Tam
EskidenYeniye
 

FORUM - SORU MESAJI

Bulunduğunuz bölüm: TARTIŞMA FORUMU > Kontrgerilla var mı? > Kontrgerilla'nın varlığına dair deliller

Bölümü Açan: Abdullah Harun, aharun@gmx.net
Tarih           : 21 Kasım 2001, Çarşamba 15:25

Başlık          : Kontrgerilla'nın varlığına dair deliller
Açıklama      : Kontrgerilla'nın varlığına dair birkaç delil gösterebilir misiniz?


Bu bölüme mesaj yolla-


CEVAP MESAJLARI

Kenan,
18 Ocak 2013, Cuma 09:52

Ajan provokatör Senan, Neden konuþmuyorsun. Yazdýklarýnýn hepsi yalan, gerçek olan hiçbirþey yok. Gerçek yapýyýda yazmýyorsun. Çünkü sen derinlerden besleniyorsun. ABD ve Ýngilizlerin hizmetinde geçen onlarca sene, arkana dönüp baktýðýnda ne kadar kirli biri olduðunu göreceksiniz. Psikolojik harbin amatör çocuðu Senan. Titre ve kendine gel. Seni hangi yabancý karargahlar besliyor, Açýkla !



Kenan,
27 Ekim 2012, Cumartesi 13:15

Senan sen sözde "Ergenekon" yapılanmasıyla ilgili hiçbirşey anlatmadın, anlatmayacaksında ancak insanların kafasını bulandırmakla görevli bir isim olarak kalacaksın, fakat bunuda beceremiyorsun. Yeni derin devletin sesi gibisin, ABD, İSRAİL ve İngilizlerin sesi gibisin.. Onların penceresinden hayata bakıyorsun, diğer kişileride buna inandırmaya çalışıyorsun. Hep yalan, hep yalan nereye kadar SENAN !!! Meydan boş değil, sorularıma bile cevap veremiyorsun.



Senan, aharun@gmx.net
18 Temmuz 2012, Çarşamba 07:27

Herkes vicdanının sesini dinlesin artık Başbağlar katliamı bu güne kadar hiç konuşulmadı artık susmamazı gerekiyor. Başbağlıarda öldürülen masum bebeklerin masum kadınların ve yaşlıların kanı yerde kalmasın bunun için gece uyurken rahat uymak istiyorsanız Erzincan savcılığına gereken bilgilerini anlatın burdan size sesleniyorum. PKK terör örgütünün tek başına bu katliamı gerçekleştirmediğini artık hepimiz biliyoruz. Ergenekonun ve Gladionun emriyle gerçekleştirildi bu katliam öldürülen bebeklerin çığlıklarının susması için bu katliamı yapanların ve katliam emrini verenlerin adalet önünde hesap vermesi lazım. Vicdanınıza kulak asın kıyamet gününde ve ahirette Allahın huzurunda hesap vermek zorunda kalacaksıınız. Ya da benimle bu katliamla ilgili bilgilerini anlatın katliam emrini verenler tek tek tespit edilmeli. Veli Küçük ve yapılanmasının bu işin içinde olduğuna eminim sizde bu konuda bildiklerinizi savcılığa paylaşın. Ben Ergenekon yapılanması ile ilgili detaylarını hepsini anlattım burda lütfen rica ediyorum anlatın gerçekleri artık



Senan, aharun@gmx.net
15 Temmuz 2012, Pazar 06:50

Siz kontrgerilla sitesinde benimle konuşan biri çııksın bu derin yapılanma ile ilgili özellikle Başbağlar katliamı ile ilgili bildikleriniz varsa benimle konuşun. Başbağlar katliamının emrini verenler kimlerdir hangi güçlerin rolü var bu işin içinde. Veli Kiçik ve oluşumunun karanlık odakların emriyle Başbağlar katliamını gerçekkleştirdiklerini artık hepimiz biliiyoruz önceki mesajlarımda aynen anlattım Ergenekon yapılanmasının detaylarını hepsini tek tek açıkladım sayın Abdullah Harun llütfen benim yazdıklarımı yayınlayın Veli Kiçik ve yapllanmasının yaptljkarını yayınlayın lütfeen rica ediyorum



Senan, aharun@gmx.net
9 Temmuz 2012, Pazartesi 08:17

Kontrgerilla çeteleri derin yapılanmalar ERGENEKON ve PKK bu millete elbet bir gün hesap verecekler bu yapılar bu dünyada yaptıklarının cezasını çekecekler. Kenan efendi sen de bu yapılanmaları savunmaktan vazgeç bu millete ve bu ülkeye hayır getirmediler toplumu darbelerle terörle ve cinayetlerle yönettiler sağ-sol alevi-sünni kürt-türk çatışmalarını çıkarma planları yaptılar yapmaya da devam ediyorlar. Cuntacıları Ergenekoncuları darbecileri çeteleri ve derin yapıları savunmayın artık



abaz, coban_ziya@web.de
30 Haziran 2012, Cumartesi 19:39

Fazla yoruma gerek yok tarih tekerrürden ibarettir.Acilim su "Tavsan ve havuc".Yapilan dört darbenin getirdiklerini bir analiz edin isin sirrini cözün?



Vahap,
2 Mayıs 2010, Pazar 09:23

AKP'nin düşen oylarını kurtarmak için Ergenekon Soruşturmasına dört elle sarılması tesadüf değil, Bu SAHTE Operasyonlarla hem halka gidilecek, hemde düşen oyların önüne geçilecek. ABD İstihbaratının Projesi olan "Demokratik Açılım" Senaryosu baştan sona Yabancı Servislerin ülkemize biçtikleri oyunlardan birisidir. Demokratik Açılım Projesinin sonu fiili bir Kürdistanın kuruluşudur. Buna destek verenler iyi düşünsünler !



emre uslu,
1 Mayıs 2010, Cumartesi 07:41

Samsun'da DTP2li Ahmet Türk’e yumruğun stratejik aklı var. Kontrgerilla'nın bir eylemi olarak görüyorum. Derin plan şu: 2011’deki seçime dek Türk-Kürt nefretini arttırıp, nedenini açılıma bağlamak ve AKP’nin oyunu düşürmek.



misafir,
22 Kasım 2009, Pazar 14:25

Biz içeride küçük hesaplar peşinde; dedikodularla, Bizans entrikalarıyla uğraşırken, güç ve zaman kaybederken...Dünyada güç dengeleri değişiyor. BÜYÜK OYUNDA daha Türkiye sadece kımıldıyor..ABDden başka BÜYÜK GÜÇLER var: Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya..ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya, Çin..Hepsinin gözü Afrika pazarında..Çin, geçtiğimiz yılda 50den fazla Afrika Devlet Başkanını üç gün Pekinde ağırladı..En son inanılmaz ticari kolaylıklar getirdi Afrika için..Obama; 3 gündür Çinde, G.Korede..ABD Başkanları sık sık Afrika ülkeleri gezisine çıkıyorlar..Türkiye; Çin, Hindistan, Brezilya pazarına henüz giremedi. Afrikada çok yavaş.. Atı alan Üsküdarı geçiyor; biz içeride birbirimizi yerken..Türkiye; hem Afrika, hem de Orta ve Güney Amerika Latin Amerika Yılı ilan etmişti sözde..Afrikaya yeni büyükelçilikler açılacaktı; hala savsaklıyorlar...Belçika bile; haftada 3 gün Liberyaya uçak kaldırıyormuş..Bizde hiçbir Afrika ülkesine doğru dürüst direkt uçak yok..Türk Devleti; dışa dönük olarak yeniden yapılandırılmalı..Hala hantal devlet, bürokrasi, mesai yorgunluğu ve eski alışkanlıklar, tembellikler aynen devam ediyor...Üniversiteler felç bizde, resmen felç..Devletin, Hükümetin bütün üniversitelere içdış projeler, araştırma konuları, alan araştırması fonları vermesi gerekir..STKlar da çok zayıf, ufuksuz, birçoğu küçük siyasal hesaplar peşinde, ideolojik..Medya da aynen öyle..Böyle ayağa kalkılmaz ki..Böyle bölgesel ve küresel güç olunmaz ki..Muhalefet partileri; dünyadan habersiz..Türk Dili; dünya dili olmalı...Yunus Emre Türkçe Dil Merkezleri; bütün ülkelerde hızla kurulup Türkçe Dil Okulları her yere açılmalı...Komşularımızla vizeler kalkmaya başladı..Bütün ülkelerle kalkmalı..Dışişleri, Diyanet, TRT, THY, MİT, MSB...bütün kurumlar dışa dönük yeniden yapılandırılmalı..Kadrolar rotasyona tabi tutulmalı...Nitelikli personel, yönetici çalıştırılmalı...TL in itibarı daha da arttırılmalı..TL; Dünya Parası, Dünyanın Tanıdığı Para olmalı..TL de dünyaya açılmalı...TL; dünya borsalarında, ülkelerarası ticarette; Dolar, Avro, Yen gibi kullanılır hale getirilmeli..Hükümetin, Devletin bu konuda bir çabası olması gerekir....Şu AB işi, sakat gidiyor..Türkiye, radikal bir şekilde Avrupa içinde bie KültürMedeniyet tartışması açmalı...Türklerin; birçok Avrupa devletinden ve Avrupalıdan çok daha eski Avrupalı oldukları tezi işlenmeli...Türkiye; Türklerin yaşadığı bütün ülkelerde etkin TÜRK LOBİLERİ oluşturmalı...Bu lobiler; Büyükelçiliklerle irtibatlı sürekli faaliyetlerde bulunmalı..Dünya hızla değişiyor..Yepyeni aktörler ortaya çıkıyor..Yeni Güç Dengeleri oluşuyor..Türkiye in daha GÜÇ olarak esamesi okunmuyor..Sadece GÜÇ OLABİLME İHTİMALİ konuşuluyor, o kadar...



Kontrgerillanın sonu göründü,
21 Kasım 2009, Cumartesi 08:06

Kurmay Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' ile Ergenekon sanıklarından Binbaşı Levent Bektaş'ta ele geçirilen bir CD'deki film dosyasına özel teknikle gömülmüş şifreli 'Kafes Eylem Planı' Kontrgeril'nan varlığını gösteren son örneklerdir. Bu iki plan kontrgerilla yöntemlerini içeriyor ve altlarında resmi imza ve paraflar var. Kaynağı Ergenekon Terör Örgütünün TSK içindeki kolu. Dış düşmana karşı uygulanması gereken kontrgerilla yöntemleri Türk halkına, vatandaşlarına karşı uygulanmaya çalışılmakta. Falanca cemaatin evlerinde silah ve doküman bulunması sağlanacak ve yakalanması sağlanacak, azınlıklara yönelik bombalı saldırılar yapılarak Ak parti suçlu gösterilecek, müzedeki denizaltı ziyaretine gelecek mümkün olan en kalabalık öğrenci grubu bomba ile havaya uçurularak hükümet zorda bırakılacak, ülkeyi terörden kurtaramadığı ve kurtaramayacağı mesajı verilecek...



mehmet gurbuz,
16 Ağustos 2009, Pazar 03:05

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını beğenmemek, o iktidarın gidip yerine beğendiğiniz gibi bir iktidarın veya sizin partinizin gelmesini istemek ayıp değil, yasak değil. Tam tersine çoğulcu bir demokrasinin gerek şartı muhalefetin varlığı. Ama bizim günlerdir bu köşede konuştuklarımızla, öyle yasal ve demokratik bir muhalefetten değil; tam tersine devlet imkânlarını, tamamen farklı bir amaca tahsis edilmiş olan kamu parasını ve devletin planlama kapasitesini kullanarak, kapalı kapılar ardında gizli ve antidemokratik yollarla, hatta 'ne pahasına olursa olsun' denilerek ve gerekirse kan dökmeyi göze alarak iktidarı devirmeyi amaçlayan bir 'cunta'dan, bir çeşit yeraltı örgütünden söz ediyoruz. Bir muhalefet partisi, iktidarın herhangi bir davranışını veya genel olarak bütün varlığını 'Milli çıkarlara aykırı' bulabilir, bunun propagandasını yapabilir, bu görüşü doğrultusunda kamuoyu oluşturmaya çalışabilir. Ama aynı şeyi, devlet memuru olarak maaş alan birtakım kamu görevlileri yapmaya başladığında hele hele kendi fikirlerinin egemen olması için devlet bütçesinden para kullanmaya başladıklarında işler değişir. Demokratik bir ülkede hükümetleri düşürmenin, iktidarları değiştirmenin meşru yolları vardır. Darbe düzenlemek veya darbeye zemin oluşturmak için kışkırtıcı faaliyetlerde bulunmak bu meşru yollardan biri değildir, olamaz, olmamalıdır. Siyasi muhalefetle 'Ergenekon' arasındaki temel fark da budur işte.



faruk sadi, dolunay_2984@hotmail.com
9 Ağustos 2009, Pazar 18:55

ergenekon italyadaki gladyonun turkiyedeki versiyonua ama turkiyedeki yapilanma farkli .sebebp jeopolitik ozelligi ve daha bir cok seyyy.neyse gelelim asil mesleye italya daki gladyodonun arkasinda kim var di yada kim cikdii...P2 mason locasi...peki turkiyedekinde kim var yine aynii..kahrolsun masonlar ...arkadslar strateþi belli ergenekonu savunanlardan onlardan...sadece zaman..biraz uzun olucak ama zaman…



