Tam
EskidenYeniye
 

Dink uyuşmazlığını Yargıtay çözecek

Hrant Dink cinayetiyle ilgili kamu görevlilerine açılan dava, mahkemeler arasındaki uyuşmazlık nedeniyle Yargıtay'a gönderildi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi davaya hangi mahkemenin bakacağına karar verecek. Öte yandan iddianamede cinayetin paralel örgüt tarafından Ergenekon ve Balyoz gibi davaları başlatabilmek için görmezden gelindiği belirtiliyor. Davanın en önemli üç sanığı paralel yapı ile bağlantılı gösteriliyor.

Önceki haber title=Sonraki haber

18.12.2015 11:30 Hrant Dink cinayetiyle ilgili kamu görevlilerine açılan dava mahkemeler arasındaki uyuşmazlık nedeniyle Yargıtay'a gönderildi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi davaya hangi mahkemenin bakacağına karar verecek.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, önceki gün kamu görevlilerine ilişkin hazırlanan iddianameyi ana dava ile birleştirilmesi için İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti. Ancak 5. Ağır Ceza, dosyayı ‘terör suçlarına bakma yetkisi' olmadığı gerekçesiyle iade etti. HSYK'nın 17 Şubat 2015 tarihli kararı ile terör ve örgütlü suçlara bakmakla görevlendirilen ihtisas mahkemesi sıfatının İstanbul 13. ve 14. Ağır Ceza Mahkemeleri olduğuna dikkat çeken heyet, bu nedenle davayı göremeyeceğini ileri sürdü. İki davada ortak sanık da bulunmadığının altını çizen mahkeme heyeti, ayrıca ana davada dosyanın ileri aşamaya geldiğini kaydetti.

Dosya tekrar kendisine dönen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi ise, Hrant Dink cinayetine ilişkin yeni dava dosyasının, mahkemeler arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmesini kararlaştırdı.

Terör ve örgütlü suçlarla görevli İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Dink cinayetine ilişkin yeni dava dosyasının, ana dava dosyasıyla birleştirilmesi talebinin İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yetkisizlik gerekçesiyle iade edilmesi üzerine yeni kararını açıkladı.

Mahkeme heyeti, aralarında eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, eski İstihbarat Daire Başkanlığı Personel Şube Müdürü Coşgun Çakar ve eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in de bulunduğu 26 sanıklı davayla ilgili, görev ve yetki açısından mahkemeler arasındaki uyuşmazlığın çözülmesi amacıyla dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine hükmetti.

KARAR CMK 16. MADDEYE GÖRE

Heyetin bu kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK), "Bağlantılı suçlarda yetki" başlıklı 16. maddesinde yer alan, "Her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir. Uyuşulmazsa, cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir. Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur" hükümleri gereği aldığı öğrenildi.

Dink cinayetine 26 kamu görevlisi şüpheli için hazırlanan iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca onaylanmasının ardından ana davanın yürütüldüğü İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ana dava dosyasıyla birleştirilmesi talebiyle terör ve örgütlü suçlardan sorumlu İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti.

İddianameyi kabul eden İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, davalar arasındaki fiili ve hukuki irtibat nedeniyle dosyaların birleştirilmesine karar vererek, dava dosyasını İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti. Bu mahkemenin heyeti, "birleştirme kararında muvafakat talep edilmediği, mahkemenin terör suçlarına bakmakla görevli olmadığı, ana davada yargılamanın ileri aşamaya geldiği ve bu davada yargılananlarla yeni davada yargılanacak olan kamu görevlileri arasında ortak sanık bulunmadığı" gerekçeleriyle dosyayı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne iade etmişti.

SAVCIDAN İÇİŞLERİ BAKANLIĞA: ŞÜPHELİ KAMU GÖREVLİLERİ İÇİN İŞLEM YAPILSIN

Hrant Dink iddianamesini hazırlayan Savcı Gökalp Kökçü, iddianamenin bir örneğini şüpheli kamu görevlileri ile ilgili işlem yapılması için İçişleri Bakanlığı’na gönderdi.

Hazırladığı 160 sayfa iddianame ağır ceza mahkemesi tarafından kabul edilen Kökçü, iddianamenin bir örneğini adı geçen kamu görevlileri ile ilgili idari işlem yapılması talebiyle İçişleri Bakanlığı'na gönderdi. Kökçü'nin bu başvurusu 657 sayılı Devlet Memmurları Kanunu gereği yaptığı öğrenildi. Savcı Kökçü'nün iddianamen metninin bir kopyasını ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde yürütülen FETÖ/PYD çatı soruşturmasını yapan Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'na gönderdiği, FETÖ'nün yol vermesi sonucu işlenen cinayetin örgüt soruşturmasında delil kabul edilebileceği belirtiliyor.

26 sanığın yer aldığı iddianamede, eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç, eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, eski emniyet müdürü Ali Fuat Yılmazer, cinayet döneminde İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler de sanıklar arasında yer alıyor. Engin Dinç hakkında 25 yıla kadar hapis talep ediliyor.

