Tam
EskidenYeniye
 

AYM'den korsan tahliye girişimi

Kamuoyunda "kamikaze tahliye girişimi" olarak tanımlanan Fetö tutuklularını usulsüz ve korsan girişimlerle tahliye ettirme girişimini hatırlatan bir gelişme Anayasa Mahkemesinden geldi. "Hükümeti darbe ile devirmeye çalışmak" gibi en ağır suçlama ve "ağırlaştırılmış müebbet" gibi en ağır ceza talebiyle tutuklu yargılanan iki gazeteci hakkında, davaları başka mahkemelerde halen görülmekte olmasına karşın tahliye kararı verdi. Bu iki ismin başvurularını değerlendiren AYM, hak ihlali olduğuna ve ilgili mahkemelerin gereğini yapmak (sanıkları tahliye etmek) zorunda olduğuna hükmetti. Karar, 6'ya karşı 11 oyla alındı. AYM'nin kararı sonrası Altan ve Alpay'ın avukatlarının mahkemeye "hak ihlali" kararını ulaştırması ve tahliye talebinde bulunması bekleniyordu. Bunlar yaşandı, ancak sürpriz gelişmeler de peşpeşe geldi.

Önceki haber title=Sonraki haber

13.01.2018 19:22 Anayasa Mahkemesi (AYM), "FETÖ üyeliği" ve "seçilmiş hükümeti devirme girişimine katılmak" suçlamaları nedeniyle müebbet hapis talebiyle tutuklu yargılanana akademisyen ve yazar Mehmet Altan ile eski Zaman gazetesi yazarı Şahin Alpay'ın tahliyelerine karar verdi. Başvuruları değerlendiren AYM, hak ihlali olduğuna ve ilgili mahkemenin gereğini yapmak (tahliye etmek) zorunda olduğuna hükmetti.

11 Ocak'taki gelişmeyle ilgili edinilen bilgilere göre, Altan, Alpay ve daha önce tahliye edilmiş olan Cumhuriyet Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay, AYM'ye bireysel başvuruda bulunmuştu.

Başvuruları değerlendiren AYM, hak ihlali olduğuna ve ilgili mahkemenin gereğini yapmak zorunda olduğuna hükmetti.

Karar, 6'ya karşı 11 oyla alındı.

Süre kısıtlaması yok

AYM'nin kararı sonrası Altan ve Alpay'ın avukatlarının mahkemeye "hak ihlali" kararını ulaştırması ve tahliye talebinde bulunması bekleniyor.

Mahkemelerin, AYM'nin kararını değerlendirmesi için süre kısıtlaması bulunmuyor.

Mehmet Altan, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde; Şahin Alpay ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor.

Altan ve Alpay, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi ile ilgili bir soruşturma kapsamında tutuklanmıştı.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETLE YARGILANIYORLAR

Mehmet Altan, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi için önceden katıldığı programda subliminal mesaj verdiği iddiasıyla İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce açılan davada tutuklu bulunuyor. Altan hakkında "Anayasayı ihlal" suçundan bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

Şahin Alpay ise FETÖ'nün medya yapılanması kapsamında kapatılan "Zaman Gazetesi"nin eski yazarlarına açılan 21'i tutuklu 30 sanığın bulunduğu İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada tutuklu olarak yargılanıyor. Alpay hakkında, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlarından 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile, "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan da 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

SÜRPRİZ GELİŞME: MAHKEME AYM KARARINA DİRENDİ: GEREKÇEYİ GÖRMEDEN TAHLİYE EDEMEYİZ

Ancak ilerleyen saatlerde sürpriz bir gelişme yaşandı. Anayasa Mahkemesi'nin FETÖ tutuklusu Mehmet Altan ve Şahin Alpay için verdiği tahliye kararı sonrası İstanbul 13. ve 26. Ağır Ceza Mahkemeleri'nden tahliyeleri durduran karar geldi. Her iki mahkemede gerekçeli kararın kendilerine ulaşmadığını belirterek tahliyeleri erteledi.

11 Ocak akşamı yaşanan bu gelişmelere göre de, Anayasa Mahkemesi'nin FETÖ üyeliğinden tutuklu gazeteciler Mehmet Altan ve Şahin Alpay için verdiği tahliye kararı sonrası İstanbul 13. ve 26. Ağır Ceza Mahkemeleri akşam saatlerinde iki ayrı kararla her iki ismin de tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Mahkemeler tahliyeye ret kararı gerekçelerinde, AYM kararının Resmi Gazete'de yayınlanmaması ve AYM'nin gerekçeli kararının henüz mahkemeye ulaşmamış olmasını gösterdi.

AYM, eski 9 ay tutukluktan sonra tahliye edilen gazeteci Turhan Günay için de aynı şekilde ihlal kararı verdi. Mehmet Altan, Şahin Alpay ve Turhan Günay için verilen ihlal kararları, 6’ya karşı 11 oyla alındı. Eski AYM üyesi Alparslan Altan’ın bireysel başvurusu ise kabul edilmez bulundu.

13. Ağır Ceza Mahkemesi dün 22.40 sularında açıkladığı kararda, AYM’nin hak ihlali kararı verdiği Şahin Alpay hakkında tutukluluğunun devamına karar verdi.

İşte o gelişmeler

ALPAY'IN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararının ardından durumunu yeniden değerlendirdiği, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) yayın organı olduğu gerekçesiyle kayyuma devredildikten sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarının da sanık olarak bulunduğu davada tutuklu yargılanan gazeteci Şahin Alpay'ın tutukluluk halinin devamına hükmetti.

13. AĞIR CEZANIN RET GEREKÇELERİ

- İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin Şahin Alpay'a ait gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmediği gerekçesiyle tahliye talebini reddetti.

- Mahkeme ret kararına gerekçe olarak, AYM kararının Resmi Gazete'de yayınlanmaması ve AYM'nin gerekçeli kararının henüz mahkemeye ulaşmamış olmasını gösterdi.

- Mahkeme ayrıca, diğer bir ret gerekçesi olarak, Anayasa Mahkemesi'nin sanık Şahin Alpay hakkında tahliyesine ilişkin bir tedbir kararı almadığını vurguladı.

GEREKÇELİ KARARDAN SONRA TEKRAR DEĞERLENDİRİLECEK

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi tarafından gerekçeli kararın mahkemelerine tebliğ edilmesinin ardından sanığın tutukluluk halinin incelenerek tekrar değerlendirileceği kararına ekledi.

ÜYE HAKİM ŞERH KOYDU: AYM'NİN KARARI KESİN VE BAĞLAYICI

Karara bir üye hakim muhalefet şerhi koydu. Muhalefet şerhinde, "Anayasa Mahkemesi'nin tutukluluğa ilişkin özel nitelikteki kısa kararının kesin ve mahkememizi bağlayıcı nitelikte olması nedeniyle heyetin tutukluluğun devamı yönündeki görüşüne katılmıyorum" denildi.

Alpay hakkında 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet isteniyor.

