Tam
EskidenYeniye
 

AK Parti İşgal davası başladı

Fetöcülerin başarısızlıkla sonuçlanan 15 Temmuz askeri darbe girişiminde AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binasını işgale giden 74 askerin yargılanmasına Silivri Cezaevi'nde başlandı. 6-7-8-9-10 Şubat'taki peşpeşe günlerde görülen duruşma sonunda 14 tutuklu sanıktan 10'u tahliye e dildi. Darbe girişimi sırasında, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nı işgale kalkışan 74 askerin yargılandığı davada tutuklu olarak yargılanan rütbeli 11 asker, o gece kendilerini komuta etmek için gelen Harp Akademisi Öğretim Üyesi Binbaşı Faruk Şimşek, Harp Akademisi öğrencileri Yüzbaşı Hasan Hüseyin Altınsoy ve Yüzbaşı Gökhan Güney'le yan yana oturmak istemediklerini belirterek koltuklarını ayırdı.

Önceki haber title=Sonraki haber

11.02.2017 16:02 Fetöcülerin başarısızlıkla sonuçlanan 15 Temmuz askeri darbe girişiminde AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binasını işgale giden 74 askerin yargılanmasına Silivri Cezaevi'nde başlandı.

06.02.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Silivri Ceza infaz Kurumları karşısında yapılan binadaki duruşma salonunda İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmaya 14 tutuklu, 40 tutuksuz sanık katıldı.

Davanın tek Müştekisi olan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk duruşmaya gelmedi. Külünk'ü duruşmada avukatları temsil etti. Mağdur Nuri Kayhan'da duruşmaya katıldı. Sanıkların kimlik tespitinin ardından iddianamenin okunmasıyla duruşma devam etti.

Öncelikle tutuklu sanıkların sorgusunun ardından tutuksuz sanıkların sorgulanması yapılacak.

AĞLAYARAK İFADE VERDİ

Sesli ve görüntülü kayıt yapılan duruşmada ağlayarak ifade veren tutuklu sanık Hüreyre Can Çatal, 47. Motorlu Piyade Alayı 2.Motorlu Piyade Taburu 5. Bölükte uzman onbaşı olarak görev yaptığını belirterek "KOKTOD (Kolluk Kuvvetlerini Toplumsal Olaylarda Destekleme Timi) tatbikatına çıkıyoruz' diye bizi çıkardılar. AK Parti İl Başkanlığı önüne geldiğimizi tabeladan anladım. Vatandaşlar toplandıktan sonra ne yapacağımızı şaşırdık. Korktuk. FETÖ ile bir ilgim yok. 25 yaşındayım. Ne bir karakola ne de mahkemeye düştüm. 5 aylık uzman onbaşıyım. Kanser olan babama bakmak için çalışıyorum. Ailem ve ben çok zor durumda kaldık" dedi. Darbe girişimi olduğunu olay yerinde öğrendiklerini belirten Çatal, "O sırada babam aradı. 'ne yapıyorsun' dedi. Ben de tatbikat var onun için dışarı çıktık' dedim. Babam da 'oğlum askeri darbe var. Halkla karşı karşıya gelmeyin' dedi. Darbenin ne olduğunu bile bilmiyorum. Sosyal medyayı takip etmek aklıma gelmedi" şeklinde konuştu.

"NÖBETÇİ ÇAVUŞ OLARAK MESAİYE BAŞLADIM"

Tutuklu sanıklardan İbrahim Tıraş da olay günü nöbetçi uzman çavuş olarak mesaiye başladığını anlatarak, 15 Temmuz gün alay komutanı devir teslim töreni için hazırlık yaptıklarını söyledi. Öğleden sonra törenin iptal olduğu ve kışlayı terk etmemeleri yönünde emir aldıklarını belirten Tıraş, "Kışladayken tanımadığımız ve bizim kışladan olmayan 3 rütbeli asker yanımıza geldi. İsmini daha sonra öğrendiğim Hasan Hüseyin Altınsoy olan yüzbaşı, benim bulunduğum aracın komutanıydı. Telefon numaralarımızı aldı. Kışladan çıktık. Ben araç şoförü olduğum için telefona bakamıyordum. Bir araç bizi taciz edince Yüzbaşı Altınsoy 'Ez şu şerefsizi, hep bu şerefsizler yüzünden Türkiye bu hale geldi' dedi. Daha sonra yolumuza devam ettik. Altınsoy'un emriyle biz 8 asker kendisini takip ettik" dedi. Tabeladaki yazıyı okuduktan sonra AK Parti İl Binasına geldiklerini anladığını iddia eden Traş, buranın güvenliğini sağlamakla görevlendirildiği için geldiklerini düşündüklerini öne sürdü.

"BİNBAŞI YAPTIĞIM HİÇBİR ŞEYDEN PİŞMAN DEĞİLİM DEDİ"

Traş, daha sonra ismini öğrendiği Binbaşı Faruk Şimşek'in, AK Parti İstanbul İl Başkanıyla görüşmek için binaya girdiğini belirterek "Binbaşı beni yanına çağırdı 'yukarı çıkıyoruz' dedi. Ben de takip ettim. Binbaşı, özel kalem müdürüne 'başkanla görüştürün beni' diyordu. Özel kalem müdürü de 'sizi bu şekilde alamam, silahınızı askere teslim edin, o şekilde alayım' dedi. Sonra aşağı indik. Halk kalabalıklaşmaya başladı, 'Vatan hainleri' dediklerini duydum. Daha sonra iki el silah sesi duydum. Kimin ne şekilde silahını kullandığını görmedim. Sonra polisler geldi. Bazı vatandaşlar koridor açarak güvenliğimizi sağladı. Darbeyi, Ankara'nın bombalandığını polislerden birinin telefonundan öğrendim. Otobüslerle kışlamıza döndük. Binbaşı Faruk Şimşek yanımıza gelerek tek tek elimizi sıkarak 'Ben yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim' dedi." şeklinde konuştu.

"VATANDAŞLAR SU VERDİ KORİDOR AÇTI"

Tutuklu sanıklardan Uzman Çavuş Şahin Kurt ifadesinde "Tatbikat yapılacağı konusunda talimat aldık. Akşam saat 20.00 civarı tabur komutanı Yarbay Recep Karaçam alarm verdi. Herkese ikişer şarjör mühimmat dağıtıldı. Nereye gideceğimiz söylenmedi. Araç şoförüydüm. AK Parti binasına geldiğimizde ancak görevli olduğumuz yeri öğrendim. Vatandaşın tepkisini gördükten sonra geri çekildik. Hiçbir şekilde silah kullanmadım, böyle bir emir de vermedim. Ak Parti önünde vatandaşlar toplandı, sonra da milletvekilleri Metin Külünk ve Hayati Yazıcı geldiler, bizim yüzbaşı ile telefonla konuştular. Yüzbaşı, araç temin ederlerse kışlamıza dönmeyi kabul etti. Vatandaşlar da su verdi, koridor açtı. Otobüslere binerek kışlaya döndük" dedi.

