Tam
EskidenYeniye
 

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

Ergenekon sanığı İbrahim Şahin´in, duruşmada sarf ettiği ´DHKP-C lideri Karataş´ın eşini operasyonda ben öldürdüm´ sözleri nedeniyle yeniden yargılanması istendi. 1992´de Kadıköy Çiftehavuzlar ve İstanbul´un değişik semtlerinde yapılan operasyonlar sonucunda 4 hücre evi basılmış, 11 Dev-Sol mensubu öldürülmüştü. Öldürülenler arasında Dursun Karataş´ın eşi Sabahat Karataş da vardı. Bu operasyondan yargılanan İbrahim Şahin, ´kanunun emrini yerine getirdiği´ gerekçesiyle beraat etmişti. Şahin´in sözleriyle başlayan tartışma, Dev-Sol´un derin devlet kontrolünde çalıştığı iddialarını bir kez daha gündeme getirdi.

Önceki haber title=Sonraki haber

16.05.2012 12:57 Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin´in, duruşmada sarf ettiği ´DHKP-C lideri Dursun Karataş´ın eşini operasyonda ben öldürdüm´ sözleri nedeniyle, diğer sanıklarla birlikte Kayseri´de beraat ettiği dava kapsamında yeniden yargılanması talep edildi. Çağlayan´daki Adalet Sarayı´na gelen, eski DHKP-C lideri Dursun Karataş´ın ağabeyi Reşat Karataş´ın avukatları, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi´ne ulaştırılması istemiyle İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi´ne bir dilekçe sunarak, İbrahim Şahin´in de aralarında bulunduğu 17 sanıkla ilgili yeniden yargılanma yapılmasını talep etti.

Dilekçede, ´16-17 Nisan 1992´de Kadıköy Çiftehavuzlar ve İstanbul´un değişik semtlerinde yapılan operasyonlar sonucunda toplam 4 evin basıldığı ve 11 kişinin öldürüldüğü´ ifade edilerek, bu operasyonlara katılan İbrahim Şahin´in de aralarında bulunduğu 17 kişi hakkında Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi´nde açılan davanın Yargıtay kararıyla Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi´ne nakledildiği ve mahkemenin 13 Temmuz 2001´de ´kanunun emrini yerine getirdikleri´ gerekçesiyle tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdiği hatırlatıldı. ´Bütün kanıtların, katliamın planlı bir şekilde gerçekleştiğini göstermesine rağmen beraat kararı verildiği´ iddia edilen dilekçede, Susurluk davası hükümlüsü Ayhan Çarkın´ın anlatımları ve ´Ergenekon´ davasının tutuklu sanığı İbrahim Şahin´in 10 Mayıs 2012 tarihli ´Ergenekon´ davasındaki beyanlarının, 11 kişinin bilinçli öldürüldüklerinin kanıtı olacağı savunuldu. Şahin´in duruşmada, Reşat Karataş´ın kardeşi Dursun Karataş´ın eşini bizzat öldürdüğünü beyan ettiği, Kayseri´deki davada ise bunu inkar ederek olayı silahlı bir çatışma olarak nitelendirdiği öne sürülen dilekçede, Şahin´in duruşmada anlattıklarının, yargılamanın yenilenmesi için yeni delil olarak kabul edilmesi gerektiği kaydedildi. (1)

-Amaç Dev-Sol´u bitirmek değildi-

1991-92 yılları içerisinde Dev-Sol örgütüne yönelik ciddi polis operasyonları gerçekleştirildi. İbrahim Şahin´e bağlı Polis Özel Harekat ekiplerinin katıldığı ve şiddetli çatışmaların yaşandığı bu operasyonlarda örgütün Dursun Karataş dışındaki neredeyse bütün merkezi kadroları öldürüldü. Öldürülenler arasında Karataş´ın eşi Sabahat Karataş da vardı. Karataş´ın bu ve benzer operasyonlardan hep ?son anda? kurtulması dikkat çekiciydi. O operasyonlara katılan özel harekat polislerinden Ayhan Çarkın, 2011 yılında Türkiye´yi sarsan ve Susurluk dönemi faili meçhulleriyle ilgili yeniden soruşturma başlatılmasına yol açan itiraflarda bulundu. Çarkın´ın 31 Aralık 2011´de verdiği ek ifade ile önceki ifadelerinde Dev-Sol´a yönelik operasyonlar da yer alıyordu. 12 Temmuz 1991 tarihinde 5 kişinin öldüğü operasyondan sonra Gayrettepe´deki Emniyet Müdürlüğü binasından çıkarken müdürlük önünde park halinde bulunan ve teknik takipte kullanılan beyaz renkli Ford minibüs içerisinde terör örgütü DHKP-C lideri Dursun Karataş´ı gördüğünü iddia ediyordu.

Çarkın´ın ifadesindeki ilgili bölümşöyle:?DEV-SOL´un yeniden yapılanmasında Hanefi Avcı´nın bizzat katkısı bulunmaktadır. Çünkü o dönemde Avcı ve ekibi bizleri de kullanarak Bedri Yağan ekibine yönelik operasyonlar ve yargısız infazlar yaptı. Bunun sonucu örgüt tekrar Dursun Karataş´a geçti. Karataş´ı Obzer dinleme polis aracının içinde gördüm. Aramızda 1 metre mesafe vardı. Yanında teknik takipte kullanılan araçta görevli istihbaratçılar vardı. Ayrıca isimlerini Kemal, Cengiz ve Hülya olarak bildiğim MİT görevlileri de vardı. Dursun Karataş, başına bir peruk takmaya çalışıyordu. Makyaj tazeliyordu, peruk takıyordu. Ergenekon süreci de göstermektedir ki Dursun Karataş, Ergenekon olarak iddia edilen örgütün silahlı kanatlarındandır. Şu an 1992 yılında DEV-SOL´a yönelik yapılan operasyonları düşündüğümde bunların aslında terörü önlemek amacıyla değil, DEV-SOL içinde bir grubu tasfiyeye yönelik yapıldığını anlıyorum.? (2)

DEV-SOL MU DERİN-SOL MU?

Olayları daha iyi anlayabilmek için bu noktada Dev-Sol örgütünün geçmişine dönmek gerekiyor. Dursun Karataş, Bedri Yağan ve bir grup Dev-Genç´li öğrenci lideri, 1978 yılında, dönemin en kitlesel radikal sol örgütlerinden biri olan Devrimci Yol örgütünü pasif ve ´oportünist´ olmakla suçlayarak Devrimci Sol (Dev-Sol) adında yeni bir örgüt kurdu. Örgüt 12 Eylül öncesi, kısa zamanda İstanbul ve Ankara gibi büyük kentler başta olmak üzere çok sayıda kentte örgütlendi. Üniversitelerde ve gecekondu semtlerinde taraftar buldu. Mahir Çayan´ın kurucusu olduğu THKP-C çizgisini savundu, Mahir Çayan´ın ?Kesintisiz Devrim Teorisi?ni rehber edindi. 12 Eylül öncesinde çok sayıda silahlı eylem gerçekleştirdi. Bunlar arasında en önemlileri 1980 yılı içerisinde MHP yöneticilerinden Gün Sazak ve 12 Mart döneminin başbakanlarından Nihat Erim´e yönelik gerçekleştirilen suikastlerdi.

-Karataş sorguda çözüldü-

Dursun Karataş, örgüt içerisinde ?Stalinvari? bir yönetim tarzını benimsedi. Herhangi bir farklı görüşe meydan vermediği gibi, kendi yönetim tarzına muhalif olabileceği şüphesine kapıldığı kişileri bile tasfiye etmekten çekinmedi. 12 Eylül´ün hemen ardından tutuklandı. Bazı tavırları gözaltında ?çözüldüğü? kuşkusuna yol açtı. Bu kuşku, örgüt bünyesinde yüksek sesle dillendirilmese de otoritesini sarsan bir etki yarattı. 1984 yılında baskı ve işkencelere karşı gerçekleştirilen ölüm orucuna katılması ve eylemden sağ çıkması, yeniden ?otorite? olmasını sağladı.

-Cezaevinden firar etti, suikastler peşpeşe geldi-

1989´da örgütün Ortadoğu sorumlusu Bedri Yağan´la birlikte Bayrampaşa Cezaevi´nden firar etti. Kendi yokluğunda ?pasifize? olmakla itham ettiği örgüt yönetimini etkisiz hale getirerek yeniden ipleri eline aldı. Karataş firar ettikten sonra birçok suikast eyleminin emrini verdi. Bunlar arasında MİT müsteşar yardımcılığından henüz emekli olmuş olan Hiram Abas, Kürt sorununun askeri yöntemlerle çözülemeyeceği yönünde açıklamalarıyla dikkat çeken emekli albay Hulusi Sayın cinayetleri dikkat çekiciydi. Bu noktada Karataş´ın cezaevinde derin güçlerin emrine girdiği, ardından cezaevinden kaçırıldığı ve taşeron olarak aldığı siyasi suikastleri işletmeye başladığı ileri sürüldü. Ergenekon davasında ifade veren Gizli Tanık Dilovası Karataş´ın cezaevinden kaçırıldığınıiddia etti: Cezaevinden askeri ambulansla kaçırılıp örgüt üyelerine teslim edildiğini firarda rol alan örgüt elemanlarından duydum. (3)

-Yağan ve Karataş savaşı-

1991-92 yılları içerisinde örgüte yönelik ciddi operasyonlar gerçekleştirildi. Bu operasyonlarda örgütün Dursun Karataş dışındaki neredeyse bütün merkezi kadroları öldürüldü. Öldürülenler arasında Karataş´ın eşi Sabahat Karataş da vardı. Karataş´ın bu operasyonlardan ?son anda? kurtulması dikkat çekti. Ayhan Çarkın, Dursun Karataş´ın o operasyonlardan devletle anlaşarak kurtulduğunuiddia etti. (4)

Dev-Sol, Eylül 1992 tarihinde, örgüt içinde Yağan ile Dursun Karataş arasında bir iktidar kavgası başladı. İktidar kavgası kanlı çatışmalara ve nihayet örgütün bölünmesine yol açtı. Bedri Yağan 13 Eylül 1992´de rakibi Karataş´ın kaldığı evi basarak, örgütü ele geçirmeye çalıştı, Dursun Karataş´ı gözaltına aldı. Bu yüzden, Bedri Yağan ve destekçileri Karataş ekibi tarafından darbeciler olarak anıldılar. Dursun Karataş liderliğindeki bölüm Dev-Sol Önderlik Grubu, Bedri Yağan önderliğindeki bölüm Dev-Sol Darbeciler Grubu adını aldılar. Bu kopma, iki grup arasındaki kanlı ve vahşi bir mücadeleyi başlattı. İki taraf da birbirini öldürmeye ve birbirlerini yakalatmak için ihbarcılığa başladılar. Bu mücadele 06 Mart 1993 tarihinde Bedri Yağan´ın ölü ele geçirilmesi ile sonuçlandı.

6 Mart 1993´te güvenlik güçleri ile girdikleri silahlı bir çatışmada, Bedri Yağan, Menekşe Meral, Gürcan Özgür ve ev sahipleri Asiye Kasap ile Rıfat Kasap öldürüldü. Ev sahiplerinin çocukları yara almadan kurtuldular. Olay medyada yargısız infaz olarak değerlendirildi. Bedri Yağan´ı Dursun Karataş´ın ihbar ettiği ileri sürüldü. Yağan´ın ölümünden sonra da Karataş ve Yağan yanlıları arasında kanlı çatışmalar devam etti.

Dursun Karataş´ın yönetimine giren Dev-Sol, 1994 yılında siyasi temeli olan Mahir Çayan´ın başında olduğu THKP-C´den esinlenerek DHKP-C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi ve Cephesi) adını aldı. Dursun Karataş 9 Eylül 1994 tarihinde Fransa´da yakalandı. 4 ay cezaevinde kaldıktan sonra 26 Ocak 1995 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 12 Ağustos 2008 yılında kanserden tedavi gördüğü Hollanda´da öldü.

-Yağan´ın infazında Hanefi Avcı da yer aldı-

Karataş´la ilgili dikkati çeken önemli bir ayrıntı da rakibi Bedri Yağan ve arkadaşlarının öldürüldüğü İstanbul Kartal´daki operasyonlarda eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın da yer almasıdır. Yıllardır bilinmeyen bu ayrıntı Avcı´nın yazdığı kitapla birlikte ortaya çıktı. Avcı halen Ergenekon bağlantılı ´Odatv´ davası ile Ergenekon´un taşeron örgütü olmakla suçlanan ´Devrimci Karargah´ davalarında tutuklu olarak yargılanmaktadır. Ergenekon üyesi olmakla suçlanan Hanefi Avcı´nın yönettiği Kartal operasyonunda Bedri Yağan ve arkadaşlarının teslim oldukları halde başlarından yakın mesafeden vurularak infaz edildikleri iddiası, 2011 yılında yapılan yeni açıklamalarla da güçlendi. 5 Dev-Sol üyesinin ölümüyle sonuçlanan bu operasyonla ´Dev-Sol´u yönetmekte olan ´bağımsız´ solcular tasfiye edilerek ´Derin-Sol´un önü açıldı.