MEHMET ALTAN'IN TAHLİYE TALEBİ REDDEDİLDİ

AYM'nin "Hak ihlali" kararı verdiği Mehmet Altan hakkında tutukluluk halinin devamına karar verildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından oy çokluğuyla tutukluluğunun devamına karar verilen Mehmet Altan hakkında da, AYM'nin gerekçeli kararının henüz mahkemeye ulaşmamış olması gerekçe gösterildi. Bu mahkeme de AYM'nin gerekçeli kararını açıklamasının ardından tutukluluk durumunun yeniden değerlendirileceğini kararına ekledi.

26. AĞIR CEZA DA AYNI GEREKÇEYİ SUNDU

Mehmet Altan'ın tahliye talebini değerlendiren 26'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi de, Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararının henüz ellerine ulaşmadığını gerekçe gösterdi. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararının gelmesinin ardından tutukluluk durumunun yeniden değerlendirileceğine karar verdi. Kararda, "Anayasa Mahkemesi'nin kısa kararında açıklayıcı herhangi bir hususunda bulunmadığı da gözetilerek şu aşamada başvurucu olan sanık Mehmet Altan hakkında tahliyeye yönelik herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, tahliye talebinin reddine oy çokluğuyla karar verilmiştir" denildi.

ÜYE HAKİM MUHALEFET ŞERHİ KOYDU

Karara muhalefet şerhi koyan üye hakim gerekçesinde "Hak ihlali olduğu tespit edildiğinden mahkememizce ihlalin sonucunun ortadan kaldırılması gerekeceğinden ve bu husus ancak başvuru sahibi olan Mehmet Altan'ın tahliyesi yoluyla mümkün olduğundan sadece başvuru sahibinin tahliye edilmesi gerektiği görüşü ile çoğunluğun görüşüne katılmıyorum" dedi.

AVUKATLARIN ILICAK TALEBİ DE REDDEDİLDİ

Anayasa Mahkemesi'nin kararının emsal olduğunu belirten davanın diğer tutuklu sanıkları Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın avukatları da tahliye talebinde bulunmuştu. Mahkeme heyeti, Altan ve Ilıcak hakkındaki tahliye taleplerini ise oy birliğiyle reddetti.

1 YILDAN FAZLADIR TUTUKLULAR

Mehmet Altan, darbe girişimini önceden bildiği iddiasıyla 10 Eylül 2016'da gözaltına alınarak 22 Eylül 2016'da tutuklanmıştı. Eski Zaman yazarı Şahin Alpay da 30 Temmuz 2016'da tutuklanmıştı.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Can Tuncay tarafından FETÖ'nün medya unsurlarına yönelik hazırlanan 247 sayfalık iddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanlığı ve 65. Türkiye Cumhuriyet Hükümeti "suçtan zarar gören", Abdulkerim Balcı, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Ali Çolak, Bülent Keneş, Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Faruk Kardıç, Fevzi Yazıcı, Mehmet Kamış, Osman Özsoy, Şemseddin Efe, Şükrü Tuğrul Özşengül, Tibet Murad Sanlıman, Tuncay Opçin ve Yakup Şimşek "sanık" olarak bulunuyor.

İddianamede tutuklu sanıklar yazar Ahmet Altan, kardeşi Mehmet Altan ile gazeteci Nazlı Ilıcak hakkında "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", " Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

Altan kardeşler ve Ilıcak'ın ayrıca "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme" suçundan da 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, firari sanıklar kapatılan Zaman gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Tuncay Opçin'in de "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması öngörülüyor. Bu sanıkların ayrıca "silahlı terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan ayrı ayrı 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Emre Uslu için "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme" suçundan da 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Darbe girişimi gecesinde yayın yaparak örgüt lehine konuşmalarda bulunan Samanyolu TV Washington Temsilcisi firari sanık Şemseddin Efe, darbe girişiminden bir ay önce katıldığı bir televizyon programında "Ben profesör olacağıma keşke albay olsaymışım. Mesela bu süreçte daha fazla katkım olurdu." diyen firari sanık Osman Özsoy ile Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı firari Mehmet Kamış, gazetenin yöneticilerinden Faruk Kardıç, görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı, İsrail muhabiri firari Abdulkerim Balcı, kapatılan Today's Zaman Gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni firari Bülent Keneş, Polis Akademisi'nde öğretim görevlisi olan ve 15 Temmuz gecesinde ABD'den yayın yapan FETÖ'nün bir televizyon kanalına çıkarak polisin darbenin yanında olacağını ve Cumhurbaşkanı'nın darbeye direnmeyeceğini iddia eden tutuklu sanık Şükrü Tuğrul Özşengül, Zaman gazetesi Marka Müdürü Yakup Şimşek ve gazetenin kültür sanat sayfasında çalışan Ali Çolak'ın da aynı suçlardan üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, bu sanıklar için ayrıca "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan da ayrı ayrı 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

İddianamede, Zaman gazetesinin 10 Ekim 2015'de yayınlanan ve darbe çağrışımında bulunulduğu belirtilen reklam filmini çeken ajansın sahibi sanık Tibet Murat Sanlıman hakkında ise "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Darbe girişiminin reklam filmi

İddianamede, sanıklar Ahmet Hüsrev Altan, Mehmet Altan ve Ayşe Nazlı Ilıcak'ın sosyal konumları, geçmişleri ve eylemlerinin niteliği itibarıyla terör örgütüyle organik bağları bulunmalarından öte süreklilik arz edecek şekilde örgütün amaçları doğrultusunda, iş birliği içerisinde faaliyette oldukları, darbe girişimine silahlı terör örgütü adına iştirak ettikleri anlatılıyor.

Zaman gazetesinin 5 Ekim 2015'de yayımlanan ve darbe yapılacağı mesajının yer aldığı belirtilen reklam filmini çeken ajansın sahibi sanık Tibet Murat Sanlıman'ın, bu reklamın senaryosunu hazırlayan kişiler arasında olduğu ifade edilen iddianamede, Ekrem Dumanlı'nın da reklamın yayımlandığı tarihte darbe iması ve terör örgütüyle ilgili soruşturmalar yürüten savcıları, davalara bakan hakimleri, kamu görevlilerini ve mevcut hükümeti tehdit eden nitelikteki köşe yazısını kaleme aldığı belirtiliyor.

İddianamede, somut olaydaki şifreli mesaj gönderme yönteminin TSK'ya sızmış terör örgütü mensuplarına yönelik olduğu anlatılarak, darbe girişimi faaliyetinin planlı, sistemli ve gizliliğe azami riayet edilerek gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Darbe mesajı verilen söz konusu reklam filminin, darbeci askeri kanatla fikir ve eylem birliği içerisinde, önceye dayalı planın bir parçası olarak hazırlandığı vurgulanan iddianamede, Sanlıman'ın 17-25 Aralık'tan sonra örgütün yayın organlarının reklam işlerini üstlenmeye devam ettiği anlatılıyor.

