
ATABEYLER ÇETESİ DOSYASI
Savcı: Atabeyler Çetesi hükümete karşı darbe
hazırlığı içindeydi
Atabeyler Çetesi'ne yönelik operasyonu soruşturan savcılık, aralarında 2
yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 sanık hakkında 27
yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırladı.
TCK'nın 316. maddesinden yargılanması istenen sanıklar, 'hükümetin görevlerini
yapmasını engellemeye teşebbüs için anlaşmak'la suçlanıyor. Terör ve organize
suçlara bakmakla görevli Ankara cumhuriyet savcılarından Dilaver Kahveci
tarafından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, Pilot Yüzbaşı
Murat Eren'in 'Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasal ortamın iyi olmadığı,
ülkenin yönetim biçimi olarak felakete götürüldüğü ve bir şeyler yapılması
gerektiği' düşüncesinde olduğu belirtiliyor. İddianamede Eren'in bu amaçla
yasadışı bir yapı kurduğu Pilot Üsteğmen Yakup Yayla ve astsubay Erkut Taş ile
bazı eylemler yapma konusunda anlaştığı anlatılıyor.
İddianamede Eren'in temas kurduğu Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan
Özdeş ve Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar'ın oluşuma olumlu
bakarak, grup içinde yer aldıkları ifade ediliyor. İddianamede, Astsubay Taş'ın
patlayıcı madde, mühimmat ve malzemeleri evinde saklamasının sakıncalı olduğu
kanaatiyle bomba malzemelerini Yaman'ın babasına ait Hasanoğlan beldesindeki eve
2006 Şubat-Mart ayı içinde taşıdıklarına yer veriliyor. Yüzbaşı Eren ile
Astsubay Taş'ın Ankara'da yapılan operasyonlardan şüphelenerek mühimmat ve
malzemelerin yerlerini değiştirme kararı aldıkları, bu sebeple de Yunis
Akkaya'nın Eryaman'da kiraladığı eve yerleştirdikleri vurgulandı. Eren'in
talimatı üzerine Akkaya'nın zaman ayarlı bomba düzeneklerinde kullanılmak üzere
Suat Kıy'dan tanesi 25 YTL'den 20 adet Serkinsof marka köstekli saat satın
aldığı, Tolki Wolki marka 20 adet telsizi ise İstanbul'dan temin ettiği, kargo
aracılığıyla Yüzbaşı Eren'e doğrudan teslim ettiğine dikkat çekiliyor.

Yüzbaşı Eren, Üsteğmen Yayla ve astsubaylar Taş ile Yaman'ın, Cüneyd Zapsu'nun
ortağı olduğu BİM mağazalar zincirinin Ankara'daki 15 şubesine bombalı saldırı
düzenlemeyi düşündükleri belirtilen iddianamede, şüphelilerin bu yerlerde keşif
yaptıkları bilgisine de yer verildi. İddianamede, söz konusu eylemler için temas
kurulan Gümrük Müsteşarlığı'nda görevli Mehmet Karatepe ve Başbakanlık Özürlüler
İdaresi'nde görevli İsmail Binici'nin, grup içinde yer almayı kabul ettikleri
kaydedildi. Ayrıca Eren ve Akkaya'nın eylem düşüncelerini ilettikleri Merzifon
İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar ve Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal
Hasan Özdeş'in de grup içinde yer aldıkları ifade edildi. Eren, Taş ve
Akkaya'nın, kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde bazı siyasetçiler ve
gazetecilere karşı eylem yapılmasını tartıştıklarına yer verilen iddianamede,
"Düşüncelerini gerçekleştirme yönünde düşünce planını aşıp eylem planına geçecek
şekilde bir hazırlık içinde olmadıkları anlaşılmıştır." denildi.
Savcılık iddianamesinde şüphelilerin eylem yapma konusunda anlaşmalarının
TCK'nın 220. maddesinde tanımlanan 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' kapsamı
dışında olduğunun altı çizilen iddianamede, şüphelilerin suç işlemek için
anlaşmalarının TCK'nın 316. maddesinde (Eski TCK'daki 146. maddenin yerine
düzenlenmişti) yer aldığı belirtildi. İddianamede Murat Eren, Erkut Taş, Yasin
Yaman, Yakup Yayla, Yunis Akkaya'nın 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin
görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek
için anlaşma' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve 'izinsiz patlayıcı bulundurmak ve
nakletmek' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla
kadar hapisleri talep edildi. Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca 'ruhsatsız
silah bulundurmak' ve 'silah alım satımına aracılık etmek' suçundan 1'er yıldan
3'er yıla kadar hapis cezası istendi. İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Mustafa
Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş'in ise 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri
istendi. Eylem planı ihbar mektubunda adım adım anlatılıyor Ankara Emniyet
Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin iki ay önce yaptığı
operasyonda ortaya çıkardığı Atabeyler Çetesi'nin eylem planı, e-posta yoluyla
gelen ihbar metninde adım adım anlatılıyor. 18 Mayıs 2006 Perşembe günü Emniyet
Müdürlüğü haber merkezine Amasya'nın Merzifon ilçesindeki bir internet kafeden
yazıldığı belirlenen ihbar mektubunda, Murat Eren liderliğindeki çete üyelerinin
ilk hedefinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu olduğu
anlatılıyor. (14 Temmuz 2006) (Zaman)
ATABEYLER ÇETESİNİN KRONOLOJİSİ
31.05.2006: Ankara Eryaman'da yeni bir çete ele geçirildi.
Operasyonda ele geçirilen belgeler arasında Başbakan Erdoğan'ın Keçiören'deki
evinin güzergah krokisinin de bulunduğu öğrenildi. Ankara Terörle Mücadele
Şubesi tarafından yapılan operasyonda, 9 kişi gözaltına alındı. Operasyon
yapılan evde Atabey adlı bir gruba ilişkin belge ve bilgilere ulaşıldı.
Aralarında emekli askerlerin de bulunduğu 9 kişiyle beraber evde C-4 patlayıcı
ve el bombalarının da ele geçirildiği öğrenildi. Emniyet yetkililerinden alınan
bilgiye göre kendilerine Atabey ismini veren gruba yönelik yapılan operasyonda,
ilginç malzemeler ele geçirildi. Grubun kendine ait özel yemin metni ve
flamasında evde bulunduğunu bildiren emniyet yetkilileri, "Flamada Türk bayrağı
ve ondan çıkan oklarla 16 Türk cumhuriyetinin küçük bayrakları bulunuyor"
dediler. Ayrıca gruba ilişkin yemin metninde "Biz Atabeyler Gerilla Grubu
mensubu olarak, her zaman ve her şart altında vatanımıza ve milletimize bağlı
kalacağımıza, ülkemizin ve milletimizin çıkarlarını sonuna kadar savunacağımıza
ve bize emanet edilen şanlı bayrağımızı kanımızın son damlasına kadar
koruyacağımıza namusumuz ve şerefimiz üzerine and içeriz" ifadelerinin bulunduğu
bildirildi. Öte yandan grupla birlikte el konulan evraklarda bir defterde
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Keçiören'deki evinin gidiş ve geliş
güzergahlarının
krokilerinin bulunduğu iddia edildi. Baskın sırasında polis ekiplerine
Jandarma'nın da eşlik ettiği bildirildi. (31 Mayıs 2006) (Zaman)
01.06.2006: Cephanelikten kroki çıktı. Ankara polisi ihbar üzerine
aralarında özel harpçilerin de olduğu çeteyi ve cephanelik evi ortaya çıkardı.
Çetenin ajandasında Başbakan'ın sokağının krokisi bulundu. Ankara'da üç eve
baskın düzenleyen Terörle Mücadele ekipleri, Genelkurmay Başkanlığı Özel Harp
Dairesi'nde görevli bir yüzbaşı bir Astsubay ile iki pilot ve bir emekli
binbaşının da aralarında bulunduğu 11 kişiyi gözaltına aldı. Çete başının kod
adı "Hakim". Gözaltına alınan askerlerin evlerinde bulunan ajandada Başbakan
Erdoğan'ın sokağının krokisi ile Danışmanı Cüneyd Zapsu'nun sahibi olduğu BİM
mağazalarının adresleri bulundu. Sağlık kontrolünden geçen askerler, Merkez
Komutanlığı'nda sorguya alındı. Cephanelik evde yapılan aramada, uzaktan
kumandalı 100 bomba yapılabilecek malzeme, düzeneği hazırlanmış ve patlamaya
hazır C-4 tipi patlayıcı, çok sayıda el bombası ile Glock suikast tabancası ele
geçirildi. Grubun kendilerine "Atabeyler" ismini taktığı ve "Şanlı bayrağımızı
sonuna kadar koruyacağımıza ant içeriz" diye özel bir yemin ettiği öğrenildi.
Erdoğan'ın sokağının krokisi çetenin ajandasından çıktı
Ankara'da yapılan operasyonda Genelkurmay Özel Harp Dairesi'nde görevli bir
astsubay ve bir yüzbaşı ile emekli binbaşının da aralarında bulunduğu 11 kişi
gözaltına alındı Söz konusu çeteye ait ortaya çıkarılan 'cephanelik evde'
Başbakan Erdoğan'ın evinin sokağının krokisi ve Cüneyd Zapsu'nun BİM
mağazalarının adresleri bulundu.
Sauna çetesi ve Danıştay baskınının ardından Ankara'da aralarında bordo bereli
özel kuvvetler mensuplarının da bulunduğu yeni bir çete ortaya çıktı. Eryaman'da
iki, Etimesgut'ta bir eve baskın düzenleyen terörle mücadele polisleri,
Genelkurmay Özel Harp Dairesi'nde görevli bir astsubay, bir yüzbaşı, iki pilot
ile emekli bir binbaşının da aralarında bulunduğu 11 kişiyi gözaltına aldı.
Çetenin başında, "Hakim" kod adlı Yasin Y. isimli bir kişinin bulunduğu iddia
ediliyor. Gözaltına alınan askerlerin evinde bulunan bir ajandada, Başbakan
Erdoğan'ın Keçiören'deki evinin bulunduğu sokağın krokisinin de olduğu iddiası
Ankara'yı hareketlendirdi. Kendilerine "Atabeyler" adını takan çetenin üyeleri
arasında emekli askerler ve güvenlikçiler olduğu saptandı. Operasyon, Emniyete
gelen bir sayfalık "vatansever" imzalı ihbar mektubu üzerine başlatıldı. İsim ve
adres verilen mektupta, "Danıştay üyelerine eylemi gerçekleştiren çetenin
şimdiki hedefi Cüneyd Zapsu'nun BİM mağazalarıdır" deniliyordu. Ancak,
zanlıların Danıştay saldırısıyla ilgili olup olmadığı henüz tespit edilemedi.
Polis, Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi savcılığından, halen görevde olan
Yüzbaşı Erkut E. ve Astsubay Murat T.'ye ait evlerde patlayıcı madde olduğunu
tespit ettiklerini söyleyerek arama izni istediler. Sabaha karşı evlere yapılan
eş zamanlı baskınlarda aralarında Yüzbaşı Erkut E. ve Astsubay Üst Çavuş Murat
T. ile iki pilot ve emekli bir binbaşının da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.
Evlerdeki operasyonda "cephanelik" sayılabilecek ölçüde yüklü miktarda patlayıcı
madde bulunması, emniyet güçlerini şaşırttı. Uzaktan kumandalı 100 bomba
yapabilecek malzemenin çıktığı evlerde, patlatmaya hazır 4 adet uzaktan
kumandalı C-4 bomba ile Glock marka tabancalar, MKEK yapımı fişekler de ele
geçirildi. Evlerde, Genelkurmay Başkanlığı'nca 11 yıl önce basılan "Ayaklanmalar
ve Ayaklanmalara Karşı Koyma" isimli 'Gizli' ibareli bir eğitim kitapçığı da ele
geçti. Ayrıca, Kuzey Irak'la ilgili dokümanlar, Zaho Kaymakamlığı'ndan yazılmış
bir not ile Silopi Kaymakamlığı'na yazılan bir not bulundu. Operasyonda ele
geçirilen ajanda da Başbakan'ın Keçiören'deki evinin bulunduğu sokağın krokisi
olduğu iddia ediliyor. Ajandada Erdoğan'ın Danışmanın Zapsu'nun sahibi olduğu
BİM mağazalarının adreslerinin bulunduğu da öne sürülüyor.
ŞİFRELİ HABERLEŞİYORLAR
Emniyet yetkililerinden edinilen bilgiye göre grubun kendi aralarında
şifreli haberleştiği öğrenildi. Bu arada 'Atabeyler'in kendine özel yemin ve
flaması olduğunu da belirledi. Grubun yemin metninde, "Biz Atabeyler Gerilla
Grubu mensubu olarak, her zaman ve her şart altında vatanımıza ve milletimize
bağlı kalacağımıza, ülkemizin çıkarlarını sonuna kadar savunacağımıza ve bize
emanet edilen şanlı bayrağımızı kanımızın son damlasına kadar koruyacağımıza and
içeriz" yazıyor.
Yeşil'in elindeki bombalar" iddiası
ANKARA'NIN Eryaman ilçesindeki eve düzenlenen 'şafak baskını'nda ortaya
çıkarılan cephanelikte bulunan uzaktan kumandalı bombaların, frekans koduyla
kumanda edildiği ve geride kalıntı bırakmayan plastik çerçeveye sahip olduğu
ileri sürüldü. Benzer bombaların 1993 yılında öldürülen Cem Ersever'in elinde
bulunduğu ve ölümünden sonra Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım'ın eline
geçtiği ileri sürülmüştü. Emniyet olayla ilgili çok yönlü soruşturma sürdürüyor.
(01 Haziran 2006) (Sabah)
C-4'lü çetede Başbakan'ın evinin krokisi
Ankara'da 4 eve yapılan operasyonda adı duyulmamış 'Atabey Gerilla Örgütü'
ortaya çıkarıldı. 2'si asker 9 üyesi gözaltına alınan çetenin evinde Başbakan
Erdoğan'ın evinin krokisi ve C-4 bomba çıktı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle
Mücadele ekiplerinin Eryaman'da bir eve yaptıkları baskında 9 kişi C-4
patlayıcı, el bombaları, bomba yapımında kullanılan malzemeler ve aralarında
Glock marka tabancanın da bulunduğu çok sayıda silahla ele geçirildi. Aralarında
hala görevde olan bir astsubay ile bir yüzbaşı ile bir emekli binbaşının
bulunduğu bulunuduğu 9 kişi gözaltına alındı. Baskın yapılan evde Başbakan
Tayyip Erdoğan'ın Keçiören Subayevleri'ndeki evinin krokisi de çıktı.
4 ÇETE EVİNE EŞ ZAMANLI BASKIN
Sauna çetesi ve Danıştay saldırısının ardından Ankara, yeni bir çete
operasyonu ile çalkalandı. Bir istihbaratı değerlendiren Ankara Terörle Mücadele
Şube Müdürlüğü ekipleri, Pazartesi gecesi Eryaman'da 4 eve eş zamanlı baskın
yaptı. Yasin Yaman'a ait olduğu belirlenen evde çok sayıda C-4 patlayıcı madde,
bomba yapımında kullanılan çok sayıda malzeme ve adı duyulmamış 'Atabeyler' adlı
bir örgüte ait belgeler ele geçirildi. Operasyonda 9 kişi gözaltına alındı.

AJANDADA
KRİTİK KROKİLER
Atabeyler çetesinin üs olarak kullandığı tahmin edilen evde ele geçirilen
bir ajandada Ankara'daki kritik noktaların harita ve krokilerine rastlandı.
Ajandada Başbakan Erdoğan'ın Keçiören Subayevleri'ndeki evinin bulunduğu
güzergahın krokileri dikkat çekti. İrfan Baştuğ Caddesi esas alınarak çizilen
krokide Erdoğan'ın evinin bulunduğu yer bir okla çıkılarak karşısına "Cadde" ve
'2.Boğuma' ifadeleri yazılmış. Cete evinde ayrıca özel görüşmelerde kullanılan
iki telefona da el konuldu. Kullanılan özel telefonun PUK numaralarının
'55427761- 44165273' olduğu tespit edildi. Tüm kayıtları ortaya çıkarılan
telefonlarda bulunan isimlerin gözaltına alınması bekleniyor.
'Biz Atabeyler Gerilla Grubu'
Baskın yapılan evde Atabey grubunun özel yemin metni ve flamaları da bulundu
Flamada Türk bayrağı ve ondan çıkan oklarla 16 Türk cumhuriyetinin küçük
bayrakları bulunuyor. Grubun yemin metninde ise "Biz Atabeyler Gerilla Grubu
mensubu olarak, her zaman ve her şart altında ülkemizin ve milletimizin
çıkarlarını sonuna kadar savunacağımıza..." şeklinde ifadeler yeralıyor.
Gerilla örgütünün şifreli buluşma dili
Gözaltına alınan Atabey çetesi üyelerinin buluşmalarda kullanılmak üzere
kendilerine özgü işaretler geliştirdikleri belirlendi. Çete mensubu 'G' ve 'B'
buluştuklarında biri sağ elini cebinden çıkarıp başını kaşırsa bu "emniyet"
işareti, tehlike işareti ise 'emniyet' işaretinin verilmemesi anlamına geliyor.
Çete üyeleri bir buluşma ilanı verildikten sonra ancak kendi üyelerinin
anlayabileceği tarzda, şifreler kullanıyorlar.
Buluşma ilanı esas
1. Mevki: Bağlar cad. Esat / Ank
2. Temas Noktası: Bağlar caddede Kızılay istikametinden Çankaya istikametine sağ
kaldırımdan ilerlerken sultan kebap lokantasının önünde yüzünü caddeye
dönüldüğünde ortadaki üzerinde otobüs tabelası olan iki bacaklı elektrik
direğinin 1 m solunda
3. Mülakat Yeri: TN'den Horasan sokağına kadar
4. Buluşma Zamanı:
5. Saat Ayarı: TRT 1'e göre
6. Tanıma İşareti: (B) sol elinde gazete sağ eli alt cebinde
(G) Sağ elinde siyah poşet sol eli alt cebinde
7. Emniyet İşareti:
(B) Sağ elini cebinden çıkarıp kafasını kaşıyacak
(G) Sağ elindeki siyah poşeti sol eline alacak
8. Tehlike İşareti: Her iki taraf için de emniyet işareti verilmemesi
2'si asker 9 kişi gözaltında
Atabeyler Çetesi'nin mensupları Özel Kuvvetler'den yetişme muvazzaf subay ve
astsubaylar ile emekli asker çıktı. Evde ele geçirlen belgelerde grup üyelerinin
ikisinin özel kuvvetler komutanlığında muvazzaf subay olarak görev yaptığı
beşinin de emekli astsubay olduğu belirlenirken iki kişinin meslek grubu tespit
edilemedi. Kendine "Atabeyler" adını veren çetenin üyeleri olduğu gerekçesi ile
Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli oldukları belirtilen Yüzbaşı M. E. ve
Astsubay E. T., emekli Binbaşı F.E ile Y.A, S.M.E, S.K, M.D ve İ.B gözaltına
alındı. Muvvazzaf askerler Ankara Merkez Komutanlığı'na teslim edilirken,
diğerlerinin Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulaması
sürüyor. Bu arada, gündüz saatlerinde sağlık kontrolünden geçirilen Murat T. ve
Erkut E. adlı kişilerin kim olduklarına dair bilgi verilmedi.
ŞİFRELİ KONUŞMA ALFABESİ
Operasyonun yapıldığı evde ayrıca şifreli konuşma alfabesi ele geçirildi. Özel
alfabenin Atabey Gerilla Grubu üyelerinin aralarında yaptıkları konuşma ve
görüşmelerin başkaları tarafından öğrenilmemesi ve anlaşılmaması için
kullandıkları ve geliştirdikleri tespit edildi.
Yine Glock'lu çete
Eryaman'da ele geçirdiği silah ve bombalar evin bir cephanelik gibi
kullanıldığını gösteriyor. Operasyonda 1'i Glocak marka 2 tabanca, TNT bomba
kalıbı, 3 adet hakim bombası, 4 adet Lanchester hester bombaatar, 108 adet MKE
yapımı dolu fişek, işaret fişekleri, MKE yapımı boş kovanlar, 20 adet kısa 9
milimetrelik fişek ve çok sayıda boş fişek ele geçirildi.
Gül'ün resimleri de var
Çetenin yuvalandığı evde yapılan aramada ayrıca Terörle Mücadele Yüksek
Kurulu'na ait dökümanlar ve krokilerin yanısıra Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül'e ait çok sayıda fotoğraf ve Y. Akkaya adına düzenlenmiş
kartlar bulundu. Evde bulunan belgeler arasında Osmanlıca ve Acrapça dökümanlar
da yer alıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Cüneyt Zapsu'nun eski
sahibi olduğu BİM Marketlerin de ayrıntılı krokilendirmelerinin yapıldığı tespit
edildi. (01 Haziran 2006) (Yeni
Şafak)
02.06.2006: Operasyon yapılan sitede sessizlik hakim. Ankara Emniyet
Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nin önceki gün operasyon yaptığı Atabeyler
çetesinin oturduğu daire Ankara'nın en lüks semtlerinden Eryaman'da bulunuyor.
Eryaman Evleri, Özgün Güneş Sitesi A-14, 48 No'lu apartman ise en hareketli
günlerini yaşıyor. Polisin ve basın mensuplarının ziyaretleri apartman
sakinlerini de rahatsız etti. Apartmanda oturanların hemen hiçbiri kapılarını
yabancılara açmazken balkonlarda oturanlar da sorulara cevap vermiyor. Polisin
operasyon yaptığı daire apartmanın ilk katında bulunuyor. Apartmanın girişindeki
kapı zilleri bölümünde diğer bütün sakinlerin ismi yazmasına rağmen bu dairenin
bulunduğu bölümde isim yok. Daireye ait posta kutusu da hiç açılmamış. Kutunun
içini alışveriş merkezlerinin gönderdiği reklam kağıtları doldurmuş durumda.
Hücre evi denilen katın pencereleri bir bezle kapalı. Sitede bazı dairelerde
peyzaj çalışması yapıldığı için ev sahipleri gelip gidenlerden şüphelenmemiş.
(02 Haziran 2006) (Zaman)
Atabeyler'in bombaları 'Sauna tipi' çıktı
Ankara Eryaman'da ortaya çıkarılan Atabeyler Çetesi'yle ilgili soruşturma
sürüyor. Alınan bilgilere göre, operasyonda ele geçirilen C-4 plastik
patlayıcılar ile TNT kalıpları Sauna Çetesi'ne ait patlayıcılarla örtüştü.
Kriminal incelemeye göre, her iki çetenin patlayıcıları aynı özellikleri
taşıyor. Terörle Mücadele ekiplerinin önceki gün çete evine düzenlediği
baskında, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Danışmanı Cüneyd Zapsu'nun evlerinin
krokisi, patlamaya hazır 4 adet uzaktan kumandalı bomba, 90 bomba yapımına
yetecek patlayıcı madde, Lancer ve MKE bombaları ile 2 tabanca yakalanmıştı.
Çetenin 6 üyesi, Genelkurmay Başkanlığı'nın girişimi üzerine önceki gün Ankara
Merkez Komutanlığı'na teslim edildi. Özel Kuvvetler'de görevli bir yüzyaşı, bir
subay ve bir astsubayın da aralarında bulunduğu bu kişilerle ilgili soruşturma
Genelkurmay Savcılığı tarafından yürütülecek. Sanıkların, Başbakan Erdoğan,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Cüneyd Zapsu'nun yanı sıra bir bakanın oğlu ile
ünlü bir şovmene suikast planladıkları iddia edildi. Ancak zanlılar Merkez
Komutanlığı'na teslim edilmeden önce Terörle Mücadele Şubesi'nde mülakat
yapıldı. Mülakatın kameraya kaydedildiği ve Merkez Komutanlığı'na gönderildiği
öğrenildi. Merkez Komutanlığı'na teslim edilen gözaltındaki askerlerin, evde
bulunan plastik patlayıcılar, TNT kalıpları, silahlar, bomba düzenekleri ve
krokiler için, "Bu malzemeleri senaryo gereği yaptığımız eğitim amaçlı tatbikat
için bulunduruyorduk. Görevimiz gereği bu tür hayali senaryolar üretip eğitim
tatbikatları gerçekleştiririz. Gerçek olmayan senaryolar üzerine kurulan eğitim
tatbikatları şehir merkezlerinde (emin evlerde) gerçekleşir. Senaryo gereği biz
de Eryaman'daki emin evde eğitim tatbikatı yapıyorduk. Tatbikat sonunda kroki
vb. belgeleri imha etmemiz gerekiyordu. Bunu yapacağımız sırada polis baskın
yaptı. Gayri Nizami Harp kursundaki hayali senaryodaki çalışma grubuna
'Atabeyler Gerillaları' kod adını verdik. Bu çalışma grubuna ait flama ve yemin
de ismi gibi hayaliydi." dedikleri belirtiliyor.
Başbakan Tayip Erdoğan'a, suikast hazırlığı içindeyken cephanelikleriyle
birlikte ele geçirilen Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli
subaylardan oluşan Atabeyler grubunun ikinci hedefinin Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül olduğu öne sürülüyor. Atabeyler grubuna ait Eryaman'daki evlerde yapılan
aramalarda, Abdullah Gül'e ait çok sayıda fotoğraf ve ayrıntılı bilgi de ele
geçirildi. Eryaman'daki evlerde, bombalarla birlikte, Başbakan Tayyip Erdoğan ve
Cüneyd Zapsu'nun evlerinin krokileri ile BİM marketlerin krokileri bulunmuştu.
Bordo bereli Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli bazı subaylara ait evlerde
yapılan aramada ayrıca Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'na ait bazı dokümanlar ve
krokilerin yanı sıra gözaltındaki Yunus Akkaya adına düzenlenmiş kartlar da
bulundu.
