Tam
EskidenYeniye
 

Malatya 76 sanıklı Darbe davası

Malatya'da, FETÖ/PDY'nin darbe girişiminin önlenmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan, aralarında dönemin 2'nci Ordu Komutanı Adem Huduti, 2'nci Ordu Kurmay Başkanı Avni Angun ve 7'nci Ana Jet Üssü Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın bulunduğu 6'sı general 24'ü tutuklu 76 sanıklı davaya devam edildi.

Önceki haber title=Sonraki haber

14.04.2018 18:08 Malatya'da, FETÖ/PDY'nin darbe girişiminin önlenmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan, aralarında dönemin 2'nci Ordu Komutanı Adem Huduti, 2'nci Ordu Kurmay Başkanı Avni Angun ve 7'nci Ana Jet Üssü Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın bulunduğu 6'sı general 24'ü tutuklu 76 sanıklı davaya devam edildi.

09.04.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

1. Ağır Ceza Mahkemesince, Yakınca Spor Salonu'nda görülen davanın onuncu duruşmasında tutuklu sanıklardan dönemin 2. Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili, 2. Ordu Harekat Destek Yarbaşkanı tuğgeneral Zeki Karataş, binbaşı İbrahim Dede, 2. Ordu Komutanlığı Plan Hareket Şube Müdürü albay Bahadır Erdemli ve 2. Ordu İstihkam Alayı'nda tabur komutanı olan yarbay Ahmet Üçbudak, Malatya Kara Havacılık Alay Komutanı albay Mustafa Özkan ve tutuksuz sanık yarbay Suat Ö, esas hakkındaki savunmasını yaptı.

Sanık Sevgili, tutuklu bulunduğu Osmaniye 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla yaptığı savunmada, 15 Temmuz'da izne ayrılmayı planladığını ancak kurmay başkanının da izne ayrılacak olması nedeniyle gidemediğini söyledi.

Eşi ve çocuklarını izne ayrılacağını düşünecek Ankara'ya gönderdiğini ancak kendisinin gidemediğini belirten Sevgili, 15 Temmuz'da yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Hayatımda ilk defa darbe mesaj emri gördüm. Bu konuda tecrübem olmadığı için ordu komutanına ulaştırma yolunu seçtim. Ordu komutanının konutuna giderek gelen mesaj emrini verdim. Ordu komutanı, yolda sürekli Genelkurmay ve sıralı komutanlıklara ulaşmaya çalıştı. Daha sonra ordu karargahına geçtik. Ordu komutanı, karargahta emri bir defa daha okudu. Ordu komutanı, burada bir taraftan Ankara'ya ulaşmaya çalışıyor bir taraftan da ast birlikleriyle konuşuyor ve talimatlar veriyordu. Karargaha ateş açılması üzerine bir süre ateşlerin yoğunluğunun azalmasını bekledik.

Daha sonra ordu komutanının odasına Albay Bahadır Erdemli geldi ve silahın namlusunu kendisine çevirip kurmay başkanına verdi. 'Beni vurun, sürekli arkamdan konuşuyorsunuz.' dedi, emir subayı silahı elinden aldı."

Sanık Sevgili, ordu komutanının emriyle nizamiyede görevli yüzbaşı Kemal Keskin'in yanına gittiğini ve zorluk çıkarmamasını söylediğini savunarak, bu sırada Keskin'in telefonda birisiyle hararetli şekilde konuştuğunu ve "Kesinlikle buradan ayrılmayacağım, polisin ordu karargahına girmesi ne demek, ordu komutanı içeride, burası bizim namusumuz." dediğini belirtti.

Hakkındaki suçlamaları reddeden Sevgili, "Kimseyi suçlamak istemiyorum ama benden yaş ve rütbece büyük olan ordu komutanı, kurmay başkanı gibi bekledim. Ordu komutanı ve kurmay başkanının bana verdiği emirleri yerine getirdim. Darbe emrini tasvip etmedim. Elime silah alıp, kimseye doğrultmadım, ateş etmedim, ateş emri vermedim. Yayınlanan mesajda ismimin yer alması, bilgim dahilinde değildir. O listeye ismimin ne maksatla sokulduğunu bilmiyorum. Sıkıyönetim listesindeki görevimi kabul etmiyorum." şeklinde konuştu.

Sevgili,15 Temmuz'da normal şartlarda izinli olduğunu, ancak sonradan Kurmay Başkanı Avni Angun'un aynı gün izne ayrılacak olması nedeniyle kurmay başkanlığına vekillik etmesi nedeniyle iznin iptal olduğunu savundu.

İddianamede yer alan 'kendisinin darbeyi önceden bildiği' iddiasına karşı çıkan Sevgili, "İzne ayrılmış olsam 14 Temmuz'da Ankara'da ailemle olacaktım. O gece ben biletimi alacaktım gidecektim, darbe planlayan kişi izin peşinden koşar mı? Böyle bir darbe planım olsa izin planı yapmazdım. Son ana kadar izne çıkmak için uğraşmazdım" dedi.

15 Temmuz günü sabah karargaha geldiğini ve rutin işlerle uğraştığını kaydeden Sevgili, darbe kalkışmasının ortaya çıkması ile birlikte yaşananları da anlattı. Karargaha gönderilen Yurtta Sulh Konseyi'nin sözde sıkı yönetim emri ile ilgili olarak; 'Hayatımda ilk kez darbe mesajı gördüm' iddiasında bulunan Sevgili, ne yapacağımı bilemediğini, o yüzden hiç riske girmeden komutanın evine gittiğini söyledi. Ordu komutanının bu süreçte Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri Komutanlığına ulaşmak için uğraştığını anlatan Sevgili, ast birliklere ise hiç kimsenin dışarı çıkmaması yönünde emir verildiğini ifade etti. Karargahta Ordu Komutanı'nın makamında olduklarını ve gelişmeleri takip ettiklerini ifade eden Sevgili, odadan sadece 2-3 kez dışarı çıktığını anlattı.

Güvenlik kameralarına yansıyan Albay Bahadır Erdemli ile Kurmay Başkanı Angun arasında yaşanan gerilimi de anlatan Sevgili, şöyle dedi:

"Biz makamdayken Bahadır Albay odaya geldi. Kurmay Başkanı'na silahın namlusu kendine dönük olarak uzattı ve 'alın vurun beni, sürekli arkamdan konuşuyorsunuz' dedi. Emir subayı Bahadır Albay'ın silahını elinden aldı. Ordu komutanı Bahadır Albaya sakin olmasını ve oturmasını istedi. Hepimiz oturduk bu sırada Bahadır Albay ağlamaya başladı. Yanlış politikalarla yüzlerce şehit verildiğini söyledi. Ordu komutanı da 'Bizim yapabileceğimiz tek şey elimize gelen Mehmetçiği en iyi şekilde bilinçlendirip göndermek' dedi ve teskin etmeye çalıştı" ifadelerine yer verdi.

Koridora çıktığında Bahadır Albay'ın, Kurmay Başkanı Angun'a plastik kelepçe takmaya çalıştığını ve kendisinden yardım istediğini ileri süren Sevgili, bu durum karşısında Bahadır Erdemli'ye yaptığının yanlış olduğunu söylediğini dile getirdi. Sonrasında Ordu Komutanı Huduti'nin emri ile nizamiye bölgesine giderek Yüzbaşı Kemal Keskin'e zorluk çıkarılmaması emrini ilettiğini da belirten Sevgili, bunun karşısında Yüzbaşı Keskin'in ise 'Polisin içeri girmesine izin vermeyeceğim. Koskoca ordu komutanı içeride, burası bizim namusumuz. Kesinlikle buradan ayrılmayacağım' dedi. Bende sonradan tekrar karargaha döndüm."

Sevgili, Ordu Komutanının makamdayken Vali ile telefonda görüştüğünü ve dışarıdan karargaha yapılan ateşlerin durdurulmasını istediğini, Valinin 'Ateş edilmiyor' sözü sonrası telefonda dışarıdaki ateş seslerini valiye dinletildiğini söyledi.