Dosyalar ayrıldı

İddianameyi kabul eden ve davaya bakan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Eylül 2017'deki duruşmada, haklarında yakalama kararı çıkarılan firari sanıklar Ekrem Dumanlı, Osman Özsoy, Emre Uslu, Tuncay Opçin, Abdulkerim Balcı, Bülent Keneş, Faruk Kardıç, Mehmet Kamış, Şemsettin Efe ve Ali Çolak'ın henüz yakalanamamış olmasını göz önüne alarak, bu sanıkların dosyasının ayrılarak başka bir esasa kaydedilmesini karara bağlamıştı. Böylece bu davada Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan ve Ahmet Altan'ın da bulunduğu 7 sanık kalmıştı.

Davanın görüldüğü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde geçtiğimiz celsede savcılık mütalaasını da sunmuştu. Mütalaada, Ilıcak ve Altan kardeşlerle birlikte 6 kişi hakkında, "Anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmişti.

Mütalaada, tutuksuz sanık Sanlıman'ın ise "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçundan hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

KARAR SONRASI AYM'DEN AÇIKLAMA

İstanbul 13. ve 26. Ağır Ceza Mahkemeleri'nin gerekçeli kararın beklenmesi gerektiğini ve bu nedenle her iki ismin de tutukluluk hallerinin devamına karar vermesinin ardından Anayasa Mahkemesi, resmi twitter adresinden açıklama yaparak ilgili belgelerin resmi web sitesi üzerinden ulaşılabileceğini duyurdu. Duyuru tweetinde şu satırlar yer aldı:

"Anayasa Mahkemesi, Mehmet Hasan Altan başvurusunda başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirine ilişkin karar vermiştir. Kararın basın duyurusu ve tam metnine Mahkemenin internet sitesinden ulaşılabilir."

İŞTE WEB SİTESİNDEKİ GEREKÇE

Anayasa Mahkemesi, tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan'ın bireysel başvurusunda verdiği hak ihlali kararlarının gerekçesinde, başvuruculara ilişkin "suç işlendiğine dair kuvvetli belirti"nin yeterince ortaya konulamadığı, yazılar ve konuşmalar dışında somut olgu ortaya konulmadan yapılan tutuklamanın ifade ve basın özgürlüklerine yönelik caydırıcı bir etki doğurabileceği ifade edildi.

Anayasa Mahkemesinin, Alpay ve Altan'ın tutuklamanın hukuki olmaması gerekçesiyle yaptıkları bireysel başvurulara yönelik "kişi hürriyeti ve güvenliği" hakkı ile "ifade ve basın özgürlüğü" haklarının ihlal edildiğine ilişkin gerekçeli kararı Yüksek Mahkemenin internet sitesinde yayınlandı.

Buna göre, Altan'ın tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen somut yazı ve konuşmalarının Star gazetesinde 2010'da yayımlanan "Balyoz'un Anlamı" başlıklı köşe yazısı, darbe teşebbüsünden bir gün önce Can Erzincan TV'de yayımlanan programdaki konuşması ve kendi internet sitesinde 20 Temmuz 2016'da yayımlanan "Türbülans" başlıklı yazısı olduğu belirtildi.

Gerekçede, FETÖ/PDY'nin gerçek amacının ortaya çıktığı belirtilen ve 2013 yılında gerçekleşen "17-25 Aralık soruşturmaları"ndan birkaç yıl önce yazılmış ve yazıldığı dönemde ülke gündeminin ilk sıralarında yer alan bir davaya ilişkin "Balyoz'un Anlamı" başlıklı yazının FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda kaleme alındığı kanaatine soruşturma makamlarını sevk eden olgusal temellerin ortaya konulmadığı ifade edildi.

Bununla birlikte Altan'ın darbe teşebbüsünden bir gün önce Can Erzincan TV'de yayımlanan programda sarf ettiği sözlerin içeriği ve bağlamı ile bu sözler öncesinde ve sonrasında diğer konuşmacılarla Altan tarafından dile getirilen hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde suça konu sözlerin darbe teşebbüsünün ortamını hazırlamak amacıyla söylendiğinin olgusal temellerinin soruşturma makamlarınca ortaya konulamadığı da kaydedildi.

Kamu makamlarının değerlendirmelerinden ve çoğunluğun görüşünden farklı görüşlerin, bu görüşü ifade edenin amacından hareketle bir suça konu edilebilmesi için, bu amacın somut olgularla ortaya konulması gerektiği belirtilen gerekçede, buna karşılık başvurucunun "Türbülans" başlıklı yazıyı yazarken FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda hareket ettiğine ilişkin kanaat oluşmasını sağlayacak nitelikteki olguların da soruşturma makamlarınca gösterilemediği aktarıldı.

Öte yandan, Altan'ın FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda hareket ettiği ve bu yapılanmayla irtibatının bulunduğu yönünde dayanak kabul edilen banknot, banka hesabı, yapılanma mensuplarınca yürütülen bir soruşturmaya dahil edilmeme ve telefon görüşmelerine ilişkin somut bir olgu belirtilmediği ifade edilen gerekçede, tanık anlatımında da somut eyleme ilişkin bir bilgiye yer verilmediği bildirildi.

Gerekçede ayrıca, Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasında suç işlendiğine dair delil olarak kabul edilen "Bylock" üzerinden başvurucu dışındaki kişiler arasında yapılan yazışmaların tek başına suç şüphesini gösterir kuvvetli bir belirti olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ifade edildi.

-Şahin Alpay

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Şahin Alpay'a ilişkin kararında ise başvurucunun tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen yazıların "Din Savaşıymış", "Erdoğan ile Batı Arasında", "Evet Suç da Ceza da Şahsidir", "Bu Millet Bidon Kafalı Değildir", "Çıkar Yol Erdoğan'sız Hükümet" ve " Cumhurbaşkanı Seyirci Kalamaz" başlıklı yazılar olduğu hatırlatıldı.

Soruşturma makamlarının, suçlamaya konu yazıların FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda yazıldığını ileri sürdüğü belirtilen gerekçede, bu kapsamdaki iddianın, kamuoyuna yansıyan bilgiler dikkate alındığında başvurucunun FETÖ/PDY'nin illegal bir yapılanma olduğunu bilmesi ve bu yapılanmanın silahlı kalkışmaya girişeceğini öngörmesi gerektiğine, 17-25 Aralık soruşturmalarına ve yapılanmaya ait olduğu belirtilen Zaman gazetesinin genel yayın yönetmeninin FETÖ/PDY kapsamında tutuklanmasına rağmen anılan gazetede yazı yazmaya devam ettiği hususlarına dayandırıldığı kaydedildi.

Suçlamaya konu yazıların, 2013 yılının sonlarında ve 2014 yılının başlarında yazıldığı aktarılan gerekçede, yazıların yayımlandıkları dönemde gerçekleştirilen "17-25 Aralık soruşturmaları"nı ve Hükümet tarafından bu soruşturmalara gösterilen tepkileri konu aldığı anlatıldı.

Gerekçede, Alpay'ın aylarca ülke gündeminde yer alan güncel bir konuda kamuoyunun bir kısmının ve muhalefet liderlerinin dile getirdiklerine benzer görüşlere yer verdiği yazılarının FETÖ/PDY'nin amaçlarına hizmet etmek için yazıldığının kabulünü gerektiren nedenlerin tutuklama kararında veya iddianamede somut olgularla açıklanmadığı ifade edildi.

