Tam
EskidenYeniye
 

Islak İmza'da Kumpas iddianamesi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek'e, Ergenekon davasında delil kabul edilen, "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" belgesinde ıslak imzası bulunduğu öne sürülerek 'kumpas' kurulduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan ve İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, 18 şüpheli hakkında, 'gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma' ve 'FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma' suçlarından, ayrı ayrı 18'er yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep ediliyor.

Önceki haber title=Sonraki haber

31.12.2016 19:56 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek'e, Ergenekon davasında delil kabul edilen, "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" belgesinde ıslak imzası bulunduğu öne sürülerek "kumpas" kurulduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan ve İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, 18 şüpheli hakkında, "gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma" ve "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma" suçlarından, ayrı ayrı 18'er yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep ediliyor.

30 Aralık'taki gelişmeye göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Bülent Başer ile Başsavcıvekili Zafer Koç tarafından hazırlanan 144 sayfalık iddianamede, Ergenekon davasının sanıkları eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Dursun Çiçek ve Serdar Öztürk müşteki sıfatıyla, Genelkurmay Başkanlığı da "suç duyurusunda bulunan" olarak yer alıyor.

İddianamede, eski Adli Tıp Kurumu Başkanı Cengiz Haluk İnce, Salih Sala, Ali Arabacı, Nazmiye Aktaş, Kemal Çakır, Özlem Karslı, Lokman Başer, Gürol Berber, Mehmet Akın, Eyüp Kandemir, İsmail Çakır, Ahmet Bülent Özata, İbrahim Savaş Uğurlu, Ahmet Mesut Dudu ve Hakan Kaymak tutuklu şüpheli olarak yer alırken, dönemin Jandarma Kriminal Daire Başkanı emekli albay Burhanettin Cihangiroğlu, Hüseyin Bülent Üner ve Kemal Pelit ise tutuksuz şüpheli sıfatıyla geçiyor.

Tüm şüphelilerin "gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma" ve "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlarından 8,5 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edilen iddianame, Başsavcıvekili İsmail Uçar'ın onayının ardından, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

Mahkeme heyetinin, 15 gün içerisinde iddianamenin kabulü veya reddi yönünde bir karar vermesi bekleniyor. İddianamenin kabulü halinde şüpheliler hakim karşısına çıkacak.

Bu arada, emekli Albay Cihangiroğlu'nun MİT tırlarının durdurulması davasında bir süre tutuklu kaldığı belirtildi.

"BELGE HİÇBİR ASKERİ YAZIM BİÇİMİNE UYMUYOR"

İddianamede, Genelkurmay Başkanlığının da aynı yönde suç duyurusunda bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı bildirildi.

"En çok yargı hizmeti veren kurumlara sızdılar"

Ergenekon davası ve bu davanın sanığı müştekilere atfedilen eylemlerin sıralandığı iddianamede, diğer FETÖ/PDY iddianamelerinde olduğu gibi, örgütün kuruluşu, örgütlenme şekli, özellikleri, yapısı, yasa dışı faaliyetleri, amacı ve 15 Temmuz darbe kalkışması anlatıldı.

İrticayla Mücadele Eylem Planı isimli belge üzerinde, müşteki Dursun Çiçek tarafından atıldığı iddia edilen imzayla ilgili rapor düzenleyen Adli Tıp Kurumu, Polis Kriminal Laboratuvarı ve Jandarma Kriminal Laboratuvarında görevli 18 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alınan müşteki ifadelerine yer verilen iddianamede, söz konusu belge üzerinde yapılan imza incelemeleri de detaylandırıldı.

FETÖ/PDY'nin, aslında gerçekleşen soruşturmalarda ortaya çıkarılabilenden çok daha yoğun şekilde devletin tüm kurum ve kuruluşlarına sızdığı, örgütün yapısı ve amaçları doğrultusunda en çok da yargı hizmeti veren kurumlar ile bu kurumlara bilirkişilik yapan Adli Tıp, TÜBİTAK ve kriminal daireler gibi devlet kurumlarına yerleşildiğine dikkati çekilen iddianamede, soruşturma konusu İrtica ile Mücadele Eylem Planı belgesiyle ilgili şu ifadelere yer verildi:

"Dosyadaki bilgi ve belgelere göre İrtica ile Mücadele Eylem Planı belgesinin Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine müteakip, mevzuata uygun olmayan şekilde ele alındığı ve görev taksimatının yapıldığı, istenilen yönde rapor tanziminin sağlanması için şartları uymayan adli tıp uzmanlarının görevlendirildiği, belge ile ilgili kararın kuruma geldiği gün oy çokluğu ile çıkarıldığı, muhalif kalan üyelerin kurumdan uzaklaştırıldığı, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığınca ve Emniyet Kriminal Laboratuvarınca verilen raporlarda, bilimsel gerçeklikten uzak davranıldığı, belge incelemesi yapan uzmanların üzerinde baskı oluşturulduğu, belgenin fluaj incelemesinin yapılmadığı, tüm raporlarda imzanın tersimi basit, taklidi kolay olduğu belirtilmesine ve hatta işin ehli olmayanlar tarafından dahi basitçe taklit edilebilecek nitelikte olmasına rağmen, imzanın müştekiye ait olduğunun kabulü gerektiği hususunda maddi delilleri gösterilmeksizin kanaat bildirildiği, müştekiler Dursun Çiçek ve Serdar Öztürk'ün verilen bu raporlar doğrultusunda tutuklandığı, bu plan konu edilerek Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un da soruşturmaya dahil edildiği, tutuklandığı ve hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır."

Doğrudan Zekeriya Öz'e gönderilen belge aslı

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı görevlisi şüpheliler Haluk Cengiz İnce, Bülent Üner, İsmail Çakır, Lokman Başer, Mehmet Akın, Bülent Özata, Eyüp Kandemir ve Gürol Berber'in eylemlerinin anlatıldığı iddianamede, Genelkurmay Askeri Savcılığının ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ayrı ayrı talepleri sonrasında, belgenin fotokopisi üzerinden İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Belge İncelemesi Şubesince iki ayrı inceleme yapıldığı, 18 Haziran 2009 ve 2 Temmuz 2009 tarihli iki raporda, "inceleme konusu imzanın Dursun Çiçek'in eli ürünü olduğu ya da olmadığı hususunda bir tespite gidilemediği" şeklinde değerlendirme yapıldığı ve bu raporlarda, Adli Tıp uzmanları Çetin Seçkin, Tuncay Çınar ve Lokman Başer'in imzalarının bulunduğunun tespit edildiği aktarıldı.

İddianamede, soruşturma devam ederken, İrtica ile Mücadele Eylem Planı isimli belgenin aslının açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemeyen Serkan Çakır isimli şahıs tarafından, mektup ekinde ve posta yoluyla doğrudan soruşturma savcısı Zekeriya Öz'e gönderildiği ve bu aşamadan sonra söz konusu belgeyle ilgili yeni bilirkişi raporları alındığının görüldüğü kaydedildi.

Şüpheliler Bülent Üner, İsmail Çakır, Gürol Berber, Mehmet Akın, Ahmet Bülent Özata ve Eyüp Kandemir'in Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinde 2009 yılının Temmuz ayından sonra kısa aralıklarla görevlendirildikleri, bu görevlendirmeler yapılmadan önce Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca verilen 18 Haziran 2009 ve 2 Temmuz 2009 tarihli raporlarda, "belgedeki imzanın Dursun Çiçek'in eli ürünü olup olmadığına ilişkin kanaat verilemeyeceğine" dair raporlar verildiği hatırlatılan iddianamede, bu raporlarda imzası bulunan şüphelilerden Lokman Başer'in genişletilmiş heyet tarafından verilen 4 Şubat 2010 tarihli raporda görüşünü değiştirdiği, şüpheli Mehmet Akın'ın Fizik İhtisas Dairesinde görevlendirildikten üç gün sonra, 19 Ekim 2009 tarihli raporda görev aldığı ve "belgedeki imzanın Dursun Çiçek'in eli ürünü olduğunun kabulünün gerektiği" şeklinde mütalaa verdiğinin anlaşıldığı dile getirildi.

7 kişi yerine 11 kişiden oluşturulan heyet

Yine aynı dairede 24 Eylül 2009'da görevlendirilen şüpheli Bülent Üner'in de 19 Ekim 2009 tarihli raporda aynı yönde mütalaada bulunduğuna dikkati çekilen iddianamede, Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 23. maddesinde, "Bilirkişi raporları arasında çelişki olması durumunda ilgili ihtisas dairesi en az yedi uzmanın katılımıyla rapor hazırlar." şeklinde düzenleme bulunduğu, yedi uzmandan oluşan heyet tarafından rapor tanzim edilmesi mümkünken Fizik İhtisas Dairesinin 4 Şubat 2010 tarihli raporunu düzenleyen genişletilmiş heyetin 11 kişiden oluşturulduğu bilgisi verildi.