Binbaşı Fatih Kılıç'ın öldürülmesi sonrası yaşanılan süreci de anlatan Sevgili, iddianamede yer alan 'cesedin taşınmasına yardım etti' iddiasını kabul etmeyerek, "Fatih Binbaşının cesedinin taşınmasına yardımcı olmadım. Taşındığını gördüğümde Bahadır Albay bana 'ceset kokmasın diye klimalı bir yere götürüyoruz' dedi. Cesedi ve yerdeki kanları görünce şok içindeydim. Bende doğru mu diye söylediklerini teyit etmek için peşlerinden gittim. Tetkik ettim durumu. Yerdeki kanı görünce şok oldum" diye konuştu.

Kendisinden yaşça ve rütbece büyük olan Ordu Komutanı ve Kurmay Başkanının emirlerine uyduğunu ve onlar gibi beklediğini belirten Sevgili, "Darbe emrini asla tasvip etmedim, darbe emri vermedim, elime silah almadım, ateş etmedim ateş edilmesi yönünde kimseye emir vermedim. Yurtta Sulh Konseyi listesinde ismimin yayınlanmasını tasdik etmiyorum. Ne maksatla oraya yazıldığını ise bilmiyorum" dedi.

"Bilal Akyüz ile görüşmedim"

Dönemin 2. Ordu Harekat Destek Yarbaşkanı tuğgeneral Zeki Karataş ise tutuklu bulunduğu Osmaniye 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan SEGBİS aracılığıyla yaptığı esasa ilişkin savunmasında hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.

Karataş, sözde sıkı yönetim mesajını görmediğini iddia ederek, listede hala kimlerin isimlerinin olduğunu bilmediğini savundu.

Mesajı Serdar Sevgili ile ordu komutanına götürdüklerini, daha sonra ordu komutanıyla karargaha geçtiklerini anlatan Karataş, kurmay başkanı Avni Angun'a silah çekilmesi ve kelepçelenmesine şahit olmadığını öne sürdü.

Hakkındaki suçlamaları reddeden Karataş, şöyle devam etti:

"Makam telefonuyla darbecilerle görüştüğüm iddiası çok mantıklı değil. Bilal Akyüz (örgütün sözde Kara Kuvvetleri Komutanlığı imamı) ile asla görüşmedim. Kendisini tanımıyorum, samimiyetimiz yoktur. Kendi ifadelerinde de görüşmediğimizi söylemiştir. Söz konusu kişi birçok kişiyi aramıştır ve ne maksatla aradığını bilmiyorum. O gece zaten çok yoğun bir telefon görüşmesi yaşanmıştır. Herkes bir yerleri arıyordu. Özel kalem veya emir subayları telefonlara bakıyor, önemli bir şey olursa bana iletiyorlardı."

Darbe girişimi gecesi 2. Ordu Karargahı santralinde hiçbir şekilde hattın kesilmediğini savunan Karataş, kendisine bağlı birliklerin komutanlarıyla görüşerek kimsenin dışarı çıkmamasını istediğini iddia etti.

Sanık Karataş, verilen emirlere uyduğunu savunarak, "Darbeci olan kişi emir komutadan çıkmış kişidir. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Kanunsuz emir almadım, verilen emirleri yerine getirdim." beyanında bulundu.

"Tüm faaliyet darbe girişimini önlemeye yöneliktir"

Tutuklu sanık eski binbaşı İbrahim Dede ise darbe girişimi sırasında orduevinde istirahat halinde olduğunu anlatarak, daha sora ordu karargahına gittiğini söyledi.

Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Dede, sivillere ateş açtığı iddiasını da reddetti.

Sanık Dede, darbe girişimi sırasında nizamiyeden silah sesleri gelmesi ve vatandaşların kışlaya girmeye çalışması üzerine askerlere sözlü uyarı, daha sonra havaya ateş açma emri verdiğini savunarak, "Bu emrime uyan bazı askerler havaya ateş açtı. Vurulan sivilin polis ateşiyle mi, havaya açılan ateş sonucu mu yoksa seken mermiden mi vurulduğunun tespit edilmesi lazım. Erbaş ve erler beni suçluyorlar. Tüm faaliyet darbe girişimini önlemeye yöneliktir." şeklinde savunma yaptı.

"Darbeci olmadım, aktif rol almadım"

Tutuklu sanıklardan dönemin 2. Ordu Komutanlığı Plan Hareket Şube Müdürü albay Bahadır Erdemli ise hakkındaki iddiaları şaşkınlık ve hayretle karşıladığını söyledi.

Suçlamaları kabul etmeyen Erdemli, "Cadı avı senaryosu yazıldığı bu filmde adalet tecelli edene kadar bekleyeceğiz. Kimin darbeci kimin darbeci olmadığının belli olmadığı arapsaçı bir dönemdi. Darbeci olmadım, darbede aktif rol almadım. ya devlet başa ya kuzgun leşe düsturunu uygulayan asker olarak adaletin tecelli edeceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.

"Keşif maksadıyla gittik"

Dönemin 2. Ordu İstihkam Alayı'nda tabur komutanı olan yarbay Ahmet Üçbudak ise tutuklu bulunduğu Rize'deki ceza infaz kurumundan SEGBİS aracılığıyla yaptığı savunmada hakkındaki suçlamaları reddetti.

Üçbudak, zırhlı personel taşıyıcı (ZPT) ile 2. Ordu Komutanlığına gitmelerine ilişkin şunları kaydetti:

"Gitmemizin tek sebebi, ölü ve yaralılardan duyduğumuz üzüntü ve durumu anlamaya yönelik keşif maksadıdır. Keşif ve insani maksatlı gidişimizin darbe olarak nitelendirilmesi maksatsızdır. Sivil halk, jandarma ve polisin üzerine ateş etmedim. Araçtan inince üzerimize yoğun ateş açılmıştır, ateş etmediğimiz ifadelerde görülmektedir.

Mehmetçik, kendi kışlasını korumak için ateş açmıştır. Üzerimde 4 kurşun bulunmaktadır. Kışla bizde namustur. Kışla dışında beni öldürmek maksadıyla beni kolumdan vuran kişiden şikayetçiyim."

"Hiçbir şeyden şüphelenmedim"

Dönemin Malatya Kara Havacılık Alay Komutanı albay Mustafa Özkan ise tutuklu bulunduğu Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan SEGBİS aracılığıyla yaptığı savunmada, mühimmatın eğitimde kullanılmak üzere Ankara'ya istendiğini söyledi.

Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Özkan, "Bir gün önce Türkiye'de her şey normal ama darbeyi önceden bildiğim iddialarını kabul etmiyorum. Ben bu mühimmat nakliyle ilgili büyük bir zincirin halkasıyım. Hiçbir şey gizli yapılmadı, hiçbir şeyden şüphelenmedim. O mühimmatın kullanılıp kullanılmadığını bile bilmiyorum. Darbeye yönelik hiçbir faaliyette bulunmadım." şeklinde savunma yaptı.

Özkan, görevi devrettikten sonra kurmay başkanının emri üzerine yeni alay komutanına yardımcı olmak maksadıyla görev yerine gittiğini iddia ederek, darbeye yönelik faaliyette bulunmadığını savundu.

Tutuksuz yargılanan yarbay Suat Ö. ise hakkındaki suçlamaları reddederek beraatini istedi.

Sanık avukatlarını da dinleyen mahkeme heyeti, duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verdi.

"Davanın takipçisi olacağız"

Duruşmayı AK Parti İl Başkanı Hakan Kahtalı, Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de takip etti.

Kahtalı, duruşmaya verilen arada gazetecilere yaptığı açıklamada, parti olarak FETÖ duruşmalarını takip etmeyi sürdüreceklerini söyledi.

Darbe girişiminde şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara şifa dileyen Kahtalı, "FETÖ gibi yapıların bu ülkede yer bulamaması için Cumhurbaşkanımız ve hükümetimiz gerekli tedbirleri aldı. FETÖ ile PKK/PYD ile olan mücadelemizi hem sınır içinde hem sınır dışında sürdürmekteyiz. Malatya, darbe girişiminde önemli noktada, bu nedenle davanın takipçisi olacağız. Cumhurbaşkanımızın hayatına kastetmek ve ülkemizin bekasını başka ülkelere peşkeş çekmek için satılmış paralel yapıların bir daha ortaya çıkmaması için gayret göstereceğiz." diye konuştu.

Polat da darbe girişimi davasını izleyerek duyarlılık gösteren vatandaşlara teşekkür etti.

10.04.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Malatya'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti'nin de aralarında yer aldığı 24'ü tutuklu 76 sanığın esas hakkındaki savunmalarıyla sürüyor.

1. Ağır Ceza Mahkemesince, Yakınca Spor Salonu'nda görülen davanın 10. duruşmasının ikinci oturumunda dönemin 2. Ordu Kurmay Başkanı tümgeneral Avni Angun esas hakkındaki savunmasını yaptı.

Angun, tutuklu bulunduğu Sincan F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla yaptığı savunmada, 15 Temmuz günü mesaisinin ardından karargahtan ayrılırken olağan dışı bir durumla karşılaşmadığını söyledi.

Bilgi almak için ordu harekat merkezini aradığında albay Erkan Varol'un "Malatya ve bizim bölgemizde bir şey yok." dediğini ve sözde sıkıyönetim mesaj emrinin geldiğinden bahsetmediğini anlatan Angun, televizyonda hareketlilik görmesi üzerine alay komutanlarını arayıp personele dikkat etmelerini, sağda solda silahlı asker olmaması, hiyerarşinin dışına çıkılmaması ve emir komutada kalmalarını emrettiğini ifade etti.

"Vazife yapmam engellenmiştir"

Angun, daha sonra ordu komutanının kendisini karargaha çağırdığını, üzerini değiştirip konutundan çıkmak için kapıyı açtığı sırada elinde piyade tüfeği olan bir binbaşının "dur" çıkamazsın ikazıyla karşılaştığını iddia ederek, şunları kaydetti:

"Binbaşıya 'kurmay başkanıyım, ordu komutanı emir verdi karargaha gideceğim' dedim binbaşı 'dur, çıkamazsın' ikazını tekrarladı ve elindeki tüfeği bana doğrultup 'seni vururum' dedi. Tekrar konutumdan içeri girmek zorunda kaldım. Binbaşı İbrahim Dede'ye 'ordu komutanının emri var' dememe rağmen albay Bahadır Erdemli'ye itibar etmesinin mantıklı bir izahı olur. Özel olarak darbeciler tarafından gönderildiği aşikardır. Pencereden baktığımda askerler tarafından konutumun kuşatıldığını gördüm. Konutumda hürriyetimden yoksun bırakıldığımda Adem Huduti'den yardım talebinde bulundum. Olay doğrudan benim ve ailemin can güvenliğini tehdit eden bir gelişmedir. Huduti'nin emri doğrultusunda da bu olay sonlandırılmıştır. Sıkıyönetim mesaj emirleri geldiği halde bana bilgi verilmemiştir. Silahlı askerler tarafından konutum basılarak vazife yapmam engellenmiştir. Planlı olarak darbeciler tarafından bertaraf edilmeye çalışılıp, karargahtan uzak tutulmaya çalışıldığım ortadadır."

Angun, sözde sıkıyönetim mesaj emri ve darbe girişiminden haberinin olmadığını savunarak, darbe girişiminden televizyondan gördüğü kadarıyla bilgi sahibi olduğunu, karargaha gidip ordu komutanıyla görüştükten sonra sözde sıkıyönetim mesajını gördüğünü öne sürdü.

"Karargaha gitmem değil, gitmemem suçtur"

İddia makamının kendisini karargaha gitmekle suçladığını belirten Angun, şöyle devam etti:

"Ordu komutanı emir subayı aracılığıyla arayarak ordu karargahına gelmemi emretmiştir. Benim birinci amirimdir. Dolayısıyla karargaha gitmem değil, gitmemem suçtur. Kaldı ki 15 Temmuz gecesi çoğu generaller karargahına gittiği görülmektedir. Darbecilerle hareket ediyor olsaydım darbecilerin rahatlıkla giriş çıkış yaptığı 2 nolu nizamiyeyi kullanabilirdim. Kararlılıkla darbeye karşı mücadele ettim ve karargahta darbeciler tarafından istenmediğim açıktır. 16 Temmuz'da saat 00.05 civarı güçlükle girebildiğim ordu karargahında sıkıyönetim mesajının geldiğini Adem Huduti ile makamında yaptığım görüşmede gördüm. Benim tüm bu gelişmelerden haberdar edilmeyişimin art niyetli oluşu ortaya çıkmıştır. Türkiye'de sıkıyönetim mesaj emrini öğrenen en son kişilerdenim. İlk görmesi gereken kurmay başkanı iken benden gizlenmesinin izahı yok. Kamera kayıtları incelendiğinde darbeye benim gibi karşı koyan kimsenin olmadığı görülecektir."

Angun, ordu komutanının gelen mesaj emrine uyulmaması emrini verdiğini iddia ederek, "Ordu komutanı as birliklere hiyerarşik düzende kalmaları yönünde emir vermiştir. Adem Huduti'nin de benim gibi darbe karşıtı olduğunu anladığımdan onunla birlikte faaliyetlerime devam ettim. Cebir ve şiddet altında olsam da sıkıyönetim mesaj emrini gördükten sonra tavrımı bozmadım ve darbeyi önleyici faaliyetlerime devam ettim. Benim bu davranışım sonucu karargahtaki darbecilerle hareket ettiğimi söylemek hayatın olağan akışına uymaz. Darbe karşıtı emirler verdim darbeciler lehine hiçbir emrim olmadı." şeklinde savunma yaptı.

Tutuklu sanık eski Tümgeneral Avni Angun, Sincan F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla esas hakkındaki savunmasını yaptı. 100 sayfadan oluşan uzun bir savunma yapan Avni Angun, 15 Temmuz günü karargahtan ayrılırken sıra dışı bir durumla karşılaşmadığını savundu.

Kalkışmanın duyulmasının ardından bilgi almak için karargah kontrol merkezini aradığını ifade eden Angun, "Ordu harekat merkezini başka bir bilgi var mı diye aradım. Albay Erkan Varol 'Malatya ve bizim bölgemizde bir şey yok' dedi ve sıkıyönetim mesaj emrinin geldiğinden bahsetmedi. Televizyonda hareketlilik görmem üzerine alay komutanlarını arayıp personele dikkat etmelerini, sağda solda silahlı asker olmaması, hiyerarşinin dışına çıkılmaması ve emir komutada kalmalarını emrettim. Daha sıkıyönetim mesaj emrinden haberim olmadan inisiyatif alarak ilgili alay komutanlarına ulaşıp gerekli önlemlerin alınmasını emrettim. Vekalet bıraktığım Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili'yi de aradım ama benimle telefonda görüşmek istemedi. Adem Huduti'yi aradım telefona çıkan kişi ordu komutanın konutta olduğunu ancak meşgul olduğunu söyleyip görüştürmedi. Bir kez daha aradığımda ordu komutanın karargaha gittiği söylendi" ifadelerini kullandı.

Daha sonra ordu komutanının kendisini karargaha çağırması nedeniyle üzerini değiştirip konutundan çıkmak için kapıyı açtığını belirten Angun, bu sırada kapıda olan bir silahlı binbaşının çıkamazsın ikazıyla karşılaştığını iddia etti.

