Tam
EskidenYeniye
 

28 Şubat´ta 16. duruşma

28 Şubat davasında 16. duruşma başladı. Davada savunma aşamasına geçildi. İlk olarak sanık Çevik Bir savunma yaptı. MGK tutanakları duruşmada okundu. Tutanaklara göre dönemin Başbakanı Erbakan´ın kendi isteğiyle önüne gelen tavsiyeleri uyguladığının görüldüğünü öne süren sanık avukatları davanın düşürülmesini talep etti. Ancak mahkeme bu talebi reddetti.

Önceki haber title=Sonraki haber

23.09.2013 12:03 28 Şubat darbe sürecine ilişkin 27´si tutuklu 103 sanığın ´Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti´ni cebren devirmeye, düşürmeye iştirak´ suçundan müebbet hapis cezası talebiyle Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yargılandığı davanın 16. duruşması başladı. Duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, sanık yakınları ve avukatlar katılıyor.

Davada iddianamenin okunması işlemi tamamlanmıştı. Bugünkü duruşmada sanıkların sırayla savunmalarını yapması bekleniyor.

İLK SAVUNMA ÇEVİK BİR´DEN

28 Şubat sürecinde, hükümeti devirmeye teşebbüs ettikleri iddiasıyla 103 kişi hakkında açılan davanın 16. duruşması savunmaların alınması ile devam ediyor. İlk savunmayı dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir yaptı. Belge ve dokümanların fotokopi olduğunu ileri süren Bir, ?Bunların aslı mevcut ise sunulsun ve her soruya cevap vereyim. İddianameye bakıldığında bu hususların temelsiz ve birbiri ile ilgisi yok. Ortada hiçbir beyan yokken BÇG birkaç rütbeli tarafından kurulduğu belirtiliyor. İsmail Hakkı Karadayı benim kanalımla Cumhurbaşkanlığı´na istihbarat aracılığı ile brifing verilmesini istedi. Genelkurmay Başkanlığı´nda Fevzi Türkeri tarafından verilen brifinge Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve ben yer aldım. Söz konusu brifing Cumhurbaşkanı emri ile sunulmuştur. Brifing sonrası Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı arasındaki konuşma gerçekleşti. ´Genelkurmay Başkanı Cumhurbaşkanına size bunları aktarmak zorundayız. Yasaların işletilmesi gerekir. Bu brifingde farklı isim kullanıp kullanmamayı çok düşündük´ dedi? ifadelerini kullandı.

?BATI ÇALIŞMA GRUBU´NUN ADINI BEN VERDİM?

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının doğrudan tanığı olmadığını söyleyen Bir, ?Karargâhın ilgili başkanlık personele tarafından takdimler yapılır. MGK toplantısında irtica birinci tehlike olduğu kabul edilmiş ve tüm yetkililerin imzası ile kabul edilmiştir. Alınan tedbirler MGK Genel Sekreterliği´ni bilgilendirmesi gereğince bilgi olarak MGK´ya sunulmuştur. Bu evrakların ilgililer tarafından başbakan ve cumhurbaşkanına anlatılması demektir. Bunları anlatmak için kayıtlar alınması gerekiyor. Hiçbir evrak kayıt dışı alınmamıştır. Bu belgelerin yasal olduğunun göstergesidir. Bize görev verildi. İrticayı biz tehdit olarak belirlemedik. İsmail Hakkı Karadayı, MGK toplantısındaki alınan kararları özetleyerek ve alınacak önlemleri takip edelim talimatı vermiştir. Batı kelimesi tarafımdan verilmiştim. Çünkü yönümüz irticaya karşı batıya dönük olduğunu göstermek istedim. şeklinde savunma yaptı.

-Bir: ´Gerekirse silah bile kullanırız´ sözünün şahsımla ilgisi yok-

Çevik Bir´in savunması hakim ve savcıların soruları ile sona erdi. Genelkurmay´ın 28 Şubat döneminde haftalık basın açıklamaları yaptığını hatırlatan savcı Kemal Çetin, Çevik Bir´e gazetelerde yer alan ´demokrasiye balans ayarı´ Genelkurmay´ın sözünü yalanlayıp yalanlamadığını sordu. Çevik Bir´de Genelkurmay´ın her konuda açıklama yapmak zorunda olmadığını ve bu sözü kendisinin söylemediğini iddia etti. Savcı ayrıca Çevik Bir´e ´toplumun büyük bir kesiminin tarafından kabul edilen kıyafetlerin TSK personelinin eşlerine yasaklanması konusunda baskıları nasıl değerlendirdiğini´ sordu. Çevik Bir, soruya TSK müesseselerinde uygulanan kurallar vardır. Bu kıyafetlere başka yerde karışma hakkımız yok. Benim annem de başörtülü. cevabını verdi. Bir avukatın bazı gazetelerde yer alan ´gerekirse silah bile kullanırız´ sözünü hatırlatması üzerine Çevik, Tamamen uydurmadır. Gelsinler ispat etsinler. Her şeyimi vereyim. Şahsımla bununla ilgisi yoktur. Her gazetecinin yazdığı şeye cevap vermem söz konusu değildir. dedi.

Davaya yarın da sanıkların savunmasının alınması ile devam edecek. (Cihan)

MGK TUTANAKLARI MAHKEMEYE ULAŞTI VE OKUNDU -----------------------------------------------------------

28 Şubat davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının görevlendirdiği iki naip hakim, dönemin en önemli kayıtlarından MGK tutanakları üzerindeki çalışmasını tamamladı. Tutanaklar, sabah duruşmada okundu. Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan´ın, ?Bu kadar saat oldu, şimdi kararları önlerine koydular imzaladılar olmasın, biz bunları bir inceleyelim? yorumunu yaptı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de ?Doğru söylüyorsunuz sayın başbakan. Aceleye getirilimesin başbakan ve genelkurmay başkanı da incelesin. Zaten redakte edilecek yerleri var onlar da yapılsın? dediği kayda geçti.

