Tam
EskidenYeniye
 

Kara Harp Okulu Darbe davası

Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Kara Harp Okulunda yaşanan eylemlere ilişkin 156'sı Kara Harp Okulu kursiyeri, 8'i rütbeli 164 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Önceki haber title=Sonraki haber

20.01.2018 21:07 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Kara Harp Okulunda yaşanan eylemlere ilişkin 156'sı Kara Harp Okulu kursiyeri, 8'i rütbeli 164 sanığın yargılanmasına devam edildi.

15.01.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmada sanıklar ve avukatları, cumhuriyet savcısının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Darbe girişimi sırasında Siirt'te görevli olmasına rağmen Kara Harp Okuluna gelerek buradaki kursiyerlerle Genelkurmay Başkanlığına giden sanık eski albay Erdoğan Kurt, hakim karşısına çıktı.

Savcılığın esasa ilişkin mütalaasını kabul etmediğini belirterek savunmasına başlayan sanık Kurt, Atatürk aşığı bir subay olduğunu, bu nedenle FETÖ üyeliğinin söz konusu olamayacağını savundu.

Geçici görevle Harp Akademileri Komutanlığına gönderildiğini ifade eden Kurt, ailesiyle tatil yapmak için 12 Temmuz'da İstanbul'dan Bolu'ya geldiğini, 15 Temmuz'da da annesinin sağlık kontrolleri için Ankara'ya geçtiğini söyledi.

Kardeşinin evinde bulunduğu sırada İstanbul'daki köprülerin askerler tarafından tutulduğunu televizyonda izlediğini dile getiren sanık Kurt, Başbakan Binali Yıldırım'ın yaşananları, 'TSK'nın içindeki bir grubun kalkışması' olarak tanımladığı konuşmasını izlediğini ifade etti.

Daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar'ın, askerlerin kışlalarına dönmeleri için yaptıkları açıklamaları dinlediğini anlatan Kurt, bunun üzerine Siirt ve İstanbul'daki birlikleri arayarak ne yapması gerektiğini sorduğunu savundu.

Kurt, 'Ankara'dan Siirt'e gidemeyeceğim için daha önce görev yaptığım Kara Harp Okuluna gitmeye karar verdim. Nizamiye girişine geldiğimde 1. Ordu Komutanı Dündar'ın emri ile geldiğimi izah ederek içeri girdim. Burada olası bir karışıklığa sebebiyet vermemek için üniformamı giydim. Burada kimseye emir vermedim, herhangi bir eylem içinde bulunmadım.' ifadelerini kullandı.

Kara Harp Okulunda bir süre kaldıktan sonra ayrılmak istediğini ancak nizamiyelerden giriş ve çıkışların yasaklandığını öğrendiğini savunan Kurt, bunun üzerine havalanmak üzere olan helikoptere bindiğini anlattı.

Helikopterin güvenli bir yere gideceğini düşündüğünü söyleyen Kurt, 'Ancak helikopter, Genelkurmay Başkanlığının karargahına indi. Neden buraya geldiğini bilmiyordum. Burada sabaha kadar bulunduğum sürede hiçbir eyleme karışmadım, darbe girişiminin içinde olmadım.' iddiasında bulundu.

Aleyhinde sanık ve tanık beyanı olmadığını, dosyadaki isimlerin kendisini tanımadığını öne süren sanık Kurt, bu durumun darbeci olmadığının kanıtı olduğunu savundu.

Kurt, 'Eğer iddia edildiği gibi darbeci olsaydım buradaki sanıklarla önceden iletişime geçmemiz gerekmiyor muydu? Ancak böyle bir durum yok. Kimseyle irtibatım ve iletişimim söz konusu değil. HTS kayıtları bu noktada lehime delildir. Beraatimi istiyorum.' şeklinde savunma yaptı.

Duruşmaya ara verildi.

Ağırlaştırılmış müebbet istendi

Davanın 12 Ekim 2017'de görülen duruşmasında esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Kurt'un, 'Anayasa'yı ihlal' suçundan ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmasını istemişti.

Siirt'te görevli olmasına rağmen darbe girişiminin yaşandığı gece Genelkurmay Karargahı'nda yakalanan sanık Kurt'a ayrıca 'askeri komutanlıkların gasbı' suçundan 'müebbet' hapis cezası verilmesi talep edilmişti.

Davanın öğleden sonraki bölümünde hakim karşısına çıkan sanık eski üsteğmen Hasan Ali Seyrek, kursiyerleri kullanmak isteyen cuntacılara karşı mücadele ettiğini savunarak darbe girişimde yer almadığını iddia etti.

Seyrek, darbe girişiminden dört gün önce Şırnak Uludere'den Kara Harp Okuluna atandığını, bu nedenle karargahtaki rütbelilerin büyük çoğunluğunu tanımadığını belirtti.