"KİMSEYE ZARAR VERMEDEN ÇEKİLDİK"

Tutuklu sanık Uzman Çavuş Reşat Ardıl, yüzbaşı Hasan Hüseyin Altunsoy'un, AK Parti İl başkanlığına vardıklarında TOMA'nın olduğu bölgedeki polislere, "Silahınız var mı gidin buradan' dedi. Aradan zaman geçtikten sonra bölük komutanı megafonla askerlere seslenerek, 'emir komuta bende, çekiliyoruz' dedi. Biz de kimseye zarar vermeden çekildik, polisler oraya geldikten sonra İstiklal marşını okuduk, Türk bayrağını salladık. Halk da bize su ikram etti" dedi.

"KOMUTANLAR EMİR VERENLER TERÖRİSTSE BEN NE YAPAYIM"

Tutuklu sanık Uzman Çavuş Feyyaz Yörük "Tatbikat var diye gittiğimiz binanın önünde halk toplanınca binbaşı 2 el havaya ateş etti. Bu arada ben de bir el havaya ateş ettim. Buradakiler, komutanlar, emir verenler teröristse ben ne yapayım? Genelkurmay'ın, Başbakanı'nın, Cumhurbaşkanı'nın darbeden haberi yoksa, ben 5 buçuk aylık uzman çavuşum. Benim nereden haberim olsun?" dedi.

Duruşma yarına ertelendi.

07.02.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

Davanın ikinci duruşması başladı. Silivri Ceza infaz Kurumları karşısında yapılan binadaki duruşma salonunda İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmaya 14 tutuklu sanık ile 31 tutuksuz sanık katıldı.

Darbe girişimi sırasında, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nı işgale kalkışan 74 askerin yargılandığı davada tutuklu olarak yargılanan rütbeli 11 asker, o gece kendilerini komuta etmek için gelen Harp Akademisi Öğretim Üyesi Binbaşı Faruk Şimşek, Harp Akademisi öğrencileri Yüzbaşı Hasan Hüseyin Altınsoy ve Yüzbaşı Gökhan Güney'le yan yana oturmak istemediklerini belirterek koltuklarını ayırdı.
 
Duruşmada, savunmasını yapan tutuklu sanıklardan uzman çavuş Fahrettin Kemal, AK Parti'ye doğru yola çıkarken bazı vatandaşların kendilerini alkışladığını ancak bir süre sonra önlerinden geçen bir minibüsten kendilerine küfür ettiklerinde bir şey anlamadıklarını anlattı.

Kemal, araç şoförü olduğu için darbe girişiminin yaşandığı saatlerde telefona bakıp sosyal medyadan bir şey öğrenme şansının olmadığını, AK Parti il binası önüne geldiklerinde nereye geldiklerini anladıklarını aktardı.

Yüzbaşıdan 'Ateş edin' emri

Emir komutanın Binbaşı Faruk Şimşek'te olduğunu ve bütün askeri personeli yönlendirdiğini dile getiren Kemal, şunları söyledi:

"AK Parti ana giriş kapısının olduğu yerdeydim. Şimşek gelip emirler verdi. 'Binanın kontrolünü biz alacağız, emniyeti sağlayacağız, kimseyi geçirmeyin.' diyordu. Bu arada vatandaşlar toplanmaya başladı. Saat 23.45 civarındaydı. Kalabalıklaşan halk bize tepki gösterip küfür ediyordu. Biz de 'Ne oluyor?' dedik. O sırada havaya iki el ateş edilince halkın tepkisi arttı. Vatandaşlardan biri, 'Burada kardeşin polis olsa ona da sıkacak mısın?' deyince ben de 'Kardeşim zaten polis. Kimseye ateş etmem.' dedim. Yüzbaşı Gökhan Güney AK Parti il binasının önünde iki el ateş etti. Halk daha çok toplanmaya ve üstümüze gelmeye başladı. Ben bunların emrini dinlemedim. Askerlerimizin şarjörleri takılıydı. Yüzbaşı Gökhan Güney, 'Kimse emrimden çıkmayacak, ateş edin.' dedi. Ben de 'Senin emrini dinlemem, askerlerime vur emri vermem.' dedim ve askerlerime 'Geri çekilin.' dedim. O arada bölük komutanımız Üsteğmen Muzaffer Dikencik, 'Emir komuta bende. Onların sözünü dinlemeyin, geri çekiliyoruz.' dedi ve geri çekildik."

Çekildikleri yerde yanında birkaç askerin olduğunu anlatan Kemal, "Ben darbeci değilim. O gün üzerimde iki şarjör mühimmat vardı. Ben darbeci olsaydım onlarca kişiyi öldürebilirdim. Askerlerimin şarjörlerini çıkarttım, 'Kimse bir şey yapmasın, bizim üzerimizde bir oyun oynanıyor.' dedim. Sonra halk bize su getirdi. Önümüze barikat kurdu. Bayrak salladık, İstiklal Marşı söyledik. Daha sonra Çevik Kuvvet ekibi geldi, biz başka yere yönlendirildik." dedi.

Kemal, olay günü 01.30 civarında polis kardeşinin kendisini aradığını belirterek, "Sizin üzerinizde bir oyun oynanıyor, teslim ol." dediğini aktararak, kendisinin de kardeşine, zaten teslim olmak istediklerini söylediğini anlattı.

Olay günü 03.30 gibi AK Parti il binası önünden ayrıldıklarını ve saat 04.30 gibi kışlaya geri döndüklerini kaydeden Kemal, pazartesi günü mesaiye başladıkları sırada gözaltına alındığını söyledi.

Mahkeme Başkanından sanık Esen'e tepki

Emir komuta zincirinin en sonunda bulunduğunu anlatan tutuklu sanık uzman erbaşlardan Arif Emre de "Benim hiçbir rütbelinin emrini sorgulama gibi bir durumum söz konusu olamaz. Kışladan çıktığımızda nereye gideceğimizi bilmiyorduk. Araç komutanıma nereye gideceğimizi sordum ama bana cevap vermedi. Araçtan indiğimizde ancak nereye geldiğimizi öğrendim." dedi.

Tatbikat için toplandıklarını sandığını öne süren Esen, "Tanımadığımız iki yüzbaşı ve bir binbaşı bize emirler veriyordu. Daha sonra AK Parti'nin binasına geldiğimizde güvenliği sağlama yönünde emirler aldık. Halk toplanıp tepki vermeye başladı. Daha sonra bir vatandaş, 'Ağabey siz askersiniz, bunlar da polis. Sizi birbirinize kırdırmaya çalışıyorlar.' dedi. Bana bina içinde bir televizyondan haberleri gösterdiler. Genelkurmay Başkanından haber alınamadığı yönünde bilgiler veriliyordu. Şaşırdım. Olayın farkına vardıktan sonra geri çekildik. Başımızdaki binbaşı, 'Hiçbir şekilde geri çekilmiyorsunuz.' yönünde emir verdi." şeklinde konuştu.

Mahkeme Başkanı Ali Öztürk'ün, "Size 'geri çekilmiyorsunuz' emrini kim verdi?" sorusuna, tutuklu sanık Esen, "Emri vereni görmedim. Üstünde hücum yeleği vardı." yanıtını verdi.