Hrant Dink suikastında kamu görevlilerinin ihmali olduğu iddiasıyla 26 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilmiş sonradan 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ana dava ile birleştirilmesi talep edilmişti. Fakat mahkeme dosyayı 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne geri göndermişti.

İDDİANAME: DİNK SUİKASTİ ERGENEKON VE BALYOZ'U BAŞLATMAK İÇİN KULLANILDI

İddianameye göre, Hrant Dink cinayeti bir "araç suçtu" ve amaç da Ergenekon ve Balyoz operasyonlarını başlatarak emniyetteki hakim yapı olmaktı. Buna göre, Ali Fuat Yılmazer, C-2 Büro Amirliği içinde Haziran 2006'da komiser ve komiser yardımcılarından oluşan ve mevzuat dışı çalışan C-5 Bürosunu kurdu ve burada Ergenekon’u planladı.

İddianamede suçlananlar arasında yer alan emniyet görevlileri Muhittin Zenit, Özkan Mumcu, Ercan Demir, Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer, Hrant Dink cinayetiyle ilgili kamu görevlilerinin "ihmal" ile suçlandığı soruşturma kapsamında tutuklu bulunuyor.

CNN Türk’te yer alan habere göre, iddianamede Hrant Dink suikastının sorumlusu olarak, "silahlı terör örgütü" olarak nitelenen "Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması" gösterildi. İddianameye göre, 26 şüpheli de yasa dışı silahlı "Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması"nın yönetici ve üyeleriydi. Şüphelilerin de Hrant Dink'in mutlak surette öldürüleceğini, yapılan hazırlıklardan tetikçinin ismine (Ogün Samast) kadar her şeyi bilmelerine rağmen, suçun gerçekleşmesini bekledikleri ileri sürüldü. Hatta İddianamede AİHM'in Dink ailesinin başvurusuyla verdiği "yaşam hakkı ihlali" kararına da değinildi.

Görev ve konumları gereği Dink'in öldürüleceğini bilen bazı şüphelilerin de örgütün üyesi olmadıkları ancak, cinayeti işleyecek örgüte operasyon yapmayarak, Dink'i korumaya almayarak örgüte yardımda bulundukları belirtildi.

İddianamede cinayetin öncesi ve sonrasına ilişkin de atmosferden şüphelilerin konumlarına, birbirleriyle ilişkilerine, yargılamayı yapan mahkemenin kontrol altına alınmasına dönük çabalara kadar yaşananlar anlatıldı. Şüphelilere yöneltilen suçlamalar arasında bunların yanı sıra, örgüt yönetici ve üyeliğinin ötesinde tasarlayarak kasten cinayetten, cinayete yardıma, ihmali davranışa, resmi belgelerin yok edilmesi, gizlenmesine, resmi belgede sahteciliğe kadar bir dizi suçlamaya yer verildi.

Ve bu suçların cinayet öncesinde Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nın bilgisi dahilinde olduğuna...

Akyürek, Yılmazer ve Çakar örgüt yöneticisi

İddianamede eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, İstihbarat Dairesi C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve Coşgun Çakar'ın örgütün yöneticisi oldukları ileri sürüldü. Üstelik bu isimlerin Emniyet İstihbarat Dairesi içinde yasa dışı bir birim oluşturdukları ve Ergenekon soruşturmasının da bu birim tarafından hazırlandığı anlatıldı. Buna göre Ali Fuat Yılmazer, C-2 Büro Amirliği içinde Haziran 2006'da komiser ve komiser yardımcılarından oluşan ve mevzuat dışı çalışan C-5 Bürosunu kurdu. Bu büroda Ergenekon'u planladı.

İddianamede şüpheliler Yunus Yazar, Yılmaz Angın, Tamer Bülent Demirel, Osman Gülbel, Ali Poyraz, Hamdi Egbatan, Mehmet Akif Yılmaz, Serkan Şahan, Ömer Faruk Kartın, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan, Mehmet Uçar, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Faruk Sarı, Onur Karakaya'nın "silahlı terör örgütünün üyeleri" olduklarının tespit edildiği öne sürüldü.

Geçmiş yıllarda yapılan hukuksuzluklarla gündeme gelen ve kamuoyunu sarsan bazı soruşturmalarla ilgili bu bürodan geçen evrakların dökümü de iddianamede yer aldı. Buna göre yasa dışı C-5 Bürosu'nun elinden Dink cinayetiyle ilgili 62, Ergenekon soruşturma ve davasıyla ilgili 131, Malatya Zirve Yayınevi cinayetiyle ilgili 79, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili 69, aşırı sağ faaliyetler, etnik gerginlikler, milli hassasiyetleri istismar faaliyetleri ve benzerleriyle ilgili 21 bin 886 olmak üzere toplamda 22 bin 219 adet evrak geçti.

Hrant Dink cinayeti bir ‘araç’tı

Savcı Gökalp Kökçü, örgütün Hrant Dink cinayetinin şüpheliler tarafından "bir araç suç" olarak görüldüğünü, amaçlarının ise Emniyet teşkilatı içinde Fetullah Gülen Cemaatinin yapılanması olduğunu ileri sürdü.

