| |
Güncel:
TSK mensuplarından açıklama
Tarih: 02.05.2007
Saat: 03:49 Gönderen:
karakutu
|
|
Genelkurmay Başkanlığı’nın
resmi web sitesi olan tsk.mil.tr adresinde, 27 Nisan
2007 tarih ve BA-08/07 sayı ile yayınlanan
geceyarısı açıklaması, Sayın Genelkurmay Başkanımız
ve bütün Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının
düşüncelerini doğru olarak yansıtmamaktadır.
Bahse konu açıklama, dört ay sonra emekliliği
kesinleşen bir orgeneral tarafından, bazı
gazetecilerin katkısı ile aynı akşam apar topar
hazırlanarak Sayın Gnkur. Bşk.mızın tam onayı
alınmadan web sayfasına konulmuştur. İlgili
orgeneral önce bazı basın yayın organlarına böyle
bir açıklama yapılacağı konusunda haber vermiş, yazı
sitede yayınlandıktan sonra da Org. Büyükanıt’ı
telefonla usulen bilgilendirmiştir.
Açıklamadaki “Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan
2007 tarihinde yaptığı basın toplantısı” ifadesi bu
açıklamanın Org. Büyükanıt tarafından yapılmadığının
en açık delilidir. Bu açıklama kendisine ait
olsaydı, Sayın Gnkur. Bşk.ımız kendisinden üçüncü
şahıs olarak bahsetmeye gerek duymazdı.
Sayın Gnkur. Bşk.mız, oldu bittiye getirilip
yayınlanarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mal edilen
bu açıklamayı kabullenmek ve savunmak durumunda
bırakılmıştır.
Kamuoyunun açıklamadan haberdar olması sonrasında,
Sayın Gnkur. Bşk.mızın halk ve politikicılar
karşısında TSK’nde bölünmüşlük görüntüsü verecek bir
red tavrı göstermemesi tamamı ile doğrudur. Bununla
birlikte toplumun TSK’nin gerçek düşüncelerini
öğrenmesi, asil Türk milleti ve onun bağrından
çıkmakla onur duyan kahraman Türk ordusunun asırlık
güven ilişkileri açısından hayati öneme haizdir.
Türk milleti ve ordusunu etle tırnak gibi
birleştiren yüce değerler ve asırlık birliktelik,
halkın manevi değerlerini zedeleyen, dini
hassasiyetlerini küçümseyen hatta toplumun bir
kısmını hain ilan eden bir geceyarısı açıklamasına
kurban edilemez.
Açıklamanın konu ve anlam bütünlüğünden uzaklığı,
Genelkurmay Başkanlığı’nın daha önceki açıklamaları
ile karşılaştırıldığında ne kadar hazırlıksız ve
çalakalem olduğu, toplumu kucaklamaktan mahrumluğu,
aksine bağrından çıktığı halkı, Türk Silahlı
Kuvvetleri’nden soğuttuğu gazeteler ve köşe
yazarları tarafından acımasızca ifade edilmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları Türkiye’de
yükselen irticai ve bölücü tehlikenin farkındadır
ancak bunu ifade etmenin ilgili açıklamada olduğu
gibi acele, acemi ve aşırılıkla olmayacağının da
bilincindedir. Aynı şekilde irtica ve bölücülükle
mücadelenin, geçmişte olduğu gibi, sadece gazetelere
manşet attırmakla, Türkiye’yi uluslararası arenada
sürekli üçüncü dünya ülkesi durumuna düşüren darbe
ve darbe tehditleri ile daha fazla yapılamayacağı da
açıktır. Ne Dünya ne Türkiye ne de Türk Silahlı
Kuvvetleri artık o eski günlerde değildir.
Demokrasiye müdahale söylentilerinin meydana
getireceği ekonomik dalgalanmalar da eski günlerdeki
kadar hafif atlatılamaz. Bahse konu açıklamayı
kaleme alanların, Türk Devletinin dış ve iç borçları
yanında, özel sektörün de 100 milyar doları aşan dış
borcundan haberdar olmaması mümkün değildir. Bu dev
meblağın bir gecede ikiye üçe katlanması ve bunun
sonucu olarak ortaya çıkacak ekonomik kriz,
iflaslar, işsizlik ve açlığın faturası acaba kime
kesilecektir? Toplumun belini kıracak bir ekonomik
krize dolaylı da olsa sebep olmak TSK’ni halkın
gözünde büyütmez.
Türkiye’yi uçuruma sürükleyen irtica ve terörle
mücalenin, Cumhuriyet ve demokrasiye zarar
verilmeden nasıl yapılacağı artık bellidir. Yüce
önderimiz Atatürk’ün mavi gözleriyle ümitle
izlediğimiz, Tandoğan’da güneş gibi doğan ve bugün
de Çağlayan’da çağlayanlara dönen coşkun halk
mitingleri ile bu ortaya koyulmuştur. Yaşlısı ve
genci ile Anadolu’nun dört bir yanından gelerek
Ankara ve İstanbul’da bayrak gibi dalgalanan bu
insanların kimisinin başörtülü, kimisinin sakallı ve
kimisinin de poşulu olması herkese çok şeyler
anlatmaktadır.