Ankara Merkez Orduevi'nde bulunduğu sırada, bölük komutanı Ahmet Önder Biberoğlu'nun kendisini arayarak karargaha gelmesi için emir verdiğini aktaran Seyrek, bunun üzerine okula gittiğini ifade etti.

Burada görüştüğü Biberoğlu'nun teçhizat ve silah almasını istediğini belirten Seyrek, emir üzerine o sırada yerdeki piyade tüfeklerden birini rastgele aldığını savundu.

Karargah bahçesinde bir süre bekledikten sonra daha önce görmediği bir albayın bütün askerleri içtima alanında topladığını anlatan Seyrek, söz konusu albayın kendisinin de aralarında bulunduğu takım komutanlarına görev verdiğini söyledi.

Rıdvan Bozdemir ile 4 No'lu nizamiyede bulundukları sırada askerin tören alanında toplanması için alarm verildiğini ifade eden Seyrek, buraya geldiklerinde kursiyer subayların on beşerli gruplar halinde helikopterlere bindirildiğini gördüğünü aktardı.

İsmini bilmediği bir yarbaya öğrencilerin nereye götürüldüğünü sorduğunu, yarbayın da 'Çok fazla konuşma' diyerek kolundan tutup kendisini helikoptere zorla bindirdiğini iddia eden Seyrek, kursiyer öğrencilerle saat 03.00'te Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'na getirildiklerini kaydetti.

'Ateş ediliyordu'

Karargaha iniş yaptıkları sırada kendilerini çatışmanın ortasında bulduklarını belirten Seyrek, 'İçeriden ve dışarıdan ateş ediliyordu. Rütbelilerden birine neler olduğunu sorduğumda, DEAŞ'ın karargahı basacağına dair istihbarat aldıklarını söyledi. Bu saldırıya karşı Genelkurmay'ın güvenliğini almak için getirildiğimizi düşündüm.' savunmasını yaptı.

Kursiyerlerle saat 04.30'a kadar beklediklerini, bilgi almak için karargah hizmet taburuna doğru gittiğinde Özel Kuvvetler Komutanlığından (ÖKK) bir askerin silah doğrultarak kendisine engel olduğunu savunan Seyrek, daha sonra yaşanan gelişmelerin bir terör saldırısı olmayabileceğini düşünerek kursiyerleri hizmet taburuna götürdüğünü anlattı.

Bu girişimiyle kursiyerlerin zarar görmesini engellediğini öne süren Seyrek, 'Sanık üsteğmen Salim Başaran kursiyerleri hizmet taburuna götürdüğüm için beni tehdit etti. Bölgenin açıkta kaldığını, kursiyerlerin geri getirilmesini istedi. Ben de bu saatten sonra emirlerinin geçersiz olduğunu, yaptığının doğru olmadığını, kursiyerleri çekmeye devam edeceğimi söyledim. Bunun üzerine Başaran silahı göstererek bana engel olmak istedi.' dedi.

Bu tartışmadan sonra kursiyerleri silah ve mühimmatlardan arındırdığını ifade eden Seyrek, kursiyerlerden birinin aracılığıyla polise ulaşarak kandırıldıklarını, zorla Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda tutulduklarını söylediklerini aktardı.

Bu görüşmeyi yaptıklarına dair bir polis yetkilisinin mahkeme huzurunda tanıklık yaptığını söyleyen Seyrek, buldukları ilk fırsatta Polis Akademisi'ne sığındıklarını kaydetti.

Genelkurmay Karargahı'nda bulundukları sırada kimseye zarar vermediklerini öne süren Seyrek, iradesi dışında gelişen olayların içine çekildiklerini savundu. Seyrek, savunmasını şöyle tamamladı:

'Kursiyerlerle kandırılarak Genelkurmay'a götürüldük. Darbeciler, kursiyerleri polisle çatıştıracaklardı ancak buna mani oldum. Bugün burada bu kadar kursiyer hayatta ise bunda katkımın olduğu açık bir gerçektir. Zira savunma yapan kursiyerlerin tamamı beni doğrulamaktadır. Olaylardan habersiz kursiyerleri karargahtan uzaklaştırdım. Polisler bana 'kahraman üsteğmen' diyorlardı. O gece bu ifadenin hakkını verdiğime inanıyorum. FETÖ'cü olmadığımı her türlü şekilde ortaya koydum ve asla darbeci olmadığımı da ispat ettim. Beraatimi istiyorum.'

Duruşmaya yarın sanık savunmalarıyla devam edilecek.

16.01.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmada, sanıklar ve avukatları cumhuriyet savcısının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Davanın öğleden sonraki bölümünde savunma yapan sanık eski kursiyer teğmen Ahmet Aksu, alarm verilmesi üzerine içtima alanına çıktıklarını, komutanlarının, can güvenliği olmadığı gerekçesiyle kendilerini güvenli bölgeye sevk edeceklerini söylediklerini aktardı.