Diğer taraftan tartışmalar ´Devrimci Karargah´ örgütü üzerinde de yapıldı. Ergenekon soruşturması sürecinde ortaya çıkan ve gerçekleştirdiği birkaç saldırı ile Ergenekon´un taşeron örgütü olmakla itham edilen bu örgüte Sol kesimler şüphe ile yaklaşıyor, yeni ortaya çıkan bu örgütü ´derin sol´ bir örgüt olarak niteliyorlar. Hanefi Avcı gibi bir emniyetçinin Necdet Kılıç gibi geçmişte işkence yapmış olduğu bir Devrimci Karargah üyesiyle görüşmeye devam etmesi, Avcı gibi sola yönelik operasyonlar yaptığı bilinen bir emniyetçinin Devrimci Karargah gibi ´derin sol´ bir örgüte teknik destek vermesi, yardım yataklık yapması kafaları karıştırmıştı. Ancak olay, Ergenekon sürecinde ortaya çıkan bazı detaylar ve özellikle de Ayhan Çarkın´ın açıklamalarıyla anlaşılır hale geliyor.

-Tuncay Güney´e göre Yağan ve Karataş grubu-

Ergenekon Silahlı Terör Örgütü iddiasıyla sürdürülen soruşturma kapsamında açıklamaları ve kendisinde yakalanan belgelerle çok kritik bir yere sahip olan tanık Tuncay Güney´in cevaplaması talebiyle Ergenekon savcılarınca Kanada makamlarına 35 soru gönderilmişti. 29 Ağustos 2010 tarihinde medyaya yansıyan habere göre 30 numaralı soru şuşekildeydi:

Şahsınızla yapılan mülakatta siz, terör örgütü DHKP-C ile alakalı olarak, DHKP-C´nin Bedri Yağan ve Dursun Karataş liderliğinde iki gruba ayrıldığını, Dursun Karataş grubunu emniyet mensubu Hüseyin Kocadağ´ın, Bedri Yağan grubunun ise askerlerin desteklediğini, özellikle Dev-Sol´dan DHKP-C´ye geçiş sürecinde örgütün MKYK´nın çoğunluğunu polislerin oluşturduğunuzu belirtmektesiniz. DHKP-C terör örgütünün kuruluş süreci ile yapısı ve işleyişi hakkında ne tür bilgilere sahipsiniz? Bu konuyu ayrıntıları ile anlatınız. (5)

Tuncay Güney, Ergenekon´un en kritik isimlerinden birisi. Başbakan Ecevit´in 3´lü koalisyon hükümeti döneminde 2001 yılında bir oto dolandırıcılığı suçlamasıyla gözaltına alınıp polisçe sorgulandı. Güney, o sorguda inanılmaz bilgiler verdi. Ağır işkencelere maruz kaldı. Ergenekon örgütünün ilk kez deşifre olmasına neden oldu. Ancak kendisini o dönem sorgulayan polis müdürü Adil Serdar Saçan, onu serbest bıraktı. Havaalanında pasaport ve bileti ve az miktar para vererek yurtdışına kaçmasını sağladı. Güney, gittiği Kanada´da o ülkenin vatandaşlığına geçti. Güney´den elde edilen çuvallarca belge de Saçan tarafından polis müdürlüğünden çıkarılarak özel bir yerde gizlendi, soruşturma örtbas edildi. 6 yıl sonra 2007 yılında başlatılan Ergenekon soruşturmasında bu olay ortaya çıkınca, Serdar Saçan soruşturma belgelerini kaçırma ve soruşturmayı örtbas suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklandı. İkinci Ergenekon davasının sanıklarından birisi oldu. İkinci Ergenekon iddianamesine ?hakkında işlem sürdürülen şüpheli? olarak giren Tuncay Güney ise, ´örgütle bağını tamamen kopardığı´ gerekçesiyle ´tanık´ yapıldı. Güney´in ?örgütün deşifresiyle ilgili açıklamaları göz önüne alındığında? yasalara göre bu durumda otomatikman ´tanık´ konumuna girdiği belirtildi. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz´ün Tuncay Güney´e daha önce gönderilen ancak Güney´in cevaplamayı reddettiği sorular ikinci kez Kanada´ya gönderildi.

-Üç komutanın öldürülmesini Dev-Sol üstlendi-

´Dev-Sol´a niçin ´Derin-Sol´ denildiğini gösteren çarpıcı bir bulgu da bu örgütün işlediği ya da üstlendiği 1990´lı yıllardaki bazı suikastlerde görülebilir. 1991-1994 yılları arasını kapsayan, özellikle de 1993 yılında çok dikkat çekici şekilde yoğunlaşan Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Jandarma Komutanı Eşref Bitlis ve ona bağlı birçok komutanın suikast ya da şüpheli ölümlerinde Dev-Sol´un da adı geçiyor. Halen bu isimlerin ölümlerine yönelik çeşitli savcılıklarca ayrı ayrı soruşturmalar yürütülüyor. Savcıların ölümler arasında ortaya çıkan bağlantılar nedeniyle geçtiğimiz günlerde ortak delil arama çalışması başlattığı açıklanmıştı. Bu soruşturmaların ilerleyen süreçte birleştirilebileceği değerlendiriliyor. Bu isim listesinde yer alan 3 komutanın suikastini Dev-Sol üstlenmişti. 30.01.1991´de Jandarma Korgeneral Hulusi Sayın,23.05.1991´de ise Jandarma Korgeneral İsmail Selenile Jandarma Tuğgeneral Temel Cingöz suikast sonucu hayatlarını kaybettiler. Bu üç generalin de terör sorununa yaklaşımı aynıydı. Sorunun sadece şiddet yoluyla çözülemeyeceğini, barışçı metotların da kullanılması gerektiğini düşünüyorlardı. Bu isimlerin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis´in ekibinden oldukları da biliniyor.

-DGM Başsavcısı Günaydın suikastinde ilginç bağlantı-

Üç komutan olayıyla birlikte sayılabilecek çok ilginç bir başka isim deDGM Başsavcısı Yaşar Günaydın olabilir. Yukarıda saydığımız terör sorununu demokratik yaklaşımla çözme ekibinin başını Cumhurbaşkanı Turgut Özal çekiyordu. Başbakanken 1988 yılında ANAP kongresinde uğradığı suikast girişimi, Ege bölgesinde Denizli´deki bir kontrgerilla yapılanmasına kadar uzandı. O noktada, Özel Harp Dairesi´nin eski komutanlarından MGK Genel Sekreteri Org. Sabri Yirmibeşoğlu devreye girdi. Bazı MİT görevlilerini göndererek suikasti araştıran Meclis komisyonu başkanı Savcı Uğur Tönük´ü tehdit etti. Tönük´ün kızı da o günlerde birileri tarafından kaçırıldı. Tehdit üzerine Savcı Tönük soruşturmadan çekildi. Ayrıntıları Tönük´den dinleyen Özal da olayın daha fazla üzerine gidilmemesi talimatını verdi.

Özal´ın aslında olayların arka planı hakkında bilgilere vakıf olduğu anlaşılıyor. Bunu Mumcu cinayeti ertesinde söylediği sözlerden anlayabiliriz. Yukarıdaki isimler arasında yer verilebilecek diğer bir isim gazeteci Uğur Mumcu. Son araştırması PKK-MİT bağlantılarına yönelikti ve kızının ifadesine göre bu bağlantıyı kanıtlayacak bir belgeyi arıyordu. Özge Mumcu´nun ifadesi şöyle: Muhtemelen Apo´nun MİT ajanı olduğuna dair bir belgenin izine ulaşmıştı. Bu belgeyi aradığını da biliyordum. Derken 24 Ocak 1993´te öldürüldü. 3 ay sonra da Özal öldü. Mumcu´nun ölümü üzerine Cumhurbaşkanı Turgut Özal son derece çarpıcı bir yorum yaptı. Olaylara vakıf olduğu bugün daha iyi anlaşılan Özal, 1 Şubat 1993 tarihinde Sabah gazetesinden Cengiz Çandar ve Savaş Süzal´a şunları söylüyordu:

..Neden Uğur Mumcu´yu seçtiler? Arkasından neden Jak Kamhi geldi? Hadiselerin başlangıcından itibaren cereyanına, cenaze öncesi yürüyüşlerde atılan sloganlara bakılınca, bu, insana şunu düşündürtüyor: 7-8 senedir sağ-sol ayrımı kalmamıştı. Hatta eski sağcılar ve eski solcular biraraya gelip, meseleleri makul bir biçimde tartışmaya başladılar. Bu fevkalade iyi bir gelişmedir. Bu bazılarının hoşuna gitmiyor. Şu, şu, şu meseleler niye konuşuluyor; konuşulmamalı diyenler var. Ama toplum konuşuyor bunları... Düşünen, üreten, fikir üreten, tartışan bir toplumda herşey konuşulmalıdır. Netice itibarıyla ben hür düşünceden yanayım. Bunun için bana kızıyorlar, tabuları yıkıyorum diye. Bir azınlık var. Eskisi kadar değil. Ama tesirli. Onu söyleyeyim... Neticede toplumu kavgaya, kargaşaya itmek. Sağ-sol nüansları kaybolmuş bir cemiyeti tekrar sağ-sol kavgasına çekmek amacındalar. Ciddi ve ustaca hazırlanmış bir provokasyon yapıyorlar..Kim bunlar? Kim bu? İçte de olabilir, dışta da... Maksatları farklı farklıdır da, aynı noktaya giderler değerlendirmesini yapıyor. Besbelli, -en azından ben öyle anlıyorum (Cengiz Çandar)- Özal´ın dilinin altındaki, o devlet içindeki devlet, o devlet içindeki odak... Ve, bu sezgi son derece yerinde. Ama, neyse ki iyimser. Türkiye, kesin olarak 80 öncesine dönmeyecektir. Bu provokasyon gayreti boşunadır. Bu provokasyon gayreti ile ülkemizin bir yere gideceğini sanmıyorum. Bu provokasyon gayretindekiler yaptıkları ile kalacaktır diye konuşuyor...

Özal´a yönelik suikast girişimi yukarıda belirtildiği şekilde örtbas edildi. Ancak bu suikastle ilgili çok ilginç bir gelişme oldu o günlerde. Başbakan Özal´a yönelik suikasti Kartal Demirağ işlemiş, olay yerinde yakalanmış ve tutuklanmış olmasına karşın, Murat Ağartıcı isminde bir kişi ortaya çıkarak suikasti sahiplendi. Suikastın hemen ardından Doğu Perinçek´e ait ´İkibine Doğru´ dergisinde açıklamaları yayınlanan 17 yaşındaki Murat Ağartıcı, Özal, polisin de içinde bulunduğu bir silah kaçakçılığı olayı nedeniyle vuruldu diyordu.

Bu haber üzerine dönemin İstanbul DGM Başsavcısı Yaşar Günaydın, iddiaların araştırılması için soruşturma başlattı. Savcıya ifade veren Murat Ağartıcı dergideki haberlerin yalan ve senaryodan ibaret olduğunu açıkladı: Beni, Perinçek kandırdı ve senaryo hazırladı. Adana´da derginin muhabirleri suikastın Adana´daki MİT ve polis tarafından düzenlendiğini söylediler. Perinçek, suikast girişimini polisle birlikte ortaklaşa yaptığımı söylemem hususunda beni telefonda ikna etti. Beni Ankara´ya Perinçek´in yanına götürdüler. ´Seni koruyacağız, yurtdışına çıkaracağız´ vaadinde bulundu. Onun talimatıyla kiliselerden silah kaçakçılığı yapıldığına dair hayali ihbarlarda da bulundum. Konuşmalarını Perinçek kasete aldı, fotoğraflarımı çekti. Açıklamalarım dergide çıktı. Muhabir İrfan Taşdemir aracılığıyla bana 40 bin lira verildi. Perinçek´in amacı, beni kullanıp emniyet ve MİT´i yıpratmak, Özal´a suikast soruşturmasının seyrini yanlış yöne sevk etmek ve kamuoyunda güvensizlik ortamı oluşturmaktı.

İstanbul DGM Başsavcısı Yaşar Günaydın, Murat Ağartıcı´nın bu ifadeleri üzerine, Perinçek hakkında, ´hükümetçe icra olunacak tahkikatı yanlış yola sevk etmeye yahut hükümetin araştırmalarına karşı faili gizlemeye yardım etme´ suçundan soruşturma başlattı. DGM Başsavcısı Günaydın, Perinçek´le ilgili soruşturmanın başlamasından üç yıl sonra, yani 6 Şubat 1992´de Eminönü´nde şoförü ve koruma polisiyle birlikte öldürüldü. Bu olayı da Dev-Sol üstlendi. Yıllar sonra Ergenekon iddianamesine giren belgelerde ise, Dev-Sol´a, eylemin birileri tarafından servis edildiği vurgulanıyordu. İddianamede Günaydın´a düzenlenen suikastla ilgili yakalanan Dev-Sol üyesi Yasemin Okuyucu´nun eylemin servis edildiği yönündeki ifadesine de yer verildi: Eylem bize hazır olarak geldi. Biz sadece, küçük detay çalışmaları yaptık. (6)

Görüldüğü gibi hem bu üç komutana hem de Başsavcı Günaydın´a yönelik cinayetlerde, sadece katillerin değil kurbanların da ortak noktalarından bahsedilebilir. Bu üç komutana yönelik suikastlerin Dev-Sol´a ihale edildiği, perde gerisinde ise derin devletin olduğunu yıllardır zaten söyleniyordu. 2007 yılında başlayan Ergenekon soruşturması ile 2010 yılında başlayan komutan ölümlerine yönelik soruşturmalarda ele geçen yeni bilgiler ise, bu cinayetlerin arkasında Ergenekon´un olduğunu gösteriyor.

Bu noktada belirtilebilecek ilginç bir bilgi de, Ergenekon iddianamelerinde de yansıdığı gibi sağ-sol çeşitli terör örgütlerinin Ergenekon tarafından taşeron olarak kullanıldığı iddialarıdır. Savcıların iddiaları, somut delil ve bulgulara dayanıyor. Çeşitli belge, teknik takip ve diğer deliller yanında özellikle Ergenekon sürecinde çeşitli kazılarda bulunan çok sayıda el bombasına yönelik kriminal incelemeler çok çarpıcı. Bu bombaların, geçmişte çeşitli sağ ve sol terör örgütlerine yönelik operasyonlarda ele geçirilen el bombalarıyla kafile ve seri numaralar yönünden kardeş olduklarını kanıtlandı. (7)

Ankara´da 2010 yılında ihbar üzerine polisçe durdurulan ve Özel Harp Dairesi´nce kullanıldığı ortaya çıkan kamyondaki 940 el bombasından bazılarının Ergenekon soruşturması kapsamındaki 12 olayda ele geçen bombalarla aynı seriden olduğu kriminal incelemelerle ortaya çıkarıldı. Bombalar Ergenekon´un yanı sıra değişik zamanlarda polis kayıtlarına girmiş 59 olayla da bağlantılı çıktı. (8) Bu durum, Özel Harp Dairesi´ne bağlı sivil uzantıların yurt içindeki teröre karıştığı iddialarıyla örtüştü. ´Adeta nerede terör olacaksa oraya bomba temin edilmiş´ dedirtti. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) AA - http://www.yenisafak.com.tr/Gundem/?t=16.05.2012&i=383397

(2) http://www.kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4391%203659

(3) http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4457

(4) http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3867

(5) http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2186

(6) http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=07.08.2008&c=1&i=133147

(7) http://www.kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bombkardes

(8) http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2054

(16 Mayıs 2012, 12:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

Çarkın´dan Hanefi Avcı itirafları

Çarkın: Avcı Ergenekon´un merkezinde

Avcı´nın ´Derin Sol´ infazı kesinleşti: Kafalarına sıkılmış

Ergenekon ve Derin-Sol infazlar

Avcı, Derin-Sol´un önünü açtı

Çarkın: Karataş, istihbaratla geziyordu

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

Ergenekon ve diğer terör örgütlerindeki bomba ve silahların kardeşliği

Ergenekon-PKK bağlantısı manşetlerimiz

Devrimci Karargah Örgütü manşetlerimiz

DHKP-C ile ilgili manşetlerimiz

Ergenekon-Hizbuttahrir bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon-Hizbullah bağlantıları

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4553    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Kozmik Oda Kumpasına 28 Hapis

18.10.2020 13:29 Ankara'da, eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast iddialarıyla başlatılan ve Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı'nın (ÖHD) 'Kozmik Odaları'nda günlerce süren aramalarla devam eden soruşturmada görev al..
Tamamı 18.10.2020

Kaset Kumpası'nda Mütalaaya Geçildi

18.10.2020 13:42 Ankara'da, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile eski MHP'li yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin yayınlanmasıyla ilgili Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in de aralarında bulunduğu..
Tamamı 18.10.2020

Ergenekon Hakimine 10 Yıl Hapis

18.10.2020 17:45 İstanbul'da, Ergenekon davasının hakimlerinden olan ve FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla yargılanan Hüsnü Çalmuk'un davasında karar açıklandı. Mahkeme sanık Çalmuk'un 10 yıl hapisle cezalandırılmasına karar verdi. 16 Ekim'..
Tamamı 18.10.2020

Can Dündar'a 35 Yıl Hapis Talebi

18.10.2020 15:53 İstanbul'da, MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin davada cumhuriyet savcısı, firari sanık eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar hakkında 'siyasal veya askeri casusluk' ile 'terör örgütüne yardım et..
Tamamı 18.10.2020

General Yeniden Yargılanacak

18.10.2020 16:22 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) Eğitim ve Doktrin Komutanlığı (EDOK) Muhabere ve Muharebe Eğitim Destek Komutanı olan eski korgeneral Metin İyidi..
Tamamı 18.10.2020

FETÖ-PKK/YPG Bağı Diskten Çıktı

18.10.2020 18:00 Balıkesir'de, Kaçakçılık Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, 2010-2014 yılları arasında Balıkesir Polis Okulu öğrencilerine mahrem imamlık yaptığı tespit edilen Muhammet E.'nin bilgisayarından PKK, YPG ile örgütün kadı..
Tamamı 18.10.2020

Selam-Tevhid Kumpasında Mütalaa

18.10.2020 15:23 İstanbul'da, 'Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 'Selam Tevhid' soruşturmasında kumpas kurduğu iddiasına yönelik firari sanıklar Fetullah Gülen ile eski emniyet müdürlerinin de yer aldığı..
Tamamı 18.10.2020

Büyükelçi Karlov Suikastı davası

18.10.2020 12:37 Ankara'da, Rusya Federasyonu'nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un, o sırada görevde olmayan polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş tarafından öldürülmesine ilişkin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'i..
Tamamı 18.10.2020

Fetö İstihbaratçısı Altaylı davası

18.10.2020 12:32 Ankara'da, eski MİT görevlisi istihbaratçı Enver Altaylı ile birlikte 4 sanığın 'FETÖ/PDY yöneticiliği', 'örgüt üyeliği', 'siyasi ve askeri casusluk' suçlamasıyla yargılandıkları davanın görülmesine devam edildi. 30 E..
Tamamı 18.10.2020

Adana MİT Tırları davası

18.10.2020 12:26 Adana ve Hatay'da, MİT tırlarının durdurulmasını organize ettikleri belirtilen FETÖ/PDY'nin 11 'sivil imamı' ile eski bir tuğgeneralin de aralarında bulunduğu 50 sanığın yargılanmasına devam edildi. 29 Eylül'de Adana ..
Tamamı 18.10.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

18.10.2020 14:10 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılanmasına devam edildi. 05.10.2020 GÜ..
Tamamı 18.10.2020

Ankara 7 sanıklı Darbe davası

18.10.2020 16:19 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Kara Kuvvetleri Lojistik Başkanı olarak görev yapan eski korgeneral Yıldırım Güvenç'in de aralarında bulunduğu 7 sanığın yargıl..
Tamamı 18.10.2020

ABD Görevlisi Cantürk davası

18.10.2020 14:45 İstanbul'da, ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda güvenlik biriminde çalışan Nazmi Mete Cantürk'ün eşi Sevim ve kızı Kevser İrem Cantürk ile birlikte 'Silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan yargılandığı dava, sanık ..
Tamamı 18.10.2020

Fetö Yüksek Yargısı: Cezalar Onandı

18.10.2020 16:46 Ankara'da, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 'Amirallere Suikast ve Balyoz' soruşturmalarının savcısı eski Yargıtay üyesi Süleyman Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 6 eski yüksek yargıcın Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyel..
Tamamı 18.10.2020

FETÖ Mühendis Sorumlusuna Hapis

18.10.2020 17:50 Gaziantep'te, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ilişkin davada 8 yıl 9 ay hapis cezası verilen örgütün sözde mühendisler bölge sorumlusunun, ByLock'ta örgüt mensuplarının yurt dışına kaçmalarına ilişkin görüşmeler yapt..
Tamamı 18.10.2020

Tuskon Davası: Zenginer'lere Hapis

18.10.2020 17:27 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) işadamları yapılanması olan TUSKON davasından dosyaları ayrılan Salih Zenginer, Mustafa Zenginer ve Mehmet Zenginer'in yargılandığı dava sona erdi. 16 Ekim'de, İstanbul ..
Tamamı 18.10.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
46.103.527