SANIK AVUKATI: DAVA ÇÖKTÜ

Tutanakların okunmasının ardından söz alan sanık avukatlarından Erol Aras, savcılığın, ?Hükümet, cebir ve şiddet kullanılarak devrilmiştir, 28 Şubat kararları zorla empoze edilmiştir? iddiasının çöktüğünü, suçun maddi olgusunun kalmadığını öne sürdü. Belgelerin çok önemli olduğuna dikkat çeken Aras, davanın düşürülmesi gerektiğini savundu.

Hakim tutanakların okunmasının ardından sorguya devam etmek istedi. Ancak sanık avukatları, öncelikle müdahillik taleplerinin karara bağlanmasını istediler.

MAHKEME DAVA DÜŞSÜN TALEBİNİ REDDETTİ

28 Şubat davasına bakan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, suçlamalarda bulunan yeni müştekilerin müdahillik taleplerinin sanıkların sorgusundan önce değerlendirilmesi ve davanın düşmesi taleplerini reddetti. Mahkeme, sanıkların savunmalarını almaya başladı.

MGK TUTANAKLARINDA NELER VAR?

Milli Güvenlik Kurulu´nun (MGK), 28 Şubat 1997 tarihli tutanağında, Türkiye´de şeriat hukukuna dayalı bir İslam cumhuriyeti kurmayı amaçlayan aşırı dinci grupların, demokratik laik ve sosyal hukuk devleti olan cumhuriyete karşı oldukları ifade edilerek, alınacak tedbirler konusunda hükümete tavsiyede bulunulduğu belirtildi.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nce görevlendirilen iki naip hakim, 28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tutanağı ve kararlarını inceledi.

Mahkeme hakimleri, inceleme sonucunda dava konusuyla ilgili bölümleri tutanak altına aldı.

Buna göre, 26 Şubat 1997 tarihli gizli ibareli bir tutanakta, 28 Şubat saat 15.00´de Cumhurbaşkanlığı Köşkü´nde toplantı gerçekleştirileceği, burada, özel müzakere (Kurul üyeleri) başlığı altında, Atatürk

milliyetçiliğine bağlı, demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devletine yönelik irtica tehdidin boyutları nelerdir ve bunlara karşı alınması gereken önlemler neler olmalıdır? konusunun ele alınacağı belirtildi.

Toplantıya dair MGK´nın basın bildirisinde ise Türkiye´de laikliğin sadece rejimin değil, aynı zamanda demokrasinin ve toplum huzurunun da teminatı ve bir yaşam tarzı olduğu ifadesi geçti.

406 SAYILI KARAR

MGK´nın, 406 karar sayılı gizli ibareli belgesinde şunlar kaydedildi:

1- MGK, 28 Şubat 1997 günü sayın Cumhurbaşkanı başkanlığında, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sektereterliği´nin iştirakleri ile aylık olağan toplantısını yapmıştır.

2-Kurulun bu toplantısında, esasları ve nitelikleri Anayasa´da belirlenmiş Atatürk milliyetçiliğine bağlı demokratik, laik ve sosyal hukuk devletimizin ve cumhuriyet rejimimizi yıkmak, onun yerine bir siyasal yeni düzen kurmak amacıyla yürütülen yıkıcı faaliyetler ve yapılan beyanlar ile bunların oluşturduğu tehdit ve tehlikeler gözden geçirilerek değerlendirilmiştir.

GÖRÜŞ BİRLİĞİNE VARILAN HUSUSLAR

Toplantıda görüş birliğine varılan hususlar şöyle:

a- Ülkemizde şeriat hukukuna dayalı bir İslam cumhuriyeti kurmayı hedefleyen grupların, Anayasa´nın tanımladığı demokratik laik ve sosyal hukuk devletimize karşı çok yünlü bir tehdit oluşturduğu,

b- Cumhuriyet ve rejim aleyhtarı aşırı dinci grupların laik ve anti laik ayrımı ile demokratik laik ve sosyal hukuk devletini güçsüzleştirmeye yeltendikleri,

c-Türkiye´de laikliğin sadece rejimin değil, aynı zamanda demokrasinin ve toplum huzurunun da teminatı ve bir yaşam tarzı olduğu,

d- Devletin yapısal özünü oluşturan sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri anlayışından vazgeçilemeyeceği, yasalar gözardı edilerek yapılan çağdışı uygulamaların takipsiz kalmasının hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacağı.

HÜKÜMETE TAVSİYE

Toplantıda alınan kararlar şöyle:

a- Türkiye´de şeriat hukukuna dayalı bir İslam cumhuriyeti kurmayı amaçlayan aşırı dinci grupların, demokratik laik ve sosyal hukuk devleti olan cumhuriyetimize karşı oldukları, çok yönlü tehdidin önlenmesi amacıyla EK A´daki tedbirleri kısa, orta ve uzun vade içerisinde alınmasının Cumhuriyet Hükümetine tavsiye edilmesi,

b- 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu´nun 9. maddesine uygun olarak MGK Genel Sektereterliği tarafından; ekte belirtilen tedbirlere ilişkin Bakanlar Kurulu kararları ile Bakanlar Kurulu kararı haline getirilmeyen uygulamaların sonuçları hakkında belli süreler içerisinde Başbakan, Cumhurbaşkanı ve MGK´ya bilgi verilmesi.

Bu kararın altında, dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı ile kurulun asker kökenli üyeleri olan Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Kara Kuvvetleri Komutanı Hikmet Köksal, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Çörekçi ile Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman´ın imzaları bulunuyor.

