Tam
EskidenYeniye
 

Fetö medyasına 2 büyük dava

Aralarında Nazlı Ilıcak, Ahmet/Mehmet Altan kardeşler, Ekrem Dumanlı, Tuncay Opçin ve Emre Uslu'nun da bulunduğu Zaman ve Taraf gazetesi yazarı 17 isim hakkında yürütülen FETÖ soruşturması tamamlandı. Hazırlanan iddianameye göre, şüphelilerden 16'sının 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edildi. Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, Şahin Alpay gibi eski Zaman gazetesi yazarlarından oluşan 30 sanığa ise bir başka dava açıldı. Fetö medyası olarak nitelendirilen bu isimlere Darbe girişimine katılmak suçlaması yöneltildi. Müebbet hapis cezaları talep edildi.

Önceki haber title=Sonraki haber

15.04.2017 17:48 Fetö medyasına iki büyük dava açıldı. Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, Şahin Alpay gibi eski Zaman gazetesi yazarlarından oluşan 30 sanığa dava açıldı. Fetö medyası olarak nitelendirilen bu isimlere Darbe girişimine katılmak suçlaması yöneltildi. Müebbet hapis cezaları talep edildi. Aralarında Nazlı Ilıcak, Ahmet/Mehmet Altan kardeşler, Ekrem Dumanlı, Tuncay Opçin ve Emre Uslu'nun da bulunduğu Zaman ve Taraf gazetesi yazarı 17 isim hakkında yürütülen FETÖ soruşturması da tamamlandı. Hazırlanan iddianameye göre, şüphelilerden 16'sının 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edildi.

DAVA 1) ZAMAN YAZARLARINA 30 SANIKLI DARBE DAVASI

11 Nisan'da yaşanan ilk gelişmede, kayyuma devredildikten sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarından oluşan 30 şüpheliye 'darbe girişimi' ve 'FETÖ/PDY üyeliği' suçlarından iddianame hazırlandı.

İddianamenin tam metni için tıklayın (pdf)

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, "şüphelilere atfedilen suçların açıklanması" başlığıyla FETÖ/PDY medyası anlatıldı.


Foto: Zaman yazarları Şahin Alpay, Mümtazer Türköne, Ahmet Turan Alkan

"FETÖ medyasının örgütle eş zamanlı faaliyetleri"

Basın ve ifade özgürlüğünün genellikle haber, fikir ve düşünceleri, kitle iletişim araçları vasıtasıyla serbestçe açıklayabilme özgürlüğü olarak tanımlandığı ve basın özgürlüğü kapsamının Türkiye'de Basın Kanununun 3. maddesinde, "Bu özgürlük, bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir" şeklinde düzenlendiği bilgisi verilen iddianamede, "Bütün özgürlüklerde olduğu gibi basın ve ifade özgürlüğünün de dünyada ve Türkiye'de sınırları çizilmiştir. Buna göre basın yayın organlarında kişi ya da kuruluşların haklarını ihlal niteliğinde ifadeler kullanılması, ulusal güvenliği tehdit edebilecek, toplum huzurunu ve asayişi bozabilecek beyanlarda bulunulması halinde basın ve ifade özgürlüğü sınırlandırılabilir." ifadeleri yer aldı.

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medyasının, 2013 yılından önce izlediği strateji gereği Türkiye Cumhuriyeti devletine ve hükümeti ile kişi, kuruluş ve kurumlara karşı gizli ve derinden bir mücadele yürüttüğü belirtilen iddianamede, örgüt medyasının 2013 yılından itibaren FETÖ/PDY'nin eylemleri ile eş zamanlı olarak, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve hükümetine, kişi, kuruluş ve kurumlara karşı açıktan saldırıya geçtiği, basın ve ifade özgürlüğünün sınırlarını aşarak devlet sırlarını ifşa ettiği, örgüt ideolojileri ve amaçları doğrultusunda algı oluşturduğu, meşru hükümetleri çalışamaz hale getirmeyi hedeflediği, Türkiye'yi uluslararası arenada suçlu göstererek zor duruma düşürmek istediği, kişi, kurum ve kuruluşların haklarını ihlal niteliğinde ifadeler kullanmaya, ulusal güvenliği tehdit edebilecek, toplum huzurunu ve asayişi bozabilecek beyanlarda bulunmaya başladığı kaydedildi.

Zaman gazetesi: Örgütün medyadaki amiral gemisi

FETÖ/PDY medyasının tarihi süreç içerisindeki gelişimi, amaçlarının neler olduğu, yayın ilke ve politikalarının nasıl belirlendiğiyle ilgili tahliller yapıldığı anlatılan iddianamede, şu bilgilere yer verildi:

"Nurculuğun bir kolu olan Yeni Asya hareketinden ayrı hareket ederek FETÖ/PDY'yi örgütlemeye başlayan Fetullah Gülen, faaliyetlerine meşru bir görüntü kazandırabilmek, daha geniş kitlelere ulaşabilmek, örgütün finansmanını ve devamlılığını sağlamak maksadıyla eğitim-öğretim ve medya alanlarında görünürde din ve ahlak temelli ancak esasta menfaat odaklı, dini, siyasi ve iktisadi hedefleri olan ağlar kurmak üzere harekete geçmiş, bu bağlamda 1979 yılı şubat ayından itibaren örgüt üyeleri ile birlikte Sızıntı dergisini yayınlayarak düşüncelerini bazen doğrudan bazen dolaylı olarak dile getirmeye başlamıştır. Ülkede siyasi, iktisadi ve sosyal sıkıntıların yaşandığı bu dönemde meşhur ağlayan çocuk fotoğrafının yer aldığı kapakla ilk sayısını yayımlayan Sızıntı, 'eğitim, bilim, iman, sevgi, barış ve hoşgörü sayesinde ülke sorunlarının çözüleceğini' ifade ediyordu. Kulağa gayet hoş ve mantıklı gelen bu söylem, bundan böyle Fetullah Gülen tarafından örgütlenen FETÖ/PDY'nin gizli ajandasındaki faaliyetlerini gizleyen bir paravan olarak kullanılacaktı. Tarihi süreç içerisinde FETÖ/PDY'nin eğitim öğretim faaliyetleri kaliteli eğitim- öğretim kurumlarına giriş amacıyla hazırlık yapılan veya yabacı dil eğitiminin verildiği özel dershaneler, özel okullar (kolejler), yurtlar ve ışık evlerinde organize edilirken, muhtelif gazete, dergi, tv, radyo ve internet siteleri, medya alanındaki örgütlenmede işlevsel bir rol oynadı.

Organizasyonun büyümesiyle birlikte Feza grubu çatısı altında örgütlenecek olan medya alanındaki faaliyetlerin nüvesini oluşturan Sızıntı dergisi ile birlikte 3 Kasım 1986 tarihinden itibaren Ankara'da yayımlanmaya başlanan ve 1987 yılında tamamen FETÖ/PDY'nin kontrolüne geçen Zaman gazetesi bu örgütün medyadaki 'amiral gemisi' haline geldi. FETÖ/PDY bundan böyle günlük olarak yayınlanacak, geniş kitlelere ulaşarak örgütsel faaliyetlerin propagandasını yapabilecek bir yayın organına sahip olmuştu."

İddianamede, Zaman gazetesinin başlangıçta özellikle İslami kesime yönelik yalan haberleri çürütmeye ve doğru haber yapmaya yönelik bir yayın politikası izlediği belirtilerek, gazetenin 1987 yılı içerisinde FETÖ/PDY önde gelenlerinden Alaeddin Kaya tarafından satın alınıp İstanbul'a taşındığı, Alaeddin Kaya ile birlikte örgüt liderinin yakın çevresinden Dr. İsmail Büyükçelebi ve Abdullah Aymaz'ın yayın politikalarını belirlediği, bunun FETÖ/PDY ile doğrudan bağlantılı olmayan isimlerin Zaman gazetesinden ayrılmasına ve bu gazetenin tamamen örgüte hizmet edecek bir yapıya sahip olmasına zemin hazırladığı vurgulandı.

"Zaman gazetesi kayıt dışı bağışlarla ayakta kalabildi"

"Bu dönemlerde yeterli tiraja ve gelire sahip olmayan Zaman gazetesinin halktan toplanan ve 'himmet' adı verilen kayıt dışı bağışlarla ayakta kalabildiğini, hem örgüt lideri Gülen hem de Zaman gazetesinin kurucu, yönetici ve yazarları çeşitli vesilelerle alenen ifade ve itiraf etmekten çekinmemişlerdir." ifadelerinin de yer bulduğu iddianamede, 1990'lardan itibaren medya alanındaki faaliyetlerini artıran FETÖ/PDY'nin medyayı adeta bir silah olarak kullanmak suretiyle bilgi kirliliği ve manipülasyonlarla algı oluşturarak sistemli bir şekilde toplumu yönlendirmeye başladığı dile getirildi.

Fetullah Gülen'in artık sadece kendi yayın organlarında değil, diğer yayın organlarında da boy göstermeye başladığı ve sadece muhafazakar çevrelerde değil gerek yurt içinde gerekse yurt dışında çeşitli din, inanç ve düşüncelere mensup şahıslarla dirsek temasına geçtiği bilgisi verilen iddianamede, "Gülen, örgütü destekleyebilecek tarzda düşüncelere sahip şahısları yazar olarak örgütüne katmıştır.1993 yılından itibaren Feza grup dünyaya açılmış, Zaman Romanya, Bulgaristan, Azerbaycan, Avrupa, Amerika, Benelux, Vandaag, Avusturya, Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya ve Türkmenistan adlı gazeteler yayınlanarak muhtelif ülkelerde dağıtılmıştır." bilgisi aktarıldı.

Gazete ve süreli yayınlarla geniş kitlere ulaşmayı hedefleyen FETÖ/PDY'nin uluslararası habercilik ve haber servisi yaparak etki alanını daha da genişletebilmek düşüncesiyle 1994 yılında Cihan Haber Ajansını kurduğu, bu ajansın kısa süre içerisinde Türkçe ile birlikte İngilizce ve Arapça haber ve servis hizmeti sunacak seviyeye ulaştığı vurgulanan iddianamede, şöyle devam edildi:

"1994 yılı aralık ayından itibaren yayımlanmaya başlayan Aksiyon dergisi de 'batı tarzı habercilik' anlayışı ile örgüte hizmet eden bir medya organı haline gelmişti. Feza grup bünyesinde toplumsal ve kültürel temaları işleyen Yeni Bahar adlı dergi, Zaman gazetesinin eki olarak Püff adlı mizah dergisi, Turkish Rewiev ve Cihan dergi gibi süreli yayınlarla birlikte Radyo Cihan, Irmak Tv ve Cihan Network grubun medyadaki temsilcileri olarak kayıtlara geçmiştir. Dünyada ve Türkiye'de internet kullanım alanının son derece sınırlı olduğu bir dönemde (2 Aralık 1995) yayına başlayan www.zaman.com.tr ise, 'Türkiye'de internetin ilk Türkçe gazetesi olması' dolayısıyla örgüte ciddi denilecek bir destek sağlamış, bu destek internetin yaygınlaşmasıyla birlikte üst düzeye ulaşmıştır."

Medya alanındaki atılımların nedeni: İstihbarat servisi sorumlularıyla kurulan temas

"FETÖ/PDY'nin medya alanındaki bu atılımlarının temelinde Gülen'in 1990'lı yıllarda Türkiye'de ve dünyada üst düzey devlet adamları, muhtelif din ve inanç temsilcileri ve istihbarat servisi sorumluları ile kurduğu temasların etkili olduğu kuşku götürmez bir hakikattir." ifadesi kullanılan iddianamede, Gülen ve örgütüne bağlı yayın organlarının, faaliyetlerinin üst düzeyde desteklendiği algısını oluşturabilmek maksadıyla gizlemeye gerek duymadıkları bu temasları çeşitli şekillerde sunarak örgütün reklamını yapma fırsatı elde ettiklerine de dikkat çekildi.