Heyet oluşturulurken, kısa bir süre önce Fizik İhtisas Dairesinde görevlendirilen, adli belge inceleme konusunda yeterli eğitimi almayan ve uzmanlık alanları farklı olan şüphelilerin heyete dahil edildiklerinin tespit edildiği aktarılan iddianamede, şöyle devam edildi:

"Bununla birlikte raporda muhalefet şerhi koyan adli tıp uzmanları Tuncay Çınar'ın 21 Temmuz 1999, Hasan Karasu'nun 30 Ekim 1995, Uğur Günaydın'ın 5 Kasım 2002 ve Kağan Gürpınar'ın da 3 Kasım 2002'den itibaren Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinde görevlendirildikleri, mesleki açıdan uzun yıllardır aynı dairede görev yapan adli belge inceleme uzmanları olmaları nedeniyle bu anlamda mesleki tecrübelerinin yeterli olduğu halde belgenin aslının gönderilmesine müteakip İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 16 Ekim 2009 tarihli yazıyla talep edilen ilk imza incelemesinde görevlendirilmedikleri, şüpheli Lokman Başer ile Fizik İhtisas Dairesinde kısa bir süre önce görevlendirilen şüpheliler Bülent Üner ve Mehmet Akın tarafından rapor tanzim edildiği anlaşılmaktadır."

Şüphelilerin İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği savunmaların da yer bulduğu iddianamede, eski Adli Tıp Kurumu Başkanı Cengiz Haluk İnce'nin, 4 Ağustos 2016'da İstanbul TEM'e verdiği ifadeyle, yurt dışına kaçtığı tespit edilen dönemin özel yetkili cumhuriyet savcısı Zekeriya Öz'ün, soruşturma konusu dönemde İrtica ile Mücadele Eylem Raporu'nu kuryeyle Adli Tıp Kurumuna getirdiği yönünde beyanda bulunduğu anlaşıldı.

"Zekeriya Öz kuryeyle beraber geldi"

İnce'nin, "4 Haziran 2013'e kadar Adli Tıp Kurumu Başkanlığı yaptığı, çok sık olmamakla beraber çok önemli evrakların kuryeyle geldiği ve evrakı gönderen cumhuriyet savcısının bununla ilgili hassasiyet istediği" yönünde beyanda bulunduğu aktarılan iddianamede, İnce'nin soruşturma konusu belgeyle ilgili şu ifadesine yer verildi:

"Bahsedilen belge Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından kurye bir astsubay ile kurumumuza gönderildi. Belgeyle ilgili askeri savcı olduğunu bildiren, ismini hatırlayamadığım bir savcımız telefonla, bu belgenin incelenmesi konusunda olabildiğince yüksek hassasiyet ve hızlı dosya yazımı konusunda destek istedi. Ben kurye astsubayımızla beraber gelen evrak birim sorumlusu Kerem Bey'i genel kayıt birimine gönderdim. Bu arada Fizik İhtisas Dairesinin o zamanki başkanı Çetin Seçkin'i aradım. Kısaca konuyu aktardıktan sonra bir heyet oluşturmasını söyledim. Bu 3 kişilik bir heyet olacaktı. Heyetteki kişilerin ikisi Adli Tıp Uygulama Yönetmeliğince belirlendi. (Çetin Seçkin ve Tuncay Çınar) Üçüncüsünü de Çetin Seçkin, konu hakkında en deneyimli uzman olarak değerlendirdiği Lokman Başer'i getirdi. Bu 3 kişi ve Kerem Bey, kurye astsubay huzurunda dosya açıldı. İçindekiler tutanak altına alındı. Dosyanın raportörü Lokman Bey'e teslim edilerek, inceleme süreci başlatıldı. Ben o tutanakta dosya sayfa sayısını, içeride neler olduğuyla ilgili hiç bir şey şu anda hatırlamıyorum. Dosyanın teknik incelemesi aşamasında hiçbir şekilde müdahil olmadım. Adli Tıp Uygulama Yönetmeliği'ne göre müdahil olmam da mümkün değil. Ayrıca bahse konu belgeyi merak etmedim. Üzerine düştüğüm bir konu da değildi.

Zekeriya Öz, belgenin ikinci ve üçüncü incelemesinde kuryeyle beraber geldi. Benim odamda oturdu. Odada sadece ben, ilgili dönemin savcısı ve başkan yardımcısı Yüksel Aydın Yazıcı ve 1. Hukuk Müşaviri Emin Akbaşoğlu vardı. Askeri savcılıkla ilgili yaptığımız prosedürün aynısını ona da yaptık. Dosyayı gelen evraka kaydettirdikten sonra Fizik İhtisas Birimine teslim ettik. Dosya ile ilgili, ilgili ihtisas dairesinden hiçbir uzmanla benim odamda benim bilgim dahilinde görüşme yapılmamıştır. Adli Tıp Kurumu Başkanı'nın makamına gelen bir cumhuriyet savcısına gösterilecek nezaket gösterilmiş, aynı şekilde de uğurlanmıştır. Bunun dışında bahsedilen habere konu olan olaylarla ilgili bilgim ve dahilim yoktur."

