Tam
EskidenYeniye
 

Yargıtay´dan Balyoz gibi gerekçe

Yargıtay, Balyoz davasında temyiz kararının gerekçesini de açıkladı. Dijital delillerin elde ediliş ve muhafaza şekillerinin usule uygun olduğu ve hukuka uygun deliller olarak hükme alınmalarının isabetli olduğu belirtildi. Dijital delillerin, ele geçirilmesinden sonra kolluk veya adli makamlar elinde değiştirilmiş olduğuna ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığının açıkça anlaşıldığı belirtildi. Çetin Doğan´ın, iktidarı hükümetten uzaklaştırma ve bu amaç için TSK´da ayrı bir hiyerarşik yapılanmaya gitme kararı aldığının anlaşıldığı ifade edildi.

Önceki haber title=Sonraki haber

09.10.2013 16:30 Yargıtay 9. Ceza Dairesinin Balyoz Planı davasıyla ilgili kararının 65 sayfalık gerekçesinde çarpıcı tespitler yapıldı. Buna göre;

Dijital deliller ceza muhakemesi sistemimizde bir ispat aracıdır.

Dijital delillerin elde ediliş ve muhafaza şekillerinin usule uygun olduğu ve hukuka uygun deliller olarak hükme alınmalarının isabetli olduğu neticesine varıldığı belirtildi.

Dijital delillerin, ele geçirilmesinden sonra kolluk veya adli makamlar elinde değiştirilmiş olduğuna ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığının açıkça anlaşıldığı belirtildi.

-Yargıtay gerekçesi 28 Şubat davasını da etkileyebilir-

Yargıtay´ın gerekçesinde 28 Şubat sürecine de atıf yapıldı. Gerekçedeki ilgili ifadelerin halen görülmekte olan ve Çetin Doğan´ın da önemli sanıklarından biri olarak yargılandığı 28 Şubat davasını da yakından ilgilendirebileceği değerlendiriliyor. 28 Şubat darbe sürecinde etkin rol aldığı o davada yargı konusu olan Çetin Doğan´ın Balyoz darbe planı ile o süreçte elde edilen kazanımları sürdürmeye çalıştığı gerekçede belirtiliyor. Bu ifadeden hareketle de Doğan´ın adeta darbe girişimlerinin içinde kesintisiz şekilde yer almaya devam ettiği sonucu çıkıyor. Bu sonucun da 28 Şubat darbe iddialarını güçlendireceği ve o süreçte rol alan Doğan´ın yargı önündeki durumunu oldukça güçleştireceği de anlaşılıyor.

Çetin Doğan´ın, iktidarı hükümetten uzaklaştırma ve bu amaç için TSK´da ayrı bir hiyerarşik yapılanmaya gitme kararı aldığının anlaşıldığı ifade edildi. Gerekçede, 28 Şubat sürecinde elde edilen kazanımlardan istifade edilememesi ve ülkede hızlı bir zemin kayma gerekçesi yaşandığı gerekçesiyle iktidarı hükümetten uzaklaştırma ve bu amaç doğrultusunda kara, deniz ve hava unsurları olarak hareket ve eylem planları hazırlama ve hazırlanan eylem planlarını gerçekleştirebilmek için TSK´nın yasal hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir hiyerarjik yapılanma gitme kararı aldıkları kaydedildi.

TSK´nın yasal yapılanması dışında suçu işlemeye dönük ayrı yapılanmaya giden oluşumun, planlama, kapsamlı organizasyon, görevlendirme ve bunun gereklerine uygun çalışmalar yaptığı anlaşılmıştır. Sanıklar TSK´nın hiyerarşik yapısı dışında hukuka aykırı yetkiyle meydana getirdikleri oluşumla icra organını cebren ıskata veya vazifeden men etmeye girişmişlerdir. Uluslararası alanda bile caydırıcı gücü bulunan TSK´ya mensup sanıkların kullanabilecekleri cebre karşı icra organının, mukavemet edebilme imkan ve kabiliyeti bulunmamaktadır.

Askerin son aşamaya kadar gelmesi de cebir ve şiddettir.

