Tam
EskidenYeniye
 

Gülen Terör Örgütü'ne ilk dava

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 'Fetullahçı Terör Örgütü üyesi oldukları' suçlamasıyla 4'ü polis 7 kişi hakkında hazırladığı iddianame kabul edilerek dava açıldı. 'Fetullah Terör Örgütü' iddiasıyla çeşitli soruşturmaların yürütüldüğü biliniyordu. Ancak bu soruşturmanın varlığı ilk kez ortaya çıkarken, örgütü konu alan ilk dava da resmen açılmış oldu. Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) amacının hükümetten intikam almak olduğunun belirtildiği iddianamede, sanık emniyet mensubu Seyyit Akşit'in, emniyet ifadesi ve mahkeme sorgusunda, suçların örgüt tarafından siyasi amaçlı işlendiğini itiraf ettiğine yer verildi.

Önceki haber title=Sonraki haber

11.04.2015 14:20 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda "devleti itibarsızlaştırıp iş yapamaz hale getirmek" algısı oluşturmak amacıyla, Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şubesine ait bir otomobil, çeşitli malzemeler, bilgi ve belgeleri suç örgütlerine aktardığı savunulan 4'ü polis 7 kişi hakkında dava açtı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosunca hazırlanan iddianamede, "Fetullahçı Terör Örgütü üyesi oldukları" vurgulanarak, "mensup oldukları örgütün devlet içinden pasifize ve tasfiye edilmesini engellemek, devleti paralel yapının mensuplarına mahkum ve muhtaç göstermek, yeni atanan kadroların başarısız olduğunu ispatlamak, hükümetten intikam almak, yeni atanan kamu görevlilerinin suç örgütleri karşısında yeterli mücadele veremeyeceğini ortaya koymak" amacıyla atılı suçları işledikleri kaydedildi.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanıklar Seyyit Akşit, Cihan Tümbül, Durak Yiğit, Ömer Aydın, Kadir İnan, İbrahim Şimşek ve Nebil Ark olarak gösterildi. Sanıklardan Akşit, Tümbül, Aydın ve Şimşek'in emniyet mensubu oldukları, Yiğit'in geçen yıl emniyetten ihraç edildiği, Ark'ın Turgut Özal Üniversitesinde kulak burun boğaz uzmanı, İnan'ın ise suç örgütü lideri olduğu belirtildi.

İddianamede, Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne ait sivil plakalı otomobilin 16 Temmuz 2014'te, müşteki polis memuru Bilal Okumuş'un Keçiören'deki evinin önünden saat 04.00 sıralarında çalındığı, otomobilde çelik yelek, çelik levhalar, polis yeleği, şapkası, biber gazı, araç içi kamera ve hafıza kartı, navigasyon cihazı gibi malzemeler bulunduğu, otomobilin aynı gün 10.20 sıralarında terk edilmiş vaziyette Altındağ'da ele geçirildiği belirtildi.

-İhbar telefonu-

Ankara Emniyet Müdürlüğünü 7 Ağustos'ta ankesörlü telefondan arayan ve kimliği belirlenemeyen kişinin, İskitler'de bir kahvehanede sanıklardan Akşit ve Tümbül ile Ali Dilekli'nin, yedek anahtarla çaldıkları otomobili Kadir İnan'a sattıklarını duyduğunu söylediğine yer verilen iddianamede, ihbar üzerine Tümbül, Dilekli ve Akşit'in gözaltına alındığı aktarıldı.

Soruşturma sürecinde, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün, soruşturulan bazı organize suç örgütleriyle ilgili gizli belgelerinin, kuruma ait telsizlerin kodlarının, personel bilgilerinin, resmi ekip aracının çalınarak, kurum dışındaki suç örgütlerine "siyasi gayeler elde etmek maksadıyla" verildiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

İddianamede, "bu maksatlarla işlenen suçların sonuçlarının devletin düzeni, kamu güvenliği ve milli güvenlik yönünden değerlendirmeyi gerektirdiği"ne dikkat çekilerek, "siyasi maksat güdülerek işlenen suçlar sebebiyle devletin zafiyet içerisinde bulunduğunun algılatılması için planlı ve organize şekilde suçların gerçekleştirildiği, örgütlü bir yapının suçtan sonraki davranışlarının da bu fiillerin terör saikiyle işlenmiş olduğunu gösterdiği" ifade edildi.

-Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması-

İddianamede, "Suçun Paralel Devlet Yapılanması Terör Örgütü namına işlendiğine dair deliller ve tespitler" başlığı kullanıldı ve altında, "sanık Akşit'in, emniyet ifadesi ve mahkeme sorgusunda, aracın terör amaçlı çalındığını ve suçların siyasi amaçlı işlendiğini ikrar ettiği" belirtildi.

Akşit'in ev aramasında Fetullah Gülen'in iki CD'sinin bulunduğu bildirilen iddianamede, "sanığın çalıştığı dönemde Emniyet Genel Müdürlüğünün bütün kritik görevlerinde örgüt üyelerinin görev yaptığı ve Akşit'in de bu yapıya üye olmadan teknik dinleme biriminde çalışamayacağı" vurgulandı.

"Hükümetin, sonradan bir terör örgütlenmesi olduğu anlaşılan yapıya karşı harekete geçerek, tayin, yer değişikliği ve suça karışanlara karşı ihraç yoluna gittiğine ve idari tedbirler aldığına" dikkat çekilen iddianamede, "paralel yapının kontrolündeki basın yayın kuruluşlarının olayla ilgili yanlı yayınlarla kamuoyu algısı oluşturmaya çalıştıkları" tespiti yapıldı.

Sanıkların cep telefonu sinyal ve arama analizlerinin de beraber hareket ettiklerini gösterdiği kaydedilen iddianamede, Ankara Batı Cumhuriyet Savcılığında, soruşturma konusuna paralel bir soruşturmanın organize şekilde başlatıldığı, basın yayın aracılığı ile de "Hizmet hareketine kumpas kuruluyor" propagandası yapıldığı ifade edildi.

İddianamede, "Bütün bu sonuçlara bakıldığında, bu iddianamede anlatılan suçların siyasi maksatlar hasıl etmek üzere terör amaçlı, örgütlü bir yapı tarafından işlenmiş planlı ve organize bir suçlar bütünü olduğu anlaşılmıştır" denildi.

-"Terör örgütünün varlığına ve amacına ilişkin somut deliller"-

"Türkiye'de bir örgütün terör örgütü olup olmadığı konusunda değerlendirme yapmaya tek yetkili kurumun Emniyet Genel Müdürlüğü Terör Daire Başkanlığı olduğuna, başkanlığın 'Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması' hakkındaki raporunda örgütün kuruluşu, amacı, stratejisi, yönetim modeli, hiyerarşik yapısı, paralel devlet kurma çabası, haberleşme ağı, arşivi, uyguladığı siyasi ve terör baskısı, medya ve psikolojik hareket araçları, eğitim alanı, mali yapısı, gelir kaynakları, ideolojisi, terörle ilgili bağlantıları hakkında ayrıntılı bilgiler verdiğine" işaret edilen iddianamede, "Netice ve kanaat bölümünde; paralel devlet yapılanması olarak bilinen örgütlenmenin bir terör örgütü olduğunu, cebir ve şiddet faaliyeti dikkate alınarak terör örgütü olarak nitelendirilebileceğini bildirmiştir" değerlendirmesi yapıldı.