Operasyonda, uzaktan kumandayla ve zaman ayarıyla patlatılmaya hazır 4 adet
bombanın yanı sıra uzaktan kumandalı 90 bomba yapımına yetecek kadar patlayıcı
ele geçirilmişti. Cephanelik evlerde Lancer bombaları, MKE bombaları ve
tabancalar da ele geçirilmişti. Atabeyler çetesinin üs olarak kullandığı evde
ele geçirilen bir ajandada Başbakan Erdoğan'ın Keçiören Subayevleri'ndeki
konutunun bulunduğu güzergahın krokileri dikkat çekiyor. İrfan Baştuğ Caddesi
esas alınarak çizilen krokide Erdoğan'ın evinin bulunduğu yer bir okla
çıkılarak, karşısına "Cadde" ve '2. Boğuma' ifadeleri yer alıyor.
Ankara Terörle Mücadele Şubesi, Atabeyler operasyonunun gerçekleştirildiği
önceki gün askerî lojmanlarda oturan bir astsubay ile bir subayı gözaltına almak
istedi. Ancak, komutanlığın buna izin vermediği belirtiliyor. Gözaltına alınan
subay ve astsubaylar Merkez Komutanlığı'na götürüldü. Atabeyler soruşturmasının
asker kişilerle ilgili kısmını Genelkurmay Askeri Savcısı, sivil kişilerle
ilgili bölümünü ise Ankara Ağır Ceza Cumhuriyet Savcısı Dilaver Kahveci
yürütüyor. Sorguları süren Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli subayların,
Sauna Çetesi soruşturmasında olduğu gibi Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde
yürütülmesi bekleniyor. Soruşturma kapsamında sorgulanan zanlılar şunlar: Özel
Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli Pilot Yüzbaşı Murat Eren, Astsubay Erkut Taş,
emekli Pilot Binbaşı Fırat E., Yusuf Vehbi E., Seyit Mehmet E., Yunus Akkaya,
Suat K., İsmail B., Mesut T., Hakan kod adlı Yasin Yaman.
Bu arada Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Ankara Eryaman'daki operasyonla
ilgili 'tahkikatın' devam ettiğini söyledi. Gönül, TBMM Adalet Komisyonu
çıkışında gazetecilerin, 'Ankara Eryaman'da yapılan operasyonda, aralarında bazı
askerî personelin de bulunduğu kişiler yakalandı. Size bilgi verildi mi?'
sorusuna, "Tahkikat devam ediyor." karşılığını verdi. (02 Haziran 2006) (Zaman)
Krokiler, baskın tutanağında var
Danıştay 2. Dairesi'ne dönük saldırı şokunu atlatamayan Türkiye'de şimdi bir
e-mail mesajı ile Eryaman'da başlayan 'Atabeyler Çetesi' şoku yaşanıyor.
Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli rütbeli
askerlerin de adının karıştığı soruşturmada çok sayıda uzaktan kumandalı
patlayıcı ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın evinin krokileri ele geçirildi.
Atabeyler soruşturmasında ÖKK'lı askerlerin de adının karışması ilginç olaylara
sebep oldu. Polis, gözaltına aldığı pilot yüzbaşı M. E. ile Astsubay E. T.'yi
sorgulamak, bilgi almak istedi. Ancak Genelkurmay'ın baskısı sonucu iki subay
sorgulanamadan Ankara Merkez Komutanlığı'na teslim edilmek zorunda kalındı. Dün
yakalanan yüzbaşı Ömer Faruk Ç. ile Yasin Y. de yine polis tarafından
sorgulanamadan inzibata teslim edildi. Gözaltına alındığı ilk saatlerde yapılan
mülakatta yüzbaşı M. E'nin hayli ilginç bilgiler verdiği de belirtiliyor. Oysaki
Sauna Çetesi'ne dönük Küre Soruşturması'nda böyle bir durum yaşanmamıştı. Polis,
ÖKK'da görevli yüzbaşı Nuri Bozkır'ı pek bilgi alamasa da gözaltı süresince
sorgulamış, bilgi almaya çalışmıştı. Adliyeye çıkarılan Nuri Bozkır daha sonra
Genelkurmay'a devredilmişti. E-mail mesajı ile başlayan Atabeyler soruşturmasını
cumhuriyet savcısı yürüttü. Operasyonu polis gerçekleştirdi. Ele geçirilen
bombalar, düzenekler polis kriminal laboratuvarlarında inceleniyor. Gözaltına
alınan siviller Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulanıyor. Ancak çete
suçlamasıyla gözaltına alınan rütbeli askerler Merkez Komutanlığı'nda. Polis,
soruşturmayı, zanlıların bazıları eksik olarak yürütmeye çalışıyor.
Meçhul şahıs Atabeylerden ele geçirilenlerin kopyasını sarı zarf içinde
basına dağıttı
Bu arada operasyonun ardından ilginç gelişmeler yaşandı. Meçhul bazı kişiler
bazı gazetecileri arayarak baskınla ve ele geçirilen dokümanlarla ilgili
bilgiler vereceğini söyledi. Genelkurmay Nizamiyesi önündeki buluşmada teslim
edilen sarı zarflardan operasyonla ilgili belge ve dokümanların çıktığı ifade
edildi. Genelkurmay önünde verilen soruşturma dosyaları kafaları iyice
karıştırırken birçok iddiayı da beraberinde getiriyor. Onca kameranın 24 saat
360 derece çalıştığı yerde bu dosyaları kimin dağıtabileceği ve bu riski kimin
göze alabileceği sorusu şimdilik cevap bulamadı. Servis yapılan dosyadaki
krokilerle ilgili de değişik iddialar var. Bir bakan, basında yer alan
krokilerin dosyada bulunmadığını söylüyor. Araştırmalarımız krokilerin polisin
soruşturma dosyasında yer aldığını gösteriyor. Ancak basın yayın organlarında
yayınlanan flamalardan birinin, polisin Eryaman'da ele geçirdiği belgeler
arasında bulunmaması bir başka karanlık noktayı oluşturdu. (02 Haziran 2006) (Zaman)
03.06.2006: Atabey çetesine mensup 3 asker tutuklandı. Ankara Emniyet
Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nün düzenlediği operasyon sonrasında
çıkarıldıkları askeri mahkemece tutuklanan üç asker Ankara Adliyesi'ne
getirildi. Ankara'da "Atabeyler Gerilla Grubu"na yönelik düzenlenen operasyonda
gözaltına alınan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli (ÖKK) Yüzbaşı Murat E.
ile yine ÖKK'da görevli astsubaylar Erkut T. ve Yasin Y., çıkarıldıkları
Genelkurmay Askeri Mahkemesi Yedek Hâkimliği'nce tutuklanarak askeri cezaevine
konulmuştu. Zanlılar, operasyon kapsamında ifadeleri alınmak üzere Ankara
Adliyesi'ne cezaevi aracı ile birlikte getirildi. Zanlılar, askeri araçtan
inzibat kontrolünde indirildiler. Zanlıların Savcı Dilaver Kahveci tarafından
ifadeleri alınacak. Ankara Adliyesi'ne sabah saatlerinde Yüzbaşı Ömer Faruk Ç.
de askeri inzibatlar tarafından getirilmişti. (03 Haziran 2006) (Zaman)
Atabey grubu 5 gün izlenmiş
Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nce Eryaman'da
gerçekleştirilen operasyon öncesi Atabey çetesinin istihbarat ve terör birimleri
tarafından beş gün boyunca izlendiği öğrenildi. Grubu operasyon öncesi beş gün
boyunca izleyen güvenlik birimleri deliller tamamlanınca operasyonu
gerçekleştirdi. Aşama aşama gerçekleştirilen operasyonda Emniyet görevlileri,
önce apartman yöneticisi ve kapıcısına durumu anlatarak şahısları izlediklerini
ve bu durumun onlara hissettirilmemesi gerektiğini söyledi. Yönetici ve site
görevlisinden alınan bilgiler doğrultusunda emniyet güçleri aynı sitede ev
kiralamak istediler. Çok gizli yürütülen operasyonun ilk aşamasında apartman
yöneticisinin de yardımıyla aynı siteden iki ev kiralandı. Beş gün boyunca
sürdürülen bu izleme ve gözleme neticesinde elde edilen veriler gözden
geçirilerek operasyon için düğmeye basıldı. (03 Haziran 2006) (Yeni
Şafak)
04.06.2006: Atabey çetesi operasyonunda 4 tutuklama. ''Atabeyler Grubu''
soruşturmasında Yüzbaşı Murat E., astsubaylar Yasin Y. ve Erkut T. ile işadamı
Yunis A., ''ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve patlayıcı madde
bulundurma'' suçlarından tutuklandılar. Ankara Adliyesine dün çıkarılan 11
kişinin sorguları tamamlandı. Tutuklanmaları istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk
edilen 7 kişinin sorgulamasını, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Kadir Kayan
yaptı. Kayan, Yüzbaşı Murat E., Astsubaylar Yasin Y. ve Erkut T. ile işadamı
Yunis A.'nın Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde tanımlanan'' Ülke birliğini
bozmaya yönelik örgüt kurma'' ve ''Patlayıcı madde bulundurma'' suçlarından
tutuklanmalarına karar verdi. Edinilen bilgiye göre, örgütün gerçekleşmeyen
eylem planları tutuklama gerekçeleri arasında yer aldı. Tutuklanan kişilerin
hakimlikte üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri öğrenildi. Yargıç
Kayan, sivil 3 şahsı ise serbest bıraktı. (04 Haziran 2006) (Zaman)
05.06.2006: 'Atabeyler' örgüt kurmak suçundan tutuklandı. Ankara
Eryaman'da ortaya çıkarılan Atabeyler çetesi için dün sabah mahkemeden tutuklama
kararı çıktı. Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş ile
işadamı Yunis Akkaya, TCK'nın 314. maddesinde yer alan 'ülke birliğini bozmaya
yönelik örgüt kurma ve patlayıcı madde bulundurma' suçlarından tutuklandı.
Muvazzaf askerler Mamak Askerî Cezaevi'ne, işadamı Akkaya da Sincan F Tipi
Cezaevi'ne sevk edildi. Baskın yapılan cephane evde roketatarların da bulunduğu
ortaya çıkarken, evin sahibi Yunis Akkaya'nın polise önemli açıklamalar yaptığı
öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Akkaya, iki valiz dolusu patlayıcının
operasyondan 2-2,5 ay önce Yüzbaşı Murat Eren ile Astsubay Erkut Taş tarafından
evine getirildiğini söyledi. Akkaya şöyle devam etti: "Sauna operasyonundan
sonra Özel Kuvvetler'de görevli subayların evinde arama yapıldığını söylediler.
Yüzbaşı Eren, 'Benim evimde de arama yapılabilir endişesiyle valizleri sana
teslim ediyorum, daha sonra alacağız' dedi."
Cephanelik gibi evden roketatar çıktı
Eryaman'da polisin baskın yaptığı cephane evde, anti-tank silahı roketatarların
da bulunduğu ortaya çıktı. Evde ele geçirilen çok sayıdaki askerî mühimmat ve
onlarca telsiz polisi bile şaşırttı. Uzmanlar, evdeki patlayıcı madde ve
mühimmat ile 90 adet zaman ayarlı ya da uzaktan kumandalı patlayıcı
yapılabileceğini belirtiyor. Evde telsiz ile patlatılacak düzenekli 4 adet
C-4'lü patlayıcı da tespit edildi. Patlayıcıların mıknatıslı olduğu
belirtiliyor. Bomba uzmanları mıknatıslı bombaların, çoğunlukla araçların
altlarına yerleştirilerek patlatıldığına dikkat çekiyor. TSK'ya silah üreten MKE
yapımı TNT kalıpları ve boru tipi bombalar da evde bulunan cephaneler arasında.
Atabeyler soruşturmasında Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut
Taş ile işadamı Yunis Akkaya, Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde yer alan
'ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve patlayıcı madde bulundurma'
suçlarından tutuklandı. Muvazzaf askerler Mamak Askerî Cezaevi'ne gönderilirken,
işadamı Akkaya, Sincan F Tipi Cezaevi'ne sevk edildi. Diğer zanlılar Yüzbaşı
Ömer Faruk Ç., Suat K., İsmail B. ise mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
Operasyon kapsamında gözaltına alınan üç asker, Genelkurmay Askerî Savcılığı'nca
sorgulandıktan sonra askerî hakim tarafından 'askerî mühimmatı zimmete geçirmek'
suçundan perşembe günü tutuklanmıştı. Askerî zanlılar, Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi'nde 'çete kurmak' suçundan, Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde ise
'zimmet' suçundan yargılanacak.
Suikast planını itiraf etti
Hava Pilot Yüzbaşı Murat Eren'in savcılığa ve mahkemeye verdiği ifadede,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı ve işadamı Cüneyd Zapsu, İçişleri
Bakanı Abdülkadir Aksu'nun oğlu Murat Aksu, gazeteci Mehmet Ali Birand ve
sanatçı Mehmet Ali Erbil'e suikast planladıklarını itiraf ettiği öğrenildi.
Zapsu'yu, Başbakan'a aktardığı Güneydoğu politikaları ve Amerika'da söylediği
'Başbakan'ı kullanın' ifadesi sebebiyle hedef seçtiklerini açıklayan Yüzbaşı
Eren, Murat Aksu'yu da medyada çıkan kirli ilişkileri sebebiyle listeye
aldıklarını söyledi. Gazeteci Mehmet Ali Birand'ın yaptığı programlarda PKK'ya
destek verdiğini iddia eden Eren, suikastı bu yüzden planladıklarını söyledi.
Sanatçı Erbil'i ise 'toplumu yozlaştırdığı' için öldürmeyi planladıklarını
anlatan Eren, diğer zanlılarla nasıl tanıştıklarını da uzun uzun anlattı.
Aralarında yaptıkları sohbetlerde eylem planlarını konuştuklarını, ÖKK'da
görevli astsubayın C-4 getirdiğini belirten Eren, "Önce orduya ait telsizleri
kullanalım dedik. Ancak iz bırakırız düşüncesiyle basit telsizler temin ettik."
diye konuştu.
Sauna'dan sonra 'evimiz aranır' korkusuna kapılan subaylar cephaneliği
Eryaman'a taşımış
Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli iki astsubay, bir hava pilot
yüzbaşı ve bir sivilin tutuklandığı Atabeyler çetesinin kullandığı Eryaman'daki
evde çıkan mühimmatla ilgili ilginç bir bilgi ortaya çıktı. Yine ÖKK'da görevli
Yüzbaşı Nuri Bozkır'ın başını çektiği Sauna operasyonundan sonra kendilerinin de
evlerinin aranabileceği korkusuna kapılan Atabeyler grubu üyesi askerler,
evlerindeki askeri mühimmatı Eryaman'daki Yunis Akkaya'ya ait daireye taşımış.
Atabeyler soruşturmasında tutuklanarak cezaevine konulan Yunis Akkaya, polisteki
ifadesinde önemli açıklamalarda bulundu. Akkaya, "Yüzbaşı Murat Eren ile
Astsubay Erkut Taş iki valiz dolusu patlayıcıyı operasyondan 2-2,5 ay önce
Eryaman'daki evime getirdi. Bana valizlerin içinde askeri mühimmat olduğunu
söylediler. Sauna operasyonundan sonra Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli
subayların evinde arama yapıldığını ifade ettiler. Yüzbaşı Eren, 'Benim evimde
de arama yapılabilir endişesiyle bunu sana teslim ediyorum, daha sonra senden
alacağız.' dedi. İçlerinde ne olduğuna bakmadım. Yüzbaşı Eren benden 20 telsiz
ve 20 köstekli saat almamı istedi. Köstekli saatleri Ulus'taki kuyumcu Suat
Kıy'dan temin ettim. Telsizleri de İstanbul'da mağazası olan Kemal Y.'den 2 bin
500 YTL'ye aldım, Murat'a teslim ettim. Murat bunları bomba yapımında
kullanacağını söyledi. Glock marka tabancayı da Astsubay Erkut Taş'tan 2 bin 800
dolara aldım. Yüzbaşı Eren telefonlarımız dinlenir endişesiyle bana, kendisine
ve Astsubay Erkut'a kod isimleri verdi. Telefonda kod isimleriyle konuşmamızı
istedi." diye konuştu.
Atabeyler soruşturmasında tutuklanan Başbakanlık Özürlüler İdaresi'nde görevli
şube müdürü İsmail Binici ise ifadesinde şunları söyledi: "Yunis Akkaya ile 3-4
yıl önce tanıştım. İşyerine iki kez gittim. Ama Sincan'daki eve hiç gitmedim.
Milliyetçi bir insanım. Kamu-Sen'e üyeyim. Yunis Akkaya'nın illegal herhangi bir
işine şahit olmadım."
Soruşturmada adı geçen Suat Kıy da ifadesinde, Yunis Akkaya ile 8 yıldır
tanıştığını söyleyerek, "Akkaya alkol ve eğlenceye düşkündü. Bu nedenle daha az
görüşmeye başladım. Akkaya 2 ay önce benden 10 tane köstekli saat istedi.
Saatleri Akkaya'nın yanında çalışan Seyit Mehmet Ertürk'e teslim ettim. 10 tane
daha sipariş verdi. Onları da Ulus'ta tanıdığım bir saatçiden alarak kendisine
verdim." dedi. (05 Haziran 2006) (Zaman)
Atabeyler tek örgüt değil iddiası
Başbakan’a suikast iddiasıyla gündeme gelen Atabeyler Çetesi’nin şifreleri
kırılıyor. 23 saat süren sorguda Akıncılar, Göktuğlar ve Yıldırımlar şeklinde
başka örgüt adları da geçti. Atabeyler Çetesi’ne yönelik operasyonda yakalanan
Kara Pilot Kıdemli Yüzbaşı Murat Eren, savcıya verdiği ifadede, örgüte ait
cephaneliği komutanlarından habersiz olarak kendisinin oluşturduğunu söyledi.
Ankara Polisi’nin ele geçirdiği silah, patlayıcı ve bomba düzeneklerini
kendisinin temin ettirdiğini ve Güneydoğu’daki operasyonlar sırasında
kullanacağını iddia eden Yüzbaşı Eren’in ifadesi şöyle
ARABA ALDIK..
Yunis Akkaya ile devre arkadaşım yüzbaşı Ömer Faruk Çolakoğlu yanımda olduğu
sırada tanıştım. Ailecek görüşme boyutuna gelen ilişkilerimiz oldu. İşyerlerinin
açılışına katıldım. Samimiyetimiz ilerledi. Erkut Taş ile Özel Kuvvetler
bünyesinde birlikte görev yapıyoruz. Yunis’ten 17 bin YTL’ye araba satın aldı.
BİM’İN BATMASINI İSTERİM
SERKİSOF: Yunis’ten köstekli saat temin edip edemeyeceğimi sordum, buluruz
dedi. Bir hafta sonra 10 saat getirdi. Sonra telsiz istedim. ‘Ne yapacaksın’
diye sorduğunda ‘Güneydoğu’daki yaşlılara dağıtacağım, telsizleri de çocuklarına
oyuncak olarak vereceğim’ dedim.
ZAPSU: İnternet üzerinde gelen emaillerde gördüğüm gibi BİM marketlerin PKK’ya
yakın olduğunu, buralardan yapılan alışverişten elde edilen karın örgüte
gittiğini okumuştum. Yunis’e BİM marketlerden alışveriş yapmamasını, bunun
sonrasında bize kurşun olarak döndüğünü söylediğim doğrudur. Ben hiçbir zaman
Yunis’e herhangi bir BİM marketini gidip onun plan ve krokisini çıkarmasını
istemedim. Böyle bir kanaate nasıl erdiğini bilmiyorum. Hiçbir zaman BİM markete
eylem yapmaktan, bombalamaktan söz etmedim. Batmasını, iflas etmesini istediğim
doğrudur.
BOMBA ÇEKYATIN ALTINDA
İKİ VALİZ BOMBA: Yunis’in evindeki mühimmatı, yanımda Erkut olduğu halde
22-23 Nisan tarihlerinde bıraktık. Yanımızda Kara Pilot Üsteğmen Yakup Yayla
vardı. Olaydan haberi yoktu. En emin yer olarak Yunis Akkaya’nın evi aklımıza
geldi. Valizleri aldık, Yunis ile birlikte evine gittik. Valizleri kurcalama
dedik. Tatbikata gideceğimi, dönüşüme kadar valizlerin kendisinde kalması
gerektiğini söyledim. İçinde askeri malzeme ve mühimmat olduğunu söylemedim.
Erkut Taş ve ben valizleri oturma odasındaki çek-yatın sandığına yerleştirdik,
üzerini yine burada bulduğumuz elyaf yorgan ile örttük.
GENELKURMAY KİTABI: Bana sorduğunuz Ayaklanma ve Ayaklanmalara Karşı Koyma
isimli gizli ibareli Genelkurmay basımı kitap bana ait değildir. Yunis Akkaya’yı
söz konusu kitabı benim getirdiğim yönündeki iddiasını kabul etmiyorum. Kitabın
Erkut Taş’a da ait olduğunu zannetmiyorum.
DÖKÜMAN: Yunis’in evinden elde edildiği ileri sürülen Özel Kuvvetler
Komutanlığı’na ait eğitim faaliyetlerini gösterir görüntülerin yer aldığı CD’nin
üzerinde eğer Anadolu Kartalı veya AK yazı yorsa bu CD benim evimden elde
edilmiş olmalıdır. Yunis’in evinden elde edildiği ileri sürülen dokümanlar bana
ait değildir. Yunis Akkaya’nın bunları evine benim götürdüğüm yönünde ki
beyanını kabul etmiyorum.
PATLAYICILARI BEN SAKLADIM
Evinde elektronik parçalar ve haberleşme cihazları bulunan Astsubay Yasin
Yaman, zanlıları tanımadığını, sadece Astsubay Erkut Taş’ın devre arkadaşı
olduğunu bildirdi. Patlayıcı ve silahları, Taş’ın ricası üzerine babasının
evinde gizlediğini kabul eden Yasin Yaman’ın ifadesi şöyle:
TANIMIYORUM: Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda Astsubay Üst Çavuş olarak görev
yapmaktayım. Pilot Yüzbaşı Murat Eren’i tanımam. Yunis Akkaya isimli şahsı da
tanımam.
TELSİZ DÜZENEĞİ: Evimde yapılan aramada bulunan malzemeler şahsıma aittir. Bir
kısım malzemeler de eğitim sonrasında eğitim çantamızda kalan malzemelerdir. Bir
kısmında piyasadan temin edilen basit malzemelerdir. Tamamı şahsi
malzemelerimdir.
ADRES BEKAR ARKADAŞIN EVİ
KROKİLİ EĞİTİM: Ajandamdaki adres bekar arkadaşlarımın evidir. Kroki oraya
aittir. Adresin altına ... Süpermarket vardır. Diğer adres ve krokiler de eğitim
amaçlı, hayali adres ve dokümanlardır. Bu çalışmaların imha edilmesi gerekir.
Asıllarını imha ettik, bunlar ajandamda kalan karalama notlarıdır. Ayrıca bir
kısım bilgilerin gizli kalması gerekebilir. Açıklanmasının askeri yönden mahsur
olup olmadığını bilmiyorum.
ATABEYLER: Atabeyler ismi, kurs gördüğüm dönemde kursiyerlerin kendi seçtikleri
bir grup ismidir. Yemin de kursta senaryo gereği yazılan bir yemindir.
Ben Murat Eren, Yunis Akkaya, Ömer Faruk .. isimli şahısları tanımam. Erkut Taş
devre arkadaşımdır. Ayrıca Yunis Akkaya’nın Eryaman’daki evinde ele geçtiği
bildirilen tabancalar, patlayıcılar, patlayıcı düzenekleri konusunda da bilgim
yoktur. Ben böyle bir oluşumun içerisinde değilim. Tanımadığım insanlarla bir
oluşum içerisinde bulunmam düşünülemez. Onların da beni tanıdıklarını
zannetmiyorum.
PATLAYICILARI PKK’YA KARŞI KULLANMAYI KARARLAŞTIRDIM
Özel Kuvvetler’de astsubay ve subaylar gruplar halinde eğitime alınır. Benim
grubumun adı Akıncılar’dı.
KOD ADI: Kod adımın Levent olduğu yönündeki iddiayı kabul etmiyorum. Göreve
gittiğimde kod adları kullanırım. Bunlardan biri Malatya’da şehit olan
arkadaşımın adı Levent’tir.
KROKİLER: Yunis’in bilgisayarındaki harita ve krokileri ile 13 sayfalık
dokümanın kim tarafından yüklendiğini bilmiyorum. Bana ait değildir.
ATABEY DEĞİL AKINCI: Özel Kuvvetler’e atanan astsubay ve subaylar gruplar
halinde eğitimlere alınırlar. Kurs görürler. Her grup kendini bir adla tanıtır.
Benim grubumun adı Akıncılar’dır. Atabey ise bildiğim kadarıyla Yasin Yaman’ın
mezun olduğu kurs grubunun adıdır. Subay ve astsubay kurs grupları ayrı adlar
alırlar. Bildiğim isimler; Yıldırımlar, Göktürkler..
PKK İÇİN: Ele geçirilen askeri malzeme ve patlayıcılarla, Erkut Taş’ın
yardımıyla Güneydoğu bölgesinde görev yaptığım sırada PKK örgüt mensuplarını
zararsız hale getirmek için kullanmayı kendim kararlaştırmıştım.
ERBİL, BİRAND, ZAPSU: Askeri mühimmat ve malzemeleri BİM mağazalarına
yerleştirme yönünde bir niyet açıklamasında bulunmadık. Mehmet Ali Erbil, Mehmet
Ali Birand ve İçişleri Bakanı’nın oğlu Murat Aksu ile Cüneyd Zapsu’ya kişisel
olarak zarar verme niyeti içerisinde olmadığımız gibi böyle bir girişimde de
bulunmadım.
