Tam
EskidenYeniye
 

Jandarma (Ankara) Darbe davası

Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin 245 sanıklı davanın görülmesine devam edildi.

Önceki haber title=Sonraki haber

02.12.2018 08:14 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin 245 sanıklı davanın görülmesine devam edildi.

19.11.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salondaki duruşmada, darbeciler tarafından alıkonulan Jandarma Mühendis Üsteğmen Mustafa Aygül, müşteki sıfatıyla 15 Temmuz'da yaşadıklarını anlattı.

Olay tarihinde evinde bulunduğu sırada kendisini arayan Teğmen Oğuz Sezgin'in sistemlerde arıza olduğunu söylediğini aktaran Aygül, bunun üzerine karargaha gitmeye karar verdiğini ifade etti.

Nizamiyeye geldiğinde kapıdaki görevlilerin kendisini beklettiğini anlatan Aygül, "Nizamiyedeki askerler 'Dur kim bizden kim bizden değil bilmiyoruz' dedi. İlk başta geçişime izin verilmedi ama başkalarına izin verildi. Sistem odası arızası için geldiğimi söyleyince içeri aldılar. İçeri girdiğim esnada aynı askerler, 'Sen gerçekten nereye geldiğini biliyor musun?' diye ikaz ettiler. Ben de 'İki yıldır geldiğim iş yerime geldim' karşılığını verdim." diye konuştu.

Karargahta karşılaştığı Bünyamin Tekin'den sıkıyönetim ilan edildiği bilgisini aldığını, bu duruma anlam veremediğini dile getiren Aygül, karargahın haberleşme sistemlerini kontrol ettiğini ancak bağlantıların kesildiğini gördüğünü kaydetti.

Aygül, gelişmeler hakkında bilgi almak için televizyonu açtığı sırada silahlı bir şekilde Bilgi Sistem Sunucu Odasına giren sanık eski yüzbaşı Erkan Demir'in Orgeneral Sükan Toplantı Salonuna gitmesini istediğini ifade etti.

Söz konusu salona geldiğinde alıkonulduğunu aktaran Aygül, rehinelerin başında bekleyen sanık eski yüzbaşı Ramazan Karabulut'un, "Kafasını çevireni vururum" dediğini anlattı.

İlerleyen saatlerde dönemin TEM Daire Başkanı Turgut Aslan ve korumalarının da darbeciler tarafından alıkonularak aynı salona getirildiğini belirten Aygül, sanık eski üsteğmen Metin Yağcı'nın "Uzun, halkı sokağa çağırmış, içeri girmeye çalışırlarsa vururuz" dediğini aktardı.

Bu ifadeden sonra darbe girişimi yapıldığını anladığına işaret eden Aygül, sabah saatlerinde karargahın zemin katına götürüldüklerini, burada bir askerin dışarıya ateş ettiğini gördüğünü söyledi.

Polisin operasyonuyla darbecilerin elinden kurtulduklarını anlatan Aygül, sanıklardan şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

Babası şehit, kardeşi gazi oldu

Şehit Akif Kapaklı'nın oğlu Eyüp Kapaklı da duruşmada müşteki olarak dinlendi.

Kardeşi Ömer Faruk Kapaklı'nın da gazi olduğunu hatırlatan Kapaklı, annesi ile kardeşinin olayların etkisini üzerinden atamadığı için mahkeme ortamında bulunamadıklarına değindi.

Kardeşi ve babasının darbe girişimine karşı mücadele vermek için Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı önüne gittikleri bilgisini veren Kapaklı, burada babasının şehit olduğunu, kardeşinin ise yaralandığını kaydetti.

Darbecilerden şikayetçi olan Kapaklı, davaya katılma talebinde bulundu.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, Jandarma Genel Komutanlığı önünde yaralanan 15 Temmuz gazisi Ahmet Kansız müşteki olarak dinlendi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında başmüfettiş olarak görev yaptığını belirten Kansız, olay günü iş yerinde arkadaşlarıyla birlikteyken arayan yakınlarının askeri hareketlilik olduğuna ilişkin haberleri kendisine aktardığını ifade etti.

Bunun üzerine oğlu Taha Kansız ile Gölbaşı Kaymakamlığına gittiğini anlatan Kansız, kaymakamın "Askeri bir sıkıntı var." dediğini ancak gelişmeler hakkında yeteri kadar bilgisinin olmadığını fark ettiğini söyledi.

Müşteki Kansız, bir süre sonra darbecilerin kontrolündeki uçakların Gölbaşı'nda konuşlu Polis Özel Harekat Başkanlığını vurduğunu aktardı.

"Ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanına sahip çıkmak, halkın iradesini darbecilere karşı korumak için alanlara çıktıklarını" ifada eden Kansız, ilerleyen saatlerde Jandarma Genel Komutanlığı önüne geldiklerini dile getirdi.

Kansız, karargahın etrafına zırhlı araçların konuşlandırıldığını, yaşlı bir kadının tanktaki askerleri ikna etmek için yoğun bir çaba sarf ettiğine şahit olduğunu, bir genci de "Bu ülkenin seçilmiş Başkomutanına uyun, yaptığınız yanlış." dediğini aktardı.

Karargahın önündeki kalabalığın artmaya başladığı esnada bir yarbayın "Dağılın yoksa ateş edeceğiz." şekilde kendilerini tehdit ettiğini söyleyen Kansız, bir süre sonra helikopterden bulundukları yere ateş edildiğini kaydetti.

Çok sayıda kişinin vurularak düştüğünü gördüğünü anlatan Kansız, "Darbecilerin kurşunuyla vurulan rahmetli Akif ağabeyi benim aracıma getirdiler, bağırsakları dağılmıştı. Arabada bayrak vardı ona sardık. Hastaneye götürdük, burada bu şekilde vurulan çok sayıda kişi gördük. Oğlumun uyarısıyla omzumdan kanlar aktığını gördüm. Olayın şokuyla yaralandığımı sonradan fark ettim. İki gün hastanede yattım. Sinirlere yakın olduğu için bazı şarapnel parçaları çıkarılmadı." diye konuştu.

"Askerleri ikna etmek istedik"

Darbe girişiminde yer alan askerleri ikna etmek, demokratik tepkilerini dile getirmek dışında bir amaçla hareket etmediklerini vurgulayan Kansız, Jandarma Genel Komutanlığı önündeki askerlerin kendilerine ateş etmelerine neden olacak bir tutum sergilemediklerinin altını çizdi.

Türk milletine karşı darbe girişiminde bulunan herkesten şikayetçi olduğunu söyleyen Kansız, davaya katılma talebinde bulundu.

Beyanının ardından müşteki Kansız'ın mahkemeye sunduğu olay gününe ait cep telefonuyla çekilen görüntüler izlettirildi.

Görüntülerde, helikopterden sivillere ateş edildiği ve yaralıların hastaneye taşındığı anların yer aldığı görüldü.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

20.11.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbeciler tarafından alıkonulan Astsubay Coşkun Aksoy müşteki olarak dinlendi.

Olay tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı Muhabere Merkezinde nöbetçi olduğunu belirten Aksoy, akşam saatlerinde sanık eski Yüzbaşı Harun Aydın'ın siber saldırı olduğunu, Genelkurmay Başkanlığında herkesin nöbette kaldığını söylediğini aktardı.

Bir süre sonra Muhabere Merkezine, Harekat Yıldırım mesajı geldiğini, ancak içeriğini okuyamadan Aydın'ın aldığını belirten Aksoy, daha sonra bulundukları yere gelen sanık eski yüzbaşı Erkan Demir'in, herkesin Orgeneral Sükan Toplantı Salonu'na çıkmasını istediğini bildirdi.

- "Tereddütsüz sıkın kafalarına"

Siber saldırıya ilişkin bilgi verileceğini düşünerek söz konusu salona gittiğinde, sanık eski Yarbay Yusuf Köz'ü burada silahlı bir şekilde gördüğünü, bu duruma anlam veremediğini dile getiren Aksoy, "Salonda yaklaşık 20-25 kişi vardı. Yusuf Köz, birer boşluk bırakarak oturmamızı istedi. Köz'ün yanında silahlı yüzbaşı Ramazan Karabulut, astsubay çavuş Abdulhamit Özmen, astsubay çavuş Abdulkadir Baytak vardı. Ayrıca isimlerini bilmediğim ellerinde G-3 piyade tüfeği bulunan iki teğmen de vardı." diye konuştu.

İlerleyen saatlerde darbecilerce alıkonularak bulundukları yere getirilen Kurmay Albay Güven Şağban'ın, "Bu yaptığınız suçtur, yanlış yapıyorsunuz." diyerek darbecilere tepki gösterdiğine değinen Aksoy, bunun üzerine olağan dışı bir gelişme yaşandığını fark ettiğini söyledi.

Şağban ile askerler arasında arbede yaşandığı esnada olay yerine gelerek tabancasına mermi süren sanık eski albay Erkan Öktem'in "Güven Bey siz de mi buradasınız, bizimle çok uğraştınız." dediğini ifade eden Aksoy, sanık Köz'ün de "Sıkıntı yapan olursa tereddütsüz sıkın kafalarına." talimatını verdiğini savundu.

Müşteki Aksoy, sanık eski üsteğmen Metin Yağcı'nın salondaki rehinelerin başında silahlı bekleyen darbecilere, ''İşler lehimize gidiyor, bizimkiler polis aracını dağıttı, polis leşleri ortalığa dağıldı, it sürüleri dağılacak." dediğini duyduğunu aktardı.

- "Darbecilerden şikayetçiyim"

Dönemin TEM Daire Başkanı Turgut Aslan ve korumalarının da darbeciler tarafından alıkonularak, Orgeneral Sükan Toplantı Salonu'na getirildiğini anımsatan Aksoy, bir süre sonra Aslan ve korumalarının başka bir yere götürüldüğünü ifade etti.

Sabah saatlerinde silah seslerinin gelmesi üzerine, Köz'ün talimatıyla sanık eski yüzbaşı Ramazan Karabulut'un, kendisinin de aralarında bulunduğu rehineleri zemin kattaki sığınağa götürdüğünü anlatan Aksoy, ardından polis operasyonuyla darbecilerin elinden kurtulduğunu vurguladı.

Kendisini alıkoyan ve darbe girişiminde yer alan sanıklardan şikayetçi olan Aksoy, davaya katılma talebinde bulundu.

Şehit polislere ilişkin hakaret içeren sözler sarf ettiği belirtilen sanık Metin Yağcı da söz alarak, müştekinin yalan söylediğini ve söz konusu ifadeleri kullanmadığını öne sürdü.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, darbeciler tarafından alıkonulan Astsubay Kadir Göçmenoğlu müşteki olarak dinlendi.

Olay tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı karargahında bilgi sistem bölük nöbetçisi olduğunu belirten Göçmenoğlu, akşam saatlerinde sanık eski Bilgi Sistem Bölük Komutanı yüzbaşı Erkan Demir'in emriyle Orgeneral Sükan Toplantı Salonu'na gittiğini belirtti.

Göçmenoğlu, söz konusu salona geldiğinde kendisini silahlı bir şekilde karşılayan sanık eski yarbay Yusuf Köz'ün üstünü arayarak cep telefonunu bırakmasını istediğini, bu esnada sanık eski yüzbaşı Ramazan Karabulut'un ise "Kalkmayın, bakmayın, dönerseniz vururum." diyerek salondakileri uyardığını söyledi.

Salonda kendisi gibi alıkonulan çok sayıda personel olduğunu dile getiren Göçmenoğlu, ilerleyen saatlerde darbecilerden birinin rehinelerin başında bekleyen askerlere, polisleri kastederek, "Kobralar (helikopter) biçti geçti, leşleri etrafa dağıldı, eski uzun halkı sokağa çağırıyor ama süreç lehimize gelişiyor." dediğini aktardı.

Göçmenoğlu, sabah saatlerinde polisin karargaha düzenlediği operasyonla darbecilerin elinden kurtulduğunu belirtti, sanıklardan şikayetçi oldu.

- Müştekiyi tehdit etti

Müşteki Göçmenoğlu, beyanının ardından mahkeme heyeti ile sanıklar ve taraf avukatlarının sorularına cevap verdi.

Soru sormak için söz alan sanık eski astsubay Abdülkadir Baytak, Göçmenoğlu'na "Bugün burada olmasa da başka bir yerde sana bunun hesabını soracağım." dedi.

Araya giren Mahkeme Başkanı Abdullah Köksal, sanık Baytak'ı ifadeleri nedeniyle uyardı.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

21.11.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada müşteki olarak dinlenen 15 Temmuz gazisi İsmail Ayyıldız, darbe gecesi yaşadıklarını anlattı.

Haberlerde darbe girişimi olduğunu öğrendikten sonra arkadaşlarıyla hemen yola çıktığını belirten Ayyıldız, "Arabamı çalıştırdım. Evden gazi ya da şehit olmak için ayrıldım. Başka bir düşüncem yoktu. Çok zor zamanlar geçirdik ama sonunda Allah gazi olmayı nasip etti." diye konuştu.

Ayyıldız, yolda büyük bir kalabalıkla karşılaştıklarını ve insanların darbeyi engellemek için mücadele ettiklerine şahit olduğunu söyleyerek, "O gün doğum günümdü. Darbeye direnmek için en uygun zaman diye düşündüm. Yolda arkadaşlarımı da aldım. Hep beraber internet ve radyodan aldığımız bilgiler doğrultusunda direnmeye karar verdik." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uçağının, Ankara Esenboğa Havalimanı'na inmeyeceğini öğrendikten sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne yöneldiklerini dile getiren Ayyıldız, Jandarma Genel Komutanlığının önüne geldiklerinde kullandığı araca ateş edildiğini ve durmak zorunda kaldıklarını anlattı.

Aracı durdurduktan sonra karnında acı hissettiğini ve yaralandığını anladığını söyleyen Ayyıldız, "İçeriden bize bağırdılar. Dışarı çıkın ve sürünerek buraya gelin diyorlardı. Yaralandığımı ve sürünemediğimi söyledim. Bir asker, 'Askerlik yapmadın mı sen? Sürünebilirsin'. diye karşılık verdi." dedi.

Ayyıldız, kaldırıma sürünerek giderken yola yine ateş açıldığını, kışladan çıkan askerlerin silahlarıyla yanına geldiğini ve askerlere, "Niye bize ateş ediyorsunuz? Olayların bittiğini görmüyor musunuz?" diye sorduğunu, askerlerden birinin, "Polisler de bize ateş etti. Şehitlerimiz var. Olaylar daha devam edecek." karşılığını verdiğini belirtti.

Darbe girişiminden sonra aracını bilerek tamir ettirmediğini söyleyen Ayyıldız, şunları aktardı:

"İyileştikten sonra aracımdaki kurşun izlerini gördüm. Sürücü koltuğunun oradan giren kurşunlar koltuğu delerek arka koltuğun oraya geçmiş. Aracımı tamir ettirmedim çünkü o günleri sürekli hatırlamak ve unutturmamak istiyorum. Arka koltukta oturan Şevket Karanlık da bu kurşunlardan biriyle bacağından yaralandı. Bize bunları yapan herkesten şikayetçiyim."

Mahkeme Başkanı Abdullah Köksal, duruşmaya ara verilmesinin ardından Ayyıldız'ın aracının yanına giderek incelemede bulundu.

Duruşmada müşteki sıfatıyla dinlenen 15 Temmuz gazisi Şevket Karanlık, yaşadıklarını anlattı.

Karanlık, darbecilere direnmek için evden çıktığını ve darbe girişiminde yaralanan gazilerden İsmail Ayyıldız'ın aracına bindiğini belirterek, "Televizyonlardaki haberlerden sonra evde durmanın anlamsız olduğunu düşündüm. Evden şehit ya da gazi olma arzusuyla çıktım. Mermi ayağımı parçaladı. Şehit olamadım ama gazi oldum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uçağının Ankara Esenboğa Havalimanı'na inmeyeceğini öğrendikten sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne doğru yola çıktıklarını anlatan Şevket Karanlık, şöyle devam etti:

"Jandarma Genel Komutanlığının oraya döner dönmez araca ateş açıldı. Aracı durdurduktan sonra oradan uzaklaşmaya karar verdik. Askerler bize bağırarak kaldırıma doğru gitmemiz gerektiğini söyledi. Sürünerek kaldırıma gittim. Bacağımı çekince yaralandığımı anladım. Parlak yüzlü bir asker yanıma geldi. Elinde G-3 piyade tüfeği vardı. 10 kere falan şehadet getirdim. Buraya kadarmış dedim."

Karanlık, yanına gelen askerin "Telefonun var mı" diye sorduğunu, ardından askerin telefonunu alarak ambulansı aradığını ve bu şekilde hastaneye götürüldüğünü söyledi.

Mahkeme heyetinin talebi üzerine kurşunla yaralandığı yeri de gösteren Şevket Karanlık, davaya müdahil olmak istediğini ve tüm darbecilerden şikayetçi olduğunu belirtti.

Duruşmada müşteki olarak dinlenen, 15 Temmuz'da Jandarma Genel Komutanlığında bilgisayar veri tabanlarının işleyişinden sorumlu teknik subay olarak çalışan M.G, bilgisayar depolama sisteminde oluşan bir sorunu çözerken odaya giren eski yüzbaşı Erkan Demir'in, "Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Herkes hemen toplantı salonuna gitsin." dediğini aktardı.

Ellerinde MP5 silah olan askerlerin bulunduğu bir odaya gittiklerini ve 20 kadar askerin burada rehin tutulduğunu gördüğünü kaydeden M.G, "Bizi 3 kişi odadan alarak arkaya oturttular. Bu arada birçok rehine de odaya getirildi. Nöbetçi askerlerden bazısı çağrılıyordu. Karargahın tamamının ışıklarının söndürülmesi emrini de duydum." diye konuştu.

M.G, sabah saatlerinde polisler gelene kadar orada kaldığını, bu arada karargahta olan bitenlerden haberdar olmadığını ifade etti.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

22.11.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'nda darbecilerin alıkoyduğu askerler "müşteki" sıfatıyla beyanda bulundu.

Müşteki Uzman Jandarma Çavuş Haydar Kaya, olay tarihinde Jandarma Genel Komutanlığında nöbetçi olduğunu belirterek, "15 Temmuz saat 21.00 civarı nöbet arkadaşım Ömer Acar, gelen mesajları Harekat Merkezi'ne götürdü. Kısa bir süre sonra panik halinde gelerek 'Haydar hemen yukarı çıkmamız gerekiyormuş, kapıları kilitle' dedi. Ömer'in arkasından üsteğmen Mehmet Nur Çinpolat gelerek, saldırı olduğunu ve odayı boşaltmamız gerektiğini söyledi." dedi.

Çinpolat'ın kendisi ve Ömer Acar'ı Orgeneral Sükan Toplantı Salonu'na götürdüğünü anlatan Kaya, ifadelerini şöyle sürdürdü:

"Salona girdiğimizde içeride 20-25 kişilik nöbetçi heyetin sandalyelere oturduğunu, Yarbay Yusuf Köz ve Yüzbaşı Ramazan Karabulut'un elinde makinalı silahlar gördüm. Boşluk bırakarak oturmamızı söylediler. Ayrıca salonda astsubay Abdulkadir Baytak ile Abdulhamit Özmen'in de ellerinde otomatik tabanca olduğunu gördüm. Erkan Öktem salonun önünde, Yusuf Köz'e 'Yönetime el konuldu, emirleri uygulayın' dediğini duydum. Yusuf yarbay, Ramazan yüzbaşıya dönerek, 'Direnen olursa kafasına sık' dediği sırada içeride bir panik oldu."

Kısa bir süre sonra sivil giyimli 3 kişinin salona getirildiğini anlatan Kaya, "Daha sonra bu kişilerden birinin TEM Daire Başkanı Turgut Aslan olduğunu öğrendim. Aslan'ın elinde plastik kelepçe vardı ve kelepçenin sıktığını söyledi. Diğer kişilerin de Turgut Aslan'ın koruması ve şoförü olduğunu öğrendim. Bu kişiler sabaha kadar salonda kalmadılar, bir süre sonra götürüldüler." dedi.

"Veli Paşa'nın apoletleri sökülmüş, elleri ve gözleri bağlıydı"

Kaya, rehin bulundukları salonda müşteki Albay Güven Şaban'ın getirildiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bir süre sonra Güven albay ve Tümgeneral Veli Turan'ı getirildiler. Veli Paşa'nın apoletleri sökülmüş, elleri ve gözleri bağlıydı. Güven Albay'ın ise koluna iki kişi girmişti. Güven albayın, Erkan Öktem'e dönerek, 'Bu yaptığınız suç, yanlış yapıyorsunuz' dediğini duydum. Erkan Öktem de Güven albaya, 'Sen çok oluyorsun, zaten başımıza yeterince iş açtın" diyerek silahını kafasına dayayarak kendisini yere yatırdı ve ardından da salondan ayrıldı. Sabah 06.00'a kadar salonda tutulduk. Sabah saatlerinde bizi alt kattaki sığınağa indirdiler. Sığınakta bulunduğumuz sırada Özel Harekatın, Karargahın etrafını sardığını duyduk. O sırada dışarıdan çatışma sesleri geliyordu."

Yaşananlardan dolayı çok mağdur olduğunu vurgulayan Kaya, "15 Temmuz gecesinden sonra her şeyimiz altüst oldu. Her sabah evden çıkarken, oğlum, 'Baba, akşam sağ gelecek misin?' diyor. İki yıldır çocuğumla uyuyorum, hepimizin psikolojisi bozuldu." dedi.

Duruşmada, Üsteğmen Oğuz Sezgin ve Yüzbaşı Anıl Dereli de "müşteki" sıfatıyla beyanda bulundu.

23.11.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümü, sanık Cüneyt Berber'in savunmasıyla başladı.

Olay tarihinde Ankara İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde Bilişim Suçları istihbarat astsubayı olarak görev yaptığını belirten Berber, 15 Temmuz akşamı evinde bulunduğu sırada üsteğmen Yunus Özer'in kendisini arayarak görev olduğunu söylediğini bunun üzerine iş yerine gittiği ifade etti.

Yenimahalle'deki Ankara İl Jandarma Komutanlığına saat 21.30 sıralarında ulaştığını anlatan Berber, burada sanık eski istihbarat şube müdürü binbaşı Erdal Karlıdağ ve üsteğmen Özer ile araca binerek Jandarma Genel Komutanlığına gittiklerini dile getirdi.

Berber, karargahta tanımadığı bir yarbayın silah almaları için emir verdiğini, bunun üzerine depoda MP-5 marka bir silah aldığını söyledi.

İlerleyen saatlerde nizamiyede çatışma çıkması üzerine ağaçlık alanda saklandığını savunan Berber, sabah saatlerine kadar bu konumu koruduğunu iddia etti.

Sorgu aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen Berber, savunmasının ardından çapraz sorguya alındı.

Berber, savcılıktaki sorgu sırasında birliğine neden çağrıldığına ilişkin herhangi bir bilgi vermezken, mahkemede o gece kumar operasyonu için göreve çağrıldığını iddia etti. Bunun üzerine kıdemli üye hakim Murat Yenikomşuoğlu, görev yaptığı birliğin bu tür operasyonları yapmaya yetkili olup olmadığını sordu. Berber, istihbarat biriminde görev yapmasına rağmen savcılığın onayıyla kumar operasyonuna katılabileceğini, darbe girişiminin şaşkınlığı nedeniyle sorgu aşamasında kumar operasyonundan bahsetmediğini iddia etti.

"Hatırlamıyorum, bilmiyorum..."

Sanık Dursun Koru da savunmasında, olay tarihinde Ankara İl Jandarma Komutanlığı KOM Şubesinde astsubay olarak görev yaptığını belirtti.

Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz'da KOM şube müdürü üsteğmen Serkan Polat'ın kendisini arayarak, "İstihbarat şubenin bu akşam görevi var. İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Erdal Karlıdağ ikimizin takviye olarak ekibe katılmasını istiyor." dediğini aktaran Dursun, bunun üzerine Polat'la buluştuklarını ifade etti.

Polat'ın gidecekleri yer hakkında bilgi almak için aradığı Karlıdağ'ın Jandarma Genel Komutanlığına gelmelerini istediğini bildiren Dursun, bunun üzerine söz konusu yere sivil kıyafetlerle gittiklerini kaydetti.

Dursun, burada kendilerine silah dağıtıldığını, bir süre bekledikten sonra garaj bölgesine gittiğini, burada karşılaştığı erlerin kendisine terör saldırısı olacağını söylediğini, saat 23.00 sıralarında savaş uçaklarının sesini duyması üzerine büyük bir saldırı olacağı için havadan destek istendiğini düşündüğünü söyledi.

Polislere teslim olduğuna ana kadar hiçbir eyleme katılmadığını iddia eden Dursun, dava dosyasına giren HTS kayıtlarında o gece kimlerle görüştüğüne ilişkin sorulara "hatırlamıyorum, bilmiyorum", karargahta karşılaştığı kişiler için de "tanımıyorum" cevaplarını vermekle yetindi.

Darbe merkezine gitmesini polisler engelledi

Sanık eski binbaşı Erhan Cantekin ise olay tarihinde Ankara İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürü olarak görev yaptığını söyledi.

Akşam saatlerinde parkta bulunduğu sırada kendisini arayan kardeşinin olağan dışı gelişmeler olduğunu söylediğini aktaran Cantekin, bunun üzerine internetten baktığı haberlerden bir terör eyleminden bahsedildiğini savundu.

Cantekin, daha sonra kendisini arayan bir üsteğmenin de saldırı olduğu haberini vermesi üzerine çocuklarını alarak kayınbiraderinin evine gittiğini, burada izlediği televizyonda gelişmeler hakkında kesin bir bilgiye sahip olamadığı iddiasında bulundu.

Bir zaman sonra albay İlhan Şen'in kendisini arayarak neler olduğunu sorduğunu, olaylar hakkında bilgisini olmadığını belirttiğini anlatan Cantekin, bilgi almak için aradığı harekat merkezinde bir uzman çavuşun Genelkurmay Başkanlığı karargahında çatışma olduğunu söylediğini aktardı. Bunun üzerine özel aracıyla yola çıktığını, bu sırada üsteğmen Ahmet Emre Köse'nin Ankara İl Jandarma Komutanı Albay Ferdi Korkmaz'ın tutuklandığını bildirdiğini ifade eden Cantekin, bu duruma anlam veremediğini dile getirdi.

Cantekin, İl Jandarma Komutanlığına gitmek istediğini ancak yolların kapalı olması nedeniyle Jandarma Genel Komutanlığına yöneldiğini, buradaki polislerce gözaltına alındığını söyledi.

Çapraz sorgu sırasında Mahkeme Başkanı Abdullah Köksal, "Sen asayiş komutanısın, ilde asayişle ilgili bir sorun çıktığında polisle birlikte buna müdahale edecek birimin başındasın. Neden emrin altındaki askerleri arayıp ilde toplamak yerine başka yere gidiyorsun?" diye sordu.

Sanık Cantekin de Genelkurmay Başkanlığı karargahına düzenlenen saldırıyla ilgili kesin bir bilgiye ulaşamadığı için emrindeki askerleri aramadığını iddia ederek savunmasını tamamladı.

Duruşmaya, 26 Kasım pazartesi günü sanık savunmalarıyla devam edilecek.

26.11.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, şehit Özcan Özsoy'un ağabeyi ve 15 Temmuz gazisi Tekin Özsoy müşteki olarak dinlenildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın darbeye karşı halkı meydanlara çağırmasının ardından kardeşi Özcan Özsoy ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gitmeye karar verdiklerini anlattı.

Yolların kapatılması nedeniyle Külliye'ye gidemediklerini, bunun üzerine Jandarma Genel Komutanlığı tarafına yöneldiklerini belirten Özsoy, bu esnada elinde bayrak olan bir vatandaşın askerlerin kendisine ateş ettiğini söylediğini aktardı.

Tekin Özsoy, bayraklı birine ateş edilmesi karşısında şaşkınlık yaşadığını dile getirerek, "Bunun üzerine bayrağı alarak askerlerin olduğu tarafa gittim. Aramızda az mesafe kalmıştı, onlara yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştığım sırada ateş edildi. Mermi kaşımı sıyırdı, ilk başta plastik mermi zannettim ama gerçek olduğunu, yanımda vurulup düşenler olduğunu görünce fark ettim. Bayrak tutanlara bile ateş ediyorlardı." dedi.

Sabah saatlerine kadar karargahın nizamiyesinde vatandaşlarla beklediğini aktaran Özsoy, kardeşi Özcan'a ulaşamaması üzerine hastanede olabileceğini düşünerek Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine gittiğini ifade etti.

Tekin Özsoy, kardeşinin başından vurulduğu ve yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındığı bilgisini aldıktan sonra bir kez daha Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'na gittiğini ifade ederek, "Kardeşim başından vurulmuştu, doktorlar durumunun kritik olduğunu söyleyince hastaneye gelmeleri için akrabalarımızı aradım. Daha sonra Jandarma Genel Komutanlığına gittim. Geldiğimde darbecilerin teslim alındığını gördüm. Kardeşim Özcan ise olaydan 118 gün sonra tedavi gördüğü hastanede şehit oldu." şeklinde konuştu.

Kardeşini şehit edenler başta olmak üzere bütün darbecilerden şikayetçi olduğunu dile getiren Özsoy, davaya katılmak istediğini de sözlerine ekledi.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, darbecilerin açtığı ateş sonucu yaralanan Hatice Işık, müşteki sıfatıyla 15 Temmuz'da yaşadıklarını anlattı.

Olay günü evinde bulunduğu sırada kendisini arayan arkadaşının darbe girişimi olduğunu söylediğini aktaran Işık, bu durumu ablasıyla paylaştığını anlattı.

Demokrasiye inanan bireyler olarak bu duruma tepki göstermeleri gerektiği konusunda karar aldıklarını dile getiren Işık, "Olay tarihinde 20 yaşındaydım ama darbeye karşı çıkılması gerektiğini biliyordum. Zira darbeleri konu edinen belgesellerden çıkardığım sonuç, hükümet ister iyi olsun ister kötü, darbenin iyisi olmazdı ve ülkeye zarardan başka bir şey getirmiyordu. Bu bilinçle o gece alanlara çıktım." dedi.

Ablasıyla Sincan Lale Meydanı'na gittiklerini, buradaki vatandaşlarla Ankara merkezine geçtiklerini ifade eden Işık, daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'nın önüne geldiklerini aktardı.

Vatandaşların askerleri ikna etmek için çaba gösterdiğini, buna rağmen kendilerine ateş edildiğini vurgulayan Işık, "Elinde bayrak olan bir genç başından vurularak yere düştü. Bayrak bir örtü gibi üzerini kapattı. O anlar, sadece bu kelimelerle anlatılacak kadar sırada değildi. Etkisini üzerimden atmış değilim." diye konuştu.

Yaralılara yardım etmek istediklerini ancak darbecilerin kendilerine ateş ederek buna izin vermediklerine değinen Işık, yaralılardan birini çekmeye çalıştığı sırada sağ karın bölgesinde vurulduğunu belirtti.

Kurşunun etkisiyle belden aşağısını hissetmediğini dile getiren Işık, "Üç gün yoğun bakımda kaldıktan sonra üç ay fiziki tedavi gördüm. Böbreğimin yarısı ve bağırsaklarımın bir kısmı alındı. Tedavim devam ediyor." dedi.

Müşteki Işık, kendisini vuran darbecilerden şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

Yarbaydan ateş talimatı

Müşteki Savaş Şanlı da sosyal medyadan darbe girişimine ilişkin haberleri okuduğunu, ardından AK Parti Genel Merkezine gittiğini, burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halkı alanlara çağıran konuşmasının dinlettirildiğini bildirildi.

Tanıkların Külliye'ye gideceği söylentisi üzerine vatandaşlarla buraya koşarak gittiklerini anlatan Şanlı, ellerinde bayraklarla zırhlı araçların önünü kestiklerini kaydetti.

Daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı önüne geldiklerini, buradaki darbeci askerleri ikna etmeye çalıştıklarını vurgulayan Şanlı, bir yarbayın askerlere ateş etmeleri için emir verdiğini, askerlerin de ilk önce havaya sonra da kendilerine ateş açtığını belirtti.

Yarbaya yöneldiğini ancak etrafındaki silahlı askerlerin buna izin vermediğini aktaran Şanlı, "O yarbayın yanında sivil giyimli biri vardı. Yarbayla hareket ediyorlardı. Ne konuştuklarını duymuyorduk ama yarbayın peşinden hiç ayrılmıyordu." diye konuştu.

İlerleyen saatlerde darbecilerin kontrolündeki helikopterden açılan ateş sonucu yaralandığını anlatan Şanlı, sanıklardan şikayetçi oldu.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

27.11.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklarla müştekiler hazır bulundu.

Müşteki sıfatıyla beyanda bulunan uzman çavuş Mustafa Aydoğmuş, 15 Temmuz akşamı Jandarma Genel Komutanlığında harekat merkezinde nöbetçi olduğunu beyan etti.

Aydoğmuş, darbe girişimi gecesi sanık eski kurmay yarbay Bülent Ak'ın harekat merkezine geldiğini, bu esnada yanında silahlı şahısların da bulunduğunu söyledi.

Sanık Ak'ın, "Ordu yönetime el koydu." açıklamasını yaptığını aktaran Aydoğmuş, kendisinin de bulunduğu nöbetçi heyetin, silahlı darbecilerce Sükan Salonu'na götürüldüğünü ve burada rehin tutulduğunu kaydetti.

Darbecilerin, salonda kendilerini ayrı ayrı oturttuğunu ve aralarında konuşmalarına izin vermediğini anlatan Aydoğmuş, başlarında da 2 darbeci teğmenin nöbet tuttuğunu bildirdi. Aydoğmuş, bu esnada başka yerlerde görev yapan jandarma personelinin de darbecilerce rehin alınarak salona getirilmeye devam ettiğini dile getirdi.

İlerleyen zamanda Sükan Salonu'na sanık eski kurmay albay Erkan Öktem'in de geldiğini belirten müşteki Aydoğmuş, Öktem'in diğer darbecilere talimatlar verdiğini, "Karşı gelen olursa vurun, konuşan kimse olmasın." ifadelerini kullandığını bildirdi.

Bir süre sonra Sükan Salonu'na, davanın müştekisi Albay Güven Şağban'ın da rehin alınarak getirildiğini belirten Aydoğmuş, şunları aktardı:

"Öktem, 'Gel bakalım Şağban Bey' diye bir ifade kullandı. Şağban, 'Komutanım diyeceksin' diye karşılık verdi. Bunun üzerine Öktem silahını çıkarttı ve Şağban'ın kafasına doğrulttu. Tetiğe basıp basmadığını bilmiyorum ama bu esnada bir arbede yaşandı. Şağban, Öktem'e, 'Bu yaptığınız suç, yargılanacaksınız' dedi. Daha sonra salona Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürü olduğunu öğrendiğim Turgut Arslan'ı getirdiklerini gördüm. İlerleyen saatlerde dışarıdan çatışma sesleri gelmeye başladı."

Darbeciler silahlarını saklamış

Sabah saatlerine kadar dışarıdan silah seslerinin gelmeye devam ettiğini bildiren uzman çavuş Aydoğmuş, gecenin ilerleyen saatlerinde rehin tutuldukları Sükan Salonu'ndan çıkarılarak alt katlara indirildiklerini beyan etti.

Kolluk kuvvetlerinin karargaha operasyon düzenleneceği yönündeki anonsundan sonra bazı darbecilerin silahlarını saklamak için çaba gösterdiğini ve kendilerini rehine gibi göstermeye çalıştığını vurgulayan Aydoğmuş, darbecilerden şikayetçi olduğunu beyan ederek davaya katılma talebinde bulundu.

Duruşmaya öğle arası verildi.

Duruşmada, darbecilerin açtığı ateş sonucu yaralanan 15 Temmuz gazisi Ahmet Karakaya, müşteki sıfatıyla beyanda bulundu.

Karakaya, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine babasıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne doğru yola çıktıklarını dile getirdi.

Alparslan Türkeş Bulvarından Jandarma Genel Komutanlığının bulunduğu yere gidecekleri sırada, burada bulunan vatandaşlardan, tanklardan ateş edildiği bilgisini aldıklarını kaydeden Karakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yaklaşık 30 kişilik grup ile Genel Komutanlığa doğru gitmeye başladık. Önümüzde, elinde Türk bayrağı olan kişiler de vardı. Kışla dışında zırhlı araçlar da vardı. Bir müddet ilerledikten sonra kışla içinden benim de aralarında bulunduğum kalabalığın üzerine ateş açıldı. Ben de bu esnada yaralandım. Kurşun kolumu parçalayıp çıkmış, içeride de 4 şarapnel parçası kalmış. Vurulduktan sonra sivil bir araç ile hastaneye götürüldüm."

Karakaya, olay yerinde başka yaralanan kimseyi görüp görmediğine ilişkin soru üzerine, "Darbeciler, elinde Türk bayrağı olan bir ağabey vardı, ilk olarak onu vurdu. Vurulanın kim olduğunu bilmiyorum." dedi.

Şikayetçi olduğu sanıkların cezalandırılmasını isteyen Karakaya, davaya katılma talebinde bulundu.

Bombardımana şahit olmuş

Müşteki Ertuğrul Çevik ise olay günü televizyondan darbe girişimine yönelik faaliyetleri gördüğünü, babasıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gitmeye karar verdiklerini ifade etti.

Olay gecesinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi yakınlarındaki Jandarma Genel Komutanlığı bölgesinde bulunduğunu kaydeden Çevik, sabah saatlerinde bölgenin savaş uçakları tarafından bombalandığına şahit olduğunu dile getirdi.

Bu esnada yaralandığını aktaran Çevik, sanıklardan şikayetçi oldu.

Müşteki uzman çavuş Muzaffer Alıç, 15 Temmuz'da rutin mesaisine devam ettiğini, saat 20.45 sularında sanıklardan eski kurmay yarbay Yusuf Köz ile eski üsteğmen Mehmet Akif Şeker'in nöbet mahalline gelerek kendisine dışarı çıkacak general olup olmadığını sorduğunu ifade etti.

Kısa süre sonra bir generale ait aracın dışarı çıktığını, ardından Köz ve Şeker'in kendisi ile diğer nöbetçilerin silahlarını aldığını beyan eden Alıç, silahlarının neden alındığını sorması üzerine Köz'ün, terör saldırısı beklendiğini söylediğini belirtti.

"Saldırı olacaksa silahımızı verin, biz burayı savunuruz." dediğini aktaran Alıç, ancak Köz'ün takviye geleceğini ifade ederek, silahını vermediğini bildirdi.

Köz ve Şeker'in, yanından ayrılarak araç girişinin yapıldığı mantar bariyerlere geçtiğini aktaran uzman çavuş Alıç, sanıkların ellerindeki isim listesine göre gelenlerin bazılarını içeri aldıklarını, bazılarını ise almadıklarını söyledi.

Bu esnada nizamiye bölgesinde tanımadığı bir yarbayın daha bulunduğunu anlatan Alıç, dışarıdan gelen komando elbiseli teğmenlerin söz konusu yarbay tarafından kışla içine yerleştirdiğini kaydetti.

Nizamiye bölgesine dışarıdan 4 albayın geldiğini ve içeridekilere, "Devlete karşı suç işliyorsunuz. Yaptıklarınız yanlış, açın kapıları." şeklinde seslendiklerini anlatan Alıç, darbeci yarbayın teğmenlere, "Konuşturmayın bunları, kelepçeleyip alın." dediğini, bunun üzerine teğmenlerin albayları derdest etmeye çalıştığını vurguladı.

Müşteki Alıç, sanık eski astsubay Sadık Elçik'in de müştekilerden Albay Ali Demir'i arkasından gelerek kollarını tuttuğunu ve etkisiz hale getirmeye çalıştığını ancak başaramadığını dile getirdi.

Müşteki Alıç, bundan sonra yaşananları şöyle anlattı:

"Teğmenler şuursuzca sağa sola ateş etmeye başladı. İçeride birinin vurulduğunu duydum. Bahsettiğim tanımadığım yarbay, teğmenleri yanına çağırdı. 'Niye ateş ediyorsunuz? Ben size sadece derdest edin dedim. Sizin yüzünüzden erken başladı. Sıkıyönetim ilan edildi' şeklinde açıklama yaptı. Bunun ardından yarbay, bizim yanımıza bir astsubayı gönderdi ve nöbet yerimizde beklememizi söyledi. Astsubay bize, 'Ani bir hareket yaparsanız vurulursunuz' dedi ve yanımızdan ayrıldı. Bir süre sonra polis ekipleri gelerek, 'Devlete karşı gelmeyin' anonsu yaptı. Bunun üzerine kışla içindeki darbecilerle polisler arasında çatışma çıktı."

Sabah saatlerinde kışla emniyetinin sağlandığını ve kendisinin de dışarı çıktığını aktaran Alıç, darbecilerden şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini söyledi.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

28.11.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbeciler tarafından alıkonulan emekli Tuğgeneral Veli Turan, müşteki sıfatıyla yaşadıklarını anlattı.

Müşteki Turan, olay tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı Tayin Daire Başkanı olarak görev yaptığını, 2017'de emekli olduğunu söyledi.

Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz'da karargahta çalışmalarını sürdürdüğü esnada habercisinin nizamiyeden gürültü sesleri geldiğini söylemesi üzerine pencereden baktığını belirten Turan, nizamiyede kargaşa gördüğünü ifade etti.

Bu esnada kendisini arayan Albay Yusuf Kelleli'nin, "Albay Güven Şağban aradı, FETÖ'cülerin karargahı ele geçirdiğini söyledi." dediğini aktaran Turan, bunun üzerine Harekat Merkezi'ni aradığını, görüştüğü kişinin TSK'nın yönetime el koyduğunu söylediğini bildirdi.

Habercisinden kendisine silah getirmesini istediği sırada tam teçhizatlı ve silahlı üç askerle odasına giren sanık eski Üsteğmen İlker Çiçek'in, "TSK yönetime el koydu, komutanım gidelim." dediğini ifade eden Turan, "Bunun üzerine bağırmaya, tepki gösteremeye başladım. Gitmem için ısrar edilince evraklarımı çelik kasaya koymak istedim. Bu esnada Hakan Güler tabancasını tam dolduruşa alarak yanıma geldi. Güler, Genelkurmaydan mesaj geldiğini söyleyince İlker Çiçek ile göz göze geldik, o da 'Evet' manasında başını salladı." diye konuştu.

"İnfaz edin"

Sanık Çiçek'in talimatıyla koluna girerek kedisini zorla odadan çıkarmaya çalışan silahlı askerlere direndiğini, bunun üzerine odasına silahlı başka kişilerin de geldiğini anlatan Turan, bu askerlerin kendisini yere yatırarak kelepçe taktıklarını, gözlerini ise bağladığını ifade etti.

Darbecilerin rütbelerini söktüğünü, konuşması halinde ağzını da bantlayacaklarını söylediğini bildiren Turan, "Beni götürenlerden biri, iki nolu nezarethaneye götürülmemi istedi. Bu sırada bir başka kişi de 'İnfaz edin' dedi. Bu kişi, sesini tanıdığımı Yarbay Yusuf Köz'dü. Daha sonra götürüldüğüm odada gözümdeki bant gevşediği için buranın Altay Salonu olduğunu fark ettim. Nöbetçiler gözlerimi bir kez daha bağladı. Bulunduğumuz yere başkaları da getirilmişti." ifadelerini kullandı.

Kelepçenin ellerini çok sıktığını dile getirmesi üzerine darbecilerin bileklerine iki kelepçe daha taktığını belirten Turan, odada bulundukları esnada dışarıdan silah ve patlama sesinin geldiğini kaydetti.

Rehin tutuldukları odanın duvarına mermi isabet ettiğini, buna rağmen darbecilerin rehineleri pencerenin önünde tutmaya devam ettiklerini söyleyen Turan, sabah saatlerinde odadan çıkarıldıklarını ifade etti.

"Sizi öldürürler"

Müşteki Turan, sonrasında yaşananları şöyle anlattı:

"Bizi dışarı çıkardılar, nereye gideceğimizi bilmiyordum. Bir patlama sesi geldi, bunun etkisiyle beni götüren askerler, önceki grupla irtibatı kesilince bizi zemin kata indirdiler. Sanıklardan yarbaylar Yusuf Köz, Bülent Ak ile eski Albay Erkan Öktem'in sesini duydum. Beni bir duvarın dibinde beklettiler, Uzman Jandarma Çavuş İsmail Kabaca kolumdan tutup beni güvenli bir yere götürdü. Gözlerimi açmasını söyledim, o da 'Komutanım açmayalım yoksa sizi öldürürler.' dedi. Gözlerimdeki bandı yukarı çekmesini istedim. Beni gözeten silahlı bir teğmen vardı. Silah sesleri kesilince İsmail Kabaca'nın yardımıyla ilerleyeme başladık. Sonra Hakan Ragıp Yüce kelepçelerimi çözdü. Başçavuş Ekrem Çetin bana su vermeye çalıştı. Hızla ön tarafa geçtik, Albay Güven Şağban'ı polislere durumu izah etmeye çalışırken gördüm."

Darbecilerden şikayetçi olduğunu belirten Turan, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

29.11.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, sanıkların reddi hakim talebinin değerlendirilmesinden sonra müşteki beyanı alınmasına geçildi.

Darbecilerin açtığı ateş sonucu yaralanan 15 Temmuz gazisi Erol Ünal, olay günü yaşadıklarını anlattı.

Müşteki Ünal, olay tarihinde evinde bulunduğu sırada, darbe girişimine ilişkin haberleri gördüğünü, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine alanlara çıktığını belirtti.

