Tam
EskidenYeniye
 

Malatya 76 sanıklı Darbe davası

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimiyle ilgili 76 askerin Malatya'da yargılanmasına başlandı. Sanıklardan 2. Ordu Komutanı Adem Huduti, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Vedat Koç'un 'Bunca yıllık askeri hizmetin olduğunu söylüyorsun. Terör örgütü FETÖ'yü hiç sezmedin mi, güçlendiğinin farkına varmadın mı?' sorusu üzerine, 'Hayır sezmedim çünkü bu tip konular Genelkurmay istihbarattan alınır. Bu alınan personeller hakkındaki bilgilerinde olumsuz hiçbir belge, bilgi yok' iddiasında bulundu.

Önceki haber title=Sonraki haber

11.03.2017 17:54 Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimiyle ilgili tutuklanan eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti ile bazı generaller, subay ve astsubaylarla erlerin de aralarında bulunduğu 76 şüphelinin Malatya'da yargılanmasına başlandı.

07.03.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Malatya'daki 2. Ordu ve 7. Ana Jet Üs komutanlıklarında görevli 28'i tutuklu 76 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasında sanık savunmaları alınıyor.

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonu'nda görülen duruşmada, dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti, 2. Ordu Kurmay Başkanı Avni Angun, dönemin 2. Ordu'da görevli Ersin Yıldırım ile bazı subay ve astsubaylar, sanık ve müdafi avukatları ve sanık yakınları hazır bulundu.

Davada tutuklu yargılanan dönemin 7. Ana Jet Üs Komutanı Emin Ayık, 2. Ordu Harekat Destek Yarbaşkanı Zeki Karataş, 2. Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Mustafa Serdar Sevgili ile bazı subay ve astsubaylar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

Duruşmaya Malatya darbe girişiminin önemli isimlerinden olan ve tutuklu yargılanan eski 2'nci Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili, eski 2'nci Ordu Harekat Destek Yarbaşkanı Tuğgeneral Zeki Karataş, 7'nci Ana Jet Üssü'nün eski Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık, eski 2. Ordu Plan Hareket Eski Şube Müdürü Albay Bahadır Erdemli, 2. Ordu Eski Harekat Başkanı Albay Erkan Varol, İstihkam Alayı Eski Tabur Komutanı Yarbay Ahmet Üçbudak, 2'nci Ordu'da görev yapan Binbaşı İbrahim Dede tutuklu bulundukları cezaevlerinden mahkemeye Sesli ve Görüntülü Sistem üzerinden bağlanarak, Malatya'daki duruşmaya gelmediler. Tutuksuz sanıklardan ve TSK'dan ihraç edilen isimlerden olan eski 2'nci Ordu eski Komutanlığı Harekat Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Ersin Yıldırım duruşmada da hazır bulundu.

İddianamenin özetinin okunmasıyla başlayan duruşmada, sanıkların kimlik tespiti yapıldı. Mahkeme Başkanı Vedat Koç, duruşmada daha sonra müştekileri dinledi.

2'nci Ordu Komutanlığı'ndan açılan ateş sonucu yaralanan Enes Gün, kendisine ateş açan kişi ya da kişilerin üniformalı olduklarını ifade ederek, "Vatanımı savunmak üzere oraya gittim. Elimde silah, taş ya da sopa yoktu. 2'nci Ordu'dan bana açılan ateş savuma amaçlı değildi. Kamyon kasasının üzerindeyken bana nişan alınıp, ateş açıldığını gördüm. Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" dedi.

BAŞBAKANLIK'TAN MÜDAHİLLİK TALEBİ

Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanlığınca, aralarında dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti, 2. Ordu Kurmay Başkanı Avni Angun ile rütbeli askerlerin de bulunduğu 76 sanıklı davaya müdahil olma talebinde bulunuldu.

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonu'nda sabah saatlerinde görülmeye başlanan duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, Mahkeme Başkanı Vedat Koç, Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanlığının davaya müdahil olma talebine ilişkin dilekçenin mahkemeye sunulduğunu bildirdi.

Başkan Koç, mahkeme heyetinin ara kararında talebi değerlendireceğini kaydetti.

'OKUMA YAZMAM YOK, DARBE NEDİR BİLMİYORUM'

Tutuksuz er Muhlis Tunç ise şunları anlattı:

"1-1.5 ay önce Malatya'ya geldim. Okuma yazmam yoktur, cahilim. Darbenin ne olduğunu da bilmiyorum. Koğuşta uyuduğum sırada 04.00- 04.30 sıralarında uyandırıldık. Kimin uyandırdığını bilmiyorum. Uyandıktan sonra aşağı indirdiler. Koğuştan çıktığım sırada Hüseyin üsteğmeni gördüm. Sadece bize 'Çabuk çabuk' şeklinde beyanda bulundu. Aşağıya indikten sonra arkadaşlar 'Kemal Yüzbaşı'nın emri olduğunu ve silah almamız gerektiği'ni söyledi. Hatta 'tatbikat yapıldığını' da söylediler. Bunu Kemal Yüzbaşı'dan duymadım. Arkadaşlarla Nizamiyeye gittik, karanlıktı. Cahil oluğum için rütbeleri de bilmiyorum. Nizamiyeye gittikten sonra Kemal Yüzbaşı 'Mevzi alın tatbikat var' şeklinde sözler söyledi. Sabah 08.00 sıralarında mevzi alarak bekledik. O sırada yine Kemal Yüzbaşı 'Hiç kimse içeriye girmeyecek, polisler dahil kimse içeriye girmeyecek, girene sıkın' şeklinde emir de verdi. Hatta 'Sıkmayana ben sıkarım' şeklinde sözlerde söyledi. Ben bu sırada havaya 2 el ateş ettim. Sonra da sürünerek yavaş yavaş oradan ağaçlık kısma doğru kaçtım. Önce yemekhaneye sonra koğuşa gittim daha sonrada teslim oldum. Nizamiyedeyken bize ateş ediliyordu. Kimseyi hedef almadım. Nizamiye civarındayken arkadaşımız er Abdi Yıldız ateş sonucu yaralandı. Ne şekilde yaralandığını bilmiyorum, sonradan yaralandığını öğrendim. Yine; Kemal Yüzbaşı, 'Komutanımızı almaya gelmişler, biz de komutanımızı vermeyeceğiz, gerekirse çarpışacağız' ifadelerini kullandı."

'HEPSİ AKP'NİN Mİ POLİSİ, HİÇ Mİ BİZDEN YOK?'

Tutuksuz Onbaşı Ademcan Güven, Malatya Valisi ile Yüzbaşı Kemal Keskin arasında yaşananları ve silah çekme olayını anlatarak, şunları kaydetti:

"Nizamiye'ye Malatya Valisi geldi. Kemal Keskin ile diyalog içerisine girdiler, Kemal Keskin'in 3-5 adım gerisindeydim. Vali içeri girmek istediğini söyleyince, Yüzbaşı Kemal Keskin emir gelmeden kendisini içeriye alamayacağını söyledi. Hatta Ordu Komutanı'nın içeride olduğunu, kışlaya giriş çıkışların yasak olduğunu da söyledi. Vali, Kemal Keskin ile görüştükten sonra ayrıldı. Kemal Keskin bize 'Mevzi alın' dedi, mevzilendik. Nizamiyeye doğru jandarmanın zırhlı aracı gelince, Yüzbaşı Kemal Keskin ve Piyade Üsteğmen Hüseyin Çakıcı, iki şarjör boşaltmak üzere zırhlı araca ateş etti. Bir araçla Tuğgeneraller Zeki Karataş ile eski 2. Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Mustafa Serdar Sevgili 2 nolu nizamiyeye gelip, Kemal Yüzbaşı'ya, 'Başaramayacağız, 1. Ordu Komutanı da teslim oldu' şeklinde sözler söyledi. Kemal yüzbaşı ise 'Ben yıllardır bu anı bekliyordum, ben ve askerlerimiz teslim olmayacağız, bu kahpe düzeni bozacağız, bu kadar emek verilerek yapılan plan program boşa gidemez. Dışarıdakiler AKP'nin polisi hiç mi bizden biri yok? Dışarıdaki herkesi paket edelim' şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine Tuğgeneraller oradan ayrıldılar."

Güven, yaralı iki asker arkadaşları ile 80 askeri süpürgeye flama bağlayarak teslim ettiklerini de sözlerine ekledi.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, salonda bulunan tutuksuz yargılanan erlerin kimlik tespitinin ardından savunmaları alınmaya başlandı.

Hakkındaki suçlamalar okunan tutuksuz sanık er Soner K, savunmasında, ulaştırma takımında görev yaptığını söyledi.

Darbe günü akşam saatlerinde nöbete gittiğini ve saati dolmasına rağmen başka askerin gelmemesi nedeniyle görevini sürdürdüğünü iddia eden Soner K, bu süreçte Yusuf E. adında bir askerin yanına gelerek, albayın emri dahilinde nizamiyeden araç çıkarılması yönünde talimat aldığını söylemesi üzerine kendisinin aracı nizamiyenin önüne getirdiğini ileri sürdü.

Askeri aracın anahtarlarının Kemal Keskin isimli yüzbaşı tarafından alındığını anlatan Soner K, daha sonra arkadaşlarıyla kaldırımda oturmaya başladıklarını ifade etti.

"Ateş edeceksiniz"

Kendisinden aracın anahtarını alan Yüzbaşı Keskin'in kaldırımda oturdukları sırada "Havada drone var, ateş edin" emrini verdiğini öne süren Soner K, havaya doğru 2-3 el ateş ettikten sonra ateş kes emri verildiğini anlattı. Soner K, "Nizamiye dışından bize ateş edilmeye başlandı. Ben dışarıda polis olduğunu söyleyince Kemal yüzbaşı 'Onlar bizim düşmanımız, bizi öldürmek istiyorlar, ateş edeceksiniz' dedi. Hatta ben ateş etmeyince 'Benim kurşunumla mı ölmek istiyorsunuz, ateş edeceksiniz' demesi üzerine ben yine ateş etmedim." ifadesini kullandı.

Daha sonra karargah binasına doğru kaçtıklarını ve bu sırada İbrahim isimli bir binbaşı tarafından kendilerine "Şehit olacaksınız merak etmeyin. Kaçanlar vatan hainidir. Siz de kaçanlar gibi kaçarsanız vatan haini olursunuz." ifadelerini kullandığını anlatan Soner K, kendisinin darbe girişimine katılmadığını vatan borcu ödemek için askerliğini yapmaya geldiğini söyledi.

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonu'nda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, tutuksuz yargılanan er Muhlis T, savunma yaptı.

Muhlis T, savunmasında, askerliğini yapmak için Malatya'ya geldiğini, okuma ve yazmasının olmadığını söyledi.

Darbenin ne olduğunu da bilmediğini ileri süren Muhlis T, koğuşta uyuduğu sırada uyandırıldığını sonra aşağıya indiklerini ve kendilerine bu sırada komutanlarının "çabuk, çabuk" diye söylemlerde bulunduğunu ifade etti.

Muhlis T, arkadaşlarıyla aşağıya indiklerini aktararak, "Aşağıya indikten sonra arkadaşlar 'Kemal yüzbaşının emri olduğunu ve silah almamız gerektiğini' söyledi. Hatta tatbikat yapıldığını da söylediler. Bunu Kemal Yüzbaşı'dan duymadım. Arkadaşlarla nizamiyeye gittik, karanlıktı. Cahil oluğum için rütbeleri de bilmiyorum. Nizamiyeye gittikten sonra Kemal Yüzbaşı 'mevzi alın tatbikat var' şeklinde sözler söyledi." dedi.