"Kanaat bildirirken çok rahat değildim"

İddianamede, şüphelilerden eski İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Ses ve Görüntü İnceleme Şube Müdür Vekili Bülent Özata'nın da "imza incelemesi öncesi herhangi bir baskı görmediği, ancak daha sonra psikolojik rahatsızlık duymaya başladığı" yönündeki beyanları aktarıldı.

İddianamede, Özata'nın şu ifadeleri yer buldu:

"Geçmişe dönüp bakıldığında sanki o yönde bir karar çıkartılması yönünde bir kurgulanma yapılmış gibi bir intibaya insan kapılıyor. Tam olarak da nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum. Ben bu belgenin kuruma getiriliş usulünü de doğru bulmuyorum. Savcı Zekeriya Öz tarafından elden getirildiğini basından duydum. Kanaati bildirirken çok rahat değildim. Sebebi belgenin kasada muhafaza edilmiş olması, kurul olarak toplanılması, hassas olduğunun başlangıçta söylenmesi ve belgenin gelişinde usule uygun olmayan şeylerin de olması beni kanaatimi bildirirken tedirgin ettiğinden dolayı ayrıca bu şerhi düşme gereği duydum."

iddianamede, dönemin İstanbul Polis Kriminal Laboratuvarı görevlisi şüpheliler Kemal Pelit, Hakan Kaymak, Savaş Uğurlu ve Ahmet Mesut Mudu'nun suça konu eylemlerine yer verildi.

Kriminal Polis Laboratuvarının 20 Haziran 2009 tarihli raporunda, İrticayla Mücadele Eylem Planı isimli belgenin incelemesi sonucunda, "Belirlenen bulgulara atfen söz konusu belgenin 4. sayfasında Dursun Çiçek Dr. Dz. P. Kur. Kd. Albay ismi üzerindeki imzanın Dursun Çiçek'in eli mahsulü olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor tanzim edildiği belirtilen iddianamede, söz konusu incelemenin, belgenin fotokopisi üzerinden yapıldığı ve daha önce müşteki Çiçek tarafından çeşitli kurum kuruluşlara, banka ve GSM operatörleri gibi yerlere ibraz edilen toplam 43 imzasının bulunduğu belgelerin mukayeseye konu edildiği ifade edildi.

"Bilimsel gerçeklikten uzak rapor verildi"

Raporda, "Tetkik konusu belgenin fotokopi makinesi/bilgisayar yazıcısı vasıtasıyla husule getirildiği müşahede edilmiştir. Bu tür belgeler üzerindeki imza/imzaların grafolojik tanı unsurlarının tamamını belirlemek mümkün olmadığı gibi, montaj ve ilave gibi yöntemlerle yapılması muhtemel tahrifat türleri de her zaman belirlenemeyebilir." şeklinde değerlendirme yapıldığı kaydedilen iddianamede, daha sonra, hiç bir şart belirtmeksizin, "Kaligrafik, grafolojik özellikler yönünden uygunluk, benzerlikler bulunduğu müşahede edilmiştir. Mevcut imzanın Dursun Çiçek eli mahsulü olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde ibareyle bilimsel gerçeklikten uzak, adli belge incelemesinin teorik prensiplerine ve bilimsel kriterlerine uygun bulunmayan şekilde rapor verildiğinin anlaşıldığı vurgulandı.

Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı raporları

İddianamede, dönemin Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı görevlisi şüpheliler Burhanettin Cihangiroğlu, Salih Sala, Ali Arabacı, Nazmiye Aktaş, Özlem Karslı ve Kemal Çakır'ın suça konu eylemleri ile savunmaları anlatıldı.

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının 16 Şubat 2010 tarihli yazısına istinaden Jandarma Kriminal Daire Başkanlığının 23 Şubat 2010'da hazırladığı uzmanlık raporunda, söz konusu belgedeki imza ile Dursun Çiçek'in mukayese imzaları arasında karşılaştırma yapıldığı belirtilen iddianamede, raporda, "İmzaların genel şekli ve işleklik derecesi, başlangıç hareketi, dairesel dönüş hareketleri ve imzalar içerisindeki buklesel el hareketlerinin yapılışı, çizgisel hareketlerin birbirlerine göre konumu ve oranı, meyil istikamet pozisyonu ve açısal özelliği, bitim hareketlerinin yapılışı gibi özellikler yönünden benzerlikler görülmüş olup, inceleme konusu belgenin 4. sayfasında Dursun Çiçek adına atfen atılı bulanan söz konusu imzanın Dursun Çiçek eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde tespitte bulunduğu aktarıldı.

El kaldırma hareketi olmayan imzaların mukayeseye esas alındığı, 58 mukayese imzadan bir veya ikisinin benzerlik gösterdiğinin bildirildiği belirtilen iddianamede, buna rağmen raporda, "Mevcut imzanın Dursun Çiçek eli mahsulü olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde bilimsel gerçeklikten uzak, adli belge incelemesinin teorik prensiplerine ve bilimsel kriterlerine uygun bulunmayan şekilde rapor verildiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

Cihangiroğlu, Dursun Çiçek'i suçladı

İddianamede, MİT tırlarının durdurulması davası kapsamında bir süre tutuklu kalan şüphelilerden dönemin Jandarma Kriminal Daire Başkanı emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu'nun, 4 Ağustos'ta İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne (TEM) "Söz konusunun belgenin, laboratuvarlarına incelenmek üzere gönderildiği dönemde Jandarma Kriminal Daire Başkanı olarak görev yaptığı, rapor vermediği, rapor veren, delil inceleyen, rapor imzalayan bir pozisyonda değil, üst yönetici olduğu" şeklinde bilgi verdiği belirtildi.

İddianamede, Cihangiroğlu'nun müşteki Dursun Çiçek'e yönelik, eleştirel sözler kullandığı şu beyanı dikkati çekti:

"Savcılık tarafından alınan rapor, bizim Jandarma Kriminal Laboratuvarının verdiği raporun doğru ve bilimsel düzenlendiğini teyit etmektedir. Özellikle belirtmek istiyorum ki, imzanın sahibi olduğu iddia edilen şahıs çok uzun zamandır yazılı ve görsel medyada sanki Ergenekon, Balyoz ve casusluk davası kapsamındaki deliller, Jandarma Kriminal Laboratuvarında incelenmiş ve yalan yanlış raporlar verilmiş algısı yaratarak ıslak imza ile ilgili kurumum tarafından verilen ve bugüne kadar aksi yönde tek bir resmi bilirkişi kurumunda rapor alınamayan, bilimsel değeri yüksek raporu itibarsızlaştırma gayreti içerisine girmiştir. Halbuki Ergenekon, Balyoz, casusluk gibi davalarda laboratuvarlarımıza hemen hemen hiç bir delil incelenmek üzere gönderilmemiştir. Savcılığınız tarafından alınan en son bilirkişi raporunu gördüğünde bu telaşını daha iyi anlıyorum. Zira bu raporda imzanın zayıf ihtimal derecesinde Dursun Çiçek'in eli ürünü olabileceği yönündedir. Savcılığınızca alınan bu rapor, jandarma kriminal laboratuvarı tarafından verilen raporun ne kadar doğru ve bilimsel olduğunun bir ispatıdır. Bu rapor üzerine asıl soruşturmanın Dursun Çiçek hakkında yapılması gerekirken raporu düzenleyen jandarma laboratuvar uzmanları ve yönetici hakkında olması oldukça manidardır.

Rapor, Genelkurmay Başkanlığın talimatı ile başlatılan, askeri savcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında kurumumuz tarafından verilen bir rapordur. Bu süreçte kimseden talimat alınmamıştır. Kimseye de talimat verilmemiştir."

"Salih Sala beni yoğun baskı altında tuttu"

Şüphelilerden Özlem Karslı'nın da savcılığa verdiği ifade şöyle:

"Ben belgeyi incelediğimde tespitim, 'söz konusu imzanın, basit tersimli, yani taklidi kolay nitelikte olması ve ayrıca fluaj izinin de belli belirsiz olması sebepleriyle müspet ya da menfi kanaat bildirmenin mümkün olmayacağı' şeklindeydi. Ancak şube müdürü Salih Sala, yarım gün boyunca tespit edilen benzerliklere rağmen bu şekilde kanaat bildirmemin yanlış olduğu yönünde beni yoğun bir baskı altında tuttu."

İddianamede, Karslı'nın, "rapor hazırlama sürecinde artan baskılar nedeniyle psikolojisinin bozulduğu" yönündeki beyanda bulunduğu kaydedildi.

Karslı'nın, "Salih Sala'nın kurumdan ayrılmaması için kendisini tehdit ettiği ve 2011 yılında dava açarak kurumdan ayrıldığı" ifadesi de bulunan iddianamede, Karslı'nın, "Yaklaşık 6 yıldır bu belge ile ilgili haberleri basın ve yayın organlarından takip etmekteyim. İlk belge incelemesi yapıldığında da endişeye kapılmıştım. Kesinlikle bir talimatla veya bir örgütün yönlendirmesi ile hareket etmedim. Söz konusu yapı ile hiçbir organik bağım olmamıştır." dediği aktarıldı.

İddianamede, şüphelilerden Kemal Çakır'ın "İnceleme formunda belirttiğim kanaati değiştirmem yönünde Salih Sala'dan talimat aldım. Üzerini çizmek ve paraflamak sureti ile değiştirdim. Ancak kısa bir süre sonra kendisi bana bunun uygun olmadığını, formu yeniden düzenlemem gerektiğini emretti. Eski formu kendisi imha etti. Ben de yeni formu kuvvetle muhtemel el ürünü olduğu şekli ile düzenleyerek kendisine verdim. Salih Sala'nın hem bu emrini hem illaki bir kanaat bildirmemiz gerektiği konusundaki ısrarını teknik olarak mı istediğini yoksa bir amaca hizmet edip etmediği bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunduğu belirtilerek, Çakır'ın da Sala tarafından tehdit edildiği ifadesini kullandığı iletildi.

"Dursun Çiçek'in yaşadığı süreç için üzgünüm"

Şüpheli Çakır'ın, "Sayın Dursun Çiçek'in yaşadığı süreç için üzgünüm. Ancak şahsi fikrimdir bu imza çalışma arkadaşları ya da ona yakın birileri tarafından yoğunluğundan ve dalgınlığından faydalanılarak bir şekilde attırılmış olabilir. Eğer bir kumpas varsa kumpası bu imzayı attıran kişi kurmuştur diyebilirim. Çünkü yaptığı görev itibarıyla ve bulunduğu rütbe olarak böyle bir belgenin hazırlanmasını onaylayacağını düşünmüyorum. Söz konusu belge TSK yazım kurallarına hiçbir şekilde uymamaktadır." şeklinde beyanına da yer verilen iddianamede, süreçle ilgili hukuki değerlendirme de yapıldı.

Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında, İrtica ile Mücadele Eylem Planı isimli belgeye ayrı bir önem atfedildiği, belgeyle ilgili imza incelemelerinin de bu soruşturma makamları ve ilgili adli kolluk personeli tarafından yaptırıldığına dikkati çekilen iddianamede, "Bu bağlamda bilirkişilik görevini yapan Adli Tıp Kurumu ve Polis/Jandarma kriminal laboratuvarı görevlilerinin silahlı terör örgütü yapılanması içerisinde yer alarak veya bu yapı içerisinde yer almamakla birlikte yönlendirilme, baskı, ikna suretiyle söz konusu raporları tanzim ettikleri anlaşılmıştır. TCK'nın 276/1.maddesinde tanımlanan, 'gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma' suçunda; gerçeğe aykırılık, somut olayın gerçeklerine uymama veya bilimsel gerçeklere aykırı olma şeklinde ortaya çıkmaktadır." denildi.

Şüphelilerden Cengiz Haluk İnce'nin de belirttiği üzere, soruşturmayı yürüten Zekeriya Öz'ün belgenin ikinci ve üçüncü incelemelerinde, belgeyi Adli Tıp Kurumu Başkanlığına bizzat getirdiği ve kurum başkanı şüpheli Haluk İnce ile görüştüğü, bu durumun soruşturma usul ve esasları ile adli belge inceleme prensiplerine açıkça aykırılık teşkil ettiği anlatılan iddianamede, incelemeye konu belgelerin mahiyeti ile sayısı dikkate alındığında, suça konu raporlara ilişkin incelemelerin çok kısa bir sürede tamamlanarak rapor haline getirildiği ve genişletilmiş heyetle yapılan incelemede yeterli tartışma yapılmadan blok halinde görüş verildiği dile getirildi.

"2010 yılı ve sonrasında Adli Tıp Kurumunda üst seviyede kadrolaşma"

FETÖ/PDY'nin diğer tüm kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolaşmasına paralel Adli Tıp Kurumu Başkanlığında da aynı yol ve yöntemleri izlemek suretiyle kadrolaşmaya gittiği, özellikle "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" olarak bilinen belge ilgili bilirkişi incelemesi yapılan 2010 yılı ve sonrasında kurumdaki kadrolaşmanın en üst seviyeye ulaştığı vurgulanan iddianamede, örgütün özellikle bu tür incelemeleri yapan Fizik İhtisas Dairesine özel bir önem verdiği ve örgütsel açıdan kurumda istenilen kadrolaşmanın tam olarak sağlandığı anlatıldı.

İddianamede, özellikle aynı kurumda çalışan tanıklar ile gizli tanıkların beyanlarına göre, suça konu raporlarda imzası bulunan bazı şüphelilerin örgüt yapılanması ile irtibatlarının açıkça ortaya konulduğu belirtilerek, suç örgütünün yargı, emniyet yapılanması içerisindeki soruşturma birimlerinin talebi ve yönlendirmesiyle "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" isimli belgenin incelemesinin yaptırıldığı, Adli Tıp Kurumundaki örgütsel yapılanma kullanılarak amaçlanan şekilde rapor tanzim ettirildiği ifade edildi.

Şüphelilerin "gerçeğe aykırı bilirkişi raporu tanzim etme" suçunu işledikleri belirtilen iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Öte yandan anılan dönemde Adli Tıp Kurumu Başkanı olan şüpheli Cengiz Haluk İnce'nin görev yaptığı dönemde suç örgütüne ilişkin yapılanmanın Adli Tıp Kurumunda en üst seviyeye ulaştığı, aynı kurumda çalışan bir kısım personel ile gizli tanık beyanlarına göre kendisinin de bu örgütlenmenin içerisinde yer aldığı, söz konusu imza incelemeleri yapılmadan önce soruşturma savcısı ile kurumda görüştüğü, Fizik İhtisas Dairesinde belgeyi inceleyecek heyetin oluşturulmasına yönelik mevzuata uygun olmayan görevlendirmeler yaptığı, belgenin incelenmesi ve rapor verilmesi sırasında uzmanları etki altına aldığı ve heyeti yönlendirdiği, örgütün amaçladığı şekilde iki ayrı rapor tanzim edilmesini sağladığı, bu şekilde, 'gerçeğe aykırı bilirkişi raporu düzenleme' suçuna azmettiren olarak iştirak ettiği, suça konu iki ayrı rapor düzenlenmesi nedeniyle hakkında ayrıca TCK'nın 43/1 maddesinin uygulanması (zincirleme suç) gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır."

"Jandarma Kriminal'de 10 yıllık çalışmalar incelenmeli"

Raporun düzenlendiği tarihte Burhanettin Cihangiroğlu'nun Jandarma Kriminal Daire Başkanı olduğu, şüpheli Salih Sala'nın ise şube müdürü olup aynı zamanda belgeyi inceleyen ve rapor veren heyette yer aldığı aktarılan iddianamede, "Belgenin incelenmesi ve rapor düzenlenmesi sırasında, heyette yer alan diğer şüpheliler üzerinde baskı kurmaları ve kendilerini yönlendirmeleri, bir kısmının bilimsel olarak ulaştıkları kanaatleri değiştirmeleri şeklindeki eylemde bulundukları, Jandarma Kriminal Dairesindeki görev ve yetkileri gibi hususular dikkate alındığında, şüpheliler Cihangiroğlu ve Sala'nın silahlı terör örgütünün üyesi olduklarının kabulü gerekmektedir." denildi.

İddianamede, tanıklık yapan eski Ankara Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı görevlisi M.S'nin şu ifadelerine dikkati çekildi:

"Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı son derece özel ve hassas bir birimdir. Benim kanaatim, 2005-2015 yılları arasındaki buradaki çalışmaların, personel rejiminin, atamalardaki kriterlerin ve mevcut uygulamaların mutlaka incelenmesi gerektiğidir. İrtica ile Mücadele Eylem Planı isimli belge üzerindeki incelemelerin benim de duyduğum ve bana da anlatılanlara göre, usulüne uygun yapılmadığını düşünmekteyim. Ancak bu savcılıkça araştırılarak karar verilmesi gereken bir konudur."

Paralel yapı-30 Aralık (2016) 'İstanbul Ergenekon'da Islak İmza Kumpası 18 sanık' davası
Paralel yapı-Ergenekon davasında kumpas
Paralel yapı-Ergenekon

(31 Aralık 2016, 19:56)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=9268    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Tuskon Fetö İşadamları davası

05.09.2020 12:00 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, kapatılan TUSKON'un başkanı Rızanur Meral ve genel sekreteri Mustafa Muhammet Günay'ın da aralarında bulund..
Tamamı 5.9.2020

Darbede Alçak Uçuş'a Müebbet

15.08.2020 11:26 Balıkesir'de, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Balıkesir 9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığından havalanan F-16 ile İstanbul üzerinde alçak uçuş yapan eski pilot üsteğmen Aykut Yüce'ye müebbet hapis cezası veri..
Tamamı 15.8.2020

Darbenin Kıbrıs Ayağına 9 Hapis

15.08.2020 11:01 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Kıbrıs'ta konuşlu Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Kolordu Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 2'si tutuklu 10 sanıklı davada karar ..
Tamamı 15.8.2020

Fetö Kriptolarına Beşinci Darbe

15.08.2020 11:49 İzmir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), mensuplarını Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) yerleştirmek için kullandığı 'avantajlı aday numarası' şifresinin çözülmesi, kripto FETÖ üyelerini deşifresinde önemli rol oyna..
Tamamı 15.8.2020

Akın Öztürk'ün Emir Subayına Hapis

15.08.2020 11:38 Ankara'da, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin kilit isimlerinden eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk'ün emir Astsubayı da Fetö'cü çıktı. Yargılandığı davada Mehmet Serdar Özdemirci, 'Fetö si..
Tamamı 15.8.2020

CHP'li Oğuz'a Hapis Gerekçesi

15.08.2020 11:30 İzmir'de, FETÖ üye olduğu iddiasıyla hakkında dava açılan ve görevden uzaklaştırılan eski Urla Belediye Başkanı İbrahim Burak Oğuz'a verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı. 6 Ağustos'taki gelişm..
Tamamı 15.8.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

15.08.2020 11:10 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılandığı davaya esasa ilişkin savunmalarla devam ..
Tamamı 15.8.2020

Pişman Darbeciye Af Skandalı

25.07.2020 13:36 Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yaramış skandal açıklamalarda bulundu. Yaramış, 'Darbe teşebbüsüne karışmış, pişman olmuş nedamet duyan kişilere de sahip çıkmamız, onları bu toplumun içine dahil etmemiz, kaza..
Tamamı 25.7.2020

Fetöcü Yavere Müebbet Hapis

25.07.2020 12:48 Muğla'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davada, Yargıtay 16...
Tamamı 25.7.2020

İzmir Casusluk Kumpasına 61 Hapis

25.07.2020 12:19 İzmir'de "askeri casusluk soruşturması"ndaki usulsüzlüklerle bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki üyeleri hakkında açılan ve 96 sanığın yargıl..
Tamamı 25.7.2020

GDO Kumpası: Baransu'ya Hapis

25.07.2020 12:26 Mersin'de, kamuoyunda Gülen örgütünün hükümete yönelik ilk yolsuzluk ve darbe kumpası olarak da nitelenen GDO kumpasını konu alan ve Mersin'de paralel örgüte yönelik açılmış en kapsamlı ilk dava sona erdi. 19 Temmuz'd..
Tamamı 25.7.2020

Fetö İmamlarına 43 Yıl Hapis

25.07.2020 13:09 Adana, Diyarbakır, İstanbul ve Kayseri'de görülen Fetö davalarında 5 sanığa 7 ile 13 yıl arası hapis cezaları verildi. O davalarda yaşanan gelişmeler illere göre şu şekilde gerçekleşti: Diyarbakır: Bölge İmamına 13..
Tamamı 25.7.2020

Darbede AK Parti İşgaline 10 Hapis

25.07.2020 12:03 İstanbul'da, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında AK Parti İstanbul İl Başkanlığının işgal girişimine ilişkin davada, yerel mahkemenin sanıklardan 10'u hakkında verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Yargıtay tar..
Tamamı 25.7.2020

Dündar'ın Villası davasında 2 Hapis

25.07.2020 11:54 İstanbul'da, MİT tırlarına ait görüntüleri yayınlaması karşılığında yurtdışına firar etme hazırlığı nedeniyle varlıklarını elden çıkarmaya çalışan Can Dündar'ın villasını fahiş fiyatla satın aldıkları öne sürülen, MİT ..
Tamamı 25.7.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

25.07.2020 11:37 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılandığı davanın görülmesine sanıkların esas hakkındaki savunmalarıyl..
Tamamı 25.7.2020

Fetö İstihbaratçısı Altaylı davası

25.07.2020 11:16 Ankara'da, eski MİT görevlisi istihbaratçı Enver Altaylı ile birlikte 4 sanığın 'FETÖ/PDY yöneticiliği', 'örgüt üyeliği', 'siyasi ve askeri casusluk' suçlamasıyla yargılandıkları davanın görülmesine devam edildi. 16 T..
Tamamı 25.7.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
45.567.370