Tam  EskidenYeniye
 

Mahkeme davayı başarıyla gördü

5 yıl süren Ergenekon davası dün tam olarak sonuçlandı. Gerekçeli karar açıklandı. Kanaatimizce mahkeme yargılamayı hakkıyla yaptı. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, yargılama sürecini, o süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz, sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, o şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar şeffaf bir yargılama yapıldı. Zaten sadece tartışılanlar değil tüm deliller Yargıtay sürecinde bir kez daha değerlendirilecektir. Bu nedenle kamuoyu vicdanında paralel yapı olgusunun ortaya çıkardığı şüphelerin ortadan kalkacağını düşünüyoruz. Ancak diğer taraftan paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez, ki bunun hala yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dünkü açıklaması buna örnek oldu. Diğer taraftan mahkemenin dün açıkladığı 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararında ilk 19 sayfayı önsöz teşkil ediyor. Dava sürecini özetlemesi ve önemli tartışma konularına cevap getirmesi açısından bu kısmı ilerleyen saatlerde haberimize eklemek istiyoruz. Bu arada gerekçenin tamamını siteye ekleme çalışması sürmektedir. Tamamlandığında kelime araması yapmak mümkün olacaktır.

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo/Kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır. Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen 'derin devlet yapılanması' hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.. Ergenekon özellikle Ecevit, Gül ve Erdoğan hükümetlerini hedef aldı."

Dava sürecinde bir çok kesimden mahkeme heyetine haksız eleştiriler yöneltilmiş olsa da kanatimizce mahkeme çok büyük bir iş görmüş, yargılamayı hakkıyla yapmıştır. 2008'de dava başlamadan hemen önce bir yazı kaleme almış ve mahkeme heyetine kolaylıklar dilemiştik. (kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=69) O yazımızın arkasındayız. Her ne kadar paralel yapı olgusu ortaya bazı şüpheler çıkarmış olsa da, Ergenekon yargılama sürecini, bu süreçteki tartışmaları ve delillerin durumunu çok yakından takip ettiğimiz (kontrgerilla.com/yazilar/delil_tartismalari.asp), sıklıkla yazılar ve haberler yayınladığımız için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, o şüpheler esasa taalluk etmeyen şüphelerdir. Zaten delil tartışması paralel yapı olgusu ortaya çıkmadan önce de vardı. Soruşturma ve dava boyunca da yoğun şekilde sürdü. Bu nedenle belki dünyadaki hiç bir davada olmadığı kadar yargılama şeffaf oldu. Hatta sürece AİHM dahi katıldı. Kanaatimizce İtalyan Ergenekonu 'Gladio' davasında dahi bu kadar şeffaf bir yargılama yapılmış değildir. Belki Ergenekon davasında tartışma konusu olan delillerin değerlendirilmesi yeniden yapılabilir. Ancak zaten sadece tartışılanlar değil tüm deliller Yargıtay sürecinde bir kez daha değerlendirilecektir. Bu nedenle kamuoyu vicdanında paralel yapı olgusunun ortaya çıkardığı şüphelerin ortadan kalkacağını düşünüyoruz.

Ancak diğer taraftan paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez, ki bunun hala yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Örneğin eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dünkü açıklaması.. Başbuğ, 'Gerekçeli kararı ciddiye almıyorum' diyerek bir genelkurmay başkanına yakışmayacak kadar gayrı ciddi konuştu. Gerçi ciddiye alsa ne olur almasa ne olur, ama en üst makamlara gelmiş birinin sözleri bu şekilde olabilir mi?..

Dediğimiz gibi paralel yapı olgusu ortaya çıktı diye, varlığı apaçık olan delillerin gözden kaçırılmasına da izin verilemez. Nitelik ve nicelik açısından çok ama çok fazla delil mevcuttur ve tümü de birbiriyle örtüşmektedir. Bu gerçeği hiç bir komplo teorisi ya da tartışma ortadan kaldıramaz. Şüphesiz her yargılamada az çok, ama mutlaka bir miktar şüphe ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hiç bir tartışmanın ve şüphenin olmamasını Ergenekon davası gibi devasa bir davada beklemek mümkün değildir.

Sanıkların rejimi korumak ya da vatan-millet-sakarya gerekçeleriyle hareket etmeleri, bazı kesimlerin göstermeye çalıştığı gibi onları kahraman yapmaz. İşledikleri suçları suç olmaktan çıkarmaz. Sonuçta örneğin Danıştay saldırısında olduğu gibi bazı hakimler hayatını kaybetmiş ya da yaralanmıştır. Sanıkları kahraman göstermeye çalışanların sadece delilleri değil, babası öldürülen hakimin oğlunun yüzüne nasıl bakacaklarını da tartışması gerekir. Ancak hayret verici şekilde kanlı saldırı ve o saldırıda hedef olan hakimler bu kesimlerde hiç gündeme getirilmeyip tek suçlu Ergenekon davasına bakan hakimlermiş gibi gösterilmektedir.

BİRİ EMRETMİŞ, BİRİ PLANLAMIŞ, BİRİ VURMUŞ, BİRİ KARARTMIŞ, BİRİ DE ÖRTMÜŞ

Danıştay saldırısında hakim babası katledilen oğulun acısına katılmamak mümkün mü?.. Ancak olayı sadece tetikçi Alparslan Arslan'ın üzerine yıkmak da bir haksızlık.. Sadece haksızlık da değil kasıtlı bir manipülasyon ve asıl sorumluları gözden kaçırmak.. Hoşa gitmeyecek bir benzetme olabilir. Şöyle ki, nasıl bir maçta herkes koşar, katkı yapar ancak golü atan eller üstünde tutulursa, tersi de doğru. Danıştay saldırısını tetikçi Arslan'ın tek başına yaptığı bir eylem olarak görmek mümkün değil. Özellikle kameraların karartıldığının ortaya çıkması, Sıhhiye orduevi kameralarının da ne tesadüfse o günlerde kameralarının kayıt yapmaması, tetikçi Arslan'ın diğer sanıklarla ortaya çıkan bağlantıları ve daha sayılabilecek bir çok delil Ergenekon davası sürecinde ortaya çıktı. Bunu Ergenekon çevreleri de kabul ediyor. Danıştay saldırısının planlamasından örtülmesine kadar birbiriyle uyumlu gerçekleşen gelişmeler, “Biri emretmiş, biri planlamış, biri vurmuş, biri karartmış, biri de örtmüş..” deyişine neden oldu. Mahkeme de haklı olarak bunu gördü ve hükmünü verdi. Ne yani kameraları mahkeme heyeti mi kararttı?.. Önceki mahkeme saldırıya uğrayan diğer hakimlerin ifadesini almak gibi en temel yargılama şartını yerine getirmemişken sonraki getirmişse yanlış mı yaptı?.. Önceki mahkeme dinci kalkışma deyip davayı kısa sürede sonuçlandırmışken sonraki, tetikçi Arslan'ın dincilikle alakasının olmadığını ortaya çıkardıysa yanlış mı yaptı?.. Önceki mahkeme Arslan'ın diğer Ergenekon sanıklarıyla bağlantısı kendisine daha yargılama bitmemişken Ergenekon savcısı tarafından bir mektupla bildirilmesine rağmen hiç dikkate almadıysa, sonraki mahkeme ise bunu ortaya çıkardıysa yanlış mı yaptı?.. Yargıtay Ceza Kurulu somut gerekçelerle Danıştay davasını bozup davayı Ergenekon davasıyla birleştirdiyse yanlış mı yaptı?..

Sadece Arslan'ın tahliyesini eleştirip o saldırıda rol alan diğerlerine ses çıkarmayanlar, hatta onları kahramanlar ve masum melekler gibi göstermeye çalışanlar babası katledilen oğulun yüzüne nasıl bakacaklar?..

HER DURUMDA ELEŞTİRİ

Dikkatle takip ettiğimiz için biliyoruz, mahkeme heyetine yargılama sürecinde haksız suçlamalar yapıldı. Her kesimden.. Mahkeme hem davayı uzatmakla suçlandı, hem de niçin daha fazla tanık dinlenmedi gibi ve benzer itirazlar yapılarak davayı eksik, yetersiz ve acele sonuçlandırmakla suçlandı. Nasrettin Hoca'nın oğluyla eşek sırtındaki seyahati hikayesinde olduğu gibi her durumda tepkiler geldi. Nasrettin Hoca öyle yaptı suçlandı, böyle yaptı yine suçlandı.. Biz davanın bu aşamaya bile gelemeyeceği ve bir şekilde akamete uğratılacağı endişesini taşıyorduk. Ancak çok şükür bitti. Gerçekten de Türkiye'nin ve belki de dünyanın en büyük davası oldu. Bu nedenle mahkeme heyetini kutlamak gerektiğine inanıyoruz.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

------------------------------------------------------------------------------

İŞTE GEREKÇENİN ÖNSÖZÜ

04.04.2014, 15:14 Mahkemenin dün açıkladığı 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararında ilk 19 sayfayı önsöz teşkil ediyor. Dava sürecini özetlemesi ve önemli tartışma konularına cevap getirmesi açısından önemli olan önsöz kısmını dipnotlarıyla birlikte aşağıda aynen aktarmak istiyoruz.

Bu arada gerekçenin tamamını siteye ekleme çalışması da sürmektedir. Tamamlandığında kelime araması yapmak mümkün olacaktır.

GİRİŞ BÖLÜMÜ ÖNSÖZ

Genel Olarak: Bu "Önsöz" bölümünde yargılama süreci ve dosya hakkında genel bazı bilgiler verilecektir. Bunun yanında, gerekçeli kararımızın sistematiği konusunda,-öncelikle savunma tarafı ve temyiz merciine, ayrıca özellikle hukuk camiasına ve ilgililere- yararlı olacak bazı açıklamalar da yapılacaktır.

20 Ekim 2008' de duruşmaları başlayan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası 5 Ağustos 2013' te sona ermiştir.

Bu yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo/Kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen "derin devlet yapılanması" hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.

Yapılan yargılamada sanıklar hakkında, gerek Ergenekon Terör Örgütü üyeliği, gerekse işledikleri sair suçları nedeniyle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Sanıkların işlediği sabit görülen sair suçların en önemlisi, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme (hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme)" suçudur.

Mahkememizde karara bağlanan davada, Ergenekon Terör Örgütü' nün özellikle Bülent Ecevit başbakanlığındaki 57. Hükümeti ve Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlıklarındaki 58. ve 59. hükümetleri hedef alan faaliyetlerini yoğunlaştırdığı anlaşılmaktadır. (1)

Türkiye'de adi suçlar hakkında toplumun genel bir bilgisi, algısı ve kültürü söz konusuyken, özellikle yasama ve yürütme organı aleyhine işlenen suçlar hakkında aynı şeyin söylenmesi mümkün değildir. Çünkü bugüne kadar maalesef bu tür suçlar yargılama konusu yapılamadığından, toplumsal algı şekillenmemiştir. Bu yüzden kamuoyunun bir kısmının bu suçlara neden ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörüldüğü
-----
(1) Sanıkların, -1980 öncesi ve 1990' lı yıllarda gerçekleşen bazı yasadışı olayları ve faili meçhul cinayetleri kast ederek- "neden geçmişteki olayları da yargılamıyorsunuz" gibi itirazlarının pratikte bir yeri yoktur. Öncelikle mahkeme önüne gelen davadaki eylemleri yargılar. Bunun yanında çok uzun süre önceki olayların davaya konu edilmesinin zorluğu da bir başka gerçektir. "Madem geçmişi yargılamıyorsunuz, şimdiyi nasıl yargılarsınız" şeklindeki bir yaklaşımın da hukuki ve vicdani bir dayanağı yoktur. Eski tarihli olaylar da bir mahkemenin önüne getirilirse elbette ki bakılacaktır. Bu konuda toplumsal bir sorumluluk söz konusudur.
------------------------------------------------------------------------------

konusu hakkında yeteli bilgiye sahipi olmadığı görülmektedir. Oysa, sosyo-psikoljik bir gerçekliktir ki, adi suçların tavan yaptığı dönemler hükümetlerin faaliyetlerinin durdurulduğu ve/veya engellendiği "askeri darbe öncesi - sırası ve sonrası" dönemlerdir. Bu süreçte, cinayet, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık, ırza müteallik eylemler, rüşvet, zimmet gibi adi nitelikli suçlar toplumda yaygınlaşır ve bunaltıcı hale gelir, ardından insanlar bu dönemin sona ermesi için silahlı güçlerin yapacağı her türlü müdahale için tepkisiz ve hazır olduğunda ise, artık hükümetler bu gücün telkin, yönlendirme, istek, baskı ve talimatlarına açık hale gelir. Demokrasiyle uyumlu olmayan bir rejimi ortaya koyan ve demokrasiyi işlevsiz kılan veya ortadan kaldıran bu tür müdahaleler (2) birçok temel insan hakları ihlalleri doğmasına neden olur. Böyle bir dönemde hukukun üstünlüğü ilkesi göz ardı edilir, insanlar hiçbir hukuki kurala dayanmaksızın soruşturulur, göz altına alınır, işkencelere maruz kalır, tutuklanır, kurdurulan hukukilikten uzak yargı mercilerince idam dahil bir çok sıra dışı cezalara çaptırılır.(3) Daha tahrip edici ve büyük hırsızlıklar, zimmetler, gasplar, cinayetler görülmeye başlanır. Bu periyotta toplum sindirilmiş ve yargı işlevsiz bırakılmış olduğu için silahlı güçler ile destekçilerinin oluşturduğu gücü elinde bulundurun azınlık, ülke kaynaklarını kendi menfaatleri için kullanır, haksız makam ve mal gaspları gerçekleşir, birçok suç teşkil eden eylemler işler, kendilerinin soruşturulamaması için tedbirler alır. Nihayetinde ülkenin en az bir 20 yılı heba edilmiş olur. Bunu yapanların hesap vermesi için ortaya konan çabaların demokratik gelişime katkısı yadsınamaz ise de, mağdurlar açısından, geciken adalet ne kadar adalet olacaksa o kadar anlam ifade eder.