İddianamede, şunlar kaydedildi:

"Türkiye Cumhuriyeti devletine paralel bir 'Cemaat Devleti' oluşturulduğu ve devlet egemenliğini fiilen bu örgütün ele geçirmek için gizli faaliyet yürüttüğü iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada; böyle bir terör örgütünün varlığına ve amacına ilişkin somut deliller elde edilmiştir. Anlatılan suçların uğruna işlendiği paralel devlet yapılanması olarak kamuoyunda bilinen, terör örgütü olarak değerlendirilen, dini bir cemaatin mensuplarını da aldatarak amacına göre kullanıp yöneten örgütle ilgili genel bir soruşturma yürütülmektedir. Bu terör örgütünün yapılanması, amacı, ideolojik yapısı, hiyerarşik düzeni, mali kaynakları, insan kaynakları ve işlediği suçlar ile ilgili teferruatlı değerlendirme soruşturmalar bitirilip sorumluları hakkında dava açıldığı zaman yapılacaktır.

Fetullahçı Terör Örgütünün hükümeti devirmek üzere giriştiği organize, sistematik, dış destekli, yargı ve emniyet üzerinden yürütülen operasyonların hedefi olan Türkiye Cumhuriyetinin 61. Hükümeti, aldığı kararlarla örgütün etkinliğine yönelik devlet içindeki kadrolarını pasifize etmek üzere harekete geçtiği, önce İstanbul ve daha sonra da bütün ülke çapında paralel yapının kontrolündeki kadroları pasif görevlere çekerek tedbir aldığı, Ankara'da Emniyet Genel Müdürlüğü ve Ankara Emniyet Müdürlüğünden üst veya ast birçok emniyet mensubunun işlediği suç veya disiplinsizliği nedeniyle meslekten ihraç, başka ile tayin, açığa alma gibi idari tedbirlere başvurduğu, örgütün bütün ülke çapında emniyet içindeki kadrolarının etkinliğini kırmak üzere acil tedbirler aldığı, görevden alınan veya görev yeri değiştirilen emniyet mensuplarının yerine yeni atamalar yaptığı, şüphelilerin işte bu ortamda mensup oldukları örgütün devlet içinden pasifize ve tasfiye edilmesini engellemek, devleti paralel yapının mensuplarına mahkum ve muhtaç göstermek, yeni atanan kadroların başarısız olduğunu ispatlamak, bu işlemleri gerçekleştiren devlet görevlilerine ders vermek, hükümetten intikam almak, yeni atanan kamu görevlilerinin suç örgütleri karşısında yeterli mücadele veremeyeceğini ortaya koymak, devletin aciz ve zayıflığını ispat etmek üzere planlama yaparak harekete geçtikleri, şüpheli Nebil Ark'ın başkanlığında (ağabeyliğinde), Cihan Tümbül, Ömer Aydın, Durak Yiğit, Seyyit Akşit ve İbrahim Şimşek'in hiyerarşik ilişki içerisinde ve emir komuta zincirinde bir araya gelerek, devletin emniyet gücünü çökertmek üzere planlama yaptıkları, bu planlamaya uygun olarak önce Akşit'in kuruma ait belgeleri çalıp suç örgütlerine verdiği, bu yolla birçok soruşturmanın başarısız kalmasını sağladığı ve netice elde edilmesini engellediği, şüphelilerin planlamasına uygun olarak Akşit'in devlet malı telsizi çalarak suç örgütü liderine verdiği, telsiz kodlarını da temin ederek emniyetin konuşmalarını suç örgütlerinin dinlemesini sağladığı, bu yolla yakalanacak kişilerin yakalanmasının engellendiği, operasyonların sızdığı ve olay faillerinin yakalanamadığı, suç örgütlerinin operasyonlara karşı tedbirler geliştirdiği, şüphelilerin emniyeti başarısız göstermek için yine bir planlama daha yaparak emniyete ait resmi otoyu çalmayı kararlaştırdıkları ve bu planı icraya koyup uyguladıkları, bir ara patlayıcı madde bulup Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şubesindeki bilgisayar server'larının patlatılmasını da düşündükleri fakat patlayıcı bulma işinin ihale edildiği Kadir İnan'ın bunu kabul etmemesi üzerine bu düşüncelerini gerçekleştiremedikleri anlaşılmıştır."

Emniyete gelen ihbar telefonunun ardından gözaltına alınan, 2008-2014 yılları arasında KOM Daire Başkanlığında çalıştıktan sonra meslekten ihraç edilen tanık Ali Dilekli, soruşturma aşamasında "şüpheli" sıfatıyla verdiği ifadede, Seyyit Akşit'in, "çalınan aracın şoförü polise, şube müdürüne ve amirlere gıcık olduğu için İnan'ın bir adamı ile aracı çaldırdığını kendisine itiraf ettiğini" söyledi.

Dilekli, Akşit'in "elindeki arşiv ve belgelerle, şube müdürü ve amirleri zor duruma sokacağını, bu olmazsa gayrimeşru yöntemlerle müdür ve amirleri görevden aldıracağını" anlattığını öne sürdü.

"Akşit'in teknik büroda çalışırken, bazı suç örgütlerinin dinleme tapelerini 70 bin lira karşılığında sildiğini, Kadir İnan'a verdiği malzemeler karşılığında 20 bin lira alacağını duyduğunu" anlatan Dilekli, "Akşit'in, Emniyet teşkilatı içerisinde devlete karşı paralel bir devlet görünümlü her türlü gizli bilgiye ulaşabilen; şantaj, tehdit ve ayak kaydırma yöntemlerini uygulayan bir yapıya hizmet ettiğini" savundu.

Dilekli, "Akşit'in anlattığına göre, şubedeki dosyaları kendisi ve arkadaşlarının gayrimeşru aleme servis ettiğini, yeni ekibin başarısız olması için hakkında dosya yapılan ve dinleme kararı olanların bu konuları bildiğini, bu sayede kendisinin de para kazandığını, yürümeyen emniyet sisteminin kendi arkadaşlarının döneceği tarihe kadar kilitleneceğini, dolayısıyla devletin de kilitleneceğini, yeniden hakimiyet kazanacaklarını anlattığını" kaydetti.

-Akşit, suçlamaları reddetti-

Sanık Akşit ise soruşturma sürecinde verdiği ifadede, Ankara Organize Suçlarla Mücadele Organize Büro Amirliği fiziki takip ekiplerinde Haziran 2011-Ocak 2012 arasında görev yaptığını, ardından Teknik Dinleme Büro Amirliği, Suç Gelirleri Bürosu ve Güvenlik Büroda çalıştıktan sonra Temmuz 2014'te Batman'a tayinin çıktığını anlattı.

Sanıklardan İnan'ı Organize Şubedeki görevi dolayısıyla, uyuşturucu satıcısı ve silahlı suç örgütü lideri olarak bildiğini kaydeden Akşit, 2014'te İnan'ın kendisini aramasının ardından onunla buluştuklarını iddia etti.