Türkiye'den ayrılmadan önce üst düzeyde temaslar kuran Gülen'in Amerikan gizli servisi CIA Başkanlığına getirilen Morton Abromowitz ile 1983 ve 1990 yılları arasında görüşerek dostluk kurduğu, Abraham Foxman ve Papa II. John Paul ile görüşmeler yaptığı, örgüt medyasında Türkiye ve uluslararası kamuoyunda ünlü şahıslarla yapılan temasların yoğun olarak işlenip propaganda malzemesi olarak kullanıldığı da kaydedilen iddianamede, "12 Eylül 1980 askeri darbesini destekleyen Gülen ve FETÖ/PDY medyası, 28 Şubat 1997 postmodern darbesine de aynı şekilde destek vermiştir. Türkiye'de bu tür antidemokratik eylemlerden en fazla etkilenen kesimlerin başında muhafazakar kesimler yer aldığı halde sözde, 'İslami değerlerle mücehhez bir toplum ideali' olan Gülen'in bu tür eylemleri desteklemesi ve yaşanan süreçlerden sürekli gücünü artırarak çıkması,sorgulanması gereken bir husustur." değerlendirmesinde bulunuldu.

"Darbecilerin yanında yer alan Gülen'in dosyası askıya alındı"

Fetullah Gülen'in 28 Şubat sonrasında, 17 Nisan 1997'de katıldığı bir televizyon programında "mevcut hükümetin iktidardan çekilmesi gerektiğini" ifade ederek bir kez daha darbeyle yönetime müdahale etmek isteyen kesimlerin yanında yer aldığına dikkat çekilen iddianamede, şunlar kaydedildi:

"28 Şubat sürecinde Zaman gazetesi, bağlı olduğu örgütün lideri Gülen'in düşünceleri doğrultusunda bir yayın politikası takip etti. 28 Şubat'ın etkisinin yoğun olarak hissedildiği ilk dönemlerde Fetullah Gülen aleyhinde herhangi bir dava açılmadı. FETÖ/PDY'ye bağlı oluşumların ve yayın organlarının faaliyetlerine de engel olunmadı. 1999 yılı mart ayı içerisinde Gülen sözde tedavi amacıyla ABD'ye gitti. Ancak Gülen'in Amerika'ya gidişinden birkaç ay sonradır ki, 19 Haziran 1999 tarihinde haber bültenlerinde Gülen'in, devlet kurumlarına sızarak devleti ele geçirmeye yönelik ifadelerinin yer aldığı ve artık kamuoyunun malumu olan kaset yayınlandı ve bir yılı aşkın bir süre sonra DGM savcılarından Nuh Mete Yüksel, 'Laik devlet yapısını değiştirerek yerine din kurallara dayalı bir devlet kurma amacıyla yasa dışı örgüt kurduğu' gerekçesiyle Gülen hakkında dava açtıysa da daha sonra bu dosya askıya alındı."

Yurt dışında muhtelif ülkelerde faaliyetlerde bulunan FETÖ/PDY'nin bilhassa ticari yatırım yaptığı ve eğitim çalışmaları yürüttüğü ülkelerde medyanın gücünü örgütlenme aracı olan Zaman gazetesiyle kullandığına dikkat çekilen iddianamede, "2005 yılında örgütün önde gelen üye ve finansörlerinden Akın İpek tarafından satın alınan Bugün gazetesi de farklı bir kulvarda FETÖ/PDY'nin medya gücüne güç katmıştır.2006 yılında Ali Özmen Safa, (Zaman gazetesinin eski imtiyaz sahibi) Alaattin Kaya ve oğlu Cüneyt Kaya tarafından satın alınan Star gazetesinde de hisselerin yüzde 60 gibi büyük çoğunluğu o dönem örgüte yakın isimlerden Alaattin Kaya ve oğlu Cüneyt Kaya'ya aitti. Bu hisselerin elden çıkarılmasına değin Star gazetesi de büyük oranda FETÖ/PDY'nin kontrolü altına girdi." bilgisi verildi.

"Örgütün faaliyetlerine son vermek için harekete geçen hükümete saldırıya başladılar"

İddianamede, 2007 yılından itibaren Türkiye'de İngilizce olarak yayımlanmaya başlanan Today's Zaman'ın ise yerli yazarlarla birlikte Türkiye ile ilgilenen ve dünyada tanınan yabancı siyasetçi, akademisyen, bürokrat, yazar, ve araştırmacıların yazılarına yer vererek örgüte farklı bir taban yaratmaya çalıştığı aktarılarak, "2002 genel seçimleri öncesinde herhangi bir siyasi partiye açık destek vermeyen FETÖ/PDY yayın organları, seçimler sonucunda iktidara gelen AK Parti hükümetleri ile ilk dönemlerde açıktan karşı karşıya gelmekten kaçındılar. Ne var ki, AK Parti hükümetinin, FETÖ/PDY'nin gizli faaliyetlerini öğrenerek bu faaliyetlere son verebilmek maksadıyla harekete geçmesi üzerine, örgüt medyası basın özgürlüğü ile çizilen sınırları çiğneyerek, açıktan hükümete yönelik saldırılara başladı.Ergenekon soruşturmalarında aktif olarak çalışan ve sonradan FETÖ/PDY üyesi olduğu anlaşılan emniyet mensuplarının 2011 yılı içerisinde mevzuata uygun bir şekilde görev yerlerinin değiştirilmesi Zaman gazetesinin iktidara tehdit yollu telkinlerde bulunmasına neden oldu." değerlendirmesi yapıldı.

Zaman gazetesinden Ali Ünal'ın 16 Eylül 2011'de doğrudan o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alarak, "kanaat önderleriyle görüşmesi" yönünde telkinlerde bulunmaya kalkıştığı ve söz ettiği "kanaat önderi"nin FETÖ/PDY lideri Gülen olduğunun, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sırasındaki söylemlerden net bir şekilde anlaşıldığı da belirtilen iddianamede, "Örgütün tarzına uygun ima, töhmet ve tehdit yollu göndermeler, hükümet, dershaneleri kapatma düşüncesini hayata geçirmeye kalktığında daha da arttı. 12 Kasım 2012 tarihinde Ali Ünal, 'bütün reformlarda gayenin siyasi ve ideolojik olduğunu' ifade ederek, 'yapılmak istenenin özel müteşebbis hürriyetine müdahale olduğunu' ileri sürdü. Görünürde normal bir eleştiri gibi görünen bu düşünceler, Türkiye'de dershanelerdeki muazzam payı dikkate alındığında FETÖ/PDY'nin menfaatlerini savunmak için sarf edilmişti." ifadeleri aktarıldı.

"Hükümete, profesyonelce, imalı ve şifreli hakaretler yağdırdılar"

Bu tarihten itibaren Zaman gazetesinin, hükümet aleyhine yalan haberler üretmeye başladığı, örgüt menfaatleri doğrultusunda hükümete yönelik eleştiri dozajını artırdığı, hukuki müeyyidelerden etkilenmemek amacıyla hükümete profesyonelce imalı ve şifreli ya da üstü kapalı hakaretler yağdırdığına dikkat çekilen iddianamede, "Zaman, hükümetin dershaneleri kaldırmaya yönelik kararlılığı karşısında tekrar saldırıya geçti ve bunu, 'eğitime darbe vurmaya yönelik' bir uygulama olarak okuyucularına sundu. Bu arada 6 Nisan 2015 tarihinde Feza Gazetecilik AŞ Levent Kenez'in idaresinde Meydan adlı gazeteyi yayınlamaya başladı. 13 Kasım 2015 tarihinde olası bir operasyonda zarar görmesini engellemek amacıyla bu gruptan ayrılarak Levent Kenez'in idaresinde yayına devam etti." değerlendirmesi yapıldı.

Usulsüzlükler

Kayyuma devredildikten sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarından oluşan 30 şüpheliye yönelik "darbe girişimi" ve "FETÖ/PDY üyeliği" suçlarından hazırlanan iddianamede, FETÖ/PDY medyasında darbe çağrışımı yapacak yayınlar yapıldığı, önceki darbelere destek olunduğu belirtilerek, şüphelilerin kayyum atanmasından önce sahip oldukları malvarlıklarını usulsüz devrettikleri vurgulandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından İsmet Bozkurt tarafından hazırlanan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, Sızıntı dergisi ile başlayan ve Zaman gazetesi ile birlikte hızla büyüyen FETÖ-PDY medyasının, örgütün gayrimeşru faaliyet, beklenti ve hedeflerinin meşrulaştırılarak geniş kitlelere ulaştırılması noktasında son derece önemli misyona sahip olduğu, ilkesel bir yayıncılık yerine tamamen stratejik olarak örgüt amacı doğrultusunda yayın politikası izlediği kaydedildi.

İddianamede, 2012 yılı sonlarına doğru özel dershanelerin kapatılmasına dair düşüncelerin gündeme gelmesiyle bu kurumlardan yüksek gelir elde eden ve insan kaynağını devşiren FETÖ/PDY medyasının, elebaşı Fetullah Gülen'in talimatları doğrultusunda devlet adamlarına basın yayın özgürlüğünün sınırlarını aşacak şekilde hakaret ve saldırılar yönelttiği, akabinde örgütün komplo ve kumpaslarla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, hükümetini ve anayasal kurumlarını ortadan kaldırmayı hedeflediği, örgüt medyasının da bu amaçlar doğrultusunda asli bir işlev gördüğü anlatıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin örgüt menfaatleri aleyhine aldığı kararlar karşısında rövanşist bir tavır sergileyen FETÖ/PDY ve medyasının harekete geçtiği; eş zamanlı, sistematik, planlı ve programlı bir biçimde yürütülen komplo, kumpas ve kurgu ürünü "MİT tırları operasyonu", sözde "Selam-Tevhid Kudüs Ordusu" ve "17-25 Aralık soruşturmaları" ile Türkiye Cumhuriyeti hükümetine ve anayasal düzene karşı darbe gerçekleştirmeyi planladığı aktarılan iddianamede, bu noktada örgüt medyasının, hedefe yönelik fonksiyonel bir araç olarak kullanıldığı, örgütle iltisaklı gazeteci ve yazarların başlattıkları toplumsal mühendislik çalışmasının özellikle Zaman gazetesi ve yazar kadrosunun desteğiyle yürütüldüğü kaydedildi.

"Eziyet kumpas yalanı"

FETÖ/PDY medyası aracılığıyla ters algı operasyonlarının yapıldığı, televizyon dizileri de dahil olmak üzere muhtelif yayınlarda "örgüt mensuplarına karşı eziyet ve kumpas yapılıyormuş" gibi bir algı hedeflendiği belirtilen iddianamede, örgüt liderinin talimatı üzerine "örgüt üyeliği" suçlaması kapsamında tutuklu şüpheliler hakkında örgütün yargıdaki üyeleri tarafından "sözde tahliye kararı" alındığı belirtildi. İddianamede, örgütün deşifre olan etkili üyelerine örgüt lideri tarafından yurt dışına çıkma talimatı verildiği ve bu talimatın da büyük ölçüde uygulandığı anlatıldı.

Koza Holding AŞ bünyesinde kayyum atanan Bugün ve Millet gazetelerinin kanuna aykırı olarak Feza Gazetecilik AŞ tesislerinde "Özgür Bugün" ve "Özgür Millet" adı altında basıldığı ve dağıtıma hazırlandığı hatırlatılan iddianamede, bunun, örgütün farklı ticari kuruluşları bünyesinde faaliyette bulunan medya organları arasındaki organik bağı gösterdiği ve bu kuruluşların eşgüdümlü hareket ederek kanunları çiğnediklerini kanıtladığı aktarıldı.

İddianamede, "Buna rağmen Zaman gazetesinin 'basına sansür uygulandığını' iddia ederek, kamuoyunu hükümet aleyhine kışkırttığı, Türkiye ve dünya kamuoyunda örgüt amaçları doğrultusunda algı oluşturmaya çalıştığı, FETÖ/PDY medyasının iş birlikçi yayın organlarıyla Türkiye Cumhuriyeti devletini ve hükümeti itibarsızlaştırmaya yönelik casusluk faaliyetleri gerçekleştirdiği, örgüt amaçları doğrultusunda belirlediği kişi, kurum ya da grupları hedef aldığı, kaynağı belirsiz haberler ve bu haberleri destekleyici köşe yazılarıyla yoğun ve şiddetli bir karalama kampanyası yürüttüğü, bilgi kirliliği ve manipülasyon yöntemleri ile hakikatleri gizlediği ya da çarpıttığı" vurgulandı.