Sabah 08.00 sıralarına kadar mevzi alarak beklediklerini belirten Muhlis T, şöyle devam etti:

"O sırada yine Kemal Yüzbaşı 'hiç kimse içeriye girmeyecek, polisler dahil kimse içeriye girmeyecek, girene sıkın' şeklinde emir verdi. Hatta 'sıkmayana ben sıkarım' şeklinde sözler de söyledi. Ben bu sırada havaya 2 el ateş ettim. Sonra da sürünerek yavaş yavaş oradan ağaçlık kısma doğru kaçtım. Önce yemekhaneye sonra koğuşa gittim daha sonra da teslim oldum. Nizamiyedeyken bize ateş ediliyordu. Kimseyi hedef almadım. Nizamiye civarındayken arkadaşımız er Abdi Yıldız ateş sonucu yaralandı. Ne şekilde yaralandığını bilmiyorum, sonradan yaralandığını öğrendim. Yine, Kemal Yüzbaşı, 'Komutanımızı almaya gelmişler, biz de komutanımızı vermeyeceğiz, gerekirse çarpışacağız' dedi."

Altay Kışlası'ndan çıkan ve 2. Ordu Komutanlığı'ndaki darbe girişimine destek vermeye giden Zırhlı Personel Taşıyıcısı içinde olduğu belirlenen tutuksuz er İlyas E, savunmasında hiçbir şekilde silah kullanmadığını iddia etti.

Mahkeme Başkanı Vedat Koç, İlyas E'nin savunmasının ardından, duruşmayı tamamladı.

Davanın görülmesine yarın da devam edilecek.

08.03.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Yoğun güvenlik önlemi altında Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonu'nda gerçekleştirilen duruşmada, dönemin 2'nci Ordu Komutanı Huduti, 2'nci Ordu Kurmay Başkanı Angun'un da aralarında bulunduğu toplam 21 tutuklu askerle bazı tutuksuz sanıklar, avukatlar, müştekiler ve sanık yakınları hazır bulundu.

Duruşmaya Malatya darbe girişiminin önemli isimlerinden olan ve tutuklu yargılanan eski 2'nci Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili, eski 2'nci Ordu Harekat Destek Yarbaşkanı Tuğgeneral Zeki Karataş, 7'nci Ana Jet Üssü'nün eski Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık, eski 2. Ordu Plan Hareket Eski Şube Müdürü Albay Bahadır Erdemli, 2. Ordu Eski Harekat Başkanı Albay Erkan Varol, İstihkam Alayı Eski Tabur Komutanı Yarbay Ahmet Üçbudak, 2'nci Ordu'da görev yapan Binbaşı İbrahim Dede tutuklu bulundukları cezaevlerinden mahkemeye Sesli ve Görüntülü Sistem üzerinden bağlanarak, Malatya'daki duruşmaya gelmediler. Tutuksuz sanıklardan ve TSK'dan ihraç edilen isimlerden olan eski 2'nci Ordu eski Komutanlığı Harekat Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Ersin Yıldırım duruşmada da hazır bulundu.

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonu'nda dün görülmeye başlanan duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, Mahkeme Başkanı Vedat Koç, Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanlığının davaya müdahil olma talebine ilişkin dilekçenin mahkemeye sunulup bugün kabul edildiği öğrenildi.

Duruşmada söz verilen tutuksuz yargılanan sanıklardan Hasan Hüseyin Atak, 16 Temmuz günü Altay Kışlasından izinsiz çıkarılan ZPT'nin içerisinde olduğunu ifade ederek, Yarbay Ahmet Üçbudak'ın kendilerine "Şahadet şerbetini içmeye gideceğiz 2. Orduyu ele geçirmişler" dediğini ileri sürdü ve olay günü hiçbir şekilde ateş etmediğini savundu.

Yine 2. Ordu Komutanlığı Karargahında görevli erlerden Ömer Öztunç ise, 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde koğuşta bulunduğunu ve gece yarısı Ani Müdahale Mangası çavuşunun gelerek 10 kişiyi çağırdığını, bunun üzerine kendisinin de aralarında bulunduğu 10 kişinin belirtilen bölgeye gittiklerini söyledi. Sonrasında 3 No'lu kulede sırayla nöbet tutmaya başladıklarını ifade eden Er Öztunç, Saat 03.00-04.00 sıralarında nizamiye bölgesine gittiklerini söyledi. Burada Kemal Yüzbaşının emri ile ağaçlar arasında mevzilendiklerini ileri süren Öztunç, "Dışarıdan içeriye ateş ediliyordu, Kemal Yüzbaşı ve yanındaki 3 kişi de ateş ediyordu. Bunun üzerine Kemal Yüzbaşı sivil polis jandarma içeriye girene, 'Sıkın, eğer sıkmazsanız ben sizi vururum' dedi. Ben de korktuğum için havaya 1 el ateş ettim. Kemal Yüzbaşı çok heyecanlıydı, bağırarak emirler veriyordu, çok hevesli gördüm. Hatta elindeki M5 silahla nizamiyenin lambalarına ateş ettiğini gördüm. Kemal Yüzbaşının dua ettiğini 'Allah'ım sana geliyorum, onların arabalarını boz' şeklinde sözler söylediğini işittim. Çatışma büyüyünce ben yanımdaki arkadaşlarımla oradan ayrıldık. Kemal Yüzbaşı bizi görünce 'kaçmayın' diye bağırdı. Ben bir süre o bölgede kaldım" ifadelerini kullandı.

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonunda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, tutuksuz sanık Onbaşı Hasan Hüseyin A, savunma yaptı.

Onbaşı Hasan Hüseyin A, savunmasında 2. Ordu Komutanlığı Altay Kışlasında görev yaptığını, darbe günü Yarbay Ahmet Üçbudak'ın talimatıyla Zırhlı Personel Taşıyıcısına bindiklerini söyledi.

Üçbudak'ın araca binerken "Ordu karargahını ele geçirdiler. Şehadet şerbetini içmeye hazır mısın?" dediğini aktaran Hasan Hüseyin A, bunun üzerine yola çıktıklarını, 2. Ordu Komutanlığına gittiklerini belirterek, silahını kullanmadığını öne sürdü.

"Sıkmazsanız ben sıkarım"

Tutuksuz sanık Er Ömer Ö, darbe gecesi koğuşta olduğunu, bir çavuşun gelerek 10 kişinin Ani Müdahale Mangasına (AMM) gitmesi yönünde talimat verdiğini ve oraya gittiklerini bildirdi.

Burada bulunan 3 nolu kulede sırayla nöbet tuttuklarını anlatan Ömer Ö, gece saat 03.00 - 04.00 sıralarında Üsteğmen Hüseyin Çakıcı'nın yanlarına geldiğini ve kendilerini Kemal Keskin isimli Yüzbaşının yanına bıraktığını belirterek, şunları kaydetti:

"Bu sırada çatışma başladı. Dışarıdan içeriye, içeriden dışarıya ateş ediliyordu. Kemal yüzbaşı ve yanındaki 2-3 kişi de ateş ediyorlardı. Jandarma ve polis genelde havaya bazen de bize doğru ateş ediyorlardı. Kemal Yüzbaşı bunun üzerine 'sivil, polis, jandarma içeriye girene sıkın, eğer sıkmazsanız ben sizi vururum, mermileri sayarım' diyerek ateş emri verdi. Ben de korktuğum için havaya ateş ettim. Kemal Yüzbaşı çok heyecanlıydı, bir ara dua etti, 'Allah'ım sana geliyorum, onların arabalarını boz' şeklinde sözler söyledi. Bir süre sonra Kemal Yüzbaşının AMM'de askerlere helva dağıtıp, kahvaltı yaptığını gördüm."

"İlla sıkılacak' dedi"

Tutuksuz sanık Şerif Ç, 15 Temmuz gecesi dışarından çatışma sesler geldiğini, "tatbikat var" denilince merak üzerine dışarıda ne olup bittiğini öğrenmek için çıktıklarını söyledi.

Binbaşı İbrahim Dede'nin kendilerine mühimmat almaları gerektiğini ve "Dışarıdan gelen jandarma, asker, özel hareket, polis, sivil kim gelirse gelsin vurulmasını" emrettiğini anlatan Şerif Ç, şunları ifade etti:

" Polis olan ağabeyimi aradım. Bana 'kesinlikle ateş etmeyin' dedi. İbrahim Dede 'illa sıkılacak' dedi. Tankta yarbay olduğunu öğrendiğim bir şahıs yaralı çıktı. Bu şahıs içeriye doğru gelirken, korksun diye havaya ateş açtım. Bu şahsın vurulduğunu sonradan öğrendim, ne şekilde vurulduğunu bilmiyorum. İbrahim Dede bu sırada benim arkamdaydı. Vurulan Yarbay Ahmet Üçbudak'ın dışarı çıkarılmasına yardımcı olarak, teslim olduk. Binbaşı İbrahim Dede'nin, kışla dışında kamyonun üzerindeki sivil bir şahsa ateş ettiğini gördüm ama elinde silah mı tüfek mi vardı hatırlayamıyorum."

"(Aslanlarım) diyerek helva dağıttı"

Tutuksuz sanık Er Nazım A, koğuşlar bölgesinde beklerden silah seslerini duyması üzerine aşağıya indiğini belirtti.

Yüzbaşı Kemal Keskin'in elindeki MP5 silahla polislere ateş ettiğini anlatan Nazım A, şöyle devam etti:

"Kır saçlı bir albay veya yarbay rütbesindeki kişi benim de aralarında bulunduğum 5 kişiyi seçerek, 'komutanımızı vuracaklar, buraya helikopter indirmeyin' diyerek yanımızdan ayrıldı. Yarım saat sonra geldi bizi 1 nolu nizamiyeye götürüp, Kemal Yüzbaşıya teslim etti. Bu sırada Kemal Yüzbaşı 'Allah'ım sana geliyorum, şehit oluyorum, ödüllerin en büyüğünü aldım' şeklinde dua ediyordu. Elindeki silahla nizamiye lambalarına ateş etti. 'Aslanlarım' diyerek helva dağıttı. Daha sonra elindeki silahla polislere doğru ateş etti. Polisler de ona karşılık verdi."

Nazım A, Binbaşı İbrahim Dede'nin sivillere ateş ettiğini belirterek, "Sinirle sivillere doğru, yanlış hatırlamıyorsam G3 tüfekle ateş ediyordu. Bu sırada damperli kamyona binen birini vurdu. Bu kişi yere düştü. Hatta sonradan kamyona çıkan bir kişi de İbrahim Dede'ye doğru küfür edince yeniden o tarafa doğru ateş etti." diye konuştu.

Duruşmada tutuksuz sanık er Ersin K. da savunma yaptı.

