ATABEYLER ÇETESİ DOSYASI

Savcı: Atabeyler Çetesi hükümete karşı darbe hazırlığı içindeydi
Atabeyler Çetesi'ne yönelik operasyonu soruşturan savcılık, aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 sanık hakkında 27 yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırladı.

TCK'nın 316. maddesinden yargılanması istenen sanıklar, 'hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs için anlaşmak'la suçlanıyor. Terör ve organize suçlara bakmakla görevli Ankara cumhuriyet savcılarından Dilaver Kahveci tarafından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, Pilot Yüzbaşı Murat Eren'in 'Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasal ortamın iyi olmadığı, ülkenin yönetim biçimi olarak felakete götürüldüğü ve bir şeyler yapılması gerektiği' düşüncesinde olduğu belirtiliyor. İddianamede Eren'in bu amaçla yasadışı bir yapı kurduğu Pilot Üsteğmen Yakup Yayla ve astsubay Erkut Taş ile bazı eylemler yapma konusunda anlaştığı anlatılıyor.

Atabeyler çetesinde ele geçen kroki. Büyütmek için tıklayın.İddianamede Eren'in temas kurduğu Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş ve Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar'ın oluşuma olumlu bakarak, grup içinde yer aldıkları ifade ediliyor. İddianamede, Astsubay Taş'ın patlayıcı madde, mühimmat ve malzemeleri evinde saklamasının sakıncalı olduğu kanaatiyle bomba malzemelerini Yaman'ın babasına ait Hasanoğlan beldesindeki eve 2006 Şubat-Mart ayı içinde taşıdıklarına yer veriliyor. Yüzbaşı Eren ile Astsubay Taş'ın Ankara'da yapılan operasyonlardan şüphelenerek mühimmat ve malzemelerin yerlerini değiştirme kararı aldıkları, bu sebeple de Yunis Akkaya'nın Eryaman'da kiraladığı eve yerleştirdikleri vurgulandı. Eren'in talimatı üzerine Akkaya'nın zaman ayarlı bomba düzeneklerinde kullanılmak üzere Suat Kıy'dan tanesi 25 YTL'den 20 adet Serkinsof marka köstekli saat satın aldığı, Tolki Wolki marka 20 adet telsizi ise İstanbul'dan temin ettiği, kargo aracılığıyla Yüzbaşı Eren'e doğrudan teslim ettiğine dikkat çekiliyor.

Yunis AkkayaMurat ErenYüzbaşı Eren, Üsteğmen Yayla ve astsubaylar Taş ile Yaman'ın, Cüneyd Zapsu'nun ortağı olduğu BİM mağazalar zincirinin Ankara'daki 15 şubesine bombalı saldırı düzenlemeyi düşündükleri belirtilen iddianamede, şüphelilerin bu yerlerde keşif yaptıkları bilgisine de yer verildi. İddianamede, söz konusu eylemler için temas kurulan Gümrük Müsteşarlığı'nda görevli Mehmet Karatepe ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi'nde görevli İsmail Binici'nin, grup içinde yer almayı kabul ettikleri kaydedildi. Ayrıca Eren ve Akkaya'nın eylem düşüncelerini ilettikleri Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar ve Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş'in de grup içinde yer aldıkları ifade edildi. Eren, Taş ve Akkaya'nın, kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde bazı siyasetçiler ve gazetecilere karşı eylem yapılmasını tartıştıklarına yer verilen iddianamede, "Düşüncelerini gerçekleştirme yönünde düşünce planını aşıp eylem planına geçecek şekilde bir hazırlık içinde olmadıkları anlaşılmıştır." denildi.

Savcılık iddianamesinde şüphelilerin eylem yapma konusunda anlaşmalarının TCK'nın 220. maddesinde tanımlanan 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' kapsamı dışında olduğunun altı çizilen iddianamede, şüphelilerin suç işlemek için anlaşmalarının TCK'nın 316. maddesinde (Eski TCK'daki 146. maddenin yerine düzenlenmişti) yer aldığı belirtildi. İddianamede Murat Eren, Erkut Taş, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Yunis Akkaya'nın 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve 'izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep edildi. Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca 'ruhsatsız silah bulundurmak' ve 'silah alım satımına aracılık etmek' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası istendi. İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş'in ise 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istendi. Eylem planı ihbar mektubunda adım adım anlatılıyor Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin iki ay önce yaptığı operasyonda ortaya çıkardığı Atabeyler Çetesi'nin eylem planı, e-posta yoluyla gelen ihbar metninde adım adım anlatılıyor. 18 Mayıs 2006 Perşembe günü Emniyet Müdürlüğü haber merkezine Amasya'nın Merzifon ilçesindeki bir internet kafeden yazıldığı belirlenen ihbar mektubunda, Murat Eren liderliğindeki çete üyelerinin ilk hedefinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu olduğu anlatılıyor. (14 Temmuz 2006) (Zaman)

ATABEYLER ÇETESİNİN KRONOLOJİSİ

31.05.2006: Ankara Eryaman'da yeni bir çete ele geçirildi. Operasyonda ele geçirilen belgeler arasında Başbakan Erdoğan'ın Keçiören'deki evinin güzergah krokisinin de bulunduğu öğrenildi. Ankara Terörle Mücadele Şubesi tarafından yapılan operasyonda, 9 kişi gözaltına alındı. Operasyon yapılan evde Atabey adlı bir gruba ilişkin belge ve bilgilere ulaşıldı. Aralarında emekli askerlerin de bulunduğu 9 kişiyle beraber evde C-4 patlayıcı ve el bombalarının da ele geçirildiği öğrenildi. Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre kendilerine Atabey ismini veren gruba yönelik yapılan operasyonda, ilginç malzemeler ele geçirildi. Grubun kendine ait özel yemin metni ve flamasında evde bulunduğunu bildiren emniyet yetkilileri, "Flamada Türk bayrağı ve ondan çıkan oklarla 16 Türk cumhuriyetinin küçük bayrakları bulunuyor" dediler. Ayrıca gruba ilişkin yemin metninde "Biz Atabeyler Gerilla Grubu mensubu olarak, her zaman ve her şart altında vatanımıza ve milletimize bağlı kalacağımıza, ülkemizin ve milletimizin çıkarlarını sonuna kadar savunacağımıza ve bize emanet edilen şanlı bayrağımızı kanımızın son damlasına kadar koruyacağımıza namusumuz ve şerefimiz üzerine and içeriz" ifadelerinin bulunduğu bildirildi. Öte yandan grupla birlikte el konulan evraklarda bir defterde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Keçiören'deki evinin gidiş ve geliş güzergahlarının krokilerinin bulunduğu iddia edildi. Baskın sırasında polis ekiplerine Jandarma'nın da eşlik ettiği bildirildi. (31 Mayıs 2006) (Zaman)

01.06.2006: Cephanelikten kroki çıktı.
Ankara polisi ihbar üzerine aralarında özel harpçilerin de olduğu çeteyi ve cephanelik evi ortaya çıkardı. Çetenin ajandasında Başbakan'ın sokağının krokisi bulundu. Ankara'da üç eve baskın düzenleyen Terörle Mücadele ekipleri, Genelkurmay Başkanlığı Özel Harp Dairesi'nde görevli bir yüzbaşı bir Astsubay ile iki pilot ve bir emekli binbaşının da aralarında bulunduğu 11 kişiyi gözaltına aldı. Çete başının kod adı "Hakim". Gözaltına alınan askerlerin evlerinde bulunan ajandada Başbakan Erdoğan'ın sokağının krokisi ile Danışmanı Cüneyd Zapsu'nun sahibi olduğu BİM mağazalarının adresleri bulundu. Sağlık kontrolünden geçen askerler, Merkez Komutanlığı'nda sorguya alındı. Cephanelik evde yapılan aramada, uzaktan kumandalı 100 bomba yapılabilecek malzeme, düzeneği hazırlanmış ve patlamaya hazır C-4 tipi patlayıcı, çok sayıda el bombası ile Glock suikast tabancası ele geçirildi. Grubun kendilerine "Atabeyler" ismini taktığı ve "Şanlı bayrağımızı sonuna kadar koruyacağımıza ant içeriz" diye özel bir yemin ettiği öğrenildi.

Erdoğan'ın sokağının krokisi çetenin ajandasından çıktı
Ankara'da yapılan operasyonda Genelkurmay Özel Harp Dairesi'nde görevli bir astsubay ve bir yüzbaşı ile emekli binbaşının da aralarında bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı Söz konusu çeteye ait ortaya çıkarılan 'cephanelik evde' Başbakan Erdoğan'ın evinin sokağının krokisi ve Cüneyd Zapsu'nun BİM mağazalarının adresleri bulundu.

Sauna çetesi ve Danıştay baskınının ardından Ankara'da aralarında bordo bereli özel kuvvetler mensuplarının da bulunduğu yeni bir çete ortaya çıktı. Eryaman'da iki, Etimesgut'ta bir eve baskın düzenleyen terörle mücadele polisleri, Genelkurmay Özel Harp Dairesi'nde görevli bir astsubay, bir yüzbaşı, iki pilot ile emekli bir binbaşının da aralarında bulunduğu 11 kişiyi gözaltına aldı. Çetenin başında, "Hakim" kod adlı Yasin Y. isimli bir kişinin bulunduğu iddia ediliyor. Gözaltına alınan askerlerin evinde bulunan bir ajandada, Başbakan Erdoğan'ın Keçiören'deki evinin bulunduğu sokağın krokisinin de olduğu iddiası Ankara'yı hareketlendirdi. Kendilerine "Atabeyler" adını takan çetenin üyeleri arasında emekli askerler ve güvenlikçiler olduğu saptandı. Operasyon, Emniyete gelen bir sayfalık "vatansever" imzalı ihbar mektubu üzerine başlatıldı. İsim ve adres verilen mektupta, "Danıştay üyelerine eylemi gerçekleştiren çetenin şimdiki hedefi Cüneyd Zapsu'nun BİM mağazalarıdır" deniliyordu. Ancak, zanlıların Danıştay saldırısıyla ilgili olup olmadığı henüz tespit edilemedi. Polis, Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi savcılığından, halen görevde olan Yüzbaşı Erkut E. ve Astsubay Murat T.'ye ait evlerde patlayıcı madde olduğunu tespit ettiklerini söyleyerek arama izni istediler. Sabaha karşı evlere yapılan eş zamanlı baskınlarda aralarında Yüzbaşı Erkut E. ve Astsubay Üst Çavuş Murat T. ile iki pilot ve emekli bir binbaşının da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı. Evlerdeki operasyonda "cephanelik" sayılabilecek ölçüde yüklü miktarda patlayıcı madde bulunması, emniyet güçlerini şaşırttı. Uzaktan kumandalı 100 bomba yapabilecek malzemenin çıktığı evlerde, patlatmaya hazır 4 adet uzaktan kumandalı C-4 bomba ile Glock marka tabancalar, MKEK yapımı fişekler de ele geçirildi. Evlerde, Genelkurmay Başkanlığı'nca 11 yıl önce basılan "Ayaklanmalar ve Ayaklanmalara Karşı Koyma" isimli 'Gizli' ibareli bir eğitim kitapçığı da ele geçti. Ayrıca, Kuzey Irak'la ilgili dokümanlar, Zaho Kaymakamlığı'ndan yazılmış bir not ile Silopi Kaymakamlığı'na yazılan bir not bulundu. Operasyonda ele geçirilen ajanda da Başbakan'ın Keçiören'deki evinin bulunduğu sokağın krokisi olduğu iddia ediliyor. Ajandada Erdoğan'ın Danışmanın Zapsu'nun sahibi olduğu BİM mağazalarının adreslerinin bulunduğu da öne sürülüyor.

ŞİFRELİ HABERLEŞİYORLAR
Emniyet yetkililerinden edinilen bilgiye göre grubun kendi aralarında şifreli haberleştiği öğrenildi. Bu arada 'Atabeyler'in kendine özel yemin ve flaması olduğunu da belirledi. Grubun yemin metninde, "Biz Atabeyler Gerilla Grubu mensubu olarak, her zaman ve her şart altında vatanımıza ve milletimize bağlı kalacağımıza, ülkemizin çıkarlarını sonuna kadar savunacağımıza ve bize emanet edilen şanlı bayrağımızı kanımızın son damlasına kadar koruyacağımıza and içeriz" yazıyor.

Yeşil'in elindeki bombalar" iddiası
ANKARA'NIN Eryaman ilçesindeki eve düzenlenen 'şafak baskını'nda ortaya çıkarılan cephanelikte bulunan uzaktan kumandalı bombaların, frekans koduyla kumanda edildiği ve geride kalıntı bırakmayan plastik çerçeveye sahip olduğu ileri sürüldü. Benzer bombaların 1993 yılında öldürülen Cem Ersever'in elinde bulunduğu ve ölümünden sonra Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım'ın eline geçtiği ileri sürülmüştü. Emniyet olayla ilgili çok yönlü soruşturma sürdürüyor. (01 Haziran 2006) (Sabah)

C-4'lü çetede Başbakan'ın evinin krokisi

Ankara'da 4 eve yapılan operasyonda adı duyulmamış 'Atabey Gerilla Örgütü' ortaya çıkarıldı. 2'si asker 9 üyesi gözaltına alınan çetenin evinde Başbakan Erdoğan'ın evinin krokisi ve C-4 bomba çıktı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekiplerinin Eryaman'da bir eve yaptıkları baskında 9 kişi C-4 patlayıcı, el bombaları, bomba yapımında kullanılan malzemeler ve aralarında Glock marka tabancanın da bulunduğu çok sayıda silahla ele geçirildi. Aralarında hala görevde olan bir astsubay ile bir yüzbaşı ile bir emekli binbaşının bulunduğu bulunuduğu 9 kişi gözaltına alındı. Baskın yapılan evde Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Keçiören Subayevleri'ndeki evinin krokisi de çıktı.

4 ÇETE EVİNE EŞ ZAMANLI BASKIN
Sauna çetesi ve Danıştay saldırısının ardından Ankara, yeni bir çete operasyonu ile çalkalandı. Bir istihbaratı değerlendiren Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Pazartesi gecesi Eryaman'da 4 eve eş zamanlı baskın yaptı. Yasin Yaman'a ait olduğu belirlenen evde çok sayıda C-4 patlayıcı madde, bomba yapımında kullanılan çok sayıda malzeme ve adı duyulmamış 'Atabeyler' adlı bir örgüte ait belgeler ele geçirildi. Operasyonda 9 kişi gözaltına alındı.

AJANDADA KRİTİK KROKİLER
Atabeyler çetesinin üs olarak kullandığı tahmin edilen evde ele geçirilen bir ajandada Ankara'daki kritik noktaların harita ve krokilerine rastlandı. Ajandada Başbakan Erdoğan'ın Keçiören Subayevleri'ndeki evinin bulunduğu güzergahın krokileri dikkat çekti. İrfan Baştuğ Caddesi esas alınarak çizilen krokide Erdoğan'ın evinin bulunduğu yer bir okla çıkılarak karşısına "Cadde" ve '2.Boğuma' ifadeleri yazılmış. Cete evinde ayrıca özel görüşmelerde kullanılan iki telefona da el konuldu. Kullanılan özel telefonun PUK numaralarının '55427761- 44165273' olduğu tespit edildi. Tüm kayıtları ortaya çıkarılan telefonlarda bulunan isimlerin gözaltına alınması bekleniyor.

'Biz Atabeyler Gerilla Grubu'
Baskın yapılan evde Atabey grubunun özel yemin metni ve flamaları da bulundu Flamada Türk bayrağı ve ondan çıkan oklarla 16 Türk cumhuriyetinin küçük bayrakları bulunuyor. Grubun yemin metninde ise "Biz Atabeyler Gerilla Grubu mensubu olarak, her zaman ve her şart altında ülkemizin ve milletimizin çıkarlarını sonuna kadar savunacağımıza..." şeklinde ifadeler yeralıyor.

Gerilla örgütünün şifreli buluşma dili
Gözaltına alınan Atabey çetesi üyelerinin buluşmalarda kullanılmak üzere kendilerine özgü işaretler geliştirdikleri belirlendi. Çete mensubu 'G' ve 'B' buluştuklarında biri sağ elini cebinden çıkarıp başını kaşırsa bu "emniyet" işareti, tehlike işareti ise 'emniyet' işaretinin verilmemesi anlamına geliyor. Çete üyeleri bir buluşma ilanı verildikten sonra ancak kendi üyelerinin anlayabileceği tarzda, şifreler kullanıyorlar.

Buluşma ilanı esas
1. Mevki: Bağlar cad. Esat / Ank
2. Temas Noktası: Bağlar caddede Kızılay istikametinden Çankaya istikametine sağ kaldırımdan ilerlerken sultan kebap lokantasının önünde yüzünü caddeye dönüldüğünde ortadaki üzerinde otobüs tabelası olan iki bacaklı elektrik direğinin 1 m solunda
3. Mülakat Yeri: TN'den Horasan sokağına kadar
4. Buluşma Zamanı:
5. Saat Ayarı: TRT 1'e göre
6. Tanıma İşareti: (B) sol elinde gazete sağ eli alt cebinde
(G) Sağ elinde siyah poşet sol eli alt cebinde
7. Emniyet İşareti:
(B) Sağ elini cebinden çıkarıp kafasını kaşıyacak
(G) Sağ elindeki siyah poşeti sol eline alacak
8. Tehlike İşareti: Her iki taraf için de emniyet işareti verilmemesi

2'si asker 9 kişi gözaltında
Atabeyler Çetesi'nin mensupları Özel Kuvvetler'den yetişme muvazzaf subay ve astsubaylar ile emekli asker çıktı. Evde ele geçirlen belgelerde grup üyelerinin ikisinin özel kuvvetler komutanlığında muvazzaf subay olarak görev yaptığı beşinin de emekli astsubay olduğu belirlenirken iki kişinin meslek grubu tespit edilemedi. Kendine "Atabeyler" adını veren çetenin üyeleri olduğu gerekçesi ile Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli oldukları belirtilen Yüzbaşı M. E. ve Astsubay E. T., emekli Binbaşı F.E ile Y.A, S.M.E, S.K, M.D ve İ.B gözaltına alındı. Muvvazzaf askerler Ankara Merkez Komutanlığı'na teslim edilirken, diğerlerinin Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulaması sürüyor. Bu arada, gündüz saatlerinde sağlık kontrolünden geçirilen Murat T. ve Erkut E. adlı kişilerin kim olduklarına dair bilgi verilmedi.

ŞİFRELİ KONUŞMA ALFABESİ
Operasyonun yapıldığı evde ayrıca şifreli konuşma alfabesi ele geçirildi. Özel alfabenin Atabey Gerilla Grubu üyelerinin aralarında yaptıkları konuşma ve görüşmelerin başkaları tarafından öğrenilmemesi ve anlaşılmaması için kullandıkları ve geliştirdikleri tespit edildi.

Yine Glock'lu çete
Eryaman'da ele geçirdiği silah ve bombalar evin bir cephanelik gibi kullanıldığını gösteriyor. Operasyonda 1'i Glocak marka 2 tabanca, TNT bomba kalıbı, 3 adet hakim bombası, 4 adet Lanchester hester bombaatar, 108 adet MKE yapımı dolu fişek, işaret fişekleri, MKE yapımı boş kovanlar, 20 adet kısa 9 milimetrelik fişek ve çok sayıda boş fişek ele geçirildi.

Gül'ün resimleri de var
Çetenin yuvalandığı evde yapılan aramada ayrıca Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'na ait dökümanlar ve krokilerin yanısıra Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'e ait çok sayıda fotoğraf ve Y. Akkaya adına düzenlenmiş kartlar bulundu. Evde bulunan belgeler arasında Osmanlıca ve Acrapça dökümanlar da yer alıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Cüneyt Zapsu'nun eski sahibi olduğu BİM Marketlerin de ayrıntılı krokilendirmelerinin yapıldığı tespit edildi. (01 Haziran 2006) (Yeni Şafak)

02.06.2006: Operasyon yapılan sitede sessizlik hakim.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nin önceki gün operasyon yaptığı Atabeyler çetesinin oturduğu daire Ankara'nın en lüks semtlerinden Eryaman'da bulunuyor. Eryaman Evleri, Özgün Güneş Sitesi A-14, 48 No'lu apartman ise en hareketli günlerini yaşıyor. Polisin ve basın mensuplarının ziyaretleri apartman sakinlerini de rahatsız etti. Apartmanda oturanların hemen hiçbiri kapılarını yabancılara açmazken balkonlarda oturanlar da sorulara cevap vermiyor. Polisin operasyon yaptığı daire apartmanın ilk katında bulunuyor. Apartmanın girişindeki kapı zilleri bölümünde diğer bütün sakinlerin ismi yazmasına rağmen bu dairenin bulunduğu bölümde isim yok. Daireye ait posta kutusu da hiç açılmamış. Kutunun içini alışveriş merkezlerinin gönderdiği reklam kağıtları doldurmuş durumda. Hücre evi denilen katın pencereleri bir bezle kapalı. Sitede bazı dairelerde peyzaj çalışması yapıldığı için ev sahipleri gelip gidenlerden şüphelenmemiş. (02 Haziran 2006) (Zaman)

Atabeyler'in bombaları 'Sauna tipi' çıktı
Ankara Eryaman'da ortaya çıkarılan Atabeyler Çetesi'yle ilgili soruşturma sürüyor. Alınan bilgilere göre, operasyonda ele geçirilen C-4 plastik patlayıcılar ile TNT kalıpları Sauna Çetesi'ne ait patlayıcılarla örtüştü. Kriminal incelemeye göre, her iki çetenin patlayıcıları aynı özellikleri taşıyor. Terörle Mücadele ekiplerinin önceki gün çete evine düzenlediği baskında, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Danışmanı Cüneyd Zapsu'nun evlerinin krokisi, patlamaya hazır 4 adet uzaktan kumandalı bomba, 90 bomba yapımına yetecek patlayıcı madde, Lancer ve MKE bombaları ile 2 tabanca yakalanmıştı. Çetenin 6 üyesi, Genelkurmay Başkanlığı'nın girişimi üzerine önceki gün Ankara Merkez Komutanlığı'na teslim edildi. Özel Kuvvetler'de görevli bir yüzyaşı, bir subay ve bir astsubayın da aralarında bulunduğu bu kişilerle ilgili soruşturma Genelkurmay Savcılığı tarafından yürütülecek. Sanıkların, Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Cüneyd Zapsu'nun yanı sıra bir bakanın oğlu ile ünlü bir şovmene suikast planladıkları iddia edildi. Ancak zanlılar Merkez Komutanlığı'na teslim edilmeden önce Terörle Mücadele Şubesi'nde mülakat yapıldı. Mülakatın kameraya kaydedildiği ve Merkez Komutanlığı'na gönderildiği öğrenildi. Merkez Komutanlığı'na teslim edilen gözaltındaki askerlerin, evde bulunan plastik patlayıcılar, TNT kalıpları, silahlar, bomba düzenekleri ve krokiler için, "Bu malzemeleri senaryo gereği yaptığımız eğitim amaçlı tatbikat için bulunduruyorduk. Görevimiz gereği bu tür hayali senaryolar üretip eğitim tatbikatları gerçekleştiririz. Gerçek olmayan senaryolar üzerine kurulan eğitim tatbikatları şehir merkezlerinde (emin evlerde) gerçekleşir. Senaryo gereği biz de Eryaman'daki emin evde eğitim tatbikatı yapıyorduk. Tatbikat sonunda kroki vb. belgeleri imha etmemiz gerekiyordu. Bunu yapacağımız sırada polis baskın yaptı. Gayri Nizami Harp kursundaki hayali senaryodaki çalışma grubuna 'Atabeyler Gerillaları' kod adını verdik. Bu çalışma grubuna ait flama ve yemin de ismi gibi hayaliydi." dedikleri belirtiliyor.