Bunun üzerine Öztürk, sesini yükselterek, "İsim ver. Üzerindeki yeleği ve rütbesini görüyorsun da kim olduğunu mu bilmiyorsun?" diye tepki gösterdi.

Sanık Uzman Çavuş Fahrettin Kemal ifadesinde, “Vatandaşın tepki göstermesi üzerine havaya iki el ateş eden Yüzbaşı Gökhan Güney, ‘Kimse emrimden çıkmayacak. Ateş edin' emri verdi. Ben de ‘Emri dinlemem, askere vur emri veremem' dedim. Askerlere geri çekilin emrini verdim... Üzerimde mühimmat da vardı. Emri dinleseydim orada 80 kişiyi öldürürdüm” dedi. Sanık Uzman Çavuş Arif Emre Esen ise, “Başımızdakiler darbeciydi. Bizim bir şeyden haberimiz yoktu. Bizi oraya kandırıp götürdüler” diye ifade verdi. Sanık Binbaşı Faruk Şimşek kendisini darbeci olmakla suçlayan Uzman Çavuş Arif Emre Esen'e, “Darbeci olduğumuza nasıl karar verdiniz” diye sordu. Arif Emre Esen, “Oraya bizleri götüren sizlersiniz. Emir komuta sizde, bizde değil. Havaya ateş ettiniz. Darbeci olduğunu oradaki vatandaşlar da söylediler” diye yanıt verdi.

Duruşmada, savunmasını yapan Yüzbaşı Hasan Hüseyin Altunsoy, Harp Akademisinde öğrenci subayı olarak görevlendirildiğini belirtti.

Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz günü Kurmay Albay Muzaffer Düzenli'nin Harp Akademisinde toplantı yaptığını anlatan Altunsoy, "Bize sürekli Güneydoğu'da, meskun mahalde terör operasyonu yapılacağı söyleniyordu. İstanbul gibi büyükşehirlerde de valilik, belediye ve AK Parti il binasına yönelik terör saldırısı yapılacağı anlatılmıştı. Hatta son zamanlarda kuvvetli istihbarat alıyorduk." diye konuştu.

Darbe girişiminin bir parçası olmadığını savunan Altunsoy, "Atatürk'ün askeriyim. Bu milletin askeriyim. Kimseye 'vur' emri vermedim. Ben ateş etmedim. Faruk Binbaşı, havaya ateş ettiğinde ise onu uyardım. Havaya ateş edilmesinden sonra, halk kızmaya başladı ve barikatlar yarıldı. Kalabalık, üzerime koşmaya başlayınca ben de binaya koştum. Tüfeğim var, bana vurmalarına rağmen kimseye ateş etmedim. Darbeyle alakam yok. Darbe girişimini cep telefonumdan öğrendim. Yanımdaki arkadaşlara 'bunun bir parçası olmayalım' dedim." diye konuştu.

Darbe maksadıyla gitmeleri halinde silsile yöntemiyle önce milletvekilini derdest edeceklerini anlatan Altunsoy, "Kesinlikle böyle bir davranışımız olmadı. Eğer olsaydı, Metin Külünk Bey'i ve İl Başkanını tutuklardık." dedi.

Altunsoy, olaydan önce kendilerine sürekli bir terör eylemi olacağı bilgisi verildiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yazılı bir emir sorgulamadık. Bizden önce emri alan kişi, Faruk Binbaşı'dır. Bizim her türlü emri sorgulayamayacağımız bilindiği ve kurmay olma ihtimalimiz de bulunduğu için geleceğimiz parlak olması dolayısıyla bu görev için seçildik. Harp Akademilerinde FETÖ'cü komutanlar var ki bugün düştüğümüz durum ortada. Ben bütün bu darbe girişimine bildiği halde katılan herkesin idam edilmesini istiyorum."

Mahkeme başkanı: "Bırak şov yapmayı"

Sanık Altunsoy, "Bu ülkede askerin hiçbir kıymeti yok. Önceki Genelkurmay Başkanı terör örgütü üyeliğinden yargılandı. Daha sonra bunun kumpas olduğu ortaya çıktı. O zaman da Türk Silahlı Kuvvetleri için 'bağırsaklar temizleniyor' manşeti atıldı. FETÖ öyle bir kumpas kuruyor ki işte buradaki vatan evlatları, böyle bir duruma düştü. Ben şunu sormak istiyorum; o gün neden hiçbir siyasetçi zarar görmedi. O gün, askerler linç edilseydi, bunun hesabını kim verecekti." diye konuştu.

Bunun üzerine araya giren Mahkeme Heyeti Başkanı Ali Öztürk, "Bu askeri araçlara siyasetçiler mi bindi? Bu bir darbe davası. İddianame kapsamında savunma yap. Bırak şov yapmayı. Gerekirse ilgilisi hakkında da dava açılır ve bu mahkeme onları da yargılar." dedi.

Sanık Altunsoy'un savunmasını tamamlamasının ardından, duruşma yarına ertelendi.

08.02.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz'daki darbe girişimine katılarak AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nı işgal eden 14'ü tutuklu 74 askerin yargılandığı davanın üçüncü duruşması başladı.

Duruşmaya, 14 tutuklu ve 37 tutuksuz sanık katıldı. Davanın tek müştekisi olan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk duruşmaya gelmedi. Külünk'ü duruşmada avukatları temsil ediyor.

İlk iki duruşmada 11 tutuklu sanık savunma yaptı.

Üçüncü duruşmada ise ifade veren tutuklu Uzman Çavuş Cem Karaaslan AK Parti İstanbul il binasına terör saldırısı yapılacağı iddiasıyla kışladan çıkarıldıklarını belirterek "Talimatı Binbaşı Faruk Şimşek'ten aldık. Vatandaşların bina önünde toplanmaya başladığında iki el silah sesini duydum. Havaya ateş eden Yüzbaşı Gökhan Güney ile Binbaşı Faruk Cebeci'ydi" dedi.

"HALKIN TEPKİSİ ARTTI"

Silah sesini duyan halkın tepkisinin daha da arttığını belirten Karaaslan, "Bazı vatandaşların 'O sıkanlar buraya gelsin' dediğini duydum. Bölük komutanımız Muzaffer Dikencik, askeri geri çekmeye çalışıyordu. Darbe girişimini yaşandığını bu sırada cep telefonundaki haberlerden öğrendim. Binbaşı Faruk şimşek, oradaki polislere hitaben 'Buranın kontrolü bizde. Silahlarınızı teslim edin' dedi. Ben bunu duyunca şaşırdım. Çünkü bize, bir terör saldırısının beklendiğini, polislerle birlikte hareket edeceğimiz söylenmişti. Bu sırada Muzaffer Üsteğmen'in, 'Emir komuta bende' dediğini askere silahlarını kullanmaması yönünde emir verdiğini duydum. Biz de askerlere bu yönde emirler verdik. Çünkü halkın bizi yanlış anlama durumu vardı. Faruk Binbaşı, komutandan telefonu gelmediğini söyleyerek "Devam devam" dedi. Ben şaşırdım. Bunu duydum bizzat. Halkın tepkisi artmaya başlamıştı. Halk, 'O sıkanlar, o subaylar buraya gelsin' diyordu. Bölük komutanımız askerleri geri çekmeye çalışıyordu. Halk toplanmıştı. Darbenin yapıldığını da bu saatlerde telefonumuza bakarak öğrendim. Saat gece 12 gibi de zaten ayrılmak için uğraşıyorduk. Muzaffer Üsteğmen, emir komutayı aldıktan ve askeri geri çekmeye başladıktan sonra hiçbir subayı orada görmedim. Biz yere oturduk. Çünkü halkın bizi yanlış anlama durumu vardı. O yüzden hem niyetimizi anlatmak için hem de kandırıldığımızı söyleyebilmek için kesinlikle halka tepki göstermiyorduk. Sayın Hayati Yazıcı'nın korumasıymış ben sonradan öğrendim. Bizi oradan çıkarmak için otobüs getireceklerini söyledi. Daha sonra bazı vatandaşlar bize su getirdi. Daha sonra oradan ayrıldık ve kışlaya döndük" şeklinde konuştu.