Yakınca Spor Salonunda görülen duruşmanın öğleden önceki oturumunda da 15 Temmuz darbe girişimi sırasında görevli erler dinlendi. 2.Ordu Karargahında er olarak görev yapan Şerif Çıldır, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi koğuşta olduğunu ve 03.00 sıralarında verilen emir üzerine aşağıya indiklerini iddia ederek, "2. Nolu nizamiye bölgesine gittik ve burada bir süre mevzi aldık. Daha sonrasında Binbaşı İbrahim Dede'nin karargahın dışarıdaki araçların üzerindeki sivillere ateş ettiğini gördüm ancak elinde hangi silah olup olmadığını görmedim. Hatta Binbaşı İbrahim Dede'nin de 'ben ateş ettim' dediğini de sonradan nöbetçi mahkemede duydum bizzat" dedi.

Er Nazım Aşut da, 15 Temmuz gecesi karargahta kendilerine bomba yüklü bir araç olduğunu ve terör örgütünün kışlayı basacağının konuşulduğunu söyleyerek, "Saat 04.00'e kadar koğuşta bekledim. Sonra namusunu, vatanını, milletini seven silah alsın' diyerek aşağı indirdiler bizi. Bende aşağı indim ve bir süre silahsız olarak bekledim" dedi.

Daha sonra Üsteğmen Hüseyin Çakıcı'nın gelerek 'Herkes silah alacak, bu bir emirdir' dediğini ileri süren Aşut, "Silahlık açıldı ve hepimiz silah aldık, sonrada ismini bilmediğim kır saçlı Albay ya da Yarbay rütbesindeki bir kişi benimde aralarımda bulunduğum 5 kişiyi seçerek helikopter pistine gönderdi ve bize 'Komutanınızı vuracaklar, buraya helikopter indirmeyin' diyerek yanımızdan ayrıldı" ifadelerine yer verdi.

Daha sonra 2. No'lu nizamiye bölgesine gittiklerini ve burada Yüzbaşı Kemal Keskin'in olduğunu kaydeden Aşut, "Burada Kemal Yüzbaşı 'Allah'ım sana geliyorum, şehit oluyorum. Ödüllerin en büyüğünü aldım' şeklinde dua ediyordu. Nizamiye lambalarına ateş eden Kemal Yüzbaşı bize 'aslanlarım' diyerek de helva dağıttı" dedi.

İlerleyen saatlerde Binbaşı İbrahim Dede'nin karargah dışındaki sivillere doğru ateş ettiğini ve bu sırada damperli kamyonun üstünde duran birinin vurulduğunu ve yere düştüğünü gördüğünü anlatan Aşut, "Hatta sonradan kamyona çıkan bir kişi de İbrahim Dede'ye doğru küfür edince yeniden o tarafa doğru ateş etti. Sonra İbrahim Binbaşı bani göndererek 'Git koğuşta kim varsa söyle buraya gelsinler' dedi.

Sonrasında kaçarak koğuşlar bölgesine gittiklerini ve burada silahlarının odaya kilitlediklerini belirten Aşut, bir süre sonra da 1 No'lu nizamiyeden polislere teslim olduklarını söyledi.

Diğer tutuksuz sanık erlerde aynı şekilde 15 Temmuz'da yaşananları anlattı.

Tutuksuz sanıklardan onbaşı Ali Göktaş, Trabzon'dan SEGBİS sistemiyle bağlanarak savunma yaptı. Göktaş, sabah saat 08.30 sıralarında koğuşta oldukları sırada bir başçavuşun 'daha güvenli olacağını söyleyerek' kendilerini emniyetli bir yere götürdüğünü belirterek, "Bir süre burada bekledik. İsmini İbrahim Dede oluğunu öğrendiğim Binbaşı bize silahlanmamızı söyledi. Hatta 'Ordu Komutanını almaya geldiler. Komutanımızı vermeyeceğimiz' dedi. Bunun üzerine silahlandık. Doldur, boşalta gittik. Orada bana şarjör verdiler" dedi.

Çatışmalar devam ederken, Altay Kışlası'ndan izinsiz çıkan ve darbe girişimine destek vermek için 2'nci Ordu Karargahı'na giden ZPT'nin duvara çarptığını gördüğünü ifade eden onbaşı Göktaş, şunları söyledi:

"Bir asker ZPT'den dışarı doğru sağa sola ateş ediyordu, korktum. Sonra ZPT'den ateş eden şahıs dışarı atladı ve ateş etmeye devam etti. Bu sırada İbrahim Dede Binbaşı da bana 5-10 metrelik mesafedeydi ve çatışmalar devam ediyordu. Ben, ZPT'den inen şahsa durmasını söyledim ancak o sağa sola ateş etmeye devam etti. Karşı konferans salonunun orada polisler vardı, oraya doğru da ateş etti ben kendimi yere attım. Yeniden şahsa durmasını söyledim ama orada duran park hakindeki araçların lastiklerine ateş ettim. Ateş edersem bu şahsın korkacağını düşündüm ama bu şahıs durmayınca ayaklarına doğru 2-3 el ateş ettim, ayaklarından vurdum. Sonradan ZPT'den çıkan bu şahsın Altay Kışlasından Yarbay (Yarbay Ahmet Üçbudak) olduğunu söylediler."

Tutuklu Binbaşı İbrahim Dede'nin kendilerine "Polis, jandarma, sivil kim içeri girerse vurun" emri verdiğini belirten onbaşı Ali Göktaş, "İçeriden ve dışarıdan ateş sesleri geliyordu. Ateş yoğunlaşınca ben sürünerek birliğe doğru ilerledim yanımda er arkadaşlarımız ile Binbaşı İbrahim Dede vardı. Kapalı olan kapıyı kırarak, karargah binasına girdik. Orada Serdar Paşa ve Zeki Paşa ile karşılaştık, ellerinde silah vardı. Binbaşı İbrahim Dede ile aralarında bir konuşma geçti. Binbaşı, bizi 'bu kata yerleştireceğini ve kim gelirse vurun' emrini verdi. Oraya doğru gelen ya da ateş olan olmadı. Bizde kimseye ateş etmedik" dedi.

"TEL ÖRGÜDEN BABANIZ GEÇSE VURUN"

Tutuksuz er Ömer Faruk Hezer, Binbaşı İbrahim Dede'nin "tel örgüden asker, polis, sivil, halk, hatta babanız olursa olsun kim girerse grisin vurun" emri verdiğini iddia etti. Hezer şunları söyledi:

"Koğuşa doğru ilerlerken ismini bilmediğim bir er, 'bomba yüklü bir tankın kışlaya saldıracağını' söyledi. Mevzilenmiştik, kışlanın dışından içeriye bir tank girdi ve çatışma sesleri yükseldi. Tankın önüne doğru bir el ateş ettim. Bize, 'dışarıdan kim gelirse gelsin ateş edin' emri verildiği için ateş ettim. 'Ateş etmeyin' diye emir alsaydım ateş etmezdim. Sadece bir kez tankın önüne ateş ettim. Tankın olduğu yerden de bize ateş ediliyordu. Tanktan birinin indiğini de gördüm bunun üzerine otopark bölgesine doğru geri çekildim. Geri çekilirken, havaya doğru 1-2 el ateş ettim. Koğuşa gittim, oradayken telefon irtibatı kurdum. Silahlarımızı İsa Başçavuşun odasına kilitledik, kendisi de oradaydı. Silah sesleri gelmeye devam ediyordu. Öğlen saatlerine doğru Üsteğmen Hüseyin Çakıcı yanımıza gelerek 'ne yapmak istediğimizi' sordu, bizde 'teslim olmak' istediğimizi söyleyince, 'Tamam' dedi. Daha sonra toplu olarak teslim olduk."

Kendisine ve arkadaşlarına emrin sorgulanmayacağının öğretildiğini ifade eden Hezer, "Bize 'dışarıdan Ordu Komutanımızı almaya gelecekler, ölsek de Ordu Komutanımızı teslim etmeyeceğiz' dediler. Ben ve arkadaşlarım bize verilen emri sorgulanmayacağı nedeniyle yerine getirdik" dedi.

'ATEŞ EDEMEYECEĞİMİ' SÖYLEYİNCE AYAKLARIMA DOĞRU ATEŞ ETTİ

Onbaşı Emre Uçar, darbe girişimi esnasında öldürülen darbeci Binbaşı Fatih Kılınç'ın 'ateş et' emrine karşı çıktığı için ayaklarının önüne 2 kez ateş ettiğini söyledi. Uçar, şunları anlattı:

"03.00-04.00 sıralarında Üsteğmen Hüseyin Çakıcı'nın sesini duydum, 'kıyafetlerinizi giyin, aşağı inin' sesini duydum. Aşağı indik Fatih Kılınç Binbaşı vardı, mühimmatlarımızı alıp AMM'ye (Ani Müdahale Mangası) geçmemizi söyledi. Mühimmat aldık, AMM'ye geçtik. AMM'ye yakın sağ tarafından otoparka yerleştirdik, bir müddet otoparkta bekledik. Fatih Kılınç, 'içeriye sivil, asker, polis, vatandaş kim gelirse gelsin vurun, kimseyi kışlaya sokmayın' şeklinde söyledi. Bu emirler üzerine 'ağabeyimin polis olduğunu ateş edemeyeceğimi söyledim' ayaklarımın önüne doğru 2 kez ateş etti. Bunun üzerine havaya doğru 2 kez ateş ettim."

Kışlanın duvarına bir tankın çarptığını ve tankın üzerinde Yarbay Ahmet Üçbudak'ı gördüğünü kaydeden Uçar, ifadesini şöyle sürdürdü:

"Tankın geldiğini gördüm. O esnada çatışma yoğundu. Çok ateş geliyordu, ben iki ateş arasındaydım. Tankın üzerinde birini gördüm, tankın duvara vurduğunu gördüm. Tankın birinin kışla içerisine atladığını ve tankın üzerinden kışlanın dışına doğru ateş ettiğini gördüm. Tank duvara vurdu, yarısı içeri girdi, yarısı dışarıda kaldı. Bir kişi atladı ve içeri girdi 7-8 adım attıktan sonra yerde olduğunu gördüm, kanlar akıyordu, yaralandığını anladım. Bu şahsa en yakın durumda bendim, kim olduğunu sordum, 'Ahmet Üçbudak ve Yarbay' olduğunu söyledi. Arkamızda İbrahim Dede'yi gördüm. Dede'ye seslendim bu şahsın kim olduğunu söyledim. Bana 'gitmememi ve orada kalmamı' söyledi. Hatta 'kim gelirse gelsin vurun' dedi. Hem içeriden hem dışarından ateş ediliyordu. Bulunduğum aracın lastikleri ve camları isabet almıştı. Ahmet Yarbay'ın çok kan kaybettiğini gördüm. Bu sırada kışladan da beyaz tişört sallayan birisi yanımıza geldi. Gelen şahıs komutan olduğunu' söyledi ama ben kim olduğunu bilmiyordum. Olay sırasında çok korkmuştum. İki kere kaçmaya çalıştım ama kaçamadım çünkü içeriden ve dışarıdan yoğun ateş geliyordu. Yarbay çok kan kaybediyordu, tanktan 2-3 kişinin indiğini gördüm. Yaralı Yarbay'ı kışlanın dışarına çıkarttık, polislere teslim olduk."