Abdullah Harun, cengiz yüksel'e cevap:
29 Mayıs 2009, Cuma 10:28

Bu sitenin amacı kontrgerillanın varlığına ve provokasyonlarına ışık tutmaktır. Zekeriya Öz'ün karşısına çıktığımız yok. Bunu da nerden çıkardınız?.. Bilakis onun yanındayız. Şemdinli'de Ferhat Sarıkaya'nın ve Van mahkeme hakimlerinin harcanmasına üzüldük, Zekeriya Öz'ün cesaretine ise sevindik. Böyle yürekli savcıların artmasını diliyoruz. Ergenekon'da köşeye sıkışanların taktikleri deniz feneri ve Fethullah Gülen.i öne sürerek Ergenekon davasını saptırabilmek. Bizim ne Gülen.le ne de Adnana Oktar.la alakamız yok. Bu site 1,5 yıl öncesine kadar ücretsiz bir hostingte yayınlandı O zamandan beri de toplam 250 TL cepten harcama ile 2 yıldır ücretli hosting alıyor. Evet tüm masrafı bu. Yazılar da esasen Abdullah Harun ve birkaç gönüllü moderatörler tarafından ekleniyor. Bak senin yazını da sansürlemeden veriyoruz. Ziyaretçiler hepsini görsün kararı onlar versin. Sitenin birçok yerinde de belirttiğimiz gibi hakaret içermeyen, seviyesiz olmayan ve site konusuyla alakalı tüm görüşleri anında bu sitede yansıtmaya devam edeceğiz. Site konusunu beğenmediyseniz ve başka konularda site hazırlanmasını istiyorsanız buyrun onu da siz yapın, sizi tutan yok.. İnandığınız fikirler için amatörce siz de gayret edin.. Bir site kurmak ve sürdürmek o kadar zor değil maddi külfeti de yok sadece ilgilenmek ve çalışmak istiyor. Sadece gayret etmek gerekiyor.. Fikrin varsa söyle hakaret edeceksen de boşuna uğraşma kışkırtmalarla uğraşacak vaktimiz yok.



cengiz yüksel, cengiz_yuksel16@hotmail.com
29 Mayıs 2009, Cuma 05:54

kurtlar vadisini sürekli izledim ve son bölümde gladio ile ilgili sözler geçince kontrgerilladan bu siteye ulaþtým.2001 den beri yayýnda imiþsiniz tebrikler.anlayamadýðým hangi amaca hizmet ettiðiniz?kontrgerilla varsa veya ergenekon bu halde ise pardonda çözüm zekeriya öz'ün karþýsýna çýkarakmý çözülecek.bence hayýr çünkü ""F""nin yapýlanmasý diyorum.þemdinli savcýsý pelsilvanyada hocasýnýn dizinin dibindedir.mesela niye bunun nerde olduðunu çýkarmýyorsunuz.baþbakanýmýz "bu davanýn savcýsý benim"derken ortada daha somut olan dava ile niye çýkýpta bu davanýn savcýsý benim diyemiyor.deniz fenerinin bataklýðýný göremiyormusunuz.yýllarca sömürülen vatandaþlardan din kullanarak yapýlan haksýzlýklara niye seyirci kalýndý ki?birde ""banamý sordular verirken""diye demeç verdi halbuki ergenekonda aslan kesildi.çok açýk ihanetler varken bunlarýn niye üstüne gidilmiyor ki?bakýn dün 6 þehit verdik mayýndan ve halen israel bizim dostumuz.kurtlar vadisinde iþleniyor israel parmaðý ama malesef sýnýrlarýmýzý peþkeþ çekmek için yasa çýkarýyoruz.ergenekon yapýlanmasýna inanmýyorum heleki mustafa yurtkuran hocayý bursadan üniden tanýyorum býrakýn ergenekonu baþýný kaþýyacak vakti olmaz.cumhuriyet mitingleri gerekli deðilmiydi sanki?belki yanýlýyorum ama herhalde bu site harun yahya takma isimli adnan oktara aittir ve hangi amaca hizmet ettiðiniz belli.hiristiyanlýðýn tek amacý vardýr bütün insanlarý incil etrafýnda toplamak ve buna yardým edenlerden biri fethullah gülen diðeri adnan oktar.firmalar bu krizde etkilendi ama bu site 8 yýldan beri reklam almadan varsa kaynaðý nedir?ülkeyi çokmu sevmek?zannetmem ýsýrmaya çalýþtýðýnýz lokma boðazýnýzda yumruk olur.unutmayýn çanakkale þehitliklerinde bingöllüsü vanlýsý siirtlisi hakkarilisi amasyalýsý artvinlis edirnelisi yozgatlýsý ve muðlalýlýsý yanyana yatýyor.ne oldu bizede baþýmýzda bunca sorun var?kürt sorunu varmýydý bu ülkede?100 yýllýk ingiliz planýna 500 yýllýk yahudi planýna kurban olduk.niçin orada ki doðal zenginlikler için site hazýrlamadýnýz.sýnýrýn öbür tarafýnda petrol varken niye bizde kapatýlmýþ kuyular var?bu ülke için site hazýrlayýn ve amacýnýz TÜRKÝYE olsun parça koparmak deðil.düne kadar dometesim kokulu idi buðdayým vardý arpam vardý hububatým bana yetiyordu ne oldu bize?satýla satýla yer býrakýlmadý ve ülkemde iç savaþ çýkarmaya niyeti olanlar kazanmaya baþladý.sizde yardým edin.ÜLKEMÝ SEVÝN KARDEÞÝM TÜRKÝYEYÝ SEVÝN. (adým cengiz yüksel takma adým yok ABDULLAH HARUN adý tamamen takma.adýný yazmaktan korkan insanýn kendi bedenine ihaneti sonsuzdur bence düzelmeye buradan baþla.kulaðýna üflenen kuranla konan adýný yaz ki senin ne kadar cesur olduðunu görsün bu ülke.ama yazmýyorsan birgün bingölizaro kentinde seni yönetici yapacaklarýný bekleme çünkü veren alana kadar vardýr aldýktan sonra ne seni tanýr nede ataný)



iBRAHiM MARDiNLi,
24 Ocak 2009, Cumartesi 15:30

ERGENEKON´a KIM MUHALEFET EDIYORSA,KIM ERGENEKON DAVASINI SULANDIRMA,BULANDIRMA ISINI ÜSTLENIYORSA BILIN KI BU ISLE ALAKALIDIR..ÖZELLIKLE CUNTACILAR!ÖZELLIKLE POSTAL YALAYANLAR,STATÜKOYU SAVUNANLAR,MILLETE HAKARET EDENLER,MILLETE "BIDON KAFALI","GÖBEGINI KASIYAN ADAM" DIYENLER..ENCÜMENİ DANİŞÇİLER..MILLETE TEPEDEN BAKIP,DEVLETIN ASIL SAHIBI KENDILERI OLDUGUNU DÜSÜNENLER(bazi emekli pasalar,kocamis gasteciler,Deniz Baykal ve o Ruhlular..)BU ERGENEKONUN BITMESI DEMEK,TÜRKIYE´nin GERCEKTEN AYAGA KALKMASI OLACAKTIR..



hande,
19 Ocak 2009, Pazartesi 07:36

Flaş flaş!!! peşpeşe çok önemli gelişmeler oluyor. jitemci albay kırca intihar etmiş. susturuldu resmen. karakutular susturuluyor. eski yargıtay 8. daire eski başkanı ünver susurluk davasının nasıl kapatıldığını açıklamış. peşpeşe önemli gelişmelere tanık oluyoruz. Türkiyemiz bağırsaklarını temizliyor. Geçmişe dair karanlık olaylara şahit olan herkes bir an önce Savcı Zekariya ÖZ'e gidip bildiklerini anlatsınlar. Temiz bir Türkiye için, yarınlarımız için, çocuklarımız için bu çok önemli...



sedat dalkılıç,
18 Ocak 2009, Pazar 16:21

Ergenekon savcısına tam destek.lütfen bitirene kadar uğraşın, yarı canlı kalmasınlar daha beter olurlar...



keko_azad,
18 Ocak 2009, Pazar 08:16

Turkiye de NATO ile birlikte kendi icinde zaten var olan derin devleti daha da guclendirdi..Ancak bu illegal olusum 90'li yillar da teror ile mucadele adi ile tum kamu kurum vr kuruluslarinda en ust duzeye kadar palazlandi...bu teror olusumlari tum pisiliklere bulastigi halde 90'li yillarda varliklari inkar edildi, yargilanmalari saglanmadi. Bunun tersine bilakis devlet tarafindan savunldu, siyasetciler tarafindan ise kahraman ilan edildiler...Bir nevi kendi freankestain'ini yaratmisti devlet..simdide olmwesini istiyor..ancak sakat bir oldurme yontemi ile...kurtlerin olum listesini cikaran ciller ve bu olum listesinde ki tum kurt aydini, gazetecisi, siyasetcisi, isadamlarini katleden Cillerin ekibi ve basinda bulunan Mehmet Agar hala ortalikta dolaniyor...kimse de bir sey sormuyor...Icisleri bakanliginda istifasini isteyen tansu cillere, istifam istenirse benim de soyleyecek bir cift sozum olur tehditi ne idi? o bir cift soz nedir kimse sormuyor..Adalet bakanliginda ise savci devlete sikayette bulunup soyle diyecekti:'' beni, ailemi ve meslektaslarimi adalet bakani mehmet agardan koruyun''..Ama kimse ya ne oluyor bir savciyi ustelik adalet bakanindan neden korumak gerekli diye dusunmedi..kimse de ustune gitmedi..Oysa Mehmet Agar 12 eylul sonrasinda emniyet mudurlugunden tutun da bu gune kadar bulundugu tum mevkiler de adi bir yerler de cikti .ilk MIT raporundan meclis raporlarina kadar hatta uluslararsi uyusturucu ticaretine kadar adi karisti ama kendisine dokunulmadi... Beni en iyi DGM'ler anlar dedi ama dgm de kendisini suclu buldu..ama hala bu sakat sorgulamaya dahi dahil edilmedi....adi altin harfler ile tarihe yazilmadigi icin ardindan goz yasi dokulen agar oldu, tum cinayetlerine tum kirli iliskilerine ragmen..



Abdullah Harun,
16 Ocak 2009, Cuma 05:08

Hala efsaneden söz eden kaldı mı? Emekli bir tuğgeneral cebinde sahte bir Ukrayna pasaportuyla, takip sonucu yakalanıyor… İşte bu noktaya geldik… Org. Şener Eruygur Jandarma Genel Komutanlığı zamanında Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış, Silopi'de "kaybolan iki Kürt vatandaş olayı"nda alay komutanı olan emekli bir tuğgeneral cebinde sahte bir Ukrayna pasaportuyla, takip sonucu yakalanıyor… İşte bu noktaya geldik… Kimse kimseyi la yüsel yani hatasız sorgulanamaz üstün görmesin. Herkes hata yapar. Öyleyse herkes için aynı kurallar geçerli. Beyazlar üstün siyahlar aşağılık devri bitmeli artık.



halil, heavy_metall_hardest@hotmail.com
15 Ocak 2009, Perşembe 12:40

kontrgerilla türkiyeni kuruluşundan beri olan bir birliktir bunu kimse yıkamaz susurluk olayı ergenekon 12 eylül darbesinin altında hep bunlar bulunuyo kurucularının kim olduğunu tam olarak bilinmiyor ve en başta kim var gene bilinmiyo beyin asla kendini ortaya çıkarmıyo ortada olanlar ölmeleri istenilen kimseler bu yüzden asla türkiyenin yakasını bırakmayacaklar



manofwoods,
1 Ocak 2009, Perşembe 08:24

DERİN DEVLET YOKTUR! Türkiye'de derin devlet gibi bir yapılanmaya gerek yoktur. Gerek yoktur çünkü böyle bir devlette zaten ihtiyaç da yoktur... Devlet zaten kontgerilla ya da derin devlet tipi yapılanmaların yapacağı herşeyi alenen yapmaktadır saklamaya gerek görmemektedir. Yoksa gizli bir yapı memur alıp bordro felan düzenlemez yahu... Derin devleti köşe bucakta aramayın sadece çevrenize bakın heryerde görebilirsiniz.... Dink cinayetine bakın, Şemdinli olaylarına bakın, Zirve katliamına bakın, daha öncelerine yani 1 Mayıs katliamlarına, Mumcu cinayetine kadar gidin ve oralardan bakın: hangi gizli yapılanma bu kadar açık bir şekilde cinayetler işler... Hangi derin devlet yapılanması sorgulamanın üzerini ve bağlantılarını örtmek için alenen işler yapar.... Derin devleti aramayın hiç bir yerde, önünüze bakın görürsünüz....



Abdullah Harun, aharun@gmx.net
28 Kasım 2008, Cuma 05:52

Susurluk kazası 1996 yılında oldu. Askeri kanadın, JİTEM'in varlığı ise 10 yıl sonra 2006 yılında tescil edildi. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi Şubat 2006'da Diyarbakır, Mardin ve Batman'da öldürme, kundaklama, bombalama eylemlerinden sanık 11 kişi hakkında görevsizlik kararı verip, dosyayı askeri mahkemeye yollarken şunları söylüyordu:

"Sanıkların suç tarihinde JİTEM görevlisi olduklarının anlaşıldığı, JİTEM'in jandarma istihbaratına bağlı olarak faaliyette bulunduğu, asker şahısların işlemiş oldukları suçlardan dolayı askeri mahkemede yargılanmasının gerektiği kanaatine varıldığı için…"

Ama oraya kadar… Daha ileri adım atmak mümkün olmadı… Susurluk'un askeri derinliği görüldü, ama o derinliğe inmek söz konusu olamadı… Bugün Ergenekon davası önemli ölçüde bu derinliği yargılıyor, "derin devletin iç hesaplaşmalarının, derin devletin kurumsal ayakları ve korunan kurumlarının izini sürüyor, sivil hizmetkarlarını ifşa ediyor"… Bu parçaları birleştiren tutkal ise "askeri"…

Dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk raporunun bir bölümünde şunlar yazar:

"Sn. Başbakan'a hiçbir açıklama yapmadan, MİT'in Yeşil hakkındaki tesbitlerini, olduğu gibi takdim etmekte fayda görülmüştür.

- (...) Şahıs, Tunceli J.Blg.Komutanlığı'nın emirleriyle ve anılan komutanlık adına, Nazimiye ve Ovacık bölgelerinde istihbari bilgiler toplayarak, güvenlik kuvvetleriyle birlikte uygulamalara katılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda bölgedeki vatandaşlar nezdinde deşifre olması nedeniyle, Jandarma Asayiş Komutanı tarafından Diyarbakır'a çekilmiştir (...)