Gülen'e atfedilen vasıflar

İddianamede, FETÖ/PDY medyasının "Muhterem Fetullah Gülen Hocaefendi" şeklinde takdim ederek kutsiyet ve saygınlık kazandırmak istediği örgüt lideri Gülen'in, uzun vadeli "parlatma" teknikleri ile "dini bir otorite" haline getirildiği belirtilerek, Gülen'in dini, siyasi, toplumsal, kültürel ve iktisadi meselelerle ilgili görüşlerini örgüt medyası üzerinden üstü kapalı mesaj ve göndermeler yoluyla iletmeyi tercih ettiği, düşüncelerinin ve örgütün "hizmet" adı verdiği faaliyetlerin örgüt medyası tarafından "ilahi düşünce ve görevler olarak devamlı surette işlenegeldiği, aksine hareket ettiği halde FETÖ/PDY'nin, milli ve dini değerleri esas alarak bu değerleri dünyaya tanıtmakla mükellef bir 'gönüllüler hareketi' olduğu şeklinde propaganda kampanya yürüttüğü" kaydedildi.

FETÖ/PDY medyasının nüvesini oluşturan Sızıntı dergisinden itibaren Türkiye'de yapılan antidemokratik darbeleri desteklediği, örgüte yönelik operasyonların ardından yürüttükleri saldırı kampanyalarının başarısız olması ve kamuoyunda taraftar toplamaktan ziyade tepki çekmesi nedeniyle askeri darbe çağrışımı yapacak bir yayın politikasına yöneldikleri, sembolik darbe mesajlarının medya aracılığıyla tabana iletildiği, orduyu tahrik etmeye ve kamuoyunu baskı altında tutmaya yönelik bir yayın politikası izlendiği anlatılan iddianamede, Zaman gazetesinin 2013 yılı Kasım ayı içerisinde "Kardeşlik Zamanı" başlıklı sloganıyla hazırladığı reklam afişinin, Aksiyon dergisinin 2014 yılı Ocak ayı reklamının, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden 9 ay 10 gün önce yayınlanan Zaman gazetesi reklam filminin ve Sızıntı dergisinin 2016 yılı Mayıs sayısı için seçilen kapaktaki görselin darbe çağrışımı yaptığı ya da bu yönde mesaj vermeye yönelik olduğu, ayrıca Gülen ve örgütünün bu minvalde medya üzerinden üstü kapalı tehditler yönelttikleri ifade edildi.

Tiraj hileleri

"FETÖ-PDY üst düzey üyelerinin baskılarıyla örgüte kazandırılan şahısların Zaman 53gazetesine abone yapılması, abone kayıtlarının tutarsız oluşu, gazetenin meccanen abonesi olmayan muhtelif kurumlara, hatta apartmanlara bırakılması dahi tirajların sorgulanması için yeterli nedenlerdi." denilen iddianamede, bu nedenlerle ilk dönemlerde ABC Tiraj Denetleme Kurulu'nun Zaman gazetesine sertifika vermediği ancak örgütün muadil kurumlardan sertifika aldığı kaydedildi.

İddianamede, FETÖ/PDY medyasının asimetrik saldırılarına karşı anayasal kurumların harekete geçtikleri, inceleme ve denetimler neticesinde bahsi geçen medya organlarının kendi tabanı dahil olmak üzere toplumsal dinamikleri lehlerine yönlendirebilmek maksadıyla geçmişten bu yana basın-yayın organlarının tirajlarını manipüle ettikleri ve ilgili organlara kayyumların atanmasından önce sahip oldukları malvarlıklarını usulsüz devrettiklerinin ortaya çıktığı belirtildi.

Zaman gazetesinin abonelik sisteminin de FETÖ/PDY politikalarına uygun olarak psikolojik baskı, şantaj, dışlama, iltimas, tehdit gibi yöntemler üzerine kurulu olduğunun tanık ifadelerinden anlaşıldığı aktarılan iddianamede, Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığında yürütülen soruşturma kapsamında ifadelerine müracaat edilen emniyet görevlilerinin, "Zaman gazetesine zorla üye yapıldıklarını, kabul etmeyenlerin ise dışlandıklarını ve zor işlerde görevlendirildikleri"ni anlattıkları bildirildi.

İş adamlarının Zaman gazetesinin temsilcilerinin ve yakın arkadaşlarının psikolojik baskıları ve ticaret hayatlarında örgütün gazabına uğramamak için bu gazeteye abone olmayı kabul ettikleri anlatılan iddianamede, gazeteye zorla abone olduklarını beyan eden müştekilerin ifadelerine de yer verildi.

Zorla satılan gazetelerden yumurta kartonu yapılmış

İddianamede, ilgili mevzuat gereği günlük satışı 200 binden az olmadığını beyan ederek ek gösterge almaya hak kazanan gazetelerin, günlük asgari fiili satış adedinin dörtte birini bayiler aracılığıyla gerçekleştirmelerinin zorunlu olduğu, günlük fiili satışa dahil edilecek diğer satışların abonelerle ilgili hususları düzenleyen usul ve esaslar dahilinde yapılması gerektiği belirtilerek, "Oysa Zaman gazetesinin günlük fiili satış adedi ortalamasının sadece 2014 yılı Mart ayında 50 bin-100 bin arasında gerçekleştiği, geriye kalan Ocak 2014-Ağustos 2015 döneminde 10 bin-25 bin arasında kaldığı, abone olduğu iddia edilen kişilerin karşılığının olmadığı, gazetenin günlük 50 binin altında satıldığının tespit edildiği, Zaman gazetesinin göstergesinin düşürüldüğü ve reklam payının buna göre tekrar düzenlendiği, Ocak 2014-Temmuz 2015 ayları arasına ait gösterge farkları karşılığının mahsubuna karar verildiği görülmüştür." bilgisine yer verildi.

Zorla satılan gazetelerin, paketler halinde hiç açılmadan kağıt niyetine İstanbul'un çeşitli bölgelerindeki kağıt hurdacılarına (toplayıcılarına) ve geri dönüşüm firmalarına satıldığı, buralarda işlenerek yumurta kartonu vesaire yapıldığı anlatılan iddianamede, FETÖ/PDY'nin Ataşehir'de bu işlemler için özel bir depo kiraladığı, Amasya'nın merkez ilçesindeki TOKİ konutlarında Zaman gazetesinin ambalajlarının açılmadan depolandığı, belli periyotlarla kamyonetlere yüklenerek hurdaya verildiği, abone olduğu iddia edilen kişilerin karşılığının olmadığı vurgulandı.

Kayyum öncesinde malvarlıklarının usulsüz devri

İddianamede, FETÖ/PDY medyasının bağlı olduğu şirketlerin malvarlıkları 2014 yılına kadar olağan şekilde değişme kaydederken, örgütün 2013-2014 yılında hükümeti devirmeye yönelik teşebbüslerinin başarısız olmasının ardından 2015 yılı içerisinde söz konusu şirketlerin bilançolarında bulunan ve "Maddi Duran Varlık" bölümünde yer alan "bankalar", "binalar", "arsalar", "taşıtlar", "tesis, makine ve cihazlar", "amortismanlar" gibi kalemlerdeki malvarlıklarının olağan dışı ve usulsüz bir şekilde devredildiği, el değiştirdiğinin ya da azaltıldığı anlatılarak, "alınan çekler" ve "diğer çeşitli alacak" kalemlerinin ise olağan dışı bir şekilde arttığının MASAK raporları ile tespit edildiği vurgulandı.

Söz konusu Feza Gazetecilik, Cihan Haber Ajansı, Cihan medya Dağıtım adlı şirketlerin malvarlıklarını sattıkları gerçek ve tüzel kişilerin FETÖ/PDY aidiyetleri, iltisakı ve irtibatları bulunduğu, söz konusu şirketlere kayyum atanmadan önce gerçekleşen bu büyük çaplı değişikliklerin şüpheli olduğu anlatılan iddianamede, bunların örgütün finansmanında kullanılmasının ve örgüt amaçlarına hizmet etmesinin kuvvetle muhtemel olduğunun denetçiler tarafından saptandığı vurgulandı.

İddianamede, kayyumların atanmasıyla FETÖ/PDY mensuplarının harekete geçerek, gazete ve dergi abonelikleri iptal ettirmek ve iade yapmamak suretiyle bir yandan tahsil edilen ücretleri örgüte aktararak örgüte mali kaynak sağlarken, diğer yandan gazete ve dergi tirajlarının düşmesini hedefleyerek kayyumda bu medya organlarının zarar ettiği algısını oluşturmaya çalıştırdıkları belirtilerek, "Kayyumların atanmasıyla örgüt ile iltisaklı kuruluşların önemli kayıtlarının tutulduğu harddisklerin çalınmış olması da saklanmak istenen bilgiler olduğu yönünde ciddi kuşkulara neden olmaktadır." ifadesine yer verildi.

Şüphelilerin eylemleri

İddianamede, şüpheliler Mümtazer Türköne, Ali Bulaç, İbrahim Karayeğen, Ahmet Turan Alkan, Mustafa Ünal, Şahin Alpay, Nuriye Ural, Lalezar Sarıibrahimoğlu, Orhan Kemal Cengiz, İhsan Duran Dağı'nın FETÖ/PDY medya organlarında görev yapan köşe yazarları oldukları, şüphelilerin yazılarında hükümete sadece muhalefet yapılmadığı veya eleştiri yöneltilmediği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Görünürde suç unsuruna rastlanılmayan yazılarında dahi basın ve ifade özgürlüğünün sınırlarını aşarak devlet yetkililerinin ve kurumlarının haklarını ihlal niteliğinde ifadeler kullanarak örgüt amacına hizmet ettikleri ya da ön hazırlık niteliğinde yazılar yazdıkları; ulusal güvenliği tehdit edebilecek, toplum huzurunu, toplumsal barışı ve asayişi bozabilecek beyanlarda bulundukları, askeri darbe çağrısında bulunmaktan çekinmedikleri, bu haliyle şüpheli yazarların gerek suç unsuru ihtiva ettiği tespit edilen yazılarıyla gerek tek başına suç unsuru olduğu belirlenememekle birlikte örgütsel hedef ve amacı tamamlayan yazılarla FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisi içerisindeki görevlerini yerine getirdikleri anlaşılmıştır."

Diğer şüpheliler Sedat Yetişkin, Hüseyin Turan, Ahmet Metin Sekizkardeş, Alaattin Güner, Cuma Kaya, Mehmet Özdemir, Faruk Akkan, Murat Avcıoğlu, Yüksel Durgut, Zafer Özsoy, Şeref Yılmaz, Hakan Taşdelen, Hüseyin Belli, Onur Kutlu, İsmail Küçük, Ali Hüseyin Çelebi, Ahmet İrem, Süleyman Sargın, Osman Nuri Öztürk, Osman Nuri Arslan'ın FETÖ/PDY medya kuruluşları olan Feza Gazetecilik AŞ, Cihan Medya Dağıtım AŞ, Cihan Haber Ajansı, FİA Prodüksiyon Radyo ve Televizyon Reklam Organizasyon İletişim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Irmak Radyo TV Hizmetleri AŞ, Dünya Dağıtım AŞ bünyesinde yönetici ve çalışan oldukları, FETÖ/PDY terör örgütünün genel amaçlarına ulaşmak için medya gücüne düşen görevi yerine getirdikleri anlatılan iddianamede, "Bu şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu anlaşılan şüphelilerin, örgütün medya gücünü oluşturdukları, örgütün genel amacı doğrultusunda, anayasal düzeni, TBMM'yi ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak için örgüt stratejisi ve hiyerarşisi içerisinde rollerini yerine getirerek üzerlerine atılı suçları işledikleri anlaşılmıştır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Kapatılan "Zaman Gazetesi"nin eski yazarları Şahin Alpay, Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, Ahmet T. Alkan, Nuriye Akman ve Mustafa Ünal ve Lale Sarıibrahimoğlu'nun aralarında bulunduğu 21'si tutuklu 30 kişi hakkında "Darbeye teşebbüs" suçundan 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve "Silahı terör örgütüne üye olmak" suçundan da 15'er yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi. İddianamede adı geçen yazarların, yazılarında darbe mesajı verdikleri, hükümeti itibarsızlaştırmaya çalıştıkları iddia edildi.