"LLAH'IM SANA GELİYORUM, ONLARIN ARABALARINI BOZ"

Tutuksuz er Ömer Öztunç, Ani Müdahale Mangası (AMM) çavuşunun '10 kişinin AMM'ye gitmesi gerektiğini' söylediğini anlatarak, kendisinin de aralarında bulunduğu 10 kişinin AMM'ye gittiklerini ve sırayla 3 nolu kulede nöbet tuttuklarını kaydetti. Gece saat 03.00-04.00 sıralarında Üsteğmen Hüseyin Çakıcı'nın yanlarına gelerek, kendisini çağırdığını ve birlikte nizamiyeye gittiklerini ifade eden er Öztunç, şunları anlattı:

"Üsteğmen bizi Kemal Yüzbaşı'nın yanına bırakıp ayrıldı. Çatışmalar dışarıdan içeriye içeriden dışarıya ateş ediliyordu. Kemal Yüzbaşı ve yanındaki 2-3 kişi de ateş ediyorlardı. Jandarma ve polis genelde havaya, bazen de bize doğru ateş ediyorlardı. Kemal Yüzbaşı bunun üzerine 'sivil, polis, jandarma içeriye girene sıkın, eğer sıkmazsanız ben sizi vururum, mermileri sayarım' diyerek ateş emri verdi, ben de korktuğum için havaya ateş ettim. Kemal Yüzbaşı çok heyecanlıydı, elindeki MP5 ile nizamiyedeki lambaları patlattı. Kemal Yüzbaşı bir ara dua etti, 'Allah'ım sana geliyorum, onların arabalarını boz şeklinde' sözler söyledi. Bir süre sonra Kemal Yüzbaşı'nın AMM'de askerlere helva dağıtıp, kahvaltı yaptığını gördüm."

"DIŞARIDA BULUNAN VATANDAŞLARA ATEŞ ETTİ"

Tutuksuz er Şerif Çıldır, Binbaşı İbrahim Dede'nin dışarıda bulunan vatandaşlara doğru ateş ettiğini söyleyerek ifadelerine şöyle devam etti:

"Askerleri bando binasının yanındaydık. Binbaşı İbrahim Dede ile aramda 35-40 metre vardı. İbrahim Dede'nin ilk mahkeme sorgusu sırasında 'bende sivil vatandaşa ateş ettiğimi söylüyorum' dedi. Dışarıda iş makineleri vardı ve o iş makinelerini ben de gördüm sivil kişiler vardı. Aramızdaki mesafe nedeniyle ne dediklerini duyamıyordum ama içeri doğru bağırıyorlardı. Araçların üzerinde kaç sivil vatandaş olduğunu hatırlamıyorum."

"YÜZBAŞI 'ALLAH'IM ŞEHİT OLUYORUM, ÖDÜLLERİN EN BÜYÜĞÜNÜ ALDIM' DEDİ"

Tutuksuz er Nazım Aşut, darbeci Yüzbaşı Kemal Keskin'in elindeki MP5 silah ile polislere ateş ettiğini kaydederek, "Kır saçlı bir albay benimde aralarında bulunduğum beş kişiyi seçerek, 'komutanımızı vuracaklar, buraya helikopter indirmeyin' diyerek yanımızdan ayrıldı. Yarım saat sonra geldi bizi 1 Nolu nizamiyeye götürüp, Kemal Yüzbaşı'ya teslim etti. Kemal Yüzbaşı 'Allah'ım şehit oluyorum, ödüllerin en büyüğünü aldım' şeklinde dua ediyordu. Elindeki silahla nizamiye lambalarına ateş etti, 'aslanlarım' diyerek helva dağıttı. Elindeki MP5 silah ile polislere doğru ateş etti, polislerde ona karşılık verdi" dedi.

Er Nazım Aşut, Binbaşı İbrahim Dede'nin sivillere ateş ettiğini öne sürerek, "Sinirle sivillere doğru, yanlış hatırlamıyorsam G3 tüfekle ateş ediyordu. Bu sırada damperli kamyona binen birini vurdu. Bu kişi yere düştü. Hatta sonradan kamyona çıkan bir kişi de İbrahim Dede'ye doğru küfür edince yeniden o tarafa doğru ateş etti" dedi.

Tutuksuz Er Abdi Y. savunmasında, darbe girişimi sırasında gece saatlerinde komutanlık katında bir hareketlilik görüldüğünü ancak kendisinin nöbet yerinde bulunduğu için ne olduğunu anlamadığını belirtti.

Nizamiyede çatışmaların yaşandığını anlatan Abdi Y, "belki vurulurum" korkusuyla havaya bir kez ateş ettiğini ifade etti.

Mahkeme Başkanı Vedat Koç, Abdi Y'nin savunmasının ardından, duruşmayı tamamladı.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

09.03.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

9 Mart'ta Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonu'nda görülen davada savunma yapan Adem Huduti, 15 Temmuz'da 'Yurtta Sulh Konseyi' tarafından yayınlanan mesajda görevlendirme listesi bulunduğunu belirterek, 'Kalın bir kalemle belirtilmiş bir sıkıyönetim mesajı vardı. Mesajı inceledim. Son imzalara bakınca o anda bu emrin uygunsuz bir emir olduğunu, uymayacağımızı emrettim.' şeklindeki iddiasına yer verdi.

Konutundan dışarı çıkmadan önce Genelkurmay İkinci Başkanı'nı aradığını aktaran Huduti, 'Kendi yoktu, hanımefendiye ne olup bittiğini sordum. Heyecanlı bir sesle uçakların çok alçaktan uçtuğunu, Ankara'da bombaların atıldığını söyledi. Olay daha vahim hale geldi. Karargaha gidip, yönetimi elime almak istedim.' diye savunma yaptı.

Makamındaki telefon görüşmelerinin büyük bölümünü askeri hat olan 'tafix' üzerinden yaptığını anlatan Huduti, 'Cep telefonlarıyla da görüştüm. Olayın gizliliği nedeniyle uzun hattan görüştüm. Benim hatırladığım iki tuğgeneral ve Bahadır Erdemli ile birlikte odaya girdik. İkisi de darbeyle ilgili bir şey beyan etmediler. Avni Angun Paşa beni aradı; 'Komutanım karargaha gelemiyorum, kapıda silahlı askerler beni geri çevirdi' dedi. O zamana kadar bizde böyle bir olay olacağını düşünmedim.' ifadelerini kullandı.

Mahkeme Başkanı Vedat Koç, Malatya Valisi Mustafa Toprak ile saat kaçta görüştüğünü sorması üzerine Huduti, ilk görüşmeyi saat 00.00'da yaptıklarını öne sürdü.

Evden çıktığında saat 23.50 gibi cep telefonundan bir kez Vali Toprak'ı aradığını ancak ulaşamadığını savunan Huduti, bu sırada mahkeme başkanı Koç'un 'Daha önce arama fırsatınız olmadı mı?' sorusu üzerine 'Daha önce bir talebim olmadı. Yatakta uyuyordum. Ne olduğunu bilmiyordum. Giyindim, aşağı indim ve aracıma bindim. Bindikten sonra bağlayın (telefonları) diye emirlerimi verdim.' dedi.

Mahkeme Başkanı Koç'un 'Bunca yıllık askeri hizmetin olduğunu söylüyorsun. Terör örgütü FETÖ'yü hiç sezmedin mi, güçlendiğinin farkına varmadın mı?' sorusu üzerine Huduti, 'Hayır sezmedim çünkü bu tip konular Genelkurmay istihbarattan alınır. Bu alınan personeller hakkındaki bilgilerinde olumsuz hiçbir belge, bilgi yok. Buradaki personelin hemen hemen hepsini göreve başladığımda tanıdım, personeli tanımak için zaten vaktim olmuyor.' yanıtını verdi.

Koç'un 7. Ana Jet Üssü Komutanı Emin Ayık'la görüşüp görüşmediğini sorması üzerine Huduti, 'Akşam durum hakkında bir bilgi aldım. Uçak kalkmayacağı konusunda bilgi verdi. Avni Paşa saat 04.00-04.30 sıralarında 4 uçak indiğini söyledi. Daha sonra 6 uçak indiğini öğrendiğini, sonra emniyetle birlikte hareket ettiğini ve uçakların kendi komutanlığının izniyle indiğini bana iletti.' dedi.

Darbe girişiminde 1'inci, 3'üncü ve Ege Ordu Komutanlarıyla birçok kez telefonla konuştuğunu iddia eden Huduti, o gün çok yoğun telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

Ankara'da bulunan kitapların kendisine ait olup olmadığı ve üzerlerindeki işaretlemelerin kendisi tarafından yapılıp yapılmadığı sorulan Huduti, kitapların kendisinin olduğunu belirterek, 'Okuduğum tüm kitapları işaretlerim. Ben Ergenekon ve Balyoz'la ilgili o dönem tüm kitapları aldım. Emekli olunca tekrar inceleyecektim.' dedi.

'Daha erken bir saatte basın açıklaması yapma imkanı bulmadınız mı?' sorusu üzerine ise Huduti, imkan bulamadığını, sorumluluk alanında olan 17 kentteki darbe girişimini engellemek için çalıştığını ileri sürdü.

Şu anda 2. Ordu Komutanı olan, dönemim Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel ile görüşmesinin detaylarının sorulması üzerine Huduti, 'Silahlara, mühimmata sahip olmasını, bu durumun doğru olmadığını, gelen her talimatta benden ve kurmay başkanımdan sözlü emir almasını ifade ettim.' iddiasında bulundu.

Huduti, 'Darbecilerin beni Ankara'ya götürmesiyle ilgili önceden bir karar alındığını değerlendiriyorum. Kara havacılık alayına gitmeleri benim konutuma gelişlerinden öncedir.' dedi.

'Odanızda size silah doğrultuldu mu?' sorusuna da Huduti, 'Albay Bahadır Erdemli tarafından doğrultuldu. Bahadır Erdemli ve Mustafa Serdar Sevgili'nin silahlarını Sedat Kaya aldı. Her ikisinin de silahı benim odamda alındı.' yanıtını verdi.

Huduti, kendisine bağlı birlikler ve yaptığı çalışmalar hakkında bilgi vererek, darbe girişimine ilişkin Ankara'daki ilk FETÖ iddianamesinde adının geçmediğini savundu.

Kendisine yönelik suçlamaların detaylı incelenmesi gerektiğini savunan Huduti, Malatya'da darbe girişimi sırasında yaşananlara ilişkin, "Darbecileri derdest ederek Türk adaletine teslim ettim. Sorumluluk bölgemde sadece Malatya'da bir kişinin ölmesi haricinde hiçbir can kaybı olmamıştır. Türkiye genelindeki şehit ve yaralı sayısına bakıldığında yapılan faaliyetin başarılı olduğunu belirtmek isterim. Emeği geçen komutanları, kurmay başkanı ve beni korumakla görevli emir subayıma görevlerini başarıyla yaptıkları için teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

Huduti, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianameyi defalarca okuduğunu ve anlamaya çalıştığını belirterek, şöyle savunma yaptı:

"İddianamede terör örgütüne üye olmakla suçlanıyorum. Hayatımın hiçbir safhasında FETÖ ile ilgili hiçbir faaliyetim olmadı. Yaşam biçimim gereği bana uyuşmaz. Ağabeyini, ablasını, hiç kimseyi bilmem, bankalarını kullanmadım, bilgisayar ve cep telefonlarına yüklenen o programları bilmem, hiçbir dönemde himmet parası vermedim. Eşim ve oğlum da benim gibi hayatlarının hiçbir safhasında bu terör örgütleriyle irtibatlı ve ilişkili olmamıştır."