"SİLAHLARI TESLİM ETTİK"

Kışlaya döndükten sonra Muzaffer Üsteğmen'in askeri sıraya dizdiğini belirten sanık uzman çavuş "Silahları teslim ettik. Askerleri kontrol ettik. Bizi bu hale getirenlerin Allah belasını versin. Bu askerleri o gece betonda yatıranlara hakkımızı helal etmiyorum. Faruk Şimşek ve Muzaffer Dikencik'le aynı araçtaydım. Ben onların telefondan konuşma yaptıklarını görmedim" dedi.

Duruşmada 13 sanık ifade verdi. Tutuksuz yargılanan sanıklardan er İsmail Bozkurt "Yeni askerdim. Hiçbir komutanı tanımıyorum. Bölük Komutanı Muzaffer Dikencik "tatbikat var" dedi. Araçlara binmemiz için emir verildi. Ancak emri kimin verdiğini bilmiyorum. Araçlarla olay yerine gittik. Araçtan inince komutanımız Muzaffer Dikencik 'binanın emniyetini alın' dedi. Emniyeti aldık. Birkaç sivil ve polis vardı. Sonra kalabalık çoğaldı. Üzerimize geldiler. Üsteğmen darbe olduğunu anlayınca bizi geri çekti. Polisler neden geldiğimizi sordu. Komutanımız Muzaffer Dikencik 'size destek olmaya geldik' dedi. Sonra vatandaşlardan bayrak alıp bize verdi. İki kez İstiklal Marşı okuduk. Bir el silah sesi duydum. Ancak kimin ettiğini görmedim. Arkadaşlardan ateş emri verildiğini duydum. Ancak emri kimin verdiğini duymadım" dedi.

"BİR RÜTBELİ ATEŞ ETTİ"

Tutuksuz yargılanan sanıklardan er Ruşen Kaşçı "Tatbikat olduğu söylendi. Mühimmat dağıtarak araçlara bindirilip AK Parti binasına götürüldük. Burada insanlar kalabalıklaşınca bir rütbelinin G3 tüfek ile havaya ateş ettiğini gördüm. Boş kovanı alıp cebine koydu" dedi.

Tutuksuz yargılanan sanıklardan er Gökhan Bulut ise, " Ak Parti Binasının önünde toplanan halk barikat kurdu. Biz geri çekilmeye çalışırken, Binbaşı Faruk Şimşek bizi aşağı doğru ittiriyordu" dedi. Sanıklardan er Hasret Ali Okanlar "Teçhizatlı olarak askeri araçlara bindirildik. Binanın önüne gittikten sonra halk toplandı. Etten duvar ördüler. Yüzbaşı rütbeli bir kişinin ateş ettiğini gördüm. Sonra Bölük Komutanımızın emrine uyarak geri çekildik. Başkasının emrine uymadık. İnsanlar iyi niyetliydi. Bize su verdiler" dedi.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan tutuksuz sanık er Ali Hansu, 15 Temmuz akşamı saat 22.00'de kışla dışına çıktıklarını ve bir süre ilerledikten sonra AK Parti il binası önüne geldiklerini anlatarak, bölük komutanının kendilerine binanın güvenliğini sağlamakla görevli olduklarını söylediğini aktardı.

Hansu, daha sonra gelen vatandaşların "darbe olduğunu" söylemesi üzerine ne olduğunu anladığını savunarak, "Daha önce hiç görmediğim bir binbaşı gelerek, halka ateş edilmesi yönünde emir verdi. Uzman çavuşlar ve bölük komutanımız bize bu emre uymamamız gerektiğini söyledi." ifadelerini kullandı.

Daha sonra geri çekildiklerini anlatan Hansu, bir süre daha geçtikten sonra gelen otobüslerle kışlalarına döndüklerini söyledi.

Tutuksuz sanık er İsmail Bozkurt da AK Parti İl Başkanlığının önüne gittiklerinde kendilerine tepki gösteren vatandaşların "Siz bizim askerimizsiniz, yapmayın" dediklerini ifade ederek, geri çekildikten sonra bölük komutanı Üsteğmen Muzaffer Dikencik'in kendilerine verdiği bayrakları sallayarak İstiklal Marşı'nı söylediklerini kaydetti.

Bozkurt, kalabalık artınca zor durumda kaldıklarını dile getirerek, bu durumdan kendilerini çevik kuvvet ekiplerinin kurtardığını anlattı.

Tutuksuz sanık er Ruşen Kaşçı, AK Parti İl Başkanlığı önünde vatandaşların birikmesinin ardından başlarında bulunan uzman çavuşun kendisini ve diğer askerleri geri çektiğini söyledi.

Olay yerindeki bir subayın havaya ateş ettikten sonra yere düşen boş kovanı alarak cebine koyduğunu ifade eden Kaşçı, olayın darbe girişimi olduğunu birliklerine gelen polislerin kendilerini gözaltına almasından sonra öğrendiğini iddia etti.

Tutuksuz sanık er İsmet Kaşka da AK Parti önünde bölüklerinden kimsenin ateş etmediğini, havaya ateş edenlerin dışarıdan katılan askerler olduğunu savundu.

Duruşmada tutuksuz sanıklar Ferdi Harar, İsmail Hakkı Arslan, Sinan Polat, Sedat İpek, Gökhan Bulut, Emrah Yaşar, Hasret Ali Okanlar ve Faruk Yumuk da savunmalarını tamamladı.

Tutuklu sanıklardan Binbaşı Faruk Şimşek, Yüzbaşı Gökhan Güney'in avukatlarının mazeret bildirerek duruşmaya katılmamaları nedeniyle savunmaları alınmadı.

Duruşma sanıkların savunmalarının alınması için yarına ertelendi.

09.02.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki salonda görülen duruşmada savunmasını yapan tutuklu sanıklardan Yüzbaşı Gökhan Güney, Harp Akademilerinde "Başhoca" görevindeki Kurmay Albay Ahmet Zeki Gerehan tarafından 15 Temmuz günü görevlendirildikleri 47. Motorlu Piyade Alay Komutanlığına akşam saat 21.00'de yanında Yüzbaşı Fatih Sayar, Binbaşı Faruk Şimşek ve Yüzbaşı Hasan Hüseyin Altunsoy'la girdiklerini anlattı.