Buluşmada İnan'ın, "Başkomiser Durak Yiğit ve Komiser Ömer Aydın ile irtibatlı olduğunu" söyleyerek, kendisinden polis telsizi, çelik yelek, polis aracı ve silah istediğini öne süren Akşit, kabul etmemesi durumunda eşini ve çocuğunu öldürmekle tehdit ettiğini söyledi.

İsteği kabul etmeyince İnan ve adamlarınca izlendiğini ve ailesinin hayatıyla tehdit edildiğini aktaran Akşit, daha sonra ailesi için endişelenerek, talebi kabul ettiğini öne sürdü.

Önce, beraber çalıştığı komiserin ekip otosunda unuttuğu telsizi çalarak İnan'a verdiğini kaydeden Akşit, daha sonra İnan'ı savmak için "gereksiz" bazı evrakı da ilettiğini anlattı.

-Akşit'in "usulsüz dinlemeler" konusundaki sözleri-

Akşit, çeşitli suçlardan hakkında dava açılan Arif Ötleş grubuna yönelik dinlemeler sırasında, başkalarının da farklı isimlerle dinlendiğini, bunu amirlerin ısrarıyla yaptıklarını, usulsüz dinleme sırasında uzatma kararları alındığını, hazırlanan birçok tapenin amirlere elden verildiğini, polis memurlarının aidiyet numarasını kullanarak yetkisi olmayan amirlerin dinleme yaptıklarını dile getirdi.

Emniyete ait otomobilin çalınması öncesinde keşif için kullanıldığı belirtilen aracı sanık Cihan Tümbül'den, "eşini hastaneye götürmek için" aldığını iddia eden Akşit, silah zoru altında İnan ile Keçiören'e gittiklerini savundu.

Akşit, ara sıra kullandığı için bu otomobilin yedek anahtarının kendisinde bulunduğunu ve anahtarı araç çalınmadan 3-4 gün önce yedek anahtarı İnan'a verdiğini anlattı.

Çalınan aracı polisler bulduktan sonra İnan'ın kendisini arayıp "seni öldürürüm" dediğini, çalınan araç içerisindeki malzemelerin İnan'da olduğunu ifade eden Akşit, İnan'ın bağlantısı olan "Aydın ve Yiğit'in paralel yapı içerisinde hiyerarşik bir biçimde yer aldıklarını" öne sürdü.

Yiğit ve Aydın'ın, suç örgütlerinin bilgilendirilmesi ve organize şube aracının çalınmasıyla şubenin başarısız duruma düşürülmesini amaçladıklarını savunan Akşit, organize şubedeki bazı polis ve amirlerin paralel yapıdan olduklarını kaydetti.

Şubenin cemaat abisinin, "abilerin abisi" lakaplı Fatih Üniversitesi doktoru "Nebi" adlı kişi olduğunu ve talimatlarının tüm birimlerin yetkililerince uygulandığını söyleyen Akşit, şubeye personel alımından başlayarak her konuda bu kişinin müdürlere emir verdiğini ifade etti.

Akşit, Yasin Öztürk adlı kişinin amir ve memurlardan "himmet" adı altında sürekli olarak 200-500 lira topladığını, Ankara Emniyeti'nin "polis ağabeyinin" Arif Canlı olduğunu, Adem Yalçınkaya'nın da bu yapı sayesinde Organize Şubeye geldiğini iddia etti.

İddianamede, Akşit'in sonradan bu beyanının doğru olmadığı, baskı altında ifade verdiğini öne sürdüğü, buna ilişkin şikayetinin "soyut ve delile dayanmaması" dolayısıyla takipsizlikle sonuçlandığı kaydedildi.

-İnan'ın beyanları-

İddianameye göre sanık Kadir İnan ise "devlet adına hizmet yaptığını düşünerek çeşitli olaylara karıştığını ve zarar geleceğini düşünüp gerçeği gizlediğini ancak sonradan Akşit tarafından aldatıldığını, yapılanların bir devlet görevi olmadığını anladığını" beyan ederek, "olayları ayrıntılarıyla anlatmak istediğini" söyledi.

İnan, Ocak 2014'te tanıştığı Akşit'in, "kendisini, devlet adına çeşitli hizmetlerde kullanmak istediğini söylediğini" ifade ederek, Akşit'in müdürlüğün yapacağı operasyonlara ilişkin evrak getirdiğini ve operasyon yapılacak kişilerle irtibat kurmak için yardım talep ettiğini anlattı.

Akşit'in, elinde kumandası bulunan bir aracı kendisine getireceğini, araçta çelik yelek, uzun namlulu silah, telsiz ve evrak olacağını, lazım olduğunda aracı geri alacağını söylediğini kaydeden İnan, Akşit'in, "emniyet içerisinde ajanlık yapan kişiler olduğunu, bunları deşifre etmek için aracın alınacağını" aktardığını ifade etti.

İnan, Akşit'in aracın yedek anahtarını kendisine verdiğini, iki gün kadar sonra Akşit'in söylemesi üzerine emniyete ait aracı aldığını ve tenha olması dolayısıyla Altındağ'da bir çıkmaz sokağa park ettiğini bildirdi.

Akşit'in, kendisine gizli bir operasyon için kullanılmak üzere bir telsiz vererek, saklamasını istediğini kaydeden İnan, kendisiyle hep yalnız görüşen Akşit'in, bir gün "uzaktan kumandalı bomba temin etmesini istediğini" savundu.

Bunu ne yapacağını sorduğunda Akşit'in, "devlete ait bir birimde server odasını patlatacağını, odadaki bilgilerin kimsenin eline geçmemesi gerektiğini söylediğini" ileri süren İnan, bunu temin edemeyeceğini söylemesine karşın Akşit'in bunda ısrarcı olduğunu anlattı.

Akşit'in, "devletin paralel yapılanmaya operasyon yapacağını, operasyonun muhataplarına bunun haber verilmesi ve mağdur edilmemeleri gerektiğini" söylediğini, operasyonların sonuçsuz hale gelmesini istediğini öne süren İnan, Akşit'in söylediği kişilerle görüşmediğini, dolayısıyla operasyon yapılacağı haberini vermediğini kaydetti.

İnan, Akşit'in, bazı grup ve kişilere operasyonların başarısız olması için bilgi verdiğini iddia ederek, Akşit'in "cemaatin her yerde bulunması ve cemaat mensuplarının zarar görmemesi için her türlü mücadelenin içinde olmaları gerektiğini" söylediğini öne sürdü.

İnan, Akşit'in, "çeşitli ajanların devlet kurumlarına sızdığını, devletin tehlikede olduğunu, bu ajanların devlete zarar verdiğini, cemaat mensuplarını koruyucu tedbirler geliştirmelerine" ilişkin konuştuğunu kaydetti.

-Diğer sanıklar-

Sanıklardan Cihan Tümbül de Akşit'in, şube müdürlüğünden suç soruşturmalarıyla ilgili evrak çalıp, suç örgütü içerisindeki muhataplarına para karşılığı verdiğini söylediği bildirilen iddianamede, Tümbül'ün, "teknik dinleme kısmında çalışırken, sıralı amirlerine dinleme tapelerini verdiklerini, ilgisiz kişilerin de usulsüzce dinlendiğini anlattığı" ifade edildi.