64 SAYFALIK İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı İsmet Bozkurt tarafından hazırlanan iddianame 64 sayfadan oluşuyor. İddianamede yer alan isimler şöyle; Şüpheliler Mümtazer Türköne, Ali Bulaç, İbrahim Karayeğen, Ahmet Turan Alkan, Mustafa Ünal, Şahin Alpay, Nuriye Ural, Lale Sarıibrahimoğlu, Orhan Kemal Cengiz, İhsan Duran Dağı'nın FETÖ-PDY medya organlarında köşe yazarlığı yaptığı, diğer şüpheliler Sedat Yetişkin, Hüseyin Turan, Ahmet Metin Sekizkardeş, Alaattin Güner, Cuma Kaya, Mehmet Özdemir, Faruk Akkan, Murat Avcıoğlu, Yüksel Durgut, Zafer Özsoy, Şeref Yılmaz, Hakan Taşdelen, Hüseyin Belli, Onur Kutlu, İsmail Küçük, Ali Hüseyin Çelebi, Ahmet İrem, Süleyman Sargın, Osman Nuri Öztürk, Osman Nuri Arslan'ın Feza Gazetecilik A.Ş., Cihan Medya Dağıtım A.Ş., Cihan Haber Ajansı, FİA Prodüksiyon Radyo ve Televizyon Reklam Organizasyon, Irmak Radyo TV Hizmetleri A.Ş., Dünya Dağıtım A.Ş., bünyesinde yönetici ve çalışan oldukları kaydedildi.

ÖRGÜT, STRATEJİSİNİ 2013'TEN SONRA DEĞİŞTİRDİ

FETÖ yapılanmasının tarihsel gelişimi, amacı ve hedeflerinin anlatıldığı iddianamede, örgütün medyayı ne zaman ve ne şekilde kullandığı da belirtildi. Örgütün strateji gereği 2013 yılına kadar devlete ve hükümete karşı gizli ve derinden bir mücadele yürüttüğü, 2013 sonrasında ise açıktan saldırıya geçtiği belirtildi. Örgütün, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak devlet sırlarını ifşa ettiği, algı oluşturarak meşru hükümetleri çalışamaz hale getirmeyi hedeflediği vurgulandı. Bunu yapması için de medya gücünü kullandığı, şüphelilerin de haber ve yazılarıyla bu durumu bilerek sürdürdüğü iddia edildi.

ÖRGÜT DERGİSİNİN İLK KAPAK FOTOĞRAFI: AĞLAYAN ÇOCUK

İddianamede, örgütün medyaya ilk olarak, siyasi ve iktisadi sıkıntıların baş gösterdiği 1979 yılında "Sızıntı Dergisi"yle giriş yaptığı, ilk kapak fotoğrafının ise ağlayan çocuk fotoğrafı olduğu belirtildi. Derginin ilk sayısında yer alan "Eğitim, bilim, iman, sevgi, barış ve hoşgörü sayesinde ülke sorunları çözülecek" ifadesinin de, bundan böyle FETÖ-PDY'nin gizli ajandasındaki faaliyetlerini gizleyen bir paravan olarak kullanılacağı ifade edildi.

FETÖ'NÜN AMİRAL GEMİSİ

İddianamede Kasım 1986 tarihinden itibaren Ankara'da yayımlanmaya başlanan ve 1987 yılında tamamen FETÖ-PDY'nin kontrolüne geçtiği belirtilen Zaman gazetesinin bu örgütün medyadaki "amiral gemisi" olduğu belirtildi. Buna ilişkin yapılan tespitte, "FETÖ-PDY bundan böyle günlük olarak yayınlanacak, geniş kitlelere ulaşarak örgütsel faaliyetlerin propagandasını yapabilecek bir yayın organına sahip olmuştur" denildi.

TÜRKİYE'NİN İLK İNTERNET GAZETESİ

Zaman gazetesinin Ankara'dan İstanbul'a taşınmasından sonra, Avrupa ve Asya'nın bir çok ülkesinde de yayınlanmaya başladığı, ardından da Cihan Haber Ajansı, Aksiyon Dergisi gibi basın organlarını da bünyesine katarak daha geniş kitlelere ulaşmaya çalıştıkları belirtildi. İddianamede Dünyada ve Türkiye'de internet kullanım alanının son derece sınırlı olduğu bir dönem olan 1995 yılında Türkiye'de internetin ilk Türkçe gazetesi olarak www.zaman.com.tr'nin kurulmasıyla örgütün internet alanında da ciddi bir yaygınlaşma sağladığına dikkat çekildi.

CIA BAŞKANIYLA KURULAN DOSTLUK ÖRGÜT MEDYASINDA İŞLENDİ

İddianamede Gülen'in, Amerikan gizli servisi CIA Başkanlığına getirilen Morton Abromowitz ile 1983 ve 1990 yılları arasında görüşerek dostluk kurduğu, Abraham Foxman ve Papa II. John Paul ile de görüşmeler yaptığı belirtilerek, bu temasların örgüt medyasında işlenerek uluslararası kamuoyunda propaganda malzemesi olarak kullanıldığı vurgulandı.

28 ŞUBAT'TA FETÖ'NÜN YAYIN ORGANLARINA DOKUNULMADI

FETÖ'nün 1980 askeri darbesi ile 28 Şubat post modern darbesini desteklediği anlatılan iddianamede, Zaman gazetesinin de 28 Şubat sürecinde darbe çizgisinde yayınlar yaptığı belirtildi. O dönem Gülen hakkında hiçbir dava açılmadığı örgütün basın yayın organlarının faaliyetlerine de dokunulmadığının altı çizildi. Gülen'in ABD'ye gidişinin ardından Nuh Mete Yüksel'in Gülen hakkında dava açtığı ancak, daha sonra bu dosyanın askıya alındığı ifade edildi.

İDDİANAMEDE FETÖ MEDYASININ AK PARTİ İLİŞKİSİ...

İddianamede FETÖ'nün yayın organlarıyla Ak Parti arasındaki ilişki şu ifadelerle anlatıldı; "2002 Genel seçimleri öncesinde herhangi bir siyasi partiye açık destek vermeyen FETÖ'nün yayın organları, seçimler sonucunda iktidara gelen Ak Parti Hükümetleri ile ilk dönemlerde açıktan karşı kaşıya gelmekten kaçındılar. Ne var ki; Ak Parti Hükümeti'nin, FETÖ-PDY'nin gizli faaliyetlerini öğrenerek bu faaliyetlere son verebilmek maksadıyla harekete geçmesi üzerine örgüt medyası basın özgürlüğü ile çizilen sınırları çiğneyerek açıktan hükümete yönelik saldırılara başladı"

FETÖ MEDYASININ HÜKÜMETE İLK TEHDİDİ 2011'DE...

İddianamede FETÖ medyasının hükümeti ilk tehdidinin, 2011 yılında Ergenekon soruşturmalarında aktif görev alan emniyet mensuplarının görev yerlerinin değiştirilmesiyle yapıldığı belirtildi. İddianamede, "16 Eylül 2011 tarihinde Zaman gazetesinden Ali Ünal, doğrudan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alarak; "Sayın Başbakan'dan beklentimiz, kendisini övenlere değil, ülke ve millet sevgisiyle gerçeği işaret edenlere, gerektiğinde gerekli tenkidi yapan kanaat önderlerine kulak vermesidir" şeklinde telkinlerde bulunmaya kalkıştı" denildi. İddianamede asıl tehdit yollu göndermelerin ise hükümetin, dershaneleri kapatma düşüncesini hayata geçirmesiyle arttığı ve bu tarihten sonra Zaman gazetesinin hükümet aleyhine yalan haberler üretmeye başladığı belirtildi.

İddianamede Zaman gazetesinin eski genel müdürü Nurettin Veren ile eski yazarı Hüseyin Gülerce'nin ifadelerine dayandırılarak gazetenin sayfa düzeninden işlenecek konulara kadar, Fetullah Gülen'in talimatıyla yapıldığı, buradan örgüt mensuplarına mesajlar ilettiği belirtildi.

FETÖ MEDYASININ, MUHALEFET EDEN KİŞİ VE OLUŞUMLARA YAKLAŞIMI...

İddianamede FETÖ'nün Türkiye'deki önemli gelir kaynaklarından olan dersanelerin kapatılmasının kararlaştırılmasıyla FETÖ medyasının harekete geçtiği, örgütün fikir ve uygulamalarına muhalefet eden kişi ve oluşumlara karşı saldırı aracı olarak kullanıldığı anlatıldı. Kamuoyunda "Tahşiyeciler grubu" olarak bilinen dini grubun Gülen hareketinin dinler arası diyalog söylemine muhalefet ettiği gerekçesiyle hedef alındığı, yine MİT TIR'ları olayında da, silahların terör örgütü El Nusra'ya gittiği algısının yaratılmaya çalışıldığı vurgulandı.

17-25 ARALIK'IN İLK SİNYALİ MEHMET BARANSU'DAN...

İddianamede FETÖ'nün 17-25 Aralık operasyonlarının ilk işaretini, Mehmet Baransu'nun twitterdan verdiği belirtildi. Baransu'nun 15 Nisan 2013'te, "İran'dan para nasıl çıkar bir sanatçının eşi Rize'ye altınları gönderir?" şeklinde bir twit atarak, "Şifreli ve imalı bir şekilde 17/25 Aralık operasyonlarında kaçak altın iddiasıyla hedef haline getirilecek olan sanatçı Ebru Gündeş'in eşi Reza Zarrab'ı işaret ediyordu" denildi.

KÖŞE YAZILARIYLA ALGI OLUŞTURULDU

Operasyonun ardından da Zaman gazetesinin "Ayakkabı kutularında 4.5 milyon dolar, evde yedi çelik kasa", "Rüşvet ve örgütten tutuklandılar" manşetleri attığına dikkat çekilen iddianamede, dosyanın şüphelilerinden olan gazetenin yazarları, Ahmet Turan Alkan, Şahin Alpay, Ali Bulaç, Ali Akkuş, Mustafa Ünal, Mümtazer Türköne gibi yazarların günlerce yazdıkları köşe yazılarıyla yolsuzluk yapıldığı şüphesi oluşturulmaya çalıştıkları iddia edildi.

Yine bu tarihten sonra hükümetin kumpas soruşturmalarında görev alan emniyet ve yargı içindeki örgüt mensuplarına yönelik operasyonları hakkında başta Zaman gazetesi olmak üzere örgüte bağlı basın yayın organlarında karalama kampanyası başlatıldığı, 1 Aralık - 15 Eylül tarihleri arasında yapılan haberlerin atılan manşetlerin neredeyse tamamında hükümet aleyhine yazılar yazıldığı anlatıldı.

ŞİKE OPERASYONUNU YAPAN POLİS MÜDÜRLERİNİN TELEFON GÖRÜŞMELERİ

İddianamede, "Şike Operasyonu"nda görevli üst rütbeli emniyet görevlileri Mutlu Ekizoğlu, Nazmi Ardıç ve diğer şüphelilerin kullanmış olduğu telefon hatları ile Zaman gazetesinin bünyesinde bulunduğu Feza Gazetecilik A.Ş. ye ait telefonlar arasında sık görüşmeler olduğu tespiti yapılarak, "Buradan örgütün emniyet içindeki mensupları ile basın içerisindeki mensuplarının birlikte aynı amaca yönelik hareket ettikleri kanaati oluşmuştur" denildi.

DARBE MESAJI 2013'TE REKLAM AFİŞİNDE VERİLDİ

İddianamede örgütün ilk darbe mesajını Zaman gazetesinin 2013 yılı Kasım ayında "Kardeşlik Zamanı" başlıklı sloganıyla bir reklam afişi hazırlatarak tabanına verdiği belirtildi. Söz konusu afişte bir vatandaş ile bir polisin Zaman gazetesini birlikte tuttuğu, polisin tuttuğu kısımda, "Ne Gerek Var Kavgaya?" yazısının yer aldığı vatandaşın tuttuğu kısımda ise, "Bir İhtimal Daha Var" yazdığı, bu ifade ile darbe ihtimalinin tabana iletildiği tespitine yer verildi.