İddianamede İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği'nin 11 Kasım 2015 tarihli raporuna da yer verildi. İddianamedeki anlatıma göre rapor, şüpheliler tarafından Dink cinayetinde bütün sorumluluğun nasıl İstanbul Emniyeti'nin üzerine yıkıldığını anlatıyordu. Trabzon istihbaratı ve Emniyet İstihbarat Dairesi'nde suçlu olduklarını gösteren bazı yazışmalar ortadan kaldırılmıştı.

Savcılık bu raporu hazırlayan müfettişler Levent Yarımel, Durmuş Demirbaş ve Şükrü Yıdız'ın ifadelerine başvurdu. Yarımel'i ve Demirbaş'ı tanık olarak dinleyen savcılık, Yıldız'ın ifadesini şüpheli sıfatıyla aldı. Çünkü iddiaya göre Yıldız, "örgüte üye olmamakla" birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmişti. İddia buydu.

Hazırladığı 16 araştırma ve inceleme raporuna iddianamede yer verilen Mülkiye Başmüfettişi Şükrü Yıldız'ın, Engin Dinç'in, İstanbul'a Hrant Dink'in öldürüleceğini bildirmesini gizleyerek, suçun İstanbul'un üzerine yıkılmasında rol aldığı ve Ahmet İlhan Güler'in yerine, Ali Fuat Yılmazer'in atanmasının önünü açtığı ileri sürüldü.

Savcı iddianamenin kabul edilmesinin ardından bir kopyasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderileceğini de kayıt altına aldı. Çünkü bu iddianamenin Ankara'da "Fetullahçı Terör Örgütü" ile yürütülen soruşturmaya da delil olarak girmesi hedefleniyor.

İddianamede Hrant Dink'in yazdığı bir yazı nedeniyle "Türklüğe hakaret" suçlamasıyla yargılandığı davaya ve o dönemde yaratılan atmosfere de değinildi.

İddianamede şüpheli olarak yer alan Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri için şöyle denildi: "Dink'e yönelik tehdit atmosferinden haberdar oldukları, Dink'in öldürüleceğine dair kesin istihbari bilgiye sahip oldukları halde cinayet tasarısına ilişkin bilgilerin bir kısmını devletin ilgili birimlerinin yalnızca bir kısmına aktarmış, cinayet tasarısındaki gelişmeleri ve değişiklikleri kayıt altına almamış, cinayeti tasarlayan örgüte operasyon yapmamışlardır."

Peki daha da detaya inildiğinde Trabzon'daki emniyet görevlisi şüpheliler suça nasıl katılmışlardı? Bu sorunun iddianamedeki yanıtı, Erhan Tuncel ve Yasin Hayal'den elde ettikleri bilgileri F/4 denilen istihbarat raporlarına kasıtlı olarak eksik işlemeleri. İddianamede sözü edilen bu raporların hazırlanmasına dayanak oluşturan ve F/3 diye anılan "buluşma raporları"nda Ogün Samast'ın adının yer aldığı tüm detaylarıyla anlatıldı.

"Cinayetin tasarısı 2 yıl önce, tetikçinin ismi 5 ay önce rapor edilmiş"

İddianameye göre, istihbaratçıların kaynaklarıyla buluştuklarında aldıkları bilgileri raporladığı bu F/3 belgesinde Ogün Samast'ın adına rastlandığı ilk tarih, 12 Eylül 2006. Yani Dink'in öldürüldüğü 19 Ocak 2007 tarihinden yaklaşık 5 ay önce. Bununla da sınırlı değil. İstihbaratçı Engin Dinç'in ifadesine gönderme yapılan iddianameye göre, "Yasin Hayal grubunun", Hrant Dink'i öldürmeye yönelik tasarıları 13 Ekim 2005'ten itibaren buluşma raporlarına yansımış. Yani cinayetten 2 yıl önce! İddianamede tüm bu raporların tarih ve numaraları yer alıyor. Ve şüpheliler, bu raporlarda yer alan bilgileri haber raporu denilen F/4'e geçirmeyerek cinayetin gerçekleşmesinin önünü açarken, kendi sorumluluklarını da gizledi.

"Ogün'den söz eden rapor Reşat Altay'a verilmiş"

12 Eylül 2006 tarihli F/3 buluşma raporu, yani Dink'i öldürmeyi planlayan "Yasin Hayal grubunun" tetikçisinin Ogün Samast olduğunun yer aldığı rapor... Bu rapor, "Mehmet Kurt" kod adlı Erhan Tuncel ile yapılan gizli buluşma sonrasında hazırlanmış. Tuncel ile buluşan ve raporu hazırlayanlar da istihbaratta görevli polisler; "Memduh Aydın" kod adını kullanan Mehmet Ayhan ve "Ünal Kartal" kod isimli Mehmet Uçar. 1 sayfalık raporda büro amiri Ercan Demir, şube müdür yardımcısı Hasan Durmuşoğlu ve şube müdürü Faruk Sarı'nın parafları var. Rapor Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay'a sunulmuş.