- (...) 27.05.1992 tarihinde Muş ilinde güvenlik kuvvetlerince yakalanan 5 PKK mensubu, sorgu amacıyla Özel Harekât Şb. Md.'ne götürülmeleri sırasında adıgeçen tarafından öldürülmüşlerdir. Bingöl birimimizde görevli 2 personelin de adının geçtiği olayla ilgili olarak, 28.05.1995 tarihli Ahmet Yeşil adı, imzası ve "Asayiş Kolordu Komutanlığı Görevlisi" ibareli bir yazı bulunmaktadır (...)

Olay sonrası şahısla ilgili olarak intikal eden bilgilere göre, adıgeçen Bingöl birimimiz tarafından, Asayiş Kolordu K.Yrdc'nın da bulunduğu bir ortamda, Bingöl İl Jandarma Komutanı'nın makam odasında tanınmış ve anılanın (M.Yıldırım) para talebi üzerine Asayiş Kolordu K.Yrdc. tarafından para verilmesinin emredildiği hususu müşahede edilmiştir (...)

Adı geçen, 05.05.1992 tarihinde Muş Valisi, Emn.Md., İl Jan. K. ve Bingöl Blg. Md.'nün hazır bulunduğu İl Emniyet komisyonu toplantısına katılmıştır. Toplantıda Bingöl birimimizden yardım görmediğini ifade etmiştir. (...)

- 1994 yılı itibariyle Diyarbakır Cezaevi'nde tutuklu bulunan Muhsin Gül (Kod adı: Kekeç-Pepe-Metin,) 22.07.1994 - 16.08.1994 tarihleri arasında Diyarbakır Cinayet Büro Amirliği'nde verdiği ifadelerde Yeşil'le ilgili olarak;

Ankara Elmadağ İlçesi yakınlarında öldürülen Emekli Binbaşı Ahmet Cem Ersever'i Ahmet Demir (Yeşil), itirafçı (General Zinnar kod) Alaattin Kanat, (Mete kod) İbrahim Babat ile Hoca kod (ismi bilinmeyen) Antep şivesi ile konuşan gözlüklü 35 yaşlarında, kısa boylu şahısların öldürdüğünü, daha sonra Ersever'in arkadaşı Mustafa Deniz ve sevgilisi Neval Boz'un da aynı şekilde öldürülmelerini müteakip, adıgeçenlerin silahlarını Ankara Aydınlıkevler semtindeki jandarma istihbaratına bıraktıklarını ve otobüsle gidecekleri yerlere gönderildiklerini..." beyan etmiştir...

Rapor MİT'in, zikreden ise Başbakanlık Teftiş Kurulu… Tuncay Güney, MİT, Eymür, JİTEM tartışmalarına benzerliği şaşırtıcı… Buzdağı budur, altında ise malum derinliği ve tutkalıyla Ergenekon var… (Ali Bayramoğlu'nun Yeni Şafak'taki yazısı alıntılanmıştır. http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=28.11.2008&y=AliBayramoglu)



İbrahim Babat-devlet görevlisi,
25 Kasım 2008, Salı 04:06

Diyarbakır'a gittim. Burada Jitem çatısı altında illegal bir oluşuma gidildi. Diyarbakır ve çevresinde PKK ile ilişkili olduğundan şüphelendiğimiz hemen herkesi infaz etme yetkimiz vardı. Bu insanları yakalayıp suçu varsa tespit edip, adalete teslim etmek yerine fâili meçhul bir şekilde öldürmeyi bir yöntem olarak benimsemiştik. Bizden istenen buydu, bu tarzda tâlimat alıyorduk. Bu grup içersinde eski itirafçılardan Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Abdulkadir Aygan, Hayrettin Toka, Recep Tiriz, Adil Timurtaş ve eski TİKKO'cu Fatih adındaki kişiler vardı. Antalya'da örgüt tarafından öldürülen Numan kod (Salahattin Görgülü) adındaki kişi bizim grubumuzun istihbaratçısıydı. Örgütle ilişkilidir tarzında bize gösterdiği ve getirdiği kişilerin hepsini değişik dönem ve zamanlarda infaz ettik. Bismil'de benzinci Talat, Diyarbakır Bismil yol kavşağında bir vatandaşı aynı gerekçelerle infaz ettik. Batman'da iki kişiyi; birini evinden, diğerini evin önünden alarak Batman Silvan arasında infaz ettik. Yine Hazro'da bir vatandaş infaz edildi. Bu çalışmalar beş ay sürdü. Yine o dönemde Salahattin Görgülü'nün verdiği istihbarat doğrultusunda bir şahsı Celil kod Aytekin Özel binbaşıyla Abdülkadir Aygan birlikte gidip infaz ettiler...



İbrahim Babat-devlet görevlisi,
25 Kasım 2008, Salı 03:59

Cem Ersever, ben, Abdülkadir Aygan ve diğer itirafçılar oturur sohbet ederdik. Cem yarın iş var, hadi bir örgüt kuralım derdi. İsim bulma yarışması başlardı. Biri Demir Yumruk derdi, biri TİT derdi, filan. Eylemden sonra arkamızda hangi örgütün imzasını bırakacağımıza böyle karar verirdik. Çok eğlenceli olurdu, çok gülerdik. Bu devletin bana diyet borcu var. Ben devlet için bunca adam öldürdüm, kimse hesap sormadı. Bir eski PKK'lının bacağına iki kurşun sıktım diye 17 sene 6 ay ceza verdiler. Bu adalet mi? Diyarbakır - Bismil yolu üzerinde öldürdüğümüz Zinar kod adlı PKK'lının üzerine bıraktığımız (İslami Demiryumruk B) imzası infaz timimizin ne kadar üretken olduğuna en somut bir göstergeydi. 1990 yılında Yeni Ülke gazetesini kundaklayıp yaktıktan sonra etrafa Hizbullah afişleri asmıştık. Olay basına Hizbullah'ın işi olarak yansıyınca çok gülmüştük.



+,
24 Eylül 2008, Çarşamba 05:51

bence var kurtlar vadisi dizisi zaten herşeyi açıkça ortaya koyuyor



Abdullah Harun, aharun@gmx.net
27 Temmuz 2008, Pazar 05:20

Ergenekon Savcısı Z.Öz: NATO'nun komünizmle mücadele amacıyla birçok ülkede kurduğu bu örgütler zaman içerisinde amaçları dışına çıkmış ve bir kısım kişilerin kendi ideolojilerini gerçekleştirmek için kullandıkları birer terör örgütüne dönüşmüşlerdir.

Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz'ün hazırladığı iddianame adeta manifesto niteliği taşıyor. Savcı, Türkiye'nin sadece birkaç yılda yaşadığı süreci değil yakın tarihini aydınlatacak belge ve bilgilere yer verirken, örgüte yönelik önemli tespit ve değerlendirmelerde bulunuyor.

Öz, İtalya'daki gibi Temiz Eller operasyonu yapılmadan hukuk devleti olunamayacağının altını çiziyor. Ergenekon'un ülkeyi yıllardır terör ve mafya cennetine dönüştürdüğünü vurgularken, 1996'daki Susurluk kazasına dikkat çekiyor. O dönemde örgüte yaklaşıldığını ancak gizli, profesyonel ve hücre yapılanmalarının deşifreyi engellediğini kaydeden Savcı Öz, şu tespitlerde bulunuyor: "20. yüzyılın sonlarına doğru meydana gelen bir kaza ile ülkemizdeki bu kanlı örgütün kapıları kısmen de olsa aralanmıştır. Fakat örgütün o dönemdeki etkinliği ve gücü nedeniyle sadece buz dağının görünen yüzü aydınlatılmış ve örgüt, karanlık eylemlerine devam etmiştir."

Savcı iddianamede ayrıca, NATO'nun komünizmle mücadele amacıyla birçok ülkede kurduğu bu örgütlerin zaman içerisinde amaçları dışına çıktığını ve bir kısım kişilerin kendi ideolojilerini gerçekleştirmek için kullandıkları birer terör örgütüne dönüştüklerini anlatıyor.

Savcı Zekeriya Öz, "Dünyadaki birçok ülke, İtalya örneğinde olduğu gibi bu oluşumlarla gerekli mücadeleyi yapmış ve bunu başardıklarında 'hukuk devleti' olabilmişlerdir. Ergenekon terör örgütü, vatandaşların huzurlu ve güvenli bir yaşam sürmesini sağlayacak olan 'hukuk devleti' olmanın önünde daima bir engel teşkil etmiştir." diyor.
Ergenekon üyelerinin, devlet kurumlarında ciddi bir şekilde irtibatlarının olduğu, bu nedenle örgüte yönelik başlatılan bir çalışmayı anında öğrendiklerini belirten savcı Öz, kendilerine yönelik çalışma yapan kişi ya da kurumları yıpratmak, yıldırmak ve baskı altına almak için anında örgütün her türlü imkan ve taktiklerini seferber ettiğinin görüldüğünü kaydediyor. "Ne yazık ki, Ergenekon terör örgütü uzun yıllardır sürdürdüğü faaliyetlerle ülkemizin bir mafya ve terör cennetine dönüşmesine neden olmuştur." diyen savcı, bazen bir mafya liderinin yaptığı eylem ve açıklamalarla hükümetlerin düşürülebildiğini, bazen de bir terör örgütünün gerçekleştirdiği eylemlerle ciddi kaosların yaşandığı ülke olunmasına sebebiyet verdiğini aktarıyor.

Ergenekon terör örgütünün 1999'dan daha eski yıllardan beri faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydeden Öz, üst düzey yöneticilerin özellikle devlet kadrolarında çalıştıkları sırada edindikleri tecrübeler ışığında illegal olarak bu örgütün faaliyetlerini sürdürdüklerinin belirlendiğini ifade ediyor. Savcı, özellikle Susurluk kazası olarak bilinen olaydan sonra meydana çıkartılan illegal yapılanma üyelerinin bir kısmının devletin üst düzey birimlerinde görev yapmış görevli şahıslar olması ve bu şahısların birçoğunun 'Susurluk Çetesi' olarak bilinen davada ceza alıp mahkum olmalarının da oldukça anlamlı olduğuna dikkat çekiyor. Savcı Öz, toplumsal desteğe karşın bu örgütün deşifre edilememesine gerekçe olarak da, yapılanmanın devlet kurumları içindeki uzantılarının güçlü olması ile oluşumun derinliği ve etkinliğini gösteriyor. Şüpheli Veli Küçük'ün adı birçok yerde geçmesine rağmen hakkında herhangi bir işlem yapılamadığına da vurgu yapıyor. (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=718951&title=ergenekonun-kapisini-susurluk-araladi)



Hasan Cemal - Moderatör,
25 Temmuz 2008, Cuma 18:28

Ergenekon İddianamesi'nden: Ümit Sayın, "Atabeyler Grubu, 300 Özel Kuvvetler Komutanlığı gerilla mangasından sadece birisi." Ergenekon iddianamesinde yer alan bilgiye göre Ümit Sayın'ın Halil Behiç Gürcihan'a gönderdiği mailde, Atabeyler grubunun Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisinde bulunan 300 den fazla gerilla eğitim mangasından biri olduğu belirtiliyor.

Gürcihan'ın dizüstü bilgisayarında yer alan bir dosyada ise bazı milletvekillerine ait kişisel bilgilerin bulunduğu, vekillerin siyasi, felsefi veya ırki kökenlerine ilişkin kayıtlar tutulduğu belirtiliyor. Bilgisayardaki bir diğer dosyada örgütün, Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi olayının intikamını almak üzere 3 yıl sürecek "Operasyon Kırıkay" adıyla gizli bir çalışma planladığı bilgisine yer veriliyor. (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=718586&title=umit-sayin-300-gerilladan-sadece-birisi)



Recep Yavuz,
24 Temmuz 2008, Perşembe 02:17

Normal şartlarda bir araya gelmeleri mümkün olmayan insanların, 'ulusalcılık' adı altında aynı eylemde görev aldıklarını görüyoruz. Doğu Perinçek'in oğlu Mehmet ile eski Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz eylem birliği yapabiliyor örneğin. Hatırlanacak olursa bu buluşmayı sağlayan isim Veli Küçük'tü. Dünkü operasyonda gözaltına alınanları da bu çerçevede değerlendirmek mümkün. Dinî motifli bir yapıda bulunan kişiler, Maocu isimlerle aynı amaçla birlikte olabiliyor. Ergenekon'a masal muamelesi yapanlar, meseleyi sulandırmak için 'Bunlar farklı dünyaların insanları, nasıl bir araya gelebilir?' şeklinde soru yöneltebilir. Bu soruyu cevaplamak için Perinçek grubunun konjonktürel dönüş manevralarından başlamak gerekiyor. Mesela, Perinçek'in teröristbaşı Abdullah Öcalan'a gül veren fotoğrafı hâlâ hafızalarda. Perinçek bir dönem, Kıbrıs'taki Türk askerini 'işgalci' olarak nitelendirebiliyordu. Aynı Perinçek, AK Parti iktidarından sonra İP'in programını yeniden yazdı. Yaptığı din vurgusu aylarca gazetelerde tartışma konusu oldu.



Abdullah Harun, aharun@gmx.net
3 Temmuz 2008, Perşembe 07:51

Ergenekoncular, Türkiye’yi Batı’dan koparmaya çalışan ancak başaramayan 1971’deki cuntanın devamı… Son Ergenekon operasyonları için yapılan yorumlarda, Ergenekon olayının perde gerisinin bence en ilginç ve yerinde açıklamasını, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi yapmış: Türkiye’yi Batı’dan koparmaya çalışan ancak başaramayan 1971’deki cuntanın devamı…(2 Temmuz 2008, http://www.bugun.com.tr/haber_detay.asp?haberID=30826) Yakalananlara bakınca, ortak özelliklerinin batı karşıtı baas tipi bir örgütlenme yapısını savunan kişiler olmasıdır, örneğin İlhan Selçuk. Bazılarının ideolojileri farklı bile olsa aynı potada buluştukları biliniyordu, örneğin Veli Küçük ile Doğu Perinçek. Apo’nun elini sıktıktan sonra gelip Ergenekoncuların elini sıkıyor. Al gülüm ver gülüm. Kurtlar Konseyi, pardon "Ergenekon Konseyi" nasıl da gerçekmiş!