Başbakan Tayip Erdoğan'a, suikast hazırlığı içindeyken cephanelikleriyle birlikte ele geçirilen Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli subaylardan oluşan Atabeyler grubunun ikinci hedefinin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül olduğu öne sürülüyor. Atabeyler grubuna ait Eryaman'daki evlerde yapılan aramalarda, Abdullah Gül'e ait çok sayıda fotoğraf ve ayrıntılı bilgi de ele geçirildi. Eryaman'daki evlerde, bombalarla birlikte, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cüneyd Zapsu'nun evlerinin krokileri ile BİM marketlerin krokileri bulunmuştu. Bordo bereli Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli bazı subaylara ait evlerde yapılan aramada ayrıca Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'na ait bazı dokümanlar ve krokilerin yanı sıra gözaltındaki Yunus Akkaya adına düzenlenmiş kartlar da bulundu.

Operasyonda, uzaktan kumandayla ve zaman ayarıyla patlatılmaya hazır 4 adet bombanın yanı sıra uzaktan kumandalı 90 bomba yapımına yetecek kadar patlayıcı ele geçirilmişti. Cephanelik evlerde Lancer bombaları, MKE bombaları ve tabancalar da ele geçirilmişti. Atabeyler çetesinin üs olarak kullandığı evde ele geçirilen bir ajandada Başbakan Erdoğan'ın Keçiören Subayevleri'ndeki konutunun bulunduğu güzergahın krokileri dikkat çekiyor. İrfan Baştuğ Caddesi esas alınarak çizilen krokide Erdoğan'ın evinin bulunduğu yer bir okla çıkılarak, karşısına "Cadde" ve '2. Boğuma' ifadeleri yer alıyor.

Ankara Terörle Mücadele Şubesi, Atabeyler operasyonunun gerçekleştirildiği önceki gün askerî lojmanlarda oturan bir astsubay ile bir subayı gözaltına almak istedi. Ancak, komutanlığın buna izin vermediği belirtiliyor. Gözaltına alınan subay ve astsubaylar Merkez Komutanlığı'na götürüldü. Atabeyler soruşturmasının asker kişilerle ilgili kısmını Genelkurmay Askeri Savcısı, sivil kişilerle ilgili bölümünü ise Ankara Ağır Ceza Cumhuriyet Savcısı Dilaver Kahveci yürütüyor. Sorguları süren Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli subayların, Sauna Çetesi soruşturmasında olduğu gibi Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde yürütülmesi bekleniyor. Soruşturma kapsamında sorgulanan zanlılar şunlar: Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli Pilot Yüzbaşı Murat Eren, Astsubay Erkut Taş, emekli Pilot Binbaşı Fırat E., Yusuf Vehbi E., Seyit Mehmet E., Yunus Akkaya, Suat K., İsmail B., Mesut T., Hakan kod adlı Yasin Yaman.

Bu arada Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Ankara Eryaman'daki operasyonla ilgili 'tahkikatın' devam ettiğini söyledi. Gönül, TBMM Adalet Komisyonu çıkışında gazetecilerin, 'Ankara Eryaman'da yapılan operasyonda, aralarında bazı askerî personelin de bulunduğu kişiler yakalandı. Size bilgi verildi mi?' sorusuna, "Tahkikat devam ediyor." karşılığını verdi. (02 Haziran 2006) (Zaman)

Krokiler, baskın tutanağında var
Danıştay 2. Dairesi'ne dönük saldırı şokunu atlatamayan Türkiye'de şimdi bir e-mail mesajı ile Eryaman'da başlayan 'Atabeyler Çetesi' şoku yaşanıyor. Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli rütbeli askerlerin de adının karıştığı soruşturmada çok sayıda uzaktan kumandalı patlayıcı ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın evinin krokileri ele geçirildi.

Atabeyler soruşturmasında ÖKK'lı askerlerin de adının karışması ilginç olaylara sebep oldu. Polis, gözaltına aldığı pilot yüzbaşı M. E. ile Astsubay E. T.'yi sorgulamak, bilgi almak istedi. Ancak Genelkurmay'ın baskısı sonucu iki subay sorgulanamadan Ankara Merkez Komutanlığı'na teslim edilmek zorunda kalındı. Dün yakalanan yüzbaşı Ömer Faruk Ç. ile Yasin Y. de yine polis tarafından sorgulanamadan inzibata teslim edildi. Gözaltına alındığı ilk saatlerde yapılan mülakatta yüzbaşı M. E'nin hayli ilginç bilgiler verdiği de belirtiliyor. Oysaki Sauna Çetesi'ne dönük Küre Soruşturması'nda böyle bir durum yaşanmamıştı. Polis, ÖKK'da görevli yüzbaşı Nuri Bozkır'ı pek bilgi alamasa da gözaltı süresince sorgulamış, bilgi almaya çalışmıştı. Adliyeye çıkarılan Nuri Bozkır daha sonra Genelkurmay'a devredilmişti. E-mail mesajı ile başlayan Atabeyler soruşturmasını cumhuriyet savcısı yürüttü. Operasyonu polis gerçekleştirdi. Ele geçirilen bombalar, düzenekler polis kriminal laboratuvarlarında inceleniyor. Gözaltına alınan siviller Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulanıyor. Ancak çete suçlamasıyla gözaltına alınan rütbeli askerler Merkez Komutanlığı'nda. Polis, soruşturmayı, zanlıların bazıları eksik olarak yürütmeye çalışıyor.

Meçhul şahıs Atabeylerden ele geçirilenlerin kopyasını sarı zarf içinde basına dağıttı
Bu arada operasyonun ardından ilginç gelişmeler yaşandı. Meçhul bazı kişiler bazı gazetecileri arayarak baskınla ve ele geçirilen dokümanlarla ilgili bilgiler vereceğini söyledi. Genelkurmay Nizamiyesi önündeki buluşmada teslim edilen sarı zarflardan operasyonla ilgili belge ve dokümanların çıktığı ifade edildi. Genelkurmay önünde verilen soruşturma dosyaları kafaları iyice karıştırırken birçok iddiayı da beraberinde getiriyor. Onca kameranın 24 saat 360 derece çalıştığı yerde bu dosyaları kimin dağıtabileceği ve bu riski kimin göze alabileceği sorusu şimdilik cevap bulamadı. Servis yapılan dosyadaki krokilerle ilgili de değişik iddialar var. Bir bakan, basında yer alan krokilerin dosyada bulunmadığını söylüyor. Araştırmalarımız krokilerin polisin soruşturma dosyasında yer aldığını gösteriyor. Ancak basın yayın organlarında yayınlanan flamalardan birinin, polisin Eryaman'da ele geçirdiği belgeler arasında bulunmaması bir başka karanlık noktayı oluşturdu. (02 Haziran 2006) (Zaman)

03.06.2006: Atabey çetesine mensup 3 asker tutuklandı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nün düzenlediği operasyon sonrasında çıkarıldıkları askeri mahkemece tutuklanan üç asker Ankara Adliyesi'ne getirildi. Ankara'da "Atabeyler Gerilla Grubu"na yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli (ÖKK) Yüzbaşı Murat E. ile yine ÖKK'da görevli astsubaylar Erkut T. ve Yasin Y., çıkarıldıkları Genelkurmay Askeri Mahkemesi Yedek Hâkimliği'nce tutuklanarak askeri cezaevine konulmuştu. Zanlılar, operasyon kapsamında ifadeleri alınmak üzere Ankara Adliyesi'ne cezaevi aracı ile birlikte getirildi. Zanlılar, askeri araçtan inzibat kontrolünde indirildiler. Zanlıların Savcı Dilaver Kahveci tarafından ifadeleri alınacak. Ankara Adliyesi'ne sabah saatlerinde Yüzbaşı Ömer Faruk Ç. de askeri inzibatlar tarafından getirilmişti. (03 Haziran 2006) (Zaman)

Atabey grubu 5 gün izlenmiş
Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nce Eryaman'da gerçekleştirilen operasyon öncesi Atabey çetesinin istihbarat ve terör birimleri tarafından beş gün boyunca izlendiği öğrenildi. Grubu operasyon öncesi beş gün boyunca izleyen güvenlik birimleri deliller tamamlanınca operasyonu gerçekleştirdi. Aşama aşama gerçekleştirilen operasyonda Emniyet görevlileri, önce apartman yöneticisi ve kapıcısına durumu anlatarak şahısları izlediklerini ve bu durumun onlara hissettirilmemesi gerektiğini söyledi. Yönetici ve site görevlisinden alınan bilgiler doğrultusunda emniyet güçleri aynı sitede ev kiralamak istediler. Çok gizli yürütülen operasyonun ilk aşamasında apartman yöneticisinin de yardımıyla aynı siteden iki ev kiralandı. Beş gün boyunca sürdürülen bu izleme ve gözleme neticesinde elde edilen veriler gözden geçirilerek operasyon için düğmeye basıldı. (03 Haziran 2006) (Yeni Şafak)

04.06.2006: Atabey çetesi operasyonunda 4 tutuklama. ''Atabeyler Grubu'' soruşturmasında Yüzbaşı Murat E., astsubaylar Yasin Y. ve Erkut T. ile işadamı Yunis A., ''ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve patlayıcı madde bulundurma'' suçlarından tutuklandılar. Ankara Adliyesine dün çıkarılan 11 kişinin sorguları tamamlandı. Tutuklanmaları istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen 7 kişinin sorgulamasını, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Kadir Kayan yaptı. Kayan, Yüzbaşı Murat E., Astsubaylar Yasin Y. ve Erkut T. ile işadamı Yunis A.'nın Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde tanımlanan'' Ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma'' ve ''Patlayıcı madde bulundurma'' suçlarından tutuklanmalarına karar verdi. Edinilen bilgiye göre, örgütün gerçekleşmeyen eylem planları tutuklama gerekçeleri arasında yer aldı. Tutuklanan kişilerin hakimlikte üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri öğrenildi. Yargıç Kayan, sivil 3 şahsı ise serbest bıraktı. (04 Haziran 2006) (Zaman)

05.06.2006: 'Atabeyler' örgüt kurmak suçundan tutuklandı. Ankara Eryaman'da ortaya çıkarılan Atabeyler çetesi için dün sabah mahkemeden tutuklama kararı çıktı. Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş ile işadamı Yunis Akkaya, TCK'nın 314. maddesinde yer alan 'ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve patlayıcı madde bulundurma' suçlarından tutuklandı. Muvazzaf askerler Mamak Askerî Cezaevi'ne, işadamı Akkaya da Sincan F Tipi Cezaevi'ne sevk edildi. Baskın yapılan cephane evde roketatarların da bulunduğu ortaya çıkarken, evin sahibi Yunis Akkaya'nın polise önemli açıklamalar yaptığı öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Akkaya, iki valiz dolusu patlayıcının operasyondan 2-2,5 ay önce Yüzbaşı Murat Eren ile Astsubay Erkut Taş tarafından evine getirildiğini söyledi. Akkaya şöyle devam etti: "Sauna operasyonundan sonra Özel Kuvvetler'de görevli subayların evinde arama yapıldığını söylediler. Yüzbaşı Eren, 'Benim evimde de arama yapılabilir endişesiyle valizleri sana teslim ediyorum, daha sonra alacağız' dedi."

Cephanelik gibi evden roketatar çıktı
Eryaman'da polisin baskın yaptığı cephane evde, anti-tank silahı roketatarların da bulunduğu ortaya çıktı. Evde ele geçirilen çok sayıdaki askerî mühimmat ve onlarca telsiz polisi bile şaşırttı. Uzmanlar, evdeki patlayıcı madde ve mühimmat ile 90 adet zaman ayarlı ya da uzaktan kumandalı patlayıcı yapılabileceğini belirtiyor. Evde telsiz ile patlatılacak düzenekli 4 adet C-4'lü patlayıcı da tespit edildi. Patlayıcıların mıknatıslı olduğu belirtiliyor. Bomba uzmanları mıknatıslı bombaların, çoğunlukla araçların altlarına yerleştirilerek patlatıldığına dikkat çekiyor. TSK'ya silah üreten MKE yapımı TNT kalıpları ve boru tipi bombalar da evde bulunan cephaneler arasında.

Atabeyler soruşturmasında Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş ile işadamı Yunis Akkaya, Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde yer alan 'ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve patlayıcı madde bulundurma' suçlarından tutuklandı. Muvazzaf askerler Mamak Askerî Cezaevi'ne gönderilirken, işadamı Akkaya, Sincan F Tipi Cezaevi'ne sevk edildi. Diğer zanlılar Yüzbaşı Ömer Faruk Ç., Suat K., İsmail B. ise mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Operasyon kapsamında gözaltına alınan üç asker, Genelkurmay Askerî Savcılığı'nca sorgulandıktan sonra askerî hakim tarafından 'askerî mühimmatı zimmete geçirmek' suçundan perşembe günü tutuklanmıştı. Askerî zanlılar, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'çete kurmak' suçundan, Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde ise 'zimmet' suçundan yargılanacak.

Suikast planını itiraf etti
Hava Pilot Yüzbaşı Murat Eren'in savcılığa ve mahkemeye verdiği ifadede, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı ve işadamı Cüneyd Zapsu, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun oğlu Murat Aksu, gazeteci Mehmet Ali Birand ve sanatçı Mehmet Ali Erbil'e suikast planladıklarını itiraf ettiği öğrenildi. Zapsu'yu, Başbakan'a aktardığı Güneydoğu politikaları ve Amerika'da söylediği 'Başbakan'ı kullanın' ifadesi sebebiyle hedef seçtiklerini açıklayan Yüzbaşı Eren, Murat Aksu'yu da medyada çıkan kirli ilişkileri sebebiyle listeye aldıklarını söyledi. Gazeteci Mehmet Ali Birand'ın yaptığı programlarda PKK'ya destek verdiğini iddia eden Eren, suikastı bu yüzden planladıklarını söyledi. Sanatçı Erbil'i ise 'toplumu yozlaştırdığı' için öldürmeyi planladıklarını anlatan Eren, diğer zanlılarla nasıl tanıştıklarını da uzun uzun anlattı. Aralarında yaptıkları sohbetlerde eylem planlarını konuştuklarını, ÖKK'da görevli astsubayın C-4 getirdiğini belirten Eren, "Önce orduya ait telsizleri kullanalım dedik. Ancak iz bırakırız düşüncesiyle basit telsizler temin ettik." diye konuştu.

Sauna'dan sonra 'evimiz aranır' korkusuna kapılan subaylar cephaneliği Eryaman'a taşımış
Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli iki astsubay, bir hava pilot yüzbaşı ve bir sivilin tutuklandığı Atabeyler çetesinin kullandığı Eryaman'daki evde çıkan mühimmatla ilgili ilginç bir bilgi ortaya çıktı. Yine ÖKK'da görevli Yüzbaşı Nuri Bozkır'ın başını çektiği Sauna operasyonundan sonra kendilerinin de evlerinin aranabileceği korkusuna kapılan Atabeyler grubu üyesi askerler, evlerindeki askeri mühimmatı Eryaman'daki Yunis Akkaya'ya ait daireye taşımış.

Atabeyler soruşturmasında tutuklanarak cezaevine konulan Yunis Akkaya, polisteki ifadesinde önemli açıklamalarda bulundu. Akkaya, "Yüzbaşı Murat Eren ile Astsubay Erkut Taş iki valiz dolusu patlayıcıyı operasyondan 2-2,5 ay önce Eryaman'daki evime getirdi. Bana valizlerin içinde askeri mühimmat olduğunu söylediler. Sauna operasyonundan sonra Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli subayların evinde arama yapıldığını ifade ettiler. Yüzbaşı Eren, 'Benim evimde de arama yapılabilir endişesiyle bunu sana teslim ediyorum, daha sonra senden alacağız.' dedi. İçlerinde ne olduğuna bakmadım. Yüzbaşı Eren benden 20 telsiz ve 20 köstekli saat almamı istedi. Köstekli saatleri Ulus'taki kuyumcu Suat Kıy'dan temin ettim. Telsizleri de İstanbul'da mağazası olan Kemal Y.'den 2 bin 500 YTL'ye aldım, Murat'a teslim ettim. Murat bunları bomba yapımında kullanacağını söyledi. Glock marka tabancayı da Astsubay Erkut Taş'tan 2 bin 800 dolara aldım. Yüzbaşı Eren telefonlarımız dinlenir endişesiyle bana, kendisine ve Astsubay Erkut'a kod isimleri verdi. Telefonda kod isimleriyle konuşmamızı istedi." diye konuştu.

Atabeyler soruşturmasında tutuklanan Başbakanlık Özürlüler İdaresi'nde görevli şube müdürü İsmail Binici ise ifadesinde şunları söyledi: "Yunis Akkaya ile 3-4 yıl önce tanıştım. İşyerine iki kez gittim. Ama Sincan'daki eve hiç gitmedim. Milliyetçi bir insanım. Kamu-Sen'e üyeyim. Yunis Akkaya'nın illegal herhangi bir işine şahit olmadım."

Soruşturmada adı geçen Suat Kıy da ifadesinde, Yunis Akkaya ile 8 yıldır tanıştığını söyleyerek, "Akkaya alkol ve eğlenceye düşkündü. Bu nedenle daha az görüşmeye başladım. Akkaya 2 ay önce benden 10 tane köstekli saat istedi. Saatleri Akkaya'nın yanında çalışan Seyit Mehmet Ertürk'e teslim ettim. 10 tane daha sipariş verdi. Onları da Ulus'ta tanıdığım bir saatçiden alarak kendisine verdim." dedi. (05 Haziran 2006) (Zaman)

Atabeyler tek örgüt değil iddiası
Başbakan’a suikast iddiasıyla gündeme gelen Atabeyler Çetesi’nin şifreleri kırılıyor. 23 saat süren sorguda Akıncılar, Göktuğlar ve Yıldırımlar şeklinde başka örgüt adları da geçti. Atabeyler Çetesi’ne yönelik operasyonda yakalanan Kara Pilot Kıdemli Yüzbaşı Murat Eren, savcıya verdiği ifadede, örgüte ait cephaneliği komutanlarından habersiz olarak kendisinin oluşturduğunu söyledi. Ankara Polisi’nin ele geçirdiği silah, patlayıcı ve bomba düzeneklerini kendisinin temin ettirdiğini ve Güneydoğu’daki operasyonlar sırasında kullanacağını iddia eden Yüzbaşı Eren’in ifadesi şöyle

ARABA ALDIK..
Yunis Akkaya ile devre arkadaşım yüzbaşı Ömer Faruk Çolakoğlu yanımda olduğu sırada tanıştım. Ailecek görüşme boyutuna gelen ilişkilerimiz oldu. İşyerlerinin açılışına katıldım. Samimiyetimiz ilerledi. Erkut Taş ile Özel Kuvvetler bünyesinde birlikte görev yapıyoruz. Yunis’ten 17 bin YTL’ye araba satın aldı.

BİM’İN BATMASINI İSTERİM
SERKİSOF: Yunis’ten köstekli saat temin edip edemeyeceğimi sordum, buluruz dedi. Bir hafta sonra 10 saat getirdi. Sonra telsiz istedim. ‘Ne yapacaksın’ diye sorduğunda ‘Güneydoğu’daki yaşlılara dağıtacağım, telsizleri de çocuklarına oyuncak olarak vereceğim’ dedim.
ZAPSU: İnternet üzerinde gelen emaillerde gördüğüm gibi BİM marketlerin PKK’ya yakın olduğunu, buralardan yapılan alışverişten elde edilen karın örgüte gittiğini okumuştum. Yunis’e BİM marketlerden alışveriş yapmamasını, bunun sonrasında bize kurşun olarak döndüğünü söylediğim doğrudur. Ben hiçbir zaman Yunis’e herhangi bir BİM marketini gidip onun plan ve krokisini çıkarmasını istemedim. Böyle bir kanaate nasıl erdiğini bilmiyorum. Hiçbir zaman BİM markete eylem yapmaktan, bombalamaktan söz etmedim. Batmasını, iflas etmesini istediğim doğrudur.

BOMBA ÇEKYATIN ALTINDA
İKİ VALİZ BOMBA: Yunis’in evindeki mühimmatı, yanımda Erkut olduğu halde 22-23 Nisan tarihlerinde bıraktık. Yanımızda Kara Pilot Üsteğmen Yakup Yayla vardı. Olaydan haberi yoktu. En emin yer olarak Yunis Akkaya’nın evi aklımıza geldi. Valizleri aldık, Yunis ile birlikte evine gittik. Valizleri kurcalama dedik. Tatbikata gideceğimi, dönüşüme kadar valizlerin kendisinde kalması gerektiğini söyledim. İçinde askeri malzeme ve mühimmat olduğunu söylemedim. Erkut Taş ve ben valizleri oturma odasındaki çek-yatın sandığına yerleştirdik, üzerini yine burada bulduğumuz elyaf yorgan ile örttük.
GENELKURMAY KİTABI: Bana sorduğunuz Ayaklanma ve Ayaklanmalara Karşı Koyma isimli gizli ibareli Genelkurmay basımı kitap bana ait değildir. Yunis Akkaya’yı söz konusu kitabı benim getirdiğim yönündeki iddiasını kabul etmiyorum. Kitabın Erkut Taş’a da ait olduğunu zannetmiyorum.
DÖKÜMAN: Yunis’in evinden elde edildiği ileri sürülen Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait eğitim faaliyetlerini gösterir görüntülerin yer aldığı CD’nin üzerinde eğer Anadolu Kartalı veya AK yazı yorsa bu CD benim evimden elde edilmiş olmalıdır. Yunis’in evinden elde edildiği ileri sürülen dokümanlar bana ait değildir. Yunis Akkaya’nın bunları evine benim götürdüğüm yönünde ki beyanını kabul etmiyorum.

PATLAYICILARI BEN SAKLADIM
Evinde elektronik parçalar ve haberleşme cihazları bulunan Astsubay Yasin Yaman, zanlıları tanımadığını, sadece Astsubay Erkut Taş’ın devre arkadaşı olduğunu bildirdi. Patlayıcı ve silahları, Taş’ın ricası üzerine babasının evinde gizlediğini kabul eden Yasin Yaman’ın ifadesi şöyle:

TANIMIYORUM: Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda Astsubay Üst Çavuş olarak görev yapmaktayım. Pilot Yüzbaşı Murat Eren’i tanımam. Yunis Akkaya isimli şahsı da tanımam.
TELSİZ DÜZENEĞİ: Evimde yapılan aramada bulunan malzemeler şahsıma aittir. Bir kısım malzemeler de eğitim sonrasında eğitim çantamızda kalan malzemelerdir. Bir kısmında piyasadan temin edilen basit malzemelerdir. Tamamı şahsi malzemelerimdir.

ADRES BEKAR ARKADAŞIN EVİ
KROKİLİ EĞİTİM: Ajandamdaki adres bekar arkadaşlarımın evidir. Kroki oraya aittir. Adresin altına ... Süpermarket vardır. Diğer adres ve krokiler de eğitim amaçlı, hayali adres ve dokümanlardır. Bu çalışmaların imha edilmesi gerekir. Asıllarını imha ettik, bunlar ajandamda kalan karalama notlarıdır. Ayrıca bir kısım bilgilerin gizli kalması gerekebilir. Açıklanmasının askeri yönden mahsur olup olmadığını bilmiyorum.
ATABEYLER: Atabeyler ismi, kurs gördüğüm dönemde kursiyerlerin kendi seçtikleri bir grup ismidir. Yemin de kursta senaryo gereği yazılan bir yemindir.

Ben Murat Eren, Yunis Akkaya, Ömer Faruk .. isimli şahısları tanımam. Erkut Taş devre arkadaşımdır. Ayrıca Yunis Akkaya’nın Eryaman’daki evinde ele geçtiği bildirilen tabancalar, patlayıcılar, patlayıcı düzenekleri konusunda da bilgim yoktur. Ben böyle bir oluşumun içerisinde değilim. Tanımadığım insanlarla bir oluşum içerisinde bulunmam düşünülemez. Onların da beni tanıdıklarını zannetmiyorum.