Atatürk’ün önderliğinde milleti ile omuz omuza
istiklal mücadelesi veren kahraman Türk Silahlı
Kuvvetleri bugün halkına ve onun değerlerine sırtını
dönerek bir mücadele içinde olamaz. Halkı arkasına
almayan, halkın desteğini kazanamayan hiçbir hareket
başarılı olamaz.
Türk Silahlı Kuvvetleri’ni eleştirmeyi varlık sebebi
edinen dış bağlantılı sözde köşe yazarları,
açıklamadaki “Kutlu Doğum Şöleni” münasebetiyle
Atatürk ve Türk bayrağı dekorlu salonlarda başörtülü
küçük kızların ilahi söylemesi ve kuran okunması
gibi ferdi uygulamaların TSK tarafından tehdit
olarak değerlendirilmesini alay konusu yapmıştır.
Ellerine iyi bir malzeme sunulan bu kişiler, Türk
Silahlı Kuvvetleri’nin, ölme ve öldürme yeminleri
eden, evlerinden C-4 ve elbombaları çıkan bazı
çeteciler hakkında bir tehdit açıklaması yapmaması
tezatından hareketle çirkin iddialarını
güçlendirmişlerdir.
Bahse konu açıklama, TSK’nin din karşıtı olduğu ve
halkın yüzde doksan dokuzunu oluşturan müslüman
çoğunluğa kem gözle bakıldığı yanlış fikrini
akıllarda yerleştirmeye çalışan radikal dinci
çevrelerin ve PKK’lıların ekmeğine yağ sürmüşür.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Cumhuriyetin bütün
diğer temel değerleri gibi laiklik ilkesine olan
bağlılık ve hassasiyetini, halkı askerlikten
soğutmada bir araç gibi kullananlara gün doğmuştur.
Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya çalışan
alçakların basın ve internet ortamında hangi
iftiraları kustuklarını yakın geçmişimizden hepimiz
biliyoruz. Bu çevrelerin çirkin iddialarını
güçlendirmekten kaçınmak bütün TSK mensupları için
temel bir görevdir. Emekliliği yaklaşan bir
orgeneralin bunalım ortamından kendisine bir makam
çıkarma beklentisi, Türk milletinin kahraman
ordusundan beklentilerinden daha değerli olamaz.
İlgili orgeneral daha önce de Amerika’da bazı basın
mensuplarıyla sözde gizli buluşmalarında TSK’nin
Nisan ayında darbe yapacağını ifade ederek ülkemizi
ve TSK’ni kamuoyu huzurunda zor duruma düşürecek bir
krize sebep olmuştu.
Org. Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı öncesindeki
iğrenç ve asılsız iddiaların o dönemde emekliliği
yaklaşan ve halen sivil ortamlarda makam kavgası
veren bir emekli general tarafından üretilerek malum
çevrelere servis edildiği de sonradan basın yoluyla
kamuoyuna yansımıştır.
Makam ve rütbe hırslarını ülke menfaatlerine tercih
ederek radikal gruplarla işbirliğine girebilecek
kadar küçülen şahsiyetsizlerin, yüce Atatürk’ün
gençliğe hitabesinde “gaflet, dalâlet ve hattâ
hiyanet içinde bulunan, sahsî menfaatlerini,
müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid eden” o
dönemin hainlerinden hiç bir farkı yoktur.
Halkın din ve kimlik değerlerini hiçe sayan bir
anlayışın Türk Silahlı Kuvvetleri’nde hakim olduğu
boş söylenti ve iddiaları ile Türk halkı ve Türk
Silahlı Kuvvetleri’nin binlerce yıllık ruh ve beden
birliğini zedelemeye çalışanların hevesleri
kursaklarında kalmaya mahkumdur.
Mevcut hükümet Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini
basiretsiz bir yaklaşımla krize döndürmüştür.
Anamuhalefet partisi dahil olmak üzere diğer siyasi
birimler de en azından başka bir aday göstererek
toplumun ve siyasetin önünün açacak bir öngörüyü
sergileyememiştir.
Sayın Genkur. Bşkanımızın önderliğindeki Türk
Silahlı Kuvvetleri herşeye rağmen yüce Atatürk’ün
mirasına saygının bir ifadesi olarak, bu süreçte,
Türk milletinin huzur ve menfaatlerini göz önünde
bulundurmuş ve siyasete, halkın tercihlerine ve
hukuka müdahaleden uzak kalmıştır ve bu tavrını
sürdürmekte kararlıdır. Tandoğan ve Çağlayan’da
dalgalanan hareket Türk siyasetine yön verecek
güçtedir.
Türk Silahlı Kuvvetleri ülkesi ve milleti ile
Türkiye’nin bütünlüğün teminatı olarak olarak asil
Türk milletinin kalbindeki yerini herzaman
koruyacaktır. Türk ordusu demokrasiye ve Türk
halkının sahip olduğu bütün yüce değerlere
saygılıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri, başta laiklik
olmak üzere, Cumhuriyetin bütün temel değerleri
kadar modern çağın vazgeçilmez değeri olan Türk
demokrasisinin de teminatıdır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Harbiyeli.net
(Orjinali
http://www.harbiyeli.net/?q=node/58 adresinde
iken sonradan kaldırılan bu yazı,
http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=3164
adresinden alıntılanmıştır)
|
|
|