Kendisinin de aralarında bulunduğu kursiyer grubun helikoptere bindirildiklerini anlatan Aksu, üç dakika süren yolculuktan sonra güvenilir bölge diye çatışmaların yaşandığı Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'na götürüldüklerini anlattı.

Karargahta çatışma ve kargaşanın hakim olduğunu belirten Aksu, zarar görmemek için bir kulübeye sığındıklarını, buradaki tam teçhizatlı bir askerin yanlarındaki tüfeklerinin şarjörsüz olduğunu fark etmesi üzerine kendilerine kızdığını ifade etti.

Sabah saatlerine kadar kimseye zarar vermeden beklediklerini öne süren Aksu, daha sonra polislere sığındıklarını belirterek beraatini talep etti.

'Komutanlarımız bizi ateş çemberine atmıştı'

Sanık eski kursiyer teğmen Abdullah Karahan da alarm verildikten sonra komutanlarının emriyle helikopterlere bindiklerini ifade etti.

Bir zaman sonra Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'na götürüldüklerini, buraya neden götürüldükleri konusunda bilgisinin bulunmadığını savunan Karahan, 'Güvenilir diye getirildiğimiz yer çatışmaların yaşandığı Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'ydı. Komutanlarımız bizi ateş çemberine atmıştı.' dedi.

İlerleyen saatlerde sanık eski üsteğmen Hasan Ali Seyrek'in kendilerine kandırıldıklarını ve yanlış bir işin içine çekilmek istendiklerini söylediğini aktaran Karahan, bu açıklamadan sonra kanunsuz bir emri yerine getirmediğini savundu.

Darbecilerden kaçarak polislere sığındıklarını belirten Karahan, 'Komutan dediğimiz insanlar tarafından irademiz sakatlandı, Genelkurmaya götürüldük. Bu tamamen bizim dışımızda gelişmiştir. Darbede yer almadım, vatanıma ihanet etmedim. Beraatımı talep ediyorum.' savunmasını yaptı.

Sanık eski kursiyer teğmen Ahmet Demir ise Afyonkarahisar'da yapılacak tatbikat için getirilen kumanyaları almak için tabur binasına gittikleri sırada üsteğmen Ahmet Önder Biberoğlu'nun alarm verildiğini söylediğini aktardı.

Bunun üzerine mühimmatı olmayan tüfekleri alıp otoparka gittiklerini kaydeden Demir, terör saldırısı yaşandığı ve açık alanda beklemelerinin tehlikeli olacağının söylenmesi üzerine yemekhaneye geçtiklerini anlattı.

Saat 03.00'te kursiyerlerin güvenli bölgeye götürülecekleri bilgisini aldıklarını söyleyen Demir, bunun üzerine tören alanına toplandıklarını aktardı.

Okulun güvenli olmadığı gerekçesiyle gruplar halinde helikopterlere bindirildiklerini ifade eden Demir, kısa bir süre sonra çatışmaların yaşandığı bir bölgeye götürüldüklerini ifade etti.

Demir, 'Güvenilir yer diye çatışmaların yaşandığı Genelkurmay Başkanlığına getirildiğimizi sonradan öğrendik. Aslında o kadar da güvenilir değildi. Zira çatışma vardı. Ateşin ortasına atılmıştık. Neler olduğunu anladığımızda sabah saatlerine kadar bodrum katında bekledik. Sonra polise sığındık. Beraatimi istiyorum.' dedi.

Sanık kursiyer Teğmen Abdulkadir Berk, Kara Harp Okulunda bulundukları sırada silah seslerinin geldiğini, bunun üzerine rütbelilerin kendilerini yemekhaneye götürdüklerini söyledi.

Daha sonra bir subayın tören alanında toplanmaları için emir verdiğini anlatan Berk, harp okulunun güvenli olmadığı için kursiyerlerin daha güvenli bir yere götürüleceğine ilişkin konuşmalar yapıldığını aktardı.

Kursiyerlerden rastgele 15'er kişilik guruplar oluşturulduğunu anlatan Berk, daha sonra bu gurupların helikoptere bindirdiklerini ifade etti.

Nereye götürülecekleri konusunda kendilerine bilgilendirme yapılmadığını iddia eden Berk, kısa bir süre sonra helikopterin Genelkurmay Başkanlığı Karargahına iniş yaptığını kaydetti.

Bu sırada başka bir helikopterin kendilerine ateş ettiğini savunan Berk, bir zaman sonra sanık eski üsteğmen Hasan Ali Seyrek'in kendilerine, 'Bizi kandırdılar' diyerek kursiyerleri hizmet binasına götürdüğünü söyledi.

Burada karşılaştıkları tam teçhizatlı bir askerin karargahtan ayrılmaları halinde kendilerine ateş etmekle tehdit ettiğini öne süren Berk, bunun üzerine üsteğmen Seyrek'in, lavaboya gitme bahanesiyle kursiyerleri guruplar halinde çıkararak polise teslim olmalarını sağladığını aktardı.