PATLAYICILARI PKK’YA KARŞI KULLANMAYI KARARLAŞTIRDIM
Özel Kuvvetler’de astsubay ve subaylar gruplar halinde eğitime alınır. Benim grubumun adı Akıncılar’dı.
KOD ADI: Kod adımın Levent olduğu yönündeki iddiayı kabul etmiyorum. Göreve gittiğimde kod adları kullanırım. Bunlardan biri Malatya’da şehit olan arkadaşımın adı Levent’tir.
KROKİLER: Yunis’in bilgisayarındaki harita ve krokileri ile 13 sayfalık dokümanın kim tarafından yüklendiğini bilmiyorum. Bana ait değildir.
ATABEY DEĞİL AKINCI: Özel Kuvvetler’e atanan astsubay ve subaylar gruplar halinde eğitimlere alınırlar. Kurs görürler. Her grup kendini bir adla tanıtır. Benim grubumun adı Akıncılar’dır. Atabey ise bildiğim kadarıyla Yasin Yaman’ın mezun olduğu kurs grubunun adıdır. Subay ve astsubay kurs grupları ayrı adlar alırlar. Bildiğim isimler; Yıldırımlar, Göktürkler..
PKK İÇİN: Ele geçirilen askeri malzeme ve patlayıcılarla, Erkut Taş’ın yardımıyla Güneydoğu bölgesinde görev yaptığım sırada PKK örgüt mensuplarını zararsız hale getirmek için kullanmayı kendim kararlaştırmıştım.
ERBİL, BİRAND, ZAPSU: Askeri mühimmat ve malzemeleri BİM mağazalarına yerleştirme yönünde bir niyet açıklamasında bulunmadık. Mehmet Ali Erbil, Mehmet Ali Birand ve İçişleri Bakanı’nın oğlu Murat Aksu ile Cüneyd Zapsu’ya kişisel olarak zarar verme niyeti içerisinde olmadığımız gibi böyle bir girişimde de bulunmadım.
ÇENESİ DÜŞÜK, ALKOLİK: Benim aramalarda elde edilen askeri mühimmat ve malzemeleri Erkut Taş’tan temin etmesini istediğim doğrudur. Ben, emir komuta zincirine aykırı olacak şekilde Erkut Taş’ın hazırladığı bu mühimmatları Güneydoğu’da katılacağım uçuşlarda kendi inisiyatifim ile PKK’lılara karşı kullanmayı düşünüyordum. Başıma ne geldi ise bu malzemeleri Yunis Akkaya’nın evine bırakmamdan kaynaklanmıştır. Benim bu düzenekleri PKK’ya karşı kullanacağımı Erkut Taş da biliyordu. Bu malzemeleri ve düzenekleri askeri birlik içerisinde bulundursam komutanlarımın ilgi ve dikkatini çeker, benden hesap sorarlardı. Askeri birlikte başıma bir eş gelmesin derken yanlış değerlendirilerek dışarıda başıma iş gelmiştir. Kanımca Yunis Akkaya kendisine şekil yapmak, racon kesmek, hava basmak için benle olan ilişkisini ve evine bıraktığım mühimmatı yanlış değerlendirerek kafasına göre hayaller üretmektedir. Çenesi düşük bir adamdır. Alkolik bir yapıya sahiptir. Çevresindeki kişilere anlatmış olduğundan şüphe ediyordum. Tanımadığım şahısları da bu işe katarak kafasından hayaller üretmiştir. Bu nedenle üzerime suçlamaları kabul etmiyorum.

İKİNCİ KEZ TUTUKLANDILAR
Ankara Polisi’nin müthiş operasyonu sonucu silah ve bombaları ile birlikte ele geçirilen Atabeyler Çetesi’nin şifreleri kırılıyor. Önceki gece sabaha kadar savcı tarafından sorgulanan asker kökenli zanlılar, “Atabeyler” isminin Özel Kuvvetler’e bağlı askeri kursta ortaya çıktığını, buna benzer başka yapılaşmaların da bulunduğunu ifade ettiler. Suikast hazırlığı iddiasını reddeden zanlılar, Başbakan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu’nun kurucusu olduğu BİM marketlerinin ise “terör örgütüne finans sağladığı için hedef olduğunu” iddia ettiler. “Ordu malı patlayıcı maddeleri çalmak” suçundan askeri mahkeme tarafından tutuklanarak Mamak Cezaevi’ne konulan zanlılar, önceki akşam Ankara Adliyesi’ne getirilerek sabaha kadar sorgulandı. Askeri savcıya verdikleri ifadeyi reddeden Özel Kuvvetler Hava Alay Komutanlığı’nda görevli Kara Pilot Kıdemli Yüzbaşı Murat Eren, Astsubay Erkut Taş ve Astsubay Yasin Yaman, sorgularının ardından 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildiler. Mahkeme zanlıları, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek” suçlarından ikinci kez tutukladı.

ASTSUBAY ERKUT TAŞ: Zapsu Türkiye’nin aleyhine çalışıyor
Ankara Adliyesi’ndeki sorgusunda askeri savcılıkta verdiği ifadeyi reddeden Astsubay Erkut Taş, ele geçirilen silah ve mühimmatı kendisinin temin ettiğini itiraf etti, sivil hedeflere suikast iddiasını yalanladı. Astsubay Taş’ın ifadesi şöyle:

TAHRİP UZMANI: Ben İstihkam Astsubay olarak Özel Kuvvetler bünyesinde tahrip uzmanı sıfatıyla tim’lerde görev yaparım. Operasyonlara gittiğimizde beraberimdeki timi mayın ve tuzaklardan korumakla görevliyim. Yunis Akkaya ve Yasin Yaman’ın evinde elde edilen malzemeleri ve mühimmatı katıldığım operasyonlar sırasında elde ettim. Komutanımın izni ve bilgisi dışında bu malzemeleri birlik dışına çıkardım. Önce evime götürdüm. Ancak sayıları artınca devre arkadaşım Yasin Yaman’ın Hasanoğlan’daki babasına ait eve götürdüm. Malzemelerde parmak izimin bulunması normaldir, çünkü ben getirdim.
GLOCK TABANCA: Özel Kuvvetler’de görevli arkadaşım astsubay Musa Erdoğan elinde Glock tabanca olduğunu söyledi. Yunis Akkaya da tabanca satın almak istiyordu. Tabancaya müşteri olduğunu söyledim. Benim aracılımla yaptıkları görüşmede 2800 dolara anlaştılar. Silahı Yunis Akkaya’ya verip parayı Musa’ya teslim ettim.
SERKİSOF SAAT: Yunis’in evinde elde edilen askeri maksatlı malzeme ve mühimmat bana aittir. Ancak Motorola marka telsizler ile bataryalar, şarj cihazları, telsiz devreleri, kullanım kılavuzları, Serkisof marka saatler bana ait değildir. Malzemelerin içine nasıl katıldığını bilmiyorum. El telsizleri ve Serkisof saatleri bu mühimmatlarla ben irtibatlandırmadım. Aramada elde edilen 40 mm orijinal bel bağı içerisinde Lancer bombalarını da arazi de buldum. 70 adet elektrikli kapsül ile iki adet askeri ateşleme sistemini Yasin Yaman’dan temin ettim. Toplam 1.5 librelik 2 adet TNT patlayıcı madde kalıbını Murat Eren’den temin ettim. Dinamit lokumunu Yasin Yaman’dan aldım.
GÖKTUĞLAR: Atabeyler adında suç örgütünün oluşturulduğundan söz etmek mümkün değil. Özel Kuvvetler’e katılan her astsubay ve subay katılışını müteakip kursa alınır. Kurs sırasında her gruba bir isim verilir. Atabeyler de bu kursa katılan grubun adıdır. Benim katıldığım grubun atı Göktuğlar’dır.
HEDEF PKK: Hiçbir zaman Atabeyler adında suç örgütüne katılmadım. Hiçbir hedefe karşı eylem yapmayı düşünmüyorduk. Bizim tek hedefimiz PKK’dır. Ben bu malzemeleri PKK’dan elde ettim. Murat Eren ile aramızdaki konuşmalarda PKK’ya ders verilmesi gerekiyordu. Hem de bu dersi onlardan elde ettiğimiz malzeme ve mühimmatla verecektik. Murat Eren, malzemelerden yeni düzenekler oluşturup oluşturamayacağımı sordu. Görev uçuşları sırasında karşılaştığı PKK’lılara karşı kullanacaktı. Onların güzergahlarına döşeyecektik. Şimdi bu düşüncelerimi gerçekleştiremememin üzüntüsünü yaşıyorum. Askeri emir ve hiyerarşi dışında kendi inisiyatifimizle yapmaya kalkıştığımız hareketler mensubu olduğum camiaya istemeden zarar verdi.
BİM MARKET: Murat Yüzbaşı ile kendi aramızda Cüneyd Zapsu’nun, Türkiye’nin aleyhine çalıştığını, Kürt Teali Cemiyeti’nin hali hazır lideri olduğunu, isyan eden Bedirhan aşiretinin mensubu olduğunu, BİM mağazalarının sahibi olduklarını öğrendik. Biz PKK ile mücadele ederken, bunların PKK’ya destek vermelerini kabul edemediğ imizi kendi konuşuyorduk. Ancak hiçbir zaman Cüneyd Zapsu ve benzeri kişiler ile bunların işletmelerine zarar vermeyi, bombalamayı düşünmedik. Sadece eleştiriyorduk. Bizim hiçbir zaman hedefimiz sivil ve siyasi kanatlar olmamıştır. Sadece PKK olmuştur. (05 Haziran 2006) (Haber7)

06.06.2006: İçişleri 'Atabeyler' soruşturmasında adı geçen emniyet görevlilerine soruşturma başlattı. İçişleri Bakanlığı, Eryaman'daki operasyonda gözaltına alınan zanlıların iddiaları üzerine Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı ile Merzifon Emniyet Müdürü hakkında soruşturma başlattı. Ankara Eryaman'da ''Atabeyler Grubu''na yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan zanlıların öne sürdüğü iddiaları araştırmak üzere İçişleri Bakanlığı 2 başmüfettiş görevlendirdi. Müfettişler, Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Hasan Cemal Özdeş ile Merzifon Emniyet Müdürü Raşit Çavdar hakkındaki iddiaları araştırmak üzere idari soruşturma yapmakla görevlendirildi. (06 Haziran 2006) (ensonhaber)

07.06.2006: Bombalar patlamaya hazırmış. Atabeyler operasyonunda ele geçen ve incelemesi dün tamamlanan MKE yapımı bombaların `etkin patlayıcı` olduğu anlaşıldı. Silahlar ise temiz çıktı. Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın envanterinden ... Atabeyler operasyonunda ele geçen ve incelemesi dün tamamlanan MKE yapımı bombaların `etkin patlayıcı` olduğu anlaşıldı. Silahlar ise temiz çıktı. Özel Kuvvetler Komutanlığı`nın envante-rinden çıkan askeri malzemelerle ilgili soruşturma başlatıldı

Ankara Polisi`nin Eryaman`da üç ayrı eve düzenlediği baskınla ortaya çıkartılan `Atabeyler Gerilla Grubu` ile ilgili soruşturmada, evlerde ele geçen silah ve bombalarla ilgili ön tespit inceleme raporları dün sonuçlandı. Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı laboratuvarlarında yapılan incelemede, kontrol altına alınan 108 adet 9 mm çapında dolu fişek ve 2 adet hakem bombasının MKE yapımı olduğu tespit edildi. ENVANTERDEN ÇIKTI Fişekler ile birlikte 4 adet 40 mm Lancer bombanın da Özel Kuvvetler Komutanlığı envanterinden çıktığı öğrenildi. Bomba ve fişeklerin, söylenilenlerin aksine raporda `etkin patlayıcı` olarak belirtildiği iddia edildi. Atabeyler soruşturmasıyla gündeme gelen MKE yapımı bombalar ve fişeklerle ilgili Genelkurmay Başkanlığı geniş çaplı soruşturma başlattı. Bu arada, operasyon kapsamında tutuklanan zanlıların silahlarının balistik incelenmesinin ise `temiz` olarak rapora yazıldığı görüldü.

Atabeyler Çetesi`nin kilit isimlerinden olduğu iddia edilen Pilot Yüzbaşı Murat E.`nin, zaman zaman oluşum içerisindeki kişilere PKK ile ilgili yaptığı analizleri mail olarak attığı tespit edildi. Eren`in, el konulan bilgisayarından atılan 12 ayrı mailde, örgütün Güneydoğu`daki illerin haricinde batıda ve Akdeniz Bölgesi`ndeki illerde de etkin hale geldiği, Karadeniz`de yer edinmeye çalıştığı, özellikle Mersin ve İzmir`deki eylemlerinde Türk bayrağı ile devletinin aşağılandığı ve bunun kabul edilemez olduğunu belirttiği görüldü. Murat E.`nin, bu eylemler karşısında vatandaşlar duyarsız kaldığı için kızgınlığını dile getirdiği iddia edildi.

NETTEN PKK RAPORU Murat E., PKK`nın, AB ülkeleri ve ABD`nin güdümünde Şemdinli`deki olayı gerçekleştirdiğini, TSK`nın bu olaylar sonucu kamuoyu önünde küçük düşürülmeye çalışıldığını ve örgütün eylemlerine müdahale ederken bile güvenlik güçlerinin çekindiğini söyledi. Murat E. Askeri Savcılık`taki ifadesinde şöyle dedi: `Kuvvet komutanlığımıza Şemdinli olayları nedeniyle yapılan hareketi bir türlü hazmedemiyordum. Bu bende bir takıntı haline gelmişti.`

Saatler ihtiyarlara, telsizler çocuklara!
ATABEYLER operasyonunda gözaltına alınan zanlılardan Pılot Yüzbaşı Murat E. ele geçen köstekli saatleri Güneydoğu`daki ihtiyarlara, telsizleri ise çocuklara armağan etmek için aldığını iddia etti. Yüzbaşı Murat E.`nin Askeri Savcılık ve Cumhuriyet Savcılığı`na verdiği ve birbiriyle örtüşmeyen ifadeleri oldukça ilginçti: Yunis`e aldırdığım köstekli saatleri Güneydoğu`daki ihtiyarlara, telsizleri ise oynaması için çocuklara vermek için aldırdım. Bunlar gösteri amaçlı, eğitim amaçlı malzemeleri. Malzemeleri Erkut`un yardımıyla Güneydoğu bölgesinde görev yaptığım sırada PKK örgüt mensuplarını zararsız hale getirmek için kullanmayı kendim kararlaştırmıştım. Kanımca Yunis, kendisine şekil yapmak, racon kesmek, hava basmak için benle olan ilişkisini ve evine bıraktığım mühimmatları yanlış değerlendirerek kafasına göre hayaller üretmekte. Çenesi düşük ve alkoliktir. Murat E., Askeri Savcılık`ta verdiği ifadesinde ise çok daha farklı konuştu: Vatanını milletini seven ve bu konuda kendi inisiyatifiyle birşeyler yapmak isteyen biraz da maceraya dönük bir hareket. Türkiye`nin götürülmek istendiği noktayı çok aydınlık görmüyorum. Elimi taşın altına sokmak istiyordum. Başbakan`a yakınlık duymuyorum. Ayaküstü yapılan bir sohbet esnasında ses getirecek bir eylem yapmamız gerektiğini düşünmüştük. Bu konuyu Kurmay Pilot Üsteğmen Yakup Y.`ye de açtım. O biraz tedirgin karşıladı. Ama arada ben olduğum için kerhen `evet` dedi. `Ben de varım` dedi. (07 Haziran 2006) (Akşam)

Çetenin ifadeleri yargıyı zorluyor
Atabeyler çetesiyle ilgili yargı süreci sıkıntılı başlıyor. Zanlıların ifadeleri soruşturmayı yürüten savcıların kafasını karıştırdı. İşte birbirini yalanlar nitelikteki bilgiler: ‘Ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve patlayıcı madde bulundurma´ suçlarından tutuklanan Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş ile işadamı Yunis Akkaya´nın ifadeleri soruşturmayı yürüten savcıların kafasını karıştırdı. Özellikle Yüzbaşı Eren´in askerî ve sivil savcılıkta verdiği bilgiler neredeyse birbirini yalanlar nitelikte. Söz konusu çelişkili ifadelerin ardındaki gerçek, davanın görüleceği Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi´nde aydınlatılacak. Mahkeme, sanıklara askerî savcılık ve sivil savcılık ile nöbetçi mahkemedeki ifadelerin hangisinin doğru olduğunu soracak. Edinilen bilgilere göre tutuklanan askerler, askerî savcılıkta yanlarında avukat olmadığı halde sorgulandı, buradaki ifadelerinde bazı kişileri canlı hedef seçtiklerini söyledi. Aynı şahıslar sivil savcılıktaki ifadelerini ise avukatlarıyla birlikte verdi ve askerî savcılıkta söylediklerini yalanladı. Askerî Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu’na göre, soruşturma sırasında zanlılara avukat atama zorunluluğu bulunmuyor. Asker kişiler kendileri istemeleri durumunda avukat tutabiliyor.

Yüzbaşı Murat Eren, Eryaman’daki baskının ardından Genelkurmay Askerî Savcılığı ve Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ayrı ayrı ifade verdi. Eren’in özellikle askerî savcılık ile sivil savcılığa verdiği ifadelerinde çelişkiye düşmesi dikkat çekti. Eren, emniyet ve askerî savcılık ifadelerinde işadamı Cüneyd Zapsu, gazeteci Mehmet Ali Birand, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun oğlu Murat Aksu ve sanatçı Mehmet Ali Erbil’i canlı hedef seçtiklerini belirtirken, cumhuriyet savcılığında böyle bir niyetlerinin olmadığını söyledi. Askerî savcılığa BİM mağazalarına bomba koyarak ses duyurmayı planladıklarını, Kızılay BİM Mağazası’na bomba koymaya karar verdiklerini söyleyen Eren, Cumhuriyet Savcılığı’na, tutuklanan işadamı Yunis Akkaya’ya BİM’i bombalamaktan söz etmediğini, yalnızca ‘e-maillerden gelen BİM marketlerinin PKK’ya yakın olduğu’ iddiasıyla ‘buralardan alışveriş yapmamasını istediğini’ söyledi.

Yüzbaşı Eren, askerî savcılığa Merzifon Emniyet Müdürü Raşit Çavdar’a yapacakları eylemler konusunda bilgi verdiklerini, Çavdar’ın başlangıçta ‘iyi olur’ dediğini, ancak ciddi davrandıklarını anlayınca tedirgin olduğunu öne sürdü. Çavdar’ın Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş ile görüşmesini önerdiğini iddia eden Eren, Cemal’in de çekimser kaldığını ifade etti. Eren, cumhuriyet savcılığına verdiği ifadede ise emniyet müdürleriyle kısa görüşmeler yaptıklarını, bu görüşmelerde de yalnızca ‘BİM marketlerinden alışveriş yapmayın’ uyarısında bulunduğunu kaydetti. Eren, emniyet müdürlerine BİM’e bomba koyma yönünde bir niyet açıklamadıklarını vurguladı. İşadamı Yunis Akkaya ise cumhuriyet savcılığına verdiği ifadede, Yüzbaşı Eren’in bombalı eylem için Zapsu’nun evi ile BİM marketlerine ilişkin kroki hazırlanmasını istediğini belirterek, tutuklanan herkesin kod adı olduğunu ifade etti. Tutuklanarak Mamak Askerî Cezaevi’ne konulan Yüzbaşı Eren ile Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş ile işadamı Yunis Akkaya’nın çelişkili ifadelerinin mahkemede sorularak, aydınlatılması bekleniyor.

Bu arada Çorum Emniyet Müdürü Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş, hakkındaki iddialarla ilgili açıklama yapmadığını, gazetelerde yer alan beyanatların kendisine ait olmadığını açıkladı. Özdeş, “Görevden alındığım doğru değil, görevimin başındayım.’’ dedi. Özdeş, konu hakkında ancak Emniyet Genel Müdürlüğü Basın Sözcüsü’nün açıklama yapabileceğini belirtti. Ankara´da ortaya çıkarılan Atabeyler çetesinin lideri olduğu iddiasıyla tutuklanan Yüzbaşı Murat Eren, ifadesinde, Amasya´nın Merzifon İlçesi Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar ile Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Hasan Cemal Özdeş ile görüştüğünü söylemiş, bu iddialar üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından Emniyet Müdürleri hakkında idari soruşturma başlatılmıştı. (07 Haziran 2006) (Haber7)

Başbakan'ın danışmanlarıyla ilgili e-mail yüzbaşının bilgisayarında. Eryaman'da düzenlenen operasyonla ortaya çıkan Atabeyler çetesinin oluşturulmasına sebep olan e-mail, Yüzbaşı Murat Eren'in bilgisayarından çıktı. Terörle Mücadele ekiplerince el konulan bilgisayarda bulunan ve 'Tayyip'in Danışmanları' başlıklı e-mailde Başbakan Erdoğan ve danışmanları hakkında çeşitli iddialar bulunuyor. Eren'in askerî savcılıkta verdiği ifadesinde de anlattığı Atabeyler oluşumuna sebep olduğu belirtilen e-mailde Başbakan Erdoğan'ın yakınındaki kurmaylarına çeşitli suçlamalar yöneltiliyor. Yüzbaşı Murat Eren'in bilgisayarında bulunan mailde Başbakan Danışmanı Cüneyd Zapsu ile ilgili ağır ithamlar yer alıyor. Zapsu'nun Güneydoğu'nun en büyük Kürt aşiretinin üyesi olduğu iddia edilen mailde, dedesinin ise ilk Kürtçe tiyatro eseri yazan bir edebiyatçı olduğu bilgisi yer alıyor. Danışman Mücahit Arslan'ın ise 1994'te öldürülen Kürt işadamının yeğeni olduğu kaydediliyor. Diyarbakırlı olan danışman Ömer Çelik'in Kürt olduğunu saklamadığının dile getirildiği mailde, Çelik'in bir dönem radikal İslamcı olduğu ileri sürülüyor. Mailde danışman Egemen Bağış'ın babasının ise Güneydoğu'da bir şehrin belediye başkanı olduğunun altı çiziliyor. (07 Haziran 2006) (Zaman)
 
08.06.2006: Atabeyler çetesinde bir üsteğmen daha tutuklandı. Atabeyler çetesi soruşturmasında tutuklanan yüzbaşı Murat Eren ve astsubayların ifadeleri doğrultusunda üsteğmen Yakup Y. de tutuklandı. Atabeyler çetesi soruşturmasında tutuklanan yüzbaşı Murat Eren ve astsubayların verdiği ifadeler doğrultusunda bir üsteğmen daha tutuklandı. Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün görüştüğü sıralarda üsteğmen Yakup Y. de gözaltına alınarak, Merkez Komutanlığı'nda sorgulandı. Üsteğmen Yakup Y. daha sonra soruşturmayı yürüten Terörle ve Organize Suçlara bakmakla görevli Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi savcısına ifade verdi. Ardından çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Bu sırada daha önce tutuklanan işadamı Yunis Akkaya da cezaevinden savcılığa getirilerek, Üsteğmen Yakup Y. ile yüzleştirildi. Yüzbaşı Murat Eren'in, mühimmatları işadamı Yunis Akkaya'nın evine bırakırken yanlarında kara pilot üsteğmen Yakup Y.'nin de bulunduğunu söylediği öğrenildi. (08 Haziran 2006) (Sabah)

"Atabeyler soruşturması belgelerinden örnek alınmasın"
Eryaman'daki bir eve düzenlenen baskınla başlatılan ''Atabey Grubu'' soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Dilaver Kahveci, soruşturma belgelerinden örnek alınmasının kısıtlanması talebiyle mahkemeye başvurdu. Kahveci, soruşturmanın gizliliğinin tehlikeye düşeceği gerekçesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 153. maddesini dayanak göstererek, belgelerin incelenmesinin ve örnek alınmasının kısıtlanmasına karar verilmesi amacıyla Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne talepte bulundu. Kahveci'nin talebi, nöbetçi hakim tarafından değerlendirilecek. (08 Haziran 2006) (Zaman)
 