"Bilgisayar bozuldu' denilerek yazışmalar yok edildi"

Savcılık iddianamede bu raporun üzerinde uzunca duruyor. Çünkü bu raporda yer alan bilgilerin "F/4 raporuna çıkartıldığı" belirtilmesine rağmen, ne söz konusu yazının ekinde, ne İstihbarat Dairesi'nde bulunamıyor. Ancak şöyle bir şey oluyor: Cinayetten 9 gün önce Trabzon Emniyet İstihbaratının bilgisayar sunucusunun bozulduğuna dair bir arıza formu düzenleniyor ve yazışmalar yok ediliyor. Sözü edilen 11 nolu F/4 raporunun Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'nın bilgisayarlarından da silindiği ifade ediliyor.

"Son ana kadar izlendi, kontrol altında tutuldu"

İddianamede, "Yasin Hayal'in Dink cinayetini gerçekleştirecek tetikçi aradığı ve bunun Trabzon emniyetindeki yetkililerce bilindiği" yer alıyor. Hayal'in ilk tetikçi adayı, Zeynel Abidin Yavuz ancak daha sonra cinayet tasarısı değişir. Şüpheliler bu gelişmelerin hiçbirini ise F/4 raporlarına aktarmaz. Soruşturma makamlarından bugüne kadar gizlenen 17 Ocak 2007 tarihli rapor ile iddianamede anlatılanlar şunu ortaya koyuyor: "Yasin Hayal ve grubuyla, tetikçi Ogün Samast, istihbarat görevlilerince son ana kadar izlendi ve kontrol altında tutuldu."

"Dink'in öldürüldüğü duyduklarında katili biliyorlardı"

İddianamede cinayet günü şüphelilerin arasındaki telefon görüşmelerinin HTS kayıtlarına da yer verildi. Dink'in öldürüldüğü saat 15.00'dı. Saat 16.44'te yani tam 1 saat 44 dakika sonra Muhittin Zenit, Erhan Tuncel'i arar. Zenit'in şubeye dönüp güvenlikli telefondan görüşmeler yapması ve Tuncel'e ulaşması bu kadar süre almıştır. Savcının buna yorumu ise şöyle: "Cinayet haberinin duyulduğu anda Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Engin Dinç ve Ercan Demir'in tereddütsüz Yasin Hayal'in bu cinayeti işlediğini bildiklerini veya öngördüklerini açıkça ortaya koymaktadır."

Peki bu görüşmelerde ne olmuştu da savcı bu yoruma varmıştı? Bayburt'ta görevli olan Zenit, haberi alır almaz Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer'i aradı. Bu iki isim ona hemen Trabzon'a istihbarat şubesine gitmesini söylediler. Zenit öyle de yaptı. Cinayetin ardından Trabzon İstihbarat Müdürü Faruk Sarı ile yardımcısı Ercan Demir'in talimatıyla iki kez de Erhan Tuncel ile telefonla görüştü ve onunla buluştu.

"Yılmazer 'gitme' dedi"

İstanbul Emniyeti, soruşturmada yardımcı olması ve suç faillerinin belirlenmesi için Muhittin Zenit'i İstanbul'a çağırdı. Ancak Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer gitmemesi talimatını verdi. İşte savcı iddianamede buradan hareketle iki şüpheli, böyle yaparak Dink cinayetinin aydınlatılmasını ve cinayetteki kendi rollerinin açığa çıkmasını engellemeye çalıştı.

"Trabzon Emniyet ve Asayiş toplantısında gizlendi"

İddianamede Emniyet İstihbarat Dairesi'nin başındaki isim, Ramazan Akyürek'in İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'na bildirdiği istihbaratı Trabzon Valisi'ne iletmediği belirtiliyor. Valinin başkanlığındaki, Cumhuriyet Başsavcısı, MİT Bölge Başkanı, İl Jandarma Komutanı, Emniyet Müdürü, Garnizon Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanının katıldığı aylık İl Emniyet ve Asayiş toplantısında bu bilgi aktarılmamıştı; Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı'na da bildirilen bir şey yoktu.

Üstelik iddianamede anlatılana göre Yasin Hayal ve Erhan Tuncel'e ilişkin teknik takip sonuçları cinayetin öncesinde çözümlenmedi ve değerlendirilmedi. Bununla da kalmadı, hazırlıkları takip edildiği halde raporlara işlenmedi, işlenen raporlar da imha edildi. Cinayete yol veriliyor ve bunu ortaya çıkarabilecek deliller de ortadan kaldırılıyordu.

"Celalettin Cerrah tedbirleri almadı"

İddianamede, Trabzon emniyetini kendisinden bilgi saklamakla suçlayan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'a yönelik suçlamalarda yer alıyor: "Celalettin Cerrah, Hrant Dink'in korunmasına dönük işlemleri yetki ve olanağı varken yerine getirmediğini ikrar etti. Dink ve Ermeni toplumuna ilişkin yaşanan olumsuz gelişmelerin ve yapılan eylemlerin de İl Emniyet ve Asayiş toplantılarında konuşulduğunu da beyan etti. Yaşanan bu gelişmeler Celalettin Cerrah'ın, Hrant Dink'e yönelik şahsi, fiziki ve mekansal koruma tedbirleri alınması için talimat vermesini zorunlu kılmaktadır. 2004'te Hrant Dink'in ölüm tehditleri aldığı anda Agos gazetesi ile Dink'in evine yönelik alınmasına karar verilen güvenlik tedbirlerinin yanı sıra Dink'e şahsi ve fiziki koruma tedbirleri alınması için talimat vermesi gerekli iken bu talimatı vermemiştir."