Sanıklardan İbrahim Şimşek, Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde dinleme kısmında polis memuru olarak görev yaptığını belirtti. Akşit'in psikolojisinin bozuk olduğunu ve kendisinden verim alınamadığını söyleyen Şimşek, çalıştığı dönemde usulsüz dinleme yapılmadığını ve sanıklardan Nebil Ark'ı tanımadığını savundu.

Sanık Ömer Aydın da Ark'ı tanımadığını beyan etti, suçlamaları reddetti ve Akşit'in ifadesini "hayal ürünü ve kurgu" olarak niteledi.

Sanıklar Durak Yiğit ile Nebil Ark da suçlamaları reddetti. Ark, sanıkların hiçbirisini tanımadığını söyledi.

İddianamede, sanıklardan Nebil Ark'ın silahlı terör örgütü kurup yönetmek; İbrahim Şimşek, Ömer Aydın, Durak Yiğit, Cihan Tümbül ve Seyyit Akşit'in silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlarından cezalandırılmaları talep edildi.

Sanıkların ayrıca, "Haksız yere elde bulundurulan anahtarla açarak hırsızlık", "kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkında hırsızlık", "soruşturmanın gizliliğini ihlal", "göreve ilişkin sırrın açıklanması", "rüşvet almak" ve "hırsızlık malını bilerek almak" suçlarından cezalandırılmaları istendi.

Davanın açıldığı Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, duruşma tarihini henüz belirlemediği öğrenildi.

------------------------------------------------------------------------------

DİĞER DETAYLAR

İDDİANAME: FETÖ, SORUŞTURMAYI ETKİSİZLEŞTİRMEK İÇİN KARŞI SORUŞTURMA AÇTI

Fetullahçı Terör Örgütü iddianamesinde ilginç detaylar yer aldı. İddianamede şüpheli polis memuru Seyit Akşit’in itiraflarını etkisiz kılmak için örgütün paralel bir soruşturma açtığı belirtildi. Olay yeri Ankara olmasına rağmen, Sincan adliyesinde açılan soruşturmada FETÖ soruşturmasını yürüten polisler suçlandı. Öte yandan, örgüt üyesi polislerin suç şebekelerine sızdırdıkları bilgi ve belgelerle 10 soruşturmayı akamete uğrattığı da iddianamede yer aldı.

Fetullahçı Terör Örgütü tanımının ilk kez yer aldığı ve Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da kabul edilen iddianamede, örgütün başvurduğu akıl almaz yöntemler bir bir anlatıldı. İddianameye göre; verdiği ifadeyle Fetullahçı Terör Örgütü’nün faaliyetlerini deşifre eden polis memuru Seyit Akşit’in beyanlarından rahatsız olanlar, suç yeri Ankara olduğu halde Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na (Sincan) şikayet dilekçeleri verdi. Seyit Akşit’in ifadesini alan ve soruşturmada görev alan Ankara Organize Şube müdürü E.E, M.Ç ve Ö.F.D. hukuka aykırı ifade almak ve örgüt mensuplarına “iftira atmakla” suçlandı. Oysa Akşit’in verdiği ifadeler avukatının da hazır bulunduğu ortamlarda alındı. İddianamede konuyla ilgili şu değerlendirme yapıldı:

Sincan’daki örgütlü yapı

“Ankara Batı Adliyesinde örgütlü olarak başlatılan paralel soruşturmaların amacının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen asıl soruşturmayı boşa çıkarmak, sonuçsuz ve amaçsız hale düşürmektir. Şüpheli Seyit Akşit’in itiraflarını hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmediğinin tespit edilmesi üzerine bu defa Akşit’in psikolojik sorunları olduğuna dair daha önce hiçbir görüş belirtilmemesine rağmen, itirafları etkisizleştirmek için ikinci bir gerekçe oluşturulmaya çalışıldı. ” Örgütün yapısını deşifre eden Seyit Akşit ise ifadesinde, “Emniyetin Organize Şubesinin cemaat abisi ‘abilerin abisi’ lakaplı Fatih Üniversitesinde KBB doktoru Nebi (Nebil Ark) isimli şahıstır. Bu kişinin talimatları tüm birimlerin yetkilerince uygulanıyordu.”

10 SORUŞTURMA AKAMETE UĞRATILDI

Terör örgütü mensuplarının Ankara’da faaliyet gösteren suç şebekelerine yönelik soruşturmaları akamete uğratmak için bilgi ve belge sızdırdıkları da iddianamede yer aldı. Akamete uğratılan soruşturmaların bazıları:

-2014/93060 sayılı soruşturma: Şüpheli Kadir İnan’ın kurduğu suç örgütüne yönelik soruşturmayla ilgili bilgi ve belgeler sızdırıldı. Soruşturmadan bir sonuç alınamadı.

-2014/93577 sayılı soruşturma: silahlı suç örgütü kurmakla suçlanan Şahin Turgut ve ekibine yönelik teknik takip boşa çıkarıldı.

-2014/98614 sayılı soruşturma: Bülent Aramaz’ın kurduğu silahlı suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında dinleme ve teknik takip yapıldı. Aramaz polisle girdiği silahlı çatışmada öldürüldü. Seyit Akşit’in bu örgüte bilgi sızdırması nedeniyle soruşturmadan sonuç alınamadı.

-2013/169124 sayılı soruşturma: Menderes Yağmuz ve grubuyla ilgili teknik takip ve dinleme kararları alındı. Seyit Akşit'in haber vermesi nedeniyle bu soruşturmadan da sonuç elde edilemedi.

9 BAŞLIKTA TERÖR BAĞLANTISI

İddianamenin “Olayların Oluş Şekli ve Değerlendirmesi” başlıklı bölümünde Fetullahçı örgütün terör ilişkisi 9 başlıkta anlatıldı. Bunların bazıları özetle şöyle:

-İçişleri Bakanlığı’na yazılan yazıya verilen 52 sayfalık yanıtta örgütün kuruluşu, amacı, yönetim modeli, haberleşme ağı, uyguladığı siyasi ve terör baskısının bu yapının terör örgütü olduğunu gösteriyor.

-Örgüt Türkiye Cumhuriyeti Devletine paralel bir “Cemaat Devleti” oluşturmak ve devletin egemenliğini ele geçirmek için gizli faaliyet yürütüyor.

-Fetullahçı Terör Örgütünün hükümeti devirmek için giriştiği organize, sistematik, dış destekli, yargı ve emniyet üzerinden yürütülen operasyonların hedefi olan 61.hükümet, paralel yapının kadrolarını pasifize etti.

-Örgüt mensuplarının pasifize edilmesini engellemek, yeni atanan kadroların başarısız olduğunu göstermek için ayrıca hükümetten intikam almak için harekete geçti.

-Şüpheli Nebil Ark’ın başkanlığında (ağabeyliğinde) şüpheliler hiyerarşik ilişki ve emir komuta zincirinde, devletin emniyet gücünü çökertmek için planlama yaptı. Bu planlamaya uygun olarak önce şüpheli Seyit Akşit kuruma ait belgeleri çalıp suç örgütüne verdi. Bu yolla bir çok soruşturmanın başarısız kalması sağlandı. Akşit, devletin telsizi ve telsiz kodlarını suç örgütüne vererek, suç örgütlerinin emniyetin konuşmalarını dinlemesini sağladı. Böylece suç örgütleri operasyonlara karşı tedbir geliştirdi.