17.06.2006: 'Zarfı verenin kimliği henüz belli değil, tespit edince açıklayacağız'. Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan, Atabeyler operasyonuyla ilgili gazetecilere belge veren kişinin polis olduğu yönünde bir tespitlerinin olmadığını söyledi. Çalışkan, olayla ilgili kendilerine ulaşan bir görüntünün de bulunmadığını açıkladı. Çalışkan, haftalık basın toplantısında bir gazetenin manşetinde yer alan Atabeyler operasyonu ile ilgili iddiaları cevapladı. Çalışkan, sorular üzerine, "Bize ulaşan bir tespit yok. Ama çalışmalarımız devam ediyor." cevabını verdi. Çalışkan, tespit yapılması durumunda kim olursa olsun gereken cezanın verileceği ve bu bilginin kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi. Genelkurmay'daki görüntülerin kendilerine ulaşmadığını belirten Çalışkan, "Henüz bize intikal ettirilen görüntü yok. Askerî makamlar da, askerî savcılık da bunu incelemektedirler. Eğer ellerindeki bilgileri, belgeleri gerekli görürlerse bize iletebilirler." diye konuştu. Olayın aydınlanması için her türlü ipucunun değerlendirildiğini söyleyen Çalışkan, "Zarfı kimin verdiğinin ortaya çıkarılması için ciddi çaba sarf edilmektedir. Arkadaşlar, askerî makamların yaptığı incelemeyle ilgili diyalog içinde ve uyum içinde çalışıyor. Elimize ulaşan bilgiler askerî makamlarla paylaşılıyor. Ancak zarfı veren kişinin polis olduğuna dair elimizde herhangi bir tespit bulunmamaktadır. İnceleme ve soruşturma, en ufak ipuçları ile değerlendirilerek sürdürülmektedir." diye konuştu. (17 Haziran 2006) (Zaman)

04.07.2006: Genelkurmay: Gazetecilere Atabeyler operasyonuyla ilgili sarı zarf dağıtan kişinin görüntüsü kayıtlarda yok. Hürriyet'in haberine göre, Genelkurmay Başkanlığı, Atabeyler çetesine yönelik operasyonda 'basına zarf dağıtıldığına' ilişkin görüntülerin güvenlik kameralarında bulunmadığını açıkladı. Hürriyet Gazetesi'nde yer alan habere göre; Genelkurmay tarafından Emniyet Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, görüntülerin titizlikle incelendiğini ve bu yönde bir bulguya rastlanmadığını belirtildi. Bir süre önce Sabah Gazetesi'nde yayınlanan haberde, bazı gazetecilerin Genelkurmay Başkanlığı önüne çağrılarak operasyonla ilgili bilgilerin yer aldığı sarı zarfların dağıtıldığı iddia edilmişti. Haberde Genelkurmay ile hiçbir bağlantısı olmadığı belirtilen bu kişinin güvenlik kameralarına yakalandığına ileri sürülmüştü. Haberde 'basına servis yapan kişinin' Ankara'da görevli bir polis olduğu yönünde katı bir inancın olduğu duyurulmuştu. Konuyu 11 Haziran 2006'da köşesine taşıyan Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı da, bu kişinin Genelkurmay'ın kameralarına yansıyan görüntülerinin Emniyet'e ulaştırıldığını bildirerek şu ifadelere yer vermişti: "Emniyet'in tepe noktasında, bu kişi ve kişilerden 'içimizdeki kama' olarak söz ediliyor. Genelkurmay önünde servis yapan kişiye 'kama' denmesinin nedenini etkin isim şöyle açıklıyor: "Amacı belli; Başbakan Erdoğan ve danışmanı Cüneyd Zapsu'ya askerlerin suikast düzenleyeceği kanaatini kamuoyunda yaratmak. Böylece Genelkurmay'la hükümetin, hatta Emniyet'in arasını açmak, soğukluk yaratmak.' Ama oyunu tutmadı." Altaylı, kayıtlara giren kişinin 'en fazla 25 yaşında, kısa kollu tişört giymiş, atletik yapılı, uzun boylu bir erkek' olduğu bilgisine de yazısında yer vermişti. (04 Temmuz 2006) (Zaman)

08.07.2006: Atabeyler'in ajandasına kriminal inceleme. Atabeyler grubuna yönelik operasyon sonrası ele geçirilen ajandalara kriminal inceleme yapılıyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli astsubaylara ait olduğu belirlenen ajandalarda Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokileriyle, Başbakan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu'nun da bir dönem ortağı olduğu bazı BİM mağazalarının krokilerinin yer aldığı bildirilmişti. Krokilerin suikast ve bombalama eylemlerinin parçası olduğu öne sürülmüştü. Atabeyler soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Yasin Yaman'ın evinde yapılan aramada ele geçirilen ajandalar ile krokilere yönelik Emniyet Genel Müdürlüğü'nden kriminal inceleme talep ettiği öğrenildi. Kriminal incelemede, ajandada yer alan notların Astsubay Yaman'a ait olup olmadığı el yazısından yapılan karşılaştırmalarda ortaya çıkarılacak. Operasyon sonrası Genelkurmay Başkanlığı'nın önünde operasyonda ele geçirilen ajandada yer alan bilgiler ile bazı krokiler ve Başbakan'a suikast iddialarını içeren bir dosyanın ise bazı basın kuruluşlarına servis edildiği iddia edilmişti. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği, Yüzbaşı Murat Eren, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman'la birlikte, çetenin finansörü olduğu belirtilen Yunis Akkaya 'ülkenin birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve patlayıcı madde bulundurma' suçundan tutuklanmıştı. Daha sonra sorgulanan Üsteğmen Yakup Yayla da soruşturma çerçevesinde tutuklanarak, askerî cezaevine konulmuştu. (08 Temmuz 2006) (Zaman)

13.07.2006: Atabeyler Grubu iddianamesi hazır. Kamuoyunda "Atabeyler Grubu" olarak bilinen soruşturma kapsamında, 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 kişi hakkında "hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs için anlaşma" suçundan iddianame hazırlandı. Terör ve organize suçlara bakmakla görevli Ankara Cumhuriyet savcılarından Dilaver Kahveci tarafından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan iddianamede, pilot yüzbaşı Murat Eren'in "Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasal ortamın iyi olmadığı, ülkenin yönetim biçimi olarak felakete götürüldüğü ve bir şeyler yapılması gerektiği" düşüncesinde olduğu belirtildi. Eren'in bu amaçla yasadışı oluşum kurduğu pilot üsteğmen Yakup Yayla ve astsubay Erkut Taş ile bazı eylemler yapma konusunda anlaştığı anlatılan iddianamede, Eren'in temas kurduğu Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş ve Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar'ın oluşuma olumlu bakarak, grup içinde yer aldıkları ifade edildi. Atabeyler Grubunun eylemlerde kullanılmak üzere temin ettiği çok sayıda silah, patlayıcı madde, bomba düzenekleri ve askeri mühimmatın yanı sıra bazı dokümanların esnaf Yunis Akkaya'nın Eryaman semtindeki evinde saklandığına yer verilen iddianamede, şüpheli astsubay Yasin Yaman ise bazı yerlerin krokileri ve şifreli anlaşma yöntemlerinin yazılı olduğu belgeler ele geçirildiği kaydedildi.

Yüzbaşı Eren'in, temin ettiği 3 adet 225'er gramlık TNT kalıbını patlayıcı madde uzmanlık eğitimi alan astsubay Taş'a verdiği anlatılan iddianamede, astsubay Yaman'ın da dinamit lokumları ve fünyeleri edindiği belirtildi. Esnaf Akkaya'nın, zaman ayarlı bomba düzeneklerinde kullanılmak üzere Eren'in talebi üzerine Suat Kıy'dan 20 adet köstekli saat aldığı, Kıy'ın oluşumdan haberi olduğu ve saat satarak, oluşuma yardım ettiği ifade edildi. Yüzbaşı Eren, üsteğmen Yayla ve astsubaylar Taş ile Yaman'ın, Cüneyd Zapsu'nun ortağı olduğu iddia edilen BIM mağazalar zincirinin Ankara'daki 15 şubesine bombalı saldırı düzenlemeyi düşündükleri belirtilen iddianamede, şüphelilerin bu yerlerde keşif yaptıkları bilgisine de yer verildi. İddianamede, söz konusu eylemler için temas kurulan Gümrük Müsteşarlığı'nda görevli Mehmet Karatepe ve Başbakanlık Özürlüler İdaresinde görevli İsmail Binici'nin, grup içinde yer almayı kabul ettikleri kaydedildi. İddianamede, Eren ve Akkaya'nın eylem düşüncelerini ilettikleri Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar ve Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş'in de grup içinde yer aldıkları ifade edildi. Eren, Taş ve Akkaya'nın, kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde bazı siyasetçiler ve gazetecilere karşı da eylem yapılmasını tartıştıklarına yer verilen iddianamede, "Ancak düşüncelerini gerçekleştirme yönünde düşünce planını aşıp eylem planına geçecek şekilde herhangi bir hazırlık içinde olmadıkları anlaşılmıştır" denildi. İddianamede, şüphelilerin eylem yapma konusunda anlaşmalarının Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 220. maddesinde tanımlanan "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kapsamı dışında olduğunun altı çizilen iddianamede, şüphelilerin suç işlemek için anlaşmalarının TCK'nın 316. maddesinde düzenlendiği belirtildi. İddianamede Murat Eren, Erkut Taş, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Yunis Akkaya'nın "Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma" suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve "izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek" suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep edildi. Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca "ruhsatsız silah bulundurma" ve "silah alım satımına aracılık etme" suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası istendi. İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş'in de TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Kıy'ın da "oluşuma yardım" suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Bu arada, soruşturma sırasında ifadeleri alınan Seyit Mehmet Ertürk, Fuat Ertürk, Mesut Terme, Yusuf Vehbi Eren ve Ömer Faruk Çolakoğlu hakkında ek takipsizlik kararı verildi. (13 Temmuz 2006) (Yeni Şafak)

14.07.2006: Savcı: Atabeyler Çetesi hükümete karşı darbe hazırlığı içindeydi. Atabeyler Çetesi'ne yönelik operasyonu soruşturan savcılık, aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 sanık hakkında 27 yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırladı. TCK'nın 316. maddesinden yargılanması istenen sanıklar, 'hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs için anlaşmak'la suçlanıyor. Terör ve organize suçlara bakmakla görevli Ankara cumhuriyet savcılarından Dilaver Kahveci tarafından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, Pilot Yüzbaşı Murat Eren'in 'Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasal ortamın iyi olmadığı, ülkenin yönetim biçimi olarak felakete götürüldüğü ve bir şeyler yapılması gerektiği' düşüncesinde olduğu belirtiliyor. İddianamede Eren'in bu amaçla yasadışı bir yapı kurduğu Pilot Üsteğmen Yakup Yayla ve astsubay Erkut Taş ile bazı eylemler yapma konusunda anlaştığı anlatılıyor.

İddianamede Eren'in temas kurduğu Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş ve Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar'ın oluşuma olumlu bakarak, grup içinde yer aldıkları ifade ediliyor. İddianamede, Astsubay Taş'ın patlayıcı madde, mühimmat ve malzemeleri evinde saklamasının sakıncalı olduğu kanaatiyle bomba malzemelerini Yaman'ın babasına ait Hasanoğlan beldesindeki eve 2006 Şubat-Mart ayı içinde taşıdıklarına yer veriliyor. Yüzbaşı Eren ile Astsubay Taş'ın Ankara'da yapılan operasyonlardan şüphelenerek mühimmat ve malzemelerin yerlerini değiştirme kararı aldıkları, bu sebeple de Yunis Akkaya'nın Eryaman'da kiraladığı eve yerleştirdikleri vurgulandı. Eren'in talimatı üzerine Akkaya'nın zaman ayarlı bomba düzeneklerinde kullanılmak üzere Suat Kıy'dan tanesi 25 YTL'den 20 adet Serkinsof marka köstekli saat satın aldığı, Tolki Wolki marka 20 adet telsizi ise İstanbul'dan temin ettiği, kargo aracılığıyla Yüzbaşı Eren'e doğrudan teslim ettiğine dikkat çekiliyor.

Yüzbaşı Eren, Üsteğmen Yayla ve astsubaylar Taş ile Yaman'ın, Cüneyd Zapsu'nun ortağı olduğu BİM mağazalar zincirinin Ankara'daki 15 şubesine bombalı saldırı düzenlemeyi düşündükleri belirtilen iddianamede, şüphelilerin bu yerlerde keşif yaptıkları bilgisine de yer verildi. İddianamede, söz konusu eylemler için temas kurulan Gümrük Müsteşarlığı'nda görevli Mehmet Karatepe ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi'nde görevli İsmail Binici'nin, grup içinde yer almayı kabul ettikleri kaydedildi. Ayrıca Eren ve Akkaya'nın eylem düşüncelerini ilettikleri Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar ve Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş'in de grup içinde yer aldıkları ifade edildi. Eren, Taş ve Akkaya'nın, kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde bazı siyasetçiler ve gazetecilere karşı eylem yapılmasını tartıştıklarına yer verilen iddianamede, "Düşüncelerini gerçekleştirme yönünde düşünce planını aşıp eylem planına geçecek şekilde bir hazırlık içinde olmadıkları anlaşılmıştır." denildi.

Savcılık iddianamesinde şüphelilerin eylem yapma konusunda anlaşmalarının TCK'nın 220. maddesinde tanımlanan 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' kapsamı dışında olduğunun altı çizilen iddianamede, şüphelilerin suç işlemek için anlaşmalarının TCK'nın 316. maddesinde (Eski TCK'daki 146. maddenin yerine düzenlenmişti) yer aldığı belirtildi. İddianamede Murat Eren, Erkut Taş, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Yunis Akkaya'nın 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve 'izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep edildi. Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca 'ruhsatsız silah bulundurmak' ve 'silah alım satımına aracılık etmek' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası istendi. İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş'in ise 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istendi. Eylem planı ihbar mektubunda adım adım anlatılıyor Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin iki ay önce yaptığı operasyonda ortaya çıkardığı Atabeyler Çetesi'nin eylem planı, e-posta yoluyla gelen ihbar metninde adım adım anlatılıyor. 18 Mayıs 2006 Perşembe günü Emniyet Müdürlüğü haber merkezine Amasya'nın Merzifon ilçesindeki bir internet kafeden yazıldığı belirlenen ihbar mektubunda, Murat Eren liderliğindeki çete üyelerinin ilk hedefinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu olduğu anlatılıyor. (14 Temmuz 2006) (Zaman)

17.07.2006: Gazetecilere sarı zarfın veriliş görüntüsü ortaya çıktı. İşte suçüstü görüntüleri. Atabeyler operasyonu sırasında Genelkurmay önünde medyaya bilgi-belge servisi yapan meçhul kişinin kamera görüntüleri ortaya çıktı. Hükümetle askerin arasını açmaya yönelik bir komplo olarak nitelenen ve "asker mi polis mi" sorusuyla uzun süre tartışılan bu meçhul kişinin güvenlik kamerası görüntülerini bir internet sitesi yayınladı. Site kaynak vermedi.

KIVIRCIK SAÇLI KOLU DÖVMELİ
Aralarında askerlerin de bulunduğu Atabeyler grubuna yönelik operasyon sırasında, gazetecilere bilgi ve belge servisi yapan bu kişi, 23-24 yaşlarında, esmer, 1.75 boyunda, kıvırcık saçlı, bıyıksız ve kolunda kartal dövmesi var.

"ERDOĞAN'A SUİKAST" YORUMU OLMUŞTU
Medyaya iletilen belgeler arasında Erdoğan'ın geçtiği caddenin krokisinin olması Atabey'deki askerlerin Erdoğan'a suikast yapacağı yorumuna yol açmıştı. Kameraya takılan bu kişinin bir polis olduğu gündeme gelmişti.

Kim bu servisçi?
Atabeyler operasyonunda Genelkurmay önünde gazetecilere zarf servisi görüntüleri ortaya çıktı. Servis yapan esmer, 23-24 yaşlarında ve 1.75 boyunda, kolunda kartal dövmesi var. Başbakan Erdoğan ve bazı siyasetçilere karşı suikast hazırlığı içinde oldukları gerekçesiyle Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli askerlere karşı düzenlenen 'Atabeyler' operasyonu sırasında gazetecilere bilgi ve belge servisi yapan kişinin, Genelkurmay ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı kameraları tarafından çekildiği iddia edilen görüntüleri ortaya çıktı. Kamuoyunun merak ettiği ve üzerinde polis mi, asker mi olduğu yönünde çok sayıda spekülasyon üretilen 'servisçi', 23-24 yaşlarında, 1.75 boyunda, esmer, kıvırcık saçlı, bıyıksız ve kolunda kartal dövmesi bulunuyor. Genelkurmay'ın 24 saat kayıt yapan kameralarındaki görüntülerin deşifreleri 'sonsayfa.com' adlı internet sitesinde yayınlandı. Buna göre servisçi önce Hava Kuvvetleri Komutanlığı Nizamiyesi civarında 7 dakika dolaştıktan sonra, karşıya geçip Genelkurmay Nizamiyesi önündeki kaldırıma çıkıyor. Kaldırımda yürüyerek, bahçe duvarının yanında gazeteci olduğu iddia edilen kişi ile buluşuyor. İkisi el hareketleriyle ileri doğru yürümeyi işaret ediyorlar. Genelkurmay'ın bahçe duvarını takiben yürüyüp sola dönerek, Genelkurmay'ın ana arslanlı kapısında ayrılıyorlar. Gazeteci, Başbakanlık'a doğru geçerken, servisçi Milli Müdafaa Caddesi'nden aşağıya iniyor. Belgelerin Başbakanlık'a dönüşteki yerde verilmiş olduğu tahmin ediliyor.

'O BEN DEĞİLİM'
İnternet sitesinde, zarfın teslim edildiği gazeteci olarak ismi verilen Cengiz Türksoy, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Danışmanı ve Akşam Gazetesi'nin İzmir bölge ekinde şehircilik konusunda köşe yazıları yazıyor. SABAH'a konuşan Türksoy, operasyon tarihinde Ankara'da olmadığını ve konuyla hiçbir ilişkisi bulunmadığını söyledi. Türksoy, "Ben gazeteci değilim. Fotoğraftaki kişi de ben değilim. Yayınlamadan önce kimse açıp 'Bu sen misin' diye sormadı" dedi. 'Sonsayfa' adlı internet sitesi yöneticisi Mehmet Özışık ise zarflarının verildiği gazeteciyi tespit için görüntülerle Cengiz Türksoy'un fotoğrafını karşılaştırdıklarını söyledi. Özışık, "Fotoğraftaki kişi Cengiz Türksoy'a çok benziyor" dedi. Özışık ellerinde video görüntüsü olduğunu ve yayınlayacaklarını belirtti.

EMNİYET YALANLAMIŞTI
Atabeyler operasyonu sürerken daha savcının bile haberi olmadan belgelerin gazetelere verilmesi spekülasyon konusu olmuştu. Görüntü kayıtlarının Genelkurmay tarafından Emniyet Genel Müdürlüğüne iletildiği yönündeki iddialar üzerine Emniyet Sözcüsü İsmail Çalışkan kendilerine herhangi bir bilgi ve görüntü gelmediğini açıklamıştı.

Zarfta neler vardı?
* BİM mağazalarının krokisi
* Başbakan Erdoğan'ın evinin güzergahında bulunan caddenin krokisi
* Atabeyler amblemi
* Atabeyler yemini
* Sanıklardan Yunis Akkaya'nın örgüt evi olarak kullanıldığı iddia edilen evinden çıkan mühimmatların listesi

Akşam gazetesi nasıl zarf 'servisi' yapıldığını yazdı
ATABEYLER operasyonu sırasında Genelkurmay önünde servis yapılan belgeler, Akşam, Yeni Şafak ve Bugün gazetelerinde yayınlanmıştı. Servis Akşam Gazetesinde ayrıntılı olarak şöyle anlatılmıştı: "Dün öğleden sonra Genelkurmay'dan aradığını iddia eden bir şahıs arkadaşımıza, 'Eryaman'daki operasyondan haberiniz var mı, ilgilenin' dedi. Muhabir arkadaşımızın tanımadığı meçhul kişiyle kısa konuşmasından sonra cep telefonu yeniden çaldı. Bu kez farklı bir ses 'Arkadaşımız az önce aramıştı. İsminize bir dosya var. Genelkurmay'ın önüne gelirseniz size ulaştırırız' dedi; ardından, 'Sizi nasıl tanıyabilirim' diye sordu. Kendisini tarif eden arkadaşımız doğruca Genelkurmay nizamiyesinin önüne gitti. Zarfın Genelkurmay'dan geleceği izlenimi edinen arkadaşımızla buluşmaya dışarıdan sivil bir genç geldi. Genelkurmay'ın önündeki kaldırımdan yaklaşan sivil bir genç zarfı teslim etti. Bu sırada cep telefonuna düşen meçhul numarayı kontrol ettiğimizde, kontörlü bir telefonla karşılaştık. Aynı dakikalarda yine benzer bir zarf başka bir muhabir arkadaşımıza ulaştırıldı. İki zarfın içinde de aynı bilgiler vardı." (17 Temmuz 2006) (Sabah)

18.07.2006: İşte Genelkurmay'ın Sarı Zarf raporu! Sonsayfa.com adlı haber sitesi, Genelkurmay’ın önündeki fotoğraflarla gündemi değiştirmişti. Site, yeni bir başarıya daha imza attı. Sonsayfa.com, Genelkurmay askeri personelinin giriş yaptığı B kapısının önünde yaşanan sarı zarf verme anının fotoğraflarını kare kare yayınlayınca Türkiye'nin gündemi değişti.. Türk medyası, bugün o haberi manşetlerine taşıdı. Gazeteler, televizyonlar ve internet siteleri o habere ve haberin belgesi olan görüntülere geniş yer ayırdı.. Sonsayfa.com, görüntüleri gölgede bırakacak müthiş bir belgeye, Genelkurmay'ın yaptığı soruşturma sonucu hazırladığı çok gizli 'Sarı Zarf' raporuna ulaştı.. Tüm medyadan sır gibi saklandığı gibi, hükümete bile sunulmayan raporda müthiş ayrıntılar yer alıyor..

İşte O Rapordan Ayrıntılar
Rapor, Genelkurmay binası önünde gazeteciye sarı zarf veren kişinin kimliğinin belirlendiğini ortaya koyuyor.. Genelkurmay Başkanlığı'nın talimatı üzerine oluşturulan "Soruşturma Komitesi Raporu" incelendiğinde soruşturmanın, basının ısrarlı takipleri sonucu, olaydan günler sonra hazırlandığı da kendiliğinden ortaya çıkıyor.. Raporda, Genelkurmay, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı kameralarının günlerce takip edildiği ve şüpheli şahısların bir bir belirlendiği yazılıyor.. Raporda, zarfı alan gazetecinin, Akşam Gazetesi'nde çalışan Cengiz Türksoy olduğu açık açık yazılırken, zarfı veren kişinin ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli olduğunun altı çiziliyor ancak şahsın adı "Malum şahıs" olarak geçiyor.. Genelkurmay raporunda, "malum şahsın", Hava Kuvvetleri Komutanlığı"nın B Nizamiyesinden içeri girerken görüntülendiği, aynı kayıtların Hava Kuvvetleri Komutanlığı"nın tepe kameralarında gözlendiği, bunun üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın iç kayıt kamera görüntülerinin istendiği belirtilirken, kayıtlarla ilgili rapora şu not düşülüyor: “Hava Kuvvetleri Komutanlığı iç nizamiye kayıtları 20 günde bir silindiği için kayıtlara ulaşılamamıştır. Bu nedenle "Malum şahsın" içeride kim ya da kimlerle görüştügü ve nasıl bir bilgi alışverişi yapıldığı tespit edilememiştir”

Rapordaki ayrıntılara bakıldığında ise, gerek raporu hazırlayanların, gerekse üst düzey komutanların yanlış ifadelerle kandırılmaya çalışıldığı gözleniyor.. Raporda bu konu şöyle dile getiriliyor: "İç nizamiye görüntülerinin olmaması üzerine, o gün görev yapan nizamiye görevlilerinin ifadelerine başvuruldu.. Rütbesi Uzman Çavuş olan nizamiye nöbetçi amiri ..................... 'ne , "O şahıs nizamiyeye neden girdi" sorusu yöneltildi, "Meclis'in yerini öğrenmek istedi" cevabı alındı.. Ancak kayıtlarda, “malum şahıs”, Hava Kuvvetleri Komutanlığı"ndan çıktıktan sonra üst geçitle Genelkurmay tarafına geçiyor. Genelkurmay ziyaretçi girişinin önünden geçtikten sonra gazeteciyle buluşuyor, daha sonra Genelkurmay"ın arslanlı kapısına doğru dönüyorlar, hemen sonra da hızla ayrılıyorlar. Burada gazeteci Başbakanlık"a doğru çantasını kapatarak hızla ilerliyor, "Malum şahıs" ise arslanlı kapınının önünden geçerek Milli Müdafaa Caddesi boyunca ilerleyip, Güvenpark istikametine, yani Meclis"le alakasız bir istikamete gidiyor" deniliyor..