Bu kesim, Batı ile bağların koparılarak Rusya, İran, Çin, Hindistan vesaire gibi ülkelerle ittifaklar kurulması gerektiğini savunuyorlardı. Bunu benim tespitlerime göre ilk defa, 9 Mart 2002’de eski MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç dile getirmiş ve kamuoyunu şok etmişti: 'Türkiye, AB'ye karşı Rusya ve İran'la yeni arayışa yönelmeli'.(3 Eylül 2002, http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2002/03/09/guncel/guncel1.html) Mao’cu Doğu Perinçek, bir toplantıda bol bol manüplasyon yapmış, "bizim tarih kitaplarımızda Atatürk’ün resmi artık yok, bakın elimdeki tarih kitabına Çin’de Mao ile Atatürk’ün resmi yan yana duruyor. TSK ne yapıyor, uyuyor mu" sözleriyle yanında oturan Tuncer Kılıç paşayı tahrik etmeye çalışmıştı.(24 Haziran 2006, http://www.bilgibeykoz.net/default.aspx?pid=18452&nid=16756) Yakın zamanda yapılan Cumhuriyet yürüyüşlerinden birinde lenin ile Atatürk’ün fotoğraflarının yan yana taşındığını da hatırlayabiliriz.(3 Temmuz 2008, http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=650017)

Sonuçta düşünebiliyor musunuz Atatürk Batı uygarlığını ve demokrasisini ulaşılması gereken hedef göstermişken, ülke yönetimini kayıtsız şartsız milletine vermişken, bunlar tersini göstermeye cesaret edebiliyorlar. Şaşırtıcı bir durum. Öyle mi?!? Aslında değil. İsmet İnönü’nün komünizme yakınlığı bilinen bir şeydi. Milli şef döneminde Baas tipi bir örgütlenmeyle Atatürkçülüğün ardına sığınarak ülkede tam bir terör estirmemişler miydi?

Anlaşılıyor ki aynı kadroların uzantıları devrede olmaya devam etmiş ve şimdi onlar tasfiye ediliyor, ve de muhtemelen tespit edilebilen çok ufak bir bölümü. 1971’deki ordu içi mücadele sonrası solcu cuntanın tasfiyesinin benzer bir versiyonunu yaşıyoruz. Ordu bunun için operasyonlara destek veriyor olmalı şüphesiz. Tek farkı şimdiki tasfiyeyi yapanların demokrasi taraftarı halk olması. Bunda kesinlikle şüphe yok. İstedikleri kadar buna kulp taksınlar saptırmaya çalışsınlar. İnsanların gözü kör değil, her şey ayan beyan ortada.

Bir de demezler mi, "Ergenekon operasyonları AKP’nin kapatılma rövanşıymış." Yuh yani! Bu doğru olamaz. Çünkü Ergenekon operasyonları AKP kapatılma davasından uzun zaman önce başladı. Eğer illa bir şey söylenecekse, herhalde kapatma davasının Ergenekoncuları koruma amaçlı olduğu söylenebilir. Baktılar ki iş yukarı tırmanıyor, belki feda edilemeyecek konumdakiler, kilit kadrolardakiler deşifre olacak, baktılar ki muhtıralar korkutmuyor, halkın oyu da gittikçe artıyor, "ya şimdi ya hiçbir zaman!" demiş olmalılar. Apar topar açılan bir dava. İddianame bile alelacele hazırlanmış, besbelli.

Sonuç olarak güzel gelişmeler oluyor, olması gereken gelişmeler. Gerçek Atatürkçüler de bu baasçılardan rahatsızdı. İstiklal marşını söylemek yerine 10.yıl marşını tercih edenlerden nasıl rahatsız olmasınlar.

BEN SORUŞTURMANIN VE GÖZALTILARIN DEVAM EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. TABİ BU ARADA BEKLENMEDİK BAZI GELİŞMELER DE OLABİLİR. AMA POLİS İSTİHBARATINA GÜVENİYORUM. ALLAH HALKIMIZIN YARDIMCISI OLSUN!



Abdullah Harun, aharun@gmx.net
18 Haziran 2008, Çarşamba 05:02

Kontrgerilla örgütü çok gizli hatta süper gizli bir yapılanma olarak düşünülebilir. Ama ülkemizde yaşananlara bakıldığında özellikle son zamanlarda onun gittikçe kendini gösterdiği görülmektedir. Eylemleriyle örgütlenmesiyle taktikleriyle gittikçe deşifre olmaktadır. Hatta öyleki örneğin ergenekon operasyonunda olduğu gibi bazı basın ve kişiler onu görmezden gelmekte neredeyse bu örgütlenmeyi ulusalcılık kemalistlik adı altında savunmaktadırlar. Adamlar açıkça ölme ve öldürme yemini ediyor, bunu da kuvvacı kılıfına giydiriyorlar. Kontrgerilla yapılanmasında en önemli rolü şüphesiz medya üstlenmektedir. Yapılan adilikleri tersyüz edip topluma cici göstermek için kontrgerilla medyası daha önce olmadığı kadar bugün en büyük mücadeleyi vermektedir. Bir nevi ölüm kalım savaşıdır onlar için bu. Türkiye hakikaten bir kırılma noktasına gidiyor. Bir ayrışma yaşanıyor. Kontrgerilla, statükocuları korumak için her yöntemi denemekte. Bu ahtapotun medya kolu çok açık şekilde halka karşı zihin karıştırma mücadelesi veriyor. Emre Aköz'ün aşağıdaki satırları dağınık görünen bir çok ayrıntıyı biraraya getirip kontrgerilla medyasını görünür kıldığı için önemli:

"..Mekanizma şöyle işlemiştir: 1) Doğan Grubu yöneticileri, Ocak 2004'te yaptıkları gibi, darbe yapmaya hazırlananlarla masaya oturdu. O zaman anlaşamamışlardı. Bu kez mutabık kaldılar. (Medya desteği karşılığı ne alacaklarını bilmiyorum.)
2) Pazarlık 2006 sonbaharında yapılmış olabilir. Ancak 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra tazelendiğini sanıyorum.
3) İşbölümüne göre, Doğan Grubu öncelikle Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığını engelleyecekti. Çok uğraştılar. " Şövalyelik yap, aday olma " bile dediler. Eşine terbiyesizlikler ettiler.
4) Başaramayınca yeni bir strateji belirlendi: Kutuplaşma atmosferi hazırlanacaktı. ' Ilımlı İslam geliyor', ' Malezya mı olacağız', ' Mahalle baskısı var', ' Başımı zorla örtmelerinden korkuyorum' türü kampanyalar düzenlediler. Gerçekte karşılığı olmayan bu konuları, kavramları, incir çekirdeğini doldurmayacak sorunları TV'de ( Kanal D, Star, CNN Türk ) tartıştırdılar. ( Kıyaslayın: Ergenekon çetesine ise değinmediler. Her konuda bir ton lafı olan Hürriyet yazarları, Ergenekon'u kelime olarak dahi yazılarında niye geçirmedi?)
5) Çamur atma, kişiliğe saldırma gibi pis işlerini ise zaten dirsek temasında oldukları, daha sonra da satın aldıkları Vatan gazetesine yaptırdılar.
6) Başsavcı kapatma davasını açtıktan sonra da, " Kadehle rakı satmak yasaklanıyor " türü gülünç ötesi haberlerle gaz vermeyi sürdürdüler.
7) Bu süreçte Hürriyet, Milliyet ve Vatan arasında sadece derece farkı vardı. Aslında hepsi birer ' Pop Cumhuriyet' haline gelmişti.
8) Radikal ise kararsızdı. Kah darbeye omuz veriyor, kah Ergenekon'dan ya da demokrasiden söz ederek darbecileri köstekliyordu. Ama belli ki net bir uyarıyla Radikal'i de hizaya soktular. Manşetlerdeki savrulmayı engellediler.
9) Böylece darbeci medya cephesi tahkim edilmiş, aynı anda ateş eder hale getirilmiş oldu.
Velhasıl: Darbe süreçlerinde Hürriyet, Cumhuriyetleşirken; Radikal de Hürriyetleşiyor."
Emre Aköz, Sabah, 18 Haziran 2008, http://www.sabah.com.tr/2008/06/18/akoz.html




Süleyman Uras, suleymanu_1981@yahoo.com
17 Haziran 2008, Salı 04:25

Kontragerillanın varlığına bir delil de son zamanlarda bazı basının ergenekon darbe gibi haberleri görmezden gelişi olabilirmi? Emre Aköz'ün yazısını okuyunca birden bunu düşündüm. Anayasa mahkemesi üyesi Paksüt ile Karakuvvetleri komutanı Başbuğ'un 1,5 saatlik gizli görüşmesini şöyle işlemiş Aköz: 'Haysiyet dağının zirvesine tırmananlar ise Paksüt-Başbuğ buluşması için sanki 'normal, olağan, sıradan' bir olaymış gibi, 'Canım ne var bunda' diyenler. Diyebilenler. Paksüt ve Başbuğ'un devlet içindeki konumlarının önemini bir yana bırakıyorum. (O düzeydeki insanların yaptıkları ve söyledikleri hemen her şey haberdir. Hele bugünlerde!) Buluşmanın şekli bile haysiyetli arkadaşlarımızı harekete geçiremiyor: Bir saat 15 dakika süren görüşmede Genelkurmay'daki güvenlik kameralarının kapatılması ve komuta katının boşaltılması da gayet 'normal, olağan, sıradan' bir durummuş. 'Canım ne var bunda?' Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörünü herkesten önce öğrenmek için pantolonlarının ağını yırtanların ya da Erdoğan ile Büyükanıt'ın Dolmabahçe görüşmesinin içeriğini öğrenebilmek için küçük parmaklarını feda etmeye hazır olanların, Paksüt ile Başbuğ'un ne yaptığını merak etmemesi size tuhaf mı geliyor? Hayır, hayır; tuhaf bulmayın. Açığı, kapalısı, yarımı, çeyreği, postmoderni ya da yargısalı fark etmez. Onlar daima darbeden yana olmuştur; elbette sadece ve sadece haysiyet gereği.' Emre Aköz arkadaşımızı bu yazısından ötürü kutluyorum. Emre Aköz,Sabah, 17 Haziran 2008, Yazının linki: http://www.sabah.com.tr/2008/06/17/akoz.html



Abdullah Harun,
16 Haziran 2008, Pazartesi 05:34

Darbe günlüklerini yayınlayan gazeteci Alper Görmüş delil yetersizliğinden beraat etmiş ama elindeki darbe günlüklerinin doğruluğu mahkemece araştırılmadan olay adeta kapatılmıştı. Ama büyük bir başka cesaret örneği olarak aynı mahkemenin savcısı olayın kapatılmasına tepki gösterip mahkemenin devamı için dilekçe verdi ve darbecilerle onların arkasındaki güçlerin moralini bozdu. Şemdinli mahkumlarını soruşturan cesur savcı Ferhat Sarıkaya, mahkumları cezalandıran cesur Van mahkemesi üyeleri, Ergenekon olayını şu ana kadar istikrarla soruşturan cesur savcı Zekeriya Öz ve şimdi darbe günlükleri olayının örtbas edilmesine razı olmayan cesur savcı Süleyman Aydın. 'darbe günlükleri'ni yayınlayan alper görmüş suçsuzsa birisi suçlu!' diyerek mahkeme kararını eleştirerek kamu adına davanın devam ettirilmesini istedi. Hakikaten Türkiye’de güzel gelişmeler oluyor. Olumsuz gelişmeler de oluyor şüphesiz ama onlar geri çekilenlerin gittikçe zayıflayan beyhude çırpınışları. Millet, kendi iradesine sahip çıkmanın anlamını kavradı ve gittikçe artan bir ivmeyle bunu yapıyor. Üniversiteler’de yargıda orduda vb.de çeteler var şüphesiz. Bunların derdi Atatürkçülük değil, kendi menfaatleri. Birbirlerinin pisliklerini örterek güya devlet yönetiyorlardı. 2002 seçimleri öncesini düşünün. “Memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içindeydiler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, Irak-Romanya-Rusya-Çin vb. gibi ülkelerdeki azınlıkçı baasçı müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit etmişlerdi. Millet, fakrü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüştü.” Ne millet onların umurunda ne de Atatürkçülük. Baasçı inönü dönemini Atatürkçülük diye yutturuyor, Atilla Yayla gibi bir öğretim görevlisi eleştirmeye kalksa hemen Gelileo gibi aforoz edip bastırmaya çalışıyorlar. Gerçekler birgün ortaya çıkar, eğer sakladığınız bir şey yoksa kendinize güveniyorsanız tartışmaktan korkmazsınız. İnanın gerçekten de milletin derdi onların derdi değil, Atatürkçülük de değil. Adam bir anayasa kitabı fırlatıyor olan halka oluyordu. Yandaşı basın ise “adam ne mübarek, kırmızı ışıkta duruyor” diye göz boyuyor gerçekleri çarpıtıyordu. Halkın seçtikleri yasa yapıyor o ise veto ediyordu. Halkın oyuyla iktidar olamayanlar çetelerini kullanarak bunu yapmaya çalışıyorlar. Bunlar Ferhat Sarıkaya’yı savcılıktan atıyor, Van mahkemesinin Şemdinli çetecilerini mahkum eden kararlarını inanılmaz desteksiz bir gerekçeyle reddediyor ve mahkemeyi başka yere aldırıyor, darbe günlüklerini resmen örtbas etmeye çalışıyorlar. Yine inanılmaz bir yıllar öncesi jargonuyla (diliyle) yazdıkları, kin ve nefret saçan, gazete küpürleriyle doldurdukları iddianameyle halka meydan okuyorlar ve sen seçersen ben de seçtiklerine böyle yaparım diyorlar. Ama emin olun, kesinlikle emin olun ki, bu hamlelerinin hesapladıkları sonucu getireceğinden emin değiller, korkuyorlar.



Hasan Cemal - Moderatör,
12 Haziran 2008, Perşembe 04:06

Kontrgerilla'nın varlığını gösteren en önemli deliller 2003 yılından beri yaşanan TBMM iradesine yönelik darbe sürecinde açığa çıkan toplumsal kışkırtma hareketleridir. Eylemleriyle örgütlenmesiyle kontrgerilla hergün daha fazla açığa çıkmakta, gittikçe hırçınlaşmakta, pervasızlaşmakta, daha açık oynamaktadır. Sarıkız-ayışığı darbe hazırlıkları, darbe günlükleri soruşturmasının kapatılmaya çalışılması, askerlerin 27 nisan muhtırası, Şemdinli olayında ve Atabeyler gibi yakalanan birçok çeteler içinde askerlerin bulunması, anayasa mahkemesinin cumhurbaşkanlığı seçimi ve başörtüsü özgürlüğü konusunda halkı yok sayan inanılmaz rezil tavrı, Şemdinli savcısının başına gelenler ve davanın düşürülmesi için girişimler, cumhuriyet gazetesi ve danıştaya yapılan provokatif saldırılar, cumhuriyet yürüyüşleri, ulusalcıların öldürmeye yemin töreni, YÖK başkanı ve bazı rektörlerin meclis iradesine direnmesi, danıştay'ın 27 mayıs idamlarını övmesi, Danıştay ve diğer bazı yargı kurumlarının hükümeti zor durumda bırakmayı amaçlayan kararları, vesaire vesaire gibi ayrıntılar kontrgerillaya ışık tutmakta.

Bir yandan Ergenekon “bombalamalarla, suikastlarla” eylemlerini sürdürüyor, bir yandan bazı siyasilerle, bazı gazeteler “laiklik elden gidiyor” diye bağırarak ortamı hazırlamaya uğraşıyor, bir yandan da askerî muhtıralarla karşılaşıyoruz. Çok ilginç bir “kombinasyon” değil mi? Siyasi iktidar, neyle karşılaştığını fark edip “halka” sığınıyor. Gidebileceği başka bir yer yok zaten. Seçimler, “darbeciler, muhtıracılar ve şakşakçılar” için büyük bir hezimet oluyor. Eğer iktidar, bunun hemen arkasından büyük bir “özgürlük” paketi açsa, yeni bir anayasa hazırlasa, Avrupa Birliği yolunda ciddi adımlar atsa “darbecilik” o seçimle bir daha dirilmemek üzere bitmiş olacak ama... İktidar, “kurnazlık” yapmaya çalışıyor. “Arkamda büyük bir destek var, özgürlükleri genişletmeyeyim, devletle iyi geçinip iktidarımı sürdüreyim” diyor. Ve, belki de en büyük hatasını yapıyor. “Darbeciler” kendileri için iyi bir ortam hazırlandığını hissediyorlar. O sırada, iktidar da “diğer özgürlükleri” bir yana bırakıp “türban özgürlüğüne” abanınca darbecilere gün doğuyor. AKP’nin niyetlerinden “samimi” olarak korkan kitlenin kuşkularını iyice besleyerek yeniden harekete geçiyorlar. Bir gerginlik ve korku ortamı yaratılıyor. Ardından “türban” değişikliğinin iptal edilmesi ve AKP’nin kapatılması için davalar açılıyor. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’yı açıkça ve fütursuzca çiğneyerek “türban yasasını” iptal ediyor. Anayasa Mahkemesi’nin bile gözünü bu kadar kararttığını görünce hem iktidar partisi hem de CHP dışındaki diğer partiler durumun “vahametini” anlıyorlar. Ve, dün Parlamento’daki dört partiden üçü sert açıklamalarla Anayasa Mahkemesi’ne, “geri çekil,” diyorlar, “hukukun sınırlarının içine dön”. Mahkeme “hukuka” döner mi, hayır! Üyelerden 9’u kontrgerilla mensubu olduğuna göre hayır dönmez! Hukuku unutmuş gibi gözüküyorlar. Ama saflar keskinleşiyor. Bir yanda, ardına “halkı” almış siyasiler, bir yanda ardına Ergenekon’u, darbecileri, “hukuksuzları” almış olan “halk karşıtı” cephe. Bundan sonra bu dövüş, bir taraf kesinkes teslim olmadan bitmez. Ya halkı temsil edenler teslim olacak, ya hukuksuzlar. Ama biri teslim olacak.



Recep Taşkın - Moderatör (Vedat Bilgin),
17 Nisan 2008, Perşembe 04:33

MHP'li Vedat Bilgin: "MHP, Türkiye'den endişeli. Çünkü Türkiye'nin dışarıdan müdahalelere çok açık bir yapısı var. Ulusalcılık adı altında demokrasiye karşı siyasal bir akım var. Köklü bir Baasçı hareket var bu ülkede. Bu Baasçı hareketin yabancı istihbarat servisleriyle ilişkisi çok açık değil. Ordunun içinde cuntaları kışkırtan bir hareket bu. Bu tür oluşumların son örnekleri de Nokta Dergisi'nin son sayısında yayınlanmıştı. Milliyetçilerin burada yapması gereken şey, Türkiye'de demokrasiyi, sivil toplumu, sivil hareketi savunmak. Ülkenin sorunlarını seçilmiş insanların Meclis'te çözeceğine inanmak... CHP, laikliği, özgürlüklere müdahale etme aracına dönüştürdü. CHP bugün de anti-demokratik bir çizgide... 12 Eylül rejimi uydurma bir dosya hazırladı. MHP'yi sabıkalı hale getirdi. Cinayetlerde ismi geçenler yıllar sonra nerelerde ortaya çıktılar gördük. Soldan da sağdan da cinayet işleyenler bunu sol yada milliyetçilik için yapmadılar. Bunlar Gladio'nun devşirdiği adamlardı. Böyle bir yapı herhangi bir ülkü ocağına adamını yerleştirebilir mi, yerleştiremez mi? sorulması gereken budur. NATO ülkeleri arasında bir tek Türkiye'de hala Gladio tasyfiye edilmedi... (Gelişen) Orta sınıfların çoğul yapısı 2025'e kadar Türkiye'yi demokratikleştirecek. Bürokratik, gerici, devletçi tavır tasfiye olacak." (MHP'nin Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Başkan Devlet Bahçeli'nin Başdanışmanı, Gazi Üniversitesi hocalarından Doç. Vedat Bilgin ile Neşe Düzel'in röportajı, Taraf, 14 Nisan 2008, http://www.haber10.com/makale/11036)



Abdullah Harun, aharun@gmx.net
10 Nisan 2008, Perşembe 07:12

Bir şey istedi Yargıtay Başkanı, Başsavcısı ve bir Anayasa Mahkemesi üyesi, orası çok önemli. 'Siz' dediler, 'Siz bizim her şeyimizle, kitle desteğini, halk desteğini, toplum desteğini oluşturmanız gerekiyor.' Bunu söylediler...

Yargıtay başsavcısı tarafından Ak Parti’ye laiklik karşıtlığı suçlamasıyla kapatma davası açılması sonrası provokasyonlar inanılmaz bir hız kazandı. Örneğin;
- Özellikle Milliyet gazetesinin, 'AKP kapatma davasına ek delil olsun diye başsavcı için milliyet delil mi topluyor?' dedirtecek şekilde başörtülü çocuk görüntüsü yakalama gayretine girmesi
- Kışkırtma olduğu çok belli şekilde, Akdeniz üniversitesinde dışarıdan gelmiş silahlı militanların iki grup arasında olay çıkartma ve tırmandırma gayreti, AKP karşıtı rektörün dikkat çekici ihmali
- Maltepe Küçükyalı'daki İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin kapısına bomba bırakılması
- İstanbul Cerrahpaşa'da bir çocuğa yola el bombası attırılması
- Cumhuriyet gazetesine yapılan molotoflu saldırı ve bu saldırıda çocukların kullanılması
- Kadıköy'deki “Mc Donald's”ın önüne bomba bırakılması
- Esenler Otogarı'nda bir yazıhane emanetindeki çantadan el bombaları ve mermilerin çıkması, el bombalarının Ağrı'daki Hizbullah ve Ümraniye'deki Ergenekon operasyonlarında bulunan el bombalarıyla aynı seriden olduğunun tespit edilmesi

Yaklaşık bir ay önce yapıldığı emniyet teknik takibine yakalanan bir telefon görüşmesinde Perinçek'i 68'liler Birliği Vakfı Genel Sekreteri Merdan Aslan arıyor. Aslan, STK'lar olarak Yargıtay Başkanı, Yargıtay Başsavcısı ve bir Anayasa Mahkemesi üyesiyle görüşmeler yaptıklarını, bu isimlerin Cumhuriyet konusunda tavizleri olmadığını söylüyor .. Sabah Gazetesi'nin haberine göre, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul İl Başkanı Erkan Önsel ile 68'liler Birliği Vakfı Genel Sekreteri Merdan Aslan arasında telefon görüşmesindeki ilginç diyaloglar dikkat çekti. Önsel ve Aslan 13 Şubat 2008 günü saat 17.51'de Perinçek'i telefonla arayarak Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcisi olarak 5-6 kişilik bir heyetle Yargıtay Başkanı, Yargıtay Başsavcısı ve bir Anayasa Mahkemesi üyesiyle yaptıkları görüşme hakkında bilgi verdiler. Diyalog şöyle:
Aslan: Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısı toplantıdan çıkamadı. Onunla görüşemedik. Selma Hanım ile görüştük.
Perinçek: Üye mi?
Aslan: Üye evet... Ondan sonra Yargıtay Başsavcısı ile Yargıtay Başkanı ile görüştük. Hasan Gerçeker. Geçen gün seçildi. Son derece kararlılar. Cumhuriyet meselesinde hiç de tavizleri yok.

Bir şey istediler orası çok önemli. 'Siz' dediler, 'Siz bizim her şeyimizle, kitle desteğini, halk desteğini, toplum desteğini oluşturmanız gerekiyor.' Bunu söylediler.

Anlaşılıyor ki kontrgerilla-ergenekon ahtapotunun kolları istenen halk desteğini sağlamak için toplumu provokasyonlarla korkutma yolunu seçmiş tam gaz yoluna devam ediyor. Ediyor da bu çağda hala aynı numaralar tutar mı acaba?

1990 yılı sonunda İtalya'da patlak veren Gladio-Kontrgerilla skandalı ile ABD/CIA öncülüğünde tüm NATO ülkelerinde kurulduğu o ülke yetkililerince de itiraf edilen komünist karşıtı resmi fakat gizli kontrgerilla örgütlerinden bizim ülkemizde olanı, Başbakanken Ecevit tarafından ortaya çıkarılmış ama üstüne fazla gidilmeyip örtbas edilmişti. Bu örgütün bir önemli taktiği, komünistleri halkın gözünden düşürüp çekiciliklerini gidermek ve öcü göstermek için sahte operasyonlar düzenlemekti. Bunun için İtalya'da birkaç bombalama eylemi düzenlendi ve komünistler suçlandı. Sonuçta başardılar da... Komünizm yıkıldıktan sonra hedefleri artık İslam'dı. 90 yılı içinde peşpeşe gelen ve dört taneye ulaşan laiklik cinayetleri, Gladio skandalı patlayınca durdu uzun süre. Bu da dikkati çekmişti... Bunlar unutulacak şeyler değil. Ama unutulmasını uman birileri var...

O yıllardan bu yana halkımız iletişimin müthiş gelişmesiyle de kontrgerilla taktiklerine karşı çok şükür bağışıklık kazandı. Son birkaç yıldır yine sırıtan kontrgerilla provokasyonları yaşıyoruz. Birileri gündemden düşmeyi hazmedemiyor galiba. Şu adamlara geçinebileceklerinden fazla maaşla, masa başında iş yapmadan pinekleyip tavla okey falan oynayabilecekleri işler verin de yakamızı rahat bıraksınlar. Ben razıyım vergilerimle maaşlarının ödenmesine.

Aynı senaryoları bıktırıcı şekilde tekrar etmeye çalışıyorlar. İnandırıcı olmak için senaryolarında lütfen az da olsa değişiklik yapsınlar. O birilerine tavsiyemiz. Aynı filmi devamlı seyretmek bıktırsa da biz bıkmayacağız inatla!...(Abdullah Harun)



Recep Taşkın - Moderatör (Ergun Babahan - Sabah),
9 Nisan 2008, Çarşamba 03:32

Ergenekon kimilerinin özenle küçüksemeye çalıştığı önemli bir oluşum. Şu anda su yüzüne çıkan bölümü aysbergin sadece ucu, aslında çok derin ve karmaşık bir yapılanma. Türkiye'de bugün tanık olduğumuz gelişmelerin 2003'ten itibaren darbe planları eşliğinde tasarlandığı, darbe girişimleri boşa çıkmasına rağmen bu planların uygulamaya konulduğu görülüyor. Darbe tasarımcılarının kitaplara düşen konuşmalarında yapmak istedikleri açık, ekonomik kriz ve çatışma ortamı yaratarak geleceğe yönelik kuşku yaratmak. Bunun için her yolun deneneceği vurgulanıyor. Radikal gazetesinin önceki gün manşetine taşıdığı gibi, buna suikast de dahil. Akdeniz Üniversitesi'nde tanık olduğumuz olaylar da bu genel planın bir parçası. Üniversitelerde geçmişte yaratılan çatışma ortamı da planlı bir çabanın ürünüydü, şimdi sistem sözcülüğüne soyunan Demirel, 12 Eylül'den sonra boşuna yakınmamıştı olayların bir gecede bıçak gibi kesilmesi üzerine.
Çetecilerin her dönem üniversitede, Trabzon'da kahvehanede, Malatya'da spor salonunda kışkırtıcı ajanları vardır.
Bunların önemli bir kısmı neye ve kime hizmet ettiğini bilmez.
Onlar kendilerini şartlayanların emirleri doğrultusunda harekete geçip karışıklık yaratma görevini görürler.
Avrupa Birliği ile ilişkilerde sorun çıkması isteniyorsa Trabzon'da bir rahip öldürtülür, Malatya'da misyonerler katlettirilir.
İrtica korkusu yayılmak isteniyorsa Danıştay'a baskın düzenletilir.
Önemli olan kamuoyunu belirli bir yöne sevketmek, iktidarın can ve mal güvenliğini sağlamak konusunda yetersiz kaldığı duygusu yaratmak, gerçek veya hayali endişeleri tahrik etmektir. O yüzden Akdeniz Üniversitesi'nde çıkan olayları dikkatle izlemek gerekir.Göçlerle gerilen bir kent, çatışma ortamına uygun bir zemin sağlamaktadır.
Ancak bu dönem geçmişteki hesaplara uymayan bir gerçeklik var, o da bilginin açıklığı ve bilgiye ulaşma kaynaklarının çokluğu.
Bilgi artık ne kadar büyük olursa olsun tek bir grubun tekelinde değil.
Bazıları özenle görmek istemese bile, Ergenekon'u sürekli gündeme getiren gruplar var.