Hakimler, 28 Şubat süreciyle ilgili olan kısımları tutanak altına aldı. Tutanakta, Rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karış alınması gereken tedbirler başlıklı 18 maddenin yer aldığı, gizli ibareli ek belge de bulunuyor.

Belgede, irticai faaliyetlere karşı alınacak tedbirler şöyle sıralandı:

-Anayasamızda, cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine anayasanın 4. maddesi ile teminat altına alınan laiklik ilkesi büyük titizlik ve hassasiyetle korunmalı, bunun korunması için mevcut yasalar hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanmalı, mevcut yasalar uygulanmada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılmalı.

-Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar, devletin yetkili organlarınca denetim alıntı alınarak, Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği Milli Eğitim Bakanlığı´na devri sağlanmalı.

8 YILLIK KESİNTİSİZ EĞİTİM

-Genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle Cumhuriyet, Atatürk, vatan ve millet sevgisi, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihrakların etkisinden korunması bakımından;

a- 8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalı,

b- Temel eğitim almış çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak devam edebileceği Kuran kurslarının, Milli Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalı.

TARİKATLARIN FAALİYETLERİNE SON VERİLMELİ

-Cumhuriyet rejimine ve Atatürk ilke ve inkılaplarına sadık din adamları yetiştirmekle yükümlü, Milli Eğitim Kuruluşlarının Tevhid-i Tedrisat Kanunu´nun özüne uygun olarak ihtiyaç düzeyinde tutulmalı.

-Yurdun çeşitli yerlerinde yapılan dini tesisler, belli çevrelere mesaj vermek amacıyla gündemde tutularak, siyasi istismar konusu yapılmamalı, bu tesislere ihtiyaç varsa, bunlar Diyanet İşleri Başkanlığı´nca incelenerek mahalli yönetimler ve ilgili makamlar arasında koordine edilerek gerçekleştirilmeli.

-Mevcudiyetleri 677 sayılı yasa ile men edilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli, toplumun demokratik, siyasi ve sosyal hukuk düzeninin zedelenmesi önlenmeli.

TSK´YA SIZMALAR ÖNLENMELİ

-İrticai faaliyetleri nedeniyle Yüksek Askeri Şura kararları ile Türk Silahlı Kuvvetleri´nden ilişkileri kesilen personel konusu istismar edilerek TSK´yı dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya gruplarının, Silahlı Kuvvetler ve mensupları aleyhindeki yayınları kontrol altına alınmalı.

-İrticai faaliyetleri, disiplinsizlikleri veya yasa dışı örgütlerle irtibatları nedeniyle TSK´dan ilişikleri kesilen personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ile teşvik unsuruna imkan verilmemeli.

-TSK´ya aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alınan tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşları, özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde ve yargı kuruluşlarında da uygulanmalı.

İRAN´A KARŞI TEDBİR

-Ülkemizi çağ dışı bir rejimden ve din istismarının sebep olabileceği muhtemel bir çatışmadan korumak için, İran İslam Cumhuriyeti´nin ülkemizdeki rejim aleyhtarı faaliyet, tutum ve davranışlarına mani olunmalı, bu maksatla İran´a karşı komşuluk münasebetimizi ve ekonomik ilişkilerimizi bozmayacak, fakat yıkıcı ve zararlı faaliyetlerini önleyecek bir tedbirler paketi hazırlanmalı ve yürürlüğe konulmalı.

- Aşırı dinci kesimin Türkiye´deki mezhep ayrılıklarını körüklemek suretiyle toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmeli.

POMPALI TÜFEKLERE DİKKAT

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Siyasi Partiler Yasası, Türk Ceza Yasasına ve bilhassa Belediyeler Yasasına aykırı olarak sergilenen olayların sorumluları hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı ve bu tür olayların tekrarlanmaması için her kademede kesin önlemler alınmalıdır.

Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye´yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara mani olunmalı, bu konudaki kanun ve Anayasa Mahkemesi kararları taviz verilmeden öncelikle ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında titizlikle uygulanmalıdır.

-Çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri, polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli. Özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmeli.

KURBAN DERİSİ TOPLATTIRILMAMALI

-Kurban derilerinin, mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak rejim aleyhtarı örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı, kanunla verilmiş yetki dışındaki kurban derisi toplattırılmamalı.

-Özel üniforma giydirilmiş korumalar ve buna neden olan sorumlular hakkında yasal işlemler ivedilikle sonuçlandırılmalı ve bu tür yasa dışı uygulamaların ulaşabileceği vahim boyutlar dikkate alınarak, yasa ile öngörülmemiş bütün özel korumalar kaldırılmalı.

-Ülke sorunlarının çözümünü Millet kavramı yerine ümmet kavramı bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne de aynı bazda yaklaşarak, onları cesaretlendiren girişimler yasal ve idari yollardan önlenmeli.

ATATÜRK´E YAPILAN SAYGISIZLIKLAR

-Büyük kurtarıcı Atatürk´e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki 5816 sayılı kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemeli.

Tutanakta, bu maddelerin ardından 18 Şubat 1997 tarih ve 406 sayılı MGK kararlarının ekidir. 2 sayfa ve 18 maddeyi ihtiva etmektedir. denildiği, belgenin dönemin MGK Genel Sekreteri Hava Orgeneral İlhan Kılıç tarafından imzalandığı bildirildi.

Belgenin, 6 Mart 1997 tarihli yazı ile Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği tarafından karar gereği için Başbakanlığa, bilgi için Genelkurmay Başkanlığına, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine, MGS.Bşk.lığına gönderildiği aktarılan tutanakta, söz konusu yazıyı da Orgeneral Kılıç´ın imzaladığı belirtildi.