Darbe girişimini İstanbul'daki oğlunun telefonla aramasıyla öğrendiğini öne süren Huduti, şöyle devam etti:

"Bu zamana kadar yatağımda uyuyordum, televizyonu bile açmadım çünkü 12 ve 14 Temmuz arasında Gaziantep-İskenderun-Adana ziyaretlerim olmuştu. Daha sonra Kurmay Başkanı Avni Angun, bölgemizde helikopter uçuşlarının yasaklandığını belirtti. Bunun dışında darbeyle ilgili ne Genelkurmay Başkanlığı ne karargah ne bölgemizdeki mülki amirlerden herhangi bir bilgi tarafıma ulaşmadı."

Darbecilere yardımcı olmak için kimseye emir vermediğini savunan Huduti, "Darbeci hiç kimseyle görüşmedim. Sorumluluk bölgemde darbenin engellenmesi için tüm gücümle çalıştım. 'Çocuklar ne yaptınız, beni de yaktınız.' şeklinde bir söz kullanmadım. Darbeciler beni Ankara'ya götürmek istediler. Kurmay Başkanım, Kara Havacılık Alay Komutanı'nı arayarak, bunu engellemiştir. Elimizde birkaç kez fırsat varken, darbecileri etkisiz hale getirmediğimiz, darbecilere süre kazandırdığımız iddiaları doğru değildir." iddialarında bulundu.

Huduti, "Yurtta Sulh Konseyi"'nin "Harekat Yıldırım" öncelik dereceli gizli mesaj formunda "Görevine devam" olarak isminin geçmesi iddiasını da kabul etmeyerek, "İsmimin orada geçmesi bir ödüllendirme değil, bir cezalandırmadır." şeklinde savunma yaptı.

"Ne yaptınız çocuklar, beni de yaktınız" sözleri iddianamede yer almıştı

Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Ergül Yılmaz ve Başsavcıvekili Mehmet Badem tarafından 28'i tutuklu 76 sanık hakkında hazırlanan ve Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 165 sayfalık iddianamede, dönemin 7. Ana Jet Üs Komutanı Emin Ayık'ın cezaevi girişinde Huduti'ye, "Olmadı işte komutanım, başaramadık." dediği belirtilmişti.

İddianamede, "Şüpheli Adem Huduti'nin tutuklandıktan sonra diğer şüpheliler Avni Angun ve Emin Ayık ile Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevki sırasında, Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu girişinde, mahkum kabul bölümünde ilk kez karşılaştıkları, şüphelilerin kişisel malzemelerinin bulunduğu yere gittikleri sırada Adem Huduti'nin daha önceden görüşmediği ve araçtan indirildiği yerde gördüğü şüpheliler Avni Angun ve Emin Ayık'a, 'Ne yaptınız çocuklar, beni de yaktınız.' şeklinde beyanda bulunduğu, 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın da 'Olmadı işte komutanım, başaramadık.' şeklinde karşılık verdiği, Avni Angun'un da 'Biz ve sizi' şeklinde söylemde bulunduğu, şüphelilerin sevkine refakat eden jandarma görevlileri İ.M, S.K. ve R.P'nin beyanları ile 23 Temmuz 2016 tarihli tutanaktan anlaşılmıştır." ifadelerine yer verilmişti.

Huduti daha sonra sanık avukatlarının sorularını yanıtladı.

Eski Ordu Komutanı Adem Huduti'nin savunmasının ardından mahkemenin öğleden sonraki celsesinde davanın 2 numaralı sanığı olarak yargılanan 2. Ordu Kurmay ve Garnizon eski Başkanı Avni Angun'un savunmasına geçildi.

15 Temmuz darbe girişiminde Yurtta Sulh Konseyi tarafından hazırlanan yönetim kadrosunda Malatya'da sıkı yönetim komutanı olarak gösterilen Avni Angun, savunmasına Adem Huduti gibi darbe girişimini kınayarak başladı. Angun, "Hiçbir şekilde içerisinde yer almadığım ve hayatım pahasına mücadele ettiğim asla tasvip etmediğim bu darbe girişiminde hayatını kaybedenlere rahmet yaralılara acil şifalar diliyorum" diye konuştu.

36 yıl askerlik mesleği içerisinde bulunduğunu ifade eden Angun, 2015 askeri şurası ile Malatya 2. Ordu Komutanlığındaki görevine tekrar atandığına şaşırdığını söyledi. Darbe girişiminde basın yolu ile suçluymuş gibi gösterilmeye çalışıldığını ve işlenen suçların şahsına mal edildiğini iddia eden Angun, iddianamede yer alan suçlamalara cevap verdi.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile hiçbir bağlantısının olmadığını ileri süren Angun, "Ben veya çocuklarım bunların dershanelerine gitmedik, bankalarını kullanmadık, yardım yapmadık, toplantılarına iştirak etmedim abilere katılmadım. Gazete, kitap temin veya takip etmedim yurt dışı birimlerini ziyaret etmedim. MİT'in açıkladığı Byloock kullanıcısı listesinde yokum. Ev ve iş yerlerinde tüm malzemelerim hatta akrabalarım da bu işe tabi tutulmuş ancak bir şey bulunamamış" dedi.

Albay rütbesinde iken ilk 3 sicil numarasında olmasına rağmen sancağı olan alay yerine komutan yardımcılığına atandığını ileri süren Angun, "2008'de generalliğe terfi etmeme rağmen 1 yıl daha bekletilerek cezalandırıldım. Hemen hemen herkesin yurt dışına göreve gönderildiği zaman ben gönderilmedim. Üniversite sınav sorularının çalındığı yıl çocuğum üniversite sınavını kazanamadı. Alınan örgütün üyesi olsaydım bu tür konularda kendime destek sağlanması lazımdı. Somut delile dayalı bir işlem bulunamamıştır. Ankara'daki iddianamede yurt sulh konseyinde ismim bulunmamıştır" ifadelerin kullandı.

Meslekten ihracının hukuksuz bir işlem olduğunu ileri süren Angun, "Başkalarının eyleminin cezası bana çektirtilmeye çalışılmıştır. Bu konuda ilgili mahkemelere itiraz başvurum bekletilmektedir. Alınan örgüt ile ilişkim yok iken iddia makamı hangi delile göre bunu öne sürmüştür" dedi.

Hayatı boyunca FETÖ/PDY terör örgütü ile bir ilişkisinin olmadığını öne süren Angun, "Kaldı ki o gece kanunlara karşı olanlara direndiğim için 3 kez ölümün direğinden dönmüşümdür" ifadesini kullandı.

15 Temmuz darbe girişimini tesadüfen saat 23.00 sıralarında televizyondan öğrendiğini iddia eden Angun, "Ben olayları öğrendiğimde askeri hareketliliğin üzerinden 3 saat geçmişti. Herkesin hatırlayacağı üzere bu durumun bir takım askerlerin kalkışması ile oluştuğu ve başarısızlık ile sonuçlandığı ortadaydı. Bunun karşısında biran önce komutanları arayarak silah ve mühimmatlara sahip çıkmasını istedim" dedi.

Silahlı askerler tarafından evinin basıldığını ve can güvenliğinin olmadığını savunan Angun, karargahta da olduğu süre zarfında makamında tek başıma kalamayacağını düşünerek ordu komutanının odasına gittiğini söyledi. Güvenlik kamerası görüntülerini de yansıyan kendisine karargah koridorunda silah çekilmesi olayını anlatan Angun, "Silahı almak için hamle yaptım ancak beni iteledi, ateş etmesin diye sakin olsun diye geri çekildim ve oradan kurtuldum. Bu sırada orada bulunan diğer rütbeliler müdahale etmedi kimse engel olmadı" İfadelerini kullandı.

Darbecilerin derdest edilmesi teklifinde bulunduğunu savundu

Darbe gecesi eski Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti'ye darbecilerin derdest edilmesi teklifinde bulunduğunu savunan Angun, "Söz ve emirleri dinlemeyenleri oturup bekleyecek halimiz yok. Bunların önlenmesi gerekiyor. Bunların ellerini ayaklarını bağlayıp derdest edelim dedim. 3-4 güçlü personel gerekiyordu. Biz tabiri yerindeyse iki tane yaşlı adamız, bizim fiziki olarak mücadele edecek durumumuz yok. 3-4 adam istedim güçlü ve kelepçeli. Aradan zaman geçmesine rağmen kimse gelmeyince dışarı çıkıp baktım" dedi.

Albay Bahadır Erdemli'nin ellerini kelepçelediğini ve 5 saat boyunca alıkonulduğunu savunan Angun, "Benim içerideki faaliyetlerimi öğreniyorlar. Bir astın bir üstüne bu şekilde bir emir verir gibi konuşması temayüllere de aykırı. Albay Bahadır Erdemli bana silahı doğrulttu yakın mesafeden, emir subaylardan biri koluna girerek sakinleştirdi. Sadece maruz kaldığım bu muameleler bile darbe teşebbüsünde bulunanlarla bir olmadığımızın en açık göstergesidir" diye konuştu.

"Bilgi ve rızam dışında ismim sıkı yönetim komutanı olarak yazılmıştır"

İddianamede de yer alan isminin Yurtta Sulh Konseyi tarafından sıkı yönetim komutanı olarak yazılmasından habersiz olduğunu sunan Angun, "Bilgi ve rızam dışında ismim sıkı yönetim komutanı olarak yazılmıştır. Bu listeyi kimlerin oluşturduğunu bilmiyorum. Bu düzmece sahte bir evraktır. Her ne kadar sahte listeye ismim yazılmışsa da kanunlara bağlı biri olarak darbeye karşı duruşumu sürdürdüm. Daima kanunların yanında oldum, bu çizgiden hiç çıkmadım" diye konuştu.

Darbe girişimi sırasında karargahtan kimlerin kalkışmada yer aldığını bilmediğini ileri süren Angun, "Darbe girişimcilerini tek tek derdest edebilmek için destek istedik ancak destek gelmedi. Elde ettiğim bilgileri il jandarma komutan vekiline telefonla ilettim. As birliklerine benim ismimi görseniz bile sesli emrimi almadan hareket etmeyeceksiniz diyerek emir verdim" ifadelerine yer verdi.

İddianamede imkanı olduğu halde darbecileri derdest etmediği algısının oluşturulduğunu savunan Angun, "Sayın Vali o gece 30 kişi ile nizamiyede 1 kişiyi derdest edemiyor da ben 1 kişi olarak 30 kişiyi nasıl derdest edeyim. Ben can güvenliği olmadığı için ordu komutanının odasına sığınan birisiyim" şeklinde konuştu.

Olay gecesi Malatya Valisi Mustafa Toprak'ın kendisini aramadığını iddia eden Angun, "Sayın valimiz beni davet etmiş olsaydı çok etkin bir şekilde önlem alabilirdik. Ben kriz merkezinde olsaydım daha başarılı olurduk diye düşünüyorum. Karargahın her tarafını çok iyi bilirim, operasyonu bizzat yönetir gerekirse şehit olmaya razıydım. Ama karargahta bir tabanca ve 5 mermi ile bu işi tek yapamam. Ama dışarıda olsaydım 1 saat içerisinde bu operasyon biterdi. Kriz merkezinde bulunmayı gönülden isterdim. Adaletin yerini bulacağını ümit ediyorum" ifadelerine yer verdi.