Balyoz, Suga, Oraj planlarındaki yaklaşık 20 bin gerçek kişi ve kurumu ilgilendiren 2003´e ait bilgilerin kurgulanmış, asılsız, sahte olduğu savunmalarının, hayatın olağan akışına uygun olmadığı belirtildi.

Genelkurmay eski başkanı Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri eski komutanı Org. Aytaç Yalman´ın tanık olarak dinlenilmesi sonuca etkili değildir.

Sanıkların yerel mahkemedeki sorgularında süre sınırlaması olmadan delilleri tartışarak savunma yaptıkları, birçok uzman mütalaasını alıp dosyaya sundukları dikkate alınarak itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Sanıklar hükümeti vazifeden men etmeye çalışmıştır.

--------------------------------------------------------------------------------

65 SAYFALIK GEREKÇE

Yargıtayın Balyoz Planı davasındaki gerekçeli kararı açıklandı. 65 sayfalık gerekçede, usul ve uygulamaya ilişkin iddialar 8 başlık altında ele alındı.

Gerekçede, yargılamayı yapan mahkemenin olağan yargı yeri statüsünde ve doğal hakim ilkesine uygun olduğu, bu nedenle sanık ve müdafilerin Anayasa´ya aykırılık iddialarının ciddiye alınmadığı belirtildi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubunun dava görülürken, dava kapsamındaki tutuklamaların adil yargılama normları bağlamında keyfiliğine değinen ve yargısal bir niteliği bulunmayan kararının daire bakımından bağlayıcı olmadığı vurgulandı.

Gerekçede, yargılamanın usule uygun oluşturulmuş yetkili, görevli, bağımsız ve tarafsız bir mahkemece icra edildiğinin anlaşıldığı ifade edildi.

Engin Alan´a yüklenen suçun yasama dokunulmazlığının istisnası kapsamında kaldığı belirtilen gerekçede, bu nedenle kovuşturma yapılmasına engel durum bulunmadığı kaydedildi.

Gerekçenin esasa ilişkin değerlendirmeleri içeren bölümünde, deliller irdelendi. Dijital delillerin yapısı gereği manipülasyona açık olduğunun bilindiği vurgulanan gerekçede, dijital delillerin de sonuçta deliller hiyerarşisinin kabul edilmediği, delil serbestisinin benimsendiği ceza muhakemesi sisteminde bir ispat aracı olduğu belirtildi.

-Dijital delillerin hükme esas alınamayacak olduğunun ileri sürülmesi delil olgusuna aykırıdır

Tüm deliller gibi dijital delillerin de sanıklar ya da başkaları tarafından çeşitli şekillerde gizlenmeye, değiştirilmeye, bozulmaya elverişli olduğu ifade edilen gerekçede şunlar kaydedildi:

Sanıklar veya başkaları tarafından delillerin yok edilme, silinme, gizlenme, değiştirilme veya bozulmak istenmesi o kadar olağandır ki yasa koyucu maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından büyük bir tehlike oluşturan bu fiilleri ayrı bir suç olarak veya nitelikli hal olarak düzenlemiştir. Ancak dijital delillerin değiştirilebilme kolaylığı ve sanal oluşundan hareketle hükme esas alınamayacak olduğunun ileri sürülmesi delil olgusuna aykırıdır. Kaldı ki dijital deliller Türk Ceza Muhakemesi sisteminde ilk kez bu davayla gündeme gelmiş olmayıp geçmişte de pek çok davada tartışılmış ve hükme esas alınmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2003´te verdiği Hizbullah terör örgütüyle ilgili karara atıfta bulunulan gerekçede, bu davadaki dijital delillerin mevcut halleriyle ve taşıdıkları delil değerleri ölçüsünde hükme esas alındığı belirtildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin aynı yönde farklı kararlarının bulunduğu da kaydedildi.

Gerekçede, Dijital delillerin ele geçirilmesinden sonra kolluk veya adli makamlar elinde değiştirilmiş olduğuna ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Dairemizce de izlenen arama işlemlerine ilişkin kamera kayıtları ve delillerin başkaları tarafından bu mahallere konulduğuna ilişkin savunmaların soyut bırakılmış olması karşısında delillerin sanıklar dışındaki kimseler tarafından bu mahallere konulmuş olduğuna dair savunmalar dosya kapsamına ve hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir ifadesi kullanıldı.