ÇENESİ DÜŞÜK, ALKOLİK: Benim aramalarda elde edilen askeri mühimmat ve
malzemeleri Erkut Taş’tan temin etmesini istediğim doğrudur. Ben, emir komuta
zincirine aykırı olacak şekilde Erkut Taş’ın hazırladığı bu mühimmatları
Güneydoğu’da katılacağım uçuşlarda kendi inisiyatifim ile PKK’lılara karşı
kullanmayı düşünüyordum. Başıma ne geldi ise bu malzemeleri Yunis Akkaya’nın
evine bırakmamdan kaynaklanmıştır. Benim bu düzenekleri PKK’ya karşı
kullanacağımı Erkut Taş da biliyordu. Bu malzemeleri ve düzenekleri askeri
birlik içerisinde bulundursam komutanlarımın ilgi ve dikkatini çeker, benden
hesap sorarlardı. Askeri birlikte başıma bir eş gelmesin derken yanlış
değerlendirilerek dışarıda başıma iş gelmiştir. Kanımca Yunis Akkaya kendisine
şekil yapmak, racon kesmek, hava basmak için benle olan ilişkisini ve evine
bıraktığım mühimmatı yanlış değerlendirerek kafasına göre hayaller üretmektedir.
Çenesi düşük bir adamdır. Alkolik bir yapıya sahiptir. Çevresindeki kişilere
anlatmış olduğundan şüphe ediyordum. Tanımadığım şahısları da bu işe katarak
kafasından hayaller üretmiştir. Bu nedenle üzerime suçlamaları kabul etmiyorum.
İKİNCİ KEZ TUTUKLANDILAR
Ankara Polisi’nin müthiş operasyonu sonucu silah ve bombaları ile birlikte ele
geçirilen Atabeyler Çetesi’nin şifreleri kırılıyor. Önceki gece sabaha kadar
savcı tarafından sorgulanan asker kökenli zanlılar, “Atabeyler” isminin Özel
Kuvvetler’e bağlı askeri kursta ortaya çıktığını, buna benzer başka
yapılaşmaların da bulunduğunu ifade ettiler. Suikast hazırlığı iddiasını
reddeden zanlılar, Başbakan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu’nun kurucusu olduğu BİM
marketlerinin ise “terör örgütüne finans sağladığı için hedef olduğunu” iddia
ettiler.
“Ordu malı patlayıcı maddeleri çalmak” suçundan askeri mahkeme tarafından
tutuklanarak Mamak Cezaevi’ne konulan zanlılar, önceki akşam Ankara Adliyesi’ne
getirilerek sabaha kadar sorgulandı. Askeri savcıya verdikleri ifadeyi reddeden
Özel Kuvvetler Hava Alay Komutanlığı’nda görevli Kara Pilot Kıdemli Yüzbaşı
Murat Eren, Astsubay Erkut Taş ve Astsubay Yasin Yaman, sorgularının ardından
11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildiler. Mahkeme zanlıları, “suç işlemek
amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek” suçlarından ikinci kez tutukladı.
ASTSUBAY ERKUT TAŞ: Zapsu Türkiye’nin aleyhine çalışıyor
Ankara Adliyesi’ndeki sorgusunda askeri savcılıkta verdiği ifadeyi reddeden
Astsubay Erkut Taş, ele geçirilen silah ve mühimmatı kendisinin temin ettiğini
itiraf etti, sivil hedeflere suikast iddiasını yalanladı. Astsubay Taş’ın
ifadesi şöyle:
TAHRİP UZMANI: Ben İstihkam Astsubay olarak Özel Kuvvetler bünyesinde tahrip
uzmanı sıfatıyla tim’lerde görev yaparım. Operasyonlara gittiğimizde
beraberimdeki timi mayın ve tuzaklardan korumakla görevliyim. Yunis Akkaya ve
Yasin Yaman’ın evinde elde edilen malzemeleri ve mühimmatı katıldığım
operasyonlar sırasında elde ettim. Komutanımın izni ve bilgisi dışında bu
malzemeleri birlik dışına çıkardım. Önce evime götürdüm. Ancak sayıları artınca
devre arkadaşım Yasin Yaman’ın Hasanoğlan’daki babasına ait eve götürdüm.
Malzemelerde parmak izimin bulunması normaldir, çünkü ben getirdim.
GLOCK TABANCA: Özel Kuvvetler’de görevli arkadaşım astsubay Musa Erdoğan elinde
Glock tabanca olduğunu söyledi. Yunis Akkaya da tabanca satın almak istiyordu.
Tabancaya müşteri olduğunu söyledim. Benim aracılımla yaptıkları görüşmede 2800
dolara anlaştılar. Silahı Yunis Akkaya’ya verip parayı Musa’ya teslim ettim.
SERKİSOF SAAT: Yunis’in evinde elde edilen askeri maksatlı malzeme ve mühimmat
bana aittir. Ancak Motorola marka telsizler ile bataryalar, şarj cihazları,
telsiz devreleri, kullanım kılavuzları, Serkisof marka saatler bana ait
değildir. Malzemelerin içine nasıl katıldığını bilmiyorum. El telsizleri ve
Serkisof saatleri bu mühimmatlarla ben irtibatlandırmadım. Aramada elde edilen
40 mm orijinal bel bağı içerisinde Lancer bombalarını da arazi de buldum. 70
adet elektrikli kapsül ile iki adet askeri ateşleme sistemini Yasin Yaman’dan
temin ettim. Toplam 1.5 librelik 2 adet TNT patlayıcı madde kalıbını Murat
Eren’den temin ettim. Dinamit lokumunu Yasin Yaman’dan aldım.
GÖKTUĞLAR: Atabeyler adında suç örgütünün oluşturulduğundan söz etmek mümkün
değil. Özel Kuvvetler’e katılan her astsubay ve subay katılışını müteakip kursa
alınır. Kurs sırasında her gruba bir isim verilir. Atabeyler de bu kursa katılan
grubun adıdır. Benim katıldığım grubun atı Göktuğlar’dır.
HEDEF PKK: Hiçbir zaman Atabeyler adında suç örgütüne katılmadım. Hiçbir hedefe
karşı eylem yapmayı düşünmüyorduk. Bizim tek hedefimiz PKK’dır. Ben bu
malzemeleri PKK’dan elde ettim. Murat Eren ile aramızdaki konuşmalarda PKK’ya
ders verilmesi gerekiyordu. Hem de bu dersi onlardan elde ettiğimiz malzeme ve
mühimmatla verecektik. Murat Eren, malzemelerden yeni düzenekler oluşturup
oluşturamayacağımı sordu. Görev uçuşları sırasında karşılaştığı PKK’lılara karşı
kullanacaktı. Onların güzergahlarına döşeyecektik. Şimdi bu düşüncelerimi
gerçekleştiremememin üzüntüsünü yaşıyorum. Askeri emir ve hiyerarşi dışında
kendi inisiyatifimizle yapmaya kalkıştığımız hareketler mensubu olduğum camiaya
istemeden zarar verdi.
BİM MARKET: Murat Yüzbaşı ile kendi aramızda Cüneyd Zapsu’nun, Türkiye’nin
aleyhine çalıştığını, Kürt Teali Cemiyeti’nin hali hazır lideri olduğunu, isyan
eden Bedirhan aşiretinin mensubu olduğunu, BİM mağazalarının sahibi olduklarını
öğrendik. Biz PKK ile mücadele ederken, bunların PKK’ya destek vermelerini kabul
edemediğ imizi kendi konuşuyorduk. Ancak hiçbir zaman Cüneyd Zapsu ve benzeri
kişiler ile bunların işletmelerine zarar vermeyi, bombalamayı düşünmedik. Sadece
eleştiriyorduk. Bizim hiçbir zaman hedefimiz sivil ve siyasi kanatlar
olmamıştır. Sadece PKK olmuştur. (05 Haziran 2006) (Haber7)
06.06.2006: İçişleri 'Atabeyler' soruşturmasında adı geçen emniyet
görevlilerine soruşturma başlattı. İçişleri Bakanlığı, Eryaman'daki
operasyonda gözaltına alınan zanlıların iddiaları üzerine Çorum Emniyet Müdür
Yardımcısı ile Merzifon Emniyet Müdürü hakkında soruşturma başlattı. Ankara
Eryaman'da ''Atabeyler Grubu''na yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan
zanlıların öne sürdüğü iddiaları araştırmak üzere İçişleri Bakanlığı 2
başmüfettiş görevlendirdi. Müfettişler, Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Hasan
Cemal Özdeş ile Merzifon Emniyet Müdürü Raşit Çavdar hakkındaki iddiaları
araştırmak üzere idari soruşturma yapmakla görevlendirildi. (06 Haziran 2006) (ensonhaber)
07.06.2006: Bombalar patlamaya hazırmış. Atabeyler operasyonunda ele
geçen ve incelemesi dün tamamlanan MKE yapımı bombaların `etkin patlayıcı`
olduğu anlaşıldı. Silahlar ise temiz çıktı. Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın
envanterinden ... Atabeyler operasyonunda ele geçen ve incelemesi dün tamamlanan
MKE yapımı bombaların `etkin patlayıcı` olduğu anlaşıldı. Silahlar ise temiz
çıktı. Özel Kuvvetler Komutanlığı`nın envante-rinden çıkan askeri malzemelerle
ilgili soruşturma başlatıldı
Ankara Polisi`nin Eryaman`da üç ayrı eve düzenlediği baskınla ortaya çıkartılan
`Atabeyler Gerilla Grubu` ile ilgili soruşturmada, evlerde ele geçen silah ve
bombalarla ilgili ön tespit inceleme raporları dün sonuçlandı. Emniyet Genel
Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı laboratuvarlarında yapılan incelemede,
kontrol altına alınan 108 adet 9 mm çapında dolu fişek ve 2 adet hakem
bombasının MKE yapımı olduğu tespit edildi. ENVANTERDEN ÇIKTI Fişekler ile
birlikte 4 adet 40 mm Lancer bombanın da Özel Kuvvetler Komutanlığı
envanterinden çıktığı öğrenildi. Bomba ve fişeklerin, söylenilenlerin aksine
raporda `etkin patlayıcı` olarak belirtildiği iddia edildi. Atabeyler
soruşturmasıyla gündeme gelen MKE yapımı bombalar ve fişeklerle ilgili
Genelkurmay Başkanlığı geniş çaplı soruşturma başlattı. Bu arada, operasyon
kapsamında tutuklanan zanlıların silahlarının balistik incelenmesinin ise
`temiz` olarak rapora yazıldığı görüldü.
Atabeyler Çetesi`nin kilit isimlerinden olduğu iddia edilen Pilot Yüzbaşı Murat
E.`nin, zaman zaman oluşum içerisindeki kişilere PKK ile ilgili yaptığı
analizleri mail olarak attığı tespit edildi. Eren`in, el konulan bilgisayarından
atılan 12 ayrı mailde, örgütün Güneydoğu`daki illerin haricinde batıda ve
Akdeniz Bölgesi`ndeki illerde de etkin hale geldiği, Karadeniz`de yer edinmeye
çalıştığı, özellikle Mersin ve İzmir`deki eylemlerinde Türk bayrağı ile
devletinin aşağılandığı ve bunun kabul edilemez olduğunu belirttiği görüldü.
Murat E.`nin, bu eylemler karşısında vatandaşlar duyarsız kaldığı için
kızgınlığını dile getirdiği iddia edildi.
NETTEN PKK RAPORU Murat E., PKK`nın, AB ülkeleri ve ABD`nin güdümünde
Şemdinli`deki olayı gerçekleştirdiğini, TSK`nın bu olaylar sonucu kamuoyu önünde
küçük düşürülmeye çalışıldığını ve örgütün eylemlerine müdahale ederken bile
güvenlik güçlerinin çekindiğini söyledi. Murat E. Askeri Savcılık`taki
ifadesinde şöyle dedi: `Kuvvet komutanlığımıza Şemdinli olayları nedeniyle
yapılan hareketi bir türlü hazmedemiyordum. Bu bende bir takıntı haline
gelmişti.`
Saatler ihtiyarlara, telsizler çocuklara!
ATABEYLER operasyonunda gözaltına alınan zanlılardan Pılot Yüzbaşı Murat E.
ele geçen köstekli saatleri Güneydoğu`daki ihtiyarlara, telsizleri ise çocuklara
armağan etmek için aldığını iddia etti. Yüzbaşı Murat E.`nin Askeri Savcılık ve
Cumhuriyet Savcılığı`na verdiği ve birbiriyle örtüşmeyen ifadeleri oldukça
ilginçti: Yunis`e aldırdığım köstekli saatleri Güneydoğu`daki ihtiyarlara,
telsizleri ise oynaması için çocuklara vermek için aldırdım. Bunlar gösteri
amaçlı, eğitim amaçlı malzemeleri. Malzemeleri Erkut`un yardımıyla Güneydoğu
bölgesinde görev yaptığım sırada PKK örgüt mensuplarını zararsız hale getirmek
için kullanmayı kendim kararlaştırmıştım. Kanımca Yunis, kendisine şekil yapmak,
racon kesmek, hava basmak için benle olan ilişkisini ve evine bıraktığım
mühimmatları yanlış değerlendirerek kafasına göre hayaller üretmekte. Çenesi
düşük ve alkoliktir. Murat E., Askeri Savcılık`ta verdiği ifadesinde ise çok
daha farklı konuştu: Vatanını milletini seven ve bu konuda kendi inisiyatifiyle
birşeyler yapmak isteyen biraz da maceraya dönük bir hareket. Türkiye`nin
götürülmek istendiği noktayı çok aydınlık görmüyorum. Elimi taşın altına sokmak
istiyordum. Başbakan`a yakınlık duymuyorum. Ayaküstü yapılan bir sohbet
esnasında ses getirecek bir eylem yapmamız gerektiğini düşünmüştük. Bu konuyu
Kurmay Pilot Üsteğmen Yakup Y.`ye de açtım. O biraz tedirgin karşıladı. Ama
arada ben olduğum için kerhen `evet` dedi. `Ben de varım` dedi. (07 Haziran
2006) (Akşam)
Çetenin ifadeleri yargıyı zorluyor
Atabeyler çetesiyle ilgili yargı süreci sıkıntılı başlıyor. Zanlıların
ifadeleri soruşturmayı yürüten savcıların kafasını karıştırdı. İşte birbirini
yalanlar nitelikteki bilgiler: ‘Ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve
patlayıcı madde bulundurma´ suçlarından tutuklanan Yüzbaşı Murat Eren,
astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş ile işadamı Yunis Akkaya´nın ifadeleri
soruşturmayı yürüten savcıların kafasını karıştırdı. Özellikle Yüzbaşı Eren´in
askerî ve sivil savcılıkta verdiği bilgiler neredeyse birbirini yalanlar
nitelikte. Söz konusu çelişkili ifadelerin ardındaki gerçek, davanın görüleceği
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi´nde aydınlatılacak. Mahkeme, sanıklara askerî
savcılık ve sivil savcılık ile nöbetçi mahkemedeki ifadelerin hangisinin doğru
olduğunu soracak. Edinilen bilgilere göre tutuklanan askerler, askerî savcılıkta
yanlarında avukat olmadığı halde sorgulandı, buradaki ifadelerinde bazı kişileri
canlı hedef seçtiklerini söyledi. Aynı şahıslar sivil savcılıktaki ifadelerini
ise avukatlarıyla birlikte verdi ve askerî savcılıkta söylediklerini yalanladı.
Askerî Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu’na göre, soruşturma
sırasında zanlılara avukat atama zorunluluğu bulunmuyor. Asker kişiler kendileri
istemeleri durumunda avukat tutabiliyor.
Yüzbaşı Murat Eren, Eryaman’daki baskının ardından Genelkurmay Askerî Savcılığı
ve Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi’ne ayrı ayrı ifade verdi. Eren’in özellikle askerî savcılık ile sivil
savcılığa verdiği ifadelerinde çelişkiye düşmesi dikkat çekti. Eren, emniyet ve
askerî savcılık ifadelerinde işadamı Cüneyd Zapsu, gazeteci Mehmet Ali Birand,
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun oğlu Murat Aksu ve sanatçı Mehmet Ali
Erbil’i canlı hedef seçtiklerini belirtirken, cumhuriyet savcılığında böyle bir
niyetlerinin olmadığını söyledi. Askerî savcılığa BİM mağazalarına bomba koyarak
ses duyurmayı planladıklarını, Kızılay BİM Mağazası’na bomba koymaya karar
verdiklerini söyleyen Eren, Cumhuriyet Savcılığı’na, tutuklanan işadamı Yunis
Akkaya’ya BİM’i bombalamaktan söz etmediğini, yalnızca ‘e-maillerden gelen BİM
marketlerinin PKK’ya yakın olduğu’ iddiasıyla ‘buralardan alışveriş yapmamasını
istediğini’ söyledi.
Yüzbaşı Eren, askerî savcılığa Merzifon Emniyet Müdürü Raşit Çavdar’a
yapacakları eylemler konusunda bilgi verdiklerini, Çavdar’ın başlangıçta ‘iyi
olur’ dediğini, ancak ciddi davrandıklarını anlayınca tedirgin olduğunu öne
sürdü. Çavdar’ın Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş ile
görüşmesini önerdiğini iddia eden Eren, Cemal’in de çekimser kaldığını ifade
etti. Eren, cumhuriyet savcılığına verdiği ifadede ise emniyet müdürleriyle kısa
görüşmeler yaptıklarını, bu görüşmelerde de yalnızca ‘BİM marketlerinden
alışveriş yapmayın’ uyarısında bulunduğunu kaydetti. Eren, emniyet müdürlerine
BİM’e bomba koyma yönünde bir niyet açıklamadıklarını vurguladı. İşadamı Yunis
Akkaya ise cumhuriyet savcılığına verdiği ifadede, Yüzbaşı Eren’in bombalı eylem
için Zapsu’nun evi ile BİM marketlerine ilişkin kroki hazırlanmasını istediğini
belirterek, tutuklanan herkesin kod adı olduğunu ifade etti. Tutuklanarak Mamak
Askerî Cezaevi’ne konulan Yüzbaşı Eren ile Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda
görevli astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş ile işadamı Yunis Akkaya’nın
çelişkili ifadelerinin mahkemede sorularak, aydınlatılması bekleniyor.
Bu arada Çorum Emniyet Müdürü Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş, hakkındaki
iddialarla ilgili açıklama yapmadığını, gazetelerde yer alan beyanatların
kendisine ait olmadığını açıkladı. Özdeş, “Görevden alındığım doğru değil,
görevimin başındayım.’’ dedi. Özdeş, konu hakkında ancak Emniyet Genel Müdürlüğü
Basın Sözcüsü’nün açıklama yapabileceğini belirtti. Ankara´da ortaya çıkarılan
Atabeyler çetesinin lideri olduğu iddiasıyla tutuklanan Yüzbaşı Murat Eren,
ifadesinde, Amasya´nın Merzifon İlçesi Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar ile
Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Hasan Cemal Özdeş ile görüştüğünü söylemiş, bu
iddialar üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından Emniyet Müdürleri hakkında idari
soruşturma başlatılmıştı. (07 Haziran 2006) (Haber7)
Başbakan'ın danışmanlarıyla ilgili e-mail yüzbaşının bilgisayarında.
Eryaman'da düzenlenen operasyonla ortaya çıkan Atabeyler çetesinin
oluşturulmasına sebep olan e-mail, Yüzbaşı Murat Eren'in bilgisayarından çıktı.
Terörle Mücadele ekiplerince el konulan bilgisayarda bulunan ve 'Tayyip'in
Danışmanları' başlıklı e-mailde Başbakan Erdoğan ve danışmanları hakkında
çeşitli iddialar bulunuyor. Eren'in askerî savcılıkta verdiği ifadesinde de
anlattığı Atabeyler oluşumuna sebep olduğu belirtilen e-mailde Başbakan
Erdoğan'ın yakınındaki kurmaylarına çeşitli suçlamalar yöneltiliyor. Yüzbaşı
Murat Eren'in bilgisayarında bulunan mailde Başbakan Danışmanı Cüneyd Zapsu ile
ilgili ağır ithamlar yer alıyor. Zapsu'nun Güneydoğu'nun en büyük Kürt
aşiretinin üyesi olduğu iddia edilen mailde, dedesinin ise ilk Kürtçe tiyatro
eseri yazan bir edebiyatçı olduğu bilgisi yer alıyor. Danışman Mücahit Arslan'ın
ise 1994'te öldürülen Kürt işadamının yeğeni olduğu kaydediliyor. Diyarbakırlı
olan danışman Ömer Çelik'in Kürt olduğunu saklamadığının dile getirildiği
mailde, Çelik'in bir dönem radikal İslamcı olduğu ileri sürülüyor. Mailde
danışman Egemen Bağış'ın babasının ise Güneydoğu'da bir şehrin belediye başkanı
olduğunun altı çiziliyor. (07 Haziran 2006) (Zaman)
08.06.2006: Atabeyler çetesinde bir üsteğmen
daha tutuklandı. Atabeyler
çetesi soruşturmasında tutuklanan yüzbaşı Murat Eren ve astsubayların ifadeleri
doğrultusunda üsteğmen Yakup Y. de tutuklandı. Atabeyler çetesi soruşturmasında
tutuklanan yüzbaşı Murat Eren ve astsubayların verdiği ifadeler doğrultusunda
bir üsteğmen daha tutuklandı. Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Özkök'ün görüştüğü sıralarda üsteğmen Yakup Y. de gözaltına alınarak, Merkez
Komutanlığı'nda sorgulandı. Üsteğmen Yakup Y. daha sonra soruşturmayı yürüten
Terörle ve Organize Suçlara bakmakla görevli Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi
savcısına ifade verdi. Ardından çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Bu sırada daha
önce tutuklanan işadamı Yunis Akkaya da cezaevinden savcılığa getirilerek,
Üsteğmen Yakup Y. ile yüzleştirildi. Yüzbaşı Murat Eren'in, mühimmatları işadamı
Yunis Akkaya'nın evine bırakırken yanlarında kara pilot üsteğmen Yakup Y.'nin de
bulunduğunu söylediği öğrenildi. (08 Haziran 2006) (Sabah)
"Atabeyler soruşturması belgelerinden örnek alınmasın"
Eryaman'daki bir eve düzenlenen baskınla başlatılan ''Atabey Grubu''
soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Dilaver Kahveci, soruşturma
belgelerinden örnek alınmasının kısıtlanması talebiyle mahkemeye başvurdu.
Kahveci, soruşturmanın gizliliğinin tehlikeye düşeceği gerekçesiyle Ceza
Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 153. maddesini dayanak göstererek, belgelerin
incelenmesinin ve örnek alınmasının kısıtlanmasına karar verilmesi amacıyla
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne talepte bulundu. Kahveci'nin talebi, nöbetçi
hakim tarafından değerlendirilecek. (08 Haziran 2006) (Zaman)
17.06.2006: 'Zarfı verenin kimliği henüz belli değil, tespit edince
açıklayacağız'. Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan, Atabeyler
operasyonuyla ilgili gazetecilere belge veren kişinin polis olduğu yönünde bir
tespitlerinin olmadığını söyledi. Çalışkan, olayla ilgili kendilerine ulaşan bir
görüntünün de bulunmadığını açıkladı. Çalışkan, haftalık basın toplantısında bir
gazetenin manşetinde yer alan Atabeyler operasyonu ile ilgili iddiaları
cevapladı. Çalışkan, sorular üzerine, "Bize ulaşan bir tespit yok. Ama
çalışmalarımız devam ediyor." cevabını verdi. Çalışkan, tespit yapılması
durumunda kim olursa olsun gereken cezanın verileceği ve bu bilginin kamuoyuyla
paylaşılacağını söyledi. Genelkurmay'daki görüntülerin kendilerine ulaşmadığını
belirten Çalışkan, "Henüz bize intikal ettirilen görüntü yok. Askerî makamlar
da, askerî savcılık da bunu incelemektedirler. Eğer ellerindeki bilgileri,
belgeleri gerekli görürlerse bize iletebilirler." diye konuştu. Olayın
aydınlanması için her türlü ipucunun değerlendirildiğini söyleyen Çalışkan,
"Zarfı kimin verdiğinin ortaya çıkarılması için ciddi çaba sarf edilmektedir.
Arkadaşlar, askerî makamların yaptığı incelemeyle ilgili diyalog içinde ve uyum
içinde çalışıyor. Elimize ulaşan bilgiler askerî makamlarla paylaşılıyor. Ancak
zarfı veren kişinin polis olduğuna dair elimizde herhangi bir tespit
bulunmamaktadır. İnceleme ve soruşturma, en ufak ipuçları ile değerlendirilerek
sürdürülmektedir." diye konuştu. (17 Haziran 2006) (Zaman)
04.07.2006: Genelkurmay: Gazetecilere Atabeyler operasyonuyla ilgili sarı
zarf dağıtan kişinin görüntüsü kayıtlarda yok. Hürriyet'in haberine göre,
Genelkurmay Başkanlığı, Atabeyler çetesine yönelik operasyonda 'basına zarf
dağıtıldığına' ilişkin görüntülerin güvenlik kameralarında bulunmadığını
açıkladı. Hürriyet Gazetesi'nde yer alan habere göre; Genelkurmay tarafından
Emniyet Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, görüntülerin titizlikle incelendiğini ve
bu yönde bir bulguya rastlanmadığını belirtildi. Bir süre önce Sabah
Gazetesi'nde yayınlanan haberde, bazı gazetecilerin Genelkurmay Başkanlığı önüne
çağrılarak operasyonla ilgili bilgilerin yer aldığı sarı zarfların dağıtıldığı
iddia edilmişti. Haberde Genelkurmay ile hiçbir bağlantısı olmadığı belirtilen
bu kişinin güvenlik kameralarına yakalandığına ileri sürülmüştü. Haberde 'basına
servis yapan kişinin' Ankara'da görevli bir polis olduğu yönünde katı bir
inancın olduğu duyurulmuştu. Konuyu 11 Haziran 2006'da köşesine taşıyan Sabah
Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı da, bu kişinin Genelkurmay'ın
kameralarına yansıyan görüntülerinin Emniyet'e ulaştırıldığını bildirerek şu
ifadelere yer vermişti: "Emniyet'in tepe noktasında, bu kişi ve kişilerden
'içimizdeki kama' olarak söz ediliyor. Genelkurmay önünde servis yapan kişiye
'kama' denmesinin nedenini etkin isim şöyle açıklıyor: "Amacı belli; Başbakan
Erdoğan ve danışmanı Cüneyd Zapsu'ya askerlerin suikast düzenleyeceği kanaatini
kamuoyunda yaratmak. Böylece Genelkurmay'la hükümetin, hatta Emniyet'in arasını
açmak, soğukluk yaratmak.' Ama oyunu tutmadı." Altaylı, kayıtlara giren kişinin
'en fazla 25 yaşında, kısa kollu tişört giymiş, atletik yapılı, uzun boylu bir
erkek' olduğu bilgisine de yazısında yer vermişti. (04 Temmuz 2006) (Zaman)
08.07.2006: Atabeyler'in ajandasına kriminal inceleme. Atabeyler grubuna
yönelik operasyon sonrası ele geçirilen ajandalara kriminal inceleme yapılıyor.
Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli astsubaylara ait olduğu belirlenen
ajandalarda Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokileriyle,
Başbakan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu'nun da bir dönem ortağı olduğu bazı BİM
mağazalarının krokilerinin yer aldığı bildirilmişti. Krokilerin suikast ve
bombalama eylemlerinin parçası olduğu öne sürülmüştü. Atabeyler soruşturmasını
yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Yasin Yaman'ın evinde yapılan aramada
ele geçirilen ajandalar ile krokilere yönelik Emniyet Genel Müdürlüğü'nden
kriminal inceleme talep ettiği öğrenildi. Kriminal incelemede, ajandada yer alan
notların Astsubay Yaman'a ait olup olmadığı el yazısından yapılan
karşılaştırmalarda ortaya çıkarılacak. Operasyon sonrası Genelkurmay
Başkanlığı'nın önünde operasyonda ele geçirilen ajandada yer alan bilgiler ile
bazı krokiler ve Başbakan'a suikast iddialarını içeren bir dosyanın ise bazı
basın kuruluşlarına servis edildiği iddia edilmişti. Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği, Yüzbaşı Murat Eren, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda
astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman'la birlikte, çetenin finansörü olduğu
belirtilen Yunis Akkaya 'ülkenin birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve
patlayıcı madde bulundurma' suçundan tutuklanmıştı. Daha sonra sorgulanan
Üsteğmen Yakup Yayla da soruşturma çerçevesinde tutuklanarak, askerî cezaevine
konulmuştu. (08 Temmuz 2006) (Zaman)
13.07.2006: Atabeyler Grubu iddianamesi hazır. Kamuoyunda "Atabeyler
Grubu" olarak bilinen soruşturma kapsamında, 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2
astsubayın da aralarında bulunduğu 10 kişi hakkında "hükümetin görevlerini
yapmasını engellemeye teşebbüs için anlaşma" suçundan iddianame hazırlandı.
Terör ve organize suçlara bakmakla görevli Ankara Cumhuriyet savcılarından
Dilaver Kahveci tarafından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan iddianamede,
pilot yüzbaşı Murat Eren'in "Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasal ortamın iyi
olmadığı, ülkenin yönetim biçimi olarak felakete götürüldüğü ve bir şeyler
yapılması gerektiği" düşüncesinde olduğu belirtildi. Eren'in bu amaçla yasadışı
oluşum kurduğu pilot üsteğmen Yakup Yayla ve astsubay Erkut Taş ile bazı
eylemler yapma konusunda anlaştığı anlatılan iddianamede, Eren'in temas kurduğu
Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş ve Merzifon İlçe Emniyet Müdürü
Mustafa Raşit Çavdar'ın oluşuma olumlu bakarak, grup içinde yer aldıkları ifade
edildi. Atabeyler Grubunun eylemlerde kullanılmak üzere temin ettiği çok sayıda
silah, patlayıcı madde, bomba düzenekleri ve askeri mühimmatın yanı sıra bazı
dokümanların esnaf Yunis Akkaya'nın Eryaman semtindeki evinde saklandığına yer
verilen iddianamede, şüpheli astsubay Yasin Yaman ise bazı yerlerin krokileri ve
şifreli anlaşma yöntemlerinin yazılı olduğu belgeler ele geçirildiği kaydedildi.
Yüzbaşı Eren'in, temin ettiği 3 adet 225'er gramlık TNT kalıbını patlayıcı madde
uzmanlık eğitimi alan astsubay Taş'a verdiği anlatılan iddianamede, astsubay
Yaman'ın da dinamit lokumları ve fünyeleri edindiği belirtildi. Esnaf Akkaya'nın,
zaman ayarlı bomba düzeneklerinde kullanılmak üzere Eren'in talebi üzerine Suat
Kıy'dan 20 adet köstekli saat aldığı, Kıy'ın oluşumdan haberi olduğu ve saat
satarak, oluşuma yardım ettiği ifade edildi.
Yüzbaşı Eren, üsteğmen Yayla ve astsubaylar Taş ile Yaman'ın, Cüneyd Zapsu'nun
ortağı olduğu iddia edilen BIM mağazalar zincirinin Ankara'daki 15 şubesine
bombalı saldırı düzenlemeyi düşündükleri belirtilen iddianamede, şüphelilerin bu
yerlerde keşif yaptıkları bilgisine de yer verildi.
İddianamede, söz konusu eylemler için temas kurulan Gümrük Müsteşarlığı'nda
görevli Mehmet Karatepe ve Başbakanlık Özürlüler İdaresinde görevli İsmail
Binici'nin, grup içinde yer almayı kabul ettikleri kaydedildi.
İddianamede, Eren ve Akkaya'nın eylem düşüncelerini ilettikleri Merzifon İlçe
Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar ve Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal
Hasan Özdeş'in de grup içinde yer aldıkları ifade edildi.
Eren, Taş ve Akkaya'nın, kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde bazı
siyasetçiler ve gazetecilere karşı da eylem yapılmasını tartıştıklarına yer
verilen iddianamede, "Ancak düşüncelerini gerçekleştirme yönünde düşünce planını
aşıp eylem planına geçecek şekilde herhangi bir hazırlık içinde olmadıkları
anlaşılmıştır" denildi.
İddianamede, şüphelilerin eylem yapma konusunda anlaşmalarının Türk Ceza
Kanunu'nun (TCK) 220. maddesinde tanımlanan "suç işlemek amacıyla örgüt kurma"
kapsamı dışında olduğunun altı çizilen iddianamede, şüphelilerin suç işlemek
için anlaşmalarının TCK'nın 316. maddesinde düzenlendiği belirtildi.
İddianamede Murat Eren, Erkut Taş, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Yunis Akkaya'nın
"Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen
engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma" suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve
"izinsiz patlayıcı bulundurmak ve nakletmek" suçunu düzenleyen 174/1-2
maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep edildi.
Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca "ruhsatsız silah bulundurma" ve "silah
alım satımına aracılık etme" suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası
istendi.
İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş'in de
TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istenen
iddianamede, iş adamı Kıy'ın da "oluşuma yardım" suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl
arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Bu arada, soruşturma sırasında ifadeleri alınan Seyit Mehmet Ertürk, Fuat Ertürk,
Mesut Terme, Yusuf Vehbi Eren ve Ömer Faruk Çolakoğlu hakkında ek takipsizlik
kararı verildi. (13 Temmuz 2006) (Yeni
Şafak)
14.07.2006: Savcı: Atabeyler Çetesi hükümete karşı darbe hazırlığı içindeydi.
Atabeyler Çetesi'ne yönelik operasyonu soruşturan savcılık, aralarında 2
yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 sanık hakkında 27
yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırladı. TCK'nın 316. maddesinden
yargılanması istenen sanıklar, 'hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye
teşebbüs için anlaşmak'la suçlanıyor. Terör ve organize suçlara bakmakla görevli
Ankara cumhuriyet savcılarından Dilaver Kahveci tarafından Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, Pilot Yüzbaşı Murat Eren'in 'Türkiye'nin
içinde bulunduğu siyasal ortamın iyi olmadığı, ülkenin yönetim biçimi olarak
felakete götürüldüğü ve bir şeyler yapılması gerektiği' düşüncesinde olduğu
belirtiliyor. İddianamede Eren'in bu amaçla yasadışı bir yapı kurduğu Pilot
Üsteğmen Yakup Yayla ve astsubay Erkut Taş ile bazı eylemler yapma konusunda
anlaştığı anlatılıyor.
İddianamede Eren'in temas kurduğu Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan
Özdeş ve Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar'ın oluşuma olumlu
bakarak, grup içinde yer aldıkları ifade ediliyor. İddianamede, Astsubay Taş'ın
patlayıcı madde, mühimmat ve malzemeleri evinde saklamasının sakıncalı olduğu
kanaatiyle bomba malzemelerini Yaman'ın babasına ait Hasanoğlan beldesindeki eve
2006 Şubat-Mart ayı içinde taşıdıklarına yer veriliyor. Yüzbaşı Eren ile
Astsubay Taş'ın Ankara'da yapılan operasyonlardan şüphelenerek mühimmat ve
malzemelerin yerlerini değiştirme kararı aldıkları, bu sebeple de Yunis
Akkaya'nın Eryaman'da kiraladığı eve yerleştirdikleri vurgulandı. Eren'in
talimatı üzerine Akkaya'nın zaman ayarlı bomba düzeneklerinde kullanılmak üzere
Suat Kıy'dan tanesi 25 YTL'den 20 adet Serkinsof marka köstekli saat satın
aldığı, Tolki Wolki marka 20 adet telsizi ise İstanbul'dan temin ettiği, kargo
aracılığıyla Yüzbaşı Eren'e doğrudan teslim ettiğine dikkat çekiliyor.
Yüzbaşı Eren, Üsteğmen Yayla ve astsubaylar Taş ile Yaman'ın, Cüneyd Zapsu'nun
ortağı olduğu BİM mağazalar zincirinin Ankara'daki 15 şubesine bombalı saldırı
düzenlemeyi düşündükleri belirtilen iddianamede, şüphelilerin bu yerlerde keşif
yaptıkları bilgisine de yer verildi. İddianamede, söz konusu eylemler için temas
kurulan Gümrük Müsteşarlığı'nda görevli Mehmet Karatepe ve Başbakanlık Özürlüler
İdaresi'nde görevli İsmail Binici'nin, grup içinde yer almayı kabul ettikleri
kaydedildi. Ayrıca Eren ve Akkaya'nın eylem düşüncelerini ilettikleri Merzifon
İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar ve Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal
Hasan Özdeş'in de grup içinde yer aldıkları ifade edildi. Eren, Taş ve
Akkaya'nın, kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde bazı siyasetçiler ve
gazetecilere karşı eylem yapılmasını tartıştıklarına yer verilen iddianamede,
"Düşüncelerini gerçekleştirme yönünde düşünce planını aşıp eylem planına geçecek
şekilde bir hazırlık içinde olmadıkları anlaşılmıştır." denildi.
Savcılık iddianamesinde şüphelilerin eylem yapma konusunda anlaşmalarının
TCK'nın 220. maddesinde tanımlanan 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' kapsamı
dışında olduğunun altı çizilen iddianamede, şüphelilerin suç işlemek için
anlaşmalarının TCK'nın 316. maddesinde (Eski TCK'daki 146. maddenin yerine
düzenlenmişti) yer aldığı belirtildi. İddianamede Murat Eren, Erkut Taş, Yasin
Yaman, Yakup Yayla, Yunis Akkaya'nın 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin
görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek
için anlaşma' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve 'izinsiz patlayıcı bulundurmak ve
nakletmek' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla
kadar hapisleri talep edildi. Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca 'ruhsatsız
silah bulundurmak' ve 'silah alım satımına aracılık etmek' suçundan 1'er yıldan
3'er yıla kadar hapis cezası istendi. İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Mustafa
Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş'in ise 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri
istendi. Eylem planı ihbar mektubunda adım adım anlatılıyor Ankara Emniyet
Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin iki ay önce yaptığı
operasyonda ortaya çıkardığı Atabeyler Çetesi'nin eylem planı, e-posta yoluyla
gelen ihbar metninde adım adım anlatılıyor. 18 Mayıs 2006 Perşembe günü Emniyet
Müdürlüğü haber merkezine Amasya'nın Merzifon ilçesindeki bir internet kafeden
yazıldığı belirlenen ihbar mektubunda, Murat Eren liderliğindeki çete üyelerinin
ilk hedefinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu olduğu
anlatılıyor. (14 Temmuz 2006) (Zaman)
17.07.2006: Gazetecilere sarı zarfın veriliş görüntüsü ortaya çıktı. İşte
suçüstü görüntüleri. Atabeyler operasyonu sırasında Genelkurmay önünde
medyaya bilgi-belge servisi yapan meçhul kişinin kamera görüntüleri ortaya
çıktı. Hükümetle askerin arasını açmaya yönelik bir komplo olarak nitelenen ve
"asker mi polis mi" sorusuyla uzun süre tartışılan bu meçhul kişinin güvenlik
kamerası görüntülerini bir internet sitesi yayınladı. Site kaynak vermedi.
KIVIRCIK
SAÇLI KOLU DÖVMELİ
Aralarında askerlerin de bulunduğu Atabeyler grubuna yönelik operasyon
sırasında, gazetecilere bilgi ve belge servisi yapan bu kişi, 23-24 yaşlarında,
esmer, 1.75 boyunda, kıvırcık saçlı, bıyıksız ve kolunda kartal dövmesi var.
"ERDOĞAN'A SUİKAST" YORUMU OLMUŞTU
Medyaya iletilen belgeler arasında Erdoğan'ın geçtiği caddenin krokisinin
olması Atabey'deki askerlerin Erdoğan'a suikast yapacağı yorumuna yol açmıştı.
Kameraya takılan bu kişinin bir polis olduğu gündeme gelmişti.
Kim bu servisçi?
Atabeyler operasyonunda Genelkurmay önünde gazetecilere zarf servisi
görüntüleri ortaya çıktı. Servis yapan esmer, 23-24 yaşlarında ve 1.75 boyunda,
kolunda kartal dövmesi var. Başbakan Erdoğan ve bazı siyasetçilere karşı suikast
hazırlığı içinde oldukları gerekçesiyle Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli
askerlere karşı düzenlenen 'Atabeyler' operasyonu sırasında gazetecilere bilgi
ve belge servisi yapan kişinin, Genelkurmay ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı
kameraları tarafından çekildiği iddia edilen görüntüleri ortaya çıktı.
Kamuoyunun merak ettiği ve üzerinde polis mi, asker mi olduğu yönünde çok sayıda
spekülasyon üretilen 'servisçi', 23-24 yaşlarında, 1.75 boyunda, esmer, kıvırcık
saçlı, bıyıksız ve kolunda kartal dövmesi bulunuyor. Genelkurmay'ın 24 saat
kayıt yapan kameralarındaki görüntülerin deşifreleri 'sonsayfa.com' adlı
internet sitesinde yayınlandı. Buna göre servisçi önce Hava Kuvvetleri
Komutanlığı Nizamiyesi civarında 7 dakika dolaştıktan sonra, karşıya geçip
Genelkurmay Nizamiyesi önündeki kaldırıma çıkıyor. Kaldırımda yürüyerek, bahçe
duvarının yanında gazeteci olduğu iddia edilen kişi ile buluşuyor. İkisi el
hareketleriyle ileri doğru yürümeyi işaret ediyorlar. Genelkurmay'ın bahçe
duvarını takiben yürüyüp sola dönerek, Genelkurmay'ın ana arslanlı kapısında
ayrılıyorlar. Gazeteci, Başbakanlık'a doğru geçerken, servisçi Milli Müdafaa
Caddesi'nden aşağıya iniyor. Belgelerin Başbakanlık'a dönüşteki yerde verilmiş
olduğu tahmin ediliyor.
'O BEN DEĞİLİM'
İnternet sitesinde, zarfın teslim edildiği gazeteci olarak ismi verilen Cengiz
Türksoy, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Danışmanı ve Akşam Gazetesi'nin İzmir
bölge ekinde şehircilik konusunda köşe yazıları yazıyor. SABAH'a konuşan Türksoy,
operasyon tarihinde Ankara'da olmadığını ve konuyla hiçbir ilişkisi
bulunmadığını söyledi. Türksoy, "Ben gazeteci değilim. Fotoğraftaki kişi de ben
değilim. Yayınlamadan önce kimse açıp 'Bu sen misin' diye sormadı" dedi. 'Sonsayfa'
adlı internet sitesi yöneticisi Mehmet Özışık ise zarflarının verildiği
gazeteciyi tespit için görüntülerle Cengiz Türksoy'un fotoğrafını
karşılaştırdıklarını söyledi. Özışık, "Fotoğraftaki kişi Cengiz Türksoy'a çok
benziyor" dedi. Özışık ellerinde video görüntüsü olduğunu ve yayınlayacaklarını
belirtti.
EMNİYET YALANLAMIŞTI
Atabeyler operasyonu sürerken daha savcının bile haberi olmadan belgelerin
gazetelere verilmesi spekülasyon konusu olmuştu. Görüntü kayıtlarının
Genelkurmay tarafından Emniyet Genel Müdürlüğüne iletildiği yönündeki iddialar
üzerine Emniyet Sözcüsü İsmail Çalışkan kendilerine herhangi bir bilgi ve
görüntü gelmediğini açıklamıştı.
Zarfta neler vardı?
* BİM mağazalarının krokisi
* Başbakan Erdoğan'ın evinin güzergahında bulunan caddenin krokisi
* Atabeyler amblemi
* Atabeyler yemini
* Sanıklardan Yunis Akkaya'nın örgüt evi olarak kullanıldığı iddia edilen
evinden çıkan mühimmatların listesi
Akşam gazetesi nasıl zarf 'servisi' yapıldığını yazdı
ATABEYLER operasyonu sırasında Genelkurmay önünde servis yapılan belgeler,
Akşam, Yeni Şafak ve Bugün gazetelerinde yayınlanmıştı. Servis Akşam Gazetesinde
ayrıntılı olarak şöyle anlatılmıştı: "Dün öğleden sonra Genelkurmay'dan
aradığını iddia eden bir şahıs arkadaşımıza, 'Eryaman'daki operasyondan
haberiniz var mı, ilgilenin' dedi. Muhabir arkadaşımızın tanımadığı meçhul
kişiyle kısa konuşmasından sonra cep telefonu yeniden çaldı. Bu kez farklı bir
ses 'Arkadaşımız az önce aramıştı. İsminize bir dosya var. Genelkurmay'ın önüne
gelirseniz size ulaştırırız' dedi; ardından, 'Sizi nasıl tanıyabilirim' diye
sordu. Kendisini tarif eden arkadaşımız doğruca Genelkurmay nizamiyesinin önüne
gitti. Zarfın Genelkurmay'dan geleceği izlenimi edinen arkadaşımızla buluşmaya
dışarıdan sivil bir genç geldi. Genelkurmay'ın önündeki kaldırımdan yaklaşan
sivil bir genç zarfı teslim etti. Bu sırada cep telefonuna düşen meçhul numarayı
kontrol ettiğimizde, kontörlü bir telefonla karşılaştık. Aynı dakikalarda yine
benzer bir zarf başka bir muhabir arkadaşımıza ulaştırıldı. İki zarfın içinde de
aynı bilgiler vardı." (17 Temmuz 2006) (Sabah)
18.07.2006: İşte Genelkurmay'ın Sarı Zarf raporu! Sonsayfa.com adlı haber
sitesi, Genelkurmay’ın önündeki fotoğraflarla gündemi değiştirmişti. Site, yeni
bir başarıya daha imza attı. Sonsayfa.com, Genelkurmay askeri personelinin giriş
yaptığı B kapısının önünde yaşanan sarı zarf verme anının fotoğraflarını kare
kare yayınlayınca Türkiye'nin gündemi değişti.. Türk medyası, bugün o haberi
manşetlerine taşıdı. Gazeteler, televizyonlar ve internet siteleri o habere ve
haberin belgesi olan görüntülere geniş yer ayırdı.. Sonsayfa.com, görüntüleri
gölgede bırakacak müthiş bir belgeye, Genelkurmay'ın yaptığı soruşturma sonucu
hazırladığı çok gizli 'Sarı Zarf' raporuna ulaştı.. Tüm medyadan sır gibi
saklandığı gibi, hükümete bile sunulmayan raporda müthiş ayrıntılar yer alıyor..
İşte
O Rapordan Ayrıntılar
R
apor,
Genelkurmay binası önünde gazeteciye sarı zarf veren kişinin kimliğinin
belirlendiğini ortaya koyuyor.. Genelkurmay Başkanlığı'nın talimatı üzerine
oluşturulan "Soruşturma Komitesi Raporu" incelendiğinde soruşturmanın, basının
ısrarlı takipleri sonucu, olaydan günler sonra hazırlandığı da kendiliğinden
ortaya çıkıyor.. Raporda, Genelkurmay, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma
Genel Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı kameralarının günlerce takip
edildiği ve şüpheli şahısların bir bir belirlendiği yazılıyor.. Raporda, zarfı
alan gazetecinin, Akşam Gazetesi'nde çalışan Cengiz Türksoy olduğu açık açık
yazılırken, zarfı veren kişinin ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli
olduğunun altı çiziliyor ancak şahsın adı "Malum şahıs" olarak geçiyor..
Genelkurmay raporunda, "malum şahsın", Hava Kuvvetleri Komutanlığı"nın B
Nizamiyesinden içeri girerken görüntülendiği, aynı kayıtların Hava Kuvvetleri
Komutanlığı"nın tepe kameralarında gözlendiği, bunun üzerine Hava Kuvvetleri
Komutanlığı'nın iç kayıt kamera görüntülerinin istendiği belirtilirken,
kayıtlarla ilgili rapora şu not düşülüyor: “Hava Kuvvetleri Komutanlığı iç
nizamiye kayıtları 20 günde bir silindiği için kayıtlara ulaşılamamıştır. Bu
nedenle "Malum şahsın" içeride kim ya da kimlerle görüştügü ve nasıl bir bilgi
alışverişi yapıldığı tespit edilememiştir”
Rapordaki ayrıntılara bakıldığında ise, gerek raporu hazırlayanların, gerekse
üst düzey komutanların yanlış ifadelerle kandırılmaya çalışıldığı gözleniyor..
Raporda bu konu şöyle dile getiriliyor: "İç nizamiye görüntülerinin olmaması
üzerine, o gün görev yapan nizamiye görevlilerinin ifadelerine başvuruldu..
Rütbesi Uzman Çavuş olan nizamiye nöbetçi amiri ..................... 'ne , "O
şahıs nizamiyeye neden girdi" sorusu yöneltildi, "Meclis'in yerini öğrenmek
istedi" cevabı alındı.. Ancak kayıtlarda, “malum şahıs”, Hava Kuvvetleri
Komutanlığı"ndan çıktıktan sonra üst geçitle Genelkurmay tarafına geçiyor.
Genelkurmay ziyaretçi girişinin önünden geçtikten sonra gazeteciyle buluşuyor,
daha sonra Genelkurmay"ın arslanlı kapısına doğru dönüyorlar, hemen sonra da
hızla ayrılıyorlar. Burada gazeteci Başbakanlık"a doğru çantasını kapatarak
hızla ilerliyor, "Malum şahıs" ise arslanlı kapınının önünden geçerek Milli
Müdafaa Caddesi boyunca ilerleyip, Güvenpark istikametine, yani Meclis"le
alakasız bir istikamete gidiyor" deniliyor..
Uzman Çavuş'un ifadelerinin doğru olmadığının belirtildiği raporda, "20 günden
sonra "malum şahsı" hatırlaması anlamlıdır" diye not düşülüyor.. Raporda ayrıca
"malum şahsın" içeri girdikten sonra yapmış olabileceği muhtemel faaliyetler de
sıralanıyor. Bunlardan ilki, B Nizamiyesi"nin içindeki dahili telefondan bir
görevliyle görüşmüş olabileceği. İkincisi ise katlara çıkıp bir görevliyle
görüşüp, buluşma yerine gitmiş olabileceği, üçüncüsü ise nizamiyede birisiyle
buluşmuş ve direktif ya da belge almış olabileceği şeklinde.
Türk Silahlı Kuvvetleri Yıpranmasın Diye..
Üst üste gelen çete operasyonları ve son olarak Atabeyler Çetesi'nde de
askeri görevlilerin isimlerinin bulaşması üzerine gizli tutulması ve hükümete
Yüksek Askeri Şurası Toplantısı sırasında sunulması planlanan raporun kanaat
bölümündeki iki not ise çok ilginç:
İhraç Edilecek
"Söz konusu “malum şahsın” YAŞ kararlarıyla ordudan ilişiğinin kesilmesi
kararlaştırılırken, konuyla ilgili Hava Kuvvetleri Komutanlığı da da aynı yönde
görüş bildirmiştir"
"Gazetecinin, buluşma yerine telaşlı ve hızlı gelmesi, "malum şahısın" ise
montunu bir beline dolaması bir eline alması gibi hareketlerini de inceleyen
uzmanlar, görüşmenin “alelacele planlandığı” sonucuna varmış, "malum şahsın"
montunu beline sararak cebine koyduğu zarfı kamufle etmeye çalıştığı kanaatine
varmıştır.. İkilinin buluşma anındaki tavırları, daha önce de buluştukları
yönünde bir intiba uyandırmaktadır..." (18 Temmuz 2006) (haber3)
29.07.2006: Emniyet: Gazetecilere sarı zarfı verenin polis olduğuna dair
bilgi yok. Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan, Atabeyler
operasyonu ile ilgili bilgilerin bir polis memuru tarafından sızdırıldığı
yönünde kendilerine ulaşmış bir bilgi bulunmadığını açıkladı. Çalışkan,
düzenlediği haftalık basın toplantısında gazetecilerin konuya ilişkin sorusu
üzerine, Atabeyler operasyonu ile ilgili olarak basına bilgi sızdıran kişinin
polis olduğu yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Yapılan
soruşturmada zarfı veren olduğu iddia edilen kişinin kimliği konusunda bilgiye
ulaşamadıklarını dile getiren Çalışkan, şunları söyledi: "Bu konuyla ilgili
başlattığımız çalışmadan şu ana kadar bir sonuç alamadık. Ayrıca bir
mensubumuzun bu zarfı dağıttığına dair de bize henüz bir bilgi gelmedi. Gelirse
gereken yapılır.'' Çalışkan, bir gazetecinin, Çevik Kuvvet'in Genelkurmay
Başkanlığı çevresinde önlem almasıyla ilgili sorusu üzerine de Ankara Emniyet
Müdürlüğü'nün güvenlikle ilgili alacağı önlemleri belirleyebileceğini, bu
kapsamda gerek gördüğü her yerde tedbir alabileceğini söyledi. Anayasa
Mahkemesi'nin, polisin trafikteki araçları artık arayamayacağına dair bir karar
aldığına ilişkin soru üzerine de Çalışkan, polisin Anayasa'nın 20. maddesinde
yapılan değişiklikten sonra aramaları zaten hakim kararı çerçevesinde yaptığını
hatırlattı. Sonsayfa.com adlı internet sitesinde 10 gün önce yer alan haberde
Genelkurmay Başkanlığı önünde gazetecilere sarı zarfı veren kişinin Hava
Kuvvetleri Komutanlığı personeli olduğu iddia edilmişti. Haberde Genelkurmay'ın
olaya ilişkin bir rapor hazırladığı belirtilmişti. Raporda 'malum kişi' olarak
tanımlanan kişinin YAŞ toplantısında ordudan atılacağı dile getirilmişti. (29
Temmuz 2006) (Zaman)
15.09.2006: Yüzbaşıdan çarpıcı ifade. Atabeyler davası sanıklarından
Yüzbaşı Murat Eren'den çarpıcı ifadeler! Sanık yüzbaşı Murat Eren, operasyonda
ele geçen askeri mühimmatların, ani gelişebilecek bir takım olaylara karşı önlem
almak amacıyla hazırlamayı düşündüğü prototipin parçaları olduğunu savundu.