Uzman Çavuş'un ifadelerinin doğru olmadığının belirtildiği raporda, "20 günden sonra "malum şahsı" hatırlaması anlamlıdır" diye not düşülüyor.. Raporda ayrıca "malum şahsın" içeri girdikten sonra yapmış olabileceği muhtemel faaliyetler de sıralanıyor. Bunlardan ilki, B Nizamiyesi"nin içindeki dahili telefondan bir görevliyle görüşmüş olabileceği. İkincisi ise katlara çıkıp bir görevliyle görüşüp, buluşma yerine gitmiş olabileceği, üçüncüsü ise nizamiyede birisiyle buluşmuş ve direktif ya da belge almış olabileceği şeklinde.

Türk Silahlı Kuvvetleri Yıpranmasın Diye..
Üst üste gelen çete operasyonları ve son olarak Atabeyler Çetesi'nde de askeri görevlilerin isimlerinin bulaşması üzerine gizli tutulması ve hükümete Yüksek Askeri Şurası Toplantısı sırasında sunulması planlanan raporun kanaat bölümündeki iki not ise çok ilginç:

İhraç Edilecek
"Söz konusu “malum şahsın” YAŞ kararlarıyla ordudan ilişiğinin kesilmesi kararlaştırılırken, konuyla ilgili Hava Kuvvetleri Komutanlığı da da aynı yönde görüş bildirmiştir"

"Gazetecinin, buluşma yerine telaşlı ve hızlı gelmesi, "malum şahısın" ise montunu bir beline dolaması bir eline alması gibi hareketlerini de inceleyen uzmanlar, görüşmenin “alelacele planlandığı” sonucuna varmış, "malum şahsın" montunu beline sararak cebine koyduğu zarfı kamufle etmeye çalıştığı kanaatine varmıştır.. İkilinin buluşma anındaki tavırları, daha önce de buluştukları yönünde bir intiba uyandırmaktadır..." (18 Temmuz 2006) (haber3)

29.07.2006: Emniyet: Gazetecilere sarı zarfı verenin polis olduğuna dair bilgi yok. Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan, Atabeyler operasyonu ile ilgili bilgilerin bir polis memuru tarafından sızdırıldığı yönünde kendilerine ulaşmış bir bilgi bulunmadığını açıkladı. Çalışkan, düzenlediği haftalık basın toplantısında gazetecilerin konuya ilişkin sorusu üzerine, Atabeyler operasyonu ile ilgili olarak basına bilgi sızdıran kişinin polis olduğu yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Yapılan soruşturmada zarfı veren olduğu iddia edilen kişinin kimliği konusunda bilgiye ulaşamadıklarını dile getiren Çalışkan, şunları söyledi: "Bu konuyla ilgili başlattığımız çalışmadan şu ana kadar bir sonuç alamadık. Ayrıca bir mensubumuzun bu zarfı dağıttığına dair de bize henüz bir bilgi gelmedi. Gelirse gereken yapılır.'' Çalışkan, bir gazetecinin, Çevik Kuvvet'in Genelkurmay Başkanlığı çevresinde önlem almasıyla ilgili sorusu üzerine de Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün güvenlikle ilgili alacağı önlemleri belirleyebileceğini, bu kapsamda gerek gördüğü her yerde tedbir alabileceğini söyledi. Anayasa Mahkemesi'nin, polisin trafikteki araçları artık arayamayacağına dair bir karar aldığına ilişkin soru üzerine de Çalışkan, polisin Anayasa'nın 20. maddesinde yapılan değişiklikten sonra aramaları zaten hakim kararı çerçevesinde yaptığını hatırlattı. Sonsayfa.com adlı internet sitesinde 10 gün önce yer alan haberde Genelkurmay Başkanlığı önünde gazetecilere sarı zarfı veren kişinin Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli olduğu iddia edilmişti. Haberde Genelkurmay'ın olaya ilişkin bir rapor hazırladığı belirtilmişti. Raporda 'malum kişi' olarak tanımlanan kişinin YAŞ toplantısında ordudan atılacağı dile getirilmişti. (29 Temmuz 2006) (Zaman)

15.09.2006: Yüzbaşıdan çarpıcı ifade. Atabeyler davası sanıklarından Yüzbaşı Murat Eren'den çarpıcı ifadeler! Sanık yüzbaşı Murat Eren, operasyonda ele geçen askeri mühimmatların, ani gelişebilecek bir takım olaylara karşı önlem almak amacıyla hazırlamayı düşündüğü prototipin parçaları olduğunu savundu. Kamuoyunda ''Atabeyler Grubu'' olarak bilinen soruşturma kapsamında, 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 kişinin yargılanmasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Duruşmada, Yüzbaşı Murat Eren ve Astsubay Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman, müvekkillerinin savunmalarında kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren konuların yer aldığını iddia ederek, duruşmanın kapalı oturumda yapılmasını talep etti. Diğer sanık avukatları da bu yönde karar alınmasını istedi. Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci de avukatların talepleri gereğince sanıkların savunmalarını kapsayacak şekilde duruşmanın kısmen gizli yapılmasını talep etti. Mahkeme Başkanı Ramazan Aksan ise dosyadaki belge ve sanık savunmalarının, daha önce alenen alınması bakımından duruşmanın gizli yapılmasına yönelik şartların gerçekleşmediğini belirterek, avukatların talebinin reddine karar verdi.

''DURUŞMADAKİ İFADEME İTİBAR EDİLMELİ''
Tutuklu sanık Yüzbaşı Eren, hazırlık soruşturmasında Cumhuriyet Savcılığına ve Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına verdiği ifadeleri kabul etmeyerek, duruşmadaki ifadesine itibar edilmesi gerektiğini söyledi. Tutuklandığında, Merkez Komutanlığına götürüldüğünü ve burada ''Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) aleyhinde bir şey söyleme'' telkininde bulunulduğunu iddia eden Eren, bu yüzden ifade verirken tedirgin davrandığını, üzerine atılan suçları, o an için kabul ettiğini kaydetti. Eren, ''Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik hareketten ziyade, devlet ve millet için canını feda etmeye yemin etmiş bir subayım. 21 yıllık askeri personelim, 13 yıllık subayım. Görev süremde de canımı feda edeceğimi ispatlamışımdır'' dedi. Diğer sanıklarla, iddianamede belirtildiği gibi hükümet aleyhine bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını öne süren Eren, diğer sanıklardan İsmail Binici'yi bir defa gördüğünü, Astsubay Yasin Yaman'ı ise tutuklandıktan sonra tanıdığını ifade etti. Eren, operasyonda ele geçirilen patlayıcı ve silahlarla ilgili olarak şunları söyledi: ''Güneydoğuda görev yaparken kendimce ani çıkan ve gelişen tehlikelere karşı reaksiyonel bir prototip hazırlamayı düşündüm ve çalışmalar yaptım. Erkut Taş astsubayı aldığı ödüllerden dolayı tanıyordum. Kendisi bomba yapımı ve imhası konusunda uzmandır. Her zaman tehlikeye en önde gider. Fikrimi Taş astsubaya açtım. Birlikte ani gelişen olaylara karşı malzeme topladık. Bu malzemeler basit ve numuneliktir. Zaten son zamanlarda bir araya gelemediğimiz için düşüncelerimizi gerçekleştiremedik.'' Yüzbaşı Eren, Yunis Akkaya'yı tanıdığını belirterek, hazırlamayı düşündüğü prototipi görev yaptığı birlikte hazırlamasının mümkün olmadığını bu nedenle malzemeleri yakın bir yerde depolamak için Akkaya'nın evini kullandıklarını söyledi. Eren, malzemeleri iki valiz içinde Akkaya'nın evine götürdüğünü, ancak Akkaya'nın malzemeler konusunda herhangi bir bilgisinin bulunmadığını ileri sürdü.

ATABEYLER AMBLEMİ
Özel Kuvvetler Komutanlığında bir takım senaryolar üzerine eğitim verildiğini ve eğitim sonunda da plaket ve şilt hediye edildiğini anlatan Eren, ''Yasin Yaman'ın evinde bulunan Atabeyler isimli şilt de bayrak da bununla ilgilidir diye düşünüyorum. Ancak Atabey isminden soruşturma sırasında haberim oldu'' dedi. Bilgisayarında bulunan ''Bütün Kürtler'' başlıklı yazıyı da internetten aldığını savunan Eren, bu yazıyı kendisinin hazırlamadığını ve birçok kişide bulunabileceğini kaydetti. Yüzbaşı Eren, Cüneyd Zapsu ve BİM mağazalarına yönelik bombalama hazırlığında olduğu, bu nedenle bomba hazırladığı iddialarını reddetti. Davada tutuksuz yargılanan emniyet müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş'i, görev yaptıkları illerde Yunis Akkaya ile ziyaret ettiklerini ve bu ziyaretlerde birlikte yemek yiyerek, genel konular üzerine konuştuklarını ileri sürdü. Eren, bir soru üzerine, patlayıcı malzemelerle ilgili olarak Yasin Yaman ile bir görüşmesi ve bu konuda bir isteği olmadığını belirterek, Yasin Yaman'ı soruşturma sırasında tanıdığını kaydetti. Duruşmaya öğleden sonra devam etmek üzere ara verildi. (15 Eylül 2006) (internethaber)

23.09.2006: Avukatlara, Atabeyler çetesiyle ilgili belgeleri inceleme yasağı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatların Atabeyler çetesine yönelik soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere erişimine sınırlama koyarak, gizlilik kararı aldı. Buna göre avukatlar, soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere yeni bir karar çıkana kadar ulaşamayacak. Eryaman'daki bir eve düzenlenen baskınla başlatılan 'Atabeyler Grubu' soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Dilaver Kahveci, soruşturmanın gizliliğinin tehlikeye düşeceği gerekçesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesini dayanak göstererek, belgelerin incelenmesi ve örnek alınmasının kısıtlanması için Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurdu. Kahveci'nin talebini görüşen nöbetçi hakim, avukatların Atabeyler Grubu'na yönelik soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere erişimine sınırlama koydu ve gizlilik kararı aldı. Öte yandan Başsavcı Vekili Hamza Keleş'in talimatıyla gazetecilerin soruşturma savcılarının bulunduğu bölüme girmesine de yasak getirildi. Ankara Adliyesi'nin tüm bölümlerine girebilen gazetecilerin, 11. Ağır Ceza Mahkemesi savcılığı bölümüne girmesine dün izin verilmedi. Gazeteciler yasağa tepki gösterdi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, 31 Mayıs'ta Eryaman'da içinde askerlerin de bulunduğu bir eve baskın yaparak, çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı. Evde, anti-tank silahı roketatarlar, onlarca bomba yapmaya yetecek miktarda C-4, telsiz, MKE yapımı TNT kalıpları ve boru tipi bombalar ele geçirilmişti. Soruşturma kapsamında Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş, Pilot Üsteğmen Yakup Yayla ile işadamı Yunis Akkaya, "ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve patlayıcı madde bulundurma" suçundan tutuklanmıştı. (23 Eylül 2006) (Zaman)

Atabeyler 'devletin güvenliği' için askerî mahkemede gizli yargılanacak
Atabeyler Çetesi'ne yönelik operasyonda tutuklanan, aralarında Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli subay ve astsubayların da bulunduğu 4 sanık askerî mahkemede 'devletin güvenliği' için gizli yargılanacak. Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde dün başlayan ilk duruşmaya tutuklu sanıklar Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli pilot Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman, Erkut Taş ile işadamı Yunis Akkaya ve sanık avukatları katıldı. Duruşmanın başında iddianameyi okuyan Savcı Zekeriya Duran, Atabeyler'e yönelik operasyonda ele geçirilen bilgisayarlar, ajanda ve mühimmatların askerî sır kapsamında olduğunu belirterek, yargılamanın gizli yapılmasını talep etti. Sanıklar Eren, Taş, Yaman ve Akkaya ile avukatları da gizlilik talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, yargılama konusunun devletin güvenliğini ilgilendirdiğini, iç ve dış siyasal yararlar bulunması nedeniyle yargılamanın gizli yapılmasına karar verdi. Mahkeme, ayrıca yargılamanın haber yapılmasına da yayın yasağı koydu. Atabeyler operasyonu sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 sanık hakkında sivil mahkemede 27 yıla kadar hapis istemiyle dava açmıştı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Eylül'de yapılan ilk duruşmada dava dosyasındaki belgelerin içeriğinin aleniyet kazandığını belirterek, sanıkların gizlilik talebini reddetmişti. Genelkurmay Askerî Başsavcılığı, Atabeyler'in asker şahıslarına ve işadamı Akkaya'ya, Askerî Ceza Kanunu'nun 'zimmetli malzemeyi dışarıya çıkartmak ve gizli kalması gereken askerî bilgileri birlik dışına çıkarmak'tan 5'er yıla kadar hapis talep etmişti. Yüzbaşı Eren, astsubaylar Yaman ve Taş, disiplinsiz hareketlerde bulundukları gerekçesiyle YAŞ kararıyla ordudan da atılmışlardı. (23 Eylül 2006) (Zaman)

03.11.2006: Atabeyler'in askerî mahkeme dosyası istendi. Atabeyler davasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Mahkeme heyeti, Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde süren davanın dosyasının istenmesine karar vererek, duruşmayı ileri tarihe erteledi. İddianamede sanık Yüzbaşı Murat Eren'in temas kurduğu Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş ve Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar'ın, grup içinde yer aldıkları ifade ediliyordu. 11 sanıklı duruşmaya aralarında eski yüzbaşı Murat Eren'in de bulunduğu 9 sanık katıldı. (03 Kasım 2006) (Zaman)

06.11.2006: Atabeyler Çetesi'nin bombalarında bilirkişi çelişkisi. Ankara Eryaman'da Atabeyler Çetesi'ne yönelik düzenlenen operasyonla ele geçirilen iki valiz dolusu patlayıcı maddeye askerden ve polisten iki farklı rapor geldi. Genelkurmay Askerî Savcılığı'nın atadığı asker bilirkişiler askerî mühimmata ilişkin 'uygun silahla kullanılmadığı takdirde vahim nitelikte olmaz' değerlendirmesini yaptı. Geçtiğimiz haziran ayında Eryaman'da bir eve yapılan baskında ortaya çıkarılan Atabeyler Çetesi'ne yönelik tartışmalar bitmiyor. Operasyonda, uzaktan kumandayla ve zaman ayarlı 4 adet C-4 bombanın yanı sıra bomba yapımında kullanılan patlayıcı ele geçirilmişti. Evde MKE yapımı zırhlı araçlara karşı kullanılan içinde roket mermisi bulunmayan lav roketi ve MKE yapımı TNT kalıpları bulunmuştu. Operasyon sonrasında bazı sanıklar hakkında Genelkurmay Askerî Savcılığı 'askerî malzemeyi zimmetine geçirmek' suçundan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise 'hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs için anlaşmak' suçundan iddianame hazırlamıştı. Soruşturma çerçevesinde askerî ve sivil savcılığın talebi üzerine iki ayrı bilirkişi raporu hazırlandı. Askerî savcılığın asker kişilere hazırlattırarak sivil savcılığa gönderdiği bilirkişi raporunda, bütün mühimmat ve malzemelerin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na teslim edilmek üzere ambalajlandığı, mevcut durumuyla tehlike arz etmediği kaydedildi. Bilirkişi raporunda, "Askerî maksatla kullanılan malzemelerin, mevcut durumlarıyla düzenek haline getirilmedikleri ve kendine uygun silahla kullanılmadığı takdirde vahim nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır." denildi. Emniyet'in bomba uzmanlarının hazırladığı ekspertiz raporunda ise, askerî mühimmatların bazılarının düzeneği hazır hale getirilmiş bombalar olduğu vurgulandı. Raporda, yetkili makamların izni olmaksızın bulundurulan askerî mühimmatların Ateşli Silahlar Kanunu'na göre suç olduğu belirtildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan eski yüzbaşı Murat Eren, bombaları Güneydoğu'da terör olaylarına karşı reaksiyoner prototip hazırlamak için yaptığını iddia etmişti. (06 Kasım 2006) (Zaman)
 
21.12.2006: Hakimden itiraf: Atabeyler'de fazla derine inemiyoruz. Atabeyler Çetesi'yle ilgili davaya bakan mahkeme başkanı Orhan Karadeniz 'fazla derine inememekten' yakındı. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanan 1 yüzbaşı ve iki astsubayın yargılanmasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Bir önceki duruşmada Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nden istenmesine karar verilen dava dosyasının bir bölümünün ellerine ulaştığını anlatan hakim, askerî mahkemenin 'dosyadaki klasör sayısının çok olmasını' gerekçe göstererek, yalnızca ifade tutanakları, olay yeri tutanakları ve iddianame suretlerini gönderdiğini belirtti. Askerî mahkemenin, görülen davanın kapalı olduğu ve ayrıca yayın yasağı konulduğunu hatırlattığını belirten Karadeniz, belgelerin incelenmesinin ardından iadesinin istendiğini kaydetti. Sanık avukatları ise bilirkişi raporu ve duruşma tutanaklarının istenmesini talep etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı Karadeniz, şu karşılığı verdi: "Askerî mahkemedeki duruşma kapalı olduğu için fazla derine inemiyoruz."
Daha sonra söz alan duruşma savcısı Salim Demirci, avukatların talebi doğrultusunda askerî mahkemede bulunan bilirkişi raporları, tanık beyanları ve duruşma zabıtlarının onaylı suretlerinin istenilmesini talep etti. Ara kararı açıklayan mahkeme başkanı Orhan Karadeniz, askerî mahkemenin gönderdiği belgelerin asıllarının sivil mahkemede bulunmaması ve delil olarak dosyada bulunması gerektiğinden belgelerin iade edilmemesine ve dosyada bırakılmasına karar verildiğini belirtti. Karadeniz, bilirkişi raporları ve duruşma tutanaklarının askerî mahkemedeki duruşmaların kapalı yapılması nedeniyle istenmeyeceğini, şayet sanık avukatlarında varsa delil olarak dosyaya konulması gerektiğini kaydetti. Mahkeme, önümüzdeki duruşmaya kadar soruşturmanın genişletilmesi talebi olmaması durumunda dosyanın esas hakkındaki mütalaasını tamamlaması için savcıya verilmesini kararlaştırdı. Atabeyler Çetesi'ne yönelik operasyonda yakalanarak, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 11 kişi 27 yıla kadar hapis talebiyle yargılanıyor. Sanıklar, 'hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs için anlaşmak'la suçlanıyor. (21 Aralık 2006) (Zaman)

22.02.2007: Atabeyler’de ‘derine’ iniliyor. Atabeyler Davası’nda ‘Fazla derine inemiyoruz’ diyen 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nden bilirkişi ve tanık ifadelerini istedi. ANKARA 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, ‘Askeri Mahkeme’deki duruşma kapalı olduğu için fazla derine inemiyoruz’ açıklamasından sonra tekrar Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nden bilirkişi raporları ve tanık beyanlarının gönderilmesini istedi. Tutuklu sanığın kalmadığı Atabeyler Davası’na yargılanan ve ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, üsteğmen Yakup Yayla, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, emniyet müdürü Mustafa Raşit Çavdar ve avukatları katıldı. ‘Silahlı çete’ kurulduğu iddiasıyla açılan Atabeyler davasında, Başkan Karadeniz geçen celsede avukatların, çetenin ikinci davasının görüldüğü mahkemeden bilirkişilerin patlayıcılara ilişkin raporları ile son duruşma tutanağının gönderilmediğini söylemesi üzerine ‘Askeri mahkemedeki duruşma kapalı olduğu için fazla derine inemiyoruz’ demişti. Dün yapılan duruşmada asker sanıklardan Murat Eren ve Erkut Taş’ın avukatı Sami Kahraman, belgelerin Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nden resmi kanalla istenmesini talep etti. Bir önceki celsede de talep edildiği halde Askeri Mahkeme’den gelmeyen bilirkişi beyanları, raporları ve tanık ifadelerinin yeniden istenmesine karar verildi. Karadeniz, belgelerin içeriğine göre dava dosyasına konulup konulmamasının veya gizli olarak okunup okunmamasının daha sonra değerlendirilmesine karar verildiğini açıkladı. Karadeniz, tüm sanıkların duruşmadan vareste tutulmasına ve gelecek duruşmaya kadar soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunulmaması halinde, dosyanın esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilmesinin kararlaştırıldığını kaydederek, davayı 18 Nisan’a erteledi.  (22 Şubat 2007) (Star)

Atabeyler Grubu davasında sona gelindi
Kamuoyunda ''Atabeyler Grubu'' olarak bilinen aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 kişinin tutuksuz yargılandığı davada, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın gelecek duruşma esas hakkındaki mütalaasını vermesi bekleniyor. Davanın dün yapılan duruşmasında, Cumhuriyet Başsavcılığı, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dava dosyasının kendilerine verilmesini isterken, sanıklardan yüzbaşı Murat Eren ve astsubay Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman da Genelkurmay Askeri Mahkemesinde devam eden davanın bilirkişi beyanlarını, raporlarını ve tanık ifadelerinin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi kanalıyla istenmesini ve incelenmesini talep etti. Mahkeme heyeti, askeri mahkemedeki dava dosyasında yer alan bilirkişi beyan ve raporları ile tanık ifadelerinin onaylı suretlerinin gizli kaydıyla istenmesine ve esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dava dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilmesini kararlaştırdı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk duruşmasında tüm sanıklar tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilirken, dava sürecinde, üsteğmen Yakup Yayla dışındaki 3 askeri personel ordudan ihraç edildi. İddianamede yüzbaşı Murat Eren, üsteğmen Yakup Yayla, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma'' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve ''izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek'' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca ''ruhsatsız silah bulundurma'' ve ''silah alım satımına aracılık etme'' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Emniyet müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici ve Mehmet Karatepe'nin de TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da ''oluşuma yardım'' suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. (22 Şubat 2007) (Zaman)

19.04.2007: Mahkeme, Atabeyler'in belgelerini çelik kasada saklıyor. Yüzbaşı Murat Eren'in de aralarında bulunduğu 11 sanık için 27 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanan Atabeyler Çetesi'yle ilgili davada sona gelindi. 2 yüzbaşı ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 11 kişinin yargılandığı davanın dünkü duruşmasında gizli belgeler gündeme geldi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hakimi Süreyya Gönül, çeteyle ilgili askerî mahkemenin gönderdiği belgelerin çelik kasada saklandığını; ancak açıklanıp açıklanmayacağına daha sonra karar verileceğini kaydetti. Askerî mahkeme, 'gizlilik' kararı sebebiyle belgeleri sivil mahkemeye iletmiyordu. Mahkeme Başkanı Orhan Karadeniz, yaşadıkları sıkıntıyı "Fazla derine inemiyoruz." sözleriyle özetlemişti. Tartışmaların ardından, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve duruşma tutanaklarının onaylı suretleri sivil mahkemeye gönderildi. Dünkü duruşmada Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, askerî mahkemeden gelen belgeleri incelemek için dosyanın kendilerine verilmesini istedi. Duruşmaya başkanlık yapan Hakim Süreyya Gönül ise evrakları mahkeme kasasında saklamaya devam edeceklerini belirterek, savcılığın esas hakkındaki mütalaasını yapması için duruşmayı 30 Mayıs'a erteledi. Ankara Eryaman'da bir eve baskın yapılması sonucu ortaya çıkarılan Atabeyler çetesi, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanmıştı. Atabeyler çetesine yönelik operasyon sonrası haklarında dava açılan, aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 11 kişi, 27 yıla kadar hapis talebiyle yargılanıyor. Sanıklar, "hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs için anlaşmak"la suçlanıyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan ihraç edilen Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ayrıca Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde, Askerî Ceza Kanunu'nun 'zimmetli malzemeyi dışarıya çıkartmak' suçundan 5'er yıla kadar hapsi isteniyor. (19 Nisan 2007) (Zaman)

30.05.2007: Savcı, Atabeyler'e çeteden beraat, ruhsatsız silahtan ceza istedi. Kamuoyunda ''Atabeyler Grubu'' davası olarak bilinen davada, Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, sanıkların eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'' suçunu oluşturmadığını savunarak, ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan, delil yetersizliğinden sanıkların beraatlerine karar verilmesini talep etti.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın bugünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan sanıklar Murat Eren, İsmail Bilici, Mehmet Karatepe, Erkut Taş ve Yasin Yaman ile sanık avukatları katıldı. Duruşmada esas hakkındaki görüşünü bildiren Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, ''Atabeyler Grubu''na yönelik soruşturmanın, ''Vatansever'' rumuzu ile kolluk güçlerine gönderilen elektronik posta üzerine başlatıldığını ve sanıklar iş adamı Yunis Akkaya, ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren ve astsubay Yasin Yaman'ın evlerinde yapılan aramalarda patlayıcı madde, mühimmat ve bazı belge, CD ile disketlere el konulduğunu söyledi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nca yaptırılan uzman bilirkişi ve kriminal incelemelerde, Yunis Akkaya ve Yasin Yaman'ın evlerinde elde edilen patlayıcılar ile mühimmatların bir kısmının piyasadan temin edildiğinin, bir kısmının ise askeri malzeme olduğunun anlaşıldığını belirten Savcı Demirci, askeri malzeme olan patlayıcı ve mühimmatların mevcut durumlarıyla tehlikesi bulunmayan, düzenek haline getirilmemiş ve kendine uygun silahla kullanılmadıkları sürece tehlikeli olmayan maddeler olduğunun anlaşıldığını kaydetti.

