Tam
EskidenYeniye
 

Başbakanı dinleyen derin güç kim?

Başbakan Erdoğan´ın evinin altındaki çalışma ofisinden gizli dinleme cihazlarının çıkması, bu dinlemeleri kimin yaptığı sorusunu gündeme getirdi. Ergenekon sanıkları emekli generaller Şener Eruygur ile Levent Ersöz´ün Jandarma komutanlıkları döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liralık cihaz alındığı ve bu cihazların halen kayıp olduğu biliniyor. Dinlemelerin bu cihazlarla yapılmış olabileceğini ileri sürenler, Başbakan ve diğer bazı AK Parti yetkililerinin resmi ve gizli telefon konuşmalarının Ergenekon yayın organı olarak nitelendirilen Aydınlık´ta yayınlandığını da hatırlatıyorlar. Ergenekon´un bitirilemediğini ve hala çok güçlü olduğunu gösteren çok fazla bulgu var.

Önceki haber title=Sonraki haber

26.12.2012 09:53 Başbakan Tayyip Erdoğan´ın, “Evimin altındaki ofisimde böcek çıktı. Ben dahil telefon dinlemeleri devam ediyor.” açıklaması bu dinlemeleri kimin yaptığı sorusunu gündeme getirdi. İstihbarat uzmanları kolluk güçlerinin elindeki dinleme cihazlarının envantere kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor. Başbakan´ın makam odası ve ofisinde çıkan cihazların ise bu envanterde bulunmadığı belirtiliyor. Ortam dinlemesi yapan ´böcek´lerin şarj süresinin 3 ila 5 gün, menzilininse 100 ile 500 metre arasında olduğu ifade ediliyor. Envanter dışı dinleme cihazı alımı Ergenekon soruşturması sürecinde gündeme gelmişti. Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liralık cihaz alındığı ortaya çıkmıştı. Bu cihazların akıbeti konusunda ise net bir bilgi yok.

İstihbarat uzmanları bugün kolluk güçlerinin elindeki dinleme cihazlarının envantere kayıtlı cihazlar olduğuna dikkat çekiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın makam odası ve ofisinde çıkan cihazların ise envanterde bulunmadığı belirtiliyor. Emniyet´in elinde bulunan ve ortam dinlemesi yapan ´böcek´lerin şarj süresi 3 ila 5 gün, menzili ise 100 ile 500 metre arasında. Prize monte edilemiyor, pille çalışıyor. Erdoğan´ın ofisinde bulunan dinleme cihazının markası ve dolayısıyla özelliklerinin ne olduğu bilinmiyor. Doğrudan prize takılabilen ´böcek´lerde dinleme süresi sınırsız. Dinleme cihazlarının şubat ayında bulunduğu belirtiliyor. Ancak markası ve özellikleri bilinmediği/açıklanmadığı için Başbakan´ın ne kadar zamandır dinlendiği belirsiz. Alınan bilgilere göre bugüne kadar Başbakanlık´tan savcılığa suç duyurusunda bulunulmadı. Emniyete de ulaşan bir bilgi ya da müracaat yok. Aynı şekilde herhangi bir MOBESE kaydı veya parmak izi de tespit edilmiş değil. Yakın mesafede bir apartman, daire ya da araç taraması yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.

Envanter dışı dinleme cihazı alımı ise Ergenekon soruşturması sürecinde gündeme geldi. Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Jandarma İstihbarat Daire Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz döneminde örtülü ödenekten milyonlarca liraya cihazlar alındığı ortaya çıktı. Bu cihazların akıbeti konusunda net bir bilgi ise yok. Ergenekon iddianamesine yansıyan bilgilere göre örtülü ödenekten 5 dinleme ve 2 internet izleme cihazı alınmıştı. Cihazların halen jandarmanın elinde olduğu iddia ediliyor.

Yine Ergenekon soruşturması sırasında İşçi Partisi´nin yayın organı Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal´da arama yapılmış ve Başbakan Erdoğan´a ait dinleme kayıtlarına ulaşılmıştı. Bir diğer kayıt da Erdoğan ile işadamı Remzi Gür arasında geçtiği iddia edilen konuşmaydı. Bu kayıtların, Ergenekon sanığı eski Jandarma Genel Komutanı Eruygur´un talimatı ile alındığı iddia edilmişti. Gölcük Donanma Komutanlığı´ndaki gizli zuladan çıkan belgeler arasında da önemli ipuçları vardı. AK Parti´ye karşı izlenecek strateji ve uygulanacak taktiklerin sıralandığı bir belgede, Erdoğan´ın da aralarında bulunduğu AK Partililere ait telefonların dinlenmesi talimatı göze çarpıyordu. Belgede, “Tehdit bellidir. Ancak niyetlerini tespit edebilmek için bilgi toplamaya ihtiyaç vardır. AKP niyet ve politikalarının erken tespiti, milletvekillerinin takibi ve zaaflarının tespiti konularına yoğunlaşmak gerekli.” deniliyordu. Bu ´bilgilerin´ toplanmasında da Jandarma Genel Komutanlığı´nın istihbarat imkanlarının artırılması öneriliyordu. Gölcük´teki aramalarda özel dinleme aletlerinin de çıktığı kaydedilmişti. (1)

ERGENEKON DİNLİYOR, AYDINLIK YAYINLIYOR

Hatırlanacağı gibi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın, dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat´la yaptığı telefon görüşmesinin kayıtlarının Aydınlık dergisinde yayımlanmasının ardından 19 Ekim 2009 tarihinde Aydınlık gazetesine polis operasyonu düzenlenmiş, aramalarda içerisinde gizli dinleme kayıtları bulunan CD´ler ele geçirilmişti. 1999-2004 dönemine ait konuşmaları kapsayan CD´lerde Başbakan Erdoğan´dan KKTC Cumhurbaşkanı Talat´a, bakanlar ve belediye başkanlarından ABD´li yetkililere ve gazetecilere kadar onlarca kişiye ait konuşma kaydı bulunmaktaydı. Aydınlık´taki aramalarda ayrıca büyük bölümü Yargıtay´da görev yapan hakimlere ait fişleme kayıtları da ele geçirilmişti. Birçok hakimle ilgili olarak, ´siyasi görüşleri ve yakınlık kurdukları siyasilerle´ ilgili değerlendirmelerin yer aldığı fişlemelerle birlikte, hakimlerin telefon görüşmelerine ilişkin döküm tutanakları da elde edilmişti.