"Ahmet İlhan Güler de gerekli tedbiri almadı"

Aynı şekilde dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'in de Dink için şahsi, fiziki ve mekansal koruma tedbirleri alınmasına yönelik talep veya taleplerde bulunması zorunluluğu varken, bu yükümlülüğüne aykırı davrandığı, işlem yapmadığı kaydedildi.
"Ergenekon ve Balyoz'un önünde engel görüyorlardı"

İddianame, emniyet içindeki bir çekişmeyi de gündeme getiriyor. Buna göre, Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Coşkun Çakar'ın lideri olduğu örgüt, emniyette hakim olmak istiyordu. Bunu da Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları yoluyla yapacaklardı. Hrant Dink cinayeti sürecinde de "İstanbul'u suçlu göstererek", bu soruşturmaların önünde engel gördükleri Ahmet İlhan Güler'den kurtulacaklardı.

"Hayati bilgileri gizlediler"

Bu isimler, Ahmet İlhan Güler'den şu hayati önemi haiz bilgileri saklamakla suçlandı: "F/4 raporlarına yansıyan Yasin Hayal tarafından Hrant Dink'in ne pahasına olursa olsun öldürüleceği, bu amaçla hazırlıklara başladığı, takipten kurtulmak için telefonunu bir köyde bırakacağı..."

Ayrıca Ramazan Akyürek, Recep Güven ile birlikte İstihbarat Dairesinin bulunduğu kampüsteki lojmanda Ahmet İlhan Güler ile görüşmüş ve ondan görevi bırakarak İstanbul'u terk etmesini de istemişlerdi. Katilin Yasin Hayal'in azmettirdiği Ogün Samast olduğu bu toplantıdan 6 gün sonra kamuoyunca öğrenildi. Oysa cinayeti Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Coşgun Çakar'ın yöneticisi olduğu örgüt zaten bütün detaylarıyla önceden biliyordu. Ve savcının anlatımına göre, Dink cinayetine "emniyet içindeki yapılanmanın aracı olarak yol verilmişti".

"Evrak, dinleme kaydı, deliller imha edildi"

Bunu ortaya koyabilecek bütün resmi yazışma ve medya dosyaları da içinde bulundukları sunucuyla birlikte imha edilmişti. İddianamede bu, "Hrant Dink cinayeti öncesinde dinleme kararıyla elde edilen son kayıtların ve resmi yazışmaların tümünün Dink cinayetindeki sorumluluğun ortadan kaldırılması ve suç örgütünün açığa çıkmaması amacıyla yok edildiği tespit edilmiştir" diye ifade edildi.

Cinayette bir diğer merkez: Emniyet İstihbarat Dairesi

Cinayetin işlenmesinde bir diğer önemli durak da Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı! Polis istihbaratının bütün ülkedeki faaliyetinin biriktiği, diğer istihbarat kurumlarıyla koordinasyon içindeki bu merkez, her şeyi bildiği halde, iddianameye göre Hrant Dink cinayetini kasıtlı olarak "önlememişti". Savcıya göre, amaçlar arasında toplumda infial ve önemli siyasal sonuçları tetiklemek vardı.

"İstihbarat Dairesi bile isteye izlemiş"

Hrant Dink'in katledilmesinde devletin istihbarat merkezlerinin birinin rolü iddianamede şöyle anlatılıyor: "Ülke genelinde ve özellikle de İstanbul ilinde aşırı milliyetçi-ulusalcı grupların faaliyetlerinin arttığı veya bu yönlü bir algının oluşturulmaya çalışıldığı veya oluşturulduğu bir dönemde bombalı saldırı düzenleyen, radikal fikirleri, eylemci kişiliği ve yapmayı tasarladığı eylemleri bilinen Yasin Hayal'in, Hrant Dink'i öldürmeye yönelik tasarısının üst düzeyde önemsenmesi gereken bir bilgi olduğu tartışma dışıdır. Hrant Dink'in öldürüleceği istihbaratına 17 Şubat 2006'da sahip olan EGM İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri tarafından, cinayete ilişkin elde edilen istihbarat, EGM Terörle Mücadele Daire Başkanlığına bildirilmemiştir. Cinayetle ilgili elde edilen bilgiler ve Dink, 'Hedef Şahıslar Programına' aktarılmamış, koruma tedbiri uygulanması kasten engellenmiştir. Cinayete ilişkin elde edilen istihbarat, MİT Müsteşarlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı'na iletilmemiştir."

Üstelik Dink cinayetine ilişkin bilgi ve belgeler, zorunlu olduğu halde eski İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun ve cinayeti araştırmakla görevlendirilen yardımcıları Necmettin Emre ile Vedat Yavuz'a sunulmamış, onlardan da gizlenmişti.

"Dink davası hakimini sahte isimle İBDA/C üyesi diye karar alarak dinledi"

Ramazan Akyürek'e iddianamede yöneltilen bir diğer suçlama da kan donduran cinsten: "İstihbarat Daire Başkanlığı görevini yürüttüğü 1 Ağustos 2008'de, cinayet davasına bakan mahkeme başkanı Erkan Çanak hakkında 'Selman Büyükburç' sahte ismiyle İBDA/C Terör Örgütü üyesi olduğu
gerekçesiyle, Çanak adına kayıtlı telefonun 3 ay dinlenmesine dönük karar çıkartarak, yargılamayı yürüten mahkeme başkanını ve yargılamayı kontrol altına aldı."