Darbeci olmadığını, iradesi dışında Genelkurmay Başkanlığına götürüldüğünü savunan Berk, beraatini istedi.

Sanık eski kursiyer Ahmet Kızıkoğlu da yat içtimasından sonra alarm sesi duyduğunu, bunun üzerine kamuflajını giyip rastgele boş bir silah alarak toplanma alınana çıktığını ifade etti.

Karargaha kargaşanın hakim olduğunu belirten Kızıkoğlu, toplandıkları tören alanında daha önce görmediği rütbelilerin bulunduğunu kaydetti.

Helikopterden indikleri sırada Genelkurmay Başkanlığına götürüldüklerini fark ettiğini savunan Kızıkoğlu, sabah saatlerine kadar illegal bir eylemde yer almadan burada beklediğini ifade etti.

Diğer kursiyer arkadaşlarıyla buldukları ilk fırsatta polise sığındıklarını belirten Kızıkoğlu, beraat talebinde bulundu.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

17.01.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmada, sanıklar ve avukatları cumhuriyet savcısının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Sanık eski kursiyer teğmen Ahmet Konuklar, olay gecesi alarm verildiğini, komutanları tarafından güvenliklerinin sağlanacağı söylenerek Genelkurmay Başkanlığına götürüldüklerini ifade etti.

Kara Harp Okuluna gelen helikopterle buradan ayrıldıklarını anlatan Konuklar, 'Güvenli bölge diye beklerken kendimi ateşin ortasında buldum. Buradan ayrılmaya çalıştığımda komutanlar hakaret ederek bana silah doğrulttu. Dışarıda halk var, çıkarsam onlar linç edecek diye korkuyorum, içeride komutanlar var silah doğrultuyor, bundan korkuyorum. O gece silahıma mühimmat almadım. İradem dışında Genelkurmaya getirildim. Helikoptere binene kadar askeri kalkışma ya da darbe girişimini bilmiyordum.' diye konuştu.

İddianamede yer alan FETÖ üyeliği suçlamasını da kabul etmeyen sanık Konuklar, beraatini istedi.

Sanıktan Kemal Sunal'lı savunma

Darbe girişiminden önce Kara Harp Okulunda yüzbaşı rütbesinde görevli olan Kenan Çakar, esasa ilişkin mütalaayı kabul etmediğini belirterek savunmasına başladı.

Olay akşamı kursiyerleri mesaiye çağırdığı iddiasının doğru olmadığını ileri süren Çakar, Kara Harp Okulundaki eylemlere ilişkin açılan başka bir dava daha olduğunu, söz konusu mesajın kursiyerlere nasıl çekildiğinin o davanın iddianamesinde tespit edildiğini savundu.

Darbe girişiminden haberi bulunmadığını ve kendisiyle aynı pozisyonda olduğunu iddia ettiği bazı askeri personelin davanın tanığı olduğunu ileri süren sanık Çakar, 'Rahmetli Kemal Sunal'dan bir örnek vermek istiyorum. Şaban, aynı işte çalıştığı işçilerin kendisinden daha fazla maaş aldığını görünce işverene soruyor, 'Onlar neden benden fazla para alıyor?' diye. İşverenin cevabı herkesin malumu, 'Onlar sendikalı.' Şaban da 'Ben de Harranlıyım.' diye cevap veriyor. Garibimin sendikadan filan haberi yok. Benim de darbeden haberim yok.' ifadelerini kullandı.

FETÖ üyesi olmadığını ve darbe girişiminde suç sayılabilecek bir işe karışmadığını iddia eden Çakar, mahkeme heyetinden beraat talebinde bulundu.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde hakim karşısına çıkan sözleşmeli subay adayı Anıl Aysel, önceki savunmasını tekrar ettiğini belirterek savunmasına başladı.

Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin savunmasındaki tespitleri kabul etmediğini belirten Aysel, kursiyerlerin kendi iradeleriyle Genelkurmay Başkanlığı karargahına gitmediklerini söyledi.

Olay tarihinde Kara Harp Okulunda bulundukları sırada alarm verilmesi üzerine içtima alanında toplandıklarını anlatan Aysel, okula yönelik terör saldırısı olabileceği gerekçesiyle kursiyerlerin tahliye edileceğinin söylendiğini aktardı. Daha sonra kursiyerlerden rastgele gruplar oluşturulduğunu dile getiren Aysel, bu şekilde helikopterlere bindirildiklerini anlattı. Kısa süre sonra helikopterlerin iniş yaptığı yerin Genelkurmay Başkanlığı karargahı olduğunu anladığına dikkati çeken Aysel, buraya kargaşa ve kaosun hakim olduğunu ifade etti.