-Bu amaçla emniyete ait bir otoyu çalarak, bir ara patlayıcı madde bulup Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şubesindeki bilgisayar server’larını patlatmayı hedefledi. Ancak bunu gerçekleştiremediler.

-Şüpheli Seyit Akşit, emniyete ait aracın terör amaçlı çalındığını itiraf etti.

-Şüpheli Kadir İnan da ifadesinde terör amaçlı hırsızlık suçunun işlendiğini itiraf etti.

------------------------------------------------------------------------------

3 MİLYON DOLARLIK  ŞANTAJ

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi 7 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, polislerle ilgili şok edici ayrıntılara da yer veriliyor. Örgüt üyesi polislerin işbirliği yaptığı suç örgütü lideri Kadir İnan'ın verdiği ifadede, “Seyit Akşit, elinde Ş.T.'nin ortağının eşiyle birlikte olduğunu gösteren kayıtların olduğu anlattı. Ş.T.'ye gidip 3 milyon dolar karşılığında kendisine görüntüleri vereceğini söylememi istedi” dedi. Suç örgütü liderlerine, başka bir suç örgütü lideri aracılığıyla şantaj yaptığı belirlenen örgüt üyesi polislerin, devleti mensup oldukları örgütün üyelerine mahkum ve muhtaç göstermek için kurdukları kumpas neticesinde Organize Şube Müdürlüğü'nün yürüttüğü çok önemli soruşturmalarla ilgili sonuç alınamadığı belirlendi.

ORGANİZE ŞUBE ARŞİVİ TALAN EDİLDİ

Fetullahçı Terör Örgütü üyeleri Seyyit Akşit, Cihan Tümbül, Durak Yiğit, Ömer Aydın, Kadir İnan, İbrahim Şimşek ve Nebil Ark hakkında “Haksız yere elde bulundurulan anahtarla açarak hırsızlık”, “kamu kuruluşlarındaki eşya hakkında hırsızlık”, “soruşturmanın gizliliğini ihlal”, “göreve ilişkin sırrın açıklanması”, “rüşvet” ve “hırsızlık malını bilerek almak” suçlarından açılan davaya konu iddianamenin ayrıntıları çıkmaya devam ediyor. İddianamede ismi sanık olarak geçen suç örgütü lideri Kadir İnan'ın da ifadelerine yer verildi.

PARALEL OPERASYONLARI DA SÖYLEDİ

İnan ifadesinde, Akşit'in paralel yapılanmaya karşı operasyonların yapılacağını da kendisine söylediğini, operasyon yapılacak kişilere bunun haber verilmesi gerektiğini ve söz konusu kişilerin mağdur edilmemesi gerektiğini söylediğini belirtti. Akşit'in kendisine “cemaatin her yerde bulunması ve cemaat mensuplarının zarar görmemesi için her türlü mücadelenin içinde olmaları gerektiğini” söylediğini ifade eden İnan, “cemaat mensuplarını koruyucu tedbirler geliştirmelerine” ilişkin konuştuğunu kaydetti.

ÖNCE KAYDETTİ, SONRA ŞANTAJ YAPTI

İddianamedeki İnan'ın ifadesinde şunlar yer aldı: “Elindeki görüntülerde Ş.T.'nin ortağı K.G.'nin eşi ile cinsel ilişki görüntülerinin olduğunu söyledi. Ş.T.'ye gitmemi, 3 milyon dolar istememi ve kendisine götürmemi söyledi. Ben de Ş.T.'ye aracılar üzerinden haber gönderdim. Ş.T. bu haber üzerine ortağı N.A.'yı öldürttü. Bu cinayet olayının ardındaki sebep Seyyit Akşit'in benim üzerimden aracılarla bu haberi göndermesidir” dedi. Ölen N.A. ise sanık Seyyit Akşit'in suç örgütü lideri Kadir İnan ile Ocak 2014'teki tanışmasını sağlayan isim olduğu belirtiliyor. Öte yandan FETÖ üyelerinin polis aracının çalındığı 16 Ağustos 2014'tan Nebil Ark ile telefonda görüştükleri tespit edildi. Ark'ın örgütün 'abisi' olduğu ileri sürülüyor.

Mafyaya evrak servisi

Kadir İnan'ın teslim ettiği belgelere de iddianamede yer verildi. Bu belgeler arasında suç örgütlerine ilişkin belgelerin yanı sıra savcıların ve emniyet müdürlerine ait bilgilerin de yer aldı. Paralel örgüt, suçla mücadelede devleti başarısız göstermek için çetelere yardım etti. İnan'ın teslim ettiği evraklarından bazıları şöyle:

*Ankara Adliyesi'nde görevli çeşitli bürolardan sorumlu Cumhuriyet savcıları, savcı katipleri, kalem müdürleri, evrak memurları, yazı işleri müdürlerinin isimleri, telefon numaraları ve hangi büroda görev aldıklarını gösteren evrak,

*Eski Ankara Valisi Alaattin Yüksel, Vali Yardımcısı Fahri Aykırı'ya ait telsiz kodları ile dahili ve harici telefon numaraları, İl Emniyet Müdürü Kadri Kartal başta olmak üzere bütün aktif görevde bulunan müdürlerin cep telefon numaraları, dahili numaraları, telsiz kodları, hangi şubede görevde bulunduklarını gösteren evrak,

*Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görev yapan tüm personelin ev adresleri, telefon numaraları, hangi büroda görev yaptıkları, kan grupları ve sicillerini gösteren evrak,

*19 Ağustos 2014 tarihli 112 kişilik personel tayin listesi,

*Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki tüm İlçe Emniyet Müdürlükleri ile Polis Merkez Amirliklerinin telsiz kodları ve telefon numaralarının bulunduğu 18 sayfa evrak.

Sayfalarca belge çalındı

Seyyit Akşit'in çalarak Kadir İnan'a verdiği belgelerle ilgili iddianamede önemli veriler yer aldı. Bu durum paralel polislerin suçların ortaya çıkarmasının önüne geçmek istediğini ortaya koydu. İşte suç örgütlerine yönelik o belgelerden bazıları:

*Gizli istihbarat bilgi talep forma başlıklı 44 şahsa ilişkin 20 sayfa evrak,

*L. K. ve örgütüne ait örgüt şeması, örgütün yaptığı eylemler, şüpheli şahıs bilgilerinin bulunduğu belgeler,

*M. P. ve örgütünün silah kaçakçılığı yaptığı yönündeki örgüt şeması, eylemler ve şapıs bilgilerinden oluşan belgeler,

*K. İ. isimli şahsın kurduğu ve yönettiği suç örgütünün deşifresine yönelik çalışmaların bulunduğu örgüt faaliyeti, suç sicil kayıtları, şüpheli şahıs bilgilerinin bulunduğu 37 sayfa evrak,

*Ş.T. ve grubunun silahlı suç örgütü kurduğundan bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma için yapılan çalışmaların ve denetlenmesi ilişkin talep ve şüpheli şahıs bilgilerinin bulunduğu 85 sayfa evrak,

*B.A.'nın silahlı suç örgütü kurduğu yönündeki tespitlerin bulunduğu soruşturma talep tutanağı, şüpheli şahıs bilgileri, karıştıkları olayların ve suç sicillerinin belirtildiği 45 sayfa evrak,

*H.A. 'nın örgüt lideri olduğu örgüt şeması, örgütün tanımı ve faaliyet alanı, örgütün yıldırdığı, sindirdiği şahıslar, örgütün yapısı, şahıs bilgisi ve karıştıkları olayların bulunduğu 21 sayfa evrak.