"Silahlı askerler tarafından konutum basılarak vazife yapmam engellenmiştir"

Angun, konutunun önünde yaşadığı diyalogu ise şöyle anlattı:

"Binbaşıya 'kurmay başkanıyım, ordu komutanı emir verdi karargaha gideceğim' dedim binbaşı 'dur, çıkamazsın' ikazını tekrarladı ve elindeki tüfeği bana doğrultup 'seni vururum' dedi. Tekrar konutumdan içeri girmek zorunda kaldım. Binbaşı İbrahim Dede'ye 'ordu komutanının emri var' dememe rağmen Albay Bahadır Erdemli'ye itibar etmesinin mantıklı bir izahı olur. Özel olarak darbeciler tarafından gönderildiği aşikardır. Pencereden baktığımda başka askerler tarafından konutun kuşatıldığını gördüm. Konutumda hürriyetimden yoksun bırakıldığımda, Ordu Komutanı Adem Huduti'den yardım talebinde bulundum. Hürriyetimden yoksun bırakıldığımdan toplam 10 kişinin haberi vardır. Olay doğrudan benim ve ailemin can güvenliğini tehdit eden şok bir gelişmedir. Yardım talebinde bulunduğum Huduti'nin emri doğrultusunda da bu olay sonlandırılmıştır. Karargahtan çıkmam beklenmiş çıkmama müteakip sıkıyönetim mesaj emirlerinin geldiği hakkında bana bilgi verilmemiş. Silahlı askerler tarafından konutum basılarak vazife yapmam engellenmiştir. Tüm yaşanan bu olaylar planın parçası olarak darbeciler tarafından bertaraf edilmeye çalışılıp, karargahtan uzak tutulmaya çalışıldığım ortadadır."

"Benim olaylara ilişkin ilk bilgiye ulaştığım saat 23.00 civarıdır"

Sözde Sıkıyönetim Komutanlığının mesaj emri ve darbe girişiminden haberinin olmadığını tekrarlayan Angun, "Televizyondan gördüğüm kadarıyla bilgi sahibiydim. Erkan Varol harekat merkezini aradığımda Malatya'da herhangi bir sıkıntı olmadığını söylediğimden sınırlı bir bilgiye sahiptim. Yaşanan olaylarla ilgili ne sağlıklı bir değerlendirme yapabilecek ne de başkasıyla paylaşacak bilgiye sahip değildim. Karargaha gidip Huduti ile görüştüğümde sıkıyönetim mesajlarını gördüm. Benim olaylara ilişkin ilk bilgiye ulaştığım saat 23.00 civarıdır. Konutumun İbrahim Dede önderliğinde bir kısım askerlerce basıldığından durumu net bir şekilde anlayacak kadar televizyon izleyemediğim açıktır" iddiasında bulundu.

İddianamede 2. Ordu Karargahına gidişiyle ilgili de suçlandığını hatırlatan Angun, "Ordu komutanı emir subayı aracılığıyla arayarak ordu karargahına gelmemi emretmiştir. Benim birinci amirimdir. Dolayısıyla karargaha gitmem değil, gitmemem suçtur. Kaldı ki 15 Temmuz gecesi çoğu generaller karargahına gittiği görülmektedir. Darbecilerle hareket ediyor olsaydım darbecilerin rahatlıkla giriş çıkış yaptığı 2 no'lu nizamiyeyi kullanabilirdim" şeklinde konuştu.

"Türkiye'de sıkıyönetim mesaj emrini öğrenen en son kişilerdenim"

Kararlılıkla darbeye karşı mücadele ettiğini ve darbeciler tarafından da karargahta istenmediğini ileri süren Angun, "16 Temmuz'da saat 00.05 civarı güçlükle girebildiğim ordu karargahında sıkıyönetim mesajının geldiğini Adem Huduti ile makamında yaptığım görüşmede gördüm. Benim tüm bu gelişmelerden haberdar edilmeyişimin art niyetli oluşu ortaya çıkmıştır. Türkiye'de sıkıyönetim mesaj emrini öğrenen en son kişilerdenim. İlk görmesi gereken kurmay başkanıyken benden gizlenmesinin izahı yok. Darbecilerle hareket eden kişi olsaydım herhalde sıkıyönetim mesaj emrini en son öğrenen kişi olmazdım" dedi.

Angun, Ordu Komutanı Huduti'nin de gelen sözde mesaj emrine uyulmaması emrini verdiğini ve bu nedenle Huduti'nin de kendisi gibi darbe karşıtı olduğunu düşündüğünden birlikte faaliyetlere devam ettiğini dile getirdi. Sıkıyönetim mesaj emrini gördükten sonra tavrını bozmadığını ve darbeyi önleyici faaliyetlere devam ettiğini belirten Angun, "Benim bu davranışım sonucu karargahtaki darbecilerle hareket ettiğimi söylemek hayatın olağan akışına uymaz" ifadelerini kullandı.

İddia makamının kendisi hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini de iddia eden Angun, hiçbir zaman FETÖ/PDY ilişkisinin olmadığını söyleyerek beraatini talep etti.

Davanın, onuncu duruşmasının ikinci oturumunda, dönemin Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler Okulu (MEBS) Alay Komutanı Albay Mehmet Ergün, 2. Ordu Harekat Başkanı Albay Erkan Varol, 7. Ana Jet Üs Komutanlığında uçak bakım subayı tutuksuz sanık binbaşı M.Ö, esas hakkındaki savunmasını yaptı.

Sanık Ergün, tutuklu bulunduğu Rize E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla yaptığı savunmasında, birliklerine "Kolluk Kuvvetlerinin Toplumsal Olaylarda Desteklenmesi" (KOKTOD) yönünde emir vermediğini iddia etti.

Darbe girişimi sırasında kışlaya kimseyi çağırmadığını savunan Ergün, gündüz yapılan devir teslim töreninden sonra o gece alayda yeni komutandan tekrar emir komutayı da almadığını kaydetti.

Hakkındaki suçlamaları reddeden Ergün, şunları kaydetti:

"22.40'ta sözde sıkıyönetim mesajı geldi. Mesajın çok gizli olmasından farklı olarak harekat yıldırımlı olması önemlidir. 'Böyle bir mesajı 'bildirmeme gerek yok.' desem, komik duruma düşerim. Kısa bir incelemeden sonra, yanımdaki kışla nöbetçi amiri yarbay Sinan Babaçoğlu, 'Alay komutanını arayalım.' dedi. Ben de 'Arayalım, çok önemli bir mesaj.' dedim. Telefonla bir görüşme yaptı ve 'Komutanım hemen alaya gelin.' dedi ama mesajdan ayrıntılı bahsetmedi. Beni günah keçisi yaptılar. Sinan Babaçoğlu, savunmasında benim 'Ara' dediğimi söylemiyor."

Ergün, kalkışma gecesi kışlaya dönerek emir komutayı almadığını savundu.

Tutuklu bulunduğu Rize E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan SEGBİS aracılığıyla esas hakkında savunmasını yapan Ergün, KOKTOD birliklerinin hazırlanması yönünde emir vermediğini savunarak, "O gece kışlaya hiç kimseyi çağırmadım. Kendi ekibim de yok. Emir komutayı almadığımı çok net şekilde ortaya koyduk" beyanında bulundu.

Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan kimseyle görüşmediğini ifade eden Ergün, savunmasında şunları söyledi:

"22.40'da mesaj harekat yıldırım öncelikli olağanüstü bir mesaj geldi. Yılda bir kere gelir ya da gelmez. Mesajın çok gizli olmasından farklı olarak harekat yıldırımlı olmasıdır. Böyle bir mesajı 'bildirmeme gerek yok' desem komik duruma düşerim. 22.40'da mesaj elektronik olarak muhabere merkezine geldi. Kaba bir incelemeden sonra (Kışla Nöbetçi Amiri Yarbay) Sinan Babaçoğlu, 'alay komutanını arayalım' diyor ben de 'ara, çok önemli bir mesaj' dedim. Kendisine, 'bu mesajı ara haber ver' dedim. Telefonla bir görüşme yaptı. 'Komutanım hemen alaya gelin' dedi ama mesajdan ayrıntılı bahsetmedi. Beni günah keçisi yaptılar. Babaçoğlu, savunmasında, mesajdan sonra benim 'ara' dediğimi söylemiyor. Asıl çarpıcı nokta (Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler Alay Komutanı Albay) Engin Erikli mahkeme huzurundaki ifadesinde Sinan Babaçoğlu'nun mesajla ilgili bilgi vermeme nedenini açıklıyor. 'Mesaj içeriği gizli olduğundan dolayı telefonda söylemiyorlar' diyor. Sinan Babaçoğlu, mesajın gizliliği nedeniyle emniyetsiz cep telefonundan bildirmek istemiyor. Engin Erikli kışlaya geç geliyor ve bütün bu günahın oluşmasına neden oluyor. Sinan Babaçoğlu mesajı bildirmek istese bildirirdi, gerekli imkan vardı."

