin karşınızdayız.

Kanunları yerine getirmek suçsa herkes suç işliyor. Meslek hayatım boyunca, hukuka aykırı hiçbir eylemde olmadım. Hakkımda iddia edilenleri işlemiş olsaydım, MİT'in bunu tespit etmesi gerekirdi. MİT'teki görevime, suç işlediğim iddia edilen tarihten sonra başladım. Yapılan tüm işlemler hakim kararıyla ilgili mevzuat ve kanun çerçevesinde yerine getirilmiştir."

Mahkeme Başkanı Hüseyin Karamanoğlu'nun, "İstihbari dinleme taleplerini imzalarken, personelinize gerekçesini sormaz mısınız" demesi üzerine Özbilgin, "Orada yazıyordur, (gerekçeyi) ayrıca anlatmazlar. İstihbari bir konudur. Ayrıca o tarih itibarıyla da vekaleten bakıyordum" dedi.

Müştekilerden Ali Kılıç'ın avukatı Ergün Özer'in, "Amir olarak telefon dinlenmesi konusundaki talebin içeriği konusunda delil olup olmadığını araştırmaz mısınız? Sadece havale memuru gibi imza mı atarsınız" sorusunu Özbilgin, "İki tür dinleme var. Adli dinlemelerde, suç oluştuktan sonra dinlemeye başlanır. İstihbari dinlemede herhangi bir suç isnadı yoktur. Sadece olayın doğruluğu veya yanlışlığı vardır. Zaten istihbari dinlemenin özü gizli olmasıdır. Herhangi bir suçlama yoktur. Eğer iddia edilen konu doğruysa adli birimlere havale edilir. Delil olup olmadığını soran sıralı amirler vardır. Ben, teknik şubeden sorumlu olduğum için sormam. Sıralı amirlerden gelen bilgiler doğru kabul edilir" sözleriyle yanıtladı.

"Çalışmalarımız yasaya uygun"

Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı E Şube Müdürü Lokman Kırcılı ise "suçlamaların delilsiz olduğunu" ileri sürdü. Kırcılı, şunları kaydetti:

"Sadece müfettiş raporlarının delil olarak sunulması, garip oldu. Basın önünde, kamuoyu önünde, emir ve talimatla hazırlanan müfettiş raporları hukuksuzdur. Bunların dosyadan çıkarılmasını istiyorum. Bütün çalışmalarımız yasaya uygundur. Bu soruşturma tamamen Anayasa'ya aykırıdır. İdarenin, mahkeme kararının hukukiliğini denetleme yetkisi yoktur. Davanın Anayasa'ya aykırılığının zamanla anlaşılacağına inanıyorum. Hiçbir delil olmadan bu kadar ağır ithamlar üzücüdür. Suçlanmanın bu kadar kolay olabileceğini bilmiyordum. Neticede dinlediğimiz kişilerin hiçbirini tanımıyoruz, hiçbiriyle husumetimiz yok. Yasa içinde yaptığımız kayıtlar, yasal süresinde imha edilmiş. Bilgi alma amaçlı istihbari dinleme yapıyorsunuz, suç varsa adli birimlere intikal ettiriyorsunuz. Bu tamamen gizli bir faaliyet olduğu halde, dinlenen şahısların listeleri çarşaf çarşaf yayınladı. Esas mağduriyeti, o zaman yaşadılar."

Kırcılı, Başkan Karamanoğlu'nun "Müştekilerden Yonca Verdioğlu Şık hakkında ne bilgi buldunuz da 21 ay boyunca dinleme talep ettiniz" sorusu üzerine, "İstihbarat uzun ve zor süreç. Neticede dinlenenler her şeyi açık açık telefonda paylaşmıyor. Geçmişte hiçbir ses alamadığım bir telefondan 2 yıl sonra ses aldığım olmuştur. Dinlemenin uzun ya da kısa olması kriter değil. Bazen bu süreç uzun olabilir. Sürenin uzunluğunun bir anlamı yok aslında. Bazen bir, bazen üç ayda çözersiniz, bazen bir-iki yıl sürer" ifadelerini kullandı.

"İstihbarat konusunda Türkiye'nin en iyi uzmanlarından olduğunu" savunan Kırcılı, "bir kişinin örgütsel faaliyetinin ilk anda görülemeyebileceğini" söyledi.

"Maltepe Belediye Başkanı Kılıç ile CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun danışmanı Recep Cengiz'in terör örgütleriyle ne gibi bağlantıları olabileceğini düşündünüz? Kim olduklarını dinleme öncesi bilmiyor muydunuz" sorusu üzerine Kırcılı, "Bilmiyoruz. Bugün kırsalda dinlediğiniz PKK'lı adam da 'Ben HDP'liyim' der. 'Şunu niye dinlediniz' diye bir şey yok" dedi.

Bu kişilerin dinlenmelerine ilişkin bilgilerin arşive girilmemesinin "şahısların haklarının çiğnenmemesine yönelik olduğunu" savunan Kırcılı, "Arşive, ancak somutlaştırdığımız, delillendirdiğimiz çalışmaların sonucunu giriyoruz. Her şeyi arşive girersek, bir sürü masum insanın suçlanması sonucu çıkacaktır" diye konuştu.

Kırcılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisinde dinleme cihazı bulunmasının ardından MİT yetkilileriyle toplantı yaptıklarını, bunun ardından Başbakanlıkta görev yapan polisi de istihbarat amaçlı dinlediklerini aktardı.

"Niye 'Böcek soruşturması' kapsamında dinlendiğini belirtmediniz de suç örgütü kapsamında dinlendiğini yazdınız" sorusu üzerine Kırcılı, "Şu anda hatırlamıyorum. Bunların bazıları, Böcek Soruşturması'nda gözaltına alınanlar da olabilir. Bazılarını böcek için dinledik, bazılarının da suç örgütleriyle bağlantı şüphesinden dinledik" yanıtını verdi.

Kırcılı, CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ın oğlu Erkan Bülent Haberal'ın "Türk İntikam Birliği Tugayı" ile ilgili neden dinlendiğini anlatırken, "Bize detaylı ihbar gelmişti. Analiz çalışmasında belli bir inandırıcılığını gördük" dedi.

"Boşu boşuna dinleme yapmadıklarını" söyleyen Kırcılı, yaptıkları dinlemelerle birçok eylemi aydınlattıklarını kaydetti.

Müştekilerden Ali Kılıç'ın avukatı Özer'in, "Sanıkları dinleyince dehşete kapıldım. Hukuk devletinde yaşadığımızı sanıyordum. Bir ihbar yazısıyla önüne gelen herkes, hiçbir çalışma yapılmadan dinlenir mi" sorusunun ardından Kırcılı, "Bu kadar kolay dinlenmiyorlar. Bir istihbari bilgi aldığınız zaman, analiz çalışması yapıyor, verileri karşılaştırıyorsanız. Verilen inandırıcı geliyorsa istihbari dinlemeye karar veriliyor. Sonra hakime kadar uzanan bir süreç var. Bunun her aşamasında talep geri dönebilir" diye konuştu.

Duruşmada, Siirt'te olan sanık Ali Arslantaş'ın savunması görüntülü sistemle alındı.

Arslantaş, bahse konu tarihte Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığında R Şube Müdür Yardımcısı olduğunu, istihbari dinlemelere ilişkin hazırlanan talepleri imzalayarak, sıralı amirlerin onayına ve mahkemeye sunduklarını anlattı ve "Tüm işlemlerimiz hukuka uygundur" dedi.

"Savunma sanayisine ilişkin kimi ihalelere fesat karıştırıldığı" iddiasıyla dinlenen kimi kişilerin, ihale komisyonlarında bulunmadığının hatırlatılması üzerine Arslantaş, "Bir şahsın ihale komisyonunda yer alıp almaması, ihale sürecinde olmadığı anlamına gelmemektedir" ifadesini kullandı.

Müştekilerden Avukat Refik Ali Uçarcı'nın, "Benim bu dinlenmeme esas şeyler, iki müvekkilim ve bir çalışanımla ilgili. Benim ihaleye fesat karıştırmak üzere birlikte hareket ettiğim kişilerin kimlikleri ve benle ilişkileri konusunda objektif değerlendirme yapılmış mı" sorusu üzerine Arslantaş, "Tespitler talep formuna yazılmıştır. Aradaki ilişkiyi teknik takip olmadan anlamamız mümkün değildir. Analiz çalışmalarında böyle bir ilişki görülmüştür" diye konuştu.

Arslantaş'ın avukatı Hüseyin Mehan, müvekkilinin hukuka aykırı işleminin olmadığını savundu ve polislere yönelik soruşturmaların "kadroların değiştirilmesi için açıldığını" iddia etti.

"Hanefi Avcı'nın avukatı olduğunu bilmiyorum"

Kendisine TÜBİTAK ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı personelini askeri casusluk amacıyla dinlenmesi suçlaması da yöneltilen eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı R Şube Müdürlüğü görevlisi Emre Baykal, 2010 sonlarında bir kişinin MASAK ve Emniyet'e şikayette bulunduğunu aktararak, şunları kaydetti:

"Şikayette, savunma sanayi alanındaki bazı firmaların, TÜBİTAK personeliyle irtibatlı olabileceği bilgileri vardı. Bunun, radar alım ihalesiyle ilgili olabileceğini, bunun da İLTAREN'in sorumluluğunda olduğunu öğrendik. İLTAREN'de bazı personelin firmalarla bağlantılı olabileceği konusunda ham bilgiler elde ettik. Bunu talep formuna işledik, ham bilgilerin teyidi amacıyla önleyici dinleme talebinde bulunduk. Fakat TÜBİTAK personeli mesaiye başlarken telefonlarını bırakmakta, akşam almaktaydılar. Bunun üzerine çalışmayı sona erdirdik. Bütün kayıtlar da imha olmuştur. Bunu sistem otomatikman yapar."

Baykal, dinlenenlerden Refik Ali Uçarcı'nın, Hanefi Avcı'nın avukatı olduğunu bilmediğini söyledi.

"Hakimin muhatap olacağı sorulara..."

Sanıklardan Uğur Eski ise hazırladığı slayt sinevizyona yansıtılırken istihbari ve adli dinlemelere ilişkin bilgiler verdi ve 2012'de İstihbarat Dairesi Başkanlığının çalışmalarıyla 138 bombacının yakalandığını kaydetti.

Ulaşan ham bilgileri analiz ettiklerini, dinleme kararlarını da hakimlerin verdiğini anlatan Eski, "Takdir hakimde. Reddedebiliyor, kabul edebiliyor. Reddedilen talepler var. Hakimin muhatap olacağı sorulara biz muhatap oluyoruz" diye konuştu.

Eski, müştekilerden, polis memuru Mustafa Boztepe'nin dinlenmesine ilişkin, "Sayın Başbakanımızın dinlenmeye çalışılması gibi vahim bir olay var. Biz, oraya girebilecek şahısların isimlerini temin ettik, analiz çalışmaları yaptık. 50-100 numara bulundu. Sonra bir kez daha analiz yaptık, tam hatırlamıyorum ama 15-20 hatta kadar bunu düşürdük. Bunlar arasında Başbakanlığın elektronik işlemlerini yapan bazı şirketlerin görevlileri de vardı. Mustafa Boztepe'yi de dinlemeye aldık. Bunu varsayıma dayalı olarak yaptık. Ama kanun bize bunu emrediyor. Mustafa Boztepe'nin de organize suç örgütleriyle ilişkili olduğu dikkati çekmiş. Hakime bilgi sunulmuş. Bizim çalışmaların doğasında varsayıma dayalı, subjektif, yoruma dayalı olması var. Yoksa İstihbarat Daire Başkanlığına 'İş yapmayın' demek gerekir."

Gazeteci Ahmet Şık'ın eşinin dinlenmesi

Eski, "Yonca Verdioğlu Şık hakkında ne oldu da 21 ay dinlediniz" sorusunu ise "Şunu söyleyeyim. Bunun son kısmına Gezi olayları oldu. Ülke yanıyordu. Bize söylenen, bunların yurtdışı bağlantılarının olup olmadığını araştırmamızdı. Şahıs Alman vakıflarında çalışıyor. Alman vakıflarıyla ilgili yıllardır çok ciddi iddialar var. Biz bunu kayda değer bulmuşuz. Görev gereği yaptığımız bir işti" diye yanıtladı.

Mustafa Boztepe'nin neden "Böcek Soruşturması" ile ilgili değil de "suç örgütüyle" ilgili dinlendiğinin yazıda yer aldığının sorulması üzerine Eski, "Başbakanlıkta çalıştığını yazmışım" dedi.

Mahkeme Başkanı Hüseyin Karamanoğlu, bu durumda, dinleme talebini değerlendiren hakimin yanlış yönlendirilmiş olacağını ifade etti.

Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç'ın da terör örgütü DHKP/C ile irtibatlı olabileceği gerekçesiyle dinlendiğini aktaran Eski, "Kimsenin DHKP/C'li olduğunu iddia etmiyoruz. Varsayım üzerine yapıyoruz. Zaten kayda değer bilgiye ulaşılamamış" dedi.

Eski, MHP yöneticilerinin neden dinlendiğinin sorulması üzerine, "O dönemde vahim iddialar vardı. Hatay Dörtyol'da, Muğla'da, Bursa İnegöl'de olaylar olmuştu. Hatay Dörtyol'da BDP binasını yaktılar. Bunların ülkücü, milliyetçi olduğuna dair haberler var. Kürt-Türk çatışmasıyla ilgili iddia gelince çalışma yapmışız, bir şeye ulaşamamışız" diye konuştu.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, sanıklar savunmalarını yapmaya devam etti.

Sanık Engin Eraslan, savunmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, başbakanlığı döneminde "Alman vakıflarının, Türkiye'deki terör örgütlerine destek verdiğini" söylemesi üzerine, çalışma başlattıklarını, hakim kararıyla yaklaşık 10 kişiyi teknik takibe aldıklarını anlattı.

Takibe alınanlar arasında Gazeteci Ahmet Şık'ın eşi Yonca Verdioğlu Şık'ın da olduğunu belirten Eraslan, "Yonca Hanımın, Ahmet Şık'ın eşi olduğunu bilmiyordum, sonradan fark ettim. Yonca Hanımın, Ahmet Şık'ın karısı olduğu için dinlendiği iddiası boş. Biz, terör örgütünün yurt dışı bağlantılarını ve para kaynaklarını araştırıyorduk" dedi.

Tahliye olan Ahmet Şık'ı dinlemediklerini ifade eden Eraslan, özel hayatın gizliliğini ihlal etmediğini savundu.

Mahkeme Başkanının, "Yonca Verdioğlu Şık'ı niye bu kadar uzun süre dinlediniz?" sorusuna, Eraslan, "Biz, terör örgütünün yurt dışı bağlantılarını araştırıyoruz. Bu, bu günden yarına elde edilebilecek bir şey değil, belki seneler alır" cevabını verdi.

Kanunda, dinlemeyle ilgili bir sınırlamanın olmadığını ifade eden Eraslan, "Bizim dinleme faaliyetimiz, istihbari dinleme. Biz bilgileri yukarıya aktardık, müsteşara, genel müdüre bildirdik, hatta başbakana kadar gittiğini duydum. Bu istihbari dinlemenin kapsamında olan bir şey" dedi.

"Neden dinlendiğimi bilmiyorum"

Sanık Serahsi Şen de dinlemeleri görev icabı yaptıklarını, hiyerarşi dışına çıkmadıklarını savunarak, Başbakanlıkta görevli polis memuru Mustafa Boztepe'yi, Başbakanlık'ın talimatı doğrultusunda dinlediklerini iddia etti.

Sanık Seyit Gölcük ve Muhammet Yılmaz ile mahkemeye sesli ve görüntülü sistemle bağlanan Erol Demirhan'da suçlamaları kabul etmeyerek, beraatlerini istedi.

Sanık savunmalarının tamamlanmasının ardından, mağdurlar söz aldı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Elektronik Harp Şube Müdürü mağdur Ömer Gümüş, telefonunun 3 ay süreyle dinlendiğini savcılıkta öğrendiğini belirterek, sanıklardan şikayetçi olmadığını söyledi.

Mağdur Cemil Berin Erol da dinlendiği dönemde TÜBİTAK'ta araştırmacı olarak çalıştığını ifade ederek, "Benim ismime kayıtlı, eşimin ve çocuğumun kullandığı üç telefon var ama benim kullandığım telefonu dinlemişler. Niye dinlendiğimi bilmiyorum bu yüzden şikayetçiyim" dedi.

Mağdur Dursun İlhan Tüfekçi de TÜBİTAK'ta araştırmacı olarak çalıştığını ve şikayetçi olduğunu kaydetti.

Duruşma yarına ertelendi

Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gökay Aktaş, mağdurların müdahillik talebinin kabulüne, sanıklar hakkındaki adli kontrolün kaldırılması isteminin reddine karar verilmesini istedi.

Dursun İlhan Tüfekçi ve Cemil Berin Erol'un duruşmalara katılan olarak kabulüne karar veren mahkeme, diğer sanıkların ifadelerinin yarın alınmasına karar vererek, duruşmayı yarın saat 09.15'e erteledi.

DAVALARIN GEÇMİŞİ

"Usulsüz dinleme" iddialarıyla ilgili 17'si polis 18 kişinin yargılandığı dava Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor.

Cumhuriyet Savcısı Tekin Küçük'ün hazırladığı iddianamede, sanıklara, "askeri ve siyasi casusluk", "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üyesi olmak", "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği", "özel hayatın gizliliğini ihlal" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek" suçlamaları yöneltiliyor.

Sanıkların, CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ın oğlu Erkan Bülent Haberal, eski MHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Taytak ve gazeteci Ahmet Şık'ın eşi Yonca Verdioğlu Şık'ın da arasında bulunduğu bazı kişileri usulsüz dinlediği ileri sürülüyor.

Dinlenen kişiler arasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile TÜBİTAK İLTAREN'in, güdümlü mermilere karşı savunma projesinde yer alan bazı kişiler bulunduğu bildirildi ve "ülke güvenliği itibarıyla gizli kalması gereken savunma projelerine ait bilgilerin askeri casusluk maksadıyla temin edildiğinin belirlendiği" kaydediliyor.

Müştekiler arasında emekli Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın avukatı Refik Ali Uçarcı da bulunan iddianamede, Ahmet Şık'ın "İmamın Ordusu", Hanefi Avcı'nın "Haliç'te Yaşayan Simonlar" kitaplarının "paralel devlet yapılanmasının emniyet teşkilatındaki faaliyetleriyle ilgili" olduğuna yer veriliyor.

"Usulsüz taltif" davası

Bu arada "bazı polislere, hak etmedikleri halde usulsüz taltif verildiği" iddiasıyla 17 kişinin yargılanması da Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılıyor.

Cumhuriyet Savcısı Alper Türközmen'in hazırladığı iddianamede, sanıklar Halil Dumanlı, Hüseyin Şimşek, Gökhan Kabukcu, Bekir Akarsu, Gökmen Tekin, Muhammed Hamarat, Faik Ozan Karadağ, Hakkı Okumuş, Veli Yılmaz, İsmail Çiçekçi, Haydar Akyürek, Zeki Akyol, Cemil Çevik, Servet Deniz Kalem, Eray Kılıçarslan, Saruhan Kızılay ve Davut Gürbüz olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıkların Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Dairesi Başkanlığında çalıştıkları ve 2011-2013 yılları arasında ülke genelinde meydana gelen olaylarla ilgili 27 personel için hazırlanan taltif teklif dosyalarında, senelik izinli, mazeret izinli, geçici görevli, doktor raporlu ve henüz birime ataması yapılmamış, olay tarihinden sonra atanarak birimde göreve başlayan personelin göreve başlamasından önceki olayda görevliymiş gibi gösterilerek, taltif listesine dahil edildiği belirtiliyor.

Bazı polis memurlarına hak etmedikleri halde taltif verildiği ileri sürülen iddianamede, sanıkların ayrı ayrı "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçlarından 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

(21 Mart 2015, 17:20)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6704    yazdır/print


 

Baransu'nun bavulu bulundu!

Gazeteci Mehmet Baransu'nun eski eşi Esra Konur'un evinin kömürlüğünde bulunan belgeler Baransu'nun çıktı. Belgeler, 17 Aralık darbe girişiminden önce cemaate ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının yaşandığı süreçte gizli bir MGK belgesini yayınlayan ve hükümeti, 'Daha bavulu açmadım. Bu, oradaki belgelerden sadece biriydi' diye başkalarını da açıklamakla tehdit eden Baransu'nun bahsettiği gizli belge dolu bavul olduğu değerlendiriliyor. Balyoz davasında sanıklara kumpas kurulduğu iddiasıyla yürütülen soruşturmada Baransu belgelerden bir kısmını yoketmek ya da saklamakla suçlanmış ve tutuklanmıştı.

14.03.2015 21:25 Geçtiğimiz günlerde tutuklanan gazeteci Mehmet Baransu'yla ilgili şok gelişme.. "Balyoz Planı" davasında yargılanan bazı sanıklara ''kumpas'' kurulduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan gazeteci Mehmet Baransu'nun eski eşi Esra Konur'un evinde bulunduğu ve Baransu'ya ait olduğu belirtilen belgelerin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı gözetiminde açılma ve tasnif işlemi sona erdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu, Baransu'nun eski eşi Konur'un Kağıthane'deki evinin ardiyesinde bulunduğu belirtilen 3 klasör evrakla ilgili incelemesini tamamladı. Konur ve avukatı Murat Sultansu gözetiminde mühürlenen 5 çuvaldan çıkarılan evraklar, tasnif edilerek tutanağa geçirildi.

Soruşturmayla ilgili belgeler ayrıldı

İşlemlerin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde müvekkili Esra Konur ile açıklama yapan avukat Sultansu, soruşturmayla ilgili kısıtlılık kararı bulunduğuna dikkati çekti.

Sultansu, "Şunu söyleyebilirim; bu elde edilen evraklarla ilgili savcı Gökalp Kökçü bizi davet etti. Söz konusu belgeler açıldı tek tek, saat 11.00 gibi açma işlemine başlandı ve akşam itibarıyla bitti. Tutanaklar tutuldu, soruşturma kapsamıyla ilgili olduğu Sayın Cumhuriyet Savcısı tarafından değerlendirilen belgeler ayrıldı. Diğer belgeler tekrar emniyete teslim edildi" dedi.

Savcının soruşturmasına devam ettiği ve müvekkili Esra Konur'un da tanık olarak ifade verdiğini anlatan Sultansu, "Belgelerin Mehmet Baransu'ya ait olduğu tespit edildi. Şu saate kadar müvekkilimizle ilgili, 'Kumpas yapılıyor, tutuklanması için belgeler toplanıyor' gibi sözler doğru değil. Doğru olmadığı hususu bugün tespit edildi. Müvekkilimin kumpas kurduğu iddiaları doğru değil. İhbarı yapan müvekkilim değildir, 155'e yapılmış bir ihbardır. Bunu kim yaptıysa zaten bir ses kaydı vardır, biz bunu da savcıya söyledik. Kendisi de bu konuda değerlendirme yapacak" bilgisini verdi.

Belgeler 2-2,5 yıl kadar zamandır duruyormuş

Avukat Sultansu, Mehmet Baransu'nun avukatlarının, "Cumhuriyet savcısının, 'ihbarı eşi yaptı' şeklinde bir beyanda bulunduğu" şeklindeki ifadelerin doğru olmadığını ve savcının bunun teyit ettiğini aktardı.

Bir gazetecinin, "Bu belgelerle ilgili suç unsuru var mı?" sorusuna Sultansu, kısıtlılık kararı olduğu için değerlendirme yapmasının doğru olmayacağını belirterek, şu karşılığı verdi:

"Bu belgeler 2-2,5 yıl kadar zamandır duruyormuş. Ardiye, kullanılan bir ardiye. Apartmanın kapıcısı Bülent Çakmak birkaç kez Sayın Mehmet Baransu'yu aramış ve 'Bu evraklarınızı alın' demiş. O da 'Tamam alacağım' demiş. Çakmak'ın ifadesi var bu şekilde. Belgeler arasında Baransu'nun kendi çalışma konusuyla ilgili belgeler, kendisine hitaben yazılmış belgeler de var."

Baransu, 2 Mart'ta, "devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin etme" ve "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme dışında kullanma, hile ile alma, çalma" suçlarından tutuklanmıştı.

"Kumpas" soruşturmaları

Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği, 27 Aralık 2013'te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuruyla "emekli ve muvazzaf Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının yargılandığı Ergenekon ve Balyoz davalarında Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alacak şekilde sahtecilik yapıldığı ve suç delilleri üretildiği" iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarınca, dönemin özel yetkili savcılıkları tarafından yürütülen Ergenekon, Balyoz, Odatv ve Poyrazköy'de bulunan mühimmat soruşturmalarında hukuksuzluklar yapıldığı ve davalara dönüşen bu soruşturmalarda şüphelilere kumpas kurulduğu iddialarına yönelik ayrı ayrı soruşturmalar başlatılmıştı.

Bu kapsamda, savcılıkça mağdur olduğunu iddia edenlerin ifadelerine başvurulmuş, ayrı yürütülen "Balyoz Planı" davasında yargılanan bazı sanıklara "kumpas" kurulduğu iddiasına ilişkin soruşturmada da emekli Orgenerallar Çetin Doğan ve Ergin Saygun, emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, emekli Koramiral Kadir Sağdıç ve emekli Albay Dursun Çiçek "müşteki" olarak ifade vermişti.

Mehmet Baransu da bu soruşturmada ifadesi alınan ve tutuklanan ilk şüpheli olmuştu.

"Balyoz Planı" soruşturması başlamadan önce çalıştığı gazetede, "1. Ordu Komutanlığı'nda darbe semineri düzenlendiği" haberlerini yapan Baransu, bu haberlerine dayanak oluşturan söz konusu belgeleri bir bavul içinde 30 Ocak 2010'da dönemin özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'ne teslim etmişti. Başsavcıvekilliği de bunun üzerine, "Balyoz Planı" dava sürecine giden bir soruşturma başlatmıştı.

BUMERANG GİBİ: BAVUL BU KEZ BARANSU'YU YAKACAK

Ancak Balyoz'da kumpas kurulduğuna dair başlatılan soruşturmada çok önemli bir gelişme yaşanmış, Mehmet Baransu geçtiğimiz günlerde tutuklanmıştı. Baransu'ya yöneltilen suçlamalardan bir kısmı gizli belgelerden bir bölümü yok ettiğini ifadesinde belirtmesi olmuştu. Savcılara teslim ettiği diğer belgelerle birlikte bunların teslim edilmemesini ve yokedildiği iddiasını şüpheli bulan ve o belgeleri saklamış olabileceği şüphesini taşıyan savcılık Baransu'nun tutuklanmasını talep etmişti. Kömürlükte ele geçirilen belgeler bu şüpheyi güçlendirmiş oldu.

Öte yandan hatırlanacağı gibi; 17 Aralık 2013'teki darbe girişiminden hemen önce çoğunluğu cemaate ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının yaşandığı süreçte konuyla bağlantılı bir gelişme yaşanmıştı. Dersanelerin kapatılmasına tepki duyan Baransu, gizli bir MGK belgesini yayınlamış ve hükümeti Gülen cemaatine karşı darbecilerle işbirliği yapmakla suçlamıştı. Kömürlükte bulunan bavulun, o MGK belgesini yayınlarken 'Daha bavulu açmadım. Bu, oradaki belgelerden sadece biriydi' diye başkalarını da açıklamakla tehdit eden ve hükümete şantaj yapan Baransu'nun bahsettiği gizli belge dolu bavul olduğu değerlendiriliyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(14 Mart 2015, 20:54)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6682    yazdır/print


 

Paralel böceklerin izi sürülüyor

Başbakanlık ofisi ve konuta böcek yerleştirmekle suçlanan iki firari polisin ABD günleri mercek altına alındı. Savcılık, firari polislerin, ABD'de nerelere gittikleri ve kimlerle görüştüklerinin tespiti için Emniyet'ten bilgi istedi. Emniyet istihbarat, Gülen'in yaşadığı Pensilvanya'ya üç saat mesafedeki New York'a uçan Özdoğan ve Zavar'ın, ABD'deki sır günlerini araştıracak.

17.01.2015 15:19 "Böcek" soruşturmasında savcılık beşi firari, yedi şüphelinin gizemli yurtdışı seyahatlerinin peşine düştü. Emniyet istihbarat, Pensilvanya'ya üç saat mesafedeki New York'a uçan Özdoğan ve Zavar'ın, ABD'deki sır günleri araştıracak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde, çalışma ofisi ve ikametgahına "böcek" tabir edilen dinleme cihazı yerleştirilmesine ilişkin iddianameyi hazırlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcısı Durak Çetin'in, "suçun örgüt çatısı altında işlendiği" gerekçesiyle, 13 şüpheliden 7'si hakkında başlattığı ek soruşturma ise devam ediyor.

SEYAHATLERİ İNCELEMEYE ALINDI

Savcı Serdar Coşkun tarafından yürütülen "örgüt" soruşturmasının son gelişmesi ise, firari sanıklardan Ali Özdoğan, Sedat Zavar, Serhat Demir, Enes Çiğci, İlker Usta ile Başbakanlık Koruma Dairesi eski müdürlerinden Ahmet Dürer ve TÜBİTAK eski Başkan Yardımcısı Hasan Palaz'ın, yurtdışı seyahatlerinin mercek altına alınması oldu. Savcı Durak Çetin'in, Yargıtay üyeliğine seçilmeden önce bu konuda, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı'na yazı gönderdiği ortaya çıktı.

ABD TEMASLARI MERCEK ALTINDA

Yazıda, şüphelilerin örgüt, cemaat, yabancı ülke veya yabancı istihbarat teşkilatı ile bağlantıları bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması için, Ocak 2011 ila Ocak 2014 tarihleri arasında resmi görevle veya senelik izin kapsamında yurtdışına yaptıkları seyahatlerdeki faaliyetlerine ilişkin detaylı bilgi ve belge istendi.

9 DEFA ABD'YE GİTMİŞ

Savcılık tarafından yapılan araştırmada, Ocak 2011 ila Ocak 2014 tarihleri arasında Ali Özdoğan'ın resmi görevler de dahil toplam 11 kez yurtdışına çıktığı, bu seyahatlerden 9'unun ABD'ye yapıldığı da tespit edildi. Aynı süreler içinde Sedat Zavar'ın ise 6 kez yurtdışına gittiği, bu seyahatlerden 3'nün ABD'ye yapıldığı belirlendi.

Ali Özdoğan ve yardımcısı Sedat Zavar'ın, 1 Haziran 2011 ve 28 Ekim 2011 tarihlerinde, "Almanya Stuttgart" adresini vererek iki kez senelik izin kullandıkları, ancak her iki seyahatte de gizlice ABD'ye gittikleri belirlenmişti. Özdoğan ve Zavar'ın, yalan beyanla ABD'ye yaptıkları seyahat Akşam gazetesinin manşetinden duyurduğu, havalimanı kamera kayıtlarıyla da tespit edilmişti.

5 şüpheli buhar oldu

Haklarında "siyasi casusluk" suçundan dava açılan ve "örgüt" şüphesiyle ek soruşturma yürütülen 7 zanlıdan, rütbeli polisler Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, Enes Çiğci ve polis memuru İlker Usta'nın ise firar ettikleri ortaya çıkmıştı. Beş zanlının yurtdışına kaçtığı tahmin ediliyor. (Akşam)

Cihaz yerleştirmeden önce ve sonra ABD’ye gitmişler

Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında çalışma ofisine böcek yerleştirdikleri iddia edilen sanıkların, olayın öncesi ve sonrası ABD’ye uçtukları belirlendi. Sanık Serhat Demir’in de ABD’de Gülen’in yardımcısı ile görüştüğü raporlarda yer aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında kullandığı çalışma ofisine böcek yerleştirdikleri iddia edilen sanıkların seyahatleri dikkat çekti. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Emniyet İstihbaratının raporlarında, böceklerin yerleştirilmesi ve bulunması öncesi ve sonrasında sanıkların ABD’ye yaptıkları ziyaretler “dikkat çekici” bulundu. Sanık Ali Özdoğan’ın, ‘Almanya’ya gidiyorum’ diye ABD’ye gitmesi de raporlarda yer aldı. Öte yandan çalışma ofisinde bulunan dinleme cihazlarının alındığına dair faturalar da dava dosyasına girdi. MİT Müsteşarlığı Hukuk Müşaviri imzasıyla 22 Nisan 2014’te Ankara Başsavcılığı’na gönderilen yazıda bazı şüphelilerin yurt dışı bağlantıları hakkında bilgi verildi. MİT’in bazı sanıklarla ilgili tespitleri şöyle:

Gülen’in yardımcısı ile..

Serhat Demir: 27 Aralık 2012’de kardeşi Serkan Demir, Gündüz Erdoğan ve Av. Ertunç Öztürk ile 10 günlük bir seyahat kapsamında ABD’ye gitti. Demir ile ilgili yapılan değerlendirmede ise “S.Demir’in bacanağı, emniyet mensubu Ahmet Türer başta olmak üzere emniyet teşkilatında çok sayıda görevli ile irtibatı bulunan 170..17 ve 157..31 numaralı ABD telefonları dikkat çekici görülmüştür. Söz konusu ABD telefonlarının kullanıcısının Sinan Dursun olduğu belirlenmiştir” denildi. Dursun’un Fethullah Gülen’in yardımcısı olduğu biliniyor.

Yerleştirdikten sonra..

Ali Özdoğan: Serkan Bağdu adlı emniyet görevlisiyle birlikte ABD’deki 155..33, 186...09, 186..28 numaralı telefonlarla benzer dönemlerde temas kurdu. Bağdu’nun 1-13 Aralık 2011, Özdoğan’ın ise 15-23 Ocak 2012 tarihleri arasında ABD’de bulundukları dönemde Türkiye ile irtibat kurmak için 186...09 numaralı telefondan istifade ettikleri değerlendirmesi yapıldı. MİT yazısında “S.Bağdu’nun 1-13 Aralık 2011 arasındaki ABD seyahatinin, anılan dinleme cihazlarının yerleştirildiği kanaatine varılan tarihlerden (24-25 Kasım 2011) hemen sonra olması, A.Özdoğan’ın 15-23 Ocak 2012 arasındaki ABD seyahatinin ise söz konusu dinleme cihazlarının tespit edilme tarihlerinin (28-29 Aralık 2011) ardından gerçekleştirilmesi dikkat çekici görülmüştür” denildi.

Sedat Zavar: 2011-2014 yılları arasında 3 kez ABD olmak üzere toplam 6 kez yurt dışına çıktı. Özdoğan’la ilk ziyaret 1-7 Haziran 2011, ikinci ziyaret ise 28 Ekim-4 Kasım 2011 tarihleri arasında gerçekleşti. Böceklerin ise 24 Kasım’da yerleştirildiği tespit edilmişti.

Serhat Demir: 2011-2014 tarihleri arasında ikisi ABD olmak üzere 10 kez yurt dışına çıktı.

BÖCEKLER İÇİN 60 BİN EURO

Erdoğan’ın çalışma ofisinde bulunan dinleme cihazlarına benzer cihazların Danimarkalı Cobham şirketinden alındığına dair faturalar da dava dosyasında yer aldı. Güçlü vericiler olan Loke III Tx, Loke II mini receiver’ın da bulunduğu cihazlar için verilen teklif ve alındığına dair faturalarda 60 bin Euro fiyat çıkarıldığı görüldü.



ALMANYA DEDİ, ABD’YE UÇTU

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı imzasıyla Ankara Başsavcılığı’na gönderilen 4 Mart 2014 tarihli yazıda ise dikkat çekici tespitler yer aldı. MİT ziyaret tarihlerini “dikkat çekici” bulduğu Ali Özdoğan’ın Almanya’ya CEBİT fuarına katılmak için 2 emniyetçiyle birlikte görevlendirildiği ancak onun ‘Almanya’ya gidiyorum’ diye ABD’ye gittiği belirtildi. Konuyla ilgili Emniyet İstihbarat yazısında şöyle denildi: “Ali Özdoğan’ın 28 Şubat 2011 tarihinde Almanya’ya gitmek üzere söz konusu şahıslarla birlikte aynı uçağa binmeyerek aynı gün başka bir uçakla yurt dışına çıkış yaptığı, gittiği ülkeye ilişkin resmi bir bilgiye ulaşılamadığı fakat Ali Özdoğan’ın 28 Şubat 2011 tarihinde ABD’ye gittiği ve 12 Mart 2011 tarihine kadar ABD’de bulunduğu.....” değerlendirilmektedir.” (Star)





(17 Ocak 2015, 15:19)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6570    yazdır/print


 

Palaz'a suç duyurusu

TÜBİTAK, kurumdaki paralel çete ve 'böcek' davasında yargılanan TÜBİTAK eski Başkan Yardımcısı Hasan Palaz ile ilgili çok çarpıcı açıklamalar yaptı. Öte yandan TÜBİTAK, eski yöneticiler hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Aralarında BİLGEM Başkanı Hasan Palaz'ın da bulunduğu 5 eski yönetici, diplomasına ve askerlik durumuna bakmadan personel alımı yapmakla suçlanıyor.