"Engin Dinç raporu C Şubesine yolladı"

İddianamede hali hazırda İstihbarat Dairesi'nin başkanlığını yürüten eski Trabzon İstihbarat Şubesi Müdürü Engin Dinç'le ilgili de anlatımlar var. Dinç'in Trabzon'da çalışırken Yasin Hayal'in bir eylem hazırlığında olduğunu 3 gizli raporla İstihbarat Dairesi C Şubesi'ne ilettiği belirtiliyor. Bu raporlarda da "Yasin Hayal'in takipten kurtulmak için telefonunu bir köye bırakacağı, İstanbul'daki ağabeyi Osman Hayal'in yanında kalacağı, düşündüğü eylemi yapacak kapasitede bulunduğu" yer alıyordu.

"Hrant Dink'i öldürecekler, bu adamı korumak lazım"

Engin Dinç, Hrant Dink İstanbul'da ikamet ettiği için aynı raporları 17 Şubat 2006'da İstanbul İstihbarat Şubesi'ne de gönderir. Üstelik, Osman Hayal'in adresi ve bağlantılı telefon numaralarını da bildirerek, Yasin Hayal'in bu eylemi gerçekleştirebilecek tipte bir kişi olduğu uyarısını yapar ve İstanbul'dan tahkikat yapılmasını talep eder. İddianamede anlatıldığına göre Engin Dinç ifadesinde de Erhan Tuncel'den Hrant Dink'in öldürüleceğini öğrendikten sonra İstanbul'u Ahmet İlhan Güler'i arayarak, "Hrant Dink'i öldürecekler, bu adamı korumak lazım" dedi.

"Ahmet İlhan Güler, Engin Dinç'i yalanladı"

Ancak anlatılanlar Engin Dinç'in ifadesine dayanmakta. Bir de olayın Ahmet İlhan Güler cephesi var. Güler ise, savcılıktaki ifadesinde, Engin Dinç'i yalanlayarak, aralarında "Hrant Dink'i öldürecekler, bu adamı korumak lazım" gibi bir konuşma olmadığını anlattı. Ayrıca Dinç'in İstanbul'a yolladığı resmi yazıda da "Yasin Hayal'in Hrant Dink'i ne pahasına olursa olsun mutlak suretle öldüreceği" bilgisinin bulunmadığını ve bunun kendisinden gizlendiğini söyledi.

"Engin Dinç sorumluluktan kurtulmak istiyor"

Savcılık iddia edilen bu telefon görüşmelerin HTS kayıtlarını araştırınca Engin Dinç ile Ahmet İlhan Güler arasında 15-16-17 Şubat 2006 tarihlerinde 4 telefon görüşmesi gerçekleştiğini gördü. Ancak savcılık Engin Dinç'in beyanlarının sorumluluktan kurtulmak amacıyla olduğu kanaatini belirterek, iddianamede "Şüpheli Engin Dinç'in savunmasına ve bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir" dedi.

İddianamede Yasin Hayal'in Erhan Tuncel ile birlikte Trabzon'da 24 Kasım 2004'te 6 kişinin yaralandığı McDonalds'a bomba yerleştirdikleri saldırıya ilişkin de bilgiler yer aldı. Tuncel'in o olayda Yasin Hayal'in kanlı pantolonunu Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerine vermesine rağmen, bu delillerin soruşturma makamlarından gizlendiği kaydedildi.

"Engin Dinç uygulama ve teamüllerin dışına çıktı"

Erhan Tuncel'in bağlandığı polislerle sorun yaşaması üzerine Engin Dinç'in istihbarat uygulama ve teamüllerinin dışına çıktığı da iddianamede anlatıldı: "Dinç, yardımcı istihbarat elemanı Erhan Tuncel ile makamında görüşmüş, Erhan Tuncel'in iddiasına göre, bu konuşma sırasında, Hrant Dink cinayetinin Yasin Hayal tarafından değil, azmettirdiği ve son ana kadar muhafaza edilen tetikçi Zeynel Abidin Yavuz tarafından işleneceğini öğrenmiş, ancak bu hususların F/4 haber raporlarına aktarılmasını sağlamamıştır."

Halen İstihbarat Dairesi Başkanı olan Engin Dinç'e yönelik iddianamede şu suçlamalar yöneltildi: "Engin Dinç, Hrant Dink'e yönelik tehdit atmosferinden haberdar ve Dink'in Yasin Hayal grubunca öldürüleceğine dair kesin istihbari bilgiye sahip olduğu halde cinayet tasarısına ilişkin bilgilerin bir kısmını devletin ilgili birimlerinin yalnızca bir kısmına aktarmış, cinayet tasarısındaki gelişmelerin ve değişikliklerin tümünü kayıt altına almamış, cinayeti tasarlayan örgüte elinde yeterli delil ve kamu gücü bulunmasına rağmen operasyon yaptırmamıştır."