CD´lerdeki kayıtlar üzerinde başlatılan detaylı sorgulamalar, Erdoğan´ın, başbakan olmadan önceki bazı görüşmelerinin bile kayda alındığını ortaya koymuştu. Kayıtlar arasında, Erdoğan´ın başbakan olmadan önce ziyaret ettiği, Özal ailesinin eski avukatı, TÜSİAD eski İstişare Konseyi üyesi ve Yeni Yüzler Partisi Genel Başkanı Münci İnci ile yaptığı görüşme de bulunuyordu. 1999-2004 arasındaki dönemde yapıldığı anlaşılan telefon kayıtları arasında, Erdoğan´ın dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat´ın yanı sıra, Kadir Topbaş ve Remzi Gür´le yaptığı telefon görüşmeleri de yer alıyordu.

Aydınlık´ta ele geçirilen kayıtların sahipleri

Tayyip Erdoğan, Cemil Çiçek, Ali Babacan, Hilmi Güler, Egemen Bağış, Mehmet Ali Talat, Kadir Topbaş, Melih Gökçek, Remzi Gür (İşadamı), Münci İnci (Avukat), Cüneyd Zapsu, Alvaro De Soto (BM Kıbrıs Özel Temsilcisi), John Hanford (ABD Dışişleri yetkilisi), Bülent Alirıza (CSIS Türkiye Temsilcisi), Yalçın Balcı, Murat Yetkin (Gazeteci), Serdar Denktaş, Hakan Aygün (Gazeteci)

AYDINLIK´A İLK DAVA 2009´DA AÇILDI

Bu soruşturmanın tamamlanmasıyla Aydınlık ve Ulusal Kanal´ın iki yöneticisinin de sanıkları arasında yer aldığı ´Islak İmza´ davası açılmış, sanıklar Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan ´İrtica ile Mücadele Eylem Planı´ konulu Islak İmza davasında yargılanmaya başlamışlardı. Bu davanın daha sonra İkinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesiyle de sanıklar yayınlarını Ergenekon Terör Örgütü´nün talimatları doğrultusunda yapmak suçlamasıyla Ergenekon davasının sanıkları haline gelmişti.

İKİNCİ DAVA 2012´DE AÇILDI

Bu olaydan iki yıl sonra 19 Ağustos 2011 tarihinde Aydınlık ve Ulusal Kanal´a polis operasyonları düzenlenmiş, bu operasyonlarda ele geçen belgelerden hareketle de 06 Aralık 2011 tarihinde Aydınlık gazetesi, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi bürolarına ek operasyonlar düzenlenmişti. Bu operasyonlarda gözaltı ve tutuklamalar yaşanmış, çok önemli belgeler ele geçirilmişti. Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu´nun dairesinde yapılan aramalarda Başbakan Erdoğan, soruşturma savcısı Cihan Kansız ve Taraf Gazetesi yazarı Yasemin Çongar adına alınmış sahte mail adresleri bulunmuştu. Bu soruşturma sonucu hazırlanan iddianame 25 Nisan 2012 tarihinde Ergenekon davasına da bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Aydınlık gazetesi sahibi Mehmet Sabuncu, İşçi partisi lideri ve Ergenekon tutuklu sanığı Doğu Perinçek´İn oğlu Mehmet Perinçek, İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, İP İstanbul İl Başkanı Erkan Önsel, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü´nün de aralarında bulunduğu 14 sanık Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, örgüt talimatları doğrultusunda yayın yapmakla suçlanmışlardı. İddianamede, örgüt tarafından temin edilen siyasilere ait ses kayıtlarının, Aydınlık grubu tarafından yayınlandığı aktarılıyor, bunun gazetecilik değil, Doğu Perinçek´in talimatıyla gerçekleşen ´örgütsel´ bir faaliyet olduğu belirtiliyordu. İlerleyen süreçte, ´Aydınlık Davası´ olarak adlandırılan bu dava da Ergenekon davasıyla birleştirildi.

BAŞBAKAN´A ŞANTAJ MI YAPILIYOR?

03 Temmuz 2012 tarihli Ses kaydı haberlerine hapis başlıklı haberimizde, bu haberle de bağlantısı olduğuna inandığımız bir iddiayı dile getirmiştik: Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? (2)

Hatırlanacağı gibi hükümet şok edici bir girişimle ses kayıtlarının haberleştirilmesini 02 Temmuz 2012´de Meclis´ten geçirdiği bir yasa ile yasaklamıştı. Sapla samanın birbirine karıştırıldığı bu girişim ile habercilik kısıtlanmış, hükümet adeta ayağına kurşun sıkmıştı. Oysa bir çok darbe hazırlığı ve yasadışı girişimler internete sızan bu ses kayıtlarıyla ortaya çıkarılmış, çok sayıda soruşturma açılmıştı. Önceki gün de Ergenekon davasına bakan mahkemenin talebi üzerine, internete sızan bu kayıtlardan, emekli generaller İsmail Hakkı Karadayı, Işık Koşaner, Aytaç Yalman, Hıfzı Çubuklu, Şener Eruygur ile Mukaddes Eruygur ve istihbaratçı Albay Ömer Faruk Gürüz´ün de aralarında bulunduğu toplam 17 kişiye ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarınının çözümleri mahkemeye gönderilmişti. 17 kişinin ses kaydının bir davada dikkate alınması dahi ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanmasının ne kadar yanlış bir girişim olduğunu göstermeye yeterli olsa gerek. (3)

Ses kayıtlarının haberleştirilmesinin yasaklanması sürecinde dikkat çekici gariplikler de gözlendi: Yasanın ikide bir gündeme gelip kamuoyunun tepkisi üzerine gündemden düşmesi.. Hükümet yetkililerinin bu gelgitlerde düştüğü çelişkiler.. Yasanın Başbakanın ısrarı üzerine bir kez daha gündeme gelmesi.. Kamuoyunu ikna için bir çaba harcanmaması.. Hükümet milletvekillerinin dahi içeriğinden son saatlere kadar haberdar olmadığı ve ´ben yaptım, oldu´ şeklindeki kaba bir yöntemle Meclisten geçirilmesi..

Bu yasağa karşı yaptığımız haberlerde darbe tehlikesinin hala sürdüğünü somut bulgularla göstermiştik. Aşağıda bunları olabildiğince kısa şekilde vermeye çalıştık. Özellikle Genelkurmay Karargahında yakın aylarda yapıldığı anlaşılan çok gizli bir toplantıya ait ses kaydı şok edici içerikteydi. Bir darbe hazırlığının halen sürdüğünü kanıtlıyordu. Üzerine niye hala gidilmiyor, anlaşılır gibi değil. Ancak bizim ve diğer bazı basının tüm uyarılarına karşı ses kayıtlarının haberleştirilmesine yasak geldi.

