Gazze'lilerin acısı acımızdır
YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
24 Temmuz 2014, Perşembe
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..

  Özet  EskidenYeniye
 
İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "rauf" için arama sonuçları    (Toplam 46 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


7 bin kişiye paralel şok!

Paralel yapının en karanlık komplosu deşifre oldu. Darbe çetesinin, hayali terör örgütü isimleri üreterek Başbakan Erdoğan, yakın çevresi, siyasetçi, gazeteci, yazar, STK temsilcileri ve işadamlarının aralarında bulunduğu 7 bin kişiyi 3 yıl boyunca dinlediği ortaya çıktı. TMK savcıları Adem Özcan ve Adnan Çimen, dosya numarası 2011/762 olan 'Selam Terör Örgütü' soruşturması kisvesi altında mahkemelerden aldığı izinlerle yedi binden fazla kişiyi dinledi. Gazeteciler Ertuğrul Özkök'ten Yusuf Ziya Cömert'e, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'dan İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya kadar yedi binden fazla isim terör örgütü üyesi şüphesiyle dinlemeye alındı.

24.02.2014 10:47 Paralel yapının en karanlık komplosu deşifre oldu. Darbe çetesinin, hayali terör örgütü isimleri üreterek Başbakan Erdoğan, yakın çevresi, siyasetçi, gazeteci, yazar, STK temsilcileri ve işadamlarının aralarında bulunduğu binlerce kişiyi 3 yıl boyunca dinlediği ortaya çıktı.

2011'DEN BERİ 7 BİN KİŞİ DİNLEDİ

Star ve Yeni Şafak gazeteleri, tarihin en büyük telekulak skandalı olduğunu iddia ettikleri belgeleri yayınladı. Dosya numarası 2011/762 olan belge ile 17 Aralık darbe girişimine kalkışan paralel yapının 'Selam Terör Örgütü' iddiasıyla gazeteci Ertuğrul Özkök, Star yayın yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, TRT Haber Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör, Yeni Şafak Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, CHP Genel Merkezi, gazeteci Hüsnü Mahalli, MİT Basın Müşaviri Nuh Yılmaz, oyuncu-spiker Defne Samyeli, Başbakan'ın Başdanışmanı AK Partili vekil Yalçın Akdoğan, Vakıfbank Genel Müdürü Halil Aydoğan Başbakan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın da aralarında olduğu yedi binden fazla kişiyi dinlediği tespit edildi.

HAYALİ “SELAM TERÖR ÖRGÜTÜ”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarının ardından kayıtsız dinleme yapıldığını tespit edince inceleme başlattı. Yetkililer, “Selam Terör Örgütü” isimli bir belgenin üzerinde Başbakan’ın ismini görünce şok oldu. İlk planda 3064 kişiyi bulan dinleme kayıtları ve 125 klasörlük bir soruşturma ele geçirildi.

KİRLİ İMZANIN SAHİBİ SAVCI ADNAN ÇİMEN

Kirli planın altındaki imza ise eski Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen’e ait. Çimen, 2011 yılında 4 sayfalık bir düzmece ihbar mektubunu gerekçe gösterip polisteki paralel yapı üyelerine dinleme talimatları verdi. 5 kişiyle başlayan soruşturmaya önce Başbakan ardından Türkiye’nin yakından tanıdığı binlerce kişi dahil edildi.

ÖNCE DARBE SONRA BİNLERCE KİŞİ HAPSE

Dinlenen bazı numaraların karşısında “X” ya da “Ahmet”, “Mehmet” “Merve”, “Sevda” gibi isimler yer alıyor. Başsavcılık bu kişilerin kim olduğunu tespit etmeye çalışıyor. Bu kişilerin hangi gerekçeyle dinlendiği bilinmiyor. Paralel yapının hayali örgüt üzerinden darbe ve binlerce kişiyi cezaevine doldurmayı planladığı tahmin ediliyor.

SELAM TERÖR ÖRGÜTÜ!

Paralel yargı üyelerinin imza attığı illegal dinlemeler için çeşitli soruşturmalar kullanıldı ve dinlenecek isimler bu dosyalara dahil edildi. Bazı isimler 17 Aralık-25 Aralık operasyonları kapsamında, bazıları ise daha önceki Gezi Parkı eylemlerine ilişkin soruşturmalarda dinlendi. Meydanları savaş alanına çevirenlere ceza öngörmeyen paralel yargının, 'vandal'larla ilgisi olmayan birçok ismi Gezi soruşturmasına dahil ederek 'arşivlemesi' dikkat çekti. Başsavcılık, incelemeyi derinleştirdikçe paralel yapının başta Başbakan Erdoğan olmak üzere Türkiye'nin önde gelen birçok ismini dinlemek için bir 'terör örgütü' uydurduğu'nu da ortaya çıkardı. 2011/762 nolu dosya kapsamında neredeyse tüm Türkiye'yi kendilerinin uydurduğu 'Selam Terör Örgütü' bahanesiyle dinleyen paralel yapı, dinleme ve fişleme işini 7 Şubat 2012'deki MİT krizinden önce, 2011 yılında başlattı.

SAVCI ADNAN ÇİMEN

2011'de dört sayfalık bir ihbar mektubu üzerine başlayan soruşturma eski Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen'in talimatıyla hayata geçti. Soruşturmayı daha sonra TMK Savcısı Adnan Özcan sürdürdü. Soruşturmayı yürütenler dört sayfalık ihbar mektubunun bir kenarına 'Tayyip Erdoğan' notu düştü. Belgelerin üzerindeki 'Tayyip Erdoğan' ibaresi daha sonra eklenen bir ok işaretleriyle belirgin hale getirildi. 5 kişiyle başlayan soruşturmaya önce Başbakan Erdoğan, daha sonra başta danışmanlar olmak üzere Başbakan'ın tüm çevresi dahil edildi. İlerleyen tarihlerde soruşturma bahanesiyle kayıt listesine sivil toplum kuruluşları temsilcileri, gazeteciler, yazarlar, öğretim üyeleri, işadamları, siyasetçiler, medya kuruluşlarının santralleri ve bankalar da eklendi.

ARŞİV BÖYLE OLUŞMUŞ

Başsavcılığın ilk bulgularına göre dinlenenlerin sayısı 3064'ü buluyor. Fakat takipteki isimlerin çok daha fazla olduğu belirtiliyor. Dinlenen kişilerle bağlantılı olarak, on binlerce kişinin telefonunun yıllarca dinlendiği tahmin ediliyor. Dinlenen bazı numaraların karşısında 'X' ya da 'Ahmet', 'Mehmet', 'Merve', 'Sevda' gibi isimlerin yeralması dikkat çekiyor. Başsavcılık şimdi bu kişilerin kim olduğunu tespit etmeye çalışıyor. Bu isimlerden kimlerin mahkeme kararıyla ya da hangi gerekçeyle dinlendiği henüz bilinmiyor. Telefonu dinlenen kişilerin ticari sırlarının üçüncü kişilere verilip verilmediği, şantaj yapılıp yapılmadığı merak ediliyor.

Sahte ihbar mektubu

Özel Yetkili Savcı Adnan Çimen soruşturmayı 4 sayfalık hayali bir ihbar mektubuyla başlattı. İllegal soruşturmayı yürütenler, ihbar mektubunun bir kenarına pervasızca 'Tayyip Erdoğan' yazdılar. 'Tayyip Erdoğan' yazısı bir ok işaretiyle belirgin hale getirildi.




İŞTE DİNLENENLERDEN 2204 KİŞİNİN ADI VE TELEFON NUMARASI:

555 993 69XX: Abbas ÇELİK
532 556 86XX: Abdulahmit GÜL
532 293 59XX: Abdulaziz Kerem KIRSAVAL
539 567 63XX: Abdulbaki
312 437 09XX: Abdulelah MARDAN
533 202 36XX: Abdulhakim
549 511 12XX: Abdulhakim Abdül ÇİÇEKLİ
533 351 97XX: Abdulhalik KARABULUT
212 523 21XX: Abdulhamit ÇELİK
538 245 86XX: Abdulhamit ÇELİK
541 382 64XX: Abdulhamit ÇELİK
532 243 37XX: Abdulkadir
532 610 44XX: Abdulkadir
530 211 54XX: Abdulkadir CEYLANİ
541 561 90XX: Abdulkadir LİVAOĞLU
533 668 62XX: Abdulkadir ÖZEL
539 249 01XX: Abdulkadir YILMAZ
535 724 04XX: Abdullah
534 699 45XX: Abdullah
536 374 28XX: Abdullah
532 577 28XX: Abdullah
545 607 39XX: Abdullah
534 968 17XX: Abdullah
532 684 04XX: Abdullah GÖKOĞLAN
532 157 60XX: Abdullah KOCA
532 799 35XX: Abdullah Küçük AYTEKİN
533 599 03XX: Abdullah ÖZKAYA
533 764 69XX: Abdullah TERZİ
532 374 66XX: Abdullah TURAN
533 346 78XX: Abdullah TÜTÜNCÜ
542 225 53XX: Abdullah YILDIZ
532 254 30XX: Abdullah Zerrar CENGİZ
533 415 49XX: Abdullah-Gençosman Vakfı
532 156 85XX: Abdulmecit
538 615 77XX: Abdulmecit NAZAR
532 442 03XX: Abdulmuttalip ÖZBEK
534 827 36XX: Abdulvahap SAĞLAM
533 653 06XX: Abdulvahap YILMAZ
532 261 58XX: Abdulvahit ŞİMŞEK
532 588 69XX: Abdurahman
533 429 11XX: Abdurrahim
532 436 36XX: Abdurrahim KARSLI
532 237 73XX: Abdurrahim TEMEL
536 439 38XX: Abdurrahman ALİY
212 251 45XX: Abdurrahman ARSLAN
533 687 84XX: Abdurrahman ARSLAN
533 558 63XX: Abdurrahman BABACAN (Mazlumder)
532 280 50XX: Abdurrahman CENGİZ
536 581 44XX: Abdurrahman ÇELİKER
530 767 98XX: Abdurrahman ÖZBEK
532 568 45XX: Abdurrahman YAMAN
507 754 25XX: Abdusemet ALAN
532 253 33XX: Abdülaziz KOCA
532 318 01XX: Abdüllatif ŞENER
532 201 11XX: Abit
533 278 05XX: Abuzer GELSE
534 218 27XX: Adalet
536 569 76XX: Adalet
506 976 24XX: Adem ÇAYLAK
533 244 86XX: Adem KABAL
505 434 68XX: Adem KAYIŞ
532 281 57XX: Adem ÖZKÖSE
532 645 92XX: Adem YERLİKAYA
536 381 30XX: Adem YERLİKAYA
535 238 64XX: Adem YERLİKAYA
532 613 55XX: Adnan
530 540 51XX: Adnan
549 748 01XX: Adnan
532 306 74XX: Adnan
536 454 92XX:
532 355 40XX: Adnan BOYNUKARA
532 788 10XX: Adnan DEMİRYÜREK
505 807 08XX: Adnan DOĞAN
212 613 96XX: Adnan İNANÇ
212 674 01XX: Adnan İNANÇ
532 565 72XX: Adnan İNANÇ
535 071 97XX: Adnan ORAL
537 207 28XX: Adnan ORAL
532 569 16XX: Adnan Şefik ÇİRKİN (MHP Hatay M.V)
505 484 01XX: Adnan ŞENOL
532 334 85XX: Adnan YÜKSEL
533 381 77XX: Afşin YURDAKUL
537 969 68XX: Ağayı NURİ
530 260 37XX: Ahmet
549 248 74XX: Ahmet
535 226 34XX: Ahmet
534 319 40XX: Ahmet
312 207 77XX: Ahmet
533 477 77XX: Ahmet
538 016 88XX: Ahmet
533 598 41XX: Ahmet
532 287 62XX: Ahmet
536 430 55XX: Ahmet
530 568 14XX: Ahmet
530 402 02XX: Ahmet AKSU
507 297 80XX: Ahmet Ali KAPLAN
542 387 88XX: Ahmet AYNACI
542 792 45XX: Ahmet BOYRAZ
549 320 44XX: Ahmet BOYRAZ
532 663 19XX: Ahmet Cevat ACAR
530 765 85XX: Ahmet ÇAKMAK
538 033 95XX: Ahmet ÇOMAK
533 598 78XX: Ahmet DOĞAN
532 731 17XX: Ahmet Duran ÖZDEMİR
533 696 03XX: Ahmet Erhan GÖKAL
533 964 96XX: Ahmet ERTÜRK
532 792 59XX: Ahmet Faruk ÜNSAL
533 414 35XX: Ahmet Faruk ÜNSAL
532 375 78XX: Ahmet GÜNDOĞDU
533 634 64XX: Ahmet Hilmi BOYRAZ
533 205 65XX: Ahmet KARAKAŞ
533 462 75XX: Ahmet KILIÇ
532 325 32XX: Ahmet KINTAŞ
507 960 76XX: Ahmet KÖROĞLU
537 380 92XX: Ahmet MUHTAR (Kayınbabası)
533 221 48XX: Ahmet SARIKURT
531 406 79XX: Ahmet SUNAR
532 670 36XX: Ahmet ŞİRİN
532 366 50XX: Ahmet Tarık ÇELENK
538 333 44XX: Ahmet TAŞ
531 323 75XX: Ahmet YAZICIOĞLU
531 888 52XX: Ahmet YIKAR
505 212 43XX: Ahmet YILDIZ
531 510 27XX: Ahmet ZORLU
505 233 47XX: Ahmet Zülfikar AKELMA
535 086 58XX: Akay GÜNERİ
532 316 10XX: Akın
533 592 15XX: Akın
536 822 40XX: Akif
532 206 78XX: Akif EMRE
506 859 10XX: Alaaddin AVŞAR
535 014 37XX: Alev ATEŞ
534 633 82XX: Aleyna
532 211 50XX: Ali
533 765 27XX: Ali
533 664 51XX: Ali
554 383 22XX: Ali
549 736 43XX: Ali
533 591 03XX: Ali
535 694 93XX: ALİ
505 457 21XX: Ali AĞAOĞLU
532 325 60XX: Ali ALBAN
533 684 70XX: Ali ARSLAN
532 300 71XX: Ali ASIM
536 964 47XX: Ali BAŞAK
530 543 43XX: Ali BAYRAKTAROĞLU
212 315 86XX: Ali ÇELİK
535 873 47XX: Ali DALAZ
536 414 25XX: Ali DUMAN
533 938 30XX: Ali ERDOĞAN
538 861 71XX: Ali ERSAY
530 687 11XX: Ali GÜMÜŞ
554 719 46XX: Ali Haydar HARMANKAYA
533 778 55XX: Ali İHSAN
533 394 55XX: Ali İhsan EREN
535 668 62XX: Ali İrfan VURAL
537 744 87XX: Ali KAPLAN
537 774 65XX: Ali KAYA
532 234 36XX: Ali Kemal TAŞDEMİR
505 291 15XX: Ali KIRAN
532 334 66XX: Ali KÜTÜK
532 176 19XX: Ali Osman ASLAN
532 224 39XX: Ali Osman DENİZ
507 926 61XX: Ali Osman MERT
532 392 00XX: Ali ÖZGÜNDÜZ (M.Vekili)
505 286 08XX: Ali Rıza AYYILDIZ
532 313 44XX: Ali SARIKAYA
532 615 64XX: Ali TOPAL
532 698 35XX: Ali TUĞCU
532 262 76XX: Ali ÜNAL
542 603 77XX: Ali YAR
533 564 21XX: Ali YAZICI
535 660 54XX: Ali YERAL
531 825 49XX: Alican ÇALİ
507 259 67XX: Alim
532 451 17XX: Alpaslan BAYRAKTAR
505 767 66XX: Alperen
532 556 33XX: Alpertekin BASMAZ
505 428 42XX: Alptekin DURSUNOĞLU
312 999 20XX: Anadolu Ajansı
506 904 29XX: Arif
532 614 57XX: Arif YAVUZ
532 566 32XX: Arslan Kağan ARSLAN
539 613 13XX: Arzu
507 193 01XX: Arzu
553 450 93XX: Arzu
533 564 21XX: Arzu
212 850 82XX: Arzu
534 624 71XX: Arzu
555 230 68XX: Aslan DEĞİRMENCİ
532 521 08XX: Aslı
505 949 80XX: Aslı
535 064 85XX: Aslı
505 663 93XX: Aslı NACAR
532 286 08XX: Ata ŞENLİKÇİ
536 465 83XX: Atakan YILDIRIM
216 651 23XX: Atasoy MÜFTÜOĞLU
222 220 79XX: Atasoy MÜFTÜOĞLU
532 345 76XX: Atıf ÖZBEY
532 282 38XX: Atilla
530 380 17XX: Atilla ALBAYRAK
533 387 57XX: Atilla SANSAK
533 249 38XX: Av. İbrahim SAYAN
532 241 72XX: Av. Yakup ERİKEL
507 689 76XX: Ayda
312 420 33XX: Aydın
533 730 23XX: Aydın
530 767 00XX: Aydın
555 969 00XX: Aydın ALTINTAS
532 574 28XX: Aydın KOZAK
535 347 74XX: Aydın KÖSTEM
533 340 42XX: Aydın ÖZBEY
532 256 03XX: Ayhan
507 285 80XX: Ayhan
532 317 08XX: Ayhan BİLGEN
532 770 63XX: Ayhan DEMİR
533 653 97XX: Ayhan DEMİR
532 615 23XX: Ayhan OGAN
531 266 20XX: Ayla
535 511 36XX: Aynur
543 420 14XX: Aysun ÇAKIR
536 841 89XX: Ayşe
532 234 10XX: Ayşe Özlem CANKURTARAN
533 771 30XX: Ayşe Özlem CANKURTARAN
532 585 88XX: Ayşın GÖNENÇ
539 744 04XX: Aytaç ERKAYA
533 723 78XX: Aytül Bostancı KOMİT
533 232 99XX: Ayvaz ŞEREN
532 441 38XX: Azad
532 256 31XX: Azat
505 250 24XX: Azem UYSAL
536 684 05XX: Aziz Ramazan KARAKÜLÜK
312 322 82XX: Azmi
530 462 29XX: Azmi YEŞİL
322 459 13XX: Azmi YEŞİL
505 684 76XX: Bab-ı Ali Vakfı
532 672 26XX: Bahadır Aziz SAKİN
530 933 42XX: Bahattin
533 436 07XX: Bahattin KAYAR
533 433 05XX: Bahaüddin ÇOLAKOĞLU
530 311 76XX: Bahri
532 761 31XX: Bahri
532 615 64XX: Bahri TOPAL
539 279 40XX: Baki KAYA
544 525 17XX: Barış
532 250 78XX: Barış GÜLTEKİN
535 529 44XX: Barış TERKOĞLU
535 871 59XX: Başaran
533 684 54XX: Başbuğ
532 477 23XX: Başhekim Doktor Kamuran
536 727 44XX: Bayram
312 210 79XX: Bayram SİNKAYA
530 323 96XX: Bayram SİNKAYA
532 300 30XX: Bedirhan ACAR
532 604 79XX: Bedriye KILIÇ
533 364 06XX: Begüm DÖNMEZ
532 213 23XX: Behçet GÜNGÖR
506 895 64XX: Bekir AYDOĞAN
541 641 07XX: Bekir ERDOĞAN
545 229 81XX: Bekir EROĞLU
507 952 27XX: Bekir TEKGÖZ
532 778 59XX: Bekir YILDIZ
532 355 98XX: Bektaş
533 745 95XX: Berkan ESİN
216 201 15XX: Berna
224 220 05XX: Berrin KOYUNSAĞAN
532 333 65XX: Betül
531 567 27XX: Betül BAYSAN
541 355 41XX: Betül HOŞ
530 824 41XX: Bilal
312 420 55XX: Bilal COŞKUN
542 722 24XX: Bilal COŞKUN
538 214 81XX: Bilal KAVUNOĞLU
507 646 00XX: Bilal SUCUBAŞI
533 522 33XX: Bilgehan Ahmet ARSLAN
532 225 77XX: Boran KABADAYI
538 587 43XX: Buket GÜLER
212 528 58XX: Bulvar Palas Hotel
544 633 54XX: Burak
555 629 87XX:
507 312 69XX: Burhan
535 330 64XX: Burhan KAVUNCU
532 777 00XX: Burhanettin DURAN
546 969 85XX: Bülent
532 294 92XX: Bülent ALAN
531 746 41XX: Bülent AYYILDIZ
533 652 20XX: Bülent ÇAVUŞ
535 712 00XX: Bülent KANSU
532 790 14XX: Bülent SAYGILI
542 747 96XX: Bülent YILDIRIM
530 788 92XX: Bülent YILDIRIM
533 598 78XX: Bülent YILDIRIM
537 371 22XX: Bünyamin İPEK
545 283 84XX: Bünyamin YAVUZ
534 834 61XX: Büşra YALÇIN
505 278 34XX: Cabir ATAM
544 324 21XX: Cafer Bendi DERYAN
530 513 28XX: Cafer ÖZENİR/Çekmece Bld. Bşk
532 376 75XX: Cahit
533 513 41XX: Can
532 494 22XX: Canan
539 717 61XX: Canan
533 583 19XX: Canik
537 010 07XX: Cavit
533 814 21XX: Cebbar YILMAZ
533 437 37XX: Celal
212 613 96XX: Celal
532 551 02XX: Celal
538 861 71XX: Celalettin YURTOĞLU
553 431 61XX: Cem
212 528 50XX: Cem
532 203 14XX: Cem BOZLU
542 840 28XX: Cem GENÇOĞLU
532 247 39XX: Cem Metin GÜLBAY
533 498 94XX: Cemal
532 266 51XX: Cemal
532 257 16XX: Cemal ÖKSÜZ
532 213 46XX: Cemal ÖZDEMİR
533 598 78XX: Cemal Yılmaz DEMİR
530 746 16XX: Cemalettin
532 492 61XX: Cemalettin ÖZDEMİR
532 322 13XX: Cemalettin Yılmaz ALBAN
532 637 48XX: Cemil AYDİLEK
533 463 29XX: Cemil DEMİR
539 362 52XX: Cenapcan
542 581 24XX: Cengiz ARTUKOĞLU
532 614 20XX: Cengiz ÖZDEMİR
532 254 22XX: Cengiz ÖZDİKER
532 757 15XX: Cenk
554 629 65XX: Cenk
532 405 22XX: Ceren
539 236 88XX: Cevad HURAN
505 660 99XX: Cevher CADUK
312 207 40XX: CHP Genel Merkezi
541 330 37XX: Cihan
532 457 79XX: Cihat BAĞDAT
532 303 54XX: Cihat GÖKDEMİR
539 596 43XX: Cisem
532 232 51XX: Coşkun
532 585 56XX: Cumali ASLAN
506 333 78XX: Cumhur ÜNAL
532 695 38XX: Cüneyt
532 274 92XX: Cüneyt KORAL
530 501 96XX: Cüneyt SARIYAŞAR
532 484 42XX: Çağlar
532 433 78XX: Çağrı SOLAK
532 773 46XX: Çetin AKYÜZ ( Kazimi)
532 354 54XX: Çetin DEDE
532 492 39XX: Çetiner ÇETİN
544 681 25XX: Çiğdem
543 959 20XX: Çiğdem
507 603 86XX: Çiğdem ŞAHİN
532 234 32XX: Çimen Filiz PAŞA SERTBAŞ
532 204 32XX: Çimen Filiz PAŞA SERTBAŞ
537 058 78XX: Çimen Filiz PAŞA SERTBAŞ
212 465 90XX: Damla
532 746 20XX: Dane
212 512 14XX: Darülşıh
535 410 59XX: Davut
533 770 01XX: Davut
545 770 34XX: Davut
533 503 42XX: Defne SAMYELİ
532 212 41XX: Demet GÜNDOĞDU
532 223 22XX: Deniz DEMİR
539 648 17XX: Derin
532 394 04XX: Derviş ÇELİK
536 775 83XX: Derviş KARDEŞLİK
532 731 17XX: DH Basın Yay. Matb.
533 238 19XX: Didem TOMASLAR
533 599 24XX: Dilaver
534 053 86XX: Dilek
534 061 39XX: Dilek
553 423 24XX: Dilek
542 387 74XX: Dilek YAPICI
541 827 02XX: Diyadin AKA
542 506 35XX: Doğan
533 248 03XX: Doğan EKŞİNAT
533 669 27XX: Durmuş
532 264 24XX: Durmuş Ali EKER
533 769 88XX: Durmuş GÜNAY
533 715 73XX: Ebru
535 072 06XX: Ebubekir ORTA
212 523 11XX: Ebulfez
538 857 52XX: Ebulfez
539 588 83XX: Ebuzer ERSOY
543 933 68XX: Eda
505 403 10XX: Eda HAN
532 463 26XX: Edip Ali YAVUZ
541 781 08XX: Ednan GÜZELDERE
532 428 29XX: Efkan ALA
532 371 64XX: Efkan BOLAÇ
532 345 06XX: Eflatun SAYGILI
531 777 91XX: Egemen ARKUT (On4)
533 624 26XX: Ehet SOLHAN
530 417 40XX: Ekrem
533 742 68XX: Ekrem
538 363 24XX: Ekrem
505 592 48XX: Ekrem ÇORAKLIK
537 561 65XX: Ekrem NECİPOĞLU
212 229 04XX: Elif
533 598 78XX: Elif
541 743 64XX: Elif
536 272 23XX: Elif ALICI
506 896 72XX: Elif BERK
530 383 51XX: Elif ERDEM
216 539 11XX: Elif GERMİYANLIGİL
532 566 26XX: Elif GERMİYANLIGİL
530 311 76XX: Elvin
543 601 58XX: Emel
530 230 33XX: Emin ŞEN
539 319 11XX: Emine TAŞ
530 382 32XX: Emir
533 267 44XX: Emir EŞ
534 223 08XX: Emir KURTULMUŞ
532 376 50XX: Emir SAKMAN
532 320 03XX: Emir Tamer TOĞANAŞ
532 237 30XX: Emre
555 485 10XX: Emre
534 927 71XX: Emre
532 741 55XX: Emre BERBER
536 443 85XX: Enes
538 897 01XX: Enes GÜNAYDIN
507 772 80XX: Engin BİLGİN
533 326 68XX: Engin BİLGİN
535 057 59XX: Ensar AVCIOĞULLARINDAN
312 309 89XX: Enver
530 403 95XX: Ercan
532 775 70XX: Ercan ALAGÖZ
530 416 06XX: Ercan SARICAOĞLU
530 416 15XX: Erdal
530 460 77XX: Erdal
312 425 40XX: Erdal Celal SUMAYTAOĞLU
530 145 31XX: Erdal Celal SUMAYTAOĞLU
533 564 66XX: Erdal Mehmet AYTAY
532 215 51XX: Erdal SELİMOĞLU
533 460 70XX: Erdal Tanas KARAGÖL
553 253 92XX: Erdal TUNCAY
532 311 58XX: Erdem SÜRMEN
532 775 70XX: Erdinç
538 774 93XX: Erdoğan YILMAZ
538 357 13XX: Eren
212 244 48XX: Erhan
532 272 42XX: Erhan
546 268 42XX: Erhan GÜNGÖR
553 526 06XX: Erhan ÖZTÜRK
533 501 94XX: Erkan
532 177 71XX: Erkan ÇİÇEK
554 462 21XX: Erkan KARAKAYA
530 936 72XX: Erol DİLAVER
532 508 10XX: Erol ERDOĞAN
532 477 43XX: Erol GÖKA
535 867 27XX: Erol ÜNALDI
505 330 21XX: Ersagun SERVİ
532 737 36XX: Ersan
554 581 18XX: Ersan GÜNGÖR
537 609 53XX: Ersin TEZCAN
505 543 01XX: Ertan BEŞE
532 213 75XX: Ertuğ (Diktaş)
530 931 20XX: Ertuğrul
549 666 67XX: Ertuğrul ÖZKÖK
532 570 55XX: Ertürk SALTABAŞ
542 490 28XX: Esra
533 370 50XX: Esra
531 393 79XX: Eşref
507 218 30XX: Eşref ÖZVİRAN
531 597 56XX: Ethem
530 170 77XX: Eyüp
312 224 11XX: Eyüp ERHAN
505 330 21XX: Eyüp Gökhan ÖZEKİN
535 292 18XX: Eyüp GÖKTAŞ
532 262 06XX: Fahrettin ÇAKMAK
532 721 30XX: Fahri
537 449 34XX: Fahri AYSEL
535 694 54XX: Fahri KELEŞ
532 211 53XX: Faik IŞIK
553 251 19XX: Faik ÖZCAN
554 492 71XX: Faruk
533 814 01XX: Faruk HASETÇİ
534 618 64XX: Faruk KOCA
538 077 50XX: Faruk KOCA
533 218 54XX: Faruk KOCA
531 960 79XX: Faruk KOCA (Furgan)
532 313 77XX: Faruk Nafiz ÖZAK
532 677 66XX: Faruk ÖZKADER
533 771 65XX: Faruk SOLAK
533 358 22XX: Faruk ÜST
536 367 78XX: Fasih AĞLAMAZ
532 281 26XX: Fatih
212 447 33XX: Fatih
533 209 85XX: Fatih
555 720 42XX: Fatih ASLAN
531 371 18XX: Fatih AYDIN
532 157 32XX: Fatih ER
531 299 18XX: Fatih ERDOĞAN (Tarık)
544 667 63XX: Fatih İMDAT
533 668 78XX: Fatih KUROĞLU
532 675 65XX: Fatih METİN
533 234 12XX: Fatih OKUMUŞ
555 552 15XX: Fatih OKUMUŞ
553 278 57XX: Fatih SABUNCU
505 698 90XX: Fatih SABUNCU
532 466 52XX: Fatih TEZCAN
532 713 65XX: Fatih YÜCEDAĞ
531 541 75XX: Fatma
535 334 09XX: Fatma
530 459 19XX: Fatma
533 622 69XX: Fatma – Habip Coşkun
505 777 02XX: Fatma Bostan ÜNSAL
543 453 57XX: Fatma SARIKAYA
543 586 14XX: Fatma ULEYJİYEH
532 278 04XX: Fatma YILMAZ
539 509 08XX: Fatmanur ERDAL
533 579 90XX: Fazıl
539 244 88XX: Fazıl AGİŞ
533 730 73XX: Fazıl Ahmet AYDOĞAN
532 671 35XX: Fazıl Hüsnü ERDEM
533 610 77XX: Fazlı
532 772 74XX: Fazlı KORKUT
555 258 23XX: Fehim TAŞTEKİN
549 740 91XX: Fehim TAŞTEKİN
533 662 62XX: Fehmi
506 333 29XX: Feramuz ÜSTÜN
553 440 10XX: Ferda
531 717 33XX: Ferdi
545 375 76XX: Ferhat
312 318 85XX: Feride ÖZMEN
532 337 38XX: Feridun
530 928 75XX: Ferit
532 314 13XX: Fermani Özgür ALTUN
532 277 75XX: Fevzi KETENCİOĞLU
533 571 79XX: Feyzullah AKYOL
533 699 10XX: Feyzullah DUMAN
532 293 42XX: Feyzullah KIYIKLIK
536 541 65XX: Fezair POLAT
312 220 00XX: Fırat
532 655 79XX: Fidel
533 464 67XX: Fidel ZEHRA
530 262 32XX: Fikret GÜLTEKİN
544 588 16XX: Fikriye YİĞİT
530 469 68XX: Fuat
532 245 12XX: Fuat
555 707 48XX: Fuat
533 635 49XX: Fuat İNANÇ
533 735 34XX: Fuat KOZLUKLU
541 961 61XX: Furkan
554 974 48XX: Furkan
554 697 80XX: Furkan BESLİ
555 351 67XX: Furkan TORLAK
533 206 33XX: Furkan TORLAK
543 977 62XX: Gamze
537 248 38XX: Gani
530 491 76XX: Gazi
531 869 92XX: Gizem BERBEROĞLU
553 543 10XX: Gonca GÜLPINAR
545 742 00XX: Gonca PEŞMEN
532 230 94XX: Gökçe
507 810 85XX: Gökhan
531 304 14XX: Gökhan KAVAK
507 760 20XX: Gökhan ÖVENÇ
532 280 61XX: Gökhan ŞİMŞEK
532 591 72XX: Gökhan YAZGI
505 232 24XX: Gökten GÜZİDE
507 299 76XX: Gözde KURT
212 376 50XX: Gübretaş Genel Müdürü
532 685 05XX: Gülağ
505 645 99XX: Gülay
533 268 79XX: Gülay
543 697 56XX: Gülcan
212 697 14XX: Gülcan ÇİFTÇİ
542 654 33XX: Gülçin
507 554 14XX: Gülçin DEMİR
544 716 62XX: Gülçin DEMİR
539 633 97XX: Gülçin GÜNÇAĞLAYAN
533 581 78XX: Gülden SÖNMEZ
554 822 36XX: Gülendam ÖZGÜL
535 691 25XX: Güler
543 348 20XX: Gülnihal
536 051 93XX: Gülsüm
534 343 58XX: Gültekin NAZLI (Aynur)
505 210 82XX: Güner BALCI
533 494 50XX: Güneş ÖZEN
532 314 88XX: Gürcan ERDEN
533 379 26XX: Gürcan ONAT
532 426 85XX: Gürkan BİÇEN
532 743 41XX: Gürol KARAHİSAROĞLU
422 322 21XX: Güzide GÖK YILDIRIM
531 585 54XX: Habip ATAM
533 204 87XX: Hacer KORKMAZ
535 661 93XX: Hacer Şule PERİNÇEK
532 701 08XX: Hacı Murat BOYRA
538 782 08XX: Hafız
533 956 06XX: Hakan
533 546 43XX: Hakan
532 352 38XX: Hakan
533 324 26XX: Hakan
533 404 41XX: Hakan ALBAYRAK
507 843 06XX: Hakan ALBAYRAK
538 350 64XX: Hakan ALBAYRAK
533 604 45XX: Hakan AYDOĞAN
216 503 58XX: Hakan AYDOĞAN
532 525 00XX: Hakan AYDOĞAN
535 502 35XX: Hakan BAYINDIR
532 652 53XX: Hakan BEROOĞLU
533 281 98XX: Hakan BEROOĞLU
506 381 02XX: Hakan BOLAT
531 846 27XX: Hakan ÇELİK
532 510 83XX: Hakan ÇOPUR
537 269 51XX: Hakan EFE
532 463 26XX: Hakan FİDAN
532 218 46XX: Hakan FİDAN
533 206 79XX: Hakan MÜFTÜOĞLU
533 294 34XX: Hakan SARIHAN
532 542 77XX: Hakan ŞASİ
532 387 83XX: Hakan UZUN
312 488 02XX: Hakim
544 342 99XX: Hakim ALİZADE
538 719 60XX: Hakkı
507 265 44XX: Hakkı AKKAYA
212 441 54XX: Hakkı Selçuk ŞANLI
532 720 78XX: Hakkı Selçuk ŞANLI
533 680 81XX: Haktan AKSU
507 663 18XX: Haldun DEMİR
530 289 39XX: Halil
532 231 91XX: Halil
541 520 17XX: Halil
532 286 15XX: Halil AYDOĞAN
533 214 95XX: Halil BÜYÜKKESKİN
541 201 55XX: Halil ERTAKUŞ
532 607 34XX: Halil GÜNEŞ
533 646 38XX: Halil İBRAHİM
506 700 88XX: Halil İbrahim ATAMAN
505 584 51XX: Halis
552 715 14XX: Halis MUTLU
536 300 20XX: Halit
532 496 65XX: Halit KOÇ
534 978 23XX: Halo Dayı
532 607 39XX: Haluk
507 938 58XX: Hamdi AL
533 641 13XX: Hamdi OSMANOĞLU
532 260 61XX: Hamdi SELÇUK
212 447 30XX: Hamid
535 826 12XX: Hamit TURAN
541 226 99XX: Hamza
532 427 12XX: Hamza
533 383 28XX: Hamza
554 650 13XX: Hamza AKMAN
536 820 45XX: Hamza ŞANLI
216 474 16XX: Hande Burcu GÜVEN
505 708 06XX: Hanefi GÖK
533 218 54XX: Hanım TUNCER
538 036 25XX: Hanım TUNCER
532 741 06XX: Harun
532 355 30XX: Harun
533 375 85XX: Harun BUDAKLAR
532 266 31XX: Harun CANSIZ
533 598 78XX: Hasan
533 349 57XX: Hasan
532 265 86XX: Hasan
537 999 14XX: Hasan
532 488 00XX: Hasan AKARAS
542 233 18XX: Hasan AKYÜZ
555 212 96XX: Hasan ANDIÇ
532 461 92XX: Hasan BENLİ
543 521 81XX: Hasan DEMİRAL
507 663 18XX: Hasan DEMİROL
530 499 20XX: Hasan DOĞAN
537 780 70XX: Hasan Faraji GHOTLOV
538 250 44XX: Hasan Faraji GHOTLOV
533 743 64XX: Hasan HAFIZOĞLU
531 883 33XX: Hasan KAÇAL
537 400 81XX: Hasan KAÇAL
212 515 51XX: Hasan KANAATLI
535 764 80XX: Hasan KANAATLI
507 785 09XX: Hasan KARADAŞ
530 660 28XX: Hasan KAYA
212 679 68XX: Hasan KILIÇ
212 679 70XX: Hasan KILIÇ
532 604 79XX: Hasan KILIÇ
532 434 50XX: Hasan MERTEL
532 270 87XX: Hasan ONAT
506 672 04XX: Hasan ORMANCI
506 667 73XX: Hasan ORTAÇ
536 200 20XX: Hasan ÖZDEN
533 598 78XX: Hasan ÖZEN
532 275 42XX: Hasan POSTACI
532 616 55XX: Hasan ŞABANİ
535 393 08XX: Hasan TAHRAVİ
541 569 63XX: Hasan YILMAZ
546 429 64XX: Hassan
532 325 12XX: Haşim SAVAŞ
535 278 07XX: Haşim/Musa
538 405 99XX: Hatice
312 323 35XX: Hatice Bekir ERDOĞAN
541 641 07XX: Hatice ÇAPIN
537 408 80XX: Hatice EREN
533 511 28XX: Hatice KADIOĞLU (Yılmaz KADIOĞLU'nun Eşi)
533 732 44XX: Havva Kök ARSLAN
539 963 49XX: Haydar ARMAĞAN
531 900 97XX: Haydar ARMAĞAN
507 506 00XX: Haydar BAŞ
536 878 53XX: Hayrettin
532 671 13XX: Hayrettin ÇAKMAK
506 593 78XX: Hayrettin DEMİRCAN
533 772 91XX: Hayrullah ÖZKAN
532 220 51XX: Hazım KORAL
532 228 15XX: Hemdullah BİLGİN
554 435 75XX: Hıdır VARO
534 582 24XX: Hicran DEMİRAY
533 253 33XX: Hidayet TUKSAL
533 629 85XX: Hikmet
507 251 28XX: Hikmet AL
530 695 92XX: Hikmet ERTAN
533 572 69XX: Hikmet GÖK
533 420 67XX: Hikmet GÖK
533 691 74XX: Hulusi
532 671 31XX: Hüdaverdi ÇAKIR
539 336 04XX: Hülya
530 464 94XX: Hülya
532 702 00XX: Hürriyet VAROL ( M.Gaimi)
532 252 75XX: Hüsamettin KORKUTATA
543 904 92XX: Hüseyin
531 317 85XX: Hüseyin
506 693 63XX: Hüseyin
536 652 32XX: Hüseyin
505 618 84XX: Hüseyin
507 341 74XX: Hüseyin
542 313 47XX: Hüseyin ADAK
537 491 64XX: Hüseyin ADIGÜZEL
535 881 45XX: Hüseyin ALAGÖZ
535 688 65XX: Hüseyin AVCI
533 206 79XX: Hüseyin Avni YAZICIOĞLU
532 554 25XX: Hüseyin AYGÜN
532 160 14XX: Hüseyin Cahit CENGİZ
532 631 09XX: Hüseyin DAYIOĞLU
532 351 26XX: Hüseyin DEMİR
532 613 86XX: Hüseyin DİNÇEL
532 367 99XX: Hüseyin HATEMİ
544 880 92XX: Hüseyin IŞIK
507 623 25XX: Hüseyin KAYABAŞ
532 641 97XX: Hüseyin KILIÇ
530 969 72XX: Hüseyin KULAOĞLU (Akit Gazetesi)
532 287 44XX: Hüseyin MUTLU
533 220 30XX: Hüseyin ORUÇ
532 490 85XX: Hüseyin SARIGÜL
506 578 26XX: Hüseyin TAŞ
554 558 23XX: Hüseyin TUGA
505 346 87XX: Hüseyin TUTAR
532 585 80XX: Hüseyin YAYMAN
546 725 55XX: Hüsnü
532 216 07XX: Hüsnü MAHALLİ
535 388 71XX: Hüsnü ÖZER
536 557 14XX: Irmak
554 201 98XX: Irmak
536 740 87XX: İbrahilm
532 574 17XX: İbrahim
546 475 81XX: İbrahim
533 313 58XX: İbrahim
536 946 23XX: İbrahim
212 544 90XX: İbrahim
533 339 46XX: İbrahim BAYSAN
532 377 53XX: İbrahim ÇAĞLAR
530 419 68XX: İbrahim ÇELİK
532 703 30XX: İbrahim EREN
530 662 05XX: İbrahim EREN
505 210 82XX: İbrahim ERGÜDER
542 359 52XX: İbrahim GÜLEÇ
541 470 00XX: İbrahim KARADENİZ
532 473 14XX: İbrahim KARAGÜL
538 949 61XX: İbrahim KARAMAN
532 295 65XX: İbrahim KELEŞ
530 040 96XX: İbrahim KILIÇ
539 266 23XX: İbrahim KORKMAZ
532 706 13XX: İbrahim KORKMAZ – Düzce AKP Milletvekili
536 379 03XX: İbrahim SARICA
505 672 07XX: İbrahim SIRMA
533 212 71XX: İbrahim SİRMA
536 942 18XX: İbrahim TİĞLİ
536 362 62XX: İbrahim VARDAR
532 747 91XX: İdris AKSOY
533 251 74XX: İdris KARDAŞ
542 344 44XX: İdris SARUHAN
532 608 39XX: İhsan
532 329 00XX: İhsan ARSLAN
535 775 72XX: İhsan GÖKÇEK
532 271 28XX: İhsan KARAMAN
212 661 14XX: İkbali
544 445 70XX: İlhami
533 249 38XX: İlhami SAYAN
505 312 07XX: İlhan YİĞİT
536 946 71XX: İlyas
532 668 16XX: İlyas
532 617 05XX: İlyas ASLAN
530 763 81XX: İlyas COŞKUN
532 266 34XX: İlyas YILDIRIM
537 428 31XX: İlyas YILMAZ
543 348 14XX: İpek ŞENGÜL
530 388 74XX: İrem
535 252 32XX: İrfan HACIOĞLU
538 232 45XX: İsa
532 461 06XX: İsa
505 369 50XX: İsa EREN
532 556 15XX: İsa POLAT
532 557 67XX: İskender
506 904 16XX: İslam ÖZKAN
533 654 88XX: İslam ÖZKAN
532 423 77XX: İsmail
555 484 60XX: İsmail
554 901 28XX: İsmail ADIGÜZEL
533 300 04XX: İsmail AY
533 810 91XX: İsmail BAKİ
532 606 33XX: İsmail BAYKARA
532 527 57XX: İsmail Can GÖKBUDAK
533 760 33XX: İsmail CESUR
533 029 90XX: İsmail ÇOBAN
505 251 45XX: İsmail DİNÇASLAN
538 502 79XX: İsmail DOĞU
505 967 70XX: İsmail DURMUŞ
532 233 22XX: İsmail KARA
532 768 88XX: İsmail KARAKOÇ
232 276 99XX: İsmail KORKMAZ
507 374 67XX: İsmail KORKMAZ
533 296 74XX: İsmail KÜÇÜKBAYRAK
533 227 91XX: İsmail KÜÇÜKKAYA
530 524 31XX: İsmail MANGALTEPE
212 440 00XX: İsmail MANGALTEPE
532 792 70XX: İsmail MERT
555 719 32XX: İsmail SALMANLI
531 081 85XX: İsmail SU
530 287 80XX: İsmail ÜNAL
533 615 50XX: İsmail ÜNAL
312 270 77XX: İsmail ÜNAL/ Sincan Bld. Başk.
530 976 09XX: İsmail ZER
532 717 03XX: İsmet
532 202 37XX: İsmet
534 514 42XX: İsmet YÜKSEL
212 589 09XX: İsra Kültür Merkezi
533 378 75XX: İst Ağaç Peyzaj
212 440 00XX: İstanbul Üniversitesi
530 341 21XX: İzzet ŞAHİN
532 216 07XX: Jale MAHALLİ
535 689 56XX: Jasmin
531 628 48XX: Jay Alparslan
507 709 62XX: K.Y.
532 774 28XX: Kaan Tolga ÖZDEMİR
539 685 76XX: Kader
532 744 17XX: Kadim TOPTAŞ
212 664 64XX: Kadir
212 664 46XX: Kadir
532 342 03XX: Kadir AKARAS
505 580 29XX: Kadir ESER
544 520 00XX: Kadir KAPTAN
533 560 46XX: Kadir NAYIR
541 590 36XX: Kadir TEZŞAH
543 875 23XX: Kadri Zafer KARAER
326 233 56XX: Kağan
533 421 35XX: Kağan DİLEK
533 380 90XX: Kamil
533 718 35XX: Kamil AYDOĞAN
506 657 53XX: Kamil KAYALI
533 359 87XX: Kamil SORGUN
212 447 33XX: Kanal 14
212 447 30XX: Kanal 14 Spikeri
534 475 33XX: Kanal 34 Serkan GÜÇLÜ
212 437 80XX: Kanal 7
505 469 61XX: Kasım
505 469 41XX: Kasım
555 436 70XX: Kasım
212 696 10XX: Kasım ALCAN
535 836 24XX: Kasım ALCAN
530 976 83XX: Kasım ÖZTAŞ
532 638 19XX: Kasım YOLDAŞ
532 313 83XX: Kaya
535 748 87XX: Kayhan
212 227 73XX: Kazım
536 746 97XX: Kazım
537 314 82XX: Kazım ÇELİKBİLEK
532 234 09XX: Kazım TÜRKER
535 882 70XX: Kemal
532 742 45XX: Kemal
538 652 31XX: Kemal
212 447 30XX: Kemal (Şafak Medya)
533 472 63XX: Kemal AKGÜN
553 353 10XX: Kemal CESUR
506 502 35XX: Kemal CESUR
532 395 63XX: Kemal CESUR
534 959 47XX: Kemal GÜMÜŞ
532 285 77XX: Kemal HALİL
537 770 18XX: Kemal KEMAHLI
544 502 20XX: Kemal KILIÇ
533 598 78XX: Kemal ÖZTÜRK
530 201 98XX: Kemal ÖZTÜRK
533 643 51XX: Kemal YILDIR
212 664 64XX: Kenan
539 232 57XX: Kenan
532 739 60XX: Kenan
533 244 39XX: Kenan AKTAŞ
532 645 05XX: Kenan AKYOL
532 612 62XX: Kenan ÇAMURCU
533 086 28XX: Kenan DANIŞMAN
532 266 64XX: Kenan VATANSEVER
532 607 78XX: Kerim
212 555 16XX: Kevser Kazimi
212 555 16XX: Kevser Organizasyon
535 557 87XX: Keyvan ZADEH
536 945 38XX: Koray
542 435 33XX: Koray KURT
532 360 70XX: Köksal BÜYÜK
549 425 30XX: Kubilay
312 422 60XX: Kudret
532 491 88XX: Kudret BÜLBÜL
505 224 14XX: Kumru ÇİNKAYA
552 331 67XX: Kurban CERT (Ebulfez)
532 153 54XX: Kutlu
212 631 32XX: Kuveyt Türk Bankası
555 270 09XX: Kürsat
539 322 68XX: Kürşat
554 991 64XX: Lady İMAM
532 154 39XX: Levent
533 424 61XX: Levent BALKAN
532 294 36XX: Levent GÜLTEKİN
534 254 21XX: Levent ÖZKAN
539 255 87XX: Leyla GÖK
539 267 44XX: Leyla GÖK
533 459 92XX: Lütfi
530 977 37XX: Lütfullah GÖKTAŞ
532 495 73XX: Lütfü YILMAZ
555 579 90XX: M. Fatih KUTAN
541 855 21XX: M. Yahya COŞKUN
532 617 06XX: Mahir ATLAN
532 281 21XX: Mahmut
555 722 21XX: Mahmut
530 350 08XX: Mahmut
542 245 14XX: Mahmut
312 289 22XX: Mahmut – Huriye
542 837 93XX: Mahmut AYDIN
554 275 28XX: Mahmut AYDIN
533 685 53XX: Mahmut BIYIK
530 347 94XX: Mahmut DÜZGÜN
532 743 05XX: Mahmut GÜMÜŞ
507 244 26XX: Mahmut İŞBUĞA
532 200 06XX: Mahmut KAYA
537 234 07XX: Mahmut KOÇER
533 232 49XX: Mahmut OSMANOĞLU
532 446 72XX: Mahmut SÜZEN
538 500 44XX: Mahur Ali
507 440 00XX: Mahur Ali
555 245 57XX: Malik
532 314 90XX: Mansure
535 075 15XX: Maviş
554 544 75XX: Mazlum
532 324 95XX: Mazlum DİNÇ
532 412 90XX: Mehmet
546 461 04XX: Mehmet
532 384 45XX: Mehmet
532 673 21XX: Mehmet
312 328 75XX: Mehmet
535 784 31XX: Mehmet
505 783 39XX: Mehmet
532 275 42XX: Mehmet
533 598 78XX: Mehmet
530 561 98XX: Mehmet
212 586 69XX: Mehmet
533 436 93XX: Mehmet
533 382 95XX: Mehmet – Ahmet
532 396 76XX: Mehmet AKBULUT
542 387 87XX: Mehmet Akif ERSOY
533 664 48XX: Mehmet Ali
212 251 21XX: Mehmet Ali
531 601 44XX: Mehmet Ali
533 327 35XX: Mehmet Ali BERBER
532 313 83XX: Mehmet Ali TEKİN
530 242 44XX: Mehmet Ali TEKİN
532 552 62XX: Mehmet Ali TUNAY
537 501 05XX: Mehmet Ali YILDIZ
533 285 46XX: Mehmet ALTIN
505 549 98XX: Mehmet Atik ADEM
533 664 76XX: Mehmet BARCA
532 361 43XX: Mehmet BEKAROĞLU
554 411 88XX: Mehmet Can ÇAĞLAYAN
533 607 95XX: Mehmet ÇAKIL
532 391 84XX: Mehmet ÇINAR
532 310 30XX: Mehmet DEMİRHAN (Tuncay'ın Babası)
533 281 87XX: Mehmet Emin ASLAN
532 375 07XX: Mehmet Emin EKMEN
532 336 94XX: Mehmet Emin ÖZCAN
551 406 30XX: Mehmet Emin ÜZÜMCÜ
533 474 99XX: Mehmet Fatih YOKSUL
532 550 69XX: Mehmet GENÇ
532 376 58XX: Mehmet GÜZELYURT
507 940 39XX: Mehmet Hakan ÖZAYAS
532 347 43XX: Mehmet Hanifi İNANÇ
533 213 33XX: Mehmet İŞSEVER
533 214 50XX: Mehmet KARACA
554 236 73XX: Mehmet KASAL
535 877 04XX: Mehmet KILIÇ
533 275 65XX: Mehmet KOCA
533 763 04XX: Mehmet KOÇ
530 435 04XX: Mehmet LAÇİN
536 616 45XX: Mehmet NİLÜFER
554 930 77XX: Mehmet NİLÜFER
212 674 01XX: Mehmet NİLÜFER (Hilal TV)
532 571 50XX: Mehmet OKUYAN
531 207 50XX: Mehmet ÖCALAN
532 384 26XX: Mehmet ÖCALAN
532 698 57XX: Mehmet ÖZDEMİR
505 517 32XX: Mehmet ÖZDEMİR
533 232 49XX: Mehmet ÖZTÜRK
505 212 43XX: Mehmet PAMAK
554 277 78XX: Mehmet Rüstem BOZTUNÇ
532 131 88XX: Mehmet Serkan GEMCİ
532 256 00XX: Mehmet SEYYAR
505 562 60XX: Mehmet SILAY
532 313 83XX: Mehmet ŞAHİN
533 453 38XX: Mehmet ŞEKER
532 322 07XX: Mehmet Şükrü GÜNAY
533 659 26XX: Mehmet TAHİROĞLU
532 521 35XX: Mehmet TERCAN
531 923 79XX: Mehmet TOPRAK
532 795 60XX: Mehmet ÜNAL
532 362 91XX: Mehmet YALÇIN
532 792 98XX: Mehmet Yalçın YILMAZ
505 777 20XX: Mehmet YÜKSEKTEPE
532 488 84XX: Mehmet Zafer ALSAÇ
542 311 90XX: Mehmet Zafer GÜL
212 428 42XX: Mehtap
536 663 97XX: Mehti BİRDAL
534 864 17XX: Mehti NURANİ
541 381 71XX: Melda
541 381 71XX: Melda
212 415 06XX: Melek
531 237 25XX: Mensur
533 330 25XX: Meral HANBOYAT
532 581 27XX: Merdan
533 600 54XX: Merve
534 498 10XX: Merve
542 711 52XX: Merve DEMİRBAŞ
530 311 17XX: Merve KAVAKÇI
534 796 28XX: Meryem BİRSİN
534 442 86XX: Meryem Feride ORUÇ
539 476 69XX: Meryem SOLYANIK (Viktoriya)
544 667 85XX: Mesut
530 823 66XX: Mesut
532 213 60XX: Mesut
506 743 57XX: Mesut
506 200 54XX: Mesut KARAVELİ
533 356 88XX: Mesut ÖZCAN
530 149 95XX: Metin
532 502 32XX: Metin
535 873 08XX: Metin ATAM
532 725 75XX: Metin CÖRÜT
532 592 69XX: Metin DOĞAN
532 476 27XX: Metin HABİBOĞLU
532 277 75XX: Metin KESKİN
533 476 70XX: Metin MAHİTAPOĞLU
532 272 41XX: Metin ŞENTÜRK
505 475 47XX: Metin ULUKANLIGİL
532 670 95XX: Metin ÜNAL
536 649 35XX: Mevlüt
505 520 26XX: Mevlüt
531 034 56XX: Mihraç URAL
537 839 48XX: Mihriban
532 793 87XX: Mihriban KIRDÖK
536 952 17XX: Mikail
507 366 08XX: Mikail BUĞDAY
535 689 60XX: Mikail DEMİR
533 264 50XX: Mithat
532 331 89XX: Mithat Ali KABAALİ (CHP Genel Başkan Danışmanı)
532 633 12XX: Mithat SANCAR
542 603 71XX: Mohammed Reza ALIYAR
505 771 40XX: Muammer
532 331 06XX: Muammer EKER
507 940 43XX: Muaz
531 241 52XX: Muhammed
312 375 39XX: Muhammed Ali ARMAĞAN
506 336 63XX: Muhammed Ali GENÇ
537 399 74XX: Muhammed Ali ŞİMŞEK
532 360 46XX: Muhammed BAKIR
530 938 00XX: Muhammed BAKIR
530 542 67XX: Muhammed Enes KILIÇ
544 971 13XX: Muhammed Mehti ATAM
532 506 65XX: Muhammed Reşid SEYDAROĞLU
533 341 58XX: Muhammed SABİRİ
555 876 44XX: Muhammed YAVUZ
545 665 22XX: Muhammet
505 709 09XX: Muhammet Burak GÜLTEKİN
554 207 13XX: Muhammet Enes ALBAN
542 561 05XX: Muhammet Kaan ASLANBABA
532 416 89XX: Muhammet NURDOĞAN
534 234 97XX: Muhammet ŞERİF ( Özbek)
533 494 35XX: Muharrem
532 577 12XX: Muharrem BIDAK
532 394 72XX: Muhittin
533 742 11XX: Muhittin ATAMAN
507 241 03XX: Muhittin Fuat ŞENGÜL
532 314 40XX: Muhsin
530 824 41XX: Muhsin
532 736 43XX: Muhsin KIRÇİÇEK
541 435 77XX: Mukaddes
554 802 91XX: Murat
532 553 46XX: Murat
532 403 84XX: Murat
532 333 15XX: Murat
533 815 35XX: Murat
554 901 28XX: Murat
507 477 59XX: Murat ATA
541 939 93XX: Murat KARAPINAR
532 426 77XX: Murat KÖSE
507 872 84XX: Murat NAZLI
549 495 92XX: Murat NAZLI
507 413 41XX: Murat OZHAN
533 332 53XX: Murat SAHİNLİ
542 511 73XX: Murat SOFUOĞLU
532 691 11XX: Murat TAŞ
535 677 60XX: Murat TÜRKMEN
530 311 76XX: Murat YORULMAZ
533 665 54XX: Murtaza
535 887 73XX: Musa AYDIN
505 661 45XX: Musa CAN
532 793 21XX: Musa GÜLDİBİ
532 238 32XX: Musa GÜNEŞ
533 749 60XX: Musa KOCA
533 653 04XX: Musa KULAKLIKAYA
530 880 78XX: Mustafa
546 898 58XX: Mustafa
533 682 69XX: Mustafa
533 456 54XX: Mustafa
312 422 18XX: Mustafa
532 510 33XX: Mustafa
532 661 34XX: Mustafa
533 598 78XX: Mustafa
532 301 77XX: Mustafa
530 147 45XX: Mustafa
533 631 82XX: Mustafa ATEŞ
533 667 09XX: Mustafa BAĞ
555 444 42XX: Mustafa DAMAR
531 425 22XX: Mustafa DEMİRHAN
532 241 37XX: Mustafa ERDOĞAN
533 725 30XX: Mustafa EYİCEOĞLU
555 561 23XX: Mustafa Fevzi IŞIK
533 738 27XX: Mustafa GÖK
535 362 52XX: Mustafa GÜNAY
533 741 46XX: Mustafa GÜNEY
532 553 44XX: Mustafa GÜNTEKİN
505 230 86XX: Mustafa Hakan ÖZGER
212 693 06XX: Mustafa İSLAMOĞLU
532 733 87XX: Mustafa İSLAMOĞLU
506 562 61XX: Mustafa KAYA
535 665 53XX: Mustafa KAYA
533 381 65XX: Mustafa Kemal KIRNAK
262 343 28XX: Mustafa KORAL
532 610 18XX: Mustafa KURUCA
532 303 37XX: Mustafa ORÇAN
532 687 96XX: Mustafa ÖNER
530 223 08XX: Mustafa ÖZGÜN
537 568 60XX: Mustafa ÖZSOMUNCU
533 371 89XX: Mustafa SAKARYA
212 212 80XX: Mustafa ŞAN
533 683 65XX: Mustafa VARANK
530 560 86XX: Mustafa YILDIZ
532 264 47XX: Mustafa YILMAZ
532 171 39XX: Mustafa Yunus POLAT
538 824 90XX: Muzaffer
505 451 47XX: Mücahid
555 280 42XX: Mücahit BİRİCİK
506 860 13XX: Mücahit KÜÇÜKYILMAZ
535 345 44XX: Mükail GÜREL
532 394 52XX: Mükerrem SELÇUK
546 200 46XX: Mükremin KILINÇ
543 385 93XX: Mükremin KILINÇ
541 538 37XX: Münevver BALAKAN
535 542 62XX: Mürteza RAMAZAN
542 352 64XX: Nada MUFTIC
542 327 17XX: Nadir ADBAY
532 257 85XX: Nadir ERSOY
538 043 81XX: Nahed
541 880 70XX: Naim ATA
533 282 55XX: Naim ATA
532 684 91XX: Naim ATA
549 218 41XX: Narin
530 940 56XX: Nasuhi GÜNAY
530 662 05XX: Nasuhi GÜNGÖR
505 764 98XX: Nasuhi GÜNGÖR
533 163 76XX: Nazan BİRDAL
533 615 50XX: Nazan TAŞGEDİK
532 424 74XX: Nazım MAVİŞ
532 516 41XX: Nazif
536 988 68XX: Necat
534 204 12XX: Necat TAYFUR
554 958 45XX: Necati TOPÇU
536 248 03XX: Necati TOPÇU
532 526 37XX: Necdet CAN
535 482 88XX: Necip Fazıl KURT
312 204 80XX: Necla
532 306 80XX: Necmettin
533 461 62XX: Necmettin VAKKAR
532 606 05XX: Nejat
532 232 32XX: Nejdet
542 557 85XX: Nergis TURAN
538 744 44XX: Nergiz
538 790 41XX: Nergiz
534 404 44XX: Nergiz / Nesibe
555 561 91XX: Nesrin KOCADAYI
541 435 77XX: Nesrin ZEYNEP (Mazlumder)
546 685 91XX: Neşe
546 685 91XX: Neşe
505 822 16XX: Nevzat
533 664 48XX: Nevzat
532 255 99XX: Nevzat
544 440 17XX: Nevzat ÇİÇEK
530 665 28XX: Nezir
532 782 21XX: Nihal BENGİSU
533 745 96XX: Nihat
538 457 57XX: Nihat
530 871 30XX: Nihat İNANÇ
555 459 59XX: Nihat TAŞTAN
543 944 87XX: Nil
532 677 37XX: Nisan
532 520 60XX: Niyazi
532 523 12XX: Nizameddin ACAR
538 973 38XX: Nizamettin İBRAHİMOĞLU
535 719 97XX: Nuh
530 152 51XX: Nuh YILMAZ
532 351 26XX: Numan
530 600 17XX: Numan KURTULMUŞ
531 797 59XX: Nuran
541 804 22XX: Nurcan AKTAY
532 234 02XX: Nurdan
530 773 03XX: Nurdan
531 928 34XX: Nureddin ŞİRİN
535 614 05XX: Nureddin ŞİRİN
532 645 92XX: Nureddin Şirin AĞACAN
533 642 38XX: Nurettin NEBATİ
552 775 75XX: Nurettin TAYFUR
535 465 81XX: Nuri
532 570 06XX: Nuri
532 606 26XX: Nurkan YAĞIZ
212 440 00XX: Nurkan YAĞIZ
533 494 00XX: Nurullah Dursun SARIHAN
505 201 52XX: Ogün
542 594 40XX: Oğuz AKKAR
532 357 20XX: Oğuz TAŞPINAR
554 810 78XX: Oğuzhan
505 505 36XX: Oğuzhan ASİLTÜRK
545 366 64XX: Oğuzhan MAMAŞLI
534 294 16XX: Oğuzhan UÇUM
541 390 26XX: Okan
545 366 66XX: Okan
533 765 72XX: Okan MÜDERRİSOĞLU
544 251 67XX: Okay KAPUSUZ
506 314 61XX: Oktay
532 603 92XX: Oktay (Tuncay DEMİRHAN'ın Kardeşi)
532 761 31XX: Oktay ALBAYRAK
533 595 68XX: Oktay ALBAYRAK
532 272 79XX: Oktay KORKMAZ
532 609 30XX: Olcay BOZ
533 397 57XX: Onur NAZLIAKA
533 810 41XX: Orhan
532 385 43XX: Orhan
505 777 08XX: Orhan ALBAYRAK
212 381 28XX: Orhan SALİ
536 343 31XX: Orhan UÇAR
533 689 31XX: Orhun
537 473 14XX: Oruç
544 630 04XX: Oruç
542 608 90XX: Osman
555 619 98XX: Osman
505 756 02XX: Osman
530 287 09XX: Osman
532 556 15XX: Osman
533 598 78XX: Osman
542 594 40XX: Osman AKKOR
545 402 35XX: Osman ASLAN
533 599 24XX: Osman ATALAY
533 558 06XX: Osman ATALAY
212 376 50XX: Osman BALTA
530 928 49XX: Osman BALTA
536 033 10XX: Osman ÇAKMAK
535 890 12XX: Osman GÖKTAŞ
535 890 12XX: Osman GÖKTAŞ
532 346 85XX: Osman GÜNDOĞAN
533 423 40XX: Osman KANDARA
532 589 01XX: Osman ÖZCAN (Muş Alparslan Üniversitesi Rektör Yardımcısı)
539 636 96XX: Osman ÖZER
532 632 25XX: Osman SERT
539 605 98XX: Oya
536 217 62XX: Oya EREN
536 223 89XX: Ozan
538 257 93XX: Ozan Kemal SARIALİOĞLU
262 342 30XX: Ömer
537 687 42XX: Ömer
533 598 78XX: Ömer
535 347 17XX: Ömer ATALAR
532 778 35XX: Ömer ÇEPİTÜRK
546 550 02XX: Ömer ÇETİN
532 223 17XX: Ömer EKŞİ
533 719 52XX: Ömer EKŞİOĞLU
533 206 49XX: Ömer Faruk KAYA
539 485 95XX: Ömer Faruk ŞİMŞEK ERDOĞAN
535 276 87XX: Ömer GÖKMEN
532 584 03XX: Ömer HACIBEKTAŞOĞLU
531 873 58XX: Ömer KAYANİ
539 607 49XX: Ömer Musa TARĞAÇ
533 386 80XX: Ömer OKUMUŞ
537 662 86XX: Ömer ÖDEMİŞ
530 414 53XX: Ömer ÖNHAN
532 241 15XX: Ömer ÜNAL
542 446 06XX: Ömür KARAKULLUKÇU
533 593 08XX: Önder
506 487 34XX: Önder
555 801 52XX: Özay BULUT
546 414 53XX: Özcan ATAM
532 382 25XX: Özcan ERÇANDIRLI
545 470 94XX: Özdemir
541 342 32XX: Özdemir ÖZDEMİR
532 794 91XX: Özen Banu ÖZDEŞ
532 543 29XX: Özer
534 240 59XX: Özge
535 489 90XX: Özgünay GÖK
542 459 18XX: Özgür
533 557 11XX: Özlem
530 872 87XX: Özlem
505 258 64XX: Özlem ŞAHİN ERMİŞ
532 350 48XX: Özlem ULUBAY
542 808 25XX: Öznur KISACIK
507 420 36XX: Öztürk
531 994 49XX: Pelin
532 579 42XX: Pınar
539 514 91XX: Pınar
532 333 46XX: Rabia
533 232 49XX: Rafe ÖZTÜRK
532 442 26XX: Rafet
212 251 21XX: Rafet BALLI
554 779 17XX: Ragıp
532 246 75XX: Ragıp ERKİŞLİ
532 404 14XX: Rahman KARANLIK
533 357 96XX: Rahmi GÜÇLÜ
535 596 49XX: Rahmi ONURŞAN(Rahmani)
532 611 28XX: Raif
542 477 40XX: Ramazan
533 547 02XX: Ramazan
539 387 87XX: Ramazan AKGÜN
532 793 48XX: Ramazan CAN
505 581 87XX: Ramazan CİHAN
536 979 49XX: Ramazan EKİCİ
533 323 10XX: Ramazan KAPLAN
533 598 78XX: Ramazan KAYAN
532 504 55XX: Ramazan KURU
543 462 96XX: Rasim
533 610 12XX: Rasim
537 371 86XX: Recai
505 522 32XX: Recai OCAK
535 651 97XX: Recai YURDAN
505 502 58XX: Recep
530 527 23XX: Recep
532 254 59XX: Recep
533 598 41XX: Recep AYKUT
533 598 78XX: Recep AYKUT
532 468 50XX: Recep BEŞENK
533 665 75XX: Recep CENGİZ
532 570 63XX: Recep GANİ
356 214 20XX: Recep GÖKÇE
532 252 53XX: Recep GÜLOĞLU
506 690 16XX: Recep KABA
533 568 38XX: Recep KARAGÖZ (Mazlumder)
532 742 45XX: Refik ERYILMAZ
532 255 63XX: Remzi SIRDAŞ
531 704 52XX: Resul
532 610 20XX: Reşat
542 316 36XX: Reşat GÜMÜŞYAKA
533 484 63XX: Reyhan
532 166 08XX: Rezan
533 762 65XX: Rıdvan KAYA
532 565 29XX: Rıdvan Murat ALTUN
532 667 38XX: Rıdvan ŞENOCAK
537 994 34XX: Rıza
532 228 01XX: Ruhi
536 597 99XX: Ruken
506 796 74XX: Rüya ULUSOY
536 943 48XX: Saad
506 333 25XX: Saadettin AYDIN
532 600 11XX: Sabri
537 931 41XX: Sabri
532 456 08XX: Sadettin BUDAK
532 651 36XX: Sadettin Nasuhi GÜNAY
532 455 96XX: Sadık
545 305 07XX: Sadık
539 565 33XX: Sadık BOR
530 326 75XX: Sadık GÖKGÖZ
507 240 02XX: Sadık YALSIZUÇANLAR
532 243 55XX: Sadullah KEYVANOĞLU
553 521 33XX: Safiye
534 087 62XX: Sahra
532 415 41XX: Saim
533 445 27XX: Saim
530 602 56XX: Sakine
543 617 97XX: Sakine
530 951 47XX: Salih
532 650 67XX: Salih MENDERES
533 776 62XX: Saliha ERDİM
533 411 95XX: Saliha ZİYA
544 598 21XX: Samed YAZICIOĞLU
532 310 20XX: Samet
535 915 71XX: Samet ÇİMRİN
505 770 62XX: Samet ÖZTÜRK
530 461 81XX: Sami
533 282 19XX: Sami ER
532 525 12XX: Sami İSLAMOĞLU
555 819 09XX: Savaş
532 286 94XX: Saygın ŞEMENOĞLU
532 731 36XX: Sayime TOKTAŞ
530 360 95XX: Sebahat TUNCEL
532 415 80XX: Sebahattin
554 822 36XX: Seccad YAZICIOĞLU
542 533 03XX: Seçil
535 232 60XX: Seda
532 173 49XX: Seda SARIKAYA
535 492 93XX: Sedat
212 534 79XX: Sefa
549 302 78XX: Sefa Sadık AYTEKİN
506 987 27XX: Sefer CAYKENARI
532 549 22XX: Sefer TAYFUN
532 271 40XX: Sefer TURAN
542 486 56XX: Seher
552 578 33XX: Seher
530 879 06XX: Selahattin
212 347 40XX: Selahattin
544 641 15XX: Selahattin SATUR
530 212 42XX: Selahatttin KARAKURT
532 256 97XX: Selcan DOĞRUÖZ
534 789 32XX: Selçuk
543 499 88XX: Selçuk
535 373 36XX: Selçuk AVAR
532 273 89XX: Selçuk KARAKAS
535 894 75XX: Selçuk SEVİN
531 248 50XX: Selda
535 559 67XX: Selda DANYILDIZ
533 323 17XX: Selim GENÇTÜRK
533 387 08XX: Selim KURT
537 785 74XX: Selin
531 089 96XX: Selin
531 590 24XX: Selma BİLGİN
553 395 63XX: Selma BİLGİN
530 966 46XX: Selman Rahim BAZDAR
534 294 32XX: Selver ŞİMŞEK
212 447 33XX: Sema
533 244 39XX: Semih AKTAŞ
532 263 79XX: Seracettin KARAYAĞIZ
532 665 85XX: Serdar DUMAN
533 960 90XX: Serdar KARAGÖZ
542 846 34XX: Serdar TOKDEMİR
530 306 09XX: Serhat
312 463 47XX: Serhat AKÇA
533 384 72XX: Serhat Kemal YILMAZ
539 387 12XX: Serhat SEKENDÜR
533 592 34XX: Serhat ŞENER
534 853 10XX: Serkan
536 777 22XX: Serkan
505 552 74XX: Serkan ÇÖMEN (Çalışma Bakanlığı Özel Kalemi)
535 402 77XX: Serkan SEVGİLİ
533 767 50XX: Sertaç GÜLEÇ
541 310 79XX: Servet
532 283 30XX: Servet
533 351 20XX: Servet ARICA
532 225 01XX: Servet MULLAOĞLU
530 345 86XX: Seval ÇÖPÜR
538 862 62XX: Sevda
531 880 88XX: Sever
505 853 32XX: Sevgi
530 035 69XX: Sevgi ALALAY
532 771 42XX: Sevgi KURTULMUŞ
541 614 21XX: Sevil NURIYEVA
554 538 76XX: Sevilay
542 837 93XX: Sevim AYDIN
536 775 83XX: Seyda
532 421 07XX: Seyfettin MUT
505 352 76XX: Seyfettin TUNCER
216 503 58XX: Seyit (Halkbank)
533 526 20XX: Seyit Ahmet TAYMAZ
532 292 47XX: Seyit MUHTAR
533 391 44XX: Seyithan
507 960 86XX: Sezai
538 468 89XX: Sıdık BULUT
533 654 83XX: Sıla
532 211 14XX: Sıtkı AYAN
530 035 64XX: Sıtkı AYAN
535 582 86XX: Sıtkı ÇAN
535 895 72XX: Sibel ŞİMŞEK
531 503 67XX: Simge
505 659 80XX: Sinan
532 225 33XX: Sinan HACINECİPOĞLU
506 681 29XX: Sinan ÖN
532 277 54XX: Sinan ZİNCİR
553 502 63XX: Sinem
532 346 48XX: Sinem KÖSEOĞLU
532 618 17XX: Sinem UMAŞ
534 228 61XX: Soner
536 457 12XX: Songül ARSLAN
532 373 74XX: Sönmez
531 558 11XX: Suat KARSLI
534 261 70XX: Sude
531 381 48XX: Sultan
505 319 26XX: Süheyp ÖĞÜT
532 578 84XX: Süleyman
530 039 99XX: Süleyman
532 285 55XX: Süleyman ARSLANTAŞ
532 317 03XX: Süleyman ASLAN
543 417 75XX: Süleyman ÇAKIR
533 230 86XX: Süleyman GÜNDÜZ
530 264 64XX: Süleyman ŞENDİNOĞLU
506 891 24XX: Sümeyra
553 392 95XX: Sümeyye BARTIN
505 779 74XX: Sümeyye Nur TORLAK
533 392 71XX: Sümeyye Nur TORLAK
535 430 67XX: Süphan
532 382 29XX: Şaban
532 271 87XX: Şakir ARIKAN
505 931 18XX: Şakir ÇAVUŞ
506 899 10XX: Şakir ÖZBEK
545 898 75XX: Şefik BİRDAL
542 578 06XX: Şehadet
532 687 21XX: Şehmus ÜLEK
530 519 08XX: Şems
532 213 74XX: Şenay
532 413 43XX: Şener BEHŞİ
532 353 36XX: Şener DANYILDIZ
542 343 64XX: Şener POLAT
507 224 05XX: Şengül Selim KOTİL
537 653 15XX: Şengül Sevcan AKSU
530 952 12XX: Şengül TEZCAN
532 561 11XX: Şerafettin
535 719 30XX: Şeref
532 285 49XX: Şeref DURSUN
533 477 24XX: Şeref MENTEŞE
505 509 21XX: Şerife Gül ÖZDEMİR ARIMAN
532 371 34XX: Şerife GÜZEL
544 343 14XX: Şeyma ÇİL
532 660 13XX: Şükrü AYALAN
532 326 60XX: Şükrü KARACA
533 815 85XX: Şükrü KARATEPE
535 743 32XX: Şükrü POLAT
532 291 37XX: Taha Ahmet ALACACI
506 827 15XX: Taha ÜN
506 509 22XX: Tahir
216 472 25XX: Tahir
543 655 97XX: Tahsin
534 393 86XX: Talan GELDİ
532 592 33XX: Talat ERTEKİN
532 293 24XX: Talip ÖZÇELİK
555 691 88XX: Tamer
537 256 17XX: Taner
505 777 38XX: Taner YILDIZ
530 975 09XX: Tarık ÇİMEN
536 475 67XX: Tarık KAYLAN
533 778 08XX: Tarık TUFAN
532 668 73XX: Tarkan BAYKARA
533 416 91XX: Tayyar
212 575 89XX: Tayyip TANIR
533 425 02XX: Tayyip TANIR
539 255 18XX: Tayyip TANIR
546 866 48XX: Tekin SANCAR
507 914 14XX: Temel KOTİL
532 762 45XX: Tevfik
532 574 40XX: Tevfik BİLGİN
532 262 86XX: Tevfik Rauf BAYSAL
535 204 46XX: Toprak
507 379 50XX: Tufan
535 216 72XX: Tuncay
533 813 66XX: Tuncay DEMİRHAN
555 449 69XX: Turan GÜNER
533 245 14XX: Turan KIŞLAKÇI (suriye Muhabiri)
507 259 67XX: Turan KUTY
532 700 78XX: Turgay
533 652 89XX: Turgay
507 756 34XX: Turgut
533 939 13XX: Turhan BAŞOĞLU
505 777 10XX: Turhan ÇÖMEZ
535 333 31XX: Türkan ÖZTÜRK
532 570 55XX: Türker SALTABAŞ
532 333 71XX: Türker SALTABAŞ
536 347 84XX: Türker SARGIN
532 488 79XX: Ufuk ULUTAŞ
533 598 78XX: Uğur
552 717 64XX: Uğur AKTAŞ
505 717 37XX: Uğur KİNİ
533 635 11XX: Uğur TÜFEKÇİ
212 251 51XX: Ulusal Kanal
553 370 61XX: Ulvi SARAN
505 357 44XX: Ulvi SARAN
539 238 79XX: Umut
532 715 54XX: Umut TÜTÜNCÜ
530 664 59XX: Utku
535 744 38XX: Ülkü
535 746 25XX: Ümit
532 488 57XX: Ümit
554 742 45XX: Üstün BOL
532 283 73XX: Üzeyir
532 737 13XX: Üzeyir YİĞİT
532 695 48XX: Üzeyir YİĞİT
212 613 96XX: Vahap
532 215 66XX: Vahdettin
537 230 33XX: Vahit
532 703 89XX: Vahit TARASI
531 606 79XX: Vedat
212 521 59XX: Vedat AYDAŞ
535 036 58XX: Vedat AYDAŞ
536 832 57XX: Vedat AYDAŞ
539 232 06XX: Vedat AYDAŞ
536 455 19XX: Vedat AYDAŞ
536 299 07XX: Veli
549 724 12XX: Veli
532 157 79XX: Veli ÇAYIR
532 701 88XX: Veyis
530 498 38XX: Veysel
532 483 18XX: Veysel
505 779 81XX: Veysel AYHAN
535 620 12XX: Veysel OCAK
533 965 17XX: Veysi DÖĞER
505 316 50XX: Veysi ERKEN
532 374 84XX: Volkan ÇELİK (Sadık)
532 412 65XX: Vural
505 259 23XX: X
533 739 56XX: X
476 226 06XX: X
507 265 44XX: X
507 395 28XX: X
531 491 44XX: X
532 548 22XX: X
532 724 66XX: X
535 481 31XX: X
538 971 14XX: X
532 355 25XX: X
533 762 12XX: X
535 476 82XX: X
538 913 60XX: X
212 293 87XX: X
542 618 75XX: X
554 380 85XX: X
212 465 15XX: X
505 688 39XX: X
530 263 10XX: X
537 589 63XX: X
538 820 52XX: X
212 415 30XX: X
505 855 79XX: X
212 235 81XX: X
552 322 13XX: X
312 232 25XX: X
212 435 50XX: X
212 602 04XX: X
537 359 56XX: X
542 525 19XX: X
532 2522 35XX: X
531 455 22XX: X
532 383 80XX: X
532 602 04XX: X
535 025 53XX: X
212 521 27XX: X
212 521 88XX: X
212 631 14XX: X
530 871 58XX: X
541 781 08XX: X
531 234 93XX: X
534 988 21XX: X
535 937 71XX: X
543 274 16XX: X
544 437 43XX: X
531 493 89XX: X
537 841 49XX: X
542 516 88XX: X
552 773 46XX: X
506 756 58XX: X
532 314 95XX: X
532 698 17XX: X
542 279 96XX: X
546 414 18XX: X
212 259 14XX: X
212 665 46XX: X
216 415 14XX: X
212 259 14XX: X
212 531 14XX: X
212 533 14XX: X
212 631 14XX: X
212 635 10XX: X
322 321 14XX: X
212 876 04XX: X
414 760 79XX: X
534 214 04XX: X
534 310 40XX: X
535 079 44XX: X
537 279 67XX: X
538 433 59XX: X
539 798 40XX: X
542 720 78XX: X
530 201 98XX: X
212 487 39XX: X
212 599 46XX: X
506 838 18XX: X
531 307 35XX: X
534 731 04XX: X
535 016 01XX: X
537 019 95XX: X
538 089 13XX: X
538 416 44XX: X
539 912 22XX: X
552 702 00XX: X
552 887 73XX: X
536 829 39XX: X
552 606 26XX: X
555 688 21XX: X
535 692 89XX: X
555 988 73XX: X
532 310 54XX: X
539 558 85XX: X
212 560 14XX: X
212 560 14XX: X
532 347 81XX: X
533 694 21XX: X
543 739 67XX: X
532 478 37XX: X
533 557 29XX: X
535 934 15XX: X
507 608 05XX: X
533 664 61XX: X
536 561 06XX: X
537 200 97XX: X
537 703 57XX: X
212 660 14XX: X
312 488 00XX: X
505 210 82XX: X
554 733 48XX: X
312 388 50XX: x
312 388 53XX: X
530 236 32XX: X
212 517 14XX: X
216 363 20XX: X
452 212 26XX: X
536 508 28XX: X
532 322 56XX: X
534 620 60XX: X
537 200 67XX: X
262 343 23XX: X
531 480 33XX: X
532 567 97XX: X
216 474 02XX: X
532 153 94XX: X
538 085 27XX: X
538 376 34XX: X
216 388 61XX: X
505 344 07XX: X
312 499 92XX: X
531 592 77XX: X
535 276 78XX: X
505 784 09XX: X
535 376 95XX: X
535 499 83XX: X
541 356 09XX: X
545 626 00XX: X
212 783 61XX: X
505 477 18XX: X
312 425 15XX: X
532 212 63XX: X
543 832 20XX: X
543 832 20XX: X
212 589 09XX: X
212 517 14XX: X
212 632 14XX: X
226 811 14XX: X
226 813 14XX: X
226 813 14XX: X
533 650 12XX: X
537 042 54XX: X
541 825 53XX: X
312 419 46XX: X
532 652 13XX: X
212 560 14XX: X
212 588 14XX: X
212 560 14XX: X
216 391 14XX: X
216 474 14XX: X
212 523 90XX: X
533 556 33XX: X
212 441 14XX: X
212 528 59XX: X
212 873 61XX: X
246 160 27XX: X
247 683 02XX: X
247 720 92XX: X
312 425 48XX: X
533 281 75XX: X
536 615 57XX: X
247 720 82XX: X
284 213 65XX: X
530 381 57XX: X
535 077 77XX: X
530 140 25XX: X
531 309 04XX: X
531 309 04XX: X
534 217 31XX: X
535 066 66XX: X
543 831 17XX: X
212 679 78XX: X
212 552 14XX: X
312 495 54XX: X
530 844 48XX: X
532 100 21XX: X
532 417 17XX: X
542 740 21XX: X
212 201 36XX: X
212 284 94XX: X
212 415 68XX: X
505 779 74XX: X
506 899 10XX: X
535 063 31XX: X
538 026 51XX: X
530 667 18XX: X
538 276 22XX: X
532 492 81XX: X
532 664 04XX: X
539 301 88XX: X
541 639 97XX: X
554 669 22XX: X
555 294 75XX: X
554 805 30XX: X
533 567 42XX: X
544 379 95XX: X
533 412 02XX: X
542 221 94XX: X
531 341 51XX: X
532 344 09XX: X
534 946 64XX: X
542 893 38XX: X
544 427 00XX: X
530 605 88XX: X
532 292 59XX: X
530 692 74XX: X
531 246 96XX: X
531 760 71XX: X
534 290 58XX: X
535 772 04XX: X
536 646 18XX: X
538 366 10XX: X
538 382 17XX: X
539 762 30XX: X
542 214 87XX: X
531 288 67XX: X
531 338 00XX: X
531 811 85XX: X
539 341 86XX: X
536 458 65XX: X
544 539 71XX: X
551 606 00XX: X
212 531 71XX: X
212 698 14XX: X
506 858 33XX: X
535 331 67XX: X
538 324 12XX: X
542 622 38XX: X
476 227 03XX: X
505 830 71XX: X
531 379 19XX: X
212 293 14XX: X
532 220 87XX: X
532 231 04XX: X
532 200 35XX: X
532 545 36XX: X
533 607 94XX: X
541 310 34XX: X
544 230 60XX: X
555 254 58XX: X
507 943 62XX: X
535 813 00XX: X
542 449 96XX: X
536 880 11XX: X
537 044 46XX: X
530 292 55XX: X
533 778 72XX: X
535 548 55XX: X
531 459 43XX: X
535 662 27XX: X
539 547 98XX: X
505 607 79XX: X
530 613 89XX: X
537 701 18XX: X
530 558 11XX: X
532 522 57XX: X
535 830 06XX: X
312 210 20XX: X
312 282 61XX: X
412 251 76XX: X
533 483 71XX: X
544 447 63XX: X
212 512 14XX: X
546 252 37XX: X
312 448 00XX: X
505 544 45XX: X
531 309 59XX: X
537 594 19XX: X
538 922 05XX: X
542 425 82XX: X
542 897 10XX: X
543 339 51XX: X
546 878 22XX: X
555 337 47XX: X
532 201 78XX: X
532 217 35XX: X
536 811 20XX: X
532 213 14XX: X
532 262 48XX: X
541 259 27XX: X
536 581 96XX: X
532 223 70XX: X
541 266 06XX: X
541 727 57XX: X
555 962 28XX: X
212 513 81XX: X
538 022 20XX: X
536 334 23XX: X
850 620 30XX: X
212 515 51XX: X
533 489 02XX: X
850 771 02XX: X
530 426 21XX: X
538 442 42XX: X
531 239 40XX: X
531 702 95XX: X
534 230 25XX: X
534 590 51XX: X
535 636 48XX: X
536 561 87XX: X
536 917 83XX: X
538 794 94XX: X
212 534 09XX: X
532 257 65XX: X
533 233 06XX: X
218 879 95XX: X
532 303 11XX: X
533 706 38XX: X
537 048 52XX: X
532 314 17XX: X
532 212 01XX: X
532 779 78XX: X
535 338 87XX: X
538 939 48XX: X
538 987 56XX: X
541 610 37XX: x
531 438 18XX: X
532 406 45XX: X
536 894 56XX: X
539 559 48XX: X
553 437 98XX: X
312 420 64XX: X
535 257 19XX: X
538 490 60XX: X
530 552 00XX: X
533 732 77XX: X
505 235 37XX: X
532 327 84XX: X
535 561 77XX: X
326 233 31XX: X
532 660 94XX: X
532 254 19XX: X
538 372 77XX: X
536 333 90XX: X
538 655 55XX: X
506 930 69XX: X
216 340 27XX: X
505 377 73XX: X
532 211 91XX: X
532 246 74XX: X
532 312 43XX: X
532 647 59XX: X
533 025 73XX: X
544 939 49XX: X
532 712 12XX: X
312 999 21XX: X
312 999 26XX: X
312 222 15XX: X
531 492 55XX: X
312 420 33XX: X
212 512 24XX: X
505 883 31XX: X
507 597 18XX: X
533 632 47XX: X
534 299 72XX: X
212 513 14XX: X
212 251 50XX: X
262 229 06XX: X
530 418 85XX: X
532 546 11XX: X
533 236 03XX: X
534 760 54XX: X
538 481 65XX: X
212 485 36XX: X
212 472 70XX: X
212 522 13XX: X
536 765 24XX: X
506 416 55XX: X
531 837 78XX: X
530 523 91XX: X
535 372 06XX: X
536 504 96XX: X
507 875 23XX: X
532 220 61XX: X
532 482 61XX: X
532 252 05XX: X
530 540 18XX: X
533 651 37XX: X
212 402 50XX: X
532 377 73XX: X
533 418 61XX: X
505 606 57XX: X
505 609 05XX: X
506 717 92XX: X
507 707 20XX: X
532 100 88XX: X
532 625 06XX: X
532 767 09XX: X
535 514 06XX: X
535 566 11XX: X
536 558 39XX: X
538 312 21XX: X
554 792 03XX: X
555 565 75XX: X
507 772 80XX: X
532 307 53XX: X
532 564 33XX: X
537 235 99XX: X
539 383 54XX: X
539 632 78XX: X
538 737 01XX: X
532 411 16XX: X
533 551 89XX: X
505 274 02XX: X
505 819 21XX: X
507 848 82XX: X
546 663 33XX: X
532 165 90XX: X
532 645 09XX: X
544 231 78XX: X
532 606 85XX: X
505 542 36XX: X
533 389 17XX: X
507 789 40XX: X
532 559 59XX: x
532 635 43XX: X
533 240 78XX: X
533 357 24XX: X
536 658 25XX: X
537 605 23XX: X
543 967 68XX: x
532 321 82XX: x
530 364 50XX: x
532 683 35XX: X
530 466 67XX: X
505 265 33XX: X
545 601 08XX: X
555 413 36XX: X
312 966 03XX: X
312 388 20XX: X
534 733 84XX: X
532 360 34XX: X
535 712 51XX: X
536 767 39XX: X
538 245 72XX: X
536 777 39XX: X
505 388 19XX: X
531 360 34XX: X
538 848 84XX: X
532 484 82XX: X
533 245 67XX: x
533 460 51XX: X
537 484 88XX: X
533 666 25XX: X
537 232 14XX: X
538 132 45XX: X
530 775 93XX: X
531 225 96XX: X
531 325 05XX: X
534 629 42XX: X
534 784 49XX: X
535 060 50XX: X
535 071 93XX: X
536 447 04XX: X
536 946 03XX: X
536 982 44XX: X
537 044 46XX: X
539 449 77XX: X
553 482 34XX: X
554 599 74XX: X
216 345 88XX: X
533 669 33XX: X
534 201 29XX: X
535 747 07XX: X
536 206 05XX: X
539 204 99XX: X
539 840 61XX: X
543 722 72XX: X
218 872 37XX: X
272 213 14XX: X
312 419 69XX: X
532 281 58XX: X
532 243 43XX: X
552 622 69XX: X
535 305 91XX: X
531 832 82XX: X
532 361 70XX: X
543 696 00XX: X
535 622 11XX: X
535 813 09XX: X
535 562 52XX: Yağmur
533 491 82XX: Yahya
532 688 69XX: Yahya BOSTAN
533 425 32XX: Yahya İNCETAHTACI
532 656 28XX: Yakup
536 296 97XX: Yakup ASLAN
537 794 17XX: Yalçın
532 437 61XX: Yalçın
532 318 02XX: Yalçın AKDOĞAN
505 640 18XX: Yalçın MADENCİ
506 879 93XX: Yasemin
533 475 99XX: Yasemin BOZKURT
507 253 66XX: Yaser YAZICIOĞLU
533 638 51XX: Yasin
532 233 41XX: Yasin
505 630 00XX: Yasin
537 492 91XX: Yasin
537 559 56XX: Yasin ÇELİKTEN
532 201 46XX: Yasin TAZE (Demokrat Parti Özel Kalem Müdürü)
536 974 73XX: Yasin ÜNAL
545 909 99XX: Yasir DUMLUPINAR
505 277 37XX: Yaşar
532 733 48XX: Yaşar ÇAKMAK
532 213 52XX: Yaşar ŞİMŞEK
532 594 68XX: Yaşar Taşkın KOÇ
535 620 88XX: Yaşar TOPKAYA
505 553 13XX: Yaver
544 423 47XX: Yaver DAŞTAN
542 609 87XX: Yavuz
532 611 42XX: Yavuz ALATAN
542 808 80XX: Yavuz DUMAN
535 523 47XX: Yavuz KAYA
532 267 56XX: Yavuz KOCAMIŞ
532 395 14XX: Yavuz OĞHAN
533 330 49XX: Yekta SARAÇ
546 530 20XX: Yener
532 277 59XX: Yıldız ENSAROĞLU
532 421 09XX: Yılmaz ATEŞ
532 710 85XX: Yılmaz ÇOLAK
532 277 59XX: Yılmaz ENSAROĞLU
533 636 05XX: YılmazKADIOĞLU
532 457 24XX: Yunus
532 408 92XX: Yunus
542 440 41XX: Yunus ( K) Oğuz ÇAYAN
532 695 40XX: Yunus AYAZ
506 897 95XX: Yunus Emre
532 328 17XX: Yunus Emre KARAOSMANOĞLU
534 488 93XX: Yusuf AL
507 972 93XX: Yusuf ÇİFTLİK
533 711 66XX: Yusuf MÜFTÜOĞLU
535 967 59XX: Yusuf SATILMIŞ
555 794 95XX: Yusuf ŞANLI
534 720 10XX: Yusuf TAZEGÜN
532 711 69XX: Yusuf TEKİN
533 640 89XX: Yusuf ZİYA
532 360 11XX: Yusuf Ziya CÖMERT
543 715 13XX: Yücel
531 794 98XX: Yücel ÇİFTÇİ
532 688 63XX: Yücel SERDAR
532 612 79XX: Yüksel AKGÜL
538 869 50XX: Yüksel ÇETİN
505 685 61XX: Zafer ÇUBUKÇU
530 662 04XX: Zafer DEMİRCAN
505 319 93XX: Zafer ÜNAL
536 224 25XX: Zahide
534 760 11XX: Zehra
535 777 37XX: Zehra
555 321 02XX: Zehra
532 481 32XX: Zekeriya AKTÜRK
536 733 56XX: Zekeriya LAFCI
532 171 98XX: Zeki
532 773 72XX: Zeki
554 510 51XX: Zeki
532 426 94XX: Zeki
538 299 79XX: Zeki KAYA
538 277 00XX: Zetten GÜVEN
532 423 39XX: Zeyid ASLAN
542 402 14XX: Zeynal Abidin KOÇER
534 515 86XX: Zeynel YAMAN
554 901 01XX: Zeynep
530 311 76XX: Zeynep
555 559 12XX: Zeynep GÜLER
533 733 29XX: Zeynep Hülya KAYA
533 708 98XX: Zeynep KOÇ
532 598 01XX: Zeynep KUMUŞ
534 840 50XX: Zeynep OLĞAÇ
534 557 71XX: Zeynep TORLAK
532 522 35XX: Zeynettin KASIMOĞLU
505 300 30XX: Zeynettin KASIMOĞLU
539 648 17XX: Zeytin
218 882 79XX: Ziya
541 200 11XX: Ziya ABBAS
532 334 36XX: Ziya TÜRKYILMAZ
535 793 04XX: Zühtü
551 217 62XX: Züleyha (Star, Yenişafak)