Burada alay komutanı Sadık Cebeci ile görüştüklerini dile getiren Güney, kendilerine G-3 piyade tüfeği verilerek, görevlerinin AK Parti İl Başkanlığının güvenliğini sağlamak olduğunun söylendiğini aktardı.

Orada Harp Akademilerinden gelen öğrencilerin gruplara ayrıldığını ifade eden Güney, bu kişilerin valilik, il binası, belediye gibi gidecek yerlere görevlendirildiklerini kaydetti.

Güney, Albay Cebeci'nin kendilerine bir an önce çıkmaları gerektiğini söylediğini belirterek, AK Parti İl Başkanlığı binasını bilmedikleri için cep telefonu uygulaması aracılığıyla buraya ulaştıklarını söyledi.

İl binası önüne vardıklarında binanın güvenliğini sağlamak için askerlerin görev yerlerine dağıtıldığını anlatan Güney, kısa süre sonra halkın yavaş yavaş toplanmaya başladığını bildirdi.

Orada kendilerine tepki gösteren vatandaşlara buraya emniyet için geldiklerini ve yaklaşmamaları gerektiğini söylediğini aktaran Güney, "Bir hanımefendi yanımıza geldi. Onu, 'Hanımefendi lütfen çekilin' diyerek uzaklaştırmaya çalıştım. Oraya darbe maksatlı gelen bir insan, 'hanımefendi' demez." ifadelerini kullandı.

"Halk barikatı zorlayınca, Binbaşı havaya ateş etti"

İyice kalabalıklaşan halkın, barikatları itmeye başladığını belirten Güney, "Askerler geriye doğru çekiliyor ve halk askerlerin kalkanlarını tekmeliyordu. Faruk Binbaşı'nın havaya ateş ettiğini gördüm" dedi.

Güney, halkın tepkisi üzerine neler olduğunu öğrenmek için cep telefonuna baktığını anlatarak, şöyle devam etti:

"Köprülerin kapatıldığını, Ankara'da uçakların havalandığını gördüm. Komutana yaşananları sordum o da 'askerleri hemen bir araya topla' dedi. Binbaşı Faruk Şimşek, 'arkadaşlar alay komutanıyla görüştüm ve kendisi, 'sıkı yönetimin ilan edildiğini, emir komutanın kendisinde olduğunu ve vur emri uygulanmazsa sonuçlara katlanılacağını' söyledi. Binbaşı Şimşek, daha sonra 'halka ateş etmeyeceğiz' emrini verdi ve buradan çekilmenin yoluna bakacağız' dedi."

Güney, yapılan görüşmelerin ardından gelen otobüslerle kışlaya döndüklerini dile getirerek, mühimmatları bıraktıktan sonra sabaha karşı kendi aracına binip kaldığı lojmana geçtiğini söyledi.

Daha önce savunma yapan askerlerin çoğunun kendilerini suçladığını ifade eden Güney, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Olayın darbe olduğunu öğrendikten sonra, durumu Binbaşı Şimşek'e söyledik ve buradaki askerlerin tamamının çabası ve o gece orada bulunan sağduyulu vatandaşların çabasıyla oradan çıktık. Buradaki insanların tamamı, bizimle beraber bu işi çözmeye çalıştı, savunma yapan askerlerin kendilerini kurtarmak için 'dışarıdan gelen subaylar' deyip suçu üzerimize yıkmaları da kendi vicdanlarına kalmış bir şey."

Cuma gecesi gerçekleşen darbe girişiminin ardından pazartesi günü gözaltına alındıklarını anlatan Güney, "Bunların hepsi o süre içinde iç içe yaşamış, beraber mesai yapan insanlar. Hakkımızda bu kadar yanlı ifade vermeleri, emir komuta içinde verilen ifadeler olduğunu gösteriyor. Birbirlerini koruyorlar ve dışarıdan gelen birileri olunca, bizim üzerimizde oynamaya çalışıyorlar." diye konuştu.

Mahkeme başkanından tepki

Güney, sanık avukatlarından birinin olay günü hayatın olağan akışına aykırı bir durumun olup olmadığını sorması üzerine, o gün MİT Müsteşarının, Genelkurmay Başkanıyla toplantı yaptığını söyleyerek, "Normalde doğum gününde bile personele mesaj atılıyor ama bu olayla ilgili bir şey gelmedi." dedi.

Bunun üzerine araya giren Mahkeme Heyeti Başkanı Ali Öztürk, "Adamlar Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden darbe olduğunu yazıyor, sen mesaj diyorsun. Geç bunları. İddianamedeki suçlamalara gel." ifadelerini kullandı.

Sanık Güney, kışlaya döndüklerinde buradaki sanıkların hepsine teşekkür ettiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Pişman olmadığımızı söyledim. Pişman olunacak bir şey yapmadık. Sıkıyönetim mahkemesinde yargılanmayı göze alarak, verilen vur emrine uymadık. Bu yüzden 'pişman değiliz' dedim."

"Görevlendirmeyi Gerehan yaptı"

Tutuklu sanık Binbaşı Faruk Şimşek de savunmasına, "El-Bab'da şehit olan vatan evlatlarımızı rahmetle anıyorum. Kendi askerlerine, vatandaşları vurduran hain darbecileri kınıyorum." diyerek başladı.

Kara Harp Akademisinde görevli olduğunu dile getiren Şimşek, 182 gündür tutuklu olduğunu belirterek, tutukluluk şartlarıyla ilgili yaşadığı sıkıntıları anlattı.

Şimşek, Harp Akademilerinde "Başhoca" görevindeki Kurmay Albay Ahmet Zeki Gerehan'ın kendisine, 47. Alay'da görev vererek, 15 Temmuz günü saat 21.00'de Alay Komutanlığının emrine girmesi emrini verdiğini söyledi.

Kışlaya gittiklerinde Alay Komutanı Sadık Cebeci'yle görüştüklerini bildiren Şimşek, Cebeci'nin kendisini "olası terör eylemine karşı" AK Parti'de görevlendirdiğini ileri sürdü.

Olay günü saat 23.15'te parti binası önüne geçtiklerini ifade eden Şimşek, buranın emniyetini çepeçevre sarmak için askerleri yönlendirdiğini savundu.

Şimşek, darbe kastıyla gelmiş olmaları halinde direkt binaya gireceklerini iddia ederek, "Emniyet maksadıyla geldik. Kapıdaki polislere durumu izah ettim. İstanbul'da geniş çaplı terör eylemi beklendiğini, İl binasının emniyetini almakla görevlendirildiğimizi söyledim. Ben orada bulunduğum sürece, polisle tartışma olduğunu görmedim. Böyle bir şey olsa biz merdivenler bölgesindeyken polisler bize yardım etmez, tutuklama eylemi yapardı." dedi.