Yapılan savunmalarda, Ergenekon Terör Örgütü' nün faaliyetlerinden dolayı sanıkların suçlandıkları hususu görmezden gelinerek, Türk ordusuna büyük bir buhtan yapıldığı iddia edilmiş ve sanki Türkiye'de hiç darbe olmamış ve hükümetlerin görevi sekteye uğratılmamış gibi bir yaklaşım sergilenmiştir. Oysa ülkeyi darbeye götüren süreçte gelişen acılarla dolu olaylar ve bu olayların ardından gerçekleşen müdahalelerin izleri hala tam olarak silinememiştir. Bu gerçekliği kim görmezden gelebilir. Buna karşın sanıkların özellikle belli bir kısmının gerek telefon konuşmalarında, gerek yazılarında ve gerekse savunmalarında 1960 askeri darbesini, bir devrim olarak değerlendirdikleri, bu tür bir müdahalenin gerçekleşmesini açıkça ifade ettikleri, ordu millet el ele bir araya gelmesiyle ordunun gidişata dur demesi gerektiğinden bahsettikleri görülmüştür. Bunun yanında Ergenekon Terör Örgütü' nün gerek yönetici ve gerekse üye konumundaki hemen hemen tüm mensupları ülkede bir askeri müdahale veya darbe ortamının oluşmasını istemekte, hatta memleketin kurtuluşu için bunun olmazsa olmaz olduğunu düşünmekte ve yaptıklarını bir Kuva-yı Milliye Harekatı olarak değerlendirmektedirler. Dosyada bu tür yüzlerce delil mevcuttur. Sanıklar bu kastlarını, hem nefret ve şiddet içeren söylemleri hem de eylemleriyle açıkça ortaya koymaktadırlar. Hatta bazı sanıklar söz konusu bu yöndeki isteğin "düşünce ve ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ifade ve örgütlenme özgürlüğünün şiddete ve nefrete çağrı olarak kullanılması durumunu korumamış ve hatta değil şiddete çağrıyı, ifadeler şiddete çağrı içermese dahi, yapılmış bir terör eylemini doğru bulmayı ifade etmenin de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.
-----
(2) Savcı Doğan Öz kontrgerilla ile ilgili raporunu (Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit bu raporun kendisine ulaştığını teyit etmektedir) hazırladıktan kısa bir süre sonra öldürülmüştür. Bu cinayet, Bakanlar Kurulu'nun TBMM tarafından da onaylanan 26.12.1978 gün ve 7/16947 Sayılı Sıkıyönetim Kararına göre sıkıyönetimin ilanına sebep olan suçlar arasında sayılmıştır. Dosyamızda ki Ergenekon Terör Örgütü tarafından işlenen Danıştay cinayeti ile ulaşılmak istenen amaçta budur.

(3)1960 askeri darbesi sonrası herhangi bir yargılama yapılmaksızın Genelkurmay başkanı dahil 235 General ve 4171 Subay ve Astsubay Türk Silahlı Kuvvetleri' nden ihraç edilmiştir. Bunun yanında darbe sonrası oluşturulan heyetin baktığı davada 395' i milletvekili olmak üzere 591 kişi yargılanmış, 151 kişinin idamına (Cumhurbaşkanı dahil) ve 31 kişinin müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bir başbakan ile iki bakanının idam kararının infazı yerine getirilmiştir.
------------------------------------------------------------------------------

Kanun koyucu, gerek dünya gerek ülke tecrübeleriyle sabit böyle bir ortamın doğmasına fırsat vermemek için, bu suçun ihlal ettiği hukuki yararın önemini dikkate alarak, bu tür eylemler için en ağır yaptırımı uygun görmüştür. Bu ülkemizde olduğu gibi demokrasinin geçerli olduğu devletlerde de böyledir. (4) TCK 311. ve 312. maddeler incelendiğinde, bu suçların bir tehlike suçu olarak kabul edildikleri ve teşebbüsün tamamlanmış suç gibi cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Kanun, cebir ve şiddet kullanarak yasama ve yürütmenin sadece "ortadan kaldırılmasına teşebbüs edilmesi" ni değil, bunun yanında bu organların "görevlerini yapmasını tamamen veya kısmen engellemeye teşebbüs edilmesi" ni dahi aynı şekilde cezalandırmaktadır. Yani bir anlamda kanun koyucu bu suçu işlemeye niyetlenenlere, "kanunun caydırıcı olması" ilkesi gereği bir ikazda bulunmakta ve suçun oluşumu için "cebir ve şiddet kullanarak TBMM veya Hükümetin görevlerini kısmen yapmasını engellemeye teşebbüs edilmesi" nin bile suç için yeterli olacağını belirtmektedir.

Dosyamız kapsamında bu suçun, yani darbeye teşebbüs suçunun gerek 765 sayılı TCK' nın gerekse 5237 Sayılı TCK' nın yürürlükte olduğu her iki dönemde de gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. "İlk dönem"de hükümetin başında olan Başbakan Bülent Ecevit' i başbakanlık görevinden el çekmeye zorlama ve AKP Hükümetine karşı Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde yasadışı olarak oluşturulduğu anlaşılan Cumhuriyet Çalışma Grubu' nun faaliyetleri ve planlanıp yürürlüğe konulan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven darbe planları çerçevesinde hükümeti cebren ıskata veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs edildiği görülmüştür. Bu dönemle ilgili birçok plan ve delilin ele geçirilmesi yanında zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı' nın tuttuğu günlüklerin 2003¬2004 yılına ait kısmı ile yine sanık Mustafa Balbay' ın tuttuğu dijital not/günlük mahiyetinde ki çalışmalar suç içeren eylemlerin anlaşılmasına katkıda bulunmuştur Cumhuriyet Gazetesi' ne bombalı saldırı ve Danıştay Hakimlerine karşı cinayet eylemi ile başlayan "2. Dönem"de ise, bu eylemlerin hemen öncesinden kurulan nefret, şiddet ve darbe söylemleri içeren ve yasadışına çıkan sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri ile AKP Hükümetinin görevlerini engelleme yönünde etkinlikler gösteren Ergenekon Silahlı Terör Örgütü' nün kontrolündeki diğer bir kısım sivil toplum çalışmalarının yapıldığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmalar ile öncelikli olarak AKP orjinli birinin Cumhurbaşkanlığı' na seçtirilmemesi hedeflenmiştir. Yine Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi'nde yoğunlaşan muvazzaf personel ve silsilede ki üstleri tarafından hükümet aleyhine yasadışı planlar hazırlanmış, sahte isimlerle internet siteleri kurdurularak buralarda hükümeti yıpratıcı psikolojik propaganda içerikli yayınlar yapılmış, bunlarla hem toplumun tahrik olması hedeflenmiş, hem de AKP' nin kapatılması sürecinde deliller üretilmiştir. AKP Kapatma Davası sürecinde de bir kısım sanıkların aktif faaliyetleri olmuştur. Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubesi gizli bölmelerinden ele geçirilen deliller arasında dosyamızda ki iddiaları doğrulayan önemli delillere ulaşılmıştır. Bu deliller arasında özellikle "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" denilen AKP Hükümetine karşı hazırlanan çalışmanın taslak çalışması "Proje" isimli çalışma, aralarında bazı dosya sanıklarının da bulunduğu ordudan emekli olanlar ve bazı diğer sivil şahıslardan oluşan gruplar ve görevlerini düzenleyen "Kitleşim" isimli belge önem arz etmektedir. Yine Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek başkanlığı' na ait Mahkememizce getirtilip incelen bilgisayarlar içinde de AKP Hükümeti aleyhine ve Ergenekon Terör Örgüt' ünü destekler
-----
(4) Örneğin Fransız Ceza Kanunu 412/1. maddesinde bu tür suçlar için; “Cumhuriyetin kurumlarını veya ülkenin toprak bütünlüğünü tehlikeye sokabilecek şiddet içeren her türlü saldırı 30 yıl hapis ve 450.000 Euro para cezası ile cezalandırılır. Eğer eylem kamu gücünü kullananlar tarafından işlenirse bu suç için verilecek ceza müebbet hapis ve 750.000 Euro para cezasıdır” şeklinde bir düzenleme mevcuttur.
------------------------------------------------------------------------------

mahiyetinde çok sayıda belgeler elde edilmiştir. Bu belgeler incelendiğinde" İrtica İle Mücadele Eylem Planı" içeriği ile birebir örtüşen birçok çalışmalara ulaşılmıştır. Tüm bu süreçte Ergenekon Terör Örgüt' ne ait muhtelif yerlere gizlenmiş nitelik ve nicelik olarak vahamet arz eden silah, bomba, mühimmat ele geçirilmiş, Örgüt' ün "Karargah Evleri" ismi altında Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlendiği anlaşılmış, bazı sivil sanıkların Harp Okulu' nda okuyan askeri öğrencileri buralarda ki örgüt mensubu öğrenciler aracılığıyla kazanma amaçlı çalışmalar yaptıkları ve bu öğrencileri üstlerine hatta o tarihteki mevcut Genelkurmay başkanı aleyhine kışkırttıkları görülmüştür. Yine geçmişte devlet içindeki derin yapıyla ilişkisi gündeme gelen ve çete lideri olmaktan mahkum olan dosyamız sanığı emekli emniyet mensubu bir sanığın liderliğinde bazı suikast ve sabotaj planları yapıldığı, bu eylemler için subay ve emniyet teşkilatındaki örgüt üyelerinden kadrolar oluşturulduğu, bu kişilerin özellikle azınlık cemaat önderlerine ve alevi toplum temsilcilerine karşı eylem hazırlıkları içine girdikleri anlaşılmıştır. Dosya genelinde azınlıklara karşı sistematik olarak bir nefret söylemi geliştirildiği açıktır. Bu dönemde gerçekleşen amaç suçlara yönelik daha birçok olay gerekçeli kararımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır. (5)

Sanıkların sübuta eren örgüt üyeliği/yöneticiliği ve amaç suçlar dışındaki suçlarına bakıldığında;

Bir kısım sanıkların sekiz yıldan on iki yıla ve/veya üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektiren, "devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin yüzlerce bilgi ve belgeyi bulundurma/kullanma/temin etme ve yasaklanan bilgileri elde etme" suçunu işledikleri

Bir kısım sanıkların altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren "hukuka aykırı olarak kaydedilmiş binlerce kişisel verileri toplam sayısı binlerle ifade edilen kişisel verileri bulundurdukları tespit edilmiştir.

Sanıklarda ele geçen silahlar ve mühimmat nitelik ve nicelik, yani hem sayı hem de özellik olarak çok vahim niteliktedir. Kimisinin mevcut herhangi bir kaydı olmayan, kimisinin ise kayıtlı oldukları yerde sarf edilmiş olarak gözüktüğü bu silah ve mühimmatların toplumda kaos oluşturmaya ve faili meçhul cinayetlerde kullanılabilme potansiyeline sahip oldukları ortadadır.