Kamuoyunda ''Atabeyler Grubu'' olarak bilinen soruşturma kapsamında, 2 emniyet
müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 kişinin
yargılanmasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Duruşmada, Yüzbaşı
Murat Eren ve Astsubay Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman, müvekkillerinin
savunmalarında kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren konuların yer aldığını
iddia ederek, duruşmanın kapalı oturumda yapılmasını talep etti. Diğer sanık
avukatları da bu yönde karar alınmasını istedi. Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci
de avukatların talepleri gereğince sanıkların savunmalarını kapsayacak şekilde
duruşmanın kısmen gizli yapılmasını talep etti. Mahkeme Başkanı Ramazan Aksan
ise dosyadaki belge ve sanık savunmalarının, daha önce alenen alınması
bakımından duruşmanın gizli yapılmasına yönelik şartların gerçekleşmediğini
belirterek, avukatların talebinin reddine karar verdi.
''DURUŞMADAKİ İFADEME İTİBAR EDİLMELİ''
Tutuklu sanık Yüzbaşı Eren, hazırlık soruşturmasında Cumhuriyet Savcılığına ve
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına verdiği ifadeleri kabul etmeyerek,
duruşmadaki ifadesine itibar edilmesi gerektiğini söyledi. Tutuklandığında,
Merkez Komutanlığına götürüldüğünü ve burada ''Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)
aleyhinde bir şey söyleme'' telkininde bulunulduğunu iddia eden Eren, bu yüzden
ifade verirken tedirgin davrandığını, üzerine atılan suçları, o an için kabul
ettiğini kaydetti. Eren, ''Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik
hareketten ziyade, devlet ve millet için canını feda etmeye yemin etmiş bir
subayım. 21 yıllık askeri personelim, 13 yıllık subayım. Görev süremde de canımı
feda edeceğimi ispatlamışımdır'' dedi. Diğer sanıklarla, iddianamede
belirtildiği gibi hükümet aleyhine bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını öne
süren Eren, diğer sanıklardan İsmail Binici'yi bir defa gördüğünü, Astsubay
Yasin Yaman'ı ise tutuklandıktan sonra tanıdığını ifade etti. Eren, operasyonda
ele geçirilen patlayıcı ve silahlarla ilgili olarak şunları söyledi:
''Güneydoğuda görev yaparken kendimce ani çıkan ve gelişen tehlikelere karşı
reaksiyonel bir prototip hazırlamayı düşündüm ve çalışmalar yaptım. Erkut Taş
astsubayı aldığı ödüllerden dolayı tanıyordum. Kendisi bomba yapımı ve imhası
konusunda uzmandır. Her zaman tehlikeye en önde gider. Fikrimi Taş astsubaya
açtım. Birlikte ani gelişen olaylara karşı malzeme topladık. Bu malzemeler basit
ve numuneliktir. Zaten son zamanlarda bir araya gelemediğimiz için
düşüncelerimizi gerçekleştiremedik.'' Yüzbaşı Eren, Yunis Akkaya'yı tanıdığını
belirterek, hazırlamayı düşündüğü prototipi görev yaptığı birlikte
hazırlamasının mümkün olmadığını bu nedenle malzemeleri yakın bir yerde
depolamak için Akkaya'nın evini kullandıklarını söyledi. Eren, malzemeleri iki
valiz içinde Akkaya'nın evine götürdüğünü, ancak Akkaya'nın malzemeler konusunda
herhangi bir bilgisinin bulunmadığını ileri sürdü.
ATABEYLER AMBLEMİ
Özel Kuvvetler Komutanlığında bir takım senaryolar üzerine eğitim verildiğini ve
eğitim sonunda da plaket ve şilt hediye edildiğini anlatan Eren, ''Yasin
Yaman'ın evinde bulunan Atabeyler isimli şilt de bayrak da bununla ilgilidir
diye düşünüyorum. Ancak Atabey isminden soruşturma sırasında haberim oldu''
dedi. Bilgisayarında bulunan ''Bütün Kürtler'' başlıklı yazıyı da internetten
aldığını savunan Eren, bu yazıyı kendisinin hazırlamadığını ve birçok kişide
bulunabileceğini kaydetti. Yüzbaşı Eren, Cüneyd Zapsu ve BİM mağazalarına
yönelik bombalama hazırlığında olduğu, bu nedenle bomba hazırladığı iddialarını
reddetti. Davada tutuksuz yargılanan emniyet müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve
Cemal Hasan Özdeş'i, görev yaptıkları illerde Yunis Akkaya ile ziyaret
ettiklerini ve bu ziyaretlerde birlikte yemek yiyerek, genel konular üzerine
konuştuklarını ileri sürdü. Eren, bir soru üzerine, patlayıcı malzemelerle
ilgili olarak Yasin Yaman ile bir görüşmesi ve bu konuda bir isteği olmadığını
belirterek, Yasin Yaman'ı soruşturma sırasında tanıdığını kaydetti. Duruşmaya
öğleden sonra devam etmek üzere ara verildi. (15 Eylül 2006) (internethaber)
23.09.2006: Avukatlara, Atabeyler çetesiyle ilgili belgeleri inceleme yasağı.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatların Atabeyler çetesine yönelik
soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere erişimine sınırlama koyarak, gizlilik
kararı aldı. Buna göre avukatlar, soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere yeni
bir karar çıkana kadar ulaşamayacak. Eryaman'daki bir eve düzenlenen baskınla
başlatılan 'Atabeyler Grubu' soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Dilaver
Kahveci, soruşturmanın gizliliğinin tehlikeye düşeceği gerekçesiyle Ceza
Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesini dayanak göstererek, belgelerin incelenmesi
ve örnek alınmasının kısıtlanması için Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne
başvurdu. Kahveci'nin talebini görüşen nöbetçi hakim, avukatların Atabeyler
Grubu'na yönelik soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelere erişimine sınırlama
koydu ve gizlilik kararı aldı. Öte yandan Başsavcı Vekili Hamza Keleş'in
talimatıyla gazetecilerin soruşturma savcılarının bulunduğu bölüme girmesine de
yasak getirildi. Ankara Adliyesi'nin tüm bölümlerine girebilen gazetecilerin,
11. Ağır Ceza Mahkemesi savcılığı bölümüne girmesine dün izin verilmedi.
Gazeteciler yasağa tepki gösterdi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele
Şube Müdürlüğü, 31 Mayıs'ta Eryaman'da içinde askerlerin de bulunduğu bir eve
baskın yaparak, çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı. Evde, anti-tank silahı
roketatarlar, onlarca bomba yapmaya yetecek miktarda C-4, telsiz, MKE yapımı TNT
kalıpları ve boru tipi bombalar ele geçirilmişti. Soruşturma kapsamında Yüzbaşı
Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş, Pilot Üsteğmen Yakup Yayla ile
işadamı Yunis Akkaya, "ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma ve patlayıcı
madde bulundurma" suçundan tutuklanmıştı. (23 Eylül 2006) (Zaman)
Atabeyler 'devletin güvenliği' için askerî mahkemede gizli yargılanacak
Atabeyler Çetesi'ne yönelik operasyonda tutuklanan, aralarında Özel
Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli subay ve astsubayların da bulunduğu 4
sanık askerî mahkemede 'devletin güvenliği' için gizli yargılanacak. Genelkurmay
Askerî Mahkemesi'nde dün başlayan ilk duruşmaya tutuklu sanıklar Özel Kuvvetler
Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli pilot Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman,
Erkut Taş ile işadamı Yunis Akkaya ve sanık avukatları katıldı. Duruşmanın
başında iddianameyi okuyan Savcı Zekeriya Duran, Atabeyler'e yönelik operasyonda
ele geçirilen bilgisayarlar, ajanda ve mühimmatların askerî sır kapsamında
olduğunu belirterek, yargılamanın gizli yapılmasını talep etti. Sanıklar Eren,
Taş, Yaman ve Akkaya ile avukatları da gizlilik talebinde bulundu. Mahkeme
heyeti, yargılama konusunun devletin güvenliğini ilgilendirdiğini, iç ve dış
siyasal yararlar bulunması nedeniyle yargılamanın gizli yapılmasına karar verdi.
Mahkeme, ayrıca yargılamanın haber yapılmasına da yayın yasağı koydu. Atabeyler
operasyonu sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 sanık hakkında sivil
mahkemede 27 yıla kadar hapis istemiyle dava açmıştı. Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi, 15 Eylül'de yapılan ilk duruşmada dava dosyasındaki belgelerin
içeriğinin aleniyet kazandığını belirterek, sanıkların gizlilik talebini
reddetmişti. Genelkurmay Askerî Başsavcılığı, Atabeyler'in asker şahıslarına ve
işadamı Akkaya'ya, Askerî Ceza Kanunu'nun 'zimmetli malzemeyi dışarıya çıkartmak
ve gizli kalması gereken askerî bilgileri birlik dışına çıkarmak'tan 5'er yıla
kadar hapis talep etmişti. Yüzbaşı Eren, astsubaylar Yaman ve Taş, disiplinsiz
hareketlerde bulundukları gerekçesiyle YAŞ kararıyla ordudan da atılmışlardı.
(23 Eylül 2006) (Zaman)
03.11.2006: Atabeyler'in askerî mahkeme dosyası istendi. Atabeyler
davasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Mahkeme heyeti,
Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde süren davanın dosyasının istenmesine karar
vererek, duruşmayı ileri tarihe erteledi. İddianamede sanık Yüzbaşı Murat
Eren'in temas kurduğu Çorum Emniyet Müdür Yardımcısı Cemal Hasan Özdeş ve
Merzifon İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Raşit Çavdar'ın, grup içinde yer aldıkları
ifade ediliyordu. 11 sanıklı duruşmaya aralarında eski yüzbaşı Murat Eren'in de
bulunduğu 9 sanık katıldı. (03 Kasım 2006) (Zaman)
06.11.2006: Atabeyler Çetesi'nin bombalarında bilirkişi çelişkisi. Ankara
Eryaman'da Atabeyler Çetesi'ne yönelik düzenlenen operasyonla ele geçirilen iki
valiz dolusu patlayıcı maddeye askerden ve polisten iki farklı rapor geldi.
Genelkurmay Askerî Savcılığı'nın atadığı asker bilirkişiler askerî mühimmata
ilişkin 'uygun silahla kullanılmadığı takdirde vahim nitelikte olmaz'
değerlendirmesini yaptı. Geçtiğimiz haziran ayında Eryaman'da bir eve yapılan
baskında ortaya çıkarılan Atabeyler Çetesi'ne yönelik tartışmalar bitmiyor.
Operasyonda, uzaktan kumandayla ve zaman ayarlı 4 adet C-4 bombanın yanı sıra
bomba yapımında kullanılan patlayıcı ele geçirilmişti. Evde MKE yapımı zırhlı
araçlara karşı kullanılan içinde roket mermisi bulunmayan lav roketi ve MKE
yapımı TNT kalıpları bulunmuştu. Operasyon sonrasında bazı sanıklar hakkında
Genelkurmay Askerî Savcılığı 'askerî malzemeyi zimmetine geçirmek' suçundan,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise 'hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye
teşebbüs için anlaşmak' suçundan iddianame hazırlamıştı. Soruşturma çerçevesinde
askerî ve sivil savcılığın talebi üzerine iki ayrı bilirkişi raporu hazırlandı.
Askerî savcılığın asker kişilere hazırlattırarak sivil savcılığa gönderdiği
bilirkişi raporunda, bütün mühimmat ve malzemelerin Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı'na teslim edilmek üzere ambalajlandığı, mevcut durumuyla tehlike
arz etmediği kaydedildi. Bilirkişi raporunda, "Askerî maksatla kullanılan
malzemelerin, mevcut durumlarıyla düzenek haline getirilmedikleri ve kendine
uygun silahla kullanılmadığı takdirde vahim nitelikte olmadığı kanaatine
varılmıştır." denildi. Emniyet'in bomba uzmanlarının hazırladığı ekspertiz
raporunda ise, askerî mühimmatların bazılarının düzeneği hazır hale getirilmiş
bombalar olduğu vurgulandı. Raporda, yetkili makamların izni olmaksızın
bulundurulan askerî mühimmatların Ateşli Silahlar Kanunu'na göre suç olduğu
belirtildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan eski yüzbaşı Murat
Eren, bombaları Güneydoğu'da terör olaylarına karşı reaksiyoner prototip
hazırlamak için yaptığını iddia etmişti. (06 Kasım 2006) (Zaman)
21.12.2006: Hakimden itiraf: Atabeyler'de fazla derine inemiyoruz.
Atabeyler Çetesi'yle ilgili davaya bakan mahkeme başkanı Orhan Karadeniz 'fazla
derine inememekten' yakındı. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu
bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanan 1 yüzbaşı ve iki
astsubayın yargılanmasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Bir
önceki duruşmada Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nden istenmesine karar verilen
dava dosyasının bir bölümünün ellerine ulaştığını anlatan hakim, askerî
mahkemenin 'dosyadaki klasör sayısının çok olmasını' gerekçe göstererek,
yalnızca ifade tutanakları, olay yeri tutanakları ve iddianame suretlerini
gönderdiğini belirtti. Askerî mahkemenin, görülen davanın kapalı olduğu ve
ayrıca yayın yasağı konulduğunu hatırlattığını belirten Karadeniz, belgelerin
incelenmesinin ardından iadesinin istendiğini kaydetti. Sanık avukatları ise
bilirkişi raporu ve duruşma tutanaklarının istenmesini talep etti. Bunun üzerine
mahkeme başkanı Karadeniz, şu karşılığı verdi: "Askerî mahkemedeki duruşma
kapalı olduğu için fazla derine inemiyoruz."
Daha sonra söz alan duruşma savcısı Salim Demirci, avukatların talebi
doğrultusunda askerî mahkemede bulunan bilirkişi raporları, tanık beyanları ve
duruşma zabıtlarının onaylı suretlerinin istenilmesini talep etti. Ara kararı
açıklayan mahkeme başkanı Orhan Karadeniz, askerî mahkemenin gönderdiği
belgelerin asıllarının sivil mahkemede bulunmaması ve delil olarak dosyada
bulunması gerektiğinden belgelerin iade edilmemesine ve dosyada bırakılmasına
karar verildiğini belirtti. Karadeniz, bilirkişi raporları ve duruşma
tutanaklarının askerî mahkemedeki duruşmaların kapalı yapılması nedeniyle
istenmeyeceğini, şayet sanık avukatlarında varsa delil olarak dosyaya konulması
gerektiğini kaydetti. Mahkeme, önümüzdeki duruşmaya kadar soruşturmanın
genişletilmesi talebi olmaması durumunda dosyanın esas hakkındaki mütalaasını
tamamlaması için savcıya verilmesini kararlaştırdı. Atabeyler Çetesi'ne yönelik
operasyonda yakalanarak, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan 2 yüzbaşı,
2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 11 kişi 27 yıla kadar hapis
talebiyle yargılanıyor. Sanıklar, 'hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye
teşebbüs için anlaşmak'la suçlanıyor. (21 Aralık 2006) (Zaman)
22.02.2007: Atabeyler’de ‘derine’ iniliyor. Atabeyler Davası’nda ‘Fazla
derine inemiyoruz’ diyen 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz,
Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nden bilirkişi ve tanık ifadelerini istedi. ANKARA
11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, ‘Askeri Mahkeme’deki
duruşma kapalı olduğu için fazla derine inemiyoruz’ açıklamasından sonra tekrar
Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nden bilirkişi raporları ve tanık beyanlarının
gönderilmesini istedi. Tutuklu sanığın kalmadığı Atabeyler Davası’na yargılanan
ve ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, üsteğmen Yakup Yayla, astsubaylar
Erkut Taş ve Yasin Yaman, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, emniyet
müdürü Mustafa Raşit Çavdar ve avukatları katıldı. ‘Silahlı çete’ kurulduğu
iddiasıyla açılan Atabeyler davasında, Başkan Karadeniz geçen celsede
avukatların, çetenin ikinci davasının görüldüğü mahkemeden bilirkişilerin
patlayıcılara ilişkin raporları ile son duruşma tutanağının gönderilmediğini
söylemesi üzerine ‘Askeri mahkemedeki duruşma kapalı olduğu için fazla derine
inemiyoruz’ demişti. Dün yapılan duruşmada asker sanıklardan Murat Eren ve Erkut
Taş’ın avukatı Sami Kahraman, belgelerin Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nden resmi
kanalla istenmesini talep etti. Bir önceki celsede de talep edildiği halde
Askeri Mahkeme’den gelmeyen bilirkişi beyanları, raporları ve tanık ifadelerinin
yeniden istenmesine karar verildi. Karadeniz, belgelerin içeriğine göre dava
dosyasına konulup konulmamasının veya gizli olarak okunup okunmamasının daha
sonra değerlendirilmesine karar verildiğini açıkladı. Karadeniz, tüm sanıkların
duruşmadan vareste tutulmasına ve gelecek duruşmaya kadar soruşturmanın
genişletilmesi talebinde bulunulmaması halinde, dosyanın esas hakkındaki
mütalaanın hazırlanması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilmesinin
kararlaştırıldığını kaydederek, davayı 18 Nisan’a erteledi. (22 Şubat
2007) (Star)
Atabeyler Grubu davasında sona gelindi
Kamuoyunda ''Atabeyler Grubu'' olarak bilinen aralarında 2 emniyet müdürü, 2
subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 kişinin tutuksuz yargılandığı davada,
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın gelecek duruşma esas hakkındaki mütalaasını vermesi
bekleniyor. Davanın dün yapılan duruşmasında, Cumhuriyet Başsavcılığı, esas
hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dava dosyasının kendilerine verilmesini
isterken, sanıklardan yüzbaşı Murat Eren ve astsubay Erkut Taş'ın avukatı Sami
Kahraman da Genelkurmay Askeri Mahkemesinde devam eden davanın bilirkişi
beyanlarını, raporlarını ve tanık ifadelerinin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi
kanalıyla istenmesini ve incelenmesini talep etti. Mahkeme heyeti, askeri
mahkemedeki dava dosyasında yer alan bilirkişi beyan ve raporları ile tanık
ifadelerinin onaylı suretlerinin gizli kaydıyla istenmesine ve esas hakkındaki
mütalaanın hazırlanması için dava dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığı'na
verilmesini kararlaştırdı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk
duruşmasında tüm sanıklar tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilirken, dava
sürecinde, üsteğmen Yakup Yayla dışındaki 3 askeri personel ordudan ihraç
edildi. İddianamede yüzbaşı Murat Eren, üsteğmen Yakup Yayla, astsubaylar Erkut
Taş ve Yasin Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın ''Türkiye Cumhuriyeti
hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs
suçunu işlemek için anlaşma'' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve ''izinsiz patlayıcı
bulundurmak ve nakletmek'' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar
aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş
hakkında ayrıca ''ruhsatsız silah bulundurma'' ve ''silah alım satımına aracılık
etme'' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Emniyet
müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici
ve Mehmet Karatepe'nin de TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer
yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da ''oluşuma
yardım'' suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına
çarptırılması talep ediliyor. (22 Şubat 2007) (Zaman)
19.04.2007: Mahkeme, Atabeyler'in belgelerini çelik kasada saklıyor.
Yüzbaşı Murat Eren'in de aralarında bulunduğu 11 sanık için 27 yıla kadar hapis
cezası isteniyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi
ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanan Atabeyler Çetesi'yle ilgili davada sona
gelindi. 2 yüzbaşı ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 11 kişinin
yargılandığı davanın dünkü duruşmasında gizli belgeler gündeme geldi. Ankara 11.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin hakimi Süreyya Gönül, çeteyle ilgili askerî mahkemenin
gönderdiği belgelerin çelik kasada saklandığını; ancak açıklanıp
açıklanmayacağına daha sonra karar verileceğini kaydetti. Askerî mahkeme,
'gizlilik' kararı sebebiyle belgeleri sivil mahkemeye iletmiyordu. Mahkeme
Başkanı Orhan Karadeniz, yaşadıkları sıkıntıyı "Fazla derine inemiyoruz."
sözleriyle özetlemişti. Tartışmaların ardından, bilirkişi raporu, tanık
beyanları ve duruşma tutanaklarının onaylı suretleri sivil mahkemeye gönderildi.
Dünkü duruşmada Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, askerî mahkemeden gelen
belgeleri incelemek için dosyanın kendilerine verilmesini istedi. Duruşmaya
başkanlık yapan Hakim Süreyya Gönül ise evrakları mahkeme kasasında saklamaya
devam edeceklerini belirterek, savcılığın esas hakkındaki mütalaasını yapması
için duruşmayı 30 Mayıs'a erteledi. Ankara Eryaman'da bir eve baskın yapılması
sonucu ortaya çıkarılan Atabeyler çetesi, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin
bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanmıştı. Atabeyler
çetesine yönelik operasyon sonrası haklarında dava açılan, aralarında 2 yüzbaşı,
2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 11 kişi, 27 yıla kadar hapis
talebiyle yargılanıyor. Sanıklar, "hükümetin görevlerini yapmasını engellemeye
teşebbüs için anlaşmak"la suçlanıyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan ihraç
edilen Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ayrıca
Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nde, Askerî Ceza Kanunu'nun 'zimmetli malzemeyi
dışarıya çıkartmak' suçundan 5'er yıla kadar hapsi isteniyor. (19 Nisan 2007) (Zaman)
30.05.2007: Savcı, Atabeyler'e çeteden beraat, ruhsatsız silahtan ceza
istedi. Kamuoyunda ''Atabeyler Grubu'' davası olarak bilinen davada,
Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, sanıkların eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla
örgüt kurmak'' suçunu oluşturmadığını savunarak, ''Türkiye Cumhuriyeti
hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla
anlaşmak'' suçundan, delil yetersizliğinden sanıkların beraatlerine karar
verilmesini talep etti.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın bugünkü duruşmasına, tutuksuz
yargılanan sanıklar Murat Eren, İsmail Bilici, Mehmet Karatepe, Erkut Taş ve
Yasin Yaman ile sanık avukatları katıldı. Duruşmada esas hakkındaki görüşünü
bildiren Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, ''Atabeyler Grubu''na yönelik
soruşturmanın, ''Vatansever'' rumuzu ile kolluk güçlerine gönderilen elektronik
posta üzerine başlatıldığını ve sanıklar iş adamı Yunis Akkaya, ordudan ihraç
edilen yüzbaşı Murat Eren ve astsubay Yasin Yaman'ın evlerinde yapılan
aramalarda patlayıcı madde, mühimmat ve bazı belge, CD ile disketlere el
konulduğunu söyledi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nca yaptırılan
uzman bilirkişi ve kriminal incelemelerde, Yunis Akkaya ve Yasin Yaman'ın
evlerinde elde edilen patlayıcılar ile mühimmatların bir kısmının piyasadan
temin edildiğinin, bir kısmının ise askeri malzeme olduğunun anlaşıldığını
belirten Savcı Demirci, askeri malzeme olan patlayıcı ve mühimmatların mevcut
durumlarıyla tehlikesi bulunmayan, düzenek haline getirilmemiş ve kendine uygun
silahla kullanılmadıkları sürece tehlikeli olmayan maddeler olduğunun
anlaşıldığını kaydetti.
Savcı Demirci, elde edilen patlayıcı maddelerin, bir kısmının sanık Yasin Yaman
tarafından piyasadan temin edildiğini, bir kısmının da sanıklar Murat Eren ile
Erkut Taş tarafından askeri operasyonlardan veya arkadaşları diğer asker
kişilerden temin ettiklerini, bunların kayda tabi olmayan ve imha amacıyla
askeri birliğe getirilen malzemeler olduğunu belirtti. İş adamları Suat Kıy,
Mehmet Karatepe ve İsmail Binici'nin ise oluşuma lojistik destek sağladığına
ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini ifade eden Demirci, sanık
Murat Eren'in soruşturmanın her aşamasında kendi içinde de çelişkili ifadeler
verdiğini kaydetti. Sanıkların eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla örgüt
kurmak'' suçunu oluşturmadığını savunan Savcı Demirci, sanıklar Yunis Akkaya,
Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet
Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit Çavdar'ın, üzerlerine atılı
''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye
kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil yetersizliğinden beraatlerine karar
verilmesini istedi. Sanıklar, Murat Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin
Yaman'ın, ''patlayıcı madde bulundurmak'' suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle
cezalandırılmasını talep eden Demirci, Yunis Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca
''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak'' suçlarından 6136 sayılı Ateşli
Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er
yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Sanıklar ve avukatları, esas
hakkındaki savunmalarını hazırlamak amacıyla mahkemeden süre talep ettiler.