Başvuruculara ilişkin "suç işlendiğine dair kuvvetli belirti"nin yeterince ortaya konulamadığı, yazılar ve konuşmalar dışında somut olgu ortaya konulmadan yapılan tutuklamanın ifade ve basın özgürlüklerine yönelik caydırıcı bir etki doğurabileceği ifade edilen gerekçelerde, şu ortak değerlendirmelere yer verildi:

"Somut olayda 'suç işlendiğine dair kuvvetli belirti'nin yeterince ortaya konulamadığı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin suça konu edilen yazıların içeriğinden bağımsız olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yanında ifade ve basın özgürlüklerine yönelik de bir müdahale oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Tutuklamanın hukukiliğine ilişkin olarak yukarıda yapılan tespitler dikkate alındığında ve isnat edilen suçlamalara dayanak olarak gösterilen temel olguların başvuruya konu yazılar olduğu gözetildiğinde hukukilik şartını sağlamayan tutuklama gibi ağır bir tedbir, ifade ve basın özgürlükleri bakımından demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü bir müdahale olarak kabul edilemez.

Öte yandan, suça konu yazıların yayımlandığı ve konuşmaların yapıldığı dönemde, kamuoyunun bir kesiminin dile getirdiklerine benzer görüşleri başvurucunun yazılarında ve konuşmalarında ifade etmesi nedeniyle hakkında tutuklama tedbirine başvurularak ifade ve basın özgürlüklerine müdahale edilmesinin hangi 'zorlayıcı toplumsal ihtiyaç'tan kaynaklandığı ve demokratik toplum düzeninde neden gerekli olduğu somut olayın özelliklerinden ve tutuklama kararının gerekçelerinden anlaşılamamaktadır.

Son olarak yazılar ve konuşmalar dışında somut olgu ortaya konulmadan başvurucunun tutuklanmış olmasının ifade ve basın özgürlüklerine yönelik caydırıcı bir etki doğurabileceği de açıktır. Bu itibarla ifade ve basın özgürlüklerinin de ihlal edildiği sonucuna varılmıştır."

Söz konusu ihlal kararları oy çokluğuyla alınırken, Mehmet Altan hakkındaki kararın bir örneğinin, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine, Alpay hakkındaki kararın bir örneğinin ise ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildi.

Yüksek Mahkeme, ayrıca Mehmet Altan'a 20 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Şahin Alpay'ın tazminat talebi ise reddedildi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

HÜKÜMETTEN AYM KARARINA SERT TEPKİ: AYM YASALARIN ÇİZDİĞİ SINIRI AŞTI

AYM kararına hükümet kanadından sert tepkiler geldi. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Anayasa Mahkemesi'nin FETÖ tutuklusu Mehmet Altan ve Şahin Alpay için tahliye kararı vermesine tepki gösterdi. Bozdağ, "Anayasa Mahkemesi yasaların çizdiği sınırı aşmıştır" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, twitter'dan paylaştığı mesajda "Alpay ve Altan kararıyla (yayınlanan mahkeme açıklamasına göre) Anayasa Mahkemesi;anayasa ve yasaların çizdiği sınırı aşmış, kendini ilk derece mahkemesi yerine koyarak vaka ve delil değerlendirmesi yapmış;suçun oluşumunu ve delil durumunu değerlendirmiştir" dedi.

NE OLMUŞTU?

ANAYASA Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, dün FETÖ üyeliğinden hukuksuz şekilde tutuklu olduklarını savunan gazeteciler Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın, “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” ve “ifade ve basın özgürlüklerinin” ihlal edildiğine 6’ya karşı 11 oyla karar verdi. AYM, Altan’a ayrıca 20 bin lira manevi tazminat ödenmesine de karar verdi. AYM, 9 ay tutukluluktan sonra tahliye edilen gazeteci Turhan Günay’ın ise “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ihlal edildiğine karar verdi. Eski AYM üyesi Alparslan Altan’ın FETÖ üyeliğinden tutukluluğuna ilişkin bireysel başvurusunu ise “açıkça dayanaksız” gerekçesiyle oybirliği ile reddetti.

MAHKEMELER TAHLİYE TALEPLERİNİ REDDETTİ

AYM’nin ihlal kararının ardından Altan ve Alpay’ın avukatı Veysel Ok akşam İstanbul 13. ve 26. Ağır Ceza Mahkemelerine başvurup tahliye talep etti. Ok’un başvurusunu dosya üzerinden görüşen iki mahkeme, tahliye taleplerini reddetti.

AYM KARARI NEYDİ?

AYM ihlal kararlarında, gazetecilere dönük Adalet Bakanlığı’nın “Salt gazetecilik faaliyetinden tutuklu değiller” savunmasını yerinde bulmadı. AYM gazetecilere tutuklamayı “hukuksuz”, basın özgürlüğüne ölçüsüz müdahale şeklinde değerlendirdi. OHAL’in basın özgürlüğüne müdahaleyi meşru kılmadığı savunulan AYM kararında, “Olağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa’nın 15. maddesinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi (tutuklama) meşru kılmadığı değerlendirilmiştir” denildi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

ŞAHİN ALPAY VE MEHMET ALTAN'DAN ÜST MAHKEMEYE BAŞVURU

Ertesi gün yeni gelişmeler yaşandı. Sanıkların yargılamasını "1. derece mahkemesi" sıfatıyla yapan yerel mahkemelerin AYM kararına direnmesi ve tutukluluğa devam demesi üzerine Şahin Alpay'ın avukatları, üst mahkeme olan 14. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etti.

12 Ocak'taki gelişmeye göre, Gazeteci Şahin Alpay’ın avukatları, İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz dilekçe sunarak, müvekkilinin tutukluluğunun devamına ilişkin kararın kaldırılmasını ve Anayasa Mahkemesi’nin 11.01.2018 günlü kararına uyularak tahliye edilmesini istedi. Öte yandan gazeteci Mehmet Altan'ın avukatlarının da karara itiraz ettikleri ifade edildi.

Kapatılan Zaman Gazetesi eski yazarı Şahin Alpay hakkında Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı vermiş, Alpay’ı yargılayan İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin gerekçeli kararının kendilerine ulaşmaması nedeniyle sanığın tutukluluk halinin devamına, avukatının tahliye talebinin ise reddine karar vermişti.

14. AĞIR CEZAYA İTİRAZ

Alpay’ın avukatı Aynur Tuncel Yazgan, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na giderek, yasa gereği bir üst mahkeme olan İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi sundu.

Yazgan dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararından sonra salıverilme isteminde bulunduklarını ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, AYM kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra hüküm ve sonuç doğuracağını ifade ederek, tutukluluk halinin devamı kararı verdiğini hatırlattı.

Alpay’ın tutukluluğunun devamına ilişkin kararın kaldırılmasını talep eden avukat Yazgan, Anayasa Mahkemesi’nin 11.01.2018 günlü kararına uyularak müvekkilin tahliyesine karar verilmesini istedi.