Dava sürecinde, dosyadaki delillerin benzer örgüt davalarında olmadığı kadar güçlü, çeşitli ve çok olduğu görülmüştür. Örneğin, bu davadaki deliller ile benzer mahiyetli Susurluk Davası' nın delillerinin kıyaslanmasının dahi mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. (6) Bunun yanında yargılamanın her aşamasında mahkememiz yargılanan örgütün varlığını çok açık ve net olarak devamlı gözlemlemiştir. Ergenekon Terör Örgütü' nün kamuoyu oluşturma gücü, Sanıklar arasındaki hem henüz haklarında dava açılmamışken hem de
-----
(5) Avrupa Birliği İlerleme Raporları’ nda, Ergenekon Davası’ na yer verilmiştir. Bu raporlarda özetle;
“..Suç örgütü olduğu iddia edilen Ergenekon adlı oluşuma ilişkin soruşturma ve birçok başka darbe planının araştırılması, demokratik kurumların düzgün işleyişine ve hukukun üstünlüğüne duyulan güvenin güçlendirilmesi bakımından Türkiye için bir fırsat olmayı sürdürmektedir…. Bu, Türkiye’de, bir darbe teşebbüsünü derinlemesine inceleyen ilk davadır ve demokratik kurumları istikrarsızlaştırmayı amaçladığı iddia edilen bir suç örgütü hakkında yürütülen en geniş kapsamlı soruşturmadır…… Bu dava, Türkiye için, demokratik kurumlarının düzgün işleyişine ve hukukun üstünlüğüne olan güveni güçlendirmek açısından bir fırsattır….. Nisan ayındaki bir basın açıklaması sırasında Genelkurmay Başkanı, Ergenekon davası ve iddianamesi hakkında yorumda bulunmuş, dolayısıyla yargıyı baskı altında bırakmıştır….. Askeri personelin, Ergenekon soruşturmasıyla ortaya çıkan Hükümet karşıtı eylemlere katılmış olduğu iddiası kaygı uyandırmaktadır….. özellikle askeri mahkemelerin yargı yetkisinin sınırlanması konusunda bir miktar ilerleme kaydedilmiştir” gibi önemli değerlendirmeler yapılmıştır.

(6) Susurluk davası’ nın anlatıldığı bölümde bu hususa özel olarak yer verilmiştir. Bkz. “Susurluk Çetesi Ve Ergenekon Terör Örgütü Arasındaki İrtibat” başlıklı bölüm.
------------------------------------------------------------------------------

dava açıldıktan sonraki dayanışma ve görünürde aralarında herhangi bir irtibat ve tanışıklık olmayan sanıkların adeta gözü kapalı birbirlerini yargılama öncesi ve sırasında savunmaları ve kefil olduklarını beyan etmeleri, özellikle kovuşturma aşamasında birbirleri lehlerine beyanda bulunmaları ve birbirleri aleyhinde olan önceki ifadelerini değiştirmeleri, daha sonra bu yeni ifadeleri kullanarak geçmişte verilen ve aleyhlerinde olan ifadeleri tevil etmeleri ve düzeltmeleri, "burada yargılanan kişileri saygıyla selamlıyorum, Cumhuriyet' a bomba atanlar ve Danıştay' a saldıranlar dışında buradaki hiç kimsenin suçu yok, (7) herkes vatansever, sanıklar delikanlı çıktı, kimse aleyhte konuşmadı vs" gibi sözleri devamlı dile getirmeleri, mahkeme hakimlerini ortak savunma stratejisine uygun olarak gözü kapalı eleştirmeleri ve sıklıkla redd-i hakim talebinde bulunmaları, aynı zamanda sistematik bir şekilde hakaret ve tehdit etmeleri, bazılarının savunmalarında mahkemeye yansıtmaya çalıştıklarının aksine gözlemlenen yakın ve samimi irtibatları, genel olarak birbirlerinin aleyhine beyanda bulunmaktan ısrarla kaçınmaları, hatta çok açık bir şekilde kendilerinin aleyhinde bilgi ve belge yakalatan veya konuşan sanıklar hakkında en küçük bir tepki göstermeyip, "yargılamanın sonunu beklemek gerekir vs" şeklinde bir yaklaşım sergilemeleri (8) gibi durumlar mahkememizin gözlemlediği bu çeşit yüzlerce olguya sadece birkaç örnektir.

Sanıkların bazı eylemlerle ilişkisini ve örgüt üyesi konumlarını ortaya koyan onlarca delilden birisi de telefon irtibatlarıdır. Gerek soruşturma aşamasında ve gerekse yargılama aşamasında, -sanıkların kendi aralarındaki ve olaylarla ilgili irtibatını ortaya koyan teknik delil mahiyetindeki- HTS dökümleri ve iletişim tespit tutanaklarından yararlanılmıştır. Her sanığın bireysel hukuki durumlarının değerlendirildiği kısımlarda bu delillere yer verilmiştir. Örgüt davalarında bir kısım sanıkların bağlı oldukları örgüt dolayısıyla birbirleriyle tanışıyor oldukları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle dosyamız bazı sanıkları kendileriyle ilgili HTS dökümü ve iletişimin tespiti tutanakları karşısında tanışıklıklarını açıklama konusunda çelişkiye düşmüşler ve/veya açıklayamamışlar, bu kayıtlarla uyuşmayan beyanlarda bulunmuşlardır.

Ergenekon Terör Örgütü' nün kendine özgü bir yapısı vardır. Bu örgüt, birbirlerini tamamlayan ve destekleyen kompartımanları olan, ancak bu kompartımantasyon /perdeleme sistemi gereği birimler arasında sınırlı bir iletişimin söz konusu olduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri' nden iktibas edilen "bilmesi gereken" prensibi çerçevesinde örgüt üyelerinin faaliyet gösterdikleri, herkesin kendi uzmanlık alanında örgüte katkı sağlayıp örgütsel faaliyette bulunduğu bir yapılanmadır. Örgütün genel ve/veya güncel hedefleri
-----
(7) Kimi zaman sanıkların “buradaki herkes suçsuz, Alparslan Arslan hariç herkes suçsuz” gibi sözleri de olmuştur.” Sanıkların özellikle Cumhuriyet Gazetesi’ ne bomba atan sanıkları ve sanık Alparslan Arslan’ ı rahatsız edici beyanda bulunmaktan kaçındıkları, Osman Yıldırım dışında ki Cumhuriyet Gazetesi’ ne bomba atan diğer sanıklarla duruşma salonunda yakınlaştıkları gözlemlenmiştir.

(8) Örneğin Sanık İbrahim Şahin’ in gerek evinde ele geçen sabotaj - cinayet planları listesinde isimleri geçmesi nedeniyle ve gerekse yaptığı telefon konuşmalarındaki beyanlarından dolayı aleyhlerinde hukuki durum oluşmasına sebep olduğu sanıklardan hiç biri bu sanık hakkında cezai veya hukuki bir şikayette bulunmadıkları gibi, savunmaları sırasında da İbrahim Şahin’ i incitecek düzeyde dahi bir beyan sarf etmemişlerdir.
Yine sanık Dursun Çiçek, kendi isim ve imzasının bulunduğu “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” nın fotokopisinin çıktığı ve daha önce tanımadığını beyan ettiği Sanık Serdar Öztürk hakkında gerek o dönem ve gerekse yargılandığı süreci de kapsayan uzunca bir dönemde herhangi bir aleyhte beyanda bulunmamış, Serdar Öztürk’ ün savunmasına itibar etmiştir. Oysa normal olarak sanık dursun Çiçek’in, bu belgenin fotokopisinin kendisinde çıktığı Serdar Öztürk hakkında bir hukuki süreç başlatması gerekirdi.
Buna ek olarak, Gölcük Donanma Komutanlığı, İstihbarat Şubesi zeminin altında gizlenmiş olarak herhangi bir emniyet mensubunun katılmadığı aramada bulunan malzemeler arasında dosyamızdaki iddiaları teyit eden bilgi, belge ve delillere ulaşılmıştır. ’Dosya kapsamına ve hayatın gerçeklerine göre bu delillerin bulunduğu bölüme, İstihbarat birimindeki askerlerin dışında başka birilerinin girmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda sanıkların savunma stratejisi olarak geliştirdikleri ortak mantığa göre, kendi aleyhlerinde olan bir kısım delilleri buradaki deliller arasına o bölümün sorumlusu olan kişilerin koyması gerekir. Oysa sanıklardan hiçbiri Gölcük Donanma Komutanlığı’nda bulunan bu malzemelerle ilgili açılan davadaki sanıklar hakkında aleyhte tek bir beyanda dahi bulunmamışlardır.
------------------------------------------------------------------------------

doğrultusunda: bu yapılanmanın bir birimi; toplumun hazırlanması bakımından sivil toplum örgütlerini harekete geçirmekte/yönlendirmekte, toplantı ve gösteriler düzenlemekte/ düzenletmekte, bir birimi; cebir ve şiddet içeren eylem(ler) ile alakalı planlar yapmakta, lojistik ve finansal destek sağlamakta, bir birimi; kendi üzerine düşen cebir ve şiddet içeren eylem(ler)i organize etmekte, işlemekte/işletmekte, bir diğer birimi; bu tür eylemlerden sonra özellikle basın kanalıyla dezenformasyon yapmakta, bir kısmı bu eylemlerin rüzgarını arkasına alarak toplumsal katmanları harekete geçirip geniş tabanlı organizasyonlar yapmaktadır. Sonuçta Ergenekon Terör Örgütü, dosyamız kapsamında tüm bu birbirini tamamlayan eylemleriyle amaç suçların oluşması, iddianamedeki ifadesiyle "darbeye zemin hazırlama" (9) yönünde faaliyet göstermektedir. (10)

Yapılan yargılamada bu örgütün çok karışık bir ilişkiler yumağına sahip olduğu görülmüştür. Örgütün yargılanan ve mensuplarının cezalandırıldığı belli bir kısmı açığa çıkarılmış ise de, bazı hücrelerine ulaşılamadığı görülmüştür. Yine Ergenekon Terör Örgütü' nün bazı birimleri ve uzantıları hakkında dosya kapsamına göre isabetli yorum yapılabilmesi mümkün olsa da, bunlarla alakalı dosyada hukuki olarak yeterli delile ulaşılamadığı ortadadır. Bu yüzden bunların ayrı bir soruşturma ile ortaya çıkarılmasının mümkün ve gerekli olduğu düşünülmektedir.

Dosya kapsamı, yapılan yargılamada ulaşılan deliller ve mahkememizin gözlemi Ergenekon Terör Örgütü' nün "Psikolojik Harp(Harekat) ve Propaganda" tekniğini çok etkili ve sistematik olarak kullandığını göstermektedir. Özellikle Genel Kurmay Başkanlığı Bilgi destek Dairesi (Önce ki ismiyle "Psikolojik Harp Dairesi")' de çalışan bir kısım sanıkların faaliyetleri buna güzel bir örnektir. Yine özellikle Sanık Doğu Perinçek (11) ve yakın çevresi bu tekniği en etkin kullanan (12) Ergenekon Terör Örgütü üyeleri arasındadır. Sanık Nusret Senem esas hakkında savunmasında psikolojik propaganda sanatını çok iyi bildiğini ve uyguladığını ifade etmiştir. Sanık Durmuş Ali Özoğlu, Mustafa Özbek gibi sivil sanıklardan ve Sanık Hurşit Tolon' dan Genel Kurmay Başkanlığı' na ait olduğu ilgili kurumca belirtilen "PH(Psikolojik Harp)" isimli birçok Word dosyası ele geçmiştir. (13) Gerekçeli kararımızda açıklanan sanıklar arasında ki ilişkiler ile muhtelif yer ve zamanlarda ki açıklamalarının değerlendirilmesi ve anlaşılabilmesi bakımından ilgili bölümlerde bu hususa özellikle yer verilmiş ve ayrıca delil klasörleri içinde bulunan "Psikolojik Harekat(Harp) Sanatı" nı anlatan metinler müstakil bir başlık altında özetlenerek bu konuda aydınlatıcı bilgiler verilmiştir. Sanıklar savunmalarında bu yöntemi ustalıkla kullandıkları için, bu davada olayların yalnızca düz mantıkla değerlendirilmesi eksik olur. Gerek sanıkların kişisel özellikleri, gerek örgütün girift yapısı ve gerekse örgüt
-----
(9) Bizde gerekçemizde zaman zaman bu tabirin kullanılmasını uygun gördük. Çünkü darbeye zemin/ortam hazırlama kavramı TCK 312. maddede ki suç tipini güzelce özetlemektedir. Çünkü teşebbüsün tamamlanmış suç gibi kabul edildiği bu maddede bir tehlike suçu düzenlemesi söz konusudur. Devlet aleyhine cürümlerle ilgili referans eserlerin sahibi Prof.Dr. Çetin Özek yasama ve yürütme organlarına karşı suçlardan bahsettiği yerde, teşebbüs ve tehlike suçu ile ilgili olarak; “Hareketin teşebbüs durumunda cezalandırılabilmesi, onun tehlikeli olduğu düşüncesine ve hareketin belli bir neticeyi doğurmaya uygun(elverişli) olması esasına dayanır. Teşebbüste, hele eksik teşebbüs halinde esas itibarıyla dış alemde vuku bulmuş bir netice mevcut değildir. Sadece, cezalandırılan neticenin, yani dış alemdeki değişikliğin tahakkuk edebilmesi tehlikesinin mevcudiyeti, tamamlanmamış fiilin cezalandırılabilmesi imkanını yaratmıştır. Teşebbüs edilen eylemin, yani dış alemdeki değişikliğin tahakkuk edebilmesi tehlikesinin mevcut olması durumunda, söz konusu bu eylemin neticeyi doğurmaya elverişli olması gerekir. Ancak uygunluk hareketin tehlikeliliği demek değildir. Zira hareketin bizatihi tehlikeli olmayıp tehlike neticesini yaratmaya da uygun olması mümkündür” demektedir.