İRTİCA TEHDİDİNİN BOYUTLARI KONULU TAKDİM

Tutanakta, Milli Güvenlik Kurulu Toplantı Tutanağı başlıklı çok gizli ibareli 1. sayfasında Tarih 28 Şubat 1997, saat 15.00, yer Cumhurbaşkanlığı Köşkü Çankaya yazılı tutanağın 28 Şubat Davası´nda görülen suçla ilgili kısmının 22. sayfadan itibaren başladığı ifade edilerek, şunlar kaydedildi:

Bu sayfada Sayın Cumhurbaşkanı´nın talimatları üzerine kurul üyeleri, MGK Genel Sekreteri Koordinasyon Müşaviri ve MİT Müsteşarı dışındaki zevatın salondan ayrıldığı, kurul gündeminin 3. maddesinde (Özel Müzakere) yer alan ´Atatürk Milliyetçiliği´ne bağlı demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devletine yönelik irtica tehdidinin boyutları nelerdir ve bunlara karşı alınması gereken önlemler neler olmalıdır´ konulu takdimin MİT Müsteşarı Büyükelçi Sönmez Köksal tarafından Kurul´a sunulduğu yazılıdır. (Dosyanın son bölümünde bu sunuma ilişkin 31 sayfadan ibaret çok gizli ibareli sunum metninin yer aldığı bu metinde, sadece irticai konularla ilgili olarak genel değerlendirmelerin yapıldığı görülmüş, bu sunum dava dosyamızdaki yargılama konusuyla doğrudan ilgili olmadığından özeti tutanağa geçirilmemiştir.)

Aynı sayfada Genelkurmay Başkanı´nın (İsmail Hakkı Karadayı) söz alarak, konuyla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı´nca da bir çalışma yapıldığını, uygun görülürse bu takdimin de yapılmasından sonra müzakereye geçilmesini teklif ettiği, bu teklifi Sayın Cumhurbaşkanı´nın (Süleyman Demirel) uygun bulması ile bu konudaki takdimi yapmak üzere Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral Fevzi Türkeri´nin salona alındığı, takdimin yapıldığı ve konunun müzakeresine geçildiği yazılıdır. (Tutanakta Fevzi Türkeri´nin yaptığı belirtilen irtica ile ilgili takdimin metni olmadığından, konusunun dava dosyamızla ilgili olup olmadığı belirlenememiş, buna ilişkin herhangi bir ifadeye ve belgeye rastlanmamış, sadece Fevzi Türkeri´nin terör tehdidine yönelik olarak yaptığı 9 sayfalık sunuma ilişkin tutanakların olduğu görülmüştür.)

KONUŞMALARDA NELER VAR

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28 Şubat 1997´deki MGK tutanakları üzerinde yaptığı inceleme sonucunda hazırlanan tutanakta, Cumhurbaşkanı´nın ilk sözü Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı´na verdiği bildirildi.

Tutanakta yer verilen konuşmalar şöyle:

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller: İrtica yeni bir olay değildir. Senelerin birikimi olan bir olaydır. Buna da müsaade etmek mümkün değildir. Cumhuriyetin tüm niteliklerini değiştirmek asla mümkün olmayacaktır. Anayasa´yı değiştirmek mümkün değildir. Bu hükümet, icraatıyla bu hassasiyet içinde olmuştur. Bizim isteğimiz hem laik hem demokrat bir Türkiye´dir. Çare demokrasidedir. Bizim gayretimiz bunun içindir. Kanunlara aykırı bir durum varsa biz bunu uygularız. Dıştan müdahaleler varsa (İran gibi) bunun da gereği yapılır, yapılmıştır da. Tırmanışa geçmeden. Eğitim reformu gündeme gelecek ve 8 yıllık temel eğitim Meclis´e gönderilecektir. Dinin siyasallaşmasını yanlış buluyorum. Bunu hep söyledik. Din hiç kimsenin uhtesinde değildir. Bunun üzerinden oy avcılığı yapmak ülkeyi böler. Bu arada laikliği de dini de partizanlaştırmamalıyız. Mezhepler üzerinden de partizanlık yapılmamalıdır. Özet olarak, bu uzun senelerin birikimi olan bir olaydır. Bir anda, zecri tedbirlerle çözülmesi ters tepki yaratır. Bu konudaki çözümleri zaman zaman kurulda gündeme getirmek lazımdır. Bu konunun basın bildirisi uygun bir şekilde hazırlanmalıdır.

İçişleri Bakanı Meral Akşener: Biz İçişleri Bakanlığı olarak, yeni atanan emniyet müdürlerini bu konularda bilgilendirdik ve gereken talimatları verdik. Aynı şekilde gelecek haftalarda da valilerle de bir toplantı yapıp dikkatlerini tekrar çekeceğiz ve Bakanlık olarak bu konuda üzerimize düşen görevleri yapacağız ve konuyu hassasiyetle, dikkatle takip edeceğiz.

Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan: İrtica konusunda tedbirler alınırken samimi dindar kesim incitilmemelidir. Ortaöğretimde din ve ahlak ders programları gözden geçirilmeli, devlet idarecileri tarafsız ve dikkatli olmalı, adli ve idari reformlar yapılmalıdır.