Savcı Demirci, elde edilen patlayıcı maddelerin, bir kısmının sanık Yasin Yaman tarafından piyasadan temin edildiğini, bir kısmının da sanıklar Murat Eren ile Erkut Taş tarafından askeri operasyonlardan veya arkadaşları diğer asker kişilerden temin ettiklerini, bunların kayda tabi olmayan ve imha amacıyla askeri birliğe getirilen malzemeler olduğunu belirtti. İş adamları Suat Kıy, Mehmet Karatepe ve İsmail Binici'nin ise oluşuma lojistik destek sağladığına ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini ifade eden Demirci, sanık Murat Eren'in soruşturmanın her aşamasında kendi içinde de çelişkili ifadeler verdiğini kaydetti. Sanıkların eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'' suçunu oluşturmadığını savunan Savcı Demirci, sanıklar Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit Çavdar'ın, üzerlerine atılı ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil yetersizliğinden beraatlerine karar verilmesini istedi. Sanıklar, Murat Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ''patlayıcı madde bulundurmak'' suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep eden Demirci, Yunis Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca ''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak'' suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Sanıklar ve avukatları, esas hakkındaki savunmalarını hazırlamak amacıyla mahkemeden süre talep ettiler. Mahkeme Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, sanıklar ve avukatlarına istedikleri sürenin verildiğini belirterek, duruşmanın ertelendiğini açıkladı. (30 Mayıs 2007) (Zaman)

28.06.2007: Eskişehir'deki cephanelik evde Atabeyler bağlantısı. Emekli Binbaşı Fikret Emek'in yakalandığı, annesine ait cephanelik evin etrafında sessizlik hakim. İstanbul Ümraniye'de ele geçirilen 27 el bombasıyla ilgili soruşturma derinleştikçe ilginç bilgilere ulaşılıyor. Eski Yüzbaşı Muzaffer Tekin'le birlikte 8 kişinin tutuklandığı dava, Eskişehir'deki hücre evi baskınıyla yeni bir boyut kazandı.

Medya, cephane evdeki suikast silahlarına dikkat çekti
Kanas suikast silahı, Kalaşnikof ve patlayıcılarla ele geçirilen emekli Binbaşı Fikret Emek'in 'Atabeyler Çetesi' kapsamında arandığı ileri sürüldü. Danıştay saldırısından kısa süre sonra Ankara Eryaman'da ortaya çıkarılan çete, çok sayıda silah, düzeneği hazırlanmış C-4 patlayıcı ve 4 uzaktan kumandalı bombayla birlikte yakalanmıştı. Söz konusu evde ayrıca Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin krokisi bulunmuştu. Operasyonda, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli bir yüzbaşı ve iki astsubayın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alınmıştı. Önceki gece Eskişehir'de yakalanan Binbaşı Fikret Emek de 2 yıl önce Özel Kuvvetler'den emekli olmuş. Ankara'da ikamet eden Emek'in, zaman zaman Muzaffer Tekin'le bir araya gelerek görüştüğü belirtiliyor. Emekli binbaşının şehirdeki bağlantılarını araştıran Eskişehir polisi, kentteki güvenlik tedbirlerini artırdı. Operasyon yapılan evin çevresinde çok sayıda polis devriye geziyor.

Ümraniye davasıyla bağlantılı olarak yapılan operasyon, 'Atabeyler Çetesi'ne uzandı. Çok sayıda silah ve mühimmatla ele geçirilen emekli Binbaşı Fikret Emek'in Atabeyler Çetesi davası kapsamında arandığı iddia edildi. İstanbul'a gönderilen Emek hakkındaki tutuklama kararı vicahiye çevrildi. Emek'in bağlantıları araştırılıyor. Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen bombalarla ilgili olarak tutuklanan Muzaffer Tekin'in ifadelerinden yola çıkan polisin, son 4 günde Fikret Emek'in annesinin evinin etrafında adeta kuş uçurtmadığı kaydediliyor. Emek'in annesinin evine gelmesi üzerine önceki gece operasyon yapıldığı belirtiliyor. Emekli binbaşının operasyon sırasında hiç direnmediği, gayet sakin ve rahat tavırlar içerisinde olduğu ifade edildi. Fikret Emek'in annesi Emine Emek'in evinde sessizlik hakim. Yakınları, evde olmalarına rağmen kimseye kapılarını açmıyor. Emek'in komşuları ise olayı basından öğrendiklerini söyledi. Anne Emine Emek'in çok iyi bir insan olduğunu anlatan komşuları, "Duyduğumuzda çok şaşırdık. Çünkü bu ailenin böyle bir şey yapacağını hiç tahmin etmedik." dediler. Bir başka komşusu, emekli Binbaşı Fikret Emek'in Ankara'da oturduğunu ve ara sıra annesinin yanına gelerek burada kaldığını dile getirdi. Bu arada Ümraniye'deki gecekonduda ele geçirilen patlayıcılara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan zanlılar emekli yüzbaşı Gazi G. ile Ayşe Asuman Ö., emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan zanlılar, tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme her iki zanlıyı da serbest bıraktı. Öte yandan soruşturma kapsamında gözaltına alınan emekli asker Z.Ö.'nün mahkemece serbest bırakılmasına savcılık tarafından itiraz edildi. Savcı Zekeriya Öz, Z.Ö.'nün serbest bırakılmasına itiraz ederek, hakkında yakalama emri çıkarılması talebinde bulundu. Savcı Öz'ün talebi, önümüzdeki günlerde İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından değerlendirilerek karara bağlanacak.

Askeriyeden iki yıl önce emekli olmuş
Aslen Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesinden olan Fikret Emek, lisedeyken babasını kaybetti. Annesi banka memuru olduğu için o yıllarda Eskişehir'e yerleşti. Emek, bu sırada Kara Harp Okulu'nu kazandı. Emek askeriyede çeşitli kademelerde çalıştıktan sonra uzun yıllar Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görev yaptı. İki yıl önce bu birimden emekli oldu. Emekli Binbaşı Fikret Emek'in Şırnak'ta 8 yıl önce teröristlere karşı girdikleri çatışmada ağır yaralandığı ve beraberindeki 14 askerin de şehit olduğu ortaya çıktı. (28 Haziran 2007) (Zaman)

VE SAVCI GÖREVDEN ALINDI!!!

26.07.2007: Derin çetelerin davasına bakan savcılara düz görev. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), kamuoyunda "Küre Operasyonu" olarak bilinen çete soruşturmasının savcısı Mustafa Kelkit ile Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli bazı askerlere yönelik "Atabeyler operasyonu"nu gerçekleştiren Cumhuriyet Savcısı Dilaver Kahveci'nin görev yerlerini değiştirdi. Milliyet gazetesinin haberine göre, Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) kapsamında, çete, terör, uyuşturucu gibi organize suçlara bakmakla yükümlü Ankara Başsavcı Vekilliği'nde görev yapan Kelkit ve Kahveci, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda düz savcı olarak görevlendirildi. HSYK, Kelkit ve Kahveci'nin neden düz savcı olarak görevlendirildiklerine ilişkin bir açıklama yapmadı. Kelkit, "Küre operasyonu" sonucu hazırladığı iddianamede, eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır, şarkıcı İbrahim Tatlıses ile ÖKK'da görevli Yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır'ın da aralarında bulunduğu 19 kişinin çete suçundan cezalandırılmasını istemişti. Kelkit, eski HSYK Başkanvekili Ergül Güryel'in avukat oğlu Cenk Güryel'in de aralarında bulunduğu sanıklara çete suçundan verilen beraat kararını da temyiz ederek bozulmasını sağlamıştı. Kahveci de Atabeyler operasyonunun ardından ÖKK'da görevli askerlerin de aralarında bulunduğu 10 kişi hakkında "Hükümetin görevlerini engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak" suçundan dava açmıştı. Kahveci, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılarda da iddia makamında yer almıştı. (26 Temmuz 2007) (Zaman)

27.07.2007: HSYK'dan çete savcılarına ceza gibi tayin. Liderliğini Kasım Zengin'in yaptığı Sauna Çetesi davasında türkücü İbrahim Tatlıses de yargılanıyor. Polis, son yıllarda gerçekleştirdiği operasyonlarla birçok çeteyi çökertti; ancak sık sık yapılan hakim ve savcı değişiklikleri ile davaların uzun sürmesi sebebiyle yargıda beklenen sonuç alınamıyor. Soruşturmaları kimin yürüteceğine ilişkin belirsizlik, dosyaların savcılar arasında gidip gelmesine yol açıyor. Terör ve organize suçlara bakmakla görevli Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekilliği, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği'ne (VKGB) mensup kişiler hakkındaki soruşturmayı 'çete' suçu kapsamında görmedi ve görevsizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi. Son olarak 'Küre' soruşturmasını yürüten Savcı Mustafa Kelkit ile 'Atabeyler' soruşturmasına imza atan Savcı Dilaver Kahveci, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) kararıyla terör ve örgüt suçlarına bakmakla görevli ağır ceza mahkemesinden alınarak Ankara Adliyesi'nde düz savcı olarak görevlendirildi. HSYK, bu konuda herhangi bir gerekçe de göstermedi. Banka yolsuzluğu davalarına bakan İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin başkanı Mustafa Akın da, bakanlığın görevde kalması yönündeki görüşüne rağmen 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne atanmıştı. Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "Davasına baktığı hortumcu bankacının kardeşi içeriden çıkıyormuş, deniyor. Bunlar doğru mu, bakılmalı." demişti. HSYK Başkan Vekili Mahmut Acar, iddiaları reddederken, Mustafa Akın, HSYK'da bankacı Mustafa Süzer'in kardeşiyle karşılaştığını açıklamıştı. Neşter Operasyonu'nu gerçekleştirerek davaları yönlendirmeye çalışan yargı mensuplarını deşifre eden eski DGM Savcısı Ömer Süha Aldan ise özel yetkili ağır ceza mahkemesinde görevlendirilmeyerek Ankara Adliyesi'nde düz savcı olarak atanmıştı. HSYK'nın, Şemdinli iddianamesini hazırlayan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın meslekten ihracı ve davaya bakan hakimlerin yerlerinin değiştirilmesi kararı tartışılmıştı.

Yeni terör savcıları belli oldu
Ankara Adliyesi'ne düz savcı olarak atanan Dilaver Kahveci ve Mustafa Kelkit'in yerine getirilen savcılar belli oldu. HSYK'nın son kararnamesiyle Ankara'ya atanan Mustafa Bilgili ile Kubilay Taştan, terör ve örgüt suçlarına bakmakla özel yetkili başsavcı vekilliğine görevlendirildi. Bilgili, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'ndan, Taştan Muğla ili Ortaca İlçesi Cumhuriyet Savcılığı'ndan Ankara'ya atanmışlardı.

Gültekin Avcı: Gerçeklerin ortaya çıkması istenmiyor
İzmir Bayındır savcısı iken Kars Ağır Ceza Mahkemesi'ne atanan Gültekin Avcı, savcıların önemli soruşturmaları yürütürken görev yerlerinin değiştirilmesinin doğru olmadığını söyledi. Küre operasyonunu yürüten Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kelkit ve askerî savcı Dilaver Kahveci'nin örgütlü suçlara bakıyorken adi suçlara bakan adliyelere gönderilmesini eleştiren savcı, "Bu durum mantık dışı, dereyi geçerken atı değiştirmek gibi." dedi. Atamaların gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek için yapılabileceğini belirten Gültekin, HSYK'ya bağlı savcılardan bu hiyerarşi içinde görevlerini yapmalarının beklenemeyeceğini söyledi. İstanbul, Zaman

Yakup Erikel: HSYK'nın atamaları, yargıya güveni zedeliyor
Hukuki Araştırmalar Derneği Başkanı Avukat Yakup Erikel, hakim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesi ve tartışmalı atamalarla ilgili haberlerin yargıya güveni zedelediğine dikkat çekiyor. Mevcut sistemde, HSYK'nın gerekçe göstermeden atama yaptığını ve kararlarının yargıya kapalı olduğunu hatırlatan Erikel, "Hakim ve savcılarla ilgili işlemlerin tartışmalara yol açmaması ve keyfi uygulamalara imkan verilmemesi için HSYK'nın yapısının değiştirilmesi ve kararlarının yargıya açılması gerekir." diyor. Diğer alanlarda olduğu gibi yargı kurumunda da birtakım suistimallerin insan unsurundan kaynaklandığının altını çizen Erikel, objektif kriterlere dayalı yeni bir sistemin kurulması gerektiğini ifade ediyor.

'Davalar uzayınca hatalı karar verilir'
Eski Hakim Mekan Sarıkaya, hakim ve savcıların herhangi bir gerekçe gösterilmeden sık sık yerlerinin değiştirilmesinin yargıyı olumsuz etkilediğini belirterek, bu tür değişiklikler nedeniyle davaların uzadığını ve hatalı kararların arttığını kaydediyor. Bir yerde başarılı ve dürüst bir şekilde görevini yürüten ve alanında uzmanlaşmış bir hakim veya savcının kendi istememesi halinde yerinin değiştirilmesinin doğru olmadığını ifade eden Sarıkaya, "Bir mahkemenin iki ya da 3 hakiminin birden yeri değiştiriliyor. Gelen hakimler karar aşamasına gelmiş davaları kağıt üzerinde inceleyerek karara bağlıyor. Bu da adil yargılama açısından sakıncalı sonuçlara yol açıyor. Davaların gecikmesine sebep oluyor." diyor. (27 Temmuz 2007) (Zaman)

08.08.2007: Atabeyler Davasında emniyeti suçlama. Kamuoyunda “Atabeyler Grubu” olarak bilinen gruba yönelik yürütülen soruşturma sonunda haklarında dava açılan 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 kişinin yargılanmasına devam edildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın bugünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan ve ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman, halen görevde bulunan üsteğmen Yakup Yayla ve iş adamları Mehmet Karatepe ve İsmail Binici ile sanık avukatları katıldı. Sanıklar Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman, davanın medyada sürekli olarak yer aldığını ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek olmak üzere birçok siyasinin davayla ilgili yorumlarda bulunduğunu savunarak, mahkemenin karar verirken bu yorumlardan etkilenmemesini istedi.

“ASKERİ SAVCILIKTAKİ İFADELER YOK HÜKMÜNDEDİR”
Kahraman, müvekkillerinin Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nda verdiği ifadelerin eski yasa hükümlerince alındığını ve bu nedenle o ifadelerin yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, askeri savcının aldığı ifadelerin mahkemece dikkate alınmamasını talep etti. Müvekkillerinin “askeri mühimmatı ve gizli bilgileri birlik dışına çıkarmak” suçlarından hem sivil mahkeme hem de Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi'nde yargılandığına dikkati çeken Kahraman, müvekkillerinin askeri mahkemeden söz konusu suçlara ilişkin hapis cezası aldıklarını ifade ederek, “Tek suça iki ceza verilmesini doğru bulmuyorum” dedi. Sanık Yasin Yaman'ın avukatı İlyas Aktaran da esas hakkındaki savunmasında, olayın basında yer almasından sonra “yürütmenin yargı üzerinde etki yapmasını sağlayacak şekilde her türlü enstrümanın kullanıldığını” öne sürerek, davanın Danıştay saldırısı ve Şemdinli davalarıyla ilişkilendirilerek silahlı kuvvetler içinde bir çete var izlenimi verilmeye çalışıldığını iddia etti.

Soruşturma sırasında gizlilik kararı olduğu için kendilerinin dosyalara ulaşamazken sanıkların tüm ifadelerinin basında yer almasının düşündürücü olduğunu belirten Aktaran, “Genelkurmay Başkanlığı önünde sarı zarfla basına bilgi verilmesi bir suçtur. Emniyet özellikle bu konuda aktif olarak yer almıştır. Bu bilgiler nasıl sızmıştır, bunu bulmak yargının görevidir” dedi. Sanıkların üzerine atılı Türk Ceza Kanunu'nun 316. maddesinde düzenlenen “Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma” suçundan Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasında beraat talebinde bulunmasının doğru olduğunu kaydeden Aktaran, asker sanıkların kendilerini devlete ve millete adayan kişiler olduğunu belirterek, böyle bir suçu işlemelerinin mümkün olmadığını savundu. Aktaran, sanıkların askeri mahkemede hapisle cezalandırıldıklarını anımsatarak, “Ortada suça verilmiş hüküm vardır. Fiili durum yaratıldığı için aynı suçtan bir başka mahkemede yürüyen davanın reddi gerekir” görüşünü dile getirdi. Diğer sanık avukatları da müvekkillerinin üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını belirterek, sanıkların beraatlerine karar verilmesini talep ettiler. Duruşmaya katılan sanıklarda avukatlarının esas hakkındaki savunmalarına katıldıklarını belirttiler. Sanık Mehmet Karatepe ise avukatı duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle esas hakkındaki savunmasını gelecek duruşma vermek için süre talebinde bulundu. Mahkeme Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, sanık Mehmet Karatepe'nin esas hakkındaki savunmasının gelecek duruşma alınmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.

ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA
Geçen duruşma esas hakkındaki mütalaayı açıklayan Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, sanıkların eylemlerinin “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçunu oluşturmadığını savunarak, sanıklar Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit Çavdar'ın, üzerlerine atılı “Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak” suçundan delil yetersizliğinden beraatlerine karar verilmesini istedi. Sanıklar, Murat Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, “patlayıcı madde bulundurmak” suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep eden Demirci, Yunis Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca “ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak” suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.

İDDİANAMEDE TALEP EDİLEN CEZALAR
Davanın iddianamesinde yüzbaşı Murat Eren, üsteğmen Yakup Yayla, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın “Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma” suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve “izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek” suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca “ruhsatsız silah bulundurma” ve “silah alım satımına aracılık etme” suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici ve Mehmet Karatepe'nin de TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da “oluşuma yardım” suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. (08 Ağustos 2007) (Hürriyet)

09.08.2007: 'Reddi' istenen ifadelerde bombalı eylem planı itirafı. Atabeyler davasında duruşma, sanıklardan birinin avukatının gelmemesi nedeniyle ertelendi. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanan Atabeyler çetesinin davası, sanıklardan birinin avukatının gelmemesi nedeniyle ertelendi. Savunma yapan sanık askerler polisi suçladı. Bu arada, sanıklar Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman'ın 'yok sayılmasını ve reddedilmesini' istediği askerî savcılık ifadelerinde sanık eski Yüzbaşı Murat Eren'in planladığı eylemlere ilişkin anlatımların yer aldığı öğrenildi. Aralarında eski Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı Atabeyler davasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Bu arada, sanıklardan Murat Eren'in 1 Haziran 2006'da Genelkurmay Askeri Savcısı'na verdiği ifadede, Başbakan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu'ya ait BİM marketlerine bombalı saldırı düzenlemek için hazırlık yaptıklarını itiraf ettiği ortaya çıktı. Bomba düzeneği hazırlamak için Aselsan telsiz aldıklarını anlatan Eren, ifadesinde C-4 tipi bombaları sanık Astsubay Erkut Taş'ın hazırlayacağını söylüyor. Bomba konulacak yerler konusunda iş bölümü yaptıklarını savcıya aktaran Murat Eren, Ankara'daki 4 BİM mağazasının bombalanmasını kararlaştırdıklarından söz ediyor. (09 Ağustos 2007) (Zaman)

10.08.2007: 'Atabeyler'e askerî mahkemeden 5 ay hapis. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcının ele geçirildiği eve yapılan operasyonla ortaya çıkarılan Atabeyler adlı grubun asker sanıkları hapse mahkûm oldu. Operasyonun ardından sivil ve askerî yargıda iki ayrı dava açılırken Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nin gizlilik kararı alınan davayı kısa bir süre önce sonuçlandırdığı öğrenildi. Eski Pilot Yüzbaşı Murat Eren 'görevi gereği edindiği gizli belgeleri açıklamak' ve 'zimmetli askerî mühimmatı gizlemek' suçlarından 5 yıl 7 ay 25 gün hapis cezasına çarptırılırken eski astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman 'askerî mühimmatı gizlemek' suçlarından 5 ay 10'ar gün hapse mahkûm oldu. Askerî mahkemede mahkumiyet kararı çıkan asker kökenli 3 kişinin de aralarında bulunduğu 10 sanık hakkında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava ise sürüyor. Davanın önceki gün yapılan duruşmasında eski Astsubay Yasin Yaman'ın avukatı İlyas Aktaran, sanıkların askerî mahkemede hapisle cezalandırıldıklarını hatırlatarak "Ortada suça verilmiş hüküm vardır. Fiilî durum yaratıldığı için aynı suçtan bir başka mahkemede yürüyen davanın reddi gerekir." diyerek sivil mahkemedeki davanın düşürülmesini istemişti. Aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 kişi hakkında "çete kurmak" ve "patlayıcı madde bulundurmak" suçlarından 27 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. (10 Ağustos 2007) (Zaman)

23.08.2007: 6 yıllık cezanın gerekçesi, askerî gizlilik yeminine ihanet.
Eski Yüzbaşı Murat Eren, çete üyesi olmaktan yargılanıyordu. Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nce 5 yıl 7 ay 25 gün hapis cezasına çarptırılan eski Yüzbaşı Murat Eren'in devlete ait gizli bilgileri içeren CD'yi Yunis Akkaya'ya verdiği kesinleşti. Eren, askerî mahkemede gizli duruşmada yargılandığı için cezasının gerekçesi kamuoyuna açıklanmamıştı. Eren'in yalnızca 'görevi gereği edindiği gizli belgeleri açıklamak' ve 'zimmetli askerî mühimmatı gizlemek'ten ceza aldığı duyurulmuştu. Ankara Eryaman'da bir eve yapılan baskında ortaya çıkarılan aralarında Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman ile işadamı Yunis Akkaya'nın da bulunduğu 'Atabeyler Çetesi' üyesi 10 kişi sivil ve askerî mahkemelerde ayrı ayrı yargılanıyordu. 3 askerî personel için Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde gizli yapılan davada karar geçtiğimiz aylarda verilmişti. Duruşmalar basına kapalı olduğu için yalnızca sanıkların aldıkları cezalar kamuoyuna açıklanmıştı. Askerî mahkemenin kararının Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesiyle cezalarla ilgili ayrıntılar da ortaya çıkmaya başladı. Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan (ÖKK) ihraç edilen eski Pilot Yüzbaşı Murat Eren'in görevi gereği edindiği ve devletin güvenliği, iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri içeren bir CD'yi 2006 yılının Mart-Mayıs aylarında Yunis Akkaya'ya vererek 'devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama' suçunu işlediği kaydedildi. Eren, bu suçtan dolayı 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca, Eren, gizli evrakları kışla dışına taşıyarak, 'emre itaatsizlik' suçunu işlediği için 3 ay hapisle cezalandırıldı. Eren, Taş ve Yaman, YAŞ kararıyla TSK'dan ihraç edilmişti. (23 Ağustos 2007) (Zaman)