BAŞBAKAN YILDIRIM'DAN AYM'YE TEPKİ: DOĞRU KARARI İLK DERECE MAHKEMESİ VERİR

Konuyla ilgili bir açıklama da Başbakan Binali Yıldırım'dan geldi. Yıldırım, Tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan için 'hak ihlali' kararı veren Anayasa Mahkemesinin kararına ilişkin, "Dosyanın içeriğini biz de bilmiyoruz, AYM de bilmiyor. Doğru kararı verecek olan birinci derece mahkemesidir." değerlendirmesini yaptı.

Başbakan Binali Yıldırım Anaya Mahkemesi'nin gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında verdiği hak ihlali kararını cuma namazı çıkışında değerlendirdi. Başbakan Yıldırım, Anayasa Mahkemesi'nin davanın içeriğini bilmediği, yerel mahkemenin davaya hakim olduğunu söyledi. Yıldırım, doğru kararı verecek olanın birinci derece mahkeme olduğunu ifade etti.

Yıldırım'ın açıklamaları:

- AYM'ye bireysel başvuru hakkını bizim hükümetimiz getirdi. AYM'nin kararını beğeniriz beğenmeyiz ancak takdir edersiniz ki, ilk derece mahkemesi dosyaya hakimdir. Dosyanın içeriğini biz de bilmiyoruz, AYM de bilmiyor. Doğru kararı verecek olan birinci derece mahkemesidir. AYM de değerlendirmesinde birkaç husustaki iddiayı, dayanaktan yoksun bulmuş reddetmiştir. Tutuklanma sebebini yeterli görmeyen bir karar almıştır. Bu davanın görüldüğü mahkemede gerekli karar verilecektir. Nöbetçi mahkemenin kararı yeterli değildir. AYM'nin gerekçeli kararının beklenmesi istenmiştir. Buradaki verilen karar iddianame sürecine kadar olan işlemlerle ilgilidir. İddianame ve sonrası konularda mahkemenin yargılama hakkı saklıdır.

Anayasa Mahkemesi dün aldığı son dakika kararla Mehmet Altan ve Şahin Alpay'ın tahliyesine karar verdi. FETÖ'den tutuklu olan Altan ve Alpay için bu kez İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi devreye girdi ve 'AYM'nin bu kararı hangi gerekçeyle verdiği anlaşılamadı' diyerek tutukluluklarının devamı yönünde karar aldı.

AYM: Ben daha iyi yargılarım, siz bu işi bilmiyorsunuz

AYM tarafından yayınlanan gerekçeli kararda, başvuruculara ilişkin "suç işlendiğine dair kuvvetli belirti"nin yeterince ortaya konulamadığı, yazılar ve konuşmalar dışında somut olgu ortaya konulmadan yapılan tutuklamanın ifade ve basın özgürlüklerine yönelik caydırıcı bir etki doğurabileceği ifade edildi. (Görüldüğü gibi burada ilk derece mahkemenin yerine geçerek onun vereceği ya da vermeyeceği yetkide bir hüküm verilmekte, adeta sanıkları yargılayan mahkeme "deliller yetersiz" denilerek eleştirilmekte, yargılama devralınmaktadır. [Editörün notu: AH])

Yerel mahkeme, içeriği ve AYM'nin kararlarını dikkate alarak en uygun kararı, hukuka uygun kararı verecektir. Bizim yürütme olarak beklentimiz, büyük bir mücadele verdiğimiz FETÖ terör örgütü ile mücadelenin zaafa uğramasına sebep olacak, böyle anlaşılacak kararları almamalarıdır. Bu konuda çok dikkatli davranmak hem mahkemenin hem idarenin görevidir.

- Mahkemeleri verdikleri kararlarla tartıştırmak hukuk devletinin ilkelerine aykırıdır. Ülkeye de hukuk sistemimize de olumlu bir katkısı yoktur. Alınan kararlar bir kesimi mutlu eder, bir kesimi mutsuz eder. Bu gayet doğal bir şey. Türkiye'de hak arama yolları açıktır. Bu dava sonuçlanmış bir dava da değil. Acele yorum yapmak mahkemeye de haksızlık olur, davaya da bir anlamda gölge düşürür. Her olaydan sonra düzenleme yapmak hukuk devletine uygun düşmez.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

AYM KARARINA 2. RET

12 Ocak'ta İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılan başvuru ikinci kez reddedildi. Mahkeme, AYM'nin görev gaspı yaptığını ve yetkilerini aştığını açıkladı.

Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararının ardından 11 Ocak akşamı Şahin Alpay hakkında tahliye talebini reddeden 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bugün Alpay'ın avukatının yaptığı itirazı da reddetti.

13. Ağır ceza itiraz gerekçesinde AYM’nin yetkilerini aştığını belirterek, “Anayasa Mahkemesi'nin dosyamızın esasına girerek karar vermesi ‘görev gaspı’ niteliğindedir” dedi.13. Ağır ceza mahkemesi, ikinci ret kararının gerekçesinde şu satırlara yer verdi;

“AYM’nin, bireysel başvuru üzerine hak ihlali olup olmadığı noktasındaki değerlendirmesi sınırsız değildir. Anayasa Mahkemesi hangi nedenle olursa olsun, yerel mahkemelerin yerine geçerek ‘delil değerlendirmesi’ ve ‘yerindelik incelemesi’ yapamaz.

Ceza muhakemelerinin ‘mahkumiyet ya da beraat’ yönündeki kararlarının yanlış olduğunu söyleyemeyeceği gibi, ‘delil durumu yetersizdir, o nedenle başvurucunun hakkı ihlal edilmiştir’ kararı vermesi de mümkün değildir.

AYM’nin bağlayıcı niteliğindeki kararları anayasa ve kuruluş kanununa uygun olarak verdiği kararlar içindir. Bunun haricinde kararların ‘kesin ve bağlayıcı’ olduğundan söz edilemez.”

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

MEHMET ALTAN'A BİR RET DAHA

15 Ocak'taki yeni gelişmede, Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararı sonrası yargılandığı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye talebi reddedilen Mehmet Altan'ın avukatlarının, bir üst mahkemeye sıfatıyla İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yaptıkları itiraz da oy çokluğu ile reddedildi.

Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz hafta FETÖ'nün medya yapılanması davasından tutuklu yargılanan akademisyen ve gazeteci Mehmet Altan'ın yaptığı başvuru sonrası hak ihlali kararı vermişti. Bu karar üzerine Altan'ın yargılandığı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvuran Mehmet Altan'ın avukatları, tahliye talebinde bulunmuş ancak mahkeme bu talebi reddetmişti.

OY ÇOKLUĞU İLE REDDEDİLDİ

Bunun üzerine avukatlar, bir üst mahkeme sıfatı ile İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutukluluğun devamı yönündeki kararına itiraz etti. İtirazı bugün karara bağlayan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatların talebini oy çokluğu ile reddederek Mehmet Altan'ın tutukluluğunun devamı yönünde karar verdi.