CUMHURBAŞKANI DEMİREL´İN SÖZLERİ

Tutanakta, Sayın Cumhurbaşkanının, bu toplantıda, dosyamızdaki yargılama konusuyla ilgili yaptığı konuşma şu şekildedir denilerek, şunlar kaydedildi:

678 sayılı Din ve Vicdan Hürriyeti Hakkındaki Kanun da dinin siyasete alet edilmesini önlemek için çıkarılmıştır. 1982 Anayasası´nın dibacesinde kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı vurgulanarak, yine dinin siyasete alet edilemeyeceği belirtilmektedir. Şimdi bu takdimde Genelkurmay´ın iddiası çok önemli bir beyandır. İrticanın, Cumhuriyet´in kurulduğundan beri en büyük tehlike halini aldığını belirtiyor. Bu çok önemli bir husustur. Devlet, kendisine yönelen tehlikelere karşı gerekli tedbirleri alır. Genelkurmay Başkanlığı takdiminde tedbirler de sıralanıyor. Nedir bunlar? Savcılar ve hakimler kanunları eksiksiz ve istismarsız uygulamalıdır. İnkılap Kanunları, Anayasa´nın 174. maddesindeki kanunlar uygulanmalıdır. 8 yıllık temel eğitim uygulanmalıdır. Tarikatlar kapatılmalı, kıyafet kanunu uygulanmalıdır. Şimdi bu tedbirler arasında hassas bir konu var. O da kamuoyunda Kuran Kursları, İmam Hatip Okulları kapatılıyor imajı yaratılmamalı.

ASKERLER NE DEDİ?

Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya: Yasalar bilerek ihlal ediliyor. Bu cesareti de partili milletvekilleri, belediye başkanlarının hareketlerinden alıyorlar. Bunlara mani olmak için öncelikle hukuk uygulanmalı, partililerin söylemleri ile eylemleri aynı olmalıdır. Bu elimdeki kitapta Sayın Erbakan´ın cihatla ilgili ifadeleri var. Buna göre parti toplantılarına gitmek cihat, zekatı partiye vermek cihat, partiye yardım etmek cihat.

Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman: Biz AB´ye girecek kadar çağdaş mıyız? Hiç kimse rejimin garantisi, laikliğin garantisi olamaz. Bu ancak Anayasa´nın bu konudaki maddelerini koruyabilirsek geçerlidir. Yarın birileri gelip bu maddeleri değiştirir. Bunun garantisi olmaz.

Kara Kuvvetleri Komutanı Hikmet Köksal: Ben muhafazakar sayılacak bir aileden geliyorum. Kendime göre Müslüman olduğumu sanıyorum. Ancak bu olanları gördükçe kendi kendime Acaba ben Müslüman mıyım? diye sormak geliyor içimden. Şüpheye düşüyorum. Türk halkı Müslüman olanlar ve olmayanlar diye bölünmek isteniyor.

KARADAYI: ?TÜRKÇE EZAN HALA KULAKLARIMDA?

Belgede, Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı´nın şu ifadeleri yer alıyor:

Bu takdim hazırlanırken benim tespit ettiğim maksat şu idi. Anayasalı rejimi işleterek demokrasiye sahip çıkmak. Çalışmamın maksadı budur. Demokratik sistem dışında arayışlar daima kaos olmuştur. 556 sayılı kanunda din istismarı yapmak vatana ihanet olarak kabul edilmiştir. Laiklik anlayışı budur laiklik olmazsa demokrasi olmaz. Laiklik ilkesinin bozulması Ezanın Türkçe okunmasından vazgeçilmesiyle başladı. Benim hala kulaklarımdadır, Ezanın Türkçe okunurken duyduğum huşu ve heyecan. Yasaların adil uygulanmaması halkın ahlakını bozar, ahlaksız insanın dini olmaz. Bir cezaevine müdür atanacak, bir milletvekili birisine tavassut ediyor. Adamın sicili bozuk, Bakanlık uygun görmüyor. Milletvekili diretiyor, bu kişinin abdestinde ve namazında olduğunu söylüyor, adamın tayini oluyor. Din istismarına son vermek lazım Anayasanın 24. maddesi bu konuda bağlayıcı. Sonra herkesin uyması gereken kanunlar var. Bunların uygulanması sağlanmalıdır. Bugün karşılaştığımız bu olaylar küçümsenerek tedbir almakta geç kalınmamalıdır. PKK hareketi de 1984 yılında yeni başladığında küçük görüldü. Bugünlere gelindi.

Şeriat şimdi küçük görülmemeli eğitim ve öğretim Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda çağdaş, devletin kontrolünde olmalı. Bakın şu elimdeki fotoğraf normal Anadolu insanının kıyafetini gösteriyor. Benim çocukluğumda bizim evin avlusunda çekilmiş. Şu fotoğraf da bugün İstanbul sokaklarında çekilmiş. ´Siyah çarşaflı kadınları gösteriyor´. Aradan geçen zaman içindeki farkı göstermesi açısından önemli. Ben 1961 ihtilalinin olacağını 1965 (Tarih bu şekilde yazılmıştır) yılında üsteğmen iken hissetmiştim. O zamanki gelişmeler bana bunu hissettirmişti. 1972 muhtırasından önce de ben Kurmay Binbaşı iken bunun olacağını tahmin ediyordum. 1982 öncesi olaylardan da neticesini tahmin ediyordum. Çünkü biz bunları en alt kademeden itibaren, bölükten taburdan itibaren aldığımız raporlardan çıkarıyoruz bütün bunlar toplanıyor ve bir netice çıkarılıyor. Bugün bazı dedikodular çıkarılıyor, benim Kuvvet Komutanları ile aramda anlaşmazlık olduğu yolunda. Silahlı Kuvvetler emir komuta birliği içinde olayları değerlendiriyor ve buraya getiriyor. Bunlara çare bulmak lazım, ülke güvenliği ve selameti açısından bu şarttır.