07.01.2015 20:17 TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Abdullah Çavuşoğlu, TÜBİTAK'taki Paralel çete ve 'böcek davasında yargılanan TÜBİTAK eski Başkan Yardımcısı Hasan Palaz ile ilgili çarpıcı iddialarda bulundu. Çavuşoğlu, "Sahte diploma ile TÜBİTAK'ta işe başlatılan Cevat Aydın tutuklandı. Askerlik belgesi lise mezunu olduğunu açığa çıkartacaktı. Sahte diplomalı elemanı eksik belge ile işe başlatan Hasan Palaz yargı önünde hesap verecek. Bu sadece başlangıç. TÜBİTAK'ın destekleri de inceleniyor. Mesela 2013'te TIP desteklerinin yüzde 15'i Turgut Özal Üniversitesi'ne gitmiş" dedi.

ŞOK İDDİALAR

Palaz'ın "Yazdığım raporun tarihini değiştirmemi istediler" sözlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Çavuşoğlu, "Söz konusu raporun altında Palaz'ın imzası yok. Onun imzası olmayan bir raporu kimse ondan değiştirmesini isteyemez. Kayıtlarda sadece Palaz'ın bilirkişi görevlendirmek üzere üst yazısı var. Bilirkişi olarak kimyager yerine elektronikçi görevlendirmiş. Bu suçtur. Bunu örtmek için bilirkişinin imzalı raporunu TÜBİTAK kayıtlarına girmemiş. Görüş aldığını söylediği kimyageri ise görevlendirmemiş. Bununla ilgili bir belge de yok. 'Böcek sökülürse kanıt yok olur' derken, 2011'de konulan böceğin pili ne zaman biter söylesin. Diğer suçlardan sıyrılma gayreti açıkça belli oluyor. Palaz ve ekibi kriptolu telefonların sertifikalarını SMS yoluyla değiştirebildiklerini kamuoyuna açıklasalar ya! Kriptolu telefonla "session key" parametreleri ile neler yaptıklarını da açıklasınlar! Bakan talimatına rağmen 148 kişiyi işe alıp karşılığında görevden alınınca rapor değiştirme yalanına sarıldı" diye konuştu.

YENİ TELEFONLAR DİNLENEMEZ

Çavuşoğlu, yeni geliştirilen kriptolu telefonlarla ilgili ise şunları kaydetti: "Yeni geliştirdiğimiz kriptolu telefonların dinlenme ihtimali kesinlikle sıfırdır. Bizzat geliştiren ekibin başı olarak bunu söylüyorum. Kriptolu K2 telefonunu geliştirenler aynı şeyi söyleyebiliyor mu? TÜBİTAK'ta süreçlerde nesnel davranmayanların hepsi değiştirildi.

SUÇ DUYURUSU

Bir dönem paralel yapının kripto üssü haline getirilen TÜBİTAK’ta, eski yöneticiler için suç duyurusunda bulunuldu. Eski yöneticiler; TÜBİTAK Başkan Yardımcısı ve BİLGEM Başkanı Hasan Palaz, İdari İşler Başkan Yardımcısı Burhan Güneş, İnsan Kaynakları Birim Yöneticisi Halil Can, Başuzman Kadir Bülbül ve Uzman Yardımcısı Behra Güler Erdoğdu hakkında Cevdet Aydın isimli personelin diplomasına ve askerlik durumuna bakmadan işe başlattıkları için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

LİSE MEZUNU STOK UZMANI

Palaz döneminde yaklaşık 2 bin 400 kişinin TÜBİTAK’ta işe alındığı tespit edilirken, işe alınan bu kişilerden usulsüz olanların olup olmadığının da araştırmasının sürdüğü öğrenildi. Hasan Palaz’ın başında bulunduğu TÜBİTAK eski yöneticileri, Cevdet Aydın isimli lise mezunu muhasebeciyi, üniversite mezunu uzman olarak işe aldı. Bu kişinin kuruma sahte üniversite diploması verdiği, ancak yöneticilerin bunu göz ardı ettiği bildirildi.

ASKERLİK BELGESİ VERMEMİŞ

Cevdet Aydın isimli personelin 11 Nisan 2012 tarihinde kuruma bağlı Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi’nin (BİLGEM) Demirbaş ve Stok Kontrol Birimi nezdinde uzman olarak göreve başlatıldığını belirlendi. Lise ile üniversite mezunu arasındaki fark ortaya çıkacağı için askerlik durum belgesi de istenmeyen Cevdet Aydın, uzman kadrosunda aylık 2 bin 800 lira maaş ve 4 ayda bir de bir maaş ikramiye ile 2,5 yıl çalıştırıldı. Şahsın işe alımında TÜBİTAK Personel İşe Alma, Atama, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarını düzenleyen 5. Madde kapsamında uzman statüsünde işe alımlarda ‘en az lisans derecesinde’ öğrenim şartına uyulmadığı ortaya çıktı. Cevdet Aydın’ın işe girmek için Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’ne ait sahte lisans diplomasını kuruma sunduğu, ancak yöneticilerin bunu teyit etmeden kişiyi işe aldığı tespit edildi.

İLİŞKİLER DEŞİFRE OLDU

Bu durumun ortaya çıkması üzerine TÜBİTAK, Cevdet Aydın’ı 25 Aralık 2014 tarihinde savcılığa bildirdi. Aydın savcılıkta verdiği ifadede, BİLGEM’e başvurduğunu, işe girmeden birkaç ay önce Dursun isimli biriyle tanıştığını ve bu kişiden 300 TL karşılığında diploma fotokopisi aldığını kabul etti. Cevdet Aydın, “İşe girerken kuruma sunduğum diplomanın aslı bende değil, fotokopisini kullandım” ifadeleriyle durumunu anlattı. Cevdet Aydın’dan 2,5 yıl boyunca 2 bin 800 lira maaş üzerinden aldığı para, 164 bin 704 lira 67 kuruş olarak faizi ile geri istendi.

KAMUYU ZARARA UĞRATTILAR

TÜBİTAK, sözü edilen üst düzey yöneticilerin personeli eksik evrakla işe başlatarak görevlerinin gereklerine aykırı davrandıkları veya görevlerinde ihmal göstererek, görevlerini kötüye kullandıkları için kamuyu zarara uğratmış olmaları sebebiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.

12 KİŞİLİK ÜST DÜZEY TÜBİTAK EKİBİ İLE 12 ARALIK'TA PENSİLVANYA'YA NEDEN GİTTİN?

TÜBİTAK Başkan Yardımcısı ve YÖK Üyesi Abdullah Çavuşoğlu'nun diğer açıklamaları Akit gazetesinde yer aldı. Kenan Kıran'ın "Cevap ver Hasan Palaz!" başlıklı haberinde Palaz'a ilginç sorular yöneltildi. Buna göre; TÜBİTAK Başkan Yardımcısı ve YÖK Üyesi Abdullah Çavuşoğlu, Hasan Palaz'a çağrı yaptı: "Hasan Palaz, 12 kişilik kriptolu telefon ve üst düzey TÜBİTAK ekibiyle 12 Aralık'ta PENSİLVANYA'ya neden gittiğini açıkla.."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çalışma ofislerine 'böcek' konulması ile ilgili davada yargılanan TÜBİTAK Eski Başkan Yardımcısı Hasan Palaz'ın, paralel devlet yapılanmasının lideri olduğu iddia edilen Gülen'in ikamet ettiği Pensilvanya'ya gittiği ortaya çıktı.

Hasan Palaz'ın; aralarında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dönemin Başbakanı (Cumhurbaşkanı) Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu kriptolu telefon sahiplerinin telefonlarını dinleyen ekiple birlikte soruşturmada dosyası ayrılan Fetullah Gülen'in yaşadığı Pensilvanya'ya gizli bir ziyaret gerçekleştirdiği tespit edildi.

Hasan Palaz'ın ziyaretinin kripto biriminde çalışan 12 kişilik üst düzey TÜBİTAK ekibiyle 12 Aralık'ta gerçekleştirdiği belirlendi.

ÇAVUŞOĞLU'NDAN ÇAĞRI

TÜBİTAK Başkan Yardımcısı ve YÖK Üyesi Abdullah Çavuşoğlu; Hasan Palaz hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu, sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki şahsi hesabından Hasan Palaz'a çağrıda bulundu ve "H. PALAZ (Hasan Palaz) 12 kişilik kriptolu telefon ve üst düzey TÜBİTAK ekibiyle 12 Aralık'ta PENSİLVANYA'YA neden gittiğini açıklasın önce!" dedi.

SAHTE DİPLOMALI ELEMAN

Çavuşoğlu, sahte diploma ile TÜBİTAK'ta işe başlatılan Cevat Aydın'ın tutuklandığını hatırlatarak, "Askerlik belgesi lise/üniversite mezunu olduğunu açığa çıkartacaktı. Sahte diplomalı elemanı eksik belge ile işe başlatan H. Palaz (Hasan Palaz) yargı önünde hesap verecek. Bu sadece başlangıç" ifadelerini kullandı.

Abdullah Çavuşoğlu, TÜBİTAK'ın desteklerinin incelendiğini hatırlatarak, "Merak etmeyin gereken yapılacak. Mesela 2013 de TIP desteklerinin yüzde 15'i T.ÖZAL ünv. (Turgut Özal Üniversitesi) gitmiş!" diye yazdı. Turgut Özal Üniversitesi'nin, paralel devlet yapılanmasına yakın bir üniversite olduğu iddia ediliyor. TÜBİTAK Başkan Yardımcısı ve YÖK Üyesi Abdullah Çavuşoğlu; Anayasa Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç, paralel yapı hakkında; "Bunun için mutlaka ortaya belgenin ve bilginin konması lazım. Belge ve bilgi olmadan insanlar itham edilerek çok ciddi yanlışlar yapılıyor. Hem kendi kurumum hem diğer kurumlar için söylüyorum imzasız, bir yığın dilekçe geliyor, 'şu şucu, bu bucu' diye. Fişlemeler yapılıyor" şeklindeki sözlerini eleştirdi.

Çavuşoğlu, "AYM başkanı PARALEL ile ilgili belge istemiş. Ankara C.Savcılığına sorsun sonu 0223 ve 2554 ile biten kriptolu telefonları kim kullanmış! AYM başkanı da muhtemelen hepimiz gibi kullandığı telefonların IMEI numaralarını bilmiyordur. İllegal dinlendiğini ise hiç bilmiyordur" dedi.

İŞTE HIRSIZLIK BU

Çavuşoğlu, ÖSYM'de yönetim kurulunda iken yaptığı en hayırlı işin otobüslerle taşımalı kopya çekilen Polis Koleji sınavını iptal etmek olduğunu anımsattı ve "KPSS kopyacılığı binlerce kişinin hakkını gasp etmek HIRSIZLIK demektir. Sadece KPSS değil o BİLİNEN tarafı" dedi.

HASAN PALAZ'A ZOR SORULAR

Abdullah Çavuşoğlu; TÜBİTAK Eski Başkan Yardımcısı Hasan Palaz'ın kriptolu telefonlarla ilgili aşağıdaki şu soruları cevaplamasını istedi:

"Kriptolu Tlf projesinde çalışanlar bilgisayarlarına profesyonel WIPE (geri getirilemez silme programı) yüklemişler neden? Kriptocu Tlf çalışanları devletin malı olan geliştirdikleri yazılım ve dokumantasyonu bizde yok diye vermediler neden? Kriptolu tlf çalışanları kripto şifrelerini çözecek verileri telefonun içine kaydetmiş. Telefonlar sık sık servise geldiği için midir?" (Kenan Kıran / Yeni Akit)

(07 Ocak 2015, 20:17)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6529    yazdır/print


 

Böcek davası başladı

Başbakan Erdoğan'ı böcek adı verilen dinleme cihazlarıyla dinlediği belirtilen çetenin yargılandığı davada ilk duruşma yapıldı. 13 sanığın yargılandığı davada 5 polis görevlisi halen firari. Duruşmada ifade veren polis memuru Seyit Saydam'ın söyledikleri duruşmaya damgasını vurdu. Saydam, yurtdışına kaçan böcek ekibini teşhis etti: 'Söğütözü'nde arabaya bindiler. Ellerinde birer çanta vardı. Aramam bitince ofis kapısını açtım. Telefonun orada uğraşıyorlardı...' Duruşmada sanıkların birbiriyle çelişmesi dikkati çekti. Öte yandan firari sanıklardan Sedat Zavar geçtiğimiz günlerde Erzurum'da başlatılan yasadışı dinleme soruşturmasında da şüpheli olarak aranıyor. Bu firarlar, sanıklar hakkındaki suçlama ve şüpheleri güçlendirdi. Bu durum, paralel kesimlerin diğer soruşturma ve davalarda sık sık dile getirdiği 'kaçmadık işte buradayız' savunmasını da geçersiz kılmış oldu. Böcek davasının en önemli detaylarından biri, çete yapılanmasıyla Fetullah Gülen bağlantısının paralel yapı sürecinde açılan davalarda ilk kez bir iddianamede dile getirilmesi olmuştu.

03.01.2015 16:19 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı başbakanlığı döneminde ‘casus böcek’lerle dinlediği belirtilen çetenin yargılandığı davada ilk duruşma yapıldı. Erdoğan’ı Keçiören’deki ikametgahı, AK Parti Genel Merkezi, Başbakanlık Merkez Bina ve Başbakanlık Resmi Konut’a ‘böcek’ yerleştirerek dinlemekle suçlanan 13 zanlıdan 8’i Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

Mahkemenin son başkanı Mahmut Kaya'nın geçtiğimiz günlerde Yargıtay'a seçilmesi dolayısıyla Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hüseyin Karamanoğlu, mahkemeye başkanlık yaptı.

SANIK MEHMET YÜKSEL'İN SAVUNMASI

Duruşma, sanıklardan eski Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanı Mehmet Yüksel'in savunmasıyla başladı. Suçun varlığını kabul eden Yüksel, kendisinin ise bu suçla ilgisinin olmadığını iddia etti.  Yüksel, 2008'de Başbakanlık Koruma Müdürlüğüne atandığını, o dönemde Başbakanlık Koruma Müdürlüğünün "ilkel şartlarda çalıştığını, araç gerecinin yetersiz olduğunu" ifade etti.

Erdoğan'ın ve amirlerinin desteğiyle müdürlüğün personel, araç-gereç, silah ve donanımını dünya standartlarının üzerine çıkarmaya çalıştıklarını anlatan Yüksel, daha önce Başbakan'ın gittiği yerleri, Başbakanlık'ta görevli 2 kişi göz ve dedektörle kontrol ederken, aldıkları çok iyi sinyal tarayıcı cihazlarla, Başbakan'ın yurtiçi ve yurtdışında gittiği her yeri aramaya başladıklarını bildirdi.

Görev süresindeki çalışmalara ilişkin bilgiler veren Yüksel, "Dünyanın her noktasındaki otel odasını, toplantı yaptığı yeri aradık, hiçbir şekilde ihmal etmedik. Sayın Başbakanımız, çok hareketli bir lider, dünyanın her yerine, her an gider. Görev süremizde 3 seçim geçirdik. Şükürler olsun ki ne Sayın Başbakanımızı ne de bizden sorumlu kişileri utandıracak bir davranış içine girdik" diye konuştu.

Başbakanlığa aldıkları yakın nokta personelini, bizzat polis okullarıyla görüşerek, boyu 1.85'in üzerinde olan ve okul müdürlerince tavsiye edilenler arasından, mülakatla seçtiklerini anlatan Yüksel, Güvenlik Sistemleri Daire Başkanlığına, Başbakanın ikamet ve Resmi Konutunun, ayda iki kere aranmasını önerdiklerini söyledi.

Yüksel, şöyle devam etti: "Sayın Başbakan'ın yurtiçinde ve yurtdışında her gün programı oluyor. Bu yüzden ayda iki kere aranmamış. Ancak arkadaşların art niyeti olduğunu düşünmüyorum. Başbakan'ın bütün konuştuğu yerlerde böcek araması yaptık, ancak ikametlerde düzenli arama yapılmadığını soruşturma aşamasında gördük. Ben, soruşturmanın ilk gününden beri varım. Böcek 28 Aralık 2011'de bulundu. Çok gizli bir bilgiydi. Sayın Müsteşarımız beni odasına çağırdı, 'Mehmet Bey, böyle böyle' dedi. MİT Müsteşarı'na gidip çalışma yapmamızı istedi. Ortaya çıkabilmesi için de elimizden gelen çabayı gösterdik."

Yüksel, sanıklardan Serhat Demir'i Başbakanlığa kimin aldığına yönelik soru üzerine, "Zeki Bulut, ABD'de eğitim gören ve nitelikli bir arkadaşımız olduğunu söyledi. Ben de kendisini mülakata aldım. İki tane yabancı dili vardı. En son ben karar verdim. Ancak kararı vermeden önce İstihbarat Daire Başkanlığı çok detaylı araştırır. Onlardan gelecek en ufak bir uyarıda isimleri çizerdik" bilgisini verdi.

Sanıklardan Ahmet Türer'i de ABD'ye gittiklerinde gördüğünü aktaran Yüksel, o dönemde üniversitede ders veren Türer'i, nitelikli bir personel olarak gördüğünü, ancak Demir ile bacanak olduklarını Başbakanlığa geçtikten sonra öğrendiğini belirtti.

"Başbakanın ofislerinin ayda iki kere aranması talimatının yerine getirilip getirilmediğini niçin kontrol etmediğinin" sorulması üzerine Yüksel, "Öncelikli görevimiz Başbakanımızın güvenliğini sağlamak. Her dakika zamanımız dolu. Mümkün olduğunca ofisleri aratıyorsunuz" dedi.

-'Böceklerin konulduğu tarihte Erdoğan ameliyat oldu'-

Böceklerin konulduğu tarihlerde Erdoğan'ın ameliyat olduğunu ve İstanbul'da bulunduğunu hatırlatan Yüksel, sanıklardan Demir'in de bu tarihlerde İstanbul'da görevli olduğunu kaydetti.

Böceğin konulduğu tarihlerde Serhat Demir'in Ankara'ya geldiğini bilmediğini aktaran Yüksel, Kasım-Aralık 2011'deki böcek aramalarını da soruşturma sırasında öğrendiğini söyledi.

Mahkeme Başkanı Hüseyin Karamanoğlu'nun, "O dönemde basında usulsüz dinlemeler konusunda birçok haber çıkıyordu. Personelinize bu konuda hassas olunması konusunda emir verdiniz mi? Evrakları niye kontrol etmediniz?" sorusu üzerine Yüksel, arama görevinin yönetmelikte kendilerine verilmediğini, bunu idari tasarruf olarak, tedbiren yaptıklarını kaydetti ve "O dönemde en önemli şey, Sayın Başbakanımızın güvenliğiydi. Her dakika yanındaydık. Ayrıca çalışma ofisi, 24 saat personelin bulunduğu ve 5 personel dışında kimsenin girmediği kapalı bir alan" dedi.

-'Bu suçların içinde yokum'-

İddialara ilişkin, "Kesinlikle bu suçların içinde yokum. Dosyada da görülecektir" diyen Yüksel, "Resmi olarak bütün birimlerimi ayda en az 4-5 kez diğer rütbelilere denetlettiriyordum. Bununla ilgili bütün rütbelilerin tanıklık yapacağını düşünüyorum. Ama takdir edersiniz, bin 400 personeliniz var. Sayın Başbakanımızın ve ailesinin yakın korunmasından, tesislerin korunmasından, evrak imzalanmasından sorumluydum. Birçok seyahatte 10-11 saat uçtuktan sonra evrak imzalamaya gittim. Görevimi iyi yapmak için çalıştım" diye konuştu.

-'İstihbarat daire başkanlığından yardım istenmemesi konusunda kararlıydık'-

Sanıklardan Zeki Bulut'un avukatı Hakan Yıldız'ın sorusunu yanıtlarken, firari sanık Serhat Demir'in nitelikli bir personel olduğunu, bilgisayardan, teknolojiden anladığını, iki dil bildiğini ifade eden Yüksel, "İstihbarat raporunun da olumlu gelmesiyle onu Başbakanlık korumaya aldık" dedi.

"Konuttaki aramanın İstihbarat Daire Başkanlığınca yapılmasının nedeni cihazların İstanbul'da bulunması olabilir mi?" sorusunu yanıtlayan Yüksel, "Pratikte mümkün. Ama, hiçbir şekilde İstihbarat Daire Başkanlığından yardım istenmemesi konusunda kararlıydık" dedi.

Sanık Serhat Demir'in konutlarda "aramaya" geldiğinden haberdar olmadığını söyleyen Yüksel, kendisinden de bu konuda izin istenmediğini ifade etti.

-'Resmi konutta sabit jammerlar var'-

Bir soru üzerine Erdoğan'ın Keçiören'deki konutu ile Başbakanlık Resmi Konutunda sabit jammerlar bulunduğunu, bunların, uzun ömürlü olması için sadece makama geldiğinde çalıştırıldığını aktaran Yüksel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Ali Özkaya'nın, "Serhat Demir'in bacanağı olan Ahmet Türel kimin referansıyla alınmış?" sorusuna ise "Zeki Bulut ve Ahmet Türel, ABD'de tanışan insanlar zaten. Sayın Başbakanımızın ABD seyahatinde, o beni tanıştırmıştı. Ahmet de teknik konularda yeterli ve İngilizcesi olan bir arkadaşımızdı" yanıtını verdi.

Bir sanık avukatının, jammerlar çalıştığında böceklerin sinyal vermesini engelleyip engellemeyeceğine yönelik sorusunu da Yüksel, "Tabii ki" dedi.

SANIK ZEKİ BULUT'UN SAVUNMASI

Suçlama tarihinde Erdoğan'ın Yakın Koruma Müdürlüğü'nü yapan sanık Zeki Bulut da Başbakanlık'taki göreve başladığında "lakayt bir düzen" gördüğünü, hiyerarşinin kaybolduğuna tanık olduğunu ifade etti. Göreve başladıktan sonraki çalışmalarına değinen ve Başbakanlıktaki koruma polislerinin imkanlarını artırdıklarını anlatan Bulut, şunları kaydetti:

"Beyefendiye, 4 buçuk yıl hizmet ettim. Sabah erken saatte gittim, gece yarısı döndüm. Ortalama 17-18 saat çalışıyordum. 4 buçuk yılda sadece bir gün, kayın babam vefat ettiğinde çalışmadım. Amiyane tabirle Sayın Erdoğan'ı yataktan aldım, yatağa bıraktım. En son adamdım. Devamlı yurtdışında, devamlı il dışındaydık. Herhalde bin 500 gün çalışmışım, bunun bin gününü Ankara dışında geçirmişim. Çocuklarımın hangi sınıfa gittiğini unuttuğum oldu. Çocuklarımın büyüdüklerini hiç görmedim. İnsan üstü bir görev. Bunu yapabilmek için hakikaten beyefendiyi sevmeniz gerekiyor, bu kadar gönül bağı, bu kadar aşk ile bağlanmanız gerekiyor. Görevi aldığım ilk gün ellerimi başıma aldım ve düşündüm. Allah'a, 'Devletimin başbakanını koruyacağım. Bundan daha büyük bir görev yok' diye şükrettim. Sayın Başbakanı kazasız belasız, kılına zarar gelmeden görevi bırakmayı nasip etmesi için Allah'a dua ettim. Görevi bırakınca da bu yerine geldiği için iki rekat şükür namazı kıldım. Ama şimdi ne yazık ki hain olarak addediliyoruz. Bu kadar büyük bir sevginin, bu kadar büyük bir aşkın karşılığının bu olmaması gerekiyordu. Başbakanımızı, beyefendiyi, iddia ediyorum ki biz gelene kadar Allah korumuş. Öncekilerden tanıdığım, sevdiğim arkadaşlarım da var. Ama ne yazık ki böyleymiş."

-'10 ay daha görevi sürdürdüm'-

Dinleme cihazı bulunduktan sonra yaklaşık 10 ay daha görevini sürdürdüğüne işaret eden Bulut, görevi sona erince, küçük yerlere giden birçok meslektaşının aksine Denizli Emniyet Müdürlüğüne getirildiğini söyledi. Görevden ayrılırken, Erdoğan'ın memnuniyetini bizzat dile getirdiğini kaydeden Bulut, Erdoğan'ın, Denizli'de, "Size, kendi müdürümü gönderdim, emanet ettim. Burada çok daha başarılı olacak" diyerek, kendisini onurlandırdığını belirtti.

Bulut, "Hiç anlamadığım bir süreçte, Şubat 2014'te görevden alındım. Neden alındığımı bilmiyorum" dedi.

SANIKLAR BİRBİRİYLE ÇELİŞTİ

-'Serhat Demir için referansta bulunmadım'-

Zeki Bulut, bir soru üzerine, kendisinden önceki Mehmet Yüksel'in bir sözünün yanlış olduğunu ifade ederek, "Serhat Demir için referansta bulunmadım. Ahmet Türer referansta bulundu, çünkü bacanağıydı. Serhat çok nitelikliydi. 2 yabancı dil biliyor, prezentabl, düzenli, temiz ahlaklıydı. Bir savunma sporunun Türkiye'deki en önemli hocalarından birisi. Ahmet, referansta bulundu, onun üzerine Başkanımla değerlendirdik, komisyon kurarak, INTERPOL Daire Başkanlığından talep ettik. Vermediler. Genel Müdürümüzle görüşme yapıldı, alınamadı. Sayın Bakanımızla görüştükten sonra, zor aldık" diye konuştu.

Erdoğan'ın 2011'deki rahatsızlığı döneminde İstanbul'da bulunduğunu kaydeden Bulut, "O dönemde beyefendinin bir misafiriyle ilgileniyordum. Bir hafta için gelen misafir iki ay kadar kalmıştı. Demir'in ailesi Ankara'daydı. 'Ailemden uzak kaldım. Çocuğum da rahatsızmış. Görüp geleyim' dedi. Bununla ilgili izin aldı. Bu yüzden Serhat'ın İstanbul'dan Ankara'ya geldiğini biliyorum" ifadelerini kullandı.

Böcek araması konusunda İstihbarat Daire Başkanlığından yardım istendiğini bilmediğini aktaran Bulut, çalışma şartları dolayısıyla bütün sistemi takip etmesinin imkansız olduğunu söyledi.

Bulut'un avukatı Hakan Yıldız ise şunları kaydetti: "Müvekkilimin, büronun içindeki işleyişi bizzat takip etmesi mümkün değil. Soruşturma aşamasında müvekkilim tanık olarak görünüyordu. Savcılıkla yaptığımız görüşmede, 'Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut'u tanık olarak çağırıyoruz, gelmiyorlar. Gözaltına aldıracağız' diyorlardı. Davayı açan savcı ve başsavcıvekili gözaltı günü yaptığımız görüşmede müvekkilin dosyada şüpheli olmadığını söylediler. Müvekkilim casuslukla suçlanıyor, diğer bütün sanıkların kayıtları didik didik edilirken, müvekkilimle ilgili tek bir araştırma yok, tek bir delil yok. Müvekkilim burada reklam yüzü. Ben buna inanıyorum. Müvekkilim, bin 550 gün çalışmış, bunun bin 117'sini Ankara dışında geçirmiş. Her şeyi denetlemesi mümkün mü?"

-'Hiç beklemediğimiz bir günde gözaltına alındım'-

Erdoğan'ın avukatı Özkaya, Bulut'a, "Resmi Konuta Erdoğan'ın yanına gittiğinde cep telefonlarının çalıştığını gördüğünü" belirtti ve buna ilişkin bir soru yöneltti.

Soru üzerine "Jammerları açmıyorlardır" diyen Bulut, savunmasını tamamlarken, "Beyefendiye karşı sadakatime, çalışmama herkes tanıktır. Hiç beklemediğimiz bir günde gelindi, gözaltına alındım. 4 gün nezarethanede kaldım. Kelepçe takıldı, rencide edildim. Tabii, ifademiz alındı ve savcılıktan serbest kaldım. O psikoloji içinde, beyefendiye olan sevgimi, gönül bağımı, sadakatimi herkes bildiği için sayın bakanlarımız ve bürokratlarımızın da arasında olduğu binlerce kişiye mesaj attım" ifadesini kullandı ve mesajını okudu.

Bulut'un ardından diğer sanıkların savunmalarına geçildi.

SANIK SEYİT SAYDAM'IN SAVUNMASI: EKİBİ TEŞHİS ETTİ

Sanıklardan, suç tarihleri olan Kasım-Aralık 2011 arası Başbakanlık Koruma Dairesi Güvenlik Sistemleri Büro Amirliği’nde görevli polis memuru Seyit Saydam’ın söyledikleri duruşmaya damgasını vurdu.

Davanın firari sanıklarından Serhat Demir’in, Kasım 2011’de arama-taramada kullanılan HAWK cihazını alarak gelmesini istediğini belirten Saydam, “Söğütözü’nde arabaya 3 kişi bindi. Gençlerin elinde birer çanta vardı. Yaşlı olan öne oturdu. Bu 3 kişiyle birlikte önce AK Parti Genel Merkezi’ne, ardından Keçiören’deki ikamete gittik. Demir’in söylemesiyle ofislerden birine geçtim, 35-40 dakika arama tarama çalışması yaptım. Çalışmam bitince diğer ofisin kapısını açtım. Amirler ayakta duruyordu, diğer iki genç telefonun orada uğraşıyorlardı” dedi.

Arama yaptıklarına ilişkin tutanak tutmadıklarını söyleyen Saydam, Söğütözü’nde arabaya binen kişilere ilişkin, “Ne iş yaptıkları konusunda hiçbir şey söylenmedi” dedi. HAWK cihazı eğitimi almamasına rağmen nasıl arama-tarama yaptığının sorulması üzerine Saydam, “Aşırı yüksek ses çıkarsa, Serhat Demir’e haber verecektik” diye konuştu. Savunmasının ardından Mahkeme Başkanı Hüseyin Karamanoğlu, dosyadaki fotoğraflar üzerinden Saydam’a Söğütözü’nde otomobile binen kişileri teşhis etmesini istedi. Saydam, fotoğraflardan Sedat Zavar, İlker Usta ve Enes Çiğci’yi teşhis etti. Bu 3 isim de sanıklar Serhat Demir ve Ali Özdoğan ile birlikte yurtdışına kaçtıkları için henüz yakalanamadı. Mahkeme, firari 5 kişi hakkında yakalama kararının devamına hükmederken, bir sonraki celseyi 4 Şubat 2015 tarihine erteledi.

SANIK AHMET TÜRER'İN SAVUNMASI: GÜLEN'İ TANIMADI

Suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı’nda Emniyet Müdürü olan Ahmet Türer, sanıklardan Serhat Demir’i dönemin Koruma Müdürü Zeki Bulut’a referans olarak kendisinin sunduğunu aktardı. Türer, Bulut’un da Demir’i Mehmet Yüksel’e tavsiye ettiğini ifade etti.

-Böcekler bulunduğunda yapılan telefon görüşmesini inkar etti-

Böcek konulmasıyla ilgisinin bulunmadığını iddia eden Türer’e, ABD’de Fethullah Gülen’in yardımcısı Sinan Dursun’la irtibatı olup olmadığı soruldu. Dursun’un Emniyet teşkilatında görev yaptıktan sonra işadamlığına başladığını kaydeden Türer, Dursun’u ABD’den tanıdığını aktardı. Dursun’un Gülen’le ilişkili olduğunu bilmediğini iddia eden Türer, kendisinin de Gülen’le görüşmediğini ileri sürdü. Serhat Demir’in bacanağı ve alt komşusu olduğunu, bu sebeple görüştüklerini ifade eden Türer, böcekler bulunduğunda Demir ile apar-topar Ankara’da görüştüğüne ilişkin HTS verilerini ise kabul etmedi: “Telefonlarımdan biri oğlumdaydı. Buluşmuşlar, sinemaya gitmişler...”

ARA KARARLAR: ERDOĞAN MÜDAHİL

Duruşma sonunda ara kararlar alan mahkeme heyeti, bazı sanık avukatlarının görevsizlik kararı verilmesine ilişkin taleplerini, "Cumhuriyet Savcılığının düzenlediği iddianamede sanıklara yüklenen suçların nitelendirmesinin mahkemenin görevi içinde bulunduğu anlaşıldığından" diyerek reddetti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, casusluk eylemi nedeniyle bazı sanıklar hakkındaki dosyanın ayrıldığı bildirildiğinden, bu soruşturma konusunda ne işlem yapıldığının sorulmasına karar verildi.

Mahkeme, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’nın ‘müdahillik’ taleplerini kabul etti.

Sanıklardan, duruşmaya katılmayan Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, İlker Usta ve Enes Çiğci hakkındaki yakalama kararlarının devamına hükmeden mahkeme, sanık vekillerinin duruşmalardan vareste tutulması taleplerini, deliller tam olarak tartışılmadığı ve tanık beyanlarının alınması sırasında kendilerine soru sorulabileceği için reddetti.

Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığından, 2011 ve 2012’de Başbakanlık Konutu ile Erdoğan’ın çalıştığı diğer yerlerde rutin ve habersiz aramaları gösteren çizelgelerin istenmesine hükmeden mahkeme, sanıklardan Zeki Bulut’un görev-izin çizelgesinin de talep edilmesine karar verdi.

Mahkeme, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlarından Mustafa Varank ile dosyadaki olaylardan haberi olduğu değerlendirilen MİT görevlileri ve polislerin de arasında bulunduğu 15 kişinin ‘tanık’ olarak dinlenmesi için çağrı kağıdı çıkarılmasını kararlaştırdı.

Mahkeme, davanın sanıklarından dönemin TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Hasan Palaz’ın MİT’e yaptığı ziyaretlerin dökümünün Teşkilat’tan istenmesine hükmetti.

Bunun yanında, Hasan Palaz’ın ifadesinde belirttiği, “MİT ile BİLGEM arasında 2011-2012’de çeşitli projeler yapıldı” iddiası da araştırılacak. MİT ile TÜBİTAK'a bağlı BİLGEM arasında 2011-2012'de proje yapılıp yapılmadığı, projenin görüşmelerinin Palaz tarafından sürdürülüp sürdürülmediğinin sorulmasına da karar verdi.

GELECEK DURUŞMA 4 ŞUBAT'TA
     
Davanın sonraki celsesi 4 Şubat 2015 saat 09.00'a bırakıldı.

İDDİANAMEDEN

Erdoğan’ın şikâyetçi olarak yer aldığı iddianamede, ‘Ali Özdoğan’ın Başbakan’ı 2011’den itibaren çalışma ofislerinden dinlemek istediği, tanıdığı Serhat Demir’e bu amaçla ulaştığı, çalışanı olan Sedat Zavar’la görüştürdüğü, Zavar’ın çalışanlarından Enes Çiğci ve İlker Usta’yla birlikte Çankaya resmi konuttaki çalışma ofisindeki 3’lü prize dinleme cihazı yerleştirdikleri, 24 Kasım 2011’den 29 Aralık 2011’e kadar dinleme yaptıkları’ öne sürülüyor. Aynı ekibin 25 Kasım 2011’de Başbakanlık Keçiören ikametgâhındaki ofisinde de 6 prize dinleme cihazı yerleştirdikleri ve 28 Aralık 2011’e kadar dinledikleri iddia ediliyor.

Erdoğan’ın başbakanlık döneminde çalışma ofislerinde bulunan dinleme cihazlarıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 polis hakkında, “Başbakan’ı siyasal casusluk amacıyla dinlemek, özel hayatın gizliliğini ihlal edip kişiler arasındaki konuşmaları dinleyip kaydetmek, bunu kamu görevlisi sıfatıyla görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak yapmak” suçundan 43.5’ar yıla kadar hapis istemiyle dava açmıştı. Savcılık, dinlemenin hangi örgüt veya cemaat adına yapıldığının tespit edilememesi nedeniyle şüpheliler hakkındaki ‘örgüt üyeliği suçu’ yönünden ayırma kararı vermiş ve dosyayı Gülen Cemaati’ne ilişkin ana soruşturmayı sürdüren Serdar Coşkun’a göndermişti.

İddianameyi kabul eden Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi, polisler Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, İlker Usta ve Enes Çiğci hakkında 1 Aralık tarihinde yakalama kararı çıkarmıştı.