Mahkeme, "Dosya kapsamına göre sanık Mehmet Hasan Altan'ın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesini gösterir mevcut delil durumu, delillerin toplanmamış olması sebebiyle verilen tutukluluğun devamına ilişkin ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla sanık Mehmet Hasan Altan müdafilerinin itirazının reddine, sanık Mehmet Hasan Altan'ın tutukluluk halinin devamına" karar verdi.

MUHALEFET ŞERHİ

Üye hakim Halit İçdemir, çoğunluk kararına muhalefet şerhi koydu. Hakim İçdemir, muhalefet şerhinde, "Anayasa Mahkemesi'nin hatalı uygulamalarının eleştirilebilir nitelikte olsa da bu durum Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının bağlayıcılığına engel teşkil etmez. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararının beklenmesinde hukuki yarar yoktur. Anayasa Mahkemesi iradesini kısa kararında ortaya koymuştur. Nihayetinde Anayasa Mahkemesi'nin kararları bağlayıcıdır, kararları kesindir. Kararlarına karşı başvuru mercii yoktur. Tutuklama kararına karşı yapacağı denetim Anayasa Mahkemesi'nin göreviyle bağlantılıdır. Birtakım hatalı uygulamaları görev ve yetki alanını daraltmayacaktır. Bu nedenle kesin ve bağlayıcı nitelik arz eden Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda hak ihlalinin ancak tahliye ile giderilebileceği anlaşıldığından itirazın kabulü ile sanık Mehmet Hasan Altan'ın tahliyesine karar verilmesi kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum" dedi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

ÜST MAHKEME DE AYM'YE REST  ÇEKTİ

Yine 15 Ocak'taki son gelişmede, Şahin Alpay'ın itirazı üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.

Anayasa Mahkemesinin, hakkında "hak ihlali" kararı verdiği Şahin Alpay'ın tutukluluğunun devamına ilişkin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karara, avukatlarınca yapılan itiraz başvurusu, üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.

Şahin Alpay'ın avukatı Aynur Tuncel Yazgan tarafından Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararının ardından, müvekkilinin durumunu yeniden değerlendiren ve davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk halinin devamı yönündeki hükmüne yaptıkları itiraz, üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince değerlendirildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararında, yargılama sırasında mahkemeye emir ve talimat verilemeyeceği, mahkemenin deliller ve vicdani kanaatine göre karar vereceği, verilen karara karşı kesin nitelikte olmaması halinde Bölge Adliye Mahkemesine istinaf ve sonrasında da Yargıtay'da temyiz kanun yoluna gidilebileceği, mahkemenin temyiz sonucunda verilecek karara direnme ya da uyma yönünde karar verilebileceği hususu ceza mahkemeleri usulü hakkındaki kanunun düzenlemeleri ve hukukun genel ilkelerin bir sonucu olduğu, bu hususun tartışmasız bir durum olduğu belirtildi.

Anayasa Mahkemesinin bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurularda bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağına dair karar verdiğini, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların da Anayasa Mahkemesince inceleme konusu yapılamayacağı belirtilen kararda, şunlar ifade edildi:

"Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri hakkında kanunun 50/1 maddesinde de belirtildiği gibi yerindelik denetimi yapılamaz. Anayasa Mahkemesinin yargılamanın yapıldığı mahkemenin yerine geçerek delil değerlendirilmesi ve yerindelik incelemesi yapması bireysel başvuru incelemesinin kapsamı içerisinde değildir. Zira bu kapsamda kabul edilirse yargılamayı yapan mahkemenin Anayasa Mahkemesinin tespit ve değerlendirmesi aksine bir karar verme imkanı kalmayacaktır. Somut olayda da Anayasa Mahkemesince esasa ve suçun sübutuna yönelik değerlendirme yapılmış olduğundan bu karar uyulması zorunlu kabul edilirse yargılamayı yapan mahkeme toplanan delillere ve vicdani kanaatine göre mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşsa bile mahkumiyet kararı veremeyecektir."

Kararda, Anayasa Mahkemesinin iddianamede belirtilen delillerle sınırlı olarak değerlendirme yaptığını, yerel mahkemenin sadece iddianamede belirtilen delillere bağlı olmadığı, mahkemece resen ya da talep üzerine delil toplamanın mümkün olduğu kaydedildi.

"Anayasa Mahkemesinin somut olayda otomatik olarak sanığın tahliyesi sonucunu doğuracağını kabul etmek hukukun genel ilkelerine, Anayasa'daki mahkemelerin bağımsızlığı, mahkemelere emir ve talimat verilemeyeceği ve telkinde bulunulamayacağı yönündeki düzenlemelere, doğal hakim güvencesi başta olmak üzere birçok yargılamaya dair ilkenin ihlali sonucunu doğuracaktır." değerlendirilmesine yer verilen kararda, mahkemenin esastan inceleme yapan temyiz merci kararına dahi direnme hakkının olduğu bildirildi.

"Yasa, Anayasa Mahkemesine doğrudan tahliye yetkisi vermemiştir"

Kararda, şunlar kaydedildi:

"Mahkememizce olası bir itirazın kabulü durumunda tahliye işlemi mahkememiz tarafından yapılabilecek olup tahliyeye yönelik İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine bir talimat verme yetkimiz bulunmamaktadır. Tüm bu değerlendirmeler Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucunda hak ihlaline karar vermesinin otomatik olarak tahliye sonucunu doğurmadığını göstermektedir. Yasa da Anayasa Mahkemesine doğrudan tahliye yetkisi vermemiştir. Azami tutukluluk süresinin aşılması, tutuklama yasağı olan suçlar yönünden tutuklama kararı verilmesi gibi açıkça CMK'da düzenlenen kurallara aykırı olan hususlarda Anayasa Mahkemesince hak ihlali verilmesi durumunda ihlalin yargılamayı yapan mahkemece tahliye kararı verilmek suretiyle ortadan kaldırılması gerektiği hususu tartışmasızdır. Ancak yargılamayı yapan mahkeme yerine geçip delil değerlendirmesi ve yerindelik denetimi yapan Anayasa Mahkemesi kararı üzerine yargılamayı yapan mahkemece otomatik takdir yetkisi kullanılmaksızın tahliye kararı verilmesinde zorunluluk bulunmamaktadır."

Somut olayda, tutuklama koşularının değerlendirilmesi sonucunda, sanığın üzerine atılı suçun katalog suçlardan olduğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 17-25 Aralık 2013 tarihinden 15 Temmuz darbe girişimine kadarki dönemde örgütün gazetesindeki yazıları ve televizyon programlarındaki konuşmaları ile sosyal medya paylaşımları değerlendirildiğinde, örgütün hedefi ve amacı doğrultusunda hareket ettiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu kaydedilen kararda, birçok soruşturma ve kovuşturmada halen birçok üye ve yöneticisinin yurtiçinde ve yurtdışında kaçak konuma olduğu ve iadeleri için yasal işlemlerinin yapıldığı hatırlatıldı.