ŞÜPHELİLERİN KÖŞE YAZILARINDAKİ DARBE MESAJLARI...

İddianamede şüpheliler Ali Bulaç'ın, yazısında geçen "mazlumun kılıç kullanma hakkı yok mu?" ifadesiyle örgüt tabanına ve topluma askeri darbeyi telkin ettiği, Mümtazer Türköne'nin 4 Şubat 2016'da yazdığı " Dolmabahçe Mutabakatı'nda kendini ele veren Saray iktidarı", "Devr-i Sabık Yaklaşırken" ki yazılarının darbeyi çağrıştırdığı tespiti yapıldı.

Yine Zaman gazetesinden şüpheli Ali Ünal'ın; "?Öyle görünüyor ki, Erdoğan, Hizmet'le savaşını sürdüredursun, ama kendisini hep devirme planları yapmış çevrelerin planları içinde boğulurken, elini kurtuluş adına Hizmet'e uzatacak ama, kaderin hikmet ve adaleti, o eli geri itecek..." şeklindeki yazının da darbeye davet edici yazılar olarak değerlendirildi.

İddianamede şüpheli Abdullah Aymaz'ın da 1980 darbesinde Fetullah Gülen'in Sızıntı dergisinde yayınlanan ve darbeyi davet eden "Nevbahar Mesajı" başlıklı yazısını 15 Temmuz darbe girişiminden 4 ay önce paylaşmasının da tesadüfi olmadığına kanaat getirildi.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) yayın organı olduğu gerekçesiyle kayyuma devredilen daha sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarına yönelik yürütülen soruşturma sonunda hazırlanan iddianamede, örgüt medyasının, yıllardır sözde yayın politikalarına, ideoloji ve görüşlerine karşı olduğu Cumhuriyet, Radikal ve Aydınlık gazeteleri dahil olmak üzere diğer medya kuruluşlarıyla dirsek temasına geçtiğinin anlaşıldığı belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından İsmet Bozkurt tarafından hazırlanan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamenin ayrıntıları belli oldu.

İddianamede, FETÖ/PDY'nin, 2013 yılından itibaren tamamen kontrolden çıkarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve anayasal kurumlarını ortadan kaldırmayı hedeflerken, medyasının da bu amaca ulaşılabilmesi için üzerine düşen vazifeyi fazlasıyla yerine getirdiği kaydedildi. Örgüt üyelerinin ülke güvenliğinin en hayati kurumlarından Milli İstihbarat Teşkilatını (MİT) hedef haline getirerek emellerine ulaşmaya çalıştığı vurgulanan iddianamede, kamuoyunda "MİT tırlarının durdurulması" hadisesi olarak bilinen operasyonla ilgili detaylar ve hakikatlerin, FETÖ/PDY'nin emelleri uğruna, ülke menfaatleri ve güvenliğini nasıl tehdit ettiği ve hiçe saydığının delili olduğu aktarıldı.

FETÖ/PDY'nin elebaşı Fetullah Gülen'in 25 Eylül 2013'teki "din adına işlenen cinayetler" konulu konuşmasının, 27 Eylül 2013'te Zaman gazetesi başta olmak üzere örgüt medyasında geniş yer bulduğu anlatılan iddianamede, bu temanın, ertesi gün Samanyolu televizyonunda "Şefkat Tepe" adlı dizide "İslamofobi" olarak işlendiği, 30 Eylül 2013'te Zaman gazetesinde ülkeyi terk eden örgüt üyesi Ekrem Dumanlı'nın "İslamofobiyadan Cemaatfobyaya" başlıklı köşe yazısında bu düşünceleri destekler mahiyette ifadeler kullandığı, "Fetullah Gülen güzellemesi" denilebilecek bu yazıda örgüt lideri ve cemaatinin propagandası yapıldığı kaydedildi.

Dirsek teması

Örgüt medyasının, yıllardır sözde yayın politikalarına, ideoloji ve görüşlerine karşı olduğu Cumhuriyet, Radikal ve Aydınlık gazeteleri dahil olmak üzere diğer medya kuruluşlarıyla dirsek temasına geçtiğinin anlaşıldığı belirtilen iddianamede, 7 Aralık 2013'te gerçekleştirilecek kumpas ve komplolarla başlatılacak operasyonlara dair sinyallerin Can Dündar'ın 3 Aralık 2013'te Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde sarf ettiği sözlerin dirsek temasını tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kanıtladığı vurgulandı.

İddianamede, "FETÖ/PDY'nin bundan sonra gerçekleştireceği yasa dışı operasyonlar dikkate alındığında, bu ifadelerin tahmin ya da öngörü şeklinde kabul edilmesinin imkansız olduğunu normal zekaya sahip bir insan rahatlıkla değerlendirebilir." değerlendirmesine yer verildi.

FETÖ/PDY üyelerinin, sözde Selam Tevhid-Kudüs Ordusu soruşturmaları kapsamında yaptığı usulsüzlüklerin basın tarafından gündeme getirilmesi üzerine Zaman gazetesinin harekete geçtiği belirtilen iddianamede, 25 Şubat 2014'te "Bu andıcın hesabı sorulsun", "Hoca Efendinin Avukatı Albayrak: Bunlar kara propaganda metodu", "Suçlanan Savcı Çimen, bu şerefsizliktir" başlıklı haberlerin içeriklerinde, örgüt liderinin söylemlerini sütunlarına taşıdığı, kamuoyunda Gülen ve örgütü aleyhine ortaya çıkan tepkileri hafifletmeyi amaçladığı ve iddiaları savunan bir müdafi rolü oynadığı anlatıldı.

17-25 Aralık darbe teşebbüsünde Zaman gazetesi

İddianamede, 2013 yılı Nisan ortalarından itibaren FETÖ/PDY'nin medyada görevli üyelerinin bilinçli ve sistemli şekilde 17-25 Aralık 2013'te sözde "yolsuzluk" adı altında gündeme getirilecek iddiaların bir kısmını sosyal medyada şifreli ve imalı bir biçimde işlemeye başladığı, Mehmet Baransu, Emre Uslu, "Şefkat Tepe" adlı dizi, Abdülhamit Bilici, Bülent Korucu, Zaman Gazetesi Washington Temsilcisi Ali Aslan'dan verilen örneklerle anlatıldı.

Zaman gazetesinde köşe ve haber yazarlarının da 17-25 Aralık sürecinde olaya müdahil olarak algı mühendisliğine katkıda bulunduğu iddianamede belirtildi.

FETÖ'nün yargı ve medya ayağı el ele

İddianamede, görevi kötüye kullandığı ve usulsüz işlem yaptığı gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararı ile görevden alınan FETÖ/PDY üyesi yargı mensuplarının da Zaman gazetesi aracılığıyla kamuoyunu yanlış yönlendirmeye ve toplumu kışkırtmaya kalkıştığı, Zaman gazetesinin "Yolsuzluk Dosyasından El Çektirilen Savcı Akkaş; Soruşturma Yapmam Engellendi" manşeti ve içeriğiyle bu konuda bir adım daha ileri gittiği kaydedildi.

FETO/PDY'nin kamudaki uzantılarının yavaş yavaş ortaya çıkması üzerine bu örgütü müdafaa görevinin de Zaman gazetesine düştüğü aktarılan iddianamede, 31 Aralık 2013'te "Paralel devlet kabul edilemez, varsa hükümet delillerini ortaya koymalı" şeklindeki manşet ve içeriğinin bunun göstergesi olduğu, Zaman gazetesinin "Soruşturma yapmam engellendi" gibi manşetlerle algıya devam ettiği, FETÖ/PDY tarafından düzenlenen 17 Aralık darbe teşebbüsünün hemen arkasından 19 Aralık'ta Zaman gazetesinin örgüte açık destek verdiği ifade edildi.

İddianamede, 17/25 Aralık sözde "yolsuzluk" operasyonlarında da hedeflerine ulaşamayan FETÖ/PDY üyeleri ve medyasının daha önce durdurmayı planladıkları MİT tırları için zamanın uygun olduğunu ve harekete geçme vaktinin geldiğini düşündükleri aktarıldı.

17-25 Aralık sürecinden sonra polis teşkilatında FETÖ/PDY üyelerinin tasfiye edilmesi süreci başlayınca TSK, jandarma, istihbarat ve adalet teşkilatı içerisindeki örgüt mensuplarının koordineli hareket ederek Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümetini uluslararası camia nezdinde zor durumda bırakmak amacıyla MİT Müsteşarlığına karşı kumpas girişiminde bulunduğu kaydedilen iddianamede, bu süreçte FETÖ/PDY medyasının etkin olarak kullanıldığı belirtildi.

İddianamede, MİT tırlarına yönelik operasyonda perde arkasında kalmayı tercih eden Zaman gazetesinin FETÖ/PDY'ye yönelik operasyonların hız kazanmasıyla sahneye çıktığı, 11 Nisan 2015'te Zaman gazetesinde tutuklanan komutanın, sözde "Mitçiler dedi ki; tırlar açılırsa dünya ayağa kalkar." başlıklı haber yayınlandığı, haberde yer alan "...Binbaşı M.F. bir MİT'çinin kendisine şunları söylediğini kaydetti: Bu tır ağzına kadar silah dolu, eğer açılırsa yarın hükümet düşer, yer yerinden oynar..." şeklindeki ifadelerle kamuoyunun dikkatinin yeniden bu meseleye çekilmek istediği, Cumhuriyet gazetesinin de 29 Mayıs ve 4 Haziran 2015'te MİT tırlarına düzenlenmiş operasyonlara ilişkin görüntüleri yayınlandığı hatırlatıldı.

Soruşturmanın geçmişi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebini değerlendiren İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, Zaman gazetesini de bünyesinde bulunduran Feza Gazetecilik'e 4 Mart 2016'da kayyum atanmasına karar vermişti.

Hakimlik kararını "şirketin FETÖ/PDY faaliyetleri kapsamında ve örgüt faaliyetlerine destek olacak şekilde kullanıldığı yönünde kuvvetli deliller bulunması" gerekçesiyle almıştı.

Kararda, FETÖ/PDY'nin lideri Fetullah Gülen'in 1970'li yıllardan itibaren dini motifleri de kullanmak suretiyle bir oluşum içerisinde bulunduğu, başlangıçta faaliyetlerini eğitim öğretim üzerine yoğunlaştırarak sempatizan bir grup oluşturduğu ve yetiştirilen kadroların devlet kademelerine yerleştirilmeye başlandığı vurgulanmıştı.

Devlet içerisinde yer alan görevlilerin, devlet hiyerarşik sisteminden farklı şekilde emir ve talimat alma yöntemiyle yönlendirildikleri ve devlet içerisinde bu şekilde sızdırılmış kamu görevlileri vasıtasıyla devlet içerisindeki yapılandırmanın kolaylaştırılmaya çalıştırıldığı anlatılan kararda, örgütün şirket ve holdingler kurmak suretiyle ticari faaliyetlerde bulunulduğu, dini duygular da istismar edilerek yardım ve himmet adı altında toplanan bağışların ticari şirketlerde değerlendirildiği ve örgütün devlet kademelerine sızmış kamu görevlileri vasıtasıyla kendi amaçlarını uygulayarak devlet yapılanması dışında başka bir (paralel bir yapılanmaya) gittiğinin anlaşıldığı belirtilmişti.

Bu şekilde oluşturulan PDY'nin zaman zaman devlet kurumlarının yapı ve görevleri dışında kendi örgüt yapısı içerisinde organize olarak bazı legal görünümlü operasyonlar düzenledikleri ifade edilen kararda, bu operasyonların öncesinde veya sonrasında ya da sırasında medyanın gücünden de faydalanarak, gündem oluşturarak, psikolojik ve siyasi baskılar sağlanmaya çalışıldığı kaydedilmişti. Örgüt yapılanmasının amacına ulaşmak için gazete, televizyon, dergi, radyo başta olmak üzere için her türlü aracı kullandığı belirtilen kararda, legal görünümlü operasyonlara zemin hazırlamak amacıyla örgütün bizzat basın yayın organlarına sahip olduklarının görüldüğü ifade edilmişti.