Sanık Cem Aziz Çakmak ve Çetin Doğan´ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdukları hatırlatılan gerekçede, AİHM´in kabul edilebilirlik kararında ulaştığı sonuca dava dosyasındaki aleyhte delil unsurlarını oluşturan dijital belgelerin gerçekliğini doğrulayan bilirkişi raporları ve savunma makamı tarafından sunulan ve bu delillerin inandırıcılığına değinen aksi yönde kanaat bildiren bilirkişi raporlarını inceleyerek ulaştığı nazara alınmalıdır ifadesine yer verildi.

Gerekçede, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin iç hukukun ve ulusal yargının yetki alanına giren delillerin kabul edilebilirlikleri veya bunların değerlendirilmeleriyle ilgili konularda bir kural koymadığına işaret edildi.

Hükme esas alınan dijital delillerin hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun bulunduğu, böylelikle de hukuka uygun deliller olarak hükme esas alınmalarının isabetli olduğu neticesine varıldığı ifade edilen gerekçede, bu nedenlerle dijital delillerin mevcut halleriyle hükme esas alınamayacağına ilişkin temyiz itirazlarının yerinde bulunmadığı kaydedildi.

-TSK´nın yasal hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir hiyerarşik yapılanma

Gerekçenin esasa ilişkin değerlendirmeler içerisinde özel değerlendirme bölümüne yer verildi. Bu bölümde şunlar kaydedildi:

TSK´daki teamüller gereği 2003 yılı Yüksek Askeri Şurası´nda Deniz Kuvvetleri Komutanı olacak Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanı olacak Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ile mutabakata vardığı anlaşılan 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan´ın, 28 Şubat sürecinde elde edilen kazanımlardan istenilen düzeyde istifade edilememesi ve ülkede hızlı bir zemin kayması yaşandığı gerekçesiyle, serbest demokratik seçimlerle iş başına gelmiş siyasi iktidarı Hükümetten uzaklaştırma ve bu amaç doğrultusunda kara, deniz ve hava unsurları olarak harekat ve eylem planlan hazırlama ve hazırlanan planları gerçekleştirebilmek için Türk Silahlı Kuvvetlerinin yasal hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir hiyerarşik yapılanmaya gitme kararını aldıkları,

Bu kapsamda l. Ordu Komutanı Çetin Doğan´ın, ittifak ettiği ast birlikleri olan 2, 3, 5 ve 15. Kolordu Komutanlarından, kara unsurlarına ait harekat ve eylem planlarında görev alacak askeri personelin belirlenmesini istediği; 2, 3, 5 ve 15. Kolordu Komutanlıkları ile l. Ordu ve Harp Akademileri Komutanlığınca belirlenen isimler üzerinden Balyoz Güvenlik Harekat Planı´nın eki olan ´görevlendirmede yetkili personeli´ belirleyen EK-A listesinin oluşturulduğu anlaşılmıştır.

-Hayatın olağan akışına uygun değil

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin gerekçesinde, yürütme organını cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek için hazırlanmış elverişli bir plan olan Balyoz, Suga, Oraj planları ile diğer planların ve bunlara ilişkin organizasyon, görevlendirme ve bu görevlendirmelerin gereklerine dair çok geniş coğrafi alana yayılan yaklaşık 20 bin gerçek kişi ve kurumu ilgilendiren 2003´e ait bilgi ve değerlendirmeleri içeren çalışmaların, ileri sürüldüğü gibi tamamen kurgulanmış, asılsız ve sahte olduğu yönündeki savunmaların dosya kapsamına ve hayatın olağan akışına uygun olmadığının anlaşıldığı belirtildi.