ERBAKAN: LAİKLİK MÜSLÜMANLIĞA EN UYGUN BİR KURALDIR

Tutanağa göre dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan da şöyle konuştu:

Önce Sayın komutanların samimi ifadeleri ve bu takdimleri hazırlayan MİT Müsteşarlığı, Genelkurmay temsilcilerine çok teşekkür ediyorum. Burada her şeyi açık kalplilikle yüz yüze konuşma fırsatını bulduk, çok faydalı oldu. Şimdi dünya daha çok dine önem vermeye başladı. Önceki devirlerdeki materyalist anlayış yerini yavaş yavaş güçlü manevi anlayışlara bırakıyor. Bu açıkça görülüyor. Laiklik müslümanlığa en uygun bir kuraldır. Bizim yapmamız gereken şey insanlara aydın, çağdaş müslümanlığı öğretmektir. Çocuk müslüman oldukça, dinini öğrendikçe, vatanını devletini daha çok sever. Bazı insanlar dini istismar ederek devlete karşı geliyorlar. Bu konuda tedbirler alırken işin aslına inmek lazım, halk bir şeye karar vermişse ona güvenmeliyiz, onun kararına saygı duymalıyız. Yoksa halk partisi zihniyeti, laikliği din düşmanlığı anlayışı hakim olur. Gerçek laiklik nedir? 1949 yılında kabul edilen kanunda yazılı. Konuya ilim ve akıl ile yaklaşılmış. Yobaz zihniyetten ülke zarar görür. Demokrasi ve laikliği korumak için tedbirleri almalıyız. Bunun için insanlara dinini öğretirken vatanı milleti demokrasiyi, devleti sevecek insan yetiştirmeliyiz. Ancak bugünkü basının baskısıyla bu tedbirlerin alınması zor. Görüyorsunuz bu Hükümetin ekonomik alanda aldığı tedbirlerle ulaştığı başarılar gözle görülür hale geldi. (Bu konuda kartlara çizilmiş ekonomik göstergeleri ifade eden grafikler gösterildi) Şimdi bugün burada bunları görüştük. Dışarıda buradan çıkacak kararları bekleyen basın mensupları var. Bunlar bu konuyu iyice abarttılar. Bunun için basına verilecek bildiriyi dikkatle hazırlayalım. Millete, Avrupa´da, dışarıda endişe uyandıracak bir hava vermeyelim.

ÇİLLER: LAİKLİK ALEYHİNE HİÇBİR KANUN ÇIKARMADIK

Tutanakta, dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller´in yeniden söz alarak şunları söylediği kaydedildi:

Kadın haklarından vazgeçmemek önemli çağdaşlık laik demokrasiyle olur. Şeriat, laiklik konusunda kavram kargaşası mevcut buna mani olmak lazım. Bu arada laikliği de siyasallaştırmamak, bazı gruplara mal etmemek lazım. Netice olarak din üzerinden değil, hizmet üzerinden siyaset yapılmalıdır. Biz Hükümet olarak çıkardığımız kanun ve kararnamelerde Hükümet protokolüne uyduk laiklik aleyhine hiçbir kanun ve kararname çıkarmadık.

ERKAYA: ?BAYANLARA PARA KARŞILIĞI TESETTÜR GİYDİRİLİYOR?

Tutanakta, Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli oramiral Güven Erkaya´nın ikinci kez söz alarak, ´Sincan Belediye Başkanına parti sahip çıkıyor, Milli Eğitim Bakanlığı Ukrayna´da laikliğe aykırı kitap dağıtıyor. Bayanlara para karşılığı tesettürlü kıyafet giydirilip Atatürk Bulvarında dolaştırılıyor. (BB. bu hanımın ismini ve adresini verebilir misiniz) belki olabilir eğer isterse´ dediği, bu konuşmaya Başbakan´ın ´bu konuların üzerine gitmek lazım´ şeklinde cevap verdiği, Deniz Kuvvetleri Komutanının konuşmasına devamla, ´Bu konularda savcılara suç duyurusunda bulunmaz lazım savcılar kendiliğinden harekete geçmek lazım, milletvekilleri ve belediye başkanları şeriatı övüyor şeriat din demektir diyorlar´ şeklinde konuştuğu görülmüştür. Başbakan´ın bu konuşmaya ´Evet, bu konuların üzerine gitmek lazım´ şeklinde cevap verdiği görülmüştür ifadeleri yer aldı.

ÇÖREKÇİ: HÜKÜMETLER ALLAH´IN YERYÜZÜNDE TEMSİLCİSİ OLMADIĞINA GÖRE DEMOKRASİ DİNLE NASIL BAĞDAŞACAK

Hava Kuvvetleri Komutanı emekli orgeneral Ahmet Çörekçi´nin de, Teokratik düzende her şey Allah´ın emirlerine göre yürütülür. Demokrasilerde ise yürütme erki hükümettir. Hükümetler Allah´ın yeryüzünde temsilcisi olmadığına göre demokrasi dinle nasıl bağdaşacak ifadeleri tutanağa yansıdı.

ÇİLLER: ?ŞERİAT DEYİNCE ANADOLU´DA DİN ANLAŞILIYOR?

Tutanağa göre, dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Çiller, üçüncü kez söz alarak; Şeriat deyince Anadolu´da din anlaşılıyor. Onun için bu konuda dikkatli olmak gerekiyor. Bizim uygulamamız Medeni kanun, çağdaş hukuk diye konuştu.

ERBAKAN : BUNU BİZİM ÖNÜMÜZE KOYDULAR, İMZALAMAK ZORUNDA KALDIK DİYEMEYİZ

Tutanağın son bölümünde ise toplantıya ilişkin şu ifadeler yer aldı:

Bu konuşmanın ardından sayın Cumhurbaşkanının, ´Burada tartışılan konu siyasi değil, güvenlik siyasetidir, güvenliğe ilişkin tehditlerdir. Siyasi yer, Bakanlar kuruludur. Şimdi bu konu yeterlice tartışılmıştır. Önce basın bildirisini mi kararlaştıralım yoksa kararı mı?´ diyerek sorduğu; Başbakan´ın ´Basın bildirisini önce okuyalım, kararlaştıralım´ dediği sonra basın bildirisinin okunduğu, herhangi bir itiraz olmaması üzerine taslak olarak hazırlanan kurul kararının da okunduğu, bunun üzerine Başbakan´ın ´Şimdi 9 saatlik yoğun bir çalışmadan sonra bu kadar maddeyi sağlıklı olarak değerlendirerek sonuca ulaşmak doğru olmaz onun için bunu yarın inceleyip kararlaştıralım´ dediği, Genelkurmay Başkanı´nın ise ´Bunu 10 dakikada tamamlarız, yarına kalmasına gerek yok´ biçiminde cevap verdiği, bu kez Başbakan´ın ´Bu gibi şeyler ayaküstü olacak işler değil, biz bunu bizim önümüze koydular, imzalamak zorunda kaldık diyemeyiz. Onun için bunu yarın inceleyelim´ dediği; son olarak sayın Cumhurbaşkanı´nın ´Biz bunu yarına bırakalım, metin üzerinde bazı rötuşlar da yapmak mümkün. İmam Hatip okulları ve Kur´an kursları kapatılıyor imajını da yaratmayalım. Bu gibi yerleri Genel Sekreter yeniden düzenleyip yarın Genelkurmay Başkanı ve Başbakan ile görüşür ve neticelendirirsiniz. Bunu öyle yapalım´ diyerek toplantıyı kapattığı, toplantının 23:54´te sona erdiği, bu toplantıyla ilgili tutanağın Hava Orgeneral Genel Sekreter İlhan Kılıç tarafından imzalandığı ve tutanağın toplam 29 sayfadan oluştuğu görülmüştür.

Bu tutanak, Mahkememizin yetkilendirmesi üzerine Naip Hakim olarak tarafımızdan MGK Genel Sekreterliği tarafından gönderilen dosyanın Mahkememiz dosyasıyla ilgili bölümlerin okunması sonucunda düzenlenip imza altına alınmıştır.

ŞOK AYRINTI: İRTİCA SUNUMU TUTANAKLARDA YOK ------------------------------------------------------------

25.09.2013 11:02 Naip hakimler, her şeyin kayıt altına alındığı MGK´da, 28 Şubat 1997´de Tümg. Fevzi Türkeri´nin yaptığı sunumu bulamıyor. Erbakan ve Çiller, kamuoyuna yansıyan konuşmalarını bu sunum üzerine yapıyor. Ancak toplantının gündemini oluşturan sunumun metin ve belgeleri ortada yok.

Naip hakimlerin 28 Şubat 1997 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tutanakları üzerinde yaptığı inceleme; yüz binlerce insanın hayatını karartan o meşhur toplantıda neler konuşulduğunu ikinci elden de olsa kısmen deşifre etti. Hakimlerin incelemesinde görülen o ki, 28 Şubatçılar darbe faaliyetlerini MGK eliyle hukuk zırhına almak için iz bırakmamaya çalışmış. Kamuoyuna MGK konuşmaları diye yansıyan ifadelerin tamamı Genelkurmay´ın MGK´ya sunduğu bir çalışma üzerine yapılıyor. Sunumu yapan isim, üye olmamasına rağmen salona alınan Tümgeneral Fevzi Türkeri... Türkeri, iki konuda sunum yapıyor; biri irtica diğeri PKK terörüyle ilgili. Naip hakimlerin tespitine göre, Türkeri´nin terör konusundaki 9 sayfalık sunumu MGK tutanaklarında yer alırken irtica ile ilgili yaptığı sunumun metni ve belgelerine rastlanamıyor. MİT´in irtica konusunda yaptığı 31 sayfalık sunum MGK tutanaklarına geçirilirken, Türkeri´nin ağır tedbirler içeren irtica sunumunun kayıt altına alınmaması araştırılmaya değer.

28 Şubat´taki o meşhur toplantıda önce MİT Müsteşarı Sönmez Köksal ?irtica tehdidinin boyutları ve bunlara karşı alınması gereken tedbirler? konusunda sunum yapıyor. Naip hakimler, 31 sayfadan ibaret olan bu sunumda ?devam eden yargılama konusuyla doğrudan ilgi? görmediklerini belirtiyor. Mahkemeye ulaşan tespitlere göre dönemin Genelkurmay Başkanı İ.Hakkı Karadayı, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel´den söz alarak kendilerinin de bir sunum yapmak istediklerini belirtiyor. Demirel´in izniyle Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanı Fevzi Türkeri salona alınıyor. MGK tutanaklarında ?Türkeri´nin salona alındığı, takdimini yaptığı ve müzakerelere geçildiği? ifade edilirken, konuşmanın içeriğinde ne olduğuna yönelik tek bir kayda ve belgeye yer verilmiyor. Hakimler, bunu şu cümle ile kayıtlara geçiriyor: ?Tutanakta Fevzi Türkeri´nin yaptığı belirtilen irtica ile ilgili takdimin metni olmadığından konusunun dava dosyamızla ilgili olup olmadığı belirlenememiş, buna ilişkin herhangi bir ifadeye ve belgeye rastlanmamış. Sadece Türkeri´nin terör tehdidine yönelik olarak yaptığı 9 sayfalık sunuma ilişkin tutanakların olduğu görülmüştür.?

Her şeyin kayıt altına alındığı MGK´da, Fevzi Türkeri´nin irtica ile ilgili sunumu neden kayıt dışında tutuluyor? 28 Şubat postmodern darbesinin zihin yapısını ortaya koyacak bu sunum bilerek mi kaydedilmedi, yoksa kayıtlar sonradan mı kaybedildi? Bu soruların cevabı, yargının alanıyla ilgili. Ancak o sunumda neler olduğunu anlamak için sivillerin konuşmalarına bakmak yeterli. Müzakere sırasında laik kimliğinden kuşku duyulmayacak biri olan dönemin Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan bile askerlerin istekleri karşısında, ?İrtica konusunda tedbirler alınırken samimi dindar kesim incitilmemelidir.? deme ihtiyacı duyuyor. (Ali Akkuş / Zaman)

(23 Eylül 2013), son güncel.: (25 Eylül 2013)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

28 Şubat davası duruşmaları

Flaş!!! 28 Şubat davası açıldı

28 Şubat soruşturması manşetlerimiz

28 Şubat süreci manşetlerimiz

28 Şubat iddianamesinde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=5596    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Fetö'nün Şok Mangasına dava

21.11.2022 14:22 Ankara'da, Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ'cü olmayan askeri öğrencilerin "şok mangası" yöntemiyle fiziki ve psikolojik şiddet uygulayarak okulu bırakmalarına neden oldukları ileri sürülen 8 eski asker hakkında "işkence ..
Tamamı 21.11.2022

Kara Kuvvetleri: 80 Müebbet Onandı

29.11.2022 10:33 Ankara'da, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) karargahında yaşanan olaylara ilişkin aralarında 4 eski generalin de bulunduğu 132 sanıklı dava dosyasının istinaf incelemesi tamamlandı..
Tamamı 29.11.2022

Kars: 12 Müebbetin Gerekçesi

30.11.2022 13:13 Kars'ta, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine katıldıkları ve örgütün kentteki sözde 'ana komuta kademesi'nde yer aldıkları iddia edilen, aralarında örgütün sözde 'sıkıyönetim komutanı' ve dönemin 14. Me..
Tamamı 30.11.2022

Yakalanan İlk Darbeciye Müebbet

29.11.2022 11:03 Bursa'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Bursa'da sözde 'sıkıyönetim komutanı' olmayı beklerken 'yakalanan ilk darbeci' olan dönemin İl Jandarma Komutanı Yurdakul Akkuş'un da..
Tamamı 29.11.2022

Darbeci Yaver'in Müebbeti Onandı

29.11.2022 10:43 Ankara'da, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi akşamı Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın kaldığı oteli darbecilere bildirdiği belirlenen eski başyaver Ali Yazıcı'ya verilen ağırlaştırılmış müebbet ile eski Dalaman Deni..
Tamamı 29.11.2022

Çatı Davada Müebbetler Değişmedi

29.11.2022 10:22 Ankara'da, Yargıtay'ın 15 Temmuz darbe girişiminden önce açılan FETÖ çatı davasında, örgütün tepe yöneticileri eski Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, eski milletvekili İlhan İşbilen, keski Zaman Gazetesi İm..
Tamamı 29.11.2022

Askeri Hakimlere Müebbet Onandı

02.12.2022 09:55 Ankara'da, Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesince FETÖ'nün darbe girişiminde yer alan dönemin Genelkurmay Başkanlığı adli müşavirleri Hayrettin Kaldırım ve Muharrem Köse'nin de aralarında bulundu..
Tamamı 2.12.2022

Poyrazköy Kumpası: 1. Dava Başladı

28.11.2022 13:39 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün "Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmat, Kafes eylem planı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Amirallere Suikast" gibi davalardaki usulsüzlüklere ilişkin polis mem..
Tamamı 28.11.2022

Poyrazköy Kumpası: 2. Dava Yargıya

28.11.2022 15:42 İstanbul'da, kamuoyunda 'Poyrazköy davası' olarak bilinen dava ve soruşturmalarda görev alan 48 eski hakim ve savcı hakkında 'gizliliği ihlal', 'iftira', 'suç delillerini yok etme', 'kişisel verileri hukuka aykırı olar..
Tamamı 28.11.2022

1985'teki Sınav Hırsızlığına Dava

02.12.2022 12:37 Ankara'da, FETÖ irtibatı nedeniyle hakkında dava açılan eski Albay Cengiz C.'nin, 1985'te yapılan askeri lisesi sınav sorularını, 'örgüt abisi' aracılığıyla önceden aldığını itiraf etmesi, verdiği bilgilerin doğru çı..
Tamamı 2.12.2022

Pinhan Restaurant'a 9 Hapis

30.11.2022 12:08 İstanbul'da, Fetullah Gülen liderliğindeki terör örgütü (Fetö) adına faaliyetlerde bulunulduğu gerekçesiyle kayyum atanan örgütün karargahı konumundaki Maltepe Pinhan Restoran yapılanmasına dair 45 sanıklı davaya devam..
Tamamı 30.11.2022

Zırhlı Tugay Darbe davası

30.11.2022 12:40 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin aralarında muvazzafların da bulunduğu 28'si tutuklu 138 askerin 'kamu malına zarar verme' suçundan altışar yıl ile 'Anayasal düzeni ort..
Tamamı 30.11.2022

Darbede Valilik İşgali davası

30.11.2022 12:29 İstanbul'da, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde İstanbul Valiliğinin işgalini konu alan 90 sanıklı davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan eski Yarbay Recep Karaçam'ın yeniden yargılan..
Tamamı 30.11.2022

Donanma Darbe davası

28.11.2022 13:24 Kocaeli'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığındaki eylemlere ilişkin davada dosyaları ayrılan 6'sı tutuksuz, 13'ü firari 19 sanığın yargılanmasına devam edildi..
Tamamı 28.11.2022

Adana Yasadışı Dinleme davası

21.11.2022 12:10 Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden hüküm giyen eski İl Emniyet Müdürü Ahmet Zeki Gürkan ile terörden sorumlu emniyet müdür yardımcısı İsmail Bilgin'in, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubunu yasa ..
Tamamı 21.11.2022

Tır Kumpası Organizatörleri davası

21.11.2022 11:57 Adana ve Hatay'da MİT tırlarının durdurulması ve aranmasını organize ettikleri gerekçesiyle haklarında 2'şer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 50 yıl 5'er ay hapis cezası istemiyle dava açılan Fetullahçı Terör Örgütü'nün ..
Tamamı 21.11.2022

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
63.619.555