------------------------------------------------------------------------------

GÜLEN'İN AVUKATLARI: ÖRGÜTÜN VARLIĞINA YARGITAY KARAR VERİR!

Öte yandan davanın açılmasına paralel kesimlerden sert tepki geldi. Bir mafya mensubuna dayanılarak dava açıldığı ileri sürülürken polislerin iddiaları doğrulayan ifadelerde bulunmasına ise değinilmedi.

Fethullah Gülen'in avukatları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın müvekkili aleyhine hazırladığı iddianame ile ilgili açıklama yaptı. Avukatlar, “İnsaf ve vicdan sahibi herkes suçlamaların haksız ve yersiz olduğunu görecektir” dedi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından HTS kayıtlan üzerinden kurgulamaya çalışılmış bir örgüt suçlaması ile dava açıldığına dair haberler yapılmıştır. Bir yapının terör örgütü olup olmadığına emniyet değerlendirmesi ya da savcılık iddianamesi ile karar verilemez. Emniyet tarafından bir kişi ya da grubun terör örgütü mensubu ve grubu olduğuna karar verebilmesinin önünün açılması, herkes için telafisi imkansız sonuçlar doğuracaktır. Bir yapının örgüt olduğuna ancak Yargıtay Ceza Dairesi tarafından verilecek bir onama kararı sonrasında karar verilebilir.

Bu şekilde bir karar verilebilmesi için de iddia edilen suçun hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ve maddi kanıtlarla ortaya konulmalıdır. Tahmin ve değerlendirmeye dayalı olarak hazırlanılan bir rapor, bir sevk yazısı ya da bir iddianame ile hiç kimseye terör örgütü mensubu denilemez.

Var olduğu iddia edilen örgütün Sayın Fethullah Gülen'le irtibatı olarak bir kişinin evinde çıkan iki adet CD'nin gösterilmesi iddiaların mesnetsiz ve haksızlığını göstermektedir. Aynı kurumda çalışan emniyet mensuplarının birbirlerini aradığı gerekçe gösterilerek açılan bu dava olsa olsa HTS örgütü davası olur.

Nasıl bir örgüt emniyeti ele geçirir ama gizli bilgileri bir polis memuru ile gizli bir şekilde dışarı çıkarmaya çalışır? Resmi ekip otosunu çalan ve satan kişi nasıl emniyeti ele geçirmiş bir örgüt mensubu olur? Nasıl bir örgüt ki, emniyete ait çelik yelek, polis yeleği, polis şapkası, biber gazı çalmak ihtiyacı hisseder.

Resmi ekip aracını çalarak siyasi gayeler elde etmek amacıyla kullanmak istenildiği iddiası bile açılan davanın mesnetsiz ve kurgu olduğunu göstermek için yeterlidir. Aynı birimde çalışan emniyet mensuplarının telefonlarının aynı baz istasyonunda sinyal verdiği gibi bir gerekçe ile açılan bu dava örgüt suçlamasının siyasi olduğunu kanıtlaması açısından isabetli olacaktır.

Bilinmelidir ki, bir suçun var olduğu soruşturma makamları tarafından ona verilen isimle değil maddi delillerle anlaşılır. Dosyayı inceleyen insaf ve vicdan sahibi herkes suçlamaların haksız ve yersiz olduğunu görecektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”


PARALEL MEDYADAN DAVAYA TEPKİ: İŞİ KOMEDİYE BAĞLADILAR!

Yine paralel medyanın merkez yayın organı nitelemesi yapılan Zaman gazetesi, "Hırsızlık dosyasından komedi filmi gibi örgüt iddianamesi" başlıklı haberinde şu satırlara yer verdi:

"Ankara’da bir polisin emniyet aracını suç örgütüne satmasıyla başlayan soruşturma da ‘paralel’ safsatasına bağlandı. Kamuoyuna ‘Fethullahçı Terör Örgütü iddianamesi tamamlandı’ diye sunulan iddianame, trajikomik iddialarla dolu. Polis aracının ‘devleti zaaf içinde göstermek’ amacıyla çalındığı savunulurken, ‘devleti ele geçirme planı’nın ise kahvede hazırlandığı ileri sürülüyor. Tahmin ve duyumlar üzerinden ‘terör örgütü’ çıkarılıyor.

Ankara Savcılığı’nca hazırlanan ve 7 kişinin yargılanmasının talep edildiği iddianame dün kamuoyuna ‘Fethullahçı Terör Örgütü soruşturması tamamlandı’ diye sunulurken, ileri sürülen gerekçeler hukuksuzlukların ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Hiçbir somut delile dayanmayan ve tamamen iftiralar üzerine kurulu iddianame, Ankara’da bir polis aracının çalınmasına dayandırılıyor. Aracın çıkar amaçlı suç örgütüne satılması ‘paralel’ safsatasına bağlanıyor. Duyumlar ve tahminler delil gibi sunuluyor.

‘Paralel’ paranoyasına dönen soruşturma, şöyle başladı: Polis memuru Seyyit Akşit, Temmuz 2014’te bir polis aracı ile polis telsizi ve yeleği gibi bazı eşyaları kendisini tehdit eden ve Ankara’nın Çinçin semtinde faaliyet gösteren çeteye teslim etti. Aracın kaybolmasının ortaya çıkmasının ardından Akşit, Organize Şube’deki amirlerine giderek durumu anlattı. Araç, daha sonra suç örgütü üyesi Kadir İnan’da ele geçirildi. Akşit’in suç örgütü üyelerine haklarındaki soruşturmaları para karşılığında sattığı belirlendi. İnan ve Akşit, gözaltında verdikleri ifadelerinde ‘paralel’ safsatasına sarılarak suçu bazı polis memurlarının üzerine attı.

Tutuklanarak cezaevine gönderilen Akşit, buradan yazdığı mektupta, ifadenin kendisine şantajla imzalattırıldığını belirtti. Gözaltına alındığında kendisini sorgulayan amirlerin ‘İstediğimiz şekilde ifade verirsen, seni kurtarırız’ dediklerini anlatan Akşit, ilk ifadesinin tamamen iftira olduğunu, bu vaatlere rağmen tutuklanarak cezaevine gönderildiğini, vicdan azabı duyduğunu kaydetti. Ancak bu iddialarla ilgili açılan soruşturmanın savcısı, sürgüne gönderilerek dosya kapatıldı. İnan ise ifadesinde Akşit’ten para karşılığında kendileriyle ilgili yürütülen soruşturmalarla ilgili bilgi aldıklarını dile getirdi.