Gerekçede, şu ifadelere yer verildi:

Bu sahteciliğin gerçekleştirilmiş olabileceğinin ileri sürüldüğü tarihler, yapılan çalışmaların kapsam ve ayrıntılarıyla sanıkların görev, unvan ve çalışma alanlarının uyumu, yine yapılan tüm çalışmaların suç tarihine ilişkin siyasi konjonktüre uygunluğu ile gerçekleştirilmek istenen amaç suça matufiyeti göz önüne alındığında; yıllar öncesine ait geniş bir alanı ilgilendiren detaylı bilgilerle yıllar sonra bu çap ve içerikte bir plan ve eklerinin kurgu olarak isabetli bir biçimde hazırlanmış olmasının hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler de dikkate alındığında mümkün görülmediği, dosyada bulunan planlar, ekleri ile tüm belgelerin suç tarihinde sanıklar tarafından amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bir anlaşma ile bu anlaşmayı takiben gerçekleştirilmiş icra hareketlerini gösteren belgeler olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçede, hazırlanan planların, yapılan organizasyon ve görevlendirmelerin, bunların gereklerine ilişkin çalışmaların TSK´nın meşru hiyerarşik yapısı, görev ve yetkileri, mutat imkan ve kabiliyetleri kullanılarak açıktan yapıldığı ifade edildi.

Bunların her zaman kolaylıkla tekrarlanabilir nitelikte işler olmadığı belirtilen gerekçede, Ayrı bir hiyerarşik yapı ve illegal bir organizasyon ile gizlilik ve güvenlik prensiplerine uyularak nispeten kısıtlı imkanlarla yapılan işler olduğundan, imha edilmeyip daha sonra kullanılmak üzere ele geçirildikleri tarihe kadar saklanmaları, sanıklar tarafından girişilen eylemin ve ulaşılmak istenen neticenin mahiyetine ve bu çerçevede hayatın olağan akışına uygun görülmüştür. Kaldı ki aynı mahallerde Balyoz, Suga, Oraj harekat planları ve icrası ile ilgisi olmayan ancak TSK´nın görev ve yetkileri ile de ilgisiz aynı mahiyetteki ve sanıklar tarafından da kabul edilen çok sayıdaki belgenin de saklanmakta olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, yapılan bu tür yasadışı çalışmaların daha sonra yapılacak benzer faaliyetlerde de kullanılmak gibi sebeplerle saklanmakta olduğu sonucuna varılmaktadır denildi.

Belgelerin ele geçiriliş şekli ve mahallerinin, planlar dahilinde görevlendirilecek unsurların çeşitliliği ile de uyumlu olduğu anlatılan gerekçede, Plan ve planın icrası kapsamında, kara, hava ve deniz unsurlarının yer alması ile plan ve diğer belgelerin Donanma Komutanlığına ait istihbarat görevi icra eden bir mahalde ve Hava Kuvvetlerinden istihbarat görevindeyken ayrılmış bir emekli albayda gizlenmiş olarak ele geçirilmiş olması ve gazeteciye ulaştırılmış olan belgelerin de kara unsuru olan 1. Ordu Komutanlığının kozmik oda olarak bilinen kontrollü evrak bürosundan çıkarılmış olması arasındaki paralellik, oluşa ilişkin kabulün hayatın olağan akışına uygun olduğunu göstermektedir. Dava konusu plan ile bu kapsamdaki belgelerin, ilgili suçun icrası kapsamında olsun ya da olmasın, bu planın icrasında görev alan unsurlara ait yerlerde ve mensup kişilerde en az bir nüsha olarak çıkması görev bölümü ve oluşumu doğrular nitelikte görülmüştür değerlendirmesinde bulunuldu.

Gerekçede, 1. Ordu Komutanlığı bünyesinde 4-6 Mart 2003´te icra edilecek plan seminerinde örtülü şekilde Balyoz Güvenlik Harekat Planı´nın görüşüleceğinin kararlaştırıldığı belirtilerek, dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan´ın 5 mart 2003´te plan semineri açılışında, Bazı endişe verici gelişmeler var. Bu bakımdan içte gelişecek olumsuz gelişmelere karşı hazırlıklı olmak, planları gözden geçirmek ve yeni planlar üretmek durumundayız şeklindeki ifadelerinin bu durumu teyit eder nitelikte olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.