"Örgütün lideri Gülen, amacı hükümeti ortadan kaldırmak"

Örgütün liderinin Fetullah Gülen olduğu iddiasına yer verilen iddianamede, örgütün, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasına tamamen veya kısmen engel olmaya teşebbüs ettiği, askeri, siyasi, idare ve devlet bürokrasilerini amaçları doğrultusunda tasfiye ve dizayn etmek amacıyla sonradan kumpas oldukları anlaşılan, uydurma delillerle yürütülen birçok soruşturmayı İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü'nde oluşturdukları gizli ve yasa dışı bir yapılanma olan C-5 bürosunda organize ederek başlattıkları" ileri sürüldü.

"Dink için koruma tedbiri alınmasını önledi"

İddianameye göre, Trabzon İstihbarat Şubesinde görevli Komiser Özkan Mumcu, İstanbul İstihbarat Şubesi'nin Yasin Hayal'le ilgili istediği ayrıntılı bilgiyi vermedi. Bu yolla Dink'in korunması için alınacak tedbirleri önlediği belirtilen Komiser Mumcu, istihbarat bilgilerini de F/4 raporlarına kasıtlı olarak işlememekle suçlanıyor. Mumcu ayrıca Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay'a da bilgi vermemekle itham ediliyor.

"Cizre'de ortaya çıkmıştı"

Şüphelilerden bir diğeri ise, Ercan Demir. Kamuoyunun adını bu yılın ilk aylarında atandığı Cizre'de 14 yaşındaki Ümit Kurt'un da öldürüldüğü olaylardan hatırlayacağı Demir, mevzuata aykırı şekilde yardımcı istihbarat elemanlığından çıkarılarak bilgi akışının resmi kayıtlara geçmesini önlemekle suçlanıyor. Ve istihbarat elemanlığından çıkarılan Tuncel ile ilişkisini mevzuata aykırı şekilde sürdürmekle... Savcılık Demir'in, Tuncel ile bu dönemde 34 kez görüştüğünü tespit etti.

"Akyürek ve Yılmazer'in talimatıyla..."

Dönemin Trabzon Emniyeti İstihbarat Şubesi Müdürü Faruk Sarı da şubesinde Dink cinayetine ilişkin bilgiler ve raporlar toplanmasına rağmen bunları Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer'in talimatıyla Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay'dan gizlemekle suçlanan isimler arasında. Reşat Altay'ın Erhan Tuncel'in Trabzon Emniyetinin yardımcı istihbarat elemanı olduğunu yakalandığındaki sorgunun ardından Celalettin Cerrah'ın bildirmesiyle öğrendiği belirtildi. Sarı ayrıca cinayete ilişkin bazı belgeleri yok etmekle de suçlanıyor.

Reşat Altay'a da suçlama

Reşat Altay da iddianamede suçlanıyor. Savcılık, ulaşamadığı ve imha edildiğini öğrendiğini, "Ogün" ismi gibi detay bilgileri içeren F/4 raporundan söz edilen F/3 raporunu hatırlatıyor. Savcılık, Altay'ı bu yazıda geçen ancak kendisi ortada olmayan raporu Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı'na yollamamakla suçluyor. Reşat Altay da 80 öncesi olaylarında adı anılan isimlerden biriydi. "16 Aralık Katliamı" olarak anılan İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde öğrencilerin üzerine bomba atan kişilerin kaçmasına izin verdiği iddia edilmişti.

"Dink cinayetiyle Ergenekon'un yolu açıldı"

Ali Fuat Yılmazer, Ahmet İlhan Güler İstanbul'da görevden alınarak yerine getirilmek istenen isimdi. Bu nedenle Güler cinayetten 6 gün önce Ankara'ya çağrılarak bırakması istendi. Çünkü Balyoz ve Ergenekon operasyonlarının önünde engelledi. Bu olmayınca da örgüt cinayetin sorumluluğunu Güler'in üzerine yıkmaya çalıştı. İddianamede Yılmazer'e "Cinayeti, işleyecek kişileri ve yöntemi önceden bilmesine rağmen cinayeti işleyen örgüte hakem rolü oynadı, operasyon yaptırmadı, Yasin Hayal ve grubunu etkisiz hale getirmedi; Dink'in koruma altına alınması engelledi" suçlaması yöneltildi.

Yılmazer ayrıca yasa dışı oluşturulan C-5 Bürosu'nun planları doğrultusunda, Hrant Dink cinayetinin ardından Ergenekon soruşturmasını başlatmakla suçlandı.

Erhan Tuncel ile yaptığı telefon görüşmeleri kamuoyuna yansıyan ve adına aşina olunan polislerden Muhittin Zenit ise, Dink cinayetinin tasarısının bilgisine sahip olduğu halde resmi kayıtlara kasten geçirmemek, Tuncel ile raporlara işlenmeyen gizli görüşmeler yapmakla suçlandı. İddianamede, "Ahmet Dede" kod adını kullanan Zenit'le ilgili Tuncel'in verdiği bilgilere dayanarak, "Üyesi olduğu silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda araç suç niteliğindeki Dink cinayetinin gerçekleşmesi için vakıf olduğu bütün bilgileri kasten F/4 gizli haber raporlarına dönüştürmediği" yer aldı.