Darbe girişimiyle ilgili hiçbir kastı, kusuru olmadığını savunan Angun, darbe girişimindeki olaylarla ilgili basın yayın organlarında çıkan haberlerin kamuoyunda psikolojik baskı oluşturduğunu öne sürdü.

16 Temmuz'da yıllık izne çıkacağını iddia eden Angun, her gün tıraş olduğu için evindeki malzemelerin eski olduğunu, bu nedenle sivil aracı göndererek karargahtaki daha az kullanılmış tıraş malzemesini aldırmak istediğini iddia etti.

Angun, "Tıraş köpüğünü almayı planlamıştım, günün yorgunluğuyla unuttum. Daha sonra sivil aracı gönderdim. Kapıyı aralayarak görüştüğüm şoför, Kemal Yüzbaşı'nın kendisine denetleme olduğunu, küfrettiğini ve almadığını söylemesi üzerine şaşırarak 'Allah Allah' dedim ve moralim bozuk şekilde kapıyı kapadım." dedi.

Darbe girişimiyle bağdaştırılmasının mantıklı olmadığını savunan Angun, araç sürücüsü ve Kemal Keskin Yüzbaşı'nın aralarında geçen küfürleşmenin de kendisini bağlamadığını iddia etti.

FETÖ/PDY'nin tesisine, maliyesine iştirak etmediğini öne süren Angun, "Ben veya çocuklarım dershanelere gitmedik, bankaları kullanmadık, yardım yapmadık, toplantılarına iştirak etmedim. Gazete, dergi, kitaplarını takip etmedim. Yut dışına gitmedim. Haberleşme sistemlerine dahil değilim, ByLock kullanıcı listesinde de ismim yoktur. Evim ve iş yerindeki malzemelerim incelenmiş, herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır." iddialarında bulundu.

Darbe girişimini televizyondan öğrendiği andan itibaren kalkışmaya karşı olduğunu, bu duruşunu da sürdürdüğünü ileri süren Angun, savunmasına şöyle devam etti:

"Sahte ve kanunsuz bir listeye ismim yazılmış olsa da benim bu listeden bilgim yoktur. Darbe girişimcileri tarafından yayımlanan hiçbir mesaja itibar etmedim. Bu sıfatla darbecilerle hiçbir ilişkim olmadı. Daima kanunların yanında oldum bunun hiç dışına çıkmadım. Bu listeyi yazan Yurtta Sulh Konseyi denen merkez. O merkeze de bir de yardımcı atadıklarını görüyorum. Bunlardan biri de Malatya'da. O akşam darbe girişimcileri benim kurmay başkanı olarak verdiğim emirleri yerine getirmemiştir. Sıkı yönetim komutanı olmam söz konusu değildir. Görevi kabul etmeyeceğim kanaatiyle evime silahlı kişiler gönderdiklerini değerlendiriyorum. Olayı öğrendiğim saatlerde benim tüm gayretim darbe girişimini önlemeye yöneliktir."

"3 kez ölümden döndüm"

Başkalarının eyleminin cezasının kendisine çektirilmeye çalışıldığını savunan Angun, "Anılan örgütün hiçbir aşamasında, hiçbir faaliyetinde ilişkim yoksa iddia makamı hangi delillere dayanarak bunları söylemiştir? Hayatım boyunca ilişkim olmadı, 15 Temmuz'da birden ortaya çıktım. Kanunlara aykırı hareket edenlere karşı direndiğim için 3 kez ölümden döndüm. Bu durumun bir kısım askerin girişimiyle oluştuğu ve başarısızlıkla sonuçlandığı gerçektir. Biz de süratle önlem aldık, silah, mühimmat ve personele sahip çıkmaları yönünde emir verdik. Ben sorumluluğumdaki herkesi aradım, bir kısım aranmadığını iddia etse de." diye konuştu.

"Bana direkt silah çekildi, hamle yaptım"

" Ordu komutanını emriyle karargaha gitmek için evden çıkmak isterken bir kısım başka askerler tarafından evim basılarak hürriyetim engellendi" iddiasında bulunan Angun, şunları öne sürdü:

"Koruma tedbirleri aldırdım. Her ne kadar başlangıcında şok yaşasam da bu kişilerin daha ileri gitmelerine karşı ordu komutanı emriyle kanun dışı hareket edenlerle mücadele ettim. Karargaha gittiğimde ilk iş olarak nizamiyedeki Kemal Yüzbaşı'nın faaliyetlerini bertaraf etmeye çalıştım. Bana silah çekildiğinde kimsenin yardım etmemesi üzerine yalnız kaldığım ortaya çıkmıştı. Bana direkt silah çekildi, hamle yaptım. Can havliyle insan ne yaptığını bilemiyor. Hamle yaptım, beni iteledi ve silahı aldı. Baktım çaresizim, ateş etmesin, durumu normalleştirelim diye oradan ayrıldım. Bunu engellemek için kimse müdahale etmedi. 'Darbecilerin ellerini ayaklarını bağlayıp derdest edelim' diye Ordu Komutanına söyledim. Biz iki yaşlı adam, fiziki olarak mücadele edecek durumumuz yok. Komutanımız da fiziki olarak müdahale edemez. 3-4 güçlü adam istedik. İçeride sürekli bir faaliyet vardı. Kimse gelmeyince bulunduğumuz odanın dışına çıkarak, kim var diye baktım. Emrin sonucunu araştırmak istediğimde Yarbay Suat 'Kimse kalmadı' dedi. Silah ve sayı olarak aleyhimize dönen vahim bir tablo vardı. Kamera görüntülerine resim şeklinde bakıldığında farklı anlam yüklenebilir. Darbecilerden Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili'ye, 'Meramınız nedir' dediğimde, 'Ok yaydan çıktı. Komutanımız Ankara'ya gitse iyi olur' dedi. Bahadır Erdemli, beni ordu komutanının makamından silah tehdidiyle çıkartarak, başka bir odada kelepçelettirdi."

Yakınca Spor Salonunda görülmeye devam eden FETÖ/PDY davasında öğleden sonraki celsede savunma yapan dönemin 2. Ordu Komutanı Tümgeneral Avni Angun savunmasının ardından soruları yanıtladı. 3 kez silah çekilen ve kelepçelenen birisinin darbe teşebbüsünde bulunanlarla bir olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri süren Angun, sıkıyönetim listesinde isminin bulunmasıyla ilgili de, "Bu tür bir liste oluşturulmuş ise bunun cezasını ben değil yazanlar çekmelidir. İddia makamı hiçbir delil ortaya koymadan beni örgüt üyeliği ile suçlamaktadır. Geçmişte olmayan bir yaşam biçiminin bir gecede ortaya çıkması kabul edilemez" dedi.

Tutuklandıktan sonra zor şartlar altında tutulduğunu da ileri süren Angun, "5 ay ailemle görüştürülmedim. Avukatımla sadece 5 dakika görüştüm. Avukatım ile görüşmem gerekçe gösterilmeden haftada bir saat sağlanıyor. Bana getirilen savunma evraklarıma el konulmuştur" iddialarında bulundu.

Kendisi ve ordu komutanının tutumu ile yüzlerce askerin sokağa çıkmasının engellendiğini öne süren Angun, "Ben karargaha gitmesem ordu komutanı yalnız kalacaktır daha farklı şeyler gelişecektir. Darbecilerin dengesini bozduğum asıl amaçlarını gerçekleştiremedikleri ortadadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın direnin demesiyle bende direndim, başkaları gibi kendi ailemle ilgilenmedim. Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı bile derdest edilmişse benim buradaki darbecileri nasıl derdest etmem bekleniyor" diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Vedat Koç'un 'Görevdeyken FETÖ/PDY yapılanmasını hiç sezdiniz mi?' sorusu üzerine Angun, "Benim bulunduğum ortamda asla siyaset konuşulamaz, kesin emir verdim. Herkes kendi işini yapacak, kanunların dışına çıkan bedelini öder. İllegal bir iş var mı diye zaman zaman karargahta dolaşırdım, herkesle sohbet ederdim. Ama bu tür görüşmelerde en ufak bir emare tespit etmiş değilim. Burada benimde birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerin şerefi söz konusu, tespit etseydim bunu cevapsız bırakmam söz konusu değildir" diyerek cevapladı.

Sorulan bir soru üzerin Albay Bahadır Erdemli'nin telefonla Vali ile görüştüğünü ifade eden Angun, 'Darbecilerin başı Albay Erdemli miydi?' diye sorulması üzerine, "Diğerleri daha pasifti, silahı bana çeken Bahadır Albay, bana göre aktif olan oydu, agresif davranan oydu" diye konuştu.

Bir avukatın "Komutanın makam odasında silahlarını aldığınız Albay Bahadır Erdemli ve Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili'yi neden derdest etmeniz?" sorusunu Angun, "Sayın Başkan affedersiniz, çamaşır lastiği ile mi bağlayacaktım, derdest edeceğim" diye cevapladı.

SEGBİS sistemi ile duruşmaya Osmaniye Cezaevinden bağlanan Albay Bahadır Erdemli ise savunmasında tüm iddialara ayrıntılı olarak cevap vereceğini ancak bugünkü duruşmada "Vali ile Bahadır Albay'ın telefonla görüştüğü" iddiasını ilk kez duyduğunu belirterek, bu konunun Vali tarafından teyit edilmesini istedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Vedat Koç ise Vali Mustafa Toprak'ın duruşmada zaten tanık olarak ifadesinin alınacağını söyledi.

Mahkeme başkanı duruşmayı yarın sabah 09.00'a erteledi.

10.03.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonu'nda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde tutuklu yargılanan dönemin İstihkam Alay Komutan Vekili Yarbay İsmail Akın'ın savunması alındı.

Akın, savunmasında, Malatya'daki görevine 11 Temmuz'da başladığını belirterek ne 2. Ordu Komutanlığında ne de İstihkam Alayında kişisel tanışıklığı olan kimse bulunduğunu söyledi.

15 Temmuz akşamı orduevindeyken İstanbul ve Ankara'daki olayları gördüğünü ardından yeni olması ve alay komutanlığına vekalet etmesi nedeniyle Altay Kışlası'na gittiğini aktaran Akın, "Tüm personelin içtimada toplanmasını ve kışlada herhangi bir şey olup olmadığının tarafıma iletilmesini istedim. Eğitim mi, tatbikat mı, sosyal bir olay mı olduğunu o anda bilmek ve sorgulamak mümkün olmaz. Söz konusu faaliyetlerin hepsi ne darbeye teşebbüs ne de darbeye teşebbüs mahiyetinde yapılan çalışmalar değildir." ifadesini kullandı.

Akın, Zırhlı Personel Taşıyıcısı ile Altay Kışlası'ndan dışarıya çıkılmasına ilişkin ise şunları söyledi:

"Kışla kapısının kamyonlarla kapatılması nedeniyle 2 zırhlı araçla Ahmet Üçbudak ile keşif yapmak için dışarı çıktık. Nizamiye açık olsaydı sivil aracımla giderdim. Malatya şehir merkezinde ne yapıldığı konusunda herhangi bir bilgi yoktu. Amacımız darbe girişimine destek vermek değil, durumu anlamaktı. Kışla içerisinde çıkarak durumu öğrenmenin riskli ve tehlike olduğunun farkındaydım. Amacım, Ordu Komutanlığının Kolluk Kuvvetlerinin Toplumsal Olaylarda Desteklenmesi emrini yerine getirmekti. Amacım darbecilere ya darbe teşebbüsü yapanlara destek vermek, anayasal düzeni bozmak, hükümeti düşürmek değildir. Olayları kendi gözümle görmek, sorumluluk üstlenmek amacıyla bu olayı yaptım, bunun dışında herhangi bir amacım olmamıştır. Olay gecesi ya da sabahı kimseyle bir görüşmem olmadı. Kimseye ateş edilmesi ya da farklı bir talimatım olmamıştır. Ordu karargahına desteğe gidileceği ya da darbe teşebbüsü yapanlara destek verileceği talimatım olmamıştır."