Çetin Doğan´ın ve bazı komutanların konuya ilişkin yaptığı konuşmalardan bölümlere yer verilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:

Dosya kapsamına göre, birçok belgeden de anlaşılacağı üzere, ´bilmesi gereken´ ve ´bilinmesi gereken´ prensiplerine uygun hareket tarzını esas almak suretiyle gizliliğe de riayet ettiği anlaşılan, TSK´nın yasal teşkilat ve hiyerarşik yapılanması dışında amaç suçu işlemeye dönük ayrı bir yapılanmaya giden oluşumun, planlama, bu planlamayı hayata geçirecek kapsamlı bir organizasyon, bu organizasyona uygun bir iş bölümü, bu iş bölümü dahilinde görevlendirmeler ve bu görevlendirmelerin gereklerine uygun çalışmaları yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.

-Hukuki nitelendirme-

Anayasanın 6. maddesine göre egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu anımsatılan gerekçede, egemenliği kullanmaya ilişkin yetki ve görevin yasama, yürütme ve yargı erklerine verildiği, hiç kimse veya hiçbir organın kaynağını anayasadan almadığı bir devlet yetkisini kullanamayacağı vurgulandı.

Anayasal bir erk olan yürütmenin ceza hukuku bağlamında korunmasının tabii olduğu ifade edilen gerekçede, tek tek yürütme organına mensup kimseler veya bu kimselerin başında bulundukları bakanlıkların idari fonksiyonları değil, siyasi icra fonksiyonlarını bir araya getirerek oluşturdukları yürütme organının bütününün korunduğu anlatıldı.

Gerekçede, şöyle denildi:

Yasa koyucunun doğrudan doğruya yürütme organını korumak amacıyla yapmış olduğu düzenleme sadece bundan ibaret değildir. Gerçekten yasa koyucu, ´yürütme organını cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek veya bunları teşvik eylemek´ suçunu 765 sayılı TCK´nın 147. maddesi ile cezalandırırken, bu suçun icra hareketlerinin dahi başlamadığı safhada ´bu suçu işlemek için birkaç kişinin gizlice ittifak etmesini´ 765 sayılı TCK´nın 171/2. maddesinde, ´halkı hükümet aleyhine silahlı isyana teşvik etmek´ suçunu ise 765 sayılı TCK´nın 149. maddesinde düzenlemiş bulunmaktadır. Sanıkların eylemlerine uyan yasal düzenlemenin değerlendirilmesinde, yasa koyucunun hukuki konuya verdiği önem ve korunması bakımından yaptığı diğer düzenlemeler ile bunların niteliği de dikkate alınmalıdır. Seçimleri kazanan siyasi partiler, hükümetler üzerinden siyasi iktidan anayasal çerçevede kullanırlar ve doğal olarak da kendi programları çerçevesinde icraatta bulunurlar. Nitekim, Anayasamızın 68/2. maddesine göre de, siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Anayasa Mahkemesinin AK Parti´ye yönelik kapatma davasında ve AİHM´in Türkiye Birleşik Komünist Partisi kararındaki siyasi partilerle ilgili tespitlere yer verilen gerekçede, bir programın uygulanması vaadiyle demokratik serbest seçimler sonucunda millet tarafından iktidara getirilen siyasi partilerin, siyasi iktidarı kullanma bağlamında siyasi icraatlarda bulunmalarının doğal olduğunun altı çizildi.

Siyasi partilerin her türlü denetiminin nasıl, kimler ve hangi kurumlar tarafından yapılacağı ile iktidardan uzaklaştırılmalarına ilişkin hukuka uygun, meşru yol ve yöntemlerin de Anayasa ve yasalarda gösterildiğine işaret edilen gerekçede, Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa´dan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağına göre, meşru yollarla işbaşına gelmiş bir siyasi iktidarın buradan uzaklaştırılması ancak ilgili kurallar çerçevesinde ve yetkisini Anayasa´dan alan kurumlar eliyle olabilecektir. Bu husustaki meşruiyet ve yetki çerçevesi Anayasa´dan, hukuka uygunluktan ve demokrasiden başka bir yerde, başka bir anlayışta aranmamalıdır değerlendirmesine yer verildi.

Yasa koyucunun suçun konusunu farklı açılardan korumak üzere farklı suçlar düzenlediği belirtilen gerekçede, bu bağlamda kalan düzenlemelerde gizli ittifak suçunun, hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme suçunu hususi vasıtalarla işlemek konusunda gerçekleşecek bir irade birliği ile tamamlanacağı anlatıldı. Gerekçede, ittifakın vasıtaları tespit etmiş olmasının, ciddi, amaca yakın ve korunan hukuki değeri tehlikeye düşürecek nitelikte bulunması gerektiği, suçun oluşması için vasıtaların temin edilmiş olmasına gerek bulunmadığı ifade edildi.