Hrant Dink cinayeti ve davasıyla ilgili tüm manşetlerimiz
Paralel yapı-Hrant Dink cinayeti manşetlerimiz

(18 Aralık 2015, 11:30)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=7484    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Tuskon Fetö İşadamları davası

05.09.2020 12:00 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, kapatılan TUSKON'un başkanı Rızanur Meral ve genel sekreteri Mustafa Muhammet Günay'ın da aralarında bulund..
Tamamı 5.9.2020

Darbede Alçak Uçuş'a Müebbet

15.08.2020 11:26 Balıkesir'de, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Balıkesir 9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığından havalanan F-16 ile İstanbul üzerinde alçak uçuş yapan eski pilot üsteğmen Aykut Yüce'ye müebbet hapis cezası veri..
Tamamı 15.8.2020

Darbenin Kıbrıs Ayağına 9 Hapis

15.08.2020 11:01 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Kıbrıs'ta konuşlu Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Kolordu Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 2'si tutuklu 10 sanıklı davada karar ..
Tamamı 15.8.2020

Fetö Kriptolarına Beşinci Darbe

15.08.2020 11:49 İzmir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), mensuplarını Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) yerleştirmek için kullandığı 'avantajlı aday numarası' şifresinin çözülmesi, kripto FETÖ üyelerini deşifresinde önemli rol oyna..
Tamamı 15.8.2020

Akın Öztürk'ün Emir Subayına Hapis

15.08.2020 11:38 Ankara'da, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin kilit isimlerinden eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk'ün emir Astsubayı da Fetö'cü çıktı. Yargılandığı davada Mehmet Serdar Özdemirci, 'Fetö si..
Tamamı 15.8.2020

CHP'li Oğuz'a Hapis Gerekçesi

15.08.2020 11:30 İzmir'de, FETÖ üye olduğu iddiasıyla hakkında dava açılan ve görevden uzaklaştırılan eski Urla Belediye Başkanı İbrahim Burak Oğuz'a verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı. 6 Ağustos'taki gelişm..
Tamamı 15.8.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

15.08.2020 11:10 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılandığı davaya esasa ilişkin savunmalarla devam ..
Tamamı 15.8.2020

Pişman Darbeciye Af Skandalı

25.07.2020 13:36 Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yaramış skandal açıklamalarda bulundu. Yaramış, 'Darbe teşebbüsüne karışmış, pişman olmuş nedamet duyan kişilere de sahip çıkmamız, onları bu toplumun içine dahil etmemiz, kaza..
Tamamı 25.7.2020

Fetöcü Yavere Müebbet Hapis

25.07.2020 12:48 Muğla'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davada, Yargıtay 16...
Tamamı 25.7.2020

İzmir Casusluk Kumpasına 61 Hapis

25.07.2020 12:19 İzmir'de "askeri casusluk soruşturması"ndaki usulsüzlüklerle bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki üyeleri hakkında açılan ve 96 sanığın yargıl..
Tamamı 25.7.2020

GDO Kumpası: Baransu'ya Hapis

25.07.2020 12:26 Mersin'de, kamuoyunda Gülen örgütünün hükümete yönelik ilk yolsuzluk ve darbe kumpası olarak da nitelenen GDO kumpasını konu alan ve Mersin'de paralel örgüte yönelik açılmış en kapsamlı ilk dava sona erdi. 19 Temmuz'd..
Tamamı 25.7.2020

Fetö İmamlarına 43 Yıl Hapis

25.07.2020 13:09 Adana, Diyarbakır, İstanbul ve Kayseri'de görülen Fetö davalarında 5 sanığa 7 ile 13 yıl arası hapis cezaları verildi. O davalarda yaşanan gelişmeler illere göre şu şekilde gerçekleşti: Diyarbakır: Bölge İmamına 13..
Tamamı 25.7.2020

Darbede AK Parti İşgaline 10 Hapis

25.07.2020 12:03 İstanbul'da, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında AK Parti İstanbul İl Başkanlığının işgal girişimine ilişkin davada, yerel mahkemenin sanıklardan 10'u hakkında verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Yargıtay tar..
Tamamı 25.7.2020

Dündar'ın Villası davasında 2 Hapis

25.07.2020 11:54 İstanbul'da, MİT tırlarına ait görüntüleri yayınlaması karşılığında yurtdışına firar etme hazırlığı nedeniyle varlıklarını elden çıkarmaya çalışan Can Dündar'ın villasını fahiş fiyatla satın aldıkları öne sürülen, MİT ..
Tamamı 25.7.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

25.07.2020 11:37 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılandığı davanın görülmesine sanıkların esas hakkındaki savunmalarıyl..
Tamamı 25.7.2020

Fetö İstihbaratçısı Altaylı davası

25.07.2020 11:16 Ankara'da, eski MİT görevlisi istihbaratçı Enver Altaylı ile birlikte 4 sanığın 'FETÖ/PDY yöneticiliği', 'örgüt üyeliği', 'siyasi ve askeri casusluk' suçlamasıyla yargılandıkları davanın görülmesine devam edildi. 16 T..
Tamamı 25.7.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
45.592.845