(03 Ocak 2015, 16:19)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6520    yazdır/print


 

Şok: 360 bin dinleme yaptılar

En büyük telekulak skandalı ortaya çıkarıldı. 360 bin dinleme kararını kapsayan ve Paralel Yapı'nın TİB'den sildiği dinleme kayıtları kapatılan özel yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin arşivinde bulundu. Mahkeme kararı olması o dinlemeleri yasal hale getirmiyor. Çünkü dinlenen kişiler ve itham edildikleri suçlamalar inanılır gibi değil. Eski başbakanlardan Erbakan'ı Hizbullah, eski MİT Müsteşarı Köksal'ı İBDA-C, işadamı Çağlar'ı PKK, Rahmi Koç'u ise organize suç maskesi altında dinlemişler. Genelkurmay ve AYM üyeleri de teknik takibe alınmış. Paralel kesimlerin 'mahkeme kararı var, o halde neresi yasadışı' diye savundukları benzer skandallar hakkında geçtiğimiz aylarda çeşitli illerde telekulak soruşturma ve davaları açılmıştı. Sanıklara mahkemeleri yanıltma ve sahte belge düzenleme suçlamaları yöneltilmişti.

30.12.2014 21:29 Paralel Yapı devlet içinde en güçlü olduğu 2007-2012 arasında Türkiye tarihinin en büyük telekulak skandalını gerçekleştirdi. SABAH Özel İstihbarat Bölümü'nün ulaştığı belgelere göre dinleme skandalında çok sayıda isim yer alıyor. Paralel Yapı'nın, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı (İDB) ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndaki (TİB) kayıtlarını sildiği bu dinlemeler, kapatılan Özel Yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin arşivinde bulundu.

HSYK Başmüfettişi Ali Rıza Karakan'ın yaptığı geniş kapsamlı araştırmaya göre telekulak dosyası 360 bin önleyici ve adli dinleme kararından oluşuyor. Dinlemeler; Mart 2006'da Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'na atanan ve Haziran 2007'de kendi kadrosunu oluşturan Paralel Yapı'nın gözde polis şefi Ramazan Akyürek döneminde yaşandı. Bu süreçte tamamen sahte isimler, uydurma örgütler ve suçlar üzerinden siyasetçi, bürokrat ve askerler başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinden pek çok kişi dinlendi.

Paralel Yapı'nın telefonlarını dinlediği en önemli kurum Genelkurmay Başkanlığı. Karargâh, 1 Ocak -31 Aralık 2009 arasında dinlenmiş. Ayrıca çeşitli kademelerinde görev yapan subay ve astsubayların, İBDA-C, organize suç ve Hizbullah örgütü kapsamında dinlendiği belgelerde yer alıyor. Eski Jandarma Genel Komutanı Fevzi Türkeri 2007'de dinlenen isimler arasında. Paralel Yapı'nın hedefindeki en önemli isim ise eski Başbakan Necmettin Erbakan. Erbakan, 2009'da Huvzullah Gültekin sahte ismiyle Hizbullah/İlim dosyası kapsamında dinlenilmiş. Eski AK Partili Abdüllatif Şener de 2007'de İBDA-C dosyası kapsamında teknik takibe alınmış.

İşte Paralel Yapı'nın dinleme listesi:

SİYASİLER: Şimdi Paralel Yapı'ya yakın bir çizgide siyaset güden BBP Başkanı Mustafa Destici İBDA-C, CHP'li Mehmet Bekaroğlu Selam-Tevhid kapsamında dinlenmiş. 17 Aralık operasyonunda hedef olan isimlerden eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski Adalet Bakanı Şevket Kazan da terör örgütü kapsamında dinlenen isimler arasında. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un eşi Sevgi Kurtulmuş ise 2009'da Hizbullah/İlim dosyasından dinlenmiş. Eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın Özel Kalem Müdürü de 2008'de İBDA-C'den takibe alanmış.

KÜRT SİYASETÇİLER VE AVUKATLAR: Hükümetin çözüm sürecini ilk başlattığı dönemde, Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Merkezi, Diyarbakır İl Başkanlığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Abdullah Öcalan'ın avukatlarından Doğan Erbaş ve çalıştığı Asrın Hukuk Bürosu ile KCK şüphelileri de Paralel Yapı'nın telekulak listesinde yer alıyor.

ANAYASA MAHKEMESİ: Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 2007 -2008 arasındaki üyeleri Ahmet Akyalçın, Osman Ali Feyyaz Paksüt ve eşi Ferda Paksüt, üye Abdullah Necmi Özler'in oğlu Haydar Özler, Haluk Özgüldür'ün eşi Nilgün ve oğlu Serdar ile Serruh Kaleli, sahte isimlerle İBDA/C örgütü kapsamında dinlenildi. AYM Halkla İlişkiler Müdürü Emine Aydoğdu ise DHKP/C kapsamında teknik takibe alındı. Listede AK Parti'nin anayasa taslağını hazırlayan profesör Ergun Özbudun da yer alıyor.

ESKİ MİTÇİLER: Skandalın en önemli isimlerden biri Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) eski müsteşarlarından Sönmez Köksal. Köksal, 2009'da İBDA-C örgütü üyesi gösterilerek dinlenilmiş. Emekli Büyükelçi İlter Türkmen de aynı yıl yine İBDA-C kapsamında teknik takibe alınmış. Emekli MİT mensubu Osman Nuri Gündeş (Servet Cesur sahte ismiyle) dinlenenler arasında. ÖSYM: Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Kurumu da (ÖSYM) kopya ve usulsüzlüklerle gündeme geldiği dönemde Paralel Yapı tarafından kıskaca alındı. 2009'da dinlenen ÖSYM Başkanı Ahmet Ünal Yarımağan, 2010'da istifa etmek zorunda kalmıştı. Şubat 2009'da ÖSYM Bilgi İşlem Şube Müdürü Mustafa Tütüncü, Araştırma ve Geliştirme ve Değerlendirme Müdürü Haydar Altunay, Müdür Yardımcısı Müşerref Yiğit, Bilgi İşlem Şube Müdürü Hatice Altunay ile biyolog Gönül Tütüncü, uzmanlar Ekrem Uğur ve İlnur organize suç örgütü kapsamında dinlenilmiş.

RAHMİ KOÇ VE CAVİT ÇAĞLAR: PKK lideri Abdullah Öcalan'ı Kenya'dan getiren uçağı devlete tahsis eden işadamı Cavit Çağlar ise ironik bir biçimde PKK üyeliğinden dinlenilmiş. İşadamı Rahmi Koç da organize suçtan 2008'de telekulak listesine girmiş.

EKO-POLİTİK CASUSLUK: Paralel Yapı, Merkez Bankası'nın telefonlarını 2008'de takibe almış. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bürokratları da listede yer alıyor. EPDK Başkanı Hasan Köktaş ile, Mustafa Yılmaz, Cemalettin Tüney ve Mustafa İbiş ise Hizbut Tahrir ve organize suç örgütü kapsamında dinlenilmiş. Halil Akartuna da enerji politikalarını etkilemek için dinlenenler arasında.

ERGENEKON SANIKLARI: Yargıtay üyesi Ahmet Ceylani Tuğrul ve Danıştay üyesi Ali Dursun Ulusoy'un da aralarında bulunduğu üst yargı kurumu mensupları da dinlenilmiş. Ergenekon, Balyoz ve Poyrazköy gibi davalarda sanık olan subay ve astsubaylar ise suçlandıkları örgütlerden değil, başka suçlardan dinlenmiş. Ergenekon sanıkları Veli Küçük ve Levent Göktaş organize suçtan teknik takibe alınmış. Hrant Dink davasına bakan hâkim Erkan Canak 2008'de İBDA-C'den teknik takibe alınmış. Kritik davalarda rapor veren adli tıp uzmanları, bakanlık bürokratları, mülkiye müfettişleri, vali ve kaymakamlar da listede bulunuyor.

KENDİ ADAMLARI DA VAR: Gülencilerle ilgili önemli ifşaatlarda bulunan Nurettin Veren de 2007'de İBDA-C üyeliğinden dinlenmiş. Gülenciler arasında yer alan Önder Aytaç ile Gülen'in doktoru Tuncay Delibaş da dinlenenler arasında. Paralel yapının hedefindeki işadamı Galip Öztürk ile oyuncu İpek Tuzcuoğlu da dinlenen isimler arasında yer alıyor. Tuzcuoğlu'nun hangi amaçla dinlenildiği bilinmiyor.



DOĞAN HOLDİNG VE HÜRRİYET'E PARALEL KISKAÇ

Paralel Yapı, 2008'de Doğan holding ile Hürriyet gazetesinin santrallerini de dinlemiş. Aydın Doğan'ın kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve Vuslat Doğan Sabancı 2008'de İBDA-C'den takibe alınanlar arasında. Listede Paralel Yapı'nın en çok hedef seçtiği Hürriyet'in eski Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de bulunuyor. Paralel Yapı ile mücadele amacıyla yapılan yargısal düzenlemeleri eleştiren Hürriyet'in köşe yazarı Taha Akyol, 28 Şubat sürecinden sonraki 2001 krizinin ardından SABAH gazetesinden ayrılıp Vatan Gazetesi'ni kuran Zafer Mutlu ve 2011'de ölen Behiç Kılıç da takibe alınanlar arasında.

Dinlenen diğer gazetecilerin isimleri şöyle: Abdülkadir Selvi (TİT). Ahmet Hakan (Hizbullah), Aslı Aydıntaşbaş (İBDA-C), Bedir Seferoğlu (TİT), Bilal Çetin (Organize), Cüneyt Özdemir (Hizbullah), Ersin Bal (İBDA-C), Ertuğrul Özkök (Organize), Mete Çubukçu (TİT), Güler Kömürcü (İBDA-C), Hasan Tüfekçi (Organize), Hüseyin Gülerce (Organize), Hüseyin Üzmez (İBDA-C), Uğur Dündar (Hizbullah), Akif Beki (Organize) Mehmet Ali Birand (Hizbullah), Muharrem Sarıkaya (İBDA-C), Cüneyt Ülsever (Hizbullah), Nasuhi Güngör (İBDA-C), Nuray Başaran (İBDA-C), Nurettin Şimşek (Organize), Nuri Elibol (Organize), Oray Eğin (Hizbullah), Sedat Ergin (Terör), Şükrü Küçükşahin (Hizbullah), Tahir Sarıkaya (Organize) ve Fatih Çekirge (İBDA-C). Tolga Şardan ve Sebahattin Önkibar da dinlenen isimler arasında yer alıyor.

POLİS ŞEFLERİ DE TAKİBE ALINDI

Paralel Yapı polis şeflerinden Emin Arslan, Osman Ak, Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Mustafa Gülcü ve Faruk Ünsal'ı Hizbullah, Ali Kolat'ı organize suç, Sabri Uzun'u ise Hizbullah ve İBDA-C'den dinlemiş. Sedat Demir, İbrahim Selvi, Ali Tunçbilek, Reha Çakır, Yüksel Balbal, Hüseyin Aşkın, Mustafa Aral, Ömer Zeren, Adnan Mutlu ve Mustafa Bal da teknik takibe alınan polisler arasında.

(30 Aralık 2014, 21:29)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6507    yazdır/print


 

Mağdurlar: Operasyonlar sürsün

Paralel yapının kumpas kurduğu şüphesi giderek güçlenen Ergenekon ve Balyoz sanıkları ile yakınları Paralel yapıya yönelik 14 Aralık operasyonlarına destek verdiler. 'Burada bir suç örgütü var, herkes operasyona destek çıksın' çağrısında bulunan isimler, bu suç örgütüyle mücadelede Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da desteklenmesini istediler. 'Bu mücadele sonuçlanıncaya kadar, bu mücadeleyi yürütenlere herkesin sahip çıkması gerekir.' diyen isimler, 'Hukuk size de lazım olur demiştik. Gözünüzü kulağınızı kapatıp iftiralara devam ettiniz. Çok mazlumun ahını aldınız. Ahını aldığınız yüzlerce çocuğun lanetine uğradınız. Hadi şimdi kolay gelsin size. Yalnızlık bataklığında çırpının. Bizi masumiyetten gelen gücümüz ayakta tuttu. Siz o bataklıkta boğulacaksınız' dediler.

19.12.2014 19:46 Zaman ve Samanyolu'nun "kumpasın merkezi" olarak görev yaptığını belirten mağdurlar, eğer paralel suç örgütü hakkında bir soruşturma yürütülüyorsa bu yayın organlarının da soruşturulması gerektiğini söyledi. "Burada bir suç örgütü var" diyen kumpas mağdurları, "Operasyonu herkes desteklesin" mesajı verdi.

'HERKESİN SAHİP ÇIKMASI GEREKİR'

Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok (5 yıl cezaevinde kaldı): Bize yapılan operasyonların merkezinde kalan kurumlar Zaman Gazetesi ve Samanyolu TV'ydi. Bunlar suç örgütünün sesiydiler. Herkesin yapılan bu operasyonları desteklemesi gerekiyor. Burada bir suç örgütü var. Bu yapıya karşı en büyük mücadeleyi veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Savunma refleksiyle, Cumhurbaşkanı'na karşı hiç kimsenin aklına gelmeyen eylemlerde bulunabilirler. Bu mücadele sonuçlanıncaya kadar, bu mücadeleyi yürütenlere herkesin sahip çıkması gerekir.

'OPERASYONLAR DESTEKLENMELİ'

Yarbay Mustafa Dönmez (Ergenekon davasında 49 yıl 2.5 ay hapis cezası aldı): Bugün operasyon yapılanlar, geçmişte kumpas davalarında görev almış kişilerdir. Genelkurmay Başkanı'nı bile Ergenekon terör örgütünün yöneticisi diye cezaevine tıktılar. Devlet kayıtlarında Ergenekon diye bir örgüt yoktu ancak devletin kayıtlarında, hem de MGK kararı ile Fethullah örgütü diye, varlığı somut olan bir örgüt soruşturulmaktadır. İddialar ciddi. Bu örgüt birçok cinayette de var. Bu operasyonlar desteklenmeli.

'ÖLÜME SEBEBİYETTEN YARGILANACAKLAR'

Gazeteci Yazar Hikmet Çiçek (Ergenekon davasında 21 yıl 9 ay hapis cezası almıştı): Son operasyona basın özgürlüğü adı altında karşı çıkanları, 19 Aralık'ta Yarbay Ali Tatar'ın mezarı başında yapılacak anma törenine çağırıyorum. Ali Tatar'ın ağabeyi Ahmet Tatar, eski emniyet müdür Yurt Atayün, savcı Süleyman Pehlivan gibi bazı isimler hakkında şikayetçi oldu. Bu örgütün suçları arasında sadece çeşitli tertipler yok. Cinayetler de var. Ölüme sebebiyet vermekten yargılanacaklarını göreceğiz. Bunları, özgür basının simgesi olarak göstermekten daha yalan bir şey olamaz.

'SİZ O BATAKLIKTA BOĞULACAKSINIZ'

Balyoz Kumpası Sanığı Emekli Amiral Semih Çetin: Zaman ve Samanyolu. Hukuk size de lazım olur demiştim. Gözünüzü kulağınızı kapatıp iftiralara devam ettiniz. Çok mazlumun ahını aldınız. Zaman ve Samanyolu. 14 yaşında antidepresan kullanmaya başlayan küçük kızım Simay, düğününü ve doğumunu göremediğim büyük kızım Gökçe ve ahını aldığınız yüzlerce çocuğun lanetine uğradınız. Hadi şimdi kolay gelsin size. Yalnızlık bataklığında çırpının. Bizi masumiyetten gelen gücümüz ayakta tuttu. Siz o bataklıkta boğulacaksınız.

'ZAMAN VE GRUBU ÇETEYLE BAĞLANTILI'

Avukat İrem Çiçek (Ergenekon davası sanıklarından emekli Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'in kızı): Albay Dursun Çiçek davasında henüz savcılık sorgusu devam ederken tutuklama kararı çıktı diyen, gizlilik nedeni ile bize verilmeyen tutanakları yayımlayan Samanyolu, Zaman gibi medya kuruluşlarının bu kumpas örgütü ile irtibatlı olmadığını iddia etmek gerçekle bağdaşmaz. Yaptığı haberlerin gerçek dışı olduğunu bile bile insanları aldatmak ise medya faaliyeti değildir.

'DEVLET İÇİNDEKİ ÇETENİN MAŞALARI'

Odatv davası sanığı, Gazeteci Barış Pehlivan: Gazetecilik yapmadılar, devlet içindeki çetenin maşasıydılar.

Ergin Saygun'un kızı Ece Saygun: Hatayı da doğruyu da mücadele ederek öğrendik. Bize nasıl davrandığınız da sizin sınavınızdı...

Gazeteci Yener Güneş: Cemaat medyası 12 Eylül'den bu yana ilk defa bir gazete ve televizyon basıldı diyormuş. Ulusal Kanal, Aydınlık, Odatv esnaf lokantası mıydı?

Emekli Orgeneral Bilgin Balanlı'nın kızı Burcu Balanlı: Kimse bana "özgür basın" demesin! Evin bir odası 4 senelik gazete arşivi. (Sabah)

(19 Aralık 2014, 19:46)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6479    yazdır/print


 

Günaydın Hürriyet, Elveda Paralel!

2008-2009 yılları arasında sektörlerinin ileri gelen 160 ünlü isminin, 'istihbari dinleme' adı altında, 'terör ve organize suç örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle' dinlendiği belirlendi. Haberi daha ilginç kılan ise Hürriyet'in yayınlamasıydı. Bu durum, aylardır süren paralel yapı tartışmalarına soğuk bakan Hürriyet'in paralel yapıdan ümidini kestiği şeklinde değerlendiriliyor. Hürriyet'in haberine göre; gazetenin santral numaralarından Doğan Holding'in üst düzey yöneticilerinin neredeyse tamamı dinlenmiş. Listede işadamları Ferit Şahenk'ten, Ali Koç ve Mehmet Emin Karamehmet'e, eski Genelkurmay Başkanları İsmail Hakkı Karadayı'dan, Hüseyin Kıvrıkoğlu'na, gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz'dan, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Can Dündar'a kadar çok sayıda isim var. Haber üzerine harekete geçen savcılık paralel telekulak iddialarına yönelik soruşturma başlattı.

06.12.2014 16:14 İstanbul Emniyeti'nin arşiv kayıtlarında yapılan incelemelerin yeni bir paralel telekulak skandalını ortaya çıkardığı iddia edildi. Buna göre; 2008-2009 yıllarında aralarında iş adamı, gazeteci, milletvekili ve genelkurmay başkanlarının da bulunduğu 160 kişi kod isimlerle ve IMEI numaraları üzerinden usulsüz dinlenmiş.. Doğan Holding'in üst düzey yöneticilerinin neredeyse tamamının dinlenmiş olduğu listede işadamları Ferit Şahenk'ten, Ali Koç ve Mehmet Emin Karamehmet'e, eski Genelkurmay Başkanları İsmail Hakkı Karadayı'dan, Hüseyin Kıvrıkoğlu'na, gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz'dan, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Can Dündar'a kadar 160 kişinin ismi var.

GÜNAYDIN HÜRRİYET, ELVEDA PARALEL!

Haberi daha ilginç kılan ise Hürriyet gazetesinin manşetten yayınlamış olmasıydı. "Günaydın!" dedirten bu tavır değişikliği şaşırtıcı bulundu. Çünkü 17 Aralık'tan bugüne kadar 1 yıldır yoğun süren paralel yapı tartışmalarında Doğan medyasında paralel yapıyı kollayan ya da görmezden gelen bir tavır belirgin şekilde gözleniyordu. Hürriyet'in bu son haberine konu olan Doğan medyası ya da benzeri çevrelere ait önemli isimlerin paralel yapı tarafından dinlendiğine yönelik haberler daha önce de yayınlanmış, ancak Doğan medyası ya da bağlantılı haber organlarında adeta görmemezlikten gelinmişti. Her birisi belgelere dayanan ve çeşitli soruşturma ve davaların açılmış olduğunu işleyen telekulak haberlerine Hürriyet'in de manşetten vermeye başlamış olması, Hürriyet'in, daha doğrusu Doğan medyası ve temsil ettiği kesimlerin paralel yapıdan ümidini kestiği şeklinde değerlendiriliyor.

TEHLİKE AK PARTİ'DEN ÖNCE DE VARDI

"Günaydın Hürriyet, Elveda Paralel!" şeklinde de özetlenebilecek bu tavır değişikliği paralel yapının işinin bittiğine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Yine bu tavır değişikliği, olayın sadece AK Parti'nin sorunu değil, tehlikeye AK Parti'den önceki dönemde de dikkat çeken Prof. Necip Hablemitoğlu'nun raporlarına da yansıdığı gibi çok kritik bir devlet sorunu olduğunun bu kesimlerce de kavrandığına dair bir gösterge olarak yorumlanıyor.

DETAYLAR

Hürriyet'ten Toygun Atilla'nın haberine göre, Türkiye'nin ünlü işadamları, gazetecileri, rektörleri ve eski komutanların da aralarında bulunduğu 160 kişinin telefonlarının IMEI numaraları üzerinden, ‘terör ve organize suç örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle’ dinlendiği ortaya çıktı. Çoğu kod isimlerle alınan mahkeme kararlarının ardından 2008-2009 yılları arasında yapılan telefon dinlemeleri İstanbul Emniyeti tarafından ‘istihbari dinleme’ çerçevesinde gerçekleştirildi. Listede Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, işadamları Ali Koç, Mehmet Emin Karamehmet, eski Genelkurmay Başkanları Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, eski Deniz Kuvvetleri Komutanları Oramiral Vural Bayazıt ve Oramiral Bülent Alpkaya, gazeteciler Uğur Dündar, Mehmet Yılmaz, Yılmaz Özdil, Tufan Türenç, Can Dündar, Faruk Bildirici, Soner Yalçın, Şirin Payzın, Cengiz Semercioğlu gibi isimler var. ‘Moskof Cariye Hürrem’, ‘Pargalı’ ve ‘Hatice’ gibi tarihi romanların yazarı Fatma Demet Altınyeleklioğlu da dinlenenler arasında...

20 BİN DİNLEME

İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün arşiv kayıtlarında yapılan incelemelerde, dinlemeye alınmış pek çok telefon numarası tespit edildi. Bunun üzerine bu telefonların kimlere ait olduğu teker teker araştırıldı. Yaklaşık 2.5 aydır devam eden çalışma sonunda ‘telekulağın’ çalışma yöntemi gözler önüne serildi. Sonuçta işadamları, gazeteciler, askerler, bürokratlar ve öğretim görevlilerinin aralarında bulunduğu 160 kişinin, ‘terör ve organize suç örgütü üyelerinin yanlarına monte edilerek’ dinlendikleri ortaya çıktı. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerin çoğunda kod isimlerin kullanıldığı, bazılarının soyadlarının bile olmadığı anlaşıldı. Dinleme kararlarına yaptıkları işler ve konumları da konulmamıştı. IMEI numaraları üzerinden dinlenen telefonlar, sadece İstihbarat Şube Müdürlüğü ile de sınırlı değil. İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü ile Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde de geçmiş yıllara dönük yapılan araştırmalarda yaklaşık 20 bin telefon dinlemesi belirlendi. Bu 3 şubede incelemelerin sürdüğü, listenin bu incelemeler soncunda netleşeceği ifade edildi.

AVUKATI BİLE

Telefonları dinlenenler arasında haklarında dava açılan, gözaltına alınan ve tutuklu olarak yargılananlar da var. Gazeteci Soner Yalçın bu isimlerden biri. Odatv davası kapsamında 2011 yılında tutuklanan Soner Yalçın, 2008’in mart ayından haziran ayına kadar 3 ay boyunca dinlenmiş. İstanbul Askeri Casusluk davasının sanıklarından Ebru Nilhan Bozkurt’un telefonları ise 2008’in ocak ayı ile 2009’un mart ayı arasında 3 ay dinlenmiş. Bozkurt bu telefon dinlemesinden yaklaşık 1.5 yıl sonra İstanbul Askeri Casusluk davasında şüpheli oldu. Ancak dava dosyasında telefon dinleme görüşmeleri yer almadı. Aynı şekilde Soner Yalçın’ın da 2008’deki telefon görüşmeleri dava dosyasında yoktu. Bir diğer benzer telefon dinlemesi de Ergenekon davasının sanıklarından Yarbay Mustafa Dönmez’e ait. Dönmez’in telefonları 2008’in kasım ayı ile 2009’un şubat ayı arasında dinlenmiş. Polis Mustafa Dönmez’in telefonunu dinlemekle kalmamış, avukatı Gülten Güven’i de dinlemiş.



KODLARIYLA O İSİMLER

İŞ DÜNYASI

Ferit Şahenk - FERİT (Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
Yıldırım Ali Koç - ALİ (Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi)
Caroline Nicole Koç - CANAN (Mustafa Koç’un eşi)
Mehmet Emin Karamehmet - MAHMUT (Çukurova Holding’in sahibi)
Mustafa Süzer - MUSTAFA (Süzer Holding Yönetim Kurulu Başkanı)
Fevzi Bülent Özaydınlı - BÜLENT (Migros’un ortağı ve CEO’su)
Atalay Şahinoğlu - ATALAY (Nuh Çimento eski Genel Müdürü-Demirören Holding Koordinatör ve Danışmanı)
Hüsamettin Kavi (BEMKA Emaye Bobin Teli A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı)
Erol Altaca - EROL (Altaca Dershaneleri’nin sahibi)
Mehmet Yörük - MEHMET (Doğan Holding Finans ve Fon Yönetimi Başkan Yardımcısı)
Melih Türker - MELİH (O tarihte Petrol Ofisi Genel Müdürü)
Ertan Çakır - ERTAN (O tarihte Petrol Ofisi Satışlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı)
Ahmet Toksoy - (Doğan Holding Mali İşler Başkanı)
Ali İhsan Karacan - ALİ İHSAN (O tarihte Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi)
Yener Şenok - YENER (Doğan Holding Mali İşler Başkan Yardımcısı)
Hakan Genç (O tarihte Doğan Holding Avrupa Temsilcisi)
Süleyman Kocakaya (O tarihte Doğan Dış Ticaret Yöneticisi)
Dursun Ali Yılmaz - DURSUN (O tarihte Hürriyet Gazetesi Mali İşler Başkanı)
Halil Özkan - FARUK (O tarihte Hürriyet Gazetesi Mali İşler Müdürü)
Yavuz Ada (Hürriyet Gazetesi Muhasebe Müdürü)
Memduh Karakullukçu - MENDUH (2007-2010 arası TÜSİAD Başkan Danışmanı)
Sezai Çanakçı - SEZAİ (Çanakçılar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
İbrahim Çağlar - İBRAHİM (Nurtop A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı-İTO Başkanı-MÜSİAD Kurucu Üyesi)
Ömer Lütfi Karagöz - ÖZAY (Migros İletişim ve Bilgi Güvenliği Müdürü)
Tanıl Küçük - CEMAL (O tarihte İstanbul Sanayi Odası eski başkanlarından)

MEDYA DÜNYASI
Vuslat Doğan Sabancı (Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı)
Mehmet Yakup Yılmaz (Gazeteci-Yazar)
Tufan Türenç - TUFAN (Gazeteci)
Ruşen Çakır - RUŞEN (Gazeteci)
Mehmet Murat Yetkin - MURAT (Gazeteci)
Zafer Mutlu - ZAFER (Gazeteci)
Serdar Akinan - (SKY Türk eski Yayın Yönetmeni)
Cem Aydın (Doğuş Grubu eski Genel Müdürü)
Yılmaz Özdil - YILMAZ (Gazeteci-Yazar)
Can Dündar - CAN (Gazeteci)
Aslı Aydıntaşbaş - ASLI (Gazeteci)
Mehmet Faraç - MEHMET (Gazeteci)
İsmail Küçükkaya - İSMAİL (Gazeteci)
Süleyman Serdar Çaloğlu - SERDAR (Show TV eski Genel Müdürü)
Mirgün Cabbas - SIRRI (Televizyoncu)
Uğur Dündar - UĞUR (Gazeteci)
İbrahim Yıldız - (Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni) - Dinleme kararı yok
Abbas Güçlü - (Gazeteci) - Dinleme kararı yok
Amberin Zaman - MEHMET (Gazeteci)
Şirin Payzın Acet - ŞİRİN (Televizyoncu)
Nihat Genç - NİHAT (Yazar)
Oylum Talu - CEYLAN (Televizyoncu)
İbrahim Özay Şendir - ÖZAY (Gazeteci)
Rasih Yılmaz - RASİH (Gazeteci-Yayıncı)
Selahattin Sadıkoğlu - SELAHATTİN (Gazeteci)
Ergün Diler - ERGÜN (Gazeteci)
Cengiz Semercioğlu - CENGİZ (Gazeteci)
Engin Ardıç - HALİL (Gazeteci)
Bedri Baykam - BEDRİ (Ressam)
Melih MERİÇ - MELİH (Televizyoncu)
Metin Yüksel - METİN (Gazeteci)
Saner Ayar - SONER (Show TV eski Genel Müdürü)
Selçuk Tepeli - RECEP (Gazeteci/Şimdiki Habertürk Genel Yayın Yönetmeni)
Saynur Tezel Özgentürk - SAYNUR (Televizyoncu)
Ruhat Mengi - RUHİ (Gazeteci)
Orhan Gökdemir - SERDAR (Gazeteci)
Bülent Çöltekin - BÜLENT (Televizyoncu)
Rıdvan Bıyık - YAVUZ (Televizyoncu)
Mustafa Şekeroğlu - MUSTAFA (Gazeteci)
Fevzi Mete Çubukçu (Gazeteci)
Sinem Vural (Gazeteci)
Gülden Aydın (Gazeteci)
Mehmet Nuri Çolakoğlu - MEHMET NURİ (Gazeteci)
Faruk Bildirici - FARUK (Gazeteci)
İbrahim Serdar Akinan - SERDAR (Gazeteci)
Şükran Suna Vidinli - SUNA (TV programcısı)
Arslan Bulut - ARSLAN (Gazeteci)
Özdemir İnce - ÖZDEMİR (Yazar)
Uğur Şevkat (Gazeteci TV programcısı)

DİĞER İSİMLER
Bülent Küçüktürkmen (İşadamı))
Prof. Erdoğan Teziç (Eski YÖK Başkanı)
Orhan Birgit (Eski milletvekili Aydın Doğan Vakfı eski Yürütme Kurulu Başkanı)
Kuzey Deniz Komutanlığı santral numarası
Prof. Muhammed Şahin (İTÜ Rektörü)
Prof. Necla Pur (2006-2010 yılları arası Marmara Üniversitesi Rektörü)
İlter Türkmen (Eski Dışişleri Bakanı ve Büyükelçi)
Reşat Altay (Eski Trabzon Emniyet Müdürü)
Prof. Fatma Feyza Darandeliler - MEHMET (İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanlarından)
Aykut Zahid Akman (RTÜK eski Başkanı)
Fatma Nur Serter (CHP milletvekili)
Selahattin Çetiner (Eski İçişleri Bakanlarından)
Prof. Tanay Sıdkı Uyar - ÖMER (Marmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı)
Prof. Yunus Söylet (İstanbul Üniversitesi Rektörü)
Yaşar Yazıcıoğlu (Eski Başbakanlık Müsteşarı)
Prof. Ahmet Altınel (İstanbul Üniversitesi Zooteknik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi)
Muharrem İnce (CHP Milletvekili)
İlter Terzioğlu (Eski TURKCELL Şebeke Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı)
Prof. Hasan Can Okutan (İTÜ Kimya Ana Bilim Dalı Başkanı)
Prof. Ahmet Zekai Görgülü (İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı Başkanı)
Ferruh Taşdemir (Yapımcı)
Kemal Nehrozoğlu (Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri)
Sadettin Tantan (Yurt Partisi Genel Başkanı)
Prof. Faruk Erzengin (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi eski Dekanı)
Prof. Hüseyin Faruk Karadoğan (Eski İTÜ Rektörü)
Prof. Ayşe Soysal (Boğaziçi Üniversitesi Rektörü)
Prof. Emin Durul Ören (Yıldız Üniversitesi eski Rektörü)
Ömer Vehbi Hatipoğlu (Siyasetçi)
Saadet Yıldırım (Türk Dünyası
Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı)
Prof. Ali Akyüz (İstanbul Üniversitesi Cerrahi Tıp Bölümleri Öğretim Üyesi)
Mehmet Moğultay (Eski Bakan)
Lale Apaydın (TÜBİTAK Çalışanı)
Musa Çam (CHP Milletvekili)
Mehmet Akkan Suver (Marmara Grubu Stratejik Sosyal Araştırma Vakfı Genel Başkanı)

ONUN DÖNEMİ

İSTANBUL İstihbarat Şube Müdürü Edip Vural ve ekibinin çalışmaları sonunda ortaya çıkan yasadışı dinlemeler üzerine soruşturma derinleştirildi ve Mülkiye Başmüfettişi Turgay Alpman ile Polis Başmüfettişi Selim Kutkan bu dosya için özel olarak görevlendirildi. Polisin yaptığı ilk tespitler üzerinden çalışmayı derinleştiren müfettişler, sahte isimler ile yapılan telefon dinlemeleri için alınan mahkeme kararlarını da belgeledi. Bu dinlemelerin yapıldığı dönemde İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nin başında Ali Fuat Yılmazer görev yapıyordu. Yılmazer, daha önce ortaya çıkarılan yasadışı telefon dinlemeleriyle ilgili iddialar çerçevesinde halen tutuklu bulunuyor.

ORGANİZE

İstanbul’da Mülkiye Müfettişleri’nin yasadışı ve usulsüz telefon dinleme olaylarına yönelik olarak daha önce hazırladıkları bir raporda da dinleme eylemlerinin ‘sistematik, planlı ve organize’ bir görünüm arz ettiğine vurgu yapılarak, bu dinlemelerin ‘belirli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik’ olduğuna dikkat çekilmişti. Bu rapor da son soruşturmayı yürüten Mülkiye Başmüfettişi Turgay Alpman ve Polis Müfettişi Selim Kutkan tarafından hazırlanmıştı.

IMEI İLE DİNLEME NEDİR?

HER bir GSM telefon cihazına üretim aşamasında IMEI numarası yükleniyor. IMEI ‘International Mobile Equipment Identity’nin (Uluslararası Mobil Ekipman Kimliği) numarası her bir cihazın kimlik numarası olup 15 haneden oluşur, tek ve benzersizdir. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın telefonları da Devrimci Karargah dosyasında sahte isim ve IMEI numarası üzerinden dinlenmişti. Avcı, bu şekilde telefon dinlemesi yapılmasının yasadışı olduğunu söylemişti.

SAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI

Hürriyet gazetesinin ‘Dinlenen VİP isimler’ manşetiyle duyurduğu usulsüz dinleme iddialarına ilişkin haber savcılığı harekete geçirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 5 Aralık 2014’de Hürriyet Gazetesi’nin haberini ihbar kabul ederek soruşturma başlattı.

Mülkiye Müfettişleri’nin emniyette yaptığı incelemeler sonucunda 2008-2009 yıllarında aralarında iş adamı, gazeteci, milletvekili ve Genelkurmay Başkanları’nın da bulunduğu 160 kişiyi kod isimlerle ve IMEI numaraları üzerinden usulsüz olarak dinledikleri tespit edilmişti. Hürriyet’in manşetinde yer verdiği haberi ihbar kabul ederek soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Savcılığı, kod isimlerle ve usulsüz yapıldığı iddia edilen dinlemelere ilişkin mahkeme kararlarını ve diğer belgeleri inceleyecek.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(06 Aralık 2014, 16:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6458    yazdır/print


 

Böcek iddianamesi kabul edildi

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisine 'böcek' tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 13 kişi hakkında hazırlanan iddianame mahkemece kabul edildi. 13 kişi siyasi casuslukla yargılanacak. Sanıkların 21'er yıldan 36 yıl 6'şar aya kadar mahkumiyetleri talep ediliyor. Açılan davanın en önemli detaylarından biri sanıkların Fetullah Gülen'le bağlantılarının vurgulanmış olması..

01.12.2014 22:27  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisine "böcek" tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 13 kişi hakkında hazırladığı iddianame, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin'in hazırladığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "müşteki" olarak gösterildiği iddianamede, sanıklar şu isimlerden oluştu:

"Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdürü Ali Özdoğan, dönemin Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amiri Emniyet Amiri Serhat Demir, dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdür Yardımcısı Sedat Zavar, dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdürlüğünde görevli Komiser Yardımcısı Enes Çiğci, suç tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru İlker Usta, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığında görevli Emniyet Müdürü Ahmet Türer, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliğinde görevli polis memuru Hurşit Gölbaşı, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliğinde görevli polis memuru Seyit Saydam, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliğinde görevli polis memuru Harun Yavuz, suç tarihinde Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliğinde görevli Komiser Yardımcısı İbrahim Sarı, eski Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanı Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut ile eski TÜBİTAK yöneticisi Hasan Palaz."