Gerekçede, şu ifadelere yer verildi;

Bu ittifakın sağlanması ve ittifak edenlerin iradelerinin tek bir irade haline gelmesi ile bu suç oluşacağından, cebir de içeren bu ittifakın icabı olarak, bu ittifakı takiben amaç suçun icrası kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler, amaç suçun, yani hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme suçunun icra hareketleri sayılacaktır. Hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme suçunun işlenebilmesi için elverişlilik bakımından gerekli olan unsurlardan biri de bu suçu işleyecek olan elverişli sayıdaki failin, elverişli bir biçimde bir araya gelmiş ve elverişli vasıtalarla harekete geçmiş olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında; Balyoz Güvenlik Harekat Planı, Suga Harekat Planı ve Oraj Hava Harekat Planı´nın hedef, yöntem ve içerikleri, bu planların birbirleri ile uyumları, ortaya koydukları amaç, organizasyon ve çalışmalar, diğer belgeler ve seminer konuşmalan ile tüm dosya kapsamından, sanıkların meydana getirdikleri oluşumun, icra hareketleri başlamadan önce amaç suçun işlenmesine ilişkin bir ittifakı içerdiği açıkça görülmektedir.

Sanıkların, TSK´nın hiyerarşik organizasyonu içerisinde hareket etmeyip illegal bir oluşum olarak faaliyet gösterdikleri ifade edilen gerekçede, TSK´nın meşru emir komuta zinciri dışına çıkabilen, gizliliğe, güvenliğe, denetime önem veren ayrı bir hiyerarşik yapı oluşturduklarından, oluşum çerçevesindeki görevlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinin meşru hiyerarşik yapısı yerine bu illegal hiyerarşi kapsamında verildiği ve bu nedenle görevlerin tebliği ve kabulünün yasal askeri hiyerarşi ve bu hiyerarşiye ilişkin teamüller yerine, bu yasa dışı oluşuma ilişkin hiyerarşi kapsamında ele alınması gerektiği anlaşılmaktadır ifadesi kullanıldı.

Amacı ve yöntemi itibariyle askeri hizmetlerin görülmesiyle uygunluk göstermesi mümkün olmayan bu görevlerin, mahiyetiyle birlikte anlatılmaksızın tebliğ edilmesi ve anlaşılmaksızın kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtilen gerekçede, Yapılan görevlendirmelerin kendi içerisinde ve sanıkların görev ve konumları ile uyumlu olduğu, planın diğer asli ve tali belgeleri ile paralellik gösterdiği, bu görevlendirmelere dair gereklerin pek çoğunun planın icrası kapsamında yerine getirilmiş olduğu da nazara alınarak; gizlilik, güvenlik ve denetime önem veren böyle bir yasa dışı oluşumda, önceden tebliğ yapılmadan ve görevin kabulüne ilişkin teyitler alınmadan, belirli derecelerdeki görevlendirmelerin yapılmayacağının ve kayda geçirilmeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır görüşü aktarıldı.

Gerekçede, cebrin, şiddetin niteliği ve mevcudiyeti somut olay çerçevesinde belirlenirken, failin kullandığı vasıtalar, suçun konusu olan hükümet ile konumu ve ilişkisi, kullandığı cebrin şekli, kaynağı, etki alanı, düzeyi, cebir kullanmaya ilişkin olarak sahip olduğu imkan ve kabiliyetleri ile mümkün olan engel sebeplerin de dikkate alınması gerektiği belirtildi.

Yasal düzenlemede bu suçun, failler bakımından bir özellik göstermediği anlatılan gerekçede, hukuka aykırı bir biçimde, cebri nitelikteki amaç suça yönelen yasa dışı oluşumun, bu suçu işlemek bakımından gerekli elverişliliğe sahip olup olmamadığının önem taşıdığı ifade edildi.