17.09.2007: Atabeyler Davası karara kaldı, savcı 'patlayıcı'da ısrarlı. 'Atabeyler Grubu' davası duruşmasında savcı, esas hakkındaki mütlaasında yer alan Atabeyler'in 'Hükümetin görevini engellemek için çete oluşturmak'tan değil, 'patlayıcı madde ve ruhsatsız silah bulundurmak'tan cezalandırılması isteğini tekrarladı. Ankara'da, aralarında subay, astsubay ve emniyet müdürlerinin de bulunduğu 'Atabeyler Grubu'na yönelik davanın bugün devam edilen duruşmasında işadamı Suat Kıy ve Mehmet Karatepe, olayla ilgileri olmadığını belirterek beraatini isterken, savcı, sanıkların 'patlayıcı madde bulundurmak' ve 'ruhsatsız silah taşımak' suçlarından cezalandırılması istemini yineledi. Ankara'nın Eryaman semtinde bir evde patlayıcı maddelerle birlikte yakalanan ve olayla ilişkili olduğu belirtilen 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında yer aldığı 10 kişilik 'Atabeyler Grubu' davası, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Davanın bugün yapılan duruşmasına tutuksuz yargılanan ve ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman, halen görevini sürdüren üsteğmen Yakup Yayla, iş adamları Mehmet Karatepe, İsmail Binici ve sanık avukatları katıldı. Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, sanıkların eylemlerinin 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' suçunu oluşturmadığı gerekçesiyle, Yunus Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit Çavdar'ın, ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil yetersizliğinden beraatlerine karar verilmesi isteğini aynen tekrarladığını bildirdi. Demirci, sanıklar, Murat Eren, Yunus Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ''patlayıcı madde bulundurmak'' suçlarından TCK'nın 174/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep ederken, Yunus Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca, ''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak'' suçlarından 6136 sayılı kanun uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını isteğini de tekrarladı. Sanık Suat Kıy'ın avukatı Duygu Erdoğan ise esas hakkındaki savunmasında, dosyada adı geçen saatleri, satan müvekkilinin sadece ticari amacı olduğunu, suçla ilgisi olmadığını söyleyerek beraat kararı verilmesini istedi. Sanık Mehmet Karatepe ise esas hakkındaki savunmasında, suçsuz olduğunu ileri sürerek beraat talep etti. Davaya katılan öteki sanık ve avukatları daha önce yaptıkları yazılı ve sözlü savunmalarını tekrar ettiklerini, bu savunmaları doğrultusunda karar verilmesi talebini iletti. Mahkeme Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, dava dosyasının, karar için tetkike alınmasına karar verildiğini açıklayarak, duruşmanın ertelendiğini söyledi. (17 Ekim 2007) (Zaman)

18.10.2007: Atabeyler davasında karara bir adım kaldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcının ele geçirildiği eve yapılan operasyonla ortaya çıkarılan 'Atabeyler Grubu'na yönelik açılan davada, 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 kişinin yargılanmasına devam edildi. Dava dosyasının, karar için tetkike alınmasına karar verilerek, duruşma ertelendi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın dünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan ve ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman, halen görevde bulunan üsteğmen Yakup Yayla ve işadamları Mehmet Karatepe ve İsmail Binici ile sanık avukatları katıldı. Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, daha önce verdiği esas hakkındaki mütalaasını aynen tekrarladığını söyledi. Sanık Suat Kıy'ın avukatı Duygu Erdoğan, esas hakkındaki savunmasında, dosyada adı geçen saatleri, müvekkilinin ticari amaçla sattığını savunarak, Kıy'ın, suçla uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını ileri sürdü. Erdoğan, Kıy'ın beraatine karar verilmesini talep etti. Diğer sanıklar ve avukatları da daha önce yaptıkları yazılı ve sözlü savunmalarını tekrar ettiklerini belirtti. Mahkeme heyeti, dava dosyasının, karar için tetkike alınmasına karar verildiğini açıklayarak, duruşmanın ertelendiğini bildirdi. Davanın iddianamesinde, Murat Eren, Yakup Yayla, Erkut Taş ve Yasin Yaman ile işadamı Yunis Akkaya'nın 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor. Akkaya ve Taş hakkında ayrıca 'ruhsatsız silah bulundurma' ve 'silah alım satımına aracılık etme' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, işadamları İsmail Binici ve Mehmet Karatepe'nin de 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, Suat Kıy'ın 1,5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. (18 Ekim 2007) (Zaman)

28.12.2007: Atabeyler davasında hakim değişikliği.
''Atabeyler Grubu''na yönelik açılan, 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 kişinin yargılandığı davanın dosyası, mahkeme heyeti değişikliği nedeniyle karar için bir kez daha incelemeye alındı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın bugünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan ve ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman, halen görevde bulunan üsteğmen Yakup Yayla, emniyet müdürü Mustafa Raşit Çavdar, iş adamları Mehmet Karatepe ve İsmail Binici ile sanık avukatları katıldı. Duruşmada, heyet değişikliği nedeniyle önceki zabıtlar okundu. Cumhuriyet Savcısı, daha önce vermiş olduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrarlayarak, mütalaa doğrultusunda karar verilmesini talep etti. Sanıklar ve avukatları da önceki savunmalarını tekrarladılar. Mahkeme Heyeti Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, heyet değişikliği nedeniyle dava dosyasının karar için yeniden tetkike alınmasına karar verildiği belirterek, duruşmanın ertelendiğini açıkladı.

ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA
Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'' suçunu oluşturmadığını ifade ederek, sanıklar Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit Çavdar'ın, üzerlerine atılı ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil yetersizliğinden beraatlerine karar verilmesini istemişti. Sanıklar, Murat Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ''patlayıcı madde bulundurmak'' suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep eden Demirci, Yunis Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca ''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak'' suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.

İDDİANAMEDE TALEP EDİLEN CEZALAR
Davanın iddianamesinde, sanıklar Murat Eren, Yakup Yayla, Erkut Taş ve Yasin Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma'' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve ''izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek'' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca ''ruhsatsız silah bulundurma'' ve ''silah alım satımına aracılık etme'' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici ve Mehmet Karatepe'nin de TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da ''oluşuma yardım'' suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. (28 Aralık 2007) (Zaman)

29.12.2007: Atabeyler Davası'nda karar 2008'e kaldı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanan Atabeyler Çetesi davasında karar 2008'e kaldı. Mahkeme Başkanı Orhan Karadeniz, mahkeme heyetinde değişiklik olduğunu ve dosyayı yeniden incelemeye aldıklarını belirterek duruşmanın 30 Ocak 2008'e ertelendiğini açıkladı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın dünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan eski Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş, Yasin Yaman ile birlikte 4 sanık ve avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı, sanık avukatlarına sözlü olarak bir hakim üyenin rahatsızlandığını ve tedavisi için hastaneye gittiğini, bu nedenle kararı bu duruşmada veremeyeceklerini ifade etti. Atabeyler operasyonunun ardından aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 kişi hakkında 'hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs', 'çete kurmak' ve 'patlayıcı madde bulundurmak' suçlarından 27 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. Eren, Taş ve Yaman geçen yıl TSK'dan ihraç edilmişti. Savcı Salim Demirci, esas hakkındaki mütalaasında sanıkların 'hükümetin görevlerini engellemek için anlaşmak' ve 'çete' suçlarından beraatini isterken bazı sanıkların patlayıcı madde ve ruhsatsız silah bulundurmak suçlarından 3-11 yıl arasında hapis cezalarına çarptırılmalarını talep etmişti. Genelkurmay Askerî Mahkemesi, eski askerler Eren, Taş ve Yaman hakkında hapis cezaları vermişti. (29 Aralık 2007) (Zaman)

31.01.2008: Atabeyler Davası, 17 Nisan'a ertelendi.
Ordudan ihraç edilen sanık askerler, tutuksuz olarak yargılanıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanan Atabeyler Çetesi davası, savcı değişikliği nedeniyle ertelendi. 'Atabeyler Grubu'na yönelik açılan ve 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 kişinin yargılandığı davanın görülmesine dün 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Karar duruşması yapılması beklenen davanın bir önceki duruşmasında mahkeme heyeti değişmiş, yeni heyet, dosyayı incelemek için süre istemişti. Atabeyler Davası'nın dünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan ve ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman ile işadamı İsmail Binici ve sanık avukatları katıldı. Sanıkların ve mahkeme heyetinin yerini almasıyla birlikte başlayan duruşma birkaç dakikada sona erdi. Yeni oluşturulan mahkeme heyetinde yer alan savcı Kubilay Taştan, davaya ilk defa çıktığını belirterek, daha önce Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci tarafından verilen esas hakkındaki mütalaaya katılıp katılmayacağı hususunda kendisine süre verilmesini talep etti. Mahkeme başkanı Orhan Karadeniz, esas hakkındaki görüşe katılıp katılmayacağı hususunda görüşünü bildirmesi için iddia makamına süre verildiğini belirterek, duruşmanın 17 Nisan tarihine ertelendiğini söyledi. Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların eylemlerinin 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' suçunu oluşturmadığını ifade ederek, sanıklar Murat Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, 'patlayıcı madde bulundurmak' suçlarından 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti. Demirci, Yunis Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca 'ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak' suçlarından 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti. İddianamede, sanıkların 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma' ve 'izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek' suçundan 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor. (31 Ocak 2008) (Zaman)

17.04.2008: İki Emniyet müdürü ile iki Subayın yargılandığı 'Atabeyler çetesi' davası ertelendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında, ''Atabeyler Grubu'' dava dosyasını istedi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi de Ergenekon soruşturma dosyasında bulunan bu dava ile irtibatlı olay ve eylemler var ise buna ilişkin onaylı belge suretlerinin istenmesine karar verdi. Mahkeme, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından gelecek yanıt değerlendirildikten sonra bu dava dosyasının gönderilip gönderilmeyeceğine karar verecek. ''Atabeyler Grubu''na yönelik açılan ve 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davanın görülmesine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Duruşmaya, sanıklardan Murat Eren, Yasin Yaman ve İsmail Binici ile avukatları katıldı. Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin bulunduğunu belirterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, ''Ergenekon soruşturması'' kapsamında ''Atabeyler Grubu'' davasının dosyasını istediğini bildirdi. Taştan, Ergenekon soruşturması dosyasının, ''Atabeyler Grubu'' dosyası ile irtibatlı olduğu değerlendirilen belgelerinin onaylı birer suretinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından istenmesine karar verilmesini talep etti. Sanık ve avukatları ise talebin reddedilmesini ve başka bir araştırmaya lüzum kalmaksızın karar verilmesini istediler. Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Şatır, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak, ''Ergenekon soruşturması'' kapsamında, ''Atabeyler Grubu'' davası ile irtibatlı olduğu değerlendirilebilecek olay ve eylemler var ise buna ilişkin onaylı belge suretlerinin istenmesine ve gelecek cevaba göre bu dava dosyasının gönderilip gönderilmeyeceğinin değerlendirilmesine karar verildiğini açıklayarak, duruşmanın ertelendiğini bildirdi.

ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA
Dava ile ilgili daha önce açıklanan esas hakkındaki mütalaada, sanıkların eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'' suçunu oluşturmadığı ifade edilerek, sanıklar Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit Çavdar'ın, üzerlerine atılı ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil yetersizliği nedeniyle beraatlarına karar verilmesi istenmişti. Sanıklar, Murat Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ''patlayıcı madde bulundurmak'' suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen mütalaada, Yunis Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca ''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak'' suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

İDDİANAMEDE TALEP EDİLEN CEZALAR
Davanın iddianamesinde ise sanıklar Murat Eren, Yakup Yayla, Erkut Taş ve Yasin Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma'' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve ''izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek'' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca ''ruhsatsız silah bulundurma'' ve ''silah alım satımına aracılık etme'' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici ve Mehmet Karatepe hakkında TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da ''oluşuma yardım'' suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. (17 Nisan 2008) (Zaman)

18.04.2008: Atabeyler davası, Ergenekon soruşturmasına uzandı.
Ankara Eryaman'da, bombalar ve Başbakan'a suikast planlarıyla yakalanan Atabeyler Çetesi'nin dünkü duruşmasında sürpriz bir gelişme yaşandı. Savcı, tahkikatın Ergenekon terör örgütüyle bağlantısını ortaya çıkaracak şekilde genişletilmesini istedi. Talebi haklı bulan mahkeme, İstanbul'dan konuyla ilgili belgeleri bekliyor. 'Danıştay saldırısı', 'Sauna' ve 'Atabeyler' gibi Ankara'daki bazı çete davaları, 'Ergenekon Terör Örgütü'ne uzandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ergenekon soruşturması kapsamında söz konusu olaylarla ilgili dosyaları isterken, bu girişim Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki Atabeyler davasını da etkiledi. Karar aşamasına geldiği belirtilen davanın dünkü duruşmasında Savcı Kubilay Taştan, tahkikatın Ergenekon terör örgütü'yle bağlantısını ortaya koyacak şekilde genişletilmesini talep etti. Mahkeme de talebi haklı bularak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Ergenekon dosyasındaki ilgili belgelerin istenmesine karar verdi. Böylece aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 kişi hakkında 'hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs', 'çete kurmak' ve 'patlayıcı madde bulundurmak' suçlarından açılan dava ertelendi. Hukukçulara göre, İstanbul'daki soruşturmanın gizliliği, Ergenekon iddianamesi hazırlanıncaya kadar dosyadaki belgelerin Ankara'daki mahkemeye gönderilmesini engelliyor. Dünkü duruşmaya tutuksuz yargılanan ve ordudan ihraç edilen Yüzbaşı Murat Eren, Astsubay Yasin Yaman ile sanık İsmail Binici ve avukatları katıldı. Mahkeme heyetine, eski başkan Orhan Karadeniz'in emekli olması üzerine yerine seçilen Hasan Şatır başkanlık etti. Duruşmada Savcı Taştan, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin bulunduğunu hatırlatırken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılı'ğının 'Ergenekon' kapsamında 'Atabeyler' dosyasını istediğini vurguladı. Savcı, buna paralel olarak mahkemeden konuya ilişkin yeni bir talepte bulundu; İstanbul'dan Ergenekon soruşturma dosyasının Atabeylerle irtibatlı belgelerinin istenmesi gerektiğini belirtti. Sanık avukatları ise bunun reddedilmesini ve yeni bir araştırma yapılmadan davanın sonuçlandırılmasını talep etti. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, savcının isteği doğrultusunda karar verildiğini açıklarken, İstanbul'dan gelecek cevabın soruşturmayı genişletebileceği öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ergenekon soruşturmasını genişleterek Sauna ve Atabeyler Çetesi ile Danıştay'a silahlı saldırı olaylarını da incelemeye almıştı. Ergenekon'u soruşturan savcılığın talebi üzerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, söz konusu davaların iddianame ve ek raporlarını İstanbul'a göndermişti. Zaman, 1 Şubat 2008 tarihli nüshasında 'Ergenekon'u soruşturan başsavcılık, diğer çete davalarını da inceliyor' başlıklı haberiyle gelişmeleri duyurmuştu.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay'a silahlı saldırı davasında kararını açıklamadan önce Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan el bombalarıyla ilişkili Ümraniye soruşturması evraklarını istemişti. Danıştay'a saldırı davasında karar veren mahkeme, Ümraniye'de ele geçirilen el bombalarıyla ortaya çıkarılan Ergenekon terör örgütüyle ilgili herhangi bir tespitte bulunmamıştı. Atabeyler soruşturmasında aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 kişi hakkında "hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs", "çete kurmak" ve "patlayıcı madde bulundurmak" suçlarından 27 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. Savcı Salim Demirci, esas hakkındaki mütalaasında sanıkların "hükümetin görevlerini engellemek için anlaşmak" ve "çete" suçlarından beraatini isterken bazı sanıkların patlayıcı madde ve ruhsatsız silah bulundurmak suçlarından 3 yıl ile 11 yıl arasında hapis cezalarına çarptırılmalarını talep etmişti. Eren, Taş ve Yaman geçen yıl YAŞ kararıyla TSK'dan ihraç edilmişti. Ayrıca Genelkurmay Askerî Mahkemesi, eski askerler Eren, Taş ve Yaman hakkında hapis cezaları vermişti. Atabeyler Çetesi, Eryaman'da bir eve yapılan baskında çok sayıda patlayıcının ele geçirilmesiyle ortaya çıkmıştı. Operasyonda Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin yer aldığı bölgenin krokisi de bulunmuştu. Atabeyler ile Ergenekon'un kroki merakı ortak nokta olarak dikkat çekiyor. Ergenekon soruşturması çerçevesinde İşçi Partisi'nde yapılan aramalarda Yargıtay'ın krokileri ele geçirilmişti. Yargıtay'ın blok blok ayrıntılı krokilerinde, AK Parti'ye kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın bulunduğu blok daha ayrıntılı biçimde yer almıştı.

Sarı zarfı bir yüzbaşı dağıttı
Atabeyler operasyonu sonrası, çetenin karanlık planlarını gizleyen 'sarı zarf' olayı yaşanmıştı. Genelkurmay karargahı önünde basına dağıtılan sarı zarfta yer alan Başbakan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisini polisin hazırladığı iddia edilmişti. Ancak Emniyet'in ajandalarda yaptığı incelemede, krokilerin Atabeyler davasında yargılanan asker sanıklar tarafından hazırlandığı ortaya çıkmıştı. Gazeteci Şamil Tayyar'ın kaleme aldığı 'Operasyon Ergenekon' isimli kitapta, sarı zarf olayı aydınlatıldı. Tayyar, Atabeyler operasyonundan sonra Genelkurmay karargahı önünde sarı zarf dağıtan meçhul şahsın 'polis' değil 'yüzbaşı' rütbesinde bir subay olduğunu açıkladı ve isminin emniyet tarafından Genelkurmay'a bildirildiğini duyurdu. (18 Nisan 2008) (Zaman)

27.07.2008: Atabeyler çetesi gibi '300 manga' daha var. Ergenekon iddianamesinde yer alan bilgiye göre tutuklu sanıklardan Doç. Dr. Ümit Sayın'ın Behiç Gürcihan'a gönderdiği mailde Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda Atabeyler gibi çok sayıda çete olduğu bilgisini veriyor. Sayın mailde, “Atabeyler grubunun Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisinde bulunan 300 den fazla gerilla eğitim mangasından biri” ifadesini kullanıyor. Ankara'da çökertilen Atabeyler çetesinde suikast planları bulunmuş, çete üyelerine ait evlerde çok sayıda patlayıcı ele geçirilmişti. Gürcihan'ın dizüstü bilgisayarında yer alan bir dosyada ise bazı milletvekillerine ait kişisel bilgilerin bulunduğu, vekillerin siyasi, felsefi veya ırki kökenlerine ilişkin kayıtlar tutulduğu belirtiliyor. Bilgisayardaki bir diğer dosyada örgütün, Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi olayının intikamını almak üzere 3 yıl sürecek 'Operasyon Kırıkay' adıyla gizli bir çalışma planladığı bilgisine yer veriliyor. (27 Temmuz 2008) (Yeni Şafak)

18.09.2008: ÖKK'dan ilginç eğitim: Başbakan nasıl öldürülür? Türkiye gündemini alt üst eden ve darbe çığırtkanlarını deşifre eden Ergenekon çetesinin kirli bağlantıları bir bir ortaya çıkarken, çetenin içindeki muvazzaf subaylar bir türlü deşifre edilemiyor. Bunun en güzel örneği ise Atabeyler operasyonunda ele geçirilen Genelkurmay bünyesindeki Özel Kuvvetler Komutanlığı'na ait belgeler. Ankara Eryaman'da 4 ayrı eve düzenlenen eş zamanlı baskınlarda ortaya çıkartılan “Atabeyler” çetesine ait suikast krokilerinin sırrı halen bilinmezliğini koruyor.

Atabeyler-Ergenekon ilişkisi
Ankara'da ilk kez bazı muvazzaf ve emekli askerlerin kapalı kapılar ardında darbe planları yaptığı gerçeğini ortaya çıkartan Atabeyler operasyonunun hemen ardından bazı gazetelere de servis edilen ve Başbakan'a yönelik suikast planlarının krokileri olduğu ortaya çıkan ajanda notları Atabeyler çetesi ile Ergenekon örgütü arasındaki ilişkiyi ilk kez deşifre etmişti. İçerisinde Başbakanın evinin ve kullandığı yolların ayrıntılı kroki ve bilgilerinin bulunduğu ajandanın Genel Kurmay'a bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde düzenlenen kurslara ait karalama notları olduğunun ortaya çıkmasına rağmen, notların kim tarafından hazırlandığı ve bu özel eğitimlerin kimler tarafından verildiği sorusuna halen yanıt bulunamadı.

İfadeler kimleri ve nereleri işaret ediyor?
Ergenekon operasyonları sonrasında gözaltına alınan zanlıların ifadeleri doğrultusunda Atabeyler ile Ergenekon arasındaki bağlantı deşifre edilirken, Başbakan'a karşı hazırlanan suikast planlarının kimler tarafından hazırlandığı ve bu kozmik eğitimin kaç askere verildiği halen bilinmezliğini koruyor.

ÖKK'dan ilginç eğitim: Başbakan nasıl öldürülür?
Atabeyler operasyonu sonrasında gözaltına alınan Genel Kurmay'a bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) muharebe uzmanı olarak görev yapan Deniz Telsiz Astsubay Üstçavuş Yasin Yaman, ev aramalarında ele geçirilen ‘Irak Türkmen Cephesi 2003' yazılı ajanda da yer alan krokilerin Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde gördüğü kurslara ait notlar olduğunu ifade etti. Operasyon kapsamında ele geçirilen kozmik bilgi ve belgelerle suikast planları bu nasıl eğitim dedirtirken, Yaman Cumhuriyet Savcısı Şemsettin Özcan'a verdiği ifadesinde, “Ajandanın belirli sayfalarında yer alan adres ve krokilerde eğitim amaçlı tamamen hayali adres ve dokümanlardır. Bu çalışmaların esasen imha edilmesi gerekir. Asıllarını imha ettik, bunlar ajandada kalan karalama notlarıdır” bilgisini verdi. Yaman'ın savcılığa verdiği bilgiler kursları veren üst düzey komutanların bu kurslarda verilen bilgi, belge ve notların hemen imha edilmesi emrini gün yüzüne çıkartırken ÖKK kurslarında kimlere hangi suikast planlarının ders olarak verildiği sorusu akılları kurcalamaya devam ediyor.