Dönemin 2. Ordu Harekat Başkanı Albay Erkan Varol ise tutuklu bulunduğu Tokat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan SEGBİS aracılığıyla yaptığı savunmada, hakkındaki iddiaları kabul etmeyerek, sözde sıkı yönetim mesajı emrinden haberinin olmadığını iddia etti.

Sözde sıkı yönetim emrinin saat 23.00'ten sonra geldiğini savunan Varol, mesajın çıktısının alınıp kedisine ulaştırılmasının ardından, amiri olan sanık tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili'ye verdiğini anlattı.

"Darbeyle ilgili hiçbir emir vermedim"

Varol, saat 22.00 sıralarında sanık kurmay başkanı Avni Angun'un kendisini aradığını ve durumu sorduğunu anlatarak, "Angun'a Malatya'da bir şey olmadığını söyledim. Beni aradığı saatte hiçbir mesaj gelmemiş, hareketlilik de yoktu. Gelen mesajları teknik olarak görmeme imkanım yok. O gece amirim olan Mustafa Serdar Sevgili ve Avni Angun'dan emir almadım, kendi astlarıma da darbeyle ilgili hiçbir emir vermedim." savunmasını yaptı.

"Sıkı yönetim evrakıyla hiçbir alakam yok"

"Darbe girişiminden önceden haberi olduğu" iddiasını reddeden Varol, şöyle devam etti:

"Bu tür mesajlarda olağanüstü terör saldırılarında alınacak tedbirler olduğu için Serdar Sevgili'ye verdim. Bir ast olarak amirime mesajı verdim. Sıkı yönetim evrakıyla hiçbir alakam yok. 2. Ordu Harekat Başkanı olarak üzerimde bir tuğgeneral, tümgeneral ve orgeneral var. Emir verecek konumda olmadığım açıktır. Ayrıca orduevi önünde toplanan vatandaşlara ateş açılması yönüne emir verdiğim iddiaları da asılsızdır. 15 Temmuz akşamında harekat merkezinde bulunduğum sırada, orduevinin nöbetçi subayı A.Ş. telefonla arayarak, takviye birlik istedi, 'Halkın kendilerini linç edeceğini, kameraları kırdıklarını' ağlamaklı bir şekilde söyledi. Ben de sakin olmasını, askerleri kışkırtmamasını istedim. Olay bundan ibarettir. Nöbetçi subay A.Ş'nin harekat merkezini araması da tuhaftır."

Mahkemede daha sonra dönemin 2. Ordu eski Harekat Başkanı Piyade Kurmay Albay Erkan Varol savunma yaptı. Varol, "Benim gelecek mesajdan haberim yoktu. Sıkıyönetim mesajı Genelkurmay'dan 23.00'dan sonra geldi. Mesajlar geldi. Çıktı alındı ve bana getirildi ben de amirim Serdar Sevgili'ye verdim" dedi.

Varol, esas hakkında yaptığı savunmasında, "O gece 22.00 civarında izne ayrılan Kurmay Başkanı Avni Angun beni aradı Malatya'da bir şey olmadığını söyledim. Beni aradığı saatte hiçbir mesaj gelmemiş, hareketlilik de yoktu. Gelen mesajları teknik olarak görmeme imkanım yok. O gece amirim olan Mustafa Serdar Sevgili ve Avni Angun'dan emir almadım, kendi aslarıma da darbeyle ilgili hiçbir emir vermedim" şeklinde konuştu.

Varol, darbeden haberinin olmadığını ve gelecek mesajları beklemediğini savunarak, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Benim gelecek mesajdan haberim yoktu. Sıkıyönetim mesajı Genelkurmay'dan 23.00'ten sonra geldi. Mesajlar geldi. Çıktı alındı ve bana getirildi ben de amirim Serdar Sevgili'ye verdim. Bu tür mesajlarda olağanüstü terör saldırılarında alınacak tedbirler olduğu için Serdar Sevgili'ye verdim. Bir as olarak amirime mesajı verdim. Sıkıyönetim evrakıyla benim hiçbir alakam yok. Sıkıyönetim mesajını ne sordum ne de haberim var kaldı ki en son gören kişi benim. 2. Ordu Harekat Başkanı olarak üzerimde bir Tuğgeneral, Tümgeneral ve Orgeneral var. Emir verecek konumda olmadığım açıktır."

Orduevi önünde toplanan vatandaşlara ateş açılması yönüne emir verdiği iddialarının asılsız olduğunu ifade eden Varol, "15 Temmuz akşamında harekat merkezinde bulunduğumda Ayşe Şahin aramış ve Tarkan Öztürk cevap vermiş. Ayşe Şahin orduevine takviye birlik istedi halkın kendilerini linç edeceğini, kameraları kırdıklarını ağlamaklı bir şekilde iletti. Ben de sakin olmasını, askerleri kışkırtmamasını istedim olay bundan ibarettir. Nöbetçi subay Ayşe Şahin'in harekat merkezini araması tuhaftır. Orduevi ile ilgili iddialar asılsızdır" diye konuştu.

Sanık avukatlarını da dinleyen mahkeme heyeti, duruşmaya yarına kadar ara verdi.

11.04.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Dönemin 2'nci Ordu Komutanlığı'nda Harekat Plan Subayı Yüzbaşı Kemal Kemal Keskin, esas hakkında savunmasını yaptı. 15 Temmuz'da mesai sonrası eve gittiğini anlatan Keskin, "Darbeyi bekleyen, darbeci karakteristiğini bende bulmak zordur. 00.07'de Albay Bahadır birinci sicil amirim tarafından arandım. Mesaiye gelmem emredildi. Fatih Binbaşı'ya da emretmiş araçla birlikte geldik. Karargaha çağrıldım" dedi.

27 Temmuz 2015'te 2'nci Ordu'ya tayin edildiğini kaydeden Keskin, "353 gün mesai yaptım. 321 gün karargahta yaşayan bir tipim. 20.30'da karargaha vardım. Bölücü terör örgütü tarafından yapılacak eylem kapsamında yapılacak tatbikat emri tarafına bildirildi. İkinci amirim Serdar Sevgili'nin emriyle nizamiye gönderildim" diye konuştu.

Keskin, kendine darbeye ilişkin herhangi bir emir tebliğ edilmediğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Sıkıyönetim emri gösterilmedi, darbeyle ilgili emir verilmedi. Verilseydi, gereken cevabı verirdim. Verilen emir neticesinde tatbikat yapılacağı tarafından tebliğ edildi. Terörle ilgili yerinde eğitim verilmiştir. Bu süreçte 2'nci Ordu ve Kurmay Başkanı 1 nolu nizamiyeden giriş yaptı. Dışarıya kimseyi bırakmamam emredilmiştir. Kimseyi sokmam Fatih Kılıç tarafından orayı terk etmemem söylenmiştir. Bombalı bir terör eylemimin olduğu Binbaşı Fatih Kılıç tarafından söylenmiştir. O gün 2 nolu kapıda yaşanan somut deliller hazırda tam olarak ortaya konulamamıştır. Malatya eski valisinin (Mustafa Toprak) nizamiyeye gelmesi benim gibi sıradan bir yüzbaşı muhatap olması hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Valinin operasyon emrinde aklıselim bir yaklaşımı aramak mümkün değildir. Malatya'da o ana kadar hiçbir olay olmamış, kışladan kimse dışarı çıkmamıştır. Bana verilen emir kimse dışarıya çıkmayacak ve içeriye alınmayacaktı. Bu hayatın olağan akışına uygundur. Valinin girişi bir karar anıdır. Olayların başlangıcını teşkil eder."

2'nci Ordu'da çalıştığı sürece görevi dışında işler yaptığını iddia eden Keskin, "Her ne kadar öncesinde harekat plan subayı olarak görevimle uyumlu olmasa da görevim tanımı dışında boya badana, fotokopi tamiri, çay getirme gibi tanım dışı görevler verildi. 2'nci Ordu'ya atandığım 27 Temmuz 2015'ten 16 Temmuz'a kadar resmi evraklara bakın abidik, gubidik yaptığım işler ortaya çıkacaktır. Sıralı amirleri tarafından verilmiş mutlak itaatin sonucudur" dedi.

Daha önce bir darbe girişimi yaşamadığını anlatan Keskin, "Anlık karar sürecini işletmek o günün koşullarında çok zordur. Kışlayı korumam hayatın olağan akışına uygundur. 2 nolu nizamiyedeki eylemlerim tamamen hukukidir. Ben olağanüstü koşullarda kışlanın dışında ve darbe var gibi bir yaklaşımla hiçbir eylemim yoktur" şeklinde konuştu.

Nizamiyede bulunduğu süreçte nizamiye kapısı dışına çıkmadığını, sivil ve kolluk kuvvetlerine silah doğrultmayıp, emir vermediğini kaydeden Keskin, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Vali beye içeride olumsuz bir durumu olmadığı iletilmiştir. Eski valiye bir metre yakınıma dert etme imkanım olsa da bu yaklaşıma girmemem. Darbeyi desteklemediğimi gösterir. Valinin yanında 30 emniyet ekibince şahsıma nişan alınmıştır. İlk aşamada anlam veremedim. Niçin kışlamıza zorla girilmeye çalışıldı, amaç neydi? Eski vali bölgeyi terk etmek üzereyken eli tetikte olan görevli Mehmetçiğe silah çeken mevzi alın emri verdi. Silahla ateş edilmek üzere silah doğrultulmuş. Silahımız kesinlikle hiç kimseye doğrultulmamıştır. Bir müddet sonrasında eyleme dönüşen anlayışla nizamiye dışındaki polislerin atışına başlamıştır. Yaptığım ikazların tamamı kayıtlıdır. Şahin Kaplan, 'ikazlarımı yaptım' diyor. Ben de 'bunları mahkemeye sunun' diyorum. Ama ses kayıtları mahkemeye sunulmadı. Kim yanlış yaptıysa bilin ki bu kayıtları silmiştir. Kaplan, gariban Mehmetçiği de gaza getiriyordu."

Menfur darbe girişimi ve sıkıyönetim emrini görmediğini ifade eden Keskin, savunmasında şunları söyledi:

"2'nci Ordu darbenin bir parçasıymış gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Karargahı defalarca arayıp bir kısım komutanlarımla konuştum. Vurulduğumda düşündüğüm şey ise karargahta ki silah arkadaşlarımın başına neler geleceğiydi. Çünkü karşımda kimin olduğunu bilmediğim 'öleceksiniz' diyenlerin sonucudur. Yaralandıktan ve müddet sonra görev yerini terk etmeyerek gerekli müdahale tarafımdan yapılmıştır. Sivil, jandarma, polise doğru ateş emri vermedim. Benim gibi nizamiyede bulunan vatan evlatlarının hiçbir suçu yoktur. Yaralanan ve bölgeyi terk etmeyen bir yüzbaşı, mermiyi yedikten sonra bölgeyi terk edenleri, ağlayanları, sızlayanları çoğu insan gördü. Yaralandım terk etmedim. Benden FETÖ'cü karakteristiği çıkmaz. Emniyete ait drone ile birlikte emniyete ait keskin nişancılar nedeniyle iki Mehmetçik gözümün önünde yaralandı. Bu durumdan sonra bizleri teker teker vuran, anladım ki kesinlikle bizi öldürecekler. Biz geri çekilirken bile çatıdan bize ateş açan keskin nişancı mermi yağmuruna tuttu."

Asıl darbenin kışlaya yapıldığını ifadesinde bulunan Keskin, "Nizamiye kapısından içeriye zorla gitmeye çalışan polis, başarılı olsaydı katliam yapacağı kuvvetle muhtemeldi. Darbeyi öldüren mi yapar, öldürülen mi? Canını korumaya çalışan bir karargahtan bahsediyorum. 2'nci Ordu Komutanlığı'nda katliam yapılmak istendi. Vali geliyor akabinde içeriye saldırıyı başlatıyor. Karargahta saldırıyı defetmeye çalışan ekipte her ne hikmetse darbeci oluyor" dedi.

Malatya eski valisi Mustafa Toprak'ın polislerle nizamiyeye operasyona geldiğini kaydederek, "Gelir gelmez silahların namlusu Mehmetçiklere doğrultulmuştur. Halkıda üzerimize gönderende FETÖ'cülerdir. Vali'ye 'şüphesiz güvenliğimizden sorumlusunuz' diyen bir yüzbaşı var. Bunlar kahraman ilan ediliyor. Tankların üzerine çıkan, dışarı çıkan birliklere amenna sözümüz yok. Dışarı çıktıysak yaptıkları çok doğru. Biz kışladayız, dışarı çıkmadık, içeriye yapılan müdahale tamamen hukuksuzdur. Kışladan dışarı çıkmaya çalışan biri, kışlanın önüne iki otobüs çeker mi? Bu iki araç delik deşik oldu, bu atışı biz yapmadık, dışarıda yapıldı. Bu iki araca bakın karargahta katliamı görürsünüz" dedi.

Avni Angun hakkında adam öldürmeye teşebbüsten suç duyurusunda bulunduğunu hakkını kesinlikle helal etmediğini söyleyen Keskin, "Gariban ve saf bir yüzbaşıyım. Bu vatanın gerçek evlatlarına lütfen kıymayın. 'Malatya'da gerçekten yaşananlar' adlı kitap yazacağım. Aldığım nefesi verdiğim nefesi ayrı bir suç saymıştır" beyanında bulundu.

12.04.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Malatya'da, terör örgütü FETÖPDY'nin 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, aralarında dönemin 2'nci Ordu Komutanı Adem Huduti, 2'nci Ordu Kurmay Başkanı Avni Angun ve 7'nci Ana Jet Üssü Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın bulunduğu 6'sı general, 24'ü tutuklu, 76 sanıklı davanın 10'uncu duruşmasının 4'üncü oturumu görülmeye başlandı.

1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya elleri kelepçeli olarak cezaevi araçlarıyla getirilen sanıklar savunmalarını vermeye devam etti.

Malatya'da öğleden sonra devam eden terör örgütü FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, 24'ü tutuklu, 76 sanıklı darbe girişimi davasının 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 10'uncu duruşmasının 4'üncü oturumunda 2'nci Ordu eski Harekat Destek Yarbaşkanı tutuksuz sanık Tuğgeneral Ersin Yıldırım esas hakkında savunmasını yaptı. Yıldırım, 15 Temmuz'da kalkışma gecesi Ankara'da izinli olduğunu ifade ederek, "Silahlı terör örgütü üyesi olmakla ilgili hiç bir mensubiyetim yok. Ülkeme, devletime, milletime ve TSK'ya onur ve şerefimle hizmet ettim. 15 Temmuz'da ülkem ve milletim alçak, vatan haini darbe kalkışması yaşadı. 30 yılımı TSK'da ülkeme, vatanıma, milletime ve bayrağıma hizmet ettim. Hayatımın her döneminde anayasal düzene bağlı kaldım. Hain darbe girişimi teşebbüsü ile ilgili fiilim yoktur" diye konuştu.

Yıldırım'ın iddianamesinde geçen '1 adet ABD doları' ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, deri cüzdanında çıkan para ve malzemenin ortada olduğunu belirterek, "Üzerimden 1 ABD doları çıkmamıştır. Makam odam aranmış ve suç unsuruna yansımamıştır tutanağa yansımıştır. Evim aranmış ve tutanak altına alınmıştır, suç unsuruna rastlanmamıştır" dedi.

Yıldırım, 68 bozuk ABD dolarından hiç bahsedilmediğini, Türkmenistan'da askeri ateşe olarak görev yaptığını, yol harcırahını ABD doları üzerinden aldığını kaydederek "Maaşımı ABD doları olarak aldım. Alış veriş ve konaklamalarımı dolarla yaptım. Kızım Türkmenistan'da Amerikalıların özel okulunda okudu, ödemeleri hep ABD doları üzerinden yaptım. Çıkarılan 1 ABD doları ve 68 doların hiç birisinde örgüt üyeliğim olsaydı örgütün serisi olan dolarlardan çıkardı. Pensilvanya'dan gelen bir dolarım olmadı. Bu dolarlar FETÖ silahlı terör örgütünden gelen dolarlar değildir. İddianamede belirtilen bu '1 dolar' benim üzerimden çıkmadı. Harcamalardan, banka ve döviz bürolarından arta kalan dolarlardır" diye konuştu.

Darbeye ilişkin hiçbir eyleminin olmadığı halde böyle bir algı oluşturulmaya çalışılmakta olduğunun beyanında bulunan Yıldırım, "Şahsımla ilgili 'By Lock' kullanıcı olmadığımla ilgili rapor, Malatya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından inceleme yapıldığı ve 'ByLock' kaydığının bulunmadığı tespiti bulunmaktadır. Şahsımla ilgili 'ByLock' kullanıcısı olmadığımla ilgili emniyet raporu ve teknik verilerle tespit edilmiştir. 'ByLock' programını hiçbir süratle kullanmadığım emniyet raporuyla tespit edildi. 'ByLock' programını FETÖ soruşturmaları kapsamında gördüm. Bu programı kullanarak kimseyle haberleşmedim, talimat alıp vermedim. 'ByLock' kullanmadığım ve sisteme dahil olmadığım teknik verilerle tespit edilmiştir. Örgüt üyeliğimi bırakın sempatizanlığımı bile ortaya koyacak somut bir delil yoktur. Örgütten herhangi bir talimat alıp, yerine getirmedim. Darbeden 15 Temmuz gecesi Sayın Başbakanımızın açıklamasıyla televizyondan haberim oldu" diye konuştu.

Yıldırım, savunmasında, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Ankara'da bulunduğunu ve izinde olduğunu söyledi.

Silahlı terör örgütü üyesi olmadığını, ülkesi, devleti, milleti ve TSK'ye onuru ve şerefiyle hizmet ettiğini savunan Yıldırım, hayatının her döneminde anayasal düzene bağlı kaldığını ve hain darbe girişimiyle ilgili bir faaliyetinin olmadığını iddia etti.

Yıldırım, iddianamede, çantasındaki aramada bulunan ve FETÖ'ye ait olduğu öne sürülen "1 ABD doları bulundu" ifadesini kabul etmeyerek, üzerinde ve makam odasında yapılan aramalarda suç unsuruna rastlanmadığını kaydetti.

Türkmenistan'da askeri ateşe olarak görev yaptığını, maaş ve yol harcırahını dolar üzerinden aldığını belirten Yıldırım, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Alışveriş ve konaklamalarımı dolarla yaptım. Kızım, Türkmenistan'da Amerikalarının özel okulunda okudu, ödemeleri hep ABD doları üzerinden yaptım. Çıkarılan bir ABD doları ve 68 doların hiçbirisinde örgütün serisi olan dolarlar değildir. Pensilvanya'dan gelen bir dolarım olmadı. Bu dolarlar FETÖ'den gelen dolarlar değildir. İddianamede belirtilen bu 1 dolar benim üzerimden çıkmadı. Darbeye ilişkin hiçbir eylemim ve fiilim olmadığı halde böyle bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır."

Yıldırım, ByLock iddiasını da kabul etmeyerek, programını FETÖ soruşturmaları kapsamında gördüğünü, programı kullanarak kimseyle haberleşmediğini, talimat alıp vermediğini savundu.

Sanıklardan onbaşı E.U. ve er Ş.Ç'in avukatının da dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti, duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verdi.

13.04.2018 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Malatya'da 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin aralarında dönemin 2. Ordu eski Komutanı Adem Huduti'nin de yer aldığı sanıkların yargılanmasına devam ediliyor. Bugünkü duruşmada da sanık savunmalarının dinlenmesine devam edildi.

Yakınca Spor Salonu'nda kurulan Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda bugün görülen 10'uncu duruşmanın 5'inci oturumunda sanıkların esas hakkındaki son savunmaları dinleniyor. Dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti'nin de aralarında yer aldığı 24'ü tutuklu 76 sanığın yargılandığı davada, bugün ilk olarak Malatya Kara Havacılık Alay Komutanlığında darbe girişimi sırasında kara pilot teğmen olarak görev yapan tutuksuz sanık Mustafa Sinan Soybaş savunmasını yaptı. Hakkındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ileri süren Soybaş, kendisi için iddianamede belirtilen 'intihar fedaisi' iddiasının asılsız çıktığını savunarak beraatini talep etti.

Daha sonra söz alan dönemin 2. Ordu Komutanı Huduti'nin koruma astsubayı tutuksuz yargılanan sanık Hacı Eyyip Özcan ise hayatı boyunca terör örgütleriyle mücadele ettiğini ve tek bir soruşturma bile geçirmediğini ileri sürdü. 15 Temmuz günü emirleri, sorumlu amirleri olan Emir Subayı Sedat Kaya'dan aldıklarını ifade eden Özcan, "Şüpheli personeli ordu komutanı makamına karşı herhangi bir olumsuz davranışa müsaade etmeyerek polise teslim ettik. Ben silahların karşısında yapılması gerekeni yaptım, ordu komutanını canımın pahasına karşı korudum" iddiasında bulundu.

İddianamede yer alan suçlamalara tek tek cevap veren Özcan, "Kışlada darbecilere müdahale edecek 3 kişi var. Olayın ilk anlarından itibaren biz şüpheli darbecilere müdahale ettik" şeklinde konuştu.

"Dosyaya FETÖ'ye üye olduğuma dair bilgi, belge girmemiştir"

Duruşmada daha sonra söz verilen eski Ordu Komutanı Adem Huduti'nin emir subayı olan eski Binbaşı Sedat Kaya savunma yaptı. 2014-2016 yılları arasında Adem Huduti'nin emir subayı olarak görev yaptığını ifade eden Kaya, "Emir subayı inisiyatif kullanamaz, komutanın gölgesidir. Komutanlar, emir subaylarına zimmetlidir. FETÖ'cülerin emir subayı gibi kritik bir göreve gelmeleri için neler yaptığını görüyoruz. Ben ise kendi isteğimle aileme daha fazla zaman ayırmak için bu görevi bırakmak istediğime dair dilekçe yazdım. Kimseye himmet adı altında para vermedim. FETÖ çamuru bana bulaşamaz. Dosyaya FETÖ'ye üye olduğuma dair bilgi, belge girmemiştir. İddia makamı mütalaada FETÖ'cü olmadığımı teyit etmiştir" dedi.

15 Temmuz gecesi görev gereği ordu komutanını korumak amacıyla darbe karşıtı olan emirler doğrultusunda hareket ettiğini ileri süren Kaya, "Birinci sicil amirim Mustafa Serdar Sevgili'dir. Tavrı belli olduğundan ordu komutanı ve kurmay başkanımızın emirler doğrultusunda hareket ettim" şeklinde konuştu.

Darbeyi önceden bildiği iddiaları karşısında "Darbe girişimini televizyon tamircisi olan ağabeyimden öğrendim" diyerek kendisini savunan Kaya, "23.28'de karargaha geldik. Ben hiçbir tuhaflık ya da kalabalık görmedim. Karargaha kendi çabalarım oldu. Karargaha gelmek istenmediğim ve darbecilerin planlarını bozduğumda ortadadır. Benim karargaha gelmem planlarını bozmuştur" iddiasında bulundu.

Ordu komutanının bu işin içerisinde olmadığını ve gecenin en başından itibaren darbe karşıtı emirlerini tüm ast birliklerine ilettiğini ileri süren Kaya, savunmasına şöyle devam etti:

"Gece 00.00'da Bahadır Erdemli ordu komutanının odasına geldi. 'Başımıza geçerseniz mutlu oluruz' dedi. Komutan ise 'oğlum ben ordu komutanıyım, sizin başınızdayım, siz kimden emir alıyorsunuz?' dedi. Bahadır Erdemli ise kararlı olduklarını söyledi. Ordu komutanı işin başında kim varsa ikna etmelerini ve vazgeçmelerini kendisine söyledi. Sayın ordu komutanına darbeci unsurları etkisiz hale getirebileceğimi söyledim. Bana 'ilk mermiyi biz atmayacağız, ateş edilirse hedef gözetmeden ateş edin, darbeci unsurları ben ikna ederim yoksa çok kan dökülür' dedi. Ordu komutanı 'bu iş kan dökülmeden çözülecek' dedi. Zekai Aksakallı, Ömer Halisdemir'e öldür dedi, şehidimiz gereğini yaptı. O gece karargahta kimin ne tarafta olduğunu kamera görüntüleriyle anladık. O gece biz çok yalnızmışız. Ordu komutanı ana as birlikleriyle görüşüp darbe karşıtı emirlerini verdi. Gelen yazının uygulanamayacağına dair şerh düştü. 2. Ordu'ya bağlı birlikleri aradı. Vali beyi aradım ordu komutanıyla görüştürdüm. Benim odam ordu komutanının odasından ayrıdır arada koridor vardır. Ordu komutanının odasına girenlerin ne yapacağını bilmediğim için gecenin büyük bölümünü ordu komutanının odasında geçirdim. Ordu komutanımız odasında telefonla konuştuğu için telefonu ben açtım, ordu komutanımız telefonu hemen kapatıp vali beyle görüştü. Bu kadar kaos ve yoğunluğun olduğu yerde ordu komutanı vali beyle benim telefonum üzerinden 00.25'ten başlayarak 45 dakika görüşmüştür. O gece benim cep telefonumdan 270 adet görüşme oldu."

Darbe gecesi ordu komutanının insanlı keşif uçağıyla Ankara'ya götürülmesi sözlerini duyduğunu ve bu nedenle de komutana "Sizi Ankara'ya kaçıracaklar, sizi daha emniyetli bir yere valiliğe, konuta götüreyim" dediğini iddia eden Kaya, Huduti'nin ise kendisine "Hiçbir yere gitmiyorum. Öleceksem de burada ölürüm" dediğini ileri sürdü.

Albay Bahadır Erdemli'nin Kurmay Başkanı Avni Angun'a silah çekmesi olayına da değinen Kaya, "Kurmay başkanı, Bahadır Erdemli'ye adamlarını nizamiyeden çekmesini söyledi. Bahadır Erdemli'de kurmay başkanına 'özel görüşebilir miyiz?' dedi. Kurmay başkanı da Erdemli'ye 'adamlarını çek' dedi. Sonrasında Bahadır Albay tabancasını çıkararak kurmay başkanına doğrulttu. Bahadır Erdemli'nin üzerine hamle yaptım ancak kurmay başkanı 'tamam sakin olun' deyince müdahale edemedim" diye konuştu.

Sanıkların savunmalarının ardından Mahkeme Başkanı İzzettin Duman, duruşmayı 16 Nisan Pazartesi gününe erteledi. Pazartesi günü davanın bir numaralı sanığı olan eski Ordu Komutanı Adem Huduti'nin esas hakkındaki savunmasının alınacağı öğrenildi.

Paralel yapı-17 Aralık (2016) 'Malatya 76 sanık Darbe Yapılanması' davası

(14 Nisan 2018, 18:08)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=12787    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Elazığ: Darbeye 1 Müebbet Onandı

01.12.2019 14:40 Yargıtay 16. Ceza Dairesi, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada, eski Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanı tuğgeneral Abdulkerim Ünlü'ye verilen müebbet ile 39 sanığa v..
Tamamı 1.12.2019

Denizli: Fetö'ye 83 Hapis Onandı

01.12.2019 13:57 Denizli'de, FETÖ/PDY'den yargılanan, aralarında örgütün Türkiye eğitim sorumlusunun da bulunduğu toplam 83 kişiye verilen hapis cezaları Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından onandı. 26 Kasım'daki ..
Tamamı 1.12.2019

ABD Büyükelçiliği'ne Saldırı: 3 hapis

01.12.2019 09:57 Ankara'da, ABD Büyükelçiliği'ne silahla ateş edilmesine ilişkin 4 sanık hakkında açılan davada karar açıklandı. Mahkeme heyeti, sanık Ersin Bayram'a 8 yıl 16 ay 15 gün, sanık Osman Gündaş'a 9 yıl 19 ay ve sanık Ahmet Ç..
Tamamı 1.12.2019

Gülen ve Polisleri davası

01.12.2019 12:27 İstanbul'da, takipsizlikle sonuçlanan bazı soruşturmalarda usulsüzlük yaptıkları, 'kurgulanmış soruşturmalar' kapsamında polis, mahkeme başkanı ve gazetecileri dinledikleri, emniyetteki verileri sildikleri gerekçesiyle..
Tamamı 1.12.2019

Adana: Fetö Öğretmenlerine 21 Hapis

01.12.2019 09:35 Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik davada yargılanan eski öğretmen 26 sanıktan 21'i, 1 yıl 10 ay ile 8 yıl 9 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. 25 Kasım'd..
Tamamı 1.12.2019

Karlov Suikasti davası

01.12.2019 10:19 Ankara'da, Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş tarafından uğradığı suikast sonucu öldürülmesine ilişkin açılan davaya devam edildi. 29 Kasım'da Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde..
Tamamı 1.12.2019

Hrant Dink davası

01.12.2019 12:51 İstanbul'da, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin ..
Tamamı 1.12.2019

Kaynak Holding Fetö davası

01.12.2019 13:16 İstanbul'da, FETÖ'nün finans merkezi olduğu iddiasıyla kayyum atanan Kaynak Holding'in 34'ü firari 47'si tutuksuz toplamda 81 yöneticisinin yargılanmasına devam edildi. 28 Kasım'da  İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkeme..
Tamamı 1.12.2019

Jandarma Darbe davası

01.12.2019 11:29 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin 243 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. 18.11.2019 GÜNKÜ..
Tamamı 1.12.2019

SAT/Mahrem İmamlar davası

01.12.2019 12:21 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Sualtı Taarruz (SAT) ile Kurtarma ve Sualtı Komutanlıklarında görevli 38 askerle bu personelden sorumlu sözde Deniz Kuvvetleri yapılanmasının ..
Tamamı 1.12.2019

İzmir Casusluk Kumpası davası

01.12.2019 13:22 İzmir'de, askeri casusluk soruşturmasındaki usulsüzlüklerle bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki üyeleri hakkında açılan ve 5'i tutuklu 95 sanığın yargılandığı davaya d..
Tamamı 1.12.2019

Adana 49 sanık: Fetö Öğretmenleri

01.12.2019 09:39 Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında haklarında 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan dava açılan tutuksuz eski öğretmen 49 sanığın yargılanmasına devam e..
Tamamı 1.12.2019

Sakarya 19 sanıklı Fetö davası

01.12.2019 13:31 Sakarya'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin davada 3'ü tutuklu, biri firari 19 kadın sanığın yargılanmasına devam edildi. 22 Kasım'da Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşm..
Tamamı 1.12.2019

FETÖ Kamboçya Öğretmenine Hapis

01.12.2019 15:30 İstanbul'da, FETÖ'nün yurt dışı yapılanmasına ilişkin soruşturma kapsamında Kamboçya'da bir okulda öğretmenlik yapan Mustafa Tatlıyer, örgüt üyeliğinden yargılandığı davada 7 yıl 6 ay hapse çarptırıldı. 19 Kasım'da FE..
Tamamı 1.12.2019

Müebbetlik Binbaşıya Tehdit Davası

01.12.2019 14:47 Hakkari'de, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin davada, son savunmasında mahkeme heyeti ve duruşma savcısını tehdit ettiği ileri sürülen sanık eski binbaşı Selim Arıdıcı hakkında iddianame hazırlandı. 14 Kasım'daki geli..
Tamamı 1.12.2019

Batmaz'ın Yakınlarının Fetö davası

01.12.2019 15:38 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde bulunduğu belirlenen örgütün 'sivil imamı' Kemal Batmaz'ın eşinin de aralarında bulunduğu 4 sanığın yargılandığı d..
Tamamı 1.12.2019

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
39.735.829