YAYINA BAŞLAMA TARİHİ: 13.08.2001
17 Nisan 2014, Perşembe
Kontrgerilla, Ergenekon, Özel Harp, terör ve bağlantılı konularda 2001 yılından beri yayındayız .. aharun.8m.net|www24.brinkster.com/aharun|kontrgerilla.com|ergenekon.ws
Suriye’de İnsanlar Soğuktan/Açlıktan Ölüyor. ACİL Giysi, battaniye, gıda, ilaç yardımı çağrısı
Taksim Gezi olaylarına destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçileri

Kontrgerilla.com.. Tanıklar.. Belgeler.. Bilgiler..


İSTEDİĞİNİZ MANŞETLER..         "Abdulkadir Aygan" için arama sonuçları    (Toplam 107 sonuç)           Arama sonuçlarını yazdırmak için tıklayın


Taraf, suçlamalara sessiz

Emniyet ve Adliye içindeki cemaat tabanlı paralel yapılanmaya üye oldukları şüphesiyle geçtiğimiz hafta haklarında suç duyurusu yapılan Taraf gazetesi mensupları Mehmet Baransu ile Emre Uslu hakkında şok bir suç duyurusu daha geldi. PKK eski itirafçısı Jitem elemanı Abdülkadir Aygan, kendisine ait twitter hesabının şifresinin çalındığını ve yaptığı görüşmelerin bu iki gazetecinin hesaplarında paylaşıldığını belirterek avukatı aracılığıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bu olay sonrası her iki ismin paylaşımları durdurması dikkati çekti. Bu gelişme bu isimlerin derin yapılarla örgütsel bağlantılarına dair yeni bir delil teşkil ediyor. Ülkenin en üst makamlarının dahi haberdar olmadığı çok gizli 17 Aralık operasyonlarını bu kişilerin aylar öncesinden haber aldıklarını gösteren deliller ortaya çıkmış, bunun üzerine paralel yapıyla bağlantılı oldukları iddiasıyla haklarında geçtiğimiz haftalarda çeşitli suç duyuruları yapılmıştı. Baransu ile Uslu'nun tüm bu ciddi suçlamalar karşısında günlerdir sessizliklerini sürdürmesi de dikkati çekiyor.

30.01.2014 18:14 Emniyet ve Adliye içindeki cemaat tabanlı paralel yapılanmaya üye oldukları şüphesiyle geçtiğimiz hafta haklarında suç duyurusu yapılan Taraf gazetesi mensupları Mehmet Baransu ile Emre Uslu hakkında şok bir suç duyurusu daha geldi. PKK eski itirafçısı Jitem elemanı Abdülkadir Aygan, kendisine ait twitter hesabının şifresinin çalındığını ve yaptığı görüşmelerin iki gazetecinin hesaplarında paylaşıldığını belirterek avukatı aracılığıyla Bursa'da savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bu olay sonrası her iki ismin paylaşımları durdurması dikkati çekti. Bu şok gelişme bu iki ismin derin yapılarla örgütsel bağlantılarına dair yeni bir delil teşkil ediyor.

AYGAN'IN TWITTER HESABINI NASIL ELE GEÇİRDİLER?

Şok eden olay şu şekilde gelişti: Halen İsveç'te yaşayan eski PKK itirafçısı ve JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan, kendisine ait sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabının şifresinin çalındığını ve yaptığı görüşmelerin iki gazetecinin hesaplarında paylaştığını belirterek avukatı aracılığıyla Bursa’da savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Abdülkadir Aygan’ın kendisine ait sosyal paylaşım sitesi Twitter şifresi, iddiaya göre kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından ele geçirildi. Twitter’dan gazeteciler ve diğer kişilerle yaptığı özel görüşmelerinin gazeteciler Emre Uslu ve Mehmet Baransu’nun Twitter hesaplarından yayınlandığını ileri süren Aygan’ın avukatı Saygun Çelebi tarafından Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.

Gerek konuşmaları yayınlayanlar gerekse Twitter hesabını ele geçirenler hakkında savcılığa ‘Twitter hesabının şifresini kırarak kişisel görüşmelerini yayınlama’ ve ‘Hakaret’ suçlarından suç duyurusunda bulunduğunu belirten Çelebi, "Müvekkilim Twitter hesabının Uslu ve Baransu tarafından ele geçirildiği yönünde bir çok bildirim gelmesi üzerine durumdan haberdar olmuş ve hesabını derhal kapatmıştır. Ayrıca Aygan’ın ihbarı üzerine her iki şüpheli de paylaşımları durdurmuştur. Gerekli incelemelerin ardından sorumlular tespit edilecektir" dedi.

Bu çok ciddi suçlama karşısında her iki ismin sessizliği dikkatleri çekiyor. Savcılıklara giden bu ve önceki suçlamalara cevap vermek yerine bu isimler Taraf gazetesindeki köşelerinde başka konularda yazılar yazmayı sürdürüyor.

GAZETECİLİK BAŞARISI MI, PARALEL BAĞLANTI MI?

17 ARALIK'I DA AYLAR ÖNCESİNDEN ÖĞRENDİLER

Abdulkadir Aygan'ın twitter hesabının ele geçirilip oradaki özel görüşmelerin bu iki ismin twitter hesaplarında yayınlanmasının bu iki ismin derin yapılarla örgütsel bağlantılarına dair yeni bir delil teşkil ettiği ileri sürülüyor. Bilindiği gibi ülkenin en üst makamlarının dahi haberdar olmadığı çok gizli 17 Aralık operasyonlarını bu iki ismin aylar öncesinden haber aldıklarını gösteren deliller ortaya çıkmıştı. Bu gelişme üzerine de paralel yapıyla bağlantılı oldukları iddiasıyla bu gazeteciler hakkında geçtiğimiz haftalarda çeşitli suç duyuruları yapılmıştı.

-Paralel Devlet´e suç duyurusu-

Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 23 Ocak 2014 tarihinde 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı. TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devlet iddiaları ile bu yapılanmanın başında Fethullah Gülen’in bulunduğu ve yapılanmayı bizzat idare ettiği şüphesi çok sayıda somut bulgu ile ortaya konuldu ve soruşturma başlatılması talep edildi.

Suç duyurusunda Fethullah Gülen ile birlikte, Taraf gazetesi sorumluları, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu da şüpheli olarak gösterildi.

Suç duyurusunda şüphelilerin anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek ve edenlere yardım etmek, yasama yürütme ve yargının faaliyetlerini engellemek, hukuka ve kanunlara alenen uymamak ve uymamayı teşvik etmek, halkı kin nefret ve düşmanlığa sevk etmek, çıkar amaçlı organize suç örgütü kurmak yönetmek ve üye olmak, kaosa sebep olmak, insanları korkutmak, ekonomik ve toplumsal krizlere sebebiyet vermek, insanlığa karşı işlenen suçlardan olan topluma karşı baskı, travma işkence yapmak, görevi kötüye kullanmak suçlarından yargılanmaları talep edildi.

Suç duyurusunda, bu kişiler hakkında çeşitli savcılıklara geçtiğimiz haftalarda somut deliller gösterilerek çeşitli suç duyuruları yapıldığı belirtildi ve o duyuruların savcılıklardaki evrak kayıt numaraları da verildi.

Suç duyurusunda, Uslu ve Baransu'nun, gazetecilik faaliyetinin ötesine geçtiklerini ve bahsi geçen yapılanmayla bağlantılı olduklarını düşündüren çok sayıda somut bulgunun varlığına dikkat çekildi.

Suç duyurusunda, ülkenin en üst yöneticilerinin dahi bilmediği 17 Aralık 2013 tarihindeki çok gizli soruşturmaya ait bilgileri Taraf yazarı Emre Uslu'nun 4 ay önceden bildiğinin bir twit mesajı ile ortaya çıktığı belirtiliyordu. Uslu'nun mesajın varlığını önce yalanladığı, ancak var olduğu ortaya konulunca da ilginç bir gerekçe ile savunmaya kalktığı da hatırlatılıyor ve bu çelişkinin onun suçluluğuna dair diğer bir delili teşkil ettiği de ileri sürülüyordu.

Suç duyurusunda, diğer Taraf yazarı Mehmet Baransu'nun ise çok gizli soruşturmaya dair belgeleri operasyonla birlikte web sitesi üzerinden medyaya dağıttığı hatırlatılıyordu. Ülkenin en üst yöneticilerinin dahi bilmediği belgeleri anında internetten yayınlamaya başlamasının Baransu'nun o yolsuzluk operasyonlarını yapan paralel yapılanmayla bağlantısına dair çok güçlü bir delil teşkil ettiği belirtiliyordu.

Diğer bazı delillerin de gösterildiği suç duyurusunda bu iki ismin faaliyetlerinin gazetecilik başarısıyla izah edilemeyeceği savunuluyordu.

Abdulkadir Aygan'ın twitter hesabının ele geçirilip oradaki özel görüşmelerin bu iki ismin twitter hesaplarında yayınlanması ise bu kişilerin gazetecilik faaliyetinin ötesine geçerek derin yapılarla örgütsel bağlantılar kurduğuna dair yeni bir delili teşkil ediyor.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(30 Ocak 2014, 18:14)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

17 ARALIK 2013 KOMPLOSUYLA İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

90 savcının görevi değişti!

Paralel Hakim = Hasan Şatır

Paralel Belge davası görülüyor

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

Böcek´çiler yakında açıklanıyor

Paralel Devlet´e suç duyurusu

Suç duyurusu & Basın açıklaması

Balyoz hakimi değişti

Pensilvanya onaycısı zarfta

TIR´cı komutana paralel kollama

Paralel verginin adı: Himmet

Fethullah Gülen´e suç duyurusu

Savcılık: Van olayında İHH yok

Flaş!!! Yakalama kararları kalktı

Flaş!!! 20 savcı yer değiştirdi

Flaş!!! Emniyet´ten suç duyurusu

Koç suç duyurusunda şok iddia

Diğer ülkelere paralel uyarı

İşte paralel suç delilleri

Paralel Yapı = P2 Locası

Paralel devlet böyle yönetiliyor

ABD Yargısı: Gülen, menfaatimize

Bu kutu da ABD´yi sarsacak

Hanefi Avcı haklı çıktı

Avcı, Paralel Tehlikeyi anlattı

Casusluk davası durmayacak

Hanefi Avcı´dan şok açıklamalar

12.12.2013: Hanefi Avcı´dan cemaate tepki

Hanefi Avcı´nın kitabında ileri sürdüğü iddiaları konulu manşetlerimiz

Baykal´a kaset komplosu manşetlerimiz

Türkiye´nin gündemi Savcı Öz

Başsavcı, Savcı Öz´ü uyardı

Öz´ün intikamı belirginleşiyor

Hakim paralel devleti anlattı

Adalet Bakanı´ndan HSYK´ya şok

İhsası rey var, HSYK inceleyemez

Ergenekon hakiminden şok itiraf

Savcı Öz, Bakırköy´e atandı

Önceki dönem HSYK'sına ait tartışmalar

Esed sandılar, Paralel çıktı

TIR komplosu da cemaat işi

Komplo geliyorum dedi, geldi

Yargıtay İmamı´na soruşturma

Emniyet İmamı için şok iddialar

İşte cemaatin polis imamı

Yargıtay´a Pensilvanya onayı

6 ilden Erdoğan´a destek

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

Hükümete yaygara, Koç´a örtbas

Adli cunta iddiası doğrulandı

Dosya, Savcı Akkaş´tan alındı

Paralel yapının polis evleri

AKP: HSYK bildirisi korsan

Adli Cunta´nın izi sürülüyor

HSYK´dan savcılara inceleme

Başsavcı 2. darbeyi önledi

Hukukçular: Savcılar çekilmeli

Erdoğan: İnlerine gireceğiz

CHP: Başbakan´ı hedef aldılar

Operasyonlara suç duyurusu

İşte ´Adli Cunta´nın delili

Adli Cunta için suç duyurusu

Adalet Platformu ile ilgili manşetlerimiz

Erdoğan: Boyun eğmeyeceğiz

Taraf´a 3 suç duyurusu

Baransu´nun haberine tepki

Dersane tartışmalarıyla ilgili manşetlerimiz

CHP: Cemaat okulları araştırılsın

97 STK´dan cemaate tepki

Dersaneler=Cemaat mi?

Erdoğan: Darbe hükümeti değiliz

Belgeleriyle Gezi´nin Ardındakiler

Taksim gezi olaylarıyla ilgili manşetlerimiz

İskenderun´da İsrail izi netleşiyor

Türkiye´den İsrail´e misilleme

İsrail´in PKK bağlantıları ve Türkiye´deki terörde rolü manşetlerimiz

İkinci 7 Şubat krizi

Cemaat-MİT çatışması mı yaşanıyor?

Hükümet sivil darbeyi engelledi

Erdoğan: Fidan´ı yedirmem

MİT müsteşarı Fidan hedefte

Odatv-Aydınlık-İsrail´in hedefi: Fidan

´Mesaja mesaj´ ses kaydı

MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması krizi manşetlerimiz

Cemaat hala Gezi´de mi?

Cemaat de Gezi´de mi?

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5827    yazdır/print


 

Anter davasında 5. duruşma

21 yıl önce yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davaya Diyarbakır'da devam ediliyor. Duruşmada dava dosyasına önemli bir belge girdi. MİT tarafından mahkemeye gönderilen bir belgede 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın bir jandarma yetkilisi aracılığı ile Şemdin Sakık'ı öldürmek için başvurduğu, ancak bunun kabul edilmediği belirtiliyor.

24.01.2014 15:52 Kürt yazar Musa Anter'in 1992 yılında öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun ise yaralanmasına ilişkin Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi'nin yargılandığı davaya Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 5'inci duruşmayla devam ediliyor.

Duruşmaya Anter olayında tetikçilikle suçlanan tutuklu sanık Hamit Yıldırım ile dönemin JİTEM komutanı olduğu belirtilen tutuksuz sanık emekli albay Savaş Gevrekçi katıldı.

GENELKURMAY: KORUCULAR BULUNDUKLARI YERDE ASKERLİK YAPMIYOR

Mahkeme Başkanı duruşmanın başlangıcında dosyaya gönderilen evrakları okudu. Tutuklu sanık Hamit Yıldırım'ın koruculuk yaptığı Şırnak'ta askerlik yaptığını belirtmesi üzerine talimat yazılan Genelkurmay Başkanlığı ASAL Daire Başkanlığı, Geçici Köy Korucuları'nın bulundukları yerde askerlik yaptıkları şeklinde bir uygulama olmadığı belirtti.

Bunun üzerine söz alan sanık Hamit Yıldırım, kendisiyle birlikte çok kişinin de koruculuk yaptığı yerde askerlik yaptığını, gerekirse isimlerini de verebileceğini belirtti. Hamit Yıldırım, "O dönem korucuların hepsi bulundukları yerde askerlik yaptı. Ben kendi kafama göre memleketimde askerlik yapamam. Tüm bölgede böyleydi" dedi.

YEŞİL'İN ÇALIŞTIĞINA DAİR BİLGİ YOK

Mahkemenin bir önceki duruşmada 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın hangi kurumda çalıştığına dair Jandarma, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği talimatların cevapları da dosyaya konuldu. MİT Müsteşarlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, Yeşil'in kendileriyle çalıştığına ilişkin bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığını bildirdi. MİT'ten gönderilen bir başka yazıda ise Yeşil'in bir jandarma yetkilisi aracılığıyla Şemdin Sakık'ı öldürmek için kendilerine başvurduğunu, ancak teklifin kabul edilmediği belirtildi.

Gönderilen belgeler üzerine söz alan Musa Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu, belgelere bakıldığında yargılamaya yapılan engellemenin devam ettiğini belirterek, "Yeşil gibi bir suç makinası için devletin en uzman birimleri 'görmedik, duymadık' diyorlar. Yeşil, Hasan Tanrıkulu adıyla 22 defa yurtdışına çıkmış. 1995 yılının başından sonuna kadar Habur Sınır Kapısı'ndan 14 kez çıkışı var" dedi.

UZUN TUTUKLULUK SÜRESİ TARTIŞMASI ÇIKTI

Daha sonra söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, davanın iddianamesinde JİTEM yapılanmasının ayrıntılı izahatı olduğunu belirterek, "Bu yapı 2002 yılına kadar devam etmiştir. Bu illegal ama resmi bir yapıdır. Suç Türk Ceza Kanunu'nun en ağır suçunu oluşturuyor. Tutuksuz sanık emekli olsa da delilleri engellemesi durumu var. Örgüt üyeliği cezası 5 yıldır. Bu suç nedeniyle önünüze gelen sanığı neredeyse 5 yıl tutuklu yargılıyorsunuz. Ama burada sanık tutuklanmıyor" dedi.

Bunun üzerine söz alan Mahkeme Başkanı polemik yaratmak istemediğini belirterek, "Bizim mahkememizde 5 yıl tutuklu bulunan kimse yok"dedi. Elçi ise, "Sizin mahkemenizde de slogan atmaktan dolayı 3 yıllık tutuklu olanlar var" diye konuştu.

Tutukluluk süresi ile ilgili konuşmalar daha sonra Mahkeme Başkanı ve avukat Tahir Elçi arasında tartışmaya yol açtı. Mahkeme Başkanı, "Taş atmak olmayan, sadece slogan atmaktan 3 yıl tutuklu olan varsa getirin, haklısınız. Bizim uygulamamız aynıdır. Bu uygulama dışında özel bir karar vermiyoruz. Daha fazla açıklama yapmayacağım" diye konuştu.

Mahkeme Başkanına cevap veren Tahir Elçi ise, "Ben bu uygulamayı tutarlı bulmuyorum"dedi.

GEVREKÇİ: MİT, EMNİYET, JANDARMA AYRI TELDEN ÇALIYORDU

Duruşmada söz hakkı verilen emekli Albay Savaş Gevrekçi ise, MİT belgesinde geçen jandarma yetkilisinin kendisi olmadığını ifade ederek, "Resmi olarak kim olduğu konusunda cevap versinler. Resmi belgesi varsa getirsinler. Ben hiç bir zaman MİT ile biraraya gelmedim. Zaten Güneydoğu'nun sorunu buydu. MİT ayrı, jandarma ayrı, emniyet ayrı telden çalıyordu. Bu olayla kesinlikle bir ilgim yoktur" dedi.

ADAMINIZI GETİRİN TARTIŞMASI

İfadesinin devamında müdahil avukatların bulunduğu bölüme dönen Savaş Gevrekçi, Abdülkadir Aygan'ı kastederek, "Adamınızı getiriniz. Nasıl götürdünüzse öyle getiriniz. Karşınızda çocuk yok. Siz tuzak kuruyorsunuz" dedi. Bunun üzerine tepki gösteren Avukat Selim Okçuoğlu, "Haddinizi bilin. Abdülkadir Aygan bizim değil, sizin adamınızdır" diye konuştu.Tartışma üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Savaş Gevrekçi'ye, "Burada herkes işini yapsın. Bunu bir türlü izah edemedim. Siz kendinizi savunun, herkes de işini yapsın" dedi.

Duruşmanın sonunda tekrar söz alan avukat Selim Okçuoğlu, 1991 - 1993 yıllara arasındaki OHAL ve JİTEM kayıtlarının getirtilmesini istedi. Abdülkadir Aygan'ın sanık Savaş Gevrekçi gözetiminde bu cinayetleri işlediğini ileri süren Okçuoğlu, "Türkiye ya hukuk devleti olacak, ya çete devleti olmaya devam edecek"dedi.

Duruşmada söz alan avukatlardan Tahir Elçi, Diyarbakır'da yıllardır görülen ancak bir neticeye verilmeyen JİTEM davasının dosyasının mahkeme heyeti tarafından okunmasını talep etti. Anter davası iddianamesinin çok önemli olduğunu belirterek, "Çünkü iddianamede yıllardır inkar edilen JİTEM'in yapısını detaylı anlatıyor. İddianamede JİTEM'in devlet görevlisi kimliğiyle insanları götürüp öldürdüğünü, kaybettirdiğini ve işkence yaptığını anlatıyor" dedi.

Elçi, sanık Gevrekçi'nin tutuksuz yargılandığını belirterek, " Sanık emekli olsa da görevdeki arkadaşlarıyla ilişkisi devam ediyor ve delilleri etkileyebilecek konumda. Bu yüzden tutuklanmasını istiyoruz" diye konuştu.

Söz alan tutuksuz sanık Gevrekçi ise Avrupa'da yaşanan Aygan'ın kendisine iftira attığını ve kendisiyle ilgili hiçbir belge ve delil olmadığını dile getirdi.

Anter ailesinin avukatların Barış Yavuz da söz olarak elinde belge olduğunu ve bunu bir kez de mahkemeye sunmak istediğini söyledi.

MİT GÖNDERDİĞİ BELGEDE JİTEM YERİNE JANDARMA YETKİLİSİ İFADESİNİ KULLANDI

Yavuz, "Kutlu Savaş susurluk raporunda MİT'e ait bir bilgiye şöyle yer veriyor: '16.02.1993 tarihinde Diyarbakır JİTEM Grup Komutanı Vekili, ilgili birimimizle yaptığı görüşmede; adı geçenin teşkilatımızla ilişki kurmak istediğini, yanında Muş Alan Sorumlusu bulunduğunu, Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığını ve eylemden sonra İsviçre'ye gitme garantisi istediğini belirtmiştir.' Son olarak taleplerimiz doğrultusunda gönderilen belgede ise MİT bu görüşmeyi doğruluyor ama bu sefer sadece 'bir jandarma yetkilisi' ifadesini kullanıyor JİTEM ismini kullanmıyor" diye konuştu. Yavuz, MİT'in görüşmenin içeriğinden haberdar olduğunu, 1992 yılına ait belge bulundurduğunun ortaya çıktığını belirterek, " MİT o zaman bu görüşmeyi yapan JİTEM Grup Komukanı Vekilinin de kim olduğunu biliyor. Bizim yeni talebimiz bunun ilgili kurumdan istenmesi." dedi. Yavuz, belgede devletin kurumu olan MİT'in ve jandarmanın 'infaz emrini' kabul ettiğini belirterek, "Bu Şemdin Sakık için geçiyor ama buradan şunu anlamak gerekiyor demek ki infaz emirleri veriliyormuş." şeklinde konuştu.

YILDIRIM: KÖY KORUCULARI BULUNDUKLARI YERDE ASKERLİK YAPIYORDU

Davanın tutuklu sanığı Hamit Yıldırım ise önceki duruşmada köy korucularının bulunduğu yerlerde askerlik görevlerini yaptıklarını belirtmiş, kendisinin Şırnak'ın Kumçatı beldesinde vatani görevine yerine getirdiğini söylemişti. Mahkemenin talebi üzerine ASAL böyle bir uygulamanın olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Yıldırım, Kumçatı'da ikamet eden 4 kişinin ismini vererek bunların bulundukları yerde askerlik yaptığını ve fiiliyatta olduğunu dile getirdi. Yıldırım, Musa Anter olayıyla ilgisinin olmadığını ve tahliye edilmesini talep etti.

GEVREKÇİ: EN BÜYÜK SORUN MİT'LE BİR ARAYA GELEMEMEKTİ

Tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi ise 1992 yılında Diyarbakır'da çalıştıkları dönem en büyük sorunun MİT'le bir araya gelememelerinin olduğunu söyledi. Gevrekçi, " Zaten en büyük sorun buydu. Herkes kendi başına çalışırdı." dedi. Gevrekçi, itirafçı Abdulkadir Aygan'ın kendisine iftira attığını belirterek, " Türkiye Cumhuriyeti, cumhuriyetse onu yurtdışından getirsin yüzleşelim. Onu yurtdışına PKK çıkardı. Orhan Miroğlu'nun yazdığı kitabı savunmam olarak kullanıyorum çünkü bütün doğruları yazmış. PKK 45 bin dolarla onu yurtdışına çıkarmış. Onun yeri güvende o yüzden konuşuyor." dedi.

Gevrekçi'nin avukatı Hikmet İşler ise Aygan'ın her olayda kendisini masum gösterdiğini ancak bunun doğru olmadığını söyledi. İşler, "Aygan Diyarbakır'da 20 kişinin ölümü, iki gazete bürosunun bombalanması, iki aracın altına bomba konulması olaylarında yargılanıyor. Evet getirilsin buraya kim suçluysa ortaya çıksın" dedi.

AVUKATLAR ARASINDA TEVİLLİ İKRAR TARTIŞMASI

Avukat İşler'in bu sözleri üzerine ayağa kalkan mağdur avukatlarından Selim Okçuoğlu, sanık avukatının tevilli ikrarda bulunduğunu söyledi. Okçuoğlu, " Aygan'ın cinayetlerinden bahsettiniz. Aygan o dönemde nerede çalışıyordu. Bu bir tevilli ikrardır" dedi. Okçuoğlu, bu ifadelerin tutanağa geçirilmesini istedi.

İşler ise, meslektaşının kendisini suçladığını belirterek, düzeltmesini istedi. Ancak daha sonra tekrar söz alan İşler, dilinin sürçtüğünü, Aygan'ın avukatı olmadığını ve sadece müvekkilini savunduğunu dile getirdi.

Mahkeme ara kararlarını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi.

------------------------------------------------------------------------------

ŞOK BELGE: YEŞİL'DEN MİT'E SUİKAST TALEBİ

Bu arada duruşmada önemli bir belge ayrıntı ortaya çıktı. Diyarbakır'da yazar Musa Anter cinayeti davası dosyasına Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından çarpıcı bir belge gönderildi.

MİT'ten gönderilen belgede 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın bir jandarma yetkilisi aracılığı ile Şemdin Sakık'ı öldürmek için başvurduğu; ancak bunun kabul edilmediği belirtildi.

Diyarbakır 7'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen yazar Musa Anter'in öldürülmesi davasında Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan çarpıcı bir belge gönderildi. Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Raporu'nda yer alan Yeşil'in Şemdin Sakık'ı öldürmek için MİT'e başvuruda bulunduğu ifadeleri üzerine, Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi, olayın doğru olup olmadığını MİT Müsteşarlığı'na sordu.

Mahkemenin talebi üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 4 gün önce olayla ilgili cevap yazdı. 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen cevap yazısında MİT kayıtlarında inceleme yapıldığı belirtilerek, "16.02.1993 tarihinde Diyarbakır'daki bir jandarma yetkilisinin ilgili birimimizle yaptığı görüşmede; Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın teşkilatımızla ilişki kurmak istediğini, yanında Muş alan sorumlusunun bulunduğunu, Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığını ve eylemden sonra İsviçre'ye gitme garantisi istediğini belirttiği, anılan teklifin kabul edilmediği hususlarının yer aldığı belirlenmiştir" denildi.

Okunduktan sonra dava dosyasına konulan filigramlı belgede MİT Müsteşarı adına Hukuk Müşaviri'nin imzası yer aldı. (DHA)

İŞTE O BELGE:



(24 Ocak 2014, 15:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Anter iddianamesinde arama yap

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5818    yazdır/print


 

Anter davasında 4. duruşma

21 yıl önce yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davaya Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4. duruşma ile devam ediliyor. Tutuklu sanık Hamit Yıldırım ilk kez duruşmaya getirildi. Anter ailesinin avukatları, çapraz sorguya alınan sanığa yöneltilen soruya savcının müdahale ettiğini belirterek tepki gösterdi. Duruşmada ayrıca çok gergin olduğu gözlenen müdahil avukat Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin, sık sık savcı ve hakimlerle tartıştığı görüldü.

02.12.2013 15:59 Kürt yazar Musa Anter'in 1992 yılında öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun ise yaralanmasına ilişkin Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi'nin yargılandığı davaya Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4'üncü duruşmayla devam ediliyor. Duruşmaya önceki duruşmalara Adana F Tipi Cezaevi'nden getirilemeyen dosyanın tek tutuklu sanığı Hamit Yıldırım ve tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi katıldı. Duruşmada taraf avukatları ve Musa Anter'in oğlu Dicle Anter de hazır bulundu.

"MUSA ANTER'İ BEN ÖLDÜRMEDİM"

Duruşmanın sabah yapılan ilk oturumunda Musa Anter'in kaldığı otelin resepsiyon şefi Osman Ateşal tanık olarak dinlendi. Bazı kişilerin otele gelerek Musa Anter'i sorduğunu belirten Ateşal, "Bu kişi peşmerge kıyafetliydi. Musa Anter öldürüldüğü gün kimse gelip sormadı. Gelen kişiler Şırnak bölgesinde kullanılan Kürtçe'yi konuşuyorlardı" dedi.

Duruşmada daha sonra tutuklu sanık Hamit Yıldırım'ın çapraz sorgusu yapıldı. Müdahil avukatların sorularını yanıtlayan Yıldırım, şöyle konuştu: "Musa Anter ile bir ilişkim yok. Bu bana atılmış bir iftiradır. Kumçatı'da benden başka Hamit Yıldırım var. Koruculuk yapıp, yapmadığını bilmiyorum. Ben Musa Anter'i öldürmedim. Aşiretimizin lideri Osman Demir'dir. Ancak, vefat etti. Üst düzey yetkililer Osman Ağa'nın yanına gelip, giderdi. Ben Irak'a hiç gitmedim. BOTAŞ Karakolu'nu bilmiyorum. Ticarete girdiğim zaman koruculuğu bıraktım. Çok arsa ve gelirimiz var."

"YEŞİL'İN BİZİM EVİMİZE GELDİĞİNİ GÖRMEDİM"

Ticaret yaptıklarını ekonomik durumlarının iyi olduğunu belirten Yıldırım, "Yeşil'in bizim evimize geldiğini görmedim. Rütbeli askerlerin gelip- gelmediğini de bilmiyorum. Gizli tanık ifadelerini tamamen reddediyodrum. Yeşil konusundaki ifadeleri yalandır. Yeşil'i tanımıyorum ve görmedim. Bu bir iftiradır. Abdülkadir Aygan'ı da tanımıyorum. Belki avukat gidip ona benim aleyhime ifade vermesini söylemiştir. Bunu nereden bileyim? Ben şehit ailesiyim. 9 çocuğum dışarıda kaldı. Allah'tan korkun" dedi.
 
Avukat Ahmet Zeki Okçuoğlu, Hamit Yıldırım'a hitaben, "Sen Allah'tan kork" diye cevap verdi. Sanığın çapraz sorgusu sırasında da taraf avukatları arasında tartışmalar oldu. Söz alan müdahil avukatı Mehmet Emin Aktar, sanığın ruh halinin tutanağa geçirilmesini istedi.

EMEKLİ ALBAY DURUŞMADA FENALAŞTI

Duruşmada Hamit Yıldırım'ın çapraz sorgusu yapılırken, tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi öksürerek fenalaştı. Bunun üzerine kızı olan avukatı Gökçe Gevrekçi, babasını salon dışına çıkarmak için izin aldı. Mahkeme Başkanı'nın izin vermesi üzerine Savaş Gevrekçi salon dışına çıkarıldı. Daha sonra söz alan diğer sanık avukatı, Gevrekçi'nin pankreas kanseri ve tansiyon hastası olduğunu ve tansiyonunun düştüğünü söyledi. Mahkeme Başkanı'nın izin vermesi üzerine Gevrekçi, kızı avukat Gökçe Gevrekçi tarafından hastaneye götürüldü.

"PKK AİLEMDEN 13 KİŞİYİ ŞEHİT ETTİ"

JİTEM'in merkezi olarak nitelendirilen Botaş Karakolu'nu bilmediğini belirten Hamit Yıldırım, "Benim kardeşimle birlikte 500 dönüm arazim var. Burada tarımla uğraşıyorum. BOTAŞ ve karakolunu bilmiyorum. Sadece orada petrol boru hattı olduğunu biliyorum. Orhan Miroğlu ile bir husumetim yok. Beni neden teşhis ettiğini de bilmiyorum. Benim ailemin tamamı korucuydu. Ben ve bir PKK'lı yanyana oturmazdık. Korucu olmadan önce PKK benim amcamın kızını ve ailemden 13 kişiyi şehit etti. Ben Apo'yu sevmiyorum. Çünkü kardeşimi şehit ettiler" dedi.

STAJYER AVUKAT GERGİNLİĞİ

Mahkeme Hamit Yıldırım'ın çapraz sorgusuna devam edilmesi için duruşmaya kısa ara verdi. Aranın ardından güvenlik önlemi alan polis, duruşma salonuna giren stajyer avukatların üstünü aramak istedi. Bunun üzerine salona giren Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, duruma tepki göstererek, mahkeme başkanından uygulamanın durdurulmasını istedi. Mahkeme Başkanı'nın, "Bu bir güvenlik önlemi, aranacaklar" sözleri üzerine Elçi, "Stajyer avukatlar kimin güvenliğini tehdit ediyor? Zaten salonda yer olmadığı için izleyici sıralarında oturuyorlar" dedi. Mahkeme Başkanı bunun üzerine, "Benim güvenliğimi. Burada bir güvenlik kararı var. Benim otoritemi kabul etmeyecekseniz, lütfen bunları sormayın" dedi.

Baro Başkanı'nın talebini değerlendiren Mahkeme Başkanı, "Dosya kapsamı göz önüne alındığında, arama işlemi güvenlik amacıyla yapıldığından, duruşmada ayrıca güvenlik önlemi alındığından işlemde usul hatası bulunmadığı anlaşılmıştır" dedi.

"PKK'LI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ BİRİNE ÖFKE DUYAR MISINIZ?"

Çapraz sorgu sırasında avukat Tahir Elçi sanık Hamit Yıldırım'a, "PKK'lı olduğunu düşündüğünüz birine öfke duyar mısınız?" diye sordu. Mahkeme sanık avukatlarının itirazı üzerine, soruların şekli ile ilgili karar vermek üzere duruşmaya ara verdi. Kararı açıklayan mahkeme, soruların subjektif olgulara dayandığını ve yargılamaya yeni bir şey katmadığını belirterek, dosyayla ilgili soru sorulmasını istedi. Bunun üzerine söz alan Elçi, "Sorularım subjektif olgulara ilişkin değildir. Sorular iddianamenin özüne ilişkindir. Hukuka aykırı ara kararı kabul etmiyoruz" dedi. Daha sonra tutuklu sanığa dönen Tahir Elçi, "Hamit Yıldırım, size karşı bir sıkıntımız yok. Suçlu mu, masum musunuz? Onu öğrenmeye çalışıyoruz" dedi.