Dava konusu olayda, hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme eylemini gerçekleştirmek üzere, bir kısım sanıkların önceden gizlice ittifak etmiş olduklarının dosya kapsamından anlaşıldığı belirtilen gerekçenin devamında şunları kaydedildi:

Bu ittifakın sağlanmasından sonra, Balyoz Güvenlik Harekat Planı´ndaki ifadesiyle ´harekat ortamının şekillendirilmesi´, maddi cebir olarak ortaya çıkacak hareketlerin kolaylaşması, aksamadan yürütülmesi ve amaç suç bakımından öngörülen neticeye ulaşmasını sağlayacak binlerce belgeyi bulan çalışmaların tamamlandığı, geriye sadece fiziki kuvvet kullanmaya bağlı maddi cebri içeren ve artık karşı koymanın mümkün olmadığı ´sokağa çıkma´ diye tabir edilen hareketlerin kaldığı anlaşılmaktadır.

Dosya kapsamından, sanıkların TSK´da mevcut olan ve başka bir birimde bulunmayan zorlayıcı, korkutucu, cebri gücü başta plan kapsamındaki istihbarat çalışmaları olmak üzere diğer çalışmalar sırasında da kullandıkları görülmektedir. Sanıklar Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik yapısı, görev ve yetki sınırlan içerisinde kaldıklan sürece, anayasal ve yasal çerçevede kendilerine tevdi edilen iç güvenlik görevleri doğrultusunda meşru bir cebri kullanabilecek olan kimselerdir. Ancak sanıklar Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik yapısı dışında ve mensubu olmakla sahip oldukları silahlı güce ve kaynağını Anayasa´dan ve yasalardan almayan hukuka aykırı bir yetkiye dayanmak suretiyle meydana getirdikleri oluşumla, icra organını cebren ıskata veya vazifeden men etmeye girişmişlerdir.

Esasen yurt savunması ile görevli olan, sahip olduğu teşkilat, teçhizat ve personeliyle uluslararası alanda bile caydırıcı bir gücü bulunan, devlet düzeni dışındaki suç örgütlerinden gelecek saldınlara karşı iç güvenlik kapsamında emniyet ve asayişi teminle de görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup sanıkların kullanabilecekleri cebre karşı, icra organının mukavemet edebilme imkan ve kabiliyeti bulunmamaktadır. Zira, planlama doğrultusunda, emniyet kuvvetlerini de etkisiz hale getirip sonuçta Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik imkanlarını kullanacak olan sanıkların, amaç suçla öngörülen neticeyi elde etmek yolunda hiçbir maddi engelle karşılaşmayacakları açıktır.

(09 Ekim 2013, 16:30)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

Flaş!!! Yargıtay Balyoz´u onadı

Tutuklu askerlerden bildiri

Balyoz temyiz duruşmaları manşetlerimiz

Yargıtay Başsavcılığı: Balyoz onansın

Flaş!!! Balyoz davası bitti

Balyoz Planı ve davasıyla ilgili manşetlerimiz

Balyoz ve diğer davalardaki delil tartışmaları

Ergenekon, Balyoz ve benzer davaları engelleme girişimleri

Ergenekon, Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5624    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

1 Dolarlık İhaneti İlk O Yakaladı

03.08.2019 12:40 FETÖ'nün emniyet içindeki yapılanması ile ilgili 1998 yılında hazırladığı raporla bilinen dönemin Zonguldak Emniyet Müdürü Osman Ak, örgüt içindeki hiyerarşiyi belirleyen 1 doların sırrını ilk kez kendilerinin bulduğun..
Tamamı 3.8.2019

Akıncı Üssü Darbe davası

03.08.2019 17:29 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlerle ilgili 475 kişinin yargılandığı davanın görülmesine savcının esasa ilişk..
Tamamı 2.8.2019

İzmir: 145 sanıklı Darbe davası

03.08.2019 11:48 İzmir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin davadan dosyaları ayrılan 5'i tutuklu 145 sanığın yargılanmasına devam edildi. 18 Temmuz'da İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesince Aliağa Ceza İnfaz Kuru..
Tamamı 3.8.2019