Yasa dışı bir olayın içinde yer almamak için bir grup kursiyer arkadaşıyla karargahtaki mescide sığındıklarını anlatan Aysel, 'Savcının mütalaasında 'darbeyi bildikleri halde olay yerinden uzaklaşmadılar' şeklinde bir tespiti var. O gece oradan çıkmamız mümkün değildi, dışarıda halk vardı, içerde silahlı darbeciler. İki ateş arasında kalan bizlerin yapabildiği tek şey olaylardan uzak durup polisin gelmesini beklemekti. Bunu yaptık. Kimseye zarar vermedik, darbe girişiminde yer almadık. Beraatımı istiyorum.' savunmasını yaptı.

'Komutanlarımdan şikayetçiyim'

Sanık sözleşmeli subay adayı Bekir Yıldırım da 15 Temmuz akşamı yat içtimasından sonra alarm verildiğini, bunun üzerine şarjörsüz tüfeğini alarak toplanma alanına geçtiğini belirtti.

Tanımadığı subayların terör saldırısı ihtimaline karşı kendilerini daha güvenilir bir bölgeye sevk edileceklerini söylediklerini bildiren Yıldırım, daha sonra bulundukları yerden, helikopterlerin havalanacağı tören alanına geldiklerini kaydetti.

Burada rastgele kursiyer subaylardan gruplar oluşturulduğunu dile getiren Yıldırım, '15'erli gruplar halinde helikoptere bindirildik. Kısa bir uçuştan sonra duvarlarla çevrilmiş yere iniş yaptık. Buranın Genelkurmay Başkanlığı karargahı olduğunu ilerleyen saatlerde öğrendik.' iddiasında bulundu.

Karargahta çatışma seslerinin gelmesi üzerine kanunsuz bir emre muhatap olmamak için arkadaşlarıyla o bölgeden kaçmaya çalıştıklarını ancak silahlı askerlerin kendilerini engellendiklerini öne süren Yıldırım, ilerleyen saatlerde sanık eski üsteğmen Hasan Ali Seyrek'in kendilerine 'Bizi kandırdılar, kaçmamız gerekiyor.' dediğini aktardı.

Tuvalete gitme bahanesiyle hizmet taburuna geldiklerini, buradan da korkuluklardan atlayıp polise sığındıklarını kaydeden Yıldırım, 'Bizi o gün Genelkurmay karargahında ölüme terk eden komutanlardan şikayetçiyim. Kanunsuz bir işin parçası olmamak için oradan kaçtık, polise sığındık. Daha önce de söylemiştim, kimlik tespiti dışında iddianamede ismim geçmiyor. Beraatımı istiyorum.' ifadelerini kullandı.

Tutuksuz sanık savunma yaptı

Davanın tek tutuksuz sanığı sözleşmeli subay adayı B.A. ise kanser teşhisi konulduğunu belirterek, tedavisine devam edildiğini söyledi.

FETÖ üyesi olmadığını, iddianamede bunun aksini ortaya koyabilecek bir delilin bulunmadığını savunan B.A, 'Darbeci hainler hayallerimizi çaldılar, umutlarımızı söndürdüler. Hepsinden şikayetçiyim. Üniversite sınavına köyde hazırlandım, bu örgütün ne dershanesine ne de yurduna gittim. Bu konuda beni doğrulayacak birçok şahidim vardır. Suçsuzum, bu sürecin mağduruyum aynı zamanda. Beraatımı talep ediyorum.' savunmasını yaptı.

Sanık sözleşmeli subay adayı Batıkan Türkdönmez, Kara Harp Okulu'nda bulundukları sırada alarm verildiğini, bunun üzerine herkesin boş tüfekleri alarak içtima alanında toplandığını belirtti.

Burada okula yönelik terör saldırısı olabileceği gerekçesiyle kursiyerlerin tahliye edileceğinin söylendiğini aktaran Türkdönmez, daha sonra kursiyerlerden gruplar oluşturularak helikopterlere yönlendirildiklerini anlattı.

Bir süre sonra Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'na helikopterlerin iniş yaptığını belirten Türkdönmez, burada silah seslerinin gelmesi üzerine herkesin kendisini koruyabileceği bir yere saklandığını savundu.

İlerleyen saatlerde sanık eski üsteğmen Hasan Ali Seyrek'in kendilerine ulaşarak kandırıldıklarını söylediğini bildiren Türkdönmez, 'Seyrek, kanunsuz bir işin içine çekilmek istendiğimizi söyleyerek bizi ilk fırsatta oradan çıkaracağını anlattı. Akabinde gruplar halinde Seyrek'in öncülüğünde oradan kaçtık ve polise sığındık. Darbe girişiminde yer almadım, Genelkurmaya kandırılarak götürüldük, dava sürecinde bu ortaya çıktı. Beraatimi istiyorum.' savunmasını yaptı.

'Bizi bu duruma düşürenlerden şikayetçiyim'

Sanık sözleşmeli subay adayı Batuhan Kaya da daha önceki duruşmada verdiği ifadeyi tekrarladığını belirterek, beraatını talep etti.