"CEM ERSEVER'İ OSMAN AĞA'NIN YANINDA GÖRMÜŞTÜM"

Çapraz sorgusuna devam edilen Hamit Yıldırım, Kumçatı'da çok sayıda korucu olduğunu belirterek, "Korucu olduğum için askerliğimi İkizce Taburu'nda yaptım. Ama korucuların hepsi askerliğini orada yapmıyor. Bu tabur bizim evimize 2-3 kilometre mesafededir. Cem Ersever'i tanımıyorum ve görmedim. Ben küçükken Osman Ağa'nın yanında görmüştüm. Üstünde sivil kıyafetler vardı. Osman Ağa bunun Cem Ersever olduğunu söylemişti" dedi.

TARTIŞMA DİYALOGLARI

Avukat Tahir Elçi, çapraz sorguda Hamit Yıldırım'a fotoğraf çektirmeyi sevip, sevmediğini de sordu. Fotoğraf çektirmeyi sevmediğini söyleyen Hamit Yıldırım, "Niye, manken mi olayım?" dedi. Bunun üzerine araya giren Cumhuriyet Savcısı, sorunun konuyla bağlantısı olmadığını söyleyerek, itiraz etti. Gerginliğin olduğu duruşmada, taraflar arasında tartışma yaşanırken, şu ifadeler kullanıldı:

Savcı: Ben Başkan Beye söylüyorum. Senin anlamana gerek yok.

Tahir Elçi: Nasıl benim anlamama gerek yok? Ben avukat değil miyim? Ben yargının kurucu unsuru değil miyim?

Mahkeme Başkanı: Avukat Bey sorularınızın neredeyse tamamını sormanıza izin veriyoruz. Çok gerginsiniz. Lütfen konuyla ilgili soru sorun.

Tahir Elçi: Tabii ki soracağım. Ben burada yargının kurucu unsuruyum. Burada soru sormak için bulunuyorum.

Mahkeme Başkanı: Çok gerginsiniz. Lütfen tabii ki demeyin.

Tahir Elçi: Gergin değildim. Ancak, burada beni siz gerdiniz.

Savcı: Ben burada Cumhuriyet savcısıyım. Ben de yargının kurucu unsuruyum. Benim müdahale etme yetkim var. Ben itirazımı başkan beye söylüyorum

Mahkeme Başkanı: Tahir Bey az önce belge sunan sanık avukatını fırçaladı.

Tahir Elçi: Estağfurullah, ben kimseyi fırçalamadım.

Savcı: Ortamı yeterince geriyorsunuz. Bağırmaya gerek yok. Ben gizli saklı birşey yapmıyorum. Bu benim görüşüm. Bu tür sorular konuyla bağlantılı değildir.

Tahir Elçi: Hangi tür konuların bağlantılı olmadığını tutanağa geçelim.

Savcı: Fotoğraflarla ilgili konu bağlantılı değildir. Katılanlar vekilinin sanığa 'Niçin fotoğraf çektirmeyi sevmiyorsun?' sorusu sordu. Bu sorunun konuyla bağlantılı olmadığını düşünüyorum.

Tahir Elçi: Bu konuyla ilgili vereceğiniz kararı merakla bekliyorum.

FOTOĞRAF SORUSUYLA İLGİLİ VERİLEN KARAR

Mahkeme Başkanı Savcı'nın itirazı üzerine, yöneltilen soru ile ilgili ara karar verdi. Kararda, sanığın soruya açıklıkla cevap verdiğini belirten Mahkeme Başkanı, "Sorunun sorulmasının dosyaya bir yenilik katmayacağı görüldüğünden, Mahkeme Başkanı tarafından sorunun sorulmasına gerek olmadığına karar verildi" dedi.

Karara itiraz eden avukat Tahir Elçi, kararın sadece mahkeme başkanı tarafından değil, mahkeme heyetince görüşülerek verilmesini istedi. İtiraz üzerine söz alan üye Hakim, "Yasa Başkanın karar vereceğini söylüyor. Siz neye itiraz ediyorsunuz" diyerek tepki gösterdi.

Daha sonra söz alan Musa Anter'in oğlu Dicle Anter ise, koruculuk yapan bir kişinin Botaş Karakolu'nu bilmemesinin kendisine inandırıcı gelmediğini belirterek, sorunun bir kez daha sorulmasını istedi. Bunun üzerine konuşan Hamit Yıldırım, "Benim karakolla bir işim yok. Yol kenarlarında askeriye olur. Ama ben Botaş'ı bilmiyorum. Orada karakol olduğunu biliyorum. Birine tarif edersem Botaş'ın yanındaki karakol olduğunu söylerim" dedi.

Duruşma, avukatların taleplerinin alınması için öğleden sonraya ertelendi.

İddianamede, Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi, hakkında 'Taammüden adam öldürmekten' ağırlaştırılmış ömür boyu, 'Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvikten de 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor. (DHA)

Davanın öğleden sonraki oturumuna, rahatsızlandığı için hastaneye sevk edilen tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi de katıldı.

Duruşmada, MİT, Emniyet ve jandarmadan mahkemeye gönderilen evraklar da okundu. Almanya'da öldürüldüğü iddia edilen 'Hogir' kod adlı PKK itirafçısının Türkiye'ye getirilip, getirilmediğine dair mahkemeye cevap veren Milli İstihbarat Teşkilatı, Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü, yapılan araştırma sonucunda herhangi bir bilgiye rastlanmadığını bildirdi. Mahkeme, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne daha önce Yeşil'in üzerinde yakalanan Hasan Tanrıkulu sahte kimliği ile kimsenin yurtdışına çıkıp çıkmadığını sordu. Gönderilen yazıda açık kimlik bilgileri olmadığından, belirtilen kişinin yurtdaşına çıktığına dair bilgi verilemediği ifade edildi.

ALBAY GEVREKÇİ: YEŞİL'İ TANIMIYORUM

Duruşmada müdahil avukatları tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi'ye, Yeşil'in Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığına ilişkin Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Araştırma Raporu'nda bilgiler olduğunu sordu. MİT'le o dönemde Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin toplantıları ve ayrı masalarda oturmak şartı ile bir yerde bulunduklarını belirten Gevrekçi, "Bunun haricinde bir diyalog ve istihbarat paylaşımımız olmadı. 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım benim yanıma gelerek, Şemdin Sakık'ı öldürme talebini söylemedi. Kitaplardan edindiğim bilgiye göre Yeşil, MİT'in elemanıymış. Ben Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ı tanımıyorum" dedi.

1993'TE CEM ERSEVER İLE ÖLDÜRÜLEN İTİRAFÇI 2009'DA İSTİFA ETMİŞ

Müdahil avukatı Mehmet Selim Okçuoğlu, özellikle 'Hogir' kod adlı itirafçının bazı eylemlerde kullanıldıktan sonra Almanya'ya gönderilerek, öldürülmesi konusunda MİT, jandarma ve Emniyet'te belge olmadığını belirterek, "Benzer durum Mustafa Deniz için de geçerlidir. 1993 yılında Cem Ersever ile birlikte öldürülen Mustafa Deniz ve Hogir kod adlı kişi için öldüklerinden bahisle takipsizlik kararı verilmiştir. Nüfus kaydında bu iki kişi sağ olarak görünmektedir. Mustafa Deniz'in Cem Ersever olayında öldürülen diğer kişi olduğu iddianamede geçmiştir" dedi.

Avukat Okçuoğlu, daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı'nın Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir dava için gönderdiği belgeyi okudu. Belgede 1993 yılında öldürülen Mustafa Deniz'in Ankara Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı'nda memur olarak görev yaptığı ve 18 Mart 2009 tarihinde istifa ettiği belirtildi. 1993 yılında öldürülen Mustafa Deniz'in resmi yazıyla 2009 yılında istifa ettiğinin söylendiğini anlatan Okçuoğlu, buna ilişkin dosyasının gönderilmesini istedi.Okçuoğlu, Kutlu Savaş, Mehmet Eymür ve Orhan Taşanlar'ın tanık olarak dinlenmesini isterken, "Kurumlar Yeşil ile ilgili doyurucu bilgi vermiyor. Bu nedenle 3 kuruma da yazı yazılarak Mahmut Yıldırım'ın nerede, ne sıfatla istihdam edildiğinin sorulmasını istiyoruz. Bize göre Yeşil yaşıyor. Bu nedenle uluslararası mekanizmalar harekete geçirilerek, hakkında kırmızı bülten çıkarılmalıdır" dedi.

TALEPLER REDDEDİLDİ

Sanık Hamit Yıldırım'ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım'ın kırmızı bültenle aranması talebini reddederek, hakkında çıkarılan yakalama kararının sonucunun beklenmesine hükmetti.

Mahkeme Susurluk Raporu'nu yazan Kutlu Savaş'ın tanık olarak dinlenmesi talebini, rapor dosyada olduğu gerekeçsiyle reddetti.

Mahkeme, müdahil avukatlarının JİTEM ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin tüm arşivlerinin istenilmesine ilişkin talebinin, arşivlerin büyüklüğü göz önününe alındığında öncelikli olarak mümkün olmadığını vurguladı. Mahkeme ayrıca arşiv gelse dahi, bu arşivden neyin talep edildiğinin belirtilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verdi.

Mahkeme, müdahil avukatların Mustafa Deniz ve 'Hogir' kod adlı Cemil Işık ile ilgili verilen takipsizlik kararının kaldırılması isteminin de reddine karar verdi.

YEŞİL'İN İNFAZ TALEBİ MİT'E SORULACAK

Mahkeme MİT'e yazı göndererek, Susurluk raporunda yer aldığı belirtilen Şemdin Sakık'ın infaz edilmesine ilişkin Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın talebi olup olmadığının sorulmasına da karar verdi. MİT'e yazılacak yazıda, Yeşil'in bu konuda herhangi bir aracı kişi ya da kurumca talepte bulunup bulunmadığı ve eylem sonrası İsviçre'ye götürülme isteminin olup olmadığının arşivlerden incelenerek bildirilmesi istenecek.

Mahkeme, Mehmet Eymür ve Orhan Taşanlar'ın tanık olarak dinlenmesi istemini gelecek duruşmada değerlendirmeye karar verdi.

Mahkeme MİT Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'na, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın herhangi bir sıfatla kendi kurumlarında veya başka bir devlet kurumunda çalışıp çalışmadığının da sorulmasına hükmetti.

Mahkeme 2009'da istifa ettiği belirtilen itirafçı Mustafa Deniz'in emekli olma durumunun da Jandarma Genel Komutanlığına sorulmasına hükmetti. Duruşma eksiklerin tamamlanması için 24 Ocak 2014 tarihine ertelendi.

Duruşma salonu çıkışında Gevrekçi'nin yanında 7 korumanın olması dikkat çekerken, mahkeme heyetinin duruşma zabıtlarını avukatlara dilekçe karşılığında vermesi dikkat çekti.

(02 Aralık 2013, 15:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter davası duruşmaları

Anter iddianamesinde arama yap

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5711    yazdır/print


 

Doğan: 10 bin Jitem´ci var

Diyarbakır'da devam eden 16 sanıklı JİTEM davasında talimatla tanık olarak alınan ifadesi okunan emekli Albay Arif Doğan, JİTEM'in şu an var olan kadın ve erkek eleman sayısından arşiv sorumlu sayısına kadar rakam verdi. Doğan, '10 bin erkek, 650 bayan, 20 doktor, 30 erkek ve bayan hemşire vardı. Şu anda bile 10 bin elemanı, 5 tane arşiv sorumlusu vardır. Arşivde tüm kod adlar kayıtlıdır' dedi.

14.11.2013 16:59 Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak'ta çeşitli tarihlerde birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemini gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 16 sanıklı JİTEM davasına devam edildi. Diyarbakır 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 16 sanığın katılmadığı duruşmada ilk olarak dosyaya gelen evraklar okundu. Mahkeme, gelen evraklara göre haklarında yakalama kararı bulunan 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Fethi Çetin, 'Hacı Hasan' kod adlı İbrahim Babat, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül'ün yakalanamadığını belirtti.

ARİF DOĞAN JİTEM'İN PERSONEL SAYISINI VERDİ

Mahkeme, İstanbul 15'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde tanık sıfatıyla ifadesi alınan emekli Albay Arif Doğan'ın açıklamasının da dosyaya ulaştığını belirtti. Dosyaya ulaşan ifade metninde JİTEM'in yapılanmasını anlatan Arif Doğan, daha önce Cumhuriyet Savcısı Zekeriye Öz'e 3 gün boyunca ifade verdiğini söyledi.

İfadesinde Diyarbakır 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki JİTEM dosyasında yargılanan kişilerin çoğunu tanığını belirten Doğan, "Bir çoğu itirafçıdır. Jandarma sırasıyla bir Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı, iki Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı olmak üzere denemek amacıyla iki ayrı yapı kurmuştur. JİTEM bu ikinci kuruluşun göbeğinden çıkarılmıştır. Operatif istihbarat yapma amacıyla kurulmuştur. Bunu ben kurdum. Bu kuruluş Jandarma Genel Komutanı onaylı değildi. Deşifre edilmesine tahammül yoktu. Elemanlarını Türkiye genelinden ben seçtim. 10 bin erkek, 650 bayan, 20 doktor, 30 da erkek ve bayan hemşire vardı" dedi.

"ARŞİVDE 10 BİN KİŞİNİN KOD ADLARI KAYITLIDIR"

JİTEM elemanların görev alanının yönerge gereği Türkiye geneli olduğunu belirten Doğan, "Ben bu kişilerle ilgili hiç kimsenin bilmediği bilgileri bilmekteyim. Örneğin Hacı Hasan isimli 'Mete' kod adlı İbrahim Babat, Suriye Kamışlılı'dır. Ana hareketli birliği çok iyi bilen siyasi komiserdir. Agit'in birliğinden kaçarak gelip, itirafçı olmuştur. JİTEM'in içinde itirafçı ve asker yoktur. Ama Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı içerisinde hem itirafçı, hem asker bulunmaktadır. İtirafçılardan pratik olarak değil, teorik olarak faydalanılmıştır. JİTEM 1990 yılından sonra donmaya bırakılmıştır. Şu anda bile JİTEM'in 10 bin elemanı, 5 tane arşiv sorumlusu vardır. Arşivde 10 bin kişinin kod adları kayıtlıdır. Fethi Çetin kahraman bir istihbaratçıdır. Bir olayda ölümü pahasına PKK militanını etkisiz hale getirmiştir. Ali Ozansoy, ilkokul öğretmeni olup, bize PKK'yı tanıtan kişidir. Çok zeki biridir ve şu anda bildiğim kadarıyla emniyet teşkilatında çalışmaktadır. Benim iznimi alarak JİTEM'den ayrılmıştır" ifadelerini kullandı.

MAHKEMEDEN JANDARMAYA: YEŞİL'İN ADRESİNİ NASIL TESPİT ETTİNİZ?

Mahkeme, Bingöl'in Solhan İlçe Jandarma Komutanlığı'na 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın tespit edilen Ankara'daki adresinin neye isnaden tespit edildiğinin sorulması için yazılan müzekkereye cevap beklenmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca, Yeşil'in bu adreste oturup oturmadığının, bu adresin gerçek adresi olup olmadığının, başka ikamet kaydı bulunup bulunmadığının da sorulmasına karar verdi.

Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme, daha sonra ara kararlarını açıkladı. Mahkeme, hakkında yakalama kararı bulunan sanık Mahmut Yıldırım, Hacı Hasan, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül hakkındaki yakalama emri ile sanık Abdülkadir Aygan için çıkartılan gıyabi tutuklama kararlarının devamına karar verildi. Mahkeme eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

6'ncı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan'ın da bulunduğu toplam 16 sanık hakkında 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak' ve 'birden fazla kişiyi öldürmek' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15'er yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor. (DHA)

İDDİANAMEDEN

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verilmesi isteniyor.

(14 Kasım 2013, 16:59)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Mahkemeden Yeşil´e gazete ilanı

Anter iddianamesi kabul edildi

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5687    yazdır/print


 

Anter iddianamesi sitemizde

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan ve Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 Temmuz 2013 tarihinde kabul edilen 30 sayfalık iddianamenin tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz.

07.11.2013 18:03 21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan ve Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 30 sayfalık iddianamenin tamamı sitemize eklenmiştir. Kelime arama yapabilir, sayfaları yazdırabilirsiniz. Orjinal iddianame sayfaları, elimize geçmediği için henüz görüntülenememektedir. Elimize geçer geçmez siteye eklenecektir. ´Anter´ iddianamesi ´İddianameler´ sayfamızda yerini almıştır. Aramak istediğiniz kelimeleri o sayfadaki arama kutucuğuna yazarak iddianamede geçip geçmediğini öğrenebilirsiniz.

Anter iddianamesi, tek arama işlemine izin veren Ergenekon ve bağlantılı iddianameler bölümüne de eklenmiştir. Dolayısıyla aradığınız kelimeleri sayfanın sağ üst tarafında yer alan ´İddianamelerde arama yap´ kutucuğuna yazarak tek bir arama işlemi ile hangi iddianamelerde geçtiğini de öğrenebilirsiniz.

OLAYIN GEÇMİŞİ

TMK´nın 10. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun tarafından hazırlanan, 25.06.2013 tarihli, 2013/536 esas sayılı ve 2013/491 nolu ve 30 sayfalık iddianamede, 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı.

İDDİANAME 7 TEMMUZ´DA KABUL EDİLDİ

Anter iddianamesi 25 Haziran 2013 tarihinde sunulduğu Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nce 7 Temmuz 2013 tarihinde kabul edildi. Şu ana kadar 3. duruşma görüldü. İlk duruşma 31 Temmuz´da, 2. duruşma 1 Ağustos´ta ve 3. duruşma ise 8 Ekim 2013 tarihinde görüldü.

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte olan davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet cezaları verilmesi isteniyor.

(07 Kasım 2013, 18:03)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter iddianamesinde arama yap

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5675    yazdır/print


 

Anter davasına devam edildi

1992´de yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davaya Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde devam edildi. Duruşma sonunda verilen ara kararda, tutuklu sanık Hamit Yıldırım´ın bir sonraki duruşma bizzat hazır edilmesi, tutuksuz Savaş Gevrekçi´nin yaşı ve hastalığı göz önünde bulundurularak tutukluluk talebinin reddine ve bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesine, hakkında arama ve yakalama bulunan sanıklar hakkında kararın devamına karar verildi. Duruşma 2 ay sonraya, 7 Ekim tarihine ertelendi.

01.08.2013 17:43 1992 tarihinde öldürülen Kürt yazar Musa Anter cinayetinin ikinci duruşması Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görüldü. Duruşmaya sanıklardan, geçen yıl Şırnak´ın (Şirnex) Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan eski itirafçı ve korucu Hamit Yıldırım video konferans yoluyla katılırken, emekli Albay Savaş Gevrekçi ise duruşmada hazır bulundu. Anter´in oğlu Dicle Anter ise katılan sıfatıyla duruşmada yer aldı.

Duruşma Anter´in avukatlarının sanık Gevrekçi´ye soruları ile başladı. Anter´in avukatlarından Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Gevrekçi´ye Veli Küçük ve Arif Doğan´ın Diyarbakır Jandarma İstihbarat Alay Komutanlığı´nda görev yapıp yapmadığını sordu. Gevrekçi, Elçi´nin sorusuna cevaben, Açıkçası ben Veli Küçük ve Arif Doğan´ın benim birimimde görev yaptığını bilmiyordum dedi. Elçi, sorusunun devamında, Peki bu kişilerin bölgede il il dolaştığını da mı duymadınız demesi üzerine Gevrekçi, duymadığını söyledi.

-´Timler olarak hep arazideydik´-

Avukat Elçi´nin Gevrekçi´ye, Gruplar Komutanlığı´nda yer alıp almadığını sorması üzerine Gevrekçi´nin avukatı Hikmet İşler´in itirazda bulunarak Elçi´ye müdahale etmesi ve Gevrekçi´yi yönlendirmeye çalışması dikkat çekti. Elçi, sanık avukatı İşler´in itiraz adı altında sanığı yönlendirmeye çalıştığını belirterek, Sanık avukatı duruşma başladığından bu yana müvekkilini bir şeyler söylememesi veya ağzından kaçırmaması için yönlendiriyor dedi. Elçi´nin, Gevrekçi´ye Gruplar Komutanlığı´nda yer alıp almaması ile ilgili sorduğu soruyu yanıtlayan Gevrekçi, Benim zamanımda Gruplar Komutanlığı yoktu. Grup Komutanlığı vardı dedi. Gevrekçi´nin cevabı üzerine Elçi, Genel Kurmay Başkanlığı´na ait olan, üzerinde gizli ibaresi bulunan ve bahsi geçen dönemde Gruplar Komutanlığı´nın varlığını resmiyette belgeleyen bir belgeyi mahkeme heyetine sundu. Soru sormaya devam eden Elçi, Gevrekçi´ye farklı grup komutanlıklarıyla koordine amaçlı bir araya gelip gelemediklerini sordu. Elçi´nin sorusuna cevaben Gevrekçi, Bizim zamanımız olmadığı için bir türlü bir araya gelemiyorduk. Timler olarak hep arazideydik. Hiçbir time gitme zamanım olmadı dedi.

-Mahkeme heyetinden avukata tepki-

Gevrekçi´nin Elçi´nin sorularına tepki göstererek cevaplaması dikkat çekerken, Gevrekçi´nin avukatının sorulan her soruyu sanık yerine cevaplamaya çalışmasına mahkeme heyeti tepki gösterdi. Elçi´nin, Örgüte mensup kişiler olduğu söylenen şahısları kim yakalıyordu? İfadelerini kim alıyordu? sorusuna cevaben Gevrekçi, Diyarbakır İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü sorguyu yapardı diye konuştu. Elçi, Siz bir istihbaratçısınız, terörle ilgili suçlarla ilgileniyorsunuz. İstihbaratın temeli bilgidir. Siz bir istihbaratçı olarak yakalanan kişilerin sorgusuna katılmadığınızı söylüyorsunuz diye belirtti. Elçi, itirafçıların, yakalanan kişilerin sorgusuna katılıp katılmadığını sordu. Gevrekçi, Katılmazlardı diye yanıtladı. Gevrekçi´nin cevabına ilişkin mahkeme heyeti başkanı, Peki sen sorguya katılmadığınızı, bunu birim olarak yapmadığınızı söyledin. Peki itirafçıların sorguya katılıp katılmadığını nerden biliyorsun? diye sordu. Gevrekçi, mahkeme heyeti başkanın sorusu karşısında zor durumda kalarak, tepki gösterdi. Gevrekçi, itirafçıların sorgu aşamasına katılıp katılmadıkları konusunda sadece tahmin yürüttüğünü, itirafçıların sorgu aşamalarına katılmasının illegal bir durum olacağını söyledi.

-´Ben 3 numaraydım´ itirafı-

İtirafçı ve JİTEM davası tutuklusu Adem Yakin´in ne işle uğraştığını soran Elçi´nin sorusuna cevaben Gevrekçi, Yakin´in esnaflardan sürekli ücret ödemeden alışveriş yaptığını ve aldığı bazı beyaz eşyaları Silvan´da sattığını söyledi. Gevrekçi, Yakin´in, eski örgüt mensubu olduğu gerekçesi ile yerel dergi ve gazetelerde çıkan bazı ilanlardaki şifreleri çözerek, rapor haline getirip kendilerine sunduğunu ifade etti.

-Beyaz renkli toros-

Gevrekçi, Diyarbakır İl Jandarma Alay Komutanı´na bağlı olmadan çalıştıklarını söyledi. Tim olarak sürekli arazide dolaştıklarını dile getiren Gevrekçi, Saraykapı semtindeki İstihbarat Grup Komutanlığı´na iki adet Renault marka sivil araç tahsis edildiğini kaydetti. Şehir dışına ve köylere sürekli olarak bu araçlarla gittiklerini anlatan emekli Albay, bu araçların hangi renkte olduğunu hatırlamadı. Gevrekçi, “Tedbir amaçlı bunların plakalarını sık sık değiştirirdik. Bunu can güvenliğimiz ve gizliliğimiz açısından yapardık. Değişik plakaların verilmesi için de 6 ay ya da 1 yıllık aralıklarla emniyet müdürlüğüne talepte bulunurduk. İtirafçılar, bize ait bu araçları kesinlikle kullanmazdı.” diye konuştu.

Elçi sorularının devamında Gevrekçi´ye görev yaptığı dönem içerisinde hangi marka araçlara bindiğini sordu. Gevrekçi, 2 sivil Renault Toros marka araç kullandığını, araçlara sivil bindiğini ve araçların rengini hatırlamadığını söyledi. Heyet başkanının Gevrekçi´ye, O araç rengi beyaz olmasın? demesi dikkat çekti. Gevrekçi´ye soru sormayı sürdüren avukatlardan Barış Yavuz, Gevrekçi´ye 1991 tarihinde görev yaptığını hatırlatarak, İddianamede yer alan dosyada Diyarbakır İl Jandarma İstihbarat Komutanı iken 1991 tarihinde görev yaptınız. Dosyadaki belgedeki tabloya göre siz istihbaratçılar anlamında Türkiye´nin 3 numaralı ismi olarak görünüyorsunuz diye belirtmesi üzerine Gevrekçi´nin Evet doğrudur. Ben 3 numaraydım demesi dikkat çekti. Gevrekçi´nin avukatı müvekkilinin yanlış anladığını belirtse de, Gevrekçi´nin itirafı duruşma zabıtlarına aynen geçirildi.

-´1991-93 yıllarında iyi çalıştık, başarılıydık´-

Anter´in avukatlarından Selim Okçuoğlu, Gevrekçi´nin dün ve bugünkü duruşmadaki beyanlarının birbiri ile büyük oranda çeliştiğini söyleyerek bazı belgeler sundu. Okçuoğlu, Gevrekçi´ye, İstihbarat çok önemli bir görev. Bölgede 1991 ve 93 yılları arasında görevde bulundunuz. O dönemde istihbaratın yaptığı görevleri başarılı buluyor musunuz? diye sorması üzerine Gevrekçi, Evet başarılı buluyorum, o dönem yaptıklarımızı. Çünkü PKK 3 konunun Türkiye´den kaldırılmasını istiyordu: JİTEM, Koruculuk ve Özel Harekat. Biz de iyi çalıştık, başarılıydık. Buna izin vermedik dedi.

Tekrar söz alan Elçi, iddianamede geçen ve JİTEM´in kuruluşunu anlatan kısmı hatırlatarak, 1990´lı yıllarda JİTEM´in faaliyetlerini örneklendirerek anlatarak Gevrekçi´nin bir numaralı faili olduğunu belirtti.

-Yeşil´i tanımıyormuş-

´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ı tanıyıp tanımadığının sorulması üzerine Gevrekçi şöyle konuştu: “Yeşil´i tanımıyorum. Ama halk arasında ´sakallı´ diye bir efsane geçiyordu. Adam ortada yoktu. Abdülkadir Aygan´a baksanız Yeşil sanki bizim rütbelimiz gibi, ondan emir alıyormuşuz. Askerî gruplarla gelerek itirafçı kişilerle sorgu yaptığı söylenmekte, bu mümkün değil. Sakallı olarak tabir edilen Mahmut Yıldırım´ın insanları uçurumlardan attığı söyleniyordu. Ama ortada ne ceset var ne başka bir şey. O yüzden biz bunlara inanmıyorduk. Ayrıca Musa Anter cinayetinde sakallı diye birisi var mı yok mu bilmiyorum.”

-Savcı ´tutuklu yargılama´ talebine karşı çıktı-

Sorulan soruların ardından savcı okuduğu mütalaada, Sanık Mahmut Yıldırım´ın hakkındaki zorla yakalama kararının devamı, duruşmaya zorla getirilme kararı olmasına rağmen gelmeyen tanıkların bir sonraki celseye zorla getirilmesi, Diyarbakır 6. ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte olan JİTEM davası ile Musa Anter cinayeti dosyasının birleştirilmesi talebine ilişkin yazılan yazının akıbetinin sorulması, sanık Savaş Gevrekçi´nin müdafilerinin dosyada zaman aşımı talebinin hükümle birlikte değerlendirilmesi, sanıklardan Hamit Yıldırım´ın bir sonraki duruşmada bizzat hazır edilmesi, Mahmet Yıldırım´ın MİT´te bulunan ifadesinin aslının istenmesi talebinin reddi ve Gevrekçi hakkında talep olunan tutuklu yargılama talebinin reddi yönünde karar verilmesini talep etti.

-Duruşma 2 ay sonraya ertelendi-

Mütalaanın ardından açıklanan ara kararda, tutuklu sanık Hamit Yıldırım´ın bir sonraki duruşma bizzat hazır edilmesi, tutuksuz Savaş Gevrekçi´nin yaşı ve hastalığı göz önünde bulundurularak tutukluluk talebinin reddi ve bir sonraki duruşmada mahkemeye zorla getirilmesine, hakkında arama ve yakalama bulunan sanıklar hakkında kararın devamı yönünde karar verildi. Bir sonraki duruşma 7 Ekim tarihine ertelendi. (diha)

----------------------------------------------------------------

ANTER DAVASINDA 3. DURUŞMA GÖRÜLDÜ

07.10.2013 19:52 Diyarbakır´da 1992 yılında öldürülen yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili davanın 3. duruşması görülmeye devam edildi. Genelkurmay Başkanlığı, o dönemde kurulan İstihbarat Grup Komutanlığı personel listesini, deşifre edilmemesi şartıyla mahkemeye gönderdi. Mahkeme listeyi sadece avukatların inceleyebileceğini belirterek, yayın yasağı koydu.

Diyarbakır 7´inci Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşma, sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Duruşmaya Ankara´da infaz edilen JİTEM´ci Ahmet Cem Ersever´in Diyarbakır´da JİTEM komutanı olduğu dönemde yardımcılığını yapan emekli Albay Gevrekçi katıldı. Mahkeme heyeti, Adana Cezaevi´nde kalan sanıklardan Hamit Yıldırım´ın, araç ve personel eksikliği gerekçesi duruşmada hazır edilmediğini belirtti. Sanıklar ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) duruşmaya gelmedi.

Duruşmaya, tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi ile Musa Anter´in oğlu Dicle Anter ve taraf avukatları katıldı. Duruşmanın tek tutuklu sanığı olan ve tetikçi olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım´ın, personel ve araç yetersizliği nedeniyle Adana F Tipi Cezaevi´nden duruşmaya getirilemediği belirtildi. Hamit Yıldırım, cezaevinden görüntülü olarak duruşmaya katıldı. Müdahil avukatları, Hamit Yıldırım´ın duruşmaya getirilmemesine tepki göstererek, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Duruşmada ilk olarak dosyaya gönderilen evraklar okundu. Evraklarda, gizli tanık Ahmet´in duruşma öncesinde hazır edilemediği için ifadesinin alınamadığı belirtildi. Öte yandan, dosyanın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen ve Kayseri eski İl Jandarma Komutanı Cemal Temizöz´ün de yargılandığı faili meçhul cinayetler davasıyla birleştirilmesi talebine, mahkemenin ret yazısı gönderdiği de belirtildi.

Jandarma Genel Komutanlığı´nın, 1992 yılında Diyarbakır Jandarma İstihbarat Tim ve Grup Komutanlığı personelinin isim listesini göndermesine ilişkin yazılan talimata da cevap geldi.

Genelkurmay Başkanlığı´nın, gönderdiği yazıda personelin can güvenliği için deşifre edilmemesini şart koşarak listeyi gönderdiği belirtildi.

Mahkeme, gönderilen listedeki kişilerin terörle mücadelede görev aldıklarını, bu nedenle kimliklerinin korunması gerektiğine karar verdi. Ara kararda, listenin suretinin taraflara verilmemesine, ancak tarafların listeyi inceleyebileceğine hükmedildi.

Kararda, listedeki kişilerin T.C. kimlik numarası ve adreslerinin haricindeki diğer bilgilerin fotokopi çekilerek dosyaya konulmasına, belgenin aslının ise Terörle Mücadele Kanunu 10. Madde ile yetkili Savcılık kasasında saklanmasına hükmedildiği belirtildi. Mahkeme, ayrıca liste içindeki bilgilere yayın yasağı koydu.

Roj TV´de daha önce ´Anter´i sanık Hamit Yıldırım öldürdü´ şeklinde bir röportajı yayınladığı gerekçesiyle dinlenen tanık Nesim Benzer, söz konusu haberi yalanladı. Hamit Yıldırım hakkında böyle bir beyanda bulunmadığını kaydeden Benzer, ifadelerinin çarpıtıldığını belirterek, Yıldırım kardeşim Reşit´i ölümle tehdit etti. Roj TV´nin Cizre´deki muhabiri bu konuyu haber yaptı. Fakat ben onlara Musa Anter´i Hamit Yıldırım´ın öldürdüğünü söylemedim. Fakat yayın böyle yapılmış, ancak çevrede Musa Anter´i Hamit Yıldırım´ın öldürdüğü konuşuluyordu. Ben bir şey görmedim. dedi. Mahkeme heyeti, bu konuyu ne zaman ve kimden duyduğu soruldu. Tanık Benzer, Anter´in öldürülmesiyle ilgili hiçbir şey görmediğini dile getirdi.

Sanık Hamit Yıldırım, 2005 yılında Mersin´deydim. Roj TV´de benim Musa Anter´i öldürdüğüme dair haber çıktı. Bu da Nesim´in beyanına dayanıyordu. Ben de Kumçatı´ya gidip Nesim´e konuyu sordum. Bana bir gazeteci adı verdi. BDP´lilerin kendisine gelerek aleyhime beyanda bulunmasını istediklerini söyledi. Ben bunları sordum, ancak ´o kişileri söyleyemem´ dedi. şeklinde konuştu. Yıldırım, Ben Türkiye Cumhuriyeti´ni seven bir insanım. BDP´ye de saygı duyuyorum. Benim bir suçum yok. Bu olayla da alakam yok. Ben 15 aydır haksız olarak tutukluyum diye konuştu.

Tutuksuz sanık emekli Albay Gevrekçi, çalıştığı dönemde İstihbarat Grup Komutanı Cahit Aydın olduğunu söyledi. Gevrekçi, Aydın´ın yurt dışına gittiği için 4 ay yerine vekalet ettiğini dile getirdi. Eski Jitemci Arif Doğan´ın çok sevdiği bir büyüğü olduğunu dile getiren Gevrekçi, Değer verdiğim bir komutan ve büyüğümdür. Kendisinin emrinde hiç çalışmadım. Memleketim Niğde´ye gittiğimde ziyaretine gittim. Emekli olduktan sonra Ankara´da sosyal tesislerde karşılaşıyorduk. Doğan oraya briç oynamaya geliyordu. Orada sohbet ediyorduk. 2007 yılından sonra da ben bu tesislere hiç gitmedim. Arif Doğan ile görüşmedim. dedi. Gevrekçi, Benim çalıştığım dönemde İstihbarat Grup Komutanı Cahit Aydın idi. Kendisi yurtdışına gittiği için 4 ay yerine ben vekalet ettim. Arif Doğan çok sevdiğim bir büyüğümdür. Değer verdiğim bir komutan ve büyüğümdür. Kendisinin emrinde hiç çalışmadım. Memleketim Niğde´ye gittiğimde ziyaretine gittim. Emekli olduktan sonra Ankara´da sosyal tesislerde karşılaşıyorduk. Görev içinde hiç görüşmedik. 2007 yılından sonra da hiç görüşmedim. dedi

-JİTEM listesine yayın yasağı konuldu-

Davanın 3. duruşmasında önceki celse Jandarma Genel Komutanlığı´na 1992 yılında Diyarbakır Jandarma İstihbarat Tim ve Grup Komutanlığı personelinin isim listesinin gönderilmesine ilişkin yazılan talimata cevap verildi. Genelkurmay Başkanlığı, personelin can güvenliği gerekçesiyle listenin deşifre edilmemesi şartı koştu. Gönderilen listedeki kişilerin terörle mücadelede görev aldıkları için kimliklerinin korunması gerektiğine karar veren mahkeme, tarafların listeyi incelemesine hükmetti.

AYGAN GÖRÜNTÜLÜ OLARAK DURUŞMAYA KATILACAK

Mahkeme heyeti, Hamit Yıldırım´ın tutukluluk halinin devamına ve bir sonraki celse hazır edilmesi için Adana F Tipi Cezaevi´ne yazı yazılmasına karar verdi.

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım hakkındaki yakalama emrinin devamına karar veren mahkeme, Abdülkadir Aygan´ın İsveç´ten Segbis yöntemiyle ifadesinin alınmasına hükmetti. Aygan´ın ifadesinin gerekli yazışmaların yapılmasının ardından önümüzdeki Mart ayında alınacağı belirtildi.

Mahkeme, Başbakanlık Teftiş Kurulu eski Başkanı Kutlu Savaş´ın tanık olarak dinlenmesi talebini, hazırlanan Susurluk Raporu dosyada olacağından reddetti.

Mahkeme MİT Kontrterör eski Daire Başkanı Mehmet Eymür´ün tanık olarak dinlenmesi talebini de daha sonra değerlendireceğini açıkladı.

Mahkeme, avukatların JİTEM ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği arşivlerinin dosyaya istenmesine yönelik talebini ise arşivin büyüklüğü nedeniyle reddetti.

Avukatların sanık Hamit Yıldırım´ın duruşmaya getirilmemesine ilişkin suç duyurusu taleplerini de reddeden mahkeme, Kutlu Savaş tarafından hazırlanan Susurluk Raporu´nun 6. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasından istenmesine karar verdi. Duruşma 2 Aralık 2013 tarihine ertelendi. Davanın 4. duruşması bu tarihte Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

(01 Temmuz 2013, 17:43), son güncel.: (07 Ekim 2013, 19:52)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5498    yazdır/print


 

Anter davası başladı

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması olayıyla ilgili açılan dava bugün Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmeye başladı. Anter´i öldüren silahı ateşleyen sanık Hamit Yıldırım, ´araç ve personel eksikliği´ gerekçesiyle tutuklu bulunduğu Adana Cezaevi´nden duruşmaya getirilemedi. Yıldırım telekonferans sistemiyle duruşmaya katıldı. Duruşmada iddianame okundu.

31.07.2013 12:45 21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda açılan dava Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmeye başladı. Taraflar ve izleyiciler saat 09.30´da duruşma salonuna alındı. Anter´i öldüren silahı ateşleyen sanık Hamit Yıldırım, tutuklu bulunduğu Adana Cezaevi´nden duruşmaya getirilmedi. Gerekçe olarak da ´araç ve personel eksikliği´ gösterildi. Hamit Yıldırım´ın telekonferans sistemiyle duruşmaya katılımı sağlandı. Hamit Yıldırım´ın bulunmadığı duruşmada aşireti ve avukatları hazır bulunuyor. Emekli Jandarma Albay Savaş Gevrekçi sanık sandalyesindeki yerini aldı.

Saldırıda hayatını kaybeden Musa Anter´in oğlu Dicle Anter ile yaralı kurtulan müşteki Orhan Miroğlu ve avukatları duruşma salonundaki yerlerini aldılar. Tüm tanıkların da hazır edildiği duruşmada Orhan Miroğlu´nun avukatları, sanık Hamit Yıldırım´ın salonda bulunmadığını belirterek duruşmanın ertelenmesini istedi, ancak mahkeme bu talebi reddetti.

Ardından saat 11.30´da iddianamenin okunmasına geçildi. iddianamede JİTEM cinayetleri bölümü okundu. Daha sonra Vedat Aydın ve Musa Anter´in öldürülmeleriyle ilgili bölüm okundu. İddianamede, cinayetin PKK´ya yıkılmak istendiği bölüm okundu. O bölümde ´Anter´in MİT irtibatlı olduğu için öldürüldüğü yönünde kanaat yayılmaya çalışıldığı´ belirtiliyor. İddianamedki, otel görevlisi tanıkların, Hamit Yıldırım´ı hem sesinden hem de eşgalinden teşhis ettiklerine dair bölüm okundu. İddiannamede, Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek´in davanın firari sanığı Abdülkadir Aygan ile yaptığı röportaj ile ilgili bölüm okundu. Hamit Yıldırım´ın 1990´larda JİTEM´in Genel Merkezi´ne gittiğiyle ilgili bölüm okundu. Yaptığı haberle davanın açılmasına önayak olan Abdurrahman Şimşek´in dosyadaki ifadesinin iddiannamede yer verilen bölümleri okundu. Gizli tanık Ahmet´in iddiannamede yer alan ifadesi okundu. Saat 11.35´te 25 sayfalık iddiannamenin okunması tamamlandı.

Ardından Mahkeme Başkanı Necati Türkmen, duruşmaya öğle arası verdi.

SANIK HAMİT YILDIRIM´IN SAVUNMASI

Saat 13.20´de tekrar başlayan duruşmada sanık Hamit Yıldırım telekonferans sistemi üzerinden savunmasını yapmaya başladı. Sözlerine suçlamaları kabul etmediğini belirterek başlayan Yıldırım, olaylara karışmadığını, kendisine iftira atıldığını söyledi. Yıldırım, Yalandır, ben Anter´i ve Miroğlu´nu niye vurayım. Benim aşiretimden herkes beni bilir. Aygan´ın yalan yanlış beyanları ile tutuklandım. Ben şehit ailesiyim. dedi.

SANIK SAVAŞ GEVREKÇİ´NİN SAVUNMASI

Sanık Hamit Yıldırım´ın 5 dakika süren savunmasının ardından salonda bulunan diğer sanık Savaş Gevrekçi´nin savunmasına geçildi. Gevrekçi, 11 sayfalık yazılı savunmasını okumaya başladı.

Gevrekçi savunmasında şunları söyledi: İki kez beyin ameliyatı geçirdim, bazı olayları hatırlamakta güçlük çekiyorum. Ben 1991-1993 döneminde Jandarma Binbaşı olarak Jandarma İstihbarat TİM Komutanlığı´na atandım. Jandarma İstihbarat Diyarbakır Şehitlik semtindeydi. İtirafçı sivil memurlar ve biz oradaydık. Ben Diyarbakır´dan ayrıldıktan sonra Saraykapı´ya taşındığını duydum. Aygan´ın söyledikleri benden sonraki dönemdir.

Gevrekçi: Aygan´ın Anter cinayetiyle ilgili beyanlarında çelişkiler mevcuttur. Jandarma İstihbarat Anter cinayetinin işlendiği dönemde Şehitlik değil, Saraykapı´daydı.

Gevrekçi: İstihbarat Grup Komutanı Cahit Aydın´ın görevini vekaleten yürüttüğüm doğru değildir. Vekalet yetkisi o tarihte Nurettin Ata´da idi. İtirafçı sivillerle görüşmezdim, onlarla görürdüm. Ama grup komutanı olunca tanıdım.

Gevrekçi: Anter cinayeti için Aygan´a talimat verdiğim doğru değildir. Çünkü ben 1993´ten sonra itirafçıları tanıdım, öncesinde tanımıyordum. Bu dönemden sonra İstihbarat Grup Komutanlığı´na bir dönem vekalet ettim.

Gevrekçi´ye savcı tarafından Cemil Işık kod Hogir ile ilgili bir soru soruldu. Gevrekçi bu soruyu, Kendisini ne tanırım ne de duydum. Gelip gelmediğini ve Hogir´in yanında Şırnak´lı Hamit diye birini görmedim sözleriyle yanıtladı. Gevrekçi, tutuklu sanık Hamit Yıldırım´ı da tanımadığını söyledi.

Gevrekçi, duruşmaya telekonferans yöntemiyle katılan Hamit Yıldırım için, Onu ilk kez telekonferansta gördüm dedi. Yıldırım da, Ben de sizi yanıtını verdi. Bu diyalog üzerine Mahkeme Başkanı Necati Türkmen, Hamit Yıldırım´a, Hamit sana söz verilmedikçe konuşma uyarısında bulundu.

Gevrekçi: Anter olayını bilmiyorum. Cenazesine gittim, çünkü görev alanımda öldürülmüştü. İstihbarat toplamak için gittim. Aygan´ın Jandarma İstihbarat´taki olaylardan ötürü bana kızdığını ve bu yüzden Anter cinayetine adımı karıştırdığını düşünüyorum.

Gevrekçi: Ali Ozansoy´a telsiz başında dur talimatı verdiğim de doğru değildir. Ozansoy´un, yanlızca itirafçıların girdiği telsiz odasına girmesi mümkün değildir.

Gevrekçi: Sonuç olarak isnat edilen suçlamaları reddediyorum ve beraatimi talep ediyorum.

Gevrekçi´nin avukatı söz aldı ve müvekkilinin değil, Cahit Aydın´ın itirafçı memurlarla çalıştığını iddia ederek, Bunların hepsi Aygan´ın senaryosu, müvekkilim masumdur dedi. Anter´in 20 öldürülmesinin üzerinden 20 yıldan fazla bir süre geçtiğini öne süren Gevrekçi´nin Avukatı, dosyanın zamanaşımı yönünden incelenmesini istedi.

Mahkeme Başkanı Necati Türkmen, Siz bölgede istihbaratçısınız ama, Musa Anter´in adını öldürülmeden önce hiç mi duymadınız diye sordu. Gevrekçi, bu soruya, Hiç cevabını verdi.

-Mahkeme Başkanının ısrarı sanık Gevrekçi´nin çelişkisini ortaya çıkardı-

Başkan Türkmen bu kez, O kadar faili meçhul varken her şey mesai ile mi oluyordu. Her şey kuralla mı oluyordu diye sordu. Gevrekçi bu soruya da, Evet, mesai dışında iş olmazdı, gelmezlerdi yanıtını verdi. Başkan Türkmen´in sorularla sıkıştırması üzerine Gevrekçi, Çağırsam mesaiye gelirlerdi yanıtını vererek kendisiyle çelişti.

Sanık Savaş Gevrekçi, Başkan Türkmen´in ısrarlı soruları üzerine şunları söyledi: İtirafçılar iç çamaşırlarını karargahta dışarı asarlardı. Ben de buna kızardım. Aygan buna kızdığı için beni hedef seçti.

Gevrekçi: Yeşil´i tanımıyorum, Cem Ersever´i Harp Okulu´ndan tanırım. Aygan ve Adil Timurtaş´ı tanıyordum, bunlarla çalıştım.

MAĞDUR ORHAN MİROĞLU´NUN KONUŞMASI

Duruşmada daha sonra saldırıda yaralanan mağdur Orhan Miroğlu´na söz verildi. Miroğlu şunları söyledi: Dosyayı istedim, mağdur olarak. Suç duyurusu da yaptım. Ondan bir şey çıkmadı. Ama Aygan´ın 2004´teki itirafından sonra olayın çözülmesiyle ilgili bir umut belirdi. Aygan, sorulan sorulara cevap vermiştir. Emir nereden çıktı dediğimde Aygan, Diyarbakır´da üretilen bir fikir değildi. Ersever Ankara´dan gelince bu cinayet planı ortaya çıktı yanıtını verdi. Aygan´ın ifadeleri önemlidir Sanık avukatları bu itirafları önemsizleştirmeye çalışırsa davaya katkı sağlamaz.

Orhan Miroğlu: Abdülkadir Aygan´ın duruşmada Hamit Yıldırım gibi telekonferansla söz sahibi olma hakkı olmalı. Benim için bu dava kollektif suçlar kapsamında görülmesi gereken bir davadır. Yeşil´in yaşayıp yaşamadığı bilinmiyor. MİT´te kim bu işle ilgileniyorsa Yeşil´in ifadesi buraya gönderiliyor. ifadeler hep farklı farklı oluyor.

Orhan Miroğlu: Anter cinayeti dahil tüm JİTEM davalarında yoğun bir bilgi kirliliği vardır. Mehmet Eymür´e ben daha önce sordum; Musa Anter cinayetiyle ilgili kendisinde bilgi olup olmadığını. MİT´te bilgi olduğunu bana söyledi. Gevrekçi´nin inkarı bana hiç insani gelmiyor. Çok sayıda insan ölmüş. Şimdi bunu nasıl mesai gerekçesiyle açıklayabiliyor, olayı getirip buraya bağlıyor?

Sözlerine devam eden Miroğlu, cinayet gecesini ayrıntılarıyla anlatmaya başladı. Anter´in Diyarbakır Belediyesi tarafından düzenlenen kültür şenliklerine katılmak üzere 15 Eylül 1992´de İstanbul´dan geldiğini belirten Miroğlu o gün yaşananları şöyle aktardı: “Anter´in kaldığı Büyük Otel´e gittim. Oraya Anter´in bir misafiri geldi. Kendisini Dıjwar olarak tanıtmıştı. Birlikte ticari taksiye binip görüşmenin yapılacağı yere gidecektik. Anter ile gelen kişi taksinin arka koltuğuna oturdu. Ben bu sırada ´Nereye gideceğiz?´ diye sordum. O kişi ´Silvan yolundaki peşmerge konutlarına´ dedi. O bölgeye gittik. Aracı durdurduk. Rampa olan yoldan yukarıya doğru yürümeye başladık. Anter görüşeceği kişileri göremeyince sinirlendi. Bana ´Biz dönelim.´ dedi. Sonra yine devam ettik. Bizi otelden alan şahıs önümüzde yürüyordu. Aniden geriye dönerek ikimize ateş etmeye başladı. Yüzüstü düştüm. Kalkıp kaçmak isterken yanıma geldi bir el de sırtıma ateş etti. Musa Anter ağabey de benim gibi yüzüstü düşmüştü. O sırada bir komiser geldi, beni hastaneye yetiştirdi. Gerisini hatırlamıyorum.”

Dijvar kod Hamit Yıldırım, Anter´in zaten sorgulanıp öldürüleceğini bildiği için biz şüphelenince o anda karar verdi ve bizi vurdu. diyen Miroğlu´nun yutkunduğu ve gözlerinin yaşardığı görüldü. Mahkeme Başkanı Necati Türkmen, Siz biraz dinlenin ben anlattıklarınızı yazdırayım diyerek Miroğlu´nun biraz rahatlamasını sağladı.

Miroğlu daha sonra, gittikleri yerde taksiden indikten sonra Anter´e neden buraya geldiklerini sorduğunu vurguladı. “Musa ağabey, bana ´Çok samimi bir itirafçı grup gelmiş, PKK ile barışmak istiyorlar.´ dedi. Bana bunu önceden söyleseydi oraya gitmemize engel olurdum. Çünkü tuzak kurulmuştu.” bilgisini verdi. Miroğlu, Anter´in öldürülmeden önceki son yazılarında ise OHAL valiliğinin uygulamalarını sert dille eleştirdiğini hatırlattı.

Orhan Miroğlu: Mahkeme kayıtlarında Yıldırım ile otelde görüştüğüm yazıyor ama görüşmedik, sadece bizi alıp gitti. Anter beni onunla tanıştırma gereği bile duymadı. Sadece Yıldırım, bir tek Silvan yolu yerine Ergani yoluna girdiğinde konuştu. Anter´de, Sen madem Diyarbakırlısın, niye buraları bilmiyorsun dedi.

Orhan Miroğlu: Aygan, Anter´i ve beni vuran kişinin Şırnak´ın Kumçatı Köyü´nde koruculuk yaptığını anlattı. Aygan´ın itiraflarından sonra basın toplantısı yaptım. O´nun anlatımları ile benimkiler örtüşüyordu. ´Bu kişiyi tanımıyorum ama benim yaşadıklarımla çok büyük oranda örtüşüyor. İnanabilirsiniz´ dedim.

Orhan Miroğlu: Ergenekon süreci başladı. 2009´da Ömer komiserle görüştük Ankara´da. Yıldırım´ın yeni çekilmiş fotoğraflarını gösterdi. Ben, ´Aradan 20 yıl geçmiş, bu kişi şimdi 40 yaşında. Bir şey söyleyemem´ dedim. Bir şey çıkmadı. Cinayetten sonra fotoları yok mu oradan bakalım, teşhis edelim dediler.

Orhan Miroğlu: 2012 yılında gazeteciler Abdurrahman Şimşek ve Ferhat Ünlü bana Hamit Yıldırım´ın 1991´de çekilmiş fotosunu gösterdiler. Ben de, ´Anter´i ve beni vuran kişiye çok benziyor´ dedim. Davacılardan şikayetçiyim.

DURUŞMADA ANTER´İN OĞULLARI DA KONUŞTU

Orhan Miroğlu´nun ardından söz alan Musa Anter´in oğlu Dicle Anter konuştu. Buradaki sanıkların yanı sıra daha üst yetkili kişilerin de yargılanması hukuk açısından daha sağlıklı olur. diyen Dicle Anter, Gevrekçi, ´Anter´in cenazesine katıldım´ diyor. Kimse bilmiyordu cenazede, nasıl öğrenmiş, babamın öldürüldüğünü nasıl öğrenmiş. Davacılardan şikayetçiyim. diye sözlerini tamamladı.

Dicle Anter´in ardından söz alan Musa Anter´in diğer çocukları Rahşan Anter ile Anter Anter de davaya müdahil olmak istediklerini söylediler.

Duruşmada daha sonra sanık avukatları tutuklu sanık Hamit Yıldırım´ın duruşmaya getirilmemesini yargılamayı negatif olarak etkilemeye yönelik olduğunu düşündüklerini söylediler. Avukatlar, Şu anda sesi ve görüntüsüyle teşhisi tam yapılamayacak şekilde televizyondaki bir insanla konuşuyoruz, teşhis bu şekilde mümkün değil dediler. Avukatlar, Adalet Bakanlığı bu davanın önemini bildiği halde sanığı neden getirmedi. Bu teknolojiyi kullanan devletin ödenek veye personel yetersizliği nedeniyle sanığı getirmemesi soru işaretlerine yol açıyor dediler.

-Gevrekçi: JİTEM resmiyette yoktu-

Duruşmada daha sonra müşteki ve mağdur avukatları salonda hazır bulunan tek sanık Albay Savaş Gevrekçi´ye sorular sormaya başladılar. Gevrekçi, JİTEM´i biliyor musunuz? sorusunu, Jandarma İstihbarat vardı, ´niye herkes JİTEM diyor´ diyorduk. Memurlar da öyle diyordu. Ama resmiyette JİTEM diye bir birim yoktu. diye cevap verdi.

-Gevrekçi´yi sıkıştıran sorular-

Müdahil avukatları, Gevrekçi´nin, ´Aygan komutanlarla görüşmezdi´ yönündeki ifadesi üzerine, Siz görüşmezdi diyorsunuz ama onun general Necati Özgen´le çekilmiş fotoğrafları var sorusunu sordular. Bu soruya önce yanıt veremeyen Gevrekçi, daha sonra, Aygan, Özgen´in yanına tercüman olarak gitmiştir yanıtını verdi.

-Miroğlu: Ben ölümden döndüm ne rolü avukat bey-

Duruşmada daha sonra Hamit Yıldırım´ın avukatı Orhan Miroğlu´na sorular yöneltti. Yıldırım´ın avukatı Miroğlu´na, Diyarbakır, Mardin, Şırnak Kürtçesi´ni ayırt edecek kadar biliyor musunuz diye sordu. Miroğlu bu soruya ´evet´ yanıtını verdi.

Hamit Yıldırım´ın avukatı, olayda yaralı kurtulan Orhan Miroğlu´na cinayetteki rolüne dair bir soru yöneltti. Soruya sinirlenen Miroğlu, Ne rolü, ben ölümden dönmüşüm, siz rol diyorsunuz avukat bey sözleriyle tepki gösterdi.

-Taksici tanık olarak dinlendi-

Duruşmada daha sonra, saldırının yaşandığı gece Orhan Miroğlu, Musa Anter ve Hamit Yıldırım´ın bindiği taksinin şoförü Mehmet Sinanoğlutanık olarak dinlendi. Tanık Sinanoğlu Hamit Yıldırım´ı kastederek, Eşgalini tam olarak göremedim. Gece idi çünkü. Şivesi düzgün değildi. Diyarbakır´lı değildi yani. Zaten Kürtçe konuşuyorlardı. dedi.

-Tanık Emrah: Tehdit altındayım-

Duruşmada ifade veren bir başka Tanık ´Emrah´ ise İfade vermek istemiyorum. Önceki ifademden dolayı baskılar var, o yüzden ifade vermek istemiyorum. Arif Doğan ve Veli Küçük´ü tanıyordum. Tehdit altındayım. JİTEM infaz emrini vermiş. Yeşil ve Aygan var. Koruma olursa konuşurum. dedi.

-Davanın açılmasını sağlayan Sabah muhabiri tanık olarak dinlendi-

Duruşmada daha sonra yaptığı flaş haberle davanın 21 yıl sonra açılmasını sağlayan Sabah gazetesi muhabiri Abdurrahman Şimşek´in tanık olarak dinlenmesine geçildi. 29 Haziran 2012 tarihinde Abdurrahman Şimşek imzasıyla yayınlanan İşte o tetikçi! başlığını taşıyan manşet haberde, SABAH, yakın tarihin en karanlık cinayetlerinden olan Kürt yazar Musa Anter suikastı tetikçisi Hamit Yıldırım´ı, kanlı saldırıdan 20 yıl sonra Şırnak´ta bulup görüntüledi. Savcılık da ortaya çıkan bilgi ve belgelerden hareketle düğmeye bastı. Böylece, 3 ay içinde dolacak zaman aşımı süresi de 10 yıl daha uzadı. deniliyordu. (http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/06/29/iste-tetikci)

Abdurrahman Şimşek duruşmada verdiği ifadesinde, Savcıya verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. Basın Kanunu 12. Maddesi gereğince haber kaynaklarımızı açıklayamayız. Devletin kuruluşlarında olan haber kaynağı bize ulaştı. Duyumu verdi bize. Haber kaynaklarının güvenliği için savcılık ifadem dışında ayrıntılı bilgi vermek istemiyorum. Aygan ile röportaj yaptım, Aygan bu şahsı teşhis etti ben de gazeteci olarak haberini yaptım.

DURUŞMA SONA ERDİ

Şimşek´in ifade vermesinin ardından duruşma diğer tanıkların dinlenmesi için yarına ertelendi.

DAVANIN DETAYLARI --------------------------------------------------------------------------------------------------

Davada 4 sanık yargılanıyor. 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi davada sanık olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklar hakkında, 765 Sayılı TCK´nın 450/4. Maddesi´nde yer alan Taammüden adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 149/1. Maddesi´ndeki Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek ile Adam yaralamak suçlarından da 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

-JİTEM davası ile birleştirilmesi talep ediliyor-

Şüphelilerden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan´ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM Davasında da sanık olarak yargılandıklarının hatırlatıldığı iddianameyi hazırlayan savcılık, söz konusu iddianamenin JİTEM davası ile birleştirilmesini de talep etmişti.

-JİTEM davası-

Anter davası Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemsi´nde görülmeye başlandı. JİTEM davası ise Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülmekte. JİTEM´i konu edinen bu davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu JİTEM tetikçisi 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet cezaları verilmesi isteniyor.

(31 Temmuz 2013, 12:45)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter iddianamesi kabul edildi

Ergenekon, Anter iddianamesinde

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5496    yazdır/print


 

Ergenekon, Anter iddianamesinde

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması olayıyla ilgili açılan davanın iddianamesinde, Ergenekon sanıklarının, infazı yerine getiren isimlerle ilişkilerine dikkat çekildi.

21.07.2013 10:57 Gazeteci Musa Anter cinayetinde Ergenekon terör örgütünün rolü aydınlandı. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan Musa Anter cinayeti iddianamesinde, Ergenekon sanıklarının, infazı yerine getiren isimlerle ilişkilerine dikkat çekildi.

Ergenekon tutuklusu emekli Orgeneral Hurşit Tolon, firari sanık emekli Tümgeneral Mustafa Bakıcı, tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük, tutuklu sanık Tuğgeneral Levent Ersöz´ün yanı sıra faili meçhul cinayetler davasının tutuksuz sanığı emekli Albay Arif Doğan ile Balyoz darbe planı davası tutuklu sanığı emekli Albay Cemal Temizöz gibi Ergenekon sanıklarının bağlantılarına ışık tutuldu.

ERGENEKON DAVASI UMUT OLDU

Halkın Emek Partisi (HEP) kurucularından olan Özgür Gündem gazetesi yazarı Musa Anter, 20 Eylül 1992´de Diyarbakır´da öldürüldü. Olayda akrabası Orhan Miroğlu da ağır yaralandı. Cinayet zanlıları 21 yıldır yargı önüne çıkarılamadı. Ancak Ergenekon süreci, sorumluların bulunması noktasında ümitleri artırdı.

Musa Anter´in oğlu Dicle Anter, Ergenekon davasını, cinayetin aydınlatılmasında bir şans olarak gördüklerini açıkladı. Suikastta yaralanan Orhan Miroğlu da, Kürt meselesinde yaşanan birçok hak ve yaşam ihlalinin büyük bir bölümünde, Ergenekon´un etkisi olduğuna dikkat çekti.

KARANLIK YILLARIN CİNAYETLERİ

Tüm bu açıklamalardan sonra dikkatler Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun´un yürüttüğü Musa Anter cinayeti soruşturmasına çevrildi. Coşkun, iddianameyi 25 Haziran 2013 tamamladı. Cinayetin anlatıldığı iddianamede, JİTEM´in etkisi net bir şekilde görüldü.

Coşkun, 1990´lı yılların karanlık olay ve faili meçhul cinayetlerinde rolü olduğu belirtilen TUSHAD´a da (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) gönderme yaptı. Böylece TUSHAD; Zirve misyoner cinayetleri davasından sonra ikinci bir iddianameye de girmiş oldu. Ergenekon sanıklarının rolü iddianamede şöyle anlatıldı

´TUSHAD JİTEM´İ koordine ederdi´

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon: 1990´lı yılların başında Genelkurmay Başkanlığı genel sekreterlik görevinde bulunan Tolon, TUSHAD´ın başındaydı. TUSHAD, 1993 yılında Tolon tarafından kuruldu. Yapılanma çok gizli olup, JİTEM ile koordinasyon halindeydi. JİTEM, idari açıdan Jandarma Genel Komutanlığı´na, operasyonların yürütülmesi ve talimatın alınması bakımından TUSHAD´a bağlıydı. TUSHAD JİTEM´i de koordine ederdi.

Tümgeneral Mustafa Bakıcı: Şırnak 23. Jandarma Tümen Komutanı iken 2009´da Hamit Yıldırım´ı yanına çağırdı. Yıldırım´ın fotoğraflarını çektirdi. Bakıcı, Yıldırım´a Musa Anter cinayetinde teşhis için fotoğraflarına ihtiyaç duyulduğunu ama rahat olmasını, kimsenin onu teşhis edemeyeceğini, evinde herhangi bir suça konu bir malzeme varsa onları ortadan kaldırmasını söyledi.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük: Cinayeti işleyen JİTEM´in kurucularından ve ilk çekirdek kadrosundan.

Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz:Tetikçi Hamit Yıldırım´ın Şırnak´ın Kumçatı beldesindeki evlerine gelip gidiyordu.

Emekli Albay Arif Doğan: Musa Anter´i öldüren JİTEM´in ilk çekirdek kadrosu arasındaydı

Emekli Albay Cemal Temizöz: Faili meçhul cinayetler davasında kendisiyle birlikte tutuklanan Bedran kod adlı itirafçıyla birlikte Şırnak´a, tetikçi Hamit Yıldırım´ın yanına gidiyordu. (Bugün)

ANTER DAVASININ DETAYLARI

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan iddianame, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 5 Temmuz 2013´te kabul edilmişti.

İddianamede, 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklar hakkında, 765 Sayılı TCK´nın 450/4. Maddesi´nde yer alan Taammüden adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 149/1. Maddesi´ndeki Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek ile Adam yaralamak suçlarından da 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

-JİTEM davası ile birleştirilmesi talep edildi-

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen iddianamede, şüphelilerden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan´ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM Davasında da sanık olarak yargılandıkları hatırlatılıyor. Anter davasına bakan mahkeme tarafından JİTEM davasına bakan mahkemeye yazı yazıldığı ve davaların birleştirilmesi için muvafakat istendiğı, 19 Temmuz´daki duruşmada ortaya çıktı. Muvafakat için olumlu ya da olumsuz karar ilerleyen süreçte verilecek.

-Diyarbakır JİTEM davası-

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet cezaları verilmesi isteniyor. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(21 Temmuz 2013, 10:57)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Mahkemeden Yeşil´e gazete ilanı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5477    yazdır/print


 

Anter iddianamesi kabul edildi

21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması olayıyla ilgili hazırlanan iddianame, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

06.07.2013 00:07 21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun yaralanması konusunda Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan iddianame, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

TMK´nın 10. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun tarafından hazırlanan, 25.06.2013 tarihli, 2013/536 esas sayılı ve 2013/491 nolu ve 30 sayfalık iddianamede, 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı.

JİTEM´in kuruluşu ve yapısı başlığı altında Jandarma Genel Komutanlığı´nın 2012 yılında gönderdiği yazıya yer verilen iddianamede, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı´nın 1987 yılında İçişleri Bakanı onayıyla kurulduğu belirtildi.

İddianamede, söz konusu yapının 1988 yılında güçlendirilerek isminin Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı olarak değiştirildiğini ifade edilerek, 1990 yılında İstihbarat Grup Komutanlığı olarak, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Van´da olmak üzere 4 grubun Genelkurmay Başkanlığının oluruyla kurulduğu kaydedildi.

Güçlendirilme ve isim değişikliğinin geçici görev ve deneme şartıyla yapıldığı kaydedilen iddianamede, şöyle denildi:

Mayıs 1990´da geçici ve deneme maksatlı başlatılan uygulamaya son verilerek 30 Kasım 1997´ye kadar görev yapan bu yeni yapı teşkil edildi. Kamuoyunda ´JİTEM´ olarak bilinen Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Komutanlığı´nın, 24 Kasım 1988 ile 14 Mayıs 1990 tarihleri arasında toplam 17 ay 21 gün süreyle, geçici görev kuruluşuyla ve deneme mahiyetinde oluşturulan bir yapıyı ifade etti. Bu yapının, resmen kadrolanmaması nedeniyle Jandarma Genel Komutanlığı´nın hiyerarşik teşkilat yapısındaki kadro ve kuruluşlarında yer almadı.

-JİTEM´in adam kaçırma ve sorgu infaz yöntemleri-

İddianamede, Arif Doğan ve hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan´ın (Abdulkadir Aygan) JİTEM´in oluşumu hakkında ifadelerine de yer verildi.

Aziz Turan´ın anlatımlarına göre JİTEM, örgüt ve örgüt elemanları hakkındaki bilgiyi birçok kanaldan alabilme imkanına sahip olduğu belirtilen iddianamede, JİTEM´in söz konusu bilgileri, ajan-muhbirler, diğer güvenlik ve istihbarat teşkilatlarının elde ettiği duyumlar, teknik dinleme cihazları, yakalanan veya teslim olan örgüt mensuplarının anlatımları, legal veya illegal sorgulamalarla JİTEM personelinin bizzat yaptığı istihbarat çalışmalarının değerlendirilmesiyle aldığı kaydedildi.

İddianamede, JİTEM´in bu yöntem ve kanallar vasıtasıyla tespit edilen örgüt mensubu veya işbirlikçilerinin ev ve iş adresleri, varsa otolarının plakası, işe gidiş-dönüş saatleri ile kişi hakkındaki tüm kişisel ve sosyal bilgileri topladığı ifade edilerek, şunlar kaydedildi:

Şahıs bir süre izlenir. Tüm istihbari bilgiler tamamlandıktan sonra hedef şahsın peşine ekip görevlendirilir. Şartlara ve ihtiyaca göre personel görevlendirilir. Görevlendirilen ekip riske girmeden şahsı en elverişli anda kendisine sivil polis süsü vererek araca bindirir. Eğer hedef, arabaya binmemek için direnirse şahsa karşı duruma göre şiddet uygulanır. Araca bindirilen şahıs aracın arka orta koltuğuna oturtulur. Her iki tarafında da birer personel oturur. Şahsın başı öne eğdirerek çevreyi görmesi engellenir. JİTEM´e yaklaşıldığında şahsın gözleri bir bez bantla bağlanır. Bundaki maksat, yakalanan şahsın nereye götürüldüğünü görmesini engellemektir. Elleri de arkadan bağlanır veya kelepçelenir. Mümkün olduğu kadar kimse görmeden şahıs JİTEM´in kapısından içeri alınır ve hücreye konulur. Şahsın konumuna göre hemen veya daha sonra sorgu faslına geçilir.Duruma göre bazen JİTEM komutanı bizzat sorguya katılır ve kendi elleriyle işkenceli sorgu yapar.

-İşkence yapmayana şüpheyle bakılır-

Turan´ın anlatımlarına göre, sorgu odasında bulunan personelin hepsinin dayak ve işkenceye katılmak mecburiyetinde olduğu belirtilen iddianamede, şu ifadelere yer verildi:

Orada duygusallığa yer yoktur. Asli görevi ne olursa olsun, oradaki herkes ´suç ortaklığı yapmalıdır´ ilkesi geçerlidir. İşkence yapmayan personele, amirleri tarafından şüphe ile bakılır. Sorgudaki işkence sınırsızdır. 1990 yılından başlayarak, JİTEM tarafından illegal olarak kaçırılan ve sonra infaz edilen birçok kişinin üzerinde bu işkence yöntemleri uygulandı. Kendiliğinden çözülen ve bildiği her şeyi itiraf edenlere dayak atılmaz ve yumuşak davranılırdı. Gerekli bilgiler alındıktan sonra onlara da her türlü hakaret yapılırdı. Bazı JİTEM görevlileri tarafından bunlara da ´nasıl olsa PKK´lı teröristtir´ denilerek dayak atıldığı da oluyordu. İşkenceli sorgulamada istenilen bilgiler alındıktan sonra şahıs, kablo veya iple boğulmak veya arazide kafasına kurşun sıkılmak suretiyle infaz edilirdi, öldürülen kişi ya halka korku salmak maksadıyla açık araziye çuval içerisinde atılır ya da rastgele kazılan bir toprak çukura gömülürdü. Bazıları da cesedin bulunmaması için bir göle veya nehre ağırlık bağlanıp atılırdı.

-JİTEM´in Diyarbakır´daki işleyişi-

JİTEM´de jandarma subay, astsubay, uzman çavuşlardan başka sivil unsur olarak daha önce PKK terör örgütü saflarında bulunan ancak daha sonra operasyonlarda yakalanan veya teslim olan itirafçılara da görev yaptırıldığı belirtilen iddianamede, itirafçıların, İtirafçılık Yasasından yararlandıkları için kısa sürede cezalarını tamamlayarak tahliye edildiği anlatıldı.

İddianamede, itirafçıların cezaevinde bulundukları sırada özel izinle çıkartılarak ve tahliyelerinden sonra örgüt hakkında bildiklerini güvenlik güçlerine anlatıp birlikte operasyonlara katıldıkları ifade edilerek, şöyle denildi:

İtirafçıların PKK terör örgütünün hedefi haline gelmeleri nedeniyle isimleri değiştirilerek yeni kimlikler verilirdi. Ayrıca görevleri sırasında kullanmaları için birer kod adı verilir, güvenli kamu lojmanlarına tahsis edilirdi. İtirafçılar, operasyonlar sırasında, PKK´lıların saklandığı yerler, kullandıkları ve kaçtıkları yollar ile o bölgedeki grubun sayısı ve liderleri hakkında bilgiler verirlerdi. Şehir içinde örgüte yardım ettiği, milislik yaptığı ileri sürülen kişilerin yargı makamlarına bilgi verilmeden, yakalanmaları, gözaltına alınmaları ve infaz edilmeleri gibi yasadışı eylemlerde kullanılırlardı.

İddiianemede, 1989 yılınrda Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığına atanan Korgenaral Hikmet Köksal´ın girişimleri sonucunda itirafçılardan Ali Ozansoy, Abdulkadir Aygan (Aziz Turan), Recep Tiril, Adil Timurtaş, Kemal Emlük, Hasan Adak, Fethi Çetin, Hatice Elmas, Saniye Emlük, Hanım Beyaz´ın Jandarma Genel Komutanlığı´nın emrine sivil memur ve işçi olarak atandıkları belirtildi.

Musa Anter cinayeti ile ilgili olarak olay tarihinde Ankara´da Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Grup Komutan Vekili olarak görev yapan Ahmet Cem Ersever´in, yardımcısı sivil memur Mustafa Deniz´le Diyarbakır´a geldiği kaydedilen iddianemede, Aynı günlerde ´Yeşil´ kod Mahmut Yıldırım da ´Hogir´ kod Cemil Işık ve Hamit Yıldırım ile Diyarbakır´a geldi. PKK terör örgütü tarafından tehdit edilen ve korkup İstanbul´a taşınan Anter, örgüt ile arasını düzeltmek istemesinden faydalanılarak, tuzağa düşürülüp öldürülmüştür denildi.

-Turan´ın ifadeleri, raporlarla örtüşüyor-

İddianamede, şüpheli Aziz Turan´ın talimatla alınan ifadesi ve değişik tarihlerde medyada yer alan, röportaj ve yazılarındaki anlatımları ile olay tutanakları, otopsi raporu, ekspertiz raporu ve suç tarihinde alınan tanık beyanlarının birebir örtüştüğüne işaret edilerek, şunlar kaydedildi:

Yeşil´ ismiyle bilinen Mahmut Yıldırım, MİT´e Anter ile çok görüşen bir PKK/MK üyesini telefonla görüştürerek, Diyarbakır´a getirttiğini, söz konusu şahsa Anter´in kaldığı Büyük Hotel´i tekrar aratarak, ´ben gelemiyorum sana bir adam gönderiyorum, alsın seni yanıma getirsin dedirttiğini´ söylemiştir. Bu hususta tanık ve müşteki beyanları ile birebir örtüşmüştür. Aygan (Aziz Turan), Şırnak´lı Hamit´in Anter´i ´Umman´ marka bir silahla öldürdüğünü beyan etmiştir. Olay görgü tespit tutanağında ve ekspertiz raporunda da olay yerinde aynı silahtan atılmış 13 adet kovan bulunmuştur denildi.

İddianamede, sanıklar hakkında, 765 Sayılı TCK´nın 450/4. Maddesi´nde yer alan Taammüden adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 149/1. Maddesi´ndeki Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek ile Adam yaralamak suçlarından da 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edilen iddianamede, şüphelilerden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan´ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM Davasında da sanık olarak yargılandıkları hatırlatıldı.

Savcı, söz konusu iddianamenin JİTEM davası ile birleştirilmesini de talep etti.

-JİTEM davası-

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından 15 yıl hapis ile ağırlaştırılmış müebbet cezaları verilmesi isteniyor.

(06 Temmuz 2013, 00:07)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Anter için 21 yıl sonra iddianame

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5447    yazdır/print


 

Anter için 21 yıl sonra iddianame

20 Eylül 1992 tarihinde öldürülen Kürt yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili iddianame hazırlandı. İddianamede Anter´i öldürmekle suçlanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan ve Savaş Gevrekçi hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 20 yıl hapis cezası isteniyor. Geçtiğimiz yıl bir ihbar üzerine tetikçi Hamit Yıldırım´ın yakalanmasıyla cinayet dosyası zaman aşımıyla kapanmaktan son anda kurtulmuştu.

27.06.2013 17:55 20 Eylül 1992 tarihinde öldürülen Kürt yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili iddianame hazırlandı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nca hazırlanan iddianamede, Anter suikastında tetikçilik yaptığı iddiasıyla tutuklu bulunan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 20 yıl hapis cezası istendi.

-Musa Anter kimdir-

APE Musa´ lakaplı Kürt yazar Musa Anter, yayımladığı Qimil (Kımıl) adlı Kürtçe şiirden dolayı 1959´da idamla yargılandı. 1963´te ve 12 Eylül darbesinden sonra Kürtçülük propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Yaşamı boyunca toplam 11.5 yıl hapis yattı. Anter, bir konferans için gittiği Diyarbakır´da 20 Eylül 1992 tarihinde öldürüldü. Saldırı esnasında Anter´in yanında günümüzün tanınmış Kürt siyasetçisi ve yazar Orhan Miroğlu da vardı. Miroğlu saldırıda ağır yaralandı. Tetiği Hamit Yıldırım´ın çektiği, saldırıyı ise Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın planladığı ortaya çıktı.

-Zaman aşımına 3 ay kalmıştı-

20 Eylül 2012´de 20 yıllık zaman aşımını doldurarak kapanacağı düşünülen dosya ilgili 29 Haziran 2012 tarihinde sürpriz bir gelişme yaşanmıştı. İhbar üzerine tetikçi Hamit Yıldırım Şırnak´ta gözaltına alındı ve mahkemece tutuklandı. Savcılık ve mahkeme sorgusunda hakkındaki iddiaları reddeden Yıldırım, eldeki güçlü deliller nedeniyle tutuklanmaktan kurtulamadı. Yıldırım´ın tutuklanma gerekçelerinin, fotoğraf ve sesli teşhisle sınırlı olmadığı, başka delillerin de bulunduğu ortaya çıktı. Yıldırım´ın tutuklanmasında, PKK itirafçısı JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan, saldırıda yaralanan Orhan Miroğlu ve otel çalışanlarının teşhisinin yanı sıra 2 yıl önce Düzce´deki bir operasyonda ele geçirilen valizden çıkan JİTEM kayıtlarının da etkili olduğu ortaya çıktı. Belgeler arasında Anter cinayeti dışında çok sayıda kaçırma, sorgu ve infazın detayları da yer alıyordu. Geç de olsa zaman aşımına uğramadan Anter cinayetine dava açılmakta oluşu Anter´in çok sevildiği Güneydoğu halkı arasında sevinçle karşılandı. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

20 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENDİ

28.06.2013 12:08 Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 yıl önce yazar Musa Anter´in öldürülmesi, Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianameyi hazırladı. Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hazırlanan iddianame, 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunuldu. İddianamede, 20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. İddianamede, sanıklar hakkında, 765 Sayılı TCK´nın 450 / 4. Maddesi´nde yer alan Taammüden adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 149/1. Maddesi´ndeki Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek ile Adam yaralamak suçlarından da 20 yıla kadar hapis cezası istendi. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi, yapacağı incelemenin ardından hazırlanan iddianameyi kabul etmesi halinde, yargılamaya başlanacak.

JİTEM DAVASI İLE BİRLEŞTİRME TALEBİ

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunulan iddianamede, şüphelilerden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan´ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM Davasında da sanık olarak yargılandıkları hatırlatıldı. Savcı, söz konusu iddianamenin JİTEM Davası ile birleştirilmesini de talep etti. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, ´Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´Birden fazla kişiyi öldürmek´ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15 yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor.

ANTER´İN KATİL ZANLISINI YEŞİL EĞİTMİŞ

04.07.2013 10:37 Yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili soruşturmada önemli detaylara ulaşıldı. Tetikçi olduğu gerekçesiyle tutuklanan Hamit Yıldırım´ın ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´dan silah eğitimi aldığı ortaya çıktı. Bir gizli tanık, savcıya verdiği ifadede “Yeşil, Hamit Yıldırım´ın amcasının evine sürekli gelirdi. Hamit o zaman genç bir çocuktu. Yeşil, burada Hamit´e silah kullanmayı öğretti. Atış talimi yaptırırdı. Zaman zaman Hamit´i yanında götürür, gerçekleştirdiği eylemlerde kullanırdı.” dedi. Bir başka tanık da benzer yönde ifade verdi. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunulan iddianamede, Mahmut Yıldırım, Hamit Yıldırım, itirafçı Abdülkadir Aygan ve emekli Albay Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı.

20 Eylül 1992 tarihinde Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter´in öldürülmesi, gazeteci-yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanmasına ilişkin 21 yıl sonra tamamlanan soruşturmada önemli ayrıntılara ulaşıldı. Anter´in katil zanlısı olduğu gerekçesi ile geçtiğimiz yıl Şırnak´ın Kumçatı beldesinde gözaltına alınan Hamit Yıldırım´ın, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´dan silah eğitimi aldığı belirlendi. Soruşturma savcısına ifade veren bir gizli tanık, “Yeşil, Hamit Yıldırım´ın amcasının evine sürekli gelirdi. Hamit o zaman genç bir çocuktu. Yeşil, burada Hamit´e silah kullanmayı öğretirdi. Atış talimi yaptırırdı. Zaman zaman Hamit´i yanında götürür, gerçekleştirildiği eylemlerde kullanırdı.” dedi. Bir başka tanık da benzer yönde bir ifade vererek Yeşil ve Hamit Yıldırım arasındaki bu ilişkiye dikkat çekti.

Öte yandan soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı cinayette adı geçen Abdulkadir Aygan´ın ifadesini almak için teşebbüste bulundu. İsveç´te yaşayan Aygan´ın ifadelerine resmiyet kazandırmak için Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü´ne başvuruldu. Başsavcılık, Aygan´ın ifadesinin İsveç´te soruşturmayı yürüten savcı tarafından alınmasını talep etti. Ancak beklenen cevap gelmeyince Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı tamamlayarak iddianameyi mahkemeye gönderdi. İddianamede ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım, Hamit Yıldırım, itirafçı Abdulkadir Aygan, Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı vekilliği tarafından hazırlanan iddianame, 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildi.

AYGAN: DAVANIN SANIĞI DEĞİL, TANIĞIYIM

Anter´in ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede sanık olan Abdulkadir Aygan, Zaman´a konuştu. Kendisinin olayın planlanması sürecinde yer aldığını kabul eden Aygan, “Musa Anter´in niçin oraya çağrıldığını dahi bilmiyordum. Konuşulacak mı, ajanlaştırılacak mı, tehdit mi edilecek veya öldürülecek mi bilmem imkânsız. Çünkü plan Ankara´da hazırlanmış, Yeşil´e de görev verilmiş.” dedi. Davanın sanığı değil tanığı olması gerektiğini savunan Aygan, Hamit Yıldırım´ın, fotoğrafını kendinin teşhis ettiğini söylüyor. İddianamedeki sanıklardan emekli Albay Savaş Gevrekçi´nin JİTEM Diyarbakır TİM komutanı olduğunu belirten Aygan, “Grup komutanı bir iş için başka yere gidince, Savaş Gevrekçi onun yerine vekalet ediyordu. Anter´in tuzağa düşürülmesinde destek verdi. Hem personeliyle hem de karargah ve araç gereciyle.” ifadelerini kullandı.

Musa Anter davasının zamanaşımına uğramaktan son anda kurtulduğuna dikkat çeken Aygan, şöyle konuştu: “Dava epeyce sallantıya alındı. Diğer bazı davalar gibi; oyalama taktiği uygulandı. Neticede ortada bir katil var ve birbiriyle uyuşan tanık ifadeleri var. Yani ceza vermek için deliller mevcut.” Hamit Yıldırım´a, Yeşil´in silahlı eğitim verdiğini düşünmediğini de belirten Aygan, “Belki Musa Anter cinayetinden önce kısa bir süreliğine yanında tutmuş olabilir.” dedi. (Zaman)

(27 Haziran 2013), son güncel.: (04 Temmuz 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

JİTEM tartışmalarını maaş bordrosuyla bitiren Abdulkadir Aygan hakkında geniş bilgi

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5427    yazdır/print


 

Jitem üyesi tanık: Yeşil yaşıyor

JİTEM kimliği ile 1997-1999 yılları arasında Güneydoğu´da görev yapan Bedran Akdağ, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını iddia etti ve geçtiğimiz aylarda Diyarbakır´da görüldüğünü ileri sürdü.

23.12.2012 11:22 JİTEM kimliği ile 1997-1999 yılları arasında Güneydoğu´da görev yapan ´Dağın Ardındaki Gerçekler´ kitabının yazarı Bedran Akdağ, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını iddia etti. Yeşil´in şu anda Çukurova Bölgesi´nde tutulduğunu savunan Akdağ, geçtiğimiz aylarda ise Diyarbakır´da görüldüğünü ileri sürdü. Kaynağını açıklamayan Akdağ, Onu derin yapılar halen elinde tutuyor. Çünkü o konuşursa Fırat´ın ötesinde karanlık olay kalmaz. PKK´nın derin ilişkileri de deşifre olur. Derin devlet, Yeşil konuşur diye onu himaye ediyor. dedi.

Kanal 5´e konuk olan Bedran Akdağ, JİTEM´e katılmasını şöyle anlattı: Bir taraftan örgüt tarafından, bir taraftan da devletin bazı yapıları tarafından baskı altına alındık. Biz de PKK´ya katılmak yerine JİTEM´e katılmayı tercih ettik. Ancak JİTEM ile çalışmaya başlayınca illegal bir örgüte hizmet ettirildiğimizi gördük. Hatta operasyon timleri vardı. Bir çok arkadaş da baskı yoluyla bu timlere katılmak zorunda kaldı.

JİTEM ÇATISI ALTINDA ´BIÇAK TİMİ´ OLUŞTURULDU

Bölgede JİTEM çatısı altında ´Bıçak Timi´ oluşturulduğunu dile getiren Akdağ, tim aracılığıyla sayısız infazlar gerçekleştirildiğini ileri sürdü. Bıçak Timi´ne bağlı alt birimlerin de bulunduğunu anlatan Akdağ, bu yapıların terörle mücadele adı altında kurulduğunu ama hepsinin kendi rantlarının peşine düşerek birer infaz timine dönüştüğünü vurguladı.

Bıçak Timi´nin, dönemin Mardin Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı olan ve şu an Ergenekon sanığı Atilla Uğur tarafından kurulduğunu iddia eden Akdağ, bu tim hakkında savcılığa da ifade verdiğini açıkladı. Savcılığa, ´İsmet, Abdurrahman, Mehmet Salih, Başçavuş Aygün, Astsubay Erdal Uğur, PKK itirafçısı Kadiriye, PKK itirafçısı kod adı Fatih´ isimlerini verdiğini anlatan Akdağ, bu ekibin, bir çok kanaat önderini, iş adamı ve istediklerini yapmayan mazlumları dipsiz kuyulara attığını söyledi.

Bıçak Timi´nin içine farklı bölgelerden de katılımlar olduğunu belirten Akdağ, Cizre´deki yapılanmayı ise Güneydoğu´daki faili meçhul cinayetlerle ilgili davanın görüldüğü duruşmada, davanın bir numaralı sanığı olan Emekli Albay Cemal Temizöz´ün oluşturduğunu iddia etti. Akdağ, timin, bölgede gayri meşru işler yaptığını ve köylerde de katliamlara imza attıklarını savundu.

KÜRT RAPORUNDAN DOLAYI ÖLDÜRÜLDÜLER

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz, Mardin Jandarma Alay Komutanı Rıdvan Özden, Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu ve Emekli Korgeneral Hulusi Sayın´ın JİTEM tarafından ortadan kaldırıldığını ileri süren Bedran Akdağ, şöyle devam etti: Bu ekip, rahmetli Eşref Bitlis´in çalışma kadrosundaydı. Rahmetli Bitlis ve Adnan Kahveci´ye, Turgut Özal özel bir görev verdi. Görevleri, Kürt sorunu üzerinde bir araştırma yaparak rapor hazırlamaktı. Bu kapsamda, çok geniş çalışmalar yaptı iki isim. Daha sonra sundukları taslak raporlarda JİTEM´e yer verdiler. Ve el birliği ile JİTEM´in üzerine gitme kararı aldılar. Ve maalesef bunu hayatları ile ödediler.

GAFFAR OKKAN SUİKASTI JİTEM İŞİ

Diyarbakır eski Emniyet Müdürü Gaffar Okkan´a yönelik suikast hakkında da açıklamalarda bulunan Akdağ, olayın arkasında JİTEM´in olduğunu savundu. Olayın ardından görüştüğü bir itirafçının, kendisine suikastı detaylı bir şekilde anlattığını dile getiren Akdağ, İtirafçı, aynı zamanda JİTEM´e de hizmet etmişti. Olayda, Ergenekon sanığı Levent Göktaş ve yine Ergenekon sanığı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz´ün de parmağı var. Olayı kesinlikle JİTEM´in yaptığını anlattı bana. JİTEM elemanları Gaffar Okkan´ı vurduktan sonra Diyarbakır Saraykapı´ya gidiyorlar. Jitem binasına, 16 kişilik bir tim. Ve ertesi gün oradan helikopter ile Irak´ın Süleymaniye kentine geçiyorlar. Yaklaşık bir ay Kuzey Irak´ta kaldıktan sonra tekrar helikopter ile Diyarbakır´a geliyorlar. Ve oradan Cesna tipi bir uçakla Malatya´ya giderken uçak düşürülüyor. Hiç kimse sağ kalmadı. Yani olayı gerçekleştiren Jitem elemanları da susturuldu. Bu olayı, ben yetkili makamlara da bildirdim. diye konuştu.

YEŞİL KONUŞURSA FIRAT´IN ÖTESİNDE KARANLIK OLAY KALMAZ

´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını iddia eden Akdağ, Hatta iddia ediyorum, şu anda Çukurova Bölgesi´nde tutuluyor. Geçtiğimiz aylarda ise Diyarbakır´da görüldü. Kaynağımı açıklayamam ama bundan hiç şüphem yok. Onu derin yapılar halen elinde tutuyor. Çünkü o konuşursa Fırat´ın ötesinde karanlık olay kalmaz. PKK´nın derin ilişkileri de deşifre olur. Derin devlet, Yeşil konuşur diye onu himaye ediyor. Ama oğlunun yakın zamanda avukatlar ile görüşerek babasının yaşadığını ifade ettiğini de biliyorum. Can güvenliği olmadığı gerekçesiyle avukatı açıklayamam. Sanırım çete davalarına tanıklık yapmak istiyor. şeklinde konuştu. (Cihan)

´YEŞİL YAŞIYOR´ DİYEN DİĞER TANIKLAR

Faili meçhullerden bir çoğunda adı geçen Türkiye´nin en gizemli tetikçisi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın öldüğünü savunanlar da var. Onun öldüğünü ileri sürenler Ölmeseydi şimdiye kadar yakalanırdı ya da ortaya çıkardı savunmasını yapıyorlar. Ancak onun ölmediğine dair Bedran Akdağ dışında başka tanıklar da var. Yeşil´in Yaşadığını ileri süren yetkililerin sayısı çok fazla ve bazıları çok somut bilgiler veriyor.

Belki bu tanıkların somut bilgilerinden hareketle, belki de ele geçen başka delillerden hareketle Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasını yürüten Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeşil hakkında aylar önce yakalama kararı çıkartmış bulunuyor. Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcılık, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ kod adlı Yusuf Geyik için Şubat 2012´de mahkemeden yakalama kararı çıkarttı. Savcı, yurtdışında yaşadığına dair çok sayıda tanık ifadesi bulunan Yeşil´in kırmızı bültenle aranması ve yakalanması için Adalet Bakanlığına da müracaatta bulundu.

Yeşil´in yaşadığını savunan diğer tanık iddialarını şu şekilde sıralayabiliriz:

JİTEM elemanı ve PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan: Yeşil Gürcistan´da yaşıyor

18 Ocak 2012 tarihinde bir yerel gazeteye açıklamalar yapan ve Diyarbakır´da bir dönem Jitem elemanı olarak görev yapan eski PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Gürcistan´ın başkenti Tiflis´te yaşadığını söyledi. Diyarbakır´da Günlük olarak yayınlanan Güneydoğu Güncel gazetesinin sorularını yanıtlayan Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Tiflis´te bir Üniversite öğrencisinin yanında yaşadığını, kendisine sosyal paylaşım sitesi üzerinden gelen bir mesajdan öğrendiğini söyledi. Mesajı gönderen kişinin ismini vermek istemeyen Aygan, kapatılan DEP üyesi Harbi Arman ile Mustafa Anter cinayetinin Yeşil tarafından işlendiğine tanık olduğunu belirterek, “Cem Ersever ve iki arkadaşının öldürülmesi olayın bizzat yer aldığını Yeşil´in anlatımlarından anladım” dedi. Aygan, Yeşil´in Mehmet Ağar ile eski Başbakan Tansu Çiller´le görüştüğünü ileri sürerek, “Yeşil onlarla iç içeydi. Tahir Adıyaman ve Kamil Atağ gibi aşiret liderleriyle sürekli görüşüyordu. Yeşil´i Musa Anter cinayetinden sonra Elazığ´a çektiler. Elazığ´da kaldığı sürece giderleri Ağar tarafından karşılanıyordu” dedi.

Jandarma istihbarat emekli Astsubay Hüseyin Oğuz: Yeşil yaşıyor, itirafçı olmak istiyor

02 Ocak 2012 tarihinde A Haber televizyonuna konuk olan Jandarma istihbarattan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz ´Yeşil´in yaşadığı´ iddiasını son olarak dile getiren yetkiliydi. Meclis Susurluk Komisyonu´nda Yeşil´in kimliğini açıklayarak onu ilk deşifre eden kişi olarak da tanınan Astsubay Hüseyin Oğuz, A Haber´e yaptığı açıklamalarda Yeşil´in Belarus´ta olduğunu iddia etmişti. Ben Yeşil´in yaşadığını biliyorum 2011 Ağustos öncesi onunla bizzat görüşen bir ağabeyim var. Belarus Minsk kentinde bir otelde görüştüler. Bu kişinin ismini veremeyeceğim. Yeşil´in yakalanma riski artık çok yüksek. Etrafı boşaldı. Şimdi şansı yok. Yaşıyor, onu ekonomik şartları yakalatmıyor.

25 Aralık 2011 tarihinde basına açıklamalar yapan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz, YeşiL´in Belarus´ta olduğuna dair medyada yer alan iddiaları doğruladı: “Bana 1997 yılından sonra Tarık Ümit´in akıbetiyle ilgili Muğla Jandarma Komutanlığı´ndan bir arkadaşım dosya getirdi ve Ümit´in cesedinin Muğla´da olduğunu söyledi. İnfazı yapanlardan biri Yeşil. Diğer kişinin ismine ise Tarık Ümit olayı basında tartışılırken birkaç kez yer verildi ve ismi çözüldü. Bu kişinin ismini İzmir Emniyeti´nde verdiğim ifadede söyledim ve emniyet güçleri şu anda bu kişiyi arıyor. Yeşil´e ilişkin olarak da bazı yazılar yazıldı. Yeşil hakkında Mehmet Altan, Belarus´ta olma ihtimalini yazmış. Doğru yazmış.

07 Eylül 2011 tarihinde bir televizyon kanalına konuk olan Astsubay Hüseyin Oğuz, 2009 senesinde Ergenekon soruşturması başladığı sırada kendisini Yeşil´in aradığını aktardı: Ergenekon ve gizli sanıklarla görüştüğünü ve bunun ileriki süreçte çok faydalı olacağını söyledi. Tabi ben o saatte beni neden biri arasın. Ama kesin Yeşil´di. Sesinden tanıdım. Yeşil sıkıştı. Eski beraber olduğu insanlar tümüyle emekli oldu. Kaçacak, göçecek yeri kalmadı. Bu telefon konuşmasının ardından kendisini arayanın Yeşil olduğunu teyit ettiğini belirten Oğuz, Yeşil´in oğlunun da kendisini arayıp babasının itirafçı olmak istediğini yaptıklarından dolayı pişman olduğunu söylediğini belirtti.

08 Ekim 2010 tarihinde Astsubay Hüseyin Oğuz, basına yaptığı açıklamada, “Yeşil´in yaşadığını ve deşifre olduğu için Ergenekon soruşturması kapsamında konuşacağını” iddia etti. Oğuz, “Yeşil ölmedi, Ankara´da yaşıyor, bir süre önce bir lokanta işletiyordu. Biliyorum çünkü yaşayabilmek için Yeşil´i takip etmek zorundayım´ dedi. emekli Albay Arif Doğan´ın “Yeşil yaşıyor” şeklindeki sözleri sorulan Hüseyin Oğuz “Susurluk Komisyonu´na ´Yeşil yakalanıp konuşursa iç savaş çıkar´ demiştim. Artık böyle demiyorum. Çünkü Susurluk´ta başarılamayan Ergenekon soruşturmasıyla başarılmaya başlandı. Yakalananlar daha buz dağının görünen yüzü. Yeşil yaşıyor, öldüğünü ispat edemiyorlar, edemezler de çünkü o hayatta. JİTEM´in kurucusu Emekli Albay Arif Doğan da yaşadığını söylemiş. Söyler, çünkü hala görüşüyorlar. Yeşil, Doğan´ın ekibinin bir parçası” diye konuşmuştu. Yeşil´i ilk olarak deşifre eden yetkili olarak tanınan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz sözlerini, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın hala yaşadığını belirterek, ´Kısa sürede yakalanacak´ diyerek noktalamıştı.

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

02 Aralık 2011 tarihinde bir başka tanık ifadesi ortaya çıktı. Susurluk döneminin ünlü eski özel harekat polislerinden Ayhan Çarkın´ın yakın dönemde yaptığı itirafları üzerine başlatılan faili meçhuller soruşturması kapsamında ifadesi alınan ve gizli tanık olduğu da iddia edilen Muzaffer Ergin, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´la ilgili ilginç iddialarda bulundu. ´Yeşil´i ilki 1996´da olmak üzere üç kez Hacı Ali Demirel´in evinde gördüğünü söyleyen tanık Muzaffer Ergin, ´Yeşil yaşıyor ve adını ´Hasan Kütük´ olarak değiştirdi.´ diyor. Eski cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel´in kardeşi olan Hacı Ali Demirel´in iddiayı reddetmesi ve kendisini tanımadığını iddia etmesi üzerine Muzaffer Ergin, Demirel´le birlikte olduğunu gösteren bir videoyu CD içinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´na teslim etti. Hacı Ali Demirel´le bir dönem ticari ilişkileri olduğunu anlatan Ergin´in ifadesinde şu ayrıntılar yer aldı: Yeşil yaşıyor. Adını Hasan Kütük olarak değiştirdi. Süleyman Demirel´in kardeşi Hacı Ali Demirel´le yakın ilişkisi var. Villasında 3 kez gördüm. İlki 1996 yılıydı. En son bir buçuk yıl önce karşılaştım. Saçları beyazlamıştı. Cumhurbaşkanı Demirel´e ´beyefendi´ diye hitap ediyor. Sakal ve bıyıklarını keserdi. Düzgün takım giyerdi. Estetik olmamış, sadece bıyıklarını ve sakalını kesmişti. Saçları aklaşmıştı. Kendisini ´Hasan Kütük´ olarak tanıttı. Ama Yeşil olduğunu anladım. Bizi misafir eden işadamı da Yeşil olduğunu söyledi.

JİTEM kurucusu emekli Albay Arif Doğan: Yeşil ile hala görüşüyorum

20 Ocak 2011 tarihinde İkinci Ergenekon davasının 98. duruşmasında ifade veren tutuksuz sanık emekli albay Arif Doğan, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile hala görüştüğünü ileri sürerek, Ancak bana nasıl olduğunu sormayın, söylemem. dedi. Doğan, Tunceli-Muş-Bingöl bölgesindeyken, burayı çok iyi bilen, bu halkın dilinden konuşan istihbaratçıdan söz ediliyordu. Kendisine ´Yeşil´ denilen bu kişiyle konuştum. Bana ´Hükümete çalışıyorum´ dedi. Ben de ona ´Ben görev verdiğim zaman yapacaksın´ dedim ve bunu kabul ederek bölgede kaldı. Bir iki defa görev verdim, 72 saat hiç uyumadan çalıştı diye devam etti.

06 Ekim 2010 tarihinde Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ifadesinde de Arif Doğan, Yeşil´in yaşadığını iddia etmişti. Doğan, ek ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve ´JİTEM´ ile ilgili açıklamalar yapmıştı. Doğan ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın arkadaşı olduğunu ve halen hayatta olduğunu, kendisiyle Tunceli´de zaman zaman görüştüklerini söyledi. Albay Arif Doğan, Yıldırım´la aracı ekipler aracılığıyla görüştükleri yönünde bilgi verdi. ´Yeşil´in nerede olduğuna´ dair soruyu yanıtlamadığı belirtilen Doğan´ın JİTEM hakkında sorulan soruya da ´JİTEM´i kendisinin kurduğu ve yönettiği´ şeklinde yanıt verdiği belirtildi.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Celal Uzunkaya: Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

2009 Aralık ayında, İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, dolandırıcılık yaptıkları ileri sürülen bir grubu takibe alarak operasyon düzenledi. Operasyonda, grubun elebaşısı olduğu ileri sürülen ve emniyete haber elemanı olarak görev yaptığı belirtilen İrfan Erbarıştıran ve bazı adamları gözaltına alındı. Ayrıca, Erbarıştıran ile bağlantılı olduğu ileri sürülen, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü´nün de ifadesine başvuruldu. Uzunkaya, Gülcü, Erbarıştıran ve diğer sanıklar hakkında dava açıldı. Celal Uzunkaya duruşmada, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ı yakalamak için operasyon hazırlığında olduklarını söyledi. Erbarıştıran da bu iddiaya katıldı. Duruşmada Celal Uzunkaya´nın ´Yeşil´ kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım ile ilgili sözleri dikkat çekti: İrfan Erbarıştıran´ı Yeşil ile ilgili yaptığımız çalışma konusunda uyardım. ´Bak bu çok gizli bir çalışma, bir yerden sızarsa kötü olur´ şeklinde sözler söyledim. Çünkü bu çok gizli bir çalışmaydı. Duruşmadan sonra basın mensuplarının, Celal Uzunkaya´nın Yeşil ile ilgili sözleriyle ne demek istediğini sorduğu Erbarıştıran, Böylesine gizli bir bilgiyi bile mahkemede açıkça söylüyor. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yakalanması için 6 aydır çalışma yapıyorduk. Biz kendisinin yerini tespit edip yakalanması için çalışırken, beni tutuklayıp cezaevine gönderdiler diye konuştu. Uzunkaya´nın bu konuda duruşmada söylediği sözleri doğruladı.

JİTEM Jandarma Yüzbaşı Özcan Tozlu: Yeşil yaşıyor

07 Ekim 2009 tarihinde Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Özcan Tozlu, JİTEM´in varlığına dair medyada başlayan tartışmalara katıldı. Tozlu´ya göre ´Yeşil´ de yaşıyor. Özcan Tozlu, Doğu ve Güneydoğu´da JİTEM´in kurucularından Cem Ersever, Abdülkerim Kırca ve ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile Ergenekon terör örgütünün tutuklu sanıklarından Veli Küçük ile İstanbul´da birlikte çalışmış. JİTEM yapılanması ve Yeşil hakkında geniş bilgiler veren Tozlu´ya göre Mahmut Yıldırım, o dönem ordu içinde JİTEM´ci olarak bilinmesi için boynuna (yeşil) kaşkol takardı. Daha sonra adı kaşkolun renginden yola çıkılarak ´Yeşil´ olarak anılmaya başlandı. Tozlu, Yeşil´in halen yaşadığını ileri sürerek şu iddiayı dile getirdi: Eski çalışma arkadaşım Levent Göktaş´a Ergenekon´dan gözaltına alınmadan önce Ankara´ya gittiğimde Yeşil´in ne olduğunu sordum. Bana, Yeşil´in Ankara Yenimahalle´de olduğunu ve tecrit edildiğini, normal bir hayat sürdüğünü anlattı. dedi.

Ergenekon sanığı İbrahim Şahin: Yeşil´le Ankara´da görüştüm

13 Şubat 2009´da Ergenekon tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Susurluk skandalıyla ilgili de sorgulandı. Savcılıkta alınan 107 sayfalık ifadesinde ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ı tanıyıp tanımadığı sorularına da cevap veriyordu. İbrahim Şahin, “Yeşil, Ankara´da yanıma geldi. Doğu´daki operasyonlardan tanıyorum. Ankara´da 1-2 defa görüştüm. Bir daha da görüşmedim.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

TOZLU: CEM ERSEVER´İ BADİSİ ÖLDÜRDÜ, YEŞİL YAŞIYOR

24.02.2013 11:59 MİT´in Özel Harp raporunda “Güçlükonak katliamını MAK yaptı” bilgisini veren Yüzbaşı Tozlu´ya ulaşıldı: Cem Ersever´i en yakın arkadaşı vurdu. MİT´in, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu´na gönderdiği Özel Harp Dairesi´ne ilişkin raporundaki, “15.1.1996´da Şırnak Güçlükonak´ta 11 korucunun öldürülmesi olayının Muharebe Arama Kurtarma (MAK) tarafından yapıldığına” ilişkin ifadeyi veren eski Jandarma Yüzbaşı Özcan Tozlu´ya ulaşıldı. 2001 yılında TSK ile ilişiği kesilen Tozlu, Cem Ersever´i Yeşil´in değil, askerlikte birbirinin güvenliğinden sorumlu en yakın arkadaş anlamına gelen “badisinin” öldürdüğünü söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde verdiği ifadede “Yeşil´in hayatta olduğunu” anlatan Tozlu, bu iddiasını yenilerken, şunları söyledi: “Ben onu ilk olarak ´İzci´ lakabıyla tanıdım. Daha sonra ismi ´Yeşil´ olarak anılmaya başladı. Bir dönem Cem Ersever´i öldüren kişi olduğuna dair söylentiler çıktı. Ancak Ersever´i Yeşil değil, o dönem en yakınındaki arkadaşı öldürdü. Ben o kişiye, ´Git itiraf et´ dedim. Hatta (Ersever´in sevgilisi Neval Boz´u kastederek) ´O kızı neden öldürdün´ diye sordum ancak bunu itiraf etmedi. Benim bu olaya ilişkin somut bir delil elimde yok. Ancak biliyorum.” (Taraf)

ARİF DOĞAN: YEŞİL SİROZ OLDU, İSTANBUL´DA YAŞIYOR

03.07.2013 11:24 Kürt yazar Musa Anter´in öldürülmesiyle ilgili geçtiğimiz günlerde tamamlanan iddianamede diğer JİTEM elemanlarıyla birlikte ağırlaştırılmış müebbet istenen ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım için “JİTEM´i ben kurdum” diyen emekli Albay Arif Doğan´dan önemli bir iddia geldi. STAR´a konuşan Doğan, öldüğü söylenen Yeşil´in yaşadığını öne sürdü. Emekli Albay Doğan´a göre; Ukrayna´da siroz tedavisi gören Yeşil, İstanbul´a yerleşti. Yeşil ile son olarak 2012´de canlı posta aracılıyla görüştüğünü anlatan Doğan, Yeşil´in ortaya çıkmayacağını söyledi.

21 yıl sonra dava açıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 yıl önceki yazar Musa Anter suikasti, yazar Orhan Miroğlu´nun da yaralanması ile ilgili yürüttüğü soruşturmayı tamamladı, iddianameyi hazırladı. İddianame 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sunuldu. İddianamede, geçen yıl Şırnak´ta yakalanarak tutuklanan Hamit Yıldırım, Mahmut Yıldırım (Yeşil), JİTEM davası sanıkları Abdulkadir Aygan ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. Sanıklar hakkında, ´Taammüden adam öldürmek´ ten ağırlaştırılmış müebbet, ´Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek´ ile ´yaralama´ suçlarından da 20 yıla kadar hapis istendi. Mahkeme iddianameyi kabul ederse davaya başlanacak.

Yeşil ortaya çıkmaz

Albay Kazım Çilioğlu´nun şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada, kırmızı bültenle aranan Yeşil´in izine rastlanmadı. JİTEM eski komutanı Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan, birçok karanlık olayda adı geçen Yeşil´le 2012´de canlı posta aracılığıyla görüştüğünü iddia etti. Doğan, “Yeşil ortaya çıkmayacak. İstanbul´da yaşıyor. Bir süre Ukrayna´da siroz tedavisi gördü. Musa Anter cinayetinin Yeşil ile bir ilgisi yok. Savaş Gevrekçi ile de görüştüm. Gevrekçi sadece TİM komutanıydı. Şu an Ankara´da” dedi.

Ankara planladı, Yeşil yaptı

Abdülkadir Aygan ise, “Anter davasında sanık değil tanık olmalıyım. JİTEM bana Hogır kod adlı Cemil Işık´ı korunma talimatı verdi. Üstlerim ne emrettiyse onu yaptım. Anter cinayeti Ankara´dan planlandı ve Yeşil´e yaptırıldı” diye konuştu.

Emri verenler bulunmalı

Musa Anter soruşturmasının müştekilerinden ve Anter cinayeti sırasında yaralanan Orhan Miroğlu ise, davanın açılmasının çok önemli bir gelişme olduğunu dile getirdi. “Savaş Gevrekçi, olayın olduğu dönemde Diyarbakır JİTEM´in komutanıydı. O tarihten bu güne izine rastlanmadı. İfadesine de başvurulmadı diye biliyorum” diyen Miroğlu şöyle devam etti: “Aygan o gece bu ekibin içindeydi. Cinayetin aydınlatılmasında en büyük hizmeti yapan kişidir. Vicdani olarak bu davada itirafçı Ali Ozansoy´un sanık olmaması ama Aygan´ın sanık olması olması çelişkilidir. Aygan ben de o gece ekipteydim diyor ama öldürülme ve yaralamada yok. Ali Ozansoy operasyonu yöneten kişidir. Faillerin yakalanması ve ceza almaları olayın tam perde arkası aydınlatılmalı. Kendi kendine karar vermedi JİTEM elemanları. Bu talimatı veren kişiler açığa çıkartılmalı. Aygan, cinayetin Cem Ersever´in Ankara´dan Diyarbakır´a getirdiği bir fikir olduğunu söylemişti. Bu da Jandarma Genel Komutanlığı´nı işaret ediyor.” (Star)

YEŞİL, TANRIKULU İSİMLİ PASAPORT´LA KAÇTI

14.09.2013 16:58 Albay Çillioğlu cinayeti soruşturmasında ifadesi alınan Ersever “Yeşil´in yurtdışına gitmek istemesi üzerine ben kendisine Metin Tanrıkulu adına bir pasaport çıkardım. Bu pasaportu kullandığını biliyorum” dedi. Faili meçhul cinayetlerin bir numaralı şüphelisi olarak aranan ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın en yakın arkadaşı Cengiz Ersever, savcıya ifade verdi. Ersever, “Yıllar önce Yeşil´in yurtdışına çıkması için gerekli pasaportu ben çıkardım. Metin Tanrıkulu adıyla pasaport yaptım” dedi. Yeşil´in o pasaportla önce Suriye´ye ardından Yunanistan´a geçtiği öğrenildi.

Tunceli İl Jandarma Komutanı Albay Kazım Çillioğlu, Kürt yazar Musa Anter, Ayten Öztürk ve pek çok faili meçhul cinayet soruşturmasının bir numaralı şüphelisi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım hakkındaki soruşturmalar sürüyor. Kırmızı Bültenle arama kararı bulunan ve görüldüğü yerde tutuklanması emredilen Yeşil´in bulunması için tahkikat devam ediyor.

´Yeşil nerede´ diye soruldu

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Tunceli İl Jandarma Komutanı Kazım Çillioğlu ve Ayten Öztürk cinayetleri soruşturması kapsamında geçtiğimiz günlerde Yeşil´in en yakın arkadaşının ifadesi alındı. Türk İntikam Tugayı (TİT) adına Semih Tufan Gülaltay ile beraber Akın Birdal´a suikast yapan Cengiz Ersever, savcılık tarafından sorgulandı. Yeşil´in nerede olduğu sorulan Ersever´in “Bilmiyorum” cevabı vererek Yeşil´i koruduğu kaydedildi.

Sahte pasaportu ben çıkardım

Yıllar önce Yeşil ile beraber olduğunu itiraf eden Ersever, “Yeşil´in yurtdışına gitmek istemesi üzerine ben kendisine Metin Tanrıkulu adına bir pasaport çıkardım. Bu pasaportu kullandığını biliyorum” dediği öğrenildi. Yeşil´in yaşayıp yaşamadığı, ailesine ulaşırken Ersever´i aracı edip etmediği ve nerede olduğuna dair soruları yanıtlamaktan çekinen şu an Ersever´in “Ben de zaten yakında yurtdışına gideceğim. Beni bulamazsınız” dediği belirtildi. Savcı Metin Tanrıkulu adına araştırma başlattı. (Star)

(23 Aralık 2012), son güncel.: (14 Eylül 2013)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Yeşil yaşıyor, yakalama kararı çıktı

Savcı, Yeşil´in yaşadığını belirledi

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

Yeşil ve adamları yeniden devrede

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

Yeşil´in parmak izi Ergenekon dosyasında

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ayhan Çarkın´ın Susurluk cinayetlerine dair itirafları ve yürütülen soruşturma manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=5018    yazdır/print


 

Anter cinayetinde 1 gözaltı

20 Eylül 1992 tarihinde öldürülen Kürt yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili Şırnak´ta 1 kişi daha gözaltına alındı. Dosyanın 20 yıllık zaman aşımına uğrayarak kapatılmasına bir kaç aylık süre varken sürpriz bir gelişme yaşanmış, Anter´i öldürdüğü bilinen tetikçi Hamit Yıldırım 29 Haziran 2012´de Şırnak´ta yakalanmıştı.

13.07.2012 11:39 Şırnak´ta Yazar Musa Anter cinayeti soruşturması kapsamında 1 kişi gözaltına alındı. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı´nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Şırnak´ın Kumçatı beldesinde 1 evde arama yapıldı. Aramanın ardından 1 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma çerçevesinde, Kumçatı beldesinde ikamet eden Hamit Yıldırım, Musa Anter´i öldürdüğü iddiasıyla tutuklanmıştı. Musa Anter, yazar Orhan Miroğlu ile birlikte 20 Eylül 1992´de Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde silahlı saldırıya uğramış, Anter olay yerinde hayatını kaybederken, Miroğlu yaralı olarak kurtulmuştu.

-Musa Anter kimdir-

APE Musa´ lakaplı Kürt yazar Musa Anter, 1920´de Mardin´e bağlı Nusaybin ilçesinin Eskimağara köyünde doğdu. Ortaokul ve liseyi Adana´da okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi´ni bitirdi. 1944´te Abdurrahim Rahmi Zapsu´nun kızı Ayşe Hale ile evlendi. Cüneyt Zapsu´nun halası olan Ayşe Hanım ile evliliğinden Anter, Rahşan ve Dicle adlı üç çocuğu oldu. Yayımladığı Qimil (Kımıl) adlı Kürtçe şiirden dolayı 1959´da idamla yargılandı. 1963´te ve 12 Eylül darbesinden sonra Kürtçülük propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Yaşamı boyunca toplam 11.5 yıl hapis yattı.

-Saldırıda Orhan Miroğlu ağır yaralandı-

Musa Anter, bir konferans için gittiği Diyarbakır´da 20 Eylül 1992 tarihinde öldürüldü. O gün Orhan Miroğlu, Musa Anter´i evine yemeğe götürecekti. Bu amaçla Dağkapı semtindeki bir otelde buluştular. Anter, Çınar ilçesinden bir arazi meselesi için gelecekler olduğunu söyleyerek Sen eve git, sonra gelip beni otelden alırsın dedi. Ancak Miroğlu, Anter´i yalnız bırakmak istemedi. O arada kendini, arazi meselesinde arabulucu olarak tanıtan Hamit Yıldırım da otele geldi. Birlikte taksiye bindiler. Ancak Musa Anter yolda şüphelenince taksiden indiler. Taksici gittikten sonra da Hamit Yıldırım, silahına sarıldı. Yazar Anter öldü, Orhan Miroğlu ise ağır yaralandı. Olay yerinde 13 kovan bulundu. Cinayeti, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın planladığı da ortaya çıktı.

-Zaman aşımına 3 ay kalmıştı-

20 Eylül 2012´de 20 yıllık zaman aşımını doldurarak kapanacağı düşünülen dosya ilgili 29 Haziran 2012 tarihinde sürpriz bir gelişme yaşandı. İhbar üzerine tetikçi Hamit Yıldırım Şırnak´ta gözaltına alındı ve mahkemece tutuklandı. Savcılık ve mahkeme sorgusunda hakkındaki iddiaları reddeden Yıldırım, eldeki güçlü deliller nedeniyle tutuklanmaktan kurtulamadı. Yıldırım´ın tutuklanma gerekçelerinin, fotoğraf ve sesli teşhisle sınırlı olmadığı, başka delillerin de bulunduğu ortaya çıktı. Yıldırım´ın tutuklanmasında, PKK itirafçısı JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan, saldırıda yaralanan Orhan Miroğlu ve otel çalışanlarının teşhisinin yanı sıra 2 yıl önce Düzce´deki bir operasyonda ele geçirilen valizden çıkan JİTEM kayıtlarının da etkili olduğu ortaya çıktı. Belgeler arasında Anter cinayeti dışında çok sayıda kaçırma, sorgu ve infazın da detaylarıyla yer aldığı, belgelerin mahkemeye sunulduğu öğrenildi.

(13 Temmuz 2012, 11:39)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4691    yazdır/print


 

Flaş!!! Anter´in katili yakalandı

1992 yılında öldürülen Kürt yazar Musa Anter´in katili Hamit Yıldırım Şırnak´ta yakalandı. Operasyona yaklaşık 50 personel katıldı. Yıldırım´ın evinde 2,5 saat süreyle arama yapıldı, evde bulunan 2 çuval belgeye el konuldu. Yıldırım, savcılığa çıkarılmak üzere Diyarbakır´a götürüldü. Savcılık da ortaya çıkan bilgi ve belgelerden hareketle Anter dosyasını raftan indirdi. Böylece, 3 ay içinde dolacak zaman aşımı süresi de 10 yıl daha uzadı.

29.06.2012 10:42 Türkiye tarihinin en karanlık faili meçhul cinayetlerinden biri olan Musa Anter suikastı yaklaşık 20 yıl sonra aydınlanıyor. Eylül 1992´den beri kimlik değiştirmeye bile gerek duymaksızın Şırnak´ta yaşayan Musa Anter suikastı tetikçisi Hamit Yıldırım ilk kez görüntülendi. Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği de son ortaya çıkan belge ve bilgiler ışığında Musa Anter cinayeti dosyasını tozlu raflardan indirdi. Üstelik zaman aşımına yalnızca üç ay gibi bir zaman kala...

PKK İTİRAFÇISI, ADINI VERMİŞTİ

´Ape Musa´ olarak da bilinen ünlü Kürt yazar Musa Anter 1992´de öldürülmüştü. Son gelişmelerle Hamit Yıldırım´ın, Musa Anter cinayetinde tetiği çeken kişi olduğu netleşti. Yıldırım´ın adını ilk kez, İsveç´in başkenti Stockholm´de yaşayan JİTEM ve PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan telaffuz etmişti. Abdülkadir Aygan, yıllar sonra 1991´deki haliyle fotoğrafını gördüğü Şırnaklı Hamit´i kesin olarak teşhis etti. Cinayetin işlendiği gece Anter´le birlikte olan ve Şırnaklı Hamit´in silahından çıkan beş mermiyle ağır yaralanıp, büyük bir şans eseri sağ kurtulan Kürt yazar Orhan Miroğlu da Hamit Yıldırım´ın 20 yıl öncekini fotoğrafını teşhis etti.

MİROĞLU: ÇOK BENZİYOR

Tetikçinin eski ve yeni fotoğraflarını inceleyen yazar Miroğlu, eski fotoğraftaki kişinin tetikçiye çok benzediğini söyledi ve şöyle konuştu: PKK itirafçısı Aygan onu tanıyordu. Ben yarım saat gördüm. Ama o gecenin kötü hatırası olarak zihnimde kalan suret, bu gördüğüm fotoğrafa çok yakın. Musa Anter´i ve beni vuran adam büyük bir ihtimalle budur.

SAVCILIK HAREKETE GEÇTİ

Musa Anter dosyasını yeniden açan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni bulgu ve belgeler ışığında harekete geçti. Soruşturmayı Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun yönetiyor. Coşkun, bölgedeki tüm faili meçhullerle ilgili soruşturmaları yürüten isim... Savcı Coşkun, kritik operasyonu Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ahmet Karaca ile koordineli biçimde yürütüyor. Adana Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği´ne atanan Karaca, Adana´ya gitmeden önce Diyarbakır´daki son görevini izin dahi kullanmaksızın yürüttü. Operasyona, Diyarbakır İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri imza attı. Öte yandan olayın olduğu tarihte yazar Musa Anter, Orhan Miroğlu ve Hamit Yıldırım´ın bindiği taksiyi kullanan şoför Mehmet Sinanoğlu ile Anter´in kaldığı otelin görevlisi Osman Ünsal Ateşal´ın da ifadeleri alınacak. Her iki kişiye teşhis için Hamit Yıldırım´ın o dönemden ve günümüzden fotoğrafları gösterilecek.

MUSA ANTER KİMDİR?

APE Musa´ lakaplı Kürt yazar Musa Anter, 1920´de Mardin´e bağlı Nusaybin ilçesinin Eskimağara köyünde doğdu. Ortaokul ve liseyi Adana´da okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi´ni bitirdi. 1944´te Abdurrahim Rahmi Zapsu´nun kızı Ayşe Hale ile evlendi. Cüneyt Zapsu´nun halası olan Ayşe Hanım ile evliliğinden Anter, Rahşan ve Dicle adlı üç çocuğu oldu. Yayımladığı Qimil (Kımıl) adlı Kürtçe şiirden dolayı 1959´da idamla yargılandı. 1963´te ve 12 Eylül darbesinden sonra Kürtçülük propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Yaşamı boyunca toplam 11.5 yıl hapis yattı.

KURŞUN YAĞDIRDI

Musa Anter, bir konferans için gittiği Diyarbakır´da 20 Eylül 1992 tarihinde öldürüldü. O gün Orhan Miroğlu, Musa Anter´i evine yemeğe götürecekti. Bu amaçla Dağkapı semtindeki bir otelde buluştular. Anter, Çınar ilçesinden bir arazi meselesi için gelecekler olduğunu söyleyerek Sen eve git, sonra gelip beni otelden alırsın dedi. Ancak Miroğlu, Anter´i yalnız bırakmak istemedi. O arada kendini, arazi meselesinde arabulucu olarak tanıtan Hamit Yıldırım da otele geldi. Birlikte taksiye bindiler. Ancak Musa Anter yolda şüphelenince taksiden indiler. Taksici gittikten sonra da Hamit Yıldırım, silahına sarıldı. Yazar Anter öldü, Orhan Miroğlu ise ağır yaralandı. Olay yerinde 13 kovan bulundu. Cinayeti, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın planladığı da ortaya çıktı.

FİLM GİBİ OPERASYON

Batuyan aşiretine mensup olan Hamit Yıldırım; Şırnak´ın Kumçatı beldesinde Aşağı Mahalle, Değirmen Caddesi, No: 65 adresinde oturuyordu. Hamit Yıldırım´ın, haber yayımlandığı saatlerde, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nın talimatıyla Musa Anter cinayetinin tetikçisi olduğu iddiasıyla gözaltına alınması bekleniyor.

TEKNİK TAKİBE DE ALINDI

Polis, zanlının ilişki ağını ve bağlantılarının sırrını çözmek için telefonlarını da teknik takibe aldı. Katil zanlısı Hamit Yıldırım´ın iki ayrı adreste kaldığı tespit edildi. Bu adreslerle Elazığ ve Diyarbakır´daki iki ayrı yere operasyon düzenlenmesi de gündemde. Hatta operasyon için Şırnak ve Elazığ Emniyet Müdürlükleri´nden ekiplere yazı yazıldığı öğrenildi. Bölge, jandarma bölgesi olduğu için jandarma kuvvetleri de operasyona katılacak. Soruşturmanın, Hamit Yıldırım´ın ifadelerine göre genişletilmesi de gündeme gelebilecek. ( Sabah)

VE YILDIRIM GÖZALTINA ALINDI

Musa Anter cinayeti zanlısı Hamit Yıldırım dün sabaha karşı 05:00 sıralarında 5´i sivil, 5´i askeri araç olmak üzere toplam 10 arabadan oluşan kolluk kuvveti ekibince Kumçatı´daki evinde gözaltına alındı. Operasyona yaklaşık 50 personel katıldı. Yıldırım´ın evinde 2,5 saat süreyle arama yapıldı, evde bulunan 2 çuval belgeye el konuldu. Yıldırım, Şırnak Emniyet Müdürlüğü´ne getirildi. Buradaki yasal işlemlerin ardından, Şırnak Devlet Hastanesi´ne götürülerek sağlık raporu alınan Yıldırım, Diyarbakır´a gönderildi. ( Sabah)

HAMİT YILDIRIM TUTUKLANDI

02.07.2012 17:03 Anter suikastında tetikçilik yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan Hamit Yıldırım, mahkemece tutuklandı. Yazar Musa Anter suikastında tetikçilik yaptığı iddia edilen Hamit Yıldırım, savcılıktaki sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı´nca hakkında gözaltı talimatı verilmesi üzerine, Şırnak´ın Kumçatı beldesindeki evinde yakalanan ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü´ndeki sorgusunun ardından savcılığa çıkarılan Yıldırım, yaklaşık 3,5 saat ifadesi alındıktan sonra tutuklanması talebiyle nöbetçi Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi´ne sevk edildi. Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Çalışkan´ın sorguladığı Hamit Yıldırım, hakkındaki iddiaları reddetti. Kendisine iftira atıldığını söyleyen Yıldırım, tutuklanma talebiyle nöbetçi 7´nci Ağır Ceza Mahkemesi´ne gönderildi. Mahkemede de hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Yıldırım, tutuklanarak cezaevine konuldu. Musa Anter, yazar Orhan Miroğlu ile birlikte 20 Eylül 1992´de Diyarbakır´ın Seyrantepe semtinde silahlı saldırıya uğramış, Anter olay yerinde hayatını kaybederken, Miroğlu yaralı olarak kurtulmuştu. ( DHA)

TETİKÇİYİ JİTEM VALİZİ YAKTI

04.07.2012 10:31 Musa Anter cinayetinin tetikçisi Hamit Yıldırım´ın 20 yıl sonra yakalanıp tutuklanmasında, Abdulkadir Aygan, Orhan Miroğlu ve otel çalışanlarının teşhisinin yanı sıra 2 yıl önce Düzce´deki bir operasyonda ele geçirilen valizden çıkan JİTEM kayıtlarının da etkili olduğu ortaya çıktı. Diyarbakır´da 20 Ekim 1992 günü uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden yazar Musa Anter cinayetinin faili olarak tutuklanan Hamit Yıldırım´ın tutuklanma gerekçelerinin, fotoğraf ve sesli teşhisle sınırlı olmadığı, başka delillerin de bulunduğu ortaya çıktı. Söz konusu delillerin Düzce´de yapılan operasyonda ele geçirilen valizden çıktığı belirtildi. Başka bir soruşturma kapsamında 2 yıl önce bir depoya baskın yapan polis kriptolu bir valiz buldu. Açılan valizden binlerce sayfa bilgi ve belge çıktı. Bu belgelerde, JİTEM´in örgütlenme modelini içeren şeması, bağlı bulunduğu istihbarat tim ve grup komutanlıkları, alt birimler, infaz, operasyon ve istihbarat birimlerini gösteren dokümanlar bulundu. Belgeler arasında Anter cinayeti dışında çok sayıda kaçırma, sorgu ve infazın da detaylarıyla yer aldığı, belgelerin mahkemeye sunulduğu öğrenildi. Bu arada faili meçhul cinayete kurban gidenlerin bulunması için yeniden kazılar yapılabileceği belirtildi. ( Sabah)

(29 Haziran 2012), son güncel.: (04 Temmuz 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Musa Anter cinayetiyle ilgili manşetlerimiz

Musa Anter ile ilgili tüm manşetlerimiz

Ergenekon ve bağlantılı diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4657    yazdır/print


 

Yeşil yaşıyor: Bir tanık daha

İhbarcı: Murat Yıldırım´ın arkadaşıyım. Doktorum. Yeşil´i 2011 yazında Ankara´da gördüm. Murat´la birlikte gece yarısı arabayla Çankaya´ya gidip Yeşil´i aldık. Yüzüne estetik operasyon yapılmamıştı.

21.06.2012 10:22 Karanlık bir dönemin karakutusu olan ve yaşadığı konusunda çok sayıda iddianın ortaya atıldığı ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´la ilgili özel yetkili Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen ihbar mektubunda Yeşil´in 2011 yılında Ankara´da görüldüğü belirtildi. Yeşil´in oğlu Murat Yıldırım´ın arkadaşı olduğunu belirten ihbarcı, Yeşil´i 2011 yazında Ankara´da gördüğünü ve arabasına bindiğini iddia etti.

İstihbarat birimleri alarma geçirildi

Güneydoğu´da 1990´lı yıllarda yaşanan birçok faili meçhul olayın ve Albay Kazım Çillioğlu cinayetinin şüphelilerinden olan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında savcılığa yeni bir iddia ulaştı. 27 Temmuz 1992´de Tunceli´de kaybolduktan 11 gün sonra Elazığ Asli Mezarlığı´nda cesedi bulunan Ayten Öztürk´ün ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında Yeşil hakkında tahkikatlar sürüyor. Özel yetkili Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Yeşil´in izine ulaşılması için istihbarat birimlerine yazı yazıldı. Yeşil hakkındaki resmi kurumlarla yazışmalar sürerken, savcılığa ilginç bir mektup ulaştı.

Yeşil´in yüzüne estetik yapılmamış

Malatya savcılığına ulaştırılması için Kayseri postanesine gönderilen mektubu yazan kişinin kendisini Yeşil´in oğlu Murat Yıldırım´ın arkadaşı olarak tanıttığı iddia edildi. Mektup sahibinin iddiaları şöyle: “Ben Murat´ın (Yıldırım) arkadaşıyım. Murat´ın evine de gider gelirim. Doktorum. Yeşil´i 2011 yazında Ankara´da gördüm. Gece yarısıydı, Murat ile arabayla Çankaya´daydık. Murat bana ´Birini alacağız, sen arabaya binen kişiyle konuşma´ dedi. Gittik o kişiyi aldık. Ben ve Murat önde oturuyorduk. Murat da o kişiye bir şey sormadı. Dikiz aynadan fark ettirmeden arkada oturan kişiye baktım ve Yeşil olduğunu anladım. Yüzüne operasyon yapılmamıştı.”

Öztürk´e telkin vermiş olabilirim

Ayten Öztürk soruşturmasında şüpheli listesindeki isimlerden biri de dönemin Tunceli Alay Komutanı Mustafa Sabri Yazganarıkan´dı. Savcılık, talimatla Yazganarıkan´ın ikamet ettiği ilin savcılığına talimat yazarak Öztürk cinayeti hakkında bildiklerini ve Öztürk´ü makamına çağırıp çağırmadığını sordu. Yazganarıkan´ın “Ayten Öztürk ile görüşmüş olabilirim. Kendisine telkinde de bulunmuş olabilirim tam hatırlamıyorum” dediği ileri sürüldü. Ayten Öztürk´ün avukatı Cihan Söylemez, savcılığın Yeşil´in dışındaki şüphelilerle ilgili tahkikatlarının yetersiz olduğunu söyledi. Söylemez, “Yeşil 1999 yılından bu yana İnterpol dahil birçok istihbarat birimi tarafından aranıyor. Ancak bulunamıyor. En azından diğer şüpheliler hakkında işlem yapılmalı” dedi. ( Star)

´YEŞİL YAŞIYOR´ DİYEN DİĞER TANIKLAR

Faili meçhullerden bir çoğunda adı geçen Türkiye´nin en gizemli tetikçisi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım, kimilerine göre öldü kimilerine göre ise hala yaşıyor. Onun öldüğünü ileri sürenler Ölmeseydi şimdiye kadar yakalanırdı ya da ortaya çıkardı savunmasını yapıyorlar. Yaşadığını ileri süren yetkililerin sayısı ise çok fazla ve bazıları çok somut bilgiler veriyor. Son olarak Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı Yeşil´in yaşadığına dair elde ettiği bulgular üzerine hakkında ´kırmızı bülten´ adı verilen uluslararası arama kararı çıkartmıştı.

Savcı, Yeşil´in yaşadığını belirledi

24 Nisan 2012 tarihinde basına çarpıcı bir haber yansıdı. Buna göre, Tunceli İl Jandarma Alay Komutanlığı yaparken 1994 yılında lojmanında intihar ettiği ileri sürülen Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını tespit etti. Albay Çillioğlu´na işkence ederek öldürdüğüne dair güçlü bulguların elde edildiği olayla ilgili soruşturma çerçevesinde yapılan araştırmalarda, Yıldırım´ın sağ olduğu bilgisine ulaşıldı ve hakkında kırmızı bülten çıkarıldı. Kırmızı Bülten, Yeşil´in yurtdışında bulunduğuna dair savcılığın elinde bilgiler olduğunu gösteriyor. Tanık beyanlarına göre Yıldırım´ın Türkiye, Suriye ve Norveç´te yaşadığı değerlendiriliyor. Türkiye´de yaşıyorsa yüzünü değiştirmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

JİTEM elemanı ve PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan: Yeşil Gürcistan´da yaşıyor

18 Ocak 2012 tarihinde bir yerel gazeteye açıklamalar yapan ve Diyarbakır´da bir dönem Jitem elemanı olarak görev yapan eski PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Gürcistan´ın başkenti Tiflis´te yaşadığını söyledi. Diyarbakır´da Günlük olarak yayınlanan Güneydoğu Güncel gazetesinin sorularını yanıtlayan Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Tiflis´te bir Üniversite öğrencisinin yanında yaşadığını, kendisine sosyal paylaşım sitesi üzerinden gelen bir mesajdan öğrendiğini söyledi. Mesajı gönderen kişinin ismini vermek istemeyen Aygan, kapatılan DEP üyesi Harbi Arman ile Mustafa Anter cinayetinin Yeşil tarafından işlendiğine tanık olduğunu belirterek, “Cem Ersever ve iki arkadaşının öldürülmesi olayın bizzat yer aldığını Yeşil´in anlatımlarından anladım” dedi.

Jandarma istihbarat emekli Astsubay Hüseyin Oğuz: Yeşil yaşıyor, itirafçı olmak istiyor

02 Ocak 2012 tarihinde A Haber televizyonuna konuk olan Jandarma istihbarattan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz ´Yeşil´in yaşadığı´ iddiasını son olarak dile getiren yetkiliydi. Meclis Susurluk Komisyonu´nda Yeşil´in kimliğini açıklayarak onu ilk deşifre eden kişi olarak da tanınan Astsubay Hüseyin Oğuz, A Haber´e yaptığı açıklamalarda Yeşil´in Belarus´ta olduğunu iddia etmişti. Ben Yeşil´in yaşadığını biliyorum 2011 Ağustos öncesi onunla bizzat görüşen bir ağabeyim var. Belarus Minsk kentinde bir otelde görüştüler. Bu kişinin ismini veremeyeceğim. Yeşil´in yakalanma riski artık çok yüksek. Etrafı boşaldı. Şimdi şansı yok. Yaşıyor, onu ekonomik şartları yakalatmıyor.

25 Aralık 2011 tarihinde basına açıklamalar yapan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz, Yeşil´in Belarus´ta olduğuna dair medyada yer alan iddiaları doğruladı: “Bana 1997 yılından sonra Tarık Ümit´in akıbetiyle ilgili Muğla Jandarma Komutanlığı´ndan bir arkadaşım dosya getirdi ve Ümit´in cesedinin Muğla´da olduğunu söyledi. İnfazı yapanlardan biri Yeşil. Diğer kişinin ismine ise Tarık Ümit olayı basında tartışılırken birkaç kez yer verildi ve ismi çözüldü. Bu kişinin ismini İzmir Emniyeti´nde verdiğim ifadede söyledim ve emniyet güçleri şu anda bu kişiyi arıyor. Yeşil´e ilişkin olarak da bazı yazılar yazıldı. Yeşil hakkında Mehmet Altan, Belarus´ta olma ihtimalini yazmış. Doğru yazmış.

07 Eylül 2011 tarihinde bir televizyon kanalına konuk olan Astsubay Hüseyin Oğuz, 2009 senesinde Ergenekon soruşturması başladığı sırada kendisini Yeşil´in aradığını aktardı: Ergenekon ve gizli sanıklarla görüştüğünü ve bunun ileriki süreçte çok faydalı olacağını söyledi. Tabi ben o saatte beni neden biri arasın. Ama kesin Yeşil´di. Sesinden tanıdım. Yeşil sıkıştı. Eski beraber olduğu insanlar tümüyle emekli oldu. Kaçacak, göçecek yeri kalmadı. Bu telefon konuşmasının ardından kendisini arayanın Yeşil olduğunu teyit ettiğini belirten Oğuz, Yeşil´in oğlunun da kendisini arayıp babasının itirafçı olmak istediğini yaptıklarından dolayı pişman olduğunu söylediğini belirtti.

08 Ekim 2010 tarihinde Astsubay Hüseyin Oğuz, basına yaptığı açıklamada, “Yeşil´in yaşadığını ve deşifre olduğu için Ergenekon soruşturması kapsamında konuşacağını” iddia etti. Oğuz, “Yeşil ölmedi, Ankara´da yaşıyor, bir süre önce bir lokanta işletiyordu. Biliyorum çünkü yaşayabilmek için Yeşil´i takip etmek zorundayım´ dedi. emekli Albay Arif Doğan´ın “Yeşil yaşıyor” şeklindeki sözleri sorulan Hüseyin Oğuz “Susurluk Komisyonu´na ´Yeşil yakalanıp konuşursa iç savaş çıkar´ demiştim. Artık böyle demiyorum. Çünkü Susurluk´ta başarılamayan Ergenekon soruşturmasıyla başarılmaya başlandı. Yakalananlar daha buz dağının görünen yüzü. Yeşil yaşıyor, öldüğünü ispat edemiyorlar, edemezler de çünkü o hayatta. JİTEM´in kurucusu Emekli Albay Arif Doğan da yaşadığını söylemiş. Söyler, çünkü hala görüşüyorlar. Yeşil, Doğan´ın ekibinin bir parçası” diye konuşmuştu. Yeşil´i ilk olarak deşifre eden yetkili olarak tanınan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz sözlerini, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın hala yaşadığını belirterek, ´Kısa sürede yakalanacak´ diyerek noktalamıştı.

JİTEM kurucusu emekli Albay Arif Doğan: Yeşil ile hala görüşüyorum

20 Ocak 2011 tarihinde İkinci Ergenekon davasının 98. duruşmasında ifade veren tutuksuz sanık emekli albay Arif Doğan, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile hala görüştüğünü ileri sürerek, Ancak bana nasıl olduğunu sormayın, söylemem. dedi. Doğan, Tunceli-Muş-Bingöl bölgesindeyken, burayı çok iyi bilen, bu halkın dilinden konuşan istihbaratçıdan söz ediliyordu. Kendisine ´Yeşil´ denilen bu kişiyle konuştum. Bana ´Hükümete çalışıyorum´ dedi. Ben de ona ´Ben görev verdiğim zaman yapacaksın´ dedim ve bunu kabul ederek bölgede kaldı. Bir iki defa görev verdim, 72 saat hiç uyumadan çalıştı diye devam etti.

06 Ekim 2010 tarihinde Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ifadesinde de Arif Doğan, Yeşil´in yaşadığını iddia etmişti. Doğan, ek ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve ´JİTEM´ ile ilgili açıklamalar yapmıştı. Doğan ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın arkadaşı olduğunu ve halen hayatta olduğunu, kendisiyle Tunceli´de zaman zaman görüştüklerini söyledi. Albay Arif Doğan, Yıldırım´la aracı ekipler aracılığıyla görüştükleri yönünde bilgi verdi. ´Yeşil´in nerede olduğuna´ dair soruyu yanıtlamadığı belirtilen Doğan´ın JİTEM hakkında sorulan soruya da ´JİTEM´i kendisinin kurduğu ve yönettiği´ şeklinde yanıt verdiği belirtildi.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Celal Uzunkaya: Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

2009 Aralık ayında, İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, dolandırıcılık yaptıkları ileri sürülen bir grubu takibe alarak operasyon düzenledi. Operasyonda, grubun elebaşısı olduğu ileri sürülen ve emniyete haber elemanı olarak görev yaptığı belirtilen İrfan Erbarıştıran ve bazı adamları gözaltına alındı. Ayrıca, Erbarıştıran ile bağlantılı olduğu ileri sürülen, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü´nün de ifadesine başvuruldu. Uzunkaya, Gülcü, Erbarıştıran ve diğer sanıklar hakkında dava açıldı. Celal Uzunkaya duruşmada, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ı yakalamak için operasyon hazırlığında olduklarını söyledi. Erbarıştıran da bu iddiaya katıldı. Duruşmada Celal Uzunkaya´nın ´Yeşil´ kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım ile ilgili sözleri dikkat çekti: İrfan Erbarıştıran´ı Yeşil ile ilgili yaptığımız çalışma konusunda uyardım. ´Bak bu çok gizli bir çalışma, bir yerden sızarsa kötü olur´ şeklinde sözler söyledim. Çünkü bu çok gizli bir çalışmaydı. Duruşmadan sonra basın mensuplarının, Celal Uzunkaya´nın Yeşil ile ilgili sözleriyle ne demek istediğini sorduğu Erbarıştıran, Böylesine gizli bir bilgiyi bile mahkemede açıkça söylüyor. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yakalanması için 6 aydır çalışma yapıyorduk. Biz kendisinin yerini tespit edip yakalanması için çalışırken, beni tutuklayıp cezaevine gönderdiler diye konuştu. Uzunkaya´nın bu konuda duruşmada söylediği sözleri doğruladı.

JİTEM Jandarma Yüzbaşı Özcan Tozlu: Yeşil yaşıyor

07 Ekim 2009 tarihinde Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Özcan Tozlu, JİTEM´in varlığına dair medyada başlayan tartışmalara katıldı. Tozlu´ya göre ´Yeşil´ de yaşıyor. Özcan Tozlu, Doğu ve Güneydoğu´da JİTEM´in kurucularından Cem Ersever, Abdülkerim Kırca ve ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile Ergenekon terör örgütünün tutuklu sanıklarından Veli Küçük ile İstanbul´da birlikte çalışmış. JİTEM yapılanması ve Yeşil hakkında geniş bilgiler veren Tozlu´ya göre Mahmut Yıldırım, o dönem ordu içinde JİTEM´ci olarak bilinmesi için boynuna (yeşil) kaşkol takardı. Daha sonra adı kaşkolun renginden yola çıkılarak ´Yeşil´ olarak anılmaya başlandı. Tozlu, Yeşil´in halen yaşadığını ileri sürerek şu iddiayı dile getirdi: Eski çalışma arkadaşım Levent Göktaş´a Ergenekon´dan gözaltına alınmadan önce Ankara´ya gittiğimde Yeşil´in ne olduğunu sordum. Bana, Yeşil´in Ankara Yenimahalle´de olduğunu ve tecrit edildiğini, normal bir hayat sürdüğünü anlattı. dedi.

Ergenekon sanığı İbrahim Şahin: Yeşil´le Ankara´da görüştüm

13 Şubat 2009´da Ergenekon tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Susurluk skandalıyla ilgili de sorgulandı. Savcılıkta alınan 107 sayfalık ifadesinde ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ı tanıyıp tanımadığı sorularına da cevap veriyordu. İbrahim Şahin, “Yeşil, Ankara´da yanıma geldi. Doğu´daki operasyonlardan tanıyorum. Ankara´da 1-2 defa görüştüm. Bir daha da görüşmedim.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(21 Haziran 2012, 10:22)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Savcı, Yeşil´in yaşadığını belirledi

Yeşil yaşıyor, yakalama kararı çıktı

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

Ergenekon ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4639    yazdır/print


 

Çillioğlu´da Yeşil izi

Albay Kazım Çillioğlu´nun Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından öldürüldüğü iddiasını güçlendiren bir belge soruşturma dosyasına girdi. Buna göre MİT´ten savcılığa gelen cevap yazısında, Yeşil´in o dönemde o bölgede görev yaptığı bildirildi.

05.06.2012 12:18 1994 yılında Tunceli´de lojmanında intihar ettiği öne sürülen Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Malatya Özel Yetkili Başsavcıvekili Özden Doğan´ın Milli İstihbarat Teşkilatı´na (MİT) yazdığı ikinci yazıya yanıt geldi. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Albay Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten Malatya Özel Yetkili Başsavcıvekili Doğan´ın, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın ´MİT için çalışıp çalışmadığı, çalıştıysa hangi tarihlerde, hangi görevlerde yer aldığı´ sorularını içeren ikinci yazısına MİT´ten yanıt verildi. MİT´in, Savcı Doğan´ın sorularına cevaben gönderdiği yazıda, ´Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın, Albay Çillioğlu´nun ölüm tarihinde Tunceli ve Bingöl Jandarma Alay Komutanlıkları emrinde görev yaptığı tespit edildi´ ifadelerine yer verildi. (AA)

OLAY NEYDİ?

Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürütürken 1994 yılında lojmanında ölü bulunan, dış otopsisi yapılarak ´intihar ettiği´ sonucuna varılan Kazım Çillioğlu ile ilgili soruşturma dosyası, oğlu Gökhan Çillioğlu´nun müracaatı üzerine 2010 yılında yeniden açılmıştı. Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, olayın yaşandığı tarihte Tunceli Valisi olan Atıl Üzülgen ile dönemin Cumhuriyet Savcısı, Kurmay Başkanı, Jandarma Bölük Komutanı, Çillioğlu´nun korumaları ve MİT görevlilerinin de aralarında yer aldığı birçok kişinin ifadelerine başvurulmuştu. Savcılık ayrıca, Çillioğlu´nun otopsi raporunu da inceleyerek kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için Düzce´de bulunan mezarının açılmasına karar vermişti. Çillioğlu´nun mezarından alınan örnekler üzerinde Adli Tıp Kurumu´nda yapılan incelemede, saç köklerinde arseniğe rastlanan Çillioğlu´nun, kürek kemiğinde kurşun yarası olduğu öngörülen delik ile kaburgalarında kırık olduğu tespit edilmişti. Savcılığın talebi üzerine Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ kod adlı Yusuf Geyik hakkında tutuklama kararı çıkarmış, iki ismin kırmızı bültenle aranması için başvuruda bulunmuştu.Soruşturma çerçevesinde, Malatya Özel Yetkili Başsavcıvekili Özden Doğan, MİT´e daha önce de cevaplanması talebiyle yazı göndermişti. MİT, bu yazıya cevaben, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´dan 1974 ile 1989 tarihleri arasında ve 1994 yılı Haziran ayından 1996 yılı Eylül ayına kadarki süreçte istifade edildiğini, Çillioğlu´nun öldüğü 1994 yılı şubat ayında ´Yeşil´in kurumla bir bağı olmadığını bildirmişti. Soruşturmada ayrıca, Albay Kazım Çillioğlu´na ait silahların ölümünden 3 yıl sonra ailesinden teslim alınmasına ilişkin Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı adına düzenlenen belgenin sahte olduğu da belirlenmişti. Yine, Çillioğlu´nun intihar notu olduğu iddia edilen kağıttaki imzanın da sahte olduğu ortaya çıkmıştı. Soruşturmada son gelişme olarak da, Albay´ın oğlu Gökhan Çillioğlu´nun telefonlarının yasa dışı dinlenmesi iddiasına ilişkin aralarında Düzce İl Jandarma Komutanı Albay Turhan Yazıcı´nın da bulunduğu 1´i emekli, 7´si muvazzaf asker 8 kişi tutuklanmıştı.

-Tutuklanan 8 jandarma görevlisi ´Yeşil´ bağlantısını gizlemek mi istedi?-

Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasında elde edilen yeni bilgi ve belgeler, olaydan Yeşil kod isimli Mahmut Yıldırım´ın sorumlu olduğunu gösteriyor. Savcılar geçtiğimiz haftalarda Oğul Çillioğlu´nu yasadışı şekilde dinledikleri için gözaltına aldıkları ve mahkemece tutuklanan 8 jandarma görevlisinin, Yeşil ve onun arkasındaki isimlerin korunması amacıyla yasadışı bu dinlemeleri yaptığını değerlendiriyor.

-Yeşil Tunceli jandarmaya sıkı sık gelirdi-

İddialara göre Çillioğlu, Yeşil ve ekibi tarafından sorgulanıp öldürüldü. Albayın oğlu Gökhan Çillioğlu da, babasının Yeşil tarafından öldürüldüğünü iddia etmiş, bildiklerini savcıya anlatmıştı. Tunceli Jandarma Alay Komutanı Kazım Çillioğlu´nun cenazesini revirde ilk görenlerden olan diş hekimi Onur Kepez de Yeşil´le ilgili bilgiler vermişti. Yeşil denilen Mahmut Yıldırım´ı 1993 Kasım´da gördüğünü belirten Kepez şunları söylemişti: “Yeşil Tunceli Jandarma´ya gidip gelen birisiydi. Şahsen bir tanışıklığımız yoktu. Ama oradaki muhabere kendisini çok iyi tanıyordu. Hem Jandarma hem de Emniyet ile çok iyi ilişkileri olan, geldiği zaman paşa gibi ağırlanan bir insandı. Askerler, ´Komutanım buna yeşil derler, gidip gelir´ derlerdi. Kendisi için kontrgerilla denilirdi.”

Karanlık yapının cinayetleri-

JİTEM ve cinayetleriyle ilgili çeşitli tarihlerde çarpıcı açıklamalar yapan Jandarma İstihbarat Astsubay Hüseyin Oğuz çok önemli bir isim. Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcılığın ´Yeşil´e yakalama kararını çıkartması üzerine konuşan Oğuz, Benim ifadelerim boşa değilmiş. Ben ısrarla yazdığım kitapta ve açıklamalarımda Kazım Çillioğlu ve Rıdvan Özen Albay´ı JİTEMcilerin infaz ettiğini söylüyorum. Sadece onlar mı hayır? Kirli ilişkileri gören, terörü hortlatan Kontrgerilla faaliyetleri yürüten, uyuşturucu kaçakçılığı yapan ve şiddetin rantını yiyen derin yapıyı çözen Org. Eşref Bitlis, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Tuğgeneral Temel Cingöz, Jandarma Binbaşı Cem Ersever ve MİT mensubu Tarık Ümit´le Gazeteci Uğur Mumcu´yu da bu karanlık yapı ortadan kaldırdı. Bildiklerimi TBMM araştırma komisyonuna anlatmaya hazırım demişti.

-Eşref Bitlis Yeşil´den rahatsızdı-

1990 yılı Ağustos ayında Jandarma Genel Komutanlığı koltuğuna oturan Eşref Bitlis, Vedat Aydın´ın JİTEM tarafından öldürüldüğünü biliyordu ve JİTEM´in faaliyetlerinden rahatsızdı. Bitlis, JİTEM´in en önemli ismi Ersever ile sık sık Ankara´da bir araya geliyor ve direktifleri doğrudan veriyordu. Bu durum JİTEM´in diğer iki ismi Veli Küçük ve Arif Doğan´ı rahatsız etti. İkili, Ersever´in karşısına Sakallı olarak tanınan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ı çıkardı. Tunceli-Malatya-Elazığ-Bingöl hattında işkence, haraç ve faili meçhul cinayetlerle adını duyuran Yeşil´in emirleri doğrudan Veli Küçük´ten alıyor, asker olmamasına rağmen askeri birliklerde albay rütbesindeki biri gibi ağırlanıyordu. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümünden sonra Başbakanlık koltuğuna oturan Tansu Çiller´le birlikte JİTEM kabuğunu kırarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi´nden tüm Türkiye´ye yayıldı. Valiliklerde yapılan güvenlik zirvelerine dahi katılan Yeşil, Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu´nu böyle bir toplantıda tehdit etmişti. Çillioğlu´nun şüpheli bir şekilde ölümünün JİTEM´in en etkili sivil elemanı olan Yeşil ile ilişkili olduğu savunuluyor.

-Yeşil, kendisini gözaltına alan Çillioğlu´ndan nefret ediyordu-

Yeşil ile Çillioğlu arasındaki bağlantıya dair bir bilgi de PKK itirafçısı JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan´dan geldi. Yeşil´in, kanun dışı faaliyetlerin, desteklemeyip engellemeye çalışan subay ve görevlileri ortadan kaldırdığını söyleyen Abdülkadir Aygan, şunları söylüyor: Tabii ki, bu işi sadece bir başına yapmıyordu. Kendisini piyon olarak, kiralık katil gibi kullanan daha üst rütbedeki komutan, devletin belli kademelerinde yetkili olanların ve derin devlet örgütlenmesinde yer alan bazı siyasilerden maddi ve manevi destek alarak bu cinayetleri gerçekleştiriyordu. Mesela; A.Cem Ersever D.Bakır Jitem Grup Komutanı iken, Yeşil´i JİTEM´in kapısından içeriye sokturmuyordu. Sonuç? Cem Ersever´i işkence ederek, ensesine kurşun sıkarak öldürdü. Albay Kazım Çillioğlu Diyarbakır´da görev yaparken, Yeşil´in tekerine çomak sokmuş ve onu gözaltına almıştır. Sadece bu olay bile Yeşil´in, Kazım Çillioğlu´na kin duymasına ve uygun destek ve ortamı bulunca Kazım Çillioğlu´nu öldürmesine yetmektedir. Ayrıca, Yeşil´in emrinde çalıştığı derin odakların kirli planlarını bozan bir albay yaşatılamazdı. Kandan ve terörden beslenen derin odaklar, PKK belasının gerçekten bertaraf edilmesini, ´PKK ile Kürtlerin aynı kefeye konulmaması gerektiğini´ savunan bir kişi veya gruba tahammülleri olamazdı. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(05 Haziran 2012, 12:18)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Albay Kazım Çillioğlu´nun şüpheli ölümüyle ilgili manşetlerimiz

Savcı, Yeşil´in yaşadığını belirledi

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4600    yazdır/print


 

Savcı, Yeşil´in yaşadığını belirledi

Albay Kazım Çillioğlu soruşturmasını yürüten savcılık, kırmızı bültenle aranan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığını tespit etti. Tanık beyanlarına göre Yıldırım´ın Türkiye, Suriye veya Norveç´te yaşadığı değerlendiriliyor. Türkiye´de yaşıyorsa yüzünü değiştirmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

24.04.2012 10:06 Tunceli İl Jandarma Alay Komutanlığı yaparken 1994 yılında lojmanında intihar ettiği ileri sürülen Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturma çerçevesinde kırmızı bültenle aranan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaşadığı tespit edildi.Bilirkişi raporunda albayın önce dövüldüğü, ardından öldürüldüğü vurgulanırken olayın bir numaralı şüphelileri olarak ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ lakaplı ´Yusuf Geyik´ kırmızı bültenle aranıyor. Olayla ilgili soruşturma çerçevesinde yapılan araştırmalarda, Yıldırım´ın sağ olduğu bilgisine ulaşıldı. Bingöl´ün Solhan ilçesine bağlı Dicnik köyü nüfusuna kayıtlı olduğu bildirilen Yıldırım ile ilgili Salih ve Derdi oğlu, 03.05.1953 doğumlu bilgileri bulunuyor. Tanık beyanlarına göre Yıldırım´ın Türkiye, Suriye ve Norveç´te yaşadığı değerlendiriliyor. Türkiye´de yaşıyorsa yüzünü değiştirmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Malatya Özel Yetkili Başsavcı Vekili Özden Doğan tarafından yürütülen soruşturma, yeniden oluşturulan bilirkişi hazırladığı 62 sayfalık raporda elde edilen deliller üzerinde yapılan incelemeyi tamamlayarak Çillioğlu´nun ölümü için intihar değil, cinayet tespiti yapılmıştı. ( Zaman)

OLAY NEYDİ?

Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürütürken 1994 yılında lojmanında ölü bulunduktan sonra dış otopsisi yapılarak ´intihar ettiği´ sonucuna varılan Kazım Çillioğlu ile ilgili soruşturma dosyası, oğlu Gökhan Çillioğlu´nun müracaatı üzerine yeniden açılmıştı. Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, olayın yaşandığı tarihte Tunceli Valisi olan Atıl Üzülgen ile dönemin Cumhuriyet Savcısı, Kurmay Başkanı, Jandarma Bölük Komutanı, Çillioğlu´nun korumaları ve MİT görevlilerinin de aralarında yer aldığı birçok kişinin ifadelerine başvurulmuştu. Savcılık ayrıca, Çillioğlu´nun otopsi raporunu da inceleyerek kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için Düzce´de bulunan mezarının açılmasına karar vermişti. Çillioğlu´nun mezarından alınan örnekler üzerinde Adli Tıp Kurumu´nda yapılan incelemede, saç köklerinde arseniğe rastlanan Çillioğlu´nun, kürek kemiğinde kurşun yarası olduğu öngörülen delik ile kaburgalarında kırık olduğu tespit edilmişti. Savcılığın talebi üzerine Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ kod adlı Yusuf Geyik hakkında tutuklama kararı çıkarmış, iki ismin kırmızı bültenle aranması için başvuruda bulunmuştu. Soruşturmada, Albay Kazım Çillioğlu´na ait silahların ölümünden 3 yıl sonra ailesinden teslim alınmasına ilişkin Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı adına düzenlenen belgenin de sahte olduğu belirlenmişti. Soruşturmada son olarak da Çillioğlu´nun intihar notu olduğu iddia edilen kağıttaki imzanın da yapılan kriminal inceleme sonunda sahte olduğu ortaya çıkmıştı.

-Tutuklanan 8 jandarma görevlisi ´Yeşil´ bağlantısını gizlemek mi istedi?-

Albay kazım Çillioğlu soruşturmasında elde edilen yeni bilgi ve belgeler, olaydan Yeşil kod isimli Mahmut Yıldırım´ın sorumlu olduğunu gösteriyor. Savcılar geçtiğimiz günlerde Oğul Çillioğlu´nu yasadışı şekilde dinledikleri için gözaltına aldıkları ve mahkemece tutuklanan 8 jandarma görevlisinin, Yeşil ve onun arkasındaki isimlerin korunması amacıyla yasadışı bu dinlemeleri yaptığını değerlendiriyor.

-Yeşil Tunceli jandarmaya sıkı sık gelirdi-

İddialara göre Çillioğlu, Yeşil ve ekibi tarafından sorgulanıp öldürüldü. Albayın oğlu Gökhan Çillioğlu da, babasının Yeşil tarafından öldürüldüğünü iddia etmiş, bildiklerini savcıya anlatmıştı. Tunceli Jandarma Alay Komutanı Kazım Çillioğlu´nun cenazesini revirde ilk görenlerden olan diş hekimi Onur Kepez de Yeşil´le ilgili bilgiler vermişti. Yeşil denilen Mahmut Yıldırım´ı 1993 Kasım´da gördüğünü belirten Kepez şunları söylemişti: “Yeşil Tunceli Jandarma´ya gidip gelen birisiydi. Şahsen bir tanışıklığımız yoktu. Ama oradaki muhabere kendisini çok iyi tanıyordu. Hem Jandarma hem de Emniyet ile çok iyi ilişkileri olan, geldiği zaman paşa gibi ağırlanan bir insandı. Askerler, ´Komutanım buna yeşil derler, gidip gelir´ derlerdi. Kendisi için kontrgerilla denilirdi.”

-Karanlık yapının cinayetleri-

JİTEM ve cinayetleriyle ilgili çeşitli tarihlerde çarpıcı açıklamalar yapan Jandarma İstihbarat Astsubay Hüseyin Oğuz çok önemli bir isim. Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcılığın ´Yeşil´e yakalama kararını çıkartması üzerine konuşan Oğuz, Benim ifadelerim boşa değilmiş. Ben ısrarla yazdığım kitapta ve açıklamalarımda Kazım Çillioğlu ve Rıdvan Özen Albay´ı JİTEMcilerin infaz ettiğini söylüyorum. Sadece onlar mı hayır? Kirli ilişkileri gören, terörü hortlatan Kontrgerilla faaliyetleri yürüten, uyuşturucu kaçakçılığı yapan ve şiddetin rantını yiyen derin yapıyı çözen Org. Eşref Bitlis, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Tuğgeneral Temel Cingöz, Jandarma Binbaşı Cem Ersever ve MİT mensubu Tarık Ümit´le Gazeteci Uğur Mumcu´yu da bu karanlık yapı ortadan kaldırdı. Bildiklerimi TBMM araştırma komisyonuna anlatmaya hazırım demişti.

-Eşref Bitlis Yeşil´den rahatsızdı-

1990 yılı Ağustos ayında Jandarma Genel Komutanlığı koltuğuna oturan Eşref Bitlis, Vedat Aydın´ın JİTEM tarafından öldürüldüğünü biliyordu ve JİTEM´in faaliyetlerinden rahatsızdı. Bitlis, JİTEM´in en önemli ismi Ersever ile sık sık Ankara´da bir araya geliyor ve direktifleri doğrudan veriyordu. Bu durum JİTEM´in diğer iki ismi Veli Küçük ve Arif Doğan´ı rahatsız etti. İkili, Ersever´in karşısına Sakallı olarak tanınan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ı çıkardı. Tunceli-Malatya-Elazığ-Bingöl hattında işkence, haraç ve faili meçhul cinayetlerle adını duyuran Yeşil´in emirleri doğrudan Veli Küçük´ten alıyor, asker olmamasına rağmen askeri birliklerde albay rütbesindeki biri gibi ağırlanıyordu. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümünden sonra Başbakanlık koltuğuna oturan Tansu Çiller´le birlikte JİTEM kabuğunu kırarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi´nden tüm Türkiye´ye yayıldı. Valiliklerde yapılan güvenlik zirvelerine dahi katılan Yeşil, Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu´nu böyle bir toplantıda tehdit etmişti. Çillioğlu´nun şüpheli bir şekilde ölümünün JİTEM´in en etkili sivil elemanı olan Yeşil ile ilişkili olduğu savunuluyor.

-Yeşil, kendisini gözaltına alan Çillioğlu´ndan nefret ediyordu-

Yeşil ile Çillioğlu arasındaki bağlantıya dair bir bilgi de PKK itirafçısı JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan´dan geldi. Yeşil´in, kanun dışı faaliyetlerin, desteklemeyip engellemeye çalışan subay ve görevlileri ortadan kaldırdığını söyleyen Abdülkadir Aygan, şunları söylüyor: Tabii ki, bu işi sadece bir başına yapmıyordu. Kendisini piyon olarak, kiralık katil gibi kullanan daha üst rütbedeki komutan, devletin belli kademelerinde yetkili olanların ve derin devlet örgütlenmesinde yer alan bazı siyasilerden maddi ve manevi destek alarak bu cinayetleri gerçekleştiriyordu. Mesela; A.Cem Ersever D.Bakır Jitem Grup Komutanı iken, Yeşil´i JİTEM´in kapısından içeriye sokturmuyordu. Sonuç? Cem Ersever´i işkence ederek, ensesine kurşun sıkarak öldürdü. Albay Kazım Çillioğlu Diyarbakır´da görev yaparken, Yeşil´in tekerine çomak sokmuş ve onu gözaltına almıştır. Sadece bu olay bile Yeşil´in, Kazım Çillioğlu´na kin duymasına ve uygun destek ve ortamı bulunca Kazım Çillioğlu´nu öldürmesine yetmektedir. Ayrıca, Yeşil´in emrinde çalıştığı derin odakların kirli planlarını bozan bir albay yaşatılamazdı. Kandan ve terörden beslenen derin odaklar, PKK belasının gerçekten bertaraf edilmesini, ´PKK ile Kürtlerin aynı kefeye konulmaması gerektiğini´ savunan bir kişi veya gruba tahammülleri olamazdı.

-Bitlis kazası Çillioğlu´nun ölümüne uzandı-

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis´i Diyarbakır´a götürmek üzere Ankara´dan kalkan askeri uçak, 7 dakika sonra düştü. Bitlis yaşamını yitirdi. Bitlis, Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a terör sorununun çözümü için mutlaka tasfiye edilmesi gereken askerlerin listesini Cumhurbaşkanı Turgut Özal´a vermişti. Turgut Özal da Eşref Bitlis de şüpheli şekilde aynı yıl hayatlarını kaybettiler. JİTEM Gruplar Komutan Vekili Kıdemli Binbaşı Ahmet Cem Ersever, Bitlis kazasında olay yerine ilk gelenlerdendi. 17 Mart 1993´te JİTEM´deki görevinden istifa etti. Daha önce bir kısmını itirafçı olarak çalıştırdığı kişilerden bir ekip kurup Bitlis cinayetini soruşturmaya başladı. Diyarbakır´a gidecek Eşref Paşa´nın uçağındaki yolcu listesinde Albay Kazım Çillioğlu da vardı. Ancak uçağın kalkışı hava muhalefetinden dolayı sürekli ertelenince programını ayarlayamayan Çillioğlu yetişemedi. Onun uçağa binmemesi herkesin aklında soru işaretleri bıraktı. Bundan ilk kuşkulanan Cem Ersever´di. Bunun üzerine Çillioğlu´nu gayri resmi olarak sorguladı. Neticede Çillioğlu´nun uçağa binmemesinin kalkış tarihinin belirsizliğinden kaynaklandığına ikna oldu.

Ersever, Bitlis olayıyla ilgili olarak elde ettiği bilgilerle ´Şam´daki Kemancı´ isimli bir kitabın hazırlığına girişti. Yayıncısıyla görüştükten sonra kayboldu. 4 Kasım 1993´te Ankara Elmadağ´da ölü bulundu. Ersever´in Çillioğlu´nu sorguladığını öğrenen ve Bitlis kazası hakkında ondan bazı belgeler aldığını düşünen Yeşil ve ekibi, olaylar hakkında çok fazla şey bildiğinden kuşkulandıkları Ersever´i tuzağa düşürerek sorguladı. Bu sorguda Ersever´in belgelerin kendisinin çalışma arkadaşı Neval Boz´da olduğunu söylediği ileri sürülüyor. Aynı günlerde bu kez Boz´un cesedi bulundu. Ersever´i sona sürükleyen önemli kişilerden birinin, ortağı PKK itirafçısı Mustafa Deniz olduğu iddia ediliyor. Deniz´in de Ersever´den sonra öldürüldüğü açıklanmıştı. Ancak Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM davasına 2010´da gelen Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı yazısında Deniz´in 18 Mart 2009 tarihinde istifa ettiği belirtiliyor. Ersever´in ekibinde olduğu belirtilen bir diğer isim ise JİTEM elemanı Kemal Uzuner´di. Bu kişinin, Ersever´in elinde bazı belgeler olduğunu JİTEM´e ihbar ettiği ileri sürüldü. Uzuner, Veli Küçük´ün Batı Trakya Dergisi´ndeki ortağıydı. Ersever ve ekibinin tasfiye süreci daha sonra Çillioğlu´na uzanır. İddiaya göre, Çillioğlu, Yeşil ve ekibi tarafından sorgulanır. Sorguda Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile birlikte Mustafa Deniz ve Kemal Uzuner´in de olduğu söyleniyor. Çillioğlu, Bitlis suikastı ve bazı önemli kirli ilişkilere dair önemli bilgileri topladığı kuşkusuyla Yeşil ve ekibi tarafından önce işkenceye çekilir, ardından infaz edilir. Sıra Bitlis ekolünün son halkasındadır artık. Hedef, Albay Rıdvan Özden´dir.

-Çillioğlu soruşturması Mehmet Çörten´e uzanacak-

Soruşturma sürecinde bir diğer çarpıcı gelişme ise Albay Çillioğlu´nun mezarının açılmasından iki hafta önce İzmir İl Jandarma Komutanlığı´nda sabaha kadar yaklaşık bir traktör kasası evrak imha edildiğinin ortaya çıkması oldu. İmhayı yaptıran kişinin, şaibeli bir şekilde hayatını kaybeden Çillioğlu´nun lojmandaki evine ilk giren kişi olan Tümgeneral Mehmet Çörten olduğu öğrenildi. İddialara göre Yeşil ve Kazım Çillioğlu´nun şaibeli ölümü arasındaki bağın ortaya çıkmaması için evraklar imha edildi. Yasal olmadığı ve üst komutanlığının bilgisi dışında yapıldığı imha operasyonu ile hukuki süreçlerin sabote edilmek istendiği ileri sürüldü. Çillioğlu´nu öldürdüğü iddia edilen Yeşil´in 2002-2004 tarihleri arasında İzmir İl Jandarma Komutanı Mehmet Çörten´in himayesinde Jandarma bölgesinde ikamet ettirildiği ortaya çıktı.

´YEŞİL YAŞIYOR´ DİYEN TANIKLAR

Faili meçhullerden bir çoğunda adı geçen Türkiye´nin en gizemli tetikçisi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım kimilerine göre öldü kimilerine göre ise hala yaşıyor. Onun öldüğünü ileri sürenler Ölmeseydi şimdiye kadar yakalanırdı ya da ortaya çıkardı savunmasını yapıyorlar. Yaşadığını ileri süren yetkililerin sayısı ise çok fazla ve bazıları çok somut bilgiler veriyor.

JİTEM elemanı ve PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan: Yeşil Gürcistan´da yaşıyor

18 Ocak 2012 tarihinde bir yerel gazeteye açıklamalar yapan ve Diyarbakır´da bir dönem Jitem elemanı olarak görev yapan eski PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Gürcistan´ın başkenti Tiflis´te yaşadığını söyledi. Diyarbakır´da Günlük olarak yayınlanan Güneydoğu Güncel gazetesinin sorularını yanıtlayan Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Tiflis´te bir Üniversite öğrencisinin yanında yaşadığını, kendisine sosyal paylaşım sitesi üzerinden gelen bir mesajdan öğrendiğini söyledi. Mesajı gönderen kişinin ismini vermek istemeyen Aygan, kapatılan DEP üyesi Harbi Arman ile Mustafa Anter cinayetinin Yeşil tarafından işlendiğine tanık olduğunu belirterek, “Cem Ersever ve iki arkadaşının öldürülmesi olayın bizzat yer aldığını Yeşil´in anlatımlarından anladım” dedi.

Jandarma istihbarat emekli Astsubay Hüseyin Oğuz: Yeşil yaşıyor, itirafçı olmak istiyor

02 Ocak 2012 tarihinde A Haber televizyonuna konuk olan Jandarma istihbarattan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz ´Yeşil´in yaşadığı´ iddiasını son olarak dile getiren yetkiliydi. Meclis Susurluk Komisyonu´nda Yeşil´in kimliğini açıklayarak onu ilk deşifre eden kişi olarak da tanınan Astsubay Hüseyin Oğuz, A Haber´e yaptığı açıklamalarda Yeşil´in Belarus´ta olduğunu iddia etmişti. Ben Yeşil´in yaşadığını biliyorum 2011 Ağustos öncesi onunla bizzat görüşen bir ağabeyim var. Belarus Minsk kentinde bir otelde görüştüler. Bu kişinin ismini veremeyeceğim. Yeşil´in yakalanma riski artık çok yüksek. Etrafı boşaldı. Şimdi şansı yok. Yaşıyor, onu ekonomik şartları yakalatmıyor.

25 Aralık 2011 tarihinde basına açıklamalar yapan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz, YeşiL´in Belarus´ta olduğuna dair medyada yer alan iddiaları doğruladı: “Bana 1997 yılından sonra Tarık Ümit´in akıbetiyle ilgili Muğla Jandarma Komutanlığı´ndan bir arkadaşım dosya getirdi ve Ümit´in cesedinin Muğla´da olduğunu söyledi. İnfazı yapanlardan biri Yeşil. Diğer kişinin ismine ise Tarık Ümit olayı basında tartışılırken birkaç kez yer verildi ve ismi çözüldü. Bu kişinin ismini İzmir Emniyeti´nde verdiğim ifadede söyledim ve emniyet güçleri şu anda bu kişiyi arıyor. Yeşil´e ilişkin olarak da bazı yazılar yazıldı. Yeşil hakkında Mehmet Altan, Belarus´ta olma ihtimalini yazmış. Doğru yazmış.

07 Eylül 2011 tarihinde bir televizyon kanalına konuk olan Astsubay Hüseyin Oğuz, 2009 senesinde Ergenekon soruşturması başladığı sırada kendisini Yeşil´in aradığını aktardı: Ergenekon ve gizli sanıklarla görüştüğünü ve bunun ileriki süreçte çok faydalı olacağını söyledi. Tabi ben o saatte beni neden biri arasın. Ama kesin Yeşil´di. Sesinden tanıdım. Yeşil sıkıştı. Eski beraber olduğu insanlar tümüyle emekli oldu. Kaçacak, göçecek yeri kalmadı. Bu telefon konuşmasının ardından kendisini arayanın Yeşil olduğunu teyit ettiğini belirten Oğuz, Yeşil´in oğlunun da kendisini arayıp babasının itirafçı olmak istediğini yaptıklarından dolayı pişman olduğunu söylediğini belirtti.

08 Ekim 2010 tarihinde Astsubay Hüseyin Oğuz, basına yaptığı açıklamada, “Yeşil´in yaşadığını ve deşifre olduğu için Ergenekon soruşturması kapsamında konuşacağını” iddia etti. Oğuz, “Yeşil ölmedi, Ankara´da yaşıyor, bir süre önce bir lokanta işletiyordu. Biliyorum çünkü yaşayabilmek için Yeşil´i takip etmek zorundayım´ dedi. emekli Albay Arif Doğan´ın “Yeşil yaşıyor” şeklindeki sözleri sorulan Hüseyin Oğuz “Susurluk Komisyonu´na ´Yeşil yakalanıp konuşursa iç savaş çıkar´ demiştim. Artık böyle demiyorum. Çünkü Susurluk´ta başarılamayan Ergenekon soruşturmasıyla başarılmaya başlandı. Yakalananlar daha buz dağının görünen yüzü. Yeşil yaşıyor, öldüğünü ispat edemiyorlar, edemezler de çünkü o hayatta. JİTEM´in kurucusu Emekli Albay Arif Doğan da yaşadığını söylemiş. Söyler, çünkü hala görüşüyorlar. Yeşil, Doğan´ın ekibinin bir parçası” diye konuşmuştu. Yeşil´i ilk olarak deşifre eden yetkili olarak tanınan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz sözlerini, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın hala yaşadığını belirterek, ´Kısa sürede yakalanacak´ diyerek noktalamıştı.

JİTEM kurucusu emekli Albay Arif Doğan: Yeşil ile hala görüşüyorum

20 Ocak 2011 tarihinde İkinci Ergenekon davasının 98. duruşmasında ifade veren tutuksuz sanık emekli albay Arif Doğan, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile hala görüştüğünü ileri sürerek, Ancak bana nasıl olduğunu sormayın, söylemem. dedi. Doğan, Tunceli-Muş-Bingöl bölgesindeyken, burayı çok iyi bilen, bu halkın dilinden konuşan istihbaratçıdan söz ediliyordu. Kendisine ´Yeşil´ denilen bu kişiyle konuştum. Bana ´Hükümete çalışıyorum´ dedi. Ben de ona ´Ben görev verdiğim zaman yapacaksın´ dedim ve bunu kabul ederek bölgede kaldı. Bir iki defa görev verdim, 72 saat hiç uyumadan çalıştı diye devam etti.

06 Ekim 2010 tarihinde Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ifadesinde de Arif Doğan, Yeşil´in yaşadığını iddia etmişti. Doğan, ek ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve ´JİTEM´ ile ilgili açıklamalar yapmıştı. Doğan ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın arkadaşı olduğunu ve halen hayatta olduğunu, kendisiyle Tunceli´de zaman zaman görüştüklerini söyledi. Albay Arif Doğan, Yıldırım´la aracı ekipler aracılığıyla görüştükleri yönünde bilgi verdi. ´Yeşil´in nerede olduğuna´ dair soruyu yanıtlamadığı belirtilen Doğan´ın JİTEM hakkında sorulan soruya da ´JİTEM´i kendisinin kurduğu ve yönettiği´ şeklinde yanıt verdiği belirtildi.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Celal Uzunkaya: Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

2009 Aralık ayında, İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, dolandırıcılık yaptıkları ileri sürülen bir grubu takibe alarak operasyon düzenledi. Operasyonda, grubun elebaşısı olduğu ileri sürülen ve emniyete haber elemanı olarak görev yaptığı belirtilen İrfan Erbarıştıran ve bazı adamları gözaltına alındı. Ayrıca, Erbarıştıran ile bağlantılı olduğu ileri sürülen, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü´nün de ifadesine başvuruldu. Uzunkaya, Gülcü, Erbarıştıran ve diğer sanıklar hakkında dava açıldı. Celal Uzunkaya duruşmada, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ı yakalamak için operasyon hazırlığında olduklarını söyledi. Erbarıştıran da bu iddiaya katıldı. Duruşmada Celal Uzunkaya´nın ´Yeşil´ kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım ile ilgili sözleri dikkat çekti: İrfan Erbarıştıran´ı Yeşil ile ilgili yaptığımız çalışma konusunda uyardım. ´Bak bu çok gizli bir çalışma, bir yerden sızarsa kötü olur´ şeklinde sözler söyledim. Çünkü bu çok gizli bir çalışmaydı. Duruşmadan sonra basın mensuplarının, Celal Uzunkaya´nın Yeşil ile ilgili sözleriyle ne demek istediğini sorduğu Erbarıştıran, Böylesine gizli bir bilgiyi bile mahkemede açıkça söylüyor. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yakalanması için 6 aydır çalışma yapıyorduk. Biz kendisinin yerini tespit edip yakalanması için çalışırken, beni tutuklayıp cezaevine gönderdiler diye konuştu. Uzunkaya´nın bu konuda duruşmada söylediği sözleri doğruladı.

JİTEM Jandarma Yüzbaşı Özcan Tozlu: Yeşil yaşıyor

07 Ekim 2009 tarihinde Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Özcan Tozlu, JİTEM´in varlığına dair medyada başlayan tartışmalara katıldı. Tozlu´ya göre ´Yeşil´ de yaşıyor. Özcan Tozlu, Doğu ve Güneydoğu´da JİTEM´in kurucularından Cem Ersever, Abdülkerim Kırca ve ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile Ergenekon terör örgütünün tutuklu sanıklarından Veli Küçük ile İstanbul´da birlikte çalışmış. JİTEM yapılanması ve Yeşil hakkında geniş bilgiler veren Tozlu´ya göre Mahmut Yıldırım, o dönem ordu içinde JİTEM´ci olarak bilinmesi için boynuna (yeşil) kaşkol takardı. Daha sonra adı kaşkolun renginden yola çıkılarak ´Yeşil´ olarak anılmaya başlandı. Tozlu, Yeşil´in halen yaşadığını ileri sürerek şu iddiayı dile getirdi: Eski çalışma arkadaşım Levent Göktaş´a Ergenekon´dan gözaltına alınmadan önce Ankara´ya gittiğimde Yeşil´in ne olduğunu sordum. Bana, Yeşil´in Ankara Yenimahalle´de olduğunu ve tecrit edildiğini, normal bir hayat sürdüğünü anlattı. dedi.

Ergenekon sanığı İbrahim Şahin: Yeşil´le Ankara´da görüştüm

13 Şubat 2009´da Ergenekon tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Susurluk skandalıyla ilgili de sorgulandı. Savcılıkta alınan 107 sayfalık ifadesinde ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ı tanıyıp tanımadığı sorularına da cevap veriyordu. İbrahim Şahin, “Yeşil, Ankara´da yanıma geldi. Doğu´daki operasyonlardan tanıyorum. Ankara´da 1-2 defa görüştüm. Bir daha da görüşmedim.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(24 Nisan 2012, 10:06)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

Yeşil ve adamları yeniden devrede

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

ALBAY KAZIM ÇİLLİOĞLU´NUN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Şok fotoğraf: Çillioğlu infaz edildi

Albay dövülmüş, iki kurşunla öldürülmüş

Albayı ölüme götüren kontrgerilla listesi

Çillioğlu nedeni o belge mi?

Çillioğlu´nun ölüm sırrı bu mu?

Flaş!!! Çillioğlu dosyası tekrar açıldı

Adli Tıp: Çillioğlu intihar etmiş olamaz

JİTEM´in Derin Paşası: Mehmet Çörten

İzmir Jandarma´da gece yarısı belge imhası

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4488    yazdır/print


 

Üç faili meçhule yeni soruşturma

Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği, 1992 ve 1993 yıllarında Elazığ ve Tunceli´de işlenen 3 ayrı cinayetle ilgili yeni bir soruşturma başlattı. Ayten Öztürk, Metin Can ve Hasan Kaya´nın ölümleri yeniden mercek altına alındı. Her üç cinayetten de Yeşil kod adlı JİTEM tetikçisi Mahmut Yıldırım sorumlu tutuluyor.

24.02.2012 13:20 Malatya Cumhuriyet Başsavcılığından alınan bilgiye göre, 27 Temmuz 1992´de Tunceli´de kaybolduktan sonra Elazığ Asli Mezarlığında cesedi bulunan Ayten Öztürk´ün ölümüne ilişkin dosyayı Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığından isteyen özel yetkili savcılığın, bu konuda yeni bir soruşturma başlattığı bildirildi. Otopsi raporlarında işkence edilerek öldürüldüğü ileri sürülen Ayten Öztürk´ün ölümüne ilişkin soruşturmayı yeniden başlatan özel yetkili savcılık, 21 Şubat 1993´te Elazığ´da kaybolduktan sonra Tunceli´de ölü bulunan avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya ile ilgili dönemin Malatya DGM savcısı tarafından yürütülen soruşturmayı da yeniden başlattı.

3 cinayeti de aynı savcı soruşturacak

Tunceli´nin Mazgirt ilçesi Akpazar beldesinde 27 Temmuz 1992 tarihinde iş çıkışı kaçırıldığı belirtilen Ayten Öztürk, olaydan 12 gün sonra Elazığ´da Asli Mezarlığında ölü olarak bulunmuştu. Avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya da, 21 Şubat 1993´te Elazığ´da kaybolmuş, 5 gün sonra Tunceli-Elazığ karayolunun 10. kilometresindeki Dinar Köprüsü altında öldürülmüş halde bulunmuştu. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan, ´Terörden kaynaklı yaşam hakkı ihlallerinin tespit edilmesine ilişkin alt komisyon´ Ayten Öztürk´ün babası Hıdır Öztürk´ü dinlemişti. ( AA)

ÜÇ CİNAYET DE YEŞİL´İN İŞİ

1992´de kaçırılıp işkence ile öldürülen Ayten Öztürk, 19 yıl sonra geçtiğimiz aylarda Meclis İnsan Hakları Komisyonuna ağlayarak konuşan babası Hıdır Öztürk´ün “Gözleri oyulmuş, burnu ve kulakları kesilerek öldürülmüş bir evladın babasıyım” sözleri ile gündeme gelmişti. 1992´de kardeşi Ayten Öztürk ile gittiği Alay Komutanlığında yaşadıklarını anlatan Makbule Öztürk, ´Alay komutanı bizi sorguladı, Yeşil not aldı. Kimi kaçıracağına orada karar verdi´ demişti. Ayten, günler sonra gözleri oyulmuş, burnu ve kulakları kesilerek öldürülmüş olarak bulundu, güçlükle teşhis edildi. Binbaşı Cem Ersever, öldürülmeden önce verdiği röportajlarda Ayten Öztürk cinayetini Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yaptığını belirtiyordu.

Elazığ İnsan Hakları Derneği Başkanı Avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya´nın ölümlerinden de ´Yeşil´ sorumlu tutuluyor. Bu iki cinayet nedeniyle ´Yeşil´ hakkında Malatya DGM Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından arama kararı çıkartılmıştı. Bu iki isim, PKK itirafçısı ve JİTEM mensubu Abdulkadir Aygan´ın JİTEM tarafından öldürülenler başlığıyla savcılığa verdiği 117 kişilik listede de yer alıyordu.

Avukat Can ile Doktor Kaya kaçırıldıktan altı gün sonra öldürülmüş olarak bulundular. Muhtemelen Yeşil tarafından sorgulandıktan sonra elleri arkadan bağlı kafalarına bitişik atışla tek kurşun sıkılarak öldürülmüşlerdi. Cesetleri Tunceli´ye 15 kilometre uzaklıktaki Dinar Köprüsü altında bulundu. Dinar Köprüsü Jandarma bölgesi içindeydi. Bu iki ismin infaz şekli Binbaşı Ersever ile yardımcısı Mustafa Deniz´in infaz şekline benziyordu. Elleri arkadan bağlı bitişik atışla öldürülmüşlerdi. Ersever´in başına iki, Mustafa Deniz´in başına ise tek kurşun sıkılmıştı. Ersever ve Deniz´in cesetleri de Jandarma bölgesine atılmıştı. Her iki olayda da katiller korkusuzdu. Avukat Can ile Doktor Kaya´nın serbest bırakılması için Meclis Başkanı Cindoruk´tan Başkan Demirel´e kadar, İçişleri Bakanı İsmet Sezgin´den, SHP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü´ye kadar devletin en önemli makamlarında oturan yetkililere gidilmişti. Demokratik Kitle Örgütleri, SHP, HEP çağrılarda bulunmuştu. Gösteriler düzenlenmişti. Ancak bunların hiçbiri Can ile Kaya´nın infazını engelleyememişti. (Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(24 Şubat 2012, 13:20)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Ayten´in infaz kararını Yeşil yazdı

Aygan´dan mahkemeye 117 JİTEM cinayeti listesi

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili manşetlerimiz

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4284    yazdır/print


 

JİTEM davası Ergenekon´a uzandı

Diyarbakır´da görülen JİTEM davasının bugünkü duruşmasında öldürülen kumarhaneciler kralı Ömer Lütfi Topal´ın şoförünün oğlu, tanık olarak dinlendi. Askeri personel olduğunu belirten Emrah Özdemir, Türkiye´nin önemli faili meçhul cinayetlerinden eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, eski Mardin Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden ile eski Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Musa Anter´in nasıl öldürüldüğünü anlattı. Özdemir, bu kişilerin JİTEM bünyesinde kurulan timlere komutanlık yapan ve halen Ergenekon´dan tutuklu bulunan bazı isimler tarafından öldürüldüğünü söyledi.

21.02.2012 17:59 Diyarbakır´da görülen JİTEM davasının bugünkü duruşmasında önemli bir gelişme yaşandı. Öldürülen kumarhaneciler kralı Ömer Lütfi Topal´ın şoförünün oğlu, tanık olarak dinlendi.Askeri personel olduğunu belirten Emrah Özdemir, Türkiye´nin önemli faali meçhul cinayetlerinden eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, eski Mardin Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden ile eski Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Musa Anter´in nasıl öldürüldüğünü anlattı. Özdemir, bu kişilerin JİTEM bünyesinde kurulan timlere komutanlık yapan ve halen Ergenekon´dan tutuklu bulunan bazı isimler tarafından öldürüldüğünü söyledi.

Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak´ta çeşitli tarihlerde birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanıklı JİTEM davasına devam edildi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´ndeki duruşmaya sanıklar katılmazken, tanıklık talebi kabul edilen askeri personel Emrah Özdemir dinlendi.

Özdemir, itirafçılardan Adil Timurtaş, İbrahim Babat, Fethi Çetin, Abdulkadir Aygan ve Ali Ozansoy´u tanıdığını dile getirdi. Babasının Ömer Lütfi Topal´ın şoförü olmasından dolayı çok sayıda üst düzey komutan ve devlet yetkilisiyle tanıştığını anlatan Özdemir, 6,5 yıldır bir cinayetten tutuklu bulunduğu cezaevinde vicdan azabı çektiğinden dolayı bildiklerini anlatmaya karar verdiğini söyledi.

2004´TE MAHMUT YILDIRIM´LA GÖRÜŞTÜM

Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Hayrettin Ertekin´in kuyumculuk dükkanına sürekli gidip geldiğini belirten Emrah Özdemir, buraya gelip giden Arif Doğan başta olmak üzere birçok kişiyi tanıdığını dile getirdi. Özdemir, Arif Doğan´ın Ümraniye Çavuşbaşı´nda evi vardı. Oraya sık sık gidiyordum. İtirafçı Adil Timurtaş ile cezaevi arkadaşıydık. O cezaevinde yazdığı notları avukat Serkan Saçan aracılığıyla Arif Doğan´a ulaştırıyordu. dedi. Hayrettin Ertekin, Arif Doğan ve başka istihbaratçı askerlerin sık sık bir araya geldiğini ve Güneydoğu´daki olaylar hakkında konuştuklarını belirten Özdemir, kendisinin onlardan duyduğu olayları sürekli not aldığını dile getirdi. İtirafçı Adil Timurtaş aracılığıyla Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´la telefonla görüştüğünü anlatan Özdemir, Timurtaş´ın Yeşil´le defalarca görüştüğüne şahit olduğunu dile getirdi.

MUSA ANTER´İN ÖLÜM EMRİNİ ARİF DOĞAN VERDİ

Musa Anter cinayetini işleyen Adil Timurtaş´ın olayın nasıl olduğunu cezaevinde kendisine anlattığını belirten Özdemir, şunları söyledi: Musa Anter´in yazdıkları JİTEM Grup Komutanlarını rahatsız etmiş. Arif Doğan, bir kere Musa Anter´e gitmiş söylemiş: ´Kendine dikkat et. Seni öldüreceklerdi biz önledik´ diye. Musa Anter, Türkiye İşçi Partisi toplantılarına katılıyormuş. Buradaki konuşmalar da JİTEM´i rahatsız etmiş. Ölüm emrini, Adil Timurtaş´ın anlattığına göre Arif Doğan veriyor. Adil´in ekibinde Mahmut Yıldırım, Hogir, Aygan, Fethi Çetin, Hüseyin Tiril ve Ali Ozansoy varmış.

BAHTİYAR AYDIN´I ATİLLA UĞUR´UN ´BIÇAK TİMİ´ ÖLDÜRDÜ

Diyarbakır´ın Lice ilçesinde 1993 yılında öldürülen Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın olayını da anlatan Özdemir, şu iddialarda bulundu: Adil Timurtaş ile Serdar Akdoğan isimli jandarma komutanı Aydın olayını konuşuyorlardı. Onların anlattığına göre, Aydın Lice´de öldürülmüş. Olayda kullanılan silah karakolda bulunuyor. Adil´in ´bizimkiler´ diye tabir ettiği kişiler silahı karakolda yok etmişler. Ali Ozansoy, Fethi Çetin, Adil Timurtaş olaydan sonra Lice´yi yakıp yıkmışlar. Bu infazları ´Bıçak´ timi denilen Albay Atilla Uğur´a bağlı tim yapmış. Bu tim, adam kaçırma, öldürme, kaçakçılık, altın kaçakçılığına kadar bir sürü iş yapmış. Atilla Uğur´u destekleyen paşa ise Şener Eruygur´dur.

GAFFAR OKKAN´I JİTEM İLE HİZBULLAH BİRLİKTE ÖLDÜRDÜ

Tanık Emrah Özdemir, Diyarbakır´da düzenlenen silahlı saldırı sonucu 5 korumasıyla birlikte şehit edilen Emniyet Müdürü Gaffar Okkan olayını da anlattı. Hayrettin Ertekin, Arif Doğan ve 8 istihbaratçının kendi aralarında yaptığı konuşmaya göre, Okkan´ı JİTEM ile Hizbullah ekiplerinin birlikte öldürdüğünü ileri süren Özdemir, Nedeni ise Gaffar Okkan hem halkın sevgisini kazanmış hem de JİTEM´in üzerine çok gitmiş. Koman Paşa diye birinden bahsediyorlardı. Ergenekon tutuklusu Muzaffer Tekin olduğunu söylediler. O Hizbullah´ı JİTEM´e eğittirmiş. Temizöz de Hizbullah´a silah desteği sağlamış. dedi.

ÖZDEN´İN ÖLDÜRÜLECEĞİNDEN VELİ KÜÇÜK´ÜN HABERİ VARDI

Özdemir, eski Mardin İl Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden´in nasıl ve kimler tarafından öldürüldüğünü de bildiğini söyledi. Tanık Özdemir, konuyla ilgili olarak şu ifadeyi verdi: Yeni itirafçı biri, Hayrettin Ertekin ve Salih adındaki binbaşının kendi aralarında yaptığı konuşmada Rıdvan Özden´i JİTEM´in öldürdüğünü duydum. Özden hem JİTEM´e karşıymış, hem de JİTEM´ciler hakkında işlem yapmış. Bunun üzerine haklarında işlem yapılan JİTEM´ciler Diyarbakır´a gelerek durumu anlatmış. Adil Timurtaş´ın ekibi Özden´e iki kez saldırı düzenlemiş. Birincisinde olmamış ama ikincisinde öldürülmüş. Özden´in öldürülmesinde Hasan Atilla Uğur, Veli Küçük ve Arif Doğan´ın bilgisinin olduğunu söylediler. Ama kararı kimin verdiğini bilmiyorum. JİTEM´deki Adil Timurtaş ve ekibi öldürmüş, PKK yaptı demişler.

İTİRAFÇILAR ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞI KİMLİĞİNİ TAŞIYORDU

İstanbul´da işyeri sahibi olan itirafçı Adil Timurtaş ve diğerlerinin Özel Kuvvetler Komutanlığı kimliği taşıdığını belirten Özdemir, onların çevrede albay ya da general olarak bilindiklerini kaydetti. Özdemir, Adil´in Gül adındaki bir albayın kızıyla da arkadaş olduğunu, eski Başbakan Tansu Çiller´in zırhlı aracını kullandığını kaydetti. ( Cihan)

MAHKEMEDEN AYGAN´A İADE TALEBİ

24.02.2012 13:13 Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen JİTEM davasında mahkeme, İsveç´te bulunduğu anlaşılan itirafçı Abdulkadir Aygan´ın iadesi için, iade talepnamesi düzenlenerek Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü´ne gönderilmesi kararını verdi. Mahkeme heyeti haklarında yakalama emri bulunan sanık Mahmut Yıldırım, Hacı Hasan, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül hakkındaki yakalama emrinin devamı ile Aygan için çıkartılan gıyabi tutuklama kararının devamına karar verdi. ( Yenişafak)

DAVA UZADIKÇA UZUYOR: EMNİYET İLE MAHKEME JİTEM KONUSUNDA ANLAŞAMIYOR

15.11.2012 17:33 Doğu ve Güneydoğu´da devlet adına onlarca cinayet işleyen ve Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde kurulduğu kesinleşen JİTEM konusunda Diyarbakır´daki mahkeme ile Emniyet Genel Müdürlüğü anlaşamıyor. Terör örgütü KCK, faili meçhul cinayetler davası başta olmak üzere birçok davaya bakan Diyarbakır 6´ıncı Ağır Ceza Mahkemesi, İsveç´te yaşayan sanık Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) hakkında daha önce çıkartılan kırmızı bültene ´JİTEM bünyesinde çalıştığı ve eylemlere katıldığı´ bilgisinin eklenmesini istiyor. Ancak emniyet ´JİTEM varlığının netlik kazanmadığı´ belirterek, bu talebi yerine getirmiyor. Mahkeme ile Emniyet Genel Müdürlüğü arasında iki yıldır devam eden yazışma nedeniyle JİTEM davası ile Musa Anter cinayetinin önemli ismi olan Aygan hakkında çıkartılan kırmızı bültenin iptal edilme riski ortaya çıktı.

Türkiye´de JİTEM hakkında açılan tek davanın duruşması, Diyarbakır 6´ıncı Ağır Ceza Mahkemesi´nde görüldü. Aralarında ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdülkadir Aygan´ın da bulunduğu 16 sanıklı ´JİTEM´ davasına hiçbir sanık katılmadı. Duruşmaya mağdur avukatı Barış Yavuz, sanık Erhan ve Emel Berak´ın avukatı hikmet işler katıldı. Mahkeme sanık Mahmut Yıldırım (Yeşil), Fethi Çetin, Hacı Hasan, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül´ün yakalanmadığını belirtti. Mahkeme hakkında gıyabi yakalama kararı çıkartılan Aziz Turan´ın da (Abdulkadir Aygan) yakalanmadığını kaydetti.

EMNİYETTEN İLGİNÇ TESPİT: JİTEM´İN VARLIĞI NETLİK KAZANMAMIŞ

Mahkeme heyeti dosyaya konulan belgeleri okudu. Mahkeme heyeti sanık Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) hakkında iade talebiyle ilgili daha önce yazdıkları yazıya cevap geldiğini belirtti. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Zeki Çatalkaya imzasıyla gönderilen belgede Aygan hakkında 1992 yılında terör örgütü PKK üyesi olduğu ve Diyarbakır´da bir kişinin ölümü bazı kişilerin de yaralanması neden olduğu vurgulandı. Mahkemeye gönderilen belgede, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´nın 2005 yılında hazırladığı iddianamede ise Aygan´ın JİTEM adıyla oluşturulmuş ve devlet adına birçok adam öldürme ile PKK yandaşı olarak gördükleri birçok kişiyi gasp ettikleri belirtildiği vurgulandı. Emniyet Aygan ile ilgili Diyarbakır DGM´nin 1999 yılındaki iddianamesinde ise 1990-1991 yıllara arasında Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı´nda değişik rütbelerdeki askeri yetkililerle suç işlediğinin belirtildiği vurgulandı.

Emniyet açıklamasında, Kırmızı bültende Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) PKK üyesi olduğu belirtilmiş. 2005 yılında ise şahsın PKK yandaşı olduğuna inandığı kişileri öldürdüğü belirtilmektedir. Ayrıca JİTEM adı altında oluşturulmuş sözde devlet adına yasa dışı yollarla eylem yapan bir örgütün varlığı henüz ülkemizde netlik kazanamamışken uluslararası düzeyde böyle bir örgütün varlığından bahsetmek çelişki oluşturmaktadır. denildi.

Mahkeme heyeti ise Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı´na yazı yazarak Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ile ilgili bilgi ve belgelerin tekrar emniyete gönderilmesine karar verdi.

MAHKEME YEŞİL´İN ADRESİNİ AÇIKLAYIP EMNİYETE TALİMAT YAZDI

Bu arada mahkeme heyeti sanık Mahmut Yıldırım´ın bugüne kadar tebligata yarar açık adresinin tespit edilemediğini belirterek, Hakkında çıkartılan yakalama kararı yerine getirilmeyen ve savunması alınamayan sanık Mahmut Yıldırım hakkında işlem yapılması için Keçiören İlçe Emniyet Müdürlüğü´ne müzakere yazılmasına karar verdi. Tutuklu hiçbir sanığın bulunmadığı duruşmada, 16 sanık hakkında ´cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak´ ve ´birden fazla kişiyi öldürmek´ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15´er yıl arasında değişen hapis cezası isteniyor. (Cihan)

(21 Şubat 2012), son güncel.: (15 Kasım 2012)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

Diyarbakır´daki JİTEM davaları birleştirildi

JİTEM davası özel yetkili mahkemeye devredildi

JİTEM cinayetlerine mahkeme bulunabildi

JİTEM´ci Babat´ın itirafları mahkemede

Bir JİTEM tescili de Bakanlıktan

Savcılık JİTEM´in varlığını belgeledi

JİTEM´ci Aygan´a bir tutuklama daha

JİTEM´den bordrolu Aygan hakkında geniş bilgi

Ergenekon; Balyoz ve bağlantılı iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4274    yazdır/print


 

Cem Ersever imzalı Jitem belgesi

Gizli bir görevle Tekirdağ´a giden ve polisin gözaltına aldığı 3 JİTEM elemanının serbest bırakılması için Binbaşı Cem Ersever´in gönderdiği imzalı belge ortaya çıktı.

09.02.2012 11:11 Diyarbakır´daki karargâhının bahçesinde 29 cesede ait kemik parçaları bulunan JİTEM´le ilgili çok önemli belgeler ortaya çıktı. Ergenekon soruşturması kapsamında şüphelilerden birinin ev aramasında ele geçirilen ve JİTEM davasını yürüten Diyarbakır´daki Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen belgeler ortaya çıktı.Binbaşı Cem Ersever imzalı belgelerde JİTEM´in hem uzun adı hem kısa adına yer veriliyor. 12 Mayıs 1991 tarihli tutanaklara göre ´gizli´ bir görev için Tekirdağ´a giden itirafçılar Abdulkadir Aygan, Fethi Çetin ve korucubaşı İbrahim Babat, kaldıkları otelde silahlarının ateş alması sonucu karakolluk oldu. Olaya el koyan Çiftlikönü Karakolu´nda ifadeleri alınan üç kişi JİTEM kimliklerini gösterip bölgeye operasyon için resmi görevle geldiklerini söylüyor.Konunun Merkez Komutanlığa bildirilmesi üzerine şüphelilerin verdiği JİTEM´in Diyarbakır telefonu aranıyor. Dönemin İnzibat Komutanı Binbaşı Şekip Ünsal görüşme notlarını aldığı Telefon Görüşme Tutanağı´nda, 0 412 XXXXX numaralı telefondan Binbaşı Cem Sever ile görüştüğünü ve üç kişinin kendi elemanları olduğunu, üzerlerindeki silahların da kendilerine zimmetli olduğunu söylemesi üzerine serbest bıraktıklarını aktarıyor.

Üç kişi için ´elemanımızdır´ yazısı

Soruşturmayı yürüten Çiftlikönü Polis Karakolu´na ise Binbaşı Cem Ersever imzalı bir faks gönderilerek “silahlar da adamlar da bizim” deniyor. Ersever´in 3´üncü Jandarma İstihbarat Grup Komutanı olarak imzaladığı belgede şu ifadeler kullanılıyor;“Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı´nın (JİTEM) aşağıda isimleri belirtilen istihbarat personelinin, grup komutanlığında Tekirdağ ilinde Güneydoğu Anadolu bağlantılı PKK metropol faaliyetleri hakkında mevcut bilgilerin teyidi ve PKK cephe teşkilatıyla bağlantılı olduğu şahısların araştırılması amacıyla 09 Mayıs 1991 tarihinden itibaren görevlendirilmiş olduklarını bilgilerinize arz ederim.”