Bir yıl önce trajikomik gerekçe ve iddialarla başlayan soruşturmada iddianame tamamlanarak mahkemeye sunuldu. Ankara Savcısı Serdar Coşkun’un, 4 polis ve bir doçentin de bulunduğu 7 kişi hakkında terör örgütü üyeliğinden hazırladığı iddianame, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, somut delillere ulaşıldığı öne sürülürken, 2 tane vaaz CD’si ve gazete kupürlerinin dışında bir delile yer verilmedi. Dosyada, haber yapmak da suç sayılırken, Savcı Coşkun’un “Türkiye’de bir örgütün terör örgütü olup olmadığı konusunda değerlendirme yapmaya tek yetkili kurumun Emniyet Genel Müdürlüğü Terör Daire Başkanlığı olduğuna” dair skandal değerlendirmesi dikkat çekti. Ardından, Terörle Mücadele Dairesi’nin ‘Fethullahçı Terör Örgütü’ isimli iftiralarla dolu raporunu delil olarak sunuldu.

Mahkemenin kabul ettiği iddianamede Akşit’in ihbar mektubuna hiçbir şekilde yer verilmedi. Sanıklar Seyyit Akşit, Cihan Tümbül, Durak Yiğit, Ömer Aydın, Kadir İnan, İbrahim Şimşek ve Nebil Ark’a terör örgütü üyeliği suçlaması yöneltildi. Skandal niteliğindeki iddianamede, Sincan Savcılığı’nın suç duyurusuyla başlatılan soruşturma, ‘paralel’ diye tanımlandı. Terör örgütü iddiasıyla ilgili somut delillerin olduğu savunulurken, Seyyit Akşit’in evinde bulunan 2 vaaz CD’sinin dışında bir delil gösteremedi.

Polislerin birbirini aramasını suç mu?

Skandal iddianamede, olayla ilgili habercilik çerçevesinde yapılan yayınlar da suç sayılarak, ‘paralel yapının kontrolündeki basın-yayın kuruluşlarının olayla ilgili yanlı yayınlarla kamuoyu algısı oluşturmaya çalıştıkları’ şeklinde ifadelere de yer verildi. Aynı şubede görevli polislerin birbirini araması ve cep telefonlarının aynı yerde sinyal vermesi gibi akla ziyan iddialar suç delili sayıldı. Yüklenen suçla ilgili somut bir delile yer verilmezken, kanaat ve ısmarlama raporlar üzerinden iddianame hazırlandığı görüldü. Savcılığın, Akşit’in ifadesinde adı geçen 22 kişiden sadece 6’sına iddianamede yer vermesi de dikkat çekti.
Kahvede devleti ele geçirme planı!

Savcı Coşkun hazırladığı iddianamede, korkan bir polis tarafından suç örgütüne teslim edilen aracın devleti zaaf içinde göstermek için çalındığını savunarak ilginç bir değerlendirmede bulundu. İskitler’de bir kahvehanede sanıklardan Akşit ve Tümbül ile Ali Dilekli’nin, yedek anahtarla çaldıkları otomobili Kadir İnan’a sattıklarını duyduğuna dair gelen ihbar telefonuna da iddianamede yer verdi. Buna göre, devleti zaaf içinde göstermeye çalışan polisler, kumpası kahvede kurmuş oldu.
Paralel dediler, uyuşturucu mafyası çıktı

Ankara Emniyeti’ne ait bir aracın çalınmasıyla başlayan ve delilsiz bir şekilde ‘paralel yapı’ya bağlanmaya çalışılan olaydaki skandallar ‘bu kadar da olmaz’ dedirtti. Şantajla polis aracını gasp eden Kadir İnan’ın, mafya ve uyuşturucu taciri olduğu ortaya çıktı. ‘Suç makinesi’ olduğu belirlenen İnan’ı yakalayan polislerin, terör örgütüyle suçlanması dikkat çekti.

Kadir İnan, 2011’de Ankara’da uyuşturucu çetesine yönelik baskında gözaltına alınıp tutuklandı. Daha sonra hastaneye kaldırıldı ve görevlileri ilaçla uyutup kaçtı ve su süre zarfında 10’dan fazla olaya karıştı. Sabıkası kabarık olan İnan, Şubat 2013’te polisin başarılı operasyonuyla yakalandı.

İnan, 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından Ankara’daki en önemli uyuşturucu tacirlerinden biri haline geldi. 5 ay önce girdiği silahlı çatışmayla Ankara’nın önde gelen mafya liderleri arasına girdi. Gece kulüpleri ve eğlence merkezlerinin kontrolü verildi. İnan’ın daha önce kendisini defalarca yakalayan ve hakkında çok sayıda işlem yapan polisler hakkında verdiği ifade delil sayılarak, çalınan polis arabasıyla ilgili iddianame hazırlandı. İnan’ın ifadeleriyle polislere terör örgütü kurma ve yönetme suçlaması yöneltildi."
(Zaman)

İŞPORTA ÖRNEKLİ TEPKİ

Yine Zaman yazarı Bülent Korucu "Güldürme garantili terör örgütü iddianamesi" başlıklı yazısında açılan davaya tepki gösterdi. Korucu'nun yazısı şu şekilde:

"Vapurlardaki işportacılarla hiç alışverişiniz oldu mu? Çantasından çıkardığı mucizevi(!) ilacı 100 liraya size bırakacağını ballandıra ballandıra anlatır. Kısa bir pazarlıktan sonra şişeyi beş liraya elinize tutuşturur. Eve vardığınızda esans katılmış musluk suyuna beş lira verdiğinizi anlar, öfkelenirsiniz. Hizmet Hareketi ve Fethullah Gülen’e terör örgütü suçlaması yapmaya çalışanların durumu da buna benziyor. En ağır suçlamalarla başladıkları pazarlık ‘araba hırsızlığı’na kadar düştü. Şaka yaptığımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz! Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilen iddianameden bahsediyorum. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu’nca hazırlanan iddianamede, “mensup oldukları örgütün devlet içinden pasifize ve tasfiye edilmesini engellemek, devleti paralel yapının mensuplarına mahkûm ve muhtaç göstermek, yeni atanan kadroların başarısız olduğunu ispatlamak, hükümetten intikam almak, yeni atanan kamu görevlilerinin suç örgütleri karşısında yeterli mücadele veremeyeceğini ortaya koymak” amacıyla atılı suçları işledikleri kaydedildi. Asayiş şube müdürünün cep telefonunu kapkaççılara kaptırdığı bir ülkede; gazetelerde boy boy fotoğrafı yayınlanmış teröristlerin elini kolunu sallayarak adliye bastığı, emniyet müdürlüğü taradığı bir memlekette… Yukarıda anlatılan ‘yeni atanan kadroları başarısız gösterme’ suçunu işlemek için ekstra çabaya gerek var mı?

Bu trajikomik gerekçe bana doksanlı yıllarda Cüneyt Arkın’ın anlattığı en az bunun kadar komik bir olayı hatırlattı. Arkın, bir filminde cezaevinden kaçıyor. Bu arada önüne çıkan gardiyana çarpıyor; şapka bir yana gardiyan öbür yana. Vay efendim ‘sen devletin memurunu’ aciz durumda gösteriyorsun diye filmi sansürlüyorlar. Fark var mı?