Ağabeyi ve arkadaşlarıyla Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'na gittiğin ifade eden Ünal, karargahın etrafına konuşlandırılan zırhlı araçlardaki askerleri ikna etmeye çalıştıklarını söyledi.

Bu çabalarının askerlerde karşılık bulmadığını anlatan Ünal, "Amacımız, yaptıkları yanlıştan onları çevirmekti. 'Bu vatan hepimizin' dedik ancak askerler emir aldıklarını söylemekle yetindi." dedi.

İlerleyen saatlerde darbe karşıtı kalabalığın artamaya başladığını aktaran Ünal, nizamiyenin önünde demokratik tepkilerini dile getirdikleri sırada darbecilerin kontrolündeki helikopterin ateşine maruz kaldıklarını kaydetti.

Yerden seken şarapnel parçalarının vücuduna isabet ettiğini, bunun etkisiyle yaralandığını belirten Ünal, "Helikopter ateşinden sonra olay yeri mahşer alanı gibiydi, ortalık kan gölüne döndü. Biri kadın 5 vatandaşımızı zırhlı aracın paletleri altında gördüm." diye konuştu.

Yaralıları, kendi imkanlarıyla hastanelere götürdüklerini bildiren Ünal, darbecilerden şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

Duruşmaya, aylık tutuklu incelemesi kapsamında sanık ve avukatlarının taleplerinin alınmasıyla devam edildi.

Öte yandan duruşmanın sabahki bölümünde, sanık eski yarbay Özkan Yılmaz'ın reddi hakim talebi, "duruşmayı uzatmaya yönelik olduğu" gerekçesiyle mahkeme heyeti tarafından kabul edilmemişti.

Paralel yapı-15 Temmuz (2016)-29 Haziran (2017) 'Ankara 243 sanık (ilk 244) Darbe/Jand.Gn.Komutanlığı' davası

(02 Aralık 2018, 08:14)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=13738    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Hakim-Savcı Eşe 7-8 Yıl Hapis

18.04.2020 13:06 Gaziantep'te, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik davada eski savcı M.A.O.E'ye 8 yıl 9 ay, karısı eski hakim E.E.E'ye de 7 yıl 6 ay hapis kararının gerekçesinde, çiftin örgüt üyelerini yargı kurumlarına yerleştir..
Tamamı 18.4.2020

Balıkesir 5 sanıklı Darbe davası

18.04.2020 12:59 Balıkesir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili davada eski üst düzey komutanların da aralarında bulunduğu biri 5 sanığın yargılanmasına devam edildi. 3 Nisan'da Balıkesir 2. Ağır C..
Tamamı 18.4.2020

Darbede Alçak Uçuş davası

18.04.2020 12:51 Balıkesir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Balıkesir 9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığından havalanan F-16 ile İstanbul üzerinde alçak uçuş yapan eski pilot üsteğmen Aykut Yüce'ni..
Tamamı 18.4.2020

Karlov suikastı davası

18.04.2020 12:46 Ankara'da, Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'a yönelik 19 Aralık 2016'da düzenlenen suikastla ilgili aralarında FETÖ/PDY elebaşı Fetullah Gülen'in de bulunduğu 28 sanığın yargılandığı davaya devam edildi. 31 ..
Tamamı 18.4.2020

7 Şubat iddianamesine kabul

28.03.2020 12:18 İstanbul'da, Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Hükumetine yönelik ilk darbe girişimi olduğu tespit edilen 7 Şubat 2012'de gerçekleştirilen MİT kumpasına ilişkin 14'ü tutukl..
Tamamı 28.3.2020

Kaşıkçı cinayetine 20 sanıklı dava

28.03.2020 12:14 İstanbul'da, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda, 20 sanık hakkında iddianame düzenlenerek kamu davası açıldı. 25 Mart'taki gelişmeye göre, Washington Post yazarı Suud..
Tamamı 28.3.2020

Denizli: 1 Müebbet 32 Hapis Gerekçesi

28.03.2020 11:40 Denizli'de, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin davada ilk derece ve bölge adliye mahkemesinin verdiği beraat kararları Yargıtay 16. Ceza Dairesince bozulan 33 sanığın yeniden yargılandığı davada, anayasal düzeni ihlal e..
Tamamı 28.3.2020

Fetö yöneticisi 16 sanığa 135 yıl hapis

29.03.2020 20:39 Adana, Ankara, Antalya, Gaziantep ve İstanbul'da görülen Fetö davalarında bazıları örgütte yönetici konumunda görev yapan 16 sanığa toplam 135 yıl hapis cezası verildi. İşte kronolojik sıralamaya göre o davalarda yaşan..
Tamamı 29.3.2020

Kars: Darbeye 6 Hapis

28.03.2020 12:34 Kars'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) darbe girişimine karıştıkları iddiasıyla 11 sanıktan 6'sına 14 ile 20 yıl arası hapis cezaları verildi. 20 Mart'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Pa..
Tamamı 28.3.2020

Efkan Ala'nın kaçırılması darbe davası

28.03.2020 10:45 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın kaçırılma teşebbüsüne ilişkin eski astsubay Süleyman Menteş'in yargılandığı dava, sanık ve müşteki ..
Tamamı 28.3.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

28.03.2020 11:21 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılandığı davaya devam edildi. 09.03.2020 GÜNK..
Tamamı 28.3.2020

Muhafız Alayı Darbe davası

28.03.2020 11:33 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayındaki eylemlere ilişkin, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulund..
Tamamı 28.3.2020

Alçak Uçuşa Müebbet Talebi

28.03.2020 11:37 Balıkesir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Balıkesir 9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığından havalanan F-16 ile İstanbul üzerinde alçak uçuş yapan eski pilot üsteğmen Aykut Yüce ha..
Tamamı 28.3.2020

ABD Görevlisi Topuz'a 15 Yıl Talebi

28.03.2020 12:05 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile iltisaklı eski polis müdürleri ve askerlerin yanı sıra firari eski savcı Zekeriya Öz'le irtibatı tespit edildiği iddiasıyla tutuklanan ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu gö..
Tamamı 28.3.2020

İzmir 145 sanıklı Darbe davası

28.03.2020 12:27 İzmir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin davadan dosyaları ayrılan 3'ü tutuklu 145 sanığın yargılanmasına devam edildi. 18 Mart'ta İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuk..
Tamamı 28.3.2020

Gülen'in sağ kolu Bekmezci davası

29.03.2020 11:25 İzmir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nde (FETÖ) sözde 'kadim abi, irşatçı' olarak nitelendirilen ve hakkında 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçundan dava açılan Yusuf Bekmezci hakim karşısına çıktı. 9 Mart..
Tamamı 29.3.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
43.238.431