Ordu içindeki katı hiyerarşik yapı nedeniyle üst rütbeli askerlerin bile emir komutayı sorgulamaya yetkili olmadığını ifade eden Kaya, 4 aylık askeri geçmişi olan bir kursiyerin emirlere karşı gelme gücünün olmadığını kaydetti.

Cumhuriyet Savcısı'nın, mütalaasında lehine olacak birçok duruma değinmediğini savunan Kaya, 'Bizler, o gece yaşananları tam olarak idrak edecek kadar askeri deneyimi olmayan 4 aylık askerlerdik. Kandırılarak, güvenli bölgeye götürüleceğiz diye helikopterlere bindirilerek Genelkurmay Başkanlığına getirildik. Kimseye zarar vermeden sabah saatlerine kadar konumumuzu koruduk. Bizi bu duruma düşürenlerden şikayetçiyim, beraatımı talep ediyorum.' diye konuştu.

Emekli bir tuğgeneralin oğlu olduğunu, hiçbir illegal örgütle ilişkisinin bulunmadığını anlatan Kaya, darbe girişiminde yer almadığını sözlerine ekledi.

Sanık sözleşmeli subay adayı Gökhan Aydın da diğer sanıklar gibi kandırıldını ve Genelkurmay Başkanlığına götürüldüklerini belirterek, suçsuz olduğunu savundu.

Aydın, karargahta kaldığı süre boyunca kimseye ateş etmediğini, darbeye girişimine katkı sunacak bir eylemde bulunmadığını öne sürdü.

Tanımadığı bir binbaşının sivillere ateş etmesi için kendisine emir verdiğini ancak bu talimatı yerine getirmediğini iddia eden Aydın, 'Bir binbaşının 'vatandaşı vurun' emrini yerine getirmediğime oradaki siviller şahittir. Bu durum kamera kayıtlarıyla da sabittir. Kimseye ateş etmediğim gibi vurulan vatandaşları karargahın dışına taşımadım. Beraatımı talep ediyorum.' dedi.

Sanık Metin Atak da Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'na getirildiklerinde ortamın savaş alanını andırdığını gördüğünü ifade etti. Kendisi gibi kursiyer olan sanık Oktay Şahin ile polisi arayarak içinde bulundukları durumu anlattıklarını belirten Atak, 'Polise, burada tuzağa düştüğümüzü söyleyip nasıl kaçabileceğimizi sorduk. Demir parmaklıkların kesilmesiyle vurulmayı göze alarak oradan kaçtık. Suçsuzum, beraatimi istiyorum.' diye konuştu.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

18.01.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmada, sanıklar ve avukatları hazır bulundu.

Sanık Cemil Turan, 15 Temmuz öncesinde Kara Harp Okulunda askeri öğrenci olduğunu, olay akşamı alarm verilmesi üzerine silah alarak beklemeye başladıklarını anlattı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde komutanları tarafından güvenli bir bölgeye götürüleceklerinin söylendiğini ifade eden sanık Turan, 'Biz helikoptere bindirilirken bile güvenli bir bölgeye gideceğimizi düşünüyorduk. Helikopterden indiğimizde Genelkurmaya getirildiğimizi öğrendik. Genelkurmaya giderken silahımızda mühimmat dahi olmaması, bizlerin darbeye destek için değil bazı kötü niyetli kişilerce kullanılmaya çalışıldığımızın göstergesidir.' ifadelerini kullandı.

Sanık Turan, sözde sıkıyönetim bildirisini kaleme alan eski kurmay albay Cemil Turhan ile isim benzerliğinden cezaevinde hücrede tutulduğunu, suçsuz olduğunu öne sürerek beraat talebinde bulundu.

'Uyarı için dahi havaya ateş etmedim'

Savunma yapan Beşir Karadaş, üniversiteden mezun olduktan sonra 3 yıl boyunca KPSS ve askeri okullara giriş sınavlarına katıldığını, üçüncü yılın sonunda askeri okula girmeye hak kazandığını beyan etti.

Darbe girişiminin failinin FETÖ olduğunu, FETÖ ile irtibatlı olmadığını savunan sanık Karadaş, olay günü Genelkurmaya kendi iradesi dışında götürüldüğünü iddia etti.

'Olay günü silahıma mühimmat almadım, uyarı için dahi havaya ateş etmedim.' ifadelerini kullanan Karadaş, mahkeme heyetinden beraatını istedi.

Sanıktan 'canlı kalkan' savunması

Eski askeri öğrencilerden Beytullah Arslan, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek savunmasına başladı.

Darbe teşebbüsünde bulunmadığını ve kandırıldığını ileri süren Arslan, olay akşamında Genelkurmay karargahına götürülmeleri hususunda, 'Genelkurmay'a canlı kalkan olarak götürüldük.' ifadelerini kullandı.