Türkiye'de kendini hukukun dışında ve üstünde gören, devletin geleceğinin kendilerine emanet edildiğini zanneden, halkı küçümseyen bir kısım insan var.
Ama onlara karşı koyan, deşifre eden, demokrasi ve hukuk devleti için mücadele eden insanlar da var.
Her kriz demokrasi cephesinin güçlenmesine yol açıyor aslında, baksanıza unutulmuş 301 bile sonunda demokratik sisteme tehdit sonucu gündeme gelebildi. Ergun Babahan, Sabah Gazetesi, 9 Nisan 2008, "Tetikçiler ve destekçileri" başlıklı yazısı, http://arsiv.sabah.com.tr/2008/04/09/haber,58F08C48A20546B4829262E10764CA81.html



Hasan Cemal - Moderatör (İbrahimKaragül-Y.Şafak),
8 Nisan 2008, Salı 03:37

Türkiye'nin neresinde silah depoları yapıldı? 11 Eylül'ün altıncı yıldönümü. Ankara büyük bir saldırıdan son anda kurtuluyor. “Türkiye'nin 11 Eylül'ü” dedirtecek bir hazırlık önleniyor. Yüzlerce kilo patlayıcı tespit ediliyor. Patlayıcıları oraya koyanların amacı korku salmaktı. Ama en önemlisi birilerine “ayağını denk al” demekti. Kim hazırladı, bilinmiyor. Başbakan yerinden alınıp başka bir yere götürülüyor, kişi ve kurumlar lağanüstü güvenlik önlemleriyle korumaya alınıyor. Hedef kim? Türkiye mi? Başbakan mı? Cumhurbaşkanlığı ile bağlantılı bir öç alma duygusu mu? Ya da Türkiye'yi bölgesel düzeyde hissedilecek bir dehşet senaryosu için hizaya sokmak mı? Aynı günlerde memleketin her bölgesinde patlamaya hazır mayınlar, bombalar tespit ediliyor. Terör üzerinden güç/iktidar devşirme, terör üzerinden dış ve iç politika manevraları, terör üzerinden bölgesel projeler…

Temmuz 2007'de, helikopterlerle Türkiye sınırındaki bazı bölgelere helikopterlerle silah ve füze takviyesi yapan Irak'taki ABD unsurlarının, sınırın Türkiye tarafına da indiğine, bazı kişileri buralara indirdiğine dikkat çektim ve şunlara işaret ettim: Türkiye sınırına helikopterlerle indirilen Ankara'nın iki müttefikine ait askeri birimler, ölçümler yaparken, bazı bölgelerin koordinatlarını belirlerken, uydu üzerinden hedef noktaları netleştirip ülkelerine aktarırken ne düşüneceğiz? Önceki gece Zap bölgesinde arazi ölçümleri yapılıyordu. Sadece Irak-Türkiye sınırı değil, sınır ölçümleri ve arazi taramaları yapılıyor.” Bu notlardan iki ay sonra, 21 Ekim'de 12 askerin şehid edildiği o korkunç Dağlıca saldırısı oldu. Bazı yabancı unsurların saldırıya iştiraki tespit edildi. 600 PKK'lının katıldığı, günlerce süren hazırlıktan sonra Türkiye böyle bir olay yaşadı. Bu sadece PKK saldırısı mıydı? Bence değildi. Bilenler bir gün anlatır diye umuyoruz. Saldırıdan önce, aylarca Türkiye sınırına yığınaklar yapıldı. Füze rampaları bile kuruldu. Türkiye'ye mensup unsurlar, Ankara'dan aktarılan bilgilerle Kuzey Irak'ta pusuya düşürülüyordu.

“Patlayıcı PKK'ya, torbalar Irak'a işaret ediyor” denildi. Elbette öyle. Yıllardır Irak'tan Türkiye'ye giren patlayıcıların, muhtelif şehirlere stoklanan patlayıcıların izi sürülebildi mi? Ya da bunları kim biliyor? Kim, nerede ne tür hazırlıklar yapıyordu? Ankara'nın yanı sıra, bu ülkenin hangi şehirlerine patlayıcılar gitti? Silah deposu evleri kimler hangi senaryolar için hazırlıyordu?

Şu soruları sordum o günlerde:
Türkiye'de asker, diplomat, siyasi çevreden ve iş dünyasından bazı kişiler ABD ve İsrail istihbaratı ile Kuzey Irak merkezli nasıl bir işbirliği içinde?
Sık sık İsrail'e giden bazı kişilerle Türkiye'deki saldırılar, suikast hazırlıkları, bombalı saldırı senaryoları arasında ne tür bir bağlantı var?
Kuzey Irak'tan Türkiye'nin bazı şehirlerine nakledilen patlayıcı ve silahlarla ilgili trafiği bu kişiler mi yönetiyor? Ve bu atlayıcı ve silahlar hangi saldırılarda kullanıldı?
Türkiye'den bazı unsurlar, bu ülkenin mahrem bilgilerine sahip insanlar, Türkiye içinde yaptıkları toplantılarda Lübnan'dan Kuzey Irak'a kadar kimlerle neleri planlıyorlar?
Sadece Ankara'ya değil, Anadolu'nun bir çok köşesine benzer sevkıyatlar var. Neden kimse ses çıkarmıyor?
İsrail'den Kuzey Irak'a nakledilen silahlar, patlayıcılar ve füzelere güvenlik sağlayan Türkiye'ye mensup bazı unsurlar hangi amaç için çalışıyor?
Kuzey Irak'tan Silopi'ye gelip Afyon'a ulaşan, oradan da Ankara, İstanbul ve başka bölgelerine sevkedilen yüzlerce kiloluk patlayıcılar, C-4'ler, silahlar hangi amaç için nerelerde stoklanıyor? Bu sevkıyat sırasında şehirlere gönderildiği söylenen Stinger füzeleri nerelerde kullanılacak?
O tarihlerde, İsrail'den Kuzey Irak'a haftalarca sevkıyatı yapılan, füzelerin, yakın muharebe silahlarının, anti-tank mayınlarının, topuk mayınlarının, termal kameraların, gece görüş dürbünlerinin, A-3, A-4 ve C-4 patlayıcılarının ne kadarı bu ülke topraklarına girdi? Sadece Ankara'ya bir seferde 750 kilogram C-4'ü kimler götürdü ve nerelerde depoladı?

Bunları sormuştuk o zamanlar. Hiçbir cevap alamadık. Alamayacağımızı biliyorduk. Sadece kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştık. Şimdi, Ümraniye'de bulunan bir sandık el bombası ve PKK'ya verildiği söylenen 24 bin silahın peşine düştük. Silah sevkıyatlarında Türkiye'den unsurların yanı sıra yabancı ülke istihbaratlarına mensup kişilerin Anadolu içlerinde bu patlayıcılara nasıl güvenlik sağladığını neden sormadık. Bu sevkiyatlarla suikast, iç çatışma senaryoları arasındaki bağlantıyı çözebildik mi? Yukarıdaki iddialara konu olan hazırlıklar hâlâ deşifre edilmedi, edilemedi. Ne dersiniz, endişelenmekte haklı değil miyim?
İbrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi, 8 Nisan 2008, http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=08.04.2008&y=IbrahimKaragul



Abdullah Harun, aharun@gmx.net
28 Mart 2008, Cuma 10:24

Veli Küçük'ün evinde Mumcu suikastı belgesi. Eski MİT müsteşarı Sönmez Köksal imzalı belgede 6 kişilik İsrail timinin Mumcu'yu öldürdüğü öne sürülüyor.. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli tuğgeneral Veli Küçük'ün evinde 2 Şubat 1993 tarihli MİT tarafından Başbakanlık'a hitaben yazılmış MİT müsteşarı Sönmez Köksal imzalı 'çok gizli ibareli' Uğur Mumcu konulu belge ele geçirildi. Resmi belgenin içeriği şöyle: "Türkiye'nin dine dayalı bir yönetim altına girmesini önlemek amacıyla ABD haber alma servisi CIA denetiminde, İsrail kabine görevlisi Haim Bar-lev kontrolünde, İsrail 'OADNA' birliklerinde eğitim gören 6 kişilik özel timin 'HAYRE' deniz üstünden botla Türkiye'ye giriş yaptıkları, bahse konu olan timin hedefinin Mumcu ve Birand'ı öldürtmek olduğu, Mumcu'yu öldüren tim elemanlarının ikinci görevleri Birand'ı öldürmek için ülkemizden çıkış yapmadıkları tim elemanlarının İsrail temsilciliğinde kaldıklarının tespit edildiğine dair istihbarat raporu elde edilmiştir." Küçük'ün bu belgeyi önemli olduğu için sakladığını söylediği belirtildi. Veli SARIBOĞA'nın haberi, Sabah Gazetesi, 28 Mart 2008, http://arsiv.sabah.com.tr/2008/03/28/haber,274C93A959AD4EDABA863293C540CF2D.html



Nur Yumuşakel,
21 Mart 2008, Cuma 08:54

Ergenekon soruşturmasında adı geçen Rektörden 'Beko yangını' tehdidi: Koç üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokmasın. Giresun Üniversitesi'nin emekli binbaşı Rektörü Prof. Dr. Osman Metin Öztürk'ün 2005 tarihinde İstanbul Beylikdüzü'ndeki Beko Elektronik A.Ş.'nin deposunda çıkan yangına ilginç değerlendirmesi ortaya çıktı. Öztürk, kişisel web sitesindeki yazısında Rahmi Koç'un Kıbrıs ile ilgili açıklamalarına dikkat çekerek "Koç, üstüne vazife olmayan işlere burnunu soktukça, bu tür olaylar ile daha çok karşılaşmayı beklemelidir diye düşünüyorum... Sadece Koçlar mı, giderek başkalarına da sıra gelecek..." diyerek diğer işadamlarına göndermede bulunuyor. Terör örgütü Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'e, 'Her zaman emrinize amadeyim' demesiyle gündeme gelen Öztürk, Beko'da çıkan yangını 15 Şubat 2005'te şöyle değerlendiriyor: "Bu ülkenin imkânlarıyla dünyanın sayılı şirketleri arasına gir, ondan sonra da kalk Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yok sayan uluslararası (üstü) sermayenin emrine gir! Yedirmezler... Koç, üstüne vazife olmayan işlere burnunu soktukça, bu tür olaylar ile daha çok karşılaşmayı beklemelidir diye düşünüyorum... Sadece Koçlar mı, giderek başkalarına da sıra gelecek..." Rahmi Koç için "Üstüne vazife olmayan işlere burnunu soktukça, bu tür olaylar ile daha çok karşılaşmayı beklemelidir diye düşünüyorum..." diye yazan Öztürk, "Sadece Koçlar mı, giderek başkalarına da sıra gelecek... Ayrılıkçı Kürt hareketini ve PKK/Kongra-Gel terör örgütünü besleyen Kürt işadamaları ile aynı yolun yolcusu diğerleri de bu tür olaylar ile karşılaşabilirler diye aklıma geliyor." diyor. Öztürk'ün yazısı şöyle devam ediyor: "İstanbul'da, Koç'a ait Beko Fabrikası'nda yangın çıktı. Ciddi bir ekonomik zarar meydana geldi. Sonraki günlerde, bunun PKK/Kongra-Gel terör örgütü tarafından yapıldığı gazetelerde haber olarak yer aldı. Ben buna inanmadım!... Niye? Rahmi Koç'un Kıbrıs konusundaki son açıklamaları, kabul edilir açıklamalar niteliğinde değildi. Kendi şirketlerinden elini-eteğini çekip tekne ile dünya turuna çıkan Rahmi Koç, durup dururken kendisini ilgilendirmeyen (Emekliye ayrılmadığına işaret eden!) işlere karışmaya başlıyor. Üstelik bu işler, üstüne vazife olmayan işler... Aynı şeyi geçmişte merhum Sakıp Sabancı da yapmıştı. Ancak o zaman, Sabancı'ya dur diyecek bir siyaset adamı vardı: Merhum Alparslan Türkeş. 'Çizmeyi aşma!!' demişti. Koçlar ile ilgili olarak sadece Kıbrıs konusunda değil, başka konularda da soru işaretleri var. Ve bu işaretler her gün biraz daha yoğunlaşıp netlik kazanmaya başlıyor. Türkiye'nin ülke ve ulus bütünlüğünü görmezden gelen bu yaklaşım ile Beko Fabrikası'nın yanması arasında ilişki kurmamak elde değil. Bu ülkenin imkânlarıyla dünyanın sayılı şirketleri arasına gir, ondan sonra da kalk Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yok sayan uluslararası (üstü) sermayenin emrine gir! Yedirmezler... Koç, üstüne vazife olmayan işlere burnunu soktukça, bu tür olaylar ile daha çok karşılaşmayı beklemelidir diye düşünüyorum... Sadece Koçlar mı, giderek başkalarına da sıra gelecek... Ayrılıkçı Kürt hareketini ve PKK/Kongra-Gel terör örgütünü besleyen Kürt işadamaları ile, aynı yolun yolcusu diğerleri de, bu tür olaylar ile karşılaşabilirler diye aklıma geliyor." (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=667524)



Recep Yavuz - Ahmet Altındiş,
25 Eylül 2007, Salı 07:09

Haydi aba altından sopa göstermeyi bırakında yapın darbenizi nasıl yapacaksanız. BEKLİYORUZ... Vay iyi çocuklar vaay.Büyükanıt ve büyükanıt gibiler sizlerle hep övünecek desenize.Terör kaos panik entrika faili meçhul cinayetler katliamlarla sırtımızdan kurmuş oldukları sömürü düzenlerini devam ettiren kadrolaşmış mafyalaşmış silahlı cunta derin beyler.Sizlerden iğreniyor tiksiniyoruz SİZLERDEN ASLA KORKMUYORUZ.Haydi aba altından sopa göstermeyi bırakında yapın darbenizi nasıl yapacaksanız.BEKLİYORUZ.



Recep Yavuz,
25 Eylül 2007, Salı 07:06

Emekli Jand.Albay E.Sarızeybek: Şemdinli'de çılgınca şeyler yaptık. Şemdinli'de görev yaparken 'halkı korumak' için sık sık çatışma havası yarattıklarını yazan emekli albay Erdal Sarızeybek, 'Yeri geldi askerlere PKK kıyafetleri giydirdik' diyor.. 2005 yılında jandarma albay rütbesinden emekli olan ve daha önce "jandarmadaki telekulak" olayını deşifre eden Erdal Sarızeybek, son kitabı "İhaneti Gördüm"de yeni askeri sırları açıkladı. PKK terörünün perde arkasını anlattığı kitabında Sarızeybek, 1992'de Şemdinli'de "halkı korumak" gerekçesiyle nasıl çatışma havası yarattıklarını ayrıntılarıyla anlattı. Şemdinli'nin üzerinde 120 mm.'lik havan aydınlatma mermisini ilçe merkezi üzerine atma kararı verdiği açıklayan Sarızeybek, önceden belirlenmiş hedeflere de makineli tüfeklerle ateş açtıklarını ifade etti. Kitabında yaptıklarını "terörle mücadele adına bazı çılgınlıklarımız" diye nitelendiren Sarızeybek, yaşanan bu olayı şöyle anlattı: 'ROKETLE ATEŞ AÇTIK' "Planım şuydu: İki üç gecede bir, 120 mm'lik havan aydınlatma mermisini ilçe merkezi üzerine atacaktım. Sonra, önceden belirlenmiş hedeflerin üzerine makineli tüfekle ateş açacak, sonra da roketleri ateşleyip, şehir üzerinde tam bir çatışma havası yaratacaktık. Ertesi sabah halkı, şehir meydanında toplayıp, muhtemel bir çatışmada şehrin ve halkın ne denli zarar görebileceğini, bu nedenle teröristlerin şehre girmesine izin vermemeleri gerektiğini anlatacaktık. Dediğimiz gibi de yaptık. Haftada en az bir kez bu uygulama Şemdinli'de yapılır oldu, hem de uzunca bir süre. Belki delilik diyeceksiniz ama sonuç aldık ve halkın zarar görmesini engelledik, gerisi önemli değil." Emekli albay Erdal Sarızeybek, askerlerden "sakallı" timler kurduklarını ve PKK kıyafetleri giydirerek yollara çıkardıklarını da anlattı. Sarızeybek kitabında bu konuyu, "Ülke yanıyordu, gün geçmiyordu ki eylem olmasın. Bir ara çaresiz hale düştüğümüzü itiraf edebilirim. Neler yapmadık ki, askerlerden sakallı timler kurduk, bu timlere PKK kıyafeti giydirdik, yol güzergahlarına geceden çıkarıp emniyet almaya çalıştık. Bir konvoy emniyeti için, yüzlerce askeri geceden yürütüp kritik yerlerde emniyet almaya çalıştık" şeklinde gündeme getirdi. JİTEM'in kurucularından ve 1993 yılında faili meçhul biçimde öldürülen emekli binbaşı Cem Ersever ile ilgili de bazı bilgiler veren Sarızeybek, Ersever'in "çok konuştuğu" için öldürüldüğünü ima etti. Özellikle jandarma genel karargahında Ersever'in çok konuşmasından rahatsızlık duyulduğunu öne süren Sarızeybek, konuyla ilgili kitabında şunlara yer verdi: CEM ERSEVER ÖLDÜRÜLDÜ "Cem Ersever'in teşhislerinin ne denli doğru olduğunu biliyorum, zira tanığı benim. Ama ne oldu, Cem Ersever doğruları söyledi de ne oldu? Hiç. Öldürüldü. 93'lerde söylemişti Cem Ersever ama dinleyen olmamıştı. Şikayeti de buydu zaten. 'Bizi dinlemiyorlar' diyordu öldürülmeden önce. Yöneticiler ise onun için, 'çok konuşuyor' diyorlardı, onu dinlemeden ve de anlamadan. Anladığımız şu ki, onu susturdular. Kim? Konuştuğu zaman zarar görecek insanlar. Katil ya da katiller sizce kim olabilir? Terörü ranta çevirenler." Türkiye'de istihbarat kurumlarının faaliyetlerine ilişkin de ilginç iddialarda bulunan Sarızeybek, Türkiye'nin batı bölgesinde MİT, jandarma, emniyet ve Genelkurmay Bakanlığı'nın istihbarat birimlerinin uyuşturucu kullanan, kumarbaz, fuhuş yapan ve yaptıranları, karanlık işlerle uğraşan herkesi istihbarat elemanı olarak kullandıklarını iddia eti. PKK'nın çok özel arşivlerinin bulunduğunu ve bunların peşine düşülmediğini kaydeden Sarızeybek, PKK'nın bu arşivlerinin halen Suriye'de bulunduğu da ileri sürdü. (http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=270545 adresinden alıntılanmıştır.)



Yeni Şafak'tan alıntılayan Abdullah Harun, aharun@gmx.net
20 Haziran 2007, Çarşamba 08:16

Ali Bayramoğlu: Kim bu çeteci dediklerimiz? Gün geçmiyor ki Türkiye yeni bir çete haberiyle çalkalanmasın… Dünkü gazeteler Sedat Bucak'ın şoförünün üzerinden Veli Küçük döneminde sağlanan JİT kimlikleri çıktığını yazıyordu. On gün kadar önce Ümraniye'de bir gecekondunun çatısında elegeçirilen 27 adet taarruz tipi el bombası, TNT kalıpları ve fünyelerin “sahibi” olarak tutuklanan emekli astsubay Oktay Yıldırım da, emekli general Küçük'ün çevresinden bir isimdi... (Yeni Şafak gazetesinden alıntılanan Ali Bayramoğlu'nun yazısı sitemizdeki Kontrgerilla'nın varlığına dair delillerin işlendiği bölüme eklenmiştir, ulaşmak için tıklayınız.)



Yeni Şafak'tan alıntılayan Abdullah Harun, aharun@gmx.net
18 Haziran 2007, Pazartesi 07:59

Bülent Orakoğlu: Genç subaylar pek fazla rahatsız değil: Yeni yayınlanan “Ankara'da Gölge Oyunları” kitabınızda; “Kırk yılı aşkın bir süredir sanki kontrollü, düşük yoğunlukta bir iç savaş yaşanıyor” diyorsunuz. Türkiye'de neler oluyor? "Türkiye'de iç huzur ve istikrarın bozularak kaos ortamının yaratılması ve darbe şartlarına zemin hazırlanması hedefleniyor. Bu maksatla her darbe öncesinde gördüğümüz tabloları şimdi de görüyoruz." Kim planlıyor bu çatışma ortamını?.. (18 Haziran 2007 tarihli Yeni Şafak gazetesinden alıntılanan röpörtajın tamamı sitemizdeki Kontrgerilla'nın varlığına dair delillerin işlendiği sayfaya eklenmiştir, ulaşmak için tıklayınız.)



Abdullah Harun, aharun@gmx.net
14 Mayıs 2007, Pazartesi 06:42

“KONTRGERİLLA” İDDİALARINI ECEVİT VE ÖZAL'DAN SONRA AÇIKTAN DİLE GETİREN 3. BAŞBAKAN, ERDOĞAN:
http://www.yenihareket.com/?action=show&type=news&pid=5&id=1118 adresinden alıntılanmış Aksiyon dergisinin yazısı:
Kontrgerilla mı Ergenekon mu, Çeteler mi? Başbakan Erdoğan'ın Hrant Dink cinayetinden sonra başlattığı derin devlet tartışması sürüyor. Kimi Erdoğan'ın derin devletle imtihana girdiğini söylüyor, kimi uyarıyor: Devleti yöneten o, gereğini yapmalı. Türkiye’deki derin devletin içinde bulunan bir grup özerkleşti ve devletin kontrolü dışına çıktı... (Yazının tamamı sitemizdeki Kontrgerilla'nın varlığına dair delillerin işlendiği bölüme eklenmiştir, ulaşmak için tıklayınız.)



bordo , head-hunter66@hotmail.com
7 Mart 2007, Çarşamba 04:00

Tabi var ve olmalıda devlet deriniyle sığısıyla devlettir.Bizler sadece buz dagının görünen kısmını görüyoruz.Bu bizim gördügümüz, bildigimiz devlet.Bide bunun görünmeyen kısmı var ki...İşte butaraf görüneni ayakda tutan kısım.Hükümetler degişebilir,iktidarlar gelip gider ama hep aynı derinligin üstündedirler.Unutmayalımki derin devlet dengeleyicidir.Vatanın bekası için vardır...



Abdullah Harun, aharun@gmx.net
31 Ekim 2006, Salı 03:14

Savcıdan ilginç çıkış: Danıştay saldırısı Özel Harp operasyonu Bayındır eski Savcısı Gültekin Avcı'dan ilginç çıkış. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) kararıyla Kars'a atanan Avcı, düzenlediği basın toplantısında Danıştay saldırısını 'Özel Harp operasyonu' olarak nitelendirdi. Atabeyler Çetesi ve İsmailağa cinayetinin de Özel Harp yöntemlerinden olduğunu savunan Avcı, operasyonların amacını ise şöyle açıkladı: "AB sürecinde demokrasiye darbe vurmak, mütedeyyin insanlara darbe vurmak, siyasi iktidarı zor durumda bırakarak cumhurbaşkanını seçmesini engellemek ve ülkeyi istikrarsızlaştırmak". Avcı ayrıca, bu olaylarla ülkede yeni bir 28 Şubat ortamı oluşturulmaya çalışıldığını savundu. Karanlık İlişkiler-Susurluk, Şemdinli ve Danıştay Olaylarının Şifresi ile Doğu'nun İstilası isimli kitaplara da imza atan Avcı, amacının 'yolsuzlukları ve ihanetleri' ortaya çıkarmak olduğunu söyledi. Asker ya da sivil, adaleti çiğneyen her devlet adamının cezalandırılması gerektiğini söyleyen Avcı, "Yargının ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yedeği yoktur, eleştirilemez." sözüne de katılmadığını dile getirdi. Avcı, "Her kurum eleştirilebilir." dedi. Şemdinli iddianamesinin ardından meslekten ihraç edilen Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'ya da destek veren Avcı, "Sarıkaya'nın iddianamesi fevkalade isabetli. Sarıkaya'nın ihracının ardından, bir yolsuzluğun içinde asker varsa, cesaret gösterecek savcı çıkamayacak. Çıkarsa tanrıların gazabına uğrayacak." ifadelerini kullandı. Sarıkaya'nın sadece görevini yaptığını belirten Avcı, böyle bir savcının İtalya ya da ABD'de olması halinde milli kahraman ilan edileceğini söyledi. Emre Soncan, İstanbul (Zaman Gazetesi, 28.10.2006) http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=443936 adresinden alıntıdır



YUSUF ALPER,
13 Ağustos 2006, Pazar 06:47

EVET GERİLLA VE KOTRGERİLA TARİHİNE BAKTIĞIMIZDA ÜÇ BİN YILDIR GERİLLA DA KONTRGERİLLA DA VAR. TÜRKİYE DE İSE CUMHURİYETİ İŞGALCİ EMPERYALİST BATIYA KARŞI MÜCADELE VEREN KUVVAYI MİLLİYE GÜÇLERİ (ANADOLU-RUMELİ MİLLİ MÜDAFAA CEMİYETLERİ) İLE DARBECİ GELENEĞE SAHİP MASONİK BAĞLANTILARI OLAN İTTİHAK VE TERAKKİ UZANTILARI KURMUŞLARDIR. AMA CEPHEDE ESAS MÜCADELEYİ VEREN KOŞTURAN KUVVACILARDIR. 1924 YILINDAN SONRA HIZLA TASFİYE EDİLMİŞLER 1950 YILINDAN SONRA SOĞUK SAVAŞ STRATEJİSİ İLE ABD GÜDÜMÜNE GİRİLMİŞ, PARAYI VEREN ABD DÜDÜĞÜ DE ÇALMIŞTIR. DÜDÜK ÖNCE KIRMIZI RENGİ HEDEF GÖSTERMİŞ SOL DÜŞMAN BELLETİLMİŞTİR. 1989 YILI KASIM AYINDAKİ MALTA GÖRÜŞMELERİNDEN SONRA NATO STRATEJİLERİNDE TEHDİT DEĞERLENDİRİLMESİ DEĞİŞMİŞTİR. BU DEĞİŞİKLİKTE KIRMIZI RENK YERİNE YEŞİL, SOL YERİNE İSLAM GEÇMİŞTİR. EMPERYALİZM VARLIĞINI DÜŞMANININ VARLIĞINA BORÇLUDUR. HATTA DÜŞMANI YETERLİ VARLIK GÖSTEREMEZ İSE KONTROLLÜ ŞEKİLDE BÜYÜTÜLÜĞR BESLENİR VE DÜNYA O VARLIĞI "DÜŞMAN" "YOK EDİLMESİ GEREKEN TEHLİKE" OLARAK İKNA EDİLİR. BU SAYEDE SAVUNMA SANAYİİ, BANKA-FİNANS SEKTÖRÜ, SİYASAL REJİMLER, ÜLKELER, HARİTALAR KONTROLDA TUTULUR. KONTRGERİLLANIN VARLIĞI YOKLUĞU YERİNE GERİLLA VE KONTRGERİLLANIN AMACI, STRATEJİSİ, KİMİN İÇİN NE İÇİN NASIL ÇALIŞTIĞI ÖNEMLİDİR. BOP-GOP PROJELERİNDE HEDEF İSLAM COĞRAFYASI VE TÜM MÜSLÜMANLARDIR. BEN RADİKAL, KÖKTENDİNCİ DEĞİLİM DİYEN OLSA DA DEĞİL Mİ Kİ KİMLİĞİNDE "MÜSLÜMAN" YAZIYOR HEDEFTEDİR, "DÜŞMAN" KATEGORİSİNDEDİR. O HALDE SAFLAR MUTLAKA NETLEŞMELİDİR. DÜŞMANA KARŞI SAUNMA SALDIRI STRATEJİLERİNDE EN ÖNEMLİ VURUCU GÜÇ GERİLLA/KONTRGERİLLADIR.