Savcılık kayyum atanmasının ardından gazetenin eski yöneticileri ve yazarları hakkında soruşturma başlamıştı. Savcılık 31 Temmuz 2016'da kayyum atanmadan önce gazetede yönetici olan ve çalışan 47 şüpheli hakkında "FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak" suçundan gözaltı kararı almıştı.

Zaman gazetesi, 27 Temmuz 2016'da yayınlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılmıştı.

DAVA 2) ZAMAN/TARAF YAZARLARINA 17 SANIKLI DARBE DAVASI

14 Nisan'da İstanbul'daki diğer gelişmede, Fetö medyasına ikinci bir dava daha açıldı. 'FETÖ'nün darbe girişimine iştirak eden medya unsurları soruşturması' kapsamında aralarında Taraf ve diğer Fetö medyası yazarları Ahmet Altan, kardeşi Prof. Dr. Mehmet Altan, gazeteci Nazlı Ilıcak ile kapatılan Zaman Gazetesi'nin eski müdürü Ekrem Dumanlı'nın da olduğu 17 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Savcı, Altan kardeşler, Nazlı Ilıcak ve Ekrem Dumanlı dahil 16 şüpheli hakkında 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Tuncay Opçin için "Silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan ayrıca ceza isterken, Altan kardeşler ile Nazlı Ilıcak hakkında ise, "Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme" suçundan cezalandırılmaları talep edildi.

15 Temmuz darbe girişimi öncesi verdikleri mesajlarda darbe girişimini önceden bildikleri ve darbe çağrışımında bulundukları iddiasıyla tutuklanan yazar Ahmet Altan, kardeşi Mehmet Altan ile gazeteci Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu, 1' i serbest bırakılan, 10'u da firari olmak üzere toplam 17 şüpheli hakkındaki soruşturma tamamlandı.

İddianamede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve 65. Hükümet suçtan zarar gördükleri gerekçesiyle davacı olarak yer aldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Can Tuncay tarafından, "FETÖ'nün medyadaki unsurlarının darbe girişimindeki rolü" başlığı altında hazırlanan iddianame 247 sayfadan oluşuyor.

ALTAN KARDEŞLER VE ILICAK'IN FETÖ ADINA SUÇ İŞLEDİKLERİ İDDİA EDİLDİ

İddianamede yazar Ahmet Altan, kardeşi Mehmet Altan ile gazeteci Nazlı Ilıcak'ın darbe girişimini öncesinden bildikleri ve darbe girişimine zemin hazırlayan söylem ve propagandalarda bulundukları iddia edildi. Bu üç isim hakkında, darbeye teşebbüs suçunu oluşturan, "Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Altan kardeşler ile Ilıcak'ın söz konusu suçu FETÖ terör örgütü adına işledikleri belirtilerek "Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme" suçundan ayrıca 7 buçuk yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası talep edildi.

DUMANLI, USLU VE OPÇİN İÇİN FETÖ YÖNETİCİLİĞİ İDDİASI...

Firari şüpheliler kapatılan Zaman Gazetesinin eski genel müdürü Ekrem Dumanlı, eski Taraf yazarı Emre Uslu, yazar Tuncay Opçin hakkında da "Darbeye teşebbüs" suçlarından 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet, "Silahlı terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan da ayrıca 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, firari şüpheli Emre Uslu hakkında ayrıca, "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme" suçundan da 3 yıla kadar hapsi istendi.

DİĞER ŞÜPHELİLERE DE ÖRGÜT ÜYELİĞİ İDDİASI

Kapatılan Samanyolu Televizyonu'nun Washington temsilcisi firari şüpheli Şemseddin Efe, kapatılan Today's Zaman gazetesinin eski genel yayın yönetmeni firari şüpheli Bülent Keneş, Profesör Osman Özsoy, kapatılan Zaman gazetesinin İsrail muhabiri firari şüpheli Abdulkerim Balcı, gazetesinin genel yayın yönetmen yardımcısı firari şüpheli Mehmet Kamış ile gazetesinin yöneticilerinden Faruk Kardıç, gazetenin görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı, Polis Akademisi'nde öğretim görevlisi olan Şükrü Tuğrul Özşengül, kapatılan Zaman gazetesinin marka müdürü Yakup Şimşek ve gazetenin kültür sanat sayfasında çalışan Ali Çolak hakkında da "Darbeye teşebbüs" suçundan 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Bu şüpheliler için ayrıca "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 7 buçuk yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası istendi.

İddianamede, kapatılan Zaman Gazetesinin 10 Ekim 2015'de yayınlanan ve darbe çağrışımında bulunduğu belirtilen reklam filmini çektiği tespit edilen ajansın sahibi şüpheli Tibet Murat Sanlıman hakkında ise "FETÖ silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

BAŞSAVCI ONAYLADI, MAHKEMEYE GÖNDERİLDİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından onaylanan iddianame İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Mahkemenin iddianameyi 15 gün içinde kabul etmesi durumunda şüphelilerin yargılanmasına başlanacak.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi öncesi darbeyi önceden bildikleri ve bu konuda çağrışım yapan mesajlar verdikleri iddia edilen 17 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, şüpheli Tuncay Opçin'in Twitter'da yaptığı paylaşımla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te ailesiyle birlikte bulunduğu sırada rehin alınmaya çalışılacağını önceden bildiği kaydedildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Can Tuncay tarafından aralarında Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Tuncay Opçin, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan ve Prof. Dr. Osman Özsoy'un da bulunduğu 10'u firari 6'sı tutuklu 17 kişi hakkında hazırlanan iddianamede şüphelilerin darbe girişimini önceden bildiklerine, bu konuda çağrışım yapan mesajlar verdiklerine dair tespitler yer aldı.

İddianamede, şüpheli Emre Uslu'nun Twitter'da 14 Mart 2016'da "Bilet paramı ödemek isteyen twitçiler lütfen 22 Temmuz 12 Ağustos arasında DC-İstanbul için bilet alın? Emailimi biliyorsunuz." dediği anlatılarak, 14 Eylül'de ise bir kullanıcının "Hacı merak ediyorum. Memlekete tatilde bile olsa geri dönmen en az kaç yıl sonra olur sence? Yoksa tümden vazgeçtin mi?" şeklinde sorusu üzerine Uslu'nun, darbe girişiminin yaşandığı "2016 Temmuz..." şeklinde cevap verdiği belirtildi.

Yurt dışındaki Uslu'nun ülkeye döneceği tarih olarak darbe girişiminin gerçekleştiği ayı söylemesinin tesadüf olamayacağı vurgulanan iddianamede, şüphelinin darbe girişimini önceden bildiği ve konumu gereği toplumda kamuoyu oluşturma, yönlendirme şeklinde etki gücü itibariyle meşru hükümete karşı darbe girişiminin haklılığı ve örgütün gücü konusunda toplumsal algı yaratma faaliyeti yürüttüğü anlatıldı.

- "Twitter'da tehdit etti"

İddianamede, şüpheli Tuncay Opçin'in Twitter'da darbe girişiminden iki gün önce "Biz size, zulmedemezsiniz, bize eziyet edemezsiniz demedik ki. Biz, size, ne yaparsanız yapın yolumuzdan dönmeyeceğiz dedik.... Yatakta basıp şafakta asacaklar." şeklinde paylaşımda bulunduğu anlatıldı.

Opçin'in, bu paylaşımıyla, iki gün sonra gece 03.00'te gerçekleşmesi düşünülen ancak erkene çekilen darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te ailesiyle birlikte bulunduğu sırada rehin alınmaya çalışılması planını önceden bilerek ve eylemi kastederek, Erdoğan'ı tehdit ettiği kaydedildi.

İddianamede, Opçin'in bu şekilde darbe girişimini önceden bildiği, faillerin eylemine sözde neden teşkil eden siyasal ve toplumsal kaos ortamının yaratılmasına yönelik örgütsel amaçla gerçekleştirilen kalkışma suçlarının bir parçası olan söylem ve propagandalarda bulunduğu anlatıldı.

Şüphelinin medya etki gücünü kullanarak toplumun darbe girişimine karşı koymamasını telkin etmek veya TSK'daki FETÖ hücrelerinin bir kısmının katıldığı darbe girişimine ilişkin talimat iletmek suretiyle iştirak ettiği ve asli fail olduğu vurgulandı.

- " PKK ve FETÖ/PDY lehine dezenformasyon yaptılar"

İddianamede, şüpheli Ahmet Altan'ın, diğer şüpheliler Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan'ın hazırlayıp sunduğu Youtube sitesinde ve alternatif kanallar üzerinden yayın yapan Can Erzincan TV'deki programda darbe girişimine çağrışım yapan ifadeler kullandığı belirtilerek, programda yer alan söylemlere ilişkin şu değerlendirmede bulunuldu:

"Şüpheliler, programın uzunca bir bölümünde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümet yetkilileri hakkında tehdit ve hakaretvari söylemlerde bulunmuşlardır. Yapılan iş ve işlemlerin hukuka aykırı olduğu, suç işledikleri, askeri darbeye zemin hazırladıkları, ülkemizde gerçekleşmiş askeri darbelerin önünü açan gelişmeler her ne ise, Cumhurbaşkanının günümüzde aynı kararları vererek o yolları teker teker açtığı, kısa bir süre içerisinde ülke yönetiminden gideceği ve yargılanacaklarının defalarca dile getirildiği görülmüştür. Şüphelilerin bu söylemler kapsamında darbenin gerçekleşeceğini beyan ettikleri anlaşılmıştır."

İddianamede, şüphelilerin darbe girişimini terör örgütüyle fikir ve eylem birliği içerisinde olmadan bilmelerinin, bunu bir gün önce kamuoyu algısını şekillendirecek biçimde beyan etmelerinin mümkün olamayacağı vurgulanarak, şüphelilerin amaçlarının gerçekleşecek darbe girişimini meşrulaştırmak olduğu kaydedildi.

Yine "Cizre'de insanların öldürüldüğü, Kürt şehirlerinin yakıldığı, bodrumlarda insanların yakıldığı" şeklinde söylemlere iştirak eden şüphelilerin, güvenlik güçlerince PKK mensuplarının etkisiz hale getirilmesi olayında PKK ve FETÖ/PDY lehine, kaos ortamı oluşturulmaya çalışılması faaliyeti doğrultusunda dezenformasyon faaliyetinde bulundukları vurgulandı.

- "Balyoz'u aklama, Baransu'yu masumlaştırma çabasına girdiler"

Programın gerçekleştiği Can Erzincan TV isimli televizyon kanalının da darbe girişimi sonrasında FETÖ ile irtibatlı olduğu için kapatıldığı belirtilen iddianamede, şüphelilerin söz konusu programda TSK içindeki terör örgütü mensubu olmayan subayların tasfiye edilerek yerlerine örgüt mensubu subayların atanmasını sağlamak amacıyla, örgütün emniyet ve yargı mensubu üyelerini kullanarak kurguladığı anlaşılan ve kamuoyunda "Balyoz" soruşturması olarak bilinen kumpas operasyonunda sözde askeri darbe belgelerinin gerçek olduğu yönünde söylemlerde bulunarak Balyoz kumpasını aklamaya çalıştıkları kaydedildi.

İddianamede, şüpheli Ahmet Altan'ın kendisinin de sanığı olduğu dava kapsamında "Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme" suçundan tutuklu bulunan Mehmet Baransu'nun suça konu eylemlerini görmezden gelerek "gazetecilik" faaliyetinden tutuklanmış gibi algı oluşturmaya çalıştığı anlatılarak, bu şekilde ülkede ifade özgürlüğünün olmadığı şeklinde yorumlarda bulunularak yürütülen soruşturmaları itibarsızlaştırmaya çalıştığı ifade edildi.

Fetö'nün Medya Yapılanmasına "Darbe Çağrışımı" İddianamesi

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri ve bu konuda çağrışım yapan mesajlar verdikleri öne sürülen 10'u firari 6'sı tutuklu 17 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, şüphelilerin demeçlerine ve sosyal medyadaki paylaşımlarına yer verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca FETÖ'nün medyadaki unsurlarına yönelik hazırlanan iddianamede, şüphelilerin 15 Temmuz günü yaptığı yayınlar ve paylaşımlar anlatıldı.