Başbakan Erdoğan son bir kaç gündür derin devletin tamamen bitirilemediğini, bitmesinin de mümkün olmadığını açıklıyor. Çalışma ofisinde çok sayıda dinleme cihazları bulundu. Anlaşıldığına göre bulunmaya da devam ediyor. Devletin en üst makamları tehdit altında. T.C.´nin 1 no´lu şahsı Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın zehirlendiğinin örtbas edildiğini gösteren güçlü bulgular var. Kamuoyunda oluşan kanaat bu. Şurası çok açık bir gerçek ki, bizim çok sayıdaki haberlerimizde de dile getirdiğimiz gibi 1993 yılı içinde bir suikast fırtınası yaşandı. Tüm bulgular birbirini tamamlıyor ve güçlendiriyor. Kürt sorununa demokratik bir çözüm getirmeye çalışan Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile ona bu konuda destek veren ekibi, yani Bakan Adnan Kahveci, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Albaylar Kazım Çillioğlu ve Rıdvan Özden´in peşpeşe şüpheli ölümleri, PKK-derin devlet bağlantısını yakalayan gazeteci Uğur Mumcu´nun ölümü, Sivas ve Başbağlar katliamları, Bitlis´e babası kadar yakın, çatkapı içeri girecek kadar samimi Binbaşı Cem Ersever´in ölümleri birbiriyle bağlantılı ölümler.

Dediğimiz gibi tüm bulgular birbirini tamamlıyor ve güçlendiriyor. Komutan suikastleri olarak adlandırdığımız bu şüpheli ölümlerle ilgili web sitemizde çok fazla ve ayrıntılı haber yaptık. Hepsinin birbiriyle bağlantısı olduğu anlaşılan bu ölümlerden Özal´ın şüpheli ölümü varsayalım örtbas edilse bile peki ya Başbakanken ona düzenlenen suikasta ne demeli? Suikasti soruşturan savcının engellenmesine ve hatta kızının kaçırılmasına ne demeli? Ayrıca aynı ekipteki yukarıda saydığımız diğer ölüm ve katliamlara ne demeli? Birisi örtbas edilse diğerleri ortada.. Yani yıllardır soruşturulmayan ve ancak son bir iki senedir soruşturulmaya başlanan ve giderek hepsinde Ergenekon´un izine rastlanan bu soruşturmalarda savcılar zaman aşımına girmek üzere olan bu dosyalara somut şüpheli ve delil koymaya fırsat bulamadan dosyalar kapanırsa bu dosyalar gerçekte kapanmış mı olacaktır?..

Bu cinayetler fırtınasının ardında çok büyük bir örgütlenmenin olduğuna dair çok sayıda somut bulgu çıktı ve çıkmaya da devam ediyor. Son örnek, Malatya Zirve katliamı davasında Ergenekon´un izine ulaşılması oldu. 1993 yılında TSK içinde yapılandırılan ve günümüze kadar da varlığını sürdüren Tushad isimli çok gizli Ergenekon hücresinin bu katliamı düzenlettiği iddia ediliyor. Bazı çevreler örgütün 2001´den önce var olmadığını ileri sürmekteydiler. Ancak ortaya çıkan çok sayıda bulgu, örgütün 1990´lı yıllarda da bilindiğini, hatta ´Ergenakon´ adıyla 70´li yıllarda dahi var olduğunu gösteriyor. Bu iddiaya dair delilleri web sitemizde ayrıntılı olarak göstermiştik. (4)

Hurşit Tolon liderliğindeki ´Tushad´ Ergenekon hücresinin TSK içinde oluşturulma tarihine dikkat çekmek istiyoruz. Çünkü Türkiye´nin yakın tarihinde ´kara yıl´ olarak nitelendirilen bu yıl içinde komutan cinayetleri denilen ve peşpeşe gelen olaylarda sivil ve askeri kişiler hayatlarını kaybettiler. Sırasıyla Uğur Mumcu cinayeti, Eşref Bitlis ve Turgut Özal´ın şüpheli ölümleri, Bingöl´de 33 asker katliamı, Sivas ve Başbağlar katliamları, Bahtiyar Aydın ve Cem Ersever cinayetleri gerçekleşti. Ardından terörü demokratik açılım ve barış yoluyla durdurma projesi rafa kaldırıldı. Bir ekip tasfiye edildi. Emin Çölaşan´ın yıllar önce hayretle aktardığı ve akrabası olan Cindoruk´a dayandırdığı iddiasında (5), Cumhurbaşkanı Özal için yakında gidici bu diyenlerden Süleyman Demirel yeni cumhurbaşkanı oldu. Yeni cumhurbaşkanı ve hükümetler ile de yeni bir devlet politikası uygulanmaya başlandı. MGK´da, yani en üst düzeyde alınan kararlarla, teröre karşı şiddete, köy yakmalara, köylülere dışkı yedirerek gözlerini korkutmaya, teröre desteklerini kesmeye, yargısız infazlara ve faili meçhullere dayanan kontrgerilla türü bir mücadele yürütüldü. Bir taraftan PKK güçlendirildi, diğer taraftan Türk-Kürt halkları arasındaki uçurum daha da derinleştirildi.

Suikastlere kurban giden bazı jandarma komutanlarının Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis´e, onun da Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a ulaştırdığı raporlarda şok bilgiler vardı. Teröre yardım eden, terörden rant elde eden yani silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yoluyla teröristlerle menfaat işbirliğine giden, ihanet içerisinde olan bazı subayların isimleri bildiriliyordu. 16´sı subay toplam 34 devlet görevlisinin adının yer aldığı listedeki kişilerin devlet kademelerinden uzaklaştırılmaları tavsiye ediliyordu. Bu raporların hemen ardından komutan cinayetleri adı verilen ve yukarıda sıraladığımız cinayet fırtınası başladı. Tasfiyesi istenen 16 subaydan bazılarının isimleri ortaya çıktı. Tümgeneral Ahmet Yavuz, Tuğgeneral Levent Ersöz, Albay Levent Göktaş, Albay Fikri Karadağ, Korgeneral Selahattin Uğurlu, Tuğgeneral Nevzat Bekaroğlu ve Tuğgeneral İsmail Kuru. Bu kişilerden bazıları Ergenekon ve Balyoz davalarının sanıkları oldu.