------------------------------------------------------------------------------

SAVCILAR İDDİALARI YALANLADI

24.02.2014 17:10 Türkiye'nin konuştuğu savcılar iddiaları reddetti.

Telefon dinleme kararlarının altında imzası olduğu söylenen savcı Adnan Çimen, iddiaların asılsız olduğunu iddia etti.

2011 yılında 'Selam örgütü' soruşturması kapsamında Savcı Adnan Çimen, binlerce kişi hakkında telefonlarının dinlenmesi için karar çıkarttı mı? Suskunluğunu bozan hedefteki savcılardan Çimen, iddiaları reddetti.

Dosya numarası 2011/762 olan belgede akademisyenden, siyasetçisine, işadamından gazetecilere kadar 7 bin kişinin dinlendiği iddia ediliyordu.

"2011'DEN BENİ ARADAN ÇOK UZUN SÜRE GEÇTİ"

Bugün iki gazetenin manşetinde yer alan "Selam Terör Örgütü" soruşturmasını başlattığı ve 7 bin kişiye yakın kişinin telefonunu dinlettiği iddia edilen savcı Adnan Çimen Milliyet'e konuştu. Çimen şunları söyledi:

"İddialar tamamen asılsızdır, gerçeği yansıtmamaktadır. Yasadışı herhangi bir işlem yapılmamıştır. İddia edilen soruşturmanın 2011 yılında yapıldığı belirtiliyor. Ben o dönemde özel yetkili mahkemelerde 1,5 yıl savcı olarak çalıştım. Ancak 2011'den beri aradan çok uzun süre geçti. Bana sayın Başbakan ve çevresindekilerin isimlerinin bulunduğu dinleme talebi iletilmemiş ve tarafımdan da mahkemeden böyle bir talepte bulunulmamıştır. Benim böyle 7 bin kişilik bir dinleme listesinden haberim yok. Detaylı açıklama ihtiyaç duyulursa daha sonra yapılacaktır."

SAVCI ÖZKAN'DAN DA AÇIKLAMA: KESİNLİKLE YAPILMADI

7 bin kişinin Selam örgütü soruşturması kapsamında dinlendiğine dair haberler üzerine 2012-2014 yıları arasında soruşturmayı yürüten savcı Adem Özkan da açıklama yaptı.

Özcan yazılı açıklamasında “söz konusu gazete haberlerinde geçtiği şekilde, bu dosya kapsamında binlerce siyasetçi, yazar, STK temsilcileri ve iş adamlarının telefonlarının dinlenilmesi ya da takibi kesinlikle yapılmamıştır” dedi.

O SAVCI KİMDİ?

Savcılar Adem Özcan ve Adnan Çimen'in başlattığı dinlemelerin yaklaşık 3 yıldır yapıldığı iddia edildi. Savcı Adnan Çimen, geçtiğimiz günlerde HSYK kararnamesiyle özel yetkili TMK savcılığı görevinden alınarak Büyükçekmece Adliyesi'ne atanmıştı. KCK soruşturmalarını yürüten Çimen, Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu gibi isimlerin tutuklanmasını istemişti. Çimen en son Gezi Parkı gösterileri sırasında işlenen memur suçlarını soruşturuyordu.

------------------------------------------------------------------------------

CHP'Lİ ÖZGÜNDÜZ: BAŞSAVCIYI DA DİNLEMİŞLER

24.02.2014 20:48 CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu'nun dinleme skandalıyla ilgili " Sayın Başsavcı kendisinin de bu soruşturma kapsamında dinlendiğini söylüyor" dedi.

Basında aralarında işadamları, siyasetçiler, gazeteciler ve STK temsilcilerinin de bulunduğu binlerce kişinin dinlendiği iddialarına ilişkin suç duyurusunda bulunuldu. Kendisinin de dinlendiğini iddia eden CHPİstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduktan sonra Başsavcı Hadi Salihoğlu ile görüştüğünü belirterek, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Gazetelerde çıkan haberlerde kendisinin de dinlenildiğine dair adının geçtiğini ifade eden Milletvekili Özgündüz, "Milletvekili sıfatım bilinerek yasama dokunulmazlığım hiçe sayılarak hakkımda dinleme kararı verildiğini öğrendim. Ve bununla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşerek bu konu hakkında da şikayet dilekçesi verdim. Bu yasa dışı dinlemeyi talep eden emniyet görevlileri, bu talebi mahkemeye ileten Cumhuriyet Savcısı, bu kararı veren hakim ve bu kararı uygulayan TİB yetkilileri, kararı icra eden tüm kamu görevlileri hakkında 4 suçtan şikayette bulunduk. Haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki görüşmelerin kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal ve memuriyet görevini kötüye kullanma suçundan dolayı suç duyurusunda bulundum" dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu ile de görüştüğünü belirten Özgündüz, "Başsavcı ile görüşmemle öğrendiğim ise, toplam 107 klasörlük bir soruşturma dosyasından bahsediliyor. Sayın Başsavcı kendisinin de bu soruşturma kapsamında dinlendiğini söylüyor. Konu nedir dediğimde 'Selam Kudüs' örgütü adı altında bir soruşturma kapsamında bu dinlemelerin yapıldığı söyleniyor. Bu hukukun bittiği bir an. Yargı hukusuzluğa aracı oluyorsa artık tuzun koktuğu yerdir" diye konuştu. (Radikal)

HSYK YARIN KONUYU GÖRÜŞECEK

Öte yandan dinleme haberlerini ihbar kabul eden HSYK, iddiaları yarın inceleme kararı aldı. HSYK 3. Dairesi, bugün Star ve Yeni Şafak gazetelerinde yer alan ve Türkiye genelinde 7 bin kişinin dinlendiği yönündeki haberleri ihbar kabul etti. HSYK 3. Dairesi, iddiaları yarın yapacağı toplantıda inceleme kararı aldı.

------------------------------------------------------------------------------

ADALET BAKANLIĞI'NI X KODUYLA DİNLEDİLER

25.02.2014 10:42 Türkiye tarihinin en büyük dinleme skandalından çarpıcı ayrıntılar çıkıyor. 3 bin 64 kişilik listede X ile isimlendirilen numaralardan biri Adalet Bakanlığı'nın makam telefonu. Eski Bakan Sadullah Ergin ile yeni Bakan Bekir Bozdağ da bu numarayı kullanıyor.

Paralel yapının binlerce insanı dinlediğini belgeleyen listedeki X kodlu numaralardan bir çoğunun kimlere ait olduğu da ortaya çıktı. 3 bin 64 kişilik listede yaklaşık 600'den fazla X kodlu telefon numarası yer alıyor. Adalet Bakanlığı'nın makamı, milletvekili, üniversite rektörleri, müftü, STK'lar, Anadolu Ajansı santrali, elçilik görevlileri ve polis memurları da dinlenmiş. Adalet Bakanlığı'nın X kodu ile mahkemeden gizlenerek dinlenen 312 419 46 .. numaralı makam telefonundan, 2013'ün Aralık ayına kadar Adalet Bakanlığı yapan Sadullah Ergin'in çok sayıda görüşme yaptığı öğrenildi. Mevcut Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da aynı numaradan görüşmeler yapıyor.

Paralel yapının X kodu ile dinlediği isim ve kurumlardan bazıları ise şöyle:

VEKİL, REKTÖR, MÜFTÜ

AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, MÜSİAD İnşaat Sektör Kurulu Başkanı Burhan Özdemir, Başakşehir'de görevli polis memuru Ahmet, İş Bankası santrali, Halk Bankası Merkez Efendi Şubesi, Adana Müftüsü Arif Gökçe, Ehl-i Beyt Âlimleri Derneği, Anadolu Ajansı'nın Ankara'daki merkez santrali ile Genel Müdürü Kemal Öztürk'ün ikinci telefonu, Gazeteci Ferhat Ünlü, Akabe Vakfı, Türkiye'nin Londra Büyükelçiliği'nde görevli olan Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Ömer Faruk Altuntaş ve İran Konsolosluğu'nda çalışan bir görevli.

ESKORT KIZLAR DA VAR

Listedeki X kodlu numaralardan bazılarının telekız ve eskortluk yapan kadınlara ait olması dikkati çekti. Yeni Şafak bu numaralardan 8'inin değişik illerdeki eskort kızlara ait olduğunu belirledi. Listedeki beş numara ise İstanbul'daki masaj salonlarına ait çıktı. Paralel yapının, karanlık komployla eskort kızların telefon numaralarını dinleyerek şantaj amaçlı kayıtlar elde ettiği düşünülüyor.

Ailesiyle karanlık ağa takılmış

Dinleme mağdurlarından biri de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş. Karanlık paralel örgüt Kurtulmuş'u dinlemekle kalmamış eşi Sevgi Kurtulmuş ve oğlu Emir Kurtulmuş'u da dinlemiş. Geçmişte HAS Parti Genel Başkanlığı yapan Numan Kurtulmuş'un yakın çevresi de dinleme ağına takılmış. Kurtulmuş'un yakın koruması Hüseyin Demir, Özel Kalemleri Furkan Torlak ve Musa Güldibi, Has Parti Gençlik Kolları Başkanı Abdulkadir Özel, Ankara İl Başkanı, Abdulhamit Gül, Genel Başkan Yardımcısı Erol Erdoğan, partinin kurucular kurulu üyesi Necip Fazıl Kurt, GİK üyeleri; Erol Dilaver, Hüsamettin Korkutata, Sinan Hacı Necipoğlu ve Türker Saltabaş'ın dinlenen isimler olması dikkat çekti.

Paralelciler Meclis'e de uzanmış

Paralel yapının dinleme skandalı Meclis'e de uzandı. TBMM'de halen müşavirlik görevini yürüten Bilal Coşkun da paralel yapının dinledikleri kişiler arasında yer alıyor. Coşkun, 'Müşavirlikten önce polis akademisinde öğretim üyeliği yaptım. O zamanlarda cemaatle aram iyi değildi. Onlara hiçbir zaman olumlu bakmadım. Onlar kendilerine köle arıyor ama ben o yapıda hiç değilim. Bu yüzden beni de dinleme listesine almış olabilirler. Meclis telefonu üzerinden, özel numaramdan ve çocuklarımdan birinin telefonu üzerinden dinlenmişim. Bu dinleme olayına karşı, hukuki süreci başlatıp şikâyette bulunacağım' dedi. (Yenişafak)

------------------------------------------------------------------------------

ÖRGÜT ŞEMASINI MOSSAD MI YAPTI?

25.02.2014 10:48 Başbakan Erdoğan, Ahmedinejad ve Hizbullah lideri Nasrallah'ı hayali örgütün lideri gibi göstermek isteyen paralel savcılar, dosyayı BM'ye göndererek darbeye uluslararası destek arayacaklardı. Üç ismin bir araya getirilmesi ve İran Büyükelçisi'nin dinlenmesi 'Şemayı İsrail mi yaptı' sorusuna neden oldu.

Yeni Şafak'ın yayımladığı paralel yapılanmanın 7 bin kişilik dinleme listesinin altında hükümete ve Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı kurulan bir komplonun yattığı ortaya çıktı. Paralel yapılanmaya bağlı savcılar başta Başbakan Erdoğan olmak üzere binlerce mütedeyyin vatandaşı uydurdukları sözde Selam Terör Örgütü kapsamında cezaevine atmayı planladıkları belirlendi. Hükümetin elini uluslararası kamuoyunda zayıflatmak ve Türkiye'yi teröre destek veren ülke olarak lanse etmek isteyen paralel yapılanma, Başbakan Erdoğan'ı terör örgütünün lideri olarak göstermek için düzmece bir soruşturma başlattı. İddia ettikleri örgütün diğer liderlerinin ise kağıt üzerine Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah ve İran'ın eski Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat'tı.

TÜRKİYE'YE TERÖR DEVLETİ LEKESİ

ABD'nin terör örgütleri listesinde olan Hizbullah ile Ahmedinejad'ı Erdoğan'la ortak örgüt yönetici olarak göstermeyi amaçlayan paralel savcılar dosyayı BM'ye de göndermeyi amaçladıkları ortaya çıktı. Böylece Türkiye, uluslararası kamuoyunda 'terörist devlet' olarak lanse edilecekti.

HEDEF KAPATMA DAVASI

Hayali 'Selam Örgütü' soruşturmasında 70 İranlı'nın dinlenmesi dikkat çekerken, hedeflerden birinin de AK Parti'ye 'teröre destek' suçlamasıyla kapatma davası açmaktı. El-Kaide ile ilişkilendirilemeyen hükümete Hizbullah destekli sözde Selam Terör Örgütü yaftası vurulmaya çalışılacaktı. Bu durum, paralel yapılanmayı soruşturma talimatının İsrail Gizli Servisi MOSSAD tarafından verildiği ihtimalinin akıllara getirdi.

DOSYA YURT DIŞINA KAÇIRILDI

Dosyanın Emniyet'te bulunan kopyanın ise kayıp olduğu, görevden alınan polislerin dosyayı yurtdışına kaçırdığı öğrenildi.

Savcıların sözde terör örgütü kapsamında dinlettiği binlerce vatandaşın yüzde 80'i AK Partili ve muhafazakar bir kimliğe mensup. AK Parti karşıtlarının ise dosyaya şantaj amaçlı dahil edildiği düşünülüyor. Komployla ilgili savcılık ve emniyete ihbarların gelmeye başladığı öğrenildi. Soruşturmanın 2011'de savcılığa gönderilen 'Müstekbirlerle Mücadele Metodları' isimli bir dokümanla başlatıldığı ve bu bahaneyle binlerce insanın dinlemeye alındığı kaydedildi.

70 İranlı dinleme listesinde

Gündeme bomba gibi düşen 'derin kulak' skandalında pek çok İranlı'nın da dinlendiği ortaya çıktı. Yaklaşık 70 kadar İranlı diplomat, aktivistin yanı sıra İran Ankara Büyükelçisi Ali Mehrabi, İran İstanbul Başkonsolosu Abdollah Aklaghi'nin de bulunduğu pek çok kişinin paralel yapılanmanın dinleme ağına takıldığı belirlendi. Irak Milli Reform Hareketi Türkiye Temsilcisi Ali Akbar Waly, FKÖ'nün istihbarat şefi Ali Hasan Selami ve Hacettepe Üniversitesi Uluslararası Öğrenci Temsilci Elvin Aghayev ile Azerbaycan İslam Mukavemet Hareketinin liderlerinden Hacı Tale Bağırov gibi isimler dinleme ağına karışan kişilerden bazılarını oluşturuyor. (Yenişafak)

------------------------------------------------------------------------------

X KODLU İSİMLER DE ORTAYA ÇIKIYOR

25.02.2014 11:20 7 bin kişiden 815 ismi x koduyla dinlediği ortaya çıkan paralel yapının siyasetçilere ve işadamlarına santaj planladığı iddia edildi. Masaj salonları, eskort kızlar ve mankenler de dinlenenler arasında.

Paralel örgütün aralarında Başbakan ’ın yakın çevresi, AK Parti, CHP ve MHP’nin merkez santralleri, işadamları, sanatçıların da bulunduğu 7 bin kişi ve kuruluşu dinlemesinin yanısıra 815 ismi de ‘x’ koduyla dinlediği ortaya çıktı. Şifrelenmiş isimleri inceleyen kaynaklar ise x’ler üzerinden işadamlarına, siyasetçilere şantaj planlandığını öne sürdü. Çoğunluğu masaj salonu, eskort kızlar, travestiler ve mankenlerin oluşturduğu tapeler büyük tedirginlik yarattı.

Her kesimden isim var

Bu isimlerin dışında yine şifrelendirilmiş olarak Ulusal Kanal’ın reji masası, Türkiye İş Bankası’nın santrali, Halkbankası Merkezefendi Şubesi, Alevi Derneği, Yabancılar Şube, Özel Kreş ve Gündüz Bakımevi, Hatay katliamının elebaşı Mihraç Ural’la irtibatlı isimler, Başbakan’ın basın danışmanı Lütfullah Göktaş, Başbakan Koruma Müdürü ve gazetecilerin dinlendiği görüldü.

125 klasör, tek soruşturma

Sağcısından, solcusuna, ülkücüsünden alevisine, şarkıcıdan mankenine kadar 7 bin kişinin 3 yıl boyunca dinlendiği ve tek bir dosyada birleştirilen soruşturmada 125 klasörün olduğu öğrenildi. 3 bin 64 kişiden sadece 7 isim 2010/1074 sayılı soruşturma dosyası kapsamında dinlendi. Diğer isim ve kurumlar ise ayrı ayrı 26 soruşturma kapsamında dinlendi ve Selam terör örgütü soruşturması adı altında birleştirildi.

‘20 bin kişi dinlendi’ iddiası

7 bin kişinin yasadışı dinlendiği haberi Türkiye’yi ayağa kaldırırken, El Kaide ve KCK soruşturması adı altında açılan dosyalarda 20 bin kişinin daha dinlendiği öne sürüldü.

X KODUYLA DİNLENEN 815 KİŞİDEN 221’İNİN İSMİ

530 140 25XXX X (ING Bank- Emeklilik - Seyfi)
507 395 28XXX X (B 185 Yasin Aydın)
530 263 10XXX X (Pelin Hnm)
531 239 40XXX X (???)
530 364 50XXX X (0730 Aydın)
532 243 43XXX X (Abdullah Bavli)
505 819 21XXX X (Ahmet Kavgacı)
532 220 87XXX X (Ahmet Kuzan)
212 534 09XXX X (AKABE Kültür ve Eğitim Vakfı)
212 521 27XXX X (Alban Dış Ticaret)
505 259 23XXX X (Ali ??)
532 252 05XXX X (Ali Minta)
212 515 51XXX X (Alimler Derneği - İstanbul)(Alevi derneği)
532 213 14XXX X (Altan Karapaşaoğlu - Bursa MV)(AKP)
216 345 88XXX X (Altıyol Mas.)
530 605 88XXX X (Arif Çınar)
532 153 94XXX X (Arif Gökçe - Adana Müftüsü)
507 707 20XXX X (Arif Konak)
212 531 71XXX X (ASM Hukuk Bürosu)
532 314 95XXX X (Av. Cüneyt Toraman)
532 257 65XXX X (Aydın - Belçika)
506 756 58XXX X (Bedirhan Erdem)
505 235 37XXX X (Bekçi Hakan)
531 455 22XXX X (Beylikdüzü Bahause)
505 779 74XXX X (Burhan Kavuncu)
507 608 05XXX X (Cafer Bendidaryan)
530 540 18XXX X (Cevdet Hoca)
530 775 93XXX X (Ceylin - İzmir - Escort)
216 474 02XXX X (CFT Kimya Maden Denizcilik Ltd.)
505 544 45XXX X (çiğdem)
531 592 77XXX X (çiğköfteci Ayhan)
216 363 20XXX X (Darbaz Halı)
530 558 11XXX X (Demirel Adıgüzel - Ank.Müteahhit)
531 832 82XXX X (Didem - Bağcılar)
505 784 09XXX X (Doğramacı Zeki)
212 512 24XXX X (Döviz Atlas - Kapalıçarşı)
507 848 82XXX X (Dr. Muhammet Örnek)
531 492 55XXX X (Dursun Çakıltaş)
506 930 69XXX X (Duygu Ulaş)
531 438 18XXX X (Ebru)
531 379 19XXX X (Emrah Bey - Çalışma İzni - Mahmut Batı)
505 388 19XXX X (engin Hoca)
506 838 18XXX X (Erhan Kayalar)
532 223 70XXX X (Ersin İbrahim - Ağaç A.Ş.)
506 717 92XXX X (Ertuğrul Ünal)
531 325 05XXX X (Es Asude Malta)
505 883 31XXX X (esat Burul)
531 225 96XXX X (Escort Esra - Sarışın)
212 876 04XXX X (Evim)
507 943 62XXX X (Fadıl Felistin)
531 480 33XXX X (ferit Doğan)
530 552 00XXX X (Feyza Çubuk)
212 517 14XXX X (GİZ3)
505 609 05XXX X (Göksel Aydın)
532 246 74XXX X (Göksel Tuker Pusel)
505 606 57XXX X (gözde)
505 542 36XXX X (Hacikom ?? )
532 254 19XXX X (Hafizi)
212 560 14XXX X (Hakan Ergül - Eski AP görevlisi)
532 322 56XXX X (Halis Dalkılıç)
212 415 30XXX X (Halkbankası Merkezefendi Şubesi)
530 236 32XXX X (Hamit - Deniz Mineral)
505 377 73XXX X (Hatice Amir Guanzu)
532 327 84XXX X (Hatice Yayıne Türk Arap)
531 360 34XXX X (Haydar Turan - Abdullah Turan'ın oğlu)
532 212 63XXX X (Hikmet Bey-Gümrük İşlemleri)
212 235 81XXX X (Hüseyin Öğrenci)
507 772 80XXX X (Hüseyin Tadik53)
530 292 55XXX X (ilknur Er)
530 844 48XXX X (Kaan Dilek)
532 200 35XXX X (Kadem Hoca)
532 262 48XXX X (Kadir Bey, Vizyon Av.)
530 201 98XXX X (kemal Öztürk)
531 307 35XXX X (Kenan - Danışman)
530 871 58XXX X (Kenan)
212 522 13XXX X (Kuzey Ajans)(TRT TÜRK Yapımcısı)
212 528 59XXX X (Kuzey Ajans)(TRT TÜRK Yapımcısı)
212 485 36XXX X (lara Kozmetik)
532 220 61XXX X (Levent Özmen -Zeynel)
531 459 43XXX X (malatya amcaoğlu yiğit)
507 597 18XXX X (Masaj Salonu)
506 899 10XXX X (mehmet Emin???)
531 837 78XXX X (Mehmet Öz)??????
530 523 91XXX X (metin Yüksel - Sabah Gazetesi)
507 265 44XXX X (Mustafa Aydın - Aydın Ünv??)
532 312 43XXX X (Naz - İstanbul)
532 201 78XXX X (Necat Karakuş)
532 211 91XXX X (Neşet Yalçın)
532 217 35XXX X (Nevzat Yanmaz)
216 474 14XXX X (Nisyana İsyan)
531 309 59XXX X (Nizam Aras)
532 292 59XXX X (Numan Özmaneci)
532 212 01XXX X (ömer Bey - Ulaşım)
505 855 79XXX X (Ömer Faruk Altuntaş)
531 338 00XXX X (ömere.)
505 344 07XXX X (önder - İş)
505 210 82XXX X (özcan - Yabancılar Şube)
505 477 18XXX X (Özel Kreş-Gündüz Bakımevi -Şükran Yavuz)
505 274 02XXX X (Özkan Hoca)
212 521 88XXX X (Özsin İthalat İhracat)
532 165 90XXX X (Ramis)
532 344 09XXX X (Recep Gündoğdu)
532 314 17XXX X (Recep Sivri)
212 679 78XXX X (Sabigi Ofis)
532 231 04XXX X (Saffet Albayrak)
506 858 33XXX X (sağlık Grup Başkanı-Bekir Bey)
507 875 23XXX X (Sebia Zaatova)
505 830 71XXX X (Selçuk Türkyılmaz)
530 466 67XXX X (Shahram Tamimi)
312 222 15XXX X (Songül Çakmak)
531 491 44XXX X (Sulamacı Erol)
532 281 58XXX X (Şaban Burak)
530 692 74XXX X (Şaban????)
532 307 53XXX X (Şeref Taşkın)
530 418 85XXX X (şükran - İran Konsolosluğu)
532 321 82XXX x (Turgut Erkeskin)
216 388 61XXX X (Türk Telekom-Meryem)
212 402 50XXX X (Türkiye İş Bankası - Santral)
507 789 40XXX X (Ufuk Dal)
212 251 50XXX X (Ulusal Kanal Reji Masası)
506 416 55XXX X (usama Stajar)
505 265 33XXX X (Vaner Kuzu)
212 635 10XXX X (Vildan Yılmaz - Türk Telekom)
532 303 11XXX X (Wazak Ahsap Kadir)
531 246 96XXX X (Yunus Emre)
505 688 39XXX X (Yüksel)
530 381 57XXX X (Zafer İçyer - Akmedrese)
530 613 89XXX X (zekeriya Bey)
532 252 35XXX X (Ziynettin Abi) (Star)

------------------------------------------------------------------------------

HSYK TOPLANDI: SAVCILARA İNCELEME KARARI

25.02.2014 14:59 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi, aralarında siyasetçi, iş adamı ve gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda kişiyi dinledikleri iddia edilen savcılar Adem Özcan ve Adnan Çimen ile ilgili hakimler hakkında inceleme kararı verdi.