İddianamede geçen ve FETÖ/PDY'nin haberleşme için kullandığı "Kakao Talk" yüklemenin suç olduğunu bilmediğini öne süren Akın, bu programın Güney Kore menşeli olduğunu ve 200 milyonun üzerinde kullanıcısı olduğunu savundu.

Kendisinin de Güney Kore'de görev yaptığı sırada bir telefon aldığını ve bu programı yüklediğini öne süren Akın, "2011 yılından beri kullanıyorum. Güney Kore'de eğitim gördüğüm sürece tüm sosyal şeylerde bu program kullanmaktadır. Hem Koreliler hem de meslektaşlarımla görüşmek için bu programı kullanmaya devam ettim. Bu programı kullanmanın suç olduğunu bilmiyordum. Bunu savcı beyin iddianamesiyle öğrenmiş bulunuyorum. Şifresiz, açık bir mesajlaşma programıdır." savunmasını yaptı.

15 Temmuz gecesi söz konusu faaliyet ve eylemlerin hepsinin darbeye destek kapsamında yapılmış eylemler olmadığını savunan Akın, bu faaliyetlerin hepsinin üs komutanlığı tarafından verilen emirler olduğunu ve darbe faaliyetinde bulunmadığını iddia etti.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Malatya'daki 2. Ordu ve 7. Ana Jet Üs komutanlıklarında görevli 28'i tutuklu 76 sanığın yargılandığı davanın dördüncü duruşması sona erdi.

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonu'nda görülen duruşmanın bugünkü bölümünde tutuklu sanıklardan dönemin Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler (MEBS) Alay Komutanı Albay Mehmet Ergün, Kara Havacılık Alay Komutanı Albay Mustafa Özkan, İstihkam Alay Komutan Vekili Yarbay İsmail Akın, dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti'nin Emir Subayı eski Binbaşı Sedat Kaya ve 2. Ordu Komutanlığı İcra Subayı Kurmay Binbaşı Eyüp Kök savunma yaptı.

Kök savunmasında, FETÖ/PDY ile herhangi bir bağının olmadığını ve bu suçlamayı kabul etmediğini savundu. Sıralı amirlerinin dönemin Tuğgenerali Mustafa Serdar Sevgili, Tümgeneral Avni Angun ile Orgeneral Adem Huduti olduğunu, karargahla ordu komutanı arasında köprü görevi gördüğünü dile getiren Kök, şunları anlattı:

"Yaptığım tüm faaliyetler emir komuta çerçevesindedir. Ben o gece yaptığım tüm çalışmaları emir komuta zinciri ve komutanlarımın talimatları üzerine yaptım. O gece birinci sivil amirim Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili'nin mesaiyi terk etmemem talimatı üzerine karargahta kaldım. Verilen talimat üzerine Kara Havacılık Alay Komutanlığına gittim. Ben sadece Mustafa Serdar Sevgili'nin emirlerini yerine getirdim, Sonuçta benim sicil amirimdir. Bahadır Erdemli'nin ' Ordu komutanımız İnsanlı Keşif Uçağı istiyor' demesi üzerine ben gittim. Ben kargaşa ve tartışmanın olduğu sırada karargahta değildim. Ben Kara Havacılık Alay Komutanlığına gittiğimde İnsanlı Keşif Uçağı'nın 1 saat içinde hazır olacağı söylendi. Güvenlik kamerasının açılarını Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili'nin emri üzerine değiştirdim. Kamera kayıtlarını değiştirme saatim 10.35'tir. Bu saatten sonra olayları karartmam mümkün değildir. Vurulan Binbaşı Fatih Kılıç'ın cenazesini saat 11.35'te taşıdığımız kayıtta. Orada cesedi taşımam delil karartmaz. O gece hiçbir şekilde elime silah almadım."

Kök, Mahkeme Başkanı Vedat Koç'un "İKU'nun hazırlanması için Mustafa Serdar Sevgili emir verirken, yanında kim vardı?" sorusuna, " Mustafa Serdar Sevgili'nin yanında, Tuğgeneral Zeki Karataş ve Albay Bahadır Erdemli vardı" yanıtını verdi.

" Fatih Kılıç'ın cenazesini nereye götürdünüz" sorusuna ise Kök, "Hareket Merkezi Komutanın odasına götürdük" şeklinde cevap verdi.

Duruşmada dönemin 2.Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti'nin emir subayı Binbaşı Sedat Kaya savunma yaptı. Ordu Komutanının emir subayı olarak görev yaptığını belirten Kaya, "Ağustos ayındaki Askeri Şurada görev yerinin değişmesi nedeniyle ben de emir subaylığını bırakıp başka göreve geçmek için dilekçe verdim. Hiçbir FETÖ'cünü böyle kritik bir görevi bırakmak isteyeceğini sanmıyorum. Ben ise dilekçe yazarak görevimi bırakmak istedim" diye konuştu.

15 Temmuz darbe kalkışmasının kendisinin telefonla aranmasıyla öğrendiğini belirten Kaya, "Beni arayanların İstanbul ve Ankara'daki durumu anlatarak 'Darbe mi oluyor' diye soruyorlardı. Ben de bunun üzerine ne olduğunu anlayabilmek adına sırasıyla üst kademedeki tüm komutanlıkları aradım ancak sadece Genelkurmay Başkanının koruma müdürüne ulaştım ancak o da izinde olduğu için bilgisi yoktu. Durumdan iyice şüphelendiğim için Ordu Komutanımızın güvenliğinin sağlaması için koruma astsubaylarını arayarak konuta geçmelerini istedim. Ben de sivil bir şekilde konuta gitmek için yola çıktım bu sırada tesadüfen gördüğüm 2 albaya 'Darbe girişimi oluyor, karargaha geçin' dedim. Ben FETÖ'cü olsaydım eğer bu iğrenç olayın bir parçası olsaydım sokakta tesadüfen gördüğüm iki albaya neden darbe oluyor derdim" ifadelerine yer verdi.

Daha sonrasında Ordu Komutanının konutuna gittiğini belirten Kaya, "Burada silahlı ve üniformalı bir şekilde Mustafa Serdar Sevgili, Zeki Karataş, Bahadır Erdemli ve ölen Binbaşı Fatih Kılıç ile birlikte iki-üç kişi daha vardı. 'Niye silahlı şekilde geldiniz' diye sordum Albay Bahadır Erdemli de 'Sıkıntı yok, çok gizli emirler geldi, bunlar arz edilecek' dedi. Konut önünde bulunanların hepsi silahlıydı ama ben sivil ve silahsızdım" ifadelerini kullandı.

Komutanın konutuna gittiği için iddianamede darbecilerle birlikte gösterildiğini ileri süren Kaya, "Oysa ben kendi çabalarımla konuta gittim. Komutanımız bize bağlı bütün komutanlıkları ve Valiyi arayıp görüştürmemi istedi. Bu sırada komutanımız bağlı birliklerle yaptığı görüşmelerde emir komutadan çıkılmaması ve sıkı yönetimden geldiği belirtilen yazıların dikkate alınmamasını istedi" dedi.

Daha sonrasında karargaha geldiklerinde kendi emrindeki koruma ast subaylarına bilgisi dışında hareket edilmemesi ve makamın güvenliğinin alınmasını istediğini belirten Kaya, bir süre sonra Tuğgeneraller Mustafa Serdar Sevgili ve Zeki Karataş'ın komutanın makamına girdiğini Alay Bahadır Erdemli'nin ise bu sırada dışarıda olduğunu söyledi. Tuğgeneraller Sevgili ve Karataş'ı kararsız gördüğünü ileri süren Kaya, "Malatya'da darbe girişimi Türkiye'deki diğer illere göre geç başlamıştır" ifadesinde bulundu.

Kaya, daha sonra Albay Bahadır Erdemli'nin, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti'nin odasına geldiğini ifade ederek, "Bahadır Erdemli komutana 'başımıza geçerseniz mutlu oluruz' dedi. Komutanımız ise 'Oğlum şuan ben ordu komutanıyım zaten başınızdayım' diyerek teklifi reddetti. Komutanımız Bahadır Erdemli'ye gittikleri yolun doğru olmadığını, vazgeçmelerini istedi.

Kendi odasına gidip askeri üniformasını giydikten sonra komutanın makamına geldiğini anlatan Kaya, "Komutana darbeci unsurları öldürmeyi teklif ettim ancak kendisi 'ilk kurşunu biz sıkmayacağız, sorunu kansız çözeceğiz' dedi ve bu konuda ısrarcı oldu.

Bir süre sonra Kurmay Başkanı Avni Angun'un makama geldiğini kaydeden Kaya, alt katta bulunan silahları da getirtip koruma astsubaylarına verdiğini ve makam odasının güvenliğini aldırdığını savundu.

Koridordayken Albay Bahadır Erdemli'nin Ankara ve uçak kelimelerini duyduğunu ileri süren Kaya, "Bahadır Erdemli'nin komutanı Ankara'ya kaçırılabileceğini düşünerek bunu hemen makama gidip komutanımıza arz ettim. Ancak Komutanımız 'hiçbir yere gitmiyorum' dedi ve bir silah bulmamı istedi.

Koridordayken Kurmay Başkanı Avni Angun'un bir ara Tuğgeneraller Mustafa Serdar Sevgili ile Zeki Karataş ile görüştüğünü de anlatan Kaya, "Kurmay Başkanı daha sonra Bahadır Erdemli'ye adamlarını çekmesini emretti, bunun üzerine Erdemli özel görüşebilir miyiz' dedi, ama Kurmay Başkanı bunu kabul etmedi. Bunun üzerin Albay Bahadır Erdemli'nin Kurmay Başkanına silah çektiğini savunan Kaya, kendisinin araya girdiğini bu sırada Fatih binbaşının ise kurmay başkanını alarak oradan uzaklaştırdığını gördüğünü söyledi.

Ordu Komutanı Huduti'nin kendisine 'Beni koruyabilecek misin' diye sorduğunu ifade eden Kaya, 'Ben de beni öldürmeden kimse size zarar veremez' dedim. Darbecileri öldürme teklifimi yineledim ama komutan 'çatışma çıkarsa çok adam ölür' dedi ve teklifimi reddetti" ifadelerine yer verdi.

O gece yaşanan karmaşa içerisinde 2.Ordu Komutanını Malatya Valisi ile bir çok kez görüştürmelerine rağmen bu durumun iddianame tam aksine yansıtıldığını iddia eden Kaya, "Valiliğin sabit hatları ile Valinin cebini gece boyunca defalarca aradım. 16 Temmuz'da 23 kez bağlantı sağladık. Valiliği aradım çoğu zaman açan olmadı, toplam 20 kez diye hatırlıyorum görüşmemizi. HTS kayıtlarına da yansıyanlara göre 11 ayrı cihazdan yüzlerce görüşme yaptığım, onlarca telefon trafiğine rağmen valilik ile de defalarca kaydımız bulunmaktadır" diye konuştu.

Sedat Kaya'nın savunması şöyle sürdürdü:

"Albay Bahadır Erdemli, Ordu Komutanımızın makamına girerek silah çekti ve Kurmay Başkanı Avni Angun'un sabaha kadar aleyhlerine çalıştığını söyledi. Komutan, Kurmay Başkanına 'çık, kan dökülmesin' dedi. Ordu Komutanımız, odasına silahla girmeye çalışan Bahadır Erdemli'ye çok sinirlendi ve 'Beni mi öldüreceksin' dedi.

Albay Bahadır Erdemli'nin makamda ordu komutanına 'Emrinizi dinlemiyorum, beni öldürün' deyince Bahadır Erdemli'nin üzerine atladım ve silahını aldım. Sonrada Mustafa Serdar Sevgili'nin belindeki tabancayı aldım. Bahadır Erdemli ve Mustafa Serdar Sevgili'yi silahsızlandırdık ve sonradan odadan çıktılar.

Ben daha sonra Tuğgeneral Zeki Karataş'ın da silahını almak için koridorda bekledim. Karataş gelince aramızda boğuşma oldu ve ben belindeki silahını almaya çalıştım. Bu sırada orada koruma astsubayı Fatih Gürcan'dan yardım istedim. Boğuşmamız 15 dakika sürdü. Ben Karataş'ı tuttum, Fatih tabancayı belinden aldı. Bir binbaşının generalin belinden silah alması çok rastlanan bir durum değildir. Silahı Fatih almıştır. Önceden boğuşuyoruz, sonra Fatih'i çağırıyorum. Bahadır Erdemli, Mustafa Serdar Sevgili ve Zeki Karataş'ı silahsızlandırdık.

Bu 3 isim teslim olmaya ikna olacaklar ki, kendileriyle hareket edenlerle görüşmek üzere odadan çıktılar. Ordu komutanına çelik yelek giyip, odaya geçmesini söyledim ama kabul etmedi. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ordu komutanımızla görüştü. Darbecilerin teslim olmaları halinde öldürülmeyeceğini söylemiş. Bu görüşme üzerine benden Serdar Sevgili ve Erdemli'yi çağırmamı söylediler. Bu ikili daha sonra daya girdi ancak Bahadır Erdemli teslim olmaya yanaşmadı. Komutanımız Mustafa Serdar Sevgili'den Erdemli'yi teslim olması yönünde ikna etmesini söyledi. Bunu üzerine Sevgili, 'Komutanım beni de dinlemiyor' dedi. Komutanımız daha sonra Bakanı ve Valiyi bilgilendirdi.

Komutanımız Malatya Valisine darbeci unsurları ikna etmeye çalıştığını ve ateşin kesilmesini istediğini söyledi. Bir süre geçti ve albay Bahadır Erdemli ateşin kesilmesi şartıyla teslim olacaklarını söyledi. Komutanımız Genelkurmay Başkanı ve Valiye bunu iletti. Bahadır Erdemli bu sırada Binbaşı Fatih Kılıç'ın öldürüldüğünü söyledi bunun üzerine ordu komutanı 'Kesin artık daha kaç kişi ölecek' dedi. Albay Erdemli dışarıdan ateş edildiği sürece telsim olmayacaklarını söyleyince Ordu Komutanımız Huduti Genelkurmay Başkanı ve Valiye ulaşarak ateşin kesilmesini iletti ve bir süre sonra ateş kesildi. Bahadır Erdemli daha sonra ordu komutanımızın odasına gelerek teslim olacaklarını söyledi. Ben de Vali Beyi aradım ve bunu ilettim. Komutanımız kapıya gelerek, 'Kelepçeleyin bunları' dedi. Tekrar Vali beyi aradım ve silahların toplandığını söyledim. Güvenlik güçleri daha sonra odaya girdi ve darbeci unsurlar teslim alınarak, hain girişim böylece bastırılmış oldu".

Mahkeme Başkanı Vedat Koç'un iddianameye de yansıtan ' Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Malatya'ya gelişi sırasında 2.Ordu Komutanlığını ziyaretinde korumalara odanın aranmasına izin vermediği' iddiaları sorması üzerine Kaya, "Arama ekibi odadan komutanın çıkmasını ve anahtarın kendilerine verilmesini istedi. Ordu Komutanımızda Cumhurbaşkanının geleceği için çalışmasından dolayı biraz beklemelerini istedim. Zaten görüştük ve bu konuyu çözdük. Bu eylemimde bir suç varsa ki, bundan eminim neden tutanak tutulmadı, işlem yapılmadı" diyerek cevapladı.

15 Temmuz'daki darbe girişiminin başarılı olması durumunda ya öldürüleceğini ya da yargılanacağını söyleyen Kaya "Şimdi de yargılanıyorum" dedi.

Mahkeme heyeti duruşmayı önümüzdeki pazartesi gününe ertelerken, tutuklu sanıklardan Kemal Keskin, jandarma tarafından ring aracına doğru götürülürken çıkışta gazetecilerin olduğu bölüme dönerek 'Yazın, yazın, yazdıklarınızın hepsi değişecek" dedi.

Mahkeme Başkanı Vedat Koç, dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti'nin Emir Subayı eski Binbaşı Sedat Kaya'nın savunmasının ardından, duruşmayı sonlandırdı.

Davanın görülmesine pazartesi günü devam edilecek.

Bu arada, davanın görülmeye başlandığı salı gününden itibaren aralarında dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti, 2. Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun'un da bulunduğu 17 sanık savunma yaptı.

Öte yandan, mahkemeye gelen, aralarında Huduti ile Angun'un da bulunduğu 10 tutuklu sanık, elleri kelepçelenerek duruşmanın görüldüğü salondan çıkarıldı.

Jandarma eşliğinde araçlara bindirilen tutuklu sanıklar, cezaevine götürüldü.

İddianameden

Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Ergül Yılmaz ve Başsavcıvekili Mehmet Badem tarafından hazırlanan, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 165 sayfalık iddianamede, dönemin 2. Ordu Komutanı Huduti, bir numaralı şüpheli olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıkların, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek", "cebir ve şiddet kullanarak TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya TBMM'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve "FETÖ/PDY üyesi olmak" suçundan da on beşer yıl hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Paralel yapı-17 Aralık (2016) 'Malatya Yapılanması/Darbeye destek 76 sanık' davası

(11 Mart 2017, 17:54)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=9802    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Elazığ: Darbeye 1 Müebbet Onandı

01.12.2019 14:40 Yargıtay 16. Ceza Dairesi, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada, eski Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanı tuğgeneral Abdulkerim Ünlü'ye verilen müebbet ile 39 sanığa v..
Tamamı 1.12.2019

Denizli: Fetö'ye 83 Hapis Onandı

01.12.2019 13:57 Denizli'de, FETÖ/PDY'den yargılanan, aralarında örgütün Türkiye eğitim sorumlusunun da bulunduğu toplam 83 kişiye verilen hapis cezaları Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından onandı. 26 Kasım'daki ..
Tamamı 1.12.2019

ABD Büyükelçiliği'ne Saldırı: 3 hapis

01.12.2019 09:57 Ankara'da, ABD Büyükelçiliği'ne silahla ateş edilmesine ilişkin 4 sanık hakkında açılan davada karar açıklandı. Mahkeme heyeti, sanık Ersin Bayram'a 8 yıl 16 ay 15 gün, sanık Osman Gündaş'a 9 yıl 19 ay ve sanık Ahmet Ç..
Tamamı 1.12.2019

Gülen ve Polisleri davası

01.12.2019 12:27 İstanbul'da, takipsizlikle sonuçlanan bazı soruşturmalarda usulsüzlük yaptıkları, 'kurgulanmış soruşturmalar' kapsamında polis, mahkeme başkanı ve gazetecileri dinledikleri, emniyetteki verileri sildikleri gerekçesiyle..
Tamamı 1.12.2019

Adana: Fetö Öğretmenlerine 21 Hapis

01.12.2019 09:35 Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik davada yargılanan eski öğretmen 26 sanıktan 21'i, 1 yıl 10 ay ile 8 yıl 9 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. 25 Kasım'd..
Tamamı 1.12.2019

Karlov Suikasti davası

01.12.2019 10:19 Ankara'da, Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş tarafından uğradığı suikast sonucu öldürülmesine ilişkin açılan davaya devam edildi. 29 Kasım'da Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde..
Tamamı 1.12.2019

Hrant Dink davası

01.12.2019 12:51 İstanbul'da, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin ..
Tamamı 1.12.2019

Kaynak Holding Fetö davası

01.12.2019 13:16 İstanbul'da, FETÖ'nün finans merkezi olduğu iddiasıyla kayyum atanan Kaynak Holding'in 34'ü firari 47'si tutuksuz toplamda 81 yöneticisinin yargılanmasına devam edildi. 28 Kasım'da  İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkeme..
Tamamı 1.12.2019

Jandarma Darbe davası

01.12.2019 11:29 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin 243 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. 18.11.2019 GÜNKÜ..
Tamamı 1.12.2019

SAT/Mahrem İmamlar davası

01.12.2019 12:21 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Sualtı Taarruz (SAT) ile Kurtarma ve Sualtı Komutanlıklarında görevli 38 askerle bu personelden sorumlu sözde Deniz Kuvvetleri yapılanmasının ..
Tamamı 1.12.2019

İzmir Casusluk Kumpası davası

01.12.2019 13:22 İzmir'de, askeri casusluk soruşturmasındaki usulsüzlüklerle bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki üyeleri hakkında açılan ve 5'i tutuklu 95 sanığın yargılandığı davaya d..
Tamamı 1.12.2019

Adana 49 sanık: Fetö Öğretmenleri

01.12.2019 09:39 Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında haklarında 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan dava açılan tutuksuz eski öğretmen 49 sanığın yargılanmasına devam e..
Tamamı 1.12.2019

Sakarya 19 sanıklı Fetö davası

01.12.2019 13:31 Sakarya'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin davada 3'ü tutuklu, biri firari 19 kadın sanığın yargılanmasına devam edildi. 22 Kasım'da Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşm..
Tamamı 1.12.2019

FETÖ Kamboçya Öğretmenine Hapis

01.12.2019 15:30 İstanbul'da, FETÖ'nün yurt dışı yapılanmasına ilişkin soruşturma kapsamında Kamboçya'da bir okulda öğretmenlik yapan Mustafa Tatlıyer, örgüt üyeliğinden yargılandığı davada 7 yıl 6 ay hapse çarptırıldı. 19 Kasım'da FE..
Tamamı 1.12.2019

Müebbetlik Binbaşıya Tehdit Davası

01.12.2019 14:47 Hakkari'de, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin davada, son savunmasında mahkeme heyeti ve duruşma savcısını tehdit ettiği ileri sürülen sanık eski binbaşı Selim Arıdıcı hakkında iddianame hazırlandı. 14 Kasım'daki geli..
Tamamı 1.12.2019

Batmaz'ın Yakınlarının Fetö davası

01.12.2019 15:38 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde bulunduğu belirlenen örgütün 'sivil imamı' Kemal Batmaz'ın eşinin de aralarında bulunduğu 4 sanığın yargılandığı d..
Tamamı 1.12.2019

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
39.728.825