Şüpheli Bülent Keneş'in sosyal medyada 6 Temmuz 2016'daki "İyi bir çıkış yok artık! Kötü, daha kötü, en kötü çıkış var. Kötü olan darbe diyelim, gerisini siz tahmin edin" ile 7 Temmuz 2016'daki "Ya bir şeyler olacak ve bu böyle gitmeyecek ya Suriye-Irak versiyonu bir ülke olacağız tercih sizin." şeklindeki paylaşımına dikkat çekilen iddianamede, Keneş'in darbe girişimini önceden bildiği, medyayı bu amaçla kullandığı ifade edildi.

Kapatılan Zaman gazetesinin logosunun da yer aldığı "zamanamerika.com" isimli internet sitesinde " Kerim Balcı" adıyla köşe yazarlığı yapan Abdülkerim Balcı'nın makaleleri de iddianamede yer aldı.

Balcı'nın, 14 Temmuz'da kaleme aldığı köşe yazısının başlığında ise "Sürgündeki Erdoğan ve Erdoğan sonrası döneme hazırlık" yazısında "Azığını Erdoğan sorası döneme hazırlamalı" ifadesine vurgu yapıldı.

Darbe gecesi yapılan yayını

İddianamede, 15 Temmuz günü Youtube'daki "STV MEDYA" isimli sayfada yayınlanan "Özgürlük zamanı 15 Temmuz 2016 canlı yayın" programının tapelerine yer verildi.

Darbe girişiminin yaşandığı sırada Şemseddin Efe'nin sunduğu Abdulkerim Balcı ile Şükrü Tuğrul Özşengül'ün canlı yayına bağlanarak askeri darbeyi övücü açıklamalarda bulundukları öne sürülen iddianamede, Balcı'nın "Türkiye'de hiçbir zaman ordunun karşısına çıkacak bir polis gücü yoktur. Türkiye'de bu tür bir askeri müdahaleye direnebilecek olan sivil inisiyatif ne yazık ki mevcut iktidar tarafından son beş yıldır sindirilmiş durumda. Türkiye Cumhuriyeti'nin ordusu en az üç defa başarılı, Osmanlı tarihini de işin içine katarsak beş defa başarılı darbe girişiminde bulunmuş ve başarmış bir ülkedir. Asker darbe yapmaya kalkıştıysa başarısız olması çok zordur." ifadelerine değinildi.

"Askerin karşısına pazarlıkla çıkarsın"

İddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın darbe girişimine karşı sergilediği tavrı doğru bulmadığını söyleyen Balcı'nın, darbe girişimine karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı sorumsuz davranmakla itham ettiği belirtildi.

Balcı'nın "Darbe gecesinde, 'Cumhurbaşkanımız' ifadesini birkaç kez kullandırttı bana darbe yapanlar. Cumhurbaşkanı sorumsuz davranıyor. Eli silahlı insanların karşısına sivil insanları çıkartmak geçmişte Suriye'de, Mısır'da olduğu gibi vahim bir hatadır. Bizim insanımız bırakınız bombayı veya G3 tüfeğini kurşuna karşı nasıl savunmaya geçeceğini, nasıl siper alacağını yerde yatmayı bilmez..." sözleri de iddianamede yer aldı.

İddianamede, Erdoğan'ın, darbeci askerle pazarlık yapması gerektiğini savunan Balcı'nın, "Askerin karşısına toplum çıkarılmaz. Askerin karşısına sen öncelikle bir pazarlıkla çıkarsın. Böyle bir hata... Bu çok büyük bir hatadır. Ben halkımıza çağrıda bulunuyorum… Mevcut şartlar içerisinde Cumhurbaşkanının söylediklerinin herhangi bir bağlayıcılığı yoktur." sözleriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı darbecilerle anlaşmaya çağırdığı belirtildi.

"Profesörü olacağıma keşke albay olsaydım"

İddianamede, Prof. Dr. Osman Özsoy'un da silahlı terör örgütü FETÖ'yle iltisaklı olduğu anlatıldı. Özsoy'un darbe girişiminden bir ay önce "Can Erzincan TV"deki konuşmasına yer verilerek, Özsoy'un, şu cümleleri hatırlatıldı:

"Bakın bu süreçlerin tamamını bitirmek çok kolay, yani kolay bir şey bu… Bu süreç çok yakın bir sürede Allah'ın izniyle sona erecek. Allah bu ülkeyi aydınlığa çıkaracak. Türkiye'de bir şey olmaz. Ankara'daki manzara şu. Ben profesör olacağıma keşke albay olsaymışım. Mesela bu süreçte daha fazla katkım olurdu… Bir albay olacaktım ben tamam mı, bu ülkeye daha fazla hizmet ederdim şu an…Bakın mübalağa değil. Bu süreç bitti arkası toparlanacak. ya alt yazı geçin TV ekranlarına yarın sokağa çıkma yasağı var diye, bakın sokağa çıkıyorlar mı? Bütün darbeler günü oluyor. Hocaların evleri cami avlusundadır namaza bile geçmezler."

İddianamede, Özsoy'un Türk halkını demokrasiye sahip çıkma gibi bir hassasiyetinin bulunmadığı sözünün de altı çizildi.

FETÖ'ye karşı açılan eski davalar

İddianamede, FETÖ'ye karşı açılan eski soruşturmalar ve davalara da yer verildi.

12 Eylül askeri darbesi sonrasında FETÖ hakkında ciddi bir araştırmanın yapılmadığı savunulan iddianamede, "Türkiye'de adli makamlar, terör örgütü lideri Gülen ve kurup yönettiği örgüte yönelik soruşturma ve dava yürütmüştür. FETÖ, özellikle 12 Eylül 1980 sonrasında ciddi hiçbir araştırma ve soruşturmaya konu edilmemiş, faaliyetleri araştırılmamış, örgütün nihai amacı sorgulanmamıştır. Bu grup, kendini işine geldiği gibi empoze etmiştir. Gizlenmek için bazen dini cemaat, sivil toplum örgütü bazen de terör örgütü gibi davranmıştır. Bütün faaliyetlerini gizli tutması, ekonomik ve insan kaynakları, amacı, fikir yapısı ve nihai hedeflerini gizlemesi nedeniyle toplumda hep korkutan bir örgütlenme olmuştur." denildi.

Silahlı terör örgütü FETÖ'ye yönelik geçmişte iki soruşturma açıldığı anlatılan iddianamede, askeri sıkıyönetim mahkemesi davası ile Ankara 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görülen 2000/124 Esas ve 2003/20 Karar sayılı davalar hatırlatıldı.

Ayrıca bu davalar kapsamında yapılan soruşturmalarda 17 sayfalık jandarma raporunda şu detay yer aldı:

"Mütedeyyin kitlede taban oluşturma faaliyetinde bulunun Gülen grubunun 1971 sıkıyönetim devresinden sonra faaliyetlerini orta ve yüksek öğretim gençliğine kaydırarak kadro çalışmasına ağırlık verdiği, silahlı kuvvetler, polis teşkilatı, adliye, üniversiteler, din eğitimi yapan okullar ve diğer devlet dairelerinde kadrolaştığı anlaşılmıştır. Sekiz yıllık kesintisiz temel eğitimden Gülen grubunun okullarının etkilenmediği, Gülen'in kaynağı belli olmayan yurt dışı destekle yatırım yapıp, bazı siyasiler ve toplumun bir kısmı tarafından itibar edilen bir konuma geldiği, ancak dış güçlerin Gülen'e verdiği bu yurt dışı kaynağın karşılığı olarak onu kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirmelerinin kuvvetle muhtemel olduğu, Gülen'in siyasi hedefleri arasında ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflerine ilerlemenin yıpratıcı olduğunu teşhis ettiği, bu nedenle kurulu sistemi yıkmaktansa bu sisteme göre devlet modeline uygun örgütlenme ile devlete alternatif bir sistem kurmayı hedeflediği..."

'FETÖ'nün darbe girişimine iştirak eden medya unsurları soruşturması' kapsamında hazırlanan iddianamede şüphelilerin darbe girişimini önceden bildikleri iddia edildi. İddianamede, Altan kardeşler ile Nazlı Ilıcak'ın bir gün önce katıldıkları TV programında, Ekrem Dumanlı'nın Zaman Gazetesi'nin reklam filmiyle 9 ay 10 gün önce, Tuncay Opçin'in Cumhurbaşkanı'na suikast girişimini 2 gün önce attığı tweetle bildiği belirtildi.

"ALTAN KARDEŞLERLE ILICAK DARBEYİ BİLİYORDU..."

İddianamede Ahmet Altan'ın darbe girişiminden bir gün önce, Can Erzincan TV'de Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak'ın sunduğu programa katıldığı ve burada yapılan konuşmalarda şüphelilerin bir gün sonra gerçekleşecek darbe girişimini bildikleri iddia edildi. İddianamede bu konuya ilişkin şu tespite yer verildi; "Programın uzunca bir bölümünde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yetkilileri hakkında tehdit ve hakaretvari söylemlerde bulunularak, yaptıkları iş ve işlemlerin hukuka aykırı olduğu, suç işledikleri, askeri darbeye zemin hazırladıkları, ülkemizde gerçekleşmiş askeri darbelerin önünü açan gelişmeler her ne ise, Sayın Cumhurbaşkanın günümüzde aynı kararları vererek o yolları açtığı, kısa bir süre içerisinde ülke yönetiminden gideceği ve yargılanacaklarının defalarca dile getirildiği, bu söylemler kapsamında darbenin gerçekleşeceğini beyan ettikleri, darbe girişimini terör örgütünce fikir ve eylem birliği içerisinde olmadan bilmelerinin ve bunu bir gün önce kamuoyu algısını şekillendirecek biçimde beyan etmelerinin mümkün olamayacağı, amaçlarının gerçekleşecek darbe girişimini meşrulaştırmak olduğu..."

"AHMET ALTAN BARANSU'YU AKLAMAYA ÇALIŞTI"

İddianamede Ahmet Altan'ın aynı programda "Balyoz" davasında öne sürülen darbe belgelerinin gerçek olduğu yönünde söylemlerde bulunduğu, kumpası aklamaya çalıştığı, kendisinin de sanığı olduğu kovuşturma kapsamında tutuklu bulunan ve yargılaması devam eden gazeteci Mehmet Baransu'nun suça konu eylemlerini görmezden gelerek gazetecilik faaliyetinden tutuklanmış gibi algı oluşturmaya çalıştığı belirtildi.

ALTAN KARDEŞLER İLE ILICAK'IN ALAADDİN KAYA BAĞLANTISI...

İddianamede FETÖ'nün eski üst düzey yöneticilerinden Nurettin Veren'in verdiği ifadesinde FETÖ'nün medya yapılanmasının en güçlü adamının Alaeddin Kaya olduğu, Kaya'nın örgütteki görevinin terör örgütü lideri Gülen ile gazeteciler arasındaki ilişkiyi sağlamak olduğu vurgulandı. Veren'in bu kapsamda, Alaeddin Kaya'nın; Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak ile sık olarak görüştüğünü bildiğini söylediği belirtildi. Yine Söğüt ismi verilen bir gizli tanığın anlatımlarına göre, Alaeddin Kaya'nın Ahmet Altan, Mehmet Baransu ve Başar Aslan ile Taraf gazetesi binasında iki hafta da bir görüştüğü, bu görüşmelerden bir iki gün sonra da Ak Partiyi hedef alan haberler çıktığını söylediği aktarıldı. Yine gizli tanığın aktarımına göre, "2012 yılı Mart ayında Ahmet Altan'ın Alaeddin Kaya ile yaşadığı bir diyaloğu köşe yazısı haline getirdiğini, burada Alaeddin Kaya'nın kendisine Fetullah Gülen'in 'Ergenekon dan tutuklanan birisi için üzüldüğünü ama müdahale etmediğini' söylediğini, bu yazıya Alaeddin Kaya'nın sinirlenerek Ahmet Altan'ı aradığını ve ona bağırdığını, yazıyı değiştirmesini istediğini, bunun üzerine Ahmet Altan'ın ertesi gün cemaati kastederek özür dilediğini ve 'Sırat köprüsünde sizi sırtımda taşırım' şeklindeki yazıyı Taraf gazetesinde yazdığını belirttiği ifade edildi.