İddianamede, şüphelilerden Özdoğan, Zavar, Demir, Türer, Çiğci ve Usta'ya, "Başbakan'ı siyasi casusluk amacıyla dinlemek, kamu görevlisinin özel hayatın gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaları kaydetmek" suçları yöneltildi ve 21'er yıldan 36 yıl 6'şar aya kadar mahkumiyetleri talep edildi.

İddianamede ayrıca Yavuz, Sarı, Gölbaşı, Saydam, Yüksel, Bulut ve Palaz'ın ise aynı suçların işlenmesine yardım ettikleri savunuldu.

Başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisine "böcek" tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 13 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, "Keçiören ikametgahta ve Resmi Konut'ta, rutin böcek araması yapıldığı intibası verilerek Serhat Demir'in sevk ve idaresinde, Sedat Zavar ile birlikte Enes Çiğci ve İlker Usta tarafından fırsat operasyonu şeklinde siyasal casusluk amacıyla dinleme cihazlarının mekanlardaki prizlere yerleştirilerek dinlemelerin yapıldığı" bildirildi.

İddianamede, "örgütlemeyi yapanın ve diğer şüphelileri ayarlayanın şüpheli Ali Özdoğan olduğu ve yapılacak dinlemeler konusunda şüpheli Ahmet Türer'in destek verip faaliyeti yönlendirdiğinin anlaşıldığı" aktarıldı.

İddianamede, dinleme cihazı bulunması sonrasında ilişkin Başbakanlık Teftiş Kurulunun hazırladığı soruşturma dosyasından bilgiler özetlendi.

Rapora göre, 2011'de Başbakanlığın onayı ile MİT ekibi, 28-30 Aralık 2011 arasında, Erdoğan'ın Keçiören'deki ikametgahında, AK Parti Genel Merkezi'nde, Başbakanlık Merkez Bina'da ve Başbakanlık Resmi Konut'taki çalışma ofislerinde, gizli dinleme ve gözetleme sistemlerine karşı teknik arama çalışmaları gerçekleştirdi. Oluşturulan ekibe Başbakanlık Başmüşaviri Mustafa Varank eşlik etti.

Erdoğan'ın Keçiören'deki ofisi aranırken, Erdoğan'ın kullandığı ve kriptoluyla birlikte 4 telefonun konulduğu masanın sağ tarafında, 6 girişli priz içinde telsiz kaynağı bulundu. Açılmadan X-ray cihazıyla görüntülenen priz içerisinde, özel bir yapının varlığını andıran görüntüyle karşılaşılması üzerine açılan prizden elektrik şebekesinden beslenen telsiz vericiye ulaşıldı. Mevcut durum sadece Varank ile paylaşılarak, olumsuz bir durum yokmuş gibi teknik arama faaliyeti sürdürüldü. Çoklu priz, incelenmek üzere MİT ekibince teslim alındı.

-Başbakanlık Resmi Konut'taki "böcek"

Başbakanlık Resmi Konut'ta, Erdoğan'ın kullandığı makam odasındaki aramada da 3 girişli çoklu priz içerisinde, Keçiören'deki çalışma ofisindekinin benzeri olan ve sinyal yayını olmaması nedeniyle pasif durumda olduğu değerlendirilen telsiz verici tespit edildi. Bu durum da sadece Varank ile paylaşılarak, olumsuz bir durum yokmuş gibi teknik arama faaliyetine devam edildi. Bu priz de incelenmek üzere MİT ekibince incelenmek üzere alındı.

Başbakanlık Teftiş Kurulu, telsiz vericilerin elektrik şebekesinden beslenmesi dolayısıyla uzun süreli dinleme faaliyeti gerçekleştirmek amacıyla yerleştirildiğini tespit ederken, teknik operasyonel çalışmanın profesyonel bir uygulama olduğunu değerlendirdi. Vericilerin, Başbakan'ın kriptolu telefonunun da dahil olduğu bölümlerde tespiti "dikkat çekici" bulunurken, bu durumdan, iki uygulamanın da "aynı merkezce" gerçekleştirildiği anlaşıldı.

Cihazların özelliklerine ilişkin bilgiler verilen iddianamede, cihazların bulunmasının ardından TÜBİTAK ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinin, çoklu prizler ve içinde bulunan dolgu malzemelerine ilişkin rapor alındığı, bunlara göre, cihazların, önceden yapılan keşifler doğrultusunda 24-25 Kasım 2011 tarihlerinde çalışma ofislerine yerleştirildiği kanaatine varıldığı aktarıldı.

-Görevlilerin beyanları

İddianamede, cihazları yerleştirenlerin belirlenmesi amacıyla 1 Temmuz 2011 ile 28-29 Aralık 2011 arasında konutlara gittiği görülen tüm isimlerin, öncelikle meslekleri ve meşguliyetleri, Keçiören'deki 2 numaralı ofise gelme gerekçeleri, kullanıcısı oldukları GSM'leri soruşturuldu. İddianamede daha sonra tanık olarak ifadesine başvurulanların beyanları özetlendi.

Konut'ta, 25 Kasım 2011'de görev yapan polis memuru S.Ö'nün, "Erdoğan'ın, rahatsızlığı nedeniyle İstanbul'da bulunduğu, muhtemelen Kasım 2011'de, sanıklardan Başbakanlık Teknik Arama Ekibi Amiri Serhat Demir'in başında olduğu 4-5 kişilik ekibin, konutta arama faaliyeti icra ettiğini, ekipte Demir'in yanı sıra 40-50 yaşlarında kır saçlı bir erkeğin bulunduğunu, Aralık 2011 sonlarından itibaren birçok arama yapılmasına rağmen, arama ekibinde bulunan bu şahsı bir daha görmediğini belirttiği aktarıldı.

Başbakanlık Resmi Konut Güvenlik Amiri V.K. ise "Erdoğan'ın Ankara'da bulunmadığı dönemde Çankaya konutta 2 kez teknik arama yapıldığını, Başbakanlık Teknik Arama Ekibi Amiri Demir ile Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığında görevli üç kişiden oluşan ekibin, 24 Kasım 2011 akşamı, konutta arama yaptığını söyledi ve fotoğraflar üzerinden sanıklardan Sedat Zavar'ı teşhis etti.

Resmi Konut'ta teknisyenlik yapan H.N. de 24 Kasım 2011'de adlarını bilmediği üç görevlinin arama yaptığını, Başbakan'ın ofisine geçildikten birkaç dakika sonra çalışmayı sürdüren iki görevlinin gürültü olduğunu söyleyerek, kendilerini ofisten çıkardıklarını ve kapıyı kapattıklarını, yaklaşık 10 dakika ofiste yalnız çalıştıktan sonra bu kişilerin çıktıklarını anlattı.

-Şüphelilerin tespitine yönelik çalışmalar

İddianamenin devamında, "Yapılan araştırmalar, görüşmeler, teknik analizler ve tespitler neticesinde oluşan kanaat çerçevesinde şüpheli durumunda olanlardan şahıs bazında yapılan eksiltmeler hedef kitleyi küçültmüş ve yeni şüpheli şahısları ortaya çıkarmıştır" değerlendirmesinde bulunuldu.

Başbakan ve eşinin, yakın koruma ekibinin belirlenen tarihlerde İstanbul'da olduğu, yakın koruma ekibi dışında Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliği personelinin özellikle her iki konuta da kısıtlama olmaksızın girebileceğinin anlaşıldığı bildirilen iddianamede, Temmuz-Aralık 2011'de, Keçiören ve Çankaya'da arama faaliyeti icra edilmediği, Güvenlik Sistemleri Büro Amiri Emniyet Amiri Serhat Demir'in bu yönde talimatı olmadığı, bu tarihler arasında arama yapıldığına ilişkin kayda rastlanmadığı belirtildi.

"Başbakanlık Arama Ekibi" dışında hiç kimse ya da grubun arama amacıyla konut veya ikametgaha giremeyeceği, MİT mensuplarınca gelen emir doğrultusunda söz konusu adreslerde arama yapılabileceği ifade edilen iddianamede, "Başbakanın, 23 Kasım-14 Aralık 2011 arasında İstanbul'da bulunduğu tarihlerde, Başbakanlık teknik arama ekibince çalışma ofislerinde arama yapıldığı, Keçiören'deki konutun güvenlik amiri ve yardımcısının, arama ekiplerinin giriş ve çıkışlarını kayıt altına almadığı, aramalarda rutin olarak bir saat kadar önce bu kişilere haber verildiği ve akabinde arama yapıldığı bildirildi.

İddianamede, şunlar kaydedildi: "Bu kapsamda Keçiören ikametgahta ve Resmi Konut'ta, Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amirliği personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı personelinden bir grubun örgütlenerek çalışma yaptığı, rutin böcek araması yapıldığı intibası verilerek şüpheliler Serhat Demir'in sevk ve idaresinde şüpheli Sedat Zavar ile birlikte şüpheliler Enes Çiğci ve İlker Usta tarafından fırsat operasyonu şeklinde siyasal casusluk amacıyla dinleme cihazlarının mekanlardaki prizlere yerleştirilerek dinlemelerin yapıldığı, örgütlemeyi yapanın ve diğer şüphelileri ayarlayanın, şüpheli Ali Özdoğan olduğu ve yapılacak dinlemeler konusunda şüpheli Ahmet Türer'in destek verip faaliyeti yönlendirdiği anlaşılmıştır."

SANIKLAR GÜLEN'LE BAĞLANTILI!

Açılan davanın iddianamesinde şüphelilerin dinlemeleri hangi örgüt, cemaat ya da ülke adına yaptığının tespit edilemediği, şüphelilerin kurdukları ve yönettikleri suç örgütü ile dinleme kayıtlarının bulunması amacıyla evrakın ayrıldığı belirtiliyor. İddianamede, 'Şüpheliler ifadelerinde Fethullah Gülen Cemaati ile işbirliği iddialarını reddetseler de, yurt dışında kaçak durumda olan şüphelilerden Serhat Demir'in, şüpheli Ahmet Türer'in bacanağı olduğu, Türer'in ABD'ye kayıtlı 2 numara ile irtibatının bulunduğu, söz konusu telefonların da Fethullah Gülen'in yardımcısı Sinan Dursun tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir.' deniliyor. Yine iddianamede, Türer'in, gözaltına alındığında paltosunun cebinden 2 sayfalık bir yazı çıktığı da bildiriliyor. Yazıda Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nda hizmetin hâkimlerinin bulunduğu ifadelerinin yer aldığı belirtiliyor. Savcılık, şüphelilerin 'Fetullah Gülen örgütsel yapılanması ile' bağlantısını araştırıyor. Dosyanın Gülen liderliğindeki paralel yapı ana soruşturmasıyla birleştirileceği dile getiriliyor. Bu gelişmelere dair bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, soruşturmaya konu yapılanma hakkında 'Kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı var' açıklaması yapmıştı.

5 SANIK HAKKINDA YAKALAMA KARARI

02.12.2012 12:12 Başbakanlık ofisinde bulunan böceklerle ilgili iddianameyi kabul eden mahkeme, 5 polis hakkında ise yakalama kararı çıkarttı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde, ofisinde bulunan dinleme cihazlarına yönelik soruşturmayla ilgili Ankara Anayasal Suçlar Bürosu savcısı Durak Çetin tarafından "siyasal casusluk" kapsamında hazırlanan iddianame Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede 13 şüphelinin Pensilvanya ile irtibatları yapılan incelemeler sonrası ortaya çıkarken Başbakanlık ofislerine böceği koyan ve organizesini yapan sanık polis memurları Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, İlker Usta ve Enes Çiğci'nin hakkında üzerlerine atılı suçların niteliği kuvvetli suç şüphesinin ve somut olguların varlığı göz önüne alınarak yakalama kararı çıkartıldı. Başdanışman Mustafa Varank ile böcek aramasına katılan MİT mensubu Basri Aktepe'nin de aralarında bulunduğu tanıkların çağrılmasına karar verildi.

YAKALAMA KARARINA ŞERH

Yakalama kararına hâkim üye Zeki Kayalı tarafından şerh düşüldü. Kayalı "sanıklara öncelikle davetiye çıkartılması, gelmezseler zorla getirilme, yine gelmezlerse yakalama kararı çıkartılmasının kanuni bir zorunluluk olduğunu" belirtti. İlk duruşma 2 Ocak 2015'te yapılacak.

Flaş!!! İddianame Gülen'e uzandı
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı manşetlerimiz

(01 Aralık 2014, 22:27), son güncel.: (02 Aralık 2014, 12:12)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6446    yazdır/print


 

Öz'ün imza ziyareti araştırılıyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Zekeriya Öz'ün Ergenekon savcısı iken Adli Tıp'a yaptığı iddia edilen 'ıslak imza' ziyaretinin peşine düştü. Öz'ün Adli Tıp'a gittiğinin ve uzmanlarla görüştüğünün tespit edilmesi halinde, soruşturma dosyası HSYK'ya gönderilecek. Ergenekon sanıklarına kumpas kurulduğu iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada Dursun Çiçek ve avukatı olan kızı İrem Çiçek, ıslak imzalı belgenin Zekeriya Öz tarafından Adli Tıp'a götürüldüğünü iddia etmişti. Çiçek'ler ıslak imzalı belgenin yeniden incelenerek, rapor alınmasını da talep etti.

29.11.2014 09:54 Ergenekon, Balyoz gibi davalarda ‘kumpas’ iddialarına karşı inceleme başlatan Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, ıslak imza davasına konu olan belgeyle ilgili önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Kumpas soruşturması kapsamında ele alınan konulardan biri de "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" adlı belge... Ergenekon sanığı emekli Albay Dursun Çiçek’in ıslak imzasının bulunduğu bu belge, o dönem incelenmesi için Adli Tıp’a gönderildi. Belgeyi Adli Tıp Kurumu’na bizzat Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün götürdüğü iddia ediliyordu.

Soruşturma savcılığı, bu iddianın peşine düştü. Zekeriya Öz’ün Adli Tıp’a gidip gitmediği inceleniyor. Islak imzalı belgeyi inceleyerek, rapor hazırlayan görevlilerle, o dönem Adli Tıp çalışanlar tespit edilmeye çalışılıyor. Belirlenen tüm isimler ifadeye çağrılacak. Görevlilere, Zekeriya Öz’ün Adli Tıp’a ‘gelip gelmediği, raporu hazırlayan uzmanlarla görüşüp görüşmediği’ sorulacak.

Zekeriya Öz’ün Adli Tıp’a gittiğinin ve uzmanlarla görüştüğünün tespit edilmesi halinde, soruşturma dosyası Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’na gönderilecek. Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan aramalarda "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" belge ortaya çıkmıştı. Islak İmzalı belge Adli Tıp’ta incelendi. İncelemenin ardından oy çokluğu ile imzanın Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek'e ait olduğu yönünde rapor verildi.

Al Jazeera Türk'ün haberine göre, Ergenekon sanıklarına kumpas kurulduğu iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada Dursun Çiçek de geçtiğimiz günlerde ifade verdi. Müşteki (şikayetçi) olarak ifade veren Dursun Çiçek ve avukatı İrem Çiçek, ıslak imzalı belgenin Zekeriya Öz tarafından Adli Tıp’a götürüldüğünü iddia etti. Çiçek, ıslak imzalı belgenin yeniden incelenerek, rapor alınmasını istedi. Savcılık, belge üzerindeki imzanın Dursun Çiçek’e ait olup olmadığının tespiti için yeniden Adli Tıp’tan rapor isteyebilir.

ZEKERİYA ÖZ KİMDİR?

Kamuoyu savcı Zekeriya Öz’ü Ergenekon soruşturması ile tanıdı. Bir dönem başbakan zırhlı aracını bile tahsis etti. OdaTv soruşturmasının ardından Ergenekon savcılığı görevinden alındı. Bu görevinden sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekilliğine atandı. Uzun süre sesi soluğu çıkmayan Öz, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunun koordinatörü olarak adını bir kez daha duyurdu. Hükümet-cemaat kavgasından sonra önce düz savcı olarak Bakırköy’e sonra da Bolu’ya atandı. Öz hakkında işlem yapılması için HSYK’ya iletilmiş birçok şikayet bulunuyor.

Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Islak imzalı 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' manşetlerimiz
Islak imzanın gerçekliği tartışmalarını içeren manşetlerimiz
Albay Dursun Çiçek´in Islak İmza davasındaki savunma ve sorgusu manşetleri
Erzincan´da savcı Cihaner ve Jandarmanın ´ıslak imza´ operasyonları
İşte adım adım Erzincan'daki ıslak komplo
Islak İmza iddianamesinde arama yap
Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap
Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri
Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

(29 Kasım 2014, 09:54)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6428    yazdır/print


 

Flaş!!! İddianame Gülen'e uzandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Erdoğan'ı başbakanlığı döneminde 'Siyasi casusluk' amacıyla dinlemekle suçlanan TÜBİTAK eski Başkan Yardımcısı Palaz, Başbakanlık eski Koruma Müdürü Bulut'un da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkında iddianame hazırladı. Mahkemeye gönderilen iddianamede casusluğun fırsat operasyonuyla yapıldığı belirtiliyor. Dayanarak olarak Erdoğan'ın rahatsızlığı nedeniyle İstanbul'da bulunduğu 24-25 Kasım tarihlerinde arama/tarama faaliyeti adı altında ofislere böceklerin yerleştirilmesi gösteriliyor. Şüphelilerin dinlemeleri hangi örgüt, cemaat ya da ülke adına yaptığının tespit edilemediği, şüphelilerin kurdukları ve yönettikleri suç örgütü ile dinleme kayıtlarının bulunması amacıyla evrakın ayrıldığı belirtildi. İddianamede, 'Şüpheliler ifadelerinde Fethullah Gülen Cemaati ile işbirliği iddialarını reddetseler de, yurt dışında kaçak durumda olan şüphelilerden Serhat Demir'in, şüpheli Ahmet Türer'in bacanağı olduğu, Türer'in ABD'ye kayıtlı 2 numara ile irtibatının bulunduğu, söz konusu telefonların da Fethullah Gülen'in yardımcısı Sinan Dursun tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir.' deniliyor. Yine iddianamede, Türer'in, gözaltına alındığında paltosunun cebinden 2 sayfalık bir yazı çıktığı da bildiriliyor. Yazıda Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nda hizmetin hâkimlerinin bulunduğu ifadelerinin yer aldığı belirtiliyor. Savcılık, şüphelilerin 'Fetullah Gülen örgütsel yapılanması ile' bağlantısını araştırıyor. Dosyanın Gülen liderliğindeki paralel yapı ana soruşturmasıyla birleştirileceği dile getiriliyor. Bu gelişmelere dair bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, soruşturmaya konu yapılanma hakkında 'Kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı var' açıklaması yaptı.

19.11.2014 21:03 Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlarla ilgili soruşturmaları yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin, o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Subayevler’deki ikameti, AK Parti Genel Merkez, Başbakanlık Merkez Bina ve Başbakanlık Resmi Konut'taki çalışma ofislerine ‘böcek’ diye tabir edilen dinleme cihazlarını yerleştirdiği iddia edilen polislerle ilgili soruşturmasını tamamladı.

Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen 73 sayfalık iddianameye Erdoğan’ın adı, suçtan zarar gören sıfatıyla (müşteki) yazıldı. İddianamede, Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde yakın koruma ekibinde yer alan ve istihbarat daire başkanlığında görev yapan polisler ile eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz “şüpheli” olarak yer aldı.

Hazırlanan iddianamede, şüpheli gösterilen isimler şöyle: Hasan Palaz (Eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı), Mehmet Yüksel (Erdoğan’ın eski Koruma Müdürü), Zeki Bulut (Erdoğan’ın eski Koruma Müdür Yardımcısı), Ali Özdoğan (Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdürü), Sedat Zavar (Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdür Yardımcısı), Serhat Demir (Eski Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı personeli), Ahmet Türer (Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı personeli), Enes Çiğci (Komiser), İlker Usta (Polis memuru), Hurşit Gölbaşı (Polis memuru), Seyit Saydam (Polis memuru), İbrahim Sarı (Polis memuru), Harun Yavuz (Polis memuru).

25 YILA KADAR HAPİS

Şüphelilerden Ali Özdoğan, Serhat Demir, Ahmet Türer, Sedat Savar, Enes Çiğci ve İlker Usta, “Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal Casusluk Amacıyla Temin Etme, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmek, Kişiler Arasındaki Aleni Olmayan Konuşmaları Kayıt Etme” suçlarından yargılanacak.

Şüphelilerden Seyit Saydam, Mehmet Yüksel, İbrahim Sarı, Faruk Sarı, Hurşit Gölbaşı, Harun Yavuz, Zeki Bulut’a ise “Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal Casusluk Amacıyla Temin Etme Sucuna Yardım Etmek, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etme Suçuna Yardım Etmek, Kişiler Arasındaki Aleni Olmayan Konuşmaları Kayıt Etme Suçuna Yardım Etme” suçundan yargılanacak. İddianamede savcı, yöneltilen suçlar kapsamında şüphelilerin 25 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

DELİLLER İDDİANAMEDE

İddianamede delil olarak MİT raporu, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı raporu, dinleme cihazlarını bulan tanıklar ile diğer tanıkların ifadeleri, ‘böcek’ satışı yapan firma yetkilisi olduğu ifade edilen ‘Hançer’ kod adlı gizli tanık beyanları, şüpheli Enes Çiğci’nin isminin bulunduğu, Çiğci tarafından istenen ve alınan dinleme cihazı alımı için sipariş formları ve HTS kayıtları gösterildi.

“FIRSAT OPERASYONU”YLA YERLEŞTİRDİLER

Böceklerin yerleştirilmesiyle ilgili yapılan tespitlere ilişkin ise şu ifadeler kullanıldı: “Eski Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri ve Teknik Büro Amiri Serhat Demir, Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdürü Ali Özdoğan, Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdür Yardımcısı Sedat Zavar ve personeli İlker Usta ile Enes Çiğci’nin, Keçiören ikametgahta 25 Kasım 2011 tarihinde ve 7-18 Aralık 2011 tarihleri arasında, Resmi Konutta ise 24 Kasım, 14 Aralık ve 20 Aralık tarihlerinde arama/tarama faaliyeti ve jammer testi altında gerçekleştirilen çalışmalar esnasında bir ‘fırsat operasyonu’ şeklinde dinleme cihazlarını yerleştirdikleri, bilerek ve isteyerek örgütlü olarak bu faaliyet içerisinde yer aldıkları anlaşılmıştır.”

GİRİŞ-ÇIKIŞLARI KAYIT ALTINA ALINMADI

İddianamede, dinleme cihazlarının bulunduğu çalışma ofislerine denetimsiz giriş imkanına haiz arama/tarama ekibinin çalışma esaslarını düzenleyen yazılı bir belgenin bulunmadığı, ekibin söz konusu mekanlara giriş-çıkışlarının kayıt altına alınmadığı, çalışma ofislerinin ayda 2 defa taranması ve faaliyetlerin kayıt altına alınması yönünde Koruma Daire Başkanlığı’nın bir talimatı olmasına rağmen, söz konusu talimatın düzenli bir biçimde yerine getirilmediği, arama/tarama kayıtlarının düzenli olarak tutulmadığı ve denetlenmediği belirtildi.

İSTİHBARATÇININ KİMLİĞİNİ SAKLADI

İddianamede, Başbakanlık Resmi Konutu’nun güvenliğinden sorumlu amirinin de ifadesine yer verildi. Koruma Amiri ifadesinde, Erdoğan’ın rahatsızlığı nedeniyle İstanbul’da bulunduğu sırada Eski Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri ve Teknik Büro Amiri Serhat Demir’in arama yapacak ekip ile birlikte 20.00’da konuta geldiğini söyledi. Koruma Amiri ifadesinde, Serhat Demir’in arama ekibinde yer alan Eski İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şubesi Müdür Yardımcısı Sedat Zavar’ı eski emniyet mensubu ve güvenlik şirketi üst düzey yönetici olarak tanıttığını belirtti. İddianamede, Serhat Demir’in fotoğraf teşhisinde tanıdığı Sedat Zavar’ın 24-25 Kasım 2011 tarihlerinde yapılan tarama işlemlerini koordine ettiği belirtildi.

Böcek koymadan önce keşif

Cihazları yerleştirenlerin tespitine yönelik çalışmalarda 1 Temmuz ile 29 Aralık 2011 arasında Erdoğan’ın başbakanken kullandığı Başbakanlık Çalışma Ofisi, Keçiören'deki ikametgahı ve AK Parti’deki odasına giren çıkanlar tespit edildi.
 
KİM BU KIR SAÇLI ŞAHIS?

Keçiören’deki konutta görevli polis memurlarından Serkan Öznehir, ifadesinde Kasım 2011'de Başbakanlık teknik ekibi amiri Serhat Demir’in başında bulunduğu ekibin konutta arama yaptığı bu aramada şimdiye kadar hiç görmediği ve bundan sonraki aramalarda da hiç rast gelmediği “Kır saçlı”yı bir daha hiç görmediğini belirtti. Öznehir, şüpheliler Serhan Demir ve Sedat Zavar’ın kendisini oyalarken diğer şüpheliler Enes Çiğci ve İlker Usta’nın 2 Nolu odada arama tarama yaptıklarını söyledi.

ÖRTBAS ETMİŞLER

Şüpheliler Zavar ve Demir’in faaliyet ve irtibat bilgilerinde ilginç tespitler yer aldı. Ocak 2009-Eylül 2011 arasında Zavar ve Demir’in Polis Akademisinde devre olduklarını söylemelerine rağmen ikili arasında bu şekilde herhangi bir irtibatın olmadığı belirlendi. Her iki şüphelinin de ilk irtibatlarının 2011 Eylül'ünde başladığı tespit edildi.

BULUŞUP GİTTİLER

Demir ve Zavar’ın Başbakanlık Merkez binada buluşarak yine başbakanlık güvenlik sistemlerine ve ulaştırma birimine ait bir araçla Erdoğan’ın Keçiören’deki ikametine gittikleri, konut amiri Volkan Korkmaz ile ikamet amiri Ferat Yüksel ile irtibata geçtiği belirlendi. Demir ve Zavar, ikamette ve konutta dinleme cihazlarının nerelere konulacağına ilişkin keşif yaptıkları ortaya çıktı.

Önce inkar etti sonra 'bilgim yok' dedi

Erdoğan’ın çalışma ofislerindeki böceklerin ortaya çıkmasının ardından eski Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar ile MİT Müsteşarlığı’na giden o dönem İstihbarat Daire Başkanı olan Ömer Altıparmak, Hakan Fidan’a kendi birimine bağlı arama/tarama Başbakanlığa ait binalara 2010 yılı öncesinde gittiğini ancak 2010 yılından sonra ise gitmediğini belirtti. Ancak Altıparmak, daha sonra ise Fidan’a verdiği ifadeden çark etti. Altıparmak, Mehmet Kılıçlar’a kendisinin bilgisi olmadan ekibinin zaman zaman Başbakanlığa ait mekanlara arama/tarama faaliyetleri içinde gittiğini söyledi.

ALMANYA'YA DEDİ, ABD’YE UÇTU

Böcekleri yerleştiren ekibinin başında olan şüpheli Ali Özdoğan’ın ABD ziyaretleri dikkat çekti. Özdoğan’ın 01-07 Haziran 2011 ve 28 Ekim-04 Aralık 2011 arasında şüpheli Sedat Zavar ile birlikte ABD’ye gittiği gideceği adresi Almanya/Stuttgart gösterdiği tespit edildi. Özdoğan’ın, böceklerin konulduğu tarih olarak gösterilen 25 Kasım’dan 4 gün önce yani 21 Kasım’da tekrar yıllık izin aldığı ve ABD’ye gittiği ortaya çıktı. Özdoğan’ın, 23 gün olan yıllık iznini yarıda keserek 13 Kasım 2011'de dönerek görevine başladığı belirlendi. İddianamede, Ali Özdoğan’ın örgütlenmeyi yaptığı ve diğer şüphelileri ayarladığı belirtildi.

Arama yapan ekibin video kaydı silindi

İddianamede, Başbakanlık Koruma Daire Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Amirliği’nde görevli 2 polisin ifadesine başvuruldu. Polisler ifadede şunları kaydetti: “2012 Eylül ayında kamera izleme görevinde nöbetçi olduğumuz sırada Serhat Demir geldi, halimizi hatırımızı sordu. Yanında getirdiği diski vererek, ‘bu büronun harddiski, görüntüler kaybolmasın buraya kaydedin’ dedi. Demir, cihazı bilgisayara kendisi bağladı. Kopyalama 03.00’e kadar sürdü. Kayıt bittikten sonra harddiski Demir’in masasına bıraktık. Sonra kendilerini kaydeden görüntüleri sistemden silindi.”

HASAN PALAZ, İNCELEMEYİ SULANDIRDI

Böceklerin 2011'de konulmasına rağmen soruşturmanın uzamasında Hasan Palaz ismi öne çıktı. Savcı Durak Çetin, eski TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Palaz’ın oyununu ortaya çıkardı. Cihazların tespiti ve ne zaman konulduklarına dair istenilen araştırmayı Palaz sulandırdı. TÜBİTAK’a gelen cihazları inceleyen kişi farklı olduğu ve Palaz’ın inceleme altında imzası olmadığı halde “Bana sahte rapor düzenletmek istediler” iddiası çürütüldü. TOBB Üniversitesi bilirkişisi Tevfik Diker’in raporu doğrultusunda cihazların 24-25 Kasım arasında konduğu tespit edilebildi.

Erdoğan ve Fidan şikâyetçi

Paralel yapının sözde Selam-Tevhid soruşturması kapsamında dinlediği isimlerin başında gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe göndererek şikayetçi oldu. Dindar çevreleri ‘terörist’ suçlamasıyla karşı karşıya bırakan soruşturmada başta o dönem Başbakan olan Erdoğan’ın yakın çevresi olmak üzere, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, gazeteciler, siyasiler ve STK temsilcilerinin aralarında bulunduğu 2 bini aşkın kişiyi dinlemek için hayali bir Selam Örgütü kılıfını kullandığı ortaya çıkmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 251 kişi hakkında yürütülen Selam-Tevhid soruşturmasını, dinlemelerin yasadışı ve usulsüz yapıldığı gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlandırmıştı.

Karargâh Evleri belgesi ele geçti

Şüpheli Ahmet Türer’den ele geçirilen belgeler arasında 234 ve 235 numaraları ile oluşturulan A4 kağıda çıktı olarak alınan yazı içeriğinde “Karargah Evleri soruşturması” çıktı. Karargah Evleri soruşturması şüphelileri arasında yer alan askeri hakimler Ahmet Zeki Üçok ile Mehmet Çelik’e ilişkin bilgilerin yer aldığı söz konusu yazıda; “..Daireler Kurulunda hizmetin hakimleri tarafından bozulmuş. hizmetin hakimleri tarafından bozulmuş, şu an hizmetin hakimlerinin hukuka aykırı bir şekilde mahkumiyet için uğraştıkları biliniyor. Sivil bir suç olması nedeniyle emekli olan Mehmet Çelik’in askeri mahkemede yargılanmaması, sivil mahkemeye gönderilmesi gerekiyor. Bu şekilde mahkumiyet çıkması halinde TSK içindeki hizmete yakın hakimlerin zarar göreceği muhakkak. Haksız yere mağdur edilen Mehmet Çelik’in sahip olduğu düşünce göz önüne alındığında kesinlikle beraat etmesi için çalışmamız lazım..” ifadeleri yer aldı..

F TİPİ ÖRGÜTLE BAĞLANTILI

İddianamede, şüphelilerin F tipi örgütle bağı da özetle şöyle anlatıldı:

“Şüpheliler ifadelerinde Fethullah Gülen Cemaati ile işbirliği iddialarını reddetseler de, yurt dışında kaçak durumda olan şüphelilerden Serhat Demir’in, şüpheli Ahmet Türer’in bacanağı olduğu, Türer’in ABD’ye kayıtlı 2 numara ile irtibatının bulunduğu, söz konusu telefonların da Fethullah Gülen’in yardımcısı Sinan Dursun tarafından kullanıldığının tespit edilmiştir.”

“HİZMETİN HÂKİMLERİ”

İddianamede, Ahmet Türer’in, gözaltına alındığı sırada, paltosunun cebinden 2 sayfalık bir yazı çıktığı da bildirildi. Bu yazıda emekli askeri hakim Ahmet Zeki Üçok ve Mehmet Çelik’in Askeri Yargıtay’da evrakta sahtecilik suçundan yargılandıklarına vurgu yapılarak,”(Çelik’i kastederek) Bu suça daha önce Askeri Yargıtay 4. Dairede beraat kararı verilmiş. Daireler kurulunda hizmetin hâkimleri tarafından bozulmuş, Şu an hizmetin hakimlerinin hukuka aykırı bir şekilde mahkumiyet için uğraştıkları biliniyor. Bu şekilde mahkûmiyet çıkması halinde TSK içindeki hizmete yakın hakimlerin zarar göreceği muhakkak. Haksız yere mağdur edilen Mehmet Çelik’in, sahip olduğu düşünce göz önüne alındığında kesinlikle beraat etmesi için çalışmamız lazım” ifadelerinin bulunduğu belirtildi.

ERDOĞAN: ÇETE PENSİLVANYA BAĞLANTILI

Öte yandan ilerleyen saatlerde konuyla bağlantılı bir gelişme yaşandı. İddianamenin mahkemeye sunulduğu haberinin gelmesi üzerine  bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, soruşturmaya konu yapılanma hakkında 'Kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı var' açıklaması yaptı.

SORUŞTURMA GÜLEN'E UZANIYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisine konulan "böcek" adlı dinleme cihazlarıyla ilgili soruşturma Fethullah Gülen'e uzanıyor.

Böcek iddianamesinin hazırlanması sonrası sanıkların Gülen'e bağlantısının arandığı yönündeki iddiaları Cumhurbaşkanı Erdoğan doğruladı. Erdoğan, "Kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı vardır" dedi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbakanlığı döneminde Erdoğan'ın çalışma ofisine "böcek" tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 13 şüpheli hakkında "siyasi casusluk" suçundan iddianame hazırlamıştı.

Erdoğan'a, Cezayir'e hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısında bu gelişme ve Fethullah Gülen'le ilgili iddialar soruldu.

"Paralel devlet yapılanması olarak ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu yapının nerelere sızdığını, nerelerde ne tür faaliyetler gösterdiğini ki bunun Pensilvanya ayağının olmaması diye bir şey söz konusu değildir, kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı vardır" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bundan dolayı da bizler en son MGK basın bildirisinde bunu açıkladık. Şu anda Hükümetimiz de bu tavsiye kararı üzerinde çalışmasını yürütüyor. Onlarda kısa bir süre içerisinde nihai kararını açıklayacaklardır."

GÜLEN'İN YARDIMCISININ ADI İDDİANAMEDE

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisine “böcek” olarak adlandırılan dinleme cihazı yerleştirilmesine ilişkin 13 kişi hakkında iddianame düzenlendi.

Mahkemeye sunulan iddianamede, askeri ve siyasal casuslukla suçlanan eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz ile Erdoğan’ın eski koruma müdürleri Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut’un da arasında bulunduğu şüpheliler hakkında 43.5 yıla kadar hapis cezası istendi. Şüphelilerin dinlemeleri hangi örgüt, cemaat ya da ülke adına yaptığının tespit edilemediği belirtilen iddianamede, şüphelilerin kurdukları, yönettikleri suç örgütü ile dinleme kayıtlarının bulunması amacıyla evrakın ayrıldığı belirtildi.

GÜLEN'LE BAĞLANTISI ARANIYOR

İddianamede, şüphelilerden Ahmet Türer’in HTS kayıtlarından yapılan araştırmada, Fethullah Gülen’in yardımcısı Sinan Dursun ile irtibatının olduğu iddiasına da yer verildi. Savcılık, şüphelilerin “Fethullah Gülen örgütsel yapılanması ile” bağlantısını araştırıyor.

Cumhuriyet'in haberine göre, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcısı Durak Çetin, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın yasadışı dinlendiği iddiasıyla ilgili soruşturmasını tamamladı. Savcı Çetin, soruşturma sonucunda hazırladığı 73 sayfalık iddianameyi, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gönderdi. Söz konusu mahkemenin başkanlığını, Ergenekon soruşturması sırasında örgüt üyeliği iddiasıyla dinlenen yargı üyeleri arasında yer alan hakim Mahmut Kaya yapıyor.