Bu suikast fırtınasında, özellikle Başbakanken Turgut Özal´a yönelk suikast girişiminde Özel Harp Dairesi´nin adı geçti. Soruşturmanın bu dairenin tehditleriyle nasıl durdurulduğu, savcının kızının o günlerde kaçırıldığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı iken Özal´ın danışmanlarından biri de diğer bir Özel Harp Komutanı Org. Kemal Yamak idi. Hangi birisini sayalım, o kadar çok bulgu var ki.. Bunlar Özal´ın etrafında o dönem ne kadar tehlikeli bir çember olduğunu göstermeye yeterlidir. (6)

KUTSAL SAVAŞÇILARIN GÖZ YUMULABİLECEK EYLEMLERİ OLABİLİR Mİ?

Özel Harp demişken, belki olayın şu yönüne de dikkat çekmek gerekir. Özel Harp Dairesi (ÖHD), Kıbrıs´ta rum işgalcilere karşı Türk Mukavemet Teşkilatı´nı (TMT) teşkilatlandırıp rumlara karşı gerilla savaşı yürütülmesine öncülük etti. Yani kutsal bir iş yaptı. Ancak bunu yaparken Kıbrıs´taki camileri bile bombaladıklarını, bu dairenin komutanlarından Org. Sabri Yirmibeşoğlu bir TV programında ağzından kaçırdı. (7) Gafını farkedip düzeltmeye çalıştıysa da söylenen sözler tevil edilemeyecek şekilde açıktı. Zaten Özel Harp denilen kontrgerilla savaşının karakteristik özelliği düşman yaptı izlenimi vererek hedef grubu halkın gözünde karalamaktır. Cami bombalama deyince Balyoz darbe planınını hatırlatmadan da olmaz. Bu planda halkı galeyana getirip ayaklanmaya kışkırtmak için yapılacak eylemlerden birisi de Beyazıt ve Fatih camilerinin, üstelik de en kalabalık olduğu Cuma namazı çıkışında bombalanması vardı. Çıkacak kaos sonrasında askerlerin yönetime gelmesi hedeflenmişti. Geçtiğimiz haftalarda sonuçlanan Balyoz davasında bu iddialar sabit görülerek sanıklar ağır hapis cezalarıyla cezalandırıldılar.

Rumların adada yaptığı katliamlar yeterli görülmemiş olacak ki, onların yaptığı izlenimi verilen cami bombalamalarla Türklerin tepkisi arttırılmak istenmiş olmalı. Aynı dönemlerde ´6-7 Eylül Olayları olarak adlandırılan, 6 - 7 Eylül 1955´te İstanbul´da yaşayan başta Rumlar olmak üzere azınlıklara yönelik tahrip ve yağma hareketinin de planlı bir Özel Harp operasyonu olduğunun açığa çıktığını hatırlayalım.

Kıbrıs´ta başka olaylarda da Özel Harp´in adı geçti. Gazeteci Kutlu Adalı´nın öldürülmesi ile bir çok bombalı terör eyleminin ardında Özel Harp Dairesi ile Ergenekon örgütünün bulunduğu ileri sürüldü. Ancak bu konuda KKTC´de başlatılan soruşturma hükümet değişince skandal şekilde örtbas edildi. Yine Ergenekon soruşturma sürecinde Kıbrıs´ın Ergenekon örgütü için ne kadar önemli olduğu, Ergenekon sanıklarının orayla bağlantıları da ortaya çıktı. (8)

Kıbrıs´taki Özel Harp yapılanmasında ve şüpheli olaylarda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş´ın da rol aldığı ileri sürüldü. Denktaş´ın bu iddiayı güçlendiren bir sözü şok ediciydi: Eh bizim çocuklar da bir şeyler yaptı işte!.. (9)

1990 yılı sonunda İtalya´da patlayan Gladio skandalı, ikinci dünya savaşı ertesinde tüm NATO ülkelerinde ABD öncülüğünde bu teşkilatların kurulduğunu, hükümet ve meclislerden dahi gizlendiğini ortaya çıkardı. Türkiye´de de var olduğunu 1970´li yıllarda Başbakan Ecevit tesadüfen öğrendi. Ödeneğini ABD´den alan bu daire Kıbrıs davasında ambargo uygulanması neticesinde ödenek alamayınca Türk hükümetine müracaat etti. Böylece varlığı öğrenildi. Başbakan Ecevit bu dairenin kontrgerilla türü bir savaş tarzı yürütme yeteneğinde olduğunu, elemanlarının sivil ve askerlerden meydana geldiğini, elemanlarına terör çıkartma yöntemleri de öğretildiğini öğrenince dehşete düştü. Dairenin üzerine ne kadar gittiyse de demokratik denetim mekanizması içine almayı başaramadı. Ecevit´e çok ilginç silahlarla suikast girişimleri yapıldı. Ecevit olayın üzerine daha fazla gidemediğini itiraf etti ve işin peşini bıraktı. Ecevit, Özel Harp´in sivil uzantısının açığa çıkarıldığında ülkede çok tehlikeli tertiplere girişebileceklerinden korktuğunu bu nedenle işin peşini bıraktığını açıkladı. Ecevit gibi Özal da başbakanken kendisine düzenlenen suikast girişiminde Özel Harp´in izine ulaştı. Ancak bir yerden sonra üzerine gidemedi. Cumhurbaşkanlığına hazırlanıyordu. İşin peşini şimdilik kaydıyla bıraktı. Cumhurbaşkanı olunca anayasa değişikliği yaparak bu güçleri yenmeyi planlamıştı. Ama birileri suikastler fırtınası başlatarak planları tamamen değiştirdi.

ÖZAL´IN ETRAFINA ÖRÜLEN TEHLİKE ÇEMBERİ BAŞBAKAN´A DA MI ÖRÜLÜYOR?

Tüm bunlarla varmak istediğimiz nokta, Ecevit´i ve Özal´ı korkutan gücün Başbakan´ı da korkutuyor olabileceği.. Başbakan´a yönelik gizli dinleme ve olası şantaj girişimlerinin arkasında Ergenekon örgütlenmesinin, bir olasılık da onun daha üstünde yer aldığını söyleyebileceğimiz ´kontrgerilla´ denilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) yer aldığı kuvvetle muhtemeldir. Özal´ın etrafındaki tehlikeli çemberin Başbakan´ın etrafında bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Başbakan´a yönelik çok sayıda suikast girişimi ortaya çıkarıldı. Atabeyler mangası Özel harpçi subayların yer aldığı ilk suikast girişimi olayı değildi. 4x4´lük suikast planı olmasına karşın dava çok ilginç şekilde örtbas edildi. Tanksavar roketiyle Başbakanın uçağının düşürülmesi planı da yine Ergenekon soruşturması kapsamında soruşturulan diğer suikast girişimlerinden birisiydi. Başbakanın koruma polislerinin son dönemde sık sık değiştirilmeye başlandığını da hatırlayalım. Her önleme karşın Başbakanın ofisine girebilen bu güçler çok sayıda gizli dinleme aygıtını yerleştirmeyi de başarabiliyor. Bunlar ortaya çıkarılabilenler.. Muhtemeldir ki henüz tespit edilemeyen başka cihaz ve tehditler de var.

