Büyük komplo
MUSTAFA ÜNAL / ZAMAN GAZETESİ - 04.06.2006 PAZAR
Henüz Danıştay saldırısının şokunu atlatamadan, olayın arka planını tam
aydınlatamadan bir başka çete ortaya çıktı Ankara’da. Yarın sabah yeni bir çete
operasyonuyla uyanırsak da sürpriz olmaz. Meğer sağımız solumuz, önümüz arkamız
hep çete imiş de haberimiz yok. Ortalık çetelerden geçilmiyor.
Şemdinli, Sauna ve Ergenekon... Bu zincire son eklenen halka ise içinde emekli
ve muvazzaf ordu mensuplarının da bulunduğu Atabeyler Çetesi oldu. Askerî
savcılık operasyonda gözaltına alınan üç ismi tutukladı. Üç beş yılda bir
yaşanacak bu denli büyük olayın hepsi aylarla ifade edilen çok kısa zaman
dilimine sığdı. Yedi ayda 5 çete...
Birisi tam çözülmeden diğeri patladı. Şimdi ilgili ilgisiz herkes haklı olarak
‘Neler oluyor?’ sorusuna cevap arıyor. Bir gazeteci bütün bunları sıraladıktan
sonra Ankara’yı ‘Karanlıklar Başkenti’ diye tanımladı. Haksız değil. Yaklaşık 15
yıldır başkentte yaşıyorum, Ankara’nın hiç bu kadar puslandığını hatırlamıyorum.
Herkesin bir düşüncesi var. Olup biteni tam anlayabilmek; ama gelişmelere makul
izah getirebilmek gerçekten güç... Dışarıya yansıyan kıt bilgiler ışığında ancak
el yordamıyla yorum yapmak durumundayız. Dün Akşam’dan İsmail Küçükkaya olayları
‘nasıl gördüğünü’ anlatırken, AK Parti’den hoşlanmayan, iktidarı ‘rejim için
tehdit’ olarak görerek ‘durumdan vazife çıkaran’ çok sayıda illegal oluşumun
varlığından söz ediyor.
Pekala ortaya çıkan çeteler, bu illegal oluşumların parçası veya uzantısı
olabilir. Böyle düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Herkes farkında; bazı
çevrelerin siyasi gidişatı yönlendirmek, hükümeti erken seçime zorlamak, Çankaya
seçimine giden sürecin taşlarını döşemek gibi amaçları elbette var. Bu
niyetlerini de belli ettikleri söylenebilir.
Ben son olayları sadece içerisiyle izah etmenin pek doğru olmadığı kanaatini
taşıyorum. İçeride hiçbir oluşum, düşüncesi ne olursa olsun bu ülkeye bu kadar
büyük kötülük yapacak işlerin içine girmez.
Türkiye dış odaklı büyük komployla karşı karşıya... Ülkenin üzerinde büyük
oyunlar oynanıyor.
Ülkeyi kargaşaya sürükleyecek senaryolar dışarıda yazılıyor, içeride sahneye
konuluyor. Çete üyeleri vatanı kurtarmak veya bazı politik kaygılarla hareket
ettiklerine inanıyor olabilir, ben büyük senaryonun figüranlarından başka bir
şey olmadıklarına inanıyorum. Komplo yalnızca AK Parti hükümetini veya siyaseti
hedef almıyor. Oyun büyük ve satranç tahtasında AK Parti değil Türkiye var.
Anlayabildiğim kadarıyla içeride bir güç -adına rahatlıkla derin devlet
diyebilirsiniz- provokasyonları önlemeye, su almaya başlayan geminin batmasını
ve tehlikeli sulara sürüklenmesini engellemeye çalışıyor. Çetelere karşı
operasyonları bu kapsamda değerlendirmek mümkün...
Bu süreçte herkesin dikkatli olması lazım... Ülkenin temel dinamiği olan
kurumları karşı karşıya getirmeye çalışmak da bu oyunun bir parçası. Münferit ve
kontrol dışı bazı isimlerin çetede çıkmasını genelleyerek Silahlı Kuvvetler’i,
polis veya hükümete karşı kışkırtmak çok tehlikeli sonuç doğurur.
Türkiye çok önemli gelişmelerin arifesinde... Hafta boyunca uluslararası güç
dengesinde ağırlıkları bulunan üç ülkeden İsrail Dışişleri Bakanı Livni, Rusya
Dışişleri Bakanı Lavrov, Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier Ankara’daydı. 10
gün sonra Avrupa Birliği ile müzakereler resmen başlayacak.
Büyük oyuna teslim olmak da mümkün, boşa çıkarmak da... Türkiye, bazı art
niyetlilere rağmen komployu boşa çıkaracak dinamiklere sahip...
Dün Cumhuriyet Gazetesi, Nazım Hikmet eki verdi, Ankara’nın psikolojisini
yansıtan şu şiiri paylaşmak isterim:
‘Hava kurşun gibi ağır - Bağır, bağır, bağır bağırıyorum - Koşun kurşun eritmeye
çağırıyorum - O diyor ki bana: - Sen kendi sesinle kül oluyorsun ey - Kerem gibi
yana yana - Deeeert çok hem dert yok - Yüreklerin kulakları sağır... Hava kurşun
gibi ağır...’
http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&alt=yazarlar&trh=20060604&hn=290757 adresinden alıntılanmıştır.