Olayın bitmesinin ardından Gerehan'ı arayarak, sert bir şekilde tepki gösterip neden böyle bir görevlendirme yaptığını sorduğunu anlatan Şimşek, telefonları incelendiğinde ona küfür ettiğinin de ortaya çıkacağını söyledi.

"Ateş etmek uygun olmadı, insanlar galeyana geldi"

Sanıklardan üsteğmen Muzaffer Dikencik'le binanın girişine girdiklerini ve oradaki polislere de aynı şeyleri söylediğini aktaran Şimşek, buradaki görevlilerin de kendilerinden süre istediğini ifade etti.

Bu süre tamamlandıktan sonra ikinci kez süre istendiğinde de bir şey demediklerini savunan Şimşek, "Darbe için giden birisi, kendisinden istenen süreyi kabul etmez. Kamera kayıtlarına bakıldığında orada tartışma olmadığı görülür." diye konuştu.

Şimşek, AK Parti İl Binası'nda yetkili kimseyle görüşemeyince geri döndüklerinde halkın askerlere fiziksel saldırıda bulunduğunu gördüğünü belirterek, "Askerlerime bir şey olmaması için kendi inisiyatifimle havaya ateş ettim. Bundan hemen sonra arkamda Erol Hazıroğlu Binbaşı vardı. O da ateş etti. Fatih Yüzbaşı da ateş etti. Halktan birisi 'Ne yapıyorsunuz darbe mi yapıyorsunuz?' dedi. O anda kafamda bir şey oluşmaya başladı. Komutanlar yanıma geldi, 'ateş etmek uygun olmadı insanlar galeyana geldi' dedi. Sonra 'emrim dışında kimse ateş etmeyecek' diye bağırdım." ifadelerini kullandı.

Halkın gösterdiği tepkinin şaşkınlığıyla tekrar binanın içine gidip yetkili birisiyle görüşmek istediğini dile getiren Şimşek, kapıdaki görevlinin "Siz darbe yapıyorsunuz" demesi üzerine kendisinin de "Ne darbesi kardeşim, güvenlik için geldik" dediğini öne sürdü.

"Albay, 'gerekirse ateş edin yoksa sonuçlarına katlanın' dedi"

Faruk Şimşek, tekrar kimseyle görüşemeyince Alay Komutanı Sadık Cebeci'yi aradığını anlatarak, şöyle konuştu:

"Kendisi, sıkıyönetimin ilan edildiğini, gerekirse ateş edileceğini, aksi takdirde sonuçlara katlanılacağını sert bir şekilde ifade etti. Aldatıldığımızı, terör eyleminin yalan olduğunu o anda anlamış bulunmaktaydım. Etrafımızda toplanan insanlar arasında taşkınlık yapanlar vardı, oradaki 76 askerin elinde silahlar var, binanın etrafına dağılmışız, kontrolü de zor. Binayı boşaltmam emrediliyor, 'vur' emri verilmiş, emre itaat etmesem sıkıyönetim mahkemesinde yargılanacağım aklımdan geçti. İtaat etsem ölümler olacağını düşündüm ve kendi kendime idamla yargılanacak da olsam, 'Ordu korumakla görevli olduğu halka ateş etmez' diyerek, bu emre itaat etmemeye karar verdim."

Şimşek, bu fikrini yanındaki subaylara anlattığını ve onların da aynı düşüncede olması üzerine kışlaya dönmenin yolunu aramaya çalıştıklarını söyledi.

Geri çekilmelerinde erler dahil herkesin çabasının bulunduğunu ifade eden Şimşek, askerleri çektikleri bir bölümde barikat oluşturduklarını ve önlerinde sağduyulu vatandaşların da olası provokasyonlara karşı bir barikat kurduğunu dile getirdi.

Şimşek, halk tepki gösterdiği sırada AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ile telefonla görüştüğünü ve kendisine, "darbeci olmadıklarını, ne halka ne de askere zarar gelmeden dönmek istediklerini, halkı sakinleştirip dönmek istediklerini" anlattığını iddia ederek, Yazıcı'nın da "Halk çok fazla ateşli, şu anda onlara etki edemem" dediğini öne sürdü.

"Kaosun içine atıldığımızı anladım"

Şimşek, olayla ilgili 3 emir aldığını, bunlardan birinin 47 Alay Komutanlığında görevlendirilmesi, ikincisinin, AK Parti binasında görevlendirilmesi, üçüncünün de "Sıkıyönetim emri verildi, binayı boşalt, gerekirse ateş et, sorumluluk sende sonuçlarına katlanırsın" olduğunu anlatarak, "Bu son emri olay yerinde aldım. Uygulamadım, kaosun içine atıldığımızı anlayıp kışlaya dönmek için elimden geleni yaptım." diye konuştu.

"Eğer, AK Parti İl Binası'nda aldığım emri uygulasaydım, belki burada bazı askerler kimsesizler mezarlığına gömülecekti" diyen Şimşek, "Kaosun ortasına atılmış bir yem olarak, sağduyulu kararlar aldığımı düşünüyorum. Kararlılığımız burada sorgulanıyor. Ben oradaki en rütbeli komutandım. Askerdeki emir silsilesi herkesçe bilinir. Ben 'şarjör tak' emri verseydim, bütün askerlerin şarjörlerini takması gerekirdi. Sanıklardan sadece altı kişi benim 'ateş et' emrini verdiğimi söylüyor. Burada 74 sanık var, doğru olsaydı hepsinin bunu söylemesi gerekirdi." ifadelerini kullandı.

Sanık Şimşek, iddianamede sabaha kadar AK Parti İl Başkanlığı önünde kaldıklarının yazıldığını anlatarak, "Oysa sadece 38 dakika kaldık. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamasından çok önce, biz zaten eylemi sonlandırmış ve askerleri geri çekmiştik. İl Başkanı Selim Temurci'yle görüşmemizde askeri geri çekeceğimizi kendilerine söylemiştik. Bu durum bile darbe maksadıyla hareket etmediğimizi gösteriyor. Terör eylemi olacağı yönünde hareket ettiğimiz için bu maksatla il binasına gittik. İzmir Adliyesi'nde yaşanan terör saldırısında trafik polisi Fethi Sekin'in olaya müdahale etmesindeki şevk ve ruh neyse, şerefli bir Türk subayları olarak biz de o ruhla hareket ettik." beyanında bulundu.

Aldıkları emri sorgulamadıkları için üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılandıklarını anlatan Şimşek, "Şehit Ömer Halisdemir de yazılı emir beklemeden, aldığı emri sorgulamadı ve bir kahraman gibi şehit düştü." dedi.

Şimşek, kendisi ve ailesinin FETÖ ile herhangi bir bağlantısının olmadığını savunarak, üzerine atılı hiçbir suçlamayı kabul etmediğini söyledi.

Sanık Faruk Şimşek'in savunmasının ardından mahkeme heyeti, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına geçti.

Davanın bugünkü dördüncü duruşmasında, tutuklu yargılanan sanıkların savunması tamamlandı. Tutuksuz yargılanan 9 er bugün yapılan duruşmada ifade verdi. Tutuksuz yargılanan erler hakkındaki suçlamayı kabul etmeyerek "tatbikat var" diye araçlara bindirilerek Ak Parti İl Başkanlığı binasına götürüldüklerini söylediler.