03 Temmuz 2012 ve 05 Haziran 2012 tarihlerinde yayınladığımız Başbakan´a şantaj mı yapılıyor? içerikli haberlerimizdeki satırların halen geçerliliğini koruduğunu yukarıda sıraladığımız bulgulardan hareketle söyleyebiliriz. Ses kayıtlarının yasaklanma girişiminin yaşandığı günlerdeki bazı gelişmeler şantaj ihtimalini akıllara getirmiş ve şöyle demiştik:

Özel yetkili mahkemelerin kaldırılacağı yönündeki iddialar hukukçuların sert tepkisine neden oldu. Adliye önünde toplanarak tepkilerini ortaya koyan hukukçuların görüntüsü, kısa zaman önce Balyoz davasını adeta basarak mahkeme heyetini eleştiren ve ardından salonu terkeden, salon dışında da basın mensuplarına görüşlerini açıklayan ´Darbeci Baro´ lakaplı İstanbul Barosu avukatlarını hatırlattı. Rollerin değiştiğini düşündüren birbirine zıt olan bu iki görüntü, neler oluyor sorusunu sorduruyor. İstanbul Barosu, özel yetkili mahkemelerle ilgili son yasa değişikliklerini çok olumlu bulduğunu da açıklamıştı.

Bir diğer gelişme, son günlerde peşpeşe çıkan ve hepsi Hasdal askeri cezaevi kaynaklı olan ses kayıtlarında, bu cezaevinde yatan Balyoz davası tutuklu sanıkları generallerin tehdit ve intikam dolu açıklamalar yapması ve bu kayıtların internete verilmesi.. Kamuoyunu ürperten kayıtlarda gayet sakin konuşan generaller, buna karşın çoluk çocuk demeden intikam alacaklarını belirtiyor, Başbakan ve Cumhurbaşkanı´nı açıkça tehdit ediyorlar. Kayıtlarda konuşan generaller, yapılan yasa değişiklikleriyle kısa zaman sonra dışarıya çıkacaklarından emin konuşmaktalar. Generallerden biri de, Herşeyi Hasdal´dan idare ediyoruz diyor.

Bir diğer gelişme, hükümetin ses kayıtlarını haberleştirmeyi yasaklayan ve hapis cezasıyla cezalandıracak bir yasa tasarısını Meclise sevketmiş olması. Yasa tasarısı meclisten aynen geçerse sesleri kaydedip internete verenler değil onu haber yapanlar hapisle cezalandırılacak.

Bir diğer gelişme de, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ya da yetkilerinin kısıtlanmasına yönelik yasa tasarısı hazırlıkları..

Hepsi birbiriyle örtüşen bu gelişmeler, akıllara şok bir şüpheyi getiriyor. Birileri açığını ya da ayıbını yakaladığı Başbakan´a şantaj mı yapıyor?.. Hükümet bundan dolayı mı sürekli geri adım atıyor?.. Ergenekon´un halen faaliyette olduğu biliniyor. Dün ilk duruşması yapılan Ergenekon bağlantılı Aydınlık davasında yargılanan sanıkların, Başbakan´ın gizli görüşmelerini kaydettikleri ve bir kısmını Aydınlık gazetesinde yayınladıkları ortaya çıkmıştı. Bu yeteneğe sahip olan Ergenekon örgütünün elinde başka kayıtların da olabileceği akla geliyor. (10)

Bu satırları yazdıktan kısa süre ortaya çıkan Hasdal cezaevinde tutuklu yatan bazı generallerin ses kayıtlarında, ellerinde hükümetle ilgili dosyalar olduğunu belirttiklerini de hatırlatalım. Bu ifadeler de şantaj şüphesini güçlendiriyor. 24 Mayıs 2012 tarihinde medyaya yansıyan ses kaydında şu ifadeler yer alıyordu: Bir iki aya kadar da ve bilgiler de gelen bilgiler de emareler de o yönde. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak. Ki başbakan hakkında da yani onların da sıkıntıları var. Onlar da bir zaman gelip o dosyaları çıkacak. Yani bir değil on değil. Onların çıktığı anda dibe vuracaklar. (11)

SAVCILAR: ERGENEKON HALA DİRİ

Ergenekon Terör Örgütü´nün idhar (yedek) kadrolarının şu ana kadar sadece bir kısmının ortaya çıkarılabildiği, bir çok hücresinin ise deşifre edilemediği savcılarca iddianamelerde belirtiliyordu. Son olarak İnternet andıcı iddianamesinde de bu tespit yer almıştı. Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı başlığıyla 31 Mayıs 2012 tarihinde yayınlanan haberimizde (12) ayrıntılı şekilde işlediğimiz gibi, son örneğini Mustafa Bakıcı´nın yurtdışına kaçışının oluşturduğu savcıların bu tespitini doğrulayan çok sayıda bulgu var.

İŞTE O BULGULAR

- Malatya Zirve katliamını çok gizli bir Ergenekon hücresinin düzenlediğinin ortaya çıkması. Komutan cinayetleri adı verilen Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ve çok sayıda askeri ve sivil yetkilinin ölümünde de bu yapılanmanın izlerine rastlanması. Tushad isimli TSK içindeki bu çok gizli yapılanmanın izinin halen sürülüyor olması. (13)

- Ergenekon´un TSK içindeki çok gizli askeri yapılanması olarak nitelendirilen ´Karargah Evleri´ne yönelik Savcı Zekeriya Öz tarafından başlatılan soruşturmanın halen sürmesi. (14)

- Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a yönelik suikast girişimi olayı. Bu olayda 8 Özel Harp Dairesi elemanının yer alması. Bu elemanların Ergenekon tutuklusu Muzaffer Tekin, bazı DHKP-C örgüt üyeleri ve Ergenekon´un gençlik yapılanması olduğu iddianamelerde dile getirilen Türk Gençlik Birliği´nin (TGB) bazı üyeleriyle bağlantılarının tespit edildiği iddiası. Olayın hemen ardından Özel Harp Dairesi´nin merkezindeki ´kozmik oda´da yapılan ve 1 ay süren aramalarda çok sayıda belgeye el konulması. Ayrıca bu soruşturmanın 3 yıldır halen sürmesi. (15)