"Paralel yapı"nın telefon dinleme iddialarına konu olan soruşturmayı bir süre yürüten savcılardan Adem Özcan ile Adnan Çimen, iddialar üzerine, HSYK'ya dilekçe göndererek, kendileri hakkında inceleme yapılması talebinde bulundu.

Ahmet Hamsici'nin başkanlığında toplanan HSYK 3. Dairesi de bugün yaptığı toplantıda, savcılar hakkında çıkan haberleri ve savcıların dilekçelerini ele aldı.

Daire, savcılar Özcan ve Çimen hakkında incleme yapılması kararı verdi. Savcılar hakkındaki inceleme kararı, onay için Adalet Bakanlığına gönderilecek.

Adalet Bakanlığından gelecek onayın ardından Özcan ve Çimen hakkında inceleme yapılacak. İnceleme sonunda, savcılar hakkında soruşturma açılmasına gerek görülürse 3. Daire, soruşturma işlemleri için teklifte bulunacak. Adalet Bakanının soruşturmaya da onay vermesinin ardından bu savcılar hakkında soruşturma işlemlerini HSYK 2. Dairesi yürütecek. (AA)

(24 Şubat 2014, 10:47), son güncel.: (25 Şubat 2014, 14:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

PARALEL YAPILANMA - GRUPLANDIRILMIŞ HABERLER:
Paralel yapı-Tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Fetullah Gülen manşetlerimiz
Paralel yapı-Örgütlenme detayları manşetlerimiz
Paralel yapı-Masonik yapılanmalarla benzerliği manşetlerimiz
Paralel yapı-Yargı uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-HSYK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Polis uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-MİT uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TSK uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Diyanet uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Medya uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Finansal uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Koç grubu manşetlerimiz
Paralel yapı-CHP bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Siyasetteki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Eğitim alanındaki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TÜBİTAK'taki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-TİB'deki uzantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Redhack Terör Örgütü bağlantısı manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapı-17 ve 25 Aralık soruşturmaları manşetlerimiz
Paralel yapı-TIR baskını ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Telekulak ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Başbakanın ofisindeki böcek olayı ve soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Tevhit-Selam komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-7 Şubat 2012 MİT krizi bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-İHH komplosu manşetlerimiz
Paralel yapı-Soruşturmalar manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Gül manşetlerimiz
Paralel yapı-Gezi olayları bağlantısı manşetlerimiz
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar manşetlerimiz
Paralel yapı-Ergenekon manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz
Paralel yapı-Şike soruşturması manşetlerimiz
Paralel yapı-Fenerbahçe manşetlerimiz
Paralel yapı-Ses kayıtları manşetlerimiz
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları manşetlerimiz
------------------------------------------------------------------------------
Paralel yapıya yönelik operasyonlar manşetlerimiz
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapıya dair deliller manşetlerimiz
Paralel yapı-Suç duyuruları manşetlerimiz
Paralel yapı-Abdullah Harun manşetlerimiz
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-ABD bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-İsrail bağlantıları manşetlerimiz
Paralel yapı-Vatana ihanet manşetlerimiz
Paralel yapı-Dershane manşetlerimiz
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri manşetlerimiz
Paralel yapı-Haber ve iddialara karşı tekzipleri manşetlerimiz

PARALEL YAPILANMA - TÜM HABERLER:
22 polis adliyeye sevkedildi
Paralel yargıya operasyon geliyor
Paralel polislerin sorgusu sürüyor
Paraleli ölü disk yaktı
Operasyonlar için kim ne dedi?
9 istihbaratçı polis firar mı etti?
İşte F-tipi kumpasın delilleri
Savcılıktan operasyon açıklaması
Paralel yapılanma sarsıldı
Yarsav listesindeki cemaat adayları
Okus pokus, yargı imamı yokus!
Savcı Öz'e soruşturma başlatıldı
Paralel yapıyı bilirkişi araştıracak
Başbakan'dan Öz'e suç duyurusu
Flaş!!! Paralel polislere operasyon
Gülen o savcıları da şikayet etti
Bir paralel firar daha
Adalet Bakanı HSYK'yı uyardı
Gülen, darbeyi başarmak üzere(2)
HSYK'dan o savcıya darbe girişimi
Yeni kimliklerde büyük tehlike
Gülen teminatsız dava açamayacak
Tır davasında reddihakime 2. ret
Gülen, darbeyi başarmak üzere
Paralel polisin sınav tezgahı
Fuat Avni=Emre Uslu'ya şok
ABD: Gülen okullarına soruşturma
Telekulak davaları başladı
Paralel yapı için asıl seçim HSYK
Dink dosyasına paralel örtbas
Paralel mağdurlarına sicil affı
Kumpastan şüphelendi, hedef oldu
Tübitak, paralel ihaneti belgeledi
Eski savcı paralel yapıyı anlattı
TİB'de 3 görevli açığa alındı
Gülen'in ses kaydı yayını suç değil
Mali Şube'de 10 böcek bulundu
Avcı'yı arayan polisler açığa alındı
Erdoğan'dan paralel medyaya şok
Gelmeyen Gülen, dosyasını istiyor
Savcı: Deliller zehirli meyve gibi
İşte Böcek olayının detayları
Böcekçiler firar mı edecek?
Paralel panik delil olacak
Dosya kaçıran hakime soruşturma
İşte paralel inlere giriş talimatı
Casusluk'taki kumpasa ilk dava
Paraleli şikayete müfettiş baskısı
Mahkemeden paralel skandal
Yenişafak baskınına soruşturma
Flaş!!! O savcıya HSYK incelemesi
Casusluk'ta yeni bilirkişi talepleri
Paralel polise rütbe darbesi
Ve Gökçe, istifa etmemiş sayıldı!
Tır basanların yeni baskın planı
Balyoz savcısından haklı tepki
TIR davasında reddihakime ret
Özal davasına paralel gölge
Avcı, paralel yapıyı anlattı
İleride gerekir diye dinlediler
Paralel yapının vaiz yalanı çıktı
TIR davasına paralel kıskaç
Paralel kurul direniyor
'Kumpasa bak' cambazlığı zirvede
TIR davası CHP skandalıyla başladı
Savcı, beyin takımının peşinde
Şok!!! O soruşturma İsrail işi çıktı
Paralel tutukluluk itirazına ret
Paralel kulağa 5 tutuklama
Zirve'de 94. duruşma
TÜBİTAK: Deliller sahte değil
Gülen'e derin inceleme başlatıldı
Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı
Kumpas'la doğan kahramanlar
Avcı paralel yapıyı uyardı
Paralel müdürlere soruşturma
Paralel savcısı böcek sorgusunda
Böcekler Emniyet İstihbarat'ın
Gülen'e pasaport şoku
Böcekçiler Adliye'ye sevkedildi
Cihaner 5. kez zorla getirilecek
Azerbaycan o okulları kapattı
TÜBİTAK ablukasına soruşturma
Flaş!!! Paralel kulağa baskın
9 paralel polis itirafçı oldu
Twitter, Redhack'i kapattı
Gülen kararlarında aynı hakim
4 ayaklı TÜBİTAK haberciliği
Gülen okullarına FBI baskını
Bir tevil de paralel kuruldan
Teoman'a istifa tepkisi
Paralel de otoritesi de sarsıldı
TÜBİTAK'ta paralel temizlik
HSYK kararnamesi: 2224 atama
HSYK'da şok: 17 Aralık istifası
Paralel telekulağa 2 dava daha
Bu da paralel yolsuzluk
Gülen'in açtığı davalara ret
Paralel kuruldan intikam hazırlığı
Gaz sıkma emri de o amirden
Çadır yakmada paralel şüphe
Paralel arkadaş bu ne telaş
İşte yok denilen dinleme belgeleri
Erdoğan ve Bağış kayıtları montaj
Bağış montajında şok ayrıntı
Paralel'in belalıları göreve geldi
Paralel'in fezleke yalanı çıktı
İddia kolay, delil bulmak zor!
Katılım olmadı, Gezi paydos!
Flaş!!! TİB'e baskın
Gülen'in iade süreci başladı
Paralel'e yurtdışı darbesi
700 kişilik dinleme listesi
Gülen soruşturması büyüyor
Telekulağın hedefi milli projeler
Paralel'i bitirecek toplantı
Açık baskına gizli dava
Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY
Paralel dinlemede yeni liste: 64 kişi
Cemaatin Türkiye ve CIA imamı
Mavi Marmara'da yakalama kararı
Okmeydanı'na operasyon
Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!
Garih dosyası tekrar açıldı
Sakarya'da telekulak depremi
Spiegel Kazim nereye gitti?
F-tipi polise liste darbesi
Telekulak iddianamesi sitemizde
TIR iddianamesi kabul edildi
Bırakın acımızı yaşayalım
İşte 2. Yassıada fezlekesi
Gülen, Dink cinayetiyle suçlandı
Jandarma'da 60 paralel subay
Gülen ABD'lileri rahatsız etti
Yassıada planına one minute
Flaş!!! Vesayete One Minute!
Paralel yapının GATA imamı
TIR casuslarına 13 müebbet
Gülen görüntüleri şaşırtmadı
Paralel kulağa ilk dava açıldı
Hakim: Paralel devri kapandı
Mahkemeden e-sansür
Bu akşam Gülen depremi var
Paralel'in Diyarbakır inine girildi
17 Aralık savcılarına çifte şok
Böcekçiler Ankara'dan
Gülen'e 3 soruşturma daha
TİB'deki casusluğa soruşturma
Hakimleri sehven dinlemişler!
Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması
Gülen´e şok: İade hazırlığı
Gülen´in şikayetine takipsizlik
Haşim Bey, işte kanıtlar
İşte Paralel İstanbul imamı
Darbe fezlekesi ortaya çıktı
Paralel Redhack ve tesadüfler(!)
Paralel temizlik çetesi aranıyor
Paralel yapıya askeri soruşturma
Amiral: Şantaj Pensilvanya´dan
Savcı: Paralel kulaklar mandacı
Flaş!!! Paralel kulaklara ilk dava
Dicle Üniversitesi paralel üs
Paralel tahliye şüphesi güçlendi
Paralel polisler böyle seçilmiş
Hakim: Örgüt de sabit, suç da
Dışişlerini aynı merkez dinlemiş
Erdoğan: Tahliyeler paralel
Organize karartmaya baskın
Paralel nöbetçi hakim bekleniyor
Şok tanık: Paralel GATA!
Paralel kulaklardan ilk itiraflar
TIR olayı: 7 asker ifade verdi
Paralel ihanet mektupları
Paralel yapıya 6 tutuklama
Güney: Gülen, Ergenekon bağlantılı
TIR olayında 2 gözaltı daha
Flaş!!! TIR olayında 2 tutuklama
Başbakan: Yerle yeksan olacaklar
Köstebek yakalandı iddiası
Flaş!!! Paralel yapıya 13 gözaltı
Zaman da TIR baskınında
Rusya´dan cemaat raporu
Emre Uslu da kaçtı
Paralel Yapı tabansız çıktı
Ağlayan Gülen, gülen AK Parti oldu
Flaş!!! Önder Aytaç´a gözaltı
Paralel yapıdan vatana ihanet!
Flaş!!! Gülen´in pasaportu iptal
İşte 71 paralel polis şefi
Flaş!!! Paralel finansa baskın
CIA, Gülen'i MİT'ten koruyor
Savcı Görüşen´e tenzili rütbe
Uçak düştü, Pensilvanya üzüldü
F-tipi Emniyetçilere darbe
Dilipak´tan Gülen´e ret
Erdoğan: Paralelciler kaçıyor
Körler sağırlar birbirini ağırlar
Bir paralel dinleme listesi daha
Gülen örgütü böyle kuruldu
Azerbaycan´dan cemaate 2. darbe
Şok yapılanma: Gülen 7. katta
Erdoğan: Gülen, yeni Ergenekon
Paralel polis şefi açığa alındı
Savcıdan Savcı Öz´e ret
Kozmik Oda´da paralel şüphe
44 paralel kulak yakalandı
Skandal!!! Hakim mi militan mı?
Paralel´e de Ergenekon´a da hayır
Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı
Bir dinleme listesi de Mersin´den
Paralelciler bir bir ABD'ye kaçıyor
Azerbaycan: Cemaate geçit yok
Erdoğan: Montajı o gün görecekler
Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş
İşte cemaatin ABD'deki rüşvet listesi
Azerbaycan´dan cemaate darbe
Başbakan: Operasyon çok yakında
Nöbet ısrarı darbeyi önledi
Paralel dinlemede yeni liste
FBI ajanı: Gülen, CIA operasyonu
Erdoğan: Saidi Nursi kaçmadı
Paralel polis suçüstü yakalandı
MGK´dan paralel yapıya savaş
Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!
TIR soruşturmasına engel çabaları
Askeri savcıdan TIR baskısı
Flaş!!! TIR olayında 2 gözaltı
Tübitak'ta 5 şüpheli
Kılıçdaroğlu:Evet, Ayman:Hayır
Böcek kriptolu telefonda
Flaş!!! TIR baskıncılarına baskın
Başsavcı, telekulağı doğruladı
Mütalaa: Zirve=Ergenekon
Gülen, CIA kontrolünde mi?
7 bin kişiye paralel şok!
Böcekçilere kırmızı bülten
Paralel komutana soruşturma
Paralel yargı: Direneceğiz!
Savaşa gider gibi TIR bastılar
7 Şubat krizinde şok toplantı
´Beddualarınız tutmuyor´ fırçası
Böcek soruşturmasında 4 ifade
TIR baskınları karşı casusluk
Paralel´e şok: O komiser göreve
Savcı Öz´e şok: Bursa´ya atandı
Başbakan: Gülen, örgüt lideri
Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi
TIR komplosu çözülüyor
Paralel muhbir itiraf etti
Gül´den Gülen´e şok cevap
Gülen´e ananas soruşturması
Flaş!!! Taraf'a paralel soruşturma
Paralel Devlet´e 2. soruşturma
Paralel soruşturma endişeli başladı
Böcek soruşturması başladı
Paralel yargı imamı o mu?
Gülen'den yeni ses kayıtları
Taraf, şok suçlamalara sessiz
90 savcının görevi değişti!
Paralel Hakim = Hasan Şatır
Paralel Belge davası görülüyor
Beddua etti, suç duyurusu yağdı
Durmazlarsa ateş edin!
Böcek´çiler yakında açıklanıyor
Paralel Devlet´e suç duyurusu
Suç duyurusu & Basın açıklaması
Balyoz hakimi değişti
Pensilvanya onaycısı zarfta
TIR´cı komutana paralel kollama
Paralel verginin adı: Himmet
Fetullah Gülen´e suç duyurusu
Savcılık: Van olayında İHH yok
Flaş!!! Yakalama kararları kalktı
Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi
Flaş!!! Emniyet´ten suç duyurusu
Koç suç duyurusunda şok iddia
Diğer ülkelere paralel uyarı
İşte paralel suç delilleri
Paralel Yapı = P2 Locası
Paralel devlet böyle yönetiliyor
ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize
Bu kutu da ABD´yi sarsacak
Hanefi Avcı haklı çıktı
Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı
Casusluk davası durmayacak
Hanefi Avcı´dan şok açıklamalar
12.12.2013: Hanefi Avcı´dan cemaate tepki
Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz
Baykal´a kaset komplosu manşetlerimiz
Türkiye´nin gündemi Savcı Öz
Başsavcı, Savcı Öz´ü uyardı
Öz´ün intikamı belirginleşiyor
Hakim paralel devleti anlattı
Adalet Bakanı´ndan HSYK´ya şok
İhsası rey var, HSYK inceleyemez
Ergenekon hakiminden şok itiraf
Savcı Öz, Bakırköy´e atandı
Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar
Esed sandılar, Paralel çıktı
TIR komplosu da cemaat işi
Komplo geliyorum dedi, geldi
Yargıtay İmamı´na soruşturma
Emniyet İmamı için şok iddialar
İşte cemaatin polis imamı
Yargıtay´a Pensilvanya onayı
6 ilden Erdoğan´a destek
Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin
Hükümete yaygara, Koç´a örtbas
Adli cunta iddiası doğrulandı
Dosya, Savcı Akkaş´tan alındı
Paralel yapının polis evleri
AKP: HSYK bildirisi korsan
Adli Cunta´nın izi sürülüyor
HSYK´dan savcılara inceleme
Başsavcı 2. darbeyi önledi
Hukukçular: Savcılar çekilmeli
Erdoğan: İnlerine gireceğiz
CHP: Başbakan´ı hedef aldılar
Operasyonlara suç duyurusu
İşte ´Adli Cunta´nın delili
Adli Cunta için suç duyurusu
Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz
Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz
Taraf´a 3 suç duyurusu
Baransu´nun haberine tepki
Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz
CHP: Cemaat okulları araştırılsın
97 STK´dan cemaate tepki
Dersaneler=Cemaat mi?
Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz
Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler
Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz
İskenderun´da İsrail izi netleşiyor
Türkiye´den İsrail´e misilleme
İsrail´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz
İkinci 7 Şubat krizi
Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?
Hükümet sivil darbeyi engelledi
Erdoğan: Fidan´ı yedirmem
MİT müsteşarı Fidan hedefte
Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan
´Mesaja mesaj´ ses kaydı
MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz
Cemaat hala Gezi´de mi?
Cemaat de Gezi´de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5860    yazdır/print


 

Derin Karargah Almanya´da

Türkiye´de ağır darbeler alarak bitme durumuna gelen Devrimci Karargah terör örgütünün Alman istihbarat örgütünün koruması altında Almanya´da faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Almanya´nın Türkiye´ye yönelik derin ilgisi, Ergenekon soruşturması ile Gezi olayları sürecinde sık sık somut bulgularla kanıtlanmış bulunuyor.

17.10.2013 13:53 Türkiye´de ağır darbeler alarak bitme durumuna gelen Devrimci Karargah terör örgütünün (DKÖ) Alman istihbarat örgütünün koruması altında Almanya´da faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Örgüt lideri Serdar Kaya´nın Almanya´da yaşamını sürdürdüğü tespit edildi. Son dönemde ortaya çıkan en gizemli ve önemli terör örgütü olan Devrimci Karargâh´ın Almanya´da yaşayan lideri ´Adnan´ kod adlı Serdar Kaya´yı ilk kez SABAH görüntüledi. Bugüne kadar Türk basınında tek bir kare bile fotoğrafı yer almayan Kaya, uzun soluklu bir araştırma sonucunda kendisini bulan Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek ile muhabir İbrahim Evrim Ayral´ı Berlin´de karşısında görünce şaşırdı, heyecanını gizleyemedi. Görüntülenmemek için sağa sola kaçmaya çalıştı, ancak görüşmenin her ânı fotomuhabiri Serkan Bayraktar tarafından görüntülendi. Abdurrahman Şimşek daha önce de Kürt yazar Musa Anter suikastı tetikçisi Hamit Yıldırım´ı, kanlı saldırıdan 20 yıl sonra Şırnak´ta bulup görüntülemişti. Savcılık da ortaya çıkan bilgi ve belgelerden hareketle düğmeye basmış, 3 ay içinde zaman aşımından kapanacak olan Anter dosyası bu şok gelişme sonrası davaya dönüşmüştü.

Devrimci Karargah terör örgütünün lideri Serdar Kaya, İnterpol tarafından difüzyon kararı ile arandığı halde Almanya´da elini kolunu sallayarak dolaşıyor. SABAH´ın bile kendi imkânlarıyla bulduğu Kaya´yı Alman güvenlik birimlerinin bulamaması olanak dışı. Bu da Kaya´nın Alman makamları tarafından korunduğunu gösteriyor.

MİT´TE BİLE FOTOĞRAFI YOK

Serdar Kaya, lideri olduğu örgütün terör eylemleriyle ilgili bütün soruları yanıtsız bıraktı. Kaya, SABAH´ın, Lideri olduğunuz Devrimci Karargâh örgütü hakkında neler söyleyeceksiniz? şeklindeki sorusuna Bilmiyorum, öyle bir şey yok, diye cevap verdi. İstanbul´da kanlı eylemlerin emrini siz mi verdiniz? sorusunu da yanıtsız bıraktı. Devrimci Karargâh davasında hapis cezası alan polis şefi Hanefi Avcı´yı tanıyor musunuz? sorusuna da cevap vermedi. Kaya, muhabir İbrahim Evrim Ayral´ın, Lideri olduğunuz örgüt pek çok kanlı eyleme karıştı. Polis şehit etti. Siz de bir asker çocuğusunuz, bir şey söylemeyecek misiniz? sorusunu da yanıtsız bıraktı. Kaya, son olarak Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek, Bari iki cümle söyleyin, deyince İşte söylüyorum: İki cümle, dedi. Serdar Kaya, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) başta olmak üzere Türk istihbarat birimlerinde de son fotoğrafları yer almayan, adresi kimse tarafından bilinmeyen ve bu yüzden ´hayalet´ olarak anılan bir örgüt lideri. Kaya, Devrimci Karargâh´ın ana karargâhının bulunduğu Nürnberg kentinde Alman gizli servisinin gözetiminde yaşıyor. Dönerci cinayetleri olarak bilinen cinayet olayları ile de gündeme gelen Nürnberg, Hitler döneminden beri Alman derin devletinin en faal olduğu şehirlerden biri olarak biliniyor. DKÖ de bu şehirde üslenmiş durumda. SABAH Özel İstihbarat Bölümü´nün Avrupa´da üslenmiş Devrimci Karargâh Örgütü ile uzun soluklu haber araştırması yaklaşık iki yıl önce başladı. 26 Aralık 2011´de SABAH´ın manşetten yayınladığı ´Karargâh´ı MİT çökertti´ haberinden sonra araştırmalara başlayan ekip Almanya´dan İsviçre´ye, Fransa´dan Hollanda´ya pek çok Avrupa ülkesinde Karargâh´ın izlerini araştırdı ve çarpıcı sonuçlara ulaştı. Bu çalışmalar sonucu örgütün siyasi lideri konumundaki Serdar Kaya, askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir ve finansörü Hakan Etyemez Avrupa´nın çeşitli şehirlerinde görüntülendi. Kaya, Nürnberg´de yaşıyor, zaman zaman Berlin´e gidiyor. 16 Haziran Örgütü kökenli Serdar Kaya´nın kod adı Adnan.

KARATAŞ´IN YERİNE DÜŞÜNÜLÜYOR

Edinilen bilgilere göre Devrimci Karargâh (DKÖ) Örgütü, Dev-Sol ve DHKP-C örgütlerinin liderliğini yapan Dursun Karataş´ın ölümünden sonra Avrupa ülkeleri tarafından Karataş´tan sonraki potansiyel birleştirici sol örgüt lideri olarak görülüyor ve bu yüzden Avrupa ülkelerinin gizli servisleri tarafından korunup kollanıyor. Öyle ki Almanya´da Türklere ait tüm işyerleri sıkı bir mali denetime tabi iken DKÖ´nün finansörü Hakan Etyemez´in şirketleri denetimden âdeta muaf tutuluyor. Örgütün bildirisinde de gizli servislerle dolaylı irtibatını ele veren ipuçları içeren ifadeler yer alıyor: Emperyalist dünyanın yeni bir yeniden paylaşım sürecine girdiği, ABD´nin tek başına diğer ülkelere politikalar dayattığı, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gibi çalışmalara Lenin´in ´Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen hakları birleşin´ sloganıyla karşı konulması gerektiği, Türkiye´nin bölgesel emperyalist siyonist politikaların merkezlerinden biri olduğu söyleniyor. Bildiri ile, örgütü ağırlayan Avrupa ülkelerinin, ABD´ye mesaj verircesine, Tek başına diğer ülkelere politika dayatma! şeklinde mesaj verdiği belirtiliyor. Türk istihbaratının tespitlerine göre Kaya´nın Nürnberg´de Bayerische Landesbank Girozentrale isimli bankada bir hesabı mevcut. Örgüt mensupları genelde İş Bankası ve Western Union yoluyla bu hesaba para gönderiyor.

ANA KARARGÂHI ALMANYA´NIN NÜRNBERG KENTİ

Serdar Kaya 1955 İstanbul doğumlu, Ankara Polatlı nüfusuna kayıtlı. Resmi belgelerde DKÖ üyesi olarak geçen Rabia Şen Süer Kaya ile evli. Ev Adresi Nürnberg/Almanya olarak geçiyor. Bu adres örgütün karargâhı olarak kullanılan yer. Ancak Kaya Nürnberg´de başka bir adreste yaşıyor. Kaya´nın Berlin´de de bir adresi var... Babası emekli subay olan Serdar Kaya, Ankara Çankaya Lisesi´nden mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi´ne girdi. Burada bir yıl okudu, ardından Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi´ne geçti. İki yıl sonra bu okulu da terk etti. 1978´de ruhsatsız silah taşımak suçundan 10 ay hapis cezası aldı. 1979 yılında Hikmet Kıvılcımlı´nın görüşleri çerçevesinde kurulan Vatan Partisi´nde görev aldı. 12 Eylül´den sonra Partizan Yolu adlı örgüte yönelik operasyondan sonra 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1987´de tahliye olunca Partizan Yolu´nun devamı niteliğindeki 16 Haziran Hareketi´nin Türkiye sorumlusu oldu. Sarp Kuray ayrıldıktan sonra 16 Haziran´da etkin konuma geldi. 1998 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarınca Hakan Etyemez vasıtasıyla Almanya´nın Nürnberg kentine yerleşti. 2005 yılında, daha sonra Bostancı´da bir çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya ile görüştü. Yılmazkaya´yı Türkiye askeri kanat sorumluluğuna getirdi. Serdar Kaya, Orhan Yılmazkaya ile birlikte Kuzey Irak´a giderek Zap Kampı´nda askeri eğitim aldı.

ÖRGÜTÜN LİDERİ VE TEORİSYENİ...

Örgüt kadrosuna bütün eylem talimatlarını veren isim Serdar Kaya. Selimiye Kışlası ve AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binasını bombalamak için eylemler yapan örgüt, 2008 yılından bu yana 2 emniyet görevlisi şehit etti, 11 emniyet görevlisini yaraladı. Örgütün saldırıları sonucunda bir vatandaş hayatını kaybetti, 8 vatandaş ise yaralandı. Serdar Kaya, Emniyet arşivlerindeki bilgilere göre 1989-91 yılları arasında İstanbul´da pek çok silahlı eyleme karıştı. Örgütün teorisyeni konumundaki Serdar Kaya´nın, Lenin´in ´Ne Yapmalı?´ isimli kitabından ilhamla devrimin safhalarını analiz ettiği Türkiye Bir Devrim İçin Ne Yapmalı?´ başlıklı bir yazısı bulunuyor. Kaya o yazısında, Kürt halk hareketinin egemen yapıda (Türkiye Cumhuriyeti Devleti´ni kast ediyor) yarattığı çatlağın genişletilerek devrimci İslam´ı (Alevilik kast ediliyor) ittifak gücü olarak kullanmak suretiyle emperyalizme karşı direnebilecek güçlü bir siyasal yapının oluşturulması gerektiğini, işçi sınıfını devrimci bir başkaldırıya hazırlayacak öncü bir örgüt kurulmasının şart olduğunu ve devrimci eylem çizgisinin, Türkiye devriminin karargâhını oluşturmakla yaratılabileceğini iddia ediyor. Bu görüş, DKÖ´nün ortaya çıkış amacını da gösteriyor. (Sabah)

ÖRGÜT TÜRKİYE´DE BİTME NOKTASINA GELDİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün taşeron eylem yaptırdığı örgütlerden biri olarak gösterilen ve sol çevrelerde dahi karanlık bir yeni sol örgüt olarak nitelendirilen Devrimci Karargah Örgütü (DKÖ), Ergenekon operasyonlarının başlaması ile ortaya çıkan bir örgüt oldu. Adını ilk kez 2008 yılının Ağustos ayında Selimiye Kışlası´na yapılan havan saldırısı ile duyuran örgüt, ardından AK Parti İstanbul İl Başkanlığına bombalı saldırı yaparak bir polis memurunu şehit etti. Örgütün yöneticisi Orhan Yılmazkaya, Bostancı´da polisle girdiği şiddetli bir çatışmada ölü olarak ele geçirildi. Peşpeşe operasyonlarla darbe yiyen örgüt Türkiye´de fiilen bitme noktasına geldi. 2013 Nisan ayında düzenlenen son operasyonlarda örgütün son iki yöneticisi de yakalanmış oldu. Türkiye´de aranan yöneticisi kalmayan örgütün lideri konumundaki Serdar Kaya´nın Almanya´da yaşadığı ileri sürülüyordu.

ÖRGÜTE AÇILAN DAVADA EN AĞIR CEZALARDAN BİRİ HANEFİ AVCI´YA

Devrimci Karargah örgütüne yönelik 5 dava açıldı. 100´e yakın sanığın yargılandığı birleştirilerek görülen davaların en ilgi çeken sanığı eski emniyet müdürü Hanefi Avcı oldu. Avcı´nın, ´Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım´, ´yargı görevini yapanı etkileme´, ´soruşturmanın gizliliğini ihlal´, ´terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme´, ´ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silahlar nedeniyle 6136 sayılı yasaya muhalefet´ ve ´zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme´ suçlarından toplam 23 yıl 4 ay ile 51 yıl 9 ay arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyordu. 19 Temmuz 2013 tarihinde sonuçlanan davada örgüt yöneticisi Ulaş Erdoğan 17 yıl, Avcı ise 15 yıl hapse mahkum edildi.

45 sanığın çeşitli oranlarda hapis cezasına çarptırıldığı Devrimci Karargah davasında gerekçeli karar 28 Eylül 2013 tarihinde açıklandı. Kararda 15 yıl hapis cezası alan Avcı´nın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi Necdet Kılıç ile yakın ilişkisinin olduğu, örgüte yönelik soruşturmayı etkisiz hale getirmek için Kılıç´a taktik verdiği belirtildi. Avcı´nın Kılıç´a teknik ve fiziki takipte olduğunu haber verdiği ve takibi nasıl etkisiz kılacağını anlattığı ifade edildi. Kararda, “Sanık Avcı Necdet Kılıç ile konuşarak söz konusu soruşturmayı akim bırakmak için kendisine yol ve yöntem gösterdiği, Hanefi Avcı İl Emniyet Müdürü olmasına rağmen ve emniyet müdürlüğünün çeşitli birimlerinde istihbarat dahil görev yapmasına rağmen Devrimci Karargah örgütü mensubuna yardım ettiği vicdani kanısına varıldığından mahkumiyetine karar verilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

KİTABIYLA TÜRKİYE´Yİ SARSTI

Avcı, Ergenekon soruşturması sürecinde yazdığı bir kitapla tam anlamıyla Türkiye´yi sarstı. Ergenekon davalarının Fethullah Gülen cemaatinin komplosu olduğunu, tüm hakim ve savcıların da bu cemaatin emrinde olduğunu ileri süren Avcı, CHP lideri Deniz Baykal´a yönelik seks kaseti olayının da yine cemaatin işi olduğunu iddia ediyordu. Adeta her taşın altında cemaat var diyen Hanefi Avcı´nın bu inanılmaz derecedeki abartılı iddiaları ileri sürmesinin arka planı çok geçmeden aydınlandı. Avcı´nın ne kadar derin bir istihbarat görevlisi olduğu da o süreçte ortaya çıktı.

Avcı´nın Devrimci Karargah örgütü üyeleriyle irtibatı vardı ve kendisine yönelik polis soruşturmasını, teşkilat içindeki irtibatları aracılığıyla haber almıştı. Örgüt üyelerine polis takibinden kurtulma taktikleri verdiği, soruşturmada kanıtlandı. Hiç bir şekilde izah edilemeyecek ve savunulamayacak şekilde derin irtibatları tespit edilen Avcı son bir hamle ile ön almaya ve kendisine yönelik soruşturmayı itibarsızlaştırmaya çalıştı. Cemaatin kendisine yönelik bir intikam operasyonu yaptığını öne sürdü. Oysa deliller çok açıktı. İşte kitap, kafa karıştırmak ve Ergenekon davaları üzerinde şüphe uyandırmak amacıyla son anda cemaat bölümü eklenerek piyasaya çıkarılmış oldu. Ergenekon davalarına karşı çok büyük bir hamle yapılmıştı. Ancak bu hamlenin kendisine yönelik Devrimci Karargah soruşturmasını baltalamak için yapıldığı da kısa sürede ortaya çıktı. Bu hamle ile aynı zamanda Ergenekon soruşturmasının da baltalanmak istendiği açıktı.

O süreçte ortaya çıkan başka ayrıntılar bunun aslında çökmekte olan Ergenekon´un can havliyle yaptığı derin bir plan olduğunu da gösterdi.

Şöyle ki, Hanefi Avcı halen Ergenekon örgütünün talimatları doğrultusunda yayın yapmakla suçlanan Odatv internet sitesine yönelik açılan davada da sanık olarak yargılanıyor. Avcı´nın kitabını Ergenekon davalarını baltalamak için yazdığı iddiası davanın konularından birisi. Bu dava henüz sonuçlanmış değil.

Bir diğer ayrıntı, Hanefi Avcı´nın 6 Mart 1993´de İstanbul Kartal´da Dev-Sol´a düzenlenen polis operasyonu yönettiğinin ortaya çıkması oldu. O olayda asıl ortaya çıkan ise operasyonda yaşamını yitiren örgüt mensupları Bedri Yağan ve arkadaşlarının yakın mesafeden başlarına ateş edilerek infaz edildikleri oldu. Adını daha sonra DHKP-C olarak değiştirecek olan Dev-Sol örgütünün yönetimi böylece Dursun Karataş ekibine teslim edilmiş oldu. Bedri Yağan örgütte liderlik kavgası veren kişi idi. Dev-Sol, Ergenekon sürecinde ortaya çıkan bu ve benzer bulgular nedeniyle derin devletin yönetimindeki anlamına gelen ´Derin-Sol´ olarak adlandırılıyor. Adını DHKP-C olarak değiştiren bu örgütün Hatay bölgesinde Özel Harp Dairesi mensuplarıyla birlikte ortak operasyonlar yaptığı, İstanbul´daki Ergenekon davasından Malatya´daki Zirve davasına gönderilen ´Akdeniz Raporu´ belgesinde belirtiliyor.

Bu derin bağlantılar ve eylemler başka bilgilerle de teyit edildi. Eski özel Harekat polisi Ayhan Çarkın, Susurluk dönemindeki faili meçhul cinayetlere dair 2011 yılında şok itiraflarda bulundu, somut bilgiler verdi. İtiraflar 17 cinayet hakkında soruşturma açılmasına neden oldu. Bu cinayetlerden birine yönelik dava geçtiğimiz günlerde açıldı. Eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen sanıklardan biri haline geldi. Ayhan Çarkın, itiraflarında Hanefi Avcı ve Dursun Karataş´ın ne kadar derin kişiler olduğuna dair iddialarda da bulunuyordu. Dursun Karataş´ı istihbarat minibüsünde gördüğünü söyleyen Çarkın, Avcı´nın da Ergenekon´un merkez komitesinde görev aldığını ileri sürüyordu.

ÖRGÜT GEZİ OLAYLARINDA DA ROL ALDI

Haziran ayı boyunca Türkiye´yi sarsan Taksim Gezi Parkı olaylarında Devrimci Karargah örgütünün de rol aldığı ortaya çıkmıştı. Taksim´de molotof atarak polisle çatışırken görüntülenen ve daha sonra yakalanan Ulaş Bayraktaroğlu´nun Devrimci Karargah örgütü (DKÖ) mensubu olması buna dair bulgulardan sadece birisi. Gezi olaylarına yönelik çeşitli iddianame ve soruşturmalarda bu örgütün adı sıkça geçmekte.

ALMANYA´NIN TÜRKİYE´YE DERİN İLGİSİ

Polisiye operasyonlarla Türkiye´de bitme noktasına gelen Devrimci Karargah örgütünün Almanya´da yaşamını sürdürdüğünün ortaya çıkması aslında şaşırtıcı değil. Almanya´nın Türkiye´ye yönelik derin ilgisi son Ergenekon soruşturması sürecinde sık sık somut bulgularla kanıtlanmış bulunuyor. 1990 yılında İtalya´da patlak veren Gladio skandalı, Nato bünyesindeki kontrgerilla teşkilatlarından bir örneğinin de Almanya´da bulunduğunu ülke yetkililerinin itiraflarıyla resmen kanıtlamıştı. CIA öncülüğünde NATO ülkelerinde kurulan kontrgerilla yapılanmalarında Alman Nazilerinin örnek alındığı ileri sürülüyordu. Esasen Amerikan istihbarat teşkilatı OSS´nin CIA´ya dönüşmesinde de yine Alman nazilerinin örnek alındığı, nazi yöneticilerinin CIA yapılanmasında görev aldığı biliniyor. Alman ve Türk kontrgerilla teşkilatlarının halen aktif şekilde yaşadığı ve yardımlaşmakta olduğu Alman araştırmacılar tarafından da dile getirilmekte. Türklere yönelik dönerci cinayetlerinin arkasında da bu derin yapının rol aldığı ileri sürülmekte. Almanya´nın Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi bazı Ergenekon sanıklarıyla çeşitli bağlantıları ve çeşitli Ergenekon sanıklarına para desteği sağladığı belgeleriyle ortaya çıkmış, bu iddia Ergenekon davasında mahkemenin dikkatini çekmişti. Ergenekon´un en önemli sanıklarından olan firari Bedrettin Dalan´a Alman istihbarat teşkilatının sahte pasaport verdiği de ortaya çıkan bir başka ayrıntı idi. Yönetiminde Almanya´nın etkin olduğu Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol, Dalan´ın Türkiye´ye iade talebini reddederken, aynı şekilde kırmızı bültenle aranan çok sayıda diğer terör suçlusunu da Türkiye´ye iade etmeyi ya reddediyor ya da bürokratik bahanelerle işi yokuşa sürüyor. Prof. Necip Hablemitoğlu´nun Alman derin devletinin vakıf ve dernekleri aracılığıyla Türkiye´de siyasete müdahale ettiği iddiasını araştırırken Ergenekon örgütü tarafından öldürüldüğüne dair somut bulgular diğer bir kanıtı teşkil ediyor. Almanya´nın Türkiye´yi karıştıran Gezi olaylarına siyasetçileriyle, medyasıyla, vakıf ve dernekleri aracılığıyla aktif destek verdiğinin somut bulgularla ortaya çıkmış olması da bu konuda sayılabilecek diğer bir kanıt. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

KARARGAH AVRUPA´YA YAYILMIŞ

18.10.2013 12:06 SABAH, Devrimci Karargâh örgütünün Serdar Kaya dışındaki yöneticilerini de buldu. Bütün kadrolarıyla Avrupa´ya yayılmış olan örgütün hemen her önemli Avrupa kentinde bir üssü var. Sabah, aralıklarla toplam iki yıl süren uzun soluklu bir haber-araştırma süreci sonunda Devrimci Karargâh örgütünün Serdar Kaya dışındaki yöneticilerini de buldu. Örgütün, Kaya´dan sonra en önemli yöneticisi olan askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir´i İsviçre´de bulup görüntüledik. Devrimci Karargâh´ın bir diğer önemli yöneticisi finansör Hakan Etyemez´i de örgütün ana karargâhının bulunduğu Nürnberg´de fotoğrafladık. Etyemez bugüne kadar hiç görüntülenmemişti. DPD adlı kargo firmasının Nürnberg bayiliğini yapan Etyemez´in B.E. Transport adlı bir şirketi bulunuyor. Alman polisinin, Türklere ait pek çok işyerine mali baskı yaptığı halde B.E. Transport´u mali denetime tabi tutmadığı öğrenildi. Hakan Etyemez, örgütün Nürnberg´deki merkezinde diğer Devrimci Karargâh üyeleriyle toplantılar yapıyor.

SABAH Özel İstihbarat Bölümü, Serdar Kaya´yı, Nürnberg´den Berlin´e geldikten sonra sabah eşi Rabia Şen Süer Kaya ile birlikte kahvaltıya giderken görüntülemişti. Berlin´de Serdar Kaya ile birlikte görüntülenen Rabia Şen Süer Kaya da Devrimci Karargâh üyesi olarak biliniyor. Rabia Şen Süer Kaya, 24 Nisan 2010 tarihinde örgütün etkin olduğu şehirlerden Zürih´te yapılan Orhan´lardan Mahir´lere kavga sürüyor konulu anma etkinliğinde Devrimci Karargâh standını temsil etmiş. Rabia Şen Süer Kaya´nın da adının yer aldığı MİT raporuna göre Devrimci Karargâh örgütünde etkin görevlerde olan isimler şunlar:

Şemdin Şimşir, Hakan Etyemez, Mehmet Güneş, Bülent Parmaksız, Hakan Soytemiz, Eser Sandıkçı, Emrol Pamuk, Mustafa Süleyman, Kudret Köksal, İbrahim Halit Elçi, Aynur Boyraz, Orhan Yılmazkaya, Cemal Bozkurt, Fatih Aydın, Özgür Dinçer, Murad Akıncılar, Kamil Cem Özatalay, Cenk Murat Ağcabay, Oğuzhan Kayserilioğlu, Semih Aydın, Tuncay Yılmaz, Süleyman Baş, Eyüp Çelik, Mehmet Şamir Altan, Mehmet Bülent Özbek, Mehmet Ali Özdemir, Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Gürbüz Güneş, Cevat Dökmeci, Günay Kubilay, Salih Mahir Aydın, Nail Arıkan, Özcan Kılıç, Ulaş Erdoğan, Osman Baha Okar, Önder Sönmez, Özgür Aytulum, Rauf Demir, Okan Duman, Bayram Akdoğdu, Benay Can, Vedat Yılmaz ve Volkan Karakuş. Raporda DK´nın solda birlik çalışmaları için faaliyet gösterdiği de belirtiliyor. Raporda ayrıca Hakan Etyemez´in örgütün finansörlerinden olduğu bilgisine de yer veriliyor. MİT´in tespitlerine göre örgütün askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir de, İsviçre´de bahis işletmeciliği ve uyuşturucu kaçakçılığı yapan çevrelerle ilişkili ve bu çevrelerden örgüte finans sağlıyor.

Berlin´de görüntülenen Devrimci Karargâh´ın lideri Serdar Kaya´dan sonra en önemli ismi askeri kanat sorumlusu Şemdin Şimşir. Dev-Sol kökenli Şimşir´in kod adı Faruk. Şimşir Erzincan Refahiyeli. İlkokul mezunu olan Şimşir´in Uzakdoğu sporlarıyla ilgilendiği, iyi silah kullandığı ve bu yüzden askeri kanat sorumluluğuna getirildiği belirtiliyor.

İstihbarat birimlerinin tespitlerine göre Şimşir, uyku bozukluğu, bayılma, karanlıktan korkma, asabiyet gibi şikâyetlerle tedavi merkezine başvurmuş. Bir başka deyişle Şimşir´in psikolojik sorunları var. Şimşir´in, örgütte Anıt Baba, Suat Bozkuş, Mehmet Şamil Altan, Cenk Murat Ağcabay, Süleyman Baş, Mehmet Güneş, Kamil Cem Özatalay, Özgür Tüzün, Bülent Parmaksız, Okan Duman, Bayram Akdoğdu, Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Eyüp Çelik, Mehmet Ali Bozdemir ve Raif Demir ile doğrudan bağlantısı bulunuyor.

Edindiğimiz bilgilere göre Avrupa´daki örgütsel toplantılar Almanya´dan Serdar Kaya ve İsviçre´den Şemdin Şimşir´in de aralarına bulunduğu 6-7 kişilik üst yönetim kademesi tarafından gerçekleştiriliyor. Bir başka ilginç bilgi ise SABAH´ın bulup görüntülediği Serdar Kaya´nın Suriye´de sivillere yönelik Şebiha katliamlarıyla gündeme gelen THKP-C Acilciler Örgütü´nün Lideri Mihraç Ural´la irtibatlı olması. Hatta Kaya, Suriye´de bir DK ofisi bile açmayı planlamış. MİT´e göre örgütün Almanya, İsviçre, Hollanda, Fransa, Rusya kadrosundakiler şöyle;
Almanya kadrosunda Serdar Kaya, Rabia Şen Süer Kaya, Hakan Etyemez, Cevat Dökmeci, Mehmet Ali Bozdemir.
İsviçre kadrosunda Şemdin Şimşir, Eyüp Çelik, Suphi Ağaçkesen, Nevzat Coşkun, Mehmet Akyol, Pakize Keleş, Cenk Murat Ağcabay, Rauf Demir, Şükrü Bozkurt, Süleyman Baş.
Hollanda kadrosunda Emir Yusuf Emirmahmudoğlu, Suat Bozkuş, Salih Mahir Aydın.
Fransa kadrosunda Gürbüz Güneş; Rusya kadrosunda ise Anıt Baba

PKK´NIN GÖZETİMİNDE

19.10.2013 12:02 2005 yılında kurulan Devrimci Karargâh, Avrupa´da etkin olan PKK´nın gözetiminde eylemlerini yapıyor. Örgüt, Kandil bağlantısını Serdar Kaya-Mustafa Karasu ilişkisi üzerinden sağlıyor. 2005 yılında kurulan Devrimci Karargâh örgütü, birden bire ortaya çıkıp, büyük kanlı eylemlere başlamış ilginç bir örgüt. Örgütün ansızın faaliyetlerine başlayıp, kanlı eylemler yapmış olması yabancı gizli servislerin denetiminde olduğunu gösteriyor. Örgüt ayrıca Avrupa´da etkin olan PKK´nın gözetiminde faaliyet gösteriyor. Kandil´den Nürnberg ve Berlin´e, oradan Avrupa´nın pek çok şehrine yayılan ilişki ağı içinde Devrimci Karargâh (DK), PKK desteğiyle yaşatılan bir örgüt olarak nitelendirilebilir. DK-PKK bağlantısını, Serdar Kaya ile PKK´nın Kandil´deki üst düzey yöneticilerinden Mustafa Karasu sağlıyor. Milli İstihbarat Teşkilatı´nın (MİT) tespitlerine göre Kaya, Kandil´de Karasu ile görüştü ve DK´nın Avrupa´da nasıl faaliyet göstereceğini ayrıntılarıyla konuştu. Serdar Kaya ayrıca, Bostancı´daki polis baskınında ölen Orhan Yılmazkaya ile birlikte de Kuzey Irak´taki Zap kampına gidip askeri eğitim aldı. Kaya ile Yılmazkaya´nın internet üzerinden şifreli görüşmeler yaptığı tespit edildi. Emniyet, internet haberleşmelerini şifreli yapan örgütün zaman zaman güvenlik için canlı kurye kullandığını da belirledi. Devrimci Karargâh, 2008 yılında 1. Ordu Komutanlığı´na havan mermisi ile saldırı düzenlenmesi, Karacaahmet Mezarlığı´nda zaman ayarlı parça tesirli bomba ile patlatılmasıyla gündeme geldi. Örgütün en büyük eylemi ise, Sütlüce´deki Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul İl Başkanlığı´na bombalı paket gönderilmesiydi. Bombanın patlaması sonucu bir polis memuru şehit olmuş, 5´i polis 12 kişi de yaralanmıştı. 2009´da Beşiktaş´taki Pozitif Bank binasına bombalı saldırı düzenleyen örgütün Bostancı´daki hücre evinin basılması sırasında televizyonlardan canlı yayınlanan çatışmada emniyet amiri Semih Balaban şehit olmuş, yoldan geçen Mazlum Şeker de hayatını kaybetmişti. Bu çatışmada Serdar Kaya´nın görevlendirdiği örgüt yöneticisi Orhan Yılmazkaya öldürülmüştü.

2008 yılında adını duyuran Devrimci Karargâh örgütüyle ilgili MİT raporunda DK´nın 2011 yılı itibariyle Avrupa-Irak alanında 60-70 mensubuyla toplantılar yaptığı bilgisi yer alıyor. Raporda şöyle deniliyor: Avrupa merkezli olarak yönlendirildiği bilinen örgütün ağırlıklı olarak Almanya ve İsviçre´de faaliyet göstermekte olup, Fransa ve Hollanda´da kadro ve bağlantıları bulunmaktadır. Ayrıca Irak, Suriye, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Hırvatistan ve Saraybosna´da da irtibatlarda ve faaliyetlerde bulunduğuna dair duyumlar alınmıştır.

Örgütün lideri Serdar kaya´nın eşi Rabia Şen Süer Kaya 1961 Üsküdar doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi´nden mezun oldu. Serdar Kaya ile 1989´da evlendi. Yazarlık ve çevirmenlik yapıyor. İddialara göre, Rabia Şen Süer Kaya´nın örgütte irtibatlı olduğu diğer isimler şunlar: Eşi Serdar Kaya, Cenk Murat Ağcabay, Anıt Baba, Suat Bozkuş, Şamil Altan, Hakan Etyemez, Pakize Keleş, Hakan Soytemiz, Gürbüz Güneş, Oğuzhan Kayserilioğlu, Mehmet Güneş, Cem Özatalay, Murad Akıncılar, Mehmet Bülent Özbek, Mehmet Ali Bozdemir, Cevat Dökmeci, İbrahim Özkan, Muttalip Küçükoğlu, Mehmet Ali Yücel, Mebruke Bayram. Rabia Şen Süer Kaya, DK´nın Emir Yusuf Emirmahmudoğlu adlı yöneticisi ile de irtibatlı. Emirmahmudoğlu 2006 yılında Hollanda´dan Rabia Şen Süer Kaya ile internet üzerinden birkaç kez örgütsel bağlantı kurmuş.

Devrimci Karargâh örgütü, 2009 yılında Sabiha Gökçen Havalimanı´nda 11 Eylül tarzı bir terör saldırısı planladığı iddiasıyla gündeme geldi. Örgütün, 11 Eylül tarzı bir terör saldırısı için üs olarak seçtiği Sabiha Gökçen Havalimanı´nda uçak bakım şirketine eleman sızdırdığı, ancak polisin örgütü çökertmesinden sonra eylemin yapılamadığını SABAH daha önce yazmıştı. SABAH´ın 9 Kasım 2009´da sürmanşetten yayınladığı haberde örgütün tıpkı Sabancı suikastında Fehriye Erdal´ın Sabancı Center´da işe konulması gibi, bir şirkete eleman yerleştirerek saldırı planladığı belirtilmişti. (Sabah)

(17 Ekim 2013, 13:53), son güncel.: (19 Ekim 2013, 12:02)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DEVRİMCİ KARARGAH 3. İDDİANAMESİNDE ARAMA YAP

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

Avcı´nın devrimciler içinde işi ne?

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

DHKP-C´nin Ergenekon bağlantısı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Çarkın´dan Hanefi Avcı itirafları

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Yabancı vakıflara dava açılacak mı?

TAKSİM GEZİ OLAYLARIYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

O vakıflar iş üstünde yakalandı

Mısır Alman vakıflarını yargılıyor

Alman vakıfları Ergenekon davasında

Ergenekon´un Almanya örgütlenmesi konulu manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5632    yazdır/print


 

Ergenekon´da 302. duruşma

Ergenekon davasında 302. duruşma başladı. Duruşmada sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Duruşmada İşçi Partisi genel başkan vekili sanık Bedri Gültekin savunmasını yapıyor.

23.05.2013 12:34 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 66´sı tutuklu 275 sanıklı Ergenekon davasının 302. duruşması başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmada CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile Veli Küçük, Doğu Perinçek, Tuncay Özcan ve Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan´ın da aralarında bulunduğu 42 tutuklu sanık hazır bulundu. Tutuksuz sanıklardan ise Kemal Alemdaroğlu, Muhterem Bağcı, Ertuğrul Ortay ve Ufuk Akkaya duruşmaya geldi.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Orgeneral Hasan Iğsız ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün de aralarında bulunduğu 24 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı.

SANIK MEHMET BEDRİ GÜLTEKİN´İN SAVUNMASI

Kimlik yoklamasının ardından, tutuklandığı 2011 yılında İşçi Partisi Genel Başkan Vekili olan sanık Mehmet Bedri Gültekin savunmasını yapmaya başladı. Ergenekon davasının Türk milletinden kaçırıldığını öne süren Gültekin, Türk milletinin bu davayı kabul etmeyeceği, tepki göstereceği biliniyordu. Bu nedenle milletin gözü önünde yargılama yapmak yerine şehrin 90 kilometre dışına taşındı. Naklen yayınlanması talebimiz reddedildi. ´Bırakın da adına yargılama yaptığınız Türk milleti yargılamayı izlesin´ dedik ama kabul edilmedi. İnsanların duruşma salonuna gelmelerine, üst üste konulan çelik bariyerlerle engel olundu. Jandarma kuvvetleri yetersiz kalır diye polis takviyesi yapıldı. şeklindeki eleştirilerini dile getirdi.

Dava dosyasında yer alan delillerin değerlendirilmemesini de eleştiren Gültekin, siyasi parti yöneticisi olması sebebiyle yaptığı çalışmaların ya da katıldığı toplantıların suç sayıldığını söyledi. 2 bin 271 sayfalık mütalaada kendisi için sadece 1,5 sayfalık suçlamaya yer verildiğini belirten Gültekin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan adlı kişi arasında geçen telefon konuşmalarını bir basın toplantısı ile duyurmamız, suç sayılmıştır. diye konuştu.

Gültekin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş hakkında kumpas çevirmektedir. Bu durum normal mi? Biz de bunu bir basın toplantısında dile getirdik. Ancak bu telefon görüşmesi, bütün basın yayın organlarına olduğu gibi bize de servis edilmiştir. Üstelik bu dava kapsamında tanık olarak dinlenen gazeteci Tayfun Devecioğlu, bu görüşme kaydının, kendilerine servis edildiğini ve bizden 7 ay önce haber yaptıklarını söyledi. Can Dündar da tanık olarak dinlendi ve o da haberi yayınlamaya cesaret edemediklerini söyledi. Kimi bu haberi yayınladı kimi de korkaklık yaptı. ifadesini kullandı.

Bu telefon görüşmesi ve katıldığı toplantılar nedeniyle AK Parti hükümetini devirmek için faaliyet yürüttüğünün iddia edildiğini belirten Gültekin, Evet AKP kapatılmalıdır. AKP´nin kapatılması Türkiye´nin çıkarıdır. Siyasi parti yöneticisi olarak bunu benim istemem gayet normaldir. Peki bizim uyarılarımızı dinlemedikleri için Türkiye ne duruma düşmüştür. Reyhanlı´daki ölümlerle biten olay, AKP´nin kapatılması gerektiğinin göstergesidir. şeklinde konuştu. (Cihan)

GERGİNLİK YAŞANDI

Gültekin, savunması sırasında bazı tanık ve sanıklar hakkında ağır suçlamalarda bulununca gerginlik yaşandı. Bedri Gültekin, iddia makamının bazı yüz kızartıcı suçlardan yargılanan tanık ve gizli tanıkların ifadelerine itibar ettiğini belirterek Osman Yıldırım´ın, kendi yeğenine yönelik ´kadın satmak´ suçunu işlediğini söyledi. Bu sırada tutuklu sanık Osman Yıldırım, Gültekin´e küfretmeye başladı. Bu sırada eski Aydınlık gazetesi genel yayın yönetmeni tutuklu sanık Deniz Yıldırım da Jandarmalar tarafından zaptedilmeye çalışılan Osman Yıldırım´a bağırarak müdahale etmesi üzerine Osman Yıldırım da elindeki kitabı Deniz Yıldırım´a doğru fırlattı. Kitap emekli Tuğamiral Alaettin Sevim´in omzuna çarparak yere düştü.