Darbeciler İHA uçurmuş

02.08.2019 18:03 Hakkari'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin 32 sanıklı davada verilen 7 müebbet hapis cezasının gerekçesi açıklandı. Dönemin Dağ ve Komando Tugay Komutanı eski tuğgeneral Ahmet Otal'ın talim..
Tamamı 2.8.2019

TBMM'ye Siber Saldırı davası

03.08.2019 12:12 Kayseri'de, siyasilerin sosyal medya hesaplarını ele geçirerek kişisel bilgilerini ifşa ettikleri, devlet büyüklerine yönelik tehdit içerikli paylaşımlarda bulunan, darbe girişimi sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP ..
Tamamı 3.8.2019

Kahramanmaraş Darbe davası

03.08.2019 12:03 Kahramanmaraş'ta, FETÖ'nün askeri yapılanması ve 15 Temmuz darbe girişimine destek verdikleri suçlamasına ilişkin 4'ü tutuklu 25 sanığın yargılanmasına devam edildi. 1 Ağustos'ta Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinc..
Tamamı 3.8.2019

Kozmik Oda Polisleri davası

02.08.2019 16:55 Ankara'da, kamuoyunda 'Kozmik Oda' olarak bilinen soruşturma kapsamında, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeline Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarınca kumpas kurulduğu gerekçesiyle çoğunluğu eski polis tutuksu..
Tamamı 2.8.2019

Düzce: Mahrem Askerlere 12 Hapis

02.08.2019 17:50 Düzce'de, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 'mahrem askeri yapılanması'nda yer aldıkları iddiasıyla 2'si tutuklu 14 sanığın yargılandığı davada karar verildi. 16 Temmuz'da Düzce 2. Ağır..
Tamamı 2.8.2019

Kozan İmamına 12 Yıl Hapis

03.08.2019 13:01 Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin davada örgütün sözde 'Kozan imamı' olduğu gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanığa 12 yıl hapis cezası verildi. 16 Temmuz'da Adana 2. Ağ..
Tamamı 3.8.2019

İsmail'in Yeri Davası: 5 Yıl Hapis

03.08.2019 12:32 Düzce'de, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanan Bolu Dağı'ndaki ünlü et lokantası sahibi İsmail Çolak'ın yargılanmasına devam edildi. İsmail Çolak etkin pişmanlık yasası göz önünde bulundurularak cezası düşürüldü..
Tamamı 3.8.2019

Telekulak Davası Tekrar Görülecek

02.08.2019 17:09 Antalya'da, 2009-2013 yılları arasında, aralarında siyasetçi ve kamu görevlilerinin de bulunduğu 130 kişiyi yasa dışı dinledikleri gerekçesiyle 15 sanıklı 'telekulak' davasında yargılanan ve hakkında verilen beraat kar..
Tamamı 2.8.2019

Nazilli Fetö Davası Tekrar Görülecek

02.08.2019 17:29 Aydın'daki 108 sanıktan 63'üne 2 yıl 1 ay ile 12 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırdığı dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi verilen hükümleri bozdu. Daire, dosyayı yeniden incelenmek üzere yerel mah..
Tamamı 2.8.2019

Savcılık: Darbe Tehlikesi Sürüyor

14.07.2019 13:33 Türkiye genelinde son 10 günde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) TSK içindeki örgütlenmesine yönelik çok sayıda operasyonda 388 şüpheli gözaltına alındı. Kripto eleman olarak tanımlanan ..
Tamamı 14.7.2019

Zırhlı Birlikler: Darbeye 33 Müebbet

13.07.2019 13:10 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin 45'i tutuklu, 53 sanığın yargılandığı dava sona erdi. 10 Temm..
Tamamı 13.7.2019

Mahrem Sat'lara 44 Müebbet

13.07.2019 15:38 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Sualtı Taarruz (SAT) ile Kurtarma ve Sualtı Komutanlıklarında görevli 38 askerle bu personelden sorumlu sözde Deniz Kuvvetleri yapılanmasının ..
Tamamı 13.7.2019

Polatlı'daki 47 Müebbet Onandı

14.07.2019 12:46 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Polatlı 58. Topçu Tugayı ile Topçu ve Füze Okul Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 27'si 'ağırlaştırılmış müebbet', 20'si 'müebbet', 64'ü de beraat..
Tamamı 14.7.2019

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
37.858.075