- Arınç´a suikast girişimi olayından bir kaç ay sonra Özel Harp Dairesi´ne ait bir kamyon el bombasının Ankara´da el geçirilmesi. 940 el bombasından bazılarının Ergenekon soruşturması kapsamındaki 12 olayda ele geçen bombalarla aynı seriden olduğunun kriminal incelemelerle ortaya çıkarılması. Yine bombaların Ergenekon´un yanı sıra değişik zamanlarda polis kayıtlarına girmiş 59 terör olayıyla da bağlantılı çıkması. (16)(17)

- Başbakan Erdoğan´ın KKTC Cumhurbaşkanı ile telefonla yaptığı gizli resmi devlet görüşmelerinin Aydınlık´ta yayınlanması ve bununla Ergenekon operasyonlarına karşı misillemeye girişilmesi. (18)

- 2010 yılı sonunda Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubenin zemin karoları altında Ergenekon örgütünün kozmik arşivi olarak nitelendirilen çuvallar dolusu belgenin ele geçirilmesi. Belgelerin imha edilmeyerek saklanması, örgütün onları kullanmakta olduğu anlamına geliyor. Belgelerde sürekli güncellemelerin yapılmış olması da, örgütün gelişmelere göre belgeleri güncellediği şeklinde yorumlanıyor. (19)(20)

- Ergenekon soruşturmasına her zaman soğuk bakan ve eleştiren Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ´un bizzat astlarının ihbarıyla tutuklanarak andıç davasında sanık haline gelmesi. Andıç ve ıslak imza kapsamında Genelkurmay´da evrak ve harddisk imha operasyonu yürütülmesi. Andıç davası ıslak imza davası ile birleşti. Ergenekon Terör Örgütüne yönelik soruşturma 2007 yılında başladı. Ancak ıslak imza ve andıç gibi planların tarihi 2009. Yani halen soruşturma sürerken örgütsel faaliyet devam etmekteydi. (21)(22)

- Ergenekon örgütünün medya sitesi olarak nitelenen Odatv operasyonunda çok önemli belgelerin ele geçirilmesi. ´Ulusal Medya 2010´ ismi verilen belgede, Ergenekon ve benzer davaların nasıl yıpratılacağı talimatlarının yer alması ve Odatv´nin geçmişteki yayınlarına da bakıldığında bu belgedeki talimatları yerine getirdiğinin görülmesi. (23)

- Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı´nın Ergenekon örgütüne yardım ve yataklıktan tutuklanması. Avcı´nın örgüt üyelerine polis operasyonlarını bildirmesi, polis takibinden kurtulma taktikleri vermesi, yakalanmak üzere olan bazı üyelere yurt dışına kaçmaları uyarısında bulunması. Yakalanacağını anladığında ise polis içindeki cemaat üyelerinin Ergenekon ve diğer tüm soruşturmaları yürüttüğünü, bu davalara bakan tüm savcı ve hakimlerin cemaat üyesi olduğunu, hatta Deniz Baykal seks kaseti olayının dahi cemaat işi olduğunu iddia edecek kadar ileri giderek kamuoyunda bu soruşturma ve davaların siyasi olduğu imajını vermeye çalışması. Avcı´nın Odatv davası ile Ergenekon örgütüne taşeron eylem yapmakla suçlanan Devrimci Karargah terör örgütü davasında sanık olması. Avcı´nın 90´lı yıllarda Dev-Sol´u derin devletin kontrolündeki Derin-Sol örgütüne dönüştürmede çok önemli bir rol üstlendiği de ortaya çıktı. (24)

- Dink cinayetine dair şok edici yeni ayrıntıları ortaya çıkaran Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan´a mermi ve beyaz bereli paket gönderilmesi. (25)

- Erzincan Ergenekon davasındaki kritik bir tanığa yönelik silahlı saldırı. Aynı tanığa dava sanığı eski Başsavcı ilhan Cihaner´in tehdit ve baskı yapması. (26)

- Erzincan Ergenekon davasında CHP´li iki milletvekilinin tanıklara baskı yapması, yüksek miktarda para vererek Ergenekon sanıkları aleyhindeki ifadelerini değiştirmeye zorlaması. Bu milletvekillerine Ergenekon üyeliği suçlamasıyla dava açılması. Erzincan davasında sanık olan eski Başsavcı Cihaner´in de tanıklara tehdit ve baskı yapması. (27)(28)

- Güneydoğu´da görülmekte olan Temizöz davası ile İstanbul´da görülmekte olan Ergenekon davasının tanıklarına çok sayıda baskı ve tehditler uygulanması. Geçtiğimiz günlerde Ergenekon gizli tanığına ifadelerini değiştirmesi için baskı yaptığı kanıtlanan dava sanığı Sedat Peker´e dava açıldı. (29)(30)

- Ergenekon tutuklusu tuğgeneral Levent Ersöz´e yönelik hastanede suikast girişimi. (31)

- Sivas Ermeni cemaat lideri Minas Durmazgüler´e suikast girişimi. (32)

- Gölcük belgeleri üzerine Poyrazköy´de yapılan kazılarda suikast amaçlı yeni silahlar ve çok özel plastik patlayıcılarının bulunması. (33)

- Erzincan Ergenekon davasının şok müdahale ile yargıtaya alınması, suçsuz insanları silahlı göstermeye çalışmakla suçlanan sanıkların tahliye edilmesi ve bununla adeta isnat edilen suçlara devam etmelerine izin verilmesi. 12 Eylül darbecileri hakkında ilk iddianameyi hazırlayan eski Savcı Sacit Kayasu´nun bu duruma tepki gösterip, Ergenekon´un Yargıtay´a sıçramış olabileceğinden açıkça bahsetmesi. Bu tespiti doğrularcasına, Yargıtay binasında bulunan Siyasi Partiler Bölümü´ndeki bir fakstan soruşturma altındaki eski Başsavcı ilhan Cihaner´e ´Seni dinliyorlar, dikkat et´ şeklinde uyarı faksının çekilmesi. (34)(35)(36)

- Ergenekon davalarına bakan çok sayıda hakime yargıtayda skandal şekilde tazminat cezaları verilmesi. (37)

- Ergenekon sanığı Mehmet Haberal´ın sağlıklı olduğunu gösteren raporların hastanelerdeki örgüt üyesi olduğu şüphesi ortaya çıkan doktorlarca mahkemelerden saklanması. Doktorların Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması. (38)(39)

- Erzincan´da Ergenekon örgütlenmesine yönelik ikinci bir soruşturmanın halen yürütülüyor olması. (40)

- Kara Kuvvetleri EDOK Komutan vekili Korg. Tevfik Özkılıç´a ait olduğu ileri sürülen ve 31 Mayıs 2012 tarihinde internette yayınlanan ses kaydının da gösterdiği gibi EDOK içinde hala darbe hazırlığı içinde olan, bilgisayarlara güvenmeyen, deşifre olmaktan korkan ve yazışmalarını kurşun kalemle yapan çok gizli birimler varlığının anlaşılması. (41)

- Hasdal askeri cezaevindeki tutuklu subayların peşpeşe internette yayınlanan ses kayıtlarında, hapisteki darbecilerin umutlarını koruması, ´bir herşeyi takip ediyoruz merak etmeyin´ diye birbirlerine cesaret vermesi. Halen görevde olan bazı generallerin de subaylara hitaben hükümeti ve politikalarını eleştiren konuşmalar yapmaları. (42)

- TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu´nun 26 Kasım 2012´de basına yansıyan raporunda, Sovyet işgaline karşı ´Ölüm Üçgeni´ denilen Adapazarı-Bolu-Sapanca bölgesinde gömülen silahların, başta Kürt işadamları olmak üzere faili meçhul cinayetlerde kullanıldığının belirtilmesi. Devlette kaydı olmayan bu silahlar kaybolduğunda kimsenin hesap soramadığının, Özel Harp Dairesi´nin bu silahları kullanmak için sayıları yüz binlerle ifade edilen sivili eğitip, toplum içinde uyuttuğunun kaydedilmesi. Yine bundan iki yıl önce, 2010 yılında hazırlanan TBMM Araştırma raporunda da, Türkiye´de geçmişte yaşanmış bir çok terör ve suikast olayından Özel Harp Dairesi´nin sorumlu tutulması. (43)

- Deniz Harp Okulu´ndaki genç subayları tahrik etmeye yönelik çabaların son haftalarda yoğunlaşması. (44)

İşte farkına varabildiğimiz bulgulardan yukarıda kısaca yer verdiğimiz bu örnekler, Ergenekon´un geçmişte var olmuş, faaliyete geçmeyen, düşünce ya da plan bazında kalmış bir girişim olduğuna dair savunmaları çökertiyor.

Şüphesiz örnekler daha da çoğaltılabilir. Haberal´ın tutuklanmasından sonra Ergenekon operasyonları durdu deniliyor. Peki Ergenekon ya da diğer bir deyişle kontrgerilla bitti mi, çöktü mü?.. Şu ana kadar sadece tetikçilere ya da orta düzey birimlere, onların da pek azına ulaşılabildiği söylenebilir. Danıştay saldırısında bir avukat. Malatya Zirve cinayetinde 2 genç. Dink cinayetinde 17 yaşında Ogün Samast. Ergenekon´da da 3-5 astsubay, Andıç davalarında suçu birbirlerinin üstüne atan bir kaç general, o kadar.. Ama iddialara göre NATO´ya girmemiz sonrası kurulan Özel Harp Dairesi´ne bağlı kuvvetlerin sivil hayatta kullandığı yaklaşık 10 bin kişi var. Bunlardan 5 bini siyah kuvvet denilen, silah kullanan, her türlü saldırı ve savunma eğitimini almış paramiliter gruplar. Çok tehlikeliler. Her türlü provokasyonu yapabilecek, Taksim, Maraş, Gazi Mahallesi olayları gibi olayları kolaylıkla organize edebilecek adamlar. Her biri bir Yeşil ve Çatlı. Onlara henüz ulaşılamadı. Fırsat kolladıkları uygun ortam bulur bulmaz faaliyete geçecekleri ileri sürülüyor.

Belki ´Karargah Evleri´ ve ´Tushad´ gibi soruşturmalar, örgütün buzdağının altındaki kısımlarına doğru götürebilir savcıları. Ancak Özal´ın vücudunda zehirlerin tespit edilmesine karşın zehirlenmenin olmadığının iddia edilebilmesi olayında da konuşulduğu gibi kamuoyuyla yüzleşmekten çekinen devlet refleksleri, soruşturmaların daha derine inmesini zorlaştırabilir ya da engelleyebilir. Ama unutulmasın ki, Başbakan Turgut Özal da kendisine düzenlenen suikastin üzerine bir yerden sonra gitmemiş, Cumhurbaşkanlığı makamına geçince o makamın gücüyle onları mağlup edebileceğini düşünmüştü. Ancak yanıldığı kısa sürede açığa çıktı. Başbakan Erdoğan´ın yanıldığını da umarız görmeyiz. Ancak ofisine kadar giren örgütü gördükçe kamuoyunun endişelendiği söylenebilir. Ergenekon´la mücadelede daha etkin tedbirlerin alınması, Özal´ın şüpheli ölümünün üzerine gerekirse zaman aşımını ortadan kaldıracak yasal değişikliklerle daha etkin gidilmesini sağlamak hükümete düşen önemli bir sorumluluk.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(1) zaman.com.tr/politika/ortulu-odenekle-aldigi-dinleme-cihazlari-hala-kayip/2032996.html

(2) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4598

(3) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5021

(4) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(5) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=3568

(6) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=tozalsui

(7) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2276

(8) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=kib.xox.ris-erge

(9) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=385%20266

(10) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4667%204598

(11) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4596%204580%204572%204115%20

(12)kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(13) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4648

(14) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=karevleri.xox.savsak

(15) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bulent-arinc-suikast

(16) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1605%201596

(17) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=bombkardes

(18) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-se.xox.s-kayit-tayyip

(19) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=10cuvbelge

(20) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=2609

(21) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=interandic

(22) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m=4888%202324%201799%201767

(23) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3719%203064%203002%203000

(24) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=hanefavci

(25) gundem.bugun.com.tr/-bi-ermeni-var-a-kursunlu-tehdit-140134-haberi.aspx

(26) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2548%202535%202319%202114

(27) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5016

(28) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2319%201984

(29) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=erge-tanik-.xox.karalama

(30) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4988

(31)kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3831%203262%203010%202455%202445%201322%201236%201226

(32) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=3474%203241%202564%202353

(33) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=2667%202665

(34) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=cihkurop

(35) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4623

(36) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=1629

(37) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=yargittazmin

(38) kontrgerilla.com/mansetara_act.asp?aranacak=haberalkoruma

(39) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4620

(40) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=1840%201789

(41) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4588

(42) kontrgerilla.com/mansetsec.asp?m_no=4580%204572%204514%204507%204186%204175

(43) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4962

(44) kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4993

(26 Aralık 2012, 09:53)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Başbakan´a şantaj mı yapılıyor?

Başbakan´ın telefon görüşmesini yayınladılar

Ergenekon dinliyor, Aydınlık yayınlıyor

Kontrgerilla Medyası

Ergenekon Aydınlık´ta: Yeni belgeler

Koşaner´in ses kaydı mahkemede

Ergenekon soruşturma sürecindeki ses kayıtları

Ses kayıtları, parmak izi ve ıslak imza gibi doğrulanabilir mi?

ERGENEKON´UN HENÜZ ORTAYA ÇIKARTILAMAYAN YEDEK (İDHAR) KADROLARI

Savcılar Ergenekon ´İdharı´nın peşinde

Gölcük´teki çuvallar devede kulak: Savcılar iz peşinde

Ergenekon davası gerekli mi?

Ergenekon henüz çökertilemedi

Su uyur cuntacı uyumaz: İşte ispatı

Ergenekon hala diri, Bakıcı kaçabildi

7. iddianame: Ergenekon hala faal

Ergenekon hala aktif: Planları çökünce yenisini yapıyorlar

Ses kaydı: Yeni darbe hazırlığı

Özel Harp Dairesi ile ilgili manşetlerimiz

Özel Harp Dairesi sayfamız

TBMM: Terör Özel Harp işi

İşte kontrgerilla.com´un da katkı sunduğu Özel Harp Dairesi konulu TBMM raporu

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Üsteğmen: PKK vuruluyor, düşürün Heronu

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon davasını engelleme girişimleri

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=5023    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Kayseri: Darbeye 14 Yıl Hapis

27.09.2020 13:36 Kayseri'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında sözde Yurtta Sulh Konseyince hazırlanan listede adı 'Kayseri sıkıyönetim komutanı' olarak geçen eski Kayseri Garnizon Komutanı..
Tamamı 27.9.2020

Dink Davasında Mütalaaya Geçildi

27.09.2020 11:16 İstanbul'da, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in de aralarında bulunduğu 76 sanığın yargılanmasına devam edildi. 16 Eylül'de, İstanbul 14'üncü Ağır Ce..
Tamamı 27.9.2020

Can Dündar Kaçak Sayılacak

27.09.2020 12:34 İstanbul'da, MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yargılanan firari sanık eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar hakkında, 15 gün içinde mahkemeye gelmemesi durumunda 'kaçak' sayılacağı ve mal varlı..
Tamamı 27.9.2020

FETÖ'ye operasyon üstüne operasyon

27.09.2020 14:57 FETÖ'nün TSK, mahrem imam, avukatlık ve diğer yapılanmalarına art arda operasyonlar gerçekleştirildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ'nün avukatlık yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmada 60 şüpheli hakkın..
Tamamı 27.9.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

27.09.2020 10:37 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılanmasına sanıkların esas hakkındaki müta..
Tamamı 27.9.2020

Muhafız Alayı Darbe davası

27.09.2020 10:52 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğu..
Tamamı 27.9.2020

Kara Kuvvetleri Darbe davası

27.09.2020 10:26 Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 142 sanıklı davaya, eski Yarbay Sinan Şimşek'in esasa ilişkin savunmasıyla devam edildi. Ankara ..
Tamamı 27.9.2020

İzmir Darbe davası

27.09.2020 13:30 İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin 282 sanıklı davadan dosyaları ayrılan 4 sanığın yargılanmasına devam edildi. 7 Eylül'de İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu s..
Tamamı 27.9.2020

Darbeci Komutan Tarım davası

27.09.2020 12:56 Adana'da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında eski Ankara İl Jandarma Komutanı kurmay albay Cengiz Tarım'ın 'anayasal düzeni ihlal etmek' ve 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlarından yargılandığı davaya devam edildi...
Tamamı 27.9.2020

Adana MİT Tırları davası

27.09.2020 10:03 Adana'da, Adana ve Hatay'da MİT tırlarının durdurulmasını organize ettikleri belirtilen FETÖ/PDY'nin 11 'sivil imamı' ile eski bir tuğgeneralin de aralarında bulunduğu 50 sanığın yargılanmasına devam edildi. 21.09.202..
Tamamı 27.9.2020

Adana 43 sanıklı FETÖ davası

27.09.2020 10:00 Adana'da, daha önce haklarında işlem yapılan FETÖ/PDY üyelerine ve ailelerine para aktarılmasını sağladıkları iddia edilen, aralarında örgütün 'Türkiye finans sorumlusu'nun da bulunduğu 9'u tutuklu 43 sanığın yargılanm..
Tamamı 27.9.2020

Sakarya 34 sanıklı Fetö davası

27.09.2020 12:24 Sakarya'da, FETÖ/PDY'ye ilişkin davada, kapatılan Altın Lale Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği üyesi biri tutuklu, ikisi firari 34 sanığın yargılanmasına devam edildi. 22 Eylül'de Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesindek..
Tamamı 27.9.2020

Sakarya 11 Sanık: Yasadışı Dinleme

27.09.2020 12:20 Sakarya'da, eski Sakarya emniyet müdürleri Mustafa Aktaş ve Ali Bilkay'ın da aralarında bulunduğu, 3'ü firari, 10'u eski emniyet mensubu 11 sanığın yargılandığı davanın duruşması görüldü. 11 Eylül'de Sakarya 2. Ağır C..
Tamamı 27.9.2020

Sakarya 11 Sanık: Fetö Sağlıkçıları

27.09.2020 12:15 Sakarya'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, aralarında meslekten ihraç edilenlerin de bulunduğu 11 sağlık çalışanının yargılandığı davada mütalaa verildi. 10 Eylü..
Tamamı 27.9.2020

Kara Kuv.: Mahremlere 24 Hapis

05.09.2020 11:47 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki mahrem yapılanmasına ilişkin açılan davada mahkeme, 24 sanığın 1 yıl ile 15 yıl arasında hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. 25 Ağ..
Tamamı 5.9.2020

ÖSYM Sınav Hırsızlığı'na 4 Hapis

05.09.2020 11:00 Ankara'da, ÖSYM tarafından hazırlanan sınav sorularının 'Sır Cihazı'na aktarılması sırasında ÖSYM'de çalışan FETÖ üyeleri tarafından kopyalanmasına ilişkin 4 sanık hakkında açılan davada karar açıklandı. 3 Eylül'de An..
Tamamı 5.9.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
45.706.801