Hayatının en mutlu günlerini yaşadığını belirten Gültekin, Partimizin çağrısına yüz binler, milyonlar kulak veriyor. Bu dava bitmiştir. Vicdanlarda çökmüştür. Mahkeme Heyeti´yle bir yıldır karşı karşıyayız. Bugüne kadar 328 kez reddedildiniz. Bu dünya hukuk tarihinde bir ilktir. Ben 329´uncu kez sizi reddetmeyeceğim. diyerek savunmasını tamamladı.

SANIK ERHAN ÖNSEL´İN SAVUNMASI

Ergenekon iddianamesinin başlangıçta örgüt iddiası üzerine kurulduğunu belirten tutuklu sanık Erkan Önsel de savunmasında, 5 yıllık yargılama sonucu savcılar, iddialarını ´darbe ekseni´ne konumlandırdılar. Darbe iddiası da tutmadı. Hilmi Özkök´ün önlediği 2003-2004 yılındaki darbeden söz ediliyor. Mütalaada 17 Mayıs 2006 tarihindeki Danıştay baskısı için ´Alparslan Arslan yakalanmasa harekete geçeceklerdi´ deniliyor. Ceza yargılamasında ´cekle, cakla´ suç tanımı yapılmaz. Zaman tutmuyor. şeklinde konuştu. (Cihan)

(23 Mayıs 2013, 12:34)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5324    yazdır/print


 

Başbakanı dinleyen derin güç kim?

Başbakan Erdoğan´ın evinin altındaki çalışma ofisinden gizli dinleme cihazlarının çıkması, bu dinlemeleri kimin yaptığı sorusunu gündeme getirdi. Ergenekon sanıkları emekli generaller Şener Eruygur ile Levent Ersöz´ün Jandarma komutanlıkları döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liralık cihaz alındığı ve bu cihazların halen kayıp olduğu biliniyor. Dinlemelerin bu cihazlarla yapılmış olabileceğini ileri sürenler, Başbakan ve diğer bazı AK Parti yetkililerinin resmi ve gizli telefon konuşmalarının Ergenekon yayın organı olarak nitelendirilen Aydınlık´ta yayınlandığını da hatırlatıyorlar. Ergenekon´un bitirilemediğini ve hala çok güçlü olduğunu gösteren çok fazla bulgu var.

26.12.2012 09:53 Başbakan Tayyip Erdoğan´ın, “Evimin altındaki ofisimde böcek çıktı. Ben dahil telefon dinlemeleri devam ediyor.” açıklaması bu dinlemeleri kimin yaptığı sorusunu gündeme getirdi. İstihbarat uzmanları kolluk güçlerinin elindeki dinleme cihazlarının envantere kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor. Başbakan´ın makam odası ve ofisinde çıkan cihazların ise bu envanterde bulunmadığı belirtiliyor. Ortam dinlemesi yapan ´böcek´lerin şarj süresinin 3 ila 5 gün, menzilininse 100 ile 500 metre arasında olduğu ifade ediliyor. Envanter dışı dinleme cihazı alımı Ergenekon soruşturması sürecinde gündeme gelmişti. Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liralık cihaz alındığı ortaya çıkmıştı. Bu cihazların akıbeti konusunda ise net bir bilgi yok.

İstihbarat uzmanları bugün kolluk güçlerinin elindeki dinleme cihazlarının envantere kayıtlı cihazlar olduğuna dikkat çekiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın makam odası ve ofisinde çıkan cihazların ise envanterde bulunmadığı belirtiliyor. Emniyet´in elinde bulunan ve ortam dinlemesi yapan ´böcek´lerin şarj süresi 3 ila 5 gün, menzili ise 100 ile 500 metre arasında. Prize monte edilemiyor, pille çalışıyor. Erdoğan´ın ofisinde bulunan dinleme cihazının markası ve dolayısıyla özelliklerinin ne olduğu bilinmiyor. Doğrudan prize takılabilen ´böcek´lerde dinleme süresi sınırsız. Dinleme cihazlarının şubat ayında bulunduğu belirtiliyor. Ancak markası ve özellikleri bilinmediği/açıklanmadığı için Başbakan´ın ne kadar zamandır dinlendiği belirsiz. Alınan bilgilere göre bugüne kadar Başbakanlık´tan savcılığa suç duyurusunda bulunulmadı. Emniyete de ulaşan bir bilgi ya da müracaat yok. Aynı şekilde herhangi bir MOBESE kaydı veya parmak izi de tespit edilmiş değil. Yakın mesafede bir apartman, daire ya da araç taraması yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.

Envanter dışı dinleme cihazı alımı ise Ergenekon soruşturması sürecinde gündeme geldi. Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Jandarma İstihbarat Daire Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liraya cihazlar alındığı ortaya çıktı. Bu cihazların akıbeti konusunda net bir bilgi ise yok. Ergenekon iddianamesine yansıyan bilgilere göre örtülü ödenekten 5 dinleme ve 2 internet izleme cihazı alınmıştı. Cihazların halen jandarmanın elinde olduğu iddia ediliyor.

Yine Ergenekon soruşturması sırasında İşçi Partisi´nin yayın organı Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal´da arama yapılmış ve Başbakan Erdoğan´a ait dinleme kayıtlarına ulaşılmıştı. Bir diğer kayıt da Erdoğan ile işadamı Remzi Gür arasında geçtiği iddia edilen konuşmaydı. Bu kayıtların, Ergenekon sanığı eski Jandarma Genel Komutanı Eruygur´un talimatı ile alındığı iddia edilmişti. Gölcük Donanma Komutanlığı´ndaki gizli zuladan çıkan belgeler arasında da önemli ipuçları vardı. AK Parti´ye karşı izlenecek strateji ve uygulanacak taktiklerin sıralandığı bir belgede, Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Partililere ait telefonların dinlenmesi talimatı göze çarpıyordu. Belgede, “Tehdit bellidir. Ancak niyetlerini tespit edebilmek için bilgi toplamaya ihtiyaç vardır. AKP niyet ve politikalarının erken tespiti, milletvekillerinin takibi ve zaaflarının tespiti konularına yoğunlaşmak gerekli.” deniliyordu. Bu ´bilgilerin´ toplanmasında da Jandarma Genel Komutanlığı´nın istihbarat imkanlarının artırılması öneriliyordu. Gölcük´teki aramalarda özel dinleme aletlerinin de çıktığı kaydedilmişti. (1)

ERGENEKON DİNLİYOR, AYDINLIK YAYINLIYOR

Hatırlanacağı gibi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın, dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat´la yaptığı telefon görüşmesinin kayıtlarının Aydınlık dergisinde yayımlanmasının ardından 19 Ekim 2009 tarihinde Aydınlık gazetesine polis operasyonu düzenlenmiş, aramalarda içerisinde gizli dinleme kayıtları bulunan CD´ler ele geçirilmişti. 1999-2004 dönemine ait konuşmaları kapsayan CD´lerde Başbakan Erdoğan´dan KKTC Cumhurbaşkanı Talat´a, bakanlar ve belediye başkanlarından ABD´li yetkililere ve gazetecilere kadar onlarca kişiye ait konuşma kaydı bulunmaktaydı. Aydınlık´taki aramalarda ayrıca büyük bölümü Yargıtay´da görev yapan hakimlere ait fişleme kayıtları da ele geçirilmişti. Birçok hakimle ilgili olarak, ´siyasi görüşleri ve yakınlık kurdukları siyasilerle´ ilgili değerlendirmelerin yer aldığı fişlemelerle birlikte, hakimlerin telefon görüşmelerine ilişkin döküm tutanakları da elde edilmişti.

CD´lerdeki kayıtlar üzerinde başlatılan detaylı sorgulamalar, Erdoğan´ın, başbakan olmadan önceki bazı görüşmelerinin bile kayda alındığını ortaya koymuştu. Kayıtlar arasında, Erdoğan´ın başbakan olmadan önce ziyaret ettiği, Özal ailesinin eski avukatı, TÜSİAD eski İstişare Konseyi üyesi ve Yeni Yüzler Partisi Genel Başkanı Münci İnci ile yaptığı görüşme de bulunuyordu. 1999-2004 arasındaki dönemde yapıldığı anlaşılan telefon kayıtları arasında, Erdoğan´ın dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat´ın yanı sıra, Kadir Topbaş ve Remzi Gür´le yaptığı telefon görüşmeleri de yer alıyordu.

Aydınlık´ta ele geçirilen kayıtların sahipleri

Tayyip Erdoğan, Cemil Çiçek, Ali Babacan, Hilmi Güler, Egemen Bağış, Mehmet Ali Talat, Kadir Topbaş, Melih Gökçek, Remzi Gür (İşadamı), Münci İnci (Avukat), Cüneyd Zapsu, Alvaro De Soto (BM Kıbrıs Özel Temsilcisi), John Hanford (ABD Dışişleri yetkilisi), Bülent Alirıza (CSIS Türkiye Temsilcisi), Yalçın Balcı, Murat Yetkin (Gazeteci), Serdar Denktaş, Hakan Aygün (Gazeteci)

AYDINLIK´A İLK DAVA 2009´DA AÇILDI

Bu soruşturmanın tamamlanmasıyla Aydınlık ve Ulusal Kanal´ın iki yöneticisinin de sanıkları arasında yer aldığı ´Islak İmza´ davası açılmış, sanıklar Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ konulu Islak İmza davasında yargılanmaya başlamışlardı. Bu davanın daha sonra İkinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesiyle de sanıklar yayınlarını Ergenekon Terör Örgütü´nün talimatları doğrultusunda yapmak suçlamasıyla Ergenekon davasının sanıkları haline gelmişti.

İKİNCİ DAVA 2012´DE AÇILDI

Bu olaydan iki yıl sonra 19 Ağustos 2011 tarihinde Aydınlık ve Ulusal Kanal´a polis operasyonları düzenlenmiş, bu operasyonlarda ele geçen belgelerden hareketle de 06 Aralık 2011 tarihinde Aydınlık gazetesi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi bürolarına ek operasyonlar düzenlenmişti. Bu operasyonlarda gözaltı ve tutuklamalar yaşanmış, çok önemli belgeler ele geçirilmişti. Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun dairesinde yapılan aramalarda Başbakan Erdoğan, soruşturma savcısı Cihan Kansız ve Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar adına alınmış sahte mail adresleri bulunmuştu. Bu soruşturma sonucu hazırlanan iddianame 25 Nisan 2012 tarihinde Ergenekon davasına da bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu, İşçi partisi lideri ve Ergenekon tutuklu sanığı Doğu Perinçek´İn oğlu Mehmet Perinçek, İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, İP İstanbul İl Başkanı Erkan Önsel, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü´nün de aralarında bulunduğu 14 sanık Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, örgüt talimatları doğrultusunda yayın yapmakla suçlanmışlardı. İddianamede, örgüt tarafından temin edilen siyasilere ait ses kayıtlarının, Aydınlık grubu tarafından yayınlandığı aktarılıyor, bunun gazetecilik değil, Doğu Perinçek´in talimatıyla gerçekleşen ´örgütsel´ bir faaliyet olduğu belirtiliyordu. İlerleyen süreçte, ´Aydınlık Davası´ olarak adlandırılan bu dava da Ergenekon davasıyla birleştirildi.

BAŞBAKAN´A ŞANTAJ MI YAPILIYOR?

03 Temmuz 2012 tarihli Ses kaydı haberlerine hapis başlıklı haberimizde, bu haberle de bağlantısı olduğuna inandığımız bir iddiayı dile getirmiştik: Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? (2)

Hatırlanacağı gibi hükümet şok edici bir girişimle ses kayıtlarının haberleştirilmesini 02 Temmuz 2012´de Meclis´ten geçirdiği bir yasa ile yasaklamıştı. Sapla samanın birbirine karıştırıldığı bu girişim ile habercilik kısıtlanmış, hükümet adeta ayağına kurşun sıkmıştı. Oysa bir çok darbe hazırlığı ve yasadışı girişimler internete sızan bu ses kayıtlarıyla ortaya çıkarılmış, çok sayıda soruşturma açılmıştı. Önceki gün de Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, internete sızan bu kayıtlardan, emekli generaller İsmail Hakkı Karadayı, Işık Koşaner, Aytaç Yalman, Hıfzı Çubuklu, Şener Eruygur ile Mukaddes Eruygur ve istihbaratçı Albay Ömer Faruk Gürüz´ün de aralarında bulunduğu toplam 17 kişiye ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarınının çözümleri mahkemeye gönderilmişti. 17 kişinin ses kaydının bir davada dikkate alınması dahi ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanmasının ne kadar yanlış bir girişim olduğunu göstermeye yeterli olsa gerek. (3)

Ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanması sürecinde dikkat çekici gariplikler de gözlendi: Yasanın ikide bir gündeme gelip kamuoyunun tepkisi üzerine gündemden düşmesi.. Hükümet yetkililerinin bu gelgitlerde düştüğü çelişkiler.. Yasanın Başbakanın ısrarı üzerine bir kez daha gündeme gelmesi.. Kamuoyunu ikna için bir çaba harcanmaması.. Hükümet milletvekillerinin dahi içeriğinden son saatlere kadar haberdar olmadığı ve ´ben yaptım, oldu´ şeklindeki kaba bir yöntemle Meclisten geçirilmesi..

Bu yasağa karşı yaptığımız haberlerde darbe tehlikesinin hala sürdüğünü somut bulgularla göstermiştik. Aşağıda bunları olabildiğince kısa şekilde vermeye çalıştık. Özellikle Genelkurmay Karargahında yakın aylarda yapıldığı anlaşılan çok gizli bir toplantıya ait ses kaydı şok edici içerikteydi. Bir darbe hazırlığının halen sürdüğünü kanıtlıyordu. Üzerine niye hala gidilmiyor, anlaşılır gibi değil. Ancak bizim ve diğer bazı basının tüm uyarılarına karşı ses kayıtlarının haberleştirilmesine yasak geldi.

Başbakan Erdoğan son bir kaç gündür derin devletin tamamen bitirilemediğini, bitmesinin de mümkün olmadığını açıklıyor. Çalışma ofisinde çok sayıda dinleme cihazları bulundu. Anlaşıldığına göre bulunmaya da devam ediyor. Devletin en üst makamları tehdit altında. T.C.´nin 1 no´lu şahsı Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın zehirlendiğinin örtbas edildiğini gösteren güçlü bulgular var. Kamuoyunda oluşan kanaat bu. Şurası çok açık bir gerçek ki, bizim çok sayıdaki haberlerimizde de dile getirdiğimiz gibi 1993 yılı içinde bir suikast fırtınası yaşandı. Tüm bulgular birbirini tamamlıyor ve güçlendiriyor. Kürt sorununa demokratik bir çözüm getirmeye çalışan Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile ona bu konuda destek veren ekibi, yani Bakan Adnan Kahveci, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Albaylar Kazım Çillioğlu ve Rıdvan Özden´in peşpeşe şüpheli ölümleri, PKK-derin devlet bağlantısını yakalayan gazeteci Uğur Mumcu´nun ölümü, Sivas ve Başbağlar katliamları, Bitlis´e babası kadar yakın, çatkapı içeri girecek kadar samimi Binbaşı Cem Ersever´in ölümleri birbiriyle bağlantılı ölümler.

Dediğimiz gibi tüm bulgular birbirini tamamlıyor ve güçlendiriyor. Komutan suikastleri olarak adlandırdığımız bu şüpheli ölümlerle ilgili web sitemizde çok fazla ve ayrıntılı haber yaptık. Hepsinin birbiriyle bağlantısı olduğu anlaşılan bu ölümlerden Özal´ın şüpheli ölümü varsayalım örtbas edilse bile peki ya Başbakanken ona düzenlenen suikasta ne demeli? Suikasti soruşturan savcının engellenmesine ve hatta kızının kaçırılmasına ne demeli? Ayrıca aynı ekipteki yukarıda saydığımız diğer ölüm ve katliamlara ne demeli? Birisi örtbas edilse diğerleri ortada.. Yani yıllardır soruşturulmayan ve ancak son bir iki senedir soruşturulmaya başlanan ve giderek hepsinde Ergenekon´un izine rastlanan bu soruşturmalarda savcılar zaman aşımına girmek üzere olan bu dosyalara somut şüpheli ve delil koymaya fırsat bulamadan dosyalar kapanırsa bu dosyalar gerçekte kapanmış mı olacaktır?..

Bu cinayetler fırtınasının ardında çok büyük bir örgütlenmenin olduğuna dair çok sayıda somut bulgu çıktı ve çıkmaya da devam ediyor. Son örnek, Malatya Zirve katliamı davasında Ergenekon´un izine ulaşılması oldu. 1993 yılında TSK içinde yapılandırılan ve günümüze kadar da varlığını sürdüren Tushad isimli çok gizli Ergenekon hücresinin bu katliamı düzenlettiği iddia ediliyor. Bazı çevreler örgütün 2001´den önce var olmadığını ileri sürmekteydiler. Ancak ortaya çıkan çok sayıda bulgu, örgütün 1990´lı yıllarda da bilindiğini, hatta ´Ergenakon´ adıyla 70´li yıllarda dahi var olduğunu gösteriyor. Bu iddiaya dair delilleri web sitemizde ayrıntılı olarak göstermiştik. (4)

Hurşit Tolon liderliğindeki ´Tushad´ Ergenekon hücresinin TSK içinde oluşturulma tarihine dikkat çekmek istiyoruz. Çünkü Türkiye´nin yakın tarihinde ´kara yıl´ olarak nitelendirilen bu yıl içinde komutan cinayetleri denilen ve peşpeşe gelen olaylarda sivil ve askeri kişiler hayatlarını kaybettiler. Sırasıyla Uğur Mumcu cinayeti, Eşref Bitlis ve Turgut Özal´ın şüpheli ölümleri, Bingöl´de 33 asker katliamı, Sivas ve Başbağlar katliamları, Bahtiyar Aydın ve Cem Ersever cinayetleri gerçekleşti. Ardından terörü demokratik açılım ve barış yoluyla durdurma projesi rafa kaldırıldı. Bir ekip tasfiye edildi. Emin Çölaşan´ın yıllar önce hayretle aktardığı ve akrabası olan Cindoruk´a dayandırdığı iddiasında (5), Cumhurbaşkanı Özal için yakında gidici bu diyenlerden Süleyman Demirel yeni cumhurbaşkanı oldu. Yeni cumhurbaşkanı ve hükümetler ile de yeni bir devlet politikası uygulanmaya başlandı. MGK´da, yani en üst düzeyde alınan kararlarla, teröre karşı şiddete, köy yakmalara, köylülere dışkı yedirerek gözlerini korkutmaya, teröre desteklerini kesmeye, yargısız infazlara ve faili meçhullere dayanan kontrgerilla türü bir mücadele yürütüldü. Bir taraftan PKK güçlendirildi, diğer taraftan Türk-Kürt halkları arasındaki uçurum daha da derinleştirildi.

Suikastlere kurban giden bazı jandarma komutanlarının Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´e, onun da Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a ulaştırdığı raporlarda şok bilgiler vardı. Teröre yardım eden, terörden rant elde eden yani silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yoluyla teröristlerle menfaat işbirliğine giden, ihanet içerisinde olan bazı subayların isimleri bildiriliyordu. 16´sı subay toplam 34 devlet görevlisinin adının yer aldığı listedeki kişilerin devlet kademelerinden uzaklaştırılmaları tavsiye ediliyordu. Bu raporların hemen ardından komutan cinayetleri adı verilen ve yukarıda sıraladığımız cinayet fırtınası başladı. Tasfiyesi istenen 16 subaydan bazılarının isimleri ortaya çıktı. Tümgeneral Ahmet Yavuz, Tuğgeneral Levent Ersöz, Albay Levent Göktaş, Albay Fikri Karadağ, Korgeneral Selahattin Uğurlu, Tuğgeneral Nevzat Bekaroğlu ve Tuğgeneral İsmail Kuru. Bu kişilerden bazıları Ergenekon ve Balyoz davalarının sanıkları oldu.

Bu suikast fırtınasında, özellikle Başbakanken Turgut Özal´a yönelk suikast girişiminde Özel Harp Dairesi´nin adı geçti. Soruşturmanın bu dairenin tehditleriyle nasıl durdurulduğu, savcının kızının o günlerde kaçırıldığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı iken Özal´ın danışmanlarından biri de diğer bir Özel Harp Komutanı Org. Kemal Yamak idi. Hangi birisini sayalım, o kadar çok bulgu var ki.. Bunlar Özal´ın etrafında o dönem ne kadar tehlikeli bir çember olduğunu göstermeye yeterlidir. (6)

KUTSAL SAVAŞÇILARIN GÖZ YUMULABİLECEK EYLEMLERİ OLABİLİR Mİ?

Özel Harp demişken, belki olayın şu yönüne de dikkat çekmek gerekir. Özel Harp Dairesi (ÖHD), Kıbrıs´ta rum işgalcilere karşı Türk Mukavemet Teşkilatı´nı (TMT) teşkilatlandırıp rumlara karşı gerilla savaşı yürütülmesine öncülük etti. Yani kutsal bir iş yaptı. Ancak bunu yaparken Kıbrıs´taki camileri bile bombaladıklarını, bu dairenin komutanlarından Org. Sabri Yirmibeşoğlu bir TV programında ağzından kaçırdı. (7) Gafını farkedip düzeltmeye çalıştıysa da söylenen sözler tevil edilemeyecek şekilde açıktı. Zaten Özel Harp denilen kontrgerilla savaşının karakteristik özelliği düşman yaptı izlenimi vererek hedef grubu halkın gözünde karalamaktır. Cami bombalama deyince Balyoz darbe planınını hatırlatmadan da olmaz. Bu planda halkı galeyana getirip ayaklanmaya kışkırtmak için yapılacak eylemlerden birisi de Beyazıt ve Fatih camilerinin, üstelik de en kalabalık olduğu Cuma namazı çıkışında bombalanması vardı. Çıkacak kaos sonrasında askerlerin yönetime gelmesi hedeflenmişti. Geçtiğimiz haftalarda sonuçlanan Balyoz davasında bu iddialar sabit görülerek sanıklar ağır hapis cezalarıyla cezalandırıldılar.

Rumların adada yaptığı katliamlar yeterli görülmemiş olacak ki, onların yaptığı izlenimi verilen cami bombalamalarla Türklerin tepkisi arttırılmak istenmiş olmalı. Aynı dönemlerde ´6-7 Eylül Olayları olarak adlandırılan, 6 - 7 Eylül 1955´te İstanbul´da yaşayan başta Rumlar olmak üzere azınlıklara yönelik tahrip ve yağma hareketinin de planlı bir Özel Harp operasyonu olduğunun açığa çıktığını hatırlayalım.

Kıbrıs´ta başka olaylarda da Özel Harp´in adı geçti. Gazeteci Kutlu Adalı´nın öldürülmesi ile bir çok bombalı terör eyleminin ardında Özel Harp Dairesi ile Ergenekon örgütünün bulunduğu ileri sürüldü. Ancak bu konuda KKTC´de başlatılan soruşturma hükümet değişince skandal şekilde örtbas edildi. Yine Ergenekon soruşturma sürecinde Kıbrıs´ın Ergenekon örgütü için ne kadar önemli olduğu, Ergenekon sanıklarının orayla bağlantıları da ortaya çıktı. (8)

Kıbrıs´taki Özel Harp yapılanmasında ve şüpheli olaylarda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş´ın da rol aldığı ileri sürüldü. Denktaş´ın bu iddiayı güçlendiren bir sözü şok ediciydi: Eh bizim çocuklar da bir şeyler yaptı işte!.. (9)

1990 yılı sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı, ikinci dünya savaşı ertesinde tüm NATO ülkelerinde ABD öncülüğünde bu teşkilatların kurulduğunu, hükümet ve meclislerden dahi gizlendiğini ortaya çıkardı. Türkiye´de de var olduğunu 1970´li yıllarda Başbakan Ecevit tesadüfen öğrendi. Ödeneğini ABD´den alan bu daire Kıbrıs davasında ambargo uygulanması neticesinde ödenek alamayınca Türk hükümetine müracaat etti. Böylece varlığı öğrenildi. Başbakan Ecevit bu dairenin kontrgerilla türü bir savaş tarzı yürütme yeteneğinde olduğunu, elemanlarının sivil ve askerlerden meydana geldiğini, elemanlarına terör çıkartma yöntemleri de öğretildiğini öğrenince dehşete düştü. Dairenin üzerine ne kadar gittiyse de demokratik denetim mekanizması içine almayı başaramadı. Ecevit´e çok ilginç silahlarla suikast girişimleri yapıldı. Ecevit olayın üzerine daha fazla gidemediğini itiraf etti ve işin peşini bıraktı. Ecevit, Özel Harp´in sivil uzantısının açığa çıkarıldığında ülkede çok tehlikeli tertiplere girişebileceklerinden korktuğunu bu nedenle işin peşini bıraktığını açıkladı. Ecevit gibi Özal da başbakanken kendisine düzenlenen suikast girişiminde Özel Harp´in izine ulaştı. Ancak bir yerden sonra üzerine gidemedi. Cumhurbaşkanlığına hazırlanıyordu. İşin peşini şimdilik kaydıyla bıraktı. Cumhurbaşkanı olunca anayasa değişikliği yaparak bu güçleri yenmeyi planlamıştı. Ama birileri suikastler fırtınası başlatarak planları tamamen değiştirdi.

ÖZAL´IN ETRAFINA ÖRÜLEN TEHLİKE ÇEMBERİ BAŞBAKAN´A DA MI ÖRÜLÜYOR?

Tüm bunlarla varmak istediğimiz nokta, Ecevit´i ve Özal´ı korkutan gücün Başbakan´ı da korkutuyor olabileceği.. Başbakan´a yönelik gizli dinleme ve olası şantaj girişimlerinin arkasında Ergenekon örgütlenmesinin, bir olasılık da onun daha üstünde yer aldığını söyleyebileceğimiz ´kontrgerilla´ denilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) yer aldığı kuvvetle muhtemeldir. Özal´ın etrafındaki tehlikeli çemberin Başbakan´ın etrafında bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Başbakan´a yönelik çok sayıda suikast girişimi ortaya çıkarıldı. Atabeyler mangası Özel harpçi subayların yer aldığı ilk suikast girişimi olayı değildi. 4x4´lük suikast planı olmasına karşın dava çok ilginç şekilde örtbas edildi. Tanksavar roketiyle Başbakanın uçağının düşürülmesi planı da yine Ergenekon soruşturması kapsamında soruşturulan diğer suikast girişimlerinden birisiydi. Başbakanın koruma polislerinin son dönemde sık sık değiştirilmeye başlandığını da hatırlayalım. Her önleme karşın Başbakanın ofisine girebilen bu güçler çok sayıda gizli dinleme aygıtını yerleştirmeyi de başarabiliyor. Bunlar ortaya çıkarılabilenler.. Muhtemeldir ki henüz tespit edilemeyen başka cihaz ve tehditler de var.

03 Temmuz 2012 ve 05 Haziran 2012 tarihlerinde yayınladığımız Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? içerikli haberlerimizdeki satırların halen geçerliliğini koruduğunu yukarıda sıraladığımız bulgulardan hareketle söyleyebiliriz. Ses kayıtlarının yasaklanma girişiminin yaşandığı günlerdeki bazı gelişmeler şantaj ihtimalini akıllara getirmiş ve şöyle demiştik:

Özel yetkili mahkemelerin kaldırılacağı yönündeki iddialar hukukçuların sert tepkisine neden oldu. Adliye önünde toplanarak tepkilerini ortaya koyan hukukçuların görüntüsü, kısa zaman önce Balyoz davasını adeta basarak mahkeme heyetini eleştiren ve ardından salonu terkeden, salon dışında da basın mensuplarına görüşlerini açıklayan ´Darbeci Baro´ lakaplı İstanbul Barosu avukatlarını hatırlattı. Rollerin değiştiğini düşündüren birbirine zıt olan bu iki görüntü, neler oluyor sorusunu sorduruyor. İstanbul Barosu, özel yetkili mahkemelerle ilgili son yasa değişikliklerini çok olumlu bulduğunu da açıklamıştı.

Bir diğer gelişme, son günlerde peşpeşe çıkan ve hepsi Hasdal askeri cezaevi kaynaklı olan ses kayıtlarında, bu cezaevinde yatan Balyoz davası tutuklu sanıkları generallerin tehdit ve intikam dolu açıklamalar yapması ve bu kayıtların internete verilmesi.. Kamuoyunu ürperten kayıtlarda gayet sakin konuşan generaller, buna karşın çoluk çocuk demeden intikam alacaklarını belirtiyor, Başbakan ve Cumhurbaşkanı´nı açıkça tehdit ediyorlar. Kayıtlarda konuşan generaller, yapılan yasa değişiklikleriyle kısa zaman sonra dışarıya çıkacaklarından emin konuşmaktalar. Generallerden biri de, Herşeyi Hasdal´dan idare ediyoruz diyor.

Bir diğer gelişme, hükümetin ses kayıtlarını haberleştirmeyi yasaklayan ve hapis cezasıyla cezalandıracak bir yasa tasarısını Meclise sevketmiş olması. Yasa tasarısı meclisten aynen geçerse sesleri kaydedip internete verenler değil onu haber yapanlar hapisle cezalandırılacak.

Bir diğer gelişme de, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ya da yetkilerinin kısıtlanmasına yönelik yasa tasarısı hazırlıkları..

Hepsi birbiriyle örtüşen bu gelişmeler, akıllara şok bir şüpheyi getiriyor. Birileri açığını ya da ayıbını yakaladığı Başbakan´a şantaj mı yapıyor?.. Hükümet bundan dolayı mı sürekli geri adım atıyor?.. Ergenekon´un halen faaliyette olduğu biliniyor. Dün ilk duruşması yapılan Ergenekon bağlantılı Aydınlık davasında yargılanan sanıkların, Başbakan´ın gizli görüşmelerini kaydettikleri ve bir kısmını Aydınlık gazetesinde yayınladıkları ortaya çıkmıştı. Bu yeteneğe sahip olan Ergenekon örgütünün elinde başka kayıtların da olabileceği akla geliyor. (10)

Bu satırları yazdıktan kısa süre ortaya çıkan Hasdal cezaevinde tutuklu yatan bazı generallerin ses kayıtlarında, ellerinde hükümetle ilgili dosyalar olduğunu belirttiklerini de hatırlatalım. Bu ifadeler de şantaj şüphesini güçlendiriyor. 24 Mayıs 2012 tarihinde medyaya yansıyan ses kaydında şu ifadeler yer alıyordu: Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak. Ki başbakan hakkında da yani onların da sıkıntıları var. Onlar da bir zaman gelip o dosyaları çıkacak. Yani bir değil on değil. Onların çıktığı anda dibe vuracaklar. (11)

SAVCILAR: ERGENEKON HALA DİRİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün idhar (yedek) kadrolarının şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı. Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı başlığıyla 31 Mayıs 2012 tarihinde yayınlanan haberimizde (12) ayrıntılı şekilde işlediğimiz gibi, son örneğini Mustafa Bakıcı´nın yurtdışına kaçışının oluşturduğu savcıların bu tespitini doğrulayan çok sayıda bulgu var.

İŞTE O BULGULAR

- Malatya Zirve katliamını çok gizli bir Ergenekon hücresinin düzenlediğinin ortaya çıkması. Komutan cinayetleri adı verilen Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ve çok sayıda askeri ve sivil yetkilinin ölümünde de bu yapılanmanın izlerine rastlanması. Tushad isimli TSK içindeki bu çok gizli yapılanmanın izinin halen sürülüyor olması. (13)

- Ergenekon´un TSK içindeki çok gizli askeri yapılanması olarak nitelendirilen ´Karargah Evleri´ne yönelik Savcı Zekeriya Öz tarafından başlatılan soruşturmanın halen sürmesi. (14)

- Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a yönelik suikast girişimi olayı. Bu olayda 8 Özel Harp Dairesi elemanının yer alması. Bu elemanların Ergenekon tutuklusu Muzaffer Tekin, bazı DHKP-C örgüt üyeleri ve Ergenekon´un gençlik yapılanması olduğu iddianamelerde dile getirilen Türk Gençlik Birliği´nin (TGB) bazı üyeleriyle bağlantılarının tespit edildiği iddiası. Olayın hemen ardından Özel Harp Dairesi´nin merkezindeki ´kozmik oda´da yapılan ve 1 ay süren aramalarda çok sayıda belgeye el konulması. Ayrıca bu soruşturmanın 3 yıldır halen sürmesi. (15)

- Arınç´a suikast girişimi olayından bir kaç ay sonra Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyon el bombasının Ankara´da el geçirilmesi. 940 el bombasından bazılarının Ergenekon soruşturması kapsamındaki 12 olayda ele geçen bombalarla aynı seriden olduğunun kriminal incelemelerle ortaya çıkarılması. Yine bombaların Ergenekon´un yanı sıra değişik zamanlarda polis kayıtlarına girmiş 59 terör olayıyla da bağlantılı çıkması. (16)(17)

- Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı ile telefonla yaptığı gizli resmi devlet görüşmelerinin Aydınlık´ta yayınlanması ve bununla Ergenekon operasyonlarına karşı misillemeye girişilmesi. (18)

- 2010 yılı sonunda Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubenin zemin karoları altında Ergenekon örgütünün kozmik arşivi olarak nitelendirilen çuvallar dolusu belgenin ele geçirilmesi. Belgelerin imha edilmeyerek saklanması, örgütün onları kullanmakta olduğu anlamına geliyor. Belgelerde sürekli güncellemelerin yapılmış olması da, örgütün gelişmelere göre belgeleri güncellediği şeklinde yorumlanıyor. (19)(20)

- Ergenekon soruşturmasına her zaman soğuk bakan ve eleştiren Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un bizzat astlarının ihbarıyla tutuklanarak andıç davasında sanık haline gelmesi. Andıç ve ıslak imza kapsamında Genelkurmay´da evrak ve harddisk imha operasyonu yürütülmesi. Andıç davası ıslak imza davası ile birleşti. Ergenekon Terör Örgütüne yönelik soruşturma 2007 yılında başladı. Ancak ıslak imza ve andıç gibi planların tarihi 2009. Yani halen soruşturma sürerken örgütsel faaliyet devam etmekteydi. (21)(22)

- Ergenekon örgütünün medya sitesi olarak nitelenen Odatv operasyonunda çok önemli belgelerin ele geçirilmesi. ´Ulusal Medya 2010´ ismi verilen belgede, Ergenekon ve benzer davaların nasıl yıpratılacağı talimatlarının yer alması ve Odatv´nin geçmişteki yayınlarına da bakıldığında bu belgedeki talimatları yerine getirdiğinin görülmesi. (23)

- Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Ergenekon örgütüne yardım ve yataklıktan tutuklanması. Avcı´nın örgüt üyelerine polis operasyonlarını bildirmesi, polis takibinden kurtulma taktikleri vermesi, yakalanmak üzere olan bazı üyelere yurt dışına kaçmaları uyarısında bulunması. Yakalanacağını anladığında ise polis içindeki cemaat üyelerinin Ergenekon ve diğer tüm soruşturmaları yürüttüğünü, bu davalara bakan tüm savcı ve hakimlerin cemaat üyesi olduğunu, hatta Deniz Baykal seks kaseti olayının dahi cemaat işi olduğunu iddia edecek kadar ileri giderek kamuoyunda bu soruşturma ve davaların siyasi olduğu imajını vermeye çalışması. Avcı´nın Odatv davası ile Ergenekon örgütüne taşeron eylem yapmakla suçlanan Devrimci Karargah terör örgütü davasında sanık olması. Avcı´nın 90´lı yıllarda Dev-Sol´u derin devletin kontrolündeki Derin-Sol örgütüne dönüştürmede çok önemli bir rol üstlendiği de ortaya çıktı. (24)

- Dink cinayetine dair şok edici yeni ayrıntıları ortaya çıkaran Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan´a mermi ve beyaz bereli paket gönderilmesi. (25)

- Erzincan Ergenekon davasındaki kritik bir tanığa yönelik silahlı saldırı. Aynı tanığa dava sanığı eski Başsavcı ilhan Cihaner´in tehdit ve baskı yapması. (26)

- Erzincan Ergenekon davasında CHP´li iki milletvekilinin tanıklara baskı yapması, yüksek miktarda para vererek Ergenekon sanıkları aleyhindeki ifadelerini değiştirmeye zorlaması. Bu milletvekillerine Ergenekon üyeliği suçlamasıyla dava açılması. Erzincan davasında sanık olan eski Başsavcı Cihaner´in de tanıklara tehdit ve baskı yapması. (27)(28)

- Güneydoğu´da görülmekte olan Temizöz davası ile İstanbul´da görülmekte olan Ergenekon davasının tanıklarına çok sayıda baskı ve tehditler uygulanması. Geçtiğimiz günlerde Ergenekon gizli tanığına ifadelerini değiştirmesi için baskı yaptığı kanıtlanan dava sanığı Sedat Peker´e dava açıldı. (29)(30)

- Ergenekon tutuklusu tuğgeneral Levent Ersöz´e yönelik hastanede suikast girişimi. (31)

- Sivas Ermeni cemaat lideri Minas Durmazgüler´e suikast girişimi. (32)

- Gölcük belgeleri üzerine Poyrazköy´de yapılan kazılarda suikast amaçlı yeni silahlar ve çok özel plastik patlayıcılarının bulunması. (33)

- Erzincan Ergenekon davasının şok müdahale ile yargıtaya alınması, suçsuz insanları silahlı göstermeye çalışmakla suçlanan sanıkların tahliye edilmesi ve bununla adeta isnat edilen suçlara devam etmelerine izin verilmesi. 12 Eylül darbecileri hakkında ilk iddianameyi hazırlayan eski Savcı Sacit Kayasu´nun bu duruma tepki gösterip, Ergenekon´un Yargıtay´a sıçramış olabileceğinden açıkça bahsetmesi. Bu tespiti doğrularcasına, Yargıtay binasında bulunan Siyasi Partiler Bölümü´ndeki bir fakstan soruşturma altındaki eski Başsavcı ilhan Cihaner´e ´Seni dinliyorlar, dikkat et´ şeklinde uyarı faksının çekilmesi. (34)(35)(36)

- Ergenekon davalarına bakan çok sayıda hakime yargıtayda skandal şekilde tazminat cezaları verilmesi. (37)

- Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın sağlıklı olduğunu gösteren raporların hastanelerdeki örgüt üyesi olduğu şüphesi ortaya çıkan doktorlarca mahkemelerden saklanması. Doktorların Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması. (38)(39)

- Erzincan´da Ergenekon örgütlenmesine yönelik ikinci bir soruşturmanın halen yürütülüyor olması. (40)

- Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülen ve 31 Mayıs 2012 tarihinde internette yayınlanan ses kaydının da gösterdiği gibi EDOK içinde hala darbe hazırlığı içinde olan, bilgisayarlara güvenmeyen, deşifre olmaktan korkan ve yazışmalarını kurşun kalemle yapan çok gizli birimler varlığının anlaşılması. (41)

- Hasdal askeri cezaevindeki tutuklu subayların peşpeşe internette yayınlanan ses kayıtlarında, hapisteki darbecilerin umutlarını koruması, ´bir herşeyi takip ediyoruz merak etmeyin´ diye birbirlerine cesaret vermesi. Halen görevde olan bazı generallerin de subaylara hitaben hükümeti ve politikalarını eleştiren konuşmalar yapmaları. (42)

- TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´nun 26 Kasım 2012´de basına yansıyan raporunda, Sovyet işgaline karşı ´Ölüm Üçgeni´ denilen Adapazarı-Bolu-Sapanca bölgesinde gömülen silahların, başta Kürt işadamları olmak üzere faili meçhul cinayetlerde kullanıldığının belirtilmesi. Devlette kaydı olmayan bu silahlar kaybolduğunda kimsenin hesap soramadığının, Özel Harp Dairesi´nin bu silahları kullanmak için sayıları yüz binlerle ifade edilen sivili eğitip, toplum içinde uyuttuğunun kaydedilmesi. Yine bundan iki yıl önce, 2010 yılında hazırlanan TBMM Araştırma raporunda da, Türkiye´de geçmişte yaşanmış bir çok terör ve suikast olayından Özel Harp Dairesi´nin sorumlu tutulması. (43)

- Deniz Harp Okulu´ndaki genç subayları tahrik etmeye yönelik çabaların son haftalarda yoğunlaşması. (44)

İşte farkına varabildiğimiz bulgulardan yukarıda kısaca yer verdiğimiz bu örnekler, Ergenekon´un geçmişte var olmuş, faaliyete geçmeyen, düşünce ya da plan bazında kalmış bir girişim olduğuna dair savunmaları çökertiyor.

Şüphesiz örnekler daha da çoğaltılabilir. Haberal´ın tutuklanmasından sonra Ergenekon operasyonları durdu deniliyor. Peki Ergenekon ya da diğer bir deyişle kontrgerilla bitti mi, çöktü mü?.. Şu ana kadar sadece tetikçilere ya da orta düzey birimlere, onların da pek azına ulaşılabildiği söylenebilir. Danıştay saldırısında bir avukat. Malatya Zirve cinayetinde 2 genç. Dink cinayetinde 17 yaşında Ogün Samast. Ergenekon´da da 3-5 astsubay, Andıç davalarında suçu birbirlerinin üstüne atan bir kaç general, o kadar.. Ama iddialara göre NATO´ya girmemiz sonrası kurulan Özel Harp Dairesi´ne bağlı kuvvetlerin sivil hayatta kullandığı yaklaşık 10 bin kişi var. Bunlardan 5 bini siyah kuvvet denilen, silah kullanan, her türlü saldırı ve savunma eğitimini almış paramiliter gruplar. Çok tehlikeliler. Her türlü provokasyonu yapabilecek, Taksim, Maraş, Gazi Mahallesi olayları gibi olayları kolaylıkla organize edebilecek adamlar. Her biri bir Yeşil ve Çatlı. Onlara henüz ulaşılamadı. Fırsat kolladıkları uygun ortam bulur bulmaz faaliyete geçecekleri ileri sürülüyor.

Belki ´Karargah Evleri´ ve ´Tushad´ gibi soruşturmalar, örgütün buzdağının altındaki kısımlarına doğru götürebilir savcıları. Ancak Özal´ın vücudunda zehirlerin tespit edilmesine karşın zehirlenmenin olmadığının iddia edilebilmesi olayında da konuşulduğu gibi kamuoyuyla yüzleşmekten çekinen devlet refleksleri, soruşturmaların daha derine inmesini zorlaştırabilir ya da engelleyebilir. Ama unutulmasın ki, Başbakan Turgut Özal da kendisine düzenlenen suikastin üzerine bir yerden sonra gitmemiş, Cumhurbaşkanlığı makamına geçince o makamın gücüyle onları mağlup edebileceğini düşünmüştü. Ancak yanıldığı kısa sürede açığa çıktı. Başbakan Erdoğan´ın yanıldığını da umarız görmeyiz. Ancak ofisine kadar giren örgütü gördükçe kamuoyunun endişelendiği söylenebilir. Ergenekon´la mücadelede daha etkin tedbirlerin alınması, Özal´ın şüpheli ölümünün üzerine gerekirse zaman aşımını ortadan kaldıracak yasal değişikliklerle daha etkin gidilmesini sağlamak hükümete düşen önemli bir sorumluluk.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) zaman.com.tr/politika/ortulu-odenekle-aldigi-dinleme-cihazlari-hala-kayip/2032996.html

(2) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4598

(3) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5021

(4) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(5) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3568

(6) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=tozalsuikast

(7) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2276

(8) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=kib.xox.ris-erge

(9) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=385%20266

(10) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4667%204598

(11) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4596%204580%204572%204115%20

(12)kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(13) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(14) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=karevleri.xox.savsak

(15) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bulent-arinc-suikast

(16) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1605%201596

(17) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bombkardes

(18) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-se.xox.s-kayit-tayyip

(19) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=10cuvbelge

(20) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2609

(21) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=interandic

(22) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m=4888%202324%201799%201767

(23) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3719%203064%203002%203000

(24) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=hanefavci

(25) gundem.bugun.com.tr/-bi-ermeni-var-a-kursunlu-tehdit-140134-haberi.aspx

(26) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2548%202535%202319%202114

(27) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5016

(28) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2319%201984

(29) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-tanik-.xox.karalama

(30) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4988

(31)kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3831%203262%203010%202455%202445%201322%201236%201226

(32) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3474%203241%202564%202353

(33) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2667%202665

(34) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=cihkurop

(35) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4623

(36) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1629

(37) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=yargittazmin

(38) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=haberalkoruma

(39) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4620

(40) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1840%201789

(41) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(42) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4580%204572%204514%204507%204186%204175

(43) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4962

(44) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4993

(26 Aralık 2012, 09:53)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Başbakan´a şantaj mı yapılıyor?

Başbakan´ın telefon görüşmesini yayınladılar

Ergenekon dinliyor, Aydınlık yayınlıyor

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Koşaner´in ses kaydı mahkemede

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

TBMM: Terör Özel Harp işi

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Üsteğmen: PKK vuruluyor, düşürün Heronu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5023    yazdır/print


 

Ergenekon´da 217. duruşma

Ergenekon davasına tanıkların dinlenmesi ile devam ediliyor. Duruşmada Türk Metal Sendikası´nın eski şube başkanlarından Mahmut Taşdemir gizli tanık olarak ifade veriyor. Davanın önemli tanıklarından olan Taşdemir´in, tutuklu sanık Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek aleyhinde tanıklık yapması bekleniyor. Taşdemir savcılık ifadesinde, Özbek´in Ergenekon´un finansörü olduğu iddiasının altını çiziyordu. Taşdemir ayrıca, Mustafa Balbay, İlhan Selçuk, Rauf Denktaş ve Sinan Aygün gibi isimlerin Türk Metal´in genel merkezinde gizli toplantılar yaptıklarını da iddia ediyordu.

09.08.2012 11:10 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 65´i tutuklu 273 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 217´inci duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekilli gazeteci Mustafa Balbay, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ile gazeteci Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu 43 tutuklu sanık katıldı. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve Sedat Peker´in de aralarında bulunduğu 22 tutuklu sanığın gelmediği duruşmada, bu davada tutuksuz yargılanan ´Odatv´ davasının tutuklu sanığı Prof. Dr. Yalçın Küçük de hazır bulundu.

Mahkeme heyeti başkanı Hasan Hüseyin Özese, tanıklardan Mahmut Taşdemir ile Özcan Tozlu´nun hazır olduğunu belirterek, Antalya´da bulunan Abdullah Öcalan´ın avukatlarından İrfan Dündar´ın ise 16 Ağustos´ta İstanbul´a geleceğini bildirdiğini kaydetti.

TANIK MAHMUT TAŞDEMİR´İN İFADESİ

Mahkeme heyetinin, tanık Mahmut Taşdemir´in isteği üzerine gizli tanık odasında ifadesini almaya karar verdiği duruşmada, Taşdemir´in sesi ve görüntüsü bozulmadan salondaki ekrana yansıtıldı. Taşdemir, 1999-2002 yılları arasında Türk Metal Sendikası Gebze Şube Başkanı, 2002´den 4 Aralık 2005´e kadar da sendikanın genel başkan yardımcılığı görevini yürüttüğünü söyledi.

Sendika içinde işçilerin menfaatine yönelik faaliyetler dışında bir takım yolsuzluklara şahit olduğunu ve bundan da rahatsızlık duyduğunu öne süren tanık Taşdemir, Örneğin ART televizyonu, bütün elektronik malzeme ve personel ücretlerinin sendikadan karşılanmasına rağmen televizyon bir aile şirketi olarak kullanılıyordu. Cumhuriyet Gazetesi´nin eki olarak çıkan Strateji Dergisi´nde Özbek´in oğlu Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışıyordu. Bu derginin basım masrafları da sendika tarafından finanse ediliyordu iddialarında bulundu. Mustafa Özbek´in önce MHP, sonra ANAP, DYP ve ardından da Deniz Baykal ile yakın dirsek teması olmuştur´ diyen tanık Taşdemir, bu durumun kafasını karıştırdığını söyledi. 2008 yılında Ankara Cumhuriyet Savcılığı´na sendikada şahit olduğu yolsuzluklara ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu anlatan tanık Taşdemir, ancak 4 yıldır herhangi bir dava açılmadığını söyledi.

Kocaeli´de Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü´ne 8 saat ifade verdiğini ve ifadesinin gizli tanık olarak alındığını belirten tanık Taşdemir ifadesinde şunları söyledi: Mustafa Özbek, davada yargılanan birçok asker ve siville başbaşa görüşmüştür. Neden görüştükleri konusunda etraflıca bir bilgim yok dedi. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese´nin Davada yargılanan hangi sanıklarla görüştü? şeklindeki sorusu üzerine, Balbay, sendikaya gelir televizyona çıkardı. Balbay, Özbek ile görüşür giderdi. İlişkilerinin boyutunu bilemem. Özbek yönetime sırlarını söylemezdi. Asistanı ile gizli konularını görüşür, herşeyi asistanı ile paylaşırdı. Ben 4 yıl boyunca genel başkan yardımcısı olduğum dönemde böyleydi. Genel başkan sendikayı tek taraflı yönetirdi. Karşı gelen sendikadan uzaklaştırılır ya da başka cezalar verilirdi dedi.

Sendikada yapılan yolsuzluklara ilişkin Türk Metal Sendikası´nın şubelerine mektup gönderildiğini belirten Taşdemir, Mektubu ben yazmadım. Ancak mektubu benim gönderdiğimi düşünüyorlardı. Mustafa Özbek beni Ankara´ya çağırdı. Özbek ´Mektubu sen yazdın´ dedi. Ben de yazmadığını söyledim. Şimdiki Türk Metal İş Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak´ın da bulunduğu ortamda Özbek beni tehdit etti. İki kez saldırıya uğradım. Birinde kolum kırıldı. Diğer saldırıda da burnum kırıldı diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Özese, tanık Taşdemir´in dosyada herhangi bir ifadesinin olmadığını belirterek, internetten ve açık kaynaklardan elde edilen tanık Taşdemir´in beyanlarını okuyarak doğru olup olmadığını sordu. Dava sanıklarından Sinan Aygün, İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay´ın sendikaya gelip gittiğini söyleyen tanık Taşdemir, Ne konuşurlardı bilmiyorum, sendikaya neden geldiklerini de bilmiyorum ifadelerini kullandı.

Mahkeme Başkanı Özese, Taşdemir´in bir gazeteye JİTEM´in birçok toplantısı sendikanın genel merkezinde kapalı salonda yapılırdı şeklinde verdiği röportajını sorması üzerine Taşdemir şunları aktardı: JİTEM´i o dönemde bilmiyordum. JİTEM´cilerin orada toplantı yaptığını bana sendikada çalışan yönetici ve personel söyledi. O toplantıda ne konuşulduğunu ayrıca o toplantıya katılanlarında JİTEM´ci olup olmadığını bilmiyorum. Ben o toplantıya katılmadım. Taşdemir, Özbek yolsuzlukları açıklamayayım diye bana 8 ay boyunca avantadan bin 500 TL para ödedi. Ayrıca 10-15 kişiye daha 500 ile bin 500 TL arasında değişen paralar ödedi. Ta ki ´Seni dinledik aleyhimize konuşuyorsun´ diyene kadar ifadelerini kullandı. Sorular üzerine Taşdemir 2005 yılından sonra Türk Metal Sendikası ile herhangi bir bağlantısının kalmadığını da sözlerine ekledi.Duruşmaya öğle arası verildi. (DHA)

İfadesinde, sendikadaki usulsüz harcamalar ile ilgili beyanda bulunan Taşdemir, kendi zamanında aylık 3 milyon TL geliri bulunan kurumun personelin maaşını zamanında ödeyemediğini söyledi. ART Televizyonu´nun elektronik malzeme ve taşınmaz mallarıyla personel giderlerinin sendika tarafından karşılandığını belirterek, Türkmen Derneği´ne ileride siyasi destek alabilmek için finansman sağlandığını anlattı.

Mustafa Özbek´in zikzaklar çizen siyasi düşüncesi bulunduğunu aktaran Taşdemir, Başta MHP´liydi. Sonra ANAP´lı oldu. DYP´ye yakınlaştı. En son Deniz Baykal´la birlikte görünmeye başladı. Bir ara Cumhuriyet Gazetesi´nin yüzde 30´una ortak olmaya karar verdiğini söyledi. Biz şaşırdık. Özbek´in görüşleri Cumhuriyet gazetesi ile uyuşmaz. Sonra bir sıkıntı çıktığında sendika ortak olamadı gazeteye. Daha sonra TUSAM isimli bir şirket kurdu. Bu şirket pazartesi günleri Cumhuriyet´in verdiği Strateji dergisini çıkardı. Derginin genel yayın yönetmeni de Özbek´in oğlu Ahmet Oğuz´du. dedi. Taşdemir, ART Televizyonu´na sendikanın aracı olması ile çeşitli büyük şirketlerden para yardımı yapıldığını ifade etti. Sendikada ve ART Televizyonu´nda Özbek´in emekli askerler ve sivil kişiler ile sık sık görüşmeler yaptığını anlatan Mahmut Taşdemir, bunlara örnek olarak Mustafa Balbay´ı gösterdi. Özbek ile görüşen Balbay´ın ART Televizyonu´nda da programa katıldığını hatırlatarak, Bu görüşmelerin, Cumhuriyet Gazetesi´nin hisselerinin alınmasıyla bir ilgisi olup olmadığını bilmiyorum. diye konuştu. ( Zaman)

-Mahmut Taşdemir önemli tanıklardan biri-

Mahmut Taşdemir, Türk Metal sendikasının eski yöneticilerinden biri. Taşdemir´in, Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek aleyhinde tanıklık yapması bekleniyor. Sendikada yaşadıklarını Türk Metal ve Mustafa Özbek Gerçeği adlı kitapçıkta toplamıştı. Ergenekon savcılarının talimatıyla ifade verdi. Bir süre Manisa ve Balıkesir´de kaldı. Mustafa Özbek´in adamları tarafından dövülerek hastanelik edildi. Can güvenliği olmadığı için kendisi ve ailesi endişeliydi. Bir süre ortadan kayboldu. Kamuoyu öldürüldüğünü düşündü. Gizlenerek yaşadığı da ileri sürüldü. Ve bugün davada tanık ifadesi vermek için ortaya çıktı. Gizli tanık olarak ifade vermek istedi. Taşdemir savcılık ifadesinde, Mustafa Özbek´in Ergenekon´un finansörü olduğu iddiasının altını çiziyordu. Kendisinin genel başkan yardımcılığını bıraktığı 2005 yılı itibarıyla sendikanın aylık aidat gelirinin 3 milyon lira olduğunu, buna karşılık giderlerin 900 bin lirayı aşmadığını bildiriyordu. Taşdemir, Buna rağmen kasada hiçbir zaman 100 bin liranın üstünde para olmazdı. Aile şirketi gibi çalışan Metal İşçileri Vakfı var. Paralar buraya aktarılır ve Özbekler tarafından şahsi paraları gibi harcanır. Bunun dışında, Avrasya TV´ye, Türkiyem Topluluğu´na, Yörük Türkmen Federasyonu´na aktarılan paralar vardı. Sendikanın bir de ´örtülü ödeneği´ vardı. diyordu. Taşdemir, Mustafa Balbay, İlhan Selçuk, Rauf Denktaş ve Sinan Aygün gibi isimlerin Türk Metal´in genel merkezinde gizli toplantılar yaptıklarını da sözlerine ekliyordu.

TANIK ÖZCAN TOZLU´NUN İFADESİ

Duruşmada diğer bir tanık olarak eski Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Özcan Tozlu dinlendi. Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan´ın şehit edilmesi olayında Levent Göktaş´ın suçlu olduğunu belirten Tozlu, Şırnak´ta 1996 yılında 11 korucunun yakılarak öldürüldüğü ´Güçlükonak katliamı´nın da terör örgütü PKK´nın eylemi olmadığını iddia etti. Tozlu, 16 Mayıs 2001´de Malatya´da CASA tipi askeri uçağın düşürülmesinden TSK mensuplarının sorumlu olduğunu ifade ederek, Levent Göktaş´ın kendisine olayın kaza olmadığını söylediğini anlattı.

1997 yılında açığa alınan ve 2001´deki YAŞ kararlarıyla da ordudan atılan Tozlu, yeminli olarak verdiği ifadesinde Orgeneral Çevik Bir´in darbe için hazırlanan 500 sayfalık belgenin altında imzası olduğunu ve bu durumu Başbakan Mesut Yılmaz´a ile bazı siyasilere aktardığını söyledi. Tozlu, Durumu Levent Göktaş´a aktardım. İbrahim Şahin ile görüşmemi söyledi. Durumu telefonda görüştüğüm İbrahim Şahin´e de söyledim. Bana, ´Çocuk musun telefonlar dinleniyor´ diyerek kızdı. Şahin ´Birkaç mason kırıntısına bu ülkeyi yedirmeyiz.´ dedi. 45 gün sonra tayinler oldu. Çevik Bir, 1. Orduya alındı 1998 yılında bu şekilde darbe önlenmiş oldu. dedi.

Tanık Tozlu, ailesiyle tatile gittiği Kuzuluk´ta Göktaş´ın yanına uğradığını belirterek, Göktaş bana ´senden çok memnunuz´ diyerek 15 bin dolarlık bir çek verdi. Çeki örtülü ödenekten verildiğini anlattı. Ancak ben bunu almadım. O zaman çeki 13 yaşında olan kızım ile 10 yaşında olan oğluma uzattı. Onlar da almadı. Adama sorarlar bu paranın kaynağı nedir dedim. Benim parayı beğenmediğimi söyledi. Daha sonraki görüşmemizde hesabında 200 bin dolar olduğunu derhal 20 binini almamı söyledi. Beni İskenderun-İstanbul arasında kontronör yapacaklarmış. Ben ordudan uzaklaştırıldığımı belirterek bu işin nasıl olacağını sordum. Hallederiz şekilinde cevap verdi. iddiasında bulundu.