İddianamede zanlılar; askeri ve siyasal amaçlı casusluk, haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasında aleni olmayan konuşmaları kaydetmekle suçlanıyor. İddianamede, şüpheli Ali Özdoğan’ın Başbakan’ı 2011 yılından itibaren çalışma ofislerinden dinlemek istediği belirtilerek, şöyle devam edildi:

“Ali Özdoğan, bu amaçla hareket ederek tanıdığı Serhat Demir’e ulaşıp bunu kendi çalışanı olan şüpheli Sedat Zavar ile görüştürdü. Özdoğan, Sedat Zavar’ın çalışanlarından Enes Çiğci ve İlker Usta’dan oluşturduğu ekiple 2011 yılı 24 Kasım’dan itibaren Çankaya resmi konuttaki çalışma ofisinde 3’lü prizin içine şüpheliler Serhat Demir, Sedat Zavar, İlker Usta ve Enes Çiğci’nin dinleme cihazı yerleştirmeleriyle, dinleme cihazının bulunduğu 29 Aralık 2011 tarihine kadar dinleme yaptılar. Aynı ekip, 25 Kasım 2011 tarihinde Başbakanlık Keçiören ikametgahındaki çalışma ofisinde 6’lı prizin içine dinleme cihazı yerleştirmeleriyle, 28 Aralık 2011 tarihine kadar dinleme yaptılar.”

İddianamede, şüpheliler Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut’un ise personelleri olan Ahmet Türer, Serhat Demir, İbrahim Sarı, Harun Yavuz, Hurşit Gölbaşı ve Seyit Saydam’a yaptıkları görevlerle ilgili olarak Başbakanlık ikametgâhlarındaki arama ve tarama faaliyetleri sebebiyle yeterince ve gerekli kontrolü, denetimi yapmayarak dinleme cihazlarının konulması için ortam hazırladıkları, bu şekilde suça yardım ettikleri öne sürüldü.

MİT'ÇİNİN DOSYASI DA AYRILDI

İddianamede MİT görevlisi Orhan Şengül’ün dosyası ise ayrıldı. MİT ekibinin Başbakan’ın Keçiören ikametinde arama-taramaya gitmesinden itibaren Ali Özdoğan’ı dosyası ayrılan Orhan Şengül’ün bilgilendirdiği aktarılan iddianamede, daha sonra Ali Özdoğan’ın Orhan Şengül ile buluştuğu kaydedildi. Cihazların TÜBİTAK’a incelenmek üzere gönderildiği sırada Orhan Şengül’ün TÜBİTAK yöneticisi Hasan Palaz ile görüştüğü ifade edilen iddianamede, bu görüşme sonucunda şüpheli Hasan Palaz’ın yapılan inceleme ve raporlarda yanıltma amaçlı çalıştığı savunuldu. Buna karşılık iddianamede, zanlılarla ilgili örgüt üyeliği suçundan ise dosyanın ayrıldığı belirtilerek, şöyle denildi:

“Şüpheliler Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, Enes Çiğci, İlker Usta, Ahmet Türer, Hasan Palaz, yaptıkları örgütlü siyasal amaçlı casusluk suçunun ve diğer işledikleri örgütlü özel hayatın gizliliğini ihlal ve dinleme eylemlerini hangi örgüt adına yaptıkları, örgüt kurucu, yönetici, lideri ve üyelikleri ile dinlemelerin adına yapılan örgüt, cemaat ya da ülke adına olduğunun tespiti bakımından şüphelilerin yapmış oldukları dinlemelerin nerede, hangi ülkede olduğunun tespit edilemedi. Dinleme kayıtları bulanamadığı anlaşıldığından şüphelilerin kurdukları, yönettikleri suç örgütü ile dinleme kayıtlarının bulunması amacıyla evrakın ayrılması gerektiği kanaatine varıldı. ”

DOSYA GÜLEN SORUŞTURULMASIYLA BİRLEŞTİRİLECEK

İddianameye göre, örgüt suçundan dosyanın ayrılmasının nedeni, şüphelilerden Ahmet Türer’in üzerinden çıkan bir not. Notta, Askeri Yargıtay’da bulunan bir davadan bahsedildiği, bu davanın kaybedilmesi halinde “TSK içindeki hizmetin hâkimlerinin zarar göreceğinin” yazıldığı ifade edildi. Savcılık kaynakları, örgüt dosyasının Fethullah Gülen hakkında yürütülen ana soruşturmayla birleşebileceğini kaydetti. O dosya da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında bulunuyor.

(19 Kasım 2014, 21:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6423    yazdır/print


 

Özal davası sona yaklaştı

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın şüpheli ölümüne ilişkin Ergenekon hükümlüsü emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün yargılanmasına devam edildi. Savcı, dosya üzerinde yeterli incelemenin yapıldığını kaydederek, esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için süre istedi. Sanık avukatı gizli tanık Selçuk'un tanık olarak dinlenilmesini talep etti. Avukat, gizli tanığın, 'Özal'ı zehirleyerek öldürenin Semra Özal olduğunu' söylediğini hatırlattı ve bu ifadeye itibar edildiğinde, Semra Özal'ın da sanık olarak yargılanması gerektiğini savundu. Mahkeme davanın yeteri kadar aydınlatıldığını bildirerek talebi reddetti ve savcıya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için süre vererek 9 Aralık'a erteledi.

12.11.2014 22:26 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında açılan davanın ilk duruşması Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Duruşmaya, "sağlık sorunlarını" gerekçe gösteren davanın tek sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile iddianamede "müşteki" olarak yer alan Turgut Özal'ın eşi Semra Özal ile oğlu Ahmet Özal katılmadı.

Duruşmada, Ersöz'ün avukatı Hulusi Coşkun ile Semra Özal'ın avukatları Hasan İşgüzar ve Hande Zeynep Dursun hazır bulundu.

'GİZLİ YAPILSIN' TALEBİ

Avukat Coşkun, gizli tanıkların, ifadelerinde, Semra Özal'ın onur, kişilik ve namusuna yönelik iddialarda bulunduğunu savunarak, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 182/2. maddesi gereğince duruşmanın gizli yapılması talebinde bulundu.

Gizli tanıkların, "Özal'ın eşi tarafından öldürüldüğünü ima ettiğini, Ahmet Özal'ın da bu süreçte birtakım pazarlıklar yaptığını, olayın ifşa edilmemesi için çaba gösterdiğini öne sürdüğünü" kaydeden Coşkun, "Cumhurbaşkanlığı yapmış Turgut Özal'ın ailesinin bu şekilde tartışılmasının genel ahlakla bağdaşmayacağını düşünüyoruz. İddianamede de gizli tanık iddialarına yer verilmemiştir. Duruşmalar gizli yapılsın" dedi.

Özal ailesinin avukatı Hasan İşgüzar da gizlik tanık iddialarının basında yer aldığını belirterek, "Her şey tartışılsın, takdir mahkemenindir" dedi.

Cumhuriyet Savcısı Sadık Bayındır, mevcut dosyada duruşmanın gizli yapılmasını gerektiren şartların bulunmadığını ifade ederek, duruşmaların gizli yapılması talebinin reddini istedi.

Mahkeme, duruşmanın gizli yapılması talebini reddederek, duruşmaya devam etti.

'SEMRA ÖZAL DA YARGILANMALI'

Ersöz'ün avukatı Hulusi Coşkun, JİTEM'in deneme amaçlı bir dönem faaliyete geçirilmek istendiğini, ancak kötüye kullanıldığı için bundan vazgeçildiğini savunarak, "Ne kadar serseri, suç işlemek isteyen varsa, 'devlete sırtımı dayadım, JİTEM'ciyim' dedi" ifadesini kullandı.

Gizli tanığın, "Özal'ı zehirleyerek öldürenin Semra Özal olduğunu" söylediğini hatırlatan Coşkun, bu ifadeye itibar edildiğinde, Semra Özal'ın da sanık olarak yargılanması gerektiğini savundu.

Hulusi Coşkun, müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin raporu mahkemeye vererek, "İki refakatçıyla bakımı sağlanıyor. Şeker, tansiyon, prostat kanseri gibi hastalıkları var. Sağlık durumu mahkemeye gelmesi için müsait değil" dedi.

Coşkun, Ersöz'ün 98 sayfadan oluşan savunmasını da mahkemeye sundu.

SANIĞIN SAĞLIK DURUMU SORULACAK

Sanık Levent Ersöz'ün, mahkemede hazır bulundurulup bulundurulamayacağı konusunda araştırma yapılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılan yazının akıbetinin, Bakırköy-Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nden sorulmasına karar veren mahkeme, sanığın sağlık durumunun, mahkemeye getirilmesine engel olmadığı yönünde rapor verilmesi halinde duruşmada hazır edilmesini kararlaştırdı.

Sanığın sağlık durumunun elvermemesi halinde savunmasının sesli ve görüntülü iletişim sistemi ile alınması için Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme, müşteki Ahmet Özal'ın şikayet ve delillerinin tespiti için İstanbul TMK'nın 10. maddesiyle görevli ve yetkili ağır ceza mahkemesine talimat yazılmasını kararlaştırdı.

Mahkeme, davetiye tebliğine rağmen Ahmet Özal'ın duruşmaya gelmemesi halinde, "tanık" sıfatı ile zorla getirilerek ifadesinin alınmasının istenmesine hükmetti.

BERAAT TALEBİ REDDEDİLDİ

Genelkurmay Başkanlığı'ndan gelen yazıda Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesinin (TUSHAD) olmadığının, beyaz ve siyah kuvvetlerin bulunmadığının belli olduğunu savunan Avukat Hulusi Coşkun, müvekkilinin, Özal'ın öldüğü tarihte Şırnak'ta görevli olduğunu ve Ankara'ya hiç gelmediğini söyledi.

Toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir kararın verilebileceğine işaret eden Coşkun, "Yargılamanın bu çerçevede daha fazla uzamaması kapsamında müvekkilim hakkında beraat kararı verilerek sonuçlandırılmasını istiyoruz. İddianamenin, müvekkille ilgisi bulunmaması nedeniyle okunacaksa da atlanarak okunmasını talep ediyoruz" dedi.

Ersöz, iddianamede, 765 sayılı TCK'nın "Cumhurbaşkanına suikasta" ilişkin 156. maddesi ile suçlanıyor. Maddede, "Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla, buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır" deniliyor.

Levent Ersöz, Ergenekon davasında da 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

TANIK ÇINAR'IN İFADESİ ALINDI

Mahkeme, celse arasında tanık İlker Çınar’ın ifadesini aldı. Tanık ifadesinin çelişkili olduğunu belirten Levent Ersöz’ün avukatı, belgelerin sahte olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasını ve yetkililerin tanık olarak dinlenmesini istedi. Celse arasında alınan tanık ifadesine katılamadıklarını belirten Özal ailesinin avukatı ise tanık ifadelerini incelemek için süre istedi.

DOSYA MÜTALAA İÇİN SAVCIYA VERİLDİ

Dava konusu olayın yeteri kadar olduğunu belirten mahkeme sanık müdafaasının tahkikat taleplerinin sonucu etkili olamayacağından reddine karar verdi. Katılan vekillerinin tanık ifadesini inceleyerek diyeceklerini ve taleplerini bildirmesi için 7 günlük süre veren mahkeme, 7 günlük süre içerisinde katılan vekilinin tanık beyanına diyeceklerini bildirdikten sonra dosyanın Cumhuriyet savcısına gönderilmesine ve tahkikat talebi olmadığı takdirde esas hakkında mütalaa için süre verilmesine karar verdi.

DAVA 9 ARALIK'A ERTELENDİ

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşmayı 9 Aralık saat 09.00'a erteledi.

(12 Kasım 2014, 22:26)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

TURGUT ÖZAL DAVASI DURUŞMALARI
TURGUT ÖZAL SUİKASTİ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Özallar, Özal suikasti şüphelisi
Özal davasına paralel gölge
Özal´da 2. iddianame hazırlığı
Özal´ın sırrını açıklayın artık
Yarbay Savaş´ın izi sürülüyor
Özal soruşturması genişliyor
Özal´ı Meclis de araştırmalı
Flaş!!! Özal iddianamesine kabul
Özal iddianamesinde arama yap
Tanık: Özal´ı Tushad zehirledi
TUSHAD ile ilgili manşetlerimiz
Zehirlenme örtbas mı edilecek?
Özal´ın zehirlendiği iddiası ve adli tıp incelemesi manşetlerimiz
Ergenekon 1993´e uzandı: Tushad
Özal ve komutan cinayetleri bağlantılı
Özal: Dertleri beni tasfiye etmek
DDK: Özal´ın mezarı açılmalı
DDK raporunun tam metni
DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini Cumhurbaşkanlığı sitesinden indirmek için tıklayın
DDK´nın Özal´ın vefatına dair raporun orjinalini sitemizden indirmek için tıklayın
DDK Özal´ın ölümüne yoğunlaştı
Özal suikastinde çember daralıyor
Özal suikasti muhteşem bir Özel Harp işiydi, amacına da ulaştı
Korkut Özal: Kardeşimi Ergenekoncular öldürdü
Kaynak: Özal´ın o dönem ölmesi birilerince uygundu
Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu
Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz
Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz
Özel Harp Dairesi sayfamız
Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap
JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler
JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6416    yazdır/print


 

Balyoz davası sil baştan

Anayasa Mahkemesi'nin 'hak ihlali' kararının ardından yeniden görülen 'Balyoz Planı' davasında dosyadaki dijital delillerle ilgili mevcut bilirkişi raporlarının geçersiz kabul edilmesine ve bu kez TÜBİTAK yerine İstanbul Teknik Üniversitesi'nden yeni bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmasına karar verildi. Duruşma 3 Şubat'a ertelendi.

05.11.2014 22:37 Anayasa Mahkemesi'nin "hak ihlali" kararının ardından yeniden görülen "Balyoz Planı" davasında ara karar alınarak dava, bu dosyayla bağlantılı 62 sanığın yargılandığı diğer davada, bilirkişi incelemesi yönündeki talepler alındıktan sonra dosyadaki dijital delillerle ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildi.

Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce sanık sayısının fazlalığı nedeniyle Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu'nda görülen duruşmaya, emekli orgeneraller Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, Ergin Saygun ve Bilgin Balanlı, emekli Oramiral Özden Örnek, MHP Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli Albay Dursun Çiçek'in de aralarında bulunduğu 110 sanık katıldı.

Ara kararı açıklayan Mahkeme Heyeti Başkanı Özlem Karaçam, bu dosyayla bağlantılı ancak yargılama usulleri farklı olduğu için ayrı esas üzerinde devam edilen 62 sanığın yargılandığı 2014/181 esas sayılı dosyadaki sanık ve müdafilerinin dijital verilere ilişkin talep ve beyanlarının alınmasının ardından, her iki dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdi.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nden istenen bilirkişi heyetine sanık ve avukatlardan gelecek olası itirazların alınması için iki hafta süre verildi.

Mahkeme bir sonraki duruşmanın 3 Şubat 2015'te yapılmasını kararlaştırdı.

BALYOZ’DA 11 RAPOR 5 BİLİMSEL MÜTALAA GEÇERSİZ

’Balyoz iddiasını’ yeniden yargılayan mahkeme ara kararını verdi. Mahkumiyetle sonuçlanan ilk yargılama sürecinde hazırlanan 11 rapor, 5 bilimsel mütalaa geçersiz kaldı. Yeni yargılama için yeniden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi, tarafların itiraz etmemesi durumda, ilk yargılama süresince tartışma konusu olan kritik ’dijital deliller’le ilgili görüşünü açıklayacak ve bu görüş mahkemenin açıklayacağı kararın en önemli dayanaklarından biri olacak.

Anayasa Mahkemesi yeniden yargılamanın yolunu açan ’Hak ihlali var’ kararını, yerel mahkemenin, sanıkların ’dijital deliller’le ilgili şikayetlerini gidermemiş olmasına, bu yöndeki talepleri reddetmiş olmasına dayandırmıştı.

Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz Davası’yla ilgili verdiği ’Hak ihlali’ kararının ardından aralarında emekli Orgeneral Çetin Doğan, MHP Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan, emekli Oramiral Özden Örnek, emekli Orgeneral Bilgin Balanlı ve emekli Albay Dursun Çiçek’in de bulunduğu 236 tutuksuz sanığın yargılandığı davada mahkeme ara kararını verdi.

DAVANIN İLK 2 GÜNÜ

Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Anadolu Adalet Sarayı’ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu’nda 3 gün süren davanın ilk gününde eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman tanık olarak dinlenilmiş, davanın dün görülen 2. celsesinde ise sanıklar ve avukatları, tanık beyanlarına ve mahkeme heyeti tarafından oluşturulan dijital delilleri inceleyecek bilirkişi listesine karşı beyan ve taleplerde bulunmuştu.

YENİDEN BİLİRKİŞİ RAPORU

Taleplerin ve savcı mütalaasının ardından 3. celsede 9 sayfalık 26 maddeden oluşan ara kararını açıklayan mahkeme, ana dava ile bağlantısı olan ancak yargılama usullerinin farklı olması nedeniyle ayrı esas alarak görülmesine devam eden Yargıtay’dan dönen Balyoz Davası’nda sanıklar ve müdafiilerinin dijital verilere ilişkin beyanları da alındıktan sonra her iki dosyanın birlikte bu dosya üzerinden bilirkişiye gönderilmesine karar verdi.

3 KİŞİLİK BİLİRKİŞİ HEYETİ

Dijital verilerle ilgili rapor aldırılması için dosyanın 3 kişilik heyete gönderileceğini belirten mahkeme, bilirkişilerin incelemesi gereken ve dosyaya önceden sunulan bilirkişi raporlarının sayısının ve içeriğinin fazlalığı, tarafların sorularını içeren dilekçelerin fazlalığı, akademik görevlerinin yoğunluğu nedeniyle farklı yerlerde görev yapan bilirkişilerin bir araya gelerek tüm belgeler ve suça konu olan dijital delilleri incelemelerinin ve birlikte değerlendirmelerinin güçlüğünü kaydeden mahkeme, davanın ana delili niteliğinde olan dijital delillerin farklı yerlerde görev yapan bilirkişilerce ayrı ayrı yerlere götürülerek incelenmesinin dijital belgelerin güvenliği yönünden risk yaratabileceğini belirtti. Bu nedenle de sanıklar ve müdafiilerinin başka üniversitelerden seçilecek bilirkişilerin de bilirkişi heyetine dahil edilmesine yönelik talepleri reddetti.

BİLİRKİŞİLERE 2 AY SÜRE

Sanıklar ve müdafiilerine İTÜ tarafından bildirilen öğretim görevlilerinin bilirkişi olarak seçilmesine itirazları olup olmadığını dilekçe ile bildirmeleri için 1 hafta süre veren mahkeme heyeti, Yargıtay’dan dönen Balyoz Davası’ndaki sanıklar ve müdafiilerinin bilirkişi listesine itirazları olup olmadığı yönünde beyanları alındıktan sonra heyetçe bilirkişi listesinin belirlenmesine karar verdi. Bilirkişilere incelenecek dijital verilerin sayısı, talep edilen incelemelerin kapsamlı olması nedeniyle 2 ay süre verilmesine hükmetti. Mahkeme bir sonraki duruşmanın 3 Şubat 2015'te yapılmasını kararlaştırdı.

YENİDEN YARGILAMA YOLUNU ANAYASA MAHKEMESİ AÇTI

Anayasa Mahkemesi, 18 Haziran'da Balyoz Planı davasına ilişkin yapılan 230 bireysel başvuruyu birleştirerek tek dosya üzerinden incelemiş, dijital deliller ve tanık dinlenilmesiyle ilgili konularda sanıkların haklarının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermişti. Karar, genel kurulun 17 üyesinin oy birliğiyle alınmıştı.

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararın ardından, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi de Balyoz Planı davasından hüküm giyen, cezaevindeki tüm sanıkların tahliyesini kararlaştırmıştı.

Mahkeme heyeti ayrıca, sanıklar hakkında yargılamanın yenilenmesine hükmederek, sanıkların tutukluluk ve hükümlülükte geçirdikleri süre dikkate alındığında infazın devamının mağduriyete yol açacağı gerekçesiyle infazının durdurulmasına karar vermişti.

(05 Kasım 2014, 22:37)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yeniden yargılama şok ile başladı: Özkök ve Yalman inkar etti
Balyoz'da 230 tahliye ve yeniden yargılama kararı
AYM: Balyoz'da hak ihlali var
Balyoz:Yeniden yargılamaya 2.ret
Balyoz´da 237 ceza kesinleşti
Bir Balyoz da AYM´den
Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı
Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe
Tutuklu askerlerden bildiri
Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz
Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın
Flaş!!! Balyoz davası bitti
BALYOZ PLANI VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ
BALYOZ VE DİĞER DAVALARDAKİ DELİL TARTIŞMALARI
Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri
Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6406    yazdır/print


 

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Eski Genelkurmay başkanı Hilmi Özkök ve dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman tanık olarak ifade verdi. İki isim de Balyoz darbe planı ile ilgili bir şey duymadıklarını söyledi. Oysa daha önceki mahkeme safhasında ve basına yansıyan polemiklerinde darbe iddiasını güçlendiren ifadeler kullanmışlardı. Öyle ki, Kara Kuvvetleri Komutanı Yalman Balyoz darbe iddiaları konusunda Özkök'le girdiği 'kim daha demokrat' polemiğinde, 'Darbeyi asıl ben önledim. Hilmi Paşa'nın kaç tane tankı tüfeği vardı?' şeklinde şok bir ifade dahi kullanmıştı. Bugünkü duruşmada iki ismin 'bir şey görmedik duymadık görmedik' şeklinde şaşırtıcı ifadeler kullanmaları sanık ve avukatları üzerinde sevinç doğurdu. İki isme ne mahkeme, ne savcı ve ne de sanık ve avukatlarınca hemen hiç soru yöneltilmedi. Komutanların ifadeleri 15'er dakika gibi çok kısa sürede tamamlandı. Oysa o iki isme ve bilirkişilere sorulmak üzere sanık ve avukatlarınca 100'e yakın soru hazırlandığı basına yansımıştı. Komutanların önceki mahkeme safhasında verdikleri açık ifadelere ve basına da yansıya diğer net açıklama ve polemiklerine karşılık bu kez adeta susmaları darbe girişiminin örtbas edilmek istendiği şeklinde değerlendiriliyor. Paralel yapı tartışmalarının gölgesinin davalar üzerine düşmesinin de varlığı apaçık delillerle kanıtlanmış olan Balyoz darbe girişiminin örtbas edilmesinde yardımcı olacağının sanık ve çevrelerince dikkate alındığı ileri sürülüyor.

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ‘hak ihlali’ kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu'nda görülmeye başlandı. Duruşmaya aralarında emekli Orgeneraller Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, emekli Oramiral Özden Örnek, emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli Albay Dursun Çiçek'in de bulunduğu 205 tutuksuz sanık katıldı, 31 sanık ise duruşmaya gelmedi.

Duruşma kimlik tespiti ile başladı. Daha sonra heyet değişikliği nedeniyle eski tutanaklar okundu. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararı okunarak, yeniden yargılama kararı verildiği hatırlatıldı. Daha sonra salonda bulunan sanıklara iddianamedeki darbe suçlaması hatırlatıldı.

Eski Genelkurmay başkanı Hilmi Özkök ve dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman tanık olarak ifade vermek üzere Kartal'daki Anadolu Adliyesine geldi. Özkök ve Yalman tanık odasına girdi. Tanıkların dinlenilmesinin uzun sürebileceğini belirten mahkeme heyeti duruşmaya 1 saat ara verilmesine karar verdi. Duruşmanın 12.50'de yeniden başlayacağı bildirildi.

SANIKLARI TANIYIP TANIMADIĞI SORULDU

Duruşmaya verilen 1 saatlik öğle arasının ardından tanıklar eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın dinlenileceği belirtildi. Sesli ve görüntülü kayıt sistemi yapılan duruşma salonuna ilk olarak eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök alındı. Kimlik tespiti yapılan Özkök'e sanıkları tanıyıp tanımadığı soruldu. Mahkeme heyetinin önünde hazırlanan bölümde oturarak isimleri tek tek okunan sanıklardan Çetin Doğan, Özden Örnek, Bilgin Balanlı, Doğan Temel, Dursun Çiçek, Engin Alan, Ergin Saygun gibi isimleri tanıdığını "Evet", tanımadığı isimleri "Hayır" şeklinde ifade etti.

"DARBE PLANI YAPILDIĞINA DAİR BİLGİ ALMADIM"

"Bildiklerimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim" diyen Özkök'e Mahkeme Başkanının "Balyoz, Çarşaf, Oraj ve Suga gibi planlardan bilginiz var mı" sorusu üzerine Özkök, "Darbe planı yapıldığına dair bilgi almadım. "Balyoz", "Suga" "Oraj" gibi planların hiçbirini duymadım. Balyoz'u basından duydum. Suç tarihinde Genelkurmay Başkanıydım. Darbe planı yapıldığına dair bilgi almadım. Bazı dedikodular geldi ama bunlar kimse hakkında dava açılacak, soruşturma açılacak kadar ciddi değildi" dedi.

‘İmzasız ihbar mektupları geliyordu’

Mahkeme Başkanı'nın, "Bazı dedikodular geliyor dediniz. Kim söylüyordu bu bilgileri" diye sorması üzerine Özkök, "Basından duyuyordum. İmzasız ihbar mektupları geliyordu. Bu mektuplar askeriye dışından geliyordu" diye konuştu. Mahkeme Başkanı'nın "Seminerde olası planın işlenmemesi konusunda yazışmanız oldu mu" sorusuna ise, "Genelkurmay ile kuvvet arasında yazışma olmadı. Böyle bir yazışma olmaz zaten" dedi.

SALONDAKİ KİMSE SORU SORMADI

Özkök'e daha sonra sanık ile avukatların sorusu olup olmadığı soruldu. Sanıklar ve avukatlar Özkök'e soru sormadı. Özkök'ün ifadesi yaklaşık 15 dakika sürdü.

YALMAN: BASINDAN ÖĞRENDİM

Daha sonra eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ı da tanık olarak dinlendi. Aytaç Yalman, "Balyoz planına ilişkin istihbarat almadım. Belge ve bilgiye sahip değilim. Basından öğrendim" dedi.Balyoz davasında tanık olarak ifade veren Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman ifadelerinin tamamlanmasının ardından duruşma salonundan çıktı.

YALMAN, "DARBEYİ ASIL BEN ÖNLEDİM" DEMİŞTİ

"GÖRMEDİK DUYMADIK BİLMİYORUZ" İFADESİ SANIKLARI BİLE ŞAŞIRTTI

Duruşmada iki ismin de Balyoz darbe planı ile ilgili bir şey duymadıklarını söylemesi sanık ve avukatları üzerinde şaşkınlık ve sevinç doğurdu. Oysa iki isim de daha önceki mahkeme safhasında ve basına yansıyan polemiklerinde darbe iddiasını güçlendiren ifadeler kullanmıştı. Öyle ki, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Hilmi Özkök'le girdiği bir polemikte "Darbeyi asıl ben önledim" şeklinde şok bir ifade dahi kullanmıştı. Bugünkü duruşmada iki ismin 'bir şey görmedik duymadık görmedik' şeklinde şaşırtıcı ifadeler kullanmaları ise sanık ve avukatları üzerinde sevinç doğurdu.

İki isme ne mahkeme, ne savcı ve ne de sanık ve avukatlarınca soru yöneltilmediği de görüldü. Komutanların ifadeleri 15'er dakika gibi çok kısa sürede tamamlandı. Oysa o iki isme sorulmak üzere sanık ve avukatlarınca hazırlanan 100'e yakın soru olduğu ileri sürülmüş, bir kısmı basına da yansımıştı. Komutanların önceki mahkeme safhasında verdikleri açık ifadelere ve basına da yansıya diğer net açıklama ve polemiklerine karşılık bu kez adeta susmaları sanıkları dahi şaşırttı. Bu durum darbe girişiminin örtbas edilmek istendiği şeklinde değerlendiriliyor. Öte yandan, paralel yapı tartışmalarının gölgesinin davalar üzerine düşmesinin de varlığı apaçık delillerle kanıtlanmış olan Balyoz darbe girişiminin örtbas edilmesinde yardımcı olacağının sanık ve çevrelerince dikkate alındığı söyleniyor.

Yalman bugünkü duruşmada , davaya konu olan plan seminerinin emre aykırı şekilde gerçekleştirildiğini ve amacını da aştığını ifade etti.

SORULAR BİLE HAZIRDI ANCAK SORULMADI

Sanık avukatları Özkök, Yalman ve bilirkişilerin yanıtlaması için 100'e yakın soru hazırladığı basında yer almıştı. Avukatların mahkemeden TÜBİTAK yerine İTÜ, YTÜ, Boğaziçi veya ODTÜ'den bir heyetin dijital verileri incelemesini isteyeceği, bilirkişilere Taraf yazarı Mehmet Baransu'nun savcı Zekeriya Öz'e teslim ettiği 19 CD'den 11 ve 17 numaralı iki CD, Gölcük Donanma Komutanlığı'nda el konulan 5 No'lu harddisk, 1 No'lu CD ile sanık Hakan Büyük'ün evinde ele geçtiği öne sürülen flash diskle ilgili dijital çelişkileri soracağı belirtiliyordu.

Sanık ve avukatlarının Özkök ve Yalman'a yönelteceği sorulardan bazılarının şu şekilde olduğu dile getirilmişti:

-İddianamede darbe planı olduğu öne sürülen 'Balyoz Harekat Planı' ismini basın haricinde daha önce duydunuz mu?

-İddianamede bu darbe planını sizin önlediğiniz yazmaktadır. Böyle bir olay gelişmiş midir?

-10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararında söz konusu planının bazı subayların görevden alınmasıyla önlendiği öne sürülmektedir. Böyle bir işlem gerçekleştirdiniz mi?

-Balyoz Harekat Planı ve eklerinin sahte olduğuna ilişkin kamuoyunda yer alan değerlendirmelere ilişkin görüşünüz nedir?

-Emriniz altındaki subaylarca bir darbenin planlandığına ilişkin size bilgi ulaştı mı?

-2003 Mart'ındaki seminere katılan Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı gözlemcileri darbe planının tartışıldığına ilişkin tarafınıza bir rapor sundu mu?

-Genelkurmay Başkanlığı yaptığınız dönemde yargılanan sanıklar hakkında herhangi bir disiplin veya adli soruşturma başlattınız mı?

DAVANIN GEÇMİŞİ

Balyoz darbe planına ilişkin dava, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce karara bağlanmıştı. Eski kuvvet komutanları Halil İbrahim Fırtına ve Özden Örnek ile eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılırken, diğer sanıklar 18 yıl ile 13 yıl arasında değişen hapis cezaları almıştı. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından Balyoz kararını veren 10. Ağır Ceza Mahkemesi de kapatıldı. Yeni kanun gereği suç yeri Selimiye Kışlası olarak kabul edildiği için dosya Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Bu mahkeme, AYM’nin ‘hak ihlali’ kararının ardından tüm tutukluların tahliyesine ve yeniden yargılamasına karar verdi. Ayrıca Mahkeme, AYM’nin kararında işaret ettiği yönde tanıkların dinlenmesine hükmetmişti.

YALMAN, "DARBEYİ ASIL BEN ÖNLEDİM" DEMİŞTİ

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün, 2012 yılında bir televizyon programında "Darbeyi ben önlemiştim" sözlerine yönelik olarak, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, "Darbeyi asıl ben önledim. Hilmi Paşa'nın kaç tane tankı tüfeği vardı?" ifadelerini kullanmıştı.

Yeniden görülmeye başlayan Balyoz davasında, "Bu dava ile ilgili olarak size Balyoz planı ile ilgili istihbarat almadım. Belge ve bilgiye sahip değilim. Basından öğrendim bu konuyu. Bu konu ile ilgili bu hareketin engellenmesi hususunda girişimim olmadı” ifadelerini kullanan, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, 26.09.2012 tarihinde İsmail Küçükkaya'ya verdiği röportajda, "Darbeyi ben önlemiştim" diye konuşmuştu,

Aytaç Yalman'la görüşen dönemin Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya köşesinde ilginç olayı şöyle anlatmıştı:

"Dün öğlen bülteninde NTV canlı yayınına katılmıştım. Güncel konuları değerlendirmiş ve özellikle Balyoz davasıyla ilgili soruları yanıtlamıştım. Bir süre sonra cep telefonum çaldı. Arayan da bir cep telefonuydu. Açtım, telefondaki ses 'Aytaç Yalman paşamın korumasıyım. Sizinle görüşmek istiyor, uygunsanız kendisine aktaracağım' diyordu. 'Memnuniyetle' diye cevap verdim.

Aytaç Yalman telefonu aldı, 'Sana sitem etmek için arıyorum' dedi ve ekledi: 'Biraz önce seni NTV'de izledim. Hilmi Özkök için darbeyi önleyen kişi ifadesini kullandın. Aytaç Yalman'ın rolü ne, diye soruldu. Hiçbir şey söylemedin, geçiştirdin.'

Bu sözler üzerine şaşırdım, gerçekten çok ilginç bir durumdu. Sezgilerim, bunun ardından tarihi bir açıklamanın geleceğini söylüyordu. Küçük bir düzeltme yaptım. Televizyonda 'Varsa bir darbe girişimi, Hilmi Özkök'ün önlediğini anlıyorum' demiştim.

Kendisine 'Televizyonda ne söylememi beklemiştiniz?' diye sordum.

Şöyle yanıt verdi: 'Diyebilirdin ki; iddianameye göre darbeyi önleyen kişi, Aytaç Yalman'dır. Bunu söylemen yeterliydi. Tek bir cümle...'
Sonra Yalman'a televizyonda o soruyu neden yanıtsız bıraktığımı anlattım.

Çünkü bir gazeteci olarak olup bitene ve söylenenlere bakıldığı zaman Hilmi Özkök'ün buradaki rolünün açık olduğunu, buna karşılık Aytaç Yalman'ın pozisyonunun tam anlaşılmadığını düşünüyorum. Benim için bu telefona kadar da hala net değildi.

Bunları konuştuktan sonra Paşa'ya sordum: 'Darbe girişimini gerçekten siz mi önlediniz?'

İşte yanıtı: 'Bilmem, Türk Ordusu tek kişi değildir. Tek Genelkurmay Başkanı da değildir. Ucuz kahramanlık kimseye yakışmaz. Türk Ordusu demek Kara Kuvvetleri Komutanlığı demektir. Hilmi Paşa'nın kaç tane tankı tüfeği vardı?'

Tekrar ettim; 'Darbe girişimini siz mi önlediniz?'
'Ben öyle demiyorum, iddianame öyle diyor' diye cevap verdi.

Aramızdaki diyalog şöyle sürdü:
-İddianame tam ne diyor?
'Darbeyi Aytaç Yalman önlemiştir' diyor.

Balyoz davası ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin o dönemiyle ilgili gerçekten heyecan verici sözlerdi. Tam bu arada Aytaç Yalman 'Ben bunları yazman için aramıyorum' deyince, ısrar ettim: 'Daha önce başka yerlere açıklamalarınız oldu, beni de düzeltmem için aradınız.'
'Erken öten horozun kafasını keserler; zamanı gelince konuşurum. Bizim de kafamız gitmesin' karşılığını verdi.

Yazma konusunda ısrarcı oldum. Bir süre önce Fazıl Say konserinde karşılaşmış, uzun uzun sohbet etmiştik. 'Yazma, ileride konuşurum' demişti.

Aytaç Yalman'ın bu yaşananlarla ilgili durumunun net olmadığını, kamuoyunda farklı izlenimler oluştuğunu vurguladım. Ardından, Ergenekon'un eski savcısı ve o dönemki en kilit ismi Zekeriya Öz'ün bir karşılaşmamızda bana söylediği 'Hilmi Özkök demokrasi kahramanıdır' sözlerini hatırlattım. Şu tarihi açıklamayı yaptı:

'O demokrasi kahramanıysa, biz demokrasi düşmanı mıyız? Ömrümüz boyunca devleti, vatanı korumak için canla başla uğraştık. Hem Cumhuriyeti korumaya çalıştık hem de demokrasiyi... Bizim için ikisi de önemliydi."


KUMPAS CAMBAZLARI DEVREDE

Balyoz davası üzerine düşen şüphelerle ilgili görüşümüzü daha önce 1 Temmuz 2014 tarihinde, Balyoz dava savcısı Hüseyin Kaplan'ın yargılamayla ilgili eleştirilere cevap mahiyetinde yaptığı yazılı basın açıklaması üzerine kaleme almıştık. Sözlerine ve tepkisine katıldığımızı açıkça dile getirmiştik. O yazımızın bir kaç paragrafı şu şekildeydi:

"Balyoz savcısı Kaplan'ın açıklaması bu şekilde. Sözlerine ve tepkisine katılıyoruz. 23 Haziran 2014 tarihinde  'Kumpas'la doğan kahramanlar' (1) başlığıyla kaleme aldığımız haberimizde görüşlerimizi geniş ve açık şekilde aktarmıştık. Yine tekrar etmek istiyoruz ki, kanaatimizce Ergenekon ve Balyoz mahkemeleri yargılamaları hakkıyla yapmıştır. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, yargılama sürecini, o süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz, sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız, hatta delillerle ilgili tartışmalara dair ayrı bir sayfa ayırdığımız (2) için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: O şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar şeffaf yargılama bu davalarda yapılmıştır.

(...)

Dikkat edilirse son dönemde her taşın altında kumpas aranır hale gelindi. Elde somut delil olmadan kestirmeden paralel yapı suçlanıyor. Örneğin Hanefi Avcı'nın bazı dedikleri doğru çıktı diye her dediği doğru kabul ediliyor. Sözü kimin söylediğine değil ne dediğine bakılmalı. Somut bulgular var mı diye bakılmalı. Geçmişte de bugün de bunun tersi yapılıyor. Oysa ne ifrat ne tefrit durumu olmamalı. Birisini suçlarken elde somut delil, bulgu olmalı. 'Kumpas'la doğan kahramanlar' (1), 'TÜBİTAK: Deliller sahte değil' (3) ve ''Kumpasa bak' cambazlığı zirvede' (4) başlıklı haberlerimizde bu durumu geniş olarak ele almaya çalışmıştık. Daha önce yerden yere vurulan sanık ve çevrelerine şimdi tam tersi bir muamele yapılıyor. Kahraman olarak görülen bu kişilerin her dedikleri doğru kabul ediliyor. Tam bir ifrat ve tefrit durumu söz konusu yani.

Bu durum Ergenekon ve Balyoz'dan sonra son olarak Zirve davasında da gözlendi. Vahşice öldürülen 3 kişiye olan oldu ve de yakınlarına. Maktullerden birisinin annesi duruşmada 'katilleri nasıl serbest bırakırsınız' diye feryat etti. Duyan yok. Son dönemde yaşanan siyasi gelişmeleri fırsat bilen sanıklar duruşmada 'cemaat kumpası' iddiasının arkasına sığındı ve mahkeme salonunda saldırgan tavırlar sergiledi. 'Cambaza bak' deyiminin yerini 'kumpasa bak' aldı. Evet, doğrudur. Paralel yapının kumpasçılığı giderek açığa çıkıyor. Ama her taşın altında bu var diyenlere de dikkat edilmeli. 'Kumpasa bak' deyip cinayetlerini gözlerden kaçırmaya çalışanlar da gözlerden kaçırılmamalı. Bu itibarla, Balyoz savcısı Hüseyin Kaplan'ın açıklamalarının doğru olduğuna inandığımızı belirtmek istiyoruz. Yanlışlıklar varsa bunlar ilerleyen süreçlerde ortaya çıkacaktır. Ancak somut bulgular göstermeden, genel kabuller yaparak savcı ve hakimlerin karalanmasına karşı olduğumuzu da dile getirmek istiyoruz."
(Yazının tamamı)

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6049
(2) Kontrgerilla.com/yazilar/delil_tartismalari.asp
(3) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6053
(4) Kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6060

(03 Kasım 2014, 19:23)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Balyoz'da 230 tahliye ve yeniden yargılama kararı
AYM: Balyoz'da hak ihlali var
Balyoz:Yeniden yargılamaya 2.ret
Balyoz´da 237 ceza kesinleşti
Bir Balyoz da AYM´den
Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı
Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe
Tutuklu askerlerden bildiri
Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz
Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın
Flaş!!! Balyoz davası bitti
BALYOZ PLANI VE DAVASIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ
BALYOZ VE DİĞER DAVALARDAKİ DELİL TARTIŞMALARI
Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri
Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6402    yazdır/print


 

En uzun MGK paraleli görüştü

Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel yapının Kırmızı kitap'a girmesi için önemli bir adım atıldı. Milli Güvenliği tehdit eden ve kamu düzenini bozan bir numaralı gündem olan paralel yapı devletten tamamen tasfiye edilecek. Öte yandan paralel medyanın önemli isimlerinin MGK kararlarına açıkça meydan okuduğu görüldü. MGK'nın yerden yere vurulduğu çeşitli yazılara karşılık basında ilginç bir tepki görüldü. Fetullah Gülen'in 28 Şubat askeri darbesi anlamına gelen MGK kararları sonrasında MGK'yı yücelten ve sevap kazandığını iddia eden meşhur vaazı hatırlatıldı. Şimdiki MGK'nın da çok sevap kazanmış olması gerektiği vurgulandı.

01.11.2014 16:14 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. Çankaya Köşkü’nde öğle saatlerinde başlayan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı gece yarısına kadar sarktı. 10 saat 20 dakika süren Erdoğan başkanlığındaki toplantıda IŞİD tehdidi, PKK saldırıları ve paralel yapıyla mücadele konuşuldu

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ilk kez toplandı. Kurulun, Çankaya Köşkü’ndeki Ekim ayı olağan toplantısı saat 14.25’te başladı, gece yarısı saat 00.50'de sona erdi. Böylece toplam 10 saat 25 dakika süren rekor MGK toplantısı Türkiye tarihine en uzun toplantı olarak geçti. Paralel yapıyla mücadele ile çözüm süreci ve Türkiye’nin ulusal güvenliğini ilgilendiren konularda önemli değerlendirmelerin yapıldığı toplantı, yaklaşık 10 saat 20 dakika sürmesiyle tarihe geçti.

MGK’nın Ekim ayı toplantısı, dün Çankaya Köşkü’nde yapıldı. MGK ilk kez, 28 Ağustos’ta görevine başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında toplandı. Daha önce Dışişleri Bakanı olarak toplantılara katılan Ahmet Davutoğlu da ilk kez Başbakan sıfatı ile toplantıda yer aldı. Başbakan yardımcıları Numan Kurtulmuş ve Yalçın Akdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ağustostaki Yüksek Askeri Şura’nın ardından Jandarma Genel Komutanlığı’na atanan Orgeneral Abdullah Atay ise ilk kez MGK toplantısında katılan isimler oldu.

İlk madde cemaatle mücadele

Toplantıdan sonra geceyarısı yayınlanan bildiride, şu ifadeler yer aldı:

*Ülkemizin güvenliği, halkımızın huzuru ve kamu düzenini ilgilendiren hususlar ayrıntılı olarak görüşülmüştür. Bu kapsamda, milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.

*Terörle çok boyutlu mücadele kapsamında sürdürülen çözüm süreci ele alınmış; sürecin oluşturduğu olumlu atmosferi ve huzur ortamını bozmaya yönelik provokatif olaylara karşı kamu düzeni ve güvenliğini koruma konusundaki kararlılık teyit edilmiştir.

*Suriye’de dördüncü yılını tamamlamak üzere olan çatışma ortamının ülkemizin ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına yönelik yansımaları, bu konudaki bölgesel ve uluslararası yaşanan son gelişmeleri de içerecek şekilde müzakere edilmiştir.

Kıbrıs petrolü ve doğalgazı

*Deniz yetki alanları başta olmak üzere Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler gözden geçirilmiş; Türkiye’nin kendi kıta sahanlığı içerisinde ve garantör ülke olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ruhsatlandırdığı sahalardaki hak ve menfaatlerinin korunması için gereken her türlü tedbirin önümüzdeki dönemde de kararlılıkla alınacağı belirtilmiştir.

IŞİD’le mücadele

*Irak ve Suriye’de IŞİD ve diğer terör örgütleriyle mücadele, ülkemizin bu mücadelede uluslararası koalisyon içindeki konumu, Türkiye’ye müzahir gruplar başta olmak üzere, ılımlı muhaliflerin durumu ve yerinden edilen kişilere yönelik insani yardımlarımız görüşülmüştür. ayrıca, Irak’taki siyasi süreçte son dönemde yaşanan gelişmeler gözden geçirilmiş, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönündeki irade teyit edilmiştir.

*Başta Gazze’de sağlanan ateşkes olmak üzere, İsrail-Filistin ihtilafında yaşanan son gelişmeler, Libya ve yemendeki mevcut durum ile bölgesel yansımaları kapsamlı biçimde görüşülmüştür.

*Afganistan’daki başarılı siyasal süreç ve gelişmeler değerlendirilerek, Türkiye’nin desteği vurgulanmıştır. Ayrıca, Ukrayna ve Tunus seçimleri gözden geçirilmiştir.

Komutanların evrak çantası

Erdoğan’ın başkanlığındaki ilk toplantının görüntü ve fotoğrafları da, Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesine konuldu. Görüntüde, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk’ün hacimli evrak çantaları dikkati çekti. Fotoğraflardan birinde, Orgeneral Öztürk’ün çantası önünde masanın üzerinde duruyor. Diğer fotoğrafta ise Öztürk’ün hacimli çantası sandalyelerin arasında ilgi çekici bir görüntü oluşturuyor

Tarihi toplantı geceyarısına sarktı

MGK toplantıları, ortalama dikkate alındığında 4-5 saat arasında sürüyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesi ile bu belgenin neden olduğu tartışmaların Gündeme alınmasını önermesi nedeniyle tarihi nitelikte bir önem kazanan MGK’nın 2009 yılı Haziran ayı toplantısı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başkanlığında Çankaya Köşkü’nde yapılmıştı. Saat 13:30’da başlayan toplantı, yaklaşık 7 saat 40 dakika sürmüştü. MGK’nın 28 Şubat 1997’de yapılan tarihi nitelikteki toplantısı, yaklaşık 9 saat sürmüştü. Paralel yapı, PKK terörü ve IŞİD terörünün ana gündem maddeleri arasında yer aldığı bu toplantının yaklaşık 10 saat 20 dakika sürmesi ve geceyarısına sarkması dikkat çekici bulundu.

Paralel yapı 1 numaralı tehdit

Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği MGK toplantısında paralel yapının Kırmızı Kitap'a girmesi için önemli bir adım atıldı. Milli Güvenliği tehdit eden ve kamu düzenini bozan bir numaralı gündem olan paralel yapı devletten tamamen tasfiye edilecek.

Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) bir numaralı gündem olan paralel yapı devletten tasfiye edilecek. Paralel yapı tehdidi, 5 yılda bir güncellenen Kırmızı Kitap'a da girecek. Önceki gün alınan karar Bakanlar Kurulu'nun kabul etmesiyle birlikte tüm devlet teşkilatına gönderilerek milli güvenliği tehdit eden yapının unsurları ayıklanacak. Yine kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapacak kişilerin belirlenmesinde bu karar çerçevesinde güvenlik soruşturmalarında paralel yapının unsurları olmamasına dikkat edilecek. Böylece paralel yapının devlete sızması engellenmiş olacak.

MGK KARARLARI NE ANLAMA GELİYOR

Geçmiş yıllarda, MGK'nın bir numaralı gündem maddesi PKK veya irticai faaliyetler oluyordu. Bu toplantıdaki bir numaralı madde ise paralel yapı oldu. Kurulun aldığı tavsiye kararlar ise Başbakan tarafından Bakanlar Kuruluna bildiriliyor ve uygulanması için bir başbakan yardımcısı görevlendiriliyor. MGK'nın önceki gün yapılan toplantısında alınan kararlar da Davutoğlu tarafından Bakanlar Kuruluna bildirilecek.

LEGAL GÖRÜNÜM ALTINDA

Her 5 yılda bir güncellenen ve kamuoyunda 'Kırmızı Kitap' olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne de girmesine kesin gözüyle bakılıyor. 'Legal görünüm altında illegal paralel yapılanmalar' altında 2015'de Kırmızı Kitap'a girecek paralel yapının milli güvenliğin 1 numaralı tehdidi olarak belirlendi. Yapılan açıklamada ise, 'Legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadele kararlılıkla sürdürülecek' denildi.

DEVLETE SIZMASI ENGELLENECEK

MGK kararlarının uygulanmasını sağlayacak olan Başbakan Yardımcısı paralel yapıyla mücadele ile ilgili devlet kurum ve kuruluşlarının nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda yol gösterici olacak. Devlette yapılanmış paralel unsurları tasfiye ederek işe başlanacak.

Güvenlik için titiz soruşturma

Alınan kararlara göre legal görünüm altında illegal faaliyetleri tespit edilen tüm kamu personeli devletten uzaklaştırılacak. Kurumlara alınacak personel içinde güvenlik soruşturmaları daha titiz yapılacak.

Yurtdışı faaliyetlere inceleme

MGK sonrası yapılan açıklamaya göre paralel yapının yurtdışındaki faaliyetleri de mercek altına alınacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ekim ayının ikinci haftası yaptığı Afganistan ziyaretinin dönüşünde şöyle konuşmuştu: "Bu neyi getirir, bu yargının da uluslararası camianın da bu tür olaylara bakınışı değiştirir, önemli bir adımdır bu. Dostluk, kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu söyleyen ülkeler bu tür şeylerde o ülkenin gerek Bakanlar Kurulu gerekse Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli bir kurumunun almış olduğu kararı veya tavsiyeyi gözardı etmezler."

10 buçuk saatle tarihe geçti

MGK, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ilk kez toplandı. Kurulun, Çankaya Köşkü'ndeki Ekim ayı olağan toplantısı saat 14.25'te başladı, gece yarısı saat 00.50'de sona erdi. Böylece toplam 10 saat 25 dakika süren rekor MGK toplantısı Türkiye tarihine en uzun toplantı olarak geçti. Toplantıda paralel yapı dışında, terörle mücadele kapsamında sürdürülen çözüm süreci ele alındı, sürecin oluşturduğu olumlu atmosferi ve huzur ortamını bozmaya yönelik provokatif olaylara karşı kamu düzeni ve güvenliğini koruma konusundaki kararlılık teyit edildi. Toplantıda ayrıca Suriye'de yalananlar da değerlendirildi.

PARALEL'LE TOPYEKÜN MÜCADELE BAŞLADI

MGK toplantısında alınan kararla, Paralel Yapı'ya yönelik topyekûn mücadele dönemi resmen başlamış oldu. TSK, Emniyet ve MİT, "milli güvenliği tehdit eden unsurlar" bağlamında ortak çalışacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında önceki gün ilk kez toplanan Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK), Paralel Yapı'yı Kırmızı Kitap olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne "milli güvenliği tehdit eden yapılanma" olarak alması, yeni bir mücadele döneminin başladığı anlamına geliyor. MGK'nın aldığı bu tavsiye karar önce Bakanlar Kurulu'nun gündemine gelecek. Bakanlar Kurulu, paralel yapının Kırmızı Kitap'ta "milli güvenliği tehdit eden unsurlar" arasına alınması doğrultusundaki tavsiye kararı oylayacak ve onaylayacak. Bakanlar Kurulu bu kararı onayladıktan sonra karar resmileşecek ve tüm devlet bürokrasisi, kamu kurum ve kuruluşları için bağlayıcı hale gelecek.

YARGI DİKKATE ALACAK

Bu kapsamda devlet güvenliğinden TSK, Emniyet, MİT gibi kritik kurumlarda personel alımına, eğitimden sağlığa, finans işlemlerinden iş dünyasına kadar birçok alanda paralel yapıyla mücadele kamu kurum ve kuruluşlarının öncelikli kriterlerinden biri olacak. İçişleri Bakanlığı'na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü paralel yapıyla ilgili daha kapsamlı çalışmalar yapacak, MİT, paralel yapıya özel dosya tutmaya başlayacak. Yargı, paralel yapıyla ilintili dosyalarda karar alırken, bu yapının milli güvenliği tehdit eden yapılar arasında olduğu ilkesine uygun adımlar atacak.

İŞARETİ ERDOĞAN VERMİŞTİ

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, geçen ay yaptığı açıklamada, paralel yapıyla ilgili MGK'da atılacak adıma değinmiş, çarpıcı değerlendirmelerde bulunmuştu. Erdoğan, "Devletin içinde paralel devlet olabilir mi? Artık paralel yapı ve uzantıları bundan sonra inşallah çok farklı bir yere oturtulacak ve bu da inşallah ay sonundaki Milli Güvenlik Kurulumuzun yine gündeminde yer almak suretiyle geleceğe, onlarla ilgili çok daha farklı bir adımı atacağız. Çünkü bu operasyon öyle lokal değildir. Geneldir ve bunun adımını atacağız. Çünkü Türkiye'de devlete alternatif bir adım atılamaz. Buna müsaade etmeyeceğiz" demişti.

PARALEL ÖRGÜTTE KIRMIZI KİTAP PANİĞİ

Öte yandan paralel yapılanmanın konuşulduğu tarihin en uzun MGK'sına paralel kesimlerden tepki geldi. Paralel yapı ile mücadelenin Milli Güvenlik Kurulu’nda “Kırmızı Kitap”a girmesi paralel örgütün medyasında paniğe neden oldu. Sosyal medyada, gazetelerde ve haber sitelerinde Milli Güvenlik Kurulu kararlarını itibarsızlaştırmaya çalışan Paralel medya, algı yönetimi ile Gülen taraftarlarındaki çözülmenin önüne geçmeye çalıştı.

MGK toplantısı sonrası paralel yapı ile mücadele konusunun "Kırmızı Kitap" olarak bilinen siyaset belgesine gireceğini açıklandı. Terörle ve çeşitli yıkıcı unsurların mücadelesinde kullanılan "Kırmızı Kitap" ifadesi paralel medyada paniğe sebep oldu. Paralel medya yazarları ve haber siteleri gün boyunca Milli Güvenlik Kurulu üyeleri ve kararlarını itibarsızlaştırmaya çalıştı.

"KIRMIZI KİTAP" SOSYAL MEDYADA GÜNÜN KONUSU OLDU

Paralel yapı medyası ve yazarları MGK kararlarının açıklanmasının ardından toplumda algı yönetmek için Kırmızı Kitap'ın Anayasa'da yeri olmadığını dile getirerek hukuki olarak hiçbir hükmü olmadığını iddia etti. Paralel yapı ile mücadelenin artık bir devlet politikası olarak Milli Güvenlik Kurulu kararıyla kayıt altına alınması sosyal medyada da günün konusu oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başkanlık ettiği Milli Güvenlik Kurulu'nu itibarsızlaştırmak, taraftarlarının moralini yüksek tutmak ve çözülmeyi yavaşlatmak için yoğun çaba sarfeden paralel medya "Kırmızı Kitap" şokunu yaşıyor.

28 ŞUBAT ZULMÜNE SESSİZ KALMIŞLARDI

28 Şubat döneminde MGK, bir hukuksuzluk yaparak sadece dinini yaşamak isteyen insanların fişlenebilmesinin önünü açan kararı "irtica ile mücadele" bahanesiyle Kırmızı Kitap'a almıştı. Din ve vicdan hürriyetine aykırı bu darbe girişimine paralel yapının medyası ve yazarları hiçbir tepki göstermemiş "Beceremediniz, artık gidin" manşetleri ve köşe yazılarıyla adeta destek olmuşlardı.

PARALEL MEYDAN OKUMA: KİM KORKAR KIRMIZI KİTAPTAN!

Paralel medyanın merkez yayın organı olarak nitelendirilen Zaman gazetesi MGK toplantısını kısa olarak verirken, yazar Bülent Korucu, "Kim korkar Kırmızı Kitap’tan!" başlıklı yazısında MGK'ya yüklendi. Hükümeti yolsuzluklara suçlayan yazara göre Hizmet hareketi, kırmızı kitaba karşı bağışıklık sistemi fazlasıyla güçlü.

Korucu'nun yazısı şu şekilde:

"Kim korkar Kırmızı Kitap’tan!.. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süredir Hizmet Hareketi’ni ‘Kırmızı Kitap’a yazdırmakla tehdit ediyor. Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi’nin günlük kullanımdaki adı Kırmızı Kitap. Milli Güvenlik Kurulu’nun devletin can damarlarına yerleştirildiği 27 Mayıs’ın bir hediyesi.

Hasan Celal Güzel, Neşe Düzel’e verdiği bir mülakatta ‘Kırmızı Kitap’ı gizli anayasa olarak niteliyor. Güzel, bürokratik oligarşinin devleti yönetme aracını şöyle anlatıyor: “Bu, anayasa büyüklüğünde kabı kırmızı olan ‘Milli Siyaset Belgesi’dir. Bu kitabı devlete ancak müsteşar olduktan sonra görürsünüz. Kırmızı Kitap, bakanlara verilmez, müsteşarlara verilir. Çünkü devletin asıl sahibi bürokrasidir, bakanlar değildir. Bakanlar, idare edilmesi gereken çocuklardır. Ben bakan olup da Kırmızı Kitap’tan haberdar olana pek rastlamadım. Bu kitap MGK’da son haline getirilir.” Güzel’in ve diğer tanıklıkların anlatımından, kendini devletin gerçek sahibi gören ve kanunların tarif ettiği devletin dışında bir mekanizma kuran ikinci bir devlet ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği müktesebatı ve Ergenekon davaları ile geriletilen ve etkisi azalan bu mekanizmaya şimdi Erdoğan’ın ihtiyacı var. Daha önce eleştirdiği YÖK gibi diğer mekanizmaları ele geçirince kendi ihtiyacı doğrultusunda kullanmıştı. Şimdi yaşanan da aynı.

Problemin kaynağı şu; idarenin eylem ve işlemlerinden hukuki ve siyasi sorumluluğu taşıyan bir hükümet var. Bir de başbakanın boynundaki davula vuracak tokmağı bırakmak istemeyen cumhurbaşkanı… Başbakanı, bir günah keçisi mesabesine indirgeyen bu anlayış, sistemin özüne ve bütün kurallarına aykırı. Anayasayı değiştirip başkanlık sistemine geçersek neden olmasın, Erdoğan davulu istediği gibi çalsın. Erdoğan’ın başbakanlığı müsteşarlık seviyesine düşürme girişimleri bununla da sınırlı değil. Köşk’te (yoksa Ak Saray mı diyecektik!) yatırımların takip edileceği bir birim kuruluyor. Başına da Binali Yıldırım gelecekmiş. Yani resmi başbakan yapılmayan Yıldırım, gayri resmi ama daha etkili gölge başbakan olarak konumlanacak. Başbakan Ahmet Davutoğlu, yatay şehirleşmenin gerekliliği üzerine nutuklar atadursun… İmar rantı üzerinden zenginleşmeyi ahlaki ve hukuki yönden eleştirmeye devam etsin… Büyük ihtimalle gölge başbakan Binali Yıldırım, Erdoğan’ın talimatıyla mevcut düzeni sürdürecek adımları atacak. Siyaset ve bürokrasiyi MGK eliyle, ekonomiyi de gölge başbakanla ele geçirdikten sonra Bakanlar Kurulu’na başkanlık edenin adı Ahmet olmuş, Bülent olmuş fark etmeyecek. Başlıktaki soru bu açıdan önemli ve belki de ‘Asıl kim korkmalı?’ diye değişmeli.

Hizmet Hareketi söylemi bu işin sadece kılıfı. Muhayyel bir öcü kurgulayıp, onunla savaşır görünürken çıkan gürültü ve toz bulutu asıl yapılanları örtüyor. 700 bin liralık saat, milyon dolarlık kutularla ilgili kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapamadan 17 Aralık’a başka türlü nasıl takipsizlik kararı verilecekti? Sağlık Bakanlığı’nda herkesin tanıdığı ve paralel olmadıkları müsellem bürokratlar nasıl kıyılacaktı? GDO’lu pirinç ya da rüşvet operasyonu yapan savcı ve polislerden nasıl intikam alınacaktı? Paralel paravanı çok kullanışlı bir araç. Şimdi de ülkeyi Ak Saray’dan yönetecek bürokratik devletin inşasını örtecek.

Kırmızı Kitap’ın hukukta karşılığı olmadığını herkes biliyor. Mahkemeler “Kırmızı Kitap’ın 111. sayfası 3. paragrafı mucibince” şeklinde karar verecek diye bekleyen yoktur herhalde. Hizmet Hareketi’nin nabzına gelince “Kırmızı Kitap’la var olmadık ki, onunla yok olalım” rahatlığı hissediliyor. Gerçekten de bu hareket Kırmızı Kitap’a ve uydurma MGK kararlarına rağmen bugünlere geldi. Bu konuda bağışıklık sistemi fazlasıyla güçlü."


FUAT AVNİ MGK VE HSYK OLAYLARINI ÖYLE BİR YERE BAĞLADI Kİ!

Paralel yapının gösterdiği tepkilere çok bir başka ilginç örnek daha verilebilir. MGK toplantısında F-tipi yapılanmanın hedef alınması üzerine Cemaat, "Fuat Avni" üzerinden harekete geçti. F-Tipi yapılanmanın sosyal medyada sözcülüğünü yapan Fuat Avni, Twitter üzerinden ilginç mesajlar yazdı. Ergenekon sanığı ve İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek'i de işin içine kattığı iddialarında MGK ve HSYK'daki son gelişmeleri Dolmabahçe görüşmesi adıyla bilinen olaya bağladı. Yargıtay ve Danıştay'daki HSYK seçimlerini rahat kazanan paralel yapı, 10 bin hakim ve savcının katıldığı seçimi ise farklı şekilde kaybetmişti. Fuat Avni'nin bu seçimde HSYK'yı kaybetmelerini dahi Dolmabahçe olayına bağlaması "pes, bu kadar da olmaz" dedirtti.

MGK ve HSYK olayları hakkında asılsız iddialarda bulunan Fuat Avni, 8 şantaj tweeti paylaştı. Fuat Avni’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alarak yazdığı tweetler şöyle:

“Tiran, son dönemlerin en zor günlerini yaşıyor. Derinler, Tiran ve Dar Oligarklara Perinçek üzerinden şantaj uyguluyor. Perinçek, Büyükanıt’ın yıllarca yanında dolaştırdığı adamıyla Dolmabahçe görüşmelerinin kayıtları konusunda anlaşma yaptı. Dosya onda. Perinçek, ima yollu ‘YBP’de ve HSYK’da istediğim olmazsa Dolmabahçe görüşmesini yayınlarım’ şantajını Tiran’a aylar önce yapmıştı. Dar Oligarklar, bunun gerçek olup olmadığını haftalarca araştırdı. Sonuç alınamasa da HSYK, Perinçek’in istediği doğrultuda ayarlandı. Son günlerde ‘Derin’lerden Tiran’ın avenelerine gelen bazı kopyalar, Dolmabahçe görüşmesinin gerçekten ellerinde olduğunu gösterdi. Bölgedeki cinayetlerin failleri kimlerle irtibatlı ortaya çıkmasın diye yayın yasağı getirilip olay başka kişilere mal ediliyor. Zaaflarından ötürü içerde ve dışarda bir çok karanlık el tarafından kıskıvrak yakalanmış biri ülke adına bağımsız karar alamaz, alamıyor. Geçen yılın azametli adamı bugün herkesten ve her şeyden korkar oldu ve attığı her adımın yanlış olduğu tek tek ortaya çıkıyor.”

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(01 Kasım 2014, 16:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6395    yazdır/print


 

Paralel polise yeni operasyon

Paralel yapıya bağlı polislere yeni bir operasyon gerçekleştirildi. 20 Ekim sabahı Ankara'da gerçekleşen operasyonda, TÜBİTAK ve askerin birlikte yürüttüğü projelerde görevli ekipleri yasadışı dinlediği tespit edilen polisler gözaltına alındı. 18 polis arasında, eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak da var. Gözaltına alınan ekip için, 'paralel yapının dinleme beyni' yorumu yapılıyor.

22.10.2014 19:03 Ankara'da, TÜBİTAK ve askerin birlikte yürüttüğü projelerde görevli ekipleri yasadışı dinlediği tespit edilen polisler gözaltına alındı. 18 polis arasında, eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak da var

Ankara Emniyet Müdürlüğü'nce, yasa dışı dinlemelerle ilgili "paralel yapı" iddialarına yönelik bir operasyon yapıldı. Gözaltına alınan ekip için, "paralel yapının dinleme beyni" yorumu yapılıyor. 2010-2013 yılları arasında Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'nda görevli polislerin, önleme-dinleme kapsamında TÜBİTAK'ta "Güdümlü Mermilere Karşı Savunma Projesi GMKS-2"de görev alan ekiple, onların ortak çalıştığı ve Hava Kuvvetleri Harekat Dairesi Şube Müdürü Ö.G.'nin de aralarında bulunduğu toplam 24 kişiyi "örgüt üyesi" kapsamında aylarca dinlediği ortaya çıktı. Dinleme kayıtlarına ulaşan İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun raporunda, "Bu kişileri dinlemek için bir gerekçe görünmemektedir" görüşü kaydedildi.

18 POLİSTEN BİRİ TUTUKLANMIŞ

17-25 Aralık operasyonlarının ardından yapılan şikâyetler üzerine TİB ve Emniyet Genel Müdürlüğü içinde yapılan incelemeler, paralel yapının nasıl illegal dinlemeler yaptığına yönelik tüm detayları gözler önüne seriyor. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu, Emniyet İstihbarat Dairesi'nde yaptığı incelemeler sonrasında illegal yapılan dinlemeleri tespit etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu tarafından başlatılan soruşturma dahilinde, söz konusu askeri projelerde yer alan ekibin dinlendiği tespit edildi ve soruşturma Anayasal Suçlar Bürosu Savcısı Tekin Küçük'e devredildi. Soruşturma için 22 Ekim Pazartesi sabah saatlerinde düğmeye basıldı. Ankara'da 14, İzmir, Siirt ve Ağrı'da birer emniyet mensubu ile bir yıl önce MİT'e geçen bir polisin de aralarında bulunduğu 18 kişi hakkında gözaltı kararı uygulandı. Dün sabah, eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak, yardımcısı Selahattin Dinçer, eski TEM'den Sorumlu Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Lokman Kırcılı, eski Bitlis Emniyet Müdürü Sadettin Akgüç, eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Arslantaş ve eski Batman Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan'ın da aralarında bulunduğu polislerin adreslerine gidildi. Ancak bazı sanıklar evlerinde bulunamadı. 2'nci Sınıf Emniyet Müdürü Erol Demir'inse İstanbul'da yapılan başka bir operasyonda tutuklanıp cezaevine gönderildiği, ifadesinin burada alınacağı öğrenildi.

KİMLERİ DİNLEMİŞLER?

Operasyon kapsamında gözaltına alınan emniyet mensuplarının "Örgüt üyesi", "DHKP-C militanı" adı altında Ankara Adliyesi'nden dinleme kararı aldığı ortaya çıktı. Dinlenen isimler arasında Oda TV davasından gözaltına alınan Ahmet Şık'ın eşi Yonca Verdioğlu, Mehmet Haberal'ın oğlu Erkan Bülent Haberal, gazeteci Nuray Mert, TÜBİTAK'ta görevli 6 kişi ve Hava Kuvvetleri Dairesi'nde görevli Subay Ö.G., İçişleri Bakanlığı Müsteşarı koruma görevlisi, Hanife Avcı'nın avukatı Refik Ali Urgancı ve CHP'li vekillerin bulunduğu tespiti yapıldı. Ön dinleme olduğu için ses kayıtları bulunamazken dinleme kararları ele geçirildi. Savcı Küçük, müştekilerin ifadelerine başvururken CHP'lilerin şikâyetçi olmaması dikkat çekti. Yasadışı olarak dinlenen ekip, "Güdümlü Mermilere Karşı Savunma Projesi" ve "Ulusal Elektronik ve Kripto Araştırma Enstitüsü" gibi kritik görevleri yürütüyordu. Gözaltına alınan isimler, "Askeri ve Siyasi Casusluk Yapmak", "Kişisel verileri ele geçirmek", "Suç işlemek için örgüte üye olmak", "Özel hayatın gizliliğini ihlal"," Kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik" ile suçlanıyor. '

SORUŞTURULACAK YANLIŞIM YOK'

Eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak, dün öğle saatlerinde 8 polisle birlikte Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne gelip teslim oldu. Altıparmak, 22 Ağustos'ta emekli olduğunu belirterek, görevde olduğu sürece hiçbir ceza almadığını, tam aksine sürekli takdir ve taltif edildiğini söyleyip, "Ne olduysa 17-25 Aralık operasyonundan sonra oldu. 17-25 Aralık operasyonuyla Ömer Altıparmak'ın hiçbir alakası yok" dedi. Söz konusu tarihlerden sonra adının çeşitli soruşturmalara konu edildiğini belirten Altıparmak, "Attığımız imzalarda, yaptığımız işlemlerden asla şahsım olarak soruşturmaya konu edilecek hiçbir yanlışım yoktur" görüşünü savundu.

ALTIPARMAK'LA ÇALIŞTI

Sadettin Akgüç:
Ömer Altıparmak döneminde, İstihbarat Dairesi'nde görev alan ve Teknik Şubeden Sorumlu Başkan Yardımcılığı yapan Akgüç'ün de yasa dışı dinlemelerde imzasının bulunduğu tespit edilmişti. Daire başkan yardımcılığından Bitlis Emniyet Müdürlüğü'ne atanan Sadettin Akgüç, 2 yıl görev yaptı. 17-25 Aralık darbe girişiminin ardından 27 ilin emniyet müdürlerinin değiştirildiği kararname kapsamında görevden alınmıştı.

961 YIL HAPSİ İSTENİYOR

Hasan Ali Okan :
Ağustos ayında yasa dışı dinlemelerle ilgili İzmir merkezli 13 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Hasan Ali Okan, bir süre cezaevinde kaldıktan sonra avukatının itirazı sonucu tahliye edilmişti. Okan önce İstihbarat Daire Başkanlığı'na ardından da Batman İl Emniyet Müdürlüğü'ne atanmıştı. İzmir'de İstihbarattan Sorumlu İl Emniyet Müdürü Yardımcısı iken birçok dinlemesinde talimat verdiği ortaya çıkmıştı. Okan hakkında 961 yıl talep edildi.

KAYIP CİHAZLARLA ANILDI

Ömer Altıparmak :
Ramazan Akyürek'in Hrant Dink soruşturması nedeniyle merkeze alınmasının ardından boşalan İstihbarat Daire Başkanlığı görevine 2010'da Kastamonu Emniyet Müdürlüğü görevini yürütürken atanmıştı. İllegal dinlemelerin yoğunlukta olduğu 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında görev yapan Altıparmak'ın adı, emniyetin kayıp dinleme cihazlarıyla da sık sık gündeme geldi. Altıparmak ve ekibi, "Cihazları yerleştirdiğimiz yerlerden bir daha alma şansımız olmuyordu" diye savunma yapmıştı. Ömer Altıparmak, 17-25 Aralık darbe girişimlerinin ardından önce merkeze çekilmiş, ardından görevinden alınmıştı. Ağustosta da emekliye ayrıldı.

GEZİ'Yİ ATEŞLEYEN

Lokman Kırcılı :
Kadir Ay'ın Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne atanmasının ardından Terörle Mücadele Şubesi'nden Sorumlu Müdür Yardımcılığı'na getirildi. Kırcılı döneminde patlayan Gezi olaylarının ardından ABD Büyükelçiliği'ne yönelik canlı bomba saldırısı gerçekleşti. Lokman Kırcılı, geçen yıl Ankara'daki Gezi eylemlerinde İl Emniyet Müdürü Kadir Ay'ın kararına rağmen Kuğulupark'taki eylemcilere müdahale ederek olayların büyümesinde rol oynamıştı. 17-25 Aralık darbe girişimlerinin ardından görevinden alınıp Erzincan Polis Okulu'na atandı.

AYNI 'DİNLEME' EKİBİNDEYDİ

Selahattin Dinçer :
İstihbarat Daire Başkanlığı bünyesinde görev almıştı. Hasan Ali Okan'ın Batman Emniyet Müdürlüğü'ne atanmasının ardından göreve getirilen Dinçer, İstihbarat Daire Başkan Yardımcılığı yapmıştı. Yine aynı ekibin imzasının bulunduğu yasa dışı dinlemelerde yer almıştı. Dinçer'in ismi de İçişleri Bakanlığı'nın talimatıyla başlatılan soruşturmalarda müfettiş raporlarına girmişti.

DİĞER DETAYLAR

Operasyonun dayanağı İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri ve polis başmüfettişlerinin raporları oluşturdu. Savcılığa gönderilen raporlarda, bazı kişilerin illegal olarak dinlendiği iddia edildi. Ayrıca Ergenekon davasından hüküm giyen CHP Milletvekili Mehmet Haberal’ın oğlu Erkan Haberal’ın TEM Şube’den sorumlu Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Lokman Kırcılı ve İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak hakkında Ergenekon soruşturmasında ‘usulsüz dinleme’ yaptığı gerekçesiyle Ankara Başsavcılığı’na verdiği şikayet dilekçesi de dayanaklar arasında gösterildi. Ankara Cumhuriyet Savcısı Tekin Küçük, 18 polis hakkında gözaltı ve yakalama kararı çıkarttı. Sabah 06.30 sularında belirlenen adreslere baskın düzenlendi. Ancak bazı polislere ulaşılamadı. Aralarında Ömer Altıparmak ve yardımcılarının da bulunduğu bazı polisler birer birer avukatlarıyla birlikte emniyete gelerek teslim oldu. Şüphelilerin teslim olmadan önce basına açıklama yapmaları ve KCK/PKK ile mücadele ettikleri için gözaltına alındıklarını iddia etmeleri dikkat çekti.

Savcılık, Ergenekon soruşturması kapsamında, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, TÜBİTAK ve Bilgem tarafından ortaklaşa yürütülen “Güdümlü mermilere karşı savunma projesi-2” isimli çalışmadaki görevlilerin dinlenmesini de operasyona dayanak gösterdi. Savcı, şüphelilerin bu projedeki görevlileri dinleyerek, siyasi ve askeri amaçla casusluk yaptıkları iddiasında bulundu. Ancak söz konusu iddialarla ilgili olarak İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na ihaleye fesat karıştırıldığına ilişkin önemli bir ihbar gelmişti. İhbarın ardından bazı şahıslarla ilgili olarak Ankara’daki mahkemelerden dinleme kararı alınmıştı. Ancak yapılan dinlemelerin ardından ihalede fesat tespit edilememişti. Bunun ardından mahkemeye dinlemenin sonlandırılması amacıyla bir yazı yazılmış ve dinleme kayıtları tutanakla imha edilmişti.

HERKESE TERÖRİST SUÇLAMASI

Özel hayatın gizliliğini ihlalden yasadışı dinleme ve kişisel verileri kanuna aykırı ele geçirme, örgüt kurma ve üye olmadan siyasal ve askeri amaçlarla casusluk yapma ve resmi belgede sahteciliğe kadar 6 ayrı suçla suçlanan 18 polis hakkında gazeteci Nuray Mert, Refik Ali Uçarcı, Cemil Erol, Ömer Gümüş, Cevat Öneş, Recep Cengiz, Ender Ethem Atay, Dursun Ali Tüfekçi ile Yonca Verdioğlu'nun özel hayatı ihlal ve yasadışı dinleme nedeniyle şikayetçi olduğu öğrenilirken aynı polislere yöneltilen bir başka suçlamanın ise aralarında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların bulunduğu devlet büyüklerine ait kriptolu telefonları dinlemek olduğu öğrenildi.

ASKERİ PROJEYİ TAKİP ETTİLER

Savcılık tarafından hazırlanan 18 kişilik şüpheli listesinde 17 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, soruşturmanın şüphelilerinden bir diğer ismin 22 Temmuz operasyonunda tutuklanıp cezaevine konan eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan olduğu öğrenildi. Şu ana kadar ifade için emniyet çağrılan 17 şüpheliden Ömer Altıparmak kendisi teslim olurken, Hüseyin Engin, Serahsi Şen, Uğur Eski, Mustafa Şahin ve Seyit Gölcük isimli polislerinde gözaltına alınıp emniyete götürüldüğü öğrenildi. Haklarında gözaltı kararı bulunan eski Batman Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan, eski Bitlis Emniyet Müdürü Saadettin Akgüç, eski Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube'den sorumlu İl emniyet müdür yardımcısı Lokman Kırcalı, MİT Müsteşarlığında görevli Emniyet temsilcisi emniyet müdürü Hüseyin Özbilgin, 1. Sınıf emniyet müdürü Sebahattin Dinçer, eski İstihbarat Daire personeli 2.sınıf emniyet müdürü Tamer Bülent Demirel ile ikinci sınıf emniyet müdürü Mehmet Erdil'in aranmasına ise devam ediliyor. Soruşturmanın mağdurları arasında, Hava Kuvvetleri Harekat Dairesi Başkanlığı'nda şube müdürü olan Ö.G'nin de bulunduğu belirtildi. Siyasal ve askeri casuslukla suçlanan şüphelilerin Hava Kuvvetleri Komutanlığı, TÜBİTAK ve Bilgem tarafından ortaklaşa yürütülen "Güdümlü mermilere karşı savunma projesi-2" isimli projede görev alan görevlileri dinledikleri tespit edilirken, savcılığın şüphelilerin bu projedeki görevlileri dinleyerek, projeye ilişkin bilgileri siyasi ve askeri amaçla casusluk yaptıkları iddiasında bulunduğu öğrenildi.

KAYIP CİHAZ MÜDÜRÜ

Gözaltına alınan Ömer Altıparmak, Ramazan Akyürek'in Hrant Dink soruşturması nedeniyle merkeze alınmasının ardından İstihbarat Daire Başkanlığı görevine 2010'da atanmıştı. 2010- 13 yıllarında görev yapan Altıparmak'ın adı emniyetin kayıp dinleme cihazlarıyla da sık sık gündeme geldi. Envantere kayıtlı olması gereken dinleme cihazlarının "sarf büro malzemesi" adı altında çeşitli illere gönderildiği saptanmıştı. Altıparmak, 17 Aralık sonrası görevden alınmıştı.

CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN DA MAĞDUR

Şüphelilerin yasa dışı yaptıkları iddia edilen önleme amaçlı dinlemelerin tamamının Ankara'daki mahkemelerin kararına dayandığı, ancak söz konusu dinleme kayıtlarının "önleme dinlemesi" kapsamında imha edildiği öğrenildi. Konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu'nca da hazırlanan raporda, bu kişiler hakkında soruşturma yapılmasının istendiği öğrenildi. Mağdurlar arasında eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile bazı bakanların bulunduğu ve onların da şikayetçi olacağı öğrenildi.

CHP'Lİ VEKİLLER ŞİKAYETÇİ OLMADI

Operasyon kapsamında göz altına alınan emniyet mensuplarının "Örgüt üyesi", "DHKP-C militanı" adı altında Ankara adliyesinden dinleme kararı aldığı kayıtların incelemesinde ortaya çıktı. Dinlenen isimler arasında Oda TV davasından göz altına alınan Ahmet Şık'ın eşi Yonca Verdioğlu, Mehmet Haberal'ın oğlu Erkan Bülent Haberal, gazeteci Nuray Mert, TÜBİTAK'ta görevli 6 kişi ve Hava Kuvvetleri Dairesi'nde görevli Subay Ö.G., İçişleri Bakanlığı Müsteşarı koruması, Hanefi Avcı'nın avukatı Refik Ali Urgancı ve CHP'li vekillerin bulunduğu tespiti yapıldı. Savcı Küçük, müşteki ifadelerine başvururken CHP'lilerin şikayetçi olmaması dikkat çekti.

(22 Ekim 2014, 19:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6370    yazdır/print


 

Çiçek'ten kumpas şikayeti

Ergenekon'da ağırlaştırılmış müebbet, Balyoz'da ise 16 yıl hapis cezasına çarptırılan emekli Albay Dursun Çiçek, kendisine 'kumpas' kurulduğu iddiasıyla soruşturmalarda görev alan emniyet görevlileri, savcı ve hakimlerden şikayetçi oldu.

19.10.2014 16:04 Ergenekon davasında ağırlaştırılmış müebbet, Balyoz planı davasında 16 yıl hapis cezasına çarptırılan emekli Albay Dursun Çiçek, kendisine "kumpas" kurulduğu iddiasıyla soruşturmalarda görev alan emniyet görevlileri, savcı ve hakimlerden şikayetçi oldu. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na avukatı ve kızı İrem Çiçek ile gelen emekli Albay Dursun Çiçek, suç duyurusu dilekçesini sundu.

PARALEL BİTECEK

Adliye önünde gazetecilere açıklamalarda bulunan Dursun Çiçek, 5 yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini ifade ederek, bu mücadelenin en önemli safhasının kendilerine kurulan kumpasın failleri hakkındaki soruşturma ve yargılama olacağını söyledi. Çiçek, "Paralel yapı denen bu örgütle sizler için gençlerimiz için mücadele edeceğiz. Bu konuda daha güçlü olmak adına hukuk fakültesini kazanmıştım. Öğrenciliğe başladım. Bende biraz farklı oldu. Önce uygulamalardan adalet, yargılama, hukuk nedir tecrübe kazandım" dedi.

HESAP SORACAĞIZ

Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı: Şimdi bunu derslerle beraber inşallah kızımın stajyer avukatı olarak devam ettireceğim. Bize kumpas kuran, iftira atan her kim varsa adil yargılanmasını isteyerek onlardan hesap sormak için hayatımın sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu mücadele şahsi bir mücadele değildir, kin, nefret dolu bir mücadele değildir, insanlık ve medeniyet dolu bir mücadeledir. Özellikle de gençlerimiz için bize yapılanların onlara yapılmaması için evlatlarımız için bu mücadele boynumuzun borcudur...

SAVCI BULAMADIK

Çiçek'in avukatı İrem Çiçek de bugün yeni bir adım daha attıklarını, önceden suç duyurularını soruşturacak savcı dahi bulamadıklarını belirterek, yeterli delilleri bulunduğunu, savcıya müşteki olarak ifade vermeye hazır olduklarını aktardı. Dursun Çiçek, bir gazetecinin, "Bu davanın savcıyım diyen siyasilerle ilgili de suç duyurusunda bulunacak mısınız?" sorusu üzerine, bu suçu işleyen yargıçlar, polisler ve diğerlerinin siyasetin ne kadar içinde olduğunu delilleriyle ortaya koyacaklarını anlattı. Çiçek, "O polisler yazılı talimat aldıysa mahkemeye ibra edecekler. Dolayısıyla o talimatı verenler de bunun hesabını verecek" dedi.

(19 Ekim 2014, 16:04)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6361    yazdır/print


 

Paralel yapı HSYK'yı kaybetti

HSYK seçimleri tamamlandı. Büyük bir sürpriz yaşandı. 1o asıl üyelikten 8'ini hükümet destekli Yargıda Birlik Platformu'nun adayları kazandı. Paralel yapıyı şok eden bu farklı sonuç bütün hesapları da değiştirdi. Bu sonuçla paralel yapının HSYK'daki hakimiyetinin tamamen bittiği değerlendiriliyor. YBP'nin listesinde seçimi kazanan adayların ülkücü+sol+dindar kesimlerden oluşması dikkatleri çekti. Bu durum, yargının paralel tehlikeyi gördüğü ve ona karşı birleştiği şeklinde değerlendiriliyor. 27 Ekim'de görevlerine başlayacak olan yeni kurulun paralel yapıya karşı gecikmeksizin derhal harekete geçmesi bekleniyor.

15.10.2014 19:15 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 10'u asil, 6'sı yedek üyesi Pazar günü yapılan seçimler sonucu belirlendi. Kritik seçimin galibi, 'Yargıda Birlik Platformu' oldu.. Türkiye'nin uzun süredir sonucunu merakla beklediği seçim Pazar günü gerçekleşti. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) 10 asil, 6 yedek üyesini belirlemek maksadıyla 12 bin 520 adli, bin 474 idari yargıdan olmak üzere 13 bin 994 hakim ve savcı sandık başına gitti. Adli yargıdan 45, idari yargıdan ise 16 ismin yarıştığı seçimlerde adli yargıdan 7 asil 4 yedek, idari yargıdan ise 3 asil 2 yedek üye belirlendi. Oy kullanma işlemi 09:00 ile 17:00 arasında yapıldı. Seçimlerde Yargıda Birlik Platformu ile Yargıçlar ve Savcılar Birliği'nin (YARSAV) desteklediği adaylar yarıştı.

Seçimin sonuçlarını, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven açıkladı. Buna göre, HSYK'nın adli yargıdan seçilen 7 asil üyesi, Metin Yandırmaz, Mehmet Yılmaz, Mehmet Durgun, Ömür Topaç, Ramazan Kaya, İsa Çelik ve Turgay Ateş, 4 yedek üye de İlker Çetin, Selahattin Menteş, Zeynep Şahin ve Orhan Gödel. İdari yargıdan seçilen asil üyeler ise, Halil Koç, Ahmet Berberoğlu, Mahmut Şen, yedek üyeler de Cafer Ergen, ve Mehmet Gürpınar.

Bu sonuçlara göre zafer, Yargıda Birlik Platformu'nun oldu. Platform, 10 asil üyeliğin 8'ini alırken, 2 üyeliği de bağımsız adaylar kazandı. Yargıçlar Sendikası ve YARSAV'ın varlık gösteremediği seçimler sonunda platformun 22 üyeli HSYK içindeki temsil gücü 15 üyeye çıktı.

HSYK Genel Kurulu, 22 üyeden oluşuyor. Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı, toplantı yeter sayısı 15, karar yeter sayısı ise 12 olan kurulun tabii üyesi. Diğer 20 üyenin 4'ü cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atanıyor. Yargıtay Genel Kurulu 3, Danıştay Genel Kurulu 2, Adalet Akademisi Genel Kurulu'nca da 1 üye seçiliyor.

'HEGEMONYAYI REDDETTİLER'

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ seçim sonuçlarını değerlendirirken şunları ifade etti: “Hakim ve savcılarımız, tekçi bir anlayışa, ideolojik bir yargı anlayışına 'hayır' demişlerdir. Demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve çoğulculuğa sahip çıkmışlardır. Üzerlerine yapıştırılan yaftayı da kaldırıp atmışlardır. Yargı üzerindeki bir cemaatin kurmak istediği hegemonyaya 'hayır' demişlerdir. 'Biz bir cemaatin değil, milletin yargısıyız' diye karar vermişlerdir.

Yargı bağımsızlığı açısından büyük önem atfedilen HSYK seçimlerinden, bütün kesimlerin temsil edildiği Yargıda Birlik Platformu’nun zaferle çıkması olumlu karşılandı. Paralel yapının desteklediği adayların liste dışı kalması HSYK’daki vesayetin bitişi olarak yorumlandı.

Şantaj tutmadı yargı bağımsız

Paralel yapının hakim ve savcı kanadı, hükümete karşı darbe girişimi için HSYK seçimlerini milat olarak kabul ederek, tüm imkanlarını seferber etti. Özellikle genç hakim ve savcıları markaja alan paralel yapı, tehditlerde bulundu. Kobani olayları sonrasında hükümet eleştirisi geliştiren yapı, bölgede görev yapan hakimleri etkilemeye çalıştı. Ancak tüm çabaları hakim vicdanına takıldı.

YARSAV LİSTESİNDE KRİPTO KUŞKUSU

Seçimler öncesinde tehdit başta olmak üzere bir çok yöntemi devreye sokan paralel yapı, “tavşan aday” formülüyle bazı kripto kişileri YARSAV listesinden gösterdi. Kendi adaylarını başka listeler içinde gizleyerek, seçtirmeye çalıştı.

PARALEL DESTEKLİ ADAYLAR HEZİMET YAŞADI

Adli yargıda toplam 12 bin 519 hakim ve savcı seçmen durumundaydı. Toplamda 12 bin 311 seçmen 116 sandıkta oy kullandı. Bu oyların 12 bin 183’ü geçerli sayıldı. Adli yargıda 45 kişi üye olmak için yarıştı. İdari yargıda ise toplam seçmen sayısı bin 474 olarak açıklandı. Bin 459 idari yargı hakim ve savcısı 28 sandıkta oy kullandı. Oyların 1451’i geçerli sayıldı. İdari yargıda 16 isim adaylığını açıkladı. Adli yargıda her seçmen 11 aday için ayrı ayrı oy kullandı. İdari yargıda ise her bir seçmen 5 aday için oy verdi.

Seçimlerde en çok oyu YBP adayları aldı. Adli yargıda fazla oyu 5 bin 836 oy ile Metin Yandırmaz alırken, Cemaatin desteklediği adaylardan en fazla oyu ise İlker Çetin 5 bin 312 oy ile aldı. Çetin ancak, yedeklerin ilk sırasına yerleşebildi. İdari Yargıda da en fazla oyu YBP adayı aldı. YBP adayı Halil Koç 736 oy alarak idari yargıda ilk sırada yer aldı. Cemaatin adayı Ahmet Berberoğlu ise 735 oy aldı. İdari Yargıda Cemaatin desteklediği aday sadece 7 puan farkla YBP adayının önüne geçmeyi başardı. Mahmut Şen 713, Cafer Ergen ise 706 oy aldı.

ADLİ YARGIDA 7-0

İlk derece mahkemelerinden HSYK’ya 10 asil, 2 yedek üye için önceki gün yapılan seçimlerde paralel yapının desteklediği adaylar gerekli çoğunluğu elde edemedi. Adli yargı hakimleri arasında yapılan seçimlerde 7 asil üyenin yedisini de Yargıda Birlik Platformu (YBP) adayları kazandı.

İdari yargıda ise 3 asil üyeliğin 2’sini paralel yapının desteklediği bağımsız adaylar aldı. Alınan bu sonuçlar paralel yapının tüm umutlarını da boşa çıkarmış oldu.

Asıl iş şimdi başlıyor!

Bolu Cumhuriyet Savcısı Osman Karlı, adalet.org sitesinde seçim sonuçlarını değerlendirdi. Karlı, “Gerilim dolu, yorucu seçim maratonundan demokrasimiz zaferle çıkmıştır. Kaybedenler; bu ülkenin yargısı eliyle bizatihi bu ülkeye, demokratik sisteme operasyon çekmek isteyenler olmuştur” dedi.

Emekli Başsavcı Reşat Petek de, “Bu tip anayasal kuruluşların kimseye hesap vermeyen, hesap verebilirlik ilkesi dışında dizayn edilmesi yanlıştı. Bu nedenle 2010 referandumunda ‘yetmez ama evet’ diyerek HSYK’nın yapısının değişmesini bu millet onayladı. Ama onaylanan ve temel ilke olarak demokratikleşmesi olumlu olan bu Kurulun, bir Cemaat eline çoğunluğunun geçmesi, bu noktada hakim ve savcıların kandırılması, takiyye yapılması, nedeniyle 4 yıldır olumsuz sonuçları hakim ve savcılar gördüler. Herşey bitti mi? Hayır. Seçilen adayların taahhüt ettikleri ilkeleri, prensipleri yerine getirip getirmediklerinin denetlenmesi gerekir” dedi.

Yargıya güven geldi

KTÜ Öğretim Üyesi Prof. Yusuf Şevki Hakyemez: “HSYK, 2010 öncesi ve sonrasında belli bir görüşün elindeydi. Şimdi çoğulcu bir görüş hakim oldu. HSYK’dan yapması beklenen, tekelci görüşün kendi benimsediği siyasi amaçların dışında hukuka uygun davranmasını bekliyoruz. Böylece yargıya olan güven de yeniden kazanılmış olacak.

İstanbul Üni. Öğ. Üy. Prof. Ersan Şen: “Her şeyiyle hayırlı bir sonuç olsun. Artık yargı mensupları kendileri adına adalet dağıtan kurumda adaletli bir şekilde muamele görsünler. YBP’nin üyeleri pek çok kimlikten geliyor. Bu noktada da temsiliyet sağlanmıştır denilebilir. Umarız eski kurulun verdiği hatalı kararlar nedeniyle meslekten ayrılmak zorunda kalan hakim ve savcılarla ilgili de düzenlemeler yaparlar. Ve eski kurumun hatalarını tekrar etmezler. Beklenti budur. Bu seçime ilişkin de spekülasyon artık yapılmamalıdır. Yargı, kendi kararını vermiştir.”

Temizlik sırası Danıştay ve Yargıtay'da

AK Parti MKYK üyesi Anayasa Hukukçusu Prof. Osman Can, Yargıda Birlik Platformu’nun zaferiyle sonuçlanan, paralel yapının temizlendiği 12 Ekim HSYK seçimlerini STAR’a değerlendirdi. AK Parti MKYK üyesi Prof. Osman Can, yargının artık tarafsız şekilde işleyeceğini belirtti. Yaşanan krizlerin yargının yargı olmaktan çıkması nedeniyle meydana geldiğini belirten Prof. Can, “Belli başlı karanlık odaklar yargıyı meşru hükümete, topluma ve hukuka karşı kullanmaya karşı olan bir yapı vardı. Yıllardır uğraşmışlardı. Yargının kritik noktalarına gelmişlerdi, bir yerlerden düğmeye basarak, politik ajandalarını gündeme geçirmişlerdi. Ama hakimler ‘Yargı yargı olarak kalsın’ dedi” diye konuştu. 17-25 Aralık’ın hukukun silah olarak kullanıldığı dönem olduğuna işaret eden Prof. Osman Can, şunları söyledi: “Şimdi bu silahın hukuki olarak incelenmesi lazım.

Gereksiz yere insanların zan altında bırakılmaması lazım. 17-25 Aralık, politik bir mesele olarak görüldü ki yargı tarafından şimdi onlar tarihe karıştı...Orada irade gaspı yapan çeteler temizlendi, hukuk yeniden tesis edilecek. Bir restorasyon dönemine girilecek. Yargıçlık yapamayacak, çünkü farklı yapının parçası olanların temizlenmesi gerekiyor. Başka işler yapsınlar ama yargıçlık yapmasınlar. Seçimi paralel yapı kazansaydı, egemenliği üç ayağından biri onların eline geçerdi ve egemenlik çökerdi. Buna tahammül etmek mümkün olmazdı.Şu an Türkiye nefes alıyorsa, hangi temel yasaya dayalı, çoğulculukla yapıyor. Çoğulculuk bu memleket için önemli HSYK’dan başlayarak Yargıtay ve Danıştay’a taşınınca, Türkiye başka bir ülke olur” dedi.

Tüm tuzakları boşa çıktı

Paralel yapı, özellikle Çözüm Sürecine karşı doğrudan hükümeti hedef aldı. Bunun için önce 7 Şubat olayını yani MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı tutuklamayı denedi. Bu hamle tutmayınca, 17-25 Aralık operasyonlarıyla bazı bakanlarla birlikte doğrudan dönemin Başbakanı Erdoğan’ı hedef aldı. Bu tuzak da ortaya çıkınca, tüm imkanlarını 12 Ekim için kullandı. Amaç, 12 Ekim’de HSYK’da çoğunluğu alarak, yarım bıraktığı soruşturmaları tamamlamak ve hükümeti düşürmekti. Ancak bütün tuzaklar boşa çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Ekim seçimleriyle ilgili olarak “Yeni HSYK üyelerine başarılar diliyorum. Yargıya, vicdanlara vesayet koymak isteyenlere hakim ve savcılarımız gereken cevabı vermiştir” tweeti attı.

HANGİ ADAY KAÇ OY ALDI

1-Metin Yandırmaz 5836 (YBP)
2-Mehmet Yılmaz 5758 (YBP)
3-Mehmet Durgun 5695(YBP)
4-Ömür Topaç 5665(YBP)
5-Ramazan Kaya 5657(YBP)
6-İsa Çelik 5429(YBP)
7-Turgay Ateş 5400(YBP)

Yedek üyeler:
8- İlker Çetin 5312
(Paralel destekli aday)

9-Selahattin Menteş 5302 (YBP)
10-Zeynep Şahin 5291 (YBP)

11-Orhan Gödel 5202
(Paralel destekli aday)

Seçilemeyenlerin oy dağılımı:
12-Levent Ünsal 5143
(YARSAV listesinden girdi. Ancak Cemaatin kripto adayı olduğu iddia edildi)

13-Bilgin Başaran 5100 (YBP)

14-Yeşim Sayıldı 5009
(Paralel destekli aday)

15-İdris Berber 5003
(Paralel destekli aday)

16-Yaşar Akyıldız 4943
(Paralel destekli aday)

17-Mehmet Kaya 4864
(Paralel destekli aday)

18-Ayşe Neşe Gül 4816
(Paralel destekli aday)

19-Teoman Gökçe 4797
(Paralel destekli aday)

20-Nesibe Özer 4545
(Paralel destekli aday)

21-Ahmet Çiçekli 4499 (YBP)
22-Hasan Ünal 4495 (Bağımsız aday)
23-Murat Aydın 2078 (YARSAV-Cemaatin desteklediği kripto aday olduğu iddia edildi.)
24-Nuh Hüseyin Köse 1498 (YARSAV)
25-Bülent Yücetürk 1416 (YARSAV)
26-Leyla Köksal 1406 (YARSAV)
27-Aydın Başar 1338 (Bağımsız aday)
28-Hayrettin Türe 1296 (Bağımsız aday)
29-Süleyman Demirel 1190 (YARSAV)
30-Ayşe Pehlivan Sarısu 1131(YARSAV)
31-Berrin Lale Şenoymak 1102 (YARSAV)
32-Mustafa Bağarkası 1068 (YARSAV)
33-Mustafa Karadağ 998 (YARSAV)
34-İbrahim Fikri Talman 886 (YARSAV)
35-İbrahim Okur 821 (Paralel destekli aday. Ancak Cemaatin desteklediği kişiler listesinde ismi yer almadı. Kripto aday olduğu iddia edildi.)
36-Kemal Şahin 326 (Demokrat Yargı)
37-Arif Alemdar 243 (Bağımsız aday)
38-Mehmet Güven 207 (Bağımsız aday)
39-Cengiz Topel Çiftçioğlu 146
(Bağımsız aday)
40-Murat Gökçe 122
(Bağımsız aday)
41-Necmettin Karabacakoğlu 110
(bağımsız aday)
42-Alaettin Soylu 80 (Bağımsız aday)
43-Cihan Ergün 47 (Bağımsız aday)
44-Dursun Yalçınkaya 38
(Bağımsız aday)
45-Hüsnü Çalmuk 35
(Paralel destekli aday. Cemaat destekli listede ismi yer almadı.)

İdari yargıdaki seçimlerinde 3 asil üyeliğin birini YBP, diğer ikisini ise Paralelin desteklediği bağımsız adaylar aldı.

Adaylar ve aldıkları oylar şöyle:
3 asil üyelik:
1-Halil Koç 736 (YBP)

2-Ahmet Berberoğlu 735
(Paralel destekli aday)

3-Mahmut Şen 713
(Paralel destekli aday)

2 yedek üyelik
4-Cafer Ergen 706 (YBP)
5-Mehmet Gökpınar 695 (YBP)
İdari yargıda seçilemeyen diğer adaylar ise şöyle:

6- Saadettin Kocabaş 692
(Paralel destekli aday)

7-Hasan Odabaşı 673 (YBP)
8-Gönül Sayın 655 (YBP)
9-Ali Bilen 651

10-Eğemen Devrim Durmuş 626
(Paralel destekli aday)

11-Tarık Özdirek 91
12-Berrin Karınca 86 (YARSAV)
13-Muhammet Önder Tekin 61
14-Selim Kurçenli 8
15-Cevdet Erkan 7
16-Adil Memiş 5

(15 Ekim 2014, 19:15)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6354    yazdır/print


 

Kritik gün: HSYK üyeleri seçiliyor

Türkiye çok kritik günlerden birini daha yaşıyor.. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) 10 asıl 6 yedek üyesini belirlemek için düzenlenen seçim şu saatlerde devam ediyor. 14 bine yakın hakim ve savcı sandık başına gidiyor. En çok merak edilen konu, paralel yapıya mensup adayların seçilip seçilmeyeceği.. Paralel üyelerin seçimlerde üstünlük sağlaması halinde o yapıya açık bir savaş açmış olan hükümetin HSYK ve bağlantılı konularda anayasa değişikliği referandumu için harekete geçeceği ileri sürülüyor.

12.10.2014 15:14 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) 10 asıl 6 yedek üyesini belirlemek için düzenlenen seçim bugün yapılıyor. Adli yargıdan 7 asıl, 4 yedek üye, idari yargıdan 3 asıl 2 yedek üye belirleneceği seçimde, 12 bin 520'si adli, bin 474'ü idari yargıdan olmak üzere 13 bin 994 hakim ve savcı sandık başına gidiyor.

Her ilde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimde, o ilde ve ilçelerinde görev yapan hakim ve savcılar oy kullanacak.

Seçimde, en çok oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olacak. Oylarda eşitlik halinde YSK, kura çekerek sıralamayı tespit edecek. Sandıklar saat 17.00'de açılmaya başlanacak.

Ankara adliyesinin iki yemekhanesinde adli ve idari yargı adayları için ayrı ayrı kurulan sandıklarda oy verme işlemleri yapılıyor. Yemekhanelerde, 17'si adli, 4 idari yargıda oy kullanacaklar için olmak üzere 21 sandık kuruldu.

Bu arada, adliye ve çevresinde polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı görüldü. Oy kullanacak hakim ve savcılar için her türlü kolaylığın sağlanması da polis telsizlerinden anons ediliyor.

CEMAAT KESİMİ SEÇİM ÖNCESİ TOPLANDI

Konuyla ilgili ilginç bir gelişme de yaşandı. Cemaate yakın gazeteciler ile 17 Aralık darbe girişiminden sona AK Parti'den istifa eden milletvekilleri İstanbul'da gizli bir toplantı yaparken görüntülendiler. Dün İstanbul Kuruçeşme sahilinde demirleyen bir teknede yapılan toplantının görüntülendiğini gören bir şahsın, "Özel toplantı, haber değeri taşımıyor, nereden haber aldınız, merkezde mi" diye sorması dikkat çekti.

MİLLETVEKİLLERİ İLE GİZLİ TOPLANTIDA GÖRÜNTÜLENDİLER

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Bağımsız Kütahya Milletvekili İdris Bal, Gazeteciler Mehmet Baransu, Asım Yıldırım ve Nevval Sevindi ile kimliği belirlenemeyen çok sayıda isim, Ortaköy Kuruçeşme sahilinde demirli 'Semiramis 1' isimli teknede toplantı halinde görüntülendi.

İdris Bal'dan brifing

Gizli toplantının HSYK seçimlerine bir gün kala yapılması ise dikkat çekti. Eski AK Parti'li vekil İdris Bal'ın toplantıdakilere hararetli bir şekilde hitap ettiği, teknenin diğer kısmında ise bazı kişilerin telefon görüşmesi yaptığı görüldü.

"Toplantı gizli çekmeyin"

Öte yandan, teknedeki toplantı sürerken kıyıda bekleyen bir görevli, çekim yapan kameramanını bölgeden uzaklaştırmaya çalıştı. Toplantının 'gizli' olduğunu söyleyen görevli, görüntü alınmamasını istedi.

İŞTE HSYK SEÇİMLERİNE KATILAN ADAYLAR

Yargıda Birlik Platformu ile Yargıçlar ve Savcılar Birliğinin (YARSAV) desteklediği adaylarla seçime bağımsız girdiğini belirten adaylar olmak üzere, adli yargıdan 45, idari yargıdan ise 16 aday seçimde yarışacak. Kesinleşen listelere göre adli yargı adaylarının isimleri şöyle:

ADLİ YARGI ADAYLARI (Soyadına göre alfabetik liste)

Yaşar Akyıldız, Ankara 4. Aile Mahkemesi Hakimi
Arif Alemdar, Yargıtay Savcısı
Turgay Ateş, Denizli Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Murat Aydın, Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
Mustafa Bağarkası, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Aydın Başar, Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
Bilgin Başaran, HSYK Genel Sekreteri
İdris Berber, HSYK Tetkik Hakimi
Hüsnü Çalmuk, Kocaeli Hakimi
İsa Çelik, HSYK Kurul Başmüfettişi
İlker Çetin, Uşak Cumhuriyet Başsavcı Vekili
Ahmet Çiçekli, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı
Cengiz Topel, Çiftcioğlu Bakırköy Cumhuriyet Savcısı
Süleyman Demirel, Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Mehmet Durgun, İstanbul Hakimi
Cihan Ergün, Uşak Cumhuriyet Savcısı
Orhan Gödel, Bakırköy Hakimi
Murat Gökçe, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcısı
Teoman Gökçe, HSYK Üyesi
Ayşe Neşe Gül, Ankara Hakimi
Mehmet Güven, Yargıtay Tetkik Hakimi
Necmettin Karabacakoğlu, Yargıtay Cumhuriyet SAvcısı
Mustafa Karadağ, Ankara 11. Aile Mahkemesi Hakimi
Mehmet Kaya, Manisa Cumhuriyet Savcısı
Ramazan Kaya, Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili
Leyla Köksal, Ankara 8. İş Mahkemesi Hakimi
Nuh Hüseyin Köse, İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
Selahaddin Menteş, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı
İbrahim Okur, HSYK 1. Daire Başkanı
Nesibe Özer, HSYK 2. Daire Başkanı
Ayşe Sarısı Pehlivan, İzmir 16. Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimi
Yeşim Sayıldı, İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi Hakimi
Alaettin Soylu, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı
Kemal Şahin, Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesi Hakimi
Zeynep Şahin, Yargıtay Tetkik Hakimi
Berrin Lale Şenoymak, İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
İbrahim Fikri Talman, İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi
Ömür Topaç, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcı Vekili
Hayrettin Türe, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Hasan Ünal, Yargıtay Tetkik Hakimi
Levent Ünsal, Yargıtay Tetkik Hakimi
Dursun Yalçınkaya, Ankara Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi
Metin Yandırmaz, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcısı
Mehmet Yılmaz, HSYK Kurul Başmüfettişi
Bülent Yücetürk, Ankara Cumhuriyet Savcısı.

İDARİ YARGI ADAYLARI (Soyadına göre alfabetik liste)

Ahmet Berberoğlu, HSYK Üyesi
Ali Bilen, Danıştay Savcısı
Egemen Devrim Durmuş, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Cafer Ergen, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı
Cevdet Erkan, Kayseri Bölge İdare Mahkemesi Başkanı
Mehmet Gökpınar, Edirne Bölge İdare Mahkemesi Başkanı
Berrin Karınca, Danıştay Savcısı
Saadettin Kocabaş, Konya Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Halil Koç, HSYK 1. Daire Üyesi
Selim Kurçenli, Edirne Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Adil Memiş, Ankara Vergi Mahkemesi Başkanı
Hasan Odabaşı, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Tarık Özdirek, Manisa 1. İdare Mahkemesi Başkanı
Gönül Sayın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Mehmut Şen, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Üyesi
Muammer Önder, Danıştay Tetkik Hakimi.

SEÇİMDE 3 LİSTE YARIŞACAK

13 bin 994 hakim ve savcı, HSYK'da 4 yıl görev yapacak 10 asıl, 6 yedek üyeyi belirlemek için bugün sandık başına gidiyor. Seçimde, adli yargıdan 45, idari yargıdan 16 olmak üzere 61 aday yarışacak. 2010 yılından bu yana aldığı kararlarla tartışılır hale gelen ve paralel yapının vesayetini oluşturduğu HSYK'nın yeni üyeleri bugün belli olacak.

Seçimde, Yargıda Birlik Platformu ile Yargıçlar ve Savcılar Birliği'nin desteklediği liste yarışacak. Bu iki listenin yanı sıra kendilerini bağımsız olarak tanımlayan ancak cemaat tarafından desteklenen adaylar da seçimde liste olarak yarışacak. Bu üç listenin dışındaki adaylar da seçimde bağımsız yarışacak.

PARALEL YAPI KAZANIRSA NE OLACAK?

Öte yandan seçimle ilgili en çok merak edilen konu, paralel yapıya mensup adayların seçilip seçilmeyeceği.. Paralel üyelerin seçimlerde üstünlük sağlaması halinde o yapıya açık bir savaş açmış olan hükümetin HSYK ve bağlantılı konularda anayasa değişikliği referandumu için harekete geçeceği ileri sürülüyor. Bu konuda hükümet üyeleri ve Başbakan Davutoğlu çeşitli açıklamalar yapmıştı.

HSYK SEÇİMLERİ NİÇİN BU KADAR ÖN PLANDA?

Seçimler kimisine göre geçtiğimiz aylarda yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bile önemli.. Bu iddia sık sık dile getirildi. HSYK seçimlerinin bu kadar önemli olmasına dair görüşlerini açıklayanlardan biri de ünlü siyaset bilimci Atilla Yayla oldu. Yenişafak gazetesinde yayınlanan yazısında Yayla şunları dile getirdi:

HSYK için 12 Ekim'de yapılacak seçimle adlî ve idarî kürsü hâkimleri HSYK'nın 10 üyesini seçecek. Bu seçimler olmaması gerektiği kadar önem kazandı. Bunun sebebi, bürokrasi içindeki otonom yapılanmanın bütün gücüyle kalesi gördüğü HSYK'yı elinde tutmaya çalışması. HSYK ilk defa göz önüne gelmiyor. 2010 referandumundan önceki HSYK yapılanmasının yarattığı sıkıntılar da vardı. Tamamen bir kooptasyon sistemine göre oluşan ve ulusalcı çevrelerin kontrolünde olan dönemin HSYK'sı Ergenekon ve Balyoz yargılamalarını önlemek için epeyce çalıştı. Referandumla daha çoğulcu bir HSYK oluşması istenmişti. Ancak, CHP'nin başvurusu üzerine AYM'nin seçimlerde her yargı mensubunun tek oy kullanabilmesi sistemini iptal etmesi ve hem iktidar partisinin hem yargı çevrelerinin otonom yapılanma karşısında saflığı HSYK'nın otonom yapılanmanın kontrolüne girmesine sebep oldu. Söz konusu yapının 7 Şubat 2012 MİT Müsteşarı operasyonuyla başlayan iktidara karşı eylemler dizisi HSYK yapılanmasından büyük destek ve cesaret aldı.