"FETÖ'NÜN BASIN YAYIN ÜZERİNDEN ALGI YÖNETİMİ YAPAN İMAMI, EKREM DUMANLI..."

İddianamede eski Zaman Gazetesi genel müdürü Ekrem Dumanlı'nın, FETÖ'nün yazılı basın yayını üzerinde algı yönetimini yapan, örgüt ideolojisinin kitlelere aşılanmasını ve topluma gerçeklerin çarpıtılıp aktarılmasını sağlayan imamı olduğu iddia edildi.

15 TEMMUZ'DAN 9 AY 10 GÜN ÖNCE BİR BEBEK GÖRÜNTÜSÜYLE DARBE MESAJI VERİLDİ

İddianamede Dumanlı'nın Zaman gazetesinin başında olduğu 10 Ekim 2015 tarihinde şüpheliler Faruk Kardıç, Ali Çolak,

Fevzi Yazıcı, Mehmet Kamış ve Yakup Şimşek'in tarafından hazırlanan ve yayınlanan bir reklam filminin 15 Temmuz'a ilişkin darbe mesajı taşıdığı belirtildi. Reklam filmi ile 15 Temmuz darbe girişimi arasındaki sürenin 9 ay 10 gün olduğu dikkat çekilerek, reklam filminde yer alan bebek görüntüsü ile bu mesajın verildiği belirtildi. Darbe girişiminin başarılı olması halinde sokağa çıkma yasağının getirilmesi sonucu ülke genelinde oluşacak görüntünün reklam filminde kullanılan insansız sokaklar ve terk edilmiş yerleşim görüntüleri ile benzerlik göstermesi, savaş ve tehdit durumunda uyarı amaçlı çalınan siren seslerinin kullanılması, ayrıca gazetenin logosu ekrana gelirken duyulan top sesinin de tesadüf olmadığı kaydedildi.

İddianamede, Zaman gazetesinin reklam filmiyle, örgüt lideri Gülen'in haberleşme ve talimat iletim yöntemlerinden "şifreli ve bilinçaltı mesaj verme" yöntemiyle, darbe girişimi öncesinde toplumsal algı zemini yaratmaya çalışıldığı belirtildi.

Gülen bir bebeğe ait görüntünün bulunduğu reklam filminin 5 Ekim 2015'te yayınlandığı anımsatılan iddianamede, bu reklamla darbe girişimi arasındaki sürenin bebeğin doğum tarihi olan 9 ay 10 güne denk geldiği kaydedildi.

Darbe girişiminin başarılı olması halinde sıkıyönetim ilanıyla sokağa çıkma yasağının getirilerek ülke genelinde oluşacak görüntünün reklam filminde insansız sokaklar olarak gösterildiği anlatılan iddianamede, darbe girişimi olayında TBMM başta olmak üzere bir kısım yerleşim yerlerinin ve kamu kurumlarının bombalanmasıyla reklam filminde kullanılan savaş ve tehdit durumunda uyarı amaçlı çalınan siren seslerinin benzerlik gösterdiği aktarıldı.

Reklam filmiyle TSK içine sızmış örgüt mensuplarına mesaj

İddianamede, reklam filminde gazetenin logosu ekrana gelirken duyulan top sesinin filmde gösterilen yerleşim yerini bombaladığı algısını vermesi nazara alındığında darbe girişimiyle reklam filminin benzerlik göstermesinin tesadüf olamayacağı, darbe sonrası dönem ve darbe girişimin hedef aldığı siyasal iktidara karşı kamuoyu ve toplumsal algı zemini oluşturma amacı taşıdığı aktarıldı.

Reklamın yayınlanmasından 9 ay 10 gün sonra örgüte mensup bir kısım asker şahıslarca darbe girişiminde bulunulduğu, reklam senaryosunu hazırlayan kişiler arasında bulunup hakkında yakalama emri düzenlenen firari Ekrem Dumanlı'nın reklamın yayınlandığı tarihte darbe iması ve terör örgütüyle ilgili soruşturmalar yürüten savcılar ve davalarına bakan hakimler başta olmak üzere kamu görevlileri ile mevcut hükümeti tehdit eden nitelikteki köşe yazısını kaleme aldığı anlatıldı.

Somut olayda şifreli mesaj gönderme yönteminin TSK içerisine sızmış terör örgütü mensuplarına mesaj gönderme amacı taşıdığının, darbe girişimi sonucuyla birlikte ele alındığında bariz olduğu, darbe girişimi faaliyetinin bağlantılarının deşifre edilmesine devam edildiği belirtilen iddianamede, eylemlerin öncesinden planlı, sistemli ve gizliliğe azami riayet edilerek gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

ŞÜPHELİ ABDULKERİM BALCI: HÜKÜMET YETKİLİLERİNİN TEK YAPMASI GEREKEN ASKERLE PAZARLIK...

İddianamede şüpheli Abdulkerim Balcı'nın 15 Temmuz günü darbe girişiminin gerçekleştiği sırada katıldığı TV programında "Askerin yönetimi ele geçirdiği, Cumhurbaşkanı ve Hükümet üyelerinin büyük ihtimalle yakalandıkları veya ölmüş olabileceklerini, bu durumda Hükümet yetkililerinin tek yapması gerekenin askerle pazarlık yapması olduğu" sözlerini sarf ederek, terör örgütü üyeleri tarafından gerçekleştirilen darbe girişimine halkın destek vermesini sağlamaya çalıştığı, bu yönde aktif olarak çaba sarf ettiği belirtildi.

"PROFESÖR OLACAĞIMA ALBAY OLSAYMIŞIM"

İddianamede şüpheli Osman Özsoy'un şüpheli Şemsettin Efe'nin sunduğu TV programına katılarak, bir gün sonra gerçekleştirilecek darbe girişimine yönelik örgüt üyelerine; "Türkiye'ye bir şey olmaz. Ben profesör olacağıma keşke bir Albay olsaymışım mesela. Bu süreçte daha çok katkım olurdu.." şeklinde konuşarak örgüt üyelerine açık bir şekilde mesaj verdiği, darbe girişimine ilişkin toplumda haklılık algısı oluşturma çalıştıkları belirtildi.

"TUNCAY OPÇİN, CUMHURBAŞKANI'NA SUİKAST OLACAĞINI 2 GÜN ÖNCE YAZDI..."

İddianamede şüpheli Tuncay Opçin'in darbe girişiminden 2 gün önce twitter hesabından yaptığı paylaşımla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Marmaris'te ailesiyle birlikte rehin alınması eylemini önceden bildiği belirtildi. Opçin'in söz konusu tweetinde "Yatakta basıp şafakta alacaklar" şeklinde paylaşımda bulunduğu belirtilerek, "İki gün sonra darbe girişimi faaliyeti kapsamında Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris ilçesinde ailesiyle birlikte bulunduğu sırada rehin alınmaya çalışılması eylem planını önceden bilerek ve eylemi kastederek tehdit ettiği, bu şekilde darbe girişimini önceden bildiği" ifade edildi

Paralel yapı-25 Temmuz (2016) 'İstanbul Medya yapılanması ve darbeye destek' soruşturması
Paralel yapı-Medya uzantıları
Zaman yazarları hakkındaki 30 sanıklı iddianamenin tam metni (pdf)

(15 Nisan 2017, 17:48), son güncel.: (24 Nisan 2017, 17:16)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=10171    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Kara Harp'teki 63 Müebbet Onandı

08.02.2020 16:42 Ankara'da, Yargıtay, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Kara Harp Okulundan Genelkurmay Başkanlığına giderek darbecilere destek verdikleri iddiasıyla yargılanan 63 sanığa verilen müebbet hapis cezalarını onadı. 7 Şubat..
Tamamı 8.2.2020

Fetö Suikast Timi'ne Yağma davası

08.02.2020 16:57 Muğla'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast düzenlemek için Marmaris ilçesinde konakladığı otele saldıran 'suikast timi'ndeki 37 hükümlünün..
Tamamı 8.2.2020

Savcı Zekeriya Öz'e yeni dava

08.02.2020 16:47 İstanbul'da, firari Ergenekon savcısı Zekeriya Öz hakkında görevde olduğu dönemde tutuklu sanık Taner Büber'e yalan beyan vermesi karşılığında tahliye vaadi verdiği gerekçesiyle yeni iddianame hazırlandı. 21 Ocak'taki..
Tamamı 8.2.2020

Mobeseci Aktepe'nin cezası onandı

08.02.2020 16:38 Ankara'da, Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ile Milli İstihbarat Teşkilatında (MİT) görev yapan eski istihbaratçı Basri Aktepe'ye Fetullahçı Terör Örgütü'ne üye olduğu..
Tamamı 8.2.2020

Şanlıurfa 6 Müebbet gerekçesi

08.02.2020 16:26 Şanlıurfa'da, 5. Ağır Ceza Mahkemesince FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin 20. Zırhlı Tugay Komutanlığındaki yaşananlara yönelik 6 sanık hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçunda..
Tamamı 8.2.2020

Boydak Kardeşlerin cezaları onandı

08.02.2020 16:18 Kayseri'de, eski Boydak Holding yöneticilerine Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kapsamında verilen mahkumiyet kararları Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından hukuka uygun bulundu. 29 Ocak'taki gelişme..
Tamamı 8.2.2020

Kaynak Holding'e 4 Hapis

08.02.2020 15:16 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ)'nün finans merkezi olduğu gerekçesiyle kayyum atanan Kaynak Holding'in eski yöneticilerinin arasında bulunduğu 4 tutuklu sanığın yargılandığı davada sanıklar 13 ile 9 yıl aras..
Tamamı 8.2.2020

Kosova'da Paketlenen Sanığa Hapis

08.02.2020 14:40 İstanbul'da, FETÖ'nün yurtdışı yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında Kosova'dan Türkiye'ye getirilen sanık Hasan Hüseyin Günakan'ın yargılanması sona erdi. 28 Ocak'ta İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruş..
Tamamı 8.2.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

08.02.2020 14:11 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanıklı davaya devam edildi. 26.01.2020 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR..
Tamamı 8.2.2020

Kara Kuvvetleri Darbe davası

08.02.2020 13:43 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki (KKK) eylemlere ilişkin 142 sanıklı davaya sanıkların savcılığın esas hakkındaki mütalaasına karşı savun..
Tamamı 8.2.2020

Ergenekon yargısı yargılanıyor

08.02.2020 13:21 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) kumpas davalarından 'Ergenekon' davasına bakan 8 eski hakim ve savcının, 'suç uydurmak ve görevi kötüye kullanmak' suçlarından yargılandığı davaya devam edildi. 03.02.2020..
Tamamı 8.2.2020

İzmir 66 sanıklı darbe davası

08.02.2020 16:15 İzmir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin 137 sanık hakkında İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen hükmün ardından, istinaf tarafından 66 sanık yönünden duruşma açılması kararı üzerine san..
Tamamı 8.2.2020

Jandarma Darbe davası

08.02.2020 14:06 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahındaki eylemlere ilişkin 243 sanıklı davaya, esas hakkındaki savunmaların alınmasıyla devam ..
Tamamı 8.2.2020

Balıkesir 5 sanıklı Darbe davası

08.02.2020 14:19 Balıkesir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi davasında iddia makamı, eski üst düzey komutanların da aralarında bulunduğu biri tutuklu 5 sanığın yargılanmasına devam edildi. 24 Ocak'ta Balı..
Tamamı 8.2.2020

Tuskon Fetö davası

08.02.2020 15:59 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik 55 sanıklı davada, kapatılan TUSKON'un başkanı firari sanık Rızanur Meral'in eşi sanık Zeynep Meral savunma yaptı. 03.02.2020 GÜNKÜ D..
Tamamı 8.2.2020

Zonguldak 21 sanıklı Fetö davası

08.02.2020 16:33 Zonguldak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik, farklı meslek gruplarından 21 sanığın yargılandığı davanın duruşması görüldü. 28 Ocak'ta Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki du..
Tamamı 8.2.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
41.187.483