Çift tabancalı JİTEM´ciler

JİTEM davasını yürüten mahkemeye gönderilen tutanaklar arasında Abdulkadir Aygan´ın, Fethi Çetin´in ve İbrahim Babat´ın JİTEM´e ait kimlik kartlarının fotokopileri ile birlikte kullandıkları silahların seri numaraları da bildirildi. Abdülkadir Aygan´ın 22 Ağustos 1990 li kimlik kartında komutan olarak Ersever imzası bulunuyor. Rütbesi jandarma er ve numarası 1958 olarak belirtilen Aygan´ın silahının D.938121 seri numaralı Smith Wesson olduğu kaydediliyor. Aygan´da yakalanan silahın aynı marka ve model olmasına rağmen seri numarasının farklı olduğu gözüküyor. Bu da JİTEM´cilerin biri ruhsatlı diğeri ruhsatsız silah taşıdıkları iddiasını doğruluyor. Fethi Çetin isimli diğer JİTEM elemanın kimlik kartındaki “Askeri Kimlik” numarası bölümünde 2068, silah numarası ise A458514 olduğu yazıyor. ( Star)

(09 Şubat 2012, 11:11)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

´JİTEM´in varlığını ispatlayan resmi belgeler´

JİTEM´le ilgili tüm manşetlerimiz

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4219    yazdır/print


 

Yeşil yaşıyor, yakalama kararı çıktı

Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcılık, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ kod adlı Yusuf Geyik için mahkemeden yakalama kararı çıkarttı. Savcı, yurtdışında yaşadığına dair çok sayıda tanık ifadesi bulunan Yeşil´in kırmızı bültenle aranması ve yakalanması için Adalet Bakanlığına da müracaatta bulundu.

07.02.2012 12:31 Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürüttüğü 1994 yılında lojmanında intihar ettiği iddia edilen Albay Kazım Çillioğlu´nun ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcılık, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ kod adlı Yusuf Geyik´in yakalanması için mahkeme kararı çıkarttı. Malatya Özel Yetkili Başsavcı Vekilliği, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine yaptığı başvuruda, bu kişiler hakkında arama ve yakalama kararı çıkarılmasını istedi. Mahkeme de, savcılığın talebini olumlu bularak, bu kişiler hakkında arama ve yakalama kararını çıkardı. Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği ayrıca, ölümleri şüpheli bulunan Eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ile Eski Mardin Jandarma Alay Komutanı Rıdvan Özden, Eski Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Bahtiyar Aydın ve Tuğgeneral Temel Cingöz´ün soruşturma dosyalarını ilgili savcılıklardan istedi.Malatya Özel Yetkili Başsavcı Vekilliği, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ´Bozo´ kod adlı Yusuf Geyik´in İnterpol aracılığıyla, kırmızı bültenle araması için de Adalet Bakanlığına müracaatta da bulundu.

Çillioğlu, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve yanındaki PKK itirafçıları tarafından, Eşref Bitlis´in şüpheli uçak kazasıyla ilgili sorgulanırken öldürüldüğü iddia edilmişti. Eşref Bitlis´in şüpheli uçak kazasıyla ilgili Albay Çillioğlu´nun çok şey bildiği ve kilit adam olduğu konuşulmaya başlanınca, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın, Çillioğlu´nu sorgulamakla görevlendirildiği ve Albay Çillioğlu´nu lojmanına götürüp PKK itirafçıları Mustafa Deniz, Kemal Uzuner ve üç kişi ile birlikte sorguladığı ileri sürülmüştü. ( Cihan)

OLAY

Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürütürken 1994 yılında lojmanında ölü bulunduktan sonra dış otopsisi yapılarak ´intihar ettiği´ sonucuna varılan Kazım Çillioğlu ile ilgili soruşturma dosyası, oğlu Gökhan Çillioğlu´nun, “Babasının suikast sonucu öldüğünü” ileri sürerek savcılığa başvurması üzerine 2010 yılında yeniden açılmıştı. Ailenin başvurusu üzerine Erzurum´a gönderilen dosyayı inceleyen savcılık, görevsizlik kararı vererek dosyayı Malatya´ya gönderilmiş, Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, olayın yaşandığı tarihte Tunceli Valisi olan Atıl Üzülgen ile birlikte dönemin Cumhuriyet Savcısı, Kurmay Başkanı, Jandarma Bölük Komutanı, Çillioğlu´nun korumaları ve MİT görevlilerinin de aralarında yer aldığı birçok ismin ifadelerine başvurulmuştu. Savcılık ayrıca Çillioğlu´nun otopsi raporunu da inceleyerek kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için Düzce´de bulunan mezarının açılmasına karar vermişti.

ALBAY İNTİHAR ETMEDİ, DÖVÜLDÜ VE KURŞUNLANARAK ÖLDÜRÜLDÜ

Bu karar üzerine Çillioğlu´nun Düzce´de bulunan mezarı Haziran 2011´de açılmıştı. Adli Tıp´ın yaptığı ilk incelemede Çillioğlu´nun kaburgalarında kırık, kürek kemiğinde ise delik tesbit etmişti. Bu sonuç geçtiğimiz günlerde açıklanan Adli Tıp raporuyla da kesinleşti. Ayrıca 17 yıl sonra ortaya çıkan olay yeri fotoğrafında, Çillioğlu´nun dudak çevresinde şişlik ve kan izleri saptanmıştı. Olay yeri fotoğrafında ayrıca, yerde sürüklenmeden kaynaklanan kanlı izler görülmekteydi. Bu bulgular da albayın intihar etmediğini, muhtemelen sorgulandığını, dövülerek kaburgalarının kırıldığını, sonra da sırt ve ensesine birer kurşun sıkılarak infaz edildiğini, daha sonra ise sorgulandığı yerden sürüklenerek son bulunduğu yere getirildiğini gösteriyordu.

YEŞİL TUNCELİ JANDARMADA GÖRÜLMÜŞTÜ

Yine iddialara göre Yeşil ve ekibi tarafından sorgulanıp öldürüldü. İntihar ettiği açıklanan Albayın oğlu Gökhan Çillioğlu da, babasının Yeşil tarafından öldürüldüğünü iddia etmiş, bildiklerini savcıya anlatmıştı. Tunceli Jandarma Alay Komutanı Kazım Çillioğlu´nun cenazesini revirde ilk görenlerden olan diş hekimi Onur Kepez de Yeşil´le ilgili bilgiler vermişti. Yeşil denilen Mahmut Yıldırım´ı 1993 Kasım´da gördüğünü belirten Kepez şunları söylemişti: “Yeşil Tunceli Jandarma´ya gidip gelen birisiydi. Şahsen bir tanışıklığımız yoktu. Ama oradaki muhabere kendisini çok iyi tanıyordu. Hem Jandarma hem de Emniyet ile çok iyi ilişkileri olan, geldiği zaman paşa gibi ağırlanan bir insandı. Askerler, ´Komutanım buna yeşil derler, gidip gelir´ derlerdi. Kendisi için kontrgerilla denilirdi.”

´YEŞİL YAŞIYOR´ DİYEN TANIKLAR

Faili meçhullerden bir çoğunda adı geçen Türkiye´nin en gizemli tetikçisi ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım kimilerine göre öldü kimilerine göre ise hala yaşıyor. Onun öldüğünü ileri sürenler Ölmeseydi şimdiye kadar yakalanırdı ya da ortaya çıkardı savunmasını yapıyorlar. Yaşadığını ileri süren yetkililerin sayısı ise çok fazla ve bazıları çok somut bilgiler veriyor.

JİTEM elemanı ve PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan: Yeşil Gürcistan´da yaşıyor

18 Ocak 2012 tarihinde bir yerel gazeteye açıklamalar yapan ve Diyarbakır´da bir dönem Jitem elemanı olarak görev yapan eski PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Gürcistan´ın başkenti Tiflis´te yaşadığını söyledi. Diyarbakır´da Günlük olarak yayınlanan Güneydoğu Güncel gazetesinin sorularını yanıtlayan Abdulkadir Aygan, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın Tiflis´te bir Üniversite öğrencisinin yanında yaşadığını, kendisine sosyal paylaşım sitesi üzerinden gelen bir mesajdan öğrendiğini söyledi. Mesajı gönderen kişinin ismini vermek istemeyen Aygan, kapatılan DEP üyesi Harbi Arman ile Mustafa Anter cinayetinin Yeşil tarafından işlendiğine tanık olduğunu belirterek, “Cem Ersever ve iki arkadaşının öldürülmesi olayın bizzat yer aldığını Yeşil´in anlatımlarından anladım” dedi.

Jandarma istihbarat emekli Astsubay Hüseyin Oğuz: Yeşil yaşıyor, itirafçı olmak istiyor

02 Ocak 2012 tarihinde A Haber televizyonuna konuk olan Jandarma istihbarattan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz ´Yeşil´in yaşadığı´ iddiasını son olarak dile getiren yetkiliydi. Meclis Susurluk Komisyonu´nda Yeşil´in kimliğini açıklayarak onu ilk deşifre eden kişi olarak da tanınan Astsubay Hüseyin Oğuz, A Haber´e yaptığı açıklamalarda Yeşil´in Belarus´ta olduğunu iddia etmişti. Ben Yeşil´in yaşadığını biliyorum 2011 Ağustos öncesi onunla bizzat görüşen bir ağabeyim var. Belarus Minsk kentinde bir otelde görüştüler. Bu kişinin ismini veremeyeceğim. Yeşil´in yakalanma riski artık çok yüksek. Etrafı boşaldı. Şimdi şansı yok. Yaşıyor, onu ekonomik şartları yakalatmıyor.

25 Aralık 2011 tarihinde basına açıklamalar yapan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz, YeşiL´in Belarus´ta olduğuna dair medyada yer alan iddiaları doğruladı: “Bana 1997 yılından sonra Tarık Ümit´in akıbetiyle ilgili Muğla Jandarma Komutanlığı´ndan bir arkadaşım dosya getirdi ve Ümit´in cesedinin Muğla´da olduğunu söyledi. İnfazı yapanlardan biri Yeşil. Diğer kişinin ismine ise Tarık Ümit olayı basında tartışılırken birkaç kez yer verildi ve ismi çözüldü. Bu kişinin ismini İzmir Emniyeti´nde verdiğim ifadede söyledim ve emniyet güçleri şu anda bu kişiyi arıyor. Yeşil´e ilişkin olarak da bazı yazılar yazıldı. Yeşil hakkında Mehmet Altan, Belarus´ta olma ihtimalini yazmış. Doğru yazmış.

07 Eylül 2011 tarihinde bir televizyon kanalına konuk olan Astsubay Hüseyin Oğuz, 2009 senesinde Ergenekon soruşturması başladığı sırada kendisini Yeşil´in aradığını aktardı: Ergenekon ve gizli sanıklarla görüştüğünü ve bunun ileriki süreçte çok faydalı olacağını söyledi. Tabi ben o saatte beni neden biri arasın. Ama kesin Yeşil´di. Sesinden tanıdım. Yeşil sıkıştı. Eski beraber olduğu insanlar tümüyle emekli oldu. Kaçacak, göçecek yeri kalmadı. Bu telefon konuşmasının ardından kendisini arayanın Yeşil olduğunu teyit ettiğini belirten Oğuz, Yeşil´in oğlunun da kendisini arayıp babasının itirafçı olmak istediğini yaptıklarından dolayı pişman olduğunu söylediğini belirtti.

08 Ekim 2010 tarihinde Astsubay Hüseyin Oğuz, basına yaptığı açıklamada, “Yeşil´in yaşadığını ve deşifre olduğu için Ergenekon soruşturması kapsamında konuşacağını” iddia etti. Oğuz, “Yeşil ölmedi, Ankara´da yaşıyor, bir süre önce bir lokanta işletiyordu. Biliyorum çünkü yaşayabilmek için Yeşil´i takip etmek zorundayım´ dedi. emekli Albay Arif Doğan´ın “Yeşil yaşıyor” şeklindeki sözleri sorulan Hüseyin Oğuz “Susurluk Komisyonu´na ´Yeşil yakalanıp konuşursa iç savaş çıkar´ demiştim. Artık böyle demiyorum. Çünkü Susurluk´ta başarılamayan Ergenekon soruşturmasıyla başarılmaya başlandı. Yakalananlar daha buz dağının görünen yüzü. Yeşil yaşıyor, öldüğünü ispat edemiyorlar, edemezler de çünkü o hayatta. JİTEM´in kurucusu Emekli Albay Arif Doğan da yaşadığını söylemiş. Söyler, çünkü hala görüşüyorlar. Yeşil, Doğan´ın ekibinin bir parçası” diye konuşmuştu. Yeşil´i ilk olarak deşifre eden yetkili olarak tanınan emekli Astsubay Hüseyin Oğuz sözlerini, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın hala yaşadığını belirterek, ´Kısa sürede yakalanacak´ diyerek noktalamıştı.

JİTEM kurucusu emekli Albay Arif Doğan: Yeşil ile hala görüşüyorum

20 Ocak 2011 tarihinde İkinci Ergenekon davasının 98. duruşmasında ifade veren tutuksuz sanık emekli albay Arif Doğan, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile hala görüştüğünü ileri sürerek, Ancak bana nasıl olduğunu sormayın, söylemem. dedi. Doğan, Tunceli-Muş-Bingöl bölgesindeyken, burayı çok iyi bilen, bu halkın dilinden konuşan istihbaratçıdan söz ediliyordu. Kendisine ´Yeşil´ denilen bu kişiyle konuştum. Bana ´Hükümete çalışıyorum´ dedi. Ben de ona ´Ben görev verdiğim zaman yapacaksın´ dedim ve bunu kabul ederek bölgede kaldı. Bir iki defa görev verdim, 72 saat hiç uyumadan çalıştı diye devam etti.

06 Ekim 2010 tarihinde Ergenekon savcısı Zekeriya Öz´e verdiği ifadesinde de Arif Doğan, Yeşil´in yaşadığını iddia etmişti. Doğan, ek ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ve ´JİTEM´ ile ilgili açıklamalar yapmıştı. Doğan ifadesinde, ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ın arkadaşı olduğunu ve halen hayatta olduğunu, kendisiyle Tunceli´de zaman zaman görüştüklerini söyledi. Albay Arif Doğan, Yıldırım´la aracı ekipler aracılığıyla görüştükleri yönünde bilgi verdi. ´Yeşil´in nerede olduğuna´ dair soruyu yanıtlamadığı belirtilen Doğan´ın JİTEM hakkında sorulan soruya da ´JİTEM´i kendisinin kurduğu ve yönettiği´ şeklinde yanıt verdiği belirtildi.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Celal Uzunkaya: Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

2009 Aralık ayında, İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, dolandırıcılık yaptıkları ileri sürülen bir grubu takibe alarak operasyon düzenledi. Operasyonda, grubun elebaşısı olduğu ileri sürülen ve emniyete haber elemanı olarak görev yaptığı belirtilen İrfan Erbarıştıran ve bazı adamları gözaltına alındı. Ayrıca, Erbarıştıran ile bağlantılı olduğu ileri sürülen, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü´nün de ifadesine başvuruldu. Uzunkaya, Gülcü, Erbarıştıran ve diğer sanıklar hakkında dava açıldı. Celal Uzunkaya duruşmada, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ı yakalamak için operasyon hazırlığında olduklarını söyledi. Erbarıştıran da bu iddiaya katıldı. Duruşmada Celal Uzunkaya´nın ´Yeşil´ kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım ile ilgili sözleri dikkat çekti: İrfan Erbarıştıran´ı Yeşil ile ilgili yaptığımız çalışma konusunda uyardım. ´Bak bu çok gizli bir çalışma, bir yerden sızarsa kötü olur´ şeklinde sözler söyledim. Çünkü bu çok gizli bir çalışmaydı. Duruşmadan sonra basın mensuplarının, Celal Uzunkaya´nın Yeşil ile ilgili sözleriyle ne demek istediğini sorduğu Erbarıştıran, Böylesine gizli bir bilgiyi bile mahkemede açıkça söylüyor. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım´ın yakalanması için 6 aydır çalışma yapıyorduk. Biz kendisinin yerini tespit edip yakalanması için çalışırken, beni tutuklayıp cezaevine gönderdiler diye konuştu. Uzunkaya´nın bu konuda duruşmada söylediği sözleri doğruladı.

JİTEM Jandarma Yüzbaşı Özcan Tozlu: Yeşil yaşıyor

07 Ekim 2009 tarihinde Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Özcan Tozlu, JİTEM´in varlığına dair medyada başlayan tartışmalara katıldı. Tozlu´ya göre ´Yeşil´ de yaşıyor. Özcan Tozlu, Doğu ve Güneydoğu´da JİTEM´in kurucularından Cem Ersever, Abdülkerim Kırca ve ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım ile Ergenekon terör örgütünün tutuklu sanıklarından Veli Küçük ile İstanbul´da birlikte çalışmış. JİTEM yapılanması ve Yeşil hakkında geniş bilgiler veren Tozlu´ya göre Mahmut Yıldırım, o dönem ordu içinde JİTEM´ci olarak bilinmesi için boynuna (yeşil) kaşkol takardı. Daha sonra adı kaşkolun renginden yola çıkılarak ´Yeşil´ olarak anılmaya başlandı. Tozlu, Yeşil´in halen yaşadığını ileri sürerek şu iddiayı dile getirdi: Eski çalışma arkadaşım Levent Göktaş´a Ergenekon´dan gözaltına alınmadan önce Ankara´ya gittiğimde Yeşil´in ne olduğunu sordum. Bana, Yeşil´in Ankara Yenimahalle´de olduğunu ve tecrit edildiğini, normal bir hayat sürdüğünü anlattı. dedi.

Ergenekon sanığı İbrahim Şahin: Yeşil´le Ankara´da görüştüm

13 Şubat 2009´da Ergenekon tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Susurluk skandalıyla ilgili de sorgulandı. Savcılıkta alınan 107 sayfalık ifadesinde ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım´ı tanıyıp tanımadığı sorularına da cevap veriyordu. İbrahim Şahin, “Yeşil, Ankara´da yanıma geldi. Doğu´daki operasyonlardan tanıyorum. Ankara´da 1-2 defa görüştüm. Bir daha da görüşmedim.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

(07 Şubat 2012 12:31)

HABERLE BAĞLANTILI OLABİLECEK LİNKLER:
Bu bölüm araştırmacılara yardımcı olmak için konulmuştur. Zaman içerisinde geçersiz hale gelen ya da yanlış linkler olabilmekte, farkedildikçe düzeltilmeye çalışılmaktadır.

YEŞİL KOD ADLI MAHMUT YILDIRIM İLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Yeşil yaşıyor, yeni adı Hasan Kütük

Yeşil ve adamları yeniden devrede

Yeşil yaşıyor, operasyon yapılacaktı

ALBAY KAZIM ÇİLLİOĞLU´NUN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ MANŞETLERİMİZ

Şok fotoğraf: Çillioğlu infaz edildi

Albay dövülmüş, iki kurşunla öldürülmüş

Albayı ölüme götüren kontrgerilla listesi

Çillioğlu´nun ölüm sırrı bu mu?

Çillioğlu´nun ölüm sırrı bu mu?

Flaş!!! Çillioğlu dosyası tekrar açıldı

Adli Tıp: Çillioğlu intihar etmiş olamaz

Jandarma Çillioğlu tanıklarının peşinde

Albay: Bitlis´in ekibi öldürülecek

Fotoğraftaki 10 subaydan 7´si öldü

Turgut Özal´a suikast girişimi ve şüpheli ölümü manşetlerimiz

Eşref Bitlis suikasti manşetlerimiz

Cem Ersever suikasti manşetlerimiz

Rıdvan Özden suikasti manşetlerimiz

PKK´nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten

Ergenekon-PKK bağlantısıyla ilgili manşetlerimiz

Kanlı ve Kara Yıl: 1993.. PKK´nın tasfiyesi durduruldu

Ergenekon, Balyoz ve diğer iddianamelerde arama yap

http://www.kontrgerilla.com/mansetgoster.asp?haber_no=4213    yazdır/print


 

Görüntülenen: 1 - 20 (Toplam 107)  | Sonraki 20 

| Paylaş:


Kozmik Oda´da paralel şüphe

14.03.2014 11:10 2009 sonunda Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast şüphesiyle başlatılan ve Özel Harp Dairesi'nde (ÖHD) 1 ay süreyle aramalar yapılmasına neden olan Kozmik Oda soruşturması 5 yıla yakın süredir tamamlanmadı. 60'lı..
Tamamı 14.03.2014

Paralel´e de Ergenekon´a da hayır

11.03.2014 14:52 Türkiye'de dün yargıda şiddetli bir deprem yaşandı. Daha önce benzeri yaşanmayan bu depremin merkez üssü, Ergenekon davasına bakan özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oldu. Ergenekon davasına bakan İstanbul ..
Tamamı 11.03.2014

Şok!!! 509 bin kişi dinlenmiş

07.03.2014 13:13 Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda yürütülen soruşturma çerçevesinde, 2012'de 257 bin 454 kişi, 2013'te 252 bin 062 kişi olmak üzere toplam 509 bin 516 kişinin dinlendiği tespit edildi. TİB'de dinlemeler konusun..
Tamamı 07.03.2014

Suç duyurusu & Basın açıklaması

22.01.2014 12:42 Son günlerde Türkiye gündemini meşgul eden ve birbiriyle bağlantılı olduğu düşünülen iki konuda, 'Paralel Devlet' ve 'Kaset Komplocuları' konusunda TMK ile yetkili cumhuriyet savcılığına çok sayıda somut delil içeren i..
Tamamı 22.01.2014

Ayasofya camiye çevrilsin

27.11.2013 12:17 İstanbul'u 1453'te fetheden Fatih Sultan Mehmed'in şehirde ilk iş olarak kiliseden camiye çevirdiği ve cuma namazını kıldığı Ayasofya Camii, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesi ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapa..
Tamamı 27.11.2013

Darbe kaydına suç duyurusu

18.11.2013 13:10 Sivil Toplum Kuruluşu olan Adalet Platformu, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen ve sit..
Tamamı 18.11.2013

Flaş!!! Temizöz mütalaada

06.09.2013 18:26 Şırnak´ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan Temizöz davasına iki aylık ara sonrası devam edildi. Güneydoğu´da işlenen faili meçhul cinayet ve kayıp olaylarıyla ilg..
Tamamı 06.09.2013

Mahkemeden 41 suç duyurusu

15.08.2013 13:08 Ergenekon davası 5 yıl sonra bitti denirken, 4 gruptaki onlarca isme suç duyurusu geldi. Bu gruplardan birisinde, aralarında gazeteci Zeyno Baran´ın da bulunduğu 41 isim yer alıyor. Mahkeme tarafından yapıldığı için hu..
Tamamı 15.08.2013

Ergenekon: Sanıklara ceza yağdı

05.08.2013 12:41 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi´nde yaklaşık 5 yıldır görülen Ergenekon davasında karar duruşması başladı. 67´si tutuklu 275 sanığın yargılandığı dava duruşmasında 6 hakim ve 3 savcı kürsüdeki yerlerini aldı. Tutuklu ..
Tamamı 05.08.2013

BM´nin balyoz raporu çöktü

24.07.2013 10:01 ´BM´den Balyoz Gibi Karar´ başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığı açıklandı. TRT Haber´e özel açıklamalar yapan Birleşmiş Milletler genel sekreter sözcüsü, BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu´nun BM adına açıklama ya..
Tamamı 24.07.2013

Hanefi Avcı´ya 15 yıl hapis

19.07.2013 16:12 89 sanıklı ´Devrimci Karargah Örgütü´ (DKÖ) davasında karar açıklandı. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aralarında gazeteci Aylin Duruoğlu´nun da bulunduğu 24 kişi ise örgüt üyeliğinde..
Tamamı 19.07.2013

Özel Harp´e operasyon geliyor

10.06.2013 13:44 Gezi Parkı´nda ortaya çıkan Özel Harp´e iki şok darbe geliyor.. Türkiye´de pek çok karanlık olayın arkasında olduğu gibi Gezi Parkı olaylarının arkasından da Özel Harp Dairesi çıktı demiştik. Geçtiğimiz günlerde intern..
Tamamı 10.06.2013

İşte Özal dosyasındaki isimler

29.04.2013 13:35 8´nci Cumhurbaşkanı Turgut Özal´ın ölümüne dair soruşturmada iddianame hazırlanarak mahkemeye sunuldu. Mahkemenin de kabul etmesiyle dava açıldı. 56 sayfalık iddianamede, Özal´ın Ergenekon tutuklusu emekli tuğgeneral L..
Tamamı 29.04.2013

Başbakan: Saldırı Ergenekon işi

20.03.2013 20:58 Dün gece Ankara´da Adalet Bakanlığı binası ile AK Parti Genel Merkezi´ne eş zamanlı olarak iki saldırı düzenlenmiş, el bombaları ve law roketatarları kullanılmıştı. Ergenekon davasında önceki gün verilen savcılık mütal..
Tamamı 20.03.2013

27 Nisan soruşturması sürüyor

06.03.2013 18:25 Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik´in suç duyurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 27 Nisan 2007 askeri muhtırasıyla ilgili başlatılan soruşturmanın sürdüğü öğrenildi. Savcılığa yeni belgeler sunan ..
Tamamı 06.03.2013

Flaş!!! Özel Harp´e dava açılıyor

23.02.2013 13:38 Türkiye´nin en gizli ve gizemli yeri olarak gösterilen Özel Harp Dairesi´nin (ÖHD) ´kozmik oda´sının sır perdesi aralanıyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´a suikast iddiası ile başlayan soruşturma yakın tarihle yüzl..
Tamamı 23.02.2013

Savcı: Hamido Özel Harp işi

18.02.2013 13:47 Terörle Mücadele Kanunu´nun (TMK) 10. maddesiyle görevli Malatya Cumhuriyet Savcısı, Zirve Yayınevi cinayetleri davası kapsamında tutuklu bulunan muvazzaf asker Haydar Yeşil´in kayınbiraderi H.K. tarafından teslim edil..
Tamamı 18.02.2013

Genelkurmay, Özel Harp´i yalanladı

15.02.2013 15:05 Genelkurmay Başkanlığı, resmi internet sitesinden yayınladığı açıklamada, son dönemde Özel Kuvvetler Komutanlığı ile ilgili medyada yer alan haberlere tepki gösterdi. Açıklamada, Özel Kuvvetler Komutanlığı gizli ve ill..
Tamamı 15.02.2013

Gezi Belgeseli

Belgeleriyle Gezi'nin ardındakiler

24.06.2013 11:20 Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Halka ve verdiği oya güvenmeyen, onları aşağılayan, sandık yerine başka yerlerden iktidara çıkmaya çalışan, kısacası seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin..
Tamamı 24.06.2013

Ayasofya Camiye Çevrilsin

Ayasofya için dilekçe kampanyası

26.11.2013 13:01 Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), 'Peygamberimizin'in işareti, Fatih'in emaneti, Büyük Türkiye'nin alameti; Ayasofya açılsın' sloganıyla Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi için dilekçe kampanyası başlattı. Türkiye çapında yapılacak kampanya, İstanbul'un Fethi'nin sene-i devriyesi olan 29 Mayıs 2014'te sonlanacak ve toplanılan dilekçeler yine..
Tamamı 26.11.2013

Ergenekon davasındayız!

Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu

Ergenekon davasının 202. duruşmasında eski Başbakan Bülent Ecevit'e yönelik Ergenekon komplosu konuşuldu. Ecevit'in doktoru Mücahit Pehlivan tanık olarak ifade verdi. Duruşmada Abdullah Harun'un konuyla ilgili bir yazısı da gündeme geldi. O ve benzer diğer yazılarda Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün'ün "Dünyada tedavisi kesilince iyileşen tek hasta..
Tamamı 11.03.2013

Yeni kitabımız çıktı!

Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi

'Ordu Suikast Düzenler mi? Bülent Arınç Suikasti ve Özel Harp Dairesi' başlıklı kitap, 2009 yılı sonunda gerçekleşen Arınç Suikasti ve Kozmik Aramalar konusunu ve üç yıldır tamamlanmayan soruşturmanın örtbas edilip edilmediğini sorgulayan, konuyla ilgili iddiaları da aktaran bir çalışma.. Subayların Ergenekon ve diğer örgüt bağlantıları.. Kozmik Aramalar.. Tepkiler..
Tamamı 27.12.2012

İddianame yayından kaldırılmıştır

İzmir casusluk davası

İzmir casusluk davasının iddianamesinde 196'sı müşteki, 831'i mağdur olmak üzere toplam 1027 kişi için kimlik bilgilerinin sansürlenmesi çalışması yapılmıştı. Bu süreçte çok yoğun emek harcandı. Ancak sitemize artarak gelmeye devam eden taleplerden anlaşıldığı gibi, iddianamelerde mağdur ya da müşteki olarak yer almadığı halde çok sayıda başka ismin de..
Tamamı 14.05.2013

Skandal!!! Hakim mi militan mı?

13.03.2014 11:33 Denizli'de gezi eylemlerine katıldıkları için Ali Şimşek, Kerem Yıldırım, Güldane Pekdoğan, Recai Altuntaş, Cem Dikmen, Cüneyt Çelik, Süleyman Can Bayram ve Mustafa Kayhan hakkında geçen yıl 'Kanuna Aykırı Toplantı ve ..
Tamamı 13.03.2014

Erdoğan: Hoca, ülkeyi karıştırma!

27.02.2014 14:27 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yerel seçim mitingleri kapsamında Türkiye'yi dolaşıyor. Erdoğan şimdi Burdur'da halka sesleniyor.. İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları: Rabbim kardeşliğimizi inşallah dai..
Tamamı 27.02.2014

Mütalaa: Zirve=Ergenekon

25.02.2014 12:20 2007'de Malatya'da Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesi olayına ilişkin davanın 92. duruşması dün görüldü. Zirve Yayınevi'nde 18 Nisan 2007'de Alman uyruklu Tilman Ekkehart G..
Tamamı 25.02.2014

Başbakan: Gülen, örgüt lideri

11.02.2014 21:20 Başbakan Erdoğan, Fethullah Gülen hakkında ilk kez 'Örgütün lideri' ifadesini kullandı. Paralel yapılanmanın sınavlarda usulsüzlükten şantaj ve tehdide kadar ne kadar kirli iş varsa bulaştığını söyleyen Başbakan Erdoğa..
Tamamı 11.02.2014

Flaş!!! Taraf´a paralel soruşturma

05.02.2014 12:59 Taraf gazetesine şok!.. Adalet Platformu ile Abdullah Harun'un suç duyuruları üzerine harekete geçen savcılık, Taraf gazetesi sorumlularına, muhabir Mehmet Baransu ve gazeteci Emre Uslu'ya paralel yapılanma ile bağlant..
Tamamı 05.02.2014

Paralel soruşturma endişeli başladı

31.01.2014 17:03 İstanbul'da flaş gelişme.. Hükümet'in 17 Aralık operasyonu sonrasında sıkça dile getirdiği 'paralel devlet' ve örgüt' iddialarıyla ilgili ilk adım atıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17 ve 25 Aralık operasyonunu y..
Tamamı 31.01.2014

Beddua etti, suç duyurusu yağdı

27.01.2014 13:03 Fethullah Gülen'in avukatı: Psikolojik harekâtta yeni aşamaya geçildi.. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin avukatı Nurullah Albayrak, müvekkili hakkında ortaya atılan iftiraların suç duyurusu şeklinde yargıya taşınması sur..
Tamamı 27.01.2014

Paralel Devlet´e suç duyurusu

23.01.2014 11:20 Milli İradeyi Savunanlar Platformu (MİSAP), 'Paralel Devlet' konulu bir suç duyurusu yaptı.  TMK ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başssavcılığı'na yapılan suç duyurusunda; birkaç aydır yaşanmakta olan paralel devle..
Tamamı 23.01.2014

Koç suç duyurusunda şok iddia

15.01.2014 15:27 Sivil toplum kuruluşlarından Adalet Platformu, yabancı vakıfların Gezi olaylarına karıştığına dair 2 Aralık 2013'de verdikleri suç duyurusuyla ilgili şok bir iddiada bulundu. MÜRACAAT SAVCISI KOÇ'A DİKKAT ÇEKTİ, DİLE..
Tamamı 15.01.2014

Paralel Yapı = P2 Locası

14.01.2014 15:48 Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyaset..
Tamamı 14.01.2014

Hanefi Avcı haklı çıktı

13.01.2014 15:43 Hükümet-cemaat kavgası, özellikle cemaatin yargı üzerinden yaptığı salvolar pek çok adli süreçle ilgili soru ve kuşkuları tekrar akla getirdi. Cemaatin emniyet ve yargı içinde keyfi ve kendi hesabına girişimleriyle ilg..
Tamamı 13.01.2014

Flaş!!! Savcı: Darbeye direnin

31.12.2013 10:25 İstanbul'da şok gelişme.. İstanbul Cumhuriyet Savcılarından Mehmet Demir, içinde bazı yargı mensuplarının da olduğu bir yapının Başbakan Erdoğan'a darbe yapmak istediğini belirterek, "Yargının bağımsızlığına ve tarafsı..
Tamamı 31.12.2013

İkinci 7 Şubat krizi

18.12.2013 11:00 Seçimler yaklaştıkça şok gelişmeler peşpeşe geliyor.. Dün AK Partili belediye ve kamu kuruluşlarına yönelik yolsuzluk operasyonları üzerine bugün İstanbul Emniyeti'nde operasyon yetkisine sahip 5 üst düzey emniyet müdü..
Tamamı 18.12.2013

Yabancı vakıflara suç duyurusu

02.12.2013 16:57 Sivil Toplum Kuruluşu Adalet Platformu, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusund..
Tamamı 02.12.2013

Darbe kaydına tekzip talebi

25.11.2013 14:10 Adalet Platformu'nun suç duyurusu ses getirdi. Platform, geçtiğimiz yıl Genelkurmay karargahında yapılan çok gizli bir darbe toplantısına ait ses kaydıyla ilgili 1 hafta önce suç duyurusu yapmıştı. Ankara Cumhuriyet Ba..
Tamamı 25.11.2013

13.08.2001'den beri ziyaretçi sayısı:
7.659.630

Email