1994 yılında Güçlü Konak Jandarma Komutanlığı yaptığı dönemde bir mescit inşaatına başladıklarını anlatan Tozlu, Tuğgeneral Selahattin Uğurlu´nun kendisini sevmediğini ve bu inşaatı görünce ´Yapacak başka bir şey bulamadın mı?´ diye sorduğunu söyledi. Kozlu, Bu süreç sıkıntılar sürdü. Beni Şırnak Jandarma Tabur Komutanlığı´na alındım. 2 ay sonra Güçlükonak´ta 11 korucu ile 2 köylünün bir minibüs içerisinde kurşunlanıp, yakılması olayı oldu. Şırnak´taki komutanım bana sordu. ´Sen o bölgede çalıştın şu haritayı bir incele saldırı nasıl olmuştur?´ diye sordu. Ben de baktım ve eyvah dedim. Çünkü korunaklı bir bölgeydi. Askeri birliklere çok yakındı. PKK´nın burada eylem yapmasına imkan yoktu. Olay TSK kontrolündeki koruculara yaptırılmış. Yenimahalledeki Müsteşarlığa bildirildi. Eylemde roketatar ve ağır silahlar kullanıldı. dedi.

Gaffar Okkan suikastine ilişkin soruşturmanın yeniden açılmasına neden olan Özcan Tozlu, basına yaptığı açıklamalarda Okkan´ın, Levent Göktaş´ın idaresindeki 7 kişilik Muharebe Arama Kurtarma (MAK) timi tarafından öldürüldüğünü iddia etmişti. Özcan Tozlu, suikasten bir yıl sonra Ankara´ya ziyarete gittiğinde Göktaş´ın, kendisine suikasti anlattığını söylemişti. Mahkemede de bu iddiasını tekrarlayan Tozlu Levent Göktaş ´Keşke bu eylemi yapmasaydık´ dedi. Ben de ´O polislere acımadın mı. Allah belanı versin´ dedim. Göktaş, ´Oğlum Allah´a nasıl hesap vereceğiz´ dedi. 3,5 ay sonrada Malatya´da CASA tipi askeri uçak düştü. İçinde Okkan suikastını gerçekleştiren Tim bulunuyormuş şeklinde konuştu.

Savcı Nihat Taşkın´ın, TSK´dan ne sebeple atıldığını sorması üzerine tanık Özcan Tozlu, disiplinsizlik ve ahlaksızlık, erlerden zorla para toplamak, Bosna-Hersek için para toplamak, kantinde satılması yasak olan bazı eşya ya da gereçleri faturasız olarak satmak gibi 8 benzer konu ile suçlandığını ve 34 ay 28 gün hapis cezası aldığını, hapis cezasının paraya çevrilip ertelendiğini ve bu gerekçeyle de TSK´dan atıldığını söyledi. Suç tarihinin 1 Ocak 1994 olarak gösterildiğini belirten Tozlu, göreve Temmuz ayında başladığını ve üzerine iftira atıldığını iddia etti.

Savcı Taşkın´ın soruları üzerine Tozlu, Göktaş tarafından 3 kez çağrıldığını ve bu nedenle üç kez görüştüklerini söyledi. Tozlu, bir konuşmaları sırasında Veli Küçük´ün, Devlet Bahçeli´yi parti genel merkez binasının 18. katından atmak lazım. dediğini aktardı.

Daha sonra da Levent Göktaş, kendisi aleyhine suçlamalarda bulunan tanık Özcan Tozlu´ya soru sormak için söz aldı. Göktaş, İfadenizde 2000 yılında Jandarma tesislerinde buluştuğumuzu söylüyorsunuz. Tarihi hatırlıyor musunuz? diye sordu. Tozlu ise Mayıs ya da Haziran ayında olabileceğini söyledi. Bunun üzerine Göktaş, Mayıs ayından Eylül ayına kadar Şam´da görevli olduğunu söyledi. Tozlu ise Tesislerde görevli Astsubay Giray Ozan´ı tanık olarak çağırabilirsiniz. Oraya gelişimde güvenlik nedeniyle ismimi kaydetmemesini istedim. Benim isteğimi yerine getirdi ve ziyaretçi kayıt defterine adımı yazmadı. dedi. ( Cihan)

Levent Göktaş´ın ifadesine karşı beyanları hatırlatılan Tozlu, Göktaş´ın beyanlarının iftira olduğunu kaydetti.

Göktaş´ın avukatı Serkan Günel, tanığa müdahale edilmesini istemesi üzerine Tozlu, 2001 yılından beri zor durumdayım. Yeşil kartla geçiniyorum. 4 çocuğum var. 2 çocuğumu 10 yıldır görmüyorum. Ben açım ya diye bağırdı.

Tanığın bu beyanlarına Serkan Günel´in karşılık vermesi üzerine Tozlu, Bana para bekliyorsun´ diyor. Ben köpek miyim ya´ diyerek yine tepki gösterdi. Duruşma yarına ertelendi. ( Cnnturk)

(09 Ağustos 2012), son güncel.: (10 Ağustos 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Taşdemir: Ergenekon toplantıları Türk Metal´in genel merkezinde yapılıyordu

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4740    yazdır/print


 

Özkök Ergenekon´da tanık

Ergenekon davasının 209. duruşmasında mahkeme heyeti aldıkları önemli bir ara kararı açıkladı. Buna göre; eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür ile AK Parti Gaziantep Milletvekili gazeteci Şamil Tayyar´ın da aralarında bulunduğu 12 tanık ile 5 gizli tanık Ergenekon davasında ifade verecek.

26.07.2012 12:28 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün de aralarında bulunduğu 68´i tutuklu 273 sanıklı ´Ergenekon´ davasının 209´uncu duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekilli gazeteci Mustafa Balbay, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ile gazeteci Tuncay Özkan´ın da aralarında bulunduğu 48 tutuklu sanık katıldı. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve Sedat Peker´in de aralarında bulunduğu 20 tutuklu sanığın gelmediği duruşmada, başka dava kapsamında tutuklu olan Prof. Dr. Yalçın Küçük de hazır bulundu.

TANIK HADİ ÖZCAN´IN İFADESİ

Duruşmada tanık dinlenmesine devam ediliyor. Geçtiğimiz hafta tanık olarak dinlenmesine karar verilen Alaattin Çakıcı İzmir cezaevinden, Hadi Özcan ise Kocaeli´nde bulunan Kandıra cezaevinden cezaevi nakil araçları ile eskort eşliğinde duruşmanın yapıldığı binaya getirildi. Alaattin Çakıcı´ya destek olan bir grup 6 otobüsle Silivri´ye geldi. Otobüslerin üzerinde Atatürk ve Abdülhamit posterleri ile Allah yazıları olması dikkat çekti. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde tanık olarak ifadesine başvurulması beklenen Alaattin Çakıcı´nın çok sayıda yakını da izleyiciler arasında bulunuyor.

Tanık olarak ifadesine başvurulan organize suç örgütü elebaşı Hadi Özcan, kimlik tespiti sırasında nüfus kayıtlarında adının ´Mehmet Özcan´ olduğunu belirtti. Mahkeme başkanın nüfus kayıtlarında ´Hadi´ isminin olup olmadığını sorması üzerine Özcan, ´(Hadi) yok ama Hadi demeyince kimse tanımaz´ diye konuştu.

Hadi Özcan´a Mahkeme Başkanı Çalmuk, Ergenekon davasında yargılanan bazı sanıkların isimlerini okuyarak bu dava konusundaki bilgisini sordu. 1994-1995 yıllarında cezaevine gelen TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu tarafından bilgisine başvurulduğunu belirten Hadi Özcan, Bana Mehmet Ağar´dan İbrahim Şahin´e kadar herşeyi sordular. dedi.

Veli Küçük´ün de sorulup sorulmadığını anlatması istenen Özcan, O zamanlarda Veli Küçük ismi yoktu. ifadesini kullandı. Özcan, üzerinden 15 yıldan fazla geçtiği için Susurluk Araştırma Komisyonu´na ne ifade verdiğini ise hatırlamadığını söyledi.

Başkan Çalmuk´un, Söylemeye çekindiğiniz konular varsa ve gerekirse tanık koruma programı kapsamında ifadenizi alabiliriz. hatırlatmasını yaptı. Özcan, tanık koruma programından faydalanmak istemediğini söyledi.

Daha sonra Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Soruşturma aşamasında tanık sıfatıyla ifadenizi savcı Zekeriya Öz ile ben birlikte almıştık. İfadenizde Abdullah Çatlı ve Veli Küçük ile ilgili bildikleriniz olduğunu ve bunları daha sonra anlatacağınızı söylemiştiniz. Nedir bunlar, anlatır mısınız? diye sordu. Küçük´ü tanımadığını belirten Özcan, o dönemde Abdullah Çatlı ile birlikte ortak petrol temizleme ihalesine girdiklerini söyledi.

Özcan, Çatlı beni öldürecekti. Bunu Yeşil´e söyledim. O da ´Çatlı, ortak iş yaptığı herkesi öldürür. Onun böyle bir ahlakı vardır.´ cevabını verdi. Oysa Çatlı, resmi evraklar, silahlar ve polisler ile gezerdi. Devlet olarak bilirdim. Yeşil´den sonra da İbrahim Şahin´e gittim. O zaman Özel Harekat Daire Başkan Vekili idi. Onu da devlet olarak bilirdim. Çatlı konusunda yardım istemek için Şahin´e gittim. dedi.

Savcı Pekgüzel´in neden gittiğini sorması üzerine Özcan, Devleti şikayet etmek için devlete gittim. Daha ne yapayım. İbrahim Şahin halledeceğini söyledi ama beni başından savmış. diye konuştu.

Savcı Pekgüzel´in, İbrahim Şahin Abdullah Çatlı´yı tanıyor muydu da Çatlı olarak şikayet ettiniz? sorusu üzerine Özcan, Tanımaz mı? cevabını verdi.

Savcı Pekgüzel tanık Özcan´a, Alaattin Çakıcı ile Ergenekon davasının sanıkları arasında yer alan Sami Hoştan ve ´Drej Ali´ olarak bilinen Ali Yasak´ı tanıyıp tanımadığını sordu. Üçünü de tanımadığını belirten Özcan, Çakıcı hasımlarımla yatıyor. Kendisini tanımam da sevmem de. dedi.

Tanık Özcan, duruşmada çok önemli ve daha önce hiçbir yerde gündeme gelmeyen konuları açıklayacağını, ancak anlatacağı konuların Ergenekon davası ile bir ilgisi bulunmadığını söyledi. Başkan Çalmuk ise Biz sizden bu dava ile ilgili bilgilerinizi soruyoruz. Diğer konularla ilgili Cumhuriyet Savcılığına başvuruda bulunabilirsiniz. uyarısında bulundu.

HİLMİ ÖZKÖK TANIK OLARAK İFADE VERECEK

Hadi Özcan´ın tanık olarak dinlenilmesinin ardından mahkeme heyeti başkanı Hüsnü Çalmuk, bir ara karar açıklayacaklarını bildirdi. Çalmuk, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, AK Parti Gaziantep Milletvekili gazeteci Şamil Tayyar, ´İstanbul´daki 2. KCK davası´ kapsamında yargılanan avukat Doğan Erbaş, avukatlar İrfan Dündar, Zeki Okçuoğlu, yazar Ümit Fırat, Mahmut Taşdemir, Şenol Gürkan, Özcan Tozlu, Turgut Büyükdağ, Ceyhan Karagöz ile gizli tanıklar ´Yıldız´, ´Mart´, ´Ahmet´, ´İlkadım´ ve ´İsmet´in tanık olarak dinlenilmesine karar verdiklerini kaydetti.

Ergenekon Davası kapsamında emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök soruşturmayı yürüten dönemin Ergenekon Savcısı Zekeriye Öz´e İzmir Adliyesi´nde ifade vermişti. Özkök tanık olarak verdiği 18 sayfalık ifadesinde Şener Eruygur´un bizzat kendisine bazı duyumlarım olduğunu söyleyerek uyarıda bulundum. Zira benim o dönem en önemli prensip ve görevlerimden biri de muhtemel olayları vuku bulmadan önlemekti´ demişti. Ergenekon Soruşturması kapsamında 2003 yılında AK Parti Hükümeti´ne yönelik bazı kuvvet komutanlarının dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök´ü muhtıra vermeye zorladığı ancak Özkök´ün bu telkinlere uymadığı iddia edilmişti. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur´un komutanlık bünyesinde darbe planları yaptığı, Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız adı verilen darbe planları yapıldığına dair belgeler de dava dosyasına girmişti. Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek´e ait olduğu ileri sürülen Darbe Günlükleri adlı belgede de darbe iddialarına dair ayrıntılı notlar yer alıyordu. Davanın sanıkları da Özkök´ün tanık olarak mahkeme huzurunda ifade vermesini talep etmişti. Balyoz davasında da sanıklar tarafından Hilmi Özkök´ün tanık olarak dinlenmesi talep edilmiş ancak mahkeme bu talebi reddetmişti. ( AA, Cihan)

TANIK ALAATTİN ÇAKICI´NIN İFADESİ

Duruşmada daha sonra organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı´nın, tanık olarak dinlenmesine geçildi. Çakıcı´nın adı Ergenekon Şeması´nın mafya ayağında geçiyor.

Özcan´ın ifadesinin tamamlanmasının ardından tanık sıfatıyla ifadesine başvurulmak üzere kürsüye organize suç örgütü elebaşı Alaattin Çakıcı çağrıldı. Mahkeme Başkanı Çalmuk, bu davada yargılanan sanıkları tanıyıp tanımadığını sorması üzerine Çakıcı, ´Sedat Peker ve İbrahim Şahin´i tanırım´ dedi. Başkan Çalmuk´un, Veli Küçük´ü tanıyıp tanımadığı sorusuna Çakıcı, ´Ona sorun´ cevabını verdi. Çalmuk´un, ´Biz sana soruyoruz´ demesi üzerine Çakıcı ısrarla bu sorunun Küçük´e sorulmasını istedi.

Hüsnü Çalmuk, Çakıcı´ya ´Burası mahkeme nasıl yönetileceğine biz karar veririz. Sorularımıza cevap ver, eğer cevap vermek istemezsen buna da hakkın var. Ancak bu şekilde ters davranmaya devam edersen sana söz hakkı vermem´ diyerek uyardı.

Başkan Çalmuk, doğruyu söylemen için yemin edeceksin demesi üzerine tanık Çakıcı, ´Ben yalan söylemem, öldüreceğim adama bile önceden haber veririm´ dedi.

Çakıcı, davanın sanıklarından Sedat Peker´i 19 yaşından beri tanıdığını, 1991 yılından 2003 yılına kadar görmediği Peker´in 2003 yılında bir kez evine geldiğini anlattı.

Sanıklardan İbrahim Şahin´i 2. Şube Emniyet Müdür Yardımcısı görevini yürütürken tanıdığını belirten Çakıcı, ´İbrahim Şahin, yaptığı iki operasyon nedeniyle bir kahramandır. Ama onun dışında kahramandır da kahraman değildir de diyemem´ dedi.

Korkut Eken´i MİT´ten tanıdığını, Engin Alan´la da Eken´in arkadaşı olması nedeniyle tanıştığını anlatan Çakıcı, ´Engin Alan´ı en son 1978 yılında gördüm. O zamanlar Red Kit gibiydi, şimdi kilo almış´ şeklinde konuştu.

Davanın sanıklarından Hayrettin Ertekin´i kardeşiyle ortak kuyumcu dükkanı olmasından dolayı tanıdığını ancak en son 26 yıl önce gördüğünü belirten Çakıcı, Mehmet Ağar´ı da tanıdığını ve sevdiğini, Ağar ile ilişkilerinin polis-mahkum ilişkisi olduğunu söyledi.Çakıcı, ´Bunları Mehmet Ağar´a kim yaptırdı? Hesap soracaksanız Tansu Çiller´e sorun. Hesap soracaksanız Mesut Yılmaz´a sorun´ diye konuştu.

Başkan Çalmuk´un rahatsız göründüğünü belirterek, isterse oturarak ifadesine devam edebileceğini söylemesi üzerine Çakıcı, ´Oturamıyorum. 11 hastalık var bende. Neyle yaşıyorsun dersen, iman gücüyle yaşıyorum´ diye konuştu. ( AA)

Çakıcı´nın ifadesinde, 4 arkadaş, çok özel bir eğitimden geçirildiklerini ifade etmesi üzerine Başkan Çalmuk, Bu 4 kişinin arasında Korkut Eken de var mıydı? diye sordu. Çakıcı ise bu soruya Hayır Korkut Eken hoca, Yavuz Ataç hoca. Ayrı ayrı eğitim veriyorlardı. Beşinci olarak da Tevfik Ağansoy´u ben gruba aldırdım. Çok özel bir eğitimdi. MOSSAD ve CIA´nın verdiği eğitimler gibiydi. dedi. Başkan Çalmuk ısrarla diğer üç kişinin isimlerini sordu. Çakıcı da diğer üç kişinin Şenol Turan, Muhsin Karaman ve Fransa´da birlikte yakalandığı Murat Güler olduğunu söyledi.

Çakıcı sorular üzerine MİT eski Kontr-Terör Dairesi Başkan Vekili Mehmet Eymür ile çatışmasını anlatırken, Eymür Doğu Perinçek´i öldürüp üstüme yıkacaktı dedi. Çakıcı şöyle konuştu: Ahmet Nevzat Demir, Eymür´ün adamıydı. Bir gün beni aradı. Telefonun dinlendiğini biliyordum. ´Bu doğu Perinçek´i istersen öldürelim´ falan dedi. Eymür 2. MİT Raporu´nu yayınladığı için Perinçek´e kızıyordu. Susurluk Kazası sonrası Doğu Perinçek´in yayınladığı raporlar haberler de doğrudur. Eğer Susurluk Kazası olmasaydı, Doğu bey (Perinçek) çocukları yetim kalacaktı. Ben Ahmet Nevzat Demir´e ´Vur´ deseydim. Perinçek öldürülecek, cinayet de benim üzerime kalacaktı. Ben ´Hiçbir şey yapmayın´ dedim. Eymür´ün MİT´teki adamı Duran Fırat bizi barıştırmak istedi. ´Siz baba-oğul gibisiniz´ dedi. Ben de ´bir baba evladının kalemini kırarsa evlat da ona söver´ dedim. açıklamasını yaptı.

Bu arada, Tevfik Nurullah Ağansoy cinayetinin planlayıcısı olduğu iddia edilen Adnan Çiçek, duruşmayı izlemek için tekerlekli sandalye ile salona geldi. ( Cihan)

Duruşmada tanık Çakıcı, ifadesinin ardından savcının ve mahkeme heyetinin sorularını yanıtladı. Tanık Alaattin Çakıcı, Şenol Turan, Muhsin Karaman ve Murat Güler´le çok özel bir eğitime tabi tutulduklarını anlatarak, Korkut Eken ve Yavuz Ataç bu eğitimde hocalık yaptı. Ayrı ayrı eğitim veriyorlardı. Beşinci olarak da Tevfik Ağansoy´u ben gruba aldırdım. Çok özel bir eğitimdi. MOSSAD ve CIA´nın verdiği eğitimler gibiydi dedi. Mahkeme Başkanı Hüsnü Çalmuk görevlerinin ne olduğunu sordu. Çakıcı ise Seyahat edip yurtdışında bilgi toplamaktı diye cevap verdi.

Mahkeme heyeti başkanı Çalmuk Yurtdışında savunma amaçlı olarak atış serbest miydi? diye sordu. Mahkeme Başkanı Çalmuk´un bu sorusuna cevap vermeyen Çakıcı ise mahkemenin bunu sorma hakkı olmadığını dile getirerek, İstihbarat amaçlı olarak yurtdışına çıkıyorsunuz. Bir sürü adam sizi takip ediyorsa, size silah çekiyorsa siz de tepki verirsiniz. 30 defa ölümden döndüm diye konuştu. Mahkeme Başkanı Çalmuk´un Hiram Abbas ile ilgili ne biliyorsunuz? sorusu üzerine Çakıcı şu cevabı verdi: Tanırım, milletini toprağını seven biriydi. Hiram Abbas dizisi yapılacak adamdır. Ölmeden bana bir kaç gün önce telefon açarak yanıma geleceğini söyledi. Ancak bana gelmeden bir gün önce öldürüldü.

Çakıcı sözlerine şöyle devam etti: Koskoca MİT teşkilatı toprağın altındaki adamı buluyor. Kendi adamını (Hiram Abbas) neden ve nasıl bulamıyor? MİT´in küçük ayağı İsrail´de, büyük ayağı ise CIA´dedir. Buna örnek mi istiyorsunuz. Bakın Hakan Fidan´ı nasıl ortaya çıkardılar, miadı doldu.

-Veli Küçük: Çakıcı´yı tanımıyorum-

Duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Veli Küçük´e, Çakıcı´yı tanıyıp tanımadığını sordu. Söz alan Küçük ise Alaattin Çakıcı´yı tanımıyorum. Ancak Çakıcı´nın anlattıkları doğrudur dedi. Bu sözler üzerine Çakıcı, Doğru söyleyen adama ne diyeceksiniz savcım diye konuştu.

-Ara kararlar-

Bu arada Mahkeme Başkanı Hüsnü Çalmuk, sanık ve avukatların taleplerine ilişkin aldıkları ara kararları avukatlara dağıttı. Mahkeme Heyetinin aldığı 5 sayfalık kararda 24 Mart 1978´de öldürülen Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz cinayetiyle ilgisi olduğu anlaşılan Özel Harp Dairesi konulu meclis araştırma raporunun TBMM Başkanlığı´ndan istenmesine karar verdi. Öz´ün hazırladığı ve 1977´de Bülent Ecevit´in hükümeti kurmasından hemen sonra Başbakanlığa verdiği raporun Başbakanlık´tan istenmesini karar veren heyeti kararda özetle şu ifadelere yer verdi:

Öz´ün hazırlığını yaptığı soruşturma evrakının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünden istenilmesine, Savcı Doğan Öz´ün katledilmesiyle ilgili iddianame ve bu iddianame kapsamında açılan dosya içerisinde varsa Doğan Öz´ün hazırladığı raporun Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği´nden gönderilmesinin istenmesine karar verildi.

-Ecevit´in raporları-

Mahkeme, Sağlık Bakanlığı´na yazı yazılarak eski Başbakanlardan Bülent Ecevit´in sağlık durumuyla ilgili 2000 yılından sonra alınmış Yüksek Sağlık Şurası rapor veya raporlarının olup olmadığının sorulmasına, var ise ayrı ayrı ekleriyle gönderilmesinin istenmesini kararlaştırdı.

-AİHM´e dava açanlar-DAVA AÇANLAR

Mahkeme, Adalet Bakanlığı Uluslararası İlişkiler Genel Müdürlüğü´ne müzekkere yazılarak Ergenekon davası sanıklarından hangilerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´ne başvuruda bulunduğu ve bu başvuru sonucu AİHM tarafından ne gibi kararlar verildiğinin sorulmasını hükmetti.

-MHP´ye Kızılelma mitingi sorulacak-

Mahkeme, MHP Genel Merkezi´ne müzekkere yazılarak kamuoyunda Kızılelma Mitingi olarak bilinen 30 Ağustos 2003 tarihinde yapılan mitinge parti olarak destek verilip verilmediği, destek verilmiş ise ne gibi bir destek verildiğinin sorulmasına karar verdi. 11 Haziran´da savunmasını yapan tutuklu sanık Mehmet Perinçek, ABD´nin Irak´a müdahalesine karşı çıkmak, savaşta Türk askerlerinin rol almasına karşı çıkmak ve Kıbrıs´ta Rauf Denktaş´a destek vermek amacıyla İşçi Partisi Öncü Gençlik İstanbul şubesi ile Ülkü Ocakları İstanbul şubesinin oluşturduğu tertip komitesi tarafından ortaklaşa bir miting düzenledik demişti. ( DHA)

(26 Temmuz 2012, 12:28)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4714    yazdır/print


 

Aydınlık davasında 5. duruşma

Ergenekon örgütünün medya ayağına yönelik olarak açılan Aydınlık davasında 5. duruşmanın görülmesine başlandı. Savunmasını yapan tutuklu sanık Mehmet Perinçek, ülkücülerle yaptıkları ´Kızılelma Koalisyonu´ iddialarına değindi. Veli Küçük´le görüştüğü iddiasını doğrulayan Perinçek, Küçük´le Ermeni meselesini konuştuğunu söyledi: ´Veli Küçük´e bir dosya takdim ettim. Küçük´ün bir miting isteği olmuş olabilir. Diyelim ki teklif etti. Ne olacak?´

11.06.2012 14:25 Ergenekon soruşturması kapsamında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek ve Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun da aralarında bulunduğu 14 şüpheliye ilişkin açılan davanın görülmesine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde devam ediliyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki 5. duruşmaya, tutuklu sanıklar Mehmet Bora Perinçek, İP Merkez Karar Kurulu üyeleri Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel ile Turan Özlü katıldı.

MEHMET PERİNÇEK´İN SAVUNMASI

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese savunmaların alınmasına devam edileceğini belirterek tutuklu sanık Mehmet Perinçek´i kürsüye çağırdı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu söyleyen Mehmet Perinçek, 19 Ağustos 2011 yılında gözaltına alındığını ve ardından da çıkarıldığı mahkemede tutuklandığını hatırlattı. Perinçek, Ağustos 2003´te kendi liderliğindeki İP gençlik grubu olan Öncü Gençlik ile Ergenekon davasının tutuksuz sanıklarından İstanbul eski Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz önderliğindeki grubun, Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün talimatıyla bir araya getirildiği, gençleri birleştirmek amacıyla kurulan Kızıl Elma Koalisyonu faaliyetleri kapsamında 30 Ağustos´ta Taksim´de miting düzenlendiği iddialarına değindi. Perinçek, 2003 yılında Taksim´de düzenledikleri Mehmetçik Coni´ye kalkan olamaz isimli mitingin basında ´Kızılelma ittifakı´ olarak da değerlendirildiğini söyledi.

-İP ve Ülkü Ocakları´ndan ´Kızılelma koalisyonu ve ortak miting-

Kuvayı Milliye Cephesi faaliyetleri kapsamında gerçekleştirildiği iddia edilen mitingin düzenlenmesi konusunda Veli Küçük´ün bir talimatı olmadığını ifade eden Perinçek, ´Mehmetçik Coni´ye kalkan olamaz´ adıyla ABD´nin Irak´a müdahalesine karşı çıkmak, savaşta Türk askerlerinin rol almasına karşı çıkmak ve Kıbrıs´ta Rauf Denktaş´a destek vermek amacıyla İşçi Partisi Öncü Gençlik İstanbul şubesi ile Ülkü Ocakları İstanbul şubesinin oluşturduğu tertip komitesi tarafından ortaklaşa bir miting düzenledik dedi. Perinçek, yapılan bu mitingin, İP Öncü Gençlik İstanbul Şubesi ile Ülkü Ocakları İstanbul Şubesi´nin oluşturduğu komite tarafından düzenlendiğini anlattı. Perinçek, mitingde ABD´nin Kuzey Irak tehdidi ve Kıbrıs meselesini dile getirdiklerini belirterek, konuşmacı olarak kendisinin yanında o dönemde Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı olan Atilla Kaya´nın da yer aldığını kaydetti. Temiz ile 2 Ocak 2003´te Kıbrıs ile ilgili yapılan mitingden beri tanıştıklarını ve görüştüklerini ifade eden Perinçek, ´30 Ağustos´ta yapılan miting, hem İP´in hem de MHP´nin tüzel kişilik olarak aldığı bir kararla yapıldı´ dedi.

İddianamede belirtildiği gibi miting öncesinde Veli Küçük ile görüştüğünü söyleyen Mehmet Perinçek, Veli Küçük´ün yanına İşçi Partisi İl Başkanı Turhan Özlü ile gittim. Veli Küçük´e Ermeni meselesiyle ilgili yaptığım çalışmalarla ilgili bir dosya takdim ettim. Ermeni Meselesi ile ilgili bilgilerimi kamuoyu ile paylaşıyordum ve hazırladığım bu dosyayı herkese sunuyordum. Veli Küçük´te aramalar sırasında bu takdim ettiğim belgede bulunmuş diye konuştu. Veli Küçük´e sunduğu Ermeni Meselesi ile ilgili hazırladığı dosyayı heyete gösteren Mehmet Perinçek, Evet bunu Küçük´e ben verdim o görüşmede verdiğim dosya budur dedi. Mehmet Perinçek, Zaten Veli Küçük´te ifadesinde ´Mehmet Perinçek Ermeni Meselesi ile ilgili fikirlerini beyan etti´ demiş. Evet doğru diye konuştu.

Perinçek, Küçük bu görüşmede böyle bir mitingin olmasını ifade etmiş olabilir, böyle bir isteği olmuş olabilir. Veli Küçük teklif etse ne olacak? Diyelim ki teklif etti. Mitingde bir tane suç var mı? Tek bir kişinin burnu kanamış mı? Yasal izinler alınmış. Sağ-sol örgütler bir araya geliyor. Mitingle ilgili tek bir şikayet ya da dava var mı, Mitingle ilgili 9 yıldır açılmış tek bir dava yok. Herkes kendi parti hiyerarşisi içinde karar almıştır. Siyasi partilerin faaliyetleri de anayasal güvence altındadır. Veli Küçük bize ´Miting yapın´ diye teklifte bulunmadı. Mitingin düzenlendiği yıl 2003. Biz 2012 yılındayız. Aradan 9 yıl geçmiş. Bu mitingi yaptım pişman da değilim. Adına ister Kuvayı Milliye deyin ister Kızılelma deyin önemli değil dedi.( AA, DHA)

Kuvayi Milliye mitinginin ardından iddianamede yer alan şifreli örgütsel konuşmalara değinen Perinçek, Pınar Yavuz isimli şahıslar yaptığım görüşmede ´sabit telefondan görüşelim´ sözünü telefon parası çok yazmasın diye sarf ettim yorumunda bulundu.Levent Temiz ile ilgili şifreli sözlerden bahseden Perinçek Levent Temiz´in sote yerde buluşalım sözü şifreli olarak belirtilmiş. Ancak bu konuşmada şifre falan yok. Sadece sakin, basının olmadığı bir yer olarak kullanılmıştır. Kaldı ki onu da ben söylemiyorum Levent Temiz söylüyor. ifadelerini kullandı. Perinçek şunları anlattı: Dışişleri Bakanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü tarafından beni çağırdılar ve Ermeni meseleleriyle ilgili çalışmalarım oldu. Devlet tarafından belirli çalışmalarından bana koruma verildi. Bu koruma polisleri haftalık olorak rapor verir. Levent Temiz ile görüşmemizde koruma polisi de yanımdaydı. Yani gizli bir görüşme değildi. ( Cihan)

-Talat Paşa Komitesi-

Perinçek, 12 yıldan beri Ermeni meselesiyle ilgili çalışma yaptığını belirterek, bu nedenle resmi kurumlar tarafından kendisine koruma verildiğini söyledi. Perinçek, iddia olunan ´Ergenekon terör örgütü´nün amaçları doğrultusunda kurulan Talat Paşa Komitesi´nin, 1915 Ermeni olaylarına ilişkin yürüttüğü ´Büyük Proje 2006´ ve ´Büyük Proje 2007´ projelerinin danışma kurulu üyesi olduğu iddialarına değindi. Perinçek, iddianamede kendisi hakkındaki ´Ermeni meselesiyle uğraşmayıp, Talat Paşa Komitesi içinde örgüt adına çalıştığı´ iddiasını reddetti. Talat Paşa Komitesi´nin siyasal hedefleri olmadığını, Ermeni meselesinin de siyasi bir mesele olduğunu ifade eden Perinçek, Doğu Perinçek´in bir siyasi partinin genel başkanı olması nedeniyle Ermeni meselesinin siyasi boyutlarıyla ilgilenmesinin, kendisinin de bir akademisyen olarak bu konuda çalışma yapmasının normal olduğunu savundu.

´12 yıldır Ermeni meselesiyle ilgili devlet arşivlerinde çalışma yapıyorum. Kitaplar yazdım. Türkiye´de ve dünyada konferanslar verdim. Onlarca bilimsel makale ve tebliğim var´ diyen Perinçek, kitaplarını mahkemeye sundu. 2004 yılından beri İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü´nde araştırma görevlisi olarak çalıştığını dile getiren Perinçek, Ermeni meselesiyle ilgili çalışma yapmak üzere Dışişleri Bakanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2007 yılında Rusya´ya gönderildiğini söyledi. Kendisiyle ilgili görevlendirme yazılarını mahkemeye sunan Perinçek, bu konuların Dışişleri Bakanlığı´ndan da sorulabileceğini, hatta o dönemde görev yapan diplomatların da tanık olarak dinlenebileceğini kaydetti. Perinçek, Ermeni meselesiyle ilgili çalışmalarından dolayı resmi kurumlar tarafından kendisine koruma verildiğini ve tutuklanana kadar bu durumun devam ettiğini anlattı. Perinçek´in savunmasını tamamlamasının ardından duruşma, yarına ertelendi. (AA)

(11 Haziran 2012, 14:25)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon´un Kızılelma koalisyonu

AYDINLIK DAVASI DURUŞMALARI

Aydınlık ve Ulusal Kanal´a operasyonlar

Aydınlık iddianamesi kabul edildi

Aydınlık soruşturması 2011´de başladı

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon´un henüz ortaya çıkarılamayan yedek (idhar) kadroları konulu manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4612    yazdır/print


 

Bahçeli´ye suikaste dava açıldı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli´ye suikast planladıkları iddialarıyla gündeme gelen Türk İntikam Teşkilatı/ Direniş Hareketi örgütüne yönelik operasyonda 5´i tutuklu 6 zanlı hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.Cumhuriyet savcılığınca hazırlanan iddianame, Adana Özel Yetkili 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. Soruşturma kapsamında 11 zanlı hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığını karar verildi. Tutuklu sanıklar hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

24.03.2012 22:49 Yürütülen teknik ve fiziki takip işlemleri, arama, kriminal ekspertiz raporları doğrultusunda Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan 73 sayfalık iddianamede şüpheliler hakkında ´ürpertici´ iddialara yer veriliyor. İddianamede, örgütün ´2040-2050 yıllarında Türkler ile Kürtlerin nüfusunun eşit olacağı; bunun engellenmesi için Kürtlere yönelik topyekûn bir imha hareketinin başlatılması´ amacıyla kurulduğu belirtiliyor. Terör örgütünün, Devletin bütün kurumlarının devşirmeler (siyasetçiler) tarafından işgal edildiği, Türk kanı taşımayan bu devşirmelerin bir an önce tasfiye edilmeleri gerektiği düşüncesiyle hareket ettiği anlatılırken, örgütün düşman nitelemesi ve çözümü şu sözlerle özetleniyor: Türk devletini tehdit eden öncelikli düşmanlar Kürtler; ülkede yaşayan diğer azınlıklar, İslamcı akımlar, AKP´nin kurucu üyeleri ve vekillerinin ivedilikle imha edilmesi.

TÜRK-KÜRT ÇATIŞMASI, HALKI KIŞKIRTMAK

Örgütün internet aracılığıyla başta sempatizan kitle olmak üzere milli hassasiyetleri bulunan insanlara ulaşmaya ve bu sayede Türk- Kürt çatışması meydana getirmek, ülkede yaşayan diğer tüm azınlık gruplara yönelik halkı kışkırtmayı hedeflediği değerlendirilmektedir. denilen iddianamede şüphelilerin eylem arayışında olmaya ilişkin telefon görüşmelerine yer veriliyor.

Şüphelilerden Sercan G.´nin verdiği ifadelerde Gökhan G.´nin işyerine gittiği bazı günlerde yaptıkları konuşmalarda, Kuru kuruya toplantı yapmanın boş bir şeydir. İki üç PKK´lı döverek nezarethaneye girmek salaklıktır. Farklı eylemler yapılması gerekir. PKK´lılara zarar vermek yerine azınlıklara saldırı düzenlenebilir. Bu doğrultuda kiliseye yönelik bombalama ve BDP il binasına silahlı eylem yapılabilir. şeklindeki beyanları tespit ediliyor.

´JANDARMAYA MUHBİRLİK YAPTIM´

İddianamede örgüt lideri olarak gösterilen Sedat Ç.´nin ´Barboros´ kod adını kullandığı ve kendisini askeri bir yetkili olarak tanıttığı ifade ediliyor. Şüpheli Sedat Ç.´nin sorgudaki savunmasında, Suçlamaları kabul etmiyorum. Ankara İl Jandarma Komutanlığı´nda tarihi eserler konusunda muhbirlik yaptım. dediği ifade ediliyor.

Zanlı Sercan G.´nin ise görüşmelerinde derin teşkilatlanmalardan bahsederek, kendisini MİT ve askeri şahıslarla birlikte olduğu vurgusunu yaptığı anlatılan iddianamede şu ifadeler yer alıyor: MHP´nin gençlik yapılanması olan Ülkü Ocakları okul yapılanması içerisindeki şahısları kullanıp, doğu kökenli ve PKK´ya sempati duyan şahısların tespiti ve bunlara eylem yapılmasıyla ilgili konuları görüştüğü anlaşılmıştır. Ayrıca şüpheli Silvan´da şehit olan asker protestolarına katılarak, yönlendirmede bulunduğu tespit edilmiştir.

İşyerinde, bir adet Kaleşnikof marka silah, bu silaha ait şarjör, 21 adet Kaleşnikof fişeği ele geçirilen Sercan G.´nin evindeki aramalarda Bozkurt Birliği Gençliği, Beyin Kadrosu ibareli örgütsel şemaya dikkat çekiliyor.

DEVLET BAHÇELİ YOK EDİLMELİ

İddianamede, zanlı Sercan´ın evinde elde edilen geçirilen doküman hakkında şu bilgiler veriliyor: Rauf Denktaş´ın, Alpaslan Türkeş´in ölümünden sonra yerine geçen Devlet Bahçeli, siyonistler tarafından MHP´nin içerisine sokulan bir ajandır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´ün seçilmesi, Abdullah Öcalan´ın yakalanması ve asılmaması ile fanatik ülkücülerin partiden ihraç edilmesi gibi konuların Devlet Bahçeli´nin birer planı olduğu vurgulanmaktadır. Devlet Bahçeli´nin bir dönem MİT ile çalıştığı, ülkücü ışığı söndürmek için adım adım emeline ilerlediği ve bu yüzden Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) olarak planlar yaparak, Bahçeli´nin yok edilmesi gerektiği belirtilmektedir. (iletişim tespit tutanağında ise Gökhan G. İle Kubilay K. arasındaki görüşmede Kubilay K. ´... Kardeş bizim ya kurtuluşumuz için yemin ediyorum var ya bir kurtuluş hareketi başlatmak için önce Devlet Bahçeli´yi temizlememiz lazım, Devlet Bahçeli´nin ölmesi lazım.´ Gökhan G. ise ´Yaparız yiğidim, yaparız, her şeyi yaparız´ diyor.

İSİM LİSTELERİ BELİRLENEREK EYLEM YAPMA AŞAMASINA GELDİĞİ ANLAŞILMIŞTIR

Şüphelilerin kod isim kullandıkları, azami derecede gizliliğe riayet ettikleri ve genellikle ankesörlü telefonla veya yüz yüze görüştükleri belirtilen iddianamede şu ifadeler kullanılıyor: Bu bağlamda Sedat Ç.´nin (Barbaros), Kubilay K.´nın (yeşil) kod isimleri kullandıkları tespit edilmiştir. Şüphelilerin birbirlerinden haberdar illegal gizli bir örgütlü yapı oluşturdukları ve aralarında bir ast-üst ilişki geliştirdikleri... Ankara´da faaliyet gösteren Sedat Ç.´nin bu yapının başı olduğu, Gökhan G. ve Uğur A.´nın bu şahısla bağlantılı Adana´da faaliyet gösterdikleri....Oluşturulan bu yapının kamuoyunda tanınması amacıyla ses getirecek bir dizi eylem arayışına girdikleri değerlendirilmiştir. PKK sempatizanı veya Kürt kökenli oldukları tespit edilen şahıslar ile ülke yönetiminde görev alan emperyalist güçlerin ajanı olarak nitelendirilen kişilerin isim listesinin belirlenerek, eylem yapma aşamasına geldiği tespit edilmiştir.

Haklarında Terör örgütü yasadışı silahlı Türk İntikam Birliği Teşkilatı/Direniş Hareketi yöneticisi veya üyesi olmak, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah ve mermileri satın alma, bıçak ve diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, bulundurma suçlarından 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanıklar Sedat Ç. (44), Gökhan G. (32), Kubilay K. (29), Uğur A. (35), Sercan G. (25) ve tutuksuz Mustafa G. (52) önümüzdeki günlerde hâkim karşısına çıkacak. ( Cihan)

BAHÇELİ SUİKAST İDDİASI İÇİN NE DEMİŞTİ?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli suikast iddialarına şu şekilde cevap vermişti: Türkiye´de gelişen siyasi sosyal olaylar, terörist faaliyetler devam ettiği sürece, her millet evladı gibi siyasette aktif rol üstlenmiş insanların bir riski taşıdığını bilmek lazımdır. Zaman zaman doğruluk derecesi nedir bilinmemekle beraber siyasiler üzerine suikast sözcüğü geliştirerek gündeme taşındıklarını biliyoruz. Bir yıldan bu yana araştırıldığı ifade ediliyor ama biz böyle bir konuyu hiç hissetmedik. Suikast iddiasını ciddiye almadım. Bizi üzen, böyle bir suikast faaliyetinin amacını Türkiye´de bir kardeş kavgasını başlatmak ve onların ifadesiyle bir Türk-Kürt kavgasını başlatmak istemeleridir.

(24 Mart 2012, 22:49)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Türk İntikam Teşkilatı´na operasyon

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4367    yazdır/print


 

Sabancı ve Hablemitoğlu Ergenekon işi

Birinci Ergenekon davasına 215. duruşma ile devam ediliyor. Duruşmada Doğu Perinçek´in avukatları reddi hakim talebinde bulundu, talep mahkemece reddedildi. Ardından Gizli Tanık ´Kıskaç´ın ifadesinin alınmasına geçildi. Kıskaç, sanıklar; Veli Küçük, Mehmet Fikri Karadağ, Osman Gürbüz ve Oktay Yıldırım hakkında ciddi iddialarda bulundu. ´Sabancı ve Hablemitoğlu´nu Ergenekon öldürdü´ diyen tanık bazı ayrıntılar verdi.

05.03.2012 12:31 29´u tutuklu 108 sanıklı Birinci Ergenekon Davası´nın 215. duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nin bitişiğinde bulunan küçük salonunda yapılan duruşmaya emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve Alparslan Arslan´ın da aralarında bulunduğu 21 tutuklu sanık katıldı. Duruşmadan men cezası bulunan tutuklu sanıklar İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Osman Yıldırım, Semih Tufan Gülaltay, Bedirhan Şinal, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu, Özkan Kurt ile diğer tutuklu sanıklar Hayrettin Ertekin, Sedat Peker ve Ergün Poyraz duruşmaya katılmadı. Tutuksuz sanıklardan ise Nusret Senem ve Güler Kömürcü duruşmada hazır bulundu.

ARSLAN´IN BABASINDAN ÇIPLAK AYAK TEPKİSİ

Bu arada duruşma öncesinde Danıştay saldırısının faili Alparslan Arslan´ın babası İdris Arslan ve annesi Hatice Arslan oğlunun duruşmaya yalın ayakla getirildiğini söyleyerek tepki gösterdi. Arslan´ın ailesi bir süre jandarma görevlileriyle tartıştı. Ardından izleyiciler bölümüne oturdu. Arslan´ın çorap giymediği ve terlikle salonda bulunduğu görüldü.

REDDİ HAKİM TALEBİ

Mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese duruşmaya Gizli Tanık Kıskaç´ın ifadesinin alınmasına devam edileceğini belirtti. Bunun üzerine Doğu Perinçek´in avukatları 16 duruşmadan men cezası alan Perinçek ile davanın esas hakkındaki karar duruşmasına kadar men edilen avukat Hasan Basri Özbey´in gizli tanığın ifadesi sırasında salonda bulunması gerektiğini belirterek itiraz etti. Perinçek´in avukatı Mehmet Cengiz, Gizli tanığın Doğu Perinçek´in ve avukat Hasan Basri Özbey´in gıyabında dinlenmesi usüle ve yasaya aykırıdır dedi. Cengiz talebinin gerekçelerini açıklamak istedi ancak Mahkeme Başkanı süresinin dolduğu gerekçesiyle konuşmasına izin vermedi. Bunun üzerine Mehmet Cengiz, reddi hakim talebinde bulunduğunu ifade etti. Başkan Özese taleplerin değerlendirilmesi için duruşmaya ara verdi.

TALEPLERİ REDDEDİLİNCE AVUKATLAR SALONU TERK ETTİ

Aranın ardından Başkan Özese, reddi hakim talebini usüle aykırı olduğu gerekçesiyle reddederken, Doğu Perinçek ve avukat Hasan Basri Özbey´in gizli tanık dinlenirken salonda bulunmaları talebini de yasaya ve usüllere aykırı olduğu gerekçesiyle reddetti. Kararın ardından söz alan Avukat Mehmet Cengiz, Burada adil bir yargılama yapılmıyor. Görevimi yerine getiremeyeceğim için duruşma salonundan çıkıyorum diyerek salonu terk etti. Doğu Perinçek´in salonda bulunan çok sayıda avukatı da Cengiz ile birlikte salonu terk ederek karara tepkilerini gösterdi. Duruşma salonunda bulunan bazı izleyicilerin de avukatların bu tepkisini alkışladığı görüldü. Başkan Özese, görevlileri uyararak alkışlayanların salondan çıkarılmasını istedi. Alkışlayan izleyiciler salondan dışarı çıkarıldı.

GİZLİ TANIKTAN PERİNÇEK´E AĞIR SÖZLER

Duruşmaya ´Gizli Tanık Kıskaç´ın ifadesinin sesi ve görüntüsü bozularak alınmasıyla devam edildi. Gizli tanık Kıskaç, Aydınlık ve İşçi Partisi´nin web sitesinde yayınlanan, İfadesini kağıttan okuduğu ve mahkemede Türk ordusuna karşı psikolojik harekat yapıldığı şeklindeki haberleri eleştirdi. Kıskaç, Bana kimse hiçbir şekilde yazılı metin vermemiştir. Psikolojik harekat Doğu Perinçek´in sanatıdır. Kıbrıs savaşı zamanında Rauf Denktaş´a Faşist olduğunu söylemiştir. Şimdi kendisi neden sıçrıyor? Perinçek, Kıbrıs çıkartmasıyla ilgili Türk ordusuna ´işgalci´ Rauf Denktaş´a da ´faşist´ demiştir. Doğu Perinçek ile birlikte istediği yerde açık oturuma çıkarım. diye konuştu.

İDRİS ARSLAN´DAN İKİNCİ TEPKİ

Gizli tanığın sesinin düşük çıkması üzerine sorunun giderilmesi için duruşmaya ara verildi. Bu sırada Alparslan Arslan´ın babası İdris Arslan, Mahkeme Başkanı Özese´ye seslenerek oğlunun yalın ayakla salonda bulunduğunu çoraplarını kendisine vermek istediğini söyledi. Başkan Özese, Arslan´a Sizin davaya müdahale hakkınız yok. Yazılı olarak iletin diyerek salondan ayrıldı. Duruşma aranın ardından ´Gizli tanık Kıskaç´ın ifadesinin alınmasıyla devam edecek. ( DHA)

SABANCI VE HABLEMİTOĞLU´NU ERGENEKON ÖLDÜRDÜ

Kıskaç, sanıklar; Veli Küçük, Mehmet Fikri Karadağ, Osman Gürbüz ve Oktay Yıldırım hakkında ciddi iddialarda bulundu. Gizli tanık Kıskaç, Veli Küçük´ün Giresun Jandarma Komutanı olarak görev yaptığı döneme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sivas kırsalında çatışmadan kaçan teröristlerin Veli Küçük´ün görev yaptığı bölgelere gittiğini söyleyen Kıskaç, Küçük´ün Giresun´da göreve başladığında nüfuzunu kullanarak Sivas İmranlı İlçe Jandarma Bölük Komutanı olan Menderes Güçlü´yü Giresun Şebinkarahisar Bölük Komutanlığı´na getirdiğini öne sürdü. Kıskaç, Orada da zamanla teröristler çıktı. dedi.

Önce JİTEM´de sonra da MİT adına çalıştığını ifade eden Kıskaç, 90´lı yıllarda cezaevinde bulunduğunu, o dönemde de idarede mektup okuma komisyonunda görev yaptığını anlattı. Cezaevine gelen bazı mektuplarda Sabancı suikastı sanığı Fehriye Erdal´ın Almanya´daki adresinin de bulunduğunu dile getiren Kıskaç, Erdal´ın adresinin ´Almanya´nın Frankfurt şehrindeki Petersberger STR 30 Türkan Erdoğan Apartmanı´ olduğunu öğrendim. MİT´e verdiğim adres daha sonra Uğur Dündar tarafından Arena´da yayınlandı dedi. Sabancı cinayetinin basit bir olay olmadığını, bir kırılma noktası olduğunu belirten Kıskaç, Veli Küçük´ü herkes tanır, Veli´yi herkes bilir. Hatta Özdemir Sabancı suikastinin olduğu dönemde Sabancı Center güvenlik müdürlüğünü emekli Tümgeneral Öner Pehlivanoğlu yapıyordu. Öner Pehlivanoğlu, Veli Küçük´ün bir numaralı arkadaşıdır. Bu generale karşı kimse bir şey yapmadı. dedi.

´OSMAN GÜRBÜZ, HABLEMİTOĞLU´NU ÖLDÜRDÜĞÜNÜ SÖYLEDİ´

İkinci Ergenekon davasının tutuksuz sanığı Osman Gürbüz tarafından tehdit edildiğini söyleyen ve mahkemelik olduklarını belirten Kıskaç, bunun üzerine Gürbüz´ü internetten araştırdığını söyledi. Gürbüz´ün Antalya Kuvay-i Milliye Derneği üyesi olduğunu öğrendiğini ifade eden Kıskaç, Ben cezaevindeyken Şerife Gürbüz bana amcası Osman Gürbüz´ün Hablemitoğlu cinayetini işlediğini söyledi. şeklinde konuştu. Daha sonra Osman Gürbüz ile Merter Mc Donalds´ta yaptıkları görüşmede Sıkmasaydım bu kadar para olur muydu? Necip´i öldürdüm, parayı aldım. Patron benim. Jandarmada komutanım var, adı da Levent Ersöz. Bunun dışında 2 bin adamım var.´ dedi. ifadelerini kullandı. Osman Gürbüz´ün itiraflarını Merter´de Mc Donalds´ın kameraları tarafından çekildiğini söyleyen Kıskaç, kayıtları İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü´ne gönderdiğini ancak hiçbir işlem yapılmadığını savundu.

22 Nisan 2006 günü Çamlıca Kız Lisesi´nde Veli Küçük´le görüştüğünü ifade eden Kıskaç, toplantıya Oktay Yıldırım´ın da katıldığını aktardı. O zaman Çamlıca gişelerinden kaçak geçiş yaptıklarını belirten Kıskaç, Kayıtlarda da vardır. Toplantının ardından Veli Küçük´e Osman Gürbüz´ü anlattım. Küçük de bana, ´Osman Gürbüz bizim adamımız´ dedi. Veli Küçük ve Osman Gürbüz, Necip Hablemitoğlu cinayetinin ardından yollarını ayırmış. ifadelerini kullandı.

´DAVAMI ÇEKMEK İÇİN DEMİREL´İN KORUMASI ARADI´

Tehdit nedeniyle Osman Gürbüz ile davalık olduklarını hatırlatan Kıskaç, davayı geri çekmesi için Kuvayi Milliye Derneği´nin Antalya Şubesi sorumlusu olan Ali Pur´un kendisini aradığını belirtti. Pur´un İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar´ın okul arkadaşı olmasının yanı sıra eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel´in de eski koruması olduğuna dikkat çeken Kıskaç, Pur´un sıklıkla kendisini arayarak davayı geri çekmesini istediğini söyledi.

´FİKRİ KARADAĞ, HAZIRLADIĞI 13 BİN KİŞİLİK ´HAİN´ LİSTESİNİ ÇALDIRDI´

Davanın tutuklu sanığı Fikri Karadağ´a, Osman Gürbüz´ü kast ederek Bu itirafçı teröristin aranızda işi ne? dediğini anlatan Kıskaç, İlerleyen günlerde Fikri Karadağ beni telefonla arayarak uçakla İstanbul´a geleceğini söyledi. dedi. Kıskaç, Karadağ, arabasında muhafaza ettiği çanta içindeki 13 bin kişilik hain listesini bana gösterdi. Sonra pastanede bir süre oturup konuştuk. Arabaya tekrar döndüğümüzde çantanın çalındığını gördük. Karakola giderek şikayette bulunduk. Çanta bulundu ancak içi boştu. ifadelerini kullandı. ( Cihan)

JİTEM´İ TEOMAN KOMAN VE AYDIN İLTER KURDU

29´u tutuklu 108 sanıklı dava süresince tartışma konusu olan JİTEM´in varlığıyla ilgili de ilginç iddialarda bulunan Gizli Tanık Kıskaç, JİTEM´in ana kurucularının eski Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman ve emekli Orgeneral Aydın İlter olduğunu iddia etti. Sivas´ta JİTEM için 1991 yılında çalışmaya başladığını öne süren gizli tanık, Bayburt´ta silahlı eğitim gördüğünü ve ekipteki tek sivil olduğunu iddia etti. 1991-1995 yılları arasında aralıksız olarak JİTEM´de çalıştığını söyleyen Kıskaç, JİTEM yok diyen yalan söylüyor. JİTEM´i emekli Albay Arif Doğan değil Teoman Koman kurmuştur. Ana kurucuları Teoman Koman ve Aydın İlter´dir. Eşref Bitlis JİTEM´e karşıydı. Orduda emir-komuta zinciri vardır. JİTEM silahlı güçtür ancak lağvedildi dedi.

ABDULLAH ÇATLI KAZADA ÖLMEDİ, ÖLDÜRÜLDÜ

Abdullah Çatlı´nın Susurluk´taki kazada ölmediğini yaralı kurtulduğunu, kazadan hemen sonra ise öldürüldüğünü öne süren gizli tanık, söz konusu cinayeti Antalya JİTEM Grup Komutanlığı´ndan Başçavuş Hakan ve Yüzbaşı Kadir Tahir´den öğrendiğini savundu. Olay sonrası kazaya ilişkin video kayıtları ve fotoğraflar gördüğünü öne süren tanık Kıskaç, Abdullah Çatlı´nın arabadan indiği, kapının üst tarafında tutunduğuna yönelik 2 fotoğrafı gördüm. Abdullah Çatlı´nın kafasının ortasında yarık vardı, arabanın sol tarafının dışında yerde oturur vaziyetteydi. Bu fotoğrafı JİTEM çekti şeklinde konuştu. Kazayla ilgili bir de kamera kaydı izlediğini ifade eden Kıskaç, söz konusu kayıtlarda kamyonun altına giren arabanın sağdan sola kayda alındığını iddia etti.

Gizli Tanık Kıskaç´ın ifadesine ara veren Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese duruşmayı yarın saat 09.00´a erteledi. ( DHA)

-Gizli TanıkPoyraz da Çatlı öldürüldü demişti-

06.03.2012 10:56Birinci Ergenekon davasında daha önce ifade veren Gizli tanık Poyraz da, Abdullah Çatlı ile Gonca Us´un Susurluk´taki kaza sırasında değil, boyunları kırılarak öldürüldüğünü, bunu Veli Küçük´ün de bildiğini iddia etmişti.

-Osman Yıldırım da Hablemitoğlu´nu Gürbüz öldürdü demişti-

Yine Birinci Ergenekon davasının sanıklarından olan Osman Yıldırım da mahkemedeki ifadesinde Hablemitoğlu´nun Osman Gürbüz tarafından öldürüldüğünü söylemişti.

(05 Mart 2012), son güncel.: (06 Mart 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Necip Hablemitoğlu ile ilgili manşetlerimiz

Özdemir Sabancı cinayeti ile ilgili bazı manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4314    yazdır/print


 

İncil olayından Ergenekon çıktı

Ankara adliyesi deposunda bulunan tarihi İncil, KKTC´deki St. Barnabas Manastırı soygunu ve olayı araştıran Kıbrıs´lı gazeteci Kutlu Adalı cinayeti ile bağlantılı çıktı. İncil olayı Ergenekon´un Kıbrıs´taki faaliyetlerini de bir kez daha gündeme getirdi.

25.02.2012 13:35Ankara adliyesinin deposunda bulunan tarihi İncil, KKTC´deki St. Barnabas Manastırı soygunu ve bu olayı araştıran Kıbrıs´lı gazeteci Kutlu Adalı cinayetiyle bağlantılı çıktı. İddialara göre Hz. İsa Peygamberin (A.S.) havarilerinden biri olan Barnabas incili Hz. İsa´dan duyduğu şekilde ve dört nüsha olarak yazar. Bu incillerden biri 1981 yılında Türkiye´de ortaya çıkmıştır. Diğer bir nüshası ise kaçakçılık yoluyla Kıbrıs´a satılır ve bir manastıra konulur. Olay Kıbrıs´ta bulunan güvenlik güçlerinin 1996 yılında Aziz Barnabas´ın mezarını soymaları ile farklı bir boyut kazanır. Askerler mezardan ne almışlardır? KKTC´de soygunu araştıran gazeteci Kutlu Adalı, aldığı tehditlerden kısa bir süre sonra öldürülür. Adalı öldürülmeden bir süre önce Abdullah Çatlı´nın Kıbrıs´a geldiği tespit edilir.

Meclis Susurluk Komisyonu üyesi eski bakan Fikri Sağlar, 1996 yılı Mart ayında, (KKTC´de) St. Barnabas Manastırı İkon ve Arkeoloji Müzesi soyuldu, Barnabas İncil´i de çalındı dedi. Sağlar, Susurluk olayı ile bu soygun arasındaki bağlantıyı da şöyle anlattı:Soygunu araştıran Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı, olay gecesi manastıra gelen araç plakalarından, derin çete bağlantılarına ulaştı. Sonra tehdit edilip, Uzi marka bir silahla öldürüldü. Biz Susurluk Komisyonunda, Adalı´nın öldürüldüğü 7 Temmuz 1996 günü, Abdullah Çatlı´nın da Kıbrıs´ta olduğunu ve Mehmet Özbay kimliğiyle adaya girdiğini belirledik. Kutlu Adalı´nın eşiyle de görüştüm, TBMM´ye önergeler verdim. Cinayetin faili bulunamadı ve Türkiye AİHM´de 95 bin Euro tazminata mahkum oldu.

12 yıl önce Kıbrıs´ta Türkiye´ye getirildi

El yazması İncil´in, 2000 yılında KKTC´den gelen bir kişinin bavulunda bulunduğu ve 12 yıldır Ankara Adliyesi deposunda olduğu ortaya çıktı. Müzeler Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Zülküf Yılmaz, Etnografya Müzesine teslim edilen eserin Barnabas İncili olma ihtimalinin yüksek bulunduğunu söyledi.İsa´nın öğrencilerinden olan Barnabas tarafından yazılan İncil, İsa´nın ilahlığını kabul etmediği için Roma Katolik Kilisesince yasaklanmıştı. İncil, M.S. 325´e kadar İskenderiye kilisesinde saklandı. Yasaklanınca, kopyaları yazıldı. Hem aslı, hem de el yazması kopyaları yıllarca elden ele dolaştı. Asıl adı Joseph olan ve Kıbrıs Salamis´te doğan Barnabas, ölümünden sonra adına yaptırılan Magosa´daki St. Barnabas Manastırına gömülmüştü.

Konu 2009´da Türkiye´de gündeme gelmişti

Aslında bu incil konusu birkaç yıl önce Türkiye´de gündeme gelmişti. Ancak geçtiğimiz günlerde bir depoda ortaya çıkan incilin o bahsedilen incil olduğunun ileri sürülmesi yeni oldu. Konu Türkiye´de ilk kez Aydoğan Vatandaş´ın ´Apokrifal´ adıyla yazdığı kitabında, daha sonra Star yazarı Aziz Üstel ve son olarak da Bugün yazarı Nuh Gönültaş tarafından 2009 yılında dile getirilmişti. Gönültaş´ın yazısındaki ilgili bölüm şu şekildeydi:

Konuyu önce Aziz Üstel gündeme getirdi. Ve Star Gazetesi´ndeki köşesinden Barnabas İncili Genelkurmay´da mı? sorusunu sordu. Her konuda sık sık açıklama yapmayı seven Genelkurmay bu soruya henüz yanıt vermedi. Aslında Genelkurmay´ın bu konudaki sessizliği uzun zamandır sürüyor. Bu konuyu Aziz Üstel Aydoğan Vatandaş´ın Apokrifal adıyla yazdığı kitabından alıntı yaparak dile getiriyor. Ancak Apokrifal´den tek satır söz etmiyor. Apokrifal, Grekçe halktan gizlenmesi gereken anlamına geliyor. Aziz Üstel dün bu konuyu yeniden dile getirdi ve Vatandaş´ın kitabından yeni alıntılar yaparak Apokrifal´in hakkını teslim etti. Şimdi... Bu Barnabas İncili konusu Türkiye´de pek bilinmeyen bir konu. Bu incildeki bölümler Kuran´ın mesajı ile adeta örtüşüyor. Dahası Hocagil´in yaptığı tercümeye göre, ´Senden sonra bir peygamber gelecek, ona tabi olanlar, dolgun başaklar gibi olacak´ ayetinden yola çıkarak´ Peygamber Efendimize bir atıf olduğunu düşünüyor. Aydoğan Vatandaş, 1981 yılında o dönemde Hakkari sınırları içinde şimdiyse Şırnak sınırları içerisinde yer alan Uludere´de köylülerce bulunan Aramice İncil´in sır perdesini önce Araştırmacı yazar Müfid Yüksel sonra da İncil´i Özel Harp Dairesi (ÖHD)´nin kontrolünde tercüme eden filolog Doç.Dr.Hamza Hocagil ile yaptığı söyleşilerle aralıyor ve kanımca yabancı dillere tercüme edilebilse uluslararası best seller olabilecek araştırma kitabına imza atıyor. Vatandaş Kıbrıslı arkeologlar Tuncer Bağışkan ve Andreas Folias ile de görüşerek son derece enteresan bazı bağlantılar yakalıyor.

Barnabas incili ilk olarak 1981´de Şırnak´ta bulundu

Hocagil´in tercüme ettiği İncil şöyle başlıyor: Ben Kıbrıslı Barnabius... Tespihe layık alemlerin Rabbinden bir bütün olarak, Ruhu´l Kudüs´le Meşaha´ya vahyolunanı tıpkı İsa´dan duyduğum gibi, sadakatle, 48 gök yılları sonunda, dördüncü nüsha olarak aynen yazıyorum. Böyle bir İncil´in ortaya çıkmasının Hristiyan aleminde büyük dalgalanmalara yol açacağına kuşku yok. Peki bu İncil bulundu mu? Bulundu hem de Türkiye´de... Zaten Apokrifal de neredeyse bu buluntu etrafında gelişen olayları dile getiriyor. 1981´de Şırnak Uludere´de avdan dönen köylüler bir mağaraya giriyor. Babat Aşiret Reisi Korucubaşı Hazım Babat´ın babası Ferhat Babat mağarada bir kitap buluyor. Parşömene yazılmış kitap Süryani alfabesiyle Aramice yazılmıştı. Karbon testinden sonra kitap rahmetli Turgut Özal´ın girişimleriyle Aramice uzmanı Doç. Hamza Hocagil tarafından Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) kontrolünde tercüme edilmeye başlanır. İncil´in son sayfasında Aziz Barnabas´ın söz konusu İncil´i dört nüsha olarak yazdığını fark eden tercüman, Nahit Şenoğul Paşa´nın yardımları ile bu kez diğer üç İncil´in peşine düşer. Ardından biri hariç diğer iki İncil de bulunur. İncillerden biri İsrail´de bulunur. İsrail´de bulunan İncil önce Vatikan´a satılmak istenir. Vatikan adına İncil ile ilgili görüşmelerde bulunan Kardinal Mario, Açıklanamayan bir sebeple hayatını kaybeder.

Gazeteci Kutlu Adalı cinayeti

Bir süre sonra, İncil bu kez bir yayınevi üzerinden Yunanistan´a satılır. Bu olayda Ergenekon örgütünün izlerine de rastlanır. Olay Kıbrıs´ta bulunan güvenlik güçlerinin 1996 yılında Aziz Barnabas´ın mezarını soymaları ile farklı bir boyut kazanır. Askerler mezardan ne almışlardır? KKTC´de soygunu araştıran gazeteci Kutlu Adalı, aldığı tehditlerden kısa bir süre sonra öldürülür. Adalı öldürülmeden bir süre önce Abdullah Çatlı´nın Kıbrıs´a geldiği tespit edilir. Ergenekon örgütü bir numaralı şüphelidir.

12 yıldır çözülemeyen cinayet

1996 yılı Temmuz´unda faili meçhul bir suikastla öldürülen Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı´nın cinayetindeki sır perdesi 16 yıldır aralanamadı. Adalı´nın bedeninden çıkarılan 2 kurşunun balistik incelemesi yapılmadı. Suikastta, o dönem, hakkında yazdığı yazılar nedeniyle tehditler aldığı, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Galip Mendi, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı olan Hasan Kundakçı ve Abdullah Çatlı´nın isimleri geçti. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, suikastın Susurlukçuların meşhur silahı Uzi ile gerçekleştirildiğini açıkladı. Kutlu Adalı´nın eşi İlkay Adalı, suikastın faillerinin ortaya çıkarılması için davanın peşini bırakmayarak, büyük bir hukuk mücadelesi ortaya koydu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´nde (AİHM) gerekli soruşturmayı yapmadığı için Türkiye´yi mahkum ettirdi.

Ergenekon ziyaretçisi Mendi, eşimi ölmeden tehdit etti

Kıbrıs´ta 1996 yılında öldürülen gazeteci eşi Kutlu Adalı´nın eşi İlkay Adalı´dan, faili meçhul suikastlarla öldürülen Uğur Mumcu´nun eşi Güldal Mumcu´ya ve Necip Hablemitoğlu´nun eşi Şengül Hablemitoğlu´na, Susmayın çağrısı gelmişti. Eşinin katillerinin bulunması için Ergenekon davasından umutlu olduğunu anlatan İlkay Adalı, eşinin ölümünde kısa süre önce Kocaeli Garnizon Komutanı Galip Mendi´den tehdit telefonları aldığını ve Mendi´nin bunu mahkemede kabul ettiğini ifade etmişti. İlkay Adalı, şu iddiayı gündeme getirmişti: Kıbrıs´ta ´Evet - Hayır´ oylaması yapılacağı zaman Galip Mendi, Muzaffer Tekin´le birlikte gelip burada, köyleri gezip ´Hayır´ oyu verilmesi hususunda halka telkinde bulundular.

Ergenekon Kıbrıs´ta çok güçlü

Org. Yirmibeşoğlu´ndan skandal itiraf: Rumlar yaptı süsü vermek için Kıbrıs´ta cami yaktık

Barnabas İncili olayı Ergenekon Terör örgütünün Kıbrıs´taki varlığını da bir kez daha gündeme getirdi.KKTC´de geçmiş dönemlerde tıpkı Türkiye´dekine benzer şekilde çok sayıda bombalama eylemleri ve cinayetler gerçekleşmiş, failleri meçhul kalmıştı. Türkiye´de başlayan Ergenekon soruşturması sürecinde, örgütün KKTC´de çok güçlü bağlantıları olduğuna dair deliller ortaya çıkmıştı. Ancak iddialar Türkiye´dekinden farklı olarak KKTC´de soruşturulmadı. Daha doğrusu önceki başbakan Talat zamanında başlatılan soruşturma, daha sonra iktidara geçen ve halen iktidarda olan Ulusal Birlik Partisi (UBP) hükümeti tarafından açıkça örtbas edildi.

Kıbrıs´ta Rumlara karşı verilen savaşta Türk direnişini Türk Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) örgütlediği, Rumların yenilgiye uğratılmasında önemli rol oynadığı ileri sürülüyor. Muhtemelen de bu nedenle Özel Harp Dairesi´nin işlediği suçlara göz yumuluyor. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümünde rol aldığı gerekçesiyle Özel Harp Dairesi şüpheli olarak gündeme gelmişti. Özel Harp Dairesi´ni savunmak için konuşan o dairenin eski komutanlarından emekli Org. Sabri Yirmibeşoğlu 23 Eylül 2010 tarihindeki Habertürk canlı yayınında boş bulununca ağzından çok önemli bir itiraf kaçırmıştı. Kıbrıs´ta sivil direnişi örgütleyen isim olarak bilinen emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, halk arasında adı kontrgerilla olarak bilinen Özel Harp Dairesi´nin faaliyetlerini anlatırken ´Halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Mesela bir cami yakılır. Kıbrıs´ta biz bunu yaptık. Bir cami yaktık´ demişti.

Kontrgerilla´nın ya da Ergenekon´un Kıbrıs uzantısı konusunda söylenebilecek çok fazla bilgi var aslında. Ancak satırlar buna müsait olmadığı ve aşağıda belirtilen linklerden ek bilgi alınabileceği için burada özet bilgiler verilmiştir.

Başbakan Eroğlu: Faili meçhul her ülkede olur, illa ki bulunacak diye bir şey yok!

Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınan Türk Metal-İş sendikası lideri Mustafa Özbek´te ele geçirilen belgelerde Ergenekon´un Kıbrıs´taki adamı olarak gösterilen o dönemin (ve şu anda da) başbakanı ve son seçimlerde de yine başbakan adayı olarak yarışan Ulusal Birlik Partisi (UBP)´li Derviş Eroğlu, ´Faili meçhul her ülkede olur, illa ki bulunacak diye bir şey yok´ diyerek şaşırtıcı bir demeç vermişti. Bu demecin ardından, Özbek´ten ele geçen Ergenekon belgelerinde sık sık adı geçen diğer bir UBP´li Özay Andıç da konuşmuş ve Ergenekon iddialarını doğrularcasına derin devleti savunmuştu: ´Derin devlet dünyanın her yerinde vardır. Unutmayın ki her ülkede başvurulan yöntemlerdir bunlar. Kıbrıs´ta Türklük aleyhine çalışan satılmış gruplar vardı.´

Rauf Denktaş: Eh, bizim çocuklar da yaptı bir şeyler!...

Ergenekon soruşturmasında örgütün Kıbrıs uzantısının gündeme geldiği günlerde, Lefkoşa´daki çalışma ofisinde bir basın toplantısı düzenleyen KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili ilginç açıklamalarda bulunmuştu. Adının soruşturma kapsamında bazı telefon konuşmalarında geçtiğini hatırlatan Denktaş, Türkiye´de Kıbrıs davasını savunduğu için Ergenekon davasıyla ilgili kendisine yönelik suçlamaları beklediğini anlatmıştı. Kendisinin susturulmak istendiğini savunan Denktaş, Türkiye´de Ergenekon davası adı altında, laikliğin tehlikede olduğunu, ılımlı İslam diye Türkiye´nin bir yerlere götürülmekte olduğunu gören, Atatürkçü, Cumhuriyet´e sadık, vatanperver insanların tevkif edildiğini görüyoruz, üzülüyoruz. Şüpheyle içeriye alınan insanlar, ´içeride kal, ben delil arıyorum, ben delil bulduğumda aleyhine dava getiririm´ dercesine hapiste tutulmaktadırlar. demişti. Yine Denktaş konuyla ilgili daha önce bir gazeteye verdiği röpörtajda 1974 öncesi TMT hatıralarını anlatmış ve “Birtakım bombalamalar, şiddet eylemleri oldu, hatta Türkler arasında cinayetler işlendi Kıbrıs´ta o yıllarda, bunlar için ne diyorsunuz” sorusuna, “Eh, bizim çocuklar da yaptı bir şeyler...” diye cevap vermişti.

Sauna çetesi lideri: Ergenekon´un bugünkü yapısı Kıbrıs TMT´sine dayanıyor. TMT´ciler Ergenekon´la devam etti

Sauna Çetesi´ne yönelik operasyonlarda yakalanan çete lideri Kasım Zengin, Ergenekon´un bugünkü yapısının Kıbrıs´ta kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı´na dayandığını savunmuş ve Buradaki adamları aradığınız zaman bugünkü Ergenekon´u bulmuş olursunuz iddiasında bulunmuştu. Eski Emniyet Genel Müdür Vekili Ertuğrul Çakır, Özel Kuvvetler Komutanlığı´ndan ihraç edilen Yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır ile sanatçı İbrahim Tatlıses´in de aralarında bulunduğu 18 sanıklı Sauna Çetesi davası halen görülüyor. Çete davasının başlamasına neden olan ve üzerinde sahte MİT kimliği çıkan Zengin ve adamlarına yönelik ´Küre´ operasyonu, Susurluk benzeri skandalı ortaya çıkarmıştı. Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır ve Özel Harp Dairesi´nde görevli yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır´ın karıştığı soruşturmada şikeden haraç almaya kadar birçok iddia bulunuyordu.

2. Ergenekon iddianamesi: Örgütün stratejisi, Kıbrıs sorununu çözümsüzlüğe götürmek

İkinci Ergenekon iddianamesinde Türkiye´nin 2003 - 2004 yıllarında ´atlattığı´ darbe girişiminin ayrıntıları ortaya resmen çıkmıştı. İddianamede bu girişimin ayrıntıları adım adım olmak üzere 15 aşamada özetlenmişti ve bu maddelerden 9´uncusu Kıbrıs´la ilgiliydi: “9- Kıbrıs´ta çözümsüzlük politikası Ayrıca,örgütün stratejileri arasında bulunan ´Kıbrıs sorununun´ çözümsüzlüğe götürmek amacına matuf olarak açıklamalar yaptıkları, sivil toplum kuruluşlarını yönlendirmeye çalıştıkları ve böylece ülkenin dış politikasını olumsuz yönde etkileyerek siyasi istikrarsızlığı sağlamaya çalıştıkları, Eruygur´un Kıbrıs Büyükelçisi´ni çağırarak bundan sonraki süreçte her talimatı kendisinden alacağını, Genelkurmay Başkanı çağırdığında kendisine basit bilgileri vereceğini, önemli bilgileri bizzat kendisine vermesi gerektiği şeklinde talimat verdiğinin ses ve görüntü kayıtlarından anlaşıldığı,...” İddianamede bu şekilde geçen satırları dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök de Ergenekon savcılarına verdiği ifadesiyle doğrulamıştı: “... Kıbrıs konusunda çalışma yapmaları hususunda tüm kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı´na birlikte bir çalışma yapmaları talimatı verdiğini, normal usulde bu tür çalışmalarda herkesin görüşünü beyan ettiğini ve bu görevi kıdemli olana verdiğini, kıdemli olanın da bu tür çalışmaları elden arz ettiğini veya bir kapak yazısı ile gönderdiğini, daha sonra da Genelkurmay Karargahı´nda değerlendirildiğini ve Genelkurmay Başkanı´nın görüşünü alarak ilgili makama verildiğini, kendisinin böyle bir çalışma beklerken birden 4 imzalı alışılmış usullerinin dışında yazılı bir belge önüne gelince usul olarak rahatsız olduğunu, ayrıca daha sonraki dönemde Kıbrıs Büyükelçisi´nin kendisinden habersiz bazı bilgileri Jandarma Genel Komutanı´na ilettiğini duyması üzerine bu konuyu ilgilisine usulüne uygun bir şekilde söyleyerek, bu yapılanın uygun bir davranış olmadığını, bundan sonra tüm bilgileri kendisine getirmesini ilettiğini anlattı.” (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(25 Şubat 2012, 13:35)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

ERGENEKON´UN KIBRIS UZANTISI KONULU MANŞETLERİMİZ

Kıbrıs´ta Ergenekon izi örtbas edildi

Kıbrıs bu işin üssüydü, Ergenekon hala iktidarda

Kıbrıs Ergenekon´unun şok belgeleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4287    yazdır/print


 

Birinci Ergenekon´da 211. duruşma

Birinci Ergenekon davasının bugün görülen 211. duruşmasında, gizli tanık ´Poyraz´ ifade veriyor. Poyraz, sanık Sedat Peker ile olan irtibatını anlattı.

23.01.2012 12:52 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasının 211. duruşmasında Veli Küçük, Doğu Perinçek ve Muzaffer Tekin´in de aralarında bulunduğu 24 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklardan Güler Kömürcü Öztürk, Semih Tufan Gülaltay ve Sedat Peker hazır bulundu. Peker ile Gülaltay, başka suçtan tutuklu bulundukları için tutuklu sanık bölümünde yer aldı. Tutuklu sanıklar Muzaffer Şenocak, Hayrettin Ertekin, Oktay Yıldırım, Seyhun Zaim ve Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan ise duruşmaya katılmadı.

Duruşmada, ´Şike davasında´ da gizli tanık olan bu dosyanın gizli tanığı ´Poyraz´, sesi ve görüntüsü değiştirilerek duruşma salonuna yansıtılarak dinlendi.Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, bugünkü duruşmada gizli tanık Poyraz´ın ifadesine başvurulacağını söyledi. Başkan Özese, tanığın, gizli tanık odasında sesinin ve görüntüsünün bozularak duruşma salonuna yansıtılmak sureti ile ifadesini vereceğini açıkladı. Gizli tanık Poyraz´ın yanında üye hakim Hüsnü Çalmuk ile zabıt katibinin de bulunduğu belirtildi.

GİZLİ TANIK POYRAZ´IN İFADESİ

´Gizli tanık Poyraz´ 1974´ten beri İstanbul´da yüz kızartıcı suç haricinde bir çok suç işlediğini belirterek, 1982 yılında gayri resmi aleme girdiğini, 1988´de adam kaçırma, hürriyeti tahdit suçlarından Paşakapısı Cezaevinde yatarken Şike Davası´nın tutuklu sanıkları Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz ile ardından da Sedat Peker´le tanıştığını anlattı.

Tanıdıkları Vedat Kadıoğlu´nun aracılığıyla Alaattin Çakıcı ile tanıştığını ifade eden gizli tanık, cezaevinden tahliye olunca Alaattin Çakıcı´nın işlerini koşuşturmaya başladığını, aynı zamanda da Anadolu yakasında Sedat Peker ile ilişkisini gizli gizli yürüttüğünü kaydetti.

Çakıcı´nın 4. Levent´teki yazıhanesinde çalışırken uyuşturucu işiyle uğraşan Celal Ateş ile Dündar Kılıç arasında tartışma çıktığını ifade eden gizli tanık, ´Çakıcı bana ´kadroyu kur´, dedi. Ben de ona Sedat Peker´i söyledim. Peker´i Çakıcı´nın yanına çıkardım. Ekibimizi oluşturduk. Celal Ataş´e pusuya gittik. Onun arabasının arkasından elinde telsizli ve silahlı kişiler çıktı. Ateş´in narkotik polisleriyle arası iyiydi. Onları görünce biz de kaçtık. Ateş istese bizi polislere rahat yakalatabilirdi´ dedi.

Bu olayın ardından Çakıcı´dan tamamen koparak Sedat Peker ile takıldığını belirten gizli tanık, Sedat Peker´in sevdiği adamlardan biri olan ve soyadını değiştirerek Peker ile aynı yapan Tolga Peker´in boynundaki bozkurt amblemli kolyenin PKK´lı olduğu söylenen kişi tarafından kopartılması üzerine bu kişiyi ayağından ve kolundan yaraladığını anlattı.

´Şike Davası´nın tutuklu sanığı Olgun Peker´in de, Peker´e bağlı hareket ettiğini ileri süren gizli tanık, şöyle devam etti:

´O gece nezarette olmamız gerekirken ben bardaydım. Sedat Peker, ´Bu gece dinlenin yarın gideceksiniz´, dedi. Vurulan kişi PKK´lı falan da değilmiş. Eniştesi Gebze´de komiser olunca, olay araştırıldı. Biz 3 kişi tutuklandık. Bir kaç gün sonra Bayramoğlu´nda Peker´in çok sevdiği biri bıçakla öldürüldü. Öldüren kişinin Gebze Cezevine geleceği söylendi. Peker bana silah verdi. 2 tane de 250´şer liralık deste para verdi. Paraları gardiyanlara dağıta dağıta koğuşa gittim. Koğuşta eski TİKKO´cu vardı. Bizim öldürme planımızı duyarak gardiyana söyleyip başka koğuşa gitti. Öldürülecek adamı da hücreye koydular. O zamanlar cezaevinde kapılar açık rahat rahat hareket edebiliyoruz. Bedri Yağan grubundan 2 kişi gelerek silahı teslim etmemizi istedi. ´Etmem´ dedim. Ben de Özgür Başçavuş´un yanına giderek 8 tane DHKPC´li olduğunu, silahı vermezsem beni öldüreceklerini söyledim. ´Bu fırsatı kaçırmayalım, DHKPC´lileri öldürmek için büyük fırsat´ dedim. Büyük silah istedim. ´Hem halk, hem de emniyet gözünde bir numara oluruz´ dedim. Sedat Peker, ´bu işi erteleyeceğiz´ dedi. Aradan bir zaman geçti, İzmit Cezaevinde giderken isyan çıkınca geri göndük. O gece koğuşta kalmayıp jandarmada kaldık. Ben cezevinde kalırken belimde silah vardı.´ ( AA)

DANIŞTAY SANIKLARI OSMAN YILDIRIM´A SALDIRDI

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasında duruşma salonunda kavga çıktı. Danıştay dava dosyasının sanığı Erhan Timuroğlu, aynı dosya sanığı Osman Yıldırım´a saldırdı. Osman Yıldırım, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine el bombası atılmasına ilişkin önemli itiraflarda bulunmuştu.Sanıkların duruşma salonuna giriş çıkışlarını yaptıkları salona giren Timuroğlu, ani bir hareketle Yıldırım´a doğru koşmaya başladı. Saldırıyı fark eden jandarma ekipleri sanık Timuroğlu´nu tutmaya çalıştı. Ancak Timuroğlu jandarma ekiplerince yakalanmadan Yıldırım´a yumruk savurdu. Yıldırım´ın eğilmesi üzerine yumruk sırtına isabet etti. Olaya hemen müdahale eden ekipler Timuroğlu´nu yakaladı.

Jandarma ekipleri Timuroğlu ve Yıldırım´ı ayırırken sanık bölümünün arka tarafında oturan diğer Danıştay dosyası sanığı İsmail Sağır da Yıldırım´a saldırmaya kalkıştı. Normal günlerde tutuklu sanık bölümünün ön kısımlarında oturan Sağır´ın, saldırıdan önce Yıldırım´ın yakınlarındaki bir koltuğa oturması da dikkat çekti.

Sağır´ın teşebbüsü Jandarma ekiplerince engellendi. Sağır´ın iki elini arkasında birleştiren askerler yerinden hareket etmesine de mani oldu.

Bu sırada Cumhuriyet gazetesine molotof atma eylemine ilişkin dava dosyasının sanığı Bedirhan Şinal´e refakat eden jandarma erleri ile uzman çavuş da sanıkları yatıştırmak için yerlerinden ayrıldı. Bu sırada boşta kalan Şinal´in, Osman Yıldırım´a doğru fırlatmak üzere bir sandalyeyi kaptığı gözlendi. Ancak jandarma görevlileri Şinal´in bu saldırısını da engelledi. Timuroğlu duruşma salonundan çıkarıldı.

Timuroğlu, salondan jandarmalar tarafından zorla çıkarılırken, Yıldırım´ın da güçlükle zapt edildiği görüldü. Bu sırada Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Yıldırım´a ´Sakin olun´ dedi.

Yıldırım´ın jandarmalar tarafından salondan dışarı çıkarılırken küfür ettiği duyuldu. Bu sırada Şinal de, ´Sen mahkemeye küfür edemezsin. Mahkemeye küfür ediyorlar´ derken, Başkan Özese, duruşmaya ara verdi.

Timuroğlu salondan çıkarıldıktan sonra Osman Yıldırım jandarma ekiplerince güçlükle sakinleştirildi. 5-6 kişilik asker ekibi tarafından duruşma salonundan çıkartılmaya çalışılan Yıldırım, kendisine saldıran Timuroğlu ve Sağır´a ağır küfürler etti.

Öte yandan, davanın 20 Ocak 2012 tarihli duruşmasında sanıkların ihtiyaç için duruşma salonundan çıktıkları bölümde meydana gelen gürültü sesinin de yine Osman Yıldırım ile diğer Danıştay sanıkları arasında çıkan tartışmadan kaynaklandığı öğrenildi. Sanıkların birbirine saldırmaları üzerine tutanak tutulduğu, her iki tarafın da kendilerine yönelik küfür edilmesi ve kendisini korumak için karşı koyduğunu söyledikleri öğrenildi.

Davanın tutuklu sanıklarından Alparslan Arslan, Osman Yıldırım ve Bedirhan Şinal, tutumları ve diğer sanıklar ile ilişkileri nedeniyle 3´er jandarma askeri ve birer uzman çavuş nezaretinde duruşma salonuna getirilip götürülüyor. Bu sanıklar, duruşma sırasında da sanık bölümünde en arka sıralarda yine aynı koruma çemberinde oturtuluyordu. (Cihan)

SANIKLARA KISITLAMA, 4 SALDIRGANA 16 DURUŞMA YASAK

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasının öğleden sonraki bölümü başladığında Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, heyet olarak aldıkları bir kararı açıkladı. Alınan bu karara, İsmail Sağır ve Erhan Timuroğlu ile Bedirhan Şinal´in Osman Yıldırım´a saldırmasının ardından alındığı öğrenildi.

Başkan Özese, duruşmanın öğleden önceki bölümünde meydana gelen kavga nedeniyle duruşma görüntülerinin izlendiğini açıkladı. Özese, görüntülerde kavgaya karıştıkları tespit edilen İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu, Özkan Kurt ve Bedirhan Şinal´in bu duruşmadan itibaren görülecek olan 16 duruşmaya girmelerinin yasaklandığını söyledi. Öte yandan olay sırasında Osman Yıldırım´a sandalye fırlatmaya çalışan sanığın da Özkan Kurt olduğu öğrenildi.

Bu kararda sanıkların duruşmaları takip etmeleri gerektiği, canları her istediğinde duruşma salonundan çıkıp tekrar gelmelerinin doğru olmadığı, salonda meydana gelişmeleri takip etmeleri gerektiği de belirtildi. Alınan bu karar sonrasında duruşmalara öğleden önce 10.50 ile 11.00 arasında ve öğleden sonra da 15.15 ile 15.30 arasında ihtiyaç arası verilecek ve sanıklar da sadece bu sürelerde duruşma salonundan dışarıda bulunabilecekler.

Duruşmalardan yasaklanan 4 sanık salondan çıkarılırken, Bedirhan Şinal de, Ben kime saldırmışım? diye bağırdı. Bağırmaya devam edince ağzı jandarmalar tarafından kapatılan Şinal, zorluk çıkarmaya devam edince ellerinden ve bacaklarından tutularak salondan çıkarıldı. Duruşma, gizli tanık Poyraz´ın dinlenilmesiyle devam ediyor. ( Cihan)

´VATAN UĞRUNA MÜCADELE ETTİĞİMİZİ SANIYORDUK, KANDIRILMIŞIZ´

Ergenekon ana davasında gizli tanık Poyraz, tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük´ün, organize suç örgütü liderliğinden yargılanan Sedat Peker´e talimatlar verdiğini söyledi. Veli Küçük´e ´amca´ diyorduk. diyen Poyraz, Derin devlet vardı. Vatan, millet, Sakarya uğruna mücadele veriyorduk. Meğer biz kullanılmışız. ifadelerini kullandı.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasında gizli tanık Poyraz, davanın sanıkları Sedat Peker ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük arasında yakın bağlantılar olduğunu anlattı. Veli Küçük´ün Kocaeli İl Jandarma Komutanı olduğu döneme değinen gizli tanık Poyraz, Veli Küçük o dönemde bizim arkamızdaydı. Polis tarafından aranan 2 kişiyi, Gebze Jandarma Komutanlığı´nda 15 gün boyunca sakladılar. Gebze adeta bizim Cumhuriyetimizdi ifadelerini kullandı.

Gizli tanık Poyraz, Şike Davası´nın da tutuklu sanığı olan Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz´ın düğünü olduğu dönemde, sanık Sedat Peker´in de polis tarafından arandığını anlattı. Gizli tanık Poyraz, Kadıköy evlendirme dairesinde nikahı olacaktı, otel´de de düğünü olacaktı. Sedat Peker, polis tarafından arandığı için düğüne gelmesi çok zordu. Bu dönemde Veli Küçük´ün yardımıyla Sedat Peker jandarma arabasında düğüne geldi. Daha sonra Sedat Peker´e hoşgeldin sefası yapıldı. Sağolsun Veli Küçük. dedi.

´VELİ KÜÇÜK´ÜN ELİNİ ÖPTÜM, AH ÖPMEZ OLAYDIM´

Zamanında Sedat Peker ile güzel işler yaptıklarını belirten Poyraz, Olgun Peker´in de aynı ekipte yer aldığını söyledi. Sedat Peker ve Olgun Peker ile birlikte İzmit Alay Komutanlığı´na gittiklerini ifade eden Poyraz, Nöbetçi arabayı tanıyordu. İçeri arabayla girdik. Veli Küçük´ün yanına gittik, hoşbeş. Sedat Peker, Veli Küçük´e beni anlattı. Çevremin oldukça geniş olduğunu söyledi. Veli Küçük´ün elini öptüm, keşke öpmez olsaydım. Biz devamlı Kocaeli Alay Komutanlığı´na gidiyorduk. Orada Veli Küçük´ten talimatlar alıyorduk. Sonra Gebze Cezaevi´nde Uzman Çavuş Özgür´ün yanına gidiyorduk. Sonra da nasıl hareket edeceğimizi konuşuyorduk. diye konuştu.

´ARİF DOĞAN VE MUZAFFER TEKİN SİLİVRİ´DEKİ TOPLANTILARA GELİYORDU´

Paşakapısı Cezaevi´nin arkasında Peker´e ait bir yerde ya da Silivri´de Klasis Otel´de toplandıklarını söyleyen gizli tanık, Arif Doğan ve Muzaffer Tekin de oraya geliyordu. Ankara´da ise Sheraton Oteli´nde toplanıyorduk. İsim kaydetmeden kalıyorduk. Ankara´da bir arkadaşım Sedat Peker´in yanındaki adamları görünce ´ben bu adamları tanıyorum JİTEM´ci. Bunlarla senin ne işin var? Seni de ölürdürler.´ dedi. ifadesini kullandı.

Gizli tanık Poyraz, Zeytinburnu Sahili´nde bir yer nedeniyle Peker´in, Nihat Yazıcı ve Halim Kırnap´ın grubuyla aralarında anlaşmazlık çıktığını söyledi. Poyraz, Veli (Küçük) Amca Peker´e ´hepsini hallederiz´ dedi. Veli Küçük yol verince çıktık geldik Bostancı´ya. O sırada Mecnun Odyakmaz, Sedat Peker´e telefon edip Halim Kırnap´ın görüşmek istediğini söyledi. Peker, ´görüşme´ dedi. Halim Kırnap arabasıyla Mecnun Odyakmaz´ın evinde gitmiş. Peker telefonla görüşmeler yaptı. Halim Kırnap, Mecnun Odyakmaz´ın evinin önündeyken bir beyaz bir Toros geldi. İçinde telsizli birileri vardı. Kırnap´ı alıp götürdüler. Peker ´şimdi anasının bilmem nesini gördü. Bu gidişin dönüşü yok´ dedi. şeklinde konuştu.

´VELİ KÜÇÜK´E ´AMCA´ DİYORDUK´

Gizli tanık Poyraz, O zamanlar Veli Küçük´e ´amca´ diyorduk. Derin devlet vardı. Vatan millet Sakarya uğruna mücadele veriyorduk. Meğer biz kullanılmışız. Şimdi devlete güveniyorum. O yüzden konuşuyorum. ifadesini kullandı.

BU KEZ OSMAN YILDIRIM SATAŞTI

Bu arada, Duruşmaya ara verildiği sırada kendisine refakat eden askerlerin arasında ihtiyacını gidermesi için salondan dışarı çıkarılan Osman Yıldırım´ın, arka tarafına doğru bir kitap fırlattığı, jandarmaların olaya müdahale ettikleri gözlendi. Yıldırım´ın, arka tarafında duruşma salonundan çıkmaya çalışan tutuklu sanık Muzaffer Tekin´in ise Mahkeme Başkanı Özese´ye hitaben, Bana mı atıyordu? Bana bir fiske gelse bin tane jandarma bile elimden alamazdı. dediği duyuldu.

YILDIRIM 6 DURUŞMADAN MEN EDİLDİ

Aranın ardından duruşma başladığında Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, aldıkları başka bir ara kararı okudu. Sanık Osman Yıldırım´ın, sanık Muzaffer Tekin´e kitap fırlatmak istediği, bu şekilde duruşmanın intizamını bozduğu ve ileride bu hareketlerine devam etme ihtimali bulunduğu gerekçesiyle bu duruşma dahil 6 duruşmaya katılması yasaklandığını söyledi. ( Cihan)

SERGEN YALÇIN

´Gizli tanık Poyraz´ eski futbolcu Sergen Yalçın´ın Cem Uzan döneminde Beşiktaş´tan İstanbulspor´a 400 bin liraya transfer olduğunu belirterek, parasının 300 bin lirasını alamayan Yalçın´ın Sedat Peker´e geldiğini söyledi. Gizli tanık, ´Peker, Sergen´i anlından öptü. Sergen de bizden oldu. Etiler´deki bir bara Sergen ortaktı. Olgun Peker de o dönemde sosyeteye girdi´ dedi.

-Şike iddiaları-

´Gizli tanık Poyraz´, şike yapılarak maç kazanıldığına ilişkin de, şu iddialarda bulundu:

´Sergen, Tümer, İbrahim, Beykoz´a geldi. Beykoz´da bunlara, ´maçı kaybedin´ talimatı veriliyor. Ama bu Fenerbahçe-Beşiktaş maçı değil. Fenerbahçe başkasıyla, Beşiktaş´ta sanırım Samsunspor ile oynuyordu. Maçı Samsunspor´un kazanacağını söyleyerek girdiğim iddia da, 2 takım elbise kazandım. Aziz Yıldırım bu maç öncesi Sedat Peker´i arıyor. Peker de Beşiktaşlı futbolcular Tümer, Sergen ve İbrahim´i arayarak, çocuklar bu maçta dikkatli olun ayağınız kırılabilir uyarısında bulundu. Maç sırasında Tümer yedek kulübesinden bağırarak hakemin yüzüne tükürdü. Hiç oynamadan kırmızı kart gördü. Sezon sonunda da Fenerbahçe´ye transfer oldu. Bu şekilde Beşiktaş´ın elinden şampiyonluğu aldılar. Sedat Peker Aziz Yıldırım´dan yine para isteyince, Yıldırım Peker´in baskısından kalp sektesi geçirdi.´

Sedat Peker´e ait otoparkların sorumlusu Zeki Yalçın´dan büyük miktarda para çıkınca, Yalçın´ın bu paraya açıklık getiremediğini ifade eden gizli tanık, ´Boğaçkaan Murathan da, bu işi üstlendi. Yalçın öldürüldü´ dedi.

Gizli tanık yorulunca duruşmaya ara verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen Ergenekon ana davasında gizli tanık Poyraz, ifadesini tamamlamasının ardından savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in sorularını cevapladı. Abdullah Çatlı´yı tanıyıp tanımadığı sorulan gizli tanık, Allah rahmet eylesin. Toprağı bol olsun. cevabını verdi. Savcı Pekgüzel´in, Sedat Peker de aynı şeyi söylüyor. sözleri üzerine gizli tanık, Sedat Peker onu tanımaz. Çatlı´yı çok iyi tanıyan Drej Ali (Ergenekon sanığı), Muhsin başkandır. Çatlı´yı eskiler tanır. Peker´in yaşı yetmez. dedi.

ÇATLI BOYNU KIRILARAK ÖLDÜRÜLDÜ

Susurluk kazası ile ilgili bilgisi olup olmadığı sorulan gizli tanık Poyraz, kaza haberini ilk alanın Veli Küçük olduğunu söyledi. Poyraz, sözlerinin devamında, Abdullah Çatlı ve Gonca Us´un, kaza nedeniyle değil de 3-4 kişi tarafından boyunları kırılarak öldürüldüğünü iddia etti. Kaza geçiren arabayı arkadan takip eden Sedat Bucak´ın koruması ´Abaza Yalçın´ın eski özel harekatçı olduğunu belirten Poyraz, Kaza yerine anında gelen Abaza Yalçın´dır. Ben Abaza Yalçın ile sohbet ettim. Bana, kazadan değil de boyunları kırılarak öldürüldüğünü söyledi. Kaza haberini ilk alan Veli Küçük, boyunlarını kıran 3-4 kişi de biliyor. Bunları açıklasın. Benim çok iyi bilgim var ama ispatım yok. şeklinde konuştu.

VELİ KÜÇÜK SEDAT PEKER´İ BABALARIN BABASI YAPTI

Gizli tanık Poyraz, Sedat Peker´in yaşının genç, gözükara ve atak olmasının, Veli Küçük´ün dikkatini çektiğini söyledi. Gizli tanık Poyraz, Veli Küçük tam aradığını bulmuştu. Sedat Peker gibi birini bulduğu için havalara uçuyordu. Önce Veli Küçük, Hadi Özcan´a, ardından da Kürşat Yılmaz´a mafya babalarının babası olmayı teklif etti. Onlar kabul etmeyince de Sedat Peker´e teklif etti. Bundan sonra Sedat Peker´in etrafına Veli Küçük´ün itirafçıları yerleştirildi. Bu itirafçılar arasında Hüseyin Eren de vardı. diye konuştu. Sedat Peker´in, babalar üstü olduğunu belirten Poyraz, Oldu ama arkasında Korkut Eken ile Veli Küçük vardı. dedi.

Gizli tanık Poyraz, bir gün Sedat Peker ile birlikte Ankara´da Sheraton Oteli´ne gittiğini belirterek, KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da o oteldeydi. Her yerde polis vardı. Bakan korumalarının üzerinde bir silah varken, benim üzerimde 2 tane silah vardı. Gülmekten öldüm. Bir polis geldi ve ´Hangi bakanın korumasısın´ diye sordu. Ben de ´Sedat Peker´in korumasıyım dedim. Eee ne de olsa arkamızda Veli Küçük vardı. diye konuştu.

Savcı Pekgüzel´in, Veli Küçük, Sedat Peker´in çek-senet tahsilatı işinden haberi olmadığını söylüyor. Bu konuda bildiklerinizi anlatır mısınız? diye sordu. Gizli tanık Poyraz ise Nasıl yokmuş. Devleti dolandıran banka işlerini Peker´e ihale eden de kendisi değil miydi. cevabını verdi.

İkinci Ergenekon davasının tutuksuz sanığı Adil Serdar Saçan´ın, Sedat Peker´i gözaltına aldığını belirten Poyraz, Önceleri Adil Serdar Saçan´ın adını duyan fellik fellik kaçıyordu. Peker´in gözaltına alınması ve güzelce bir sorgulaması üzerine Veli Küçük, Saçan´a tehditler yağdırdı. Araya Korkut Eken girdi. Daha sonra da Adil Serdar Saçan, Veli Küçük safına geçti. Saçan da dere olup ırmağa aktı, Irmak da Veli Küçük´ün havuzuna döküldü. diye konuştu.

Gizli tanık Poyraz, savcı Pekgüzel tarafından kendisine yöneltilen sorular sırasında İbrahim Şahin´in deşifre olmasından sonra yanındaki grupların, Peker´in yanına geçtiğini anlattı. Gizli tanık Poyraz, İbrahim Şahin ile Sedat Peker arasında yakınlık ve samimiyet olduğunu da söyledi.

Sanık Sedat Peker´in babalar üstü olarak tayin edilmesinin ardından, Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanı olan Veli Küçük´e sık sık ve rahat bir şekilde gittiklerinden bahseden Poyraz, Yolda gidersen Peker telefon edip plakamızı ve otomobilimizin eşgalini veriyordu. Kimse bizi aramadan Veli Küçük´ün yanına rahatlıkla girebiliyorduk. Giderken de Veli Küçük otomobilin yanına kadar geliyor ve bizi yolcu ediyordu. şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti tarafından öğleden önce ve öğleden sonra birer kez ara verildiğinde, duruşma salonundan ihtiyaç için çıkılabileceğine ilişkin ara kararına sanıkların uymadığı gözlendi. Sanıkların duruşma salonundan yine sık sık çıktıkları, ancak ara kararın ardından mahkeme başkanına izin isteyen bir şekilde işaret etmelerinden sonra çıktıkları görüldü. Gizli tanığın, Veli Küçük hakkında iddialarda bulunduğu sırada da Küçük, ihtiyaç için duruşma salonundan çıkmak istedi. Başkan Özese, Sizle alakalı konulardan bahsediyor. hatırlatmasını yaptı. Sanık Küçük ise Dinlemek istemiyorum. Avukatım da duruşmada zaten. O dinliyor. karşılığını verdi. Mahkeme Başkanının Tamam o halde demesi üzerine Küçük´ün, Midem bulandı. diyerek duruşma salonundan çıktığı gözlendi.

Poyraz, Sedat Peker´in eski başbakanlardan Tansu Çiller´in eşi Özer Çiller ile de ilişkisi olduğunu iddia ederek, Özer Çiller de Sedat Peker´i arardı. DYP kongrelerinde ilçede, ilde kimin seçilmesini istiyorlarsa onu kazandırırdı. Zaten karşısındaki kazanamazdı. diye konuştu.

Sedat Peker´in, organize suç örgütü kuruculuğundan yargılanan Kürşat Yılmaz ile yakın ilişki kurduğunu anlatan Gizli Tanık Poyraz, Kürşat Yılmaz, Peker´e ´Reis´ dedi. Peker ´Tavşana kaç, tazıya tut´ dedi. Peker, Antalya´da ´Dozer Süleyman´ olarak tanınan Asayiş Şube Müdürü´nün çocuğunu yurt dışında tedavi ettirdi. Sonra Kürşat Yılmaz´a operasyon yaptırtıp yakalattı. dedi.

Sanık Boğaç Kaan Murathan´ın sanık Sedat Peker´e ait otoparklara bakan Zeki Yalçın´ı, Peker´in paralarını vermediği gerekçesiyle vurduğunu da iddia etti. Duruşma, saat 17.50´de 24 Ocak 2012 tarihine (Yarına) ertelendi.( Cihan)

(23 Ocak 2012, 12:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4154    yazdır/print


 

Zirve Katliamı: Generaller ifadeye çağrıldı

Emekli generaller Hasan Iğsız, Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile eski rektör Fatih Hilmioğlu, Malatya´da işlenen Zirve Katliamı ile ilgili Ergenekon savcılarınca başlatılan soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrıldı.

Zirve Katliamı: Generaller ifadeye çağrıldı

Emekli generaller Hasan Iğsız, Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile eski rektör Fatih Hilmioğlu, Malatya´da işlenen Zirve Katliamı ile ilgili Ergenekon savcılarınca başlatılan soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrıldı.

Malatya Zirve Yayınevi katliamı ile ilgili emekli generaller Hasan Iğsız, Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile Fatih Hilmioğlu ifadeye çağrıldı. Zirve Yayınevi davasının müdahil avukatları, Tolon´un sık sık Malatya´ya giderek misyonerlere karşı brifingler verdiğini iddia etmişti. Diğer isimler de katliam davasında sık sık gündeme gelmişti. Avukatlar, emekli Orgeneral Şener Eruygur ve İnönü Üniversitesi´nin eski rektörü Fatih Hilmioğlu´nun dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız´la Malatya´da bir araya geldiklerini iddia etmişlerdi. Eski Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, sözkonusu görüntüleri Ergenekon soruşturması dosyasına koymuştu. Soruşturmayı Zekeriya Öz´den devralan savcı Cihan Kansız, bu şahısların ifadesine başvurmaya karar verdi.

Zirve davasında ifade veren tanıklardan Orhan Kartal, davada ´azmettirici´ olmakla suçlanan Varol Bülent Aral´la 2008 yılında Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi´nde kalırken tanıştığını anlatmış ve şu ifadeleri kullanmıştı: Arkadaş olduk. Kendisi sohbetlerimiz esnasında Ergenekon adına çalıştığım, Veli Küçük´e saygı duyduğunu, devletin arkasında olduğunu söyledi. Malatya Zirve Yayınevi cinayetlerini kendisinin yönlendirdiğini ve o çocukların (sanıkların) bir tavuğu bile öldürme cesaretlerinin olmadığını, buna benzer cinayetlerin yapılmasının uygun olacağını söylemişti. Türkiye´de yalnızca Türklerin yaşaması gerektiğini, diğer azınlıkların ise Türkiye´yi terk etmesi gerektiğini söylüyordu.

1997 ile 2005 yılları arasında JİTEM´de gayri resmi istihbarat elemanı olarak çalıştığını anlatan bir başka tanık Erhan Özen ise ifadesinde şu iddialarda bulunmuştu: Ben 1997 ile 2005 yılları arasında JiTEM´de gayri resmi olarak istihbarat elemanlığı yaptım. Bu süre zarfında Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Levent Ersöz isimli şahıslarla irtibatlanarak çalıştım. Çalıştığım bu süre zarfında Muzaffer Tekin ve kod adları Yusuf ve Şiran olan şahıslardan mevcut iktidarı zayıflatmaya ve zor durumda bırakmaya yönelik eylemler planlandığını bilmekteydim. Bu eylemlerin içerisinde Malatya´da misyonerlik faaliyetlerinin yoğunlaştığı ve bu nedenle acil veya normal düzeyde kodlamalar yapılmak suretiyle buralarda eylem yapılacağı dile getiriliyordu.

Zirve Yayınevi davasında daha önce bir başka Ergenekon sanığı Veli Küçük de ´şüpheli´ olarak ifade vermişti.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen Kafes İddianamesi´nin en önemli belgelerinden biri olan Kafes Eylem Planı´nda Hrant Dink, Rahip Santoro ve Zirve Yayınevi cinayetleri için Operasyon´ ifadesi kullanılıyor. ( Zaman)

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Zirve Katliamı´na zemin hazırlayacak faaliyetleri ve Malatya´daki Ergenekon yapılanmasını araştıran İstanbul 13. Ağır Ceza, bir çok Ergenekon ve Balyoz sanığının kentte çeşitli seminerler verdiğini belirlemişti. Zirve Yayınevi katliamı öncesinde Malatya´da 3 Hıristiyan´ın misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle öldürüldükleri katliama zemin hazırladığı iddia edilen misyonerlik seminerleri ile Ergenekon yapılanmasını araştıran İstanbul 13´üncü Ağır Ceza Mahkemesi, bazı Ergenekon ve Balyoz sanıklarının da kente seminerler verdiğini belirledi. Ergenekon tutuklusu Fatih Hilmioğlu´nun Malatya İnönü Üniversitesi Rektörlük yaptığı 8 yıl boyunca Ergenekon ve Balyoz sanıkları kenti adeta mesken tutmuş. Bu isimler arasında Balyoz Davası bir numaralı sanığı emekli orgeneral Çetin Doğan´dan Ergenekon´un üst düzey yöneticisi olduğu iddiasıyla yargılanan eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu´na, Ergenekon şüphelisi eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu´ndan Ergenekon tutuklusu Tuncay Özkan´da bulunuyor.

8 yılda 139 kişi seminer verdi

Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin talebi üzerine İnönü Üniversitesi Rektörlüğü, eski rektör Hilmioğlu´nun görevde olduğu 2000-2008 yılları arasında üniversitede kimlerin konferans verdiğinin listesini gönderdi. Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik imzalı cevabi yazıda, 8 yıl içine konferansa çağrılan 139 isim arasında Çetin Doğan, Sabih Kanadoğlu, Tuncay Özkan, Kemal Alemdaroğlu´nun yanı sıra KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ergenekon sanıkları Mustafa Balbay, Ferit İlsever, Erol Mütercimler, emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur, ilahiyatçı Şahin Filiz, gazeteci Hulki Cevizoğlu, gibi birçok kişinin adı yer aldı. Malatya´da seminerlere Ergenekon davası sanıkları Ferit İlsever´in 17. Kasım 2006´da ve 10 Aralık 2004´te iki kez, Türkan Saylan´ın 10 Aralık 2004 ve 16 Mart 2005´te iki kez katıldığı bildirildi. 11.04.2005´teki konferansta Balyoz davasının bir numaralı sanığı Çetin Doğan´ın ve Şener Eruygur´un da konuşma yaptığı kaydedildi. Yargıtay eski Başsavcısı Vural Savaş, Ergenekon sanıkları Kemal Alemdaroğlu ile Ferit İlsever de 10 Aralık 2004´teki konferansta bir araya gelerek konuşma yaptıkları belirtildi.

Tolon´dan katliam günü konferans

Sabih Kanadoğlu´nun da 28.07.2006´da konuşmacı olarak üniversiteye davet edildiği görülürken, Hurşit Tolon´un da Zirve Yayınevi katliamının olduğu 18.04.2007´de konferansa konuşmacı olarak katıldığı belirtildi. Mahkemenin, seminerlerde katliama zemin hazırlayacak bir konuşma yapılıp yapılmadığını da mercek altına aldığı öğrenildi.

(23 Haziran 2011, 13:29)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Flaş!!! Zirve soruşturmasında 6 ilde arama

Flaş!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3469    yazdır/print


 

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Zirve Katliamı´na zemin hazırlayacak faaliyetleri ve Malatya´daki Ergenekon yapılanmasını araştıran İstanbul 13. Ağır Ceza, bir çok Ergenekon ve Balyoz sanığının kentte çeşitli seminerler verdiğini belirledi.

Ergenekon ve Balyoz, Malatya´da ´zirve´ yapmış

Zirve Katliamı´na zemin hazırlayacak faaliyetleri ve Malatya´daki Ergenekon yapılanmasını araştıran İstanbul 13. Ağır Ceza, bir çok Ergenekon ve Balyoz sanığının kentte çeşitli seminerler verdiğini belirledi.

Zirve Yayınevi katliamı öncesinde Malatya´da 3 Hıristiyan´ın misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle öldürüldükleri katliama zemin hazırladığı iddia edilen misyonerlik seminerleri ile Ergenekon yapılanmasını araştıran İstanbul 13´üncü Ağır Ceza Mahkemesi, bazı Ergenekon ve Balyoz sanıklarının da kente seminerler verdiğini belirledi. Ergenekon tutuklusu Fatih Hilmioğlu´nun Malatya İnönü Üniversitesi Rektörlük yaptığı 8 yıl boyunca Ergenekon ve Balyoz sanıkları kenti adeta mesken tutmuş. Bu isimler arasında Balyoz Davası bir numaralı sanığı emekli orgeneral Çetin Doğan´dan Ergenekon´un üst düzey yöneticisi olduğu iddiasıyla yargılanan eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu´na, Ergenekon şüphelisi eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu´ndan Ergenekon tutuklusu Tuncay Özkan´da bulunuyor.

8 yılda 139 kişi seminer verdi

Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nin talebi üzerine İnönü Üniversitesi Rektörlüğü, eski rektör Hilmioğlu´nun görevde olduğu 2000-2008 yılları arasında üniversitede kimlerin konferans verdiğinin listesini gönderdi. Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik imzalı cevabi yazıda, 8 yıl içine konferansa çağrılan 139 isim arasında Çetin Doğan, Sabih Kanadoğlu, Tuncay Özkan, Kemal Alemdaroğlu´nun yanı sıra KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ergenekon sanıkları Mustafa Balbay, Ferit İlsever, Erol Mütercimler, emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur, ilahiyatçı Şahin Filiz, gazeteci Hulki Cevizoğlu, gibi birçok kişinin adı yer aldı. Malatya´da seminerlere Ergenekon davası sanıkları Ferit İlsever´in 17. Kasım 2006´da ve 10 Aralık 2004´te iki kez, Türkan Saylan´ın 10 Aralık 2004 ve 16 Mart 2005´te iki kez katıldığı bildirildi. 11.04.2005´teki konferansta Balyoz davasının bir numaralı sanığı Çetin Doğan´ın ve Şener Eruygur´un da konuşma yaptığı kaydedildi. Yargıtay eski Başsavcısı Vural Savaş, Ergenekon sanıkları Kemal Alemdaroğlu ile Ferit İlsever de 10 Aralık 2004´teki konferansta bir araya gelerek konuşma yaptıkları belirtildi.

Tolon´dan katliam günü konferans

Sabih Kanadoğlu´nun da 28.07.2006´da konuşmacı olarak üniversiteye davet edildiği görülürken, Hurşit Tolon´un da Zirve Yayınevi katliamının olduğu 18.04.2007´de konferansa konuşmacı olarak katıldığı belirtildi. Mahkemenin, seminerlerde katliama zemin hazırlayacak bir konuşma yapılıp yapılmadığını da mercek altına aldığı öğrenildi. ( Star)

(16 Mayıs 2011, 11:41)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Zirve soruşturmasında 6 ilde arama

Flaş!!! Ergenekon´da ´Zirve´ operasyonu

Zirve´yi başlatan papazdan şok itiraflar

Tanık: Malatya ve Dink ´Kafes´ işi

Flaş!!! Dink davası tanığından yeni şok ifadeler

Malatya Zirve Katliamı ve Ergenekon bağlantısı manşetlerimiz

Zirve Yayınevi Katliamı ile Kafes davaları birleşebilir

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3299    yazdır/print


 

Şahin: Pişmanım, Hakim: O geçti artık

Ergenekon davası sanığı İbrahim Şahin, emekli olmasının ardından edindiği istihbarat bilgilerini neden sanıklardan Fatma Cengiz vasıtasıyla gerekli makamlara bildirdiği şeklindeki soruya, ´Kendini moderatör olarak tanıtmıştı. Beni askerlerle görüştürdüğünü iddia ediyordu. Demek ki yalanmış, kandırılmışım´ diye cevap verdi. İbrahim Şahin, Başkan Şengün´ün art arda gelen soruları üzerine, ´Tövbeler tövbesi. Bir daha duyduğum hiçbir şeyi kimselere söylemem. Artık beni ilgilendirmiyor´ dedi. Şengün ise, ´Geçmiş olsun. Atı alan Üsküdar´ı geçti´ cevabını verdi.

Şahin: Pişmanım, Hakim: O geçti artık

Ergenekon davası sanığı İbrahim Şahin, emekli olmasının ardından edindiği istihbarat bilgilerini neden sanıklardan Fatma Cengiz vasıtasıyla gerekli makamlara bildirdiği şeklindeki soruya, ´Kendini moderatör olarak tanıtmıştı. Beni askerlerle görüştürdüğünü iddia ediyordu. Demek ki yalanmış, kandırılmışım´ diye cevap verdi. İbrahim Şahin, Başkan Şengün´ün art arda gelen soruları üzerine, ´Tövbeler tövbesi. Bir daha duyduğum hiçbir şeyi kimselere söylemem. Artık beni ilgilendirmiyor´ dedi. Şengün ise, ´Geçmiş olsun. Atı alan Üsküdar´ı geçti´ cevabını verdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi´nde oluşturulan salonda görülen İkinci Ergenekon davasının bugün görülen 112. duruşmasına, gazeteciler Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay´ın da aralarında bulunduğu tutuklu 18 sanık katıldı.Tutuklu sanıklardan eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, emekli tuğgeneral Levent Ersöz, Ersin Gönenci, Levent Göktaş, Hasan Ataman Yıldırım ve Mustafa Dönmez ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada, bu davada tutuksuz yargılanan ancak Odatv´ye yönelik yapılan aramaların ardından ´Ergenekon´ soruşturması kapsamında tutuklanan Yalçın Küçük ile ´Balyoz Planı´ davasının tutuklu sanıkları Mustafa Koç ve Cengiz Köylü de hazır bulundu.

Eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, salondaki kürsüye alınarak, daha önce alınan savcılık ifadesinin okunmasına devam edildi. Şahin´in 107 sayfadan oluşan savcılık ifadesinin okunmasına geçen salı günü başlanmıştı. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün´ün, ifadesinde geçen Matit Sansaryan´ı sorduğu Şahin, bu kadının Erzincan-Tunceli bölgesinde terör örgütü PKK elemanlarıyla irtibatı olduğunu duyunca bu bilgiyi MİT´e ilettiğini söyledi. ´Asena´ olarak hitap ettiği tutuklu sanıklardan Fatma Cengiz´in aracılığıyla bu bilgiyi Bekir Kalyoncu paşaya da bildirdiğini ifade eden Şahin, 10 yıldır aşiret liderlerinin kendisiyle ilişkisini kesmediğini, hastanedeyken bile aşiretlerin kendisini arayarak bilgi verdiklerini, bir binbaşının vurulacağı bilgisi üzerine de bunu MİT´e ilettiğini kaydetti. Kendisine gelen birçok bilgiyi MİT´e ve askeriyeye bildirdiğini anlatması üzerine Başkan Şengün´ün, ´Paşaları sana bağlayan Fatma Cengiz mi?´ sorusunu ´Evet´ diye yanıtlayan Şahin, Şengün´ün ´Paşalarla aracısız konuşmuyor musun?´ sorusuna da ´Bana ´askeriyede moderatörüm´ demişti. Onun aracılığıyla bildiriyordum´ yanıtını verdi.

Köksal Şengün´ün, ´2008 yılında göreviniz neydi, ne iş yapıyordunuz, emekli miydiniz?´ soruları üzerine hiçbir yerde çalışmadığını, sadece kitap yazdığını ifade eden Şahin, Şengün´ün ´Çalışmadan, bu kadar telefon görüşmeleri... Bu kadar iş size mi düştü?´ demesi üzerine de ´Tövbeler tövbesi, bundan sonra hiç kimseye söylemem´ dedi. Şengün´ün ´Geçti artık. Atı alan Üsküdar´ı geçti´ sözleri üzerine Şahin, ´PKK ile ilgili her şeyi devlete bildirmem gerekiyordu. Bana bildirilen her şeyi MİT´e bildirdim. Fatma Cengiz aracılığıyla da askeriyeye bildiriyordum. Demek ki beni kandırmışlar. Bundan sonra vallahi de billahi de bildirmem´ diye konuştu.( Zaman)

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, tutuklu sanık İbrahim Şahin´in soruşturma aşamasında savcılıkta verdiği ifadesinin okunması ile duruşmaya başladı. Şengün, sanık Şahin´in 105 sayfalık ifadesinin 62. sayfasında geçen bölümleri okudu. Savcılıkta kendisine sorulan sorulara yetersiz cevap verdiği ve hiç cevap vermediğini belirten Şengün, benzeri her konuda, Bunu açıklar mısınız? diye sordu. Şahin ise genelde, Ben bunları hatırlamıyorum., Bunlar bana sorulmadı. ya da Ben genel olarak söylüyorum. cevaplarını verdi.

Sanıklardan Fatma Cengiz ile yaptığı görüşmeleri peşi sıra okunan İbrahim Şahin, edindiği istihbari bilgileri MİT askeri yetkililer ya da Genelkurmay´a bildirdiğini, bu konuda bağlantıyı Fatma Cengiz üzerinden yaptığını söyledi. Fatma Cengiz´in duruşma salonundan ihtiyaç için nezarethanelerin bulunduğu tarafa geçmesinden 5 dakika kadar sonra Başkan Şengün, Fatma Cengiz´i çağırın gelsin. talimatı verdi. Bir dakikadan az bekleyen Şengün´ün, sanık Cengiz´in salona gelmesinden sonra kendisine soru sormaması, Şahin´e soru yöneltmesi dikkat çekti. Başkan Şengün´ün bu davranışı, sanık Fatma Cengiz ile ilgili bölümler geçtiği için, duruşma salonunda bulunarak bu diyalogları dinlemesini istediği şeklinde yorumlandı.

´Kan kardeşine güvenmiyor Fatma Cengiz´e güveniyorsun´

Köksal Şengün, sanık İbrahim Şahin ile kaldığı diyaloğa, Siz komutanlardan kimseyi tanımıyor muydunuz da önce Fatma Cengiz ile görüşüyor, ardından onun vasıtasıyla komutanlarla görüşüyordunuz? şeklindeki soru ile devam etti. Şahin bu soruya, Beni askerlerle görüştürdüğünü iddia ediyordu. Demek ki yalanmış. Kandırılmışım. şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine Başkan Şengün, Enver Topuz Paşa ile kan kardeşi olduğunuzu söylüyorsunuz. Neden bu terör ya da PKK konularındaki istihbaratları onun vasıtasıyla komutanlara iletmiyordunuz? diye sorunca Şahin, Bilmiyorum. Enver´e söylemedim. diye cevap verdi. Başkan Şengün´ün, Kan kardeşine güvenmiyorsun da Fatma Cengiz´e nasıl güvenebiliyorsun? sorusuna ise Şahin, Bilmiyorum. demekle yetindi.

Ardahan´da bir çoban ile alakalı yaptığı telefon konuşmaları hatırlatılan Şahin, Bu kişinin PKK´nın silah deposunu bildiğini öğrendik. Bunu da gereken makamlara bildirdik. dedi. Yaptığı görüşmelerde Serpil olarak bilinen Matit Sansaryan isimli bir kadından bahsedildiğini belirten Başkan Şengün, Bu kadının adını PKK´lılara söylediğinizde geri çekileceklerini söylüyorsunuz. Kimdir bu kadın? Nasıl bir kişidir ki ismi söylendiğinde PKK´lılar geri çekilebiliyorlar? diye sordu. İbrahim Şahin ise bu kadının PKK´ya yardım ettiği şeklinde istihbarat aldıklarını ve bu bilgiyi de yine Fatma Cengiz vasıtası ile askeri ve Genelkurmay yetkilisi olarak Metin Gürak paşaya bildirdiklerini söyledi. Şahin, MİT´e verdiği bilgiyi de Kartal isimli arkadaşı aracılığı ile ilettiğini söyledi.

İbrahim Şahin´in bu açıklamalarının ardından Başkan Şengün, 2008 yılında ne iş yapıyordunuz? Resmi bir göreviniz var mıydı? Yoksa emekli miydiniz? diye sordu. Şahin, hiçbir şey yapmadığını, sadece kitap yazdığını söyledi. Başkan Şengün´ün, yaptığı konuşmalarla ilgili sorularına Şahin, bazı istihbari bilgileri toplayıp MİT ve Genelkurmay ile askeri yetkililere ilettiklerini söyledi. Başkan Şengün´ün, bu bilgileri neden Fatma Cengiz gibi biri üzerinden ilettiğini sorması üzerine Şahin, Tövbeler tövbesi. Bundan sonra kim bana ne derse desin kimseye birşey söylemem. cevabını verdi. Başkan Şengün, bu soruya karşılığı ise O geçti artık. Atı alan Üsküdar´ı geçti. şeklinde oldu.

Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde yıllarca müdürlük yapan, en son Özel Harekat Dairesi Başkan vekilliğinden sonra emekli olan İbrahim Şahin´in, Başkan Şengün´ün sorduğu bazı sorulara geçiştirici cevaplar verdiği gözlendi. Şahin´in, bazen de soruyu hiç dinlememiş gibi alakasız cevaplar vererek farklı konularda açıklamalar yapması dikkat çekti. ( Cihan)

Gölbaşı´daki mühimmata yalanlama

İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Gölbaşı´da bulunan mühimmat konusunda ´Ben böyle bir şey gömmedim´ dedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, savcılık ifadesinin okunmasına devam edilen Şahin, bazı telefon görüşmelerinde geçen Kıbrıs konusuna açıklık getirdi. Şahin, oğlunun şehirlerin altyapısına ilişkin çalıştığını ve Kıbrıs´taki belediye başkanıyla da ticari ilişkiler nedeniyle görüştüğünü ancak yapılan ihaleyi alamadıklarını anlattı. ´Babasını çok seviyorum da oğluyla tanışmadım. Oğluna çok selam söyle´ şeklindeki konuşmada geçen babanın Rauf Denktaş, oğlunun ise Serdar Denktaş olduğunu belirten Şahin, bu kişileri sevdiğini ancak tanışmadığını ileri sürdü. Kıbrıs ile ilgili ihale konusunun bu dosyada olmasına tepki gösteren Şahin, ´Ben çeteci miyim? PKK´cıysam ne işi var oğlumun ticari ilişkilerinin burada? Bu ihaleye giremedik, olmadı. Ben sadece oğlumu yönlendirdim. ´Alabiliyorsan bu ihaleyi al´ dedim. Oğlum belediye başkanıyla görüştü, ´Olmuyor baba alamıyoruz´ dedi. Neden bunlar? Ben vatan haini miyim? Bir kuruş almadık bu ihaleden. Neden biz para kazanamaz mıyız? Ölelim mi?´ diye bağırdı. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün de, ´Eziyeti kendine yapıyorsun. Bağırarak neyi çözeceksin?´ deyince Şahin, ´Bunların benimle alakası yok´ dedi. Şengün ise ´Var ki dosyaya koymuşlar´ diye cevap verdi. Şengün´ün, telefon konuşmaları ve mesajlara ilişkin savcılık ifadesindeki soruları ve verdiği cevapları hatırlattığı Şahin, ´Korkut Eken hocam. Böyle ucuz işlere girecek adam değil. Niye gitsin Kayseri´de rüşvet alsın. Anlamadım´ diye konuştu.

Kazadan sonra ruhsatları unutuldu

Kadıköy´deki evinde yapılan aramada ele geçirilen silahlarla ilgili de Şahin, kaza geçirdikten sonraki 4-5 yılının kendisi için ölü bir dönem olduğunu, silahların ruhsatlarını yenilemek için Emniyet Genel Müdürlüğüne müracaat ettiğini ancak yenilenmediğini anlattı. Silahların ruhsatlarının 2000 yılından sonra yenilenmeden kaldığını ifade eden Şahin, 7-8 tane silahı olduğunu söyledi. Başkan Şengün´ün ´2´si ruhsatsız, 6´sı ruhsatlı 8 silahın var´ sözleri üzerine Şahin, ruhsatların sonradan verildiğini, bir silahın ise 20 yıldan beri kendisinde olduğunu, hangi aşiret reisinin verdiğini hatırlamadığını, bu silahını unuttuğunu bildirdi. Hayatını dağlarda geçiren biri olduğu için kendisinde bıçak olmasının doğal olduğunu ifade eden Şahin, Ankara´daki evinde bulunan Glock marka silahın da ruhsatsız olduğunu söyledi. İfadesinde sorulan ´Gölbaşı´daki mühimmatı kimin gömdüğünü açıklayınız´ sorusuna ´Silahları kabul etmiyorum´ diyen Şahin, ´Ben böyle bir şey gömmedim. Böyle bir suikast (Alevi ve Ermeni cemaati liderlerine yönelik) belgesi yok. Zaten parmak izlerim de yok´ şeklinde konuştu. ( AA)

İbrahim Şahin: Susurluk kaza değil suikastti

İbrahim Şahin, çapraz sorgusunda Susurluk kazasıyla ilgili bomba bir iddiayı gündeme getirdi. İkinci ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, çapraz sorgusunda Susurluk kazasının suikast olduğunu iddia etti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmada nöbetçi mahkeme tarafından alınan ifadesinin okunması işleminin tamamlanmasının ardından Şahin´in çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, Şahin´e, ´Çok şey biliyorsun, anlatmak istemiyorsun burada. Başka anlatmak istediğin bir şey var mı?´ diye sordu. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in de ´bazı şeyleri hatırladığını, bazılarını da unuttuğunu söylediğini´ belirtmesi üzerine Şahin, ´Ben sadece Susurluk konusunda konuşurum. Onlarla yatar, onlarla kalkarım. Bu konuyla ilgili mahkeme aşamasında verdiğim ifadeleri inceliyorum. Hatırladıklarım bunlardır´ dedi.

Pekgüzel, Şahin´in ´Herkes konuştu ama hep yalan söylediler´ dediğini anımsatarak, Susurluk konusunda bir bilgiye sahip olup olmadığını sordu. Şahin´in ´Susurluk´un kesinlikle bir kaza değil, suikast olduğunu´ belirtmesi üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, bunu ispatlayacak bilgisi olup olmadığını sordu. Şahin, cezaevinde bulunduğu için bunu ispatlayacak durumda olmadığını söyledi. Şengün´ün ´Nereden biliyorsun kaza olmadığını?´ sorusuna ise Şahin, ´notlarda yazılanlara göre kaza olmadığı yönünde bilgisinin oluştuğu´yanıtını verdi. Bu notları hatırlamadığını, notlarının dışarıda olduğunu ifade eden Şahin´e Pekgüzel, ´Arkadan gelen araç mı vardı, kamyonu ayarlamışlar mıydı?´ sorularını yöneltti. Şahin, polislerden dinlediklerini anlattığını belirtti, Şengün´ün ´Senden doğru olarak bildiklerini anlatmanı istiyoruz´ sözlerine ´Ben bilmiyorum. Elimde kesin bilgi yok´ karşılığını verdi. Pekgüzel´in 1980 öncesi Abdullah Çatlı ile görüşüp görüşmediğini sorduğu Şahin, Özel Harekat Dairesi Başkanvekilliğini yaparken Çatlı ile ´Mehmet Özbay´ kimliğiyle ve sivil bir kişi olarak tanıştırıldığını söyledi. Tanıştıran kişinin bir devlet görevlisi olduğunu ve bu olayın 1994 veya 1995 yılında meydana geldiğini anlatan Şahin, 1996´da ise Çatlı´yı hiç görmediğini söyledi. Çatlı ile Susurluk davasında yargılanan polis memuru Ziya Bandırmalıoğlu´nun oğlunun sünnet düğününden sonra hiç görüşmediğini bildiren Şahin, ´Birinin öldürülmesiyle ilgili yargılanmışlar. Ben o yargılamada var mıyım? Gonca Us ile ilgili yargılanmadım. Dilek Örnek´i tanımıyorum. Ben yargılanmadım. Maalesef Susurluk kazasından sonraki davada gerekçe olarak önüme konuldu´ diye konuştu.

Şahin: Abdullah Öcalan´ı öldürmek için İsrail´e gittim

Savcı Pekgüzel´in ´Levent Göktaş´ı tanıyor musunuz? Birlikte İsrail yolculuğunuz olmuş´ sözlerine Şahin, Göktaş ile dava nedeniyle duruşmada tanıştığını, 2-3 defa görevli olarak İsrail´e gittiğini ancak Göktaş ile gitmediğini söyledi. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel´in ´Devlet sırrı değilse göreviniz neydi?´ sorusuna İbrahim Şahin, ´Abdullah Öcalan´ı öldürmek´ yanıtını verdi. Özel Harekat Daire Başkanvekilliği görevindeyken 1 günlüğüne İsrail´e gittiğini ifade eden Şahin, ´Abdullah Öcalan ile ilgili bilgi istendi. Mehmet Ağar çok iyi biliyordur. Öcalan´ın kaldığı yerlerle ilgili bilgi iletildi. Mehmet Ağar ve Emniyet Genel Müdür Yardımcısı görüştü. Korkut Eken ve beni toplantıya almadılar´ dedi. Pekgüzel´in ´Ne konuşuldu? Silah mı alındı?´ sorusuna Şahin, ´Bilmiyorum. Ağar bunlarla ilgili yargılanıyor zaten´ yanıtını verdi. ´Silahlar nerede? Özel harekat timlerine mi dağıtıldı?´ sorusunu ise Şahin, ´Bilemiyorum. Uzi, tüfek, mermiler var. Bizim dışımızda olan şeyler. Onlar Emniyet Genel Müdürlüğüne teslim ediliyor. Onlar da bize teslim ediyor´ diye yanıtladı. Pekgüzel´in, Tarık Ümit´in öldürülmesinden sonra Mehmet Eymür´ün kendisiyle görüştüğü iddialarını hatırlatması üzerine de Şahin, ´Bunların benimle alakası yok. Tarık Ümit benimle devamlı görüşürdü. Kaybolması, öldürülmesinden bilgim yok. Eymür çağırdı beni. Soruldu. O zaman da söyledim bilmediğimi. Ne gariptir hep ben suçlanıyorum´ diye konuştu.

Ayhan Çarkın´ın iddiaları

Pekgüzel´in ´Ayhan Çarkın´ı tanıyor musun?´ sorusunu ´Şu geçen konuşan geveze´ diye yanıtlayan Şahin, 1995 yılında Çarkın´ın 1 yıl kendisiyle çalışıp ayrıldığını belirterek, ´Onların iddiaları da yalan. Bir insanı tayin etme gücüm, yetkim yok. Tayinleri Emniyet Genel Müdürlüğü yapıyor. Mehmet Ağar, Mehmet Eymür, Susurluk´ta yargılanan polisler, 10 yıldır hiçbiriyle görüşmem´ dedi. Pekgüzel´in ´Ayhan Akça´yı tanıyor musunuz?´ sorusuna da Şahin, ´Benim polisimdi. Siirt´te yanımdaydı. Tokatlı hemşehrimdir. Daire Başkanlığında şoförümdü. Kızla ilgili yargılanmış, cezasını almış´ yanıtın verdi. Mahkeme Heyeti Başkan Şengün, Şahin´in çapraz sorgusuna ara vererek, duruşmayı yarına erteledi. ( AA)

Genelkurmay Tekin´in karizmasını çizdi: Takdirname verilmedi!

Ergenekon davasındaki savunmasını askerlik döneminde aldığı takdirnamelere dayandıran Muzaffer Tekin´e Genelkurmay´dan “Kayıtlarda takdirname yok” cevabı geldi. Savunmasını ´aldığı iki takdirname´ üzerine kuran Ergenekon´un tutuklu sanığı Muzaffer Tekin hakkında, mahkemenin beklediği cevap Genelkurmay Başkanlığı´ndan geldi. Genelkurmay, Tekin´in “disiplinsizlik” nedeniyle TSK´dan ilişiğinin kesildiğini belirterek, kayıtlarında kendisine verilmiş takdirname olmadığını bildirdi. Ergenekon terör örgütü iddiasıyla devam eden davanın tutuklu sanıklarından olan ve örgüt yöneticisi iddiasıyla yargılanan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin takdirname şoku yaşadı. Soruşturmayı yürüten savcılar, iki takdirnamenin gerçek olup olmadığını Genelkurmay´a sormuştu. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı´nın 2.6.2008 tarihli yazısında “Takdirnameler TSK´ya ait değildir” ifadesinin yer aldığı belirtilmişti. Ancak Muzaffer Tekin, iddianamedeki bu bölümün gerçeği yansıtmadığını öne sürerek mahkemeden takdirnamelerle ilgili araştırma yapılmasını istemişti. Bunun üzerine davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, söz konusu takdirnameleri Genelkurmay´a göndererek bunların gerçek olup olmadığını sordu.

İmzalar da gerçek değil

Genelkurmay´dan mahkemeye ulaşan 2011 tarihli “GİZLİ” ibareli yazıda Muzaffer Tekin´in “diziplinsizlik” nedeniyle TSK ile ilişiğinin kesildiği ifade edilerek, takdirnamelerin de kayıtlarda yer almadığı belirtildi. Tekin´deki takdirnamede adı bulunan Abdullah Başkan adlı TSK personeli hakkında da “Üsteğmen rütbesindeyken 1979 yılında hakkında verilen mahkumiyet kararı neticesinde TSK´dan ilişiğinin kesildiği” de yazıda yer aldı. Yine takdirnamelerin altında imzası olduğu iddia edilen emekli Tuğgeneral Mahir Kök hakkında ise şöyle denildi: “1972-2004 yılları arasında K.K.K.lığında görev yaparak Tuğgeneral rütbesiyle 2004 yılında kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayrıldığı anlaşılmıştır.”

Mahir Kök albayken Tekin emekli olmuştu

“Belirtilen her üç personelin dosyalarında ya da diğer kayıtlarda, takdirnamelere ait dosya nüshalarına veya herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Dolayısıyla anılan belgeler K.K.K.lığı kayıtlarında bulunmamaktadır” denilen yazıda, personellerin ayrı dönemlerde çalıştığına vurgu yapıldı. Yazıda, şöyle denildi: “E.Tuğg. Mahir Kök, 121. Taktik Komando Alay Komutanı olarak Albay rütbesiyle 1996-1998 yılları arasında görev yapmıştır. Takdirnamede adı geçen şahıslar ise bu tarihlerde TSK personeli olmadığından Kur.Alb. Mahir Kök´ün maiyetinde bulunmayan bu kişilere takdirname verme yetkisi bulunmamaktadır.” ( Star)

Kozinoğlu, özel tim kursunda öğretmenlik yapıyordu

05 Nisan 2011 - Ergenekon davasının tutuklu sanığı İbrahim Şahin, savunmasında kendisinin kurduğunu söylediği özel timle ilgili bilgiler verdi. Şahin, Özel timde üniversite mezunu 11 kişiydik. Sayımızın artırılmasını talep ettik ve 1985-1986 yıllarında 50-60 kişiye ulaştık. Aramıza yeni katılanlar için Ankara´da yeni bir kurs verildi. Korkut Eken ile bir kez de orada karşılaştım. Aynı dönem Kaşif Kozinoğlu da kursta öğretmenlik yapıyordu. dedi.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen ikinci Ergenekon davasının 113. duruşmasına Mehmet Haberal, Fatih Hilmioğlu, Levent Ersöz, Mustafa Levent Göktaş, Oğuz Bulut ve İbrahim Özcan katılmadı. Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve İbrahim Şahin´in de aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık ise duruşmada hazır bulundu.

Çapraz sorgusu dünkü oturumda yarıda kalan tutuklu sanık İbrahim Şahin, Soruları duyamıyorum ve yanlış cevap veriyorum. diyerek bundan sonra kendisine sorulacak sorulara avukatının cevap vereceğini söyledi. Ancak Şahin, çapraz sorgusu sırasında kendisine yöneltilen sorular karşısında da sessiz kalmadı.

Soruşturma kapsamında yapılan kazılarda ele geçirilen mühimmatlarla ilgili olarak suçlanan tutuklu sanık Mustafa Dönmez, sanık İbrahim Şahin´e evinde bulunan krokilere dayanılarak bazı kazılar yapıldığını hatırlattı. Dönmez, ardından da bu kazılarda ele geçirilen mühimmatlardan sis bombası kabının kaybolduğunu, farklı kazılarda ele geçirilen mühimmatların da birbirleriyle büyük benzerlikler gösterildiğini savandu. Dönmez, sanık Şahin´e, Bu mühimmatlarla ilgili bir inceleme yaptırdınız mı? diye sordu. Mühimmatlara ilişkin krokide el ve parmak izinin bulunmadığını ileri süren Şahin, bu konu ile ilgili bir inceleme yaptırmadığını söyledi.

Savunma ve savcılık ifadelerinin okunduğu sırada Susurluk kazası ile ilgili bilgiye sahip olduğunu, hatta yazdığı kitapta bu konuları da anlattığını belirten sanık İbrahim Şahin, beklenildiği gibi çapraz sorgusunda da Susurluk kazasını ilgilendiren çok sayıda soruyla karşılaştı. Ancak Şahin´in, Susurluk´la alakalı bu sorulara yeni ya da önemli sayılabilecek bilgiler vermek yerine daha önceki söylediklerini tekrar etmekle yetinmesi dikkat çekti. Şahin´in, terör konusunda aldığı istihbarat bilgilerini askeri yetkililere bildirmesi konusunda kendisine aracılık yaptığı ileri sürülen Fatma Cengiz´in, dünkü oturumda devamlı el kaldırmasına rağmen bugün sadece iki soru sorduğu gözlendi. Oysa Mahkeme Başkanı Şengün tarafından duruşmayı dikkatle dinlemesi istenilen sanık Cengiz, dünkü oturumda sık sık söz almak ve açıklama yapmak için el kaldırmıştı. Cengiz´in, soruları sırasında sanık İbrahim Şahin´e İbrahim ağabey, İbrahim bey ve Başkan diye hitap ettiği görüldü.

Sanık Cengiz´in, İbrahim ağabey, Fahri Kepek ile seni yüz yüze tanıştırdım mı? şeklindeki sorusuna Şahin, Hayır cevabını verdi. Daha sonra da Sanık Oğuzhan Sarıoğlu, Matild Sansaryan ismini başkana ben söyledim. Tunceli´den Erzincan´a PKK ile irtibatı var diye duydum ve bildirdim. şeklinde bir açıklama yaptı.

´KORKUT EKEN, ÖZEL HAREKAT KURSUNDA ÖĞRETMENDİ´

Sanıkların ardından çapraz sorguya devam eden üye hakim Hasan Hüseyin Özese´nin sorularının büyük bir bölümünün Susurluk kazasında ismi geçen kişilerle ilgili olduğu gözlendi. Özese, Dün, özel harekatı sizin kurduğunuzu söylediniz. Bu süreci anlatır mısınız? diye sordu. Şahin, Ben kurdum derken, ilk kurulmasında ben kurucu görev aldım. 1983 yılında Ekmekçiyan ve adamları Esenboğa Havalimanı´nı bastı. Birkaç ay sonra Mayıs ayında da özel timin kurulmasına karar verildi. dedi. Özel timin Asala´nın Türkiye´deki eylemleri karşısında kurulduğunu söyleyen Şahin, 1983 yılında İstanbul Tuzla´da kurs gördüğünü ifade etti. Kurs süresinin en fazla 4 ay kadar sürdüğünü belirten Şahin, kendisine sorulan sorular karşısında bu kurs sırasında Korkut Eken´in de hocaları arasında bulunduğunu söyledi. Bu süreçten sonra devamlı özel kurslar nedeni ile yurt dışına çıkmak zorunda kaldığını belirten Şahin, Korkut Eken ile bir diyalogları olmadığını savundu. Eken´i en son Susurluk davasında gördüğünü belirten Şahin, Özel timde üniversite mezunu 11 kişiydik. Sayımızın artırılmasını talep ettik ve 1985-1986 yıllarında 50-60 kişiye ulaştık. Aramıza yeni katılanlar için Ankara´da yeni bir kurs verildi. Korkut Eken ile bir kez de orada karşılaştım. O kursun idari işlerinden sorumluydu ben de eğitim ve öğretimden sorumluydum. dedi. Aynı dönem Kaşif Kozinoğlu´nun da kursta öğretmenlik yaptığını ifade eden Şahin, Kozinoğlu ve Eken ile daha sonra Güneydoğu Anadolu´da da karşılaştıklarını söyledi. Şahin, Ancak onların operasyonları ile bizimkiler farklıydı. dedi.

Şahin, hangi illerde görev yaptığının sorulması üzerine Sinop Boyabat, Ankara, Nevşehir, Bitlis, Isparta, İstanbul ve Siirt´te çalıştım. dedi. Şırnak´ta çalışıp çalışmadığı sorulan Şahin, o dönem Siirt´in Şırnak´a bağlı bir kasaba olduğunu belirterek, kendi görev alanları içerisinde olduğunu söyledi. Şahin, Siirt´te 1987-88 ve 90´lı yıllarda çalıştığını söyledi.

´SUSURLUK´A NASIL KARIŞTIĞIMI ANLAMAYA ÇALIŞIYORUM´

Sanıklardan Levent Ersöz ve Mustafa Dönmez´e ilişkin sorulara Tanımıyorum. diye cevap veren Şahin, Susurluk´a neden karıştırıldığı şeklindeki soruya da, Ben de onu anlamaya çalışıyorum. karşılığını verdi. Hakim Özese´nin, Ayhan Çarkın ile tanışıklığınız nedir? şeklindeki sorusuna ise Şahin, 1990´da Diyarbakır´da çalıştığını duydum. Onun Güneydoğu bilgisi Diyarbakır ile sınırlıdır. dedi. Çarkın ve arkadaşlarının özel timci değil terör polisi olduğunu belirten Şahin, Kadıköy´de bir MİT otobüsü taranmış ve üç MİT´çi ölmüştü. Tespit edilen 5 hücre evine yönelik bir operasyon yapılmıştı. Ben ilk evden sorumluydum. Onlar da 5´inci evden sorumluydu. Ben kendi sorumlu olduğum eve girdim. Operasyonda hafif yaralandım. Onlar da 5´.eve gireceklerdi ama beceremediler. Bana, sen oraya da gir dediler. O hücre evine de ben girdim. Orada da yaralandım. diye konuştu. Çarkın´ı daha sonra Ankara´ya time aldığını ifade eden Şahin, burada uyum sağlayamadığını belirterek tekrar eski görev yerine gönderdiğini anlattı.

Susurluk kazasında ölen Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ ile de özel timde birlikte çalıştıklarını söyleyen Şahin, Rütbe aldığı için de tayin edilerek bizden ayrıldı ve normal kadroya geçti. İlişkimiz görev icabı olan bir ilişkiydi. şeklinde konuştu. Yine aynı kazada ölen Abdullah Çatlı´yı Mehmet Özbay ismi ile tanıdığını iddia eden Şahin, İş adamı olan bazı tanıdıklarım vasıtası ile tanıştık. Kendisinin de iş adamı olduğunu biliyordum. En fazla 6-7 defa görüşmüşlüğümüz vardır. Zaten ölümünden 1,5 - 2 yıl kadar önce de ilişkimiz tamamen kesilmişti. Kayıtlardan anlaşılacaktır. ifadesini kullandı.

Adı Susurluk olayına karışan Mehmet Ağar´ı da İstanbul´da tanıdığını söyleyen Şahin, George Bush ziyareti için Ankara´dan İstanbul´a güvenlik önlemi ve koruma nedeniyle görevlendirildik. Bu olaydan sonra da İstanbul´dan Ankara´ya geri gönderilmedik ve asaleten tayinimiz İstanbul´a yapıldı. diye konuştu.

Susurluk kazası sırasında Çatlı ve Kocadağ ile aynı araçta bulunan ve kazayı yaralanarak atlatan Sedat Edip Bucak´ı da Urfa´dan tanıdığını söyleyen Şahin, Güneydoğu´da 10-15 tane devlet yanlısı aşiret olduğunu ifade etti. Şahin, Siyasetçilerimiz yanlış yapıyorlardı. Gidip görüşüp hemen geri dönüyorlardı. Ben bir aşiret reisini ziyaretim sırasında iki gün kaldım. Bana kaleşnikof silah hediye etmek istediler ama ben taşıması kolay olmaz diye kabul etmedim. Soruşturma sırasında evimde bulunan bir ruhsatsız tabanca da oradan hediye edilen tabancadır. dedi.

Susurluk kazasının oluşumu hakkında kısa bir hatırlatma yapan, kazanın İzmir dönüşünde meydana geldiğini anlatan hakim Özese, Kaza öncesinde Kocadağ, Bucak ya da Çatlı ile görüştünüz mü? diye sordu. Ancak Şahin, o dönem bütün işlerinin Elazığ ile diğer tarafındaki kırsal alanda olduğunu, özel timin asker ilişkilerini Ankara´dan giderek sağladıklarını belirterek kimse ile görüşmeye fırsatları olmadığını savundu. Susurluk´ta yargılanan kişileri dava sonrasında hiç görmediğini ileri süren Şahin, Görüşmem de şeklinde konuştu.

Ömer Lütfi Topal cinayeti ile ilgili bir bilgisi olup olmadığı sorulan Şahin, Topal cinayetine adı karışan bazı özel harekat polisinin İstanbul´da ifadeleri alınmış ve bir ilişkileri olmadığı görülmüştü. Genel Müdür Mehmet Ağar, ´Bir de Özel tim olarak siz alıp bakın.´ dedi. Ankara´ya gelip teslim aldık. Bize de aynı şeyleri söylediler. Sonrasında da bu kişileri bıraktık. dedi.

Ömer Lütfi Topal cinayeti davası sanıklarından Ziya Bandırmalıoğlu´nun yanında çalışan polis memuru olduğunu belirten Şahin, İbrahim Çingi ve İbrahim Genç´i de basından tanıdığını söyledi. Ergenekon ana davası sanıklarından Veli Küçük´ü basından tanıdığını öne süren Şahin, Sinan Aygün ile alakalı soruya ise, Kuzey Irak´ta kurulan Kürt devletinin haritasını televizyonda açıklamıştı. Yazacağım kitapta kullanmak üzere bu haritayı kendisinden istemek için bir kez telefonla görüşmem oldu. Onun haricinde kendisini tanımam. diye konuştu.

Sanıklardan Fatma Cengiz´i şehit polis memurları için Kayseri´ye gittiğinde tanıdığını belirten Şahin, Polisleri şehit etmişlerdi, kesmişlerdi. Beni Kayseri´de karşılayanlar arasında o da vardı. Arkadaşları arasında Asena diyorlardı. Ben Fatma Cengiz olarak da Asena olarak da tanıyordum kendisini. dedi. ( Cihan)

(04 Nisan 2011), son güncel.: (05 Nisan 2011)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Hakimden Şahin´e:Hani hatırlamıyordun?

İbrahim Şahin: Susurluk´un intikamını alacağım

Hakimden Şahin´e:Hani hatırlamıyordun?

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde ara

Mahkeme dikkatli çıkınca, Ergenekon Şahin´i kurtaramadı

İbrahim Şahin´e Adli Tıp´ta şüpheli raporlar verilmesi manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3167    yazdır/print


 

Kıbrıs´ta Ergenekon izi örtbas edildi

KKTC Meclis Araştırma Komitesi, KKTC´de ´Ergenekon Soruşturmasıyla´ ilgili olarak somut bir bilgiye rastlamadığını açıkladı. Oysa çok sayıda somut bulgu, Kıbrıs´ın Ergenekon üssü olduğunu gösteriyordu. Ancak UBP´nin iktidara gelmesiyle Ergenekon´un Kıbrıs ayağı soruşturması birden yavaşlamıştı. KKTC´nin Rauf Denktaş´tan sonraki cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, Ergenekon´un Kıbrıs uzantısına yönelik Ada´da yürütülen soruşturmada istenilen araştırmanın yapılamamasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. Talat, ´Kıbrıs bu işin üssüydü. Örgütün beli kırıldı ama onların destekçileri hala iktidar. Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyememesini normal karşılıyoruz´ ifadelerini kullanmıştı.

Kıbrıs´ta Ergenekon izi örtbas edildi

KKTC Meclis Araştırma Komitesi, KKTC´de ´Ergenekon Soruşturmasıyla´ ilgili olarak somut bir bilgiye rastlamadığını açıkladı. Oysa çok sayıda somut bulgu, Kıbrıs´ın Ergenekon üssü olduğunu gösteriyordu. Ancak UBP´nin iktidara gelmesiyle Ergenekon´un Kıbrıs ayağı soruşturması birden yavaşlamıştı. KKTC´nin Rauf Denktaş´tan sonraki cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, Ergenekon´un Kıbrıs uzantısına yönelik Ada´da yürütülen soruşturmada istenilen araştırmanın yapılamamasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. Talat, ´Kıbrıs bu işin üssüydü. Örgütün beli kırıldı ama onların destekçileri hala iktidar. Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyememesini normal karşılıyoruz´ ifadelerini kullanmıştı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi´nde, Türkiye´de Başlayan Ergenekon Soruşturmasının KKTC ile Bağını Ele Almak Maksadıyla Oluşturulan Meclis Araştırma Komitesi bugüne kadar yapılan çalışmalarda somut bilgi elde dilemediği gerekçesiyle feshedildi. Türkiye´de başlayan Ergenkon soruşturmasının Kıbrıs bağlantısını ortaya çıkarmayı amaçlayan komitenin, somut bir bilgiye rastlanmadığı gerekçesiyle oy çokluğu ile feshedildiği duyuruldu. Cihan Haber Ajansı´na açıklama yapan Komite Başkanı Ulusal Birlik Partisi Güzelyurt Milletvekili Ahmet Çaluda, Komite bugüne kadar somut bir bilgiye ulaşamadı. Elde edilen bilgiler tatmin edici olmadığı için, oy çokluğu ile komitenin feshine karar verildi. dedi.

Aydınlatma değil karartma komitesi

Bugüne kadar toplam on toplantı gerçekleştiren komite 2009 Haziran´da kurulmuştu. Komite´den yapılan açıklamaya göre konuyla alakalı bilgi edinmek için bugüne kadar, Polis Genel Müdürlüğü, Nüfus Kayıt Dairesi, Bakanlar Kurulu Sekreterliği, Başbakanlık Müsteşarlığı, Başbakanlık Denetleme Kurulu ve Başsavcılığın bilgi ve görüşlerine başvuruldu. Yapılan açıklamada, Türkiye;de Başlayan Ergenekon Soruşturmasının KKTC ile Bağını Ele Almak Maksadıyla Oluşturulan Meclis Araştırma Komitesi, varılan değerlendirme sonucunda KKTC´de ´Ergenekon Soruşturmasıyla´ ilgili olarak somut bir bilgiye rastlamamıştır. denildi. Komite toplantısına Komite Başkanı UBP Milletvekili Ahmet Çaluda ile UBP Milletvekilleri Ali Rıza Usluer ve Necdet Numan katılırken, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekilleri Sonay Adem ve Arif Albayrak´ın katılmaması dikkat çekti. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekilleri ve Ergenekon Araştırma Komitesi üyeleri Sonay Adem ve Arif Albayrak, alından karardan habersiz olduklarını belirtti. ( Cihan)

Türkiye´deki soruşturma Kıbrıs´a sıçramıştı

Türkiye´de 2007 yılında başlayan soruşturma ilerleyen zamanlarda sınırları aştı. Ele geçirilen her belgeyle genişleyen soruşturma KKTC´ye sıçradı. Bazı Ergenekon sanıklarının Kıbrıs´la yakın ilişki içinde olması sebebiyle soruşturma KKTC´ye de sıçradı. Meclis´te Ergenekon´un Kıbrıs ayağını araştırması için komisyon kuruldu ancak sonuç alınamadı. Gerekli ilerleme bir türlü sağlanamadı. KKTC´nin Rauf Denktaş´tan sonraki cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, soruşturmada istenilen araştırmanın yapılamamasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. 2005´te oturduğu cumhurbaşkanlığı koltuğunu Nisan 2010´da Derviş Eroğlu´na devreden Talat, Ergenekon´un Türkiye´de olduğu kadar bir dönem Kıbrıs´ta da aktif olduğunu anlatıyor. Örgütün Kıbrıs´taki faaliyetlerini aleni bir şekilde yürüttüğünü söylüyor. Başta kendi evi olmak üzere muhalif yayınlarıyla bilinen gazetelerin bombalandığını hatırlatıyor. Talat, Güvenlikten sorumlu makamlar da bir şey yapmadı. Saldırıları gerçekleştirenlerin bir kısmı Ergenekon´la ilişkili çıktı. Kıbrıs´ta çok aktiflerdi. diye konuşuyor.

Cumhurbaşkanı değişti soruşturma durdu

Cumhurbaşkanlığı döneminde, KKTC´de başlatılan soruşturmanın ilerlemesi için Türkiye´den gerekli bilgilerin istendiğini belirten Talat, seçimlerden sonra soruşturmanın akıbeti hakkında bilgi alamadığını ifade ediyor. Talat, Kıbrıs bu işin üssüydü. Örgütün beli kırıldı ama onların destekçileri hala iktidar. Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyememesini normal karşılıyoruz. ifadelerini kullanıyor. Ergenekon davasının tutuksuz sanığı emekli Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur´un dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş´a gönderilen gizli ibareli mektubun arşivlerden çalınmış olabileceğini belirtiyor. Söz konusu mektubun Ergenekon davasının iddianamelerinde geçtiğini ve içeriği hakkında açıklama yapılmadığını anlatıyor: Denktaş, mektubun cumhurbaşkanlığı arşivinde olduğunu, isteyenin gidip bakabileceğini söylemişti. Arşivde olabilir diye baktırdık. Ama yoktu.

Başbakan Erdoğan´a tehdit

Örgütün belli aralıklarla ortaya çıkıp, tarafı olmayanlara gözdağı verdiğini söylüyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´la yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenmesini buna örnek gösteriyor: Başkanla konuşmamızı yayınlamaları örgütün ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Zaten o bir tehditti. Erdoğan´a yönelik bir tehditti! ´Biz her şeyi biliyoruz, takip ediyoruz´ mesajı veriliyordu.

Ergenekon Kıbrıs´ta çok güçlü

Mehmet Ali Talat, mevcut Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu´nun Kıbrıs´ta Ergenekon yoktur. sözlerini de eleştiriyor: Ergenekon´u Kıbrıs´ta bizzat yaşadık. Türkiye´de Ergenekon´da yargılanan birçok ismi Kıbrıs´ta ağırladık. Onlar Türkiye´de faaliyette bulunmuşken, bunun en kolay yapılacağı Kıbrıs´ta hiç mi bir şey yapmadılar? Adadaki yönetim ile Denktaş belgelere rağmen Ergenekon´un varlığına inanmıyor. Denktaş, ruhuyla, Ergenekon´a uygun. Kendisi de inkar etmiyor. Ergenekoncuların vatanseverler olduğunu söylüyor. Ergenekon´un bir örgüt olduğunu görmek istemiyorlar. Bunun sebebi demokrasiyi bir kamuflaj çadırı olarak görmelerinden kaynaklanıyor. Çadır yaptıklarını örtüyorsa sorun yok. Demokrasinin gereği çadırın bazı yerleri açılıyorsa, o zaman tepki gösterirler. İstemedikleri bir iktidarı devirmek onlar için her şeyi yaparlar. Zira devletin sahibi ve koruyucuları olarak kendilerini görüyorlar.

(23 Aralık 2010, 15:54)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Kıbrıs bu işin üssüydü, Ergenekon hala iktidarda

Ergenekon´un Kıbrıs uzantısı konulu manşetlerimiz

Kıbrıs Ergenekon´unun şok belgeleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2689    yazdır/print


 

Kozmik Oda soruşturması kapatılıyor, derin güç yenileniyor

´Derin devlet bitmedi. Derin devleti en çok sarsan şey kozmik odaya girilmesiydi´ diyen Doç. Dr. Emre Uslu; çok çarpıcı bilgiler içeren ´Dün Kürtler Bugün Cemaatler´ adlı kitabını yayınladı: ´İlk olarak orada savcının açıklamasına göre 20 adet dosya ayrıldı ve bunlarda suç unsuru olduğu ifade edildi. Bunlarla ilgili hukuki süreç henüz başlamadı. Belki başlar bilemiyoruz. Ya da sessizce kapatılacak. Kozmik odaya girilmesinden sonra derin devlet bütün planlarını revize etti. Hem planlar hem de planlarda kullanılan beyaz ve siyah kuvvetler yeniden yapılandırılmaya başladı. Yani derin devletin re-organize olması kararı çıktı. Hatırlar mısınız bilmem Ankara´da içi bomba dolu bir kamyon durduruldu. Neydi bu? Bu yeniden yapılanmanın bir sonucu. O bombalar Seferberlik Tetkik Kurulu´na bağlı bir kamyonda çıktı. Muhtemelen bu yeniden yapılanma içinde bir transferdi. Benzer biçimde, bu Seferberlik Tetkik Kurulu´nda görevlendirilmiş subaylar yeniden organize edildi. Özellikle asker çocuklarından seçilen yeni bir ekip kurulmaya başlandı. 2011 seçimleri, derin devlet için hayat memat meselesi. AK Parti´nin iktidardan düşürülmesi en azından bir koalisyon çıkartılması için her şey yapılacak. Son dönemde bunun işaretleri özellikle dış basında verilmeye başlandı.

Kozmik Oda soruşturması kapatılıyor, derin güç yenileniyor

´Derin devlet bitmedi. Derin devleti en çok sarsan şey kozmik odaya girilmesiydi´ diyen Doç. Dr. Emre Uslu; çok çarpıcı bilgiler içeren ´Dün Kürtler Bugün Cemaatler´ adlı kitabını yayınladı: ´İlk olarak orada savcının açıklamasına göre 20 adet dosya ayrıldı ve bunlarda suç unsuru olduğu ifade edildi. Bunlarla ilgili hukuki süreç henüz başlamadı. Belki başlar bilemiyoruz. Ya da sessizce kapatılacak. Kozmik odaya girilmesinden sonra derin devlet bütün planlarını revize etti. Hem planlar hem de planlarda kullanılan beyaz ve siyah kuvvetler yeniden yapılandırılmaya başladı. Yani derin devletin re-organize olması kararı çıktı. Hatırlar mısınız bilmem Ankara´da içi bomba dolu bir kamyon durduruldu. Neydi bu? Bu yeniden yapılanmanın bir sonucu. O bombalar Seferberlik Tetkik Kurulu´na bağlı bir kamyonda çıktı. Muhtemelen bu yeniden yapılanma içinde bir transferdi. Benzer biçimde, bu Seferberlik Tetkik Kurulu´nda görevlendirilmiş subaylar yeniden organize edildi. Özellikle asker çocuklarından seçilen yeni bir ekip kurulmaya başlandı.2011 seçimleri, derin devlet için hayat memat meselesi. AK Parti´nin iktidardan düşürülmesi en azından bir koalisyon çıkartılması için her şey yapılacak. Son dönemde bunun işaretleri özellikle dış basında verilmeye başlandı.

Türkiye çok hızlı değişiyor ve dönüşüyor. Bu değişimin ana taşıyıcısı siyaset olsa da başta akademisyenler, gazeteciler ve kritik noktalardaki bürokratlar önemli katkılar sunuyorlar. Bu inkar edilemez. Son yıllarda bir sınıf daha aktör olarak kamusal alana çıkıyor. Bunların ortak özellikleri belli bir dönem kamunun çeşitli kademelerinde görev almaları ve genç yaşta görevlerinden ayrılarak akademisyen, yazar ya da gazeteci kimlikleri ile kamusal alana çıkmalarıdır. Bu hafta Söyleşi-Yorum´da bu sınıftan bir aktör var: Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Uslu. Kendisi kısa bir süre önceye kadar Emniyet´te terörle mücadele alanında çalışan bir kamu görevlisi idi. Şimdi akademisyen ve yazar kimliği ile kamusal alanda. Geçtiğimiz günlerde ´Dün Kürtler Bugün Cemaatler´ adlı bir kitap çıkardı. Biz de kendisi ile derin devleti, derin devletin tehdit algısını, nasıl harekete geçtiğini konuştuk. Emre Uslu derin devletin harekete geçmesinde tek bir kriteri olduğunu söylüyor; pasif öteki´nin, ´aktif öteki´ haline gelmesi.

Kuvvet komutanlarının görevden alınmasının anlamı nedir? - Görevden alınmaları, Balyoz Davası ile ilgileri açısından göz önüne alındığında bir ilk. Ve önemli bir ilk. Ben bunu, önümüzdeki ay başlayacak dava öncesi, Ergenekon Davaları´nda yaşanan katakullileri önleyici bir tedbir olarak görüyorum.

Ergenekon Davası´nda hasta olarak tutukluluktan kurtulma gibi mi? - Evet, hastalanmaları, bir hakim tutukluluk kararı veriyorken, bir başkası serbest bırakıyordu. Bu davalara bakan hakimlere HSYK´dan gelen baskılar söz konusuydu. İşte bu görevden almalar bundan sonra davalarda hukuki sürecin sağlıklı işleyeceğini gösteriyor.

Ne bekliyorsunuz bu davayla ilgili olarak? - Burada bir şey olabilir, mahkeme süreci ile ilgili yeni tutuklamalar bekliyorum. Çünkü Balyoz iddianamesine baktığınızda şu anda bu davada sanık olanların serbest kalması bana normal gelmiyor. Herşey bir gecede oldu. Sihirli bir değnek dokunmuş gibi tutuklu olanlar bir anda serbest kaldı. Bu nasıl oldu bilmiyoruz gerçekten. Görevden almaları hukuksal olarak tartışmaya gerek yok. İlgili madde açık.

Ergenekon Davası sürüyor, diğer davalar da öyle. Ne olacak sonuç? -Ergenekon Davası ile ilgili konuşursak, kritik soru; Ergenekon örgütünün varlığının hukuken tespit edilip edilemeyeceğidir. Yani oradaki tutukluların durumundan öte, bu yapının mahkeme tarafından terör örgütü ya da silahlı örgüt olarak tespit edilip edilemeyeceği. Türkiye´nin geleceği ve derin devletin kaderi bu kararla belirlenecek.

Peki nedir Ergenekon? - Ergenekon, derin devletin 1999´dan sonra tehlike olarak tanımladığı, cemaatlere, özelikle Gülen cemaatine karşı mücadele için kurduğu bir yapının adıdır. Ergenekon, özellikle Gülen Cemaati´ni bürokrasiden silme operasyonuydu. Yani derin devletin bir operasyonunun adıydı. Bu operasyon 1999´da Gülen´in kasetlerinin ATV´de yayınlanmasıyla kamusal alana çıktı. Nitekim iddianamedeki dosyalara baktığınızda Ergenekon yeniden yapılanma belgelerinin 1999 tarihli olduğunu görürsünüz. Burada temel sorun şuydu: devlet 1990´larda PKK ile uğraşırken, tehlikeli gördüğü İslami yaşam tarzına sahip insanların bürokrasiye girdiğini fark etti ve 1999´da bunları temizlemek için yeniden yapılandı.

Derin devlet, ´Aktif Öteki´nden rahatsız

Devletin bu rahatsızlığı çok eski değil mi? - Hep vardı. Cumhuriyetin başından bu yana. Devletin dindarlarla birlikte, Kürtlere, azınlıklara, Alevilere karşı rahatsızlığı hep var oldu. Ve derin devlet bunlardan aktif öteki olan ile sürekli mücadele etti.

Ne demek ´aktif öteki´? - Bunun ´pasif öteki´ ile açıklayayım. Devler kültürel kimlik olarak bir çok kimlikten rahatsız. Dindarlardan, Kürtlerden, Alevilerden, azınlıklardan vs. İşte devletin potansiyel tehlike bulduğu bütün bu kimler kendi hallerinde iken devlet açısından ´pasif öteki´. Mesela Aleviler bugün sadece izleniyor, bu açıdan şimdilik ´pasif öteki´. Ama ne zamanki bu kesimler hak ve özgürlükleri için kendilerini siyaseten ifade etmeye başladılar ´aktif öteki´ oldular. Ve devlet cumhuriyet boyunca bütün aktif ötekilerle mücadele etti. 1999´dan itibaren mücadele ettiği ´aktif öteki´ cemaatler.

O zaman son kitabınızın adı da anlamlı: ´Dün Kürtler Bugün Cemaatler´... -Aynen. Kitabın üst başlığı da; ´Derin devletin tehdit haritası´. Yani derin devlet 1999´dan bu yana Ergenekon ile cemaatlerle uğraşıyor ama 1980´lerin orasından itibaren de diğer ´aktif öteki´ olan Kürtlerle mücadele ediyor.

Kürtlerle mücadeleye gelmeden önce Ergenekon´dan devam edelim. Nasıl başladı Ergenekon operasyonu? - Operasyon 1999´da televizyonlarda başladı. O dönemde MGK´ya cemaatlerle ilgili raporlar sunuldu diye manşetler atıldı. Sonra kasetler görüntüler vs oldu. Ama sonuç alınamadı. Ondan sonra düğmeye basıldı ve cemaatlere yönelik operasyon yapılmaya başlandı. Halen de devam ediyor. En son Dursun Çiçek´in hazırladığı evlere silah koyalım, bunları temizleyelim türü planlar ortaya çıktı.

Hedef cemaati silahlı örgüt olarak göstermek

Hedefi ne bu operasyonların? - Hedefteki cemaatleri terör örgütü gösterme. Nuh Mete Yüksel´in açtığı dava bunun bir örneği. Daha sonra bu süreç bürokrasi içinde işliyor, bilirkişi raporları vs. Devlet kurumlarından MİT´ten falan görüşler isteniyor. Gelen görüş şu oluyor: Gülen cemaati terör örgütü değildir, bunların silahla, şiddetle işi yoktur deniyor. Kısaca 1999´da başlayan süreç başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bunda AK Parti´nin 2002´de tek başına iktidar olmasının rolü de var.

Nasıl? -AK Parti´nin beklenmeyen ve istenilmeyen şekilde iktidara gelmesi 1999´da başlayan operasyonların önünü kesti. Bu yüzden 2003-2004 yıllarında AK Parti´ye yönelik darbe planları yapıldı. Önce AK Parti´yi indirelim sonra cemaatin önünü keseriz dendi. Ama olmadı. Şu anda yargılanan Ergenekon ama esas yargılanan derin devletin bir operasyonu.

Sonuç ne olacak? - Sonuçta bu dava o kadar kritik bir dava ki davanın aktörleri her türlü yöntemle davayı rayından çıkarmaya çalışıyorlar. Sonucun ne olacağını derin devletin gücü ile ona karşı mücadele eden bürokrasi içindeki güçlerin dengesi belirleyecek. Ya bir pazarlıkla iş kapatılacak ya da Ergenekon yapısının bir örgüt olduğu tescillenecek ve bundan sonraki derin devlet operasyonları için güçlü bir demokrasi sinyal verilmiş olacak.

Peki derin devletin önceki tehdit algısına yani Kürtlere gelelim. Orada da bir başarısızlık söz konusu değil mi? - Burada şu var; derin devlet için başarı her zaman öncelikli değil. Bazen de operasyonun kendisi sonuçlarından dana önemli olabiliyor. Devletin cemaatlerle mücadelesi ile Kürtlerle mücadele biçimi çok farklıydı. Kürtler silahlı olduğu için onları terörize etmeleri kolay oldu. Karşılarında PKK vardı ve herkesi PKK adına infaz edebildiler. 17 bin faili meçhulden söz ediliyor: Fakat bu faili meçhule kurban gidenler kim diye bir soru sorulmadı. Kimler, neden özellikle hedef seçildi ve nasıl bir mantıkla öldürüldü?

Faili meçhullere PKK´lı maskesi

Siz bu soruyu kitapta soruyorsunuz. Sonuç? - Şu karşıma çıktı, öldürülenlerin yekunu İnsan Hakları Derneği (İHD) ile bağlantılı olanlar. Orada çalışanlar, İHD´ye başvuranlar, onların akrabaları. O zaman devletin içinde olduğum için biliyorum bunu. İHD ile mücadele edilmeli kararı alındı ve dernek PKK´nın yan unsuru olarak gösterilmesi konuşuldu. Derin devletin devreye girdiği nokta, devletin İHD ile hukuk sınırları içinde mücadele edememesinden sonra oldu. Ve faili meçhuller başladı. Bakıyoruz İHD aktif elemanları teker teker temizlenmiş. Kitapta bunlar var. Faili meçhullerde ikinci grup PKK´ya yakın siyasi aktörler yani o zamanki HEP. HEP´in bölgede çalışanları. Sonra PKK´ya yakın gazeteciler diye tanımlanan kişiler kurban seçilmiş. Özgür Gündem´in bombalanması vs. bu kapsamda yapılan eylemler. Derin devletin yaptığı kendi içinde oldukça tutarlı ve devletten bağımsız da değil.

Peki sayı nedir gerçekten 17 bin 500 mü? - Benim derlediğim 1683 siyasi faili meçhul var. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre 1987-1999 arası faili meçhul sayısı 1683. Ve faili meçhullerin en yoğun olduğu dönem 1991-1994 arası. 1991´de 125, 1992´de 341, 1993´te 329 ve 1994´te 418. Sonra düşmeye başlıyor. Bakıyorsunuz 1993´te Kürt sorunun çözülmesinde önemli bir fırsat kaçmış ve bu dönemler aynı zamanda faili meçhullerin en yoğun olduğu yıllar. Bunlar tesadüf olabilir mi?

Neden o yıllar? - Çünkü o dönem Kürtler devlet açısından ´aktif öteki´ olmaya başladılar. 1984-1990 başına kadar devlet Kürtleri bir anlamda terörize ederek mücadele ediyordu. Ancak PKK, 1990´ın başından itibaren siyasallaşmaya ağırlık vermeye başlayınca derin devlet devreye girdi. Ve bu dönemde PKK militanlarını öldürmüyorlar ama infaz dediğimiz faili meçhullerin hedefinde Kürt siyasal talebi ve aktörler var. Bu kitapta o resmi sunuyorum.

Kürtlere yapılan operasyonun yürütücüsü kim? - JİTEM´ciler, Susurluk denen süreç. Bugün soruluyor, Ergenekon ile JİTEM ve Susurlukçuların bağlantısı yok mu diye? Yok, çünkü ikisi iki farklı operasyonun yürütücüleri. Ortaklıkları derin devlet tarafından yönetilmeleri. Bir de 17 bin 500 faili meçhul var deniyor ama benim derlediğim 1683 faili meçhul var.

Derin devlet yeniden yapılanıyor

Derin devlet hakkında çok şey ortaya çıktı. Derin devlet bitiyor mu? - Hayır bitmiyor. Derin devleti en çok sarsan şey kozmik odaya girilmesiydi.

Sahi ne oldu? Geçen yıl sizle yaptığımızda söyleşide ´kozmik odadan her şey çıkabilir´ demiştiniz. Ne çıktı? -Kozmik odaya girilmesi çok şeyi değiştirdi. İlk olarak orada savcının açıklamasına göre 20 adet dosya ayrıldı ve bunlarda suç unsuru olduğu ifade edildi.

Hukuki süreç başlamadı mı bunlarla ilgili? - Hayır henüz başlamadı. Belki başlar bilemiyoruz. Ya da sessizce kapatılacak.

Peki işin derin devlet yönü? - Burası önemli. Kozmik odaya girilmesinden sonra derin devlet bütün planlarını revize etti.