Mahkeme Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, sanıklar ve avukatlarına istedikleri
sürenin verildiğini belirterek, duruşmanın ertelendiğini açıkladı. (30 Mayıs
2007) (Zaman)
28.06.2007:
Eskişehir'deki cephanelik evde Atabeyler bağlantısı. Emekli Binbaşı Fikret
Emek'in yakalandığı, annesine ait cephanelik evin etrafında sessizlik hakim.
İstanbul Ümraniye'de ele geçirilen 27 el bombasıyla ilgili soruşturma
derinleştikçe ilginç bilgilere ulaşılıyor. Eski Yüzbaşı Muzaffer Tekin'le
birlikte 8 kişinin tutuklandığı dava, Eskişehir'deki hücre evi baskınıyla yeni
bir boyut kazandı.
Medya, cephane evdeki suikast silahlarına dikkat çekti
Kanas suikast silahı, Kalaşnikof ve patlayıcılarla ele geçirilen emekli
Binbaşı Fikret Emek'in 'Atabeyler Çetesi' kapsamında arandığı ileri sürüldü.
Danıştay saldırısından kısa süre sonra Ankara Eryaman'da ortaya çıkarılan çete,
çok sayıda silah, düzeneği hazırlanmış C-4 patlayıcı ve 4 uzaktan kumandalı
bombayla birlikte yakalanmıştı. Söz konusu evde ayrıca Başbakan Tayyip
Erdoğan'ın evinin krokisi bulunmuştu. Operasyonda, Özel Kuvvetler
Komutanlığı'nda görevli bir yüzbaşı ve iki astsubayın da aralarında bulunduğu 13
kişi gözaltına alınmıştı. Önceki gece Eskişehir'de yakalanan Binbaşı Fikret Emek
de 2 yıl önce Özel Kuvvetler'den emekli olmuş. Ankara'da ikamet eden Emek'in,
zaman zaman Muzaffer Tekin'le bir araya gelerek görüştüğü belirtiliyor. Emekli
binbaşının şehirdeki bağlantılarını araştıran Eskişehir polisi, kentteki
güvenlik tedbirlerini artırdı. Operasyon yapılan evin çevresinde çok sayıda
polis devriye geziyor.
Ümraniye davasıyla bağlantılı olarak yapılan operasyon, 'Atabeyler Çetesi'ne
uzandı. Çok sayıda silah ve mühimmatla ele geçirilen emekli Binbaşı Fikret
Emek'in Atabeyler Çetesi davası kapsamında arandığı iddia edildi. İstanbul'a
gönderilen Emek hakkındaki tutuklama kararı vicahiye çevrildi. Emek'in
bağlantıları araştırılıyor. Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen bombalarla
ilgili olarak tutuklanan Muzaffer Tekin'in ifadelerinden yola çıkan polisin, son
4 günde Fikret Emek'in annesinin evinin etrafında adeta kuş uçurtmadığı
kaydediliyor. Emek'in annesinin evine gelmesi üzerine önceki gece operasyon
yapıldığı belirtiliyor. Emekli binbaşının operasyon sırasında hiç direnmediği,
gayet sakin ve rahat tavırlar içerisinde olduğu ifade edildi. Fikret Emek'in
annesi Emine Emek'in evinde sessizlik hakim. Yakınları, evde olmalarına rağmen
kimseye kapılarını açmıyor. Emek'in komşuları ise olayı basından öğrendiklerini
söyledi. Anne Emine Emek'in çok iyi bir insan olduğunu anlatan komşuları,
"Duyduğumuzda çok şaşırdık. Çünkü bu ailenin böyle bir şey yapacağını hiç tahmin
etmedik." dediler. Bir başka komşusu, emekli Binbaşı Fikret Emek'in Ankara'da
oturduğunu ve ara sıra annesinin yanına gelerek burada kaldığını dile getirdi.
Bu arada Ümraniye'deki gecekonduda ele geçirilen patlayıcılara ilişkin yürütülen
soruşturma kapsamında gözaltına alınan zanlılar emekli yüzbaşı Gazi G. ile Ayşe
Asuman Ö., emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.
Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan zanlılar, tutuklanma
talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme her iki zanlıyı da serbest bıraktı. Öte
yandan soruşturma kapsamında gözaltına alınan emekli asker Z.Ö.'nün mahkemece
serbest bırakılmasına savcılık tarafından itiraz edildi. Savcı Zekeriya Öz,
Z.Ö.'nün serbest bırakılmasına itiraz ederek, hakkında yakalama emri çıkarılması
talebinde bulundu. Savcı Öz'ün talebi, önümüzdeki günlerde İstanbul 9. Ağır Ceza
Mahkemesi heyeti tarafından değerlendirilerek karara bağlanacak.
Askeriyeden iki yıl önce emekli olmuş
Aslen Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesinden olan Fikret Emek, lisedeyken
babasını kaybetti. Annesi banka memuru olduğu için o yıllarda Eskişehir'e
yerleşti. Emek, bu sırada Kara Harp Okulu'nu kazandı. Emek askeriyede çeşitli
kademelerde çalıştıktan sonra uzun yıllar Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görev
yaptı. İki yıl önce bu birimden emekli oldu. Emekli Binbaşı Fikret Emek'in
Şırnak'ta 8 yıl önce teröristlere karşı girdikleri çatışmada ağır yaralandığı ve
beraberindeki 14 askerin de şehit olduğu ortaya çıktı. (28 Haziran 2007) (Zaman)
VE SAVCI GÖREVDEN ALINDI!!!
26.07.2007: Derin çetelerin davasına bakan savcılara düz görev. Hâkimler
ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), kamuoyunda "Küre Operasyonu" olarak bilinen
çete soruşturmasının savcısı Mustafa Kelkit ile Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK)
görevli bazı askerlere yönelik "Atabeyler operasyonu"nu gerçekleştiren
Cumhuriyet Savcısı Dilaver Kahveci'nin görev yerlerini değiştirdi. Milliyet
gazetesinin haberine göre, Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) kapsamında, çete,
terör, uyuşturucu gibi organize suçlara bakmakla yükümlü Ankara Başsavcı
Vekilliği'nde görev yapan Kelkit ve Kahveci, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda
düz savcı olarak görevlendirildi. HSYK, Kelkit ve Kahveci'nin neden düz savcı
olarak görevlendirildiklerine ilişkin bir açıklama yapmadı. Kelkit, "Küre
operasyonu" sonucu hazırladığı iddianamede, eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı
Ertuğrul Çakır, şarkıcı İbrahim Tatlıses ile ÖKK'da görevli Yüzbaşı Nuri Gökhan
Bozkır'ın da aralarında bulunduğu 19 kişinin çete suçundan cezalandırılmasını
istemişti. Kelkit, eski HSYK Başkanvekili Ergül Güryel'in avukat oğlu Cenk
Güryel'in de aralarında bulunduğu sanıklara çete suçundan verilen beraat
kararını da temyiz ederek bozulmasını sağlamıştı. Kahveci de Atabeyler
operasyonunun ardından ÖKK'da görevli askerlerin de aralarında bulunduğu 10 kişi
hakkında "Hükümetin görevlerini engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak"
suçundan dava açmıştı. Kahveci, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik
saldırılarda da iddia makamında yer almıştı. (26 Temmuz 2007) (Zaman)
27.07.2007: HSYK'dan çete savcılarına ceza gibi tayin. Liderliğini Kasım
Zengin'in yaptığı Sauna Çetesi davasında türkücü İbrahim Tatlıses de
yargılanıyor. Polis, son yıllarda gerçekleştirdiği operasyonlarla birçok çeteyi
çökertti; ancak sık sık yapılan hakim ve savcı değişiklikleri ile davaların uzun
sürmesi sebebiyle yargıda beklenen sonuç alınamıyor. Soruşturmaları kimin
yürüteceğine ilişkin belirsizlik, dosyaların savcılar arasında gidip gelmesine
yol açıyor. Terör ve organize suçlara bakmakla görevli Ankara Cumhuriyet
Başsavcı vekilliği, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği'ne (VKGB)
mensup kişiler hakkındaki soruşturmayı 'çete' suçu kapsamında görmedi ve
görevsizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.
Son olarak 'Küre' soruşturmasını yürüten Savcı Mustafa Kelkit ile 'Atabeyler'
soruşturmasına imza atan Savcı Dilaver Kahveci, Hakim ve Savcılar Yüksek
Kurulu'nun (HSYK) kararıyla terör ve örgüt suçlarına bakmakla görevli ağır ceza
mahkemesinden alınarak Ankara Adliyesi'nde düz savcı olarak görevlendirildi.
HSYK, bu konuda herhangi bir gerekçe de göstermedi. Banka yolsuzluğu davalarına
bakan İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin başkanı Mustafa Akın da, bakanlığın
görevde kalması yönündeki görüşüne rağmen 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne atanmıştı.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "Davasına baktığı hortumcu bankacının kardeşi
içeriden çıkıyormuş, deniyor. Bunlar doğru mu, bakılmalı." demişti. HSYK Başkan
Vekili Mahmut Acar, iddiaları reddederken, Mustafa Akın, HSYK'da bankacı Mustafa
Süzer'in kardeşiyle karşılaştığını açıklamıştı. Neşter Operasyonu'nu
gerçekleştirerek davaları yönlendirmeye çalışan yargı mensuplarını deşifre eden
eski DGM Savcısı Ömer Süha Aldan ise özel yetkili ağır ceza mahkemesinde
görevlendirilmeyerek Ankara Adliyesi'nde düz savcı olarak atanmıştı. HSYK'nın,
Şemdinli iddianamesini hazırlayan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın
meslekten ihracı ve davaya bakan hakimlerin yerlerinin değiştirilmesi kararı
tartışılmıştı.
Yeni terör savcıları belli oldu
Ankara Adliyesi'ne düz savcı olarak atanan Dilaver Kahveci ve Mustafa
Kelkit'in yerine getirilen savcılar belli oldu. HSYK'nın son kararnamesiyle
Ankara'ya atanan Mustafa Bilgili ile Kubilay Taştan, terör ve örgüt suçlarına
bakmakla özel yetkili başsavcı vekilliğine görevlendirildi. Bilgili, Diyarbakır
Cumhuriyet Savcılığı'ndan, Taştan Muğla ili Ortaca İlçesi Cumhuriyet
Savcılığı'ndan Ankara'ya atanmışlardı.
Gültekin Avcı: Gerçeklerin ortaya çıkması istenmiyor
İzmir Bayındır savcısı iken Kars Ağır Ceza Mahkemesi'ne atanan Gültekin
Avcı, savcıların önemli soruşturmaları yürütürken görev yerlerinin
değiştirilmesinin doğru olmadığını söyledi. Küre operasyonunu yürüten Cumhuriyet
Savcısı Mustafa Kelkit ve askerî savcı Dilaver Kahveci'nin örgütlü suçlara
bakıyorken adi suçlara bakan adliyelere gönderilmesini eleştiren savcı, "Bu
durum mantık dışı, dereyi geçerken atı değiştirmek gibi." dedi. Atamaların
gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek için yapılabileceğini belirten Gültekin,
HSYK'ya bağlı savcılardan bu hiyerarşi içinde görevlerini yapmalarının
beklenemeyeceğini söyledi. İstanbul, Zaman
Yakup Erikel: HSYK'nın atamaları, yargıya güveni zedeliyor
Hukuki Araştırmalar Derneği Başkanı Avukat Yakup Erikel, hakim ve savcıların
görev yerlerinin değiştirilmesi ve tartışmalı atamalarla ilgili haberlerin
yargıya güveni zedelediğine dikkat çekiyor. Mevcut sistemde, HSYK'nın gerekçe
göstermeden atama yaptığını ve kararlarının yargıya kapalı olduğunu hatırlatan
Erikel, "Hakim ve savcılarla ilgili işlemlerin tartışmalara yol açmaması ve
keyfi uygulamalara imkan verilmemesi için HSYK'nın yapısının değiştirilmesi ve
kararlarının yargıya açılması gerekir." diyor. Diğer alanlarda olduğu gibi yargı
kurumunda da birtakım suistimallerin insan unsurundan kaynaklandığının altını
çizen Erikel, objektif kriterlere dayalı yeni bir sistemin kurulması gerektiğini
ifade ediyor.
'Davalar uzayınca hatalı karar verilir'
Eski Hakim Mekan Sarıkaya, hakim ve savcıların herhangi bir gerekçe
gösterilmeden sık sık yerlerinin değiştirilmesinin yargıyı olumsuz etkilediğini
belirterek, bu tür değişiklikler nedeniyle davaların uzadığını ve hatalı
kararların arttığını kaydediyor. Bir yerde başarılı ve dürüst bir şekilde
görevini yürüten ve alanında uzmanlaşmış bir hakim veya savcının kendi
istememesi halinde yerinin değiştirilmesinin doğru olmadığını ifade eden
Sarıkaya, "Bir mahkemenin iki ya da 3 hakiminin birden yeri değiştiriliyor.
Gelen hakimler karar aşamasına gelmiş davaları kağıt üzerinde inceleyerek karara
bağlıyor. Bu da adil yargılama açısından sakıncalı sonuçlara yol açıyor.
Davaların gecikmesine sebep oluyor." diyor. (27 Temmuz 2007) (Zaman)
08.08.2007: Atabeyler Davasında emniyeti suçlama. Kamuoyunda “Atabeyler
Grubu” olarak bilinen gruba yönelik yürütülen soruşturma sonunda haklarında dava
açılan 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10
kişinin yargılanmasına devam edildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın
bugünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan ve ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat
Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman, halen görevde bulunan üsteğmen Yakup
Yayla ve iş adamları Mehmet Karatepe ve İsmail Binici ile sanık avukatları
katıldı. Sanıklar Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman, davanın
medyada sürekli olarak yer aldığını ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eski
Adalet Bakanı Cemil Çiçek olmak üzere birçok siyasinin davayla ilgili yorumlarda
bulunduğunu savunarak, mahkemenin karar verirken bu yorumlardan etkilenmemesini
istedi.
“ASKERİ SAVCILIKTAKİ İFADELER YOK HÜKMÜNDEDİR”
Kahraman, müvekkillerinin Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nda
verdiği ifadelerin eski yasa hükümlerince alındığını ve bu nedenle o ifadelerin
yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, askeri savcının aldığı ifadelerin mahkemece
dikkate alınmamasını talep etti. Müvekkillerinin “askeri mühimmatı ve gizli
bilgileri birlik dışına çıkarmak” suçlarından hem sivil mahkeme hem de
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi'nde yargılandığına dikkati çeken
Kahraman, müvekkillerinin askeri mahkemeden söz konusu suçlara ilişkin hapis
cezası aldıklarını ifade ederek, “Tek suça iki ceza verilmesini doğru
bulmuyorum” dedi. Sanık Yasin Yaman'ın avukatı İlyas Aktaran da esas hakkındaki
savunmasında, olayın basında yer almasından sonra “yürütmenin yargı üzerinde
etki yapmasını sağlayacak şekilde her türlü enstrümanın kullanıldığını” öne
sürerek, davanın Danıştay saldırısı ve Şemdinli davalarıyla ilişkilendirilerek
silahlı kuvvetler içinde bir çete var izlenimi verilmeye çalışıldığını iddia
etti.
Soruşturma sırasında gizlilik kararı olduğu için kendilerinin dosyalara
ulaşamazken sanıkların tüm ifadelerinin basında yer almasının düşündürücü
olduğunu belirten Aktaran, “Genelkurmay Başkanlığı önünde sarı zarfla basına
bilgi verilmesi bir suçtur. Emniyet özellikle bu konuda aktif olarak yer
almıştır. Bu bilgiler nasıl sızmıştır, bunu bulmak yargının görevidir” dedi.
Sanıkların üzerine atılı Türk Ceza Kanunu'nun 316. maddesinde düzenlenen
“Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen
engellemeye teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma” suçundan Cumhuriyet savcısının
esas hakkındaki mütalaasında beraat talebinde bulunmasının doğru olduğunu
kaydeden Aktaran, asker sanıkların kendilerini devlete ve millete adayan kişiler
olduğunu belirterek, böyle bir suçu işlemelerinin mümkün olmadığını savundu.
Aktaran, sanıkların askeri mahkemede hapisle cezalandırıldıklarını anımsatarak,
“Ortada suça verilmiş hüküm vardır. Fiili durum yaratıldığı için aynı suçtan bir
başka mahkemede yürüyen davanın reddi gerekir” görüşünü dile getirdi. Diğer
sanık avukatları da müvekkillerinin üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair
kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını belirterek, sanıkların beraatlerine
karar verilmesini talep ettiler. Duruşmaya katılan sanıklarda avukatlarının esas
hakkındaki savunmalarına katıldıklarını belirttiler. Sanık Mehmet Karatepe ise
avukatı duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle esas hakkındaki savunmasını gelecek
duruşma vermek için süre talebinde bulundu. Mahkeme Başkanı Mehmet Orhan
Karadeniz, sanık Mehmet Karatepe'nin esas hakkındaki savunmasının gelecek
duruşma alınmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.
ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA
Geçen duruşma esas hakkındaki mütalaayı açıklayan Cumhuriyet Savcısı Salim
Demirci, sanıkların eylemlerinin “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçunu
oluşturmadığını savunarak, sanıklar Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup
Yayla, Erkut Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve
Mustafa Raşit Çavdar'ın, üzerlerine atılı “Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin
görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak”
suçundan delil yetersizliğinden beraatlerine karar verilmesini istedi. Sanıklar,
Murat Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, “patlayıcı madde
bulundurmak” suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi
uyarınca 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep eden
Demirci, Yunis Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca “ruhsatsız tabanca bulundurmak ve
satmak” suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un
13/1. maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını
talep etmişti.
İDDİANAMEDE TALEP EDİLEN CEZALAR
Davanın iddianamesinde yüzbaşı Murat Eren, üsteğmen Yakup Yayla, astsubaylar
Erkut Taş ve Yasin Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın “Türkiye Cumhuriyeti
hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs
suçunu işlemek için anlaşma” suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve “izinsiz patlayıcı
bulundurmak ve nakletmek” suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar
aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş
hakkında ayrıca “ruhsatsız silah bulundurma” ve “silah alım satımına aracılık
etme” suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet
müdürleri Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici
ve Mehmet Karatepe'nin de TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer
yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da “oluşuma
yardım” suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması
talep ediliyor. (08 Ağustos 2007) (Hürriyet)
09.08.2007: 'Reddi' istenen ifadelerde bombalı eylem planı itirafı.
Atabeyler davasında duruşma, sanıklardan birinin avukatının gelmemesi nedeniyle
ertelendi. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok
sayıda patlayıcıyla yakalanan Atabeyler çetesinin davası, sanıklardan birinin
avukatının gelmemesi nedeniyle ertelendi. Savunma yapan sanık askerler polisi
suçladı. Bu arada, sanıklar Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman'ın
'yok sayılmasını ve reddedilmesini' istediği askerî savcılık ifadelerinde sanık
eski Yüzbaşı Murat Eren'in planladığı eylemlere ilişkin anlatımların yer aldığı
öğrenildi. Aralarında eski Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin
Yaman'ın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı Atabeyler davasına Ankara 11. Ağır
Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Bu arada, sanıklardan Murat Eren'in 1 Haziran
2006'da Genelkurmay Askeri Savcısı'na verdiği ifadede, Başbakan'ın danışmanı
Cüneyd Zapsu'ya ait BİM marketlerine bombalı saldırı düzenlemek için hazırlık
yaptıklarını itiraf ettiği ortaya çıktı. Bomba düzeneği hazırlamak için Aselsan
telsiz aldıklarını anlatan Eren, ifadesinde C-4 tipi bombaları sanık Astsubay
Erkut Taş'ın hazırlayacağını söylüyor. Bomba konulacak yerler konusunda iş
bölümü yaptıklarını savcıya aktaran Murat Eren, Ankara'daki 4 BİM mağazasının
bombalanmasını kararlaştırdıklarından söz ediyor. (09 Ağustos 2007) (Zaman)
10.08.2007: 'Atabeyler'e askerî mahkemeden 5 ay hapis. Başbakan Tayyip
Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcının ele
geçirildiği eve yapılan operasyonla ortaya çıkarılan Atabeyler adlı grubun asker
sanıkları hapse mahkûm oldu. Operasyonun ardından sivil ve askerî yargıda iki
ayrı dava açılırken Genelkurmay Askerî Mahkemesi'nin gizlilik kararı alınan
davayı kısa bir süre önce sonuçlandırdığı öğrenildi. Eski Pilot Yüzbaşı Murat
Eren 'görevi gereği edindiği gizli belgeleri açıklamak' ve 'zimmetli askerî
mühimmatı gizlemek' suçlarından 5 yıl 7 ay 25 gün hapis cezasına çarptırılırken
eski astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman 'askerî mühimmatı gizlemek'
suçlarından 5 ay 10'ar gün hapse mahkûm oldu. Askerî mahkemede mahkumiyet kararı
çıkan asker kökenli 3 kişinin de aralarında bulunduğu 10 sanık hakkında Ankara
11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava ise sürüyor. Davanın önceki gün yapılan
duruşmasında eski Astsubay Yasin Yaman'ın avukatı İlyas Aktaran, sanıkların
askerî mahkemede hapisle cezalandırıldıklarını hatırlatarak "Ortada suça
verilmiş hüküm vardır. Fiilî durum yaratıldığı için aynı suçtan bir başka
mahkemede yürüyen davanın reddi gerekir." diyerek sivil mahkemedeki davanın
düşürülmesini istemişti. Aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet
müdürünün de bulunduğu 10 kişi hakkında "çete kurmak" ve "patlayıcı madde
bulundurmak" suçlarından 27 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. (10
Ağustos 2007) (Zaman)
23.08.2007: 6 yıllık cezanın gerekçesi, askerî gizlilik yeminine ihanet.
Eski Yüzbaşı Murat Eren, çete üyesi olmaktan yargılanıyordu. Genelkurmay Askerî
Mahkemesi'nce 5 yıl 7 ay 25 gün hapis cezasına çarptırılan eski Yüzbaşı Murat
Eren'in devlete ait gizli bilgileri içeren CD'yi Yunis Akkaya'ya verdiği
kesinleşti. Eren, askerî mahkemede gizli duruşmada yargılandığı için cezasının
gerekçesi kamuoyuna açıklanmamıştı. Eren'in yalnızca 'görevi gereği edindiği
gizli belgeleri açıklamak' ve 'zimmetli askerî mühimmatı gizlemek'ten ceza
aldığı duyurulmuştu. Ankara Eryaman'da bir eve yapılan baskında ortaya çıkarılan
aralarında Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman ile işadamı
Yunis Akkaya'nın da bulunduğu 'Atabeyler Çetesi' üyesi 10 kişi sivil ve askerî
mahkemelerde ayrı ayrı yargılanıyordu. 3 askerî personel için Genelkurmay Askerî
Mahkemesi'nde gizli yapılan davada karar geçtiğimiz aylarda verilmişti.
Duruşmalar basına kapalı olduğu için yalnızca sanıkların aldıkları cezalar
kamuoyuna açıklanmıştı. Askerî mahkemenin kararının Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi'ne gönderilmesiyle cezalarla ilgili ayrıntılar da ortaya çıkmaya
başladı. Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan (ÖKK) ihraç edilen eski Pilot Yüzbaşı
Murat Eren'in görevi gereği edindiği ve devletin güvenliği, iç ve dış siyasal
yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri içeren
bir CD'yi 2006 yılının Mart-Mayıs aylarında Yunis Akkaya'ya vererek 'devletin
güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama' suçunu işlediği
kaydedildi. Eren, bu suçtan dolayı 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca,
Eren, gizli evrakları kışla dışına taşıyarak, 'emre itaatsizlik' suçunu işlediği
için 3 ay hapisle cezalandırıldı. Eren, Taş ve Yaman, YAŞ kararıyla TSK'dan
ihraç edilmişti. (23 Ağustos 2007) (Zaman)
17.09.2007: Atabeyler Davası karara kaldı, savcı 'patlayıcı'da ısrarlı.
'Atabeyler Grubu' davası duruşmasında savcı, esas hakkındaki mütlaasında yer
alan Atabeyler'in 'Hükümetin görevini engellemek için çete oluşturmak'tan değil,
'patlayıcı madde ve ruhsatsız silah bulundurmak'tan cezalandırılması isteğini
tekrarladı. Ankara'da, aralarında subay, astsubay ve emniyet müdürlerinin de
bulunduğu 'Atabeyler Grubu'na yönelik davanın bugün devam edilen duruşmasında
işadamı Suat Kıy ve Mehmet Karatepe, olayla ilgileri olmadığını belirterek
beraatini isterken, savcı, sanıkların 'patlayıcı madde bulundurmak' ve
'ruhsatsız silah taşımak' suçlarından cezalandırılması istemini yineledi.
Ankara'nın Eryaman semtinde bir evde patlayıcı maddelerle birlikte yakalanan ve
olayla ilişkili olduğu belirtilen 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da
aralarında yer aldığı 10 kişilik 'Atabeyler Grubu' davası, Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi'nde görüldü. Davanın bugün yapılan duruşmasına tutuksuz yargılanan ve
ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman,
halen görevini sürdüren üsteğmen Yakup Yayla, iş adamları Mehmet Karatepe,
İsmail Binici ve sanık avukatları katıldı. Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci,
sanıkların eylemlerinin 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' suçunu oluşturmadığı
gerekçesiyle, Yunus Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş,
Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit
Çavdar'ın, ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen veya tamamen
engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil yetersizliğinden
beraatlerine karar verilmesi isteğini aynen tekrarladığını bildirdi. Demirci,
sanıklar, Murat Eren, Yunus Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ''patlayıcı
madde bulundurmak'' suçlarından TCK'nın 174/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 8'er
yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep ederken, Yunus Akkaya ve Erkut
Taş'ın ayrıca, ''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak'' suçlarından 6136
sayılı kanun uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını
isteğini de tekrarladı. Sanık Suat Kıy'ın avukatı Duygu Erdoğan ise esas
hakkındaki savunmasında, dosyada adı geçen saatleri, satan müvekkilinin sadece
ticari amacı olduğunu, suçla ilgisi olmadığını söyleyerek beraat kararı
verilmesini istedi. Sanık Mehmet Karatepe ise esas hakkındaki savunmasında,
suçsuz olduğunu ileri sürerek beraat talep etti. Davaya katılan öteki sanık ve
avukatları daha önce yaptıkları yazılı ve sözlü savunmalarını tekrar
ettiklerini, bu savunmaları doğrultusunda karar verilmesi talebini iletti.