(10) Ülkeyi askeri müdahalelere götüren ortamları ve askerler ile siviller arasında bu süreçteki ilişkiyi ortaya koyması bakımından, bizzat kendinden örnekler verip özeleşti yaptığı kitaplarında yazar Hasan Cemal, bu konuda önemli saptamalarda bulunmuştur.

(11) Sanık Doğu Perinçek’ te, “Özel Harp Daire Başkanlığı Propaganda ve Psikolojik Harp” başlıklı bir askeri metin bulunmuştur.

(12) Bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler gerekçeli kararımızda, hem sanık Doğu Perinçek ve ilgili sanıkların bireysel hukuki durumlarının değerlendirildiği kısımlarda, hem de örgütün varlığının anlatıldığı, özellikle derin devlet-Susurluk çetesi ile ilgili bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

(13) Örneğin Sanık Oktay Yıldırım, özgeçmişinde psikolojik harekat ve yönlendirme seminerine katıldığını belirtmektedir.
------------------------------------------------------------------------------

belge içerikleri daha değişik mantık önermelerinin de katkısından yararlanarak konuların ve sanıkların durumlarının değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Genelde tüm sanıkların hitap ve psikolojik propaganda yetenekleri bir hayli yüksek olduğu ve yargılama sırasında bu özelliklerini etkin olarak kullandıkları gözlemlenmiştir. Sanık profilinin etkinliği, çeşitliliği ve geçmişi ile dava konusu iddialar nedeniyle bu dava kamuoyunda yoğun olarak tartışılmış, ilgili ilgisiz birçok kişinin yargılamayı etkilemeye teşebbüs sayılabilecek sayısız açıklamaları olmuştur.

Derin devlet/Gladyo yapılanmasına Türkiye' de "Ergenekon" ismi verilmiştir. Örgütün ismi örgüt belgelerinde açıkça bu şekilde telaffuz edilmiştir. Derin Devlet yapılanması için toplumda destek görecek bu ismin seçilmesi dahi başlı başına bir psikolojik harp çalışması ürünüdür. Sanıklar da savunmalarında bu konuyu ustalıkla kullanmışlar ve Orta Asya Türk Destanları arasında yer alan "Ergenekon Destanı" nı sürekli istismar ederek yargılama makamlarına ağır hakaret ve isnatlarda bulunmuşlardır. Oysa burada eleştirilmesi gereken, derin devlet gibi hukuk dışı bu yapılanma için bu ismi uygun gören mantıktır. (14)

Türk Gladyosu' na "Ergenekon" ismi verildiğinin 1997 den itibaren gündemde olması, köşe yazılarında ve kitaplarda işlenmesi, sanık Doğu Perinçek müdafi Av. Ceyhan Mumcu'nun ifadesiyle bunu "Herkesin bildiği" nin beyan edilmesi, bazı sanıklardan ele geçen belgelerde bu ismin geçmesi, örgüt belgelerinde açıkça derin yapılanmaya bu isim verilmesi, sanık Hüseyin Vural Vural' da kendi beyanıyla da sabit olduğu üzere "Ergenakon Yemin Metni" ve "Ergenakon başlıklı Kimlik Kartları" nın ele geçmiş olması, özellikle 1997 de Aydınlık dergisinde yayınlanan sanık Erol Mütercimler' in röportajında ve daha sonra sanık Doğu Perinçek ve grubunun organize ettiği Susurluk Konferansında Türk Gladyosu' nun bu isimle anılması, sanık Doğu Perinçek'ten ele geçen bir dijital belgede "Uğur Mumcu'yu Çatlı, Yeşil Ergenekon yasallık dışılığı öldürtmüş" ifadelerinin kullanılması, sanık Hikmet Çiçek'te çıkan bir belgede Özdemir Sabancı Cinayetinde Ergenekon örgütlenmesinin rolü olduğuna dair tespitler bulunması ve Bozkurt teşkilatı isimli diğer bir belgede "Ergenekon'un ilk adının Bozkurt teşkilatı olduğu" şeklinde açıklamaların yer alması, Tuncay Güney'in mülakatında "Doğu Perinçek'e Ergenekon'u sorduğumda, bunun askeriye içindeki bir örgütlenme olduğunu ve Nato tarafından Özel Harp Dairesi'ne paralel olarak kurulduğunu söyledi" anlatımının bulunmasına karşılık, birçok sanık ve özellikle sanık Doğu Perinçek'in savunmalarında iddianameye konu olan örgüt için Ergenekon ismi kullanılmasını ağır bir şekilde eleştirmeleri, Türkiye'deki derin devlet yapılanmasının ismi olarak belirlenen "Ergenekon" u özel olarak gündeme getirmekten kaçınmaları, Can Dündar ve Celal Kazdağlı tarafından yazılan Ergenekon isimli kitapla ilgili olarak 1 Nisan 2001 tarihinde Aydınlık dergisinde "Ergenekon dedikodularının piyasaya sürüldüğü bir dönemde CIA'ya yakın çevrelerin yazdırdığı" denilerek bu kitabın (15) eleştirilmesi, sanıkların Ergenekon isminin gündeme getirildiği yayın organları ve konferanslarla ilgili bir açıklama yapmayıp duruşmadaki savunmalarında "Savcılar tarafından nasıl Ergenekon ismi kirletilir" şeklinde psikolojik harp tekniği ürünü tepkiler ortaya koymaları Gladio' nun Türkiye'deki örgütlenmesine
-----
(14) Örgütün bu ismi seçmesiyle ilgili olarak ilerleyen bölümlerde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Sanık Hüseyin Vural Vural’ da çıkan Ergenekon Yemin metni ve 1972 yılından kalma “Ergenakon” başlıklı kimlik kartları örgütün bu ismi çok önceden beri kullandığını ortaya koymaktadır.
(15) Oysa bu kitap Susurluk Kazası sonrası yazılan ve Susurluk Davası ve bu dava sanıklarının ilişkilerinide Ergenekon Örgütü kapsamında analiz eden bir kitaptır.
------------------------------------------------------------------------------

verilen bu adın açığa çıkmasını engelleyici tavırlar içinde olduklarını açıkça göstermektedir.

Ergenekon Terör Örgütü' nün ismi çok uzun süredir kamuoyunun gündeminde olmasına, Susurluk kazası sonrası bu örgüt hakkında üst düzey generallerin açık beyanlarına ve dosyadaki benzeri somut olaylara rağmen özellikle Genel Kurmay Başkanlığı' nın "Ergenekon/derin devlet/kontrgerilla" konusunda hiçbir işlem yapmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin ara kararlarına istinaden bu konuda devlet kurumları ve Genel Kurmay Başkanlığı tarafından verilen cevaplar önemlidir. (16)

Kurum ve mensuplarıyla alakalı en küçük isnatları dahi araştıran ve soruşturan, yapısı gereği buna yapması da gayet doğal olan Türk Silahlı Kuvvetleri' nin, üstdüzey generallerin ağzından anlatılan ve ordu içindeki hiyerarşik yapı dışında illegal olarak örgütlenip, birçok yasadışı icraatlar yaptığı belirtilen bir yapı hakkında herhangi bir işlem yap(a)mamasının bir izahı olamaz. Bu durum açıkça Ergenekon Terör Örgütü' nün gücünü ve kendisiyle ilgili mensupları tarafından yapılan propagandanın ne kadar etkili sonuç doğurduğunu gösteren dikkat çekici bir örnektir.

Ergenekon Terör Örgütü, özellikle Susurluk Kazası sonrası yapılan yargılamayı müteakip 1999-2000 yıllarında reorganize olma faaliyeti kapsamında örgüt temel belgesini (Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim Ve Geliştirme Projesi İstanbul / 29 Ekim 1999" İsimli Belge) yeniden düzenlemiş ve oluşturulan Lobi Belgesi (Lobi Aralık 1999/İstanbul" İsimli Belge) doğrultusunda sivil unsurlarla irtibatı belli bir düzene sokmuştur. Dosyada bu ana belgelerle paralel diğer birçok örgüt belgesi de mevcuttur. Ergenekon belgesinin "Amaç" başlıklı bölümünün son cümlesindeki "Ergenekon'un gerçek ve çağdaş anlamda ve organizasyonunun sağlanabilmesi için talep edilmesi halinde daha birçok ayrıntılı etüt hazırlanması mümkündür" ifadesine dayanılarak ve bu iki ana belgede belirtilen esasların ayrıntılı olarak ele alındığı etüt, analiz çalışması, eylem planı, değerlendirme raporu ve araştırma metinleri gibi alt belgeler hazırlanmıştır. Ergenekon Terör Örgütü ile ilgili olan örgüt belgeleri özel bir önem arz etmektedir. Örgüt bu belgelerdeki ilkeler doğrultusunda örgüt faaliyetlerini sürdürmüştür. Örgütün felsefesi, iç işleyişi, teşkilatlanması, PKK gibi terör örgütleriyle ilişkisi ve sair özellikleri bu belgeler kapsamında daha iyi anlaşılmaktadır.

Tüm örgüt belge içerikleri incelendiğinde her yönüyle bir terör örgütü (17) ile karşı karşıya kalındığı açıkça görülmektedir. Örgüt belgelerinin ayrıntılı anlatıldığı bölümde bu husus açıkça ortaya konulmuştur.

Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Davası - İtalya' daki Gladio Davası (18) dışında- dünyada bilinen diğer tüm davalarla hacim ve içerik olarak kıyaslanamayacak kadar devasa bir özelliğe sahiptir. Bu davada, içlerinde Genelkurmay Başkanı, ordu komutanı gibi üstdüzey askeri sanıklar olduğu gibi, siyasi parti yöneticiliği, avukatlık, gazetecilik, akademisyenlik, taksicilik ve çaycılık gibi meslekleri icra eden toplumun hemen hemen her kesim ve mesleğinden kişilerin de bulunduğu görülmektedir. Her ne kadar belli meslek ve siyasi
-----
(16) Bu konuda ayrıntılı değerlendirme , “Derin devlet/ Kontrgerilla yapılanması ile ilgili bilgilerin verildiği” bölümün, “2.Genel Kurmay Başkanlığı ‘nın Bazı İddialara Karşında Ne Yaptığına Dair Verdiği Cevaplar Ve Gönderdiği Belgeler” başlığı altında yapılmıştır.

(17) Sanık Kemal Kerinçsiz ve Ahmet Hurşit Tolon soruşturma aşamasında, -kendilerini bu örgütten soyutlayarak ve böyle bir örgütle irtibatları olamayacağını söyleyerek- bu belge içeriklerine göre tipik bir terör örgütünden bahsedildiğini ifade etmişlerdir.

(18) Gerekçeli kararımızın derin devlet yapılanmaları hakkında genel bilgi verilen bölümünde bu dava hakkında da bazı istatistiki veriler yer almıştır.
------------------------------------------------------------------------------

gruplara mensup bir kısım sanıklar icra ettikleri mesleki faaliyetleri ve AKP Hükümeti' ne muhalif kimlikleri dolayısıyla yargılandıklarını savunsalar da bunun doğru olmadığı ortadadır. Çünkü yargılanan sanıklarından çok daha keskin muhalefet yapan gazeteciler ve siyasiler dosyamız sanığı değillerdir. Mahkememiz verdiği kararında sanıkları mesleki veya siyasi faaliyetlerinden dolayı değil, Ergenekon Terör Örgütü mensubu olarak işledikleri eylemlerden dolayı cezalandırmıştır. Sanıklar birçok terör örgütünün yaptığı gibi, "siyasal, basın ve örgütlenme özgürlükleri"ni Ergenekon Terör Örgütü' nün amaçları doğrultusunda kullanmışlardır. Bu konular gerekçemizin genel kısmında ve bireysel durumlarının değerlendirildiği bölümde ayrıntılı olarak ele alınıp değerlendirilmiştir.

Sanıkların Ortak Savunma Stratejileri:

1. Bu davanın polis içindeki bir çetenin tertibi olduğu ve MİT ile bir kısım mensuplarının oyunlarıyla başlatıldığını devamlı tekrarlama,

Bu bağlamda aramalarda çıkan aleyhteki delillerin hiç birini kabul etmeyip, polisin koyduğunu ifade etme,

İkrar mahiyetindeki beyanların kasıtlı olarak polis tarafından yazıldığını söyleme.

2. Her türlü suçlamayı devamlı olarak reddetme, suç unsuru içeren açık telefon konuşmalarında şaka yaptıkları veya öyle demek istemediklerini savunma, soruşturma makamlarının müdafii refakatında aldığı ifadelerden aleyhe olanları kabul etmeme.