Nasıl? - Hem planlar hem de planlarda kullanılan beyaz ve siyah kuvvetler yeniden yapılandırılmaya başladı. Yani derin devletin re-organize olması kararı çıktı. Hatırlar mısınız bilmem Ankara´da içi bomba dolu bir kamyon durduruldu. Neydi bu?

Neydi? - Bu yeniden yapılanmanın bir sonucu. O bombalar Seferberlik Tetkik Kurulu´na bağlı bir kamyonda çıktı. Muhtemelen bu yeniden yapılanma içinde bir transferdi. Benzer biçimde, bu Seferberlik Tetkik Kurulu´nda görevlendirilmiş subaylar yeniden organize edildi. Özellikle asker çocuklarından seçilen yeni bir ekip kurulmaya başlandı. Sivil ekipler yenileniyor yani derin devlet kendisini yeniden organize ediyor.

Beyaz ve siyah kuvvetler nedir?

Nasıl oluyor bu? - Derin devlet hem askeri hem de sivil unsurları kullanıyor. Sivil unsurlar 2´ye ayrılıyor; siyah kuvvetler ve beyaz kuvvetler. Siyah kuvvetler vurucu timler. Mesela Yeşil. Yeşil, Seferberlik Tetkik Kurulu´nun siyah grubuna mensup bir eylemci idi. Ya da mafyatik örgütlenmelerde gördüğümüz ´ben devletim´ diye dolaşanlar. Bu grubun üyeleri. Bunları yöneten, bunlardan sorumlu olan ise bir subaydır. Sivillerin beyaz kuvvetleri ise daha çok lojistik destek sağlayan doktor, eczacı vb. mesleklerden olup gerektiğinde lojistik destek verenler.

Bu yapılanma daha çok savaş gibi olağanüstü durumlara yönelik değil mi? -Evet normal şartlarda öyle ama. Türkiye´de farklı işliyor ve devlet ´aktif öteki´ olarak tanımladığına (önce Kürtler, sonra cemaatlere) karşı bu planları devreye sokuyor.

Siyaset bunun fakında mı? - Farkında olsa da ne kadar müdahale edebilir bilemiyorum.

Kimdir derin devlet, nerededir? - Derin devlet, stratejik akıl ve operasyon gücünden oluşuyor. Stratejik akıl kısmı 2005 yılına kadar MGK idi. MGK´da Toplumla İlişkiler Başkanlığı vardı. MGK´da karar alırdı askerler. Altlarda hazırlanmış bir yapı vardı. Benim de kısmen vakıf olduğum toplantılarda hazırlanan raporlar üstlere sunulur ve karar alınırdı. 2005´te MGK Yasası değişince bu yapı da değişti. Toplumla İlişkiler Başkanlığı başka kurumlara kaydırıldı. Toplumla İlişkiler Başkanlığı birisi İçişleri Bakanlığı birisi de Genelkurmay içinde 2 tane kuruldu. Genelkurmay bünyesinde önce Psikolojik Harekat Taburları kuruldu daha sonra Dursun Çiçek´in çalıştığı Bilgi Destek Bölümü´ne dönüştürülen birimler oluşturuldu. Şu anda derin devlet burada. Derin devletin operasyonel gücü özellikle Seferberlik Tetkik Kurulu (Özel Harp Dairesi - ÖHD) çerçevesinde konumlanmış, sivil eylemcilerden oluşan, birbirinden bağımsız hücrelerden oluşan bir yapıdır.

Kritik kararlardan sonra derin devlet harekete geçiyor

Derin devlet dediğimiz akıl hangi durumlarda nasıl karar veriyor? -Size üç önemli tarihte, üç önemli olayla birlikte örnek vereyim. İlki 2006 yılı.

Ne oldu 2006´da? - Danıştay olayı Mayıs 2006´da oldu değil mi? Bu saldırı tam bir derin devlet işi. Bu saldırıdan birkaç ay önce iki önemli olay oluyor. İlki Hamas´ın seçilmiş lideri Halid Meşal´in Ankara ziyareti. İkincisi Mart ayında Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya´nın hazırladığı Şemdinli iddianamesi. Özellikle Halid Meşal´in ziyareti Türk Dış Politikası´nda önemli bir kırılmanın işareti idi. Ve bir anlamda İsrail´le köprülerin atılması demekti. O günlerin gazetelerine bakın irtica haberlerinde bir artış olduğunu fark edebilirsiniz. Derin devletin devreye girmesi bu olaylardan sonradır. Ama Danıştay ile başlayan süreci kesen, saldırıyı düzenleyen Alparslan Arslan´ın yakalanmasıdır. Yakalanması ile başka bir plan devreyi girdi ve o yılın sonunda Zeyno Baran Newsweek´te yazdığı yazıda 2007´de darbe olasılığı yüzde 50 dedi. 2007´de 27 Nisan e-muhtırası gerçekleşti.

İkincisi... - 2004-2006 yıllarında misyonerliğe yönelik faaliyetler. Misyonerler 2004´de hedef seçildi. Neden? Bu ülkede 2004´den önce misyonerlik yok muydu, vardı. Misyonerlerin derin devlet için hedef seçilmesi, 2004 yılında AB sürecinde değişen bir yasa ile oldu. Çünkü bu tarihe kadar misyonerlik suçtu. 2004´de suç olmaktan çıkınca derin devlet misyonerlere karşı harekete geçti. Ardından Rahip Santoro cinayeti ve Malatya Zirve Kitapevi baskını oldu. Dink cinayeti de bu kapsamda okunabilir.

Üçüncüsü... - Bu da Annan Planı tartışmalarının yaşandığı dönemdir. AK Parti, Kıbrıs politikasında bir değişime gidip, Annan Planı´na ´evet´ deme kararı alınınca, Türkiye´de derin devlet AK Parti´ye yönelik darbe planlarına hız vermiştir. Hatırlayın Rauf Denktaş´ın New York´taki görüşmelerde söylediklerine. Ne demişti, askerler birazdan açıklama yapacak: Kimdi bunlar bu darbe planlarını yapan kuvvet komutanlarıydı.

Yani devlet politikalarında siyasi iradenin inisiyatifi ile bir değişiklik olunca derin devlet hareket geçiyor? - Aynen. Burada kritik nokta devlet için pasif öteki´nin aktif ötekine dönüşmesi.

2011 SEÇİMLERİNE KADAR ÖNEMLİ ŞEYLER OLABİLİR

2011´de seçim var. Nedir beklentiniz? -2011 seçimleri, derin devlet için de AK Parti´yi istemeyenler için de hayat memat meselesi. Türkiye´deki iç dengeler açısından bazı yapılanmalar, gruplar, kişiler 2011´de ne olacağını bekliyor. AK Parti ile ilişki kuramamış, kendini AK Parti karşısına konumlandırmış kişiler 2011 seçimlerini bekliyor. Operasyonun içeriğini bilmiyorum ama bu süreçte siyasal, kültürel, dış politika açısından AK Parti´nin iktidardan düşürülmesi en azından bir koalisyon çıkartılması için her şey yapılacağını düşünüyorum. Ki son dönemde bunun işaretleri özellikle dış basında verilmeye başlandı. Wall Street Journal´da, Foreign Policy´de çıkan yazılar, en son eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman´ın AK Parti´ye yönelik açıklaması bu çerçevededir. Bence bu çevreler 2011´e kadar AK Parti´nin kaybetmesi için ellerinden geleni yapacaklar. Bu nedenle AK Parti ve Türkiye için 2011 seçimleri çok önemli. Derin devlet cemaatleri temizleyemedi hatta yenildi. Güç, eleman, prestij kaybetti bütün bunların toparlanması için 2011 seçimlerini fırsat olarak görebilir.

Osman Baydemir iyi korunmalı

Bakın bu süreçte en kritik aktör PKK´nın ne yapacağı. TAK´ın nasıl bir tutum benimseyeceği. En son Öcalan Mart ayına kadar devlete ve AK Parti´ye süre verdiğini açıkladı. Oysa PKK´nın seçim sonuna kadar ateşkes ilan ettiği açıklanmıştı. Bu örnek bile bu dönemde aktörlerin ne kadar oynak pozisyonlar benimsediğini gösteriyor. Örneğin Öcalan´ın Diyarbakırlı gençler onun ağzını yırtar tehdidinden sonra Osman Baydemir´in başına gelebilecek bir saldırı bu dengeyi nasıl değiştirir? Burada Baydemir´in artık açık bir hedef olduğunu, çok iyi korunması gerektiğini sanırım artık söylemeye gerek yok. Şundan eminim Öcalan´ın o ifadelerinden sonra bir yerlerde Baydemir´in üzerine hesap yapanlar vardır. Bu hesaplar derin devletin stratejik aklına hizmet ederse siyah kuvvet unsurlarının devreye girmemesi için bir neden göremiyorum.

CHP´de yaşananlar bu çerçevede olan gelişmeler mi? -Tam da öyle bir şey. Baykal CHP´si Bahçeli MHP´si bir noktada sıkıştı. İkisinin de söylemi ulusalcılaştı, ikisi de aynı kitleye hitap etmeye başladılar. Bu sıkışıklığı açmak gerekiyordu. Baykal´ın gitmesi bence bu sıkışıklığı açmak için bir müdahaledir. Kemal Kılıçdaroğlu tercihi derin devletin tercihi olmayabilir ama doğru bir tercih görülüyor. Çünkü bu hamle ile hem Alevilerin oyu tutuldu hem de türban gibi çıkışlarla AK Parti´ye alternatif havası yaratıldı. Son BDP-CHP ittifak arayışları çok masum bir girişim olmasa gerek.

Nasıl yani bu da plan mı? - Neden olmasın. AK Parti´yi iktidardan düşürecek her girişim derin devlet için makbul olduğuna göre. BDP ile koalisyonun CHP´ye % 6´lık artı oy getireceği hesaplanıyor. Ama burada hata şu, her şeyi matematikle hesapladıkları için ıskalıyorlar. Çünkü hayat matematiği yalanlıyor. ( Murat Aksoy / Yenişafak)

(29 Kasım 2010, 13:36)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

Başb.Yard. Bülent Arınç´a suikast iddiası ve Kozmik Oda aramaları manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2562    yazdır/print


 

Kıbrıs bu işin üssüydü, Ergenekon hala iktidarda

KKTC´nin Rauf Denktaş´tan sonraki cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, Ergenekon´un Kıbrıs uzantısına yönelik Ada´da yürütülen soruşturmada istenilen araştırmanın yapılamamasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Talat, ´Kıbrıs bu işin üssüydü. Örgütün beli kırıldı ama onların destekçileri hala iktidar. Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyememesini normal karşılıyoruz´ ifadelerini kullanıyor. Örgütün belli aralıklarla ortaya çıkıp, tarafı olmayanlara gözdağı verdiğini söyleyen Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´la yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenmesini buna örnek gösteriyor: ´Başkanla konuşmamızı yayınlamaları örgütün ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Zaten o bir tehditti. Erdoğan´a yönelik bir tehditti! ´Biz her şeyi biliyoruz, takip ediyoruz´ mesajı veriliyordu.´ Talat, Ergenekon´un Türkiye´de olduğu kadar bir dönem Kıbrıs´ta da aktif olduğunu anlatıyor. Örgütün Kıbrıs´taki faaliyetlerini aleni bir şekilde yürüttüğünü söylüyor. Başta kendi evi olmak üzere muhalif yayınlarıyla bilinen gazetelerin bombalandığını hatırlatıyor. Talat, ´Güvenlikten sorumlu makamlar da bir şey yapmadı. Saldırıları gerçekleştirenlerin bir kısmı Ergenekon´la ilişkili çıktı. Kıbrıs´ta çok aktiflerdi´ diye konuşuyor.

Kıbrıs bu işin üssüydü, Ergenekon hala iktidarda

KKTC´nin Rauf Denktaş´tan sonraki cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, Ergenekon´un Kıbrıs uzantısına yönelik Ada´da yürütülen soruşturmada istenilen araştırmanın yapılamamasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Talat, ´Kıbrıs bu işin üssüydü. Örgütün beli kırıldı ama onların destekçileri hala iktidar. Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyememesini normal karşılıyoruz´ ifadelerini kullanıyor. Örgütün belli aralıklarla ortaya çıkıp, tarafı olmayanlara gözdağı verdiğini söyleyen Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´la yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenmesini buna örnek gösteriyor: ´Başkanla konuşmamızı yayınlamaları örgütün ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Zaten o bir tehditti. Erdoğan´a yönelik bir tehditti! ´Biz her şeyi biliyoruz, takip ediyoruz´ mesajı veriliyordu.´ Talat, Ergenekon´un Türkiye´de olduğu kadar bir dönem Kıbrıs´ta da aktif olduğunu anlatıyor. Örgütün Kıbrıs´taki faaliyetlerini aleni bir şekilde yürüttüğünü söylüyor. Başta kendi evi olmak üzere muhalif yayınlarıyla bilinen gazetelerin bombalandığını hatırlatıyor. Talat, ´Güvenlikten sorumlu makamlar da bir şey yapmadı. Saldırıları gerçekleştirenlerin bir kısmı Ergenekon´la ilişkili çıktı. Kıbrıs´ta çok aktiflerdi´ diye konuşuyor.

Türkiye´de 2007 yılında başlayan soruşturma ilerleyen zamanlarda sınırları aştı. Ele geçirilen her belgeyle genişleyen soruşturma KKTC´ye sıçradı. Bazı Ergenekon sanıklarının Kıbrıs´la yakın ilişki içinde olması sebebiyle soruşturma KKTC´ye de sıçradı. Meclis´te Ergenekon´un Kıbrıs ayağını araştırması için komisyon kuruldu ancak sonuç alınamadı. Gerekli ilerleme bir türlü sağlanamadı. KKTC´nin Rauf Denktaş´tan sonraki cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, soruşturmada istenilen araştırmanın yapılamamasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. 2005´te oturduğu cumhurbaşkanlığı koltuğunu Nisan 2010´da Derviş Eroğlu´na devreden Talat, Ergenekon´un Türkiye´de olduğu kadar bir dönem Kıbrıs´ta da aktif olduğunu anlatıyor. Örgütün Kıbrıs´taki faaliyetlerini aleni bir şekilde yürüttüğünü söylüyor. Başta kendi evi olmak üzere muhalif yayınlarıyla bilinen gazetelerin bombalandığını hatırlatıyor. Talat, Güvenlikten sorumlu makamlar da bir şey yapmadı. Saldırıları gerçekleştirenlerin bir kısmı Ergenekon´la ilişkili çıktı. Kıbrıs´ta çok aktiflerdi. diye konuşuyor.

Cumhurbaşkanı değişti soruşturma durdu

Cumhurbaşkanlığı döneminde, KKTC´de başlatılan soruşturmanın ilerlemesi için Türkiye´den gerekli bilgilerin istendiğini belirten Talat, seçimlerden sonra soruşturmanın akıbeti hakkında bilgi alamadığını ifade ediyor. Talat, Kıbrıs bu işin üssüydü. Örgütün beli kırıldı ama onların destekçileri hala iktidar. Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyememesini normal karşılıyoruz. ifadelerini kullanıyor. Ergenekon davasının tutuksuz sanığı emekli Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur´un dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş´a gönderilen gizli ibareli mektubun arşivlerden çalınmış olabileceğini belirtiyor. Söz konusu mektubun Ergenekon davasının iddianamelerinde geçtiğini ve içeriği hakkında açıklama yapılmadığını anlatıyor: Denktaş, mektubun cumhurbaşkanlığı arşivinde olduğunu, isteyenin gidip bakabileceğini söylemişti. Arşivde olabilir diye baktırdık. Ama yoktu.

Başbakan Erdoğan´a tehdit

Örgütün belli aralıklarla ortaya çıkıp, tarafı olmayanlara gözdağı verdiğini söylüyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´la yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenmesini buna örnek gösteriyor: Başkanla konuşmamızı yayınlamaları örgütün ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Zaten o bir tehditti. Erdoğan´a yönelik bir tehditti! ´Biz her şeyi biliyoruz, takip ediyoruz´ mesajı veriliyordu.

Ergenekon Kıbrıs´ta çok güçlü

Mehmet Ali Talat, mevcut Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu´nun Kıbrıs´ta Ergenekon yoktur. sözlerini de eleştiriyor: Ergenekon´u Kıbrıs´ta bizzat yaşadık. Türkiye´de Ergenekon´da yargılanan birçok ismi Kıbrıs´ta ağırladık. Onlar Türkiye´de faaliyette bulunmuşken, bunun en kolay yapılacağı Kıbrıs´ta hiç mi bir şey yapmadılar? Adadaki yönetim ile Denktaş belgelere rağmen Ergenekon´un varlığına inanmıyor. Denktaş, ruhuyla, Ergenekon´a uygun. Kendisi de inkar etmiyor. Ergenekoncuların vatanseverler olduğunu söylüyor. Ergenekon´un bir örgüt olduğunu görmek istemiyorlar. Bunun sebebi demokrasiyi bir kamuflaj çadırı olarak görmelerinden kaynaklanıyor. Çadır yaptıklarını örtüyorsa sorun yok. Demokrasinin gereği çadırın bazı yerleri açılıyorsa, o zaman tepki gösterirler. İstemedikleri bir iktidarı devirmek onlar için her şeyi yaparlar. Zira devletin sahibi ve koruyucuları olarak kendilerini görüyorlar. ( Zaman)

(20 Kasım 2010, 11:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon´un Kıbrıs uzantısı konulu manşetlerimiz

Kıbrıs Ergenekon´unun şok belgeleri

´Ergenekon savunmadan saldırıya geçti: Başbakan´ın konuşmasını yayınladı´ manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2512    yazdır/print


 

Dokunul-a-mazlar: Cumhurbaşkanı adayı Haberal kollanıyor

´Haberal´a Dokunul-a-madı mı? HABER-AL dışındakilerin hepsi hapishaneyi gördü. Ancak bizim ABD´de eğitim gören doktorumuz bir türlü içeri giremedi...´ Bugünkü yazısında yargıdaki Haberal depremini değerlendiren HaberX yazarı Rauf Atilla Polat´tan çarpıcı analiz. İşte Polat´ın yazısının ilgili bölümü:

Dokunul-a-mazlar: Cumhurbaşkanı adayı Haberal kollanıyor

´Haberal´a Dokunul-a-madı mı? HABER-AL dışındakilerin hepsi hapishaneyi gördü. Ancak bizim ABD´de eğitim gören doktorumuz bir türlü içeri giremedi...´ Bugünkü yazısında yargıdaki Haberal depremini değerlendiren HaberX yazarı Rauf Atilla Polat´tan çarpıcı analiz. İşte Polat´ın yazısının ilgili bölümü:

Vatan evlatları tapınağa darbe vurmaya gidiyordu ki... Amiralin kozmik eskici yöneticisi biz seçkinci aşiretin karşısında avam dokunulmazlar diye bir tabir kullanmış, o tarihte döşenerek bir makale yazmıştı. Ergenekon dalgalarının yapıldığı dönemlerin birinde bir eski başsavcı ve iki generali almak için yola çıkmış vatan evlatlarını durduran şahsın şimdilerde emekliliğe çıkmış bir G.Kurmay başkanı olduğunu yazmıştık. Sadece onu yazmış ancak doğruluğundan emin olmadığımız iki ayrı durdurma operasyonundan bahsetmemiştik. Aradan uzun bir zaman geçti ve biri daha doğrulandığı için bilinmesinde fayda var diye yazmak gerekiyor.

Dalgalar 13´e gelmeden Ergenekon´da çok önemli bir isme daha ulaşılmıştı. Şu meşhur sarışın işadamı için yola çıkılmış ve içeri alındığında sadece Türkiye´de değil dünyada da -daha doğrusu tapınağın kurulunda da- şok etkisi yaratacaktı. Ne yazık ki bu kez devreye bir asker değil, aksine Türk halkının çoğunluğunun sevdiği ve oy verdiği bir siyasetçinin müdahalesi ile karşı karşıya kalınmış, operasyon engellenmişti. Operasyon durdurulduktan sonra malum işadamını arayıp ´özür dileriz, bir yanlışlık oldu gereken yapılacaktır´ diyerek vakayı kapatmıştı...

Aslında bu durumu da normal karşılamak gerek. Zira Haber-al´i devlet hapishaneye gönderemiyorsa, o işadamını içeriye tıkmanın imkansız olduğu çok açık. Sağa-sola çarpmanın bir anlamı yok. Yargının 9 hakime vermiş olduğu skandal karar ve haber-al´a sahip çıkmaları sıradan ve basit bir yargı operasyonu falan değildir. Çok açık ve net bir şekilde devletin bu meseleyi hastanede bitirmek istemesidir. Eğer devletin kurumları, yani iktidar isteseydi HABER- AL şuanda hapishanedeki aylarını sayıyor olacaktı.

Örgüt tarafından ülkenin C.başkanlığına düşünülen bir ismin sıradan bir kişi olmadığını daha önce açık bir yazı ile yazmıştık... Ortaya çıkan son rapor skandalında, belge dönüyor dolaşıyor İstanbul Üniversitesi´ndeki Kardiyoloji´de tıkanıyor. Rektör kim? Yunus bey. Kimin adamı? İktidarın diyorlar. Peki olaydan tamamen habersiz midir? Değil. Zira bu kadar önemli bir dava için üniversitesinde sonuca ulaşılmaya çalışan bir raporu başkasına bırakacak veya savsaklayacak kadar tecrübesiz biri olmasa gerek... Yahut raporun saklanmasından haberi olmadığı için mi ulaşılması konusunda müdahale etmedi, yoksa gelen bir emirle mi böyle bir iş içerisine girmek zorunda kaldı? İhtimal her ikisi de olabilir... Devletin başı ile iki numaranın olaya müdahale etme gibi bir girişimi olabilir mi?

Balyozcu paşalardan başlayarak Şener E. Hurşit T. Veli K..... ve bazı işadamları ile MİT mensupları dahil ya içeri girdi ya içeriden hastaneye gitti yada birkaç günde olsa içeride yattıktan sonra tahliye oldu. Kısacası HABER-AL dışındakilerin hepsi hapishaneyi gördü. Ancak bizim ABD´de eğitim gören doktorumuz bir türlü içeri giremedi. İşe bakın ki devlette girmesi için herhangi bir zorlama veya yetki kullanmıyor. Bütün Ergenekon mahkumları hakkında sözü geçen hakimlerin -ki bunlar 9 kişiler- nedense HABER-AL karşısında yargı tarafından mahkum ediliyor. Üstelik HAKİMLER yüzde yüz haklı olmasına rağmen... Yani adam açıktan hukuksuzlukla hukuk sağlamaya çalışıyor. Ve devlet müdahale etmiyor, köşk halini hatırını soruyor. Birkaç yazar demişti ki, Başkent´in sahibinin bu kadar etkin olduğunu bilmiyordum.

Aslında benim en çok merak ettiğim hususlardan biri; Malum A.N.Sezer´den önce o dönemde C.başkanlığı için Haber-al´in de ismi geçmiş ittifak sağlanamadığı için aday gösterilememişti. Merak ettiğim hususta 99´daki Gölcük darbe toplantısında bu şahısta orada mıydı? Yahut şöyle de sorabiliriz; 2002 Balyoz harekatı gerçekleşseydi o zaman C.başkanı kim olacaktı? Cevabını siz verin...

Peki bu işin sonu ne olur derseniz? Bir tasavvuf ehli ´Türkiye´de bazı dokunulmazlar vardır, onlara dokunamazsınız´ demişti. Çok doğru bir laf olduğu için tekrarda fayda var. Yani bunlar o bazı DOKUNUL-A-MAZLAR... Bakın 1 numaraya, can boğaza gelmişti ki adam çıktı ´kim o şerefsizler, çıksın konuşsunlar´ diyerek postasını koydu gitti. O gün bugün ne sağ ne de sol ne merkez hiçbir medyada ne ismi ne cismi anılır oldu. Konu külliyen kapandı. Değerli bir dostun ifadesiyle ´Allah kimseye Menderes travması yaşatmasın.´ Zira o travmanın etkisinden çıkamayanlar çok korkak oluyor. Biliyorsunuz korkaklarla da ancak şöhret hislerinin cesaretleri ölçüsünde yol alabilirsiniz... Bir numaraya, devlet tarafından özür dilenilen işadamına ve iki generale dokunamayan bir devlet HABER-AL´e dokunur mu? Açık konuşmak gerekirse devletin sahipleri HABER-AL´i içeri tıkma niyetindeler. Ama iktidardakiler o niyette mi? Ortada... Yalnız bildiğimiz bir gerçek var ki o da ´Türkiye temsilcisi olmanın bu ülkede devletle bir yıldır dalga geçtiği gerçeği´...Ve devletin buna ses çıkaramama acziyeti... Allah korkaklara cesaret versin... ( Rauf Atilla Polat / HaberX)

(06 Kasım 2010, 13:28)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Böyle olur yükseklerin alçak hukuku: Skandala yargıtay onayı

Haberal ve onun yargı ile sağlıkta kollanması manşetlerimiz

Ergenekon hakim ve savcılarının Yargıtay tazminatlarıyla yıldırılma çabası

Yargıda kontrgerilla örgütlenmesi

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2471    yazdır/print


 

Kıbrıs´taki Ergenekon soruşturması derinleştirilsin

Ergenekon´un KKTC´deki ayağını ortaya çıkarmak için 10 ay önce başlayan soruşturmanın hızı, Ergenekon´a dahil olmakla suçlanan Eroğlu hükümetinin iktidara gelmesiyle birden düştü ve adeta kaplumbağa hızıyla ilerliyor. Bu durumu protesto eden Meclis Araştırma Komisyonu çareyi doğrudan Türkiye´ye gelerek yetkililerle görüşmekte bulmuştu. Önümüzdeki tarihlerde bu görüşmenin gerçekleşmesi bekleniyor. Ada´daki STK´lar, engellemelere takılan soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğinde hemfikir. Siyasetçiler ise Ada´daki yapılanmanın çökertilmeden başta Kıbrıs meselesi olmak üzere birçok sorunun çözülmesinin mümkün olamayacağını vurguluyor.

Kıbrıs´taki Ergenekon soruşturması derinleştirilsin

Ergenekon´un KKTC´deki ayağını ortaya çıkarmak için 10 ay önce başlayan soruşturmanın hızı, Ergenekon´a dahil olmakla suçlanan Eroğlu hükümetinin iktidara gelmesiyle birden düştü ve adeta kaplumbağa hızıyla ilerliyor. Bu durumu protesto eden Meclis Araştırma Komisyonu çareyi doğrudan Türkiye´ye gelerek yetkililerle görüşmekte bulmuştu. Önümüzdeki tarihlerde bu görüşmenin gerçekleşmesi bekleniyor. Ada´daki STK´lar, engellemelere takılan soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğinde hemfikir. Siyasetçiler ise Ada´daki yapılanmanın çökertilmeden başta Kıbrıs meselesi olmak üzere birçok sorunun çözülmesinin mümkün olamayacağını vurguluyor.

Ergenekon terör örgütünün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti´ndeki (KKTC) ayağını ortaya çıkarmak için 10 ay önce bir soruşturma başlatıldı. Ancak beklenen dava, soruşturmanın ilerlememesi sebebiyle bir türlü açılamıyor. Ada´daki STK´lar, bürokrasiye ve engellemelere takılan soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğinde hemfikir. Ada´da bugüne kadar yasa dışı işlenen birçok faaliyetin Ergenekon yapılanmasına işaret ettiğine dikkat çeken KKTC´li STK´lar, davanın başta siyasiler olmak üzere birçok kişiye uzanacağını söylüyor. Soruşturmanın üzerine kararlılıkla gidilmesi gerektiğini ifade eden aydınlar, aksi bir durumda devlete duyulan güvenin sarsılacağının altını çiziyor. İşte KKTC´li sivil toplum örgütleri, gazeteciler ve siyasilerin düşünceleri:

KKTC, Ergenekon´un merkezlerinden biri

Toplumcu Demokrasi Partisi Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Çakıcı: Kıbrıs´ta çok sayıda kişi faili meçhul cinayetlere kurban gitti. Bir aracın bagajında Lefkoşa´yı uçuracak kadar patlayıcı yakalandı. Cumhurbaşkanın, başbakanın evleri ile gazete binaları bombalandı. Aydınlar sokak ortasında öldürüldü. Bunların hepsi Ergenekon´u işaret ediyor. Ada´daki yapılanmanın üstüne ısrarla gidilmesi gerekiyor. Ergenekon, Ada´yı adeta Türkiye´ye karşı bir üs olarak kullandı. Ergenekon´un merkezlerinden biri Kıbrıs´tır. Açık bir şekilde söylüyorum: Rauf Denktaş bu yapılanma için ´avukatıyım´ diyorsa o zaman Denktaş da Ergenekon´un bir parçasıdır. Denktaş her zaman bir şeylerin parçası oldu. Soruşturmanın derinlik kazanması için Türkiye´de görülen Ergenekon soruşturması kapsamında KKTC´yle ilgili yer alan deliller bir an önce Ada´daki savcılığa ulaştırılmalı.

Üzerinin örtülmesi düşünülemez

Eski Başbakan CTP Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer: Soruşturmanın üstü örtülmeye çalışılıyor. Bu gecikmeyi yapanlar, yapılanmanın içinde olduklarından, sıranın kendilerine de geleceğinin telaşında. Kimse makamından ya da statüsünden dolayı işlediği suçtan aklanacağını düşünmesin. Ada´da devam eden bu soruşturma hukuk kuralları çerçevesinde, kamuoyunu tatmin edecek şekilde ilerletilmelidir. Hükümetin soruşturmanın ilerlemesine yardımcı olması gerekiyor. Ancak gelişmelerin bu yönde olmadığı açık bir şekilde görülüyor. Soruşturmanın üstünün kapatılması, başka sorunları da beraberinde getirir. Başta hükümet olmak üzere herkesin bunu çok iyi bilmesi gerekiyor.

Soruşturma emsal teşkil edecek

Demokratik Haklar ve İnanç Platformu Sözcüsü Mustafa Tıngır: Soruşturmayla Ergenekon yapılanmasının Ada´da faaliyet yürüttüğü ortaya çıktı. Bu yapının üstüne gitmek için devam eden soruşturmada ilerleme kaydedilmezse bu davanın bir anlamı kalmamış olacak. Demokrasi ve adalet olgusunun Kıbrıs´a tam anlamıyla yerleşmesi için bu davanın bir emsal teşkil etmesi gerekiyor. Bu soruşturmanın ucu kime ulaşıyorsa ulaşsın üstüne gidilmelidir. Aksi takdirde toplumda devlete ve her şeyden önce adalete karşı bir güvensizlik oluşacak. İleriki zamanlarda yeni örgütlenmeler ortaya çıkacak. Böyle önemli bir davanın sonuçsuz bırakılmasına kimsenin vicdanı razı olmaz. Türkiye´de devam eden Ergenekon davasının klasörlerinde Ada´yla ilgili yer alan delil ve bulguların buradaki soruşturma savcısına ulaştırılması gerekiyor.

Davanın unutturulması kabul edilemez

KKTC Milli Dayanışma Derneği Başkanı Cebrail Doğan: Basına yansıyan bilgilerin yanı sıra geçmişte yaşanan bazı olayları bir araya getirdiğinizde Kıbrıs´ta yasa dışı bir yapılanmanın olduğu ortaya çıkıyor. Bu doğrultuda Nisan 2009 seçimlerinden önce bir soruşturma başlatıldı. Ancak bugün itibarıyla soruşturmada ilerleme kaydedilemediği gündeme geliyor. On ay önce başlayan bir soruşturmanın derinleştirilememesi biz sivil toplum kuruluşlarını düşündürüyor. Ada´daki Türkiye uzantılı Ergenekon´un bitirilmesi için bir fırsat yakalandı. Bunun iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Bu süreçte hukuki zeminde gerektiği gibi üzerine gidildiği takdirde Ergenekon gibi başka yapılanmaların da cesaretini kıracaktır. İleride oluşacak yasa dışı yapılanmalara karşı önceden alınmış bir tedbir olacaktır. Bu davanın zamana yayılarak unutturulması kabul edilir bir şey olmadığını da söylemekte yarar var.

KKTC Karadeniz Kültür Derneği Başkanı Mahmut Kuş: Varlığından şüphe yok herkes hesap vermeli

Türkiye´deki Ergenekon davası nereye kadar gider bilemiyorum ama burada da uzantıları olduğu kesin. Bundan eminim. Olmaması da mümkün değil! Kıbrıs´taki Ergenekon bağlantısının ucu nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gitmek hukuk ve demokrasi adına elzemdir. Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilecek ki devlet olduğumuz anlaşılsın. Bu eski cumhurbaşkanımız olur, yeni cumhurbaşkanımız olur, başbakan, asker, polis ya da yargı olur. Ne olursa olsun, kim olursa olsun üstüne gidilmelidir. Türkiye´de yeraltı dünyası diye bilinen insanlar burada cirit attı. Türkiye´deyken düşman bilinenler ya da özel gözükenler Ada´da aynı masada yemek yerdi. Burası onlar için sığınma yeriydi. İşlerine geldiği zaman burası ayrı bir devlet, zaman zaman da arka bahçeleri oldu.

Yenidüzen Gazetesi Haber Müdürü Mert Özdağ: Denktaş ve Eroğlu´nun ifadesi de alınmalı

KKTC´nin Türkiye´ye karşı bir arka bahçe olduğu gözüküyor. Kimi zaman buradaki yapılanma Türkiye´yi, Türkiye´deki yapılanma da burayı kullanıyor. Ergenekon´dan suçlanan isimler şu anda yönetimde olanlardır. Bunun başında Derviş Eroğlu ile cumhurbaşkanlığı yapmış Denktaş geliyor. Bu yapılanmanın üstüne gidilecekse ve sonuna kadar devam edilmesi isteniyorsa, öncelikle Denktaş ve Eroğlu´nun ifadesine başvurulmalıdır. 30 yıldır bu ülkede yaptıklarının hesabını vermeliler. Eroğlu, başbakan olduğu için çok önemli bir konumdadır. Bu iddialar karşısında soruşturmayı hızlandırmaması, kendini korumayı amaçladığı anlamını taşır. Çünkü yıllardır Kıbrıs´ta bu ikilinin oluşturduğu rejimde hukukun dışında binlerce usulsüzlük yapıldığı gün gibi aşikardır.

Kıbrıs İnsan Hak ve Özgürlükleri Derneği Başkanı Hasan Dede Tarhan: Ergenekon davası tarihi bir fırsattır

´Yavru Vatan´ kavramı ile adeta özdeşleşen Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti, her konu adeta sorumsuz zihniyetler ile sulandırılmıştır. Bir döneme damgasını vuran karanlık ilişkiler daha fazla iktidarda kalabilme adına örtbas edilmiş, Ada´da gizli güçler korku ve baskı rüzgarları estirmiştir. Yerli işbirlikçiler ile sürekli temas halinde olan güç odakları, iktidarlara her istediklerini yaptırmış ve karşılığında da yandaş iktidarlarını desteklemişlerdir. İnanılmaz servetlere sahip olan güç odaklarına ülkemizin arazileri ve devletin kaynakları peşkeş çekilmiştir. Başlatılan Ergenekon süreciyle bu yapılanmaların üstüne gitmek için yakalanan bu tarihi fırsatın kaçırılmaması gerekiyor. Hukukun tam anlamıyla Ada´da yerleşmesi için Ergenekon davası bir milat niteliğindedir. ( Zaman)

(11 Ocak 2010, 12:09)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ergenekon´un Kıbrıs uzantısı konulu manşetlerimiz

Kıbrıs Ergenekon´unun şok belgeleri

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1313    yazdır/print


 

Darbe Günlüklerine yetkisizlik

Özel yetkili savcıların 2003-2004´teki darbe girişimi iddialarıyla ilgili olarak üç eski kuvvet komutanı hakkında yürüttüğü soruşturmada ilginç bir gelişme yaşandı. ´Darbe Günlükleri´yle ilgili sorgulanan, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek, Kara Kuvvetleri eski Komutanı Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına´nın Ergenekon Terör Örgütü ile bağlantısına ulaşamayan Ergenekon savcılarının, bu nedenle ´yetkisizlik´ kararı vererek soruşturma dosyasını Ankara´ya gönderecekleri öğrenildi.

Darbe Günlükleri soruşturmasında yetkisizlik kararı

Özel yetkili savcıların 2003-2004´teki darbe girişimi iddialarıyla ilgili olarak üç eski kuvvet komutanı hakkında yürüttüğü soruşturmada ilginç bir gelişme yaşandı. ´Darbe Günlükleri´yle ilgili sorgulanan, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek, Kara Kuvvetleri eski Komutanı Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına´nın Ergenekon Terör Örgütü ile bağlantısına ulaşamayan Ergenekon savcılarının, bu nedenle ´yetkisizlik´ kararı vererek soruşturma dosyasını Ankara´ya gönderecekleri öğrenildi.

İstanbul´daki özel yetkili savcıların 2003-2004´teki darbe girişimi iddialarıyla ilgili olarak üç eski kuvvet komutanı hakkında yürüttüğü soruşturmada, ilginç gelişme yaşandı. Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek´e ait olduğu belirtilen “Darbe günlükleri”ndeki bilgiler ışığında ay başında 10 saat sorgulanan dönemin Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, İbrahim Fırtına ve Özden Örnek´le ilgili olarak savcıların ´yetkisizlik´ kararı verdiği öğrenildi. Sarıkız, Ayışığı adlarıyla bilinen darbe planları yapıldığı sırada ´şüpheli´ kişilerin komutan olarak görev yapmaları ve bu yöndeki faaliyetleri Ankara´da yürütmeleri nedeniyle dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na gönderilmesi bekleniyor. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz, Nokta dergisinin 29 Mart 2007´de yayınladığı ´günlükler´le ilgili soruşturma başlatıp, önce dergi yöneticilerinden belgeleri aldı. Ardından dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Org. Hilmi Özkök´ü İzmir´de dinledi. Özkök, “bu yönde bazı bilgilere 2004 baharında ulaştığını” açıkladı.

Yetki Ankara´da

Soruşturmanın son ayağında ise, 5 Aralık 2009´da Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ile eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, Ergenekon savcılarına 10 saat süreyle ifade verdi. Örnek´in ifadesini İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Turan Çolakkadı, Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz ve Fikret Seçen aldı. Emekli Org. İbrahim Fırtına´nın ifadesinin Cumhuriyet Savcısı Murat Yönder, emekli Orgeneral Aytaç Yalman´ın ifadesinin de Cumhuriyet Savcısı Ercan Şafak aldı. Bu sorguda, darbe günlüklerinde yer alan toplantılar, darbeye ilişkin hazırlık çalışmaları tek tek soruldu. Bu ifadelerin ardından eski komutanlar serbest bırakıldı. Savcılar daha sonra dosya içindeki tüm bilgileri Askeri Ceza Kanunu ile Türk Ceza Kanunu ve ´askere sivil yargı yolunu açan´ CMK´daki son düzenlemeler ışığında gözden geçirdi. Ankara yargı çevrelerinden edinilen bilgiye göre, İstanbul´daki özel yetkili savcılar, soruşturmanın yeni adresinin Ankara olması yönünde karara vardılar. 2003-2004 döneminde komuta kademesini oluşturan “şüphelilerin” üzerine atılı suçlarla ilgili toplantıları Ankara´da yapmaları nedeniyle dosyanın yetkisizlik kararıyla Ankara Cumuhuriyet Başsavcılığı´na gönderilmesi görüşü ağırlık kazandı. Önümüzdeki günlerde bu yönde kararın verilmesiyle, ´Sarıkız ve Ayışığı´ darbe girişimleriyle ilgili soruşturmayı Ankara´daki Özel Savcılar yürütecek.

Yeni kurulan Ankara 12. Ağır Ceza bakacak

Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar, 2. Ergenekon iddianamesinde Sarıkız ve Ayışığı darbe planları ile Ergenekon örgütü arasında bir bağın “henüz” tespit edilemediğini belirtmişlerdi. Buna rağmen komutanların ifadelerini alan savcıların “yetkisizlik” kararı vermeleriyle bu bağın kurulamadığı da anlaşılmış oldu. Bu durumda Ankara´da yürütülecek soruşturma Ergenekon soruşturmasından bağımsız bir darbe girişimi soruşturması olacak. Ankara´da yürütülecek soruşturma sonunda dava açılması halinde bu davaya yeni kurulan özel yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nin bakması bekleniyor. Ankara´da özel yetkili iki mahkeme bulunuyor. Özel yetkili 11. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki iş yoğunluğu ile yeni kurulan 12. Ağır Ceza Mahkemesi´nin iş yoğunluğunu denkleştirmek için yeni açılan davalar 12. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderiliyor. Soruşturmanın tamamlandığı aşamada iki mahkemenin iş yoğunluğu denk hale gelmişse bu defa davanın hangi mahkemede görüleceği bilgisayar kurası ile belli olacak. ( Vatan)

Fırtına´nın savcılık ifadesi ortaya çıktı

05 Ocak 2010: Eski kuvvet komutanları Örnek, Yalman ve Fırtına, ´darbe günlükleri´yle ilgili 5 Aralık´ta Ergenekon savcısı tarafından saatlerce sorgulanmıştı. İşte o sorguda dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına´nın verdiği ifade basına sızdı. 10 saat ifade veren Fırtına, darbe planlarıyla ilgili sorular karşısında zaman zaman sinirleniyor ve “Lanetliyorum, reddediyorum” gibi karşılıklar veriyor. İkinci Ergenekon iddianamesinde yer alan “Ayışığı”, “Sarıkız”, “Yakamoz” ve “Eldiven” darbe planlarıyla 2004´te hükümeti devirmeyi planladıkları iddia edilen dönemin Kara Kuvveti Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına ile darbe planlarının yer aldığı ´darbe günlükleri´nin yazarı olduğu öne sürülen dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli oramiral Özden Örnek, 5 Aralık´ta savcılara ifade vermişti. Savcı Murat Yönder´in 10 saat sorguladığı Fırtına´nın ifadesi ortaya çıktı.

Koç´u da sordular

131 ayrı soruya 35 sayfalık ifadeye cevap veren Fırtına´nın sorgulamanın ilk başlarında soğukkanlı olduğu, ancak dakikalar geçtikçe de atmosferin zaman zaman gerildiği anlaşıldı. Savcı Yönder´e, “Biz Kuvvet Komutanıyız. Siz yetkili değilsiniz. Genelkurmay Askeri Savcı ancak bizi sorgulayabilir” diyen Fırtına´nın, kendisine yöneltilen sorular karşısında bazen sinirlenerek ayağa kalktığı öğrenildi. Darbe planlarıyla ilgilenen Fırtına´ya ayrıca işadamı Rahmi Koç, Aydın Doğan ve Engin Akçakoca da soruldu. Rahmi Koç´u sanayici olması nedeniyle tanıdığını, Aydın Doğan´ı tanıdığını ama yüz yüze tanışmadığını, Engin Akçakoca´yı ise hiç tanımadığını söyleyen Fırtına, kendisine sorulan eski Oramiral Orhan Karabulut´u ise asker olması nedeniyle tanıdığını belirtti. İşte Fırtına´nın ´darbe günlükleri´yle ilgili sorulara verdiği yanıtlar...

SAVCI: “Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven adlı darbe planlarını siz mi yaptınız? FIRTINA: ”Bir darbe suçlaması kapsamı içerisinde bana soru yöneltilmesini üzüntü ile karşılıyorum ve reddediyorum. Darbe planlarına iştirak etmedim. Görev yaptığım süreçte bu türden bir girişime tanık olmadı. Darbe günlüklerini Özden Örnek yalanladı. Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven isimli darbe planlarından emekli olduktan sonra haberdar oldum.

SAVCI: Ayışığı kod adlı plan kapsamında Başbakan Erdoğan´dan azami sayıda milletvekili koparmak için neler yaptınız? FIRTINA: Bu konuda yukarıda açıklama yapmıştım aynısını tekrar ediyorum.

´10 Mart´ta ihtilal yapalım´

2007 yılında Nokta Dergisi´nde yayımlanan ve Örnek´e ait olduğu öne sürülen günlüklerde darbe planlarından şöyle bahsediliyordu: (6 Aralık 2003)- “Kendimize göre bir eylem planı yapmaya karar verdik. Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık... Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik. Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik. Sokaklara afiş astıracaktık. Dernekleri hükümet aleyhine teşvik edecektik. Bunları yurt çapında yapacaktık. Yukarıdakiler Sarıkız olarak anılacaktı. (3 Şubat 2004)- Hava Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı hemen 10 Mart´ta ihtilal yapalım diye bastırmaya başlamışlar. Kara Kuvvetleri Komutanı onları şimdilik frenlemiş. (...) Ben eğer bir darbe yapılacaksa bunun 2004 Aralık´tan önce yapılmamasını söyledim.”

Hilmi Özkök´e ´Çekil´ notu bence bir kurgudur

SAVCI: “Ayışığı darbe planında geçen 22 Eylül 2003´teki toplantıda, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök´e hitaben ´Ya sen çekil ya da biz çekileceğiz´ notu verildi mi?” FIRTINA: “Notun tarihi Örnek ve benim göreve başladığımız ilk ay. Belki ilk kez bir toplantıda bir araya gelen kişilerin önceden planlayarak sarfedeceği sözler değildir. İlk ay zaten nezaket ziyaretleriyle, iade-i ziyaretlerle geçen dönemdir. Genelkurmay Başkanı´nın mektup yoluyla istifaya davet edildiği yönünde kendisinden bir şey duymadım. Mektupta TSK´nın protokol kuralları ihlal edilmiş. Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı´ndan önce yazılmış. Böyle bir yanlışı Eruygur´un yapacağına ihtimal vermiyorum. Bu nedenle yazının Şener Paşa´ya ait olmadığını, bir kurgu olduğunu düşünüyorum. Bu ifade Türkiye Cumhuriyeti´ni ve TSK´yı tahrip etmek amaçlı bir kötü niyet beyanıdır. Lanetliyorum.”

Dördümüz anlaşıp el sıkıştık

(22 Eylül 2003): Komutanlarla çok özel konuştuk. Org. Özkök AKP´ye karşı işlem yapılmasını kabul etmezse “Ya çekil, yahut da biz çekiliyoruz” diyeceğiz. Org. Fırtına istedi, dördümüz ellerimizi üst üste koyup el sıkıştık! Org. Eruygur kışkırtıcı rol oynuyor.

Şener Eruygur, Denktaş´a mektup yazdı mı?

SAVCI: “Eruygur´un dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş´a yazdığı ileri sürülen mektupla ilginiz var mı?” FIRTINA: “Annan Planı´na karşı yavru vatanın sokağa dökülmesi, Türkiye´de tepki gösterilmesi iddialarına ilişkin 2 noktada itirazım var. Birincisi doğru olmayan bu iddialar uluslararası boyutta tartışmaya yol açar. Bu husus iddianamede yer almasın ya da örtülü olarak kullanılsın. İkinci itirazım, bu iddia öncekilerde olduğu gibi ülkenin birlik ve dirliğine, yavru vatanda oluşabilecek çözümlere dinamit koyucu ve başkalarına istismar etme fırsatını veren yanlış bir kurgudur.”

Kıbrıslıları sokağa dökelim

5 Şubat 2004 : “Kara Kuvvetleri Komutanı (...) telefonla beni aradı ve gizli hattan görüşmek istedi. (...) ” Annan´ın mektubu (BM Genel Sekreteri Kofi Annan´ın Kıbrıs mektubu) gelmiş ve içerisindeki konular tamamen söylediklerimizin dışında olayları kapsıyor. Onur Öymen (CHP Genel Başkan Yardımcısı) ile İstanbul´da görüştük ve bana bunları anlattı. (...) Hava Kuvvetleri Komutanı 19:30´da geldi, konuştuk. Darbe olabilir mi konusunu açtık. Amacım Şener (Eruygur) yokken onunla teke tek konuşarak fikirlerimi söylemekti. Nitekim darbe konusundaki fikirlerimi ona naklettim ve zannediyorum aynı fikirde oldu. Ülkenin ekonomik zorluğu, ABD´nin diğer darbelerden farklı olarak bu kez hükümet tarafını tuttuğunu, halkın henüz destek vermediğini ve desteğin yahut zeminin oluşması gerektiğini kısaca anlattım. (...) TSK´nın Kıbrıs konusunda düşüncelerinin ne olduğunu açıklayıp istifa etmemiz gerektiğini söyledim. Hava Kuvvetleri Komutanı başka bir seçenek tavsiye etti. Kıbrıs´ta herkesi Annan Planı aleyhinde sokağa dökerek gösterilerin yapılmasını sağlama ve anavatandan da bu hareketlere destek vererek hükümet aleyhine olaylar çıkarmak.

´Hilafet´ toplantısına ben katılmadım

SAVCI: “Hilafetin ilgasıyla ilgili 3 Mart 2004´te toplantıda AKP´den milletvekili kopartılması, Cumhurbaşkanı Sezer´in görev süresinin uzatılması konuşuldu mu?” FIRTINA: “O toplantıya katılmadım. Ben o toplantı sırasında görev gereği Ankara dışındaydım.”

SAVCI: “Sezer´in görevini sürdürmesi için ne gibi görüşmelerde bulundunuz, Sezer´le görüşmeleri kim ya da kimler gerçekleştiriyordu?” FIRTINA: “(Sinirlenerek) Bu ifade Türkiye Cumhuriyeti´ni ve TSK´nın, birliğini tahrip etmek amaçlı bir kötü niyet beyanıdır, lanetliyorum.”

Paneli el altından biz teşvik ettik

(3 Mart 2004): Hilafetin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat kanununun yürürlüğe girişinin yıldönümü toplantısı... ATO´da yapılan panele tüm kuvvet komutanları eşli olarak katıldık. Genelkurmay Başkanı İsveç´te olduğu için, Hava Kuvvetleri Komutanı ise dün şehit olan pilotların cenaze törenine Konya´ya gittiği için bu panele katılamadı. Bu paneli el altından biz teşvik ettik. Coşkulu ve tatmin edici bir toplantı oldu. Salona girdiğimiz zaman katılanlar bizleri alkışladılar ve “Cumhuriyetin Koruyucuları” diye slogan atmaya başladılar.

Komutanların zorlandığı soru

´Telefonda niye ortak hareket kararı aldınız?

5 Aralık´taki yaklaşık 10 saat süren ifade işlemi sırasında, savcıların Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek ile Kara Kuvvetleri eski Komutanı Aytaç Yalman arasında geçen yakın tarihli bir telefon görüşmesini de sorduğu ortaya çıktı. Teknik takibe takılan bu konuşmalarda iki eski komutanın, “sorulara ne şekilde yanıt verileceği konusunda” görüş alışverişinde bulunduğu belirtiliyor. Sarıkız, Ayışığı ve Eldiven darbe planlarıyla ilgili sorgulanacaklarını bilen eski komutanlar İstanbul Adliyesi´ne gelmeden önce bu iddialarla ilgili avukatlarıyla uzun süre hazırlık yaptı. Özden Örnek´e ait olduğu belirtilen günlüklerdeki çelişkili ve hatalı anlatımları bulmaya çalışan askerler zaman zaman da telefonla görüştüler.

Polis dinlemiş

Haklarında, ´şüpheli´ sıfatıyla soruşturma sürdüğü için mahkeme kararıyla dinlenen iki komutan teknik takibe takıldı. Bu konuşmalarda Aytaç Yalman ile Özden Örnek´in, “Birbiriyle çelişen ifadeler vermemek üzere” sözleştikleri polis dinlemesine takıldı. Komutanların hangi konuyu yalanlayacaklarını ya da ´hatırlamıyorum´diyeceklerini birbirlerine aktardıkları iddia ediliyor. Yalman ve Örnek´in, Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına ile benzer görüşmeler yapmaması dikkat çekiyor. Aynı dönemde komutanlık yapan Örnek ile Fırtına´nın aralarının günlükler nedeniyle açık olduğu öne sürülüyor. 5 Aralık´taki sorgudan önce bu yöndeki bilgileri Terörle Mücadele Şubesi´nin bilgi notundan öğrenen savcılar, iki komutana da ayrı ayrı “Niçin ortak hareket etme kararı aldınız” diye sordu. Telefonlarının dinlendiğini bilmeyen Örnek ve Yalman´ın bu soru nedeniyle sıkıntı yaşadıkları öğrenildi.

Suçlamalar onur kırıcı bunları hazırlayan kurum geri çeksin

Fırtına ifadesine bu sözlerle başladı: “Savunmama başlamadan önce bana yöneltilen tüm suçlamaları kabul etmediğimi, şiddetle reddettiğimi beyan etmek istiyorum. Bu suçlamaların onur kırıcı olduğunu bu suçlamaları hazırlayan kurumların bunları geri çekmesini talep ediyorum. Bu suçlamalar geri çekilmiyorsa iade ediyorum. Kimsenin böyle bir suçlamayı bana yönelteceğini düşünemiyorum. “ ( Vatan)

(30 Aralık 2009, 15:16), son güncel.: (05 Ocak 2010)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Darbe Günlükleri ve Komutanlarla ilgili manşetlerimiz

Deniz Kuv. Komutanı Özden Örnek´in darbe günlükleri (tam metin)

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1275    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 46)  | Sonraki 20 



Flaş!!! TİB'e baskın

31.05.2014 14:00 ANKARA Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 'Casusluk' iddiasıyla başlattığı soruşturma kapsamında, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na (TİB) Ankara Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından baskın düzenlendi. Tİ..
Tamamı 31.05.2014

Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.05.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 05.05.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.04.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 09.04.2014

Ergenekon gerekçesi açıklandı

03.04.2014 13:05 Ergenekon davasında 16 bin 600 sayfadan oluşan gerekçeli karar UYAP üzerinden açıklandı. 5 Ağustos 2013 günü karara bağlanan ve aralarında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvek..
Tamamı 03.04.2014

Emre Uslu da kaçtı!

03.04.2014 12:18 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatlarının geçen hafta "Kaçacaklar" diyerek Ankara'da hakkında başsavcılığa başvurduğu, Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu, 30 Mart seçimleri öncesi gittiği Belçika'nın başkenti Brüksel..
Tamamı 03.04.2014

Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

07.03.2014 13:13 Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda yürütülen soruşturma çerçevesinde, 2012'de 257 bin 454 kişi, 2013'te 252 bin 062 kişi olmak üzere toplam 509 bin 516 kişinin dinlendiği tespit edildi. TİB'de dinlemeler konusun..
Tamamı 07.03.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

Zirve mütalaası sitemizde

Malatya Zirve Katliamı Davası

17.07.2014 13:55 Malatya Zirve Katliamı davasının 567 sayfalık savcılık mütalaasının tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. 23 Haziran'daki duruşmada sanık avukatları savcılık mütalaasına tepki gösterdiler. Hurşit Tolon'un avukatı, mütalaanın ilk 150 sayfalık bölümünün 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden..
Tamamı 17.07.2014

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Fetullah Gülen'e şok

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu..
Tamamı 23.01.2014

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Zirve davasındayız!

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

Zirve davasının 93. duruşmasında sanıklar savcılık mütalaasına karşı savunma yaptı. Sanıklardan Ergenekon hükümlüsü Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer savcıya tepki gösterdi: 'Mütalaanın ilk bölümü 'kontrgerilla.com' adlı internet sitesinden aynı şekilde kopyalama yapılmış. Bizi beylik tabancasıyla vursaydınız, bu sitedeki kopyalamayla vurmasaydınız..
Tamamı 23.06.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Türkistan Deklarasyonu

Türkistan Uluslararası Konferansı

12.05.2014 11:50 'Türkistan'ın Dünü, Bugünü, Yarını' adıyla üçüncüsü düzenlenen uluslararası konferans, 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkistan; ilmi, islami, fenni ve tıbbi ilimlerin beşiği olan, Buhari, Tirmizi ve Biruni gibi çok önemli müslüman ilim adamlarının yaşadığı bölgenin adıdır. Türkistan coğrafyası ve özellikle de bu coğrafya..
Tamamı 12.05.2014

Kontrgerilla.com, Zirve'yi sarstı

23.06.2014 20:31 Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde 2007'de biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davaya 93. duruşmayla devam edildi. Duruşmaya, bir süre önce cezaevinden tahliye edilen Ergenekon hükümlüsü..
Tamamı 23.06.2014

Flaş!!! 12 Eylül müebbetle bitti

18.06.2014 12:57 12 Eylül davasında önemli gelişme.. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Özdabakaoğlu, "sanıkların, darbeyi yapmaya yaklaşık 1 yıl kadar önce karar verdiklerinin ve darbenin ..
Tamamı 18.06.2014

Gülen soruşturması büyüyor

29.05.2014 14:12 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fethullah Gülen hakkında yürütülen soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu Savcılığı, Gülen'in geçmişe yönel..
Tamamı 29.05.2014

Flaş!!! Paralel örgütün adı: PDY

28.05.2014 11:02 Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma iddialarını araştıran Diyarbakır Başsavcılığı, örgütün adını "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak koydu. Aralarında rektör Ayşegül Jale Saraç'ın da bulunduğu 9 öğretim üyes..
Tamamı 28.05.2014

Taraf-Baransu'ya 52 yıl şoku!

22.05.2014 17:31 Taraf gazetesi ile muhabir Baransu'ya şok dava.. "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" haberi için açılan savcılık soruşturması tamamlandı. Mehmet Baransu ve gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü hakkında 52'şe..
Tamamı 22.05.2014

Gülen'e 3 soruşturma daha

02.05.2014 11:29 Fetullah Gülen hakkında, 'dini kullanarak dolandırıcılık' ve 'örgüt kurma' suçlarından dolayı İstanbul'da üç soruşturma yürütüldüğü ileri sürüldü. Gülen hakkında Ankara'da 'darbe girişimi' suçlamasını da içeren bir sor..
Tamamı 02.05.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 04.04.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.03.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Paralel yargı: Direneceğiz!

15.02.2014 15:41 Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Ankara'daki hakim ve savcılara d..
Tamamı 15.02.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 08.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 ve 25 Aralık operasyonunu ..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı.  TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devle..
Tamamı 23.01.2014

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
8.716.686