Mahkeme Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, dava dosyasının, karar için tetkike
alınmasına karar verildiğini açıklayarak, duruşmanın ertelendiğini söyledi. (17
Ekim 2007) (Zaman)
18.10.2007: Atabeyler davasında karara bir adım kaldı. Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcının
ele geçirildiği eve yapılan operasyonla ortaya çıkarılan 'Atabeyler Grubu'na
yönelik açılan davada, 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında
bulunduğu 10 kişinin yargılanmasına devam edildi. Dava dosyasının, karar için
tetkike alınmasına karar verilerek, duruşma ertelendi. Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi'ndeki davanın dünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan ve ordudan ihraç
edilen yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman, halen görevde
bulunan üsteğmen Yakup Yayla ve işadamları Mehmet Karatepe ve İsmail Binici ile
sanık avukatları katıldı. Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, daha önce verdiği
esas hakkındaki mütalaasını aynen tekrarladığını söyledi. Sanık Suat Kıy'ın
avukatı Duygu Erdoğan, esas hakkındaki savunmasında, dosyada adı geçen saatleri,
müvekkilinin ticari amaçla sattığını savunarak, Kıy'ın, suçla uzaktan yakından
ilgisi bulunmadığını ileri sürdü. Erdoğan, Kıy'ın beraatine karar verilmesini
talep etti. Diğer sanıklar ve avukatları da daha önce yaptıkları yazılı ve sözlü
savunmalarını tekrar ettiklerini belirtti. Mahkeme heyeti, dava dosyasının,
karar için tetkike alınmasına karar verildiğini açıklayarak, duruşmanın
ertelendiğini bildirdi. Davanın iddianamesinde, Murat Eren, Yakup Yayla, Erkut
Taş ve Yasin Yaman ile işadamı Yunis Akkaya'nın 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla
kadar hapisleri talep ediliyor. Akkaya ve Taş hakkında ayrıca 'ruhsatsız silah
bulundurma' ve 'silah alım satımına aracılık etme' suçundan 1'er yıldan 3'er
yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet müdürleri Mustafa Raşit Çavdar
ve Cemal Hasan Özdeş, işadamları İsmail Binici ve Mehmet Karatepe'nin de 3'er
yıldan 12'şer yıla kadar hapisleri istenen iddianamede, Suat Kıy'ın 1,5 yıl ile
6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. (18 Ekim
2007) (Zaman)
28.12.2007: Atabeyler davasında hakim değişikliği. ''Atabeyler Grubu''na
yönelik açılan, 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında
bulunduğu 10 kişinin yargılandığı davanın dosyası, mahkeme heyeti değişikliği
nedeniyle karar için bir kez daha incelemeye alındı. Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi'ndeki davanın bugünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan ve ordudan
ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman, halen
görevde bulunan üsteğmen Yakup Yayla, emniyet müdürü Mustafa Raşit Çavdar, iş
adamları Mehmet Karatepe ve İsmail Binici ile sanık avukatları katıldı.
Duruşmada, heyet değişikliği nedeniyle önceki zabıtlar okundu. Cumhuriyet
Savcısı, daha önce vermiş olduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrarlayarak,
mütalaa doğrultusunda karar verilmesini talep etti. Sanıklar ve avukatları da
önceki savunmalarını tekrarladılar. Mahkeme Heyeti Başkanı Mehmet Orhan
Karadeniz, heyet değişikliği nedeniyle dava dosyasının karar için yeniden
tetkike alınmasına karar verildiği belirterek, duruşmanın ertelendiğini
açıkladı.
ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA
Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların
eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'' suçunu oluşturmadığını ifade
ederek, sanıklar Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut Taş,
Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa Raşit
Çavdar'ın, üzerlerine atılı ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini kısmen
veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil
yetersizliğinden beraatlerine karar verilmesini istemişti. Sanıklar, Murat Eren,
Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ''patlayıcı madde bulundurmak''
suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi uyarınca 3'er
yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep eden Demirci, Yunis
Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca ''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak''
suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un 13/1.
maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep
etmişti.
İDDİANAMEDE TALEP EDİLEN CEZALAR
Davanın iddianamesinde, sanıklar Murat Eren, Yakup Yayla, Erkut Taş ve Yasin
Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin
görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek
için anlaşma'' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve ''izinsiz patlayıcı bulundurmak ve
nakletmek'' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla
kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca
''ruhsatsız silah bulundurma'' ve ''silah alım satımına aracılık etme'' suçundan
1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet müdürleri
Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici ve Mehmet
Karatepe'nin de TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar
hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da ''oluşuma yardım''
suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep
ediliyor. (28 Aralık 2007) (Zaman)
29.12.2007: Atabeyler Davası'nda karar 2008'e kaldı. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla
yakalanan Atabeyler Çetesi davasında karar 2008'e kaldı. Mahkeme Başkanı Orhan
Karadeniz, mahkeme heyetinde değişiklik olduğunu ve dosyayı yeniden incelemeye
aldıklarını belirterek duruşmanın 30 Ocak 2008'e ertelendiğini açıkladı. Ankara
11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın dünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan
eski Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş, Yasin Yaman ile birlikte 4 sanık
ve avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı, sanık avukatlarına sözlü olarak bir
hakim üyenin rahatsızlandığını ve tedavisi için hastaneye gittiğini, bu nedenle
kararı bu duruşmada veremeyeceklerini ifade etti. Atabeyler operasyonunun
ardından aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu
10 kişi hakkında 'hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs', 'çete kurmak' ve
'patlayıcı madde bulundurmak' suçlarından 27 yıla kadar hapis talebiyle dava
açılmıştı. Eren, Taş ve Yaman geçen yıl TSK'dan ihraç edilmişti. Savcı Salim
Demirci, esas hakkındaki mütalaasında sanıkların 'hükümetin görevlerini
engellemek için anlaşmak' ve 'çete' suçlarından beraatini isterken bazı
sanıkların patlayıcı madde ve ruhsatsız silah bulundurmak suçlarından 3-11 yıl
arasında hapis cezalarına çarptırılmalarını talep etmişti. Genelkurmay Askerî
Mahkemesi, eski askerler Eren, Taş ve Yaman hakkında hapis cezaları vermişti.
(29 Aralık 2007) (Zaman)
31.01.2008: Atabeyler Davası, 17 Nisan'a ertelendi. Ordudan ihraç edilen
sanık askerler, tutuksuz olarak yargılanıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
evinin bulunduğu bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcıyla yakalanan Atabeyler
Çetesi davası, savcı değişikliği nedeniyle ertelendi. 'Atabeyler Grubu'na
yönelik açılan ve 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında
bulunduğu 10 kişinin yargılandığı davanın görülmesine dün 11. Ağır Ceza
Mahkemesi'nde devam edildi. Karar duruşması yapılması beklenen davanın bir
önceki duruşmasında mahkeme heyeti değişmiş, yeni heyet, dosyayı incelemek için
süre istemişti. Atabeyler Davası'nın dünkü duruşmasına, tutuksuz yargılanan ve
ordudan ihraç edilen yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Erkut Taş ve Yasin Yaman
ile işadamı İsmail Binici ve sanık avukatları katıldı. Sanıkların ve mahkeme
heyetinin yerini almasıyla birlikte başlayan duruşma birkaç dakikada sona erdi.
Yeni oluşturulan mahkeme heyetinde yer alan savcı Kubilay Taştan, davaya ilk
defa çıktığını belirterek, daha önce Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci tarafından
verilen esas hakkındaki mütalaaya katılıp katılmayacağı hususunda kendisine süre
verilmesini talep etti. Mahkeme başkanı Orhan Karadeniz, esas hakkındaki görüşe
katılıp katılmayacağı hususunda görüşünü bildirmesi için iddia makamına süre
verildiğini belirterek, duruşmanın 17 Nisan tarihine ertelendiğini söyledi.
Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların
eylemlerinin 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' suçunu oluşturmadığını ifade
ederek, sanıklar Murat Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın,
'patlayıcı madde bulundurmak' suçlarından 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapisle
cezalandırılmasını talep etmişti. Demirci, Yunis Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca
'ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak' suçlarından 1'er yıldan 3'er yıla
kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti. İddianamede, sanıkların 'Türkiye
Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye
teşebbüs suçunu işlemek için anlaşma' ve 'izinsiz patlayıcı bulundurmak ve
nakletmek' suçundan 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla kadar hapisleri talep ediliyor.
(31 Ocak 2008) (Zaman)
17.04.2008: İki Emniyet müdürü ile iki Subayın yargılandığı 'Atabeyler çetesi'
davası ertelendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ''Ergenekon''
soruşturması kapsamında, ''Atabeyler Grubu'' dava dosyasını istedi. Ankara 11.
Ağır Ceza Mahkemesi de Ergenekon soruşturma dosyasında bulunan bu dava ile
irtibatlı olay ve eylemler var ise buna ilişkin onaylı belge suretlerinin
istenmesine karar verdi. Mahkeme, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından gelecek
yanıt değerlendirildikten sonra bu dava dosyasının gönderilip gönderilmeyeceğine
karar verecek. ''Atabeyler Grubu''na yönelik açılan ve 2 emniyet müdürü, 2 subay
ve 2 astsubayın da aralarında bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davanın
görülmesine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Duruşmaya,
sanıklardan Murat Eren, Yasin Yaman ve İsmail Binici ile avukatları katıldı.
Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin
bulunduğunu belirterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, ''Ergenekon
soruşturması'' kapsamında ''Atabeyler Grubu'' davasının dosyasını istediğini
bildirdi. Taştan, Ergenekon soruşturması dosyasının, ''Atabeyler Grubu'' dosyası
ile irtibatlı olduğu değerlendirilen belgelerinin onaylı birer suretinin
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından istenmesine karar verilmesini talep etti.
Sanık ve avukatları ise talebin reddedilmesini ve başka bir araştırmaya lüzum
kalmaksızın karar verilmesini istediler. Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Şatır,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak, ''Ergenekon
soruşturması'' kapsamında, ''Atabeyler Grubu'' davası ile irtibatlı olduğu
değerlendirilebilecek olay ve eylemler var ise buna ilişkin onaylı belge
suretlerinin istenmesine ve gelecek cevaba göre bu dava dosyasının gönderilip
gönderilmeyeceğinin değerlendirilmesine karar verildiğini açıklayarak,
duruşmanın ertelendiğini bildirdi.
ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA
Dava ile ilgili daha önce açıklanan esas hakkındaki mütalaada, sanıkların
eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'' suçunu oluşturmadığı ifade
edilerek, sanıklar Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut
Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa
Raşit Çavdar'ın, üzerlerine atılı ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini
kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil
yetersizliği nedeniyle beraatlarına karar verilmesi istenmişti. Sanıklar, Murat
Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ''patlayıcı madde bulundurmak''
suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi uyarınca 3'er
yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen mütalaada, Yunis
Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca ''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak''
suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un 13/1.
maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep
edilmişti.
İDDİANAMEDE TALEP EDİLEN CEZALAR
Davanın iddianamesinde ise sanıklar Murat Eren, Yakup Yayla, Erkut Taş ve Yasin
Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin
görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek
için anlaşma'' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve ''izinsiz patlayıcı bulundurmak ve
nakletmek'' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla
kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca
''ruhsatsız silah bulundurma'' ve ''silah alım satımına aracılık etme'' suçundan
1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet müdürleri
Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici ve Mehmet
Karatepe hakkında TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar
hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da ''oluşuma yardım''
suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep
ediliyor. (17 Nisan 2008) (Zaman)
18.04.2008: Atabeyler davası, Ergenekon soruşturmasına uzandı. Ankara
Eryaman'da, bombalar ve Başbakan'a suikast planlarıyla yakalanan Atabeyler
Çetesi'nin dünkü duruşmasında sürpriz bir gelişme yaşandı. Savcı, tahkikatın
Ergenekon terör örgütüyle bağlantısını ortaya çıkaracak şekilde genişletilmesini
istedi. Talebi haklı bulan mahkeme, İstanbul'dan konuyla ilgili belgeleri
bekliyor. 'Danıştay saldırısı', 'Sauna' ve 'Atabeyler' gibi Ankara'daki bazı
çete davaları, 'Ergenekon Terör Örgütü'ne uzandı. İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığı, Ergenekon soruşturması kapsamında söz konusu olaylarla ilgili
dosyaları isterken, bu girişim Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki Atabeyler
davasını da etkiledi. Karar aşamasına geldiği belirtilen davanın dünkü
duruşmasında Savcı Kubilay Taştan, tahkikatın Ergenekon terör örgütü'yle
bağlantısını ortaya koyacak şekilde genişletilmesini talep etti. Mahkeme de
talebi haklı bularak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Ergenekon
dosyasındaki ilgili belgelerin istenmesine karar verdi. Böylece aralarında 2
yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de bulunduğu 10 kişi hakkında
'hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs', 'çete kurmak' ve 'patlayıcı madde
bulundurmak' suçlarından açılan dava ertelendi. Hukukçulara göre, İstanbul'daki
soruşturmanın gizliliği, Ergenekon iddianamesi hazırlanıncaya kadar dosyadaki
belgelerin Ankara'daki mahkemeye gönderilmesini engelliyor. Dünkü duruşmaya
tutuksuz yargılanan ve ordudan ihraç edilen Yüzbaşı Murat Eren, Astsubay Yasin
Yaman ile sanık İsmail Binici ve avukatları katıldı. Mahkeme heyetine, eski
başkan Orhan Karadeniz'in emekli olması üzerine yerine seçilen Hasan Şatır
başkanlık etti. Duruşmada Savcı Taştan, soruşturmanın genişletilmesi
taleplerinin bulunduğunu hatırlatırken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılı'ğının
'Ergenekon' kapsamında 'Atabeyler' dosyasını istediğini vurguladı. Savcı, buna
paralel olarak mahkemeden konuya ilişkin yeni bir talepte bulundu; İstanbul'dan
Ergenekon soruşturma dosyasının Atabeylerle irtibatlı belgelerinin istenmesi
gerektiğini belirtti. Sanık avukatları ise bunun reddedilmesini ve yeni bir
araştırma yapılmadan davanın sonuçlandırılmasını talep etti. Mahkeme Başkanı
Hasan Şatır, savcının isteği doğrultusunda karar verildiğini açıklarken,
İstanbul'dan gelecek cevabın soruşturmayı genişletebileceği öğrenildi. İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı, Ergenekon soruşturmasını genişleterek Sauna ve
Atabeyler Çetesi ile Danıştay'a silahlı saldırı olaylarını da incelemeye
almıştı. Ergenekon'u soruşturan savcılığın talebi üzerine Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi, söz konusu davaların iddianame ve ek raporlarını İstanbul'a
göndermişti. Zaman, 1 Şubat 2008 tarihli nüshasında 'Ergenekon'u soruşturan
başsavcılık, diğer çete davalarını da inceliyor' başlıklı haberiyle gelişmeleri
duyurmuştu.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay'a silahlı saldırı davasında kararını
açıklamadan önce Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan el bombalarıyla ilişkili Ümraniye
soruşturması evraklarını istemişti. Danıştay'a saldırı davasında karar veren
mahkeme, Ümraniye'de ele geçirilen el bombalarıyla ortaya çıkarılan Ergenekon
terör örgütüyle ilgili herhangi bir tespitte bulunmamıştı. Atabeyler
soruşturmasında aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet müdürünün de
bulunduğu 10 kişi hakkında "hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs", "çete
kurmak" ve "patlayıcı madde bulundurmak" suçlarından 27 yıla kadar hapis
talebiyle dava açılmıştı. Savcı Salim Demirci, esas hakkındaki mütalaasında
sanıkların "hükümetin görevlerini engellemek için anlaşmak" ve "çete"
suçlarından beraatini isterken bazı sanıkların patlayıcı madde ve ruhsatsız
silah bulundurmak suçlarından 3 yıl ile 11 yıl arasında hapis cezalarına
çarptırılmalarını talep etmişti. Eren, Taş ve Yaman geçen yıl YAŞ kararıyla
TSK'dan ihraç edilmişti. Ayrıca Genelkurmay Askerî Mahkemesi, eski askerler
Eren, Taş ve Yaman hakkında hapis cezaları vermişti. Atabeyler Çetesi,
Eryaman'da bir eve yapılan baskında çok sayıda patlayıcının ele geçirilmesiyle
ortaya çıkmıştı. Operasyonda Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin yer aldığı
bölgenin krokisi de bulunmuştu. Atabeyler ile Ergenekon'un kroki merakı ortak
nokta olarak dikkat çekiyor. Ergenekon soruşturması çerçevesinde İşçi
Partisi'nde yapılan aramalarda Yargıtay'ın krokileri ele geçirilmişti.
Yargıtay'ın blok blok ayrıntılı krokilerinde, AK Parti'ye kapatma davası açan
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın bulunduğu blok daha ayrıntılı
biçimde yer almıştı.
Sarı zarfı bir yüzbaşı dağıttı
Atabeyler operasyonu sonrası, çetenin karanlık planlarını gizleyen 'sarı
zarf' olayı yaşanmıştı. Genelkurmay karargahı önünde basına dağıtılan sarı
zarfta yer alan Başbakan'ın evinin bulunduğu bölgenin krokisini polisin
hazırladığı iddia edilmişti. Ancak Emniyet'in ajandalarda yaptığı incelemede,
krokilerin Atabeyler davasında yargılanan asker sanıklar tarafından hazırlandığı
ortaya çıkmıştı. Gazeteci Şamil Tayyar'ın kaleme aldığı 'Operasyon Ergenekon'
isimli kitapta, sarı zarf olayı aydınlatıldı. Tayyar, Atabeyler operasyonundan
sonra Genelkurmay karargahı önünde sarı zarf dağıtan meçhul şahsın 'polis' değil
'yüzbaşı' rütbesinde bir subay olduğunu açıkladı ve isminin emniyet tarafından
Genelkurmay'a bildirildiğini duyurdu. (18 Nisan 2008) (Zaman)
27.07.2008: Atabeyler çetesi gibi '300 manga' daha var. Ergenekon
iddianamesinde yer alan bilgiye göre tutuklu sanıklardan Doç. Dr. Ümit Sayın'ın
Behiç Gürcihan'a gönderdiği mailde Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda Atabeyler gibi
çok sayıda çete olduğu bilgisini veriyor. Sayın mailde, “Atabeyler grubunun Özel
Kuvvetler Komutanlığı içerisinde bulunan 300 den fazla gerilla eğitim
mangasından biri” ifadesini kullanıyor. Ankara'da çökertilen Atabeyler çetesinde
suikast planları bulunmuş, çete üyelerine ait evlerde çok sayıda patlayıcı ele
geçirilmişti. Gürcihan'ın dizüstü bilgisayarında yer alan bir dosyada ise bazı
milletvekillerine ait kişisel bilgilerin bulunduğu, vekillerin siyasi, felsefi
veya ırki kökenlerine ilişkin kayıtlar tutulduğu belirtiliyor. Bilgisayardaki
bir diğer dosyada örgütün, Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval
geçirilmesi olayının intikamını almak üzere 3 yıl sürecek 'Operasyon Kırıkay'
adıyla gizli bir çalışma planladığı bilgisine yer veriliyor. (27 Temmuz 2008) (Yeni
Şafak)
18.09.2008: ÖKK'dan ilginç eğitim: Başbakan nasıl öldürülür? Türkiye
gündemini alt üst eden ve darbe çığırtkanlarını deşifre eden Ergenekon çetesinin
kirli bağlantıları bir bir ortaya çıkarken, çetenin içindeki muvazzaf subaylar
bir türlü deşifre edilemiyor. Bunun en güzel örneği ise Atabeyler operasyonunda
ele geçirilen Genelkurmay bünyesindeki Özel Kuvvetler Komutanlığı'na ait
belgeler. Ankara Eryaman'da 4 ayrı eve düzenlenen eş zamanlı baskınlarda ortaya
çıkartılan “Atabeyler” çetesine ait suikast krokilerinin sırrı halen
bilinmezliğini koruyor.
Atabeyler-Ergenekon ilişkisi
Ankara'da ilk kez bazı muvazzaf ve emekli askerlerin kapalı kapılar ardında
darbe planları yaptığı gerçeğini ortaya çıkartan Atabeyler operasyonunun hemen
ardından bazı gazetelere de servis edilen ve Başbakan'a yönelik suikast
planlarının krokileri olduğu ortaya çıkan ajanda notları Atabeyler çetesi ile
Ergenekon örgütü arasındaki ilişkiyi ilk kez deşifre etmişti. İçerisinde
Başbakanın evinin ve kullandığı yolların ayrıntılı kroki ve bilgilerinin
bulunduğu ajandanın Genel Kurmay'a bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde
düzenlenen kurslara ait karalama notları olduğunun ortaya çıkmasına rağmen,
notların kim tarafından hazırlandığı ve bu özel eğitimlerin kimler tarafından
verildiği sorusuna halen yanıt bulunamadı.
İfadeler kimleri ve nereleri işaret ediyor?
Ergenekon operasyonları sonrasında gözaltına alınan zanlıların ifadeleri
doğrultusunda Atabeyler ile Ergenekon arasındaki bağlantı deşifre edilirken,
Başbakan'a karşı hazırlanan suikast planlarının kimler tarafından hazırlandığı
ve bu kozmik eğitimin kaç askere verildiği halen bilinmezliğini koruyor.
ÖKK'dan ilginç eğitim: Başbakan nasıl öldürülür?
Atabeyler operasyonu sonrasında gözaltına alınan Genel Kurmay'a bağlı Özel
Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) muharebe uzmanı olarak görev yapan Deniz Telsiz
Astsubay Üstçavuş Yasin Yaman, ev aramalarında ele geçirilen ‘Irak Türkmen
Cephesi 2003' yazılı ajanda da yer alan krokilerin Özel Kuvvetler Komutanlığı
bünyesinde gördüğü kurslara ait notlar olduğunu ifade etti. Operasyon kapsamında
ele geçirilen kozmik bilgi ve belgelerle suikast planları bu nasıl eğitim
dedirtirken, Yaman Cumhuriyet Savcısı Şemsettin Özcan'a verdiği ifadesinde,
“Ajandanın belirli sayfalarında yer alan adres ve krokilerde eğitim amaçlı
tamamen hayali adres ve dokümanlardır. Bu çalışmaların esasen imha edilmesi
gerekir. Asıllarını imha ettik, bunlar ajandada kalan karalama notlarıdır”
bilgisini verdi. Yaman'ın savcılığa verdiği bilgiler kursları veren üst düzey
komutanların bu kurslarda verilen bilgi, belge ve notların hemen imha edilmesi
emrini gün yüzüne çıkartırken ÖKK kurslarında kimlere hangi suikast planlarının
ders olarak verildiği sorusu akılları kurcalamaya devam ediyor.
“Ergenekon'u bana değil birliğime sorun”
Genel Kurmay`a bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) muharebe uzmanı olarak
görev alan Deniz Telsiz Astsubay Üstçavuş Yasin Yaman ifadesinde "Atabeyler
Operasyonu" kapsamında ele geçirilen şifreli talimatlar ve belgeler konusunda
ise ifade vermeyerek üstlerini koruma yolunu tercih etti. Savcının şifreli
dokümanlarla ilgili sorusuna Yaman, “Ayrıca bir kısım bilgilerin gizli kalması
gerekebilir, bu nedenle birliğimden bir bilirkişiye sorulması halinde daha
tatmin edici cevaplar alınacaktır. Bazı hareket tarzları ve işaretler kursa
yönelik çalışmalarda, buluşmalarda birbirimizi tanımamıza yönelik kurs
faaliyetleridir. Bunların açıklanmasının askeri yönden mahsuru olup olmadığını
bilmiyorum bu nedenle de ayrıntılı bilgi vermek istemiyorum” dedi. (18 Eylül
2008) (habervaktim)
Bomba işini bana, suikast işini Alparslan'a verdiler İtiraf mektubundaki
Atabeylerin bilinmeyenleri...
Danıştay sanığı Osman Yıldırım, mahkemeye 6 sayfalık "itiraf" mektubu verdi.
Müebbet hapis yiyen Yıldırım, "Ergenekon, Cumhuriyet'e bomba atma işini bana,
suikast işlerini de Alparslan Arslan'a, Atabeyler'e verdi" dedi. Bugün
Gazetesi'nde yer alan habere göre Danıştay saldırısı davasında müebbet hapis
cezasına çarptırılan Osman Yıldırım, "Tarihi Danıştay suikastını aydınlattım ve
mensubu olduğum Ergenekon terör örgütünü çökertmiş bulunuyorum" dedi. Osman
Yıldırım, Ankara 12.Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Ahmet Zeki Durmuş'a sunduğu
"itiraf" niteliğindeki mektupta ilginç iddialarda bulundu. İşte Yıldırım'ın
itirafları:
"Radikal ol dediler"
Mensubu olduğum Ergenekon örgütü, bilgime başvurmadan fikir ve zikrimi sormadan
rızamı almadan, kendi daimi avukatına Danıştay olayını yaptırdıktan sonra, rejim
karşıtı radikal kökten dinci azmettirici rolü oynamamı istemiş ve böylesi bir
karar almış, bu kararını da uygulatmıştır. Bu kararın kişiliğimle ve fikir ve
düşüncelerimle bağdaşmadığı için kabul etmedim. Ancak, Cumhuriyet Gazetesi'ne ve
temsilcilerine saygı duymuyorum.
Ergenekon görevlendirdi
Ergenekon, Cumhuriyet Gazetesi'ne eylem yapma işini bana verdi. Danıştay
suikastı işini Alparslan Arslan, Ayhan Parlak, Aykut Mete Şükre'ye verdi.