Gerek iktidar gerekse yargının diğer mensupları bunun böyle gidemeyeceğinin farkında. Bu yüzden seçimler haddinden fazla önem kazandı. Medyaya yansıyan haberlere ve yargı içinden konuşan kimselerin verdiği bilgilere göre seçimlerdeki başlıca gruplar şunlar: Yargıda cemaat egemenliğine son vermek için yola çıkan ve bünyesinde ulusalcı, muhafazakâr ve ülkücü isimler barındıran Yargıda Birlik Platformu, Yarsav ve Yargıçlar Sendikası, Demokrat Yargı ve Bağımsızlar. Cemaate yakın yargı mensupları ayrı bir yapılanma içinde görünmüyor. Bu onlara büyük bir hareket kabiliyeti kazandırıyor. Öyle görünüyor ki hem Yarsav - Yargıçlar Sendikası hem de Bağımsızlar üzerinden seçime girecekler. Bu da anlaşılır ve onlara yakışır bir şey, çünkü gizlilik ve farklı kimliklere bürünme sadece çalışma tarzları değil karakter özellikleri hâline de gelmiş bu kimselerin.

HSYK seçimleri yargı meselesini etraflı şekilde düşünmemizi ve ciddî bir hukuk reformu gerçekleştirmemizi zorunlu kılıyor. Liberal Düşünce Topluluğu içinde bu amaçla bir Hukuk Politikaları Merkezi kuruldu. Vahap Coşkun ve Levent Korkut'un eş başkanlığındaki merkez bu ayın sonlarından itibaren kapsamlı bir yargı reformuna yönelik sistematik faaliyetler gerçekleştirmeyi planlıyor. Başka çevrelerde de bu konulara kafa yoran, yormuş olan ve önemli fikirler serdeden kimseler var. Bu nitelikte bir kimseyi geçenlerde A Haber'de yayınlanan bir programda dinleme imkânı buldum: Kendisi de yargıç olan Doç. Dr. Uğur Yiğit. Yargıç Yiğit'in düşüncelerini ve önerilerini burada kısaca özetlemek istiyorum.

Anayasa'da egemenliğin millete ait olduğu ve milletin bu egemenliği yetkili organlar eliyle kullanacağı söyleniyor. Bu durumda söz konusu organların milletle bir bağının olması gerekiyor. Bu demokrasinin asgarî gereği. Yasama ve yürütme açısından bir problem yok. Yasama doğrudan millet tarafından seçiliyor, yürütme ise Yasama Meclisi içinden çıkıyor. Dolayısıyla, bu organlar hem toplumla bağlara sahip hem de topluma hesap verme imkân ve mecburiyetine. Aynı şey yargı için söylenemez. Yargının milletten yetkiyi nasıl aldığı ve millete nasıl hesap vereceği belli değil. Bu demokratik açığa ve meşruiyet yoksunluğuna sebep oluyor. Bu yüzden yargıya milletin elinin değmesi gerekli.

Bunun çeşitli yolları var. HSYK açısından bakarsak, HSYK üyelerinin millet tarafından doğrudan seçilmesi bir yol olabilir. Bu olmuyorsa atamaların parlamento tarafından gerçekleştirilmesi uygun olur. Bu zaten kullanılan bir yöntem. Sayıştay üyeleri Meclis tarafından seçiliyor. Aynısı pek ala HSYK için de yapılabilir. Ancak iş burada kalmamalıdır. HSYK bütçe yapmakta ve denetlenme imkânı olmayan yönetmelikler çıkartmaktadır. Böyle bir yetki verilen organ hesap vermeye de tabi olmalıdır. HSYK Meclis Adâlet Komisyonu'na bağlanmalı ve ona hesap vermelidir.

Yiğit'e göre yargı yatay örgütlenmelidir. Ama Türkiye'de ciddî bir dikey örgütlenme doğmuştur. Meslek bir çeşit askerlik mesleğine dönüşmüştür. Adâlet Bakanı'nın bakanlığı içindeki konumu Milli Savunma Bakanlığı'nda bakanın konumu gibidir. Bakan neredeyse göstermelik bir figürden ibarettir. İpler meslek mensuplarının elindedir. Adalet Bakanlığı'nın tüm kilit noktalarında yargı mensupları görev yapmaktadır. Bu da sakıncalıdır. Yargı sistemimizde yüksek tabir edilen mahkemelerin durumu da tuhaftır. Beş tane yüksek mahkeme var. Yüksek mahkeme bir tane olur. Bu çerçevede Yargıtay ve Danıştay yüzlerce hatta binlerce yargıcın çalıştığı hantal dev mahkemelere dönüşmüştür. Buralarda ciddî bir reform yapılmalıdır. Yargıtay üyelerinin sayısı 70'e Danıştay üyelerinin sayısı 60'a düşürülmeli ve istinaf mahkemeleri devreye sokulmalıdır. HSYK da dağıtılmalı ve yargıçlar için ayrı savcılar için ayrı birer kurul kurulmalıdır.

Yargı meseleleri sandığımızdan daha ciddî. Son olaylardan sonra yargıya güven iyice dibe vurmuş vaziyette. Kamuoyu araştırmaları toplumun %80'inin yargıya güvenmediğini gösteriyor. Ortalama insanlar yargı mensuplarının kanunlara ve vicdan ilkelerine göre hareket ettiğine, mahkemelerin adâlet dağıttığına inanmıyor. Yargının problemleri çok eskiye gidiyor, ama otonom yapılanmanın doğmasından sonra iyice ağırlaştı ve patladı. Bu yüzden, HSYK seçimleri çok önemli. Ancak, hükümet, muhalefet partileri ve adâleti gerçekten önemseyen etkili toplum kesimleri HSYK seçimleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın kaçınılmaz olarak gündeme gelecek yargı reformu hakkında kafa yormalı.

BAŞSAVCIVEKİLİ: PARALEL KAZANIRSA KAOS OLUR

Konuyla ilgili görüş açıklayan bir yargı mensubu da Ankara Başsavcıvekili Harun Kodalak oldu. Kodalak, genç hakim ve savcıların paralel yapının ne demek olduğunu bilmediklerini, kendilerinin anlatmaya çalıştığını belirterek “Seçimlerde bu tehlikeyi görmeliler” dedi.

YARGIDA Birlik Platformu Kurucu üyelerinden Ankara Başsavcıvekili Harun Kodalak, HSYK seçimleri için özellikle genç hakim ve savcılara paralel yapı konusunda çağrıda bulundu. Star gazetesinden Lütfü Kaplan'ın haberine göre; Kodalak, “Bu yapıyı, bu tehlikeyi görmeleri gerekir” dedi. Kodalak, paralel yapının olirgarşik bir azınlık yönetimi oluşturmayı hedeflediğini belirterek, yargı eliyle emniyette tekrar yapılanmaya gitmeyi ve ardından da yargı darbesi yapma amacında olduğunu savundu. Kodalak, paralel yapı adaylarının kazanması halinde “kaos olur” uyarısında da bulundu.

Genç hakimler bilmiyor

Özellikle Ege ve Trakya’da birçok adliyeyi Platform olarak ziyaret ettiklerini belirten Kodalak, “Platform olarak Türk yargısının içine düştüğü durumu meslektaşlarımıza anlattık” dedi. Kodalak, “Ortada olan yani herhangi bir tarafa angaje olmamış binlerce hakim ve savcı arkadaşlarımız var. Çoğunluğu genç meslektaşlarımız olan bu arkadaşlarımız paralel yapının amaçlarının ne olduğunu pek bilmiyorlar” diye konuştu. Kodalak, “Bunlarının amaçlarının yargıyı kullanarak, yargı darbesi yapmak istediklerinin farkında değiller. Platform olarak bu durumu arkadaşlarımıza açıklamaya çalıştık” diye konuştu. Kodalak sözlerine şöyle devam etti:

Azınlık yönetimi kuracaklar

“Bu malum yapının amacı, sandıkla gelmiş, halk oyuyla gelmiş iktidarı devirmek. Kendilerince oligarşik, azınlık bir yönetim kurmak istiyorlar. Yargı darbesiyle milletin oyuyla seçilmiş iktidarı devirmek istiyorlar.”

4 yıldır yaptıkları ortada

“Paralel yapının kazanması halinde 2010’dan beri yaşadıklarımızın çok daha beterini yaşayacağız. Bugüne kadar yaptıkları ortada. Yargıtay’a seçilen üyeler, Danıştay’a seçilen üyeler ortada. Özellikle, özel yetkili mahkemelere yapılan atamalar ve bu mahkemeler kanalıyla yaptıkları icraatlar ortada. Bir sürü haksız soruşturmalarla, bir sürü haksız isnatlarla, uydurma delillerle birçok insanın hayatını kararttılar. Kendi insanlarına saha açmak için bir çok insanı Ergenekon, Balyoz gibi davalara dahil ederek bir çok insanın canını yaktılar.”

Memleketi kaos bekliyor

Eğer tekrar kazanırlarsa, memleketi büyük bir kaos bekliyor. Türk yargısının iyice dibe vurmasına, yargıya olan güvenin sıfırlanmasına sebep olacaklar. Amaçları da bu zaten. Bu memleketin gerçek sahiplerini, bu memleketin demokrat hakim ve savcılarını sürecekler, amaçları bu.

Yargı eliyle yapılanacaklar

Paralel adayların kazanması halinde yapacakları atamalarla, tayinlerle birçoğumuzu değişik yerlere dağıtacaklar. Bütün kritik yerlere kendi yandaşlarını yerleştirecekler. Yargı eliyle Emniyette tekrar yapılanmayı planlıyorlar. Bu yapılanmayı tekrar sağladıklarında aynı şekilde, mevcut iktidara karşı kampanyalarla darbe girişimine devam edecekler. Şuandaki dengelerle bunları yapmaları mümkün değil.

Tehlikeyi görün

“Klasik vesayet anlayışındalar. Eskiden askerin elinde olan vesayet gücünü, şu anda yargı eline geçirmiş durumda. Adına Paralel Yapı dediğimiz kişilerin oluşturduğu kişilerin oluşturduğu kişiler gerçekten de bir güç haline geldiler. Bu gücü kullanarak anti demokratik yollarla ve tamamen hukuku çiğneyerek, mevcut iktidarı devirip kendi iktidarlarını kurmak istiyorlar.” “Özellikle genç hakim ve savcıların bu yapıyı, bu tehlikeyi görmeleri gerekir. Aklı selim davranmaları gerekir. Yargıda Birlik Platformunun, çok çeşitli dünya görüşlerini kapsadığını, seçilmeleri halinde her bir hakim savcının kendisinden olduğunu düşüneceği, güven duyacağı en az bir iki üyenin orada (HSYK) bulunacağını bilmeleri gerekir.”

SAVCI: PARALEL KAZANIRSA DEVLET SORUNU BAŞLAR

Seçimlerle ilgili görüş açıklayan bir diğer yargı mensubu da Yargıda Birlik Platformu (YBP) kurucusu Cumhuriyet savcısı Abbas Özden oldu. Özden, “Paralel yapı kazanırsa bundan sonra devlet sorunu başlar. Devlet bir gücünü bir yere teslim edip etmemeyi düşünecektir” dedi.

Abbas Özden: Kaybedersek yargı, devlet sorunu olur

Bugün 13 bin 994 hakim ve savcı, görevleri sona eren 10 asıl, 6 yedek HSYK üyelerini belirlemek üzere sandığa gidiyor. Bir kaç saat sonra seçim tamamlanacak. Seçimi kazanacaklarından emin olduğunu belirten Yargıda Birlik Platformu Kurucu Üyesi Ankara Cumhuriyet Savcısı Abbas Özden, “Asıl kazandığımızda iş başlayacak ve özlük haklarından itibaren pek çok şikayet konusunda hükümet ile çalışmalar yürüteceğiz. Eğer kazanamazsak bundan sonrasını devlet düşünecek. Çünkü yargı organı bir düşünce erkinin tekelinde kalacak” dedi.

Kritik seçim öncesinde adalet.org sitesindeki tehdit dolu mesajların yargı mensuplarını etkilememesi gerektiğini belirten Abbas Özden, işi gücü bırakıp bu site ile ilgilenen paralel yapı mensupları olduğunu dile getirdi. Özden,'Adalet.org'un üyesiyim. O yazıları görünce hiç girmedik. Çünkü biz oraya adalet.org değil de adalet.morg diyoruz” dedi.

Bin 500, 2 bin odak var

Seçimi paralel yapının kazanması durumunda yargının bir gücün eline geçeceğini ve devlet sorunu haline geleceğini anlatan Abbas Özden, şöyle konuştu: “Yargı üyeleri vicdanlarıyla en çok bugün baş başa kalacaklar. Bu kuruldan şikayetçi değil misiniz? Herkesin sicilini bozdu mu bozmadı mı? Bir zulüm uyguladı. Bunda hem fikiriz. Aynı insanları iş başına getirmek gibi bir durum olabilir mi? Aynı zihniyeti iş başında tutmak mantıklı mıdır? Sorgulanması gereken bu olmalı. Yargı yasamaya yürütmeye karşı ne kadar bağımsız olacaksa da, bir güç çıkıp yargıyı hegemonyası altına alıyorsa, asıl güç orada zehirlenmiştir. Birilerinden talimat alarak hareket ediyorsa, bağımsızlık orada bitmiştir. Bizim görevimiz inşallah bu şekilde başaracağız, çoğulcu, katılımcı bir yapı oluşturacağız. Ama kaybedersek, bundan sonra bizim değil devletin kendi sorunudur. Devlet bir gücünü bir yere teslim edip etmemeyi düşünecektir. Bir erki bana bağlı olmasın da bir zümreye bağlı olsun derse devletin sorunu olmaz. Ama bu gücü ben kullanırım devlet olarak diyorsa, devletin çalışması başlar.”

BAYAN HAKİMDEN BOMBA CEMAAT AÇIKLAMALARI

Öte yandan yargı içerisinde çöreklenen paralel örgütün kirli işlerine dair yine yargı içinden tanıklar iddialar dile getirmeye devam ediyor. Gülen örgütünün eski bir mensubu olan Hakim Vildan Yeşilyurt A Haber ekranlarında örgütle ilgili şok açıklamalar yaptı. Paralel örgütün yargı içindeki oyunlarının anlatıldığı programda örgüt mensuplarının hakim ve savcılara nasıl tehdit ve şantajla baskı altına alındığı gün yüzüne çıkarıldı. Cemaat evinde yetişen Pasinler hakimi Vildan Yeşilyurt'un bomba açıklamalar yaptığı programda örgütün iç yüzü anlatıldı.

İşte Hakim Vildan Yeşilyurt'un açıklamalarından satır başları;

Bana mobbing uyguladılar

Gülen cemaatiyle lisede tanıştım. Erzincan FEM dershanesine gittim. Herhangi bir olumsuzluk görmedim daha sonra üniversiteye geldim. Bizim kopuş noktamız hakim savcı evlerinde ders çalışıp oralara gireceksiniz dendi. Bana o şekilde söyleyince bana çok fedakarlık yapacaksınız dediler. Ben de daha bizim sınav kazanacağımız belli değil. Neden biz böyle bir adım atıyoruz dedim. Tabi bu kötü bir soruydu. İtaatsizlikti. Ben anladım zaten daha sonra beni istemediler. 3 sene boyunca üniversitede onların evinde kaldım. Cemaati şirket gibi düşünün. Bana mobbing uyguladılar. Yani çık git buradan süreciydi daha sonra ayrıldım. Sınavı çok sıkıntılı bir şekilde kazandım.

Cemaat yapılanmasını ortaya çıkarırsanız sizi bitiririz

Benimle kalan arkadaşlarım sınavı hemen kazandı ama ben gece gündüz çalışıp kazandım. Arkadaşın biri çok yüksek puanla kazandı daha sonra anladım ki soruları vermişler. İnsanlar gece gündüz kurslara gidiyor bunlar nasıl alıyor bu puanı daha sonra sınav iptal oldu bu arkadaşlar o puanları alamadılar. Cemaat mensubu geldi ve bizi tehdit etti. Cemaat yapılanmasını ortaya çıkarırsanız sizi bitiririz dediler. Bu yapı içinde kalınca kimin cemaatçi olduğunu biliyorsunuz. Daha sonra ben sınavı mülakatta kaybettim. Ben bütün sorulara cevap vermiştim. Nasıl olur bu diye peşine düştüm Sonra öğrendim ki arkadaşlarımdan cemaatte MİT ajanlığı yaptım diye sınavı kazanamamışım. Ben aleviyim diye almamışlar cemaat böyle söylemiş.

Kazanacakların listesini cemaat hazırlıyor

Örneğin maliyecilerin sınavı kazananlar listesini alıyorlar ve arkadaşlara bunlardan hangisi mesleğe girmeye uygun hangisi değil diye sordular. Kazananların listesi alınıyor bu nasıl diye tek tek eliyorlar. Tehlikeli bir yapı değilseniz sizi neden rahatsız ediyor.

Arkadaşlara oyunun resmini çekeceksin diyorlar

Gelip arkadaşlarımıza sen o kadar cemaat evinde kaldın bize vefa borcun var. Söz verdiriyorlar yemin ettiriyorlar. Benim bir mahkeme başkanı arkadaşım Yargıtay'ı Danıştay'ı da aldık diyor. Yani oralarda kalan arkadaşlar baskı altında bana özelden yazanlar var bu baskıyı oralardan iletiyorlar. Baskı şantaj ve tehdit var. Cemaat çok stratejiktir. Tutup da direkt "seni öldürürüz" demez. Seni öyle bir tehdit eder ki, öldürmekten beter eder. Seni günden güne bezdiriyor. Ben arkadaşlara şunu da söylüyorum korkmasınlar. Ama arkadaşlara oyunun resminin çekeceksin diyorlar.

Örgüt çok sağlam kurulmuş

Ellerindeki döküman çok etkili onu kullanıyorlar. Her yerde yapılanmaları var. Bir Türkiye imamı varsa, Erzurum'da bölge abisi varsa hatta Erzurum bölge abisiyle de konuştum. O zaman savcıydım MİT ajanı diye yaftaladıklarında Erzurum bölge imamıyla konuştum. Ben sizinle konuşmaya geldim dedim benimle ilgili böyle bir dedikodu var dedim. Ben bundan rahatsızım dedim. Bana şunu söyledi; Bazen arkadaşlar kullanılıyor farkında olmuyorlar.

Başınızı açın

Örgüt dini referanslarla çelişiyordu Yeri geldiğinde dini kuralları bir kenara bırakın diyorlardı.

Yarsav ele geçirildi

Tanıdığım cemaatçiler YARSAV'a üye oldular. Ben YARSAV'ın cemaat tarafından yıllardır ele geçirildiğini söyledim. Cemaatte seçim diye bir şey yok. Kazananların listesi cemaat tarafından hazırlanıyor ve o liste sunuluyor

Facebook'a girmek günah diyorlardı

Maalesef cemaat algı yönetimini çok iyi yapıyor. Facebook'a girmek günahtı diyorlardı. Ama şimdi facebook, twitter dolaşıyorlar. Burada ciddi bir strateji var. Yargıda da imamlar var. Her dönemin abileri ablaları var.

HAKİM: YARSAV TAMAMEN PARALELİN ELİNDE

Yargıdaki paralel yapıya dair bir başka iddia da Danıştay Hâkimi Fetih Sayın'dan geldi. Kurucuları arasında olduğu YARSAV'ın, paralel yapının eline geçmesiyle birlikte Yargıda Birlik Platformu'na katılan Danıştay Hâkimi Fetih Sayın, "YARSAV artık tamamen paralelin elinde. Paralel yargı, hâkim ve savcıları fişleyerek önlerini kesti." diye konuştu.

Paralel yapının uydusu haline geldiği ileri sürülen YARSAV'a içeriden itiraz sesleri yükselmeye devam ediyor. YARSAV'ın kurucularından olan ve 4 yıl YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ile birlikte çalışan Danıştay Tetkik Hâkimi Fetih Sayın da bu isimlerden biri. 12 Ekim HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu (YBP) ile birlikte hareket eden Fetih Sayın ile HSYK seçimlerini ve Türkiye yargısının geleceğini konuştuk.

Yarsav paralelin uydusu

Paralel yapının YARSAV'ı ele geçirme operasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Paralel yapı çok stratejik çalışan bir örgüt. Bunlar her şeyi adım adım gerçekleştiriyorlar. Başta birkaç kişi ile içimize nüfuz etmişler. Önce Ömer Eminağaoğlu'nu hedef aldıklarını görüyoruz. Bir kişiyi hedefe yerleştirdikleri an ona artık bir gömlek giydiriliyor. Başka konularda eleştirilebilir ama o dönemde Ömer Eminağaoğlu'na yapılan haksızlıktı.

YARSAV'ın paralel yapının etkisine girmesinde Emine Ülker Tarhan'ın etkisi hiç olmadı mı?
YARSAV artık birlikte görüntü vermiyor, artık tamamen cemaatin kontrolünde. Ülker hanım ya da Ömer bey bu işin sorumlusu değil. Seçimlere yaklaşılırken üye olmak istiyoruz diyerek üye oluyorlar. O zaman ben bu işte bir tuhaflık olduğunu düşünüyordum. Son 2 ayda ne oluyor da bu kadar kişi üye oluyor dedim. Ama oy çokluğu ile bir anda 200 kişi derneğin üyesi yapıldı. Son gelişmelerden sonra birçok YARSAV üyesi istifa etti. 130 kurucu üye ayrıldı. Çok kişinin de ayrılacağını biliyorum. Birçoğu da kalben ayrılmış ama üşendiği için istifa etmiyor.

Paralel yapı YARSAV'dan neden bu kadar rahatsız oldu?
O dönem YARSAV paralel yapıyı çok rahatsız eden işler yaptı. Öncelikle hal kâğıtlarını bilinir hale getirdik. O hal kâğıtları hâkim ve savcıların geleceğini belirler. Biz bu sicilimizi öğrenemiyorduk. İç işlem diyerek bunu bize bildirmediler. YARSAV bu kuralı bozdu.

Hal kâğıtlarını kullanarak neler yapıldı?
Paralel yapı üyeleri müfettiş olarak atandı. Dün atanan müfettiş 20 yıllık hâkim veya savcıyı denetliyordu. Diyelim dört dörtlük bir hâkimsiziniz sizin hakkınızda hal kağıtlarında "kaleme ilgisiz" deniliyor. "Kaleme ilgisiz" demek paralel yapıya uzak demek. Asla başkan olmasın demek. Elbette buna bir fişleme diyebiliriz.

Panik havası içindeler

HSYK seçimleri yaklaştıkça paralel yargıda bir tutum değişikliği görüyor musunuz?
Panik havası içindeler. Sürekli yafta yapıştırmaya çalışıyorlar. Bizi hükümete biat eden bir grup olarak lanse ediyorlar. Adayları tanıyanlar bunun doğru olmadığını anlıyor.

YBP aday tanıtım toplantısı beklenenin üzerinde bir ilgi gördü. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yargıda Birlik Platformu'nun adayları Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde 2000 hâkim - savcı önünde bir etik sözleşmeyi imzaladı. Bu çok önemli bir açıklamadır. Gün geçtikçe daha akılcı ve daha sağduyulu tepkiler alıyoruz. Önceden bir güvensizlik vardı. Şimdi bu tepki ortadan kalktı. Her geçen zaman bizim lehimize işliyor.

'Hsyk 12 ekim seçimiyle itibarını geri kazanacak'

YBP 12 Ekim HSYK seçimlerini kazanırsa yargıda ne değişecek?
Yargıda Birlik Platformu kazanırsa artık HSYK paralel yapıdan kurtulacak. Her geçen gün ibre bizden yana dönüyor. Adli ve idari yargıda YBP'nin adaylarının tamamının kazanacağını düşünüyorum. Halk, yargı mensuplarının sık sık kamuoyu önünde olmasından hoşlanmaz. Bu yıpratan bir süreçtir. Şu anda yargının güvenirliği yüzde 30'lara düştü. YBP adayları ile birlikte artık HSYK kamuoyunun gündeminden düşecek, itibarlarını geri kazanacak. 12 Ekim paralel yargının bitiş tarihi olacak.

YBP kazanırsa paralel yargı açısından neler değişecek?
Aktif olarak hâkim-savcı kimliğini bir tarafa bırakıp faaliyet gösterenler bu meslekte barınamayacak. Gizli ajandası olmayan, mesleğini düzgün yapan cemaat mensupları ise bizim dönemimizde mağdur olmayacak.

Sık tekrarlanan bir eleştiri var. Yargıda Birlik Platformu hükümet yanlısı bir oluşum mu?
Bizim hükümetle iyi ilişkimiz var, yok demiyoruz. Aynen anayasada belirtildiği gibi medeni bir işbirliği var aramızda. Askerlik, özlük haklar ve hal kağıtları gibi bir çok kazanım elde bu işbirliği sayesinde. Kavga olmaz ve yargı cazibe noktası olmaktan çıkarsa, hâkim ve savcıların üzerindeki baskı da ortadan kalkacaktır.

Paralel yargının 4 yıllık karnesini nasıl görüyorsunuz?
Paralel yapının yargıda kırık bir karnesi var. Neyi düzgün yaptılar ki 4 yıl içinde? 2010 seçimlerinde kendilerine inandırmışlardı ama artık inandırıcılıklarını kaybettiler.

YBP'nin yükselişi paralel yargıyı nasıl etkiledi?
Onlarda bir moral bozukluğu olduğunu görüyoruz. YBP'ye yönelişten çok tedirginler. Yargıtay seçimlerini o yüzden öne aldılar. Sürekli olarak "YBP'ye oyunuzu verin ama bize de bir oy verin" diyorlar. Bu bir taktik...

Erdoğan'ın sözleri güçlerini kırdı

Paralel yapının yargıdaki gücü ne kadar?
Paralel yapı ve YARSAV'ın 4000-4500 civarında oyu var. Ben bu oylarda kırılma olacağını düşünüyorum. Bizzat Sayın Erdoğan paralel yapının ne kadar büyük bir tehlike olduğunu anlatınca genç arkadaşların kafası karıştı ve kendilerini sorgulamaya başladılar. Morallerini yukarıda tutmaya çalışsalar da oylarında azalma yaşanacağını düşünüyorum.

Paralel örgütlenmede HSYK üyesi İbrahim Okur'un oldukça etkili olduğu belirtiliyor. Ne düşünüyorsunuz?
İbrahim Okur dünyanın en demokrat insanı olabilir. Benim için paralel yapı içinde olması önemli değil. Bana İbrahim Okur tarafından haksızlık yapıldı. Bunun 1500 örneğini sayabilirim. Adil davranmaması paralel yapının işine yaradı. Bu benim için yeterlidir. Genel kanaat paralel yapıya yakın olduğu yönünde. Hâkimin adil olması yetmez. Öyle de görünmesi gerekir. Paralel yapı üyesi olmaması yetmez, öyle bir izlenim de vermemelidir. Yeni HSYK bir yapıya biat etmemiş insanlardan oluşmalı. İbrahim Okur ve bazı HSYK üyeleri ise bu tanıma girmiyor.

ESKİ DEFTERLERLE OY BASKISI VE ŞANTAJ

Paralel örgütün seçimleri kazanmak için oy kullanacak olan dolaylı ya da doğrudan tanıdıkları tüm seçmen hakim ve savcılara baskı kurmaya çalıştığına dair bir haber de yine Star gazetesinde Helin Şahin tarafından dile getirildi. Buna göre; paralel yapının, HSYK seçimleri öncesi kendi adamlarının referanslarıyla hakim ve savcılığa aldığı isimlerin defterini tuttuğu ortaya çıktı. Defterdeki isimlerin de tek tek aranarak, “Sizi biz hakim ve savcı yaptık. Bize oy verin” baskısı yapıldığı belirtildi. Paralel yapının siyaset, askeriye, yargı ve iş dünyasındaki uzantılarının referansıyla hakim ve savcılık mülakatından geçen kişilerden şimdi baskıyla oy istendiği belirtildi.

Paralel yapının HSYK seçimlerini almak için akıl almaz yöntemlere başvurduğu ortaya çıktı. 12 Ekim’de yapılacak HSYK seçimleri için aylardır çalışan paralel yapının yargı içindeki uzantılarının seçimleri almak için hakimlik ve savcılık mülakatında referans oldukları kişilere “Sizi biz hakim ve savcı yaptık. Bize oy verin” baskısı yaptıkları belirtildi.

Adamları referans oldu

İddiaya göre, hakim ve savcı sınavında yeterli puanları alan ardından da mülakata girenlerin çoğunun “Paralel yapıdan olan siyasetçi, iş adamı, yargıç veya başka etkin konumlarda olan kişilerin referansıyla” alındı. Mülakata giren yargıç ve savcı adayları hakkında tutulan defterde, referans oldukları kişilerin ismine de yer verilerek “Paralel yapıdan olanlara öncelik verildi” notu düşüldü. Birçok hukuk mezunu kişinin referansına bakarak mülakattan geçiren paralel yapının şimdi bu kişilerden HSYK seçimi için oy istediği kaydedildi.

Oy güvencesi defterler

HSYK adaylarının, kendi adamlarının referansıyla yargıç ve savcılığa aldıkları kişileri arayarak “Sizi biz aldık, şimdi oyunuzu bize verin” diye baskı yaptıkları ifade ediliyor.

Söz konusu mülakat sonucu her yıl 1500 hakim savcı adayı yargı alanında çeşitli birimlere atanıyor. Paralel yapının 4 bin civarında oyu olduğu yönündeki iddiaların da referans oldukları hakim ve savcılara dayandırdıkları öne sürüldü. İddiaya göre, paralel yapının HSYK adayları 2010 yılından bu yana alınan personelin çoğunun kendilerine yakın kişilerin referansını taşıdığı için bu kişilerden oy almaya garanti gözüyle bakıyorlar.

Kim olduğumu biliyor musun?

PARALEL yapının adaylarının “bağımsız” adı altında gireceği seçim öncesi geçtiğimiz günlerde İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde ilginç bir olay yaşandı. HSYK üyesi olan ve tekrar aday olan Teoman Gökçe, seçim çalışması için adliyede ziyaretler yapıyordu. Teoman Gökçe, oy istemek için Sulh ve tapu mahkemelerinde binlerce dosya devralıp sıfırladığı için “Sıfırcı hakim” olarak bilinen İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ahmet Korkusuz’u ziyaret etmek istedi. Gökçe, odasına girdiği Korkusuz’un “Müsait değilim” cevabı üzerine hoşnut olmadı ve “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz, ben HSYK üyesi ve adayıyım” dedi. Bunun üzerine öfkelenen Korkusuz’un “Sizin gibi adaylara ihtiyacımız yok” diyerek Gökçe’yi odasına kabul etmediği kaydedildi.

(12 Ekim 2014, 15:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Anayasa Mahkemesi uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Meclis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sınav yolsuzlukları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal yolsuzluklar manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık (2013) soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-07 Şubat (2012) MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-22 Temmuz (2014) operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-Taltif yolsuzluğu operasyonları manşetlerimiz
Paralel yapı-14 Aralık (2014) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-08 Şubat (2015) soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapıya açılan davalar manşetlerimiz
Paralel yapıya yönelik soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Tahşiye Kumpası manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları manşetlerimiz
Paralel yapı-28 Şubat süreci manşetlerimiz
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapıya karşı TBMM'nin attığı adımlar
Paralel yapıya karşı HSYK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MGK'nın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı MİT'in attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Yargıtay'ın attığı adımlar
Paralel yapıya karşı Diyanet'in attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı soruşturmalarındaki Fetullah Gülen delilleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
PARALEL YAPI İLE İLGİLİ TÜM HABERLERİMİZ

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=6352    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 812)  | Sonraki 20 



Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

İç Güvenlik Paketi yasalaştı

28.03.2015 15:14 Kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşt..
Tamamı 28.03.2015

Sivas'ta 5 tutuklama daha

28.03.2015 14:23 13 Mart'ta Sivas merkezli 18 ilde gerçekleştirilen emniyetteki 'yasa dışı dinleme' operasyonunda mahkeme tarafından serbest bırakılan ancak savcının itirazı üzerine Tokat Sulh Ceza Hakimliği tarafından hakkında tutukla..
Tamamı 28.03.2015

Cihaner ilk kez ifade verdi

28.03.2015 14:09 CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, "terör örgütü üyeliği" suçundan hakkında açılmış davada ilk kez ifade verdi. Gülen Cemaati hakkında ilk soruşturmayı kendisinin açtığını söyleyen Cihaner, "şu an cemaat hakkında ..
Tamamı 28.03.2015

Bedduacı binbaşı görevden alındı

28.03.2015 16:03 Sosyal medyadan paralel yapı propagandası yapan Binbaşı Erdal Müniroğlu görevden alındı. Binbaşının 17 ve 25 Aralık darbe girişimi sırasında Gülen'in beddualı videosuna “Derinden amin diyorum” notunu yazdığ..
Tamamı 28.03.2015

Flaş!!! KPSS'de 19 ilde 82 gözaltı

23.03.2015 21:42 2010 yılında yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ile ilgili usülsüzlük iddialarıyla ilişkin bu sabah eş zamanlı operasyon başlatıldı. Polis ekipleri, aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Isparta, Sivas, Samsun ve ..
Tamamı 23.03.2015

Gülen'e şok: Utanç dosyası açıldı

23.03.2015 21:34 Erzurum'da 2007'de ortaya çıkan ve mahkeme aşamasına getirilmeden kapatılan tecavüz skandalının dosyası 'paralel yapı' soruşturması kapsamında yeniden açıldı. Soruşturma Erzurum Başsavcılığı tarafından zamanaşımının do..
Tamamı 23.03.2015

Belgeler kozmik kömürlükten çıktı

23.03.2015 19:58 Balyoz'da kumpas soruşturması kapsamında tutuklanan Mehmet Baransu'nun eski eşine ait evin kömürlüğünde ele geçirilen belgelerin çoğu, 'gizli' ibareli kozmik yazışmalar çıktı. Baransu'nun avukatlarının belgelerin doldu..
Tamamı 23.03.2015

Hanefi Avcı göreve dönüyor

23.03.2015 19:43 Devletteki paralel yapılanmaya dikkat çektiği kitabı "Haliç'te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat"ı yayınladıktan sonra ismi "Devrimci Karargah" soruşturmasına dahil edilerek hapse yollanan ve 4 yıl tutuklu kald..
Tamamı 23.03.2015

Cemaat okuluna baskın

23.03.2015 19:18 Fetullah Gülen cemaatine bir şok daha.. Adana Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis ekipleri tarafından, cemaate bağlı Özel Burç Okulları'nda yapılan aramada, bir çok bilgisayara ve hard diske incelenmek üzere el konuldu. A..
Tamamı 23.03.2015

Darbe referandumda planlanmıştı

21.03.2015 21:06 17-25 Aralık Darbe Girişimleri'nin temeli 2010 yılında Paralel Yapı'nın ülke üzerindeki algı operasyonlarıyla atıldığı 2015'teki yargı kararlarıyla açıkça ortaya çıktı. 'Arınç'a suikast iddiası ile Kozmik Oda araması',..
Tamamı 21.03.2015

Erdoğan: Bu yapı hepimizi aldattı

21.03.2015 18:04 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitler Günü'ne ilişkin "Milletimizin 200 yıllık makus talihinin kırıldığı yer olan Çanakkale, Kurtuluş Savaşımızın da habercisiydi, müjdecisiydi. Kurtul..
Tamamı 21.03.2015

Kripto dinlemeye 28 müebbet

21.03.2015 17:49 Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı, devletin zirvesinin kullandığı kriptolu telefonları dinlemesiyle ilgili soruşturmayı tamamladı. 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak', 'siyasal veya askeri casusluk', 'suç işl..
Tamamı 21.03.2015

Taltif yolsuzluğu davası başladı

21.03.2015 17:31 "Bazı polislere usulsüz taltif verildiği" iddiasıyla 17 kişinin yargılanacağı dava ile "usulsüz dinleme" iddialarıyla 18 kişi hakkında açılan diğer bir davanın görülmesine Ankara'da başlandı. "Bazı polislere, hak etme..
Tamamı 21.03.2015

Romanya böcekçileri iade ediyor

21.03.2015 17:20 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, başbakanlığı döneminde çalışma ofisine dinleme cihazı konulmasıyla ilgili Romanya'da yakalanan iki polisle ilgili Romanya mahkemesi Türkiye'ye iadelerine hükmetti. Hala Romanya'd..
Tamamı 21.03.2015

Senatörler: Ajanlarımıza dokunmayın

21.03.2015 17:02 ABD'li 74 senatörün imzaladığı Türkiye karşıtı mektup için paralel yapının senatörler üzerinde baskı kurduğu ve Yahudi lobisine yakın çevrelerin desteğini aldıkları ortaya çıktı. Pek çok senatörün mektubun içeriği ve ..
Tamamı 21.03.2015

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
11.664.074