3. Ergenekon diye bir örgütün olduğu iddiasının doğru olmadığını ısrarla ifade etme, Yargılananların büyük çoğunluğunun vatansever ve masum olduklarını yineleme.

4. "Tuncay Güney gibi güvenilmez kişinin beyanları dosyadan çıkarıldığında aleyhte hiçbir şey kalmıyor" beyanını sıklıkla işleme.

5. Hakkında dava açılan asker kişilerin ne ile suçlandığını göz ardı ederek, Türk Silahlı Kuvvetlerini' nin suç örgütü kabul edildiğini iddia etme,

TSK ile kendilerini özdeşleştirerek avantajlı durum elde etme.

6. AKP muhalifi olduklarından dolayı yargılandıklarını savunmaları Bu temel savunma stratejisi kısaca ele alınacak olursa;

• Sanıkların yukarıda değinilen ortak savunma stratejilerini ısrarlı olarak sürdürdükleri görülmüştür. Aslında bu durum örgütlü suçların yargılamasında sıklıkla rastlanılan bir durumdur. Böyle bir yöntem her ne kadar bizzat sanıkları motive etse ve kamuoyunda belli bir dönem etki oluştursa da, dosya ve içindeki delillere hakim olan yargılama heyetleri için ne kadar anlam ifade etmesi gerekiyorsa o kadar dikkate alınmaktadır.

• Öncelikle bu davanın soruşturması Ümraniye' de bir gecekonduda bulunan bombalarla başlamıştır. Bombaların bulunma süreci sanıkların sığındığı polis tertibi savunmasını tamamıyla boşa çıkaracak özelliktedir. Çünkü bombalarla ilgili ilk ihbar (19) ses kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere Trabzon İl Jandarma Alay Komutanlığı' na yapılmıştır. Bu ihbarı alan Trabzon' da ki Jandarma birimleri, ihbar
-----
(19) Bu ihbarın faili sanık Ali Yiğit” n babasıdır. İhbar ses kaydı duruşmada dinletilmiştir.
------------------------------------------------------------------------------

içeriğini yine bir Jandarma birimine, yani İstanbul il Jandarma Alay Komutanlığı' na bildirmiştir. İstanbul' da ki bu Jandarma birimi de kendisine iletilen ihbarı İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü' ne bildirmiş, bunun üzerine Ümraniye Savcılığı aracılığıyla alınan arama iznine istinaden Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü birimlerince yapılan aramada bomba bulunması üzerine, olay Beşiktaş' taki CMK 250. madde ile yetkili Başsavcıvekilliği' ne intikal ettirilmiştir. Yani olaya ilk olarak vakıf olan birimler emniyet değil Jandarma birimleridir. Yine daha sonraki aşamada da olaya vakıf olan TEM Şube Müdürlüğü, yerel emniyet ve yerel başsavcılık birimleridir. Son aşamada Özel Yetki Başsavcılık olay hakkında bilgi sahibi olabilmiştir. Ancak sanıklar tüm bu safahatı göz ardı ederek soruşturmayı derinleştiren, dava açan ve davaya bakan makamlara yönelik yıpratıcı ve sindirici psikolojik propaganda içerikli bir savunma geliştirmişlerdir.
Sanıklar aramalarda ele geçen aleyhte delillerin polis tarafından koyulduğu gibi soyut iddiada bulunmuş iseler de, dosya kapsamında bunu doğrulayacak en küçük bir delile rastlanmamıştır.

Bunun yanında bir çok sanıkla ilgili ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda ve incelenen dijital unsurlarda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı çokça ifade edilmiştir.

• Bilindiği gibi bu davada ki en önemli eylemlerden biri Danıştay saldırısını gerçekleştiren sanık Alparslan Arslan' ın eylemidir. Sanıklarda yapılan aramalarda ele geçen dijital ve yazılı hiçbir belgede sanık Alparslan Arslan' ın işlediği bu eylemle, sanıkların arasında bağı gösterecek bir belge ele geçmemiştir. Bir an için sanıkların kolluk birimlerine yönelttikleri "polis yerleştirdi" şeklinde ki isnadın geçerli olduğu bir an için düşünüldüğünde, söz konusu polislerin böyle bir olayın yazılı delili olabilecek uydurma bir belgeyi de sanıkların eşyaları arasına koymaları beklenirdi. Ancak böyle bir şey söz konusu olmamıştır. Yine sanıklar kendileriyle ilgili yapılan aramalarda belge yerleştirme iddiasının en azından daha makul karşılanabileceği yerlerde niçin aleyhte hiçbir şey bulunamadığını da kendi mantıklarına göre izah edememektedirler.

• Soruşturmada ki kendi beyanları içinde aleyhlerine olanları, polisin, savcının ve hatta hakimin yazdığı/yazdırdığı iddiasının hukuki hiçbir geçerliği olmadığı gibi, bu gibi bir savunmanın da olumsuz değerlendirileceği ortadadır. Yargıtay içtihatları da bu doğrultudadır. Sanıkların aşamalardaki tüm ifadelerinin müdafileri huzurunda alındığı göz önünde bulundurulduğunda soyut bir iddiadan öteye geçmeyen bu tür isnatların hukuki bir geçerliği yoktur.

• Gerçekte herhangi bir örgütsel ilişkisi bulunmayan bir sanıktan suçlandığı örgütle ilgili olarak beklenen hayatın olağan akışına uygun tavır ve söylem; iddia edilen örgütle ilişkisi olmadığı ve bu örgütün varlığı ve yokluğuyla ilgili kararın yargılama makamları tarafından verileceğidir. Ancak sanıkların çoğu, "mahkemede yargılananların hemen hemen hepsinin suçsuz olduğu" (20), "sanıkları saygıla selamladıkları", vatansever insanların burada yargılandığı gibi bayanlarda bulunmuşlar, "Ergenekon diye bir örgütün bulunmadığı" yönünde bir savunma
-----
(20) Sanıklar kimi zaman buradakilerin hiçbir suçu yoktur demişler , genellikle de “Cumhuriyet Gazetesi’ ni bombalayanlar ve Danıştay’ a saldıranlar hariç” buradaki hiç kimsenin suçu yoktur şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
------------------------------------------------------------------------------
 
yapmışlardır. Bu tür davaların sanıklarının ortak söylemlerinden birisi de," Vatansever oldukları, her şeyi vatan için yaptıklarıdır". Devlet aleyhine işlenen cürümlerle ilgili referans eserlerin müellifi Prof. Dr. Çetin Özek bu konudaki tahlillerinden birisinde, yerinde bir tespitle "bu tür suçları işleyen kişilerin kendilerini gerçekte bir suç işlemiş olarak kabul etmediklerini düşündüklerini" ifade eder.

• Bu bağlamda eski Genelkurmay Başkanı sanık Mehmet İlker Başbuğ' un durumu ön plana çıkmaktadır. Sanıklar tarafından "Bir genelkurmay başkanından nasıl terörist olur" söylemleriyle oluşturulan bir algı söz konusu olmuştur.

• Öncelikle ifade etmek gerekir ki, "terörist" kelimesi hukuki değil, basın yayın organlarının kullanmayı tercih ettiği siyasi bir kavramdır. Hukukta ise terör suçlusu kavramı tercih edilir. Terörle Mücadele Yasası kapsamında "terör örgütü" olarak değerlendirilen suç örgütlerinin mensuplarının belirli eylemleri de terör suçu sayılmaktadır. Bu kapsamda yasa koyucu Devlet aleyhine işlenen TCK 309, 311, 312 gibi maddelerdeki suçları Terör Suçu olarak kabul etmektedir. Anayasal düzene, Yasama Organı ve Yürütme Organına karşı işlenen bu tür suçların gerek işleniş biçimi ve gerekse vahim sonuçları dikkate alınarak doktrinde, yazılı hukukta ve uygulamada bunlar terör suçları arasında yer almaktadır.

İkinci olarak gerek teoride ve gerekse pratikte herkesin, her türlü suçun sanığı olması mümkündür. Terör suçları siyasi içeriği de olan suçlardır. Bu yüzden yukarıda da değinildiği üzere bu suçun failleri işledikleri eylemleri suç kapsamında kabul etmezler. Bu suçların hemen hemen tüm sanıklarının sahip olduğu ortak düşünce, "işledikleri eylemlerin insanlık, vatan ve memleket için" faydalı olduğu yönündedir. Bu yüzden bu suçların sanıkları kendilerini bir terör suçlusu saymazlar.

Dosyamız özelinde ise, Genel Kurmay Başkanı' nın bir altı statüde bulunan Jandarma Genel Komutanı (E) Orgeneral Şener Eruygur, yine iki altı statüde bulunan Birinci Ordu Komutanı (E) Orgeneral Hurşit Tolon, Genelkurmay ikinci başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Generaller Nusret Taşdeler, Mehmet Eröz, Veli Küçük ve daha bazı alt rütbe mensubu komutanlarda sanık İlker Başbuğ ile aynı cezaya çarptırılmışlardır. Yukarıda belirtilen algı referans alınarak bir sonuç çıkarılması gerekirse, o zaman hiçbir üst düzey generalin veya diğer askeri kişilerin cezalandırılmaması gerekirdi.

Bunun yanında bir genelkurmay başkanının bu tür bir örgütün içinde olabileceği algısı ilk olarak mahkememizdeki yargılama ile de oluşmuş değildir. Sanık Erol Mütercimler 1997 yılında, emekli general ve amiraller Memduh Ünlütürk, Kemal Kayacan (21) ve isimleri zikredilmeyen bir kısım üst düzey generalin "Ergenekon Örgütü içinde Genelkurmay Başkanlarının da olduğunu, bu örgüte mensup olmayan Genel Kurmay Başkanlarının da örgüte rağmen hareket edemediğini" anlattıklarından bahsetmektedir. Genelkurmay Başkanlığı tarafından ara kararlarımıza verilen cevaplarda Memduh Ünlütürk ve Kemal Kayacan' ın beyanları konusunda herhangi bir adli veya idari tahkikatın yapılmadığı ve kamuoyunda
-----
(21) Bu iki general de daha bu beyanatlarından kısa bir süre sonra cinayete kurban gitmişlerdir.
------------------------------------------------------------------------------

gündeme gelen bu iddialarla ilgili olarak herhangi bir tekzipte bulunulmadığı bildirilmiştir.

"Genelkurmay Başkanından terörist mi olurmuş" söylemi bir başka açıdan da çelişki içermektedir. Çünkü bir mahkeme eğer böyle bir kişinin hiyerarşik olarak altındaki kişilere aynı eylem dolayısıyla ceza vermişse, "yasalar önünde herkes eşittir" ilkesi gereği bu kişilerin eylemlerinin ortağı olan komutana da ceza vermesi kaçınılmazdır.

• "Tuncay Güney' in mülakatı dışında sanıkların aleyhine bir delil yoktur. O beyanları çıkarırsanız dava çöker" şeklinde ki ortak savunma stratejisi ise tam anlamıyla bir psikolojik harp uygulamasıdır. Öncelikle Tuncay Güney ile 2001 yılında İstanbul Emniyeti' nde yapılan mülakat metni, dosyada bulunan sanıkların aleyhinde olan yüzlerce yazılı evraktan sadece birisidir. Sadece bu mülakat hiçbir sanığın suçunun sübutunda belirleyici olmamıştır, olamazda. Bunun yanında 2001 yılında bir adi suçtan dolayı gözaltına alınan Tuncay Güney ve sanık Ümit Oğuztan' ın ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda Ergenekon Terör Örgütü' nü ilgilendiren, daha sonraki aramalarda dosyamız sanıklarından da çıkan birçok örgüt belgesi ve örgüte dair bilgiyi içeren evrak ele geçmiştir. Ayrıca bu soruşturma sürecindeki bir takım olaylar ve Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan' ın savcılık ve mahkeme beyanlarında da dava dosyamıza dair bilgiler bulunmaktadır. Bunun dışında gerek mülakatı yapan polis müdürlerince ve gerekse sanık Ümit Oğuztan tarafından içeriği doğrulanan kendisiyle yapılan mülakat metninde de Ergenekon Terör Örgütü ve bir kısım üyeleriyle ilgili birçok beyanlar mevcuttur.

• Sanıkların yargılanan bir kısım asker sanıklardan dolayı "TSK' nin yargılandığı" yönündeki beyanları ise bir savunma taktiğinden ibarettir. Bu tür söylemler hem suçun şahsiliği prensibiyle bağdaşmamaktadır. Her kurum içinde yasadışı eylemi olan kişiler bulunacağı gibi TSK mensupları arasında da suça karışanlar olabilir. Geçmişte olmuştur. Gelecekte de olması muhtemeldir.

Gerekçeli Karar İçeriği ve Sistematiği:

Türk Yargı tarihinde Ergenekon Silahlı Terör Örgütü davasının birçok bakımdan çok önemli bir yeri vardır. Bunlar genel olarak sıralanacak olursa;

1. Derin Devlet/Kontrgerilla/Gladyo/Süper NATO isimleriyle anılan "Derin Yapı" ilk kez yargı önüne çıkarılmıştır. Bu fırsat hakkıyla değerlendirilebilirse ülkenin demokratikleşme serüvenine büyük katkısı olacaktır. Hiç kimsenin bugüne kadar varlığından şüphe duymadığı, hatta bu örgütün Türkiye'de ki isminin Ergenekon olduğu belirttikleri, fakat hiçbir zaman yargılanamayan bu örgüt ilk kez yargı önüne getirilmiştir. Örgüte bugüne kadar hesap sorulamaması bile bu örgütün gücünü ortaya koymaktadır.

Susurluk Davası' nda bir hücresine ulaşılabilen, ancak o zaman ki şartlar ve delil durumu gereği ancak 14 kişinin, sadece çıkar amaçlı suç örgütü kapsamında yargılanabildiği derin yapı, 2008 'de başlayan yargılamayla daha bütüncül ele alınarak yargılanmıştır. Ergenekon Terör Örgütü davasında, aynı zamanda Susurluk Davası' nın da hükümlüsü olan dosyamız sanıklarının, dosyamızın diğer sanıklarıyla girift irtibatı "Susurluk Kazası ve Sonrası Süreci" nin anlatıldığı bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. 

------------------------------------------------------------------------------

2. Bu yapının tespit edilebilen örgütsel yapısı ve belli bir düzende hazırlanmış örgüt belgeleri ilk kez resmi olarak ortaya konmuş ve yargılamaya konu edilmiştir.
Örgüt belgeleri açısından "Ergenekon Terör Örgütü", en fazla belgesinin ele geçirilip, yargılamaya konu edildiği bir örgüttür. Gerekçeli kararımızda bu örgüt belgelerinin hangi sanıklardan çıktığı, içerdiği yasadışı unsurlar, hazırlanış süreçleri, aralarındaki ilişki, kimler tarafından nasıl hazırlandıkları gibi hususlar "Örgüt Belgeleri" nin anlatıldığı müstakil bölümde yer almıştır

3. Sadece tetikçiler veya alt tabaka örgüt üyeleri değil, onları yönlendiren ve yönetenler de yargılanmış ve cezalandırılmışlardır.
Her kesimden kimsenin dile getirdiği "yargılamalarda niçin kullanılanlara ulaşılıyor, kullananlara ulaşılamıyor" haklı itirazı bu yargılamada büyük ölçüde giderilmiştir. Öyle ki Mahkememiz uygulamaları ve ara kararları ile özellikle bu konuya yoğunlaşmış ve takdir ettiği cezalarda bu hususu özellikle dikkate almıştır.

4. Bu yargılamada ön plana çıkan en önemli hususlardan biri, soruşturmaların kural olarak delilden sanığa ulaşılması usulü ile yürütülmesidir. Mahkememizin olayların kronolojik seyrini anlattığı; dava sanıklarının soruşturmaya nasıl ve niçin dahil edildikleri ve bazı soruşturma işlemlerinin özetlendiği bölümde bu husus açıklıkla ortaya konulmuştur.

5. Mahkememizin yaklaşık 5 yıl süren kesintisiz yargılaması dünya tarihinde bugüne kadar eşine rastlanması mümkün olmayan bir gözlem olanağı sağlamış ve yüz yüze yargılama ilkesinden beklenen maslahat tam olarak gerçekleşmiştir. Mahkeme heyeti yargıladığı sanıkları her yönüyle gözlemlemiş, dosyada ki deliller karşısında ki tavır ve söylemlerini yakinen değerlendirmiştir. Haftanın 4 günü, çoğu gün resmi mesai saatlerinin üzerinde bir süre içinde yapılan 620 duruşma boyunca sanıkların suçlamalar karşısında yaptıkları savunmaların isnatları hangi ölçüde karşıladığı, savunmalarındaki mesajları, birbirleri hakkındaki beyanları, ortak hareketleri, yargılama sırasında ki örgütsel dayanışma ve tavırları ve benzeri gibi gözlemlenen birçok husus vicdani kanaatın oluşmasına katkı sağlamıştır.

6. Bir derin devlet yapılanmasının yargılandığı davamızda olması beklenen bir dirençle karşılaşılmıştır. Dava sanıkları tarafından yargılanan örgütün özelliklerine uygun olarak psikolojik harp tekniklerinin her türlüsü kullanılmıştır. Sanıklar savunmalarında Mahkeme Heyeti' ni etkilemekten daha çok, kamuoyunu etkilemeyi kendilerine amaç olarak seçmişlerdir. Her davada görülebilecek hatalar büyütülmüş, aleyhteki önemli deliller özenle gündemden kaçırılmıştır. Öncelikle davayla ilgili olumsuz birçok algı oluşturulup bunların devamlı tekrar edilmesi sonucu kamuoyunun algılar üzerinden konuşmasını sağlamak hedeflenmiştir. Bunda başarılı da olunmuştur. Televizyonlardaki tartışma programlarında dosyayı iyi bilen, neresini gündeme getirip neresinden bahsetmemesi gerektiğinin farkında olan sanık müdafileri karşısında, dosya hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmaları mümkün olmayan konuşmacılar çıkmıştır. Adeta mahkeme dışında mahkemeler oluşturulmuş ve yargılama mahkeme salonları dışında devam etmiştir. Oysa kararı verecek kişiler yargılamayı beş yıldır devam ettiren, dosyayı gerek bir bütün olarak ve gerekse sanıklar ölçeğinde en iyi bilebilecek durumda olan bağımsız ve tarafsız

------------------------------------------------------------------------------

yargıçlardır. (22) Ancak sanıklar hakkında karar verecek kişilerin hakimlik mesleği gereği görüşlerini ancak verecekleri kararın gerekçesinde açıklayacak olmaları ve bununda belli bir süreç gerektirmesi ise aşılması güç bir handikaptır.

Mahkeme heyetinin bu yargılamada sırtına çok ağır bir yük yüklenmiştir. Mahkeme hakimleri hem bu derece ciddi iddiaları içeren yargılamayı kesintisiz olarak yapacak, hem dosyayı inceleyecek, hem duruşmalara hazırlanacak, hem sanıkların taleplerini karşılayacak, hem sanıklar, müdafileri ve etkiledikleri kamuoyunun bir kısmının gayri hukuki ve insafsız propagandalarını göğüsleyip, kasıtlı olarak oluşturulmak istenen reddi hakim sebeplerinin oluşmasına fırsat vermeyecek, hem moral ve motivasyonunu kaybetmeden çalışacak ve hem "hakim hükmüyle konuşur" ilkesine sadık kalmaya özen gösterecek, ama doğal olarak kasıtlı olarak oluşturulan ve olgularla örtüşmeyen algının üstesinden gelmenin zorluğunu yaşayacak, hem dava dışı unsurların konjonkturel lehe/aleyhe beyanlara karşı bir şey diyememenin sıkıntısını yaşayacaktır. Bütün bu zorluklara rağmen yargılama usul kurallarına son derece dikkat edilerek ve titiz bir çalışma sürdürülerek sonlandırılmıştır.

Sanıkların ve müdafilerinin duruşma içinde ve dışında yürüttükleri aşırı yıpratıcı psikolojik propaganda faaliyetine rağmen yargılama olması gereken şekilde, tahriklere kapılmadan, hakaret ve tehditlerden etkilenmeden yerine getirilmiştir. Sanıkların mahkemeyi yorma ve bunaltma yönünde geliştirdikleri yoğun ortak tavır, hakimlik mesleğinin vakar ve ciddiyeti ile savuşturulmuştur. Yargılamanın her aşamasında mahkeme hakimlerine (ve savcılarına) yönelik sistematik ve gerekçeden yoksun bir çok redd-i hakim ve çekilme talepleri, açık ve üstü kapalı tehditler, tahrik edici hakaretlerle ile ilgili hukuki olarak gereği yerine getirilmiş ve sanıkların arzu ettikleri sonucun doğmasına fırsat verilmemiştir.

Hakim ve savcılara yapılan hakaretler yanında, sanıklar, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve yakınlarına da devamlı olarak hakaret ve tehditte bulunmuşlardır. Önceki Genel Kurmay Başkanlarından Orgeneral(E) Hilmi Özkök hakkında da yoğun bir karalama ve itibarsızlaştırma faaliyeti yürütmüşlerdir. Sanıkların bu tavırlarının dava öncesini de kapsayacak şekilde olduğu ve yargılama sırasında da devam ettiği görülmüştür.

Sanıklar ve bir kısım müdafileri yargılamanın başından itibaren yaptıkları suç içeren bu tür eylemler ile mahkemenin işleyişini engellemeye teşebbüs etmişler ve gelen seyircileri tahrik etmişler, özellikle mahkemenin talepleri aldığı günlerde, yani sadece dinleme konumunda olduğu zamanlarda, gelen seyircileri merkez alarak konuşmalar yapmışlardır. Sanıkların bu kadar cüretkar tavırları dahi bir güce dayanarak hareket ettiklerini ve açık kanuna aykırı hareketlerinin cezasız kalacağına inandıklarını çok iyi bir şekilde ortaya koymaktadır.

7. Profesyonel meslek erbabı olması gereken bir kısım sanık müdafilerinin, kendilerini duygusal ve düşünce olarak yakın gördükleri müvekkillerinin yerine koyarak avukatlık etiğine aykırı hareketler sergiledikleri, suç oluşturacak eylemler icra ettikleri, bunda ısrar
-----
(22) Sanıkların ortak savunma stratejileri gereği, yargılama boyunca duruşma hakimlerini –kendilerine göre- mevcut iktidar partisiyle ilişkilendirdikleri ve dünya görüşlerini devamlı olarak gündeme getirdikleri görülmüştür. Ancak göz ardı edilen nokta gerek soruşturma aşamasında ve gerekse kovuşturma aşamasında mahkememiz kararları onlarca hakim tarafından da yapılan itirazlar sonucu denetlenmiştir. Yani yargının kendi mekanizması içerisinde ki işleyiş her yönüyle gerçekleşmiştir. Yargılamada görev alıp kararı veren hakimler bu iktidar döneminden çok önce göreve başladıkları gibi, 12 Eylül 2012’ den sonra oluşan HSYK tarafından değil, daha önceki HSYK tarafından bu mahkemeye atanıp görevlendirilmişlerdir. Doğal hakim ilkesi tam olarak sağlanmıştır. Hakimler yeterli mesleki tecrübeye fazlasıyla sahiptirler.(Bu açıklama sanıkların savunma mantığı dikkate alınarak yapılan bir açıklamadır.)
------------------------------------------------------------------------------

ettikleri, sıklıkla mahkemeyi tanımadıklarını söyleyip, diğer meslektaşlarını tahrik ettikleri, mahkeme heyeti ile ilgili olumlu yorum yapan meslektaşlarına sert tepki gösterip, bir sonraki duruşmalara bu avukatların katılmamalarına neden oldukları gibi birçok hukuka aykırı davranışları gözlemlenmiştir. Bununla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulmuş ve gerekli hukuki tedbirler alınmıştır.

Bu avukatlardan bir kısmı da duruşmada açıkça hiçbir maddi bedel almaksızın sanıkların savunmalarını yaptıklarını ifade etmişlerdir.

8. Tüm yargılama süreci görsel ve sesli olarak kayıt altına alınmış ve bunlar daha sonra yazılı hale getirilmiştir. Ceza Muhakemeleri Yasası' nın öngördüğü bu yöntemle sanıkların savunmalarını kesinti olmaksızın yapmalarına olanak sağlanmıştır. Bu yöntem sair mahkemelerde yapılan yargılamalara göre dosyanın hacmini ciddi bir şekilde artırmaktadır. Ancak savunma hakkı kapsamında bir sanığın kesintisiz, yani savunmasını hakimin dikte ettirerek yazdırmadığı şekilde savunma yapmasının sanığa sağladığı psikolojik yarar dikkate alındığından dolayı mahkememiz bu yöntemi yargılamanın sonuna kadar devam ettirmiştir. Bu yöntemle bir sanığın yaptığı 1 saatlik savunma, diğer yöntemle yapılan yarım iş günlük bir savunmaya karşılık gelmektedir. Gerekçede sanıkların savunma süreleriyle ilgili mahkememizce yapılan istatistiki çalışmaya da yer verilmiştir.(Bu konu gerekçeli karara dijital olarak eklenen "EKLER" isimli klasörde de ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur.)