Sanık Arslan, 16 Temmuz 2016 sabahında Genelkurmay'dan ayrılmak istediğinde ise bazı rütbeli askerlerin kendisine silah doğrulttuğunu, buna rağmen buradan ayrılarak polislere kendisinin sığındığını bildirdi.

İddianamede yer alan ByLock kullandığı iddiasına ilişkin halen dava dosyasına somut bir veri eklenmediğini ve programı kullanmadığını anlatan sanık Arslan, beraat talebinde bulundu.

Savunma yapan sanıklar Bekir Can Sinmez ile Bilal Yıldız da mahkeme heyetinden beraatlerini istedi.

Duruşmaya öğle arası verildi.

19.01.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada sanıklar ve avukatları, cumhuriyet savcısının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yapıyor.

Tutuklu sanık subay adayı Ekrem Özdemir, darbe girişiminde yer almadığını, kendisiyle aynı konumda olan birçok subay adayı hakkında adli işlem yapılmadığını savundu.

Komutanlarının ihmali yüzünden arkadaşlarıyla tutuklandığını öne süren Özdemir, emir komuta zinciri içinde hareket ettiğini, 4 aylık askeri öğrenci olarak emirleri sorgulama konumunda bulunmadığını söyledi.

Olay günü Kara Harp Okulunda bulunduğu sırada alarm verilmesi üzerine silahlıktan rastgele bir tüfek alarak içtima alanına gittiğini belirten Özdemir, güvenlik için önce yakındaki ağaçlık bölgeye, daha sonra yemekhaneye götürüldüklerini anlattı.

Bir zaman sonra bulundukları yerin, teröristlerin hedefi olabileceği gerekçesiyle başka bir yere sevk edileceklerinin söylenmesi üzerine tören alanına gelen helikopterlere bindirildiklerini dile getiren sanık Özdemir, Genelkurmay Başkanlığına götürüldüklerini kaydetti.

Buradaki çatışmalardan etkilenmemek için arkadaşlarıyla duvar dibinde sabaha kadar beklediklerini savunan Özdemir, güvenli olmadığı için bir rütbelinin kendilerini oradan götürüp kapalı bir yere aldığını, sonra da polise sığındıklarını belirtti.

Genelkurmay Karargahı'na götürüleceklerini bilmediklerini, bu konuda kendilerine önceden bilgilendirme yapılmadığını öne süren sanık Özdemir, 'Komutanlarımız güvenli bölge diye bizi çatışmaların yaşandığı Genelkurmay Başkanlığına götürdü. Burada iki ateş arasında kaldık, adeta ölüme terk edildik. Onların ihmali yüzünden bugün burada ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanıyoruz. Yargılama süresince kursiyerlerin suçsuz olduğu ortaya çıktı, beraatimi istiyorum.' şeklinde savunma yaptı.

'Komutanların sorumsuzluğu sorgulanmıyor'

Tutuklu sanık subay adayı Emre Atalan da darbe girişiminde yer almadığını, kanunsuz hiçbir emri yerine getirmediğini savundu.

Diğer kursiyer arkadaşları gibi alarm verilmesi üzerine içtima alanına çıktığını anlatan Atalan, daha sonra kursiyerlerden rastgele oluşturulan grupların helikopterlere bindirildiğini ifade etti.

Helikopterlerin nereye gideceği konusunda kendilerine bilgilendirme yapılmadığını öne süren sanık Atalan, Genelkurmay Karargahı'na geldiklerinde şaşkınlık yaşadıklarını anlattı.

Sanık Atalan karargahta çatışma çıktığını, ortama kaosun hakim olduğunu ifade ederek, bu sırada kendilerini yönlendirebilecek komutanlarının başlarında bulunmadığını savundu.

İradesi dışında karargaha getirildiğini iddia eden Atalan, 'Güvenli bölge diye buraya getirildik. Ben darbeci değilim ve bu girişimde yer almadım. Kimseye ateş etmedim, kimseye zarar vermedim. Bizleri o gece oraya götüren komutanların sorumsuzluğu sorgulanmazken bizim burada yargılanmamızı mahkemenin vicdanına bırakıyorum.' ifadelerini kullandı.

'Komutanlar bize sahip çıkmadı'

Tutuklu sanık subay adayı Emre Çalışkan da savcının esasa ilişkin mütalaasında kendisine yönelik suçlamaların somut delillere dayanmadığını, lehine olabilecek birçok durumun ise görmezden gelindiğini iddia etti.

Olay günü terör saldırısı olacağı bahanesiyle kendisinin de aralarında bulunduğu kursiyerlerin helikopterlerle Genelkurmay Karargahı'na götürüldüklerini ifade eden Çalışkan, bu şekilde iki ateş arasında bırakıldıklarını söyledi.

Komutanların kendilerine sahip çıkmadığını belirten Çalışkan, 'Eğer o gece Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'na götürülmemiş olsaydık bugün burada yargılanmayacaktık. Zira bizimle aynı konumda olan birçok kursiyer rütbelerini aldı, görevlerinin başındalar. Komutanlarımızın sorumsuzluğunun cezasını biz çekiyoruz. Suçsuzum, mahkemeden beraatimi talep ediyorum.' diye konuştu.

Sanık Emrah Aydın ve Cihan Yapıcı'nın da savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya ara verildi.

Paralel yapı-15 Temmuz (2016)-08 Mart (2017) 'Ankara 164 sanık Kara Harp Okulu Darbe Yapılanması' davası

(20 Ocak 2018, 21:07)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=12215    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Karlov suikastı davası

04.07.2020 12:44 Ankara'da, Rusya Federasyonu'nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un, o sırada görevde olmayan polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş tarafından öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ..
Tamamı 4.7.2020

Fetö Yüksek Yargısı Yargılanıyor

04.07.2020 1 7:04 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrasında görevlerinden ihraç edilen ve çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hakimler Savcılar..
Tamamı 4.7.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

04.07.2020 13:41 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılandığı davaya devam edildi. 16.0..
Tamamı 4.7.2020

Muhafız Alayı Darbe davası

04.07.2020 13:56 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğ..
Tamamı 4.7.2020

Eski Başyaver Yazıcı davası

04.07.2020 15:33 Muğla'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davada, Yargıtayın b..
Tamamı 4.7.2020

İzmir Casuslukta Kumpas davası

04.07.2020 15:07 İzmir'de, 'askeri casusluk soruşturması'ndaki usulsüzlüklerle bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki üyeleri hakkında açılan ve 96 sanığın yargıl..
Tamamı 4.7.2020

Selam-Tevhid Kumpası davası

04.07.2020 13:23 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY), 'Selam Tevhid' soruşturmasında kumpas kurmasıyla ilgili binlerce kişi hakkında usulsüz dinleme kararı vermekle suçlanan 54 eski hakim ve sav..
Tamamı 4.7.2020

Kayseri Darbe davası

04.07.2020 15:11 Kayseri'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında sözde Yurtta Sulh Konseyince hazırlanan listede adı 'Kayseri sıkıyönetim komutanı' olarak geçen eski Kayseri Garnizon Komutanı..
Tamamı 4.7.2020

Darbeci Albay'a 14 yıl Hapis

04.07.2020 17:14 Kayseri'de, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında sözde 'yurtta sulh konseyi' tarafından hazırlandığı öne sürülen listede, adı, 'Giresun sıkıyönetim komutanı' olarak geçen Kayseri Jandarma Bölge Komutan..
Tamamı 4.7.2020

Kuleli ağı mahrem itiraflarda

04.07.2020 17:18 Konya'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan itirafçı 'mahrem imam', Kuleli..
Tamamı 4.7.2020

Suikast Timinin Yağma davası

04.07.2020 15:27 Muğla'da, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişiminde bulunan 37 kişi için 'nitelikli yağma' suçundan açılan dava Covid-19 salgını nedeniyle ileri bir tarih..
Tamamı 4.7.2020

ABD Görevlisi Cantürk davası

04.07.2020 14:14 İstanbul'da, ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda güvenlik biriminde çalışan Nazmi Mete Cantürk'ün eşi ve kızıyla birlikte Silahlı terör örgütü FETÖ'ye üye olma suçundan yargılandığı davaya devam edildi. 16 Haziran'da..
Tamamı 4.7.2020

Fetö İstihbaratçısı Altaylı davası

04.07.2020 12:34 Ankara'da, eski MİT görevlisi istihbaratçı Enver Altaylı ile birlikte 4 sanığın 'FETÖ/PDY yöneticiliği', 'örgüt üyeliği', 'siyasi ve askeri casusluk' suçlamasıyla yargılandıkları davanın görülmesine devam edildi. 17 H..
Tamamı 4.7.2020

Faruk Güllü'nün Hapis Gerekçesi

04.07.2020 16:54 İstanbul'da, baklavacı Faruk Güllü'ye "Fetö silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan mahkemece verilen 8 yıl 9 aylık hapis cezası hükmünün gerekçesi hazırlandı. 20 Haziran'daki gelişmeye dair edinilen bilgiye göre, ..
Tamamı 4.7.2020

Batmaz'ın Yakınlarının Fetö davası

04.07.2020 16:47 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde bulunduğu belirlenen örgütün 'sivil imamı' Kemal Batmaz'ın eşi Gonca Batmaz'ın da aralarında bulunduğu 3 sanığın yargılandığı dav..
Tamamı 4.7.2020

Ecevit Üniversitesi Fetö davası

04.07.2020 16:15 Zonguldak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin davada, Bülent Ecevit Üniversitesinde (BEÜ) görevliyken meslekten ihraç edilen 15 akademisyenin yargılanmasına devam edildi. 23 Ha..
Tamamı 4.7.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
44.003.996