Silivri Ceza İnfaz Kurumlarının karşısındaki mahkeme salonunda yapılan dördüncü duruşmaya, rütbeli 14 tutuklu ve 39 tutuksuz sanık er katıldı. Binbaşı Faruk Şimşek ve Yüzbaşı Gökhan Güney'in savunmasının alınmasıyla tutuklu yargılanan sanıkların savunmaları tamamlandı. Bugün ifade veren 9 er ile birlikte, toplam tutuksuz 21 askerin savunması tamamlandı. Tutuksuz yargılanan diğer sanıkların savunmalarının alınması için duruşma yarına ertelendi.

10.02.2017 GÜNKÜ DURUŞMADA YAŞANANLAR

15 Temmuz'da Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı'nı işgal eden 14'ü tutuklu 74 askerin yargılandığı davanın beşinci duruşması başladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumlarının karşısındaki mahkeme salonunda yapılan beşinci duruşmaya, 14 tutuklu ve 29 tutuksuz sanık katıldı. Davada müşteki olan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk duruşmaya gelmedi. Külünk'ün avukatları duruşmada hazır bulundu. Mağdur Nuri Kayhan duruşmaya katıldı.


Savunması yapan tutuksuz sanık er Caner Ergen, eğitim yapacağı emrinin geldiğini belirterek, "Görevlendirmeyi kimin yaptığını bilmiyorum. Kışla dışına çıktık. Nereye gideceğimizi bilmiyorduk. AK Parti il binasına geldiğimizde vatandaşlar tepki göstermişti. Tartışma yaşanmış ama ben görmedim. İki el silah sesi duydum." ifadesini kullandı.

Tutuksuz sanık er Halil Ayaz da tatbikat amaçlı mühimmat aldıklarını söyledi.

Ayaz, AK Parti İl Başkanlığı binasına gideceklerini bilmediğini ifade ederek, "Halk bize tepkiliydi. 'Buradan gidin' diyorlardı. Rütbesini hatırlayamadığım bir subayın ateş ettiğini gördüm." dedi.

Duruşmada tutuksuz yargılanan 4 er savunma yaptı. Sanık erler suçlamaları kabul etmeyerek komutanlarının emirleri doğrulusunda hareket ettikleri söylediler. Müşteki AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk adına üç avukat Külünk'ün suçtan zarar gördüğü gerekçesiyle davaya katılma talebinde bulundu.

"FETÖ/PDY İLE BAĞLANTIMIZ YOK"

Talepleri sorulan tutuklu sanıklar "FETÖ/PDY ile bir bağlantımız yok. Hiçbir terör örgütünün mensubu değiliz. Kandırılarak hain planın içine sürüklendik. Hain örgütün planını öğrenince halkın ve polislerin yardımıyla kışlaya döndük. Hakkımızdaki suçlamaları kabul etmiyoruz. Tahliyemizi talep ediyoruz" dediler.

"KOMUTANLARIMIZIN TAHLİYESİNİ İSTİYORUZ"

Talepleri sorulan tutuksuz yargılanan iki er komutanlarının tahliyesini istedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı "Kendi adına savunma yap avukatlığa mı? başladın" dedi. Diğer tutuksuz erler "Hiçbir terör örgütünün mensubu değiliz. Darbenin ne demek olduğunu bilmiyoruz. Biz vatani görevimizi yapmaya geldik. Beraatimizi talep ediyoruz" dediler.

KADIN AVUKATTAN DUYGULU SAVUNMA

Tutuklu sanıklardan Hüreyre Can Çatal ve İbrahim Tıraş'ın avukatı Elif Eylem Dedeoğlu müvekkili Çatal'ın babasının ilik ve kan kanseri olduğunu belirterek "Tahliye edilip babasına sarılmasını istiyorum. Ben buraya askerin ölüsüne sahip çıkamadık, dirisine sahip çıkmaya geldim" dedi. Avukat Dedeoğlu'nun savunma sırasında duygulanarak gözleri doldu. Bu sırada sanık yakınları izleyici sıralarından "bravo" diyerek avukatı alkışladılar. Bunun üzerine mahkeme başkanı "salonu boşaltırım" diyerek izleyicileri uyardı.

Ardından mahkeme heyeti, taleplere geçmek üzere duruşmaya ara verdi.

Savcı 8 tahliye istedi

23. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada sanık ve avukatların talepleri alındı.

Taleplere ilişkin görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Murat Yıldırım, tutuklu sanıklardan Asteğmen Berkay Demir ile uzman çavuşlar Fahrettin Kemal, Cem Karaaslan, Arif Emre Esen, Reşat Ardıl, Şahin Kurt, İbrahim Tıraş ve Hüreyre Can Çatal'ın tahliyesini talep etti. Savcı Yıldırım, diğer tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar verilmesini istedi.

Mahkeme, taleplere ilişkin kararını vermek üzere duruşmaya ara verdi.

Mahkeme heyeti, Asteğmen Berkay Demir, Astsubay Ali Aydoğan, uzman çavuşlar, Cem Karaaslan, Arif Emre Esen, Fahrettin Kemal, Feyyaz Yörük, Reşat Ardıl, Şahin Kurt, İbrahim Tıraş ve Hüreyre Can Çatal'ın tahliyesine karar verdi.

Heyet, tutuklu sanıklardan Binbaşı Faruk Şimşek, Yüzbaşı Gökhan Güney, Hasan Hüseyin Altunsoy ve üsteğmen Muzaffer Dikencik'in tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmanın Çağlayan Adliyesinde görülmesini kararlaştırdı.

İDDİANAMEDEN

İstanbul 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 1'i binbaşı, 2'si de yüzbaşı olmak üzere 14'ü tutuklu 74 asker hakkında 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 15 yıla kadar hapis isteniyor. Tutuklu yargılanan 14 askerin tamamı rütbeli. 60 er ise tutuksuz yargılanıyor.

236 sayfalık İddianamede, şüpheliler hakkında, "Anayasayı ihlal", "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçlarından 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. İddianamede, bir kısım şüpheliler hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan, diğer bazı şüpheliler hakkında ise "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak" suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

Paralel yapı-15 Temmuz (2016)-06 Aralık (2016) 'İstanbul Darbe Yap./Ak Parti İl Binası İşgali 74 sanık' davası

(11 Şubat 2017, 16:02)

HABERLE İLGİLİ ŞİKAYET, DÜZELTME GİBİ TALEPLERİNİZİ İLETMEK İÇİN TIKLAYIN

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:

PARALEL YAPI KONULU HABER GRUPLARINDAN KISA BİR BÖLÜM: (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)  
Paralel Yapıya yönelik hemen hemen tüm operasyonlar ve açılan davalar
Paralel yapıya açılan ve sonuçlanan davalar
Paralel yapı ve diğer kurum kuruluşlarla bağlantıları
Başbakan Erdoğan'ın paralel yapıyla ilgili açıklamaları
Paralel yapı-Abdullah Gül
Paralel yapı-Taksim Gezi Parkı olayları bağlantısı
Paralel yapı-Çeşitli davalardaki kumpaslar
Paralel yapı-Ergenekon
Paralel yapı-Behçet Oktay intiharı
Paralel yapı-Hablemitoğlu cinayeti
Paralel yapı-Üzeyir Garih cinayeti
Paralel yapı-Cevzet Soysal cinayeti
Paralel yapı-Gaffar Okkan cinayeti
Paralel yapı-Paris cinayetleri
Paralel yapı-Haydar Meriç cinayeti
Paralel yapı-15 Temmuz (2016) 'TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimine açılan davalar'
Paralel yapı-Fenerbahçe/Şike soruşturması
Paralel yapı-Ses kayıtları
Paralel yapı-Hanefi Avcı'nın cemaat iddiaları
Paralel yapı-Sabri Uzun'un cemaat iddiaları
Paralel yapı-28 Şubat süreci
Paralel yapı-Kaset olaylarıyla bağlantısı
Paralel yapı-Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov suikasti
Paralel yapı-1990 Uğur Mumcu vd. Laiklik suikastleri soruşturmasında kumpas
Paralel yapı-TSK'daki Fetö'cülerin 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile bağlantısının delilleri
Paralel yapı-15 Temmuz askeri darbe girişimindeki rollerini saptırma gayretleri
Paralel yapı-Yargılandıkları davalarda Fetö'nün terör örgütü olduğunu kabul etmeyen sanıklar
Paralel yapıya karşı devlet kurumlarının attığı adımlar
Paralel yapı-Deşifreyi ve soruşturmaları engelleme çabaları
Paralel yapı-Kamikaze tahliye girişimleri
Paralel yapı-Teslim olmayıp saklanan ya da yurtdışına firar eden şüpheliler
Paralel yapıya dair hukuki deliller
Paralel yapı mensuplarından gelen itiraflar
Paralel yapı-Suç duyuruları
Paralel yapı-Abdullah Harun
Paralel yapı-Dış ülke bağlantıları
Paralel yapı-Vatana ihanet
Paralel yapı-Misyonerlik/Dinlerarası Diyalog Bağlantıları
Paralel yapı-İslami açıdan sapkın görüşleri
Paralel yapı-Fetullah Gülen'in bedduaları
Paralel yapı-Örgüt mensuplarının intiharları
Paralel yapı konulu kitaplar
Paralel yapı konulu filmler
Paralel yapı bahanesiyle kontrgerilla yapılanmalarının gözden kaçırılma çabaları ... (TÜMÜ ve LİNKLER İÇİN TIKLAYIN)

http://www.kontrgerilla.com/mnsetgoster.asp?haber_no=9585    yazdır/print

ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Karlov suikastı davası

04.07.2020 12:44 Ankara'da, Rusya Federasyonu'nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un, o sırada görevde olmayan polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş tarafından öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ..
Tamamı 4.7.2020

Fetö Yüksek Yargısı Yargılanıyor

04.07.2020 1 7:04 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrasında görevlerinden ihraç edilen ve çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hakimler Savcılar..
Tamamı 4.7.2020

Akıncı Üssü Darbe davası

04.07.2020 13:41 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanığın yargılandığı davaya devam edildi. 16.0..
Tamamı 4.7.2020

Muhafız Alayı Darbe davası

04.07.2020 13:56 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin, aralarında eski alay komutanları Muhsin Kutsi Barış ve Muhammet Tanju Poshor'un da bulunduğ..
Tamamı 4.7.2020

Eski Başyaver Yazıcı davası

04.07.2020 15:33 Muğla'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davada, Yargıtayın b..
Tamamı 4.7.2020

İzmir Casuslukta Kumpas davası

04.07.2020 15:07 İzmir'de, 'askeri casusluk soruşturması'ndaki usulsüzlüklerle bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki üyeleri hakkında açılan ve 96 sanığın yargıl..
Tamamı 4.7.2020

Selam-Tevhid Kumpası davası

04.07.2020 13:23 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY), 'Selam Tevhid' soruşturmasında kumpas kurmasıyla ilgili binlerce kişi hakkında usulsüz dinleme kararı vermekle suçlanan 54 eski hakim ve sav..
Tamamı 4.7.2020

Kayseri Darbe davası

04.07.2020 15:11 Kayseri'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında sözde Yurtta Sulh Konseyince hazırlanan listede adı 'Kayseri sıkıyönetim komutanı' olarak geçen eski Kayseri Garnizon Komutanı..
Tamamı 4.7.2020

Darbeci Albay'a 14 yıl Hapis

04.07.2020 17:14 Kayseri'de, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında sözde 'yurtta sulh konseyi' tarafından hazırlandığı öne sürülen listede, adı, 'Giresun sıkıyönetim komutanı' olarak geçen Kayseri Jandarma Bölge Komutan..
Tamamı 4.7.2020

Kuleli ağı mahrem itiraflarda

04.07.2020 17:18 Konya'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan itirafçı 'mahrem imam', Kuleli..
Tamamı 4.7.2020

Suikast Timinin Yağma davası

04.07.2020 15:27 Muğla'da, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişiminde bulunan 37 kişi için 'nitelikli yağma' suçundan açılan dava Covid-19 salgını nedeniyle ileri bir tarih..
Tamamı 4.7.2020

ABD Görevlisi Cantürk davası

04.07.2020 14:14 İstanbul'da, ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda güvenlik biriminde çalışan Nazmi Mete Cantürk'ün eşi ve kızıyla birlikte Silahlı terör örgütü FETÖ'ye üye olma suçundan yargılandığı davaya devam edildi. 16 Haziran'da..
Tamamı 4.7.2020

Fetö İstihbaratçısı Altaylı davası

04.07.2020 12:34 Ankara'da, eski MİT görevlisi istihbaratçı Enver Altaylı ile birlikte 4 sanığın 'FETÖ/PDY yöneticiliği', 'örgüt üyeliği', 'siyasi ve askeri casusluk' suçlamasıyla yargılandıkları davanın görülmesine devam edildi. 17 H..
Tamamı 4.7.2020

Faruk Güllü'nün Hapis Gerekçesi

04.07.2020 16:54 İstanbul'da, baklavacı Faruk Güllü'ye "Fetö silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan mahkemece verilen 8 yıl 9 aylık hapis cezası hükmünün gerekçesi hazırlandı. 20 Haziran'daki gelişmeye dair edinilen bilgiye göre, ..
Tamamı 4.7.2020

Batmaz'ın Yakınlarının Fetö davası

04.07.2020 16:47 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde bulunduğu belirlenen örgütün 'sivil imamı' Kemal Batmaz'ın eşi Gonca Batmaz'ın da aralarında bulunduğu 3 sanığın yargılandığı dav..
Tamamı 4.7.2020

Ecevit Üniversitesi Fetö davası

04.07.2020 16:15 Zonguldak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin davada, Bülent Ecevit Üniversitesinde (BEÜ) görevliyken meslekten ihraç edilen 15 akademisyenin yargılanmasına devam edildi. 23 Ha..
Tamamı 4.7.2020

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
44.124.986