Başbakan'a suikast işini de Atabeyler'e verdi. Alparslan Arslan'dan dolayı
Muzaffer Tekin deşifre edilince, yakalanıp serbest bırakıldıktan sonra, aynı
satrancın piyonu olan Atabeyler, ihbar edilmek suretiyle AKP Hükümeti'ne sadece
gözdağı mesajı verilerek, Atabeyler hedefine ulaşmadan görevinden alı
konulmuştur. Neticede Atabeyler beraat ettirilmiştir.
Hepimize emir verildi
2006 Temmuz ayının başı, Ergenekon sanığı ve halen içeride olan Emin Gürses,
medyada alenen 80 yaşında Şeyh Salih Kunter ismini telafuz ederek, 'Alparslan
Arslan'ı azmettiren kişi budur' diyerek Alparslan Arslan'a talimat vermiş ve
hemen akabinde Arslan savcılığa çıkıp aldığı talimatı yerine getirerek Şayh
Salih Kunter ismini vermiştir. Emin Gürses'in talimatı gereği bu kişi
kullanılarak iddianame dini örgüt varmış çerçevesinde hazırlanmış ve Danıştay
suikastına fiilen katılmış, Ayhan Parlak ile Aykut Mete Şükre'nin ise hayali din
örgütüne yardım etmekten yargılanacaklarını basından öğrenince ve hakkımdaki
iddiaları da görünce, büyük bir komplo ile karşı karşıya olduğumu anladığım için
soruşturmayı yürüten Savcı Şemsettin Özcan ile cezaevinde görüştüm.
'Yıldırımı susturun' telefonu
Alparslan Arslan ile birlikte Danıştay suikastında aktif rol alan Aykut Mete
Şükre, cezaevinde annesini telefonla arıyor ve 'Acele Muzaffer Tekin'i ara,
Osman Yıldırım konuşacak önlem alsınlar' diyor. Aykut Mete Şükre'nin annesi de
Muzaffer Tekin'i arıyor, durumu izah ediyor. Muzaffer Tekin de Emin Gürses'i
telefonla arıyor, 'Hocam, şimdi Aykut Mete Şükre'nin annesi beni aradı Osman
Yıldırım konuşacakmış' diyor. Emin Gürses de 'Ankara'ya gidelim, Osman Yıldırım
konuşmadan Danıştay dosyasını kapatalım' diyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü de bu
ikilinin konuşmalarını dinliyor ve bu ikilinin telefon konuşmaları maddi delil
olarak Ergenekon iddianamesinde yer almıştır. Akabinde Alparslan Arslan,
cezaevinde babası İdris Arslan'la, Emin Gürses'e mesaj gönderiyor, 'Osman
Yıldırım konuşacak, susturun. Yani infaz edin' diyor.
SUİKASTI AYDINLATTIM ERGENEKON'U ÇÖKERTTİM
Ergenekon örgütünü deşifre ettiği için örgüt tarafından cezaevinde olmasına
rağmen ölümle tehdit edildiğini belirten OzmanYıldırım, el yazısıyla yazdığı
mektubunda şunları söyledi: Ailem tehdit ediliyor "Şehit edilen Sayın Mustafa
Yücel Özbilgin ile kamu görevlerini yerine getirdiklerinden dolayı yaralanan
saygıdeğer hakimlerimizin kanları yerde kalmasın diyerek ve eğitimlerini idame
eden çocuklarıma da vatan haini sıfatını miras bırakmamak için, İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiğim bilgilerle tarihi Danıştay suikastını
aydınlattım ve mensubu olduğum Ergenekon terör örgütünü çökertmiş bulunuyorum.
Ayrıca başka faili meçhul kalmış suikast ve bazı olayları da aydınlatmış
bulunuyorum ve bu nedenle Ergenekon terör örgütü ailemi, bu da yetmedi
çocuklarımı havaya uçurulmakla tehdit ediyor."
ATABEYLER KİMDİR?
Aralarında TSK Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli 2 yüzbaşı, 2 astsubay
ile 2 Emniyet Müdürü'nün de bulunduğu 10 kişi, Ankara Eryaman'daki bir villaya
Terörle Mücadele ekipleri tarafından yapılan baskın sonrasında gözaltına
alınmıştı. C-4 tipi patlayıcılar ve Glock marka tabanca ile birlikte Başbakan
Erdoğaníın evinin krokisinin de ele geçirildiği baskında yakalanan ve
kendilerini "Atabeyler" olarak tanımlayan çete üyeleri hakkında, organize suç
örgütü kurmak suçundan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava halen
sürüyor. Çete, Ergenekon örgütünün alt gruplarından birisi olarak tanımlanıyor.
(18 Eylül 2008) (Zaman)
25.09.2008: Atabeyler yargı karşısında. 'Atabeyler Grubu'na yönelik 10
kişinin yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. ''Atabeyler Grubu''na
yönelik açılan ve 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da aralarında
bulunduğu 10 kişinin yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Ankara 11.
Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın bugünkü duruşmasına, sanıklar Murat Eren,
Yasin Yaman ve İsmail Binici ile avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Hasan
Şatır, CMK'nın 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine,
''Ergenekon'' soruşturması evrakına ilişkin yazılan müzekkereye cevap
gelmediğini söyledi. Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, söz konusu müzekkerenin
cevabının beklenmesine karar verilmesini talep etti. İlgili soruşturma evrakı
hakkında bu aşamada kamu davası açılmış olduğunu anımsatan Taştan, iddianame ve
eklerinin geniş kapsamlı olduğu gözetilerek, yetkili İstanbul Cumhuriyet
Başsavcıvekilliğine müzekkere yazılıp, iddianame ve eklerinin DVD ortamında
gönderilmesinin talep edilmesini istedi.
''BİR AN ÖNCE HÜKÜM KURULSUN''
Sanık Mustafa Raşit Çavdar'ın avukatı Hakan Doğan, müvekkilinin emniyet mensubu
olduğunu belirterek, dosyanın karara çıkartılmamasının mağduriyetine yol
açtığını kaydetti. Doğan, esas hakkındaki görüşün mahkemeye sunulduğunu
anımsatarak, bir an önce hüküm kurulmasını talep etti. Sanık Yunis Akkaya'nın
avukatı Cemal Emir ise ''Ergenekon'' soruşturması sonunda açılan kamu davası ile
müvekkili hakkındaki kamu davasının hiçbir alakasının bulunmadığını savunarak,
davanın sonuçlandırılmasını ve hüküm kurulmasını istedi. Mahkeme Başkanı Şatır,
CMK'nın 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine yazılan
müzekkerenin yazılış tarihi itibarıyla akıbetinin sorulmasına, yazı cevabı
geldikten sonra sanık müdafilerinin hüküm kurulması ile ilgili taleplerinin
değerlendirilmesine karar verildiğini kaydederek, bu nedenle duruşmanın
ertelendiğini açıkladı. Davanın bir önceki celsesinde, İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığının, ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında, ''Atabeyler Grubu'' dava
dosyasını istemesi üzerine, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi de ''Ergenekon''
soruşturması dosyasında bulunan bu dava ile irtibatlı olay ve eylemler var ise
buna ilişkin onaylı belge suretlerinin istenmesine karar vermişti. Mahkeme,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından gelecek yanıt değerlendirildikten sonra bu
dava dosyasının gönderilip gönderilmeyeceğine karar verecek.
ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA
Dava ile ilgili daha önce açıklanan esas hakkındaki mütalaada, sanıkların
eylemlerinin ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'' suçunu oluşturmadığı ifade
edilerek, sanıklar Yunis Akkaya, Murat Eren, Yasin Yaman, Yakup Yayla, Erkut
Taş, Suat Kıy, İsmail Binici, Mehmet Karatepe, Cemal Hasan Özdeş ve Mustafa
Raşit Çavdar'ın, üzerlerine atılı ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevlerini
kısmen veya tamamen engellemeye kalkışmak amacıyla anlaşmak'' suçundan delil
yetersizliği nedeniyle beraatlarına karar verilmesi istenmişti. Sanıklar, Murat
Eren, Yunis Akkaya, Erkut Taş ve Yasin Yaman'ın, ''patlayıcı madde bulundurmak''
suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 174/1. maddesi uyarınca 3'er
yıldan 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen mütalaada, Yunis
Akkaya ve Erkut Taş'ın ayrıca ''ruhsatsız tabanca bulundurmak ve satmak''
suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanun'un 13/1.
maddesi uyarınca 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep
edilmişti.
SUÇLAMALAR
Davanın iddianamesinde ise sanıklar Murat Eren, Yakup Yayla, Erkut Taş ve Yasin
Yaman ile iş adamı Yunis Akkaya'nın ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin
görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işlemek
için anlaşma'' suçuna uyan TCK'nın 316/1 ve ''izinsiz patlayıcı bulundurmak ve
nakletmek'' suçunu düzenleyen 174/1-2 maddelerinden 7 yıl 6'şar aydan 24'er yıla
kadar hapisleri talep ediliyor. Yunis Akkaya ve Erkut Taş hakkında ayrıca
''ruhsatsız silah bulundurma'' ve ''silah alım satımına aracılık etme'' suçundan
1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Sanık emniyet müdürleri
Mustafa Raşit Çavdar ve Cemal Hasan Özdeş, iş adamları İsmail Binici ve Mehmet
Karatepe hakkında, TCK'nın 316/1. maddesi uyarınca 3'er yıldan 12'şer yıla kadar
hapisleri istenen iddianamede, iş adamı Suat Kıy'ın da ''oluşuma yardım''
suçundan 1.5 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep
ediliyor. (25 Eylül 2008) (AA)
19.12.2008: Atabeyler iddianamesi de Ergenekon savcısında. İstanbul 13.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasıyla ilgili önemli gelişmeler
yaşanıyor. Yargıtay, Danıştay saldırısı davasıyla Ergenekon'un birleştirilmesi
kararını alırken, dün de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nden ilginç bir haber
geldi. 'Atabeyler çetesi' davasına bakan mahkeme, dosyayı iddianame ve ekleriyle
birlikte İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne faksladı. Ergenekon
soruşturmasını yürüten savcıların talebi üzerine gerçekleşen adım, Ankara'daki
Atabeyler çetesiyle Ergenekon arasında bağlantı olup olmadığını ortaya
çıkaracak. Söz konusu gelişme, aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2
astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı Atabeyler davasının dünkü
duruşmasında yaşandı. 'Hükümetin görevlerini engellemeye teşebbüs', 'çete
kurmak' ve 'patlayıcı madde bulundurmak' suçlarından tutuksuz yargılanan Murat
Esen, Yasin Yaman ve İsmail Binici'nin katıldığı davada, Mahkeme Başkanı Hasan
Şatır, Ergenekon savcılarının talebini hatırlattı. Baktıkları davayla ilgili bir
kısım belgelerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği tarafından faks yoluyla
istendiğini vur-gulayan Şatır, dosyasının gönderildiğini kaydetti. Mahkeme
Başkanı, 'Ergenekon soruşturması' kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcı
Vekilliği'ne yazılan müzekkereye ise cevap gelmediğini bildirdi. Savcı Kubilay
Taştan, söz konusu müzekkerenin cevabının beklenmesini istedi. Şatır, İstanbul
Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne yazılan müzekkerenin cevabının beklenmesine ve
Başsavcı Vekilliği'ne faks yoluyla iletilen bilgi ve belgelerin asıllarının,
posta yoluyla da gönderilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi. İstanbul
Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'nin, Ergenekon soruşturması kapsamında Atabeyler
Grubu dava dosyasını istemesi üzerine, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi de
Ergenekon kapsamında Atabeyler Grubu davası ile irtibatlı olay ve eylemlerle
ilgili belgelerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'nden istenmesine karar
vermişti. Atabeyler soruşturmasında 10 kişi hakkında 'hükümetin görevlerini
engellemeye teşebbüs', 'çete kurmak' ve 'patlayıcı madde bulundurmak'
suçlarından 27 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. Eren, Erkut Taş ve
Yaman, geçen yıl YAŞ kararıyla TSK'dan ihraç edilmişti. Ayrıca Genelkurmay
Askerî Mahkemesi, eski askerler Eren, Taş ve Yaman hakkında hapis cezaları
vermişti. (19 Aralık 2008) (Zaman)
05.03.2009: Atabeyler Grubu davası yine
ertelendi. ''Atabeyler Grubu''na yönelik açılan ve aralarında 2 emniyet
müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davanın
görülmesine devam edildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın
duruşmasına, tutuksuz sanıklar Murat Eren ve İsmail Binici ile sanık avukatları
katıldı. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği
tarafından davayla ilgili istenen belgelerin onaylı suretlerinin gönderildiğini
belirtti. Şatır, ''Ergenekon Soruşturması'' kapsamında İstanbul Cumhuriyet
Başsavcıvekilliğine yazılan müzekkereye ise cevap gelmediğini bildirdi.
Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, müzekkerenin cevabının beklenmesini isterken
bazı sanık avukatları, cevabın beklenmesinden vazgeçilmesini, dosyanın mevcut
durumuna göre hüküm kurulmasını talep etti. Duruşma, İstanbul Cumhuriyet
Başsavcıvekilliğine yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına karar verilerek,
ertelendi. (5 Mart 2009) (AA)
03.06.2009: Atabeyler Grubu davası bir kez daha
ertelendi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen 16. duruşmaya
sanıklardan Murat Eren ve İsmail Binici katıldı. Sanıklardan Yunus Akkaya'nın
avukatı Bihter Elçin Yaman, sanık Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami
Kahraman, sanık Mustafa Raşit Çavdar ve Mehmet Karatepe'nin avukatı Hakan Doğan
ile sanık Suat Kıy'ın avukatı Duygu Erdoğan hazır bulundu. İstanbul CMK 250 ile
yetkili Cumhuriyet Başsavcı vekiline yazılan müzekkereye celse arasında cevap
verildiği, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/209 esasında görülen kamu
davası açıldığı belirtildi. İstenilen hususların bu mahkemeden sorulmasının
bildirildiği, bunun üzerine 13.04.2009 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza
Mahkeme'ye bağlantı hususunda müzekkere yazıldığı, yazılan bu müzekkereye ise
halen cevap verilmediği ifade edildi. İddia makamı müzekkereye cevabın
beklenilmesini istedi. Sanık ve avukatlar da cevabın beklenilmesini isteyerek,
"Daha önce belirttik, her iki dava arasında bağlantı yoktur. Dolayısıyla
birleştirmeye de gerek yoktur." dediler. Mahkeme, yazılan müzekkerenin cevabının
beklenilmesine karar vererek duruşmayı 17 Eylül 2009 tarihine ertelenmesine oy
birliğiyle karar verdi. (3 Haziran 2009) (Cihan)
04.08.2009: Ergenekon davasına bakan mahkemeye
Atabeyler Davası'nın birleşme talebi ulaştı. Birinci Ergenekon davasında,
Başsavcılığın istediği Atabeyler, Anafor ve Vatanseverler davalarının dosyaları
mahkemeye ulaştı. Bu davalara bakan yerel mahkemelerin davaların Ergenekon
davasıyla birleştirilmesini talep ettikleri öğrenildi. 2 Haziran 2006'da Ankara
Eryaman'da ortaya çıkarılan ve aralarında Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler
Komutanlığı'nda görevli subayların da bulunduğu ve Başbakan Erdoğan'a suikast
krokilerinin de operasyonlarda ele geçirildiği çete davası Ergenekon
savcılarınca incelemeye alınmış, İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesi de Atabeyler
Grubu dava dosyası ile Sauna Çetesi dava dosyalarını Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı'ndan istemişti. (04 Ağustos 2009) (kontrgerilla.com)
17.09.2009: 'Atabeyler Grubu' davası devam etti.
Ergenekon mahkemesince gönderilen evrak incelenecek. ''Atabeyler Grubu''na
yönelik açılan ve aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da
bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Ankara 11.
Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar
Murat Eren ve İsmail Binici ile sanık avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Hasan
Şatır, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılan müzekkereye cevap geldiğini
belirterek, yazı ekiyle birlikte 2008/209 esasında görülen ''Ergenekon'' davası
dosyasını ve ek klasörlerini içeren 3 adet DVD'nin bu mahkemeden gönderildiğini
söyledi. Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi
tarafından gönderilen 3 adet DVD'nin içeriğinin genişliği gözetilerek, gerekli
incelemelerin yapılıp her iki dava dosyası arasında bağlantı bulunup
bulunmadığının araştırılmasını, soruşturmanın genişletilmesi talebi olmadığı
takdirde esas hakkındaki görüşünü hazırlanması için dosyanın iddia makamına
verilmesini istedi. Sanıklar Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman
söz konusu 3 adet DVD'nin inceleyebildikleri bölümlerine göre, her iki dava
arasında hiçbir bağlantının bulunmadığını ileri sürdü. İstanbul 13. Ağır Ceza
Mahkemesi'nin de birleştirme yönünde bir talebi bulunmadığını kaydeden Kahraman,
bu nedenle birleştirme kararı verilmeksizin hüküm kurulmasını istedi. Mahkeme
Başkanı Şatır, soruşturmanın genişletilmesi yönünde bir talep olmadığı takdirde
esas hakkındaki görüşünü hazırlaması için dosyanın iddia makamına gönderilmesine
karar verildiğini açıkladı. Mahkeme, bu nedenle duruşmayı erteledi. (17 Eylül
2009) (Zaman)
23.12.2009: Atabeyler Çetesi davasında
soruşturmanın genişletilmesi talep edildi. ''Atabeyler Grubu''na yönelik
açılan ve aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10
sanığın yargılandığı davada, soruşturmanın genişletilmesi talep edildi. Ankara
11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasına, tutuksuz
sanıklar Murat Eren, İsmail Binici ve Yasin Yaman ile sanık avukatları katıldı.
Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, soruşturmanın genişletilmesini talep etti.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gönderilen ''Ergenekon'' davasının
dosyasını ve ek klasörlerini içeren 3 adet DVD'nin, İstanbul Cumhuriyet
Başsavcıvekilliği'nin soruşturması doğrultusunda hazırlanan iddianame ve ekleri
ile ilgili olduğunu belirten Taştan, iki dosya arasındaki bağlantının denetime
esas teşkil edecek şekilde tespitinin sağlıklı değerlendirilebilmesi için
yürütülen soruşturma hakkında kamu davası açıldı ise iddianamesi ve eklerini
içerir DVD'lerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nden istenmesine karar
verilmesini istedi. Savcı, iki dosya arasındaki bağlantının denetime esas teşkil
edecek şekilde tespitinin sağlıklı değerlendirilebilmesi için Ergenekon'da 4.
iddianame olması beklenen 2008/1756 sayılı soruşturma dosyasının kamu davası
açılmasının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'nden istenmesini
talep etti. Sanıklar Murat Eren ve Erkut Taş'ın avukatı Sami Kahraman
ise İstanbul'dan gönderilen 3 DVD'nin örneğini sağlıklı olarak alamadıklarını
belirterek, kendilerine bu DVD'lerin birer örneğinin verilmesini istedi. Avukat
Kahraman, daha sonra iddia makamının, soruşturmanın genişletilmesi yönündeki
talebi hakkında beyanda bulunacaklarını söyledi. Sanıklar Mehmet Karatepe ve
Mustafa Raşit Çavdar'ın avukatı Hakan Doğan da İstanbul Cumhuriyet
Başsavcıvekilliği'nce iki dosya arasında bir bağlantı görülmediğini ifade
ederek, soruşturmanın genişletilmesi talebinin reddine karar verilmesini talep
etti. Mahkeme, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak, görülen
''Ergenekon'' davasının iddianame ve eklerine ilişkin daha önce gönderilen
DVD'lerin bir kısmının izlenememesi nedeniyle, konu ile ilgili tüm DVD'lerin
incelemeye olanak verir örneklerinin yeniden çıkartılarak gönderilmesinin
istenmesine ve söz konusu DVD'lerin birer örneğinin sanık avukatlarına verilmesi
için Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'ne müzekkere yazılmasına karar vererek
duruşmayı erteledi. (23 Aralık 2009) (AA,
Zaman)
29.04.2010: Atabeyler davasında yine cevap yok.
Atabeyler Grubu'na yönelik açılan ve aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2
astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davanın görülmesine Ankara 11.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Mahkemenin çetenin Ergenekon
bağlantılarıyla ilgili belge istediği İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nden
cevap geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nden ise yine cevap gelmedi.
Duruşma ileri bir tarihe ertelendi. Atabeyler davasının Ankara 11. Ağır Ceza'nın
talebi üzerine Ergenekon davası ile irtibatlı olup olmadığına İstanbul 13. Ağır
Ceza Mahkemesi karar verecek. Atabeyler'in askerleri Yüzbaşı Murat Eren,
astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş hakkında Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde
de yargılama yapıldı. Çete üyesi olmaktan askeri mahkemede 5 yıl 7 ay 25 gün
hapis cezasına çarptırılan Eren'in, devlete ait gizli bilgileri içeren CD'yi
Yunis Akkaya'ya verdiği kesinleşti. Eren'in yalnızca "görevi gereği edindiği
gizli belgeleri açıklamak" ve "zimmetli askeri mühimmatı gizlemek" suçundan ceza
aldığı duyuruldu. Eren, Taş ve Yaman, YAŞ kararıyla TSK'dan ihraç edildi. (Cihan)
28.05.2010: Atabeyler davasına bakan mahkeme
ıslak imzalı kaos belgesini istedi. Atabeyler Grubu''na yönelik açılan ve
arasında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 sanığın
yargılandığı davada, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' soruşturması sonucunda
düzenlenen iddianame ve eklerinin DVD ortamında gönderilmesi için İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı'na yeniden müzekkere yazılmasına karar verildi. Ankara
11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dünkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar
Murat Eren, Yasin Yaman ve İsmail Binici ile sanık avukatları katıldı. Mahkeme
Başkanı Hasan Şatır, CMK'nın 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet
Başsavcı Vekilliği'ne yazılan müzekkereye cevap gelmediğini belirtti. Mahkeme,
yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne, ''İrtica ile Mücadele Eylem
Planı'' soruşturması sonucunda düzenlenen iddianame ve eklerinin DVD ortamında
gönderilmesi için yeniden müzekkere yazılmasına karar vererek duruşmayı
erteledi. (AA)
27.06.2010: Askeri mahkemeden Atabeyler'in
yüzbaşısına 2 yıl 6 ay hapis. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın evinin bulunduğu
bölgenin krokisi ve çok sayıda patlayıcının ele geçirildiği operasyonlar
sonrasında ortaya çıkarılan Atabeyler Çetesi davasında askeri mahkeme kararını
açıkladı. Atabeyler Çetesi davasında sanık subay ve astsubayların askeri suçlara
ilişkin Askeri Yargıtay'ın bozma kararı vermesinin ardından yaptığı ikinci
yargılamada sanık subay Murat Eren'in cezasını indirdi. Genelkurmay Askeri
Mahkemesi, eski Yüzbaşı Murat Eren'e 'görevi gereği edindiği gizli belgeleri
açıklamak' ve 'zimmetli askeri mühimmatı gizlemek' suçlarından toplam 3 yıl 3 ay
25 gün hapis cezası verdi. Askeri mahkeme, Eren'e verilen hapis cezasının 2 yıl
6 aylık bölümüyle ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verdi.
Eren'in diğer cezalarıyla iki astsubay hakkında verilen cezalar ertelendi. İlk
yargılamada askeri mahkeme, Eren'e 5 yıl 7 ay 25 gün hapis cezası vermişti.
Atabeyler operasyonunun ardından aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2 emniyet
müdürünün de bulunduğu 10 kişi hakkında 'hükümetin görevlerini engellemeye
teşebbüs', 'suç için anlaşma', 'çete kurmak' ve 'patlayıcı madde bulundurmak'
suçlarından 27 yıla kadar hapis talebiyle Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bir
dava açılmıştı. (AA)
03.12.2010: İstanbul Emn. Md. Yrd. Yılmazer:
Atabeyler olayı dört dörtlük suikast girişimiydi. Habertürk'ten Fatih
Altaylı'nın konuştuğu İstanbul Emn.Md.Yrd. Ali Fuat Yılmazer, Atabeyler
çetesinin hedefinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi. Yılmazer, 'O
olay Başbakan'a yönelik dört dörtlük bir suikast girişimidir. Öyle basit bir
ordudan dışarıya silah çıkarma işi değildir. Bunun dört dörtlük bir suikast
girişimi olduğunu Başbakan'a dahi anlatamadılar korkudan' dedi. Yılmazer konuyla
ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı: "Atabeyler operasyonu var ya, o olay
Başbakan'a yönelik dört dörtlük bir suikast girişimidir. Öyle basit bir ordudan
dışarıya silah çıkarma, bunları gizleme, saklama işi falan değildir. Ele
geçirdiğimiz mühimmat ve planlar, Başbakan'a nerede nasıl saldırılacağını,
suikastçıların nasıl yerleşeceğini, hangi silahların nerede nasıl
kullanılacağını gösteriyordu. Çok netti. Bununla ilgili bir sarı zarf hikayesi
ortaya atılarak bu iş sulandırılmak istendi. Bunun üzerine ben, Emniyet Genel
Müdürü'nden ağza alınmayacak laflar işittim. Ama dosyayı tamamlayıp önüne
koydum. Ağzı açık kaldı. Hiçbir şey diyemedi. Kem küm etti. Öylece kaldı. Bunun
dört dörtlük bir suikast girişimi olduğunu Başbakan'a dahi anlatamadılar
korkudan. Başbakan hala bilmiyor olabilir o işin ne olduğunu. Bir suikasttı.
Sonra sarı zarf hikayesiyle sulandırılmak istendi. Onu da tespit ettim. Hava
Kuvvetleri'nden bir subay, o zarfı muhabire vermiş. Onun kamera görüntülerine
bile ulaştık. Ama bir şey olmadı, yapılmadı. Cesaret edemediler." (Habertürk)
KONUYLA İLGİLİ GELİŞMELER BU DOSYAYA EKLENMEKTEDİR...
(Abdullah Harun)