Kararda, "kaçmaz" denilen birçok örgüt üye ve yöneticisinin yasal ve yasa dışı yollarla yurtdışına kaçtığı, Can Dündar ve Hüseyin Korkmaz örneklerinde olduğu gibi yurtdışında Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhindeki faaliyetlerine her platformda devam ettikleri, örgütün özellikle üst düzey üye ve yöneticisinin halen yurt dışında olduğu, bir kısmının yasa dışı yollardan sahte kimlik ve belgelerle kaçarken yakalandığı, sanığın serbest kalması halinde de daha önceki örneklerde de görüldüğü üzere somut kaçma şüphesinin mevcut olduğu, bu haliyle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı vurgulandı.

Tutuklama ve tutukluluğun devamına dair koşulların mevcut olduğu aktarılan kararda, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluğun devamına dair kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından yapılan itirazın reddine karar verildiği belirtildi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

GEREKÇE RESMİ GAZETEDE YAYINLANDI: İŞTE AYM'DEKİ 11'E KARŞI 6 KARŞI OYUN GEREKÇELERİ

Anayasa Mahkemesinin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında tutuklu bulunan gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan'ın bireysel başvurusunda oy çokluğuyla verdiği hak ihlali kararlarının gerekçesi Resmi Gazetede yayımlandı.

19 Ocak'taki gelişmeye göre, Anayasa Mahkemesinin gazeteci Şahin Alpay ile ilgili oy çokluğuyla aldığı hak ihlali kararına, üyeler Osman Alifeyyaz Paksüt, Serdar Özgüldür, Hicabi Dursun, Rıdvan Güleç, Kadir Özkaya ve Recai Akyel katılmadı.

Osman Paksüt ile Serdar Özgüldür'ün, Şahin Alpay ile ilgili yazdıkları ortak karşı oy gerekçesinde, "Darbe teşebbüsü sonrasındaki koşullar dolayısıyla soruşturma konusu olaylara ilişkin delilerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki tedbirlerin yetersiz kalacağı" şeklindeki tutuklama nedeninin olgusal temellerden yoksun olmadığı belirtildi.

Karşı oy gerekçesinde, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediği kanaatine ulaşıldığı ifade edildi.

-Üye Hicabi Dursun'un karşı oy gerekçesi

Üye Hicabi Dursun ise karşı oy gerekçesinde, Şahin Alpay'ın, 17-25 Aralık sürecinden sonra Zaman gazetesinde yayınlanan yazılarının suça konu olduğunu ifade etti.

Yazılarda FETÖ'yü öven, hükümetin bu soruşturmalara karşı gösterdiği tutumu ağır şekilde tenkit eden ifadelerin bulunduğunun belirtildiğini aktaran Dursun, "17-25 Aralık soruşturmalarının, FETÖ'nün faaliyetlerinin hükümeti devirmeye yönelik olduğu yönündeki soruşturmaların temel dayanağını oluşturduğu göz ardı edilmemelidir." ifadelerini kullandı.

Tanınmış bir gazeteci ve yazar olan başvurucunun ülkenin yönetim şekline ve ülkeyi yönetenlere ilişkin görüş, düşünce ve eleştirilerini her platformda dile getirebilmesinin ifade ve basın özgürlüğünün bir gereği olduğuna işaret eden Dursun, "Ancak bu görüş, düşünce ve eleştirilerin, ülke yönetimini ele geçirmeyi hedefleyen ve yargı organlarınca bir terör örgütü olduğu kabul edilen FETÖ/PDY'nin amaçlarını gerçekleştirmesini sağlamaya yönelen bir niteliğe bürünmesi, demokratik topumlarda kabul edilebilir bir tutum değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Dursun, karşı oy yazısında, darbe girişiminin ardından ülkede yaşanan genel durum göz önüne alındığında, başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulanmasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfi ve temelsiz olduğunun söylenemeyeceğini ifade etti.

-Üç üyenin karşı oyu

Anayasa Mahkemesi Üyeleri Rıdvan Güleç, Kadir Özkaya ve Recai Akyel de Şahin Alpay kararına karşı ortak gerekçe yazdı.

Başvurucuya ilişkin iddianamede, 17-25 Aralık soruşturmaları süreci ve sonrasında Zaman gazetesi yazarlarınca kamuoyunda bu soruşturmalar lehine algı oluşturma çabası içine girildiği, başvurucunun da bu amaçla çeşitli yazılar yazdığının öne sürüldüğü belirtilen gerekçede, Alpay'ın, tutukluluğun makul süreyi aşması durumuna karşı değil, "ilk tutuklama" kararına karşı bireysel başvuruda bulunduğu ifade edildi.

Karşı oy gerekçesinde, başlangıçtaki bir tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunun tüm delilleriyle ortaya konulmasının her zaman mümkün olamayacağı vurgulandı.

Gerekçede, özellikle olağanüstü hal döneminde tutuklama tedbirinin uygulandığı her somut olayın koşullarının ve olağanüstü hal ilanına sebebiyet veren olayların özelliklerinin ve ağırlığının göz ardı edilmemesi gerektiğine işaret edildi.

Darbe teşebbüsü gibi ülkenin bütününü etkileyen bir gelişme sonrasında başvurulan tutuklama tedbirinde de bu durumun geçerli olacağı ifade edilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

"Bazı hallerde olayın niteliğine göre kuvvetli olarak nitelendirilecek suç şüphesine işaret eden bazı belirtilerin bulunması ilk tutuklama bakımından yeterli görülebilir. Ancak burada kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının devletin, bireylerin özgürlüğüne keyfi olarak müdahale etmemesini güvence altına alan temel bir hak olduğu, (Erdem Gül ve Can Dündar kararı) ve kişilerin keyfi olarak hürriyetlerinden yoksun bırakılmamasının hukukun üstünlüğüyle bağlı olan bütün siyasal sistemlerin merkezinde yer alan en önemli güvenceler arısında yer aldığı hususu da asla gözden kaçırılmamalıdır."

Gerekçede, Alpay'ın tutuklanması talep edilirken FETÖ'nün, amacı doğrultusunda bu örgütün lideri ve yöneticileriyle fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğine, konuşmalarında ve Zaman gazetesindeki yazılarında sürekli bu yapılanmayı destekleyici, övücü ifadeler kullandığına değinildiği hatırlatıldı.

Tutuklamaya karar veren sulh ceza hakimliğinin de başvurucunun tutumunu darbe teşebbüsüne kadar devam ettirdiğine karar verdiği, hakimliğe göre bu durumun Alpay açısından kuvvetli bir belirti olarak görüldüğü aktarılan karşı oy gerekçesinde, bu nedenlerle tutuklama nedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğunun söylenemeyeceği savunuldu.

-Mehmet Altan kararına karşı olan üyeler

Anayasa Mahkemesinin oy çokluğuyla aldığı gazeteci Mehmet Altan ile ilgili hak ihlali kararına ise üyeler Osman Alifeyyaz Paksüt, Serdar Özgüldür, Burhan Üstün, Rıdvan Güleç, Kadir Özkaya ve Recai Akyel katılmadı.