Ancak yargılamada sırasında sanıkların kendileriyle alakalı iddiaları cevaplandırma yanında dava dışı birçok beyanda bulunmaları ve kendilerine tanınan savunma hakkını kötüye kullanmalarının davayı uzatıcı ve adil yargılamayı zedeleyici gibi sonuçlar doğurması nedeniyle tanınan sınırsız savunma yapma süresi belli kriterlere bağlanmıştır.

9. Bu büyüklükteki bir dosyanın gerekçesi yazılırken bir taraftan bütünün anlaşılması ve kavranılabilmesi bakımından tüm delillerin insicamlı olarak ortaya konması, bir taraftan tekrardan kaçınılması, bir taraftan bireysel hukuki durumlar ile genel değerlendirmeler arasında makul ve net bir köprü kurulabilmesi gibi zorluklarla karşılaşılmıştır. (23)

Dosyanın büyük hacmi karşısında savunmanın ve iddia makamının dosyadaki tüm delillere ulaşabilmesi ve denetim mercilerinin sağlıklı bir inceleme yapabilmesi bakımından dava delil klasörleri ve sonradan dosyaya giren tüm evrak titizlikle okunabilir/taranablir pdf formatında dijital ortama aktarılmıştır. Gerek yazılı ve gerekse dijital olan bütün dosyalar isim ve numara verilerek kolayca ulaşılabilir bir şekilde arşivlenmiştir. Dosya arşiv sistematiğini gösteren ayrıntılı açıklama taraflara bildirilmiştir. Gerekçeli kararımızda da bu konuya ayrı bir bölümde yer verilmiştir.

Gerekçeli kararımız, şimdiye kadar yargılama mercilerinin yaygın olarak kullanmadığı "dipnot" sistemine özel bir önem verilerek kaleme alınmıştır. Bununla taraflara ve denetim merciine gerekçede dayanılan değerlendirmelerin kaynağını rahatça görmeleri imkanı sunulmuştur.

10. Sanıklardan ele geçen tüm dijital aygıt ve materyaller emanet memurluğundan getirtilerek naip hakim incelemesi yapılmış ve belge içeriklerine doğrudan vakıf olunmuştur.
-----
(23) Mahkememiz bu sıkıntıyı aşma yönünde büyük bir emek ve çaba göstermiştir. Ancak kararın yazımı sırasında gelişen süreç kısmi olarak bu özeni zedelemiştir.
------------------------------------------------------------------------------

21 ayrı iddianame ile açılan davaların birleştirilmesiyle görülen 275 sanığın yargılandığı yaklaşık 5 yıl süren bu dava zorunlu nedenler dışında kural olarak kesintisiz devam etmiş (24), tam 620 duruşma yapılmış, sadece duruşma zabıtları yaklaşık 42.000 sayfa tutmuş, 157 tanık dinlenilmiştir.

11. Mahkememiz tarafından binlerce delil klasörü ve yüzbinlerce sayfa okunmuş, sanıkların ve müdafilerin yaptığı bazılarının onlarca günü tutan mahkemedeki savunmaları ile soruşturma aşamasındaki ifadeleri titizlikle özetlenmiştir.

İddia makamının, iddianame ve mütalaasında ki bazı görüşlerinin, Mahkememiz' ce de sabit kabul edildiği durumlarda bu kısımlara gerekçeli kararımızda aynen veya bazı dipnotlarla zenginleştirilerek yer verilmiştir.

Gerekçeli Karardaki Muhtelif Bölümler:
Gerekçeli kararımızın gerek içerik gerekse sistematik olarak anlaşılabilir olması için büyük bir gayret sarf edilmiştir.

Ergenekon Terör Örgütü' nün ilk kez bir yargı merciince terör örgütü olarak kabul edilmesinden dolayı ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Gerekçenin tam olarak kavranılabilmesi ve doğru olarak analiz edilebilmesi için her bir bölümün ve bağlantılı olduğu bölümlerin, dipnotlar da göz önünde bulundurularak dikkatlice okunması gerekmektedir. Yine sanıkların doğrudan soru sorulma (çapraz sorgu) aşamasında verdiği cevaplar da davanın ve sanıkların bireysel durumunun anlaşılması bakımından önemlidir.

Tekrara sebep olmamak için bazı konular yalnızca bir bölümde bahsedilmiş, diğer bölümlerde elden geldiğince bu bölümlere atıfta bulunulmuştur. Dağınık binlerce delilin bir düzen içinde iddia, savunma ve temyiz merciinin dikkatine sunulmasına gayret edilmiştir.

Gerekçeli kararımızda esas olarak 3 ana başlık bulunmaktadır.

Bunlar;

"İddia Makamının İddiaları ve Sanık Tarafının Savunmalarını İçeren Bölüm (1.Kitap),

Örgütün Varlığının ve Eylemlerinin Anlatılıp Ortaya Koyulduğu ve İlgili Delillerin Tartışılıp Değerlendirildiği Genel Bölüm (2. Kitap), (25)

Sanıkların Bireysel Hukuki Durumları İle İlgili Delillerin Tartışılıp Değerlendirildiği Bireysel Bölüm (3. Kitap)" dır.

Bu üç kitap dışında "Giriş" ile Emanet ve Masrafların da yer aldığı "Hüküm Fıkrası" bulunmaktadır. Ayrıca mahkeme kaleminin yaptığı bir kısım çalışmalar da "EKLER" başlıklı bölümde dijital olarak hazırlanmıştır.

Davamızın gerekçeli kararı, temel olarak CMK 230. Maddede belirtilen hususlar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bunun yanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi' nin gerekçeli karar sistematiği de göz önünde tutulmuştur. Aşağıdaki konulara ayrı ayrı bölümlerde yer verilmiştir: 
-----
(24) Mahkeme heyeti ve personeli yargılamanın yapıldığı Silivri İlçesi’ ne gelebilmek için 5 yıl boyunca hemen hemen her gün 180 kilometre yol kat etmiştir.
(25) 2.Kitap hacmi nedeniyle birden fazla parçaya ayrılmıştır.
------------------------------------------------------------------------------

1. Soruşturma aşamasındaki olaylar kronolojik olarak anlatılmış ve bunların akabinde iddia makamı tarafından hazırlanan iddianamelerin sanıkların bireysel durumları dışındaki kısımları ve esas hakkındaki mütalaanın da genel kısımları özetlenmiştir. Soruşturma kronolojisine yer verilirken Tuncay Güney isimli kişinin 2001 yılındaki bir dolandırıcılık suçlamasıyla gözaltına alındığı olaya da yer verilmiştir.

2. Sanıkların ve müdafilerinin kolluk, savcılık, sorgu hakimliği, mahkemede tespit edilen sorgu ve savunmaları ile esas hakkındaki savcılık mütalaasına karşı beyanları özetlenmiştir.

3. Ergenekon Silahlı Terör Örgütü' nün Varlığı ortaya konulmuş, bu örgütün derin devlet/galadyo/kontrgerilla yapılanması olduğu ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak örgütlendiği delilleriyle anlatılmıştır. Bu bağlamda Ergenekon Terör Örgütü' ne ait örgüt belgeleri içeriği ve hazırlanışı bakımından karşılaştırmalı olarak ayrıntılı ele alınmıştır. Yine geçmişte yargılaması yapılan ve Ergenekon Terör Örgütü' nün bir hücresi olduğuna kanaat getirilen çetenin yargılandığı Susurluk Davası ile dosyamız arasındaki bağlantılara yer verilmiştir.

4. Ergenekon Terör Örgütü' nün özellikle amaç suçlara ilişkin eylemleri ve eylem planları tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

5. Sanıklar ve müdafileri tarafından dile getirilen usuli, teknik ve esasa ilişkin itirazlarla ilgili yargılama sürecinde alınan ara kararlara ve bu konuda Mahkememiz' in değerlendirilmelerine yer verilmiştir.

6. Sanıkların bireysel hukuki durumlarının ele alındığı bölümde her bir sanığın sabit görülen eylemleriyle ilgili deliller ve bunların içeriği belirtilmiş, isnad edilen suçun sübutu ve takdir edilen ceza ile ilgili olarak hukuki tartışma ve değerlendirme yapılmıştır. Bazı isnat edilen suçların niçin oluşmadığı, özellikle suç tarihine göre "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçu bakımından hangi Ceza Kanunu' nun uygulanması gerektiği, "geçitli suç" kavramının ne şekilde oluştuğu gibi hukuki konular açıklığa kavuşturulmuştur.

7. Sanıkların bazı haklarının ihlal edildiğine dair itirazları dikkate alınmıştır. Yargılama boyunca özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi' nde zikredilen temel hak ve hürriyetlere ilişkin bazı itirazlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bağlamında değerlendirilmiştir.

8.Sanıkların işlediği sabit kabul edilen başta TCK 312. madde olmak üzere, sair suçlarının hukuki tartışması yapılmış, bu suç tiplerinin oluşumu ile ilgili hukuki analizler yapılmıştır.

9. Ergenekon Terör Örgütü' nün amaç suçlar ve bu suçların gerçekleştirilmesi ile ilgili yasal ve yasadışı eylemleri ayrı ayrı ele alınmıştır. Ergenekon Terör Örgütü' nün amaç suçları gerçekleştirmek için ön hazırlık mahiyetinde çalışmalar yapan sivil toplum örgütleri ile ilgili faaliyetlerine örgüt belgeleri ışığında ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Bu bağlamda 2003-2004 yıllarında yasadışı Cumhuriyet Çalışma Grubu tarafından icra ve organize edilen askeri darbe plan ve çalışmaları, Cumhuriyet Gazetesi' ne bomba atılması, bir Danıştay üyesi' nin öldürülmesi, diğerlerinin öldürülmeye teşebbüs edilmesi, Cumhuriyet Gazetesi' ne molotof atılması, Genel Kurmay Başkanlığı Karargahı' nda çalışan bir kısım muvazzaf askerlerin amaç suçların gerçekleşmesi bakımından icra ettiği faaliyetler, sahte

------------------------------------------------------------------------------

isimlerle internet sitelerinin kurulması, "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" nın hazırlanması gibi eylemler delilleriyle tartışılmıştır. Aynı konulara sanıkların bireysel hukuki durumlarının değerlendirilmesi bölümlerinde de ilgili olduğu kadarıyla yer verilmiştir.

Bu bağlamda yargılamanın ilerleyen aşamalarında Genelkurmay Başkanlığı tarafından gönderilen sanık Habip Ümit Sayın hakkındaki bilgi notunda geçmesi nedeniyle vakıf olunması üzerine Danıştay saldırısı ile ilgili şemanın mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.

Sanık Mehmet İlker Başbuğ'un Genel Kurmay Başkanı, sanık İsmail Hakkı Pekin' in Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Dairesi Başkanı ve sanık Hıfzı Çubuklu'nun Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri olduğu dönemde, Mahkememiz' ce, Danıştay olayı ile ilgili olarak elde mevcut tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesini istenmişse de, bu şema yargılama başladıktan yaklaşık 4 yıl sonra 22 Haziran 2012 tarihinde, yani adı geçen sanıklar mahkemece tutuklandıktan sonra Mahkememiz' e gönderilmiştir.

17 Mayıs 2006 ila 20 Mayıs 2006 arasında, Muzaffer Tekin henüz yakalanmadan, Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması ve Danıştay Saldırısı ile ilgili olarak hazırlanan, Muzaffer Tekin ve Alparslan Arslan merkezli bu şema ve ekindeki notta; sanıklar Veli Küçük, Doğu Perinçek, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Hüseyin Görüm, Ümit Sayın, Levent Temiz, Semih Tufan Gülaltay, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu'nun yanısıra sanık olmayan Ayhan Parlak, Sinan Berberoğlu, Orhan Kadı, Murat Bulut ve Nihat Gürkan gibi isimlere yer verildiği görülmüştür.

10. Gölcük Donanma Komutanlığı' n dan ele geçen ve davamızla doğrudan ilgili belgeler ışığında dosyamızdaki bir kısım belgelerin değerlendirilmesi yapılmıştır.

İstanbul TMK 10. Maddesi ile Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/164 Soruşturma sayılı dosyasında; bir ihbar üzerine İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2010 tarih ve Teknik Takip No:2010/2412 sayılı Arama El Koyma ve İnceleme kararına istinaden Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü İstihbarat Kısım Amirliğinin girişinde ihbar tutanağında belirtilen yerde 06.12.2010 günü yapılan aramada, zemin kaplamaları altına gizlenmiş vaziyette toplam (10) adet poşet içerisinde birçok doküman ve dijital malzeme ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturma dosyasında, Mahkememiz' de yargılaması devam eden dava ile ilgili 2 klasör belge Mahkememiz' e gönderilmiştir. Gerek bulundukları yer, gerek içerikleri ve gerekse Mahkememiz dosyasındaki delilleri teyit edici özellikleri dolayısıyla bu aramada bulunan delillerin ayrı bir delil değeri vardır.

Yapılan incelemede bazı belgelerin daha önce bir kısım sanıklardan ele geçirilen belgeler ile birebir aynı olduğu, bir kısmının ise dava konusu ile bağlantılı ilk defa ele geçirilen belgeler olduğu anlaşılmıştır. Bu belgeler arasında özellikle;

• 2003 - 2004 yıllarında sanık Mehmet Şener Eruygur tarafından kurulan yasadışı Cumhuriyet Çalışma Grubu faaliyetlerinin anlatıldığı belgeler,

• Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesin de çalışan Dursun Çiçek' in ve sanıklar Erbay Çolakoğlu ve Merdan Yanardağ' ın "üretim ekibi" içinde, sanıklar Hasan Ataman Yıldırım, İlyas Çınar ve Hüseyin Vural Vural' ın "dağıtım kanalı" içinde bulunduğu "KİTLEŞİM" isimli organize bir grup vasıtası ile internet üzerinden bazı faaliyetlerin planlandığı, bu amaçla üretim ve dağıtım gruplarının

------------------------------------------------------------------------------

oluşturulduğu, mail ağlarından istifade edilmek istendiğine dair bilgileri içeren belge,

• Sanık Dursun Çiçek tarafından hazırlanan İrtica İle Mücadele Eylem Planı' nın taslak çalışması olan ve son kaydedeninin sanık Alaeddin Sevim olduğu anlaşılan "PROJE" isimli belge,

11. Mahkememiz re' sen veya sanıkların talebi üzerine birçok ara karar almış ve gelen cevabi yazıları delil klasörleri arasına koymuştur. (26)

12. Gerekçeli Kararımızın ekleri arasında tüm klasörlerinin dizi pusulaları(dizinleri), sanıklar ve müdafilerine tanınan savunma süreleriyle alakalı çalışmaya yer verilmiştir.

Sonuç:
Özellikle belirtmek gerekir ki, gerekçeli kararın yazım sürecindeki "dosyaları yeniden inceleme ve değerlendirme" aşamasında Mahkememiz' in verdiği kararın ne kadar isabetli olduğu bir kez daha tarafımızca görülmüştür. Bu süreç vicdani kanaatimizi daha da güçlendirmiştir. Yani, sonuçta Mahkememiz kararını bağımsız ve tarafsız olarak, tam bir vicdani kanaatle vermiştir. Ergenekon Terör Örgütü' nün hedeflediği amacın tam olarak gerçekleşmesi durumunda milyonlarca insanın ve bunların ailelerin yaşayacağı acı düşünüldüğünde, millet adına karar veren Mahkememizin aldığı kararla, milletin vicdanına ne kadar değer verdiği açıktır.

Örgütlü suçlarla ilgili birçok eser okuma, dosya inceleme ve Yargıtay içtihatlarını değerlendirme konusunda imkan, fırsat ve tecrübeye sahip mahkememizce çok açık olarak belirtilmek gerekirse; gerekçeli kararını yazdığımız bu dava delil olarak emsalleriyle karşılaştırılmayacak bir zenginliğe sahiptir. Mevcut her çeşit delillerin örtüştüğü, birbirini tamamladığı ve doğruladığı görülmüştür. Öyle ki Yargıtay kararlarında suçun oluşumu için nitelik ve nicelik olarak aranan delillerin çok üzerinde delile ulaşılmıştır. Dosyada gerek örgütün varlığı ve gerekse sanıkların bireysel durumları ile ilgili birçok delil bulunmaktadır. Öyle ki bazı delillere hem zaman hem de yer darlığı nedeniyle sadece atıfta bulunmakla yetinilmiştir.

Mahkememiz 30 yılda bitmez denilen davayı gece gündüz, hiçbir mesai gözetmeksizin, senelik resmi izinlerinin çok az bir kısmını kullanıp geri kalanında yine yargılama faaliyetine devam ederek, hafta içi ve hafta sonu geç vakitlere kadar çalışarak bitirmiş, bu çok karmaşık davada verdiği kararın gerekçesini de büyük bir gayretle tamamlamıştır. Gösterilen tüm olumsuz tavır ve tepkiler, sarf edilen kem sözler büyük bir sabırla ve hakimlik mesleğinin vakar ve haysiyetine uyar şekilde karşılanmıştır.

Bu gibi davalardan herkesin çıkarması gereken en önemli derslerden birisi de yargılamayı etkilemeye teşebbüs anlamına gelebilecek sözlerden kaçınmak gerektiğidir. Bu duyarlık gösterilmediğinde hem yargılama uzamakta, hem gerçekler değil toplumda oluşturulan algılar üzerinden değerlendirmeler yapılarak yanlış ve haksız sonuçlara varılmakta, hem de hakimler yıpratılmaktadır. Bunun ise topluma ağır bedeller ödeteceği ortadadır. Bu nedenle olası benzer soruşturma ve davalarla karşı karşıya gelecek hakim ve savcıların "adam sendeci" olmaya doğru evrilme tehlikesinin olduğunu söylemek de abartı olmaz.
-----
26 “2010/106= 686 ara karar” , “2008/209= 3330 ara karar” , “2009/191= 3094” ara karar olmak üzere TOPLAM ARA KARAR
SAYISI: 7110
------------------------------------------------------------------------------

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(04 Nisan 2014, 10:55), son güncel.: (04 Nisan 2014, 15:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Ergenekon gerekçesi açıklandı

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

Şok!!! Ergenekon, yargıyı sarstı

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

Flaş!!! Mütalaa: Ergenekon var

Ergenekon ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarda delil tartışmaları

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5919    yazdır/print

Mavi Marmara'da yakalama kararı

26.05.2014 15:43 Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince düzenlenen saldırıya ilişkin davada, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Ashknazi dahil dört komutan hakkında tutuklam..
Tamamı 26.5.2014

TIR iddianamesi kabul edildi

15.05.2014 13:34 Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili Ali Doğan tarafından MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik olarak 13 askeri personel hakkında müebbet hapis cezası istemiyle hazırladığı iddianame Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince ka..
Tamamı 15.5.2014

Paralel kulağa ilk dava açıldı

05.05.2014 14:06 Adana'da yürütülen ve Emniyet İstihbarat yetkililerinin şüpheli olduğu telekulak soruşturması sona erdi. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan'ın yazdığı iddianameyi kabul etti. Böylec..
Tamamı 5.5.2014

Flaş!!! Gülen'e darbe soruşturması

30.04.2014 10:55 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyuruları üzerine Fetullah Gülen hakkında soruşturma başlatıldı. Gülen hakkındaki soruşturmanın, 17 Aralık sonrasında kaldırılmadan önce Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. ..
Tamamı 30.4.2014

Güney:Gülen Ergenekon bağlantılı

09.04.2014 19:24 2001 yılında polise verdiği ifadesi ile Ergenekon örgütünün ilk kez resmi kayıtlara girmesini sağlayan gazeteci Tuncay Güney'in ifadesinin satır aralarında çok önemli bir bilgiye rastlandı. Ergenekon'un firari şüpheli..
Tamamı 9.4.2014

Mahkeme davayı başarıyla gördü

04.04.2014 10:55 Beş yıl süren ve 8 ay önce sonuçlanan Ergenekon davasında gerekçeli karar ancak dün açıklanabildi. 16 bin 780 sayfadan oluşan kararda çok çarpıcı ifadeler yer aldı. Örneğin şu satırlar dikkat çekici: "Yargılama sonunda..
Tamamı 4.4.2014

Ağlayan Gülen, gülen AK Parti

31.03.2014 11:47 Türkiye, dün tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Yerel seçimler başarıyla yapıldı. Milli iradeyi hedef alan 17 Aralık darbe girişimine karşı halk sandığa koştu. Seçimlere katılım oranı % 90 ile çok yüksek gerçekleşt..
Tamamı 31.3.2014

Kozmik Oda'da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.3.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 6.9.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.8.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 5.8.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.7.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.7.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.6.2013

Ankara'da Fetö'ye 265 gözaltı

25.03.2017 17:31 Ankara'da Fetö'ye yönelik büyük bir operasyon gerçekleşti. Savcılığın talimatı ile harekete geçen ekiplerin 20 ilde başlattığı operasyonda FETÖ'nün yönetici kadrolarının da aralarında bulunduğu 265 kişi hakkında gözalt..
Tamamı 25.3.2017

Fetö kumpasına Yargıtay engeli

25.03.2017 16:24 Konya'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyelerince asılsız delillerle şirketine operasyon düzenlendiği iddia edilen iş adamı Nusret Argun hakkında yerel mahkemenin verdiği 177 yıl 4 ay 15..
Tamamı 25.3.2017

İstanbul: Fetö avukatlarına 80 gözaltı

25.03.2017 18:01 Fetullahçı terör örgütünün avukat yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Erhan Tuncel'in avukatı Erdoğan S.'nin de bulunduğu 35 şüpheli gözaltına alındı. 23 Mart'taki gelişmeye göre, İstanbul..
Tamamı 25.3.2017

İstanbul'da 60 polise Bylock gözaltısı

25.03.2017 17:46 İstanbul merkezli 17 ilde Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) emniyet yapılanmasına yönelik operasyon başlatıldı. ByLock kullandıkları belirlenen 60 polis hakkında gözaltı kararı verildi. 23 Mart'taki gelişmeye göre, Ka..
Tamamı 25.3.2017

Aselsan'da Fetö'ye 44 tutuklama

25.03.2017 17:27 Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), ASELSAN'daki yapılanmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 75 kişiden 44'ü tutuklandı. 23 Mart'ta Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına a..
Tamamı 25.3.2017

Afyon'da Fetö'ye 44 gözaltı

25.03.2017 17:13 Afyonkarahisar'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda adliyeye sevk edilen 18 kişi tutuklandı. 24 Mart'taki operasyonla ilgili alınan bilgiye göre, Emniyet Müdürlüğü Te..
Tamamı 25.3.2017

Taksim'deki Darbecilere müebbet

25.03.2017 14:26 Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, darbeci askerler tarafından Taksim Meydanı'nın kontrol altına alınmaya çalışılması ve bu sırada çıkan olaylarda 39 kişinin yaralanmasına ilişkin 4'..
Tamamı 25.3.2017

Gaziantep 188 sanıklı Fetö davası

25.03.2017 14:03 Gaziantep'te Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) emniyet yapılanmasına ilişkin davada 133'ü tutuklu 188 sanığın yargılanmasına başlandı. 20.03.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR 20 Mart'ta 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki dur..
Tamamı 25.3.2017

Aksakallı'nın ifadesi mahkemede

25.03.2017 13:03 Özel Kuvvetler Komutanlığını ele geçirmek isteyen cuntacı general Terzi'yi vurarak FETÖ'nün darbe girişiminin seyrini değiştiren Astsubay Halisdemir'i şehit eden darbecilerin yargılandığı davaya devam edildi. 20.03.20..
Tamamı 25.3.2017

Gülen'in asker yargıçlarına dava

25.03.2017 12:45 Fetullah Gülen Terör Örgütü'nün (FETÖ) askeri yargıdaki yapılanmasına soruşturmada iddianame hazırlandı. Darbe girişiminin en çok tartışılan isimlerinden eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve YAŞ üyesi Orgeneral Akın Öztürk..
Tamamı 25.3.2017

F-16 kaçırmaya Boydak desteği

24.03.2017 09:15 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili Diyarbakır'da görev yapan Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı askerlere yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. 22 Mart'taki gelişmeye göre, Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'..
Tamamı 24.3.2017

Hakim savcı sınav hırsızlığı davası

23.03.2017 17:26 Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik soruşturma kapsamında, 2012'deki 'Avukatlar İçin Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı' sorularının sızdırıldığı iddiasına ilişkin 82 sanığın yargılandığı da..
Tamamı 23.3.2017

Özel Kuvvetler: Fetö'ye yeni dava

25.03.2017 12:52 Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine katılmamalarına rağmen örgüt üyesi oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan, aralarında meslekten ihraç edilenlerin de bulunduğu 9'u tutuklu 14 Özel Kuvv..
Tamamı 25.3.2017

Yalova 103 sanıklı Fetö davası

24.03.2017 18:50 Yalova'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin soruşturma kapsamında, çeşitli meslek mensuplarından 47'si tutuklu 103 sanığın yargılanmasına başlandı. 21.03.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞ..
Tamamı 24.3.2017

Harp Akademileri: Fetö'ye dava

24.03.2017 18:20 İstanbul'da 15 Temmuz 2016 akşamındaki darbe girişiminin harekat karargahı olarak anılan Harp Akademileri Komutanlığı'na ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanarak, aralarında Harp Akademileri Komutanlığı Kurmay Başkanı..
Tamamı 24.3.2017

Jandarma Okullarına Darbe davası

23.03.2017 17:37 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Beytepe'deki Jandarma Okullar Komutanlığında meydana gelen FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin eylemlerle ilgili iddianame tamamlandı. 22 Mart'taki gelişmeye göre, başsavcılıkça iddiana..
Tamamı 23.3.2017

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
22.084.020

Email