İddia edilen olayın gerçekleşme şekli daha tuhaf. Bir polis memurunun evinin önünde duran emniyet arabasını çalıp satmışlar. Böylece ‘devleti aciz göstererek terör faaliyeti’ yapmışlar! Kim, bu eylemi nasıl gerçekleştirmiş? Yedek anahtara sahip polis arkadaşları; yani zaten o arabaya binme yetkisi olan kişiler. Bunun yegâne delili de kimliği belirsiz birinin ankesörlü telefondan yaptığı ihbar. Oysa şikayetçi polisin tehdit aldığı mafyaya polis aracını teslim ettiği biliniyor. İnternette küçük bir aramayla Kadir İnan denilen kişinin icraatları görülebilir. Peki bu çeteye eklenen kişilerin ‘paralel’ olduğunun delili ne? Bir kişinin evinde çıkan vaaz CD’si ve savcının akıl yürütmesi… Şöyle akıl yürütüyor savcı: “Sanığın çalıştığı dönemde Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bütün kritik görevlerinde örgüt üyelerinin görev yaptığı ve Akşit’in de bu yapıya üye olmadan teknik dinleme biriminde çalışamayacağı”… O dönemde İstihbarat Dairesi’nde çalışan pek çok kişi terfi ettirilerek yeni dönemde görevlendirildi. En uç örneği Daire Başkanı Engin Dinç. Savcının bu eşsiz mantığından hareketle Dinç başta olmak üzere söz konusu dönemde aynı birimde çalışan herkesi kodese tıkmak gerekiyor.

İddianamedeki şu cümle ise savcının sadece kendini değil bütün yargı sistemini inkârı anlamına geliyor: ““Türkiye’de bir örgütün terör örgütü olup olmadığı konusunda değerlendirme yapmaya tek yetkili kurumun Emniyet Genel Müdürlüğü Terör Daire Başkanlığı olduğuna…” O zaman adliyeleri kapatalım, Mali Şube yolsuzluklara karar versin, KOM Dairesi kimin kaçakçı olduğunu ilan etsin vs. nasıl olsa her suça bakan bir müdürlük var, yargıçların yerine onlar hüküm versin. Adliye saraylarını da AVM yapar köşeyi döneriz. Bilhassa Çağlayan Adliyesi Mehmet Cengiz’e verilebilir.

Tuhaf yargı uygulamaları bununla da sınırlı değil. Sincan’da cami yaptıran bir dernekte yöneticilik yapan 90, 77 ve 73 yaşındaki üç hayırsever gözaltına alındı. Suçları cami, külliye ve imam hatip lisesi yapmak. Belediye Meclisi kararıyla imar değişikliğine gidilmiş. Belediyeciler hakkında soruşturma yapılmış ve suç unsuruna rastlanmadığı için kapatılmış. Ama o araziye değişiklik doğrultusunda cami ve İHL yapan kişiler gözaltına alınıyor. Sonra da ‘28 Şubat’tan beter’ dediğimizde ağırlarına gidiyor."
(Zaman)

(11 Nisan 2015, 14:20)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=6756    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

İzmir 145 sanıklı Darbe davası

28.03.2020 12:27 İzmir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin davadan dosyaları ayrılan 3'ü tutuklu 145 sanığın yargılanmasına devam edildi. 18 Mart'ta İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuk..
Tamamı 28.3.2020

Gülen'in sağ kolu Bekmezci davası

29.03.2020 11:25 İzmir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nde (FETÖ) sözde 'kadim abi, irşatçı' olarak nitelendirilen ve hakkında 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçundan dava açılan Yusuf Bekmezci hakim karşısına çıktı. 9 Mart..
Tamamı 29.3.2020

Kayseri: Darbeci General davası

29.03.2020 20:35 Kayseri'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında sözde Yurtta Sulh Konseyi'nce hazırlanan listede adı 'Kayseri sıkıyönetim komutanı' olarak geçen eski Kayseri Garnizon Komutan..
Tamamı 29.3.2020

Kozmik Oda Kumpası davası

28.03.2020 10:56 Ankara'da, 'Kozmik Oda' soruşturmasında, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeline Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) tarafından kumpas kurulduğu gerekçesiyle 101 kişinin yargılandığı davaya ..
Tamamı 28.3.2020

Fetö'nün Avrupa Casusları davası

28.03.2020 10:50 Ankara'da, Türk vatandaşlarına ait kişisel veriler ile terör örgütü bağlantılı bazı soruşturmalara yönelik bilgi ve belgeleri, Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin büyükelçiliklerine kanuna aykırı olarak v..
Tamamı 28.3.2020

Kayseri 26 sanıklı Fetö davası

28.03.2020 12:46 Kayseri'de, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nı (FETÖ/PDY) yeniden canlandırmak amacıyla İç Anadolu Bölgesi'nde yeni bir yapılanma içine girdikleri iddiasıyla 9'u tutuklu 26 sanığın duruşması görüldü...
Tamamı 28.3.2020

Şike Davasına Corona Arası

28.03.2020 12:23 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), 'futbolda şike' soruşturmasında kumpas kurduğu gerekçesiyle açılan davada 15. celse, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında ertelendi. 20 Mart'ta Fenerba..
Tamamı 28.3.2020

Diyarbakır: Korg. Yılmaz beraat etti

28.03.2020 11:47 Diyarbakır'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin davada yeniden yargılanan dönemin 7. Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz'ın, 4 ayrı suçtan beraatine karar verildi. 12 Mart'ta Darbecil..
Tamamı 28.3.2020

Karlov Suikastı'na 8 Müebbet

07.03.2020 09:53 Ankara'da, Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'a yönelik 19 Aralık 2016'da düzenlenen suikastla ilgili aralarında FETÖ/PDY elebaşı Fetullah Gülen'in de bulunduğu 28 sanığın yargılandığı davaya devam edildi...
Tamamı 7.3.2020

Şırnak: Darbeye 1 Müebbet

07.03.2020 11:24 Şırnak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) darbe girişimi faaliyetleriyle ilgili Adana'da görülen davada 3'ü ağırlaştırılmış müebbet 1'i 9 yıl olmak üzere hapis cezalarına çarptırılan ..
Tamamı 7.3.2020

Hakim: Allah'ı kandırmaya kalktılar

08.03.2020 10:05 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrasında görevlerinden ihraç edilen ve çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hakimler Savcılar ..
Tamamı 8.3.2020

Yeniden Yapılanmaya Darbe

07.03.2020 11:04 Kayseri'de, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nı (FETÖ/PDY) yeniden canlandırmak amacıyla İç Anadolu Bölgesi'nde yeni bir yapılanma içine girdikleri iddiasıyla haklarında dava açılan 11'i tutuklu 26 sa..
Tamamı 7.3.2020

Yazıcıoğlu'da Fetö şüphesi güçleniyor

08.03.2020 10:44 BBP eski lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve beş arkadaşının 25 Mart 2009'da bir helikopter kazasında ölmelerinin Fetullah Gülen Terör Örgütü bağlantılı bir suikast olduğuna dair şüphe giderek güçleniyor. Hürriyet gazetesinden..
Tamamı 8.3.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

07.03.2020 10:32 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. 24.02.2020 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANL..
Tamamı 7.3.2020

Muhafız Alayı Darbe davası

07.03.2020 10:41 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayındaki eylemlere ilişkin, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulund..
Tamamı 7.3.2020

Darbede AK Parti'yi İşgal davası

07.03.2020 10:44 İstanbul'da, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında AK Parti İstanbul İl Başkanlığının işgal girişimine ilişkin 15 sanıklı davanın, yerel mahkemenin hükmünün Yargıtay tarafından kısmen bozulmasının ardından yeniden görülmes..
Tamamı 7.3.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
42.093.124