Üyeler Paksüt, Özgüldür, Üstün'ün, Mehmet Altan hakkında ortak yazdıkları karşı oy gerekçesinde, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediği kanaatine ulaşıldığı belirtildi.

Üyeler Rıdvan Güleç, Kadir Özkaya ve Recai Akyel'in, Mehmet Altan hakkında verilen ihlal kararına karşı ortak yazdıkları gerekçede ise ülkenin 15 Temmuz'da bir darbe girişimi yaşadığı, Altan'ın da FETÖ soruşturması kapsamında tutuklandığı hatırlatıldı.

Mehmet Altan'ın, darbe girişiminde bulunan bu örgütün amaçları doğrultusunda sürekli açıklamalarda bulunması, böylelikle darbe girişimine zemin hazırlaması ve bir televizyon programındaki konuşmasıyla da açıkça darbe çağrısı yapmasının tutuklama kararına gerekçe gösterildiği hatırlatılan karşı oy gerekçesinde, mahkemece Altan'ın suç işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, adli kontrolün yetersiz kalacağı ve kaçma şüphesinin bulunduğunun değerlendirildiği belirtildi.

Altan'ın da tutukluluğun makul süreyi aşması durumuna karşı değil, ilk tutuklama kararına karşı bireysel başvuruda bulunduğu ifade edilen gerekçede, başlangıçtaki bir tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunun tüm delilleriyle ortaya konulmasının her zaman mümkün olamayacağı kaydedildi.

Gerekçede, özellikle olağanüstü hal döneminde tutuklama tedbirinin uygulandığı her somut olayın koşullarının ve olağanüstü hal ilanına sebebiyet veren olayların özelliklerinin ve ağırlığının göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı.

Tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın özellikleri ile tutuklama kararı birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğunun söylenemeyeceği kaydedildi.

Karşı oy gerekçesinde, şu ifadeler yer aldı:

"Başvurucunun FETÖ/PDY'nin medya yapılanmasına yönelik olarak yürütülen bir soruşturma kapsamında, darbe teşebbüsünün savuşturulmasından iki ay kadar sonra gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığında soruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarak gerekli olmadığı sonucuna varılması için herhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiası incelendiğinde, başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu, olayda tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun değerlendirilmesi karşısında, başvurucunun yalnızca ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edilmediği kanaatindeyiz."

Paralel yapı-14 Nisan (2017) 'İstanbul 7 sanık (ilk: 17 sanık) Medya/Taraf-Zaman yazarları/Darbe' davası
Paralel yapı-11 Nisan (2017) 'İstanbul  31 sanık Medya yapılanması/Zaman yazarları/Darbeye destek' davası

(13 Ocak 2018, 19:22), son güncel.: (21 Ocak 2018, 11:34)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=12233    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Karlov suikastı davası

04.07.2020 12:44 Ankara'da, Rusya Federasyonu'nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un, o sırada görevde olmayan polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş tarafından öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ..
Tamamı 4.7.2020

Fetö Yüksek Yargısı Yargılanıyor

04.07.2020 1 7:04 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrasında görevlerinden ihraç edilen ve çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hakimler Savcılar..
Tamamı 4.7.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

04.07.2020 13:41 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılandığı davaya devam edildi. 16.0..
Tamamı 4.7.2020

Muhafız Alayı Darbe davası

04.07.2020 13:56 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğ..
Tamamı 4.7.2020

Eski Başyaver Yazıcı davası

04.07.2020 15:33 Muğla'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davada, Yargıtayın b..
Tamamı 4.7.2020

İzmir Casuslukta Kumpas davası

04.07.2020 15:07 İzmir'de, 'askeri casusluk soruşturması'ndaki usulsüzlüklerle bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki üyeleri hakkında açılan ve 96 sanığın yargıl..
Tamamı 4.7.2020

Selam-Tevhid Kumpası davası

04.07.2020 13:23 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY), 'Selam Tevhid' soruşturmasında kumpas kurmasıyla ilgili binlerce kişi hakkında usulsüz dinleme kararı vermekle suçlanan 54 eski hakim ve sav..
Tamamı 4.7.2020

Kayseri Darbe davası

04.07.2020 15:11 Kayseri'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında sözde Yurtta Sulh Konseyince hazırlanan listede adı 'Kayseri sıkıyönetim komutanı' olarak geçen eski Kayseri Garnizon Komutanı..
Tamamı 4.7.2020

Darbeci Albay'a 14 yıl Hapis

04.07.2020 17:14 Kayseri'de, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında sözde 'yurtta sulh konseyi' tarafından hazırlandığı öne sürülen listede, adı, 'Giresun sıkıyönetim komutanı' olarak geçen Kayseri Jandarma Bölge Komutan..
Tamamı 4.7.2020

Kuleli ağı mahrem itiraflarda

04.07.2020 17:18 Konya'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan itirafçı 'mahrem imam', Kuleli..
Tamamı 4.7.2020

Suikast Timinin Yağma davası

04.07.2020 15:27 Muğla'da, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişiminde bulunan 37 kişi için 'nitelikli yağma' suçundan açılan dava Covid-19 salgını nedeniyle ileri bir tarih..
Tamamı 4.7.2020

ABD Görevlisi Cantürk davası

04.07.2020 14:14 İstanbul'da, ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda güvenlik biriminde çalışan Nazmi Mete Cantürk'ün eşi ve kızıyla birlikte Silahlı terör örgütü FETÖ'ye üye olma suçundan yargılandığı davaya devam edildi. 16 Haziran'da..
Tamamı 4.7.2020

Fetö İstihbaratçısı Altaylı davası

04.07.2020 12:34 Ankara'da, eski MİT görevlisi istihbaratçı Enver Altaylı ile birlikte 4 sanığın 'FETÖ/PDY yöneticiliği', 'örgüt üyeliği', 'siyasi ve askeri casusluk' suçlamasıyla yargılandıkları davanın görülmesine devam edildi. 17 H..
Tamamı 4.7.2020

Faruk Güllü'nün Hapis Gerekçesi

04.07.2020 16:54 İstanbul'da, baklavacı Faruk Güllü'ye "Fetö silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan mahkemece verilen 8 yıl 9 aylık hapis cezası hükmünün gerekçesi hazırlandı. 20 Haziran'daki gelişmeye dair edinilen bilgiye göre, ..
Tamamı 4.7.2020

Batmaz'ın Yakınlarının Fetö davası

04.07.2020 16:47 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde bulunduğu belirlenen örgütün 'sivil imamı' Kemal Batmaz'ın eşi Gonca Batmaz'ın da aralarında bulunduğu 3 sanığın yargılandığı dav..
Tamamı 4.7.2020

Ecevit Üniversitesi Fetö davası

04.07.2020 16:15 Zonguldak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin davada, Bülent Ecevit Üniversitesinde (BEÜ) görevliyken meslekten ihraç edilen 15 akademisyenin yargılanmasına devam edildi. 23 Ha..
Tamamı 4.7.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
44.029.905