ABDULLAH HARUN,
25 Temmuz 2006, Salı 07:50

A.U. Bey, öncelikle ilginize ve beğeninize teşekkür ediyorum. Konferans isteğinizi ne yazıkki kabul etmem mümkün değil. Olsaydı çok memnun olurdum, çünkü mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırabilmeyi isterdim bu görüşleri. Konunun hassasiyeti ve benim bu konuyu sınır tanımaksızın tartışmak isteğim aleni tartışmayı güçleştiriyor. Ben basit , amatör bir araştırmacıyım. Basında bulunmayan gizli bilgilere ulaşabilen birisi değilim. Benim yapmaya çalıştığım şey, basındaki dağınık bilgileri biraraya getirerek anlamlı bir bütünün oluştuğunu göstermek. Ülkemi seviyorum. Hukukdışı hiçbir uygulamayı kabul etmiyorum. Şemdinli'de askerlerin karıştığı olayların kontrgerillanın sırıtmasına başka bir örnek olduğuna inanıyorum. PKK ile böyle mücadele edilmemeli. Aksi halde Güneydoğulu insanlarımızı - evet onlar da bizim insanımız, asırlardır birlikte yaşamışız- diğer bölgelere düşman ederiz. Şemdinli zihniyetindeki insanlar, devletin bekası için herşeyi reva görenler kürtlere ... yedirip de pkk.yı aslında palazlandırmış olmadılar mı? Şimdi bu şekilde çirkin bir mücadele işe yarıyor mu yoksa halklar arasına uçurumlar mı açıyor. pkk ve kontrgerilla.dan ve Türkiye düşmanlarından başka kime yarar. Şemdinli'de Savcının başını yediler ama çok geçmez yakında bu konu tekrar tartışılır ve onun başını yiyen yüksek kurulun üyelerini de mahkemelerde yargılanıyor görürüz. Gidişat şimdilik demokrasiye doğru akıyor ve inşallah devam eder. Demokrasi beşiği denilen batı ülkelerinde bile bu teşkilatlar başbakanlardan habersiz yıllarca cinayetler işleyebilmişler. Demek ki tam denetim imkansız ya da ona yakın. Tam ortadan kaldırılabileceğine inanmıyorum bu yüzden. Yine de umrumda değil. Önemli olan benim mücadele ediyor olmam. Onun var olduğuna kesinlikle inanıyorum, pişman olup resmen kendilerini ifşa edeceklerini beklemiyorum. Ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum amatörce. İnşallah ülkemiz layık olduğu iyi ve güzel günlere kavuşacaktır. Selam ve saygılarımla... Abdullah Harun



A.U.,
25 Temmuz 2006, Salı 07:48

merhaba ben ... üniversitesi öğrencisiyim adım A.U.. yazılarınızı okudum ve çok etkilendim eğer kabul ederseniz okul açılır açılmaz okulda konferans verebilmeniz için başvuru yapacağım. çünkü sizin bu bilgilerinize üniverstadeki tüm arkadaşlarımın ihtiyacının olduğuna inanıyorum ilgilenirseniz sevinirim k...@mynet.com



erkan, erkanagacan@hotmail.com
22 Temmuz 2006, Cumartesi 10:41

bilemediğimiz işler dönüyor sadec kurtlar vadisi filminden esinlenmeyelim artık gözümüz açık olsun birileri yanı dışardakiler bizimle uğraşıyor aman vermeyelim



Bu bölüme mesaj yolla



Sayfa    1   2   BirSonraki


ŞOK! TSK'daki Fetö'den darbe

15.07.2016 22:46 Türkiye, 15 Temmuz saat 22:00'den beri şok dakikalar yaşıyor.. İlk önce Jandarmadan bazı birliklerin İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri tanklarla ulaşıma kapattığı haberleri geldi. İlerleyen dakikala..
Tamamı 15.7.2016

İşte çılgınlıklarının nedeni

17.07.2016 14:13 TSK'daki Fetö'cülerin darbe girişimi "çılgınca" ve "gözü dönmüş" olarak değerlendiriliyor. Bir çok detay bu değerlendirmeye yol açıyor. Örneğin Meclis'in bombalanması.. Örneğin TRT'yi ele geçirirken canlı yayında darbe..
Tamamı 17.07.2016

İşte Paralel'in 81 il imamı

20.01.2015 21:02 Fetullah Gülen cemaatinin Marmara bölge imamı ile birlikte 8 il imamı olduğu iddia edildi. Bu isimlerin fotoğraflı özgeçmişleri yayınlandı. Bu imamların bir devlet memuru gibi terfi alarak kademe kademe yükseldiği iddia ediliyor..
Tamamı 20.01.2015

Paralel'e de Ergenekon'a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.3.2014

Büyükanıt: Huzurum kalmadı!

19.12.2015 23:00 Abdullah HARUN / kontrgerilla.com - 27 Nisan e-muhtırası soruşturmasında 'şüpheli' olarak sorgulanan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın ifadesi ortaya çıktı. Kontrgerilla.com'un ulaştığı iki sayfalık ifaded..
Tamamı 19.12.2015

Fehmi Koru sitemize taş attı

12.10.2015 19:46 Maişet derdi nedeniyle yaklaşık 1 yıldır günlük yerine haftalık haber girişine geçmek zorunda kaldık. Dikkat edenler bunu farketmiştir. Saatlerdir süren bu haftalık haber girişini de az önce tamamlamış ve internet..
Tamamı 12.10.2015

Şok!!! Savcı Öz yurtdışına kaçtı

18.08.2015 20:19 HSYK tarafından haklarında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatılan, ardından mahkemece yakalama kararı çıkarılan savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurtdışına kaçtıkları ortaya çıktı. Mahkeme eski s..
Tamamı 18.08.2015

Balyoz Planı gerçek: 7 beraate itiraz

09.10.2016 13:55 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın beraat kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. 6 Ekim'de yaşanan gelişmeye göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı adına B..
Tamamı 9.10.2016

Belgesel: Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..
Tamamı 24.06.2013

7 sanıklı Balyoz davası kapandı mı?

16.12.2018 11:00 İstanbul'da, Fetö yargısının etkin olduğu dönemde açılan ve 237 sanığın müebbet hapse mahkum edildiği, Fetö ile mücadelenin başlamasının ardından davanın kumpas olduğuna dair somut delillerin ortaya çıkması üzerine..
Tamamı 16.12.2018

Humeyni planı suya düştü

08.11.2014 13:58 Yıllardır ABD'de yaşayan Türk vatandaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmekten kesinlikle vazgeçtiği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin liderliğini yapan Fetullah Gülen, kendisine DGM tarafından dava açılmadan hemen önc..
Tamamı 8.11.2014

Gülen: 28 Şubat MGK'sı sevaptı

01.11.2014 17:35 Erdoğan'ın ilk kez 'Cumhurbaşkanı' sıfatıyla başkanlık ettiği Ekim ayı MGK toplantısı 10 saati aşarak en uzun MGK rekorunu kırdı. 28 Şubat süreci kararlarının alındığı MGK toplantısı ise 8 saat sürmüştü. MGK'da paralel..
Tamamı 1.11.2014

Ayrıntılarıyla 7 Şubat krizi

08.02.2014 15:18 Tarih: 7 Şubat 2012.. Ankara, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir olayla sarsıldı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT yöneticisi hakkında savcılık tarafından yakalama kararı çıkartıldı.. Sabah gazetesinden A..
Tamamı 8.2.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fetullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fetullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması suret..
Tamamı 27.1.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.1.2014

Özkök ve Yalman'dan şok inkar

03.11.2014 19:23 Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 'hak ihlali' kararı üzerine yeniden yargılama başladı. Duruşma, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Anadolu Adalet Sarayı'ndaki 450 kişilik Şehit Hakan Kılıç Konferans Salo..
Tamamı 3.11.2014

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 2.12.2013

Düşünen adam da olacak mı?

19.06.2013 17:17 Taksim Gezi olayları 19 günlük bir süreç sonra polisin Gezi parkını boşaltmasıyla sona erdi. Ancak artçı gelişmeler sürüyor. İki gündür 'duran adam' eylemi gündemde. Hükümeti protesto eden ve Gezi eylemcilerine destek ..
Tamamı 19.6.2013

Elazığ: Darbeye 1 Müebbet Onandı

01.12.2019 14:40 Yargıtay 16. Ceza Dairesi, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada, eski Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanı tuğgeneral Abdulkerim Ünlü'ye verilen müebbet ile 39 sanığa v..
Tamamı 1.12.2019

Denizli: Fetö'ye 83 Hapis Onandı

01.12.2019 13:57 Denizli'de, FETÖ/PDY'den yargılanan, aralarında örgütün Türkiye eğitim sorumlusunun da bulunduğu toplam 83 kişiye verilen hapis cezaları Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından onandı. 26 Kasım'daki ..
Tamamı 1.12.2019

ABD Büyükelçiliği'ne Saldırı: 3 hapis

01.12.2019 09:57 Ankara'da, ABD Büyükelçiliği'ne silahla ateş edilmesine ilişkin 4 sanık hakkında açılan davada karar açıklandı. Mahkeme heyeti, sanık Ersin Bayram'a 8 yıl 16 ay 15 gün, sanık Osman Gündaş'a 9 yıl 19 ay ve sanık Ahmet Ç..
Tamamı 1.12.2019

Gülen ve Polisleri davası

01.12.2019 12:27 İstanbul'da, takipsizlikle sonuçlanan bazı soruşturmalarda usulsüzlük yaptıkları, 'kurgulanmış soruşturmalar' kapsamında polis, mahkeme başkanı ve gazetecileri dinledikleri, emniyetteki verileri sildikleri gerekçesiyle..
Tamamı 1.12.2019

Adana: Fetö Öğretmenlerine 21 Hapis

01.12.2019 09:35 Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik davada yargılanan eski öğretmen 26 sanıktan 21'i, 1 yıl 10 ay ile 8 yıl 9 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. 25 Kasım'd..
Tamamı 1.12.2019

Karlov Suikasti davası

01.12.2019 10:19 Ankara'da, Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş tarafından uğradığı suikast sonucu öldürülmesine ilişkin açılan davaya devam edildi. 29 Kasım'da Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde..
Tamamı 1.12.2019

Hrant Dink davası

01.12.2019 12:51 İstanbul'da, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin ..
Tamamı 1.12.2019

Kaynak Holding Fetö davası

01.12.2019 13:16 İstanbul'da, FETÖ'nün finans merkezi olduğu iddiasıyla kayyum atanan Kaynak Holding'in 34'ü firari 47'si tutuksuz toplamda 81 yöneticisinin yargılanmasına devam edildi. 28 Kasım'da  İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkeme..
Tamamı 1.12.2019

Jandarma Darbe davası

01.12.2019 11:29 Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin 243 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. 18.11.2019 GÜNKÜ..
Tamamı 1.12.2019

SAT/Mahrem İmamlar davası

01.12.2019 12:21 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Sualtı Taarruz (SAT) ile Kurtarma ve Sualtı Komutanlıklarında görevli 38 askerle bu personelden sorumlu sözde Deniz Kuvvetleri yapılanmasının ..
Tamamı 1.12.2019

İzmir Casusluk Kumpası davası

01.12.2019 13:22 İzmir'de, askeri casusluk soruşturmasındaki usulsüzlüklerle bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki üyeleri hakkında açılan ve 5'i tutuklu 95 sanığın yargılandığı davaya d..
Tamamı 1.12.2019

Adana 49 sanık: Fetö Öğretmenleri

01.12.2019 09:39 Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında haklarında 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan dava açılan tutuksuz eski öğretmen 49 sanığın yargılanmasına devam e..
Tamamı 1.12.2019

Sakarya 19 sanıklı Fetö davası

01.12.2019 13:31 Sakarya'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin davada 3'ü tutuklu, biri firari 19 kadın sanığın yargılanmasına devam edildi. 22 Kasım'da Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşm..
Tamamı 1.12.2019

FETÖ Kamboçya Öğretmenine Hapis

01.12.2019 15:30 İstanbul'da, FETÖ'nün yurt dışı yapılanmasına ilişkin soruşturma kapsamında Kamboçya'da bir okulda öğretmenlik yapan Mustafa Tatlıyer, örgüt üyeliğinden yargılandığı davada 7 yıl 6 ay hapse çarptırıldı. 19 Kasım'da FE..
Tamamı 1.12.2019

Müebbetlik Binbaşıya Tehdit Davası

01.12.2019 14:47 Hakkari'de, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin davada, son savunmasında mahkeme heyeti ve duruşma savcısını tehdit ettiği ileri sürülen sanık eski binbaşı Selim Arıdıcı hakkında iddianame hazırlandı. 14 Kasım'daki geli..
Tamamı 1.12.2019

Batmaz'ın Yakınlarının Fetö davası

01.12.2019 15:38 İstanbul'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde bulunduğu belirlenen örgütün 'sivil imamı' Kemal Batmaz'ın eşinin de aralarında bulunduğu 4 sanığın yargılandığı d..
Tamamı 1.12.2019

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
39.862.238