“Ergenekon'u bana değil birliğime sorun”
Genel Kurmay`a bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) muharebe uzmanı olarak görev alan Deniz Telsiz Astsubay Üstçavuş Yasin Yaman ifadesinde "Atabeyler Operasyonu" kapsamında ele geçirilen şifreli talimatlar ve belgeler konusunda ise ifade vermeyerek üstlerini koruma yolunu tercih etti. Savcının şifreli dokümanlarla ilgili sorusuna Yaman, “Ayrıca bir kısım bilgilerin gizli kalması gerekebilir, bu nedenle birliğimden bir bilirkişiye sorulması halinde daha tatmin edici cevaplar alınacaktır. Bazı hareket tarzları ve işaretler kursa yönelik çalışmalarda, buluşmalarda birbirimizi tanımamıza yönelik kurs faaliyetleridir. Bunların açıklanmasının askeri yönden mahsuru olup olmadığını bilmiyorum bu nedenle de ayrıntılı bilgi vermek istemiyorum” dedi. (18 Eylül 2008) (habervaktim)

Bomba işini bana, suikast işini Alparslan'a verdiler İtiraf mektubundaki Atabeylerin bilinmeyenleri...
Danıştay sanığı Osman Yıldırım, mahkemeye 6 sayfalık "itiraf" mektubu verdi. Müebbet hapis yiyen Yıldırım, "Ergenekon, Cumhuriyet'e bomba atma işini bana, suikast işlerini de Alparslan Arslan'a, Atabeyler'e verdi" dedi. Bugün Gazetesi'nde yer alan habere göre Danıştay saldırısı davasında müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Yıldırım, "Tarihi Danıştay suikastını aydınlattım ve mensubu olduğum Ergenekon terör örgütünü çökertmiş bulunuyorum" dedi. Osman Yıldırım, Ankara 12.Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Ahmet Zeki Durmuş'a sunduğu "itiraf" niteliğindeki mektupta ilginç iddialarda bulundu. İşte Yıldırım'ın itirafları:

"Radikal ol dediler"
Mensubu olduğum Ergenekon örgütü, bilgime başvurmadan fikir ve zikrimi sormadan rızamı almadan, kendi daimi avukatına Danıştay olayını yaptırdıktan sonra, rejim karşıtı radikal kökten dinci azmettirici rolü oynamamı istemiş ve böylesi bir karar almış, bu kararını da uygulatmıştır. Bu kararın kişiliğimle ve fikir ve düşüncelerimle bağdaşmadığı için kabul etmedim. Ancak, Cumhuriyet Gazetesi'ne ve temsilcilerine saygı duymuyorum.

Ergenekon görevlendirdi
Ergenekon, Cumhuriyet Gazetesi'ne eylem yapma işini bana verdi. Danıştay suikastı işini Alparslan Arslan, Ayhan Parlak, Aykut Mete Şükre'ye verdi. Başbakan'a suikast işini de Atabeyler'e verdi. Alparslan Arslan'dan dolayı Muzaffer Tekin deşifre edilince, yakalanıp serbest bırakıldıktan sonra, aynı satrancın piyonu olan Atabeyler, ihbar edilmek suretiyle AKP Hükümeti'ne sadece gözdağı mesajı verilerek, Atabeyler hedefine ulaşmadan görevinden alı konulmuştur. Neticede Atabeyler beraat ettirilmiştir.

Hepimize emir verildi
2006 Temmuz ayının başı, Ergenekon sanığı ve halen içeride olan Emin Gürses, medyada alenen 80 yaşında Şeyh Salih Kunter ismini telafuz ederek, 'Alparslan Arslan'ı azmettiren kişi budur' diyerek Alparslan Arslan'a talimat vermiş ve hemen akabinde Arslan savcılığa çıkıp aldığı talimatı yerine getirerek Şayh Salih Kunter ismini vermiştir. Emin Gürses'in talimatı gereği bu kişi kullanılarak iddianame dini örgüt varmış çerçevesinde hazırlanmış ve Danıştay suikastına fiilen katılmış, Ayhan Parlak ile Aykut Mete Şükre'nin ise hayali din örgütüne yardım etmekten yargılanacaklarını basından öğrenince ve hakkımdaki iddiaları da görünce, büyük bir komplo ile karşı karşıya olduğumu anladığım için soruşturmayı yürüten Savcı Şemsettin Özcan ile cezaevinde görüştüm.

'Yıldırımı susturun' telefonu
Alparslan Arslan ile birlikte Danıştay suikastında aktif rol alan Aykut Mete Şükre, cezaevinde annesini telefonla arıyor ve 'Acele Muzaffer Tekin'i ara, Osman Yıldırım konuşacak önlem alsınlar' diyor. Aykut Mete Şükre'nin annesi de Muzaffer Tekin'i arıyor, durumu izah ediyor. Muzaffer Tekin de Emin Gürses'i telefonla arıyor, 'Hocam, şimdi Aykut Mete Şükre'nin annesi beni aradı Osman Yıldırım konuşacakmış' diyor. Emin Gürses de 'Ankara'ya gidelim, Osman Yıldırım konuşmadan Danıştay dosyasını kapatalım' diyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü de bu ikilinin konuşmalarını dinliyor ve bu ikilinin telefon konuşmaları maddi delil olarak Ergenekon iddianamesinde yer almıştır. Akabinde Alparslan Arslan, cezaevinde babası İdris Arslan'la, Emin Gürses'e mesaj gönderiyor, 'Osman Yıldırım konuşacak, susturun. Yani infaz edin' diyor.

SUİKASTI AYDINLATTIM ERGENEKON'U ÇÖKERTTİM
Ergenekon örgütünü deşifre ettiği için örgüt tarafından cezaevinde olmasına rağmen ölümle tehdit edildiğini belirten OzmanYıldırım, el yazısıyla yazdığı mektubunda şunları söyledi: Ailem tehdit ediliyor "Şehit edilen Sayın Mustafa Yücel Özbilgin ile kamu görevlerini yerine getirdiklerinden dolayı yaralanan saygıdeğer hakimlerimizin kanları yerde kalmasın diyerek ve eğitimlerini idame eden çocuklarıma da vatan haini sıfatını miras bırakmamak için, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiğim bilgilerle tarihi Danıştay suikastını aydınlattım ve mensubu olduğum Ergenekon terör örgütünü çökertmiş bulunuyorum. Ayrıca başka faili meçhul kalmış suikast ve bazı olayları da aydınlatmış bulunuyorum ve bu nedenle Ergenekon terör örgütü ailemi, bu da yetmedi çocuklarımı havaya uçurulmakla tehdit ediyor."

ATABEYLER KİMDİR?
Aralarında TSK Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 Emniyet Müdürü'nün de bulunduğu 10 kişi, Ankara Eryaman'daki bir villaya Terörle Mücadele ekipleri tarafından yapılan baskın sonrasında gözaltına alınmıştı. C-4 tipi patlayıcılar ve Glock marka tabanca ile birlikte Başbakan Erdoğaníın evinin krokisinin de ele geçirildiği baskında yakalanan ve kendilerini "Atabeyler" olarak tanımlayan çete üyeleri hakkında, organize suç örgütü kurmak suçundan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava halen sürüyor. Çete, Ergenekon örgütünün alt gruplarından birisi olarak tanımlanıyor. (18 Eylül 2008) (Zaman)

25.09.2008: Atabeyler yargı karşısında. 'Atabeyler Grubu'na yönelik 10 kişinin yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. ''Atabeyler Grubu''na yönelik açılan ve 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 kişinin yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın bugünkü duruşmasına, sanıklar Murat Eren, Yasin Yaman ve İsmail Binici ile avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, CMK'nın 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine, ''Ergenekon'' soruşturması evrakına ilişkin yazılan müzekkereye cevap gelmediğini söyledi. Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, söz konusu müzekkerenin cevabının beklenmesine karar verilmesini talep etti. İlgili soruşturma evrakı hakkında bu aşamada kamu davası açılmış olduğunu anımsatan Taştan, iddianame ve eklerinin geniş kapsamlı olduğu gözetilerek, yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine müzekkere yazılıp, iddianame ve eklerinin DVD ortamında gönderilmesinin talep edilmesini istedi.

''BİR AN ÖNCE HÜKÜM KURULSUN''
Sanık Mustafa Raşit Çavdar'ın avukatı Hakan Doğan, müvekkilinin emniyet mensubu olduğunu belirterek, dosyanın karara çıkartılmamasının mağduriyetine yol açtığını kaydetti. Doğan, esas hakkındaki görüşün mahkemeye sunulduğunu anımsatarak, bir an önce hüküm kurulmasını talep etti. Sanık Yunis Akkaya'nın avukatı Cemal Emir ise ''Ergenekon'' soruşturması sonunda açılan kamu davası ile müvekkili hakkındaki kamu davasının hiçbir alakasının bulunmadığını savunarak, davanın sonuçlandırılmasını ve hüküm kurulmasını istedi. Mahkeme Başkanı Şatır, CMK'nın 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine yazılan müzekkerenin yazılış tarihi itibarıyla akıbetinin sorulmasına, yazı cevabı geldikten sonra sanık müdafilerinin hüküm kurulması ile ilgili taleplerinin değerlendirilmesine karar verildiğini kaydederek, bu nedenle duruşmanın ertelendiğini açıkladı. Davanın bir önceki celsesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında, ''Atabeyler Grubu'' dava dosyasını istemesi üzerine, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi de ''Ergenekon'' soruşturması dosyasında bulunan bu dava ile irtibatlı olay ve eylemler var ise buna ilişkin onaylı belge suretlerinin istenmesine karar vermişti. Mahkeme, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından gelecek yanıt değerlendirildikten sonra bu dava dosyasının gönderilip gönderilmeyeceğine karar verecek.

ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA
Dava ile ilgili daha önce açıklanan esas hakkındaki mütalaada, sanıkların eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'' suçunu oluşturmadığı ifade edilerek, sanıklar Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit Çavdar'ın, üzerlerine atılı ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil yetersizliği nedeniyle beraatlarına karar verilmesi istenmişti. Sanıklar, Murat Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ''patlayıcı madde bulundurmak'' suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen mütalaada, Yunis Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca ''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak'' suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

SUÇLAMALAR
Davanın iddianamesinde ise sanıklar Murat Eren, Yakup Yayla, Erkut Taş ve Yasin Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma'' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve ''izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek'' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca ''ruhsatsız silah bulundurma'' ve ''silah alım satımına aracılık etme'' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici ve Mehmet Karatepe hakkında, TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da ''oluşuma yardım'' suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. (25 Eylül 2008) (AA)

19.12.2008: Atabeyler iddianamesi de Ergenekon savcısında. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasıyla ilgili önemli gelişmeler yaşanıyor. Yargıtay, Danıştay saldırısı davasıyla Ergenekon'un birleştirilmesi kararını alırken, dün de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nden ilginç bir haber geldi. 'Atabeyler çetesi' davasına bakan mahkeme, dosyayı iddianame ve ekleriyle birlikte İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne faksladı. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların talebi üzerine gerçekleşen adım, Ankara'daki Atabeyler çetesiyle Ergenekon arasında bağlantı olup olmadığını ortaya çıkaracak. Söz konusu gelişme, aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı Atabeyler davasının dünkü duruşmasında yaşandı. 'Hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs', 'çete kurmak' ve 'patlayıcı madde bulundurmak' suçlarından tutuksuz yargılanan Murat Esen, Yasin Yaman ve İsmail Binici'nin katıldığı davada, Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, Ergenekon savcılarının talebini hatırlattı. Baktıkları davayla ilgili bir kısım belgelerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği tarafından faks yoluyla istendiğini vur-gulayan Şatır, dosyasının gönderildiğini kaydetti. Mahkeme Başkanı, 'Ergenekon soruşturması' kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne yazılan müzekkereye ise cevap gelmediğini bildirdi. Savcı Kubilay Taştan, söz konusu müzekkerenin cevabının beklenmesini istedi. Şatır, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne yazılan müzekkerenin cevabının beklenmesine ve Başsavcı Vekilliği'ne faks yoluyla iletilen bilgi ve belgelerin asıllarının, posta yoluyla da gönderilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'nin, Ergenekon soruşturması kapsamında Atabeyler Grubu dava dosyasını istemesi üzerine, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi de Ergenekon kapsamında Atabeyler Grubu davası ile irtibatlı olay ve eylemlerle ilgili belgelerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'nden istenmesine karar vermişti. Atabeyler soruşturmasında 10 kişi hakkında 'hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs', 'çete kurmak' ve 'patlayıcı madde bulundurmak' suçlarından 27 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. Eren, Erkut Taş ve Yaman, geçen yıl YAŞ kararıyla TSK'dan ihraç edilmişti. Ayrıca Genelkurmay Askerî Mahkemesi, eski askerler Eren, Taş ve Yaman hakkında hapis cezaları vermişti. (19 Aralık 2008) (Zaman)

05.03.2009: Atabeyler Grubu davası yine ertelendi. ''Atabeyler Grubu''na yönelik açılan ve aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın duruşmasına, tutuksuz sanıklar Murat Eren ve İsmail Binici ile sanık avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği tarafından davayla ilgili istenen belgelerin onaylı suretlerinin gönderildiğini belirtti. Şatır, ''Ergenekon Soruşturması'' kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine yazılan müzekkereye ise cevap gelmediğini bildirdi. Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, müzekkerenin cevabının beklenmesini isterken bazı sanık avukatları, cevabın beklenmesinden vazgeçilmesini, dosyanın mevcut durumuna göre hüküm kurulmasını talep etti. Duruşma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına karar verilerek, ertelendi. (5 Mart 2009) (AA)

03.06.2009: Atabeyler Grubu davası bir kez daha ertelendi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen 16. duruşmaya sanıklardan Murat Eren ve İsmail Binici katıldı. Sanıklardan Yunus Akkaya'nın avukatı Bihter Elçin Yaman, sanık Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman, sanık Mustafa Raşit Çavdar ve Mehmet Karatepe'nin avukatı Hakan Doğan ile sanık Suat Kıy'ın avukatı Duygu Erdoğan hazır bulundu. İstanbul CMK 250 ile yetkili Cumhuriyet Başsavcı vekiline yazılan müzekkereye celse arasında cevap verildiği, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/209 esasında görülen kamu davası açıldığı belirtildi. İstenilen hususların bu mahkemeden sorulmasının bildirildiği, bunun üzerine 13.04.2009 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkeme'ye bağlantı hususunda müzekkere yazıldığı, yazılan bu müzekkereye ise halen cevap verilmediği ifade edildi. İddia makamı müzekkereye cevabın beklenilmesini istedi. Sanık ve avukatlar da cevabın beklenilmesini isteyerek, "Daha önce belirttik, her iki dava arasında bağlantı yoktur. Dolayısıyla birleştirmeye de gerek yoktur." dediler. Mahkeme, yazılan müzekkerenin cevabının beklenilmesine karar vererek duruşmayı 17 Eylül 2009 tarihine ertelenmesine oy birliğiyle karar verdi. (3 Haziran 2009) (Cihan)

04.08.2009: Ergenekon davasına bakan mahkemeye Atabeyler Davası'nın birleşme talebi ulaştı. Birinci Ergenekon davasında, Başsavcılığın istediği Atabeyler, Anafor ve Vatanseverler davalarının dosyaları mahkemeye ulaştı. Bu davalara bakan yerel mahkemelerin davaların Ergenekon davasıyla birleştirilmesini talep ettikleri öğrenildi. 2 Haziran 2006'da Ankara Eryaman'da ortaya çıkarılan ve aralarında Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli subayların da bulunduğu ve Başbakan Erdoğan'a suikast krokilerinin de operasyonlarda ele geçirildiği çete davası Ergenekon savcılarınca incelemeye alınmış, İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesi de Atabeyler Grubu dava dosyası ile Sauna Çetesi dava dosyalarını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan istemişti. (04 Ağustos 2009) (kontrgerilla.com)

17.09.2009: 'Atabeyler Grubu' davası devam etti. Ergenekon mahkemesince gönderilen evrak incelenecek. ''Atabeyler Grubu''na yönelik açılan ve aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar Murat Eren ve İsmail Binici ile sanık avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılan müzekkereye cevap geldiğini belirterek, yazı ekiyle birlikte 2008/209 esasında görülen ''Ergenekon'' davası dosyasını ve ek klasörlerini içeren 3 adet DVD'nin bu mahkemeden gönderildiğini söyledi. Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gönderilen 3 adet DVD'nin içeriğinin genişliği gözetilerek, gerekli incelemelerin yapılıp her iki dava dosyası arasında bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılmasını, soruşturmanın genişletilmesi talebi olmadığı takdirde esas hakkındaki görüşünü hazırlanması için dosyanın iddia makamına verilmesini istedi. Sanıklar Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman söz konusu 3 adet DVD'nin inceleyebildikleri bölümlerine göre, her iki dava arasında hiçbir bağlantının bulunmadığını ileri sürdü. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin de birleştirme yönünde bir talebi bulunmadığını kaydeden Kahraman, bu nedenle birleştirme kararı verilmeksizin hüküm kurulmasını istedi. Mahkeme Başkanı Şatır, soruşturmanın genişletilmesi yönünde bir talep olmadığı takdirde esas hakkındaki görüşünü hazırlaması için dosyanın iddia makamına gönderilmesine karar verildiğini açıkladı. Mahkeme, bu nedenle duruşmayı erteledi. (17 Eylül 2009) (Zaman)

23.12.2009: Atabeyler Çetesi davasında soruşturmanın genişletilmesi talep edildi. ''Atabeyler Grubu''na yönelik açılan ve aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davada, soruşturmanın genişletilmesi talep edildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar Murat Eren, İsmail Binici ve Yasin Yaman ile sanık avukatları katıldı. Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, soruşturmanın genişletilmesini talep etti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gönderilen ''Ergenekon'' davasının dosyasını ve ek klasörlerini içeren 3 adet DVD'nin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nin soruşturması doğrultusunda hazırlanan iddianame ve ekleri ile ilgili olduğunu belirten Taştan, iki dosya arasındaki bağlantının denetime esas teşkil edecek şekilde tespitinin sağlıklı değerlendirilebilmesi için yürütülen soruşturma hakkında kamu davası açıldı ise iddianamesi ve eklerini içerir DVD'lerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nden istenmesine karar verilmesini istedi. Savcı, iki dosya arasındaki bağlantının denetime esas teşkil edecek şekilde tespitinin sağlıklı değerlendirilebilmesi için Ergenekon'da 4. iddianame olması beklenen 2008/1756 sayılı soruşturma dosyasının kamu davası açılmasının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'nden istenmesini talep etti. Sanıklar Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman ise İstanbul'dan gönderilen 3 DVD'nin örneğini sağlıklı olarak alamadıklarını belirterek, kendilerine bu DVD'lerin birer örneğinin verilmesini istedi. Avukat Kahraman, daha sonra iddia makamının, soruşturmanın genişletilmesi yönündeki talebi hakkında beyanda bulunacaklarını söyledi. Sanıklar Mehmet Karatepe ve Mustafa Raşit Çavdar'ın avukatı Hakan Doğan da İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nce iki dosya arasında bir bağlantı görülmediğini ifade ederek, soruşturmanın genişletilmesi talebinin reddine karar verilmesini talep etti. Mahkeme, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak, görülen ''Ergenekon'' davasının iddianame ve eklerine ilişkin daha önce gönderilen DVD'lerin bir kısmının izlenememesi nedeniyle, konu ile ilgili tüm DVD'lerin incelemeye olanak verir örneklerinin yeniden çıkartılarak gönderilmesinin istenmesine ve söz konusu DVD'lerin birer örneğinin sanık avukatlarına verilmesi için Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'ne müzekkere yazılmasına karar vererek duruşmayı erteledi. (23 Aralık 2009) (AA, Zaman)

29.04.2010: Atabeyler davasında yine cevap yok. Atabeyler Grubu'na yönelik açılan ve aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davanın görülmesine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Mahkemenin çetenin Ergenekon bağlantılarıyla ilgili belge istediği İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nden cevap geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nden ise yine cevap gelmedi. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi. Atabeyler davasının Ankara 11. Ağır Ceza'nın talebi üzerine Ergenekon davası ile irtibatlı olup olmadığına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi karar verecek. Atabeyler'in askerleri Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş hakkında Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde de yargılama yapıldı. Çete üyesi olmaktan askeri mahkemede 5 yıl 7 ay 25 gün hapis cezasına çarptırılan Eren'in, devlete ait gizli bilgileri içeren CD'yi Yunis Akkaya'ya verdiği kesinleşti. Eren'in yalnızca "görevi gereği edindiği gizli belgeleri açıklamak" ve "zimmetli askeri mühimmatı gizlemek" suçundan ceza aldığı duyuruldu. Eren, Taş ve Yaman, YAŞ kararıyla TSK'dan ihraç edildi. (Cihan)

28.05.2010: Atabeyler davasına bakan mahkeme ıslak imzalı kaos belgesini istedi. Atabeyler Grubu''na yönelik açılan ve arasında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davada, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' soruşturması sonucunda düzenlenen iddianame ve eklerinin DVD ortamında gönderilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yeniden müzekkere yazılmasına karar verildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dünkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar Murat Eren, Yasin Yaman ve İsmail Binici ile sanık avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, CMK'nın 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne yazılan müzekkereye cevap gelmediğini belirtti. Mahkeme, yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' soruşturması sonucunda düzenlenen iddianame ve eklerinin DVD ortamında gönderilmesi için yeniden müzekkere yazılmasına karar vererek duruşmayı erteledi. (AA)

27.06.2010: Askeri mahkemeden Atabeyler'in yüzbaşısına 2 yıl 6 ay hapis. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcının ele geçirildiği operasyonlar sonrasında ortaya çıkarılan Atabeyler Çetesi davasında askeri mahkeme kararını açıkladı. Atabeyler Çetesi davasında sanık subay ve astsubayların askeri suçlara ilişkin Askeri Yargıtay'ın bozma kararı vermesinin ardından yaptığı ikinci yargılamada sanık subay Murat Eren'in cezasını indirdi. Genelkurmay Askeri Mahkemesi, eski Yüzbaşı Murat Eren'e 'görevi gereği edindiği gizli belgeleri açıklamak' ve 'zimmetli askeri mühimmatı gizlemek' suçlarından toplam 3 yıl 3 ay 25 gün hapis cezası verdi. Askeri mahkeme, Eren'e verilen hapis cezasının 2 yıl 6 aylık bölümüyle ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verdi. Eren'in diğer cezalarıyla iki astsubay hakkında verilen cezalar ertelendi. İlk yargılamada askeri mahkeme, Eren'e 5 yıl 7 ay 25 gün hapis cezası vermişti. Atabeyler operasyonunun ardından aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 kişi hakkında 'hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs', 'suç için anlaşma', 'çete kurmak' ve 'patlayıcı madde bulundurmak' suçlarından 27 yıla kadar hapis talebiyle Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bir dava açılmıştı. (AA)

03.12.2010: İstanbul Emn. Md. Yrd. Yılmazer: Atabeyler olayı dört dörtlük suikast girişimiydi. Habertürk'ten Fatih Altaylı'nın konuştuğu İstanbul Emn.Md.Yrd. Ali Fuat Yılmazer, Atabeyler çetesinin hedefinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi. Yılmazer, 'O olay Başbakan'a yönelik dört dörtlük bir suikast girişimidir. Öyle basit bir ordudan dışarıya silah çıkarma işi değildir. Bunun dört dörtlük bir suikast girişimi olduğunu Başbakan'a dahi anlatamadılar korkudan' dedi. Yılmazer konuyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı: "Atabeyler operasyonu var ya, o olay Başbakan'a yönelik dört dörtlük bir suikast girişimidir. Öyle basit bir ordudan dışarıya silah çıkarma, bunları gizleme, saklama işi falan değildir. Ele geçirdiğimiz mühimmat ve planlar, Başbakan'a nerede nasıl saldırılacağını, suikastçıların nasıl yerleşeceğini, hangi silahların nerede nasıl kullanılacağını gösteriyordu. Çok netti. Bununla ilgili bir sarı zarf hikayesi ortaya atılarak bu iş sulandırılmak istendi. Bunun üzerine ben, Emniyet Genel Müdürü'nden ağza alınmayacak laflar işittim. Ama dosyayı tamamlayıp önüne koydum. Ağzı açık kaldı. Hiçbir şey diyemedi. Kem küm etti. Öylece kaldı. Bunun dört dörtlük bir suikast girişimi olduğunu Başbakan'a dahi anlatamadılar korkudan. Başbakan hala bilmiyor olabilir o işin ne olduğunu. Bir suikasttı. Sonra sarı zarf hikayesiyle sulandırılmak istendi. Onu da tespit ettim. Hava Kuvvetleri'nden bir subay, o zarfı muhabire vermiş. Onun kamera görüntülerine bile ulaştık. Ama bir şey olmadı, yapılmadı. Cesaret edemediler." (Habertürk)

 

KONUYLA İLGİLİ GELİŞMELER BU DOSYAYA EKLENMEKTEDİR...

(Abdullah Harun)

| Paylaş: